Yunus Emre Enstitüsü (YEE), Türkiye ile Mısır arasındaki kültürel ve tarihi ilişkilerin pekiştirilmesine yönelik programlar düzenlemeye devam ediyor. Enstitü, Mısır’ın başkenti Kahire’de bulunan temsilciliği aracılığıyla Mısırlı Türkologlar, kültür ve sanat camiasının önemli isimlerinin yer aldığı heyeti Ankara’da ve İstanbul’da ağırladı. İki ülke arasındaki müşterek değerlere vurgu yapılması ve kültürel etkileşime zemin hazırlanması amacıyla düzenlenen program kapsamında başta Türkoloji alanına yönelik yapılan destekler ve Türkçe öğretimi olmak üzere çeşitli alanlarda iş birliklerine ortam hazırlandı.
İskenderiye Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümünde Prof. Dr. Seyyid Muhammed es-Seyyid, Türkiye ve Mısır’ın tarih sahnesinde uzun yıllar boyunca aynı şemsiye altında yaşadığını belirtti. Mısır’da pek çok üniversitede görev yaptığına değinen Seyyid, Sogah’taki bir üniversitede ve İskenderiye Üniversitesi’nde Türkçe bölümü açtığını kaydederek iki üniversitede de Türkçe bölümünün Mısırlı gençler tarafından çok rağbet gördüğünü ifade etti.
“TÜRKİYE VE MISIR ARASINDA GEÇMİŞTEN GELEN VE GELECEĞİ AYDINLATAN ORTAK BAĞLAR VAR”
Zekazik Üniversitesinde Türkoloji alanından Prof. Dr. Mahmud el-Adl ise Türkiye ve Mısır’ın müşterek tarihinin derinliğine işaret ederek iki ülke arasında geçmişten gelen ve geleceği aydınlatan ortak bağlarının olduğunu söyledi.
KAHİRE YEE’DE 14 YILDA 50 BİN KURSİYER TÜRKÇE KURSLARINA KATILDI
Kahire YEE Koordinatörü Emin Boyraz, “Kahire YEE olarak 2010 yılından itibaren aralıksız bir şekilde Mısır’da faaliyetlerimizi yürütmeye devam ediyoruz. Dünyada Türkçeye en çok ilgi gösterilen ülke olmanın motivasyonuyla faaliyetlerimize ivme kazandırmaya devam ediyoruz” diye konuştu.
Mısırlı heyete eşlik eden Koordinatör Boyraz, Kahire YEE’ninTürkiye ve Mısır arasındaki kültürel ilişkileri daha da güçlendirmek amacıyla faaliyetlerini yürüttüğünün altını çizerek “Gerçekleştirmiş olduğumuz ziyaretlerle iki ülke arasında kültürel diplomasi alanındaki çalışmaların daha da hız kazanacağına inanıyoruz. Özellikle sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 2024 yılının Şubat ayında Mısır’a yaptığı ziyaretten sonra tüm çalışmalarımız daha da ivme kazandı” değerlendirmesinde bulundu.
Koordinatör Boyraz, Enstitünün Mısır’da yürüttüğü Türkçe öğretimi faaliyetlerine değinerek, “Kuruluşundan günümüze kadar Enstitümüz tarafından düzenlenen Türkçe kurslarınakayıt yaptıran kursiyer sayısı katlanarak arttı. 14 yıl boyunca yüz yüze ve çevrim içi Türkçe kurslarımıza 50 bin kursiyer katıldı” ifadesini kullandı.
Mısır Yükseköğretim Bakanlığı Müsteşarı ve Mısır-Amerikan Konseyi Başkanı Prof. Dr. Mahmud Azmi ise “Türkiye ve Mısır, Orta Doğu’daki en güçlü iki merkezdir ve Orta Doğu’nun bel kemiği olarak çalışıyorlar” diye konuştu.
Azmi, Türkiye ve Mısır’ın kültürel ilişkilerinin tarihinin yüzyılları aştığını ifade ederek Türkiye’de bulunmaktan son derece mutlu olduğunu söyledi.
Zekazik Üniversitesinde Türkoloji alanında Prof. Dr. Mahmud el-Adl, “Mısır, Türkiye’ye baktığında Osmanlı Devleti’nin içinde ne kadar büyük bir yerinin olduğunu hatırlıyor. Bu da Kahire’nin faziletlerindendir” dedi.
Gazeteci Halid eş-Şami de Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin siyasi, ticari, kültürel ve sosyolojik düzeyde gelişmeyi sürdürdüğünü belirterek “Bunu CumhurbaşkanıSayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyaretiyle de gördük. Anlaşmazlıkların giderildiğini ve karşılıklı olarak iki ülke arasında yatırımlar için yeni kapıların aralandığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.
YEE’nin Türkiye-Mısır kültürel ilişkilerin güçlendirmede önemli rol oynadığını söyleyen Şami, iki ülkenin de her alanda ilişkileri güçlendirmeye yönelik çaba gösterdiğini belirtti.
]]>Bir otelde gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmalarını Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam ile YEE Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş yaptı.
