Bayram tebriklerinin dile getirilmesinin ardından konuşan Belgin Uygur, Gazze’de devam eden soykırımın gölgesi altında bayramı buruk bir şekilde idrak ettiklerini belirtti.
Bayramın, Gazze ve bütün mazlum coğrafyadaki insanların kurtuluşuna vesile olmasını dileyen Uygur, “Gazze’de yaklaşık 37 bin masum sivil, kadın, çocuk, katliama uğradı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde soykırımın bir an önce durması uluslararası hukukun işlemesi, insani yardımın ve Filistin’de iki devletli bir çözümün gerçekleşmesi noktasında çalışmalarımıza devam ediyoruz.” diye konuştu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz da gönüllerin, hem Türkiye’de hem de dünyada herkesin bayramları bayram tadında yaşamasını istediğini dile getirdi.
“TÜRKİYE’NİN EKONOMİ SORUNLARINI ÇÖZMESİ GEREKİYOR”
Öncelikle ekonomik sorunlar nedeniyle vatandaşların büyük çoğunluğunun bayramı bayram tadında yaşayamadığına dikkati çeken Yavuzyılmaz, şunları söyledi:
“Maalesef vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu, ‘hani eski bayramlar vardı ya’ diye başlayan cümleleri kurmak durumunda kalıyorlar. Dedeler, nineler, ellerini öpmeye gelen küçük çocuklara bir harçlık verebilmek istiyorlar. Ülkemizin içinde bulunduğu derin ekonomik kriz nedeniyle şu anda küçük bir azınlık tatil beldelerine ulaşabiliyor, AVM’leri doldurabiliyor ama büyük çoğunluk maalesef asgari ücretinin düşük seviyesi ve en düşük emekli aylığının geçinebilme sınırının çok altında olması nedeniyle büyük bir sıkıntı içindeler. Bayramları daha güzel yaşayabilmek, çocukların yüzünde tebessüm olması içim mutlaka Türkiye’nin ekonomik sorunlarını çözmesi gerekiyor.”
ÖZGÜR ÖZEL’İN MEKTUPLARI KARŞILIK BULMAYA BAŞLADI
Yavuzyılmaz, Gazze konusunda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dünya liderlerine yaptığı çağrı ve onlara gönderdiği mektupların olduğunu anımsattı.
Liderlere gönderilen mektupların karşılık bulmaya başladığını ifade eden Yavuzyılmaz, Filistin’i tanıyan ülke sayısının daha da artmasıyla yaşanan sorunun ortadan kalkacağına inandığını vurguladı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Uygur da yaşanan Kovid-19 süreci, Ukrayna- Rusya Savaşı ve büyük yıkıma neden olan 6 Şubat depremleri nedeniyle vatandaşların fiyat artışlarından etkilendiğini kaydetti.
“ASGARİ ÜCRETİN MUTLAKA İYİLEŞTİRİLMESİ GEREKİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her zaman “vatandaşımıza enflasyona ezdirmeyeceğiz” dediğini anlatan Uygur, şu ifadeleri kullandı:
“Vatandaşımızın şartlarının gelişmesi noktasında devlet bütün imkanlarını kullandı, bundan sonra da kullanmaya devam edecek. Ekonomik anlamda olumlu veriler gelmeye başladı. Uyguladığımız ekonomik politikanın vatandaşımıza yansıyan olumlu etkilerini görmeye başladık. Bizim kadrolarımız buna muktedir, irademiz de kabiliyetimiz de var. Vatandaşımızın refah seviyesini yükseltmek, hayat pahalılığından en az düzeyde etkilenmelerini sağlamak için bütün gayretimizle mücadelemize devam edeceğiz.”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yavuzyılmaz ise “Önümüzdeki süreçte asgari ücrette iyileştirme yapılması konusunda vatandaşımızın büyük bir beklentisi var. Asgari ücretin mutlaka iyileştirilmesi gerekiyor. İyileştirilmediği takdirde biz de vatandaşımızın sesine ses olmak için sahada olacağız. Umarım bu bayramda böyle bir müjdeyi AK Parti olarak sizler tüm asgari ücretlilere verirsiniz.” dedi.
