Yaşanan – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Fri, 19 Jul 2024 22:21:57 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Türkiye’de İnternet Aksaklıkları Yaşandı https://www.haber60.com.tr/turkiyede-internet-aksakliklari-yasandi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyede-internet-aksakliklari-yasandi/#respond Fri, 19 Jul 2024 22:21:57 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40951 Dünya genelinde internet teknolojileriyle bağlantılı işlemlerde yaşanan aksaklıklar, Türkiye’yi de etkiledi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Cuma günü erken saatlerde yaptığı açıklamada, “aksaklığın önemli bölümünün atlatıldığını” söyledi.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ise sorunun çözümünün tüm Siber Olaylara Müdahale Ekipleri ile paylaşıldığını belirtti.

Aralarında Türk Hava Yolları (THY), Denizbank ve Tüvtürk Araç Muayene İstasyonları’nın da bulunduğu çeşitli kurum ve kuruluşlar, aksaklıklarla ilgili açıklama yaptı.

‘Aksaklığın önemli bölümünü atlattık’

Bakan Uraloğlu, “Zarara uğrayan, etkilenen sistemlerle ilgili bazı kurumlarımızda hemen müdahaleyle aksaklığın önemli bir bölümünü atlattık” dedi.

Bir siber saldırının söz konusu olmadığını belirten Uraloğlu, “Bunun tekrar etmemesi için gereken önlemleri arkadaşlarımızla planladık. İlgili kurumlarımızla özel sektör ve kamu ile iletişim halindeyiz” diye konuştu.

BTK’dan yapılan açıklamada, “Söz konusu kesintinin Crowdstrike ürününü kullanan kurum ve kuruluşlarda meydana geldiğinin tespit edildiği” belirtildi.

Açıklamada, “Çözüm önerileri SİP (SOME İletişim Platformu) platformu üzerinden tüm SOME’lerimiz (Siber Olaylara Müdahale Ekipleri) ile paylaşılmıştır. Ülkemizin siber sınırlarını korumak için yerli ve milli ürünlerimizle 7 gün 24 saat aralıksız çalışmaya devam ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

BTK’da Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) bulunuyor.

Kurum ve kuruluşlar bünyesinde de Siber Olaylara Müdahale Ekipleri (SOME) yer alıyor.

USOM ve SOME’ler; siber olayları bertaraf etme, oluşması muhtemel zararları önleme veya azaltma, siber olay yönetiminin ulusal düzeyde koordinasyon ve işbirliği içerisinde gerçekleştirilmesi için çalışma yürütüyor.

THY’nin bazı seferleri iptal edildi

THY’den yapılan ilk açıklamada; global çapta meydana gelen aksaklıklar nedeniyle biletleme, check-in ve rezervasyon işlemlerinde sorunlar yaşandığı belirtildi.

İlerleyen açıklamalarda ise aksaklıklar neticesinde bazı seferlerin iptal edildiği bilgisi paylaşıldı.

84 uçuşun iptal edildiğini belirten THY, yaşananlardan etkilenen yolcular için ilave haklar tanındığını duyurdu.

Kurumun basın müşaviri Yahya Üstün, operasyonlarının “kısmi olarak” etkilendiğini söyledi.

Denizbank ve Tüvtürk de etkilendi

Denizbank’tan yapılan açıklamada ise “Kullandığımız global yazılım sisteminin dünya genelinde yaşadığı teknik aksaklık nedeniyle ülkemizde de birçok kurumu etkileyen kesintiler yaşanmaktadır. Bankamız, söz konusu aksaklığın giderilmesi ve tüm kanallarımızın en kısa sürede hizmete açılması için çalışmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

Denizbank şubelerindeki bilgisayarlar sabah saatlerinde hata mesajları ile açıldı. Akşam saatlerine doğru sisteme erişilebilse de EFT gibi işlemlerde sıkıntı yaşanmaya devam ediyor.

Açıklama yapan bir diğer şirket de periyodik araç muayenesinde yetkili Tüvtürk oldu.

Şirket, dünya genelindeki teknik aksaklıkların Türkiye’de de birçok kurumu etkilediğini, araç muayene işlemlerinin de bu durumdan etkilendiğini aktardı.

Açıklamada, “Kurumumuz, söz konusu aksaklığın giderilmesi ve en kısa sürede muayene işlemlerine devam edilebilmesi için çalışmaktadır” dendi.

Denizbank ve Tüvtürk’ün internet sitelerine erişimde de sorun yaşandığı görüldü.

Yaşanan sorunları BBC Türkçe’ye değerlendiren siber güvenlik uzmanı Eyüp Çelik, alanın uzmanları olarak aralarında paylaştıkları bilgilere göre Türkiye’de bazı banka, havayolu şirketi ve e-ticaret şirketlerinin aksaklıklardan etkilendiğini anladıklarını belirtti.

Crowdstrike’ın Cloud (Bulut) tabanlı çalıştığını belirten Çelik, Türkiye’de kamu kuruluşlarının Cloud tabanlı çalışan güvenlik uygulamalarını kullanmadığı için yaşananlardan etkilenmediğini düşündüğünü belirtti.

Bankacılık sektörünü de yorumlayan Çelik, “Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun daha önceden bankalar için geçerli, Cloud tabanlı güvenlik ürünlerinin kullanılmaması yönünde bir regülasyonu vardı. Bu regülasyon son üç – dört yılda yumuşatıldı” dedi ve yaşananların bu yeni düzenlemelerle bağlantısına dikkat çekti.

Yaşanan sorunun çözümü için BTK’nın, etkilenen bilgisayarlarda çözüm için önerdiği yolun üreticinin çözümü olduğunu ve mantıklı bulunduğunu belirten Çelik, ancak bunu uygulamanın yaklaşık beş dakika sürebildiğini, çok fazla bilgisayarın olduğu yerlerde bunun zaman aldığını, dolayısıyla bazı kurumların zamana karşı yarıştığını tahmin ettiğini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyede-internet-aksakliklari-yasandi/feed/ 0
Antalya’da Özel Hastane, Sigortası Olmayan Küçük Kızı Geri Çevirdi https://www.haber60.com.tr/antalyada-ozel-hastane-sigortasi-olmayan-kucuk-kizi-geri-cevirdi/ https://www.haber60.com.tr/antalyada-ozel-hastane-sigortasi-olmayan-kucuk-kizi-geri-cevirdi/#respond Tue, 16 Apr 2024 01:15:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27586 Antalya’da elinde yaşanan kesinin ardından özel bir hastaneye başvuran küçük kız çocuğunun, müdahale edilmeden geri çevrildiği iddia edildi. Olayın ardından açıklamada bulunan hastane ise küçük kızın başvuru yaptığı sırada kırmızı alanda 3 hastaya müdahale edildiğini ve kızın elinde yaşanan kesinin sabah saatlerinde meydana geldiği ifade edildi.

Antalya’da elinde kesi oluşan ve tedavi için annesiyle birlikte özel bir hastanenin acil servisine giden küçük kız, iddiaya göre sigortası olmadığı gerekçesi ile kapıdan geri çevrildi. Diğer taraftan küçük kız çocuğunun elinin hijyenik bir ortamda değil kayıt masasının yanında kontrol edilmesi tepki çekti. Yaşananları sosyal medyadan paylaşarak gündeme getiren Hikmet Tuğsuz, “Haksızlık karşısında durmazdım, bunlar hepimizin başına gelebilir. Gariban özel bir hastaneye gidemeyecek mi? Annenin yüzündeki ifadeyi kim görse çok üzülürdü. Acil bir vaka var ortada. Kimse susmasın, her yerden paylaştım. İnşallah bir yaptırım olur” dedi.

Olay, Muratpaşa ilçesi Yenigün Mahallesi’ndeki Yaşam Hastanesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, elinde kesi oluşan 18 yaşından küçük bir kız çocuğu annesi ile birlikte hastanenin acil giriş kapısından girerek müdahale edilmesini istedi. İddiaya göre, hastanede görevli personel, çocuğun sigortasının olmadığını söyleyerek kayıt için 2 bin TL isteyerek kayıt yapmadı. Diğer taraftan küçük kız çocuğunun elinin hijyenik bir ortamda değil de kayıt masasının yanında kontrol edilmesi tepki çekti. Yaşanan o anları ise özel bir televizyon kanalındaki yarışmada ünlenen Kırkpınar başpehlivanlarının antrenörü Hikmet Tuğsuz, cep telefonu ile kayıt altına aldı. Görüntüleri yaklaşık 400 bin takipçisi bulunan sosyal medya hesabından paylaşan Tuğsuz, çok sayıda izlenme aldı.

Olayın ardından açıklama paylaşan Yaşam Hastanesi şu ifadelere yer verdi:

“Olay anında 112’nin kırmızı alan senkop ön tanısı ile getirdiği birinci hasta ve 112’nin epileptik atak ön tanısı ile getirdiği ikinci hasta ve yine aynı anda hasta yakınının kendi imkanları ile getirdiği yüksekten düşme üçüncü hastaya müdahalesi yapılıyordu. Triyaj alanına gelen, gündüz saatlerinde ev kazası nedeniyle elden yaralanması olan 10 yaşlarında kız çocuğu değerlendirilmiştir. Değerlendirmede aktif kanamanın olmadığı, nörovasküler muayenenin normal olduğu ve yüzeysel abrazyonların olduğu tespit edildi. Hastanın triyajı yeşil alan olarak değerlendirildi. Hastaya giriş ve tedavi planlanmak istenmiş fakat o sırada daha önce hastanemizde hekimlere sözlü ve fiziksel saldırıda bulunmaktan dolayı beyaz kod davası olan ve davası devam eden, hastanın yakını olmayan şahıs kamera ile izinsiz kayıt yapmaya başladı ve görevli personele taciz ve hakarette bulundu. Hastanın muayene ve tedavi sürecini engelledi. Aynı zamanda hastanın annesine de benzer şekilde tahrik ve tacizde (izinsiz çekim) bulundu. Hasta çocuğun koluna izinsiz dokunmuş, doktoru ve hastayı rahatsız etti. Yaşanan kargaşadan dolayı hastanın annesi korkmuş ve hastanın tedavisini beklemeden hastaneden ayrıldı.” – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalyada-ozel-hastane-sigortasi-olmayan-kucuk-kizi-geri-cevirdi/feed/ 0
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, genel kurulda açıklamalarda bulundu https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-baskani-ali-koc-genel-kurulda-aciklamalarda-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-baskani-ali-koc-genel-kurulda-aciklamalarda-bulundu/#respond Wed, 03 Apr 2024 01:15:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25847 Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, çoğunluğun sağlanmasıyla başlayan olağanüstü genel kurulda açıklamada bulundu.

Ülker Stadı’nda düzenlenen toplantıda açılış konuşmasının ardından sahneye gelen Koç, Fenerbahçe’nin Türkiye’nin en büyük ailesi olduğunu belirtti.

