ABD’li sinema yıldızı Marilyn Monroe’ya benzerliğiyle bilinen ve ‘Mardinli Monroe’ olarak tanınan Melek Karahan, yeni ameliyat ettirdiği köpeğini dövdüğünü iddia ettiği bazı kişilerle yaşadığı tartışma sonrası sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, “Kızıltepe, Urfa, Viranşehir, Ceylanpınar, sizden nefret ediyorum. Bu insanlar benim iş yerimin önünden de geçmesinler” dedi. Karahan, gelen tepkiler üzerine bir video daha paylaşarak, “Ben her zaman söylüyorum; hayvan sevmeyen insanları sevmiyorum. Hayvan sevmeyen doğayı sevemez, çok bencil olur. Çok tehlikeli insanlardır. O yüzden o insanlardan uzak durun. Eğer bir hayvana, kadına şiddet uyguluyorsa çok tehlikelidir. Zaten paylaşımlar yapılıyor, karalama kampanyaları yapılıyor. Hiç umurunda değilsiniz tamam mı? Kızıltepe, Viranşehir, Ceylanpınar, Urfa; istemiyorum, gelmeyin. Benim iş yerime gelmeyin, fotoğraf çekmek için. Bana bir faydanız yok” dedi.
‘MARDİN HALKI ADINA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK’
Paylaşımların ardından Mardin Barosu avukatlarından Gurbet Bilbay, ‘Hakaret’ ve ‘Bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide etme’ suçundan Melek Karahan hakkında suç duyurusunda bulundu. Mardin halkı adına suç duyurusunda bulunduğunu söyleyen avukat Bilbay, “Halkımızdan da destek bekliyoruz. Zaten bununla ilgili imza kampanyası da başlattık. Kendisinin Mardin halkını sevmediğini biliyoruz. Her defasında bize sövmeleri, hakaretleri hiçbir şekilde bitmiyor ve bununla alakalı gerekenin yapılmasını istiyoruz” diye konuştu.
‘KIZGINLIKLA SÖYLEDİM, ÖZÜR DİLİYORUM’
Söz konusu videoları Kızıltepeli birileriyle yaşadığı tartışma sonrası paylaştığını belirten Melek Karahan, il ve ilçe isimleri sayarak genelleme yaptığı için üzgün olduğunu, bu yerleşim yerlerindeki hayvanseverlerden özür dilediğini belirtti. Karahan, şunları söyledi:
“İş çıkışı evime giderken yeni ameliyat yaptırdığım sokak köpeğine Kızıltepe’den birinin taş attığını görünce ‘Neden atıyorsunuz?’ diye sordum. O da ‘Kendimi korumak amaçlı atıyorum’ dedi. Dedim ki, ‘Ne yaptı bu köpek size?’ Orada bir tartışmamız başladı. Kızım darbedildi. Oradan biraz yukarı doğru video çekerek gittim. Dedim ki, ‘Kızıltepe, Viranşehir, Ceylanpınar, Urfa gibi bölgeleri hayvan sevmedikleri için sevmiyorum’ dedim. ‘Benim iş yerime gelmesinler’ dedim. Tabii daha sonra bu videoyu alarak bazı yerel haber siteleri insanları kışkırtarak üzerime tehditler, hakaretler gibi, üzerimden bir propaganda yapmaya başladılar. Bununla alakalı savcılığa suç duyurusunda bulundum. Ben kendilerine ne hakaret ettim ne de küfrettim. ‘Benim iş yerime gelmeyin’ dedim. Bunu genellediğim için üzgünüm. Oralardaki güzel insanlar bana dediler ki, ‘Melek Hanım, biz ne yaşadığınızı biliyoruz.’ Ben her gün saldırıya uğruyorum. Sabah evden çıktığımda, ‘Acaba bugün başıma ne gelecek, beni, kedimi ve köpeğimi kim dövecek?’ diye düşünüp bu psikoloji ile yaşıyorum. Benim çocuğumun da psikolojisi bozuldu.”
]]>“BEN DUDAK SEVİYORUM. ÖP BENİ”
Geçtiğimiz günlerde Duygu Özgül Kalebayır’ın şu an 5 yaşında olan kuzeni ile çektiği videoda çocuğu dudaktan öpmeye zorladığı anlar sosyal medyada infial yaratmıştı. Duygu Özgül, dudaklarını çocuğa zorla öptürerek, “Öyle olmaz ben dudak seviyorum. Benim dudağım ora mı? Öp beni, öpersen bırakırım. Biz yanaktan öpüşmüyoruz. Çocukluğundan beri beni hep dudağımdan öpüyorsun” gibi ifadeler kullanmıştı.
TUTUKLANARAK CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ
Video sosyal medyada tepki topladı. Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile Ürgüp İlçe Emniyet Müdürlüğü kadını gözaltına aldı. Duygu Özgül Ürgüp Adliyesi’nde tutuklanarak cezaevine teslim edildi.

“ORADA BİR ART NİYET ARAMIYORUM”
Olayın yankıları sürerken Ekol TV’ye konuşan taraflardan çarpıcı açıklamalar geldi. Ö.H.N. isimli küçük çocuğun babası Coşkun Nadir, yeğeninden şikayetçi olmayacağını belirtti, şöyle konuştu: “Psikolojik olarak etkilendik. Olayın bu boyutlara varacağını tahmin edemedik. Benim yeğenim, yeğenim. O bahsettiğiniz insan benim yeğenim. Ben kötü niyetle yaptığını düşünmüyorum ki onun. Onda bir art niyet aramıyorum, arayamam. Basın zaten her tarafta paylaşmış. Belki bu olay hani bu kadar abartılacak bir olay değil. Devletin kanunları belli. Video yayıldıktan sonra gördüm. Herkes gibi bana da değişik geldi tabii.Benim çocuğum zaten orada çok küçük. Hani o video çok eski. Şu anki fiziki durumuna göre çok küçük zaten benim çocuk. Ben onu videoda gördüğüm kadarıyla. Attırır mıydım ben onu videoyu görmüş olsam.Çocuk zaten küçük. 2 yaşında o zaman. Benim tahminime göre benim oğlum orada 2 yaşında. Tahminime göre yani orada fiziki durumunda gördüğüm kadarıyla 2 yaşında. Bilemedin 3 yaşında.Orada konuşmuyor. Benim oğlum 5 yaşında konuştu ya. Geç konuştu geç. 5 yaşında konuştu benim oğlum. Oradaki mimikler yanlış olduğu için. Belki de çok sevdiği için olabilir.
“ÖPMESİNDE SIKINTI YOK, KEŞKE O MİMİKLERİ YAPMASAYDI”
Belki de gerçekten ruh hali bozuk olduğu için olabilir. Bu çocuk zaten anasız babasız büyümüş bir çocuk. Ben ruh halini bilemem. Duygu’yu annesi büyüttü, dedesi büyüttü. Babası yoktu. Babası çocukken şiddete maruz kaldı çocuk babası tarafından. Dedesi gitti aldı babasından. 15, 16 yaşına kadar dedesi büyüttü. Yani sıkıntılarla bu yaşına gelmiş bir çocuk Duygu. Duygu çok zeki bir çocuk. Çok da efendi bir çocuk. Ben şahsen ilk gördüğümde ne bileyim mimiklerinden rahatsız oldum herkes gibi. Keşke o mimikleri yapmasaydı. Keşke öpmüş olabilir, öpeydi bir sıkıntı yok ama mimikleri yaptığı için milletin kendine yani şey yaptı istismar olarak algılattı herkese. Yoksa ben Duygu’dan kesinlikle böyle bir şey beklemem, düşünmem. Duygu’dan ben nasıl şikayetçi olabilirim. Ben olamam şikayetçi. Olmuş. Bu videoyu çekmiş. Elimde büyüyen bir çocuk.”
DUYGU ÖZGÜL’ÜN ANNESİ: ÇOCUĞUMUN HİÇBİR ART NİYETİ YOKTU
Duygu Özgül’ün annesi Müjgan Nadir de kızının videoları neden yüklediğini açıkladı, şunları söyledi: “Videoyu çektiği zaman bende yanındaydım. Dayısı da yanındaydı. Yengesi de yanındaydı. 2 sene önce çekildi. Duygu kuzenleriyle her zaman bir araya geldiğinde video çeker yani. O yüzden hiçbir art niyet de yok yani çocuğumun. Sadece sevgisinden yani. Onun dışında kötü hiçbir niyeti yoktu çocuğumun.Videoyu yeni yüklemesindeki sebebi anlatayım ben size. Daha önceki TikTok hesabı kapatıldığı için eskisi durduğu için yeni videolar atmaya hesabını tekrardan yani güncellemeye çalıştı. Duygu’nun amacı oydu yani.Biz çok kötü durumdayız şu anda yani ailesi olarak hiç böyle bir şey beklemiyorduk ve çok saçma bir olay yüzünden benim kızım şu anda suçsuz bir şekilde içeride.
“ONUN GİBİ KAÇ TANE VİDEOSU VAR”
Çocuk kendi eline doğdu benim çocuğumun. Kucağında doğduğu gün resimleri bile var. Küçüklük resimleri. Onun gibi kaç tane videosu var Duygu’nun elinde. Duygu onu bir art niyetle yüklememiş onu oraya. Kötü bir düşünceyle yüklemedi yani. Öyle bir düşünce olsa yüklemez.
“VİDEONUN YARISI KESİK”
Videoda gariplik var. Videonun yarısı kesik. Devamında Duygu mesela diyor ki yani hani ya tükürüklerin ağzıma bulaştı Ö.H’ye işte. Onu bile yalattın bana diyor yani. Telefonuna zaten el konuldu. Duygu 1 yaşında ben babasıyla ayrıldım. Duygu 1 yaşındaydı. Babası beni aldatarak Duygu’yla bana şiddet gösterdi. Ve benim babam, dedesi bize sahip çıktı. Duygu’yu ben kendim tek başıma büyüttüm bu günlere getirdim.
“DAYISI, YENGESİ ŞİKAYETÇİ Mİ? HAYIR”
Bizim alnımız ak. Benim kızımın her zaman arkasındayım. Alnımız ak bizim. Dimdik ben buraya çıktım. Her zaman da kızımın arkasındayım. Dayısı, yengesi şikayetçi mi? Hayır, hayır. Onlar da ifadelerini verdiler. Ö.H’ de ifadesini verdi. Pedagogdan geçti. İşlemleri yapıldı ve Duygu ondan sonra mahkemeye çıktı. Dayısı orada değildim diyor ama o anda dayısı zaten çocuklarla ilgilenmiyordu ki. Bizim evimiz yakındı kardeşimle. Biz sabah, öğle, akşam, gece yarılarına kadar beraberdik. Biz Ürgüp’e gelmeden önce. Duygu baba sevgisi görmemiş bir çocuk olduğu için Ö.H’ye çok farklı. Duygu’nun sevgisi bilmiyorumÖ.H’ye çok farklı. Mesela ben annesiyim beni o kadar öpmez. Benim kızım suçsuz. Benim kızımın hiçbir suçu yoktur. Benim kızımın sadece tek suçu babasız olması, sevgisiz büyümesi. Başka hiçbir şey değil.
“ÇOCUĞUM DİPLOMASINI BEKLERKEN…”
Benim kızımın şu anda hem Tekvando diplomaları var. Direksiyon eğitmeni. Ayrıyeten de kendisi üniversiteyi bitirdi. Ameliyathane hizmet hemşiresi. Çocuğum diplomasını bekliyor yani bekliyordu ki kendisi hapishaneyi boyladı. Hastaneye girecekken hapishaneye girdi benim çocuğum. Ben adaletin yerini bulmasını istiyorum. Benim çocuğum suçsuz. Lütfen o parmaklıklar ardından benim çocuğumu çıkarsınlar. Çok kötü yorumlar yapıyorlar, yapmasınlar. Bir annenin de ahını ve bedduasını almasınlar.”
]]>“YAVRUSUNU YEM EDEN YAŞAMI HAK ETMİYOR”
Instagram hesabından saldırılarla ilgili yorum yapan bir kişiye cevap veren Azra Kohen, “kendi yavrusunu bombanın atılacağı megafonla ile 3 saat önceden duyurulan ve bas bas çağrılan yere götürüp bombanın atılacağı yere oturtup köşeye geçip videosunu çekebilecek içerikte olan herkesi yok olmasını diliyorum. Ve o çocukların kurtarılması için her gün dua ediyorum. Onları bomba bölgesine videolarını çekmek için koyan o iğrenç yaratıklardan kurtarılmaları için. İnsan analiz kabiliyeti olan çekilen bir videonun koşullarınız analiz edebilecek içerikte bir varlık olmalı. Olanı olduğu gibi görmenizi dilerim. Yavrusunu korumayan yem eden hiçbir kimse yaşamı hak etmiyor” dedi.
7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne yapılan saldırılarda onlarca vatandaş hayatını kaybetti. Uluslararası Adalet Divanı’nın “Saldırıları durdurun” çağrısına rağmen saldırılarına devam eden İsrail, Refah’ı hedef aldı. 40’tan fazla sivilin hayatını kaybettiği saldırının ardından yorum yapan yazar Azra Kohen, Filistinlilerin çocuklarını bilerek bombanın atılacağı yerlere götürdüğünü söyledi.
