Bir web sitesi, markanın dijital vitrini gibidir. Kullanıcı dostu ve şık bir tasarım, ziyaretçilerin sitede daha fazla vakit geçirmesini sağlar. Etkili bir web tasarımı, yalnızca görsel çekiciliği değil, aynı zamanda işlevselliği de içermelidir. Kullanıcıların hızlı ve kolay bir şekilde aradıklarına ulaşmasını sağlamak, siteye olan güveni artırır.
Günümüzde internet kullanıcılarının büyük bir kısmı mobil cihazlardan erişim sağlıyor. Bu nedenle, web sitenizin mobil uyumlu olması, ziyaretçilerinizin deneyimini doğrudan etkiler. Hızlı yüklenen sayfalar, yalnızca ziyaretçi memnuniyetini artırmakla kalmaz, aynı zamanda arama motorları tarafından da daha yüksek sıralamalarda yer almanızı sağlar.
SEO optimizasyonuna sahip bir web sitesi, markanızın dijital dünyada fark yaratmasına yardımcı olur. Doğru anahtar kelimeler, hızlı yükleme süreleri ve kullanıcı dostu tasarımlar, arama motorları tarafından sitenizin daha kolay bulunmasını sağlar. Bu, daha fazla ziyaretçi çekmek ve dönüşüm oranlarını artırmak için önemli bir adımdır.
Bu alanda uzmanlaşmış olan Precad Medya, etkileyici ve kullanıcı dostu tasarımlarıyla dikkat çekiyor. İşletmenizin hedeflerine uygun tasarımlar oluştururken, estetik ve teknik mükemmeliyeti bir araya getiriyor. Daha fazla bilgi için Precad Medya Web Tasarım ve Yazılım sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Sosyal medya, müşterilerle doğrudan iletişim kurmanın en güçlü yollarından biridir. Ancak, yalnızca içerik paylaşmak yeterli değildir. Stratejik bir planlama, sosyal medya platformlarından tam anlamıyla faydalanmanın temelidir. Doğru zamanda, doğru içerikle hedef kitlenize ulaşmanız, markanız için uzun vadeli bir etkileşim yaratabilir.
Sosyal medyada başarılı olmak, yalnızca takipçi sayısını artırmakla sınırlı değildir. Markanızın etkileşim oranlarını artırarak müşterilerinizle daha güçlü bağlar kurabilirsiniz. Bu, uzun vadede marka sadakati oluşturmanın temel adımlarından biridir. Precad Medya, sosyal medya yönetiminde uzman ekibiyle markaların bu hedefe ulaşmasına yardımcı oluyor.
Her marka özeldir ve sosyal medya stratejileri de buna uygun olarak şekillendirilmelidir. Precad Medya, markaların ihtiyaçlarını analiz ederek özel çözümler sunar ve yaratıcı içeriklerle dikkat çeker. Daha fazla bilgi için Precad Medya Sosyal Medya Danışmanlığı hizmetlerine göz atabilirsiniz.
Bir görsel, bin kelimeden fazlasını ifade eder. İyi bir görsel tasarım, markanızın hikayesini en etkili şekilde anlatabilir. Görseller, hedef kitlenizin dikkatini çeker ve mesajınızı hızlı bir şekilde iletmenizi sağlar. Bu nedenle, görsel tasarım, markanızın iletişim stratejisinin temel bir parçasıdır.
Profesyonelce hazırlanmış tasarımlar, markanın imajını güçlendirir ve onu rakiplerinden ayırır. Logodan broşüre, dijital reklam görsellerinden afişlere kadar her detay, markanızın profesyonelliğini ve güvenilirliğini yansıtır. Precad Medya, işletmelerin kimliğini en iyi şekilde ifade eden tasarımlar oluşturarak görsel iletişimlerini profesyonelleştiriyor.
Görsel tasarımda yaratıcılık ve özgünlük, markanızı farklılaştırmanın en önemli yollarından biridir. Precad Medya, yaratıcı çözümler sunarak işletmelerin görsel iletişimde öne çıkmasını sağlıyor. Markanız için özel olarak hazırlanan özgün tasarımlar, hedef kitlenizin zihninde kalıcı bir etki bırakır.
Precad Medya’nın sunduğu görsel tasarım hizmetleri hakkında daha fazla bilgi almak ve işletmenizin görsel iletişim gücünü artırmak için Konsept Fikir Tasarımı sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Precad Medya, işletmelerin dijital dünyada fark yaratmasını sağlayan özel çözümler geliştiren bir ajans olarak öne çıkıyor. Geniş bir yelpazede sunduğu hizmetlerle, markaların ihtiyaçlarını derinlemesine analiz eder ve en uygun stratejilerle çözümler üretir. Deneyimli ekip, her projeye özgü yenilikçi yaklaşımlar sunarak başarıyı garantiler.
Web tasarım, sosyal medya yönetimi ve görsel tasarım gibi temel alanlarda sunduğu hizmetlerin yanı sıra, Precad Medya, müşteri odaklı yaklaşımıyla projelerin her aşamasında destek sağlar. Hem küçük ölçekli işletmelere hem de büyük markalara hitap eden çözümleriyle farklı sektörlerde kendini kanıtlamıştır.
Precad Medya, müşteri memnuniyetini her zaman ön planda tutar. İş birliği sürecinde şeffaflık, iletişim ve profesyonellik ilkelerine bağlı kalarak, işletmelerin hedeflerine ulaşmasına katkı sağlar. İş ortağınız olarak Precad Medya’yı tercih ederek, markanızı dijital dünyada bir adım öne taşıyabilirsiniz.
Daha fazla bilgi almak için Precad Medya İletişim sayfasını ziyaret ederek detaylı bilgi alabilirsiniz. Markanızın potansiyelini ortaya çıkarmak ve dijital dünyada sağlam bir yer edinmek için Precad Medya ile şimdi iletişime geçin.
]]>
Milli Yetkinlik Hamlesi’nin tanıtımı; Görgün, SSB Başkan Yardımcıları Hakan Karataş, Hüseyin Avşar, Mustafa Şeker ve İhsan Kaya’nın katılımıyla Sheraton Ankara Hotel’de gerçekleştirildi.
Görgün, burada yaptığı konuşmada, göreve başladığı günden bu yana ülke güvenliği ve silahlı kuvvetlerin ihtiyaçlarının yurt içi imkanların azami şekilde kullanılarak karşılanmasının yanı sıra savunma sanayisinin ihracatının artırılmasını odağına aldığını belirtti.
Bu amaç ve vizyon doğrultusunda 1 yılı aşkın süredir çalışmalarını ve faaliyetlerini özveriyle sürdürdüklerini vurgulayan Görgün, “İlk 15 ayımızda Başkanlığımız içerisinde, sistemleşme, ortak akıl, iletişim konularını ön plana alırken, sektör içerisinde de faaliyet alanlarını tanımlama, sektörel hizalanma, birbirini tamamlama konuları öncelikli alanlarımız oldu.” diye konuştu.
Görgün, hiçbir kamu kurumunda olmayan sistemleri kurduklarını ve bunları geliştirmeye devam ettiklerini dile getirerek, Başkanlığın içinde ve dışında Kurumun davranış kültürüne yön verecek temel değerleri, sürdürülebilir değişim, uzmanlık ve değer odaklı yetkinlik, yenilikçi liderlik, milli ve yerli teknoloji gelişimi, şeffaf ve güvenilir iletişim ile kapsayıcı ve katılımcı işbirliği olarak belirlediklerini bildirdi.
Başkanlığı ilgilendiren sorunlarla yüzleşmekten asla geri kalmadıklarını anlatan Görgün, şu değerlendirmede bulundu:
“Her bir soruna çözüm üretmek için adımlar atmaktan ve çözüm arayışında bulunmaktan çekinmedik. Tüm çalışanlarımızı ilgilendiren konularda mümkün olduğu kadar fırsat eşitliği sağlamaya gayret ediyoruz. Aldığımız tüm kararlarda öncelikle kendi aklımız ve vicdanımız için doğru ve adil gerekçeleri oluşturmaya çalışıyoruz. Sektörümüzün iyiliğine olacak tüm konularda arayışlarımızın ve çalışmaların kesintisiz devam edeceğini bilmenizi isterim. Bugüne kadar başardıklarımızın da ötesine geçmek, daha derinlere inmek, daha yükseklerde seyretmek için bilimsel ve teknolojik araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde odaklı ve kapsayıcı bir yaklaşımı benimsiyoruz.”
