Uzaya – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Thu, 21 Mar 2024 01:36:32 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Türksat 6A Uydusu Yerli ve Milli Olarak Geliştiriliyor https://www.haber60.com.tr/turksat-6a-uydusu-yerli-ve-milli-olarak-gelistiriliyor/ https://www.haber60.com.tr/turksat-6a-uydusu-yerli-ve-milli-olarak-gelistiriliyor/#respond Thu, 21 Mar 2024 01:36:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21520 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Önümüzdeki 4 ay içinde, inşallah Türksat 6A’yı da yerli ve milli olarak geliştirme sürecini tamamlayıp, uzaya göndermeye hazırlanıyoruz. Bunu başardığımızda Türkiye, dünyada haberleşme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen 10 ülkeden biri olacak.” dedi.

Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Mersin Üniversitesi (MEÜ) Akdeniz Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Mersin Gençlik Buluşması”na katıldı.

Burada konuşan Kacır, Mersinli gençlerle birlikte olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.

Gençlere çok kıymet verdiklerini belirten Kacır, gençlerin, “Milli Teknoloji Hamlesi”ni bugünden geleceğe taşıyacaklarını anlattı.

Kacır, Türkiye’nin aslında neleri başarabileceğini ispat ettiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

“Türkiye savunma sanayisinde son 22 yılda gerçekleştirdiğimiz başarı hikayeleriyle, kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve hatta rekabetçi şekilde dünyaya ihraç edebilen bir ülke oldu. Biz 20. yüzyılda bir havacılık ülkesi değildik maalesef, 20. yüzyılda iki cihan harbi yaşandı, binlerce hava aracı üretildi, binlerce, on binlerce uçak üretildi ama Türkiye bunların neredeyse hiçbirinin üreticisi değildi. Olabilir miydik? Pekala olabilirdik. Aslında Türkiye’de çok erken aşamada bu konuda bazı girişimler olmuştu fakat maalesef her biri akamete uğratılmıştı.”

TEKNOFEST’lere katılımda Mersin’in her daim ilk 5’te olduğunu ifade eden Kacır, bu yönüyle kentle iftihar ettiklerini bildirdi.

Kacır, Cumhuriyet’in 100. yılında 3 büyükşehirde TEKNOFEST düzenlediklerini hatırlatarak, tarihte Türkiye’de havacılık alanında yapılmaya çalışılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Savunma sanayisindeki başarılar

Kacır, 2000’li yıllarda Türkiye’nin tüm kritik teknoloji alanlarında kendi sistemlerini, teknolojisini geliştirme iddiası kazandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Nihayetinde Türk gençliği, sizin gibi gencecik insanların kurduğu teknoloji ekipleri, teknoloji takımları, girişimler, mühendislik kadroları, Türkiye’ye havacılıkta ve savunma sanayisinde muazzam başarılar getirdi. Bayraktar’la, ANKA’yla, AKINCI’yla, AKSUNGUR’la, HÜRKUŞ’la, HÜRJET’le, ATAK’la, KIZILELMA’yla, KAAN’la Türk milleti gökyüzüne imza attı. Bu, önü açıldığında, önündeki engeller kaldırıldığında bu milletin çocuklarının, Türk milletinin evlatlarının neleri başarabildiğinin açık ispatı. Biz bu anlayışla, kendi vazifemizi en özet haliyle Türk gençliğinin önündeki engelleri kaldırmak olarak tarif ediyoruz. Biz biliyor ve inanıyoruz ki gençlerimizin yanında olursak, onların önünü, yolunu açarsak, onlar dünyanın en yüksek teknolojik ürünlerini geliştirebilecek ve üretebilecek kabiliyete, yetkinliğe sahipler.”

Bakan Kacır, savunma sanayisinde elde edilen başarıyı uzay alanında da gerçekleştirmeyi arzu ettiklerini dile getirdi.

