KAHRAMANMARAŞ’ta, depremde yıkılan 44 kişinin yaşamını yitirdiği sitenin müteahhidi Hasan Çam (53), ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 22,5 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davada, marketlerinde yüzlerce kişi çalıştığını ve tutuklu olmasının hiç kimseye faydasının olmadığını söyleyerek, “İşimin başında olmak zorundayım. 17 aydır tutukluyum ve mağduriyetim had safhaya geldi. Tahliyemi talep ediyorum” dedi.
Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde 44 kişinin hayatını kaybettiği Said Bey Sitesi’nin yıkılmasıyla ilgili 3’ü tutuklu, 6 kişinin ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 22,5’ar yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın 4’üncü duruşması görüldü. 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada tutuksuz sanıklar şantiye şefleri Murat Kaş (39), Halil İbrahim US (34), tutuklu yapı denetim şirketi sahibi Halil Yıldız (55) ile ölenlerin yakınları ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. Müteahhit Hasan Çam (53) ile statik proje ve uygulama denetim görevlisi Yavuz Kaygısız (55), duruşmaya tutuklu bulundukları cezaevlerinden, tutuksuz yapı denetim şirketi kontrol elemanı Melike Yıldız (33) ise yaşadığı şehirdeki adliyeden SEGBİS sistemiyle katıldı.
YILDIZ: ONAY MERCİLERİ BELEDİYELERDİR
Duruşmada ilk savunmasını yapan yapı denetim şirketi sahibi Halil Yıldız oldu. Suçlamaları kabul etmeyen Yıldız, karot örneklerin yönetmeliklere uygun alınmadığını öne sürerek, “Karot örneği alan bilirkişilerin duruşmada dinlenmesini talep ediyorum. Çünkü karotlar bilirkişilik kılavuzuna göre alınmamış. Daha az hasar görmüş 2 bodrum kat varken özellikle hasar görmüş, iş makinelerinin çalışmalar sırasında bir taraftan alıp diğer tarafa attığı yerlerden karot alınmış. Ben kasıt arıyorum. Ayrıca bizler yapı denetim olarak her kontrolümüzü belediyenin onayına sunarız ve onlar da gelip inceleyerek onaylar. Onay mercileri belediyelerdir, tahliyemi talep ediyorum” dedi.
MÜTEAHHİT: TUTUKLU OLMAMIN HİÇ KİMSEYE FAYDASI YOK
Sitenin müteahhidi ve zemin kattaki marketin de sahibi olan Hasan Çam da suçlamaları reddederek tahliyesini talep etti. İnşattan anlamayan, ilkokul mezunu olduğunu belirten Çam, kendisini şöyle savundu:
“Benim mesleğim gıda marketçiliği, inşaatın ‘İ’sinden anlamam, ilkokul mezunuyum. Ben inşaatı, işi bilen mimar, mühendis ve yapı denetim firmalarına verdim. Hasan Çam olarak sadece binanın finansörlüğünü yaptım. Maddi, manevi çok büyük kayıplarım oldu. Sahibi olduğum marketlerde yüzlerce çalışanım var. Tutukluluk olmamın hiç kimseye faydası yoktur. Yargılama elbette devam edecek ve tutuksuz yargılanmak istiyorum. Kaçma şüphem yok, işimin başında olmak zorundayım. 17 aydır tutukluyum ve mağduriyetim had safhaya geldi. Tahliyemi talep ediyorum.”
Diğer sanıklar da suçlamaları reddedip, önceki duruşmalarda verdikleri savunmalarını yinelediklerini söyledi.
Mahkeme heyeti, geçen duruşma alınan kararla yeni rapor için bilirkişiye gönderilen dosya gelmediği için tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verip duruşmayı 27 Eylül’e erteledi.
‘KAMU PERSONELLERİNİN BİR AN ÖNCE DOSYAYA DAHİL EDİLMESİNİ İSTİYORUZ’
Yıkılan apartmanda annesi, babası, kardeşi ve dedesini kaybeden Tuba Erdemoğlu, adliye önünde adalet nöbeti tuttuklarını belirterek adaletin yerini bulmasını istediklerini söyledi. Depremin üzerinden 17 ay geçmesine rağmen adalet arayışı içinde olduklarını ve acılarını yaşayamadıklarını ifade eden Erdemoğlu, şöyle devam etti:
“Biz artık suçluların hak ettiği cezayı almasını ve bir an önce yargılanmasını, cezalarını almasını istiyoruz. Bizim tek derdimiz adalet, adaletten başka bir beklentimiz yok. 17 ay geçmesine rağmen Sait Bey Sitesi davasında tek bir kamu personeli hala yargılanmıyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. İçişleri Bakanlığı’ndan gerekli izinlerin bir an önce çıkmasını, soruşturmalara dahil edilmesini istiyoruz. Ben depremde ailemden 4 kişiyi kaybettim, beton yığınlarının arasından alıp toprağa verdim fakat suçlular hak ettikleri cezaları almıyorlar, taksirle yargılanıyorlar. Bizim davamız taksirle görülecek bir dava değil, Said Bey Sitesi olası kasta görülecek bir dava. Olayda ihmali olan kamu personellerinin bir an önce dosyaya dahil edilmesini istiyoruz.”
]]>Toroslar Belediyesinin Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda gündem maddeleri görüşülerek karara bağlandı. Yunus Emre Kültür Merkezi’nde yapılan toplantıda, yeni dönemde görev alan belediye başkan yardımcıları ile birim müdürleri de belediye meclis üyelerine tanıtıldı.
Üretici ve köylü pazarı resmi statüye kavuşacak
Toplantıda gündeme alınan önerge ile Hüseyin Okan Merzeci Mahallesi Karaisalı Caddesi’ndeki Kapalı Semt Pazarı’nın resmi üretici ve köylü pazarı statüsüne kavuşması ve üreticilere tahsis edilmesi için ilk adım atıldı. Her hafta perşembe günü kurulan ancak resmi statüde olmayan üretici ve köylü pazarının, yapılacak düzenleme ile resmi statüye kavuşması için Plan ve Bütçe, Tarım ve Hayvancılık, Yurt Dışı İlişkiler ile Kadın ve Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonları’na havalesi oy birliğiyle kabul edildi.
Başkan Yıldız, üreticilerin ürettikleri ürünleri taze ve ilk elden vatandaşlara ulaştırmaları açısından üretici ve köylü pazarının önemli olduğunu söyledi. Kentteki üreticilerin Toroslar dışındaki ilçelerde haftanın belirli günlerinde ürettikleri ürünleri satmaları için pazarlar oluşturduklarını ifade eden Yıldız, “İlçemizde de fiilen perşembe günleri Hüseyin Okan Merzeci Mahallesi’nde bulunan Kapalı Semt Pazarı’nda kuruluyor. Geçen hafta üretici ve köylü pazarımızı ziyaretim sırasında pazar esnafımızla bir araya geldim. Onlar, öncelikle bu pazarda kendilerine resmi olarak yer verilmesinin gerekliliğini ilettiler. Buradaki arkadaşlarımızın tamamı şehrimizin muhtelif ilçelerinden gelen üretici arkadaşlarımız. Sadece kendi ürettikleri ürünleri satıyorlar ve halden ürün getirilmesine izin vermiyorlar. Biz de derneğimizle temasta bulunduk. Bu konuyu gündemimize alarak komisyonlara havale etmek istedik” dedi.
“Toroslar’da 29 kurban kesim yeri oluşturuyoruz”
Konuşmasında vatandaşların yaklaşan Kurban Bayramı’nı da kutlayan Yıldız, vatandaşların bayramı huzur içerisinde geçirebilmeleri için gerekli önlem ve tedbirleri aldıklarını kaydetti. Belediye ekiplerinin bayram süresince vatandaşlardan gelecek talep ve istekler doğrultusunda teyakkuz halinde olacağını ifade eden Yıldız, çevre ve toplum sağlığını olumsuz etkileyecek durumlarla karşılaşılmaması açısından kurban kesim noktalarının dışında kurban kesilmemesini istedi. Kurban kesim ve satış yeri noktasında gerekli tedbirleri aldıklarını dile getiren Yıldız, şöyle konuştu:
“Toroslar’da 26 sabit, 3 mobil olmak üzere 29 kurban kesim yeri oluşturuyoruz. Aynı zamanda Korukent Mahallemizde 2. El Oto Galericiler Sitesi’nin alt tarafında bulunan alanı da kurban satış alanı olarak hazırladık. İlçe merkezinde ve kırsal mahallelerimizde kurban kesim yerlerimiz var. Kurbandan arta kalan atıkların kentin yaşamını zora sokmaması, sinek ve koku gibi benzeri konularda sıkıntı ve rahatsızlık yaşanmaması için bu noktaların dışında kurbanlarımızı kesmeyelim. Yeni konteynerler satın aldık. Bunları da bayramdan önce bu noktalara yerleştireceğiz. Kurban satış yerimizde ve kesim alanlarımızda zabıta ekiplerimiz ve ilgili belediye görevlilerimiz bayram süresince görev yapacaklar. Herhangi bir eksiklik ve aksaklık olduğunda kendilerine müracaat edebilirsiniz.” – MERSİN
]]>MANİSA’da polis lojmanında başından tabancayla vurulan Yeşim Akbaş’ın (27) ölümüne ilişkin tutuklanan komiser yardımcısı Doğan Can Yıldız (28), suçlamaları reddedip, genç kadının intihar ettiğini öne sürerek, kendisi hakkında ortaya atılan tüm iddiaların kulaktan dolma bilgiler olduğunu söyledi. Yeşim Akbaş’ın annesi Aysun Akbaş ise “Kızımın hiçbir psikolojik sorunu yoktu. Kızım intihar etmedi, öldürüldü” dedi.
Demirci ilçesindeki polis lojmanında geçen yıl 14 Nisan’da, saat 08.00 sıralarında, silah sesi duyuldu. Sesin geldiği komiser yardımcısı Doğan Can Yıldız’ın kaldığı odaya giren polis ekipleri, ilçede güzellik salonu işleten Yeşim Akbaş’ı başından vurulmuş halde buldu. Akbaş, ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılırken hayatını kaybetti. Akbaş’ın vurulduğu tabancanın komiser yardımcısı Yıldız’a ait olduğu belirlendi. İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerinin gözaltına aldığı Yıldız, sevk edildiği hakimlikte adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Cumhuriyet savcılığının itirazıyla 19 Nisan’da İzmir’in Bayraklı ilçesinde gözaltına alınan Doğan Can Yıldız, tutuklandı.
ESKİ EŞİNE ŞİDDET UYGULAMIŞ
Soruşturmada Yıldız’ın boşandığı Meryem Emir’i (28) defalarca darbedip hakarette bulunduğu, hatta başına 2 kez silah dayadığı da ortaya çıktı. Meryem Emir, yaşadıklarını 21 Şubat 2022’de Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) verdiği dilekçe ve 3 Mart 2022’de Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliği’nde verdiği ifadesinde anlattı. Eski eşin dilekçesinde ve polisteki ifadesinde, sorunlarının kıskançlıktan kaynaklandığını belirterek, “Annesinin ısrarı ve mesleği nedeniyle zarar görmemesi için o dönemde şikayetçi olmadım” dediği öğrenildi.
‘BÖYLE BİR POZİSYONDAN İNTİHAR ETMESİ HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI’
Salihli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma tamamlanıp iddianame hazırlandı. Salihli Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, mermi çekirdeğinin Yeşim Akbaş’ın sağ temporoparietal bölgesinden girip sol temporal bölgeden vücudu terk ederek tavana çarptığı hususu dikkate alındığında; kovanın olay yerinde ne amaçla bulunduğu belli olmayan, evin tabanından da bağımsız yaklaşık 20 santim uzunluğundaki 3 santim enindeki beyaz bir mermer blok üzerinde yan yatmış şekilde, çekirdeğin de hemen bloka bitişik vaziyette bulunmasının böyle bir pozisyonda intihar etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtildi. Çekirdeğin sekme yönü de incelendiğinde, o pozisyonda bulunma ihtimalinin olmadığına da iddianamede yer verildi. Ayrıca Akbaş’ın sağlak olduğu ve merminin sağ taraftan girdiği hususu nazara alındığında her iki elinden atış artığı çıkmasının mümkün olmadığı belirtildi.