Uygur’un bu sözlere yanıtı “Milletimizden aldığımız emaneti en iyi şekilde taşımaya devam edeceğiz” oldu. Yavuzyılmaz ise Uygur’a “İşte hep almak değil biraz da vermek lazım” ifadeleriyle karşılık verdi.
]]>Konuk heyetlere AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur, MKYK Üyesi Kasım Bostan, Genel Merkez Kadın Kolları MYK Üyesi Ayten Aydın, Genel Merkez Gençlik Kolları MYK Üyesi Taha Kara ev sahipliği yaptı.
Ziyaretlerde AK Parti heyeti ile konuk partilerden heyetler karşılıklı olarak Ramazan Bayramı’nı kutladı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Uygur, HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Faruk Dinç başkanlığındaki heyetin ziyaretinde Ramazan Bayramı’nın mazlum coğrafyalar için umut olmasını diledi.
Buruk bir bayram yaşadıklarını söyleyen Uygur, 6-7 aydır Gazze’de bütün dünyanın gözü önünde soykırım ve katliam gerçekleştiğini belirtti. Türkiye’nin, uluslararası hukukun gereğinin yerine getirilmesi noktasında güçlü ve net bir duruşu olduğunu aktaran Uygur, “Buna bütün Türkiye, dünya şahit. Bedel ödeme pahasına o net duruşumuzdan asla taviz vermedik.” diye konuştu.
“İnşallah ticari kısıtlama işgalci İsrail’i zor durumda bırakır”
HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Dinç de Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin hayatını kaybeden aile fertlerine Allah’tan rahmet diledi. Filistin’de insanlık suçu işlendiğini belirten Dinç, buna hiçbir insanın sessiz kalamayacağını söyledi.
İsrail’in işgalci bir terör örgütü olarak değerlendirilmesi gerektiğini anlatan Dinç, “Orada birçok kişi ilaçsız, gıdasız. İnsani yardımın bile ulaşmasına engel oluyorlar. Bu konuda geç de olsa ticari ilişkilere kısıtlama gelmesini biz çok olumlu buluyoruz. İnşallah ticari kısıtlama işgalci İsrail’i zor durumda bırakır. Filistin halkı da özgürleşir.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin yeni, sivil ve adil bir anayasaya ihtiyacı olduğunu belirten Dinç, “Toplumun her kesiminin kendini bulduğu bir anayasa gerekiyor. Meclisin ilk yapması gereken iş budur. Bir fırsat da doğmuştur. Bunun da değerlendirilmesi gerekiyor. Herkesin katkısı olduğu sivil, adil, ana kucağı gibi herkesi kucaklayan bir anayasanın doğmasını istiyoruz.” dedi.
Uygur ise yeni anayasa konusunda girişimleri geçen süreçte ortaya koyduklarını vurgulayarak, bundan sonraki süreçte de bu konudaki çalışmalara devam edeceklerini belirtti.
“Bütün yaptırımlarda sonuna kadar arkasında olacağız”
HÜDA PAR’ın ardından AK Parti’yi Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Fatih Müjdeci başkanlığındaki heyet ziyaret etti.
Müjdeci, Genel Başkan Fatih Erbakan’ın selamlarını ileterek, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm AK Parti teşkilatının bayramını tebrik etti.
“Filistin davası hepimizin davası.” diyen Müjdeci, “Siyasi partiler üzerinde bir mesele. Biz de devletimizin ve hükümetimizin İsrail’e karşı yapacağı bütün yaptırımlarda sonuna kadar arkasında olacağız.” ifadelerini kullandı.
