Şaban, AA muhabirine yaptığı açıklamada, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin özellikle son dönemde Filistinlileri ve mülklerini hedef alan saldırıları ve Tel Aviv yönetiminin yasa dışı yerleşim birimi inşalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Şaban, “Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırıları arttı, Doğu Kudüs dahil olmak üzere Batı Şeria’daki durum çok tehlikeli.” dedi.
İsrail ordusu saldırganlara koruma sağlıyor
İsrailli çetelerin her yere yayılmış durumda olduğunu, hemen her gün ve geniş çapta terör eylemleri gerçekleştirdiğini söyleyen Şaban, İsrail güçlerinin de Filistinlileri hedef alan bu saldırılarda İsraillilere koruma sağladığını dile getirdi.
Şaban, söz konusu saldırıların silahlı ve eğitimli İsrailliler tarafından gerçekleştirildiğini, bunların ordu tarafından finanse edildiğini ve korunduğunu ifade etti.
Filistinlilere ait arazilerin, evlerin ve araçların yakılması, kaçak yerleşimlerin inşa edilmesi gibi hemen her gün türlü saldırılara şahit olduklarını aktaran Şaban, dünyanın ise Filistinlilere uluslararası koruma sağlanması konusunda herhangi bir adım atmadığına dikkati çekti.
“Yabancı destekçileri buraya getirmek ve onları burada ağırlamak için çalışıyoruz”
Şaban, “Bu saldırılara karşı koymak adına Filistin beldelerini ve halkını korumak için uluslararası halk koruması sağlamaya çalışıyoruz. Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerinin tüm bu saldırılarını püskürtmek için yabancı destekçileri buraya getirmek ve onları burada ağırlamak için çalışıyoruz.” dedi.
Destekçilerin yakın zamanda bölgeye getirileceğini kaydeden Şaban, bu konuda ayrıntılı bilgi vermedi.
Şaban, “İsrail düzinelerce yerleşim birimi inşa ederek, bunları meşrulaştırarak ve İsrail yasalarını Batı Şeria’ya dayatıp ilhak planını fiilen uygulayarak kendi eylemlerini empoze etmeye çalışıyor.” ifadesini kullandı.
2024’ün ilk yarısında 7 bin 681 saldırı gerçekleştirildi
Tel Aviv hükümeti ile Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin işlediği suçların birbirinden ayrışmadığını belirten Şaban, İsrail ordusunun ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin 2024’ün ilk yarısında 7 bin 681 saldırı gerçekleştirdiğini kaydetti.
Şaban, İsrail’in el koyma, sömürgeyi genişletme ve zorla yerinden etmeyle kendi düşüncelerini dayattığını ayrıca saha infazları, sabotaj, arazileri tahrip etme, ağaçları sökme, mülklere el koyma, yollara bariyerler yerleştirme gibi suçlar da işlediğini dile getirdi.
İsrail’in, 2024’ün ilk yarısında Batı Şeria’da 39, Kudüs’te 44 olmak üzere yerleşimlerin genişletilmesi, yeni yerleşim birimleri kurulması çerçevesinde toplam 83 yapısal plan üzerinde çalıştığını kaydeden Şaban, bu planlar kapsamında Batı Şeria’da 8 bin 511, Kudüs’te ise 6 bin 723 konut inşasının öngörüldüğünü ifade etti.
Şaban, İsrail’in ayrıca Filistin topraklarında 17 kaçak yerleşim kurduğunu aktardı.
“İsrail, Batı Şeria’yı izole edilmiş bölgelere dönüştürdü”
Şaban, “İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’yı yerleşim ve yayılma hamleleriyle izole edilmiş bölgelere dönüştürdü.” dedi.
Batı Şeria haritasında Filistinli nüfusun bulunduğu yerlerin izole edilmiş hale geldiğine işaret eden Şaban, izolasyonun bazı köylerin yolları kapatılarak, geçişlere askeri kontrol noktaları konularak, askerlerin ya da İsraillilerin yayılmasını sağlayarak gerçekleştirildiğini ifade etti.
