Yüksek – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Mon, 08 Jul 2024 23:21:04 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: TÜRKSAT 6A, Milli Teknoloji Hamlemizin Bir Ürünüdür https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-turksat-6a-milli-teknoloji-hamlemizin-bir-urunudur/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-turksat-6a-milli-teknoloji-hamlemizin-bir-urunudur/#respond Mon, 08 Jul 2024 23:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38143 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “TÜRKSAT 6A, güçlü bir siyasi irade ile hayata geçirdiğimiz milli teknoloji hamlemizin, mühendislerimizin ve savunma sanayimizde edindiğimiz know-how’ın bir ürünüdür. Bugüne kadar ülkemizin ürettiği en yüksek değere sahip teknoloji projesidir.” dedi.

Yılmaz, Türksat 6A’nın fırlatılması öncesinde, Türksat Gölbaşı Yerleşkesi’nde düzenlenen törene katıldı.

Burada konuşan Yılmaz, Türkiye’nin ilk yerli uydusunun üretim ve test aşamalarında emeği olan ASELSAN’dan TUSAŞ’a, TÜBİTAK’tan TÜRKSAT’a kadar tüm paydaşlara teşekkür ettiğini belirterek, uydu teknolojilerinin, günümüzde stratejik öneme sahip alanlardan biri haline geldiğini söyledi.

Haberleşme, savunma, hava durumu tahminleri, afet yönetimi gibi pek çok alanda kullanılan bu teknolojilerin, ülkelerin güvenliği ve kalkınması açısından da hayati rol oynadığına dikkati çeken Yılmaz, dünya genelindeki televizyon yayınları, internet erişimi ve telefon görüşmelerinin büyük ölçüde uydular aracılığıyla sağlandığını, yüksek çözünürlüklü görüntüleme uydularının dünya üzerindeki her noktayı izleyebilme kapasitesine sahip olduğunu ifade etti.

“Milli Uzay Programı’mızı adım adım hayata geçiriyoruz”

Cevdet Yılmaz, bu özelliklerin askeri harekatların planlanması, sınır güvenliği ve terörle mücadele gibi alanlarda büyük bir avantaj oluşturduğunu dile getirerek, bununla birlikte afet yönetimi açısından, afet bölgelerinde karasal iletişim altyapısının zarar görmesi durumunda bile iletişimin kesintisiz devam etmesini sağladığını kaydetti.

Bu durumun, arama kurtarma operasyonlarının koordinasyonu ve yardım faaliyetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi açısından kritik olduğunu vurgulayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Böyle stratejik bir alanda yerli, milli teknolojilerle bağımsız olmayı son derece önemli görüyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, savunma sanayisinde sağladığımız başarılar, uzay çalışmalarından haberleşme teknolojilerine kadar pek çok alana sirayet ediyor. Türkiye Yüzyılı’nda katma değeri yüksek bir ekonomi oluşturma hedefimize katkıda bulunuyor. Gerek savunma sanayisinde gerek uzay çalışmalarında yapılan bu ilerlemeler, bu hamleler sadece güvenliğimizi arttırmakla kalmıyor, daha yüksek katma değerli bir ekonomi inşa etmemize destek veriyor. Bu da sonuçta halkımızın daha müreffeh bir geleceğe kavuşmasına hizmet ediyor. Bunu çok iyi idrak etmemiz gerekir diye inanıyorum.

TÜRKSAT 6A projemiz katma değeri yüksek, yüksek teknolojiye, bilime, bilgiye dayalı bir ekonomi ve gelecek inşa etme vizyonumuzun bir parçasıdır. Türkiye’nin uzay araştırmaları, uydu teknolojileri ve uzay sanayisi konusundaki hedeflerini belirleyen kapsamlı yol haritamız; Milli Uzay Programı’mızı adım adım hayata geçiriyoruz. Programın ana hedefleri arasında yerli ve milli uyduların geliştirilmesi, ay misyonu, uzay ekosisteminin oluşturulması ve uzay teknolojilerinde insan kaynağının yetiştirilmesi gibi önemli projeler, faaliyetler yer alıyor. Bildiğiniz gibi ilk insanlı uzay misyonu ile uzay hedeflerimize yeni boyutlar kazandırdık. Uluslararası uzay ajansları ve kuruluşlarıyla ortak projeler ve araştırmalar yaparak, bilgi ve teknoloji transferi sağlıyoruz. Bir taraftan da insan kaynağımızı her alanda geliştiriyoruz.”

Yılmaz, TEKNOFEST gibi etkinliklerin, insanların uzay teknolojilerine olan ilgisini artırdığını ve onları bu alanda kariyer yapmaya teşvik ettiğini belirterek, “Önümüzdeki dönemde ülkemizin ve vatandaşlarımızın başarılarının, Gök Vatan’dan daha çok yankılanacağına yürekten inanıyorum.” diye konuştu.

“Dünya nüfusunun yarısından fazlası böylece hizmet kapsamına girmiş olacaktır”

TÜRKSAT 3A, 4A, 4B, TÜRKSAT 5A ve 5B haberleşme uydularıyla uydu hizmetlerinin sürdüğünü ifade eden Yılmaz, tüm bu uydu projelerinde, teknoloji transfer programı kapsamında Türk mühendislerinin bulunmasına hassasiyet gösterdiklerini, en son TÜRKSAT 5B ile uydu filolarını güçlendirdiklerini, uydu veri iletişim kapasitelerini artırdıklarını, bir taraftan da frekans ve yörünge haklarını sağlamlaştırmak için yerli ve milli uydu projesi TÜRKSAT 6A’nın üretimine başladıklarını aktardı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti:

“TÜRKSAT 6A, güçlü bir siyasi irade ile hayata geçirdiğimiz milli teknoloji hamlemizin, mühendislerimizin ve savunma sanayimizde edindiğimiz know-how’ın bir ürünüdür. Bugüne kadar ülkemizin ürettiği en yüksek değere sahip teknoloji projesidir. Uzayda ulaştığımız en uzak nokta olan 35 bin 786 kilometrede faaliyet gösterecek, çıtayı Gök Vatan’da yükseklere taşıyacaktır. Haberleşme uydularımızın hizmet verdiği alan Hindistan, Tayland, Malezya ve Endonezya’yı kapsayacak şekilde genişleyecek ve 5 milyar nüfusa haberleşme servislerine erişim imkanı sunulacaktır. Dünya nüfusunun yarısından fazlası böylece hizmet kapsamına girmiş olacaktır ve bu hizmetler katma değeri yüksek hizmetler. TÜRKSAT 6A’nın ülkemize döviz kazandırıcı, gelir kazandırıcı boyutunun da altını bu vesileyle çizmek isterim.

Hizmet ömrü yaklaşık 15 yıl olan uydumuz 16 yıldan uzun yakıt ömrüne sahip. Bu işler belli olmuyor. Uzaydaki gidişata göre yapılan müdahalelere göre yakıt sarfiyatı ortaya çıkıyor. Bunu az önce teknik arkadaşlarımızdan dinledik. Buna göre de uydumuzun ömrü şekillenmiş oluyor. İnşallah ömrü uzun olur, bunu temenni ediyoruz. TÜRKSAT 6A ile Türkiye kendi haberleşme uydusunu yapıp, uzaya gönderebilen 11 ülke arasında yerini almış olacaktır.”

“Kimilerine hayal gibi gelen teknolojik dönüşümleri ülkemize kazandırmaya devam edeceğiz”

Yılmaz, üretimde gelinen bu seviyenin, uydu ve uydu kapsamında geliştirilen birçok ekipman ve alt sistemin ihracatını da mümkün kılacağını anlatarak, önümüzdeki süreçlerde bunları özel sektörle, ihracatçılarla birlikte daha çok değerlendirip, yüksek teknoloji ihracatının payını toplam ihracatta çok daha yüksek seviyelere taşıyacaklarını vurguladı.

Dost ve kardeş ülkelere uydu teknoloji transferi yapabilecek şekilde bilgi birikiminin oluşturulduğunu bildiren Yılmaz, “Cumhurbaşkanımızın dirayetli liderliğinde, siyasi istikrar ve güven ikliminde, kimilerine hayal gibi gelen teknolojik dönüşümleri ülkemize kazandırmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, konuşmasının sonunda, TÜRKSAT 6A için uzay alanında çalışan birçok kurumun bir araya geldiğini ve yerli firmaların projede sorumluluklar üstlendiğini belirterek, tam bir takım çalışması ürünü olan TÜRKSAT 6A’da katkısı olan tüm kurumlara ve proje ekibine şükranlarını sundu, TÜRKSAT 6A’nın başarıyla yörüngesine ulaşmasını diledi, ülkeye ve millete hayırlı olmasını temenni etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-turksat-6a-milli-teknoloji-hamlemizin-bir-urunudur/feed/ 0
ATSO Başkanı Ali Bahar, Vergi Paketi Hakkında Görüşlerini Dile Getirdi https://www.haber60.com.tr/atso-baskani-ali-bahar-vergi-paketi-hakkinda-goruslerini-dile-getirdi/ https://www.haber60.com.tr/atso-baskani-ali-bahar-vergi-paketi-hakkinda-goruslerini-dile-getirdi/#respond Fri, 05 Jul 2024 06:15:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36920 Gündemdeki vergi paketi hakkında görüşlerini dile getiren ATSO Başkanı Ali Bahar, “İş dünyası olarak sürekli kendimizi ekonomik gelişmelere ve mevzuat değişikliklerine karşı kollayan bir savunma durumundayız” dedi.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, ülke gündeminde olan ve önümüzdeki günlerde yasalaşması planlanan yeni vergi paketini değerlendirdi. Türkiye’de vergi konusunda bir reforma ihtiyaç olduğunu ifade eden Başkan Ali Bahar, “Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek iş dünyası örgütlerinin yöneticileriyle bu konuda bir toplantı yapıyor olsa da paketin içinde ne olduğunu, medya yansımaları dışında şu ana kadar net olarak öğrenmek mümkün olmadı. Dolaylı vergilerin toplam vergi geliri içindeki payı çok yüksek, ücretliler üzerindeki vergi yükü de yine oldukça yüksek” dedi.

“İyileştirilmesini umuyoruz”

Vergilendirilmeyen kazançların kayıt dışılığı yukarı çektiğini yıllardan beri dile getirdiklerini ifade eden Başkan Ali Bahar, “Sanayi ve hizmet sektörlerinde merdiven altı üretim yapanların denetlenmemesi sebebiyle hem vergi kaybına hem de adil olmayan bir rekabet ortamına maruz kalıyoruz. Etkinlik ve etkililik diye iki farklı kavram var. Birincisi işleri doğru yapmak; ikincisi ise doğru işleri yapmak. ‘Birinci aşamayı tamamlamadan ikincisine mi geçiyoruz?’ diye kendimize sormalıyız. Öncelikle vergisini ödemeyenlere, kaçak çalışanlara, vergi kaçıranlara odaklanmak gerekiyor. Sayısı artırılabilecek bu örneklerin iyileştirilmesini istiyor ve umuyoruz” diye konuştu.

“Vergi ödeyenleri cezalandırmayalım”

Vergi iyileştirmesi gerçekleşmeden vergi artışının yapılmasıyla, kayıt dışı ile gerçek vergi ödeyenlerin rekabet edemeyeceğini dile getiren Başkan Bahar, “Vergi ödeyenleri cezalandırmayalım. Ancak, mevcut süreç üzerine bazı eleştirilerimiz var. Birincisi, son haftalarda gündemde olan vergi paketinin detayları konusunda bir netlik olmaması, planlanan değişiklikler üzerinde kapsamlı tartışmalar yapılmasını engelledi. Asgari kurumlar vergisi, yurt dışı çıkış harcı, serbest bölgelerdeki şirketlerin vergilendirilmesi, ar-ge merkezi ve teknopark şirketlerinin vergi istisnalarının kaldırılması gibi konuların tartışılması gerekir” dedi.

Parça parça revizyon yapmak yerine yeni vergi mevzuatında köklü, reformist ve geçiş sürecini öngören bir sistematik olması gerektiğinden yana olduklarını belirten Bahar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Temel sorunumuz olan doğrudan-dolaylı vergi konusunun küçük manevralar ile değil stratejik bir dönüşüm ile ıslah edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu sürecin tüm kesimlerin görüşleri alınarak ve yeniden revizyona ihtiyaç duyulmayacak şekilde yürütülmesi gerekiyor. Vergi değişiklikleri konusu iş dünyasını çok meşgul ediyor. Daha iki ay önce enflasyon muhasebesini konuşurken, şimdi bambaşka bir vergi gündemimiz var. İş dünyası olarak sürekli kendimizi ekonomik gelişmelere ve mevzuat değişikliklerine karşı kollayan bir durumdayız. Biz bunu istemiyoruz. Bir kere yapalım ve yıllarca bunu konuşmayalım istiyoruz.”

“Zamanlama yanlış”

Serbest bölgedeki şirketlerden kurumlar vergisi alınmasının gündemde olduğunu ifade eden Başkan Bahar, “1985 yılında yayımlanan 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun birinci maddesi, serbest bölgelerin doğrudan yabancı yatırımları artırmanın ve ülkemize teknoloji girişini hızlandırmanın temel amaç olduğunu söylüyor. Ancak, bu yatırımların ülkeye gelmesini sağlamak kadar ülkemizde kalmasını sağlamak da önemli. Bizim başarılı denebilecek bir serbest bölgeler sistemimiz var. Bu yapıya zarar vermek bir yana geliştirmemiz ve desteklememiz gerekiyor. Oysa biz maçın ortasında kural değiştiriyoruz. Üstelik doğrudan yatırım girişine en çok ihtiyaç duyduğumuz dönemde” diye konuştu. Değişiklik yapılması planlanan teknoparklardaki Ar-Ge merkezi olan şirketlere yönelik vergi istisnalarının kaldırılması konusunu içerik, zamanlama ve iletişim açısından son derece yanlış bulduklarını kaydeden Bahar, “Yıllardır ülkemizde yüksek teknolojili üretim ve ihracat artsın diye çalışıyoruz. Bakın ihracatta yüksek teknolojinin payı hala yüzde 3,7 düzeyinde. Hal böyle iken ‘gidin bize yüksek teknolojili üretim yapın’ dediğimiz girişimcilere biz şimdi tanıdığımız istisnaları kaldırıyoruz. Vergi gelirinin her 1 lirası önemlidir buna şüphe yok ancak odaklanmamız gereken alan bu olmamalı” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/atso-baskani-ali-bahar-vergi-paketi-hakkinda-goruslerini-dile-getirdi/feed/ 0
CHP Milletvekili Veli Ağbaba, Asgari Ücrete Zam Yapılmamasına Tepki Gösterdi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-veli-agbaba-asgari-ucrete-zam-yapilmamasina-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-veli-agbaba-asgari-ucrete-zam-yapilmamasina-tepki-gosterdi/#respond Thu, 27 Jun 2024 22:06:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36192 (ANKARA) – CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba,  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın “asgari ücrete ara zam yapılmayacak” açıklamasına cevap verdi. TÜİK’in 6 aylık resmi enflasyonuna göre asgari ücretin en az 21 bin 422 TL olması gerektiğini belirten Ağbaba “Böyle enflasyonist bir ortamda 1 kez asgari ücret açıklamak vicdansızlıktır” dedi.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın Temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılmayacağı açıklamasına yazılı olarak tepki gösterdi. Ağbaba, “eğer AKP bu inadından vazgeçmezse, CHP olarak çok net tepki vereceğiz” ifadelerini kullandı. Ağbaba’nın yazılı açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Bakan Vedat Işıkhan “Temmuz’da zam yapmayacağız” dedi. 2013’te 2 kez, 2015’te 2 kez, 2022’de 2 kez ve 2023’te 2 kez asgari ücret belirlenirken, 2024’te hele de böyle enflasyonist bir ortamda 1 kez asgari ücret açıklamak vicdansızlıktır. Avrupa’nın 1 dünyanın en yüksek 3. enflasyonuna sahip bir ülkede asgari ücreti 1 kez değerlendirmek milyonlarca emekçiye ‘ölün’ demektir. Eğer AKP bu inadından vazgeçmezse, CHP olarak çok net tepki vereceğiz. Hem insanları açlığa mahrum et, hem enflasyon altında ezilmesini izle hem de haklı taleplerine kulaklarını tıka. Kusura bakmasınlar, ara zam yoksa sokak var.”

Türkiye’de artan enflasyonu dünya ile kıyaslayan değerlendiren Ağbaba, sadece Türkiye ve Arjantin’de enflasyonun yükseldiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Birçok ülkede enflasyon düşerken, en yüksek enflasyona sahip ülkelerin başında Arjantin ve Türkiye gelmek. Arjantin’de enflasyon oranı Nisan 2024’te yüzde 289,40 iken, Türkiye’de Mayıs 2024 verilerine göre yüzde 75,45 oldu. Arjantin ve Suriye’den sonra yüksek enflasyonda dünya 3. sıradayız! OECD ülkelerinin ortalamasında ise yıllık enflasyon Mayıs 2024’te yüzde 5,74 seviyesinde genel olarak sabit kalırken, Türkiye OECD ülkeleri içinde de en yüksek enflasyona sahip ülke.”

“Enflasyonun sebebi asgari ücret değil”

Türkiye’de asgari ücretlinin 24 kg alabilirken, Fransa’daki asgari ücretlinin 147 kg et aldığını belirten Ağbaba, şu görüşleri dile getirdi:

“Türkiye yüksek enflasyonda ve enflasyonunda tüm Avrupa ülkeleri arasında birinciliği kimseye kaptırmazken, hükümet sanki enflasyonun sebebini ücretlerdeki artış yaratıyormuş gibi bir algı yaratmaya çalışmaktadır. Asgari ücrete Temmuz ayında artış yapılmamasına gerekçe de bunu göstermektedirler. Dünya ülkelerine baktığımızda asgari ücretleri bizden çok yüksek olmasına rağmen, enflasyonları bizle kıyaslanmayacak kadar düşüktür. Tüm dünyada ülkelerin yıllık enflasyonları bizim aylık enflasyonumuzdan daha düşük çıkmaktadır. Türkiye’de bir işçi, asgari ücreti ile sadece 24 kg et alabiliyor. Buna karşılık, Fransa’da bir asgari ücretli en az 147 kg, Almanya’da en az 82,5 kg, Belçika’da en az 129 kg et alabiliyor. Bize benzer ekonomik yapıya sahip Yunanistan’da bir asgari ücretli en az 68 kg ve Arjantin’de ise 60 kg et alabiliyor.”

Yılın ilk 6 ayındaki enflasyonun değerlendiren Ağbaba, asgari ücretin en az 21 bin 422 TL olması gerektiğini vurgulayarak,  sözlerin şöyle tamamladı:

“Ocak-Mayıs döneminde TÜİK tarafından açıklanan 5 aylık resmi enflasyon artışı yüzde 22,72 olarak açıklanmıştır. Haziran enflasyonunun yine yüzde 3 civarında açıklanacağı beklenmektedir. Ocak-Haziran 2024 döneminde 6 aylık enflasyon yüzde 26 seviyelerinde gerçekleşecektir. Asgari ücrete sadece 6 aylık resmi enflasyon kaybı eklendiğinde, net asgari ücretin en az 21.422 TL olması gerekmektedir. ENAG’ın açıkladığı Ocak-Mayıs enflasyon verilerine göre ise yüzde 27,59 enflasyon gerçekleşmiştir. Haziran sonunda ise yüzde 5’lik bir artışla yılın ilk 6 aylık enflasyonun en az yüzde 33 civarında olacağı düşünülmektedir. ENAG verilerine göre yüzde 33 artış hesaplandığında ise net asgari ücretin en az 22 bin 612 TL olması gerekmektedir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-veli-agbaba-asgari-ucrete-zam-yapilmamasina-tepki-gosterdi/feed/ 0
TSK personeline ilişkin kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi (3) https://www.haber60.com.tr/tsk-personeline-iliskin-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi-3/ https://www.haber60.com.tr/tsk-personeline-iliskin-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi-3/#respond Wed, 12 Jun 2024 21:57:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35215 Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personeli arasında birlik ve beraberliği sağlamak, sözleşmeli erbaş ve erlerin motivasyonunu ve aidiyet duygusunu artırmak maksadıyla sözleşmeli erbaş ve erler, mesai sonrası görev yerlerinden ayrılırken ve mesaiye gidiş-gelişlerinde subay ve astsubay servislerini kullanabilecek.
Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
Kanuna göre, Astsubay Meslek Yüksek Okulları Kanunu’nda yapılan değişiklikle, astsubay meslek yüksekokullarında eğitim ve öğrenim gören öğrencilerin sağlık durumu nedeniyle okuldan çıkarılanlar hariç diğer nedenler ile çıkarılanlara, personel ve amortisman giderleri, ilaç ve tedavi giderleri, kitap ve kırtasiye giderleri ile öğrenci harçlıklarının tamamı ve yiyecek giderlerinin yarısı ile bunlara tekabül eden faizleri hariç, devlet tarafından yapılan masraflar, sarf tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için kanuni faizi ile birlikte hesaplanan tutarın iki katı olarak ödetilecek.
Astsubay meslek yüksekokullarında öğrenim gören öğrencilerden, disiplinsizlik nedeniyle askeri öğrencilikten çıkarılmasına karar verilenler de hesaplanacak tazminat miktarının dört katını ödeyecek.
Savunma sanayisi alanında faaliyet gösteren firmaların denetimi, daha hızlı ve etkin şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılacak.
Milli Savunma Bakanlığının, TSK’nin modernizasyonu, savunma sanayisinin geliştirilmesi, araştırma ve geliştirme hizmetlerinde kullanılacak özel gelirleri karşılığında tahsis edilen ödeneğin yetersiz kalması halinde ödenek ekleme yetkisi Cumhurbaşkanına verilecek.
SİGORTASI 99 SONRASI BAŞLAYAN PERSONELE EMEKLİ AYLIĞI

1999 yılı sonrası sigortası başlayan ve 1 Şubat 2018 yılı sonrası Yüksek Askeri Şura kararı ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilen personele, yaş şartı aranmaksızın kadın ve erkek 25 hizmet yılının tamamlaması halinde emekli aylığı bağlanacak.