Yerel seçimlerin nezaket içinde geçtiğini söyleyen Müjdeci, bundan sonraki sürecin hizmet zamanı olduğunu belirtti.
“Bütün iyi insanların bu zulme artık ‘dur’ demesi gerekiyor”
BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı başkanlığındaki heyet de AK Parti’ye bayram ziyaretinde bulundu.
Alfatlı, Doğu Türkistan, Gazze ve Kırım’daki zulmün kendilerini derinden yaraladığını belirtti. AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gayretleri nedeniyle teşekkür eden Alfatlı, “katil İsrail’in bir an önce durdurulması gerektiğini” söyledi.
AK Parti’li Uygur da, “Nerede zulme uğrayan kardeşlerimiz varsa buna en güçlü sesi verme noktasında bundan önce olduğu gibi mücadeleye, haykırmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Alfatlı’nın, bu acılar üzerinden kimsenin “siyasi rant” girişiminde olmaması gerektiğini söylemesi üzerine Uygur, “Milli bir duruş sergilememiz gerekiyor.” dedi.
“Aksayan yönleri görmezden gelmiyoruz”
AK Parti heyeti, BBP’nin ardından DSP Genel Başkan Yardımcısı Davut Ocak başkanlığındaki heyeti ağırladı.
Ocak, seçim sonuçları konusunda gereken mesajı aldıklarını ve değerlendirmeler yapacaklarını söyledi.
Parti İçi Eğitim Politikaları Başkanı Ayşe Sucu başkanlığındaki İYİ Parti heyeti de AK Parti’ye bayram ziyareti gerçekleştirdi.
AK Parti’li Uygur, geride kalan seçimlerin sonuçlarının hayırlı olmasını dileyerek, “Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla, kendi içimizde seçim sonuçları değerlendirmemizi yaparak, yine güçlü bir şekilde, devletimiz, ülkemiz, memleketimiz, ülkemizin her bir ferdi için çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.
Sucu ise Filistin’de bir dram yaşandığını belirterek, “İnsan özüne dönmediği sürece tarih boyunca bu dramlar hep yaşandı. Özellikle sözde din üzerinden, insanlık bu tür katliamlara tanıklık yaptı. Yeryüzünü cennete döndürmemiz gerekirken, cehenneme döndürdük. Tüm insanlık burada suçlu.” ifadelerini kullandı.
Sucu, seçimleri bitirdikten sonra kendi partilerinin bir seçim sürecine gittiğini belirtti.
Türkiye’nin emekliler, tarım, hayvancılık, uyuşturucu gibi sorunları bulunduğunu ifade eden Sucu, bu sorunların masaya yatırılmasını umduklarını dile getirdi.
AK Partili Uygur da Türkiye’nin hak, özgürlükler, eserler ve hizmet anlamında büyük dönüşüm geçirdiğini ifade ederek, Türkiye tarihinin en büyük demokrasi ve kalkınma hamlelerini hayata geçirdiklerini belirtti.
Bahanelere sığınan bir parti olmadıklarını kaydeden Uygur, toplumun her kesimini kuşatan destekleri bugüne kadar aldıklarını anlattı.
Uygur, “Aksayan yönleri de görmezden gelmiyoruz. Hayat pahalılığıyla ilgili vatandaşımızı olumsuz etkileyen vakanın da farkındayız.” dedi.
AK Parti’ye bayram ziyaretinde bulunan son parti ise Genel Başkan Yardımcısı Utku Reyhan başkanlığındaki Vatan Partisi heyeti oldu.
Türkiye’nin, çok zor bir dönemden geçtiğini belirten Reyhan, dört bir taraftan terör örgütleriyle kuşatıldığını söyledi.
AK Partili Uygur da Türkiye’nin zorlu bir coğrafyada yer aldığını ve çeşitli sınamalarla karşı karşıya kaldığını belirtti.
Reyhan, Genel Başkan Doğu Perinçek’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mektubunu da Uygur’a teslim etti.
