Usta – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 24 Jul 2024 21:18:28 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Osmanlı Donanmasına Gemi Yapan İlçede Tekne Yapan Ustalara Talep Yağıyor https://www.haber60.com.tr/osmanli-donanmasina-gemi-yapan-ilcede-tekne-yapan-ustalara-talep-yagiyor/ https://www.haber60.com.tr/osmanli-donanmasina-gemi-yapan-ilcede-tekne-yapan-ustalara-talep-yagiyor/#respond Wed, 24 Jul 2024 21:18:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41915 Osmanlı Donanmasına gemi yapan ilçede tekne yapan ustalara talep yağıyor

Tekne ustaları siparişlere yetişmekte zorlanıyor

BARTIN – Osmanlı donanmalarına gemi yapılan Bartın’ın Kurucaşile ilçesindeki ahşap tekne yapımına talep yağıyor. İlçede bulunan 23 atölyede 7 ile 40 metre arasındaki uzunlukta tekne yapımını sürdüren ustalar, siparişlere yetişmekte zorlanıyor

Osmanlı donanmalarına çekme gemilerin yapıldığı Bartın’ın Kurucaşile ilçesinde 300 yılı aşkın süredir tekne yapımı devam ediyor. Yapılacak ahşap teknenin uzunluğuna göre aylarca hatta yıllarca siparişlerini yetiştirmeye çalışan tekne ustaları, pandemi döneminden sonra artan ve yaz dönemlerinde daha da katlanan taleplere yetişmekte zorlanıyor.

İlçedeki atölyelerdeki, usta ve çalışanlar tam kapasite bir şekilde çalışarak ellerindeki siparişlerini tamamlamaya çalışıyor. Avrupa ülkeleri, Amerika gibi dünyanın dört tarafından ve Türkiye’nin bir çok ilinden siparişlerin bulunduğu atölyeler, tamamlanan tekneleri teslim edecekleri Eylül ve Ocak ayına kadar yeni bir sipariş alamıyor. Balıkçı, tur tekneleri ve özel, lüks yatlar yapan ustalar, yoğun tempoda çalışarak, bir yanan daha önceden aldıkları siparişlerini tamamlamaya çalışırken, diğer yandan da yeni gelen siparişlerin yapımına başlıyor.

Taleplere yetişmekte zorlanıyorlar

Ahşap tekne ustası Dursun Gür, dünyanın ve Türkiye’nin bir çok yerinden ilgi gördüklerini anlatarak, “İşlerimiz yaz nedeniyle yoğun. Yaz döneminde talep fazla oluyor. Yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Özellikle pandemi döneminden sonra yoğunluğumuz artmaya başladı, Şuanda elimizde bir 24 metrelik tekne siparişi var. 12 metre uzunluktaki 4-5 adet tekne yapımımız sürüyor. Bu nedenle tam kapasite çalışıyoruz” dedi.

Maliyeti uygun, işçiliği iyi

Teknelerin uygun maliyetle ve beğenilen bir işçilikle üretilmesi nedeniyle yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Gür, “Biz ahşap, lamine tekne yapıyoruz. Maliyet olarak uygunuz ve işçiliğimiz de çok iyi. Bu yüzden tercih fazla oluyor” şeklinde konuştu.

3 asırdır tekne yapılıyor

Tekne Ustası Yılmaz Canbaş ise, ilçede yaklaşık 300 yıldır tekne yapıldığını ifade ederek, Kurucaşile’de üretilen teknelerde Osmanlı Dönemi’nden kalma geleneksel yöntemlerin de halen kullanıldığını ifade etti. Teknelerin günümüzdeki haline dönüştürülerek inşa edildiğini ifade eden Canbaş, “İlçemizde Osmanlı’dan beri, yaklaşık 300 seneyi aşkın süredir, tekne yapıldığını biliyorum. Ben de 3. Nesilim. İlçemizde küçük bir ilçe ama, deden toruna, babadan oğula tekne yapımı devam ettiriliyor. Teknelerin sağlam olmasının nedeni ise kestane gibi suya dayanıklı ağaçlardan yapılmasıdır. İlkel değil geleneksel yöntemler kullanıyoruz Osmanlı donanmalarından bugünkü haline dönüştürdüğümüz modellerde tekneleri yapıyoruz. Bu da sağlamlığında önemli rol oynuyor. Biz proje ile pek tekne yapmıyoruz. Denizimiz burada. Gözleyerek, geliştirerek, teknenin duruşuna göre, müşterinin isteğine göre yapıyoruz” ifadelerine yer verdi.

23 imalathanede yaklaşık 200 kişi çalışıyor

Kurucaşile Belediye Başkanı Uğur Güneş, ahşap tekne ve yat yapımında ünü dünyayı aşan ilçede 23 tekne atölyesi bulunduğunu ve buralarda ise 200 kişinin çalıştığını ifade etti. Güneş, “ilçemizin en büyük özelliği ahşap teknelerimizdir. Ahşap teknelerimizin özelliği de suya ve neme dayalı kestane ağacı olmasıdır. Osmanlı donanmalarına çektirme gemi yapılmış bir ilçeyiz. Şuanda çektirme yapılmıyor ama Türkiye’nin her tarafına, yat, balıkçı teknesi, tur teknesi gibi tekneler yapılıyor. İlçemizde toplamda 23 atölyemiz var. Yaklaşık 200 kişi atölyelerde çalışıyor. Boyacısı elektrikçi, tornacı, nakliyeci gibi toplamda en az 300 kişi bu işten ekmeğini kazanıyor” ifadelerini kullandı.

Eli boş usta bulunmuyor

Başkan Güneş, yaşanan yoğun talep nedeniyle Eylül ayına kadar ahşap ustalarının yeni siparişler alamadığını belirterek, “Şuan ilçemize gelip, sipariş vermek isteyen bir kişi, yılbaşına kadar eli boş bir usta bulabileceğini düşünmüyorum. Malumunuz balıkçılık sezonu Eylül ayında açılıyor. Şuan ilçemizdeki imalathanelerin hepsi, önceden almış olduğu balıkçı teknelerini yetiştirmeye çalışıyor. Çünkü Eylül ayında balıkçılığa başlayacaklar ama Ağustos ayında teknelerini alabilmeleri gerekiyor. Şuan tekne ustalarının en yoğun olduğu dönemlerden biri. Ayrıca bazı atölyelerde 7-8 ay önce yada 12-15 ay önce aldıkları yat ve tur teknesi gibi siparişlerinde yıl sonuna kadar teslim edilmesi planlanıyor. Bu nedenle yılbaşında biraz işleri hafifler. Yani yaz aylarında deniz kenarında dururken, sezon boyunca denize giremeyecek ustalarımız var” diye konuştu.