“YAVRUSUNU YEM EDEN YAŞAMI HAK ETMİYOR”
Instagram hesabından saldırılarla ilgili yorum yapan bir kişiye cevap veren Azra Kohen, “kendi yavrusunu bombanın atılacağı megafonla ile 3 saat önceden duyurulan ve bas bas çağrılan yere götürüp bombanın atılacağı yere oturtup köşeye geçip videosunu çekebilecek içerikte olan herkesi yok olmasını diliyorum. Ve o çocukların kurtarılması için her gün dua ediyorum. Onları bomba bölgesine videolarını çekmek için koyan o iğrenç yaratıklardan kurtarılmaları için. İnsan analiz kabiliyeti olan çekilen bir videonun koşullarınız analiz edebilecek içerikte bir varlık olmalı. Olanı olduğu gibi görmenizi dilerim. Yavrusunu korumayan yem eden hiçbir kimse yaşamı hak etmiyor” dedi.
Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 36 bini aştı.
Yazar Azra Kohen’den skandal sözler: Filistinliler, çocuklarını bilerek bombaların atılacağı yerde oturtuyorlar
AZRA KOHEN’DEN AÇIKLAMA
Tepkilerin ardından yayınladığı videoyla açıklama yapan Azra Kohen, şunları söyledi: “Aylar önce paylaşmam için bana bir video gönderildi. Çocukları istismar eden bir grup var ve onlarla sosyal medya üzerinden büyük bir tartışmaya girdim. Bazı videoların çekildiği için çocukların istismar edildiği, kurban edildiği görüntüler vardı. Bugün sizlerin gördüğü cevapları yazdım. Kapışmanın arasından belirli parçaları alıp yayınlamışlar. Yalan üzerine yalan söyleniyor. İnsan başkasıyla ilgili bu kadar yalan söylerken kendisinden utanır. Ben Müslüman bir ailede doğup büyümüş biriyim. Anne olduğum için bütün dünyadaki çocuklara; dil, din, ırk ayırt etmeden inanılmaz duygular besleyen biriyim. Çok ciddi yürek sancısı çeken biriyim. İsrail’in öldürdüğü çocuklar yetmiyormuş gibi bir de video çekebilmek için çocukların istismar edilmesine yol açanlara verdiğim tepkidir bu. Sayıları oldukça fazla. Bizler paylaşalım diye öldürülen çocuklar var.”
Yazar Azra Kohen’den skandal sözler: Filistinliler, çocuklarını bilerek bombaların atılacağı yerde oturtuyorlar
“FİLİSTİNLİ ANNELERE TEK BİR KELİME ETMEDİM AMA VİDEO ÇEKMEK İÇİN ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLÜYOR”
“Ben Filistinli annelere tek bir kelime bile etmedim. Çocukların kurban edilerek video çekilmesine meydan verenlere tepki verdim. İsrail’in öldürdüğü masum insanlar özellikle de çocuklar yüzünden İsrail devletini affedilemez buluyorum. Başka türlüsü mümkün değil. Konuyla ilgili yaptığım yorumları çocuğunu yayınlamıyorlar çünkü bunun için hazırlanmışlar. Videolarda çocukların kurban edilerek görüntü çekilmesi ortaya çıkmasın diye bu yorumları o zaman değil yeni yayınlıyorlar. Çocukların öldürüldüğü gerçek. Bazıları İsrail tarafından bazıları da o videoları çeken kişiler tarafından. Bombaların ve ölümlerin durdurulması için dua ediyorum. Son atılan bombayı ben de kınıyorum. Ortada bir tane video var ve ben o video üzerinden onlarca yorum yaptım. Aralarında cımbızlanmış.”
]]>Aralarında İsrail bayraklarına sarılmış gözaltındaki kişilerin de görüntülendiği 45 fotoğraf ve video analiz edildi.
BBC Şubat ayında yaptığı benzer bir çalışmada İsrail askerlerinin Gazze’de gözaltına alınan kişilerin elleri ve gözleri bağlı videolarını internette paylaştığını tespit etmişti.
İsrail ordusu olayla ilgili inceleme başlatacağını söylemişti.
Ordu yetkilileri askerlerin “kabul edilemez davranışlar” sergilemeleri halinde disiplin cezalarına çarptırıldıklarını ya da açığa alındıklarını belirtiyor. Ancak yetkililer BBC’nin tespit ettiği son olaylar ve askerler özelinde yorum yapmadı.
Hukukçular, gözaltındaki kişilerin videolarının çekilmesi ve paylaşılmasının savaş suçu olabileceğini söylüyor.
Uluslararası hukuk, gözaltında tutulan kişilerin gereksiz yere aşağılanmasını ve kamuoyunun merakına maruz bırakılmasını suç sayıyor.
İnsan hakları uzmanları gözaltı görüntülerinin paylaşılmasının da tam olarak bunu yaptığını belirtiyor.
BBC Verify, Şubat ayında yaptığı çalışma sırasında son dönemde şiddet olaylarının arttığı Batı Şeria’da benzer davranışlar olduğunu fark etmeye başladı.
BBC’ye konuşan eski İsrail askeri Ori Givati, ordu içinde bu tür vakaların devam etmesine hiç şaşırmadığını söyledi.
İsrail ordusundaki suistimal iddialarını inceleyen Breaking The Silence adlı kuruluşun sözcüsü Ori Givati, İsrail’deki aşırı sağcı siyasi söylemin bu tip olayları teşvik ettiğine inandığını belirtti.
Askerlerin davranışları sonucunda bedel ödemediğini söyleyen Givati, “Hükümetin en üst düzey bakanları tarafından cesaretlendiriliyor ve destekleniyorlar” diyor.
Givati, “Filistinliler konusunda ordu içindeki kültür, onların sadece hedef oldukları yönünde. Onlar insan değil. Ordu size böyle davranmayı öğretiyor” diye devam ediyor.
Neler tespit edildi?
BBC Verify tarafından incelenen 45 sosyal medya videosu ve fotoğrafın, İsrail ordusunun en büyük piyade tugayı olan ve çoğunlukla Batı Şeria’da faaliyet gösteren Kfi Tugayı’ndan 11 asker tarafından paylaşıldığı tespit edildi.
Askerlerin hepsinin şu anda faal olduğu ve sosyal medya kimliklerini gizlemediği ortaya çıktı.
Sosyal medya videolarının analizine göre bu askerlerin dördü, Batı Şeria’nın kuzeyinde konuşlandırılan 9213 numaralı yedek taburunda görev yapıyor.
İsrail ordusu, bu askerlerin eylemleri ve disiplin cezası alıp almadıkları yönündeki sorularımıza yanıt vermedi.
Sosyal medya hesapları herkese açık olan askerlere ayrıca ulaşmaya çalıştık. Biri bizi engellemiş görünüyor, diğerleri ise bu haberin yayın tarihine kadar sorularımıza yanıt vermedi.
Askerler arasında en aktif olanının sosyal medyadaki ismi Yohai Vazana.
Paylaştığı videoların çoğunda askerlerin geceleri Filistinlilerin evlerine girip onları gözaltına aldığı, çoğu zaman ellerini ve gözlerini bağladığı görülüyor. Videoların çekildiği sırada başörtüsüz yakalanan kadınlar ise panik halinde.
Vazana’nın kollarında ‘Asla unutma, asla affetme 7/10’ yazılı dövmeler var ve kendisini “dijital içerik üreticisi” diye tanımlıyor. Askeri operasyonlardan ise “av” diye bahsediyor. Videolardan başçavuş olduğu anlaşılıyor.
Vazana, Facebook ve TikTok’ta Filistinlilerin gözaltına alındığını gösteren ve vücut kamerasından çekildiği anlaşılan 22 video ve fotoğraf paylaştı.
TikTok, henüz platformdan kaldırılmadığına dikkat çektiğimiz iki videonun daha sonra kaldırıldığını belirtti.
Sosyal medya şirketi, “şiddet içeren trajedilerin kurbanlarını aşağılamayı amaçlayan içeriklere tolerans göstermediğini” belirtti
Facebook’un sahibi Meta ise içerikleri incelediğini ve politikalarını ihlal eden videoları kaldıracağını açıkladı.
Yukarıda ekran görüntüsünü paylaştığımız Yohai Vazana’nın videolarından birinde askerlerin bir eve zorla girdiği ve çocuklu Filistinli bir kadının önünde poz verdiği görülüyor.
Vazana’nın paylaşımlarında yanında sık sık Ofer Bobrov adlı bir asker daha yer alıyor.
Bobrov kendi videolarında “9213” etiketini kallanıyor, bu da onun Vazana’nın taburunda olduğuna işaret ediyor.
Bobrov da katıldığı askeri operasyonları gösteren videolar yayınlıyor ama bunun yanı sıra askerlerin günlük hayatlarından kesitler de paylaşıyor.
TikTok’ta 12 Şubat’ta yayınlanan bir videoda gözaltına alınan bir kişinin elleri ve gözleri bağlı bir şekilde yere yatırıldığını gösteren fotoğraflar yer alıyor. Arkasında İsrail bayrağıyla poz veren bir asker duruyor.
Aynı taburdan olan ve internette Sammy Ben adını kullanan bir başka askerin ise Instagram’da gözaltına alınan Filistinlileri gösteren toplamda 8 video ve fotoğraf paylaşımı var.
Görüntülerde Filistinlilerin elleri ve gözleri bağlı bir şekilde yere yatırıldığı veya çömelmeye zorlandığı görülüyor.
Sammy Ben bu paylaşımlarda üzerlerinde Hamas bayrakları bulduklarını iddia ettiği “teröristleri” gözaltına aldıklarını söylüyor.
Gazze’de de görev yapmış olan Ben, bir videoda gözaltına alınan iki Filistinliyle alay ederek onlara “Am Yisrael Chai”, yani “İsrail halkı yaşıyor” demelerini emrediyor.
Ori Dahbash da aynı taburun bir başka üyesi ve Batı Şeria’daki askeri operasyonların görüntülerini paylaşıyor. Bunların arasında Vazana tarafından da paylaşılan bir gözaltı fotoğrafı da var.
Uzmanlar, askerlerin yayınladığı bu görüntülerin uluslararası hukuku ihlal edebileceğini söylüyor.
Birleşmiş Milletler’in oluşturduğu uluslararası ceza mahkemeleri danışma panelinin başkanı olan Dr. Mark Ellis, görüntüler hakkında soruşturma başlatılması ve askerlere disiplin cezası verilmesi çağrısında bulundu.
1998-2006 yılları arasında Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde çalışan uluslararası insan hakları avukatı Sir Geoffrey Nice da Dr. Ellis ile aynı fikirde, ancak ilgili kişilerin hesap vermeye zorlanacağı konusunda kuşkulu.
BBC’nin araştırmasına yanıt veren İsrail ordusu, askerlerin profesyonel standartlara tabi tutulduğunu ve değerlerine uygun olmayan davranışların incelendiğini söyledi.
Yapılan açıklamada, “Kabul edilemez davranışlar söz konusu olduğunda askerler disiplin edilir ve hatta yedek görevinden uzaklaştırılır. Ayrıca, askerlere operasyonel faaliyetlerin görüntülerini sosyal medya ağlarına yüklemekten kaçınmaları talimatı verilmiştir” denildi.
Ordu yetkilileri, Gazze’de daha önce benzer sosyal medya paylaşımları yapıldığı ve bu yönde harekete geçme sözü verildiğinden bahsetmedi.
Eski İsrail askeri Ori Givati, gözaltına alınan kişilere yönelik muameleden utanç duyduğunu ve iğrendiğini söyledi.
Givati, bu davranışın İsrail toplumunun Filistinlilere bakışını yansıttığını ve uluslararası hukuka uyma iddialarını sorgulattığını söyledi, “Bu şekilde davranmaya devam edersek toplum olarak bir geleceğimiz yok” dedi.
]]>Videonun yayımlanmasının ardından Hersh Goldberg-Polin adlı rehinenin ailesi, 23 yaşındaki oğullarını “güçlü olmaya” ve “hayatta kalmaya” çağırdı.
Videonun ne zaman çekildiği bilinmiyor, ancak Hersh Goldberg-Polin 200 gündür rehin tutulduğunu söylüyor.
Goldberg-Polin’in annesi ve babası, tarafların bir an önce rehinelerin serbest bırakılmasını sağlayacak bir anlaşmaya varmasını talep etti.
Çarşamba günü Hamas’ın Telegram hesabında yayınlanan videoda baskı altında konuşan Goldberg-Polin, tıbbi yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi ve İsrail hükümetinin rehinelerin kurtarılmasını müzakere etme girişimlerini eleştirdi.
Haftalardır süren müzakerelerden henüz bir anlaşma çıkmadı. Hamas Gazze’de tutulduğu düşünülen 133 rehineden 40’ının serbest bırakılması karşılığında altı haftalık bir ateşkes önerisini reddetti. Bu süreçte en az 30 rehinenin öldüğü tahmin ediliyor.
Öte yandan İsrail, uyarılara rağmen Gazze’nin güneyindeki Refah’a yönelik saldırı planlarını sürdürüyor gibi görünüyor.
ABD dahil pek çok ülke, saldırının bölgede barınan 1,5 milyon kişi için felakete yol açabileceğini söylüyor.
Rehine Goldberg-Polin Supernova müzik festivalindeydi
Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısı sırasında Hersh Goldberg-Polin Supernova müzik festivaline katılmıştı.
Festivalde 360’dan fazla kişi öldürüldü.
Saldırı sırasında onlarca kişiyle birlikte bir sığınakta saklandı ancak silahlı kişiler dışarıda toplanarak el bombaları atmaya başladı.
Hayatta olduğuna dair son görüntü, Hamas tarafından çekilen ve 7 Ekim’de sol kolunun bir kısmı kopmuş halde bir kamyonete bindirildiğini gösteren bir videoydu.
