Yeme – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 11 May 2024 21:39:40 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Hedonik Açlık: Zevk İçin Yiyecek Tüketme Alışkanlığı https://www.haber60.com.tr/hedonik-aclik-zevk-icin-yiyecek-tuketme-aliskanligi/ https://www.haber60.com.tr/hedonik-aclik-zevk-icin-yiyecek-tuketme-aliskanligi/#respond Sat, 11 May 2024 21:39:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31299 Yemekle ilişkimiz karmaşık ve sıklıkla da sağlıksız.

Besleyici ve lezzetli bir yemekten sonra bile, hiç kendinizi sadece zevk için atıştırmalıklar yerken buldunuz mu? Öyleyse, uzmanların “hedonik açlık” diye tanımladığı bir beslenme alışkanlığıyla karşı karşıya olabilirsiniz.

Bilim insanları bu durumu “açlık motivasyonuyla değil, zevk için yiyecek tüketme arzusu” diye açıklıyor. Bu yeme alışkanlığı adını Yunanca “zevk” anlamına gelen “hedone” kelimesinden alıyor. Hedon aynı zamanda Yunan mitolojisindeki zevk tanrıçası.

Tüm gönüllü gıda tüketimlerinde bir derece zevk söz konusu olsa da, bu durumda itici güç kalori ihtiyacı olmadığı için, genelde gıdanın kolay bulunduğu ve açlığın nadir görüldüğü topluluklarla ilişkilendiriliyor.

Hedonik açlık nedir?

Vücudumuz, beslenmeden gelen enerjiyle ya da tükettiğimiz yiyecek ve içeceklerden aldığımız kalorilerle çalışıyor. Aldığımızdan çok kalori yaktığımızda, vücudumuz buna iştahımızı artırarak yanıt veriyor. Bunun nedeni, boş olduğunda midemizin, beynimize aç olduğumuzu söylediği bir hormonal sistem olması. Bu durum “fiziksel açlık” diye biliniyor.

Bilim insanlarına göre “Hedonik açlık” biyolojik açlık değil, sadece zevk için yiyecek tüketme arzusu.

İngiltere’deki Leeds Üniversitesi’nden İştah ve Enerji Dengesi Profesör James Stubbs “Neredeyse herkesin hedonik yeme alışkanlıkları var ve herkes motivasyonu zevk olan amaç odaklı davranışlara sahip” diyor.

“Bazı insanlar için yiyecek başkalarına kıyasla daha büyük bir zevktir.”

Prof. Stubbs, yeme alışkanlıklarımızın zevk dışında, çoğunlukla duygular, stres ve rahatsızlıktan uzak durmak gibi değişkenlerle şekillendiğini söylüyor Btubbs’a göre bu durum fiziksel açlık ve hedonik açlık arasındaki ayrımı bulanıklaştırıyor.

Peki yiyecekle zevk almak isteyenler, yeşil salataya ya da Brüksel lahanasına mı yöneliyor? Pek öyle değil.

Liverpool Üniversitesi İştah ve Obezite Araştırma Grubu’ndan öğretim üyesi ve araştırmacı Dr. Bethan Mead “İyi enerji kaynakları olarak görüldüklerinden, genelde doğal olarak yağ, tuz ve şeker oranı yüksek gıdalara yöneliriz” diyor.

“Verdikleri enerji ve yerken verdiği zevk için bu gıdalar bizi çeker ve bu nedenle zevk veren özellikleri nedeniyle mi (hedonik açlık) ya da fiziksel açlığın biyolojik hissi nedeniyle mi yöneldiğimizi ayırt etmek zor.”

Obezite riski

Bu gıdalardaki yüksek yağ, tuz ve şeker oranları da hedonik açlığı tetikleyen faktörler arasında görülüyor.

Ve sırf zevk motivasyonuyla sağlıksız gıdalar tüketmek obeziteyle ilişkilendiriliyor.

Prof Stubbs “Etrafımız çok lezzetli, edinmesi kolay ve yemeye hazır gıdalarla çevrili. Bu da modern toplumlarda kilo alma ve obezite için ortam hazırlıyor. Dünya genelinde her sekiz kişiden birinin obez olması şaşırtıcı değil” diyor.

Ne yapabiliriz?

Uzmanlara göre, teorik olarak zevk için yemekte herhangi bir sorun yok. Çünkü ödül duygusunu harekete geçiriyor. Ancak fazla yeme, bağımlılık ve obezite alarm zillerinin çalmasına yol açıyor.

Ocak 2024’te İnsan Beslenmesi ve Diyetetik güncesi adlı yayında yer alan Türkiye’de yapılan bir araştırmada, hedonik açlık ve obezite arasındaki ilişki ele alındı.