Bağımsız savunma sanayisinin gereği olan teknolojileri belli bir sistem dahilinde kazanmaya devam ettiklerini belirten Görgün, yarınların teknolojilerini de bugünden olgunlaştırmaya çalıştıklarını söyledi.
Görgün, savunma sektörünün gelişim alanlarında sektörün tamamına liderlik etmenin, birlikte çözüm üretmenin değerini bildiklerini, düzenleyici ve kolaylaştırıcı rolleri de doğru oynamaya çalıştıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Başkanlığımızın sahip olduğu bilgi, beceri ve deneyimin kişilerde değil sistemde kalmasını sağlamak önümüzdeki dönemde önceliklerimiz arasında olacak. Sektörümüzün sürdürülebilir bir büyümeyi muhafaza etmesini, ihracatını artırması için her türlü gayreti gösteriyoruz. İkili temaslarımız kapsamında; göreve geldiğimiz günden bugüne değin 130 yurt içi, 75 yurt dışı olmak üzere toplam 234 bin 99 kilometre kat ederek, 205 seyahat gerçekleştirdik.”
Görgün, geçen yıl, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 yurt dışı ziyaretine eşlik ettiklerine değinerek, şu ifadeleri kullandı:
“Uluslararası İşbirliği Daire Başkanlığımız koordinasyonunda, 12 savunma sanayi işbirliği toplantısına, 7 devletlerarası anlaşmaya, 9 savunma fuarına, 4 endüstri günü ve çalıştaya katılım sağladık. 68 ülke heyeti ile 224 adet ikili ve çok taraflı görüşme gerçekleştirdi. Yıl başından bu yana ise Cumhurbaşkanı’mızın 8 yurt dışı ziyaretinde kendilerine eşlik ettik. Uluslararası İşbirliği Daire Başkanlığımız koordinasyonunda, 5 adet savunma sanayi işbirliği toplantısına, 10 savunma fuarına, 6 devletlerarası anlaşmaya, 9 endüstri günü ve çalıştaya katılım sağladık.”
“İhtiyaç duyulan yetkin insan kaynağı yetişecek”
Savunma Sanayii Akademisine dair gelişmelere ilişkin bilgi de veren Görgün, mesleki, temel tamamlayıcı, stratejik, operasyonel, liderlik gibi yetkinlik konularını dijitalleştirerek yönetmeye çalıştıklarını söyledi.
Görgün, akademiyle ülkenin savunma sanayisi ekosisteminin ihtiyaç duyduğu yetkin insan kaynağının yetiştirilmesinin amaçlandığını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Ülkemizi var olan bölgesel ve global tehditlerden korumak için yerli donanım ve yazılım çözümlerini üretmemiz zorunlu bir durum. Bu gerçekliklerden yola çıkarak Milli Yetkinlik Hamlesi adını verdiğimiz büyük bir dönüşüm başlattık. Bu hamleyle yetenek yönetimi sistemimizi yeniliklerle güçlendirerek insan kıymetimizi başka bir boyuta taşıyacağımızı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Modern insan kaynakları yönetimi, teknoloji ve ilgili tüm yenilikleri savunma sanayisi ekosistemimizde hızlıca yaygınlaştıracağız. Akademimiz savunma sanayi alanında yetişmiş nitelikli insan gücünün arttırılmasına yönelik eğitim ve teknoloji programlarını geliştiriyor ve uyguluyor. Dijital çağın el verdiği tüm süreçleri ve uygulamaları kendimize uygun bir şekilde uyarlayıp, değerleyeceğiz ve kendimize uygun hale getirip uygulamaya alacağız. “
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türk Standartları Enstitüsü, TS EN ISO 56002 İnovasyon Yönetimi Sistemi Sertifikası’nı İzmir Büyükşehir Belediyesi İnovasyon ve Teknoloji AŞ’ye verdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan şirket, bu sertifikayı alan Türkiye’deki ilk belediye şirketi, Türkiye’deki ilk yazılım şirketi ve İzmir’deki ilk yerel yönetim birimi oldu. Sertifika töreni ise bu yıl teknoloji teması ile 93. kez kapılarını açan İzmir Enternasyonal Fuarı’ndaki İzmir İnovasyon ve Teknoloji AŞ standında yapıldı. Törende konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Bugün hepimizi mutlu eden, gururlandıran, geleceğe dair umut veren bir buluşma için bir aradayız. Burada 93. kez İzmir Enternasyonal Fuarı’nı gerçekleştiriyoruz ve bu fuarda tema olarak teknolojiyi seçtik. Fuarımız 93. yaşının bilgeliğine, çağı yakalaman dinamikliğini ekliyor. Belediyemizin iştiraki olan İzmir İnovasyon ve Teknoloji AŞ, Türk Standartları Enstitüsü tarafından verilen TS EN ISO 56002 İnovasyon Yönetimi Sistemi Sertifikası’nı almaya hak kazandı. Bu sertifika, İzmir’i teknoloji kenti yapma hedefimizin bir şeref belgesidir” dedi.
“İzmir’i teknoloji ve inovasyon alanında ileri taşıma kararlılığını yansıtıyor”
İzmir İnovasyon ve Teknoloji AŞ’nin Türk Standartları Enstitüsü tarafından verilen bu sertifikayı alan Türkiye’deki tek belediye şirketi ve aynı zamanda ilk yazılım şirketi olduğunu söyleyen Tugay, “TSE, şirketimizin her biriminde kapsamlı inceleme yaptı. İnovasyon yönetimi alanındaki kararlılığımızın ve yeni stratejilerimizin tescili olarak bu sertifikayı almaya hak kazandık. Bu sertifika, şirketimizin uluslararası standartlara uygun inovasyon süreçlerini sürdürülebilir şekilde yönetme yeteneğini, İzmir’i teknoloji ve inovasyon alanında ileri taşıma kararlılığını yansıtıyor” diye konuştu.
“İlhamımızı Atatürk’ten alıyoruz”
İzmir’in teknoloji ve inovasyon konusunda öncü şehir olma yolunda adım adım ilerlediğini ifade eden Başkan Tugay, “Sertifika; yeniliği teşvik etmek, kuruluşun mevcut yenilik performansını değerlendirmek, iş sürekliliğini sağlamak ve kurumsal değişim programlarını desteklemek için ortak bir çerçeve sağlayacak. Göreve gelişimin üzerinden 5 ay geçmişken bu gelişimi sağlayıp bu sertifikayı hak etmiş olmaktan dolayı mutlu ve gururluyum. Bizi bugünlerde ve yarınlarda var edecek en önemli araçlardan biri olan teknolojiyi en etkili ve doğru şekilde kullanmak için çalışmaya devam edeceğiz. Uluslararası standartlarda çalışarak İzmir’in teknoloji ve inovasyon alanındaki yolunu birlikte güçlendireceğiz. Gidecek çok yolumuz, yapacak çok işimiz var. İlhamımızı, Cumhuriyet’imizi kuran Ulu Önder Atatürk’ten, onun devrimci zihniyetinden alıyoruz. Bize miras bıraktığı fuarımızda ve Kültürpark’ta, muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefine adım adım yürümekten büyük kıvanç duyuyoruz” ifadelerini kullandı.
“Kararlı çalışmamızın tescili”
İzmir Büyükşehir Belediyesi İnovasyon ve Teknoloji AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Andaç Pamuk, “İnovasyon ve teknoloji konusunda ne kadar kararlı, ne kadar hedefleri olan bir çalışma içine girdiğimizi gösteren bir belgenin tescili için toplandık. Bu belgeyi alabilmemizi sağlayan tüm çalışma arkadaşlarıma ve iş birliği içinde güzel bir sertifikasyon sürecini geçirdiğimiz TSE yetkililerine çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. TSE Ege Bölge Koordinatörü Hakan Ozan da bu belgeyi İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne vermenin çok önemli olduğunu belirtti.