Çarşamba günü yayımlanan videoda Goldberg-Polin, “vücudumun her yerinde ciddi yaralar var, yaşam savaşı veriyorum” diyor ve acil tıbbi yardıma ihtiyacı olduğunu belirtiyor.
Goldberg-Polin ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetini rehineleri “terk etmekle” suçluyor, “Senden bekleneni yap ve bizi derhal eve getir” diyor.
Rehineler ve Kayıp Aileler Forumu, Goldberg-Polin ailesinin yeni videonun yayınlanmasına izin verdiğini söyledi.
Forum, “Bu üzücü video, bu korkunç insani krizi çözmek ve sevdiklerimizin güvenli bir şekilde geri dönmesini sağlamak üzere hızlı ve kararlı bir şekilde harekete geçilmesi için acil bir çağrı niteliğindedir” dedi.
Hersh Goldberg-Polin’in anne ve babası da kendi video mesajlarını yayımladılar.
Jon Polin videoda, “Bugün Hersh’ün videosunu görmek bizi çok etkiledi” dedi ve şöyle devam etti:
“Onu hayatta gördüğümüz için rahatladık ama aynı zamanda onun ve diğer tüm rehinelerin ve bu bölgede acı çeken herkesin sağlığı ve refahı için endişeliyiz.”
Jon Polin, “Bugüne kadar müzakere yürüten tüm tarafların liderlerine bir çağrıda bulunuyoruz. Buna Katar, Mısır, ABD, Hamas ve İsrail de dahil. Cesur olun, elinizi taşın altına koyun, bu anı yakalayın ve hepimizi sevdiklerimize kavuşturacak ve bu bölgedeki acıları sona erdirecek bir anlaşma yapın” dedi.
Rachel Polin daha sonra oğluna doğrudan seslenerek, “Hersh, 201 gün sonra ilk kez bugün sesini duyduk ve eğer bizi duyabiliyorsan, sana şunu söylüyoruz. Seni seviyoruz, güçlü kal, hayatta kal” dedi.
İsrail ordusu sözcüsü Daniel Hagari, “Bu psikolojik terör videosu sadece Hamas’ın 7 Ekim’de yaptıklarını hatırlatmakla kalmıyor, aynı zamanda rehineleri ve ailelerini de terörize eden bu terör örgütünün ne kadar hasta olduğunu da hatırlatıyor” ifadelerini kullandı.
Kasım ayında varılan bir anlaşmanın ardından Hamas, bir haftalık ateşkes ve İsrail hapishanelerindeki 240 Filistinli mahkum karşılığında çoğu kadın ve çocuk 105 rehineyi serbest bırakmıştı.
Gazze sağlık bakanlığına göre 7 Ekim’den bu yana İsrail’in Gazze’de büyük bir yıkıma neden olan saldırılarında 34 bin 200’den fazla kişi öldürüldü.
]]>Polis şu anda aktif olarak videoları çeken kişi ya da kişileri yakalamaya çalıştıklarını söylüyor.
Videoları çekilen herkesten polise başvurmaları isteniyor.
Manchester’dan 23 yaşındaki Meg, bu rahatsız edici akımın mağdurlarından biri.
Makyöz TikTok fenomeni, Manchester’da bir gece dışarıdayken filme alındığını, videonun linki kendisine gönderilinceye kadar bunu fark etmediğini söyledi.
“Bu şekilde hedef alındığıma inanamıyorum. Demek ki bana baktı ve ‘evet, bunları videoya çekeceğim’ diye düşündü.”
Meg, tanımadığı iki kadınla birlikte yürürken kayda alındığını aktardı. Bir grup erkek tarafından tacize uğradıklarını fark ettiğinde onlarla yürümeyi teklif etmiş.
Meg’in videosu o gecenin ilerleyen saatlerinde bir yabancı tarafından paylaşıldı.
Bu video TikTok, YouTube ve Instagram gibi platformlara her gün yüklenen onlarca videodan biri ve genellikle çekildikleri gece yayınlanıyor.
Genellikle “Manchester gece hayatı” ya da ” Liverpool gece hayatı” başlıklarını taşıyan klipler milyonlarca kez izleniyor ve çok sayıda kadın düşmanı yorum yapılıyor.
Meg olanlar için “Mide bulandırıcı” diyor ve filme çekilen birçok genç için “belki de kaydedildiklerinin farkında olmayan reşit olmayan kızlar” uyarısında bulunuyor.
“Kızların yere düştüğü, iç çamaşırlarının göründüğü ve benzeri videolar var. Ve sonra bu şekilde internette yayınlanıyor, bu konuda gerçekten bir şeyler yapılması gerekiyor.”
Manchester Polisi, videoları çeken kişileri yakalamak için aktif olarak çalıştığını söyledi.
Polis memurları vardiyalarından önce durum hakkında bilgilendiriliyor.
Polis, insanları toplum içinde filme almanın yasadışı olmamasına rağmen, eylemin sıkıntı veya tacize neden olması halinde suç olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor.
Kullandıkları teknoloji nedeniyle film çeken kişileri tespit etmenin zor olabileceği vurgulanıyor.
Polis memuru Ellison, “Pek çok insan yanlarından geçerken telefonlarıyla konuşuyor. Caddede ilerlerken video çekip çekmediklerini bilmiyoruz. Bu yüzden bunu yakalamak oldukça zor olabiliyor” diyor.
Manchester Polisi yetkilisi Stephen Wiggins, filme çekilen ya da videolarda yer alan herkesi polise başvurmaya çağırdı.
“Eğer gerçek mağdurlardan bu bilgiyi alamazsak çok zor durumda kalırız” dedi.
Son zamanlarda şehir merkezinde şüpheli davranışlarda bulunan erkeklerin yer aldığı bir dizi olaya müdahale ettiklerini belirten Wiggins, “şehir merkezinde herhangi bir şüpheli davranış” görüldüğünde polisin aranması gerektiğini söyledi.
Tecavüzle ilgili çalışmalarıyla bilinen bir kuruluşta çalışan Charlotte, sosyal medya platformlarını bu tür paylaşımlarda bulunanların hesapları kapatmaya çağırıyor.
Yorumlarda mağdurun suçlanması nedeniyle, cinsel şiddete maruz kalmış kişilerin başvuru yapmasının zorlaştığını belirtiyor.
“Bu tür mağduru suçlayıcı yorumlar başka bir utanç düzeyi yaratıyor. Bu da kadınların desteğe erişiminin önünde bir engel haline geliyor.”
TikTok ve YouTube, kuralları ihlal ettiği için bu içeriklerle bağlantılı bir dizi video ve hesabı kaldırdıklarını söyledi.
Bir TikTok sözcüsü “TikTok’ta kadın düşmanlığı yasaktır. Bu kuralları ihlal ettiği tespit edilen tüm içerikler kaldırılacaktır” dedi.
Meg’e göre bu hesaplar bir an önce kapatılmalı.
“İzin alınmadan internette yayınlanmalarına izin verilmemeli. Bu videolar neredeyse kadınlara yönelik bir şiddet tehlikesi yaratıyor.
“Benimle ilgili çekilen video aynı gece yayınlandı. Yani o gece hala dışarıdaysam ve bu video yayınlandıysa, bunun bir tür şiddet tehlikesi yarattığına inanıyorum.”
]]>AA’nın, “Yapay Zeka Çağına Doğru” başlıklı dosyasının yedinci haberinde yapay zeka ve derin öğrenme teknikleri kullanarak oluşturulan “deep fake” teknolojisinin sebep olduğu mağduriyetler ele alındı.
Söz konusu teknoloji, kullanıcıların yüzlerinin başka videolara yerleştirilmesi ve ses sentezi tekniklerinin kullanılmasıyla gerçekçi görüntü ve ses üretimine imkan tanıyor. Üretilen bu görüntü ve sesler, başta sosyal medya platformları olmak üzere, dijital platformlarda kullanıldığında birçok olumsuz sonuç ve dezenformasyona neden olabiliyor.
OSTİM Teknik Üniversitesi Yapay Zeka Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Murat Şimşek, deep fake ve yapay zeka tarafından geliştirilen veri manipülasyonları nedeniyle tüketicilerin mağduriyet yaşayabildiklerini söyledi.
Şimşek, yapay zeka uygulamalarının kullanıcıların verdiği verileri kaydettiğine ve bu verileri izinsiz olarak kullanabildiğine dikkati çekerek, “Mesela herhangi bir videoyu yapay zekayla işlediğiniz takdirde artık o video yapay zekanın ürünü oluyor, istemediğiniz görüntü ve ses bilgileriyle istemediğiniz şekilde manipülasyon yapılmasına izin vermiş oluyorsunuz.” dedi.
Yapay zekay ile sahte fotoğraflar, videolar, görüntüler ve ses kayıtları oluşturulabildiğini dile getiren Şimşek, ABD’de bir şirketin üst düzey yöneticisinin (CEO) yapay zekayla türetilmiş bir video ile yaklaşık 21 milyon dolar zarara uğradığını belirtti.
“Yapay zeka okur yazarlığına sahip olunmalı”
Şimşek, kullanıcıların yapay zeka okur yazarlığına sahip olmalarının önemine işaret ederek, “Yani kabile dönemlerinde eskiden uçak görüldüğünde mızrak atıldığı gibi yapay zekadan kaçmamak lazım. Ancak koşulsuz şekilde de yapay zekanın verdiği her bilgiyi kabul etmemekte fayda var.” diye konuştu.
ChatGPT, Microsoft Copilot gibi yapay zeka uygulamalarının her iş için kullanabilir hale geldiklerini anlatan Şimşek, burada elde edilen bilgilerin doğrulamaya muhtaç olduğunu kaydetti.
Şimşek, yapay zeka ürünlerinin oluşturduğu bilgilerin “kesin doğru” gibi kullanıldığında mağduriyetlere yol açabileceğini anlatarak, şu değerlendirmede bulundu:
“Yanlış bilgileri doğru olarak kullanabiliyoruz. Bu tarz durumlar yaşamamak için yapay zekayı hayatımıza entegre etmeliyiz. Ancak yapay zekanın elde ettiğimiz bilgilerini de sorgulamalıyız. Örnek vermek gerekirse bir videoyu gördüğümüzde buna hemen inanıp işlem yapmamamız lazım. Çünkü yapay zekayla manipülasyon yapmak artık çok daha kolay. Eskiden daha amatör şekilde montaj ve manipülasyon gerçekleştirilebiliyordu. Ancak şu anda yapay zekayla hem yüksek kalitede hem de kısa sürede veri manipülasyonu ve video montajı yapılabiliyor. Onun için her gördüğümüze inanmayalım. Yapay zeka okur yazarlığına sahip olalım ve yapay zeka araçlarını bilinçli olarak kullanalım.”
“Derin sahtecilikle mücadele teknikleri geliştirilmeli”
İftira, şantaj, manipülasyon ve propagandanın sık karşılaşılan mağduriyetler olduğunu dile getiren Şimşek, özellikle video ve ses montajıyla oluşturulan sahte görüntülerin kişilerin itibarını zedeleyerek maddi ve manevi zararlara yol açabileceğini söyledi.
Şimşek, “deep fake” tabir edilen içeriklerin kişilerin mahremiyetlerine de zarar verebileceğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Sahte videolar veya ses kayıtları aracılığıyla yapılan manipülasyonlar, kamuoyunu yanıltarak dezenformasyona neden olabilir. Mağduriyetlerin ve bu teknolojinin kötüye kullanımının engellenmesi için hem teknoloji şirketlerinin hem de yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi gerekiyor. Toplumun bilinçlendirilmesi ve derin sahtecilikle mücadele eden tekniklerin geliştirilmesi de büyük önem taşıyor.”
]]>Başkent Hartum’da başlayan şiddet ülke geneline yayıldı, binlerce kişi öldürüldü, yerleşimler ve ülkenin alt yapısı da savaştan büyük zarar gördü.
Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde Dünya Gıda Programı’nın (WFP) Sudan’daki acil durum yöneticisi Michael Dunford, BBC’ye yaptığı açıklamada, dünyanın en şiddetli açlık krizinin Sudan’da yaşandığını söylüyor.
Dunford, “Gözümüzün önünde bir facia yaşanıyor ve korkarım ki daha da kötüye gidecek” diyor.
Ülkede yaklaşık 18 milyon kişi “akut açlık” yaşıyor. WFP’ye göre bu sayı 25 milyona çıkabilir. Bu da Sudan nüfusunun yarısı demek.
Uzmanlar ayrıca 220 bin kişinin gelecek aylarda hayatını kaybedebileceği uyarısını yapıyor.
Ordu ve Hızlı Destek Güçleri arasındaki çatışmalar 15 Nisan 2023’te başladı. BM kayıtlarında, çatışmalarda 14 bin kişinin öldüğü yer alsa da, uzmanlar gerçek sayının bunun çok üzerinde olduğunu düşünüyor.
Savaş nedeniyle 8 milyondan fazla kişi evlerini terk etti. Bunların bir kısmı sınırı geçerek Sudan’ın komşularına göç etti.
Başkent Hartum’da savaştan önce 7 milyondan fazla kişi yaşıyordu. RSF kentin büyük kısmını kontrol etse de, ordu son dönemde mevzi kazanıyor.
BBC Arapça ve BBC Verify tarafından incelenen video ve fotoğraflar, dükkanların, hastanelerin ve üniversitelerin gördüğü zararı ortaya koyuyor.
