Yalova merkeze bağlı Kazımiye köyü TOKİ Konutları’nda oturan Hasan ve Zehra Tanyol çifti, evlerini file üretim atölyesine çevirdi. Evlerinde el yapımı fileler üreten çift, gelen siparişleri yetiştirmekte ise zorluk çekiyor. Emekli polis memuru Hasan Tanyol, basketbol, voleybol, tenis, top taşıma filesi, kale filesi, inşaat güvenlik ve okul merdiven boşluğu gibi birçok file çeşidini ürettiklerini kaydetti.
2000 yılında askerden geldikten sonra sosyal aktivite olarak basketbol oynamaya başladığını belirten Tanyol, “O sırada ben çocukken ortaokulda öğrendiğim bir basketbol file örme şekli vardı. Kadınların makrome ördüğü şekilde basketbol filesi yaptım. Sonra dedim ki ya bunu bir de o orijinalini alayım, orijinalini aldım, baktım inceledim. Dedim, ben bunu herhalde yaparım. Biraz uğraştık, eşimle beraber basketbol filesini çözdük” dedi.
Ürettikleri filelerle dünya ve Avrupa şampiyonaları oynandı
Tanyol, ördüğü pota filesini Abdi İpekçi Spor Salonu amirine götürdüğünü ve beğenildiğini dile getirerek, “Beğendiler, tekrar istediler, yaptım götürdüm. 2002 yılından beri yaklaşık 22 yıldan beri de Türkiye Basketbol Federasyonu’nun filelerini istiyorlar, gönderiyoruz. Yapmış olduğumuz filelerle bir dünya şampiyonası, bir Avrupa şampiyonası da oynandı” diye konuştu.
Televizyonda gördükleri altıgen kale filesini ürettiler
Basketbol filesinin yanında futbol kale direği ağları üretmeye başladıklarını anlatan Tanyol, şöyle konuştu:
“Normalde kare file de yapıyoruz. Altıgen filenin hikayesi de sene 2005 yılıydı. Urfa’da görev yaparken, Kupa Amerika’da Brezilya ile Arjantin’in final maçı vardı. Maç penaltıları kaldı. Fenerbahçe’nin kaptanı Alex de o maçta oynuyordu. Penaltılara kalınca fileleri yakından gösterdiler. Yakından gösterince baktım el örgüsü altıgen file. Dedim, bunları Brezilyalılar yapıyorsa bu işi biz Türk insanıyız, biz de zekiyiz, biz de yaparız. O gün aldığım mekiği elime ölmeye başladım ve ördükten sonra altıgen fileler çıktı. 2005 yılından beri de altıgen kale filesini elle yapabiliyoruz.”
Yaptıkları kale filesi 13 yıl kullanıldı
Tanyol, Süper Lig kulüplerinin de aralarında olduğu birçok takımın kale filelerini yaptıklarını belirterek, “Bu sene Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu’nun filelerini yaptık. Montajını da kendimiz yaptık. Pendik Stadı’nı yaptık. Konya stadına özel bir file yaptık, yeşili beyaz. Alanyaspor’a geçen sene yapmıştım, bu sene halen kullanıyorlar. Yalova stadına 2007 yılında file yapmıştım. 2020 yılında fileyi değiştirdik. Yaklaşık 13 sene kullandılar. 4 milim paraşüt ipinden yaptık. Paraşüt ipi Türkiye’nin en sağlam ipidir. Ultraviyole özelliği vardır, tüm hava şartlarına dayanıklıdır. Değiştirmemizin sebebi ise köpek yediği için. Yani köpek yemese bir 4-5 tane daha kullanabilirlerdi. Yani uzun ömürlü ultraviyole özelliği olan paraşüt ipi kullanıyoruz. Bunları kullanırsak filemiz çok daha uzun ömürlü olabiliyor. Dönem dönem hemen hemen tüm statlara yaptık. Olimpiyat stadına da yaptım. Kayseri, Sivas, Antep stadına yaptım. Ankara’daki 19 Mayıs Stadı’na yaptım. Tabii stat müdürleri değiştiği zaman bağlantımızı kesiliyor. Ondan dolayı bizden almayabiliyorlar ama bizi tanıyanlar, bilenler, bizi tercih ediyorlar, çünkü uzun ömürlü fileler üretiyoruz, ondan dolayı.”
Kendi iplerini üretmeye başladılar
Tanyol, Elmalık köyünde kurdukları atölyede kendi iplerini de üretmeye başladıklarını dile getirdi.