]]>2016 yılında Çin’deki Zhejiang Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimime başladığımdan beri Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ni dört kez ziyaret ettim. Bu sık ziyaretlerimin nedeni hem yüksek lisans hem de doktora tezim için Xinjiang üzerine yaptığım araştırmalardı. Yaptığım her ziyarette bölgenin farklı güzelliklerini keşfettim.
Xinjiang’ın merkezi Urumqi, “güzel otlaklar ve bereketli topraklar” anlamına gelen Moğol kökenli bir isme sahip. Tarih boyunca çeşitli etnik gruplara ev sahipliği yapan Urumqi, Çin’de gördüğüm en renkli, çok kültürlü ve tarihi açıdan en zengin kentlerden biri.
Yolculuğum, Uygur, Kazak, Han, Kırgız ve Moğol gibi çeşitli etnik grupların tarihi ile bu grupların Xinjiang kültürünün zenginleşmesine katkılarını gözler önüne seren Xinjiang Müzesi’ni ziyaretle devam etti. Canlılığını koruyan müze gerçekten görülmeye değer.
Müzeyi gezdikten sonra kentin tarihi ve hareketli merkezi Kapalı Çarşı’yı ziyaret ettim. Çarşı gerçekten de kalabalıktı. Nazik bir Uygurlu kadın bana içinde biraz buz olan bir içecek ikram etti. Tereddütle tadına baktım ve bunun ayran olduğunu anladım. Sadece biraz daha ekşiydi. Merakla içeceğin adını sordum ve “On Doğ” olduğunu öğrendim. Bu bana ekşi ayranın en lezzetli olduğu yerlerden biri olduğuna inanılan Diyarbakır’ı hatırlattı.
Çarşıda başta Uygur, Kazak ve Kırgızlar olmak üzere çeşitli etnik gruplara ait yiyecek ve içecekleri tadabiliyorsunuz. Pazarın ortasında, hem gündüz hem de gece etkileyici bir görünüme sahip olan Erdaoqiao isimli büyük bir de cami bulunuyor.
Meydanın yanında sürekli çalan Uygur müziği ile dans eden yüzlerce kişi dikkatimi çekti. İzlemek için yaklaştım. Genci yaşlısı, kadını erkeği, Uyguru, Hanı hep birlikte dans ediyordu. Daha önce tanık olduğum hiçbir an beni bu kadar etkilememişti.
Urumqi’de neredeyse herkes bir cevap aldığında gülümseyerek teşekkür eder. Misafirler, ev sahibi yemeğe başlamadan yemeğe başlamaz. Bir keresinde yemeğe başlamak için beş dakika beklemiştim. “Ben sonra yiyeceğim, lütfen buyurun” deyip sadece çay içtiğimde, herkes çay içerek benimle birlikte beş dakika beklemişti. Xinjiang misafirperverliği, masadaki her farklı yemeği ilk olarak misafirin tatmasını gerektirir. Bu geleneği Xinjiang’daki tüm etnik gruplar arasında yaygın olarak gözlemlemek mümkün.
Yolculuğum sırasında Lanzhou’dan Urumqi’ye uzanan yüksek hızlı tren hatlarını da gördüm. Ancak gözüme çarpan, rayların yanına inşa edilmiş birkaç metre yüksekliğindeki beton duvarlar oldu. Merakla sordum ve nedenini öğrendim. Özellikle kış aylarında Tianshan Dağları’ndan gelen güçlü rüzgarlar yüksek hızlı trenleri etkileyebildiğinden, bu duvarlar rüzgarın hızını kesmek ve trenleri etkilemesini önlemek için inşa edilmiş.
