Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün uyarısının ardından İzmir’de 12 Temmuz saat 18.00 sıralarında gök gürültülü sağanak başladı. Bayraklı’da metrekareye 39,7 kilogram yağış düştü. Yağış nedeniyle kent merkezi Bayraklı ve Konak ilçelerinde bazı cadde ve sokaklar suyla dolarken, araç sürücüleri ve yayalar zor anlar yaşadı. Sağanaktan korunmak için kaçmaya çalışan Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrencisi Özge Ceren Deniz (23) suyla dolan yolda elektrik akımına kapıldı. Onu kurtarmak isteyen ikinci el eşya satışı işiyle uğraşan, amatör müzisyen İnanç Öktemay (44) da akıma kapılıp, bir anda yere yığıldı. Deniz ve Öktemay, kaldırıldığı hastanede yaşamlarını yitirdi. İnanç Öktemay İzmir’de, Özge Ceren Deniz Osmaniye’de toprağa verildi.
DUMANLARIN ÇIKTIĞI GÖRÜNTÜ KAMERADA
Olay yerindeki mazgaldan 9 Ocak’ta dumanların çıktığı bir güvenlik kamerası görüntüsü de ortaya çıktı. Çevredeki esnafın durumu, o tarihte yetkililere ilettiği bildirildi. İzmir’de 2 kişinin akıma kapılarak yaşamını yitirdiği yerde yapılan inceleme sonrası belediye ve elektrik firması yetkilileri, sorunun çözülmesi için çalışma yaptı. Çalışma ile yer altındaki kablolar, 50 santimetre daha aşağıya alındı. Ardından belediye yetkililerinin kabloların üzerine kapatmasından sonra bölgeye tekrar elektrik verilip, yol trafiğe açıldı.
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDEN AÇIKLAMA
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Bölgede belediyemizin yürüttüğü ve elektrik hattında oluşabilecek kaçakla ilişkilendirilebilecek bir altyapı çalışmasından söz edilemeyeceği de ortadadır. Zira İZSU Genel Müdürlüğü’nün olaya ilişkin teknik raporunda da 2024 yılı Ocak ayında ihaleli işler kapsamında bölgede yüklenici firma tarafından 3 adet yağmur suyu ızgarası yaptırıldığı, imalatlar sırasında GDZ Elektrik A.Ş.’den gözlemci talebinde bulunulduğu, imalatların gözlemci nezaretinde gerçekleştirildiği belirtilmektedir. Raporda yapım çalışmalarından sonra GDZ Elektrik A.Ş. tarafından yağmur suyu ızgarası yanında elektrik hatlarında bakım-onarım çalışması yapıldığı, hatta vatandaşlar tarafından GDZ Elektrik A.Ş.’ye anılan bölge için 2 defa arıza kaydı açtırıldığı ifade edilmektedir” ifadeleri kullanıldı.
HAT YAPIM TEKNİĞİNE AYKIRI DÖŞENMİŞ
Açıklamada, daha önce bölge esnafının yetkili kuruma birden fazla bildirim yaptığı bildirilirken, “Ayrıca kabloların üzerinde 2 farklı noktada onarım gerçekleştirildiğini ve GDZ Elektrik A.Ş.’ye ait elektrik hatlarının yapım tekniğine aykırı olarak zeminden 23 cm aşağıda döşendiği de fotoğraflarla belgelenmektedir. Anılan bölgede elektrik kaçağına bağlı birtakım olumsuzluklar yaşandığına, bölge esnafının yetkili kuruma defaatle bildirim yaptığına ilişkin ifadeleri de kayıt altındadır” denildi.
GDZ ELEKTRİK: HERHANGİ BİR ŞİKAYET KAYDI OLMADIĞI TESPİT EDİLMİŞTİR
GDZ Elektrik Dağıtım Şirketi’nden yapılan açıklamada ise yetkili kurumlar tarafından yürütülen olay yeri incelemeleri tamamlandığı belirtilerek, “Olayın geçtiği bölgeye dair son 6 aydır kurumumuza CİMER, Çağrı Merkezi, sosyal medya dahil olmak üzere tüm kanallardan gelen talepler incelenmiş ancak herhangi bir şikayet kaydı olmadığı tespit edilmiştir. Bölge sakinlerinin konuşmalarında uzun süredir iletildiği söylenen şikayetler, doğrudan sorumlu olan diğer kurumlara yapılmıştır. Öte yandan, 9 Ocak tarihinde bölgeden farklı bir şebeke unsuruna ilişkin arıza kaydı alınmış ve ekipler tarafından sorun çözülerek kayıt kapatılmıştır” denildi.