Greater Nile Petroleum Operating Company (Büyük Nil Petrol İşletme Şirketi) gökdeleninin geçtiğimiz Eylül’de yanması da önemli bir dönüm noktası olmuştu.
Çatışmalar nedeniyle en az üç hastane ve bir üniversite zarar gördü. Hartum’dan Dr. Alaaddin El Nur hastanelerde tıbbi malzeme sıkıntısı yaşandığını söyleyerek, “Doktorlar olarak güvende hissetmiyoruz. Tıbbi malzemeler ve ekipmanlar yağmalandı” dedi.
WFP alt yapıdaki tahribatın da insani krizi derinleştirdiği görüşünde. Dunford bu durumun, gıda güvenliğindeki sorunları artırdığını söylüyor.
Omdurman ve Bahri şehirlerini birbirine bağlayan Şambat Köprüsü, geçen Kasım ayında çöktü. Burası Nil nehri üzerinden milisleri ve askeri malzemeleri geçiren RSF için stratejik açıdan önemli bir yerdi.
Ocak ayında, Hartum’un kuzeyindeki El Celili petrol rafinerisi, çatışmaların ardından yandı. Tesis, tarafların güç mücadelesinin merkezindeydi.
İngiliz hayır kurumu Çatışma ve Çevre Gözlem’den araştırmacı Leon Moreland, Kasım 2023 ve bu yılın Ocak ayı arasında 32 büyük petrol tankının üç farklı olaya hasar aldığını söyledi.
BBC Arapça’ya konuşan Moreland “Petrol sızıntıları herhangi bir müdahale olmadan yeraltı sularına ve Nil Nehri’ne doğru eğimli tarım arazilerine ulaşıyor” diyor.
“Bu yeni kirlenme, bölgedeki yeraltı kirliliğini daha da kötüleştirecek. Uydu görüntüleri kirliliğin zaten yaygın olduğunu gösteriyordu.”
Uydu görüntüleri aynı zamanda, Hartum’daki üç su pompalama merkezindeki depoların da boş olduğunu gösteriyor. Bunlara ne olduğu belirsiz.
Hartum’da yaşayan 31 yaşındaki Hasan Muhammed, son dört aydır su ve elektrik kesintileri yaşandığını söylüyor.
“Temiz su bulmak için uzun mesafelere yürümek ya da içmeye uygun olmayan nehir suyundan almak zorundayız. Bu da hastalıkların yayılmasına yol açıyor.”
Hartum Uluslararası Havalimanı’na uçuşlar da bölgenin büyük bir çatışma alanı olması yüzünden durduruldu. Bu da ülke içindeki yardım dağıtımını olumsuz etkiliyor.
BBC Verify, çatışmanın ilk 48 saatinde çekilen bazı videoları teyit etti.
BBC Verify’ın ilk incelediği video 15 Nisan’da pistin kuzey ucunda çekildi. Videoda RSF milislerinin pist üzerinde koştuğu ve havaalanının ana binalarının yakınlarında ateş açtıkları görülüyor.
Kısa süre sonra, pistin kuzey ucunda yanan en az bir uçaktan dumanlar yükseldiği görülüyor.
Bir başka videoda, uçakların yerden görüntüleri yer alıyor. Büyük ihtimalle bir önceki videoda yanan aynı uçaklar ancak bu kez havaalanının doğu ucundan çekilen görüntüler.
Hartum’da yaşamsal önemdeki altyapıya hasar vermekle suçlanan ordu ve RSF birbirlerini suçluyor.
Ufukta son gözükmüyor
Sudan’ın diğer bölgelerinde de çatışmalar var. Özellikle de Afrikalı ve Arap topluluklar arasında yıllarca şiddet yaşanan, ülkenin batısındaki Darfur’da.
İngiltere hükümetinin fonladığı Bilgi Dayanıklılığı Merkezi’nin araştırması, Sudan’ın batısındaki 100’den fazla köyün yandığını gösteriyor.
Sudanlı ekonomist Wael Fehmi, savaşın ekonomi ve gıda sistemi üzerindeki etkisinin feci olduğunu söylüyor.
“Ekonomi yarı yarıya küçüldü ve tarımsal faaliyetin % 60’ı durdu” diyor.
WFP de ayı ölçüde karamsar.
Michael Dunford “Sudan’da şu anda yaşananlar tam bir trajedi. Artık eşiğin geçilmiş olduğunu değerlendiriyoruz.”
Ateşkes için yapılan uluslararası girişimler şimdiye dek başarısız oldu. Ancak Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde yeni görüşmeler için çaba sarf ediliyor.
Katkıda bulunanlar Samira Elsaidi & Benedict Garman
]]>SİBER GÜVENLİK UZMANI, GÖRÜŞMENİN GERÇEK OLDUĞUNU BELİRLEDİ
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay’da aday gösterdiği Gökhan Zan’a ait olduğu iddiasıyla yargıya taşınan ses kayıtlarının uzman kayıtlarını yayınladı. TİP’in adli bilişim ve siber güvenlik uzmanı Cüneyt Üre’ye hazırlattığı rapora göre iki videoda da konuşan kişi Gökhan Zan ve Turgut Kocakaya olarak belirlendi. Rapora göre kayıtlarda Zan’ın iddiasının aksine deepfake teknolojisi kullanılmadı. Raporda ayrıca ikilinin görüşmesinin bir deşifresi de yer aldı. Kayıtların Zan ve Turgut Kocakaya’ya ait olduğu belirlendi.

“KONUŞMA HIZI VE TONLAMADA DEĞİŞİKLİK BULUNMADI”
Raporda; analizleri yapılmış ses kayıtlarında, arka plan seslerinde tutarsızlıklar veya anormal gürültüler olmadığı, konuşmaların doğal ritmi ve tonlamasında belirli bir tutarlılıkta olduğu, ses kayıtlarında, konuşma hızında, tonlamada veya vurgularda doğal olmayan değişiklikler bulunmadığının görüldüğü belirtildi. Öte yandan Gökhan Zan ve Turgay Kocakaya’nın hem Türkçe, hem de Arapça konuşmalarından dolayı video üzerinde ‘deepfake teknolojisinin kullanılmadığı, Kocakaya’nın ağız hareketlerinin konuşma metni ile bire bir uyumlu olduğu tespit edildiği belirtildi.

UZMAN MÜTAALASINDA HER AYRINTI YER ALDI
– Videolar Adobe Premiere Pro ve Movavi Video Suite 2024 programlarıyla detaylı incelendiğinde videonun başlangıçtan sonuna kadar kesintisiz devam ettiği, arka seslerde devamlılık olduğu herhangi bir atlama olmadığı, sesin hızında yapay bir değişiklik veya frekansta beklenmedik dalgalanmalar olmadığı tespit edilmiştir.
– Videolar ‘ın ses analizi Speech Analyzer 3.1.2.0 ve About Sonic Visualiser 4.5.2 programlarıyla analizleri yapılmış ses kayıtlarında, arka plan seslerinde tutarsızlıklar veya anormal gürültüler olmadığı, Konuşmaların doğal ritmi ve tonlamasında belirli bir tutarlılıkta olduğu. Ses kayıtlarında, konuşma hızında, tonlamada veya vurgularda doğal olmayan değişiklikler bulunmadığı görülmüştür.
– Videolar ‘ın WhatsApp aracılığı ile tarafınıza ulaştırılmasından dolayı video exif bilgilerinin WhatsApp tarafından silinmesinden dolayı teknik analiz yapılamamıştır.
– WhatsApp Video 2024-03-19 saat 20.23.09_c6b1c5f6.mp4 başlıklı video da konuşan kişilerin Gökhan ve Turgay isimli şahıslar olduğu tespit edilmiştir. WhatsApp Video 2024-03-20 saat 09.54.36_a361b3a0.mp4 başlıklı video incelemesinde görüşmeyi başka bir telefon ile kayıt altına alan kişinin yüzünün telefona yansımasından dolayı kirli sakallı ve bıyıklı bir şahıs olduğu tespit edilmiştir.
– WhatsApp Video 2024-03-20 saat 09.54.36_a361b3a0.mp4 başlıklı video incelemesinde görüşmeyi başka bir telefon ile kayıt altına alan kişinin kendi beyanında görüşme anında Ankara’da olduğunu belirttiği tespit edilmiştir. Bu bilginin doğruluğunun araştırılması için ilgili kişiye ait GSM numarasının HTS kayıtlarının Savcılık veya Mahkeme Kararıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan talep edilip incelenmesi ile kesinlik kazanabileceği tespit edilmiştir.
– WhatsApp Video 2024-03-19 saat 20.23.09_c6b1c5f6.mp4 başlıklı video da Turgay isimli şahsın görüşmeyi tuvaletten yaptığını beyan etmesine rağmen video incelemesinde görüşmenin araç içerisinden yapıldığı tespit edilmiştir.
– Yapılan iki video arasında yapılan karşılaştırmalı teknik incelemeler ve analizler sonucunda iki video da konuşan kişilerin aynı kişiler olduğu tespit edilmiştir.
– WhatsApp Video 2024-03-19 saat 20.23.09_c6b1c5f6.mp4 başlıklı video da Gökhan isimli şahsın ve Turgay isimli şahsın hem Türkçe, hem de Arapça konuşmalarından dolayı video üzerinde DeepFake teknolojisinin kullanılmadığı, WhatsApp Video 2024-03-20 saat 09.54.36_a361b3a0.mp4 başlıklı videda ise Turgay isimli şahsın ağız hareketlerinin konuşma metni ile bire bir uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
– İki video içerisinde görüşme yapan şahısların kimliklerinin tespit edilebilmesi için şahısların seslerinin teknik cihazlar aracılığı ile sessiz bir ortamda kayıt yapıldıktan sonra video sesleri ile karşılaştırmaları analizlerinin yapılması sonucu şahısların tespit edilebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
]]>Moskova’daki saldırıdan çok kısa bir süre sonra Kiev’i sorumlu tutan ilk açıklamalar gelmeye başladı.
Rus yetkililerin açıklamaları, basında çıkan haberler ve sosyal medyada yazılanlarla bir kampanyaya dönüştü.
BBC’nin doğrulama servisi BBC Verify, Kiev’i suçlama kampanyasının nasıl geliştiğini inceledi.
İlk suçlamalar
İlk suçlamalar, saldırıyla ilişkili haberlerin, sosyal medyada ortaya çıkmasının hemen ardından gelmeye başladı.
Kremlin yanlısı bazı bloggerlar, Cuma akşamı yapılan saldırıdan bir saat sonra Telegram’da Ukrayna’yı suçlayan paylaşımlar yapmaya başladı.
Sergey Markov isimli uzman, saldırganların “İslamcı radikallere” benzediğini ifade ettiği mesajında, delil göstermeksizin saldırının “muhtemelen Kiev’den organize edildiğini” iddia etti.
Yaklaşık 40 dakika sonra ulusal yayın yapan bir tabloid gazete olan Moskovsky Komsomolets’te askeri uzman Roman Şkurlatov, Ukrayna güvenlik servislerini işaret eden açıklaması yer aldı.
Saldırının duyulmasından yaklaşık iki saat sonra Rusya’nın eski Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, Ukrayna izinin tespit edilmesi halinde intikam sözü verdi.
Sahte üstlenme açıklaması
Birkaç saat sonra, Rusya’nın bilinen televizyon kanallarından biri olan NTV’de, üst düzey bir Ukraynalı yetkilinin montajlı açıklaması yayınlandı.
Oleksiy Danilov isimli yetkili söz konusu montajlı videoda, “Bugün Moskova’da olanlar çok eğlenceli. Onlar için bu tür eğlenceleri daha sık düzenleyeceğimize inanıyorum” diyordu.
BBC Verify, videonun iki farklı televizyon röportajından kesilerek hazırlandığını tespit etti. Bu iki röportaj da YouTube’da bulunuyor.
Bunlardan ilki Danilov’la 19 Mart tarihinde yapılan bir röportaja ait. Üç gün önce yayınlanan ikinci röportajda ise Ukrayna’nın askeri istihbarat şefi Kirlo Budanov da yer alıyor.
Ancak Danilov’un NTV videosunda yer alan bazı sözleri orijinal röportajlarda duyulmuyor.
Liverpool John Moores Üniversitesi’nde, BBC Verify için yapılan analiz, NTV videosunda sesin manipüle edildiğini gösterdi.
Ancak araştırmacılar, Danilov’un sesinin yapay zeka tarafından mı üretildiğinden emin değil.
BBC Verify ekibi, ayrıca ses dosyasında, bir montaj programında işlendiğini gösteren izlere rastladı.
Vladimir Putin saldırıya ilişkin ilk açıklamasında resmi bir suçlamada da bulunuldu.
Rusya Devlet Başkanı, saldırganların Ukrayna’ya kaçmaya çalışırken yakalandıklarını, ve orada kendilerine bir sınır geçiş alanı yaratıldığını iddia etti. Ancak buna bir kanıt göstermedi.
BBC Verify şüphelilerin nereye doğru kaçtıklarını bağımsız kaynaklardan doğrulayamasa da, yakalandıkları anlara dair çok sayıda video ve fotoğrafı doğruladık.
Bu videolar, Putin’in iddiasına karşın, zanlıların Ukrayna sınırının çok uzağında yakalandığını gösteriyor.
Şüphelilerden ikisinin yakalandıktan sonra çekilen videosunun, Ukrayna sınırından yaklaşık 140 km mesafeye konumlandığını coğrafi eşleştirme yoluyla tespit ettik.
Ukrayna, sorumluluk iddiası için “saçmalık” diyor. IŞİD ise yayın organı üzerinden saldırıyı üstlendi.