Sözleşmeli erbaş ve erlerin kadroları ile uzman erbaşlığa geçiş işlemleri, Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülecek.

TERÖR ÖRGÜTLERİYLE İLİŞKİ KURAN SÖZLEŞMELİ ERBAŞ VE ERLERİN DE SÖZLEŞMELERİ FESHEDİLECEK

Anayasa Mahkemesinin aldığı karara uyum sağlamak amacıyla, Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nda düzenleme öngörülüyor. Buna göre, disiplin soruşturması, görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe hallerinde sözleşmeli erbaş ve erlerin TSK ile ilişiği, sözleşme bitim tarihinden önce feshedilebilecek.

Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olan, bu örgütlere yardım eden, kamu imkan ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye kullanan ya da kullandıran sözleşmeli erbaş ve erlerin de TSK ile ilişikleri, sözleşme sürelerinden kesilecek.

Sözleşmeli erbaş ve erlerden, atış, spor ve eğitim faaliyetlerinde ilgili mevzuatta öngörülen standartlara ulaşamayanlar, harekat, operasyon, iç güvenlik, hudut ve kolluk, asayiş görevleri ile kadro görevinin gereklerini yerine getirmede yetersizlik veya isteksizlik göstererek vazifeyi yahut birliğin emniyetini tehlikeye düşürenler veya görevin yapılmasını aksatanlar, bu durumlarının rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlanması halinde görevde başarısız sayılacak, sözleşmeleri feshedilecek.

Sözleşmeli erbaş ve erlerin “kendilerinden istifade edilememe halleri” de ayrıntılı olarak düzenlenen Kanuna göre, mücbir sebepler hariç gelirinin çok üstünde borçlanmaya düşkün olan ve bu borçlarını ödememeyi alışkanlık haline getirenler, görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olanlar veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Jandarma Genel Komutanlığının veya Sahil Güvenlik Komutanlığının itibarını sarsacak şekilde yüz kızartıcı, utanç verici veya toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiillerde bulunanlar, devletin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Jandarma Genel Komutanlığının veya Sahil Güvenlik Komutanlığının manevi şahsiyetine zarar verecek nitelikte suç veya disiplinsizlik teşkil eden tutum, davranış veya fiillerde bulunanların sözleşmeleri sonlandırılacak.

İntihara teşebbüs eden, kendisini veya bir başkasını kasten hizmete yaramayacak hale getiren ve getirtenler, kasten veya silah kullanımına yönelik mevzuat, talimat ya da emirlere açıkça aykırı olacak şekilde ateşli silah ile kendisini veya başkasını yaralayanlar, disiplinsizliği alışkanlık haline getirdiği anlaşılanlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı rapor ile tespit edilenler ve mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içinde toplam yedi gün ve daha uzun süre göreve gelmeyenlerin sözleşmeleri feshedilecek.

TSK komando birliklerinde görev yapmak üzere komando branşında istihdam edilmek üzere temin edilenlerden en az 4 yıl hizmet süresini tamamlamadan, vazifenin sebep ve tesiri nedenleri hariç, komando niteliğini kaybettiği yönünde sağlık kurulu raporu alanlar da bu durumlarının rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlanması halinde kendinden istifade edilemeyecek personel sayılacak ve sözleşmeleri feshedilecek.

SÖZLEŞMELİ ERBAŞ VE ERLERE SERVİS İMKANI

Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlıklarında görevli sözleşmeli erbaş ve erlere aylık ücretleri, yapmakta oldukları iş güçlüğü ve iş riski açısından yüzde 5 artırımlı olarak ödenecek.

Sözleşmeli erbaş ve erler, mesai sonrası görev yerlerinden ayrılırken, mesaiye gidiş ve gelişlerinde subay ve astsubay servislerini kullanabilecek.
Gerekli şartları taşıyarak Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı kadrosundaki uzman erbaşlığa veya astsubaylığa geçen sözleşmeli erbaş ve erlere, sözleşmeli erbaş ve er olarak çalıştıkları döneme ilişkin iş sonu tazminatları ve kıdem tazminatları ödenmeyecek.
Sözleşmeli erbaş ve erlerin bağlı oldukları kuvvet komutanlıklarında statü geçişi kapsamında uzman erbaşlığa geçebilmelerinin şartları düzenleniyor.
Buna göre, en az lise mezunu olmak, komando nitelikliler için en az ilköğretim okulu mezunu olmak, uzman erbaş olmaya istekli olmak, başvuru tarihinde ikinci hizmet yılını tamamlamış olmak, yönetmelikte öngörülen sınavlarda başarılı olmak, tabi tutulacakları temel askerlik eğitiminden başarılı olmak gibi şartlar aranacak.
Sözleşmeli erbaş ve erlerden uzman erbaşlığa naspedilecekler; uzman çavuş rütbesinde göreve başlatılacak ve tabi tutulacakları eğitimler esnasında özlük hakları yönünden sözleşmeli erbaş ve er statüleri devam edecek; eğitimlerde başarılı olamayanlar, kendi isteğiyle ayrılanlardan, istekli olan ve sözleşmeli erbaş ve er olmak için gerekli olan şartları kaybetmemiş olanlar ise sözleşmeli erbaş ve er olarak hizmete devam edebilecekler.
Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin kimlik, görev veya faaliyetlerinin, Milli Savunma Bakanlığınca yetki verilen durumlar hariç olmak üzere, radyo, televizyon, internet, sosyal medya, gazete, dergi, kitap ve diğer tüm medya araçları ile her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim araçları vasıtasıyla yayımlanması veya açıklanması durumunda, bu suçu işleyen personele “hizmet yerini terk etmeme cezası” verilecek.
Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olan, bu örgütlere yardım eden, kamu imkan ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanan ya da kullandırarak bu örgütlerin propagandasını yapan personel hakkında Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma cezasının uygulanabilmesi maksadıyla belirlenen 5 yıl zamanaşımı süresi 20 yıla çıkartılıyor.
Kanunla, yargı yolu kapalı olan disiplin cezalarının, ceza sayısı veya puanına eklenmek suretiyle, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğin kesilmesi sonucunu doğurduğu hallerde anılan yargı yolu kapalı disiplin cezalarının da mahkemelerce incelenebileceğine ve bunların iptal edilebileceğine ilişkin düzenleme yapılıyor. Seferberlik ve savaş zamanında ise yüksek disiplin kurulları tarafından verilen Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası hariç diğer disiplin cezaları yargı denetimi dışında tutulacak.
Milli Savunma Üniversitesi teşkilatına Yabancı Diller Yüksekokulu dahil ediliyor.
Yabancı Diler Yüksekokulu, harp okullarındaki eğitim ve öğretimi takip edebilecek seviyede dil becerileri gelişmiş askeri öğrenci yetiştirilmesi, bünyesinde açılan dil kursları vasıtasıyla Milli Savunma Bakanlığı tarafından tefrik edilen personele yabancı dil eğitimi, misafir askeri personele ve misafir askeri öğrenciye dil eğitimi verilmesi amacıyla faaliyet gösterecek.
Yüksekokul müdürü, öğretim üyeliği yeterliliğine haiz kişiler arasından Milli Savunma Üniversitesi rektörünün teklifi üzerine Milli Savunma Bakanı tarafından üç yıllığına atanacak.
Yabancı Diller Yüksekokulunun teşkilatlanması, görev ve sorumlulukları, eğitim, öğretim, araştırma faaliyetleri ile öğretim elemanları ve öğrencileri ile ilgili esaslar, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenecek.
Kanun teklifinin kabul edilmesinin ardından, TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, birleşimi, 25 Haziran Salı saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.
(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/tsk-personeline-iliskin-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi-3/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİM 31. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’nde konuştu: (2) https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-tim-31-olagan-genel-kurulu-ve-ihracatin-sampiyonlari-odul-toreninde-konustu-2/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-tim-31-olagan-genel-kurulu-ve-ihracatin-sampiyonlari-odul-toreninde-konustu-2/#respond Sat, 08 Jun 2024 21:15:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35060 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24,1 milyar dolarlık mayıs ayı ihracatının tarihin en yüksek mayıs ayı ihracat değeri olarak kayıtlara geçtiğini belirterek, “Bu rekor, yeni bir rekoru da beraberinde getirmiştir. Mayıs ayı ihracatımız, aynı zamanda tüm ayların en yüksek aylık ihracat değeri oldu. Mayıs ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatımız 260,1 milyar dolar ve bir önceki yıla göre yüzde 2,3 artışla yine rekor kırdı.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 31. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, ihracatçının, sanayicinin, yerli ve yabancı yatırımcının, üreticinin ulaşamadığı hiçbir bürokrat, hiçbir siyasetçinin olamayacağını ve olmaması gerektiğini söyledi.

Halkla, iş dünyasıyla ve reel sektörle arasına mesafe koyanlarla, aralarına mesafe koymaktan çekinmeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, ihracatın Türk ekonomisinin lokomotifi ve ülkeyi hedeflerine ulaştıracak en kestirme yol olduğunu her fırsatta söylediğini ifade etti.

Erdoğan, Türkiye’nin tüketerek değil üreterek, istihdam oluşturarak, ihracat yaparak büyümek zorunda olan bir ülke olduğuna dikkati çekerek, “Türkiye İhracatçılar Meclisinin temsil ettiği 150 bin kardeşimiz, ülkemiz adına işte böyle önemli bir görev icra etmektedir. Sizler, çabalarınızla Türkiye’nin tanıtımına, Türk ürünlerinin küresel birer markaya dönüşmesine de imkan sağlıyorsunuz. Dolayısıyla kimsenin bütün bu emekleri heba etmesine, engellemesine, işi yokuşa sürerek zorlaştırmasına izin veremeyiz. Türkiye’ye inandığınız, Türkiye’ye güvendiğiniz, Türkiye’nin potansiyelini değerlendirdiğiniz için hepinize tek tek teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Türkiye’nin dış ticarette iş insanlarının da emeğiyle yazdığı başarı hikayesini yalnızca kendilerinin değil rakamların da çok net biçimde söylediğinin altını çizen Erdoğan, “Rusya- Ukrayna Savaşı’na ve 6 Şubat depremlerine rağmen hamdolsun 2023 senesinde ihracatta güzel bir yıl geçirdik. 2023 yılını, 255,4 milyar doları mal ihracatı, 101,7 milyar doları hizmetler ihracatı olmak üzere toplam 355 milyar dolar ihracatla kapattık. Bu ihracat miktarıyla, geçen sene Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık.” ifadelerini kullandı.

Geçen hafta açıklanan rakamlarla bunu bir üst seviyeye taşıdıklarını kaydeden Erdoğan, “24,1 milyar dolarlık mayıs ayı ihracatımız tarihin en yüksek mayıs ayı ihracat değeri olarak kayıtlara geçti. Bu rekor, yeni bir rekoru da beraberinde getirmiştir. Mayıs ayı ihracatımız, aynı zamanda tüm ayların en yüksek aylık ihracat değeri oldu. Mayıs ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatımız 260,1 milyar dolar ve bir önceki yıla göre yüzde 2,3 artışla yine rekor kırdı.” bilgisini verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracattaki güzel haberlere, ithalat tarafından gelen olumlu verilerin de eşlik ettiğine işaret ederek, “İthalatımızdaki düşüş eğilimi, mayıs ayında da devam etti. İthalatımız mayıs ayında yıllık bazda yüzde 10,3 oranında geriledi. 2024 yılı mayıs ayında ihracattaki artış ve ithalattaki azalışın da etkisiyle dış ticaret açığımız yıllık bazda yüzde 47,8 düşüş gösterdi. 2024 yılının ilk beş ayında ise ihracatımız bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,5 artışla 106 milyar 914 milyon dolara çıktı. Böylece, ilk beş ayda mal ihracatında net 4,6 milyar dolar artış sağladık.”

“Hizmet ihracatımız 19,9 milyar dolar seviyesinde”

Dış ticaret açığındaki iyileşmenin sürdüğünü anlatan Erdoğan, ilk 5 ayda bu açığın 19,2 milyar dolar azaldığını, mal ihracatındaki artışın yanında hizmet ihracatında da 2024 yılı hedeflerine yaklaşıldığını söyledi.

Erdoğan, “Yılın ilk üç ayında, hizmet ihracatımız bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artış göstererek 19,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Yılın ilk 5 ayında, hizmet ihracatımızın bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artışla, 36,2 milyar dolara yükseleceğini tahmin ediyoruz. Yıllıklandırılmış olarak 2024’ün ilk üç ayı sonunda 103,2 milyar dolar olan hizmet ihracatımızın ilk beş ay sonunda 104,3 milyar dolara yükseleceğini öngörüyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Cari işlemler açığındaki iyileşme, dış ticaret dengesindeki iyileşme, ticaret ortaklarımızda toparlanma ve turizm gelirlerindeki artışla ‘Orta Vadeli Program’ hedeflerinden çok daha iyi gerçekleşecek. Cari açıktaki azalma hem rezerv birikimini müspet etkileyecek hem de finansal istikrara destek olacaktır. 2024 sonunda mal ihracatımızı 267 milyar dolara ve hizmet ihracatımızı ise 110 milyar dolara mutlaka taşıyacağız. Bunu da son 21 yıldır olduğu gibi yine sizlerle birlikte başaracağız.”

İhracata ve ihracatçılara verdikleri desteğin artarak devam etmesinin Türkiye’ye farklı bir ivme kazandırdığını vurgulayan Erdoğan, ihracatın katma değerli ve yüksek teknolojili sektörlere yönlendirilmesini arzu ettiklerini farklı vesilelerle ifade ettiklerini dile getirdi.

Erdoğan, firmaların finansman sorununa çözüm bulunmasının ne kadar önemli olduğunun farkında olduklarını, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankasının ihracatçıların finansman imkanlarını geliştirmek için farklı formüller üzerinde çalıştığını, sürekli yeni teşvikler ve destekleri devreye aldıklarını bildirdi.

“2024 yılında bu desteği 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz”

Türk Eximbank’ın sermayesini güçlendirdiklerine dikkati çeken Erdoğan, “Son bir yıl içinde toplam 22 milyar liralık nakdi sermaye artışı oldu. Böylece Türk Eximbank, 70 milyar liralık öz kaynak yapısıyla siz değerli ihracatçılarımıza daha fazla destek verme imkanına kavuştu. Eximbank vasıtasıyla 2023 yılında ihracatçılarımıza toplam 42 milyar dolar destek olduk. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı büyüme stratejimizle 2024 yılında bu desteği 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kredide kefalet sorununun ortadan kaldırılması amacıyla kurulan İhracatı Geliştirme Şirketi’yle bugüne kadar 78,4 milyar liralık kefalet sağladıklarını aktararak, “Son dönemde yapılan tüm düzenlemelerle, reeskont kredilerinin günlük limitini 10 kat artışla 3 milyar liraya çıkardık. Reeskont kredilerinin toplam maliyetinin Merkez Bankası politika faizi seviyesini aşmamasını temin ettik. 360 gün vadeli reeskont kredisinin maliyet oranı yüzde 25,93’e sabitlendi.” ifadelerini kullandı.

Kurumlar Vergisi mükellefleri için uygulanacak yüzde 25 oranındaki vergi oranını, ihracatçı firmalar için beş puanlık indirimle yüzde 20 olarak belirlediklerinin altını çizen Erdoğan, şunları ifade etti:

“Mimarlık, mühendislik, tasarım ve yazılım gibi çeşitli hizmet ihracatı gelirlerindeki kazanç istisnasını yüzde 50’den yüzde 80’e yükselttik. Eximbank kredilerinin yanı sıra yatırım taahhütlü avans kredilerinin kapsamını, katma değeri yüksek ihracatı artıracak şekilde genişlettik. Yıllık 100 milyar lira olmak üzere, üç yıl süreyle toplam 300 milyar liralık limit tahsis edilmesini planlıyoruz. Merkez Bankası tarafından ticari bankalar aracılığıyla kullandırılan bu krediler cari dengenin iyileşmesine ve fiyat istikrarına katkı verecek. Ayrıca verimliliği yüksek yatırımların uygun koşullarda uzun vadeli ve Türk lirası cinsinden finansmanını mümkün kılacak.”

Program sayesinde dış ticaret açığında yer tutan 284 ürüne odaklanan 1 milyar lira ve üzerindeki yatırım projelerinin değerlendirileceğini belirten Erdoğan, bir başka ifadeyle yüksek teknolojili ve stratejik üretime yönelik yatırımları bundan sonra daha güçlü destekleyeceklerini, projenin niteliğine göre yüzde 15 ile 30 arasında değişen maliyet oranları uygulanacağını, 10 yıla kadar vade imkanı tanınacağını kaydetti.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-tim-31-olagan-genel-kurulu-ve-ihracatin-sampiyonlari-odul-toreninde-konustu-2/feed/ 0
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek: Altın ithalatı atıl bir kaynak olarak karşımıza çıkıyor https://www.haber60.com.tr/hazine-ve-maliye-bakani-simsek-altin-ithalati-atil-bir-kaynak-olarak-karsimiza-cikiyor/ https://www.haber60.com.tr/hazine-ve-maliye-bakani-simsek-altin-ithalati-atil-bir-kaynak-olarak-karsimiza-cikiyor/#respond Sat, 25 May 2024 02:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33003 (İSTANBUL) – Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) 23. Olağan Genel Kurulu’nda; “Bizim vatandaşımız, geçen sene müdahale etmeseydik belki 40 milyar dolar altın ithal edecekti. Gerçekten abartmıyorum ama eğer altın sistemdeyse faydalı olur, değilse atıl bir kaynak olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

TKBB 23. Olağan Genel Kurulu, Türk Eximbank Genel Müdürlüğü’nün İstanbul’daki binasında yapıldı. Kurula Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu da katıldı. Programda konuşan Şimşek, fiyat istikrarının önemine vurgu yaptı. Şimşek, şunları söyledi:

“Sermaye piyasalarının gelişmesi için mutlaka ve mutlaka fiyat istikrarını tekrar sağlamamız gerekir. Yani düşük, tek haneli enflasyonu başarmamız lazım. Bunu destekleyecek bir mali disiplin tabii ki olmazsa olmazdır. Sürdürülebilir cari açık, bunun bir yan ürünüdür. Yapısal dönüşüm ise bu kazanımları kalıcı hale getirmek içindir. Siz belki para politikası, maliye politikası, gelirler politikası üzerinden enflasyonu indirebilirsiniz ama rekabet gücü, verimlilik artışını sağlayamazsak bu kazanımlar kalıcı olmuyor. Refah da kalıcı olmuyor. Kalıcı refah artışı için, yani sürdürülebilir yüksek büyüme için bir taraftan tabii ki makro finansal istikrarı sağlayacağız ama bir taraftan da yeşil dönüşümü, dijital dönüşümü ama en önemlisi sanayide dönüşümü, verimliliği, rekabet gücünü artıracak yapısal dönüşümü başarmamız gerekiyor.

“FİYAT İSTİKRARI ÇOK ÖNEMLİ”

Şunun altını çizmek istiyorum. Sadece makro finansal istikrarı öngörülebilirlik için değil, kaynakların verimli alanlara, ülkemiz için üretken alanlara kanalize edilmesinin de ön koşulu fiyat istikrarıdır. Bizim vatandaşımız, geçen sene müdahale etmeseydik belki 40 milyar dolar altın ithal edecekti. Gerçekten abartmıyorum ama eğer altın sistemdeyse faydalı olur, değilse atıl bir kaynak olarak hakikaten karşımıza çıkıyor. Vatandaşımızın tercihlerine tabii ki saygılıyız ama benim anlatmaya çalıştığım şey şu; eğer vatandaşımız kendisini bu tür ürünlerden korumaya alıyorsa veya başka ülkelerin para birimlerinde kendisini daha güvenli hissediyorsa bir sorun var demektir. Evet, bir sorun var. Nedir, yüksek enflasyon. O nedenle fiyat istikrarı çok önemli.

“Enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde gelir dağılımı bozuluyor”

Reel sektörümüzle bir araya geldiğimizde takdir edersiniz ki, uygun koşullarda uzun vadeli finansmana erişim önemli bir sorun. Bu hep böyleydi. Bunu da çözmenin tek yolu var. Geçici birtakım enstrümanlar devreye alınabilir ama onlar sürdürülebilir değil. Sürdürülebilir, uzun vadeli, makul faaliyetlerle finansmanın yolu da fiyat istikrarından geçiyor. Dolayısıyla sürdürülebilir yüksek büyüme de fiyat istikrarından geçiyor ama daha önemlisi, enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde -hepimizin bildiği bir konu- gelir dağılımı bozuluyor. Gelir dağılımındaki bozulmayı tersine çevirmek için, yani gelir dağılımında daha iyileştirici bir süreç için bizim fiyat istikrarını sağlamamız lazım. Gördüğünüz gibi fiyat istikrarı o nedenle en büyük önceliğimizdir. Tabii biraz zaman alıyor. Fiyat istikrarına giden yol, meşakkatli bir yoldur. İşte ‘Bir yıldır program uygulanıyor, enflasyon neden düşmedi’ diyebilirsiniz. Açık bir şekilde söyleyeyim. Geçen sene biz bunu, ilk yılı geçiş dönemi olarak öngördük. Bunu çok net bir şekilde kamuoyuyla paylaştık.