Araştırmada, hedonik açlığın fazla kilolu yetişkinlerde arttığı, kendine güvenin azaldığı ve kilo alımıyla birlikte kendini kötülemenin de yükseldiği belirlendi.

Peki, hedonik açlık nedeniyle fazla gıda tüketmekten kaçınmak için neler yapmalıyız?

Dr. Mead “Araştırmalar bize insanların kilo verdikçe hedonik açlığın azalabileceğini gösteriyor.”

Kilo vermek, yeni yeme alışkanlıkları edinmek ve sağlıklı bir yaşam biçimine geçiş çok insan için kolay olmayabilir. Ancak Prof Stubbs, bu durumun zevk alınan, hedonik bir aktiviteye de dönüştürülebileceğini vurguluyor.

“Örneğin, fiziksel aktivitenizi artırmak istiyorsunuz. Size keyif veren aktiviteleri düşünün. Spor salonuna gitmek mi? Belki değil. Arkadaşlarınızla yürümek ya da dans etmek mi?

Bilinçli yemek, hedonik açlığa dayalı fazla gıda tüketmekten kaçınmanın bir yolu olabilir.

Ancak Prof. Stubbs, “Ama lahana diyet çok uzun sürmez” diye de ekliyor ve bunun yerine gıda tüketimi konusunda daha dengeli bir yaklaşım tavsiye ediyor.

“İnsanların hedonik gıda tüketmelerini durdurmak istemiyoruz. Bu zevki sağlıklı beslenmeye doğru yeniden yöneltmek istiyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/hedonik-aclik-zevk-icin-yiyecek-tuketme-aliskanligi/feed/ 0
Ramazan Sonrası Beslenme Alışkanlıklarına Dikkat https://www.haber60.com.tr/ramazan-sonrasi-beslenme-aliskanliklarina-dikkat/ https://www.haber60.com.tr/ramazan-sonrasi-beslenme-aliskanliklarina-dikkat/#respond Wed, 10 Apr 2024 08:33:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26881 Ramazan sonrası duyulan yemek ihtiyacına dikkat

TOKAT – Tokat Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Erdem, Ramazan ve bayram sonrasında beslenme alışkanlıklarının psikolojik temellere dayandığını vurguladı. İnsanların doğuştan gelen temel ihtiyaçlarının Ramazan sürecinde ve bayramın ardından belirgin şekilde ortaya çıktığını belirten Erdem, özellikle “ait olma” ve “özgürlük” gibi psikolojik faktörlerin beslenme alışkanlıklarını etkilediğini ifade etti.

Tokat Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Erdem, Ramazan sonrasında bayramın psikolojik etkileri ve beslenme alışkanlıklarına dair önemli uyarılarda bulundu. Erdem, insanların doğuştan getirdiği beş temel ihtiyacın, özellikle Ramazan ayında ön plana çıktığını belirtti. “Ait olma” ihtiyacının insan psikolojisi üzerinde önemli bir etkisinin olduğunu vurgulayan Erdem, Ramazan ayında oruç tutarak İslamiyet’e ve Allah’a ait olmanın bu ihtiyacı tatmin ettiğini ifade etti. Bu bağlamda, uzun saatler aç ve susuz kalmanın psikolojik olarak kolaylıkla tolere edilebildiğini söyledi. Ancak, Ramazan’ın bitişiyle birlikte gelen özgürlük duygusunun insanları farklı bir ihtiyaca yönelttiğini belirten Erdem, beslenme alışkanlıklarında özgürlük arayışının ortaya çıktığını dile getirdi. İnsanların bayram sürecinde özellikle bu özgürlük duygusunu tatmin etmek için daha fazla yemek yeme eğiliminde olduğunu ifade etti. Erdem, bu durumun aslında insanların doğuştan gelen “beraber çalışma” ve “hayatta kalma” ihtiyaçlarıyla da ilişkilendirilebileceğini ifade etti. Bayram sürecinde artan yeme alışkanlıklarının geçici olmasının önemli olduğunu vurgulayan Erdem, bu tür beslenme alışkanlıklarının uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz etkileri olabileceğine dikkat çekti. Duygusal yeme gibi sorunların sadece Ramazan veya bayram dönemlerine özgü olmadığını, temel ihtiyaçların karşılanmaması durumunda kalıcı hale gelebileceğini söyleyen Erdem, bu nedenle bu tür durumlarla karşılaşanların mutlaka psikolojik destek alması gerektiğini vurguladı.