Tress örgü makineler aldıklarını ve ipi makinelerde işlediklerini söyleyen Tanyol, son dönemlerde file üretiminde makine örgülerinin çoğaldığını anlattı. Tanyol, el örgüsünün daha uzun ömürlü ve kaliteli olduğunu aktardı.
Başka kale filesi üreten firmalara da ürün verdiklerini kaydeden Tanyol, “Bu firmalar da yurt dışına mal veriyorlar, işte kale direğini veriyorlar, yanında file de koyuyorlar. Dolaylı olarak yurt dışına filelerimiz gidiyor. Özbekistan’a şu an 10 çift siparişimiz var. Onları da yetiştirmeye çalışıyoruz açıkçası” dedi.
Kale filesi 5 ile 20 bin lira arasında müşteri buluyor
Profesyonel altıgen kale direklerinin 5 bin lira ile 20 bin lira arasında müşteri bulduğunu kaydeden Tanyol, “20 bin lira olmasının sebebi de mesela çubuklu file yapıyorum özel. Kulübün renklerine göre kırmızı, beyaz, yeşil, beyaz. Çubuklu filemiz onun işçiliği 2-3 kat artıyor. 2 mekikle dokuyoruz ama çubuklu file yaptığımızda 22 mekikle aynı anda yürüyoruz. Dolayısıyla işçiliğimiz kat kat artıyor. Dolayısıyla o yüzden biraz fiyatlarımız çubuk filelerin yüksek oluyor” dedi.
Tanyol, 2002 yılında doğan kızı Elif ile birlikte bu işe başladıklarını belirterek, “Annemin adını koydum ismi Elif. Elif’le beraber işe başladık. Elif’i de tersten okuduğunuzda file oluyor. Öyle de bir ilginç rastlantımız var” ifadesini kullandı.
Önce kızdı, sonra file yapımını kendisi çözdü
Zehra Tanyol ise evlerini atölyeye çevirdiklerini anlattı. File yapmanın zor olduğunu ve büyük zaman gerektirdiğini kaydeden Tanyol, ilk işe başladıkları basketbol filesinin yapımını kendisini çözdüğünü dile getirerek, “Eşim bir basketbol filesi aldı. İlk önce yapamadı. 24 tane ipi kesiyordu evin etrafında ortasında. Ben hatta ona kızıyordum, ya ne yapıyorsun evi mahvediyorsun, kirletiyorsun dedim. Ondan sonra ben fileyi yaptım ama sevincini görmeniz lazım. Ondan sonra Eminönü’nde firmaya başladı. Biz genellikle basketbol filesiyle başladık bu işe. Ondan beri yapıyoruz” açıklamasında bulundu. – YALOVA
]]>Bolu’da, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tarih Bölümü’nden 2013 yılında mezun olan Halil Acar (36), formasyon alarak 5 yıl boyunca öğretmen olarak atanabilmek için KPSS sınavlarına hazırlandı. Zorlu sınav hazırlığı sürecinde boyunca kasaplık, akaryakıt istasyonlarında çalışan Acar, girdiği son sınavın ardından atanamayınca öğretmenlik hayalinden vazgeçti. 30 yaşında tesadüfen akü satışı yapan bir arkadaşıyla yolu kesişti. Küçük bir sermayeyle akü satmaya başlayan Acar, 6 yılda tahmin edemeyeceği bir noktaya geldi. Bolu’nun her köşesinde yolda kalan vatandaşlara ve adreslere akü teslimatı yapan 36 yaşındaki Acar’ın 3 ilçede ise şubesi bulunuyor. Öğretmenlik hayali yarım kalan ancak hayallerini akü satarak gerçekleştiren Acar, öğretmen adaylarına seslenerek, “Anne-babalarının elinden para beklemeye çalışmasınlar, mücadele etsinler” dedi.
“Bir türlü devlet dairesine yerleşemedik”
2013 yılında tarih bölümünden mezun olan ve eğitim sürecinde sürekli çalıştığını ifade eden Halil Acar, “Eğitim süreçlerinde yani her yıl yaz tatilinde, ara tatilde olsun, öğrenci arkadaşlarım, tatile gezmeye giderken ben sürekli bir yerlerde hep çalıştım. Masraflarımı kendim karşılamaya çalıştım. Sağ olsun ailem de eğitim sürecinde her zaman yanımda olmaya çalıştılar. Yani biraz kısıtlı imkanları da okudum. Tarih bölümü bitirdim sonrasında formasyon aldım. Okulu bitirdikten sonra bir yıl Dörtdivan Çok Programlı Lisesi’nde tarih öğretmenliği yaptım, derslere girdim ücretli olarak. Sonrasında Ankara’da 2-3 yıl özel bir okulda görev yaptım. İşte bu süreçte sürekli KPSS’ye hazırlandık, olmadı. Polisliği denedim, onda yine aynı şekilde oldu bir türlü devlet dairesine yerleşemedik” dedi.
