Bitlis’in doğal güzelliklerle bezenmiş ilçesi Tatvan, fotoğraf sanatçılarını kendine hayran bırakıyor. Son bir haftadır sağanak yağışların etkili olduğu ilçede; şehir merkezi, Van Gölü ve gökkuşağını aynı karede yakalamak isteyen fotoğraf sanatçıları elleri deklanşörde sabırlı bekleyişlerini sürdürdü. İlçedeki hava durumunun yeniden yağmur göstermesi üzerine ilçeyi tepeden gören hakim noktalardan biri olan Taşlı Tepe mevkiine çıkan fotoğraf sanatçıları, yağışlardan dolayı çamurlaşan dağ yolunu aşarak yağmur ve dolu yağışının altında saatlerce “Gökkuşağını” bekledi. Hava şartlarının zorluğuna rağmen, doğanın muhteşem anlarına tanıklık etmek için saatlerce bekleyen fotoğraf sanatçıları, gökkuşağının çıkmasıyla birlikte ardı ardına deklanşöre bastı. Bu anın kıymetini bilen sanatçılar, doğanın sunduğu eşsiz güzellikleri objektiflerine yansıtarak fotoğraf arşivlerine bir birinden değerli fotoğraf kareleri ekledi. Zorlu “Gökkuşağı” nöbeti sonrası şehir merkezinin eşsiz siluetiyle birlikte Van Gölü ve gökkuşağını aynı karede yakalamayı başaran fotoğraf sanatçılarının mutluluğu ise objektiflere yansıdı.
Yağmur, çamur ve dolu gibi zorlu hava şartlarına rağmen sanatçıların kararlılığı ve sabrı, doğanın büyüleyici anlarını yakalama arzularının bir göstergesi oldu. Tatvan’ın benzersiz coğrafyası ve doğal güzellikleriyle birlikte gökkuşağının eşsiz kombinasyonu ise seyrine tatminsiz bir görüntü oluşturdu.
“Çok bekledik ama beklediğimize değdi”
Eşsiz fotoğraf karesini çekmek için günlerdir havayı takip ettiklerini belirten Fotoğraf Sanatçısı Oktay Subaşı, günlerdir çekmeyi planladıkları kareyi çekmeyi başardıkları için mutlu olduklarını söyledi. Son günde de saatlerce yağmur ve dolu yağışı altında sabırlı bekleyişlerini sürdürdüklerini kaydeden Subaşı, “Yağmur sonrası Tatvan’ın gökkuşağı ile fotoğraflarını çekmek için epeydir takipteydik. Bugünün sonunda düşündüğümüz şey gerçekleşti. Yoğun yağmur sonrası tam Tatvan’ın üzerinde gökkuşağı belirlendi. Bizimde bunu fotoğraflama imkanımız oldu. Kısa süreli de olsa bunu görmek son derece güzeldi” dedi.
Dron Pilotu ve Fotoğraf Sanatçısı Hakan Okay da, ilk defa şehir merkezinin eşsiz siluetiyle birlikte Van Gölü ve gökkuşağını aynı karede yakalama imkanı bulduğunu ifade etti. Uzun ve sabırlı bir bekleyiş ve takibin ardından arşivlerine bir birinden değerli kareler eklemiş olmanın mutluluğunu yaşadıklarını anlatan Okay, “Yediğimiz yağmur ve dolunun ardından bu eşsiz manzarayı hem görmek hem de fotoğraflamak ayrı bir keyif oldu. Çektiğimiz fotoğraf karelerinde şehir merkezinin eşsiz siluetiyle birlikte Van Gölü ve gökkuşağını aynı karede ilk defa yakalama imkanı bulmuş olduk. Tabi fotoğraf sabır iş, bazen saatlerce bezen ise günlerce beklemek gerekebiliyor. Bu da onlardan biriydi. Sonu güzel olduğu için mutluyuz” diye konuştu.