Doç. Dr. Ahmet Erdem’in açıklamalarıyla, Ramazan ve bayram dönemlerindeki beslenme alışkanlıklarının psikolojik temellere dayandığı ve bu konuda dikkatli olunması gerektiği bir kez daha hatırlatılmış oldu.

Tokat Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Erdem, “Bunu doğuştan getirdiğimiz beş temel ihtiyacımızla açıklayabiliriz. Mesela ait olma dediğimiz ihtiyaç bunlardan en güçlülerinden birisidir. Hatta birçok psikolojik sorunun altından da bunun yattığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla ramazanda bu bir yere ait olma, yani ramazanda ne yapıyoruz? Oruç tutarak İslamiyet’e ait oluyoruz, Allah’a ait oluyoruz. Bunu psikolojik olarak yaşadığımız için kendini o uzun saatler aç susuz durabiliyoruz. Bu konuda sıkıntı yaşamıyoruz ama tam Ramazan’ın bitimi, bayramla beraber büyük bir özgürlük geliyor. Aslında bu da doğuştan getirdiğimiz başka bir ihtiyaç ve bu özgürlük ihtiyacını karşılarken bir de bambaşka bir ihtiyacımız var. Yine beraber çalışan, hayatta kalma ihtiyacı. Özellikle insanlar bu özgür hayatta kalmayı, birlikte yaşamaya çalıştıklarında işte atıyorum normalde üç öğün yerken beş öğün, altı öğün çıkabiliyor artık. Hadi sabah kahvaltımızı güzel yapalım, arada bir şeyler yiyorlar, öğlen bir daha, öğle arası bir daha derken derken, beş öğüne çıkıyor. Özellikle bayram zamanı. Bunu bu ihtiyaçlarla özdeşleştirdiğimizi anlamak daha kolay. Ama zamanla tekrardan eski rutine de dönüyor insanlar. Yani bu şekilde sürmüyor. Ama kalıcı olmaması tabii ki temennimiz çünkü bu şekilde de insanların sağlıkları, özellikle fizyolojik olarak etkilenir. Eğer duygusal yeme dediğimiz bir sorun varsa da bu kalıcı olabiliyor. Yani sadece Ramazan’a özgü ya da bayrama özgü bayramdan sonraya özgü olmuyor. Bunun için de insanların mutlaka destek almaları gerekiyor. Yani Ramazan’dan çıktık böyle yiyoruz diyerek bundan kurtulamazlar. Çünkü duygusal yemek yemenin altında mutlaka bir az önce saydığım beş temel ihtiyaçtan birilerinin ya da birkaçının karşılanmadığını söyleyebiliriz. Bunun için de psikolojik destek mutlaka şart” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ramazan-sonrasi-beslenme-aliskanliklarina-dikkat/feed/ 0
Ramazanda uzun saatler boş kalan mideye bayramda ani yükleme yapılmaması için uyarıda bulunuldu https://www.haber60.com.tr/ramazanda-uzun-saatler-bos-kalan-mideye-bayramda-ani-yukleme-yapilmamasi-icin-uyarida-bulunuldu/ https://www.haber60.com.tr/ramazanda-uzun-saatler-bos-kalan-mideye-bayramda-ani-yukleme-yapilmamasi-icin-uyarida-bulunuldu/#respond Tue, 09 Apr 2024 08:51:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26745 Ramazanda uzun saatler boş kalan mideye bayramda ani yükleme yapılmaması için uyarıda bulunuldu.

Acıbadem Hastanesi Gastroenteroloji ve Hepatoloji ve İç hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hakan Ümit Ünal, ramazandan sonra bayramda nasıl sağlıklı beslenilmesi gerektiğini AA muhabirine anlattı.

Ünal, ramazan nedeniyle midenin uzun saatler boyunca boş ve susuz kaldığını vurgulayarak, bu uzun açlık süresinin insülin düzeyinin dengelenmesi, mide bağırsak hareketliliğinin düzenlenmesi gibi faydalı hormonal etkilere neden olduğunu söyledi.

“Hayır demeyi bilmeliyiz”

İftarda birden bire çok miktarda yemenin gastroentral sistemi zorladığını aktaran Ünal, ramazan boyunca her gün yaklaşık 13 saatin üzerinde aç kaldıktan sonra bayramda yeme-içmeye çok dikkat edilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Ünal, şu uyarıda bulundu:

“Bayram sofralarında adete bir şölen yaşanınca karbonhidratı çok tüketiyoruz. Bu da vücudun hem metabolizmasında hem de gastroentral sistemde değişikliğe neden oluyor. İkinci beyin olarak bildiğimiz bağırsakta, aşırı tüketilen karbonhidratlar gaz ve şişkinlik oluşturuyor. Fazla yemeye bağlı olarak reflü şikayetleri artıyor. Mide krampları oluşuyor. Ramazanda uzun süre aç kalan mide, bayram boyunca fazla dolu olunca sorunlara yol açıyor. Her gittiğimiz yerde bir şey yemek zorunda değiliz. ‘Hayır’ demeyi bilmeliyiz. Bunu yapmazsak gastroentral sistemle ilgili sorunlar yaşayabiliriz. Bayram sofralarında yağlı yiyecekler çok tüketildiğinde safra kesesi daha çok kasılacağı için sırtta ve karında ağrılara neden olabilir. Bunun yanında bayramın tadını da çıkarmak ve bilinçli beslenmek gerekir.”