Kongrenin olağanüstü yoğunlukta gerçekleştiğini vurgulayan Koç, “Böylesine bir günde hafta içi ramazan ayı olmasına rağmen, çok kısa sürede çağrı yapmış olmamıza rağmen bu şekilde tribünleri doldurmanız olağanüstü. Bu sayıyı yakalamamızı istemeyen, dua eden düşmanlarımızın yanında dost bildiklerimiz de vardı. Dosta güven, düşmana korku salan bir tepki verdiniz, sizlere helal olsun.” ifadelerini kullandı.

Fenerbahçe’nin çok uzun yıllar spor dışında birçok alanda mücadele etmek zorunda bırakıldığını aktaran Koç, şöyle devam etti:

“Trabzonspor ile dünyanın normal hiçbir ülkesinde tamamlanmasına izin verilmeyecek bir müsabakayı bir kez daha oynamak zorunda bırakıldık. Birçok kez yaşadığımız gibi bir kez daha planlı ve organize zorbalıkla şampiyonluğumuz elimizden alınmaya teşebbüs edilmiştir. Korkarım ki bu teşebbüsler sezon sonuna kadar da devam edecektir. Bu yaşananlar, birazcık vicdanı olan herkesi rahatsız edecek boyuttadır. Toplanmamızın asıl sebebi sadece o maç değil, çok ama çok daha fazlasıdır. Son maçta kaybettiğimiz şampiyonluk, sözde şike kumpası, otobüsümüzün kurşunlanması, ittifaklarla şampiyonluklarımızın çalınması, standart dışı hakem yönetimleri, TFF ve kurullarının çifte standart yaptırımları, başarı için her yol mübahtır anlayışıyla kin ve nefret kusan bazı rakipler ve bunlara müsemma gösterenler ve sayamayacağımız çok daha fazlası bizlere gerçek anlamda yeter dedirtti hem de gerçek anlamda yeter, bildiğiniz yeterlerden değil. Biz camia olarak akıl almaz bir sabır gösterdik. Sağduyu ile yıllarca bize yapılan haksızlıkları haykırdık. Ülkemizi planlı bir şekilde daha evvel de yaptıkları gibi bugün de futbol üzerinden kaosa sürüklemeye çalışanlar var dedik ama ne sesimizi duyan var ne utanan ne de sıkılan…”

Sarı-lacivertli camianın 20 yıldır büyük haksızlıklara maruz kaldığını anlatan Koç, “Bu duruma isyan etmemek insan doğasına, fıtratına, hayatın olağan akışına aykırıdır. Şu Trabzonspor maçında yaşadıklarımıza değinmek istiyorum çünkü bizler için bardağı taşıran son damla oldu. Çünkü bu maçta, maç sonrasında yaşananlar organize ve planlı bir şekilde gerçekleşmiştir. Bu herhangi bir futbol maçında yaşanan olaylardan ibaret değildir. Açık ve net söylüyorum, kim üstüne alınırsa alınsın, bu duruma göz yumulmuş, müsaade edilmiştir.” diye konuştu.

Ali Koç, Trabzonspor maçında gergin geçeceği bilindiği halde tedbir alınmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Trabzon’da yaşanan güvenlik zafiyeti hafife alınacak bir konu değildir. Tribünlerin en görünür yerinde oturan maskeli taraftarlar nasıl oluyorsa göz ardı edilmiştir. Karadeniz insanına pek çok sıfat addedebilirsiniz, bunlardan biri de ‘Mert’tir. Mert olan insanlar tribünde maskeyle durmazlar. Yüzlerce kişi futbolcularımıza saldırmak için sahaya girmiştir. Sadece 12 kişi tutuklanmış ve sadece 5 kişi gözaltındadır. Buna rağmen 3 oyuncumuz ve 2 çalışanımız disiplin kuruluna sevk edilmiştir. Trabzonspor maçları gergin geçer ama bu maçta su, patlayıcı ve yanıcı maddeler sahaya atılmıştır. Maçta her dakika gerginlik artmıştır. Gerekli güvenliği sağlaması gereken kişiler, maçı iptal etmesi gereken hakem, federasyon, hayatlarına hiçbir şey olmamış gibi devam ederken, bazı rakiplerimizin de yaratmaya çalıştığı kamuoyu baskısı sayesinde kendilerini linçten kurtarmaya çalışan futbolcularımız, TFF tarafından PFDK’ye sevk edilmiştir. İşte böyle bir Türkiye’de rekabet etmeye çalışıyoruz.”

Fenerbahçe Kulübü Başkanı, futbolcularına ceza verdirmeye çalışan rakipleri olduğunun da altını çizerek, şunları aktardı:

“Tek önceliği futbolcularımıza ceza verdirtmeye çalışan bazı rakiplerimizi de not ettik. Ancak bir tanesi var, lugattaki kelimelerin insan versiyonları olsa, bu, yalanın insan versiyonu olurdu. Yanında bir de suç makinesi, terbiyesiz utanmadan televizyona çıkıyor. Trabzon’da yaşanan olaylar için sadece ‘Olmamalıydı’ deyip, 15 dakika bizim futbolcularımıza nasıl ceza verilmesi gerektiğini, o yarım aklıyla satır arası mesajlarla vermeye çalışıyor. Koskoca camiana yaptığın kontratlarla, verdiğin bilgilerle zaten yalanı dibine kadar soktun, bakalım nereye kadar. Ama Fenerbahçe seni de not etti. Sen 3-5 gün camianda söylediklerinden dolayı popüler olabilirsin ama her gece yatarken bizi düşün. Özellikle de benim başkanlığım bitince.”

Yaşananların ardından geçmiş olsun mesajı alamadıklarını da belirten Koç, “Şampiyonluk hedefimize ilk taş koymayı Pendikspor maçında denediler. Orada hedefe ulaşamadılar. Batshuayi’nin son dakika golüyle Trabzonspor maçında da şampiyonluk yolculuğumuza engel koyamadılar. Ama sanmayın ki teşebbüs etmeye devam etmeyecekler. Yöneticiler arasında bir sıkıntı yok, maç 2-0 gidiyor, şöyle bir gerginlik söz konusu. Ama başka bir İstanbul takımına 5-1 yenilince böyle bir görüntü yok.” değerlendirmesinde bulundu.

(Devam edecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-baskani-ali-koc-genel-kurulda-aciklamalarda-bulundu/feed/ 0
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda konuştu https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-baskani-ali-koc-olaganustu-genel-kurul-toplantisinda-konustu/ https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-baskani-ali-koc-olaganustu-genel-kurul-toplantisinda-konustu/#respond Wed, 03 Apr 2024 01:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25845 Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı açıklamada bu sezon yapılanlara dikkat çekerek, “Saha içinde hakemlerin eliyle standart dışı hakem yönetimi, TFF’nin çifte standart yaptırımları, başarı için her yol mubahtır anlayışla, kin ve nefret kusan rakipler, daha da önemlisi bunlara müsamaha gösterenler, pek çok olay, içinde bulunduğumuz kısır döngü bizlere ‘yeter’ dedirtti” dedi.

Fenerbahçe Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı, Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi’nde yapılıyor. 30 bine yakın kongre üyesinin katılım sağladığı toplantıda konuşma yapan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, sözlerine kendisi için açılan pankarta teşekkür ederek başladı. Süper Lig’in 30. haftasında oynanan Trabzonspor – Fenerbahçe karşılaşmasının bitiş düdüğüyle birlikte yaşanan olaylara değinen Başkan Koç, “Son maçımızda Trabzonspor ile dünyanın hiçbir normal ülkesinde tamamlanmasına izin verilmeyecek karşılaşmayı oynamak zorunda bırakıldı. Bir kez daha planlı ve organize zorbalıkla şampiyonluklarımız elimizden alınmaya, emeklerimiz çalınmaya teşebbüs edilmiştir. Korkarım ki bu teşebbüsler sezon sonuna kadar devam edecektir. Bu yapılanlar sadece bu camiaya değil birazcık vicdanı olan herkesi rahatsız edecek boyuttadır. Bugün burada olağanüstü toplanmamızın sebebi, çok daha fazlasıdır. 7 sezonda kaybettiğimiz 3 şampiyonluk, sözde şike kumpasları, otobüsümüzün kurşunlanması, kirli ittifaklarla şampiyonluklarımızın çalınması, saha içinde hakemlerin eliyle standart dışı hakem yönetimi, TFF’nin çifte standart yaptırımları, başarı için her yol mubahtır anlayışla, kin ve nefret kusan rakipler, daha da önemlisi bunlara müsamaha gösterenler, pek çok olay, içinde bulunduğumuz kısır döngü bizlere ‘yeter’ dedirtti. Biz camia olarak sağduyu ile yıllarca bize yapılanları haykırdık, duyarlar dikkat ederler diye. Planlı şekilde bugün de futbol üzerinden kaosa sürüklemeye çalışanlar var dedik ve diyoruz. Ancak ne sesimizi duyan ve ne utanan ne de sıkılan var. Maç sonrasında yaşananlar organize bir şekilde gerçekleşmiştir. Bu herhangi bir futbol maçında yaşanan olaylardan değildir” diye konuştu.

“Soruşturma yapılacak mı, takipçisi olacağız”

Yaşananlara göz yumulduğunu belirten Koç, “Bu duruma müsaade edilmiştir. Böyle düşünüyoruz çünkü gergin geçeceği bir maçta valilik ve emniyet müdürlüğü gereken güvenliği sağlayamamıştır. Genel kurul toplantısındayız, İstanbul Emniyet Müdürlüğü çok daha iyi güvenlik önlemi almıştır, olması gerektiği gibi. Trabzon’da yaşanan güvenlik zafiyeti hafife alınacak konu değildir. İçişleri Bakanlığımız gerekli soruşturmaları yapıp, yapmayacak mı takipçisi olacağız. Yüzlerce kişi futbolcularımıza saldırmak için sahaya girmiş, 17 kişi gözaltına alınmış sadece 5 kişi tutuklanmıştır. Meşru müdafaa yapan 3 futbolcumuz ve 2 çalışanımız disiplin kuruluna sevk edilmiştir. Maç her dakika gerginlik artmıştır. Biz bunu İstanbul’dan görüp, hocamıza ‘güvenliğimiz tehlikeye giriyor takımı sahadan çekebilirsin’ derken Trabzon emniyeti burnunun dibindeki stattaki maça müdahale edememiştir. Avrupa’da olsa bu hakemin lisansı iptal edilir diyenler, TFF’nin yurt dışından getirdiği gözlemci neredeyse de tam puan vermiştir. Futbolcularımızı ceza verdirmeye çalışan bazı rakiplerimizi de not ettik. Ancak bir tanesi var, lügattaki kelimelerin insan versiyonları olsa bu yalanın insan versiyonu olurdu. Terbiyesiz televizyonlara çıkıyor Trabzon’da yaşanan olaylar için olmamalıydı deyip, bizim futbolcularımıza nasıl ceza verilmesi gerektiğini o yarım aklıyla satır arasında mesaj vermeye çalışıyor. Verdiğin bilgilerle yalanı dibine kadar soktun, bakalım nereye kadar ama Fenerbahçe seni de not etti. Her gece yatarken bizi düşün. Onların anlayışına göre, oyuncularımız kaçmalıymış. Tüm bunlar da yaşanmazmış, futbolcularımızın uslu uslu dayak yemelerini bekliyorlardı. Kahramanca armamızı temsil ettiler orada. Fenerbahçe’nin duruşu kurulduğu günden beri apaçık ortadayken, siyasi partilerden, devlet erkanından, TFF’den, kamuoyundan bir geçmiş olsun mesajı gelmemesi son derece manidar, bir o kadar da derin anlam taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

