1 AY BOYUNCA AÇ KARNINA…
Antiseptik ve tıbbı etkileri olan ılık limonlu suyun sağlık açısından çeşitli faydaları bulunuyor. 1 ay boyunca aç karnına ılık içilen limonlu suyun sağlığınıza olan etkilerini merak ediyorsanız işte cevapları…

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Enfeksiyon ve hastalıklara neden olan patojenik bakterilerin büyümesini ve çoğalmasını önlemeye yardımcı olur. Bağışıklık sisteminin yükselmesine yardımcı olur. Böylece grip gibi enfeksiyon hastalıklarından korunmanızı sağlar.
ROMATİZMAYI ÖNLER
Limonlu su ürik asidi eritmeye yardımcı olur. Böylece düzenli tüketildiğinde romatizma gibi hastalıklarının önlenmesine ve tedavi edilmesine yardımcı olur..
KARACİĞERE ENERJİ VERİR
Mide ekşimesi durumunda abir bardak içilen limonlu su rahatlamanıza yardımcı olur. Aynı zamanda limonlu su karaciğerdeki kalsiyum ve oksijen seviyelerini dengelemeye yardımcı olur. Karaciğere enerji vererek kuvvetlendirir.
KANSER RİSKİNİ AZALTIR
Limonlu su içmek, kanseri önlemede faydalıdır. Araştırmalar, limonun tümör önleyici özellikleri ile kanser riskini azaltmada yardımcı olduğunu gösteriyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Peki oruç tutmak sağlığı nasıl etkiler? 30 gün oruç tutan bir insanın vücudunda neler olur?
En zoru, ilk günler
İnsan bedeni, oruç tuttuğunu son öğünden 8 saat sonra kavrayabiliyor.
Yani bağırsaklar son öğünde alınan tüm besin maddelerini tamamen sindirdiği zaman.
Vücut bir sonraki aşamada enerji ihtiyacını karşılayabilmek için karaciğerdeki ve kaslardaki glikoza yöneliyor.
Glikozu tükettiğinde de bir sonraki enerji kaynağı, vücuttaki yağlar oluyor.
Yağların yakılması kilo vermemize, kolesterol seviyemizi düşürmemize ve diyabet riskini azaltmamıza yardımcı oluyor.
Öte yandan, kan şekerinin düşmesiyle vücutta halsizlik ve uyuşukluk baş gösteriyor.
Açlık seviyesinin en üste çıktığı zamanlarda baş ağrısı, mide bulantısı ve kötü ağız kokusu da semptomlara ekleniyor.
Üçüncü günden yedinci güne: Su içmeye dikkat
Vücudunuz oruç tutmaya alışmaya başlıyor. Yağı tüketti ve kan şekerine dönüştürdü.
Sahur ve iftar vakitleri arasında su alımı azaldığı için vücutta terleme hızlanırken, sıvı kaybı da artıyor.
İftar ve sahur vakitlerinde öğünlerde karbonhidrat ve bazı yağların gerekli düzeyde alınması, enerji üretimi için şart.
Dengeli bir rejimle, protein, tuz ve su gibi belli besinleri almak önemli.
Sekizinci günden 15‘inci güne: Vücut oruca alışıyor
Bedeniniz artık 3. aşamaya geçti ve vücut oruca neredeyse tamamen uyum sağladı.
İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi Hastanesi’nin Anestezi ve Yoğun Bakım Danışmanı Dr. Razeen Mahroof, bu aşamanın vücutta bazı olumlu etkileri de olduğunu söylüyor.
Mahroof, “Gündelik hayatta çok daha fazla kalorili gıda alıyoruz ve vücudumuz hastalıkları atlatmak gibi önemli görevleri yerine getiremez oluyor” diyor ve ekliyor:
“Oruç sırasında bu durum yeniden dengeleniyor. Vücut yeniden daha önemli fonksiyonlarına odaklanıyor, enfeksiyonlarla savaşması ve hastalıklardan iyileşmesi de kolaylaşıyor.”
16‘ncı günden 30‘uncu güne: Detoks zamanı
Ramazan ayının 2. yarısında, kalın bağırsak, böbrek ve deri toksinlerinden arınmaya başlıyor.
Dr. Mahroof bu dönemde organların maksimum kapasitesine döndüğünü söylüyor. Hafıza ve konsantrasyon yeniden güçlenirken, enerjinin de arttığını vurguluyor.
Mahroof sözlerine şöyle devam ediyor:
“Oruç şafak vaktinden gün batımına kadar olan dönemi kapsar. Böylece arada enerji veren gıda ve sıvıları alabilme fırsatı olur. Oruç kasları korurken kişinin kilo vermesine de yardım eder.
“Ancak bedeniniz enerji için protein almaya başlarsa, ileri açlık moduna geçip kaslarınızı kullanmaya başlar. Bu en sık, günlerce ve haftalarca uzatılan oruç dönemlerinde görülür.”
Oruç sağlığa faydalı mı?
Dr. Mahroof’a göre bu sorunun yanıtı “Evet” ama bir şartla:
“Oruç tutmak neyi ne zaman yediğimize odaklanmamızı sağladığı için sağlığa faydalı ama bir aylık dönemi uzatıp sürekli oruç tutulmasını önermiyoruz.”