Uzay çalışmalarının, teknolojinin gelişimindeki önemine değinen Kacır, “Biz, halihazırda son 20 yıldır adım adım kabiliyet kazandığımız, tecrübe biriktirdiğimiz bir alan olan uzay bilimi ve teknolojilerinde çıtayı Türkiye Yüzyılı’nda daha öteye taşımak istiyoruz.” dedi.

Kacır, Türkiye’nin artık kendi uydularını geliştirebilen bir ülke olduğunu belirterek, “Önümüzdeki 4 ay içinde, inşallah Türksat 6A’yı da yerli ve milli olarak geliştirme sürecini tamamlayıp, uzaya göndermeye hazırlanıyoruz. Bunu başardığımızda Türkiye, dünyada haberleşme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen 10 ülkeden biri olacak.” ifadesini kullandı.

“Uzaya erişimde paradigma değişti”

Türkiye’nin hibrit roket motorları geliştirdiğini vurgulayan Bakan Kacır, “Bu teknoloji ve ROKETSAN’ın geliştirdiği roketlerle halihazırda 100 kilometre kabul edilen uzay sınırına erişmeyi başardık. Bir yandan uzaya bağımsız erişim programını sürdürüyoruz. Kendi uydularımızı kendi roket teknolojimizle uzaya eriştirmeye dönük çalışmalarımıza devam ediyoruz.” diye konuştu.

Kacır, büyüyen uzay ekonomisinden pay alabilecek işler yapmayı istediklerini ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu:

“Uzaya erişimde paradigma değişti. Bundan 10 yıl kadar önce uzaya yılda 100 uydu fırlatılıyordu. Şimdi yılda 2 bin uydu uzaya gönderiliyor. Uzaya uydu taşıyan roketlerin yeniden kullanılabilir hale gelmesi uzaya erişimi neredeyse 10’da 1 maliyete getirdi. Bugün artık uzayda 10 bine yakın uydudan bahsediyoruz, 8 bini aştı uzaydaki uyduların sayısı. Dolayısıyla bu paradigma değişimi yeni ihtiyaçlar yaratıyor. Biz, bu ihtiyaçlardan payımızı alabilecek teknolojiler geliştirmeyi arzu ediyoruz.”

Uzayın, stratejik açıdan da önemli olduğuna işaret eden Kacır, “Bütün bu teknolojilerdeki gelişmeler, Türkiye’nin 100 yıl önce tam bağımsızlık payesiyle kurulmuş bir Cumhuriyet olarak tam bağımsızlık iddiasını sürdürmesine vesile olacaktır. Biliyoruz ki ‘tam bağımsızlık’ dediğimizde ekonomik, teknolojik bağımsızlıktan bahsetmek zorundayız. Dolayısıyla bütün bu projelerde hedefimiz, nihayetinde Türkiye’nin tüm kritik teknoloji alanlarında tam bağımsız olmasını sağlamak.” şeklinde konuştu.

“İlk uzay bilim misyonunun esas kıymeti, yarattığı heyecandır”

Kacır, Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunun Mersinli astronot Alper Gezeravcı ile gerçekleştirdiğini anımsatarak, şunları kaydetti:

“Bu elbette Türk bilim dünyası için küresel düzeyde rekabette en ileri çalışmaları yapma imkanı getirmesi açısından çok kıymetli bir misyondu ama bizim için Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonunun esas kıymeti işte burada, bu salonda yarattığı heyecandır, coşkudur. Biz, bu misyonla birlikte ümit ediyor ve inanıyoruz ki artık Türk milletinin evlatları, çocukları için başka milletlere ait olduğu gerekçesiyle vazgeçecekleri hiçbir hayal kalmamıştır.”

Konuşması sırasında Kacır, TEKNOFEST’e katıldıkları projeleriyle derece elde eden öğrencileri sahnede ağırladı, onlarla bir süre sohbet etti.