Öte yandan ilçede yapılan ahşap tekne ve yatlardan 6-8 metre uzunlukta olanların yapımı 4-8 ay, 12 metrelik teknelerin yapımının 8-12 ay, 24 metrelik tur teknelerinin yapımının 18-20 ay, 40 metrelik teknelerinin yapımının ise 30-40 ay arasında sürdüğü belirtildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/osmanli-donanmasina-gemi-yapan-ilcede-tekne-yapan-ustalara-talep-yagiyor/feed/ 0
Osmanlı donanmalarına gemi yapılan Bartın’ın Kurucaşile ilçesinde ahşap tekne yapımına talep yağıyor https://www.haber60.com.tr/osmanli-donanmalarina-gemi-yapilan-bartinin-kurucasile-ilcesinde-ahsap-tekne-yapimina-talep-yagiyor/ https://www.haber60.com.tr/osmanli-donanmalarina-gemi-yapilan-bartinin-kurucasile-ilcesinde-ahsap-tekne-yapimina-talep-yagiyor/#respond Wed, 24 Jul 2024 09:15:55 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41891 Osmanlı donanmalarına gemi yapılan Bartın’ın Kurucaşile ilçesindeki ahşap tekne yapımına talep yağıyor. İlçede bulunan 23 atölyede 7 ile 40 metre arasındaki uzunlukta tekne yapımını sürdüren ustalar, siparişlere yetişmekte zorlanıyor

Osmanlı donanmalarına çekme gemilerin yapıldığı Bartın’ın Kurucaşile ilçesinde 300 yılı aşkın süredir tekne yapımı devam ediyor. Yapılacak ahşap teknenin uzunluğuna göre aylarca hatta yıllarca siparişlerini yetiştirmeye çalışan tekne ustaları, pandemi döneminden sonra artan ve yaz dönemlerinde daha da katlanan taleplere yetişmekte zorlanıyor.

İlçedeki atölyelerdeki, usta ve çalışanlar tam kapasite bir şekilde çalışarak ellerindeki siparişlerini tamamlamaya çalışıyor. Avrupa ülkeleri, Amerika gibi dünyanın dört tarafından ve Türkiye’nin bir çok ilinden siparişlerin bulunduğu atölyeler, tamamlanan tekneleri teslim edecekleri Eylül ve Ocak ayına kadar yeni bir sipariş alamıyor. Balıkçı, tur tekneleri ve özel, lüks yatlar yapan ustalar, yoğun tempoda çalışarak, bir yanan daha önceden aldıkları siparişlerini tamamlamaya çalışırken, diğer yandan da yeni gelen siparişlerin yapımına başlıyor.

Taleplere yetişmekte zorlanıyorlar

Ahşap tekne ustası Dursun Gür, dünyanın ve Türkiye’nin bir çok yerinden ilgi gördüklerini anlatarak, “İşlerimiz yaz nedeniyle yoğun. Yaz döneminde talep fazla oluyor. Yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Özellikle pandemi döneminden sonra yoğunluğumuz artmaya başladı, Şuanda elimizde bir 24 metrelik tekne siparişi var. 12 metre uzunluktaki 4-5 adet tekne yapımımız sürüyor. Bu nedenle tam kapasite çalışıyoruz” dedi.

Maliyeti uygun, işçiliği iyi

Teknelerin uygun maliyetle ve beğenilen bir işçilikle üretilmesi nedeniyle yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Gür, “Biz ahşap, lamine tekne yapıyoruz. Maliyet olarak uygunuz ve işçiliğimiz de çok iyi. Bu yüzden tercih fazla oluyor” şeklinde konuştu.

3 asırdır tekne yapılıyor

Tekne Ustası Yılmaz Canbaş ise, ilçede yaklaşık 300 yıldır tekne yapıldığını ifade ederek, Kurucaşile’de üretilen teknelerde Osmanlı Dönemi’nden kalma geleneksel yöntemlerin de halen kullanıldığını ifade etti. Teknelerin günümüzdeki haline dönüştürülerek inşa edildiğini ifade eden Canbaş, “İlçemizde Osmanlı’dan beri, yaklaşık 300 seneyi aşkın süredir, tekne yapıldığını biliyorum. Ben de 3. Nesilim. İlçemizde küçük bir ilçe ama, deden toruna, babadan oğula tekne yapımı devam ettiriliyor. Teknelerin sağlam olmasının nedeni ise kestane gibi suya dayanıklı ağaçlardan yapılmasıdır. İlkel değil geleneksel yöntemler kullanıyoruz Osmanlı donanmalarından bugünkü haline dönüştürdüğümüz modellerde tekneleri yapıyoruz. Bu da sağlamlığında önemli rol oynuyor. Biz proje ile pek tekne yapmıyoruz. Denizimiz burada. Gözleyerek, geliştirerek, teknenin duruşuna göre, müşterinin isteğine göre yapıyoruz” ifadelerine yer verdi.

23 imalathanede yaklaşık 200 kişi çalışıyor

Kurucaşile Belediye Başkanı Uğur Güneş, ahşap tekne ve yat yapımında ünü dünyayı aşan ilçede 23 tekne atölyesi bulunduğunu ve buralarda ise 200 kişinin çalıştığını ifade etti. Güneş, “ilçemizin en büyük özelliği ahşap teknelerimizdir. Ahşap teknelerimizin özelliği de suya ve neme dayalı kestane ağacı olmasıdır. Osmanlı donanmalarına çektirme gemi yapılmış bir ilçeyiz. Şuanda çektirme yapılmıyor ama Türkiye’nin her tarafına, yat, balıkçı teknesi, tur teknesi gibi tekneler yapılıyor. İlçemizde toplamda 23 atölyemiz var. Yaklaşık 200 kişi atölyelerde çalışıyor. Boyacısı elektrikçi, tornacı, nakliyeci gibi toplamda en az 300 kişi bu işten ekmeğini kazanıyor” ifadelerini kullandı.

Eli boş usta bulunmuyor

Başkan Güneş, yaşanan yoğun talep nedeniyle Eylül ayına kadar ahşap ustalarının yeni siparişler alamadığını belirterek, “Şuan ilçemize gelip, sipariş vermek isteyen bir kişi, yılbaşına kadar eli boş bir usta bulabileceğini düşünmüyorum. Malumunuz balıkçılık sezonu Eylül ayında açılıyor. Şuan ilçemizdeki imalathanelerin hepsi, önceden almış olduğu balıkçı teknelerini yetiştirmeye çalışıyor. Çünkü Eylül ayında balıkçılığa başlayacaklar ama Ağustos ayında teknelerini alabilmeleri gerekiyor. Şuan tekne ustalarının en yoğun olduğu dönemlerden biri. Ayrıca bazı atölyelerde 7-8 ay önce yada 12-15 ay önce aldıkları yat ve tur teknesi gibi siparişlerinde yıl sonuna kadar teslim edilmesi planlanıyor. Bu nedenle yılbaşında biraz işleri hafifler. Yani yaz aylarında deniz kenarında dururken, sezon boyunca denize giremeyecek ustalarımız var” diye konuştu.

Öte yandan ilçede yapılan ahşap tekne ve yatlardan 6-8 metre uzunlukta olanların yapımı 4-8 ay, 12 metrelik teknelerin yapımının 8-12 ay, 24 metrelik tur teknelerinin yapımının 18-20 ay, 40 metrelik teknelerinin yapımının ise 30-40 ay arasında sürdüğü belirtildi. – BARTIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/osmanli-donanmalarina-gemi-yapilan-bartinin-kurucasile-ilcesinde-ahsap-tekne-yapimina-talep-yagiyor/feed/ 0
Gaziantep’te Yarım Asırdır Terzilik Yapan İki Usta https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-yarim-asirdir-terzilik-yapan-iki-usta/ https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-yarim-asirdir-terzilik-yapan-iki-usta/#respond Thu, 18 Jul 2024 09:03:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40500 Gaziantep’te yaşayan Abdurrahman Ergen ile Haci Demir, yarım asırdır aynı iş yerinde terzilik yaparak hem geçimlerini sağlıyor hem de gelişen teknolojiye direnen mesleği ayakta tutuyor. İki usta, çırak olarak başladıkları mesleklerini ilk günkü heyecanla yaparak müşterilerine hizmet etmeye devam ediyor.