“Ramazan sonrası bayrama geçişi kontrollü yapmak gerekiyor”

Uzman Diyetisyen Sıla Bilgili Tokgöz de ramazan ayı boyunca öğün sayının azalmasına bağlı olarak metabolizmanın yavaşladığını söyledi.

Bayramda öğün sayısının birden artmasının mide bağırsak hareketlerini artırdığına işaret eden Tokgöz, “Özellikle kalp hastası olanlarda kolesterol artışına sebep oluyor ve tansiyonu olumsuz etkiliyor. Ramazan sonrası bayrama geçişi kontrollü yapmak gerekiyor. Ramazanda iki olan öğün sayısını birden üçe, dörde çıkarmak bazı rahatsızlıklara neden oluyor. Bu nedenle biraz daha dikkatli ve temkinli yaklaşmak lazım.” ifadelerini kullandı.

Tokgöz, bayram sabahı güne öncelikli olarak kahvaltıyla başlanması gerektiğini belirterek, şu görüşleri paylaştı:

“Kahvaltı yapmadan gidilen ziyaretlerde yeme eğilimi çok artabiliyor. Hafif kahvaltıdan kastımız ne? Kızartma, kavurma, salam, sucuk, pastırma ve hamur işinin olmadığı bir kahvaltıdan bahsediyoruz. Hafif kahvaltı nedir peki? Yumurta, çok tuzlu olmayan peynir, zeytin, roka, tere, marul, nane gibi yeşillik olabilir. Bunu tahıllı ekmekle destekleyebiliriz. Böylece hem posa alımı ve metabolik hız artar, mide ile bağırsakta hazımsızlık yaşanmaz, gaz sıkıntısı çekilmez.”

Tokgöz, bayram tatillerinde biraz daha geç kalkıldığını hatırlatarak, “Kahvaltıdan sonra öğle yemeği yemek yerine ara öğün eklenebilir. Ara öğünden kastım, şekersiz bir komposto, kefir, ayran, meyve saati veya kahve saati gibi alternatifler olabilir.” dedi.

Bayramda şeker ve tatlı tüketimin özellikle çok arttığına dikkati çeken Tokgöz, “Hamurlu tatlılar tüketmek yerine, incir tatlısı, hurmalı muhallebi, ayva ve kabak tatlısı gibi meyveli ve sütlü tatlılar tercih edilmeli. Bir başka önemli konu da çok iyi çiğnemek ve çok hızlı yemek yememek. Yavaş yemek hazmı kolaylaştırıyor, tokluk hissini artırıyor. Bu da daha az yemek yenmesini sağlıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Tencere yemekleri tercih edilmeli”

Sıla Bilgili Tokgöz, bayramda akşam yemeğine de dikkat edilmesi gerektiğini anlatarak et, balık, köfte, zeytinyağlıların tüketilebileceğini kaydetti.

“Tencere yemekleri tercih edilmeli. Izgara, sote, haşlama ve buğulama yöntemlerini kullanmalı. Kızartma kesinlikle tercih edilmemeli zira bir balığı kızarttığınızda ağırlığının yarısı kadar yağ çeker. Kızartılan yağlar, kanserojen maddeler içerdiği için kızartma istemiyoruz.” diyen Tokgöz, ramazan ayı boyunca normal zamanlara göre azalan su tüketimiyle ilgili de günde 2,5 litre su içilmesi ve bunun gün içine yayılması gerektiğine vurgu yaptı.

Çok fazla çay ve kahve tüketimi tansiyona yol açabilir

Bazılarının sıvıyı çay-kahveyle almayı tercih ettiğini ancak sıvıyı su olarak almanın daha faydalı olduğunu aktaran Tokgöz, çok fazla çay ve kahve tüketiminin tansiyon sorunu yaratabildiğine dikkati çekti.