‘ELİNDEKİ KAN İZLERİNİ KOLONYA İLE SİLMİŞ’
İddianamede; daha önceki ifadesinde yüzündeki yaralanmayı sevdiği kedinin yaptığı ve vücudundaki izlerin görev yaptığı sırada yakaladığı suçlu ile boğuşurken olduğunu ileri süren Doğan Can Yıldız’ın, olaydan sonra hemen üzerini değiştirdiği, elinde ve tırnak aralarında bulunan kanı silmek için kolonya kullandığı vurgulandı. Yeşim Akbaş’ın sol el tırnak aralarındaki doku örneklerinin Yıldız’ın doku örneği ile örtüştüğüne de dikkat çekildi. Doğan Can Yıldız’ın olaydan hemen sonra üzerinde gördükleri şortta ve görmedikleri ikinci bir şortta atış artığının tespit edilmesinin de hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu kaydedildi. Yıldız’ın, görevinde kullandığı beylik tabancasıyla Akbaş’ı, başına tek el ateş ederek öldürüp, ‘Kadına karşı kasten öldürme’ ve ‘Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma’ suçlarını işlediğine yönelik yeterli delil oluşturduğu belirtildi.
‘HİÇBİRİ GERÇEKÇİ DEĞİL’
Doğan Can Yıldız’ın yargılandığı davanın 2’nci duruşması bugün görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Doğan Can Yıldız ile Yeşim Akbaş’ın ailesi ve davaya gönüllü olarak müdahil olan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’ni temsilen avukatlar katıldı. Yıldız, duruşmada tüm suçlamaları reddedip, Yeşim Akbaş’ın psikolojik sorunları olduğunu öne sürerek intihar ettiğini söyledi. Yıldız, kendisi hakkında ortaya atılan tüm iddiaların kulaktan dolma bilgiler olduğunu öne sürerek, “Doğan şöyle yapmış’, ‘Doğan böyle yapmış’, ‘Doğan ceza almış’, ‘sürülmüş” gibi ithamlarda bulunuluyor. Hiçbiri gerçekçi değil” dedi.
Dinlenen tanıkların ardından mahkeme heyeti, Yeşim Akbaş’ın ölümüne neden olan merminin açısı itibarıyla silahla ilgili olarak dışarıdan bir müdahale olup olmadığına bilirkişi raporunun beklenmesi için duruşmayı 12 Temmuz’a erteledi.
‘SANKİ TEK SORUMLU YEŞİM’MİŞ GİBİ ALGI YARATMAYA ÇALIŞIYOR’
Akbaş ailesinin avukatlarından olan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği temsilcilerinden İzmir Barosu’na kayıtlı Barış Özbay, “Öldürülen Yeşim Akbaş’ın dosyası ile ilgili olarak bugün Salihli Adliyesi’ndeydik. Dosyayla ilgili olarak bugün dinlenen tanıklar vardı. Geçen duruşmadan kaynaklı olarak dosyada beklediğimiz bilirkişi raporu söz konusu. İlgili raporda Yeşim’in silahın girdiği merminin açısı itibarıyla dışarıdan müdahale olup olmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılacak. Bu raporun dönüşünü bekliyoruz. Tutukluluğun devamı yönünde karar verildi. Ancak sürecin yönetimi anlamında sanık tarafından olayı tek sorumlusu ve faili Yeşim’miş gibi bir algı yaratılmaya çalışıldı. Biz bu algıya yönelik mücadele ediyoruz. Yeşim ve Yeşim gibi pek çok öldürülen kadınlarımız için bu anlamda buradayız. Bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘TÜM SORUMLULAR CEZALANDIRILMALI’
Akbaş ailesinin diğer avukatı Büşra Yıldız ise “Cinayete ilişkin duruşmada bugünkü değerlendirmelerin çoğunda özellikle tanık beyanları doğrultusunda bir değerlendirme yapıldı. Değerlendirmeler sonucunda bilirkişi raporu bekleniyor. Sadece şüphelinin cinayeti işlediğine dair bir değerlendirme yapılmakla birlikte olay yerindeki diğer sürecin göz önüne alınmadığı kanaatindeyiz. Söz konusu olay sonrası cinayet alanında birçok kusur olduğu kanaatindeyiz. Bu nedenle diğer kamu görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma, delillerin karartılması gibi suçlardan suç duyurusunda bulunulması için bir talebimiz oldu. Bu talebimizin mahkemeye heyeti tarafından değerlendirilmesini talep ettik. Sadece şüphelinin değil olayda ihmali bulunan herkesin cezalandırılması için elimizden geleni yapacağız” dedi.
Yeşim Akbaş’ın annesi Aysun Akbaş ise “Benim kızım hayat dolu, hayata ve yaşama sımsıkı bağlı birisiydi. Kızımın hiçbir psikolojik sorunu yoktu. Benim kızım intihar etmedi, öldürüldü. Şu anda hayatta olmayan ve yöneltilen sorulara cevap veremeyecek olan kızıma ısrarla, ‘Psikolojisi bozuktu, kendisini vurdu’ diyor. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum” diye konuştu.
]]>Başkan Yıldız, Belediye Meclis Salonunda düzenlediği basın toplantısında 1 Nisan’da görevi devraldıktan sonra yaptıkları ve yapacakları çalışmaları anlattı. Toroslar Belediyesinin kurulduğu 1994 yılından beri aynı siyasi organizasyon tarafından yönetildiğini ifade eden Yıldız, göreve geldikleri günden itibaren gece gündüz demeden çalışarak belediyeyi anlamaya çalıştıklarını söyledi. Bu süreçte bazı borçları öğrenmenin zaman aldığını vurgulayan Yıldız, “Bir kısmı kabul edilmemiş borçları vardı, onları anlamamız zor oldu. Belediyemize iş yapmış insanlarla teyit ettik; gerçekten bu işler yapılmış mı, yapılmamış mı, bunları anlamamız zor oldu” dedi.
Bu süreçte kadroyu tanımalarının zaman aldığını dile getiren Yıldız, belediyenin çok ciddi yetişmiş kadrosu olmasına rağmen önceki yönetim tarafından bundan yeteri kadar faydalanılamadığını kaydetti. Yetişmiş kadroları da kapsayacak şekilde yeniden bir yapılanma içerisine girdiklerini anlatan Yıldız, “Toroslar Belediyesi’nde ortak aklı oluşturmak için, kolektif yönetim oluşturmak için, halkın sözünü kendi yönümüz yapmak için söz vermiştik. Bu sözümüzde duruyoruz. Bunun da arkasındayız ve bundan sonra yönetimimiz devam ettiği müddetçe bu sözlerimizi yerine getirmeye devam edeceğiz. Yani halkımızın sözü ve yönü bizim yönümüz olacak” diye konuştu.
“Yerel demokrasiyi yaşama geçirmek için çaba sarf edeceğiz”
Toroslar Belediyesinin merkezdeki 4 ilçe arasında hem coğrafi, hem de nüfus, hem de bütçe açısından en büyük ilçesi olduğuna işaret eden Yıldız, şöyle devam etti: “Fakat Toroslar Belediyemiz bugüne kadar doğur bir vizyonla yönetilemediği için aslında en güçlü ve en kalabalık ilçe olmasına rağmen bugüne kadar bir türlü hak ettiği değerlere bir türlü kavuşamayan ilçedir. Hakikaten Toroslar ilçemiz çok temel belediyecilik hizmetleri konusunda bile ciddi olarak zaafa uğratılmış, ciddi olarak yapılması gereken en basit işler bile yapılmamış. Bu bahsettiğimiz işleri yapmak için aslında bir belediye başkanı şart değil arkadaşlar. Bunlar standart belediyecilik hizmetleridir ve bunlar belli bir programa ve takvime bağlı olarak kendiliğinden yapılması gereken işlerdir. Siz belli bir sistem oturtursanız bu işlerin kendisi tıkır tıkır işler. Toroslar Belediyesi aslında bir sistemle değil bir istemesizlikle yönetilmeye çalışılmış. Biz gelir gelmez bütün birimlerimizde yeni arkadaşlarımızı görevlendirdikten sonra bir sistem kurmaya başladık. Sistem işlemeye başlayınca gerçekten seçilmemizin ana gayesi olan yerel demokrasiyi yaşama geçirmek için çaba sarf edeceğiz. Biz sadece belediyecilik hizmeti vermeyeceğiz, Toroslar’da yerel demokrasinin hayata geçmesi için çaba sarf edeceğiz. Toroslardaki 350 bin vatandaşın her birinin belediyenin yönetiminde kendisini ifade edebileceği mekanizmaların kurulabilmesi için çaba sarf edeceğiz”
Bunun için ilk etapta muhtarlarla toplantı yaptıklarını ifade eden Yıldız, her mahallede toplantı yapacaklarını belirterek, vatandaşları bu stratejik toplantılara katılmaya çağırdı. Yıldız, bu toplantıların ardından halkın 2025 yılından itibaren bütçe yapma hakkı olacağını kaydetti.
“Göreve gelir gelmez tasarruf tedbirlerini hayata geçirdik”
Göreve geldiklerinde belediye şirketinde 870 işçi, 200 memur ve 49 kadrolu işçi olduğunu ifade eden Yıldız, Toroslar Belediyesinde bu kadar işçinin çalışabileceği bir iş olmadığını belirtti. Göreve geldiklerin yüzlerce işçinin işe gelmediğini, gelenlerin de muhtelif yerlerde oturduğunu vurgulayan Yıldız, bu duruma müdahale ederek yavaş yavaş çözmeye başladıklarını kaydetti.
Göreve gelir gelmez yayınladığı genelge ile tüm birimlerde tasarruf tedbirlerini hayata geçirdiklerini anlatan Yıldız, şöyle konuştu: “Örneğin kullanım açısından kadro aynı iken ve hiçbir hizmet aksamadan gereksiz kullanımın önlenmesi ve süresi biten araç kiralamalarının sözleşmesini yenilemeyerek, akaryakıt tüketimini yüzde 35 oranında azalttık. Personel maaş toplamı, Toroslar Belediyesinin İller Bankasından gelen ilçe payının neredeyse yüzde 70’inin üzerine çıkmıştı. Başta işe gelmeyip maaş alanların tespiti, son 6 ayda işe alınan personelin iş akitlerinin feshi ve emeklilikleri gerçekleşen personelle birlikte belediye giderlerinden yüzde 15 oranında azaltıldı.”
Basit arızalar yüzünden çalışamaz durumda bekleyen iş makinaları yerine yeni araçlar kiralandığını tespit ettiklerini dile getiren Yıldız, bu araçların tamiratını yaparak kullanmaya başladıklarını ifade etti.
Kamuoyunda ‘2. kat dehlizi’ olarak bilinen ruhsat çarpıklığı ile ilgili sorunları çözdüklerinin altını çizen Yıldız, belediye ait gayrimenkullerin satışıyla ilgili geçmişe dönük araştırmalarının sürdüğüne işaret etti.
Yıldız, ayrıca belediyenin 719 milyon 772 bin 306 lira olan borcunun kalem kalem nerelere olduğuna yönelik hazırlanan pankartı da belediye hizmet binasına astırdı. – MERSİN
]]>Araştırmanın sonucu, The Astrophysical Journal Letters dergisinde Cuma günü çevrimiçi olarak yayımlandı.
Araştırmaya göre, radyo dalgası salınımlarının dünyaya ulaşması neredeyse güneş sisteminin yaşı kadar süren yeni keşfedilen galaksiler, daha önceden diğer radyo teleskopları ile incelenmiş on binlerce galaksiyle benzer veya daha fazla miktarda atomsal hidrojen gazı içeriyor.
Çin Bilimler Akademisi’ne (NAOC) bağlı Ulusal Astronomi Gözlemevi’nde görevli araştırmanın başyazarı Xi Hongwei, Avustralya, ABD ve Rusya’dan meslektaşlarıyla yaptıkları araştırmada altı tane yeni yüksek derecede kırmızıya kayan galaksinin özelliklerini ortaya çıkarttı.
Söz konusu galaksi örneğinin, galaksilerdeki soğuk gaz evrimini daha iyi inceleme imkanı sunduğu belirtilen makalede, “Gelecekte daha büyük bir örnek, galaksilerin oluşumu ve gelişimi konusundaki bilgilerimizi geliştirmemize olanak sağlayacak” ifadesi yer aldı.
Evrendeki en yaygın element olan hidrojen, nötr halde Samanyolu Galaksisi gibi sarmal galaksilerde oldukça bol bulunuyor. Nötr hidrojen, soğuk yıldızlararası ortamın (ISM) ana bileşeni olmakla beraber yıldız oluşumu için yakıt deposu görevi görüyor. Ancak, mevcut radyo teleskoplarının hassasiyeti sebebiyle galaksilerdeki soğuk yıldızlararası ortamın değişiminin anlaşılması sınırlı kalıyor.