Örgüt bununla birlikte, dört saldırganın yüzleri bulanık bir fotoğrafını ve aralarından birinin saldırı anında çektiği videoyu paylaştı.
Bu videodaki görüntülerle, konser salonunun mimari özellikleri eşleşiyor.
Ancak bu delillere rağmen Rusya, Ukrayna’yı suçlamaya devam ediyor.
Rusya’nın bilinen kanallarından RT’nin genel yayın yönetmeni Margarita Simonyan, X’teki hesabından saldırganların IŞİD üyesi olmadıklarını, çünkü intihar yeleği giymediklerini ve “ölme niyetleri olmadığını” savundu.
IŞİD’in katliamcılarına canlı yakalanmamaları talimatı vermiş olduğu doğru olsa da , örgüt üyeleri daha önce de benzer saldırılardan kaçmayı başarmıştı.
BBC İzleme Servisi, 2022’nin sonlarında Kabil’deki bir otele düzenlenen saldırıya katılan militanlardan birinin kaçtığını ve daha sonra bir intihar saldırısı gerçekleştirdiğini bildiriyor.
Şüpheliler hakkında ne biliyoruz?
Saldırganlar, yakalanmadan önce beyaz bir Renault ile kaçarken videoya alınmıştı.
Rus milletvekili Alexander Khinshtein’e, şüphelilerden birinin aracın yakınında, diğer üçünün ise kaçtıkları ormanda yakalandıklarını öne sürdü.
Khinshtein, söz konusu araçta silahlar ve Tacikistan pasaportlarının ele geçirildiğini de kaydetti.
Pazar günü, Dalerdzhon Mirzoyev, Saidakrami Murodali Rachabalizoda, Shamsidin Fariduni ve Muhammadsobir Fayzov isimli kişiler mahkemeye çıkarıldı.
IŞİD’in yayınladığı fotoğrafta şüphelilerden üçünün açık farklı renkte tişörtler giydiği görülüyor. Bunlar aynı şüphelilerin tutuklandıkları sırada giydikleri tişörtlerle uyuşuyor.
IŞİD’in sorumluluk iddiası ne kadar güvenilir?
Saldırganların katliam sırasında çektiği sansürsüz bir videonun yayınlanmış olması, videodaki sloganlar ve videonun IŞİD medya kanalları aracılığıyla yayınlanmış olması örgütün çalışma tarzıyla tutarlılık gösteriyor.
Saldırganlardan birinin saldırıdan iki hafta kadar önce Crocus Belediye Binası’nda çekilmiş bir fotoğrafı da Rus medyasında yayınlandı. Bu da olayın önceden planlandığına işaret ediyor.
IŞİD böyle saldırıları üstlenmeden önce saldırganların yaşayıp yaşamadığını beklemeyi tercih ediyor. Saldırganın ölmesi, bilgi verecek şekilde sorgulanamaması anlamına geliyor. Bu nedenle IŞİD’in, şüphelilerin akibeti henüz belli değilken saldırıyı üstlenmesinin alışılmadık bir durum olduğu kaydediliyor.
Bu durum aynı zamanda IŞİD’in saldırının sorumlusu olduğunu kanıtlamaya ne denli istekli olduğunu da gösteriyor.
Bu, IŞİD’in Rusya’yı hedef aldığı ilk saldırı değil. Örgüt 2015 ve 2018’de iki büyük saldırı daha gerçekleştirmişti.
]]>“Bu bir dublör! Kesinlikle Kate olamaz!”
Dün sabah sosyal medya akışıma düşen ilk videoda amatör bir dedektif, Sun gazetesinin yayımladığı ve Galler Prensesi Kate Middeleton’ın eşiyle birlikte Windsor’da alışveriş yaparken görüldüğü videodaki kişinin aslında bilindik bir dublör olduğuna dair bir komplo teorisini yayıyordu.
Fakat bu teoriyi destekleyecek tek bir kanıt bile yok.
Bu, Kate’in sağlığı hakkında sosyal medyada yayılan yanlış teorilerin son örneklerinden biri.
Ocak’ta geçirdiği karın ameliyatı sonrasında halkın karşısına çıkmadığı süreçte, hakkında hem haklı sorular hem de çılgın iddialar ortaya atıldı.
Kensington Sarayı’ndan yapılan açıklamada, Galler Prensesi’nin nekahet sürecinde olduğu ve Nisan’dan itibaren görevlerinin başına döneceği aktarıldı.
Geleneksel medya bir yandan bu sosyal medya çılgınlığına katılırken diğer yandan da ortadaki bilgi boşluğunu doldurdu.
Fakat bu süreç, daha önce incelediğim örneklerde olduğu gibi, hakkında komplo teorileri üretilen kişilere ciddi zarar verebiliyor.
Kişinin aile ve arkadaşlarını üzmekle kalmayıp kamuoyunun güvenini de zedeleyebiliyor.
Kate’in İngiltere’deki Anneler Günü için çocuklarıyla birlikte paylaştığı fotoğrafın üzerinde oynandığının anlaşılması da mevcut sosyal medya tartışmalarını alevlendirmişti.
Prenses daha sonra özür diledi ve fotoğrafın üzerinde oynayan kişinin kendisi olduğunu açıkladı.
Kate’in alışveriş yaparken çekilmiş yeni görüntülerinin üzerinde oynanmış olduğuna dair hiçbir kanıt olmasa da hem komplo teorilerine hem de hicivli paylaşımlara yol açtı.
Sosyal medyada türeyen dublör teorisi yalnızca TikTok’ta karşıma çıkmadı, X hesabımda da bana gösterildi.
İki sitenin de algoritması, insanlara görmek isteyebilecekleri şeyleri göstermek üzerine kurulu.
Gün içinde bu komplo teorisini savunan onlarca video Sana Özel akışında karşıma çıkarıldı.
24 saatten daha kısa bir sürede dublör teorisi X’te 12 milyon, TikTok’ta da 11 milyon kere görüntülendi.
Peki bu yanlış iddiaları hangi kullanıcılar yayıyordu?
X’teki hesapların çoğu ABD merkezliydi ve neredeyse saat başı Galler Prensesi hakkında paylaşım yapıyorlardı.
Bazılarının mavi tiki de vardı.
Eskiden mavi tikler kimliği doğrulanmış hesaplara verilirken şimdi içeriklerini sosyal medyada yaymak isteyen kişiler tarafından satın alınabilen bir özelliğe dönüştü.
Prensesin yüzüne yakınlaşan ve bunları dublörüyle kıyaslayan videolar paylaşan onlarca TikTok kullanıcısına mesaj attım.
Onlardan biri de videosu 2,9 milyon kez izlenen ve ABD’de yaşayan Esmerelda adlı bir kullanıcıydı.
Bana daha önce İngiliz Kraliyet Ailesi hakkında paylaşım yapmadığını fakat “kamuoyunun endişelenmesi nedeniyle” paylaşım yapmaya başladığını söyledi:
“Genelde insanların paylaştığı iddiaları ve ortada konuşulanları derliyorum – o teoriye katılsam da katılmasam da paylaşıyorum.
“Bir teorinin yanlış olduğu ortaya çıkarsa da bir video daha yapıp ‘Hey, bu teori yalanlandı ve işte bu da nedeni’ demekten de gocunmuyorum.”
Almanya’dan aynı teoriyi paylaşan bir TikTok kullanıcısı da kendisini “suçlu hissetmediğini” anlattı:
“Bence en iyi şey ifade özgürlüğüdür ve bunun da sosyal medyada olmasına izin verilmelidir.”
Basın kuruluşları da internetteki temelsiz komplo teorilerine yer vermek ve onları paylaşmakla suçlandı.
Fakat bu tür içeriklerin en radikal olduğu ve milyonlarca kişiye ulaştığı yer geleneksel medya değil sosyal medya.
İddialarını destekleyecek hiçbir kanıt olmasa da, bu amatör dedektiflerin paylaştığı videolar milyonlarca kere izleniyor ve yeni takipçiler kazanmalarını da sağlıyor.
TikTok’un kullanım yönergesine göre siteye “niyeti ne olursa olsun, bireylere veya topluma önemli ölçüde zarar verebilecek yanıltıcı veya yanlış içeriklere” izin verilmiyor.
Şirket daha önce yaptığı bir açıklamada da hiçbir kanıt sunmadan Kraliyet Ailesi veya diğer güçlü grupların, kötücül planların bir parçası olduğunu öne süren komplo teorisi videolarının yayılımını azaltmakta olduklarını belirtmişti.
X, BBC’nin görüş talebine yanıt vermedi. X yönergesinde kullanıcıların görüşlerine saygı duymak ve onları savunmanın, şirketin merkezindeki değerlerden biri olduğu aktarılıyor.
]]>Olay, 14 Mart günü Muratpaşa ilçesi Çallı bölgesinde yer alan bir özel okulda meydana geldi. Birinci sınıf öğrencisi A.D. (7), sabah sınıftan içeri girdiği sırada arkadaşları sınıfın kapısını üzerine kapattı. Bir süre sonra A.D., kendi imkanları ile kapıyı ittirerek açtı. A.D, yaşadığı bu durumu derste öğretmenine anlatmak istedi. İddiaya göre sınıf öğretmeni A.G., o sırada video çektiği için videoda sesi çıkmaması için A.D.’nin ağzını kapatarak çenesini sıktı. A.D.’nin akşam evde “Çenem acıyor” demesi üzerine öğretmen anne Merve Durmaz harekete geçti. Çocuğu ile birlikte İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube’ye giden anne, öğretmenden şikayetçi oldu.
“‘Elmacık kemiklerim ve dişlerim acıdı’ dedi”
Oğlunun yaşadığı şiddet olayını detaylarıyla anlatan Durmaz, “Benim çocuğum her zaman uyumadan önce gün içerisinde yaşadıklarını anlatır. Bana dedi ki ‘Anneciğim seninle üzücü bir olay hakkında konuşalım mı?’ O an anladım, farklı bir şey var. Anlatmasını istedim. Anne ‘İkindi yemeği öncesi öğretmenim sınıf videosu çekiyordu. Instagram videosunu böldüğüm için eliyle ağzımı kapattı. Elmacık kemiklerimi sıktı. Elmacık kemiklerim ve dişlerim acıdı’ dedi. Söylediği şeyden sonra ben yıkıldım. Çocuğuma eliyle sus işareti yapsa zaten susardı. Ardından ben rehberlik öğretmenine çok düzgün bir dille bu olayın yaşandığını mesaj yoluyla bildirdim. Müdür yardımcısını aradım. Bana ‘Öğretmenimizden hiç şikayet almadık, herkes çok memnun’ dedi. Buna karşılık ben de ilk şikayetçi olanın ben olduğumu söyledim” dedi.
“Her şey yok sayıldı”
Okul yönetimini olayın üzerine gitmediği için eleştiren Durmaz, “Sabah okula gittiğimde olayın hiç konuşulmadığını gördüm. Öğretmenle daha görüşmemişler. Nasıl görüşmezler? Görüşmek zorundayız. Rehberlik bölümü benimle tutanak tutmalıydı. Yaşananlar beyan altına alınmalıdır. Her şey yok sayıldı. Onun için zaten ilk başta çok endişelendim. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne iletilmesi gereken bilgi yazısı dahi gönderilmemiş. Ben gerekeni yapmak zorunda kaldım. Polise giderek şikayette bulunduk. Olay yok sayılmaya, kapatılmaya çalışılması beni endişe ettiren taraf oldu” sözlerine yer verdi.
“Okul yönetimi bana istersem çocuğumun kaydını alabileceğimi söyledi”
Okulun eğitiminden memnun olduğunu belirten Durmaz, “Kasadaki bir tane çürük elma diğerlerine bağlamaz. Ben okuldan çok memnunum. Yaşananların ardından genel müdürlükten de arandım. Gereken süreci başlatacaklarını söylediler. Kendilerine güveniyorum. Okul yönetimi bana istersem çocuğumun kaydını alabileceğimi söylediler. Ben de bunu reddettim. Ben diğer çocuklar adına endişeliyim. ve onların hakkını da sonuna kadar savunacağım. Asla şikayetimi geri çekmiyorum” diye konuştu.
“Video çekecek zamanı nereden bulabiliyorsunuz”
Son zamanlarda öğretmenler tarafından sosyal medyada paylaşmak üzere sınıflarda videodalar çekilmesi hakkında da konuşan Durmaz, “Biz işimizi yaparız. Ben sınıfta su içemediğimi fark ediyorum. Bazen şahsi ihtiyaçlarımı teneffüsle bile karşılayamıyorum. Bizim vazifemiz sınıfta durup işimizi yapmaktır. Vazifemiz gereği teneffüste bile ben sorumluyum o sınıftan. Benim artık gözlerim öğrenci takip etmekten şaşıya dönmüşken bu kadar yani video çekecek zamanı nereden bulabiliyorsunuz? Ben çok merak ediyorum” diyerek tepki gösterdi. – ANTALYA
]]>ŞOK iPhone 15 Pro Max fiyatı ne kadar?
ŞOK, 6 Mart – 11 Mart tarihleri arasında iPhone 15 Pro Max 256 GB satacağını açıkladı. Apple’ın geçtiğimiz eylül ayında piyasaya sürdüğü bu model, akıllı telefon pazarında çok konuşuldu. Peki teknik özellikleri neler?

iPhone 15 Pro Max, 6.7 inç boyutunda, 120 Hz yenileme hızı ile desteklenen bir ekrana sahip. 2796 x 1290 piksel çözünürlüğe sahip olan bu ekran, 2000 nit tepe parlaklık sunuyorken, Dinamik Ada özelliğine de yer veriyor.