Şaban, Yerleşim Birimleri Konseyi’nin artık Batı Şeria ve Kudüs’te olup biten her şeyi kontrol ettiğini belirtti.
İsrail’in Kudüs kırsalını kontrol altına alması tehlikesine dikkati çeken Şaban, bu alanın yaklaşık 176 kilometre ile Batı Şeria’nın yüzde 3’ünü oluşturduğunu kaydetti.
Şaban, Filistin yönetiminin tüm yetkilerinin bu bölgeden çekildiğini ifade etti.
“Batı Şeria’da aslında olan şey; yerleşimciler için bir devlet inşa etmek”
Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırıları üzerinden Batı Şeria’nın doğu eteklerindeki Filistinlileri sistematik şekilde zorla yerinden etme sürecinin işlediğine işaret eden Şaban, sözlerini şöyle tamamladı:
“7 Ekim’den bu yana Batı Şeria’nın doğu eteklerinde 25 Bedevi topluluğu zorla yerinden edildi. Batı Şeria’nın doğusundaki Ürdün Vadisi’nde yüzlerce topluluk, mülklerinin tahrip edilmesi, araçlarına el konulması, koyunlarının çalınması, meralardan mahrum bırakılma ve para cezaları dahil olmak üzere sistematik saldırılara maruz kalıyor.
Bütün bunlar Filistinlilerin yaşamlarını kontrol eden Yerleşim Birimleri Konseyi’nin emriyle yapılıyor. Batı Şeria’da aslında olan şey; yerleşimciler için bir devlet inşa etmektir.”
İşgal altındaki Batı Şeria’da 451 bin, Doğu Kudüs’te ise yaklaşık 230 bin İsrailli, Filistin topraklarını gasbediyor. Uluslararası hukuka göre Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki bu gasplar yasa dışı sayılıyor.
]]>SEYFİ ÇELİKKAYA
Yozgat Bozok Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hacer Sancaktar, 2017 yılında başlattıkları ve 14 ilçede arkeolojik alanlara yönelik yüzey araştırma çalışmaları yürüttüklerini söyledi. Sancaktar, 2022 yılına kadar devam eden çalışmalar sonucunda 294 alanda arkeolojik belgeleme çalışmaları yapıldığı 87 yeni yerleşimin ise tescilinin önerildiği bilgisini verdi.
Yozgat Bozok Üniversitesi Arkeoloji Bölümü tarafından hazırlanan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izni ile yürütülen ‘Yozgat İli ve İlçelerinde Arkeolojik Yüzey Araştırması’ konulu proje çalışmalarının tamamlanmasının ardından, raporlama çalışmalarının da sonuna gelindi. 2017 yılında başlatılan ve 2022 yılına kadar devam eden çalışmalar kapsamında toplam 14 ilçede yüzey araştırması yapıldı. 294 alanda arkeolojik belgeleme çalışmaları yapıldı, 87 yeni yerleşim tescile önerildi.
Yozgat’ın Büyüknefes köyündeki antik kentin Frigler, Hititler, Romalılar, Bizanslılar gibi birçok medeniyete de ev sahipliği yaptığı kaydedildi. Yozgat Bozok Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hacer Sancaktar, Galatların başşehri Tavium Antik kenti kalıntılarının yer aldığı Yozgat Merkez Büyüknefes köyünde, yıllar önce antik kente ait birçok parçanın çeşme, okul, ahır, duvar, mezarlık gibi yapılarda kullanıldığını, bu nedenle köyün açık hava müzesini andırdığını söyledi. 5 yıl süreyle Yozgat il genelinde yürüttükleri araştırma projesinin ana odağını klasik dönemlerin oluşturduğunu hatırlatan Sancaktar, tespit edilen tüm dönemler ve yerleşim tiplerinin belgelendiğini aktardı.