Daha sonra 2005-2006 sezonunun son haftasında oynanan Denizlispor – Fenerbahçe maçında yaşananlar, FETÖ tarafından yapılan sözde şike kumpası, 4 Nisan 2015’teki otobüs kurşunlanması gibi birçok olay hatırlatılarak dev ekrandan katılımcılara aktarıldı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-baskani-ali-koc-olaganustu-genel-kurul-toplantisinda-konustu/feed/ 0
Turgutluspor Futbolcularının Boykot Kararı 1 Gün Sürdü https://www.haber60.com.tr/turgutluspor-futbolcularinin-boykot-karari-1-gun-surdu/ https://www.haber60.com.tr/turgutluspor-futbolcularinin-boykot-karari-1-gun-surdu/#respond Mon, 18 Mar 2024 02:15:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20272 TFF 3. Lig ekiplerinden Turgutluspor’da futbolcuların yazılı bir açıklama yaparak antrenmana çıkmama kararının sadece 1 gün sürdüğü açıklandı. Turgutluspor Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada yaşanan süreç değerlendirildi.

Geçtiğimiz hafta futbolcular tarafından, alacaklarına dair yayınladıkları bildiri sonrası yönetim kurulu adına bir açıklama yapılmasının zorunlu görüldüğü ifade edilen açıklamada, “Bu açıklama sadece bizleri değil, 200 bine yakın nüfuslu şehrimizin en büyük markası olan Turgutluspor’a gönül vermiş taraftarımızı derinden üzmüştür. Futbolcularımızın alacakları olduğu doğrudur. Yayınladıkları bildiride ‘Sezon başından beri 19 maç başı ödemesi yapılmadı’ beyanı doğru değildir. Ayrıca tüm oyuncularımızın peşinatları ödenmiş ve yönetim kurulumuz üstüne düşeni yapmıştır. Sezon başı oyuncularımız ile yapılan anlaşmada 8 maçta 4 maç başı ödemesi yapılır ve iç sahada yaşanan mağlubiyette ceza uygulanır konusunda anlaşmaya varılmıştır. Daha önce oyuncularımıza hak edişlerinden dolayı 3 maç başı ödemesi yapılmıştır. Şu anda ise oyuncularımızın 5 maç başı alacağı vardır. 13 Mart 2024 Çarşamba günü futbolcularımızın yayınladıkları bildiri öncesi kendileri ile maç başı ödemeleri hakkında görüşmemize ve onlara ödeme planı sunmamıza rağmen bu teklifimize olumsuz cevap verilmiştir. 4 hafta önce evimizde oynadığımız 1954 Kelkit maçında alınan mağlubiyet sonrası, Efeler 09 deplasmanında alınan galibiyetten dolayı verilen primden ceza uygulaması yapılmıştır. Sonrasında ise oyuncularımız maç başı alacakları ve uygulanan prim cezasından dolayı yazılı bir açıklama yaparak antrenmana çıkmama boykotu yaptılar. Bu boykot 1 gün sürmüş ve 14 Mart Perşembe günü antrenmana çıkıp, cumartesi günü deplasmanda oynadığımız Hacettepe 1945 maçına çıkmışlardır.

Şu anda teknik ekibimizin ve personelimizin maaş, oyuncularımızın ise prim alacakları yoktur. Kulübümüzde görev yapan herkes bizim için değerlidir. Yönetim kurulumuz tüm teknik heyetimiz, oyuncularımız ve personelimize karşı tüm hükümlülüklerini yerine getirmiştir ve getirmeye devam edecektir. Sportif Direktörümüz Sadullah Erarslan’ın yayınladığı açıklama da bizleri derinden üzmüştür. Yaşanan süreçte kendisinin de dahil olduğu toplantılarda şahit olduğu görüşmelerin ardından yayınladığı açıklama şanlı kulübümüze ne kadar bağlı olduğunu gözler önüne sermiştir. Biz, bizlerin yanında durmasını değil, doğrunun yanında durmasını tercih etmediği için yol ayrımına girdik. Yaşananların Teknik Direktörümüz Ramazan Çelik’in geçmişte yaptığı açıklamalarında etkili olduğunu düşünüyoruz. Hocamızın, geçmişte yaptığı açıklamalarda bizleri ve şehrimizin önde gelenlerini töhmet altında bıraktığını, sık sık maddiyatı ön plana çıkardığı, ‘Başarı birlikte gelir’ sözünün bizim içimizde hayata geçmediğini gördük. Gelinen bu noktada birlik olamadığımızı, yaşanan sıkıntıda taraftarın ve camianın önüne atıldığımızı gördük. Hocamızın sık sık maddiyatı dile getirir açıklamaları, şehrimizin önde gelenlerinden destek istemesi yerine şampiyonluk yolunda takımımıza odaklanmasını istiyoruz. Yönetim olarak takımımızı mağdur etmemek için çalışıyor ve çabalıyoruz. Gecesini gündüzüne katan, ailesinde zaman ayırıp bu şanlı kulübün başarılı olması için emek veren bizleri derinden üzmüştür” değerlendirmesine yer verildi.

Yapılan açıklama şöyle tamamlandı: “Turgutluspor Kulübü Yönetimi olarak, yaşanan süreçte bu şanlı kulübün siyasete alet edilmesini üzüntü ile karşıladık. Kulübümüz hiçbir siyasi görüşe sahip olmamakla birlikte, sadece Turgutlu şehrini ve halkını en iyi şekilde temsil etmek için bulunduğu her platformda mücadele etmektedir. Yaşanan bu süreçte yaptıkları açıklamalar ile kendine pay çıkarmaya çalışan, kulübümüzü siyasete alet etmeye çalışanları şaşkınlıkla izlemenin yanı sıra esefle kınıyoruz. Buradan bir mesaj vermek istiyoruz; Turgutluspor siyaset üstü bir camiadır. Bu takım bu şehrin en büyük markası ve değeridir.” – MANİSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/turgutluspor-futbolcularinin-boykot-karari-1-gun-surdu/feed/ 0
Sovyet Devrinde Türk Dünyasında Yapılan Baskı ve Zulümler https://www.haber60.com.tr/sovyet-devrinde-turk-dunyasinda-yapilan-baski-ve-zulumler/ https://www.haber60.com.tr/sovyet-devrinde-turk-dunyasinda-yapilan-baski-ve-zulumler/#respond Fri, 08 Mar 2024 22:45:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17096 “Sovyet Devrinde Türk Dünyasında Yapılan Baskı ve Zulümler” konulu sohbette Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemile Kınacı Baran yer aldı.

Baran’ın büyük bir ilgi ile dinlenen konuşmasında;

“Sovyet tarihine bakıldığında, Sovyet yönetimi günah keçisi olarak seçtiği Stalin’e bütün sorumluluğu yükleyerek bunun Sovyet ülkesindeki genel bir yönetim sorunu olmadığını iddia etmiştir. Yaşanan repressiya (Kızıl Kırım) sürecinin Stalin’in şahsi hırslarından, tek adam siyasetinden, kendini Tanrı gibi görüşünden kaynaklandığını, bunun Stalin’den kaynaklı bireysel bir sorun olduğunu dile getirmiştir. Böylece Sovyet Hükümeti sorumluluğu hiçbir şekilde üstlenmemiştir. Bu bakış açısıyla Sovyet yönetimi bütün hatalarını reddederek görmezden gelmiştir. Son yıllarda repressiya konusunu işleyen pek çok çalışmada, Sovyet ülkesindeki repressiya sürecinin ne 1937 ve 1938 ile sınırlandırılmasının mümkün olduğu ne de Stalin döneminde sadece onun uygulamalarıyla sınırlandırılabileceği artık açıkça ifade ediliyor. Sovyetler Birliği’nde baskının, zulmün ve kıyımın Sovyetler Birliği kurulduğu andan dağıldığı ana kadar hep var olduğu günümüzde yapılan çalışmalarda artık delilleriyle ortaya konuluyor. Repressiya terimini sadece birkaç yıl ile sınırlandırmak Sovyetler Birliği ve uygulamaları düşünüldüğünde çok da gerçekçi değil. Ayrıca repressiyayı birkaç yıl ile sınırlandırmak Sovyetler Birliği’nde Hükümet eliyle yürütülen baskı, zulüm ve kıyımı yok saymak, hafife almak, önemsizleştirmek anlamına gelir.

Sovyetler Birliği döneminde tarihi gerçekler yok sayıldı, bir korku imparatorluğu oluşturarak gerçekler gizlenerek Sovyet Hükümeti tarafından “Sovyet gerçekleri” baskı, zulüm ve kıyımla insanlara zorla kabul ettirildi. Kazakistan’da ve Sovyet ülkesinin bazı bölgelerinde yaşanan açlık felaketi hiç dile getirilmedi, gizlendi, asla kitaplar açlıktan, insanların fareleri yediğinden, hatta insanların birbirlerinin etlerini yiyerek hayatta kalmaya çalıştıklarından, açlıktan aklını kaçıran insanların çocukların peşinden koşarak onları yemeğe çalıştıklarından hiç bahsetmedi, bahsedemedi. Yazmadı, yazamadı. Ancak günümüzde ortaya çıkan arşiv belgeleri, dokümanlar, sözlü tarih projeleri ile yavaş yavaş gizlenen bu gerçekler gün yüzüne çıkıyor ve Sovyet devrinde yaşanan ve hamet şimdi çok daha iyi anlaşılıyor.