En ince katlanabilir! vivo X Fold 3, lansman öncesi ortaya çıktı
Apple A17 Pro işlemcisinden güç alan cihaz, ön tarafında 4K’da 60 FPS video kaydı alabilen 12 Megapiksel özçekim kamerasına yer veriyor. Arka kasasında ise üçlü kurulum bizleri karşılıyor. Bu kurulumsa 48 Megapiksel ana kamera + 12 Megapiksel ultra geniş açılı kamera + 5x optik yakınlaştırma yapabilen 12 Megapiksel telefoto kameralardan oluşuyor. Arka kameralar ile de 8K video çekilebiliyor.
USB Type-C port yuvasına sahip olan iPhone 15 Pro Max modelinin bağlantı özelliklerinde ise 5G, Wi-Fi 6E, Bluetooth 5.3 ve NFC göze çarpıyor. Son olarak cihazın HDR10, Dolby Vision, HLG, Acil SOS ve Trafik Kazası Algılama desteği olduğunu da belirtelim.
ŞOK, iPhone 15 Pro Max 256 GB modelini 83 bin 499 TL fiyatla satıyor. Telefonun Apple’ın resmi web sitesinde 89 bin 999 TL fiyata sahip olduğunu belirtelim. Bu bağlamda 6 bin 500 TL’lik fark olduğunu söyleyebilmek mümkün.
ŞOK, geçtiğimiz ay da iPhone 15 Pro Max ile karşımıza çıkmıştı. Ancak o zamanki fiyatı 77 bin 999 TL idi. Apple’ın geçtiğimiz günlerde iPhone’dan MacBook’a, AirPods’dan Watch’a kadar tüm ürünlerine zam yapmasıyla birlikte ŞOK da fiyatlarda güncelleme yaptı.
iPhone 15 Pro Max özellikleri
iPhone 15 Pro Max inceleme videomuza aşağıdan ulaşabilirsiniz.
İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Serkan Elçetin, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı. Taraf avukatları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ile Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) avukatları da duruşmada hazır bulundu.
Anne Mine Durak, SEGBİS’de yaşanan sorun nedeniyle duruşmaya katılamadı.
Sanık Serkan Elçetin, savunmasında, kendisinin istismarda bulunmadığını, çocuğun müstehcen görüntülerini çekmediğini savundu.
Savcılık ifadesinde her şeyi anlattığını ileri süren Elçetin, “Telefonum zaten adliye emanette. Telefonumdan bu videolar ve görüntüler çekildi mi? Yoksa başka telefonla çekilip bana mı geldi? Araştırılsın diye söyledim. Ben telefonumla video, fotoğraf çekmedim. Eymen’i cinsel istismar etmedim. Eymen’in sadece oyun parkına götürdüğüm zamanki videolar vardır. Bunlar benim telefonumla çekilmiştir. Diğer görüntüler benim telefonumdan çıkmadı. Olmayan bir şeyle ilgili söyleyecek bir şeyim yok. Telefonumdan çekilmesi imkansız, araştırılsın.” dedi.
Hakimin diğer tutuklu sanık Mine Durak’ın ifadesindeki iddialarına ilişkin sorusuna da Elçetin, “Neden zamanında şikayetçi olmadı. Kendisi yakalandığı zaman yanında ben vardım. O zaman neden söylemedi. Polis aldığında ‘Serkan suçlu’ demedi. Normal bir insan olay varsa söylerdi. Sonra akıl hocaları tarafından yönlendirilmiştir. Karakolda çocuğu kendisi öldürdüğünü söyledi. 3 gün sonra benim aramam çıktı ve tutuklandım. Normalde suçlu olsam ilk başta benim tutuklanmamı isterdi.” ifadelerini kullandı.
Avukatlar, tanık olarak dinlenilmek istenen İ.S’nin uzun süredir mahkeme davetine yanıt vermediğini, hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Cumhuriyet savcısı da eksik hususların giderilmesini talep etti.
Hakim, tanık İ.S. hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar vererek duruşmayı erteledi.
Davanın geçmişi
Eskişehir’de yaşayan Z.Ç, yeğeni Mine Durak ile sevgilisi Serkan Elçetin’in 5 yaşındaki Eymen Durak’a şiddet uyguladığını, cinsel yönden çocuğu istismar ettiklerini, çocuğun video görüntülerinde ve görüntülü konuşmalarda vücudunda darp izleri gördüğünü ve sağlığından endişe duyduğunu belirterek polise başvurmuş, şüpheliler İzmir’de gözaltına alınmıştı.
Durak ve Elçetin’in itirafının ardından 1 Eylül 2019’da ormanlık alanda çocuğun toprağa gömülü cesedi bulunmuştu.
Konuya ilişkin hukuksal süreç sonunda İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Mine Durak ve Serkan Elçetin’e ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ve 37 yıl hapis cezası vermiş, istinafta hukuka uygun bulunan bu karar Yargıtay tarafından da onanmıştı.
Dava sürecinde Serkan Elçetin’in telefonundan elde edilen verilerde 2 sanığın da maktule yönelik “cinsel istismar” suçunu işlediğini gösteren videoların tespit edilmesi üzerine cumhuriyet savcısı tarafından ayrı bir iddianame hazırlanmış ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçunu işledikleri gerekçesiyle sanıklar hakkında ayrı ayrı 10 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı.
]]>Ünlülerin sesini yapay zeka ile taklit edip, dijital platformlara verdikleri reklamlarla vurgun yapıyorlar
Yazılım mühendisi Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar:
“Bazen biz bile şaşırıyoruz. O kadar güncel teknolojiler kullanıyorlar ki…”
“Kazandıkları devasa paralar var ve bu devasa paranın bir kısmını kendilerini, dolandırıcılık yöntemini geliştirmek için harcıyorlar”
“Sizin ses kaydınızı da alabiliyor. Bu ses kaydınızı yapay zeka yöntemiyle kullanarak akrabalarınızı dolandırabilirler. Nasıl Selçuk Bayraktar’ın, Aydın Doğan’ın sesini kullanabiliyorsa sizin sesinizi de üretebilirler”
KOCAELİ – Yapay zekanın korkutan yanlarından biri olan “deepfake” (derin sahte) teknolojisi, dolandırıcıların elinde hem vatandaşı mağdur ediyor hem de dezenformasyona sebep oluyor. Ünlü isimlerin seslerini taklit ederek yatırım vaadi yalanıyla hazırladıkları videoları internet ortamına yayan dolandırıcılar, vatandaşların gerçeklik algısını hedef alıyor. Yapay zekanın ateş ve bıçak gibi olduğunu, birçok faydası bulunduğunu fakat kötü ellerde zarara sebebiyet verdiğini söyleyen KOÜ Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, bu teknolojinin tüm detaylarını anlatarak, önemli uyarılarda bulundu.
Hızla büyüyen yapay zeka, bir yandan hayatı kolaylaştırırken, diğer yanda kötü amaçlar için kullandığında çeşitli endişelere sebep olabiliyor. Özellikle yapay zekanın hem hayran bırakan hem de korkutan örneklerinden biri olan deepfake videoları, sorumsuzca kullanıldığında dezenformasyonun hızla yayılmasına yol açıyor. Son olarak internet ortamında sponsorlu olarak paylaşılan ve yayılan videolarda kullanılan yöntem, yazılım mühendislerini bile şaşkına çevirdi. Ünlü kişilerin seslerini yapay zeka ile taklit eden dolandırıcılar, Türkiye’nin önemli şirketlerinin isimlerini de kullanarak, “Yatırım yapın, para kazanmaya başlayın” vaadinde bulunuyor. Yapay zeka ile elde edilen sahte ünlü görüntüleri ve sesleri, vatandaşları mağdur ediyor.
“Bilgisayarlara birtakım şeyler öğreterek, karar vermesini sağlıyoruz”
Kocaeli Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, hem hayat kurtaran hem de korkutan yapay zekanın tehlikeli yönüne ilişkin bilgilendirmelerde bulunarak, vatandaşları uyardı. Yapay zekanın, bilgisayarın neredeyse bir insanmış gibi düşünmesine, eyleme geçmesine ve yanıt vermesine imkan sağladığını ifade eden Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, “Bilgisayarların düşünme kabiliyetleri yok. Aslında biz bu bilgisayarlara birtakım şeyler öğreterek, karar vermesini sağlıyoruz. Mesela elma ve armutun fotoğrafını gösteriyoruz. Yüzlerce, binlerce veri kümeleri içerisinden ‘Bu elmadır’ ‘Bu armuttur’ diyoruz ve birtakım matematiksel formüller ile bunlara ait özellikleri çıkarıyor. Bu özelliklerden sonra karar oluşturuyor. Örneğin elmaya ve armuta dair özelliklerin neler olduğuyla ilgili bir karar çıkarıyor. Bundan sonra gösterdiğimiz elma ve armuta bakıp, ‘Bu elmadır’ ‘Bu armuttur’ diyerek karar veriyor” dedi.
“Tüm varyasyonları biliyor”
Günümüzde yapay zekanın çok ilginç bir hal almaya başladığını söyleyen Konyar, pandemiden sonra yeni yazılımlar çıktığını belirtti. Sohbet robotlarından, deepfake teknolojisine kadar birçok yazılımın popüler olduğunu anlatan Konyar, “Her gün yenisi çıkıyor. Artık çok basit bir ses kaydınızla sizin için bir video oluşturabiliyorlar. veya yazdığınız metin ile sizin için yeni bir fotoğraf üretebiliyorlar. Bunun içinde yapay zekanın güncel teknolojileri kullanılıyor. Binlerce, milyonlarca görüntü kullanılarak bu iş yapılıyor. Örneğin, ‘Ben kuş görmek istiyorum. Gagası, kanatları şu şekilde olsun’ dediğinizde, böyle bir kuş gerçekte olmayabiliyor ama milyonlarca kuş görüntüsüyle eğitildiği için bunlara ait özellikleri öğrenmeye başlıyor. Mesela artık gagaların nasıl olabileceğini biliyor. Tüm varyasyonları biliyor. Dolayısıyla sizin istediğiniz enteresan özellikteki kuşu üretip, karşınıza çıkarıyor” diye konuştu.
“Biraz bilinçli değilsek kanabiliyoruz”
Son zamanlarda yapay zeka teknolojisi kullanılarak yapılan dolandırıcılık olaylarında artış yaşandığına dikkat çeken Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu sahte videolarda birtakım ünlü kişiler kullanılıyor. Örneğin aralarında Selçuk Bayraktar’ın, Aydın Doğan’ın olduğu videolar yapılmaya başlandı. ‘Şuraya yatırım yapın’, ‘Ben şuraya katıldım çok para kazandım’ ‘Şuraya para gönderin’ gibi videolar çıkmaya başladı. Maalesef birçoğumuz buna inanmak durumunda kalabiliyoruz. Eğer ki biraz bilinçli değilsek kanabiliyoruz. Selçuk Bey’in böyle bir işe girmeyeceğini biliyoruz. Biz biliyoruz fakat bazen bazı vatandaşlarımız bu durumun farkında olmayabiliyor. ya da Aydın Doğan’ın ismi, cismi bilinmeyen bir yere yatırım çağrısı yapmayacağını biliyoruz. Halkımızın bunu biliyor olması gerekiyor. Ünlülerin adı sanı bilinmeyen bir yerden reklam yapmayacağını herkes bilir. Çünkü bir ünlü reklam alıyorsa bunu sosyal medya hesaplarında paylaşabiliyor”
“Kazandıkları paraları dolandırıcılık yöntemini geliştirmek için harcıyorlar”
İnternet ortamına yayılan sahte videoların profesyonel yazılımcılar tarafından hazırlandığını kaydeden Doç. Dr. Konyar, “Yurt içinden veya yurt dışından birtakım siparişlerle yazılım yaptırabiliyorlar. Mesela bugün Hindistan’a istediğiniz yazılımı yaptırabilirsiniz. Orada Hindistanlı yazılımcılar ucuza çalıştığı için sizin tarif ettiğiniz özelliklerle size yazılım yapıp, gönderebiliyorlar. Dolandırıcılar da maalesef çok popüler işler yapıyorlar. Yazılımı son teknolojisine kadar kullanabiliyorlar. Yurt dışından birisi yaptığı için Türkiye’de kimse de töhmet altında kalmamış oluyor. Zaten dolandırıcılar bu işi çok iyi biliyorlar. Nasıl dolandırılacağını, hangi yazılımla, hangi teknolojiyle bunları biliyorlar. Bazen biz bile şaşırıyoruz. O kadar güncel teknolojiler kullanıyorlar ki… Çünkü kazandıkları devasa paralar var ve bu devasa paranın bir kısmını kendilerini, dolandırıcılık yöntemini geliştirmek için harcıyorlar” şeklinde konuştu.