“4 yıl kadar kasaplık mesleğini yaptım”
Tesadüfen elektrikli bisiklet tamirine gittiği esnada akü satışı yapan arkadaşıyla karşılaştığını belirten Acar, “Süreç devam ederken kasaplık yapmaya başladım. 4 yıl kadar kasaplık mesleğini yaptım. Sonra 2018’de evlendim. Evlendikten sonra belli bir bütçeyle, elektrikli ve benzinli motosiklet alıp satmaya başladık. Tesadüfen bir yere tamire giderken orada bir arkadaş ‘Aküleri aldık, satamadık’ dedi. Ben de dedim ki, ‘Biz satalım bunları’. Aküleri satmaya başladım yavaş yavaş. ve sonrasında belli bir piyasa oluşturdum. Şu anda Bolu merkezde hizmet veriyoruz. 3 adet de ilçelerde şubemiz var” diye konuştu.
“Önceden internet sitelerinden müşteriyi buluyordum. Şuan buna vaktim yok”
Eskiden müşterileri internet üzerinden bulduğunu şuan da ona vakti olmadığını dile getiren Halil Acar, “Müşterilerle konuşurken, ‘Öğretmenim, atanamadım’ dediğimde müşterilerim benimle dertleniyorlar sağ olsunlar. ve sonra diyorlar ki başka vatandaşlara, ‘Ya işte bir öğretmen kardeşimiz var. Gerçekten güzel bir hizmet sunuyor. Fırsatçılık yapmadan yardımcı oluyor’ diye. Onlar da tanıdıklarına bizi öneriyorlar ve bir kişi bin kişi ediyor. Önceden internet sitelerinden müşteriyi buluyordum. Şu anda mesela benim oralara bakacak fırsatım olmuyor. Burada akü dağıtmaktan” ifadelerine yer verdi.
“Kötü gidişat olduğunda bunu düzeltecek bir sermayemiz yoktu”
Atamadıktan sonra karamsarlık yaşadığı dönemlerin olduğunu ifade eden Acar, “Yani karamsarlık illaki oldu. Kesinlikle oluyor. Okuyup atanamadıktan sonra yani dua ediyordum, ‘Allah’ım bana bir yol göster’ diye. Düğünde masraflarımıza kadar mesela ailem zar zor karşıladı. O zaman ailemin de durumu çok iyi değildi. Ama zamanla her şey oluyor. Çalışmak lazım da. 3-4 yıl boyunca sabah çıkıp gece yarısına kadar, eşim olsun, çocuğum olsun, 5 yaşında, ‘Baba sen ne zaman bizimle kalacaksın?’ diye ben çok sorularını duydum. Ama pes etmedim. Bu noktaya geleceğini düşünmüyordum. Kısıtlı bir sermayeyle başladığımız için düşünmüyordum. Çok düşük bir sermayeyle başladık. Kötü gidişat olduğunda bunu düzeltecek bir sermayemiz yoktu” şeklinde konuştu.
“Annesinin babasının elinden para beklemeye çalışmasınlar mücadele etsinler”
Son olarak atanamayan ve umudunu yitiren öğretmen adaylarına seslenen Acar, “Şunu söylemek istiyorum okumuş, atanamamış kişiler, sadece devlete bel bağlamaya çalışmasınlar, annesinin babasının elinden para beklemeye çalışmasınlar mücadele etsinler. Yeni iş fikirleri arasınlar. Ben o şekilde yaptım ve tuttu. Mesela bu işlere başladığımda ben kasaplık yaparken bana, ‘Sen öğretmen oldun. Kasaplık yapıyorsun. İşte akaryakıt istasyonunda pompa görevlisi olarak çalışıyorsun’ diyorlardı. Ben ne yapayım yani? Atanamayan arkadaşlar bir yerlerden başlamalı diye düşünüyorum. En azından tekrar devlete girmek KPSS’ye çalışmak gibi bir fikirleri varsa aynı zamanda yeni bir şeyler yapmaya kendileri de çalışsınlar. Hani ilerleyen dönemde devlet olmasa bile ortada kalınmasın” dedi. – BOLU
]]>