“Deprem harcaması reeldir ve enflasyonisttir”

Biz dedik ki nihai amaç enflasyonu tek haneye indirmek ama bunun için bir geçiş dönemine ihtiyacımız var. Neden? Çünkü dezenflasyon için koşulların oluşturulması lazımdı. Mayıs ayı enflasyonu 3 Haziran’da açıklanacak. Merkez Bankamız yüzde 75-76 düzeyinde bir enflasyon bekliyor. Yüksek bir rakam ve nisana göre yükselen bir rakam fakat o son 12 ayı yansıtıyor. Sonra 12 ayda ne oldu da enflasyon bu noktaya geldi. Birinci olarak Türkiye, büyük bir deprem felaketi yaşadı. Bu yüksek bütçe açığına sebep oldu. Yüksek bütçe açığı, maliye politikası kanalıyla enflasyonisttir. Nasıl finanse ettiğiniz bile önemli değildir. Yüksek kamu harcaması yüksek talep demektir ve bu enflasyonisttir. Geçen sene deprem hariç bütçe açığı aslında yüzde 1,6’dır. Yani önceki yılla önemli bir fark yoktur ama gelin görün ki, deprem harcaması reeldir ve bu reel harcama nedeniyle toplam talep artmıştır ve bu enflasyonisttir.”

Gazetecilerin sorusunu yanıtsız bıraktı

Bakan Şimşek, program çıkışında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtsız bıraktı. Şimşek, soru ısrarlarına, “Ayaküstü yorum yapmıyorum” diye yanıt verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hazine-ve-maliye-bakani-simsek-altin-ithalati-atil-bir-kaynak-olarak-karsimiza-cikiyor/feed/ 0
Diyarbakır’da Enflasyon ve Hayat Pahalılığı Sıkıntısı https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-enflasyon-ve-hayat-pahaliligi-sikintisi/ https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-enflasyon-ve-hayat-pahaliligi-sikintisi/#respond Tue, 21 May 2024 21:24:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32652 AHMET ÜN

(DİYARBAKIR) – Ülkedeki yüksek enflasyon ve hayat pahalılığının sıkıntılarını yaşayan Diyarbakırlı Derya Çolak,  “Rızkımızı Allah’a değil sanki kula bağlamış gibiyiz. Söylemesi ayıp, çocuklarımıza elmayı alsak portakalı alamıyoruz, karpuzu alsak diğerlerini alamıyoruz” dedi.

Diyarbakır merkez Yenişehir ilçesinde kurulan semt pazarında Diyarbakır’da yurttaşlar, yüksek enflasyon ve her geçen gün artan hayat pahalılığı nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları, temel gıda ihtiyaçlarını bile karşılayamadıklarını ANKA Haber Ajansı’na anlattı.

Semt pazarında alışverişe gelen Derya Çolak, “Fiyatlar hiç uygun değil. Aslında rızkımızı Allah’a değil, kula bağlamış gibiyiz. Herkes kendi çıkarı için fiyatları yükseltiyor. Buna hiçbir anlam veremiyoruz. Şu an 500 lirayla pazara geliyoruz ancak aldığımız doğru dürüst bir şey yok. Meyve zaten alamıyoruz. Söylemesi ayıp, çocuklarımıza elmayı alsak portakalı alamıyoruz, karpuzu alsak, diğerlerini alamıyoruz” şeklinde konuştu.

Mehmet Metin de daha önce semt pazarından bir haftalık ihtiyaçlarına 100-150 lira öderken, bugün bin lira harcayarak bile ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını söyledi. Fiyatların yüksekliğinden yakınan Metin, şöyle konuştu:

“Fiyatlar şu an ateş pahası. Şu an mevsim itibarıyla sebze ve meyvelerin ucuz olması gerekirken, biz semt pazarına geldiğimizde bir kilo domates ve salatalık alabiliyoruz. Diğer yıllarla kıyaslama yapıldığı zaman örneğin 100 lirayla pazar alışverişi yapıp haftalık ihtiyaçlarımızı alabiliyorken, şu an 100 liraya değil, 200 liraya bile sadece bir akşam yemeği için sebze alamıyoruz. Bu durum, yaşadığımız ekonomik sorunların ne boyutta olduğunun ispatıdır. Eskiden 150 lirayla eşim veya ben pazara gelebiliyorduk. Şu an da bin liranın altından pazara gelemiyoruz. Bu rakamla da yeterli ihtiyacımızı da alamıyoruz. Artık her şeyi kısarak alıyoruz. Kavun ve karpuz gibi ürünler artık parçayla satılmaya başlandı. Bu durum ekonomimizin hangi boyutta olduğunun bariz bir göstergesidir. Keşke bu durumda olmasaydık, daha da iyi yönetilebilseydik. Bakalım bundan sonra daha nelerin üzerine vergi eklenecek. Bu durum da fakirin cebini etkileyecektir. Vergilerin durumuna göre artışlar olacak. Semt pazarında almamız gereken ürün 3-4 lira olması gerekirken, 30-40 lira bandındadır.”

“İnsanlar atıkları toplamaya geliyor”

Tezgahtar Metin Coşkun da “yaptığı eleştiriler nedeniyle gözaltına alınabileceği kaygısı taşıdığını” dile getirdi. Coşkun, “Fiyatlar yüksek. İnsanlar eskisi gibi alışveriş yapamıyor. Bu sorunun nedeni hükümettir. Almasınlar mı beni? Artık domatesler taneyle alınıyor. Kimse artık kilolarca alamıyor. İnsanlar bizim atıklarımızı toplamaya geliyorlar. Geçen yıl 3 kilo domatesi 10 liraya satarken, şu an bir kilosunu 15 liraya satıyorum” şeklinde konuştu.

‘Çilek veya muz gibi ürünleri alamıyoruz’

Emekli Mehmet Ekin, çilek ve muz gibi meyveleri alamadıklarını söyledi. Ekin, “Pazarda gezdim, fiyatlar çok pahalı. Alım gücü, bizim gelirimize göre çok yüksek. Semt pazarlarında meyve fiyatları çok yüksek. Marketlerde zaten alamıyoruz. Semt pazarına geliyoruz, dolaşıp ardından akşama doğru fiyatların düşmesini bekledikten sonra alışveriş yapıyoruz. Semt pazarında gezdiğimizde çilek veya muz gibi ürünleri alamıyoruz” diye konuştu.

Emekli İbrahim Akyiğit ise hükümete emeklilerin yaşadığı durumu göz önüne alarak, çözüm üretmesi çağrısında bulundu. Akyiğit, “Her şey çok pahalı. Bir emekli olarak alım gücüm yok. Yetkililere sesleniyorum, emekliler için bir şeyler yapsınlar artık” dedi.

Semt pazarına alışverişe gelen Aysel Bayram da tezgahlardaki ürün fiyatının düşmesi için akşam saatlerinde alışveriş yapacağını belirtti. Birkaç kuruşun hesabını yaptıklarını söyleyen Bayram, “Bir şey alamıyoruz. Alım gücümüz geriledi. Eskiden her şey ucuzdu. Fakiri de zengini de doyuyordu. Maalesef şu an fakir doyamıyor zengin de yiyip, ütünden atıyor. Ürünlerin ucuz olacağı saati bekliyorum. Akşam saatlerinde ürünler ucuz olunca alışverişimi yapacağım. Belki birkaç kuruş ucuz olur diye umuyoruz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-enflasyon-ve-hayat-pahaliligi-sikintisi/feed/ 0
Merkez Bankası’nın faiz toplantısı heyecansız geçecek https://www.haber60.com.tr/merkez-bankasinin-faiz-toplantisi-heyecansiz-gececek/ https://www.haber60.com.tr/merkez-bankasinin-faiz-toplantisi-heyecansiz-gececek/#respond Sun, 19 May 2024 21:24:47 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32404 ERDAL SAĞLAM

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu önümüzdeki hafta Mayıs toplantısını yapacak. Piyasalarda faizin değişmeyeceği konusunda kesin bir mutabakat var. Bu nedenle son dönemin en heyecansız faiz toplantısı olması bekleniyor. Ancak Merkez Bankası’nın yoğun döviz girişi nedeniyle likidite yönetiminde zorlandığı, sıcak paranın tartışılacağı bir döneme girdiğimizi de unutmayalım.

Yapılan anket sonuçlarına göre; piyasa aktörlerinin ağırlıklı bir bölümü bu hafta Merkez Bankası’nın faizi değiştirmeyeceği görüşünde. Faiz karanının ardından yapılacak açıklamada ise Merkez Bankası’nın kararlı üslubunu sürdürmesi bekleniyor. Belki eskisi kadar güçlü biçimde “gerekirse tekrar faiz artırırız” demeyeceği ama mutlaka faiz artışı kapısını açık tutacağı tahmin ediliyor.

Çünkü geçen haftaki beklenti anketleri hala piyasa beklentileriyle Merkez Bankası hedefi arasında farklılığın devam ettiğini gösterdi. Özellikle kısa dönem için piyasaların yüksek enflasyon beklentisi devam ediyor. Son ankette yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 43,5 civarında olacağı tahmini yer aldı. Buna karşılık orta dönem yani 2025’in ilk yarısına dönük, düşük beklentisi hakim. 2025 yıl sonu enflasyon beklentisi için ise yine Merkez Bankası hedeflerinden uzaklaşan bir görüntü ortaya çıkıyor.

İşte bu nedenle Merkez Bankası’nın faizi artırmayacağı ama temkinli tutumunu sürdüreceği tahmini yapılıyor. Faiz açıklamasında bu kez iç talepte yavaşlamanın hissedildiğine ilişkin bir ibareye yer verilmesini, krediler ve kredi kartlarındaki artışın yumuşadığından söz edilmesini bekliyoruz. Açıklamada iyileşen döviz rezervleri ve yabancı sermaye girişinden olumlu söz edilirken, gelen dövizin yarattığı aşırı likiditenin çekilmesi için makro ihtiyati tedbirlere devam edileceğinin, “parasal aktarım mekanizmasının sağlıklı olması için gerekli düzenlemeler yapılacağı” ifadeleriyle yer alacağını tahmin ediyoruz.

SICAK PARA TARTIŞMASI GÜNDEMDE

Seçimlerden sonra başlayan sıcak para girişi ise hala canlılığını koruyor. Merkez Bankası’nın seçimlerden bu yana aldığı döviz miktarı 50 milyar doları buldu. Bunun büyük bölümü, Mart’ta altın ve dövize yapılan yatırımın geri dönmesinden kaynaklanırken, 20 milyar dolar civarında da sıcak para girişi oldu. Böylece brüt rezervlerin geçen hafta sonunda 140 milyar dolara ulaştığını, swap hariç net rezervlerin ise eksi 75 milyar dolardan eksi 25 milyar dolara kadar yükseldiğini gördük.

Çok kısa sürede bu kadar yüklü miktarda döviz girişi Merkez Bankası’nın para yönetimini iyice zorlaştırmaya başladı. İki hafta öncesine kadar döviz alımı nedeniyle piyasaya verdiği TL’yi yüksek fonlama faiziyle çeken Merkez Bankası, geçen hafta fonlama faizini indirmek zorunda kaldı. Hem bankalarla yaptığı swapı azaltarak, hem de depo ihalesi yaparak piyasadan TL çeken Merkez Bankası, buna rağmen fazla likidite kalmasını önleyemedi. Fazla likidite nedeniyle fonlama faizini uzun süre yüzde 53 olarak uygulamışken, geçen hafta yüzde 50’lerin altına indirmek zorunda kaldı.

Bu durum özellikle TL mevduat faizlerinde düşüş tehlikesi yaratıyor. Zaten bankaların döviz borçlanmasını arttırdığı gözlenirken, fonlama faizinin düşük kalması, bankaların TL mevduata artık yüksek faiz vermesinin önüne geçiyor. Halbuki Merkez Bankası’nın TL’ye dönüşü sürdürmek için TL mevduat faizlerinin yüksek kalmasını sağlaması gerekiyor. Bu nedenle Merkez’in bu konuda faiz açıklamasında yer vermesi ve yeni önlemler alması beklenebilir.

Gelen sıcak para, önümüzdeki dönem maliyeti açısından da tartışma konusu olmaya başlayacak çünkü gelen kısa vadeli sermayenin büyük bölümü swaplara yani gecelik gelip yüksek faizden yararlanmak için geliyor. Yabancı fonlar, faizi düşük ülkelerden borçlanıp TL satın alarak, çok yüksek faizden yararlanıyorlar. Bu arada Merkez Bankası kuru sabit tuttuğu için TL’ye döndükleri kurdan dönüş zamanı aynı miktarda dövizi de satın alma imkanı kazanıyorlar. Yani Merkez Bankası’nın TL’nin bu süreçte değer kazanacağı sözü yabancıların TL’ye dönüşünü cazip kılıyor.

Fon girişinin devam etmesi bekleniyor ve kısa sürede fahiş karlar elde edecek olan yabancı sermayeye bu kez servet transferi yapıldığının gündeme gelmesini bekliyoruz. Çünkü Merkez Bankası kurların sabit ya da sabite yakın tutulmasıyla, yabancıların her an dönme ihtimalini yükseltiyor. O zaman da yüksek faizle yabancılara bir servet transferi söz konusu oluyor.

Sıcak paranın girişini sağlamak için ekonomi yönetimi gerekli tedbirleri aldı, sonunda sonuç da almaya başladı. Ancak bu kadar yüklü ve ani girişi devam ettirmesinin sakıncaları da ortaya çıkmaya başlıyor. Enflasyonun artış trendinde ucuz krediler ve KKM ile varlıklı kesimlere ve iş dünyasına servet transferi yaşanmıştı, şimdi ise yabancıya servet transferini konuşmaya başlayacağız. Ekonomi yönetiminin asgari ücrete zam yapmama kararı, emekli başta olmak üzere dar ve sabit gelirliye enflasyon dışında ek zam vermeme tavrı, bu tartışmaları alevlendirecek gibi gözüküyor.

Enflasyonla mücadele asıl şimdi başlıyor ve getirisiyle götürüsüyle bu sürecin toplumda yoğun tartışmalara neden olacağını söyleyebiliriz.

]]>
https://www.haber60.com.tr/merkez-bankasinin-faiz-toplantisi-heyecansiz-gececek/feed/ 0
Fatih Karahan: “25 M3 Bedelsiz Doğal Gaz Kullanımının Sona Ermesi Mayıs Ayı Enflasyonunu 0,7 Puan Yukarı Yönlü Etkileyecek” https://www.haber60.com.tr/fatih-karahan-25-m3-bedelsiz-dogal-gaz-kullaniminin-sona-ermesi-mayis-ayi-enflasyonunu-07-puan-yukari-yonlu-etkileyecek/ https://www.haber60.com.tr/fatih-karahan-25-m3-bedelsiz-dogal-gaz-kullaniminin-sona-ermesi-mayis-ayi-enflasyonunu-07-puan-yukari-yonlu-etkileyecek/#respond Thu, 09 May 2024 22:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30997

NİSANUR YILDIRIM

(ANKARA) – Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, yılın 2. Enflasyon Raporu toplantısında; “25 m3 bedelsiz doğal gaz kullanımı düzenlemesinin sona ermesi, mayıs ayında aylık enflasyonu 0,7 puan yukarı yönlü etkileyecektir. Bunun yanı sıra, olumsuz baz etkisiyle enflasyon mayıs ayında zirveye ulaşacaktır. Böylece, geçiş döneminin sonuna gelmiş olacağız” dedi. Karahan, “Başta kırmızı et olmak üzere, gıda fiyatlarında süregelen yüksek artışlar da lokanta-otel fiyatlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu doğrultuda, hizmet enflasyonu aylık bazda yavaşlamakla birlikte, yüksek bir seyir izlemektedir” diye konuştu.

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, yılın 2. Enflasyon Raporu’nu bugün Ankara’da açıkladı. Buna göre; Merkez Bankası, 2024 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 36’dan yüzde 38’e çıkardı. Merkez Bankası, 2025 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 14, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini ise yüzde 9’da sabit tuttu.

Karahan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Sıkı para politikamız talebi dengeleyecek, tasarrufları teşvik edecektir. Bunun sonucunda negatif düzeylere düşecek olan çıktı açığı, dezenflasyon sürecinin önemli bir bileşeni olacaktır. 2023 yılının ikinci yarısında reel olarak ihracat artarken, ithalat azalmış, dış ticaret dengesi iyileşmiştir. Bu dengelenmenin 2024 yılının ilk çeyreğinde devam ettiğini ve cari açığın milli gelire oranının yüzde 3’ün altına gerilediğini tahmin ediyoruz. 2024 yılı ikinci yarısında, parasal aktarımın gecikmeli etkisiyle, iç talepte zayıflama olacağını ve bu sayede cari dengedeki iyileşmenin devam edeceğini öngörüyoruz.

“SON ÜÇ AYDA ENFLASYON YÜKSEK BİR SEYİR İZLİYOR”

Tüketici enflasyonu, 2023 yılı son çeyreğinde ve 2024 yılı ocak ayında tahmin aralığının orta noktasına yakın seyretmişti. Yıllık enflasyon, son dönemde yukarı yönlü bir seyir izlemiştir. Enflasyonun, 2024 yılının ilk yarısına kadar artmasını öngördüğümüzü tüm politika metinlerimizde, sunumlarımızda ve Enflasyon Raporlarımızda sizlerle paylaşmıştık. Ancak, son üç ayda, enflasyonun öngörülerimizden de yüksek bir seyir izlediğini görüyoruz. Nitekim, tüketici enflasyonu nisan ayını yüzde 69,8 ile bir önceki Enflasyon Raporu’nda sunduğumuz tahmin aralığının 0,9 puan üzerinde tamamlamıştır.  Daha önceki iletişimimizde enflasyon gelişmelerini takip ederken sadece yıllık göstergeleri değil, aylık enflasyonun ana eğilimini de yakından takip ettiğimizi vurgulamıştım.

“SON 3 AYDA GIDA FİYATLARI ARTTI, ÖZELLİKLE KIRMIZI ET”

Son üç aylık dönemde gıda fiyatlarında güçlü artışlar gerçekleşmiş, özellikle kırmızı et fiyatları bu gelişmede öne çıkmıştır. 12 ve 24 ay sonrası enflasyon beklentileri gerilerken, yıl sonu beklentileri, Enflasyon Raporu tahminlerimizin üzerinde seyretmiştir. Öngörülerimizin aksine, yılın ilk çeyreğinde toplam talep koşulları güçlü seyretmiş, kredi kullanımında artış gerçekleşmiştir. Reel ücretlerdeki artış yurt içi talep koşullarını destekleyen bir unsur olmuştur.

“YILLIK ENFLASYON TEMEL MAL GRUBUNDA YÜZDE 97”

Ana gruplar bazında incelediğimizde, son dönemde hizmetler grubundaki fiyat artışlarının, diğer gruplara kıyasla daha güçlü olduğunu görüyoruz. Nisan ayı itibarıyla yıllık enflasyon temel mal grubunda yüzde 57 civarındayken, hizmet grubunda yüzde 97’dir. Hizmet sektörüne ait yayılım endeksi tarihsel eğiliminin üzerinde seyrederek, fiyat artışlarının sektör geneline yayılmaya devam ettiğine işaret etmektedir.

“GIDADAKİ YÜKSEK ARTIŞ LOKANTA-OTEL FİYATLARINI OLUMSUZ ETKİLİYOR”

Sektörün emek-yoğun yapısı kısmen bu gelişmeyi açıklarken, geçmiş enflasyona endeksleme davranışının etkisi, özellikle yönetilen-yönlendirilen kalemler, kira, sağlık ve eğitim hizmetleri üzerinde hissedilmiştir. Bu hizmet kalemleri, şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir süreye yayılmasına neden olmaktadır. Ayrıca, başta kırmızı et olmak üzere, gıda fiyatlarında süregelen yüksek artışlar da lokanta-otel fiyatlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu doğrultuda, hizmet enflasyonu aylık bazda yavaşlamakla birlikte, yüksek bir seyir izlemektedir.

“KONUT FİYATLARINDAKİ ARTIŞ YAVAŞLADI”

Enflasyondan korunma saiki ile artan talep ve depremin yol açtığı arz-talep dengesizlikleri konut fiyatlarında yüksek oranlı artışlara sebep olmuştu. Söz konusu gelişmelerin etkileri, kiralara gecikmeli ve belirgin bir şekilde yansımaktadır. Parasal sıkılaştırma sonrasında ise, konut fiyatlarındaki artış hızı önemli ölçüde yavaşlamıştır. Konut fiyatlarının artış eğilimi tüketici enflasyonundaki eğilimin altında seyretmektedir. TCMB bünyesinde yapılan çalışmalar, diğer unsurların yanı sıra konut fiyatları değişiminin, kira enflasyonunu aynı yönde etkilediğine işaret etmektedir. Dolayısıyla, konut fiyatlarındaki yavaşlamanın, ilerleyen dönemde gecikmeli olarak kira artışını sınırlayabileceğini değerlendiriyoruz.

“PİYASA BEKLENTİLERİYLE ARA HEDEFLERİMİZ ARASINDAKİ FARK KAPANACAK”

Enflasyonda yaşanan yukarı yönlü sürprizlerin de etkisiyle beklenti eğrisinin şubat ve mart aylarında yukarıya kaydığı gözlenmiştir. Mart ayındaki parasal sıkılaştırma sonrasında ise bu eğilim sona ermiştir. Birinci çeyrekte anket katılımcıları 3,8 puanlık yukarı yönlü enflasyon sürprizi yaşamış, ancak yıl sonu enflasyon beklentilerini 2,1 puan ile daha sınırlı bir oranda güncellemiştir.  Mevcut durumda, beklentiler, bir önceki Enflasyon Raporundaki yıl sonu enflasyon tahminimize üç ay gecikmeyle gelineceğine işaret etmektedir. Ayrıca tüketici eğilim anketi mikro verileri, tüketicilerin enflasyon beklentilerinin de seviyesi yüksek olmakla birlikte, son dönemde bir miktar düşüş kaydettiğini göstermektedir. Kararlarımızın enflasyon beklentilerinde iyileşme sağlayacağını ve piyasa beklentileriyle ara hedeflerimiz arasındaki farkın kapanacağını öngörüyoruz.