“Bedava peynir sadece fare kapanında olur”
Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, sahte videoların internet ortamında reklam olarak vatandaşların karşısına çıktığını, bunun ise “phishing (oltalama)” olarak adlandırılan bir yöntem olduğu bilgisini verdi. Bazı vatandaşların kişisel bilgilerine zaman zaman ilgisiz davranabildiğini vurgulayan Konyar, şu ifadeleri kullandı:
“Bir kısım vatandaşımız, ‘Deneyelim. Bir şey çıkmazsa en fazla telefon numaram gider’ diye düşünüyor. Onun için bu değerli bilgi olamayabiliyor ama sadece telefon bilgimizi almıyor. Sizin ses kaydınızı da alabiliyor. Bu ses kaydınızı yapay zeka yöntemi ile kullanarak akrabalarınızı dolandırabilir. Nasıl Selçuk Bayraktar’ın, Aydın Doğan’ın sesini kullanabiliyorsa sizin sesinizi de üretebilirler. Karşımıza bir video, reklam çıktığı zaman kesinlikle şüphelenmemiz gerekiyor. Çokça söylüyoruz, bedava peynir sadece fare kapanında olur. Kimse bize düşük bir yatırımla yüksek paralar vermez”
“Yapay zeka aynı bıçak ve ateş gibidir”
Yapay zekanın ürettiği sahte videolar da ipuçları da bulunduğunu dile getiren Konyar, “En bilenini ses ve dudak senkron şekilde hareket etmez. Dudak hareketlerimizi tam olarak taklit edemiyor. Her insanın farklı harf ve ses hareketleri var. Bizim çıkardığımız harfleri ve kelimeleri taklit edemiyor. Deepfake dediğimiz derin sahtelik videolarında gözlerin hareketlerini de takip etmek gerekiyor. İnsanların gözlerini doğal davranışı bellidir. Gözlerdeki davranış doğal mı, kirpik kaşlar doğal oynuyor mu? Sahte videolar yavaşlayınca saçmalamaya başlıyor. Görüntüler tuhaflaşıyor. Dudak hareketleri yüz, el, kol değişmeye başlıyor. Yazılım, yapay zeka aynı bıçak ve ateş gibidir. Binlerce faydası var ama bıçağı başka amaçla kullanmaya başladığınızda zararları var. Ateşin birçok faydası var ama bir yerleri de yakmamak lazım. Yapay zeka harikadır, yazılım çok güzeldir birçok kişinin, birçok firmanın hayatını kolaylaştırıyor ama bir de zarar tarafı var. Uyanık olmak lazım” diye konuştu.
Doç. Dr. Mehmet Zeki Konyar, sahte videoların ilgili mercilere bildirilmesi gerektiğine de dikkat çekerek, “Karşımıza çıkan böyle videolar olduğunda kesinlikle yetkililere bildirelim. Bilişim Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun ihbar hattı var. Vatandaşlarımızın o ihbar hattı ile iletişime geçerek, bu güvenli olmayan ya da şüpheli olan videoları, işlemleri bildirmeleri gerekiyor” dedi.
]]>İsrailli askerlerin, Gazze’de gözaltına aldıkları kişilerin elleri ve gözleri bağlıyken çektikleri videoları internette paylaşması, uluslararası hukukun ihlali olabilir.
BBC’ye konuşan hukukçular, savaş hukukuna göre gözaltına alınan kişilerin aşağılama veya kamuya teşhir edilmesinin yasak olduğunu söylüyor.
BBC’nin doğrulama servisi BBC Verify, Kasım’dan bu yana İsrailli askerlerin paylaştığı yüzlerce saatlik videoları izleyerek gözaltındaki sekiz kişiyi teşhis etti.
Israil ordusu, videolardan birini çeken bir askerin sözleşmesinin feshedildiğini, bu tür videoların ordunun değerlerini yansıtmadığını belirtti. Diğer sorularımıza ise yanıt vermedi.
Birleşmiş Milletler’in uluslararası ceza mahkemelerindeki kıdemli danışmanı Dr. Mark Ellis bu videoların, savaş esirlerine yönelik uluslararası kuralların ihlali anlamına gelebileceğini söyledi.
Üçüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 31. maddesi savaş esirlerinin şiddet, tehdit, aşağılama veya kamuoyunun merakından korunması gerektiğini belirtiyor.
Muvazzaf askerler
Tespit ettiğimiz videolardan sekizi, İsrailli askerler tarafından kamusal alanda çekilen ve internette herkese açık bir şekilde paylaşılan videolardı.
Hukukçular, İsrailli askerlerin videodaki davranışlarının kötü muamele olarak sınıflandırılabileceğini söylüyor.
Videolardaki askerler de kimliklerini saklamaya ihtiyaç duymayan muvazzaf askerlerden oluşuyor.
Bu askerlerden biri Yossi Gamzoo Letova.
Aralık başından bu yana YouTube hesabında çok sayıda video yüklemiş. Videolarda bağlı olduğu birlik de görülüyor.
24 Aralık 2023’te paylaştığı videoda gözaltında, kıyafetleri çıkarılmış, elleri bağlanmış ve elindeki yaradan kan akan bir Filistinlinin sorgulanması yer alıyor.
Videoda okulun logosunun yer alması sayesinde, buranın Gazze’nin kuzeyindeki Gazze Koleji binası olduğunu tespit ettik.
Videonun geri kalanında da gözaltındaki Filistinlinin bir sokakta çıplak ayak yürüdüğü görülüyor.
Konu hakkında bir açıklama yapan İsrail ordusu görüntünün sorgulama sırasında çekildiğini, Filistinli kişinin yaralı olmadığını, görüntüleri yayımlayan askerin sözleşmesinin feshedildiğini aktardı.
Videolar kaldırıldı
Letova’nın paylaştığı videolardan bir diğerinde de gözaltındaki yüzlerce Filistinlinin bir stadyuma götürüldüğü görülüyor.
Stadyumun Gazze’deki Yarmuk Stadı olduğunu tespit ettik.
Videoda gözaltındaki kişilerin çoğunun kıyafeti, yalnızca iç çamaşırları kalana kadar çıkarılmış. Bazılarının gözleri bağlanmış ve yerde diz çökmeye zorlanmış.
Stadyumda, üç kadının da aralarında olduğu bir grubun diz çöktüğü kalenin üstüne İsrail bayrağı asılmış.
Kadraja birden fazla kere giren bir İsrail askeri, çekildiğinin farkında gözüküyor.
Üniformasındaki işaretlerden bir yarbay veya tabur komutanı olduğu anlaşılıyor.
Letova’nın YouTube hesabında paylaşılan bu iki video da, BBC’nin İsrail ordusuyla temasa geçmesinden kısa süre sonra silindi.
TikTok videoları
Başka bir İsrail askeri tarafından TikTok’a yüklenen iki videoda gözleri bağlanarak gözaltına alınmış Filistinliler yer alıyor. Silahlı İsrailli askerler bu kişilerin yanlarında poz veriyor.
14 Aralık’ta paylaşılan bir videonun arka planında İbranice bir rap şarkısı var.
Videoda baş parmağını kaldırarak poz veren İsrailli askerin adının Ilya Blank olduğunu tespit ettik.
Paylaştığı başka bir videoda da gözü bağlanarak yere yatırılmış bir adamın etrafında, İsrail askeri olduğu anlaşılan kişiler bulunuyor.
Videolarında kullanılan fotoğrafların bir kısmının Gazze’nin kuzeyinde çekildiğini tespit ettik.
İsrail ordusu ve TikTok’la iletişime geçmemizin ardından videolar kaldırıldı.
Hukuki boyut
BM danışmanı Dr. Mark Ellis, savaş esirlerinin aşağılanmaması, küçük düşürülmemesi ve kamuoyunda onlara yönelik merak uyandırılmaması gerektiğini söylüyor:
“İnsanları iç çamaşırlarıyla yürütüp bunu videoya almak kesinlikle bu kuralın ihlalidir.
“Mevcut kurallar bu yapılanların hiçbirine izin vermez.”
İsrail ordusunun etik kurallarının hazırlanmasına yardım eden Prof. Asa Kasher, bu görüntülerin İsrail ordusunun kendi kurallarına da aykırı olduğunu belirtiyor.
Gözaltına alınan bir kişinin üstünde silah olup olmadığını anlamak için kısa süreliğine kıyafetlerinin çıkarılabileceğini söyleyen Kasher bu anların videoya alınıp kamuoyuyla paylaşılmasınınsa herhangi bir gerekçesi olamayacağını vurguluyor:
“Onları aşağılamak için yarı çıplak bırakmışlar.”
İnsan hakları hukukçusu Michael Mansfield da bu videonun bir Birleşmiş Milletler mahkemesince incelenmesi gerektiğini aktarıyor:
“Çatışmalar sırasında savaş esirlerine nasıl muamele edilmesi gerektiği hakkında çok katı kurallar vardır. Onlara saygı göstermeniz gerekir.”
Videolardan altısını gönderdiğimiz TikTok, bunların platform kurallarını ihlal ettiğini söyledi.
TikTok, “şiddetli trajedilerin kurbanlarını aşağılamayı hedefleyen” içeriklere tolerans göstermediklerini belirtti.
Daha sonra bu videolar platformdan kaldırıldı.
Bir YouTube sözcüsü de 7 Ekim’den bu yana on binlerce zararlı videoyu kaldırdıklarını, binlerce hesabı kapattıklarını ve yüklenen içerikleri takip eden ekiplerinin olduğunu aktardı.
]]>Melikgazi ilçesinde kargo şirketinde çalışan, evli ve 2 çocuk babası Erkan T.’nin, maddi durumu iyi olmayan kadınları evine çağırıp, gözlerine uyku bandı takarak, ayaklarını kelepçe ve eşarp ile bağlayıp, falakaya yatırdığı iddia edildi. Erkan T.’nin, falakaya yatırdığı kadınlardan ‘güzel’ dediklerine 500 TL, ‘çirkin’ dediklerine 250 TL ödeme yaptığı öne sürüldü. Erkan T., falaka görüntülerini de kayıt altına aldı. Erkan T., başka kadınlara da çektiği videoları gönderdi. Benzer teklifte bulunduğu N.K. isimli kadının savcılığa suç duyurusu sonrası Erkan T. gözaltına alınıp, adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı.
KAMU DAVASINDAN BERAAT
Erkan T. hakkında eşi H.T.’ye eylemleri nedeniyle ‘eşe karşı eziyet çektirme’ suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar, ‘müstehcenlik’ suçundan da 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı. Davanın geçen yıl nisan ayında görülen 3’üncü duruşmasına sanık Erkan T., ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi uygulanarak 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı, ‘eşe karşı eziyet’ suçundan ise delil yetersizliğinden beraat etti.
İSTİNAF BOZMA KARARI VERDİ
Sanık Erkan T.’nin avukatı Ahmet Bozkurt, karara itiraz ederek, dosyayı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşıdı. Avukat Bozkurt itiraz dilekçesinde, söz konusu delillerin hukuka aykırı olduğunu ve davanın zaman aşımına uğradığını öne sürerek, müvekkilinin anayasal haklarının zedelendiği gerekçesiyle ceza verilmemesi gerektiğini belirtti.
Dosyanın geldiği Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Ceza Dairesi, yaptığı inceleme sonrası sanığa verilen cezanın hukuka aykırı şekilde verildiğini belirterek, bozma kararı verdi. Ceza Dairesi, sanığa verilen cezada, ilgili kanun maddelerindeki alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılmasının gerektiği ve bu kapsamda alt sınırdan makul oranda uzaklaşılması yerine soyut ve yetersiz gerekçeyle ve fiil ile orantılı olmayacak biçimde fazla ceza tayin edildiğini belirtti. Ceza Dairesi, dosyayı yeniden yargılama yapılması için tekrar yerel mahkemeye gönderdi.
CEZASI 1,5 YILA İNDİ
Bozma kararı sonrası Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanan Erkan T. duruşmaya katılmazken, avukatı Bozkurt salonda hazır bulundu. Bozma kararına aleyhlerine olan hususları kabul etmediklerini belirten Avukat Bozkurt, “Suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatindeyiz. Müvekkilin bu videoları, kendi telefonunda taşıdığına dair dosyada veri yoktur. Bu nedenle bu suçtan beraatini istiyoruz” dedi. Mahkeme hakimi, Erkan T.’yi, ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi de uygulanarak 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çarptırdı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.
‘ZORLA DEĞİL, RIZAYLA’
Söz konusu videolarda zorlama olmadığını söyleyen Erkan T., ilk duruşmada verdiği ifadesinde, “Eşimin rızası ile oldu. Bir kez de ismini H. olarak bildiğim bir kadın ile rızası dahilinde bir video çektim. Kimseye benzer bir uygulama yapmadım. Kimseyi zorlamadım. Bu videoyu bir yerde paylaşmadım. Çünkü bu tarz videonun yasak olduğunu öğrendim. Videoların daha sonra nasıl yayıldığını bilmiyorum. Bu videolar emniyet tarafından sızdırılmış olabilir. Hiçbir yerde paylaşmadım. Cep telefonumda tespit edilen videolar, bu tarz internet sitelerinden aldığım videolardır. Bu tarz videoları yüklerken kadınların çıplak ya da giyinik olduklarına bakmadım. Bu durum beni ilgilendirmiyordu. Bu videoları örnek olsun diye yükledim, ardından sildim. N. isimli kadına bu tarz videolar çekip, paylaşmak istediğimi söylemiştim. O da kendisinin de merak ettiğini söylemişti. Daha sonra N. ile bu tarz paylaşım yaparak para kazanacağımızı düşündüm” demişti.
‘FANTEZİ AMACIYLA 1 KEZ YAPTIK’
Eşinden şikayetçi olmadığını söyleyen H.K. ise şunları anlatmıştı:
“Bana karşı zorla bir eylemi olmadı. Bir video izletti ve bu şekilde video çekme teklifinde bulundu. İlk başta bu teklifi kabul etmedim. Fakat daha sonra kendi rızam ile bu teklifi kabul ettim. Değişiklik amacıyla bir kez yaptık. Amacımız fantezi yapmaktı. Falakaya yatırdı, ayaklarımı bağladı. Sadece acı çekiyor gibi yaptım. Kesinlikle acı çekmedim. Acı çeksem söylerdim. Şu anda salonda basın mensupları olduğu için rahat konuşamıyorum. Ama söylemek istemediğim cinsel arzular da vardı. Benim yanımda herhangi başka bir kadına, eşim benzer bir uygulama yapmadı. Yayınlayıp, para kazanmaktan bahsetmedi. Şikayetçi değilim.”
