DTO Meclis Başkanı Salih Sarıkaya’nın idaresinde gerçekleştirilen oturumda, DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan bir önceki toplantılarından bu yana gerçekleşen sosyoekonomik gelişmeler ve sektörel verilerle ilgili değerlendirmesinin yer aldığı konuşmasında, geçen yılın aynı dönemine göre, yılın ilk 5 ayında şehrimizin Patentte yaptığı marka başvurusunun yüzde 7’den fazla, faydalı model başvurusunun yaklaşık yüzde 12, patent başvurusunun da yaklaşık yüzde 17 arttığına dikkat çekti. Başkan Erdoğan; “Faydalı modeldeki artışımız, ülke genelindeki oranın da üstüne çıktı. Marka, patent ve faydalı model başvurularındaki başarımız, Denizli’nin gerçek potansiyelini ve gücünü bir kez daha ortaya koymuştur. Hepinize, bugün burada olan ya da olmayan herkese, tüm üyelerimize, bu tablodaki katkıları ve emeklerinden dolayı tek tek teşekkür ediyorum” dedi.
DTO’ya kayıtlı yabancı sermayeli firma, 399’a yükseldi
Başkan Erdoğan ayrıca Denizli’de geçen ay 2, yılın ilk yarısında ise 16 yabancı sermayeli şirket daha kurulduğunu ve DTO’ya kayıtlı yabancı sermayeli firmaların 399’a yükseldiğini açıkladı; “Bunlar arasında Almanlarla ortaklık 82 firma ile ilk sırada. 57 farklı ülkeden gelen yabancı yatırımcıların şehrimizdeki girişimlerindeki sermaye oranları yüzde 61. Yabancı sermaye tutarı ise 403 milyon TL’yi aştı” diye konuştu.
Denizli’de konut satışı arttı
Erdoğan, konuşmasında, Denizli’de mayıs ayındaki konut satışının bir önceki aya göre yaklaşık yüzde 47,5 arttığını da duyurdu. Başkan Erdoğan, “Ülke genelindeki artışın da üzerine çıktık. Ancak geçen yılın aynı ayına göre ise yaklaşık yüzde 17 azaldı. Yılın ilk 5 ayındaki konut satışı da bir önceki yılın aynı dönemine göre yine yaklaşık yüzde 16 azaldı. Ülke genelindeki azalışın yaklaşık 6 katına ulaştı” dedi.
DTO, 22.000 üyeye ulaşmaya çok yaklaştı
Denizli Ticaret Odası’na geçen ay 103 üye daha kaydettiklerini de ifade eden Başkan Erdoğan, 44 üyenin ise kaydını sildirdiğini, 15 firmanın da tasfiye sürecine girdiğini belirtti. Erdoğan, “Haziranın sonu itibarıyla 21 bin 901 üyeye ulaştık. Faal üye sayımızı, son 1 yılda yaklaşık yüzde 6 artırdık. Oda olarak yılın ilk yarısında 427 sayısal takograf ile 390 K belgesi verdik. Ayrıca 141 kapasite raporu ile 154 iş makinasının tescilini onayladık. Bunların yanında 26 ekspertiz raporu, 6 yerli malı belgesi ile 6 da levhaya kayıtlı sigorta acentesi belgesi düzenledik. Yeni levhaya kayıtlı sigorta acentesi belgesi, geçen yılın ilk yarısına göre yüzde 200 arttı. Aynı dönemde odamıza gelen 3.327 evrak karşılığında 10.959 evrak düzenleyip verdik” diye konuştu.
DTO Meclisi, gündemini ele alıp raporları oylamasının ardından dağıldı. – DENİZLİ
]]>İYİ Partili Kürşad Zorlu, sığınmacı sorunuyla ilgili İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na iki ayrı soru önergesi verdi.
Zorlu, önergesinde “İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya son basın toplantısında Türkiye’de yasal kalış hakkı olan yabancı sayısını 4 milyon 474 bin ve bu sayıda 3 milyon 114 bin geçici koruma kapsamında Suriyelinin bulunduğunu açıklamıştır. İstanbul’da ise bu sayısının 1 milyon 92 bin düzeyinde olduğu belirtilmiştir. Oysa İstanbul Göç İdaresi verilerine göre yasal olarak ilçe nüfusunun yüzde 20’sini aştığı için ikamete kapatılan 10 ilçesinde var olduğu belirtilen yabancı sayısı 1 milyon 341 bindir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tahminleri ise su tüketim artışına göre yaklaşık 2.5 milyondur” ifadelerine yer verdi.
Zorlu, Bakan Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:
“Türkiye’de yaşayan kayıtlı yabancı sayısı kaçtır? Kayıt altına alınamamış yabancı sayısının ne kadar olduğu tahmin edilmektedir? İstanbul’un diğer 29 ilçesinde yaşayan yabancı sayısı kaçtır? Türkiye’de yabancı nüfusu yüzde 20’yi aşan ilçeler hangileri olup bu ilçelerdeki mevcut yabancı sayısı kaç olmuştur? Başta büyükşehir belediyeleri olmak üzere yerel yönetimlerle veri paylaşımı ve iş birliği yapılmakta mıdır? Yapılıyorsa hangi çalışmalar ve projeler yürütülmüştür?”
“Sığınmacıların doğurganlık oranı ve hızı…”
Zorlu diğer soru önergesinde ise, sığınmacıların doğurganlık oranına ve hızına dikkati çekerek, “Ülkemizde her geçen gün sığınmacı nüfusu artmaya devam etmektedir. Düzensiz göç ve sınır güvenliğinin bu durumda etkisi çok olduğu gibi ülkemizde bulunan sığınmacıların doğurganlık oranı ve hızı da büyük bir etkiye sahiptir. Ayrıca özellikle sığınmacıların yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde resmi ve gayri resmi evlilik yaptıkları bilinmektedir. Sığınmacıların doğurganlık oranıyla ve evlilik durumlarıyla ilgili çeşitli kuruluşlar araştırmalar yapsa da resmi kurumlardan bunun ile alakalı bir açıklama yapılmamıştır. Göç İdaresi’nin 20 Haziran 2024 tarihli açıklamış olduğu verilere göre ülkemizde 3 milyon 113 bin geçici koruma kapsamında Suriyeli, 1 milyon 121 bin ikamet izni verilen yabancı, 102 bin 879 düzensiz göçmen bulunmaktadır. Her ne kadar resmi olarak bu rakamlar açıklanmış olsa da sayıların çok daha yüksek olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Ülkemizin geleceğini ve demografik yapısını etkileyecek bu gibi konulara önem verilmeli ve çalışmalar yapılmalıdır” ifadesini kullandı.
Zorlu, Bakan Yerlikaya’ya, “Ülkemizde bulunan yabancıların doğurganlık ve evlilik durumlarıyla ilgili bir çalışma yapılmakta mıdır? Yapılıyorsa bunlar nelerdir? 2012 yılından itibaren ve yıllar itibariyle yabancıların evlilik sayıları ne kadardır? Uyruklarına göre dağılımı nedir? Ülkemizde mevcut yabancı sayıları göz önüne alındığında ve doğurganlık hızına da bakıldığında 2030 ve 2050 yılları itibariyle yabancı nüfusun ne kadar olacağı tahmin edilmektedir? İlerleyen yıllarda ülkemizin demografik yapısını olumsuz etkileyecek bu durumun önüne geçmek adına çalışma yapılmakta mıdır? Yapılıyorsa bunlar nelerdir” diye sordu.
]]>
Parlamentoda ilk onayı 17 Nisan, ikinci onayını 1 Mayıs’ta alan ve yaklaşık bir aydır protesto edilen “yabancı etkinin şeffaflığı” konulu yasa tasarısına ilişkin üçüncü ve nihai oylama yapıldı.
Parlamento Başkanı Şalva Papuaşvili’nin yönettiği Genel Kurulda yapılan oylamada, tasarıya 30 “hayır” oyuna karşılık 83 “evet” oyu verildi.
Ülkede haftalar boyunca protestolara neden olan tasarının, yasalaşması için Parlamentoda üç kez oylanması gerekiyordu.
Bu arada, oylama sırasında bazı milletvekilleri arasında kavga ve tartışmalar çıktı.
Cumhurbaşkanı Zurabişvili’nin yasayı veto etmesi bekleniyor
Göstericilerin “Rus yasası” olarak nitelendirerek tepki gösterdiği yasa, imzalaması için Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili’ye gönderilecek.
Zurabişvili, daha önce yaptığı açıklamalarda, yasa tasarısına karşı olduğunu ifade etmişti.
Göstericiler gibi, tasarıyı “Rus yasası” olarak nitelendiren Zurabişvili, tasarının Parlamentoda kabul edilmesi durumunda veto edeceğini belirtmişti.
Zurabişvili’nin veto etmesi durumunda yasanın tekrar parlamentoya gönderilmesi için iki haftalık süre gerekiyor.
İktidar partisi, Parlamentoda Cumhurbaşkanı Zurabişvili’nin yasaya yönelik kullanacağı veto kararını aşacak çoğunluğa sahip bulunuyor.
Parlamentonun önünde arbede çıktı
Parlamentoda oylamanın yapıldığı sırada binanın çevresinde yasa karşıtı gösteriler devam etti.
Olay yerine gelen çok sayıda polis, göstericilerin binanın önünden çekilmesi için geniş güvenlik önlemleri aldı.
Oylamanın sonuçları açıklanınca, bazı göstericiler Parlamento binasına girmeye çalıştı.
Kapıları kırmak isteyen göstericiler ile polis arasında çıkan arbedenin ardından gözaltına alınanlar oldu.
Ülkede, tasarıya karşı yapılan protestolar, yaklaşık bir aydır devam ediyor.
Yasa tasarısında “yabancı bir gücün çıkarlarını gözeten organizasyon” tanımı kullanılıyor
Hükümetin bu yıl Parlamentoya tekrar sunduğu tasarı, fonlarının yüzde 20’sinden fazlasını yurt dışından alan Gürcistan’da kurulan kuruluşların “yabancı bir gücün çıkarlarını gözeten organizasyon” olarak kaydolmalarını veya para cezalarıyla karşı karşıya kalmalarını öngörüyor.
Tasarıya göre, “yabancı bir gücün çıkarlarını gözeten organizasyon” olarak kabul edilen STK ve medya gibi kurum ve kuruluşlarının, kamu siciline aynı isimle kayıtlı olması gerekiyor.
Kayıt sırasında, kurum ve kuruluşları tarafından tüm gelirlerin yansıtılması gerekecektir.
Tasarıya göre, aynı zamanda kuruluşların her yıl mali beyanname doldurma zorunluluğu da olacak.
Yasa tasarısı, Adalet Bakanlığına her an konuyu araştırma, inceleme ve takip etme yetkisi veriyor.
“Yabancı bir gücün” çıkarlarını yürüten kuruluş olarak kaydolmaktan kaçınmak veya beyannamenin doldurulmaması, kuruluşu 25 bin Gürcistan larisi (yaklaşık 302 bin lira) cezayla karşı karşıya bırakacak.
Geçen yıl da gösterilere neden olmuştu
İktidardaki Gürcü Hayali Partisi, “yabancı etkinin şeffaflığı” yasa tasarısını ilk olarak Mart 2023’te parlamentoya sunmuştu.
Tasarı, fonlarının yüzde 20’sinden fazlasını yurt dışından alan Gürcü kuruluşların “yabancı ajan” olarak kaydolmalarını veya para cezalarıyla karşı karşıya kalmalarını öngörüyordu.
Muhalifler ve Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili, yasa tasarısının Rusya’nın talimatıyla hazırlandığını ileri sürerek iptal edilmesini istemişti.
Muhalifler, tasarının iptal edilmesi için gösteriler başlatırken, parlamentoda milletvekilleri arasında kavgalar çıkmış, Tiflis sokaklarında protestolar düzenlenmişti.
Gösterilerin büyümesi üzerine Gürcü Hayali Partisi, parlamentoda ön onay alan yasa tasarısını geri çekmişti.
]]>TİFLİS – Gürcistan’da geçtiğimiz yıl gösterilere yol açan “Yabancı Etkinin Şeffaflığı” yasa tasarısına yönelik protestolar devam ederken, parlamento önünde akşam saatlerinde düzenlenen gösteride 14 kişi gözaltına alındı.
Gürcistan’da ifade özgürlüğünü kısıtlayacağı ve sivil toplum kuruluşlarını bastıracağı gerekçesiyle geçtiğimiz yıl büyük tepki çeken “Yabancı Etkinin Şeffaflığı” yasa tasarısına yönelik protestolar devam ediyor. Başkent Tiflis’teki parlamento binası önünde akşam saatlerinde bir araya gelen binlerce kişi, tartışmalı yasanın yeniden parlamentoya sunulmasına tepki gösterdi. Gösterinin ilerleyen dakikalarında protestocular ile polis arasında arbede çıktı.
İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, çıkan olaylarda 1 polisin yaralandığı ve 14 göstericinin gözaltına alındığı aktarıldı. Açıklamada, “Kolluk kuvvetleri, eylemi düzenleyenlere ve katılımcılara İçişleri Bakanlığı temsilcilerinin yasal gerekliliklerine uymaları, özgür toplanma ve ifade özgürlüğünün yasal sınırlarını aşmamaları, eylemin katılımcılarına ise defalarca çağrıda bulundu. Yasal gereklilikler dikkate alınarak kamu düzeninin bozulması, kolluk kuvvetlerine direnme ve sözlü tacizde bulunmaları nedeniyle 14 kişi gözaltına alındı” ifadeleri kullanıldı.
Gürcistan parlamentosunda yumruklu kavga
Yasa tasarısını sunan iktidardaki Gürcü Hayali Partisi’nin parlamento çoğunluğu lideri Mamuka Mdinaradze, tasarı hakkında konuşma yaptığı sırada muhalefetteki Vatandaşlar Partisi Milletvekili Aleko Elisaşvili’nin saldırısına uğramıştı. Yasanın Rusya’yla bağlantısı olmadığını savunan Mdinaradze’ye hakaret eden Elisaşvili, sözlü saldırısına yumrukla devam etmişti. Elisaşvili’nin yumruklu saldırısının ardından iktidar ve muhalefetteki milletvekilleri de birbirine girmişti. Bazı milletvekillerinin hafif yaralandığı olayda, Hukuk Komitesi’ndeki görüşmelere kısa bir ara verilmişti.
“Yabancı Etkilerin Şeffaflığı” yasa tasarısı
Gürcistan’da iktidara yakın Halkın Gücü Partisi’nin “Yabancı Etkinin Şeffaflığı” yasa tasarısını Mart 2023’te parlamentoya sunmasının ardından protestolar başlamıştı. Protestocuların “Rus yasası” olarak nitelendirdiği yasa tasarısına göre yıllık finansmanlarının yüzde 20’sinden fazlasını yurt dışından alan sivil toplum ve medya kuruluşları, her yılın ocak ayında kendilerini “yabancı ajan” olarak kaydettirmek zorunda kalacak. Kaydı yapmayanlar 25 bin lari (yaklaşık 300 bin lira) para cezasına çarptırılacak. Yasanın kabul edilmesinin Gürcistan’da basın özgürlüğünü kısıtlayacağı, sivil toplum kuruluşlarını bastıracağı ve ülkenin Avrupa Birliği’ne entegrasyon sürecine zarar vereceği belirtiliyor. Göstericiler ve muhalefet partileri, yasa tasarısının Rusya’daki “Yabancı Ajanlar Yasası”na benzediğini ifade ediyor. Ayrıca ABD, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de söz konusu yasaya tepki gösteriyor.
İktidardaki Gürcü Hayali Partisi, ülkedeki şiddetli protestoların ardından 9 Mart 2023’te yasa tasarısının geri çekildiğini açıklamıştı. Söz konusu yasa tasarısı bu yıl 8 Nisan tarihinde yeniden parlamentoya sunuldu.
“Kuruluşların finansmanı şeffaf değil”
İktidardaki Gürcü Hayali Partisi’nin parlamento çoğunluğu lideri Mamuka Mdinaradze, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada ülkesinde faaliyet gösteren STK’ların finansmanının yüzde 90’ından fazlasının şeffaf olmadığını ifade ederek, uluslararası kuruluşların Gürcistan’daki STK ve basın kuruluşlarına sağladıkları finansman hakkında şeffaf bilgi alınmasının imkansız olduğunu belirtmişti.
Gürcistan Cumhurbaşkanı Salome Zurabişivili ise yasa tasarısının Rusya’nın talimatıyla hazırlandığını belirterek, hükümeti ülkenin AB ile entegrasyonunu “sabote etmekle” suçladı.
]]>Gürcistan’da ifade özgürlüğünü kısıtlayacağı ve sivil toplum kuruluşlarını bastıracağı gerekçesiyle geçtiğimiz yıl büyük tepki çeken “Yabancı Etkinin Şeffaflığı” yasa tasarısına yönelik protestolar devam ediyor. Başkent Tiflis’teki parlamento binası önünde akşam saatlerinde bir araya gelen binlerce kişi, tartışmalı yasanın yeniden parlamentoya sunulmasına tepki gösterdi. Gösterinin ilerleyen dakikalarında protestocular ile polis arasında arbede çıktı.
İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, çıkan olaylarda 1 polisin yaralandığı ve 14 göstericinin gözaltına alındığı aktarıldı. Açıklamada, “Kolluk kuvvetleri, eylemi düzenleyenlere ve katılımcılara İçişleri Bakanlığı temsilcilerinin yasal gerekliliklerine uymaları, özgür toplanma ve ifade özgürlüğünün yasal sınırlarını aşmamaları, eylemin katılımcılarına ise defalarca çağrıda bulundu. Yasal gereklilikler dikkate alınarak kamu düzeninin bozulması, kolluk kuvvetlerine direnme ve sözlü tacizde bulunmaları nedeniyle 14 kişi gözaltına alındı” ifadeleri kullanıldı.
Gürcistan parlamentosunda yumruklu kavga
Yasa tasarısını sunan iktidardaki Gürcü Hayali Partisi’nin parlamento çoğunluğu lideri Mamuka Mdinaradze, tasarı hakkında konuşma yaptığı sırada muhalefetteki Vatandaşlar Partisi Milletvekili Aleko Elisaşvili’nin saldırısına uğramıştı. Yasanın Rusya’yla bağlantısı olmadığını savunan Mdinaradze’ye hakaret eden Elisaşvili, sözlü saldırısına yumrukla devam etmişti. Elisaşvili’nin yumruklu saldırısının ardından iktidar ve muhalefetteki milletvekilleri de birbirine girmişti. Bazı milletvekillerinin hafif yaralandığı olayda, Hukuk Komitesi’ndeki görüşmelere kısa bir ara verilmişti.
“Yabancı Etkilerin Şeffaflığı” yasa tasarısı
Gürcistan’da iktidara yakın Halkın Gücü Partisi’nin “Yabancı Etkinin Şeffaflığı” yasa tasarısını Mart 2023’te parlamentoya sunmasının ardından protestolar başlamıştı. Protestocuların “Rus yasası” olarak nitelendirdiği yasa tasarısına göre yıllık finansmanlarının yüzde 20’sinden fazlasını yurt dışından alan sivil toplum ve medya kuruluşları, her yılın ocak ayında kendilerini “yabancı ajan” olarak kaydettirmek zorunda kalacak. Kaydı yapmayanlar 25 bin lari (yaklaşık 300 bin lira) para cezasına çarptırılacak. Yasanın kabul edilmesinin Gürcistan’da basın özgürlüğünü kısıtlayacağı, sivil toplum kuruluşlarını bastıracağı ve ülkenin Avrupa Birliği’ne entegrasyon sürecine zarar vereceği belirtiliyor. Göstericiler ve muhalefet partileri, yasa tasarısının Rusya’daki “Yabancı Ajanlar Yasası”na benzediğini ifade ediyor. Ayrıca ABD, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de söz konusu yasaya tepki gösteriyor.
İktidardaki Gürcü Hayali Partisi, ülkedeki şiddetli protestoların ardından 9 Mart 2023’te yasa tasarısının geri çekildiğini açıklamıştı. Söz konusu yasa tasarısı bu yıl 8 Nisan tarihinde yeniden parlamentoya sunuldu.
“Kuruluşların finansmanı şeffaf değil”
İktidardaki Gürcü Hayali Partisi’nin parlamento çoğunluğu lideri Mamuka Mdinaradze, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada ülkesinde faaliyet gösteren STK’ların finansmanının yüzde 90’ından fazlasının şeffaf olmadığını ifade ederek, uluslararası kuruluşların Gürcistan’daki STK ve basın kuruluşlarına sağladıkları finansman hakkında şeffaf bilgi alınmasının imkansız olduğunu belirtmişti.
Gürcistan Cumhurbaşkanı Salome Zurabişivili ise yasa tasarısının Rusya’nın talimatıyla hazırlandığını belirterek, hükümeti ülkenin AB ile entegrasyonunu “sabote etmekle” suçladı. – TİFLİS
]]>Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, 2023 yılı Kriminal Suç İstatistiği Raporu’na yönelik basın toplantısı düzenledi. Başkent Berlin’deki basın toplantısına Brandenburg İçişleri Bakanı Michael Stübgen ve Federal Kriminal Polis Teşkilatı (BKA) Başkanı Holger Münch de katıldı.
Şiddet suçları yüzde 8.6 arttı
İçişleri Bakanı Nancy Faeser, Almanya’da 2023 yılında 5 milyon 940 bin 667 suç kaydedildiğini, bu sayının bir önceki yıla göre yüzde 5.5 artış gösterdiğini ifade etti. Şiddet suçlarında artış olduğunu belirten Faeser, gençlerin karıştığı suç oranlarının ve ülkede yaşayan yabancılardan kaynaklanan suç oranlarının arttığını, bunların da açıkça dile getirilmesi gerektiğini söyledi. Özellikle şiddet içeren suçlardaki artışın kabul edilemez olduğunu vurgulayan Faeser, şiddet suçlarının yüzde 8.6 artışla 214 bin 99’a çıktığını açıkladı. Faeser, bu sayının son 15 yılın en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçtiğini belirtti.
“Suç işleyen yabancılar, çok daha hızlı bir şekilde ülkeden gönderilecek”
Bakan Faeser, artan göçün Almanya’da işlenen suç oranlarını artırdığını, ülkede yaşayan yabancılardan kaynaklanan suçlarda yüzde 14.5 oranında artış olduğunu vurguladı. Faeser, “Artık sıfır tolerans göstereceğiz. Bundan sonra yabancı faillerin Almanya’yı daha önce olduğundan çok daha hızlı bir şekilde terk etmeleri gerekecek. Kurallara uymazsanız ayrılmak zorundasınız” dedi. Faeser sıfır toleransın, polis müdahalesi, hızlı yargılama ve somut cezaları içerdiğini belirtti.
Uyuşturucu bağlantılı suçlarda yüzde 30 artış
Faeser, 2023 yılında kokain ve crack kokain bağlantılı suçlarda neredeyse yüzde 30 oranında artış yaşandığının altını çizdi. Faeser, “Uyuşturucuyla mücadele önemli ölçüde yoğunlaştırıldı. Buna rağmen Güney Amerika’dan gelen gerçek bir kokain seli var. Milyar dolarlık uyuşturucu ticareti, Belçika ve Hollanda’da gördüğümüz gibi bir şiddet sarmalına yol açıyor. Almanya’da kesinlikle böyle bir şiddet sarmalını istemiyorum” ifadelerini kullandı.
Faeser ayrıca geçtiğimiz yıl görev başında 106 binden fazla polisin saldırıya uğradığını, bunun 2022 yılına göre yüzde 10’luk bir artış anlamına geldiğini vurguladı.
“Suç işleyenlerin yüzde 41’den fazlası Alman vatandaşı değil”
Brandenburg İçişleri Bakanı Michael Stübgen ise yaptığı konuşmada, 2023 yılında suç işleyenlerin yüzde 41’inden fazlasının Alman vatandaşı olmadığının altını çizdi. Bu durumun açık ve tarafsız bir şekilde tartışılması gerektiği çağrısında bulunan Stüben, “Yabancıların karıştığı suç oranlarını göz ardı etmek, yabancılara yönelik genel şüphe kadar yanlış ve zararlıdır. Ancak ortalamanın üzerinde sayıda yabancının suçlu olduğu doğru. Suç işlemeniz durumunda Almanya’da koruma ve yardım alma hakkınız olamaz. Ülkeyi terk etmesi gereken suçluların sınır dışı edilmesine yönelik çabalar artırılmalı. Politikacılar, Almanya’da geleceğin sadece düzen ve hukuka bağlı kalmakla olabileceğine dair net sinyaller vermeli” ifadelerini kullandı.
“Artan göç, suç oranını da artırdı”
İçişleri Bakanı Faeser, “Göç Almanya’yı daha mı az güvenli hale getirdi?” sorusuna, “Artan göç daha fazla suça yol açtı. Tüm bu önlemleri bu yüzden alıyoruz” şeklinde cevap verdi. Michael Stübgen de yüksek göç oranının uyumdaki başarıyı azalttığını söyledi.
Ukraynalı mültecilerin suç oranlarını nasıl etkilediği sorulan Bakan Faeser, “Suç işleyen Ukraynalıların oranı ortalamanın altında. Bunda çoğunun kadın ve çocuk olmasının da etkisi var. Zaten şu anda insanları Ukrayna’ya sınır dışı etmek mümkün değil. Çünkü orada savaş devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Gençler arasında suç eğilimi artıyor
Açıklanan verilere göre 2023’te gençler arasındaki suç işleme oranları da radikal artış gösterdi. 2019 yılına kıyasla 14 yaş altı çocukların karıştığı suçlar yüzde 43 artışla 104 bine yükseldi. 14 yaş üstünde ise suç oranı yüzde 17 artışla 177 bine yükseldi. Her iki grupta da suç oranları Alman olmayan gençler arasında daha hızlı arttı. Yabancı kökenli gençler arasındaki suç işleme oranı 2022 yılına göre yüzde 30 artarken, bu sayısı Alman gençler arasında yüzde 3’te kaldı.
