Yargı – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 07 Dec 2024 12:06:35 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 TBB 38. Olağan Kurulu Başladı https://www.haber60.com.tr/tbb-38-olagan-kurulu-basladi/ https://www.haber60.com.tr/tbb-38-olagan-kurulu-basladi/#respond Sat, 07 Dec 2024 12:06:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/tbb-38-olagan-kurulu-basladi/ Türkiye Barolar Birliği 38. Olağan Kurulu Ankara’da başladı.

Avukat Özdemir Özok Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen kongre, divan seçimi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Kurulun açılış konuşmasını yapan TBB Başkanı Erinç Sağkan, gerek mesleki gerek yargı sistemi gerekse de yurttaşların hak ve özgürlükleriyle ilgili hiçbir meselede geri durmadıklarını söyledi.

Hiçbir sorunu görmezden gelmediklerini belirten Sağkan, açtıkları davalar, yaptıkları suç duyuruları, basın açıklamaları, gösteri ve yürüyüşlerle hiçbir “hukuksuzluğa” sessiz kalmadıklarını ifade etti.

Anayasa Mahkemesinin Can Atalay dosyasında verdiği ihlal kararı sürecinde “üçüncü taraf görüşü” sunduklarını, İsrail’in soykırıma dönüşen suçlarına ilişkin Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdinde somut bir başvuruda bulunduklarını hatırlatan ve farklı konulardaki tutumlarına ilişkin değerlendirmelerini de paylaşan Sağkan, “Uygun bir yöntemle müdahil olmadığımız tek bir toplumsal gündem dahi olmamıştır.” dedi.

Avukatlık Akademisi çalışmaları

Avukatlık Akademisinin kurulması için mekan tahsisin dışında hazırlıklarını yaptıklarını, finansman desteği konusunda ise “kayda değer” ilerleme sağlandığını bildiren Sağkan, kurulacak Avukatlık Akademisinin mesleğin niteliğinin artmasına ve geleceğine ışık tutmasına yapacağı etkinin önemine işaret etti.

Yargı Reformu Strateji Belgesinde yer alması konusunda Adalet Bakanlığı ile “büyük oranda” mutabık kaldıkları başlıklara değinen Sağkan, hukuk fakültesi girişinde uygulanan başarı puanı sıralamasının 50 bine yükseltilmesi, stajyer avukatlara kamu kaynaklı finansman desteği sağlanması ve avukatlık kanunundaki bazı maddelerde düzenleme yapılmasına ilişkin çalışmalar yürütüldüğünü anlattı.

CMK ücretinin mesleğin onuruna yakışır bir biçimde belirlenmesi ve KDV oranlarının düşürülmesi, bağlı çalışan avukatların ücret hakları da dahil olmak üzere çalışma esaslarını belirleyen yönetmelik yapma yetkisinin Türkiye Barolar Birliğine verilmesi konusunda da çalışma yapıldığını aktaran Sağkan, şunları kaydetti:

“Hasar danışmanlık veya başka isimlerle kanuna aykırı olarak faaliyet gösteren ve meslek alanımızı daraltan yapıları caydırıcı cezai düzenlemelerin hayata geçirilmesi, çok çaba verdiğimiz, ikna edebilmek için uzun çalışmalar yürüttüğümüz ve belirli bir noktaya getirerek yargı reformu strateji belgesine konulmak üzere harekete geçireceğimiz noktasında büyük oranda uzlaşıya vardığımız, serbest avukatların emeklilik haklarının güçlendirilmesi konusunda mevzuat çalışması yapılması başlıklarımız, geçtiğimiz ay Adalet Bakanı ile yaptığımız görüşmede aralık ayı içerisinde Cumhurbaşkanı tarafından açıklanacak olan Yargı Reformu Strateji Belgesi içerisinde yer alacak başlıklar olarak uzlaştığımız başlıklardır.

Bu başlıkların reform paketinin içerisinde yer alması artık bu taleplerin sadece barolarımızın ve Türkiye Barolar Birliğinin talepleri olarak değil artık siyasal iktidarın da bir taahhüdü olarak da takip edileceğini de göstermektedir.”

Konuşmanın ardından, Kurul gündeminde yer alan maddelerin görüşülmesine geçildi.

Türkiye Barolar Birliği 38. Olağan Kurulu, yarın yapılacak başkanlık ve yönetim kurulu seçimiyle tamamlanacak.

TBB Başkanlığı için şu ana kadar mevcut Başkan Erinç Sağkan, Samsun Barosuna kayıtlı avukat Emrah Yavuzcan ve Muş Barosuna kayıtlı avukat Mehmet Zahit Söylemez adaylıklarını açıkladı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbb-38-olagan-kurulu-basladi/feed/ 0
DEAŞ’ın Finansman Yapısına Büyük Operasyon: 31 Tutuklama https://www.haber60.com.tr/deasin-finansman-yapisina-buyuk-operasyon-31-tutuklama/ https://www.haber60.com.tr/deasin-finansman-yapisina-buyuk-operasyon-31-tutuklama/#respond Fri, 06 Dec 2024 21:10:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/deasin-finansman-yapisina-buyuk-operasyon-31-tutuklama/

İZMİR merkezli 32 ilde terör örgütü DEAŞ’ın finansman yapılanmasına yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 100 şüpheliden 31’i tutuklandı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nun DEAŞ silahlı terör örgütüne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında, 114 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Örgütün finansman yapılanmasına yönelik İzmir merkezli olmak üzere, 3 Aralık’ta Konya, Ankara, Gaziantep, İstanbul, Tekirdağ, Adana, Adıyaman, Yozgat, Şanlıurfa, Bursa, Kahramanmaraş, Van, Kocaeli, Bingöl, Ağrı, Yalova, Kayseri, Muş, Şırnak, Siirt, Çankırı, Aksaray, Diyarbakır, Antalya, Samsun, Sakarya, Malatya, Hakkari, Hatay, Mersin ve Isparta’da eş zamanlı operasyon düzenlendi.

İzmir İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, sabahın ilk saatlerinde önceden belirlenen adreslere baskın yaptı. Operasyon kapsamında 100 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda, çok sayıda dijital materyal ve yasaklı yayın ele geçirildi.

Şüphelilerden 59’u İzmir İl Jandarma Komutanlığı’ndaki işlemlerinin ardından serbest bırakılırken, 41’i ise adliyeye sevk edildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 31’i çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 10’u adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Öte yandan 6’sı yurtdışında 14 firari şüphelinin ise yakalanması için çalışmaların sürdürüldüğü bildirildi.

Haber: Tolga TAHÇI/ İZMİR,

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/deasin-finansman-yapisina-buyuk-operasyon-31-tutuklama/feed/ 0
Eskişehir Mahkemeleri’nin Yetkisi Genişledi https://www.haber60.com.tr/eskisehir-mahkemelerinin-yetkisi-genisledi/ https://www.haber60.com.tr/eskisehir-mahkemelerinin-yetkisi-genisledi/#respond Thu, 07 Nov 2024 22:30:02 +0000 https://www.haber60.com.tr/eskisehir-mahkemelerinin-yetkisi-genisledi/

ESKİŞEHİR idare ve vergi mahkemelerinin yetki alanını genişleten karar Resmi Gazete’de yayınlandı.

Resmi Gazete’de yayımlanan Hakimler ve Savcılar Kurulu kararında; Bilecik ilinin coğrafi durumu, iş hacmi ile Eskişehir iline yakınlığı göz önüne alınarak idare ve vergi mahkemeleri yargı çerçevesi yönünden bağlı olduğu Sakarya İdare ve Vergi Mahkemeleri yargı çevresinden çıkartılarak Eskişehir İdare ve Vergi Mahkemeleri yargı çevresine bağlanmasına karar verildiği ve kararın 11 Kasım 2024’ten itibaren uygulanacağı belirtildi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehir-mahkemelerinin-yetkisi-genisledi/feed/ 0
Samsun’da Kopya Düzeniyle Sınavda Yakalanan 3 Kişi Gözaltına Alındı https://www.haber60.com.tr/samsunda-kopya-duzeniyle-sinavda-yakalanan-3-kisi-gozaltina-alindi/ https://www.haber60.com.tr/samsunda-kopya-duzeniyle-sinavda-yakalanan-3-kisi-gozaltina-alindi/#respond Sat, 28 Sep 2024 15:45:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/samsunda-kopya-duzeniyle-sinavda-yakalanan-3-kisi-gozaltina-alindi/ Samsun’da kopya düzeneğiyle motorlu taşıtlar sınavına giren 3 kişi, polis tarafından suçüstü yakalandı.

Edinilen bilgiye göre, Samsun’un Çarşamba ilçesinde bugün saat 10.00’da düzenlenen motorlu taşıtlar sınavında kopya girişimi tespit edildi. Elektronik cihazlarla dışarıdan yardım almak üzere özel olarak tasarladığı kopya düzeneğiyle ehliyet sınavına girmeye çalışan A.S. (30), sınav sırasında fark edilerek polis tarafından suçüstü yakalandı. Yapılan inceleme ve aramalarda şahsın yanı sıra bu düzenekte rol alan organizatör N.E. (42) ve M.S (22) de polis tarafından gözaltına alındı.

Gözaltına alınan şahısların üstlerinde ve eşyalarında yapılan aramalarda, sınavda kopya çekmek amacıyla kullanılan 2 adet mikro casus kulaklık, 4 adet mikro casus kulaklık pili, 2 adet kamufle edilmiş yaka kamerası, 1 adet mobil wifi cihazı, 2 adet mobil aktarım cihazı, 5 adet cep telefonu, 1 adet powerbank, 3 adet şarj kablosu, 1 adet cımbız ve 1 adet flaş bellek ele geçirildi.

Yakalanarak gözaltına alınan 3 kişi hakkında, “ÖSYM Hizmetleri Hakkında Kanuna Muhalefet” suçundan adli işlem başlatıldı. – SAMSUN

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/samsunda-kopya-duzeniyle-sinavda-yakalanan-3-kisi-gozaltina-alindi/feed/ 0
CHP’li Emir: Süleyman Soylu, Meclis soruşturması için başvurmalı https://www.haber60.com.tr/chpli-emir-suleyman-soylu-meclis-sorusturmasi-icin-basvurmali/ https://www.haber60.com.tr/chpli-emir-suleyman-soylu-meclis-sorusturmasi-icin-basvurmali/#respond Thu, 01 Aug 2024 23:15:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43106

(ANKARA) – CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun TBMM Başkanlığı’na dokunulmazlığının kaldırılması için yaptığı başvuruyla ilgili “Bugün Süleyman Soylu’nun alışık olduğumuz ucuz kahramanlıklarından birisine daha tanık olduk. Gerçekten yargılanmak istiyorsa Meclis soruşturması için başvuracağız. Biz başvururuz 270 imza bizden, sana düşen 30 tane imza bulmak. 30 tane AKP’li veya MHP’li arkadaşını bul, biz senin soruşturma dilekçeni hazırlıyoruz. Delikanlıysan, yüreğin yetiyorsa gel Meclis soruşturmasını açalım” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Meclis’te yaptığı basın toplantısında Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay kararını değerlendirdi. Emir, “Yapılması gereken şudur; biran evvel Can Atalay kararı Meclis’e gelmelidir, üzerindeki fiili durum kaldırılmalıdır. Çünkü şu anda fiilen hapiste tutulmaktadır. Onun hapiste tutulması için gereken yargı kararı yok hükmündedir, kendisi defacto bir şekilde hapiste tutulmaktadır. Artık yargıyı kontrol edenlerin bu hukuksuzluğa son vermesi ve Can Atalay’ı tahliye etmesi şarttır. Bunun dışında yapılacak her şey Anayasayı, AYM’yi, hukuku tanımamaktır” dedi.

“Sahte gösterilere girmeye gerek yok”

Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili TBMM Başkanlığı’na yaptığı başvuruyu da değerlendiren Murat Emir, şunları söyledi:

“Bugün Süleyman Soylu’nun alışık olduğumuz ucuz kahramanlıklarından birisine daha tanık olduk. Kendisi yıllarca bakanlık yaptı, son derece karanlık ilişkiler içine girdi. Kamuoyunun merak ettiği yüzlerce soru var. Her bir çetenin altından neredeyse Süleyman Soylu ve onun ilişkili olduğu birileri çıkıyor. Ama kendisi Meclis Başkanlığı’na başvuruyor ve ‘dokunulmazlığımı kaldırın’ diyor. Kendisi de bunun bir yöntem olmadığını bunun kendisinin yargılanmasının önünü açmadığını biliyor ama sahte kabadayılık yapıyor. Bir bakana hiç yakışmıyor ama Süleyman Soylu’ya doğrusu yakışıyor. Gerçekten yargılanmak istiyorsa eğer Ayhan Bora Kaplan’la olan ilişkileri ortaya çıksın istiyorsa, eğer gerçekten Sezgin Baran Korkmaz’ı nasıl ve ne şekilde yurt dışına çıkarttığı ortaya çıksın istiyorsa, bütün pislikler saçılsın istiyorsa yapacağı bir tane iş var. Meclis soruşturması için başvuracağız. Biz başvururuz 270 imza bizden, sana düşen 30 tane imza bulmak. 30 tane AKP’li veya MHP’li arkadaşını bul, biz senin soruşturma dilekçeni hazırlıyoruz. Delikanlıysan, yüreğin yetiyorsa gel Meclis soruşturmasını açalım. Beyefendinin dokunulmazlığı kalkacak, Türkiye’de savcılar fezleke düzenleyecekler, Meclis’e gelecek, karma komisyona gelecek bin tane iş. Hiç bunlara gerek yok. Bizim dilekçemiz hazır, sen sadece 30 imzadan haber ver. Yoksa öyle Meclis’in kapandığı gün sanki dokunulmazlığının kalkmasından korkmuyormuş gibi sahte gösterilere girmeye gerek yok.

“AYM kararı icrai değildir demek hukuk tanımamaktır”

Emir, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Can Atalay kararıyla ilgili ise şu ifadelere yer verdi:

“Dün Anayasa Mahkemesi’nin neredeyse altı ay sonra Can Atalay hakkında verdiği karar nihayet Resmi Gazete’de yayınlandı. Karar 6 ay önce verilmişti ne hikmetse gerekçeli karar Resmi Gazete’de yayınlanana kadar altı ay geçti. Neyden korkuyorsunuz bir defa bu gecikme yanlış. İkincisi; Anayasa Mahkemesi üçüncü kez söylüyor. Diyor ki; Can Atalay seçildiği gün YSK’ya göre hükümlü değildi ve seçilme yeterliliğine haizdi. Dolayısıyla da milletvekili seçildi. Seçildiği andan itibaren Anayasa 84. madde gereğince kendisiyle ilgili yargılama faaliyetlerinin durması ve milletvekilliği bitene kadar beklemesi gerekirdi. Ama Anayasa’nın iki kez ‘dokunulmazlığı var’ demesine rağmen durmadı ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi AYM’ye meydan okurcasına anayasaya bağımlı değilim diyerek Can Atalay’a alelacele bir hüküm verdiler ve bu fezlekeyi Meclis Genel Kurulu’nda okudular. Güya Can Atalay’ın milletvekilliği düştü. Anayasa Mahkemesi ise yok hükmündedir diyerek Can Atalay’ın milletvekili olduğunu belirtti. Bu anayasa Meclis’i de Saray’ı da yargıyı da yürütmeyi de bağlar. Yargıtay’la AYM arasında bir tepişme, burada kurumlar arasında ahengi sağlaması gereken Cumhurbaşkanının Yargıtay’dan ve hukuksuzluktan yana tavır alması ve AYM’nin kararları… Herkes AYM kararlarına uymak zorundadır. AYM kararı icrai değildir demek hukuk bilmemek, hukuk tanımamak demektir.

“Can Atalay kararı Meclis’e gelmelidir”

Yapılması gereken şudur; biran evvel Can Atalay kararı Meclis’e gelmelidir, üzerindeki fiili durum kaldırılmalıdır. Çünkü şu anda fiilen hapiste tutulmaktadır. Onun hapiste tutulması için gereken yargı kararı yok hükmündedir, kendisi defakto bir şekilde hapiste tutulmaktadır. Artık yargıyı kontrol edenlerin bu hukuksuzluğa son vermesi ve Can Atalay’ı tahliye etmesi şarttır. Bunun dışında yapılacak her şey Anayasa’yı, AYM’yi, hukuku tanımamaktır. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. Bu kişiler Anayasa’yı her gün ihlal edenle sonra karşımıza geçip ‘Yeni anayasa yapalım, özgürlükçü anayasa yapalım, sivil bir anayasamız olsun’ diye boşuna gelmesinler. İlk yapacakları iş Anayasa’ya uymaktır. “

“Kendi lüks ve şatafatınız için siyaset yapıyorsunuz”

Doğal gaza yapılan yüzde 38 zamma tepki gösteren Murat Emir, açıklamasını şu şekilde tamamladı:

“Doğal gaza yine yüzde 38 zamla uyandık. Bu zam dalgasını çok yoğun bir şekilde yaşıyoruz. Enerjiye yapılan zamlar iğneden ipliğe her şeye  zam yapılması anlamına geliyor. Bir tek zamlanmayan asgari ücret ve emekli maaşına gele gele 2 bin 500 lira zam… Son birkaç ayda akaryakıta yüzde 30 zam geldi. Mobil haberleşmeye yüzde 65, köprü ve otoyollara yüzde 60, elektriğe yüzde 38, tren biletine yüzde 26 son olarak da doğal gaza zam geldi. Bu şu demektir; enflasyonu kontrol altına alamıyorlar, milyonların ücretleriyle oynuyorlar. İnsanlarımızın cebinde para kalmadı, kimsenin alışveriş yapacak gücü kalmadı. Bununla talebi kısıp yoksulluğu arttırıp enflasyonu dizginlemeye çalışıyorlar. Siz kendi lüks ve şatafatınız için siyaset yapıyorsunuz ama milyonları unutuyorsunuz ama bu saltanatın sonu yakındır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chpli-emir-suleyman-soylu-meclis-sorusturmasi-icin-basvurmali/feed/ 0 Ayşe Ateş: Büyük bir karanlık güce karşı savaşıyoruz https://www.haber60.com.tr/ayse-ates-buyuk-bir-karanlik-guce-karsi-savasiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/ayse-ates-buyuk-bir-karanlik-guce-karsi-savasiyoruz/#respond Fri, 19 Jul 2024 07:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40807 Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya sanıklar, taraf avukatları, müşteki Ayşe Ateş ve yakınları katıldı. Mahkeme başkanının söz vermesi üzerine konuşan Cumhuriyet savcısı sanıklar için esas hakkındaki mütalaasını sundu.

DEMİRBAŞ, ÇEP VE BALKAYA’YA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ

Savcı, tetikçi Eray Özyağcı, olay anındaki motoru kullanan Vedat Balkaya, keşifçi Suat Kurt hakkında eylem üzerinde ortak hareket ederek müşterek fail olarak “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istedi. Azmettirenler Doğukan Çep ile Tolgahan Demirbaş hakkındaysa suça azmettirici olarak yer vererek, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti.

3 SANIĞIN BERAATİ İSTENDİ

Savcı, sanıklar Eray Özyağcı, Vedat Balkaya ve Suat Kurt’un ‘müşterek fail’ olarak yer aldığını belirterek bu kişilerin Ateş’i “tasarlayarak öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, müşteki Selman Bozkurt’a yönelik “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 13’er yıldan 20’şer yıla kadar hapsini istedi. Özyağcı’nın ayrıca “ruhsatsız tabanca bulundurmak ve taşımak” suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi talep edildi. Sanıklar Erdem Karadeniz, Mehmet Yüce, Osman Bayraktar hakkında ise beraat istendi.

Sanıklar Mustafa Uzunlar, Aşkın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak, Emre Yüksel, Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Caner Güney, Umut Ersoy, Çağlar Zorlu ve Aytaç Ataç’ın “iştirak halinde işlenen suça yardım eden fail” olarak kabul edilmesi yönünde görüş bildiren savcı, sanıkların”tasarlayarak kasten öldürmeye yardım” suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapsi talep edildi. Savcı, sanıklar Serdar Öktem ve Mustafa Ensar Aykal’ın ‘telefonlarının içeriklerinin ulaşılamadığı için ABD’den gelecek olan yazının şu aşamada beklenmesine gerek kalmadığı’ gerekçesiyle sanıklar hakkında dosyalarının tefrik edilip dosyalarının ayrılmasını istedi.

AYŞE ATEŞ’TEN AÇIKLAMA GELDİ

10 dakika süren mütaalanın ardından açıklamalarda bulunan eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in Ayşe Ateş “Alelacele kapatılmak istenen bir dosya, onca delile rağmen siyasi uzantılarla aradaki bağı koparmak için mücadele veren bir yargı süreci ile karşı karşıyayız. Malumunuz olduğu üzere bu süreçte, tek kişilik hücrelerde kalan tutuklulara 19 ay boyunca verdikleri hiçbir beyanla uyuşmayan ezberletilmiş ortak bir ifade vasıtasıyla bu siyasi cinayeti adi bir cinayet gibi göstermek için basın ve medya dahil olmak üzere bütün imkânlarını kullanan karanlık bir güce karşı savaşıyoruz.

Eğer yargı süreci bu kadar hızlı ilerlerse şüphesiz ki Sinan Ateş suikastı davası, tarihin en kısa süren siyasi cinayet davası olarak kayıtlara geçecektir. Bu şartlar altında biz diyoruz ki; Milletimiz yanımızda olsun. Devletimiz arkamızda dursun. Adil yargılamanın önü açılsın. Dosyalar birleştirilsin, bütün suçlular hâkim karşısına çıkarılsın. Çünkü adımız gibi biliyoruz: Bu siyasi cinayet bütün karanlık yönleriyle aydınlatılmazsa Türkiye daha büyük bir karanlığa doğru sürüklenecek. Buradan alınan cesaret, yeni siyasi cinayetlerin kapısını aralayacak. Türk milleti yeni Bengisularla, yeni Banuçiçeklerle tanışacak. Türk milletinin yeni Ayşe Ateşleri olacak. Dün dövdürülerek susturulan gazeteciler, yarın öldürülecek. Nereden biliyorsun, diye soracak olursanız, yeni eylem planlarını sosyal medyadan çoktan duyurdular.

“KARANLIĞIN KARIŞTIĞI ŞİDDET EYLEMLERİNE

Bu siyasi cinayeti dile getiren gazetecileri, siyasetçileri hedef tahtasına koyup “Helalleşmeyeceğiz, hesaplaşacağız!” tehditlerini bol keseden savurmaya başladılar. Konjonktür müsait olduğunda fiili eylem yapacağız, şeklinde paylaşımları dolaşıma soktular. Soruyorum sizlere: Bu yargılamadan yakayı sıyırır, paçayı kurtarırlarsa olacaklar gün gibi ortada değil mi? Karanlık, her gün çeşitli mecralardan el kaldırarak “Ben buradayım!”, diyor. Bu siyasi cinayet dosyasında da Ülkü Ocakları ve MHP içerisine sızmış bu karanlık güce dair aradığınız her türlü bulgu var. Müsaadenizle, dosyada yer alan ve geçtiğimiz günlerde yazılı ve görsel basına da yansıyan bu bulguları yeniden özetlemek istiyorum: Bu siyasi cinayet dosyasında, karanlığın karıştığı birçok şiddet eylemine ilişkin birçok delil var.

Kişisel verilerimiz de bu karanlık gücün ayaklarının altına pas pas olmuş. Herhangi birini kafaya taktıklarında emniyet içerisindeki uzantıları vasıtasıyla dakikalar içerisinde, devlete emanet ettiğimiz bütün kişisel verilerimize ulaşabiliyorlar. Suça karıştıklarında jandarmadaki uzantıları tarafından kollanıyorlar. Sadece, babası Sinan’ın arkadaşı olduğu için 8 yaşındaki bir kız çocuğu hakkında bilgi toplamaktan imtina etmiyor, herhangi bir kadının kişisel verilerini emniyetin kapalı sisteminden kolaylıkla temin edebiliyorlar. Bizler kadın cinayetlerinden bu kadar muzdaripken vatandaşımızın canının ve malının emanetçisi emniyet görevlisi ise sebebini bile sormadan elindeki bütün verileri iletiyor. Öldürecek mi, dövdürecek mi diye merak bile etmiyor.

İnsan, “Bu nasıl bir güvenlik zafiyetidir” diye sormadan edemiyor. Görünen o ki şans eseri yaşıyoruz. Daha önce de ifade ettiğim gibi: Bu siyasi cinayet dosyası masanın üzerinde, görmesi gereken herkesin baktığı bir zarfın içinde duruyor. Ancak zarfın üzerinde “Kayıp Mektup” yazıyor. Bu yüzden bakan gözler göremiyor, dokunan eller tutup kaldıramıyor. Bu vesileyle, buradan sizlerin aracılığıyla, artık adaletin tesis edilmesi gerektiğine inanan, siyasi cinayetlere “Dur!” demek isteyen bütün milletvekillerimize çağrımı yineliyorum:

Sayın vekillerim, Bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması gerekliliği gün gibi ortadadır. Aziz milletimizin adalete olan güveni sarsılmış, vicdanı günden güne daha çok kanayan her bir bireyinin sizlerden beklentisi de bu hususta ortaya bir irade koymanızdır. Çünkü Türkiye’nin adaletli ve aydınlık yarınları için bu zarf ivedi bir şekilde açılmalı, yargının üzerindeki siyasi baskı kaldırılmalı ve böylelikle, bu suça karışan her kim varsa adil bir şekilde yargılanıp kanunların öngördüğü cezayı almalıdır.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ayse-ates-buyuk-bir-karanlik-guce-karsi-savasiyoruz/feed/ 0
Deniz Yücel: “Tanju Özcan’ın Kınama Cezasıyla Cezalandırılmak Üzere Ydk’ya Sevkine Karar Verildi” https://www.haber60.com.tr/deniz-yucel-tanju-ozcanin-kinama-cezasiyla-cezalandirilmak-uzere-ydkya-sevkine-karar-verildi/ https://www.haber60.com.tr/deniz-yucel-tanju-ozcanin-kinama-cezasiyla-cezalandirilmak-uzere-ydkya-sevkine-karar-verildi/#respond Thu, 18 Jul 2024 00:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40371 (ANKARA) – CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, “Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan’ın geçtiğimiz hafta önceki Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili eleştiri sınırlarını aşan paylaşımı konusunda bir açıklama yapmıştık. Bu ifadelerin doğru olmadığını, yakışıksız olduğunu ifade ettik ve bu durumun partimizin yetkili kurullarında değerlendirileceğini ifade etmiştik. MYK toplantımızın gündem maddelerinden biri de buydu. Sayın Tanju Özcan’ın MYK kararıyla, kınama cezasıyla cezalandırılmak üzere Yüksek Disiplin Kurulu (YDK)’na sevkine karar verilmiştir” dedi.

CHP MYK toplantısı devam ederken toplantının gündemine ilişkin basın açıklaması yapan Parti Sözcüsü Deniz Yücel, gündeme ilişkin bilgi paylaştı. ” Albert Camus’nun ‘Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın’ sözünün kulaklarımızda çınladığı bir hafta geçirdik. Geçen hafta İzmir’deki sağanak yağışta iki vatandaşımızı trajik bir şekilde kaybettik. 21’inci yüzyılda böyle bir ölümü, elbette hiçbir vatandaşımız hak etmiyor” diyen Yücel şunları söyledi:

“Hepimizi kahreden bu olayın meydana gelmesinde kusuru ya da ihmali olanlar titizlikle araştırılmalı ve yargı önünde hesap vermeleri sağlanmalıdır. Hayatını kaybeden vatandaşlarımızın ailelerine sözümüz var: Ucu nereye dokunursa dokunsun, adli ve idari soruşturmaların sonuna kadar takipçisi olacağız. Her ne kadar kaybettiğimiz iki vatandaşımızı geri getirmeyecek olsa da sorumluların en ağır cezayı alması, bu tip olayların bir daha yaşanmasını önleyecek, en azından tekrarlanmaması açısından caydırıcı olacaktır. Bu ve benzeri olaylarla ilgili Grup Başkanvekillerimiz dün TBMM’de, bir araştırma komisyonu kurulmasını istediler. Savcılığın yürüttüğü soruşturmanın haricinde, olayın çok yönlü bir şekilde araştırılarak bu elim ve vahim olayın meydana gelmesinde kimin ihmali, kimin dahli var tespit edilmesi için milletin meclisinin çalışmasını istediler. Ancak dün, AKP ve MHP oylarıyla bu önerge reddedildi. Özge Ceren Deniz ve İnanç Öktemay’a bir kez daha Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır diliyoruz. Yine pazartesi günü, Çeşme’de çıkan yangında hayatını kaybeden Mesut Coşkunöz, Hilmi Coşkunöz ve Mine Elmas’a Allah’tan rahmet, ailelerine baş sağlığı ve sabır diliyoruz.”

” 15 Temmuz’a göz yumanlar ve zemin hazırlayanlar da suçludur”

15 Temmuz darbe girişimine değinen Yücel şöyle devam etti:

” Türkiye’nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden tam sekiz sene geçti. O gece, devletin silahları FETÖ’cü hainler tarafından vatandaşlarımıza doğrultuldu. Devletin uçakları, tankları milletimizin üzerine, TBMM’ye bombalar yağdırdı. 251 vatandaşımız FETÖ’cü hainler tarafından şehit edildi, 2 bin 194 vatandaşımız gazi oldu. Birilerinin sınırsız iktidar hırsı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK), emniyet teşkilatında, adliyede, milli eğitimde ve devletin daha birçok kurumunda ağır bir tahribata ve toplumda on yıllar boyunca tamir edilmesi mümkün olmayan ağır bir travmaya neden oldu. Vatandaşlarımızın canına, milletimizin egemenliğine, demokrasimize ve anayasal düzenimize kast ederek darbe girişiminde bulunan hainler kadar o hainlerin devletin kılcal damarlarında yuvalanmasına izin vererek 15 Temmuz’a göz yumanlar ve zemin hazırlayanlar da suçludur.

“Darbeye giden yolu, AKP iktidarı açmıştır”

‘Ne istediler de vermedik. Dön artık, bitsin bu hasret. 15 Temmuz Allah’ın bir lütfudur’ diyenleri unutmadık. Fethullah Gülen’i, ‘Bu ülkenin, bu milletin yetiştirdiği değerli bir kıymettir’ diyerek TBMM kürsüsünden övenleri unutmadık. Gazetecileri, siyasileri, akademisyenleri, bu ülkenin aydınlarını, TSK’nın onurlu şerefli, haysiyetli, vatansever ve Atatürkçü subaylarını Silivri zindanlarına mahküm eden Ergenekon, Balyoz, Askeri casusluk gibi kumpas davalarına alkış tutanları unutmadık. Darbeye giden yolu, AKP iktidarı açmıştır ve bu hiçkimse için sır değildir. 15 Temmuz hain darbe girişimi başta milletimizin, TSK’nın ve emniyet teşkilatımızın Atatürkçü ve vatansever mensuplarının ve siyasilerin kararlı duruşu sayesinde başarıya ulaşamadı. Ancak 20 Temmuz’da, demokrasimize karşı bir sivil darbe gerçekleştirildi ve ne yazık ki o darbe amacına ulaştı, istediğini elde etti.

“OHAL sürecinde çıkarılan her KHK, cadı avına dönüştü”

Darbe girişiminin hemen ardından 20 Temmuz 2016’da ilan edilen, yedi kez uzatılan, tam iki sene süren OHAL süreci başladı. OHAL sürecinde Türkiye’de büyük bir hukuk katliamı yaşandı. Darbecilerle mücadele için çıkarılan her KHK, muhalif düşünen herkesi ‘darbeci’ diye yaftalayan bir cadı avına dönüştü. Üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen devletin en önemli kurumlarının başında hala FETÖ bağlantısı olan kişilerin olduğunu, on binlerce masum insanı günah keçisi yapan AKP iktidarının bu süreci hukuk dışına çıkarak yönettiğini bir kez daha görüyoruz. Başta CHP olmak üzere bu yanlışa yanlış diyen herkes, darbeyle ve darbecilerle mücadeleye karşı olmakla suçlandı. Daha da ileri gidildi, darbeci olmakla suçlandı.

“AKP iktidarı, OHAL’i hukuk dışı uygulamalarına bir kılıf olarak kullandı”

OHAL boyunca, iki yılda toplam 36 KHK yayınlandı. Çıkarılan KHK’lar darbeyle mücadeleden o kadar uzaktı ki evlilik programları bu KHK’lar ile yasaklandı. Kış lastiklerine dair düzenlemeler bu KHK’larla yapıldı. Milletvekilimiz Enis Berberoğlu işte bu dönemde tutuklandı. Selahattin Demirtaş OHAL döneminde tutuklandı. Kayyım süreçleri OHAL döneminde başladı. Cezaevindeki gazeteci sayısında Türkiye, dünyada bir numaraya yükseldi. Cezaevlerinde yaşanan işkence ve kötü muamele olaylarını tüm dünya duydu. 130 binden fazla kişi, çıkarılan KHK’larla kamudaki görevlerinden ihraç edildi. OHAL şartlarında bir referandum, bir cumhurbaşkanlığı, bir de genel seçim yapıldı. Mühürsüz oyların geçerli sayıldığı, demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçen bu referandum oylaması, OHAL döneminde gerçekleşti. O, ‘tek adam sistemi’ ya da ‘saray rejimi’ diyerek hep eleştirdiğimiz Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine OHAL döneminde geçildi. AKP iktidarı, OHAL’i hukuk dışı uygulamalarına bir kılıf olarak kullandı.

“CHP olarak her türlü darbenin karşısında olduk, olmaya devam ediyoruz”

FETÖ ile bağlantılı olmasa da olduğu iddia edilen bir çok kişi haksız, hukuksuz ve kanıtsız bir şekilde gözaltına alındı ve tutuklandı. Birçok masum vatandaşımız mağdur edildi. Aralarında gazeteciler, akademisyenler ve siyasetçiler gibi toplumun farklı kesimlerinden isimler vardı. Sözde adaletin sağlanması adına yürütülen bu süreçte, hukukun üstünlüğü ilkesine riayet edilmedi. Biz CHP olarak her türlü darbenin karşısında olduk, olmaya devam ediyoruz. Demokrasimize ve hukukun üstünlüğüne olan bağlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz. Bu vesileyle 15 Temmuz şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyor, gazilerimize şükranlarımızı sunuyor ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti şeyhlerin, dervişlerin, müritlerin ve mensupların memleketi olamaz. En doğru tarikat, medeniyet tarikatıdır’ sözünü bir kez daha ibretle hatırlıyoruz.

“Polis de devletin polisidir ama o Devlet’in değil”

Kışlaya siyaset girdiğinde neler olduğunu 2016’da acı bir şekilde tecrübe ettik. Şimdi bir kez daha söylüyoruz: TSK, Türk milleti için kutsal ve dokunulmazdır. Ne zaman bir şehit haberi alsak 85 milyon yurttaşımız, bu acıyı yüreğinin en derininde yaşar. Biliriz ki asker herkesin askeri. Aynı şey emniyet teşkilatımız, polis teşkilatımız için de geçerli. Geçtiğimiz gün, Özel Harekat Daire Başkanı Süleyman Karadeniz’in bir siyasi parti liderinin elini öpmesi, üstelik bu yakışıksız hareketi üzerinde kamuflajıyla yapması toplumu rahatsız etti. İnsan, ‘Neden’ sorusunu sormaktan kendini alamıyor. Bazı meslekler vardır ki kafanıza göre hareket edemezsiniz. O üniforma bize, bu vatan için can vermiş evlatlarımızı hatırlatıyor. Bu şekilde görmek istemezdik. Büyük bir talihsizlikti. Herkesin siyasi görüşü olabilir, herkes bir siyasi partiye, lidere sempati duyabilir, gönül verebilir. Bunu anlarız, bu hiçbirimizi ilgilendirmez. Ama devletin silahlı gücünü temsil eden, devletin üniformasını giyen bir kişi, bir siyasi parti liderinin elini öpüyorsa bu durum en basitinden onun bu makamın ağırlığını, önemini, ciddiyetini kavrayamadığı gösterir. Nasıl ki Yargıtay Başkanı, Erdoğan ile çay topladığında bunu doğru bulmadıysak, ‘Asker, polis, bürokratlar, yargın mensupları… Bunlar iktidarın değil, devletin görevlileridir’ dediysek bugün de aynı noktadayız. Polis de devletin polisidir ama o Devlet’in değil.

“Yarın, saat 10.00’da ‘Eğitim Maratonu’na başlıyoruz”

Meclis’te yoğun bir gündem var. Öğretmenlik Mesleği Kanunu, 9’uncu Yargı Paketi  ve kamuda tasarruf önlemleri Meclis’in gündeminde. Yine uzun bir süredir konuşulan sokak hayvanlarıyla ilgili teklifin komisyon süreci ise bugün başladı. Bütün bunların içinde, vatandaşın en önemli gündemi ve sorunu olan hayat pahalılığına hangisi çözüm getiriyor, ekonomik sıkıntıları biraz olsun hangisi hafifletiyor diye sorarsanız hiç birisi. AKP, Öğretmenlik Mesleği Kanunu diye öyle bir kanun teklifi getirdi ki neresinden tutsanız elinizde kalacak bir teklif. Öğretmenlik unvanını gasp eden, insan yetiştirmek gibi son derece önemli bu mesleği itibarsızlaştıran, eğitimcilere sözde eğitim vermeyi yasalaştırmaya çalışan bu teklife sonuna kadar direneceğiz. Yarın, saat 10.00’da, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in katılımıyla ‘Eğitim Maratonu’na başlıyoruz. Okul öncesi eğitim, ilköğretim, orta öğretim, yüksek öğretim, mesleki eğitim, laik ve bilimsel eğitim, nitelikli ve kamusal eğitim, müfredat, atanmayan öğretmenler ve Öğretmenlik Mesleği Kanunu gibi 24 başlıkta, partimizin eğitimin can alıcı başlıklarındaki tutumunu, alanda çalışan uzmanların, akademisyenlerin görüşleri ve sendikaların çalışmalarıyla hep birlikte belirleyeceğiz. Toplumun ortak paydası olan eğitim konusunda, 100 kadar konuşmacıyla CHP’nin öncülüğünde bir ilk gerçekleşecek. Eğitimin gerçek paydaşlarının Ankara’dan yükselteceği bu gür ve güçlü ses belki birilerine de yol gösterici olacak.

“Bana bak Yusuf Tekin, CHP’nin adını ağzına alırken en az iki kere düşüneceksin”

Eğitim demişken milli eğitimi Atatürkçü ve laik çizgiden uzaklaştırmak için her yolu deneyen; öğretmenleri, öğrencileri ve velileri yok sayan, tarikat sevdalısı Yusuf Tekin, CHP’nin laiklik anlayışını eleştirmiş. Bana bak Yusuf Tekin, CHP’nin adını ağzına alırken en az iki kere düşüneceksin. Laikliği ağzına alırken az iki kere düşüneceksin. Laiklik kim, sen kim? Sen ancak tarikatları bilirsin. Sen ancak yobazlığı bilirsin. Sen ancak küçücük körpe beyinleri, bağnaz düşüncelerle doldurmayı bilirsin. Sen ancak laik eğitimin altına dinamit koymayı bilirsin. Eğitimi Atatürk ilkelerinden, laik ve çağdaş bilim ve eğitim esaslarından saptırdığında her seferinde karşında bizi bulacaksın.

“Kadının evlenmeden önceki soyadını kullanmasının aile birliğine nasıl bir zararı olabilir”

Neresinden tutsanız elimizde kalacak bir diğer teklif ise 9’uncu Yargı Paketi. Ortada trajikomik bir tablo var. AKP’nin 2019 yılından bu yana, ‘yargıda reform’ diye yutturmaya çalıştığı hiçbir teklifte, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı adına tek bir olumlu adım yok. Aksine yargıya güveni daha da zayıflatacak pek çok uygulamanın önü açıldı. Her seferinde kazanılmış hakları tırpanlayan, mahkeme kararlarını yok sayan düzenlemeleri reform diye yutturmaya çalışıyorlar. Son gelen teklif de böyle… Anayasa Mahkemesi (AYM), kadının soyadıyla ilgili düzenlemeyi, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle 22 Şubat 2023 tarihinde iptal etti. İptal kararından 17 ay sonra, AKP’nin Meclis’e getirdiği yeni düzenleme, bir sözcük farkıyla iptal edilen düzenlemenin aynısı. Kendi iktidarını sürdürmek için hukuk tanımayan, yeri geldiğinde terör örgütleriyle kol kola giren, yeri geldiğinde terör örgütleriyle masaya oturan AKP nedense bizi hiç şaşırtmıyor. Anayasa’ya, AYM kararlarına, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu bile bile yüksek mahkemeye meydan okurcasına aynı düzenlemeyi yeniden Meclis’e getiriyorlar. Kadının evlenmeden önceki soyadını kullanmasının aile birliğine nasıl bir zararı olabilir? Buna makul ve mantıklı bir cevap verilebilir mi? Elbette hayır. Kadını birey olarak görmeyen, evlenmeden önceki soyadını kullanmasını bile kısıtlayan bu anlayışın getirdiği düzenlemelerle yargıda reform yapılacağına inanacağız öyle mi?

“AYM kararını yok saydığınız bu teklifle yargıdaki reformlarınıza dokuzuncusunu eklediniz öyle mi”

Yargıda reform yapılacağına inanmamız beklenen bu ülkede, Ankara’nın göbeğinde bir suikast sonucu öldürülen Sinan Ateş davasında, 18 ayda iddianame hazırlamayan savcı, yargılamanın 18’inci gününde esas hakkındaki mütalaasını açıklayacak. Yargıda reform yapılacağına inanmamız beklenen bu ülkede, organize suç örgütü lideri olmaktan yargılanan bir kişinin eski Adalet Bakanına 400 bin euro rüşvet verdiği iddia ediliyor. Ülkede bunlar olurken AYM kararını yok saydığınız bu teklifle yargıdaki reformlarınıza dokuzuncusunu eklediniz öyle mi? Hadi oradan.

“Sokakta yaşayan hayvanları ölüme mahküm etmek için hazırlanan yasa teklifine karşı oyumuzun ‘hayır’ olacağını kamuoyuyla paylaşıyoruz”

Bu ülkede yaşamak çok zor. Hem insanlar hem de hayvanlar için… Sokak hayvanlarına ötanazi yolunu açan yasa teklifi, tüm itirazlara rağmen ‘biz ne dersek o olur’ anlayışıyla geçtiğimiz cuma Meclis Başkanlığı’na sunuldu. 17 maddelik bu katliam metniyle belediyelere kuduz, bulaşıcı hastalık veya tedavi edilemez hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olan hayvanlara ötenazi yapma, yani bu hayvanları öldürme yetkisi veriliyor. Sahipsiz hayvan popülasyonunun kamu güvenliği açısından tehdit oluşturması halinde sağlıklı hayvanlara da ötanazi yapılmasının yolu açılıyor. Sokak hayvanlarının yaşam hakkı, tıpkı bizler gibi kutsal ve dokunulmazdır. İnsan olmanın en büyük sorumluluğu, her canlının yaşamını korumak ve savunmaktır. Buradan da herkese duyurmak istediğimiz şey: Sahipsiz sokak hayvanlarına yönelik ötanazi uygulamasını CHP’li hiçbir belediye kabul etmeyecek ve uygulamayacaktır. Sokak hayvanlarının yaşam hakkını sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Öte yandan ötanazi uygulamasını yerel yönetimlerin üzerine yıkma çabalarından da anlıyoruz ki CHP’li belediyelerin çokluğunu fırsata çevirmeye çalışıyorlar. Akılları sıra elimizi kana bulayacaklarını zannediyorlar. Avuçlarını yalarlar, bizi kendileriyle karıştırmasınlar. CHP olarak Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in de belirttiği gibi, bu yasayla ilgili olarak kırmızı alarmdayız. Kısırlaştırma, aşılatma ve yerinde yaşatma konusunda atılacak tüm adımları destekliyoruz. ‘Kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat’ diyoruz ve sokakta yaşayan hayvanları esarete ve ölüme mahküm etmek için hazırlanan yasa teklifine karşı oyumuzun ‘hayır’ olacağını tüm kamuoyuyla paylaşıyoruz.

“Emeklilere reva gördükleri 2 bin 500 lira zamla, onlara ‘Siz yaşamayın’ diyorlar”

‘En düşük emekli maaşı 10 bin TL olacak, 2024’ü Emekliler Yılı ilan ediyoruz.’ Bu cümleyi çok değil, sadece altı ay önce Cumhurbaşkanı Erdoğan büyük bir müjde verir gibi söyledi. Bir müjde de altı ay sonra geldi. En düşük emekli maaşı, 2 bin 500 liralık zamla 12 bin 500 lira oldu. Emekliye yapılan 2 bin 500 liralık zammı yarım milyon liralık saat takan isimler açıkladı. Bu müthiş zammı, sanki bu parayla emeklilerimiz dünya turuna çıkabileceklermiş gibi anlattılar. İki arkadaşları daha bir hafta önce Bodrum’da bir akşam yemeğine tam 168 bin lira ödemişti. Emekliler de bu maaş artışıyla sofra kuramaz oldular. Bakın, emeklilere reva görülen bu 2 bin 500 liralık zam en hafif tabiriyle insafsızlıktır, vicdansızlıktır. Kendileri saraylarda, milyonlarca liralık makam araçlarıyla, çifter çifter maaşlarla sefa sürerlerken emeklilere reva gördükleri 2 bin 500 lira zamla, onlara adeta ‘Siz yaşamayın’ diyorlar.  CHP’nin iktidara çağrısıdır: Verdiğiniz 12 bin 500 liralık emekli maaşını emekliler nasıl harcasın, neye yetirsin kalem kalem açıklasınlar. Verin o iki arkadaşa 12 bin 500 lirayı ya da saraydan herhangi bir kişi seçsinler, 12 bin 500 lirayla bir ay boyunca kirasını, faturalarını ödesin, mutfak masraflarını karşılasın, geçinsin ve deneyimlerini tek tek not alsın ve kamuoyuyla paylşasın.

“Anlaşılan erken seçim şart oldu”

Emekli, günlük kaç gram ekmek yesin, hangi günler et yesin ya da yiyebilir mi? Günlük kaç dakika elektrik açsın, kaç kere yıkansın? Artık emeklileri ‘maaş kullanma kılavuzuna’ muhtaç hale getirdiniz. Onlar ne yapacaklarını bilemez haldeler. AKP iktidarı, bu paranın nasıl harcanacağını bi tarif etsin de emekliler görsün. Bu 2 bin 500 lira sadece bir rakam değil, insana verilen değerdir. Bu 2 bin 500 lira, yaş almış vatandaşlarımızın ölüm fermanıdır. Biz, ‘En düşük emekli maaşı en az asgari ücret kadar olmalı’ dedikçe inat eder gibi emekliyi açlıkla sınıyorlar. Biz, ‘Emekli vatandaşlarımıza refah payı verilmeli’ dedikçe hiç utanmadan adeta sus payı vermeye çalışıyorlar. Bu insanlar yıllarca, canından dişinden artırarak prim ödediler, siz yiyesiniz diye öyle mi? Yazık ettiniz emeklilerimize. Hiç utanmıyorsunuz değil mi bir akşam yemeği paranızı emeklilere ‘geçinin’ diye vermeye? Elinizi attığınız her şey mi adaletsiz olur? Birinin kök maaşı 6 bin, diğerinin 10 bin ama ikisinin de aldıkları maaş 12 bin 500 lira. Bu mu sizin adaletiniz? Birinin ödediği pirim 9 bin, 35 yıl ödemiş; diğerinin 6 bin ama aldıkları maaş 12 bin 500. Bu mu sizin adaletiniz? Ne demiştik, ‘Geçim olmazsa seçim olur.’ Anlaşılan erken seçim şart oldu. Zengini kayıran, yoksulu sömüren bu düzen son bulana kadar buradayız. Mücadeleye devam edeceğiz. Emeklinin, emekçinin, çiftçinin, üreticinin, esnafın rahat bir nefes alacağı en yakın gün, CHP iktidarının ilk günüdür.”

“Tanju Özcan’ın kınama cezasıyla cezalandırılmak üzere YDK’ya sevkine karar verilmiştir”

Sözcü Deniz Yücel, “Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile ilgili kararınız ne oldu” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Bolu Beleidye Başkanımız Tanju Özcan’ın geçtiğimiz hafta önceki Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili sosyal medyadan yaptığı eleştiri sınırlarını aşan paylaşımı konusunda bir açıklama yapmıştık. Bu kullanılan ifadelerin doğru olmadığını, yakışıksız olduğunu ifade ettik ve bu durumun partimizin yetkili kurullarında değerlendirilecek ve bu konuda bir karar verileceğini ifade etmiştik. MYK toplantımızın gündem maddelerinden biri de buydu. Sayın Tanju Özcan’ın MYK kararıyla, MYK’mızın oybirliğiyle almış olduğu kararla Tüzüğümüzün 68/3-c madddesi uyarınca kınama cezasıyla cezalandırılmak üzere Yüksek Disiplin Kurulu (YDK)’na sevkine karar verilmiştir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-yucel-tanju-ozcanin-kinama-cezasiyla-cezalandirilmak-uzere-ydkya-sevkine-karar-verildi/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: FETÖ elebaşıyla irtibatları ayan beyan ortada https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-feto-elebasiyla-irtibatlari-ayan-beyan-ortada/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-feto-elebasiyla-irtibatlari-ayan-beyan-ortada/#respond Tue, 16 Jul 2024 21:33:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39976

ADALET Bakanı Yılmaz Tunç, ” Akıncı Üssü’nde o gece sivil imamlar suçüstü yakalandı. Bunların FETÖ elebaşıyla irtibatları ayan beyan ortada, tüm deliller ortada. Ama maalesef iade dosyalarımız Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Adalet Bakanlığı’ndan bir türlü yargı makamlarına ulaştırılmadı, ulaştırılmak istenmedi. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri başta Almanya, FETÖ elebaşlarını, FETÖ irtibat ve iltisaklarını misafir etmeye devam ediyorlar” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Yargıtay Konferans Salon’unda düzenlenen ‘Milletin Zaferine Giden Yolda Yargı’ panelinde konuştu. Bakan Tunç, uluslararası hukuka ve anayasaya uygun bir şekilde TBMM’de 20 Temmuz’da olağanüstü hal ilan edildiğini hatırlatarak, “O dönemde Meclis’te bu konuyla ilgili grubumuz adına konuşma yapmıştım. Başka gruplar da konuştu ama maalesef orada da görüş birliğinde olamadık. Üzülerek söylüyoruz. Bir darbeyle karşı karşıya kalmışız. Uluslararası hukukun verdiği bir yetkiyi kullanıyoruz. Olağanüstü hal ilan etmemiz lazım. Orada da ‘hayır’ diyenler maalesef oldu. Hatta daha da ileri gittiler, ‘Bu 20 Temmuz bir karşı darbedir, asıl siz kontrollü darbe yaptınız, bu bir oyundur, bir tiyatrodan ibarettir’ diyebildiler maalesef. İnşallah o görüşlerini, o arkadaşlarımız da bu süreç içerisinde değiştirmişlerdir. Olağanüstü hal ilan edildikten sonra da yine her şey hukuk çerçevesi içerisinde mücadele devam etti” diye konuştu.

‘İADE TALEPLERİMİZ DEVAM EDİYOR’

Bakan Tunç, yurtdışına kaçanlarla ilgili olarak iade taleplerinin devam ettiğini ifade ederek, “İstinabe taleplerimiz var, adli yardımlaşma, onlar da devam ediyor. ‘Demokratik hukuk devletiyim, insan haklarına saygılıyım’ diye sürekli ‘demokrasinin beşiğiyiz, insan haklarını en güçlü savunuyoruz’ diyen ülkeler ve bunlar bizim müttefikimiz, NATO’da, AB’de maalesef Türkiye’nin insan hakları mücadelesinde, demokrasi mücadelesinde yanımızda olmadılar, başta ABD. FETÖ elebaşı zaten darbeden yıllar önce orada konuşlandırıldı, ona orada bir karargah kuruldu ve oradan örgütü yönetti ve ABD’nin kontrolünde bunları gerçekleştirdi. Sonrasında da yargılamalar sırasında tüm deliller, 7 iade talebimiz var, 30’a yakın suç var. Tüm bunlar delilleriyle sabit. Akıncı Üssü’nde o gece sivil imamlar suçüstü yakalandı. Bunların FETÖ elebaşıyla irtibatları ayan beyan ortada, tüm deliller ortada. Ama maalesef iade dosyalarımız ABD Adalet Bakanlığı’ndan bir türlü yargı makamlarına ulaştırılmadı, ulaştırılmak istenmedi. AB ülkeleri başta Almanya FETÖ elebaşlarını, FETÖ irtibat ve iltisaklarını misafir etmeye devam ediyorlar. Bunu üzülerek söylüyoruz. Dost ülkelerimize onların temsilcileri Türkiye’ye geldiğinde, onların adalet bakanları Türkiye’ye geldiğinde, hep bunları ifade ediyoruz. ‘Terör, bir insanlık suçudur, darbe bir terör eylemidir. O nedenle bu insanlık suçu günü gelir; sizin de başınıza geldiğinde bununla mücadele etmek uluslararası iş birliğini gerektirir’ diyoruz ve her defasında onlara bunu her misafirimize izah ediyoruz” dedi. 15 Temmuz sürecinde Türkiye’ye yardımcı olan dost ülkelerin olduğunu belirten Bakan Tunç, “Onlar sınır dışı ettiler, bizlere teslim ettiler. İstinabe taleplerimize, adli yardımlaşma taleplerimize duyarlı davrandılar. Onlara teşekkür ediyoruz. Ama ‘demokratik hukuk devletiyiz’ deyip de maalesef ikiyüzlülük yapan ülkeleri de buradan üzülerek zikretmek durumunda kalıyoruz” diye konuştu.

‘YARGIMIZLA ONUR DUYUYORUZ’

Tunç, o gece yargının büyük bir kahramanlık gösterdiğini aktararak, “Milletimize layık bir kahramanlık gösterdi. 1960 darbesinde, 1971 muhtırasında, 1980 darbesinde, 28 Şubat postmodern darbesinde darbecilerin yanında duran bir yargı sistemi vardı. Vesayetçi anlayışa, darbeci anlayışa, Yassıada zihniyetine mensup bir yargımız vardı maalesef. Bu, bizim geçmiş yargı tarihimiz. Ama bunlardan ders çıkardık. O gün darbecilerin yanında duran, darbe mağdurlarını yargılayan bir yargımız varken; 15 Temmuz’da gördük ki darbe mağdurlarının hakkını savunan, milletin hakkını, hukukunu savunan, darbecileri yakalayan, gözaltı yapan, soruşturan, yargılayan ve onlardan hesap soran bir yargımız var. İşte bu yargımızla onur duyuyoruz, gurur duyuyoruz. Yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsız bir şekilde yoluna devam ediyor” dedi.

‘YARGITAY, BU HATALI KARARLARIN DÜZELTİLMESİ İÇİN VAR’

Birilerinin yargıyla ilgili birtakım eleştirilerde bulunduğunu ifade eden Bakan Tunç, şunları söyledi:

“Yargının bağımsız ve tarafsızlığı konusunda birtakım haddi aşan ifadeler de duyuyoruz. Yargı sistemi içerisinde hatalı kararlar olamaz mı? Bugün bulunduğumuz bu mekan, Yargıtay. Yargıtay niye var? Bu hatalı kararların düzeltilmesi için var. İstinaf var, 3 dereceli bir yargı sistemindeyiz. İlk derecenin verdiği bir hatalı karardan yola çıkarak işte ‘yargı bu, adalet nerede’ şeklinde yargıyı yıpratan sözlerin 24 bin hakim ve savcımızı töhmet altında bırakan sözler olduğunu düşünüyoruz. O nedenle yargımızla ilgili konuşurken özellikle adalet sistemimiz, adalet mülkün temelidir. Sürekli hedefin adalet olduğunu görüyoruz. Ama 15 Temmuz’da gördük ki yargı mensuplarımız milletin yargısı olarak iş başındaydı. O nedenle tarafsız ve bağımsız yargımıza güvenmeye devam edeceğiz, inşallah.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-feto-elebasiyla-irtibatlari-ayan-beyan-ortada/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç: Türkiye Yüzyılı için yeni bir anayasaya ihtiyaç var https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-turkiye-yuzyili-icin-yeni-bir-anayasaya-ihtiyac-var/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-turkiye-yuzyili-icin-yeni-bir-anayasaya-ihtiyac-var/#respond Sat, 13 Jul 2024 22:00:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39152

ADALET Bakanı Yılmaz Tunç, “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başladığımız şu dönemde ‘Bir daha hiç darbe olmasın, bu ülkede milli iradenin önü hiç kesilmesin’ diye daha köklü reformlara adım atmamız lazım. Bunun için de 184 değişiklik geçiren artık yamalı bohçaya dönüşen bir anayasa yerine milletin temsilcileri tarafından Mecliste hazırlanan, tüm toplum kesimlerinin görüşlerinin alındığı, temel hak ve özgürlükleri öne alan, devletin görevlerini net bir şekilde ortaya koyan, demokratik, sivil, katılımcı bir anayasayla inşallah ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmemiz lazım” dedi.

Adalet Bakanı Tunç, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nda (SETA) düzenlenen ’15 Temmuz Sempozyumu’na katıldı. Bakan Tunç, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili bazı kesimlerce seviyesiz ifadeler kullanıldığını belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın yurt dışına kaçacağı gibi akıl tutulması içeren birtakım sözler maalesef sarf edilebiliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız, 15 Temmuz’un o karanlık gecesini milletiyle beraber aydınlatan ve canı pahasına milletiyle beraber darbecilere karşı direnen bir liderdir. Maalesef, bu saçma sapan iddiaları böyle televizyon ekranlarında konuşanlar ülkemizde var. Ama milletimiz hiçbir zaman onlara itibar etmeyecektir. 15 Temmuz karanlık gecesi, milletimizle beraber, o şanlı direnişle aydınlığa çevrildi. Sonrasında darbeci anlayışla, darbecilerle hukuk içerisinde mücadele etmek gerekiyordu. Bu anlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) hemen devreye girdi. Sayın Cumhurbaşkanımızın OHAL (Olağanüstü Hal) Kararnamesi’ni içeren teklifi, Meclis’te oy çokluğuyla kabul edildi” ifadelerini kullandı.

‘ASLOLAN YAPISAL DÖNÜŞÜMÜ GERÇEKLEŞTİRMEK’

15 Temmuz darbe girişimi yargılamalarına değinen Tunç, her bir dosyanın kendi özelliği olduğunu aktararak, “Yargımız o dosyaları kılı kırk yararak inceleme yapıyor. Varsa bir hata elbette ki düzeltiliyor. İstinafta düzeltiliyor. Yine hata yapılmışsa temyiz mahkememizde, Yargıtay’da düzeltiliyor. O nedenle yargımıza sonuna kadar güvenmemiz lazım. Bundan sonra asıl olan bu ülkede darbeler gerçekleşmemesi için neler yapabiliriz? Asıl önemli olan bu. Büyük bir tecrübe yaşadık. Önleyemediğimiz darbeler var ve önlenen darbeler var. 367 kriziyle beraber e-Muhtırası, önlenen darbe kalkışması ve Gezi Olayları da önlenen darbe kalkışması. 17/25 de önlenen darbe kalkışması. 15 Temmuz hain FETÖ kalkışması da önlendi. Bundan sonra bu tür kalkışmalara tevessül edilmemesi için özellikle tedbir almak gerekir. Hem bu tür sempozyumlar önemli, gençlerimize geçmiş siyasi tarihimizi anlatmamız, aktarmamız, çok değerli akademisyenlerimiz, tecrübeli yazarlarımızla beraber olmamız; ama asıl olan tabii ki yapısal dönüşümü gerçekleştirmek” diye konuştu.

‘YENİ ANAYASA BORCUMUZU ÖDEMİŞ OLURUZ’

Tunç, Türkiye’nin yapısal dönüşüm anlamında çok önemli reformlara sahne olduğunu kaydederek, “Anayasamızda gerçekleştirilen değişiklikler; Hakimler Savcılar Kurulu’nun yapısının daha demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirilmesi, Anayasa Mahkememizin yapısının demokratikleştirilmesi, Milli Güvenlik Kurulu’nun sivilleştirilmesi, hak arama yollarının arttırılması, Kamu Denetçiliğinden bilgi edilme hakkına varıncaya kadar temel hak ve özgürlüklerin daha da tahkim edilmesi. Artık bu ülkede ‘laik’ diye aykırı eylemler, başörtüsü yasağı, katsayı yasağı, bunlar artık tamamen tarihe karıştı. Hak arama yollarını alabildiğine açan, kadın haklarını, çocuk haklarını güçlendiren düzenlemeleri anayasamızda yaptık. Sıkıyönetim ilan edilebileceğine yönelik madde vardı anayasada, bu kaldırıldı. İç hizmet kanunu 35 hep tartışıldı, hep konuşuldu. Bunlar hepsi tarihe karıştı, kaldırıldı. ‘Darbeciler yargılanamaz’ diye madde vardı anayasamızda, kaldırıldı. 12 Eylül darbecileri de ahir ömürlerinde milletin huzurunda yargılandılar. 28 Şubat darbecileri de gerekli cezalara çarptırıldılar. Dolayısıyla bu ülkede bir daha bu yüz kızartıcı suça hiç kimse tevessül edemesin diye mekanizmalar oluşturulmaya çalışıldı. Hükümet sistemi değişikliği de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de bu reformlardan en önemlerinden bir tanesi” dedi.

Tunç, tüm bu değişikliklerin darbe anayasasının üzerinde yapılan değişiklikler olduğunu vurgulayarak, “Vesayetçi anlayışla oluşturulmuş olan bir anayasanın üzerinde yaptığımız kısmi değişiklikler. Asıl olan bu ülkenin artık yeni bir anayasayı hak ettiği, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başladığımız şu dönemde ‘Bir daha hiç darbe olmasın, bu ülkede milli iradenin önü hiç kesilmesin’ diye daha köklü reformlara adım atmamız lazım. Bunun için de 184 değişiklik geçiren artık yamalı bohçaya dönüşen bir anayasa yerine milletin temsilcileri tarafından Mecliste hazırlanan tüm toplum kesimlerinin görüşlerinin alındığı, temel hak özgürlükleri öne alan, devletin görevlerini net bir şekilde ortaya koyan demokratik sivil katılımcı bir anayasayla inşallah ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmemiz lazım. İnşallah Türkiye bu şansı yakalar, Mecliste bir uzlaşma inşallah sağlanır ve o uzlaşma gerçekleştikten sonra da milletimize olan yeni anayasa borcumuzu da ödemiş oluruz” diye konuştu.

‘SOYADI DÜZENLEMESİ KOMİSYONDA KORUNDU’

Tunç, sempozyumdan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Tunç, evlenen kadının kocanın soyadını almasını öngören teklifle ilgili soruya, “Sorduğunuz soru 9’uncu Yargı Paketi’yle alakalı. TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşmeleri tamamlandı Cuma günü sabaha karşı. 9’uncu Yargı Paketi’nde sadece kadının soyadıyla ilgili madde yok. 30’dan fazla madde var. Özellikle yargı hizmetlerinin etkinliğini daha da arttırmak, vatandaşlarımızın yargı hizmetlerinden daha etkin, verimli bir şekilde faydalanmasını sağlamaya yönelik, yargının hızlandırılmasına, adil bir şekilde tecelli etmesine yönelik önemli düzenlemeler var. Başta alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin geliştirilmesi olmak üzere; arabuluculuk gibi. Yine istinaf sürecinde dosyaların, davaların gecikmemesi için, hızlı bir şekilde sonuçlanmasına yönelik birtakım düzenlemeler var. Sosyal medya ve görüntülü ya da yazılı basın yoluyla hakaret suçlarını en aza indirmek için özellikle bu suçlarla mücadeleye yönelik de önemli düzenlemeler var. ve yine usule ilişkin gerek icra-iflas sistemimizdeki elektronik satışa ilişkin birçok husus var. Anayasa Mahkememizin süreç içerisinde iptal ettiği Medeni Kanunu’na ilişkin düzenlemeler var. Bunlardan bir tanesi kadının soyadına ilişkin. Medeni Kanunu’muza göre; kadın evlenmekle kocasının soyadını alır. Eğer kadın isterse kocasının soyadıyla beraber kendi kızlık soyadını da kullanabilir. Mevcut düzenlememiz bu şekilde Medeni Kanun’da. Anayasa Mahkemesi burada bir iptal kararı verdi ve bu iptal kararı sonrasında o boşluğun yeniden düzenlenmesi gerekti. Taslak çalışmamızı biz TBMM grubumuza ilettik ve onlar da değerlendirmelerde bulundular. Komisyonda da mevcut düzenleme, ‘Kadın evlenmekle kocasının soyadını alır. İsterse kızlık soyadı bununla beraber kullanabilir’ hükmü Adalet Komisyonu’nda aynı şekilde korundu; ama Anayasa Mahkememizin gerekçelerine de atıf yapılarak yeni bir düzenleme gerçekleştirildi. Durum bundan ibaret” yanıtını verdi.

‘İSTİNAFA VE YARGITAY SÜRECİ VAR’

‘Balıkesir’deki kurye cinayetiyle ilgili yargı kararına ilişkin Tunç, “Bağımsız ve tarafsız yargımız, gerekli cezayı verdi. 18 yaşından küçük olması nedeniyle 24 yıl ceza vermek durumunda kaldı. Azmettiricinin beraat etmesiyle ilgili bir karar söz konusu oldu. Cumhuriyet başsavcısı da bu açıdan aykırı karar verildiği için temyiz etti. Bağımsız ve tarafsız yargı süreci içerisinde devam edecek. İstinaf ve Yargıtay incelemesi var. Dolayısıyla yargının kararını bu konuda beklememiz gerekiyor” dedi.

Tunç, eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın kızının karıştığı kazadan sonra adli kontrolle serbest bırakılmasına ilişkin soruya da “Dosyayla ilgili benim bu konuda henüz bir bilgim yok. Ama şuna bakalım; eğer dosyanın içeriğinde bir hata varsa mutlaka bu itiraz yoluyla düzeltilir. Bu konuda dosyayla ilgili, yargının vereceği kararla ilgili bizim şu anda buradan bir yorum yapmamız doğru olmaz. Ama hatalı bir işlem varsa da bu itiraz yoluyla düzeltilebilecek bir durumdur” cevabını verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-turkiye-yuzyili-icin-yeni-bir-anayasaya-ihtiyac-var/feed/ 0
9. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi (1) https://www.haber60.com.tr/9-yargi-paketi-tbmm-adalet-komisyonunda-kabul-edildi-1/ https://www.haber60.com.tr/9-yargi-paketi-tbmm-adalet-komisyonunda-kabul-edildi-1/#respond Fri, 12 Jul 2024 04:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38791 Kamuoyunda “9. Yargı Paketi” olarak bilinen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.
Teklifle, İcra ve İflas Kanunu’nda değişiklik yapılacak. Buna göre, elektronik ortamda açık artırma suretiyle satışta teklifler arasındaki fark, satışa çıkarılan malın muhammen kıymetinin binde beşinden ve her halde 1000 Türk lirasından az olamayacak.
Açık artırma süresinin son 10 dakikası içinde yeni bir teklifin verilmesi halinde açık artırma 3 dakika uzatılacak. Uzama süresi içinde yeni bir teklif verilmesi halinde açık artırma süresi her yeni teklifin verilmesinden itibaren 3 dakika uzatılacak. Son uzama süresi içinde yeni bir teklif verilmezse mal en yüksek teklif verene ihale edilecek. Uzama sürelerinin toplamı bir saati geçemeyecek. Bir saatlik süre Adalet Bakanlığının kararıyla kısaltılabilecek, uzatılabilecek veya kaldırılabilecek ve bu kararlar Bakanlığın resmi internet sitesinde duyurulacak.
Aynı Kanunu’nun Ek 1’inci maddesindeki düzenlemeyle de parasal sınırlarda yeniden değerleme oranında artırma yapılması sonucunda belirlenen sınırların 10 Türk lirasını aşmayan kısımlarının dikkate alınmayacağı hükmü, 1000 Türk lirasını aşmayan kısımların dikkate alınmayacağı şeklinde değiştirilecek. Yeniden değerleme sonucu belirlenen parasal rakamın 1000 lirayı geçmeyen küsuratı dikkate alınmayacak.
İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtay’ın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmayacak, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınacak.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Avukatlık Kanunu’nda değişiklik yapılacak. Adli yardım ödeneğinin barolar arasındaki dağıtımında, birden fazla baronun bulunduğu illerde, her 5 bin nüfus için tespit edilecek toplam puanın yüzde 30’u o ilde bulunan barolar arasında eşit olarak, kalanı ise o ilde levhaya kayıtlı toplam avukat sayısına bölündükten sonra elde edilen rakamın her baronun üye sayısına çarpımı sonucu elde edilecek puana göre dağıtılacak.
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ve İdari Yargı Ön Sınavı’nda soru sorulacak alanlar arasına “milletlerarası hukuk”, “milletlerarası özel hukuk”, “genel kamu hukuku ve sosyal güvenlik hukuku” eklenecek. İhtiyaç duyulması halinde bu alanlara, yönetmelikle yeni hukuk alanları eklenebilecek.
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ve İdari Yargı Ön Sınavı’nda soru sayısı 100’den 120’ye çıkarılacak. Sınavlara yeni alanların eklenmesi ve sınavların yapılma şekli ile sınavlara ilişkin diğer hususlar Hakimler ve Savcılar Kurulu, Yükseköğretim Kurulu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Noterler Birliğinin görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenecek.
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun tek hakimle çözümlenecek davalara ilişkin 7’nci maddesindeki parasal sınırlar; her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298’inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılmak suretiyle uygulanacak. Tek hakimle çözümlenecek davaların belirlenmesinde dava tarihindeki, miktar artırımı yapılan hallerde ise artırımın yapıldığı tarihteki parasal sınır esas alınacak.
İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndaki değişiklikler
İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndaki değişikliğe göre de konusu 31 bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olacak, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamayacak.
Aynı kanundaki değişiklikle, konusu 920 bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar, konusu 270 bin Türk lirasını aşıp 920 bin Türk lirasını aşmayan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalar temyiz edilebilecek.
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda öngörülen parasal sınırlar; her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298’inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılmak suretiyle uygulanacak. Bu şekilde belirlenen sınırların 1000 Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmayacak.
Duruşma yapılmasının zorunlu olduğu davaların belirlenmesinde davanın açıldığı; istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde ise ilk derece mahkemesi veya bölge idare mahkemesince nihai kararın verildiği tarihteki parasal sınır esas alınacak. Ancak nihai karar tarihinden sonra parasal sınırlarda meydana gelen artış, bölge idare mahkemesinin kaldırma veya Danıştay’ın bozma kararı üzerine yeniden bakılan davalarda uygulanmayacak.
Hakim ve Savcı Yardımcılığı Mülakatı’na çağrılacak aday sayısı değişiyor
Hakim ve Savcı Yardımcılığı Sınavı’nda soru sorulacak alanlar arasına, milletlerarası hukuk ve milletlerarası özel hukuk eklenecek. İdari Yargı Hakim Yardımcılığı Sınavı’nda ticari işletme-şirketler hukuku alanından da soru sorulabilecek.
Hakim ve Savcı Yardımcılığı mülakatına çağrılacak aday sayısında değişiklik yapılacak. Mevcut kanun hükmüne göre iki katı fazlası çağrılırken düzenlemeyle ilan edilen kadro sayısının bir katı fazlası aday mülakata çağrılacak.
Hakimler ve Savcılar Kanunu’ndaki diğer bir değişiklikle Adalet Müfettişlerinin görev ve yetkileri belirlenecek.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, Yargıtay Birinci Başkanı, Danıştay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcısı, Yargıtay Birinci başkanvekilleri, Danıştay başkanvekilleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili, Yargıtay ve Danıştay daire başkanları, Yargıtay ve Danıştay üyeleri, Adalet Bakanlığı Müsteşarı, birinci sınıf hakim ve savcılar, birinci sınıfa ayrılmış hakim ve savcılar ve diğer hakim ve savcılara “15.000” gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ek tazminat ödenecek.
Yediemin otoparklarında sahipleri tarafından teslim alınmayan araçların satışı
Karayolları Trafik Kanunu’ndaki değişiklikle buluntu olması nedeniyle veya kanun hükümleri gereğince trafikten men edilerek alıkonulan ve sahipleri tarafından 6 ay içinde teslim alınmayan veya aranmayan yediemin otoparklarındaki araçların satış usulü yeniden belirlenecek. Bu durumdaki araçların sicilinde bulunan satılamaz, devredilemez, haciz, ihtiyati haciz, rehin gibi şerhler için ilgili kurumlara, bu araçların satılacağı hususu bildirilecek ve satış işlemlerine başlanacak, araçların üzerinde bulunan tüm şerhler ayrıca bir işleme gerek olmaksızın, satış tarihinden itibaren kalkmış sayılacak varsa tescil kayıtları buna göre düzeltilecek.
İşlem yapılacak aracın tanıtımına yarayan şasi veya motor seri numaralarının bulunmaması veya düşmüş olması ya da tamir veya tadil gibi nedenlerle silinmiş yahut tahrip edilmiş olması durumunda bu eksiklikler satış işlemini gerçekleştirecek kurum tarafından ilgili mevzuat kapsamında tamamlanarak araç satışa hazır hale getirilecek. Aracın tescil kaydındaki haciz, ihtiyati haciz, rehin gibi şerhler satış sonrasında satış bedeli üzerinde devam edecek. Satış konusu aracın vergi, ceza veya prim gibi borçları, satıştan önceki sahibine ait olup mülkiyet ilgiliye tüm borç ve yüklerinden ari olarak geçecek.
Satış kapsamında dosyaya ödenen tutardan; sırasıyla muhafaza ve satış için yapılan giderler, aracın tanıtımına yarayan numaraların tespitine ve tamamlanmasına dair giderler ve vergi, resim veya harç gibi malın aynından kaynaklanan alacaklar ödendikten sonra kalan tutarın tüm alacaklıların alacağını karşılaması halinde hak sahiplerine Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde dağıtılacak ve bakiye bir tutar bulunması halinde bu tutar, muhafaza edilecek, kamu bankalarında nemalandırılacak ve satıldığı tarihten itibaren 5 yıl içinde müracaat halinde nemalarıyla birlikte hak sahiplerine ödenecek. Beş yıl içinde herhangi bir müracaatın olmaması halinde söz konusu bedeller Hazine’ye irat kaydedilecek.
Satış kapsamında dosyaya ödenen tutardan; sırasıyla muhafaza ve satış için yapılan giderler, aracın tanıtımına yarayan numaraların tespitine ve tamamlanmasına dair giderler ve vergi, resim veya harç gibi malın aynından kaynaklanan alacaklar ödendikten sonra kalan tutar, tüm alacaklıların alacağını karşılamazsa sıra cetveli yapılmak üzere ilgili kuruma gönderilecek.
Teklifle, Kamulaştırma Kanunu’na madde eklenecek. Buna göre de mülga 6830 sayılı İstimlak Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 8 Ekim 1956 tarihine kadar, kamulaştırma işlemlerine dayanmaksızın kamulaştırma kanunlarının amacına uygun olarak fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olan taşınmazlar, ilgili kamu kurum ve kuruluşları adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılacak.
Taşınmazda kamu hizmetinin nitelik ve amacına uygun şekilde tesis veya yapının inşa edilmiş olması, bu Kanunun uygulanması bakımından fiilen tahsis kabul edilecek.
Bu durumdaki taşınmazlardan tapuda kayıtlı olanların kayıt sahipleri veya mirasçıları; tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların zilyetleri ya da mirasçıları tahsis tarihi itibarıyla zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşmiş ve fiili tahsis tarihinden itibaren 10 yıl geçmemiş olması koşuluyla, iptal edilen 221 sayılı Kanun’un belirlediği süre içinde sadece taşınmazın fiili tahsis tarihindeki rayiç bedelini isteyebilecek.
Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında 12 Ocak 1963 tarihine kadar açılmış ve kanun yolu incelemesinde olanlar dahil görülmekte olan bedel davalarında bu madde hükümleri uygulanacak.
Birinci fıkraya göre kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar hakkında 12 Ocak 1963 tarihinden sonra bu taşınmazlara bağlı olarak bedel dahil ileri sürülen talepler kabul edilmeyecek. Bu hüküm, 12 Ocak 1963 tarihinden sonra açılmış ve kanun yolu incelemesinde olanlar dahil görülmekte olan davalar hakkında da uygulanacak.
Bu madde kapsamında açılan ve görülmekte olan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri maktu olarak belirlenecek.
Kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar, tapuda kayıtlı ise ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine açılacak dava ile ilgili idare adına tescil edilecek. Tapu kaydı olmayan taşınmazlar, tahsisin mahiyeti bakımından tescile tabi ise ilgili idare adına kayıt tesis olunacak. Bu işlemler harca tabi olmayacak.
Teklifle, Anayasa Mahkemesinin “kadının soyadına” ilişkin iptal kararı doğrultusunda, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlemeye gidilecek. Bu değişikliğe göre kadın, evlenmekle kocasının soyadını alacak. Kadın, evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilecek. Kadının soyadı, kendi soyadı ile önceki kocasının soyadından oluşuyorsa kadın bu soyadlarından sadece birisini evleneceği kocasının soyadının önünde kullanabilecek.

Sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret suçu uzlaştırma kapsamından çıkarılarak önödeme kapsamına alınacak.

TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen, kamuoyunda “9. Yargı Paketi” olarak bilinen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararları doğrultusunda Türk Medeni Kanunu’nda bazı düzenlemelere gidilecek.

Buna göre, koca, ana veya çocuk, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilecek. Bu dava, dava açma hakkına sahip diğer kişilere karşı açılacak.

Ana doğumdan, çocuk ise ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorunda olacak.

Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hallerinde baba olduğunu iddia eden kişi, kocanın altsoyu, anası veya babası, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabilecek.

Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına, birlikte evlat edinmede ana ve baba adı olarak evlat edinen eşlerin adları; tek başına evlat edinmede ise ana veya baba adı olarak evlat edinenin adı yazılacak. Evlat edinilen diğer kişiler hakkında, talepleri halinde bu hüküm uygulanacak.

Teklifle, Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’a madde eklenecek. Buna göre, istinaf incelemesi için dosya kendisine gönderilen ilgili hukuk dairesi, bir ay içinde yapacağı ön inceleme sonucunda iş bölümü bakımından kendisini görevli görmez ise gerekçesiyle birlikte dosyayı görevli olduğu kanısına vardığı ilgili hukuk dairesine gönderecek. Bir aylık sürenin bitiminden sonra veya duruşma günü verilen dosya hakkında gönderme kararı verilemeyecek.

Hakaret suçunda ve uzlaştırmada yeni düzenlemeler

Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikayet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemeyecek.

Sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret suçu, uzlaştırma kapsamından çıkarılarak önödeme kapsamına alınacak.

Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren 7 gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılacak.

Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacak.

Uzlaştırmacı olmak için hukuk mezunu olma şartı getirilecek. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden görevlendirilecek.

Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini defaten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verecek. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde durma kararı verilecek. Durma süresince zamanaşımı işlemeyecek. Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam olunacak.

Teklifle, Çocuk Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılacak. Buna göre, sosyal çalışma görevlileri, mahkemeler yerine Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerine atanacak.

Vakıflar Genel Müdürlüğü ve mazbut vakıflara ait taşınmazlarla ilgili işlemler nedeniyle değerli kağıt ve işlem bedeli alınmayacak, kamu kurum ve kuruşlarına herhangi bir katılım payı ödenmeyecek.

Vakıflar Genel Müdürlüğü, Harçlar Kanunu’nda sayılan yargı harçlarından muaf olacak. Genel Müdürlüğün dava, icra takibi ve geçici hukuki koruma tedbirleri gibi her türlü dava ve işte teminat gösterme zorunluluğu olmayacak. Bu hüküm, Genel Müdürlüğün idare ve temsil ettiği mazbut vakıflar adına taraf olduğu dava, icra takibi ve geçici hukuki koruma tedbirleri gibi her türlü dava ve iş hakkında da uygulanacak.

Vakıf kültür varlıklarının restorasyon veya onarım karşılığı kiralama işlemlerine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenecek.

Anayasa Mahkemesinin, bazı Cumhurbaşkanlığı kararnamelerini iptal etmesi dolayısıyla Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) ile Anayasa Mahkemesi kadrolarına ilişkin düzenlemeler yapılacak.

Teklifle, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki parasal sınırlarla ilgili düzenlemelere gidilecek. Buna göre parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacak. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmayacak.

İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtay’ın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmayacak, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınacak.

Arabuluculuk düzenlemeleri

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda öngörülen değişikliğe göre, anlaşma belgesinin taraflarından biri, icra edilebilirlik şerhi verilmesinden sonra tapu müdürlüğünden tescil talebinde bulunabilecek. Tapu müdürlüğünce taşınmaza ilişkin mevzuatta öngörülen gerekli inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra resmi senet düzenlenmeksizin tescil talebi yerine getirilecek.

Ayrıca taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilecek ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulacak. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilecek.

Arabuluculuk eğitimini tamamlayan ve mesleğinde 20 yıl kıdeme sahip olanlar, yazılı sınava girmeden arabuluculuk siciline kayıt olabilecek.

TMSF’nin kayyum olarak atanması

Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt, silahlı örgüte silah sağlama, terörizmin finansmanı suçlarının işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde şirketlere veya malvarlığı değerlerine kayyum atanmasına karar verildiği takdirde, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanabilecek.

Bu halde kayyumluk hak ve yetkileri bakımından Bankacılık Kanunu’nda TMSF’ye verilen hak ve yetkiler kıyasen uygulanacak. Şirketlerin genel kurul yetkileri, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın TMSF tarafından kullanılacak. Bu şirketler veya malvarlığı değerleri TMSF’nin gözetiminde, TMSF’nin atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli bir tacir gibi yönetilecek.

Bu şirketlerin veya malvarlığı değerlerinin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle şirketin veya varlıklarının ya da malvarlığı değerlerinin kısmen veya tamamen satılmasına veya feshi ile tasfiyesine TMSF tarafından karar verilebilecek. Satış ve tasfiye işlemleri, ilgili şirketin yönetim/müdürler kurulu veya malvarlığı değerleri, kayyum temsilcileri ya da TMSF tarafından yerine getirilecek.

Satış ve tasfiye işlemlerinde, azınlık hisselerinin sahiplerinin rızası aranmayacak. Satıştan elde edilen gelirden şirket veya malvarlığı değerlerinin borçları ödendikten sonra kalan tutar, şirket veya malvarlığı değerlerinin işlerinde kullanılabilecek.

Fesih ve tasfiye işlemleri sonunda borçlar ödendikten sonra kalan tutar, yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar açılan bir hesapta nemalandırılacak. Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere TMSF Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahip olacak.

Kayyumluk görevi TMSF tarafından yürütülen şirketler, açtıkları davalarda harçtan muaf olacak. TMSF’nin kayyum olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128’inci maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararları, kayyum yetkisinin TMSF’ye devriyle birlikte kendiliğinden kalkacak.

TMSF’nin kayyum olarak atandığı şirketleri veya malvarlığı değerlerini yönetmek ve temsil etmek üzere atananlar veya görevlendirilenler ya da atananlar tarafından temsil yetkisini haiz olmak üzere görevlendirilenler ile bu kapsamda yapılan işlemler hakkında, Bankacılık Kanunu’nun 127’nci maddesi uygulanacak.

TMSF’nin kayyumluk görevi kapsamındaki karar ve işlemlerine karşı açılan davalar, Fon’un merkezinin bulunduğu yer idare mahkemelerinde görülecek.

Komisyon Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, teklifin kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, görüşmelerin yaklaşık 20 saat sürdüğünü belirtti.

Teklifin komisyon sürecinin verimli ve başarılı geçtiğini ifade eden Yüksel, komisyondaki görüş ayrılıklarına ilişkin hükümlerle ilgili AK Parti Grubunun, ilgili bakanlıklar ve diğer paydaşlarla gerekli etki analizlerini yapacağını bildirdi.