“PİYASADAN 1 TRİLYON TL’DEN FAZLA LİKİDİTE ÇEKTİK”

KKM kur farkı ödemelerinin ve 2023 son çeyreğinde artan TCMB taraflı swap bakiyesinin yol açtığı likidite fazlasını sterilize ettik.  Zorunlu karşılıklarda yaptığımız artışlarla piyasadan 1 trilyon TL’den fazla likidite çektik. Likidite fazlasının sterilizasyonu için aralık ayında TL depo alım ihalelerine başladık. Sistemde ortaya çıkan geçici likidite fazlasını depo alım işlemleriyle sterilize ediyoruz. Likidite gelişmelerini yakından takip ederek, sterilizasyon araçlarını gerektiğinde etkin bir şekilde kullanacağız. Parasal sıkılaştırmamız finansal piyasalara hızlı ve güçlü şekilde yansımaktadır.

“KKM PAYI YÜZDE 26’DAN YÜZDE 14’E GERİLEDİ”

Nisan ayında TL mevduat 539 milyar TL artarken, parite etkisinden arındırılmış yabancı para mevduat ve kur korumalı mevduat, sırasıyla 6,2 milyar dolar ve 19 milyar TL azalmıştır. Böylece, son 8 ayda, Türk lirası mevduat payı yaklaşık yüzde 32’den yüzde 44’e yükselirken, Kur Korumalı Mevduatın payı yüzde 26’dan yüzde 14’e gerilemiştir. Para politikası duruşumuz ve uygulamakta olduğumuz makroihtiyati çerçeve, TL mevduata geçiş eğilimine katkı vermeye devam edecektir.

“GIDA FİYATLARINI 1 PUAN, ENFLASYON TAHMİNİNİ 2 PUAN ARTIRDIK”

Dış talebe ilişkin varsayımlarımızı 2024 yılı için sınırlı bir miktar yukarı yönlü güncelledik, 2025 yılı için ise sabit tuttuk. Petrol ve emtia fiyatlarındaki görünüm çerçevesinde, 2024 ve 2025 yıllarına ilişkin ham petrol ve ithalat fiyatları varsayımımızı yukarı yönlü güncelledik. Son dönemde gıda fiyatlarındaki görünümü göz önünde bulundurarak, gıda fiyatları varsayımımızı 2024 yılı için yaklaşık 1 puan artırdık. Orta vadeli tahminler oluşturulurken, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar, para politikasındaki sıkı duruşun sürdürüleceği ve ekonomi politikalarındaki eşgüdümün korunacağı bir görünüm esas alınmıştır. Bu çerçevede, 2024 yıl sonu enflasyon tahminini 2 puan yukarı güncelleyerek yüzde 38’e çektik. 2025 ve 2026 tahminlerini sırasıyla yüzde 14 ve yüzde 9 seviyesinde koruduk. Orta vadede ise enflasyonun yüzde 5’te istikrar kazanmasını hedefliyoruz. Tahmin aralıklarının alt ve üst noktaları da 2024 yılı için yüzde 34 ve 42, 2025 yılı için ise yüzde 7 ve 21’e tekabül etmektedir.

“DOĞAL GAZ DÜZENLEMESİ MAYIS ENFLASYONUNU 0,7 PUAN ETKİLEYECEK”

25 m3 bedelsiz doğal gaz kullanımı düzenlemesinin sona ermesi, mayıs ayında aylık enflasyonu 0,7 puan yukarı yönlü etkileyecektir. Bunun yanı sıra, olumsuz baz etkisiyle enflasyon mayıs ayında zirveye ulaşacaktır. Böylece, politika iletişiminde sıklıkla vurguladığımız geçiş döneminin sonuna gelmiş olacağız.  Para politikasındaki kararlı duruşumuz, yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerindeki düzelme vasıtasıyla aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecektir. Böylelikle, yılın geri kalanında enflasyonun istikrarlı olarak gerileyeceği dezenflasyon dönemine gireceğiz.

“TALEP KOŞULLARI DİRENÇLİ SEYREDİYOR”

Bu dönemde, olumlu yöndeki baz etkileri ve daha önemlisi enflasyonun ana eğilimindeki düşüşün devamı etkili olacaktır. Mevsimsellikten arındırılmış ortalama aylık enflasyonun yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 2,5 civarına, son çeyrekte ise yüzde 1,5’in bir miktar altına gerileyeceğini öngörüyoruz. Sıkı parasal duruşun sürdürülmesi ve hizmet enflasyonundaki katılığın zayıflamasıyla, enflasyonun ana eğiliminde gerileme 2025 yılında da devam edecektir. 2024 yılı tahmin güncellemesinin nedenlerine bakacak olursak, yılın ilk çeyreğindeki makroekonomik gelişmelerin belirleyici olduğunu görüyoruz. Dirençli seyreden talep koşulları nedeniyle yılın ilk yarısında çıktı açığının önceki rapor öngörülerine göre daha yukarıda olacağını tahmin ediyoruz.  Sıkı para politikası ve maliye politikasının eşgüdümünün katkısıyla, iç talepteki dengelenme süreci devam edecektir. Bu görünüm altında, çıktı açığı tahmini güncellememiz 2024 yılı enflasyon tahminimizi 0,4 puan artırıcı yönde etkilemiştir.

“ENFLASYONUN ANA EĞİLİMİ ÖNGÖRÜLERİMİZDEN YÜKSEK”

Türk lirası cinsi ithalat fiyatları, gıda enflasyonu ve yönetilen yönlendirilen fiyat varsayımlarımızdan gelen toplam etkiyi -0,2 puan olarak hesaplıyoruz. Son dönemde, enflasyonun ana eğilimi öngörülerimizden daha yüksek gerçekleşmiştir. Sıkı para politikası duruşu ve politika eşgüdümü başlangıç koşullarındaki bu bozulmayı kısmen telafi edecektir. Bu sayede, ana eğilimin yıl sonu enflasyonuna etkisinin 1,8 puan ile sınırlı kalacağını tahmin ediyoruz.

“MART AYINDA ATTIĞIMIZ ADIMLAR TALEBİ ZAYIFLATACAK”

Para politikasındaki sıkı duruşumuzu fiyat istikrarı sağlanana kadar kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu süreçte iki ana koşul gözeteceğiz. Birincisi, aylık enflasyonun ana eğiliminin, belirgin ve kalıcı bir düşüş göstermesidir. Bu kapsamda, ana eğilim, iç talep, ithalat ve finansal koşullara ilişkin göstergeleri yakından izliyoruz. İkincisi ise, enflasyon beklentilerinin öngörülen tahmin aralığına yakınsamasıdır. Bu çerçevede, geniş kapsamlı enflasyon beklentisi göstergelerini takip ediyoruz. Mart ayında attığımız adımların etkisiyle finansal koşullar önemli ölçüde sıkılaşmıştır. Bu durumun etkisini krediler üzerinde görmekteyiz. Önümüzdeki dönemde bunun talebi zayıflatacağını, fiyatlama davranışlarına olumlu yansıyacağını ve dezenflasyon sürecini güçlendireceğini öngörüyoruz. Bu süreçte, maliye politikalarının katkısı ve yönetilen-yönlendirilen fiyatların eşgüdüm halinde belirlenecek olması, dezenflasyon sürecini destekleyecektir.

“ENFLASYONU DÜŞÜRMEK İÇİN NE GEREKİYORSA YAPACAĞIZ”

Aylık enflasyonun ana eğiliminde, belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri, öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşumuzu sürdüreceğiz. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise, para politikası duruşumuzu sıkılaştıracağız. Haziran’dan itibaren yaşayacağımız dezenflasyon sürecinde, enflasyonu, belirlediğimiz ara hedeflerle uyumlu olacak şekilde düşürmek için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz.”

(SÜRECEK)

]]> https://www.haber60.com.tr/fatih-karahan-25-m3-bedelsiz-dogal-gaz-kullaniminin-sona-ermesi-mayis-ayi-enflasyonunu-07-puan-yukari-yonlu-etkileyecek/feed/ 0 ANASİAD Genel Başkanı: Siyasi çekişmeleri geride bırakarak ekonomiye odaklanmalıyız https://www.haber60.com.tr/anasiad-genel-baskani-siyasi-cekismeleri-geride-birakarak-ekonomiye-odaklanmaliyiz/ https://www.haber60.com.tr/anasiad-genel-baskani-siyasi-cekismeleri-geride-birakarak-ekonomiye-odaklanmaliyiz/#respond Sat, 04 May 2024 21:54:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30385 Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANASİAD) Genel Başkanı Hakan Birkan, Türkiye’nin bir süredir yüksek enflasyon, yüksek faiz ve döviz fiyatlarındaki uyumsuzlukla mücadele ettiğini, bu yüzden tüm kesimlerden siyasi çekişmeleri geride bırakarak sadece ekonomiye odaklanması gerektiğini söyledi.

TÜİK’e göre, Tüketici Fiyat Endeksinin nisanda aylık bazda 3,18, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksinin de yüzde 3,60 artış gösterdiğini, yıllık enflasyonun tüketici fiyatlarında yüzde 69,80, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 55,66 olarak gerçekleştiğine dikkat çeken ANASİAD Genel Başkanı Hakan Birkan, iş dünyası için en büyük sorunun enflasyon olduğunu, bunun yanı sıra yüksek faiz nedeniyle paraya ulaşmanın zorlaştığını bunun da yatırım ve üretimin önündeki engeller olduğunu belirterek, “Ülkemizdeki tüm kesimlerin kısır çekişmeleri bir kenara bırakarak biran önce gerçek gündem olan ekonomiye odaklanmasını gerekiyor. Merkez Bankası, yılsonu enflasyon beklentisini yüzde 36 olarak açıkladı. Ancak iş dünyası olarak bu yılı yüzde 43-44 bandında tamamlanmasını bekliyoruz. Bununla birlikte ihracatın sıkıntıya girmemesi ve ithalatın cazip hale gelmemesi için kur ile enflasyon arasındaki dengenin de kopmaması lazım. Kuru baskılayarak enflasyonu tutmanın kısa vadeli birtakım faydaları olabilir ama bu ithalatı artıran, ihracatı baskılayan unsurdur. Bu da kapatmak için büyük bir mücadele içinde olduğumuz dış ticaret açığımızı olumsuz yönde etkileyecektir” dedi.

Yüksek faiz politikası sebebiyle banka kredisi maliyetlerinin çok yüksek olduğunu belirten Hakan Birkan, enflasyonun yüksek olduğu bir ortamda, kredi maliyetlerinin enflasyon üzerinde konumlanmasının piyasanın bir gerçeği olduğunu kabul ettiklerini ama ticari faaliyetleri devam ettirmek için de kredi kullanımının zorunlu olduğunu vurguladı. Beklentilerinin enflasyonun makul seviyeye inmesi, buna bağlı olarak da faizlerin ve kredi maliyetlerinin daha uygun bir noktaya gelmesi olduğunu ifade eden Birkan, “Elbette kredi maliyetlerinin aşağıya çekilmesi, enflasyonun aşağıya çekilmesiyle uyumlu bir halde olacaktır. Bu yüzde de el birliği ederek önce enflasyonla topyekün mücadele etmeliyiz. Türkiye 2 yıldır seçim atmosferinde. Uygulanan seçim ekonomisi bütün dengeleri bozdu. Diğer yandan uzun bir pandemi sürecinin ardından Rusya Ukrayna arasında çıkan savaş dünyada ekonomileri alt üst etti. Geçen yıl yaşadığımız deprem felaketi ise ekonomimize büyük bir darbe vurdu. Şimdi el birliği ile bu durumu terse çevirecek hamleler yapmak zorundayız. Başta siyasetçiler olmak üzere toplumun tüm kesimlerinden normalleşme adımları atmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Hakan Birkan önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel arasında gerçekleşen görüşmenin ve görüşme sonrasında da iade-i ziyaret yapılacağının açıklanmasının ülkede siyasi tansiyonun düşmesinde olumlu bir adım olarak gördüklerini de söyledi. Birkan, “İş dünyası olarak, sadece üretime odaklanmak istiyoruz. Ülkemizin ilerlemesi, halkımızın refah ve mutluluğu için birlik ve beraberlik içinde olmamız çok önemli. Ekonomideki olumsuzluklara, dünyada devam eden savaşlara rağmen gelecekten umutluyuz” dedi. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/anasiad-genel-baskani-siyasi-cekismeleri-geride-birakarak-ekonomiye-odaklanmaliyiz/feed/ 0
ASO Oda Meclisi ve OSB Müteşebbis Heyet Toplantısı Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/aso-oda-meclisi-ve-osb-mutesebbis-heyet-toplantisi-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/aso-oda-meclisi-ve-osb-mutesebbis-heyet-toplantisi-gerceklestirildi/#respond Wed, 24 Apr 2024 21:57:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29143 Ankara Sanayi Odası (ASO) Oda Meclisi ile 2’inci ve 3’üncü OSB Müteşebbis Heyet Müşterek Toplantısı gerçekleştirildi.

ASO Oda Meclisi ile 2’inci ve 3’üncü OSB Müteşebbis Heyet Müşterek toplantısı ASO meclis toplantı salonunda gerçekleştirildi. Programda konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, faiz oranlarının üretici üzerinde olumsuz etki oluşturabileceğini ve enflasyonun sabit tutulması için gerekli çalışmaların yapılması gerektiğini belirtti. Vergi borçlarının ertelenmesinin sanayii esnafı açısından rahatlatıcı olabileceğini aktaran Ardıç, üretimde sermaye kadar insan kaynağının da önemli olduğunu ve sanayide çalışacak personelin de yetiştirilmesi gerektiğine dikkati çekti.

ASO Başkanı Ardıç, “Geçtiğimiz ay yapılan yerel seçim sonuçlarının ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Yeniden seçilen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş’ı, İlçe Belediye Başkanlarımızı ve Belediye Meclis Üyelerimizi tebrik ediyor, görevlerinde başarılar diliyorum. Ankara Sanayi Odası olarak, yerel yönetimlerimizle iş birliğimizi daha da güçlendirerek, Başkentimizin ve ülkemizin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Belediye Başkanlarımızın bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, ‘Başkentin sanayiinden sanayinin ve teknolojinin başkentine’ hedefimize ulaşmada destek olmaya devam edeceklerine gönülden inanıyorum” dedi.

“Yüksek faiz, üretici kesim açısından finansman maliyetlerinin artması anlamına gelmektedir”

Ekonomik yapıda ortaya çıkan belirsizliklerin sanayicinin üretim gücünün azalmasına neden olduğunu belirten Ardıç, “Özellikle yüksek enflasyon, belirsizliği önemli ölçüde arttırmıştır. Diğer taraftan yüksek faiz, üretici kesim açısından finansman maliyetlerinin artması anlamına gelmektedir. Makroekonomik ve finansal belirsizlikten, yüksek finansman maliyetlerinden olumsuz etkilenen üretim kesimi, enflasyonun makul seviyelere indirilmesi ve oynaklığının azaltılması hedefiyle son dönemde politika faizi artırımlarına da razı olmuştu” şeklinde konuştu.

Parasal sıkılaşma politikalarında beklenen sonuçların alınamadığını, ekonominin mevcut durumda aynı anda hem yüksek faiz hem de yüksek enflasyon kıskacında kaldığını savunan Ardıç, “Bu süreç, yurt içinde belirsizliği artırmakta, ara mallardaki yüksek fiyat artışları kanalıyla üretimde aksamalara yol açmakta ve uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzü aşındırmaktadır. Tüm bunlar, reel sektör olarak bizlerin yaşadığı zorlukların derecesini ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.

“Ticari kredi kartı limitlerinin sınırlandırılması biz sanayicileri daha da zor durumda bırakmıştır”

Başkan Ardıç, “Yüksek faiz koşullarında reel sektörün krediye ulaşma maliyetleri zorlaşırken, diğer taraftan ticari kredi kartı limitlerinin sınırlandırılması biz sanayicileri daha da zor durumda bırakmıştır. Ticari kredi kartları enflasyon arttırıcı bir etkiden daha ziyade arz tarafına katkısı olduğundan enflasyonu düşürücü bir etkiye sahiptir. Limitlerin yeniden gözden geçirilerek revize edilmesi, biz sanayicilerin nakit ihtiyacına bir nebze de olsa katkı sağlayacaktır” dedi.

Başta enflasyon olmak üzere birçok makro değişkenin dengelenmesinde ekonominin arz tarafının canlı kalması gerektiğini ifade eden Ardıç, “Krediye ulaşmanın zor olduğu bu dönemde, vergi borçlarının ertelenmesi ya da taksitlendirilmesi, reel sektörün üretime devam edebilmesi ve ayakta kalabilmesi için hayati öneme sahiptir. Ülkemizdeki birçok işletme öz kaynağı yetersiz olduğu için üretimini sürdürebilmek ve yeni yatırımlar için krediye ihtiyaç duymaktadır. Ülkemizin ekonomisine katkıda bulunmaya çalışan sanayicilerimiz, borçlanma suretiyle aktiflerinde gerçekleşen artışlar üzerinden enflasyon vergisi ödemek zorunda bırakılmaktadır. İşletme bilançolarının aktiflerindeki artış üzerinden alınacak enflasyon vergisi, özü itibariyle bir varlık vergisine dönüşecektir. Ticarete konu olmayan ancak aktifte yer alan bir varlığın, enflasyon nedeniyle artan değerinin vergilendirilmesi, biz sanayicilere ilave bir maliyet getirecektir” şeklinde konuştu.

Enflasyon düzeltme işlemlerinin, 31.12.2023 bilançolarına uygulandığı gibi 2024 yılı geçici vergi dönemlerinde de vergisiz olarak uygulanmasının, ülke ekonomisi açısından daha faydalı olacağını aktaran Ardıç, “Diğer taraftan, ülkemize yeni ihracat ve yatırım imkanları sağlamak için uğraş verirken, üretimde liderlik edenler vize kuyruklarında bekletiliyor ve birçoğumuz da maalesef vize alamıyor. Malların serbest dolaşımı için karşılıklı imza atıyoruz, malları serbest dolaştırıyoruz, ancak bunları üreten sanayicilerimiz, sınırda bekletiliyor. Bu uygulama biz sanayiciler için ‘tarife dışı engel’ halini almıştır” ifadelerini kullandı.

İşsiz sayısının 2023 yılında bir önceki yıla göre 318 bin kişi azalarak 3 milyon 264 bin kişi olduğunu, işsizlik oranının ise 1 puan azalarak yüzde 9,4 seviyesinde gerçekleştiğini dile getiren Ardıç, “İşsizliğin tek haneye gelmesi önemli, peki doğru beşeri sermaye yetiştiriyor muyuz? Ürettiğimiz beşeri sermayeyi doğru kullanıyor muyuz?” dedi.

“18 yaşına gelen her vatandaşın mutlaka üniversiteye gitmesi gerektiğine ve gitmediğinde cahil kalacağına inanan tek ülkeyiz”

Son 20 yılda üniversite sayısı 3 kat artarken, öğrenci sayısının 4,5 kat arttığını ve 208 üniversitede 7 milyon öğrencinin eğitim gördüğünü, her yıl 1 milyona yakın mezun verildiğini aktaran Başkan Ardıç, “Yükseköğretime yönelik artan talep ve hızla yükselen üniversite mezunu sayısı, işgücü piyasasında son 10 yıldır etkileri giderek daha belirgin hale gelen önemli değişimlere neden olmuştur. Enteresandır ki 18 yaşına gelen her vatandaşın mutlaka üniversiteye gitmesi gerektiğine ve gitmediğinde cahil kalacağına inanan tek ülkeyiz. Türkiye’nin nüfusu hayatta hiçbir işkolunda uzmanlaşamamış, 25-30 yaşına kadar ekonomik döngüye girememiş, üretici konumuna geçememiş milyonlarca diplomalı işsizle doludur” şeklinde konuştu.

“Üniversiteye akademik eğitime yatkınlığı olanlar gitmeli”

Her gencin üniversite mezunu olmasının şart olmadığını ama bir meslek sahibi olmasının şart olduğunu dile getiren Ardıç, “Üniversiteye akademik eğitime yatkınlığı olanlar gitmeli. Ama bizim eğitim sistemimizde, akademik hiçbir başarı vaat etmeyen gençlerimiz de üniversite okuyor, bir şekilde mezun da oluyor ve diplomalı işsizler ordusuna katılıyor. Milyonlarca genç, yanlış planlanmış bir eğitim sisteminde hayatlarının en az 4-5 yılını ziyan ediyor ve erken yaşta geçerli bir mesleğin sahibi olup üretici konumuna geçme şansını ne yazık ki kaybediyor” dedi.

“Ülkemizin ihracat katma değerini artıracak vizyon projesi ASO Ankara Teknoloji Üssü için harekete geçtik”

Başkan Ardıç, “Değerli meclis üyeleri, geçen haftalarda basının çok dikkatini çeken ve sizlerin de takdirlerine şayan olacağını düşündüğüm, ülkemizin en büyük teknoloji üssünü kurmak için ilk adımı attık. Ülkemizin ihracat katma değerini artıracak vizyon projesi ASO Ankara Teknoloji Üssü için harekete geçtik. 1,2 milyon metrekare alanda kurulması planlanan Ankara Teknoloji Üssü, sanayi ile teknoloji tabanlı girişimciliği bir araya getirecek. Ankara Teknoloji Üssü’nde Ar-Ge ve inovasyon süreçleri direkt olarak üretime yönelik yapılacak. Türkiye’nin en büyük teknoloji üssü ile ülkemizin yüksek katma değerli bir ekonomiye kavuşması için gerekli dönüşümün hızlanacağına inanıyor ve heyecanlanıyorum” ifadelerine yer verdi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/aso-oda-meclisi-ve-osb-mutesebbis-heyet-toplantisi-gerceklestirildi/feed/ 0
Erdoğan: Şehrimizin kaynaklarını terör örgütüne aktarma yerine Hakkarili kardeşlerim için kullanacak isimler belirledik https://www.haber60.com.tr/erdogan-sehrimizin-kaynaklarini-teror-orgutune-aktarma-yerine-hakkarili-kardeslerim-icin-kullanacak-isimler-belirledik/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-sehrimizin-kaynaklarini-teror-orgutune-aktarma-yerine-hakkarili-kardeslerim-icin-kullanacak-isimler-belirledik/#respond Sat, 16 Mar 2024 03:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19558 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Şehrimizin kaynaklarını terör örgütüne ve teröristlere aktarma yerine sizin için, benim Hakkarili kardeşlerim için kullanacak isimler belirledik.” dedi.