Öte yandan; fotoğraf sanatçıları tarafından farklı dron ve farklı çekim teknikleriyle görüntülenen hava değişimi ve gökkuşağının çıkış anı ise seyrine tatminsiz görüntüler oluşturdu. – BİTLİS
]]>SOSYAL MEDYA FENOMENİ ABD’DE HAYATINI KAYBETTİ
“İşte Benim Stilim” isimli televizyon yarışmasıyla ünlenen Adanalı sosyal medya fenomeni Yağmur Taktaş (28), 3 Nisan’da ABD’de fenalaşarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi için otopsi yapılan Taktaş’ın cansız bedeni, 20 Nisan’da hava yoluyla getirildiği Adana’daki Kabasakal Mezarlığı’nda toprağa verildi. Taktaş’ın ailesi, daha önce darbedilen ve dalağını kaybeden kızlarının ölümüne sebep olduğunu iddia ederek avukatları aracılığıyla Türk asıllı ABD vatandaşı ressam sevgilisi A.C.F.’den şikayetçi oldu.

“DAYAK YEDİĞİ İÇİN YEĞENİMİN DALAĞI ALINMIŞTI”
Taktaş’ın yaşadığı tüm sıkıntıları sürekli paylaştığı Adana’da yaşayan ve kimliğinin açıklanmasını istemeyen teyzesi K.C, yeğeninin 2 senedir A.C.F. ile sevgili olduğunu öne sürdü. A.C.F.’nin yeğenine saplantılı bir aşk beslediğini anlatan K.C., “Geçen yıl yeğenimi İstanbul’a geldiklerinde dövmüştü. Ağır darbe alan yeğenimin götürüldüğü hastanede dalağı alınmıştı. Bu olayla ilgili açılan dava halen devam ediyor. Ancak yeğenim tehditler sonucu şikayetini geri çekti ama yargılama kamu davası olduğu için sürdü” diye konuştu.
Taktaş’ın sevgilisiyle geçen yıl ağustos ayında tatil amaçlı ABD’ye gittiğini ancak geri dönmediğini aktaran K.C., baskı ve tehdit nedeniyle psikolojisinin her geçen gün kötüye giden yeğenini sevgilisinin bırakmadığını da anlattı.

“KANINDA ÖLÜME SEBEP OLMAYACAK KADAR UYUŞTURUCU ÇIKTI”
DHA’ya açıklamalarda bulunan teyze K.C. şunları söyledi: “Yeğenimin ölümünü konsolosluğun açtığı telefonla öğrendik. Annesi, babası, biz, yıkıldık. Ailenin tek çocuğuydu. Hayatını kaybettiği hastanedeki doktorla tercüman aracılığıyla görüşme yaptık. Kesin ölüm sebebi otopsi sonucunda belirlenecek. Bu da 4-5 ay sürüyormuş. Kanında ölüme sebep olmayacak kadar uyuşturucu çıktığını söylediler. Yeğenimin ölmesinde sevgilisinin mutlaka bir bağlantısı olduğunu düşünüyorum hatta adım kadar eminim çünkü biz sürekli iletişimdeydik.
“KISKANÇLIĞI YÜZÜNDEN YEĞENİMİN SAÇLARININ ÖN KISMINI KAZIYORDU”
Yeğenimi bu madde öldürdüyse onu bile sevgilisinin verdiğinden eminim. Kıskançlığı yüzünden yeğenimin kaşını ve saçlarının ön kısmını kazıyordu. Kimse ona bakmasın, beğenmesin, diye. Yeğenimi öldüresiye dövdü, dalağını kaybetti. Türkiye’deyken de bu şiddet sürüyordu. Yağmur yanına gitmeyince sosyal medya hesabından paylaşımlar yapıp, kötü fotoğraflarını paylaşıyordu. Evimize geliyordu. Yağmur 1.80 boyunda ama son zamanlarda 50 kiloya kadar düşmüş, ufacık kalmıştı. Kızımı darbetmesinin yanı sıra aç bırakıyordu, dışarı çıkarmıyordu. Psikolojisi de bozulmuştu, adeta paranoyak olmuştu.”

“BANA ‘YÜRÜYECEK KADAR BİLE HALİM YOK’ DİYORDU”
Yağmur ile mesajlaşmalarını da dava dosyasına koyduklarını dile getiren K.C., soruşturmanın tüm yönleriyle araştırılmasını isteyerek şöyle konuştu: “Bana gönderdiği mesajlarda sürekli Türkiye’ye dönmek istediğini ancak erkek arkadaşının buna izin vermediğini, ona sürekli vurduğunu ve kötü davrandığını söylüyordu. Son dönemde konsolosluğa başvurmasını söylüyordum ama ‘Teyze yürüyecek kadar bile halim yok’ diyordu. Kızımı aç bırakarak işkence yaptığını düşünüyorum.