Gaziantep’te küçük bir terzi dükkanında çırak olarak başladıkları terzilik mesleğini usta olarak devam ettirten 67 yaşındaki Abdurrahman Ergen ile 66 yaşındaki Haci Demir, tam 55 yıldır iğne ipliği elinden düşürmüyor. İki usta, yarım asırdır aynı iş yerinde terzilik yaparak hem geçimlerini sağlıyor hem de gelişen teknolojiye direnen mesleği ayakta tutuyor. Çırak olarak başladıkları mesleklerini ilk günkü heyecanla yaparak müşterilerine hizmet eden Abdurrahman Ergen ile Haci Demir, terziliğe başlama hikayelerini ve mesleğin inceliğini anlattı.

“Bu mesleği ilgisi ve sevgisi olmayan yapamaz”

İlkokul 4’üncü sınıfta iken okulu terk ederek terziliğe başladığını anlatan Abdurrahman Ergen, yarım asırdır mesleğini severek yaptığını söyledi. 1968 yılının başında çırak olarak terziliğe başladığını ve 1978 yılında da kendi iş yerini açtığını söyleyen Ergen, “İlkokuldan sonra terzilik mesleğini tercih ettim. Hala da devam ediyoruz. İşimizi de severek yapıyoruz. Bu mesleğe ilgisi ve sevgisi olmayan yapamaz. Terzilik mesleği güzel sanatlara girdiği için biraz daha üzerinde fazla durulması gereken bir meslektir. Bütün ustalar gibi biz de mesleğe ilgi gösterdik. İlgi gösterdiğimiz için de mesleğimizi severek yapıyoruz” dedi.

“Müşterinin ‘eline sağlık’ demesi büyük mutluluk veriyor”

Müşteri memnuniyetini önemsediklerini belirten Ergen, “Mesleğimizin güzel tarafı siparişi bitirip müşteriye teslim ettikten sonra, müşteri de elbisesini giyip ‘eline sağlık’ dediği zaman o bize çok büyük bir mutluluk veriyor. Onun için de mesleğimizi severek yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Mesleğimiz zor bir meslek olduğu için kimse tercih etmiyor”

Kentteki sayılı terzilerden biri olduğunu ve kendilerinden sonra da terzi kalmayacağını kaydeden Ergen, “Ne benim çocuğum ne de torunum bu mesleği öğrendi. Mesleğimiz zor bir meslek olduğu için kimse tercih etmiyor. Ustamız, kalfamız ve çırağımız olsun, bu mesleğin kazancını az gördükleri için terziliği tercih etmiyor. 10 sene sonra da bu meslekte usta kalacağını sanmıyorum. Mesleğimiz bitmeye mahkum. Çünkü şu anda da sadece hazır elbise giymeyi tercih etmeyen ve takım elbise giymekten zevk alanlar diktiriyor” şeklinde konuştu.

“Hem terzi hem de terzi ustası sayısı azaldı”

İlkokula giderken terziliğe başladığını ve yarım asırdır da bu mesleği icra ettiğini belirten Hacı Demir de “Altın bilezik” olarak nitelendirilen terziliğin çok güzel bir meslek olduğunu ifade etti. Çıraklığı döneminde terziliğin daha kıymetli olduğunu ifade eden Demir, “Ben ilkokulu bitirdikten sonra bu mesleğe başladım. Ondan sonra kalfalık dönemi ve ustalık dönemine kadar bu şekilde bu mesleğe devam edip bugüne geldik. Çocukken bu mesleği sevdiğim için ve beğendiğim için tercih ettim. Çocukluktan beri de devam ediyorum. Çocukluk dönemimizde mesleğe ilgi bayağı vardı. O dönem konfeksiyon sayısı azdı. O dönemler çok sayıda terzi de vardı. Usta, kalfa ve çırak bayağı vardı. Şimdi ise hem terzi hem de terzi ustası sayısı azaldı” diye konuştu.

Mesleğini çok sevdiği için emekli olduğu halde çalışmaya devam ettiğini belirten Demir, Abdurrahman Ergen ile birlikte terzilik yapmaya devam edeceklerini de sözlerine ekledi. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-yarim-asirdir-terzilik-yapan-iki-usta/feed/ 0
Zonguldak’ta Ayşe Özgecan Usta’nın ölümüyle ilgili bilirkişi raporuna itiraz https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-ayse-ozgecan-ustanin-olumuyle-ilgili-bilirkisi-raporuna-itiraz/ https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-ayse-ozgecan-ustanin-olumuyle-ilgili-bilirkisi-raporuna-itiraz/#respond Sat, 06 Jul 2024 00:03:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37449 Zonguldak’ta 28 yaşındaki Ayşe Özgecan Usta’nın 3 yıl önce 8. kattaki dairenin terasından düşerek hayatını kaybettiği olayda aile, bilirkişi raporuna itiraz etti. Mahkeme ise yeni bilirkişi raporu alınmasını reddederken Cumhuriyet Savcısı’nın mütalaa hazırlaması için duruşmayı ileri tarihe erteledi.

Zonguldak’ta 3 yıl önce İncivez Mahallesi’nde Ayşe Özgecan Usta (28) 8. kattaki binanın teras katından düşerek hayatını kaybetti. Olayın ardından erkek arkadaşı Bartu C.A. ‘taksirle ölüme neden olma ve kişiyi hürriyetten yoksun bırakma’ suçlarından yargılanmaya başladı. Tutuksuz yargılanan Bartu C.A., 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya katılmadı. Özgecan Usta’nın babası Kenan Usta ile taraf avukatlarının katıldığı duruşmada, Usta ailesi bilirkişi raporuna itiraz etti.

Duruşmada, tutuksuz yargılanan Bartu C.A.’nın haftada bir imza şeklindeki adli kontrol tedbirinin celse arasında kaldırıldığı görüldü.

Bilirkişi raporuna itiraz: “İntihar edecek kişi yüzünü balkona değil, boşluğa bakardı”

Baba Kenan Usta’nın avukatı, bilirkişi raporunda yapılan tespiti kabul etmediklerini belirterek, “Yaptığımız keşifte de görüldüğü üzere, Özgecan’ın korkuluktan 5 santimetre aşağıdaki mermer dışında tutunacak bir yer yok. Salonda kavga edip balkona çıkıyorlar. Ağlama seslerini komşular uzunca süre duyduğunu söylüyor. Özgecan’ın başka bir arbedeye maruz kaldığı tırnak içindeki deri örneklerinden de anlaşılıyor. Sanığın da vücudunda tırnak izleri var. Görgü tanıkları da Özgecan’ın yüzünün balkona baktığını söylüyor. İntihar edecek kişi yüzünü balkona değil, boşluğa bakardı. Önemli olan tutup tutamayacağı değil, o noktaya nasıl geldiğidir” dedi.

“Kaç bayram ben kızımın yanına gidiyorum”

Kızının her bayram elini öpmeye gittiğini ancak hayatını kaybetmesinden sonra kendisinin kızının mezarına gittiğini anlatan baba Kenan Usta, “Bu bayram değil kaç bayram ben kızımın elini öpmeye gidiyorum. Kızım telefonunu kırmaz. Telefonunu kırıp poşetin içine koyup yatağın içine sıkıştırmaz. Kızımın telefonunu kırdığına kimse inandıramaz bana, çünkü bu tür şeylere çok önem verirdi. İlk gün bulunamadı, ikinci gün niye bulundu? Bu işler olaya vakıf kişiler tarafından yapılmamıştır. (Sanık) Kızımı neden eve kilitledi? Amacı neydi? Bir arbede kavga var. Bilirkişi raporuna da itirazım var. Fizik profesörü, korkuluk borusunun kalınlığını, tutup tutamayacağını hesaplamamış. Ben de olay yerinde boruyu tuttum ama kavrayamadım. Hiç kimse kendini atmak için borulardan tutup atmıyor” şeklinde konuştu.

Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Avukatı: “Bilirkişi raporunu kabul etmiyoruz”

Duruşmada hazır bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü avukatı ise söz konusu bilirkişi raporunun fiziksel değerlendirmeden ibaret olduğunu; olay anı ve psikolojisine yer verilmediğini belirterek şu ifadelere yer verdi:

“Bilirkişi raporunda aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz. Söz konusu bilirkişi raporu fiziksel değerlendirmeden ibaret olup, olay anı ve psikolojisine yer vermemiştir. Sanığın bir süre sonra çıkıp da sarkan birini kurtarma çabasına girdiğine inanmıyoruz. Şikayetçiyiz, cezalandırılmasını talep ediyoruz. Uzun süre ilaç kullanan ve olay anında alkollü birinin sözlerine itibar etmeyerek, daha sonra kurtarma çabasına girmesini kabul etmiyoruz.”

Sanık avukatları: “Müvekkilimizin beraatini talep ederiz”

Sanık avukatları ise bilirkişi raporunda Bartu C.A.’nın olayla ilgili sorumluluğunun olmadığına yönelik duruma dikkat çekerek, “Müvekkilimizin olayla ilgili sorumluluğu olmadığı raporda yer alıyor. Katılan taraf her ne kadar evin kapısının kilitlendiğini, evden çıkmasına izin verilmediğini iddia etse de dosya içerisinde böyle bir beyan yok. Müvekkilin üstüne atılı her iki suç yönünden suç vasıfları oluşmamıştır, beraatini talep ederiz” şeklinde konuştular.

Duruşma 5 Eylül’e ertelendi

Mahkeme, bilirkişi raporunun içeriği ve önceki raporları bir arada değerlendirerek, yan delillerle desteklenmesi gereken adli tahkikata dayalı hususlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti ve yeniden rapor alınması talebini reddetti. İddia makamına mütalaa için süre verilmesine karar veren mahkeme, duruşmayı 5 Eylül saat 10.00’a erteledi. – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-ayse-ozgecan-ustanin-olumuyle-ilgili-bilirkisi-raporuna-itiraz/feed/ 0
Yozgat’ta Terzilik Mesleği Tehlikede https://www.haber60.com.tr/yozgatta-terzilik-meslegi-tehlikede/ https://www.haber60.com.tr/yozgatta-terzilik-meslegi-tehlikede/#respond Thu, 18 Apr 2024 22:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28127

SEYFİ ÇELİKKAYA

Yozgat’ta 71 yıldır terzilik yapan 82 yaşındaki Yaşar Özayan, çırak bulamadıklarını, mesleğin yok olmaya başladığını belirterek “Terzilik mesleği öyle tek kişiyle yapılacak bir meslek değil. Mutlaka yardımcı şart, tek kişiyle çok ağır oluyor” dedi.

Yozgat il genelinde bir zamanlar gözde meslekler arasında yer alan terzilik, hazır giyim karşısında ayakta kalabilmenin mücadelesini veriyor. Çırak bulamadığı için kalfa yetiştiremeyen terziler, kendilerinden sonraki nesillere mesleği öğretememenin huzursuzluğunu yaşıyor. 82 yaşındaki Yaşar Özayan, Yozgat’ta yaklaşık 71 yıldır terzilik mesleğini aynı heyecanla yürütmeye çalışıyor. Terziliğin son yıllarda yok olmaya yüz tutmuş, çırak ve usta yetiştiremeyen bir meslek haline geldiğine dikkat çeken Özayan, kendilerinden sonra mesleği yapabilecek çırak bulamadıklarını anlattı.

71 YILDIR ELİNDEN İĞNE İPLİK DÜŞMÜYOR

İlkokulu bitirdikten sonra bir ay demirci ustası yanında çıraklık yapan, daha sonra da babası tarafından terzi Osman Şenyiğit’in yanına çırak olarak verilen Özayan, ilerlemiş yaşına rağmen mesleğini ilk günkü titizliğiyle sürdürüyor. Terzilik mesleğini çok sevdiğini dile getiren Özayan, şöyle konuştu:

“1953 yılında terzi çırağı olaraktan girdim, 1961 yılının sonunda askere gittim. O güne kadar da hep terzi çıraklığı, kalfalığı yaptım, bir ustayla yetiştim, çok da seviyordum. Ustam da Yozgat’ın en eski terzilerinden biriydi. Büyük bürokratlardan müşterileri vardı. Çok da seviyordum, onlar da beni çok seviyorlardı, yaptığım işi severek yaptığım, başarılı olduğum için. 1961 yılının sonunda askere gittim. Askerde işin en garibidir terzilik yapmadım, bölükte yazıcıydım, çok beğenildik. Taburumuz da Kars’taydı. Orada bütün subaylar bana hep ‘kibar yazıcı’ diye hitap ederlerdi. Askerden terhis oldum geldim 1964 yılının birinci ayında, büyük yenilikler var. Arkadaşlarım dükkan açtı, ben açmadım. Düşük kemerler, İspanyol paçalar, üç düğme elbiseler, yanlardan yırtmaçlı, vücuda oturuyor. Ben dükkanı açmadım, 10 ay daha ustamın yanında çalıştım. Gelen müşteriler beni tanısınlar, hem yeniliklerin içerisine gireyim, aniden böyle içine düşmeyelim dedik. 10 ay sonra dükkan açtım. Bir ay kadar bir sendeleme yaptık. Ondan sonra devam ettim ama manifaturacılardan da bir tanesi beni çok destekledi. Arta kalan işlerini hep gönderirdi bana. Ondan sonra da işte terziliğimizi ilerlettik. Beğenildik, bütün bürokratlar ustamın olduğu müşteriler gibi bana gelmeye başladı.”

“SANAT EMEK VERDİKÇE PARA DA GELİR, MADDİYAT DA GELİR”

Eskiden çırağı köyden getirirler, eti senin kemiği benim derlerdi. Sanatı illaki iyisini öğrensin derlerdi. Benim yanımda 7-8 kişi çalışırdı, onlarla beraber arkadaşça çalışırdık, gecenin geç vakitlerine kadar, diğer günlerde de aynı. Çocukları yetiştirdim, çok gelen oldu da içlerinden 12 tanesi yetişti, usta oldu. Çokları da sanatı bıraktılar. Biz devam ettirdik, ettiriyoruz, çok da seviyorum. 2012 yılında ‘yılın ahisi’ seçildim, beni aday göstermişler. Eskiden Kırşehir’deydi sonradan Yozgat’tan ilk olarak beni aday gösterdiler. Jürimiz çok büyüktü. Vilayetten, ticaret müdürlüğünden, ticaret odasından, esnaflar birliğinden büyük bir jüri huzurunda bize cübbeyi giydirdiler. Yılın ahisi seçildik, çok onurlandım. Sanata kıymet vermiyorlar. Sanatımız çok güzeldir. Sanat emek verdikçe para da gelir, maddiyat da gelir. Şimdi hazır elbiseler çıktı. Hazırın yanı sıra da siparişler de geliyor. Ben şu yaşa gelmişim hala daha sipariş de geliyor. Müşterilerim dışarıdan da içeriden de geliyor. Geliyorlar yapıyorum ve beğeniliyor da. Fakat şimdi bizim terzilik mesleği öyle tek kişiyle yapılacak bir meslek değil. Mutlaka yardımcı şart, tek kişiyle çok ağır oluyor. Bugüne kadar da devam ettirdik, geldik. Ama her şeyden önce sanat, müşteriye hitap, bu en başta gelir. Müşteriye hitap etmesinde başarılı olacaksın. Çünkü gelen müşterilerin hepsi de üst düzeyde olduğu zaman sen de kabiliyetliysen sanatın en güzelini öğrendiğin gibi kelimelerin de en güzelini öğrenirsin. Bilgin de artar müşterilerinle muhatap olursun, beğenilirsin, sevilirsin. Yani en başta gelen şey; hem sanat hem kabiliyet hem konuşma.”