Ramazan boyunca hareketin de kısıtlandığının ve iftar saatinin geç olması nedeniyle yemekten sonra insanların çok hareket etme imkanı bulamadığının altını çizen Tokgöz, “Ramazanın bitmesiyle beraber bayram ve sonrasında haftanın beş günü 45 dakika yürüyüş yapılmalı. Bu sindirim sistemini harekete geçirecek, metabolizmayı hızlandıracak ve bağışıklık sistemini güçlendirecektir. Bu yürüyüşleri mesafe uzun değilse bayram ziyaretine giderken de yapabilirler.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ramazanda-uzun-saatler-bos-kalan-mideye-bayramda-ani-yukleme-yapilmamasi-icin-uyarida-bulunuldu/feed/ 0
Uzman diyetisyenden ‘ramazanda beslenme’ uyarısı https://www.haber60.com.tr/uzman-diyetisyenden-ramazanda-beslenme-uyarisi/ https://www.haber60.com.tr/uzman-diyetisyenden-ramazanda-beslenme-uyarisi/#respond Sat, 16 Mar 2024 21:12:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19704 Uzman diyetisyenden “ramazanda beslenme” uyarısı

Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu Akbeyaz: “Yemekleri iyi çiğneyin, hızlı yemeyin”

KAYSERİ – Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu Akbeyaz, Ramazan ayında beslenmeyle ilgili uyarılarda bulunarak, “İftar ve sahur arasında mutlaka bol sıvı tüketin. İftarı hurma veya zeytinle açıp bir bardak su içtikten sonra çorbaya geçmek faydalı olur. Sahur yapmamak kilo verdirmez, mutlaka yapılmalı” dedi.

Yeterli ve dengeli şekilde beslenildiği zaman Ramazan ayının rahat geçirilebileceğini aktaran Acıbadem Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu Akbeyaz, “Oruçluyken iftar ve sahur arasındaki sürenin iyi bir şekilde yönetilmesi gerekiyor. Bu süreyi doğru bir şekilde yönetebilirseniz gün içerisinde kendinizi çok daha iyi hisseder, açlık ve susuzluk gibi durumları çok daha az yaşarsınız. İftar ve sahur arasında yeterli seviyede sıvı tüketmeli, az ya da fazla miktarda yemek yeme gibi durumlardan kaçınmalısınız. Bu gibi durumlar sağlığınızı olumsuz şekilde etkileyebilir” dedi.

Vücudumuzun yüzde 70’inin sudan oluştuğunu ve Ramazan ayında su içmenin daha da önemli olduğunu vurgulayan Diyetisyen Akbeyaz, “İftarımızı hurma veya zeytinle açıp, sonrasında bir bardak su tüketip, daha sonrasında ise bir kase çorba ile birlikte yemeğe devam edebilirsiniz. Çorbanızı içtikten sonra 5-10 dakika kendinize dinlenme süresi tanıyın. Ana öğüne bu şekilde daha kolay geçebilirsiniz. Ana öğün olarak, kırmızı et, tavuk, balık ya da etli sebze yemekleri yine aynı şekilde etli kuru baklagil yemeği tüketebilirsiniz” diye konuştu.

“Kızartmadan uzak durun”

Sahur ve iftarda yemeklerin kızartma şeklinde pişirilmemesi gerektiğinin altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu Akbeyaz, “Yemekleri kızartarak tüketmekten kaçının. Yine iftarda ana öğünün yanında karışık mevsim salataları az yağlı şekilde tüketebilirsiniz. Salata her dönem olduğu gibi oruç tutarken de vücudunuz için vitamin ve mineral desteği sağlayacaktır. 4 yemek kaşığına denk gelen yoğurt, cacık veya bir su bardağı ayran tüketebilirsiniz. Bununla da kalsiyum, fosfor ve protein desteği almış olursunuz. Sahurda yiyeceğiniz bir adet haşlanmış ya da omlet şeklinde yumurta kaliteli protein olduğu için gün içerisindeki tokluk süresini uzatacaktır. Yine C vitamini olarak kapya biber tüketebilirsiniz. Antioksidan içeriği çok yüksek, domates, salatalık ve yeşilliklerle vitamin ve mineral ihtiyacınız karşılanır. Sahurda 1 bardak süt ya da 1 kase yoğurtla da güzel bir protein alternatifi sağlayabilirsiniz” dedi.

“Yemekleri iyi çiğneyin, hızlı yemeyin”

İftarda ve sahurda aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemeklerden, hamur işlerinden uzak durmak gerektiğinin altını çizen Akbeyaz iftarda çok hızlı yemekten kaynaklanan sindirim problemlerinin önüne geçmek için yemeklerin çok fazla çiğnenmesini tavsiye etti. İftarla sahur arasında ise meyve, kuru meyve, kabuklu yemişler, süt ve yoğurt gibi ara öğünler önererek, tatlı ihtiyacını karşılamak için şerbetli tatlılar yerine meyveli ve sütlü tatlıların yenilebileceğini dile getirdi.