“20-22. ve 29-32 arasındaki kıtlık döneminde Kazakistanda 3 milyon insan açlıktan öldü, katledildi 37-38’de ise Türk Dünyasının Bütün Yazar, Şair ve Fikir Adamları katledildi”

Tarihsel süreçte görüldüğü gibi 1920’li yılların başında yaşanan açlık süreci, 1925’ten itibaren başlayan devletleştirme ve sovyetleştirme uygulamaları, buna bağlı yapılan zulümler, 1920’lerin sonun da başlayan ve 1930’lu yıllarda çığırından çıkan entelektüellerin kökünü kurutma süreci, 1937-1938’de Sovyet iktidarı için tehlike olarak görülen bütün aydınların yok edilmesi, 1941-1945 yılları arasında yaşanan II. Dünya Savaşı nedeniyle Sovyet halklarının yaşadığı maddi ve manevi sıkıntılar, Sovyet yönetimi tarafından ücretsiz iş gücü olarak görülen insanların suçsuz yere sürgün, ceza ve çalışma kamplarına gönderilmesi, kamplarda yaşanan dramlar, savaş sonrası dönemde Sovyet Hükümeti’nin baskı, zulüm ve kıyımına devam etmesi, milli kimlikleri yok etme politikaları, özellikle milli kültüre yönelik saldırılar, 1986’da yaşanan 16 Aralık Jeltoksan süreci, Jeltoksan’da Sovyet Hükümeti’ne karşı sokağa dökülenlere yönelik yapılan baskı, zulüm ve kıyımlar, hayatının baharındaki gençlerin hayatlarının Sovyet Hükümeti tarafından bitirilmesi Bütün bu tarihsel süreç Sovyetler Birliği’nde baskının, zulmün ve kıyımların daima var olduğunu göstermektedir. Hatta öyleki, kıyıma doymayan Sovyet yönetimi dağılmak üzereyken bile zulmüne ara vermemiştir. 20 Ocak 1990’da, Bakü’yü işgal ederek civanlara kıyarak, tanklar altında masum insanları ezerek zulme devam etmiştir. Dolayısıyla Sovyet Hükümeti kurulduğu andan dağıldığı ana kadar, baskının, zulmün ve kıyımın ülkesi olmuştur.

Babaları uydurma bir “halk düşmanı” suçlamasıyla hiçbir suçu olmadığı halde katledilen, anneleri de tutuklanarak Sovyetler Birliği’nin ilk kadın mahküm kampı Aljir’e gönderildiği için anasız babasız ortada kalan yavruların vebalini kim, nasıl ödeyebilir? Yok yere anne ve babalarından ayrılan, Sovyet yetiştirme yurtlarında büyüyen çocukların yaşadıkları ıstırabı kim onların geçmişlerinden silebilir? Anne ve babaları ile huzurlu bir hayat yaşarken, yaşamları alt üst olan bu zavallı çocukların günahı nedir? Mutlu bir yuvada büyürken, anne ve balarından ayrılıp yetiştirme yurdunda her gün “halk düşmanının çocuğu” olduğu için dayak yiyen bu çocukların yaşadığı travmayı kim iyileştirebilir? Kimi yıllar sonra annelerine kavuşurken, kimi kaybolup hayatı boyunca bir daha anneleri ile bir araya gelemeyen Sovyet Hükümeti’nin zulmüne uğrayan bu çocuklara verilen “aklanma belgesi” Sovyet Hükümeti’nin hangi suçunu aklayabilir? Katledilen onca insan için “suçu yoktur” diyerek trajikomik bir şekilde verilen aklanma belgeleri bile Sovyet zulmünün en büyük işareti değil midir?

Sovyet Hükümeti kurulduğu andan itibaren baskı, zulüm ve kıyımla işe başlamıştır ve dağıldığı son ana kadar baskı, zulüm ve kıyıma aralıksız devam etmiştir. Sadece kimi zaman inişler kimi zaman çıkışlarla az ya da daha yoğun olarak repressiya Sovyetler Birliği’nde hep var olmuştur.”dedi.

Konuklar tarafından ilgiyle takip edilen konuşmanın sonunda konuşmacıya çok sayıda sorulan soru ve cevaplardan sonra, Eskişehir Türk Ocağı Şube Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal’ın konuşmacıya şükran beratı takdimi ile program sona erdi. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/sovyet-devrinde-turk-dunyasinda-yapilan-baski-ve-zulumler/feed/ 0
Kadın İstihdamında En Büyük Sorun: Cinsiyete Yönelik Ücret Farklılığı https://www.haber60.com.tr/kadin-istihdaminda-en-buyuk-sorun-cinsiyete-yonelik-ucret-farkliligi/ https://www.haber60.com.tr/kadin-istihdaminda-en-buyuk-sorun-cinsiyete-yonelik-ucret-farkliligi/#respond Fri, 08 Mar 2024 00:18:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16709 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen konferansta konuşan Kadın ve Aile Çalışmaları ve Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Pelin Yantur, özellikle kadın istihdamına yönelik yaptıkları çalışmalar sonucunda ortaya çıkan en büyük problemin cinsiyete yönelik ücret farklılığı olduğunun altını çizdi. Yantur, bu eşitsizliğin ise en fazla plaza çalışanları arasında olduğunu aktardı.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların sosyal, ekonomik ve siyasi başarılarını kutlamanın yanı sıra, kadınların karşılaştığı zorluklara da ışık tutuyor. Bu yılın başlıca gündemlerinden bir tanesi de kadın istihdamında yaşanan problemler oldu. Her ne kadar son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da, kadınlar hala iş dünyasında eşit fırsatlara erişimde zorluklarla karşılaşıyorlar. Kadın istihdamında yaşanan bu engeller, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinliklerini ve acil çözümleri gerektiren sorunları gözler önüne seriyor. Konunun hassasiyeti noktasında önemli çalışmalar imza attıklarını ifade eden İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları ve Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Pelin Yantur düzenledikleri konferans öncesi kadın istihdamında yaşanan problemlerle ilgili önemli sonuçlara değindi.

“En büyük problem, ‘cinsiyete yönelik ücret farklılığı'”

Her ne kadar geçtiğimiz yıllara oranla kadın istihdamında yaşanan problemlerin azaldığını fakat yine de eşitsizlikteki başlıca sorunların giderilemediğini söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Pelin Yantur, “Merkez olarak yapmış olduğumuz çalışmalar sonucunda kadın istihdamında aslında birçok sorunla ve engelle karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. İstihdamda kadının karşılaştığı ya da iş gücüne katılım zorluklarında en büyük problem, ‘cinsiyete yönelik ücret farklılığı’. Özellikle bu sorunun plaza hayatında ortaya çıktığını görüyoruz. Bunun yanı sıra geleneksel ev rolleriyle iş rollerinin birlikte yürütülememesi, çalışma saatlerinin katılığı gibi problemler en önemli problemler olarak ortaya çıkıyor” dedi.

Atıl iş gücü oranının kadınlarda daha fazla ortaya çıktığının da altını çizen Pelin Yantur, “Belki de atıl iş gücünün yüksek çıkmasının en büyük nedenlerinden bir tanesi de sahip olduğumuz mesleki yeterliliklerimizin iş gücü piyasasında yansıtamamamız. Böylelikle eksik istihdam ortaya çıkmış oluyor. Bu kadınlarda erkeklere nazaran çok daha yüksek bir oranda olduğu görülüyor. Bunun gibi birçok sorunu ortaya çıkarabiliriz. Fakat şunun da altınız çizmek gerekiyor; geçtiğimiz yıllara kıyasla baktığımızda kadın istihdamında artış olduğu gibi, yapılan aktif ve pasif politikalarla birlikte kadının iş gücüne katılımını zorlaştıran değil kolaylaştıran etkenler ön planda ve buna yönelik de politikalar güdülüyor. Karar mercileri tarafından da destekleniyor” dedi.

Akademi, spor ve medya sektöründen deneyimli kadınlar öğrencilerle buluştu

Yantur, son olarak İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi tarafından 8 Mart’a özel düzenlenen konferansta, sektörel bazda önde gelen kadınların istihdamda yaşadıkları problemleri öğrencilere aktardıklarını ve bu alandaki kadınların gelişimine yönelik farkındalığı artırmayı amaçladıkları etkinlik hakkında bilgi verdi. Akademi, spor ve medya sektöründen deneyimli konuşmacıların katıldığı konferans ile ilgili, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle önemli bir etkinlik düzenledik. Burada kadın istihdamında sektörel analizi ve farkındalığı ortaya çıkarabilmek için sporda kadın başlığı ile birlikte, özellikle burada erkeğin gücünün daha ön olduğu ama kadının daha geri planda kaldığı fakat yıllara göre kıyasla şuanda kadının çok daha ön plana çıkartıldığı, sporda kadın başlığı ile birlikte Milli Voleybolcu Arzu Göllü’yü ağırlıyoruz. Medyada kadın başlığı ile de haber spikeri, sunucu Hilal Özdemir’i ağırlayacağız. Kendisi medyada kadınının gücünden bahsedecek. Akademide, kadınların oranı şu anda profesör pozisyonlarında yüzde 33 seviyesindedir, cinsiyete göre karşılaştırıldığında. Bu anlamda yaşanan sorunları dile getirmek için de akademide kadın başlığı için Prof. Dr. Günseli Sönmez İşçi hocamız birlikte olacağız” dedi.

“Tek fark kadının üstünlüğüdür”

Açılış konuşmasında öncelikle konuklarına katılım sağladıkları için teşekkür eden Rektör Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu da ‘kadın ve erkek arasındaki tek farkın kadının üstünlüğüdür’ dediği konuşmasında şunları söyledi:

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘Dünya yüzeyinde gördüğünüz her şey kadının eseridir.’ Çok açık, ben de katılıyorum. Bir farklılığımız var tabi erkeklerle aramızda. Ama kadının bizden farklılığı üstünlüğüdür. Bence bu kadar başka bir farkımız yok. Kim ki kadına, kadınların çalışma hayatına, kamu hayatındaki yerine ve esas itibariyle toplumsal statüdeki yerine büyük değer vermiştir, o ülke, o toplum en gelişmiş olanıdır.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/kadin-istihdaminda-en-buyuk-sorun-cinsiyete-yonelik-ucret-farkliligi/feed/ 0
Bursa Su Kolektifi İliç’teki Maden Faciasının Sorumluları Hakkında Suç Duyurusunda Bulundu https://www.haber60.com.tr/bursa-su-kolektifi-ilicteki-maden-faciasinin-sorumlulari-hakkinda-suc-duyurusunda-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/bursa-su-kolektifi-ilicteki-maden-faciasinin-sorumlulari-hakkinda-suc-duyurusunda-bulundu/#respond Mon, 26 Feb 2024 23:30:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12411

ZEHRA DEĞİRMENCİ/SİBEL KAHRAMAN

Bursa Su Kolektifi üyeleri, İliç’teki maden faciasının sorumluları hakkında bugün suç duyurusunda bulundu. Adliye önünde yapılan basın açıklamasında konuşan kolektif üyesi Figen Ovat, “Her zaman dediğimiz gibi, sistem değişmedikçe yaşadıklarımız yaşayacaklarımızın göstergesidir. Bu sebeple tüm yurtta ekolojistler olarak firma yöneticileri, dönemin bakanı Murat Kurum, ilgili birim ve müdürlükler için suç duyurusunda bulunuyoruz” dedi.

Bursa Su Kolektifi ile CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Erzincan’ın İliç ilçesinde13 Şubat tarihinde meydana gelen maden kazasıyla ilgili suç duyurusunda bulundu.