Yüksel, iktidar ve muhalefet partisi milletvekillerinin vereceği destekle Genel Kurulda teklifin kabul edileceğine inandığını dile getirdi.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/9-yargi-paketi-tbmm-adalet-komisyonunda-kabul-edildi-1/feed/ 0
Kadınların evlenince kocasının soyadını alması düzenlemesi görüşülüyor https://www.haber60.com.tr/kadinlarin-evlenince-kocasinin-soyadini-almasi-duzenlemesi-gorusuluyor/ https://www.haber60.com.tr/kadinlarin-evlenince-kocasinin-soyadini-almasi-duzenlemesi-gorusuluyor/#respond Thu, 11 Jul 2024 21:45:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38600

TBMM Adalet Komisyonu’nda, kadınların evlenince kocasının soyadını alacağına ilişkin düzenlemeyi de içeren ‘9’ncu Yargı Paketi’ üzerindeki görüşmeler başladı. Teklifin imza sahibi AK Parti Denizli Milletvekili Cahit Özkan, “Kullanılacak soyadı nedeniyle aile bütünlüğünün zarar görmemesi ve çocukların olumsuz etkilenmemesi amacıyla kadınların evlenince eşlerinin soyadını alacağı ve isterlerse önceki soyadlarını da kullanabilecekleri düzenlememizde yer almaktadır” dedi.

TBMM Adalet Komisyonu, kamuoyunda ‘9’ncu Yargı Paketi’ olarak bilinen, ‘Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini’ görüşmek üzere AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında toplandı. Teklifin ilk imza sahibi AK Parti Denizli Milletvekili Cahit Özkan, 9’ncu Yargı Paketi’nin ideal hukuk arayışının bir devamı olduğunu belirterek, “Temel hak ve özgürlüklerin daha etkin korunması, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığın geliştirilmesi, hukuki güvenliğin güçlendirilmesi, adalete erişimin kolaylaştırılması, makul sürede yargılanma hakkının gözetilmesi, yargıya güvenin arttırılması ve insan odaklı hizmet anlayışının geliştirilmesi günümüzün ana ilke ve değerleri olarak yargı camiasında ve uluslararası aranda genel kabul görmektedir. Ülkemizde 2002 yılından günümüze kadar aralıksız bir şekilde süregelen reform iradesi, bu ilke ve değerlerin geliştirilmesinin somut bir tezahürüdür” dedi.

‘AYM’NİN İPTAL KARARLARI DOĞRULTUSUNDA DÜZENLEMELER YAPILDI’

Özkan, teklif ile Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) iptal kararları doğrultusunda önemli düzenlemeler yaptıklarını söyleyerek, “Tabii iptale konu düzenlemeler cumhuriyetimizin erken dönemlerinden itibaren yürürlüğe girmiş, yaklaşık 100 yıl yürürlükte kalmış bazı kanun maddelerini, yine son 22 yılda hayata geçirdiğimiz anayasal reformlarla, AYM’nin değerlendirmesinden geçmiş ve iptal ile karşılaşmışız. Yani 100 yıl aynı düzenlemelerle gelen hukuk düzenimiz, 2023 yılında verilen iptal kararlarıyla cumhuriyet döneminde yer alan bazı kanunların anayasal denetimi çerçevesinde de bu paket hazırlanmıştır. Günümüzde demokratik rejimlerin tamamlayıcı unsurlarından biri olan ‘Anayasaların Üstünlüğü’ ilkesi, kanunların anayasa uygunluğunun denetimini gerekli kılmaktadır. Bu denetim dünyada pek çok ülkenin yargısal organları tarafından gerçekleştirilmektedir. Anayasa yargısının gerektiği konusunda fikir birliği bulunmakla beraber Anayasa Mahkemeleri özellikle siyasal organların tercih ve takdir alanlarına müdahale ettiğinde, kararlar verdikçe meşruiyetleri de sadece ülkemiz açısından değil, bütün dünya ülkeleri açısından tartışılmakta, yargısal aktivizm tartışmaları alanında sorgulanmaktadır” dedi.

‘AİLE BÜTÜNLÜĞÜNÜN ZARAR GÖRMEMESİ AMAÇLANIYOR’

Özkan, güçlü bir toplum olmanın yolunun sadece maddi imkanlardan değil her şeyden önce güçlü bir aile yapısına sahip olmaktan geçtiğine işaret ederek, “Aile kurumuna bakarken anne, baba ve çocuklardan oluşan bir yapıdan ziyade çok daha geniş multidisipliner bir perspektiften meseleye yaklaşmamız gerekmedir. Meseleyi basitleştirmek ve sıradanlaştırmak yerine aile kurumunun toplum hayatımızdaki yerini doğru ve isabetli bir şekilde tayin etmemiz lazım. Milletimizin alamet-i farikası olan güçlü aile yapımınızı zayıflatacak her türlü girişim karşısında teyakkuz halinde olmalıyız. Her şeyden önce soy bağının sıhhatinin ve aile birliğinin sağlanması amacıyla, evlenen kadının soyadına ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Kullanılacak soyadı nedeniyle aile bütünlüğünün zarar görmemesi ve çocukların olumsuz etkilenmemesi amacıyla kadınların evlenince eşlerinin soyadını alacağı ve isterlerse önceki soyadlarını da kullanabilecekleri düzenlememizde yer almaktadır. Baba ile çocuk arasındaki soy bağının reddi için dava açma imkanı verilmektedir. Ailenin, huzur ve refahının kurulması amacıyla baba olduğunu iddia eden 3’üncü kişilerin soy bağının reddi davasını açabilmesi belirli kurallarla öngörülüyor. Evlat edinenlerin, evlatlığın ana ve baba adı olarak yazılabilmesine imkan tanınmaktadır” diye konuştu.

HAKARET SUÇUNDA AZAMİ ŞİKAYET SÜRESİ 2 YIL

Kanun teklifiyle hakaret suçu ile ilgili düzenlemelerin yapıldığı belirten Özkan, “Şikayete tabi hakaret suçu bakımından azami şikayet süresi öngörüyoruz. Düzenleme ile soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçu bakımından, şikayet süresinin her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 2 yılı geçemeyeceği öngörülmektedir. Böylelikle özellikle yeni gelişen teknolojiler, dijital mecralar, sosyal medya uygulamaları üzerinden uzun yıllar önce yapılan bazı paylaşımlar nedeniyle vatandaşlarımızın üzerinde sonradan baskı ve tehdit oluşturulmasının da önüne geçilmek istenmektedir. Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen hakaret suçunu uzlaştırma kapsamından çıkartarak ön ödeme kapsamına alıyoruz. Sesli, yazılı ve görüntülü bir iletiyle işlenen hakaret suçunu, ön ödeme kapsamına almak suretiyle bu suçla daha etkin mücadele edilmesi amaçlanmaktadır. Bazı kişilerin özellikle toplumun hassasiyet duyduğu alanlara yönelik kasıtlı paylaşımlar yapmak suretiyle sosyal medyanın gücünü kötüye kullanmak ve bu suretle gelir elde etmek anlayışına sahip olduğunu biliyoruz. Biz de uygulamadan gelen talep ve öneriler ile günümüzün çağdaş ceza adalet sistemlerinin, genel yönelimlerini dikkate alarak özellikle sosyal medya üzerinde kolaylıkla gerçekleştirilebilen hakaret suçunu, ön ödeme kapsamına almak suretiyle bir taraftan yargının iş yükünü azaltmak, diğer taraftan da suçla etkin mücadeleyi hedeflemekteyiz. Bu düzenleme asla kişiye hakaret edebilme özgürlüğü tanımamaktadır. Nitekim bu şekilde işlenen hakaret suçunun 5 yılda yeniden işlenmesi durumunda fail hakkında aynı suçtan dolayı ön ödeme hükümleri uygulanmayacak ve bu suç bakımından kişi hakkında doğrudan kamu davası açılacaktır. Ayrıca mağdurların hukuk mahkemelerinde tazminat davası açmak ve tazminat elde etme imkanları bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.

Cahit Özkan’ın kanun teklifi ile ilgili açıklamalarının ardından muhalefet milletvekilleri, kanun teklifinin hazırlanışı ve içeriği bakımından Anayasa Mahkemesi madde ve kararlarına aykırı olduğunu dile getirerek kanun teklifinin geri çekilmesini talep etti. Komisyonda teklif üzerindeki görüşmeler sürüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kadinlarin-evlenince-kocasinin-soyadini-almasi-duzenlemesi-gorusuluyor/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Karabük’te gündeme ilişkin soruları yanıtladı Açıklaması https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-karabukte-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-karabukte-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi-aciklamasi/#respond Sat, 06 Jul 2024 02:57:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37609 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Borçlar Kanunun ilgili maddesinin kira miktarının nasıl artırılacağına yönelik düzenlemeleri içerdiğini belirterek, “Meclis de 1 Temmuz itibarıyla gündemine almadı. O nedenle şu anda Borçlar Kanunu’nun kalıcı maddeleri çerçevesinde yürüyecek kiralarla ilgili düzenlemeler.” dedi.

Temasları kapsamında kente gelen Tunç, Valiliği ziyaret ederek şeref defterini imzaladı. Bakan Tunç, Vali Mustafa Yavuz’dan kentteki çalışmalarla ilgili bilgi aldı.

Ziyaretin ardından açıklama yapan Tunç, Karabük’ün “emeğin, demir çeliğin başkenti” olduğunu söyledi.

Tunç, Karabük’ün yıllarca ülke ekonomisine demir çelik sektöründe hizmet veren, bünyesinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Safranbolu ilçesini barındıran önemli bir şehir olduğunu kaydetti.

Ziyarette, kentteki yatırımları değerlendirdiklerini, Bakanlığın çalışmalarıyla ilgili istişarelerde bulunduklarını aktaran Tunç, şöyle devam etti:

“Karabük’ümüzde Adalet Bakanlığına bağlı önemli yatırım olarak Karabük Adalet Sarayı var. Adalet sarayımız Karabük’te yetersiz ve eski bir bina. Dolayısıyla yeni bir binaya ihtiyacımız var. Bu nedenle de çalışmalara başladık. Şu anda arsa çalışmaları tamamlanmış durumda. Proje çalışmalarına da başladık. 13 Haziran’da da proje sözleşmesini imzaladık. Bu proje çalışması tamamlandıktan sonra da inşallah 2025 yılının inşaat yatırım programına alınması konusundaki takiplerimizi sürdüreceğiz. Hürriyet Mahallesi’nde eski Devlet Demir Yolları arazisi, Adalet Bakanlığımıza tahsis edilmişti. Orada inşa edilecek ve 27 bin 567 metrekare kapalı alana sahip olacak Karabük adalet binamız. Safranbolu’muzda daha önceki yıllarda adalet binamızın yapımını tamamlamıştık. Eskipazar’da da İçişleri Bakanlığımızın ortak projesi var. Orada da Adalet Bakanlığına, adliyemize bin metrekare civarında bir yer tahsis edilecek. Onun da takiplerini İçişleri Bakanımızla gerçekleştiriyoruz.”

Tunç, Karabüklü vatandaşların yargı süreçlerinden daha hızlı yararlanabilmeleri adına yeni kurulan mahkemelerin olduğundan bahsederek, yargı alanında kentteki personel ihtiyacını karşılayabilmek için çalışmalar gerçekleştirdiklerini anlattı.

“9. Yargı Paketi gelecek hafta Adalet Komisyonunda görüşülecek”

Bakan Tunç, açıklamasının ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

TBMM Başlığına sunulan, kamuoyunda 9. Yargı Paketi olarak bilinen kanun teklifinin ayrıntılarına ilişkin soru üzerine Tunç, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler’in teklifin içerdiği hususları ayrıntılı olarak kamuoyuyla paylaştığını söyledi.

Tunç, gelecek hafta Adalet Komisyonu’nda görüşmelerin gerçekleşeceğini, sonrasında da paketin genel kurul gündemine geleceğini aktardı.

9. Yargı Paketi’ne alamadıkları, toplumun ve uygulamanın beklediği birtakım düzenlemelerin olduğunu dile getirerek, “Özellikle hem Ceza Mahkemesi Kanunu hem Türk Ceza Kanunu’nu ilgilendiren bazı düzenlemeler de var. Onları da yeni yasama döneminin başlarında, 10. Yargı Paketi’nde değerlendireceğimiz hususlar var.” dedi.

Tunç, Yargı Reformu Strateji Belgesi ve İnsan Hakları Eylem Planı’yla ilgili de çalışmaların son aşamada olduğunu ifade ederek, bunları 2024 ve 2028 yıllarını kapsayacak şekilde yeniden düzenlediklerini, bunu yakın zamanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kamuoyuyla paylaşacağını ve oradaki hedefler doğrultusunda da çalışmaları sürdüreceklerini anlattı.

Son Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin gerçekleşme oranının yüzde 70 civarında, İnsan Hakları Eylem Planı’nın gerçekleşme oranı da yüzde 66 civarında olduğu bilgisini paylaşan Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O planlardaki hedeflerde gerçekleşmeyen hususları da yeni Yargı Reformu Strateji Belgelerine ve İnsan Hakları Eylem Planı Belgelerine alarak, o hedeflerden de vazgeçmiş değiliz. Türkiye’de özellikle güvenilir adalet sisteminin tesisi anlamında çok önemli mesafeler aldık. Gerek adliye binalarımızın yeniden yapılması, inşa edilmesi, o köhne binalardan kurtularak gerek avukatlarımızın gerek hakim savcılarımızın gerek yargı personelimizin ve vatandaşlarımızın daha kaliteli hizmet alabilmesi adına fiziki imkanlar artırıldı ve teknolojinin imkanları da had safhada artırıldı. Teknoloji UYAP sistemi başta olmak üzere elektronik tebligattan elektronik duruşmaya varıncaya kadar tüm bunlar vatandaşlarımızın hizmetine sunuldu. Yine mevzuat düzenlemeleriyle de vatandaşlarımızın ihtiyacı olan düzenlemeleri peyderpey hayata geçirmenin gayretindeyiz.”

Tunç, bu pakette özellikle uygulamadan gelen bazı sorunları tespit ettiklerini, pakette bu sorunları ortadan kaldırmaya yönelik önemli düzenlemeler bulunduğunu kaydetti.

“Kira uyuşmazlıklarının yüzde 54’ü arabuluculukta çözüldü”

Bakan Tunç, 2013 yılından bu yana arabuluculuk sisteminin uygulandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Şu ana kadar 5 milyon 838 bin dosya arabulucuların önüne geldi ve 3 milyon 874 bini uzlaşmayla sonuçlandı. Bu da yüzde 66 oranında bir başarı demek. Bunun içerisinde tabii ihtiyari arabuluculuğun oranı daha yüksek. Zorunlu arabuluculuk kapsamında olan kısım da yüzde 50 civarında. Dolayısıyla 3 milyon 874 bin uyuşmazlığın yargı önüne gelmeden tarafların barışarak, dostane bir şekilde çözüme kavuşması hem toplumsal barış açısından hem de daha az masraflı ve kısa sürede insanların kendi haklarına kavuşması açısından önemli. Yargının da iş yükünü azaltan bir düzenleme.

Tabii son zamanlarda kira uyuşmazlıklarını da arabuluculuk kapsamına almıştık. Orada da 1 Eylül’den itibaren 191 bin 493 kira uyuşmazlığı arabulucu önüne geldi. 102 bin 689’u anlaşmayla sonuçlandı. Yani baktığımız zaman kira uyuşmazlıklarında da yüzde 54’ü arabuluculukta çözüldüğünü görüyoruz. Yani yarıdan fazlası yargıya intikal etmeden, kiracıyla kiralayan, barışarak sorunlarını çözmüş oldular. Şimdi arabuluculuğu daha da geliştirmeye yönelik bir takım düzenlemeler var. Yani bu müesseseyi daha kalıcı hale getirmek, kapsamını daha da genişletme noktasındaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 5 yıl kıdeme sahip hukukçular arasından sınavı kazananlar arabulucu olabiliyordu. Şimdi yeni düzenlemeyle yeni teklifle hukuk mesleğinde 20 yıl tecrübesi olan kişiler, arabuluculuk eğitimi almak şartıyla sınav şartı olmadan da arabulucu olabilecekler çünkü burada özellikle tecrübeye önem veriyoruz.”

“Yediemindeki araçların satışına yönelik düzenlemeyi de hayata geçireceğiz”

Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavının eylül sonundan itibaren uygulanmaya başlanacağını belirten Tunç, pakette soru sayısı ve derslerle ilgili de bir düzenleme bulunduğunu söyledi.

Tunç, avukat olabilmek için artık bu sınavı kazanmak gerekeceğini ifade ederek, Hakim ve Savcı Yardımcılığı Sınavına girebilmek için de yine Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavını kazanmak gerekeceğini kaydetti.

Yediemindeki araçlarla ilgili, icra dairelerindeki hacizli araçların tasfiyesiyle ilgili çalışmayı zaten yaptıklarını dile getiren Tunç, “Şimdi Karayolları Trafik Kanunu gereğince trafikten men edilen, bağlanan ve yediemine alınan araçlar var. Ama sahipleri bunları terk ediyor. Bir daha da arayıp sormuyor ve orada çürümeye terk ediliyor. Bunların yeniden tasfiyesine yönelik, hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırılması ve satışına yönelik bir düzenlemeyi de bu yargı paketinde inşallah hayata geçireceğiz.” diye konuştu.

Tunç, Bölge Adliye Mahkemelerindeki iş yoğunluğunun son zamanlarda arttığını, buna çözüm bulmak adına da pakette yer alan düzenlemelerden bahsetti.

Görsel, yazılı basın ya da sosyal medya aracılığıyla hakaret suçlarının yargıda büyük bir yer teşkil ettiğine dikkati çeken Tunç, bu suçların önlenmesi gerektiğini vurguladı.

Tunç, sosyal medya aracılığıyla fikir özgürlüğü denilemeyecek, hakaret ve kişilik haklarına saldırı içeren, özel hayatın gizliliğini ihlal eden bir takım paylaşımlar yapıldığını aktararak, “Bu paylaşımlar; özellikle uzlaştırmaya tabi olan bu uyuşmazlıkları artık bundan sonra ön ödeme kapsamına alıyoruz. Kanun teklifimizde bu da var. Önödeme kapsamına alınarak kişi işlediği fiilin yaptırımını cumhuriyet savcılıklarında ön ödemeye davet edilerek, kamu ihlali nedeniyle bu yaptırıma tabi tutulacak. Diğer yandan suçun mağduru olan kişi de hukuk mahkemesinde manevi tazminat davasını açabilecek. Buna yönelik bir düzenleme söz konusu.” ifadelerini kullandı.

Hakim ve savcıların kadrolarıyla ilgili düzenlemelerin Cumhurbaşkanı Kararnamesiyle yapılamayacağına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı bulunduğunu belirten Tunç, pakette bu hususun kanunla düzenlenmesini sağladıklarını söyledi.

Tunç, özellikle terörün finansmanının önlenmesi ve kara parayla mücadelede çok kararlı olduklarını vurgulayarak, “Gri listeden çıkmamız noktasında bu soruşturmalar ve el koyma kararları etkili oldu. Bunu daha kalıcı hale getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle terörizmin finansmanı, suç gelirlerinin aklanması suçları bakımından el koyma ve müsadere kararları ve sonrasında da tasarruf mevduatı sigorta fonunun kayyum tayiniyle ilgili düzenlemeler var bu pakette de.” şeklinde konuştu.

İcra dairelerinde elektronik satışa geçtiklerini anımsatan Tunç, bu uygulamayla suistimallerin önüne geçtiklerini kaydetti.

Tunç, burada da uygulamadan kaynaklanan problemler olduğunu dile getirerek, yeni düzenlemeyle teklif verildiği müddetçe sürenin 3 dakikada bir uzatılmasının söz konusu olacağını bildirdi.

Birden fazla baronun kurulduğu İstanbul ve Ankara illerinde barolara adli yardım düzenlemesiyle ilgili Anayasa Mahkemesinin iptal kararı bulunduğunu aktaran Tunç, bu karar gerekçesi doğrultusunda da yeni bir düzenleme gerçekleştirdiklerini söyledi.

Bakan Tunç, “Hem uygulamadan kaynaklanan problemleri ortadan kaldıracak, yargı hizmetlerinin etkinliğini daha da artıracak, davaların kısa sürede sona ermesini sağlayacak, yargı süreçlerini hızlandıracak önemli düzenlemeler var. Türkiye Büyük Millet Meclisimizin takdirinde, Adalet Komisyonu’nda görüşüldükten sonra da önümüzdeki günlerde Genel Kurulda inşallah yasalaşacaktır diyorum. Hayırlı olmasını diliyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türk yargısından kaçmak olmaz”

Bakan Tunç, İstanbul’da karıştığı ölümlü trafik kazasından sonra 17 yaşındaki oğlu Timur Cihantimur’u ABD’ye kaçıran ve ardından Türkiye’nin talebi üzerine Boston’da yakalanan anne Eylem Tok ve oğlunun Türkiye’ye iade sürecine ilişkin soru üzerine, ABD’de yargılama sürecinin başladığını, anne ve oğlunun tutukluluk hallerinin devam ettiğini hatırlattı.

ABD’deki adli makamlarla görüşmelerinin devam ettiğini aktaran Tunç, şunları kaydetti:

“Gerekli belgeleri, hepsinin çevirilerini yaparak gönderdik ve yine her duruşma sonrasında da ihtiyaç olabilecek birtakım açıklamaları gönderiyoruz yazılı olarak. İade edileceklerini umuyoruz çünkü burada yargılanmalarını istiyoruz. O nedenle buradan yargıdan kaçış olmamalı. Bir kişinin ölümüne ve diğer kişilerin yaralanmasına neden olduktan sonra Türk yargısından kaçmak olmaz. Dolayısıyla biz hemen kırmızı bülten kararlarımızı çıkardık ve iade taleplerimizi gönderdik. Bu kapsamda da yakalama ve tutuklama gerçekleşti. Tutuklama devam ediyor ve sonrasında da iade yargılaması sonrasında da Türkiye’ye gönderileceğini umut ediyoruz.”

Kiralarda yüzde 25 artış sınırının kaldırılması

Kiralarda yüzde 25 artış sınırının kaldırılmasının ardından yeni bir düzenlemenin olup olmayacağı sorulan Tunç, şu cevabı verdi:

“1 Temmuz itibarıyla düzenleme sona erdi. 2022 ve 2023 yıllarında birer yıl süreyle uzatılmıştı, Borçlar Kanunu’na eklenen geçici maddeyle bu uzatılmıştı. Meclisin takdirinde olan bir husus. 1 Temmuz itibarıyla Mecliste böyle bir düzenleme de gerçekleşmedi. Enflasyonu düşürme hedefimiz var. Bu hedefimizde kararlı bir şekilde ekonomi yönetimimiz, program çerçevesinde çalışmalarını sürdürüyor. Bu hedef doğrultusunda inşallah bu tür sınırlamalara gerek kalmadan kendi mecrasında yürüyecektir. Borçlar Kanunu’muzun ilgili maddesi zaten kira miktarının nasıl artırılacağına yönelik düzenlemeleri içeriyor. Meclis de 1 Temmuz itibarıyla gündemine almadı. O nedenle şu anda Borçlar Kanunu’nun kalıcı maddeleri çerçevesinde yürüyecek kiralarla ilgili düzenlemeler.”

Daha sonra Karabük Belediyesine geçen Bakan Tunç, Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’yı makamında ziyaret etti, çalışmalarında başarılar diledi.

Ziyaretlerde, AK Parti Karabük milletvekilleri Cem Şahin ve Durmuş Ali Keskinkılıç ile Cumhuriyet Başsavcısı Koray Kesgin de yer aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-karabukte-gundeme-iliskin-sorulari-yanitladi-aciklamasi/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Eylem Tok ve oğlunun iade süreciyle ilgili açıklama yaptı https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-eylem-tok-ve-oglunun-iade-sureciyle-ilgili-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-eylem-tok-ve-oglunun-iade-sureciyle-ilgili-aciklama-yapti/#respond Sat, 06 Jul 2024 02:54:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37606

KARABÜK’te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bir gazetecinin Eylem Tok ve oğlunun iade süreciyle ilgili sorusuna, “Gerekli belgeleri, hepsinin çevirilerini yaparak gönderdik ve yine her duruşma sonrasında da ihtiyaç olabilecek birtakım açıklamaları gönderiyoruz yazılı olarak. İade edileceklerini umuyoruz çünkü burada yargılanmalarını istiyoruz. O nedenle buradan yargıdan kaçış olmamalı. Bir kişinin ölümüne ve diğer kişilerin yaralanmasına neden olduktan sonra Türk yargısından kaçmak olmaz. Dolayısıyla biz hemen kırmızı bülten kararlarımızı çıkardık ve iade taleplerimizi gönderdik. Bu kapsamda da yakalama ve tutuklama gerçekleşti. Tutuklama devam ediyor ve sonrasında da iade yargılaması sonrasında da Türkiye’ye gönderileceğini umut ediyoruz” diye cevap verdi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Karabük’te ziyaretlerde bulundu. İlk olarak Karabük Valiliğini ziyaret eden Yılmaz Tunç’u Karabük Valisi Mustafa Yavuz, Milletvekilleri Cem Şahin, Ali Keskinkılıç ve protokol üyeleri karşıladı. Valilik Şeref Defteri’ni imzalayan Bakan Tunç, Vali Mustafa Yavuz ve İl protokolü ile bir araya geldi. Bakan Tunç, valilik ziyaretinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunup sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin sorusu üzerine yeni yargı paketiyle ilgili konuşan Bakan Tunç, özellikle adalet hizmetlerinin etkinliğini arttırmak, yargı süreçlerinde vatandaşların örselenmeden, yargı hizmetlerinin etkinliğini arttırırken, hem hızlandırılması hem de adaletin tecellisi noktasında uygulamadan ve akademisyenlerden gelen öneriler doğrultusunda bazı düzenlemeler bulunduğunu belirterek, “9’uncu Yargı Paketi’ne alamadığımız toplumun ve uygulamanın beklediği birtakım özellikle hem ceza mahkemesi kanunumuzu ilgilendiren hem Türk Ceza Kanunu’nu ilgilendiren bazı düzenlemeler de var. Onlar da yeni yasama döneminin başlarında, 10’uncu Yargı Paketi’nde elbette ki değerlendireceğimiz hususlar var” diye konuştu.

Bakan Tunç, Yediemindeki araçlarla ilgili icra dairelerindeki hacizli araçların tasfiyesiyle ilgili çalışmayı yaptıklarını ifade ederek, “Şimdi Karayolları Trafik Kanunu gereğince trafikten men edilen bağlanan ve yediemine alınan araçlar var. Ama sahipleri bunları terk ediyor. Bir daha da arayıp sormuyor ve orada çürümeye terk ediliyor. Bunların yeniden tasfiyesine yönelik, hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırılması ve satışına yönelik bir düzenlemeyi de bu yargı paketinde inşallah hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.

‘GÖRSEL, YAZILI BASIN YA DA SOSYAL MEDYA ARACILIĞIYLA HAKARET SUÇLARI YARGIDA BÜYÜK YER TEŞKİL EDİYOR’

Görsel, yazılı basın ya da sosyal medya aracılığıyla hakaret suçlarının yargıda büyük bir yer teşkil ettiğini dile getiren Tunç, bu suçların önlenmesi gerektiğini söyledi. Tunç, sosyal medya aracılığıyla, fikir özgürlüğü denilemeyecek, hakaret içeren, kişilik haklarına saldırı içeren, özel hayatın gizliliğini ihlal eden bir takım paylaşımlar yapıldığını aktararak, şöyle devam etti:

“Bu paylaşımlar özellikle uzlaştırmaya tabi olan bu uyuşmazlıkları artık bundan sonra ön ödeme kapsamına alıyoruz. Kanun teklifimiz de bu da var. Ön ödeme kapsamına alınarak kişi işlediği fiilin yaptırımını cumhuriyet savcılıklarında ön ödemeye davet edilerek, kamu ihlali nedeniyle bu yaptırıma tabi tutulacak. Ama diğer yandan suçun mağduru olan kişi de hukuk mahkemesinde manevi tazminat davasını açabilecek. Buna yönelik bir düzenleme söz konusu. Çocuk Koruma Kanunuyla ilgili düzenlemeler var. Özellikle çocukların bir meta gibi o kişisel ilişki kurulmasında velayet konularında anne babadan verilmesinde, icra yoluyla alınıp veriliyordu. Bunları ortadan kaldırmıştık. Şimdi onun uygulaması çerçevesi içerisinde, sosyal çalışmacıların görevlendirilmesi, mağdur hizmetleri ve destek hizmetlerimizin özellikle birtakım ihtiyaçlar nedeniyle bazı düzenlemeleri hayata geçiriyoruz.”

‘TERÖRÜN FİNANSMANININ ÖNLENMESİ VE KARA PARAYLA MÜCADELEDE KARARLIYIZ’

Tunç, terörün finansmanının önlenmesi ve kara parayla mücadelede çok kararlı olduklarını ifade ederek, “Gri listeden çıkmamız noktasında bu soruşturmalar ve el koyma kararları etkili oldu. Bunu daha kalıcı hale getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özel terörizmin finansmanı, suç gelirlerinin aklanması suçları bakımından el koyma ve müsadere kararları ve sonrasında da tasarruf mevduatı sigorta fonunun kayyum tayiniyle ilgili düzenlemeler var. Bu pakette de” dedi.

EYLEM TOK VE OĞLUNUN İADESİ

Bakan Tunç, İstanbul’da karıştığı ölümlü trafik kazasından sonra 17 yaşındaki oğlu Timur Cihantimur’u ABD’ye kaçıran ve ardından Türkiye’nin talebi üzerine Boston’da yakalanan anne Eylem Tok ve oğlunun Türkiye’ye iade sürecine ilişkin soru üzerine, ABD’de yargılama sürecinin başladığını, anne ve oğlunun tutukluluk hallerinin devam ettiğini hatırlattı.

ABD’deki adli makamlarla görüşmelerinin devam ettiğini aktaran Tunç, şunları kaydetti:

“Gerekli belgeleri, hepsinin çevirilerini yaparak gönderdik ve yine her duruşma sonrasında da ihtiyaç olabilecek birtakım açıklamaları gönderiyoruz yazılı olarak. İade edileceklerini umuyoruz çünkü burada yargılanmalarını istiyoruz. O nedenle buradan yargıdan kaçış olmamalı. Bir kişinin ölümüne ve diğer kişilerin yaralanmasına neden olduktan sonra Türk yargısından kaçmak olmaz. Dolayısıyla biz hemen kırmızı bülten kararlarımızı çıkardık ve iade taleplerimizi gönderdik. Bu kapsamda da yakalama ve tutuklama gerçekleşti. Tutuklama devam ediyor ve sonrasında da iade yargılaması sonrasında da Türkiye’ye gönderileceğini umut ediyoruz.”

EV KİRALARINDA YÜZDE 25 ARTIŞ SINIRININ KALDIRILMASI

Kiralarda yüzde 25 artış sınırının kaldırılmasının ardından yeni bir düzenlemenin olup olmayacağı sorulan Tunç, şu cevabı verdi:

“1 Temmuz itibarıyla düzenleme sona erdi. 2022 ve 2023 yıllarında birer yıl süreyle uzatılmıştı, Borçlar Kanununa eklenen geçici maddeyle bu uzatılmıştı. Meclisin takdirinde olan bir husus. 1 Temmuz itibarıyla Mecliste böyle bir düzenleme de gerçekleşmedi. Enflasyonu düşürme hedefimiz var. Bu hedefimizde kararlı bir şekilde ekonomi yönetimimiz, program çerçevesinde çalışmalarını sürdürüyor. Bu hedef doğrultusunda inşallah bu tür sınırlamalara gerek kalmadan kendi mecrasında yürüyecektir. Borçlar Kanunumuzun ilgili maddesi zaten kira miktarının nasıl artırılacağına yönelik düzenlemeleri içeriyor. Meclis de 1 Temmuz itibarıyla gündemine almadı. O nedenle şu anda Borçlar Kanununun kalıcı maddeleri çerçevesinde yürüyecek kiralarla ilgili düzenlemeler.”

Bakan Tunç, daha sonra Karabük Belediye Başkanlığı’nı ziyaret etti. Tunç, Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’ya hayırlı olsun dileklerini iletti. Karabük Belediyesi’ndeki ziyarete Karabük Valisi Mustafa Yavuz, milletvekilleri Cem Şahin, Ali Keskinkılıç da katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-eylem-tok-ve-oglunun-iade-sureciyle-ilgili-aciklama-yapti/feed/ 0
Bakan Tunç, 9. Yargı Paketi’ne ilişkin açıklamalarda bulundu https://www.haber60.com.tr/bakan-tunc-9-yargi-paketine-iliskin-aciklamalarda-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/bakan-tunc-9-yargi-paketine-iliskin-aciklamalarda-bulundu/#respond Sat, 06 Jul 2024 02:42:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37594 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 9. Yargı Paketi’ne ilişkin açıklamalarda bulundu. Arabuluculuk, yargı reformu strateji belgesi, hukuk meslekleri sınavı, yedi emin araçları, bölge adliye mahkemelerinin arttırılması, basın ve sosyal medya yoluyla hakaretler gibi konuların yer aldığı pakete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tunç, ABD’ye kaçan Eylem Tok ve oğlunun Türkiye’de yargılanmasına ilişkin konuştu.

Karabük Valiliği ziyareti sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 20 farklı kanunda değişiklik yaparak toplamda 39 maddeyi içeren paketle adalet hizmetlerinin etkinliğinin arttırılmasının amaçlandığına dikkat çekti. Tunç, “Şimdi dokuzuncu yargı paketiyle ilgili olarak AK Parti Grup Başkanımız Abdullah Güler açıklamaları yaptı. Ayrıntılı bir şekilde kamuoyuyla paylaştı. 20 farklı kanunda değişiklik yapıyor. ve 20 farklı kanun bir geçici maddeyle beraber 39 maddede değişiklik gerçekleştiriliyor. Önümüzdeki hafta adalet komisyonunda görüşmeleri gerçekleşecek ve sonrasında da genel kurul gündemine gelecek. Özellikle adalet hizmetlerinin etkinliğini arttırmak, yargı süreçlerinde vatandaşlarımızın örselenmeden yargı hizmetlerinin etkinliğini arttırırken hem hızlandırılması hem de adaletin tecellisi noktasında uygulamadan gelen, akademisyenlerden gelen öneriler doğrultusunda bazı düzenlemeler var. 39 madde” dedi.

Bakan Tunç, uygulamadan ve akademisyenlerden gelen öneriler doğrultusunda düzenlemeler yapıldığını vurguladı. Tunç, bazı düzenlemelerin yeni yasama döneminde 10. Yargı Paketi’nde ele alınacağını ifade etti. Yeni yargı reformu strateji belgesi ve insan hakları eylem planı çalışmalarının son aşamada olduğunu ve bu belgelerin 2024-2028 yıllarını kapsayacak şekilde düzenlendiğini söyledi.

Tunç, yargı reformu strateji belgesinin gerçekleşme oranının yüzde 70, insan hakları eylem planının ise yüzde 66 civarında olduğunu belirtti. Bu planlarda gerçekleşmeyen hedeflerin yeni yargı reformu strateji belgelerine ve insan hakları eylem planı belgelerine alındığını ifade eden Bakan Tunç şöyle konuştu:

“Dokuzuncu yargı paketine alamadığımız toplumun ve uygulamanın beklediği birtakım özellikle hem ceza muhakemesi kanunu ilgilendiren hem de Türk Ceza Kanunu’nu ilgilendiren bazı düzenlemeler de var. Onlar da yeni yasama döneminin başlarında onuncu yargı paketinde elbette ki değerlendireceğimiz hususlar var. Tabii yargı reformu strateji belgesiyle ilgili çalışmalarımız da şu anda son aşamada. İnsan hakları eylem planıyla ilgili de Çalışmalarımız son aşamada. Yeni İnsan Hakları Eylem Planı ve yeni yargı reformu strateji belgesi 2024 ve 2028 yıllarını kapsayacak şekilde yeniden düzenledik ve bunu yakın zamanda Cumhurbaşkanımız kamuoyuyla paylaşacak oradaki hedefler doğrultusunda da çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Önceki son yargı reformu strateji belgesinin gerçekleşme oranı yüzde yetmiş civarında. İnsan hakları eylem planının gerçekleşme oranında yüzde altmış altı civarında. O planlardaki hedeflerde gerçekleşmeyen hususları da yeni yargı reformu strateji belgelerine ve insan hakları eylem planı belgelerine alarak o hedeflerden de vazgeçmiş değiliz.”

“Güvenilir adalet sisteminin tesisi anlamında çok önemli mesafeler aldık”

Adalet Bakanı Tunç, fiziki ve teknolojik imkanların artırılmasıyla adalet sisteminde önemli mesafeler kaydedildiğini söyledi. UYAP sistemi ve elektronik tebligat gibi teknolojik yeniliklerle vatandaşların hizmetine sunulan kolaylıkları vurguladı. Mevzuat düzenlemeleriyle vatandaşların ihtiyaçlarına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Bakan Tunç, şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye’de özellikle güvenilir adalet sisteminin tesisi anlamında çok önemli mesafeler aldık. Gerek adliye binalarımızın yeniden inşa edilmesi o köhne binalardan kurtularak gerek avukatlarımızın gerek hakim savcılarımızın gerek yargı personelimizin ve vatandaşlarımızın daha kaliteli hizmet alabilmesi adına fiziki imkanlar arttırıldı ve teknolojinin imkanları da had safhada artırıldı ve teknoloji UYAP sistemi başta olmak üzere elektronik tebligattan, elektronik duruşmaya varıncaya kadar tüm bunlar vatandaşlarımızın hizmetine sunuldu. Yine mevzuat düzenlemeleriyle de vatandaşlarımızın ihtiyacı olan düzenlemeleri peyderpey hayata geçirmenin gayreti içerisindeyiz. Tabii bu pakette özellikle uygulamadan gelen bazı sorunları tespit ettik. Bu sorunları ortadan kaldırmaya yönelik önemli düzenlemeler var.”

Hukuk mesleğinde 20 yıl tecrübesi olan arabulucu olabilecek

Arabuluculuk sisteminin önemine değinen Tunç, 2013 yılından bu yana arabuluculuk sisteminde 5 milyon 838 bin dosyanın ele alındığını ve bunların yüzde 66’sının uzlaşmayla sonuçlandığını söyledi. Ayrıca, kira uyuşmazlıklarının da arabuluculuk kapsamına alındığını ve bu uyuşmazlıkların yüzde 54’ünün arabuluculukta çözüldüğünü belirtti. Yeni düzenlemelerle arabuluculuk sisteminin daha da geliştirilmesi planlandığını ifade eden Bakan Tunç, 20 yıl tecrübeli hukukçuların arabuluculuk eğitimi alarak sınav şartı olmadan arabulucu olabileceği belirtirken, taşınmazın aynıyla haklarla ilgili anlaşma belgelerinin tapuda icra edilebilirlik şerhi bakımından düzenleme yapılacağını ifade etti.

Tunç şöyle devam etti:

“Biliyorsunuz arabuluculuk sistemine geçmiştik. Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri dediğimiz hukuk uyuşmazlıkların da arabuluculuk. Ceza uyuşmazlıklarında da uzlaştırma müessesesi, basit usul, seri muhakeme gibi bunlar özellikle hem ceza adaleti açısından önemli düzenlemelerdi hem de hukuk uyuşmazlıklarında vatandaşlarımızın dostane bir şekilde çözüme kavuşması, barışıl bir yöntemle hem yargının iş yükünü azaltan bir sistemi hayata geçirmiştik. 2013 yılından bu yana ara buluculuk uygulanıyor. Şu ana kadar 5 milyon 838 bin dosya ara bulucuların önüne geldi. ve 3 milyon 874 bini uzlaşmayla sonuçlandı. Bu da yüzde 66 oranında bir demek bunun içerisinde tabii ihtiyari arabuluculuğun oranı daha yüksek. Zorunlu arabuluculuk kapsamında olan kısımda yüzde elli civarında. Dolayısıyla 3 milyon 874 bin uyuşmazlığın yargı önüne gelmeden tarafların barışarak, dostane bir şekilde çözüme kavuşması hem toplumsal barış açısından hem de daha az masraflı ve kısa sürede insanların kendi haklarına kavuşması açısından önemli. Yargının değişikliğini azaltan bir düzenleme. Tabii son zamanlarda kira uyuşmazlıklarını da ara buluculuk kapsamına almıştık. Orada da 1 Eylül’den itibaren 191 bin 490 kira uyuşmazlığı arabulucu önüne geldi. 102 bin 689’u anlaşmayla sonuçlandı. Yani baktığımız zaman kira uyuşmazlıklarında da yüzde 54’ü arabuluculukta çözüldüğünü görüyoruz. Yani yarıdan fazlası yargıya intikal etmeden, kiracı ve kiralayan barışa sorunlarını çözmüş oldular. Şimdi arabuluculuğu daha da geliştirmeye yönelik birtakım düzenlemeler var. Yani bu müesseseyi daha kalıcı hale getirmek, kapsamını daha da genişletme noktasındaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda arabulucular beş yıl kıdeme sahip hukukçular arasından sınavı kazananlar arabulucu olabiliyor idi. Şimdi yeni düzenlemeyle, yeni teklifle hukuk mesleğinde 20 yıl tecrübesi olan kişiler, arabuluculuk eğitimi almak şartıyla sınav şartı olmadan da arabulucu olabilecekler. Çünkü burada tecrübeye önem veriyoruz. 20 yıl tecrübeli hukukçuların, avukatların ve eski hukukçuların arabuluculukta eğitim aldıktan sonra başarılı olabileceklerine inanıyoruz. O nedenle böyle bir düzenleme getiriyoruz. Yine arabulucular tarafından düzenlenen taşınmazın aynıyla haklarla alakalı anlaşma belgelerinin tapuda icra edilebilirlik şerhi bakımından bir problem vardı. Bu problemi de ortadan kaldıran bir düzenlemeyi hayata geçiriyoruz. Yine tarafların arabuluculuk müzakerelerine katılımını teşvik etme açısından da düzenlemeler söz konusu.”

“Artık avukat olabilmek için (hukuk mesleklerine giriş sınavı) bu sınavı kazanmak gerekecek”

Hukuk mesleklerine giriş sınavı ve hakim-savcı yardımcılığı sınavlarıyla ilgili düzenlemelerin de 9. Yargı Paketi’nde yer aldığını ifade eden Bakan Tunç, “Bir diğer yargı paketinde yer alan önemli düzenlemelerden birisi de hukuk mesleklerine giriş sınavıyla ilgili. ve hakim savcı yardımcılığı sınavıyla alakalı. Hukuk mesleklerine giriş sınavı Eylül’ün sonundan itibaren uygulamaya başlayacak. Tabii burada bazı derslerin de sınava dahil edilmesiyle ilgili özellikle milletler arası hukuk, milletler arası özel hukuk çünkü vatandaşlık hukuku, göç hukuku bunlar da artık uygulamada önemli hususlar olarak karşımıza çıkıyor. Hem soru sayısıyla ilgili hem de derslerle ilgili hangi derslerden sorumlu olacağına ilişkin bir düzenleme var. Hem hukuk mesleklerine giriş sınavında hem hakim, savcı yardımcılığı sınavında böyle bir ihtiyaca yönelik bir düzenleme. Hukuk mesleklerine giriş sınavı. Bundan sonra artık avukat olabilmek için bu sınavı kazanmak gerekecek. Staja başlayabilmek için. Hakim, savcı yardımcılarına sınavına girebilmek için de yine hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanmak gerekecek. Buna ilişkin bir düzenleme” dedi.

Yediemin araçları için yeni düzenleme geliyor

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yedieminde çürümeye terk edilen araçların hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırılması ve satışına yönelik önemli bir düzenlemenin 9. Yargı Paketi’nde yer alacağını açıkladı. Tunç, “Yedieminde çürümeye terk edilmiş araçlar olarak haber konusu oldu. İcra dairelerindeki hacizli araçların tahsisiyle ilgili çalışmayı yapmıştık biz. Adalet olarak. Şimdi Karayolları Trafik Kanunu gereğince trafikten men edilen, bağlanan ve yediemine alınan araçlar var. Ama sahipleri bunları terk ediyor. Bir daha da arayıp sormuyor ve orada sürmeye terk ediliyor. Bunların yeniden tasfiyesine yönelik hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırılması ve satışına yönelik bir düzenlemeyi de bu yargı paketinde inşallah hayata geçireceğiz” diye konuştu.

Bölge adliye mahkemelerinde artan iş yoğunluğunu azaltmak amacıyla da önemli düzenlemeler getirileceğini belirtti. Tunç, “Yine bölge adliye mahkemelerimizde iş yoğunluğu son zamanlarda artmıştı. Özellikle hukuk dairelerinde davaların sonuçlanma süresi uzamaya başlamıştı. Buna bir çözüm bulmak adına da önemli düzenlemeler var. Özellikle istinaf sürecinde bir hukuk dairesine dosya geldiğinde o daire kendisini görevli saymıyorsa, bunu bir ay içerisinde ön incelemesini yapıp görevli daireye gönderecek. Görevli dairede eğer ben de bu konuda görevli değilim diyorsa iki hafta sonuçlandırıp başkanlar kuruluna gönderecek. Dolayısıyla dosyanın aylarca belki yıllarca görev nedeniyle hukuk dairelerinin bir köşesinde kalmasını önleyecek önemli bir düzenlemeyi de hayata geçiriyoruz” ifadelerini kullandı.

“İstinaf sürecinde usulden kaynaklanan eksiklikleri yargı paketleriyle çözmenin gayreti içerisindeyiz”

Tunç, bölge adliye mahkemesi sayısını artırmaya devam ettiklerini ve bu yıl Tekirdağ ve Denizli’de de yeni mahkemeler kurulacağını açıkladı. Tunç, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“İstinaf daire sayılarını arttırmaya devam ediyoruz. Özellikle bölge adliye mahkeme hem Tekirdağ ve Denizli bu sene on yediye çıkıyor, bölge adliye mahkemesi sayısı. ve daire sayısını da son bir yılda elli üç daire daha kurarak özellikle kira uyuşmazlıkları olsun, iş uyuşmazlıkları olsun, birtakım uyuşmazlıkların görüldüğü dairelerde dava yoğunluğu var. Bu yoğun ortadan kaldırmaya yönelik daire sayılarını arttırmıştık ve bu konuda da arttırmaya devam ediyoruz. Yine istinaf sürecinde özellikle usulden kaynaklanan birtakım eksiklikler var ise de bunları yargı paketleriyle çözmenin gayreti içerisindeyiz. Şu an itibarıyla 477 istinaf dairesi var kuruluş aşamasında 2016’dan itibaren 743’e yükseldi. Son bir yılda da 53 istinaf dairemiz kuruldu. Son bir yılda da ilk derecede 2 bin 596 yeni mahkemenin kurulmasını sağladık.”

Basın, sosyal medya yoluyla hakaret suçlarına yeni düzenleme

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 9. Yargı Paketi kapsamında basın yayın, görsel medya ve sosyal medya aracılığıyla işlenen hakaret suçlarına karşı önemli düzenlemeler getirileceğini açıkladı. Tunç, “Bir diğer önemli düzenleme. Özellikle basın yayın ve görsel ya da yazılı basın aracılığıyla ya da sosyal medya aracılığıyla hakaret suçlarının özellikle yargıda büyük bir yer teşkil ettiğini görüyoruz. Yani bu suçların önlenmesi lazım. Sosyal medya aracılığıyla, fikir özgürlüğü denilemeyecek, hakaret içeren, kişilik haklarına saldırı içeren, özel hayatın gizliliğini ihlal eden birtakım paylaşımlar oluyor. Bu paylaşımlar özellikle uzlaştırmaya tabii olan bu uyuşmazlıkları artık bundan sonra ön ödeme kapsamına alıyoruz. Kanun teklifimiz de bu da var. Ön ödeme kapsamına alınarak kişi işlediği fiilin yaptırımını Cumhuriyet Savcılıklarında ön ödemeye davet edilerek kamu ihlali nedeniyle bu yaptırıma tabi tutulacak. Ama diğer yandan suçun mağduru olan kişi de hukuk mahkemesinde manevi tazminat davasını açabilecek. Buna yönelik bir düzenleme söz konusu” dedi.

Çocuk Koruma Kanunu ile ilgili düzenlemelere de değinen Tunç, “Çocuk koruma kanunuyla ilgili düzenlemeler var. Özellikle çocukların bir meta gibi o kişisel ilişki kurulmasında, velayet konularında anne babadan alınıp verilmesinde icra yoluyla alınıyor, alınıp veriliyordu. Bunları ortadan kaldırmıştık. Şimdi onun uygulaması çerçevesi içerisinde, sosyal çalışmacıların görevlendirilmesi, mağdur hizmetleri ve desteklerimizin özellikle birtakım ihtiyaçları nedeniyle bazı düzenlemeleri hayata geçiriyoruz. Yine hakim ve savcılarımızın kadrolarıyla ilgili düzenlemelerin Cumhurbaşkanı Kararnamesi’yle yapılamayacağına ilişkin bir anayasa mahkemesi kararı vardı. Anayasa Mahkemesi kararı çerçevesi içerisinde de kanunla düzenlenmesi gereken husus bu pakette yine kanunun düzenlenmesini sağlıyoruz” şeklinde konuştu.

“Kara parayla mücadelede çok kararlıyız”

Tunç, terörün finansmanının önlenmesi ve kara para aklama ile mücadelede kararlı olduklarını vurguladı. Bakan Tunç, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kayyum tayini ile ilgili düzenlemelerin de pakete dahil edildiğini aktardı.

Tunç, terörizmin finansmanı ve suç gelirlerinin aklanması konularında el koyma ve müsadere kararlarının etkili olduğunu ekleyerek şunları kaydetti:

“Medeni Kanun’umuza ilişkin bazı iptal kararları vardı Anayasa Mahkememizin. Bu anlamda da Anayasa Mahkememizin kararları gerekçesi doğrultusunda da yeni düzenlemeler var, medeni kanunumuzla ilgili olarak. Tabii tasarruf mevduatı sigorta fonunun kayyum tayini ile ilgili düzenleme var. Önceki pakette de varmıştı. Seçim nedeniyle yetişmemişti. Bu pakete de alındı. Özellikle terörün finansmanının önlenmesi, kara parayla mücadelede çok kararlıyız. Gri listeden çıkmamız noktasında bu soruşturmalar ve el koyma kararları etkili oldu. Bunu daha kalıcı hale getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle terörizmin finansmanı, suç gelirlerinin aklanması suçları bakımından el koyma ve müsadere kararları ve sonrasında da tasarruf mevduatı sigorta fonunun kayyum tayini ile ilgili düzenlemeler var. Bu pakette de.”

“Artık icra dairelerinde fiziki ortamda satış yok”

İcra dairelerinde elektronik satışa geçildiğini hatırlatan Tunç, “Bunun dışında icra dairelerinde elektronik satışa geçmiştik. 2023 yılından itibaren uygulamasını başlatmıştık. Artık icra dairelerinde fiziki ortamda satış yok. Birtakım suistimallerin de önüne geçmiş olduk. ve alacaklı ve borçlu menfaat dengesini de gözeten bir çabaydı bu eş atışa geçmek. Ama burada da uygulamadan kaynaklanan bazı problemler oldu. Özellikle bir defalığına ihalenin on dakika uzatılması. O süre içerisinde özellikle robot yazılımlarla alacaklıyı da borçluyu da mağdur eden birtakım uygulama oluyordu. Orada bir de bağlığına on dakika uzatma değildi teklif süresinin. Teklif verildiği müddetçe üç dakikada bir uzatılması söz konusu olacak. ve buna ilişkin özellikle hem alacaklının, hem borçlunun menfaatini koruyan ve malın gerçek değerinde satılmasını sağlayacak olan bir düzenlemeyi de inşallah hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.

İstanbul ve Ankara’da birden fazla baronun kurulmasıyla ilgili Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda yeni düzenlemeler yapılacağını belirten Tunç, “Yine birden fazla baronun kurulduğu İstanbul ve Ankara illerimizde baroları düzenlemesiyle ilgili anayasa mahkememizin iptal kararı vardı. Bu karar gerekçesi doğrultusunda da yeni bir düzenleme gerçekleştiriyoruz. Çok sayıda 39 madde. Ama genel hatlarıyla şunu diyebiliriz. Özellikle hem uygulamadan kaynaklanan problemleri ortadan kaldıracak. Yargı hizmetlerinin etkinliğini daha da artıracak. Davaların kısa sürede sona ermesini sağlayacak yargı süreçlerini hızlandıracak önemli düzenlemeler var. Türkiye Büyük Millet Meclisimizin takdirinde Adalet Komisyonu’nda görüşüldükten sonra da önümüzdeki günlerde genel kurulda inşallah yasalaşacaktır diyorum. Hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerine yer verdi.

Eylem Tok’un Türkiye’ye iade edilmesi

Eylem Tok ve oğluyla ilgili olarak orada bir yargılama sürecinin başladığını ifade eden Bakan Tunç, “Tutukluluk halleri devam ediyor. ve o tutukluluk halleri devam ederken de tabii ki oradaki makamlarla da bizim görüşmelerimiz de devam ediyor. ve gerekli belgeleri hepsinin çevirilerini yaparak gönderdik ve yine her duruşma sonrasında da ihtiyaç olabilecek birtakım açıklamaları gönderiyoruz yazılı olarak. ve iade edileceklerini umuyoruz. Çünkü burada yargılanmalarını istiyoruz. O nedenle buradan yargıdan kaçış olmamalı. Bir kişinin ölümüne ve diğer kişilerin yaralanmasına neden olduktan sonra Türk yargısından kaçmak olmaz. Dolayısıyla biz hemen kırmızı bülten kararlarımızı çıkardık ve iade taleplerimizi gönderdik. ve bu kapsamda da yakalama gerçekleşti. ve tutuklama gerçekleşti. O tutuklama devam ediyor. ve sonrasında da iade yargılama sonrasında da Türkiye’ye gönderileceğini umut ediyoruz” diye konuştu.

“Meclis, kira artışı düzenlemesini 1 Temmuz itibarıyla gündemine almadı”

Türk Borçlar Kanunu’na Haziran 2022’de eklenen geçici madde ile konut kiralarındaki artışı yüzde 25 ile sınırlayan düzenlemenin 1 Temmuz itibarıyla sona erdiğini hatırlatan Tunç açıklamalarını şöyle tamamladı:

“1 Temmuz itibarıyla düzenleme sona erdi. Biliyorsunuz 2022 ve 2023 yıllarında birer yıl uzatılmıştı. Borçlar kanununa eklenen geçici maddeyle bu uzatılmıştı. Meclisin takdirinde olan bir husus. Tabii 1 Temmuz itibarıyla mecliste böyle bir düzenleme de gerçekleşmedi. Enflasyonu düşürme hedefimiz var. Bu hedefimizde kararlı bir şekilde ekonomi yönetimimiz, program çerçevesi içerisinde çalışmalarını sürdürüyor. Yani bu hedef doğrultusunda inşallah bu tür sınırlamalara gerek kalmadan, kendi mecrasında yürüyecektir. Borçlar Kanunumuzun ilgili maddesi zaten kira miktarının nasıl arttırılacağına yönelik düzenlemeleri içeriyor. Mecliste 1 Temmuz itibarıyla gündemine almadı. O nedenle şu anda Borçlar Kanunun kalıcı maddeleri çerçevesinde yürüyecek kiralarla ilgili düzenlemeler.” – KARABÜK

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-tunc-9-yargi-paketine-iliskin-aciklamalarda-bulundu/feed/ 0
Ali Babacan: ‘Yumuşama ve normalleşme sadece selamlaşmaktan ibaret kaldı’ https://www.haber60.com.tr/ali-babacan-yumusama-ve-normallesme-sadece-selamlasmaktan-ibaret-kaldi/ https://www.haber60.com.tr/ali-babacan-yumusama-ve-normallesme-sadece-selamlasmaktan-ibaret-kaldi/#respond Fri, 05 Jul 2024 00:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36680

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Ülkemizi yöneten, hükümetin tepesindeki isim, muhalefet lideriyle selamlaşmayı, ‘yumuşama’ sayıyor. Muhalefet genel başkanıyla oturup memleket meselelerini konuşmasının adı da ‘normalleşme’ oluyor. Peki sonuç? Koca bir hiç. Sayın Erdoğan son grup konuşmasıyla 90 gün bile sürmeyen bu süreci de bitirmeye niyetli olduğunu açıkça ortaya koydu” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Kocaeli 2’nci Olağan İl Kongresi’ne katıldı. İzmit’te bir otelde gerçekleştirilen kongreye, Babacan’ın yanı sıra il yönetimi, ilçe başkanları ve partililer katıldı. Mevcut Başkan Zeynep Sudan’ın aday olmadığı genel kurulda tek aday Yunus Katı oldu.

Babacan kongrede yaptığı konuşmada “Bir süredir siyasi partiler arasında ‘yumuşama’, ‘normalleşme’ cümleleri kuruluyor. Ülkeyi senelerdir gerenler, insanları kutuplaştıranlar, sanki bunlar hiç olmamış gibi, sanki onlar yapmamış gibi ‘normalleşme’, ‘yumuşama’ diyor. Sayın Cumhurbaşkanı bir de ‘Türkiye’nin buna ihtiyacı var; gereken adımları atacağız’ dedi. Sonrasında ne oldu? Yumuşama dedikleri, ülkenin cumhurbaşkanının, muhalefet partisi genel başkanıyla kahve içmesinden ibaret kaldı. Oturdular, konuştular, dağıldılar. Normalleşme dedikleri, bu. Maalesef ülkemizdeki siyasetin hali bu. Bir tarafta iktidar partisi, öbür tarafta ana muhalefet partisi. Ana muhalefet partisinin de geçmişinde işine geldiği zaman bu ülkeyi nasıl gerdiğini gayet iyi hatırlıyoruz. Ülkemizi yöneten, hükümetin tepesindeki isim, muhalefet lideriyle selamlaşmayı, ‘yumuşama’ sayıyor. Muhalefet genel başkanıyla oturup memleket meselelerini konuşmasının adı da ‘normalleşme’ oluyor. Peki sonuç? Koca bir hiç. Sayın Erdoğan son grup konuşmasıyla 90 gün bile sürmeyen bu süreci de bitirmeye niyetli olduğunu açıkça ortaya koydu” dedi.

‘SİNAN ATEŞ DAVASINDA SİZİN VİCDANINIZ, İNSANLIĞINIZ YARGILANACAK’

Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin yarın başlayacak olan yargılama hakkında da konuşan Babacan, ” Ankara’nın orta yerinde işlenen karanlık bir cinayetin, Sinan Ateş cinayetinin ilk duruşması yarın görülecek. İktidar için de ülkemiz adalet ve yargının içinde bulunduğu durum için de Sinan Ateş davası gerçekten büyük bir sınav. Son dönemde çoğalan yargıdaki gruplaşmaların ve yargı içinde yaşanan bir krizlerin sınavı. Sinan Ateş davasında, iktidarın istemediği, onaylamadığı bir karar çıkacağına inanan var mı? Yok. Halbuki bu davadan çıkacak sonuç herkesi ilgilendiriyor. Ben şimdi, iktidarın ve küçük ortağının parti mensuplarına, milletvekillerine, bakanlara, kıymeti kendinden menkul danışmanlara seslenmek istiyorum; yarın başlayacak davada, sadece Sinan Ateş cinayetinin zanlıları yargılanmayacak; yarın başlayacak davada, henüz farkında olmasanız da sizin vicdanınız, sizin insanlığınız da yargılanacak. İktidara ve onlara yakın olanlara buradan bunu hatırlatmak istiyorum” dedi.

‘TÜRKİYE’DE BİR AYDA KAZANDIĞI İÇİN GELİYORLAR’

Ekonomiyi de eleştiren Babacan, “Dünyadaki en yüksek ikinci faiz bizim, şu an Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz. Sen enflasyonu kendi elinle patlat sonra da millete bedelini ödet. Bir de diyorlar ki; ‘Türkiye’ye döviz geliyor, döviz rezervi artıyor.’ Birincisi açıkladıkları rakam brüt, merkez bankasının borcunu söylemiyorlar. Net rakam bunun çok çok altında ve asıl net döviz pozisyonu halen eksi. Bunu söylemiyorlar. Peki bu brüt rakam neden artıyor? Siz kimi kandırdığınızı sanıyorsunuz? O gelen döviz, ayda yüzde 5 faizi buradan alıp dışarıya götürmek için geliyor. Elinde doları olan, dünyada bir yılda kazanamadığı faizi, Türkiye’de bir ayda kazandığı için geliyorlar. Kısa vadeli geliyor, faizi alıyor, çıkıyor. Bakıyor ki tatlı para, Türkiye’de bir ayda yüzde 5 alıyor. Daha çok getiriyor. 100 milyon dolar getiriyor, bir ay sonra 105 milyon dolar alıp götürüyor. Şu anda kısa vadeli faizin yüksekliğinden istifade etmek için döviz geliyor. Rezervin artan kısmının maliyeti bu millete her ay yüzde 5. Bilin ki bu ara ne kadar çok döviz geliyorsa bu memleket o kadar çok yurt dışına faiz ödüyor. Hesap çok açık, basit. Hiç bilmesek diyeceğiz ki ‘Demek ki ancak böyle oluyor” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ali-babacan-yumusama-ve-normallesme-sadece-selamlasmaktan-ibaret-kaldi/feed/ 0
Tülay Hatimoğulları: “Arkadaşlarımızın İkinci Etap Kobani Kumpas Davasında Serbest Bırakılması Gerekiyor” https://www.haber60.com.tr/tulay-hatimogullari-arkadaslarimizin-ikinci-etap-kobani-kumpas-davasinda-serbest-birakilmasi-gerekiyor/ https://www.haber60.com.tr/tulay-hatimogullari-arkadaslarimizin-ikinci-etap-kobani-kumpas-davasinda-serbest-birakilmasi-gerekiyor/#respond Tue, 25 Jun 2024 08:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35781 (ANKARA) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, ” Türkiye’de AKP, HDP’nin siyaseten elini bükemediği zaman, Kürt halkına diz çöktüremediği için Kobani kumpas davasını tezgahlamıştır. Bugün sevgili Hüda Kaya’nın tutuklu olarak yargılandığı, -diğer arkadaşlarımızsa tutuksuz olarak yargılanıyor ikinci etap Kobani kumpas davasında, hepsinin serbest bırakılması gerekiyor. Bugün şayet zerre kadar vicdan varsa, şayet zerre kadar hukuk gözetiliyorsa, şayet zerre kadar IŞİD karşıtlığı gözetiliyorsa bugün arkadaşlarımızla ilgili verilmesi gereken karar tahliye kararıdır, beraat kararıdır” dedi.

6-8 Ekim 2014’teki Kobani eylemlerine ilişkin eski HDP milletvekilleri Hüda Kaya, Serpil Kemalbay, Garo Paylan, Fatma Kurtulan ve Pero Dündar hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün yapılıyor. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, duruşma öncesi Sincan Cezaevi önünde açıklama yaptı. Hatimoğulları şöyle konuştu:

“Bugün yine Sincan Adliyesi’nin önündeyiz ve yine gündem Kobani kumpas davası. Kobani kumpas davasının ikinci etabı bugün görülmeye başlanıyor. Daha önce biliyorsunuz Kobani kumpas davasında bir karara bağlanmıştı dava ve kararda içinde geçmiş dönemde eş başkanlığımızı yapmış olan sevgili Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın olduğu 13 arkadaşımız bu kumpas davasında haksız ve hukuksuz bir şekilde neredeyse müebbete yakın cezalar verilmiş oldu ve daha önce milletvekili oldukları için isimleri olduğu halde bu aşamada  yargılanmamış olan sevgili Hüda Kaya, Garo Paylan, Serpil Kemalbay, Fatma Kurtulan ve Pero Dündar arkadaşlarımız, milletvekillerimiz bugün onlarla ilgili iddianame yayınlandıktan sonra, iddianame sunulduktan sonra bugün ilk yargılamaları gerçekleşecek. Biz dün olduğu gibi bugün de Kobani kumpas davasının bir kumpas davası olduğunun altını sürekli kalın kalın çizdik. Nitekim haklı da çıktık. ve bakın ceza alan arkadaşlarımızın hiç biri isnat eden suçlardan ceza almış değildir. İsnat edilen suçlar neydi? 37 kişinin hayatını kaybetmesi 37 kişinin katledilmesinden sorumlu tutulmuşlardı. Birçok kuruma maddi zarar verdikleriyle ilgili yargılanıyorlardı. Türkiye kamuoyu Yasin Börü cinayeti şeklinde biliyordu bu olayları ve bu dönemde karar açıklandığı zaman görüyoruz ki arkadaşlarımız isnat edilen bu suçlardan ceza almadılar. Zaten hem gizli hem açık tanıkların tanıklıklarına da baktığımız zaman elle tutulur herhangi bir tanıklığa, delile, sonuca varamamışlardır. Bugün Kobani kumpas davasındaki iddianame zaten çökmüştür ve bu çöküşün üzerine arkadaşlarımızın aldığı cezalar parlamentoda, sokakta, parti görevleri üzerinden yapmış olduğu konuşmalar, açıklamalardır. Yine aynı şekilde şimdi içinde tutuklu olan Hüda Kaya arkadaşımızın da bulunduğu Kobani kumpas davasının ikinci etabında da iddianamedeki gelişmelere baktığımızda yine aynı şekilde aynı kumpasın buradaki iddianamede de olduğu gibi devam ettiğini görüyoruz.

“Bu cezalar IŞİD’e ‘sen doğru yoldasın yoluna devam et’ diye altın tepsiyle sunulmuş bir karardır”

Bugün sevgili Hüda Kaya, 28 Şubat döneminde darbecilerin döneminde yargılanmış bir insandır. Aynı Hüda Kaya şu anda sarayın yargısı tarafından aynı mantıkla yargılanmaktadır. Bunu kabul etmiyoruz. ve dün olduğu gibi taleplerimizi bugün de sıralamaktan asla geri adım atmayacağız. Kobani bir kumpas davasıdır. Kobani kumpas davası AKP’nin ve sarayın koltuk değneğine dönüşmüş olan ve sarayda yazılan iddianamelerle yol alan yargının sonuçlarıdır. Bunu asla kabul etmiyoruz. Bugün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları ortadadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sevgili Selahattin Demirtaş için vermiş olduğu karar bu davada yargılanan bütün arkadaşlarımızı bağlayan bir karardır. ve Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf bir ülke olarak AHİM kararlarını harfiyen yerine getirmelidir. AHİM kararları der ki; Türkiye’de yargı taraflı davranmıştır. Türkiye’de yargı hukuka göre değil siyasi saiklerle davranmış ve bu kararları vermiştir. Bu kararlar yok hükmündedir ve Kobani kumpas davasında yargılananlar derhal serbest bırakılmalıdır demektedir. ve biz AHİM kararlarının uygulanmasını bir kez daha buradan talep ediyoruz. Bütün Türkiye kamuoyu gayet iyi hatırlayacak ki Kobani kumpas davasının esas hikayesinin başlama noktasını herkes biliyor. Kobani IŞİD’e karşı en güçlü mücadelenin yürütüldüğü bir yerdir. Kobani’yi bütün dünya IŞİD’e karşı verilen onurlu mücadeleyle tanımıştır. ve IŞİD o dönemde Irak’tan Türkiye’nin sınırlarına kadar Levant bölgesinin tamamında bir İslam devleti kurmak amacıyla Müslümanlar da dahil olmak üzere herkesi katletmiş bir örgüttür. Bu ideolojik olan örgütün bu katliamcı, bu kadınlara yönelik düşmanca politika yürüten, tecavüzcü, katliamcı örgüte karşı Kobani halkı, Kürt halkı güçlü bir direniş sergilemiştir. ve bu direniş bütün Türkiye ve dünyada büyük bir onurla, takdirle karşılanmıştır. Ama ne var ki  Türkiye’de AKP, HDP’nin siyaseten elini bükemediği zaman, Kürt halkına diz çöktüremediği için Kobani kumpas davasını tezgahlamıştır. Bu tezgahı asla kabul etmiyoruz.

Kobani direnişi onurlu bir direniştir. Kobani direnişine sadece HDP’liler sahip çıkmamıştır. Türkiye’deki demokrasiden yana olan IŞİD zihniyetine karşı olan herkesin Kobani direnişini takdirle karşılamıştır. Dünya kamuoyu için de öyledir. ve bakın bugün verilen bu kararlar Kobani kumpas davasında 400 küsur sene arkadaşlarımıza verilen cezalar IŞİD’in ekmeğine yağ sürmüştür. Bugün verilen bu cezalar IŞİD’e ‘sen doğru yoldasın yoluna devam et’ diye altın tepsiyle sunulmuş bir karardır. Bu karar IŞİD yanlısı bir karardır. Bu karar ve kararları asla kabul etmiyoruz. ve bugün sevgili Hüda Kaya’nın tutuklu olarak yargılandığı diğer arkadaşlarımızsa tutuksuz olarak yargılanıyor ikinci etap Kobani kumpas davasında, hepsinin serbest bırakılması gerekiyor. Bugün şayet zerre kadar vicdan varsa, şayet zerre kadar hukuk gözetiliyorsa, şayet zerre kadar IŞİD karşıtlığı gözetiliyorsa bugün arkadaşlarımızla ilgili verilmesi gereken karar tahliye kararıdır, beraat kararıdır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/tulay-hatimogullari-arkadaslarimizin-ikinci-etap-kobani-kumpas-davasinda-serbest-birakilmasi-gerekiyor/feed/ 0 Tahir Elçi Davasında 3 Polis Beraat Etti https://www.haber60.com.tr/tahir-elci-davasinda-3-polis-beraat-etti/ https://www.haber60.com.tr/tahir-elci-davasinda-3-polis-beraat-etti/#respond Wed, 12 Jun 2024 21:21:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35200

DİYARBAKIR Baro Başkanı Tahir Elçi’nin, 2015’te basın açıklaması yaptığı sırada vurularak öldürülmesiyle ilgili davanın karar duruşmasında, ‘Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan yargılanan 3 polisin beraatine karar verildi.

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, 28 Kasım 2015’te, Sur ilçesindeki tarihi Dört Ayaklı Minare’nin PKK’lı teröristlerle çatışmalarda tahrip olmasına tepki göstermek amacıyla basın açıklaması yaptığı sırada, teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada başına isabet eden mermiyle yaşamını yitirdi. Tahir Elçi’nin ölümüne ilişkin firari PKK’lı terörist Uğur Yakışır, ‘Olası kastla ölüme sebebiyet verme’ suçundan 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle, olayın meydana geldiği gün görevli olan tutuksuz sanık polisler S.T., F.T. ve M.S.’nin ise ‘Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek’ten 2’şer yıldan 6’şar yıla kadar hapisle yargılandığı davanın karar duruşması, 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Firari terörist Uğur Yakışır’ın dosyası daha önce ayrılmıştı. Duruşmaya tutuksuz yargılanan polis memurları S.T, F.T. ve M.S, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı, Tahir Elçi’nin eşi CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi ve avukatlar ise hazır bulundu. Ayrıca duruşmaya CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, bölge baro başkanları ve çok sayıda avukat katıldı. Cumhuriyet savcısı, esas hakkında hazırladığı mütalaasında sanıkların beraati yönünde karar verilmesini istedi. Elçi ailesinin avukatları, mütalaaya katılmadıklarını söyleyerek, sanıkların cezalandırılmasını talep etti. Sanık polisler S.T. F.T. ve M.S. de beraatlerini talep etti. Mahkeme kararını beklemeden salondan alkışlarla çıkan avukatlar ve Elçi’nin ailesi, adliye önünde basın açıklaması yaptıktan sonra, Tahir Elçi’nin öldürüldüğü Dört Ayaklı Minare’ye yürüdü. Mahkeme, ‘Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan yargılanan 3 polisin de beraatine karar verdi.

‘TAHİR ELÇİ DAVASI CEZASIZ KALMAYACAK’

Burada konuşan Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, “Mahkeme maalesef Tahir Elçi dosyası ile ilgili yargılanan 3 polis memuru hakkında beraat kararı verdi. Tahir Elçi dosyası bu mahkemede beraat ile sonuçlandı ama bu avukat ordusunun, bu gönüllü yaşam hakkı topluluğunun davayı sonuna kadar takip edeceğini biz hem bu mahkemeye hem de iktidarına Tahir Elçi’nin vurulduğu yerden bir kez daha hatırlatıyoruz. Tahir Elçi 9 yıl önce burada vuruldu. Elçi’nin vurulma süreci İstanbul’da hakkında gözaltı kararı verildikten sonraki tarihte başladı. Yani bu süreç o karanlık gözaltı süreci ile başladı. O süreci yine karanlık yargı kararı ile kapatmaya çalışıyorlar. Tahir Elçi davası cezasız kalmayacak. Belki bugünün iktidarı ve siyasi atmosferi böyle bir kararın çıkmasını sağladı. Ama bir gün mutlaka Tahir Elçi’nin gerçek failleri yargı önünde hesap verecektir. Tahir Elçi’yi her yıl anıyorduk. Başkanımıza verdiğimiz sözü bu kadim mekanda bir kez daha kamuoyuna açıklamak için geldik. İstinafa, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bu dosyayı mutlaka taşıyacağız” dedi.

‘HUKUKİ MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ’

TBB Başkanı Erinç Sağkan ise Tahir Elçi’nin kentin kültürel dokusu yıpranmasın diye açıklama yapılırken katledildiğini belirterek, “Hayatını insan hakları mücadelesine adayan ve cezasızlıkla mücadeleye adayan bir hukuk insanının kendi yaşadığı bu ağır katliam cezasız kalmasın diye uğraş verdik. Ancak soruşturma sürecinde yürütülen savcılık pratiği, kovuşturma sürecinde avukatların delillerin toplanmasına dair tüm taleplerine rağmen en sonunda ‘şüpheden sanık yararlanır’ diyerek beraat verilmesi insanın aklıyla dalga geçmektir. Buna müsaade etmeyeceğiz. Bu mahkemede, 11 celsedir biz oradayız, avukatlar orada sanıklar yok. Bu yargılamaya meşrutiyet kazandırmayacağız demiştik ama hukuk düzeninde bu cinayetin faillerinin bulunacağına inanıyoruz. Hukuki mücadeleyi sürdüreceğiz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tahir-elci-davasinda-3-polis-beraat-etti/feed/ 0
Odasını cephaneliğe çeviren hakim Oktay Tabur sessizliğini bozdu https://www.haber60.com.tr/odasini-cephanelige-ceviren-hakim-oktay-tabur-sessizligini-bozdu/ https://www.haber60.com.tr/odasini-cephanelige-ceviren-hakim-oktay-tabur-sessizligini-bozdu/#respond Fri, 31 May 2024 06:31:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34076 İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Oktay Tabur’un İzmir Adliyesi’nde bulunan dinlenme odasında 13 tabanca ve 7 uzun namlulu silah sergilemesi büyük yankı uyandırdı. Büyük yankı uyandıran fotoğraf karesi sonrası Tabur hakkında soruşturma başlattı. Adalet Bakanı Tunç, Tabur’un İzmir Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığı yetkisinin de sonlandığını duyurdu.

“HERKESİN ALABİLECEĞİ SİLAHLAR”

Bu gelişmeler sonrası gözlerin çevrildiği Oktay Tabur, sessizliğini bozdu. Odatv’ye açıklamalarda bulunan Tabur, “Silahlarımın hepsi ruhsatlı, teşhir etmiyorum hepsi bana özel bir odada ancak ve ancak benim izin verebileceğim kişilerin girebileceği bir oda orası. Aslında tuvaletimin ve banyomun olduğu bir oda orası. Uzun namlulu deniliyor hayır onlar av tüfeği 5-6 bin TL olan herkesin alabileceği hatta internette satılabilen silahlar” ifadelerine yer verdi.

“BENİMLE GURUR DUYULMASI LAZIMDI”

Silaha meraklı bir insan olduğu için koleksiyon yaptığını ifade eden Tabur, “Bu ülkede saçma sapan insanların elinde çok daha farklı silahlar varken onlar da olması mı bu ülkenin yargıcın da olması mı daha güvenlidir. Biz kime şov yapmışız. Uzun namlulu silahı hiç kimse alamaz bu ülkenin askeri ve polisi haricinde. Bendekiler av tüfeği ve av tüfeğinde ruhsat sınırlaması yoktur. Ben silaha meraklı bir insanım koleksiyon yapıyorum. Evimde çoluğum çocuğum var, evde tutmam doğru olmazdı. Herkesin bir hobisi vardır, ben aynı odada öğle tatilimde resim de yapıyorum. Bununla gurur duyulup aydın çağdaş, günü gündemi takip eden, vasatın üstünde bir yargıç modeli çizerken birilerine hizmet edilmek için maalesef ki böyle bir karalamayla karşı karşıya kaldım” dedi.

“BU ODAYI ÇOK AZ İNSAN GÖRMÜŞTÜR”

Bahsi geçen odayı çok az insanın gördüğünü ifade eden Tabur, sözlerine şöyle devam etti: “Şimdi dönüp bakıyorum da fırtınanın koptuğu yerde kimlerin tweet attığı, kimlerin alkış aldığı, kimlerin çığırtkanlık yaptığına bakınca aslında kimlerin canı acıdığı için bu yola tevessül ettikleri çok açık ortada. 6136 ateşli silahlar kanunu yargıçlara taşıma ruhsatı alma izni verir burada da sınır yoktur. İstediği kadar silah alabilir evinde bulundurabilir, iş yerinde bulundurabilir. Soruyorum sizin böyle bir hobiniz olsaydı böyle bir koleksiyon yapmak isteseydiniz evinizde çoluk çocuğunuzun bulunduğu ortamda, yatak odanızda, salonunuz da mı bulundurdunuz yoksa çok daha güvenli olan giriş çıkışın kontrol edildiği ve ancak sizin müsaadenizle insanların girebileceği yani tuvaletimin olduğu oda orası ya. Bu odayı çok az sayıda insan görmüştür. Kimler biliyor musunuz çok özel dostlar, Ekabir’den yüksek seviyede benim ziyaretime gelen insanlardır.

“BEN ÜZGÜNÜM, SİZLER DE ÜZÜLMELİSİNİZ”

Artık yetkisi olmadığını söyleyen Hakim Oktay Tabur kararname ile nereye takdir edilirse orada görevime devam edeceğim. Fakat bizlerin çalışma şevki kırdırılmaması lazım. Yabancı dil bilen bir yargıcım böyle hâkimlere çok sık rastlamıyorsunuz. Ben çok sıkıldım, asla üzgün değilim kendim için ama ülkem için üzgünüm sizlerde üzülmelisiniz bu ülkenin bir türlü gerçek çıkış yolunu bulamaması nedeniyle de son derece müteessirim. Yanlış yanlış üstüne…”

]]>
https://www.haber60.com.tr/odasini-cephanelige-ceviren-hakim-oktay-tabur-sessizligini-bozdu/feed/ 0
HÜDA PAR’dan vatandaşlık kanununda değişiklik talebi: Ülkemizdeki siyonistler yargılansın https://www.haber60.com.tr/huda-pardan-vatandaslik-kanununda-degisiklik-talebi-ulkemizdeki-siyonistler-yargilansin/ https://www.haber60.com.tr/huda-pardan-vatandaslik-kanununda-degisiklik-talebi-ulkemizdeki-siyonistler-yargilansin/#respond Fri, 31 May 2024 04:59:24 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34043 HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Serkan Ramanlı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında Meclis’e sundukları “Vatandaşlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin ayrıntılarını paylaştı. Ramanlı İsrailli yöneticilerin yargılanması ve İsrail saflarında savaşa katılan çifte vatandaşların vatandaşlıktan çıkarılması için kanun teklifi verdiklerini açıkladı. Teklife ilişkin Haberler.com’a konuşan HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Aslan da kanun teklifini yorumladı.

Ramanlı, “Aylar önce HÜDA PAR milletvekilleri olarak Siyonist barbar çete bu pervasızlığını masum sivillere karşı gösterirken biz nasıl bir fonksiyon icra edebiliriz diye” düşündüklerini aktararak, bu düşünce sonucunda kanun teklifi meselesinin çıktığını ifade etti.

HÜDA PAR Sözcüsü Serkan Ramanlı

“BUGÜNE KADAR SOMUT BİR ADIM ATILMADIĞINI ÜZÜLEREK MÜŞAHEDE EDİYORUM”

Ramanlı, “Biliyorsunuz, insanlığa karşı işlenen suçları soruşturmak uluslararası sözleşmelerle bütün ülkelere tanınan bir haktır. Bunun yerlisi, yabancısı, yeri, yurdu yoktur. İnsanlığa karşı işlenen suçların mağduru bütün insanlık olduğu için her ülke kendi yargısı eliyle insanlığa karşı suç işleyen soykırım işleyen organizatörününden failine azmettireninden liderine kadar herkesi yargılama hakkına sahiptir. Peki ülkemizde durum ne? Bizim de böyle bir hakkımız var. Ceza kanunumuzda adalet bakanının talebi ile soykırım suçuna ortak olan liderinden organizatörüne kadar failinden azmettiricisine kadar herkesi yargılayabilme hakkı var. Ama Adalet Bakanının bu yöndeki bir talimatı şart koşuluyor. Uluslararası ilişkiler, ülkeler arası diplomatik münasebetler sebebiyle belki bugüne kadar Adalet Bakanlığı bir irade sergilememiş olabilir. Bu da eleştirilecek bir konudur. Zira Gazze meselesi bütün siyasi partilerin ortak iradesiyle görülüyor ki hepimizin ortak bir mesuliyetidir. Bunun a partisi b partisi yoktur. Hükümeti de elbette bunun dışında tutmuyoruz, ama bugüne kadar bir somut adım atılmadığını da üzülerek müşahede ediyoruz.” dedi.

“HAKLARINDA YAKALAMA KARARI ÇIKARILABİLMESİ VE ŞAYET YAKANABİLİRLERSE TUTUKLANMALIDIRLAR”

“Televizyon ekranlarından her gün bombalanan çocuklar, kadınlar, yaşlılar maalesef bizim yargımızı harekete geçirmeye yetmiyor.” diyen Ramanlı, “Çünkü Adalet Bakanının bu yönde bir talimatı yargıya ulaşmıyor. O halde dedik; madem yargı millet adına yargılama yetkisini kullanıyor, madem bizler milletin temsilcisiyiz, hükümetin ülkeler arası diplomatik ilişkilerin bozulmasından endişe etmesi sebebi ile böyle bir adımı atmaması da madem bir vaka, o halde yargılama yapılabilmesi için Meclis kararının da yetmesi gerekiyor. Bir maddemiz buna ilişkindir. Yani Meclis’in karar almasıyla yargı harekete geçebilmeli ve bu siyonist barbar çetenin insanlığa karşı islemiş olduğu suçların yargılaması bizim ülkemizde de yapılabilmeli. Haklarında yakalama kararı çıkarılabilmeli ve şayet yakalanabilirlerse tutuklanmalıdırlar.” ifadelerini kullandı.

HÜDA PAR Sözcüsü Serkan Ramanlı

“GAZZE’DE MASUMLARIN KATLEDİLMESİ İÇİN OLUŞTURULAN ORDUYA KİŞİYİ VATANDAŞLIKTAN ATALIM”

Türkiye’de çifte vatandaşlığın mümkün olduğunu hatırlatan Ramanlı, “Çifte vatandaşlık sebebiyle ister Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı olsun ister Siyonist işgalci rejimin vatandaşı olsun gidip Gazze’de masumların katledilmesi için oluşturulan orduya eğer yazılmışsa, onun vatandaşlığını kaybettirelim. Bunları vatandaşlıktan atalım diyoruz. Eğer oraya asker yazılmış ve bu insanlığa karşı işlenen suçlarda bilfiil rol almışsa onları da cezalandıralım. Hem de en ağır ceza ile cezalandıralım, ağırlaştırılmış müebbet hapsi de onlar için kanunda öngörelim. Bu da yetmez bu kişilerin mal varlıklarına da el koyalım.” ifadelerini kullandı.

“BU TEKLİFİMİZİN KANUNLAŞMASI İÇİN LEHTE OY KULLANIN DİYORUZ”

İsrail çifte vatandaşlarının el konulan mal varlıklarının da maddi imkansızlıktan dolayı evlenemeyen gençler için oluşturulan fona aktarılması önerisinde bulunan Ramanlı, Meclis’te grubu bulunan veya grubu bulunmayan partiler ile 590 milletvekiline çağrıda bulunarak, “Filistin hepimizin ortak yarası, ortak davasıdır. Her vesileyle Filistin ile ilgili bu Meclisten ortak imzayla bildiriler çıkıyor. O halde gelin bu teklifimize de destek verin. Bu teklifimizin kanunlaşması için de lehte oy kullanın diyoruz.” dedi.

