Milli yelkenci Lara Nalbantoğlu, Paris Olimpiyat Oyunları’nda madalya yarışına kalmayı hedefliyor
“Fenerbahçe ailesinin bir parçası olmak büyük gurur”
“En iyi 10 ülke arasında olmak istiyoruz”
“Kendi sınırlarımın dışına çıkmaya çalışıyorum”
“Küçük kız çocuklarına örnek olmak istiyorum”
“Bu sporu yaparken doğayla iç içesiniz ve doğayla bütünleşiyorsunuz”
“Hayal kurmaktan vazgeçmeyin”
Metin ARSLANCAN – Efe ALDEMİR/ İSTANBUL, – Fenerbahçe Spor Kulübü’nün milli yelkencisi Lara Nalbantoğlu, “Olimpiyatlardaki hedefim madalya yarışına kalmak, 19 ülke arasından en iyi 10 ülke arasında olmak istiyoruz. Bundan daha iyisini de yapabiliriz” dedi.
Fenerbahçe Spor Kulübü bünyesinde kariyerine devam eden 22 yaşındaki milli sporcu, Fransa’nın Hyeres kentinde düzenlenen tüm sınıflar olimpiyat eleme yarışlarında 470 karma sınıfında olimpiyat kotası almayı başardı. Genç yelkenci, Demirören Haber Ajansı’na özel açıklamalarda bulundu.
Kariyerine Adana Yelken Kulübü’nde başladığını anlatan Lara Nalbantoğlu, “Aslında ilk olarak babamın ilgisi olduğundan dolayı yelken kulübüne gitmiştik. Daha sonrasında hocalar beni kaptılar” diye konuştu.
“HEP HAYALİNİ KURDUĞUM BİR ANDI”
Olimpiyat kotası aldığı mücadelenin ardından yaşadığı duyguları paylaşan Lara, “Yarış sonunda çok duygulandım. Zaten bu spora başladığımdan itibaren hep hayalini kurduğum bir andı. Madalya yarışından sonra bitişten geçtikten sonra kotayı alışımızın heyecanını yaşamak, hayal ettiğim bir anı yaşamak çok duygulu ve heyecan vericiydi” ifadelerini kullandı.
Eğitimine Sabancı Üniversitesi’nde devam eden başarılı yelkenci, “Milli sporcu bursuyla okuyorum. Üniversitem sporculara destek veriyor. Hocalarımızla iletişimimiz gerçekten kolay. Rahatlıkla hocalarımıza ulaşabiliyoruz. Çok az bir zaman kaldığı için çok sık antrenman yapıyoruz, kamplarımız ve yarışlarımız oluyor. Sağ olsun okulum beni bu konuda destekledi ve aynı zamanda hocalarım eksik kaldığım konular hakkında bana yardımcı oldu. Olimpiyat başarısı elde etmekten büyük gurur ve keyif duyuyorum” dedi.
“FENERBAHÇE AİLESİNİN BİR PARÇASI OLMAK BÜYÜK GURUR”
Fenerbahçe’nin dünyanın en büyük spor kulübü olarak amatör branşlara çok fazla yatırım yaptığını ve olimpiyat oyunlarında Türkiye’yi yelken branşında temsil edecek 8 sporcunun 7 tanesinin sarı-lacivertli kulüp bünyesinde olduğunu aktaran Lara, “Bu Fenerbahçe’nin ne kadar büyük bir spor kulübü olduğunun göstergesi. Fenerbahçe Doğuş Yelken Takımı ailesinin bir parçası olmaktan büyük gurur ve keyif duyuyorum. Sponsorumuz sayesinde çeşitli kamplara gidebiliyoruz. Yarışlara katılıp çeşitli malzeme desteği alabiliyoruz. Bence Fenerbahçe’nin Doğuş gibi bir sponsoru olması yelken sporunda çok önemli. Aynı zamanda bizim önümüzde rol model olan sporcular var; Ateş Çınar, Deniz Çınar ve Alican Kaynar gibi. Onların izinden yürümek yelken sporunu geliştiriyor diyebilirim. Bu camiada olmaktan dolayı şanslı olduğumu düşünüyorum. Fenerbahçe ailesinin sporcusu olduğum için çok gurur duyuyorum. Değerli sponsorlarımız sayesinde amatör branşlarda başarı elde edebiliyoruz. Bu Türk sporu için özellikle Türk yelkenciliği için çok önemli bir başarı” değerlendirmesinde bulundu.