Uygurlar, Hanlar, Kazaklar, Huiler, Kırgızlar, Moğollar ve diğerleri, böylesine engin ve zorlu bir coğrafyada, mavi bir gökyüzünün altında çöller, ormanlar ve dağlarla, sıcak ve soğuğun her seviyesini deneyimleyerek uyum içinde yaşıyor. Xinjiang’da coğrafya, çölün sarısını, dağların kahverengisini, ormanların yeşilini, gökyüzünün mavisini ve bulutların beyazını her şeye rağmen uyumlu şekilde barındırırken insanlar da bu çeşitliliğe kucak açıyor. Burada coğrafya bir arada var oluyor, insanlar da öyle. Burada insanlar aynı gökyüzünün altında nefes alıyor, aynı yağmurdan korunuyor, komşuları ve toplumları arasında sevgi yayıyor.
Yazar: Serdar Yurtçiçek, Çin’deki Shanghai Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı.
Muhabirler: Xinhua Haber’den Li Xiang, Gu Yu. Tianshannet’ten Jie Wenjin, Hou Weili ve Cheng Li.
]]>İstanbul’da devlet memuru İbrahim Etem ve Mediha Uygur çiftinin ilk çocuğu olarak 15 Ocak 1925’te dünyaya gelen Uygur, ilk öğrenimine Pendik’te başladı, 1936’da Büyükada İlkokulu’ndan mezun oldu.
Galatasaray Lisesi’nin Latince Bölümü’nü 1944’de tamamlayan Uygur, aynı yıl girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden 1948’de mezun oldu. 1948-1949’da yedek subay olarak askerliğini yaptı.
Nermi Uygur, 1950’de İstanbul Üniversitesi’nde asistan olarak göreve başladı. 1952’de kültür bilimlerinin varlık yapısı ve yöntemine dayalı doktora teziyle “Felsefe Doktoru” unvanını aldı.
Türkiye’de felsefe doktorası yapan ilk isim oldu
Türkiye’de felsefe doktorası yapan ilk felsefecilerden biri olan Uygur, kendi ifadesi ile bilgi ve görgüsünü artırmak için İstanbul Üniversitesi tarafından 1952-1954’te yurt dışına gönderildi. Almanya, Fransa ve Belçika’da Görüngübilim (Fenomonoloji) üzerine araştırmalar yaptı.
Uygur, Almanya’daki incelemelerini, 1960 ve 1966’da aldığı Alexander von Humboldt bursuyla sürdürdü. Türkiye’ye dönüşünde “Husserl’de Başkasının Ben’i” teziyle doçent olan Uygur, 1979-1981’de Almanya’da Wuppertal Üniversitesi’nde konuk profesör oldu. Burada mantık, dil, sanat, kültür felsefesi ağırlıklı dersler verdi.
Usta felsefeci, ayrıca 1954’te Brüksel’de, 1958’de Venedik’te, 1968’de Viyana’da ve 1978’de Dusseldorf’ta düzenlenen Uluslararası Felsefe Kongreleri ile 1983’te Würzburg’da toplanan Uluslararası Çok-Kültürlülük Konferansı’na katıldı.
İstanbul Üniversitesi’nde 1981-1990 arasında da Felsefe Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanlığı yapan Nermi Uygur, burada Antik ve Çağdaş Felsefe Tarihi, Dil ve Kültür Felsefesi, Bilim Felsefesi, Felsefe Metinleri Semineri, Analitik Felsefe Seminerleri derslerini verdi.
Dünya Yazarlar Birliği, Türk Dil Kurumu ve Türk Fizik Derneği üyeliği bulunan Uygur, Dağcılık Kulübü’nün de ilk üyelerinden oldu.
Türkiye Bilimler Akademisi Hizmet Ödülü aldı
Uygur, felsefe alanınca denemeci anlayışın Türkiye’deki öncüsü sayıldı. Kendisine Türkiye’de felsefenin kurumlaşmasına ve Türkçe’nin felsefe dili olarak gelişmesine katkılarından ötürü 2000’de Türkiye Bilimler Akademisi Hizmet Ödülü verildi.