Gürcistan’dan gelen sığınmacıların arasında suç oranının özellikle yüksek olduğu, bunun arkasında da organize suç örgütlerinin bulunduğu belirtildi. Mağrip ülkelerinden ( Cezayir, Fas, Tunus ve Batı Sahra) gelenler arasında suç oranlarının yüksek olduğu, ancak Afganistan ve Suriye’den Almanya’ya gelenler arasındaki suç istatistiklerinin dikkate değer olmadığı vurgulandı.
Öte yandan, 2022’de işlenen suç sayısı 5.63 milyon olarak kayıtlara geçmişti. – BERLİN
]]>Bir giyecek mağazasının müdürlüğünü yapan Asfan, “askeri yardımcı” olarak çalışacağını düşünüyordu.
YouTube’da ayda 100 bin Rupi (1207 ABD Doları) veren yüksek maaşlı bir iş ilanı görmüştü. Altı ay sonra sürekli oturma izni de alacaktı.
Ağabeyi İmran BBC Pencapça’da yaptığı açıklamada “Ukrayna cephesine gönderilmeyecekti ve sadece ordu karargahında yardımcı olarak çalışacaktı” dedi.
Asfan’ın daha sonra Ukrayna sınırından kendilerini aradığını, pasaportuna el konulduğunu ve savaşmaya zorlandığını anlattığını söyledi.
İmran, kardeşinden iki ay boyunca haber alamadı. Bilgi almak için Rusya’daki Hint Büyükelçiliğini aradığında kardeşinin öldüğünü söylediler.
İmran “Kardeşim ölmüşse, cenazesi derhal buraya getirilmeli. Babam ve eşi gerçekten kaygılı” diyor.
Asfan geride eşini ve iki yaşından küçük iki çocuğunu bıraktı.
Aileleri, son günlerde orduda “yardımcı” olarak çalışmak üzere Rusya’ya giden en az iki Hint erkeğin öldüğünü söyledi.
Benzer bir YouTube videosu 23 yaşındaki nakışçı Hemil Manguyika’nın Aralık’ta Rusya’ya gitmesine neden oldu.
Hindistan’ın batısındaki Gujarat eyaletinde yaşayan babası Ashwin “Hemil’e orduda yardımcı olarak çalışacağı ve üç ay eğitim alacağı söylendi. Ama Rusya’ya gittikten sonra savaşmak üzere eğitildiğini anladı” diyor.
‘Büyük insan kaçakçılığı şebekesi’
Hindistan geçtiğimiz günlerde gençleri iş vaadiyle Rusya’ya götürüp, Ukrayna’da savaşmaya zorlayan “büyük bir insan kaçakçılığı şebekesini” ortaya çıkardığını açıkladı.
Merkezi Soruşturma Bürosu şu ana dek 35 dolayında erkeğin Rusya’ya gönderildiğini belirtti.
Dışişleri Bakanlığı, savaşmaya zorlanan her bir Hint vakasının Moskova’yla “güçlü bir şekilde ele alındığını” söyledi.
Rusya’ya gidenlerin çektiklerini anlattığı videolar da sosyal medyada görülmeye başlandı.
Bu ay paylaşılan bir videoda yedi Hint erkek, hükümetlerinden dönüşlerine yardımcı olmalarını istiyor. Turist vizesiyle Rusya’ya gittiklerini ama şimdi Rus ordusunda savaşmalarının istendiğini anlatıyorlar.
Yardım isteyenlerden biri Gagandeep Singh.
Annesi Balwinder Kaur’a göre, Rus Ordusu’nda savaşmazsa 10 yıl hapis cezası alacağı söylendi.
BBC Pencapça’ya konuşan Kaur “Her gece oğlumuzdan bir mesaj ya da telefon gelir diye bekliyoruz. Ukrayna Savaşı’nda çarpışmak üzere cepheye gönderildiklerini söylüyor. Hepimiz çok kötü durumdayız” diyor.
BBC’ye konuşan diğer Pencaplı aileler de dolandırılan çocuklarının Rusya’ya gitmeden önce turist vizesiyle ya Dubai’ye ya da Belarus’a gittiklerini anlatıyor.
Kurbanlar ve aileleri aracıların yolculuk için 300 bin rupi (3621 ABD Doları) istediklerini ve birkaç ay orduda geçirdikten sonra Rus pasaportları vaat ettiklerini söylüyor.
En az 254 yabancı öldü
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Ukrayna Savaşı’nın Rusya açısından 350 bin ölü ve yaralıya mal olduğunu söyledi, ancak net rakamlar vermedi.
BBC Rusça, 46.678 askerin öldüğünü teyit etti. Bu durum, Rus silahlı güçlerinin neden artan oranda yabancıları orduya katmak istediklerin açıklıyor.
2022’de Rusya Savunma Bakanlığı ile en az bir yıllık sözleşme imzalayıp, altı ay boyunca savaşanlar, oturum ya da son beş yıl Rusya’da yaşamak gerekmeksizin Rus vatandaşlığına başvurma hakkı kazanıyordu.
Ocak ayında, Rusya lideri Vladimir Putin, süreci daha da basitleştiren bir yönerge imzaladı.
Çoğu yabancı savaşçı, başta Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan gibi Orta Asya cumhuriyetlerinden gelen ekonomik göçmenler.
Rusya için savaşanlar arasında Küba, Nepal, Hindistan, Suriye, Irak, Sırbistan, Afganistan, Somali, Sri Lanka ve Malezya vatandaşları da bulunuyor. Toplam sayılarının binlerce olduğu söyleniyor.
BBC Rusça’nın verilerine göre Aralık 2023 itibarıyla Rus Ordusu için savaşan en az 254 yabancı öldü.
Aralık ayında Nepal, altı vatandaşı Ukrayna’da savaşırken öldükten sonra, Nepalli paralı askerlerin geri dönmesini istedi.
Katmandu Polisi, insan kaçakçılarının Rusya’ya turist vizesiyle sokmak için kişi başına 9 bin dolar aldıklarını söyledi.
BBC Rusça ayrıca, Rusya’da vize kurallarını ihlalden tutulan yabancıların da risk altında olduğunu belirledi.
Geçen Kasım’da, Rusya-Finlandiya sınırında vize ihlali yüzünden gözaltına alınan yabancılar Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir askeri kampa gönderildi.
40’lı yaşlarındaki Somalili Awad (gerçek adı değil) Kasım ortalarında gözaltına alındı, 2 bin ruble (20 euro) para cezası aldı ve sınır dışı edilmek üzere tutuklandı. Bu, vize ihlallerindeki standart uygulamaydı.
Gözetim merkezinde sınır dışı edilmeyi beklerken kendisine ve en az 10 yabancıya askeri temsilcilerin yaklaştığını ve “devlet işi” teklif edildiğini söyledi.
Awad, kandırılıp Rus Ordusuna yazıldığını iddia ediyor. Yapılan öneriyi tamamen anlayamadığını söylüyor.
“Hayır dedim, çünkü imzaladığım kağıt benim dilimde değildi. Ben bir mülteciyim, asker değil.
“Bir yıllık sözleşme ile eğitim ve iyi bir maaş verileceği söylendi. Ukrayna sınırına ya da savaşa gönderilmeyeceğim söylendi. Bize söylenen her şey yalandı.”
Otobüslerle Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir kampa götürüldüler. İtirazlarından sonra tehdit azaldı. En az bir göçmen sınır dışı edildi ve Awad şimdi Rusya’da iltica başvurusunda bulundu. Hala gözetim altında ve başvurusunun görüşüleceği tarih belli değil.
BBC, Rusya İçişleri Bakanlığı’ndan yorum talebine yanıt alamadı.
]]>KKTC’nin ana muhalefet partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, “Yoksullaşıyoruz, yoklaşıyoruz ve çocuklarımız göç ediyor. Can güvenliği yok, öyle suçlar ve suç türleri görmeye başladık ki, şu anda Ada’da can ve mal güvenliği riski var. Ekonomik olarak alım gücü yerlerde sürünüyor. Düzen anlamında mutlu olduğumuz bir yer değil. Çevre sürekli olarak kirleniyor.” dedi. Son dönemde artan yabancılara mülk satışına ilişkin Erhürman, “İskele bölgesi artık başka bir yer. Yani KKTC’nin değilmiş gibi. Farsça, Rusça ilanları görmüşsünüzdür. Gelenler zannedildiği gibi yaşlı başlı, emekliliğini geçirmek üzere gelenler değil.” ifadelerini kullandı.
KKTC’nin ana muhalefet partisi CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, Lefkoşa’da Türkiye’den bir grup gazeteciyle bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Erhürman, Kıbrıs sorununun çözümüne dair CTP’nin temel tutumunda bir değişiklik olmadığını belirterek, “Çözümün tek gerçekçi modeli vardır, iki toplumlu iki bölgeli siyasi eşitliğe dayalı federasyon” dedi. Müzakerelerde Türk tarafının federasyon zeminini konfederasyona doğru çekmeye çalıştığını, Rum tarafının ise olabildiğince üniter devlete doğru çektiğini belirten Erhürman, “Bu pozisyonlar hiç değişmedi. Biz CTP olarak hep çözüm süreçlerinde her kim olursa olsun masada çözüme ulaşsın diye zorlayan taraf olduk. Çünkü çözümsüzlüğün bir maliyeti var.” ifadelerini kullandı.
“MÜZAKERE EDELİM DİYE BİR 10 SENE DAHA MASADA OTURALIM İSTEMİYORUZ. ÇÖZÜM İSTİYORUZ”
5 Ocak 2024 tarihinde atanan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar ile yaptıkları görüşmeye ve CTP’nin müzekere tutumuna dair Erhürman şu bilgileri verdi:
“Biz artık şunu istemiyoruz, müzakere olsun diye müzakere edelim bir 10 sene daha masada oturalım, biz bunu istemiyoruz. Biz çözüm istiyoruz. Çözüm istediğimiz için de bugüne kadar hiç olmadığı şekilde CTP olarak biz ön şart koyuyoruz. Ön şartlarımız metodolojiye dair. Dört tane şart koyuyoruz ortaya. Birincisi, siyasi eşitlik dediğimiz şeyi pazarlık konusu yapamazsınız, ki hep yapıldı maalesef. 2004’te de 2017’de de yapıldı ve hala da Rum tarafı bunu yapmaya, yapmaya çalışmaya devam ediyor.
Sayın Guterres Crans Montana’da 2017’de masadan kalktıktan sonra iki laf etti, dedi ki tekrar bir süreç başlayacaksa, zaman sınırlaması olacak ve sonuç odaklı bir süreç olacak. Üçüncüsü muhakkak surette sonuç odaklı olacak. Dördüncüsü ise Rumların 2004’te hayır dedikleri ve 2017’de Crans Montana’da masayı devirdikleri gibi herhangi bir şekilde masayı devirmeleri durumunda statükoya geri dönülmeyecek. Yani bugünkü hale geri dönülmeyecek çünkü bize 2004 referandumunda çok sözler verildi, sadece bize değil Türkiye’ye de. Türkiye de destekliyordu.”
Erhürman, aralarında ANKA Haber Ajansı’nın da bulunduğu gazetecilerin sorularını cevpladı. Müzakere masasında hedeflerine ulaşamamaları halinde B planlarına ilişkin soruya Erhürman, “B planımız, aslında statükoya geri dönmeyeceğiz. Statükoya dönmeyeceğimizin minimumu Annan raporu olur. Kıbrıs Türk halkı üzerindeki bütün izolasyonların kalkmasıdır ve bizim güçlü olduğumuzu düşündüğümüz taraf şu, 4 ön şartımız şartımız var hiçbirini biz icat etmedik.” karşılığını verdi.
“ERSİN BEY ‘KKTC’Yİ TANITACAĞIM’ DİYOR. TANIT, TUTAN MI VAR?”
Bu konuda halka gerçekçi olmayan bir vaatte bulunmayacağını belirten Erhürman, “Minimumuz Annan raporudur, onun üzerine çıkmaya çalışıyoruz müzakere masasında ama onun altına inmeyeceğimizi söylüyorum. Ama Ersin Bey ‘KKTC’yi tanıtacağım’ diyor. Tanıt, tutan mı var?” diye konuştu.
