Paris’teki bir kanalın üzerinden geçen bir köprünün altında dikenli, devasa onlarca beton blok sıralanmış.
Hak savunucularına göre amaçları, evsizleri ve göçmenleri olimpiyatlar sırasında caddelerden uzak tutmak.
Paris Dayanışma Barosundan Aurelia Huot, “Bugün artık caddelerde kimsecikler yok. Köprünün altındaki bloklar görülebiliyor. Polis göçmenlerin geri dönüp buraya yerleşmediğinden emin olmak için burada devriye geziyor” diyor.
26 Temmuz’daki olimpiyatların açılış töreninden yaklaşık bir hafta önce bir grup evsiz insan buradan uzaklaştırılmıştı. Bu, oyunlardan aylar önce başlayan işgal evler ve çadırlara yönelik temizliğin son aşamasıydı.
Çad’dan göçen Faris Al Khali Youssouf bu durumdan etkilenenlerden. Olimpiyat Köyü’nden birkaç yüz metre uzaktaki, aslen bir beton imalatçısına ait binada 500 kişiyle birlikte yaşıyordu.
Nisan’da polis baskınıyla bina temizlendi. Burada yaşayanlara ya Paris’te ya da yüzlerce kilometre uzaktaki Toulouse kentinde geçici barınma sağlanacağı söylendi.
Faris, “Bu mülteciler için tam bir kabus. Bütün hepimizi etkiliyor, metroda bilet alırken birdenbire durdurulup toplama merkezlerine götürülüyorlar. Sığınmacılar üzerinde baskı var” diyor.
Aktivist Paul Alauzy, beton blokların yerleştirildiği kanadan birkaç dakika yürüyüş mesafesindeki bir başka köprünün altında, yine bir temizliğin yapıldığını anlatıyor.
Bir zamanlar insanların yaşadığı kolon boşluklarını işaret ederek, “Yıllarca bir çadır kent olarak kullanıldı, üç yıl boyunca burada insanlar yaşadı. Her yerde çadırlar vardı. İnsan sayısı bazen 100’e, 200’e hatta 300’e çıkıyordu” diyor.
Paul, Madalyonun Diğer Yüzü (Le Revers de la Médaille) adlı bir grup için çalışıyor. Grup, Oyunlar öncesinde Paris sokaklarından 13 bin göçmenin uzaklaştırıldığını söylüyor.
Hak savunucuları bunun Olimpiyat Oyunları yaklaştıkça hızlanan uzun vadeli bir stratejinin parçası olduğunu söylüyor.
Yetkililer sokaklardan uzaklaştırılan insanlara barınma seçeneği sundu ancak bunlar çoğunlukla geçici ve Paris’ten uzakta farklı kentlerdeydi.
Paul, “Paris sokaklarından insanları alıp onları küçük, ırak şehirlere gönderiyorsunuz. Orada aynı dayanışma ağına sahip değiller” diyor ve ekliyor:
“Elbette insanların dışarıda kalmasını istemiyoruz, konut sağlanmasını istiyoruz. Ama uzun vadeli çözüm sunmadan onları böyle dağıtarak, sorunu asla çözemezsiniz.”
Paris’te göçmen gruplarla dayanışan büyük toplulukların uzağındaki insanların sağlık hizmetleri ve diğer desteklere erişmekte zorlandığını söylüyor. Bu nedenle insanların yeniden başkente taşınıp sokaklara döndüklerini belirtiyor.
Bundan önce de Olimpiyat Oyunları’nda benzer şikayetler gündeme gelmişti. Tokyo’da evsiz grupları geceledikleri parklardan kovulduklarından şikayet ederken, Rio de Janeiro’daki gecekondu mahallelerinin yer yer tamamı temizlenmişti.
Yine de Paris’te yetkililer insanları sokaklardan uzak tutmanın yaşamlarını iyileştirmede kilit rol oynadığını savunuyor.
Oyunlardan önce Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo, “Evsiz insanları konutlara yerleştirme konusunda kalıcı bir çözüm bulmak istiyorum, bu aynı zamanda devletle tartıştığımız konulardan biri” demişti.