“EN İYİ 10 ÜLKE ARASINDA OLMAK İSTİYORUZ”
Olimpiyat Oyunları hazırlık süreciyle ilgili bilgi veren Fenerbahçe Spor Kulübü sporcusu Lara Nalbantoğlu, “2 aydan az bir süre kaldı. Bu yüzden her antrenman günü çok önemli ve sanki olimpiyatlarda yarışıyormuşum motivasyonu ile denize çıkıyorum. Her antrenmanı büyük bir ciddiyet ve özveri ile yapmaya çalışıyorum. Karadaki antrenmanlarımda aynı şekilde. Olimpiyatlardaki hedefim madalya yarışına kalmak, 19 ülke arasından en iyi 10 ülke arasında olmak istiyoruz. Bundan daha iyisini de yapabiliriz. Ekip arkadaşım gerçekten çok deneyimli. Onun 5’inci olimpiyatı olacak. Bu yüzden ona güvenim sonsuz. Benim fiziksel gücüm ve onun deneyiminin birleşmesi bizi başarılı bir ikili yapıyor. Ekip arkadaşım Deniz Çınar ve kardeşi Ateş Çınar 18 yıllık deneyimlerinden yararlandığım için çok mutlu ve gururluyum. Onlara da çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“KENDİ SINIRLARIMIN DIŞINA ÇIKMAYA ÇALIŞIYORUM”
Paris Olimpiyat Oyunları’nda yarışların Marsilya’da yapılacağını anımsatan milli sporcu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Olimpiyat sürecine kadar Marsilya’ya antrenman kamplarına ve antrenman yarışlarına gidip geleceğiz. Marsilya’ya yine bir seyahatim olacak, orada antrenmanlarımızı sürdürüyoruz. Oradaki hava koşullarına, deniz dalga yapısına, rüzgar koşullarına alışmaya çalışıyoruz. Benim olimpiyatlardaki amacım elde edebileceğim en iyi dereceyi elde etmek. Kendimi fiziksel ve mental olarak olimpiyat kotasını aldığım yarıştan daha iyi hazırlamaya çalışıyorum. Kendi sınırlarımın dışına çıkmaya çalışıyorum. Bu yüzden çok heyecanlıyım. Bence olimpiyattaki sonuçlarımız bizim için çok olumlu bir sürpriz şeklinde geri dönecek.”
“KÜÇÜK KIZ ÇOCUKLARINA ÖRNEK OLMAK İSTİYORUM”
2019 yılında milli takıma seçildiğini aktaran Lara Nalbantoğlu, “Daha sonrasında üniversite sınavına hazırlanırken çeşitli vakıf üniversiteleri Türkiye Yelken Federasyonu ile bir sözleşme imzaladı ve bu milli sporculara yüzde 100 eğitim bursu sağlamak adınaydı. Kuzenim daha önceden Sabancı Üniversitesi’ne gidiyordu. Onu örnek aldım ve üniversite hakkında pozitif yorumlarından sonra benim de bir hayalim haline geldi. Üniversite sınavı sürecim bu hayal ile geçti ve hayalim gerçek oldu. Okuduğum üniversitenin öğrencisi olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. O vizyona sahip olmak, hayata bu şekilde bakmak çok önemli. Özellikle genç bir kızın hem spor yapıp hem de donanımlı eğitim alması çok önemli. Genç bir kadının kendini net bir şekilde ifade edebilmesi, ayakları üzerinde durabilmesi, sağlam bir duruş sergilemesi çok önemli. Bu yüzden her bir adımımda, her bir röportajımda genç kızlarımıza örnek olmak için çok çabalıyorum. Umarım doğru yolda ilerliyorumdur. Kendimden küçük kız çocuklarına örnek olmak istiyorum” şeklinde konuştu.
Yelken sporunu geniş kitlelere duyurmanın önemine değinen genç sporcu, “Denizin ortasında yapıldığı için aslında bir salon sporu kadar fazla seyirciye sahip olamayabiliyor. Yarışları çeşitli TV kanalları yayınlarsa ve drone görüntüleri çekilirse çok daha ilgi çekici olabilir. Böylece yelken sporunu daha geniş kitlelere yayabiliriz. O yüzden umarım çeşitli TV kanalları bu işte gönüllü olurlar” dedi.