Çin Bilimler Akademisi’nde görev yapan bilim insanı Peng Bo, “Kör Nötr Hidrojen Araması veya FAST Ultra-Derin Araştırması yürüttük. Bu keşifler, dünyanın en büyük radyo teleskobunun olağanüstü hassasiyetini gösteren, devam eden araştırmanın birer parçası” ifadelerini kullandı.
Peng “Yeni FAST araştırması, şimdiye kadar 5 milyar ışık yılı mesafeye kadar yüzden fazla yeni galaksi keşfetti. Keşiflerin nihai olarak binin üzerine ulaşması bekleniyor” dedi.
Araştırmacılar, 4 milyar yıl önceki galaksilerin günümüz galaksilerine kıyasla çok daha fazla yıldız oluşturan gaza sahip olduğu ve uzak galaksilerin önceden inanılanın aksine çok daha büyük gaz rezervlerine sahip olduğu sonucuna vardı.
Öte yandan, yeni keşfedilen galaksilerin çok uzaklıklarda ve oldukça sönük olması ve farklı dalga boylarına sahip olması sebebiyle FAST, görsel benzerlerini optik teleskoplarla aynı doğrulukta tespit edemedi. ABD ve Rusya’daki en büyük optik teleskopları kullanan uzmanların yardımı ile benzer galaksiler sonunda tanımlandı.
Peng, söz konusu galaksilerin Samanyou Galaksisi’nden iki üç kat daha fazla yıldız içerdiğini ancak on kat daha fazla hidrojen gazı kütlesi bulundurduğunun tespit edildiğini söyledi.
Batı Avustralya Üniversitesi profesörlerinden Lister Staveley-Smith, “Çinli ve Avustralyalı radyo gökbilimcileri arasındaki bu başarılı işbirliği programı, yeni nesil radyo teleskoplarının muazzam potansiyelini gösteriyor” dedi.
Dünyanın en büyük tek çanaklı radyo teleskobu olan FAST, 30 standart futbol sahasına eşdeğer büyüklükte bir sinyal alma alanına sahip. Guizhou eyaletinde bulunan derin ve yuvarlak bir karstik çöküntüde yer alan FAST, 2020 yılında resmen faaliyete başlamış ve 31 Mart 2021’de resmi olarak dünyaya açılmıştı.
]]>ATO Congresium Yönetim Kurulu Başkan Vekili, iş insanı, yapımcı, yönetmen ve yazar Hasan Yıldız, “Gelecek Henüz Avuçlarınızda: Gençler Geleceğimiz” başlıklı kariyer ve motivasyon programlarının sonuncusunda Erzurum Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileriyle bir araya geldi. Kariyer Rotası kulübünün düzenlediği program İletişim Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleşti. “Gençler, kararlı ve güçlü olun. Asla cesaretinizi ve güveninizi kaybetmeyin. Kendinize inanın ve emin adımlarla ilerleyin” sözleriyle konuşmasına başlayan Yıldız, gençlere deneyimlerini aktardı. “Çalışmaktan ve emek vermekten asla geri durmayın. Negatif düşüncelerden ve olumsuz etkilerden uzak durun. Sevgi dolu, saygı dolu ve samimi olun. Başarı ve mutluluk yolculuğunuz sizinle başlar” ifadelerini kullanan Yıldız’ın konuşması ilgiyle takip edildi. Öğrencilere staj imkanı sağlayacağını da belirten Yıldız, konuşmasının sonunda sahneye çağırdığı katılımcılarla birlikte Gazze’de yaşanan katliama dikkat çeken bir mesajı seslendirdi.
Yıldız, Gazze’deki insanlık dışı vahşeti, üniversite öğrencilerinin barışçıl protestolarına karşı gösterilen şiddeti ve Refah’a yapılan saldırıları kınadığı mesajda, şu çağrılarda bulundu:
“Dünya refah içinde yaşarken, Refah’ta çocuklar ölüyor. Katiller; Gazze nefessiz yardımsız kalsın diye son kapıyı da kapatmak istiyor. Sesimizi yükseltelim. Refah Sınır Kapısı’na yakın çok sayı da bina roketlerle hedef alınmışken, Refah’a karşı canice saldırılar düzenlenirken sessiz kalmayacağız. Susmayacağız. Katiller, Gazze’nin nefessiz, yardımsız kalmasını istiyor. Oysa zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır. Refah için ses vereceğiz. Bu katliama seyirci olanlar ve hiçbir şey yapmayanlar bu katliama ortaktır. Bu vahşeti barışçıl yöntemlerle protesto eden üniversite öğrencilerine şiddet uygulanıyor. Columbia’dan Yale’e, New York Üniversitesi’nden Harvard’a birçok üniversitedeki protestocular, üniversitelerinden Gazze’de ateşkes çağrılarını desteklemelerini ve İsrail ile bağlantılı şirketlerle ilişkilerini kesmelerini talep ediyor. Ancak, bu taleplere karşı gösterilen orantısız tepkilerde öğrenciler gözaltına alınıyor ve üniversiteler protestoları durdurmak için uzaktan eğitime geçiyor. Bu barışçıl tepkiye karşı gösterilen şiddetli yanıt, temel insan hakları ve akademik özgürlüklere vurulmuş bir darbedir. Bu durumu derin bir üzüntüyle kınıyoruz.”
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun katliam politikasına ve Gazze olaylarına duyarsız kalanların insanlık tarihindeki zulmün bir parçası olduklarını ve hesap vereceklerini belirten Yıldız, şöyle seslendi:
“Gelecek nesillere karşı sorumluluklarını yerine getirmeyenler, tarihin mahkemesinde yargılanacaklar. Barış İçin Sesimizi Yükseltiyoruz, Şiddeti Kınıyoruz. Gazze’de yaşanan acılar için artık hesap verme zamanı geldi de geçiyor bile. Dünya genelinde yaşanan katliamlarda Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen aktörlerden biri olduğu iddia ediliyor. Joe Biden yönetiminin soykırıma koşulsuz destek verdiği ve suskun kalanların da bu vahşete ortak olduğu belirtiliyor. Ancak Amerika’daki üniversiteler ve dünya genelindeki akademisyenler, soykırıma karşı seslerini yükseltiyor ve bunun sona erdirilmesi gerektiğine inanıyor. Ancak demokrasi dersi vermeye çalışan Amerika ve işbirlikçileri, akademisyenlere ve öğrencilere şiddet uyguluyorlar. Biden yönetimi ve Netanyahu yönetimi, soykırımdan sorumlu tutulan işbirlikçilerin yargılanmasını bekliyoruz. Üniversitelerin soykırıma karşı ayaklandığını ve gençlerin bunu durduracağına inanıyorum. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan büyük bir mücadele veriyor ve biz her zaman yanındayız. Türkiye, Filistin’in ve Gazze’nin yanında yer alacak ve soykırımı yapanların yanında asla yer almayacak.”
Hasan Yıldız, programın sonunda Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı’ya, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Yılmaz’a, Dekan yardımcısı Doç. Dr. Elif Küçük Durur’a ve İletişim Fakültesi öğrencilerine teşekkürlerini sundu. – ERZURUM
]]>Konuyla ilgili açıklama yapan Başkan Yıldız, belediye bünyesinden işçi çıkarmak istemediklerini ancak 12 yıldır işe gelmeden, çalıştığı birimi bilmeden maaş alan personeller tespit ettiklerini söyledi. Önceliklerinin Toroslar’daki hizmet kalitesinin yükseltilmesi olduğunu belirten Yıldız, “İşçi meselesini yeni söylemiyorum. Kampanya döneminde ve belediye başkanı seçildikten sonra hep söyledim. Birincisi işe gelmediğini bildiğimiz çok fazla çalışan var. Fakat bunların tespit edilmesi noktasında da ciddi bir direnç var. Mutlaka aşacağız. Ama biz bunu aşarken, özellikle bürokrat arkadaşlarımızın canı yanmadan aşalım istiyoruz. Bu belediye hiç kimsenin babasının malı değil. Maaşını alıyorsan, çalışacaksın. Çalışmayanları gizlemek noktasında bizim bürokratımız da bir hamle yapıyorsa, hepsini çok sevmemize, hepsiyle önümüzdeki beş yıl uyum içerisinde, huzur içerisinde çalışmak istememize rağmen, Toroslar halkının hakkına ve aleyhine hamle yapan insanları affetmeyeceğiz” dedi.
“Disiplin kararıyla 30 arkadaşımız bugün itibariyle işten çıkarıldı”
Başkan Yıldız, son dönemde işe giren personelin meslek grubuna bakılmadan, seçim kampanyasında çalıştırılmak üzere belediye bünyesine alındığına dikkat çekerek; “İşten çıkarılacak arkadaşlarımıza gelince, bu arkadaşlarımızın çoğu herhangi bir iş için alınmamış. İşe giriş formları düzenlenmemiş, hangi meslek grubunda çalışacakları, ne iş için alındıkları belli değil. Çok sayıda çalışan yapacakları iş belli olmadığı için sadece oturup bekliyorlar. Disiplin kararıyla 30 arkadaşımız bugün itibariyle işten çıkarıldı. Yıllardır işe gelmediği gibi başka bir belediye idaresi seçilmesine rağmen yine de gelmemekte ısrar ediyor. Buradaki herkes devletin memuru ve işçisidir. Çalışmadan maaş alıyorsa ‘devletin parasına göz koymuş, kamunun parasını çalıyor’ demektir. Yıllardır işe gelmeyeceksin, yıllardır maaş alacaksın, belediyenin yerini bilmeyeceksin sonra gelip diyeceksin ki ‘Ben kendim işten ayrılacam, 12 yıllık tazminatımı vereceksiniz’. Olmaz böyle bir şey” şeklinde konuştu.
“Önümüzdeki günlerde verileri net bir şekilde ortaya koyacağız”
Belediye meclis üyelerinden de bu konuda destek istediklerini belirten Yıldız, “Burada her birinize teslim edilmiş olan ve sizin namusunuz olan paranın hakkının çalınmasına müsaade etmeyin ve bunun tartışılmasına dahi izin vermeyin. Önümüzdeki günlerde verileri net bir şekilde ortaya koyarak açıklama yapmak için hazırlıklarımızı tamamlıyoruz” dedi.
Toplantıda ayrıca Mersin ve Çevresi Turizm Alanı Altyapı Hizmet Birliği meclisinde görev yapmak üzere, belediye meclis üyeleri arasından gizli oyla 2 asil, 1 yedek üye, Çukurova Belediyeler Birliği meclisinde görev yapmak üzere, belediye meclis üyeleri arasından gizli oyla 5 asil, 2 yedek üye, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği meclisinde görev yapmak üzere, belediye meclis üyeleri arasından gizli oyla 2 üyenin seçimi yapıldı.
Toroslar Belediyesinin, 2023 mali yılı bütçe kesin hesabı görüşülerek, tüm komisyonlara havale edildi. – MERSİN
]]>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, tüm yurtta olduğu gibi Mersin’in Toroslar ilçesinde de coşkuyla kutlandı. Bu çerçevede Toroslar Yusuf Bayık İlkokulu 3. sınıf öğrencileri, Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’ı ziyaret etti.
Minik öğrenci Eylül Kutlu’nun başkanlık koltuğunu bir günlüğüne devraldığı ziyarette, Yusuf Bayık İlkokulu öğrencileri Miran Mert, Berfin Özer ve Muhammed Emin Yılgın da hazır bulundu. Okul Müdürü Ferda Yıldız Yakut ve öğretmenleri de öğrencilerine eşlik etti.
Başkan Yıldız, misafirlerini kapıda tek tek karşılayarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı, heyecanlarını ve hayallerini paylaştı.
“Her yıl 23 Nisan’da çocuk festivali yapılsın”
İlçede yürütülen hizmetler ve belediyenin işleyişi hakkında bilgiler veren Başkan Yıldız’ın koltuğunu emanet alan minik Eylül, Toroslar Belediye Başkanı olarak yapmak istediği çalışmaları anlattı. İlk olarak her yıl 23 Nisan günü çocukların eğlenebileceği, etkinliklerin yapıldığı bir çocuk festivali düzenlemek istediğini aktaran Eylül Kutlu, diğer çalışmalarını da açıklayarak, “İkinci olarak, sokaktaki dostlarımıza karşı duyarlılığı artırmak için mahallelere su, mama konulacak alanlar oluşturmak ve buraların görevliler tarafından takip ettirilmesi, başıboş bırakılmamasıdır. Üçüncü olarak yeşil alanların ve çocuk oyun alanlarının çoğaltılması, sportif amaçlı tesislerin mahallelerde kolay ulaşılabilecek yerlerde olması, dördüncü olarak kadınlarımızın ev ekonomilerine ve kendilerine katkı sağlaması amacıyla mahallelerde kurulan semt pazarlarında, onlar için yer ayarlanması ve belediye tarafından da kadınların kendi ürettiklerini pazarlamalarına destek verilmesini istiyorum. ve son olarak da Yusuf Bayık İlkokulu’nun bahçesine öğrencilerin teneffüslerde oynayabileceği survivor parkı yaptıracağım. Belediye Başkanı olarak özellikle sahada yapılan tüm çalışmaları denetleyeceğimize, halkımızı her zaman dinleyeceğimize şahsım ve ekibim adına söz veriyorum” dedi.