BİLİRKİŞİ ÖN RAPORU: HER İKİ KURUMUN İHMALLERİ OLDUĞU KANAATİNE VARILMAKTADIR
Öte yandan bilirkişinin hazırladığı ön raporunda, bir besleme devresine ait kablonun yağmur tahliye mazgalı altına sıkıştığı ve yalıtımının zedelendiği, ölümlere bu bölümdeki faz toprak arızasının neden olduğu belirtildi. Besleme devrelerine ait kabloların zeminden 36 ila 45 santimetre derinlikte olduğu, temasın olduğu noktada bu derinliğin 15 santimetreye kadar gerilediği, neredeyse mazgalın kalınlığıyla aynı seviyeye geldiğine dikkat çekildi. Raporda, ilgili yönetmeliğe göre bu derinliğin normalde 60 ila 80 santimetre olması gerektiği vurgulandı. Raporda ayrıca şu ifadelere yer verildi: “Kablo derinliğinin 15 santimetreye düştüğü noktada, bu kadar küçük gömülme derinliğine neden olan etken; rögar kapağı bitişiğinden geçirilen beyaz renkli drenaj borusunun kabloları kapağa doğru yükseltmesi ve bu arada kablo koruyucu borunun bu bölümde iptal edilmiş olmasıdır. İZSU uygulamalarının sonucu olan bu durumun kazanın asli nedenlerinden biri olduğu kanaatindeyiz. Kabloların 36 ve 45 santimetre aralığındaki derinliğe gömülmüş olması, kazanın yaşanmış olmasının asli nedenlerinden biri olarak GDZ Elektrik’in uygulamaları sonucu olduğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak her iki kurumun ihmalleri olduğu kanaatine varılmaktadır.”
9 ŞÜPHELİ ARANIYOR
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı da soruşturma kapsamında bilirkişi ön raporuna göre olayda sorumlukları bulunduğu belirlenen 29 kişi hakkında gözaltı talimatı verdi. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, dün sabah ve öğle saatlerinde 18 şüpheliyi yakalandı. Dün akşam saatlerinde 2 şüpheli daha gözaltına alındı. Böylece gözaltı sayısı, 20’ye yükseldi. Gözaltına alınanlar arasında İZSU Kanalizasyon Daire Başkanı B.K., İZSU’da görevli 1 şube müdürü, 3 kontrolör ile GDZ Elektrik Ege Bölge Müdürü ve Operasyon Yetkilisi A.S. ve işletme yöneticisi K.A.F’nin de bulunduğu belirtildi. Diğer 9 şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü kaydedildi.
]]>TTK Amasra Müessesesi’nde 14 Ekim 2022 tarihinde yaşanan ve 43 maden işçisinin yaşamını yitirdiği, 9 işçinin yaralandığı Amasra maden faciası davasının 7’nci duruşması Bartın Adliyesi’nde görülmeye başlandı. Patlama sonrası yürütülen soruşturmada, Amasra Müessese Müdürü Cihat Özdemir, Müdür Yardımcısı Salih Atmaca, İşletme Müdürü Selçuk Ekmekçi, İş Güvenliği ve Eğitim Başmühendisi Volkan Soylu, Başmühendis Mehmet Tural, Emniyet Mühendisi Şahan Kahraman, maden mühendisleri Levent Aydın ve İbrahim Hakan Mengeş tutuklanmış; 15 kişi de adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Duruşması öncesi yapılan basın açıklamasında konuşan madenci babası “Bizim torunlarımız yetim kaldı. Babasının mezarına gidip bana “Dede, babam burada” diyor. Bunun hesabını kim verecek? Bunun hesabını yetkililerden istiyoruz versinler, cezasız kalmasın. Çocuğum yer altından geldiği zaman çocuğuyla ilgilenemiyordu. Çünkü, üretim baskısı vardı, her şey vardı. Ama şu ana kadar hiçbir şey yapılmadı.
“AMASRA MADEN FACİASI’NIN TÜM SORUMLULARI YARGIDA HESAP VERECEK”
CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu ise yaptığı açıklamada, “Amasra’da yaşanan facia göz göre göre geldi. Yönetimsizlik, liyakatsizlik, önlemsizlik yüzünden 43 madencimizi kaybettik. Facianın tüm sorumluları hak ettiği cezayı alana kadar adalet mücadelemiz sürecek” dedi.
“OLASI KASTTAN YARGILAMANIN YAPILMASI GEREKİR”
Bankoğlu açıklamasında şunları söyledi:
“Bazı yöneticiler ve TTK yetkililerine 16 ay sonra nihayet soruşturma izni verdiler. Soruşturma izni de ‘görevi kötüye kullanma’dan dolayı verildi. Burada bir olası kast vardır, bunun üzerinden yargılamanın yapılması gerekir. Bu cinayette işçiyi insan yerine koymayan, iş güvenliğini yok sayan, denetimleri yapmayan, torpille kendi adamını işe alanların hiçbir payı yok mu? 16 ay sonra çıkan bu soruşturma iznini kabul etmiyoruz.
