(ESKİŞEHİR) – CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, sokak hayvanlarıyla ilgili yapılan bir basın açıklamasında sarf ettiği, “Biz can dostlarımızla yaşamaktan mutluyuz. Bu yasayı hazırlayanalar tarihi mücadeleye hazır olsun. Bu AKP’ye son uyarımız. Bu yasayı geçirirlerse tarihi bir direnişe hazır olsunlar diyorum” sözleri nedeniyle ifadeye çağrıldı.Yalaz, “Perşembe günü Eskişehir Adliyesi’nde savcılığa ifade vereceğim. Ne linç kampanyaları ne de asılsız suçlamalar mücadele azmimizi zerre kadar etkilemeyecektir” dedi.
CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, sokak hayvanlarıyla ilgili yapılan bir basın açıklamasında sarf ettiği, “Biz can dostlarımızla yaşamaktan mutluyuz. Bu yasayı hazırlayanalar tarihi mücadeleye hazır olsun. Bu AKP’ye son uyarımız. Bu yasayı geçirirlerse tarihi bir direnişe hazır olsunlar diyorum” sözleri nedeniyle ifadeye çağrıldı. Yalaz, parti binası önünde yaptığı basın açıklaması ile ifadeye çağrılmaktan korkmadığını, sokakta siyaset yapmaya devam edeceğini ifade etti. Yalaz’a, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer başta olmak üzere birçok partili, hayvansever ve sivil toplum örgütü temsilcisi destek verdi.
“Tarihimize kara bir leke olarak geçecek”
Talat Yalaz konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüm vicdan sahibi insanlarla ve hayvan severlerle birlikte katliam yasasına karşıyız. Konu sadece politik ve hukuki değildir. Asıl olarak vicdan ve merhametle ilgilidir. İktidar artık yönetim zafiyetleri yanında vicdanını da kaybettiğini bu yasa ile göstermektedir. Yine sokak hayvanları ilgili yasa için veteriner hekimlerin ve sosyologların bilimsel araştırmalarının, konunun sosyolojik, kültürel ve hatta ekonomik boyutlarının irdelenmesi gerektiği açıktır. Ne bu mecralarda ne de vicdanen konu irdelenmeksizin bu yasa tasarısı toplumun karşısına çıkarılmıştır. Sunulan yasa tasarısının sorunu çözmeyeceği gibi tarihimize kara bir leke olarak geçecek uygulamaları beraberinde getirdiği de açıktır.
“Toplumun vicdanını karşınıza almayın”
Burada bugün için yapılması gereken yasa tasarısının geri çekilmesi ve bilimsel, toplumsal, sosyolojik ve diğer bütün boyutlarıyla irdelenmiş bir önerinin topluma sunulmasıdır. Bu anlamda günlerdir tepkimizi dile getiriyoruz. Sadece politik duruşumuz değil vicdan sahibi insanlar olmanın getirdiği sorumluluk da bizleri buna mecbur etmektedir. İktidara bir kez daha sesleniyoruz. Vicdana, merhamete davet ediyoruz. Yasayı geri çekin. Toplumun vicdanını karşınıza almayın. Can dostlarımıza dokunmayın.
Talat Yalaz’dan, MHP İl Başkanı İsmail Candemir’e tepki
Üç gün önce hayvan severlerle ve vicdan sahibi hemşerilerimizle yaptığımız basın açıklaması sırasında bu uyarılarımızı yineledik. Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’in grup toplantısında sarf ettiği tarihi bir direnişe hazır olun sözünü vurguladık. Onların tabiriyle iki ağaç kesildi diye başlayan mücadele kararlılığımızı yine göstereceğimizi ifade ettik. Siyaset sokakta yapılır. Sokak demek halk demektir. Sokak demek demokrasi demektir. Sokak demek ezilen, sefalete mahküm edilen emekçilerin, emeklilerin haykırışı, iktidara ses duyurma çabası demektir. Sokak demek barış demektir. Sokakta siyaset yapmak hem siyasetin ta kendisidir hem de anayasal bir haktır. Ama Cumhur İttifakı mensupları sokağın S’si dahi ağzımızdan çıktığı zaman tedirgin oluyorlar. MHP İl Başkanı İsmail Candemir bir açıklama yapmış, 15 Temmuz’u hatırlatmış bana. Sokakta siyaset yapmakla 15 Temmuz arasında açıklamadığı bir bağlantı kurmuş kendince. 15 Temmuz’un sokakla bir alakası olmadığı gibi, 15 Temmuz hain darbe girişimi yurtsever Atatürkçü askerler ve sokağın mücadelesiyle engellenmiştir. Açıklamadan ben şunu anlıyorum. MHP siyasi tarihi; mevcut yöneticilerine göre, AKP ile ittifakla başlatılmaktadır.