Minik Eylül, Toroslar Belediye Başkanlığı koltuğunu kendisiyle paylaşan Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’a da teşekkür etti.
“Çocukların mutlu olduğu dünyada herkes mutlu olur”
Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız ise koltuğunu 23 Nisan’da bir günlüğüne Eylül’e devretmekten mutluluk duyduğunu dile getirerek; “23 Nisan çok önemli bir gün. 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. O günden bugüne ülkemizde milletvekili ve belediye seçimleri yapılıyor. Eylül başkanımın önerisiyle seneye çok büyük bir çocuk festivali yapmalıyız ve hazırlıklara başlamalıyız. Çocukların mutlu olduğu dünyada herkes mutlu olur. Çünkü onlar geleceğimiz. Bu ziyaretten dolayı da mutlu oldum ve koltuğumu güvenle teslim ettim” ifadelerini kullandı.
Başkan Yıldız, belediye kaynaklarını etkin ve verimli kullanmanın önemine vurgu yaparak; “Kamu kurumlarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla ve halkımızın bütünüyle hepimiz elimizi taşın altına koyalım ve bu kenti daha yaşanabilir, daha konforlu ve daha kaliteli hale getirelim. Toroslarımızda ihmal edilmiş epey işler var. Ancak Toroslar’ın güçlü bir kaynağı, ciddi imkanları da var. Zengin bir bütçeye sahip. Geçtiğimiz yıl Büyükşehir Belediyesi meclis üyesi olduğumdan dolayı biliyorum. Bu kaynakları rasyonel kullanabilirsek, har vurup harman savurmazsak sorunları daha kısa sürede çözebiliriz” şeklinde konuştu. – MERSİN
]]>Bu hafta; Fosforlu Cevriye, Oscar, Zehir, Uçurtmanın Kuyruğu, Öldün, Duydun mu?, Komik Para, Tartuffe, Sivrisinekler, Yaftalı Tabut, Çöpsüz Dünya, Herkes Sihirbaz Olacak, Rüya, Fındıkkıran, Benim Küçük Yıldızım, Karagöz Çiftlik Bekçisi, Masal adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
Vakitlerden Bir Vakit (Meddah Hikayesi)
Eski İstanbul’da, aynı mahallenin insanları olan fakat birbirinden hiç haz etmeyen Ahmet ve Namık’ın karşılaşması sonrası yaşanan komik olaylar naklediliyor. Hiçbir konuda anlaşamayan, tamamen farklı tabiata sahip iki kişi üzerinden ortak değerlerde buluşup kardeşçe yaşamanın güzelliği işleniyor.
Tarık Şerbetçioğlu’nun yazıp yönettiği hikayede Tarık Şerbetçioğlu rol alıyor.
Oyun, 1 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde, 2 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Ödüllü (Ortaoyunu)
Kavuklu bu sefer bekardır ve yine işsizdir. Pişekar’la yıllar sonra karşılarlar, hal hatır sorulduktan sonra Kavuklu Pişekar’dan kendisine bir iş bulmasını ister. Pişekar da varlıklı bir aile dostunun yakın zamanda vefat ettiğini, bekar bir kızı olduğunu ve o kızın bileğini büken erkekle evleneceğini vaat ettiğini söyler. Hikaye bu ya kızın kolunda efsunlu bir pazuband vardır. Kavuklu hemen niyetini ortaya koyar. Kız ile buluşturulur, kız ile kavuklu birbirine vurulur, hemen bilek güreşine tutuşurlar derken herkesin bileğini büken kız kavukluya yenilir. Anne bu durumdan pek hoşnut olmaz. Kız da kavuklunun kendisi için mücadele edip etmeyeceğini ölçmek için pehlivanlarla güreş yapmasını ister.
Bu güreş için bir para ödülü konulur. Pişekar ünlü pehlivanlara mektup yazar ve sırayla pehlivanlar gelmeye başlar; kavuklu sevdiği kıza, pehlivanlar da para ödülüne kavuşmak için güreşe tutuşurlar. Arnavut, Yahudi, Acem, Laz, Kayserili, Matiz gelir ve bizim Kavuklu hepsini tesadüfen! tuşa getirerek yener. Peki, aşıklar kavuşur mu, pehlivanlar para ödülünü nasıl alır?
Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burhan Yeşilyurt, Cihan Kurtaran, Çağlar Ozan Aksu, Gülsüm Alkan, Murat Üzen, Özgür Dağ, Seda Yılmaz, Serkan Bacak, Yılmaz Aydın rol alıyor.
Oyun, 1 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahnesi’nde, 2 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Bu Haftanın Programı (3-7 Nisan 2024)
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur.
Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
ÖLDÜN, DUYDUN MU?
İntihar eden bir adamın geride bıraktığı hayatı, hatalarıyla yüzleşmesi ve sonrasında kendini tanıma süreci anlatılıyor. Oyunda ayrıca sabır, mücadele, belleksizlik gibi insanı şekillendiren pek çok kavram irdeleniyor. Yiğit Sertdemir’in yazdığı Burçak Çöllü’nün yönettiği oyunda Emrah Can Yaylı, Pelin Budak, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
KOMİK PARA
Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.
Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 3-6 Nisan 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.
E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
KARAGÖZ ÇİFTLİK BEKÇİSİ (3+ Yaş)
Karagöz uzun zamandır işsizdir ve iş aramaktadır. Sonunda kendisine bir çiftlikte iş bulur. İşi hayvanların bakımını yapmaktır. Ama ortada bir sorun vardır. Karagöz, hayvanları tanımamaktadır. Özgür Atkın’ın yazıp yönettiği oyunda Elif Verit, Hakan Örge, İrem Erkaya rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
MASAL (5+Yaş)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 7 Nisan 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>On bir ayın sultanı ramazanın yüzyıllardır süregelen geleneği mahyalar, İstanbul’daki camilere asılmaya başlandı.
Her ramazanda camileri süsleyen mahyalara ilişkin Eyüpsultan Camisi’nin ardından Ayasoyfa Camii ile devam eden çalışmalar dron ile görüntülendi.
“Ramazanın en önemli işaretlerinden biri de mahyalar”
İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdür Yardımcısı Levent Çetin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü olarak bu sene 7 selatin camisinde, kadim bir Osmanlı ve cami süsleme geleneği olarak mahya asma işlerine başladıklarını söyledi.
Ramazan ayı boyunca 7 farklı selatin camisine beşer farklı mahya asılacağını dile getiren Çetin, “Bu gelenek, Osmanlı padişahları tarafından da önemsenmiş bir cami süsleme sanatı. Dönemin padişahları da camilerin mahyalar ile süslenmesini istemişler.” dedi.
Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak ramazan ayı boyunca bu geleneği sürdürmeye devam ettiklerini vurgulayan Çetin, “Ramazanın geldiğinin en önemli işaretlerinden birisi de bu mahyalar. İnsanlarımız bu mahyaları camilerimizin üzerinde gördüğünde ramazan hissiyatını çok daha iyi hissediyorlar.” şeklinde konuştu.
“Mahya sanatımızı yüzyıllardır devam ettirmeye çalışıyoruz”
Osmanlı’nın son mahyacısı Hacı Ali Ceyhan’ın çırağı mahya ustası Kahraman Yıldız ise mahya yazılarının Diyanet İşleri Başkanlığının belirlediği tema çerçevesinde belirlendiğini belirterek, “Bu senenin teması ramazan ve ahiret bilinci. Bu tema doğrultusunda İstanbul Müftülüğünün vermiş olduğu veciz sözler var. Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğüne bu sözler geldi. Vakıflar Genel Müdürlüğü sayesinde mahya sanatımızı yüzyıllardan beri devam ettirmeye çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.
Mahya asmaya her sene olduğu gibi Eyüp Sultan Camisi’yle başladıklarına işaret eden Yıldız, ilk olarak “Ramazan Kur’an ayıdır” yazısının asıldığını, ramazan boyunca 5 farklı yazının camide yer alacağını kaydetti.
Yıldız, “Eyüp Sultan’da 5 tane yazımız var, diğer camilerde de beşer tane yazımız var. Yalnız Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde ‘La ilahe illallah’, Sultanahmet Camisi’ne ise ‘Muhammedün Resulullah’ yazıları bir ay boyunca kalacak. Diğer 5 caminin yazısı değişecek.” bilgisini verdi.
“En büyük harfler Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde”
Mahya sanatının Osmanlı Devleti zamanına dayanan çok eski bir sanat olduğunu vurgulayan Yıldız, “Ramazan önemli bir olay. Sinemanın, televizyonun, gazetenin olmadığı dönemlerde tek görsel yayın mahyalar vardı. Hala o sıcaklık devam ediyor. Biz de burada belirli mesajları yazarak halkımızı aydınlatıyoruz ve akşamları güzel bir şenlik oluyor, ramazan şenliği oluyor.” şeklinde konuştu.
Mahya ustalığının zevkli fakat zor bir iş olduğunu belirten Yıldız, “Her işin bir zorluğu vardır. Bu işi de Allah’a şükür yıllardan beri yapmaya devam ediyoruz.” dedi.
Meslek hayatı boyunca pek çok hatırası bulunduğunun altını çizen Yıldız, “Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde hiç mahya yoktu, evvelki sene buraya mahya kurduk. Osmanlı döneminde de buraya mahya kurulması girişiminde bulunmuş ama minarelerin arasındaki mesafe çok açık olduğu ve tek şerefesi olduğu için muvaffak olunamamış, birbirine vurarak hepsi kırılmış. Allah’a şükür ampuller arasındaki mesafeyi uzattım, o yüzden çarpışma olmuyor. En büyük harfler de Ayasofya’da. Zorluğu var, üç camiye bedel burası. Aslında işçiliği zor, ağır bir iş ama görüntü olarak çok güzel oldu. Hayırlı uğurlu olsun diyelim.” değerlendirmesini yaptı.
Mahya ustası Yıldız, gençlerin bu ata yadigarı sanatı sürdürmesi gerektiğini vurgulayarak, “Ben de şu anda 69 yaşına geldim, 50 senedir bu işi yapıyorum. Artık birisi gelsin bayrağı alsın devam etsin. Aslında güzel meslek, biraz zorluğu var ama güzel meslek. Sevda işi biraz da yani illaki isteyerek olacak, seveceksiniz mesleği. Biraz da ahlak gerekiyor, camilere güzel güzel sözler yazıyorsunuz.” diye konuştu.
Osmanlı Devleti’nde ilk olarak Sultan 1. Ahmet döneminde Sultanahmet Camisi’ne asılmasıyla başlayan mahya geleneği günümüzde de devam ediyor.
]]>Bu hafta; Masal (Yeni Çocuk Oyunu), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Bu Haftanın Programı (28 Şubat-3 Mart 2024)
MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir.
Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur.
Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi ve New York’taki BM Daimi Temsilcisi olacak isimlere yeni görevlerini telefonla tebliğ etti.
New York’ta Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi pozisyonunda bulunan Önal’a yeni Washington Büyükelçiliği görevi verildi.
Önal’dan boşalan Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği görevi ise Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Yıldız’a tebliğ edildi.
Ahmet Yıldız kimdir?
Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği görevi tebliğ edilen Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Yıldız, 1964’te Denizli’de doğdu ve Ankara Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler eğitimini tamamladı.
Bakan Yardımcısı Yıldız, Aralık 1988’de Dışişleri Bakanlığı Personel Dairesi Başkanlığında Aday Meslek Memuru göreve başladı.
Yıldız, Mayıs 1989-Nisan 1990 arasında Ortadoğu Dairesinde Aday Meslek Memuru olarak görev almaya devam etti. Aralık 1990-Ekim 1991 arasında Konsolosluk Daire Başkanlığında görev alan Yıldız, Ekim 1991-Aralık 1993’te Türkiye’nin Trablus Büyükelçiliğinde Ataşe ve Üçüncü Katip olarak çalıştı.