Hidalgo, “Bu aşamada sorun, anladığımız kadarıyla devletin hangi finansal kaynakları buraya yönlendirebileceğiyle ilgili” diye eklemişti.
Paris Belediyesi BBC’ye yaptığı açıklamada, “evsizlik sorununun Olimpiyatlara hazırlık sürecinin kalbinde yer aldığını ve Oyunlar sırasında kırılgan kişilere barınma sağlanması için tetikte olunduğunu” belirtti.
Açıklamada “Paris’te evsiz insanlar için elverişsiz kentsel döşemeler kullanılmıyor” denildi.
Açıklamada ayrıca, köprünün altına yerleştirilen beton blokların Paris’e değil, komşu Aubervilliers Belediyesi’ne ait olduğu ve belediyenin “göçmenlerin ve uyuşturucu bağımlılarının” geri dönmesini engellemek için “caydırıcı” sokak döşemeleri kullandığı belirtildi.
Birçok aktivist ise hala fazlasıyla endişeli.
Paul, “Benim için bu, özetle sosyal temizlik. İnsanları dışarı itip dönmelerini engelliyorsunuz ve kısa vadeli çözümlerle sefaleti halının altına gizlemiş oluyorsunuz” diyor.
]]>(ANKARA) – Vatandaşlar, şehir merkezlerinden uzak yerlere yapılan şehir hastanelerine ulaşmakta zorluk çektiklerini belirterek tepki gösterdi. Hastaneye ulaşmak için birkaç araç değiştirmek zorunda kaldıklarını söyleyen vatandaşlar ANKA Haber Ajansına konuştu. Bir vatandaş, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne ulaşmasının iki saati aldığını söyledi. Başka bir vatandaş ise, “Sorun yaşıyoruz her seferinde. Bu şekilde uzak bir yere hastane yapılması hiç mantıklı olmadı. İnsanların ulaşımı zorlaştı. Sağlık sistemi tamamen çöküşte diyebilirim. Biraz daha bu konulara yönelirlerse hastaların sorunlarını çözerlerse hastalar da yollarda ölmek zorunda kalmaz” dedi.
Türkiye’nin ilk şehir hastanesi 2017 yılında Mersin’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıldı. Daha sonrasında bu sayı 19’a ulaştı. Yeni şehir hastanelerinin yapımı devam ederken, vatandaşlar şehir merkezlerine uzak olan hastanelere ulaşmakta zorluk çektiklerinden yakınıyor. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne gelen vatandaşlar ulaşım konusunda yaşadıkları sıkıntıları anlattı.
“Gelmemiz iki saati buldu”
Bir vatandaş, hastaneye gelmek için birden fazla toplu taşıma aracı kullandığını, bu sürenin yolculuğunu uzattığını ve hastaneye ulaşmakta sorun yaşadığını söyledi, hastaneye gelen vatandaş, “İki vasıta ile Kızılay aktarmalı geliyorum, yetişemiyoruz. Gelmemiz iki saati buldu” diye konuştu.
“Uzak olması çok zor, çünkü buraya yetişemiyoruz”
Altındağ’da oturan ve Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yıkılması nedeniyle Bilkent Şehir Hastanesi’ne gelmek zorunda kaldığını söyleyen bir vatandaş da şöyle konuştu:
“Gültepe konutlarında oturuyoruz. Aslında oradan buraya otobüs verseler ne iyi olur. Çok uzak çünkü. Uzak olması çok zor. Dışkapı’da SSK vardı. Orası da yıkıldı. Yeniden yapılacak. Oranın yapılmasını dört gözle bekliyoruz. Çünkü buraya yetişemiyoruz. Ankara Hastanesi’ne gidiyoruz. Ankara Hastanesi de berbat. Buraya gelmek için Dışkapı’dan Kızılay’a geliyoruz, Kızılay’dan da buraya geliyoruz. Gelmemiz iki saati buldu.”