“CEP TELEFONU KULLANMASINA İZİN VERMİYORDU”
Cep telefonu kullanmasına genellikle izin vermiyordu. Daha önceki tehditlerinden de şikayetçi olmuştuk ama işlem yapılmadı. Hem ABD’de hem Türkiye’de hukuk mücadelesi başlattık. Bu konunun asla peşini bırakmayacağız. Kesin ölüm nedeniyle ilgili otopsi raporunu bekliyoruz. Yeğenimin en azından mezarında rahat uyumasını istiyorum.”



Genellikle kavurucu sıcaklara sahip olan BAE, yer altı suyu sağlamak için yoğun bir şekilde bulut aşılama tekniği kullanıyor. Bu teknikte, uçaklar bulutlara tuz patlayıcıları sıkarak yağmur oluşumunu hızlandırıyor ve yağışı tetikliyor.
Associated Press’in analizine göre, BAE’nin bulut aşılama çabalarıyla ilişkilendirilen bir uçak, Pazar günü ülke genelinde uçuş gerçekleştirdi. BAE Ulusal Meteoroloji Merkezi’nden meteorolog Ahmed Habib, Bloomberg’e yaptığı açıklamada, olağanüstü yağışlardan önce birkaç gün boyunca çeşitli bulut aşılama uçuşlarının yapıldığını belirtti.
Bulut aşılama üzerine spekülasyonlar artarken, NCM, CNBC’ye yaptığı açıklamada, Salı günü saatlerinde herhangi bir operasyon yapılmadığını, ancak Pazar ve Pazartesi günleri operasyonların gerçekleştirildiğini doğruladı.
Sosyal medyada paylaşılan şok edici videolar, yüzlerce sürücünün arabalarını terk edip güvenliğe yüzmek zorunda kaldığını gösterdi. Bazı araçlar tamamen sular altında kaldı ve çatıları zar zor su yüzeyinden görülebiliyordu. Bazı zengin sürücüler, lüks araçlarında ‘yüzdüklerini’ övünerek anlattı; ama çoğu, selde mahsur kalarak araçlarının arızalanmasına tanık oldu.
Yağmur suyu evleri de doldurdu, insanları evlerinden çıkararak daha yüksek yapılarda sığınma aramaya itti.
Korkunç sel, havaalanını ve çevresindeki yolları bastı, onlarca uçuş iptal edildi ve yolcular şiddetli yağmurdan korunmak için terminalde sıkışıp kaldı.
Ülkenin yöneticileri, bazılarının Salı gecesi sular altında kalan araçlarında uyuduğu ülke için toplam hasar veya yaralanma bilgisi sunmadı.
Ancak Ras al-Khaimah’ta, ülkenin en kuzeydeki emirliğinde, polis 70 yaşındaki bir adamın sel sularıyla sürüklenen aracında hayatını kaybettiğini belirtti.
Bu sabah sosyal medyada paylaşılan video, şehrin nasıl yağmur perdesiyle kaplandığını gösterdi. Yağmurlar Pazartesi geç saatlerde başladı ve Dubai’nin kumlarını ve yollarını yaklaşık 0.79 inç yağmur ile ıslattı.
Fırtınalar Salı günü yerel saatle sabah 9 civarında şiddetlenerek gün boyu devam etti ve şehri daha fazla yağmur ve doluyla doldurdu.
Salı gününün sonunda, Dubai 24 saat içinde 5.59 inç yağmura maruz kaldı.
Dubai Uluslararası Havaalanı’nda, dünyanın uluslararası seyahatler için en işlek havaalanı ve uzun mesafe taşıyıcısı Emirates için bir merkez olan bir yılda ortalama 3.73 inç yağmur görülür.
Bazı yorumcular, bulut aşılamanın sellerden sorumlu olamayacağını, bu tekniğin mevsimsel yağışları yalnızca %10-30 oranında artırabileceğini belirtiyor.
Zaten bölgeye doğru ilerlemekte olan anormal bir hava sisteminin ve Dubai’nin yetersiz drenaj sistemlerinin bu şiddetli selin asıl nedeni olduğunu öne sürüyorlar.
Temizleme çalışmaları sabah erken saatlerde başladı; tanker kamyonları sokaklara ve otoyollara su pompalamak için gönderildi.