]]> https://www.haber60.com.tr/yozgatta-terzilik-meslegi-tehlikede/feed/ 0 Trabzon’da Sağlık Turizmi Gelişiyor https://www.haber60.com.tr/trabzonda-saglik-turizmi-gelisiyor/ https://www.haber60.com.tr/trabzonda-saglik-turizmi-gelisiyor/#respond Thu, 18 Apr 2024 21:22:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28108 Sağlık turizminde giderek adından söz ettiren Trabzon’da, bu yılın ocak-mart döneminde Gürcistan, Azerbaycan, Rusya ve Suudi Arabistan’dan gelen turistlere hizmet verildi.

Kentte, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesinin yanı sıra 6 kamu hastanesi, 4 özel hastane ve 10 özel kliniğe başvuran turistler, başta kadın doğum, genel cerrahi, nöroloji ve çocuk branşları olmak üzere 29 öncelikli hizmetten yararlanabiliyor.

İl Sağlık Müdürü Hakan Usta, AA muhabirine, sağlık turizminin ekonomik anlamda ülkenin dinamosu olduğunu söyledi.

Trabzon olarak buna katkıda bulunmaya çalıştıklarını dile getiren Usta, “Fakültemiz, özel hastanelerimiz, kliniklerimiz ve kamu hastanelerimizin bir kısmı ile hizmete hazır hale geldik. Hizmetlerimizi tanıtım faaliyetlerimiz belli destinasyonlarda devam ediyor.” ifadesini kullandı.

Usta, sağlık turizmi kapsamında en fazla Gürcistan’dan turistleri ağırladıklarına işaret ederek, “Öncelikle Gürcistan iyi bir pazarımız. Batum ve çevresinden olmak üzere hasta potansiyelimiz var. Yakın olması hasebiyle çokça geliyorlar. Onun dışında uçakla gelinebildiği için Azerbaycan ikinci sırada geliyor.” diye konuştu.

” Tiflis’i de yakın zamanda hedef olarak görüyoruz”

KTÜ Farabi Hastanesi ve özel hastanelere bakıldığı zaman Rusya ve Suudi Arabistan’ın da ön planda olduğuna dikkati çeken Usta, “Gürcistan önemli bir hedef ama özellikle Tiflis’i de yakın zamanda hedef olarak görüyoruz ve oradan direkt uçuşlarla Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası ile bir planlama yapma gayreti içindeyiz.” dedi.

Usta, Bakü’yü devreye soktuklarını aktararak, “Orası bizim için çok önemli bir nokta, iyi bir hedef. Orayı hem eğitimle hem de sağlıkla taçlandırmaya gayret ediyoruz. Uçuşlar da mayıstan sonra haftada 4 sefere çıkacağı için oradan iyi bir potansiyel bekliyoruz.” ifadesini kullandı.

“Sağlık turizmi bizim ve ülkemiz için önemli”

Orta vadede Almanya ve Arap ülkelerinin hedef pazar olduğunu anlatan Usta, şunları kaydetti:

“Özellikle TTSO’nun yapmış olduğu HİSER (Hizmet Sektörü Rekabet Gücünün Artırılması) projesi var. Biz proje kapsamında bulunan bir kurumuz. Onlarla Bakü’ye, Tiflis’e ziyaret ve tanıtım faaliyetlerinde bulunuyoruz. Bunu Almanya’ya ve Arap ülkelerine olacak şekilde yayacağız. İlimizi en iyi şekilde tanıtarak gelen turistlerin istifade etmelerini, bizim de bundan ekonomik şekilde istifade etmemizi sağlamış olacağız.”

“Son 1 yılda 4 binin üzerinde sağlık turizmi hastası ağırladık”

KTÜ Farabi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Abdulkadir Gündüz de KTÜ Farabi Hastanesinin sağlık turizminde 3’üncü yılı olduğunu söyledi.

Bu noktada bayağı yol katedildiğini belirten Gündüz, “Hasta karşılama ünitelerimizi, sağlık turizmi servisimizi oluşturduk. Gelen hastaların memnuniyeti oldukça yüksek. Üniversite hastanemizde son 1 yılda 4 binin üzerinde sağlık turizmi hastası ağırladık. Bir dahaki sene bunu en az yüzde 50 artırmayı planlıyoruz.” diye konuştu.

Gündüz, Kafkas ve Arap coğrafyasından, Orta Asya’dan ve Afrika’dan çok sayıda hastanın kendilerine müracaat ettiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Bizim hastanemiz üniversite hastanesi, daha çok sofistike hastalar, sofistike ameliyatlar için tercih ediliyor. Bu grupta beyin cerrahisi, göğüs cerrahisi, genel cerrahi, ortopedi, kadın doğum ameliyatları tercih ediliyor. Plastik cerrahi olsun, dermatoloji, kozmetik alanlarında da hastalar oldukça fazla. Onkoloji ve hematoloji hastaları var.”

Radyasyon onkoloji hastalarının da Pet-CT taraması için geldiğini aktaran Gündüz, şunları söyledi:

“Hastane olarak bölgede bu konuda öncülük yapıyoruz. Bunu daha da geliştirme niyetimiz var. Bölgedeki ticaret ve sanayi odası ve hastanelerle ortak faaliyetlerimiz var. Rusya’da, Arap coğrafyasında, Kafkas coğrafyasında, Azerbaycan’da, Gürcistan’da ortak fuarlar düzenliyoruz. Bu fuarlar sayesinde bölgemizde sağlık turizmi hastalarını çekmeyi istiyoruz. Bu konuda da oldukça ilerleme sağladık.”

Hastalar da alınan hizmetten memnun

Gürcistan’dan gelen Imeda Tchagalidze de çocuğunun hasta olduğunu belirterek, “Trabzon’da Farabi Hastanesi’ne getirdim. ‘Burası çok iyi hastane.’ dediler. Ben de geldiğimde gördüm. Herkes bizimle çok güzel ilgilendi. Çok memnun kaldım. Herkese teşekkür ederim.” dedi.

KTÜ Farabi Hastanesi Sağlık Turizmi Servisinde oğluyla refakatçi olarak kalan Mala Kamadadze de tedavi için Trabzon’a 3 kez geldiklerini ve verilen hizmetten memnun kaldıklarını anlattı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/trabzonda-saglik-turizmi-gelisiyor/feed/ 0
Asırlık kara kilidin tek ustası kaldı https://www.haber60.com.tr/asirlik-kara-kilidin-tek-ustasi-kaldi/ https://www.haber60.com.tr/asirlik-kara-kilidin-tek-ustasi-kaldi/#respond Sat, 13 Apr 2024 07:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27239 Sadece bir köyde üretiliyordu, asırlık kara kilidin tek ustası kaldı

TRABZON – Trabzon’un Vakfıkebir ilçesindeki İshaklı mahallesinde 1900’lü yılların başında üretimine başlanan kara kilit imalatının günümüzde tek bir ustası kaldı. Yapımı 10 aşamadan geçen, ev ve samanlık kapılarında kullanılan ve iki tür halinde satılan kara kilit imalatının son temsilcisi Necati Sinan, teknolojiye rağmen kara kilide talebin olduğunu söylüyor.