“İkisi de halkın özgürlüğünü savundu”
Konuşmaların ardından TSE Ege Bölge Koordinatörü Hakan Ozan tarafından Başkan Tugay’a sertifika takdim edildi. Törene Küba Cumhuriyeti Büyükelçisi Alejandro F. Diaz Palacios, Küba Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Raul Ernesto Madrigal Cardenas, İzmir Büyükşehir Belediyesi İnovasyon ve Teknoloji AŞ Genel Müdürü Emrecan Durmaz ve insansı robot Sophia da katıldı. Başkan Tugay’la tören öncesi sohbet eden Küba Cumhuriyeti Büyükelçisi Alejandro F. Diaz Palacios, Atatürk’ün çok sevilen bir lider olduğunu, Küba’nın eski devlet başkanı Fidel Castro ile benzer noktalarının bulunduğunu ve her ikisinin de halkın özgürlüğünü savunduğunu söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ilk etapta Ankara, İstanbul ve Antalya’da 30 kilometrelik kesimde pilot olarak başlattıkları ‘Kooperatif ve Akıllı Ulaşım Sistemlerine Yönelik Merkezi Yazılım Platformu’ projesinin 23 Kasım 2026’da tamamlanacağını belirtti. Uraloğlu, “Proje ile yolda meydana gelen kaza, duran araç, gizli buzlanma, yola düşen nesne, yol yapım ve bakım çalışmaları, şerit veya yol kapama gibi trafik güvenliği, seyahat hızı, konfor ve zamanı etkileyen olaylar tespit edilerek yol kullanıcılarına anlık olarak bilgilendirme sağlanacak” dedi.
Bakan Uraloğlu, ‘Kooperatif ve Akıllı Ulaşım Sistemlerine Yönelik Merkezi Yazılım Platformu Geliştirilmesi’ ve ‘Uydu Destekli Ulusal Akıllı Ulaşım Sistemleri Otomasyon Projesi’nde gelinen son aşamaya ilişkin açıklama yaptı. Uraloğlu, Kooperatif ve Akıllı Ulaşım Sistemlerine Yönelik Merkezi Yazılım Platformu Geliştirilmesi Projesi’nin Karayolları Genel Müdürlüğü, Türksat ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi Başkanlığı (UDHAM) ile yapılan 3’lü protokol çerçevesinde bir Ar-Ge projesi olarak yürütüldüğünü hatırlattı. Uraloğlu, “Akıllı ulaşım sistemleri mimarisi standartları ile kooperatif akıllı ulaşım sistemi verilerini tek bir merkezde IoT yazılım çatısı altında toplayarak, AUS uygulamalarında koordinasyonu sağlayacağız. Bu sayede sistemler arası bütünlük ve birlikte çalışabilirliğin tesis edilmesi, karayollarındaki sistemlerin izlenebilirliğinin ve yönetilebilirliğinin sağlanması, ortaya koyulacak gereksinimler ile teknolojik gelişmelere yön vererek operasyonel kabiliyetin artırılmasını hedefliyoruz” dedi.
30 KİLOMETRE PİLOT UYGULAMA
AUS IoT Merkez Yazılımının ilk etapta Ankara, Antalya ve İstanbul Karayolları Bölge Müdürlüğündeki kontrol merkezlerinde yapılacağını kaydeden Bakan Uraloğlu, “Kooperatif ve Akıllı Ulaşım Sistemlerine Yönelik Merkezi Yazılım Platformu ile yeni nesil iletişim teknoloji ve protokollerinin kullanılarak haberleşme ve uyarı senaryolarının gerçekleştirileceği Türkiye’de ilk defa 30 kilometrelik kesimde pilot sahada bir proje başlattık. Yolda meydana gelen kaza, duran araç, gizli buzlanma, yola düşen nesne, yol yapım ve bakım çalışmaları, şerit veya yol kapama gibi trafik güvenliği, seyahat hızı, konfor ve zamanı etkileyen olaylar tespit edilerek yol kullanıcılarına anlık olarak bilgilendirme sağlanacak. Yollara; akıllı sinyalizasyon, kamera, yol sensörleri, görüntü işleme, olay algılama, değişken mesaj işaretleri, değişken trafik işaretleri, meteorolojik bilgi sistemleri gibi akıllı ulaşım sistemleri kurulacak. Ankara, İstanbul ve Antalya bölgesinde kurulan kontrol merkezlerinde sistem ve network ekipmanlarının kurulumları yapılacak. Ayrıca fiber ve enerji altyapı kurulumları da gerçekleştirilecek” diye konuştu.
Projenin 23 Kasım 2023 tarihinde başladığını anımsatan Uraloğlu, yazılımın tamamlanması ve saha kurulum süresinin 24 ay olduğunu belirtti. Uraloğlu, projenin işletme ve bakım süresinin ise 12 ay olduğunu, 23 Kasım 2026’da projenin bitirilmesini hedeflediklerini söyledi. Projenin saha keşiflerinin tamamlandığını kaydeden Uraloğlu, “Detaylı dokümantasyon hazırlıkları yapıldı, yakın zamanda saha kurulumları başlayacak. Ayrıca yazılım analiz ve tasarım kabulü sonrası da yazılım geliştirme aşaması başlayacak” dedi.
AKILLI ULAŞIM SİSTEMLERİNE UYDU DESTEĞİ
Bakan Uraloğlu, yerli ve milli uydu haberleşme teknolojilerinin akıllı ulaşım sistemleri alanında kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla başlatılan Uydu Destekli Ulusal Akıllı Ulaşım Sistemleri Otomasyon Projesi’nde bütün süreçlerin tamamlandığını duyurdu. Uraloğlu, “Proje hizmete alındığında akıllı ulaşım sistemi mimarisi, Türksat uyduları ile desteklenerek veri akışı kesintisiz hale getirilecek. Proje hizmete alındığında karayolu ve haberleşme sektörleri başta olmak üzere, ulaşım sektörlerinin birbiriyle entegrasyonunu sağlamak amacıyla Türkiye’nin Ulusal AUS Mimarisi oluşturulmuş olacak. Böylece insansız kara araçları başta olmak üzere yeni nesil ulaşım teknolojilerinde kullanılan araçların iletişimi Türksat uyduları ile kesintisiz hale gelecek, kazaların da önüne geçilecek” ifadelerini kullandı.
Bakan Uraloğlu, projenin iki ana iş paketi kapsamında tamamlandığını söyleyerek, ilk pakette uydu üzerinden haberleşme sağlayabilen Ka Bant Sabit/Mobil IoT Terminal Antenlerin ve Ka Bant Kara SOTM Antenin üretimlerinin tamamlandığını bildirdi. Uraloğlu, “Üretimleri tamamlanmış antenlerin temel saha testlerini 9 Ocak’ta Türksat Yerleşkesinde tamamladık. Testleri başarıyla geçen antenler AUS alanında kullanım kabiliyetleriyle tam not aldı” dedi.
İkinci ana iş paketi kapsamında ise Türkiye ve dünyadaki AUS ve AUS mimarileri alanındaki mevcut durumunun detaylı analizini yaparak Ulusal AUS Mimarisi ve yazılımını geliştirdiklerini bildiren Bakan Uraloğlu, Uydu Destekli Ulusal Akıllı Ulaşım Sistemleri Otomasyon Projesi’nin bütün süreçlerinin tamamlandığını ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi Başkanlığı (UDHAM) ile Haberleşme Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanacak proje sonuç raporunun ardından hayata geçirileceğini söyledi.
]]>Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde görevli Doç. Dr. Ahmet Şakir Dokuz, Dr. Öğr. Üyesi Yeşim Dokuz ve araştırma görevlisi Alper Ecemiş, personel sirkülasyonu fazla firmalardaki yeni çalışanların eğitim sürelerinin kısaltılması amacıyla çalışma yaptı.
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) desteğiyle Niğde Teknopark’ta şirket kuran akademisyenler, oryantasyon eğitiminin kısaltılması için sanal gerçeklik gözlüğü ile kullanılan yazılım geliştirdi.
Geliştirilen yazılımın, imalat sektöründe makine ve metal işleme alanlarında, gıda ve tarım ürünleri üretiminde, otomotiv sektöründe, savunma sanayiinde hassas üretim sistemlerinde ve hizmet sektöründe kafe ve restoranlardaki endüstriyel cihazların öğrenilmesinde yaygın şekilde kullanılması amaçlanıyor.