“BU SPORU YAPARKEN DOĞAYLA İÇ İÇESİNİZ VE DOĞAYLA BÜTÜNLEŞİYORSUNUZ”
Yelken sporunun diğer spor dallarından ayrılan yönlerini anlatan Lara, “Bu spor aslında çok renkli bir spor çünkü doğayla iç içesiniz ve doğayla bütünleşiyorsunuz. Doğanın koşullarını önceden tahmin ederek bir rota çizmeye çalışıyorsunuz. Yelken yarışlarında ben şu anda şamandıra parkuru yarışlarında yarışmaktayım. Olimpiyatlarda da böyle olacak. O yüzden takip etmesi biraz daha heyecanlı olabiliyor ve daha kolay olabiliyor. Yine olimpiyatlarda teknemizde takip cihazı olacak. Yarışlarımızı takip etmek isteyenler oradan takip edebilirler. Bence tek bir eksiği var; yarışların görüntülü bir şekilde takip edilemiyor oluşu. Çünkü bazen takip cihazları yanlış bilgi verebiliyor. Ailem kota yarışlarımı takip ederken çok heyecanlı ve stresliydi. Bu durumdan dolayı bu tür gelişmeler yapılabilir diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“HAYAL KURMAKTAN VAZGEÇMEYİN”
Ailesinin desteğinin önemine dikkati çeken milli sporcu, “Yine çok mutlu olduğum ve beni etkileyen konulardan bir tanesi ailemin desteği. Her koşulda beni destekliyorlar. Ailelerimizin desteği çok önemli. O yüzden umarım herkesin ailesi yaptığı işi destekler. Akranlarıma ve benden küçüklerime hayal kurmaktan vazgeçmemelerini tavsiye ediyorum. Eğer siz kendinize ve hayalinize inanırsanız yavaş da olsa çevrenizdeki insanlar da size ve hayallerinize inanmaya başlayacak. O yüzden hayal kurmaktan vazgeçmeyin” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>Sporun tüm yurttaşların hayatında olması için kentte projeler geliştiren, turnuvalar, yarışmalar, maratonlar düzenleyen Mersin Büyükşehir Belediyesi, su sporlarını da teşvik etmek amacıyla Babil Su Sporları Merkezi’ni hizmete açtı. Mezitli ilçesinde yer alan ve 340 metrekarelik alana kurulu Babil Su Sporları Merkezi’nde; sörf, su kayağı, yelken, kano, kürek sporlarının tamamının yapılmasına imkan sunuluyor.
İki ayrı binadan oluşan merkezde biri 110 metrekare kapalı alana sahip kano ve kürek, diğer bina ise yelken sporcularının kullanımına uygun olarak tasarlandı. 120 metre kapalı alana sahip kano-kürek sporcuları içinse merkezde ayrı bir idari bölüm yer alıyor. Malzemelerin temiz ve güvenle saklanması için 30 metrekare depo alanı, kadın ve erkek soyunma odalarının yanı sıra tuvalet ve duşakabin de bulunuyor.
SERTİFİKALI DALIŞ VE CANKURTARANLIK EĞİTİMLERİ
Coğrafi konumu, iklimi ve 321 kilometrelik sahil şeridi ile su sporlarının ve faaliyetlerinin yapılmasına imkan sunan kentte, Büyükşehir, su sporlarının daha çok yapılmasını ve her yaş grubuna yayılmasını amaçlıyor. Özellikle çocukların gelişiminde önemli bir yere sahip olan deniz ve su sporlarının küçük yaş gruplarında yayılmasını sağlayacak Babil Su Sporları Merkezi’nde, Gençlik ve Spor Bakanlığı onaylı, sertifikalı dalış ve cankurtaranlık eğitimleri de verilecek.
Mersin’i bir spor kenti yapmak için kent genelinde birçok projeye imza attıklarını belirten Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Emrullah Taşkın, şunları söyledi:
“HERKESİ BURAYA BEKLİYORUZ”
“Sporda özellikle çok güzel projeler yapan Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin’in denizle önemli bağlantı noktalarından biri olan Babil Su Sporları Merkezi’nde faaliyetlerine başladı. Bütün vatandaşlarımızın bu tesisten faydalanması gerekir diye düşünüyoruz ve herkesi buraya bekliyoruz. Merkezimizde; sörf, su kayağı, yelken, kano, kürek sporlarının tamamı yapılabilecek. Aynı zamanda bu alanlarda spor yapmak isteyen sporculara da burada eğitimler verilecek. Böyle komplike bir spor tesisi yaptık. Su sporları yarışmaları ve federasyon yarışmaları da düzenlenecek. Bazı kulüplerimiz açılışla birlikte buradan faydalanmaya başladı.”
Mersin Rota Yelken Kulübü Başkanı Cengiz Sönmez, Babil Su Sporları Merkezi’nin Türkiye’deki ender tesislerden biri olduğunu kaydederek, şunları dile getirdi:
“TÜRKİYE ÇAPINDA YELKENİN ADI GEÇTİĞİNDE MERSİN ÖNE ÇIKACAK”
“Burası hakikaten ender rastlanılan bir tesis. Mersin yüzünü dağa dönmüştü, şimdi ise denize dönecek. Geçtiğimiz ay Yelken Federasyonu Başkanımız buraya gelmişti ve merkezimizi gezdirdik. İstanbul ve İzmir’den de birçok kulüp gelmişti. Buraya hayran kaldırlar. Böyle bir güzellikte ve modernlikte böyle bir tesis yok. Burada yelkencileri toplayıp, uluslararası yarışlar da düzenleyebiliriz. Türkiye çapında yelkenin adı geçtiğinde Mersin öne çıkacak. Mersin sporda ve özellikle deniz sporlarında oldukça potansiyeli olan bir şehir. Biz bunu ön plana çıkarmak istedik.”