Trabzon’un Vakfıkebir ilçesindeki İshaklı mahallesinde tarihi 1900’lü yıllara dayanan kara kilit imalatı kaybolmaya yüz tuttu. Karadeniz Bölgesi’nde geçmiş yıllarda hem üretimi ve hem de usta açısından oldukça yoğun günler yaşayan kara kilit imalatının günümüzde tek bir ustası kaldı. Körüklü kömür ocaklarında dövülen demirden yapılan bugünlerde ise makineleşen kara kilitler özellikle Trabzon, Giresun ve Samsun gibi illerde yoğun şekilde tercih ediliyor. Ev ve samanlık kapılarında kullanılan ve iki tür halinde satılan kara kilitlerin yapımı 10 aşamadan geçiyor. Küçüğü 16 santimetre, büyüğü de 18 santimetre olan büyük anahtarlı kara kilitlerin son ustası olan Necati Sinan Vakfıkebir ilçesindeki Kirazlık Sanayi Sitesi’nde oğlu Osman Sinan ile mesleğini sürdürüyor. Baba mesleği olan kara kilit imalatına ilkokul yıllarında başladığını belirten Necati Sinan, “Baba mesleği. İlkokuldan sonra bu mesleğe başladık. Devam ediyoruz. Kara kilidin tarihi 1900’lü yıllara dayanır. Bizim köyden başka hiçbir yerde yapılmaz. Köyün tamamı bunu yapardı. Sonra bu işten vazgeçildi. Bu işin yapan sadece ben kaldım. Yapımı makineler yardımıyla yapıyoruz. Geçmiş yıllarda daha farklı şekilde yapılıyordu. Körüklü ocaklarda yapılırdı. Şuanda makinelerden çıkan kalıplarla yapılıyor” dedi.

“Bu kadar teknolojiye rağmen kara kilide yine talep oluyor”

Teknolojiye rağmen kara kilide talep olduğunu kaydeden Sinan, “Bu kadar teknolojiye rağmen kara kilide yine talep oluyor. Biz artık yaptığımız kara kilitleri toptancıya veriyoruz. Onunda fiyatı 150 lira oluyor. Günde 10 tane kara kilit yapıyoruz. Çoğunlukla Trabzon, Gümüşhane, Giresun ve Samsun gibi illere gidiyor. Hatta Erzurum’a kadar gittiği bile oldu. Özellikle yaz mevsiminde yayla zamanları ve yayladan dönüşlerde kara kilitlerin satış zamanı oluyor. Halen daha kullanılıyor” şeklinde konuştu.

“Yağlandıktan sonra ömür boyu kullanılabilir”

Kara kilide coğrafi işaret alınması için çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Sinan, “Tek ben kaldım. Oğlumla beraber bu işi yapıyoruz. Köyde yapacak olan kimse kalmadı. Gençlere tavsiyem bir meslek öğrensinler. Herkes masa başı istiyor o da mümkün değil. Meslek lisesinden mezun olduklarında herhangi bir yere girme olanakları var. Mesleğimden ve hayatımdan memnunum. Hiç kimsenin emri altında çalışmadım. Köyde 20-30 tane dükkan vardı. Sadece bu işi yapıyorlardı. Şuanda sadece ben kaldım. Kara kilidi halen daha kullanan köyler tabi ki var. Kara kilit normal kilitlere göre daha dayanıklı oluyor. Yağlandıktan sonra ömür boyu kullanılabilir. Kara kilit için coğrafi işaret alınacaktı. Belediye başkanı bana 3 ay içerisinde almayı düşünüyoruz demişti. Kara kilide coğrafi işaret alınmasından dolayı memnun oluruz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/asirlik-kara-kilidin-tek-ustasi-kaldi/feed/ 0
Eskişehir’de Lüle Taşı Sanatı: İki Kadına Öğretildi https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-lule-tasi-sanati-iki-kadina-ogretildi/ https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-lule-tasi-sanati-iki-kadina-ogretildi/#respond Tue, 09 Apr 2024 08:57:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26749 Eskişehir’de 40 yıl önce lüle taşı işlemeye başlayan Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleneksel El Sanatçısı Mehmet Çınar, birçok erkeğin yanı sıra iki kadına lüle taşı sanatını öğretti.

Ticari bakımdan işlenebilir en kaliteli lüle taşı yataklarının bulunduğu Tepebaşı ilçesi kırsal Kozlubel Mahallesi’nde 1984’te bu madenle tanışan 54 yaşındaki Çınar, katıldığı festivallerde Eskişehir’in bu ekonomik ve kültürel değerini tanıttı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleneksel El Sanatçısı ünvanını 1996’da alan Çınar, 6 yıl önce Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsünde usta öğretici olarak görev yapmaya başladı.

Enstitüde lüle taşını pipodan takıya, satranç takımından büstlere kadar birçok ürüne dönüştüren, ABD ve Çin’den gelen siparişleri yetiştirmeye çalışan Çınar, mesleğinin gelecek nesillerde devamını sağlamak amacıyla aralarında iki kadının bulunduğu birçok kişiye bu sanatı öğretti.

Mehmet Çınar, AA muhabirine, ilkokulu bitirdikten sonra yaz tatilinde doğduğu yer olan Kozlubel’de madeni işlemeye başladığını, 1984’te eline aldığı lüle taşını bir daha bırakamadığını söyledi.

Adeta bu madenin içinde büyüdüğünü belirten Çınar, şöyle devam etti:

“Lüle taşını işlemeyi bırakamıyorum. Başka bir işle uğraştığımda aklım lüle taşında kalıyor. Pipo, tespih, satranç takımı, takı, topaç, büst gibi ürünler yapıyorum. 1996 yılında İstanbul’da Taksim Meydanı’ndaki bir festivale katıldım. Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri lüle taşını işlerken beni izledi. Daha sonra işlemleri başlatıp, Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı oldum. Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsünde 6 yıldır usta öğreticiyim.”

Çınar, lüle taşının gelecek nesillere aktarılmasının önemini vurguladı.

Bu madenin çok değerli olduğunu dile getiren Çınar, “ABD ve Çin’den gelen siparişler üzerine pipo üretiyorum. Yurt dışından yoğun talep var ancak bunu karşılamakta zorlanıyoruz çünkü yeteri kadar usta yok. Taşı çıkaranların sayısı bile istenilen seviyede değil. İki kadın usta yetiştirdim. Kadın ustalarım çok iyi noktaya geldiler. Bir de erkek yetiştiriyorum.” diye konuştu.

“Kadının elinin değdiği her şey güzel oluyor”

Çınar’ın yetiştirdiği ustalardan Çiğdem Genç Dündar, daha önce Halk Eğitimi Merkezinde ebru kursu verdiğini, 4 yıldır lüle taşıyla uğraştığını anlattı.

Lüle taşında farklı teknikler uyguladıklarını, kağıtları yakıp renklendirdiklerini belirten Dündar, “Kadının elinin değdiği her şey güzel oluyor. Benim lüle taşı ustası olduğumu öğrenenler şaşırıyor. ‘Lüle taşıyla erkekler uğraşır’ diye kalıplaşmış düşünce var ancak kadınlar olarak da gayet güzel yapıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Çınar’dan öğrendiği lüle taşı işlemesini 2 yıldır sürdüren Şeyda Özbakan, bu sanatla uğraşmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.