“Sahur yapmamak kilo verdirmez”

Sahur yapılmamasına karşı uyarıda bulunan Burcu Akbeyaz “Sahur yapmazsak daha hızlı kilo veririz” gibi bir durum söz konusu değil. Sahur yaparak gün içerisindeki açlığınızı dengelemiş olursunuz. Gün içerisindeki uzun açlık ve susuzluk sonrası bir anda aşırı sıvı alımı ve yemek tüketimine yönelmemek gerekir. Bir anda aşırı miktarda yemek yemek ya da sıvı almak, ani kramplar, baş dönmeleri, baş ağrısı ve mide bulantısına sebebiyet verebilir. Çok daha yavaş ve sakin bir şekilde yemeğinizi yemelisiniz” dedi.

“Ramazan pidesini dengeli tüketin”

Yemeklerin çok yağlı ve baharatlı olmaması gerektiğine değinen Akbeyaz şunları söyledi:

“Kurubaklagil, sebze ve et grubu mutlaka dengeli şekilde tüketilmelidir. Yoğurt, ayran ve cacık gibi ürünleri de mutlaka beslenmenize eklemelisiniz. Asitli ve şekerli içecekler yerine, su, ayran, bitkisel çaylar ve şekersiz komposto gibi seçenekleri tercih edebilirsiniz. Ekmek olarak da, tam buğday ve çavdar gibi ekmekleri tüketebilirsiniz. Ramazan pidesi aylar sonra gelen bir besin olduğu için tüketelim ama miktarını güzel bir şekilde ayarlayalım. Günde 2 dilimden fazla ramazan pidesi tüketmemeye dikkat edin”

]]>
https://www.haber60.com.tr/uzman-diyetisyenden-ramazanda-beslenme-uyarisi/feed/ 0
İzmit Belediyesi Ramazan Ayında Bin Kişilik Ücretsiz İftar Yemeği Verecek https://www.haber60.com.tr/izmit-belediyesi-ramazan-ayinda-bin-kisilik-ucretsiz-iftar-yemegi-verecek/ https://www.haber60.com.tr/izmit-belediyesi-ramazan-ayinda-bin-kisilik-ucretsiz-iftar-yemegi-verecek/#respond Tue, 05 Mar 2024 22:33:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15721 İzmit Belediyesi, mobil aşevi ile Ramazan ayı boyunca Anıtpark’ta her gün bin kişilik ücretsiz iftar yemeği vermeye hazırlanıyor. Gıda mühendisleri denetiminde hazırlanan yemekler bir ay boyunca vatandaşlara ücretsiz sunulacak.

İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, mobil aşevinin Ramazan ayının ilk günü itibariyle faaliyete geçeceği müjdesini verdi. Zorlu ekonomik şartlarda dar gelirli vatandaşların cebini rahatlatacak birçok hizmeti hayata geçiren Başkan Hürriyet, mobil aşevinin Ramazan ayı boyunca her gün bin kişilik yemek çıkaracağını belirtti. Anıtpark’ta konumlanacak olan mobil aşevinde ücretsiz olarak verilecek olan iftar yemeği için oturma düzeni de oluşturulacak. Konuyla ilgili olarak vatandaşları bilgilendiren Başkan Hürriyet, “Daha önce belediyemize kazandırdığımız mobil aşevinin önümüzdeki Ramazan ayında vatandaşlarımıza hizmet vermesi konusunda çalışıyoruz. Böylesine zorlu ekonomik şartlarda dar gelirli vatandaşlarımız, emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz, öğrencilerimize hitap edecek çalışmalar yapmaya gayret ediyoruz. Malum önümüz Ramazan. Herkesin hanesine bolluk ve bereket diliyorum” diye konuştu.

“Anıtpark’ta her akşam bin kişiye yemek çıkarılacak”

Vatandaşların yeme içme ihtiyaçlarını karşılamak üzere daha önce Ayazma Mahallesi’nde aşevi kurduklarını belirten Başkan Hürriyet, “4 yıldır sürekli işleyen bir aşevimiz var. Bu aşevi sayesinde 13 binden fazla insanımıza sosyal destek veriyoruz. Sonrasında mahalle mutfaklarını başlatmıştık. Özellikle dezavantajlı mahallelere belli saatler aralığında 3 çeşit yemeği 10 TL’ye satışa sunuyoruz. Bu projeyi de 2 yıldır sürdürüyoruz. 3 çeşit yemeğin 40 TL olduğu Kent Lokantasını hayata geçirdik. Şimdi de Ramazan ayı boyunca birçok vatandaşımızın yeme içme ihtiyacını karşılayacak programlar hazırlıyoruz. Her akşam birçok mahallede iftar programları yapacağız. Dar gelirli yurttaşlarımızın evine sıcak yemek desteğini götüreceğiz. Aynı zamanda Anıtpark’ta mobil aşevimizi Ramazan ayında faaliyete alıyoruz. Anıtpark’ta her akşam bin kişiye yemek çıkarılacak. Dar gelirli vatandaşlarımız ya da evine geç kalan yurttaşlarımız için oturma düzeni kuracağız” şeklinde konuştu.