“TOPLAM 294 ALANDA ÇALIŞMALAR YAPTIK VE 87 YENİ YER TESPİT ETTİK”
Doç. Dr. Hacer Sancaktar, 5 yıllık çalışma kapsamında arkeolojik bir araştırma yaptıklarını söyleyerek şu bilgileri verdi:
“Beş yıllık bir yüzey araştırması projesi gerçekleştirdik, Yozgat’ta. 2017 yılında başlattık ve 2022 yılında bu çalışmayı tamamladık. Toplam 294 alanda çalışmalar yaptık, 87 yeni yer tespit ettik, bunların da tescilini yaptırmış olduk. Bu araştırma kapsamında özellikle bölgede Höyükler ve Tümülüsler yoğunluk göstermektedir. Höyükler dışında da yamaç, tepe üstü ya da düz yerleşim gibi yerleşimler de bulunmaktadır. Özellikle hem höyüklerde hem de yerleşimlerde tespit ettiğimiz seramiklere dayanarak özellikle kültürel devamlılığı anlamaya çalıştık. Höyükler de seramikler noktasında kültürel devamının uzun süre devam ettiğini tespit etmiş olduk. Bölge özellikle Tunç çağında önemli bir yerleşim alanına sahip, fakat Helenistik döneme gelindiğinde bu yerleşim alanı sayısı oldukça düşmektedir. Tekrar Roma dönemine geldiğimizde yerleşim sayısı artmaktadır. Roma döneminde bölgede kent dokusundan ziyade daha çok çiftlik yerleşim tarzı yerleşimler oldukça ön plana çıkmaktadır. Araştırmamız kapsamında Helenistik ve Roma dönemi yerleşimlerini tespit etmekti. Bugüne kadar Yozgat ili ve ilçelerinde kapsamlı arkeolojik çalışmalar gerçekleştirilmemişti. Bu nedenle de biz bu kapsamda bütün yerleşimleri belgelemek durumunda kaldık.”
“EVLERİN DUVARLARINDA KENTTEKİ YAPILARA AİT MİMARİ ELEMANLARI YA DA YAZITLARI GÖREBİLMEKTEYİZ”
Helenistik ve Roma dönemini baz alındığında Yozgat ilindeki en önemli yerleşimin Büyüknefes köyündeki Tavium antik kenti olduğunu vurgulayan Sancaktar, daha sonra şöyle konuştu:
“Tavium antik kentinde de 1997 yılından 2008 yılına kadar yüzey araştırmaları yapılmış ve daha sonra da bu araştırmalar sonlandırılmıştır. Onun dışında da günümüze kadar herhangi araştırma ya da kazı gibi çalışma yapılmamıştır. Tavium’un önemi özellikle antik kaynaklarda Strabon özellikle söz etmektedir. Bu noktada gerçekten önemli bir kent, fakat kentteki yapılara ait mimari elemanlar oldukça dağılmış durumda. Hatta günümüzde Büyüknefes köyündeki başta cami ve çeşme olmak üzere hemen hemen bütün evlerin avlu duvarlarında ya da evlerin kendi duvarlarında kentteki yapılara ait mimari elemanları ya da yazıtları görebilmekteyiz. Tavium Antik Kenti’ni özellikle Helenistik ve Roma dönemleri değil yerleşim tarihsel sürecine baktığımızda aslında Büyüknefes köyünde büyük kale ve küçük kale höyükleri olmak üzere de iki tane höyük bulunmaktadır. Bunlar da milattan önce özellikle dördüncü binden itibaren Büyük Nefes’in aslında Bizans döneminin sonlarına kadar yerleşim gördüğünü anlıyoruz. Bu bağlamda da Tavium Yozgat’ta gerçekten ön plana çıkan bir yerdir.”