MEÜ Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar da ülkenin bilim ve sanayi alanında ilerlemesine katkı için topyekun çalıştıklarını kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turksat-6a-uydusu-yerli-ve-milli-olarak-gelistiriliyor/feed/ 0
İnönü Üniversitesi Akademisyenleri, Radyasyon Kalkanı Üretti https://www.haber60.com.tr/inonu-universitesi-akademisyenleri-radyasyon-kalkani-uretti/ https://www.haber60.com.tr/inonu-universitesi-akademisyenleri-radyasyon-kalkani-uretti/#respond Wed, 06 Mar 2024 22:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16150 İnönü Üniversitesinde görev yapan akademisyen çiftin, tatlı su yengeçlerinin kabuğundan ürettikleri “radyasyon kalkanı”, astronotları, nükleer santral çalışanlarını ve hastanede zararlı ışınlara maruz kalan personeli radyasyona karşı koruyabilecek.

Kimya Mühendisliği Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Yeliz Toptaş ile Makine Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Murat Toptaş, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzaya gönderilmesinin ardından radyasyon ışınlarına karşı koruyucu kalkan üretmek için çalışmalara başladı.

Kentte tatlı sulardaki ölü yengeçleri toplayarak kabuklarından ürün geliştirmeyi başaran çift, alfa, beta, gama ve x ışın radyasyonlarını önemli ölçüde durdurarak koruma sağlayacak malzeme geliştirdi.

Patent başvurusu yapıldı

Akademisyen çift, elastik yapılı ve hafif olması nedeniyle de tercih edilebilecek “radyasyon kalkanı”nın patentini almak için Türk Patent ve Marka Kurumuna başvurdu.

Kimya Mühendisliği Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Yeliz Toptaş, AA muhabirine, Türkiye’nin uzay faaliyetlerinin ardından radyasyon kalkanı konusundaki çalışmalarını hızlandırdıklarını söyledi.

Radyasyona maruz kalanlar için koruyucu bir kalkan geliştirmek istediklerini anlatan Toptaş, “Uzayda radyasyon miktarı bir insanın tolere edemeyeceği miktarda. Önümüzdeki dönemde uzaya gönderilecek astronotlarımızın kıyafetleri için ve yörüngede görev yapan uydularımızın ekipmanlarını radyasyona karşı korumak amacıyla koruyucu bir kalkan geliştirmek istedik.” dedi.

Toptaş, geliştirdikleri kalkanın radyasyonun önemli bir kısmını tuttuğunu vurgulayarak, “Giyilebilir teknolojide uzay kıyafetlerinde daha çok astronot kıyafetlerinde, uzayda kullanılan uyduların radyasyona karşı korunmasında önemli bir malzeme oldu. Mevcut astronot kıyafetleri ağır ve hareketi kısıtlayan bir yapıda. Bu malzemenin elastik özelliğinden dolayı astronotlarımızın giydiği kıyafetlerde oldukça esnek bir malzeme olarak giyilebilir teknolojide kullanılabilecek. Nükleer santrallerde çalışanlarımız için koruyucu kıyafetlerde, hastanelerde kullanılan radyasyon cihazlarına karşı koruyucu kıyafetlerde kullanılabilecek.” diye konuştu.

Gömlek ve önlük tarzında üretilebilecek

Radyasyon koruyucu kıyafetlerin kurşun ve ağır malzemelerden yapıldığı için hareketi kısıtladığını ve vücudu tam kaplamadığını belirten Toptaş, ürettikleri malzemenin esnek özelliğe sahip koruyucu kalkan, gömlek ve önlük tarzında üretilebileceğini ifade etti.