Yazılım ve yapay zeka üzerine faaliyet gösteren şirketin 3 kurucu ortağından Doç. Dr. Ahmet Şakir Dokuz, AA muhabirine, geçen yıl KOSGEB’den aldıkları AR-GE ve inovasyon desteğiyle şirket kurduklarını ve 10 stajyerle çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.
Bir şirkete alınan personelin oryantasyon süresinden geçtiğini ve bu süreyi kısaltmak için yazılımı geliştirdiklerini anlatan Dokuz, şöyle konuştu:
“Yeni personel firmaya giriş yaptığında süreci oryantasyon eğitimiyle bir haftada öğrenirken, sanal gerçeklik destekli uygulamamızla bir gün sonrasında cihazı kullanabilir hale geliyor. Yazılımın en büyük avantajı bu. Özellikle personel sirkülasyonunun yoğun olduğu firmalar en çok bu konudan şikayetçi. Yeni personel alınıp yetkin kıvama geldiğinde başka bir şirkete geçebiliyor. Bu geçiş ne kadar çok olursa şirketin o kadar çok personel alıp eğitmesi gerekiyor. Biz yeni gelen bir personeli mümkün olan en hızlı şekilde sisteme dahil etmek adına sanal gerçeklik tabanlı eğitim sistemini öneriyoruz.”
Şirketlere özellikle dijitalleşmede çok büyük bir alternatif sunduklarını ifade eden Dokuz, video tabanlı eğitim sistemleri yerine insanların deneyimleyerek sürece dahil oldukları bir eğitim sistemi önerdiklerini, şu anda görüştükleri iki firmanın bulunduğunu belirtti.
Dr. Öğr. Üyesi Yeşim Dokuz da endüstriyel sistemlerde öğrenmenin kolay ve kalıcı yolunu bulmaya çalıştıklarını dile getirdi.
Deneyimlenerek yapılan görsel eğitimlerin sözel öğrenimlere göre daha kalıcı olduğunu vurgulayan Dokuz, şöyle devam etti:
“Artırılmış gerçeklik teknolojisiyle personeli sisteme katarak işletmelerin personel eğitim öğrenimini sağlamaya çalıştık. Projemizde artırılmış gerçeklik tabanlı bir eğitim sistemi oluşturduk. Eğitimi dijitalleştirerek bireyi gerçek cihazlara dokunmadan sanal modeller üzerinden cihazları kontrol etmesini ve öğrenmesini sağladık.”
Personel, eğitimin ardından teste tabi tutuluyor
Araştırma görevlisi Alper Ecemiş ise geliştirdikleri artırılmış gerçeklik ürününü iOS ve Android işletim sistemli cihazlarda başarılı bir şekilde gösterebildiklerini anlattı.
Uygulamada 2 farklı aşamanın olduğunu ifade eden Ecemiş, şunları kaydetti:
“Bunlardan ilki personelin eğitimi. Önce personel sanal gerçeklikte bir endüstriyel cihazın ne işe yaradığını, adımlarının ne olduğunu, nereye basması ve basmaması gerektiğini, kullanım kılavuzunu 3 boyutlu bir şekilde duyu organlarının hepsini kullanarak öğrenebiliyor. Bunu sanal bir şekilde gerçekleştirdiği için maddi zarara veya eğitimin veriminde düşüşe maruz kalmıyor. Aynı zamanda bir denetim mekanizmamızda var. İlk başta personeli eğitiyoruz, sonra teste tabi tutuyoruz. Test aşamasında personele bu ipuçlarını vermiyoruz. İpuçlarını vermediğimiz için kendi öğrendiği şekilde düğmelere basmasını bekliyoruz. Personel sanal düğmelere doğru bastıysa bir sonraki aşamaya geçiyor. Yanlış bastıysa diyoruz ki ‘bunun eğitiminde bir aksaklık var. Tekrardan eğitime devam etmeli.’ “
]]>Van Valiliği ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) işbirliğiyle, gençlerin teknolojiye uyum sağlamaları ve yazılım konusunda kendilerini geliştirmeleri amacıyla başlatılan “Yazılım Van Projesi” devam ediyor.
Projeden yararlanmak için başvuruda bulunan gençler arasında yapılan sınavda başarılı olan 40 öğrenciye, YYÜ’deki akademisyenler ve alanında uzman öğretmenler tarafından eğitimler düzenleniyor.
YYÜ İnnovan Girişimcilik Merkezinde yazılım geliştirme, kodlama, veri analizi, yapay zeka, mobil yazılımı, web yazılım, siber güvenlik, ağ ve sistem yönetimi konularında 8 aylık kursa tabi tutulan öğrencilerden başarılı olanlara sertifika veriliyor.
Bu sayede iş bulma imkanı kazanan öğrenciler, yazılım alanında önemli projeler geliştirmek istiyor.
“Öğrencilerimizi uzman statüsüne getirmeyi hedefliyoruz”
YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, AA muhabirine, gençlere ve öğrencilere hem girişimcilik konusunda hem de kariyerlerinde daha iyi noktalara gelmeleri için fırsat sunduklarını söyledi.
Kentin genç bir nüfusa sahip olduğunu ve bunu değerlendirmek istediklerini belirten Şevli, “Yapay zekanın hayatımıza bu kadar dahil olduğu bir süreçte Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı kapsamında İnnovan Girişimcilik Merkezini hayata geçirdik. 8 aylık eğitim sonucunda 40 öğrencimizi mezun ettik ve ikinci dönem için 40 öğrencimizin daha eğitimlerine başladık. Öğrencilere, mobil yazılım, web yazılım, siber güvenlik, ağ ve sistem yönetimi konularında dört sınıfta ders veriyoruz.” diye konuştu.
Öğrencilerin ilgi alanlarına göre 10 kişilik sınıflarda eğitim gördüğünü vurgulayan Şevli, şunları kaydetti:
“Proje kapsamında haftada 16 saat eğitim alan öğrencilerimizi, mezun olduktan sonra alanlarına göre uzman statüsüne getirmeyi hedefliyoruz. Bu eğitimlere her bölümden öğrencilerin yanı sıra lise mezunu ya da farklı üniversite öğrencileri de başvuru yapabiliyor. Projeye yoğun ilgi var. Öğrencilerin hayal güçlerini geliştirerek, fikirlerini daha iyi noktaya taşımaları konusunda ulusal ve uluslararası fonlarla proje yazma eğitimleri veriyoruz. İlerleyen süreçlerde fikirlerini projeye dönüştürmeleri ve yatırımcı bulmaları konusunda bir zemin oluşturuyoruz. Kentte ve çevre illerdeki girişimcileri de merkezimize bekliyoruz. Girişimcilik merkezimizi 24 saat eğitim görebilecekleri hale getirmeyi planlıyoruz.”
“Yerli ve milli teknoloji hamlesine katkı sunmak amacıyla projeye başladık”
İnnovan Girişimcilik Merkez Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Erol Kına da proje ile istihdama da katkı sağlamak istediklerini dile getirdi.
İlk grupta mezun olan 40 öğrenciyi işverenlerle buluşturduklarını anlatan Kına, bu öğrencileri ilerleyen zamanlarda çok iyi yerlerde göreceklerine inandıklarını vurguladı.
Bilgisayar Bilimleri Araştırma Uygulama Merkez Müdürü Emre Biçek ise “Geleceğin yazılımcılarını yetiştirmek ve teknolojiye ayak uydurmak için bu eğitimleri uygun gördük. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın istihdam seferberliğine, yerli ve milli teknoloji hamlesine katkı sunmak adına kamu kurumlarını bir araya getirerek projeye başladık. Gençler yoğun ilgi gösteriyor.” ifadelerini kullandı.
Merkezdeki eğitime katılan Sena Polater, “Yazılım projesinin ilk mezunlarından biriyim. Veri tabanı uzmanlık eğitimi aldım. Şu an hem çalışıyor hem de üniversite okuyorum. DATA QR projemizi daha da geliştirerek, girişimcilik ekositemine dahil olmaya çalıştık. Turizm sektöründe de QR kod ile herkes istediği veriye ulaşabiliyor. Amacımız bölgede dijital okuryazarlığı artırmak. Daha sonra mobil uygulamaya dönüştürerek, şirketleşme yolunda ilerlemeyi hedefliyoruz.” diye konuştu.