“Orucu uzatmak uzun vadede yağı enerjiye dönüştürmeyi engeller ve vücut enerji kaynağı olarak kaslarınıza yönelir. ‘Açlık moduna’ geçtiği zaman uzun vadede kilo vermeyi zorlaştırarak sağlığı kötü etkiler.”
Ramazan döneminin dışında da oruç tutulacaksa Mahroof’un önerisi 5:2 oruç diyetini uygulamak.
Yani haftanın 5 günü sağlıklı bir şekilde beslenmek ve diğer 2 gün oruç tutmak.
Kışın hayvanların enerji protein dengesi açısından daha fazla yemlenmesi gerektiğini söyleyen Kayseri Veteriner Hekimler Odası Başkanı Akgün Ergül, “Tabii havaların soğuması ile birlikte tüm canlılarda gıdaya veya enerji protein dengesi ile ilgili yemlemede düzenleme yapmak gerekir. Özellikle canlıların soğuğa karşı dirençli hale gelebilmeleri için soğukta yem tüketimi artmaktadır. Bunun sebebi de vücuttaki enerji protein dengesi ile alakalı bir durum. Hayvanların soğuğa karşı dirençli olabilmesi için yaz aylarında yem tüketimi azalırken su tüketimi artar. Havaların soğuması ile birlikte soğuğa karşı vücutlarını dirençli hale getirebilmek için özellikle tüylerinde uzama ile birlikte ki bu ister büyükbaş ister diğer hayvanlar olsun, enerji protein gereksinimleri artar. Bunun için de yemlemeyi biraz daha artırmamız lazım. Enerji protein dengesini iyi kuramazsak bu sefer de hayvanlar soğuğa karşı dirençsiz hale gelirler ve ister istemez vücutlarında strese bağlı, gıdadaki azlığa bağlı olarak enerji protein dengesini kuramadıklarından dolayı hipotermi dediğimiz vücut ısılarını dengeleyemezler ve birtakım metabolik hastalıklar ortaya çıkar. Bunun için de kış aylarında yemleme özellikle de rasyon bakım çok önemlidir” dedi.
“Akciğer hastalıklarına karşı hayvanlarımızı kış girmeden aşılamakta fayda var”
Akgün Ergül, canlıların yemleme dışında yaşam refahlarının da düşünülmesi gerektiğini söyleyerek, “Bunun haricinde en önemli olan hayvanların yem dengesini koruduktan sonra özellikle kış aylarında oluşabilecek solunum sistemi hastalıklarına karşı da hayvanları dirençli hale getirmek lazım. Bunun için de koruyucu hekimlik olarak viral ve bakteriyel yani akciğer hastalıklarına karşı hayvanlarımızı kış girmeden aşılamakta fayda var. Bakteriyel hastalıklara karşı da koruyucu aşılar vardır, bunları yaptığımız zaman da hayvanlarımıza kışın o soğuk şartlarda koruyucu bir bağışıklık vermiş olur ve hastalıklara karşı da dirençli hale getirmiş oluruz. Bunun dışında da canlılarımızın refah şartları dediğimiz özellikle çiftliklerin ya da ahırların da şartlarının düzgün olması lazım. Soğuklarda barınakların altlarının çok ıslak olmaması lazım. Hayvanların yattıkları yerlerin kuru olması ya da yataklık dediğimiz soğuğa karşı dirençli zemin ve hayvan arasında plastikten ve soğuk geçirmeyen malzemeler vardır. Bunlar da kış aylarında bakım ve beslemenin haricinde hayvanların hastalanmasını önleyecek bir faktördür. Bu konuda özellikle ahır ve çiftlik şartları çok önemlidir” ifadelerini kullandı.
Hipotermi ve kan şekerinin düşmesinin hayvanlarda ölümle sonuçlanabileceğini söyleyen Ergül, “Burada en önemli faktör gıda faktörleri. Yeterli besleyemezsek hayvanları ister istemez vücut ısıları da düşmeye başlıyor. Çünkü vücut enerjiye yeterli bir şekilde ulaşamadığı için ister istemez vücut ısısı düşüyor. Kan şekerinin de düşmesi ile birlikte açlık ve ya koma dediğimiz hal meydana gelip hayvanlarda birtakım rahatsızlıklara yol açıyor ve ister istemez özellikle sokaktaki hayvanlarda soğuğa bağlı hipotermi dediğimiz hastalıklarla birlikte ölüm şekillenebilmektedir. Çiftliklerde de özellikle yeni doğan buzağılar kış aylarında bu hipotermi dediğimiz duruma karşı daha dirençsiz bünyelere sahiptir. Bunun için de doğumdan sonraki ağız sütünü düzenli bir şekilde almaları lazım. Burada da bakım ve besleme ile özellikle de yeni doğan buzağıların barınakları sıcak bir yerde olmalı. Altlarına mümkünse saman yataklıkların düzgün bir şekilde konulması gerek ki bu hayvanlar süt emdikleri dönemde vücut ısılarını ancak bu şekilde dengeleyebiliyorlar. Onun için de buzağılar bakım ve besleme açısından daha fazla özen gösterilmesi gereken küçük canlılarımızdır” dedi. – KAYSERİ
]]>