Çalışmayı yaparken canlılara zarar vermediklerini ve ölmüş yengeç kabuklarını kullandıklarını dile getiren Toptaş, şunları söyledi:

“Bu çalışmayı yaparken hiçbir canlıya zarar vermedik. Ölmüş yengeç kabukları doğada atıl durumda, hiçbir maliyeti yok. İleride seri üretime geçildiğinde yöntem değişecektir. Maliyet açısından oldukça düşük diyebiliriz. Malzeme ve üretim maliyetini de göz önüne alırsak oldukça ekonomik.”

Makine Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Murat Toptaş da geliştirdikleri malzemenin kurşundan 6,5 kat hafif olduğunu ve rahatlıkla uzaya gönderilebilir olduğunu belirtti.

Malzemenin diğer ürünlere göre daha az maliyetli olduğunu aktaran Toptaş, şu ifadeleri kullandı:

“Uzayda istasyonu, uyduları olan ülkeler, ekipmanları ve personelleri radyasyona karşı koruyacak bazı ekipmanlar geliştiriyorlar. Ülkemizde buna dair yapılmış çalışma yoktu. Üretmiş olduğumuz malzeme tatlı su yengeçleri kabuklarından yapıldı. Kurşundan 6,5 kat daha hafif aynı zamanda 1,71 gram santimetreküp yoğunluğu var. Bu yoğunlukta malzeme rahatlıkla hava araçlarında veya uydularda kullanılabilir, uzaya gönderilebilir. Çünkü oldukça hafif bu da onun uzaya gönderme maliyetlerini düşürüyor. Bugün uzaya gönderdiğimiz her bir malzeme kilogram olarak binlerce dolar fiyatla gönderiliyor. Ama yapmış olduğumuz koruyucu kalkan, oldukça hafif bir malzeme olduğu için uzaya oldukça ucuz maliyetlerle de gönderilebilir. Bu sebeple uzayda kullanılabilir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/inonu-universitesi-akademisyenleri-radyasyon-kalkani-uretti/feed/ 0
Türkiye’nin Uzay Programının Geleceği https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-uzay-programinin-gelecegi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-uzay-programinin-gelecegi/#respond Wed, 24 Jan 2024 08:51:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4827 Uzaya giden üçüncü Kazak ve dünyanın da 545’inci astronotu olarak kayıtlara geçen Aydın Ayımbetov, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki (UUİ) ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın uzaya gitmesine ilişkin “Türkiye’nin, uluslararası insanlı uzay yolculuğuna dahil olması demek Türk insanlı uzay programının gelecekteki gelişimi demektir.” dedi.

Kazakistan’daki Baykonur Uzay Üssü’nden 2 Eylül 2015’te “Soyuz TMA-18M” aracıyla uzaya gönderilen Ayımbetov, UUİ’de 9 gün 20 saat 13 dakika kaldı.

Böylece bugüne kadar uzaya giden üçüncü Kazak ve dünyanın da 545’inci astronotu olarak kayıtlara geçen Kazakistan Ulusal Uzay Şirketi (Kazakhstan Garysh Sapary) Başkanı Ayımbetov, uzay macerasını ve Gezeravcı’nın uzay yolculuğuna ilişkin düşüncelerini AA muhabirine anlattı.

Kardeş Türkiye’nin kendisi gibi askeri pilot olan ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzaya gönderilmesi haberini büyük bir sevinçle karşıladığını dile getiren Ayımbetov, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılını tarihi bir olayla karşıladığını söyledi.

Ayımbetov, Gezeravcı ile 2023’te Bursa’da düzenlenen “34. Gezegen Kongresi”nde tanıştıklarını ve kendisine başarılı uzay yolculuğu gerçekleştirmesi dileklerini ilettiğini bildirdi.

Ülkeler için uzaya kendi astronotunu göndermenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Ayımbetov, “Türkiye’nin, uluslararası insanlı uzay yolculuğuna dahil olması demek Türk insanlı uzay programının gelecekteki gelişimi demektir.” ifadesini kullandı.

