İnsan Hakları İzleme Örgütü, Pakistan’da yoksulların zorla evlerinden edilmesine ilişkin rapor yayınladı. Örgüt, 28 Mayıs’ta yayınladığı raporda “Pakistanlı yetkililerin sömürge döneminden kalma yasa ve politikaları sıklıkla kullanarak, kamu ve özel kalkınma projelerine olanak sağlamak amacıyla düşük gelirli bölge sakinlerini, dükkan sahiplerini ve sokak satıcılarını zorla tahliye ettiğini” belirtti.
‘Sadece Canımı Kurtararak Kaçtım: Pakistan’da İstismarcı Zorla Tahliyeler’ başlıklı 48 sayfalık rapor, Pakistan’da ekonomik ve sosyal olarak en marjinal toplulukları orantısız bir şekilde etkileyen yaygın zorla tahliyeleri belgeliyor. Rapora göre, yetkililer binlerce insanı, temel haklarını ihlal ederek, yeterli danışma, bildirim, tazminat, yeniden yerleşim yardımı veya telafi yolları olmaksızın tahliye etti.
“Pakistan hükümeti toprak kaybını telafi etmeli”
İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün kıdemli Asya danışmanı Saroop Ijaz, “Pakistan hükümetinin acilen sömürge döneminden kalma toprak yasalarını adil, şeffaf ve Pakistan’ın uluslararası yükümlülükleriyle uyumlu olacak şekilde yeniden düzenlemesi gerekiyor. Yetkililer tahliye nedeniyle kimsenin evsiz kalmamasını sağlamalı, toprak kaybını telafi etmeli ve yerinden edilenlerin yeniden yerleştirilmesini sağlamalıdır” dedi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü araştırma kapsamında Lahor, İslamabad ve Karaçi şehirlerinde zorla tahliye edilen 36 mağdurun yanı sıra tahliye edilenlerin haklarını savunan avukatlar ve şehir planlamacılarıyla görüştü ve Pakistan’ın arazi kullanım sistemini düzenleyen mahkeme kararlarını ve yasaları inceledi.
Etnik azınlıklar vurgusu
Raporda, yerinden edilen insanların neler yaşadığı şöyle aktarıldı:
“Belgelenen toplu tahliye vakalarının büyük çoğunluğunda, yetkililer yeterli danışma, bildirim ve telafi yolu sağlamadı. Birçok tahliye sırasında polis, kiracıları çıkarmak için dayak, keyfi tutuklamalar ve kişisel malların tahrip edilmesi de dahil olmak üzere gereksiz veya aşırı güç kullandı. Hükümetin kalkınma projelerini önemli kamu işlevlerine hizmet ediyor olarak tanıtması, etkilenenlere verilen önlenebilir zararı veya hükümetin bu zararları ele alma konusundaki uluslararası yasal yükümlülüklerini azaltmamaktadır.
Tahliye edilenlerin çoğu, evlerini kaybetmenin yanı sıra, geçim kaynaklarını ve okul ve sağlık hizmetleri gibi temel kamu hizmetlerine erişimlerini de sıklıkla kaybetmektedir. Bu uygulamalar sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri daha da kötüleştirmekte, düşük gelirli ve genellikle etnik azınlık olan kişilere ve hanelere orantısız bir şekilde yük getirmektedir.”
İnsan Hakları İzleme Örgütü, yetkililerin sıklıkla bölge sakinlerinin arazi haklarını önceden tespit etmediğini ve çok az tazminat sağladığını tespit etti. Örgüt, bazı durumlarda polisin direnenleri yasal dayanak olmaksızın tutukladığı ve yargıladığını vurguladı.
Ijaz, ülkede yaşanan sorunun çözümü için ise şöyle dedi: “Pakistan hükümeti, halkın yararına olacak projelerin yasalarla el ele yürütülmesini sağlamalıdır. Gerekli yeniden yerleştirmeler, insanların barınma, geçim ve güvenlik haklarına saygı gösterecek şekilde, yasalara uygun ve düzenli olarak planlanmalı ve yürütülmelidir.”
]]>KONYA’da Esma K., kolundaki 8 adet bileziği zorla alarak, kripto para borsasında yatırım yapıp kaybettiğini ileri sürdüğü eşi Davut K.’dan boşanmak için dava açtı. Mahkeme, Davut K.’nin eşinin bileziklerini zorla alarak, kripto para borsasında harcaması nedeniyle kusurlu olduğuna hükmederek çiftin boşanmasına karar verdi.