Yetkililer, okulları tatil etti ve hükümet, temizleme çalışmaları sürerken evden çalışma politikası uyguladı.
Dubai’nin seyahat otoriteleri bugün, sadece birkaç saat içinde bir buçuk yıldan fazla yağmurun vurduğu havaalanından uzak durulması konusunda yolcuları uyardı.





Bozdağ, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Şanlıurfa’da Abide Kavşağı’nda düzenlenen mitingde, kentte etkili olan yağmura rağmen liderleriyle buluşmak isteyen vatandaşların meydanları doldurduğunu belirtti.
“Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda” şarkısında olduğu gibi Şanlıurfa’nın reisiyle aynı yolda yürümeye ve yağan yağmurda ıslanmaya kararlı olduğunu aktaran Bozdağ, “31 Mart sadece Şanlıurfa’mız için değil, Türkiye’miz için de bir kader seçimidir. Bir yandan yerel yöneticilerimizi belirlerken öte yandan seçim sonrası Türkiye’nin istikrar istikametini de tayin konusunda siyaseten büyük bir kararın altına imza atacağız. Sadece oy vermekle kalmayacağız. Şehrimizi emanet edeceğimiz kadroları, ülkemizin yönetiminde olanların arkasındaki gücü bir kez daha ortaya koymuş olacağız. Onun için Şanlıurfa yeni dönemde de yeniden, daha güçlü şekilde AK kadrolarla yola devam etmeye hazır mı? Kararlı mı? Büyükşehirde Zeynel Abidin Beyazgül kardeşimi, ilçelerde de gösterdiğimiz adayları, belediye meclis üyelerimizi en yüksek oylarla yeniden Urfa’mızın hizmetkarları olarak seçmeye var mıyız? Allah var etsin.” dedi.
Bozdağ, etkili olan yağmura rağmen vatandaşların miting alanına gelmekten vazgeçmediğini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yağan yağmurun altında kardeşlerimiz ıslandılar ama vazgeçmediler, mitingimizde Cumhurbaşkanımızla buluşmaktan vazgeçmediler. Şanlıurfalıları yağmur yolundan döndüremedi, hiçbir kirli hesap da yolundan Allah’ın izniyle döndüremeyecektir. İnşallah yeni dönemde Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki hükümetimizle yerelde de AK kadrolarla el ele veren bir Şanlıurfa daha güçlü olacaktır. Bir yandan UrfaRay’la Urfa’mız buluşurken öte yandan kentsel dönüşümle büyük bir değişimi hayata geçireceğiz. Diğer yandan hızlı trenle Şanlıurfa’mızı yeni dönemde buluşturacağız. Biz hizmetin, eserin, projenin insanlarıyız. Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin dağlarını, taşlarını, ovalarını eserlerle donattığı gibi, Şanlıurfa’da olan eserlerin büyük bir çoğunun altında da onun ve yol arkadaşlarının mührü vardır. Yeni dönemde de yine yapılacaksa AK Parti yapacak. Yine eser kazandırılacaksa AK kadrolar kazandıracak. O yüzden biz yeni dönemde istikrarı tercih ettik. Şanlıurfa’nın ilçelerinin yapacak çok işi var dedik. Onun için de durmak yok, yola devam diyen bir adım attık. İnşallah hemşerilerimiz de buna değer verdiği takdirde Şanlıurfa daha güçlü bir şekilde yoluna koşacaktır.”
Mazeret üretmeden hizmet yapacak kadroların AK kadrolar olduğunun altını çizen Bozdağ, Şanlıurfa’ya hizmet etmeye devam edeceklerini söyledi.
Diğer konuşmacılar
Cumhur İttifakı Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Zeynel Abidin Beyazgül, 31 Mart gecesi 13 ilçedeki sandıklardan zaferle çıkacaklarını aktararak, yağan yağmurlarda beraber ıslanacaklarını ve beraber yürüyeceklerini belirtti.
Hizmetleri bugüne kadar olduğu gibi yine sürdüreceklerinin altını çizen Beyazgül, “13 ilçemizde yolumuza devam edeceğiz. Yaptığımız hizmetlerin üzerine hizmetlerimizi koya koya devam ettireceğiz Allah’ın izniyle. Döndük geçmişe baktık her zaman, 5 yıla baktığımız zaman şu şehri imar ettik, her tarafını güzel ettik. Her ilçemizde sevdamız var, elimiz var. Sizler bizim gönül kardeşlerimizsiniz. Yine 31 Mart’ta ne diyoruz? Durmak yok, yola devam Allah’ın izniyle.” dedi.
AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Ali İhsan Delioğlu, Şanlıurfa’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan sevgisini bütün Türkiye’nin bildiğini ve bu coşkunun 31 Mart’ta sandığa yansıyacağını aktardı.
MHP İl Başkanı Mahmut Güneş ise Şanlıurfa’nın her zaman milletinin, devletinin yanında yer almış bir şehir olduğunu ifade etti.
]]>Bursa’nın Osmangazi ilçesi Sırameşeler Mahallesi Çatal Sokak’ta 24 Ocak 2023 tarihinde meydana gelen olayda, gece kulübünde solist olarak çalışan Nurcan İnan (41) evine gitmek için mekandan ayrıldı. Arkadaşı olduğu iddia edilen İzzet Akdeniz (47), İnan’ın yolunu evinin önünde kesti. Bir süre sokakta konuşan ikili arasında tartışma çıktı. Nurcan İnan’ın kızı Yağmur (19) da seslerin ardından evden dışarı çıktı. Bu sırada İzzet Akdeniz, belinden çıkardığı tabanca ile Nurcan İnan’a ateş etti. Başından vurulan talihsiz kadın kanlar içinde yere yığıldı. “Nurcan, öldüreceğim seni” diyerek bölgeden ayrılan Akdeniz’in 16 AV 585 plakalı otomobille kaçtığı tespit edildi. O anlar kameralar tarafından kaydedilirken, Çekirge Devlet Hastanesi’ne kaldırılan kadın hayatını kaybetti.
Tutuklanan İzzet Akdeniz hakkında Bursa 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebiyle dava açıldı. Akdeniz, yargılama sürecinde yaptığı savunmasında ise Nurcan İnan’ın sevgilisi olduğunu ve aynı evde yaşadıklarını söyledi. Akdeniz, “O gün Nurcan bana akşam iş yemeği olduğunu söyleyip, ‘Beni gece al’ dedi. Gece çalıştığı mekana gittiğimde Nurcan ve kızı Yağmur bir erkekle birlikte alkol alıp eğleniyorlardı. Onları beklerken, yanıma gelen garson dışarı çıkmamı istedi. Ben de ayrıldım. Bir süre sonra iş yerinden çıkan Nurcan ve Yağmur, taksiyle eve gideceklerini söylediler. Öyle de yaptılar. Nurcan, çok alkol almıştı. Onun için çok endişelendim. Ben de otomobilimle kendilerini takip ettim. Evlerinin önünde tartışınca Nurcan ve Yağmur bana hakaretler yağdırdı. Tabancamı çıkarıp onları korkutmak için yere ateş ettim. Ardından Nurcan’a sarılarak onu sakinleştirmeye çalıştım. Nasıl oldu bilmiyorum bir anda patlayan silahımla onu istemeyerek vurmuştum. Yağmur, ‘Annemi vurdun’ diyerek bana bağırınca olayın farkına vardım. Ardından arabaya binerek uzaklaştım. 5 dakika sonra yeniden Nurcan’ın yanına döndüm ve ona ‘Seni çok seviyorum ölme’ diyerek yalvardım. Sonra da polise teslim oldum. Rahmetlinin ailesinden çok özür dilerim. Başsağlığı diliyorum. Pişmanım” diye kendini savundu.
Annesinin öldürüldüğü cinayetin etkisinden kurtulamadığını ifade eden Yağmur M. ise, “Olay günü annem beni telefonla arayıp, ‘Kızım bu akşam iş yemeğimiz var. Gel birlikte oluruz’ dedi. Onu kıramadım. İş yerine gittik. Birlikte yemek yiyip eğlendik. Çıkışta bizi rahatsız etmeye başlayan İzzet Akdeniz ile karşılaştık. Bizi otomobiliyle evine bırakmak istedi. Kabul etmeyip taksiye bindik. Bu sırada telefonla aradığı anneme hakaret etti. Evin önüne geldiğimizde bizi burada elindeki tabancayla bekliyordu. Yaşanacakları anladığım için annemin önüne geçip, silahı bırakması için kendisine yalvardım. Buna rağmen, ‘Şakam yok’ diye bağırıp yere ateş etti. Ardından annemin kafasına sıkıp öldürdü. O anı hiç unutmadım, unutmayacağım da. Olayın etkisindeyim” diye konuştu.