Erdoğan, İstiklal Caddesi’nde partisince düzenlenen mitingdeki konuşmasında, doğu-batı, kuzey-güney demeden ülkenin dört bir köşesini, 81 vilayetin her köşesini dolaştıklarını belirtti.

Türk, Kürt, Zaza, Alevi, Sünni ayrımı yapmadan 85 milyonun her bir ferdini samimiyetle bağırlarına bastıklarına vurgu yapan Erdoğan, “Eski Türkiye’de sizlerle beraber milletimizin her kesimi çeşitli mağduriyetler yaşadı. Kendini devletin sahibi gören bir avuç seçkin azınlık dışında çoğumuz ötekileştirildik. Haksızlığa ve hukuksuzluğa maruz bırakıldık. Gezi olaylarından 17-25 Aralık darbe girişimine, hendek teröründen 15 Temmuz ihanetine kadar nice badireyi aşarak bugünlere geldik. Demokrasi mücadelemizi akim bırakmak için her yolu denediler, her şeyi yaptılar. Ellerinin altındaki tüm piyonları üzerimize saldılar.” şeklinde konuştu.

Attıkları her adımın ya CHP tarafından engellendiğini ya da istismar zeminini kaybetmekten korkan bölücü örgüt tarafından sabote edildiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“CHP ve ortakları bunu sokaklarımızı karıştırarak, vesayetçileri kışkırtarak, yasakların geri gelmesi için mahkeme önlerinde nöbet tutarak yaptılar. Bölücü örgüt ise terör eylemleriyle kadın, çocuk, yaşlı, asker, polis, işçi demeden vatan evlatlarını kalleşçe katlederek aynı amaca hizmet etti. Her ikisi de Türkiye’de huzurun, güvenliğin, kardeşliğin ve demokrasinin hakim olmasını istemedi. Her ikisi de bu milletin terör belasından yakasını kurtarmasını hiçbir zaman istemedi. Hakkarili kardeşlerimin de bu riyakarlığı gördüğüne inanıyorum. Sizlerden 31 Mart’ta iradenizi kendilerinin tapulu mülkü görenlere esaslı bir ders vermenizi bekliyorum. Hakkari’nin huzuruna hepsi birbirinden kıymetli müstesna adaylarla çıktık. Şehrimizin kaynaklarını terör örgütüne ve teröristlere aktarma yerine sizin için, benim Hakkarili kardeşlerim için kullanacak isimler belirledik.”

“Seçilmesi halinde elbette biz de İsmet kardeşimizin yanında yer alacağız”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Hakkari Belediye Başkan adayı İsmet Ölmez’in, fakir fukarayı gözetmesiyle, ihtiyaç sahiplerinin elinden tutmasıyla bilinen biri olduğunu söyledi.

Ölmez’in, Hakkari’nin kalkınması, gelişmesi için kendi imkanlarını da kullanacağına dair söz verdiğini belirten Erdoğan, “Seçilmesi halinde elbette biz de İsmet kardeşimizin yanında yer alacağız. Aynı şekilde ilçe belediye başkan adaylarımızı da sizlere daha iyi hizmet verebilmeleri için destekleyeceğiz.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, yaklaşık 22 yıl boyunca ülkenin her bir köşesine, her bir bölgesine, her bir şehrine hizmet götürmek için mücadele ettiklerine vurgu yaparak, şunları kaydetti:

“Hakkari’ye 21 yılda yaklaşık 72 milyar lira yatırım yaptık. Yüksekova’dan buraya araçlarınızla rahatlıkla gelebiliyorsunuz. Bir zamanlar, 20 yıl önce böyle bir imkan var mıydı? Yeter mi? Yetmez. İnşallah tünellerle bu yollarımızı daha da güzel hale getireceğiz. Eğitimde 2 bin 21 adet yeni derslik kazandırdık. Şehrimize Hakkari Üniversitesi’ni kurduk. Gençlik ve sporda 1476 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları yaptık. Birçok farklı branşta 20 spor tesisi inşa ettik. Hakkarili ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yaklaşık 6 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta 220 yataklı Hakkari ve 150 yataklı Yüksekova Devlet Hastaneleri başta olmak üzere 5’i hastane toplam 37 sağlık tesisini şehrimize kazandırdık. Hakkari Devlet Hastanemizi 100 yataklı kadın doğum çocuk ünitesi ve Yüksekova Devlet Hastanemizi 100 yataklı bir ek bina ile büyüteceğiz.”

“Hakkari’yi bir an önce depreme hazırlamak istiyoruz”

Toplu konutta, Hakkari’de 4 bin 935 konut projesini hayata geçirdiklerini ve deprem meselesinin ne kadar önemli ve acil bir konu olduğunun 6 Şubat’ta bir kez daha görüldüğünü belirten Erdoğan, hükümet ve belediye el ele vererek Hakkari’yi bir an önce depreme hazırlamak istediklerini söyledi.

Erdoğan, Hakkari’deki 3 millet bahçesi projesiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü ifade ederek 2002 yılına kadar Hakkari’ye sadece bir kilometre bölünmüş yol yapıldığını, kendilerinin ise 97 kilometre bölünmüş yol yaptıklarını bildirdi.

Yüksekova yolundaki 3 bin 962 metrelik Yeni Köprü-1 tünelini bu sene tamamlayacaklarını kaydeden Erdoğan, bunun devamı olan 4 bin 568 metre uzunluğunda çift tüp tünelde de çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Zap-1, Zap-2 ve Zap-3 köprülerinin proje çalışmalarının ardından yapımına başlayacaklarını söyleyen Erdoğan, Yüksekova çevre yolu, Şemdinli-Derecik yolu, Üzümlü-Hudut Kapısı yolu ve Şemdinli-Alan yolunun yapımının devam ettiğini kaydetti.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Tarım ve ormanda Durankaya, Bağışlı ve Salkımlı sulama göletlerinin yapımına devam ediyoruz. Dilimli Barajı sulamasının ilk etabını ihale aşamasına getirdik. Yüksekova içme suyu isale hattının ve arıtma tesisinin yapımını tamamladık. Hakkarili çiftçilerimize 9 milyar lira tutarında tarımsal hibe desteği verdik. Yüksekova Organize Sanayi Bölgesi’ni kurduk, altyapı çalışmalarına devam ediyoruz. Enerjide, Hakkari’ye, doğal gaz sağladık. İnşallah önümüzdeki dönemde Çukurca, Derecik, Şemdinli, Yüksekova’ya doğal gaz arzı sağlamayı da planlıyoruz. Merga Bütan Kayak Merkezi’ni yaparak 10 bin gencimizi kayak sporuyla tanıştırdık. Bu vesileyle Hakkarili kardeşlerime bir müjde vermek istiyorum. Toplum Yararına Programımız kapsamında 2 bin kardeşimizi ilimizde istihdam edeceğiz. Bu müjdemizin şimdiden Hakkari’mize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.”

Gümrükte, Esendere Sınır Kapısını yenilediklerini söyleyen Erdoğan, Üzümlü ve Derecik sınır kapılarını açtıklarını belirterek, “Derecik Sınır Kapısı açılmadan önce Irak’a gitmek için 15 saat harcayan Hakkarili kardeşim, şimdi 3 saatte bunu yapabiliyor.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda, “Belediye başkan adaylarımızı sizlere emanet ediyorum. Sizlerin de adaylarımıza çok güçlü destek vereceğinize inanıyorum. 31 Mart akşamı Hakkari’den bu kardeşinize müjde vermeye hazır mısınız?” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, mitinge katılan kişi sayısının 30 bin olduğunu söyledi.

Mitingden notlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından, AK Parti’nin Hakkari Belediye Başkan adayı İsmet Ölmez ile ilçe belediye başkan adaylarını sahneye çağırarak vatandaşları selamladı.

Mitinge, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir de katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingin ardından Hakkari Valiliği’nde iftar yaptı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-sehrimizin-kaynaklarini-teror-orgutune-aktarma-yerine-hakkarili-kardeslerim-icin-kullanacak-isimler-belirledik/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Döviz kurunun çözümü AR-GE ve inovasyonda https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-doviz-kurunun-cozumu-ar-ge-ve-inovasyonda/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-doviz-kurunun-cozumu-ar-ge-ve-inovasyonda/#respond Wed, 13 Mar 2024 02:18:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18343 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, döviz kurunun Türkiye’de geçinmek zorunda olanlar için çok yüksek seviyede bulunduğunu ama dünyaya mal satan ve istihdam yaratmak zorunda olan ihracatçılar için olması gerektiğinin altında yer aldığını belirterek, bunun çözümünün AR-GE yatırımlarıyla, inovasyonla ve katma değeri yüksek ürünlere yönelmekten geçtiğini söyledi.

İzmir Ticaret Odası’nda düzenlenen ve TOBB’a bağlı meslek örgütlerinin başkan ve yönetim kurullarının katıldığı İzmir İş Dünyası Buluşması’na katılan Özel, konuşmasına toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, yeni başkan adayları Cemil Tugay ve diğer başkan adaylarıyla birlikte geldiklerini, motivasyonu yüksek bir ekip olduklarını belirterek başladı.

Görevi 1 Nisan’da devredecek Tunç Soyer’in şahsında tüm geçmiş yöneticilere emekleri ve gelecekte kente yapacakları katkılar için teşekkür eden Özel, Türkiye ekonomisinin geçmişi ve bugününe ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

İş dünyasının krediye ulaşmakta güçlük çektiğini, yatırımlar için uygun ucuz finansman sağlanması gerektiğini dile getiren Özel, pandemi sürecinde tüm dünyayla birlikte artan enflasyonun yanlış faiz politikaları nedeniyle düşürülemediği değerlendirmesinde bulundu.

AB Yeşil Mutabakatı ilkelerinin getirdiği riskler

Özgür Özel, Türkiye’de gıda enflasyonunun yüksek olmasının tarımsal desteklemelerin yetersiz kalmasından kaynaklandığını, aynı zamanda acil sanayi politikası geliştirilmesine de ihtiyaç olduğunu savundu.

Bu politika belirlenirken maden alanları ve çevre ilişkisi, enerji güvenliği, sendikalaşma, ücret politikaları, mesleki ve teknik eğitim gibi konuların da ele alınması gerektiğini dile getiren Özel, AB ülkelerinde uygulanacak Yeşil Mutabakat ilkeleri ve karbon vergisinin neden olacağı risklere işaret etti.

Bu konuda belirsizliklerin bir an önce ortadan kaldırılması için TOBB’un da talebinin bulunduğunu kaydeden Özel, Fransa’nın çimento fabrikalarını çok su tüketmesi, havayı kirletmesi nedeniyle ülkesinde istemediğini, bu tesislerin Türkiye’ye kaydırıldığını iddia etti.

TL’nin değeri konusunda da tartışmalar bulunduğuna işaret eden Özel, şöyle konuştu:

“İşte tam da ülkenin sıkıştığı nokta bu. Geçinmek zorunda olan, tüketmek zorunda olan, Türkiye’de kazanan, Türkiye’de harcayan insanlar için kur çok yüksek ve arttığı her noktada insanların artık geçinmesi mümkün değil. Ama Türkiye’de üreten, dünyaya satan ve istihdam yaratmak, o insanlara maaş vermek isteyen insanlar açısından da olması gerektiğinin altında. Büyük bir açmazla karşı karşıyayız. Kur yükselirse vatandaş aç, böyle kalırsa da ihracatçı zorda, istihdam sorunu var. Nasıl çözülecek? Şüphesiz tekstil, mobilya ihracatıyla çözülmeyecek. AR-GE yatırımlarıyla ki İzmir bu konuda göz bebeği, inovasyonla çözecek. Yüksek katma değerli ürünlerle çözülecek. Bilimle, fenle çözülecek.”

TOBB’un lobicilik faaliyeti

Enflasyon muhasebesiyle ilgili iş insanlarından gelen sorular üzerine de Özel, TOBB’un bu konuya geç de olsa son günlerde doğru bir yerden yaklaştığını gördüğünü, bankacılık sektörü enflasyon muhasebesi düzenlemesinden ayrı tutulurken onların kredilendirdiği reel sektörün bu uygulamaya geçmesinin vergilendirmede adaletsizliğe neden olacağını savundu.

Özel, şöyle konuştu:

“Bu yüzden enflasyon muhasebesini, finansal tabloların düzeltilmesi açısından çok doğru ve gerekli bulurken krediye yüksek maliyetle erişilen bu durağan, sıkıntılı süreçte konunun tamamen tehlikeli bir noktaya savrulduğunu, TOBB’un son günlerde bu konuda lobicilik faaliyetine girişiyor olmasını da doğru bir tespit olarak görüyoruz.

Bu kadar sıkıntının olduğu süreçte enflasyon muhasebesi, finansal tablolar için yapılmalıdır. Lehinize uygulanmalıdır. Ancak görünen odur ki parayı nereden bulacağını şaşırmış bir iktidar bankaların enflasyon muhasebesindeki bankalar lehine durumu görüp onları istisna tutmuşken onların kredilendirdikleri sizlerin enflasyon muhasebesine tabi tutulmanızın size hiç kazanmadan vergi ödeme sonucunu doğuracağını da hep birlikte görmek ve tariflemek durumundayız.”

Özgür Özel, İzmir’de açıkladıkları belediye başkan adayları listesinde kadın ve genç adaylara ayrı bir önem verdiklerini belirterek, “İzmir yenilikleri yapmak için, cesur adımlar atmak için çok önemli bir kent. İki yöneticiden biri kadın olacaksa, bu İzmir’e yakışacak, bu adım atılacaksa da CHP tarafından atılacak.” dedi.

Diğer konuşmacılar

Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de kentteki iş dünyası temsilcileriyle uyumlu bir çalışma dönemi geçirdiklerini, vadettiği projelerin önemli bir kısmını tamamladığını, yeni gelecek büyükşehir belediye başkanına “kokmayan bir körfez” bıraktığını söyledi.

CHP’de yaşanan aday belirleme sürecine de değinen Soyer, “Dilerim ve umut ederim değişim sloganı ile başlayan süreç doğada olduğu gibi dönüşümle devam eder. Biz İzmir’de ektiğimiz her bir tohumun takipçisi olmaya, mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay ise seçilmesi durumunda gerçekleştireceği projeleri anlattı.

Programda, İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancılar ve İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli de birer konuşma yaparak üyelerinin beklentilerini aktardı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-doviz-kurunun-cozumu-ar-ge-ve-inovasyonda/feed/ 0
Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde Keşfedilen Güzellikler https://www.haber60.com.tr/xinjiang-uygur-ozerk-bolgesinde-kesfedilen-guzellikler/ https://www.haber60.com.tr/xinjiang-uygur-ozerk-bolgesinde-kesfedilen-guzellikler/#respond Sun, 10 Mar 2024 23:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17783 URUMQİ, 10 Mart (Xinhua) — Çin’deki Shanghai Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı görevini yürüten Serdar Yurtçiçek, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ne ilişkin izlenimlerini kaleme aldı:

2016 yılında Çin’deki Zhejiang Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimime başladığımdan beri Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ni dört kez ziyaret ettim. Bu sık ziyaretlerimin nedeni hem yüksek lisans hem de doktora tezim için Xinjiang üzerine yaptığım araştırmalardı. Yaptığım her ziyarette bölgenin farklı güzelliklerini keşfettim.

Xinjiang’ın merkezi Urumqi, “güzel otlaklar ve bereketli topraklar” anlamına gelen Moğol kökenli bir isme sahip. Tarih boyunca çeşitli etnik gruplara ev sahipliği yapan Urumqi, Çin’de gördüğüm en renkli, çok kültürlü ve tarihi açıdan en zengin kentlerden biri.

Yolculuğum, Uygur, Kazak, Han, Kırgız ve Moğol gibi çeşitli etnik grupların tarihi ile bu grupların Xinjiang kültürünün zenginleşmesine katkılarını gözler önüne seren Xinjiang Müzesi’ni ziyaretle devam etti. Canlılığını koruyan müze gerçekten görülmeye değer.

Müzeyi gezdikten sonra kentin tarihi ve hareketli merkezi Kapalı Çarşı’yı ziyaret ettim. Çarşı gerçekten de kalabalıktı. Nazik bir Uygurlu kadın bana içinde biraz buz olan bir içecek ikram etti. Tereddütle tadına baktım ve bunun ayran olduğunu anladım. Sadece biraz daha ekşiydi. Merakla içeceğin adını sordum ve “On Doğ” olduğunu öğrendim. Bu bana ekşi ayranın en lezzetli olduğu yerlerden biri olduğuna inanılan Diyarbakır’ı hatırlattı.

Çarşıda başta Uygur, Kazak ve Kırgızlar olmak üzere çeşitli etnik gruplara ait yiyecek ve içecekleri tadabiliyorsunuz. Pazarın ortasında, hem gündüz hem de gece etkileyici bir görünüme sahip olan Erdaoqiao isimli büyük bir de cami bulunuyor.

Meydanın yanında sürekli çalan Uygur müziği ile dans eden yüzlerce kişi dikkatimi çekti. İzlemek için yaklaştım. Genci yaşlısı, kadını erkeği, Uyguru, Hanı hep birlikte dans ediyordu. Daha önce tanık olduğum hiçbir an beni bu kadar etkilememişti.

Urumqi’de neredeyse herkes bir cevap aldığında gülümseyerek teşekkür eder. Misafirler, ev sahibi yemeğe başlamadan yemeğe başlamaz. Bir keresinde yemeğe başlamak için beş dakika beklemiştim. “Ben sonra yiyeceğim, lütfen buyurun” deyip sadece çay içtiğimde, herkes çay içerek benimle birlikte beş dakika beklemişti. Xinjiang misafirperverliği, masadaki her farklı yemeği ilk olarak misafirin tatmasını gerektirir. Bu geleneği Xinjiang’daki tüm etnik gruplar arasında yaygın olarak gözlemlemek mümkün.

Yolculuğum sırasında Lanzhou’dan Urumqi’ye uzanan yüksek hızlı tren hatlarını da gördüm. Ancak gözüme çarpan, rayların yanına inşa edilmiş birkaç metre yüksekliğindeki beton duvarlar oldu. Merakla sordum ve nedenini öğrendim. Özellikle kış aylarında Tianshan Dağları’ndan gelen güçlü rüzgarlar yüksek hızlı trenleri etkileyebildiğinden, bu duvarlar rüzgarın hızını kesmek ve trenleri etkilemesini önlemek için inşa edilmiş.

Uygurlar, Hanlar, Kazaklar, Huiler, Kırgızlar, Moğollar ve diğerleri, böylesine engin ve zorlu bir coğrafyada, mavi bir gökyüzünün altında çöller, ormanlar ve dağlarla, sıcak ve soğuğun her seviyesini deneyimleyerek uyum içinde yaşıyor. Xinjiang’da coğrafya, çölün sarısını, dağların kahverengisini, ormanların yeşilini, gökyüzünün mavisini ve bulutların beyazını her şeye rağmen uyumlu şekilde barındırırken insanlar da bu çeşitliliğe kucak açıyor. Burada coğrafya bir arada var oluyor, insanlar da öyle. Burada insanlar aynı gökyüzünün altında nefes alıyor, aynı yağmurdan korunuyor, komşuları ve toplumları arasında sevgi yayıyor.

Yazar: Serdar Yurtçiçek, Çin’deki Shanghai Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı.

Muhabirler: Xinhua Haber’den Li Xiang, Gu Yu. Tianshannet’ten Jie Wenjin, Hou Weili ve Cheng Li.

]]>
https://www.haber60.com.tr/xinjiang-uygur-ozerk-bolgesinde-kesfedilen-guzellikler/feed/ 0
Türk Kadın Astronotlar Uzay Misyonlarında Görev Alacak https://www.haber60.com.tr/turk-kadin-astronotlar-uzay-misyonlarinda-gorev-alacak/ https://www.haber60.com.tr/turk-kadin-astronotlar-uzay-misyonlarinda-gorev-alacak/#respond Fri, 08 Mar 2024 08:57:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17011 Türkiye Teknoloji Takımı (T3) Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Kuzucu Hıdır, ilerleyen yıllarda Türk kadın astronotların uzay misyonlarında görev alacağını belirterek, bu alanda faaliyet göstermek isteyen tüm kadınlara inanç ve motivasyonlarını yüksek tutmaları tavsiyesinde bulundu.

Kuzucu Hıdır, AA muhabirine, son dönemde kadınların uzay ve bilim gibi ileri teknoloji gerektiren alanlara yönelmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Aynı zamanda Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Yönetim Kurulu Üyesi olan Kuzucu Hıdır, Türkiye’nin uydu ve haberleşme başta olmak üzere pek çok alanda uzay projelerini başarıyla gerçekleştiren bir ülke olduğuna dikkati çekti.

Geçen yıl yüksek çözünürlükte metre altı gözlem yapabilen, yerli ve milli İMECE uydusunun uzaya fırlatıldığını anımsatan Kuzucu Hıdır, Milli Uzay Programı 2022-2030 Strateji Belgesi vizyonundaki “Türk Astronot ve Bilim Misyonu”nun da Astronot Alper Gezeravcı tarafından başarıyla tamamlandığını söyledi.