Uygur, 1992’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden emekliye ayrıldı. Emekliliğin ardından Marmara Üniversitesi’nde düşünce-sanat ilişkileri üzerine yüksek lisans ve doktora dersleri ile seminerler vermeye devam etti.
Dünyayı, felsefeyi, kültürü sorgulama serüvenini denemeler şeklinde kitaplaştıran Uygur’un 1960’lardan itibaren yazıları yurt dışında da yayımlanmaya başladı.
Türk felsefe ve düşünce tarihinde önemli bir yeri olan Nermi Uygur, 21 Şubat 2005’te kalp yetmezliğinden İstanbul’da vefat etti.
Dil, felsefe, varlık, kültür ve sanat ve benzeri konularda çok sayıda eser kaleme aldı
Mehmet Akkaya, “Dil ve Kültür Bağlamında Nermi Uygur’un Felsefe Anlayışı” başlıklı tezinde, “Nermi Uygur, felsefenin temeli olan düşünceye ve düşünmeye önem verir. Düşünmeyi özgürlükle eş değer görür. Uygur’a göre bir yerde düşünme varsa özgürlük var demektir. Bir insanın özgürlüğü istediğini yapmasında değil, düşünme eyleminde etkin olmasındadır. Düşünmeyi ve özgürlüğü dilden giderek yalnızca bilinçli insana özgü olarak gören Nermi Uygur, bu nedenle susmanın ve dolayısıyla susturmanın suç olduğunu iddia eder.” ifadelerine yer vermiştir.
Tuğba Koçyiğit ise “Nermi Uygur’un Dil Anlayışı” başlıklı tezinde şunları kaydetti:
“Dil konusu, Nermi Uygur’un genel felsefe çalışmaları içinde üzerine fazla eğildiği konulardan biridir. Ancak Uygur, dilin kökeni ya da doğası sorunu ile ilgilenmemiştir. ‘Dilin Gücü’ adlı eserinde Uygur, bir dil anlayışı ortaya koymak için köken sorununu ele almanın gereksiz olduğunu, çağlar boyunca sorulan ‘dil nedir?’ sorusu ile bir yere varılamadığını, bu nedenle konuya ilişkin birtakım tasarılar sunmaktan ileri gidilemeyeceğini iddia eder. Ona göre dil, insanın tüm evrenle karşılaşmasıdır. Nermi Uygur, düşüncesinde dil kavramını sadece evreni tanıma yönü ile sınırlı tutmamıştır. Ona göre dil insanın da varlık sebebidir, insanı diğer varlıklardan ayrı kılan her özellik dil ile mümkün olmaktadır.”
Dil, felsefe, varlık, kültür ve sanat ve benzeri konularda çok sayıda eser kaleme alan ve Türkçe dışında Almanca, İngilizce ve Fransızca yapıtları da bulunan Uygur’un eserlerinden bazıları şöyle:
” Edmund Husserl’de Başkasının Ben’i Sorunu”, “Dilin Gücü”, “Felsefenin Çağrısı”, “Dünya Görüşü”, “Güneşle”, “İnsan Açısından Edebiyat”, “Türk Felsefesinin Boyutları”, “Kuram-Eylem Bağlamı: Çözümleyici Bir Felsefe Denemesi”, “Dil Yönünden Fizik Felsefesi”, “Yaşama Felsefesi”, “Kültür Kuramı”, “Bunalımdan Yaşama Kültürü”, “Çağdaş Ortamda Teknik”, “İçi Dışıyla Batı’nın Kültür Dünyası”, “Tadı Damağımda: Bir Okur-Yazarın Kitap Okuma Serüvenleri”, “Başka-Sevgisi”, “Salkımlar”, “Dipten Gelen”, “Denemeli Denemesiz”, “İçimin Sesi”, “Eşekler, İkindiler, Yetişimler”
]]>Uygur, Nevşehir’de Kapadokya Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen belediye başkan adayları tanıtım programında, AK Parti’nin milletin talep ve beklentilerini karşılamak üzere siyasi ve erdemliler hareketi olarak doğduğunu belirtti.