“MAKAM ARAÇLARINIZLA CENAZELERE GELİP BOY BOY FOTOĞRAF VERİP İŞİN İÇİNDEN SIYRILAMAZSINIZ”
Ülkede her hafta bir Amasra, her ay bir Soma oluyor. Bu tüm Türkiye’nin sorunu. ‘Kader, fıtrat’ diyerek bu işten sıyrılamazsınız. Makam araçlarınızla cenazelere gelip boy boy fotoğraf verip işin içinden sıyrılamazsınız. Bir gün bile bu davaya ne bir AKP’li milletvekili, ne Bakan, ne herhangi bir yetkili geldi. Bugün Soma Faciası’nın üzerinden geçen 10 yılın ardından 28 kamu yetkilisinin yargılaması başlıyor. AKP hükümeti Amasra faciası davasının 10 yıl sürmeyeceğini bilsin. Biz buna izin vermemek için elimizden geleni yapacağız. Maden şehidi ailelerimize bir kez daha başsağlığı diliyorum, onların yanında olmaya her koşulda devam edeceğiz.”
]]>İsrail Savaş Kabinesi, İran’ın 13 Nisan’da düzenlediği hava saldırısına verilecek “yanıtı” görüşeceği toplantıyı tamamladı. Kanal 12’nin haberinde, toplantıda İran’ın saldırısına yanıt olarak çeşitli seçeneklerin tartışıldığı ve bu seçeneklerin her birinin “İran’a karşı acı verici misilleme saldırısı” olduğu öne sürüldü. ABD medyası da saldırının her an olabileceğini duyurdu.

SALDIRI AN MESELESİ
İran’ın 13 Nisan’da İsrail’e düzenlediği İHA’lı ve füzeli saldırısının zamanını da doğru bilen ABD merkezli NBC kanalı, İsrail’in her an İran’a saldırabileceğini duyurdu.
ASKERİ SEÇENEKLER MASADA
Amerikan CNN kanalına açıklama yapan ve adı açıklanmayan İsrailli bir yetkili, İsrail’in İran’a karşı saldırı düzenleme konusunda tüm seçenekleri değerlendirdiğini aktardı. İsrailli yetkiliye göre Netanyahu’nun savaş kabinesi, bugünkü 3 saatlik toplantısında “İran’a karşılık vermeye kararlı olduğunu” ortaya koydu ve askeri seçenekleri masaya yatırdı. Habere göre İsrail kabinesinde hızlı bir adım atılması yönündeki eğilim ağır basarken, henüz net bir kararın verilip verilmediği ise şu aşamada net değil.

NETANYAHU POTANSİYEL HEDEFLERİN BELİRLENMESİ İÇİN TALİMAT VERDİ
Öte yandan Washington Post gazetesine konuyla ilgili açıklama yapan bir diğer yetkili ise Netanyahu’nun İsrail Savunma Bakanlığına “potansiyel hedefleri belirlemesi” talimatını verdiğini iddia etti. Yetkili, İsrail’in amacının İran’a bir mesaj göndermek olduğunu ancak zayiata neden olmak istemediğini sözlerine ekledi.
İSRAİL, TAHRAN’DAKİ BİR TESİSİ HEDEF ALABİLİR
Kabinenin toplantısındaki görüşmelere vakıf bir diğer yetkili ise İsrail’in seçeneklerinin, Tahran’daki bir tesisi hedef almak ya da bir siber saldırı düzenlemek olabileceğini kaydederek, “Herkes İsrail’in karşılık vermesi gerektiğinde hemfikir. Buradaki soru ne zaman ve ne şekilde karşılık verileceği sorusu.” değerlendirmesini yaptı.

GALLANT’TAN AUSTİN’E İRAN UYARISI
Diğer yandan ABD’den yayın yapan “Axios” haber sitesinde yer alan ve adı açıklanmayan ABD’li bir yetkiliye dayandırılan haberde, İsrail’in, İran’ın saldırısına karşılık vermeye hazırlandığı iddia edildi. Haberde, İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın ABD’li mevkidaşı Lloyd Austin ile dünkü telefon görüşmesinde, “İsrail’in topraklarına balistik füze atılmasını karşılıksız bırakmayacağını ve İran’ın saldırısına yanıt vermekten başka seçeneği olmadığını söylediği” savunuldu. Gallant’ın, “İsrail’in Suriye’deki hedefleri her vurduğunda, İran’ın doğrudan saldırıyla karşılık vereceği bir denklemi kabul etmeyeceğini ifade ettiği” de öne sürüldü.