“İŞÇİLER, VAHŞİ MADENCİLİK YÜZÜNDEN HAYATINI KAYBETTİ”

Suç duyurusu öncesi adliye önünde basın açıklaması yapan Bursa Su Kolektifi üyesi Figen Ovat şöyle konuştu:

“İliç Çöpler Altın Madeni’nde yığın liçi sahasında meydana gelen kayma sonucunda büyük bir ekolojik yıkım yaşandı ve 9 işçi bugüne kadarki ihlaller ve ihmaller sebebiyle vahşi madencilik yüzünden hayatını kaybetti. İktidar şirketler lehine maden kanununda değişiklikler yapma derdindeyken yaşanan bu facia maden yasasını şimdilik askıya aldırdı. Son maden tasarısına göre UMREK koduna göre raporlama zorunluluğu 4. Grup madenler dışındaki diğer madenler için kaldırılıyor. Böylece mermer, taş ocağı vb faaliyetler için şirket maliyetini önceleyen değişiklik hayata geçirilmeye çalışılıyor. Bugüne kadar çeşitli kanunlarda ve yönetmeliklerde yapılan değişiklikler sayesinde maden firmalarının istedikleri her yerde ve her şeye rağmen madencilik yapabilmelerinin önü açılmış ve adına ‘kamu yararı’ denmişti. İliç’te yaşanan felaket tüm uyarılara rağmen önlem alınmaması ve daha fazla kar için kapasite artışlarına göz yumulması, gerekli denetimin yapılmaması sebebiyle göz göre göre geldi.

“FELAKET GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ”

10 milyon metreküp siyanür dahil ağır metal içerikli kimyasal atık işçilere mezar oldu. UYGAR Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, ‘Dünya literatüründe, maksimum 150 metre olan liç yığınının burada 257 metreye ulaştığını tespit ettiklerini, kontrol edilemeyen bir liç yığınında su içeriğinin fazla olduğunu ve üretim sahasındaki patlatmalara çok yakın yığıldığını, felaketin göz göre göre geldiğini’ belirtiyor. Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ahmet Soysal ise, ‘siyanür dışında yüksek derecede tehlikeli toksik kimyasallar Fırat’a eninde sonunda karışacak, uluslararası boyutta bir skandala doğru gidecek’ diyor. Yaşanan felaketin ekolojik boyutunu ve halk sağlığı kısmını yönetemeyen iktidar krizi kendi adına yönetmeye çalışmaktadır. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği eski Bakanı Murat Kurum daha da ileriye gitmiş ve ‘ÇED raporuyla heyelanın ne ilgisi var, faaliyet raporunu biz vermiyoruz’ gibi bakanlığın ve kendisinin sorumluluğunu yok sayan açıklamalarda bulunmuştur. Bu zihniyet Bursa Orhaneli’de, Eskişehir’de, Fatsa’da yeni oluşacak suç mahallilerinin de işaretini vermektedir. Her zaman dediğimiz gibi; sistem değişmedikçe yaşadıklarımız yaşayacaklarımızın göstergesidir. Bu sebeple tüm yurtta ekolojistler olarak firma yöneticileri, dönemin bakanı Murat Kurum’la ilgili birim ve müdürlükler için suç duyurusunda bulunuyoruz. Birazdan konu ile ilgili dilekçemizi savcılığa teslim edeceğiz.”

“ÇOCUKLAR İÇİN YÜKSEK KANSER RİSKİ SÖZ KONUSU”

Bursa Su Kolektifi üyesi Habib Göbelez ise şunları söyledi:

“Yeryüzünü yok oluşa sürükleyen, canlı yaşamını umursamayan sadece belli azınlığın çıkarı için hareket eden sistemin sonucudur İliç’te yaşananlar ve bu yaşananlar ilk değildir. 2021 yılında Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde, Yedikardeş köyü yakınlarında Yıldızlar Holding’e ait Nesko Maden’in işlettiği Kurşun, Çinko, Bakır Ocağı’nda yaşanan atık barajı duvarında çökme gerçekleşti. 4 bin 500 ton ağır metal içerikli kimyasal atık önce Darabul Deresi’ne ardından da Kelkit Vadisi’ne yayılarak Kılıçkaya Barajı’na ulaştı. 9 ay sonra 30 Ağustos 2022’de TEMA Vakfı tarafından alınan numunelerin analizinde görüldü ki, bakanlıkça yapılan tüm çalışmalara rağmen doğal varlıklar üzerindeki kirlilik sınır değerlerin altına indirilememiştir. Ağır metaller, limitlerin çok üzerindedir ve yetişkinler için dikkat çekici, çocuklar için ise yüksek kanser riski söz konusudur. Üstelik bölgedeki kirlilik ve kanser riski uzun yıllar boyunca devam edecek düzeydedir.

“HALKI ÖNCELEYEN YASALAR KONULMALIDIR”

TEMA’nın Şebinkarahisar’daki numunelerden elde ettiği analiz sonucu yaşanan felaketin yıllarca süren etkisini göz önüne sermiştir. Firma ise çevre izin ve lisans belgesinin iptali ve idari para cezası gibi ceza bile sayılamayacak uygulamalar hayata geçirilmiştir. 3 ay sonra ise sanki felaket yaşanmamış gibi firma tekrar çalışmaya başlamıştır. Şimdi Erzincan İliç’te de benzer şekilde süreç yaşanıyor. Firmanın çevre izin ve lisans belgesinin iptal edilmesi yeterli değildir. İliç’te tüm madencilik faaliyetleri durdurulmalı maden derhal kapatılmalıdır. Kapatılacak madende çalışan işçilere emeklerinin sömürülmeyeceği yeni istihdam alanları yaratılmalıdır. Etkin bir yargı süreci başlatılmalı, sadece şirket yetkilileri değil, işletme ve kapasite artırımına izin veren mülki amirler ve bürokratlar da yargılanmalıdır. Vahşi madencilikten vazgeçilmeli; halkı ve ekosistemi önceleyen yasalar konmalıdır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/bursa-su-kolektifi-ilicteki-maden-faciasinin-sorumlulari-hakkinda-suc-duyurusunda-bulundu/feed/ 0 Saraybosna’daki müze, Gazze’ye dayanışma mesajı gönderiyor https://www.haber60.com.tr/saraybosnadaki-muze-gazzeye-dayanisma-mesaji-gonderiyor/ https://www.haber60.com.tr/saraybosnadaki-muze-gazzeye-dayanisma-mesaji-gonderiyor/#respond Mon, 19 Feb 2024 09:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9786 Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’daki İnsanlığa Karşı Suç ve Soykırım Müzesi, ülkede 1992-1995’teki savaşta katledilen soykırım kurbanlarının anılarını yaşatırken ziyaretçilerine de Uluslararası Adalet Divanında (UAD) soykırımla yargılanan İsrail’in saldırıları altındaki Gazze halkına dayanışma mesajı gönderme fırsatı sunuyor.

Savaşta ülkenin çeşitli şehirlerinde kurulan toplama kamplarında türlü işkencelere ve soykırıma maruz kalmış sivillere ait kişisel eşyanın yanı sıra işlenen suçları anlatan görselleri de barındıran müze, acı hatıraları bugüne taşıyor.

Saraybosna’ya gelen turistlerin ilgi gösterdiği, 2016’da açılan müze, sadece Srebrenitsa’daki soykırımı değil ülkenin diğer şehirlerindeki büyük katliamları ve savaş suçlarını da ziyaretçilerine aktarıyor.

Ülkede 1992-1995’te yaşananlara ışık tutan müzede ziyaretçilere Gazze halkına destek mesajları yazma fırsatı veren “mesaj odası” da bulunuyor.

Bu odada “Özgür Filistin”, “Soykırımı sonlandırın” ve “Şimdi ateşkes” yazılı mesajlar yer alıyor.

“Geçmişimizden ders alarak daha iyi bir gelecek inşa edebiliriz”

“Hakikati yaşatmayı” amaçlayan müzenin küratörü Belma Zulic, 30 yılı aşkın süre önce Bosna Hersek’teki savaşta yaşananlarla bugün Gazze’dekiler arasındaki benzerlikleri ve “mesaj odasının” önemini AA muhabirine anlattı.

Zulic, müzenin kurulması fikrinin arkasında Bosna Hersek’teki savaşta öldürülen kişilerin sayısının sadece istatistiklerde kalmasını istemeyen ve yaşananların unutulmamasını amaçlayan bir grup insanın olduğunu söyledi.

Müzenin misyonunun, savaş ve soykırım mağdurlarının hikayelerinin unutulmasını önlemek olduğuna işaret eden Zulic, “Müzemizde özellikle vurgulanan şey, mağdurların kişisel hikayeleridir. Barış için de mücadele ediyoruz çünkü geçmişimizden ders alarak daha iyi bir gelecek inşa edebiliriz.” ifadelerini kullandı.

Zulic, müzede ziyaretçilere sunulan savaş mağdurlarına ait kişisel eşyayı tüm ülkeyi gezerek bulduklarını belirterek, özel bir bölümün Srebrenitsa soykırımı kurbanlarına ayrıldığını dile getirdi.

Küratör Zulic, “Müzemizin içeriğindeki yaklaşık 30 yıl önce Bosna Hersek’te yaşanan soykırım ve saldırılarla ilgili tarihi gerçeklerde Gazze’de bugün yaşananlarla Bosna Hersek’te yaşananlar arasındaki ciddi benzerlikleri görebiliyoruz ve maalesef insanlığın geçmişten çok az ders aldığını görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında çok sayıda çocuk ve kadının hayatını kaybettiğine, su ve yemek sıkıntısının yaşandığına ve insan haklarının ihlal edildiğine dikkati çeken Zulkic, bu durumun ülkesindeki savaşta da yaşandığını vurguladı.

Zulic, “Bosna Hersekliler de yiyecek sıkıntısı, insani yardım ve destek almanın imkansızlaştırılması gibi sıkıntılar yaşadı. Bu durumun da benzer olduğunu görüyoruz.” dedi.

“Gazze’de yaşanan soykırımı önlemek için hala çok az şey yapılıyor”

Gazze halkının, Bosna Hersekliler gibi becerikli olduğunu vurgulayan Zulic, müzede sergilenen, ülkedeki savaş döneminde elektrik üretmek için bisiklet tekerleğinden elle yapılan teçhizatın ve insani yardım çuvallarından imal edilen ürünlerin benzerlerinin bugün Gazze’de de yapıldığını anlattı.

Zulic, şunları kaydetti:

“Müzemizde ziyaretçilerimizin mesaj bırakabilecekleri bir oda da bulunmaktadır. Müzemizin insanlara soykırıma son verilmesi, barış çağrısında bulunulması ve barışın gerekliliğini anlama konusunda ilham vermesi bizi gerçekten gururlandırıyor. Dünya, sivillerin ve mağdurların korunmasına yönelik gerçek ihtiyacın farkına varmalı. O odada Gazze’ye adanmış birçok mesajı ve ziyaretçilerimizin Bosna Hersek ile Filistin arasındaki benzerlikleri fark ettiğini görebilirsiniz.”