“ARKA KAPI DİPLOMASİSİ YÜRÜYOR İZLENİMİNE SAHİBİZ”
Yeni sürecin referandum aşamasına gelip gelmeyeceğine ilişkin Erhürman şu değerlendirmeyi yaptı:
“Benim düşüncem arka kapı diplomasisinin devam ettiği ve arka kapı diplomasisinde bir umut ışığı gördükleri için bu 6 aylık süreyi verdikleridir. İlla ki bu bizi kesin müzakereye taşır gibi iddialı bir lafım yok.
8 ay önce düşünseydiniz ‘Asla böyle bir şey olmaz’ diyeceğimiz şeyler yaşanıyor. Türkiye’nin Yunanistan, Mısır, ABD ile ilişkileri vesaire 8 ay önce düşünseydiniz olmaz diyeceğiniz şeyler. Dahası var; Avrupa Birliğ’nin (AB) son dönemdeki raporlarında bir miktar yumuşama gibi birtakım işaretleri görüyoruz. Bunları birleştirdiğinizde Kıbrıs ile doğrudan ilgisi var var mıdır, yok mudur elbette bu bilgiye sahip değiliz ama bölgeyle ilgili yeni bir tanzim sürecinin, arka kapı diplomasisinin sürdüğünü görüyoruz. Önümüzde yapbozun parçaları bunlar. Bu yapboz parçalarını hep beraber değerlendirdiğimizde bu konular da dahil olmak üzere bir kapı diplomasisi yürüyor izlenimine sahibiz. Eğer bu arka kapı diplomasisi bir mesafe kaybederse düşüncem müzakereye doğru gitmek mümkün olur.”
“NÜFUSU YAKLAŞIK 14 BİN OLAN LEFKE’NİN BİR KÖYÜNDE 20 BİNE YAKIN KONUT İNŞA EDİLİYOR”
Gazimağusa’daki İskele bölgesinde yoğunlaşan ve son dönemin önemli gündem maddelerinden olan yabancılara mülk satışını CTP olarak üç yıldır gündemde tuttuklarını belirten Erhürman, “İskele bölgesi artık başka bir yer. Yani KKTC’nin değilmiş gibi. Farsça, Rusça ilanları görmüşsünüzdür. Gelenler zannedildiği gibi yaşlı başlı, emekliliğini geçirmek üzere gelenler değil. Gelenler iş yerini açıyor, bakkal dükkanı da açıyor, bilmem ne de yapıyor, yatırım da yapıyor ama küçük küçük” dedi. Erhürman İskele, Esentepe, Tatlısu ve Gaziveran bölgelerinin tamamen elden çıkmış durumda olduğuna dikkat çekerek; “Lefke dediğimiz yerin projeksiyon nüfusu 14 bin 250 civarında. Şu anda Lefke’nin bir köyü olan Gaziveran’da sadece 20 bine yakın konut inşa ediliyor. Bunların hepsi yabancılara satılmak üzere.” örneğini verdi.
“ANADİLİ TÜRKÇE OLMAYANLARIN SAYISI ARTTI”
Yabancılara mülk satışından duydukları kaygıyı aktaran Erhürman, nüfus yapılarının değiştiğini, İskele’deki kamu okullarında anadili Türkçe olmayan öğrenci sayısının anadili Türkçe olan öğrenci sayısını geçtiğini söyledi. Erhürman, “Okul nüfusunun yüzde 25’i Türkçe konuşamıyor. Buralarda bizim öğretmenlerimiz hepsi İngilizce zaten biliyor ama İngilizce ile de iletişim kuramıyorlar.” diye konuştu.
İkinci büyük parti olarak konuya ilişkin yasa tasarılarını Meclis’e getirmeye güçlerinin yettiğini belirten Erhürman sorunun yasal boşluk olmadığını çünkü yasada yabancıların bir daire veya bir dönüm alabileceğinin yazdığını belirtti. Erhürman, “Ama bu arkadan dolanılarak şöyle aşıldı. İşte yabancı aslında ama emanetçi sıfatıyla, yediemin sıfatıyla bir avukatın üstünde görünüyor. Ama bunu yasaklayan, suç haline getiren bir mevzuat yok. Yabancıların kurduğu şirketler var. KKTC vatandaşı yüzde 49’u, yabancının üstündeyse şirket de mal sahibi olabiliyor.” dedi.
Erhürman, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın çok endişe edilecek bir durum olmadığı yönündeki açıklamasına dair “Çok endişe edilecek bir durum var. Nüfusu zaten bilemiyoruz, öngöremiyoruz, planlayamıyoruz. ve bu tabii özellikle piyasada konut fiyatlarını, taşınmaz fiyatlarını inanılmaz arttırdı. Şimdi kimse çoluğuna çocuğuna ev alma hayali kuramadığı gibi gün gele evi nasıl kiralayacağımı da endişeyle düşünmeye başladık. Çünkü Lefkoşa’da işte 350-400 Sterlin’den aşağı değil aylık ev kiraları” ifadelerini kullandı.
Erhürman “Yoksullaşıyoruz, yoklaşıyoruz ve çocuklarımız göç ediyor. Can güvenliği yok, öyle suçlar ve suç türleri görmeye başladık ki, şu anda Ada’da can ve mal güvenliği riski var. Ekonomik olarak alım gücü yerlerde sürünüyor. Düzen anlamında mutlu olduğumuz bir yer değil. Çevre sürekli olarak kirleniyor.” şeklinde konuştu.
]]>Sadık dost kendisini besleyenleri koruyor
Şingah Mahallesi sakinlerinin kucak açtığı Çirkin, mahallelilerden gördüğü sevgi karşısında vefasını mahalleye yabancıları sokmayarak ve dans ederek gösteriyor. Ara ara kendisini besleyen vatandaşların yanında yabancı biri gördüğünde kıskançlık krizi yaşayan sadık dost Çirkin, kendisini besleyen insanları başkalarından kıskanıyor. Mahalle sakini Beyhan Köse’nin iddiasına göre Çirkin, kombileri bozulduğu için eve gelen tamirciyi Köse’nin yanında görünce ısırdı. Saldırma, ısırma huyunun olmadığını ve ilk defa böyle bir şeyi gördüğünü belirten Köse, “Bizi sevip, sahiplendi. Kıskançlığından yapıyor. Bizi kimseyle paylaşamıyor. Yanımızda birini görünce bize zarar vereceğini düşünüyor ve koruma içgüdüsüyle direkt yanımıza geliyor ve yanımızdakinden korumaya çalışıyor” dedi.
Köpeğin çirkin olmadığını aksine çok güzel ve akıllı olduğunu vurgulayan Köse, insanların severken çirkin diye sevdiği için adının o şekilde kaldığını kaydetti. Mahallede herkesin Çirkin’i sevdiğini ve soğuk kış günlerinde de unutmadıklarını aktaran Köse “Çirkin bizim dünya güzelimiz. Çirkin değil aslında nazar almasın diye Çirkin diyoruz. Çok tatlı, hepimizi ayrı ayrı çok seviyor. Mahallemize yabancı birisi gelse, izin vermiyor. Geçen gün evimize tamirci geldi, onla kapı önünde görüştüğüm esnada hemen gitti tamircinin ayağını ısırdı. Beni kıskanıyor, çok kıskanç bir şey Çirkinimiz. Mahalle olarak herkes seviyor, hayvanları ben de çok seviyorum ama bu bambaşka bir şey Çirkin’i sevmemek mümkün mü? Ben Leydi diyeceğim de artık ismine alışmış, ismini benimsemiş ismine yabancılık çeker, o yüzden Çirkin diyoruz” ifadelerini kullandı.
Mahallelinin gözdesi Çirkin alkış sesi duyunca dayanamıyor
“Alkış sesini duyunca ayaklarının üzerine kalkarak oynuyor, öpücük veriyor” diyerek konuşan, Köse, “Şu an Çirkin hamile, pek rahatsız etmek istemiyoruz. O yüzden sadece besliyoruz, yavruları olunca daha çok eğlenip oynayacağız, kendisi de oynamayı çok seviyor. Alkışladığımız zaman o da alkış tutuyor, öpücük veriyor” sözlerini kullandı.
“Kapı önündeki tanımadığı ayakkabıları da alıp götürüyor”
Köse, Çirkin’in mahalleye gelen yabancılara tahammülünün olmadığını belirterek, “Ayakkabılarımızı bile kimseyle paylaşmıyor. Kapı önünde başkasının ayakkabısını görse alıp götürüyor. Niye geldiniz düşüncesiyle kapı önünden kaptığı gibi misafirlerimizin ayakkabılarını götürüyor. Bizim ayakkabılarımızı hiç almıyor. Kıskanıyor yani, bizim mahallemizin maskotu oldu. Biz de onu böyle sevip kabullendik” diye konuştu. – BAYBURT
]]>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan “2024 Yılında Turizm Sektöründe Uygulanacak İstisnalar” düzenlemesiyle, yurt içinden yapılacak başvurularda iki yabancıya kadar çalışma izni başvurularının istihdam kriteri uygulanmaksızın değerlendirilebilmesine ilişkin düzenleme yayınlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli seyahat acenteleri ile sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren ve Sağlık Bakanlığından yetkilendirilmiş aracı kuruluşları kapsayan düzenleme 31 Aralık 2024 tarihine kadar geçerli olacak. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, “Biz ATSO ailesi olarak tüm komitelerimizle, 60 bini aşkın üyemizle bütün sorunların üstesinden birlikte gelebilecek kuvvetteyiz. İstihdam kriteri uygulanmaksızın yabancı çalışanlara ilişkin çabalarımız sonuç verdi. Bu gelişmeyi önemsiyoruz ve takipçisi olduk, olmaya da devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Yaşanan gelişmeden memnunuz”
Sektör temsilcilerinden gelen talepler doğrultusunda başlattıkları çalışmaların ve istişarelerin olumlu sonuca ulaştığını kaydeden Başkan Ali Bahar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçtiğimiz yıl Nisan ayında meclis toplantımızda turizmde faaliyet gösteren, reklam ve eğlence sektörüne mensup üyelerimizin yabancı istihdamında yaşadıkları sorunları dile getirmiş, bu konunun takipçisi olacağımı dile getirmiştim. Kültür ve Turizm Bakanımızı ziyaretimizde sunduğumuz dosyada da bu konudan kendisine bahsetmiştik, akabinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda, Antalya Valiliği ve ATSO iş birliğinde gerçekleştirdiğimiz toplantımızda da bu konuyu irdeledik ve sektör temsilcilerimizle bakanlık temsilcilerimizi bir araya getirdik. Bakanlığımızdan edindiğimiz bilgiye göre yaptığımız toplantıların bir sonucu, çıktısı olarak yaşanan bu gelişmeden çok memnunuz.”
Sektörle gerçekleştirdikleri istişare toplantılarının olumlu neticeleri olduğunu belirten Başkan Bahar, “Uluslararası İşgücü Genel Müdürü Ali Aybey beni arayarak, bizi yakından takip ettiklerini ve yabancı uyruklu personel çalıştırmakla ilgili ülkemizde mevcut sorunlar Antalya’da yaptığımız toplantı ile gündeme alındı ve sonuç açısından çok iyi bir noktaya getirildiğini söyledi. Ayrıca altını çizerek ifade etmek istiyorum; yabancılarda istihdam kriteriyle ilgili yaşanan sorunun çözümü noktasında önünü açan ATSO dedi. Sektörümüzün bir sorununa çözüm bulma noktasında odamız harekete geçmiş, ihtiyacını gidermiştir. İşte ATSO para almaktan başka ne iş yapar sorusunun bir cevabını daha paylaşmak istiyorum. Bundan sonra açıkladıklarımıza çok dikkat etmenizi, sizden gelen talepleri nasıl değerlendirdiğimizi, kanun yapıcıya, devletimize asist yaptığımızı bilmenizi rica ediyorum” dedi.
“Beklentimiz yeni düzenlemeler yapılması”
“Turizm kenti Antalya’mızın yabancı istihdamı konusunda yaşadığı problemin çözümüne katkı koymaktan memnunuz” diyerek sözlerini sürdüren Başkan Ali Bahar, “Sektörümüzün kanayan yarası haline gelmiş, kalifiye yabancı iş gücü bulunamaması ile başlayan ve işletmelerimizi doğrudan etkileyen bu sorunun olumsuz sonuçlara neden olduğunu her yerde dile getirdik. Şehrimiz için en acil beklentimiz bu konuda yeni düzenlemeler yapılması, çalışma izinleri konusunda kolaylıklar sunulması oldu. Bu konuda daha fazla adım atılması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Sezonda yaşanan rahatlama, sektör mensuplarımızı da mutlu edecek bir gelişme oldu” diye konuştu.