Kuzucu Hıdır, halihazırda uzay alanında faaliyet gösteren kamu, özel kurum ve kuruluşlarda çalışan pek çok kadın mühendis bulunduğunu vurgulayarak, “İlerleyen yıllarda Türk kadınlarının astronot olarak uzay misyonlarında görev alacağından hiç şüphem yok. Kadın F-16 pilotlarımız olduğu gibi kadın astronotlarımız da çok başarılı görevler yürütecek. Uzay konusunda çalışmak isteyen tüm kadınlarımız inanç ve motivasyonlarını yüksek tutsun. Çalışmak istediğiniz alanı belirledikten sonra o alandaki geleceğin yarışlarına şimdiden hazırlanmaya başlamak ve bu yolla fark yaratmak çok önemli bir konu.” diye konuştu.

“Paradigma kırılımı yaşanıyor”

T3 Vakfı olarak çocuklara “Milli Teknoloji Hamlesi” ışığında pek çok eğitim verdiklerini belirten Kuzucu Hıdır, TEKNOFEST yarışmalarında olduğu gibi Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nde de kız çocukların oranının yüksek olduğunun altını çizdi.

Kuzucu Hıdır, büyükşehirlerde olduğu gibi diğer illerde de kız öğrenci sayısını daha yüksek seviyelere çıkarmayı hedeflediklerini vurgulayarak, “Mütevelli heyeti başkanımız Selçuk Bayraktar ve değerli eşleri Sümeyye Erdoğan Bayraktar Hanımefendi’nin yürüttükleri projeler sayesinde özellikle kadınlar ve kız çocukları bakımından eğitim, bilim, teknoloji ve sosyal alanlarda bir paradigma kırılımı yaşandığını çok açık şekilde görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Mühendislik ve uzay alanında kız öğrenci sayısı yükselişte”

Geçmişte mühendislik fakültelerinde erkek öğrenci sayısının kız öğrencilere oranla epey yüksek olduğunu aktaran Kuzucu Hıdır, şimdiyse özellikle bazı mühendislik fakültelerine kız öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği bilgisini paylaştı.

Kuzucu Hıdır, aynı şekilde TEKNOFEST kapsamındaki model uydu ve roket yarışmacılarındaki kız öğrenci sayısının arttığına işaret ederek, “Bu da bize umut veriyor çünkü kadınlarımızın emek verdiği her işin kalitesi çok daha yüksek oluyor.” dedi.

Türkiye’de yüksek öğrenim gören kadın sayısının gün geçtikçe arttığına dikkat çeken Kuzucu Hıdır, bu durumun da meslek sahibi kadın sayısına pozitif katkı sağladığını söyledi.

“Önemli olan katma değer üretmek”

Kuzucu Hıdır, ev kadınlarının fedakarlıklarının hiçbir şekilde ödenemeyeceğini, özellikle çocukların eğitimi ve bir evin idaresine olan katkılarının son derece değerli olduğunun altını çizdi.

Buradaki en önemli konunun katma değer üretmek olduğunu vurgulayan Kuzucu Hıdır, şöyle devam etti:

“Çalışan bir kadın olmak veya ev hanımı olmak arasında kategorik olarak bir derece farkı bulunmuyor esasında. Önemli olan kadınlarımızın önce kendilerine sonra da ailelerine ve topluma sundukları katma değerin yüksek olması aslında. Ülkemiz kadınlarının ne kadar çalışkan, fedakar ve özverili olduklarını gördükçe ülkemizin yarınlarına umutla bakmamak elde değil. Genç kuşaklarımızın kendi tarihsel ve kültürel değerlerimizden kopmadan farklı mecralardaki olumsuz içeriklere maruz kalmadan bilimle, teknolojiyle, sanatla, sporla, düşünceyle yetişmesi çok önemli. Bunun için de tüm ailelere büyük bir görev düşüyor çünkü eğitim ailede başlıyor.”

“Rol modeller önemli”

Kuzucu Hıdır, insan hayatında bazı rol modellerin olmasını çok önemli bulduğunu belirterek, türlü zorluklara göğüs germiş, çetin mücadeleler veren kahraman kadınların ve fikir insanlarının önemine işaret etti.

Bu kişilerden ilham almanın insanın hem kendine hem de tarihine güven ve inanç duymasını sağladığını vurgulayan Kuzucu Hıdır, şunları kaydetti:

“Cumhuriyetin ilk döneminde tıp eğitimi alarak doktor olan, ömrünün yarısını insanlığa hizmet ederek geçiren Ayşe Hümeyra Ökten’in hayat hikayesi hepimiz için örnek teşkil ediyor. Şu sözü de hepimize bir ders niteliğinde ‘Paylaşmak ve güven esas, meşakkat geçici. Asıl olan insana hizmet ve Allah’a yakın olmaktır.’ Yine pek çok ilklere imza atan Betül Mardin’in şu sözü de bizler için yol gösterici nitelikte; ‘Hep çalışacaksın, üreteceksin. Beynin meşgul olacak, hep koşturman gereken işler olacak.'”???????

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-kadin-astronotlar-uzay-misyonlarinda-gorev-alacak/feed/ 0
Yandex Ads, AppMetrica ile LTV ve Müşteri Kaybı Analizi Özelliğini Sunuyor https://www.haber60.com.tr/yandex-ads-appmetrica-ile-ltv-ve-musteri-kaybi-analizi-ozelligini-sunuyor/ https://www.haber60.com.tr/yandex-ads-appmetrica-ile-ltv-ve-musteri-kaybi-analizi-ozelligini-sunuyor/#respond Fri, 08 Mar 2024 04:04:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16873 Reklam Harcamalarının Satış Üzerindeki Getirisi’ni (ROAS) değerlendirmek ve mobil pazarlama kampanyalarını lansmandan haftalar sonra dahi optimize edebilmek için aylarca bekleme devri sona erdi. Yandex Reklam Ağı ile birlikte Yandex Ads hizmet portföyünün bir parçası olan AppMetrica’nın yeni LTV (Müşteri Yaşam Boyu Değeri) ve müşteri kayıp analizi özelliği, mobil uygulamada kullanıcı kazanımını artırıyor.

Aynı zamanda kampanyanın başladığı ve uygulama yüklemelerinin yapıldığı ilk günden itibaren müşteri yaşam boyu değeri ve müşteri kayıp olasılığı hakkında ürün yöneticilerine hızlı bir şekilde bilgilendirme yapıyor.

Mobil uygulama pazarlama sektöründe çok önemli bir ölçüt olan LTV, bir kullanıcının uygulama ile olan tüm ilişkisi boyunca getirmesi beklenen geliri temsil ediyor. AppMetrica’nın LTV analizi, yapay zeka kullanımıyla en yüksek LTV oranına sahip potansiyel kullanıcıları bularak bu kavramı bir üst seviyeye taşıyor.

LTV analizi, çeşitli kategorilerdeki onbinlerce uygulamanın anonimleştirilmiş verileri kullanılarak Yandex Makine Öğrenmesi (Machine Learning) teknolojisi üzerine kuruldu. Bu özellik, kullanıcı edinmeden sorumlu yöneticilerin en yüksek getiriyi sağlayacak olanlara odaklanarak stratejilerini optimize etmelerine olanak tanıyor.

LTV analizleri, her kullanıcıyı uygulamaya katıldıktan sonraki 24 saat içinde değerlendiriyor ve bunu takip eden 28 gün için bir LTV analizi oluşturuyor. Bu analize dayanarak,yöneticiler sadece birkaç tıklamayla en iyi LTV kullanıcıları için kampanyaları optimize edilebilir.

Yüksek performanslı reklam kampanyaları

LTV ve müşteri kayıp analizi ile;

Reklam kampanyasının ilk gününde hangi reklam kanallarının artırılacağı veya kapatılacağı görülebilir,

Doğru bir LTV analizi ile mobil uygulama ile yüksek değere sahip kitleye ulaşılabilir,

Gelir ve yatırım geri dönüşünü artırmak için yüksek performanslı reklam kampanyaları optimize edilebilir,

ROAS en üst seviyeye çıkarılabilir ve hangi kanallara daha fazla yatırım yapılması gerektiği anlaşılabilir,

Kullanıcılar, LTV ve kayıp olasılıklarına göre analiz edip karşılaştırılabilir,

Yüksek oranda kayıp olasılığı olan kullanıcı segmenti tanımlanarak, bu kullanıcıların kaybedilmesinin önüne geçilir.

Geleneksel metrikler olan “harcanan zaman” ve “etkileşim” gibi klasik optimizasyon önerilerinin aksine, yeni yapay zeka tabanlı analiz modeli, reklam kampanyaları için en yüksek kaliteye sahip potansiyel müşterileri bulmak için her kullanıcının potansiyel LTV’si hakkında geniş miktarda veri toplar ve analiz eder. Ayrıca, LTV analizleri kullanıcıları çeşitli LTV gruplarına (en iyi %5, en iyi %20, en iyi %50 ve en alt %50 gibi) ayırmanıza ve bunları karşılaştırmanıza olanak tanıyor.

Nasıl çalışır?

Mobil uygulama pazarlama sektöründe müşteri kaybı yaygın bir sorundur. Uzun vadeli başarı için uygulamayı bırakma olasılığı yüksek kullanıcıları belirlemek ve onları elde tutmak için proaktif önlemler almak çok önemlidir. AppMetrica’nın Kullanıcı Kayıp Analizleri, uygulama sahiplerine ve pazarlama ekiplerine, uygulamayı yükledikleri anda zamanla uygulamayı bırakma olasılığı en yüksek olan yeni kullanıcıları belirleme imkanı sunuyor.

Yapay zeka modeli, 3 haftalık süre boyunca tüm aktif kullanıcıları analiz ediyor ve aktiviteleri günlük olarak puanlıyor. Model, özel metriklere ihtiyaç duymasa da kurulumdan sonraki 3 hafta içinde pasif olma olasılığı daha yüksek olan kullanıcıları doğru bir şekilde tahmin ediyor. Oluşturulan rapor, tüm kullanıcıları dönüşüm olasılığına göre >%95, %75-%95, %50-%75 ve

]]>
https://www.haber60.com.tr/yandex-ads-appmetrica-ile-ltv-ve-musteri-kaybi-analizi-ozelligini-sunuyor/feed/ 0
Turizm Sektöründe Kadın İstihdamı Önemli Rol Oynuyor https://www.haber60.com.tr/turizm-sektorunde-kadin-istihdami-onemli-rol-oynuyor/ https://www.haber60.com.tr/turizm-sektorunde-kadin-istihdami-onemli-rol-oynuyor/#respond Thu, 07 Mar 2024 22:51:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16642 MUHAMMET FATİH KABASAKAL/ENES EGE – Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, turizm sektörünün bugünkü konumuna ulaşmasında kadın çalışanların payının yüksek olduğunu belirterek, “Yönetim kurullarında kadın sayısı yüksek olan şirketlerin performansları ve etik itibarı daha yüksek. Kadın çalışan sayısının yüksek olması şirket karlılıklarını olumlu yönde etkiliyor.” dedi.

Turizm sektörünün kadın temsilcileri “Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla AA muhabirine açıklama yaptı.

Eresin, Türkiye’de toplam istihdamda kadın oranının yüzde 32,7 olduğunu, hükümetin hedefinin yakın zamanda yüzde 40’ı yakalayabilmek olduğunu anlattı.

Turizm sektöründe kadın istihdamının toplam çalışan sayısına oranı yüzde 37,1 iken, turizmde istihdamın en büyük bölümünü oluşturan konaklamada yüzde 37,2 olduğunu dile getiren Eresin, “Rakamlara baktığımızda konaklamada Türkiye ortalamasının 4 puan üzerinde olduğumuzu görüyoruz. Ancak yine de kadın istihdamı pek de arzu edilen seviyede değil. Hedefimiz bu oranı yüzde 50’nin üzerine çıkarmak. Turizmde kadın gücüne ihtiyaç var.” değerlendirmesini yaptı.

Gerçek anlamda kadın-erkek eşitliğini sağlayabilmek için üst yönetim kademelerinde de eşitliğin sağlanması gerektiğini vurgulayan Eresin, “Yönetim kurullarında kadın sayısı yüksek olan şirketlerin performansları ve etik itibarı daha yüksek. Kadın çalışan sayısının yüksek olması şirket karlılıklarını olumlu yönde etkiliyor. Bütün bu detayları konuşurken aslında sektördeki kadın çalışan varlığını artırmanın sadece Kadınlar Günü’nde değil güncel hayatımızda da gündemde tutmalıyız.” ifadelerini kullandı.

TÜROB Başkanı Eresin, turizm sektörünün bugünkü konumuna ulaşmasında kadın çalışanların payının yüksek olduğunu aktararak, “Turizm sektörü kadınlara hem işveren hem de çalışan olarak diğer sektörlere göre çok daha fazla fırsat sunuyor.” dedi.

“Türkiye’nin ekonomisi ve kalkınması için turizm hayati bir önem taşıyor”

Uluslararası Sürdürülebilir Turizm Derneği (USTUD) Başkanı Adviye Bergemann da TÜİK verilerine göre, Türkiye’de istihdam edilen kadınların yaklaşık yüzde 50-53’nün hizmet sektöründe çalıştığı bilgisini verdi.

Türkiye’de kadın istihdamının en çok olduğu alanın turizm olduğunu dile getiren Bergemann, “Türkiye’nin ekonomisi ve kalkınması için turizm hayati bir önem taşıyor. Kadınlarımızın hem turizme hem de ekonomiye katkıları çok fazla.” diye konuştu.

Bergemann, sürdürülebilir kalkınmanın ve ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin en önemli göstergelerinden birinin kadınların işgücüne katılımı olduğunu işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kadınların turizm sektöründe istihdam edilmesi, sektörün daha çeşitli ve kapsayıcı olmasını sağlar. Ayrıca, kadınların turizm sektöründeki istihdamı, ekonomik kalkınmayı destekler ve toplumda cinsiyet eşitliğinin sağlanması için önemli bir adımdır. Kadınların sektörde daha fazla temsil edilmesi, turizm işletmelerinin daha başarılı olması ve müşterilere daha iyi hizmet sunmalarına da katkı sağlayabilir.”

Kadınların turizm sektöründeki rolünün güçlenmesinin, sektörün daha sürdürülebilir ve rekabetçi olmasına önemli katkı sağlayacağına dikkati çeken Bergemann, kadın ve erkek haklarının eşit olması gerektiğini belirtti.

Kadınların siyasetten, bilime, sanayiden turizme kadar her alanda gerek yönetici, gerek çalışan olarak yer alması gerektiğine işaret eden Bergemann, her kadının çalışmak ve üretmek durumunda olduğunu söyledi.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Üyesi Elif Ural da turizm sektörünün dinamikleri itibarıyla kadınlar için çok uygun çalışma alanları sunduğunu aktararak, kadınların turizmin gelişiminde çok önemli rol oynadıklarını, bu sayede turizm sektöründe yönetici konumuna gelmelerinin diğer sektörlere oranla daha çok fırsat barındırdığının altını çizdi.

Turizm sektöründe istihdam edilen kadın sayısının arttığını kaydeden Ural, şöyle konuştu:

“TÜRSAB olarak kadın istihdamına özel bir önem veriyoruz. Çalışanlarımızın önemli bir kısmını kadınlar oluşturuyor. Tüm sektörlerde olduğu gibi turizm sektöründe de kadınların katkıları gelişmekte olan Türkiye için önemli bir kriter. Kadın istihdamı konusunda her sektörde artış yaşanması, toplumsal cinsiyetin eşitlenmesini de beraberinde getirecektir. Ayrıca kadın istihdamındaki gelişim, bölgesel kültür farklılıklarını da önemli ölçüde dengeleyecektir. Kadınlar olmasaydı dünyadaki hiçbir şeyin önemi kalmazdı. Cumhuriyet kadınlarla yaşar, kadınları Cumhuriyet yaşatır.”

“Turizm bir ülkenin aynasıdır”

TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Esra Başeskioğlu ise turizm sektörünün ekonomiye sağladığı katkıların yanı sıra Türkiye’nin vitrini konumunda olduğuna işaret ederek, “Turizm Sektörü Türkiye’deki kadın-erkek eşitliğini sergilediği gibi kadınların iş yaşamında edindiği yeri de dünya kamuoyuna göstermekte ve bu vesileyle uluslararası kamuoyunun ülkemize bakış açısını olumlu yönde etkilemektedir. Bu da destinasyon seçimlerinde ülkemizin tercih edilmesine olumlu yönde katkı sağlıyor.” diye konuştu.

Kadınların turizm sektöründe varlığının artmasının Türkiye’nin kalkınması ve dünyadaki imajın yükselmesi açısından oldukça önemli olduğunu kaydeden Başeskioğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Her ne kadar oran olarak diğer sektörlerden yüksek görünse de halen sektördeki kadın erkek çalışan sayısı eşit değil. Özellikle üst düzey yönetici ve şirket sahiplerinde oran oldukça düşük. Kamu ve özel sektörde özellikle yönetici kadın istihdamını artırmaya yönelik eğitim çalışmaları yapılması istihdama önemli katkı sunar. Ayrıca turizm sektörünün bir kadın için cazip olan yönlerini öne çıkaran çalışmalar yapılabilir. Kadınların eşit haklara sahip olduğunun dünyada da bilinmesi ülkemize gelecek turistlerin kendini modern ve güvenli bir ülkede hissetmesine vesile olacaktır. Ayrıca kadınların doğası gereği sorunların çözümüne bakış açısındaki farklılıkları da ülkemizde turizmin gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır. Turizm bir ülkenin aynasıdır. Bizler bu sektörde ne kadar çoğalırsak çocuklarımıza bırakacağımız miras o kadar aydınlık olur.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turizm-sektorunde-kadin-istihdami-onemli-rol-oynuyor/feed/ 0
Türkiye’de Kadın Milletvekillerinin Oranı Artarken, Kadın Büyükelçilerin Oranı da Yükseldi https://www.haber60.com.tr/turkiyede-kadin-milletvekillerinin-orani-artarken-kadin-buyukelcilerin-orani-da-yukseldi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyede-kadin-milletvekillerinin-orani-artarken-kadin-buyukelcilerin-orani-da-yukseldi/#respond Wed, 06 Mar 2024 08:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16090 Türkiye’de parlamentoda görev yapan kadın milletvekillerinin oranı 2023 yılı itibarıyla yüzde 19,9 olarak kaydedilirken, ülkeyi dünyanın dört bir yanında temsil eden kadın büyükelçilerin oranı yüzde 27,3’e ulaştı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “İstatistiklerle Kadın, 2023” çalışmasının sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008’de yüzde 9,1 iken 2022’de yüzde 23,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008’de yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 7,1, erkeklerin oranı yüzde 11,2 iken bu oran 2022’de kadınlarda yüzde 21,6, erkeklerde ise yüzde 25,5 seviyesine yükseldi.

Yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 68,8 oldu. 2022’de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun iş gücüne katılma oranının yüzde 53,1 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 35,1, erkeklerde ise yüzde 71,4 olarak kayıtlara geçti.

İş gücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe iş gücüne daha fazla katıldıkları görüldü.

Okuryazar olmayan kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 13,9, lise altı eğitimli kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 27,1, lise mezunu kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 36,1, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 43 iken, yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 68,8 oldu.

Kadınların istihdam oranının erkeklerin yarısından daha az olduğu görüldü. 2022’de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 47,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 30,4, erkeklerde ise yüzde 65 olarak kayıtlara geçti.

En yüksek istihdam oranı yüzde 54,1 ile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli bölgesinde, en düşük istihdam oranı ise yüzde 33,8 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gerçekleşti.

En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 37,4 ile Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane bölgesinde, en düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 18,2 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde görüldü. En yüksek erkek istihdam oranı, yüzde 72,8 ile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli bölgesinde, en düşük erkek istihdam oranı ise yüzde 50,8 Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gözlendi.

Kadınların istihdamda yarı zamanlı çalışma oranı yüzde 16,1 olarak belirlendi. Yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2022’de yüzde 9,8 olduğu belirlendi. Bu oran kadınlarda yüzde 16,1, erkeklerde ise yüzde 6,7 olarak kayıtlara geçti.

Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı 2014’te yüzde 59,8 iken 2022’de yüzde 60,5’e çıktı. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2022’de hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 28, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,5 olduğu tespit edildi.

Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı tüm eğitim düzeylerinde erkek lehine gerçekleşti. Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı, erkek ve kadın arasındaki ücret veya kazanç farkının erkek ücret veya kazancına yüzdesel oranı olarak tanımlanıyor.

Kazanç Yapısı İstatistiklerine göre, yıllık ortalama brüt ücret-maaş ile hesaplanan gösterge için en yüksek fark yüzde 17,1 ile yükseköğretim mezunlarında, en düşük fark yüzde 12,4 ile yine ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti. Yıllık ortalama brüt kazanç ile hesaplanan gösterge için ise en yüksek fark yüzde 19,6 ile lise mezunlarında, en düşük fark ise yüzde 14,5 ile ilkokul ve altı mezunlarda görüldü.

Kadın büyükelçi oranı yüzde 27,3 oldu

Kadın büyükelçi oranı 2011’de yüzde 11,9 iken 2023’te yüzde 27,3’e yükseldi. Erkek büyükelçi oranı ise 2011’de yüzde 88,1 iken 2023’te yüzde 72,7 oldu.

Kadın milletvekili oranı yüzde 19,9 olarak belirlendi. Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre 2023 sonu itibarıyla 599 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 119, erkek milletvekili sayısının ise 480 olduğu görüldü. Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007’de yüzde 9,1 iken, 2023’te yüzde 19,9’a yükseldi.

Yükseköğretimde görevli profesörler içinde kadın profesör oranı yüzde 33,9 olarak belirlendi. Yükseköğretim İstatistikleri’ne göre yükseköğretimde görevli profesörler içerisindeki kadın profesör oranı 2010-2011 öğretim yılında yüzde 27,6 iken 2022-2023 öğretim yılında yüzde 33,9 olarak belirlendi.