Aralık 1993-Ekim 1995’te Türkiye’nin Stuttgart Başkonsolosluğunda Muavin Konsolos olarak görevlendirilen Yıldız, 2 yıllık Dışişleri Bakanlığı merkezindeki görevinin ardından Türkiye’nin Houston Başkonsolosluğunda Konsolos olarak görev aldı.
Yıldız, Temmuz 2000- Eylül 2002’de Türkiye’nin Şam Büyükelçiliğinde; Ağustos 2004-Şubat 2005’te Riyad Büyükelçiliğinde; Şubat 2005-Eylül 2006’da Şam Büyükelçiliğinde Müsteşar olarak çalıştı.
Eylül 2006-Eylül 2008’de Türkiye’nin Cidde Başkonsolosluğunda Konsolos olarak görev alan Yıldız, Aralık 2009’a kadar Dışişleri Bakanlığında farklı birimlerde daire başkanı olarak görevlendirildi.
Yıldız, Aralık 2009-Kasım 2011’de Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğunda Birinci Sınıf Başkonsolos olarak atanırken, Kasım 2011-Temmuz 2014’te Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçisi olarak görevlendirildi.
Bakan Yardımcısı Yıldız, 2014’te Başbakanlık Dışişleri Başdanışmanlığına, cumhurbaşkanı seçimlerinin ardından Cumhurbaşkanlığı Dışişleri Başdanışmanlığı görevine getirildi.
2016’da da Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak atanan Yıldız, Nisan 2018’e kadar bu görevi sürdürdü. Yıldız, 2018’de AK Parti milletvekilliğine seçildi ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Türk Grubu Başkanlığıyla NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Türk Grubu üyesi olarak çalışmalarda bulundu.
Yıldız, 22 Haziran 2023’te de Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak görev almaya başladı.
Sedat Önal kimdir?
Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği görevi tebliğ edilen BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Önal, 11 Ağustos 1963’te Kayseri’de doğdu.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden 1985’te mezunu olan Önal, Dışişleri Bakanlığındaki görevine Aralık 1989-Temmuz 1990’da Personel Dairesi Başkanlığında Aday Meslek Memuru olarak başladı.
Daha sonra İstihbarat ve Araştırma Dairesinde de aday meslek memurluğu görevini yürüten Önal, ardından 1991-1993 tarihlerinde Türkiye’nin Kuveyt Büyükelçiliğinde Üçüncü Katip olarak çalıştı.
Ekim 1993-Ocak 1997’da Münster Başkonsolosluğunda Muavin Konsolos olarak görev yapan Önal, daha sonra bazı daire başkanlıklarında görev aldı.
Önal, 1998-2002’de New York Başkonsolosluğundaki Muavin Konsolos ve konsolos olarak görevini yürüttükten sonra, 2002-2005 yılları arasında Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliğinde Müsteşar olarak görev yaptı.
Buradaki görevinin ardından, Ortadoğu Genel Müdürlüğünde daire başkanlığı, Viyana Başkonsolosluğu ve Ortadoğu Genel Müdür Yardımcılığında çeşitli görevlerde bulunan Önal, Temmuz 2012- Kasım 2016 tarihlerinde Türkiye’nin Amman Büyükelçisi olarak görevini yürüttü.
Önal, Kuzey Afrika ve Ortadoğu Genel Müdürlüğü ve Müsteşar Yardımcılığı görevlerinin ardından 2018-2023 tarihleri arasında Bakan Yardımcılığı görevinde bulundu.
Önal, Şubat 2023’ten bu yana ise Türkiye’nin New York’taki BM Daimi Temsilciliği pozisyonundaydı.
]]>Birinci Ulusal Mimarlık Akımının önemli temsilcilerinden Ahmet Kemaleddin Bey tarafından tamamlanan Ankara Palas binası, 1928’de hizmet vermeye başladı.
1975 yılına kadar Vakıflar İdaresine bağlı olarak işletilen, 1976-1982 yılları arasında Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından ofis ve sergi alanı olarak kullanılan yapı, 2018’de Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığına devredildi ve tarihinin en büyük restorasyonu gerçekleştirildi.
Müze haline getirilen Ankara Palas binasında, Milli Saraylar koleksiyonlarında bulunan 16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar nadide parçaların yanı sıra Cumhuriyet değerlerini yansıtan ve Atatürk döneminde kullanılan eserler de yer alıyor.
Tablolar, saatler, teknolojik araçlar, gümüşler, sofra takımları, yazma ve matbu eserler, Atatürk’ün kullandığı eşyalar, diplomatik hediyeler, Hereke dokumaları, Beykoz camları, Yıldız porselenleri, madalya ve nişanlar, mühür ve sikkeler, hazine koleksiyonundan seçkiler bulunuyor.
Atatürk’ün kullandığı oturma takımı ve çalışma masası, Osmanlı Sultanlarına takdim edilen özel hediyeler, albümler ve Palas’ta kullanılan yemek takımlarıyla kurulmuş yemek masası, müzede öne çıkan eserlerden.
Ankara’nın tarihi yapılarından Ankara Palas Müzesi, yarın kapılarını ziyaretçilerine açacak.
Müze pazartesi günleri hariç 09.00-17.00 saatleri arasında gezilebilecek.
Zemin ve temelde güçlendirme yapıldı
Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, açılışı yapılacak müzenin tamamlanan restorasyon sürecine ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Yaşı ve kullanımı itibarıyla bina için ciddi bir restorasyon ihtiyacı ortaya çıkmasıyla 2019’un başında çalışmaların başlatıldığını kaydeden Yıldız, binanın zemininde ve temelinde güçlendirme yapıldığını bildirdi.
Restorasyonun yaklaşık 2,5 yıl içinde tamamlandığını belirten Yıldız, restorasyonun ardından 1,5 yıllık sürede ise müze projesi kapsamında salonlardaki tefriş düzeninin gerçekleştirildiğini anlattı.
Müzede, 1200 parça taşınabilir tarihi eser sergilendiğini bildiren Yıldız, çok çeşitli koleksiyonlara ait sergilerin bulunduğunu söyledi.
Yıldız, şunları kaydetti:
“Özellikle Osmanlı döneminden başlayıp Cumhuriyet dönemine kadar ülkemize diplomatik yolla gelmiş pek çok hediyeyi de burada sergiliyoruz. Milli Sarayların envanterinde çok önemli iki royal fabrikamız bulunuyor. Yıldız Porselen ve Hereke fabrikalarının tarihi eserlerinden de bir koleksiyonu bu yılki sergileri olarak buraya getirdik. Bu koleksiyonlar her yıl yenilenecek. Her yıl farklı Milli Saraylar koleksiyonundan hazineler Ankara Palas’la buluşacak. Müzemizin ana teması bu.”
“Atatürk’ün eşyaları özgün düzeninde görülebilecek”
Cumhuriyet tarihinin önemli olaylarına tanıklık eden Ankara Palas’ta başta Atatürk’ün kullandığı eserlerin bir bölümünü de ziyarete açtıklarını ifade eden Yıldız, “Atatürk’ün gerek şahsi eşyaları gerek buradaki etkinliklerde kullanmış olduğu mobilyaları ziyaretçilerimiz özgün düzeninde görebilecek.” dedi.
Yıldız, müze bünyesinde 200 kişilik konferans salonu, çocuk atölyesi, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin istifade edebileceği kültürel ve tarihi miras, mimari sanat tarihi alanlarında yaklaşık 7 bin eserden oluşan bir kütüphane bulunduğu bilgisini verdi.
“Yarından itibaren müzemiz, Ankaralılar, yerli ve yabancı turistlerin hizmetinde olacak.” diyen Yıldız, “Ramazan Bayramı sonuna kadar bu müzeyi Ankaralılarla ücretsiz olarak buluşturmayı düşünüyoruz.” dedi.
]]>Erzincan’ın’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik’in işlettiği altın madeninde meydana gelen heyelanda sonrası toprak altında kalan 9 işçinin ailelerinin bekleyişi sürüyor. Uğur Yıldız’ın annesi Sevda Yıldız, “Benim çocuğumu biran önce bana versinler. Ben anneyim ve hissediyorum. Benim çocuğum yaşıyor. Ama bu gidişle ve çalışmaya göre benim oğlum açlıktan ölecek. Yeter artık toplantı üstüne toplantı. İlk 2 gün çalışma oldu, bir arpa boyu yol alınamadı” dedi. Baba Ali Ekber Yıldız ise “Bu kadar sahipsizlik olmaz. Bir bakanın, başbakanın çocuğu orada yatsaydı, o çocukları canlı canlı çıkarırlardı. Bir an önce evladımızı bize teslim etsinler. Başka bir şey istemiyoruz” diye isyan etti.
Çalık Holding’in ortağı olduğu Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 2010 yılı Aralık ayından beri altın üretimi yaptığı Çöpler Maden Sahası’nda çıkarılıp istiflenen toprak, 13 Şubat saat 14.28’de kaydı. Yaklaşık 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan bir su gibi vadiye doğru aktı. 9 işçi, geniş bir alana yayılan toprağın altında kaldı. Toprak altında kalan işçileri kurtarmak için Erzincan başta olmak üzere, Erzurum, Sivas, Rize, Malatya, Giresin, Diyarbakır, Tokat ve Tunceli’nden gelen AFAD ekipleri de görev aldı. Birçok gönüllü yardım kuruluşu da kurtarma çalışmalarına katılıyor. Bölgede 3 gün önce yaşanan toprak hareketliliği nedeniyle çalışmalar durduruldu. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın bölgede oluşturulan kriz merkezinde koordinasyonu ise devam ediyor.
Olayın üzerinden 9 gün geçti. Aileleri ve yakınlarının göçük altında kalan işçilerin çıkarılması için bekleyişi sürüyor. Uğur Yıldız’ın ailesi, ANKA Haber Ajansı’na konuştu.
“YER ÜSTÜNDE YAŞAYAN VARLIĞI YERALTINA GÖMMÜŞ”
Uğur Yıldız’ın amcasının oğlu Selahattin Yıldız, “İki gündür yayın yok. Hanginiz duydu? Yayına geldi mi kısıyorsunuz. Biz burada bu canı alacağız. Vermek zorunda bu devlet. Yer üstünde yaşayan varlığı, yer altına gömmüş. Bunu vermek zorunda, çıkarmak zorunda. Ben bunun taşını okşamadan, mezarını ziyaret etmeden rahat etmem. Benim inancım, kültürüm bu. Bu kirli toprakları atsınlar. Benim her karışında dedemin burada şehit kanı var. Bu toprakları pisletmeyecekler. Bu toprakları neden kirlettiniz? Benim çocuğumu orada eritiyorsunuz. Onların gözü vadide, insanda değil” diye isyan etti.
“ÇOCUĞUMU ALMADAN BURAYI ASLA TERK ETMEYECEĞİM”
Olayın ardından bölgeye gelen işçilerin ailelerinin ise çocuklarının kurtarılma umudu ile bekleyişleri sürüyor. 1,5 yıl önce Gamze Yıldız ile dünya evine giren ve olay günü toprak altında kalan Uğur Yıldız’ın (33) annesi Sevda Yıldız (52) gözyaşı dökerek, “Söylenecek çok şey var. Benim çocuğumu bir an önce bana versinler. Kimse inanmasa da bir anneyim. Hissediyorum, benim yavrum yaşıyor. Ama bu çalışmaya göre benim çocuğum açlıktan ölecek. Bir an önce bu işi çözsünler. Benim yavrumu versinler. Ben alayım evime götüreyim. Yeter artık, toplantı üstüne toplandı kriz masası şudur. İlk iki gün çalışma oldu, bir arpa boyu yol alınamadı. Benim çocuğumun arkadaşları bana ‘İlk gün AFAD bizi içeri koymadı. AFAD bizi içeri soksaydı, biz 24 saat içinde biz arkadaşımızı kurtarırdık. Burayı bizim kadar kimse bilemez. Biz yıllardır burada çalışıyoruz’ dedi. Bir an önce çocuğumu bize versinler. Onların söylemesine bakarsanız ayları da bulur. O kadar dayanacak gücüm de sabrım da yok. Ben çocuğumu almadan burayı asla terk etmeyeceğim. Çocuğumu almadan gitmeyeceğim. Onların amacı bizi uzaklaştırmak. Ne şekilde üstünü kapatacaklar bilmiyorum. Bir adım gitmeyeceğim. Gerekirse oğlum için canımı feda edeceğim. Ne gerekirse onu yapacağım. Bir evin bir oğluydu, benim yavrumun kimseye zararı yoktu. Benim yavrum iyi niyetliydi” dedi.