Kalifiye yabancı iş gücüne yönelik çalışmalarının sürdüğünü vurgulayan Başkan Bahar, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile daha önce yaptığımız görüşmeler neticesinde sektörümüzde yaşanan sorunları bire bir ifade etme fırsatı bulmuştuk. Gerekli dosyaları Bakan Yardımcımıza ileterek, talep ve önerilerimizi de iletmiştik. Asıl talebimiz ATSO bünyesinde bakanlığa bağlı bir birim kurulması ve hatta Antalya’da gerçekleştirilecek bakanlık denetimlerinde oluşturulacak ekipte odamızın da yer almasını istiyoruz” dedi. – ANTALYA
]]>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 yılı Evlenme ve Boşanma İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, evlenen çiftlerin sayısı 2022 yılında 575 bin 891 iken 2023 yılında 565 bin 435 oldu. Bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı 2023 yılında binde 6,63 olarak gerçekleşti.
Boşanan çiftlerin sayısı 2023 yılında 171 bin 881 oldu
Boşanan çiftlerin sayısı 2022 yılında 182 bin 437 iken 2023 yılında 171 bin 881 oldu. Bin nüfus başına düşen boşanma sayısını ifade eden kaba boşanma hızı 2023 yılında binde 2,01 olarak gerçekleşti.
Ortalama ilk evlenme yaşı yükseldi
Yıllara göre ortalama ilk evlenme yaşı incelendiğinde, her iki cinsiyette de ilk evlenme yaşının arttığı görüldü. Ortalama ilk evlenme yaşı 2023 yılında erkeklerde 28,3 iken kadınlarda 25,7 oldu. Erkek ile kadın arasındaki ortalama ilk evlenme yaş farkı ise 2,6 yaş olarak gerçekleşti.
Kaba evlenme hızının en yüksek olduğu il, binde 8,09 ile Kilis oldu
Kaba evlenme hızının 2023 yılında en yüksek olduğu il, binde 8,09 ile Kilis oldu. Bu ili binde 7,81 ile Aksaray, binde 7,57 ile Gaziantep izledi. Kaba evlenme hızının en düşük olduğu il ise binde 4,52 ile Gümüşhane oldu. Bu ili binde 4,82 ile Tunceli, binde 4,98 ile Malatya izledi.
Yabancı damatların sayısı 6 bin 345 iken yabancı gelinlerin sayısı 31 bin 29 oldu
Toplam evlenmeler içinde yabancı kişiler ile evlenmeler incelendiğinde, yabancı damatların sayısı 2023 yılında 6 bin 345 olup toplam damatların yüzde 1,1’ini oluştururken yabancı gelinlerin sayısı 31 bin 29 olup toplam gelinlerin yüzde 5,5’ini oluşturdu.
Yabancı damatlar uyruklarına göre incelendiğinde, yabancı damatlar içinde yüzde 21,9 ile Alman damatlar birinci sırada yer aldı. Alman damatları yüzde 19,2 ile Suriyeli damatlar ve yüzde 5,1 ile Avusturyalı damatlar izledi.
Yabancı gelinler uyruklarına göre incelendiğinde, yabancı gelinler içinde yüzde 12,0 ile Özbek gelinler birinci sırada yer aldı. Özbek gelinleri yüzde 11,3 ile Suriyeli gelinler ve yüzde 9,1 ile Azerbaycanlı gelinler izledi.
Kaba boşanma hızının en yüksek olduğu il, binde 3,05 ile İzmir oldu
Kaba boşanma hızının 2023 yılında en yüksek olduğu il, binde 3,05 ile İzmir oldu. Bu ili binde 2,94 ile Antalya, binde 2,80 ile Karaman izledi. Kaba boşanma hızının en düşük olduğu il ise binde 0,36 ile Hakkari oldu. Bu ili binde 0,44 ile Şırnak, binde 0,55 ile Muş izledi.
Boşanmaların yüzde 33,4’ü evliliğin ilk beş yılı içinde gerçekleşti
Evlilik süresine göre boşanmalar incelendiğinde, 2023 yılında gerçekleşen boşanmaların yüzde 33,4’ü evliliğin ilk 5 yılı, yüzde 21,7’si ise evliliğin 6-10 yılı içinde gerçekleşti.
Son bir yıl içindeki boşanma olaylarından 171 bin 213 çocuk etkilendi
Kesinleşen boşanma davaları sonucunda 2023 yılında 171 bin 881 çift boşanırken 171 bin 213 çocuk velayete verildi. Boşanma davaları sonucu, çocukların velayetinin genellikle anneye verildiği görüldü. Çocukların velayetinin 2023 yılında yüzde 74,9’u anneye, yüzde 25,1’i babaya verildi. – BAYBURT
]]>Türkiye İstatistik Kurumu, 2023 yılına ait evlenme ve boşanma istatistiklerini paylaştı. Verilere göre, evlenen çiftlerin sayısı 2022 yılında 575 bin 891 iken 2023 yılında 565 bin 435 oldu. Bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı 2023 yılında binde 6,63 olarak gerçekleşti.
Boşanan çiftlerin sayısı 2023 yılında 171 bin 881 oldu
Boşanan çiftlerin sayısı 2022 yılında 182 bin 437 iken 2023 yılında 171 bin 881 oldu. Bin nüfus başına düşen boşanma sayısını ifade eden kaba boşanma hızı 2023 yılında binde 2,01 olarak gerçekleşti.
Ortalama ilk evlenme yaşı yükseldi
Yıllara göre ortalama ilk evlenme yaşı incelendiğinde, her iki cinsiyette de ilk evlenme yaşının arttığı görüldü. Ortalama ilk evlenme yaşı 2023 yılında erkeklerde 28,3 iken kadınlarda 25,7 oldu. Erkek ile kadın arasındaki ortalama ilk evlenme yaş farkı ise 2,6 yaş olarak gerçekleşti.
Kaba evlenme hızının en yüksek olduğu il, binde 8,09 ile Kilis oldu
Kaba evlenme hızının 2023 yılında en yüksek olduğu il, binde 8,09 ile Kilis oldu. Bu ili binde 7,81 ile Aksaray, binde 7,57 ile Gaziantep izledi. Kaba evlenme hızının en düşük olduğu il ise binde 4,52 ile Gümüşhane oldu. Bu ili binde 4,82 ile Tunceli, binde 4,98 ile Malatya izledi.
Antalya’da 2023 yılında 20 bin evlenen çift oldu
Antalya’da evlenen çiftlerin sayısı 2023 yılında 20 bin 4 olurken, Isparta’da 2 bin 698, Burdur’da ise bu rakam bin 682 oldu.
Yabancı damatların sayısı 6 bin 345 iken yabancı gelinlerin sayısı 31 bin 29 oldu
Toplam evlenmeler içinde yabancı kişiler ile evlenmeler incelendiğinde, yabancı damatların sayısı 2023 yılında 6 bin 345 olup toplam damatların yüzde 1,1’ini oluştururken yabancı gelinlerin sayısı 31 bin 29 olup toplam gelinlerin yüzde 5,5’ini oluşturdu.
Yabancı damatlar uyruklarına göre incelendiğinde, yabancı damatlar içinde yüzde 21,9 ile Alman damatlar birinci sırada yer aldı. Alman damatları yüzde 19,2 ile Suriyeli damatlar ve yüzde 5,1 ile Avusturyalı damatlar izledi.
Yabancı gelinler uyruklarına göre incelendiğinde, yabancı gelinler içinde yüzde 12 ile Özbek gelinler birinci sırada yer aldı. Özbek gelinleri yüzde 11,3 ile Suriyeli gelinler ve yüzde 9,1 ile Azerbaycanlı gelinler izledi.
Kaba boşanma hızının en yüksek olduğu il, binde 3,05 ile İzmir oldu
Kaba boşanma hızının 2023 yılında en yüksek olduğu il, binde 3,05 ile İzmir oldu. Bu ili binde 2,94 ile Antalya, binde 2,80 ile Karaman izledi. Kaba boşanma hızının en düşük olduğu il ise binde 0,36 ile Hakkari oldu. Bu ili binde 0,44 ile Şırnak, binde 0,55 ile Muş izledi.
Boşanmaların yüzde 33,4’ü evliliğin ilk beş yılı içinde gerçekleşti
Evlilik süresine göre boşanmalar incelendiğinde, 2023 yılında gerçekleşen boşanmaların yüzde 33,4’ü evliliğin ilk 5 yılı, yüzde 21,7’si ise evliliğin 6-10 yılı içinde gerçekleşti.
Son bir yıl içindeki boşanma olaylarından 171 bin 213 çocuk etkilendi
Kesinleşen boşanma davaları sonucunda 2023 yılında 171 bin 881 çift boşanırken 171 bin 213 çocuk velayete verildi. Boşanma davaları sonucu, çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Çocukların velayetinin 2023 yılında yüzde 74,9’u anneye, yüzde 25,1’i babaya verildi. – ANTALYA
]]>TFF’den yapılan açıklamaya göre maçın hakeminin VAR monitörüne çağrıldığı her pozisyonun kayıtları sesli ve görüntülü olarak kamuoyuyla paylaşılacak.
Kayıtlar, haftanın tüm maçlarının tamamlanmasından bir gün sonra TFF’nin Youtube kanalı ve Facebook hesaplarına yüklenecek.
Türkiye’de hakem kararlarının sahada oynanan futbolun ve sonuçların önüne geçtiği yönünde eleştiriler sıklıkla dile getiriliyordu. VAR konusu da keyfi kararlar, tutarsız VAR incelemeleri, çifte standart gibi başlıklarla tartışılıyordu.
Geçen sezon TFF, VAR uygulamasının başlamasından beri ilk kez Sivasspor – Galatasaray ve Gaziantep FK – Beşiktaş maçlarının VAR kayıtlarını açıklamıştı.
Bu tarihten itibaren birçok futbol kulübü maçların VAR kayıtlarının açıklaması yönünde taleplerde bulunmuştu.
Ankaragücü Başkanı Faruk Koca, bu sezon takımının Rizespor ile oynadığı Süper Lig maçında hakem Halil Umut Meler’e saldırmıştı.
İstanbulspor Kulübü Başkanı Ecmel Faik Sarıalioğlu da yine bu sezon Trabzonspor maçındaki hakem kararlarına tepki olarak karşılaşmanın ikinci yarısında takımını sahadan çekmişti.
BBC Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Hürriyet gazetesi futbol yazarı ve S Sport kanalı yorumcusu Murat Fevzi Tanırlı, TFF’nin VAR kayıtlarının açıklanmasıyla ilgili sıcak bakmadığını söyledi.
Tanırlı’ya göre bu karar, futbol sistemindeki “diğer kötü uygulamaların” üstünü örtmek için atılan bir adım:
“Bu, TFF’nin ‘Ben aslında her şeyi çok iyi yönetiyorum. Siz VAR’ı merak ediyordunuz. Alın şimdi onu da sizinle paylaşıyorum’ demesi. Toplumsal paranoyaya çözüm ürettiklerini sanıyorlar. Ama hakem dünyasının içini deşifre edip iyice yanlış bir yere götürüyorlar.”
Eski bir hakem olan ve Süper Lig’in yayıncısı olan beIN Sports’ta “Trio” isimli programından Deniz Çoban, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada uygulamaın kamuoyunun beklentilerini karşılamayacağını düşündüğünü söyledi.
Çoban bu değerlendirmesini şöyle açıkladı:
“Kamuoyu, maçın hakeminin VAR’a çağrıldığı pozisyonlarda, hakemlerin aralarında ne konuştuklarını çok fazla merak etmiyor. Kamuoyu, maçın hakeminin VAR’a çağrılmadığı pozisyonlarda, hakemlerin aralarında ne konuştuğunu daha çok merak ediyor.”
Çoban’la benzer bir noktayı işaret eden Tanırlı, tüm futbol izleyicilerinin VAR’ın hakemleri çağırma nedenlerini zaten bildiğini, esas merak edilenin ise hakemin VAR incelemesine davet edilmediği pozisyonlarda olduğunu dile getirdi.
Tanırlı, Süper Lig’de görev yapan hakemlerden aldığı bilgiye göre orta hakemlerle VAR hakemleri arasındaki diyaloğun standart bir hale gelmesi için Türk Hava Yolları’ndan eğitmen bir ekibin görevlendirildiğini öne sürdü. Tanırlı’nın aktardığına göre bu eğitmen ekip, diyalogların resmi hale gelmesi için hakemlere eğitim verecek.
Sports Digitale isimli YouTube kanalından futbol yorumcusu Oğulcan Akçe de kayıtların haftanın bitiminden bir gün sonra açıklanacak olmasınının ucu açık bir konu olduğunu savundu.
Tanırlı’ya göre söz konusu karar güvensizlik problemini çözemeyecek:
“Yabancı VAR hakemi dediler. Yabancı hakem dediler. Sonra yabancı gözlemci getirme kararı aldılar. Şimdi de VAR kayıtlarının açıklanacağını duyurdular. Alın size yeni bir eğlence. Böylelikle Türk futbolunun marka değerinin, yayın ihalesinin neden bu kadar düştüğünü konuşmayacağız.”
Yabancı gözlemciler görev alacak
Öte yandan TFF, Süper Lig’de 26. haftadan itibaren bazı yabancı gözlemcilerin görev almaya başlayacağını .