“Yol sorunlarını çözerlerse hastalar da yollarda ölmek zorunda kalmaz”
Birlik Mahallesi’nde oturan ve annesini Altındağ’dan Bilkent Şehir Hastanesi’ne getirmek zorunda kaldığını söyleyen bir vatandaş da “Birlik Mahallesi’nden geliyorum. İki vasıta ile Kızılay aktarmalı geliyorum. Yetişemiyoruz aslında. Sorun yaşıyoruz her seferinde. Bu şekilde uzak bir yere hastane yapılması hiç mantıklı olmadı. Yaptılar ama yol sorununu çözemediler. İnsanların ulaşımı zorlaştı. Ambulansı arıyoruz ancak ambulanslar da artık gelmiyor. Sağlık sistemi tamamen çöküşte diyebilirim. Biraz daha bu konulara yönelirlerse hastaların sorunlarını çözerlerse hastalar da yollarda ölmek zorunda kalmaz. Ulaşımı otobüsle sağlıyorum. Otobüsle biraz zor oluyor. Otobüs hattı direkt yok, metrodan sonra otobüs var.”
“Eski hastaneler yerinde kalıp onlar tamir edilseydi çok daha iyi olabilirdi”
İki vesait değiştirerek Bilkent’teki Şehir Hastanesi’ndeki randevusuna yetişmeye çalışan emekli Ayşe öğretmen de düşüncelerini şöyle ifade etti:
“Ulaşımı bazen otobüsle bazen de metroyla sağlıyorum. Eğer metroyla gelmişsem, bir metro bir otobüs şeklinde yapıyorum ve öyle de dönüyorum tekrar. Tabi zaman zaman biz de yakınıyoruz şehrin çok dışında olduğu için. Ancak hastane, hizmete cevap veriyor. Keşke bir referandum yapılıp sorulsaydı. Eski hastaneler yerinde kalıp onlar tamir edilseydi çok daha iyi olabilirdi. Ama tabi o sorulmuyor vatandaşa.”
]]>Kendilerine “Çevrim Dışı Kulüp” adını veren grup, her hafta farklı bir kafede toplanarak telefondan ve bilgisayardan uzak vakit geçiriyor.
Sosyal medya yerine gerçek hayatta görüşmeyi ve ekran başında geçirilen zamanı azaltmayı hedefleyen etkinliğe katılanlar, girişte telefonlarını kapatarak görevlilere teslim ediyor ve etkinlik boyunca telefonlarına hiçbir şekilde bakmıyor.
Katılımcılar bu süre zarfında kitap okuyarak, bulmaca çözerek, resim yaparak, el sanatlarıyla uğraşarak veya istedikleri diğer bir çevrim dışı etkinlikle vakit geçiriyor.
Çevrim Dışı Kulüp’ün kurucularından İlya Kneppelhout ve katılımcılar, AA muhabirine, telefon ve bilgisayardan uzaklaşıp rahatlamak ve benzer düşünen kişilerle bir araya gelmek için etkinliğe katıldıklarını belirtti.
“Dijital detoks”
Kneppelhout, Çevrim Dışı Kulüp’ün telefondan ve bildirimlerden uzaklaşmanın “dijital detoks” anlamına geldiğini ifade ederek “Bu, insanların ekranlarından, telefonlarından ve bildirimlerle dolu günlük yaşamlarından uzakta, kendileriyle ve başkalarıyla doğrudan bağlantı kurabilecekleri dijital detoks yapmasının bir yolu.” dedi.
İnsanların dijital hayatlarına ara vermek için bir araya geldiğini anlatan Kneppelhout, “Çoğunluğu 25 ile 40 yaş arasındaki Hollandalılar veya Hollanda’ya yerleşen yabancılar etkinliklerimize katılıyor. İnsanlar buraya ya kendi başlarına olmak ya da başkalarıyla yüz yüze konuşmak için geliyor. Bazıları okuyor, bazıları oyun oynuyor.” diye konuştu.