]]>Erciyes Teknopark’ta 2013’te kurulan, Almanya, Kayseri ile Ankara’da ofisleri bulunan şirket, 30 kişilik ekiple “gömülü sistem” yazılımla elektronik kontrol ünitelerine yerli ve milli yazılımlar yapıyor.
Şirket yöneticilerinden Bekir Düzçekiç, AA muhabirine, Kayseri’de milli imkanlarla yazılım ürettiklerini söyledi.
Normal ve elektrikli araçlar için geliştirilen yazılımları yurt dışına ihraç ettiklerini belirten Düzçekiç, “İhraç ettiğimiz ülkeler arasında Almanya, ABD, Japonya var. Asya pazarında da bir deneyimimiz oldu. Yazılımlarımızı ihraç ediyoruz.” dedi.
Düzçekiç, hacklenmede çeşitli metotların olduğunu anlatarak, araç içi haberleşmesini sağlayan CAN (Controller Area Network- Denetleyici Alanı Ağı) adı verilen hatta sızılarak oradaki verilerin değiştirildiği ve donanımsal olarak voltaj değerleri ile araçtan verilerin çalındığını ifade etti.
Geliştirdikleri yazılımla verilerin dışarıdan erişilmeyecek özel bir alana koyulduğunu aktaran Düzçekiç, her bir araç için özel sertifika tuttuklarını anlattı.
Ünlü markalarla çalışıyorlar
Otomotiv sektöründe araçların hacklenmeye karşı siber güvenliğe ihtiyacı olduğunu vurgulayan Düzçekiç, “Mercedes, Porsche, BMW, Volvo ve Audi gibi firmalarla çalışıyoruz. Japonya’da Fuji firması ile çalıştık. Otomotiv sektörüne siber güvenlik başladığından beri sektörün içerisindeyiz. Biliyorsunuz çağımızın sorunu siber güvenlik. Otomotiv sektöründe de araçların hacklenmeye karşı bir yazılıma, siber güvenliğe ihtiyacı var. Biz bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” diye konuştu.
Düzçekiç, Teknopark’ın kendilerine verdiği desteklerden dolayı teşekkür ederek, sağlanan imkanların örnek olması gerektiğine dikkati çekti.
Şirkette teknik lider olarak çalışan Hakan Mert Kum da “gömülü sistem” yazılımı hakkında şu bilgileri verdi:
“Araçlara yazılım üretirken PCB kartları dediğimiz kartların üzerinde işlemciler var. Bu işlemciler piyasada bulabileceğiniz işlemciler değildir. Projelere başladığımız zaman onlar üretim ve geliştirme aşamasında oluyor. Biz üreticilerle geliştirmeye başlıyoruz. Gömülü sistemler şu an kullandığımız tüm sistemlerin içerisinde yer alan özelleşmiş ve genellikle tek bir amaca yönelik sistemlerden oluşmaktadır. Şu an mikrofon ve kamerada da gömülü sistemler bulunmaktadır. Tek bir amaca yönelmiş, tek bir işi geliştirmek için icra edilen sistemler diyebiliriz.”
“Hacklenme ihtimalleri artıyor”
Türkiye’deki firmaların tek bir yazılıma odaklandığını dile getiren Kum, şunları kaydetti:
“Araçlarda şu an kontak sistemi, kapı kollarından uyanması, kilitlenmesi, kilit mekanizması, hırsız alarmı, batarya üretim sistemleri, elektronik park freni gibi işlemlerin gerçekleştirilmesini sağlıyoruz. Bizim gibi otomotiv alanlarında çalışan firmalar bulunmakta ama genelde Türkiye’deki firmalar tek bir yazılıma odaklanmaktadır. Kontrol ünitesinin içerisinde en az 7-8 yazılım var. Biz bunlara hakim olduğumuz için bunları geliştirmekteyiz. Bizi diğer firmalardan öne çıkartan ve tek olmamızı sağlayan özelliğimiz budur.”
Modernleşen otomobillerin hacklenme ihtimallerinin arttığına dikkati çeken Kum, “Bu yüzden otomotiv üreticileri yeni sistemler geliştirmeye başladılar. Bunların başında ‘Hardware Security Modülü’ dediğimiz HSM yazılımı ve donanımı bulunmaktadır. Biz şu an üreticilerle en başından itibaren birlikte geliştirmeler yapmaktayız. Şu anda Kayseri’de yerli ve milli olarak HSM yazılımı üretmeye başladık. Onun üzerine çalışmalar gerçekleştirmeye devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
]]>AR-GE, inovasyon, yazılım geliştirme, entegrasyon ve çözüm sağlama alanlarında Türkiye dışında Katar, Amerika Birleşik Devletleri ve Fas’ta faaliyetlerini sürdüren MİA Teknoloji, Türkiye’de var olan güçlü işbirliklerini tüm dünya ülkelerine taşımaya devam ediyor.
Şirketin sağlık alanında sahip olduğu yazılımlara ilişkin lisans hakları ile ilgili olarak sağlık yazılımında önde gelen Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir firma ile yaptıkları yatırım bazlı görüşmeler sonuçlandı.
Görüşme sonrasında şirketin sağlık alanında sahip olduğu yazılımlara ilişkin lisans haklarının, Amerika’da kurulan New York merkezli MIA Tech Corporation unvanlı iştirak şirketine devredilmesi ve yine bu iştirakin yüzde 51 hissesinin ABD merkezli yatırımcı firmaya satılmasına ilişkin sözleşme imzalandı.
MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Ünal, MİA Teknoloji’nin iştiraki MIA Tech Corporation’ın ABD merkezli bir şirketten aldığı yatırıma ilişkin düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, MİA Teknoloji olarak sağlık bilişimi alanında hizmet ve tedarik zinciri işlevlerini kolaylaştıran, ülke sağlık sisteminin yazılımsal ihtiyaçlarını karşılayan faaliyetlerine hız kesmeden devam ettiklerini belirtti.
Sektörde var olan 17 yıllık deneyimlerine güvenerek piyasadaki değişen ve gelişen taleplere teknolojik çözümler ile dönüş yaptıklarını ifade eden Ünal, “Sağlık sektörünün ihtiyaçlarını kapsayarak hastanelerin günümüz rekabetçi ortamına ve teknolojik gelişmelerine ayak uydurmasını sağlayacak birçok yazılım projesini hayata geçiriyor ve güçlü iş birlikleri ile bunu tüm dünya ülkelerine taşıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Ünal, “ABD merkezli yatırımcı bir firma ile yaptığımız anlaşma doğrultusunda sağlık teknolojileri yazılımlarımızın satın alınması ile başlayan müzakere sürecimiz New York merkezli iştirakimiz MIA Tech Corporation’a ürünlerin satış ve pazarlaması ile ilgili olarak lisans verilmesi, yüzde 51 payının ABD merkezli bir yatırımcıya satılması ve şirketimizin sağlık alanında geliştirdiği yazılımların yurt dışı satış ve pazarlama faaliyetlerinin MIA Tech Corporation üzerinden gerçekleştirilmesi noktasında nihayete erdi. Gerçekleştirdiğimiz bu sözleşme ile küresel sağlık teknolojileri pazarında önde gelen merkezlerden biri olmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
Türkiye’nin sağlık sektörü yazılımları açısından dünyada lider bir ülke olduğunu belirten Ünal, “Amerika’da ve Avrupa’da bu görülebiliyor. Belki öyle bir kıvılcım gerekiyordu. Bundan sonra inşallah farklı yerel firmalar da bu yolu takip ederek devam eder.” dedi.
Dijital sağlık sektörünün 2030 yılında 18 milyar dolar büyüklüğe ulaşması hedefleniyor
Yatırım alan yerli ve milli yazılımın, bir ülkenin tüm sağlık faaliyetlerini merkezi bir platform üzerinden entegre bir şekilde yönetilmesini sağladığına değinen Ünal, geliştirdikleri yerli ve milli yazılımın sağlık sistemlerinde kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılayacak ölçekte bir sistem sunduğunu dile getirdi.
Orta Doğu ve Kuzey Amerika bölgesinde uzun vadeli yatırımlar ve işbirlikleri gerçekleştirmeyi planladıklarını ifade eden Ünal, “Orta Doğu ve Kuzey Amerika bölgesi başta olmak üzere dijital sağlık sektörünün 2030 yılında 18 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Biz de buradaki potansiyeli görüyor ve projelerimizi bu bölgelerde yoğunlaştırıyoruz.