“Sokağın sesi demokratik tepki iken ne zaman kalkışmaya dönüşmüştür?”
O yüzden öncesine dair MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli’nin bazı sözlerini mevkidaşıma hatırlatmak isteriz. 18 Haziran 2013’te Sayın Bahçeli kızgınlıkla şunları söylemiştir: ‘Yıllardır ezilen, özel hayatı tarumar edilen kim varsa Başbakan’a göre provokatördür. Gençlere TOMA’larla, şiddet araçlarıyla karşı konulması utançtır.’ ‘Gençlerin kurduğu çadırlara şafak vakti saldıran sen mi demokratsın?’ Sayın Devlet Bahçeli, 9 Kasım 2013’te Ankara Tandoğan Meydanı’nda on binlerce kişiye sesleniyor yine: ‘Başbakan Gezi Parkı’nın acısını çıkarmak için her şeyi yapmaktadır. Tencere- tava çalanlardan hıncını almak, demokratik tepkileri sindirmek için her suçlamadan fayda beklemektedir. Başbakan’ın gözünü hırs bürümüştür. Erdoğan ölçüyü kaçırmış, oto kontrolü kaybetmiştir. Ancak Türk gençliği AKP’nin ipini çekecek, sandığı kafasına geçirecektir. Türk gençliği iktidarı geldiği gibi gönderecektir.’ Sayın mevkidaşıma 15 Temmuz’u her hali ve asıl olarak sebepleriyle unutmadığımızı ifade ederek ve bunları yani genel başkanının sözlerini de hatırlatarak sormak isterim. Sokağın sesi demokratik tepki iken ne zaman kalkışmaya dönüşmüştür? Cumhur İttifakı sokaktan ne zaman bu kadar kopmuştur ki sokak kelimesine dahi tahammül edemez hale gelmiştir?
“Eskişehir adliyesinde savcılığa ifade vereceğim”
Tekrar ifade ediyorum. Sokak demokrasinin ta kendisidir. Sırtını saraya değil halka dayayan herkes sokağın sesine kulak verir. Sokağın sesi çoğu zaman vicdanın sesidir. Katliam yasasıyla ilgili bu sesi yok sayanlar ve yandaş medya tarafından günlerdir sistemli şekilde sosyal medyada linç edilmeye çalışılıyorum. Hakkımda halkı kanunlara karşı direnmeye tahrik suçundan soruşturma başlatılmıştır. Perşembe günü saat 14.00’te Eskişehir adliyesinde savcılığa ifade vereceğim. Ne linç kampanyaları ne de asılsız suçlamalar mücadele azmimizi zerre kadar etkilemeyecektir. Bizler sokağın sesine adanmışlar olarak sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bugün katliam yasasına karşı, bugün çetelerin doğayı yok eden maden aramalarına karşı, bugün sefalete mahküm edilen emeklilerle, emekçilerle birlikte. Yarın ezilenlerle, aydınlığa yürüyenlerle birlikte mücadeleye devam edeceğiz.”
“FETÖ taktiğiyle Talat Yalaz’ı hedef gösteriyorlar”
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ise şunları söyledi:
“Talat Başkan o gün ne dedi? Burada, birçok dost o gün orada yanındaydı hatırlayacaklardır. Dedi ki, bunu geri çekin. Neyi geri çekin? 4 milyon sokak hayvanı var diyorlar. ‘Bunları katledeceğiz, ötenazi adı altında katledeceğiz’ diyorlardı. Bunu geri çekin. Geri çekmezseniz bu halk direnir diyordu. Buna önce troller dadandı, arkasından hemen ifadeye çağırıldı. Biz bunları nereden hatırlıyoruz? İlk defa yaşanmıyor Türkiye’de. Hatırlayın; Ergenekon’da, Türkiye’nin aydın insanları nasıl kumpaslarla önce isimsiz, imzasız ihbar mektuplarıyla sonra açılan soruşturmalarla nasıl zindanlarda çürütüldü, arkasından yine sadece düşüncesini ifade ettiği için aydınlarımız nasıl zindanlarda çürütüldü. Benzer bir FETÖ taktiğiyle karşı karşıyayız. Ben bir kez daha ifade ediyorum; tüm CHP’liler, başkanımızın sonuna kadar yanındayız. ve inanıyorum ki başta can dostlarımız hayvanları koruyan, kollayan hayvanseverler olmak üzere ama onlarla sınırlı değil. Çünkü aynı zamanda Talat Başkan’ın ifade özgürlüğü, en temel hakkımız olan ifade özgürlüğü elinden alınmaya çalışılmaktadır. Tüm hak ve özgürlük savunucuları da sonuna kadar Talat Başkan’ın yanında olacağız. Perşembe günü 14.00’de ben, tüm Eskişehir’deki hak ve özgürlük savunucularını Talat Başkan’la birlikte olmaya davet ediyorum. Bizler orada olacağız.”
