DOĞU Karadeniz’de çay üreticileri, yabancı işçilerin gelmemesi, yevmiyelerin yüksek oluşunun yanında özellikle son yıllarda gençlerin bahçeye girip, hasada yardımcı olmaması nedeniyle, ‘akülü çay kesme motorları’na yöneldi. Bölgede sıkça yaygınlaşıp, sırtta taşınabilen aküyle de beslenen makinelerle günlük 500 kiloya kadar çay toplayan üreticiler, eski makasları rafa kaldırdı; bu yöntemle işçi sorunlarına da çözüm buldu.
Doğu Karadeniz’de Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun illerinde, 830 bin dekar alanda 1 milyon üretici aile tarafından emek verilen yaş çay tarımında, 1’inci sürgün sezonu devam ediyor. Yabancı işçilerin gelmediği için yevmiyelerin yükseldiği bölgede, özellikle son yıllarda gençlerin de ilgisiz oldukları bahçelere girmemesi nedeniyle üreticiler, elektrikle şarj edilen ‘akülü çay kesme motorları’na yöneldi. Sırtta taşınabilen aküyle beslenen makineler ile günlük 500 kiloya kadar çay toplayan üreticiler, eski usul makasları ise rafa kaldırdı. Satışı artan akülü motorlarla hızlı ve pratik çay toplayabilen üreticiler, kendi çayını hasat ederek, işçi sorununa da çözüm getirdi.
‘BÖLGEMİZ İÇİN BÜYÜK KOLAYLIK OLDU’
Rize Ziraat Odası Başkanı Bünyamin Arslan, makineli tarımın bölgede yaygınlaştığını belirterek, “Bölgemizde işçi fiyatları çay maliyetlerindeki en etken sebep. Bu yıl makineli tarım oldukça yaygınlaştı. Yabancı işçilerin gelmemesi, yevmiyelerin çok yüksek oluşu, çiftçilerimizi çay kesme motorlarına yönlendirdi. Çok büyük oranda çay kesme motorlarını çiftçilerimiz satın aldılar. Makineler sayesinde hem toplamada kolaylık sağlanıyor hem de daha fazla ürün toplayabiliyorlar. Bölgemiz için çok büyük bir kolaylık oldu. Bundan sonraki dönemlerde eski model çay makasları büyük ihtimalle rafa kalkacak. Bu sayede işçi bulamama sorununa büyük bir oranda çözüm getirdiğini görebiliyoruz” dedi.
‘ÜRETİCİLERİMİZ TARLALARIYLA BARIŞTI’
Makineli tarımla üreticinin, bahçesiyle barıştığını söyleyen Arslan “Bir makine satın alan üreticimiz bir hevesle kendi tarlasına gidip gün içerisinde 300-400 kilo rahatlıkla çay toplayabiliyor. Daha önceki çay makaslarıyla ilkel şartlarla üreticilerimizi yoran bir metot idi. Fakat makineler ile üreticilerimiz kendi çayını kendi toplayabilir konuma gelmiş gözüküyor. Bu da üreticilerimiz açısından çay hasat bedelinin ilimizde kalmasına, milli ekonomiye daha fazla katkı sağlamasına sebep olduğunu görebiliyoruz. Yabancı işçiler geldiklerinde aldıkları yevmiyeleri yurt dışına götürüyordu. Üreticilerimiz makineler sayesinde tarlalarıyla barıştı. Gençlere mesaj göndermek istiyorum; kendi çayını kendin topla, milli ekonomiye faydamız olsun” diye konuştu.
‘YEVMİYECİ ALMAKTAN KURTARDIK’
Akülü çay kesme makineleri ile daha hızlı ve çok çay topladığını anlatan Emine Küçükmustafa, “Motor sayesinde yevmiyeci almaktan kurtardık. Motorla işleri daha çabuk yapıp daha hızlı çay topluyorsun. Eskiden 5-6 kişi kestiğimiz alanı, şimdi 2 kişi kesebiliyoruz. Daha kısa zamanda daha çok çay kesebiliyoruz” dedi.
‘MAKASLA ÇOK AMELELİK ETMİŞİZ’
Kenan Küçükmustafa da “Çay motoru sayesinde 10 saatlik işi, yarı yarıya düşürdük. Yevmiye vermekten kurtulduk. Motor çok kolaylık sağlıyor. Biz zamanında makasla çok amelelik etmişiz. Bunu çıkarandan Allah razı olsun; bizlere büyük kolaylık oldu” ifadelerini kullandı.
]]>(AYDIN)- Aydın’ın Sultanhisar ilçesinde kayısı hasadı başladı. Tarım işçisi bir kadın, “Yevmiyelerimiz düşük fakat ortalık çok pahalı. Market fiyatları çok yüksek. Bir markete girdiğimiz zaman aldığımız yevmiyeyi orada bırakıyoruz” dedi. Üretici Atalay Dinç ise, “Verim az olması nedeniyle fiyatlarda tatmin edici değil. Şu andaki toptan fiyatı 20 lira civarında. Pazarda 50- 60 lira arasında. Arada çok büyük bir fark var. Kazanan aracılar. Üreticinin ve toplayan işçinin fiyatı yeterli değil. Üretim maliyetleri çok fazla” diye konuştu.