İSRAİL HAVA KUVVETLERİ HAZIRLIKLARINI TAMAMLADI
İsrail devlet televizyonu KAN yaptığı yayında, İsrail’in İran’a kontrol edebilmesine imkan verecek, karşılık veremeyeceği ve bölgeyi kapsamlı bir savaşa sürüklemeyeceği, cevap veremeyeceği sınırlı bir saldırı planladığını duyurdu. İran ile gerginliğini tırmandırılmasıyla Gazze’nin ikincil duruma düşmesinin istenmediğine dikkat çekilen yayında, İsrailli yetkililerin İran’ın ilk kez kendi topraklarından doğrudan bir saldırı gerçekleştirildiği için kırmızı çizginin aşıldığını ve buna karşılık vermenin zorunlu olduğu görüşünü taşıdığı belirtildi.

İsrail Hava Kuvvetlerinin İran’a yönelik olası bir saldırı için yürüttüğü hazırlıkları tamamladığına işaret edilen yayında, saldırının ne şekilde olacağına dair bilgi verilmezken, İran’da suikast operasyonları ya da geniş çaplı bir elektronik saldırının da uzak görülmediği ifade edildi. Yayında bilgisine başvurulan bir İsrailli yetkili, ülkesinin İran’a yönelik planlanan bir saldırı öncesinde Amerika Birleşik Devletleri’ne bildirimde bulunmak konusunda Washington’a söz verdiğinin altını çizdi.
İRAN-İSRAİL GERİLİMİ
İsrail, İran’ın Şam’daki konsolosluk binasına 1 Nisan’da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2’si general rütbesinde toplam 7 İranlı yetkili ölmüştü. İran, İsrail’in konsolosluk saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini ve misillemede bulunacaklarını duyurmuştu. İsrail ise İran’ın saldırısına karşılık vereceğini bildirmişti.

İran 13 Nisan’da İsrail’e yüzlerce kamikaze insansız hava aracı, balistik ve seyir füzesiyle saldırı başlatmıştı. İran bazı hedeflerin vurulduğunu, İsrail ise saldırıların çoğunun hava savunma sistemlerince önlendiğini ancak güneydeki bir askeri üsse füze isabet ettiğini açıklamıştı. İsrail basını, Tel Aviv yönetiminin İran’ın hava saldırısına karşı “açık ve etkili” şekilde karşılık verme kararı aldığını iddia etmişti.
]]>Seçim günü CHP’lilerin kendilerini içeri almamak için gerginlik çıkardığını söyleyen Baki Ersoy, “Kamuoyunun dikkatine; 31 Mart Pazar günü yapılan seçimlerin iptali sonrasında seçimlerin iptal edilmesine neden olan olaylar bazı mihraklarca çarpıtılmaya çalışılmakta, gerçeklerin üzeri örtülmek istenmektedir. Bu dezenformasyonun önüne geçmek için yaşanan olayların perde arkasını ve belgelerini kamuoyu ile paylaşmak kaçınılmaz olmuştur. Öncelikle belirtmek isterim ki, Pınarbaşı Adliyesi’nde görevli seçim kurulu hakimine saldırdığım tamamen iftiradan ibarettir. Sosyal medyaya yansıtılan görüntüler tüm detaylarını bütün çıplaklığı ile anlatacağım FETÖ kumpasının bir parçası olarak çarpıtılarak kamuoyuna sunulmuştur. Devletimize ve devletimizin bütün görevlilerine saygım sonsuzdur. Yaşanan olayların kamuoyu tarafından da etraflıca anlaşılması için gelişmeleri kronolojik olarak anlatmak istiyorum. Ben Pınarbaşı ilçemizdeki seçim sürecini takip etmek için 31 Mart tarihinde Pınarbaşı Adliyesi’ni iki kez ziyaret ettim. İlk gittiğimde saldırdığım iddia edilen Seçim Kurulu hakimimizi ziyaret ederek tokalaştım, kolaylıklar diledim. O ziyaretimde partimizin yetkilisi olan arkadaşların çoğunun Adliye’de olmadığını fark ettim, bir gariplik vardı ve çıkıp parti teşkilatımıza gittim. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Daha sonra saat 19: 00 gibi CHPli yetkili ve yetkisiz kişiler tarafından adeta baskın yapar gibi partimizin yetkili sandık görevlilerinin, müşahitlerinin Adliyeden uzaklaştırıldığı şeklinde bilgiler geldi. İnanmak istemedim. Adliyede kalan bazı görevli arkadaşlarımızın, “mühürsüz bir oy torbasının adliyeye getirildiği, sandık başkanının tuvalete gittiği, arkadaşlarımız tarafından video kaydına alınan bu mühürsüz oy torbasının yetkisiz CHPlilerin elini kolunu sallayarak cirit attığı adliye koridorlarında orta yere bırakıldığı daha sonra bir başka oy çuvalının yani 1126 nolu sandık çuvalının mühürsüz ve ağzı açık halde Adliye binasına getirildiği” şeklinde bilgiler aktarması üzerine yeniden Adliye binasına gittim. Adliye girişinde karşılaştığımız CHP’nin belediye başkan adayı Deniz Yağan’a yetkisiz bir şekilde Adliye binası içerisinde bulunan CHPlileri dışarı çıkarması gerektiğini, yetkili arkadaşlarımızın bu kişilerce yasa dışı bir şekilde dışarı çıkarıldığını söyledim. Adliye binası adeta yetkili yetkisiz CHP taraftarlarınca abluka altına alınmış durumdaydı. Bu sırada Deniz Yağan’ın amcamın oğlu dediği Şamil isimli seçimde yetkisiz kişi ile sonradan adının Yusuf Başak olduğunu ve uzman çavuşluktan FETÖ’cü olduğu için ihraç edildiğini öğrendiğimiz şahıs da yanındaydı. Yetkisiz kişilerin Adliye dışına çıkarılması gerektiğini söyleyince CHP belediye başkan adayı Deniz Yağan’ın yanıbaşında bulunan ve uzman çavuşluktan FETÖ’cü olduğu için atılan Yusuf Başak isimli şahıs bana “Artist artist konuşma, sen kimsin lan” diye karşılık verdi.