İnsanlığın Gazze’de yaşananları ekranlardan ve telefonlardan görebildiğinin altını çizen Zulic, “Gazze’de yaşanan soykırımı, etnik temizliği ve insan hakları ihlallerini önlemek için hala çok az şey yapılıyor. Müzemizin çalışmalarıyla aslında göstermeye çalıştığı şey, çok geç olmadan harekete geçmemiz, barışı sağlamamız, başta kadın ve çocuklar olmaz üzere tüm sivilleri korumamız gerektiğidir.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/saraybosnadaki-muze-gazzeye-dayanisma-mesaji-gonderiyor/feed/ 0
Vatikan ve İsrail Arasında Gerginlik https://www.haber60.com.tr/vatikan-ve-israil-arasinda-gerginlik/ https://www.haber60.com.tr/vatikan-ve-israil-arasinda-gerginlik/#respond Thu, 15 Feb 2024 23:39:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8390 Vatikan’ın İsrail’i Gazze’deki operasyonları yüzünden eleştirmesi üzerine iki devlet arasında gerginlik yaşanıyor. Vatikan’ın başbakan konumundaki Devlet Sekreteri’nin İsrail’i “orantısız saldırılarla” suçladı ve Gazze’de yaşananları “katliam” olarak niteledi. İsrail ise bu sözlerin “acınası” olduğunu söyleyerek kınadı.

Vatikan’ın mutlak lideri Papa Francesco’dan sonra ikinci en üst düzey görevde bulunan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, geçen Salı akşamı gazetecilerin sorularını yanıtlarken Vatikan’ın pozisyonunu şöyle açıkladı:

“Bir yandan 7 Ekim’de yaşananları açık ve kayıtsız şartsız biçimde kınıyoruz, her türlü Yahudi karşıtlığını açık ve kayıtsız şartsız kınıyoruz. Ancak aynı zamanda [Gazze’deki] operasyonu meşrulaştırmak için ileri sürülen İsrail’in savunma hakkının orantılı olmasını talep ediyoruz. 30 bin ölüm kesinlikle orantılı değil.”

Kardinal Parolin, “Yaşananlardan, bu katliamdan hepimiz öfke duyuyoruz” diye ekledi.

Bu sözlerin ardından İsrail’in Vatikan Büyükelçiliği dün sert bir açıklama yaptı. Büyükelçilik, “Kardinal Parolin, Hamas kaynaklarına göre Gazze’de 30 bin Filistinlinin öldürülmesinin, İsrail’in 7 Ekim katliamına tepkisinin orantısız olduğunu gösterdiğini belirtti. Bu acınası bir açıklamadır” dedi.

Parolin’i “tüm koşulları ve verileri dikkate almadan” konuşmakla ve hatalı sonuçlara varmakla suçlayan İsrail Büyükelçiliği, Gazze’deki sivillerin de 7 Ekim saldırısında payı olduğunu öne sürdü.

Açıklamada ayrıca, öldürülen her Hamas militanı başına üç sivilin hayatını kaybettiği, bunun Suriye, Irak ve Afganistan’daki “Batı operasyonlarında” görülen oranlardan daha düşük olduğu da öne sürüldü.

Vatikan gazetesi: Katliamı durdurun

Vatikan ile İsrail arasında yaşanan bu atışmaya, Vatikan’ın yayın organı L’Osservatore Romano da dahil oldu.

Gazetenin baş sayfasında dün “Katliamı durdurun” başlıklı bir makale yayımlandı.

Vatikan’ın İletişim Departmanı Yayın Yönetmeni Andrea Tornielli tarafından yazılan makalede, Parolin’in sözleri ile geçmişte Papa Francesco’nun yaptığı çağrılara yer verildi.

Tornielli, “Hiç kimse Gazze Şeridi’nde yaşananları terörle mücadelede ‘tali hasar’ olarak tanımlayamaz. Savunma hakkı, İsrail’in Ekim kıyımının sorumlularını adalete teslim etme hakkı bu katliamı meşrulaştıramaz” dedi.

Vatikan lideri Papa Francesco da daha önce hem 7 Ekim’deki Hamas saldırısını hem de İsrail’in Gazze operasyonunu eleştirmişti. Papa, Gazze’de sivillerin öldürülmesini “terör” olarak da tanımlamış ve birçok kez saldırıların durdurulması çağrısı yapmıştı.

Parolin’in sözleri üzerine iki ülke arasında yaşanan gerginlik bugünkü İtalyan gazetelerinin baş sayfalarında yer aldı.

La Repubblica, “İsrail-Vatikan arasında kıvılcımlar”, Il Messaggero “İsrail ile Vatikan arasında gerilim”, Il Giornale “İsrail-Vatikan arasında soğukluk geri döndü” başlıklarını kullandı.

İtalya Dışişleri Bakanı da benzer açıklamalar yaptı

İtalya basını, Kardinal Parolin’in İsrail’in tepkisini çeken sözlerinin benzerlerinin, İtalya Dışişleri Bakanı tarafından da dile getirildiğini vurguladı.

İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de hafta başında yaptığı açıklamada, “İsrail’in tepkisi orantısız hale geldi, Hamas’la ilgisi olmayan çok fazla kurban var” demişti. Tajani, Gazze’de yaşananın “soykırım” olarak tanımlanmasına karşı çıksa da “Fakat İsrail hata yapıyor, çok fazla sivil ölümüne yol açıyor” eleştirisinde bulunmuştu.

Parolin’in açıklaması da, Tajani’nin bu sözleri hakkındaki görüşlerinin sorulması üzerine geldi.

Öte yandan İtalya Temsilciler Meclisi geçen Salı günü, Gazze’de ateşkes çağrısı yapılan bir önergeyi kabul etti.

Muhalefetteki Demokratik Parti’nin (PD) girişimiyle oylanan önerge, hükümete Gazze’de acil bir insani ateşkes talep etmesi çağrısı yapıyor. Ayrıca İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasını amaçlayan girişimlerin desteklenmesi de isteniyor.

PD lideri Elly Schlein, parlamentoda yaptığı konuşmada uluslararası hukuka saygı gösterilmesini talep ederek “Derhal bir insani ateşkesin sağlanması elzem ve acildir. Hükümet, Refah’ta yapılacağı duyurulan ve katliamla sonuçlanacak saldırıyı durdurmak için mümkün olan her şeyi yapmalıdır” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/vatikan-ve-israil-arasinda-gerginlik/feed/ 0
TMMOB, Çöpler Kompleks Maden İşletmesi’ndeki toprak kayması üzerine basın açıklaması yaptı https://www.haber60.com.tr/tmmob-copler-kompleks-maden-isletmesindeki-toprak-kaymasi-uzerine-basin-aciklamasi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/tmmob-copler-kompleks-maden-isletmesindeki-toprak-kaymasi-uzerine-basin-aciklamasi-yapti/#respond Wed, 14 Feb 2024 07:51:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7742 Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu, 13 Şubat 2024 tarihinde Erzincan İliç’te bulunan Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilen Çöpler Kompleks Maden İşletmesi’nde meydana gelen toprak kayması üzerine basın açıklaması gerçekleştirdi. İşletmenin kapatılmasını isteyen TMMOB’un açıklamasında ” Her dilekçemizde, her açıklamamızda liç sahasında yaşanabilecek kayma defaatle vurgulanmış olmasına karşın; ne Bakanlık ne yerel idare ne de Mahkemece uyarılarımız dikkate alınmamış, göz ardı edilmiş, bugün yaşanan felakete yol açılmıştır” denildi.

“SÖMÜRGE MADENCİLİĞİ İLE YALNIZCA DOĞAMIZ VE KAYNAKLARIMIZ DEĞİL, YAŞAMLARIMIZ DA KATLEDİLİYOR

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu’nun açıklaması şu şekilde;

“Faaliyete girdiği 2008 yılından itibaren birbiri ardına ortaya çıkan çevresel felaketlerle sıklıkla gündeme gelen, Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilen Çöpler Kompleks Maden İşletmesinde gerçekleştirilen sömürge madenciliği ile yalnızca doğamız ve kaynaklarımız değil, yaşamlarımız da katlediliyor. Faaliyete girdiği yıldan bugüne, mevzuat dolanılarak parça parça hazırlanan projelerle devasa nitelik kazanan Çöpler Kompleks Maden İşletmesinin yarattığı tahribat ve oluşturduğu tehlike Birliğimiz tarafından daha önce de pek çok kez kamuoyuna açıklanmış, açtığımız davalarda sunulan teknik raporlarla da ortaya konmuştur.

“MAHKEMECE UYARILARIMIZ DİKKATE ALINMAMIŞ, GÖZ ARDI EDİLMİŞ, BUGÜN YAŞANAN FELAKETE YOL AÇILMIŞTIR

Her dilekçemizde, her açıklamamızda liç sahasında yaşanabilecek kayma defaatle vurgulanmış olmasına karşın; ne Bakanlık ne yerel idare ne de Mahkemece uyarılarımız dikkate alınmamış, göz ardı edilmiş, bugün yaşanan felakete yol açılmıştır.

2021 yılında “Çöpler Kompleks Madeni”nde kapasite artışı ve ek tesisler yapılmasına yönelik projeye verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle açtığımız davada; projenin çevre üzerinde yarattığı ve yaratacağı tahribat ifade edilmiş; siyanürlü altın madenciliği yönteminin barındırdığı riskler itibariyle vazgeçilmesi gereken bir yöntem olduğu, bölgenin depremsellik ve heyelan açısından tehlikeleri de ayrıntıları ile vurgulanmıştır. Tüm bunlara karşın üstelik yargılama sürerken tam da dilekçelerimizde belirtilen riskler gerçekleşmiş ve 2022 yılında siyanürlü solüsyon taşıyan borularda yırtılma neticesinde siyanürlü solüsyon SIZDIRMAZLIK ALANI DIŞINA taşarak çevresel tahribata neden olmuş olmasına rağmen, mahkemece bilirkişi heyetine ve raporuna sunulan itirazlarımız, hukuka aykırılık iddialarımız karşılanmadan, yalnızca ÇED raporundan alıntılarla davanın reddine karar verilmiştir.

“DOSYA HALEN BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ AŞAMASINDADIR

Karara yönelik temyiz istemi neticesinde ise Danıştay 6. Dairece “Nihai ÇED Raporunda veya proje tanıtım dosyasında yer alan kurum görüşlerine yer vermekten ziyade, taahhütlerin çevreye olabilecek etkilerinin teknik olarak incelendiği, tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gerekliliktir.” gerekçesiyle eksik incelemeye dayalı Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Akabinde Mahkemece yeniden bir bilirkişi heyeti belirlenerek 6 Aralık tarihinde keşif gerçekleştirilmiş olup, dosya halen bilirkişi incelemesi aşamasındadır.