Aydın’ın Sultanhisar Atça bölgesinde kayısı hasadı başladı. Üreticiler aracıların para kazandığını söylerken, kayısıları toplayan tarım işçileri de günlük 500 lira yevmiye ile market alışverişi yapmanın bile zor olduğunu ifade etti.
“MİLLETİN HALİ NE OLACAK BİLMİYORUZ”
Kadın tarım işçisi şunları söyledi:
“Çalışmadan yemek yemek yok. Buralarda sürünüyoruz. Günlük yevmiyemiz 500 lira. Zamlardan dolayı yevmiyemiz hiçbir şey yapmıyor. Bu zamlar ne olacak bilemiyorum. Yevmiyelerimiz düşük fakat ortalık çok pahalı. Market fiyatları çok yüksek. Bir markete girdiğimiz zaman aldığımız yevmiyeyi orada bırakıyoruz. Ben evime ancak beyaz peynir alabiliyorum. O da 250 lira. Ben ne yapacağım? İşçi çalıştığının karşılığını hakkıyla almalı. Ben bu sene kurban kesme taraftarı değilim. Durumum yok. Ben buraya kayısı toplamaya geliyorum 500 lira ile koyun parası toplayamam. Bu pahalıkta kim kesebilir ki? Markete gidip geldiğimizde bin lira para harcıyoruz aldığımız yevmiye bizim 500 lira. Bu milletin hali ne olacak bilmiyoruz.
“BİR ÇOCUĞA ZOR BAKIYORUM”
Başka bir tarım işçisi kadın ise, “Bir marketle kalmıyor, ekektrik, su faturaları var. Evi idare etmesi çok zor. Burada bir hafta çalışıyorsun ama elektrik, suyu ödeyince hiçbir şey kalmıyor. Çocuklarımız okuyor önce okula giderken 10 lira 20 lira veriyordum şimdi 50 lira veriyorum. Artık 10 lira ile 20 lira ile bir şey alınmıyor. Bir meyve suyu kaç lira olmuş. Ben 5 tane çocuğa nasıl bakacağım ben? Bir çocuğa zor bakıyorum. Cumhurbaşkanının keyfi yerinde” dedi.
“PLANLI TARIM POLİTİKASINA İHTİYAÇ VAR”
Kayısı bahçesi sahibi üretici Atalay Dinç ise şunları söyledi:
“Ben bu ağaçları 2005 yılında diktim. Bunlar erkenci kayısılar. Bunlar 19 yaşında ağaçlar. Bu sene iklim şartları nedeniyle 600 ile 900 saat soğuklama yapmaması nedeniyle verim az. Verim az olması nedeniyle fiyatlarda tatmin edici değil. Şu andaki toptan fiyatı 20 lira civarında. Pazarda 50- 60 lira arasında. Arada çok büyük bir fark var. Kazanan aracılar. Üreticinin ve toplayan işçinin fiyatı yeterli değil. Üretim maliyetleri çok fazla. Örneğin mazot gübre ilaç her ne kadar Türkiye’yi idare edenler bu enflasyon yüzde 40- 50 diyorlarsa da gerçek enflasyon yüzde 250-300 arasında. Bunu da nereden anlıyoruz; aldığımız gübre mazot ilaçtan anlıyoruz. Kullandığımız tarımsal girdiler emeğimizin karşılığını vermiyor. Bunları dikip ülke ekonomisini kazandırdık sökemiyorum da. Bu şekilde idare etmeye çalışıyoruz. Ekonomik paket sadece beli kesim ve kısımları ülkenin insanlarına hitap ediyor. Bizler daha önce de bu hükümetin ekonomik paketlerini gördük. Orta vadeli planlarını gördük. Her ne kadar ekonomistiz deseler de ekonomide kısa vadeli, orta vadeli, uzun vadeli programlar olur. Bugün planlama konusunda anca akıllarına gelmiş olacak ki yüzde 6 eğimden az olan tarımsal alanlara ağaç diktirmiyorlar. Örneğin ben buradaki ağaçları söküp yeniden kayısı ağacı dikmeye kalksam şu anda devlet diktirmez. Neden olarak burası çünkü tarımsal alan. Burası Büyük Menderes ovası ancak planlamayı düzenlemeye başladılar. Ben de günaydınlar olsun diyorum. Ülkenin planlı ekonomiye, işçisine, çiftçisine hem destek hem de yönlendirici faaliyetlerde bulunması gerekir. Bunun aksi sefalettir yoksulluktur fakirliktir.”
]]>