Ben de sen kimsin diye sorduğumda “Ben Yusuf Başak ne olacak” diyerek sinkaflı cümleler kurunca kısa süreli gerginlik yaşadık. FETÖ militanının da aralarında bulunduğu CHP’liler beni ve seçimde yetkili arkadaşlarımı içeri almamak için arbede çıkardılar. Öyle ki, kolluk kuvvetleri de o sırada ne yapacağını şaşırdı, partimizin Melikgazi İlçe Başkanı ve seçimde itiraza yetkili Avukatı Enes Ertuğrul Kalın Jandarma tarafından gözaltına alınmak istendi, Adliye dışına çıkarıldı. Polis memurlarının Enes başkanın yetkili olduğunu söylemesi üzerine kendisi yeniden Adliye binasına girebildi. Milletvekili olmama rağmen CHPliler beni ve yetkili arkadaşlarımı giremezsiniz diyerek içeri almamak için gerginliği sürdürdü” dedi.
Ersoy, kendisinin kamuoyuna çarpıtılarak yansıtılan videosunun ardında FETÖ’den dolayı görevinden ihraç edilen bir uzman çavuşun yanındaki partililere fiziki olarak saldırmasından kaynaklı olarak başladığını söyleyerek, “Bu sırada Adliye önünde 200-300 CHP destekçisi vardı. Saat 21.30 gibi bir sandık görevlisine beraberindeki kolluk görevlisinin yanı sıra partimizin sandık müşahidi de yasal hakkı çerçevesinde eşlik ederek Adliyeye gelmiş, CHP’li ya da diğer siyasi partilerin müşahitleri de yasal hakları çerçevesinde eşlik edebilirlerdi ama sadece partili müşahidimiz eşlik etmiş. Video görüntülerini de kayıt altına aldığımız bu olayda Adliye önünde bekleyen 200-300 CHP taraftarı, sandık başkanını darp ederek oy çuvalını zorla elinden almış, Polis olaya müdahale ederek hem sandık başkanını hem partilimiz olan sandık müşahidini hem de oy torbasını kurtarmıştır. Olayla ilgili Cumhuriyet Savcılığı tarafından da ayrıca bir soruşturma başlatılmıştır. Dışarıda bu olaylar yaşanırken içeride de bizler CHP taraftarlarının engellemesiyle karşılaştık, buna rağmen ilerlemeye devam ettik. Hakim beye saldırdığım iftirası atılan olay ise adliye koridorunun ikinci kısmında yaşandı. Ben seçim kurulu hakimine mühürsüz oy torbaları ve adliye içerisindeki yetkisiz CHP destekçilerinin dışarı çıkarılması için uyarıda bulunmaya gitmek isterken FETÖ’cü olduğu için uzman çavuşluktan ihraç edilen Yusuf Başak isimli şahıs bu kez de seçimlerde görevli partilimiz Bekir Dursun’a fiziki olarak saldırdı. Ben de Yusuf Başak isimli FETÖ militanına tepki gösterdiğim sırada hakim bey kargaşayı duyup dışarı çıktı. Kamuoyuna çarpıtılarak yansıtılmak istenen videonun çekildiği anlar ise bu anlardır. Hakim beyin arkasına saklanan FETÖ militanına tepkim hakim beye saldırdığım iftirasına dönüştürüldü. Hakim bey de orada ilk etapta ne olduğunu anlamadığı için bizleri yetkisiz kişiler sanarak içeri giremezsiniz şeklinde ifadeler kullandı ama sonrasında durumun ne olduğunu kendisi de anladı. Hakimin arkasına saklanan Yusuf