O isimler şöyle:
]]>BAYBURT – Bayburt’ta İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünde öğrenci olan 73 yaşındaki Veysel Gider bir yandan derslerine çalışıyor, bir yandan vize ve finallerine hazırlanıyor, bir yandan da derslerini aksatmayacak şekilde kitap yazıyor. Okuduğu bölümden hareketle ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ isimli kitap kaleme alan Gider, kitabını yüksek maliyetlerden dolayı bastıramamaktan dert yandı.
Uzun yıllardır gazetecilikle ilgilenen, araştırmacı yazar olarak bilinen ve Bayburt tarihi üzerine araştırmaları ile tanınan Gider, 71 yaşında hayalini kurduğu Tarih Bölümünü kazanarak, gençlere örnek olmuştu. 24 yaşındaki oğlu Mürsel Yusuf Gider ile birlikte Tarih Bölümünde aynı sıraları paylaşan Gider, derslerine çok çalıştığını, notlarının da iyi olduğunu söyledi.
Okumayı çok sevdiğini ve hayatı boyunca sayısızca kitap okuduğunu vurgulayan Gider, okuduğu bölümle alakalı ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ isimli kitap yazdı. Üniversite 2’nci sınıf öğrencisi olan Gider, hayallerini bir bir gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını belirtti.
“İnandığım bir konuyu gerçekleştirmek için 70 yaşından sonra üniversiteye başladım”
Üniversite okuma hayalini 70 yaşından sonra gerçekleştirdiğini aktaran Gider, “70 yaşından sonra üniversite okumaya başladım, Tarih Bölümü 2’nci sınıf öğrencisiyim. En küçük oğlum Mürsel Yusuf’ta aynı bölümde benimle birlikte öğrenim görüyor. İnandığım bir konuyu gerçekleştirmek adına 70 yaşından sonra üniversiteye başlamış oldum. Bu konu şuydu; bir şeyler yazıyoruz, adımız araştırmacı yazara çıkmış ama akademik bir terbiye var mıdır diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım, daha sonra bu işe bismillah diyerek adım attım ve 70 yaşından sonra üniversite kazanarak bu bölüme girmiş oldum” dedi.
“Tarih konularında hep yabancı tarihçilerin fikirlerine başvurulmuş bu konu beni rahatsız etti”
Akademik terbiyeyle kitap yazmak için işe koyulan Gider, bir konuya dikkat çekti. Tarih konularında ağırlıklı olarak yabancı tarihçilerin fikirlerine başvurulduğunu, kaynak olarak gösterildiğini iddia eden Gider, bu durumun kendisini rahatsız ettiğini belirterek, “Akademik bir terbiyeyle bir şeyler yazayım diye düşündüm ve özellikle aklıma tarih metodolojisi konusu takıldı. Tarih metodolojisinde dikkat ettim, genellikle yabancıların bilgilerine başvurulmuş, onların ortaya koyduklarını biz gerçek olarak almışız. Peki yabancılar bu işi doğru yapmamış mı diye soracaksınız, mutlaka yabancıların bu konularda haklı oldukları çalışmalar vardır ancak bazı yabancı tarihçilerin Türkler için, Müslümanlar için iyi çok iyi şeyler düşünmediği herkesçe biliniyor, tabii doğrusunu yazan tarihçiler de yok değil. Genellikle batılı yazarların, tarihçiler dahil olmak üzere Türkler üzerindeki olumsuz düşünceleri herkes tarafından bilinmektedir. O nedenle yabancı yazarlardan alıntılar, bir süre sonra kafama takılmaya başladı. Müslüman Türk tarihçisi olarak nasıl bir yol izleyebiliriz diye düşündüm ve işe koyuldum. Birinci sınıfın sonlarına doğru ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ adlı bir kitap kaleme aldım. Kırıntı ve kırpıntılar üzerine tarih yazılabilir mi düşüncesiyle böyle bir çalışmayı ortaya koydum ama bastırma imkanım olmadı. Osmanlıcam iyidir, tarihle ilgili diğer konularda bilgi sahibiyim, Allah nasip ederse ileride bazı çalışmaları da gerçekleştirmek istiyorum, inşallah bunu başarabilirim. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, üniversitemizde çok değerli tarihçi hocalarımız bulunuyor, onların akademik bilgilerinden de yararlanıyorum” ifadelerini kullandı.
]]>Uzun yıllardır gazetecilikle ilgilenen, araştırmacı yazar olarak bilinen ve Bayburt tarihi üzerine araştırmaları ile tanınan Gider, 71 yaşında hayalini kurduğu Tarih Bölümünü kazanarak, gençlere örnek olmuştu. 24 yaşındaki oğlu Mürsel Yusuf Gider ile birlikte Tarih Bölümünde aynı sıraları paylaşan Gider, derslerine çok çalıştığını, notlarının da iyi olduğunu söyledi.
Okumayı çok sevdiğini ve hayatı boyunca sayısızca kitap okuduğunu vurgulayan Gider, okuduğu bölümle alakalı ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ isimli kitap yazdı. Üniversite 2’nci sınıf öğrencisi olan Gider, hayallerini bir bir gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını belirtti.
“İnandığım bir konuyu gerçekleştirmek için 70 yaşından sonra üniversiteye başladım”
Üniversite okuma hayalini 70 yaşından sonra gerçekleştirdiğini aktaran Gider, “70 yaşından sonra üniversite okumaya başladım, Tarih Bölümü 2’nci sınıf öğrencisiyim. En küçük oğlum Mürsel Yusuf’ta aynı bölümde benimle birlikte öğrenim görüyor. İnandığım bir konuyu gerçekleştirmek adına 70 yaşından sonra üniversiteye başlamış oldum. Bu konu şuydu; bir şeyler yazıyoruz, adımız araştırmacı yazara çıkmış ama akademik bir terbiye var mıdır diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım, daha sonra bu işe bismillah diyerek adım attım ve 70 yaşından sonra üniversite kazanarak bu bölüme girmiş oldum” dedi.
“Tarih konularında hep yabancı tarihçilerin fikirlerine başvurulmuş bu konu beni rahatsız etti”
Akademik terbiyeyle kitap yazmak için işe koyulan Gider, bir konuya dikkat çekti. Tarih konularında ağırlıklı olarak yabancı tarihçilerin fikirlerine başvurulduğunu, kaynak olarak gösterildiğini iddia eden Gider, bu durumun kendisini rahatsız ettiğini belirterek, “Akademik bir terbiyeyle bir şeyler yazayım diye düşündüm ve özellikle aklıma tarih metodolojisi konusu takıldı. Tarih metodolojisinde dikkat ettim, genellikle yabancıların bilgilerine başvurulmuş, onların ortaya koyduklarını biz gerçek olarak almışız. Peki yabancılar bu işi doğru yapmamış mı diye soracaksınız, mutlaka yabancıların bu konularda haklı oldukları çalışmalar vardır ancak bazı yabancı tarihçilerin Türkler için, müslümanlar için iyi çok iyi şeyler düşünmediği herkesçe biliniyor, tabii doğrusunu yazan tarihçiler de yok değil. Genellikle batılı yazarların, tarihçiler dahil olmak üzere Türkler üzerindeki olumsuz düşünceleri herkes tarafından bilinmektedir. O nedenle yabancı yazarlardan alıntılar, bir süre sonra kafama takılmaya başladı. Müslüman Türk tarihçisi olarak nasıl bir yol izleyebiliriz diye düşündüm ve işe koyuldum. Birinci sınıfın sonlarına doğru ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ adlı bir kitap kaleme aldım. Kırıntı ve kırpıntılar üzerine tarih yazılabilir mi düşüncesiyle böyle bir çalışmayı ortaya koydum ama bastırma imkanım olmadı. Osmanlıcam iyidir, tarihle ilgili diğer konularda bilgi sahibiyim, Allah nasip ederse ileride bazı çalışmaları da gerçekleştirmek istiyorum, inşallah bunu başarabilirim. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, üniversitemizde çok değerli tarihçi hocalarımız bulunuyor, onların akademik bilgilerinden de yararlanıyorum” ifadelerini kullandı. – BAYBURT
]]>RUSYA ve Ukrayna savaşı sonrası bu iki ülkeden yoğun göç alan Antalya’daki yerleşik yabancı nüfusu, son 1 yılda 40 bin azaldı. Oturum izinlerinin uzatılmaması, yeni gelenlere izin verilmemesi, konut ve kira fiyatlarındaki yüksek artış nedeniyle Antalya’dan Dubai ve Sırbistan’a yoğun göç yaşanıyor. Konut fiyatları ve kiralarda da yüzde 15- 25 civarında düşüş başladı.
Ruslar başta olmak üzere Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinden vatandaşların tatil amaçlı en çok tercih ettiği Antalya’da çok sayıda Rus ve Ukraynalı ikamet ediyor. 2022’nin şubat ayında başlayan Rusya- Ukrayna savaşı sonrasında iki ülkeden yoğun göç yaşandı. Antalya’da 2020 yılında 94 bin olan yerleşik yabancı nüfus 2021’de 136 bin 946’ya, 2022’de 172 bin 487’ye yükseldi. Özellikle Rusya ve Ukrayna’dan yaşanan göç sonrası yabancı nüfusun iki yılda iki kat artması nedeniyle Antalya’da konut ve kira fiyatları astronomik düzeyde arttı. Kentte özellikle sahil ilçelerinde kirada oturan polis, öğretmen gibi memurların tayin istediği tablo oluştu. Rusya ve Ukrayna’dan gelenlere evlerini yüksek rakamlara kiralamak isteyenler kiracıları evden çıkarttı ya da mahkemelik oldu.
1 YILDA 40 BİN YABANCI GİTTİ
Antalya’da konut fiyatlarında dolar bazında yaşanan artışlar, 2023 yılında Rusya ve Ukrayna’dan gelen göçmenleri de etkiledi. Antalya’da konut ve kira fiyatlarındaki artışı durdurmak amacıyla 10 mahallenin yabancıların ikamet iznine kapatılması, diğer mahallelerde de ikamet izni bitenlerin sürelerinin uzatılmaması nedeniyle Ruslar, başka ülkelere göç etmeye başladı. Son 1 yılda Antalya’daki yerleşik yabancı nüfusta 40 bin azalma yaşandı.
OKUL KONTENJANI YARIYA YAKIN AZALDI
Konyaaltı’nda Rus çocuklara eğitim verilen Uluslararası Eduant Rus Okulu’nun sahibi Viktor Bikkenev, savaş sonrası iki ülkeden Antalya’ya yoğun göç yaşandığını belirterek, “Antalya çok güzel, dünyada belki ikinci bir kent yok böyle. Halk sıcakkanlı. Ruslar Antalya’yı seviyor. İnsan kolay kolay terk etmez ama son dönemde ikamet izinleriyle ilgili Göç İdaresi’nden ret gelmeye başladı. Bizim okulda da yarıya yakın azalma var. Tabi Ruslar ret verilmesini anlamıyor. Diyorlar ki, ‘Biz burada ev alıyoruz, her yere para harcıyoruz. Türkiye’ye para getiriyoruz. Yurt dışından parayla geliyoruz. Bu para burada kalıyor.’ Bu durumu anlamıyorlar” dedi.
EN ÇOK DUBAİ VE SIRBİSTAN’A GİDİYORLAR
Savaş sonrası Rusya’da asker alımına başlanılmasıyla aşırı göç olduğunu anlatan Bikkenev, “Şimdi bunun tersi, gidiş oluyor. İnsanlar mecburen gidiyor. Çoğu Dubai’ye gitti. Dubai’de öyle bir sıkıntı olmadığını söylüyorlar. Avrupa’da bazı ülkeler sıkıntısız. Mesela Sırbistan alıyor. İstediği kadar kalabiliyor, iş bulabiliyor. Hırvatistan da aynı. Bazı ülkeler iyi görüyor Rusların gelmesini. Çünkü onlarla birlikte belli bir miktar para da gelebiliyor. Ruslar ayrıca Tayland, Bali, Maldivler’e gidiyor” diye konuştu.
FİYATLAR DÜŞMEYE BAŞLADI
İkamet izinlerinin uzatılmaması, yeni izinler verilmemesi ve emlak fiyatlarının çok yüksek olması sebepli yoğun göç yaşandığını, bu durumun bölgedeki fiyatları da düşürdüğünü söyleyen Bikkenev, “Şimdi tam tersi oldu. Ruslar giderken fiyat da düşüyor. Emlakçıyla görüşüyoruz, satış yok hiç. Antalya’da denize sıfır ev Miami ile aynı ya da daha pahalı olmuş. Arkadaşım Dubai’de Burc Halife’nin yanında evi 1 milyon dolara zor satmış. Antalya’nın fiyatları 1 milyon dolardan başlıyor. Yani anormal yükselmiş. Şimdi ise tam tersi, bir tane ev satılmıyor, fiyat da düşüyor. Göç İdaresi de ikamet izin vermeyince insanların yapabilecek bir şeyi yok” dedi.