Davut K., pandemi döneminde eşi Esma K.’nin kolundaki 8 bileceği zorla alarak, kripto para borsasında yatırım yaptı. Esma K., bilezikleri bozdurup, parayı kripto para borsasında kaybeden eşi D.K.’dan boşanmak için dava açtı. Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada hakim, davalı Davut K.’nın, davacı Esma K.’nin bileziklerini kolundan zorla alıp, kripto para borsasında harcadığının birbiriyle uyumlu tanık beyanlarıyla ispatlandığını belirtti. Mahkeme, Davut K.’nin evliliğinin ilk yıllarında düzenli bir işinin olmadığını, daha sonra gazinoda çalışmaya başladığını, pandemi döneminde kripto para borsasına girdiğini, pandemi döneminde eşinin kolundaki bilezikleri zorla alarak borsada harcaması nedeniyle kusurlu olduğunu belirtti. Esma K.’nın da evlilik birliği içinde eşine yönelik hakaretlerde bulunması nedeniyle kusurlu bulunduğu belirtilerek, çiftin boşanmasına karar verildi.
‘PARAYI KAYBEDİNCE BİZE ZARAR VERMEYE KALKTI’
Esma K., Davut K. bilezikleri zorla alırken kolunda çizikler oluştuğunu belirterek, “Gecenin 03.00’ünde geldi. ‘Ben bunaldım, sıkıldım’ dedi. ‘Bilezikleri ver bana’ dedi. Ben ‘vermek istemiyorum’ dedim. Gecenin 03.00’ünde kollarımı çizip bilezikleri aldı. 03.30’da evi terk etti, çocukla ikimizi bırakıp gitti. Telefonu kapattı, aramadı sormadı bizi. 8 tane 35 gramlık bilezik aldı, hepsini kaybetti. Onlar bitene kadar bir hafta eve gelmedi. Sonra geldiğinde telefonda borsayı takip ettiğini gördüm. Kaybedince telefonu yere attı, bize zarar vermeye kalktı” dedi.
‘ORTAK KARAR VERMELERİ GEREKİR’
Esma K.’nin avukatı Taha Burak Özkan, kararın kesinleştiğini belirterek, “Burada önemli olan husus eşlerin birinin dahi rızasının olmadan ortak tasarrufta bulunulan mallar üzerinde bireysel tasarrufta bulunulması. Yani bilezikler kadının yahut erkeğin de olsa iki tarafın evlilik birliği içerisinde bunun tasarrufuna ortak karar vermeleri gerekir. Burada davalı erkek zorla bilezikleri almış, yaklaşık 35 gramdan 8 adet bileziği almış, bu esnada da eşinin yaralanmasına sebebiyet vermiş, ağır kusurlu sayılmıştır. Mahkeme boşanma kararını verdi. Mağdur olan eşe nafaka bağladı. Ortak çocuğun velayetini anne üzerine tesis etti. ve bir miktar maddi ve manevi tazminata hükmetti. Burada eşin zorla aldığı altınlarla ilgili ise ayrıca hukuksal davalar sürmektedir” dedi.
‘EMSAL BİR KARAR’
Avukat Özkan, verilen kararın emsal nitelikte olduğunu belirterek, “Kararın farklı noktalarda, farklı davalarda emsal gösterilmesi şüphesiz ki mümkündür. Gerekçesi açık ve net bir şekilde belirtilmiştir. Kusur oranı ve dosyadaki delil değerlendirilmesi doğru bir şekilde yapılmıştır. Dolayısıyla kendileri şu an benzer durumlara maruz kalan tarafların ve kişilerin de bu tür durumlarda bu kararı göstererek mahkemeye başvurması durumunda davayı kazanması şüphesiz gerçek olacaktır. Eşlerin birbirinden gizli biriktirdiği para veya yatırım yine aynı şekilde bir boşanma sebebi sayılabilecektir. Zira kişisel mallar ve edinilmiş mallar zaten kanunda ayrılmıştır. Bu hususlar belliyken eşlerin birbirinden para saklaması kanuna aykırılık teşkil edecektir ve bir boşanma sebebi olacaktır. Güven sarsıcı davranış olarak atfedilecektir. Eşlerin bütün birikimlerini, mutluluklarını, mutsuzluklarını, huzurlarını, evlenme memurunun dediği gibi iyi günde ve kötü günde beraber tasarruf etmeleri, beraber değerlendirmeleri gerekmektedir” diye konuştu.
]]>