isimli FETÖ militanının yetkisi olmadığı halde Pınarbaşı Adliyesi’nde ne işinin olduğunu, neden bizlere kafa tutup arkadaşlarımıza saldırarak provakasyon yaptığını ise anlatacağım diğer detaylarda ve paylaşacağım belgelerle daha net anlayacaksınız. Kamuoyuna çarpıtılarak yansıtılan bu arbede sonrası ortalık yatıştı ve Kaymakam beyin odasına geçtik. Kaymakam beyin yanı sıra Pınarbaşı Belediye Başkanımız Memduh Uzunluoğlu, İlçe Başkanımız Kadir Akbaş, bir hakim bey, bir savcı bey ve CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç de odadaydı. Konuya muhatap olan seçim kurulu hakimi de davet edildi. Seçim kurulu hakimi seçimde görevli olmayan kişilerin Adliye’de olduğunu bilmediğini, mühürsüz oy torbalarından haberinin olmadığını söyledi. Mühürsüz 2 oy torbasının olduğunu söylememiz üzerine durumun tutanak altına alınması gerektiği sonucuna varıldı. CHP Milletvekili Aşkın bey de bu durumun kim tarafından yapılırsa yapılsın seçimin iptalini gerektireceğini ifade etti. Kaymakam beyin kolluk kuvvetlerine talimatı üzerine orada bulunan yetkisiz CHP taraftarları Adliye binasından dışarı çıkarıldı. Buna rağmen Yusuf isimli FETÖ militanının yetkili olmadığı halde bulunduğu Adliye binasında duruşma salonundaki sayımda bir kenara saklanarak dışarı çıkmadığı, gece 03.00’te arkadaşlarımız tarafından fark edilmesi sonucu kolluk marifetiyle dışarı çıkarıldığı ise tutanak altına alınmıştır. CHP belediye başkan adayı Deniz Yağan “O benim yeğenim” diyerek provokasyon yapan FETÖ militanını korumaya çalışmıştır” ifadelerini kullandı.
Pınarbaşı’da sabah saatlerine kadar adliyeye getirilmemiş oy torbalarının olduğunu söyleyen Baki Ersoy, “Bizim 2 mühürsüz oy torbası uyarımızdan sonra Adliyeye getirilen oy torbaları kolluk kuvvetleri tarafından tek tek kontrol edilmiş ve 12 mühürsüz torba daha tespit edilmiştir. Bu durum sandık başkanlarının da imza attığı tutanaklarla sabittir. Mühürsüz torbalar getiren sandık başkanlarının çoğu mühürsüz torba getirdiklerine yönelik tutanağa imza atarken birkaç sandık başkanı CHPli Avukatların “İmza atarsanız başınız yanar” şeklindeki tehditleri üzerine imzadan imtina etmiştir. Değerli kamuoyu. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. Hukukun seçimlerle ilgili kuralları ise açıktır. Sandıklardan çıkan ve sayılan oylar, oy torbalarına iki boğum halinde konulur. Birinci boğumda sayılan oy pusulaları olur ve torbanın ağzı sandık başkanı tarafından mühürlenir. İkinci boğumda ise sandık sonucu bağlama tutanağı bulunur ve bu boğum da sandık başkanı tarafından mühürlenir, mühür sandık başkanında kalır. Bizim uyarımızla 2 mühürsüz oy torbası, bizim uyarımızdan sonra da mühürsüz 12 oy torbası kolluk kuvvetleri nezaretinde tespit edilmiş ve tutanak altına alınmıştır.