“BİR BAKANIN, BAŞBAKANIN ÇOCUĞU ORADA YATSAYDI, O ÇOCUKLARI CANLI CANLI ÇIKARIRLARDI”
Oğlunun ve diğer işçilerin arama kurtarma çalışmalarını takip eden baba Ali Ekber Yıldız (58) ise sadece toplantı yapıldığını belirterek, “Bu kadar sahipsizlik olmaz. Bir bakanın, başbakanın çocuğu orada yatsaydı, o çocukları canlı canlı çıkarırlardı. Artık her şeyi kabullendik. Bir an önce evladımızı bize teslim etsinler. Başka bir şey istemiyoruz. Hayallerimizi aldılar. Kolumuzu, kanadımızı kırdılar. Çocuğumu aldılar benden. Şimdi toplantı üstüne toplantı yapıyorlar. Bilen insanları getirin. Toplantı, toplantı başka bilgi, çalışma yok. Kayma varmış. Kayma benim canımı aldı. Kayma varsa kaydırın gitsin. Orada bir canlı kalmadı ki. Biz her şeyi kabullendik. Lütfen bir an önce evladımı versinler. Olan garibanlara oluyor. Yazıklar olsun” diye konuştu.
]]>
Umut Yıldız, ODTÜ’deki ilk dersinin ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’ye döndükten sonra ODTÜ Fizik Bölümünden teklif aldığını, bunun üzerine Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) üniversiteler dışında çalışan doktora derecesine sahip araştırmacılara ilişkin ek-46 adı verilen düzenlemesi kapsamında ders vermeye başladığını söyledi.
ODTÜ’de öğrencilerle buluşmaktan duyduğu heyecanı dile getiren Yıldız, şöyle devam etti:
“Dersimin içeriği uzay teknolojileri ve enstrümanlar. Derslerimde uzaya gönderilen ve gönderilecek tüm araçların nasıl planlandığını öğrencilerle beraber tartışacağız. Belki birlikte yeni bir uzay görevi de oluşturabiliriz. İnanıyorum ki ODTÜ’deki öğrencilerle çok güzel projeler geliştireceğiz. NASA’da ve diğer kuruluşlarda uzay alanında edindiğim tecrübeleri öğrencilere aktarmayı çok istiyordum. Buradaki öğrencilerin uzay konusunda çok heyecanlı olması ve gelecekte bu alanda kariyer yapmak istemeleri beni çok mutlu etti. Umuyorum daha fazla öğrenciye ulaşırız ve uzayla alakalı çok daha güzel bir geleceği hep beraber kurarız.”
Yıldız, üniversite öğrencilerinin sadece derse girip çıkmalarının yanında kulüplerde farklı projeleri hayata geçirmelerini yıllardır önerdiğini ifade etti.
Öğrencilerin kendi inisiyatifleri ile projelerde çalışıp bir şeyler yaptığında bir fark ortaya koyacaklarını vurgulayan Yıldız, “ODTÜ’de pek çok öğrenci kulübü var, bu kulüplere zaman içerisinde elimden gelen destekler olursa bunu da vermeyi çok isterim.” dedi.
“Uzay misyonları için üniversitelerden çok daha farklı bilim projeleri ortaya çıkar”
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzayda yaptığı deneylerle ilgili değerlendirmesi sorulan Yıldız, şöyle konuştu:
“13 deneyi öneren üniversite hocalarımız, deney sonuçlarına göre makalelerini yazacaklar ve bilime katkıda bulunacaklar. Gelecekteki insanlı uzay misyonları için de umarım ODTÜ’den ve Türkiye’nin diğer üniversitelerinden çok daha farklı bilim projeleri ortaya çıkar ve bundan sonra uzaya daha fazla insan götürmemiz için bir motivasyon olur.”
Üniversite öğrencilerinin yorumları
Yıldız, dersin ardından öğrencilerle sohbet etti.
Bazı öğrenciler, daha önce yayınlarından tanıdıkları Umut Yıldız’la ilgili “İyi ki geldiniz hocam”, “Videolarınızı izliyordum, şimdi dersinize girdim çok mutlu oldum”, “Sizin sayenizde ODTÜ Fizik Bölümündeyim”, “Bana NASA logolu arma yollamıştınız, o hala duruyor”, “TEDx konuşmanızda size sürekli soru soranlardan biri bendim” şeklindeki yorumlarını dile getirdi.
ODTÜ bünyesindeki Uzay Takımı öğrencileri ise NASA’nın desteklediği model uydu yarışması CanSat’a hazırlanan öğrencilerin daveti üzerine Yıldız, “Yarışmayı biliyorum, takıma da gelirim, artık beraberiz. Kulüplerdeki öğrencilerimin projeleri için elimden geleni yapmaya çalışırım.” değerlendirmesinde bulundu.
“Umut hocadan ders alma fırsatını bir insan kaç defa yakalayabilir”
İnşaat mühendisliği bölümü ikinci sınıf öğrencisi Gökser Pirik, AA muhabirine, “Umut hocadan ders alma fırsatını bir insan kaç defa yakalayabilir. Derse erkenden geldim, heyecanla bekliyorum. Zaten kendisini sürekli takip ediyordum.” dedi.
Fizik bölümü birinci sınıf öğrencisi Ömer Faruk Altan ise Umut Yıldız’ı fizik ve bilimle ilgilenen her öğrenci gibi kendisinin de lise yıllarından itibaren internet üzerinden yakından takip ettiğini belirterek, şöyle konuştu:
“İnternet sayesinde bilim iletişimi çok gelişti. Hatta fizik okumamda Umut hocanın etkisi olmuştur. Umut hocamızın prestijli üniversitemiz ODTÜ’de ders vermesinden çok mutluyuz. Derse kayıt oldum, hatta bir-iki saat önceden derse geldim ve bekledim. Onunla tanışmak bile yeterli, ondan bir şeyler öğrenmeyi, birlikte bir projede çalışmayı çok isterim.”
Bilgisayar mühendisliği bölümü dördüncü sınıf öğrencisi Mustafa Berentürk de derse kayıt olmadığını, sadece dinlemeye geldiğini belirterek, “Umut hocanın ODTÜ’ye geldiğini herkes biliyor artık. Daha önce fizik yazmayı düşünüyordum, konferanslarına gittiğim Umut hocanın ODTÜ’ye gelmesinden çok mutluyum. Umarım sayesinde yeni Umut hocalar çıkar.” diye konuştu.
Elektrik elektronik mühendisliği bölümü ikinci sınıf öğrencisi Yusuf Berkin Güler ise kontenjan bularak dersi seçebilmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi.
Siyaset bilimi ve kamu yönetimi ikinci sınıf öğrencisi Zeynep Kara da “Umut hocanın NASA’dan geldiğini biliyorum ve kendisini yakından takip ediyordum. Böyle değerli bir hocanın bizim üniversitemizde ders veriyor olması nedeniyle çok şanslı hissediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bu arada, ders seçim süreci devam eden ODTÜ’de açılan Dr. Umut Yıldız’ın verdiği “uzay teknolojileri” dersi için daha önce 20 olan öğrenci kontenjanı, önce 100’e ardından 400’e çıkarıldı.
]]>Erzincan İliç’te Çöpler altın madeninde meydana gelen zehirli toprak kaymasında göçük altında kalan işçilere hala ulaşılamadı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ‘kayan toprak kütlesinin kaldırılması için 400 bin kamyonun gerektiğini’ söylerken; aileler, gözleri yaşlı, göçüğün altındaki yakınlarının çıkarılmasını bekliyor. Kamyon şoförü Uğur Yıldız’ın kuzeni Doğukan Yıldız, ANKA’ya, “Biz isterdik ki burada çıkaralım kutlamalarla götürelim ama hala içeride. Saatler geçtikçe bizim de ümidimiz tükeniyor” diye konuştu
Çalık Holding’in ortağı olduğu, Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş., Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çalık Çöpler Altın Madeni’nde, 13 Şubat günü saat 14.28’de meydana gelen liç yığını alanındaki kaymayla beraber 9 işçi göçük altında kaldı. Kritik saatler geride kalırken göçük altındaki işçilerden henüz haber alınamadı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, dün yaptığı açıklamada, toprağın kaldırılması için 400 bin kamyonun gerektiğini söylerken; aileler, göçüğün altındaki yakınlarının çıkarılmasını bekliyor.
“GEÇİM DERDİ… EŞİNİ BİLE ZOR GÖREBİLİYORDU”
Gözü yaşlı bekleyen ailelerden biri de 35 yaşındaki Uğur Yıldız’ın ailesi ve akrabaları. Erzincan Merkez’de kalan Yıldız 1,5 yıllık evli. Yıldız’ın ‘kardeşim’ dediği kuzeni Doğukan Yıldız da üç gündür İliç’te maden alanında bekliyor. Uğur’un tazminatını hak edip işten ayrılacağını belirten kuzeni, “Ama mecburi geçim derdi. Haftada bir eşini zor görüyordu. Perşembe geliyor. Cuma dönüp gidiyordu. Zor şartlardaydı çıkmak istiyordu” dedi.
Biz olayı televizyondan öğrendik. Komşularımız söyledi. Sonra ulaşamayınca, apar topar buraya geldik. Geceydi buraya geldiğimizde… Yetkililer üstünkörü, ‘Çalışma var, çalışma devam ediyor’ diye konuşuyorlar. Zaten toprağa müdahale edemiyorlar, sadece tarama çalışması var. Şu anda hala yer tespit edilemiyor.
“BİZ İSTERDİK Kİ BURADAN ÇIKARIP KUTLAMALARLA GÖTÜRELİM: Bizim canımız, ciğerimiz gitti. İstanbul’dan, köyden akrabalar geliyorlar hala ama ne fayda… Biz isterdik ki burada çıkaralım kutlamalarla götürelim ama hala içeride. Saatler geçtikçe bizim de ümidimiz tükeniyor. Keşke zamanında müdahale olsa öncesinden önlem alınsa. ‘Dünyanın en önemli aletleri burada’ deniliyor. Çıkaramadıktan sonra istediği kadar iyi olsun.
BİR KISIM ÇALIŞAN ‘GÖÇÜK VAR ÇALIŞMA OLAMAYACAK’ DİYE HABERLEŞİYOR: Bir kısım çalışan kendi arasında haberleşiyor. ‘Göçük var bugün çalışma olmayacak’ diye işe gelmeyenler var. Kuzenimle beraber birkaç kişiye de ‘işe çıkmayın konteynerde bekleyin’ deniliyor. Onlar zaten o ara orada yakalanıyor. Kuzenim de son seferi yapıyormuş zaten tam geri geri giderken iki kamyon geri çekiliyor o da tam arasında kalıyor.
HANGİ PARA GİDEN CANLARI GERİ GETİRİYOR: Buraya iki defa hacminden fazla çalışma izni, depolama izni verilmiş. Niye verdiniz, kim verdi? Bizim canımızı aldınız ya. Belli bir kapasite var. İki katın üzerine çıkınca, felaketlerde gördük yani. 11 ilde gördük biz bunları… Hala neyin peşindesiniz, hangi para giden canları geri getiriyor?
İNSANLARI KURTARMAK YERİNE MALZEMELERİ KURTARMAYA BAKIYORLAR: Öncesinde kapatıldı üç ay gitmediler sonrasında tekrar açıldı. Zaten son zamanlarda yarık olduğu da belirleniyor ama insanları kurtarmak yerine demek ki malzemeleri kurtarmaya bakıyorlar. Bir kısmının haberi var zaten bir kısım işe gelmiyor işe gidenlerde bu şekilde yakalanıyor. Bugün çalışma yok orada bekleyin demişler o şekilde yakalanıyorlar. Benim kuzenimin de son seferi kamyonla içeri giriyor 30 saniyede yakalanıyor.”
]]>Bu hafta; Ayak Bacak Fabrikası (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun), Yaftalı Tabut, İki Efendinin Uşağı, Tartuffe, Ay, Carmela!, Godot Geldi, Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık, Oscar, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait.
Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (14-18 Şubat 2024)
AYAK BACAK FABRİKASI (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun)
İnsanlık tarihi boyunca ezenlerin, ezilenler üzerinde kurduğu otorite, baskı ve kandırmacanın değişmediğini vurgulayan oyun, bilinmeyen bir ülkede geçiyor ve aslında çok iyi bilinen bir konuyu, çarpıcı bir anlatımla ele alıyor.