“Ekran bağımlılığı daha az odaklanmaya neden oluyor”
Kneppelhout, toplantılarına genellikle sosyal medya veya telefon kullanımlarından mutsuz olanların geldiğini belirterek “Geçen haftaki ilk etkinliğimize katılanlar, yeni arkadaşlar edindiklerini, aynı zamanda günün geri kalanında kendilerini çok rahatlamış ve sakin hissettiklerini bildirdiler. Bunun, insanlara günlük yaşamlarında çevrim dışı dijital detoks rutini uygulayabilmeleri için ilham vermesini umuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Sosyal medya ve telefon bağımlılığının olumsuz etkilerine dair çok sayıda araştırma olduğuna işaret eden Kneppelhout, şöyle devam etti:
“Telefon kullanmanın ve telefonlarımızla olan ilişkimizin ruh sağlığımız açısından ne kadar önemli olduğunu gösteren birçok araştırma okudum. İnsanlar bugün daha güvensiz ve daha yalnız hissediyorlar. Ekran bağımlılığı daha az odaklanmaya neden oluyor, hafızayı zayıflatıyor ve tüm çevrim içi bağlantılarla beyninize zarar veriyorsunuz. Bu beyin hasarı sadece kendinize değil, aynı zamanda çevremizdeki toplumla nasıl bağlantı kurduğunuzu da etkiliyor.”
“İnsanlar, diğer kişilerle gerçek bağı kaçırıyor”
Kneppelhout, tamamen çevrim dışı olmanın gerekmediğini ve teknolojinin iyi bir amaçla kullanıldığında faydalı olduğunu belirterek “Ancak insanlar, diğer kişilerle gerçek bağı kaçırıyor. Sizinle çevrim dışı olarak konuşmam, çevrim içi mesajlaşmaktan farklı. Şu an sizi hissedebiliyorum, kokunuzu alabiliyorum, sizinle gülebiliyorum ve enerjiyi hissedebiliyorum. İnsanların bugünlerde özlediği şey bu ve bu yüzden buraya geliyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.
Çevrim dışı toplantılarla sosyal medya detoksu yapma fikrini geliştirerek bunu insanların hayatlarının bir parçası haline getirmeyi ve Hollanda dışındaki ülkelerde de uygulamayı amaçladıklarını söyleyen Kneppelhout, “Bu fikri ve konsepti uluslararası alana taşımayı ve dünyayı dolaşmayı planlıyoruz. İnsanların yeniden bağlantı kurması için tüm dünyada çevrim dışı detoks etkinlikleri düzenlemeyi umuyoruz.” dedi.
“Daha sakin ve net düşünebilmek için geldim”
Katılımcılardan İsveçli Livia Wendland, Çevrim Dışı Kulüp’ün etkinliğine ilk defa geldiğini belirterek aynı ilgi alanlarına sahip insanlarla bir arada bulunmak için toplantıya katıldığını söyledi.
Wendland, “Buraya gelmemdeki en önemli sebep şuydu; Daha sakin ve net düşünebilmek ve herhangi dikkat dağıtan bir şey olmadan arkadaşlarla birlikte olmak.” diye konuştu.
Kulüp ortamının beklediğinden daha iyi olduğunu anlatan Wendland, burada edindiği tecrübeyle artık insanlarla görüştüğünde telefonunu eline almayacağını söyleyerek şunları kaydetti:
“Sanırım sosyal ortamlarda telefonumu kaldıracağım. Diğer insanlarla birlikteyken mesajlaşmanın ya da başka bir şey yapmanın çok saygısızca olduğunu düşünüyorum ama öyle olsa bile telefonum her zaman masanın üzerinde oluyor. Bazen telefonunuz titreşiyor ve o an elinize alıp yanıt vermeseniz bile dikkatiniz dağılıyor ve sizi o anın dışına çıkarıyor. Bu yüzden, başkalarıyla birlikteyken telefonu tamamen bir kenara bırakabileceğimizi düşünüyorum. Böylece o anlardan ve arkadaşlarınızla paylaştığınız alandan kesinlikle uzaklaşmamış oluruz.”
“Zamanda yolculuk yapıyormuşum gibi hissettim”
Nina Maria Rebentisch de Çevrim Dışı Kulüp’ü, sosyal medya platformu Instagram’da videolar arasında gezinirken ironik bir şekilde keşfettiğini anlatarak çok fazla zaman harcadığını düşündüğü telefon alışkanlıklarını değiştirmek için buraya geldiğini belirtti.