Mühürsüz oy torbası ne anlama gelir? Tabi ki kullanılan oyların istenildiği gibi değiştirileceği anlamına gelir. Arada 319 oy fark görünmektedir. Yüksek Seçim Kurulu’nun, mühürsüz oy torbalarındaki oy sayısının seçimin sonucunu değiştirecek sayıda olması halinde seçimin iptalini gerektirdiği yönünde genelgesi mevcuttur. Seçimin iptal edilmesi birilerinin iddia ettiği gibi siyasi değil tamamen hukukun emrettiği şekildedir. YSK genelgesinin bir gereğidir. CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç de mühürsüz oy torbalarının seçimin iptalini gerektireceğini kaymakam beyin odasında söylediği gibi partimizin itiraza yetkili Avukatı Enes Ertuğrul Kalın beyle görüşmesinde de, “Böyle bir seçim olabilir mi? Seçim hukukuna riayet edilmiyorsa yazık, mühürsüz oy torbaları varsa bunun yenilenmesi lazım” diyerek hukukun emrettiği konuya işaret etmiştir. Mühürsüz olarak Adliyeye getirildiği kolluk nezaretinde tespit edilen toplam 14 oy torbasındaki oyların sayısı aradaki 319 oydan çok çok fazla ve seçimin sonucunu etkileyecek miktardadır. Düşünün ki, Kayseri merkezinde bile oy sayımı 02: 00 sularında sona ererken 16 bin 222 oyun kullanıldığı Pınarbaşı ilçesinde sabah 05.00’e kadar Adliyeye getirilmeyen oy torbası vardı. ve bu oy torbası da mühürsüzdü, tutanakları yanlıştı. İtirazımız üzerine yapılan yeniden sayımda da MHP’nin oylarının daha fazla çıktığı bir oy torbasıydı. Gece yarısı zorla evlerinde imzaları alınan sandık görevlilerinin anlatımları tutanak altına alınmıştır. Lamı cimi yok oyları çalan CHP Pınarbaşı’da suçüstü yakalanmıştır. Sandık başkanları Adliye’den içeri girerken x-ray cihazından geçer ve bu sırada tutanak tutulur. Partimizin itiraza yetkili avukatları tarafından kolluk kuvvetlerinin nezaretinde mühürsüz 14 oy torbasının tespit edildiğinin tutanağı ve sandık başkanlarının mühürsüz oy torbası teslim ettiklerine yönelik tutanakları, gece zorla evlerinde imzaları alınan sandık görevlilerinin anlatımlarının belgelerini açıklamamızın ekinde orijinal görünümüyle tüm kamuoyu ile de paylaşıyoruz” dedi.
Baki Ersoy, kimsenin milletin iradesine kumpas kuramayacağını söyleyerek, “Pınarbaşı’da seçimin iptal gerekçesi anlattığım bu hukuksuzluktur, FETÖ militanlarının provokasyonu ile üstü kapatılmaya çalışılan oy hırsızlığıdır. Devletimizin ilgili birimlerinin ortaya çıkarması gereken şey ise buradaki FETÖ faaliyetidir. Pınarbaşı Adliyesi’ne CHPli görünümünde konuşlandırılmış bu FETÖ’cüler kimdir? Ne işleri vardı orada? CHP belediye başkan adayı Deniz Yağan’ın benim yeğenim, benim adamlarım dediği bu kişiler kimlerdi? Dışarıda bekleyen ve sandık görevlilerini dövüp ellerinden oy çuvallarını zorla alan kalabalığı bu ekip mi yönlendiriyordu? Gece sandık görevlilerinin evine giderek kendi düzenledikleri oy pusulası birleştirme tutanaklarını imzalatmaya çalışan kişileri de mi bu FETÖ’cü ekip yönlendirdi? Seçim kurulunda saat 21.00 sularında kaç adet FETÖ’cü vardı, bütün odaları hınca hınç doldurup yetkileri olmadığı halde orada ne yapıyorlardı? Bu soruların ışığında şunu söylemek isterim, Cenab-ı Allah karşımıza çıkardı organize olmuş profesyonel bir FETÖ kumpasını, kirli bir oyunu bozduk. Hiç kimse milletimizin iradesine kumpas kuramaz ipotek koyamaz helal oylarını çalıp haram saltanatlar kuramaz. Buna asla müsaade etmeyeceğimizin bilinmesini isterim” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
]]>Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk; “Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil; son bir haftada 63 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 229’u Irak’ın, 353’ü Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 582 olmuştur” bilgisini verdi. Aktürk ayrıca, “Hudutlarımızda; son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 138 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 4’ü terör örgütü mensubudur” dedi.
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Salonu’nda haftalık bilgilendirme toplantısı yaptı. Aktürk, özetle şöyle konuştu:
“İstiklal Marşı’nın kabulünün 103’üncü yılında Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Milli Mücadele kahramanlarımızı ve Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u bir kez daha rahmet, minnet ve saygıyla anıyor, yine, Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kara Harp Okulu’na girişinin 125’inci yıl dönümünü bir kez daha kutluyor, 18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yıl dönümünde egemenlik ve bağımsızlığımız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyor; hayatta olan kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz. Öte yandan, gece gündüz demeden halkımızın sağlığı için fedakarca görev yapan asker ve sivil tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyoruz.
Başarıyla icra edilen operasyonlarla Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil; son bir haftada 63 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 229’u Irak’ın, 353’ü Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 582 olmuştur. Son olarak geçtiğimiz hafta içerisinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist, Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur.
“HUDUTLARIMIZDA SON BİR HAFTADA YASA DIŞI YOLLARLA GEÇMEYE ÇALIŞAN 138 ŞAHIS YAKALANDI”
Birliklerimizin imkan ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirildiği, dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemlerle korunan hudutlarımızda; son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 138 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 4’ü terör örgütü mensubudur. 2 bin 861 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı bin 747’ye yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 34 bin 447 olmuştur.