HÜDA PAR Sözcüsü Serkan Ramanlı

“KANUN TEKLİFİ ÖNÜMÜZDEKİ SALI MECLİS’TE OLABİLİR”

Kanun teklifine ilişkin Haberler.com’a konuşan HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Aslan, kanun teklifinin büyük olasılıkla önümüzdeki salı günü Meclis Genel Kurulu gündemine gelebileceğini ifade etti.

“HERKES ELİNİ VİCDANINA KOYACAK VE KARARINI VERECEK”

Aslan, kanun teklifiyle ilgili, “Herkes kendi elini vicdanına koyacak ve bununla ilgili kararını verecek. Bunu kamuoyu takdir edecek, kim hangi kararı verirse veya hangi tarafta olursa.” dedi.

HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Aslan

“BURADAN FİLİSTİN’E GİDİP, ORADAKİLERİN KANINA GİREN KİŞİLERLE İLGİLİ MECLİS’İN BİR KARARI OLSUN”

Teklifin kanunlaşmasını umut ettiklerini kaydeden Aslan, “Bu teklif kanunlaşsın diye biz bu teklifi yaptık. Bizim umudumuz, isteğimiz ve talebimiz odur ki; Bu teklif yasalaşsın ve buradan Filistin topraklarına giderek orada işgalcilerin yanında yer alıp, Filistinlilerin kanına giren kişilerle ilgili Meclis’in bir kararı olmuş olsun. Dileğimiz bu yönde.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/huda-pardan-vatandaslik-kanununda-degisiklik-talebi-ulkemizdeki-siyonistler-yargilansin/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Hukukun üstünlüğü tarafsız ve objektif yargı süreçlerini zorunlu kılar https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-hukukun-ustunlugu-tarafsiz-ve-objektif-yargi-sureclerini-zorunlu-kilar/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-hukukun-ustunlugu-tarafsiz-ve-objektif-yargi-sureclerini-zorunlu-kilar/#respond Fri, 31 May 2024 01:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33909

ADALET Bakanı Yılmaz Tunç, “Hukukun üstünlüğü herkesin kanun önünde eşit olmasını ve hukukun keyfi uygulamalara karşı bir koruma sağlamasını ifade eder. Bu ilke yargı süreçlerinin tarafsız ve objektif olmasını zorunlu kılar” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ankara’da Anayasa Mahkemesi’nin ‘Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şeklide Uygulanmasının Desteklenmesi Projesi’ kapsamında hakimler ve savcılara yönelik düzenlenen Adil Yargılama Hakkı Eğitimi’nin açılış törenine katıldı. Törene Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez ile birçok yargı mensubu katıldı. Bakan Tunç, “Başarılı projelerimiz var. Yargıya çok önemli faydalar getirdiğine yürekten inanıyoruz. Bütün insanlar temel hak ve özgürlüklerinden eşit bir şekilde faydalanmalıdır. Üzülerek ifade ediyorum ki biz buradayken Filistin’de 8 aydan beri soykırım suçu işleniyor, insanlık suçu işleniyor. Evleri bombalanan insanlar çadırlarda kalıyorken, çadırların üzerine bomba atıyorlar. Mülteci kampları bombalanıyor. Maalesef 8 aydan beri insan haklarının tüm unsurları dünyanın gözü önünde yok sayılıyor” diye konuştu.

‘FİLİSTİN’İN YANINDA OLMAK ZORUNDAYIZ’

Filistin konusunda sessiz kalanların da suça ortak olduğunu belirten Tunç, “Filistin’in yanında olmak zorundayız. Birileri sessiz kalıyorsa bu suça ortak oluyor demektir. Uluslararası hukuk maalesef Filistin konusunda hiçbir etki sağlayamıyor. Mahkeme soykırım yapan kişileri yargılamak için soruşturmayı açtı, ancak henüz davaya dökemedi. Başsavcının bu adımı, olumlu bir adım ancak hayata geçmediği takdirde bir anlamı kalmıyor. Uluslararası sistemin etkisizliği hepimizi derinden üzüyor. Cumhurbaşkanımız ‘Dünya 5’ten büyüktür’ derken bunu ifade ediyor. O zaman uluslararası kuruluşların mahkemelerin bir geçerliliği olduğunu savunuyorsak tam bu aşamada soruna bir çare bulması gerekli. Buradan İsrailli saldırganları bir kez daha lanetliyoruz. Buna destek veren kişileri kınıyoruz. Susanları da kınıyoruz. Orada çocuklar katledilirken, çocuk haklarından bahsetmenin ne anlamı var? Biz mazlumun hakkını savunmaya devam edeceğiz. Hayatını kaybedenlere rahmet diliyorum. 16 bin çocuk, 10 bin kadın ve 36 bin insandan bahsediyoruz. 80 bin yaralı var ve biz insan haklarından bahsediyoruz. Çocuklar öldürülürken bunlardan bahsediyoruz. İnsan haklarını ihlal eden saldırganlar elbet bir gün cezalarını çekecektir. Biz buna yürekten inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘HER BİREYİN SAYGI GÖRMESİ ESASTIR’

Tunç, “Adalet, haklıya hakkını vermektir. Adalet, toplumsal barışın teminatıdır. Adalet, insan onurunu korumak için insan haklarını korumak için vardır. Adaletin tecellisi için de hukuk devleti şarttır. Hukuk devleti için de tarafsız ve bağımsız yargı olmazsa olmaz şarttır. Tabii tarafsız ve bağımsız yargının uyacağı en önemli kural da adil yargılanma hakkını en geniş anlamıyla tesis ederek kararlarını vermektir. Bu şekilde gerçekleşir ve bu şekilde insan onuru ve insan hakları korunur. Adil yargılanma hakkının temeli, doğal adalet ilkesine dayanır. Doğal adalet ilkesi, insanların doğuştan gelen haklarının korunması ve adil bir şekilde yargılanması üzerine kurulmuştur. Bu ilke tarafsızlık, dinlenilme hakkı ve taraflara eşit muamele gibi temel prensipleri içerir. Adil yargılanma hakkı ayrıca insan onurunu ve temel hakların korunması gerektiği fikrindendir” dedi.

Adil yargılanma hakkının, aynı zamanda hukukun üstünlüğü ilkesinin de bir yansıması olduğunu belirten Bakan Tunç, “Hukukun üstünlüğü herkesin kanun önünde eşit olmasını ve hukukun keyfi uygulamalara karşı bir koruma sağlamasını ifade eder. Bu ilke yargı süreçlerinin tarafsız ve objektif olmasını zorunlu kılar. Adil yargılanma hakkının felsefi temellerinden biri de toplumsal sözleşme teorisidir. Bu teoriye göre kişiler toplumsal düzenin sağlanması için bazı haklarından feragat ederken, devlet de bu düzeni sağlamak ve adaleti temin etmekle yükümlüdür. Bu kapsamda adil yargılanma hakkı bireylerin devlete devrettikleri hakların adil bir şekilde korunmasını sağlar. Adil yargılanma hakkı, bütün bunların yanında adaletin, evrensel bir değer olduğunu kabul eder. Bu evrensel değer, adil yargılanma süreçlerinin her yerde ve herkes için aynı standartlarda olmasını gerektirir. Yargılama süreçleri açısından böylesine önemli ilkeleri barındıran ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6’ncı maddesiyle Anayasamızın 36’ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı konusunda hakim ve Cumhuriyet savcılarımızın bilgi birikiminin arttırılmasına büyük önem veriyoruz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-hukukun-ustunlugu-tarafsiz-ve-objektif-yargi-sureclerini-zorunlu-kilar/feed/ 0
DEM Parti’nin ‘yargıdaki çürümenin nedenlerinin araştırılması’ önerisi reddedildi https://www.haber60.com.tr/dem-partinin-yargidaki-curumenin-nedenlerinin-arastirilmasi-onerisi-reddedildi/ https://www.haber60.com.tr/dem-partinin-yargidaki-curumenin-nedenlerinin-arastirilmasi-onerisi-reddedildi/#respond Thu, 30 May 2024 23:03:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33809 (ANKARA)- DEM Parti’nin ‘yargıdaki çürümenin nedenlerinin araştırılması’ ile ilgili grup önerisi, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Önerge üzerine konuşan CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, “Adalet, gülü sevmek demek değildir, dikeni de seveceksiniz. Dikeni sevmezseniz memlekette ne kardeşlik kalır ne hukuk kalır. Kutsal devletten değil hesap soran devletten yana yer alacaksınız” dedi.

DEM Parti, ‘yargıdaki çürümenin nedenlerinin araştırılması’ amacıyla verdiği Meclis araştırma önergesinin diğer önerilerin önüne alınarak görüşülmesi için bugün TBMM Genel Kurulu’nda grup önerisi verdi. Önergenin gerekçesini açıklayan DEM Parti Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, şunları söyledi:

“Çürüme yargının neredeyse her yerine bulaşmış durumda”

“AKP Türkiye’sinde mafya babaları, uyuşturucu tacirleri Türkiye’de artık cirit atıyor durumdalar. Resmi yollarla, resmi pasaportlarla Trükiye’ye geliyorlar. Biz bunların Türkiye’de olduklarını ancak birbirlerini katlettiklerinde öğreniyoruz. Türkiye’nin dış politikası da bu çürümeden nasibin almış durumda. Türkiye, Orta Doğu’da çete mensuplarına maaş veren bir ülke olarak anılıyor. En önemli çürüme yargıda yaşanıyor. Çürüme yargının neredeyse her yerine bulaşmış durumda. Bu bir dedikodudan ibaret değil.”

Öneri üzerine söz alan İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun da şunları ifade etti:

“Yargının hali içler acısıdır”

“Türkiye’de yargının, siyasallaşmasıyla birlikte bağımsızlığı günden güne yok olmaktadır. Yargı siyasal hedeflerin aracı haline gelmiştir. Bu sorunun başında ise siyasal iktidarın yargıç ve savcı atamalarındaki rolü gelmektedir. Eğer yargı, yasama ve yürütme organları açısından bu organların hukuka uygun davranmasını sağlama işlevini yerine getirecekse HSK bağımsız olmalıdır. Türkiye’de HSK üyelerinin belirlenme şekli ve Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesinden 12’sinin de yine partili Cumhurbaşkanı tarafından atandığı bir sistemde o ülkede yargı bağımsızlığından söz etmek mümkün değildir. Ülkemizde yargının düzelmesi için öncelikle HSK Başkan Vekili’nden tutup tüm yargının bir elden geçirilmesi gerekir. Bunun dışında yapılacak hiçbir çalışma yargının düzelmesine olanak sağlamayacaktır. Hukukçu milletvekili olarak söylüyorum. Bir komisyon kurulup bu konuyu araştırdığımızda bu komisyondan çıkacak rapora hiç kimse, Cumhurbaşkanımız dahi itiraz edemeyecektir çünkü yargının hali içler acısıdır.”

CHP İzmir Milletvekili Ahmet Tuncay Özkan da önerge üzerine grubu adına şunları dile getirdi:

“Kutsal devletten değil hesap soran devletten yana yer alacaksınız”

“Herkesin görevli olduğu bir yerde adaletin sağlanabilmesi mümkün değildir; bunların hepsi devlet görevlisi. ‘Böyle devlet olur mu?’ sorusuna yanıt: Olmaz. Nasıl olur? Hesap soracaksınız. Soracağınız bir enstrüman var mı elinizde? Var. Neresi? Türkiye Büyük Millet Meclisi. Böyle bir araştırma önergesini kabul eder misiniz? Etmezsiniz. İktidara geldiğinizde kabul ettiniz, Yüce Divan’a gönderdiniz, yargılattınız. O zamanki kabul ettiğiniz üstünlerin hukuku, hukukun üstünlüğü noktasından siz nereye savruldunuz? O günkü siz neredesiniz, bugünkü siz neredesiniz? Memlekette yoksulluk 57 bin lira, açlık 17 bin 500 lira, asgari ücret 17 bin 2 lira. ‘Batsın bu düzen’, ‘Batsın bu oligarşi’ diye bağırdığımda sadece şu: ‘Oligarşi niye batsın? Bürokrasi batar mı?’ Batmasın, ‘Sizinle birlikte çürüyen her şey düşer’ demiştim, önce adaletiniz düştü, nasıl toplayacaksınız? Adalet gülü sevmek demek değildir, dikeni de seveceksiniz. Dikeni sevmezseniz memlekette ne kardeşlik kalır ne hukuk kalır. Kutsal devletten değil hesap soran devletten yana yer alacaksınız.”

DEM Parti’nin grup önerisi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dem-partinin-yargidaki-curumenin-nedenlerinin-arastirilmasi-onerisi-reddedildi/feed/ 0
Ayhan Bora Kaplan’ın avukatlarından çarpıcı açıklamalar https://www.haber60.com.tr/ayhan-bora-kaplanin-avukatlarindan-carpici-aciklamalar/ https://www.haber60.com.tr/ayhan-bora-kaplanin-avukatlarindan-carpici-aciklamalar/#respond Sat, 25 May 2024 02:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33007 HABER: ESRA TOKAT

(ANKARA) – Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne dair 20’si tutuklu 61 sanığın yargılandığı davanın duruşmasında tutuklu sanık Ayhan Bora Kaplan’ın avukatlarından Rıdvan Şahin, “Ayın 18’inde, 5 gün önce Suriye’den biri ‘Bora Kaplan İtalya’ya firar edecek’ ihbarı geliyor, bu, 19’unda dosyaya giriyor. Neden dosyaya giriyor? Eminim bu, basına ‘Bora Kaplan firar edecekti, Emniyet engelledi’ diye girecek. Bu dosya, kolluk kuvvetlerinden, kamu görevlilerinden usulsüzlük yapanlara atacağınız yargı tokadınızla ya da onlara inanmanızla tarihe geçecek bir dosya olacak” diye konuştu.

Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin 20’si tutuklu 61 kişi hakkında Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın duruşması Sincan Cezaevi’nde devam ediyor. Bugünkü duruşmada sanıkların ve avukatların tahliyelerine ilişkin talepleri alındı.

Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı Tarık Teoman savunmasında “Örgüt soruşturmasıyla ilgili dosyaya Erkan Doğan’ın beyanı konuldu. Bu bahse konu olay nasıl bu dosyaya eklenebilir. Zaten o olay takipsizlik kararı ile sonuçlandırılmış. Bu iddianameye dayanan dosya aslında yok hükmünde. Ben hayatım boyunca bu kadar polisin bir davayı takip ettiğini, not aldığını görmedim. Dosyaya sonradan savcının isteği olmadan delil kazandırılması ne demek? Biz hukuka iman etmiş insanlarız. Derdimizi başka anlatacak bir yerimiz yok. Sanki müvekkilim yıllardır istediğini yapıyormuş da bugün yargılanmaya başlanmış gibi bir algı yaratılıyor. Burada algı olgunun önüne geçiyor. Erkan Doğan bir kuyuya taş etti ve biz de bunu çıkarmaya çalışıyoruz.” dedi.

“Cezaevinde kalmasını gerektiren bir durum yoktur”

Mahfuz Tatar olayına ilişkin savunma yapan avukat Tarık Teoman, “Yargıtay diyor ki ‘Söz konusu olay küfredilme üzerinden, haksiz tahrik altında yapılmıştır.’ Burada yeniden yargılamaya ilişkin bir durum söz konusu değil. Zaten müvekkilime ilişkin küfür edildiği ortada ve yargılamanın da bunun üzerine yapıldığı ortada. Müvekkilimin bir gün daha tutuklu olarak cezaevinde kalmasını gerektiren bir durum yoktur. Yargılama sonucunda da beraat edeceğinden şüphemiz yoktur. Bu yüzden tahliyesini istiyoruz.” savunmasını yaptı.

“Kamuoyu baskısı ve yalanlar nedeniyle müvekkilimiz tutuklu”

Tutuklu sanık Ayhan Bora Kaplan’ın avukatlarından Umut Köroğlu, “Dışarda son derece büyük bir algı yönetimi devam ediyor. Bora Kaplan’ın gözaltına alınması dahi usule aykırıdır. Yurt dışından kaçak gazetecilerin bize servis ettiği görüntüleri buraya getirip izletecektim çünkü evrakta sahtecilik orada başlıyor. Daha baştan sakat bir dosya bu. 2020 yılında Yargıtay’ın takipsizlik kararı verdiği tapeler bu dosyaya girdi usulsüz olarak. Bilirkişi raporunda bazlar yönünde yanlışlıklar var. Bu kamuoyu baskısı ve yalanlar nedeniyle müvekkilimiz tutuklu. Bu kadar iddianamede yanlış yalan beyan gerçekten ayrılarak yazılamaz. Dosyanın artık temelden çöktüğüne inanıyorum. Müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum, aksi halde de adli kontrol şartlarının uygulanarak tahliyesini talep ediyorum” dedi.

“Müvekkilim Türkiye’nin en hızlı kolluk soruşturmasına neden oldu”

Tutuklu sanık Ayhan Bora Kaplan’ın avukatlarından Rıdvan Şahin de şu savunmayı yaptı:

“Kerem Gökay Öner öyle bir çürümüşlükten bahsediyor ki ben olsam Emniyet’te Organizede çalışan hiç kimseyi bir daha kapıdan almam. Türkiye tarihinin en hızlı kolluk soruşturmasına neden oldu benim müvekkilim. Bunu ortaya çıkardı müvekkilim. Bu dosya Erkan Doğan’dan üredi ve zehirli olan şeyden üreyen her şey de zehirliydi. Güç zehirlenmesi olduğunda liyakat, korku ve denetleme ortadan kalkıyor. Bu dosyada kimlerin adı geçmiyor ki? Savcı Yüksel Kocaman’ın adı neden bizim dosyamızda geziyor? Ne alakası var? Bora Kaplan suç örgütü dosyasına Altan Tozar ile giriyor. Ama Bora Kaplan bundan da yargılandı ve takipsizlik kararı aldı.

“18 Mayıs’ta ‘Bora Kaplan İtalya’ya firar edecek’ ihbarı geliyor ve bu dosyaya giriyor”

Ayrıca Türk emniyet teşkilatının itirafı mahiyetindedir tutuklanan emniyet görevlilerinin ‘günümüzdeki konjonktür değişimi’ ifadesi. Emniyet’te, adalette ne konjonktürü Sayın Hakim Bey? Emniyet bu dosyaya nasıl kendiliğinden evrak gönderiyor? Biz burada bir şey konuşuyoruz evrak geliyor o sırada. Ayın 18’inde 5 gün önce Suriye’den birinden ‘Bora Kaplan İtalya’ya firar edecek’ ihbarı geliyor bu 19’unda dosyaya giriyor. Neden dosyaya giriyor? Eminim bu, basına ‘Bora Kaplan firar edecekti Emniyet engelledi’ diye girecek. Bu dosya, kolluk kuvvetlerinden, kamu görevlilerinden usulsüzlük yapanlara atacağınız yargı tokadınızla ya da onlara inanmanızla tarihe geçecek bir dosya olacak. Erkan Doğan’ın periodontitis (diş eti çekilmesi) hastalığı var. Konuya dair bir doktor getirmek istedim ama kimse ne geliyor ne de rapor veriyor. Korkuyorlar. Neden korkuyorlarsa onu da anlamıyorum. Bir gün şurada Erkan Doğan’a soru sormadınız, Başkanım. Ben müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum.”

“Hedef Cumhur İttifakı’nın bütün bileşenleri ve ona bağlı siyasilerdir”

Sanık Deniz Uğurcan’ın avukatı Sidar Yurtçiçek de şu savunmayı yaptı:

“Organize şube yöneticilerinin yaptığı kumpas çöktü. Hedef Cumhur İttifakı’nın bütün bileşenleri ve ona bağlı siyasilerdir. Süleyman Soylu, Hasan Doğan ve Mücahit Arslan’ın isimlerinin verilmesi istenmiştir. Sayın Devlet Bahçeli’nin söylediği gibi bu 3-5 emniyet görevlisinin yapabileceği bir şey değildir. Bu dosyada Organize Şube Müdürü itirafçı oldu. KÖZ grubu tarafından yapıldığı yayılmaktadır. Kemalettin Özdemir, Fetullahçı çeteden ayrılan bağımsız bir yapıdır. Müvekkilim Deniz Uğurcan, Semih Arslan’ın ölümünün azmettiricisi olarak suçlanmaktadır oysa Semih Arslan’ın öldürüldüğüne dair bir somut delil yoktur. Müvekkilim Bora Kaplan ile son görüşmesi 2015’tir. Sadece onunla da değil buradaki hiçbir sanıkla irtibatı yok. Müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum.”

Tutuklu sanık Emir Akyol’un avukatlarından Melek Akdağlı da tahliye talebinde bulundu. Sanık Akyol’un avukatlarından Berk Özen ise “Davaya konu olan soruşturmayı yürüten polisler şu an tutuklu. Dosyayı en başınden etkileyecek bir gelişmedir bu. Bizler aylardır burada hukuk savaşı vermekteyiz. Bu yargılama sonucunda mağdurların beraat edeceğine şüphemiz yoktur ancak geç gelen adalet de adalet değildir. Müvekkilimin şu aşamada tutuklu olması hukuksuzdur. Gerekirse en ağır güvenlik tedbiri ile tahliye edilmesine dosya kapsamında da beraatini talep ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Tutuklu sanık Fethi Koyuncu’un avukatı Uğur Ulutaş, “Gizli tanıklara hukuku aykırı beyanlar oluşturulmuştur. O yüzden bu gizli tanık beyanlarının makamınızca hükme esas alınmaması kanaatindeyiz.” diyerek müvekkilinin tahliyesini talep etti.

Ayrıca sanıklardan Furkan Anıl Bahar, Hasan Arslantaş, Hasan Can Saraçoğlu, Kanber Keskin, Levent Erdoğan, Sercan Keleş, Uğur Pekşen ve Umut Can Yıldırım’ın müdafileri sanıkların tahliyelerini talep etti.

Duruşma yarın sabah saat 09.00’da devam edecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ayhan-bora-kaplanin-avukatlarindan-carpici-aciklamalar/feed/ 0
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, 9. Yargı Paketi’ni değerlendirdi https://www.haber60.com.tr/dem-parti-grup-baskanvekili-gulustan-kilic-kocyigit-9-yargi-paketini-degerlendirdi/ https://www.haber60.com.tr/dem-parti-grup-baskanvekili-gulustan-kilic-kocyigit-9-yargi-paketini-degerlendirdi/#respond Sat, 25 May 2024 00:42:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32952 DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, 9. Yargı Paketi’ne ilişkin, “Daha önce gelen 8 paket, hukuk düzenini telafisi olmayacak şekilde tahrip etti. Aslında her gelen paket, hukuk devleti ilkesi, yargı bağımsızlığı ve adaleti paket yapıp götürdü.” dedi.

Koçyiğit, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, dün Resmi Gazete’de yayımlanan Seferberlik ve Savaş Hali Yönetmeliği’ne göre Cumhurbaşkanının kuvvetli eylemli bir kalkışmanın ortaya çıkması durumunda seferberlik ilanına karar verebileceğini söyledi.

Önceki tüzük ile yerine konulan yönetmelik arasında mevzuatın ruhunu temelden değiştirecek bir yaklaşım olduğunu belirten Koçyiğit, “15 Temmuz sonrasında bile iktidar böyle bir değişiklik yapma ihtiyacı duymadı. O zaman soruyoruz; neden şimdi?” diye konuştu.

Yönetmelikte yer alan “ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü içten ya da dıştan tehlikeye düşüren davranışların ortaya çıkması durumunda” ifadesine dikkati çeken Koçyiğit, “Seferberlik gibi oldukça önemli bir meseleyi getirip davranış gibi oldukça muğlak, kişiden kişiye değişebilecek, herkesin farklı yorumlayabileceği bir şeye indirgemek tam bir akıl tutulması.” değerlendirmesinde bulundu.

Yönetmelikteki “buhran dönemleri” ifadesini de eleştiren Koçyiğit, “Yönetmeliğin, aslında ülkeyi olası bir tehlikeden korumaya yönelik değil, bizzat Erdoğan’ın kendisinin tehdit olarak gördüğü meseleleri engellemeye dönük olduğunu anlayabiliyoruz. Bu yönetmelikle bir parti genel başkanı seferberlik ilan edebilecek.” sözlerini sarf etti.

Koçyiğit, yönetmeliği, protesto gösterilerini tarihe gömme amaçlı bir adım olarak değerlendirdi.

Yönetmelikle Cumhurbaşkanının yedek er toplama yetkisine de sahip olacağını dile getiren Koçyiğit, “Yedek er kategorisi dediğiniz aslında AKP-MHP ittifakına bağlı bir paramiliter grubun devlet tarafından içerilmesi meselesi midir sorusuna da bir açıklık getirilmesi gerekiyor.” ifadesini kullandı.

9. Yargı Paketi’ni değerlendirdi

DEM Parti Grup Başkanvekili Koçyiğit, hazırlıkları süren 9. Yargı Paketi’ne ilişkin, “İlk etapta yargıda bir iyileşme yaratmayı amaçlıyorlar gibi duruyor. Daha önce gelen 8 paket, hukuk düzenini telafisi olmayacak şekilde tahrip etti. Aslında her gelen paket, hukuk devleti ilkesi, yargı bağımsızlığı ve adaleti paket yapıp götürdü.” yorumunda bulundu.

“Etki ajanlığı” meselesine karşı muhalefetin ses yükseltmesi gerektiğini vurgulayan Koçyiğit, “AKP-MHP ittifakı anayasa tartışmalarının gölgesinde ‘etki ajanlığı’ gibi bir düzenlemeyle demokrasinin, basın özgürlüğü, temel hak ve özgürlüklerin tabutuna son çiviyi çakmak istiyor.” görüşünü paylaştı.

Kadının soyadı düzenlemesine ilişkin, Anayasa Mahkemesi’nin, kadınlar lehine bir karar verdiğini anımsatan Koçyiğit, “Şimdi bu lehimize olan kararı tekrar aleyhimize çevirmeye çalışan bir düzenleme yapılıyor.” dedi. Muhalefet ve iktidar partilerindeki kadın milletvekillerine çağrıda bulunan Koçyiğit, “Gelin, kadınların safında yer alın; gelin kadınların hakkını hep beraber savunalım.” diye konuştu.

Sahipsiz hayvanlara ilişkin yasal düzenleme çalışmalarına işaret eden Koçyiğit, “Böyle bir katliam ve tecrit yasasının getirilmesini kabul etmiyoruz.” ifadesini kullandı.

Hayvan hakları örgütleriyle beraber çalışma yapılmasını ve daha önce kurulan Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunun esas alınmasını öneren Koçyiğit, sokak hayvanlarının bir risk oluşturabileceğini ama bunun çözüm yönteminin sahipsiz hayvanları uyutmak olmadığını vurguladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dem-parti-grup-baskanvekili-gulustan-kilic-kocyigit-9-yargi-paketini-degerlendirdi/feed/ 0
Bakan Tunç, TDT Üye ve Gözlemci Ülkeleri Hakimler Konseyi Başkanları ve Temsilcileri Toplantısı’nda konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/bakan-tunc-tdt-uye-ve-gozlemci-ulkeleri-hakimler-konseyi-baskanlari-ve-temsilcileri-toplantisinda-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/bakan-tunc-tdt-uye-ve-gozlemci-ulkeleri-hakimler-konseyi-baskanlari-ve-temsilcileri-toplantisinda-konustu-aciklamasi/#respond Thu, 23 May 2024 21:36:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32787 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Türk Devletleri Teşkilatına üye devletlerin hakimler ve savcılar kurulları arasında kurulacak Türk Yargı Kurulları Ağı’nın çok geniş bir çerçevede işbirliğine katkı sunacağını belirterek, “Önümüzdeki dönemde Türk Yargı Kurulları Ağı’nın daha sistematik ve etkin bir şekilde işlemesi için çalışma gruplarıyla tüzük ve çerçeve belgelerini hızla oluşturmamız gerekiyor.” dedi.

Tunç, Hakimler ve Savcılar Kurulu ile Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) işbirliğinde Beyoğlu’ndaki bir otelde düzenlenen TDT Üye ve Gözlemci Ülkeleri Hakimler Konseyi Başkanları ve Temsilcileri Toplantısı’nın açılışında yaptığı konuşmada, teşkilatla adaletten eğitime, sağlıktan kültüre, ekonomiden enerjiye kadar birçok alanda ortak çalışmalar yürüttüklerini, sağladıkları işbirliğinin önemli bir ayağını da yargı kurullarının oluşturduğunu dile getirdi.

Teşkilata üye ülkelerin yargı kurullarının yapısı, işleyişi ve sorunlarını ele alarak, ortak akılla çözümler üretmek için adımlar attıklarını, bu kapsamda 2015’te İstanbul’da Hakimler ve Savcılar Kurulu ev sahipliğinde “Türk Dili Konuşan Ülkeler Yargı Kurulları” toplantısını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Tunç, bugün ikincisini düzenledikleri toplantının yargı kurullarının işbirliğine yeniden ivme kazandırmasını sağlayacağını kaydetti.

Bakan Tunç, Türk dünyasının tek bilek, tek yürek olmasının sadece bölgede değil, aynı zamanda bütün dünyada huzur, barış ve istikrarı kalıcı hale getireceğini, birlikteliğin daha adil bir sistemin tesisine de önemli katkı sağlayacağını belirtti.

“UCM’nin İsrail Başbakanı Netanyahu ve Savunma Bakanı hakkındaki kararı önemli”

Gazze’de 7 aydır insanlık suçu işlendiğine, dünyanın gözü önünde 35 binden fazla Filistinlinin öldürüldüğüne, bunların yüzde 70’inin kadın ve çocuklardan oluştuğuna dikkati çeken Tunç, insanlığı temsil ettiğini söyleyen uluslararası kuruluşların etkisiz kaldığını, insanlığın akan kanı durdurmakta başarılı olamadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun bir diplomasi çalışması gerçekleştirdiğine işaret eden Tunç, ateşkesin sağlanmasıyla ilgili uzun süredir sürdürülen çabaların bugüne kadar henüz sonuç vermediğini hatırlatarak, bir an önce akan kanın durdurulması, insanlık suçunun işlenmesinin önüne geçilmesi temennisinde bulundu.

Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) görülmeye başlanan davanın önemine dikkati çeken Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu davada alınan tedbir kararı anlamlı ama bu tedbir kararının maalesef uygulamaya geçirilememiş olması da yine sistemin nasıl işlemez durumda olduğunu açıkça gösteriyor. Tedbir, mahkeme kararına uymayan bir devlet, örgüt gibi hareket eden yapı karşımızda söz konusu. En son Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin başsavcısının başlatmış olduğu soruşturma kapsamında İsrail Başbakanı Netanyahu ve Savunma Bakanı hakkında talep ettiği tutuklamaya yönelik yakalama kararı önemli bir adım. Tabii bu adım gecikmiş de bir adım. İsrail Devleti’nin Başbakanı ve Savunma Bakanı’nın Uluslararası Ceza Mahkemesi başsavcısının yürütmüş olduğu soruşturmada insanlık suçu işlediği, çocuk katliamı, soykırım yaptığı bütün dünyaya duyurulmuş oldu. Tabii bu yeterli değil. Uluslararası Ceza Mahkemesi başsavcısının bir an önce ‘Soruşturmayı tamamladık, delillerimiz hazır, hem yakalama, tutuklama talep ediyorum hem de davayı açıyorum.’ demesi lazım.”

Türk dünyası için yargı alanında yapılan çalışmalar

Adalet Bakanı Tunç, teşkilata üye devletler arasında siyasi, kültürel, ekonomik, ticari ve askeri alanların yanında adalet ve yargı konularındaki işbirliğinin daha da derinleştirilmesine ve geliştirilmesine önem verdiklerini vurguladı.

İstanbul’da, 2021’de Türk Devletleri’nin bağımsızlığının 30. yıl dönümünün kutlandığı 8. zirvede kabul ettikleri Türk Dünyası 2040 Vizyon Belgesi’nde, adalet alanındaki mevcut işbirliğinin daha ileri noktalara taşınmasını açıkça taahhüt ettiklerini aktaran Tunç, şunları kaydetti:

“İşte bu hedef doğrultusunda son 10 yılda, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde yüksek yargı kurullarına, yüksek mahkemelere, başsavcılara, adalet akademilerine, avukatlara ve noterlere ilişkin işbirliğimizi artıracak önemli toplantılar ve çalışmalar gerçekleştirdik. Bu kapsamda, 2023 Ekim ayında ülkemizin ev sahipliğinde Türk Dünyası Noterler Birliğinin Kurulması Hakkındaki Mutabakat Zaptı’nı yapmıştık. Bu işbirliğiyle noterlik konusunda karşılıklı mesleki işbirliği, bilgi ve tecrübe paylaşımını en üst seviyeye taşıyacağız. Böylece Türk dünyasında yapılan bir noterlik işleminin, katılımcı ülkeler arasında denkliğini de sağlamayı hedefliyoruz. 2023 Ekim’de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde Türk Devletleri Teşkilatı Başsavcılarının 2. Şurası’nı yaptık. Şurada, teşkilata üye ülkeler arasında gerçekleştirilen uluslararası adli yardım konusunu ayrıntılı bir şekilde ele aldık. 2022 yılında da Danıştay Başkanlığı ev sahipliğinde ‘Türk Devletleri Teşkilatına Üye Ülkelerde İdari Yargı’ konulu sempozyumu gerçekleştirdik.”

Tunç, teşkilata üye ülkelerde görev yapan hakim ve savcıların eğitimi konusundaki işbirliğine de önem verdiklerine işaret ederek, bu kapsamda yargı eğitimi konusunda ortak bir bakış açısı geliştirmek için 12 Aralık 2022’de imzaladıkları mutabakat zaptıyla Türk Yargı Eğitim Ağı’nı kurduklarını ve dönem başkanlığını yaptıkları sırada da 2023 Nisan’da Bursa’da Siber Suçlar Kurultayı’nı gerçekleştirdiklerini anlattı.

Türk Yargı Eğitim Ağı kapsamında geçen aralık ayında Ankara’da Uluslararası Türk Hukuk Tarihi Kurultayı’nı gerçekleştirdiklerini aktaran Tunç, ayrıca Türk dünyasında ortak bir hukuk dilini oluşturmak için kapsamlı bir hukuk sözlüğü geliştirme çalışmalarını sürdürdüklerini, Türk Dünyası Arabulucular Birliği’yle ilgili çalışmaların da devam ettiğini söyledi.

“Türk Yargı Kurulları Ağı’yla adalet hizmetlerinin kalitesini en üst noktaya taşımanın gayretinde olacağız”

Bakan Tunç, gelecek süreçte özellikle adalet alanında işbirliğini daha da artırarak derinlik kazandırmakta kararlı olduklarını belirterek, mülkün temeli olan adaletin aynı zamanda sosyal barışın, refahın, istikrarın, kalkınma ve büyümenin ön şartı, adaletin tecellisinin ise yalnızca hukuk devleti ile mümkün olduğunu ifade etti.

Hukuk devletinin yaşamsal özelliği olan bağımsız, tarafsız, güvenilir ve etkin işleyen bir yargı sisteminin teminatının, ülkelerin hakimler ve savcılar kurulları olduğuna değinen Tunç, konuşmasına şöyle devam etti:

“Hakimler ve savcılar kurulları, hakim ve savcıların atanmaları, tayin işlemleri, görevde yükselmeleri, disiplin sorumluluklarıyla ilgili işlemleri yerine getirmektedir. Ayrıca bu kurulların, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, hakimlik ve savcılık teminatının güçlendirilmesi, yargının etkinlik ve verimliliğinin artırılması gibi görevleri de bulunmaktadır. Böylesine hayati görevleri bulunan hakimler savcılar kurullarımız arasında kurulacak Türk Yargı Kurulları Ağı’nın çok geniş bir çerçevede işbirliğine katkı sunacağına inanıyoruz. Bu alanda ülkelerimiz arasında istişare ve ortak aklın rehberliğinde yapılacak çalışmalarla işbirliğimizi geliştirmeye devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde Türk Yargı Kurulları Ağı’nın daha sistematik ve etkin bir şekilde işlemesi için çalışma gruplarıyla tüzük ve çerçeve belgelerini hızla oluşturmamız gerekiyor. Böylece yaklaşık 200 milyonluk bir nüfusa sahip geniş bir coğrafyada kurumsal yapısını oluşturacağımız ortak bir yargı ağıyla adalet hizmetlerinin kalitesini ve verimliliğini en üst noktaya taşımanın gayretinde olacağız.”

Adli yardımlaşma ve suçluların iadesi için “samimiyet” çağrısı

Adalet Bakanı Tunç, işbirliğini sadece yargı kurulları ağı konusunda değil, her alanda daha ileri noktaya taşıma çabası içinde olmaları gerektiğini, bu kapsamda adli açıdan ülkeler arasındaki etkileşimin uluslararası alandaki en önemli yansımasının uluslararası adli işbirliği olduğunu söyledi.

FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişimini hatırlatan Tunç, terörün insanlık suçu, yaşam hakkının, demokrasinin, özgürlüğün düşmanı olduğunu ifade ederek, FETÖ, DEAŞ, PKK gibi pek çok terör örgütüyle aynı anda kararlı bir şekilde mücadele ettiklerinin, tüm terör örgütlerinin kökünü kurutma konusunda kararlı olduklarının altını çizdi.

Tunç, terörle mücadelenin hukuk zeminindeki önemli bir boyutunu da ülkeler arasındaki iade talepleri, yani adli yardımlaşmanın oluşturduğunu belirterek, “Biz adli işbirliği konusunda uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerimize şimdiye kadar samimiyetle uyduk. Bundan sonra da aynı ciddiyet ve kararlılıkla bu yükümlülüğümüze uymaya devam edeceğiz. Fakat aynı bakış açısını tüm dünyadan beklediğimiz gibi tarihi, kültürel birçok ortak ve akrabalık bağımızın olduğu Türk dünyası ülkelerinden özellikle beklediğimizi altını çizerek vurgulamak istiyoruz. Çünkü terör örgütleri ile hukuki mücadelenin en etkili ve önemli ayağı adli yardımlaşmadır. Suçluların iadesine ilişkin taleplerimiz konusunda Türk dünyası ülkeleri başta olmak üzere dünyadan, hassasiyet ve samimiyetle davranılmasını bekliyoruz.” diye konuştu.

Yargıyı ilgilendiren tüm alanlarda her türlü işbirliğine hazır olduklarını dile getiren Tunç, Türkiye Yüzyılı vizyonunu teşkilata da sirayet ettirerek gelecek dönemi Türk Dünyası 2040 Vizyon Belgesi’nde belirtildiği üzere “Türk devri” yapmak için omuz omuza çalışacaklarını sözlerine ekledi.

Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Büyükelçi Kubanıçbek Ömüraliyev ile Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreteri Atila Öztürk de açılışta birer konuşma yaptı.

Toplantıya, Azerbaycan Yüksek Mahkeme Başkanı İnam Karimov, Kazakistan Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Denis Şip, Kırgızistan Yargı Konseyi Başkanı Kıdık Cunuşpayev, Özbekistan Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Kolmumin Yodgorov, Macaristan Ulusal Yargı Konseyi Başkanı Pitır Sabo ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ da katıldı.

Konuşmaların ardından aile fotoğrafı çekilmesiyle açılış töreni sona erdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-tunc-tdt-uye-ve-gozlemci-ulkeleri-hakimler-konseyi-baskanlari-ve-temsilcileri-toplantisinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Erdoğan: 6-8 Ekim hadisesi terör kalkışmasıdır, karar yüreklere su serpmiştir https://www.haber60.com.tr/erdogan-6-8-ekim-hadisesi-teror-kalkismasidir-karar-yureklere-su-serpmistir/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-6-8-ekim-hadisesi-teror-kalkismasidir-karar-yureklere-su-serpmistir/#respond Mon, 20 May 2024 22:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32567 (ANKARA) – Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ’26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Töreni’nde; Kobani Davası kararına ilişkin “6-8 Ekim hadisesi asla bir protesto gösterisi değil 37 insanımızın vahşice öldürüldüğü bir terör kalkışmasıdır. Doğrudan devleti hedef alan isyan girişimiydi. 6-8 Ekim olaylarını kimse mazur ve meşru gösteremez. Hukuk bunlardan hesap sormak zorundadır. Mahkeme kararlarıyla ilgili haddi aşan yorumları kabul etmiyoruz. Karar yüreklere su serpmiş, adaletin tecellisine olan inancı güçlendirmiştir. İsyan girişiminden 10 yıl sonra geç de olsa hakkın yerini bulduğunu görüyor, bundan da mağdurlar ve demokrasimiz adına memnuniyet duyuyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 26. Dönem Adli Yargı ve 16. Dönem İdari Yargı Kura Töreni’nde konuştu. Erdoğan’ın açıklamasından satır başları şöyle:

“Bugün farklı dönem adli ve idari yargı adaylarımızın bir kısmının kurasını çekeceğiz. Böylece bugünkü kura törenimizle 1044 hakim ve Cumhuriyet savcımızı ülkemizin dört bir yanındaki görev yerlerine yolcu edeceğiz. Hakim ve savcılarımızdan 81 vilayetiyle 85 milyon vatandaşıyla bu ülkeyi çok sevmelerini, bu devlete en güzel şekilde hizmet etmelerini istiyorum. Hepsi birbirinden başarılı, gayretli ve donanımlı bu genç kardeşlerimizin inşallah gittikleri yerlerde adalet sancağını yücelteceklerine inanıyorum. İnşallah biz de 21 yıldır olduğu gibi ülkeye ve millete karşı mesuliyetlerini hakkıyla ifa etmeye çalışan herkese destek vereceğiz. Bugünkü kura töreniyle birlikte hakim savcı sayımızı 25 bine yaklaştırmış oluyoruz. İktidara geldiğimizde 9 bin 349 olan hakim savcı sayısını 2,5 kattan fazla artırmak suretiyle mahkemelerimizin yükünü hafiflettik.

“Anayasayı değiştirerek darbecilerin yargılanmasını sağladık”

Yargıda çift başlılığa son verilmesinden bireysel başvuru hakkına arabuluculuk müessesesine hasılı çok geniş bir yelpazede adalete erişimi kolaylaştıran tarihi reformlara imza attık. Güven veren adalet hedefiyle bu alandaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Anayasa’yı değiştirerek darbecilerin yargılanmasını sağladık. İktidarlarımız döneminde milli iradeye kasteden darbeciler yargılandı geç de olsa hak ettikleri cezaları aldılar. 12 Eylül ve 28 Şubat’ta demokrasiye darbe yapanlar bağımsız Türk mahkemeleri tarafından mahkum edildi. Aynı durum 15 Temmuz darbe teşebbüsünün elebaşları için de geçerlidir.”

“Yurt dışına kaçan alçakların da peşini asla bırakmayacağız”

15 Temmuz darbe girişimini hatırlatan Erdoğan, “253 insanımızı şehit edenler gün yüzü göremeyecekler. Yurt dışına kaçan alçakların da peşini asla bırakmayacağız. Son FETÖ’cü hain de yargıya hesap verene kadar enselerinde olacağız. Demokrasimize uzanan elleri kırmaktan çekinmedik, yine çekinmeyeceğiz. Milletin muazzez iradesine kimsenin gölge düşürmesine müsaade etmeyeceğiz. Vatanımızın bekası, milletimizin birlik ve dirliği, milli iradenin egemenliğine kim kastederse karşısında yine bizi bulacak, yargımızı bulacaktır” dedi.

“Karar yüreklere su serpmiştir”

Erdoğan, Kobani Davası kararlarına ilişkin ise şöyle konuştu:

“6-8 Ekim hadisesi asla bir protesto gösterisi değil 37 insanımızın vahşice öldürüldüğü bir terör kalkışmasıdır. Bu isyan girişiminde 37 insanımız şehir eşkıyaları tarafından katledilmiştir. Doğrudan devleti hedef alan isyan girişimiydi. 6-8 Ekim olaylarını kimse mazur ve meşru gösteremez. Hukuk bunlardan hesap sormak zorundadır. Mahkeme kararlarıyla ilgili haddi aşan yorumları kabul etmiyoruz. Karar yüreklere su serpmiş, adaletin tecellisine olan inancı güçlendirmiştir. İsyan girişiminden 10 yıl sonra geçte olsa hakkın yerini bulduğunu görüyor, bundan da mağdurlar ve demokrasimiz adına memnuniyet duyuyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-6-8-ekim-hadisesi-teror-kalkismasidir-karar-yureklere-su-serpmistir/feed/ 0
CHP Myk, Samsun’da Toplandı…Deniz Yücel: “Süleyman Soylu’nun Derhal Dokunulmazlığının Kaldırılarak Yargılama Sürecine Dahil Edilmesi Gerekmektedir” https://www.haber60.com.tr/chp-myk-samsunda-toplandi-deniz-yucel-suleyman-soylunun-derhal-dokunulmazliginin-kaldirilarak-yargilama-surecine-dahil-edilmesi-gerekmektedir/ https://www.haber60.com.tr/chp-myk-samsunda-toplandi-deniz-yucel-suleyman-soylunun-derhal-dokunulmazliginin-kaldirilarak-yargilama-surecine-dahil-edilmesi-gerekmektedir/#respond Mon, 20 May 2024 22:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32553 HABER: GÜLARA SUBAŞI – MEHMET REBİİ ÖZDEMİR/ KAMERA: ÜNAL AYDIN

(SAMSUN) – CHP MYK, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında, Samsun’da toplandı. Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Ayhan Bora Kaplan soruşturmasıyla ilgili “Bu olayların en kilit isimlerinden biri de bizim ‘suç işleri bakanı’ olarak nitelediğimiz Süleyman Soylu’dur. Süleyman Soylu’nun derhal dokunulmazlığının kaldırılarak yargılama sürecine dahil edilmesi gerekmektedir” dedi. AKP’nin ‘etki ajanlığı’ düzenlemesini de içeren ‘9. Yargı Paketi’ni eleştiren Yücel, “Bu düzenleme, ‘Hükümeti eleştireni bir kılıf bulup içeri tıkarım, istediğin kadar da ceza veririm’ demek” diye konuştu. Yücel, ” Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek, gaflet, dalalet ve cehalettir” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla dün Samsun’a geldi. Burada kutlama ve yürüyüşlere katılan Özel, bugün ilk olarak Atakum Belediyesi’ni ziyaret etti. Özel, Samsun programının kapanışında ise CHP MYK’yı topladı.

Parti Sözücüsü Deniz Yücel, saat 11.30’da başlayan toplantı devam ederken açıklama yaparak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran halkına başsağlığı dileyen Yücel, tasarruf tedbirleri üzerinden iktidarı eleştirdi. Yücel’in açıklamasından öne çıkanlar şöyle:

” Öncelikle Tokat’ın Erbaa ilçesinde bir evde meydana gelen patlamada yaralanan beşi jandarma personeli yedi yaralımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kendilerine acil şifalar diliyoruz. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir, Abdullah Yanik’in vefatları nedeniyle komşumuz İran’a ve İran halkına baş sağlığı diliyoruz.

Dün, Türk milleti için umudun yeşerdiği, özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın ilk adımının atıldığı bu güzel vatanın kurtuluş mücadelesinin başladığı gündü. Bu nedenle köklerini Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nden alan Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kurulu olarak 19 Mayıs’ta ve bugün Samsun’da bu mücadelenin başladığı topraklardayız. Ordunun elinden silahı ve cephanesi alınmış, millet yorgun ve fakir bir halde dört bir yanı işgal altında emperyalist devletlerce paylaşılmasına kesin gözüyle bakılan, parçalanmakta olan bir imparatorluktan özgür ve bağımsız bir cumhuriyet kuran büyük önder Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a çıkmadan bir yıl önce şunu diyor: “Her şeye rağmen, muhakkak bir aydınlığa doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir.” Mustafa Kemal Atatürk bu sözleriyle Türk gencine olan inancını ve umudunu ifade etmiştir. Bu ülkeyi gençlere emanet eden, kendisinin doğum günü olduğunu söylediği günü, gençlik ve spor bayramı yapan bir dünya lideridir Mustafa Kemal Atatürk. Yokluklar içerisinde yeşertilen umudun imkansızlıklar içerisinde büyütülen inancın ve bağımsızlığa duyulan özlemin adıdır 19 Mayıs. Bugün 105 yıl önceki inanç ve kararlılıkla Cumhuriyetimize sahip çıkıyoruz.”

Açıklanan tasarruf tedbirlerine değinen Yücel, iktidarın seçim intikamını aldığını belirterek şunları söyledi:

“Tasarruf paketine baktığımızda alınan tedbirlerin geneli üç yıllık bir program haline getirilmiş. Yani 2027 kadar tasarruf tedbirleri uygulanacak. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri zamanında yapılırsa 2028’de. Yani tasarruflar seçimden bir yıl öncesine kadar. En başta şunu açık ve kesin bir dille ifade edelim. Kamuda israfa son verilmeli, israfı sona erdirecek her türlü tedbir alınmalıdır. Bu konuda tavrımız açık ve net. Ancak kamuda tasarruf diye emekliye, işsize, işçiye bu ülkenin dar gelirli vatandaşlarına dayatılacak adı tasarruf özü hak ve hizmet gasbı olan her türlü uygulamanın da karşısındayız. İktidar mensupları şatafat içerisinde yaşıyor, saray için günde 15 milyon lira harcama yapılıyor. Diyanet İşleri Başkanı için adeta oto galerisi kuruluyor. Uçak inmeyen havaalanlarına dolarla ödeme garantisi veriliyor. Yüzlerce araç bu konvoylarla seçim kampanyaları yürütülüyor. AKP’den devralınan belediyelerdeki korkunç israf her gün belgeleriyle ortaya çıkılıyor. Ama bir tasarruf paketi açıklanıyor. Bu saydıklarımız hiçbirinden bahsedilmez. Tasarruf adı altında memurun ulaşım hakkına, lojman hakkına göz dikiliyor, binlerce işsiz gencin umudu yok ediliyor. Bu sözde tasarruf paketi bu haliyle çalışanın hakkına göz diken bir düzenlemeden başka bir şey değildir. Sarayların lambaları ışıl ışıl yanmaya devam edecek. Uçak sayıları, makam araçları azalmayacak ama emekçi servise binmeyecek, kamuda gençlere yer açılmayacak. Bunun adı tasarruf değil. Bunun adı seçim intikamı. Ekonomideki kötü gidişatın faturası yine emekçiye çıkarıldı.”

AKP’nin amacı yargı reformu değil, yargıyı ele geçirmek

Gündemdeki ‘9. Yargı Paketi’ne ilişkin eleştirilerini sıralayan Yücel, şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 Mayıs tarihinde Yargı Reformu Strateji belgesini açıkladı. Şatafatlı sözlerle süsleyip anlattığı bu strateji belgesinden hemen sonra adı yargı reform paketi olan ama içeriğinde reformun R’si dahi olmayan kanun teklifleri Meclis’e geldi. 2019’dan bugüne kadar tam 8 reformu paketini Meclis’e getirdiler. Hiçbiri gerçek anlamda yargı reformu değildi. Çünkü AKP’nin amacı aslında yargı reformu yapmak değil, yargıyı ele geçirmek. ya ülkücü, AKP’li, tarikat dalgası yüzünden 36 tur boyunca Yargıtay Başkanı’nı seçemedi. AKP bunu sistematik bir şekilde bilerek ve isteyerek yaptı. Hak ve özgürlükler korunup geliştirilecek dediler. AKP’ye muhalif olan herkesi hedef gösterip apar topar gözaltına aldılar. Savunma hakkı dediler. Sonra kalkıp baroları bölüp parçalayan, avukatları kutuplaştıran, çoklu baro denilen bir garabet teklifi tüm baroların itirazlarına rağmen Meclis’ten geçirdiler. Adalete erişim kolaylaşacak dediler. Anayasa Mahkemesi binlerce dosyada makul sürede yargılanma hakkını ihlal edildiğine karar verdi. AKP iktidarı öğrencisinden sanatçısına, esnafından işçisine herkesi susturmak ve baskı altına almak için yargıyı kullandı. Üstelik de bunu yargı reformu adı altında yaptılar. Şimdi Meclis’te bu yargı paketlerinin dokuzuncusu geliyor. Bu yargı paketinde AKP etki ajanlığı denen bir hukuk garabetini Meclis’e getirmeyi hedefliyor. Nedir bu etki ajanlığı düzenlemesi? Basında yer alan haberlere göre bu düzenlemenin gerekçesi şöyle, devletin iç ya da dış siyasal yararına yönelik olarak gerçekleştirilen bazı faaliyetlerin cezalandırılması söz konusu olacak. Bu kapsamda iktisadi, mali, askeri, milli savunma, kamu sağlığı, kamu güvenliği, kamu düzeni, teknolojik, kültürel, ulaştırma, haberleşme, siber alan, kritik altyapılar ve enerji gibi alanlar devletin iç ya da dış siyasal yararları kavramı içerisinde değerlendirilecek. Bu gibi alanlarda yapılan eleştiriler haberler, açıklamalar ya da faaliyetler suçun konusunu oluşturabilecek. Böyle bir düzenleme kanun yapma tekniğine, ceza hukukunun temel prensiplerine, Anayasa’da teminat altına alınan temel hak ve hürriyetlere aykırı ve sadece ve sadece AKP’nin keyfi uygulamalarına hukuki bir kılıf bulma çabasından başka bir şey değildir. Bu düzenleme ne demek biliyor musunuz? ‘Hükümeti eleştireni bir kılıf bulup içeri tıkarım, istediğin kadar da ceza veririm’ demek. Geçmişte buna benzer düzenlemeler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Ancak AKP ısrarla Meclis’teki çoğunluğuna güvenerek Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı düzenlemeleri Meclis’e getirmeye devam ediyor.

“Bu olayların en kilit isimlerinden biri de İçişleri eski Bakanı”

Ayhan Bora Kaplan soruşturmasıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Yücel, şunları söyledi:

“Emniyet teşkilatımızın mensuplarıyla çetelerin üst düzey bürokratların da adının karıştığı bir darbe yapılanmasından devlet içerisinde bir hesaplaşmadan bahsediliyor. Üç-beş sene öncesine kadar sokaklarda torbacılık yapan, sonradan çete liderliğine terfi eden biri nasıl olur da devletle bu denli üst düzeyli ilişki kurar, oralara sirayet eder. Emniyet teşkilatına yıllarca FETÖ’den referans almadan polis almazsanız, liyakati değil çeşitli tarikatları ve FETÖ referansını dikkate alırsanız netice böyle olur. Ne yaparsanız yapın, dikiş tutmaz. Korkarız ki daha kötü günler bizi bekliyor. Bu olayların en kilit isimlerinden biri de İçişleri eski Bakanı. Bizim ‘suç işleri bakanı’ olarak nitelediğimiz Süleyman Soylu’dur. Yargıya, adalet mekanizmasına ve devlete hak ettiği itibar ve güven yeniden kazandırılmak istiyorsa Süleyman Soylu’nun derhal dokunulmazlığının kaldırılarak yargılama sürecine dahil edilmesi gerekmektedir.”

“Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek, gaflet, dalalet ve cehalettir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ” Türkiye’de Kuvayı Milliye ne ise HAMAS da odur” açıklamasını eleştiren Yücel, şu ifadeleri kullandı:

“Geçtiğimiz günlerde Sayın Erdoğan binlerce sivilin ölümünden sorumlu olan Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetiyor ve diyor ki ‘ama Anadolu’yu savunuyor’. ya arkadaş bugün Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek kendi tarihini bilmemek, atalarının bu topraklarda verdiği mücadeleyi hafife almak demektir. Bugün Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek, gaflet, dalalet ve cehalettir. Kuvayı Milliye’nin her bir mensubuna hakarettir. Kuvayı Milliye’nin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Mustafa Kemal Atatürk öyle büyük bir liderdir ki bir taraftan vatanını ve milletinin bağımsızlığı için ordularının başında savaşmış bir komutan. Bir taraftan da “bayrak bir ulusun bağımsızlığını simgesidir. Onurudur, şerefidir. Ne olursa olsun çiğnenmez diyerek önüne serilen bayrağı yerden kaldırtan ve çiğnemeyen bir lider. Siz hiç Kuvayı Milliyecilerin sivilleri katlettiğini duydunuz mu? Anadolu’yu savunmak, biz varken Hamas’a düşmez. Biz Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık davasını hala sürdüren ve bu uğurda ölmeyi göze alanlarız. İhtiyaç olursa Anadolu’yu biz savunuruz. Net bir şekilde ifade edeyim Kuvayı Milliye, dünya siyasi tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir halk hareketidir.”

CHP MYK, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında, Samsun’da toplandı. Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Ayhan Bora Kaplan soruşturmasıyla ilgili “Bu olayların en kilit isimlerinden biri de bizim ‘suç işleri bakanı’ olarak nitelediğimiz Süleyman Soylu’dur. Yargıya, adalet mekanizmasına ve devlete hak ettiği itibar ve güven yeniden kazandırılmak istiyorsa Süleyman Soylu’nun derhal dokunulmazlığının kaldırılarak yargılama sürecine dahil edilmesi gerekmektedir” dedi. AKP’nin ‘etki ajanlığı’ düzenlemesini de içeren ‘9. Yargı Paketi’ni eleştiren Yücel, “Bu düzenleme, ‘Hükümeti eleştireni bir kılıf bulup içeri tıkarım, istediğin kadar da ceza veririm’ demek” diye konuştu. Yücel, “Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek, gaflet, dalalet ve cehalettir” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla dün Samsun’a geldi. Burada kutlama ve yürüyüşlere katılan Özel, bugün ilk olarak Atakum Belediyesi’ni ziyaret etti. Özel, Samsun programının kapanışında ise CHP MYK’yı topladı.

Parti Sözücüsü Deniz Yücel, saat 11.30’da başlayan toplantı devam ederken açıklama yaparak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran halkına başsağlığı dileyen Yücel, tasarruf tedbirleri üzerinden iktidarı eleştirdi. Yücel’in açıklamasından öne çıkanlar şöyle:

” Öncelikle Tokat’ın Erbaa ilçesinde bir evde meydana gelen patlamada yaralanan beşi jandarma personeli yedi yaralımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kendilerine acil şifalar diliyoruz. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir, Abdullah Yanik’in vefatları nedeniyle komşumuz İran’a ve İran halkına baş sağlığı diliyoruz.

Dün, Türk milleti için umudun yeşerdiği, özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın ilk adımının atıldığı bu güzel vatanın kurtuluş mücadelesinin başladığı gündü. Bu nedenle köklerini Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nden alan Cumhuriyet Halk Partisi Merkez Yönetim Kurulu olarak 19 Mayıs’ta ve bugün Samsun’da bu mücadelenin başladığı topraklardayız. Ordunun elinden silahı ve cephanesi alınmış, millet yorgun ve fakir bir halde dört bir yanı işgal altında emperyalist devletlerce paylaşılmasına kesin gözüyle bakılan, parçalanmakta olan bir imparatorluktan özgür ve bağımsız bir cumhuriyet kuran büyük önder Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a çıkmadan bir yıl önce şunu diyor: “Her şeye rağmen, muhakkak bir aydınlığa doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir.” Mustafa Kemal Atatürk bu sözleriyle Türk gencine olan inancını ve umudunu ifade etmiştir. Bu ülkeyi gençlere emanet eden, kendisinin doğum günü olduğunu söylediği günü, gençlik ve spor bayramı yapan bir dünya lideridir Mustafa Kemal Atatürk. Yokluklar içerisinde yeşertilen umudun imkansızlıklar içerisinde büyütülen inancın ve bağımsızlığa duyulan özlemin adıdır 19 Mayıs. Bugün 105 yıl önceki inanç ve kararlılıkla Cumhuriyetimize sahip çıkıyoruz.”

Açıklanan tasarruf tedbirlerine değinen Yücel, iktidarın seçim intikamını aldığını belirterek şunları söyledi:

“Tasarruf paketine baktığımızda alınan tedbirlerin geneli üç yıllık bir program haline getirilmiş. Yani 2027 kadar tasarruf tedbirleri uygulanacak. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri zamanında yapılırsa 2028’de. Yani tasarruflar seçimden bir yıl öncesine kadar. En başta şunu açık ve kesin bir dille ifade edelim. Kamuda israfa son verilmeli, israfı sona erdirecek her türlü tedbir alınmalıdır. Bu konuda tavrımız açık ve net. Ancak kamuda tasarruf diye emekliye, işsize, işçiye bu ülkenin dar gelirli vatandaşlarına dayatılacak adı tasarruf özü hak ve hizmet gasbı olan her türlü uygulamanın da karşısındayız. İktidar mensupları şatafat içerisinde yaşıyor, saray için günde 15 milyon lira harcama yapılıyor. Diyanet İşleri Başkanı için adeta oto galerisi kuruluyor. Uçak inmeyen havaalanlarına dolarla ödeme garantisi veriliyor. Yüzlerce araç bu konvoylarla seçim kampanyaları yürütülüyor. AKP’den devralınan belediyelerdeki korkunç israf her gün belgeleriyle ortaya çıkılıyor. Ama bir tasarruf paketi açıklanıyor. Bu saydıklarımız hiçbirinden bahsedilmez. Tasarruf adı altında memurun ulaşım hakkına, lojman hakkına göz dikiliyor, binlerce işsiz gencin umudu yok ediliyor. Bu sözde tasarruf paketi bu haliyle çalışanın hakkına göz diken bir düzenlemeden başka bir şey değildir. Sarayların lambaları ışıl ışıl yanmaya devam edecek. Uçak sayıları, makam araçları azalmayacak ama emekçi servise binmeyecek, kamuda gençlere yer açılmayacak. Bunun adı tasarruf değil. Bunun adı seçim intikamı. Ekonomideki kötü gidişatın faturası yine emekçiye çıkarıldı.”

AKP’nin amacı yargı reformu değil, yargıyı ele geçirmek

Gündemdeki ‘9. Yargı Paketi’ne ilişkin eleştirilerini sıralayan Yücel, şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 Mayıs tarihinde Yargı Reformu Strateji belgesini açıkladı. Şatafatlı sözlerle süsleyip anlattığı bu strateji belgesinden hemen sonra adı yargı reform paketi olan ama içeriğinde reformun R’si dahi olmayan kanun teklifleri Meclis’e geldi. 2019’dan bugüne kadar tam 8 reformu paketini Meclis’e getirdiler. Hiçbiri gerçek anlamda yargı reformu değildi. Çünkü AKP’nin amacı aslında yargı reformu yapmak değil, yargıyı ele geçirmek. ya ülkücü, AKP’li, tarikat dalgası yüzünden 36 tur boyunca Yargıtay Başkanı’nı seçemedi. AKP bunu sistematik bir şekilde bilerek ve isteyerek yaptı. Hak ve özgürlükler korunup geliştirilecek dediler. AKP’ye muhalif olan herkesi hedef gösterip apar topar gözaltına aldılar. Savunma hakkı dediler. Sonra kalkıp baroları bölüp parçalayan, avukatları kutuplaştıran, çoklu baro denilen bir garabet teklifi tüm baroların itirazlarına rağmen Meclis’ten geçirdiler. Adalete erişim kolaylaşacak dediler. Anayasa Mahkemesi binlerce dosyada makul sürede yargılanma hakkını ihlal edildiğine karar verdi. AKP iktidarı öğrencisinden sanatçısına, esnafından işçisine herkesi susturmak ve baskı altına almak için yargıyı kullandı. Üstelik de bunu yargı reformu adı altında yaptılar. Şimdi Meclis’te bu yargı paketlerinin dokuzuncusu geliyor. Bu yargı paketinde AKP etki ajanlığı denen bir hukuk garabetini Meclis’e getirmeyi hedefliyor. Nedir bu etki ajanlığı düzenlemesi? Basında yer alan haberlere göre bu düzenlemenin gerekçesi şöyle, devletin iç ya da dış siyasal yararına yönelik olarak gerçekleştirilen bazı faaliyetlerin cezalandırılması söz konusu olacak. Bu kapsamda iktisadi, mali, askeri, milli savunma, kamu sağlığı, kamu güvenliği, kamu düzeni, teknolojik, kültürel, ulaştırma, haberleşme, siber alan, kritik altyapılar ve enerji gibi alanlar devletin iç ya da dış siyasal yararları kavramı içerisinde değerlendirilecek. Bu gibi alanlarda yapılan eleştiriler haberler, açıklamalar ya da faaliyetler suçun konusunu oluşturabilecek. Böyle bir düzenleme kanun yapma tekniğine, ceza hukukunun temel prensiplerine, Anayasa’da teminat altına alınan temel hak ve hürriyetlere aykırı ve sadece ve sadece AKP’nin keyfi uygulamalarına hukuki bir kılıf bulma çabasından başka bir şey değildir. Bu düzenleme ne demek biliyor musunuz? ‘Hükümeti eleştireni bir kılıf bulup içeri tıkarım, istediğin kadar da ceza veririm’ demek. Geçmişte buna benzer düzenlemeler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Ancak AKP ısrarla Meclis’teki çoğunluğuna güvenerek Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı düzenlemeleri Meclis’e getirmeye devam ediyor.

“Bu olayların en kilit isimlerinden biri de İçişleri eski Bakanı”

Ayhan Bora Kaplan soruşturmasıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Yücel, şunları söyledi:

“Emniyet teşkilatımızın mensuplarıyla çetelerin üst düzey bürokratların da adının karıştığı bir darbe yapılanmasından devlet içerisinde bir hesaplaşmadan bahsediliyor. Üç-beş sene öncesine kadar sokaklarda torbacılık yapan, sonradan çete liderliğine terfi eden biri nasıl olur da devletle bu denli üst düzeyli ilişki kurar, oralara sirayet eder. Emniyet teşkilatına yıllarca FETÖ’den referans almadan polis almazsanız, liyakati değil çeşitli tarikatları ve FETÖ referansını dikkate alırsanız netice böyle olur. Ne yaparsanız yapın, dikiş tutmaz. Korkarız ki daha kötü günler bizi bekliyor. Bu olayların en kilit isimlerinden biri de İçişleri eski Bakanı. Bizim ‘suç işleri bakanı’ olarak nitelediğimiz Süleyman Soylu’dur. Yargıya, adalet mekanizmasına ve devlete hak ettiği itibar ve güven yeniden kazandırılmak istiyorsa Süleyman Soylu’nun derhal dokunulmazlığının kaldırılarak yargılama sürecine dahil edilmesi gerekmektedir.”

“Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek, gaflet, dalalet ve cehalettir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye’de Kuvayı Milliye ne ise HAMAS da odur” açıklamasını eleştiren Yücel, şu ifadeleri kullandı:

“Geçtiğimiz günlerde Sayın Erdoğan binlerce sivilin ölümünden sorumlu olan Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetiyor ve diyor ki ‘ama Anadolu’yu savunuyor’. ya arkadaş bugün Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek kendi tarihini bilmemek, atalarının bu topraklarda verdiği mücadeleyi hafife almak demektir. Bugün Hamas’ı Kuvayı Milliye’ye benzetmek, gaflet, dalalet ve cehalettir. Kuvayı Milliye’nin her bir mensubuna hakarettir. Kuvayı Milliye’nin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Mustafa Kemal Atatürk öyle büyük bir liderdir ki bir taraftan vatanını ve milletinin bağımsızlığı için ordularının başında savaşmış bir komutan. Bir taraftan da “bayrak bir ulusun bağımsızlığını simgesidir. Onurudur, şerefidir. Ne olursa olsun çiğnenmez diyerek önüne serilen bayrağı yerden kaldırtan ve çiğnemeyen bir lider. Siz hiç Kuvayı Milliyecilerin sivilleri katlettiğini duydunuz mu? Anadolu’yu savunmak, biz varken Hamas’a düşmez. Biz Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık davasını hala sürdüren ve bu uğurda ölmeyi göze alanlarız. İhtiyaç olursa Anadolu’yu biz savunuruz. Net bir şekilde ifade edeyim Kuvayı Milliye, dünya siyasi tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir halk hareketidir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-myk-samsunda-toplandi-deniz-yucel-suleyman-soylunun-derhal-dokunulmazliginin-kaldirilarak-yargilama-surecine-dahil-edilmesi-gerekmektedir/feed/ 0
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Kobani Davası’nda verilen cezalara ilişkin açıklama yaptı https://www.haber60.com.tr/dem-parti-grup-baskanvekili-gulustan-kilic-kocyigit-kobani-davasinda-verilen-cezalara-iliskin-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/dem-parti-grup-baskanvekili-gulustan-kilic-kocyigit-kobani-davasinda-verilen-cezalara-iliskin-aciklama-yapti/#respond Mon, 20 May 2024 22:15:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32542

(ANKARA) – DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, TBMM’de; Kobani Davası’nda verilen cezalara ilişkin “Bunun operasyonel sonuçlar doğurması için çaba harcandığını çok açık ve net görüyoruz. Bugün muhalefet arasına yeniden Kobani kumpas davası ve onun cezaları üzerinden kama sokulmaya çalışılmaktadır. Yeniden bir Yenikapı ruhu yaratılmak istenmektedir. Yeniden bir müesses nizamın inşası için aslında adım atılmaktadır ve bunun taşları döşenmektedir. İktidarın kurduğu tuzaklara karşı yan yana durmamız gerektiğini ifade etmek istiyorum” açıklamasını yaptı.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Kobani Davası’nda verilen cezalara ilişkin TBMM’de basın toplantısı düzenledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in kirada yüzde 25’lik sınırın kaldırılması kararını eleştiren Koçyiğit, “Mehmet Şimşek’in tuzu kuru, kendisinin muhtemelen kira sorunu yok. Bu ülkede ayda 17 bin lira alan emeklinin, işçinin ciddi bir kira sorunu olduğunu da sanırım görmüyor. Yüzde 25’lik kira artış sınırının getirilmesiyle devlet asli sorumluluğundan bir şekilde çekilmiş oldu. Kiracıyla ev sahibini karşı karşıya bırakmış oldu. Sayın Şimşek’in aklından dar gelirliye ‘kira yardımı yapalım’ gibi bir akıl olmadığını görüyoruz. Sayın Şimşek çok fazla İngiltere’ye gidip geliyor, sıcak para arayışları nedeniyle… Dönemin ‘Demir Leydi’sine özendiğini düşünüyoruz…Ölen ölsün kalan sağlar bizimdir diyen bir anlayışlı karşı karşıyayız” dedi.

“Uçakla gidip bize de tasarruf diyorlar”

Koçyiğit, Tasarruf Paketi’ne ilişkin “Buradan uçakla kalkıyorlar, Hatay’a gidiyorlar Hatay’da otobüsle programın yapılacağı yere gitmeyi de bize tasarruf diye anlatamaya ve halkla dalga seçmeye devam ediyorlar” diye konuştu.

20 Mayıs 2016’da dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla Kobani Davası’na giden sürecinde başladığını belirten Koçyiğit, “O dönem açısından CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Anayasa aykırı ama evet’ demesiyle süreç tam olarak ilerledi ve 20 Mayıs tarihinde milletvekillerimizin dokunulmazlığı kaldırılmış oldu. 4 Kasım 2016’da dönemin Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başkanlarımız gözaltına alınıp rehin olarak cezaevine konuldular. O süreç bugün üzerine konuştuğumuz Kobani Kumpas Davası’nın taşlarını döşediğini ve o günden bugüne demokratik siyasetin tavsiyesi konusunda AKP’nin adım adım yol aldığını ifade etmemiz gerekiyor. 16 Mayıs tarihinde 108 kişinin yargılandığı Kobani kumpas davasında 400 yılı aşkın olan cezalarla arkadaşlarımız cezalandırıldı. Bunun siyasi saiklerle hazırlandığı bir dava olduğunu bütün Türkiye halkları biliyor.”

Koçyiğit şöyle devam etti:

“Kobani kumpas davasının demokratik siyasete kurulmuş bir kumpas olduğunun da altının çizmek gerekiyor. HDP’nin 7 Haziran başarısını sindiremeyen iktidardan düşen AKP’nin yol yürüyüşünü, iktidarda kalmasını sağlamlaştırmak için açılmış bir dava olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Kobani kumpas davasının IŞİD’in kaybettiği Kobani’den intikam alma davası olduğunun da altını çizmemiz gerekiyor. Eğer IŞİD Kobani’yi ele geçirmiş olsaydı bu kumpas davası açılmayacaktı. Aslında rahatsız olunan şeyin HDP’nin zaferi olmasından  duyulan rahatsızlık.

Özellikle Yasin Börü’nün ölümü üzerinden arkadaşlarımız sürekli hedef gösterildiler. Ama yargılamanın sonucunda çıkan cezalarda gördük ki arkadaşlarımız 52 Kobani olaylarından ölen hiç kimsenin ölümünden sorumlu olmadılar, hepsinden beraat ettiler.

“AKP ve MHP ittifakı rotasını baskıya, zora, zulme kırdı”

Neyden ceza aldı arkadaşlarımız? Kürsü konuşmalarından, katıldıkları eylem ve etkinliklerde yaptıkları konuşmalardan o yürüyüşlere katılmış olmaları nedeniyle ceza aldı arkadaşlarımız. Türkiye ikinci yüzyılına adım attı. 31 Mart seçimleri sonrasında yeni bir tablo açığa çıktı. Aslında yelkenini tıpkı 7 Haziran’da olduğu gibi ortam müsaitti, demokrasi ve eşitliğe ve barışa kırılmış olsaydı bambaşka bir rotaya girebilecek, ülkeyi refaha kazandıracak bir iklim açığa çıkmışken ne yazık ki AKP ve MHP ittifakı yine ve yeniden rotasını baskıya, zora, zulme kıldığını Kobani kumpas davaları üzerinden de ifade edebiliriz.

“Mahkeme Başkanı’nın suç örgütü lideri olması…”

Hukuksal bir değerlendirme yapma ihtiyacı duymuyoruz ama şunu söyleyelim hiçbir usul hukukun gözetilmediği CMK’nın hiçbir amir hükümlerine uyulmadığı en temel hakkın, adil yargılanma hakkının savunma hakkının yok sayıldığı bütün avukatların süreç boyunca yaptıkları itirazların görmezden gelindiğini özellikle mahkeme heyeti başkanı olan Bahtiyar Çolak’ın bir ‘Ata Dedeler’ suç örgütü lideri olmasına rağmen kurduğu bütün ara kararların geçerli kılınması ve onlara uyulması aslında nasıl bir siyasi dava olduğunu göze sermiş oldu.

“Muhalefetin arasına kama sokuluyor”

Bu davanın, kararının olduğu gün ilginç gelişmeler oldu. Hem İçişleri Bakanı’nın hem Mehmet Uçum’un yaptığı paylaşımların aslında bu davanın nerelerde planlandığını ve sonucundan kimlerin memnun olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Yerli ve milli yargı, yargı denen şeyin sosyalistleri Kürtleri, demokratları biçen bir yargı olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Bu yargısal süreçlere alkış tutanların adil bir yargılama süreçleri işlediğinde hesap vereceklerini hep beraber göreceğiz. Bunun operasyonel sonuçlar doğurması için çaba harcandığını çok açık ve net görüyoruz. Bugün muhalefet arasına yeniden Kobani kumpas davası ve onun cezaları üzerinden kama sokulmaya çalışılmaktadır. Yeniden bir Yenikapı ruhu yaratılmak istenmektedir. Yeniden bir müesses nizamın inşası için aslında adım atılmaktadır ve bunun taşları döşenmektedir. İktidarın kurduğu tuzaklara karşı yan yana durmamız gerektiğini ifade etmek istiyorum.”

“Kayyım borçlarını silin”

DEM Parti’nin kayyımlardan devraldığı belediyelerin borç içerisinde olduğunu söyleyen Koçyiğit, kayyımların belediyelerde yaptıkları borçların kaldırılmasına ilişkin TBMM’ye kanun teklifi verdiklerini söyledi. Koçyiğit, ” Van Büyükşehir Belediyesi’nin kayyım borcu 8,5 milyar TL. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin borcu 3 milyar 345 milyon TL, Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin borcu 3 milyar 502 milyon TL” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/dem-parti-grup-baskanvekili-gulustan-kilic-kocyigit-kobani-davasinda-verilen-cezalara-iliskin-aciklama-yapti/feed/ 0 DEM Parti Kars İl Başkanlığı Kobani Davası’ndaki cezaları protesto etti https://www.haber60.com.tr/dem-parti-kars-il-baskanligi-kobani-davasindaki-cezalari-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/dem-parti-kars-il-baskanligi-kobani-davasindaki-cezalari-protesto-etti/#respond Mon, 20 May 2024 21:09:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32493 TACETTİN DURMUŞ

(KARS) – DEM Parti Kars İl Başkanlığı Kobani Davası’nda başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’a olmak üzere verilen cezaları protesto eden basın açıklaması yaptı. Kars İl Eşbaşkanı Seyfettin Gönel, “Haksız ve hukuksuz yere ceza verilen arkadaşlarımız, bütün dünya kamuoyunun vicdanında beraat etmişlerdir. İçeride de dışarıda da mücadelemiz sürecek ve tüm ezilenlerin hakları için birlikte kazanacağız” dedi.

DEM Parti Kars İl Başkanlığı Cuma günü aralarında Kars’ın da bulunduğu 16 ilde alınan yasak kararının sona ermesiyle birlikte Kobani Davası’ndaki kararlara tepki gösterdi. DEM Parti Kars İl Başkanlığı önünde düzenlenen basın açıklamasında konuşan Kars İl Eşbaşkanı Seyfettin Gönel, “AKP-MHP yargısının kararını tanımıyoruz, direnerek kazanacağız” diyerek açıkalamasında şunları kaydetti:

“Türkiye hukuk tarihine, yargı tarihine dün yine kara bir leke daha sürüldü. Çetelerin, mafyaların, güpegündüz kent meydanlarında çakarlı araçlarla serbest dolaştığı, serbest bırakıldığı bir süreçte; Kürtleri asit kuyularında katleden, binlerce faili meçhul cinayet işleyen Jitem’in davalarının aklandığı bir süreçte Kürtler, devrimci ve sosyalist siyasetçiler cezalandırılıyor. Sincan’da AKP-MHP yargısı tarafından bir hukuk katliamına daha imza atılmıştır. Sincan’da alınan kararla Selahattin Demirtaş’a 43 yıl 6 ay, Figen Yüksekdağ 30 yıl 3 ay ve diğer arkadaşlarımıza toplamda yüzlerce yılla varan hapis cezaları verilmiştir. İddianame nasıl Saray’da ve MHP Genel Merkezinde yazıldıysa, bu karar da aynı odaklar tarafından verilmiştir. Türkiye’de yargı diye bir şey kalmamıştır. Türkiye’de şu anda yargının almış olduğu bu karar askeri cunta mahkemelerine rahmet okutacak bir karardır. Kobani davasında bir hukuki darbe daha, bir siyasi darbe daha gerçekleştirilmiştir.”

“Demokratik bir cumhuriyet için mücadele edeceğiz

“Normalleşme ve yumuşama mesajlarının verildiği bu süreçte HDP, Kürt siyaseti, devrimciler ve demokratlar, iktidar tarafından siyaset sahnesinden silinmek isteniyor” diyeN Gönel, şöyle devam etti:

“Ama çok iyi bilsinler biz Kürtler, emekçiler, yoksullar yine her zaman olduğu gibi sahada omuz omuza dayanışarak bu kirli kararları boşa çıkaracaktır. Arkadaşlarımızı bir gün mutlaka özgürleştireceğiz. Selahattinlerle ve Figenlerle birlikte Türkiye demokrasisi için, demokratik bir cumhuriyet için mücadele edeceğiz. Bu kararı verenler çok iyi bilsin ki; halklarımız için o günler uzak değil. O günlerin mücadelesini daha kararlı bir şekilde yürüteceğimizin sözünü veriyoruz. Halk düşmanı, kadın düşmanı, insanlık düşmanı olan ve Ortadoğu’ya büyük bir felaket yaymak isteyen IŞİD’in yanında olduklarını gösteren bir karar alınmıştır iktidar yargısı tarafından. Verilecek karar ya halklardan ve demokrasiden yana olanların yanında ya da IŞİD ve faşizmin yanında olunacağının göstergesiydi. Kobani Kumpas Davasında mahkemenin almış olduğu karar onların bir kez daha IŞİD’in ve faşizmin yanında olduklarını göstermiştir.

Şunu bir kez daha söylüyoruz; faşizme asla geçit vermeyeceğiz. Faşizme karşı daha çok omuz omuza olmanın, daha çok dayanışmanın olması gerektiği biz zaman dilimindeyiz. Biz bu cezaları tanımıyoruz, biz bu kararı tanımıyoruz. Selahattinler, Figenler, Günay Kubilaylar Kobani Kumpas Davasında yargılanan tüm arkadaşlarımız, Kürtlerin, Türklerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve bu topraklardaki tüm ötekileştirilenlerin gönlünde berat etmişlerdir, özgürlerdir. Haksız ve hukuksuz yere ceza verilen arkadaşlarımız, bütün dünya kamuoyunun vicdanında beraat etmişlerdir. İçeride de dışarıda da mücadelemiz sürecek ve tüm ezilenlerin hakları için birlikte kazanacağız”

]]> https://www.haber60.com.tr/dem-parti-kars-il-baskanligi-kobani-davasindaki-cezalari-protesto-etti/feed/ 0 Kobani Davası’nda Verilen Cezalar Protesto Edildi https://www.haber60.com.tr/kobani-davasinda-verilen-cezalar-protesto-edildi/ https://www.haber60.com.tr/kobani-davasinda-verilen-cezalar-protesto-edildi/#respond Fri, 17 May 2024 00:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32114 Haber: DİLAN KUTLU/ Kamera: ONUR BİNGÖL

(ANKARA) – DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Kobani Davası’nda verilen cezalarla ilgili ANKA’ya değerlendirmelerde bulundu. Bozan kararın “mahkemeler” değil “sarayda” yazıldığını iddia ederek, “Bu karar sarayın kararıdır. Erdoğan, bugün Kobani kumpas davasında karar verirken bir tercihte bulunmak zorundaydı. Neydi? ya ‘demokratik siyaset’ diyecekti ya da ‘IŞİD çeteleri’ diyecekti. Verilen karar ile AKP ve Erdoğan tercihini yaptı. Tercihini, IŞİD çetelerinden, İŞID barbarlığından yana yaptı” dedi.

Kobani Davası’nın 83’üncü duruşmasında karar açıklandı. Selahattin Demirtaş’a ağırlaştırılmış müebbet cezasından indirim yapılarak 42, Figen Yüksekdağ’a ise 30 yıl hapis cezası verildi. Ahmet Türk’e 10 yıl hapis cezası verilirken, Altan Tan, Ayhan Bilgen, Aysel Tuğluk ve Bircan Yorulmaz hakkında beraate hükmedildi. Gültan Kışanak ve Sebahat Tuncel’in 12’şer yıl hapis cezası ile birlikte tahliye edilmeleri yönünde karar çıktı. Sırrı Süreyya Önder de beraat etti.

Kobani Davası’nda ilişkin açıklanan kararlar, DEM Partili milletvekilleri tarafından TBMM Genel Kurulu’nda protesto edildi. Kobani Davası’nın milletvekili seçilmeden önce avukatlığını da üstelenen DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.

Kararı “siyasi” olarak değerlendiren Bozan, “Davanın ilk aşamasından, geldiğimiz noktaya baktığımızda Erdoğan’ın açıklamaları, Bahçeli’nin açıklamaları, dönemin İçişleri Bakanının açıklamalarında politik yargılama kısmı daha net ortaya çıkıyordu. Kobani yargılamasıyla AKP ve Erdoğan kinini, nefretini ortaya koydu” diye konuştu.

Bozan, “Kobani’de ölümler Erdoğan’ın açıklamasından sonra başladı. Erdoğan 7 Ekim’de ‘Kobani düşüyor, düştü’ demişti. Bundan kaynaklı Kobani Davası’ndan yargılanması gereken birinci kişi Erdoğan’ın ta kendisidir. Biz şunu biliyorduk, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi her ne kadar hükmü açıklayan mahkeme de olsa bu karar mahkeme tarafından yazılmadı. Bu karar sarayda yazıldı. Bu karar sarayın kararıdır. Erdoğan, bugün Kobani kumpas davasında karar verirken bir tercihte bulunmak zorundaydı. Neydi? ya ‘demokratik siyaset’ diyecekti ya da ‘IŞİD çeteleri’ diyecekti. Verilen karar ile AKP ve Erdoğan tercihini yaptı. Tercihini, IŞİD çetelerinden, İŞID barbarlığından yana yaptı” dedi.