Kapasite artışına ilişkin ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılan davanın yargılaması sürerken 21 Haziran 2022 tarihinde siyanür içerikli solüsyon taşıyan boru hattında oluşan yırtılma nedeniyle siyanürlü solüsyonun çevreye yayıldığı bölgede yaşayan halk tarafından fark edilmiş akabinde TMMOB tarafından da suç duyurusunda bulunulmuştur.

“ŞİRKET FAALİYETLERİNE DEVAM ETMİŞTİR

Madende yaşanan suça konu olayların ülke genelinde yaygın tepkilere yol açmasının ardından yetkililer tarafından ancak olaydan günler sonra bir açıklama yapılabilmiş; yaşanan felaketin üzerinden geçen 5 günün ardından ancak şirket hakkında para cezası uygulanmış “analiz sonuçlarına göre ise lüzum görülen alanlarda çevresel iyileştirme çalışmalarına devam edileceği” beyan edilmiştir. ve yine ancak kamuoyunda tepkilerin büyümesi ve sürmesi ile yaşanan felaketin üzerinden geçen 6 günün ardından şirketin faaliyetlerinin durdurulmasına karar verilmiştir. Akabinde ise hiçbir şey olmamış gibi durdurma kararı kaldırılmış ve şirket faaliyetlerine devam etmiştir.

Savcılık tarafından ise yalnızca Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve yöneticileri hakkında “çevrenin taksirle kirletilmesi sonucu toprakta, suda, havada kalıcı etki bırakması” suçundan soruşturma yürütülmüş ve neticesinde taksirle işlenen suç bakımından gerekli ödeme yapıldığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Sürece ilişkin yetki ve sorumlulukları dolayısıyla Maden sahasını denetimle görevli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkilileri ve çalışanları ile projeye ilişkin ÇED Olumlu kararı, izin, ruhsat veren kurumlar ile yetkilileri hakkındaki şikayetlerimiz hakkında ise herhangi bir değerlendirme yapılmamış ve karar oluşturulmamıştır.

2023 YILINDA ÇÖPLER KOMPLEKS MADENİ AÇIK OCAK GENİŞLEME PROJESİNE İLİŞKİN OLARAK ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR KARARI VERİLMİŞTİR

Yaratılan tahribat ortada olmasına ve Birliğimizde defaatle uyarıda bulunulmasına rağmen faaliyetlerin durması bir yana; 2023 yılında Çöpler Kompleks Madeni Açık Ocak Genişleme projesine ilişkin olarak ÇED Gerekli Değildir kararı verilmiştir. Bu karar karşı da Birliğimiz tarafından dava açılmıştır. Dava dilekçesinde bir kez daha altın madenciliğinde, liç işleminde kullanılan siyanür ve ortaya çıkacak diğer ağır metallerin çevre ve insan sağlığı için olumsuz etkiler yaratacak olası bir risk ve tehdit unsuru oluşturduğu; özellikle çok kuvvetli bir zehir olan siyanürün toprağa, suya ve havaya karıştığı zaman her türlü canlı açısından zararlı olduğu; dolayısıyla proses gereği atık barajlarına pompalanan siyanürlü atıkların, geçirimsiz olarak planlanan bu atık barajlarından oluşabilecek sızıntılar nedeniyle su kaynaklarına ve diğer kullanım alanlarına ulaşma olasılığı bulunduğu ve siyanürlü altın madeni işletilmesinde risk unsurunun ön plana çıktığı, ayrıca aynı risk sebebiyle bu bölgelerdeki flora ve faunanın da bozulma tehditi altında kaldığı bugüne değin yapılan çalışmalar, yargı kararları ve akademik raporlar ve esasında yaşanan çevre felaketleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıkça ortaya konduğu; yöntemin niteliği dolayısıyla; siyanür liçi yöntemi ile altın madeni işletilmesinde işletmeciye yahut denetim/izleme faaliyetlerine bağlı olarak risk olasılığının azalacağından söz etmenin olanaklı olmadığı ifade edilmiştir.

“ISRARLA DİKKAT ÇEKMEYE ÇALIŞTIĞIMIZ TEHLİKE GERÇEKLEŞMİŞTİR

Dosyada yer alan tüm bilgi ve belgeler ve henüz 2022 yılında yaşananlar ortada olmasına karşın mahkemece yürütmenin durdurulması hakkında dahi bir karar verilmemiş keşif ve bilirkişi incelemesi sonrasına bırakılmıştır. Dosyada son olarak 6 Aralık tarihinde keşif gerçekleştirilmiş olup bilirkişi incelemesi aşamasındadır. Her iki dosyada da gerek dilekçelerde gerekse de keşif esnasında bilirkişi heyetine sunulan teknik beyanlarda İliç sahasında yaşanabilecek kayma defaatle tarafımızca dile getirilmiştir. Fakat ne yetkili idarece ne de Mahkeme heyetinde ısrarla dikkate alınmamış faaliyetin devamına imkan sağlanmıştır. Neticesinde ise ne yazık ki ısrarla dikkat çekmeye çalıştığımız tehlike gerçekleşmiştir.

FELAKETİN SORUMLULARI YARGI KARŞISINDA HESAP VERMELİ, TÜM ÇED KARARLARI İPTAL EDİLMELİ VE İŞLETME DERHAL KAPATILMALIDIR

Bu yaşananların sorumlusu, faaliyeti yürütenler kadar yürümesine olanak sağlayan, izin verenler, ülkemiz kaynaklarının, doğamızın bir grup yabancı sermayenin çıkarları uğruna yağmalanmasına göz yumanlardır. İvedilikle sonuçlandırılması yasa ile zorunlu tutulan davaları sürüncemede bırakan, uzamasına neden olan, üzerinden yıllar geçmesine karşın halen yürütmenin durdurulması talebini dahi karara bağlayamayanlardır. Bir kez daha sesleniyoruz; madenlerimiz ulusal ve uluslararası sermaye gruplarının yağma alanı olmaktan çıkarılmalı, İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargı karşısında hesap vermeli, tüm ÇED kararları kararı iptal edilmeli ve işletme derhal kapatılmadır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tmmob-copler-kompleks-maden-isletmesindeki-toprak-kaymasi-uzerine-basin-aciklamasi-yapti/feed/ 0
Boşnak Soykırım Araştırmacısı İsrail’i Uluslararası Adalet Divanına Şikayet Etti https://www.haber60.com.tr/bosnak-soykirim-arastirmacisi-israili-uluslararasi-adalet-divanina-sikayet-etti/ https://www.haber60.com.tr/bosnak-soykirim-arastirmacisi-israili-uluslararasi-adalet-divanina-sikayet-etti/#respond Fri, 26 Jan 2024 09:18:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5131 AHMET NURDUHAN/LEJLA BİOGRADLİJA AKSAN – Bosna Hersek’te 1992-1995’te savaşı yaşayan soykırım araştırmacısı Boşnak Arnesa Buljusmic Kustura, 2 bin 500 Boşnak’tan imza toplayarak Uluslararası Adalet Divanına (UAD) teslim etti.

Bosna Hersek’teki savaşta 1995’te 8 binden fazla Boşnak sivilin katledildiği Srebrenitsa soykırımına ilişkin çalışmalar yapan Buljusmic Kustura, İsrail’in Filistin’e yönelik “soykırım suçundan” devlet olarak suçlu bulunması gerektiğine inanıyor.

İsrail’in işlediği suçlara dikkati çekmek için savaş mağduru 2 bin 500 Boşnak’tan imza toplayarak UAD’ye teslim eden Buljusmic Kustura, başlattığı imza kampanyasını AA muhabirine anlattı.

Buljusmic Kustura, Güney Afrika tarafından İsrail aleyhine açılan soykırım davasını yakından takip ettiğini belirterek, “İsrail’in savunma yönteminin aynı Sırbistan gibi olacak olması sinirlerimi bozdu. İsrail’in de tıpkı Bosna Hersek’teki savaşta Sırbistan’ın yaptığı gibi ilgili suçların bireyler tarafından işlendiği yönünde savunma yapacağını gördüm. Soykırım araştırmacısı meslektaşlarımla görüştüğüm zaman, iki davanın birbirine benzerlik gösterdiğini söylediler.” ifadelerini kullandı.

İsrail’in hazırladığı savunma kapsamında devlet olarak hiçbir ceza veya yaptırım almaması tehlikesinin bulunduğuna dikkati çeken Buljusmic Kustura, “Uluslararası mahkeme, aslında bugüne kadar hiçbir devleti soykırımdan suçlu bulmadı. En yakın karar, Bosna Hersek’teki savaş için alındı. Sırbistan, ‘soykırımı önleyememekten’ suçlu bulundu. Soykırımı yapan devletler nihayetinde serbest kalıyor, suçlu bulunmuyor.” diye konuştu.

“Soykırımı yaşayanlar olarak Filistin halkının yanında olmak istedik”

Buljusmic Kustura, İsrail’in devlet olarak işlediği suçlardan yargılanması amacıyla bir şeyler yapmak istediğini vurgulayarak, “Bu durum artık İsrail’in işlediği soykırım suçundan öte uluslararası hukuk meselesi. Uluslararası mahkeme, bugüne kadar devam ettirdiği hiçbir devleti suçlu bulmama yönündeki tutumunu değiştirebilir. Bu da bu zamana kadar soykırımı yaşayan devletler için inanılmaz bir adım olur.” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in soykırımdan suçlu bulunmasının uluslararası hukuk için de önemli bir adım olacağını belirten Buljusmic Kustura, sosyolojik bakımdan Sırbistan’ın, sadece Srebrenitsa’da değil ülke genelinde soykırım suçu işlediğine dair kanıtların olduğunu ancak hukuki açıdan soykırım suçundan serbest kaldığını söyledi.

Buljusmic Kustura, uluslararası mahkemenin Bosna Hersek davasındaki hatalarını tekrarlamaması gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:

“Bosna Hersek’te 1990’lı yıllarda savaşı ve soykırımı yaşayan insanların ‘ateşkes’ terimini en derinden hisseden halk olduğunu biliyordum. Bu kapsamda da bir imza kampanyası başlattım. 5 günde 2 bin 500 imza topladık. Uluslararası mahkeme, 30 yıl önce yaşanan korkunç zulümlerden Sırbistan’ı sorumlu tutmadı. Bugün ise soykırımı yaşayanlar olarak Filistin halkının yanında olmak istedik.”

“Gazze’de şahit olduklarımız, Bosna Hersek’teki savaşta yapılan zulümleri anımsatıyor”

Avrupa, ABD ve dünyada neredeyse her ülkede Filistin’e destek gösterilerinin düzenlendiğini söyleyen Buljusmic Kustura, milyonlarca kişinin katıldığı bu gösterilerin insanlar ile devletlerin Filistin’e yaklaşımlarının ne kadar farklı olduğunu gösterdiğini belirtti.