]]>Muğla’nın Marmaris ve Datça ilçelerinde yaşayan yelken sporcuları Hasan Çıplak ve Şeref Özsoy, daha önce defalarca birlikte ülke çapında yarışlara katılarak dereceler elde etti. Yatları ile yelken dünyasında belli bir kademeye gelen iki sporcu, Haziran ayında Norveç’te yapılacak olan Double Handed Dünya Yelken Yarışı Şampiyonası’na Türkiye’den katılacak ilk ekip oldu.
Çeşitli ülkelerden 73 takımın katılacağı Norveç’te yapılacak ve 400 deniz millik 3 gün sürecek olan Double Handed Dünya Yelken Yarışları Şampiyonası’na bu kategoride Türkiye’den ilk kez katılacak olan Hasan Çıplak ve Şeref Özsoy, “Ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için yarışacağız” dediler. Mayıs ayının son haftasında orada kendileri için aldıkları yarım tonluk bir yelkenli yatın hazırlıklarına başlayacaklarını belirten Çıplak ve Özsoy, 26 Mayıs’ta Norveç Oslo’da genel antrenman yarışı ve 29 Mayıs’ta tüm takımlar olarak deneme yarışı yapacaklarını ifade ettiler.
“Şimdiden heyecanımız çok yüksek”
30 yıldır yelken sporu ile uğraştığını belirten Hasan Çıplak, “30 küsur senedir denizdeyim ama 2022’de artık kendi teknemi alıp bu işi yapmaya karar verdim. Daha önce arkadaşlarla görüşüyorduk bu yarış hakkında, valla gurur verici biraz da heyecanlıyız. Çünkü teknenin boyu ve özellikleri fark etmeksizin iki kişiyle kullanmanızı gerektiren bir yarış. Şu an 73 katılımcı var çeşitli ülkelerden. Biz de Datça’dan ve Marmaris’ten Şeref arkadaşımla beraber davet edildik kulüp tarafından. Orada da tekne hazırlık aşamaları devam ediyor. Fiyortlar’da test sürüşü yaptık. Bu yarış uzun ve zorlu bir yarış olacak. Ortalama 400 mil mesafe. Oslo, Danimarka şamandıra, İsveç şamandıra tekrar Oslo dönüşlü. Ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için çaba sarf edeceğiz” dedi. Çıplak ayrıca “Türkiye’den iki kişinin yarıştığı Double Handed yarışına ilk defa katılım sağlayacak olduğumuz için çok heyecanlı ve gururluyuz. Her tür yelkenli tekne olacak rakiplerimizde ama biz elimizden gelenin en iyisini yapacağız” şeklinde konuştu.
“400 mili 3 günde bitireceğiz”
2014’ten beri aktif yat yarışlara katıldığını belirten Şeref Özsoy, “Aynı zamanda meslek olarak da yelkencilik yapıyorum. Geçen yıl burada Norveç Kraliyet takımını misafir ettik. Karşılığında onlar da bizi Dünya Şampiyonası’na davet etti. Dünya Şampiyonası, tekne modeli ya da boyu fark etmeksizin iki kişinin kullandığı ve yaklaşık 400 mil boyunca sürecek olan non-stop bir yarış. Hiç durmadan 400 mil yol alacağız. Ortalama hıza vurursanız da yaklaşık en az 3 gün falan sürecek. Hiç durmadan bunun için hazırlanıyoruz. Kondisyon olarak Hasan’la beraber çalışmalarımızı tamamlayıp sonrasında Haziran başı Norveç’e yola çıkacağız. Yaklaşık orada 10 gün kalacağız. Umarım ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğiz. Herkese başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.
“Yarışacağımız teknenin hazırlıkları tamamlanmak üzere”
Şeref Özsoy, yarışacakları tekne ile ilgili olarak da “Orada bu teknenin benzeri bir teknemiz var. 9 buçuk metrelik bir tekne kullanacağız. Onun da hazırlık aşaması bitmek üzere, takipteyiz. Yelkenleri yenilendi, üst donanımı yenilendi. Bir kısmını da biz gittiğimizde kendi kullanım amacımıza göre yenileyeceğiz. Kendimiz için optimize edeceğiz tekneyi. Sonrasında da test sürüşleri. Bizden sonra her şey hazır olduğu minvalde start alacağız” diye konuştu. – MUĞLA
]]>