İKAMET UZATILMADI DUBAİ’YE TAŞINDILAR
2022’nin kasım ayında Rusya’dan Antalya’ya gelen iki çocuklu Tsidenova ailesi, önceki günlerde oturum izinlerinin uzatılmaması nedeniyle Antalya’dan Dubai’ye taşındı. 1,5 yıl Konyaaltı’nda ikamet ettiklerini belirten Elena Tsidenova, Uncalı Mahallesi’nde 1500 dolar kira ödediklerini, şu an Dubai’de 1500 dolara daha lüks bir evde oturduklarını dile getirdi. Tsidenova, Antalya’da ikamet izni uzatılmadığı için ayrılmak zorunda kaldıklarını kaydetti.
İZİNLER ARTIK ÇOK ZORLAŞTI
Konyaaltı’nda emlakçı Zehra Arslan, genel olarak yabancılara konut satışı üzerine çalıştıklarını belirterek, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası iki ülkeden yoğun talep olduğunu, gelenler kolaylıkla ikametgah izni alabilirken şimdi çok zorlaştığını dile getirdi. Arslan, “Yani süreç gitgide zorlaşıyor. Bir de Hurma, Liman ve Sarısu mahallelerinde yabancılara ikametgah verilmiyor. Daha önce Liman bölgesinde ikametgah almış bir yabancı, başvurup ikametgahını uzatabiliyor ama Türkiye’ye yeni gelmiş ve Liman bölgesinde daire satın alıp ikametgahı almak isteyince izin verilmiyor” dedi.
FİYATLARDAKİ DÜŞÜŞ YÜZDE 25’İ BULUYOR
Son dönemde Antalya’da ikamet eden yabancı sayısındaki düşüşün emlak sektörünün yanı sıra kafe, restoran ve diğer birçok sektöre yansıdığını dile getiren Zehra Arslan, “Yabancılar için Avrupa’dan ve Dubai’den daha pahalı bir şehir olmaya başladı. O yüzden insanlar o tarafları tercih ediyor. Örneğin bizde yüzde 50 oranında düşüş yaşandı. Yabancılara oturumun verilmesi zorlaştırıldığı için artık insanlar daire fiyatlarında düşüşe gitmeye başladı. O yüzden çok büyük indirimler yapılıyor. Özellikle yeni projelerde veya daire kiralamalarında yine indirimler yapılıp daha makul fiyatlara çekiyorlar. Yaklaşık yüzde 15- 25 civarında düşüş var” diye konuştu.
]]>Orta Doğu ve Körfez ülkelerinden özellikle yaz mevsiminde gelen turistler ile 1 milyar doları aşan döviz geliri elde eden Trabzon’da, sağlık turizmi de gün geçtikçe değer kazanıyor. Uluslararası hasta birimlerinin devreye alındığı kamu ve özel hastanelerde yabancı dil bilen uzman personelin refakat ettiği bölümlere başvuran yabancı hastalara, tedavi kolaylığı sağlanıyor. Doğu Karadeniz’in sağlık başkenti Trabzon’da, başta Gürcistan, Azerbaycan ve Rusya olmak üzere direkt uçak seferlerinin de başlaması ile yabancı hasta sayısında artış yaşanıyor. Kente gelen hastalar, en çok nöroloji, üroloji ve genel cerrahi polikliniklerine başvuruyor. Trabzon’da sağlık turizmi sektöründeki kar payının artırılması için yürütülen çalışma ve uygulamaların meyveleri rakamlara da yansıyor. 2021’de 30 bini aşkın yabancının tedavi edildiği kentte, 2022’de 40 bin, 2023’te 65 bin yabancı, sağlık turizmi hizmetlerinden faydalandı.
‘2024 YILI HEDEFİMİZ, 80 BİN TURİST’
Trabzon İl Sağlık Müdürü Dr. Hakan Usta, “Sağlık turizmi ile ilgili ilimizde artan bir trendimiz var. Sağlık turizmi sektörü, ülkemizin ihtiyacı olan bir sektör. Biz de bununla alakalı üzerimize düşeni, payımızı artırarak yapmaya gayret ediyoruz. 2022 yılında sağlık turizmi ile alakalı 40 bin turist gelmişken; bu sayı geçtiğimiz yıl 65 binlere dayandı. 2024 yılı için hedefimiz de sağlık hizmetinden faydalanacak turist sayısını 80 bine çıkarabilmek. İlimize ulaşım olanakları arttıkça, sağlık turizmi için buraya gelen turistle kalite görülüyor ve diğer şehirlerden, ülkelerden bir eksiğimiz olmadığı anlaşılıyor. Böylece ilimiz tercih edilebilir bir hale geliyor. Bu nedenle ortaya çıkan tablo, hedefimizin çok kolayca gerçek olacağını gösteriyor” dedi.
‘HİZMET ÇITAMIZIN YÜKSEK OLDUĞU TESİSLERİMİZ VAR’
Kente gelen yabancı hastalara rahat ve konforlu tedavi hizmeti sunulduğunu kaydeden Usta, “İlimize özellikle; Gürcistan başta olmak üzere Azerbaycan, Rusya, Ukrayna, Kuveyt, Arabistan ve Almanya’dan gelen yabancılar oluyor. Yabancılar, ilimizdeki sağlık hizmetlerinden oldukça rahat ve konforlu bir şekilde yararlanabiliyor. Trabzon’da rehabilitasyon alanı da oldukça güçlü. Onun dışında özellikli hizmetlerimizin olduğu sahalarımız var. Tüp bebekten, suda doğuma ve inme merkezlerine varıncaya kadar. Ahi Evren Kalp ve Damar Cerrahi Hastanesi gibi hizmet çıtamızın yüksek olduğu tesislerimiz var. Özel hastanelerimiz başta olmak üzere Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Tıp Fakültemiz ve kamu hastanelerimiz ile özel kliniklerimiz de sağlık turizmi hizmetine katkı sağlamış oluyorlar” diye konuştu.
‘ARTAN MEMNUNİYETİ YAKALAMIŞ DURUMDAYIZ’
Yabancıların en çok nöroloji polikliniğine başvurduğunu aktaran Usta, “Sağlık turizmi için ilimizi tercih eden yabancıların tedavi tercihlerinin rakamlarına baktığımızda; daha çok nöroloji, üroloji, kadın doğum ve genel cerrahi polikliniklerinde yoğunluk görmekteyiz. Trabzon’a gelen yabancılar, aldıkları sağlık hizmeti doğrultusunda memnun bir şekilde ilimizden ayrılıyor. Bu konuyla alakalı ayrıca sağlık hizmetlerinden faydalanmak üzere şehrimize gelen turistlerin memnuniyetlerini ölçmek üzere 6 dilde bir anket çalışması da yürütüyoruz. Doğrudan elde edilen sonuçlara da baktığımız zaman gittikçe artan bir memnuniyeti yakalamış durumdayız” dedi. (DHA)
]]>Orta Doğu ve Körfez ülkelerinden özellikle yaz mevsiminde gelen turistler ile 1 milyar doları aşan döviz geliri elde eden Trabzon’da, sağlık turizmi de gün geçtikçe değer kazanıyor. Uluslararası hasta birimlerinin devreye alındığı kamu ve özel hastanelerde yabancı dil bilen uzman personelin refakat ettiği bölümlere başvuran yabancı hastalara, tedavi kolaylığı sağlanıyor. Doğu Karadeniz’in sağlık başkenti Trabzon’da, başta Gürcistan, Azerbaycan ve Rusya olmak üzere direkt uçak seferlerinin de başlaması ile yabancı hasta sayısında artış yaşanıyor. Kente gelen hastalar, en çok nöroloji, üroloji ve genel cerrahi polikliniklerine başvuruyor. Trabzon’da sağlık turizmi sektöründeki kar payının artırılması için yürütülen çalışma ve uygulamaların meyveleri rakamlara da yansıyor. 2021’de 30 bini aşkın yabancının tedavi edildiği kentte, 2022’de 40 bin, 2023’te 65 bin yabancı, sağlık turizmi hizmetlerinden faydalandı.
‘2024 YILI HEDEFİMİZ, 80 BİN TURİST’
Trabzon İl Sağlık Müdürü Dr. Hakan Usta, “Sağlık turizmi ile ilgili ilimizde artan bir trendimiz var. Sağlık turizmi sektörü, ülkemizin ihtiyacı olan bir sektör. Biz de bununla alakalı üzerimize düşeni, payımızı artırarak yapmaya gayret ediyoruz. 2022 yılında sağlık turizmi ile alakalı 40 bin turist gelmişken; bu sayı geçtiğimiz yıl 65 binlere dayandı. 2024 yılı için hedefimiz de sağlık hizmetinden faydalanacak turist sayısını 80 bine çıkarabilmek. İlimize ulaşım olanakları arttıkça, sağlık turizmi için buraya gelen turistle kalite görülüyor ve diğer şehirlerden, ülkelerden bir eksiğimiz olmadığı anlaşılıyor. Böylece ilimiz tercih edilebilir bir hale geliyor. Bu nedenle ortaya çıkan tablo, hedefimizin çok kolayca gerçek olacağını gösteriyor” dedi.
‘HİZMET ÇITAMIZIN YÜKSEK OLDUĞU TESİSLERİMİZ VAR’
Kente gelen yabancı hastalara rahat ve konforlu tedavi hizmeti sunulduğunu kaydeden Usta, “İlimize özellikle; Gürcistan başta olmak üzere Azerbaycan, Rusya, Ukrayna, Kuveyt, Arabistan ve Almanya’dan gelen yabancılar oluyor. Yabancılar, ilimizdeki sağlık hizmetlerinden oldukça rahat ve konforlu bir şekilde yararlanabiliyor. Trabzon’da rehabilitasyon alanı da oldukça güçlü. Onun dışında özellikli hizmetlerimizin olduğu sahalarımız var. Tüp bebekten, suda doğuma ve inme merkezlerine varıncaya kadar. Ahi Evren Kalp ve Damar Cerrahi Hastanesi gibi hizmet çıtamızın yüksek olduğu tesislerimiz var. Özel hastanelerimiz başta olmak üzere Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Tıp Fakültemiz ve kamu hastanelerimiz ile özel kliniklerimiz de sağlık turizmi hizmetine katkı sağlamış oluyorlar” diye konuştu.
‘ARTAN MEMNUNİYETİ YAKALAMIŞ DURUMDAYIZ’
Yabancıların en çok nöroloji polikliniğine başvurduğunu aktaran Usta, “Sağlık turizmi için ilimizi tercih eden yabancıların tedavi tercihlerinin rakamlarına baktığımızda; daha çok nöroloji, üroloji, kadın doğum ve genel cerrahi polikliniklerinde yoğunluk görmekteyiz. Trabzon’a gelen yabancılar, aldıkları sağlık hizmeti doğrultusunda memnun bir şekilde ilimizden ayrılıyor. Bu konuyla alakalı ayrıca sağlık hizmetlerinden faydalanmak üzere şehrimize gelen turistlerin memnuniyetlerini ölçmek üzere 6 dilde bir anket çalışması da yürütüyoruz. Doğrudan elde edilen sonuçlara da baktığımız zaman gittikçe artan bir memnuniyeti yakalamış durumdayız” dedi.
]]>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, TÜİK verilerine göre Aralık ayında Türkiye genelinde yapılan toplam konut satışları geçen yılının aynı ayına göre yüzde 33,4 oranında azalarak 138 bin 577 adet olarak gerçekleştiğini açıkladı. 2023 yılının tamamında toplam konut satışının geçen yıla oranla yüzde 17,5 artış gösterdiğini kaydeden ATSO Başkanı Ali Bahar, “2023 yılının tamamında, toplam konut satışları geçen yıla göre yüzde 17,5 oranında artış kaydetmiştir. Aralık ayında 6 bin 743 konut satışının gerçekleştirildiği Antalya’da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 39,6, oranında gerileme yaşanmıştır” diye konuştu. ATSO Başkanı Ali Bahar, “Açıklanan veriler bize konut satışlarında ciddi bir gerileme olduğunu gösterse de, Antalya’nın aylık bazda toplam konut satışlarında İstanbul, Ankara ve İzmir’in ardından birçok alanda olduğu gibi dördüncü sırada yer aldığını gösteriyor. Ayrıca bu düşüş trendi gerek yabancı vatandaşların oturum izinlerine getirilen kısıtlama, gerekse konut fiyatlarındaki yükseklikler nedeniyle bir süre daha devam edecek” ifadelerini kullandı.