“BU KARAR AK PARTİ’NİN KÜRT MESELESİNE BAKIŞ AÇISINI ORTAYA KOYDU”

Yeni anayasa tartışmaları, normalleşme süreçlerine ilişkin iktidarın söylemleri ve adımlarını da değerlendiren Bozan şöyle devam etti:

“Gerçekten bir normalleşme olsaydı, bugün Kobani davalarında beraat kararlarının verilmesi gerekiyordu. Bir yandan yeni bir anayasa tartışması yaratıp diğer yandan Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını tanımayan bir hüküm açıklandı bugün. Mevcut anayasayı tanımıyorsun, öte yandan diyorsun ki ‘Ben yeni bir anayasa yapacağım’ ne kadar samimi. Bugün açıklanan karar 18 tutuklu siyasetçi ile ilgili açıklanan bir karar değil, bugünden sonra AKP ve Erdoğan’ın Türkiye’de siyasete bakış açısı nedir, Türkiye’de Kürt meselesine bakış açısı nedir açık şekilde ortaya koydu. Geldiğimiz aşama ne bir normalleşme ne bir yumuşamadır.”

“YARGIYI PARSELLEDİLER, TAM DA O ORTAMDA VERİLEN KARAR”

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na Muhsin Şentürk’ün atandığını da hatırlatan Bozan, “İçinden geçtiğimiz süreçte yüksek yargıda kimi atamalar yapıldı, kimi seçimler yapıldı. Buradaki mesele şu, AKP ve Erdoğan 22 yıldır bu ülkeyi parselledi. Geçtiğimiz birkaç gün içerisinde yüksek yargıyı parsellediler. Yüksek yargıyı parsel parsel paylaştılar. Küçük ortakları MHP ile paylaştılar, cemaatlerle paylaştılar. Tam da böyle bir yargı mekanizmasının içerisinde verilen karar” ifadelerini kullandı.

“AHMET TÜRK’ÜN BELEDİYE BAŞKANLIĞI SÜRECİNİ ETKİLEMEYECEK”

Bozan, Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk’e verilen 10 yıl hapis cezasına ilişkin de “belediye başkanlığı sürecini etkilemeyecek. Bir istinaf ve Yargıtay süreci olacak” değerlendirmesini yaptı.

]]> https://www.haber60.com.tr/kobani-davasinda-verilen-cezalar-protesto-edildi/feed/ 0 CHP Milletvekili Nalbantoğlu, 9. Yargı Paketi’ni eleştirdi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-nalbantoglu-9-yargi-paketini-elestirdi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-nalbantoglu-9-yargi-paketini-elestirdi/#respond Thu, 16 May 2024 22:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32030

(ANKARA)- CHP İzmir Milletvekilive TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Rıfat Nalbantoğlu, taslağı kamuoyuna yansıyan 9. Yargı Paketi’ndeki düzenlemeleri eleştirerek, “İnsan hakları adına hiçbir kazanım getirmiyor” dedi.

CHP İzmir Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını Komisyonu Üyesi Rıfat Nalbantoğlu, iktidar tarafından hazırlanan 9. Yargı Paketi’nin yargının yapısal sorunlarına çözüm getirmekten uzak olduğunu söyledi. Nalbantoğlu, yaptığı yazılı açıklamada; “Bir kez daha görüldü ve anlaşıldı ki; yargı reformu paketi hazırlayanlar yargının karşı karşıya olduğu sorunlardan bihaber. Yargıdan ve dünyadan haberleri yok” ifadelerini kullandı.

Kamuoyuna yansıyan haliyle 38 maddeden oluşan paketteki düzenlemelerle yeni suçlar ihdas edildiğine dikkat çeken Nalbantoğlu, “Bırakın temel hak ve özgürlükleri korumayı tam tersine muğlak ifadeler ve kanunda yeri olmayan yeni suç ihdas edilmek suretiyle düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik siyasi bir amaç taşıdığına dair kuşkular doğurmaktadır” değerlendirmesini yaptı.

Nalbantoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Açıklanan her yeni ekonomi ve tasarruf paketi nasıl ki dar gelirlilere, işçiye, emekçiye, memura, çiftçiye, emekliye, köylüye fatura ediliyorsa, her yeni yargı paketi de hukukun genel ilkeleri ve temel hak ve özgürlükler açısından güven ve kuşkuya neden olmaktadır.

Özellikle taslakta 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 339’uncu maddesinden sonra gelmek üzere eklenmesi önerilen 22’nci madde kamuoyunda ‘etki ajanlığı’ olarak tartışmalara yol açmıştır. 2012 yılında Rusya’da yaşama geçirilen ancak savaş nedeniyle 2022’de kapsamı genişletilen etki ajanlığı kavramı son yıllarda bütün dünyada tartışılmaya başlanmıştır. Halen Rusya’nın dışında ABD, İngiltere, Avustralya, Bosna Hersek gibi ülkelerde de benzer yasal düzenlemelerin olduğu görülmektedir. Son olarak Gürcistan’da da ‘Yabancı Etkinin Şeffaflığı’ adı altında parlamentoya sevk edilmiş, yoğun protestolara karşın komisyonda kabul edilmiştir. Ancak bu ülkelerdeki düzenlemelerde suç ve cezaya konu olacak iş ve eylemler açık bir şekilde belirtilmiştir. Tanımlar ve ifadeler nettir.

Önümüzdeki günlerde Meclis’e sevk edilecek 9’uncu Yargı Paketi taslağında yer alan söz konusu düzenleme ise muğlak ifadeler ve belirsizlikler nedeniyle keyfi ve takdire bağlı suçlamalar ve cezalandırmalara yol açacağı kuşkusu doğurmaktadır. Devletin güvenliği, iç ve dış siyasi yararlar, stratejik ortaklık ve benzeri kavramlar açık ve net olarak tanımlanmalı, neyin iç ve dış yarar olup olmadığı, stratejik iş birliği ve ortaklıktan ne kastedildiği açık bir şekilde ifade edilmelidir.

Öte yandan siyasi yararlar iktidardan iktidara değişebildiği gibi dönemsel olarak konjonktüre bağlı bir değişim gösterebilir. Yani bugün suç olarak görülebilecek bir haber ya da yorum, yarın suç olmayabilir. Bütün bu ve benzeri sorular nedeniyle henüz taslak olarak kamuoyuna yansıyan düzenlemeyle ilgili belirsizlikler giderilmeli, temel hak ve özgürlükler bağlamında yeni kısıtlara yol açmayacak netlikte adımlar atılmalıdır. Aksi durumda, yani taslağın bu şekilde yasalaşması halinde söz konusu düzenleme AKP’nin kendisi gibi düşünmeyen toplumun bütün kesimlerine aba altında sopa göstermesi gibi algılanacak, yeni ihlallere ve hak kayıplarına zemin oluşturacaktır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-nalbantoglu-9-yargi-paketini-elestirdi/feed/ 0 Erdoğan, suç örgütü soruşturmasında açığa alınan Emniyet görevlileriyle ilgili mesajlar verdi https://www.haber60.com.tr/erdogan-suc-orgutu-sorusturmasinda-aciga-alinan-emniyet-gorevlileriyle-ilgili-mesajlar-verdi/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-suc-orgutu-sorusturmasinda-aciga-alinan-emniyet-gorevlileriyle-ilgili-mesajlar-verdi/#respond Wed, 15 May 2024 22:00:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31834 Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin 61 sanığın yargılandığı dava kapsamında başlatılan soruşturmada üst düzey üç Emniyet görevlisinin açığa alınmasıyla ilgili üstü kapalı mesajlar verdi.

Dün gece Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’u Beştepe’ye çağıran Erdoğan, bugün partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, bürokratik vesayetin tekrar nüksetmesine asla fırsat vermeyeceklerini söyledi.

Erdoğan, “Kanunun dışına çıkan, hatası, kastı olan kim varsa hukuk zemininde hesabını soruyoruz. Ülkeye ve millete karşı vazifesini yapmamanın hiçbir bahanesi olmaz” dedi.

Adalet Bakanı Tunç: Savcılarımız titizlikle soruşturuyor, yargımıza güvenelim

AKP Meclis Grup Toplantısı öncesi Meclis’te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise “Devam eden soruşturmalar, devam eden kovuşturmalar, devam eden yargılamalar var. Bunlarla ilgili hususlar, tüm boyutlarıyla titizlikle araştırılıyor. Cumhuriyet savcılarımız iddialarla ilgili konularda gerekli soruşturmaları titizlikle yapıyor. O nedenle yargımıza güvenelim” dedi.

Bakan Tunç, tarafsız ve bağımsız yargının sıfatı ne olursa olsun suç işleyenin ve yanlış yapanın üzerine gideceğini söyledi.

Tunç, soruşturmaların, kovuşturmaların sonuçlarının beklenmesi gerektiğini vurguladı.

İçişleri Bakanı Yerlikaya: FETÖ taktikleriyle kurulan tuzakları yerle bir edeceğiz

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da, suç örgütü lideri Ayhan Bora Kaplan’la ilgili soruşturmada açığa alınan 3 polisin ardından dile getirilen “komplo” ve gizli tanık iddialarına ilişkin olarak açıklama yaptı.

Bakan Yerlikaya, “Kimler, terör örgütleri ve onların uzantılarıyla, organize suç örgütleriyle bir olup, FETÖ taktikleriyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve siyasilerimize, sosyal medya destekli ‘oyun kurmaya’ çalışıyorsa; onların oyunlarını da kurdukları tuzakları da yerle bir edeceğiz” dedi.

Yerlikaya ise X hesabından yaptığı açıklamada, “Hangi kurum içinde Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve siyasilerimize yönelik bir yapılanma varsa, sonuna kadar gidip, o yapıları tespit edip adalete teslim edeceğiz” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise dün partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “ortada birkaç emniyet müdürünün açığa alınmasıyla geçiştirilemeyecek bir komplo olduğunu” söylemişti.

Bahçeli, “17-25 emniyet ve yargı ortaklı darbe girişiminin tekrarını planlayanlara boyun eğersek boyumuz devrilsin” demişti.

Ne olmuştu?

Ayhan Bora Kaplan ve ekibi 7 Eylül 2023’te Ankara Esenboğa Havalimanı’nda yurt dışına kaçmak üzereyken gözaltına alındı.

Kaplan, hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “kasten yaralama” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından yakalama kararı bulunuyordu.

Kaplan, 12 Eylül’de çıkarıldığı Ankara Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklandı.

Operasyon kapsamında gözaltına alınan diğer 28 kişiden 13’ü tutuklanırken, 15 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi.

Yargıtay üyesi Yüksel Kocaman, Kaplan ile görüştüğünü doğruladı ama ondan hediye olarak lüks bir villa ile otomobil aldığı yönündeki iddiaları yalanladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın soruşturmayla ilgili olarak MİT’ten özel rapor istediği öne sürüldü.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik soruşturmayı tamamladı. 28’i tutuklu 61 şüpheli hakkında düzenlenen iddianame mahkemeye gönderildi.

İddianame 17 Ocak’ta Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Ayhan Bora Kaplan ve 5 örgüt yöneticisi hakkında ”suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak ve yönetmek”, ”kasten adam öldürme”, ”nitelikli kasten adam öldürme”, ‘kasten yaralama”, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, ”nitelikli yağma”, ”eziyet’, ”suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme”, ”suç üstlenme” ve ”suçluyu kayırma” suçlarından 1’i ağırlaştırılmış 2’şer kez müebbet ve 169 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istendi.

Diğer 55 sanık için de çeşitli sürelerde hapis cezası istendi.

Soruşturmada adı geçen 26 şüpheli hakkında ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

Ankara’da Ayhan Bora Kaplan soruşturması sonrası ortaya atılan bazı iddialar çerçevesinde ön soruşturma başlatıldı.

Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Öner ve Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan, müfettiş raporu sonrası açığa alındı.

İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Ankara’daki bir organize suç örgütüyle ilgili sosyal medyada yer alan iddiaların açıklığa kavuşturulabilmesi için İçişleri Bakanlığımızca görevlendirilen mülkiye müfettişlerince, soruşturmanın selameti açısından Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü ve Müdür Yardımcısı görevlerinden uzaklaştırılmışlardır” denildi.

Bakanlık, iddialarla ilgili olarak müfettiş atandığını da açıkladı:

“Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce daha önce soruşturması yapılan ve mahkeme süreci devam eden Ankara’daki bir organize suç örgütüyle ilgili sosyal medyadaki iddiaların açıklığa kavuşturulabilmesi için İçişleri Bakanlığımızca Mülkiye Müfettişleri görevlendirilmiştir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-suc-orgutu-sorusturmasinda-aciga-alinan-emniyet-gorevlileriyle-ilgili-mesajlar-verdi/feed/ 0
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu: Soma’da adalet yok, sorumlular korunuyor https://www.haber60.com.tr/disk-genel-baskani-arzu-cerkezoglu-somada-adalet-yok-sorumlular-korunuyor/ https://www.haber60.com.tr/disk-genel-baskani-arzu-cerkezoglu-somada-adalet-yok-sorumlular-korunuyor/#respond Mon, 13 May 2024 21:57:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31535 HAKAN KAYA

(İSTANBUL) – Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Soma’nın 10. yılında bir açıklama yaptı. Soma’da 10 yıldır adaletin olmadığını vurgulayan Çerkezoğlu, “Soma katliamından sonra sorumluluğu olan kamu görevlileri sistematik olarak korundu. Hükümetten ve ilgili kamu görevlilerinden tek bir kişi bile istifa etmedi, hesap vermedi, yıllarca yargılanmaktan korundu” dedi.

“Acımız, öfkemiz hiç azalmadı” diyen Çerkezoğlu, iktidarın kaderci anlayışına, patronların aşırı kar hırsına dikkati çekti. Çerkezoğlu, şunları söyledi:

“Soma’da 301 maden işçisinin ölümü ve 162 işçinin yaralanmasıyla sonuçlanan katliamın üzerinden tam 10 yıl geçti. Geçen süreçte acımız ve öfkemiz hiç dinmedi. Çünkü Soma katliamı için adalet işlemedi. Acımız ve öfkemiz hiç azalmadı, çünkü Soma’dan sonra verilen tüm sözler lafta kaldı, “insan onuruna yakışır iş için çalışma ortam ve koşulları” iyileştirilmedi. İşçileri ölümcül tehlikelerden koruyan bir çalışma ortamı sağlanmadı. Acımız ve öfkemiz asla dinmedi çünkü kendi sorumluluklarını kadere ve fıtrata havale eden iktidar, maden patronlarının aşırı kar hırslarının yarattığı acımasız üretim koşullarına dair sorumluluklarının üstünü kapattı.”

“HÜKÜMETTEN VE KAMU GÖREVLİLERİNDEN TEK KİŞİ İSTİFA ETMEDİ”

Cumhuriyet tarihinin can kaybıyla sonuçlanan en büyük “maden katliamı” nedeniyle tek bir istifa olmamasına da dikkati çeken Çerkezoğlu, şöyle devam etti:

“Soma katliamından sonra sorumluluğu olan kamu görevlileri sistematik olarak korundu. Hükümetten ve ilgili kamu görevlilerinden tek bir kişi bile istifa etmedi, hesap vermedi, yıllarca yargılanmaktan korundu. 2020 yılında Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla sorumluluğu olan kamu görevlilerinin yargılanması yolu açıldı. Ancak aradan üç yıl geçtikten sonra Aralık 2023 yılında sınırlı sayıda kamu görevlisinin yargılanması için iddianame tamamlandı ve ilk duruşma 8 Mayıs 2024 tarihinde yapıldı. Sorumluların sistematik olarak kollanmasına yıllardır tanık olan madenci aileleri kamu görevlilerinin yargılamasının zaman aşımı kapsamına alınmasından ve takipsizlik kararı verilmesinden kaygılılar.

Soma katliamı davasını Soma’dan kaçıran, maden patronu ve yöneticilerini adeta ödüllendiren bu yargı sistemi, sorumluluğu bulunan kamu görevlilerini ancak Anayasa Mahkemesi kararıyla yargılayabilmektedir. Yargı sistemi, adaleti sağlamak, ölenlerin yakınlarının beklentilerini karşılamak bir yana madencilik sektöründeki en vahşi çalışma koşullarını yaratan çalışma düzenini ısrarla kollamaya devam etmiştir. Yargı sürecinde kabul edilmiş bütün uluslararası sözleşmelerin yanı sıra ülke mevzuatı da hiçe sayılmaktadır”

“CEZASIZLIK YENİ CİNAYETLERE ZEMİN HAZIRLAMIŞTIR”

Soma’dan sonra devam eden madenci ölümlerine de dikkat çeken Çerkezoğlu, “Soma’da adaletin yerini bulmaması ve bu büyük suçun cezasız, yaptırımsız kalması madenlerde yeni cinayetlere de zemin hazırlamış, Ermenek’te, Amasra’da, Şirvan’da, İliç’te ve ülkenin dört bir yanında madenciler ölmeye devam etmiştir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini pervasızca göz ardı edenler, mevzuatı kendi kar ve çıkarları için değiştirip bunu açıkça savunanlar, küresel rekabet için güvencesiz ve taşeron çalıştırmayı kural haline getirenler, sendikalaşmanın önüne engeller koyanlar ve buna engellere rağmen sendikalaşanlara baskı uygulayanlar bu katliamın asıl sorumlularıdır” dedi.

Arzu Çerkezoğlu, şunları kaydetti:

“Bu ülkede sermaye daha fazla kar için daha fazla kan dökülmesinden hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Sermayenin bu yaklaşımı AKP iktidarında doğayı ve çevreyi de içine alarak azgın bir saldırı, talan ve birikim politikası olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışanların sağılığının yanı sıra doğa ve canlı yaşamı sermayenin bütüncül saldırılarına maruz kalmaktadır. Yalnızca 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası değil, çevre ve sağlıkla ilgili mevzuatta yapılan düzenlemeler de sermaye birikiminin ihtiyaçları doğrultusunda olmuştur. Karşımızda insan hayatına ve doğaya karşı büyük bir tehdit oluşturan; ahlaki, hukuki, politik, ekonomik ve olarak çürümüş; kar ve birikim için gözü dönmüş bir düzen vardır. Bu düzeni değiştirmek elimizdedir; bu düzenin mutlaka değiştirilmesi gerekmektedir.

Soma katliamını unutturmamak için; adalet için, çalışırken ölmeyeceğimiz, insanca çalışacağımız, insanca yaşayacağımız bir düzen için mücadeleye devam!”

]]>
https://www.haber60.com.tr/disk-genel-baskani-arzu-cerkezoglu-somada-adalet-yok-sorumlular-korunuyor/feed/ 0
Soma Davası: Hukuk Katledildi, Mağduriyet Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/soma-davasi-hukuk-katledildi-magduriyet-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/soma-davasi-hukuk-katledildi-magduriyet-devam-ediyor/#respond Sun, 12 May 2024 08:54:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31382 ANKARA – CHP Manisa Milletvekili Vehbi Bakıroğlu, Soma’da 301 işçinin yaşamını yitirdiği faciaya ilişkin “Soma’da sadece emekçiler değil, hukuk da katledildi. Facianın üzerinden 10 yıl geçti ve 28 kamu görevlisi hakim karşısına ancak 8 Mayıs 2024’te çıkabildi. Bu davanın ikinci duruşması da 4 ay sonraya, 12 Eylül 2024’e ertelendi. Baroların katılım talebi de reddedildi. Yine hukuksuzluk denizinde bir damla hukuk arayacağımız yeni bir süreç başladı.” ifadelerini kullandı.

Bakıroğlu yaptığı yazılı açıklamada, Manisa’daki Soma Kömür İşletmeleri tarafından işletilen Eynez ocağında 13 Mayıs 2014’te çıkan yangının Türkiye tarihinin en büyük maden faciasına yol açtığını belirtti. Faciada 301 kişinin öldüğünü, 486 kişinin yaralandığını hatırlatan Bakıroğlu, faciayla ilgili açılan davadaki gelişmelerin yargıya müdahalenin yakın tarihteki en açık örneklerinden biri olduğunu vurguladı.

Bakıroğlu, “Mahkeme başkanı terfi adıyla ‘tayin’ edildi. Verilen cezalarda kaybettiğimiz emekçilerimizin canı sadece 8 güne ‘sığdı’. Savcının vermesi gereken mütalaa 1,5 yılda gelmedi. 2015’te görülmeye başlayan davada zaman içinde tutuklu sanık kalmadı ve evlatlarını, eşlerini, babalarını kaybeden aileler kederleriyle ve  kaderleriyle baş başa bırakıldı.” ifadelerini kullandı.

O günden bu yana hiçbir şeyin değişmediğini; kamu görevlilerinin bile kazanın üzerinden 10 yıl geçtikten sonra ancak hakim karşısına çıktığını belirten Bakırlıoğlu “Sorumluların hepsi tahliye edildi. Emekçiler, ‘iş cinayetlerinde’ can vermeye, maden ocaklarında ihmaller sürmeye devam etti. Kazadan hemen sonra yaptıkları göstermelik yardımlarla Soma Faciası gündemdeyken, sadece günü kurtardılar” değerlendirmesini yaptı.

TAZMİNATLAR PUL OLDU

Devam eden davalar sebebiyle ailelerin henüz tazmiatlarını alamadığına işaret eden Bakıroğlu, tazminatların bir an önce ödenmesi çağrısında bulundu. Ailelerin yargı yolunu kullanmak istemesi sebebiyle hem iktidarın hem de Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) kurumunun tavrının değiştiğini anlatan Bakırlıoğlu, şunları kaydetti:

“301 madencinin ölümündeki sorunluklarını ve ihmallerini unutup; ciddi kayıplar ve mağduriyetler yaşayan ailelere karşı hukuki mücadeleye giriştiler. Yargılamayı uzatmak için ellerinden geleni yaptılar. TKİ, kaybettikleri her davada itiraz etti; her kararı temyize götürdü. İlk zamanlarda tazminat kazanan aileler 1-2 ev parası alabiliyorken; davası süren ailelerin alacağı tazminat artık 1 ev bile alamaz hale geldi. Açılan davalarda aileler lehine alınan emsal kararlar söz konusuyken, TKİ’nin bu süreç uzatma oyununa maalesef yargı da alet oldu. Ocak 2024’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın önergeme verdiği yanıta göre yargılama süreci hala devam eden 101 dava var. Tüm davaları kaybetmelerine rağmen tazminatları ısrarla ödemeyerek evlatlarını, eşlerini, babalarını kaybeden yüzlerce acılı insanı mağdur etmeye hala göz göre göre devam  ediyorlar. Yıllardır süren bu hukuk mücadelesi ve mağduriyetler bir an önce giderilmeli. TKİ kaybettiği davaları sonlandırsın, Somalı ailelerin tazminatlarını bir an önce ödesin. Siyasi iktidar sorumluları kurtarmak için savcıları, hakimleri değiştirmesin.”

TBMM’de Soma için kurulan araştırma komisyonundaki muhalefet şerhlerinin dikkate alınmadığını vurgulayan Bakırlıoğlu “Araştırma komisyonunda muhalefet şerhimiz, uyarılarımız dikkate alınsaydı Amasra, İliç  yaşanmazdı. Bu faciaların faili iktidar, mağduru madenlerde çalışan emekçi kardeşlerimizdir” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/soma-davasi-hukuk-katledildi-magduriyet-devam-ediyor/feed/ 0
Erdoğan: Yeni anayasa, sorunların çözümünü hızlandıracaktır https://www.haber60.com.tr/erdogan-yeni-anayasa-sorunlarin-cozumunu-hizlandiracaktir/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-yeni-anayasa-sorunlarin-cozumunu-hizlandiracaktir/#respond Fri, 10 May 2024 22:36:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31173 (ANKARA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay’ın 156. Kuruluş Yıldönümü Töreni’nde; “Yeni anayasanın sihirli değnek gibi sorunlarımızı bir anda ortadan kaldırmayacağını biliyoruz. Yeni anayasa, sivil siyasetin alanını genişleterek, ekonomiden sosyal hayata, ülkemizin meselelerinin çözümünü daha da hızlandıracaktır. Siyasetteki yumuşama ile farklı siyasi partiler arasındaki istişari görüşmelerin yoğunlaşması önemli bir fırsat teşkil etmektedir. Biz milletimizin beklentileri çerçevesinde üzerimize düşen yapıcı rolü oynamaya devam edeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay’ın 156. Kuruluş Yıldönümü Töreni’nde konuştu. Danıştay Başkanı seçilen Zeki Yiğit’i kutlayan Erdoğan, görev süresini tamamlayan Danıştay mensuplarına da emekleri için teşekkür etti. Erdoğan, özetle şunları söyledi:

“ADALET SİSTEMİ DE BEKAMIZIN GÜVENCESİDİR”

“Yüksek mahkemelerimizin her biri kendi görev alanları içerisinde adaletin en iyi, hızlı ve etin şekilde etecellisi için çalışıyor. Makamlarımızdan ve ünvanlarımızdan önce hepimiz şu gerçeğe yürekten inanıyoruz; nasıl geç gelen adalet adalet değilse, topluma güven veren, erişilebilir adalet sistemi de bekamızın güvencesidir. Devlet adalet dağıttığı, adaletin tecellisini sağladığı müddetçe güçlüdür, dimdik ayaktadır. Adaletin olmadığı yerde huzur, refah olmaz. Adli ve idari yargı fark etmeksizin adliyenin kapısını adaletin kapısı haline getirdiğimiz ölçüde geleceğimize güvenle bakabileceğimize inanıyorum.

“DARBECİLER BAŞARILI OLSALARDI YENİ HUKUK CİNAYETLERİ İŞLEYECEKLERDİ”

27 Mayıs darbecilerinin gerçek bir mahkemeden ziyade kötü bir tiyatroyu andıran Yassı Ada’da işledikleri hukuk katliamlarını unutmuyoruz. 28 Şubat döneminde koro halinde darbecilere alkış tutanların hukuk sistemimize verdikleri zararın telafisi yıllar aldı. 17-25 Aralık yargı-emniyet girişiminin faillerinin sebep oldukları sıkıntıların hala yükünü çekiyoruz. 15 Temmuz’da ödediğimiz ağır bedeller ise ortadadır. Bu ihanetin merkezinde sadece eli silah tutanlar değil üniformalı ve cübbeli örgüt militanları da vardı. Darbeci alçaklar başarılı olsalardı yeni hukuk cinayetleri işleyeceklerdi.

“HAKİMLERİMİZ, SAVCILARIMIZ ZAMAN ZAMAN ELEŞTİRİ SINIRLARINI AŞAN HAKSIZ İTHAMLARA MUHATAP OLUYOR”

Medyanın ve sosyal medyanın millet namına denetim vazifesi üstlenmesi demokrasimiz için şüphesiz kazançtır. Ama hakim cübbesi giyip sağa sola yargı dağıtma boyutuna asla varmamalıdır. Yargı mercilerimizi baskı altına alma, istemedikleri kararlar çıkması halinde hukukçularımız hedefe koyma daha sık karşılaştığımız tehditlerden biri haline dönüşüyor. Hakimlerimiz, savcılarımız zaman zaman eleştiri sınırlarını aşan haksız ithamlara muhatap oluyor.

“SİYASET KURUMU NASIL LAYÜSEL DEĞİLSE YARGI DA ELEŞTİRİLEMEZ DEĞİL”

Siyaset kurumu nasıl layüsel değilse yargı da eleştirilemez değildir. Yargının kararlarını beğenmeyebilir, itiraz edebiliriz buna kimse engel olamaz, olmamalıdır. Millet adına kamu gücünü kullananların belli sınırlar içinde o sert tepkilere tahammül etmesi beklenir. Fakat yargının toptancı bir anlayışla kurumsal olarak yıpratılmasını, yargı organlarımıza ve mensuplarımıza çamur atılmasını asla kabul edemeyiz.

“YARGININ SİYASİ TARTIŞMALARIN İÇİNE ÇEKİLMESİ DE HATALI”

Yargının, yasama ve yürütmeye müdahalesi nasıl yanlışsa, yargının siyasi tartışmaların içine çekilmesi de o denli hatalıdır. İktidarı ve muhalefetiyle, basını ve sivil toplumuyla hep birlikte yargımızın her türlü taassuptan, menfaat eksenli gruplaşmadan ve ideolojik kamplaşmadan uzak durmasını temin etmemiz gerekiyor. Belli bir zümrenin menfaatini gözeten dar kadrocu anlayışların adalet teşkilatımız dahil devletimizin kurumları içinde tekrar yuvalanmasına izin vermeyeceğiz.

“YENİ ANAYASA, SİVİL SİYASETİN ALANINI GENİŞLETEREK ÜLKEMİZİN MESELELERİNİN ÇÖZÜMÜNÜ DAHA DA HIZLANDIRACAK”

Cumhuriyetimizin 100. yılının darbe ürünü bir anayasa ile karşılanmış ve geçirilmiş olmasını Türkiye demokrasisine yakıştıramıyoruz. Bu eksikliğin milli irade ile giderilmesi Türk siyasetinde yeni bir kilometre taşı olacaktır. Yeni anayasanın sihirli değnek gibi sorunlarımızı bir anda ortadan kaldırmayacağını biliyoruz. Yeni anayasa, sivil siyasetin alanını genişleterek, ekonomiden sosyal hayata, ülkemizin meselelerinin çözümünü daha da hızlandıracaktır. Siyasetteki yumuşama ile farklı siyasi partiler arasındaki istişari görüşmelerin yoğunlaşması önemli bir fırsat teşkil etmektedir. Biz milletimizin beklentileri çerçevesinde üzerimize düşen yapıcı rolü oynamaya devam edeceğiz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/erdogan-yeni-anayasa-sorunlarin-cozumunu-hizlandiracaktir/feed/ 0 Denizli’de çocuk istismarı davasında sanığa verilen ceza bozuldu https://www.haber60.com.tr/denizlide-cocuk-istismari-davasinda-saniga-verilen-ceza-bozuldu/ https://www.haber60.com.tr/denizlide-cocuk-istismari-davasinda-saniga-verilen-ceza-bozuldu/#respond Fri, 10 May 2024 08:45:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31112 Denizli’de 2013 yılında oyun oynama bahanesiyle evine çağırdığı iki çocuğa istismarda bulunduğu iddia edilen sanığa verilen 22,5 yıl hapis cezası kararı, Yargıtay tarafından bozuldu. Sadece 6 ay cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen ve yeniden yargılanmasına karar verilen sanığın, duruşmaya katılmayınca hakkında yakalama kararı çıkartıldı.

Denizli’de 27 Temmuz 2013 tarihinde bir sitede meydana gelen olayda; 32 yaşındaki M.O.’nun aynı sitede yaşayan komşularının 5 yaşındaki kız çocuğu E.M.D. ile erkek çocuğu İ.D.’yi oyun oynama bahanesiyle evine götürüp defalarca cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla soruşturma açıldı. Gözaltına alınan M.O., sevk edildiği adliyede ‘çocuğun cinsel istismarı’ ve ‘cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 27 Ocak 2014 tarihinde görüşen 5’inci duruşmada, tutuklu kalınan süre, delillerin toplanmış olması, sanık ve mağdurlara ait raporların alınması sürecinin uzun sürecek olması ve sanığın sabit ikametgah sahibi olması dikkate alınarak tahliye kararı verildi. Temmuz 2017’de görülen karar duruşmasında ‘cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan beraat eden M.O.’ya, iki çocuğa ‘cinsel istismar’ suçundan ise 22,5 yıl hapis cezası verildi.

Aile, 6 ay tutuklu kalan sanığın tutuklanmamasına, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi’nde itiraz etti. 2019 yılında dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi, M.O.’nun beraat kararını bozarak, iki çocuğa ‘cinsel istismar’ suçundan aldığı 22,5 yıl hapis cezasının üzerine ‘cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan da her bir çocuk için 5’er yıl daha hapis cezası verilmesi gerektiğini belirtip, dosyayı tekrar görüşülmek üzere Antalya Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderildi. Yeniden yargı yolu gözüken M.O.’nun, çocuğun babasının şikayeti üzerine kendi öz yeğenine de cinsel istismarda bulunduğu şüphesiyle soruşturma geçirdiği belirlendi.

Yeniden yargı yolu gözüken taciz sanığı M.O.’nun yargılanmasına Antalya Bölge İdare Mahkemesi’nde başlandı. Denizli 1. Ağız Ceza Mahkemesi’nden Antalya’daki duruşmaya SEGBİS üzerinden bağlanarak savunma yapmasına karar verilen sanık, yeniden açılan dosyanın ilk duruşmasına katılmadı. Mahkeme heyeti firari pozisyona düşen sanık hakkında yakalama kararı çıkartarak, duruşmayı Ekim ayına erteledi.

“30 yıla yakın ceza alırdı”

Duruşmanın ardından Denizli Adliyesi önünde bir açıklama yapan mağdur çocuk ailelerinin avukatı Fersu Ege Kandemir, “2 çocuğun nitelikli cinsel istismar suçunda 22 yıl 6 ay hapis cezası alan sanık hakkında bugünde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu nedeniyle yargılanması yapıldı. Yargılamanın birinci celsesinde beklediğimiz gibi sanığın ve müdafisinin olmadığını gördük. Sanık duruşmaya gelmedi. Şu anda yasal anlamda kaçak pozisyonundadır, firaridir. Mahkemede kendisinden ifade alabilmek ve daha sonraki aşamalarda tutuklama yapılabilmesi için yakalama kararı çıkarttı. Sanık şu an sabit ikametgah sahibi değil. Evinde bulunamadı, tebligatları ne elden ne muhtardan almamış, kendisine de ulaşılamıyor. Sanık net anlamda azılı bir suçlu olarak toplumun içerisinde saklanıyor. Yurt dışı çıkış yasağı olmadığı için yurt dışına firar etmişte olabilir.

Geç gelen adaletin sonucu bu. 11 yıldır elini kolunu sallayarak sokaklarda, kamuya açık alanlarda, çocuk oyun alanlarında rahatlıkla gezen ve mağdurlarına bir yenisini daha ekleyen sanık adaletin karşısına çıkmadı. Belki de elini kolunu sallayarak gezebileceği daha uzun ömrü var. Sanık mahkemeye gelmiş olsaydı, karar çıkabilirdi. Karar çıkmasa dahi tutuklama kararı çıkartılır, bir sonraki celse karar çıkardı. Karar açıklanmış olsaydı da kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan her iki çocuğa da haksız eyleminden dolayı en üst hadden, çocuk başına 15 yıldan başlayarak, toplamda 30 yıla yakın ceza alırdı” dedi. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/denizlide-cocuk-istismari-davasinda-saniga-verilen-ceza-bozuldu/feed/ 0
Bahçeli’den Sinan Ateş Cinayeti İddianamesi Açıklaması: “Chp’sinden İp’ine Kadar Malum Partiler Neyi Biliyorsa Acilen Mahkemeye Yetiştirmelidir” https://www.haber60.com.tr/bahceliden-sinan-ates-cinayeti-iddianamesi-aciklamasi-chpsinden-ipine-kadar-malum-partiler-neyi-biliyorsa-acilen-mahkemeye-yetistirmelidir/ https://www.haber60.com.tr/bahceliden-sinan-ates-cinayeti-iddianamesi-aciklamasi-chpsinden-ipine-kadar-malum-partiler-neyi-biliyorsa-acilen-mahkemeye-yetistirmelidir/#respond Tue, 07 May 2024 21:39:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30682

(ANKARA)- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş cinayetine yönelik hazırlanan iddianameye yöneltilen eleştirilere yanıt verdi. Bahçeli, “Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir. Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. CHP’sinden İP’ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, şu görüşlere yer verdi:

“Olgunlaşmak demek, hiçbir şeye şaşırmamak demektir. Geldiğimiz bu aşamada gördüğümüz, yaşadığımız ve şahit olduğumuz ne varsa bizi şaşırtmıyor, şaşkınlığa sürüklemiyor. Fırsatını buldukları anda, kavramların içini boşaltan, değerleri çarpıtan, anarşi mekaniğini çalıştıran, istismar çarkını çeviren odakların bayağı dayatmaları bile sıradanlaşmakla kalmamış, hiç kimsenin ilgisini çekmeyecek boyutlara gelmiştir. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü intikam gününe tahvil etmek için çırpınan şehir eşkıyasının meselesi ne emek ne de dayanışmadır. Tıpkı ağababaları Marx gibi, hayatlarında tek bir fabrikaya girmemiş, tek bir emekçinin elinden tutmamış bu güruhun aklı rehinli, iradesi ipotekli, vicdanı da tutsaktır. 1 Mayıs’ta yalnızca görevini yapan ve sağduyulu tavrı sebebiyle övgü alan Türk polisine düşmanca saldıranlar, nefretle muamele edenler, biliniz ki, haçlı kalıntısı ve düşman bakiyesidir. Emek gücü, bir kimsenin çalışma ve mal üretme kudretidir. Hayatları miskinlik, tembellik, hainlik ve tufeyli utanmazlıkla geçen küçük bir azınlığın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde sahneye çıkıp Taksim’e yürüme ve burada gösteri yapma gayesi her şeyden evvel maksatlıdır, maşalıktır, madrabazlıktır. Emek ve Dayanışma Günü’nü ülkemin her yerinde kutlamak mümkündür. Peki bu Taksim ısrarı niyedir? Buradaki amaç nedir? Emek ve dayanışmayla Taksim’in ne alakası vardır? 1 Mayıs 1977’deki acıklı ve vahim hadiselerin tekrarı mı planlanmaktadır? Taksim inadının altında yatan hesap nedir? Emek kutsaldır, emekçilerimiz saygındır, hepsi de başımızın üstündedir.

“İŞLERİNE GELİNCE İNSAN HAKLARI BİLİRKİŞİLİĞİ YAPIYORLAR”

Türkiye’nin, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açılan soykırım davasına müdahil olma kararı çok önemli bir adımdır. Geçen hafta İsrail’e yönelik ticaretin durdurulması da ülkemizin insani ve vicdani çerçevede ne alırım, ne kaybederim çetelesi tutmadan yaptığı muazzam bir siyasi hamledir. Böylelikle Türkiye’nin İsrail’le ticaretini diline dolayıp fitne çıkaranların hesabı bozulmuştur. İsrail’in Gazze katliamı geçtiğimiz hafta sonunda; Almanya, Fransa, Küba, Kanada, ABD, Arnavutluk başta olmak üzere pek çok ülkede protesto edilmiştir. Sivil ve masum bir halka reva görülen hunhar ve barbar saldırılar lanetlenmiştir. İsrail vatandaşları da hükümetlerini kınamakta, saldırıların durmasını talep etmektedir. Birçok ülkede üniversite öğrencileri ayaktadır. ABD’deki bir üniversitede yapılan mezuniyet töreni sırasında, öğrenciler, mezuniyet cübbeleri üzerindeki kefiyelerle Filistin bayrağı açmış, soykırım karşıtı sloganlar atmışlardır. Demokratik ve meşru gösterilere zorbalıkla karşılık veren, öğrencilere ters kelepçe vuran, gözaltı uygulaması yapan bazı ülkelerin hali pür melali rezalettir, melanettir. Hani nerede özgürlük ve insan haklarına riayet? İşlerine gelince insan hakları bilirkişiliği yapan ve bu konuda raporlar ve ev ödevleri hazırlayan ülkelerin, işlerine gelmedi mi hak ve hukuk ihlallerinde sınır tanımamaları utanç duyulacak bir ikiyüzlülüktür.

“NETENYAHU’NUN BEDEL ÖDEMESİ ARTIK HUKUK NAMUSUDUR”

Bu gelişmeler yaşanıyorken, Kahire’de yürütülen ateşkes ve rehine takası anlaşmasının çıkmaza girmesi çok tehlikelidir. Refah’a operasyon tehdidinden geri adım atmayan Netenyahu müzakere sürecini dinamitlemektedir. Gazze’ye yönelik saldırıların kesilmesini açıkça ihtiva etmeyen bir anlaşmanın kalıcı ve kabul edilebilir olması elbette düşünülemeyecektir. İsrail yönetiminin ateşkes çabalarını sabote etmek için beyhude gerekçeler uydurması, esir takasına eşzamanlı olarak Gazze’ye saldırıları sonlandırma talebine kapalı durması soykırımın devamına işarettir. Gazze’de savaşın sona ermesine yanaşmayan Netenyahu’nun bedeli ödemesi artık bir insanlık ve hukuk namusudur. Birleşmiş Milletler çok acil devreye girmelidir. İsrail askerleri işgal edilen bölgelerden önşartsız çıkmalıdır. Zira bölge bıçak sırtındadır.

“KUTUPLAŞMA YERİNE KUCAKLAŞMAK LAZIM”

Bahar aylarıyla beraber siyasette de bahar mevsiminin doğuşundan memnuniyet duyacağımızı hiçbir komplekse veya kuşkuya kapılmadan ifade etmek isterim. Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır. Ortak akılla hareket ederek ülkemizin temel meselelerine kafa yormak, milli birlik ve dayanışmanın muteber imkanlarıyla mesafe almak bizim de arzu ve amacımızdır. Nitekim kapımıza değil de, kalbimize vuranı buyur ederiz. Siyasette köprü kurmak yerine duvar inşa edersek yanlışa düşeceğimizi herkesin idrak etmesinde yarar vardır. Sıkılı yumrukların açılması, çatık kaşların normalleşmesi, sertlik yerine yumuşamanın hakim olması, bunun da sürdürülebilirliği halisane dileğimizdir.  Siyaset kavga arenası değil, konuşma ve düğümleri çözme sahasıdır. Sözün ateşiyle münakaşa ve muharebe etmek yerine; akıl ve ahlaki mutabakat ve müzakereyle Türkiye’mizin yükseliş sürecine herkes destek vermelidir. Türk ve Türkiye Yüzyılına müzahir tavır ve tutum geliştirmek her siyasi parti ve siyasetçi için milli sorumluluktur. DEM’lenmek yerine kantı, yani şekerli suyu tercih etmek, bundan da yudum yudum içmek akla en yatkın seçenektir.

“OSMAN KAVALA’NIN SERBET KALMASI İÇİN SİPARİŞ SÜREÇ DEVAM EDİYOR”

Bir defa siyasetin yumuşama ve normalleşmesinin vasatı Türkiye ve Türk milletinin ortak değerleri, ortak çıkarları, ortak geleceğidir. DEM’lenenlerin ayılması bir başka düşüncemiz ve temennimizdir. Türkiye’de yargı yetkisini Türk milleti adına kullanan bağımsız ve tarafsız mahkemelerdir. Anayasa’nın 138’inci maddesine göre; Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. Bir davada sanıkların, tanıkların veya mağdurların lehlerine veya aleyhlerine olacak şekilde yargı yetkisi kullananlara baskı yapmak, talimat vermek suçtur. Bu suç şikayete bağlı bir suç da değildir. Bilhassa Gezi Parkı Davası’nda hüküm alan Osman Kavala’nın yeniden yargılanması ya da serbest bırakılması hususunda kamçılanan sipariş bir süreç devamlı surette ilerletilmektedir.

“DAVAMIZI YARGILAMAK İÇİN KUYRUĞA GİRDİLER”

Devletin üç unsuru vardır. İlki millet, ikincisi ülke, üçüncüsü de egemenliktir. Bunların dayanağı da hukuktur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Suç ‘eski sistemde işlendi, yeni sistemde geçersizdir’ demek, devleti ve milleti bilmeyen, bilse de hasıraltı eden tetikçilerin ve kimliksizlerin harcıdır. Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir. Hayatlarında tek bir defa ülkücünün hakkını, hukukunu ve haysiyetini gözetmeyen mihrakların partimizi ve Ülkü Ocaklarını bir cinayetle anma teşebbüsleri ayrıca değerlendirilmesi gereken şerefsizce bir saldırganlıktır. Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. Milliyetçi Hareket Partisi olarak beklentimiz şudur Mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhal başlatılmalıdır. Kimin elinde hangi belge ve bilgi varsa mahkemeye sunmalıdır. Hatta şahit olarak dinlenmek isteyenlere mahkeme kapısı açılmalıdır. Televizyon ekranlarında mahkeme yargılanamaz.  CHP’sinden İP’ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir. Abdestten şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz. Çiğ süt içmeyenin karnı da ağrımaz. Bakalım hukuki süreç Ankara’da mı bitecek, yoksa Pensilvanya’ya mı dayanacak, hodri meydan, hep beraber göreceğiz. Bilinmesini özellikle isterim ki ellerinde binlerce Ülkücü şehidimizin kanı olanların feriştahı gelse biz de yaprak dahi kımıldamaz, kımıldamayacaktır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/bahceliden-sinan-ates-cinayeti-iddianamesi-aciklamasi-chpsinden-ipine-kadar-malum-partiler-neyi-biliyorsa-acilen-mahkemeye-yetistirmelidir/feed/ 0 Savunmaya Özgürlük Platformu: Bu karar ile meslektaşlarımızın avukatlığı mahkum edilmeye çalışılıyor https://www.haber60.com.tr/savunmaya-ozgurluk-platformu-bu-karar-ile-meslektaslarimizin-avukatligi-mahkum-edilmeye-calisiliyor/ https://www.haber60.com.tr/savunmaya-ozgurluk-platformu-bu-karar-ile-meslektaslarimizin-avukatligi-mahkum-edilmeye-calisiliyor/#respond Thu, 02 May 2024 22:09:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30115 (ANKARA) – Savunmaya Özgürlük Platformu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Başkanı Selçuk Kozağaçlı hakkında verdiği onama kararıyla ilgili “Bu karar ile meslektaşlarımızın halkın, yoksulların, emekçilerin avukatlığını yapmaları mahküm edilmeye çalışılmaktadır. Avukatlık yapmak suç değildir. Meslektaşlarımızın dediği gibi: bu karar hükümsüzdür” açıklamasını yaptı.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ile Halkın Hukuk Bürosu’ndan (HHB) avukatlara açılan davada kararını geçen günlerde açıklamış ve ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile Avukat Barkın Timtik hakkındaki cezaların onanmasına hükmetmişti.

Savunmaya Özgürlük Platformu üyesi avukatlar, bugün Sıhhiye Adliyesi önünde biraraya gelerek onama kararıyla ilgili açıklama yaptı. Platform adına ÇHD Ankara Şube yöneticisi Irmak Özkan’ın okuduğu açıklamada, 11 yıllık yargılama sürecinde, yargılamaya konu dijitallerin sahteliğinin defalarca ispat edildiğini vurgulanarak “Birçoğu ‘sahte delil üretmekten’ yargılanmış polis, hakim ve savcılarca oluşturuldukları ispatlanmasına; duruşma salonuna getirilemeyen akıl hastası, bağımlı tanıkların yalanları ortaya çıkarılmasına rağmen meslektaşlarımızın mahkümiyet kararları onanmıştır” denildi.

“MAHKUMİYET İÇİN YARGILAMANIN HAZIRLIK AŞAMASI YETERLİ GÖRÜLMÜŞTÜR”

Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Toplamda 7 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan meslektaşlarımız hakkında Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nce verilen kararda gerekçeye yer verilmemiş, tüm bu hukuksuzluklara göz yumulmuştur.  Hazırlık aşamasında beyanı alınan 16 tanık duruşma salonunda dinlenmemiş olmasına rağmen, dosya dahi okunmadan verilen kararda yalnızca 3 tanığın kovuşturma aşamasında dinlenmediğinden bahsedilmiş, üstelik bu durum ‘hukuka uygun’ bulunmuştur. Mahkumiyet için yargılamanın hazırlık aşaması yeterli görülmüştür.

“AVUKATLIĞI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Bu karar ile uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmış ‘avukatların müvekkilleri ile özdeşleştirilmemesi’ yasağı açıkça ihlal edilerek tüm yargılama sürecinde meslektaşlarımızın adil yargılanma hakları da ihlal edilmiştir.  Bu karar ile meslektaşlarımızın halkın, yoksulların, emekçilerin avukatlığını yapmaları mahküm edilmeye çalışılmaktadır. Avukatlık yapmak suç değildir. Meslektaşlarımızın dediği gibi: bu karar hükümsüzdür. Bugüne kadar hep olduğu gibi meslektaşlarımızın yanında olmaya, avukatlığı savunmaya devam edeceğiz.”

Savunmaya Özgürlük Platformu’ndan avukat Doğan Erkan, “Platformu tam da bunun için kurmuştuk. Bu ülkede artık siyasal iktidarın doğrudan uzantısı olan bir yargı iktidarı var. Artık bırakalım adil yargılanma hakkını adli bir yargılamaya, adli bir usule ihtiyaç duymuyor demiştik. Meslektaşlarımız başta siyasi dava avukatları olmak üzere çok çeşitli davalardan ve çok çeşitli sebeplerden avukatlık yaptıkları için yargılanıyorlar, tutuklanıyorlar, hüküm yiyorlar” dedi.

ÖZTÜRK TÜRKDOĞAN’DAN İKTİDARA: “GÜN GELECEK ADALET SİZE DE LAZIM OLACAK”

Erkan’ın ardından DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı ve DEM Parti Hukuk Komisyonu Eş Sözcüsü avukat Öztürk Türkdoğan konuştu. Türkdoğan, “Siyasal iktidar sürekli yargıyı kullanarak baskı politikasını giderek derinleştiriyor. 31 Mart seçimlerinden gerekli dersi çıkarmayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Yargıda kurulan bu kumpas davaları sayısı artık hatırlanmayacak kadar çok. Bu da bir kumpas davasıydı. Adil yargı, bağımsız yargı, tarafsız, yargı, adalet herkes içindir. İktidarda olanlara seslenmek istiyorum; gün gelecek size de adalet lazım olacak. Yargıyla bu kadar oynamayın” çağrısında bulundu.

DEM PARTİ MİLLETVEKİLİ TANHAN: “YARGITAY SİYASİ İKTİDAR VE ONUN ORTAĞININ TETİKÇİLİĞİNİ YAPIYOR”

Son olarak basın açıklamasına destek veren DEM Parti Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan da “Bugün Yargıtay’ın içtihadına baktığımızda aslında darbeler hukukunun gerisine düştüğümüzün bir filmini, röntgenini çekmiş oluyoruz. Bugün Yargıtay, özellikle de 3. Ceza Dairesi siyasi iktidar ve onun ortağının tetikçiliğini yapıyor. Hukukun askıya alındığı, yok edildiği bir durumla karşı karşıyayız” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/savunmaya-ozgurluk-platformu-bu-karar-ile-meslektaslarimizin-avukatligi-mahkum-edilmeye-calisiliyor/feed/ 0
UCM’nin, Netanyahu hakkında vereceği muhtemel yakalama kararının uygulanması işbirliğine bağlı https://www.haber60.com.tr/ucmnin-netanyahu-hakkinda-verecegi-muhtemel-yakalama-kararinin-uygulanmasi-isbirligine-bagli/ https://www.haber60.com.tr/ucmnin-netanyahu-hakkinda-verecegi-muhtemel-yakalama-kararinin-uygulanmasi-isbirligine-bagli/#respond Wed, 01 May 2024 08:24:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29975 Gazze’de işledikleri savaş suçları nedeniyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da aralarında yer aldığı İsrailli yetkililer hakkında, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından verileceği belirtilen yakalama kararının uygulanmasının yolu, devletlerin işbirliğinden geçiyor.

İsrail medyasında son günlerde çıkan haberlerde, Ulusal Güvenlik Konseyinin, Başbakan Netanyahu, Savunma Bakanı Yoav Gallant ve Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi hakkında UCM’nin uluslararası yakalama kararı çıkarma olasılığını değerlendirdiği ve Netanyahu’nun, kendisine yönelik tutuklama emri çıkarılmasını engellemek amacıyla başta ABD Başkanı Joe Biden olmak üzere, uluslararası liderler ve yetkililerle çok sayıda telefon görüşmesi yaptığına işaret edildi.

UCM’nin olası yakalama kararına ABD ve İsrail karşı çıkarken AA muhabiri, söz konusu muhtemel yakalama kararının ne anlama geldiğini, taraf ülkeler üzerindeki etkisini ve uygulanabilirliği konusundaki bilgileri derledi.

UCM, taraf olmayan devletlerin vatandaşlarını yargılayabilir mi?

Filistin’in UCM’ye taraf olmasıyla birlikte, milliyetlerinden bağımsız olarak Filistin topraklarında işlenen suçlar hakkında Mahkemenin yargı yetkisine bulunurken bu, potansiyel olarak UCM’nin, dünya üzerindeki herkesi yargılayabildiğini gösteriyor.

UCM, yargıladığı kişinin vatandaşlığının bulunduğu ülkenin yanı sıra kendisine taraf bir ülkenin topraklarında işlenen suçların bütün failleri hakkında yargı yetkisini kullanabiliyor.

ABD, UCM’nin İsrailli yetkililer hakkında hüküm verme yetkisinin olmadığı iddiasıyla yargı yetkisine karşı çıkmasına karşın Mahkeme, suçların, kendisine taraf olan Filistin’de işlenmesi sebebiyle yargı yetkisinin olduğunu kabul ediyor.

Bu, UCM’ye taraf olan Filistin’in topraklarında işlenen suçun failinin, hangi ülke vatandaşı olduğuna bakılmaksızın, Mahkemenin yargı yetkisine sahip olduğu anlamına geliyor.

UCM’nin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında verdiği yakalama kararında da görüldüğü üzere, her ne kadar Rusya UCM’ye taraf olmasa da suçun, Ukrayna topraklarında işlenmesi ve Ukrayna’nın UCM’ye taraf olması sayesinde Putin hakkında yakalama kararı çıkarılabilmişti.

Benzer şekilde Filistin’in, 1 Nisan 2015’ten bu yana UCM’ye taraf olması sayesinde, UCM İsrailli yetkililer hakkında yakalama kararı verebilir.

Yakalama kararı ne anlama geliyor?

UCM, kurucu anlaşması olan Roma Statüsü’nün 58. maddesi uyarınca, soruşturma başlattığı bir olaydaki bir kişinin, yargı yetkisine giren; soykırım, savaş suçu, insanlığa karşı suçlar veya saldırı suçu işlediğine yönelik, hakkında makul şüphesi varsa yakalama kararı çıkarabiliyor.

UCM’nin verdiği yakalama kararı gizli olabildiği gibi kamuya açık şekilde de ilan edilebiliyor.

UCM, özellikle kamuoyunda bilinen üst düzey kişiler hakkındaki yakalama kararlarını, daha hızlı yakalanabilmeleri için gizli tutmayarak açıktan ilan ediyor.

Yakalama kararı, UCM Savcılığının talebi üzerine, UCM Ön İnceleme Dairesi tarafından veriliyor.

İçeriğine göre değişmekle birlikte, yakalama kararının amacı genellikle şüphelinin UCM’ye teslim edilerek hakkında başlatılan soruşturmanın ilerletilmesi için bizzat Mahkeme huzuruna çıkarılması anlamını taşıyor.

Eğer Netanyahu hakkında yakalama kararı çıkarılırsa bu, Netanyahu’nun Filistinlilere karşı işlediği soykırım, savaş suçu, insanlığa karşı suçlar veya saldırı suçlarından biri ya da birkaçından yargılanacağı anlamını taşıyor.

Yakalama kararına alternatif olarak, eğer kişinin kendiliğinden Mahkemeye geleceğine inanılıyorsa UCM şüpheli için çağrı yazısı gönderebiliyor

UCM’de kimler yargılanır?

UCM, devletleri değil, sadece gerçek kişiler yargılıyor.

Bu kişiler, suçu işleyen kişiden suç işlenmesi emrini verene, en düşük seviyede suça katılanlardan en üst düzeydeki devlet görevlilerine kadar uzanabiliyor.

Roma Statüsü’nün 27. maddesine göre, ulusal veya uluslararası hukuktan kaynaklanan hiçbir bağışıklık veya dokunulmazlık UCM önünde geçerli olmuyor.

Bu sebeple kural olarak UCM’nin Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer hakkında yakalama kararı alma yetkisinin olduğu kabul ediliyor.

Yakalama kararı nasıl uygulanıyor?

UCM’nin kendisine ait bir polis veya başka bir kolluk gücü olmaması sebebiyle kararlarının uygulanması, genellikle devletler eliyle oluyor.

Roma Statüsü’nün 86. maddesi uyarınca UCM’ye taraf ülkeler, Mahkemenin aldığı kararları eksiksiz şekilde uygulama yükümlülüğü altında bulunurken taraf olmayan ülkeler açısından bu durum büyük oranda devletlerin kendi rızalarına dayanıyor.

UCM’ye taraf olan 124 ülke arasında başta Kanada, İngiltere, Japonya, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Belçika, Hollanda mevcutken ABD, İsrail, Rusya, Çin, Hindistan, Pakistan ve Mısır gibi ülkelerin UCM’ye taraf olmaması dikkati çekiyor.

Öte yandan UCM, Interpol, BM Barış Güçleri ve benzeri kuruluşlar eliyle de yakalama kararının infaz edilmesini sağlayabiliyor.

Devlet başkanlarının dokunulmazlığı

Netanyahu hakkında verilecek olası bir yakalama kararı, uluslararası hukukta devlet başkanlarının dokunulmazlığı kuralıyla çatışması durumunda farklı ihtimaller ortaya çıkıyor.

UCM, kural olarak yargılamalarında dokunulmazlığı her ne kadar geçerli kabul etmese de devletler özellikle devlet başkanları hakkında verilen yakalama kararlarının uygulanmasından, “dokunulmazlık” gerekçesiyle kaçınabiliyor.

Ayrıca haklarında yakalama kararı olan devlet başkanları, genellikle UCM’ye taraf olan devletleri veya yakalama kararını uygulamayı isteyebilecek ülkeleri ziyaret etmekten kaçınıyor.

Ömer el-Beşir hakkındaki yakalama kararı

Eski Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, hakkında UCM tarafından verilen yakalama kararı bulunmasına rağmen görevde bulunduğu sürede aralarında Mahkemeye taraf olan Güney Afrika ve Ürdün’ün de bulunduğu çok sayıda ülkeye ziyaretler yapmıştı.

El-Beşir, görevde bulunduğu Haziran 2015’te Afrika zirvesi için gittiği Güney Afrika’da yerel bir mahkemenin, “UCM’nin El-Beşir hakkındaki yakalama kararının uygulanması” yönünde aldığı karar henüz uygulanmadan ülkeden ayrılmıştı.

Güney Afrika, el-Beşir hakkındaki yakalama kararının kendisini, uluslararası hukukun diğer bir kuralı “devlet başkanlarının dokunulmazlığı”nı ihlale mecbur bıraktığı gerekçesiyle UCM’den ayrılmayı tartışmıştı.

El-Beşir, benzer şekilde hakkındaki yakalama kararına rağmen Ürdün’ü ziyaret etmiş fakat Ürdün makamları kararı uygulamamış ve bu tür durumlarda nasıl hareket edilmesi gerektiğine ilişkin UCM’den bilgi talep etmişti.

UCM ise hem Güney Afrika’nın hem de Ürdün’ün Mahkemeye taraf ülke olarak işbirliği yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini belirtmişti.

Mahkeme, uluslararası barışı ve güvenliği tehdit etmesi nedeniyle Sudan’daki suçların incelenmesi yetkisini, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nden, BM Şartı’nın 7. Bölümü altındaki bağlayıcı olan kararıyla aldığını belirterek Sudan davası özelinde alınan kararların tüm devletler açısından bağlayıcı olduğunu ifade etmişti.

Mahkeme, kural olarak devlet başkanı dokunulmazlığının geçerli olmayacağını ve taraf ülkelerin, UCM’nin kararlarını uygulama yükümlüğünün, diğer uluslararası yükümlülüklerinden önce geldiğini kaydetmişti.

Vladimir Putin hakkındaki yakalama kararı

UCM’nin, Ukrayna’da işlenen suçlara ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında Rusya Devlet Başkanı Putin hakkında 17 Mart 2023’te çıkardığı yakalama kararının bugüne kadar uygulanmaması dikkati çekiyor.

Putin, Mart 2023’den bu yana Kırgızistan, İran, Çin, Birleşik Arap Emirlikleri, ve Suudi Arabistan’a ziyaretler yaparken Putin’in Ağustos 2023’te Güney Afrika’da yapılan BRICS Liderler Zirvesi’ne bizzat gitmek yerine video konferans yoluyla katılması UCM’nin yakalama kararıyla ilişkilendiriliyor.

ABD başta olmak üzere Batılı devletlerin, Putin hakkındaki yakalama kararına verdiği desteğe karşın Netanyahu hakkındaki olası yakalama kararına şiddetle karşı çıkması, İsrail konusundaki çifte standart eleştirilerini tekrar gündeme getiriyor.

UCM’den Netanyahu’ya tutuklama kararı iddiası

İsrail Başbakanı Netanyahu ile ABD Başkanı Joe Biden arasında dün yapılan telefon görüşmesinde, UCM’nin Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılar nedeniyle İsrailli yetkililer hakkında olası tutuklama kararının gündeme geldiği iddia edilmişti.

İsrail’in “Walla” internet sitesindeki haberde, İsrailli yetkililerin UCM’nin Netanyahu, Savunma Bakanı Yoav Gallant ve İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi hakkında tutuklama emri çıkartmaya hazırlandığı konusunda son iki haftadır daha fazla endişe duymaya başladığı belirtilmişti.

Adı açıklanmayan İsrailli 2 yetkiliye dayandırılan haberde, Netanyahu’nun, UCM’nin olası tutuklama kararına ilişkin endişelerini Biden’e ilettiği kaydedilmişti.

Görüşmede, Netanyahu’nun Biden’dan UCM’nin olası tutuklama kararını engellemek için yardım istediği aktarılmıştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ucmnin-netanyahu-hakkinda-verecegi-muhtemel-yakalama-kararinin-uygulanmasi-isbirligine-bagli/feed/ 0
“Büyük Savunma Mitingi… Erinç Sağkan: “Biz Hukuk Devleti Diye Haykırırken Kanun Devleti Bile Olmaktan Uzaklaşılıyor” https://www.haber60.com.tr/buyuk-savunma-mitingi-erinc-sagkan-biz-hukuk-devleti-diye-haykirirken-kanun-devleti-bile-olmaktan-uzaklasiliyor/ https://www.haber60.com.tr/buyuk-savunma-mitingi-erinc-sagkan-biz-hukuk-devleti-diye-haykirirken-kanun-devleti-bile-olmaktan-uzaklasiliyor/#respond Sat, 27 Apr 2024 22:21:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29629 (ANKARA) – Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve barolar öncülüğünde avukatlar Anıtpark’ta “Büyük Savunma Mitingi” düzenledi. Binlerce avukatın kaldığı mitingde konuşan TBB Başkanı Erinç Sağkan, “Biz hukuk devleti diye haykırırken kanun devleti bile olmaktan uzaklaşılıyor, anayasasızlaşmaya doğru yol alınıyor. Ülkemizde bağımsız yargının, adil yargılanma hakkının, hukukun üstünlüğünün en güçlü savunucusu her zaman biz avukatlar olduk. Yine bugün de hukuk devleti için, yargı bağımsızlığını savunmak için buradayız” dedi. Mitinge Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Avukat Mansur Yavaş da desteklerini sundu ve “Ülkede en çok ihtiyacımız olan adalete olan inancınız bizi ayakta tutuyor. Sığınacağımız tek şey adalet” ifadelerini kullandı.

TBB ve barolar, “Şiddete ve angaryaya karşı meslek onurunu ve emeği savunmak için” diyerek Ankara’da Anıtpark’ta “Büyük Savunma Mitingi” düzenledi.

TBB’nin Balgat’ta bulunan binası önünde toplanan avukatlar Anıtpark’a yürüdü. Mitingte avukatlar “Savunmayı savunuyoruz”, “Eşit işe eşit ücret”, “Angaryaya hayır, şiddete son”, “Çoklu baroya hayır”, “Avukat güvende değilse yurttaş tehlikede”, “Savunma boyun eğmeyecek”, “Hak aramanın vergisi olmaz”, “Stajyer avukatlara hazineden ücret”, “Bağımsız yargı, bağımsız baro”, “CMK ücretleri AAÜT’ye eşitlensin”, “AYM kararları uygulansın” gibi taleplerin yer aldığı dövizleri taşıdılar.

HATAY BAROSU: “SESİMİZİ DUYUYOR MUSUNUZ?”

Hatay Barosu, miting alanına “Sesimi duyuyor musunuz” diyerek girdi ve “Deprem değil cinayet” sloganlarını attı. Miting alanında Hatay Barosu büyük alkışlarla karşılandı. Öte yandan, Adalet için Hukukçular Derneği  “Can Atalay’a Özgürlük” pankartı ile Çağdaş Hukukçular Derneği ise “Tutuklu Avukatlara Özgürlük” pankartı ile alana giriş yaptı.

GENÇ AVUKATLAR: “SAVUNMA HAKKI KUTSALDIR, GENÇ AVUKATLAR OLARAK SUSMADIK, SUSMAYACAĞIZ”

Genç Avukatlar Çalıştayı’nın sonuç bildirgesi açıklandı. Sonuç bildirgesi Van Barosu’ndan Mehmet Salih Coşkun ve Yozgat Barosu’ndan Sevde Nazlıcan Sargın tarafından açıklandı. “Bizler geç avukatlar olarak mesleğin geleceğiyiz” denilen açıklamada genç avukatlar sorunlarını şu sözlerle anlattı:

“Mesleğimizin ekonomik sıkıntıları için halkımızın refah seviyesinin yükseltilerek savunma hakkının korunması sağlanmalıdır. Temel ofis giderleri ve abonman sözleşmelerinde genç avukatlara indirim sağlanmalı, vergi muafiyeti artırılmalıdır. Tarafımızca hak olan ücretlerin ödenmemesi emeğimizin sömürüsü haline gelmiştir. Kolluk personellerinin keyfi uygulamaları nedeniyle meslek onuruna uygun mesleğimizi icra edemiyoruz. Savunma hakkı kutsaldır, genç avukatlar olarak hiçbir zaman susmadık, susmayacağız.”

“CUMHURİYET HUKUKUNA SAHİP ÇIKMAK GÖREVİNİ RUHUNDA VE VİCDANLARINDA TAŞIYANLARIZ”

Genç Avukatlar Çalıştayı’nın sonuç bildirgesinin açıklanmasının ardından TBB Başkanı Erinç Sağkan söz aldı. Miting alanındaki kalabalığı işaret eden Sağkan “Bu tablo Cumhuriyet’in neden ilelebet payidar kalacağının göstergesidir” diyerek sözlerine başladı.

“Biz avukatız; mevcudiyeti yüzlerce insan ömrüne tekabül eden, dünyanın en kutsal mesleklerinden birinin düğmesiz bir cübbeyle birbirine eşitlenmiş üyeleriyiz. Biz avukatız; hayatını hak mücadelesine adamış; anayasal düzeni korumak, Cumhuriyet hukukuna ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkmak görevini ruhunda ve vicdanlarında taşıyanlarız. İnsan haklarına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkelerini temel alan Cumhuriyetimizi ilelebet yaşatmayı sorumluluğu ve zorunluluğu olarak gören hak savunucularıyız” diyen Sağkan, şöyle konuştu:

“KULA KUL DEĞİL, BİREY OLMA HAKKININ HİÇBİR BASKI DÜZENİNE VAKFETMEMEK ÜZERİNE YEMİN ETMİŞ MESLEK GRUBUYUZ”

“Biz avukatız; savaşların ve hüznün coğrafyasının tam ortasında, Cumhuriyet’in bizlere sağladığı kula kul değil birey olma hakkının, özgürlüğün, eşitliğin, insan onurunun ve hukuk devletinin zerre-i miskal kadarını hiçbir zümreye, kişiye ya da baskı düzenine vakfetmemek üzerine yemin etmiş meslek grubuyuz. Biz avukatız ve tarafız; haksızlığın kimden geldiğine ve kime dönük olduğuna bakmaksızın adalete erişimlerine engel olunanların ve sesi kısılmaya çalışılan kim varsa onun yanındayız.

“BU CÜBBE SADECE ÜLKEMİZDE DEĞİL, İSRAİL’İN GAZZE’DE YAPTIĞI KATLİAMA KARŞI FİLİSTİNLİ SİVİLLERİN DE KALKANI OLDU”

Üzerimizde bizi birbirimize eşitleyen düğmesiz cübbelerimize iyi bakınız. İşte bu cübbe; yağmurda, soğukta, direnişte ama en çok umutta vücut buldu. Bu cübbe, barolarımızın bölünmemesi, mesleğimizin itibarının korunması için omuz omuza direnirken, barınağımız ve çatımız oldu. Bu cübbe, bütün darbe dönemlerinde darbecilere karşı yurttaşlar için kalkan, ortadan kaldırılmaya çalışılan hak ve özgürlükler içinse son sığınak oldu. Bu cübbe sadece ülkemizde değil bugün İsrail’in Gazze’de yaptığı katliama, soykırıma karşı Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdinde yaptığımız başvuru ile Filistinli sivillerin, kadınların ve çocukların da kalkanı oldu.

“ŞİDDET SARMALINA DUR DEMEK İÇİN BURADAYIZ”

Biz, dünya çapında Tehlikedeki Avukatlar Günü’nün iki kez ve üst üste kendilerine ithaf edildiği bir ülkenin avukatlarıyız. “Avukat” olmanın tarihini baştan yazan, dünyanın geri kalanına avukatların nasıl mücadele etmeleri gerektiğini öğreten meslektaşlarımız ve mesleğimiz fiziksel, psikolojik ve ekonomik olarak ağır tehdit ve tehlike altındadır. Biz bu şiddet sarmalına artık dur demek için, tek bir kayba daha tahammülümüz olmadığı için buradayız!

“MESLEĞİMİZ AĞIR BİR EKONOMİK TEHDİT ALTINDA”

Mesleğimiz ağır bir ekonomik tehdit altındadır! Bu tehdit, stajyer meslektaşımdan genç meslektaşlarıma, kamuda görev yapan meslektaşlarımdan bütünsel olarak tüm avukatlara sirayet etmiş ve mesleğimizin sürdürülebilirliğini tehlikeye sokmuştur. Bugün artık avukatın emeğini ve hakkını savunmak için buradayız. Biz bugün nitelikli hukuk eğitiminin olmazsa olmazlığını haykırmak için buradayız! Her yıl mesleğe katılan 20 bin avukatla bu sistemin sürdürülebilmesinin mümkün olmadığını daha güçlü dile getirmek için buradayız! ‘Bu sorun yalnızca avukatın değil, aynı zamanda senin de sorunun ey yurttaşlarımız’ demek için buradayız! Bu gidişat hiç iyi gidişat değil, uyarmak için buradayız.”

“SEFALET ÜCRETLERİNİN AYIBINI ÜSTLENMEYECEĞİMİZİ GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ”

CMK ücretlerine değinen Sağkan, “Meslektaşımın eline geçen net ücretleri veriyorum: Soruşturma aşamasındaki görevlendirmelerde 1.528 TL, Asliye Ceza görevlendirmesinde 2.640 TL, Ağır Ceza görevlendirmesinde 4.700 TL..! Öyle her ay cebine havadan giren paradan değil, yıllarca sürecek, maddi manevi yükü olan bir dosya için meslektaşımızın emeğinin karşılığı olarak reva görülen miktardan söz ediyoruz. Peki, aylık olarak ödenen en düşük Bağ-Kur primi ne kadar? 6.900 TL! Bugün biz, bu sefalet ücretlerinin ayıbını üstlenmeyeceğimizi göstermek için buradayız! Ailelerimizle, çocuklarımızla, sevdiklerimizle geçireceğimiz zamanlardan feragat ederek adalet adına üstlendiğimiz onurlu görevin karşılığının bu olamayacağını haykırmak için buradayız!” ifadelerine yer verdi ve şöyle devam etti:

“BİZ HUKUK DEVLETİ DİYE HAYKIRIRKEN ANAYASASIZLAŞMAYA DOĞRU YOL ALINIYOR”

“Bugün ülkemizde AİHM kararlarının, AYM kararlarının uygulanmadığı bir dönemi yaşıyoruz. Sayılar ve istatistiki veriler üzerinden bir değerlendirme yapamayız. Çünkü tek bir dosyaya ilişkin kararın uygulanmaması bile yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü bakımından büyük bir kaygı duymak için yeterlidir. Henüz geçtiğimiz Kasım ayında Anayasa Mahkemesi önünde, hukukun ve anayasanın üstünlüğünü savunmak için bir aradaydık. Anayasa Mahkemesinin meslektaşımız Can Atalay hakkında verdiği kararın bağlayıcılığını anlatmaya çalıştık. Ne yazık ki, geldiğimiz noktada meslektaşımız Anayasa Mahkemesinin ihlal kararına rağmen hala cezaevinde tutuluyor. Biz hukuk devleti diye haykırırken kanun devleti bile olmaktan uzaklaşılıyor, anayasasızlaşmaya doğru yol alınıyor.

“HUKUK DEVLETİ İÇİN, YARGI BAĞIMSIZLIĞINI SAVUNMAK İÇİN BURADAYIZ”

Ülkemizde bağımsız yargının, adil yargılanma hakkının, hukukun üstünlüğünün en güçlü savunucusu her zaman biz avukatlar olduk. Yine bugün de hukuk devleti için, yargı bağımsızlığını savunmak için buradayız.”

KÖROĞLU: “İKTİDARIN TESLİM ALAMADIĞI TEK BİR KURUM KALDI O DA SAVUNMA VE SAVUNMANIN ÖRGÜTÜ”

Sağkan’ın ardından konuşan Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu da “Hiçbir zaman hukuk devleti olmadık aslında biz ancak artık yasa devleti bile değiliz. İktidar TBMM’den çıkan yasalara uymuyorsa hukukun üstünlüğü diye bildiğimiz her şeyin değeri iktidarın gözünde çöp kadarsa geride yaşatacağınız bir hayat kaldı mı? Ama biz buradayız işte. Çünkü teslim alamadıkları tek bir kurum kaldı o da savunma ve savunmanın örgütü. Her şeye rağmen biz dara düşen herkesin umudu olduk. İktidarları bu kadar huzursuz eden hukukun üstünlüğünü tanımamız” ifadelerine yer verdi.

MANSUR YAVAŞ: “ADALETE OLAN İNANCINIZ BİZİ AYAKTA TUTUYOR”

Mitinge gelerek avukatlara desteklerini sunan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Ülkede en çok ihtiyacımız olan adalete olan inancınız bizi ayakta tutuyor. Sığınacağımız tek şey adalet. Bu mücadelenizi sonuna kadar desteklediğimi ifade etmek isterim”  dedi.

DİYARBAKIR BARO BAŞKANI EREN: “BARIŞIN EGEMEN OLDUĞU, SAVUNMANIN SUSTURULMADIĞI YARINLAR DİLİYORUM”

Diyarbakır Barosu Başkanı Avukat Nahit Eren de Tahir Elçi’yi anarak sözlerine başladı. Hukukun üstünlüğünün rafa kaldırıldığı, adil yargılanma hakkının kullandırtılmadığı bir ülkede savunma hakkının da önemi bilinmiyor. Baskıyla, katlederek ve ekonomik olarak sindirmeye çalıştığınız avukatlar hiçbir zaman boyun eğmeyecek. Barışın egemen olduğu, savunmanın susturulmadığı yarınlar diliyorum. İyi ki avukatlar var, iyi ki bu ülkede barışı, özgürlüğü ve demokrasiyi savunan sizler varsınız” dedi. Avukatlar bunun üzerine “Tahir Elçi ölümsüzdür” sloganını attı.

İSTANBUL BARO BAŞKANI FİLİZ SARAÇ: “ADLİYELER İÇİNDE ADİL YARGILAMALARIN YAPILMADIĞI AVM’LERE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç, ise çoklu baroya dikkati çekti ve şunları söyledi:

“Savunmanın etkisiz kılındığı bir sistemde demokrasiden ve hukuktan bahsedilemez. Avukat mesleğinin güçlendirilmesi yurttaşın savunma hakkının da güçlendirilmesidir. Mesleğimizi yapabilmek için büyük bedeller ödüyoruz ama avukatlar korunmuyor. Ülkemiz hukuk kurallarına uymuyor, Can Atalay hala cezaevinde tutuluyor. Adaleti, eşitliği savunan barolar eşitsiz temsil edilmektedir. Bu yanlıştan biran önce dönülmelidir. Adliyeler büyüdü ama içinde adli yargılamalar yapılmayan AVM’lere dönüştü. Savunmanın etkisiz kılındığı bir sistemde demokrasiden ve hukuktan söz edilemez. Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkmak konusundaki mücadelemiz devam edecek.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/buyuk-savunma-mitingi-erinc-sagkan-biz-hukuk-devleti-diye-haykirirken-kanun-devleti-bile-olmaktan-uzaklasiliyor/feed/ 0
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, tutuklu meslektaşlarına tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/tmmob-insaat-muhendisleri-odasi-tutuklu-meslektaslarina-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/tmmob-insaat-muhendisleri-odasi-tutuklu-meslektaslarina-tepki-gosterdi/#respond Sat, 27 Apr 2024 21:45:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29612

Kamera: MEHMET MEHMETLİOĞLU

(ANKARA) – TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu ve bağlı 26 Şube başkanı, “6 Şubat depremlerinden ardından meslektaşlarının  haksız yere tutuklu olarak yargılanmasına”tepki gösterdi. Yönetim kurulu adına ortak açıklamayı okuyan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Nusret Suna, “Kamuoyunda oluşan tepkiler meslektaşlarımıza yönlendirilerek gerçek sorumluların cezanlandırılması engellenmekte; bu durum mesleğimizin ve meslektaşlarımızın  topyekun cezanlandırılması haline dönüşmektedir” dedi.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu ve bağlı 26 Şube başkanı, Ankara’da bir araya gelerek “meslektaşlarının haksız yere tutuklu olduğunu” iddia ederek tepki gösterdi.

“GEÇEN SÜRE KAYGILARIMIZIN HAKLILIĞINI ORTAYA KOYDU”

Yönetim Kurulu adına açıklamayı okuyan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Nusret Suna, şunları söyledi:

“6 Şubat depremlerinin ardından başlayan soruşturma ve yargı süreçlerinde evrensel hukuk ilkeleri ayaklar altına alınarak, somut delillere dayanmaksızın adeta günah keçisi ilan edilen meslektaşlarımız tutuklu yargılanmaktadır. Bu yargı süreçlerinde ülkemizin depreme hazırlanması konusunda yıllardır hiçbir eylemde bulunmayan, imar aflarıyla risk üzerine risk yaratan, yapıların nihai denetimini yapan temsilciler ve karar alıcılar adeta aklanırken afetin tüm sorumluluğu teknik elemanların üzerine yıkılmaktadır. 15 Mart- 13 Aralık 2023 tarihleri açıklamalarımızda yıkılan ve hasar gören on binlerce yapının sorumluluklarının hem cezai hem de hukuki yönden meslektaşlarımızın omuzlarına yıkılmaya çalışıldığı belirtmiştik. 6 Şubat depremlerinin yaratmış olduğu yıkımda sorumluluğu bulunan herkesin yargı önüne çıkartılması ve bu kişilerden hukuk nezdinde hesap sorulması gerekmektedir. Başlayan yargı süreçlerinin seyrine bakıldığında gerçek kusurluların ortaya çıkartılmasından uzaklaşıldığı, eksik ve hatalı yaklaşımlar içerdiği, odamızın 3 Kasım 2023 tarihinde yayıladığı Şubat 2023 depremlerinde binaları hasar görerek yıkılan statik proje mühendislerinin yargılanmalarında esas alınacak bilirkişi raporlarının tekik yaklaşımı çalışmasının üniversitelere ait bilirkişi raporlarında dikkate alınmadığı yönündeki tespitlerimizi ve pek çok statik proje mühendisi meslektaşımızın tutuklanarak günah keçisi ilan edilmeye çalışıldığı; gerçek sorumluların ise gizlenmeye çalışıldığına dair kaygılarımızı dile getirmiştik. Soruşturmaların başlamasının üzeriden geçen 16 aylık süre, tespit ve kaygılarımızın haklılığını ortaya koymuştur.

“MÜHENDİSLERİN İMAR PLANINI DEĞİŞTİRME YETKİSİ YOKTUR”

6 Şubat depremlerinin kendisine özgü öngörülemez niteliğine yönelik devam eden bilimsel çalışmalar yapı, deprem ve yapıldığı dönemde geçerli olan mevzuat ilişkisi ile odamız başta olmak üzere ilgili tüm tarafların konuya ilişkin bilimsel ve hukuki çalışmaları soruşturma ve kovuşturma aşamalarında dikkate alınmamıştır. Hukuki ve teknik gerekliliklere uymayan bilirkişi raporları doğrultusunda meslektaşlarımızın hukuksuz şekilde tutuklu yargılanmaları ile adalet sağlanamayacağı gibi kamuoyunda oluşan tepkiler meslektaşlarımıza yönlendirilerek gerçek sorumluların cezanlandırılması engellenmekte; bu durum mesleğimizin ve meslektaşlarımızın  topyekün cezanlandırılması haline dönüşmektedir. Ülkemizdeki riskli yapı stokunu varlığının hemen herkes tarafından bilinmesi, biz dahil tüm kuruluşların önlem alınması gerektiğini söylemesi ve bu önlemlerin neler olduğunu söylemesine rağmen 20 yıldır hiçbir eylemde bulunmayan, imar aflarıyla risk üzerine risk yaratan, yapıların nihai denetimini yapan yöneticiler ve karar alıcılar aklanıyor. Deprem nedeniyle yıkılan binada can kaybı oluşmuşsa ne zaman, hangi koşullarda, hangi mevzuata göre proje hazırlandığı, kontrol ettiği, uyguladığı önemli olmaksızın mühendisler tutuklu yargılanıyor. Sadece yapıda sonradan projeye aykırı şekilde yapılan kolon kesme, duvar yıkma gibi değişikliklerin yapıldığının ispatı halinde tahliye ediliyorlar. Oysa ki proje müellifi mühendisin görevi, proje tarihindeki mevzuata uygun proje hazırlamak, uygulamacı ve denetçi mühendislerin görevi ise projeye uygun denetim yapmaktır. Mühendislererin imar planlarını değiştirme, deprem haritalarını güncelleme, yapılara kullanma izni verme gibi yetkileri bulunmamaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki deprem yargılamalarında binanın inşa edildiği tarihte mühendisin yaptığı proje kusurlu bulunsa dahi kusurlu olduğu hususların yıkımda ne şekilde ve ne derecede etken olduğunun ortaya çıkartılması, adil yargılama hakkının gereğidir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tmmob-insaat-muhendisleri-odasi-tutuklu-meslektaslarina-tepki-gosterdi/feed/ 0
Üniversite Öğretim Görevlisine Cinsel Saldırıdan 12 Yıl 6 Ay Hapis Cezası https://www.haber60.com.tr/universite-ogretim-gorevlisine-cinsel-saldiridan-12-yil-6-ay-hapis-cezasi/ https://www.haber60.com.tr/universite-ogretim-gorevlisine-cinsel-saldiridan-12-yil-6-ay-hapis-cezasi/#respond Fri, 26 Apr 2024 21:06:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29471

ESMA TURAN

(MUĞLA) – Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Arkeoloji Bölümü öğretim görevlisi Şahin Gümüş’ün, kazı evinde birlikte konakladığı öğrencisine “cinsel saldırıda” bulunduğu iddiasıyla açılan davada karar çıktı. Mahkeme, öğretim görevlisi Gümüş’e “iyi hal” indirimi uygulayarak, 12 yıl 6 ay hapis cezası verdi.

MSKÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nde öğretim görevlisi olan Şahin Gümüş’ün öğrencisine 6 Ağustos 2022 tarihinde cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla açılan davanın 4. duruşmasında karar çıktı.