“Mahalle iftarları için yemekler hazırlanacak”

Mobil aşevini çalıştırabilmek için elektrik, su ve kanalizasyon desteğine ihtiyaçları olduğunun altını çizen Başkan Hürriyet, “Konuyla alakalı büyükşehir, İSU’ya ve SEDAŞ’a yazılar yazdık. Buralardan dönüş bekliyoruz. Bunlar da hallolduğu takdirde Ramazan ayının ilk gününden itibaren bir ay boyunca her gün bin kişiye hizmet edecek iftar sofraları kuracağız. Vatandaşlarımız bu iftar sofralarından ücretsiz şekilde faydalanabilecek. Mobil aşevi dışında diğer mahallelerimizde de her akşam iftar programları yapacağız. Mahalle iftarları için yemekler de diğer aşevimizde hazırlanacak. Biz hep kendi öz gücümüzle yapmaya çalışıyoruz, hep kendimiz üretmeye çalışıyoruz. Daha çok proje demek daha çok istihdam demek. Bu da daha çok insanın evine ekmek götürmesi demek. Aynı zamanda belediyemizin daha az parayla daha çok iş yapması demek. Öz gücümüzle hizmet etmemiz çok kıymetli” ifadelerini kullandı.

“Kendi ekmeğimiz de kendimiz üreteceğiz”

Yemeklerin gıda mühendisleri denetiminde hazırlandığını belirten Başkan Hürriyet, “Vatandaşlarımız sağlıklı, hijyenik, kaliteli yemekleri gönül rahatlığıyla ve afiyetle yiyebilir. Daha önce çorba çeşmesi hizmeti vardı. Fakat hijyen koşullarına uygun değildi ve az sayıda bölgede hizmet veriyordu. Biz şu anda 11 noktada mobil araçlarımızla çorba hizmeti veriyoruz. Aynı zamanda engelli personel istihdam ediyoruz. Özellikle işçi servislerinin olduğu noktalarda çorba arabalarımız var. Çorbalarımız her sabah aşevinde hazırlanıyor, daha sonra belirlenen noktalarda vatandaşlarımıza servis ediliyor. Biz her geçen gün dışa bağımlılığı azaltıyoruz. Olası bir afette bu tarz araçlara ihtiyaç oluyor. Bunu yakın zamanda ne yazık ki tecrübe ettik. Artık kendi ekmeğimizi de kendimiz üreteceğiz. Bu zorlu şartlarda biz vatandaşlarımıza bir nebze de katkı sunabiliyorsak ne mutlu bize. Şimdiden Ramazan ayımız mübarek olsun. Tuttuğumuz oruçlar kabul olsun” ifadelerini kullandı. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmit-belediyesi-ramazan-ayinda-bin-kisilik-ucretsiz-iftar-yemegi-verecek/feed/ 0
Çocukların Uyku Düzeni ve Beslenme Alışkanlıkları Bozuluyor https://www.haber60.com.tr/cocuklarin-uyku-duzeni-ve-beslenme-aliskanliklari-bozuluyor/ https://www.haber60.com.tr/cocuklarin-uyku-duzeni-ve-beslenme-aliskanliklari-bozuluyor/#respond Wed, 21 Feb 2024 22:30:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10534 Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aliye Özenoğlu, bilgisayar, tablet ve telefonda gece geç saatlere kadar vakit geçiren çocukların uyku düzeni ve beslenme alışkanlıklarının bozulduğunu belirtti.

Özenoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, beyin fonksiyonlarını daha iyi kullanabilmek için çocuklarda uyku düzeni ve beslenmenin önemli olduğunu vurguladı.