Yabancılara konut satışında son 3 yılın en düşük satışı gerçekleşti
Aralık ayında Türkiye genelinde 2 bin 64 adet yabancıya konut satışı gerçekleştirildiğini kaydeden Başkan Bahar, “Toplam konut satışları içerisindeki yabancılara yönelik konut satış payı yüzde 1,5 olmuştur. Bu pay Antalya’da ise yüzde 9 olarak gerçekleşmiştir. Hem yerli hem yabancıya yönelik konut satışlarında gerileme yaşandığını görebiliyoruz” dedi. Aralık ayında Antalya’da satılan 6 bin 743 adet konutun yalnızca 609 adedinin yabancılara satıldığını belirten Başkan Ali Bahar, “Bu sayı 2021 yılı Mayıs ayından bu yana yaşanan en düşük aylık satış adedidir. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında aylık 2 bin 500 adetleri bulan yabancı konut satışları ciddi şekilde gerileme eğilimine girdi. Bu durum konut fiyatlarında da kendisini gösterdi” diye konuştu.
Satışlarda hızlı düşüş
Özellikle son iki yıldır yoğun bir dış göç alan Antalya’da konut talebinde hızlı bir yükseliş yaşandığını dile getiren ATSO Başkanı Bahar, “Bu nedenle de Antalya Türkiye’nin en yüksek konut fiyatlarına sahip il haline geldi. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de yabancılara satılan her 2 konuttan 1’i Antalya’da satılmaktaydı, ancak gelinen noktada yabancı vatandaşların oturma izinlerinde yaşadıkları problemler ve artan konut fiyatları nedeniyle satışlarda hızlı bir gerileme yaşanmıştır” ifadelerini kullandı. Başkan Bahar, “2022 yılı Ekim ayından bu yana Antalya yabancı konut satışlarında Türkiye’de ilk sıradaydı. Ancak yılın son ayında 609 adet gibi son yılların en düşük satış sayısı ile İstanbul ‘un ardından ikinci sıraya gerilemiştir” dedi.
Faiz artışları konut satışlarını etkiledi
Konut fiyatlarındaki artışlar ile birlikte faiz oranlarındaki artışa da dikkat çeken Başkan Bahar, “Konut talebinde yaşanan gerileme yalnızca yabancı talebindeki azalıştan kaynaklamamıştır. Kredi faizlerindeki artışlar da bu gerilemede önemli bir etken oldu” diye konuştu. TÜİK verilerine göre 2023 yılında kredi çekerek ev sahibi olmak isteyenlerin sayısında ciddi bir azalmaya işaret eden Bahar, “2022 yılında Antalya’da 661 adet kredili konut satışı gerçekleşirken bu sayı 2023 yılında 171 adette kalmıştır. Bu da bize kredi ile ev sahibi olmak isteyenlerin sayısında ciddi bir gerileme olduğunu kanıtlamaktadır. Bu rakamlar, kredi faizlerindeki artışın konut piyasasına etkisini açıklar niteliktedir” dedi. – ANTALYA
]]>TÜRKİYE’de ikamet izni ile yaşayan yabancı sayısı 1 milyon 107 bin 32 oldu. 2022’de 1 milyon 354 bin 94 olarak kayıtlara geçen Türkiye’de ikamet izni ile bulunan yabancı sayısı 247 bin 62 azaldı.
İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre; 31 Aralık 2023 itibarıyla, ikamet izni ile Türkiye’de bulunan yabancı sayısı 1 milyon 107 bin 32 oldu. İkamet izni ile Türkiye’de bulunan yabancıların illere göre dağılımında ilk sıradaki İstanbul, 556 bin 578 yabancıya ev sahipliği yaptı. Türkiye’de ikamet izni ile bulunan yabancı sayısında İstanbul’un ardından Antalya yer aldı. Antalya’da ikamet izni ile bulunan yabancı sayısı 117 bin 52 olarak kayıtlara geçti. En fazla ikamet izni alınan kentlerden Ankara’da 70 bin 98, Bursa’da 51 bin 537, Mersin’de 43 bin 944, İzmir’de 25 bin 576, Muğla’da 20 bin 453 yabancı yaşıyor.
TÜRKMENİSTAN VATANDAŞLARI İLK SIRADA
İkamet izni ile Türkiye’deki yabancılarda ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı. Türkiye’de ikamet izni ile bulunan Türkmenistan vatandaşı sayısı 109 bin 39 olarak kayıtlara geçti. Türkmenistan vatandaşlarının ardından 100 bin 847 Rusya vatandaşı, 91 bin 117 Irak vatandaşı, 79 bin 779 Suriye vatandaşı, 79 bin 505 İran vatandaşı, 67 bin 621 Azerbaycan vatandaşı, 52 bin 65 Özbekistan vatandaşı, 43 bin 6 Kazakistan, 41 bin 978 Afganistan vatandaşı, 36 bin 982 Ukrayna vatandaşı, 405 bin 33 diğer ülke vatandaşları ikamet izniyle Türkiye’de bulunuyor.
EN AZ YABANCININ YAŞADIĞI KENT TUNCELİ
Yabancıların en az ikamet izni aldığı kent Tunceli oldu. 52 yabancının yaşadığı Tunceli’nin ardından, Muş’ta 83, Bitlis 204, Bayburt’ta 280, Ardahan’da 278 yabancı ikamet izni ile bulunuyor. Bu yıl yabancılardan 638 bin 764’ü kısa dönem, 161 bin 426’sı öğrenci, 117 bin 579’u aile, 189 bin 263’ü diğer ikamet izni ile Türkiye’de bulunuyor. Kısa dönem ikamet izni ile Türkiye’de bulunan yabancı sıralamasında ilk sırada Irak vatandaşları yer aldı. Öğrenci ikamet izni ile Türkiye’deki yabancı sıralamasında İran vatandaşları, aile ikamet izni ile Türkiye’de bulunan ülke vatandaşlarından da Azerbaycan ilk sırada yer aldı.
18 YILDA, 179 BİNDEN 1 MİLYON 107 BİNE YÜKSELDİ
Türkiye’de ikamet izni ile bulunan yabancı sayısı, 2005 yılında 178 bin 964’ten 2015 yılında 422 bin 895’e ulaştı. 2018 yılında 856 bin 470’e yükselen bu sayı, 2019 yılında ilk kez 1 milyonu aşıp 1 milyon 101 bin 30 oldu. Bu sayı 2020’de 886 bin 653, 2021’de 1 milyon 314 bin 181, 2022’de 1 milyon 354 bin 94 olarak kayıtlara geçti. Türkiye’de ikamet izni ile bulunan yabancı sayısı, 31 Aralık 2023 itibarıyla 247 bin 62 yabancının ayrılmasıyla 1 milyon 107 bine geriledi.
YABANCILARIN YARISINDAN FAZLASI İSTANBUL’DA
Türkiye’de ikamet izni ile bulunan yabancıların yarısından fazlasının yaşadığı İstanbul’da, geçen yıl 19 Ocak’ta ikamet eden yabancı sayısı 705 bin 556 iken 31 Aralık itibarıyla 556 bin 578 bine düştü. 19 Ocak- 31 Aralık 2023 tarihlerinde İstanbul’da ikamet izniyle bulunan yabancı sayısı 148 bin 978 azaldı.
40 BİN 523 YABANCI ANTALYA’DAN AYRILDI
Pandemi ve Rusya- Ukrayna arasındaki savaş sonrası yoğun göç alan Antalya’da 19 Ocak’tan 31 Aralık’a ikamet izni ile bulunan yabancı sayısı 40 bin 523 azaldı. 19 Ocak’ta 157 bin 575 ikamet izni ile Antalya’da yaşayan yabancı sayısı 31 Aralık itibarıyla 117 bin 52’ye düştü.
63 BİN 704 RUS VE UKRAYNALI ÜLKESİNE DÖNDÜ
Rusya ile Ukrayna savaşı sonrası Türkiye’ye göç eden bu iki ülke vatandaşlarının sayısı geçen yıl 19 Ocak’ta 201 bin 533 iken, bu sayı 31 Aralık itibarıyla 137 bin 829 oldu. Bu tarihler arasında 63 bin 704 Rus ve Ukraynalı ülkesine döndü. Rus vatandaşı sayısı 154 bin 297’den 100 bin 847’ye, Ukraynalı sayısı 47 bin 236’dan 36 bin 982’e geriledi.
]]>Türkiye Futbol Federasyonu, 2024-2025 sezonundan itibaren Trendyol Süper Lig’de yabancı sayısının 12’ye düşürüleceğini açıkladı. Bu durum, kadrosunda birçok yabancı futbolcu bulunduran takımları da düşündürmeye başladı. Bu takımlardan biri de Beşiktaş. Kiralıkta olan futbolcular dahil 16 yabancı oyuncuya sahip siyah-beyazlılar, söz konusu futbolcuların hem mali yükünden kurtulmak hem de yeni transferlere yer açmak için ya fesih yoluna gidecek ya da gelecek teklifleri değerlendirerek oyuncularla yollarını ayıracak. Ancak Kartal’da bu 16 futbolcunun sadece 2’sinin sözleşmesi bu yıl içinde sona erecek. Ghezzal ile Hasic’in mukaveleleri 31 Mayıs 2024’te bitecek. Kalan 14 yabancı futbolcunun sözleşmeleri ise 2025, 2026 ve 2027’ye kadar devam ediyor.
Transfer teklifleri bekleniyor
Hasan Arat yönetimi, göreve geldikten sonra Vincent Aboubakar, Valentine Rosier, Eric Bailly, Rachid Ghezzal ve Jean Onana’nın kadro dışı bırakıldığını açıklamıştı. Bu futbolculardan Bailly’nin sözleşmesi feshedilirken, Onana ise Marsilya’ya kiralandı. Afrika Uluslar Kupası sebebiyle ülkesinin milli takımına çağrılan Aboubakar ile Rosier’in ise takımdaki gelecekleri hala belirsiz.
Siyah-beyazlıların futboldan sorumlu yönetim kurulu üyesi Feyyaz Uçar, kadro dışı kalan oyuncularla ilgili gelen tekliflere açık olduğunu söylemişti.
Bunun yanında sakatlığı olan Oxlade-Chamberlain’in de sözleşmesinin dondurulması gündemde.
Ancak Beşiktaş sadece kadro dışı bırakılanlar değil, diğer yabancıları için de teklifler bekliyor. Sayının düşürülmesi için birkaç futbolcu hariç diğer oyunculara gelecek tüm teklifler değerlendirilecek.
Yabancıların performansı
Beşiktaş’ta bu sezon Süper Lig, Avrupa Konferans Ligi ve Konferans Ligi elemelerinde oynanan maçlarda en fazla görev alan futbolcular 29’ar defa ile Amir Hadziahmetovic ve Jackson Muleka. Bu karşılaşmalarda Muleka 5 gole imza atarken, Amir ise 6 asist yaptı. Gedson Fernandes de tüm kulvarlarda çıktığı 23 mücadelede 1 gol, 3 asistlik performans sergiledi. 22’şer kez forma giyen oyunculardan Aboubakar 11 gol, 3 asist, Oxlade-Chamberlain de 4 gol, 1 asistle takıma katkı sağladı.
21 kez top koşturan ve kadro dışı kalan futbolcular arasında yer alan Valentin Rosier 2 asist yaparken, 20 defa siyah-beyazlı formayı terleten Omar Colley’in de 6 golü bulunuyor.
19 maçta oynayan Rashica’nın 3 gol, 3 asisti bulunurken, 1 golü olan Amartey ile 2 asist yapan Masuaku 17’şer müsabakaya çıktı. Ante Rebic de 16 karşılaşmada 3 asistle oynadı. Kadro dışı bırakılan futbolculardan olan ancak daha sonra kadroya alınan Ghezzal ise 14 maçta 1 gol, 3 asistlik katkı verdi.
Marsilya’ya kiralanan Jean Onana’nın da 10 müsabakada 1 asisti var.
Bosna-Hersek ekiplerinden Sarajevo’da kiralık oynayan Ajdin Hasic, 16 mücadelede 5 gol, 3 asist, Portekiz ekibi Arouca’da sezonu kiralık geçiren Montero’nun da 10 maçta 1 asisti bulunuyor.
Yeni transferi Jonas Svensson ise henüz siyah-beyazlı formayı giymedi.
Sözleşme süreleri
Beşiktaş’ın yabacı futbolcularının mukavele süreleri de şöyle:
Daniel Amartey: 30 Haziran 2026
Omar Colley: 31 Mayıs 2025
Arthur Masuaku: 31 Mayıs 2025
Valentin Rosier: 31 Mayıs 2025
Amir Hadziahmetovic: 31 Mayıs 2027
Gedson Fernandes: 31 Mayıs 2026
Oxlade-Chamberlain: 30 Haziran 2026
Ante Rebic: 30 Haziran 2025
Jackson Muleka: 31 Mayıs 2027
Milot Rashica: 30 Haziran 2027
Rachid Ghezzal: 31 Mayıs 2024
Vincent Aboubakar: 31 Mayıs 2025
Jonas Svensson: 30 Haziran 2026
Javi Montero: 31 Mayıs 2025
Jean Onana: 30 Haziran 2027
Ajdin Hasic: 31 Mayıs 2024 – İSTANBUL
]]>