Sermet Çağan’ın yazdığı, Murat Karasu’nun yönettiği oyunda Ali Eyidoğan, Hakkı Kuş, Ecren Can Serim, Korel Cezayirli, Zafer Ergül, Başak Boran Oksal, Mustafa Kılıkçı, Özlem Boyacı, Serhat Onbul, Nigar Berktin, Ceyda Çınar Onbul, Onur Birgi, Ahmet Barut, Kutan Gökkaya, Sinan Aktezcan, Emel Alnady rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
İKİ EFENDİNİN UŞAĞI
Pantolone, kızı Dottore’yi oğlu Slvio ile evlendirmeye karar vermiştir ve evinde bir tören düzenler. Gençler birbirlerine aşıktır ancak daha önce Pantolone’nin kızını evlendirme sözünü verdiği ve öldüğünü sandıkları Federico Rasponi’nin bu törene gelmesiyle işler karışır.
Sözlü gelenekten beslenen İtalyan Halk Tiyatrosu Commedia Dell Arte’nin seçkin örneklerinden biri olan ve uşak Truffaldino’nun kurnaz hazırcevaplığı ile ilerleyen oyun izleyicilerine keyifli bir seyir sunuyor. Carlo Goldoni’nin yazdığı Aslı Öngören’in yönettiği oyunda Çağlar Ozan Aksu, Dolunay Pircioğlu, Eraslan Sağlam, Hamit Erentürk, Mert Tanık, Murat Bavli, Müslüm Tamer, Seda Çavdar, Volkan Öztürk, Yeliz Gerçek, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.
Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır.
Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir…
Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…
Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
KİMSE ÖYLE ŞEYLERİ KONUŞMUYOR ARTIK
Oyun, 12 Eylül darbesi dönemini en acı şekilde yaşayıp parçalanan bir ailenin bugüne uzanan hikayesini konu alıyor. Leyla, ailesinin geçmişiyle yüzleşiyor ve onların hikayesini anlatabilmek için hayatını değiştirmeyi göze alıyor.
Şirin Gürbüz’ün yazdığı Emre Koyuncuoğlu’nun yönettiği oyunda Caner Bilginer, Radife Baltaoğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Ebru Üstüntaş, Hazal Uprak, Can Alibeyoğlu, Kamer Karabektaş rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 17 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada,
sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir.
Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>NASA’dan sonra uzay teknolojilerinin geliştirilmesi, üretilmesi ve uydu servislerinin sağlanması amacıyla Türkiye’de kurulan Plan-S Uydu ve Uzay Teknolojileri’nde Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başlayan Umut Yıldız, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Türkiye’de çalıştığı ekiple takım uydular üzerine çalışmalarını yoğunlaştırdığını anlatan Yıldız, bu yeni uzay teknolojisiyle “nesnelerin interneti” (IoT) haberleşmesi ve yer gözlem hizmetlerini takım uydularla yapmaya çalıştıklarını ifade etti.
Dünyada da takım uydu teknolojisinin çok yeni olduğuna işaret eden Yıldız, “Bugüne kadar birkaç farklı firmanın sağladığı internet aslında çok da ucuz değildi. Türkiye’de bu yeni takım uydu teknolojisi için çok hızlı davranmış durumdayız. Bu teknolojide geç kalmadık. Dünyada ilk yapanlardan biri biziz.” diye konuştu.
Dünyanın çevresinde sürekli dolanan tek bir uydunun aynı noktaya yeniden gelmesinin günün teknolojisiyle 12-24 saat ya da birkaç gün sürebildiğini anlatan Yıldız, “Üzerinde çalıştığımız takım uydularını, bir araya getirilmiş küçük uydu grupları olarak tarif edebiliriz. Takım uydu, dünyanın herhangi bir noktasına 1-2 saat, hatta yarım saat gibi kısa süre içerisinde tekrar gelebiliyor. Bu nedenle veri konusunda çok daha etkili sonuçlar alınabiliyor.” bilgisini verdi.
Dünya’nın herhangi bir yerinin 5 dakikada bir takibi mümkün olacak
Yıldız, Plan-S tarafından bugüne kadar uzaya gönderilen ve testleri başarıyla geçen 5 test uydusu ile dünyanın farklı bölgelerinden birçok veri alabildiklerini belirtti.
Bu uydularla hem görüntü aldıklarını hem dünyanın farklı bölgelerindeki sensörlerden veri topladıklarını belirten Yıldız, “Bu yıl 12 uydu daha göndereceğiz ve artık ticari olarak kullanılabilecek aşamaya geleceğiz. Böylelikle Türkiye’nin ihracatına da büyük katkıda bulunulmuş olacak.” dedi.
Uydu sayısının artmasıyla aynı noktadan yeniden geçme (revisit time) süresinin 2 saate düşeceğini kaydeden Yıldız, “İkinci fazda 84 uyduya çıkılacak ve bu süreyi yarım saate düşürmüş olacağız. Belki 5 seneden daha uzun sürecek üçüncü fazda, 280 uydu gönderilecek ve uydunun Dünya’nın aynı noktasından geçiş süresi 5 dakikaya inmiş olacak. Böylelikle artık 10 milyonlarca, belki birkaç 100 milyon aygıtla nesnelerin interneti haberleşmesi mümkün olabilecek.” ifadelerini kullandı.
“İnternet çekmese de ‘acil’ mesajı gönderilebilecek”
Umut Yıldız, takım uydularının Dünya’dan görüntü alma süresini kısaltmasının afet ve acil durumlardaki önemine ilişkin şöyle konuştu:
“Örneğin Türkiye bir deprem ülkesi, sürekli depremler oluyor ve acı felaketler yaşayabiliyoruz. Felaket yaşandıktan sonra o bölgeden sürekli görüntü almanız gerekiyor. Çünkü karasal iletişim hatları arıza görebiliyor. İşte bu uydularla basit de olsa iletişim kurabilecek duruma gelmiş olacağız. Acil durumlarda, internet çekse de çekmese de cep telefonundan bile ‘acil’ mesajı gönderilebilecek duruma gelinecek.”
Yardım ekiplerinin durumu da takip edilebilecek
Umut Yıldız, iletişim uydularının yanında 24 tane görüntüleme uydusunun da planlandığını belirterek, “Görüntüleme uydularıyla beraber de bir bölgenin anlık görüntülerini alabileceğiz.” dedi.
Mevcut teknolojide, cep telefonlarında bir-iki sene önceki verilerin yer aldığı haritalar bulunduğunu anlatan Yıldız, özellikle afet ve acil durumlarda anlık görüntülerin gerekliliğine işaret etti.
Uydu takımlarının çok kısa aralıklarla görüntülü alabildiğini ve böylelikle iki durum arasındaki farkın anlaşılabileceğini dile getiren Yıldız, “280 uydu ile Dünya’nın aynı noktasından geçiş süresi 5 dakikaya inecek. Yardım ekiplerinin durumu ne, ne kadar yardıma ihtiyaç var?’ gibi bilgilere bu teknolojiyle çok kısa sürede ulaşılabilecek. Bu afet yönetimi konusunda da bize çok fayda sağlayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Görüntüleme uydularıyla yaklaşık 1 metre dolayında çözünürlüğe sahip görüntüler almayı hedeflediklerini bildiren Yıldız, “Her şey yolunda giderse IoT iletişimi isteyen yerlere de istedikleri zaman görüntü gönderebilme imkanımız olmuş olacak. Yani tek seferde birçok işi aynı anda yapmış olabileceğiz.” diye konuştu.
“İklim değişikliğini de takip edecek”
Bu uyduların başka hangi tür verileri toplayabileceğine ilişkin soru üzerine Yıldız, şunları kaydetti:
“İklim ve sıcaklık değişikliğinin yanı sıra çok farklı veriler söz konusu olabilecek. Örneğin bir lojistik firması, okyanustan geçen gemilerinin nerede olduğunu bilecek. Geminin içindeki konteynerlerdeki soğuk zincir takip edilebilecek. Lojistik firmaları, araçlarını internet çekmeyen bölgelerde izleyebilecek. Doğal gaz, su, elektrik, enerji hatlarında sorunlar da bu uydular sayesinde takip edilebilecek.
Aslında bu uydular, dünyanın uzaydaki gözü olacaklar. Biz dünyayı sürekli bu şekilde takip edebileceğiz ve dünyadaki bütün ihtiyaçlarımızı en verimli şekilde kullanmamızı sağlayacak.”
“Ay Projesi’ni birkaç sene içerisinde hayata geçirmeyi planlıyoruz”
Yıldız, projeyi sadece ticari olarak düşünmediklerini ifade ederek, “Aynı zamanda dünyanın bilimine, topluma da katkıda bulunmak istiyoruz. Belki çok büyük olmayacak ama küçük bir Ay Projesi de geliştirebiliriz. Ay’a gidecek ve çevresini dolanacak bir küçük uydu ile merak ettiğimiz bilgileri alabileceğiz. Birkaç sene içerisinde bunu hayata geçireceğimizi tahmin ediyoruz.” diye konuştu.
İlk Türk astronot Alper Gezeravcı ile daha önce program yaptıklarını anlatan Yıldız, “Bundan sonra da umuyorum ki farklı programlarda denk geliriz ve uzayla alakalı yapacak işlerin ne kadar çok olduğunu da anlatacak fırsatlarımız olur.” dedi.
“Türkiye’de uzay ekosisteminin kurulmuş olmasını görmek istiyorum”
Umut Yıldız, Türkiye’de son yıllarda uzaya karşı ilginin sürekli geliştiğini dile getirerek, “Gençlerin ve çocukların uzaya daha fazla ilgi duymasını sağlayalım istiyorum. Bunun için de örneğin Türkiye’de bilim merkezlerinin artmasının sağlanmasını istiyorum.” ifadesini kullandı.
Türkiye’den yerli bir şirketle özellikle dezavantajlı bölgelerde farklı bilim merkezleri yapılması için çalışmak istediğini dile getiren Yıldız, “Uzun vadede görmek istediğim şey Türkiye’de uzay ekosisteminin kurulmuş olması.” dedi.
“Üniversitelerde ders verebilirim”
Umut Yıldız, Türkiye’nin uzay programı kapsamındaki projelerine katkı vermek istediğini vurgulayarak, bu konuda bazı tekliflerin de geldiğini söyledi.
YÖK’ün üniversiteler dışında çalışan doktora derecesine sahip nitelikli araştırmacıların da yükseköğretim kurumlarında görevlendirilmesine ilişkin yeni düzenlemesinin hatırlatılması üzerine Yıldız, “Sanayide çalışan biri olarak esnek şekilde bir hoca olarak üniversitelerde derse girmeyi çok isterim. Öğrencilere de faydalı olmayı çok istiyorum elbette ki.” diye konuştu.
]]>MANİSA’nın Demirci ilçesinde polis lojmanında başından tabanca ile vurulmuş halde bulunan güzellik salonu işletmecisi Yeşim Akbaş’ın (27) ölümüne ilişkin tutuklanan komiser yardımcısı Doğan Can Yıldız (28) hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede, deliller incelendiğinde Akbaş’ın intihar etmiş olmasının hayatın doğal akışına aykırı olduğu ve Yıldız tarafından başına bir el ateş edilerek öldürüldüğü belirtilerek, ‘kadına karşı kasten öldürme’ ve ‘kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi.
Demirci ilçesindeki polis lojmanında geçen yıl 14 Nisan’da, saat 08.00 sıralarında silah sesi duyuldu. Sesin geldiği komiser yardımcısı Doğancan Yıldız’ın kaldığı odaya giren polis ekipleri, ilçede güzellik salonu işleten Yeşim Akbaş’ı başından vurulmuş halde buldu. Yeşim Akbaş, yapılan ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılırken hayatını kaybetti. Yeşim Akbaş’ın vurulduğu tabancanın komiser yardımcısı Yıldız’a ait olduğu belirlendi. İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından gözaltına alınan Yıldız, sevk edildiği hakimlikte adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Cumhuriyet savcılığının itirazı üzerine 19 Nisan’da İzmir’in Bayraklı ilçesinde gözaltına alınan Doğan Can Yıldız, tutuklandı.
ESKİ EŞİNİN BAŞINA 2 KEZ SİLAH DAYAMIŞ
Soruşturma sırasında Yıldız’ın boşandığı eski eşi Meryem Emir’i (28) defalarca darbedip, hakarette bulunduğu, hatta başına 2 kez silah dayadığı da ortaya çıktı. Meryem Emir, yaşadıklarını 21 Şubat 2022’de Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) verdiği dilekçe ve 3 Mart 2022’de Aile içi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliği’nde verdiği ifadesinde anlattı. Eski eşin dilekçesinde ve polisteki ifadesinde, sorunlarının kıskançlıktan kaynaklandığını belirterek, “Annesinin ısrarı ve mesleği nedeniyle zarar görmemesi için o dönemde şikayetçi olmadım” dediği öğrenildi.