Yükseköğretimde görevli doçentler içerisindeki kadın doçent oranı ise 2010-2011 öğretim yılında yüzde 32,2 iken 2022-2023 öğretim yılında yüzde 40,8 olarak kayıtlara geçti.

Üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012’de yüzde 14,4 iken 2022’de yüzde 19,6’a çıktı.

Tam Zaman Eşdeğeri (TZE) cinsinden kadın AR-GE personel sayısı, 2022’de 93 bin 41 kişi ile toplam AR-GE personel sayısının yüzde 34,1’ini oluşturdu.

Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın AR-GE personel oranı, yükseköğretimde yüzde 47,5, kar amacı olmayan kuruluşların da dahil edildiği genel devlette yüzde 31, mali ve mali olmayan şirketlerde ise yüzde 27,3 oldu.

Ortalama ilk evlenme yaşı kadınlarda 25,7 olarak belirlendi

Evlenme İstatistiklerine göre, resmi olarak ilk evliliğini 2023’te yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 25,7 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,3 olarak tespit edildi.

Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29 yaş, erkeklerde 32,7 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 22,9 yaş ile Ağrı, erkeklerde 26,2 yaş ile Şanlıurfa olarak kayıtlara geçti.

Resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2022 yılında kadınların yüzde 38,9’unun kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının yüzde 16,2, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranını ise yüzde 42,8 olarak kayıtlara geçti.

Boşanma İstatistikleri’ne göre, 2023’te kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,9 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise yüzde 25,1 oldu.

İnternet kullanan kadınların oranı yüzde 83,3

2023’te 16-74 yaş grubundaki bireylerin internet kullanım oranı yüzde 87,1 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 83,3 iken erkeklerde yüzde 90,9 olarak kayıtlara geçti.

Geçen yıl yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı yüzde 18,9 iken bu oran kadınlarda yüzde 27,4, erkeklerde yüzde 10,2 olarak kayıtlara geçti. Kadınların yüzde 56,3’ü, erkeklerin ise yüzde 75,8’i yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetti.

Evde yalnız olduklarında kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı 2023’te yüzde 4,6 iken bu oran kadınlarda yüzde 6,3, erkeklerde yüzde 2,7 olarak belirlendi. Kadınların yüzde 83,4’ü, erkeklerin ise yüzde 90,8’i evde yalnız olduklarında kendilerini güvende hissetti.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyede-kadin-milletvekillerinin-orani-artarken-kadin-buyukelcilerin-orani-da-yukseldi/feed/ 0
CHP Milletvekili Türker Ateş: Enflasyonla mücadele artık çok daha zor https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-turker-ates-enflasyonla-mucadele-artik-cok-daha-zor/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-turker-ates-enflasyonla-mucadele-artik-cok-daha-zor/#respond Mon, 19 Feb 2024 23:48:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9917 CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, ” Merkez Bankası’nın geçen haziranda başlatarak kesintisiz sürdürdüğü faiz artış sürecinde bu ay itibarıyla sona gelindiği izleniyor. Ancak yetkililerin de açıklamalarıyla itiraf ettiği üzere ekonomide bozulan dengeler ve kopan bağlar onarılamadı. Fatura ağırlaştı, riskler ortaya çıktı. Enflasyonla mücadele artık çok daha zor. Bakan Şimşek’in işaret ettiği 2026 yılında tek haneli enflasyon hayal. Merkez Bankası’nın bu hafta yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında, politika faizinin yüzde 45’te sabit tutulması bekleniyor. Üst üste faiz artışı kararı alınan 8 toplantının ardından yolun sonu gözüktü. Hatta bu yıl içinde faiz indirimlerine başlanması da olası görülüyor. Ancak geçen zamanda faiz artışlarına rağmen enflasyon kontrol altına alınamadı ve döviz kuru tutulamadı. Yanı sıra oldukça yüksek olan politika faizine rağmen yabancı sermayenin Türkiye’ye ilgisi sınırlı kaldı. Acı reçete, sıkı para politikasının büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkileri de cabası” dedi.

CHP Bolu Milletvekili, Sanayi ve Ticaret Komisyonu Üyesi Türker Ateş, Merkez Bankası’nın faiz politikasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Ateş’in açıklaması şöyle:

“ENFLASYONLA MÜCADELE ARTIK ÇOK DAHA ZOR. BAKAN ŞİMŞEK’İN İŞARET ETTİĞİ 2026 YILINDA TEK HANELİ ENFLASYON HAYAL”

“Merkez Bankası’nın geçen haziranda başlatarak kesintisiz sürdürdüğü faiz artış sürecinde bu ay itibarıyla sona gelindiği izleniyor. Ancak yetkililerin de açıklamalarıyla itiraf ettiği üzere ekonomide bozulan dengeler ve kopan bağlar onarılamadı. Fatura ağırlaştı, riskler ortaya çıktı. Enflasyonla mücadele artık çok daha zor. Bakan Şimşek’in işaret ettiği 2026 yılında tek haneli enflasyon hayal. Merkez Bankası’nın bu hafta yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında, politika faizinin yüzde 45’te sabit tutulması bekleniyor. Üst üste faiz artışı kararı alınan 8 toplantının ardından yolun sonu gözüktü. Hatta bu yıl içinde faiz indirimlerine başlanması da olası görülüyor. Ancak geçen zamanda faiz artışlarına rağmen enflasyon kontrol altına alınamadı ve döviz kuru tutulamadı. Yanı sıra oldukça yüksek olan politika faizine rağmen yabancı sermayenin Türkiye’ye ilgisi sınırlı kaldı. Acı reçete, sıkı para politikasının büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkileri de cabası.

“ATIL İŞ GÜCÜ YÜZDE 24,7 GİBİ OLDUKÇA YÜKSEK BİR ORANA ÇIKTI. İŞ BULMA ÜMİDİNİ YİTİRENLER 1,9 MİLYONU AŞTI”

Aralık 2023 itibarıyla gerçek işsizliği ortaya koyan atıl iş gücü yüzde 24,7 gibi oldukça yüksek bir orana çıktı. Potansiyel iş gücü içinde olup iş bulma ümidini yitirenler 1,9 milyonu aştı. İş başı yapabilecek olup iş aramayanlar 1 buçuk milyonun üzerinde. Hane halkı borçluluğu da alarm veriyor. Vatandaşın takipteki kredi kartı büyüklüğü, geçen yıl yüzde 108 ve yıl sonundan şubat başı arasında da yüzde 15 artarak 17,7 milyar TL’ye ulaştı. Ayrıca yüksek faiz ortamında işletmeler tarafında finansmana erişim mümkün olmazken ticari kredi faiz oranı son olarak yüzde 54,4 ile 21 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

“SEÇİMDEN SONRA HEM VATANDAŞ HEM İŞLETMELER İÇİN BİR DE VERGİ ARTIŞLARI KAMBUR OLACAK”

Bu şartlarda enflasyonla mücadele daha zorlaşıyor. Ekonomi yönetiminin odaklandığı iç talepte düşüş, fiyat istikrarı sağlanacağına dair güven tesis edilemediğinden sınırlı kaldı. Ayrıca zorunlu harcamalar da düşen alım gücüyle ağırlıkla borçlanarak yapılır oldu. Tüketici kredilerinin ardından kredi kartlarında beklenen sınırlandırmaların özellikle dar gelirli için kritik etkileri olacağı açık. Yıla, bütçede açıkla ve kapsamında rekor faiz ödemesiyle başladık. Dolayısıyla seçimden sonra hem vatandaş hem işletmeler için bir de vergi artışları kambur olacak. Ayrıca, Merkez Bankası’nın önceki dönem koparıldığını itiraf ettiği faiz-kur bağının tesisi için TL mevduatına yönelik önlemlerine ilişkin ise vatandaşın TL tasarruflarının enflasyondan korunacağına güven duyması kolay değil ve dolarizasyon riski sürüyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-turker-ates-enflasyonla-mucadele-artik-cok-daha-zor/feed/ 0
Doğal Gaz Zamları Odun ve Kömür Kullanımını Artırıyor https://www.haber60.com.tr/dogal-gaz-zamlari-odun-ve-komur-kullanimini-artiriyor/ https://www.haber60.com.tr/dogal-gaz-zamlari-odun-ve-komur-kullanimini-artiriyor/#respond Sun, 18 Feb 2024 21:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9547

SERRA TAYLAN

Doğal gaz faturalarına yansıyan zamlar vatandaşı odun ve kömür kullanımına yöneltiyor. Elazığ Odun Ambarı esnafı Ömer Faruk Özdemir, “Doğal gazdan dolayı zaten fiyatlar arttı. Doğal gaz fiyatları arttığı için odun kömüre rağbet de arttı. Tabi odun kömür de yüksek olduğu için insanlar biraz daha tasarrufa gidiyorlar bu nedenle torba bazında satışlarımız daha çok oluyor” dedi.

Doğal gaza gelen zamların odun ve kömüre olan rağbeti arttırdığına değinen Elazığ Odun Ambarı esnafından Ömer Faruk Özdemir, şunları söyledi:

“ALIM GÜCÜ DÜŞÜK OLDUĞU İÇİN TORBA BAZINDA SATIŞ FAZLA”

“Doğal gazdan dolayı zaten fiyatlar arttı. Doğal gaz fiyatları arttığı için odun kömüre rağbet de arttı. Tabi odun kömür de yüksek olduğu için insanlar biraz daha tasarrufa gidiyorlar bu nedenle torba bazında satışlarımız daha çok oluyor. Ton bazında pahalı olduğu için milletin de alım gücü az olduğu için torba bazında alıyorlar. Günü kurtarmanın peşindeler. Depremden sonra odun kömür satışımız arttı çünkü insanlar bahçelere yöneldi. Biraz daha rağbet gördü. Yüksek katlı binalardan insanlarımız kaçıyor. Bu nedenle bahçelere dönüş oldu. Oralarda sobalı olduğu için odun kömür tüketimi oralarda daha çok oluyor. Doğal gaz tüm evde yakılıyor, ancak sobayı bir odada yakarak tasarrufa kaçıyorlar bu biraz daha insanlar için önemli oluyor daha ekonomik oluyor.”

“DOĞALGAZ PAHALI OLDUĞU İÇİN ODUN KÖMÜR ALIP BİR ODADA ISINMAYI GÖZE ALIYORLAR”

Elazığ Odun Ambarı esnaflarından Necati Özdemir, “Yaşanan son depremden sonra odun kömür talebi daha da arttı çünkü insanlar bağ evleri gibi yerlere yerleşmeye başladı. Buralarda da odun kömür kullanıyorlar. Sonrasında baktığımız zaman odun kömür işi yapanların sayısı düştü. Doğal gaza göre odun kömür daha pahalı. Odun şu an 4 bin ile 5 bin arası değişiyor. Kömür 7 bin 500 ile 10 bin arası değişiyor. Normalde doğal gaz daha pahalı olduğu için adam soba kuruyor bir odada soba kurarak en azından maliyeti biraz daha düşürürüm hesabını yapıyor. Neticede kömür daha pahalı onlar idare yolunu arıyorlar” dedi.

“ODUN KIRACAK ADAM BULAMIYORUZ”

Sözlerine devam eden Özdemir, “İşçi problemi var odun kıracak odun kesecek adam bulamıyoruz. Elazığ’ın en büyük sıkıntılarından biri de budur. Yani işçi konusunda çok sıkıntı yaşıyoruz. Yakıt zamlarından dolayı maliyetler çok yükseldi. Bu odun dağdan gelene kadar her şeyi yakıtla. Kamyonudur, hızardır, doğramasıdır her şeyi yakıt ve işçilikten dolayı maliyetlerin fiyatı arttı geçen yıla göre. Geçen yıl 2 buçuk bin lira olan odun bu yıl hemen hemen 5 bin lira” diye konuştu.

“GEÇEN SENE ODUN ALIYORDUK BU SENE KABAK”

Kömür fiyatlarını yüksek bulan Elazığlı Ali Günaydın, “Açıkçası odun kömür fiyatları biraz yüksek. Geçen sene meşe odun alıyorduk bu fiyata. Bu sene kavak alıyoruz. Doğal gaz kullananlar da aynı şekilde odun kömür kullanıyorlar doğal gaz fiyatlarını yüksek olmasından dolayı. Yaptıkları yatırım sadece bir ay gidiyor onun dışında 4-5 ay doğal gaz kullanıyor” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dogal-gaz-zamlari-odun-ve-komur-kullanimini-artiriyor/feed/ 0
ERÜ, TÜBİTAK Desteğiyle Su Çerenkov Dedektörü Kuracak https://www.haber60.com.tr/eru-tubitak-destegiyle-su-cerenkov-dedektoru-kuracak/ https://www.haber60.com.tr/eru-tubitak-destegiyle-su-cerenkov-dedektoru-kuracak/#respond Sat, 17 Feb 2024 21:06:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9091 Erciyes Üniversitesine (ERÜ) TÜBİTAK desteğiyle kurulacak 2,5 tonluk Su Çerenkov Dedektörü ile atom altı parçacıkların hareketleri gözlenebilecek ve özellikle nötronların yakalanmalarına ilişkin çalışma yapılacak.

Uzun yıllar ABD’de nötrino deneyleri üzerine çalışan ERÜ Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emrah Tıraş’ın kurduğu Erciyes Nötrino Araştırma Grubu, ERÜ Araştırma Dekanlığı- ARGEPARK binasındaki laboratuvarında atom altı parçacıkların algılanmasına ve radyasyon dedektörleri geliştirilmesine yönelik Ar-Ge çalışmaları yapıyor.

AA muhabirine konuşan Tıraş, üç yıldır 10’dan fazla büyük çaplı proje hazırladıklarını, bunlardan bazılarının TÜBİTAK, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) ve üniversitenin Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü (BAP) birimince, bazılarının da ABD Enerji Bakanlığı gibi dış kaynaklı destekle yürütüldüğünü belirtti.

Şu an sürdürdükleri TÜBİTAK destekli “Gadolinyum Katkılı Su Çerenkov Dedektörü ile Nötron Etkileşim Modelinin Geliştirilmesi Projesi” çerçevesinde Ar-Ge laboratuvarına 2,5 tonluk Su Çerenkov Dedektörü’nün kurulmak üzere olduğunu belirten Tıraş, yüklü atom altı parçacıkların bir etkileşim ortamında ışığın o ortamdaki hızından daha hızlı hareket ettiklerinde parçacıkların hareket yönüne paralel konik şekilde bir ışık (foton) patlaması olayının gerçekleştiğini ve bu olaya Çerenkov radyasyonu veya ışıması denildiğini, bunun savaş uçaklarının ses hızını geçtiklerinde oluşturdukları ses (sonik) patlaması olayına benzediğini anlattı.

Kuracakları dedektörle simetrik nötron modeli üzerine çalışacaklarını aktaran Tıraş, “İçinde büyük, 8 inç yani 20 santimetrelik foto çoğaltıcı tüplerimiz var. 2,5 ton ağırlığında, 1,5 metre çapında yaklaşık bir metre yüksekliğinde gadolinyum karışımlı saf su dedektörü olan bir sistem bu. İçine de ameresyum berilyum dediğimiz nötron kaynağını indirip nötronların simetrik modelini yani dedektörün farklı noktalarındaki nötron yayılmasının ve yakalanmasının simetrik modelini çalışıyoruz.” dedi.

Tıraş, atom altı parçacıkların maddeyle etkileşmesi ve ortaya yeni çıkardıkları parçacıklarla ilgilendiklerini, burada da dedektörün önemli rol oynayacağını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Maddeyle etkileşen parçacığın kinematikleri dediğimiz enerjisini, momentumunu, hareketini anlayabilmek için maddeyle etkileştikten sonra ortaya çıkan parçacıkları da anlamanız gerekiyor. Özellikle nötronlar ya da protonlar nötrino çalışmaları için çok önemli. Çünkü nötrinolar gelip maddeyle etkileştikten sonra ortaya nötron ve proton dediğimiz atom altı parçacıklar çıkıyor. Bu atom altı parçacıkların nasıl hareket ettiği ve dedektör sistemi içinde nasıl algılanacakları bizim için çok kritik. Nötronlar yüksüz parçacıklar olduğu için algılanması çok zor, simetrik modeli üzerine çok kısıtlı sayıda çalışma var dünyada. Biz de aslında dünyadaki bilime de katkı olması açısından böyle bir çalışma tasarladık.”

Radyasyon dedektörleri geliştiriliyor

Yüksek bütçeli dedektörün Ar-Ge projelerini de yürüttüklerini anlatan Tıraş, şunları kaydetti:

“Hem radyasyon dedektörleri yani düşük voltajda çalışan silikon tabanlı radyasyon dedektörleri üzerine çalışıyoruz hem de yüksek radyasyona dayanıklı yüksek voltajla çalışan farklı dedektör sistemlerinin elektronik kartlarının üretimi, aynı zamanda onların radyoaktif elementlerle burada testlerinin gerçekleştirilmesi üzerine dedektör Ar-Ge projelerimiz var. Sintilatör dediğimiz kalorimetre algıçlar, parçacık algıçları içerisinde kullandığımız malzemelere farklı yüzey kaplamalarıyla daha yüksek verimlilikte dedektörler, yani atom altı parçacıkları algılayacak dedektör sistemleri üzerine birkaç projemiz var.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/eru-tubitak-destegiyle-su-cerenkov-dedektoru-kuracak/feed/ 0
MÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü, çekme kuvveti bin 500 olan çelik bağlantı elemanı üretti https://www.haber60.com.tr/mu-metalurji-ve-malzeme-muhendisligi-bolumu-cekme-kuvveti-bin-500-olan-celik-baglanti-elemani-uretti/ https://www.haber60.com.tr/mu-metalurji-ve-malzeme-muhendisligi-bolumu-cekme-kuvveti-bin-500-olan-celik-baglanti-elemani-uretti/#respond Sat, 10 Feb 2024 06:48:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6775 Mersin Üniversitesi (MÜ) Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mustafa Taşkın ve ekibi tarafından yurt dışından ithal edilen çekme kuvveti bin 500 olan çelik bağlantı elamanı üretimi gerçekleştirildi. Üretilen çeliğin bağlantı elamanı dışında savunma sanayiinden havacılığa kadar her alan da kullanılabileceği belirtildi.

(MÜ) Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mustafa Taşkın, beraberindeki akademisyenler ve savunma sanayisine çalışan bir firma ile TÜBİTAK 1507 destekli nano boyutlu yüksek mukavemetli bağlantı elemanı üretimiyle ilgili proje çalışması gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen çalışmada çeliğin içerisine yeni alaşım elementleri ilave edilerek bazı termomekanik işlemlere tabi tutarak yurt dışından ithal edilen bin 100 megapaskal bağlantı elamanlarından daha kalitesini üretti.

Yeni bir ‘alaşım’ geliştirdik

Nano boyutlu yüksek mukavemetli bağlantı elemanı üretimiyle ilgili bir proje çalışması yaptıklarını belirten Prof.Dr. Mustafa Akın, “Türkiye çelik üretimi konusunda iyi durumda. Ancak yüksek kaliteli çelik üretimi konusunda çok iyi bir durumda ve konumda değiliz. Var olan bu eksikliği gidermek amacıyla biz ekip arkadaşlarımızla birlikte bir çalışmaya başladık. O amaçla da yeni bir kompozisyon bize uygun ifadeyle ‘alaşım’ geliştirdik. Bu alaşımı döktük. Sonrasında bu alaşımı döküm olarak elde ettik. Bunu sonrasında iki eksenli olarak dövdük. Bu malzemeyle ilgili ısıl işlemlerimizi yaptık. Malzemeye ilave etmiş olduğumuz tane küçültücüler, malzememizin tane boyutunu ortalama 30-40 mikrometre olan tane boyutunu 5 mikrometre seviyesine düşürdük. Bunun sonrasında da yaptığımız çalışmalar ve deney sonuçlarında şunu gördük ki dünyada var olan havacılık standardına göre istenilen malzemenin çekme dayanımı bin 100 megapaskal olması gerekirken, bizim numunelerimizde çekme dayanımımız bin 500 megapaskal seviyesine çıktı. Biz bu numunelerde çekme dayanımı bin 500 megapaskal, tane boyutu 4-6 mikrometre arasında ve sertliği de 40 ila 60 Rockwell arasında istediğimiz seviyede ayarlayabiliyoruz” dedi.

“Katma değeri çok yüksek olan bir ürün elde ettik”

Bağlantı elemanı olarak kullanılan malzemelerin büyük ekseriya yurt dışından ithal olarak temin edildiğine dikkat çeken Prof.Akın,” Bizim bu malzememizde ithal elde edilen malzemenin eşdeğerini biz kendimiz üretmiş olduk. Ayrıca bu tür malzemelerin en önemli özelliği stratejik malzeme olmalarıdır. Siz paranız olsa dahi bu özellikteki bir malzemeyi stratejik öneme sahip olmasından dolayı herhangi bir kriz, ambargo durumunda almanız mümkün değildir. Bunu satın alamazsınız. Bizim ürettiğimiz malzeme havacılık sektöründe kullanılmaya başlandığında fiyatı 50 dolar seviyesinde olacaktır. Katma değeri çok yüksek olan bir ürün elde ettik. Şu anda ülkemizde mevcut olmayan bir malzemeyi geliştirdik. Stratejik öneme sahip olan bir malzemeyi deney aşamasında üretmiş olduk”ifadelerini kullandı.