İsrail, Ramazan ayının hassasiyetini de göz ardı ederek Filistinli sivilleri hedef almaya devam etmektedir. İsrail, uyguladığı bu katliama derhal son vermelidir.
İlk milli fırkateynimiz TCG İSTANBUL’a entegrasyonu yapılan Milli Dikey Lançer Atım Sistemi (MİDLAS) ile HİSAR-D Kontrol Test atışı, 10 Mart’ta Sinop açıklarında başarıyla icra edilmiş, Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda Zırhlı Tanksavar Aracının (UMTAS CİRİT/Paletli) muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmış, Bakanlığımıza bağlı ASFAT ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü arasında imzalanan ‘8 adet Liman Kontrol Botu Projesi’ kapsamında, yerli ve milli asayiş ve emniyet botu ASBOT’un yedincisi 9 Mart’ta teslim edilmiştir.”
YUNANİSTAN İLE GÜVEN ARTIRICI ÖNLEMLER TOPLANTISI…
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın ile bugün Irak’a yapacağı ziyaret ve kısa süre önce Türk askerlerinin sınır ötesinde Iraklı yetkililerle yaptığı toplantının sorulması üzerine Bakanlık yetkilisi, Aralık 2023’te Ankara’da yapılan Güvenlik Zirvesi’ni anımsatarak, Zirve’nin ikinci toplantısının bugün Irak’ta yapılacağını kaydetti. Yetkili devamında, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu görüşmelerde güvenlik ve askeri işbirliği konuları öncelikli olmak üzere terörle mücadelede ortak bir anlayış geliştirilmesi ele alınacaktır. Ankara’daki toplantıda terör örgütü PKK’nın her iki ülke için de ‘ortak tehdit’ olduğu vurgulanmıştı. Bu zirvede terörle mücadelede ve hudut güvenliğinde görüş alışverişinde bulunulacak ve ayrıca enerji gibi farklı konular da konuşulacak.
Türk komutanların sınır ötesinde yaptığı toplantı ise Pençe-Kilit Harekat bölgesinin sınırları içerisinde gerçekleştirilmiştir. Iraklı yetkililerle olan toplantıda, Irak-Türkiye sınır hattının güvenliği ele alınırken Irak vatandaşlarının güvenliğini arttırmaya yönelik tedbirler de görüşüldü. Önümüzdeki dönemde bu tarz işbirliği ve koordinasyon toplantıları devam edecektir.”
Üst düzey Bakanlık yetkilisi, Yunanistan ile yapılacak Güven Artırıcı Önlemler Toplantısı’nın takvimine ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Yunanistan ile karşılıklı olarak pozitif gündeme odaklandığımız bir dönem içerisinde bulunmaktayız. İki taraf arasında oluşan pozitif diyaloğun sürdürülmesinin önemini vurguladığımız bu dönemde çözüm odaklı bir yaklaşım ile dürüst ve yapıcı bir ilişki tesis etmenin iki ülkenin de yararına olacağına inanıyoruz. Bu bakımdan Güven Artırıcı Önlemler toplantılarını da özellikle önemsiyoruz. Güven Artırıcı Önlemler toplantılarının iki taraf arasında diyaloğun sürdürülmesi açısından önemli bir fırsat olduğuna inanıyor ve bu doğrultuda bir sonraki toplantının Nisan ayının sonunda Atina’da gerçekleştirilmesine yönelik planlama yapıldı.Türkiye olarak adımlarımızı bu çerçevede atıyor, bununla birlikte milli menfaatlerimizden taviz vermeme konusundaki kararlılığımızı sürdürdüğümüzü her fırsatta yineliyoruz.”
“F-35 KONUSUNDA ÖDEDİĞİMİZ PARAYI GERİ ALABİLECEĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUZ”
Türkiye’nin F-35’e dönüp dönmeyeceği sorusuna yetkili, “Şuan için F-35 konusunda her iki ülkenin tutumunda bir değişiklik bulunmamaktadır. Sayın Bakanımızın da ifade ettiği gibi; F-35 konusunda ödediğimiz parayı geri alabileceğimizi düşünüyoruz. Bu konuda da görüşmeler devam etmektedir. Bizim bu aşamada KAAN’a odaklanmamız lazım” yanıtını verdi.
Birleşik Krallık’tan talep edilen Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedariğindeki son duruma dair yetkili, “Eurofighter teminine yönelik girişimlerimiz devam etmektedir. Bu konuda Birleşik Krallık yetkilileri ile Alman yetkililer görüşmeleri sürdürmektedir. Bizim beklentimiz müttefiklerimizin ittifakın ruhuna ve ortak güvenlik perspektifine uygun kararlar almasıdır. Biz olumlu sonuç alınacağına inanmaktayız” dedi.
]]>