Rebentisch, “Her zaman telefonumla biraz fazla samimi bir ilişkim olduğunu düşünmüşümdür. Bu yüzden buraya sadece benim değil, etrafımdaki herkesin telefonla ilgilenmediği bir imkana sahip olmak için geldim. Burası herkesin rahat olduğu ve insanların başkalarıyla birlikte olduğu ve aslında yapmaktan hoşlanıp ama evdeyken asla yapmadığı şeyleri yapmak için kurulmuş bir atmosfer gibi görünüyor.” değerlendirmesini yaptı.
Dijital detoks tecrübesinin çok olumlu olduğunu aktaran Rebentisch, “Sanırım zamanda yolculuk yapıyormuşum gibi hissettim. Burada olmak, okumak ve daha önce tanımadığım insanlarla konuşmak gerçekten zaman içinde bir yolculuk gibi hissettirdi.” dedi.
Telefonundan uzak durmayı alışkanlık haline getirmeyi hedeflediğini aktaran Rebentisch, “Bilinçli olarak telefonu bir kenara bırakabilmeyi alışkanlık haline getirmek istiyorum. Mesajlara ve sosyal medyaya anında bakmak yerine, gazete okumaya odaklanmak günlük hayatımda geliştirmek istediğim şeyler.” diye konuştu.
Kısa süre önce kurulan Çevrim Dışı Kulüp topluluğu, Amsterdam başta olmak üzere Hollanda’nın farklı şehirlerinde pazar sabahları kafe ve etkinlik salonlarında bir araya gelerek, sosyal medyadan uzaklaşıp insanlarla yüz yüze konuşarak sosyalleşecekleri toplantılar düzenliyor.
]]>Ara tatilde çocukları ekran başından uzak tutabilmeye yönelik bilgi veren Uzman Psikolog Fatmanur Taşkın, “Çocukları ara tatilde ekrandan uzak tutmak için çeşitli yöntemler deneyebilirsiniz. Öncelikle ailece katılım gerektiren etkinlikler planlayarak birlikte vakit geçirebilirsiniz. Açık hava aktiviteleri, spor, doğa yürüyüşleri gibi fiziksel aktiviteler çocukları ekrandan uzaklaştırabilir” dedi.
Milyonlarca çocuk karnelerini alarak 2 hafta sürecek yarıyıl tatili dönemine adım atıyor. İSÜ Liv Hospital Bahçeşehir’den Uzman Klinik Psikolog Fatmanur Taşkın, ara tatilde neler yapılabileceği ve nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu.
HEM DİNLENMELİ HEM DE KENDİNİ GELİŞTİREBİLMELİ
Çocukların tatilde hem eğlenceli vakit geçirebileceklerini hem de kendi gelişimlerine katkıda bulunabileceklerine dikkat çeken Uzm. Psk. Taşkın, “Oyunlar, kitap okuma, sanat ve el işleri, doğa yürüyüşleri gibi etkinlikler çocukların tatili keyif alarak geçirmesini sağlayabilir. Aynı zamanda, aileleriyle zaman geçirmek, yeni şeyler keşfetmek ve dinlenmek de bu süreçte önemli. Tatilde çocuklara hem eğlenceli hem de öğretici aktiviteler sunmak, onların farklı beceriler kazanmalarına ve yaratıcılıklarını geliştirmelerine yardımcı olabilir” diye konuştu.
YENİ ŞEYLER ÖĞRENMELERİ MÜMKÜN
Uzm. Psk. Fatmanur Taşkın, ara tatilde çocukların neler yapabileceğini şu şekilde sıraladı:
Dinlenmek ve eğlenmek: Ara tatil, çocukların dinlenmesi ve eğlenmesi için fırsattır. Çocuklar bu süreyi oyun oynayarak, kitap okuyarak, film izleyerek veya arkadaşlarıyla vakit geçirerek geçirebilirler.
Yeni şeyler öğrenmek: Çocuklar ara tatili bir enstrüman çalmayı öğrenmek veya yeni bir spor dalıyla tanışmak için kullanabilirler.