“Araçlar da ve zırhlarda kullanılabilecek”

Ürettikleri malzemenin sadece bağlantı elemanları olarak kullanılmayacağına da değinen Akın,” Aklınıza gelebilecek her yerde kullanılacak bir malzemedir. En yaygın örneğini verecek olursak otomobil üretimi Türkiye’de iyi bir konumdadır. Otomobillerde birçok bağlantı elemanı kullanılmaktadır. Bunlardaki güvenilirlik oranı belirli bir değerdedir. Ama spor araçlarda yüzde 100 güvenilir eleman, malzeme isterler. Bu malzeme ile yüzde yüz güvenilirliği sağlayacak bir kaliteyi de elde etmiş olacağız. Bu malzemeyi biz zırh yapımında kullanacağız, ZTP’lerde (Zırhlı Personel Taşıyıcı), askeri araçlarda, tanklarda kullanılabilecek bir malzeme. Asıl kullanılacağı ve ihtiyaç duyulan yer savunma sanayidir. Şu anda yurt dışından ithal edilen ürünlerin yerine kullanabileceğimiz yerli, milli ve maliyet açısından da diğer ithal ürünlere göre en az 10’da 1 daha ucuz olan bir ürün olarak karşımıza çıkacaktır. İşlemimizin aslında baktığımızda tamamı yerli. Biz şu anda ülkemizde var olan çelik malzemesinin içerisine yeni alaşım elementleri ilave ettik. ve elde ettiğimiz ürünü daha sonra birtakım termomekanik işlemlere tabi tutarak farklı bir ürün haline getirdik. Yaptığımız işlemlerin hiç biri dışa bağımlılık sağlayan bir şey değil. Hepsi kendi teknolojimizle, kendi imkanlarımızla ve kendi kaynaklarımızla elde ettiğimiz bir ürün olarak karşımıza çıkmaktadır. Hedefimiz bu ürünü bundan sonraki süreçte öncelikle yüksek yorulma dayanımı istenilen yerlerde bağlantı elemanı olarak kullanmak, yüzde yüz kalitenin ve güvenliğin istendiği yerlerde kullanmak. Akabinde de zırhlı personel taşıyıcılardan başlamak üzere savunma sanayinde askeri araçlarda, tanklarda, korunmada kullanmayı hedefliyoruz. Bu amaçla da firmayla birlikte ortak çalışmalarımız şu anda projemizi daha da büyüterek, genişleterek ortak çalışmalarımız devam etmektedir”diye konuştu. – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/mu-metalurji-ve-malzeme-muhendisligi-bolumu-cekme-kuvveti-bin-500-olan-celik-baglanti-elemani-uretti/feed/ 0
Türkiye, Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 115. sırada yer aldı https://www.haber60.com.tr/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-115-sirada-yer-aldi/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-115-sirada-yer-aldi/#respond Sun, 04 Feb 2024 08:18:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5940 CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir, “2023 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye, 34 puanla 115’inci sırada yer almıştır. 2022 yılında kıyasla bu sene 2 puan daha kaybeden Türkiye’nin ülke sıralamasında da 14 sıra gerilediği görülmektedir. Ayrıca Türkiye, son yıllarda endekste en ciddi ölçüde düşüş gösteren 12 ülkeden biri seçilmiştir. Öyle ki 2014 yılından beri son 10 senede endekste 10 puan birden kaybetmiştir. Bu puanla ülkemiz Burkina Faso, Vietnam, Tanzanya, Tunus, Hindistan, Arjantin, Zambiya gibi ülkelerin de gerisinde kalmıştır. Ekonomide gelişme kaydedilmesi için yolsuzluğun önlenmesi, her alanda yolsuzlukla mücadelenin artırılması gerekir. Hukuk ve adalet sistemine güvenin azaldığı, demokrasi konusunda gelişme kaydedemeyen ve yolsuzluk algısı yüksek olan bir ülkeye yatırım da sıcak para da gelmez” dedi.

CHP Ticaret Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Gölge Bakan Volkan Demir, 2023 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye’nin durumuna dikkat çekti. Demir, yaptığı yazılı açıklamada, 2023 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye’nin 34 puanla 115’inci sırada yer aldığını belirterek şunları söyledi:

“RAPORDA KAMU ALANINDA 180 ÜLKE BAZINDA YOLSUZLUK ALGISININ ÖLÇÜLMESİ HEDEFLENMEKTEDİR”

“Uluslararası Şeffaflık Organizasyonu’nu (Transparency International) dünyanın her yerinde; hükümetlerle, şirketlerle, çalışanlarla, sivil toplumla birlikte yolsuzluğun olmadığı bir dünya amacıyla 1993 yılından itibaren çaba sarf eden bir kuruluştur. Bu kuruluş ocak ayı sonunda, 2023 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi Raporu’nu yayınlandı. Bu raporda kamu alanında dünyada 180 ülke bazında yolsuzluk algısının ölçülmesi hedeflenmektedir. Raporda ülkeler ve bölgeler 100 puan üzerinden değerlendirilmekte; 0 puan çok yüksek derecede yolsuzluk algısı olan, 100 puan ise yolsuzluk algısının olmadığı çok temiz anlamına gelmektedir.

“TÜRKİYE, YOLSUZLUK ALGI ENDEKSİNDE EN CİDDİ ÖLÇÜDE DÜŞÜŞ GÖSTEREN 12 ÜLKEDEN BİRİ SEÇİLMİŞTİR. SON 10 SENEDE ENDEKSTE 10 PUAN BİRDEN KAYBETMİŞTİR”

Yolsuzluk Algı Endeksinde ilk sıralarda yer alan (en temiz) bazı ülkeler: Danimarka (90), Finlandiya (87), Yeni Zelanda (85), Norveç (84), Singapur (83), İsveç (82), İsviçre (82), Hollanda (79), Almanya (78), Lüksemburg (78), İrlanda (77). 2023 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye, 34 puanla 115’inci sırada yer almıştır. 2022 yılında kıyasla bu sene 2 puan daha kaybeden Türkiye’nin ülke sıralamasında da 14 sıra gerilediği görülmektedir. Ayrıca Türkiye, son yıllarda endekste en ciddi ölçüde düşüş gösteren 12 ülkeden biri seçilmiştir. Öyle ki 2014 yılından beri son 10 senede endekste 10 puan birden kaybetmiştir. Bu puanla ülkemiz Burkina Faso, Vietnam, Tanzanya, Tunus, Hindistan, Arjantin, Zambiya gibi ülkelerin de gerisinde kalmıştır.

“YOLSUZLUK ALGISI YÜKSEK OLAN BİR ÜLKEYE YATIRIM DA SICAK PARA DA GELMEZ”

Ekonomide gelişme kaydedilmesi için yolsuzluğun önlenmesi, her alanda yolsuzlukla mücadelenin artırılması gerekir. Hukuk ve adalet sistemine güvenin azaldığı, demokrasi konusunda gelişme kaydedemeyen ve yolsuzluk algısı yüksek olan bir ülkeye yatırım da sıcak para da gelmez. Yüksek bedeller ödeyerek getirilecek sıcak para da şu sıralar yaşadığımız gibi gelir dağılımını bozar. Zengin daha zengin fakir de daha fakir olur. Dünyada ciddi araştırmalarla ölçülen hukuk ve demokrasi, yolsuzluk, mutluluk gibi tüm alanlarda çok geride kaldık. Artık bu açmazdan kurtulmamız gerekir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-115-sirada-yer-aldi/feed/ 0
Çocuklarda hipertansiyonun sinsi ilerleyebildiği belirtildi https://www.haber60.com.tr/cocuklarda-hipertansiyonun-sinsi-ilerleyebildigi-belirtildi/ https://www.haber60.com.tr/cocuklarda-hipertansiyonun-sinsi-ilerleyebildigi-belirtildi/#respond Sat, 20 Jan 2024 08:51:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4325

Çocuklarda hipertansiyonun bazı durumlarda sinsi ilerleyebildiğini belirten Prof. Dr. Cenap Zeybek, “Hipertansiyon tüm organlara zarar verebilir. Görme ve duyma ciddi olarak bozulabilir. Beyinde ciddi problemler olur. Hatta Hipertansif Ensefalopati gibi hayatı tehdit edebilen durumlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle yakınması olsun olmasın her çocuğa 3 yaşından itibaren düzenli olarak kan basıncı ölçümü yapılmalıdır” dedi.

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Cenap Zeybek, çocukluk çağı hipertansiyonuna ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Zeybek, çocukluk çağında kan basıncı değerlerinin belli limitlerin üzerinde olması durumuna hipertansiyon denildiğini belirterek “Erişkin bireylerde kan basıncının 120/80 mmHg’nın üzerinde oluşu ‘yüksek kan basıncı’ olarak adlandırılırken, 130/80 mmHg’nın üzeri ‘hipertansiyon’ olarak kabul edilir. Son açıklanan kılavuzlara göre 13 yaş üzeri tüm çocuklar kan basıncı değerleri açısından erişkinlerle aynı kriterlerle değerlendirilir. Ancak 13 yaşından küçük çocuklarda çocukların boy ve ağırlıklarına göre düzenlenmiş tablolar yardımıyla hipertansiyon tanısı konulur. Örneğin yenidoğan bir bebekte 90 mmHg bile yüksek kan basıncı anlamına gelebilir. 3 yaşından sonra tüm çocuklarda en azından yılda bir kez kan basıncı ölçümü yapılması gereklidir. 3 yaşından önce sadece bilinen önemli bir hastalığı olan çocuklarda kan basıncı ölçümü yapılır” diye konuştu.

BAZI ÇOCUKLARDA SİNSİ SEYREDEBİLİR

Dünyada çocukluk çağı hipertansiyon görülme sıklığının yüzde 3, yüksek kan basıncı yaygınlığının ise yüzde 3 ila 5 arası olabileceğine dikkati çeken Prof. Dr. Zeybek, şöyle devam etti:

Türkiye’de çocukluk çağı hipertansiyon epidemiyolojisi ile ilgili az sayıda çalışma vardır. Bu çalışmalarda 6-15 yaş arası çocuklarda hipertansiyon sıklığı yüzde 8 ila 9 civarındadır. Hipertansiyonun tipik belirtileri baş ağrısı, ense ağrısı, baş dönmesi, kulakta çınlama ve uğultu, burun kanaması, görme bulanıklığı, çarpıntı, nefes darlığı ve terleme olarak sayılabilir. Bu belirtiler erişkin bireylerde, büyük çocuk ve adölesanlarda sıklıkla görülmekte olup, özellikle küçük çocuklarda ve bebeklerde ciddi tansiyon yüksekliği olmadıkça bu yakınmaların birçoğu gözlenmeyebilir. Hatta hiç yakınması olmayıp ciddi hipertansiyonu olan çocuk hastalar mevcuttur. Tüm çocuklara 3 yaşından itibaren belirli periyodlarda tansiyon ölçümü yapılması bu açıdan önem kazanmaktadır.”

PRİMER VE İKİNCİL HİPERTANSİYON NEDENLERİNE DİKKAT

Prof. Dr. Cenap Zeybek, çocukluk çağı hipertansiyonunun altında yatan nedenleri şu şekilde açıkladı:

“Çocuklarda hipertansiyonun en sık nedeni böbrek hastalıklarıdır. Bunların içinde kronik ve akut böbrek yetmezliği, nefritik ve nefrotik sendromlar ve böbrek atardamarının darlığı gibi özel bazı hastalıklardır. İç salgı bezlerinden kaynaklanan hormonal hastalıklar, aort koarktasyonu gibi kalp hastalıkları, bazı tümörler ve yumuşak doku hastalıkları da çocuklardaki hipertansiyonun diğer nedenleri arasındadır. Bu nedenlerin hepsi ikincil hipertansiyon nedenleridir. Bir de birincil yani primer hipertansiyon vardır ki net olarak bir nedene bağlı olmayan hipertansiyon anlamındadır. Primer hipertansiyon esas olarak erişkin hastalığı olmakla birlikte yeme alışkanlıkları değiştikçe, çocuklarda obezite sıklığı artmakta, bu da çocukluk çağında primer hipertansiyon sıklığını arttırmaktadır.”

GENİZ ETİ PROBLEMLERİ HIZLICA FARK EDİLMELİDİR

Obezitenin çocuklarda hipertansiyon için bir risk faktörü olduğuna değinen Prof. Dr. Zeybek, şu ifadeleri kullandı:

“Hipertansiyon sıklığı obezite, uyku apne sendromu, kronik böbrek hastalığı ve prematüre gibi bazı durumlarda daha yüksektir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2013’te dünya genelinde 5 yaş altı 42 milyon obez ya da fazla kilolu çocuk vardır. Türkiye verilerine göre obezite sıklığı yüzde 7,3 dür. Fazla kilolu çocuklarda hipertansiyon sıklığı yüzde 4 ila 14 iken obez çocuklarda bu oran yüzde 11 ila 23 arasındadır. Beslenmenin obeziteye ve dolayısıyla kan basıncı yüksekliğine etkileri hayatın ilk yıllarından itibaren başlar. Hatta bazı araştırmacılar hayatın ilk 3 yılındaki beslenme şeklinin, özellikle de karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin, çocukların obez olup olmayacağını yüzde 60’ın üzerinde belirlediğini savunur. Diyet ile alınan yüksek miktarda tuz da çocuklar için önemli bir risk etmenidir. Hipertansiyon sıklığı diyabeti olan çocuk ve ergenlerde genel topluma göre daha yüksektir. Diğer bir risk etmeni olan uyku apne sendromunda hipertansiyon sıklığı normalden yüksektir. Küçük çocuklarda uyku bozukluğu yapan geniz eti gibi problemlerin hızlı tedavi edilmesi bu açıdan önemlidir. Kronik böbrek hastalığı olan çocuk ve ergenlerin neredeyse yarısı hipertansiftir ve çoğunda hipertansiyon yeterince tedavi edilememektedir.”

YAŞAM STİLİ DEĞİŞİKLİĞİ HAFİF HİPERTANSİYONU DÜZELTEBİLİR

Prof. Dr. Cenap Zeybek, tanı ve tedavi yöntemlerini şöyle değerlendirdi:

“Yakınması olsun olmasın her çocuğa 3 yaşından itibaren düzenli olarak kan basıncı ölçümü yapılmalıdır. En az 3 ölçümde kan basıncı değerleri o yaş, boy ve ağırlıktaki çocuklar için belirlenmiş olan üst değerin üzerinde çıkarsa kan basıncı yüksekliği ya da hipertansiyon tanıları konulur. Hastanede tansiyonun yüksek çıkıp evde ya da eczanede ölçüldüğünde normal bulunduğu duruma ‘Beyaz önlük hipertansiyonu’ denir. Bu durumun netleştirilmesi ve tansiyon yüksekliğinin günün ne kadarında etkili olduğunun anlaşılması için ’24 saatlik tansiyon holter incelemesi’ yapılır. Hipertansiyon tedavisinde temel amaç kan basıncını normal değerlere döndürmektir. Primer hipertansiyonda öncelikle yaşam stilini değiştirmek; yani abur cuburu, hazır gıdaları, rafine şekeri ve tuzu azaltmak, doğal beslenme, daha fazla egzersiz, özellikle düzenli tempolu yürüyüş tansiyon kontrolünde ciddi fayda sağlar. Hipertansiyonun ağırlık derecesine göre sadece yaşam stilindeki değişiklik bile hafif hipertansiyonda ilaçsız tedavi sağlayabilir. Dirençli hipertansiyonda önce tekli, o da yetmezse çoklu antihipertansif ilaç tedavileri de uygulanır. İkincil hipertansiyonda nedenlerin tedavi edilmesi çoğunlukla hipertansiyonu da tedavi eder. Beraberinde antihipertansif ilaç da kullanılabilir.”

TEDAVİ EDİLMEDİĞİNDE HAYATI TEHDİT EDEBİLİR

Tedavi edilmeyen hipertansiyonun sonunun iyi olmadığına dikkati çeken Prof. Dr. Zeybek, aileleri şu şekilde uyardı:

“Tansiyon yüksekliği tüm organlara zarar verebilir. Kalp, böbrek, akciğer, karaciğer, iç salgı bezleri tansiyon yüksekliğinden ciddi anlamda etkilenir. Görme ve duyma ciddi olarak bozulabilir. Beyinde ciddi problemler olur. Hatta Hipertansif Ensefalopati gibi hayatı tehdit edebilen durumlar ortaya çıkabilir. O açıdan hipertansiyon hastalarında tansiyonun düzenli kontrol edilmesi, ilaçla ya da ilaçsız normal sınırlarda seyretmesinin sağlanması elzemdir. Öncelikle tüm ebeveynler bilmelidir ki, diyetteki yüksek tuz ve şeker obezite ve hipertansiyonun en önemli nedenleridir. Çocuklarımızın beslenme şeklini düzelterek onları obezite, diyabet ve hipertansiyondan korumak ebeveynler olarak hepimizin görevidir. Her çocuk mümkün olduğunca sebze, meyve ve protein ağırlıklı doğal beslenmeyi hak eder. Bunlara ek olarak çocuklarımızı harekete, spora teşvik etmeliyiz. Sedanter hayattan kurtulan çocuklar daha sağlıklı, daha çalışkan ve hayatta daha başarılı olacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cocuklarda-hipertansiyonun-sinsi-ilerleyebildigi-belirtildi/feed/ 0
Kule vinç operatörü Engin Bekar, yükseklikteki zorlu mesaisini anlattı https://www.haber60.com.tr/kule-vinc-operatoru-engin-bekar-yukseklikteki-zorlu-mesaisini-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/kule-vinc-operatoru-engin-bekar-yukseklikteki-zorlu-mesaisini-anlatti/#respond Wed, 10 Jan 2024 08:57:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2956 Ekmek parasını kazanmak için yerden 140 metre yükseklikte alın teri döken kule vinç operatörü Engin Bekar, mesaisini bir metrekarelik kabinin içinde tek başına geçiriyor.

Ankara’da yaşayan evli ve 2 çocuk babası Bekar, 18 yaşından beri inşaatlarda çalışıyor.

İnşaat sahalarındaki kule vinç operatörlerine özenen ve kurslara giderek bu mesleğin eğitimini alan Bekar, 13 yıldır yerden yüzlerce metre yükseklikte alın teri döküyor.

Yüksek katlı binaların yapılması için kullanılan kule vinçlere korkusuzca tırmanan ve mesaisini göklerde tamamlayan Bekar, ailesinin geçimi için bütün zorlukları göze alıyor.

“Mesleğimizin en zor bölümü yalnızlık”

Bekar, AA muhabirine, riskli olmasına rağmen mesleğini zevkle, korku ve endişe duymadan büyük dikkatle yaptığını belirtti.

Sabah şantiyeye geldiğinde ilk işinin vincin kontrollerini sağlamak olduğunu, tüm güvenlik önlemlerini aldıktan sonra mesaiye başladığını anlatan Bekar, “Baretimizi ve emniyet kemerimizi takıp, iş ayakkabımızı ve reflektör yeleğimizi giymeden işe başlamıyoruz. 140 metre yukarı çıkmamız yarım saatimizi alıyor. 35’inci kata kadar asansörle çıkıp daha sonra bağlantıdan vince geçip 30 metre tırmanıyoruz.” diye konuştu.

Yüzlerce metre yükseklikte olmasına rağmen aşağıdaki ekiple koordineli şekilde çalıştıklarını belirten Bekar, birbirleriyle telsizle irtibat kurduklarını aktardı.

Yukarıda çalışırken kendisini özgür hissettiğini dile getiren Bekar, yükseklik konusunda hiçbir sorun yaşamadığını, katlar yükseldikçe gözünün o yüksekliğe alıştığını söyledi.

Mesaisinin tamamını daracık bir kabinde yalnız başına geçirdiğini anlatan Bekar, “Mesleğimizin en zor bölümü yalnızlık çünkü yukarıda tek başımıza çalışıyoruz. Bazen zaman geçsin diye bir türkü söylüyoruz, bazen aşağıdakilerle birbirimize bağırıp gülüyoruz, bazen de vincin ucundaki kancayla birbirimize çay gönderiyoruz. Konuşabileceğin, beraber çay içebileceğin kimse yok, sıkılıyorsun.” dedi.

“Buzları kırarak yukarı çıkarıyoruz”

Bekar, yukarıda çalışmanın en zor tarafının tuvalet ihtiyacını giderme olduğunu belirterek, “Yemeğimizi, meyvemizi yanımızda getiriyoruz. İn, çık yapamıyoruz. Tuvalet gibi acil ihtiyaçlar konusunda kendimizi zorluyoruz, bir süre sonra metabolizmamız da alışıyor. Çok zorlanmadığımız sürece aşağı inmiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Yükseklik korkusu olmasa bile bu mesleğin herkes tarafından yapılamayacağını vurgulayan Bekar, iş güvenliğini her şeyden üstün tuttuklarını, 6 ayda bir periyodik muayeneden geçtiklerinin altını çizdi.

Engin Bekar, hava şartlarının da kule vinç operatörlerinin çalışmalarını etkilediğini söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yazın güneş, kışın kar değil bizi en çok rüzgar etkiliyor. Kabine ani rüzgar vurunca hakimiyeti tam sağlayamıyoruz, çalışmayı durduruyoruz. Yağmur yağar aşağıdaki ekipler çekilir ama biz çalışmaya devam ederiz. Çalıştığımız şantiye Ankara’nın en yüksek noktalarından, bu yüzden fazlaca sise maruz kalıyoruz. Eğer görüş mesafemiz yoksa çalışmıyoruz. Yazın sıcak demir çok fazla zorlamıyor ama kışın demirler buz tutuyor. Bazen o buzları kırarak yukarı çıkarıyoruz. Makine metal olduğu için zaman zaman yük kaldırırken esneyebiliyor, yukarıda ‘beşik’ gibi sallanıyoruz.”

İnşaatın her alanının tehlike barındırdığını belirten Bekar, “Ailemiz sürekli endişe içinde uyanıp hemen arıyorlar. Mesai saati biraz geçsin hemen arıyorlar. Alt katlarda telefon çekmeyince tedirgin oluyorlar.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kule-vinc-operatoru-engin-bekar-yukseklikteki-zorlu-mesaisini-anlatti/feed/ 0