İştirak şirketimiz MIA Tech Corporation uluslararası sağlık bilişim piyasasında iş geliştirme faaliyetlerine başladı. Aynı zamanda şirketimiz bu bölgelerdeki iş geliştirme operasyonları, pazar payı büyümesi ve AR-Ge faaliyetlerini de destekleyerek uzun vadeli iş birlikleri ile çeşitli yatırımlar gerçekleştirmeyi planlıyor.” dedi.
Ünal, “Kuzey Amerika ve MENA bölgesi dediğimiz Orta Doğu Bölgesi başta olmak üzere bütün dünyaya burada yazılımlarımızı açmak istiyoruz zaten. Burada, Amerika’nın özellikle MENA bölgesinde çerçeve anlaşmaları var. Çok büyük avantajları var bu bölgede. Hazır limitleri, parası olan işler var. Bunların içerisinde hemen katılmak istiyoruz.” diye konuştu.
Uzaktan sağlık hizmeti yazılımlarını milyonlarca üyeye ulaştırmayı hedefliyor
Ünal, dijital sağlık alanındaki yatırım ve hedeflerine değinerek, yeni yatırımları ile birlikte bulundukları bölgelerdeki sağlık merkezlerinin altyapısı güçlendirilerek, tıbbi ekipman ve çözüm odaklı teknolojilerin temin edilmesini sağlayarak, dijital sağlık platformları aracılığıyla hastaların takibi ve yönetiminin kolaylaştırılmasında destek sağlayacaklarını aktardı.
Kuzey Afrika’daki sağlık hizmetlerine erişimi artırmak için yerel sağlık kuruluşlarıyla işbirliği yapılması yönündeki faaliyetlere ağırlık vereceklerine işaret eden Ünal, “Bölgelerin ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştireceğiz. Orta Doğu’da kronik hastalıkların yönetimi için yenilikçi çözümler sağlarken, Kuzey Amerika’da ise yaşlanan nüfusa yönelik sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi noktasında aktif rol alacağız.” diye konuştu.
Ünal, en büyük hedeflerinin uzaktan sağlık hizmeti yazılımları globalde bu sisteme entegre olan ve kullanan milyonlarca üyeye ulaşacak bir sistemi geliştirmek ve tüm bu süreçleri karma gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik teknolojileri ile yönetilmesini sağlamak olduğunu dile getirdi.
“Türkiye genelinde Elektrikli Araç Şarj Ağ Operatörleri arasında ilk 5’e girmeyi hedefliyoruz”
Ünal, 2024 yılı için teknoloji ve inovasyon başta olmak üzere ajandalarında çeşitli stratejik gündem konularına yer ayırdıklarını belirterek, gündem konuları arasında işlerinin gelecekteki büyümesini ve sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla, yapay zeka ve makine öğrenimi, dijital dönüşüm, IoT ve akıllı cihazlar, siber güvenlik ve veri koruma, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik, veri analitiği ve tahmin modelleri, eğitim ve yetenek geliştirmenin yer aldığını kaydetti.
Bu yıl yüzde 90 oranında DC istasyon ağına sahip olmayı ve Türkiye genelinde Elektrikli Araç Şarj Ağ Operatörleri arasında ilk 5’e girmeyi hedeflediklerini aktaran Ünal, “Bu hedefe ulaşmak için gerekli altyapı çalışmalarımızı sürdürerek, daha fazla şarj istasyonunu faaliyete geçirmeyi planlıyoruz.” dedi.
Ünal, 2024 yılında paylaşımlı araçlarını da şarj ağı sistemlerine entegre ederek sıfır karbon salınımı ile kesintisiz sürdürülebilir bir ulaşım ağı sağlamayı amaçladıklarına dikkati çekerek, “Bu şekilde, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir ulaşım sağlayarak insanlar için güvenli ve konforlu bir seyahat imkanı yaratacağız. Bu amaca yönelik ise kısa vadeli planlarımız arasında 2024 yılının son çeyreğine doğru, şarj istasyonlarının elektriğini karşılamak adına güneş enerji santrali kurma projemiz yer alıyor.” yorumunu yaptı.
“Enerji tarafında da yatırımlarımız olacak”
Enerji tarafında da yatırımlarının olacağına dikkati çeken Ünal, Çin’in en büyük beşinci firmasıyla şu anda masada olduklarını ve yatırım yapmak istediklerini belirterek, “Şimdi böyle firmaların radarına girebilmek bizim için çok büyük bir gurur. Bunlar çok büyük firmalar. Yatırım yapmak istiyorlar ve bizi yatırım yapılabilir görüyorlar. Bu bizim için çok önemli.” ifadelerini kullandı.Ünal, “Yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren Enerjey firmamız ile başta Türkiye’de GES (Güneş enerji santrali) ve enerji depolama alanında yaptığımız başvuru süreçleri ile de bu alanda büyük yatırımlar hayata geçirerek sürdürülebilir ekosisteme katkı sunmayı hedefliyoruz” yorumunu yaptı.
Dul ve çocuklu kadınlar ve çocuklarının sosyal hayat içerisinde yer edinmeleri, çocuklarının eğitimlerinin ve temel ihtiyaçlarının sağlanması ile bu kadınlara karşı toplumsal baskıların ortadan kaldırılmasına destek olmak amacı ile MİA Yardım Kültür ve Eğitim Vakfı kurduklarını söyleyen Ünal sözlerini şöyle tamamladı:
“Vakfımızı yardıma ihtiyacı olan ve doğal felaketlerden etkilenen kişilere yardımda bulunmak, bu yardımların kurumsal hale gelmesini sağlamak ve bununla birlikte hem bakımevi, huzurevi ve rehabilitasyon merkezi kurmak hem de halihazırda kurulu olanları desteklemek amacıyla kurduk. Hedefimiz; eğitim, adalet, sağlık, verimlilik, inovasyon, teknoloji, sanatsal faaliyetler, denizcilik ve su spor faaliyetleri ile tüm spor dallarında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınmasına faydalı olacak konularda destekleyici faaliyetlerde bulunmak ve sokak hayvanlarının barınma, sağlık ve yiyecek ihtiyaçlarının karşılanması ile hayvan hakları bilincinin yerleşmesini sağlamak.”
]]>Ünlülerin sesini yapay zeka ile taklit edip, dijital platformlara verdikleri reklamlarla vurgun yapıyorlar
Yazılım mühendisi Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar:
“Bazen biz bile şaşırıyoruz. O kadar güncel teknolojiler kullanıyorlar ki…”
“Kazandıkları devasa paralar var ve bu devasa paranın bir kısmını kendilerini, dolandırıcılık yöntemini geliştirmek için harcıyorlar”
“Sizin ses kaydınızı da alabiliyor. Bu ses kaydınızı yapay zeka yöntemiyle kullanarak akrabalarınızı dolandırabilirler. Nasıl Selçuk Bayraktar’ın, Aydın Doğan’ın sesini kullanabiliyorsa sizin sesinizi de üretebilirler”
KOCAELİ – Yapay zekanın korkutan yanlarından biri olan “deepfake” (derin sahte) teknolojisi, dolandırıcıların elinde hem vatandaşı mağdur ediyor hem de dezenformasyona sebep oluyor. Ünlü isimlerin seslerini taklit ederek yatırım vaadi yalanıyla hazırladıkları videoları internet ortamına yayan dolandırıcılar, vatandaşların gerçeklik algısını hedef alıyor. Yapay zekanın ateş ve bıçak gibi olduğunu, birçok faydası bulunduğunu fakat kötü ellerde zarara sebebiyet verdiğini söyleyen KOÜ Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, bu teknolojinin tüm detaylarını anlatarak, önemli uyarılarda bulundu.