]]>
Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in 30 Aralık 2022’de Ankara’da öldürülmesine ilişkin dava, Ankara 32’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bir süre duruşmayı izledikten sonra Sincan Ceza İnfaz Kurumları kampüsü önünde basın mensuplarına açıklamada bulundu. Özel, Sinan Ateş cinayeti duruşmasının 4’üncü gününde olduklarını hatırlatarak, programı elverdikçe Sinan Ateş’in eşinin, annesinin ve kız kardeşlerinin yanında olmaya gayret ettiğini söyledi.
Bugün duruşmada anne Saniye Ateş’in ifade verdiğini söyleyen Özel, “22 sanık ve 22 sanık avukatının yarımşar saat süren savunmaları, ifadeleri, hepsi bir yana; Saniye Ateş konuştu ve bence orada bunun üzerine söylenebilecek bir kelime kalmadı. Oğlunu nasıl yetiştirdiğini anlattı. Oğlunu vuranların değil vurdurtanların, ipini çekenlerin, dosyadaki ifadelerle kalemini kıranların kim olduğunu öğrenmek istediğini söyledi. Dedi ki; ‘Oğlum öldü, babasının kalbi dayanmadı öldü. Ben zaten ölüyüm’. Gerçekten kimin azmettirdiğini öğrenmek istediğini söyledi. Siyasilerin isimlerini söyledi. Sinan Ateş’in, öldürüleceğini kendisine söylediğini, kendisinin kalemini kırdıklarını söylediğini aktardı ve sözlerini bitiremeden de baygınlık geçirerek salondan sağlık sebebiyle çıkarılmak zorunda kaldı” dedi.
‘BU SALONDA MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR’
Birazdan Ayşe Ateş’in konuşacağını ve onun da muhakkak çok kritik şeyler söyleyeceğini belirten Özel, “Artık bu salonda mızrak çuvala sığmıyor. Ezberletilmiş ifadeler, daha önceki ifadelerin hiçbirini hatırlamayan, hepsini geri alan, suçu üstüne alan ve meseleyi bir adli cinayet olarak göstermeye çalışanların neye çabaladıkları, kimleri korudukları ve bu siyasi cinayetin nasıl basit bir cinayete dönüştürülmeye çalışıldığını hep birlikte görüyoruz. Bu cinayeti azmettiren ve işin içinde suç örgütleriyle temas edenleri ayırmazsanız bu çürümüşlük hepinize sirayet ediyor. Partinizi ve ittifakınızı bu çürümüşlükten kurtarmak için yapmanız gereken şey; o çürümüşleri o sepetten ayırmak. Yok, ‘Bize de bulaşır. Biz onlara sarı öküzü vermeyiz, verirsek başka yerlere de gider’ derseniz, vallahi Saniye Ateş’in, Ayşe Ateş’in gözyaşlarında boğulacaksınız. Birkaç tane olmadık ve illegal yapılarla iş birliği içinde olan çürümüşleri ayıklayın, bu yükten hepiniz kurtulun. Bu hem o partinin hem de ittifak ortağının vermesi gereken tarihi bir karardır” diye konuştu.