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, suçunu sabit gördüğü Akdeniz’e ‘kadına karşı kasten öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Sanığın pişmanlık duygularını söylemesi sebebiyle takdiri indirim uygulayan heyet, cezayı müebbet hapse çevirdi. Mahkeme ayrıca Akdeniz’e ‘ruhsatsız silah taşımak’ ve ‘tehdit’ suçlarından toplam 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası verdi. – BURSA
]]>Dinek Dağı’na yağan kar, iki haftada eridi
Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak’ta kuraklık çanları çalıyor
Son günlerde artan hava sıcaklıkları çiftçiyi tedirgin etti
KIRIKKALE – Kırıkkale’de Ocak ayının son günlerinde yüksek kesimlere yağan kar, Şubat ayının ikinci haftasında artan hava sıcaklıklarından dolayı eridi. Kurak geçen kış mevsiminden dolayı tarım arazileri olumsuz yönde etkilenirken, çiftçiler ise endişeli olduklarını söyledi.
Kırıkkale’de kış mevsiminde son yılların en kurak kışı yaşanıyor. Yağışların önceki yıllara göre daha az olması sebebiyle yaşanan kuraklık, tarımsal üretimi olumsuz yönde etkiliyor. Ocak ayının son günlerinde bin 744 rakımlı Dinek Dağı’na yağan kar, son günlerde hava sıcaklıklarının 16 dereceye kadar yükselmesiyle birlikte kısa sürede yok oldu. Şubat ayının ikinci haftasında da yağmayan kar, çiftçiyi tedirgin ediyor. Su kaynaklarının azalmasından dolayı çiftçiler, kuraklığa daha dayanıklı ürün yetiştirmeye yöneliyor.
Kızılırmak’ta kuraklık çanları çalıyor
Şehirdeki akarsular da kuraklıktan etkilendi. Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak, kuraklık tehditliyle karşı karşıya kaldı. Şehirde yeterli yağış miktarının olmamasından dolayı bölgede kuraklık sorunu baş gösteriyor. İç Anadolu’nun en doğusundaki Sivas ilinin İmranlı ilçesindeki Kızıldağ’ın güney yamaçlarından doğup Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Kırıkkale, Ankara, Çankırı, Çorum ve Samsun’dan geçerek Karadeniz’e dökülen Kızılırmak’ta su seviyesi düştü. Irmakta, su seviyesinin gözle görülür oranda azalmasıyla adacıklar ortaya çıktı.
Yukarımahmutlar köyünde çiftçilik yapan Hakan Yurdakul (51), tarım arazilerinin kuraklıktan etkilendiğini belirterek, su kaynaklarının da yok olma noktasına geldiğini söyledi.
“Tarlaların üstünde kar göremedik, kara hasret kaldık”
Kar ve yağmurun yağmadığını ifade eden Yurdakul, “Şu anda bizim yağmurumuz ve karımız yok. Tarlanın altından çamur bile çıkmıyor. Bu ayda en az yarım metre bir metre kar olması lazım. Ama biz o karı göremedik. Doğuya kurban olduğum Allah veriyor, İç Anadolu Bölgesinde de bir karış kar yok. Tarlaların üstünde kar göremedik, kara hasret kaldık. Çiftçi ne yapacağını şaşırdı. Normalde gübre atılmaz şu ayda gübre atıyoruz ki ekinler kabarsın da mazot parasını kurtaralım diye. Devletimiz teşvik verse bile yine bir şey yapamıyoruz yağmur yağmadığı için. Ortalık toz toprak. Önceden 8-10 metrelerde suyumuz vardı şimdi 70 metrelerde su bulamıyoruz. Çünkü ne kar var nede yağmur” diye konuştu.
“Kış olmaması tarlamızın verimini azaltıyor”
Kuraklıktan dolayı ürün değiştireceklerini anlatan çiftçi Samet Kerman, “Ekinlerde zarar ediyoruz. Yağmur olsa belki kurtarır ama yağmur yok. Geçen sene Ocak ayında kar yağmıştı. Kış olmaması tarlamızın verimini azaltıyor. Ekinimiz az oluyor. Geçen sene de olmadı. Ama yine de sürüyoruz emeğimiz olsun diye. Kış azaldı, kış yok gibi bir şey. Bu durumda bizi olumsuz yönde etkiliyor. Normalde ekin ekiyoruz ama kuraklıktan dolayı ürün değiştireceğiz, yapabilirsek de kavun ekeceğiz” şeklinde konuştu.