‘BÖYLE BİR POZİSYONDAN İNTİHAR ETMESİNİN HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI’
Salihli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma tamamlanarak iddianame hazırlandı. Salihli Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede, mermi çekirdeğinin Yeşim Akbaş’ın sağ temporoparietal bölgesinden girip sol temporal bölgeden vücudu terk ederek tavana çarptığı hususu dikkate alındığında; kovanın olay yerinde ne amaçla bulunduğu belli olmayan, evin tabanından da bağımsız yaklaşık 20 santim uzunluğundaki 3 santim enindeki beyaz bir mermer blok üzerinde yan yatmış şekilde, çekirdeğin de hemen bloğa bitişik vaziyette bulunmasının böyle bir pozisyonda intihar etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtildi. Çekirdeğin sekme yönü de incelendiğinde, o pozisyonda bulunma ihtimalinin olmadığına da iddianamede yer verildi. Ayrıca Akbaş’ın sağlak olduğu ve merminin sağ taraftan girdiği hususu nazara alındığında her iki elinden atış artığı çıkmasının mümkün olmadığı belirtildi.
‘ELİNDEKİ KAN İZLERİNİ KOLONYA İLE SİLMİŞ’
Daha önceki ifadesinde yüzündeki yaralanmayı sevdiği kedinin yaptığı ve vücudundaki izlerin görev yaptığı sırada yakaladığı suçlu ile boğuşurken olduğunu ileri süren Doğan Can Yıldız’ın, olaydan sonra hemen üzerini değiştirdiği, elinde ve tırnak aralarında bulunan kanı silmek için kolonya kullandığı vurgulandı. Yeşim Akbaş’ın sol el tırnak aralarındaki doku örneklerinin Yıldız’ın doku örneği ile örtüştüğüne de iddianamede dikkat çekildi. Yıldız’ın olaydan hemen sonra üzerinde gördükleri şortta ve görmedikleri ikinci bir şortta atış artığının tespit edilmesinin de hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu kaydedildi. Doğan Can Yıldız’ın, görevinde kullandığı beylik tabancasıyla Akbaş’ı, başına tek el ateş ederek öldürüp, ‘Kadına karşı kasten öldürme’ ve ‘Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma’ suçlarını işlediğine yönelik yeterli delil oluşturduğu belirtildi.
Doğan Can Yıldız’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.
?
]]>Yıldız, astrofizikçi olarak ve derin uzay iletişimi alanında çalıştığı NASA’dan ayrılarak Türkiye’deki Plan-S şirketinde çalışmaya başlıyor.
Bundan iki buçuk yıl önce, şirketin kuruluş aşamasında Türkiye’ye davet edilen ve sonraki aylarda sürekli gelişmelere dahil olan astrofizikçi, “Bu süreçte sisteme adapte olmaya başladım. Bu iki buçuk sene içerisinde uzaya beş tane uydu gönderdik. Normal şartlar altında bu; bütçe, mühendislerin ayarlanması, bürokratik işer gibi sebeplerden kolay değildir. Dünyada fazla eşi benzeri yok” diyor.
Yıldız, bunu yapan insanların uzayla doğrudan ilgili olmadığını ancak Türkiye’nin en iyi elektronik, bilgisayar, iletişim mühendislerinin bir araya gelerek bunları başardığını ifade ediyor:
“Türkiye’nin bu potansiyeli bir anda doğru yere kanalize olduğunda, çok güçlü bir şekilde iş yapabileceğimizi gördük.”
Türkiye’nin uzay yolculuğu
Yıldız, bir süredir uzayla alakalı çalışma yapan, TÜBİTAK Uzay, TAI, ASELSAN gibi kurumlara dikkat çekiyor ve buna sivil uzay şirketlerinin de katılması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye’nin ilk Türk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzaya gönderilmesi, Ay programı, navigasyon uyduları gibi farklı projeleri olan bir milli uzay programı var.
Yıldız, bu projelerin hayata geçirilmesi için gerekli irade ve bütçenin sağlanması gerektiğini söylüyor:
“Bence şimdiden daha da ileri projelerin ortaya çıkması lazım. Ay projesi var evet. Ama örneğin şimdiden Mars’a gidecek bir projenin de en azından dillendirilmesi gerekiyor.
“Düşünsenize bugün bir ortaokul öğrencisi 10 sene, 15 sene sonra Mars’a gidecek aracın fikrini duysa, ‘bu aracı ben yapmak istiyorum’ ya da ‘onun verilerini ben kullanmak istiyorum’ der.”
Türkiye uzay yarışında nerede?
Uzay konusunda çok gelişmiş ve biraz daha az bütçeli ülkelerin ardından grafiğin bir anda aşağı düştüğünü, burada “hiçbir şey yapmayanlar ya da çok az şey yapanlar” olduğunu belirtiyor Yıldız.
Ona göre, Türkiye ise ortada; ne çok gelişmiş ne de çok düşük konumda.
“Özellikle ülkenin bir programı olduğu için, bu program dahilinde bir şeyler yapabiliriz, ben burada gelecek görebiliyorum” diyen Yıldız şunları ekliyor:
“Türkiye’de bugüne kadar bütün TÜRKSAT uydularını hep dışarıda yaptırmıştık ve Türkiye’de yapılmasına destek olmak için mühendislerimiz dışarıya gitmişlerdi. Şu anda örneğin TÜRKSAT 6A Türkiye’de yapılıyor.
“Bunun yanında özellikle benim şu anda geldiğim uzay şirketinin uydularının yüzde 95’i Ankara Bilkent CYBERPARK’taki merkezde yapılıyor.
“Sadece bu şirket bile önümüzdeki yıllar içerisinde uzaya birkaç yüz uydu gönderecek. Bunların hepsinin Türkiye’de yapılıyor olması çok büyük bir şans ve biz bunu yapabilecek insanlara sahibiz.”
‘Bu büyük riski alan iş insanları var’
Yıldız, uzay teknolojileri sektörünün her zaman devletlerle başladığını ancak daha sonra özel uzay şirketlerinin kurulduğunu ve devletlerin geri çekilmeye başladığını belirtiyor:
“Örneğin şu anda Amerika, özellikle roketler, uzaya ulaştırma işini özel şirketlere verdi. Özel şirketlerle bürokratik engeller ya da gecikmeler azalıyor.
“ Elon Musk, SpaceX’i kurduktan sonra sürekli bir yerlerden imza beklese, çok daha uzun yıllar sürebilirdi bugünkü konumuna ulaşması.”
Bu nedenle özel şirketlerin desteklenmesi gerektiğini belirten Yıldız’a göre, Türkiye’de de uzay şirketleri desteklenmeli çünkü bu projeler çok büyük risk gerektiriyor. Ancak bu riski alan Plan-S gibi şirketler olduğunu ekliyor.
Yıldız Türkiye’de aynı zamanda INFINIA şirketi ile Türkiye’nin farklı bölgelerinde bilim merkezlerinin yapılması için çalışmalarda bulunacak.
“Benim diğer amaçlarımdan bir tanesi de Türkiye’de bilim merkezleri yapmak, yaptırmak, inşa edilmesine katkıda bulunmak” diyor.
]]>Yurt dışında 21 yıldır yaşayan Yıldız, Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümünde lisans ve Hollanda Groningen Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimi alırken, Leiden Üniversitesi Gözlemevi’nde de Molekül Astrofiziği alanında doktorasını tamamladı.
Son 10 yıldır birçok meslektaşının çalışmak isteyeceği NASA’da görev yapan Yıldız, edindiği birikimleri ülkesine aktarmak için uzay teknolojileri üzerine çalışan bir Türk şirketine transfer oldu.
“Uzun yıllar ülkemden ayrı kaldım ve çok özledim”
Dönüş nedenlerini ve Türkiye’nin uzay macerasındaki son gelişmeleri, AA muhabirine anlatan Yıldız, NASA ile sözleşmesinin 8 Ocak itibarıyla sona erdiğini belirterek, “Uzun yıllar ülkemden ayrı kaldım ve çok özledim. Bu özlemin yanında Türkiye’nin uzay teknolojilerinde büyük fırsatlara açık olduğunu gördüğüm için dönmeyi tercih ettim.” dedi.
Türkiye’de, teknoloji alanında bir çok fırsatın bulunduğunu dile getiren Yıldız, “Ömrümün yarısını Avrupa ve Amerika’da geçirdiğim için biliyorum; buralar biraz daha doymuş ülkeler, sistem oturmuş, bürokrasi büyük yer kaplıyor. Oysa Türkiye, uzay ve birçok teknolojiler konusunda bir şeylerin yeni yeni başladığı bir yer. Bu yüzden edindiğim deneyimleri Türkiye’de devam ettirmenin daha cazip olduğunu gördüm ve dönmeye karar verdim.” diye konuştu.
Yıldız, transfer olduğu şirketin, uzay teknolojilerinin geliştirilmesi, üretilmesi ve uydu servislerinin sağlanması amacıyla kurulduğunu, iki yılda beş IoT (nesnelerin interneti) uydusu inşa edip SpaceX ile uzaya gönderdiğini anlattı.
Şirketin, ileride gönderilecek uydularla toplamda 280 uyduyu uzaya göndermeyi planlandığını, bu yıl 12 uydunun daha uzaya gidip faaliyete başlayacağını aktaran Yıldız, bu uyduların, internetin çekmediği yerlerde, akıllı tarım, lojistik, enerji hatlarının takibi gibi birçok alanda kullanılabildiğini söyledi.
“Hakkari’de bir bilim merkezi yapmak için uğraşıyoruz”
Türkiye’ye dönmesinin en önemli sebeplerinden birinin de yıllardır gençlere uzay hakkında verdiği eğitimlere devam etmek olduğunu aktaran Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin birçok yerinde hali hazırda bilim merkezleri var. Gençlerin bilime ilgi duymasını ve temas etmesini sağlayan bu merkezlerde onlara bilimi sevdiren birçok deney yapılıyor. Bugüne kadar bu merkezlerde binlerce öğrenciyle bir araya geldim. Bizim gibi bilimi meslek olarak yaşayan insanlarla karşılaşan birçok gencin, hayatını bilime yönlendirdiğine tanık oldum. Bu nedenle bilim merkezlerinin sayılarının artırılmasını çok istiyorum. Bazı şehirlerde bilim merkezleri hala yok. Örneğin şu anda Hakkari’de bir bilim merkezi yapmak için uğraşıyoruz. Gençlere bilim ve teknolojiye yönelmelerini, trendleri ve teknolojinin oluşturduğu yeni iş imkanlarını takip etmelerini tavsiye ediyorum.”
Türkiye’nin, uzay macerasında önemli bir dönüm noktasına yaklaştığını vurgulayan Yıldız, İnsanlı İlk Uzay Misyonu kapsamında uzaya gidecek olan Alper Gezeravcı’nın, burada 14 gün kalacağını ve 13 farklı bilimsel deneye imza atacağını anlattı.
Bu deneylerin, Türkiye’nin bilim dünyasına önemli katkı sağlayacağını vurgulayan Yıldız, Gezeravcı’nın sağlık, genetik hatta Tuz Gölü ile ilgili birçok deneyi uzayda gerçekleştireceğini dile getirdi.
“Yakın zamanda uzayda oteller göreceğiz”
Dünyada uzay macerasının bugüne kadar hep devlet eliyle sürdürüldüğüne işaret eden Yıldız, şu ifadeleri kullandı:
“Elon Musk’ın şirketi SpaceX’in, bir özel şirket olarak uzay teknolojilerine girmesi ve maliyetleri düşürmesi birçok şirkete örnek oldu ve bir ekosistem oluşturdu; uzay teknolojileri üzerine çalışmak isteyen özel şirket sayısını artırdı. Bu ekosistemden Türkiye’de birçok şirketin de etkileneceğini düşünüyorum. Günlük hayatımızda uzay teknolojilerinin etkisi daha da artacak, bu da özel şirketleri uzay teknolojilerine yönlendirecek. Türk şirketlerinin uzay teknolojileri konusundaki trendi yakaladığına inanıyorum. Hala dünyadaki sayılı uzay şirketlerinden birini Türkiye’de kurma şansımız var.”
Umut Yıldız, Türkiye’de uzay teknolojileri alanında kat edilecek çok yol olduğunu, uzay teknolojilerine üniversiteler ve iş dünyasının daha çok bütçe ayırması gerektiğini, uzay teknolojilerinin gelişmesinin gençlere yeni iş sahaları yaratacağını da sözlerine ekledi.
]]>