Çocukların okula gitmeden önce kahvaltı yapmaları gerektiğini ancak günümüzde çocukların genellikle akşam geç saatlere kadar bilgisayar, telefon ve tablet gibi cihazlarla vakit geçirdikleri için uyku saatlerinde aksamalar olduğuna işaret eden Özenoğlu, şöyle devam etti:

“Geç saatlere kadar uyanık kalan çocuklar bu süre zarfında sıklıkla bir şeyler yeme ve içme eğilimindedirler. Bu düzensizlik, çocukların sabahları tok bir şekilde uyanmalarına neden olmakta ve yaşamın biyolojik dengesinde bozulmaya yol açmaktadır. Kahvaltıya erken başlamak, okula giden bir çocuk için zihinsel performans açısından son derece önemlidir. Çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmeleri ile birlikte ruh ve zihin sağlıkları için zamanında ve yeterli süre uyumaları büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, özellikle okul çağındaki çocukların akşam saat 22.00 civarında yatmaları ve 8 saat uyumaları önerilir. Çocuklar büyürken, sağlıklarını koruyacak şekilde beslenmelerini ve yaşam tarzlarını planlamak ve sağlıklı alışkanlıkları sürdürmeleri için desteklemek önemlidir.”

“Kahvaltı yapmak kadar kahvaltıda ne tüketildiği de önemli”

Kahvaltı öğünü kadar kahvaltıda tüketilen besinlerin de önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Özenoğlu, “Düzenli kahvaltı yapmanın yanı sıra, kahvaltıda tercih ettiğimiz besinler de sağlığımız üzerinde büyük etkiye sahiptir. Sağlıklı gıdalar tükettiğimizde, bağırsaklarımızdaki iyi bakterilerin çoğalmasıyla bağışıklık sistemimiz güçlenir ve beyin fonksiyonlarımız gelişir. Ancak şekerli, işlenmiş ve doymuş yağ içeren yiyeceklerin tüketimi bağırsak sağlığımızı olumsuz etkileyebilir. Bağırsaklarımızdaki mikroorganizmalar, bağırsak-beyin ekseni aracılığıyla ruh halimizi ve zihinsel faaliyetlerimizi etkilerler. Sağlıklı beslenme, beyin fonksiyonlarını ve ruh halimizi olumlu yönde etkiler. Özellikle okul çağındaki çocuklar için kahvaltıda protein kaynaklarına ek olarak tam tahıllı ekmek, mevsim yeşillikleri ve taze sıkılmış meyve suyu veya süt tercih edilmelidir.” ifadelerini kullandı.

“Beslenme şeklimiz yaşamsal fonksiyonlarımızı etkiliyor”

Çocukların büyümesi için alması gereken enerji ve besin maddelerinin yetersiz olması durumunda gelişiminin yavaşlayacağına işaret eden Özenoğlu, “Ergenlik döneminde, büyüme hızlanır ve besin ögeleri ihtiyacı artar. Bu dönemde kemikler için maksimum yatırım yapılır. Yetersiz beslenme, boyun kısalmasına ve zihinsel performansın azalmasına neden olabilir. Dikkat eksikliği, konsantrasyon güçlüğü ve öğrenme zorlukları da görülebilir, bu da akademik başarıyı olumsuz etkiler. Yetersiz beslenme ayrıca ruh halini, motivasyonu ve sosyal ilişkileri de etkiler. Beslenme, sadece fizyolojik değil aynı zamanda ruh halini, zihinsel fonksiyonları ve sosyal ilişkileri de etkileyen temel bir ihtiyaçtır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Çocuğun, ne yediğinin farkına varması gerekiyor”

Çocuktaki iştahsızlıkla baş edemeyen ebeveynlerin mutlaka bir uzmandan yardım alması gerektiğinin altını çizen Özenoğlu, şunları kaydetti:

“Günümüzde sıkça karşılaşılan çocuğun telefon, tablet veya televizyon eşliğinde yemek yeme alışkanlığı, tercih edilmemesi gereken bir yöntemdir. Bu durumda çocuğun yemeğe odaklanması zorlaşır ve doyup doymadığını anlamak güçleşir. Açlık ve tokluk merkezleri, ne zaman ve ne kadar yemek yiyeceğimize karar vermekte önemli rol oynar. Ancak, bu alışkanlıkla beslenen çocuklar bu sinyalleri doğru bir şekilde öğrenemezler. Ebeveynlerin çocuğu yemeğini bitirmeye zorlaması da bu durumu daha da karmaşık hale getirir. Sonuç olarak, çocuklar kendi açlık-tokluk sinyallerini doğru bir şekilde algılayamazlar ve ileride yeme bozuklukları, obezite, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi sağlık sorunlarına yatkın hale gelirler. Çocuğun yeme alışkanlığını ve davranışlarını sağlıklı hale getirmek için yemeğe odaklanması ve yeme farkındalığı kazanması önemlidir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cocuklarin-uyku-duzeni-ve-beslenme-aliskanliklari-bozuluyor/feed/ 0