Çam, Türkçe eğitiminin giderek geliştiğini, Türk ekonomisi, ticareti, siyaseti, diplomasisi ve ülkenin uluslararası etkinliği arttıkça Türkçenin kullanımıyla ilgili taleplerin de çoğaldığını ifade etti.
Türk dizilerinin, sinema ürünlerinin, kültürel faaliyetlerinin giderek yaygınlaşmasının, Türkçenin kullanımını geliştirerek bütün dünyada talep görmesine katkı sağladığını söyleyen Çam, “Dil eğitiminin bence bir rekabeti var, bir mücadele alanı var. Tarihten gelen kültürel kodlarımızın dilimizle birlikte korunması, yaşatılması ve başka dillerin etkisi altında kalmaması noktasındaki çabalar çok kıymetli.” dedi.
Çam, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un çalışmaları kapsamında Bakanlığın bütün birimlerinin turizm faaliyetleri de dahil direkt ya da dolaylı, Türkçenin yaygınlaşmasına ve gelişmesine katkı sağladığına işaret etti.
Yeni teknolojik imkanlar, karekod ve rehberlik sistemleriyle turistlerle irtibat sağlanması, aynı zamanda Türkçenin sevdirilmesi konusundaki çabaların kıymetli olduğunu vurgulayan Çam, “YEE’nin yapmış olduğu bu çalışma, inşallah gelecekteki nesillerin, hem Türkiye’nin hem de diğer Türkiye’ye müzahir bütün ülkelerin temsilcilerinin gelişmesine katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
Çam, “Gençlik olarak dilimizin kıymetini bilelim. Yabancı dil öğrenmek, tabii ki bugünün şartlarında kıymetli şeyler ama asla kendi dilimizi kaybederek, kendi dilimizin bozulmasına, erozyonuna fırsat vererek yapmaya gerek yok. Anne ve babalar, özellikle dilimizin değerini bilerek çocuklarımızı yetiştirelim.” çağrısında bulundu.
Bakan Yardımcısı Çam, şunları kaydetti:
“Kendi kültürümüzü, tarihimizden gelen mirasımızı koruyalım. Bugün 300 milyona yaklaşan Türkçe dilini kullanan bir dünya kitlesiyle karşı karşıyayız. Orta Asya’daki, Türk dünyasındaki, Türkistan’daki bütün kardeşlerimizle irtibatlarımızı sağlayabileceğimiz farklı lehçeler olsa da ortak kelimelerle birbirimizle irtibatımızı sağlayabileceğimiz, yurt dışındaki yaklaşık 7 milyon soydaşımızla Balkanlar’dan Afrika’ya, Latin Amerika’ya kadar en az 3 asırdır Anadolu ile irtibatta olan soydaşlarımız, akrabalarımız ya da muhibbanın iletişim sağlanma noktasında kullandığı Türkçeye sahip çıkalım, geliştirelim ve yayalım diye çağrıda bulunmak istiyorum.”
“İnsanoğlunun bugün ayak basabildiği her yerde Türkçeye talep var”
Ateş de YEE ile Türkçe Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezi (TÖMER) arasındaki işbirliği ve koordinasyonu güçlendirmenin, alandaki durumu görmenin, ileride yapılabilecek çalışmalar hakkında fikir alışverişinde bulunmanın, ortak projeler üretmenin çok önemli olduğuna dikkati çekerek, “Odak noktamızı sorunlar değil akıllı çözümler oluşturmalı diye düşünüyorum.” dedi.
Türkçeyi korumanın, geliştirmenin ve yaşatmanın asli görev, yabancı veya ikinci dil olarak Türkçe öğrenimi ve öğretiminin önemli olduğunu vurgulayan Ateş, “Mübalağalı bir söz gibi gelse de zannediyorum ki insanoğlunun bugün ayak basabildiği her yerde Türkçeye talep var.” dedi.
Bu talebin önemli bir bölümünü Türkiye’de eğitim almak isteyen gençlerin oluşturduğunu, yurt dışında YEE’ye, yurt içinde üniversitelerdeki TÖMER’lere büyük görevler düştüğünü belirten Ateş, “Öyle ki bizler sadece dil öğretmiyor, ülkemizle farklı kültürler arasında köprüler kuruyoruz. Türkiye’den mezun olup ülkesine dönen gençlerle karşılaştığımızda bir de bakıyoruz ki ülkemizi bizden daha iyi tanıyorlar.” diye konuştu.
Ateş, YEE’nin uluslararası alanda Türkçenin öğretimi ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar yapmak, ortak projeler geliştirmek, yurt dışında ihtiyaç duyulan alanlarda materyaller üretmek, yetişmiş insan kaynağını verimli kullanmak gibi amaçlarla, Türkçenin yabancı/ikinci dil olarak öğretimi ve öğrenimini teşvik edecek, bu alana katkı sunacak farklı içeriklere sahip projeler, farklı materyaller ve TÖMER’lerde yetişmiş kişilere verilecek değerlendirici eğitimler başlıkları altında destek sağlama kararı aldığını vurguladı.
]]>