]]>
Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD), “İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin danışma görüşü” duruşmaları devam ediyor. Hollanda’nın Lahey kentindeki Barış Sarayı’nda düzenlenen duruşmaların ikinci gününde Güney Afrika’nın Hollanda Büyükelçisi Vusi Madonsela İsrail’in Filistin’i işgaline karşı ülkesinin argümanlarını sundu. İşgalin 50 yıldan fazla sürdüğünü vurgulayan Madonsela, “Bu uluslararası toplumun hiçbir tepkisi olmadan, uluslararası hukuka aykırı olarak gerçekleştirildi” dedi. Madonsela, “İsrail’in yaygın ve sistematik insan hakları ihlallerine karşı on yıllardır süren dokunulmazlığı şimdi değilse ne zaman sona erecek? Dünya 106 gün boyunca Gazze’ye yönelik acımasız saldırıları dehşetle izledi. İsrail’in Gazze’ye yönelik son askeri eylemindeki şiddetin vahşeti ve 26 Ocak kararı dahil uluslararası hukuku ihlal etmesi, Filistinlilere karşı eylemlerinde kendisini dokunulmaz gördüğünün en açık göstergesidir. Eylemleri daha fazla ahlak dışı ve kan dökülerek gerçekleşiyor” şeklinde konuştu.
Filistinlilere yönelik ayrımcılığa dikkat çeken Madonsela, “Biz Güney Afrikalılar olarak, İsrail rejiminin insanlık dışı ayrımcı politikalarını ve uygulamalarını, ülkemdeki siyahi insanlara karşı kurumsallaştırılan apartheid’ın (ırk ayrımı) daha aşırı bir biçimi olarak görüyor, duyuyor ve derinden hissediyoruz” ifadesini kullandı.
“İsrail, soykırım yapıyor”
Suudi Arabistan’ın Hollanda Büyükelçisi Ziad bin Maashi al-Atiyah ise konuşmasında İsrail’in uluslararası hukuku ihlal etmesi nedeniyle hesap vermesi gerektiğini söyledi. Atiyah, “İsrail’in meşru müdafaa hakkına sahip olduğu iddiası gerçekleri çarpıtıyor. Filistin halkını her türlü hayatta kalma olanağından mahrum bırakmak hiçbir şekilde haklı gösterilemez” şeklinde konuştu. İsrail’in Filistinlileri “tek kullanımlık nesne” olarak gördüğünü belirten Atiyah, “İsrail, Filistin halkına soykırım yapıyor” dedi.
İsrail’in ateşkes çağrılarını ve mahkemenin ihtiyati tedbir kararını görmezden gelmeye devam ettiğini vurgulayan Atiyah, “BM Güvenlik Konseyi tarafından defalarca kınanmasına rağmen, yasa dışı yerleşimleri genişleterek ve Filistinlileri evlerinden sürerek bir Filistin devleti kurulmasını imkansız hale getiriyor” diye konuştu. İsrail’in yasadışı yerleşimleri genişletme niyetini açıkça söylediğini ifade eden Atiyah, “İsrail’in kutsal Kudüs kentini bölünmez başkent ilan etmesi, Filistin halkının kendi geleceğini tayin etme hakkını küçümsediğini gösteriyor” dedi.
” Batı Şeria’daki yerleşim sayısı 520 binden 700 bine çıktı”
Cezayirli Hukukçu Ahmed Laraba’da mahkemede ülkesinin argümanlarını sundu. İsrail’in tasarladığı teorik görünümlerle Cezayir’in gördüğü gerçeklik arasında şiddetli bir zıtlık olduğuna dikkat çeken Laraba, 1948’de oluşturan ve halen devam eden durumun işgal kavramının suiistimal edildiğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Batı Şeria’da İsrail hukuk kurallarının oluşturulması ve planlı askeri işgalin birbirini takip eden aşamalarının sömürgeleştirmenin başlangıcını takip ettiğini ifade eden Laraba, “Batı Şeria’nın en dikkat çekici özelliği, 2012 ile 2022 yılları arasında yerleşim birimlerinin kurulmasındaki olağanüstü artıştır. Yerleşim sayısı 520 binden 700 bine çıkmıştır” dedi. – LAHEY
]]>