“Allah yardımcımız olsun”
İlyas Kalkan ise, “İki haftaki kar keşke devam etse de bu kuraklıktan kurtulsak. Ekinlerimiz mahsullerimiz kuramasa. Şuanda da ciddi anlamda kuraklık var. Mahsullerimiz bu kuraklıktan etkilenecek. Tarımda ve sulamada ciddi anlamda zorluk olacak. Allah yardımcımız olsun” dedi.
]]>ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2 bin metrekareden büyük parsellerde inşa edilecek binalarda yağmur suyundan faydalanmak için getirdiği ‘yağmur sulu toplama sistemi’ zorunluluğunun ardından Tekirdağ’da 200’ün üzerinde sitede 75 ile 150 ton arasında değişen depolar kuruldu. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nden (NKÜ) Prof. Dr. Halim Orta, “Bir kere her yerde, tarımda, şehirlerde, hatta sanayide yağmur hasadı denen sisteme geçmemiz lazım. Nedir yağmur hasadı? Yağışla düşen suyun mümkün olunca depolanması ve kurak zamanlarda kullanılmasıdır” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2 bin metrekareden büyük parsellerde inşa edilecek tüm binaların çatılarında toplanan yağmur sularının, bahçe sulama ve arıtılarak bina ihtiyacında kullanılmak üzere bahçe zemini altında bir depoda toplaması amacıyla ‘yağmur suyu toplama sistemi’ yapılması zorunluluğu getirdi. 2022 yılında yürürlüğü giren kararın ardından Tekirdağ genelinde bugüne kadar 200’ün üzerinde sitede yağmur suyu toplamak için 75 ile 150 ton arasında değişen depolar kuruldu.
‘DİKKATE DEĞER BİR ARTIŞTAN BAHSETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL’
NKÜ Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Arazi ve Su Kaynakları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halim Orta, kurak geçen dönemin ardından kasım ve aralık ayındaki güzel yağışların toprağın açlığını doyurduğunu söyledi. Prof. Dr. Orta, “Son 2 yıldan beri yaşadığımız ciddi kurak dönemler, 1 metrelik bitkiler için önem arz eden tarımsal kuraklığın belirleyicisi olan 1 metrelik profildeki nem miktarı ciddi azaltmıştı. An itibaren bu 1 metrelik profil, aşağı yukarı tarla kapasitesi dediğimiz seviyelere geldi, doldu. Bundan sonra düşecek düzgün kapasiteli, yoğunluklu, uzun süreli yağmur ve kışın yağacak kar yağışları ile umuyoruz ki artık yer altı sularının beslenmesi gerçekleşecektir. Ama şu ana kadar düşen yağışlar ile böyle yer altı sularında dikkate değer bir artıştan bahsetmemiz mümkün değil. Bunlar ile böyle hemen gün içerisinden değişecek miktarlar değildir” dedi.
‘TARIM VE SANAYİDE DE SU HASADINA GEÇMELİYİZ’
Prof. Dr. Orta, yağmur hasadının önemli olduğunu ve bunun için apartman sitelerinin, sanayicilerin de depolama sistemi yapmalarının önemli olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Orta, “Ne yapmamız lazım? Bir kere her yerde, tarımda, şehirlerde, hatta sanayide yağmur hasadı denen sisteme geçmemiz lazım. Nedir yağmur hasadı? Yağışla düşen suyun mümkün olunca depolanması ve kurak zamanlarda kullanılmasıdır. Bunun için araziye koyduğunuz bir taş bile altında su biriktir. O noktada bir de su birikim olur ve arazinin diğer yerlerine göre daha geç kurur. En basitini söylüyorum. Toprak işleme biçimleri buna çok uygundur. Şehirlerde betonlaşma çok uygundur, düşen yağışların mutlaka şehirlerde ayrı bir yağmur suyu şebekesi ile toplanması, kolektörlerle depolama alanlarına iletilmesi ve bunların yeşil alan sulamasında, itfaiyecilik hizmetlerinde ve diğer ihtiyaçlarda kullanılması sağlanmalıdır” diye konuştu.