Uygur, AK Parti’nin her daim vatandaşın sesine kulak verdiğini, hizmet ve politikalarını Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde vatandaşların beklentisi doğrultusunda oluşturduğunu vurguladı.
Türkiye’nin AK Parti iktidarı ve AK Parti belediyeciliği ile yıllar önce tanıştığını, milletin de desteğini esirgemediği kaydeden Uygur, şöyle konuştu:
“Türkiye nereden nereye geldi. AK Parti siyasi hareket yolculuğuna nasıl bir Türkiye ile başladı ve bugün nasıl bir Türkiye ile karşı karşıyayız, bu süreç içinde hem hak ve özgürlükler anlamında hem de diğer alanlarda gelişme katedildi. Türkiye, sağlık ve ulaşım alanında içler acısı bir haldeydi. Ekonomik anlamda onlarca bankanın battığı, binlerce şirketin iflas ettiği, on binlerce kişinin işsiz kaldığı noktalardan başladık siyaset yolculuğumuza. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde geçen 22 yıllık hizmet dönemimizde 85 milyonun her ferdinin hayatına dokunan eserlere ve hizmetlere imza attık.”
“Türkiye Yüzyılı’nın kapılarını ardına kadar açtık”
“Türkiye Yüzyılı” vizyonu çerçevesinde, milletin talep ve beklentileri doğrultusunda çalışmaya devam ettiklerini vurgulayan Uygur, “Savunma sanayisinde İHA ve SİHA’larımızla, TCG Anadolu Gemisi ile Karadeniz’de keşfettiğimi doğal gaz, bir zamanlar terörle anılan Gabar Dağı’nda keşfettiğimiz petrolümüzle, Yusufeli Barajı’mızla, gözyaşları içinde banttan indirip şimdi yollarımızda dolaşan TOGG’umuzla Türkiye Yüzyılı’nın kapılarını ardına kadar açtık.” diye konuştu.
Genel seçimlerde bir arada olan altılı masanın milletten teveccüh görmediğini dile getiren Uygur, “Gelinen noktada her şey milletimizin gözünün önünde cereyan ediyor. Artık o ittifaktan eser kalmadı, kendi içlerinde birbirlerine düşmüş durumdalar. Odak noktası millet olmayınca neticenin nasıl olacağına hem bizler hem bütün milletimiz şahitlik etti.” ifadelerini kullandı.
Programda katılan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider de AK Parti iktidarında büyüyen ve gelişen Türkiye’nin birçok badireyi geride bıraktığını söyledi.
31 Mart’ta gerçekleştirilecek seçimlerde AK Parti’nin sandıktan başarılı çıkacağını belirten Gizligider, şöyle konuştu:
“Bizim bütün belediye başkanlarımızın ismi aynıdır. Kozaklı’dan Derinkuyu’ya, Hacıbektaş’tan Avanos’a hepsinin adayı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bu yüzden Recep Tayyip Erdoğan’lar başarısız olamaz. Bugün itibarıyla Türkiye’de aday tanıtım programları sona eriyor. Her zaman seçim varsa, milletle buluşma varsa son noktayı AK Parti koyar. Geçtiğimiz dönemlerde görev yapmış bütün kardeşlerimiz başta olmak üzere her birine şükranlarımı sunuyorum.”
AK Parti Nevşehir milletvekilleri Süleyman Özgün ve Emre Çalışan, AK Parti İl Başkanı Ali Kemikkıran’ın da selamla konuşması yaptığı programda, Nevşehir Belediye Başkanı Mehmet Savran, yeni dönemde hayata geçirmeyi planladığı projelerini anlattı, ilçe ve belde belediye başkan adayları tanıtıldı.
]]>