‘BU İŞ BİR VİCDAN MESELESİDİR’
Bir süre sonra buradan dönüş olmayacağına ifade eden Özel, “Milletin vicdanında çok olumsuz bir yere doğru gidiyorsunuz. Bu meselenin artık siyaseti, çıkarı filan kalmadı. Bu iş bir vicdan meselesidir. Vicdanı olanlarla olmayanlar ayrışacak. Unutmayın burada siyasi bir hesap yapıyorsanız da vicdanı olanlar, vicdansızları her zaman yenerler. Millet de vicdanın yanında konumlanır. Gücün, kaba kuvvetin, devlet gücünün, istihbarat gücünün ya da siyasi tehdit ve şantajların değil; Saniye Ateş’in yanında durur millet. Sinan Ateş’ten bizim siyasi pozisyonumuzun ne kadar farklı olduğunu herkes biliyor. Ama ailesi diyor ki ‘Dost bildiklerimiz düşmanmış, düşman bildiklerimiz dostmuş’. Bu milletin vicdanı böyle bir vicdandır. Hepiniz göreceksiniz ki burada herkes pozisyonunu korumaya çalışırsa esas milletin pozisyonu belirleyici olacak; sis perdesi indirmeye çalışıp, kendilerini kurtarmaya çalışanların tam karşısında duracak. Bu milletin vicdanı bu cinayetin aydınlanmasına kim mani oluyorsa onu tarihe gömecek. Bu kadar net söylüyorum. Başka da hiçbir şey söylemeye gerek yok” ifadelerini kullandı.
]]>Kayseri’de yaşayan 56 yaşındaki Ahmet Özkan 2018 yılında dişini implant yaptırmak için Nimet Bayraktar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’ne gitti. Özkan’ın burada yapılan implant sonrası dudağında ve yüzünde ağrılar ile uyuşmalar başladı. Yapılan işlem sonrası hayatının kabusa dönen Özkan, işlemi gerçekleştiren doktorlar hakkında Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü’ne şikayette bulundu. Özkan’ın şikayetini değerlendiren yetkililer, dosyanın zaman aşımına uğradığı ve soruşturmaya yer olmadığı kararını verdi. Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü önünde konuyla alakalı açıklama yapan Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, verilen kararın vicdanları zedeleyeceğini dile getirdi. Şahin, “2018 yılında başlayan tedavinin yanlış olduğu 2023 yılında aynı Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı bir birimde tespit ediliyor. 5 sene sonra ‘yanlış yapmışız’ deniliyor. Ancak bu yanlış o insanın hayatını ızdıraba çeviren bir yanlış. Sonra soruşturma için şikayet dilekçesi veriliyor. Çünkü vatandaş gece-gündüz ağrı, sızı ve uyuşuklukla mücadele ediyor. Bu durum ölene kadar da çekeceğin bir durum. Olayı tıp fakültesinde çözülmesi ayrı bir durum. Tıp fakültesi çözmüş ve ‘ölene kadar bu sizinle devam edecek’ demiş. Bu konu orada nasıl çözüldü. Resmi mi? Gayri resmi mi? O konuda muamma. Olay geçen sene fark edilince bir şikayet dilekçesi veriliyor. Geçen yıl 8’inci ayın 17’sinde verilen dilekçeye bu senenin 2’inci ayında cevap veriliyor. Yani 5 ay sonra cevap veriliyor. Aslında cevap verilmiyor da nasıl kapatacaklarını 5 ay boyunca düşünmüşler ve hukukçularında yardımıyla bunun yolunu bulmuşlar. Buldukları çözüm şu ki; bu işlem 2018 yılında yapıldığı için ve 2 yıllıkta zaman aşımı olduğundan reddedilmiş. ‘Soruşturma yapılamaz’ denmiş. Adamın ağrısı, sızısı hala devam ediyor. Ölene kadarda devam edecek konuda 2 yıllık zaman aşımından bahsetmek ayıptır. Bu durum mahşeri vicdanı yaralar. Burada zaman aşımı bu olayda değil. Zaman aşımı bu kararı verenlerin vicdanlarındadır. Bunların vicdanlarında zaman aşımı var. Kullanmaya kullanmaya vicdan unutulmuş, ‘zaman aşımı’ diyerek olayı kapatabiliyorlar” şeklinde konuştu.
“Yargıya başvuracağız”
Verilen kararla ilgili yargıya başvuracaklarını aktaran Şahin, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Artık öyle her dediğinize inanacak bir toplum değiliz. STK’ların ve halkın sorgulaması değişti artık. Bir şey yazdınız ve olay bitti gibi şeyler yok artık. Bu durum mantıksız. Bu tamamen vicdanları karartan bir durum. Dolayısıyla biz bunu kabul etmiyoruz. Bu olay burada bitmez. Yargıya gideceğiz. Yargıdan o tokatı attıracağız. Bu insanın acısı devam ettiği sürece bu doktorların soruşturmayı görmesi lazım. Bu doktorlar soruşturulacak. ‘Hata olmuş, kusura bakmayın’ diye bir şey yok. Zaten ‘kusura bakmayın’ da denilmiyor. ‘Zaman aşımı’ deniliyor.” – KAYSERİ
]]>