‘YER ÜSTÜ KAYNAKLARI GELİŞTİRME PROJELERİ YAPMAMIZ LAZIM’
Türkiye’de site yerleşimlerinin çok moda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Orta, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yeni yaklaşımında, her bir sitede su depolama hatta yağmur suyu depolama yapılarının kullanılması gerekecek. Bunların mevzuatta da yerel yönetim, belediyecilik anlamında da mevzuata girmesi ve boyutlarının belirlenmesi çok önemli. Boyutları göstermelik depolar yapılmamalı. En azından bir ailenin 4-5 günlük şu ihtiyacını karşılayacak düzeyde, bir ailenin günlük su ihtiyacı yaklaşık 300 litredir, 4 kişilik bir şehirde 5 günlük ihtiyaç 1,5 ton. Sitede 100 aile varsa, 150 tonluk su deposu yapılmalıdır. 200 aile varsa, 300 tonluk bir su deposu olması gerekir ki hiç olmazsa depolanan su zor zamanda 4-5 gün ihtiyacı karşılayabilsin. Birçok sitede yeşil alanlar var, ciddi şekilde görsel tatmin için, hatta yüzme havuzları var, hatta bu yağmur suyu çok rahat yüzme havuzlarında da kullanabilir. Çok kaliteli sulardır, tüm sudan daha kaliteli su, yağmur suyudur. O vesileyle şehirlerde bunları uygulamak gerekir, tarımda toprak işleme biçimlerimizi değiştirmemiz lazım. Sanayide kirletmeyi engelleyerek onların da yağmur suyundan istifade edecek yapıları kurması gerekir, çok büyük kapalı alanları var. Çatı sistemleri var, bu çatıya düşen suları toparlayarak kullanabilirler. Ama her şeyin üstünde esasen yer üstü kaynakları geliştirme projelerini yapmamız lazım” dedi.
‘DOĞAYI BOZMAYACAK GÖLET VE BARAJLAR YAPMALIYIZ’
Su sıkıntısının çözümlerinden birinin de gölet yapılması olduğunu söyleyen Prof. Dr. Orta, “Bunlar, ekosistemi bozmayacak ölçekteki gölet ve barajlardı. Doğal yapıyı, doğayı, doğal dengeleri bozmayacak gölet ve barajları yapmamız lazım. Bunları şehirler için yapmamız lazım, organize sanayi bölgeleri için yapmamız lazım. Bunları tarımsal sulamalar için köylere yapmamız lazım. Bu barajlar ile yer üstü sularını kullanacağız ve aynı zamanda da yer altı su kaynaklarının beslenmesini sağlayacağız ki uzun süreli kurak periyotlarda başvurabileceğimiz, acil durumda kullanabileceğimiz kaynaklarımızı hazır tutacağız. Bunlar olursa rahatlarız, tabi ki belirli periyotlardaki kuraklıklara karşı rahatlarız” diye konuştu.
‘PROJELERDE YAĞMUR SUYU DEPOLAMA SİSTEMİNE GEÇTİK’
Tekirdağlı müteahhit Aydın Kervancı ise bakanlığın mevzuatı öncesinde yağmur suyu depolama sistemi yaptıklarını ve bu sayede büyük bir avantaj sağladıklarını söyledi. Kervancı, “O biriken yağmur suları, bahçe sulama, havuz ve binaların temizliğinde kullandığımız bir su. Çünkü bildiğiniz gibi yağmur suyu en kaliteli ve temiz sulardan birisi. Projelerde bugüne kadar 75 ton ile 150 ton arasındaki büyüklüklerde yaptık. Bu çok doğru bir mevzuat. Çünkü bu depolarla yıllık 400 tondan fazla tasarruf sağlıyoruz. Sadece bizim 1 yıl içerisinde yapmış olduğumuz 15’e yakın yağmur suyu deposu var. Firma olarak yıllık 6 bin tona yakın tasarruf sağlayan depolar imal ettik. Çatılardan aşağıya inen derelerimiz var, aşağıda da açık oluklarımız var. Bu sayede sitede yağan yağmurun hepsi bir yerde toplayabiliriz. Her yağmurda tekrarlanacak, onu 75 ton olarak düşünmemek lazım. Her yağmurda dolacağı için onun 500, 600 ton kapasitesi var” dedi.
]]>