Mahkeme, Gümüş’e “nitelikli cinsel saldırı” suçundan önce 12 yıl daha sonra suç tekrarı nedeniyle cezayı artırarak 15 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, Gümüş’ün “duruşmalardaki iyi halini” dikkate alarak cezasında altıda bir oranında indirim uyguladı ve cezayı 12 yıl 6 aya indirdi.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan öğrencinin avukatı Alev Öztürk, şu açıklamayı yaptı:

“Müvekkil 2022 yılı ağustos ayında Fethiye de kaldığı kazı evinde kaldıkları kazı evinin başkanlığını da yapan üniversitedeki hocası tarafından cinsel saldırıya uğramıştı. Müvekkil uğradığı bu cinsel saldırı sonucunda henüz 20 yaşında olması, öğrenci olması, kendisine inanılmayacağı endişesi ve korkuları yüzünden belli bir süre şikayet etmeye cesaret edememiş. Sonrasında kendisine cinsel saldırıda bulunan hocasıyla yaptığı konuşmalardaki ses kayıtları ile cesaretini toplayıp aradan geçen 4 ay sonunda şikayetçi olmuştu. Müvekkilin şikayeti sonucu başlatılan soruşturmada sanık ilk olarak tutuklanmış, bir buçuk ay kadar cezaevinde kalmış daha sonra tutukluluk değerlendirmesi ile serbest bırakılmış ve tutuksuz yargılanmıştı. Fethiye 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaklaşık bir senedir devam eden dava, dün dördüncü duruşmada karara bağlandı. Duruşmalarda devam eden yargılama aşamasında sanıkla müvekkil arasındaki ses kayıtlarının çözümü yapıldı. Tanıklar dinlendi. Var olan bu ses kayıtlarındaki sanığın suçunu kabul eden sözleri, dinlenen tanıklar ve var olan somut deliller neticesinde sanığa işlemiş olduğu ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan önce 12 yıl hapis cezası verildi. Sonra bunu birkaç defa tekrarladığı için cezası 1/4 oranında artırılarak 15 yıla çıkartıldı. Duruşmalardaki iyi halinden dolayı da 1/6 oranında indirim uygulanarak 12 yıl 6 ay hapis cezasına döndürüldü.

“UMUT VEREN BİR KARAR OLDU”

Yerel mahkemede çıkan bu karar ebetteki sanık vekilleri tarafından istinafa taşınacaktır. Bugünden sonraki hukuki süreci kararlılıkla takip edeceğiz. Bu dosyada bizim için önemli olan şey genel itibariyle mahkemelerin erkek yargı sisteminin ve Yargıtay’ın aradığı bir takım kriterler var. Bu cinsel saldırı olayının akabinde belli bir süre geçtikten sonra yapılan şikayetleri ne yazık ki yargı sisteminin ciddi almamak gibi bir alışkanlığı var. Geç yapılan şikayetleri sanki yokmuş gibi kabul edip genelde sanıklar lehine yorumlar yapıp beraat yönünde genelde kararlar çıkıyor. Bu konuda birçok kadın yaşadığı bu mağduriyet ve sanığın cezasız kalmasın durumunda daha fazla mağduriyet yaşıyor. Bu dava bizim için bu açıdan önemli. Müvekkilin 4 ay sonra yaptığı şikayet bu şikayet sonrası yapılan yargılamada böyle bir karar çıkması kadına şiddet ile mücadele eden avukatlar için ve erkek şiddetine, cinsel şiddete maruz kalmış olanlar için umut veren bir karar oldu.”

“ARTIK KABUSLARIM SONA ERDİ”

Adaletin tecelli ettiğini söyleyen kız öğrenci, “Her zaman umut var. Ben ilk başlarda çok umutsuzdum. İlk başta kimsenin inanmayacağını düşünmüştüm ama bu süreçte başından beri gerek avukatım Alev hanım olsun gerekse ailem yanımdaydı. Artık o korkulu süreci atlattım. O kabuslarım artık sona erdi. O günden sonra rahat bir nefes aldım, nefes aldığımı hissedebildim. Şimdi artık onun kabusları başlasın. Kimse ümitsiz bir duruma düşmesin. İnsanlar arkamdan bir sürü şey söylediler gerek öğrenciler gerekse öğretmenler. Bana bir sürü iftira atıldı. Ama bu süreçte kendi davamdan vazgeçmedim. Alev hananım da bana inandı. Adaletse gerçekten tecelli etti. Bu karara çok sevindim” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/universite-ogretim-gorevlisine-cinsel-saldiridan-12-yil-6-ay-hapis-cezasi/feed/ 0 ABD Dışişleri Bakanlığı Türkiye’ye İnsan Hakları Raporu Yayımladı https://www.haber60.com.tr/abd-disisleri-bakanligi-turkiyeye-insan-haklari-raporu-yayimladi/ https://www.haber60.com.tr/abd-disisleri-bakanligi-turkiyeye-insan-haklari-raporu-yayimladi/#respond Thu, 25 Apr 2024 01:18:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29242 ABD Dışişleri Bakanlığı 200’e yakın ülkenin 2023 yılı insan hakları raporunu yayımladı. Raporda Türkiye’ye de geniş yer verildi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise yazılı bir açıklama ile rapora tepki gösterdi.

Ankara’nın yaptığı yazılı açıklamada, “ABD’nin insan hakları konusunda kendi siciline odaklanması ve terör örgütleriyle kurduğu ortaklıklar ile insan hakları konusunda izlediği çifte standartlı politikayı sonlandırması çağrımızı yineliyoruz” ifadesine yer verdi.

22 Nisan’da yayımlanan raporun özetinde, “Mayıs ayındaki cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri öncesinde toplanma, örgütlenme ve ifade özgürlüklerine getirilen kısıtlamalar, yıl içinde Türkiye’deki insan hakları durumunu olumsuz etkileyen önemli bir gelişme olmuştur” ifadesine yer verildi.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gözlemcilerinin, seçmenlerin “özgürce oy kullanma haklarını ifade edebildiklerini” bildirdiği, ancak “medyanın önyargısı ve toplanma, örgütlenme ve ifade özgürlükleri üzerindeki kısıtlamaların eşitsiz bir alan yaratarak iktidar için haksız bir avantaja katkıda bulunduğuna dair endişelerini” dile getirdikleri belirtildi.

Demokrasi, İnsan Hakları ve Emek Bürosu tarafından hazırlanan raporda, önemli insan hakları sorunları arasında şu başlıklara dikkat çekildi:

Zorla kaybetme; işkence; keyfi tutuklama veya gözaltı; yargının bağımsızlığı ile ilgili ciddi sorunlar; siyasi mahkumlar veya tutuklular; gazetecilere yönelik şiddet ve tehditler, gazetecilerin haksız yere tutuklanması veya yargılanması, sansür, ifade ve medya özgürlüğüne yönelik ciddi kısıtlamalar; internet özgürlüğüne yönelik ciddi kısıtlamalar; STK’ları kısıtlayıcı yasalar dahil barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik ciddi müdahaleler; mültecilerin kötü muameleye tabi tutulma riski olan bir ülkeye geri gönderilmesi; kadın cinayetleri ve LGBTİ bireyler dahil kapsamlı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet; mülteciler ve Kürt azınlıklar gibi ulusal veya etnik gruplara yönelik şiddet tehdidi içeren suçlar.

Raporda, hükümetin insan hakları ihlallerine karışmış bazı görevlilerin tespiti ve cezalandırılması için sınırlı adımlar attığı belirtilirken, terörle mücadele operasyonlarıyla bağlantılı sivil ölümlerine ilişkin olarak personelin soruşturulmasına yönelik çabalara dair bilgi vermediği vurgulandı.

Siyasi tutuklulara ilişkin olarak TİP’ten Hatay milletvekili seçilen Can Atalay’la ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin aldığı “seçme ve seçilme hakkı” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı”nın ihlal edildiğine ve cezaevinden tahliye edilmesi gerektiğine dair kararına rağmen cezaevinde tutulmaya devam ettiği hatırlatıldı.

“Adil ve açık yargılanma hakkının ihlali” başlıklı bölümde de “Yasa bağımsız bir yargı öngörmekle birlikte, yargı özellikle yürütme organının etkisine maruz kalmaya devam etmiştir” ifadesi yer alıyor ve iş insanı Osman Kavala ile ilgili dava örnek veriliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kavala’nın serbest bırakılması yönündeki iki ayrı kararına rağmen hapiste tutulmaya devam ettiği belirtiliyor.

“Sınır ötesi baskılar” başlığında, Fethullah Gülen hareketine mensup şüphelilerin başka ülkelerde öldürülme, kaçırılma veya farklı şiddet biçimlerine maruz kaldıkları iddia ediliyor. Bunlara ek olarak PKK’ya mensup olduğundan şüphelenilenlerin de “işkence ve insanlık dışı kötü muamele” görme olasılığının arttığı ifade ediliyor.

“Seçimler ve siyasi katılım” başlığı altında ise İstanbul’da CHP’den Ekrem İmamoğlu ve Canan Kaftancıoğlu hakkında açılan davalara ve insan hakları örgütlerinin bu davaların siyasi saiklerle açıldığı değerlendirmelerine yer veriliyor.

Ayrıca Kürt illerine kayyum atanması ve eski HDP eş başkanları Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ’ın cezaevinde tutulmasından söz ediliyor.

Dışişleri Bakanlığı’ndan tepki

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan , “‘2023 İnsan Hakları Raporu’nda, geçmiş yıllarda olduğu gibi, Türkiye’ye yönelik asılsız iddialara, gerçek dışı bilgilere ve ön yargılı yorumlara yer verildiği” kaydedildi.

Raporun “kaynağı belirsiz iddialar ile terör örgütleriyle iltisaklı çevrelerin söylemleri temelinde hazırlandığı” ifade edilerek, “Ülkemiz, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlılığını, karşı karşıya bulunduğu çok yönlü ve ağır terör tehditlerine rağmen kararlılıkla sürdürmektedir” denildi.

Raporda “Gazze’de devam eden ve yalnızca Filistin halkının asli haklarına değil aynı zamanda tüm insanlığın ortak değerlerine büyük bir darbe vuran insanlık dışı saldırılara layıkıyla yer verilmemesinin” büyük endişeyle karşılandığı kaydedilen açıklamada, “Bu durum, söz konusu raporun tarafsızlık ve objektiflikten uzak bir şekilde, siyasi saiklerle hazırlandığını açıkça göstermektedir” değerlendirmesi yapıldı.

Af Örgütü’nden eleştiriler:

Çarşamba günü yayımlanan Uluslararası Af Örgütü’nün, “Dünyada İnsan Haklarının Durumu” başlıklı 2023 yılı raporunda da yine Türkiye’ye yönelik eleştiriler yer aldı.

155 ülkenin insan hakları gelişiminin değerlendirildiği raporda Türkiye’deki insan hakları sorunları için özel bir bölüme yer verildi.

Raporda Türkiye’de “insan hakları savunucuları, gazeteciler, muhalif siyasetçiler ve diğerleri hakkında temelsiz soruşturmalar, yargılamalar ve mahkumiyet kararlarının devam ettiği” ifade edilirken, terörle mücadele ve dezenformasyon yasalarının da “ifade özgürlüğünü sınırlandırmak için kullanıldığı” yönünde bir değerlendirme yapıldı.

özetle şu ifadeler yer aldı:

]]>
https://www.haber60.com.tr/abd-disisleri-bakanligi-turkiyeye-insan-haklari-raporu-yayimladi/feed/ 0
Çorlu tren kazası davası 25 Nisan’da karar duruşmasıyla sonuçlanacak https://www.haber60.com.tr/corlu-tren-kazasi-davasi-25-nisanda-karar-durusmasiyla-sonuclanacak/ https://www.haber60.com.tr/corlu-tren-kazasi-davasi-25-nisanda-karar-durusmasiyla-sonuclanacak/#respond Mon, 22 Apr 2024 21:45:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28801 GAYE ŞEYMA CAN, (İSTANBUL) Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 2018’de meydana gelen ve 7’si çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği, 328 kişinin yaralandığı tren kazasıyla ilgili davanın karar duruşması 25 Nisan’da görülecek. Kazada hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Öz, “Biz artık karar bekliyoruz, bu duruşma burada bitmeyecek. Gerçek sorumlular yargılanana kadar yolumuza devam edeceğiz” dedi.

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinin Sarılar köyü yakınlarında 8 Temmuz 2018’de meydana gelen, 7’si çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği, 300’den fazla kişinin de yaralandığı tren faciasına ilişkin yargılamanın 19’uncu duruşmasında da karar çıkmamıştı. Duruşmanın ertelenmesine aileler ve avukatları tepki göstermişti.

25 Nisan’a ertelenen karar duruşması öncesinde kazada hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Öz, Emel ve Derya adlı kardeşleri ile 6 aylık yeğeni Beren’i ve 14 yaşındaki kızı Bihter’i kaybeden Zeliha Bilgin ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Mısra Öz konuşmasında “Ne yazık ki bir karar veremiyor. Savcılık ve bununla ilgili olarak işte en son duruşmamızda bir üye hakimin iki günlük bir rapor alması sebebiyle davamız 25 Nisan’a ertelendi. Bizim artık bir tahammülümüz kalmadı” diyerek şunları söyledi:

“YANLI BİLİRKİŞİLERİN RAPORUYLA BAŞLADI HUKUKSUZLUK SÜRECİ”

“8 Temmuz 2018 yılında Çorlu’da yedisi çocuk, 25 canımızı göz göre göre gelen bir ihmal cinayetinde kaybettik. Biz aileler olarak tam 6 yıldır bir  hak mücadelesi veriyoruz. Olay gecesi cenazelerimiz kaldırılmadan olay yerine getirilen yanlı bilirkişilerin hazırlamış olduğu bir bilirkişi raporuyla başladı bu hukuksuzluk süreci. Yanlı bilirkişiler diyoruz çünkü bu kişilerin, yani bu bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişilerin Ulaştırma Bakanlığı’yla ve Devlet Demiryolları’yla ticari ilişkileri vardı, onlara hizmet veriyorlardı. Onların hazırladığı bu rapora istinaden de hazırlanan iddianamede ne yazık ki 4 alt düzey memurun yargılanma kararı çıktı. ve biz aileler olarak 4 yıl boyunca bu 4 alt düzey memurun yargılanma sürecini izledik. Bizi yargı karşısında yıllarca oyalayan bir savcıyla karşı karşıya kaldık. Hakkında suç duyurusunda bulunduk, henüz bir işlem yapılmadı ama dava dosyasından el çektirildi. Yerine yeni bir savcı atandı. Yerine atanan savcının tüm yeni bilimsel raporlara rağmen dosyayı Adli Tıp Kurumu’na yolladığını gördük ve katliama yeniden afet dedirtmek istediğini anladık. Vazgeçmedik ve yeni atanan bilirkişilerle birlikte dosyayla 9 yeni sanık daha eklendi. Fakat bu sanıklar da yine Devlet Demiryolları’nın belirli bir kademesinde kaldı. Ne yazık ki Devlet Demiryolları’nın üst yönetimine, bu davayı ulaştıramadık. Sanıkların vermiş olduğu bütün ifadelerde ve verilen tüm bilimsel raporlarda Devlet Demiryolları yönetiminin Genel Müdürü İsa Apaydın, Genel Müdür Yardımcısı Ali İhsan Uygun ve aynı zamanda Ulaştırma Bakanlığı’na kadar giden sorumluluklar zincirinin ne kadar ciddi bir şekilde bu olaya etki ettiğini fark ettik. Fakat bu kişilerden bir kez olsun ifadeleri dahi alınmadı, ne yazık ki hiçbir şekilde bu davaya dahil edilmediler. Tanık olarak bile. Mevcutta yargılanan 13 sanık var. İçlerinde sorumluluğu olan kişiler var, hiç sorumluluğu olmayan kişiler de var. Biz sorumluluğu olan kişilerin bu süre zarfında 6 yıllık süre zarfında ne yazık ki görevlerinden alınmadığını gördük. İstedikleri gibi delillere ulaşabildiklerini, delillere ulaşarak mevcut yönetimle birlikte hukuk toplantısı başlığı altında  davayı seyrini değiştirecek ifadeler verdiklerine hepsinin bir ağızdan konuşarak üst yönetimi korumaya çalıştıklarına şahit olduk. Ne yazık ki dediğim gibi görevden alınmadılar. Herhangi bir tutuklu yargılama süreci olmadı.

“TAHAMMÜLÜMÜZ KALMADI”

24 Ocak’tan beri biz bir karar duruşmasını sonuçlanmasıyla bu davanın daha üst mahkemelere taşınma sürecine geçmeyi bekliyoruz. Fakat ne yazık ki bir karar veremiyor. Savcılık ve bununla ilgili olarak işte en son duruşmamızda bir üye hakimin iki günlük bir rapor alması sebebiyle davamız 25 Nisan’a ertelendi. Bizim artık bir tahammülümüz kalmadı. Bu dava burada bitmeyecek. Biz Anayasa Mahkemesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar bu olayı taşıyacağız. Evlatlarımızın ölümüne sebep olan üst düzey yöneticilerin sorumlulukları dahilinde ceza almaları için elimizden geleni yapacağız”

“BİZLER ÇOK YORULDUK, BU SON OLSUN”

Emel ve Derya adlı kardeşleri ile 6 aylık yeğeni Beren’i ve 14 yaşındaki kızı Bihter’i kaybeden Zeliha Bilgin ise “Bu son olsun” diyerek karar beklediklerini belirttti ve şunları söyledi:

“6. yılında, 21. kez, 25 Nisan Perşembe günü yeniden adalet karşısında olacağız. Bu davada 6 yıldır tüm eksiklikleri, ihmalleri her şeyi anlattık. Tek bir şey var artık bu saatten sonra, bu dava aslında emsal teşkil eden bir davadır. Olası kastla sonuçlanması gereken bir davadır. Bilinçli taksirli sonlanıyor. Karar günü beklentim, adil bir yargılama. 3. kez karar duruşmasına şahit olacağız. İki kez açıklanamayan, bitmeyen bir  davadan çıktık ve üçüncü kez karar duruşmasına şahit olacağız. İstediğimiz tek bir şey vardı, adil yargılama, gerçek sorumluların cezalandırılması, kimsenin korunmaması, üst düzey yöneticilerin karşımıza sanık olarak çıkmasıydı. Biz bunların hiçbirini göremedik.

Tutuklama çıksın, önümüzden alınsınlar. Şu içimize bir nebze su serpilsin. Bizler çok yorulduk, son olsun istiyorum. Güzel bir yargılama olsun istiyorum. Bizim gibi adalet arayan herkesin hızlı bir şekilde adaleti bulmasını temenni ediyorum. Bizim canlarımız yandı, kimsenin canı bir daha yansımasın”

]]> https://www.haber60.com.tr/corlu-tren-kazasi-davasi-25-nisanda-karar-durusmasiyla-sonuclanacak/feed/ 0 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Adalet reformları kesintisiz devam edecek https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-adalet-reformlari-kesintisiz-devam-edecek/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-adalet-reformlari-kesintisiz-devam-edecek/#respond Fri, 05 Apr 2024 02:45:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26277 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları da kesintisiz devam ettiriyoruz. Geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 8. Yargı Paketi, bu strateji belgesinin adımlarından bir tanesidir. Adalet alanında bu süreç devam edecektir.” dedi.

Yılmaz, Ankara 2 No’lu Baro’nun bir otelde düzenlediği iftar programında yaptığı konuşmada, siyaset ve hukuk anlayışlarının “devletin temelinde adalet, adaletin temelinde ise insan olduğu” anlayışına dayandığını söyledi.

Cumhuriyet tarihinin en büyük demokrasi ve kalkınma atılımlarına imza atarken adalet alanını dört temel önceliklerinden biri olarak belirlediklerini ve iktidarları boyunca adalet alanında önemli reformlara imza attıklarını belirten Yılmaz, şöyle konuştu:

“Adaleti mülkün temeli olarak gören bir anlayıştan geliyoruz. Adalet sadece mülkün değil, kalkınmanın, gelişmenin, demokrasinin de temeli. Bir toplumun, yaşam koşullarını artırmanın bir şartı da adalet. Anayasa’mızda ve temel kanunlarımızda gereken düzenlemeleri Meclis ile birlikte hayata geçirmek ve adalet teşkilatımızı güçlendirmek için zorlu bir mücadele yürüttük. Sadece teknik konularla uğraşmadık, aynı zamanda adalet sisteminde vesayet odaklarıyla da mücadele ettik. Bu alanda büyük bir başarı sağladık. Bunların en sonuncusu olan FETÖ’yü tasviye etmeyi başardık. Bu da adalet sistemimiz adına en önemli kazanımlardan biri olmuştur. Adalet, herhangi bir ideolojik veya menfaat grubunun enstrümanı değil, milletin hak arayışının kapısı olmak durumunda. Bu anlayışla hareket ettik ve böyle de devam edeceğiz.”

“Erişilebilir adalet sisteminin tesisi pek çok reforma imza attı”

Türkiye’nin şartları ne olursa olsun hukuki reformlardan hiçbir zaman taviz vermediklerini vurgulayan Yılmaz, şunları söyledi:

“İnsan Hakları Eylem Planı ile özgür birey ve demokratik toplum için atılması gereken birçok adımı kararlılıkla attık. Hak ve özgürlüklere dair devrim niteliğinde düzenlemeleri yaparken aynı zamanda adalet sisteminin fiziki altyapı eksikliklerini de büyük oranda giderdik. Merdiven altı görünümünde düşük donanımlı adliye manzaralarını tamamen silmek için çok çaba sarf ettik, çok önemli kaynaklar ayırdık. Bununla birlikte güven veren ve erişilebilir bir adalet sisteminin tesisi için Anayasa’dan yasalara, kurumsal işleyişten personel yapısına ve özlük haklarına kadar pek çok reforma imza attık. İyi hukukçular yetiştirilmesine de her zaman büyük önem verdik.”

“Avukatlar, adalet sistemimizin olmazsa olmaz temel unsuru”

Yılmaz, hukukun üstünlüğünün korunması ve herkesin eşit hukuki haklardan yararlanabilmesinde avukatların önemli görevi üstlendiğine dikkati çekerek, “İddia, savunma ve hüküm makamları yargının sacayaklarıdır. Dolayısıyla avukatlar, adalet sistemimizin, yargı sistemimizin olmazsa olmaz temel bir unsurudur. Sizlerin, bireylerin haklarını korumak ve adaleti tesis etmek yönündeki fonksiyonunuz, toplumsal düzenimiz için de son derece kıymetlidir. Bu bilinçle avukatlık mesleğini ve yargının savunma tarafını güçlendirmeye her zaman önem verdik, öncelik verdik.” dedi.

Meclis’te 2020 yılında kabul edilen yasa ile avukat sayısının 5 bini aştığı illerde, asgari 2 bin avukatın bir araya gelerek baro kurulmasının önünün açıldığını anımsatan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Böylece Ankara’da hizmetlerini sürdüren birbirinden değerli avukatlar ve hukuk dernekleri öncülüğünde Ankara 2 No’lu Barosu da kurulmuş oldu. Sizlerin faaliyetlerinizle hem mesleki gelişime sağladığınız katkılar hem de sosyal sorumluluk projeleriyle oluşturduğunuz birlik ve beraberliğin takdire şayan olduğunu ifade etmek isterim. Çoklu baro sisteminin yanı sıra mesleğe yeni başlayan avukatların mali olarak desteklenmesi için ilk 5 yıl baro aidatının hiç alınmamasını düzenledik. Vatandaşlarımızın hukuki yardıma erişim maliyetini azaltmak için bazı avukatlık hizmetlerindeki KDV oranını yüzde 18’den yüzde 8’e indirdik. Bunun yanında, adli yardım hizmeti için avukatlara ödenen ücret, avukatlık asgari ücret tarifesinde öngörülen şekilde kademeli artırılmaktadır. Avukat ve vatandaşların internet üzerinden dava açabilmelerini ve işlem yapabilmelerini sağladık. Hukuk yargılamalarına e-Duruşma sistemini kazandırdık.”

“Meclis’imizin takdirine çeşitli teklifleri getirmeye devam edeceğiz”

Millete vaatleri olan “Türkiye Yüzyılı”nı yargı mensuplarıyla birlikte adaletin de yüzyılı yapmakta kararlı olduklarını dile getiren Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Elbette yasama gibi, yürütme gibi, yargımızın da hala çözüm bekleyen sorunları, sıkıntıları var. Bunların bir kısmı anayasa ve yasalarımızda yapılması gereken değişikliklerle ilgili. Bu çerçevede adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları da kesintisiz devam ettiriyoruz. Geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 8. Yargı Paketi, bu strateji belgesinin adımlarından bir tanesidir. Adalet alanında bu süreç devam edecektir. Her şeyi bir anda yapmak mümkün değil. Çalışmalar tamamlandıkça adımlarımızı atmaya ve yasal düzenlemelerle ilgili Meclis’imizin takdirine çeşitli teklifleri getirmeye devam edeceğiz.”

“Hukuk sistemimizde, hiçbir kanun ya da kurum yapıcı eleştiriden azade değil”

Yılmaz, 12. Kalkınma Planı’nda da açıkça yer aldığı şekliyle avukatların hak, yetki ve sorumluluklarına ilişkin mevzuat hazırlık çalışması yapılacağını belirterek, şöyle devam etti:

“Avukatların yargının sacayağı olmasını gerçekten etkin ve işler kılmaya devam edeceğiz. Hukuk sistemimizde hiçbir metin, kanun ya da kurum yapıcı eleştiriden azade değildir. Yargı sisteminin daha etkin işlemesini, adalete olan güveni artırıcı reformlara devam edeceğiz. Mülkün temeli olan adaletin, sosyal barışın, refahın, istikrarın, kalkınma ve büyümenin de itici gücü olduğunun bilincindeyiz. Serbest piyasa dediğimiz hadise, kuralsızlık demek değil. Tam aksine hukuk düzeninin en fazla geliştiği ülkelerin aynı zamanda en gelişmiş piyasa ekonomileri olduğunu görüyorsunuz. Kurallar işliyorsa piyasa vardır. Dolayısıyla hukuk alanındaki gelişmeler, kurallı bir toplum olmamız ve serbest piyasanın bütün kurumlarıyla işlemesiyle önemli. Yatırım ortamının, yatırımcı güvencesinin, mülkiyet güvencesinin yerleşmesi bakımından da önemli. Ekonomiyle ilgili bakanlarla Adalet Bakanımızın daha sık bir araya gelmesi ve birlikte çalışma yapması önemli. Türkiye Yüzyılı’nı sadece teknolojinin, enerjinin, dijitalin değil, adaletin de yüzyılı yapmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Ankara 2 No’lu Baro Başkanı Sabri Hafif’in ev sahipliğindeki iftara, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve davetliler katıldı.

]]> https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-adalet-reformlari-kesintisiz-devam-edecek/feed/ 0 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Mehmet Selim Kiraz anısına iftar programında konuştu https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-mehmet-selim-kiraz-anisina-iftar-programinda-konustu/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-mehmet-selim-kiraz-anisina-iftar-programinda-konustu/#respond Fri, 29 Mar 2024 04:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24769 Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz anısına düzenlenen iftar programında hakim ve savcılarla bir araya gelen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Mehmet Selim Kiraz’a sıkılan kurşun Türkiye’ye sıkılan kurşundu. Ona sıkılan kurşun adalete, hukuka sıkılan kurşundu. Hakim ve savcılarımız, yargı mensuplarımız şehidimizin emanetine sahip çıkma noktasında hep beraber mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Çağlayan’da 2015 yılında İstanbul Adalet Sarayı’ndaki makam odasında DHKP-C’li teröristlerce şehit edilen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz anısına Haliç Kongre Merkezi’nde iftar yemeği düzenlendi. İftar programına Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, bakan yardımcıları, HSK üyeleri ve İstanbul’da görev yapan 500 hakim ve savcı katıldı.

Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz anısına tertip edilen iftar yemeğindeki konuşmasına Selim Kiraz’ı yad ederek başlayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Bugün şehidimiz Mehmet Selim Kiraz’ın şehadete ulaşmasının 9. yıldönümü münasebetiyle İstanbul Adliyesi’ndeydik. Bir anma programı gerçekleştirdik, onu dualarla yad ettik. Terörle mücadelemizdeki kararlılığımızdan taviz vermeden yolumuza devam edeceğiz. Ona sıkılan kurşun Türkiye’ye sıkılan kurşundu. Ona sıkılan kurşun adalete, hukuka sıkılan kurşundu. Hakim ve savcılarımız, yargı mensuplarımız şehidimizin emanetine sahip çıkma noktasında hep beraber mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Adaletin tecellisi hususunda hem fiziksel kapasite hem yargı reformları gerçekleştirildiğini belirten Tunç, “Sizler kürsüde adaletin tecellisi için fedakarca çalışıyorsunuz. İstanbul’daki yargı hizmetlerinin aksamadan devam etmesi, adaletin tecellisi ve sizlere destek olma noktasında gerek Adalet Bakanlığımız gerekse Hakimler ve Savcılar Kurulu olarak yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Fiziki mekanların teknoloji ile donatılması önemli. Ama kürsüde görev yapan insan unsuru, adaletin tecellisi noktasında sizlerin gayretleri her şeyden daha önemli. Kıymetli yargı mensuplarımız, ülkemiz 22 yıldan bu yana güvenilir adalet sisteminin tesisi bakımında önemli mesafe kat etti. Fiziki mekanların, kapasitenin artırılması konusunda önemli mesafe aldık. Müstakil adliye sarayları bakımından bakıldığı zaman, 500 bin metrekare kapalı alandan bugün 6 milyon metrekare kapalı alana çıktık. Sadece fiziki kapasite yargı teşkilatımızın, güvenilir bir yargı sisteminin tesisi bakımından elbette yeterli değil. İyi ve ihtiyaca cevap veren bir mevzuatın olması gerekiyor. Dolayısıyla bu konuda da temel kanunlarımızı çağın ihtiyaçlarına uygun hale getirdik. Hukuk fakültelerinde kontenjanın azaltılıp kalitenin yükseltilmesi, hukuk fakültesi mezunlarının hukuk mesleklerine giriş sınavlarını kazandıktan sonra hakim, savcılık sınavlarına katılabilmesi, avukatlık stajına başlayabilmesi 2024’ten itibaren uygulamaya geçecek. Hem savunmayı güçlendireceğine hem de hakim savcı sınavından önce bir ön elemenin yapılması gerektiğine inanıyoruz. Mevzuatımızın iyileştirilmesi bakımında yargı reformu strateji belgemizi de seçimden sonra inşallah Sayın Cumhurbaşkanımız açıklayacak. Hazırlıklarımızı tamamladık. Sizlerle beraber vatandaşımızın yargıya güvenini daha üst noktaya taşımanın gayreti içerisinde gece gündüz çalışacağız. Hedefimiz daha güvenilir bir adalet sistemini tesis etmek ve bu uğurda da sizlerin gayretlerine müteşekkiriz” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-mehmet-selim-kiraz-anisina-iftar-programinda-konustu/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’a sıkılan kurşun Türkiye’ye, adalete ve hukuka sıkılan kurşundur https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-sehit-cumhuriyet-savcisi-mehmet-selim-kiraza-sikilan-kursun-turkiyeye-adalete-ve-hukuka-sikilan-kursundur/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-sehit-cumhuriyet-savcisi-mehmet-selim-kiraza-sikilan-kursun-turkiyeye-adalete-ve-hukuka-sikilan-kursundur/#respond Fri, 29 Mar 2024 04:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24767 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’a sıkılan kurşunun Türkiye’ye, adalete ve hukuka sıkılan kurşun olduğunu belirterek, “Bundan sonraki hakim ve savcılarımız, yargı mensuplarımız şehidimizin emanetine sahip çıkma noktasında hep beraber mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

Haliç Kongre Merkezi’nde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz anısına düzenlenen “Hakim ve Cumhuriyet Savcıları” iftar programında bir konuşma yapan Tunç, şehit savcı Kiraz’ın şehadete ulaşmasının 9. yılı dolayısıyla farklı programlara katıldığını söyledi.

Terörle mücadeledeki kararlılıklarından hiçbir zaman taviz vermediklerini belirten Tunç, “(Mehmet Selim Kiraz) Ona sıkılan kurşun Türkiye’ye, adalete ve hukuka sıkılan kurşundur. Bundan sonraki hakim ve savcılarımız, yargı mensuplarımız şehidimizin emanetine sahip çıkma noktasında hep beraber mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

Tunç, bugün Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesindeki hukuk fakültesi öğrencilerinin şehit savcı Mehmet Selim Kiraz’ı andıklarını dile getirerek, “Geleceğimizin ne kadar güvencede olduğunu o öğrencilerimizle gerçekleştirdiğimiz sohbette gördük. Onun idealine nasıl sahip çıktıklarını, Türkiye’de hukuk mücadelesi, adalet mücadelesi noktasında gençlerimizin nasıl kararlı olduğunu da üniversitedeki o programda görmüş olduk.” ifadesini kullandı.

Yargı mensuplarının adaletin tecellisi için fedakarca çalıştığını aktaran Tunç, İstanbul’un Türkiye’deki hem iş yükü, hem de hakim ve savcı sayısı bakımından yüzde 20’sini oluşturduğunu söyledi.

Fiziki mekanların teknolojiyle donatılmasının önemli olduğunu ama en önemlisinin ise kürsüde görev yapan hakim ve savcıların yani insan unsurunun adaletin tecellisi noktasında her şeyden önemli olduğunu belirten Tunç, şöyle devam etti:

“Fedakarca çalışan, 24 bin hakim ve savcımız var. Bütün ülke genelinde İstanbul’umuzda da 4 binden fazla hakim, savcımız var. Gece gündüz çalıştığınızın farkındayız. Bu çalışmalarımızda bizler sizlere ne kadar destek olabiliyorsak o kadar da mutlu olacağız. Hep beraber vatandaşlarımızın yargıya güvenini yargı hizmetlerinden memnuniyeti en üst noktaya çıkarmanın gayreti içerisinde çalışmamızı sürdüreceğiz. Adalet mümkün temelidir. Adalet insan onurunu korumaktır. Adalet haklıya hakkını vermektir. Bu derece kutsal bir mesleğin, kutsal bir vazifenin sahiplerisiniz sizler. Bu kutsal vazifeyi yaparken bizler de teşkilat olarak sizlere ne kadar destek olabiliyorsak sizin o adaletin tecellisi yolunda sizlere ne kadar katkı sağlayabiliyorsak o kadar biz de görevimizi yapmış olmanın rahatlığı içerisinde olacağız.”

Türkiye’nin son 22 yılda özellikle güvenilir adalet sisteminin tesisi, fiziki mekanların ve kapasitenin artırılması bakımından önemli mesafeler katettiğini anlatan Tunç, “Müstakil adliye sarayları bakımından baktığımız zaman çok önemli bir ilerleme sağlandığını görüyoruz. 500 bin metrekare kapalı alandan bugün 6 milyon metrekare kapalı alana çıktık. Türkiye genelinde müstakil adalet sarayları bakımından ve binaların içerisindeki teknolojinin vatandaşlarımızın, yargı mensuplarımızın hizmetine sunulması bakımından da önemli mesafeler aldık. UYAP sistemi, görüntülü duruşmalara varıncaya kadar, teknolojinin imkanlarından yararlanmanın gayreti içerisindeyiz.” şeklinde konuştu.

Yargı Reformu Stratejisi Belgesi’ni seçimden sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklayacağını belirten Tunç, şunları kaydetti:

“2028 yılına kadar geçecek sürenin Yargı Reformu Stratejisi Belgesi kapsamında ortaya konulacak hedefler doğrultusunda hem mevzuatın iyileştirilmesi hem de uygulamaya yönelik vatandaşlarımızdan gelen öneriler doğrultusunda mevzuatın ve uygulamanın iyileştirilmesi noktasındaki çalışmalarımızı da önümüzdeki süreçte devam ettireceğiz.”

Programa, Adalet Bakan Yardımcıları Niyazi Acar, Hurşit Yıldırım, Akın Gürlek, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, Hakimler Savcılar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çetin Arslan, Hakimler Savcılar Kurulu 2. Daire Başkanı Mehmet Akif Ekinci, İstanbul Adalet Komisyonu Başkanı Bekir Altun, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı Zafer Koç, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Gümüş, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çiğdem, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı Vekili Necip Sarı, çok sayıda hakim ve savcı katıldı.

Ayrıca Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın ailesi de iftara katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-sehit-cumhuriyet-savcisi-mehmet-selim-kiraza-sikilan-kursun-turkiyeye-adalete-ve-hukuka-sikilan-kursundur/feed/ 0
Bağcılar’da Çocuklara Yönelik Zincirleme İstismar Skandalı https://www.haber60.com.tr/bagcilarda-cocuklara-yonelik-zincirleme-istismar-skandali/ https://www.haber60.com.tr/bagcilarda-cocuklara-yonelik-zincirleme-istismar-skandali/#respond Sat, 23 Mar 2024 05:06:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22548 GAYE ŞEYMA CAN

Türkiye, Karaman’da Ensar Vakfı ve KAİM-DER yurdunda kalan 8-9 yaşındaki çocuklara karşı istismar skandalından sonra bu kez Bağcılar’da yine aynı yaşlarda çocuklara yönelik zincirleme istismarla karşı karşıya kaldı. Hakkında yüzlerce yıla varan hapis cezası istenen sanığın daha önce de benzer suçlama ile hakim karşısına çıktığı ve beraat ettiği bilgisi tepkileri daha da artırdı. Akşam saatlerinde Bağcılar Meydanı’nda buluşan bir grup yurttaş, “Çocuk istismarını aklatmayacağız, hesap soracağız” mesajı verdi.

2016 yılında Karaman’da Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği’ne (KAİM-DER) ait evlerde kalan 8-9 yaşlarında çocukların cinsel istismara uğradıklarının ortaya çıkması büyük tepki çekmişti. Benzeri bir skandal yıllar sonra İstanbul Bağcılar’da yaşandı. Metin Şenay isimli sucunun süngerle ses izolasyonu sağladığı dükkanındaki bir odada çok sayıda çocuğa zincirleme cinsel istismarda bulunduğu ve o anları kayıt altına aldığı ortaya çıktı. Sanık hakkında 196 yıla kadar hapis istendi. Ayrıca sanığın 2009 yılında benzeri bir suçtan yargılandığı ancak delil yetersizliğinden beraat ettiği ileri sürüldü. Gelişmeler endişe ve tepkileri artırdı. O tepkilerden biri de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri’nden geldi. Akşam saatlerinde olayın yaşandığı Bağcılar’da toplanan kadınlar, “Çocuk istismarını aklatmayacağız, hesap soracağız” mesajı verdi.

Platform Genel Sekreteri Fidan Ataselim, Bağcılar halkına geçmiş olsun dedi. Ataselim, şunları söyledi:

ÇOCUKLARIN ÇIKARDIĞI SESİ DUYALIM

“Geçmiş olsun ve son olsun bu istismarlar artık. Geçmiş olsun ve geçsin bu ihmalkarlıklar artık. Geçmiş olsun ve sorumluluğu bulunanlar, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirsinler artık. Çocuk koruma kanunu, Lanzarote Sözleşmesi etkin uygulansın artık. Klasik bir slogan vardır, hani denir ya: ‘Çocukların çıkaramadığı ses olalım.’ Ben bugün tam tersini söyleyeceğim size. 2009 nere, 2024 nere! 2009’da Metin Şenay şikayet edilmiş. Ne olmuş: yargılama yapılmış, ceza almış, Yargıtay’dan dosya geri dönmüş. Niye? Delil yetersizliği demişler. Bu çocuklar daha ne yapsın? Bu çocuklar daha nasıl seslerini çıkarsın? Bu insanlar, bu halk daha ne yapsın? Karakola gidiyor, dava açıyor, savcılığa gidiyor. Daha ne yapalım biz? Ama kimlerin ne yapmadığını biliyoruz. Yargının nasıl işlemediğini görüyoruz. Bu yüzden bugün ben, çocukların çıkaramadığı ses olalım demiyorum. Çocukları duyalım, çıkarttıkları sesi duyalım, çocukların davranışlarını görelim. Çocuklarla, kendi çocuklarımızla aramıza büyük büyük duvarlar örmeyelim ki, çocuklar kendilerini bize anlatabilsinler, anlatıyorlar da. Anlattıkları zaman inanmamazlık etmeyelim, kendi çocuklarımıza güvenmemezlik etmeyelim. Etmediğinizi biliyorum. O yüzden siz suçlu değilsiniz.

‘BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ’ DİYEN SİYASİ İKTİDAR SUÇLUDUR

Bu yaşanan olayda, 2009 yılından 2023 yılına, yıllar geçmiş, onlarca çocuğun istismarından bahsediyoruz. Elbette ihmali bulunanları söyleyeceğim. Kimin suçu vardı burada söyleyeceğim. O ilk suç duyurusunda bulunulduğunda konunun üzerine gidilseydi, yeterli araştırma yapılsaydı, istismarcı adam bulunamaz mıydı soruyorum size. Açığa çıkamaz mıydı bunca istismar? Bu kadar çocuk boşuna istismara uğradı. Uğramayabilirdi, bunun önüne geçilebilirdi. Bütün deliller toplanabilirdi. Bütün delilleri toplamayan kolluk sorumludur bu süreçte! Bir delil yetersizliğinden bahsediliyorsa eğer, o delilleri soruşturacak  savcılardır sorumlu olan! Bir dava başladıysa eğer, hak ettiği cezayı vermeyenler, delil yok diyerek üzerini kapatan yargı mensuplarıdır, hakimlerdir, Yargıtay’dır sorumlu olan! ve her seferinde ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyen siyasi iktidar da sorumludur bu olanlardan.

BAKANLIKLARA SESLENİYORUZ: SORUMLULUĞUNUZUN ÜSTÜNÜ ÖRTEMEZSİNİZ

Bunca çocuk istismara uğramış daha sayılarını bilmiyoruz. Belki kendi çocuklarımız da istismara uğramış olabilir. Nice çocuğun o odada duvarda ismi var. Bunları bugün görüyoruz, duyuyoruz. Daha önce görülebilirdi, duyulabilirdi. Bir şey daha eklemek istiyorum. Aile Bakanlığı bir açıklama yaptı. ve diyor ki, bir çocuğun koruma altına alındığını söylüyor, diğer iki çocukla ilgili ne yapıldığını bilmiyoruz. ve tüm bu süreç içerisinde bakanlığın neler yaptığınıysa hiç bilmiyoruz. Ne yaptınız Aile Bakanlığı, soruyorum buradan ne yaptınız? Bu çocuklar niye istismara uğradı? Bakanlığın açıklamasındaki cümlelerin ne anlama geldiğini biz çok iyi biliyoruz mücadelemizden. O cümlelerden birinde şunu söylüyor: ‘Soruşturma aşaması davaya döndüğü zaman, biz de bakanlık olarak müdahil olduk. En ağır cezanın verilmesi için müdahiliz.’ Bazı hukuksal kavramlarla, cümlelerle sorumluluğunuzun üstünü örtemezsiniz. Sadece Aile Bakanlığı da değil, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı neredesiniz? Bizim ihtiyacımız olan şey, yetkililerin yükümlülüklerini yerine getirmesi, çocukların üstün yararı gözetilerek istismara uğramayacakları bir hayat ortaya koymak.

“TEK İMKANIMIZ VE GÜCÜMÜZ POLİTİK ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZ, İHMALLERİ BİZLER AÇIĞA ÇIKARACAĞIZ”

Müdahilliğin de en iyi örneğini biz gösteriyoruz. Bir istismar şüphesi ortaya çıktığı zaman, ailelerle birlikte o delilleri toplamaktan tutun da, savcının istemediği raporları istemeye kadar. Hangi istismara uğramış çocuğun ailesini dinlediniz bakanlıklar, soruyorum size. Müdahil olmak demek taraf olmak demektir. Yaşamaya taraf olun kadınlar için, çocuklar için, tüm canlılar için. Elimizde imkan olmamasına rağmen biz bunu yapmaya çalışıyoruz. Tek imkanımız ve gücümüz eşit özgür yaşayacağımıza olan inancımız, politik örgütlülüğümüz. Buradaki kadınlar bizim tek gücümüz. Sizin yetkiniz var, polisiniz var, yasanız var, yargınız var, her şeyiniz var. Her gün bütün ekranlarda, meydanlarda  konuşma hakkınız var. Biz bu imkansızlıklarla nica kadın cinayetini durdurabiliyorsak eğer, nice istismarcıyı, faili açığa çıkartabiliyorsak, sadece davanın açılmasını beklemeden şüpheli kadın ölümlerinde  gerçekleri açığa çıkartabiliyorsak, siz bakanlık olarak çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Yapmadınız, yapmıyorsunuz! İstismara uğrayan her bir çocuk için suçlusunuz! ve sizler de yargılanacaksınız. Bunca yıldır her kimin ihmali varsa hepsini birer birer bizler açığa çıkaracağız. Her bir çocuğun hesabını soracağız.

Biz bugün bir kadın örgütü olarak buradayız, kadınlar olarak bu açıklamayı yapıyoruz. Ama bizi dinleyen birçok erkek arkadaşlarımız da var. Abilerimi kardeşlerimi görüyorum burada.  Çok farklı siyasi görüşlerden, partilerden temsilciler var. Bir çocuğun hayatını konuşuyorsak eğer,  bunun ötesinde ne olabilir ki? O yüzden biz el ele vermeye bu konuların üzerine gitmeye devam etmeliyiz. Çocuklarımızın yaşadıkları şeyleri bizlere rahatlıkla anlatabileceği ilişkileri kurmaya özen göstermeliyiz. Sevgili Bağcılar halkına sesleniyorum: Sizin aklınızda en ufak bir şüphe varsa eğer, mutlaka bize başvurun. Korkmayın, hiçbir çocuk korkmasın, sizler de korkmayın.Biz varız biz! Elimizde bazı imkanlar yok ama bizim mücadele gücümüz var. Biz kenetlendiğimiz zaman, çocuklarımız gülüp oynayıp neşeyle geleceklerine kavuşabilir. Kadınlar şiddete uğramayabilir. Bunu hep birlikte sağlayabiliriz. ve sağlayacağız”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bagcilarda-cocuklara-yonelik-zincirleme-istismar-skandali/feed/ 0
Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Adalet Bakanı’nın açıklamalarına tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/daha-iyi-yargi-dernegi-baskani-adalet-bakaninin-aciklamalarina-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/daha-iyi-yargi-dernegi-baskani-adalet-bakaninin-aciklamalarina-tepki-gosterdi/#respond Wed, 20 Mar 2024 23:00:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21397 Daha İyi Yargı Derneği Başkanı avukat Mehmet Gün, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un “Vatandaşlarımızın adalete güvenini tesis etmeye, yargı hizmetlerinden memnuniyetini en üst noktaya çıkarmanın gayreti içerisindeyiz” sözlerine tepki gösterdi. Gün, “Yargı vasıtası ile hakkını alabileceğini kesin olarak düşünenlerin oranı, yüzde 80 civarında olması gerekirken, yüzde 20 civarında” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 15 Mart’ta Rize’de yaptığı açıklamada, “Toplamda 200 bine yakın hakim, savcı ve yardımcı personelle beraber yargı hizmetlerini gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Vatandaşlarımızın adalete güvenini tesis etmeye, yargı hizmetlerinden memnuniyetini en üst noktaya çıkarmanın gayreti içerisindeyiz” ifadelerini kullanmıştı.

Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün, bakan Tunç’un açıklamasına tepki gösterdi. Gün, “Sayın bakanı, yargı hizmetlerinde memnuniyeti sağlayacak kalite unsurlarını resmi olarak tanımlamaya, temsil ettiği bu 200 bin kişilik camianın her biriminin bu kalite unsurlarını taahhüt etmesini sağlamaya ve hizmet kalitesini hangi bilimsel esaslara göre, nasıl ölçüp değerlendireceklerini ilan etmeye davet ediyorum” dedi.

Yargı sisteminin yeterli kaliteye sahip olmadığını belirten Gün, “Yargı vasıtası ile hakkını alabileceğini kesin olarak düşünenlerin oranı, yüzde 80 civarında olması gerekirken, yüzde 20 civarında. Ülkenin insan kaynağı, zamanı, emeği, mali birikimi israf ediliyor. Mahkemelerimiz, binlerce delilin incelenmesini gerektiren karmaşık davalarda maddi gerçeği tam ve doğru olarak ortaya çıkarma, etkin ve verimli yargılama yapma yeteneğinden mahrum. Yargı görevini yapabilmek için idari makamların soruşturmasına ve dış kaynaklara muhtaç” ifadelerine yer verdi.

“MAHKEMELERDEKİ DAVALARDA SULH VE UZLAŞMA PEK NADİR”

Türkiye ile benzer büyüklükte olup da daha ileri hukuk sistemleri geliştirmiş ülkelerde, hakimlerin 200-300 sayfalık dilekçeleri iki-üç saat içinde okuyup özümseyerek, sağlıklı ve etkin bir yargılamanın gerektirdiği tedbirleri hızla alabildiğini, bunun da tarafları uzlaşmaya yönlendirdiğini, sonuçta Britanya’da mahkemelere intikal eden davaların yüzde 98’inde, Almanya’da yüzde 40 civarında sulh ve uzlaşma sağlandığını belirten Mehmet Gün, Türkiye’de ise 10-20 sayfalık dilekçelerin çok uzun bulunduğunu, dilekçenin verildiği anda hızla okunmadığını, ön tedbirlerin alınmasında türlü zorluk ve gecikmeler yaşandığını, mahkemelerdeki davalarda sulh ve uzlaşmanın pek nadir görüldüğünü, yıllar süren davaların yeni davalar ve uyuşmazlıklar doğurduğunu, halk arasında dayanışmayı söndürdüğünü, iş yapma ortamını olumsuz etkilediğini, yolsuzluk ve emniyeti suistimal davalarındaki etkisizliğin profesyonel yönetim ve kurumlaşmayı, bunun da işletmelerin verimliliğini kısıtladığını vurguladı.

Avukat Mehmet Gün, “Üzülerek söylemeliyim ki Türkiye’nin adalet politikaları bu köklü sorunları çözecek vizyondan mahrumdur. İleri bir yargı vizyon ve tasarımı olmadan Adalet Bakanı’nın sözleri, gerçekleşmesi mümkün olmayan dileklerden ibaret kalacak. Henüz mesleki stajını yapmakta olup, mesleki ve kişisel gelişimini tamamlamamış olan gençlerin hakim ve savcı yardımcısı olarak görevlendirilmeleri, arabuluculuğun giderek daha çok zorunlu hale getirilmesi, aslında sistemin sorunları çözemediğini, palyatif tedbirlere yöneldiğini gösteriyor. Bu tür sığ tedbirler de yargının sorunlarını daha da derinleştiriyor” dedi.

BAKANDAN TALEPLERİNİ SIRALADI

Av. Mehmet Gün, Yılmaz Tunç’un da Adalet bakanı olarak, hukuk meslekleri yeknesak kariyer kanunu, modern uyuşmazlık yönetimi getiren usul kanunları değişikliklerini tasarlayıp gerçekleştirmesini, yargıda istisnasız hesap verirliği sağlamasını, hukuk mesleğini seçen gençlerin bu gün başladıkları noktadan Yargıtay veya Danıştay Başkanı oluncaya kadar geçecekleri yolun haritasının net olarak çizilmesini, bütün istisnaların ortadan kaldırılmasını, kusursuz liyakat sağlanarak öncelikle yargı mensupları arasında sisteme, sorunlarına sahip çıkmanın güçlendirilmesini, Hakimler Savcılar Kurulu’nun (HSK) bütün kararlarını yargı denetimine açmasını, yargı hizmetlerinin en birinci kalite şartı olan yargının organik ve işlevsel bağımsızlığını gerçekleştirmek için çalışmasını, bakan olarak bu hususta ne yapacaklarını tek tek açıklamasını, bu hedeflere ulaşmak için hem kamuoyu hem de kendisini bu önemli göreve atayan cumhurbaşkanı önünde kendisini taahhüt altına sokmasını talep etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/daha-iyi-yargi-dernegi-baskani-adalet-bakaninin-aciklamalarina-tepki-gosterdi/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Türkiye’de adalet sarayı sayısı 366’ya yükseldi https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiyede-adalet-sarayi-sayisi-366ya-yukseldi/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiyede-adalet-sarayi-sayisi-366ya-yukseldi/#respond Wed, 20 Mar 2024 02:12:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21095 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “22 yıldan bu yana fiziki kapasite konusunda çok önemli mesafeler aldık. Bundan 22 yıl önce Türkiye’de bu şekilde 78 müstakil adalet sarayı vardı. Bugün itibarıyla 366’ya yükseldi.” dedi.

Tunç, Kozan Adalet Sarayı’nın açılış töreninde, projenin ilçeye yakışan güzel bir eser olduğunu söyledi.

Adalete erişimin kolaylaştırılmasının, fiziki mekanların ve içerisindeki teknolojik imkanların artırılmasından geçtiğini dile getiren Tunç, “Vatandaşlarımızın adalete güvenini tesis etmenin gayreti içerisinde olduk. 22 yıldan bu yana fiziki kapasite konusunda çok önemli mesafeler aldık. Bundan 22 yıl önce Türkiye’de bu şekilde 78 müstakil adalet sarayı vardı. Bugün itibarıyla 366’ya yükseldi.” ifadelerini kullandı.

Tunç, Avrupa ülkelerinin çoğunda olmayan teknolojik kapasiteyi yargının hizmetine sunduklarını belirterek, şöyle konuştu:

“Bu fiziki mekanlar içerisinde uygulanacak mevzuatın yenilenmesi, çağa uydurulması noktasında da 22 yıldan bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çok önemli kanun çalışmaları yapıldı. Vatandaşlarımızın ihtiyacını giderecek, yeni gelişen ihtiyaçlara uyarlanmış, ticaretin ve teknolojinin gelişmesi, yeni suç tiplerinin ortaya çıkması nedeniyle yeni kanunlara ihtiyaç duyduğumuz ortamda hep o kanunların yenilenmesini de 22 yıllık süreçte gerçekleştirdik.”

Temel kanunların tamamının yenilenerek çağa uygun hale getirildiğini işaret eden Bakan Tunç, milletin onayıyla Anayasa’da gerçekleştirilen reformlarla hak arama hürriyetini genişlettiklerini anlattı.

“İnşallah yeni bir anayasayla yolumuza devam ederiz”

Tunç, Anayasa’yı daha demokratik hale getirmenin gayreti içerisinde olduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Darbelere, vesayetçi anlayışın bir daha hortlamamasına karşı çok büyük yapısal reformları hayata geçirdik. En önemli reformumuz da hükümet sistemi değişikliğiydi. Vatandaşlarımızın doğrudan doğruya yürütmeyi belirlediği, cumhuriyet rejimine daha uygun, demokrasiyi daha da güçlendiren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçerek özellikle Anayasa’mızı, hem yargısal hem yürütme açısından yapılan değişiklikler bakımından daha demokratik hale getirdik. Bunları da yeterli görmüyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcında bu ülke, demokratik, sivil, katılımcı yeni bir anayasayı sonuna kadar hak ediyor. İnşallah çocuklarımızın, gençlerimizin omuzlarında yükselecek olan Türkiye Yüzyılı’nın başında parlamentomuzda inşallah bu şansı yakalarız, bir uzlaşma sağlanır ve yeni bir anayasayla yolumuza devam ederiz. Bütün temennimiz bu.”

Yeni anayasanın, önceki reformların kalıcı olmasını sağlayacağını aktaran Tunç, “Bu konuda da bütün partiler, siyasi düşüncesi ne olursa olsun herkes aslında mutabık. Yalnızca oturup konuşulması, tartışılması ve bir toplumsal sözleşme yapılması gerekiyor. 22 yıl boyunca Anayasa’mızda gerçekleştirilen o yapısal reformları kalıcı hale getirecek, temel hak ve özgürlükleri daha da öne alacak bir anayasayı inşallah yapmak nasip olur, milletimize olan borcumuzu da yerine getirmiş oluruz.” diye konuştu.

Tunç, yargıda genç ve gelecek vadeden kadroya sahip olduklarını, hakim ve savcıların, geçen yıl 12 milyon dosyanın sonuçlandırıldığını, şu anda da 11 milyon davanın olduğunu dile getirdi.

Uzun süren yargılamaların olmaması gerektiğini, bu konuda aldıkları çok sayıda tedbirin bulunduğunu ifade eden Tunç, şöyle konuştu:

“Bunları önceki dönemlerde de uygulamaya koyduk. Hedef süre uygulamalarımız var. Şimdi istinaf mahkemelerinde de bu hedef süre uygulamasını sisteme dahil etmenin gayreti içerisindeyiz. Yine bazı dairelerde iş yoğunluğu olan, kira, diğer bazı iş davaları gibi yerine ve bölgeye göre değişiyor. O bölgelerde hangi dairelerde bir yoğunluk varsa oralarda daire sayısını, hakim ve savcı sayısını artırarak oralardaki iş ve işlemlerin de hızlandırılması noktasında gayretlerimiz var. Diğer yandan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, ara buluculuk vasıtasıyla da yargının iş yükümünü azaltan, dostane çözüm yöntemi dediğimiz uygulamaları da hayata geçirmenin gayreti içerisindeyiz.”

Adli Tıp Kurumunun kapasitesini artırdıklarını belirten Tunç, daha önce 25 ilde olan adli tıbbın, şu anda 81 vilayette hizmet verdiğini söyledi.

Bakan Tunç, bugünkü şartlara ve insan haklarına uygun olmayan 392 cezaevini kapattıklarını, bunların yerine daha uygun şartlarda 300’e yakın yeni cezaevi açtıklarını söyledi.

Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi (ACEP) kapsamında yaptıkları çalışmaları da anlatan Tunç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ara buluculukla ilgili olarak özellikle son dönemde kira davalarında özellikle tartışma konusu oldu. 146 bin Türkiye genelinde ara bulucuya başvuran kira uyuşmazlıkları nedeniyle taraf oldu. Bunun 76 bini uzlaşmayla sonuçlandı. Demek ki yarıdan fazlası yani bir masa etrafına oturduğunda davaya dönüşmeden 150 binden fazla insan adliye kapısından girmeden uyuşmazlığını çözmüş oldu. Diğer uyuşmazlık türlerinde de yine bunları hayat geçirmenin gayreti içerisindeyiz. Fiziki kapasite, insan unsuru ve iyi bir mevzuat. Üçünü de birbirinden ayırmadan vatandaşlarımızın yargı hizmetlerinden memnuniyetini en üst noktaya çıkarmanın gayreti içerisinde tüm yargı teşkilatımız olarak bizler de onlar bakanlık olarak destek vermeye devam ediyoruz.”

Bakan Tunç, Adana’da yaptıkları çalışmalar ve planladıkları yatırımlarla ilgili de bilgi verdi.

Adana’da her yeri seçim heyecanının sardığına değinen Bakan Tunç, birlik ve beraberlik içinde Adana ve ilçelerine en güzel hizmeti getirmenin gayretinde olacaklarını kaydetti.

Adana Müftüsü Mehmet Taşcı’nın duasının ardından Tunç, Kozan Adalet Sarayı’nın açılışını yaptı.

Burada denetimli serbestlik kapsamında meslek kursu alan yükümlüler ile cezaevlerinde kalan tutuklu ve hükümlülerin yaptığı el işlerinin sergilendiği stantları ziyaret eden Tunç, yetkililerden bilgi aldı.

Programa Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, milletvekilleri ve diğer ilgililer katıldı.

Bakan Tunç, daha sonra ilçede esnaf ziyaretinde bulundu. Bu sırada seçim çalışmaları kapsamında ilçede bulunan Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici ile karşılaşan Tunç, bir süre sohbet etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiyede-adalet-sarayi-sayisi-366ya-yukseldi/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Türkiye Yüzyılı başında yeni bir anayasa ile yolumuza devam ederiz https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-yuzyili-basinda-yeni-bir-anayasa-ile-yolumuza-devam-ederiz/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-yuzyili-basinda-yeni-bir-anayasa-ile-yolumuza-devam-ederiz/#respond Wed, 20 Mar 2024 01:15:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21051 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Türkiye Yüzyılı’nın başında bu ülke yenilikçi bir anayasayı sonuna kadar hak ediyor. Türkiye Yüzyılı başında parlamentomuzda inşallah yeni bir anayasa ile yolumuza devam ederiz. Bütün temennimiz bu. Herkes aslında mutabık ama oturup konuşulması gerekiyor. Toplumsal sözleşme yapılması gerekiyor” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Adana’nın Kozan ilçesinde yeni yapılan Kozan Adalet Sarayı’nın açılışına katıldı.

Burada konuşan Tunç, adalete erişebilirliği arttırmak için çabaladıklarını vurgulayarak, “Adana, Türkiye’nin medarıiftiharı bir kentimiz. Kozan Adalet Sarayı’nın hayırlı olmasını diliyorum. Bugüne kadar bu eserin ortaya çıkmasında emeği olan herkese teşekkür ediyorum. Adalete erişilebilirliği kolaylaştırılması bu fiziki mekanlar ve teknolojik imkanların arttırılmasından geçiyor. Bu anlamda da Adalet Sarayı’mız Kozanlı hemşehrilerimizin adalete erişimini kolaylaştıracak. Uzun süreler bölge halkına hizmet edecek. Adalet mülkün temelidir. Adalet bütün canlıların hayatını korumaktır. Mülkün temeli adaletin tecelli edebilmesi için hukuk devleti şarttır. Bunun için de tarafsız ve bağımsız yargı olması gerekiyor. Bu yargının adaleti tecelli edebilmesi için 3 önemli unsur var. Fiziki kapasite, teknolojik imkanlar, mevzuat, çağa uygun kanunlar ve o kanunları kürsüde uygulayacak insan unsuru. Bu 3 unsuru ihmal etmeden vatandaşlarımıza adaleti ulaştırıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Teknolojik imkanları yargımızın hizmetine sunduk”

Bakan Tunç, Türkiye’deki adalet saraylarında kullanılan sistemlerin bazılarının Avrupa ülkelerinde olmadığını kaydederek, “22 yıldan bu yana fiziki kapasite konusunda çok önemli mesafeler aldık. 22 yıl önce müstakil 78 adalet sarayı vardı. Bugün itibarıyla 360’a yükselttik. Teknolojik imkanları da arttırdık. UYAP, görüntülü duruşma, SEGBİS gibi Avrupa ülkelerinin çoğunda olmayan teknolojik kapasiteyi yargımızın hizmetine sunduk” diye konuştu.

“Temel kanunların tamamını yeniledik”

Mevzuatın çağa uydurulması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) birçok kanun çalışması yapıldığına değinen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, daha sonra şunları söyledi:

“Yeni gelişen ihtiyaçlara uyarlanmış ticaretin geliştirilmesi, yeni suç tiplerinin ortaya çıkmasıyla o kanunların yenilenmesi sürecini de gerçekleştirdik. Temel kanunların tamamını yeniledik. Ne kadar temel kanun varsa hepsi çağa uygun hale getirildi. Anayasamızda sayısız reformlar ile hak arama hürriyetini genişlettik. Kamu denetçisi imkanını bu dönemde getirdik. Bilgi edinme hakkı anayasamızda tanımlanmamıştı. Kişisel verilerin korunması, özel hayatın korunması tüm bu düzenlemeler son yıllarda genişletilen düzenlemelerdi. Kadın haklarından, şehit ailelerinin haklarına kadar birçok düzenleme yaptık.”

“Toplumsal sözleşme yapmalıyız”

Darbeci ruhu anayasada ortadan kaldırmaya yönelik adımlar attıklarını hatırlatan Bakan Tunç, “Darbeci ruhu ortadan kaldırmaya yönelik adımlar attık. Anayasamızda askeri mahkemeler vardı. Siviller askeri mahkemelerde yargılanmıştı. Askeri mahkemeleri kaldırdık. Anayasamızda gerektiğinde ‘Sıkıyönetim ilan edilebilir’ maddesi vardı. Bunu sizin onayınızla kaldırdık. ‘Darbeciler yargılanamaz’ maddesini kaldırdık. Anayasamızı demokratik hale getirmenin gayreti içerisinde olduk. Darbelere karşı çok büyük yapısal reformları hayata geçirdik. Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemine geçerek anayasamızı daha demokratik hale getirdik. Ancak bunları da yeterli görmüyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın başında bu ülke yenilikçi bir anayasayı sonuna kadar hak ediyor. Türkiye Yüzyılı başında parlamentomuzda inşallah yeni bir anayasa ile yolumuza devam ederiz. Bütün temennimiz bu. Herkes aslında mutabık ama oturup konuşulması gerekiyor. Toplumsal sözleşme yapılması gerekiyor. 22 yıl boyunca anayasamızda reformları kalıcı hale getirecek bir anayasayı inşallah yapmak nasip olur. Milletimize olan borcu yerine getirmiş oluruz” dedi.

“Büyük bir gayret içerisinde çalışıyorlar”

Hakim ve savcıların vatandaşların yargıya güvenini üst noktaya taşıyacak kişiler olduğunu hatırlatan Bakan Tunç, “Demokratik hukuk devleti içerisine bunları uyarladık ama bunu uygulayacak insan unsuru. İnsan unsurunu geliştirmenin gayreti içerisinde olduk. 2002 yılında 9 bin hakim ve savcı varken şimdi 24 bin hakim ve savcımız var. Genç bir kadroya sahibiz. Vatandaşlarımızın yargıya güvenini üst noktaya taşıyacak olan insan unsurudur. Geçen sene 12 milyon dosyayı sonuçlandırdılar. Şu anda önlerinde 11 milyon dava var. Büyük bir gayret içerisinde çalışıyorlar. Onların özellikle mesleği kabul edilmeden önce TBMM’de hep beraber yasal düzenlemeleri hayata geçirmiştik. Hukuk mesleklerine giriş sınavı. Avukatlık ve hakim-savcılık yapmak isteyen önce bu sınavı kazanacak. Daha kaliteli bir eğitim için çabalıyoruz. hakim ve savcılarımız artık 3 yıl süren donanımlı süreçten sonra kürsüye daha donanımlı bir şekilde geçecekler” ifadelerini kullandı.

“Uzun yargılamaların olmaması gerek”

Yargının hızlanmasının gerektiğini anlatan, ‘Geciken adalet, adalet değildir’ diyen Bakan Yılmaz Tunç, şu ifadeleri kullandı:

“Uzun süren yargılamaların olmaması gerekir. Hedef süre uygulamalarımız var. İstinaf mahkemelerinde de bu hedef süre uygulamasını sisteme dahil etmenin içerisindeyiz. Artık hangi bölgelerde hangi dairede yoğunluk varsa orada ki yoğunluğu azaltacağız. Adli Tıp Kurumu’nun kapasitesini arttırıyoruz. Artık 81 ilde Adli Tıp Kurumu var. Bugünkü şartlara uygun olmayan 392 cezaevini kapattık. 300’e yakın yeni cezaevini hizmete açtık. Adana’da yatırımlar gerçekleşmiş oldu. Teknolojinin bütün imkanlarından yararlanmak istiyoruz. Hem hakim savcılarımızın hem de vatandaşlarımızın bu sistemden yararlanabilmeleri gayreti içerisindeyiz. Özellikle kira davaları tartışma konusu. 146 bin kira uyuşmazlığı nedeniyle arabuluculuk tarafı oldu. Bunun 76 bini uzlaşma ile sonuçlandı. Demek ki yarıdan fazlası adliyeye gitmeden çözmüş oldu. Diğer uyuşmazlıklarda da bunu hayata geçirmenin gayreti içerisindeyiz. Adalet Bakanlığımızın Adana ve tüm ilçelerine yaptığı önemli yatırımlar var. Bugüne kadar adalet alanında 38 milyar 318 milyon Türk Lirası Adana’nın merkez ve ilçelerine yatırım gerçekleştirmişiz. Adana Adli Tıp Bölge Başkanlığı ihalesini de 30 Nisan’da gerçekleştireceğiz. Yüreğir ilçemizde bu binayı Adanalıların hizmetine sunmuş olacağız. Karataş ilçemize de adalet binamızın projesini hazırladık. Onu da Adana’ya kazandıracağız. 2024 yılı yatırım programına Adana ile ilgili adliye personelimizin kalabileceği konutları yatırım programa aldık. Merkezde 100 daire olmak üzere 232 adliye konutunu kısa süre içerisinde kazandıracağız.” – ADANA

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-yuzyili-basinda-yeni-bir-anayasa-ile-yolumuza-devam-ederiz/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, adalete güvenin ve memnuniyetin artırılması için çalışıyor https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-adalete-guvenin-ve-memnuniyetin-artirilmasi-icin-calisiyor/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-adalete-guvenin-ve-memnuniyetin-artirilmasi-icin-calisiyor/#respond Fri, 15 Mar 2024 21:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19313 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, vatandaşların adalete güvenini tesis etmenin, yargı hizmetlerinden memnuniyetini en üst noktaya çıkarmanın gayreti içinde olduklarını söyledi.

Tunç, Rize Adalet Eğitim Merkezinde adliye personeline yönelik eğitim programı sonrasında düzenlenen sertifika töreninde, Türkiye’nin değişik bölgelerinden gelen adalet personeli ile bir arada olmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.

Personel eğitim merkezlerince önemli proje ve eğitimler yürütüldüğünü belirten Tunç, şöyle konuştu:

“Adalet teşkilatımız personel olarak baktığımız zaman 24 bini hakim ve savcıdan, 100 bine yakını savcılarımıza destek olan katiplerimiz, mübaşirlerimiz, yazı işleri müdür ve personellerimizden, 80 bine yakın ceza tevkifevlerinde çalışan infaz koruma memurlarımız ve idarecilerimizden oluşuyor. Dolayısıyla toplamda 200 bine yakın hakim, savcı ve yardımcı personelle beraber yargı hizmetlerini gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Vatandaşlarımızın adalete güvenini tesis etmenin, yargı hizmetlerinden memnuniyetini en üst noktaya çıkarmanın gayreti içerisindeyiz.”

Tunç, hakim ve savcıların kürsüde hukuka uygun kararlar vererek adaletin tecelli etmesinin ve haklıya hakkını vermenin mücadelesini yaparken personelin de onlara destek olduğuna işaret ederek, “Onların sizsiz bir iş yapmaları mümkün değil. Çünkü her yazılan, her konuşulan sizler sayesinde tutanaklara geçiyor ve doğru geçmesi gerekiyor. O kararların çabuk ve doğru yazılması gerekiyor. Tüm bunlar özellikle sizlerin gayretleriyle gerçekleşiyor. Çeşitli sınavlardan geçerek bu noktalara geldiniz, seçilen kişilersiniz. Sizlerin özellikle meslek içerisinde başarılı olabilmeniz için de bu tür eğitimlere ihtiyaç var.” diye konuştu.

Kanunların değiştiğini, yeni mevzuatlar geldiğinin altını çizen Tunç, bu ihtiyaçlara uygun yeni eğitim modülleri ve programları da olması gerektiğini, bu kapsamda yeni ihtiyaçlara göre de hizmet içi eğitimler gerçekleşmeye devam ettiklerini vurguladı.

“Temel kanunlarımızın tamamı yenilendi”

Tunç, yargının fiziki mekan ihtiyacını büyük ölçüde tamamladıklarını, dün Giresun’da büyük bir adalet sarayının temelini attıklarını anlattı.

İhtiyaç olan illerde her gün yeni bir adalet sarayının temelini attıklarını ifade eden Tunç, gelecek hafta da Adana Kozan’da açılış gerçekleştireceklerini aktardı.

Tunç, Türkiye’deki müstakil adalet sarayı sayısının 72’den 366’nın üzerine çıktığına işaret ederek, hem fiziki mekanlar hem de teknolojinin tüm imkanlarının yargının hizmetine sunulduğunu belirtti.

Mevzuatı da sürekli yenilediklerine dikkati çeken Bakan Tunç, şu değerlendirmede bulundu:

“Temel kanunlarımızın tamamı yenilendi. Yargı paketleri ihtiyaçlara göre yeni mevzuat düzenlemeleri yine gerçekleşiyor. Sadeleştirmeler, yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılmasına yönelik mevzuat teşvik giderleri Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gerçekleştirilmeye devam ediliyor. En son sekizinci yargı paketinde de bu gerçekleşmiş oldu. Tabii mevzuat, fiziki kapasite ama en önemlisi de insan unsuru. Adaleti tecelli edecek kürsüdeki hakim ve savcılarımız. Onların daha donanımlı olması noktasında gerek hukuk fakültesindeki eğitimleri ve sonrasındaki sınavlar ve hakim, savcı yardımcılığı sistemiyle de kürsümüz artık daha da güçleniyor. Tabii o kürsüye güç verecek, destek verecek olan personeller de sizlersiniz. Sizlere güveniyoruz. Sizler vatandaşlarımızın yargı hizmetlerinden memnuniyetini en üst noktaya çıkaracak kişilersiniz.”

Bakan Yılmaz Tunç, konuşmaların ardından eğitime katılan personele sertifikalarını verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-adalete-guvenin-ve-memnuniyetin-artirilmasi-icin-calisiyor/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Delil Aysal davası süratle sonuçlandı https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-delil-aysal-davasi-suratle-sonuclandi/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-delil-aysal-davasi-suratle-sonuclandi/#respond Sat, 09 Mar 2024 00:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17167 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İzmir’de 31 Ocak’ta bindiği taksinin şoförünü öldüren Delil Aysal’la ilgili davada mahkemenin karar vermesine ilişkin, “Süratle sonuçlanan bir yargı işleyişi oldu.” dedi.

Bakan Tunç, Kemalpaşa Adalet Sarayı temel atma töreninde yaptığı konuşmada, binayı kısa süre içerisinde tamamlamayı amaçladıklarını söyledi.

Yeni adliye binasının yöresel Türk mimarisine uygun şekilde inşa edileceğini anlatan Tunç, adaletin mülkün temeli olduğunu dile getirdi.

Tunç, adaletin tecellisi için hukuk devletinin ön şart olduğunu vurgulayarak, “Hukuk devleti, yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla, kuvvetler ayrılığının hakim olmasıdır. Yargının da bağımsız ve tarafsız olmasıdır. Yargının başta uygulayacağı mevzuatın ihtiyaca cevap verecek, adaletli, hukuka uygun mevzuat olması ve bu mevzuatın uygulanacağı fiziki mekanların da adaletin vakarına uygun fiziki imkanlarda, kapasitede olması ama asıl önemli olan, o mevzuatı uygulayacak insan unsurudur. Bu üç unsuru da son 22 yıldan bu yana daha da geliştirmek için çok önemli mesafeler aldık, almaya da devam ediyoruz.” diye konuştu.

Bakan Tunç, 8 Mart Dünya Kadınları Günü’nü de kutlayarak, kadınların elinin değdiği her yerde başarının geldiğini ifade etti.

Kadınların yargı teşkilatına çok fayda sağladığına işaret eden Tunç, şunları kaydetti:

“Kürsüde görev yapan kadın hakim, savcı sayımız da her geçen gün artıyor. Her geçen gün hukuk fakültelerinde okuyan kızlarımız, kadınlarımızın da sayısı gittikçe artıyor. Bugün 24 bin hakim ve savcımız var. Toplam hakim ve savcı sayısı içerisinde 8 bin 871’i kadınlardan oluşuyor. Diğer meslek gruplarına göre biraz daha önde olduğumuzu belirtmekte fayda var.”

“İnşallah milletimize olan bu borcumuzu yerine getirmek nasip olur

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Türkiye’nin son 22 yılda her alanda olduğu gibi adalet konularıyla ilgili de önemli çalışmalara imza attığına dikkati çekerek, Anayasa’da gerçekleştirilen ve sessiz devrim sayılan reformları yeterli görmelerinin mümkün olmadığını anlattı.

“Darbe anayasasıyla Türkiye Yüzyılı’na başlamak istemiyoruz.” diyen Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O nedenle yeni, sivil, demokratik bir anayasanın, inşallah 28. Dönem parlamentomuzda bir uzlaşma sağlanarak gerçekleştirilmesini istiyoruz. Milletimize olan bir borcumuzdur bu. Anayasamızın darbeciler tarafından yazılmış olması bile yeter bir sebeptir. Çok sayıda yapılan değişiklik nedeniyle maddeler arasındaki yeknesaklığın bozulmuş olması da bu değişikliği, yeni anayasayı zaruri hale getiriyor. Yoksa kurumlarımız, yüksek yargı kurumlarımız arasında çıkan çatışmalar, görüş ayrılıkları hep bu madde farklılıklarından, yeknesaklığın bozulmasından kaynaklanan sebepler de ortada. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcında ülkemize olan borcumuzu, milletimize olan bu borcumuzu yerine getirmek nasip olur.”

Tunç, 2002 yılında müstakil adliye olarak Türkiye genelinde sadece 78 adliye olduğunu, bugün ise 262 müstakil adliyenin bulunduğunu söyledi.

Yeni binaların eski adliye binalarına göre çok daha modern ve adalete yakışır vaziyette olduğunun altını çizen Tunç, mahkeme sayılarının da çok fazla arttığını hatırlattı.

Yargı kapasitesini güçlendirdiklerini aktaran Tunç, hukuk fakültesi eğitimini önemsediklerini dile getirdi.

Bakan Tunç, mezunların diplomayı alır almaz avukatlığa başlayamayacağını belirterek, “Ya da diplomayı alır almaz hakimlik, savcılık sınavına giremeyecek. Okul bittikten sonra bir ön elemeden geçecek. Hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanması lazım. Onu da 2024’ün ekim ayından itibaren başlatıyoruz. Avukatlık stajına başlayacak olan hukuk fakültesi mezunlarımız artık hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanmak zorunda. Hakim ve savcı adaylığını kaldırdık. 2 yıl sürüyordu hakim, savcı adaylığı. Hakim, savcı yardımcılığını başlattık. O da 3 yıl sürecek.” ifadelerini kullandı.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bu ay gerçekleştirilecek yerel seçimlerin de önemine değinerek, vatandaşlardan Cumhur İttifakı adaylarına destek istedi.

Programda İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti İzmir milletvekilleri Mahmut Atilla Kaya ve Yaşar Kırkpınar ile İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Fahri Mutlu Tosun da konuşma yaptı.

“Kamu vicdanı yargının sonucunu merakla bekledi”

Törenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tunç, İzmir’de bindiği taksinin şoförünü öldüren Delil Aysal’la ilgili davada karar verilmesine ilişkin soru üzerine “Süratle sonuçlanan bir yargı işleyişi oldu.” değerlendirmesinde bulundu.

Soruşturma aşamasının hızlı şekilde tamamlandığını, dava aşamasında da bugün itibarıyla karar verildiğini aktaran Tunç, “Bütün Türkiye’yi ayağa kaldıran bir cinayetti. Vatandaşlarımız gerçekten öfkelendi. Kamu vicdanı yargının sonucunu merakla bekledi. Nitelikli adam öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yine yağma suçu, silahla ilgili suçlardan da ayrıca süreli hapis cezalarına çaptırıldı.” diye konuştu.

Bakan Tunç, 1 Mart’ta İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde 1 kişinin öldüğü, 4 kişinin yaralandığı trafik kazasının ardından yurt dışına çıktıkları belirlenen 18 yaşından küçük sürücü ile annesi Eylem T’nin Mısır’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne geçtiklerini ifade etti. Tunç, hem diplomatik yollardan hem de İnterpol vasıtasıyla Türkiye’ye iadelerini istediklerini kaydetti.

Törene AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan, AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı ve MHP İl Başkanı Veysel Şahin de katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-delil-aysal-davasi-suratle-sonuclandi/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç İzmir’de Kemalpaşa Adalet Sarayı’nın temelini attı https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-izmirde-kemalpasa-adalet-sarayinin-temelini-atti/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-izmirde-kemalpasa-adalet-sarayinin-temelini-atti/#respond Fri, 08 Mar 2024 23:36:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17133 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde Adalet Sarayı’nın temel atma törenine katıldı. Tunç, “22. dönemden itibaren Ceza Mevzuatımız, Ceza Kanunlarımız, Ceza Muhakemesi Kanunumuz, sonrasında Ticaret Kanunumuz, Borçlar Kanunumuz, Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz, tüm temel kanunlarımızı biz yeniledik, çağın ihtiyaçlarına uygun hale getirdik” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Sekiz Eylül Mahallesi’nde bulunan Kemalpaşa Adalet Sarayı’nın temel atma törenine katıldı. Yeni Adalet Sarayı’nın hayırlı olmasını dileyen Bakan Tunç, “Kemalpaşa adliyemizin biraz uzun süren ihale süreçleri oldu ama sonunda temel atma ve inşa sürecine geldik. İnşallah kısa süre içerisinde tamamlamak nasip olur. Burada görev yapacak olan hakim ve savcılarımız, adalet çalışanlarımız ve Kemalpaşalı hemşehrilerimiz yargı hizmetlerinin hem sunulmasında hem alınması noktasında çok daha kaliteli bir hizmeti alırlar” ifadelerini kullandı.

Adalet Sarayı’na yönelik bilgilendirmelerde bulunan Bakan Tunç, “Kemalpaşa Adliyemiz yöresel mimariye de Türk mimarisine de uygun bir şekilde gerçekleştirilecek. Yapımı altta 2 bodrum kat, zemin kat, üstte de 5 kat şeklinde, Kemalpaşa ilçemizin ihtiyacına uzun yıllar cevap verebilecek bir mimaride, hakim odaları, kalemleri, savcı odalarıyla beraber, duruşma salonlarıyla beraber modern bir Adalet Sarayı’nı Kemalpaşa ilçemize kazandırmış olacağız. Adalet mülkün temelidir. Adalet herkese hakkı olanı vermektir. Her şeyi yerli yerine koymaktır. Adalet insan onurunu korumaktır, insan haklarını korumaktır. Adaletin tecellisi için de tabii ki hukuk devleti ön şarttır. Hukuk devleti olabilmek için de yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla kuvvetler ayrılığının hakim olmasıdır ve yargının da başta uygulayacağı mevzuatın ihtiyaca cevap verecek adaletli ve hukuka uygun mevzuat olması ve bu mevzuatın uygulanacağı fiziki mekanların da adliye binalarının da adaletin vakarına uygun olması gerekir. Tabii sadece mevzuat ve fiziki kapasite elbette ki lazım ama asıl o mevzuatı, o fiziki kapasitenin içerisinde, o adliye saraylarının içinde uygulayacak olan insan unsurudur, hakimlerimizdir, savcılarımızdır ve adalet personelimizdir. Tüm bu üç unsuru da son 22 bu yana daha da geliştirmek, kapasiteyi artırmak için çok önemli mesafeler aldık. Daha öncesinde de 22. dönemden itibaren Ceza Mevzuatımız, Ceza Kanunlarımız, Ceza Muhakemesi Kanunumuz, sonrasında Ticaret Kanunumuz, Borçlar Kanunumuz, Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz, tüm temel kanunlarımızı biz yeniledik, çağın ihtiyaçlarına uygun hale getirdik” diye konuştu.

Bakan Tunç, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla da tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan Bakan Tunç, sözlerine şunları da ekledi:

“Adliye personelimiz, yazı işlerinde çalışan kadın personellerimiz, yazı müdürlerimiz, katiplerimiz, adalet teşkilatımıza büyük bir hizmet veriyorlar. Görev yapan kadın hakim, savcı sayımız da her geçen gün artıyor. Şu anda kürsüde görev yapan kadın hakim ve savcı sayısı yüzde 40’a ulaştı. Her geçen gün Hukuk Fakülteleri’nde okuyan kızlarımız, kadınlarımız da sayısı gittikçe artıyor. Bugün baktığımız zaman 24 bin hakim ve savcımız var. Bunun toplam hakim ve savcı sayısı içerisinde 8 bin 871’i kadınlardan oluşuyor. Yüzde 38 oranında yargı teşkilatımızda, kürsüde adaleti tecelli eden kişilerin yarıya yakını neredeyse kadınlardan oluşuyor.”

“Demokrasinin önü kesilmesin diye yapısal reformları hayata geçirdik”

Konuşmasında Anayasa’da yapılan iyileştirmelerden de bahseden Bakan Tunç, “Kadınlara pozitif ayrımcılık, çocuk haklarının korunması, çocuk istismarına karşı devlete verilecek olan görevler, tüm bunlar anayasamızda son dönemde yapılan iyileştirmeler ve düzenlemeler. Bunun yanı sıra özellikle ülkemizde bir daha darbe olmasın. Bir daha vesayetçi anlayışlar sahneye çıkmasın. Ülkenin önü kesilmesin. Demokrasinin önü kesilmesin diye anayasamızda çok önemli yapısal reformları hayata geçirdik. Bunları milletimizin onayıyla yaptık. Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısının sivilleştirilmesi, Yüksek Askeri Şura’nın yine hukuk devleti ilkesine uygun hale getirilmesi, Anayasa Mahkemesi’nin yapısının, Hakimler Savcılar Kurulu’nun yapısının yine hukuk devleti ilkelerine uygun hale getirilmesi, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin kaldırılması, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması, Askeri Mahkemelerin kaldırılması, sivillerin dahi Askeri Mahkemelerde yargılandığı dönemleri yaşamıştık. Tüm bunlar kaldırıldı. Anayasamızda darbeciler yargılanamaz diye bir madde vardı. Sizin onayınızla bunlar kalktı. Gerektiğinde sıkı yönetim ilan edilebilir diye bir madde vardı. Bunları milletimizin desteğiyle, milletimizin onayıyla kaldırdık. Darbe anayasasıyla Türkiye yüzyılına başlamak istemiyoruz. O nedenle yeni sivil demokratik bir anayasayı İnşallah 28. Dönem Parlamentomuzda bir uzlaşma sağlanarak gerçekleştirilmesini istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Adliyelerimiz, adaletin tecelli ettiği yerler, fiziki kapasitenin arttırılması noktasında, teknolojinin yargının hizmetine sunulması noktasında 22 yıldan bu yana çok önemli mesafeler aldık” diyen Bakan Tunç, şu ifadeleri aktardı: “Başsavcımız bahsetti. Mesleğimizin ilk yıllarında nasıl bir tabloyla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Merdiven altlarında kiralık binalarda yapılan duruşmalar, eski köhne binalarda, adaletin vakarına yakışmayan fiziki mekanlardı. Tüm bunları artık tarihe karıştırdık. Şimdi İnşallah Kemalpaşa’da da eskiyen adliyemizin yerine modern bir adalet sarayını yapacağız. İzmir’imizin diğer ilçelerinde de çok sayıda adalet binasını hizmete açmıştık. Yeni yatırımlarımız da var. Adli Tıp’tan Denetimi Serbestlik Müdürlüklerine varıncaya kadar çok sayıda daha yatırımı inşallah İzmir’imize kazandırmanın gayreti içerisinde olacağız.”