GEREKÇELİ KARAR AÇIKLANDI
Mahkeme, sanık Erkan T.’ye verilen 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası kararının gerekçesini açıkladı. Mahkeme gerekçesinde, “Sanığın cep telefonunda depolanmış halde birden çok farklı tarihlerde yüklenmiş video bulunduğu, video içeriklerinde kimliği belirsiz kadınların bulunduğu, kadınların ayaklarından bağlı halde falakaya yatırılmış haldeyken bir erkek tarafından sopa ile ayaklarına vurulduğu, videoların bazılarında kadınların vücudunun tamamının ya da bir kısmının çıplak olduğu, kadınların cinsel dürtü uyandıracak şekilde sesler çıkarttığı, sanığın eşi ile çektiği videolardan birinin de cinsel fantezi amacıyla çekildiği, sanığın bu şekilde şiddet kullanılarak yapılan cinsel davranışları içeren videoları farklı tarihlerde birden çok kez telefonunda depoladığı, ayrıca benzer içerikli videoları farklı tarihlerde bizzat eşi ve H. isimli başka bir kadın ile çekmek suretiyle üreterek, ‘müstehcenlik’ suçunu birden fazla kez işlediği anlaşılmış, sanığın kastının yoğunluğu gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayin edilmiştir. Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri de dikkate alınarak ‘iyi hal’ indirimi yapılarak, hükmün açıklanması geri bırakılmıştır” ifadelerine yer verdi.
]]>KAYSERİ’de para karşılığı anlaştığı iddia edilen kadınları falakaya yatırıp, görüntü çeken kargocu Erkan T.’ ye (35) istinaf mahkemesince ‘fazla ceza’ verildiği gerekçesiyle yeniden yargılandığı davada ‘müstehcenlik’ suçundan 1 yıl 6 ay 22 güne düşürülen hapis cezası kararına avukatı itiraz etti. Avukat Ahmet Bozkurt, dilekçesinde, söz konusu delillerin hukuka aykırı olduğunu ve davanın zaman aşımına uğradığını öne sürerek, müvekkiline ceza verilmemesi gerektiğini belirtti.
Melikgazi ilçesinde kargo şirketinde çalışan, evli ve 2 çocuk babası Erkan T.’nin, maddi durumu iyi olmayan kadınları evine çağırıp, gözlerine uyku bandı takarak, ayaklarını kelepçe ve eşarp ile bağlayıp, falakaya yatırdığı iddia edildi. Erkan T.’nin, falakaya yatırdığı kadınlardan ‘güzel’ dediklerine 500 TL, ‘çirkin’ dediklerine 250 TL ödeme yaptığı öne sürüldü. Erkan T., falaka görüntülerini de kayıt altına aldı. Erkan T., başka kadınlara da çektiği videoları gönderdi. Benzer teklifte bulunduğu N.K. isimli kadının savcılığa suç duyurusu sonrası Erkan T. gözaltına alınıp, adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı.
KAMU DAVASINDAN BERAAT
Erkan T. hakkında eşi H.T.’ye eylemleri nedeniyle ‘eşe karşı eziyet çektirme’ suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar, ‘müstehcenlik’ suçundan da 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı. Davanın geçen yıl nisan ayında görülen 3’üncü duruşmasına sanık Erkan T., ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi uygulanarak 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı, ‘eşe karşı eziyet’ suçundan ise delil yetersizliğinden beraat etti.
İSTİNAF BOZMA KARARI VERDİ
Sanık Erkan T.’nin avukatı Ahmet Bozkurt, karara itiraz ederek, dosyayı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşıdı. Avukat Bozkurt itiraz dilekçesinde, söz konusu delillerin hukuka aykırı olduğunu ve davanın zaman aşımına uğradığını öne sürerek, müvekkilinin anayasal haklarının zedelendiği gerekçesiyle ceza verilmemesi gerektiğini belirtti.
Dosyanın geldiği Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Ceza Dairesi, yaptığı inceleme sonrası sanığa verilen cezanın hukuka aykırı şekilde verildiğini belirterek, bozma kararı verdi. Ceza Dairesi, sanığa verilen cezada, ilgili kanun maddelerindeki alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılmasının gerektiği ve bu kapsamda alt sınırdan makul oranda uzaklaşılması yerine soyut ve yetersiz gerekçeyle ve fiil ile orantılı olmayacak biçimde fazla ceza tayin edildiğini belirtti. Ceza Dairesi, dosyayı yeniden yargılama yapılması için tekrar yerel mahkemeye gönderdi.
CEZASI 1,5 YILA İNDİ
Bozma kararı sonrası Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılaması yapılan Erkan T. duruşmaya katılmazken, avukatı Bozkurt salonda hazır bulundu. Bozma kararına aleyhlerine olan hususları kabul etmediklerini belirten Avukat Bozkurt, “Suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatindeyiz. Müvekkilin bu videoları, kendi telefonunda taşıdığına dair dosyada veri yoktur. Bu nedenle bu suçtan beraatini istiyoruz” dedi. Mahkeme hakimi, Erkan T.’yi, ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi de uygulanarak 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çarptırdı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.
‘ZORLA DEĞİL RIZAYLA’
Söz konusu videolarda zorlama olmadığını söyleyen Erkan T., ilk duruşmada verdiği ifadesinde, “Eşimin rızası ile oldu. Bir kez de ismini H., olarak bildiğim bir kadın ile rızası dahilinde bir video çektim. Kimseye benzer bir uygulama yapmadım. Kimseyi zorlamadım. Bu videoyu bir yerde paylaşmadım. Çünkü bu tarz videonun yasak olduğunu öğrendim. Videoların daha sonra nasıl yayıldığını bilmiyorum. Bu videolar emniyet tarafından sızdırılmış olabilir. Hiçbir yerde paylaşmadım. Cep telefonumda tespit edilen videolar, bu tarz internet sitelerinden aldığım videolardır. Bu tarz videoları yüklerken kadınların çıplak ya da giyinik olduklarına bakmadım. Bu durum beni ilgilendirmiyordu. Bu videoları örnek olsun diye yükledim, ardından sildim. N. isimli kadına bu tarz videolar çekip, paylaşmak istediğimi söylemiştim. O da kendisinin de merak ettiğini söylemişti. Daha sonra N. ile bu tarz paylaşım yaparak para kazanacağımızı düşündüm” demişti.
‘FANTEZİ AMACIYLA 1 KEZ YAPTIK’
Eşinden şikayetçi olmadığını söyleyen H.K. ise şunları anlatmıştı:
“Bana karşı zorla bir eylemi olmadı. Bir video izletti ve bu şekilde video çekme teklifinde bulundu. İlk başta bu teklifi kabul etmedim. Fakat daha sonra kendi rızam ile bu teklifi kabul ettim. Değişiklik amacıyla bir kez yaptık. Amacımız fantezi yapmaktı. Falakaya yatırdı, ayaklarımı bağladı. Sadece acı çekiyor gibi yaptım. Kesinlikle acı çekmedim. Acı çeksem söylerdim. Şu anda salonda basın mensupları olduğu için rahat konuşamıyorum. Ama söylemek istemediğim cinsel arzular da vardı. Benim yanımda herhangi başka bir kadına, eşim benzer bir uygulama yapmadı. Yayınlayıp, para kazanmaktan bahsetmedi. Şikayetçi değilim.”
KARARA İTİRAZ
Erkan T.’nin avukatı Ahmet Bozkurt, karara itiraz edip, dosyayı nöbetçi ağır ceza mahkemesine taşıdı. Bozkurt, itiraz dilekçesinde, söz konusu delillerin hukuka aykırı elde edildiğini ve davanın zaman aşımına uğradığını öne sürüp, müvekkilinin anayasal haklarının zedelendiği gerekçesiyle ceza verilmemesi gerektiğini belirtti. Kayseri 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi Avukat Bozkurt’un itirazını değerlendirerek, dosyada inceleme yapacak.
]]>Melikgazi ilçesinde kargo şirketinde çalışan, evli ve 2 çocuk babası Erkan T.’nin, maddi durumu iyi olmayan kadınları evine çağırıp, gözlerine uyku bandı takarak, ayaklarını kelepçe ve eşarp ile bağlayıp, falakaya yatırdığı iddia edildi. Erkan T.’nin, falakaya yatırdığı kadınlardan ‘güzel’ dediklerine 500 TL, ‘çirkin’ dediklerine 250 TL ödeme yaptığı öne sürüldü. Erkan T., falaka görüntülerini de kayıt altına aldı. Erkan T., başka kadınlara da çektiği videoları gönderdi. Benzer teklifte bulunduğu N.K. isimli kadının savcılığa suç duyurusu sonrası Erkan T. gözaltına alınıp, adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı.
KAMU DAVASINDAN BERAAT
Erkan T. hakkında eşi H.T.’ye eylemleri nedeniyle ‘eşe karşı eziyet çektirme’ suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar, ‘müstehcenlik’ suçundan da 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı. Davanın geçen yıl nisan ayında görülen 3’üncü duruşmasına sanık Erkan T., ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi uygulanarak 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı, ‘eşe karşı eziyet’ suçundan ise delil yetersizliğinden beraat etti.
İSTİNAF BOZMA KARARI VERDİ
Sanık Erkan T.’nin avukatı Ahmet Bozkurt, karara itiraz ederek, dosyayı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşıdı. Avukat Bozkurt itiraz dilekçesinde, söz konusu delillerin hukuka aykırı olduğunu ve davanın zaman aşımına uğradığını öne sürerek, müvekkilinin anayasal haklarının zedelendiği gerekçesiyle ceza verilmemesi gerektiğini belirtti.
Dosyanın geldiği Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Ceza Dairesi, yaptığı inceleme sonrası sanığa verilen cezanın hukuka aykırı şekilde verildiğini belirterek, bozma kararı verdi. Ceza Dairesi, sanığa verilen cezada, ilgili kanun maddelerindeki alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılmasının gerektiği ve bu kapsamda alt sınırdan makul oranda uzaklaşılması yerine soyut ve yetersiz gerekçeyle ve fiil ile orantılı olmayacak biçimde fazla ceza tayin edildiğini belirtti. Ceza Dairesi, dosyayı yeniden yargılama yapılması için tekrar yerel mahkemeye gönderdi.
CEZASI 1,5 YILA İNDİ
Bozma kararı sonrası Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılaması yapılan Erkan T. duruşmaya katılmazken, avukatı Bozkurt salonda hazır bulundu. Bozma kararına aleyhlerine olan hususları kabul etmediklerini belirten avukat Bozkurt, “Suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatindeyiz. Müvekkilin bu videoları, kendi telefonunda taşıdığına dair dosyada veri yoktur. Bu nedenle bu suçtan beraatini istiyoruz” dedi. Mahkeme hakimi, Erkan T.’yi, ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi de uygulanarak 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çarptırdı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.
‘ZORLA DEĞİL RIZAYLA’
Söz konusu videolarda zorlama olmadığını söyleyen Erkan T., ilk duruşmada verdiği ifadesinde, “Eşimin rızası ile oldu. Bir kez de ismini H. olarak bildiğim bir kadın ile rızası dahilinde bir video çektim. Kimseye benzer bir uygulama yapmadım. Kimseyi zorlamadım. Bu videoyu bir yerde paylaşmadım. Çünkü bu tarz videonun yasak olduğunu öğrendim. Videoların daha sonra nasıl yayıldığını bilmiyorum. Bu videolar emniyet tarafından sızdırılmış olabilir. Hiçbir yerde paylaşmadım. Cep telefonumda tespit edilen videolar, bu tarz internet sitelerinden aldığım videolardır. Bu tarz videoları yüklerken kadınların çıplak ya da giyinik olduklarına bakmadım. Bu durum beni ilgilendirmiyordu. Bu videoları örnek olsun diye yükledim, ardından sildim. N. isimli kadına bu tarz videolar çekip, paylaşmak istediğimi söylemiştim. O da kendisinin de merak ettiğini söylemişti. Daha sonra N. ile bu tarz paylaşım yaparak para kazanacağımızı düşündüm” demişti.
‘FANTEZİ AMACIYLA 1 KEZ YAPTIK’
Eşinden şikayetçi olmadığını söyleyen H.K. ise şunları anlatmıştı:
“Bana karşı zorla bir eylemi olmadı. Bir video izletti ve bu şekilde video çekme teklifinde bulundu. İlk başta bu teklifi kabul etmedim. Fakat daha sonra kendi rızam ile bu teklifi kabul ettim. Değişiklik amacıyla bir kez yaptık. Amacımız fantezi yapmaktı. Falakaya yatırdı, ayaklarımı bağladı. Sadece acı çekiyor gibi yaptım. Kesinlikle acı çekmedim. Acı çeksem söylerdim. Şu anda salonda basın mensupları olduğu için rahat konuşamıyorum. Ama söylemek istemediğim cinsel arzular da vardı. Benim yanımda herhangi başka bir kadına, eşim benzer bir uygulama yapmadı. Yayınlayıp, para kazanmaktan bahsetmedi. Şikayetçi değilim.”
]]>