Hızla büyüyen yapay zeka, bir yandan hayatı kolaylaştırırken, diğer yanda kötü amaçlar için kullandığında çeşitli endişelere sebep olabiliyor. Özellikle yapay zekanın hem hayran bırakan hem de korkutan örneklerinden biri olan deepfake videoları, sorumsuzca kullanıldığında dezenformasyonun hızla yayılmasına yol açıyor. Son olarak internet ortamında sponsorlu olarak paylaşılan ve yayılan videolarda kullanılan yöntem, yazılım mühendislerini bile şaşkına çevirdi. Ünlü kişilerin seslerini yapay zeka ile taklit eden dolandırıcılar, Türkiye’nin önemli şirketlerinin isimlerini de kullanarak, “Yatırım yapın, para kazanmaya başlayın” vaadinde bulunuyor. Yapay zeka ile elde edilen sahte ünlü görüntüleri ve sesleri, vatandaşları mağdur ediyor.
“Bilgisayarlara birtakım şeyler öğreterek, karar vermesini sağlıyoruz”
Kocaeli Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, hem hayat kurtaran hem de korkutan yapay zekanın tehlikeli yönüne ilişkin bilgilendirmelerde bulunarak, vatandaşları uyardı. Yapay zekanın, bilgisayarın neredeyse bir insanmış gibi düşünmesine, eyleme geçmesine ve yanıt vermesine imkan sağladığını ifade eden Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, “Bilgisayarların düşünme kabiliyetleri yok. Aslında biz bu bilgisayarlara birtakım şeyler öğreterek, karar vermesini sağlıyoruz. Mesela elma ve armutun fotoğrafını gösteriyoruz. Yüzlerce, binlerce veri kümeleri içerisinden ‘Bu elmadır’ ‘Bu armuttur’ diyoruz ve birtakım matematiksel formüller ile bunlara ait özellikleri çıkarıyor. Bu özelliklerden sonra karar oluşturuyor. Örneğin elmaya ve armuta dair özelliklerin neler olduğuyla ilgili bir karar çıkarıyor. Bundan sonra gösterdiğimiz elma ve armuta bakıp, ‘Bu elmadır’ ‘Bu armuttur’ diyerek karar veriyor” dedi.
“Tüm varyasyonları biliyor”
Günümüzde yapay zekanın çok ilginç bir hal almaya başladığını söyleyen Konyar, pandemiden sonra yeni yazılımlar çıktığını belirtti. Sohbet robotlarından, deepfake teknolojisine kadar birçok yazılımın popüler olduğunu anlatan Konyar, “Her gün yenisi çıkıyor. Artık çok basit bir ses kaydınızla sizin için bir video oluşturabiliyorlar. veya yazdığınız metin ile sizin için yeni bir fotoğraf üretebiliyorlar. Bunun içinde yapay zekanın güncel teknolojileri kullanılıyor. Binlerce, milyonlarca görüntü kullanılarak bu iş yapılıyor. Örneğin, ‘Ben kuş görmek istiyorum. Gagası, kanatları şu şekilde olsun’ dediğinizde, böyle bir kuş gerçekte olmayabiliyor ama milyonlarca kuş görüntüsüyle eğitildiği için bunlara ait özellikleri öğrenmeye başlıyor. Mesela artık gagaların nasıl olabileceğini biliyor. Tüm varyasyonları biliyor. Dolayısıyla sizin istediğiniz enteresan özellikteki kuşu üretip, karşınıza çıkarıyor” diye konuştu.
“Biraz bilinçli değilsek kanabiliyoruz”
Son zamanlarda yapay zeka teknolojisi kullanılarak yapılan dolandırıcılık olaylarında artış yaşandığına dikkat çeken Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu sahte videolarda birtakım ünlü kişiler kullanılıyor. Örneğin aralarında Selçuk Bayraktar’ın, Aydın Doğan’ın olduğu videolar yapılmaya başlandı. ‘Şuraya yatırım yapın’, ‘Ben şuraya katıldım çok para kazandım’ ‘Şuraya para gönderin’ gibi videolar çıkmaya başladı. Maalesef birçoğumuz buna inanmak durumunda kalabiliyoruz. Eğer ki biraz bilinçli değilsek kanabiliyoruz. Selçuk Bey’in böyle bir işe girmeyeceğini biliyoruz. Biz biliyoruz fakat bazen bazı vatandaşlarımız bu durumun farkında olmayabiliyor. ya da Aydın Doğan’ın ismi, cismi bilinmeyen bir yere yatırım çağrısı yapmayacağını biliyoruz. Halkımızın bunu biliyor olması gerekiyor. Ünlülerin adı sanı bilinmeyen bir yerden reklam yapmayacağını herkes bilir. Çünkü bir ünlü reklam alıyorsa bunu sosyal medya hesaplarında paylaşabiliyor”
“Kazandıkları paraları dolandırıcılık yöntemini geliştirmek için harcıyorlar”
İnternet ortamına yayılan sahte videoların profesyonel yazılımcılar tarafından hazırlandığını kaydeden Doç. Dr. Konyar, “Yurt içinden veya yurt dışından birtakım siparişlerle yazılım yaptırabiliyorlar. Mesela bugün Hindistan’a istediğiniz yazılımı yaptırabilirsiniz. Orada Hindistanlı yazılımcılar ucuza çalıştığı için sizin tarif ettiğiniz özelliklerle size yazılım yapıp, gönderebiliyorlar. Dolandırıcılar da maalesef çok popüler işler yapıyorlar. Yazılımı son teknolojisine kadar kullanabiliyorlar. Yurt dışından birisi yaptığı için Türkiye’de kimse de töhmet altında kalmamış oluyor. Zaten dolandırıcılar bu işi çok iyi biliyorlar. Nasıl dolandırılacağını, hangi yazılımla, hangi teknolojiyle bunları biliyorlar. Bazen biz bile şaşırıyoruz. O kadar güncel teknolojiler kullanıyorlar ki… Çünkü kazandıkları devasa paralar var ve bu devasa paranın bir kısmını kendilerini, dolandırıcılık yöntemini geliştirmek için harcıyorlar” şeklinde konuştu.
“Bedava peynir sadece fare kapanında olur”
Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, sahte videoların internet ortamında reklam olarak vatandaşların karşısına çıktığını, bunun ise “phishing (oltalama)” olarak adlandırılan bir yöntem olduğu bilgisini verdi. Bazı vatandaşların kişisel bilgilerine zaman zaman ilgisiz davranabildiğini vurgulayan Konyar, şu ifadeleri kullandı:
“Bir kısım vatandaşımız, ‘Deneyelim. Bir şey çıkmazsa en fazla telefon numaram gider’ diye düşünüyor. Onun için bu değerli bilgi olamayabiliyor ama sadece telefon bilgimizi almıyor. Sizin ses kaydınızı da alabiliyor. Bu ses kaydınızı yapay zeka yöntemi ile kullanarak akrabalarınızı dolandırabilir. Nasıl Selçuk Bayraktar’ın, Aydın Doğan’ın sesini kullanabiliyorsa sizin sesinizi de üretebilirler. Karşımıza bir video, reklam çıktığı zaman kesinlikle şüphelenmemiz gerekiyor. Çokça söylüyoruz, bedava peynir sadece fare kapanında olur. Kimse bize düşük bir yatırımla yüksek paralar vermez”
“Yapay zeka aynı bıçak ve ateş gibidir”
Yapay zekanın ürettiği sahte videolar da ipuçları da bulunduğunu dile getiren Konyar, “En bilenini ses ve dudak senkron şekilde hareket etmez. Dudak hareketlerimizi tam olarak taklit edemiyor. Her insanın farklı harf ve ses hareketleri var. Bizim çıkardığımız harfleri ve kelimeleri taklit edemiyor. Deepfake dediğimiz derin sahtelik videolarında gözlerin hareketlerini de takip etmek gerekiyor. İnsanların gözlerini doğal davranışı bellidir. Gözlerdeki davranış doğal mı, kirpik kaşlar doğal oynuyor mu? Sahte videolar yavaşlayınca saçmalamaya başlıyor. Görüntüler tuhaflaşıyor. Dudak hareketleri yüz, el, kol değişmeye başlıyor. Yazılım, yapay zeka aynı bıçak ve ateş gibidir. Binlerce faydası var ama bıçağı başka amaçla kullanmaya başladığınızda zararları var. Ateşin birçok faydası var ama bir yerleri de yakmamak lazım. Yapay zeka harikadır, yazılım çok güzeldir birçok kişinin, birçok firmanın hayatını kolaylaştırıyor ama bir de zarar tarafı var. Uyanık olmak lazım” diye konuştu.
Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, sahte videoların ilgili mercilere bildirilmesi gerektiğine de dikkat çekerek, “Karşımıza çıkan böyle videolar olduğunda kesinlikle yetkililere bildirelim. Bilişim Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun ihbar hattı var. Vatandaşlarımızın o ihbar hattı ile iletişime geçerek, bu güvenli olmayan ya da şüpheli olan videoları, işlemleri bildirmeleri gerekiyor” dedi.
]]>Bilişim Uzmanı Topuzoğlu: “Yazılımcı firma ile sözleşme yapılmazsa arka kapı üzerinden bilgilere ulaşmak mümkün olur”
“Bilinmeyen uygulamalarda veri saklanırsa, daha sonra nereye gideceğini bilemeyiz”
KAYSERİ – Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, firmaların ve kurumların Kişisel Verileri Koruma Kanunu gereği bilgi saklamak için kullandıkları yazılımcı firma ile sözleşme yapmamasının sistemde ‘arka kapı’ denilen açığın oluştuğunu söyleyerek, “Bilinmeyen uygulamalarda veri saklanırsa, daha sonra nereye gideceğini bilemeyiz” dedi.
Vatandaşların herhangi bir işlem için kimlik verirken üzerine ne için verdiklerini yazmaları gerektiğini söyleyen Hakan Topuzoğlu, “Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum; bu konuda yasal anlamda çok ciddi düzenlemeler yapıldı. Herhangi bir şekilde cirosu ve çalışan sayısı ne olursa olsun eğer kimlik bilgileri alınıyorsa mernis kaydı ve eğer bu kişilere de toplu şekilde ileti gönderiliyorsa İleti Yönetim Sistemi kaydının yapılması gerekiyor. Bununla birlikte eğer e-ticaret üzerinden satış yapılıyorsa da EGBİS kaydının yapılması gerekiyor. Biz de bu konuda firmaları uyarmak istiyoruz. Çünkü çok ciddi yaptırımları da var. Kişisel anlamda da bu verilerimizi verirken, mesela bir telefon aboneliği yapacağız diyelim kimlik veriyoruz. Kimliğin üzerine en azından ne için olduğunu yazarsak ileride yaşayabileceğimiz sorunların da önüne geçmiş olabiliriz” dedi. Topuzoğlu, firmaların ve kurumların yazılımcı firma ile sözleşme yapmamasının veri saklamada açık oluşturacağını söyleyerek, “Yine çok önemli bir konuya temas etmek istiyorum; herhangi bir yazılım alınıyor ve kullanılıyor. Bilgiler burada kayıt ediliyor. Derneklerde, vakıflarda, siyasi partilerde ya da şirketlerde yine aynı şekilde kurslar, okullar ve eğitimle ilgili kurumlarda bu bilgiler alınıyor ve bir programa kaydediliyor ama o programı yazan yazılımcı firmayla ilgili olarak gerekli sözleşmeler yapılmazsa ve onlar da gerekli önlemleri almazsa bu sefer arka kapı dediğimiz backdoor üzerinden girerek bu bilgilere ulaşmak ve bunları da çok rahat bir şekilde sızdırmak, dağıtmak ve satmak ne yazık ki mümkün olabilecektir. Şu anda herhangi bir denetim bu konuda da yok. Yani bir kişi ben yazılım yaptım deyip de bunu rahatlıkla satabiliyor. Bu konuda bir düzenlemenin faydalı olabileceği inancındayız” ifadelerini kullandı. Verilerin bilinmeyen yerlerde saklanmasının sonucunda daha sonra nereye gideceğinin de belirsiz olduğunu söyleyen Hakan Topuzoğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Aslında devletin resmi kurumları bu yazılımları inceleyip bir arka kapı olup olmadığını çok rahat bir şekilde görebilir. Burada sorumluluk yazılım firmasına da eğer herhangi bir zafiyet varsa ait olarak kabul edilebilir. KVKK kaydı olan firmalarda veri sızdırılması durumunda 1 milyon 800 bin TL’den başlayan para cezaları verilebiliyor. Geçmişte yine çok ünlü sipariş firmalarında da bunlar yaşanmıştı. Ne yazık ki birçok kurumda da yine bununla karşılaşıyoruz ve şu anda böyle bir durum olduğu zaman saklama gibi imkanları da yok KVKK gereğince. Kendilerinin de bu konuyu açıklamaları gerekiyor ve KVKK’nın sitesinde de resmi bir şekilde yayınlanıyor. Bu konu çok önemli çünkü herhangi bir şekilde siz verilerinizi bir yerde saklıyorsanız ya da bilmediğiniz internetten indirdiğiniz ücretsiz olduğu için tercih ettiğiniz bir programda saklıyorsanız daha sonra verilerin nereye gideceğini de bilemezsiniz.
]]>Vatandaşların herhangi bir işlem için kimlik verirken üzerine ne için verdiklerini yazmaları gerektiğini söyleyen Hakan Topuzoğlu, “Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum; bu konuda yasal anlamda çok ciddi düzenlemeler yapıldı. Herhangi bir şekilde cirosu ve çalışan sayısı ne olursa olsun eğer kimlik bilgileri alınıyorsa mernis kaydı ve eğer bu kişilere de toplu şekilde ileti gönderiliyorsa İleti Yönetim Sistemi (İYS) kaydının yapılması gerekiyor. Bununla birlikte eğer e-ticaret üzerinden satış yapılıyorsa da EGBİS kaydının yapılması gerekiyor. Biz de bu konuda firmaları uyarmak istiyoruz. Çünkü çok ciddi yaptırımları da var. Kişisel anlamda da bu verilerimizi verirken, mesela bir telefon aboneliği yapacağız diyelim kimlik veriyoruz. Kimliğin üzerine en azından ne için olduğunu yazarsak ileride yaşayabileceğimiz sorunların da önüne geçmiş olabiliriz” dedi.
Topuzoğlu, firmaların ve kurumların yazılımcı firma ile sözleşme yapmamasının veri saklamada açık oluşturacağını söyleyerek, “Yine çok önemli bir konuya temas etmek istiyorum; herhangi bir yazılım alınıyor ve kullanılıyor. Bilgiler burada kayıt ediliyor. Derneklerde, vakıflarda, siyasi partilerde ya da şirketlerde yine aynı şekilde kurslar, okullar ve eğitimle ilgili kurumlarda bu bilgiler alınıyor ve bir programa kaydediliyor ama o programı yazan yazılımcı firmayla ilgili olarak gerekli sözleşmeler yapılmazsa ve onlar da gerekli önlemleri almazsa bu sefer arka kapı dediğimiz backdoor üzerinden girerek bu bilgilere ulaşmak ve bunları da çok rahat bir şekilde sızdırmak, dağıtmak ve satmak ne yazık ki mümkün olabilecektir. Şu anda herhangi bir denetim bu konuda da yok. Yani bir kişi ben yazılım yaptım deyip de bunu rahatlıkla satabiliyor. Bu konuda bir düzenlemenin faydalı olabileceği inancındayız” ifadelerini kullandı.
Verilerin bilinmeyen yerlerde saklanmasının sonucunda daha sonra nereye gideceğinin de belirsiz olduğunu söyleyen Hakan Topuzoğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Aslında devletin resmi kurumları bu yazılımları inceleyip bir arka kapı olup olmadığını çok rahat bir şekilde görebilir. Burada sorumluluk yazılım firmasına da eğer herhangi bir zafiyet varsa ait olarak kabul edilebilir. KVKK kaydı olan firmalarda veri sızdırılması durumunda 1 milyon 800 bin TL’den başlayan para cezaları verilebiliyor. Geçmişte yine çok ünlü sipariş firmalarında da bunlar yaşanmıştı. Ne yazık ki birçok kurumda da yine bununla karşılaşıyoruz ve şu anda böyle bir durum olduğu zaman saklama gibi imkanları da yok KVKK gereğince. Kendilerinin de bu konuyu açıklamaları gerekiyor ve KVKK’nın sitesinde de resmi bir şekilde yayınlanıyor. Bu konu çok önemli çünkü herhangi bir şekilde siz verilerinizi bir yerde saklıyorsanız ya da bilmediğiniz internetten indirdiğiniz ücretsiz olduğu için tercih ettiğiniz bir programda saklıyorsanız daha sonra verilerin nereye gideceğini de bilemezsiniz.” – KAYSERİ
]]>