Bakan Tunç, 2002 yılında müstakil adli olarak bütün Türkiye genelinde sadece 78 adliyenin olduğunu, bugün ise 366 müstakil adliyemiz yer aldığını söyledi. Bakan Tunç, sözlerine şunları da ekledi:

“Bunlar eski adliye binalarına göre çok daha modern, çok daha adalete yakışır vaziyette. Toplam kapalı alan olarak müstakil adliye olarak 569 bin metrekareyken bugün 6 milyon metrekare. Yani şu 569 bin metrekare bütün Türkiye genelinin kapalı alanı. Fakat biz sadece Ankara’da inşaatı başlayan 600 bin metrekare kapalı alan tek bir adliye. Mahkeme sayılarının arttırılması noktasında da çok sayıda mesafe aldık. 2002’de 3 bin 588 mahkeme varken artan iş yükünü karşılayabilmek için de bugün itibariyle de 7 bin 118 mahkemeye ulaşılmış oldu. İdari yargıda da 146’dan 221’e çıkartıldı. Bölge Adliye Mahkemeleri’ni 2016’dan itibaren devreye aldık. 2018’de açılışları gerçekleştirildi. 15 bölgemizde de bölge adliye mahkemelerimiz görev yapıyor. Bunlardan birisi de İzmir’imizde ve çevre illere hizmet ediyor. 3 bölge adliyemizin de kararını aldık. Binaları da hazırlanıyor. Denizli’de, Tekirdağ’da ve Malatya’mızda da bölge adliye mahkemelerimizi önümüzdeki süreçte inşallah devreye alacağız. Adli tıp 6 grup başkanlığı olarak hizmet verirken Türkiye genelinde 15 bölge grup başkanlığına yükselttik. Sadece 25 ilde adli tıp hizmeti verilirken bugün 81 vilayetimizin hepsinde de şube müdürlükleri vasıtasıyla adli tıp hizmetleri veriliyor. Ceza infaz sistemimizi insan haklarına uygun bir şekilde özellikle ceza adaletini önemsiyoruz. Soruşturma, kovuşturma, dava aşaması, bunlar hepsi önemli ama toplumu suçtan korumak için ceza alanların infaz sırasında topluma alıştırılması ve ıslahına önem veriyoruz. Bu nedenle cezaevlerimizi bir iş yurtları vasıtasıyla orada yaşayan mahkumların meslek edinmeleri, tahsil görmeleri ve orada üretime destek olmaları için cezaevlerimizi artık birer fabrikaya, birer tarımsal tesislere dönüştürerek hem onların ekonomimize katkı sağlamasını istiyoruz.”

UYAP sisteminden vatandaşların da girerek dava açabildiğini ve davalarını takip edebildiklerini vurgulayan Bakan Tunç, “Avukatlarımız, hakim savcılarımız, elektronik duruşmadan elektronik tebligata varıncaya kadar artık görüntülü duruşma, cezaevlerinden yakınlarıyla görüntülü duruşma gibi teknolojinin bütün imkanlarını da yargı teşkilatımızın hizmetine sunmanın gayreti içerisindeyiz. Hakim ve savcılarımızın özellikle o binalarda, o mevzuatı hakkaniyete ve adaletin tecellisi noktasında en güzel şekilde, en doğru karara ulaşabilmeleri için de yargı kapasitemizin özellikle güçlendirilmesi gerekiyordu. 2002’de 9 bin 349 hakim savcımız varken bugün 23 bin 826 hakim ve savcımız var. Buradaki artışa baktığımız zaman ihtiyaca cevap verebilecek noktaya gelmiş bulunuyoruz aslında. Avrupa Konseyi ülkelerinin biraz aşağısındayız. Kısa süre içerisinde yeni sınavlarla, yeni alımlarla da bu kapasiteyi sayı olarak da yakalamış olacağız” ifadelerine yer verdi.

Mevcut hakim ve savcıların ve meslek öncesi hakim ve savcıların da eğitilmeleri ve daha güçlü bir şekilde kürsüde karar verebilmeleri anlamında önemli uygulamaları başlattıklarını anlatan Bakan Tunç, “Hukuk Fakültesi sıralamasını 190 binden 125 bine yükselterek, burada başarı sıralamasını yükselterek, burada okuyacak öğrencilerimizin özellikle Hukuk Fakültesinde seçerek ve sonrasında eğitimlerini daha da güçlendirerek, okul bittikten sonra da hemen diplomayı alır almaz avukatlığa başlayamayacak bundan sonra. Okul bittikten sonra bir ön elemeden geçecek. Hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanması lazım. Onu da 2024’ün Ekim ayından itibaren uygulamaya başlatıyoruz. Avukatlık stajına başlayacak olan Hukuk Fakültesi mezunlarımız artık hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanmak zorunda. Hakim ve savcı adaylığını kaldırdık. 2 yıl sürüyordu hakim savcı adaylığı. Hakim savcı yardımcılığını başlattık. O da 3 yıl sürecek. 1 yılı Adalet Akademisi’nde eğitim, 2 yılı da hakim ve savcılarımızın, tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanlarında hakim savcı yardımcısı olarak çalışacaklar. Yargı reformu strateji belgeleri ve insan hakları eylem planları kapsamında da yine vatandaşlarımızın ihtiyacı olan gerek ceza mevzuatıyla ilgili gerek özel hukuk mevzuatıyla ilgili çalışmaları, taslak çalışmalarını yapıyoruz ve meclisimize gönderiyoruz. Geçen hafta da 8. Yargı Paketiyle önemli düzenlemeler yapıldı. İnşallah seçimden sonra da 9. Yargı Paketimizin hazırlıkları da tamamlandı. Meclis açıldığında da 9. Yargı Paketimizi milletvekillerimizin takdirine sunmuş olacağız” diye belirtti.

Kemalpaşa’daki eksikliği de tamamlamış olacaklarının altını çizen Bakan Tunç, “550 gün süre var ama biz bunu biraz daha öne çekeceğiz. Şu anda 6 ay geçmiş durumda. 2025 yılının Haziran ayı gibi görünüyor ama inşallah 2025’in bu aylarında bu mevsimde de olabilir. Sona kaldı ama geç oldu, temiz oldu. Daha büyük, daha modern ve mimarisi de gerçekten Kemalpaşa’ya yakışacak şekilde. İçinde 13 tane duruşma salonu, 21 tane hakim odası 21 tane mahkeme kalemi, 1 başsavcı, 20 savcı, 5 savcılık kalemi var” dedi.

Konuşmaların ardından yapılan dua eşliğinde Adalet Sarayı’nın temelinin atıldığı törene, İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, AK Parti milletvekilleri, kadınlar ve vatandaşlar katıldı. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-izmirde-kemalpasa-adalet-sarayinin-temelini-atti/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Eyüpsultan’da kaza yapan şüpheliyle ilgili açıklama yaptı https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-eyupsultanda-kaza-yapan-supheliyle-ilgili-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-eyupsultanda-kaza-yapan-supheliyle-ilgili-aciklama-yapti/#respond Thu, 07 Mar 2024 04:12:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16455 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Eyüpsultan’da kullandığı arabayla yol kenarındaki ATV tipi araçlara çarparak bir kişinin ölümüne, 4 kişinin de yaralanmasına neden olduktan sonra annesiyle Mısır’a kaşan şüpheliye ilişkin, “Cumhuriyet Başsavcılığımız zaten olay anından itibaren soruşturmayı başlatmıştı. Kişinin yakalanması için yakalama kararı çıkartıldı. Mısır adli makamlarından iadesini talep edecek olan süreci başlattık. Bir kırmızı bülten çıkarıyoruz. Bu konudaki süreç başladı.” dedi.

Bakan Tunç, A Haber’de canlı yayında “Melih Altınok ile Sebep Sonuç” programında soruları yanıtladı.

Türkiye’nin son 22 yılda mevzuatın ihtiyaçlara cevap verebilmesi için önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini söyleyen Tunç, temel kanunların tamamını değiştirdiklerini belirterek, “Çağın ihtiyaçlarına uygun hale getirdik. Şunu diyebiliriz, Avrupa’nın en yeni, en çağdaş temel kanunları Türkiye’dedir.” ifadesini kullandı.

Ceza mevzuatının 2005 yılında yenilendiğini hatırlatan Tunç, hem Avrupa Birliği uyum süreci bakımından hem de vatandaşların ihtiyaçları bakımından kanunların yenilendiğini kaydetti.

Teknolojinin yeni imkanlarını kullandıklarını anlatan Tunç, “Hatta şimdi Bilgi İşlem Genel Müdürlüğümüzün, yapay zekanın yargı hizmetlerinde kullanılabilmesiyle ilgili bir çalışması var.” diye konuştu.

Hakim ve savcıların geçmişten bugüne geldiği durumu dile getiren Tunç, 2002’de 9 bin civarında hakim ve savcı varken, bugün 24 bin hakim ve savcının bulunduğu bilgisini verdi.

Eyüpsultan’da, 1 Mart’ta kullandığı arabayla yol kenarındaki ATV tipi araçlara çarparak bir kişinin ölümüne, 4 kişinin de yaralanmasına neden olan ve annesi tarafından yurt dışına kaçırılan 18 yaşından küçük sürücüyle ilgili açıklamalarda bulunan Tunç, şunları paylaştı:

“Cumhuriyet Başsavcılığımız zaten olay anından itibaren soruşturmayı başlatmıştı. Kişinin yakalanması için yakalama kararı çıkartıldı. Mısır adli makamlarından iadesini talep edecek olan süreci başlattık. Bir kırmızı bülten çıkarıyoruz. Bu konudaki süreç başladı. Mısırla bizim suçluların iadesine ilişkin adli yardımlaşma anlaşmamız var. Bu konudaki süreci yakinen takip ediyoruz. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızın yürütmekte olduğu bir soruşturma. Tabii, buna benzer artık ülkemizde suçla mücadele noktasında hem mevzuat hem de uygulama anlamında önemli çalışmamız var. Özellikle suçun kaynağında önlenmesi önemli. Suç meydana geldikten sonra, zarar ortaya çıktıktan sonra yargılama süreçleri de elbette önemli ama asıl 18 yaşından küçük, ehliyeti olmayan birisinin trafiğe çıkmış olması ve kazaya sebebiyet vermesi. Tabii ki burada özellikle o çocuğu kaçıran annesi bakımından da şu an bir soruşturma söz konusu.”

Kiralarla ilgili yargıya yansıyan kaç dosya olduğuna ilişkin konuşan Tunç, kiralarla ve tahliyeyle ilgili dava açmadan önce arabulucuya başvurulmak zorunda olunduğunu ve bu durumun yargının yükünün yüzde 25’ini aldığını söyledi.

“Depremde 15 adliyemiz yıkıldı”

Deprem bölgesindeki adliye binalarından bahseden Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Deprem bölgesinde konteynerde duruşma gören illerimiz var. Onların süratle inşaatlarını yapacağız. Depremde 15 adliyemiz yıkıldı. Bunlar eskiden yapılan adliyeler, bizim dönemimizde yapılan adliyelerde çatlak bile yok. Ama eskiden yapılan hükümet konaklarının içerisinde olan ilçe adliyelerimiz vardı. 15 adliyemiz kullanılamaz hale geldi ve geçici yerlerde şu anda. Süratle inşaatlarına başladık.”

Bazı hakim ve savcıların göreve iade edilmesiyle ilgili, “FETÖ ile mücadelede ne durumdayız?” sorusunu yanıtlayan Tunç, şu bilgileri aktardı:

“FETÖ ile mücadelede kararlılığımızdan hiçbir zaman taviz vermememiz gerekir. Bu konudaki kararlılığımız en yüksek seviyede devam ediyor. Terörün her türlüsüyle mücadele eden bir ülkeyiz. 15 Temmuz karanlık gecesini bu ülkeye yaşatmak isteyen FETÖ teröristleriyle mücadele etmeye devam edeceğiz. FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı olanlar bakımından kamuda bir arınma süreci hemen başlamıştı, 15 Temmuz darbe kalkışmasının ardından. Bir olağanüstü hal ilanı söz konusu oldu 20 Temmuz’da. Tabii muhalefet bunu ’20 Temmuz darbesi’ olarak söylemeye devam ediyor. 20 Temmuz darbe değil, darbecilerin özellikle halkın karşısında hesap vermesi sürecinin başladığı tarih. Aslında süreç daha öncesinde 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişimi sonrası başlayan bir süreç var. O zamandan itibaren hem emniyette, hem yargımızda hem askeriyede bu konudaki ayıklama ve arınma süreci başlatılmıştı.”

“Bir dönem FETÖ sızmalarını konuştuk, onlar tasfiye edildiler. Şimdi, ‘mesleğe kabul kriterlerinde şeffafız, netiz’ diyor musunuz?” sorusuna Tunç, “Mesleğe kabul kriterlerinde özellikle bizim öncelikli gözeteceğimiz husus, elbette ki liyakat. İyi yetişmiş hukukçulara sahip olmamız lazım. İyi bir hukuk eğitimi almalı. Hukuk fakültelerimizin eğitim kalitesi noktasındaki YÖK ile işbirliği yüksek seviyede devam ediyor.” yanıtını verdi.

Afla ilgili bir gündem olup olmadığı sorusu üzerine Tunç, böyle bir gündemlerinin olmadığını dile getirdi.

Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Tunç, sözlerini şöyle tamamladı:

“Murat Bey, bakanlık yaparken ben de parlamentoda milletvekiliydim. Murat Bey, Anadolu’nun bütün illerini dolaşırdı. Geldiği zaman, bir ili ziyaret ettiği zaman belediye başkanları, teşkilat mensupları, vatandaşlar, ondan şehirleriyle ilgili bir şey istediğinde ‘bakalım, edelim’ demezdi, hemen bürokratına talimat verirdi, ‘şu belediyemizin şu ihtiyacı varmış bunu hemen şuradan sağlıyorsunuz, şu ödeneğe ihtiyaç’ şeklinde talimatları verirdi.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-eyupsultanda-kaza-yapan-supheliyle-ilgili-aciklama-yapti/feed/ 0
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Türkiye’deki İfade Özgürlüğü ve Yargı Bağımsızlığı Endişelerini Raporladı https://www.haber60.com.tr/avrupa-konseyi-insan-haklari-komiseri-turkiyedeki-ifade-ozgurlugu-ve-yargi-bagimsizligi-endiselerini-raporladi/ https://www.haber60.com.tr/avrupa-konseyi-insan-haklari-komiseri-turkiyedeki-ifade-ozgurlugu-ve-yargi-bagimsizligi-endiselerini-raporladi/#respond Wed, 06 Mar 2024 02:39:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15914 Avrupa Konseyi’nin İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic, Türkiye’de insan hakları, ifade özgürlüğü ve yargı bağımsızlığı konularındaki gözlemlerini kayda geçirdiğini raporunu bugün yayımladı. 14 sayfalık raporda, Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğünün endişe verici düzeyde gerilediği, medyanın yüzde 90’ının hükümet kontrolünde olmasının demokratik tartışma ortamını engellediği belirtildi.

Raporda, Türkiye’de insan hakları savunucuları, kadın hakları ve LGBT savunucularının giderek artan baskıyla karşılaştığını kaydedildi. Ayrıca Türk hükümeti ve mahkemelerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını uygulamamasının anayasal düzeni zayıflattığı uyarısı yapıldı.

Raporu yazan Mijatovic, Türkiye’yi ziyaret talebinin Ankara tarafından kabul edilmediğini de kayda geçirdi.

Strasbourg merkezli Avrupa Konseyi’nin İnsan Hakları Komiseri Mijatovic, Türkiye’deki insan hakları durumuna ilişkin genel gözlemlerini “ifade ve basın özgürlüğü, insan hakları savunucuları ve sivil toplumun mevcut durumu ve Türk yargısının bağımsızlığı ve tarafsızlığı” başlıklarında raporlaştırdı.

Mijatovic, raporla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye’de gazetecilerin, insan hakları savunucuları ve sivil toplumun giderek artan düşmanca bir ortamda görev yapmak durumunda kaldıklarını belirtirken, ülkedeki ifade özgürlüğünün tehlikede olduğunu vurguladı.

Raporda, Türk yetkililerinin ifade ve basın özgürlüğüne dönük negatif duruşları ve seçilmiş kişiliklere dönük meşru eleştirilere karşı tahammülsüzlük seviyesinin artmış olmasının ifade ve basın özgürlüğü konusundaki kaygıların daha derinleşmesine neden olduğunu kaydedildi. Bu olumsuz anlayışın gazetecilere ve insan hakları savunucularına karşı sistematik baskı ve yasal yolların kullanılmasıyla kendini göstermeye devam ettiği de raporda belirtildi.

İnsan Hakları Komiseri, Türkiye’de internet sansürünün giderek artmasından duyduğu kaygıyı da dile getirdi. Hükümetin Meclis’ten 2022’de geçirdiği İnternet Yasası ve Basın Yasası ile TCK’da yaptığı düzenlemelerle “yanlış ve yanıltıcı haber” yapmayı cezalandıracak unsurları gündeme getirdiğini ve böylece sosyal medyayı daha da kısıtlayıcı önlemler aldığını anımsatan Komiser, Aralık 2022 itibariyle 700 bin internet alan adı, 150 bin URL adresi ve 55 bin X mesajının bloke edildiğini kaydetti.

Komiser, ifade ve basın özgürlüğünün Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) aracılığıyla da kısıtlandığını raporunda kayda geçirdi, RTÜK’ün keyfi şekilde verdiği cezaların bir bölümünün eleştirel haberleri veren kurumları susturmak amaçlı olduğunu belirtti. Mayıs 2023 seçimleri sırasında eleştirel haber veren bazı kurumlara kesilen cezanın bu yönde atılan somut bir adım olduğu da, raporda vurgulandı.

‘Medyanın yüzde 90’ı hükümetin kontrolünde’

Komiserin raporunda, basın özgürlüğünün giderek gerilediğine işaret eden birçok raporda belirtildiği üzere Türkiye’de medyanın yüzde 90’ının hükümet kontrolünde olduğu, kalan muhalif medya organlarının giderek artan bir baskı altında olduğu kaydedildi.

Uluslararası Basın Enstitüsü’nün Türkiye’de basın özgürlüğünün gerilediğine ilişkin 2023 çalışmasında, gazetecilerin yaptıkları işten dolayı giderek artan şekilde taciz ve sindirme girişimine maruz kaldığının belirtildiğini kaydeden Mijatovic, Kürtçe yayın yapan medya çalışanlarının da yargısal baskı altında kaldığını belirtti.

Raporda, Avrupa Konseyi’nin Gazeteciler için Güvenlik Platformu’na göre 2023 yılında Türkiye’nin 52 tutuklama ile en çok gazeteci tutuklayan Avrupa ülkesi olduğu, Türkiye’yi 42 tutuklama ile Belarus’un ve 22 tutuklama ile Rusya’nın izlediği de kaydedildi.

‘İnsan hakları savuncularının durumu kötüleşti’

Raporda ayrıca, insan hakları savunucuları ve genel olarak sivil toplumun durumunun geçmişe oranla daha da kötüleştiği, 2016’da uygulamaya konulan olağanüstü halin 2018’de sona ermesine rağmen kısıtlayıcı önlemlerin uygulanmaya devam ettiği vurgulandı.

Osman Kavala’nın AİHM kararlarına rağmen serbest bırakılmamasının Türk yetkililerinin insan hakları savunucuları ve sivil topluma dönük düşmanca yaklaşımının göstergesi olduğunu belirten Komiser, iddianamede Kavala’nın Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ile iletişimde bulunmasının suç delilleri arasında gösterilmesinden duyduğu kaygıyı da dile getirdi.

Raporda, insan hakları savunucularının karşı karşıya kaldığı en akut sorunun kendilerine karşı açılan ceza sorgulamaları olduğu, sivil toplumun susturulmasında savcıların önemli rol oynadığı belirtildi.

Kolluk güçlerinin de insan hakları savunucularına karşı fiziksel şiddet de dahil olmak üzere taciz ve sindirme davranışı içinde olduğuna ilişkin iddiaların olduğunun anlatıldığı raporda, sadece 2022’de 1143 insan hakları savunucusunun 105 farklı dava nedeniyle yargıç önüne çıkmak durumunda kaldığı kaydedildi.

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin kadın ve LBGT haklarını zayıflattığını, bu alanda çalışan insan hakları savunucularının durumunu zorlaştırdığını belirten raporda, özellikle Mayıs 2023 seçimleri sürecinde kullanılan homofobik siyasi söylemin LGBT topluluklarının ulusal güvenlik tehdidi olarak algılanmasına neden olduğu anımsatıldı. Raporda, bu gruplara karşı giderek artan kötüleme, iftira ve damgalama girişimlerinin kaygıları artırdığını da kayda geçirildi.

‘Anayasal düzen zayıflıyor’

2020’de hazırladığı raporda, Türk hükümetine yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlanması için çağrıda bulunduğunu, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nda yapısal değişiklik yapılması gerektiğini belirttiğini anımsatan Komiser, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) de 2023’te yargı bağımsızlığı açısından Türk yetkililere adım atmaları uyarısında bulunduğunu kaydetti.

Türk mahkemelerinin AYM içtihatlarını uygulamama konusundaki dirençlerinden kaygı duyduğu, Türkiye’de kamu yetkililerinin Yüksek Mahkeme’ye dönük sözlü saldırılarının sorunu daha da derinleştirdiğini belirten raporda, bu kararların uygulanmamasının kamusal ve anayasal düzeni zayıflattığı değerlendirmesi yer aldı.

Raporda, 2020 raporunda bahsedilen gözlemler ve çağrıların bugün de geçerliliğini koruduğu saptaması yapılırken, şu görüşlere de yer verildi:

“Sonuç olarak, anlamlı bir değişim yaratmak için Türk yetkililerin sivil toplumla yapıcı bir şekilde etkileşime geçmesi; kısıtlayıcı yasaları gözden geçirip revize etmeleri; ifade özgürlüğünü kullandığı için hapsedilen insan hakları savunucuları, gazeteciler, aktivistler ve diğer kişileri serbest bırakmaları; Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına saygı gösterip uygulamaları ve yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını sağlamaları esastır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/avrupa-konseyi-insan-haklari-komiseri-turkiyedeki-ifade-ozgurlugu-ve-yargi-bagimsizligi-endiselerini-raporladi/feed/ 0
CHP Milletvekili Tanrıkulu, emeklilere verilecek ikramiyenin hak temelli ele alınması gerektiğini söyledi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-tanrikulu-emeklilere-verilecek-ikramiyenin-hak-temelli-ele-alinmasi-gerektigini-soyledi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-tanrikulu-emeklilere-verilecek-ikramiyenin-hak-temelli-ele-alinmasi-gerektigini-soyledi/#respond Sun, 03 Mar 2024 22:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14663 CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 8. Yargı Paketi’nin ikinci bölüm görüşmelerinde ” Bu (emeklilere verilecek ikramiye) bir sadaka değildir, bağış değildir, bir lütuf değildir. Bakın, 2018’de çıkmıştır, 2021’de artırılmıştır, 2 bin lira olmuştur; bunun hak temelli ele alınması lazım. Bu, hak temelli ele alınsaydı, TÜİK yine enflasyon oranlarına göre artırmış olsaydı 10 bin liranın üzerinde olacaktı, bizim önerdiğimiz asgari ücret seviyesinde olsaydı 17 bin lira olacaktı. Dolayısıyla, bunun iki üç yılda bir önümüze gelmemesi lazım, hak temelli ele alınması lazım ve objektif kriterlere bağlanması lazım, bu nedenle bu önerimizin de burada dikkate alınması lazım” dedi.

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerine söz alarak partisi adına konuştu. Tanrıkulu, Genel Kurul’da yaptığı açıklamada, özetle şunları söyledi:

“BİR İDARİ MAKAM, YARGITAY’DA OLUŞAN BİR MAĞDURİYETİ DEĞERLENDİREMEZ”

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarını, 13’üncü maddeyi ve 40’ıncı maddeyi okuduğumuzda bu ihtiyaçları karşılayacak kriterlere uygun bir komisyon getirmiyorsunuz. Şimdi, bugüne kadar oluşturulan komisyonlar, tazminat komisyonları idarenin işlem ve eylemlerine ilişkin ortaya çıkan ihlallerden kaynaklı komisyonlardı ve şu andaki komisyon da belirli bir zamana ilişkin görev yapan ve kanunla belirli görevleri verilmiş bir komisyondu ama şimdi biz bu yasayla komisyonu kalıcı hale getiriyoruz, kalıcı hale ve görevlerini genişletiyoruz. Yargıdan kaynaklanan, mağduriyete ilişkin oluşmuş ihlalden sonra bir iç hukuk yolu oluşturuyoruz ama oluşturduğumuz iç hukuk yolu idari bir kurul yani bakanlığa bağlı bir kurul, dolayısıyla yani bir yargıdan, yargısal bir işlemden yani hukuk mahkemesinde, idare mahkemesinde, ceza mahkemesinde, Yargıtay’da, Danıştay’da uzun yargılamadan dolayı oluşan bir mağduriyetten dolayı idari bir kurul oluşturuyoruz. Bu olmaz yani bir idari kurul, bağımsızlığı ve tarafsızlığı olmayan, yargı yetkilerini kullanamayan bir kurul yargıdan kaynaklı bir mağduriyeti değerlendiremez, işin esasında bir yanlışlık var. Bir idari makam, Yargıtay’da oluşan bir mağduriyeti değerlendiremez.

“ÖNCE ÖNLEYİCİ MEKANİZMALARI OLUŞTURMAK LAZIM”

Bir mazeretiniz yok, 22 yıldır iktidardasınız, yargıyı bağımsız ve tarafsız hale getiremediniz. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açıldı, 90 bine yakın başvuru yapıldı makul süreden. Neden yapıldı bunlar? Yerel mahkemelerin yeterince çalışmamasından, zamanında karar vermemesinden. Peki, buna ilişkin olarak bir tedbir var mı bu kanunda? Yok. Dolayısıyla, önce önleyici mekanizmaları oluşturmak lazım ama yargının hızlı, tarafsız, adaleti sağlayıcı biçimde bir düzenleme yapmadan, şimdi sonuçları üzerine Anayasa Mahkemesi kararından sonra bir düzenleme yapmaya çalışıyoruz. Böyle olmaz, bir kez daha uyarıyoruz. Anayasa Mahkemesinden alıyoruz başvuru hakkını, idari bir kurula veriyoruz ama yıllarca dava takip etmiş, emek vermiş avukatın emeğini yok sayıyoruz. ‘Hiç olmazsa Avukatlık Yasası’na bir ek düzenleme yapalım ve avukatlara emeklerinin karşısında nakdi veya nispi, neyse, ücret verilsin’ dedik, bu da kabul edilmedi. 180 bin avukatın mesleki emeği de bu kanunla sömürülmüş olacak aynı zamanda, yok sayılacak.

“OBJEKTİF KRİTERLERE BAĞLANMASI LAZIM”

Bu (emeklilere verilecek ikramiye) bir sadaka değildir, bağış değildir, bir lütuf değildir. Bakın, 2018’de çıkmıştır, 2021’de artırılmıştır, 2 bin lira olmuştur; bunun hak temelli ele alınması lazım. Bu, hak temelli ele alınsaydı, TÜİK yine enflasyon oranlarına göre artırmış olsaydı 10 bin liranın üzerinde olacaktı, bizim önerdiğimiz asgari ücret seviyesinde olsaydı 17 bin lira olacaktı. Dolayısıyla, bunun iki üç yılda bir önümüze gelmemesi lazım, hak temelli ele alınması lazım ve objektif kriterlere bağlanması lazım, bu nedenle bu önerimizin de burada dikkate alınması lazım diyorum. Bu meselelere sığ bakmamak lazım, müzakere etmek lazım, danışmak lazım ve toplumda bundan sonra oluşacak zararları önceden karşılamak lazım.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-tanrikulu-emeklilere-verilecek-ikramiyenin-hak-temelli-ele-alinmasi-gerektigini-soyledi/feed/ 0
Adalet Bakanı: Türkiye’nin seçimleri örnek seçimlerdir https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-turkiyenin-secimleri-ornek-secimlerdir/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-turkiyenin-secimleri-ornek-secimlerdir/#respond Sun, 03 Mar 2024 02:48:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14293 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, seçim güvenliğiyle ilgili, “Dünyada bu kadar şeffaf bir seçim yapan belki ikinci bir ülke yoktur. Onun için Türkiye’nin seçimleri örnek seçimlerdir.” dedi.

Kastamonu Valiliği’nde açıklamada bulunan Tunç, suçla mücadelenin önemine değindi.

8. Yargı Paketi’nde önemli adımlar atıldığını vurgulayan Tunç, “Suçla etkin mücadele bakımından, para cezasına çevrilen suçlar bakımından, para cezasından hapis cezasına dönüşen suçlarla ilgili caydırıcılığı arttıracak yeni güncelleme yapmamız gerekiyor.” diye konuştu.

Bakan Tunç, şunları söyledi:

“Adli para cezalarında da bir artırım söz konusu. Usule ilişkin birçok düzenleme var. Kanun yolları, istinaf, itiraz, temyiz yollarında süreler çok karışık. 7-8 günlük, 15 günlük süreler var. Bunda da vatandaşlarımız, avukatlarımız için bir hak kaybına neden olabiliyor. Dolayısıyla burada düzenleme yapıyoruz. Tüm itirazlar, istinaf, temyize başvuruda süre tebliğden itibaren 2 hafta şeklinde düzenleme yapıyoruz. Bazı davalarda tefhim yüze karşı okumayla başlıyordu, onu da kaldırıyoruz. Artık bütün kanun yollarında süreler tebliğden sonra 2 haftadır.”

Suç örgütlerine ilişkin önemli düzenlemeler olduğunu belirten Tunç, şöyle devam etti:

“Basit yargılama usulüne ilişkin Anayasa Mahkemesinin iptalleri söz konusuydu. Orada da itiraz yollarında, özellikle hak arama yolunu genişleten, hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına ilişkin itirazların İstinaf Mahkemesine yapılması ile ilgili ve diğer usul konularında da önemli düzenlemeler var. Suç örgütleri ve terör örgütleri ile teröre finansman sağlanmasının önlenmesine yönelik önemli bir düzenleme var. O da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum tayin edilmesi. Terör örgütleri açısından bu mümkün, ancak süresini uzatıyoruz. Suç örgütleri bakımından da TMSF’nin, terör örgütlerine, suç örgütlerine, çetelere, finansman sağlayan şirketler bakımından ya da mal varlığı bakımından kayyum tayin edilmesi ile ilgili önemli bir düzenlememiz var. Milletvekillerimiz seçim öncesi yorucu bir çalışma ile yargı paketi ile karşı karşıya kaldılar. Onlara da kolaylık diliyorum. İnşallah bu gece yargı paketimiz sonuçlanır, TBMM’deki çalışmalar neticesinde Cumhurbaşkanı’mızın onayı ve Resmi Gazete’de yayımlanması ile yürürlüğe girecektir.”

“Türkiye’de seçimler dünyaya örnek şekilde gerçekleşir”

Yerel seçimlere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Tunç, Türkiye’nin şeffaf bir seçim sistemine sahip olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’de seçim güvenliğine ilişkin hiçbir endişe yok. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’de seçimler dünyaya örnek şekilde gerçekleşir. Gerek sandık kurulları üyeliklerinde, ilçe seçim kurulları, il seçim kurulları ve ardından Yüksek Seçim Kurulu hem partilerin gözetimi ve denetimindedir hem de yargının gözetimi ve denetimindedir.” ifadelerini kullandı.

Bakan Tunç, şunları kaydetti:

“Tarafsız ve bağımsız yargı gözetiminde gerçekleşir seçimler. Kimin nerede oy kullanacağı internette yayınlanır. Herkes sandığında oy kullanacakları görür. Seçim sonrasında bütün tutanaklar ysk.gov.tr’de yayınlanır. Dünyada bu kadar şeffaf bir seçim yapan belki ikinci bir ülke yoktur. Onun için Türkiye’nin seçimleri örnek seçimlerdir. Dolasıyla seçim güvenliği bakımından gerek güvenlik güçlerimizin aldığı tedbirler, yargımızın da, Yüksek Seçim Kurulumuzun da aldığı tedbirler vardır. Aylar öncesinde bu tedbirler alınmıştır. Hiçbir sorun olmadan bu sürecin gerçekleşeceğine inanıyoruz. Tabii adaylıklara yönelik itirazlar söz konusu. Bu itirazlar ilgili İlçe Seçim Kurullarının vermiş olduğu kararlar, İl Seçim Kurulları tarafından denetlenir. Orada da bir hata varsa, Yüksek Seçim Kurullarına gider. Yüksek Seçim Kurulunun da vereceği karar da kesin olur ve bu şekilde hak kayıplarına neden olmadan süreç devam eder.”

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-turkiyenin-secimleri-ornek-secimlerdir/feed/ 0
8. Yargı Paketinin İçerisinde “Örgüt Adına Suç İşleme” Maddesinin de Olduğu 16 Madde TBMM Genel Kurulu’nda Kabul Edildi… https://www.haber60.com.tr/8-yargi-paketinin-icerisinde-orgut-adina-suc-isleme-maddesinin-de-oldugu-16-madde-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/ https://www.haber60.com.tr/8-yargi-paketinin-icerisinde-orgut-adina-suc-isleme-maddesinin-de-oldugu-16-madde-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/#respond Sat, 02 Mar 2024 21:57:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14055 TBMM Genel Kurulu’nda, 8. Yargı Paketi olarak bilinen “Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin birinci bölümde yer alan 16 maddesi kabul edildi.  Teklifte TCK’nın 220. ve 314. maddelerini kapsayan 10. ve 11. maddeleri Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiilini müstakil bir suç olarak düzenleyen madde de kabul edildi.

Teklifte, TCK’nın 220. ve 314. maddelerini kapsayan ve muhalefet tarafından tepki çeken 10. ve 11. maddeleri Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiilini müstakil bir suç olarak düzenleniyor.

Buna göre, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza, yarısına kadar indirilebilecek. Bu hüküm sadece silahlı örgütler hakkında uygulanacak. Örgüt adına suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüt adına suç işleme cürümünden ayrı ayrı cezalandırılacak.

Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) düzenlemeler yapılacak. Buna göre de TCK’da belirtilen ‘devletin güvenliğine karşı suçlar ile anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar’ bakımından, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilecek.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişiklikle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerin kapsamı genişletiliyor. Düzenlemeye göre, yakalama ve tutuklama işlemlerinin yanı sıra adli kontrol işlemlerine karşı da kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandırılmayan kişiler, tazminat isteminde bulunabilecek.

“İŞ CİNAYETLERİ, KADIN CİNAYETLERİ… HİÇBİR ŞEY YOK”

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, getirilen yargı paketinin ‘hayal kırıklığı’ olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Ne iktidarın vaatleri var, ne de kamuoyunun beklentileri karşılandı. Mesela infaz düzenlemesi yok, ehliyet affı yok, çek mağdurlarına ilişkin gelişme yok, disiplin affı yok, kader mağdurlarına ilişkin af beklentisi yok, bu pakette. İş cinayetleri, kadın cinayetleri, sokak cinayetleri ve mafyalara ilişkin onların cezalandırılmasına dair bir şey yok. Anlayacağınız dağ yine fare doğurdu.

Anayasa’ya aykırı torba yasalarla yamalı bohçaya dönen kanunlarımıza bir tanesi daha eklenmiş oldu. Anayasa Komisyonu başta olmak üzere diğer komisyonlarda da görüşülmesi gereken birçok madde yine es geçildi ve yine konunun paydaşlarından görüş alınmadı. Maddelere bakınca Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği maddeleri aynı anlama gelecek halde ama ısrarla iptal gerekçelerini karşılamadan hazırlanmasını gerçekten anlayamıyoruz. ya neyin ısrarı bu? Siz Anayasa’yı, Anayasa Mahkemesi’ni tanımazsanız kimse de sizi tanımaz. Aslında devletin kurumlarının yaptığı bütün işlemlerde tanınmaz ve hepsi de yok hükmüne düşer. Kabile devletinin bile bazı kuralları vardır. Maalesef sayenizde bu koskoca ülkede hiçbir kural, hukuk, yargı hiçbir şey kalmadı. Gerçekten içler acısı durum. Bizler hukukçuyum demekten utanır hale geldik. Ama siz hukuk tanımamazlıktan utanmadınız.

Örneğin Türk Ceza Kanunu’nda yapılacak değişikliğin kendilerini eleştiren herkesi terörist yaftası yapıştıran bu zihniyetle bir ceza avına dönüşeceğini, yoldan geçen herkesi terör örgütü üyesi olarak yargılatacağını görmek için gerçekten hukukçu olmaya da gerek yok siyasetçi olmaya da gerek yok.”

“BİR GÜN ŞU KÜRSÜ DE ’10 EKİM’ DEDİĞİNİZİ DUYMADIM”

Maddeler üzerine söz alan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk şunları söyledi:

“Yargı paketinin 6. maddesinin birçok boyutu üzerine konuşuldu ama zaten paketteki genel sorunların bir tezahürünü görüyoruz burada da. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımama, arka kapıdan çıkıp ön kapıdan girme bir tür aslında herkese yönelttiğiniz yargısal aktivizm. Ben söz hakkımı başka bir noktada kullanacağım. Dün 28 Şubat’tı ve 28 Şubat üzerine söz alanlar travmalardan söz ettiler, tanklarla göz dağı verilmesinden söz ettiler. İrade gaspından söz ettiler. Her şeyden evvel 28 Şubat’ı ben de bu ülkenin tarihindeki bir utanç sayfası olarak tanımlıyorum. Bu tür modern postmodern neyse… Darbe girişimlerinin mağdurları bu ülkede her zaman sol ve sosyslistler olmuştur. Fakat şubat ayında çok şey oldu. 7 şubat 2016’dan bugüne geçen 7 yıldır tekrar eden bir 28 Şubat… Tanklar mı dediniz, travmamı dediniz elinizi vicdanınıza koyun. Bir gün ‘biz neden bu ülkenin bunca travması içinden bir tek kendi travmalarımızı seçiyoruz, neden başka hiçbir şeyden bahsetmiyoruz’ deyin. Bu ülkede Ankara’nın göbeğinde 2 kilometre ötede 10 Ekim’de 100 insan paramparça edildi. Barış istediği için bir gün şu kürsüde ’10 Ekim’ dediğinizi duymadım. Sonra gelip sizinle bir duygudaşlık kurmamızı bekliyorsunuz.”

“İSTİNAFA RAĞMEN, BASİT BİR İŞ DAVASI İKİ YIL SÜRÜYOR”

Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin ise yargının en önemli sorunlarından birinin ‘liyakat’ sorunu olduğuna dikkati çekerek şunları söyledi:

“Liyakat sorunu yargı camiasının en önemli sorunlarından birisidir. Haksız mülakat sistemi maalesef yargı organını tıkayan uygulamalardan birisidir. Sınavlarda yüksek puan alan ancak torpil bulamayan gariban vatandaşın oğlu, kızı sınavlarda eleniyor ama sınavlarda düşük puan alan Ankara’da dayısı olan torpili olan vatandaşın çocukları maalesef haksız bir şekilde sınavları kazanabiliyorlar.

Yargılamaların uzaması yargı sisteminin önemli bir sorunu. Geciken adalet, adalet değildir. Sayın Bakan yardımcım davalar bitmiyor. Yargı sistemini hızlandırmak için İstinaf kurumu getirildi. Allah aşkına basit bir iş davası iki yıl sürüyor. İstinafa gidiyor 2-3 yıl sürüyor. Burada liyakatsiz hakimlerin de yargılamaların uzamasına sebep olmaları önümüzde duruyor. Sadece hukuki değerlendirme gerektiren konularda bile dosyalar bilirkişiye gönderiliyor.”

Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, maddelerin devamının görüşülmesi için Meclis Genel Kurulu’nu 1 Mart’ta tekrar açılmak üzere kapattı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/8-yargi-paketinin-icerisinde-orgut-adina-suc-isleme-maddesinin-de-oldugu-16-madde-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/feed/ 0
CHP Milletvekili Bülent Tezcan, 8. Yargı Paketi’ndeki ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme’ maddesine tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-bulent-tezcan-8-yargi-paketindeki-orgute-uye-olmamakla-birlikte-orgut-adina-suc-isleme-maddesine-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-bulent-tezcan-8-yargi-paketindeki-orgute-uye-olmamakla-birlikte-orgut-adina-suc-isleme-maddesine-tepki-gosterdi/#respond Sat, 02 Mar 2024 00:51:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13772

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren 8. Yargı Paketi’nde yer alan ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme’ maddesine ilişkin “Anayasa Mahkemesi iptal etti. O maddeden ifadeyi çıkarıp aynı madde olarak tekrar yazmışsınız. Tekrar yazdığınız şeyle ‘bunu düzenledik’ diyorsunuz. Bu evrensel hukuk ilkelerine uygun değil. Anayasa Mahkemesi’nin kararına uygun değil. Mesele düzenleme yapmanız değil, durumu kurtarmak. ‘Terör örgütüyle irtibatlı’ sizin sihirli cümleniz. Bütün hukuksuzluğun gerekçesini bu cümleye dayandırabiliyorsunuz. Bütün adaletsizliğin gerekçesini buna dayandırabiliyorsunuz. Yetkiyi kendinizde görüyorsunuz” dedi.

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, TBMM Genel Kurulu’nda dün 8. Yargı Paketi’nin tümü üzerine söz alarak maddelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Bu teklif bir kere daha gösterdi ki ne Saray’ın gündeminde ne AK Parti’nin ne de MHP’nin gündeminde Türkiye’de hukukun üstünlüğünü sağlamak gibi bir mesele yoktur. Hukuk devletini kurmak gibi bir mesele yoktur” diyen Tezcan şunları söyledi:

ORTADA BİR YARGI REFORMU YOK: 8. Yargı Paketi’ni görüşüyoruz. Dışarıda özellikle iktidar çevresi paketi savunanlar, iktidara yakın olanlar, bu paketin kerameti olduğunu iddia edenler, bu bir yargı reformu paketi gibi ifade ediyorlar. Ancak paketin gerekçesinde ‘yargı reformu’ ifadesi kullanılmamış. Doğru olarak kullanılmamış çünkü anlatıldığı gibi ortada bir yargı reformu yok. Her zaman olduğu gibi bir torba paket var. AK Parti’nin bu zamana kadar Anayasa’ya aykırı biçimde hukuki güvenliği ortadan kaldıracak biçimde… Hukukçu olanlar çok iyi bilir. Uygulamada, uygulayıcıların neyi nerede bulabileceklerini bilemediği tuhaf bir sistem yaratan torba yasa sistemiyle toplanan maddeleri bir çuvalın içerisine koymuşlar. Yargıyla hükümler getiriliyor. Bu hükümlerin bir kısmı Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları neticesinde ortaya çıkan boşluğu doldurmak için zaruri olarak Meclis’in yasama organının yapması gereken düzenlemeler. Onun talebi doğrultusunda, tespitleri doğrultusunda yapılmıyor. Maddelerde arkadaşlarımız onları anlatacaklar.

YARGI PAKETİNE DEĞİL, REFORMA İHTİYAÇ VAR: Emekli ihtiyaçlarını gidermek bir ihtiyaç ama onu bu paketin içerisine sokmak bir tuzak. Miktar belli…2 bin lirayı, 3 bin liraya çıkarıyorsunuz. Bir kere bu projenin sahibi biziz. Sizleri emeklilere şikayet ediyorum. Emeklilere bayram günü asgari ücret tutarında ikramiye vermekten neden kaçtınız? Ortalama baklava bin lira ila bin 500 lira. Ramazan bayramında ayıp değil mi? Yaptığınız zam bir kilo baklava parası. Bir diğeri deprem yardımları… Kimsenin buna bir şey dediği yok. Keşke bir senedir depremin yaralarını sarma konusunda atmanız gereken adımları atmış olsaydınız. Bir sene geçti. Şimdi bunu da bu paketin içerisine koyuyorsunuz. Ayrı tek bir kanun maddesi getirin. Üzerinde konuşalım ve çıkaralım. Ama mesele o değil. Mesele bir şeyi yapıyormuş gibi görünüp, üstünü örtmek. Türkiye’nin bir yargı reformuna ihtiyacı var, bir yargı paketine değil. Bunu iktidar ve Cumhur İttifakı milletvekilleri kendi müktesebatlarına baksalar bunun dayanaklarını görürler.

EVRENSEL HUKUK İLKELERİNE UYGUN DEĞİL: Onuncu madde… ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme’ maddesi. Anayasa Mahkemesi iptal etti. O maddeden ifadeyi çıkarıp aynı madde olarak tekrar yazmışsınız. Tekrar yazdığınız şeyle ‘bunu düzenledik’ diyorsunuz. Bu evrensel hukuk ilkelerine uygun değil. Anayasa Mahkemesi’nin kararına uygun değil. Mesele düzenleme yapmanız değil, durumu kurtarmak. Bir başka konu TMSF’de kayyumlara koruma getirme… ‘Terör örgütüyle irtibatlı’ sizin sihirli cümleniz. Bütün hukuksuzluğun gerekçesini bu cümleye dayandırabiliyorsunuz. Bütün adaletsizliğin gerekçesini buna dayandırabiliyorsunuz. Yetkiyi kendinizde görüyorsunuz. Bir şirkete kayyumu tayin edeceksiniz. Arkasından ‘ne yaparsan yap’ diyeceksiniz. Herkes milletvekilliğini bırakıp, kayyum olmaya çalışır. Ne güzel iş. Arkadaşlarımız ne gerekirse söyleyecekler. Bu teklif bir kere daha gösterdi ki ne Saray’ın gündeminde ne AK Parti’nin ne de MHP’nin gündeminde Türkiye’de hukukun üstünlüğünü sağlamak gibi bir mesele yoktur. Hukuk devletini kurmak gibi bir mesele yoktur. Yargı bağımsızlığını sağlamak gibi bir mesele yoktur. Kul düzenini ortadan kaldırmak gibi bir mesele yoktur. Ama sandığa gidiyoruz ve inşallah bu milletin gündeminde kul düzenini yerle bir etme olacaktır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-bulent-tezcan-8-yargi-paketindeki-orgute-uye-olmamakla-birlikte-orgut-adina-suc-isleme-maddesine-tepki-gosterdi/feed/ 0 8. Yargı Paketi TBMM Genel Kurulunda https://www.haber60.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda/ https://www.haber60.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda/#respond Fri, 01 Mar 2024 01:36:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13486 TBMM Genel Kurulunda, kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri sürüyor.

Teklif üzerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, yasa teklifinde itiraz ettikleri bazı maddeler olduğunu söyledi.

Kanun teklifiyle kayyımlara yasal güvence getirildiğini savunan Kaya, “Akçeli işlere kayyım olarak tayin olan kişilere dokunulmazlık getiriyorsunuz.” diye konuştu.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz, yargı paketinin çoğu maddesinin Anayasa Mahkemesinin hukuka aykırılığı nedeniyle iptal ettiği konulara ilişkin olduğunu söyledi.

Anayasa Mahkemesinin örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyenlerin örgüt üyesi gibi cezalandırılmasına ilişkin düzenlemeyi iptal ettiğini belirten Poyraz, “Suç amacıyla kurulmuş örgüte üyeliğin cezası 2 yıldan 4 yıla kadar, ‘keşke örgüt üyesi olsaydım’ dedirtecek bu düzenleme ile örgüt üyesi olmadığını tescil ettiğiniz kişiye örgüt üyeliğinden daha fazla ceza öneriyorsunuz.” diye konuştu.

-“Yapılmak istenen şey tam olarak yargısal aktivizmdir”

MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, Anayasa Mahkemesinin kendi etki alanını genişletmeye çalıştığını belirtti.

Anayasa Mahkemesinin zaman zaman kendisini TBMM’nin üstünde görmekten geri kalmadığını dile getiren Yıldız, “Anayasa Mahkemesi hatta bazen hızını alamayıp kürsüden yasa yapmaya bile çalışıyor. Gündemi meşgul eden bazı davalar üzerinde uygulanan iletişim stratejisi ile mevcut Anayasal düzen bir kenara bırakılarak, ‘Anayasa Mahkemesi süper temyiz mahkemesi’ olduğu şeklinde toplumsal bir algı oluşturulmak isteniyor.” dedi.

Anayasa Mahkemesinin böyle bir rolünün olmadığını kaydeden Yıldız, yapılmak istenenin yargısal aktivizm olduğunu ve bunun da kuvvetler ayrılığı ile demokrasinin düşmanı olduğunu söyledi.

Bireysel başvurunun mecrasından çıkarıldığını ve yargı sistemini zayıflatan sistemsel sorun haline geldiğini ifade eden Yıldız, Anayasa Mahkemesi Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun bireysel başvuru hakkını düzenleyen 45, 46, 47, 48, 49 ve 50. maddelerinin yeninden düzenlenmesi gerektiğini belirtti.

Anayasa Mahkemesinin görevlerine işaret eden Yıldız, bu görevleri tek tek Genel Kurulda saymayacağını kaydederek, “Yeni bir Anayasa ile bu görevlerini elbette sınırlandıracağız.” dedi.

DEM Parti Van Milletvekili Zülküf Uçar da kanun telifinin acele olarak Meclis’e getirildiğini ve komisyon aşamasında görüşlerinin dikkate alınmadığını anlattı.

-“Aynı hassasiyeti görmek istiyoruz”

CHP Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver ise mevcut Anayasa hükümlerinin yanı sıra Anayasa Mahkemesinin verdiği bazı kararların uygulanmadığını belirterek, önlerine yargı paketinin getirildiği söyledi. Yargı paketindeki en önemli gerekçenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen yasa hükümlerini, iptal kararlarına uyumlu hale getirmek olduğunu belirten Ünver, “Madem iktidar olarak böyle bir hassasiyetiniz var, Anayasa Mahkemesinin bazı siyasi içerikli davalara ilişkin kararları söz konusu olduğunda da aynı hassasiyeti sizden görmek istiyoruz.” dedi.

Yapılan değişikliklerin sonuç verebilmesi için öncelikle hakimin kafasındaki hukukun değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Ünver, “Hakim kafasına sokulan hukuka göre karar vermeye devam ettiği sürece kanunlara ne yazarsak yazalım yapılan değişiklikler iyi bile olsa bu yönde sonuç vermez, Yargıtay’ın Can Atalay kararında olduğu gibi.” diye konuştu.

AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç de 8. yargı paketiyle yargının hızlandırılması, vatandaşların yargı hizmetlerinden daha etkin yararlanabilmesine ilişkin önemli düzenlemelerin getirildiğini söyledi. Teklifle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasında sanığın kabul etmesi şartının kaldırıldığını belirten Gözgeç, bunun mahkemenin taktirine bırakıldığını ifade etti.

Gözgeç, Anayasa Mahkemesinin kararı doğrultusunda, Terörle Mücadele Kanunu’nun ilgili maddelerinde düzenleme yapılarak örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiilini müstakil bir suç olarak düzenlediklerini anlattı.

Koruma tedbirlerinin uygulanmasında hak ihlali iddialarında Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonuna başvurma imkanı getirdiklerini bildiren Gözgeç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkında Tazminat Komisyonuna başvurma imkanıyla birlikte, erişilebilir, hızlı işleyen, birincil nitelikte bir başvuru yolu oluşturulmakta. Düzenlemeyle temel hak ve özgürlüklerin daha güçlü bir şekilde korunması ve muhtemel hak ihlallerinin önlenmesi amaçlanmaktadır. Bugüne kadar yaptığımız yargı paketlerindeki değişikliklerde olduğu gibi bu yargı paketinde de amacımız, hak ve özgürlüklerin korunması ve vatandaşın adalete erişiminin hızlandırılması, güçlendirilmesi.”

“Tazminat Komisyonuna 7 bin 528 başvuru yapıldı”

Konuşmalarından ardından soru-cevap işlemine geçildi. Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, Anayasa Mahkemesinden Tazminat Komisyonuna gelen dosya sayısına ilişkin bilgi verdi. Yüksel, 2018 yılında kabul edilen 7145 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında Tazminat Komisyonuna 8 bin 407 başvuru yapıldığını, başvuruların tamamının Komisyon tarafından karara bağlandığını söyledi. Yüksel, “Komisyon bu başvurularla ilgili 7 bin 370 kabul, 843 ret, 7 esas kaydının kapatılması ve 187 birleştirme kararı vermiştir. 2023 yılında kabul edilen 7445 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında Tazminat Komisyonuna 19 bin 883 başvuru yapılmış olup Komisyon bu başvuruların 941’i hakkında karar vermiştir. Bu kapsamda peyderpey dosyalar da gelmektedir.” ifadelerini kullandı.

Tazminat Komisyonuna Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden (AİHM) kaç adet bireysel başvuru dosyası geldiğine ilişkin sorusu üzerine Yüksel, Tazminat Komisyonuna 7 bin 528 başvuru yapıldığını, başvuruların tamamının Komisyon tarafından karara bağlandığını belirtti. Yüksel, “Komisyon bu başvurularla ilgili 3 bin 541 kabul, 2 bin 147 ret, 1840 birleştirme kararı vermiştir.” diye konuştu.

Yüksel, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf kanun yolunun açılması suretiyle bu kararların daha güvenli şekilde denetlenmesinin sağlandığını söyledi. Yüksel, bu kararlara karşı istinaf kanun yolunun açılmasının bölge adliye mahkemelerinin iş yükünde yaklaşık yüzde 14 artış meydana getireceğinin öngörüldüğünü, halihazırda bu kararları itirazen inceleyen ağır ceza mahkemelerinin iş yükünün azalmasına da neden olacağını bildirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda/feed/ 0
TBMM Genel Kurulunda 8. Yargı Paketi görüşmeleri tamamlandı https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-8-yargi-paketi-gorusmeleri-tamamlandi/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-8-yargi-paketi-gorusmeleri-tamamlandi/#respond Fri, 01 Mar 2024 01:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13473 TBMM Genel Kurulunda, kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Teklif üzerinde Saadet Partisi Grubu adına söz alan Antalya Milletvekili Serap Yazıcı Özbudun, teklifin “torba kanun” niteliğinde olduğunu söyledi.

Torba kanunların, Anayasa’daki hukuk devleti ilkesini ihlal ettiğini savunan Özbudun, hukuk devletiyle çelişen hususların tekliften çıkarılmasını istedi.

Özbudun, emekli bayram ikramiyesinin 3 bin liraya çıkarılmasına yönelik düzenlemenin de teklifte yer aldığını hatırlatarak, “Bu madde, metinden çıkarılıp münferit kanun teklifine dönüştürülsün. Bu bağımsız teklif metnini burada 600 milletvekili olarak oy birliğiyle kabul edelim. 3 bin lira doğru bir rakam değildir. En az 10 bin liralık ikramiye düzenlensin ve tek kanun maddesi olarak Meclis’ten derhal geçirilsin.” dedi.

İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, yargıdaki sorunların giderilmesi gerektiğini ifade etti.

Teklifin “emeklilere bayram ikramiyesi müjdesi” olarak duyurulduğunu dile getiren Olgun, kanun teklifinin çok sayıda önemli kanunda değişiklik öngördüğünü belirtti.

Kanun teklifinin hızla yasalaştırılmasının istendiğini söyleyen Olgun, “Bu kanun teklifi, maddeler arasına sıkıştırılmış Anayasa ve hukuka aykırı düzenlemeler içermektedir.” diye konuştu.

Olgun, Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerde muhalefet partilerinin verdiği değişiklik önergelerinin dikkate alınmadığını ileri sürdü.

Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna ilişkin düzenlemenin “yargı yetkisinin devri” niteliğinde olduğunu savunan Olgun, emekli bayram ikramiyesinin miktarını yetersiz bulduklarını dile getirdi.

“Türkiye Cumhuriyeti’ni yeni bir anayasa ile buluşturmak kaçınılmaz bir hal almıştır”

MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, hukukun üstünlüğü ilkesinin Türk milletinin vazgeçilmez unsurları arasında yer aldığını belirtti.

Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu ifade eden Öztürk, 100 yıllık Cumhuriyet tecrübesinin hukuk alanında da kılavuz olduğunu kaydetti.

Öztürk, son yıllarda çok sayıda alanda adımlar atıldığını vurgulayarak, Yargı Reformu Stratejisi Belgesi’ni önemsediklerini söyledi.

Teklif için “evet” oyu vereceklerini bildiren Halil Öztürk, şöyle devam etti:

“Darbecilerden kalma bu Anayasa artık milletimize dar gelmekte ve ihtiyaçları karşılayamamaktadır. Bizler de bu mecburiyeti sorumluluk olarak görüp gerekli adımları atmalıyız. Yapılacak çalışmalar, hukukun üstünlüğü ilkesini besleyeceği gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını da yükseltecektir. Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin mutabakat metnidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni değişen, gelişen siyasi ve sosyal şartlar çerçevesinde yeni bir anayasa ile buluşturmak, bu anlamda oluşturulacak metni Türk milletinin takdirine sunmak kaçınılmaz bir hal almıştır.”

DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, teklifte hukukun ve demokrasinin bulunmadığını iddia etti.

İktidarın “torba kanunu” Meclis’in olağanı haline getirdiğini savunan Ayan, teklifte hukuksuzlukları devam ettiren düzenlemelerin bulunduğunu, emekli bayram ikramiyesinin harçlık niteliğinde olduğunu söyledi.

“Kopyayı bile düzgün çekemiyorsunuz”

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, teklifin “torba kanun teklifi” olduğunu ve farklı alanlarla ilgili düzenlemeler içerdiğini belirtti.

Teklifte emekli bayram ikramiyesine yönelik düzenlemenin de bulunduğunu anımsatan Tezcan, şunları kaydetti:

“Bunun, bu pakette ne işi var? Emekli bayram ikramiyesini artırmak ihtiyaç ama bunu paketin içine sokmak bir tuzak. 2 bin lira 3 bin liraya çıkarılıyor, bir kere bu projenin sahibi biziz, CHP. 2015 yılı Haziran ayında Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Emekliye, Ramazan ve Kurban Bayramı’nda birer maaş ikramiye’ dedi. Kıyamet koptu. Haziran seçimleri kaybedildi, Kasım seçimlerine gidilince ‘Biz de vereceğiz’ dediler. Kopyayı bile düzgün çekemiyorsunuz.”

Teklifin komisyondaki görüşmeleri sırasında parti olarak asgari ücret seviyesinde emekli bayram ikramiyesinin verilmesini önerdiklerini anlatan Tezcan, bunun kabul edilmediğini belirtti.

“Emekliye bayram gününde asgari ücrette ikramiye vermekten neden kaçtınız?” sorusunu yönelten Tezcan, emekli bayram ikramiyesine yapılan zamla sadece bir kilogram baklava alınabileceğini söyledi. Bülent Tezcan, yargıya güvenin azaldığını öne sürdü.

Teklifin ilk imza sahiplerinden AK Parti Karabük Milletvekili Cem Şahin, teklifin yargı alanında önemli düzenlemeler içerdiğini dile getirdi.

Kanun teklifiyle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları doğrultusunda da düzenlemeler yapılacağını aktaran Şahin, “Teklif, 17 farklı kanunun 78 maddesinde değişiklik veya düzenleme içermektedir. Biri geçici olmak üzere toplam 42 maddeden oluşmaktadır. Teklifle, ceza yaptırımlarının etkinliğinin artırılması amacıyla adli para cezası miktarları ile kesinlik sınırları yükseltilmektedir. Kanun yoluna başvuru süreleri yeknesak hale getirilmektedir. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerine ilişkin önemli düzenlemeler hayata geçirilmektedir.” şeklinde konuştu.

Cem Şahin, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemenin müstakil suç olacağını, Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna yeni görevler verileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Yargı Reformu Strateji Belgesi ile İnsan Hakları Eylem Planının açıklandığını hatırlatan Şahin, teklifle hak arama hürriyetinin güçleneceğini, suçla etkin mücadelenin sağlanacağını, yargılamaların hızlanacağını sözlerine ekledi.

“10 bayram için toplam 166,2 milyar lira bayram ikramiyesi ödemesi yapılmıştır”

Genel Kurulda, teklifin tümü üzerindeki konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi.

Milletvekillerinin soruları üzerine TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, 2018’deki düzenlemeyle Ramazan ve Kurban bayramlarında emeklilere bin lira ikramiye verilmesine başlandığını, bu tutarın 2021’de 1100 liraya, 2023’te 2 bin liraya çıkarıldığını anımsattı.

Teklifte bayram ikramiyesinin 3 bin liraya yükseltilmesinin öngörüldüğünü dile getiren Yüksel, “2018 yılından bugüne kadar 10 bayram için toplam 166,2 milyar lira bayram ikramiyesi ödemesi yapılmıştır. Emekli bayram ikramiyelerinin 3 bin liraya yükseltilmesi halinde ilave maliyet 27,5 milyar lira olarak tahmin edilmektedir. 2024 yılında toplamda 82,5 milyar lira ikramiye ödemesi yapılmış olacaktır.” bilgisini paylaştı.

Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna yeni görevler verileceğini aktaran Yüksel, Komisyonun hakimlerden oluştuğunu dile getirdi. Cüneyt Yüksel, uzun yargılamadan kaynaklı tazminat istemlerinin komisyon tarafından hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığını belirtti.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından teklifin maddelerinin görüşülmesine geçildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-8-yargi-paketi-gorusmeleri-tamamlandi/feed/ 0
Adalet Bakanı: Yargımız tarafsız ve bağımsızdır, darbeciler hesap verecek https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yargimiz-tarafsiz-ve-bagimsizdir-darbeciler-hesap-verecek/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yargimiz-tarafsiz-ve-bagimsizdir-darbeciler-hesap-verecek/#respond Thu, 29 Feb 2024 23:06:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13351 Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak kazınan ve “Postmodern darbe” olarak adlandırılan 28 Şubat’ın yıl dönümünde İstanbul Üniversitesi’nde sempozyum düzenlendi. Sempozyumda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Yargımız her zamankinden daha tarafsız ve bağımsızdır. Darbeciden hesap sormaktadır. Bundan sonrada herhangi böyle bir şeyi aklından geçirenlere karşıda teyakkuzdadır” dedi.

Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak kazınan ve “postmodern darbe” olarak adlandırılan 28 Şubat’ın yıl dönümünde İstanbul Üniversitesi’nde sempozyum düzenlendi. ’28 Şubat Sempozyumu’na Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Leyla Şahin Usta, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, İstanbul 2 Nolu Baro Başkanı Av. Yasin Şamlı, yargı üyeleri, akademisyenler, 28 Şubat mağdurları ve öğrenciler katıldı.

“15 Temmuz’da yargı, darbecilere teslim olmadı”

Sempozyumda konuşan İstanbul 2 Nolu Baro Başkanı Av. Yasin Şamlı, “28 Şubat post modern darbesinde anayasa mahkemesi tarafından iktidar partisi kapatılmasaydı, o hukuka aykırı yargılamalar olmasaydı, o darbenin de başarılı olması mümkün değildi. Bu söylediklerimi şununla test edebiliriz; 15 Temmuz’da yargı, darbecilere teslim olmadı, onların bildirileri altında ezilmedi, reddetti. Daha 15 Temmuz gecesi yakalama kararları çıkarıldı ve o darbe başarılı olamadı. Dolayısıyla darbeler açısından yargı bu kadar önemli” dedi.

“Duvarsız üniversite, açık bilim, açık kapı, bilimli toplum arasındaki kapının kapatılması, bilgi toplumu olmak dedik”

İstanbul Üniversitesi’nin ziyaretçilere açılmasıyla ilgili eleştirilere yanıt veren İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, “Son günlerde kurumumuza yöneltilen haksız, mizansız ve insansız eleştiriye değinmek istiyorum. Duvarsız üniversite, açık bilim, açık kapı, bilimli toplum arasındaki kapının kapatılması, bilgi toplumu olmak dedik. Akla hayale sığmayan eleştiriler oldu. Yalnızca fotoğraflarla amfimizde olan personelimizi sığınmacı gibi gösteren bu nefis mekanlarda dizi, film çekmek isteyenleri işgalci olarak gösterenler oldu. Ama ne yazık ki bu hakikaten ön yargılı eleştirileri, basında bunları kendi araştırmadan, soruşturmadan sundu. Çok şükür aklı selim basın mensupları bu yazılanların provokasyon olduğunu gördü. ve doğrularla iş yerine oturdu” ifadelerini kullandı.

“Milli irade düşmanları Türkiye’nin kalkınmasına, o güçlü yürüyüşünü durdurmak için harekete geçtiler”

Başarılı darbelerle anılan bir Türkiye tarihi olduğunu belirterek son 20 yılda darbelerin ve darbe girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlandığı yıllar olarak tarihe geçtiğini ifade eden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Türkiye ne zaman istikrarı yakalasa, ne zaman tek başına iktidarla bir kalkınma sürecine girse şer güçler, demokrasi düşmanları, milli irade düşmanları devredeydi. Türkiye’nin kalkınmasına, o güçlü yürüyüşünü durdurmak için harekete geçtiler. 1971’den, 12 Eylül 1980 darbesine kadar sürede çok çalkantılı, zor geçti. Her yıl bir hükümet değişti, koalisyonlar ve istikrarsızlık süreci, sağ – sol kargaları, Kürt – Türk, Alevi – Sünni çatışmaları ve gençlerimiz birbirine kırdırıldı. Üniversitelerde olaylar ve 12 Eylül 1980 darbesine giden süreç hazırlandı. 90’lı yılların başında sona erdi. 90’lı yıllardan itibaren yine koalisyonlar, krizler sıkıntılı bir süreç başladı. 90’lı yılların başında terörün zirveye çıktığı, 1993 yılında PKK terörünün iyice azdırıldığı, faili meçhullerin hat safhada olduğu, gazeteci suikastlarının peşi sıra ülkenin bir kaosa sürüklendiği o dönemleri yaşadık” şeklinde konuştu.

“2000’li yılların başına geldiğimizde tüm bu olumsuzluklar, siyasi krizler ekonomiye büyük darbe vurdu”

28 Şubat darbesinin sürecini anlatan Adalet Bakanı Tunç, “Gerek askeri çevreler, gerek darbeci ve vesayetçi anlayışı destekleyen medya, yargı çevreleri ve o dönemde gerek işveren sendikaları, gerek işçi sendikaları, sivil toplum kuruluşlarının o dönemdeki temsilcileri maalesef demokrasinin yanında değil de hükümetin aleyhindeki kampanyaya katıldılar. 28 Şubat 1997 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu toplandı. Milli Güvenlik Kurulunda kararlar alındı. Başbakanın boncuk boncuk terletildiği, Milli Güvenlik Kurulu toplantısının belgesellerde gençlerimiz gördüğünde hatırlıyorlar. O toplantıda, alınan kararlardan en önemlilerden bir tanesi kılık kıyafet serbestliğine sınırlama getirilecek, 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulanarak imam hatiplerin orta kısımları kapatılacak, Kur’an kursları 13 yaşına kadar yasak hale getirilecek, Anadolu sermayesine kısıtlama getirilecek, irtica tehlikesi gösteren bazı medya kuruluşlarının kapatılma gibi 18 maddelik bir bildiriyi Milli Güvenlik Kurulu yayınladı. Başbakan bu Milli Güvenlik Kurulu bildirisini imzalamadı. Sonrasında tabii yine süreç devam etti. 2000’li yılların başına geldiğimizde tüm bu olumsuzluklar, siyasi krizler ekonomiye büyük darbe vurdu. Bu süreçte 21 banka boşaltıldı ve bu ülkenin sırtına 300 milyar dolar ekonomik kayıp olarak vuruldu. Maalesef millet bu parayı sonrasında ödemek zorunda kaldı” diye konuştu.

“Milli irade hırsızları sahneye çıkamasın diye çok önemli yapısal dönüşümleri gerçekleştirdik”

Türkiye’de bir daha darbe olmaması için yapısal dönüşüm gerçekleştirdiklerine değinen Bakan Tunç, “Bir taraftan vesayetçi anlayışla mücadele ederken bu 2000’li yıllarda geçtiğimiz 22 yılda diğer taraftan da ülkemizin kalkınması, milletimizin refahı içinde çok önemli icraatlara imza atıldı. Bu engellemeler olmasaydı bugün ekonomimiz 3 kat değil belki 5-6- 7 kat büyük olurdu. Hem gezi olaylarının maliyeti yaklaşık 250 milyar dolar. Değişik rakamlar konuşuluyor. 28 Şubat’ın maliyeti, 15 Temmuz’un maliyeti tüm bunların ülkeye ekonomik faaliyetleri olmasaydı bugün milletimizin refahı çok daha yüksek olurdu. İşte bu vesayetçi anlayışta, hem demokrasiye hem milli iradeye hem ekonomimize hem ülkemize zararı var. Tabi tüm bunları anlattık. Hafızamızdan film şeridi gibi geçti. Hepimiz anlatıyoruz asıl olan bir daha bu süreçleri çocuklarımızın, gençlerimizin bir daha yaşamamasıdır. İşte bunun için neler yapıyoruz, neler yaptık, önemli olan bu onun için de çok şeyler yaptık. Bir daha bu ülkede darbe olmasın, milli irade hırsızları sahneye çıkamasın diye çok önemli yapısal dönüşümleri gerçekleştirdik” dedi.

“Yargımız her zamankinden daha tarafsız ve bağımsızdır”

‘Sessiz devrimi anlatan Bakan Tunç, “Milletimiz için ne yapsak azdır. Ülkemizin geleceği için özellikle bundan sonra demokrasi dışı müdahalelerin olmaması için gerekli yapısal dönüşümleri anayasamızda ‘sessiz devrim’ diyebileceğimiz şekilde gerçekleştirdik. Zihniyet, dönüşüm önemli. Gelecek kitapların bilinçlendirilmesi önemli darbenin ne kadar ülkeye zarar verebileceğini, demokrasi dışı müdahalelerin bu ülkeye nasıl zaman kaybettirdiğini çocuklarımıza, gençlerimize aktarmamız önemli. Yapısal reformlar bakımından anayasamızda o sessiz devrim sayılan o düzenlemelerin daha kalıcı hale gelmesi, daha demokratik daha sivil katılımcı bir anayasayı yapma noktasında da aslında siyaset kurumuna, Türkiye Büyük Millet Meclisine önemli görevler düşüyor. Gerek Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısı çünkü Milli Güvenlik Kurulu toplantısı 28 Şubat diyoruz. O toplantıda alınan kararlar, o Milli Güvenlik Kurumu yazısını sivilleştirdik, demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdi, Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırdık. Yargımız her zamankinden daha tarafsız ve bağımsızdır. Darbeciden hesap sormaktadır. Bundan sonrada herhangi böyle bir şeyi aklından geçirenlere karşıda teyakkuzdadır. 6 milyon insan fişlendi. O demokrasi dışı müdahalelerin bir daha gerçekleşmeyeceği bir ülkeyi 2000’li yıllarda bu yapısal dönüşümde sağladık. İnşallah bundan sonra da bu tür hareketlere tevekkül etmek isteyenler hiçbir zaman başarılı olamayacaklar çünkü milletimize güveniyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yargimiz-tarafsiz-ve-bagimsizdir-darbeciler-hesap-verecek/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Bugün yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugun-yargimiz-her-zamankinden-daha-bagimsiz-ve-tarafsizdir/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugun-yargimiz-her-zamankinden-daha-bagimsiz-ve-tarafsizdir/#respond Thu, 29 Feb 2024 22:15:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13303 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Bugün Türk yargısıyla ilgili laf edenler, ‘Yargı bağımsız, tarafsız değil’ diyenler aslında 27 Mayısların, 12 Eylüllerin, 28 Şubatların yargısını özleyenler. Tüm açıklığıyla söyleyebiliriz ki bugün yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır.” dedi.

İstanbul 2 Nolu Barosu tarafından İstanbul Üniversitesi (İÜ) Doktora Salonu’nda düzenlenen “28 Şubat Sempozyumu”nda konuşan Tunç, demokrasiye kara lekenin çalındığı 28 Şubat darbesinin 27. yıl dönümünde bu sempozyumu düzenleyenlere teşekkür etti.

Tunç, 1995 seçimlerinde birinci çıkan Refah Partisi Hükümetinin daha ilk yıllarında, sürekli irtica tehlikesinin pompalanmaya başlandığını, 28 Şubat 1997’de ise toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) 18 maddelik bir bildiri yayımladığını hatırlattı.

1990’lı yıllardan 2000’lerin başına kadar parlamenter sistemdeki koalisyonların, siyasi krizlerin yol açtığı bunalımlı yıllar olarak tarihe geçtiğini kaydeden Tunç, “O günleri yaşadı bu ülke. Şimdi hatırladığımız zaman ne kadar çirkin, ne kadar kötü, ne kadar demokrasi düşmanlığı yapıldığını hafızalarımızı tazelediğimizde görüyoruz.” ifadesini kullandı.

“15 Temmuz’da milletimiz meydanlara inmeseydi yine ülkemizin önü kesilecekti”

Kendisinin de 1990’lı yıllarda İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci olduğunu belirten Tunç, o dönem başörtülü kız arkadaşlarının derslere alınmadığını anlattı.

Vesayetçi anlayışın hem demokrasiye hem milli iradeye hem de ekonomiye zararının olduğunu vurgulayan Tunç, darbenin yüz kızartıcı bir suç ve milli irade hırsızlığı olduğunu, Türk Ceza Kanunu’nda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiğini kaydetti.

Tunç, 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerini yapanların yargı önüne çıktığını ve hesap verdiklerini hatırlatarak, “Aslolan bu süreçleri çocuklarımızın, gençlerimizin bir daha yaşamaması. Bunun için neler yapıyoruz, önemli olan bu.” dedi.

Bu ülkede bir daha darbe olmasın, milli irade hırsızları sahneye çıkamasın diye çok önemli yapısal dönüşümleri gerçekleştirdiklerini kaydeden Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve kararlılığı sayesinde siyasetçilerimizin, parlamentomuzun yoğun çalışması ve milletimizin yoğun desteği sayesinde gerçekleştirdik. Milletimizin destekleri olmasaydı, o referandumlarla anayasa değişikliklerine ‘evet’ dememiş olsalardı bunları gerçekleştiremezdik. 15 Temmuz’da milletimiz meydanlara inmeseydi yine ülkemizin önü kesilecekti. O nedenle biz milletimize şükran borçluyuz. Milletimiz için ne yapsak azdır. Ülkemizin geleceği için, özellikle bundan sonra demokrasi dışı müdahalelerin olmaması için gerekli yapısal dönüşümleri, anayasamızda sessiz devrim diyebileceğiniz şekilde gerçekleştirdik.”

“Anayasa’da temel hak ve özgürlükleri genişleten önemli düzenlemeler yaptık”

Tunç, Anayasa’da temel hak ve özgürlükleri genişleten, hak arama yollarını arttıran önemli düzenlemeler yaptıklarını, darbelere gerekçe gösterilen yasa maddelerini ve uygulamaları kaldırdıklarını söyledi.

Milli Güvenlik Kurulu’nu ve Yüksek Askeri Şura’yı, yapısını sivilleştirip demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdiklerini hatırlatan Tunç, Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırdıklarını aktardı.

Bakan Tunç, özel yetkili mahkemeler, Hakimler ve Savcılar Kurulu ile Anayasa Mahkemesinin yapısının daha demokratik, hukuk devleti ilkelerine uygun hale getirilmesi gibi önemli yapısal düzenlemeleri gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

Tunç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş gibi, özellikle halkın doğrudan doğruya yürütmeyi ve cumhurbaşkanını belirlediği bir sisteme geçerek, Cumhuriyet rejimini ve demokrasiyi güçlendiren bir yönetim sistemine de adım attıklarını vurguladı.

Fazilet Partisinde ilçe başkan yardımcısı olduğu dönemde “Başörtüsüne özgürlük” diye bir metin imzaladıklarını anlatan Tunç, o zamanki İstanbul Barosunun isimlerini ve adreslerini bildirmesi üzerine Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandıklarını dile getirdi. Tunç, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan 312. maddenin suç olmaktan çıkarılması üzerine, o davanın ortadan kalktığını anımsattı.

“Darbecilere anayasa hazırlayan anayasa hukukçularını gördük”

Adalet Bakanı Tunç, “Özellikle vesayetçi-darbeci anlayışının kök saldığı en önemli kurumlardan birisi de yargımızdı. Türk hukuk tarihine baktığımız zaman özellikle 60 darbesi sonrası maalesef o günkü yargı mensupları darbecilerin yanında durdu, darbe mağdurlarını idama mahkum etti. Darbecileri ise baş tacı etti ve onları korudu. Darbecilere anayasa hazırlayan anayasa hukukçularını gördük.” ifadesini kullandı.

Sonrasında 12 Eylül 1980 darbesinin gerçekleştiğini aktaran Tunç, “Yine o günkü yargı, darbe mağdurlarını yargıladı. Yaşlarını büyüterek gençleri astılar ve darbecilerin yanında durdu, darbecilere destek verdi. 28 Şubat’a geldiğimizde Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Başkanı, Danıştay Başkanı, bütün yüksek mahkeme başkanları ve daire başkanlarını alıp doğru Genelkurmaya götürdüler, askerlerin karşısında hazır ola geçirttiler.” diye konuştu.

“Demokratik, sivil bir anayasayı milletimize olan borcumuzu yerine getirerek inşallah sağlayacağız”

Adalet Bakanı Tunç, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti savcılarının adliyelere koşarak darbeciler hakkında gözaltı ve yakalama kararları çıkardığını vurguladı.

Millet meydanlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile beraber darbecilere karşı koyarken Türk yargısının da adliyelerde darbecileri soruşturmak için mücadele ettiğini kaydeden Tunç, şunları paylaştı:

“Bugün Türk yargısıyla ilgili laf edenler, ‘Yargı bağımsız, tarafsız değil’ diyenler aslında o 27 Mayısların, 12 Eylüllerin, 28 Şubatların yargısını özleyenler. Tüm açıklığıyla söyleyebiliriz ki bugün yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır. Darbeciden hesap sormaktadır. Bundan sonra da eğer böyle bir tehlike karşısında, böyle bir şeyi aklından geçirenlerle ilgili de zaten teyakkuzdadır. 28 Şubatları bundan sonra yaşamamak için elbette ki bu önemli günlerle hafızalarımızı tazeleyeceğiz ama bu yapısal dönüşümlerin daha kalıcı olması için de inşallah yeni, demokratik, sivil bir anayasayı, milletimize olan borcumuzu yerine getirerek inşallah sağlayacağız.”

Tunç, 28 Şubat sürecinde yüz binlerce insanın fişlendiğini belirterek, demokrasi dışı müdahalelerin bir daha gerçekleşmeyeceği bir ülkeyi 2000’li yıllarda yapısal dönüşümle sağladıklarını ifade etti.

“Darbe yapan bütün darbeciler yargılandı”

İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı ise her darbenin milletin bilimsel, teknolojik, ekonomik ve askeri alanda, her türlü gelişmesine engel olmak amacıyla yapıldığını anlattı.

Şamlı, 28 Şubat sürecinde başörtülü öğrencilerin ve memurların tamamının kurumlardan atıldığını belirterek, “Bütün vakıf ve dernekler hakkında kapatma davaları açıldı. O günün sözüm ona hukukçularına göre Müslüman kadının örtüneceği tek yer evleri olarak kalıyordu.” ifadesini kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, bütün darbecilerin yargılandığını aktaran Şamlı, “2012’de 12 Eylül darbecileri yargılanmaya başlandı. 2013’te 28 Şubat postmodern darbecileri yargılanmaya başladı. 2016’da 15 Temmuz darbecileri yargılandı ve gerekli cezaları aldılar.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugun-yargimiz-her-zamankinden-daha-bagimsiz-ve-tarafsizdir/feed/ 0
Gelecek Partisi Milletvekili Serap Yazıcı, 8. Yargı Paketi’ni eleştirdi https://www.haber60.com.tr/gelecek-partisi-milletvekili-serap-yazici-8-yargi-paketini-elestirdi/ https://www.haber60.com.tr/gelecek-partisi-milletvekili-serap-yazici-8-yargi-paketini-elestirdi/#respond Wed, 28 Feb 2024 23:33:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13195

Haber: DİLAN KUTLU/ Kamera: ONUR BİNGÖL

Gelecek Partisi Antalya Milletvekili Serap Yazıcı, TBMM Genel Kurulu gündeminde bulunan 8. Yargı Paketi’ne ilişkin “Eğer yargı kuruluşları tarafından bir şirket, işletme terörle ilişkili görülürse, o takdirde bu şirkete kayyum atanabiliyor. Kayyumluk yetkisi TMSF’ye ait. Görevi azami beş yıl sürecek. TMSF’nin o şirket üzerinde yapacağı işlemler neticesinde hiçbir idari cezai mali hukuki sorumluluğu olmayacak. Yani bundan çıkacak sonuç, çok keyfi olarak işletmelere el konulabilir. Böylece Anayasamızın 35. maddesiyle ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile garanti edilen mülkiyet hakkı tamamen ihlal edilebilir” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nun, 8. Yargı Paketi’nin görüşmelerinin tamamlanmasının ardından yerel seçim nedeniyle çalışmalarına ara vermesi bekleniyor.

“BİR REFORM DEĞİL, SIKINTILI HÜKÜMLERE YER VERİYOR”

Anayasa profesörü Gelecek Partisi Antalya Milletvekili Serap Yazıcı Özbudun, paketle ilgili olarak ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. Yazıcı Özbudun, teklife “yargı paketi” denmesinin doğru olmadığını belirterek, “Çünkü bir pakete, yargı reformu dediğiniz zaman o paketin içeriğinde usul hukukuna ilişkin, ceza hukukuna ilişkin, insan hakları hukukuna ilişkin iyileştirilmelerin olduğunu düşünürsünüz. Şimdi bu paket, usul hukuku, ceza hukuku, ceza muhakemeleri hukukuna ilişkin hatta insan hakları hukukuna ilişkin birtakım hükümler içeriyor ama bunlar iyileştirme mahiyetinde değil. Aksine mevcudun daha gerisine anlamını taşıyor. Bu bakımdan bu bir reform değil maalesef Türkiye açısından gayet sıkıntılı hükümlere yer veriyor.

“SUÇU TANIMLAMA KONUSUNDA YARGIYA ÇOK GENİŞ TAKDİR YETKİSİ SUNMUŞLAR”

Yazıcı Özbudun, teklifin AYM tarafından iptal edilen “örgüt üyesi olmadan suç işleme” maddesine ilişkin şunları söyledi:

“Bu hüküm çok önemli. Çünkü bir kez yazımında suçun tanımını öylesine muğlak ifadelerle gerçekleştirmişler ki bu şu anlama geliyor, yargı organı bir fiili anayasal hürriyet niteliği taşısa dahi hürriyetin meşru alanında olsa dahi, onu bu suçun nitelemesine dahil edebilir. Böylece kişilere anayasal hürriyetlerini kullandıkları halde cezalandırabilir. Oysa bu maddeye ilişkin daha önce Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bir iptal kararı var. Pakete baktığınızda diyorlar ki ‘Biz bu Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının gerekçelerine uygun bir formülasyon yaptık.’ Tam aksine… Mahkeme kararlarının gerekçelerinin kararında ne belirtilmişse o gerekçelerde belirtilen her hususu göz ardı etmişler. Suçu tanımlamak konusunda yargı kuruluşuna çok geniş bir takdir yetkisi sunmuşlar. Böylece aslında hukuk devletlerinin ‘kanunsuz suç ve ceza olmaz’ ilkesi ihlal ediliyor. Biz bu maddeye baktığımız zaman suçu yaratacak makam yargı organı olmaktadır bu da hem hukuk devletine hem de Anayasamızın 38. maddesini ihlal ediyor.