Özbakan, “Her yıl daha iyi olmak için çabalıyorum. Gelecekte kadın lüle taşı sanatçıları da yetiştirmek istiyorum. Kadınların rahatlıkla yapabileceği bir iş. Onları eğitmeyi ve yardımcı olmayı çok istiyorum. Lüle taşıyla uğraşmak rahatlatıyor.” ifadesini kullandı.

Mehmet Çınar’dan lüle taşı dersi alan emekli Önder Beşibirlik ise lüle taşına şekil vermekten keyif aldığını, istek, inanç ve ilgiyle çoğu insanın rahatlıkla bu sanatı yapabileceğini dile getirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-lule-tasi-sanati-iki-kadina-ogretildi/feed/ 0
Bingöl’de olası afetlerde vatandaşlara sıcak yemek hizmeti https://www.haber60.com.tr/bingolde-olasi-afetlerde-vatandaslara-sicak-yemek-hizmeti/ https://www.haber60.com.tr/bingolde-olasi-afetlerde-vatandaslara-sicak-yemek-hizmeti/#respond Tue, 02 Apr 2024 09:03:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25756 Türkiye’nin deprem açısından riskli illeri arasında yer alan Bingöl’de, Kiğı Jandarma Komando Alay Komutanlığı bünyesinde kurulan tam donanımlı Kışla Mutfağı, olası afetlerde vatandaşların sıcak AŞ ihtiyacını karşılayacak.

Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay hatlarının kesişim noktasında yer alan Bingöl’de deprem tedbirleri kapsamında birçok çalışma yürütülürken, olası afet sonrasındaki durumlara ilişkin hazırlıklar da yapılıyor.

Bu kapsamda Kiğı Jandarma Komando Alay Komutanlığı’nda muhtemel afetlerin ardından vatandaşlara hizmet verebilmesi için 12 milyon 250 bin lira bütçe ile tam donanımlı Kışla Mutfağı inşa edildi.

Depreme dayanıklı bir yapı olarak inşa edilen Kışla Mutfağı’nda 3 soğuk hava deposu, 5 ton kapasiteli su deposu, 8 gazlı yer ocağı, 3 yemek pişirme fırını, ekmek pişirme fırını, 2 buharlı kazan, 4 fritöz ve 2 elektrikli ızgara bulunuyor.

Aşçılık alanında uzman olan jandarma personeli günlük 5 bin ekmek ve 9 bin kişilik yemek çıkartılabilecek.

Olası afette Kiğı, Adaklı, Yayladere ilçesinde vatandaşların sıcak AŞ ihtiyacını karşılayacak Kışla Mutfağı, Yedisu ilçesine de helikopterle hizmet verebilecek.

Kışla Mutfağı ihtiyaç halinde Bingöl merkezdeki vatandaşlara da sıcak AŞ desteği sunacak.

“Depreme dayanıklı bir yapı elde ettik”

Vali Ahmet Hamdi Usta, AA muhabirine, Bingöl’ün deprem riski taşıyan illerin başında geldiğini, deprem uzmanlarının da açıklamalarında sıklıkla bunu dile getirdiğini söyledi.

6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından afetten etkilenen iller kapsamına Bingöl’ün de alındığını anımsatan Usta, Bingöl’de yapı stoku yenilendiği gibi depremlerle ilgili hazırlıkların da gözden geçirildiğini aktardı.

Usta, şunları kaydetti:

“Kiğı Jandarma Komando Alay Komutanlığı güvenlik başta olmak üzere bu bölgeye hizmet eden bir birimimiz. Burada 2009 yılında yapılmış çok eski bir mutfağımız vardı. Bunu yenilemeyi düşündük ve iki amaca hizmet ettik. Hem askerlerimize hijyenik ve iyi ürünler sunmayı amaçladık hem de Bingöl’ün deprem bölgesi olduğunu düşünerek olası afetlerde komutanlığın mutfağını afetzedelerle paylaşmak istedik. Bu binanın temelinin sağlam olması önceliklerimizden biriydi. Şu anda bu mutfağımızda 100 santimetre derinliğinde demir temel üzerine 60×60 eninde 18 kolon üzerine sandviç panel çatı örtüsü kullanarak depreme dayanıklı bir yapı elde ettik.”

“Sahra mutfağı niteliğinde”

Vali Usta, kenti hem askerlerin hem de bölgedeki afetzedelerin ihtiyaçlarını görebilecek bir mutfağa kavuşturmayı amaçladıklarını belirtti.

“Afetzedelere sahra mutfağı niteliğinde hizmet verecek şekilde 3 öğün sıcak yemek sunabilme imkanına kavuşmuş durumdayız.” diyen Usta, mutfağın birçok teknik özellikle donatıldığını aktardı.

Usta, “Depremler 1 günlük, 2 günlük ihtiyaçların görüldüğü süreçler değil, uzun süreli devam eden bir süreç. Dolayısıyla bizim mutfağımızda 30 günlük kuru bakliyat, 15 günlük yaş meyve, 45 günlük donmuş et ürünleri ve 21 günlük de süt ve süt ürünleri stokumuz mevcut. Soğuk zincirimizin kapasitesi bu şekilde. Mutfağımızda günde 5 bin ekmek üretimi yapabiliyoruz, günlük 3 öğün olmak üzere 3’er binden toplam 9 bin kumanya çıkarabiliyoruz.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bingolde-olasi-afetlerde-vatandaslara-sicak-yemek-hizmeti/feed/ 0
Çanakkale’de Kadın Motor Ustası Ümmügül Aydoğdu https://www.haber60.com.tr/canakkalede-kadin-motor-ustasi-ummugul-aydogdu/ https://www.haber60.com.tr/canakkalede-kadin-motor-ustasi-ummugul-aydogdu/#respond Fri, 08 Mar 2024 06:48:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16934 Çanakkale’nin Biga ilçesinde yaşayan 2 çocuk 1 torun sahibi Ümmügül Aydoğdu, 10 yıl önce ‘sanayide kadın mı çalışır’, ‘sen yapamazsın’ diyenlere inat, aldığı kalfalık, ustalık ve usta öğretici belgesiyle, sanayide otomobillerin motor ustası olarak çalışıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde sanayide motor söküp, tamir eden Ümmügül Aydoğdu, azmiyle kadınların her alanda çalışabileceğini gösteriyor. Biga sanayisinin tek kadın motor ustası olan Ümmügül Aydoğdu, herkesin takdirini kazanıyor.

Biga’da yaşayan Ümmügül Aydoğdu (43), yıllarca çeşitli iş yerlerinde aşçı olarak çalıştı. 10 yıl önce eşi İbrahim Aydoğdu (44), Biga 1 nolu Sanayi’de Efe Otomotiv’i açmaya karar verdi. Ümmügül Aydoğdu, aşçılık mesleğini bırakarak, sanayide iş yeri açan eşi İbrahim Aydoğdu’ya temizlik, yemek yapmak için yardım etmeye başladı. Ümmügül Aydoğdu, zamanla motor ve alt takım tamirinin yanı sıra araçların periyodik bakımını yapan eşine yardım etmeye başladı. Motor ustalığı merakı gitgide artan ve araçların motorları, bakımları, parçaları üzerine araştırma yaparak bilgi sahibi olmaya başladı. İlk olarak kalfalık belgesini, ardından ustalık ve usta öğretici belge alarak, eşinin iş yerinde motor utası olarak çalışmaya başladı. 10 yıldır eşi, kızı, oğlu ve damadı ile birlikte çalışan Ümmügül Aydoğdu, aracını yaptırmaya gelen araç sahiplerinin, ‘sanayide kadın mı çalışır’, ‘sen yapamazsın’ diyenlere inat 10 yıldır motor ustası olarak işinde başarılı bir şekilde çalışıyor. Araçlarının bakımını, alt takım, motor tamiri yaptırmak için Efe Otomotiv’e gelen erkek ve kadın araç sürücüleri karşılarında kadın motor ustası Ümmügül Aydoğdu’yu görünce şaşkınlarını gizleyemiyor.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde sanayide motor söküp, tamir eden Ümmügül Aydoğdu, azmiyle kadınların her alanda çalışabileceğini gösteriyor. Biga sanayisinin tek kadın motor ustası olan Ümmügül Aydoğdu, herkesin takdirini kazanıyor.