“Hepimiz için Dünya’nın tek olduğunu anlıyorsun”

Kazakistan’ın güneyindeki Yedisu eyaletine bağlı bir köyde doğup büyüdüğünü anlatan Ayımbetov, uzaya seyahat etmeyi daha çocukken hayal etmeye başladığını söyledi.

Ayımbetov, küçükken babasıyla sık sık gittiği yaylada yeni biçilmiş otların üzerinde merakla izlediği gökyüzüne yakın olmak için pilot olmayı seçtiğini ve 1993’te Rusya’nın Krasnodar Krayı’ndaki Armavir şehrindeki pilot okulundan mezun olduğunu belirtti.

Uzaya hazırlık eğitimlerine Kazakistan Hava Kuvvetlerinde görev yaptığı dönemde başladığını aktaran Ayımbetov, 44 yaşında uzaya gitme fırsatı yakaladığını kaydetti.

Ayımbetov, yaklaşık 9 yıl önce gerçekleştirdiği uzay yolculuğunu hala dün gibi hatırladığını belirterek “Uzaydaki en eşsiz ve en büyülü an yuvarlak pencereden Dünya’yı gördüğünüz andır. Hepimiz için Dünya’nın tek olduğunu anlıyorsun. Çünkü uzaydan Dünya’ya baktığınızda sınırları göremiyorsunuz.” değerlendirmesini yaptı.

UUİ’de her bir astronotun duvara bağlı bir uyku tulumu bulunduğunu anlatan Ayımbetov, “Astronotlar elbette uyurlar. Uzayda da kahvaltı, öğlen ve akşam yemeği var. Fakat kimse size küçük bir atıştırmalık yapmanızı yasaklamaz, her astronotun kendi yiyecek çantası oluyor.” dedi.

Ayımbetov, UUİ’nin yapay bir atmosfere sahip olduğunu belirterek “Dünyaya indiğinizde uzay aracının kapakları açılırken hemen basit bitkilerin bile kokusunu alıyorsun. Çünkü uzay istasyonunda demir ve yağ kokusu mevcut.” diye konuştu.

Astronotları Dünya’ya döndüklerinde iyileşme süreci beklediğini dile getiren Ayımbetov, “Uzayda kozmik radyasyonun insan vücudu üzerinde zararlı etkisi vardır. Yerçekimsiz ortamda kemikler erimeye başlar, kan miktarı azalır. Dolayısıyla uzaydaki kalış süresi fark etmeksizin her astronot iyileşme sürecine dahil ediliyor.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye ile işbirliğine hazırız”

Ayımbetov, uzay yolculuğunun sadece bir uzay seyahatinden ibaret olmadığının altını çizerek “Uluslararası Uzay İstasyonu, çeşitli bilimsel deneylerin yapıldığı tamamen araştırma istasyonudur. Buradaki her gün tam anlamıyla dakikasına planlanıyor. Astronotlar, bir deney yapar ve sonuçlarını Dünya’ya döndüklerinde bilim insanlarına ulaştırır.” ifadelerini kullandı.

UUİ’de astronotların geldiği ülkelerden bağımsız birbirleriyle kardeşlik ruhu içinde ilişki kurduklarını vurgulayan Ayımbetov, “Uzayda kimin nereli olduğu mantığı yok. Çünkü hepimiz Dünya’dan geldik ve belli bir ülkeye değil Dünya’ya döneceğiz.” dedi.

Ayımbetov, uzay araştırmalarında uluslararası işbirliğinin önemli ve etkili olduğunu belirterek, “Şirket olarak 44 alanda uzay izleme çalışmaları yürütüyoruz ve bu kapsamda Türkiye ile işbirliğine hazırız.” diye konuştu.

Geçen yıl Türkiye Uzay Ajansı ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini dile getiren Ayımbetov, özellikle acil ve afet durumlarında uzay uydusu görüntülerinin paylaşımı alanında işbirliğini önemsediklerini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-uzay-programinin-gelecegi/feed/ 0