Buljusmic Kustura, özellikle ABD vatandaşlarının, devletlerinin İsrail’e olan tutumu nedeniyle hayal kırıklığı yaşadığını dile getirerek, “Devletlerinin gerçek yüzünü gördü birçok insan. İsrail’e silah ve yardım gönderen devletlerin de bazı cezalar alması gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.

Bosna Hersek’teki savaşta dedesi, amcası ve birçok akrabasını kaybettiğini anlatan Buljusmic Kustura, şunları kaydetti:

“Babam, dedem ve amcam, Sırplar tarafından götürüldü. Milan Lukic ve birliği dedem, amcam ve daha birçok akrabamı öldürdü. Babam ise bir şekilde kaçmayı başardı ve Saraybosna’ya yürüyerek gelebildi. Dedemin kemiklerine 2001’de ulaşabildik. Amcam ve diğer akrabalarımın kemiklerine ise henüz ulaşamadık.

Bütün meslektaşlarım şu noktada hemfikir: ‘Bosna Hersek’te yapılan soykırım’ ifadesi kullanıldığında akla sadece Srebrenitsa değil bu topraklara yapılan bütün suçlar gelmeli. Özellikle doğuda Prijedor’da yapılanlar. Bugün Gazze’de şahit olduklarımız bize sadece Srebrenitsa’yı değil Bosna Hersek’teki savaşta yapılan bütün zulümleri anımsatıyor.”

Bosna Hersek’teki savaş ile Gazze’de yaşananlar arasındaki benzerlikler

Buljusmic Kustura, uluslararası mahkemenin Srebrenitsa’da soykırım suçu işlendiğine ilişkin karar aldığını ancak Bosna Hersek genelinde soykırımın yapıldığına dair de kanıtların olduğuna dikkati çekti.

Gazze’nin kuşatma altında olmasının akıllara Saraybosna’yı getirdiğini söyleyen Buljusmic Kustura, “İsrail yönetimi, açık şekilde su, gıda ve herhangi bir yardımın yapılmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Bu durum da bizim kuşatma günlerimizi hatırlatıyor. Bosna Hersek halkı, bomba, havan topu sesleriyle saldırı altında yaşamanın ne demek olduğunu çok iyi biliyor.” ifadelerini kullandı.

Buljusmic Kustura, İsrail askerinin çok sayıda Filistin vatandaşını çıplak şekilde yan yana dizdiğini izlediklerini aktararak, bu durumun da Srebrenitsa’da yaşananları akıllara getirdiğini ve Boşnak erkeklerinin de aynı şekilde dizilip öldürüldüğüne dair görüntülerin olduğunu söyledi.

Sadece yaşananların değil Gazze hakkında konuşulanların da Bosna Hersek ile benzerlik gösterdiğine işaret eden Buljusmic Kustura, “Filistinler için ‘terörist ve hayvan’ benzetmesi yapan yetkililer, bakanlar var. Aynı propaganda, Sırplar tarafından Boşnaklara da uygulandı. Sırpların o dönem kullandığı cümlelerin bir benzerini bugün İsrailli yetkililer kullanıyor.” diye konuştu.

Buljusmic Kustura, Bosna Hersek’te yaşanan soykırım ve savaşın üzerinden 30 yıl geçtiğini anımsatarak, dünyanın burada yaşananlardan bir ders çıkarmadığını ve Gazze’de benzerlerine şahit olunduğunu belirtti.

Srebrenitsa’daki soykırımı anlatmak için 15 yıldan fazla süredir çalışmalar yaptığını anlatan Buljusmic Kustura, insanların soykırımları önleyebilmek için yeterince bilinçlenmesi amacıyla çalışmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.

“Bosna Hersek örneğinden öğrenmemiz gereken, soykırımın durdurulması gerektiğidir”

İsveç’te yaşayan Bosna Hersekli akademisyen Adnan Mahmutovic, UAD’ye teslim edilen mektupta kendi imzasının da bulunduğunu belirterek, İsveç hükümetine Gazze’de yaşananların durdurulması için mektup yazdıklarını söyledi.

Mahmutovic, yaklaşık 15 yıldır soykırım davaları üzerine çalıştığını, bu alanda aktivist ve UAD’ye sunulan belgeye imza atmasının doğal olduğunu, Gazze’de yaşananların son derece üzüntü verdiğini dile getirdi.

Gazze’de yaşananların kendilerini etkilediğini anlatan Mahmutovic, “Yaşadığımız soykırımın tüm unsurlarını ve önlenmeden tekrarlandığını görüyor ve tanık oluyoruz.” dedi.

Mahmutovic, “Bosna Hersek örneğinden öğrenmemiz gereken bir şey varsa o da daha fazla mağdur olmadan soykırımın durdurulması gerektiğidir.” diyerek, bugün Gazze’de olanların Bosna Hersek’te 1992-1995’teki savaşta yaşanan soykırımla örtüştüğüne dikkati çekti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bosnak-soykirim-arastirmacisi-israili-uluslararasi-adalet-divanina-sikayet-etti/feed/ 0
Bosna Hersek İslam Birliği Başkanı Türkiye ile dostluğun önemini vurguladı https://www.haber60.com.tr/bosna-hersek-islam-birligi-baskani-turkiye-ile-dostlugun-onemini-vurguladi/ https://www.haber60.com.tr/bosna-hersek-islam-birligi-baskani-turkiye-ile-dostlugun-onemini-vurguladi/#respond Thu, 25 Jan 2024 08:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4952 Bosna Hersek İslam Birliği Başkanı Husein Kavazovic, Türkiye gibi bir ülkeyle dost olmanın önemine işaret ederek “Türkiye ile güvende hissediyoruz. Dünyada herkesin Türkiye ile dost olmayı dilediğini düşünüyorum. Bizim Türk halkıyla manevi bağlarımız da var.” dedi.

Kavazovic, Türkiye ile ikili ilişkileri, Gazze’de yaşananları ve Bosna Hersek’te son dönemde Boşnak nüfusa yönelik artan provokasyonları AA muhabirine değerlendirdi.

Müslüman ülkeler arasında Diyanet İşleri Başkanlığı ile en iyi ilişkilere sahip olduklarını belirten Kavazovic, “Türkiye, bize en yakın ülke. Bizler, ortak mirasın, Osmanlı kültürünün bir parçasıyız. Son derece iyi ilişkilerimiz var. Diyanet İşleri Başkanlığından her zaman destek ve anlayış görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Kavazovic, Türkiye’nin bütün bölgede dengeleyici rolünün olduğunu söyleyerek “Türkiye ile güvende hissediyoruz. Türkiye gibi bir ülkeyle dost olmak büyük bir şey. Dünyada herkesin Türkiye ile dost olmayı dilediğini düşünüyorum. Bizim Türk halkıyla manevi bağlarımız da var.” diye konuştu.

“Tarih, Gazze’de yaşananlara sessiz kalanları unutmayacak”

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını değerlendiren Kavazovic, “Gazze, insanlık tarihinde büyük bir yara hiç şüphesiz. Gazze’de yapılan zulümleri durdurabilecek konumda değiliz. Gazze’den sonra zulümlerden konuşmak çok daha ağır ve farklı olacaktır. Gazze, artık kimsenin bir cevabının olmadığı yer. En şaşırtıcısı da sessizlik. Gazze’deki savaşı ve sivil ölümlerini durdurabilecek güçler susuyor.” dedi.

Kavazovic, Gazze’de insanlığın sınıfta kaldığını ifade ederek “Dini çevrelerden de bir girişim yok. Gazze’deki durumda önemli rol oynayabileceğini düşündüğüm dini diplomasi de göremiyorum. Gazze, Allah’ın yardımıyla kurtulacak ancak tarih Gazze’de yaşananlara sessiz kalanları unutmayacak.” diye konuştu.

Dünya genelindeki milyonlarca insanın Gazze’de ateşkesin sağlanması ve sivil ölümlerinin durdurulması için sokaklara döküldüğünü anlatan Kavazovic, “Halk, çıkar söz konusu olduğunda nasıl davranıldığına şahit oldu. Halk, adaletsizliği ve yapılan büyük zulmü gördü. Gazze, halka büyük bir ders veriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Kavazovic, bugün Gazze’de olanların, Bosna Hersek’teki savaş sırasında 1995’te yaşanan Srebrenitsa soykırımını hatırlattığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Srebrenitsa’da yaşananların soykırım olduğu mahkemelerde de kanıtlandı ancak Gazze’de yapılanlar da soykırımdan başka bir şey değil. Gazze’den çok uzakta olan Güney Afrika tarafından İsrail aleyhine açılan soykırım davasını takdir ediyorum. Güney Afrika da tarihinde birçok olay yaşadı. Bu, aslında İslam dünyasına da ahlak dersi oldu zira hiçbir Müslüman ülkesinden böyle bir girişim gelmedi.”

Kavazovic, “Suçların sorumlusu devlettir, halk değil. Tıpkı Srebrenitsa’da olduğu gibi. Soykırımın sorumlusu Sırp halkı değil elinde ordu ve polis bulunduran devletti. İsrail için de aynısı geçerli.” görüşünü paylaştı.

“Ayrılıkçı söylemler hafife alınmamalı”

Kavazovic, son dönemde din görevlileriyle Boşnak halka yönelik provokasyonlara işaret ederek “Din görevlilerine çeşitli saldırılar her zaman yapıldı. Ne yazık ki sorumsuz insan çok. Şunu da söylemeliyim ki Ortodoks ve Katolik kiliselerinin görevlilerine de saldırılar oluyor. Burada önemli olan devletin nasıl davrandığı. Ne yazık ki devlet yeterli tepkiyi vermiyor.” ifadelerini kullandı.

Saldırıları yapanların çoğu zaman hiçbir ceza almadan serbest kaldığını söyleyen Kavazovic, devletin bu konuya ilişkin daha özenli davranması gerektiğini belirtti.

Kavazovic, ülkenin iki entitesinden Sırp Cumhuriyeti’nin (RS) Bosna Hersek’ten ayrılacağı yönündeki iddiaları da değerlendirerek, “Bunlar, aslında halkı korkutmak için söyleniyor. Tabii bu söylemler hafife de alınmamalı. Bu topraklarda yaşanan savaşın sorumlularını yücelten ve destekleyen isimlerden gelen söylemlerin özellikle hafife alınmaması gerektiğini düşünen bir adamım.” dedi.

Bosna Hersek’in 1990’lı yıllardaki gibi olmadığını dile getiren Kavazovic, “Hiç kimse Bosna Hersek’te 1992-1995’te yaşanan savaşın tekrarlanmasına olanak sağlayacak kadar deli değil. Bu ülkenin savunması için hepimiz hazırlıklı da olmalıyız. Bu, bizim ülkemiz. Beraber inşa etmeli ve bu ülkede yaşamaktan mutlu olmalıyız. Birbirimizi korkutmanın, tehdit etmenin gereği yok.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bosna-hersek-islam-birligi-baskani-turkiye-ile-dostlugun-onemini-vurguladi/feed/ 0