“ANAYASAL BİR HÜRRİYET SUÇ HALİNE GELEBELİR…”

Örneğin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, kadınlar haklarının daha genişletilmesi amacıyla yürüyüş yapabilirler. Bu Anayasa’ya uygun bir fiildir. Yargı organı bu fiili anayasal hürriyet olarak nitelememiş olabilir, suç olarak nitelendirilebilir. Böylece meşru bir anayasal hürriyet suç haline gelebilir yargı kuruluşunun takdirine bağlı olarak.”

“TMSF CEZAİ, MALİ SORUMLULUĞU OLMAYACAK…MÜLKİYET HAKKI TAMAMEN İHLAL EDİLEBİLİR”

Teklife göre, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt, terörizmin finansmanı suçlarının bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde kayyum atanmasına karar verildiğinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanabilecek. Özbudun, bu maddeye ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu:

“Teklifin 22. maddesinde yer alıyor. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’na geçici 6. maddeyi ekliyor. Bu maddenin beşinci fıkrasında çok karmaşık olarak ifade edilen bir hüküm var. Bir kere böyle karmaşık hukuk metni yazılmaz. Bu Anayasamızın ikinci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkemizin belirlilik unsurunu ihlal ediyor. Bir hukuk normunu okuyan ortalama bir yurttaş o hükmün ne anlama geldiğini anlamalıdır. Bu hükmün ne anlama geldiğini anlamak için bırakın ortalama yurttaş, çok yetenekli bir hukukçu olmak da yetmiyor. Defalarca okumak ve incelemek gerekiyor. Bu hükümle mealen ifade ediyorum. Eğer yargı kuruluşları tarafından bir şirket işletme terörle ilişkili görülürse, o takdirde bu şirkete kayyum atanabiliyor. Kayyumluk yetkisi TMSF’ye ait. Görevi azami beş yıl sürecek. TMSF’nin o şirket üzerinde yapacağı işlemler neticesinde hiçbir idari cezai mali hukuki sorumluluğu olmayacak.

Yani bundan çıkacak sonuç, çok keyfi olarak işletmelere el konulabilir. Böylece Anayasamızın 35. maddesiyle ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti edilen mülkiyet hakkı tamamen ihlal edilebilir. Ama bu ihlal fiilini gerçekleştirenlerin hiçbir hukuki sorumluluğu olmayacaktır.

2010 yılında Türkiye bir anayasa değişikliği yaptı. Gene aynı iktidar çoğunluğu bunu gerçekleştirdi. Anayasamızın geçici 15. maddesinin bir ve ikinci fıkraları ilga edildi. Bu fıkralar, Milli Güvenlik Konseyi yöneticilerine, yani gençler için söyleyeyim, 12 Eylül’de Türkiye’de yönetime el koyan 5 generale ve onların emirleri altında karar veren bütün asker ve sivillere benzer bir koruma zırhı getiriyordu. Şimdi bir hukuk devletinde kimsenin suç işleme hürriyeti olamaz. Herkes eylemin ve işleminden dolayı hukuken sorumludur, cezaen sorumludur. Şimdi o zamanlar Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti bize bu yaptıkları reformu nasıl takdim ettiler? Türkiye’de hukuk devletini güçlendiriyoruz dediler. Biz de onları destekledik. Tabii ki hukuk devletini güçlendiren bir reformdu bu. Şimdi bakın aynı hüküm TMSF için getiriliyor. Ben de şu soruyu soruyorum. 14 yılda zihin alemlerinde bu kadar köklü değişikliği ne ile açıklayacaklar? Bu hukuk devletinin yok edilmesidir. Bu belli bir gruba suç işleme hürriyetinin tanınmasıdır ve bu mülkiyet hakkının açık ihlali sonucunda olacaktır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/gelecek-partisi-milletvekili-serap-yazici-8-yargi-paketini-elestirdi/feed/ 0 DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, 8. Yargı Paketi’ni eleştirdi https://www.haber60.com.tr/dem-parti-grup-baskanvekili-gulistan-kilic-kocyigit-8-yargi-paketini-elestirdi/ https://www.haber60.com.tr/dem-parti-grup-baskanvekili-gulistan-kilic-kocyigit-8-yargi-paketini-elestirdi/#respond Wed, 28 Feb 2024 00:54:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12818 DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM Genel Kurul’da görüşülecek olan 8. Yargı Paketi’ni eleştirdi. Koçyiğit, “8. yargı paketini getirirken ağdalı laflar edildi. Bu paketin içerisinde AYM’nin iptal ettiği bütün maddeler neredeyse farklı cümlelerde ifade edilerek paketin içerisine yedirildiğini görüyoruz. Aslında Meclis şu anda Anayasasızlığa alet edilmiş oluyor. Bugün yargı darbesi meclis eliyle devam ettirilmeye çalışılıyor” dedi.

Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, 41 maddelik 8. Yargı Paketi’nin TBMM Genel Kurul’a geleceğini hatırlatarak şunları söyledi:

“Pratikte 8 yargı paketi Meclis’e getirildi. AKP paket paket götürdü. Her gelen paket bedenden et koparırcasına aslında hak ve adaletten bir parçanın yok edilmesine yol açtı diyebiliriz. Aslında temel haklarımız askıya alındı, temel haklarımız yok sayıldı. O nedenle buna reform demenin kendisi trajikomik bir durum. Çünkü reformlar halk yararına yapılır, özgürlüğü, adaleti geliştirmek için yapılır.

“YARGI DARBESİ MECLİS ELİYLE DEVAM ETTİRİLİYOR”

8. yargı paketini getirirken ağdalı laflar edildi. Bu paketin içerisinde AYM’nin iptal ettiği bütün maddeler neredeyse farklı cümlelerde ifade edilerek paketin içerisine yedirildiğini görüyoruz. Aslında Meclis şu anda Anayasasızlığa alet edilmiş oluyor. Bugün yargı darbesi meclis eliyle devam ettirilmeye çalışılıyor. AKP bu yargı paketini getirerek aslında AYM’yi tanımadığını, AYM’nin ‘Şu maddelerde düzenleme yapın’ demesine rağmen o maddelerde ısrar ettiğini görüyoruz.

“ANAYASAL HAKLARINI KULLANANLAR…”

220’ye 6. madde, yani örgüte üye olmamak için örgüt adına suç işleme. Bu düzenlemeyi ne zaman getirmişlerdi. Zamanın cemaatçileri yargıda da etkinken beraber yol yürüdüklerinde bu düzenlemeleri getirdiler. AKP, şu anda cemaatin aklıyla yol yürüyor. Aslında bu maddede şunu  görüyoruz. Toplumun en temel haklarının askıya alınmasının maddesi olduğunu ifade edebiliriz. Basın toplantısına katılmaktan, yürüyüş yapmaya Anayasal bütün haklarını kullanan kişiler AKP’nin hoşuna gitmediği zaman sanık sıfatıyla kendilerini adliye salonlarında buluyorlar. Bunun üzerinden demokratik siyaset dizayn ediliyor.

“KAYYıMLARIN YARGI ZIRHIYLA KORUNDUKLARINI GÖRÜYORUZ”

Bütün bu düzenlemeye baktığımız zaman bu düzenlemenin toplum yararına olmadığını ifade edelim. Paketin içerisinde önemli bir düzenleme daha var. Onu da özellikle truva atı gibi gizlemişler. Sayılan suçlarda bir şirketin faaliyetleri içerisinde işlendiğine dair yargısal bir süreç başlatıldığında şirkete TMSF tarafından yönetici atanabilecek. Bu yöneticiler fon yönetimince atanan kayyumlara, Anayasa’ya hukukun temel ilkelerine aykırılıkta tam sorumsuzluk zırhıyla kuşanmış oluyorlar. Cemaatin birçok şirketine  de kayyum atandı. Kayumların yaptığı işlemlerin korunduğunu görüyoruz. Bir şirket o suçtan beraat etmiş olsa bile döndüğünde mal varlığını harcamış, kayyumun hepsi mal varlığını tasviye etmiş olsa bile bunlara yönelik bir soruşturma ve kovuşturma açılmadığını tam bir yargı zırhıyla korunduklarını, neredeyse bir dokunulmazlar haline getirildiklerini görüyoruz.

“MEHMET UÇUM BİR ÖYLE, BİR BÖYLE”

Bir şeyi daha konuşmamız gerekiyor. Sarayda oturup sabah akşam yargı fetvası veren Mehmet Uçum’u konuşmak gerekiyor. Mehmet Uçum bir öyle bir böyle. Geçmişte ne söylemiş, ‘Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karar herkesin kabul edeceği kararıdır.’ Şimdi bütün Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını kesinlikle hukuksal olarak doğru olmadığını yargısal aktivizm yaptığını söylüyor. Sayın Mehmet Uçum’a seslenelim, vallahi Erdoğan’ın danışmanı oldun. Sarayın hukuk manipülatörü oldun, ülkeyi çöküşe götüren yargı darbesinin baş aktörü oldun ama bir tek hukukçu olamadın. Bugün AYM kararlarının tartışmaya açılmasında sarayın hukuk biriminin ve Mehmet Uçum’un özel rolüne dikkati çekmek istiyorum. Haksız ve hukuksuz karar olan Can Atalay kararının vekiliğinin düşürülmesini de bu Meclis’te gerçekleştirilmesinde de bu yargısal darbeyi derinleştiren önemli bir başlık olduğunu da ifade etmek isiyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/dem-parti-grup-baskanvekili-gulistan-kilic-kocyigit-8-yargi-paketini-elestirdi/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç, canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-canli-yayinda-gundeme-iliskin-aciklamalarda-bulundu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-canli-yayinda-gundeme-iliskin-aciklamalarda-bulundu-aciklamasi/#respond Wed, 28 Feb 2024 00:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12780 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden sahasında meydana toprak kaymasında sorumlulukları bulunanların yargı tarafından ortaya çıkarılacağını belirterek, “Kim sorumluysa bu kazadan, yargı önünde elbette ki hesabını verecektir.” dedi.

Bakan Tunç, Haber Global televizyonunun canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.

Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanındaki Gazze sunumuna ilişkin soru üzerine Tunç, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de insanlık suçu işlediğini, uluslararası hukuka uymadan, bir devlet gibi değil, bir örgüt gibi davrandığını dile getirdi.

Gazze’de akan kanın durması adına Türkiye’nin çeşitli girişimlerde bulunduğunu anımsatan Tunç, Uluslararası Adalet Divanının ülkelerden “danışma görüşü” istediğini, Türkiye’nin bu görüşü veren ilk ülkelerden biri olduğunu vurguladı.

Güney Afrika’nın açtığı davada Uluslararası Adalet Divanının “tedbir” kararı verdiğini hatırlatan Tunç, ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısının, suçu işleyen kişiler hakkında da yürüttüğü bir soruşturmanın bulunduğunu belirtti.

Soruşturmanın bir an önce davaya dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Tunç, “Uluslararası Ceza Mahkemesinin soruşturmasının bir an önce davaya dönüşmesi lazım. Özellikle savaş suçunu, insanlık suçunu, soykırımı işleyenlerin cezalandırılması anlamında.” görüşünü paylaştı.

Uluslararası Adalet Divanında devletlerin yargılandığına işaret eden Tunç, Soykırımın Önlenmesi Sözleşmesi kapsamında Güney Afrika’nın açtığı davada verilen “tedbir” kararının uygulamaya konulması gerektiğini, bunun da Güvenlik Konseyi’nin kararıyla mümkün olduğunu söyledi.

Yılmaz Tunç, “Temennimiz bir an önce orada akan kanın durması. Çocuk katliamının bir an önce sona ermesi. İnsanlığın gözü önünde bunların artık olmaması gerekiyor. Uluslararası hukukunu, insan haklarını, adaleti, mazlumun hakkını savunmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Maden kazalarına ilişkin soruşturmalar sürüyor

Bakan Tunç, soru üzerine, Erzincan’ın İliç ilçesindeki ve Elazığ’daki maden sahalarında meydana gelen göçük olaylarının ardından adli soruşturmaların derhal başlatıldığını bildirdi.

İliç’teki olaya ilişkin soruşturma kapsamında ilk etapta 8 kişinin gözaltına alındığını, 6 kişinin tutuklandığını anımsatan Tunç, adli soruşturmanın önemli olduğunu, ancak önceliklerinin arama-kurtarma çalışmaları olduğunu anlattı.

Yılmaz Tunç, “Yargımıza güveneceğiz. En detaylı bir şekilde bu kazanın neden kaynaklandığını ve buna neden olan sebeplerde kimlerin sorumlu olduğunu elbette ki bağımsız ve tarafsız yargımız ortaya çıkaracak. Kim sorumluysa bu kazadan, yargı önünde elbette ki hesabını verecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Elazığ’daki göçük nedeniyle başlatılan soruşturmanın da sürdüğünü bildiren Tunç, İliç’teki maden kazasına ilişkin TBMM’de de komisyon kurulduğunu, Meclis’in de bu konuyu araştıracağını anımsattı.

“Kira artışında yüzde 25 sınırı Meclis’in takdirinde”

Adalet Bakanı Tunç, fahiş kira artışları nedeniyle getirilen “yüzde 25 zam” düzenlemesinin süresinin 1 Temmuz’da dolacağına dikkati çekerek, söz konusu düzenlemenin süresinin uzatılıp uzatılmayacağının TBMM’nin takdirinde olduğunu ifade etti.

Tunç, “Maliye Bakanımızın enflasyon oranının düşürülmesi noktasında çabaları var. Bir hedef de var. Hedefin tutturulması durumunda bu tür sınırlamalara gerek kalmayabileceğini söyledim. Önceliğimiz enflasyon hedefinin tutturulması.” sözlerini sarf etti.

Kovid-19 salgını, depremler ve diğer etkenler nedeniyle ekonominin olumsuz etkilendiğini, kiracıların korunması konusunda birtakım tedbirlerin alınması ihtiyacının doğduğunu ifade eden Tunç, “Meclis böyle bir tedbiri düşündü. Şimdi bunun uzatılıp uzatılmayacağıyla ilgili husus o günkü şartlara göre belirlenecek.” dedi.

Kira uyuşmazlıklarına ilişkin arabuluculuğun zorunlu hale getirildiğini hatırlatan Tunç, bugüne kadar arabuluculara 132 bin 60 başvuru yapıldığını, anlaşma sayısının ise 71 bin 112 olduğunu aktardı.

“FETÖ ile mücadelede kesinlikle bir zafiyet olamaz”

Bakan Tunç, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından ihraç edilen bazı hakimlerin, Danıştay tarafından görevlerine iade edildikleri hatırlatılarak, “FETÖ ile mücadelede zafiyet mi var?” sorusuna, “FETÖ ile mücadelede kesinlikle bir zafiyet olamaz.” yanıtını verdi.

Türkiye’nin bütün terör örgütleriyle kararlı bir mücadele sürdürdüğünü kaydeden Tunç, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 4 bin 6 hakim ve savcının da ihraç edildiğini hatırlattı.

İhraç edilen hakim ve savcılardan 3 bin 888’inin Danıştay’a dava açtığını belirten Tunç, 387’sinin göreve iadesinin kararlaştırıldığını, bu kişilerden 371’inin göreve iade edildiğini bildirdi.

Göreve iadeler konusunda HSK’nin Danıştay’a itirazlarını yaptığını, temyiz aşamasında olan davaların bulunduğunu vurgulayan Tunç, şöyle devam etti:

“Bu 371 kişiyle ilgili kamuoyundaki endişeyi de ortadan kaldırmak adına, eğer incelemede bir hata varsa, sonradan çıkan bir delil de olabilir, sonradan ifadelerde adı geçen, ByLock kayıtlarında adı geçenlerle ilgili HSK yeni bir inceleme başlattı. Teftiş Kurulu görevli bu noktada. Her dosya tek tek incelenecek. Hatalı davranılmaması noktasında titiz davranılacak. Eğer bir hata söz konusuysa bu konuda yeniden bir soruşturma açılabilir bu kişiler bakımından. Soruşturma açılıp açığa alınabilir. O süreç kendi mecrasında devam eder. Burada FETÖ ile mücadeledeki kararlılığımızdan hiçbir zaman taviz veremeyiz. Yargı süreçlerinde gözden kaçan bir husus olursa da gerekli inceleme ve soruşturma yine HSK’nin elindeki bir husus.”

Can Atalay

Adalet Bakanı Tunç, Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından CHP’nin ve Atalay’ın avukatlarının yaptığı başvuruda Anayasa Mahkemesinin “karar verilmesine yer olmadığına” dair kararına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın TBMM Genel Kurulunda okunduğunu, bir oylamanın yapılmadığını belirten Tunç, “Burada ‘Meclis’in aldığı bir karar yoktur, bir işlem yoktur’, bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmişse ‘ret’ kararına yakın olur. Ama Meclis’te okunan kesin hükmün ‘hukuki değeri yoktur, Yargıtay kararı usulsüzdür’ diye bir karar verir de karar verilmesine yer olmadığına derse o Anayasa’ya, hukuka aykırı bir karar olur. Onu gerekçeli karar okunduktan sonra göreceğiz.” ifadesini kullandı.

Anayasa’nın 83. maddesinde yer alan dokunulmazlığın “bir milletvekilinin seçimden önce ya da sonra işlediği bir suç için tutuklanamaz” şeklinde düzenlendiğini aktaran Tunç, Anayasa’nın 14. maddesi kapsamındaki “devletin güvenliğine ilişkin suçlar”ın ağır cezalık suç üstü hali ile seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olunması durumlarının ise bu durumun dışında olduğunu söyledi.

Yüksek Mahkemeler arasındaki görüş farkının Anayasa ya da yasa değişikliği ile giderilebileceğini belirten Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Seçimden önce soruşturmasına başlanan terör suçları, dokunulmazlık kapsamında mı değil mi? Yani Kandil’deki bir terörist elebaşı aday gösterildiğinde, Türkiye’de bir sabıkası yok, yargılanamadı çünkü, bu kişi aday gösterildiğinde Kandil’den gelip Meclis’te yemin edebilsin mi? ya da Pensilvanya’daki FETÖ elebaşı seçildiğinde gelip TBMM’de yemin edebilsin mi? Anayasa bu güvenceyi şöyle koymuş; ‘seçimden önce soruşturması başlamışsa terör suçları dokunulmazlık kapsamında değildir’ demiş. Yargılaması devam eder, yargılaması bittiğinde de kesin hüküm Meclis’te okunur ve milletvekilliği düşer. Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki görüş farkı buradan kaynaklandı. Anayasa’nın 83. ve 14. maddelerinin Anayasa Mahkememiz tarafından farklı yorumlanması nedeniyle buralara gelindi ve uyulmamayla sonuçlanacak bir duruma geldik. Bu tür tartışmaları sona erdirmenin çözümü anayasa değişikliği, uzlaşma olmadığı takdirde ise kanun değişikliği.

Bireysel başvuru 2010 yılında Anayasa’mıza girdi. Bireysel başvuru, kesinleşmiş hükümlerden kaynaklanan hak ihlallerinin incelenmesi durumunda, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya bakan bölümünün özellikle Yargıtay ve Danıştay’dan gelen üyelerden oluşmasına yönelik bir anayasa değişikliği yapılabilir. Anayasa’nın 148. maddesine kanun koyucu, bu görev karmaşasının olmaması için ‘bireysel başvuruda kanun yolunda yapılması gereken inceleme yapılamaz’ demiş. Süper temyiz mahkemesi olmaması için. Ama maalesef gelinen noktada bu karmaşayı görüyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ihlal kararları, ceza muhakemesi kanunumuzda yargılamanın yenilenmesi sebebidir. ‘Anayasa Mahkemesi kararları da yargılamanın yenilenmesi sebebidir’ diye ceza muhakemesi kanunumuza koyduğumuz zaman aslında bu sorun çözülmüş oluruz. Bu da Meclisimizin takdirinde olan bir husus.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-canli-yayinda-gundeme-iliskin-aciklamalarda-bulundu-aciklamasi/feed/ 0
İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı, darbecilerin ayrı bir suçtan cezalandırılması önerisinde bulundu https://www.haber60.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-yasin-samli-darbecilerin-ayri-bir-suctan-cezalandirilmasi-onerisinde-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-yasin-samli-darbecilerin-ayri-bir-suctan-cezalandirilmasi-onerisinde-bulundu/#respond Tue, 27 Feb 2024 21:03:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12647 İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı, darbecilerin, milletin silahını millete karşı kullandıkları için Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yer alan “Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs” suçundan değil, özel olarak ayrı bir maddede tanımlanan suçtan cezalandırılması önerisinde bulundu.

Yasin Şamlı, “postmodern darbe” olarak tanımlanan ve çok sayıda insanın mağdur olmasına neden olan 28 Şubat döneminde; mağdur kesimde yer alan başörtülü öğrenci, öğretmen ve ihraç edilen memurların avukatlığını yaptı.

Darbenin yıl dönümünde AA muhabirine açıklamalar yapan Şamlı, Türkiye’de milletin iradesiyle iktidara gelen kişilerin, iktidarı kullanıp milleti yönetmemesi için her 10 yılda bir darbe yapıldığınık, 28 Şubat postmodern darbesi öncesinde de iktidarın muktedir olma ihtimalinin görülmesi üzerine darbe gerçekleştirildiğini söyledi.

Bu postmodern darbenin başarıya ulaşmış bir darbe olduğunu belirten Şamlı, “28 Şubat sürecinin neticesinde iktidar düşürülmüştür. İktidarı, daha çok vesayet odakları, darbeciler ele geçirmiştir. Onların kararları icra edilmiştir o dönemde. Hükümete rağmen icra edilmiştir ve sonuç itibarıyla hükümet şeklen dahi varlığını devam ettirememiş ve Anayasa Mahkemesi, iktidar partisini kapatmıştır.” diye konuştu.

Süreçte sembol olarak “başörtüsü” özelinde bütün bir milletin mağdur edildiğini aktaran Şamlı, üniversitelerde başörtülü öğrencilerin ve öğretmenlerin okullardan atıldığı, kamuda çalışan memurların, orduda eşi başörtülü olan veya namaz kılan personelin ve yurt dışında okuyan öğrencilerin denkliklerinin iptal edilip ihraç edildiğini hatırlattı.

Vakıf ve derneklerin kapatılması için davalar açıldığını, mütedeyyin kesimdeki iş insanlarının “yeşil sermaye” diye gruplandırılarak iflas etmeleri için uğraşıldığını vurgulayan Şamlı, “kamusal alan” kavramı adı altında, ev haricinde hastane, bahçe, park, sokak ve cadde gibi yerlerde başörtüsünün yasak olması gerektiğinin tartışıldığını kaydetti.

“Özgürlüklerin kısıtlanması korkunç boyutlara ulaşmıştı”

Tıp fakültesini bitiren başörtülü bir öğrencinin diplomasını almak için okuluna giremediğini, Çapa Tıp Fakültesi Hastanesinde 71 yaşındaki Medine Bircan’ın başörtülü olduğu için tedavisinin yapılmadığını anlatan Şamlı, “Özgürlüklerin kısıtlanması, hakların ihlal edilmesi 28 Şubat postmodern darbesiyle korkunç boyutlara ulaşmıştı, zulüm boyutlarına ulaşmıştı.” dedi.

Şamlı, darbe dönemlerinde yaşananları gençlere anlatmanın zorluklarına dair, “Şu anda gençlerin birçoğuna bunları anlatmak mümkün değil. Çünkü onlar böyle zamanları hiç görmediler. Türkiye’nin gündemini siyasilerin değil de askerlerin belirlediğini, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarının belirlediğini bilmiyorlar ama o günlerde maalesef böyleydi. Türkiye gündemini takip etmek isteyenler, ülkede yakın gelecekte neler olacağını merak edenler, siyasilerin değil tam aksine askerlerin söylediklerine bakıyorlardı. Çünkü gündemi maalesef onlar belirliyordu.” ifadelerini kullandı.

“Amaç, Türkiye’nin her alanda gelişmesinin önünü kapatmaktı”

Türkiye’de her 10 yılda bir yapılan darbelerin arkasında emperyalistlerin bulunduğu ve darbelerle ülkenin gelişmesinin önlenmesinin amaçlandığı değerlendirmesini yapan Şamlı, “28 Şubat postmodern darbesinin amacı da tam buydu. Türkiye’nin her alanda gelişmesinin önünü kapatmaktı. Bu görüşümü şu şekilde test edebilirsiniz; 15 Temmuz’da darbelerin başarısız olacağı ortaya çıkıp vesayet odakları tek tek temizlenmeye başlandıktan sonra Türkiye’deki her türlü gelişmenin önünün açıldığını görürsünüz.” diye konuştu.

Üniversite, bilim, teknoloji ve savunma sanayisi alanında çok ciddi hamlelerin yapıldığına işaret eden Şamlı, milli muharip uçağı KAAN’ı örnek göstererek, Türkiye’nin dünyadaki ilk 4 ülkenin arasına girdiğini ve darbeler olmasa, bu uçağın yıllar önce yapılabileceğini söyledi.

Yasin Şamlı, “Bu teknolojik gelişmelerin darbe dönemlerinde yapılması asla mümkün olmazdı. Türkiye Cumhuriyeti tarihi bunun bir yazılı delilidir. Olmadı. Ne zamanki vesayet odakları ortadan kaldırıldı, bu gelişmelerin önü açıldı ve bu gelişmeler sağlandı.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de son 20-30 yılda çok ciddi gelişmeler yaşandığını, bunlardan bir tanesinin de darbecilerin yargılanması olduğunu kaydeden Şamlı, 1980 darbesi, 28 Şubat postmodern darbesi ve 15 Temmuz darbe girişiminde darbecilerin yargılandığını hatırlattı. Ancak 1960 darbecilerinin hayatta olmamaları nedeniyle yargılanamadığını ve darbeden sonra kurulan Yassıada Mahkemesi’nin bütün kararlarının hukuka aykırı olduğunun bir kanunla tespit edildiğini dile getiren Şamlı, darbecilerin yargılanmasının, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir dönüm noktası olduğunu ve çok önemli bir gelişme olarak kayıtlara geçtiğini söyledi.

Başkan Şamlı, “Darbecilerin yaptıkları yanlarına kar kalmadı. Cezalarını aldılar, yargılandılar. Biz bunlara şahit olduk. Ben bu darbe davalarının birçoğunda bulundum. Onların yargılandığını görmek adalet açısından hakikaten mükemmel bir şeydi.” görüşünü paylaştı.

Darbelerde yargı kurumlarının konumuna işaret eden ve Türkiye’de yapılan bütün darbelerin kendini yargı eliyle tamamlattığına işaret eden Şamlı, “Eğer yargı mensupları, darbecileri desteklememiş olsa ya da darbecilerin istedikleri kararları vermemiş olsa darbenin, darbecilerin başarılı olması mümkün değildir.” dedi.

Yasin Şamlı, 28 Şubat sürecinde Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere bütün yargı kurumlarının, darbecilerin istedikleri kararları verdiğini de hatırlattı.

“15 Temmuz, yargı açısından dönüm noktasıdır”

15 Temmuz darbe girişiminde ise yargının alkışlanacak bir tavır aldığını vurgulayan Şamlı, “Hukukçuya, hukukçulara yakışan bir tavır aldı. Daha darbe gecesi, darbeciler hakkında yakalama kararları çıkarıldı. Bu da Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Artık darbecilerin emirlerine kulak kesilen, onların dediklerini yapan, onların istedikleri gibi karar veren bir yargı yoktu. Tam aksine darbecileri yargılamayı, daha darbe gecesi hedefleyen ve buna ilişkin yakalama kararları çıkaran bir yargı vardı. Ben bu yargı mensuplarımızı, bu vesileyle tekrar tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“O döneme baktığınız zaman şu dönem tam özgürlükler dönemi.” diyen Şamlı, günümüzde isteyen kişinin başını açabildiğine veya örtebildiğine, isteyenin istediği gibi giyinebildiğine ve kimsenin kıyafetine karışılmadığına işaret etti.

Şamlı, Türkiye’de darbecilerin ceza aldıkları Türk Ceza Kanunundaki (TCK) maddenin değişmesi gerektiği önerisinde bulunarak, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Darbe suçları, ceza kanununda ayrı bir madde olarak tanımlanmalıdır. Şu anda öyle değil. Darbeciler, ‘Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs’ suçundan ceza alıyor. Esasen diğer örgütler de bu suçtan ceza alıyor. Diyelim ki 10-15 kişilik silahlı bir örgüt, ‘Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüsten’ yargılanabiliyor. Bu silahlı örgüt, kendi silahlarını kendi temin ediyor ama darbecilerin konumları çok farklı. Çünkü darbeciler, bu milletin silahını, millete karşı kullanıyor ve silahları da milletin silahları. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin savaş uçakları, tankları ve askeriyede bulunan her türlü silah, darbecilerin suç aleti haline geliyor. Dolayısıyla TCK’da darbe suçunun, spesifik olarak ayrıca bir maddede tanımlanması ve bu suçlar açısından da zaman aşımının olmaması gerekiyor.”

“Milletimizin her yönüyle teyakkuzda olması gerekiyor”

15 Temmuz darbe girişiminin ardından darbecilerin ve onların arkasındaki emperyalistlerin, başka planlar uygulamaya başladıklarını da anlatan Şamlı, şunları kaydetti:

“Düşünülen darbelerin bir daha başarılamaması için milletimizin her yönüyle teyakkuzda olması gerekiyor. Birinci olarak seçeceği liderlerin bu dirayeti, bu cesareti gösterecek liderler olmasını gözetmesi gerekiyor. İkincisi de seçtiği liderin iradesinin her zaman arkasında kuvvetli bir şekilde durması gerekiyor. Bizim bu darbeleri unutmamamız ve unutturmamamız gerekiyor. Özellikle bu darbe dönemlerini, o dönemlerde yaşanmış zulümleri gören, şahit olan bizlerin bunları unutturmamamız gerekiyor. Bunu milletimiz için yapmamız gerekiyor. Ülkemizin gelişmesi için yapmamız gerekiyor. Milletimizin iradesinin iktidar olması için yapmamız gerekiyor. Özgürlüklerimize sahip çıkmamız için bunu yapmamız gerekiyor. Yani siyasetçiler belli bir dönem için seçilirler. Ondan sonra eğer milletimiz onların icraatlarını beğenmezse yeni dönemde seçmezler. Bu kadar basit. Ancak darbeciler böyle değil. Darbeciler, darbe yapıp iktidara geldikleri zaman istediklerinde giderler.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-yasin-samli-darbecilerin-ayri-bir-suctan-cezalandirilmasi-onerisinde-bulundu/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Bugünkü yargı bağımsız ve tarafsızdır https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugunku-yargi-bagimsiz-ve-tarafsizdir/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugunku-yargi-bagimsiz-ve-tarafsizdir/#respond Sun, 25 Feb 2024 00:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11864 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bugünkü yargının her zamankinden daha bağımsız ve tarafsız olduğunu belirterek, “Adalet Bakanlığının bir mottosu var: Bizim iktidar dönemimizde güvenilir adaleti tesis etmek, güven veren bir adaleti tesis etmek. Biz, bu konuda 22 yıldan bu yana küçümsenmeyecek işler yaptık.” dedi.

Tunç, TBMM Filizi Köşk Sosyal Tesisi’ndeki Türk Parlamenterler Birliği toplantısında yaptığı konuşmada, hukuk devletinin gerçekleşmesi için öncelikle yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğini söyledi.

Muhalefette bugünkü yargıdan rahatsız olanların, geçmiş vesayet anlayışını özleyenlerin bulunduğunu ifade eden Tunç, “Bugünkü yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır. Adalet Bakanlığının bir mottosu var: Bizim iktidar dönemimizde güvenilir adaleti tesis etmek, güven veren bir adaleti tesis etmek. Biz, bu konuda 22 yıldan bu yana küçümsenmeyecek işler yaptık.” diye konuştu.

Tunç, adliyelerdeki teknolojik imkanları arttırdıklarını, Ulusal Yargı Ağı Projesi, görüntülü duruşma, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ve cezaevlerinde elektronik sistemleri getirip uyguladıklarını kaydederek, sosyal medyayla birlikte hukuki konularda görünürlüğün arttığını vurguladı.

Bakan Tunç, Başakşehir’de yılbaşı gecesi bir kedinin asansörde sıkıştırılıp tekmelenerek öldürüldüğünü anımsatarak, şunları söyledi:

“Bir karar çıktı. ‘Eros’ diye bir kedi basında çok yer aldı. Apartmanın çok sevdiği, sürekli beslediği kedi, bir psikopat tarafından parçalandı ve öldürüldü. Bu şüphelinin yargılaması yapılmış ve yargılamada da cezası verilmiş. Şimdi bu duyulduğu anda infial oldu. Savcımız buna itiraz etti ama itirazı o kadar duyulmadı. Şimdi tekrar o karar kaldırıldı, yeniden yargılanacak. Buna benzer eleştirilerin de faydalı olduğunu düşünüyorum. Özellikle yargı mensuplarının kararlarını verirken görünürlüğün artması nedeniyle kendilerine çekidüzen verip daha doğru kararlar alma noktasında da faydalı olacağına inanıyoruz yani kamuoyunun denetimini önemsiyoruz.”

“Hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesini arttırmaya yönelik YÖK ile çalışmamız devam ediyor”

Tunç, özellikle cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerinin olduğunu belirterek, “Hakim ve savcıların birinci sınıfa ayrılabilmeleri için Adalet Akademisinde en az üç kez belli süre eğitim görmeleri şartını kanuni zorunluluk haline getirdik ve o uygulanmaya başladı. Hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesini arttırmaya yönelik YÖK ile çalışmamız devam ediyor. Adalet yüksekokullarından hukuk fakültelerine geçiş vardı, bunu kaldırdık. Hukuka girmek isteyen sınavını kazanacak, puanı tutturacak.” ifadelerini kullandı.

Hukuk fakültesinden mezun olanların avukatlık stajına başlamadan önce ön elemeden geçmeleri için hukuk mesleklerine giriş sınavını koyduklarını dile getiren Tunç, “Hakim ve savcılık sınavına girmek isteyenler de yine bu hukuk mesleklerine giriş sınavını kazandıktan sonra hakim, savcılık sınavına girebilecekler. Hakim, savcı olabilmek için hakimlik, savcılık sınavını kazandıktan sonra mülakat, ardından da iki yıl adaylık söz konusuydu. İki yıl adaylığı kaldırdık, yerine üç yıl süren hakim, savcı yardımcılığını getirdik.” diye konuştu.

Hakim ve savcı adaylarının üç yıllık eğitimin bir yılında Adalet Akademisinde eğitim alacaklarını belirten Tunç, diğer iki yılında ise yargının her kademesinde hakim ve savcı yardımcısı olarak tecrübeli hakim ve savcıların yanında yardımcılık yapacaklarını anlattı.

Bakan Tunç, adayların hakim ve savcı yardımcılığı süresinde alacakları eğitim ve kazanacakları tecrübeyle kürsüye çok daha donanımlı çıkacaklarını vurguladı.

Toplantıya çok sayıda Türk Parlamenterler Birliği üyesi katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugunku-yargi-bagimsiz-ve-tarafsizdir/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç, Zonguldak’ta gazetecilerin sorularını yanıtladı Açıklaması https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-zonguldakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-zonguldakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-aciklamasi/#respond Sat, 24 Feb 2024 00:09:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11417 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Anayasa Mahkemesinin (AYM), Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğunun tespiti için CHP’nin başvurusu ile Atalay’ın avukatlarının yaptığı yeni başvuruda, karar verilmesine yer olmadığına hükmetmesine ilişkin, “Anayasa Mahkemesinin henüz daha gerekçeli kararını görmedik ama ‘karar verilmesine yer olmadığına’ şeklinde değil de burada yetkisizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekir çünkü anayasanın açık hükmü söz konusu.” dedi.

Ziyaretlerde bulunmak üzere Zonguldak’a gelen Bakan Tunç, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, AYM’nin, CHP ile Can Atalay’ın avukatlarının yaptığı iki yeni başvuruya ilişkin kararına yönelik sorusu üzerine Tunç, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararının henüz yayımlanmadığını, gerekçeli kararı gördükten sonra yorum yapmanın daha doğru olacağını söyledi.

Anayasanın 84. maddesinde milletvekilliğinin düşme sebeplerinin yazdığına işaret eden Tunç, şöyle devam etti:

“Kesin hüküm nedeniyle düşme durumunda Anayasanın 85. maddesine göre Anayasa Mahkemesine başvuru yapılamaz. Anayasamızın açık hükmüdür bu. Can Atalay’ın milletvekilliği de kesin hüküm nedeniyle Mecliste kesin hükmün okunması nedeniyle milletvekilliği düşmüştür. Bu durumda Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmıştır. Anayasa Mahkemesinin henüz daha gerekçeli kararını görmedik ama ‘karar verilmesine yer olmadığına’ şeklinde değil de burada yetkisizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekir çünkü anayasanın açık hükmü söz konusu. Karar verilmesine yer olmadığına karar vermenin gerekçesini ancak gerekçeli kararda görebileceğiz. Anayasa Mahkemesinin bu yöndeki kararı, Mecliste okunan kesin hükmün tartışılması nedeniyle ise burada bu doğru değildir. Kesin hüküm kalkmamıştır. Kesin hüküm Mecliste okunmuştur.”

Tunç, burada Anayasa Mahkemesinin önceki içtihatlarının söz konusu olduğuna dikkati çekerek, “Önceki bu tür başvurularda ret kararı vermiştir ama burada farklı bir durum söz konusu. Gerekçeli karar ortaya çıktıktan sonra göreceğiz.” ifadesini kullandı.

Anayasanın milletvekili dokunulmazlığını düzenleyen 83. maddesinin açık olduğunu vurgulayan Tunç, “Seçimden önce başlayan Gezi olayları nedeniyle bir ceza soruşturması vardır. Yerel mahkeme, istinaf ve Yargıtay bu suçu değerlendirmiştir ve bir kesin hükme ulaşmıştır. Dolayısıyla bu kesin hüküm de ortadan kaldırılmış değildir.” diye konuştu.

Tunç, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru neticesinde verdiği ihlal kararıyla ilgili olarak da Yargıtayın, Anayasanın 83. ve 14. maddelerinin uygulanamaz hale getirilmesi nedeniyle AYM kararına uyulmaması yönünde karar verdiğine değinerek, “Burada iki yüksek mahkeme arasındaki görüş farkı nedeniyle bugünlere kadar gelmiş bulunuyoruz. Tabii bunun çözümü var. Bunun çözümü de yine Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak yasal ve anayasal değişikliklerdir.” değerlendirmesinde bulundu.

Anayasa değişikliğinin uzlaşma gerektirdiğini dile getiren Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu yapılamıyorsa bu sorunun çözümü yine kanunlarımızda yapılacak değişikliklerledir. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararları, ceza mahkemesi kanunumuza göre yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılır, Ceza Muhakemesi 311. maddeye göre. Ama Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ilgili olarak farklı bir düzenleme vardır. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararları Anayasa Mahkemesinin kuruluş kanununun 50. maddesinde, yeniden yargılamaya karar verir ve yapılacaklara da hükmeder şeklinde bir düzenleme söz konusudur. Burada adliye mahkemelerinin görev alanı ve bir kesin hükmün ortadan kaldırılması usulü, yargılamanın yenilenmesiyle mümkün olabilecek bir husustur. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi Kuruluş Kanunu’nun 50. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinde yapılacak değişikliklerle bu sorun ortadan kaldırılabilir. Bu takdir de Türkiye Büyük Millet Meclisinin elindedir.”

“8. Yargı Paketi önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek”

Bakan Tunç, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen “8. Yargı Paketi”ne ilişkin soru üzerine, “Burada yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılması, yargının hızlandırılması, hak arama yollarının genişletilmesi ve kişisel verilerin korunmasıyla ilgili önemli düzenlemeler var.” dedi.

Paketin seçim takvimi ve Meclisin çalışma takvimi nedeniyle ikiye ayrıldığını aktaran Tunç, “Seçim sonrası da getireceğimiz düzenlemeler var. Özellikle Ceza Muhakemesi Kanunu’nda cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik önemli çalışmalar var. Bunların da bu süreçte seçimden sonra değerlendirileceğini umut ediyoruz.” diye konuştu.

Tunç, uzun yargılamalar nedeniyle vatandaşların tazminat talebinde bulunduğuna işaret ederek, “Anayasa Mahkemesine gidiyorlardı. Anayasa Mahkemesinin buradaki dosya sayısını fazlalaştıran bir durum söz konusuydu hem uzun süren bir süreçti. Bunu da kısaltan, vatandaşlarımızın özellikle hak arama hürriyetini genişleten Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna müracaat edip hakkını öncelikle oradan arayabilmesiyle ilgili bir düzenleme var. Yine Ceza Muhakemesi Kanunundaki koruma tedbirleriyle ilgili gözaltı süresinin uzatılması ya da beraat etmiş ya da öncesinde tutuklu kalmışsa buna yönelik tazminat taleplerinin de yine Tazminat Komisyonu, yine ağır ceza mahkemesinden talep edilmesiyle ilgili düzenlemeler var.” ifadelerini kullandı.

Bakan Tunç, 2010 anayasa değişikliğiyle kişisel verilerin korunmasının anayasal güvenceye kavuştuğunu hatırlatarak, sonrasında yasal düzenlemeler yaptıklarını, bunun özellikle Avrupa Birliği veri koruma tüzüğüne uyum sağlaması bakımından da birtakım düzenlemeler yapıldığını anlattı.

Terörle mücadele açısından hassasiyetlerini korumaya devam ettiklerinin altını çizen Tunç, “Bu konuda Anayasa Mahkemesinin, Türk Ceza Kanunu 220 (madde) örgüt suçları ve 314 (madde) silahlı örgüt suçları bakımından terör örgütü üyesi olmamakla beraber örgüt adına suç işleyen kişinin örgüt üyesi gibi cezalandırılabileceği hükmünü, Anayasa Mahkemesi iptal etmişti. Şimdi burada bir boşluk doğmaması lazım. Örgüt üyesi değil ama örgüt adına suç işliyorsa ceza kanunundaki o boşluğu doldurarak, örgüt üyesi olmasa bile örgüt adına suç işleyen kişilerin cezasının müstakil bir suç olarak düzenlenmesini ceza kanunumuzda sağlayarak, terörle mücadele konusunda bir zafiyetin oluşmaması noktasındaki yasal düzenleme ihtiyacını meclisimizle paylaşmıştık. Milletvekillerimiz de bunu teklife dönüştürdüler ve Adalet Komisyonumuzda görüşmeleri tamamlandı.” ifadelerini kullandı.

Tunç, buna benzer usulü birtakım değişikliklerin olduğunu aktardı.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TSMF) terör örgütlerine yardım yataklık yapan şirketler bakımından kayyım tayininin mümkün olduğunu hatırlatan Tunç, “Bunun özellikle organize suç örgütlerinin işlediği suçlar bakımından da kayyım tayini imkanını getiren düzenlemeler var. Çok sayıda usulü düzenlemeler de var. Tüm bunların yasalaşması durumunda hem hak arama hürriyetinin genişletilmesi hem de yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılması ve kişisel verilerin korunması anlamında önemli iyileştirmeler sağlanmış olacak.” şeklinde konuştu.

Bakan Tunç, daha önceki yargı paketlerinde de önemli düzenlemeler yaptıklarını anımsatarak, seçim sonrasında Yargı Reformu Strateji Belgesi ile İnsan Hakları Eylem Planı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuyla paylaşılacağını, belirlenen hedefler doğrultusunda da yeni düzenlemeleri hayata geçireceklerini kaydetti.

“İlk etapta 8 kişinin kusurlu olduğu belirlendi”

Erzincan’ın İliç ilçesinde maden ocağında meydana gelen toprak kaymasıyla ilgili soru sorulan Tunç, olayın herkesi derinden üzdüğünü söyledi.

Toprak altında kalan 9 kişiye bir an önce ulaşmayı temenni eden Tunç, hem olayın sebeplerinin araştırılması hem de bu tür kazaların bir daha meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması noktasında TBMM’de Araştırma Komisyonu kurulduğunu hatırlattı.

Tunç, olayın hemen ardından İliç Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma başlattığını, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda 4 cumhuriyet savcısının görevlendirildiğini kaydetti.

İnşaat, iş güvenliği, çevre, kimya ve bütün o alanı ilgilendiren konularla ilgili 8 bilirkişinin de olay yerinde incelemeler yaptığını aktaran Tunç, şöyle devam etti:

“Hazırlanan ön rapora göre kusurlu olduğu düşünülen kişiler oldu. İlk etapta 8 kişinin kusurlu olduğu belirlendi. Bunlardan 6’sı tutuklamaya sevk edildi ve tutuklandılar. 2’si de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma devam ediyor. Tabii şirketin, yabancı şirketin, yabancı temsilcisiyle ilgili de tutuklama kararı verildi. Sonrasında 6 Şubat tarihi itibarıyla şirketin Türkiye yöneticisi olarak atanan kişiyle ilgili olarak da ifadeler alındı. O da adli kontrol şartıyla şu anda soruşturma kapsamında.”

Soruşturma neticesinde kusurlu olanların, bu kazaya sebebiyet veren olayların, nedenlerin, kişilerin yargı tarafından ortaya çıkarılacağını dile getiren Tunç, şunları kaydetti:

“Tüm teknik boyutları incelenerek bu kazada kimler kusurlu bunun tespitini yargımız yapacaktır. Soruşturma şu anda tüm detaylarıyla, tüm titizlikle devam ediyor. Hep beraber biz de süreci Erzincan Cumhuriyet Başsavcımız, İliç Cumhuriyet Başsavcımız koordinasyonunda takip ediyoruz. İlgili bakanlarımız; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız, İçişleri Bakanımız konuyla ilgili gerekli açıklamaları da zaten zaman zaman yapıyorlar. Adli süreçle de ilgili biz bilgilendirme yaptık.”

Bakan Tunç, soruşturma neticesinde yargılama sürecinin başlayacağını belirterek, “Kimler sorumluysa, kimler bu kazaya sebebiyet verdiyse yargı huzurunda elbette ki hesabını verecektir.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-zonguldakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-aciklamasi/feed/ 0
Bakan Yılmaz Tunç’tan Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay kararı açıklaması https://www.haber60.com.tr/bakan-yilmaz-tunctan-anayasa-mahkemesinin-can-atalay-karari-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/bakan-yilmaz-tunctan-anayasa-mahkemesinin-can-atalay-karari-aciklamasi/#respond Fri, 23 Feb 2024 23:27:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11379 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Can Atalay için Anayasa Mahkemesinin verdiği kararla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Yılmaz Tunç, “Anayasa Mahkemesi’nin henüz daha gerekçeli kararını görmedik ama karar verilmesine yer olmadığına şeklinde değil de burada yetkisizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekir” dedi.

Devrek ilçesinde açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Anayasa Mahkemesinin Can Atalay’ın milletvekilliğiyle ilgili kararına dair gerekçeli kararın henüz yayınlanmadığını belirtti. Anayasa Mahkemesinin “karar verilmesine yer olmadığı” yönünde bir karar verdiğini aktaran Tunç, gerekçeli kararın yayınlanmasının ardından yorum yapmanın daha doğru olacağını ifade etti.

Anayasa’nın 84. maddesine atıfta bulunan Bakan Yılmaz Tunç, “Anayasa mahkemesinin gerekçeli kararı henüz yayınlanmadı. Gerekçeli karar gördükten sonra yorum yapmak daha doğru olur. Tabii Anayasa Mahkemesi’nin yok hükmünde değil de karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğini öğrendik. Gerekçeli karar yayınlandığında da bunun hangi gerekçeyle verildiğini öğrenmiş olacağız. Burada Anayasamızın 84. Maddesi açık. 84. maddede milletvekilliğinin düşme sebepleri yazar. Orada devamsızlık nedeniyle, milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir iş yaptığında ya da kesin hüküm nedeniyle milletvekilliği düşer. İstifa ve ölüm nedeniyle düşer. Tabii bu düşme sebeplerinden kesin hüküm nedeniyle düşme durumunda Anayasanın 85. maddesine göre Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılamaz. Anayasamızın açık hükmüdür bu. Can Atalay’ın milletvekilliği de kesin hüküm nedeniyle mecliste kesin hükmün okunması nedeniyle milletvekilliği düşmüştür. Bu durumda tabii Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılmıştır. Burada Anayasa Mahkemesi’nin henüz daha gerekçeli kararını görmedik ama karar verilmesine yer olmadığına şeklinde değil de burada yetkisizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekir. Çünkü anayasanın açık hükmü söz konusu. Karar verilmesine, yer olmadığına karar vermenin gerekçesini ancak gerekçeli kararda görebileceğiz. Eğer Anayasa Mahkemesi’nin bu yöndeki kararı mecliste okunan kesin hükmün tartışılması nedeniyle ise burada bu doğru değildir. Kesin hüküm kalkmamıştır” dedi.

“Kesin hüküm mecliste okunmuştur”

TBMM genel kurulunca alınan bir karar olmadığı sürece kesin hükmün okunduğu ve milletvekilliğinin de kendiliğinden düştüğünü ifade eden Bakan Yılmaz Tunç şöyle devam etti:

“Kesin hüküm mecliste okunmuştur. Ama karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar eğer ilgili bu konuda Anayasa’nın 85. Maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi’ne gidemeyeceği ve ortada Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından alınan bir karar olmadığı sadece çünkü kesin hüküm okunuyor ve milletvekilliği kendiliğinden düşüyor. Milletvekilleri bir oylama yapmıyor. Dolayısıyla böyle bir işlem olmadığı için karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilse durum farklıdır. Dolayısıyla burada Anayasa Mahkemesi’nin önceki içtihatları söz konusu önceki başvurularda bu tür başvurularda ret kararı vermiştir. Ama burada farklı bir durum söz konusu. Gerekçeli karar ortaya çıktıktan sonra göreceğiz. Anayasamızın milletvekili dokunulmazlığını düzenleyen 83. maddesi açık. 83. maddesinde seçimden önce soruşturmasına başlanmış olan anayasal düzene ilişkin suçlar terör suçları dokunulmazlık kapsamın dışındadır. Dokunulmazlığın istisnasıdır. Burada da bir yargı süreci gerçekleştirmiştir. Seçimden önce başlayan Gezi olayları nedeniyle başlayan bir ceza soruşturması vardır. Yerel mahkeme istinaf ve Yargıtay bu suçu değerlendirmiştir. ve bir kesin hükme ulaşmıştır. Dolayısıyla bu kesin hüküm de ortadan kaldırılmış değildir. Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu bireysel başvuru neticesinde verdiği ihlal kararıyla ilgili olarak da Yargıtayımız Anayasanın 83. ve 14. maddelerinin uygulanamaz hale getirilmesi nedeniyle Anayasa Mahkemesi kararına uyulmaması yönünde karar vermiştir.”

“İki yüksek mahkeme arasındaki görüş farkı nedeniyle bugünlere gelmiş bulunuyoruz”

İki yüksek mahkeme arasındaki görüş farkı nedeniyle sürecin bu günlere geldiğini ifade eden Bakan Yılmaz Tunç “Burada iki yüksek mahkeme arasındaki görüş farkı nedeniyle bugünlere kadar gelmiş bulunuyoruz. Tabii bunun çözümü var. Bunun çözümü de yine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılacak olan yasal ve anayasal değişikliklerdir. Anayasa değişikliği bir uzlaştırma, uzlaşma gerektirir. Tabii eğer bu yapılamıyorsa bu sorunun çözümü yine kanunlarımız da yapılacak değişikliklerledir. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ihlal kararları, Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılır. 311. Maddeye göre. Ama Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ilgili olarak farklı bir düzenleme vardır. Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararları Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş kanununun 50. maddesinde yeniden yargılamaya karar verir ve yapılacaklara da hükmeder şeklinde bir düzenleme söz konusudur. Burada tabii adliye mahkemelerinin görev alanı ve bir kesin hükmün ortadan kaldırılması usulü yargılamanın yenilenmesiyle mümkün olabilecek bir husustur. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi Kuruluş Kanunu’nun 50. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinde yapılacak olan değişikliklerle bu sorun ortadan kaldırılabilir. Bu takdirde tabii Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin elindedir” ifadelerine yer verdi.

8. Yargı Paketi önümüzdeki hafta TBMM’de

Sekizinci Yargı Paketi’nin Adalet Komisyonu’nda görüşmelerinin tamamlandığını ve kabul edildiğini önümüzdeki hafta meclis genel kurulunda görüşmelerinin gerçekleştirileceğini ifade eden Bakan Yılmaz Tunç, yargı hizmetlerinin etkinliğinin arttırılması, yargının hızlandırılması, hak arama yollarının genişletilmesi ve kişisel verilerin korunmasıyla ilgili önemli düzenlemelerin bu pakette yer aldığını açıkladı

Meclisin çalışma takvimi nedeniyle seçim sonrası getirilecek düzenlemelerin de olacağını ifade eden Bakan Yılmaz Tunç şöyle devam etti:

“Sekizinci Yargı Paketi adalet komisyonunda görüşmeleri tamamlandı ve kabul edildi. Önümüzdeki hafta meclis genel kurulunda görüşmeleri gerçekleştirilecek. Burada yargı hizmetlerinin etkinliğinin arttırılması, yargının hızlandırılması, hak arama yollarının genişletilmesi ve kişisel verilerin korunmasıyla ilgili önemli düzenlemeler var. Tabii paket seçim takvimi nedeniyle meclisin çalışma takvimi nedeniyle ikiye ayrıldı. Seçim sonrası da getireceğimiz düzenlemeler var. Özellikle Ceza Muhakemesi Kanunu’nda cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik önemli çalışmalar var. Bunların da bu süreçte seçim sonra değerlendirileceğini umut ediyoruz. Tabii şu anda Adalet Komisyonu’nda görüşmeleri tamamlanan, 41-42 maddelik kanun teklifi komisyonda görüşmeleri tamamlandı. Genel kurulda görüşmeleri yapılacak. Burada ana hatlarıyla özellikle yargıyı hızlandıracak, sadeleştirmeye yönelik önemli düzenlemeler var. İstinaf, temyiz ve itiraz sürelerinin çok farklı farklı süreler, yedi günlük, sekiz günlük, on beş günlük bir haftalık süreler var. Tüm bunları ortadan kaldırıyoruz. Artık istinaf, itiraz ve temyiz süreleri bütün dava iki hafta olarak belirliyoruz. Yüze karşı okumadan mı yoksa tebliğ edildiğinden sonra mı başlar süre? Bu tartışmaları da ortadan kaldırıyoruz. Bütün davalar bakımından itiraz, istinaf ve temyiz süreleri iki hafta olarak belirlenecek. Yine uzun yargılamalardan dolayı vatandaşlarımız tazminat talebinde bulunuyorlardı. Anayasa Mahkemesi’ne gidiyorlardı. Tabii hem Anayasa Mahkemesi’nin buradaki dosya sayısını fazlalaştıran bir durum söz konusuydu. Hem uzun süren bir süreçti. Bunu da kısaltan vatandaşlarımızın özellikle hak arama hürriyetini genişleten Adalet Bakanlığı bünyesindeki tazminat komisyonuna müracaat edip hakkını öncelikle oradan arayabilmesiyle ilgili bir düzenleme var. Yine Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki koruma tedbirleriyle ilgili eğer gözaltı süresinin uzatılması ya da beraat etmiş ve öncesinde tutuklu kalmışsa, buna yönelik tazminat taleplerinin de yine tazminat komisyonu ve Ağır Ceza Mahkemesi’nden talep edilmesiyle ilgili düzenlemeler var. Yine kişisel verilerin korunmasıyla ilgili, özel hayatın korunmasıyla ilgili biliyorsunuz 2010 anayasa değişikliğiyle, kişisel verilerin korunması, anayasal güvenceye kavuşmuştur. Sonrasında yasal düzenlemeler yapmıştı. Tabii bu yasal düzenlemelerin özellikle Avrupa Birliği veri koruma tüzüğüne uyum sağlaması bakımından bir takım düzenlemeler yapılıyor. Burada özellikle vatandaşlarımızın kişisel verilerin işlendiği durumda bunların özellikle kişisel verilerin başka birilerinin eline geçmemesi anlamında birtakım müeyyideler getiriliyor. Veri sorumlularına yeni sorumluluklar ve cezai müeyyideler getiriliyor.”

“Küresel şirketlerden alışveriş vatandaşlarımızın kişisel verilerini korumayı amaçlayan düzenlemeler var”

Özellikle küresel şirketlerden alışveriş yapan vatandaşların kişisel verilerinin bu şirketlerce işlenebildiğine değinin Bakan Yılmaz Tunç, söz konusu yargı paketinde vatandaşların kişisel verilerini korumayı amaçlayan düzenlemelerin de olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Özellikle küresel şirketler var. Bunlardan alışveriş yapan vatandaşlarımız var. Vatandaşlarımız o şirketlerden alışveriş yaptığında kişisel verileri oralarda işlenebiliyor, bu şirketlerle yapılan sözleşmelerde. Tüm bunlarda sorumlulukları belirleyen veri sorumlularının yükümlülüklerini belirleyen bir düzenleme ve vatandaşlarımızın kişisel verilerini korumayı amaçlayan düzenlemeler var. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına itiraz müessesesi getiriyoruz. İstinaf sürecine. Yine özellikle terörle mücadele açısından hassasiyetimizi korumaya devam ediyoruz. Bu konuda Anayasa Mahkemesi’nin Türk Ceza Kanunu 220 örgüt suçları ve 314-2 silahlı örgüt suçları bakımından terör örgütü üyesi olmamakla beraber örgüt adına suç işleyen örgüt üyesi gibi cezalandırılabileceği hükmünü Anayasa Mahkemesi iptal etmişti. Şimdi burada bir boşluk doğmaması lazım. Eğer örgüt üyesi değil ama örgüt adına suç işliyorsa ceza kanunundaki o boşluğu doldurarak örgüt üyesi olmasa bile örgüt adına suç işleyen kişilerin cezasının müstakil bir suç olarak düzenlenmesini Ceza Kanunu’nda sağlayarak terörle mücadele konusunda bir zafiyetin oluşmaması noktasındaki yasal düzenleme ihtiyacını meclisimizle paylaşmıştık. Sağ olsun milletvekillerimiz de bunu teklife dönüştürdüler. ve Adalet Komisyonumuzda görüşmeleri buna benzer usulü bir takım değişiklikler var. İşte vasi tayini bir yıldan fazla cezaevinde bulunan hükümlülere otomatik vasi tayin ediliyordu. Burada kişinin isteğine bırakılacak. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda bir düzenleme söz konu su oluyor. Yine tasarruf mevzuatı sigorta fonunun terör örgütlerine yardım yataklık yapan şirketler bakımından kayyum tayini mümkündü. Bunun özellikle organize suç örgütlerinin işlediği suçlar bakımından da kayyum tayini imkanını getiren düzenlemeler var. Çok sayıda usulü düzenlemeler de var. Tüm bunların yasalaşması durumunda hem hak arama hürriyetinin genişletilmesi hem de yargı hizmetlerinin etkinliğinin arttırılması ve kişisel verilerin korunması anlamında önemli iyileştirmeler sağlanmış olacak. Tabii önceki yargı paketlerinde de yine çok önemli Yapmıştık. İnşallah seçim sonrasında yargı reformu strateji belgemiz ve insan hakları eylem planımızla Cumhurbaşkanımız tarafından seçimden sonra kamuoyuyla paylaşacak. Orada ortaya konulan uygulamadan bizlere gelen, vatandaşlarımızdan bizlere gelen adaletin tecellisi ve güvenilir adaletin tesisi anlamında gerekli olan gerek yasal düzenlemeler gerek idari uygulamalarla ilgili yargı reformu strateji belgesi, seçim sonrası açıklanacak belgede de önemli hedefleri ortaya koyacağız ve o hedefler doğrultusunda da yeni düzenlemeleri inşallah hayata geçireceğiz.”

“Erzincan’daki soruşturma tüm detaylarıyla, titizlikle devam ediyor”

Erzincan İliç’te meydana gelen toprak kaymasında 9 işçinin toprak altında kaldığı olaya ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Yılmaz Tunç, hem işçilerin kurtarılması hem de yargılama sürecinin devam ettiğini söyledi. Kusurlu olduğu düşünülen kişilerin tutuklandığını ve adli sürecin de devam ettiğini belirten Bakan Tunç sözlerini şöyle tamamladı:

“Erzincan İliç’te meydana gelen toprak kayması, maden sahasındaki kaymağı hepimizi derinden üzdü. Tabii orada kaybolan dokuz madencimizin, işçimizin arama çalışmaları uzun süredir devam etti. Tabii oradaki toprak kayma tehlikesi ve arama kurtarma çalışmalarındaki risk nedeniyle de bir süre ara verildi. İnşallah temennimiz bir an önce o dokuz vatandaşımıza ulaşmak. Ailelerin acısını bir kez daha paylaşıyorum. Onlara sabır diliyorum tabii bu kazanın sebepleriyle ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir Araştırma Komisyonu kuruldu. Bu tür kazaların bundan sonra olmaması için alınması gereken tedbirler noktasında da kurulan araştırma komisyonu önemli. Hem bu kazanın nedenlerini araştıracaklar hem de bu tür kazalar meydana gelmemesi için gerekli tedbirleri yasama üyelerimiz, milletvekillerimiz araştıracaklar. Ama diğer yandan konunun adli boyutu var tabii. Hemen olay olur olmaz. İliç Cumhuriyet Başsavcılığımız soruşturma başlattı. Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’mızın koordinasyonunda dört cumhuriyet savcımız görevlendirilmişti. Sekiz bilir kişi görevlendirdik. İnşaat, iş güvenliği, çevre, kimya ve bütün o alanı ilgilendiren konularla ilgili sekiz bilirkişi de olay yerinde incelemeler yaptılar. Bir ön rapor hazırladılar. ve bu ön rapora göre kusurlu olduğu düşünülen kişiler oldu. İlk etapta sekiz kişinin kusurlu olduğu belirlendi. Bunlardan altısı tutuklamaya sevk edildi ve tutuklandılar. İkisi de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma devam ediyor. Tabii şirketin yabancı şirketin yabancı temsilcisiyle ilgili de tutuklama kararı verildi. Sonrasında 6 Şubat tarihi itibariyle şirketin Türkiye yöneticisi olarak atanan kişiyle ilgili olarak da ifadeleri alındı. O da adli kontrol şartıyla şu anda soruşturma kapsamında ve bu soruşturma neticesinde kusurlu olan kimlerse bu kazaya sebebiyet veren olaylar, nedenler, kişiler kimse bu tabii ki yargımız tarafından bağımsız ve tarafsız yargımız tarafından ortaya çıkarılacaktır. Bunun tabii tüm teknik boyutları incelenerek bu kazada kimler kusurlu? Bunun tespitini yargımız yapacaktır. Soruşturma şu anda tüm detaylarıyla tüm titizlikle devam ediyor. Hep beraber biz de süreci Erzincan Cumhuriyet Başsavcımız ve Cumhuriyet Başsavcımız koordinasyonunda takip ediyoruz. İlgili bakanların Enerji bakanımız, Çevre Şehircilik Bakanımız, İçişleri Bakanımız konuyla ilgili gerekli açıklamaları da zaten zaman zaman yapıyorlar. Adli süreçle ilgili de biz bilgilendirme, hem Cumhuriyet Başsavcılığımız, hem bizler yaptık. Bundan sonra da inşallah temennimiz o dokuz vatandaşımıza ulaşılması ama bundan sonra bu kazaların meydana gelmemesi için alınması gereken tedbirleri belirlemek ve bu kazaya neden olan kişileri de tabii yargımız ortaya çıkarıp soruşturma neticesinde yargılama süreci elbette ki başlayacak ve kimler sorumluysa, kimler bu kazaya sebebiyet verdiyse yargı huzur elbette ki hesabını verecektir.” – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-yilmaz-tunctan-anayasa-mahkemesinin-can-atalay-karari-aciklamasi/feed/ 0
TBMM Adalet Komisyonunda 8. Yargı Paketi görüşmeleri tamamlandı https://www.haber60.com.tr/tbmm-adalet-komisyonunda-8-yargi-paketi-gorusmeleri-tamamlandi/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-adalet-komisyonunda-8-yargi-paketi-gorusmeleri-tamamlandi/#respond Wed, 21 Feb 2024 02:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10340 TBMM Adalet Komisyonunda, kamuoyunda 8. Yargı Paketi olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Teklif üzerinde söz alan CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, “torba kanun” tekniğinden vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.

Kanun teklifinde yer alan düzenlemeleri hatırlatan Uzun, Türkiye’nin ve ekonominin doğru yönetilmediğini savundu.

Cumhur Uzun, ” Anayasa Mahkemesi, geçtiğimiz günlerde verdiği pilot kararla adeta havlu attı ve ‘Bu dosyalara bakma imkanım kalmadı, o nedenle bunun bir başka yöntemle idari olarak düzenlenmesi, bu alandaki yükün yargının üzerinden alınmasına mecburiyet var.’ dedi. Hak ihlali nedeniyle tazminat ödemek suretiyle yargı alanından idari alana düzenleme yapılıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Emeklilere açlık sınırının altında ücret ödendiğini belirten Uzun, teklifle emeklilerin bayram ikramiyelerinin 2 bin liradan 3 bin liraya yükseltileceğini, para cezalarının ise yaklaşık 5 kat artırılacağını söyledi.

CHP’li Uzun, “İstersek burada bayram ikramiyelerini insanımıza yakışır ikramiye haline getirebiliriz. Bu bizim yaşlılarımıza, emeklilerimize borcumuzdur.” ifadelerini kullandı.

“Adli para cezaları artırılmaktadır”

DEM Parti Van Milletvekili Zülküf Uçar, teklifin torba yasa olarak sunulduğunu, iktidarın yasa yapma tekniğini yanlış bulduklarını ifade etti.

Hükümetin uyguladığı yöntemin “kanun dayatma” olduğunu savunan Uçar, toplumun ihtiyaçlarına cevap veren yasaların ortaya konulması gerektiğini belirtti.

MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, teklifle, ceza infaz kurumunda bulunmanın doğrudan kısıtlama nedeni olmaktan çıkarılacağını dile getirdi.

Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemenin müstakil suç olarak düzenleneceğini aktaran Öztürk, “Teklifte, suç ve suçlularla mücadele etmek adına önemli düzenlemeler bulunuyor. Adli para cezaları artırılmaktadır.” şeklinde konuştu.

“Teklifi yetersiz buluyoruz”

İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, kanun teklifleri hazırlanırken etki analizlerinin yapılmasını istedi.

Olgun, “Deprem bölgesindeki sanayi altyapısı destek uygulamalarının uzatılmasına, emeklilere ödenen bayram ikramiye tutarının artırılmasına yönelik maddeleri olumlu karşılıyoruz ancak teklifi yetersiz buluyoruz. Deprem bölgesine daha çok destek sağlanmalı, bayram ikramiyeleri de en az 7 bin lira olmalıdır.” dedi.

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ise Anayasa Mahkemesi kararlarının yok sayıldığını iddia etti.

Bugüne kadar görüşülen kanun tekliflerinin ve 8. Yargı Paketi’nin, insan hakları ihlallerine, Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretmediğini öne süren Yeneroğlu, hukuk devletinden uzaklaşıldığını savundu.

“Yargı bağımsızlığına aykırıdır”

Milletvekillerinin ardından Komisyon Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan’a söz verdi.

Meclis çalışmalarını önemsediklerini vurgulayan Sağkan, “Sürelerin tek tipleştirilmesi, para cezalarının artırılması, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve basit yargılama gibi düzenlemeleri gayet olumlu bulduğumuzu ifade etmek istiyoruz.” diye konuştu.

Sağkan, Anayasa gereğince yargı yetkisinin tarafsız ve bağımsız mahkemelerce kullanıldığını dile getirdi.

Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuyla ilgili düzenlemeden endişe duyduklarını belirten Sağkan, şunları kaydetti:

“Bağımsız yargı makamının yetkisini alıp, tamamen ve sürekli olarak bir Tazminat Komisyonuna devretmek açıkça yargı yetkisinin devridir. Anayasanın 9’uncu maddesine çok açıkça aykırıdır. Buradan çıkacak kararların, yargının bağımsız olması kadar bağımsız görünmesi ilkesine de ters olacağı bütün hukukçuların bildiği gerçektir. Devlete karşı açılacak tazminat davasının Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonu tarafından görülmesi, tek başına görüntüsel olarak yargı bağımsızlığına aykırıdır.”

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu nedeniyle avukatlık yapılamadığını öne süren Sağkan, bu konuda düzenleme yapılmasını istedi.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddelerin görüşülmesine geçildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-adalet-komisyonunda-8-yargi-paketi-gorusmeleri-tamamlandi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yüksek yargı kurumları arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlari-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlari-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/#respond Wed, 21 Feb 2024 00:51:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10268

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı’ndaki ‘Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’nde; “Anayasamıza göre her birinin görev alanı farklı olan, dolayısıyla hiyerarşiden ziyade vazife tanımıyla konumları belirlenen yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde, ülkemizin terörle mücadelesi başta olmak üzere ali menfaatlerine halel getirme potansiyeli taşıyan bu tartışmaların sürüp gitmesi kaçınılmazdır” dedi. Erdoğan ayrıca, “Yeni anayasa mümkün olmasa bile yargıdaki sorunu giderecek bir anayasa değişikliği için de uzlaşma yollarını arayacağız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki ‘Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’ne katıldı. Erdoğan özetle şöyle konuştu:

“ADALETİN GÜCÜ YERİNE, GÜÇLÜNÜN ADALETİNİN HAKİM OLDUĞU DÖNEMLER TRAVMALARA SEBEP OLDU”

“Bugünkü kura törenimizle görev yerleri belli olacak 148 hakimimizi ve cumhuriyet savcımızı tebrik ediyor, kendilerine başarılar diliyorum. Artık sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcılarımız ülkemizin dört bir yanında milletimiz adına adaleti tesis etmenin mücadelesini veriyor. Her şeyden önce adalet içinde yaşadığımız evrenin ruhudur. Şayet bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin anlamı kalmaz.

Vazifenizi icra ederken hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmaya itina göstermenizin altını özellikle çizmek istiyorum. Türkiye, geçmişte adaleti sağlaması gereken kurumların başka güçlerin emrine girmesinin yol açtığı sancıların bedelini ağır ödemiş bir ülkedir. Adaletin gücü yerine, güçlünün adaletinin hakim olduğu olağanüstü dönemler milletimizin hafızasında çok derin izler bıraktı, travmalara sebep oldu. Vatandaşın devlete olan itimadına telafisi imkansız zararlar verdi. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma atılımlarına imza atarken adalet sistemimizi güçlendirmeyi dört temel önceliğimizden biri olarak belirledik.

Bir dönem tek parti faşizminin, bir dönem vesayetin, bir dönem FETÖ’nün güdümüne giren adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık. Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine yargı desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı?

“TERÖRİSTLER ADLİYEYE GİRMEYİ BAŞARIP HAKİM VE SAVCILARIMIZA ULAŞABİLSELERDİ, NELER YAŞANABİLECEĞİNİ TAHMİN BİLE EDEMİYORUZ”

Merdiven altı bir anlayışla yürüyen sistem vardı. Ama şimdi öyle değil. Şimdi artık merdiven altı olmak, koyun bir kenara, dört dörtlük fiziki imkanlarla halkına hizmet veren yargıyı bu noktada artık değerlendiren bir yapı var. Terör örgütlerinin güvenlik güçlerimizle birlikte yargı mensuplarımızı da hedef aldığı dönemler yaşadık. Daha geçtiğimiz haftalarda, İstanbul’da, Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı girişimini biliyorsunuz. Şayet teröristler adliyeye girmeyi başarıp orada görev yapan hakim ve savcılarımıza ulaşabilselerdi, Allah göstermesin, neler yaşanabileceğini tahmin bile edemiyoruz. Bu vesileyle, terör örgütlerinin saldırılarında şehit olan Mehmet Selim Kiraz savcımız başta olmak üzere tüm yargı mensuplarımızı, güvenlik görevlilerimizi, vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum.

Adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları kesintisiz devam ettiriyoruz. Daha önce hayata geçirdiğimiz çalışmaların bir üst safhasını oluşturan Yargı Reformu Strateji Belgemizi 2019 yılında kamuoyuyla paylaştık.

“BU KONUDA TARAF DEĞİL HAKEM MEVKİNDE BULUNDUĞUMUZU ÇEŞİTLİ VESİLELERLE AÇIKLADIK”

Kurumların birbirleriyle uyumlu çalışmaları, her kurumun Anayasa’da ve yasalarda belirtilen sınırlar içinde faaliyetini yürütmesi devletin ahenkli işleyişi bakımından hayati öneme haizdir. Yüksek yargı kurumlarımız arasında son dönemde hem kendilerini yıpratan hem de vatandaşlarımızın adalete olan güvenini ve inancını sarsan bazı müessif tartışmalara şahit oluyoruz. Biliyorsunuz bu konuda taraf değil, hakem mevkinde bulunduğumuzu çeşitli vesilelerle açıkladık. Bu tavrımızı halen muhafaza ediyoruz ve edeceğiz. Yürütmenin başı ve yasama organındaki en büyük gruba sahip partinin Genel Başkanı sıfatıyla bize düşen, yüksek yargı kurumları arasındaki tartışmalarda taraf olmak değil, sorunu çözecek mekanizmaları işletmektir. Siyaset müessesesinin emanetini taşıdığı millete karşı göreve Meclis’te nümayiş yapmak, mahkeme önünde eylem yapmak asla değildir. Kanun yapıcı konumunun hakkını vermelidir. Yargıya dair hemen her tartışmada belli çevreler tarafından sokağın adres gösterilmesi siyaset kurumunun asli görevini inkar etmek demektir. Biz ülkenin ve milletin her meselesi gibi yargıdaki sıkıntıları çözmenin de görevimiz olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz. Sorunlardan beslenmek yerine çözümlerle milletimizin karşısına çıkmanın gayreti içindeyiz.

“YÜKSEK YARGI KURUMLARIMIZ ARASINDAKİ İHTİLAFI GİDERMEK MECBURİYETİNDEYİZ”

Şu gerçeği artık hepimiz görebiliyoruz: yüksek yargı kurumlarımızın Anayasa’da belirtilen görev tanımları, sınırları ve onlara yüklenen misyonlar konusunda bir belirsizlik söz konusudur. Esasen bu kurumlarımız arasında eskiden beri bir hiyerarşi tartışması yaşandığını biliyoruz. Anayasamıza göre her birinin görev alanı farklı olan, dolayısıyla hiyerarşiden ziyade vazife tanımıyla konumları belirlenen yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde, ülkemizin terörle mücadelesi başta olmak üzere ali menfaatlerine halel getirme potansiyeli taşıyan bu tartışmaların sürüp gitmesi kaçınılmazdır.

“YENİ ANAYASA MÜMKÜN OLMASA BİLE YARGIDAKİ SORUNU GİDERECEK BİR ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN UZLAŞMA YOLLARINI ARAYACAĞIZ”

Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazılarıyla ilgili verdiği tartışmalı kararlar da bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ediyor. Bu doğrultuda ilk adımları biraz önce ifade ettiğim 8. Yargı Paketimiz ile atmaya başladık. Ancak yargıdaki bu dağınık görüntüyü ortadan kaldırmak için hem anayasa, hem yasa düzeyinde çalışılması gereken daha pek çok husus olduğunun farkındayız. Anayasa değişikliği gerektiren hususlarda Meclis’te geniş bir uzlaşma zemini oluşturulması gerekiyor. Biliyorsunuz, uzunca bir süredir ülkemizin sivil ve günün değil geleceğin ihtiyaçlarını da karşılayacak yeni bir anayasa ihtiyacı olduğunu dile getiriyoruz. Son dönemdeki tartışmalar başta olmak üzere yaşadığımız her hadise bize böyle bir anayasanın Türk demokrasisinin selameti açısından ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Eğer bu konuda Meclis’te bir mutabakat temin edebilirsek zaten meseleyi kökten çözmüş olacağız. Yeni anayasa mümkün olmasa bile yargıdaki sorunu giderecek bir anayasa değişikliği için de uzlaşma yollarını arayacağız. Amacımız ülkemiz bu gereksiz ve yargıya zarar verecek tartışmalardan bir an önce kurtulmalıdır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlari-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/feed/ 0 TBMM Adalet Komisyonunda 8. Yargı Paketi Görüşmeleri Başladı https://www.haber60.com.tr/tbmm-adalet-komisyonunda-8-yargi-paketi-gorusmeleri-basladi/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-adalet-komisyonunda-8-yargi-paketi-gorusmeleri-basladi/#respond Wed, 21 Feb 2024 00:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10248 TBMM Adalet Komisyonunda, kamuoyunda 8. Yargı Paketi olarak da bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlandı.

Komisyon, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında toplandı.

Yüksel, görüşmelere başlamadan önce yaptığı konuşmada, teklifin hak arama hürriyetinin daha da güçlendirilmesi, suçla etkin mücadelenin sağlanması, yargılamanın hızlandırılması, kişisel verilerin korunması konularında önemli düzenlemeler içerdiğini belirtti.

Teklifle, kanun yollarına başvuru sürelerine ilişkin düzenleme yapılacağını; adli para cezası miktarının yükseltileceğini aktaran Yüksel, Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna yeni görevler de verileceğini dile getirdi.

Cüneyt Yüksel, kanun teklifiyle, emeklilerin bayram ikramiyelerinde yüzde 50 artış yapılmasının öngörüldüğünü de hatırlattı.

Teklifin ilk imza sahiplerinden AK Parti İstanbul Milletvekili Şengül Karslı, yaptığı sunumda, kanun yoluna başvuru sürelerinin gün yerine hafta olarak düzenleneceğini; suçla daha etkin mücadele kapsamında da bir güne karşılık gelen adli para cezasının alt ve üst sınırlarında artış yapılacağını anlattı.

Şengül Karslı, temel hak ve özgürlüklerin daha etkin korunmasının, hukuki güvenliğin güçlendirilmesinin, adalete erişimin kolaylaştırılmasının, makul sürede yargılanma hakkının gözetilmesinin, yargıya güvenin artırılmasının ana ilke ve değer olarak kabul edildiğini vurguladı.

“Tazminat Komisyonunun görev tanımını yeniden belirliyoruz”

Teklifte, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerine ilişkin önemli düzenlemelerin yer aldığını kaydeden Karslı, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesinde yapılan değişiklikle, konutunu terk etmemek veya bağımlılıktan arınmak amacıyla hastanede tedavi olmaya ilişkin adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, adli kontrol işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandırılmayan kişiler bakımından tazminat talep etme imkanının getirildiğini bildirdi. Karslı, şöyle devam etti:

“Adalet Bakanlığının bünyesinde bulunan Tazminat Komisyonunun görev tanımını yeniden belirliyoruz. Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılan manevi tazminat talepleri Anayasa Mahkemesi yerine öncelikle Tazminat Komisyonuna yapılabilecek. Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesindeki bazı koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerinin ağır ceza mahkemeleri yerine yine Tazminat Komisyonunca karara bağlanması sağlanmaktadır. Böylelikle yargısal görev alanına ve hakimin takdirine girmeyen bazı tazminat istemlerinin idari başvuru yoluyla hızlı şekilde sonuçlandırılması amaçlanmaktadır. Yaptığımız düzenlemelerle söz konusu başvuruların süratle sonuçlandırılması sağlanacak, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay’ın iş yükü azalacaktır.”

Teklifte, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları doğrultusunda düzenlemelerin de bulunduğuna işaret eden Karslı, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemenin müstakil suç olarak düzenleneceğini belirtti.

Karslı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvuru imkanı getirileceğini ifade etti.

Özel nitelikli kişisel verilen işlenmesi ve kişisel verilerin yurt dışına aktarımı usullerinde değişiklik yapılacağını da aktaran Şengül Karslı, Ramazan ve Kurban bayramlarında emeklilere ödenen ikramiyenin yüzde 50 artışla 2 bin liradan 3 bin liraya yükseltileceğini bildirdi.

Şengül Karslı, “Teklifle yapacağımız düzenlemelerle hak arama hürriyetinin daha da güçleneceğine, suçla etkin mücadele sağlanacağına, yargılamaların hızlanacağına, kişisel verilerin daha etkili şekilde korunacağına inanmaktayız.” dedi.

Daha sonra teklifin tümü üzerindeki görüşmelere geçildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-adalet-komisyonunda-8-yargi-paketi-gorusmeleri-basladi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlarimiz-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlarimiz-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/#respond Wed, 21 Feb 2024 00:12:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10239 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz. Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazılarıyla ilgili verdiği tartışmalı kararlar da bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ediyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’nde konuştu.

Kura töreniyle görev yerleri belli olacak 148 hakim ve Cumhuriyet savcısını tebrik edip başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcılarımız ülkemizin dört bir yanında milletimiz adına adaleti tesis etmenin mücadelesini veriyor. Her şeyden önce adalet içinde yaşadığımız evrenin ruhudur. Şayet bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Nitekim insanlık tarihine baktığımızda adalet temelinde yükselen toplumların güvenlik ve refah içinde yaşadığını, adaletin kaybolduğu toplumların da kısa sürede yıkılıp gittiğini görürüz. Bunun için bizim medeniyetimizde devlet yönetiminde adaletin önemine bilhassa vurgu yapılır. Zaten medeniyet dediğimiz olgu da ancak adaletin bulunduğu yerde ortaya çıkabilir ve gelişebilir” dedi.

Adaletin önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eskiler adalet olunca yiğitliğe gerek kalmaz derler. Sizler devlet ve toplum hayatı bakımından işte böylesine hayati bir görevi yerine getirmek üzere seçilmiş, eğitilmiş, görevlendirilmiş kişilersiniz. Türk milleti adına karar verme mesuliyeti gibi bir vazifeyi inşallah alnınızın akıyla yerine getireceksiniz. Vazifenizi icra ederken hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmaya itina göstermenizin altını özellikle çizmek istiyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, geçmişte adaleti sağlaması gereken kurumlarının başka güçlerin emrine girmesinin yol açtığı sancıların bedelini ağır ödemiş bir ülke olduğunu belirterek, “Adaletin gücü yerine, güçlünün adaletinin hakim olduğu olağanüstü dönemler milletimizin hafızasında çok derin izler bıraktı, travmalara sebep oldu. Vatandaşın devlete olan itimadına, telafisi imkansız zararlar verdi. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma hamlelerine imza atarken, adalet sistemimizi güçlendirmeyi, dört temel önceliğimizden biri olarak belirledik. Ülkemizi sağlık, eğitim ve güvenlikle birlikte adalet üzerinde yükseltme sözüyle milletimizin huzuruna çıktık. Bir yandan anayasamızda ve temel kanunlarımızda gereken düzenlemeleri Meclisimizle hayata geçirmek, diğer yandan adalet teşkilatımızı güçlendirmek için zorlu bir mücadele yürüttük. Bir dönem tek parti faşizminin bir dönem vesayetin, bir dönem FETÖ’nün güdümüne giren adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık” dedi.

“Merdiven altı bir anlayışla yürüyen sistem vardı”

“Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yargının, personelinden binasına kadar, vazifesini hakkıyla yerine getirmesini zorlaştıran fiziki eksikliklerini giderirken, aynı zamanda adalet teşkilatımızı darbeci zihniyetten de temizlemeye çalıştık. Bu süreçte darbe girişiminin yanı sıra terör başta olmak üzere demokrasimize kasteden, milli iradeyi devre dışı bırakmayı amaçlayan pek çok badireyle de karşılaştık. Az önce de söylendiği gibi ‘merdiven altı’ bir anlayışla yürüyen sistem vardı, ama şimdi öyle değil. Şimdi artık merdiven altı olmak koyun bir kenara, dört dörtlük fiziki imkanlarla halkına hizmet veren, yargıyı bu noktada artık değerlendiren bir yapı var” açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerinin, güvenlik güçleriyle birlikte yargı mensuplarını da hedef aldığı dönemler yaşandığını hatırlatarak, “Daha geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı girişimini biliyorsunuz. Şayet teröristler adliyeye girmeyi başarıp orada görev yapan hakim ve savcılarımıza ulaşabilselerdi, Allah göstermesin, neler yaşanabileceğini tahmin bile edemiyoruz. Bu vesileyle terör örgütlerinin saldırılarında şehit olan Mehmet Selim Kiraz savcımız başta olmak üzere tüm yargı mensuplarımızı, güvenlik görevlilerimizi, vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz” dedi.

“Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla ülkemizin güvenliğini, esenliğini, huzurunu güçlendirmek için hep birlikte çalışmayı sürdüreceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla ülkemizin güvenliğini, esenliğini, huzurunu güçlendirmek için hep birlikte çalışmayı sürdüreceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda verdiğimiz mücadeledeki onurlu duruşumuz, evlatlarımıza miras bırakacağımız birer iftihar beratı hükmündedir. Böylesine kutlu bir vazifenin manevi hazzını başka hiçbir dünyevi karşılıkla mukayese etmek mümkün değildir. Hakimlerimiz ve savcılarımız, milletimizin omuzlarına yüklediği sorumluluğun bilinciyle vazifelerini yürüttüğü müddetçe, Allah’ın izniyle, bu ülkenin hedeflerine ulaşmasına kimse mani olamaz” değerlendirmesini yaptı.

Yasama gibi, yürütme gibi, yargının da hala çözüm bekleyen sorunları, sıkıntıları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların bir kısmı anayasa ve yasalarımızda yapılması gereken değişikliklerle ilgilidir. Sıkıntıların bir kısmı da kurumsal işleyişlerden, kurumlar arası anlayış farklılıklarından ve eski alışkanlıklardan kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları kesintisiz devam ettiriyoruz. Daha önce hayata geçirdiğimiz çalışmaların bir üst safhasını oluşturan Yargı Reformu Strateji Belgemizi, 2019 yılında kamuoyuyla paylaştık. Bu belgede yer alan yol haritamızı adım adım takip ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde gazi Meclisimizin takdirine sunulan 8. yargı paketi, bu strateji belgesinin adımlarından biridir. Mecliste son hali verilecek 8. yargı paketiyle getirilen yeniliklerden bazıları şunlardır: İtiraz, istinaf ve temyiz yollarındaki başvuru süreleri yeknesak hale getirilmek suretiyle iki hafta olarak düzenleniyor. İstinaf ve temyiz sürelerinin başlangıcı hükmün tebliğ tarihi olarak belirleniyor. Adli para cezalarının miktarı günümüz şartlarına göre yeniden tespit edilerek caydırıcılık niteliği güçlendiriliyor. Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarının doğrudan Anayasa Mahkemesi yerine Adalet Bakanlığı’nda kurulacak Tazminat Komisyonu tarafından karara bağlanması öngörülüyor. Hükümlülere vasi atanması işlemi otomatik olmaktan çıkartılarak bu bireylerin kendi kararlarına bırakılıyor. Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri dikkate alınarak örgüt üyesi olmamakla birlikte, örgüt adına suç işleme fiili müstakil bir suç haline getiriliyor. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına özellikle buna karşı istinaf yoluna başvurulmasına imkan sağlanıyor. Kişisel verilerin işlenmesi ve yurt dışına aktarılması konusunda, bireylerin haklarının daha güçlü korunmasını temin edecek güvenceler getiriliyor. Meclisimizin takdiriyle hayata geçirileceğine inandığım bu yargı paketimizi, önümüzdeki dönemde yenileri takip edecektir” dedi.

“Yargıya dair hemen her tartışmada belli çevreler tarafından sokağın adres gösterilmesi, siyaset kurumunun asli görevini inkar etmek demektir”

Kurumların birbirleriyle uyumlu çalışmalarının, her kurumun anayasada ve yasalarda belirtilen sınırlar içinde faaliyetini yürütmesi devletin ahenkli işleyişi bakımından hayati öneme haiz olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüksek yargı kurumlarımız arasında son dönemde hem kendilerini yıpratan hem de vatandaşlarımızın adalete olan güvenini ve inancını sarsan bazı müessif tartışmalara şahit oluyoruz. Biliyorsunuz bu konuda taraf değil, hakem mevkiinde bulunduğumuzu çeşitli vesilelerle açıkladık. Bu tavrımızı halen muhafaza ediyoruz ve edeceğiz. Yürütmenin başı ve yasama organındaki en büyük gruba sahip partinin genel başkanı sıfatıyla bize düşen, yüksek yargı kurumları arasındaki tartışmalarda taraf olmak değil, sorunu çözecek mekanizmaları işletmektir. Siyaset müessesesinin emanetini taşıdığı millete karşı görevi, Mecliste nümayiş yapmak, mahkeme önünde eylem yapmak asla değildir. Kanun yapıcı konumunun hakkını vermektir. Yargıya dair hemen her tartışmada belli çevreler tarafından sokağın adres gösterilmesi, siyaset kurumunun asli görevini inkar etmek demektir” değerlendirmesini yaptı.

“Sorunlardan beslenmek yerine çözümlerle milletimizin karşısına çıkmanın gayreti içindeyiz”

“Biz ülkenin ve milletin her meselesi gibi yargıdaki sıkıntıları çözmenin de görevimiz olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sorunlardan beslenmek yerine çözümlerle milletimizin karşısına çıkmanın gayreti içindeyiz. Şu gerçeği artık hepimiz görebiliyoruz. Yüksek yargı kurumlarımızın, anayasada belirtilen görev tanımları, sınırları ve onlara yüklenen misyonlar konusunda bir belirsizlik söz konusudur. Esasen bu kurumlarımız arasında eskiden beri bir hiyerarşi tartışması yaşandığını biliyoruz. Anayasamıza göre her birinin görev alanı farklı olan, dolayısıyla hiyerarşiden ziyade, vazife tanımıyla konumları belirlenen yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde ülkemizin terörle mücadelesi başta olmak üzere, ali menfaatlerine halel getirme potansiyeli taşıyan bu tartışmaların sürüp gitmesi kaçınılmazdır” açıklamasını yaptı.

“Cumhuriyet tarihinin en önemli reformlarını hayata geçirmeyi başarmış bir yönetim olarak, bu meselenin çözümünü de biz sağlayacağız”

Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazılarıyla ilgili verdiği tartışmalı kararların da, bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

“Bu doğrultuda ilk adımları, biraz önce ifade ettiğim 8. yargı paketimizle atmaya başladık. Ancak yargıdaki bu dağınık görüntüyü ortadan kaldırmak için hem anayasa hem yasa düzeyinde çalışılması gereken daha pek çok husus olduğunun farkındayız. Anayasa değişikliği gerektiren hususlarda, Mecliste geniş bir uzlaşma zemini oluşturulması gerekiyor. Biliyorsunuz, uzunca bir süredir ülkemizin sivil ve günün değil, geleceğin ihtiyaçlarını da karşılayacak yeni bir anayasa ihtiyacı olduğunu dile getiriyoruz. Son dönemdeki tartışmalar başta olmak üzere yaşadığımız her hadise, bize böyle bir anayasanın Türk demokrasisinin selameti açısından ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Eğer bu konuda Mecliste bir mutabakat temin edebilirsek, zaten meseleyi kökten çözmüş olacağız. Yeni anayasa mümkün olmasa bile, yargıdaki sorunu giderecek bir anayasa değişikliği için de uzlaşma yollarını arayacağız. Amacımız, ülkemiz bu gereksiz ve yargıya zarar verecek tartışmalardan bir an önce kurtulmalıdır. İnşallah Cumhuriyet tarihinin en önemli reformlarını hayata geçirmeyi başarmış bir yönetim olarak, bu meselenin çözümünü de biz sağlayacağız.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlarimiz-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hakimlerimiz ve savcılarımızın vazifelerini yürütmesine kimse mani olamaz https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-hakimlerimiz-ve-savcilarimizin-vazifelerini-yurutmesine-kimse-mani-olamaz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-hakimlerimiz-ve-savcilarimizin-vazifelerini-yurutmesine-kimse-mani-olamaz/#respond Tue, 20 Feb 2024 23:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10215 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hakimlerimiz ve savcılarımız, milletimizin omuzlarına yüklediği sorumluluğun bilinciyle vazifelerini yürüttüğü müddetçe Allah’ın izniyle bu ülkenin hedeflerine ulaşmasına kimse mani olamaz.” dedi.

Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 12. Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmada, bugünkü kura töreninde görev yerleri belli olacak 148 hakim ve Cumhuriyet savcısını tebrik etti. Erdoğan, sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcıların ülkenin dört bir yanında millet adına adaleti tesis etmenin mücadelesini verdiğini ifade etti.

Adaletin, içinde yaşanılan evrenin ruhu olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şayet bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Nitekim, insanlık tarihine baktığımızda adalet temelinde yükselen toplumların güvenlik ve refah içinde yaşadığını, adaletin kaybolduğu toplumların da kısa sürede yıkılıp gittiğini görürüz. Bunun için bizim medeniyetimizde, devlet yönetiminde adaletin önemine bilhassa vurgu yapılır. Zaten medeniyet dediğimiz olgu da ancak adaletin bulunduğu yerde ortaya çıkabilir ve gelişebilir. Eskiler, ‘Adalet olunca yiğitliğe gerek kalmaz’ derler. Sizler devlet ve toplum hayatı bakımından işte böylesine hayati bir görevi yerine getirmek üzere seçilmiş, eğitilmiş, görevlendirilmiş kişilersiniz. Türk milleti adına karar verme mesuliyeti gibi bir vazifeyi inşallah alnınızın akıyla yerine getireceksiniz. Vazifenizi icra ederken, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmaya itina göstermenizin altını özellikle çizmek istiyorum.”

“Yargı desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geçmişte adaleti sağlaması gereken kurumların başka güçlerin emrine girmesinin yol açtığı sancıların bedelini ağır ödemiş bir ülke olduğunu dile getirdi.

Adaletin gücü yerine, güçlünün adaletinin hakim olduğu olağanüstü dönemlerin milletin hafızasında çok derin izler bıraktığını, travmalara sebep olduğunu, vatandaşın devlete olan itimadına telafisi imkansız zararlar verdiğini anlatan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma atılımlarına imza atarken, adalet sistemimizi güçlendirmeyi dört temel önceliğimizden biri olarak belirledik. Ülkemizi sağlık, eğitim ve güvenlikle birlikte adalet üzerinde yükseltme sözüyle milletimizin huzuruna çıktık. Bir yandan Anayasa’mızda ve temel kanunlarımızda gereken düzenlemeleri Meclisimizle birlikte hayata geçirmek, diğer yandan adalet teşkilatımızı güçlendirmek için zorlu bir mücadele yürüttük. Bir dönem tek parti faşizminin, bir dönem vesayetin, bir dönem FETÖ’nün güdümüne giren adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık. Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17/25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine yargı desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı?”

Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargının personelinden binasına kadar vazifesini hakkıyla yerine getirmesini zorlaştıran fiziki eksikliklerini giderirken aynı zamanda adalet teşkilatını darbeci zihniyetten de temizlemeye çalıştıklarını ifade etti.

Bu süreçte darbe girişiminin yanı sıra terör başta olmak üzere demokrasiye kasteden, milli iradeyi devre dışı bırakmayı amaçlayan pek çok badireyle de karşılaştıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Az önce de söylendiği gibi, merdiven altı bir anlayışla yürüyen bir sistem vardı. Ama şimdi öyle değil. Şimdi artık merdiven altı olmak bir yana dört dörtlük fiziki imkanlarla halkına hizmet veren, yargıyı bu noktada artık değerlendiren bir yapı var. Terör örgütlerinin, güvenlik güçlerimizle birlikte yargı mensuplarımızı da hedef aldığı dönemler yaşadık. Daha geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı girişimini biliyorsunuz. Şayet teröristler adliyeye girmeyi başarıp orada görev yapan hakim ve savcılarımıza ulaşabilselerdi, Allah göstermesin neler yaşanabileceğini tahmin bile edemiyoruz.”

Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı andı

Erdoğan, terör örgütlerinin saldırılarında şehit olan Savcı Mehmet Selim Kiraz başta olmak üzere tüm yargı mensuplarını, güvenlik görevlilerini, vatandaşları rahmetle andı.

Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla, ülkenin güvenliğini, esenliğini, huzurunu güçlendirmek için hep birlikte çalışmayı sürdüreceklerine dikkati çeken Erdoğan, “Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda verdiğimiz mücadeledeki onurlu duruşumuz, evlatlarımıza miras bırakacağımız birer iftihar beratı hükmündedir. Böylesine kutlu bir vazifenin manevi hazzını başka hiçbir dünyevi karşılıkla mukayese etmek mümkün değil. Hakimlerimiz ve savcılarımız, milletimizin omuzlarına yüklediği sorumluluğun bilinciyle vazifelerini yürüttüğü müddetçe Allah’ın izniyle bu ülkenin hedeflerine ulaşmasına kimse mani olamaz.” dedi.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-hakimlerimiz-ve-savcilarimizin-vazifelerini-yurutmesine-kimse-mani-olamaz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yüksek yargıdaki tartışmalarda taraf değil hakem mevkiindeyiz https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargidaki-tartismalarda-taraf-degil-hakem-mevkiindeyiz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargidaki-tartismalarda-taraf-degil-hakem-mevkiindeyiz/#respond Tue, 20 Feb 2024 23:30:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10197 Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüksek yargıdaki yetki tartışmalarına değinerek “Bu konuda taraf değil hakem mevkiindeyiz. Bize düşen, yüksek yargı kurumları arasındaki tartışmalarda taraf olmak değil, sorunu çözecek mekanizmaları işletmektir” ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN’DAN ZİRVEYE DAMGA VURAN SÖZLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’ne katıldı. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle; “148 hakimimizi ve cumhuriyet savcımızı tebrik ediyor, kendilerine başarılar diliyorum. Artık sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcımız milletimiz adına adaleti tesis etmenin mücadelesini veriyor. Adalet içinde yaşadığımız evrenin ruhudur. Bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin değeri kalmaz.

“REFORMLARI DEVAM ETTİRİYORUZ”

Türkiye geçmişte adaleti salması gereken kurumların başka güçlerin etkisi altına girmesinin bedelini ağır ödedi. Adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık. Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine yargı desteğiyle yine darbe teşebbüsünde bulunulduğuna şahit olmadık mı? Merdivenaltı bir anlayışla yürüyen sistem vardı. Şimdi artık 4 4’lük fiziki imkanlarla hizmet veren bir yapı var. Terör örgütlerinin güvenlik güçlerimizle birlikte yargı mensuplarımızı da hedef aldığı dönemler yaşadık. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda onurlu duruşumuz miras bırakacağımız bir iftihar beratı. Bu çerçevede adalet sistemimizin mevzuat alt yapısını geliştirmek için başlattığımız reformları devam ettiriyoruz.

“İTİRAZ, İSTİNAF VE TEMYİZ BAŞVURU SÜRELERİ 2 HAFTA OLACAK”

Yargımızın hala çözüm bekleyen sorunları var. Bir kısmı Anayasa ve yasalarda yapılması gereken değişiklilerle ilgili. 8. Yargı Paketi ile itiraz, istinaf ve temyiz yollarındaki başvuru süreleri 2 hafta olarak düzenleniyor. Meclisimizin takdiri ile hayata geçirileceğine inandığım bu yargı paketimizi önümüzdeki dönemde yenileri takip edecektir.

YÜKSEK YARGIDA YETKİ TARTIŞMASI

Bu konuda taraf değil hakem mevkiindeyiz. Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazıları ile ilgili verdiği tartışmaları kararlar da bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ediyor. Anayasamıza göre her birinin görev alanı farklı olan yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz.

“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN UZLAŞMA YOLLARINI ARAYACAĞIZ”

İlk adımları 8. Yargı Paketi ile atmaya başladık. Hem Anayasa hem yasa düzeyinde çalışması gereken daha pek çok husus olduğunun farkındayız. Bize düşen, yüksek yargı kurumları arasındaki tartışmalarda taraf olmak değil, sorunu çözecek mekanizmaları işletmektir. Yüksek yargı kurumlarımızın Anayasa’da belirtilen görev tanımları, sınırları ve onlara yüklenen misyonlar konusunda bir belirsizlik söz konusudur. Yeni Anayasa mümkün olmasa bile yargıdaki sorunu giderecek bir Anayasa değişikliği için de uzlaşma yollarını arayacağız. Amacımız, ülkemiz bu gereksiz ve yargıya zarar verecek tartışmalardan kurtulmalıdır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargidaki-tartismalarda-taraf-degil-hakem-mevkiindeyiz/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: 8. Yargı Paketi ile hak kayıplarının önüne geçilecek https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-8-yargi-paketi-ile-hak-kayiplarinin-onune-gecilecek/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-8-yargi-paketi-ile-hak-kayiplarinin-onune-gecilecek/#respond Sat, 17 Feb 2024 23:00:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9192 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, TBMM Başkanlığına sunulan 8. Yargı Paketi’ne ilişkin, “Bütün davalarda temyiz, itiraz ve istinaf süreçlerinde kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde itiraz ya da temyiz yoluna başvurulabilecek. Bu ortadaki karışıklığın, hak kayıplarının önüne geçilecek bir düzenleme.” dedi.

Ziyaretlerde bulunmak üzere Zonguldak’a gelen Bakan Tunç, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Tunç, Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasına ilişkin soru üzerine olayın herkesi derinden sarstığını söyledi.

Bölgede 9 kişiyi toprak altından kurtarma çalışmalarının devletin ilgili kurum ve kuruluşlarınca sürdürüldüğünü belirten Tunç, temennilerinin bir an önce onlara ulaşmak olduğunu kaydetti.

Tunç, olayda kusuru olan kişilerin bulunması ve nedenlerinin ortaya çıkarılması için hemen adli soruşturma başlattıklarını hatırlatarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarının idari soruşturmalarını başlattığını, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda İliç Cumhuriyet Başsavcılığınca görevlendirilen 4 savcının adli soruşturmayı başlattığını anlattı.

Soruşturma kapsamında 8 bilirkişinin görevlendirildiğini dile getiren Tunç, “Jeoloji mühendisliği, inşaat, kimya, iş güvenliği uzmanı ve diğer alanlarda 8 uzman bilirkişi bölgede incelemelerine devam ediyor. Bir ön rapor verdiler. Bu ön rapor neticesinde de 8 gözaltı yapılmıştı. Yabancı firmanın başkan yardımcısı olarak görev yapan şahsın da aralarında bulunduğu, saha sorumlusu ve oradaki operasyonlardan görevli, iş güvenliğinden sorumlu firma yetkilileriyle ilgili 8 gözaltı vardı.” diye konuştu.

Tunç, şüphelilerden 6’sı hakkında tutuklama, 2’si hakkında da adli kontrol kararı verildiğini aktararak, süreci hep beraber takip ettiklerini vurguladı.

Bu tür kazaların bir daha meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması noktasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Meclis Araştırma Komisyonu da kurulduğuna işaret eden Tunç, “Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama olarak bir taraftan onlar araştıracak, diğer taraftan yargımız soruşturmayı titizlikle takip ediyor. Bilirkişiler de uzman bilirkişiler de incelemelerine devam ediyor. Süreç içerisinde kimlerin sorumluluğu varsa bu faciaya kim sebep olmuşsa tabii ki yargı huzurunda hesap vereceklerdir. Temennimiz 9 canımızın bir an önce toprak altından çıkarılması, bütün dileğimiz onlara kavuşmak.” ifadelerini kullandı.

“Önemli düzenlemeler var”

Bakan Tunç, dün TBMM Başkanlığına sunulan 8. Yargı Paketi’nin getireceği yeniliklere yönelik soru üzerine, bakanlık olarak yargının hızlandırılması, vatandaşların yargı hizmetlerinden daha etkin yararlanabilmesi anlamında gerek uygulamayla gerekse de mevzuatla ilgili iyileştirmeleri yapmaya devam ettiklerini söyledi.

Daha önce Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında 7 yargı paketinin önceki yasama döneminde hayata geçirildiğini belirten Tunç, 8. Yargı Paketi’nin de bunun devamı olarak TBMM Başkanlığına sunulduğunu kaydetti.

Tunç, gelecek günlerde TBMM’de görüşmelere başlanacağını aktararak, “Burada yargıyı hızlandıracak, yargı hizmetlerinin etkinliğini artıracak, hak arama hürriyetini daha da güçlendirecek, kişisel verilerin ve özel hayatın korunmasına yönelik önemli düzenlemeler var. Yaklaşık 70 maddeden oluşan bir paketti. Meclisin çalışma takvimi, seçimin de yaklaşmış olması nedeniyle özellikle süreli olan, aciliyeti olan bazı hususlar öne alınarak milletvekillerimiz 41 madde, emekli maaşları, emekli ikramiyesi de ilave edilerek 42 madde olarak Meclise sevk edildi. İçerisinde önemli hususlar var.” şeklinde konuştu.

Kanun yollarında belli süreler olduğuna, her davada sürenin farklı olduğuna dikkati çeken Tunç, şöyle devam etti:

“Bazı davalarda 8 gündür temyiz süresi. Bazı davalarda 7 gündür, bazılarında 15 gündür, bazılarında bir haftadır. Dolayısıyla bu da bir karışıklığa neden oluyor. Yani özellikle hem avukatların takibi açısından hem vatandaşlarımızın takibi açısından temyiz sürelerini, itiraz sürelerini kaçırmaları, ‘Acaba o davada kaç gündü?’ tartışmalarını, o karışıklıkları sona erdirecek bir madde düzenlememiz var. Yani bazı davalarda tefhimden itibaren, kararın yüze karşı okunmasından itibaren süre başlar. Bazısında tebliğden başlar. Bu da karışıklığa neden oluyordu. Tüm bunları artık ortadan kaldırıyoruz. Bütün davalarda temyiz, itiraz ve istinaf süreçlerinde kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde itiraz ya da temyiz yoluna başvurulabilecek. Bu ortadaki karışıklığın, hak kayıplarının önüne geçilecek bir düzenleme.”

Tunç, bunun yanı sıra kişisel verilerin, özel hayatın korunmasıyla ilgili bir düzenleme de olduğuna değinerek, “Küresel şirketler artık müşterilerinin kimlik bilgilerini alarak işlemler yapıyorlar. Bunlar yurt dışı kaynaklı şirketler de olabiliyor. Burada vatandaşlarımızın, özellikle kişisel verilerinin korunması anlamında birtakım güvencelere ihtiyaç duyuluyordu. Bu güvenceleri ortaya koyan, özel nitelikteki kişisel verilerin korunmasını daha etkin sağlayabilecek madde düzenlemeleri var.” şeklinde konuştu.

“Hedefimiz uzun yargılamaları ortadan kaldırmak”

Anayasa Mahkemesinin, terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütü adına suç işleyen kişilerin cezalandırılmasına yönelik maddeyi kanunilik ilkesi açısından iptal ettiğini belirten Tunç, “Terörle mücadeledeki kararlılığımızdan taviz vermemiz mümkün değil. Hem Anayasa Mahkemesi kararının gerekçelerini dikkate alarak hem de terör örgütü üyesi olmamakla beraber terör örgütü adına suç işleyen kişilerin cezasız kalmaması anlamında, onların özellikle ceza kanununda belli bir ceza, terör örgütü üyeliğinin cezasını sağlayacak şekilde bir düzenleme yapıyoruz. Bu da terörle mücadeledeki kararlılığımızı ortaya koyan önemli bir düzenleme.” ifadelerini kullandı.

Tunç, uzun yargılamalar nedeniyle Anayasa Mahkemesinin önüne giden çok sayıda dosya olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hedefimiz uzun yargılamaları ortadan kaldırmak. Özellikle vatandaşlarımızın adil yargılanma hakkı bakımından yargıyı daha da hızlandıracak, etkinliğini daha da artıracak düzenlemeleri de hayata geçiriyoruz. Gerek hakim, savcı yardımcılığı sistemi gerek hukuk mesleklerine giriş sınavı, kürsüdeki hakim ve savcılarımızın adalet akademisindeki eğitimlerine varıncaya kadar özellikle yargıyı hızlandıracak, yeni mahkemelerin kurulması, istinaf dairelerinin artırılmasıyla ilgili çalışmalarımız sürerken diğer yandan da vatandaşlarımızın uzun yargılamalardan dolayı Anayasa Mahkemesine başvurması nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvurmadan önce bir ara mekanizma dediğimiz Adalet Bakanlığı bünyesinde tazminat komisyonuna başvurup hakkını orada öncelikle arayabilmesi, alabilmesi anlamında… Tabii o karara karşı da tatmin olmuyorsa Anayasa Mahkemesi yolu yine açık.”

Bakan Tunç, özellikle soruşturmadaki koruma tedbirleri bakımından hak ihlalinde bulunduğunu iddia edenlerin maddi manevi tazminat için ağır ceza mahkemesine başvurduğunu anlatarak, “Burada da yine Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonuna başvurma imkanını getiriyoruz. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması diye bir müessese var ceza hukukumuzda. Anayasa Mahkemesi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla ilgili bir itiraz yolunun olmaması, bir kanun yolunun olmaması nedeniyle bir iptal kararı vermiştir. Bununla ilgili de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının istinaf yolunu, istinaf kanun yolunu açarak burada da hak arama yolunu genişletme noktasındaki düzenlemeler içeriyor bu paket.” şeklinde konuştu.

Özellikle toplumda “cezasızlık algısını” ortadan kaldırmaya yönelik birtakım çalışmalarının da olduğunu vurgulayan Tunç, “Milletvekillerimizle belirli bir aşamaya getirmiştik. Özellikle denetimli serbestliğin maktu 1 yıl yerine bir oran getirerek, kısa süreli hapis cezasına mahkum olanların da cezasını çekmesi anlamında ve bunun dışında ceza mevzuatıyla ilgili bazı düzenlemeler de Meclisin çalışma takvimi açısından o konular bölünerek ikinci pakete, yani Meclis seçimden sonraki çalışmalara aktarılmış oldu.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-8-yargi-paketi-ile-hak-kayiplarinin-onune-gecilecek/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç: “Danıştay’ın karar verdiği göreve iade dosyaları yeniden incelenecek” https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-danistayin-karar-verdigi-goreve-iade-dosyalari-yeniden-incelenecek/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-danistayin-karar-verdigi-goreve-iade-dosyalari-yeniden-incelenecek/#respond Sat, 17 Feb 2024 22:39:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9170 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Danıştay 5. Dairesi tarafından FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarının göreve iadesi kararı ile ilgili, “HSK olarak yeniden bir inceleme başlattık ve bu inceleme neticesinde de bu dosyalar yeniden değerlendiriecek” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç bir dizi ziyaretler için Zonguldak’ın Alaplı ilçesine gitti. Burada açıklamalarda bulunan Bakan Tunç, olağanüstü hal çerçevesinde 2016 yılından itibaren 4006 hakim ve savcının meslekten ihraç edildiğini hatırlatarak, “Bunlardan dava açanlardan 387’sinin mesleğe iadesine karar verdi Danıştay. Bu karar gereğince de mesleklerine geri dönmüş oldular. Tabii burada özellikle temyiz süreci, Danıştay İdari Dava Dairelerinde devam eden dosyalar da söz konusu. İlk derece olarak Danıştay’da devam eden ilgili dairede devam eden de 64 dosya var. Bin 286’sının da temyizi devam ediyor. Dava açılan dosyalarla alakalı olarak Hakimler ve Savcılar Kurulu özellikle iadesine karar verilmiş olan 387 davayla ilgili olarak da itirazları o zaman içerisinde yapılmış, temyiz süreçleri sağlanmıştı. Temyizde devam eden kesinleşmeyen dosyalarda söz konusu. Şimdi tabii bu 387 iade kararı sonrasında da yani yaklaşık 2021, 2022 ve 2023 yıllarını kapsayan dönemlerde bu kararlar verilmişti. Şimdi bu kararın neticesinde mesleklerine geri dönen 387 isimle alakalı olarak Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) olarak biz yeniden bir inceleme başlattık ve bu inceleme neticesinde de yeniden bu dosyalar incelenecek. Bir hatalı karar olmamasına özen gösteriliyor” dedi.

FETÖ ile mücadeledeki kararlılıktan hiçbir zaman taviz verilmeyeceğini ifade eden Tunç, “Çünkü bu bizim kırmızı çizgimiz. Tüm terör örgütleriyle mücadelemizi sürdürdüğümüz gibi özellikle FETÖ’nün devlet kurumlarından özellikle yargı, emniyet gibi bu noktalarda özellikle bu hassasiyetin korunmasını istiyoruz. Cumhurbaşkanımız da sorular üzerine Danıştay kararıyla ilgili olarak gerekli açıklamaları yapmıştı ve Hakimler ve Savcılar Kurulumuz da bu dosyalarla ilgili olarak yeniden inceleme başlattı . Bu inceleme neticesinde eğer bir soruşturmaya dönüşecek olan dosyalar varsa yine bunun kararını verecek olan tabii ki Hakimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kuruludur ve ilgili dairesidir. Teftiş kurulunun incelemeleri neticesinde bu süreci hep beraber takip ediyoruz” diye konuştu.

“Temennimiz bir an önce o canlara ulaşılması”

Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen maden kazası ile ilgili değerlendirmede bulunan Tunç, şunları söyledi: “Erzincan’daki maden kazası hepimizi derinden sarstı. Şuanda 9 canımızı enkaz altından kurtarma çalışmaları devletimizin ilgili kurum ve kuruluşları tarafından devam ediyor. Temennimiz bir an önce o canlara ulaşılması. Tabii kazada kimin kusuru var, bu kazanın nedenleri nedir, hemen bir adli soruşturma başlatmıştık. Çalışma Bakanlığımız ve diğer Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız kendi idari soruşturmalarını başlattıkları gibi özellikle bu kazaya neden olan sebepler ve kimlerin bunda kusuru varsa ortaya çıkarılması anlamında adli soruşturma Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinasyonunda İliç Cumhuriyet Başsavcılığımızca görevlendirilen 4 savcımız soruşturmayı başlatmışlardı ve 8 bilirkişi görevlendirildi.”

“Kimlerin sorumluluğu varsa yargı huzurunda hesabını vereceklerdir”

Bilirkişinin hazırladığı rapor neticesinde 8 gözaltının yapıldığını hatırlatan Tunç, “Şirketin yabancı firmanın başkan yardımcısı olarak görev yapan şahsın da aralarında bulunduğu, orada saha sorumlusu ve oradaki operasyonlardan görevli iş güvenliğinden sorumlu şirket firma yetkilileriyle ilgili olarak da 8 gözaltı vardı. Bu 8 kişi ön kusur durum raporuna göre savcılığa ve ardından sorguya sevk edildiler. 6’sı hakkında tutuklama kararı verildi. İkisi hakkında da adli kontrol kararı verildi. Burada tabii süreci hep beraber takip ediyoruz. Bu kaza hepimizi derinden üzdü. Erzincanlı hemşerilerimizi derinden sarstı. Bu tür kazaların bir daha meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması noktasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Meclis Araştırma Komisyonu da kuruldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama olarak bir taraftan onlar araştıracak diğer taraftan yargımız soruşturmayı titizlikle takip ediyoruz. Bilirkişiler de incelemelerine devam ediyorlar ve bu süreç içerisinde kimlerin sorumluluğu varsa bu faciayı kim sebep olmuşsa tabii ki elbette ki yargı huzurunda hesabını vereceklerdir. Tabii ki temennimiz 9 canımızın bir an önce toprak altından çıkarılması. Bütün dileğimiz onların kavuşmak” şeklinde konuştu.

Yargı paketi hakkında da bilgi veren Tunç, “Adalet Bakanlığı olarak yargının hızlandırılması, vatandaşlarımızın yargı hizmetlerinden daha etkin bir şekilde yararlanabilmesi anlamında gerek bu uygulamayla ilgili olarak gerekse de mevzuatla ilgili olarak iyileştirmelerimizi yapmaya devam ediyoruz. Daha önce yargı reformu strateji belgesi kapsamında 7 tane yargı paketi önceki yasama döneminde hayata geçirilmişti. Bu da onun devamı. Sekizinci yargı paketi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. Önümüzdeki günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşmelerine başlanacak. Burada yargıyı hızlandıracak, yargı hizmetlerinin etkinliğini arttıracak, hak arama hürriyetini daha da güçlendirecek. Kişisel verilerin ve özel hayatın korunmasına yönelik önemli düzenlemeler var. Yaklaşık 70 maddeden oluşan bir pakettir. İçerisinde önemli hususlar var. Özellikle yargıyla ilgilendiren önemli hususlar var” ifadelerini kullandı.

“Biliyorsunuz kanun yollarında belli süreler vardır” diyen Bakan Tunç, “İşte her davada süre farklıdır. Bazı davalarda temyiz süresi 8, bazı davalarda 7, bazılarında 15 gündür. Dolayısıyla bu da bir karışıklığa neden oluyor. Yani özellikle hem avukatların takibi açısından hem vatandaşlarımızın takibi açısından temyiz sürelerini itiraz sürelerini kaçırmaları acaba o davada kaç gündü tartışmalarını o karışıklıkları sona erdirecek bir madde düzenlememiz var. Bütün davalarda temyiz itiraz ve istinaf süreçlerinde kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde itiraz ya da temyiz yoluna başvurulabilecek. Bu ortadaki karışıklığı, hak kayıplarının önüne geçilecek bir düzenleme. Bunun yanı sıra tabii kişisel verilerin korunmasıyla ilgili özel hayatın korunmasıyla ilgili bir düzenleme var. Biliyorsunuz küresel şirketler artık tabii müşterilerinin kimlik bilgilerini alarak işlemler yapıyorlar. Bunlar tabii yurt dışı kaynaklı şirketler de olabiliyor. Burada vatandaşlarımızın özellikle kişisel verilerinin korunması anlamında birtakım güvencelere ihtiyaç duyuluyordu. Bu güvenceleri ortaya koyan, kişi özel nitelikteki kişisel verilerin korunmasını daha etkin sağlayabilecek madde düzenlemeleri var. Yine Anayasa Mahkemesi’nin süreç içerisinde İptal ettiği hususlar var. Terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütü adına suç işleyen kişilerin cezalandırılmasına yönelik maddede Anayasa Mahkemesi kanunilik ilkesi açısından maddeyi iptal etmişti. Burada tabii ki bizim terörle mücadeledeki kararlılığımızdan taviz vermemiz mümkün değil. Hem Anayasa Mahkemesi kararının gerekçelerini dikkate alarak hem de terör örgütü üyesi olmamakla beraber terör örgütü adına suç işleyen kişilerin cezasız kalmaması anlamında onların özellikle ceza kanununda belli bir ceza terör örgütü üyeliğinin cezasını sağlayacak şekilde bir düzenleme yapıyoruz. Bu da terörle mücadeledeki kararlılığımızı ortaya koyan önemli bir düzenleme” ifadelerine yer verdi.

Uzun yargılamalardan dolayı Anayasa Mahkemesi’nin önüne giden çok sayıda dosyanın bulunduğunu aktaran Tunç, “Tabii bizim hedefimiz uzun yargılamaları ortadan kaldırmak, özellikle vatandaşlarımızın adil yargılanma hakkı bakımından yargıyı daha da hızlandıracak, daha etkinliğini artıracak düzenlemeleri de hayata geçiriyoruz. Vatandaşlarımızın uzun yargılamalardan dolayı Anayasa Mahkemesi’ne başvurması nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvurmadan önce bir ara mekanizma dediğimiz Adalet Bakanlığı bünyesinde Tazminat Komisyonuna başvurup, hakkını orada öncelikle arayabilmesi anlamında. Tabi o karara karşı da eğer tatmin olmuyorsa Anayasa Mahkemesi yolu yine açık. Yine Ağır Ceza Mahkemelerimizin vermiş olduğu kararlar vardı. Özellikle soruşturmadaki koruma tedbirleri bakımından hak ihlalinde bulunduğunu iddia edenler Ağır Ceza Mahkemesine başvuruyorlardı. Maddi manevi tazminat için. Burada da yine Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonuna başvurma imkanını getiriyoruz. Burada hükmün açıklanmasının geri bırakılması diye bir müessese var ceza hukukumuzda. Anayasa Mahkemesi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla ilgili olarak bir itiraz yolunun olmaması, bir kanun yolunun olmaması nedeniyle bir İptal kararı vermişti. Bununla ilgili de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının istinaf kanun yolunu açarak burada da hak arama yolunu genişletme noktasındaki düzenlemeler içeriyor bu pakette” dedi. – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-tunc-danistayin-karar-verdigi-goreve-iade-dosyalari-yeniden-incelenecek/feed/ 0
Gazeteci Tolga Şardan’a 5 yıla kadar hapis talebi https://www.haber60.com.tr/gazeteci-tolga-sardana-5-yila-kadar-hapis-talebi/ https://www.haber60.com.tr/gazeteci-tolga-sardana-5-yila-kadar-hapis-talebi/#respond Sat, 17 Feb 2024 02:09:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8947 Gazeteci Tolga Şardan’a 5 yıla kadar hapis talebi

İSTANBUL – Bir internet sitesinde yazdığı yazıda kullandığı sözler nedeniyle tutuklanan ve daha sonra serbest bırakılan gazeteci Tolga Şardan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede şüpheli Şardan’ın ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘devletin yargı organlarını alenen aşağılama’ suçlarından toplamda 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Bir internet sitesinde yazdığı yazıda suç oluşturacak sözler kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan, soruşturma çerçevesinde tutuklandıktan sonra tahliye edilen gazeteci Tolga Şardan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Tolga Şardan’ın bir internet sitesinde yazdığı yazıda “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun unsurlarını oluşturacak nitelikte sözler bulunduğu gerekçesiyle re’sen soruşturmaya başlandığı aktarıldı.

Şüpheli Şardan’ın ifadesine yer verilen iddianamede, haberin kamuoyunun bilgisi dahilinde olan güncel bir konu olduğunu, konunun başlangıcının İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın kamuoyuna yansıyan dilekçesi olduğunu, olayın kamuoyunda geniş yankı uyandırması üzerine ismini vermek istemediği farklı kaynaklardan gelişmeleri takip ettiğini, söz konusu yazının yayınlandığı andan ifadesinin alındığı dakikaya kadar geçen sürede yazının içinde taraf olarak görülen Cumhurbaşkanı makamı ve MİT Başkanlığı tarafından herhangi bir yalanlama veya açıklama yapılmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini söylediği kaydedildi.

Herhangi bir delil sunamadığı belirtildi

Hazırlanan iddianamede, şüpheli Şardan’ın yazı içeriğinde Mili İstihbarat Teşkilatı tarafından ‘yargı raporu’ adı altında rapor düzenlendiği şeklinde kesin yargı içeren cümlelerin yer aldığı, şüpheli tarafından her ne kadar yazısında yer alan bilgileri teyit ederek yayınladığı iddia edilmiş ise de, soruşturma dosyasına buna ilişkin herhangi bir delil sunamadığı belirtildi. Ayrıca, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın cevabında da böyle bir rapor olmadığının açıkça belirtildiği, dolayısıyla köşe yazısı içeriğinde yer alan ve adliyelerde usulsüz ve yasaya aykırı olarak işlemler yapıldığı iddiasının halkın devlet kurumlarına olan güvenini olumsuz etkileyeceği, bu bilginin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve halkı yanıltıcı mahiyette olduğu, köşe yazısı içeriğinde yer alan ifadelerin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu, bu bağlamda somut olayda ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçunun yasal unsurlarının oluştuğu aktarıldı.

Yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiği aktarıldı

Şüphelinin köşe yazısında doğrudan devletin yargı organlarında usulsüz ve yasaya aykırı işlemler yapılarak kararlar verildiği ifadelerinin bir bütün olarak yargı teşkilatını zan altında bıraktığı ve toplumda yargı teşkilatına olan güveni zedeler mahiyette olduğunun belirtildiği iddianamede, şüphelinin devletin yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiğinin kabulü gerektiği, şüphelinin hakaret içerikli sözlerini internet sitesi üzerinden yapmış olması ve köşe yazısının çok sayıda kişi tarafından görülmüş, okunmuş olması nedeniyle aleniyet unsurunun da bulunduğu da belirtildi.

5 yıla kadar hapis talebi

Hazırlanan iddianamede şüpheli Şardan’ın ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘devletin yargı organlarını alenen aşağılama’ suçlarından toplamda 1 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame gönderildiği İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildiği takdirde Şardan önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gazeteci-tolga-sardana-5-yila-kadar-hapis-talebi/feed/ 0
Gazeteci Tolga Şardan Hakkında Soruşturma Tamamlandı https://www.haber60.com.tr/gazeteci-tolga-sardan-hakkinda-sorusturma-tamamlandi/ https://www.haber60.com.tr/gazeteci-tolga-sardan-hakkinda-sorusturma-tamamlandi/#respond Sat, 17 Feb 2024 01:48:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8926 Bir internet sitesinde yazdığı yazıda kullandığı sözler nedeniyle tutuklanan ve daha sonra serbest bırakılan gazeteci Tolga Şardan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede şüpheli Şardan’ın ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘devletin yargı organlarını alenen aşağılama’ suçlarından toplamda 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Bir internet sitesinde yazdığı yazıda suç oluşturacak sözler kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan, soruşturma çerçevesinde tutuklandıktan sonra tahliye edilen gazeteci Tolga Şardan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Tolga Şardan’ın bir internet sitesinde yazdığı yazıda “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun unsurlarını oluşturacak nitelikte sözler bulunduğu gerekçesiyle resen soruşturmaya başlandığı aktarıldı.

Şardan’ın ifadesine yer verilen iddianamede, haberin kamuoyunun bilgisi dahilinde olan güncel bir konu olduğunu, konunun başlangıcının İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın kamuoyuna yansıyan dilekçesi olduğunu, olayın kamuoyunda geniş yankı uyandırması üzerine ismini vermek istemediği farklı kaynaklardan gelişmeleri takip ettiğini, söz konusu yazının yayınlandığı andan ifadesinin alındığı dakikaya kadar geçen sürede yazının içinde taraf olarak görülen Cumhurbaşkanı makamı ve MİT Başkanlığı tarafından herhangi bir yalanlama veya açıklama yapılmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini söylediği kaydedildi.

Herhangi bir delil sunamadığı belirtildi

İddianamede, şüpheli Şardan’ın yazı içeriğinde Mili İstihbarat Teşkilatı tarafından ‘yargı raporu’ adı altında rapor düzenlendiği şeklinde kesin yargı içeren cümlelerin yer aldığı, şüpheli tarafından her ne kadar yazısında yer alan bilgileri teyit ederek yayınladığı iddia edilmiş ise de, soruşturma dosyasına buna ilişkin herhangi bir delil sunamadığı belirtildi. Ayrıca, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın cevabında da böyle bir rapor olmadığının açıkça belirtildiği, dolayısıyla köşe yazısı içeriğinde yer alan ve adliyelerde usulsüz ve yasaya aykırı olarak işlemler yapıldığı iddiasının halkın devlet kurumlarına olan güvenini olumsuz etkileyeceği, bu bilginin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve halkı yanıltıcı mahiyette olduğu, köşe yazısı içeriğinde yer alan ifadelerin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu, bu bağlamda somut olayda ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçunun yasal unsurlarının oluştuğu aktarıldı.

Yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiği aktarıldı

Şüphelinin köşe yazısında doğrudan devletin yargı organlarında usulsüz ve yasaya aykırı işlemler yapılarak kararlar verildiği ifadelerinin bir bütün olarak yargı teşkilatını zan altında bıraktığı ve toplumda yargı teşkilatına olan güveni zedeler mahiyette olduğunun belirtildiği iddianamede, şüphelinin devletin yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiğinin kabulü gerektiği, şüphelinin hakaret içerikli sözlerini internet sitesi üzerinden yapmış olması ve köşe yazısının çok sayıda kişi tarafından görülmüş, okunmuş olması nedeniyle aleniyet unsurunun da bulunduğu da belirtildi.

5 yıla kadar hapis talebi

Hazırlanan iddianamede şüpheli Şardan’ın ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘devletin yargı organlarını alenen aşağılama’ suçlarından toplamda 1 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame gönderildiği İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildiği takdirde Şardan önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/gazeteci-tolga-sardan-hakkinda-sorusturma-tamamlandi/feed/ 0
AK Parti, yargı alanında düzenlemeler içeren kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu https://www.haber60.com.tr/ak-parti-yargi-alaninda-duzenlemeler-iceren-kanun-teklifini-tbmm-baskanligina-sundu/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-yargi-alaninda-duzenlemeler-iceren-kanun-teklifini-tbmm-baskanligina-sundu/#respond Sat, 17 Feb 2024 01:27:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8905 AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılmasına yönelik düzenlemeler içeren 8. Yargı Paketi’nin TBMM Başkanlığına sunulduğunu bildirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Zengin, teklifin ilk imza sahipleri AK Parti İstanbul Milletvekili Şengül Karslı ve AK Parti Karabük Milletvekili Cem Şahin ile Meclis’te gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Kanun teklifinin “8. Yargı Paketi” olarak değerlendirilebileceğini ve 43 maddeden oluştuğunu açıklayan Zengin, amaçlarının yargı hizmetlerinin daha etkin olarak sağlanması olduğunu söyledi.

Yargılamaya dair başvuru sürelerinde karmaşık bir yapılanma olduğunu ve kişilerin haklarıyla alakalı bu süreleri takip etmesinde zorluklar yaşadığını anlatan Zengin, “Bu sebeple, bundan sonraki düzenlemelerimizi ‘hafta’ ve ‘ay’ olarak ifade etmiş olacağız.” dedi.

Bu düzenlemelerin tamamını eşitleyerek “2 hafta” olarak belirlediklerini dile getiren Zengin, sürelerin tebliğle birlikte ve standart olarak 2 haftalık uygulamayla devam edeceğini, bu uygulamanın 1 Haziran’dan itibaren yürürlükte olacağını bildirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Zengin, “Ceza yaptırımlarının etkinliğini artırmak amacıyla adli para cezalarında alt ve üst sınırları yeniden belirliyoruz. Buna göre bir günlük adli para cezasının alt sınırını 20 TL’den 100 TL’ye, üst sınırı ise 100 TL’den 500 TL’ye çıkarılmış olacak. Ayrıca ön ödeme miktarı hesaplanırken de bir gün karşılığı olarak 30 TL’den 100 TL’ye çıkmış olacak. 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren işlenecek olan suçlar için bunlar hayata geçmiş olacak.” bilgisini verdi.

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerine ilişkin önemli bir düzenlemeyi hayata geçirdiklerini söyleyen Zengin, konutu terk etmemek, bağımlılıklardan arınmak amacıyla hastanelerde tedavi altında bulundurmak için adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturulmaya yer olmadığına ya da beraatına karar verilenlerle ilgili olarak kendilerinin tazminat talep etme imkanı getirileceğini belirtti.

“Tazminat Komisyonuna yeni görevler vererek yeni bir tanımlamaya, yeni bir hüviyete kavuşturmuş oluyoruz.” diyen Zengin, Anayasa Mahkemesine uzun yargılamalarla ilgili olarak devam eden birçok bireysel başvuru olduğunu, buraya dair bir ara müessese olarak Adalet Bakanlığı’ndaki Tazminat Komisyonuna farklı görevler yükleneceğini dile getirdi.

Zengin, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılan manevi tazminat taleplerine ilişkin başvuruların bundan sonra Anayasa Mahkemesi yerine Tazminat Komisyonuna yapılacağını açıkladı.

Ceza Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde bazı koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerinin ağır ceza mahkemeleri yerine, Komisyon tarafından karara bağlanacağını dile getiren Zengin, “Bireysel başvurulardaki yığılmalar artık olmayacak ve 5 heyet halinde Adalet Bakanlığı bünyesinde çalışacak olan Tazminat Komisyonundaki hakimler bu dosyaları hızlıca eritmiş olacaklar. Hem mevcut olan Anayasa Mahkemesi’ndeki (AYM) dosyaları alarak sonuçlandıracaklar hem de yeni başvurular buraya yapılmış olacak. Bunlarla ilgili yine bireysel başvuru hakkını kullanmak mümkün olacak.” dedi.

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararları doğrultusunda yapılan düzenlemeler

Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararları doğrultusunda bazı düzenlemeler yaptıklarını anlatan Zengin, özgürlüğü bağlayıcı cezalar sebebiyle kısıtlanma kurumu değiştirilerek, ceza infaz kurumunda bulunma halinin doğrudan doğruya kısıtlama nedeni olmaktan çıkarıldığını söyledi. Zengin, ceza yaptırımı uygulanan kişiye otomatik olarak vasi atanması usulünden vazgeçildiğini söyledi.

Zengin, hekim ön raporu üzerine sağlık kuruluşuna yerleştirilen kişinin bu yerleştirme kararına karşı başvurabileceği bir itiraz mekanizması oluşturulduğunu anlatarak, “Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçelerini dikkate almak suretiyle örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiilini, müstakil bir suç olarak tanımlıyoruz, cezasını belirlemiş oluyoruz.” bilgisini verdi.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı da istinaf yoluna başvurulabilmesine imkan tanıdıklarını dile getiren Zengin, müsadere kararı verilmişse, müsadere kararını infaz ettiklerini söyledi. Zengin, buna dair uygulamaların da 1 Haziran’dan itibaren verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları için uygulanacağını dile getirdi.

Kişisel verilerin işlenme şartlarıyla ilgili düzenleme

Kişisel verilerin korunmasıyla alakalı kanunda bir düzenleme yaptıklarını anlatan Zengin, özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları ile kişisel verilerin yurt dışına aktarılması usulünde değişiklik yaparak bu düzenlemeyi Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü ile uyumlu hale getirdiklerini söyledi.

Özlem Zengin, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kayyım olarak atanmasına imkan veren kanuni düzenlemenin süresini uzattıklarını belirtti.

Zengin, “Telifimizdeki maddelerden biri de emeklilerin Ramazan ve Kurban bayramlarında alacakları ödemelerle alakalı. Yüzde 50 oranında bir artış yaparak emeklilerimize verdiğimiz bayram ikramiyesini 2 bin TL’den 3 bin TL’ye çıkarmış oluyoruz.” diye konuştu.

Tazminat Komisyonunda görev yapacaklar hakimlerden oluşuyor

Tazminat Komisyonuna ilişkin bir soruya Zengin, “Anayasa Mahkemesinin iptal kararını okuyacak olursanız, Anayasa Mahkemesi, bu konularda birincil başvuru mercii olmak istemediğini söylüyor ve diyor ki ‘Bir ara kurum ihdas etmeniz gerekiyor.’ ya idari ya da adli başka bir kurum oluşturmamız gerektiğini bize tavsiye ediyor. Böyle bakıldığı zaman aslında bu tekrar bir yargılama değil.” yanıtını verdi.

Yapılmak istenen şeyin bu yargılamanın uzun sürmesiyle alakalı olarak sürecin gözden geçirilmesi olduğunu kaydeden Zengin, Komisyonda görev yapacakların da hakimlerden oluştuğunu açıkladı.

Zengin, bu kararlarla ilgili olarak tekrar Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru hakkını kullanabileceğini söyleyerek, Anayasa Mahkemesinden gelenlerle ilgili olarak 9 aylık bir süre içerisinde bu kararlar hızlıca toparlanacağını belirtti.

Tazminat Komisyonuna gelenin, makul sürede yargılanma hakkıyla alakalı bireysel başvurular olduğunu dile getiren Zengin, Komisyona AYM’den gelen başvurular için 9 ve 16 aylık iki süre belirlendiğini, yeni başvurular için bir düzenleme olmadığını söyledi.

Zengin, sorulması üzerine Anayasa Mahkemesinin görevlerinin yeniden düzenlenmesiyle ilgili bir düzenleme olmadığını bildirerek, “Yargıtay ve Anayasa Mahkemesinde, son yaşanan olaylardan gördüğümüz genel anlamda bir fikir ayrılığı, çatışma var. Bize düşen şey TBMM olarak bu çatışmayı ortadan kaldırmak. Bunların bizim çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz.” dedi.

Teklifte bununla alakalı bir düzenleme olmadığını, Nisan ayında gelmesi beklenen teklifin içerisinde de olmayacağını dile getiren Zengin, daha sonra TBMM’nin bir sorumluluk alarak bunu yapabileceğini ya da yeni anayasada bu görev tanımlarını daha sarih bir hale getirilebileceğini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-yargi-alaninda-duzenlemeler-iceren-kanun-teklifini-tbmm-baskanligina-sundu/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Türkiye, dünya projeleriyle tanıştı https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-dunya-projeleriyle-tanisti/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-dunya-projeleriyle-tanisti/#respond Sat, 10 Feb 2024 12:00:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6928

ADALET Bakanı Yılmaz Tunç, “21 yılda ülkemizi dünya projeleriyle tanıştırdık. Enerjide bağımsızlığımızı ilan etmek için doğal gazından nükleer santraline kadar adımlar attık. Savunma sanayisinde hep dışa bağımlı olan Türkiye, bugün yüzde 80 yerlilik oranını yakaladı. Eğitimde okullaşma oranları, her ile üniversite kurulması, barajlar, tüneller yapıldı. İşte bu nedenle milletimiz, konulan sandıkta tercihini Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’den ve Cumhur İttifakı’ndan yana kullanmıştır” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, Bartın Kültür Merkezi Salonu’nda AK Parti Bartın ve ilçe belediye başkan adaylarının tanıtım toplantısına katıldı. Toplantıda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “21 yılda ülkemizi dünya projeleriyle tanıştırdık. Enerjide bağımsızlığımızı ilan etmek için doğal gazından nükleer santraline kadar adımlar attık. Savunma sanayisinde hep dışa bağımlı olan Türkiye, bugün yüzde 80 yerlilik oranını yakaladı. Eğitimde okullaşma oranları, her ile üniversite kurulması, barajlar, tüneller yapıldı. İşte bu nedenle milletimiz önüne konulan sandıkta tercihini Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’den ve Cumhur İttifakı’ndan yana kullanmıştır. Türkiye’nin ilerlemesini kalkınmasını istemeyen şer güçler de hiç boş durmadı. 367 krizleri, parti kapatma davaları, Gezi olayları, 17-25 Aralık yargı ve emniyet darbe girişimleri, 15 Temmuz hain FETÖ kalkışması ile karşı karşıya kaldık. Terörü azdırmaya çalıştılar ve ülkeyi bir kaosa sürüklemeye çalıştılar. Tüm bunları milletimizin desteğiyle açtık ve demokrasinin standardını yükselttik. Büyük reformlar yaptık. Anayasamızda önemli değişiklikler gerçekleştirdik. Kadın haklarını güçlendirdik. Çocukların korunmasıyla ilgili düzenlemeleri anayasal güvenceye kavuşturduk. Temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettik. Hak arama yollarını artırdık. Bireysel başvuru yolu, kamu denetçiliğinin kurulması, bilgi edinilmesi gibi çok önemli anayasal güvencelere de milletimizin desteğini sağladık. Yargıda birliği sağladık, askeri yargıyı kaldırdık. Bu ülke, sivillerin askeri yargıda yargılandığı dönemleri yaşadı. Darbeciler yargılanamaz diye bir madde vardı anayasada, milletimizin desteğiyle kaldırdık. Sıkıyönetim ilan edilebilir diye bir madde vardı anayasada, bunları kaldırdık. Hakimler Savcılar Kurulu’nu, Anayasa Mahkemesi’nin yapısını, Yüksek Askeri Şura’nın yapısını, Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısını daha demokratik hale getirdik. Demokratik hukuk devleti ilkesini güçlendirdik. Tüm bunlar yeterli mi? Yetmez diyoruz elbette ki. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle Türkiye’de yeni bir dönemi başlattık. Halkın doğrudan doğruya yürütmeyi belirlediği, demokrasiyi ve Cumhuriyet’i güçlendiren hükümet sistemine adım attık. İlk dönemini geride bıraktık. Şimdi ikinci dönemini yaşıyoruz. Hedefimiz anayasamızda demokratik reformların taçlandırılmasını da inşallah yeni katılımcı, demokratik, sivil bir anayasayı yaparak inşallah ‘Türkiye Yüzyılı’na başlamak istiyoruz. Bunun için de 28’nci dönem parlamentosunda bir uzlaşma sağlanır ve bu uzlaşma sayesinde de milletimize olan borcumuzu yerine getirmiş oluruz” dedi.

‘BÜTÜN BELEDİYELERE DESTEK OLUYORUZ’

Yerel yönetimlerin hükümetle uyumlu çalışması gerektiğine vurgu yapan Bakan Tunç, “Belediye başkanlarımızın uyumlu çalışması, hükümetle uyumlu çalışması konusunu söylediğimizde maalesef bunu bazı yerlere çekmeye çalışıyorlar. İşte ‘muhalefet belediyeye yardım etmeyecek misiniz? Siz bunu mu söylüyorsunuz?’ diyorlar. Tamamen bir çarpıtmadan ibaret bu, bütün belediyelere hükümet eşit oranda paylarını veriyor, nüfusa göre ve oranını ortaya koymuş. Durumuna göre hesaplanan bir kriter var ve ona göre bütün belediyelere merkezi hükümetten pay ediyor ve en büyük payı da İstanbul Büyükşehir Belediyesi alıyor. Ankara Büyükşehir ve dolayısıyla nüfusa göre verilen bir ödenek var. Ama bunun yanı sıra bazı belediye başkanlarımız özellikle hükümet ve iktidarla uyumlu çalışan belediye başkanları ise sürekli proje üreterek o projelerin hayata geçmesi için belediye bütçesinin dışında da şehrin diğer hükümet yatırımlarını ilgilendiren konularda da hem istişare halinde olduğu için bu şehirler için büyük avantaj oluyordu. Anadolu’nun değişik yerlerini geziyorsunuz ve diyorsunuz ki burada Recep Tayyip Erdoğan’la uyumlu çalışan bir belediye başkanı var. İşte o nedenle bakın burada köprülü kavşaklar var. İşte o nedenle buraya hızlı trenler geliyor. İşte bu uyum sayesinde o planlar, projeler hayata geçiriliyor. O nedenle uyumun çok önemi var. Bartın’da da inşallah Cumhur İttifakı’yla il merkezimizde ilçelerimizin tamamında ve beldelerimizde bu uyumu bu seçimde inşallah sağlamış olacağız” dedi.

Konuşmaların ardından Amasra, Ulus, Kurucaşile ilçeleri, Abdipaşa, Kozcağız, Hasankadı ve Kumluca beldelerinin belediye başkan adayları açıklanarak, hatıra fotoğrafı çektirildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-dunya-projeleriyle-tanisti/feed/ 0
AYM Başkanı Zühtü Arslan: AYM kararlarına uyulması anayasal bir sorumluluktur https://www.haber60.com.tr/aym-baskani-zuhtu-arslan-aym-kararlarina-uyulmasi-anayasal-bir-sorumluluktur/ https://www.haber60.com.tr/aym-baskani-zuhtu-arslan-aym-kararlarina-uyulmasi-anayasal-bir-sorumluluktur/#respond Thu, 08 Feb 2024 21:12:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6583 ANAYASA Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, “Elbette AYM’nin kararlarını ve Anayasa hükümlerini beğenmeyebilir, bunlara katılmayabilirsiniz; ancak bir hukuk devletinde katılsak da katılmasak da bu kararlara uyulması anayasal bir sorumluluktur. AYM kararları kesin olup; yasama, yürütme ve yargı organları, irade makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar” dedi.

AYM üyeliğine seçilen Yılmaz Akçil için AYM Yüce Divan Salonu’nda ant içme töreni düzenlendi. Törene; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, yüksek yargı üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı. AYM Başkanı Arslan, başkanvekilleri ve yeni üye Yılmaz Akçil, konukları kapıda karşıladı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşmasını yapan AYM Başkanı Arslan, AYM üyeliğine Danıştay kontenjanından seçilen Yılmaz Akçil’i tebrik ettiğini belirterek, üzerlerinde bulunan cübbelerin topluma, adalete güveninin sembolü olduğunu söyledi. Arslan, “Bireysel başvuru, yargı tarihinin en büyük reformların biridir. Türk hukukunun en büyük kazanımlarından biridir. Bireysel başvurunun kabul edilmesindeki amaç, bireylerin sahip oldukları temel hak ve özgürlüklerin daha iyi korunmasını sağlamak ve bu suretle sorunu, ülke sınırları içinde çözerek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan başvuru sayısını azaltmaktır. Anayasa Mahkemesi, yaşama hakkından ifade özgürlüğüne, mülkiyet hakkından örgütlenme özgürlüğüne kadar bireysel başvuru kapsamındaki tüm hak ve özgürlüklerle ilgili olarak yüz binlerce karar vermiş, bunu yaparken de başvurucunun kimliğine hiçbir zaman bakmamıştır. Bu bağlamda aralarında ağır cezalara mahkum edilmiş ve cezaları kesinleşmiş olanların da bulunduğu hemen hemen her siyasi görüşten milletvekilinin ve siyasetçinin hak ihlali iddiaları incelenmiş, bunların bir kısmında ihlale hükmedilmiştir” dedi.

‘KARARLARA UYULMASININ TEMELİ YOKTUR’

Arslan, bireysel başvuru sürecinden önce temyiz mercileri dahil tüm mahkemelerin Anayasa’yı yorumlayabileceğini; ancak Anayasa’nın 148’inci maddesine göre bireysel başvurunun olağan kanun yolları tüketildikten sonra temyiz aşamasından geçip, AYM’nin önüne geldiğini vurguladı. Arslan, şöyle dedi:

“Kesinleşen bir karara karşı bireysel başvuru yapıldığında da artık Anayasa’yı yorumlamak ve uygulamak konusunda nihai karar, AYM’ye verilmiştir. Bu bağlamda temyizden geçerek kesinleşmiş yargı kararlarından sonra AYM’nin verdiği karar ve yaptığı yorumdan sonra, görüş farklılıklarının, yorum farklılıklarının bulunduğu gerekçesiyle AYM’nin kararlarına uyulmamasının hiçbir anayasal ve yasal zemini yoktur, temeli yoktur. Bireysel başvurunun etkili olabilmesi, ihlalin giderilmesine ve sonuçların ortadan kaldırılmasına bağlıdır. Bu sebeple AYM, ihlalin tespiti yanında bu ihlalin nasıl giderilebileceği ve ihlalin sonuçlarının nasıl ortadan kaldırılacağını da göstermek zorundadır. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması da kural olarak ihlal öncesi hale getirmeyi gerektiriyor. Bunun yolu da ihlal şayet yargı kararından kaynaklanıyorsa; bu yargı kararının ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir. Elbette AYM’nin kararlarını ve Anayasa hükümlerini beğenmeyebilir, bunları katılmayabilirsiniz; ancak bir hukuk devletinde katılsak da katılmasak da bu kararlara uyulması anayasal bir sorumluluktur. Nitekim Anayasa’mızın 153’üncü maddesine göre; AYM kararları kesin olup; yasama, yürütme ve yargı organları, irade makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Esasen Anayasa’da 153’üncü madde olmasaydı da sonuç değişmeyecekti. Zira ihlal kararlarının icrası sadece Anayasa’nın 153’üncü maddesinin bir gereği değildir. Kararların uygulanması aynı zamanda ve her şeyden evvel Anayasa’nın hepimizi bağlayan ve kullandığımız yetkilerin meşruiyetini sağlayan bir toplum sözleşmesi olmasının bu sözleşmeye sadakat yükümlülüğünün ve ahde vefa ilkesinin zorunlu bir konusudur.”

Konuşmanın ardından AYM üyeliğine seçilen Akçil’in özgeçmişi okundu. Akçil’e AYM Başkanı Arslan tarafından cübbe giydirildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/aym-baskani-zuhtu-arslan-aym-kararlarina-uyulmasi-anayasal-bir-sorumluluktur/feed/ 0
Kılıçdaroğlu, Akşener’in ‘CHP’den para almadık’ iddiasını doğruladı https://www.haber60.com.tr/kilicdaroglu-aksenerin-chpden-para-almadik-iddiasini-dogruladi/ https://www.haber60.com.tr/kilicdaroglu-aksenerin-chpden-para-almadik-iddiasini-dogruladi/#respond Fri, 02 Feb 2024 06:45:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5667 İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in partisinin grup toplantısında CHP’yi sert sözlerle eleştirdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in İYİ Parti iktidardan para aldı imasında bulunduğunu öne süren Akşener; “Kimseden 1 Liralık yardım almadık. Herkes haddini bilecek” dedi. Akşener’in sözlerini doğrulayan CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “İYİ Parti ile CHP arasında herhangi bir para alışverişi asla söz konusu olmadı. Meral hanım gerçeği söylemiş” ifadelerini kullandı.

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda koltuğunu Özgür Özel’e devreden Kemal Kılıçdaroğlu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

“DEVLETİN KURALLARI YERLE BİR EDİLDİ”

Tutuklu bulunan Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, “Can Atalay konusu, aslında Türkiye’de hukuk düzeninin olmadığını, hukukun tamamen ayaklar altına alındığını, yargı düzeyinin de 100 yıllık cumhuriyetimizin korunan saygınlığının yerle bir edildiğini görüyoruz. Ormanda bile ‘Orman Kanunu’ deriz. Oranın bile kendine göre kuralı varken koskoca Türkiye Cumhuriyeti devletinin var olan kuralları yargı açısından ifade edeyim tümüyle yerle bir edildi” ifadelerini kullandı.

“SARAYIN İSTEDİĞİ KARARI VERENLER TERFİ EDİYOR”

Kemal Kılıçdaroğlu, “Anayasa Mahkemesi kararlarına uymamak ne demek? Bu ülkede adaletin olmadığını, bir kişinin idaresine bağlı olarak yargının karar verdiğini ve o iradeye sadık kalanların yani saraydan gelen telkinler doğrultusunda karar verenlerin belli bir zaman dilimi içinde terfi ettiklerini de görüyoruz. Alt mahkemeden Yargıtay üyesi olabiliyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından otomatikman Yargıtay üyesi, yani bir Yargıtay kararı altında imzası olmadan Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilme olayını yaşadık. Bunların yargı kararlarına daha doğrusu sarayın istediği şekilde karar veren yargı mensuplarının ki bunlara savcılarda dahil yükseltildiklerini görüyoruz.

Dolayısıyla uymamanın yani yargıyı ya da adaleti ayakları altına alıp çiğneyenlerin yargının önemli makamlarına taşındığını görüyoruz. Bu karşılıklı saraydan gelen telkinlere açık olmanın kapılarını açıyor ve diyor ki: ‘Terfi etmenin yolu saraydan gelen telkinlere uymak, o telkinleri yerine getirirsek biz de yükseliriz’. Cumhurbaşkanın avukatları bu konuda oldukça etkililer. Ayrıca daha dramatik olanı da Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar, ‘Yargıda çeteleşme var’ diyor. Bu iddiasıyla ilgili olarak şu ana kadar yapılan hiçbir şey yok ya da biz bilmiyoruz. Kamuoyuna açıklama yapılmıyor. O kişi Yargıtay Üyeliğine seçildi. Başsavcılığı döneminde yazdıkları, söyledikleri de büyük bir ihtimalle kapatılıp gidecek. Türkiye bu halde. Bütün bunlara rağmen çok umutsuz olmamak lazım. Türkiye’nin saygın hakimleri, saygın yargı mensupları, diri bir Türkiye Barolar Birliği var. Dolayısıyla umutsuzluğa kapılmamalıyız. Bu tür olaylar 21.yüzyıl Türkiye’sinde oluyorsa, aslında bu ülkede AKP’ye oy veren herkesin bir vicdan sorgulaması yapması lazım.” dedi.

“KİM SİYASETTE ZENGİNLEŞİYORSA BİLİNİZ Kİ ÇALIYOR”

Kılıçdaroğlu, “Bürokraside liyakat kalmadı. Yargıda müthiş bir çürüme var. Yolsuzluk yapanın itibar gördüğü, ahlaklı insanın ötekileştirildiği bir süreçteyiz” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü;

“Siyasette zenginleşmek mümkün değil. Kim siyasette zenginleşiyorsa biliniz ki çalıyor. Ne yazık ki ülkemizde çalan daha saygın kişi oluyor! Böyle garip bir ülke olduk.”

YEREL SEÇİMLER İÇİN MİTİNG KARARI

Seçim gezilerine katılıp katılmayacağı merak edilen Kılıçdaroğlu, “Partimizin genel başkanı varken, önceki genel başkan olarak benim sahaya çıkmam yanlış anlaşılabilir” diyerek mitinglere katılmayacağını ifade etti.

AKŞENER’İN “PARA ALIŞVERİŞİ”SÖZLERİNE YANIT

Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in grup toplantısında “CHP’den bir kuruş para almadıklarına” ilişkin sözlerini de doğruladı. “İYİ Parti ile CHP arasında herhangi bir para alış verişi asla söz konusu olmadı. Meral hanım, gerçeği söylemiş” diyerek konuya açıklık getirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kilicdaroglu-aksenerin-chpden-para-almadik-iddiasini-dogruladi/feed/ 0
Eski Yargıtay Tetkik Hakimi Necmeddin Özmen Hakkında Dava Açıldı https://www.haber60.com.tr/eski-yargitay-tetkik-hakimi-necmeddin-ozmen-hakkinda-dava-acildi/ https://www.haber60.com.tr/eski-yargitay-tetkik-hakimi-necmeddin-ozmen-hakkinda-dava-acildi/#respond Wed, 31 Jan 2024 08:48:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5558 CEMİL MURAT BUDAK/NERİMAN SENANUR TORUN – Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 7 yıldır aranan eski Yargıtay tetkik hakimi Necmeddin Özmen hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “başkalarına ait kimlik belgelerinin kullanılması” ve “terörizmin finansmanı” suçlarından 32 yıl 3 aya kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan ve Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, son olarak Yargıtay tetkik hakimi olarak görev yapan Özmen’in FETÖ’nün yargı yapılanması içerisinde yer aldığı gerekçesiyle 7 yıldır arandığı belirtildi.

ByLock kullanıcısı olan sanığın örgüt içerisinde “Necip Bey” kod adını kullandığı bildirilen iddianamede, Özmen’in 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi öncesi yüksek yargı seçimleri, hakimlik ve savcılık yükselmelerinde örgüt mensuplarının önerilmesi ve seçilmesi için çalıştığı, FETÖ tarafından “yüksek yargı sorumlusu” olarak görevlendirildiği kaydedildi.

Tablet ve telefonunda özel şifrelendirme

Özmen yakalandığında üzerinde başkasına ait kimliğin yanı sıra elindeki poşet ve bel çantasında 18 bin 240 dolar, 34 bin 870 avro, 500 İsviçre frangı ile 20 bin lira bulunduğu bilgisi paylaşılan iddianamede, paraların yanında bazı isimler ve tablolar bulunan notlar ele geçirildiği, sanığın bu paraları örgüt adına topladığı ve dağıttığı anlatıldı.

Sanığın dijital materyallerine ilişkin inceleme raporuna da yer verilen iddianamede, “Özmen’in cep telefonun IP bloğunun değiştirilerek VPN üzerinden bağlantı kurduğu, mezkur tabletin de aynı şekilde şifreli olduğu, yine tabletin hafıza birimi olan ve verilerin depolandığı bellek alanının tamamen şifrelendiği tespit edilmiştir. Bu durumun, sanık hakkındaki ifadeler nazara alındığında örgütsel gizlilik amacıyla yapıldığı değerlendirilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.

Yargıtayda FETÖ’nün fişleme biriminin başında

Ayrıca Özmen’in yargı içerisindeki hakim savcıların örgüte yaklaşımlarını takip ettiği ve fişlemeler yaptığı tanık beyanlarına yansıdı.

İddianamede ifadesine yer verilen tanık S.N.B, Özmen’in tetkik hakimliği döneminde Yargıtayın her dairesinde örgütün bir çalışma grubu olduğunu, örgüt üyesi hakimlerin haftada bir toplandığını, bu grupların sorumlularından birinin de Özmen olduğunu belirtti.

S.N.B, “Bu toplantılarda Yargıtay bünyesinde çalışan yargı mensuplarıyla ilgili fişlemeler yapılırdı. Bunlarla ilgili bilgi alışverişinde bulunulurdu. Bunun dışında örgütün yargı yapılanması kapsamında bir birim oluşturulmuştu. Bu birimin tüm yargıdaki örgüt aleyhine hareket eden yargı mensuplarını fişleme görevi vardı. Necmeddin Özmen de bu birimin başındaydı.” şeklinde bilgi verdi.

Tanık M.Ö. de Özmen’in askeri hakimlik yaptığı dönemde FETÖ’nün Isparta ve Antalya bölgesindeki hakim-savcı sorumlusu olduğunu, daha sonra Yargıtayda çalıştığı dönemde de örgüt adına toplantılar düzenlediğini ifade etti.

32 yıl 3 aya kadar hapis istemi

İddianamede, Özmen’in “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla, “başkalarına ait kimlik belgelerinin kullanılması” suçundan 1 yıldan 4 yıla ve “terörizmin finansmanı” suçundan da 6 yıl 6 aydan 13 yıl 3 ay kadar hapisle cezalandırılması istendi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/eski-yargitay-tetkik-hakimi-necmeddin-ozmen-hakkinda-dava-acildi/feed/ 0
TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca: Basın emekçilerinin hak arama mücadelesi, hepimizin mücadelesidir https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskanvekili-gulizar-bicer-karaca-basin-emekcilerinin-hak-arama-mucadelesi-hepimizin-mucadelesidir/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskanvekili-gulizar-bicer-karaca-basin-emekcilerinin-hak-arama-mucadelesi-hepimizin-mucadelesidir/#respond Wed, 10 Jan 2024 08:45:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2944 TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada; “Şartlar ne kadar zor olursa olsun, tarih göstermiştir ki her baskı döneminde olduğu gibi, bir sonraki evre özgürlük evresi olacak ve hür basın susmayacaktır. Basın emekçilerinin hak arama mücadelesi, hepimizin mücadelesidir” değerlendirmesini yaptı.

TBMM Başkanvekili ve CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde bir açıklama yayınladı. Gülizar Biçer Karaca’nın açıklaması şöyle:

“Türkiye’de 10 Ocak basın emekçileri için tarihi bir gündür. 62 yıl önce medyayı iş dünyasındaki menfaatleri için aparat olarak gören zihniyete karşı örgütlenip, medya patronlarıyla mücadele eden ve 212 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesiyle ilk kazanımı elde eden kıymetli basın emekçilerinin günüdür.

Basın emekçilerinin mücadelesi elbette 62 yıl önce başlamadı. Ancak bugün basın emekçilerinin hak arayışını değerlendirmek için, 22 yıllık AKP’nin basın karnesini de irdelemek gerekiyor.

20 YILDA 848 GAZETECİ MESLEĞİNİ YAPARKEN TUTUKLANDI

Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın verilerine göre, Türkiye’de AKP’nin 2002’de iktidara geldiği dönemden itibaren 20 yılda en az 848 gazeteci tutuklandı. EngelliWeb’in son raporuna göre 2021 itibariyle Türkiye’den 574 bin 798 internet sitesine erişim engellendi. İfade özgürlüğü, halkın haber alma ve bilgi edinme hakkı göz göre göre ihlal edilirken, haberin oluşması ve yayınlanması engellenerek kamu yararı ilkesi zedelendi. Bunun yerine sulh ceza hakimlikleri eliyle jet hızıyla çıkartılan kararlarla “bazı” kişilerin, siyasilerin, iş çevrelerinin, adi suçlardan yargılanan sanıkların kişilik haklarının zedelendiği gerekçesiyle gazetecilik mesleğinin yürütülmesi engellendi.

Dezenformasyon yasası olarak bilinen düzenleme, halkın haber alma hakkını ve kamu yararını ilkesini tamamen budamış durumdadır. Sulh ceza hakimlikleri eliyle yalnızca son bir haftada engellenen haberler: Bir hakimin öğretmen eşine küfür eden öğrencileri okulda gözaltına aldırması haberinin engellenmesi, Halk TV’den Seyhan Avşar’ın ‘Yargıda 2. Zindaşti Girişimi Nasıl Önlendi’ haberinin engellenmesi, Atatürk’e hakaret ettiği gerekçesiyle tutuklanan Erzurum’daki dönerci Mustafa Atmaca’nın verem hastalığı gerekçesiyle serbest bırakıldığı iddiasına ilişkin haberlerin engellenmesi, Adalet Bakan Yardımcısının torpil yazışmaları hakkındaki haberlerin engellenmesinden oluşuyor. Türkiye ne yazık ki iktidar eliyle basın sektörü açısından sansürün kalıcı şekilde işletildiği bir açık hava hapishanesine dönüştürülmüştür.

Durum yalnızca basın sektöründeki haberlerin engellenmesiyle sınırlı değildir, çok daha tehlikeli olan, haberin peşinde bizzat koşan basın emekçilerinin de yargı sopası eliyle cezalandırılarak mesleklerini icra etmelerinin engellenmesidir. 8 Ocak’ta Seyhan Avşar aleyhine açılan manevi tazminat davasının objesi Halil Falyalı haberidir. Aynı gün Barış Pehlivan ve Mustafa Büyüksipahi’nin eski HSK üyesi hakkındaki haberleri nedeniyle kamu görevlisine hakaret etmek suçundan yargılandıkları Asliye Ceza Mahkemesi davası görüşmüştür. Metin Cihan’ın da aralarında bulunduğu 17 kişi, G20 zirvesi protestoları nedeniyle görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret nedeniyle yargılaması yapılan dava görülmüştür. Yarın Evrensel Gazetesi’nden Ceren Sözeri’ye Turkuaz Medya Grubu’nun açtığı dava görülecektir. Aynı saatte Akif Beki’nin Cübbeli olarak bilinen şahsın şikayetiyle sürdürülen hakaret davası görülecektir.

YANDAŞA BASIN KARTI, GAZETECİYE CEZAEVİ YOLU

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin paylaştığı veriye göre, mesleğini icra eden en az 312 gazeteci 2023 yılında yargılanırken, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından 1000’e yakın gazetecinin de basın kartının iptal edilmesi, basın emekçilerinin kıskaca alınarak sansür mekanizmasının ne düzeyde işletildiğinin en açık delilidir. Şartlar ne kadar zor olursa olsun, tarih göstermiştir ki her baskı döneminde olduğu gibi, bir sonraki evre özgürlük evresi olacak ve hür basın susmayacaktır. Basın emekçilerinin hak arama mücadelesi, hepimizin mücadelesidir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskanvekili-gulizar-bicer-karaca-basin-emekcilerinin-hak-arama-mucadelesi-hepimizin-mucadelesidir/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce bir araya geldi https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-ve-memleket-partisi-genel-baskani-muharrem-ince-bir-araya-geldi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-ve-memleket-partisi-genel-baskani-muharrem-ince-bir-araya-geldi/#respond Thu, 04 Jan 2024 21:27:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2279 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ile bir araya geldi. Toplantının ardından Özel, “Memleket meselelerini, halkın meselelerini konuştuk. ve önümüzdeki süreç içinde diyalog ve temas halinde olmak noktasında fikir birliğine vardık” dedi. İnce ise “CHP amiral gemisidir, muhalefetteki en güçlü partidir. Türkiye nasıl yeniden ayağa kaldırılır, nasıl topyekün mücadele edilir… Bunları paylaştık” diye konuştu. Özel ayrıca; “MYK’mızın ve Parti Meclisi’mizin olağanüstü gündemi, içinde bulunduğumuz Anayasaya karşı darbe girişimidir. CHP’nin toplumsal muhalefetle birlikte bundan sonraki yol haritasını konuşacağız” açıklamasını yaptı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün CHP Genel Merkezi’nde; Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ile bir araya geldi. Özel ve İnce, görüşmelerinin ardından; açıklama yaptı.

ÖZEL: “DİYALOG VE TEMAS HALİNDE OLMAK NOKTASINDA FİKİR BİRLİĞİNE VARDIK”

Özel, şunları söyledi:

“Bugün, Memleket Partisi’nin değerli Genel Başkanı Sayın Muharrem İnce ve heyetini kabul ettik. Kendileri, partimize hayırlısı olsun ziyaretine geldiler. Nazik ziyaretleri için kendilerine teşekkür ediyoruz. Görüşmede; memleket meselelerini, halkın meselelerini konuştuk. ve önümüzdeki süreç içinde diyalog ve temas halinde olmak noktasında fikir birliğine vardık.

Görüşmemizi yaparken, bir yandan televizyonlarda, sizlerin buradan yaptığı yayınlarda sürekli bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin açıklayacağı belediye başkan adaylarından bahsedildiğini, altyazılarınızdan ve anonslarınızdan takip ettik bir yandan.

“TOPLUMSAL MUHALEFETLE BİRLİKTE BUNDAN SONRAKİ YOL HARİTASINI KONUŞACAĞIZ”

Dün, Anayasa Mahkemesi’nin kararını hiçe sayan, dolayısıyla Anayasayı askıya alma anlamına gelen bir darbe girişiminin son perdesi oynandı. Bu şartlar altında Cumhuriyet Halk Partisi olarak bugün yapılacak MYK toplantımızın ve ardından yapılacak PM toplantımızın özel gündemle toplanacağını, dün bir sosyal medya paylaşımı ile duyurmuştum. Bugün bizden bir belediye başkan adayı ve belediye seçimlerine, yerel seçimlere yönelik herhangi bir şey duymayacaksınız. Dünkü paylaşımımızda olduğu gibi MYK’mızın ve Parti Meclisi’mizin olağanüstü gündemi, içinde bulunduğumuz Anayasaya karşı darbe girişimidir. CHP’nin toplumsal muhalefetle birlikte bundan sonraki yol haritasını konuşacağız. Önümüzdeki hafta içinde belirlenecek bir gün, bugünkü gündemle Parti Meclisi’miz yeniden toplanacaktır.

Sayın Muharrem İnce’ye, Genel Başkanımıza nazik ziyareti için bir kez daha teşekkür ediyorum.”

İNCE: “SEÇİM SÜRECİ İLE İLGİLİ DE KAYGILARIMIZI DİLE GETİRDİK”

İnce ise şöyle konuştu:

“Biz de Memleket Partisi olarak yeni seçilen Genel Başkan Sayın Özgür Özel’e hayırlı olsun, başarı dileklerimizi iletmek için geldik. Kendisiyle, memleket meseleleri üzerine bir değerlendirmemiz oldu.

Tabii ki önümüzdeki seçim süreci ile ilgili de kaygılarımızı dile getirdik. Çünkü; memleketin adliyesi, zaptiyesi, mülkiyesi, harbiyesi, tıbbiyesi ele geçirilmiş durumda. Yargı, iktidarın sopası olmuş durumda. Yargının olmadığı bir yerde, yargının düzgün işlemediği bir yerde ekonominin kurallarının düzgün işlemesi mümkün değildir. Eğer yargı Türkiye’de adalet dağıtmıyorsa, bir ülkede yargı adalet dağıtmıyorsa, sadece Türkiye olması şart değil; o ülkede yoksulluk kaçınılmazdır.

Yargı, karın doyurur. Türkiye’de yargı, aklını başına almalıdır. Türkiye’de yargı bizi yoksulluğa sürüklemektedir. Bugün dolar 30 lira olmuşsa, Euro 35 liraya doğru gidiyorsa; bunun birinci sorumlusu ekonomistler değildir, yargıçlardır, hakimlerdir, savcılardır, siyasetçilerdir. Bu beni ürkütüyor. Baskılanmış bir döviz, zorla orada tutulan bir döviz; yargı eliyle bir takım hizaya getirmeler, memleketimizin geleceği açısından bizi ürkütüyor.

“CUMHURİYET HALK PARTİSİ, AMİRAL GEMİSİDİR”

Son yaşanan seçimde de ne yazık ki hem Cumhurbaşkanlığı hem Meclis çoğunluğunu ele geçirmiş bir iktidar var. Bu psikolojik üstünlükle bu seçimlere giriyor. Onun için, Sayın Genel Başkan’a, Sayın Özgür Özel’e; Cumhuriyet Halk Partisi amiral gemisidir, muhalefetteki en güçlü partidir; o konuda görüşlerimizi aktardık. Türkiye nasıl yeniden ayağa kaldırılır, nasıl bir topyekün mücadele edilir… Bu konuda görüşlerimiz neyse, dilimizin döndüğü kadar kendisiyle bunları paylaştık. Nazik kabulleri için kendisine ve heyetine çok teşekkür ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-ve-memleket-partisi-genel-baskani-muharrem-ince-bir-araya-geldi/feed/ 0