Aileleriyle vakit geçirmek: Ara tatil, çocukların aileleriyle vakit geçirmek için de fırsattır. Çocuklar, bu süreyi aileleriyle birlikte aktiviteler yaparak, sohbet ederek veya seyahat ederek geçirebilirler.
DERS ÇALIŞMAKTAN TAMAMEN UZAKLAŞILMAMALI
Ara tatilin çocuklara dinlenmek, eğlenmek ve yeni şeyler öğrenmek için fırsat sunduğunu dile getiren Uzm. Psk. Taşkın, ara tatilde çocukların yapmaması gereken unsurları ise şöyle sıraladı:
Ders çalışmaktan tamamen uzaklaşmak: Ara tatil, derslerden tamamen uzaklaşmak için değil, derslere ara vermek içindir. Çocuklar ara tatilde de günlük rutinlerinde uyguladıkları ders çalışma alışkanlıklarını sürdürmelidir. Ancak bu süreyi çok fazla ders çalışarak geçirmek yerine, eğlenceli aktivitelerle de dengelemek önemlidir.
Ekran başında çok fazla vakit geçirmek: Ekran başında geçirilen fazla zaman, çocukların fiziksel ve zihinsel sağlığını olumsuz etkiler. Ara tatilde çocukların ekran başında geçirdikleri süreyi kontrol altında tutmak önemlidir. Bu süreyi günlük 1-2 saatle sınırlamak ve kalan süreyi de verimli şekilde kullanmak gerekir.
Gece geç saatlere kadar uyumamak: Gece geç saatlere kadar uyumamak, çocukların uyku düzenini bozar ve ertesi gün okula konsantre olabilmelerini zorlaştırır. Bu yüzden çocukların ara tatilde de düzenli bir uyku sürecine sahip olmaları önemlidir.
KİTAP OKUMAK FAYDALIDIR
Ara tatilde çocukların okuldan uzak kalmamak için günlük bir plan yapabileceklerini söyleyen Uzm. Psk. Taşkın, “Kitap okuma, bulmaca çözme, matematiksel oyunlar oynama gibi eğlenceli ve öğretici aktivitelerle günlerini değerlendirebilirler. Ayrıca ilgi duydukları konularda kendi başlarına araştırma yapmak da faydalı olabilir. Bu şekilde, ara tatilde öğrenmeye devam ederken keyif de yaşayabilirler” şeklinde konuştu.
SORUMLULUK BİLİNCİ KAZANDIRILABİLİR
Ara tatilde çocuklara düşen görevler arasında dinlenme, eğlence yanında sorumluluk almanın da önemine değinen Uzm. Psk. Taşkın, “Öncelikle öğretmenlerin verdiği ödevleri tamamlamak önemlidir. Ayrıca, kendi kişisel ilgi alanlarında projeler üretebilir, kitap okuyabilir, bilim ve teknoloji alanında faaliyetler gerçekleştirebilir, (kod yazma, robotik vb.) sanatsal ve sportif aktivitelere katılabilirler. Bu süreçte evde aileleriyle yardımlaşma, ev düzenine katkıda bulunma gibi sorumlulukları da göz önünde bulundurabilirler. Ara tatili hem keyifli geçirmek hem de öğrenmeye devam etmek için dengeli bir şekilde değerlendirmek önemlidir” ifadelerini kullandı.
AÇIK HAVA ETKİNLİKLERİ YAPILABİLİR
Ara tatilde çocukların ekran başından nasıl uzak tutabileceğimizden bahseden Uzm. Psk. Taşkın, “Çocukları ara tatilde ekrandan uzak tutmak için çeşitli yöntemler deneyebilirsiniz. Öncelikle ailece katılım gerektiren etkinlikler planlayarak birlikte vakit geçirebilirsiniz. Açık hava aktiviteleri, spor, doğa yürüyüşleri gibi fiziksel aktiviteler çocukları ekrandan uzaklaştırabilir. Kitap okuma saatleri, el sanatları, oyunlar ve aile içi etkinlikler de eğlenceli alternatifler olabilir. Ayrıca, ekran süresini sınırlayan kurallar koyarak, çocuklara belirli zamanlarda ekran kullanma izni verebilirsiniz” dedi.
]]>