Biga sanayisinde tek kadın motor ustası olarak çalışan Ümmügül Aydoğdu, “Bu hikaye 10 yıl önce başladı. Eşim sanayide dükkan açtı. Eşimin yanında çıraklık yaparken bu işe heveslendim. Kalfalık, ustalık belgemi aldım. Sonrasında usta öğreticilik belgemi aldım. İşimi 10 yıldır severek yapıyorum. Bu işe başlarken, ‘elinin hamuruyla bu işe girme’ diyen oldu. ‘Yapamazsın’ diyenler oldu. Ben inatla ‘yapacağım’ dedim ve tüm kadınlar girdiği her yeri güzelleştirdiği gibi bu işte de başarılı olduğuma inanıyorum. Müşteri iş yerimize geldiğinde beni görmeye alıştı. Yabancı müşteriler geliyor. İşlerini yaptıktan sonra onlar da başarılı olduğuma inanıyor. Bu iş sevmekle alakalı. Kadınlar her işi yapabilir. Kadınların girdiği her yerin güzelleştiği gibi sanayi de güzelleşebilir” dedi.

Biga’da ilk ve tek kadın motor ustası olduğunu ifade eden Ümmügül Aydoğdu, “Rutin işler yapıyoruz. Yağ bakımları, motor söküp tamir ediyoruz. Ön takım, alt takım bakımları da yapıyoruz. Kadınların elinin değdiği her yer güzelleşir. Tüm kadınların her işi yapabileceğine inanıyorum ve kadınları bu konuda destekliyorum. Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, ben de bu özel günde dükkanımda işimin başımdayım. Bütün kadınlara örnek olmaya çalışıyorum. Kadınların neler başarabileceğini 10 yıldır kadın motor ustası olarak gösteriyorum. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun” diye konuştu. – ÇANAKKALE

]]>
https://www.haber60.com.tr/canakkalede-kadin-motor-ustasi-ummugul-aydogdu/feed/ 0
Adana’da Eşi Kaza Geçiren Kadın, Tamirhanede Usta Oldu https://www.haber60.com.tr/adanada-esi-kaza-geciren-kadin-tamirhanede-usta-oldu/ https://www.haber60.com.tr/adanada-esi-kaza-geciren-kadin-tamirhanede-usta-oldu/#respond Thu, 07 Mar 2024 07:21:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16488 Adana’da 14 yıl önce eşi kaza geçirip çalışamaz hale gelince bir tamirhanede aşçı olarak işe giren kadın, iş yerinde usta oldu.

Adana’da merkez Seyhan ilçesine bağlı Tellidere Mahallesi’nde yaşamını sürdüren Mediha Duru’nun (52) eşi, 14 yıl önce kaza geçirip çalışamaz hale geldi. Duru, bunun üzerine bir tamirhaneye aşçı olarak işe girdi. Ancak Duru, aşçılık ile yetinmeyerek kısa sürede tamir işlerini öğrenip usta oldu. Adana’da tek kadın usta olan Duru, tamirhanede her türlü tamir, egzoz muayenesi, araç bakımı işlerini yapıyor, aynı zamanda araçları da havaya kaldırıyor.

Eşinin kaza geçirdiğini ve bu yüzden çalışma hayatına başladığını ifade eden Duru, “4 yıl aşçılık yaptım, geriye kalan 10 yılımda bana, ‘seni aşağıya alalım, senin şoförlüğün var, araçları hazırla, bir kadın olarak müşterilerimizi karşıla’ dediler. O iş bu iş derken tamir işinde kendimi buldum. İşimi severek yapıyorum, çalıştığım yerden memnunum ve müşteriler de benden memnun. Güler yüzümle, işimin sağlamlığıyla buradayım” diye konuştu.

Dükkanda tamir, tadilat, söküm, takım olsun tüm işlerden anladığını ve yaptığını belirten Duru, “Egzoz olsun, tamir olsun, tüp, LPG takma, tanklarını değiştirme, dolumlarını yapma, yüzük somunlarını değiştirme gibi işleri yaparım; müşterileri ararım, onları bilgilendiririm, tamir gerektiren bir iş varsa tamirini yaparım, ona göre çıraklara görev veririm, her işi yaparım” dedi.

“Yaptığım işin ustalığını yapıyorum”

Ustalık gerektiren işleri yaptığını, aynı zamanda çıraklık da yaptığını kaydeden Duru, “Yaptığım işin ustasıyım, çıraklık olarak da hiçbir şekilde üzülmem, ne isterlerse neye ihtiyaçları olursa getirir veririm. Büyükmüş küçükmüş benim için önemli değil. Ustalık yönüm de var çıraklık yönüm de var. Aşçılık da var çaycılık da var, her işten var. Yeri gelir yeri süpürürüm, yeri gelir arabayı kaldırır tamirini yaparım” diye konuştu.

“Öğretmezsek gençlerimiz öğrenemez”

Dükkanda bulunan gençlere de işin nasıl yapılacağını öğreten, yardımcı olan Duru, “Mesela tankla şamandırasını değişecek gençler, bunu şöyle yap, havasını birden açma gibi mesleki eğitimi burada öğreterek veriyoruz. Öğretmezsek gençlerimiz öğrenemez. Öğretmezsen eleman yetişmiyor, yetişmediği için şu an kendimize bile eleman bulamıyoruz. Bu yüzden biz de bir iş değil birçok işe koşuyoruz” şeklinde konuştu.

“Kimseye muhtaç olmayın, ayaklarınızın üzerinde durun”

Çalışan kadınlara da seslenen Duru, “Kimseye muhtaç olmak istemiyorsak, kimseye el açmak istemiyorsak çalışmakta utanma diye, yapamama diye bir şey olmaz. Kendi ekmeğimizi kendimiz kazanıp kendimiz yiyoruz, çok şükür ne çorumuzu çocuğumuzu kimseye muhtaç ediyoruz, ne de biz muhtaç oluyoruz. Eğer böyle bir sektörde de kız çocuklarımızı çalıştırmak isterlerse de lütfen küçük yaşta bu işi yapmaya başlasınlar. Kadınlar için yapamaz diye bir şey yok, herkes yapabilir. Birçok iş artık makineler ile yapılıyor, aklın varsa hiçbir şey senin için engel değildir, yeter ki herkes çalışsın” dedi. – ADANA

]]>
https://www.haber60.com.tr/adanada-esi-kaza-geciren-kadin-tamirhanede-usta-oldu/feed/ 0
Siirt’te Şal Şepik Kumaşı Geleceğe Taşınıyor https://www.haber60.com.tr/siirtte-sal-sepik-kumasi-gelecege-tasiniyor/ https://www.haber60.com.tr/siirtte-sal-sepik-kumasi-gelecege-tasiniyor/#respond Wed, 06 Mar 2024 22:03:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16152 Siirt’in Eruh ilçesinde cezaevinden dönüştürülen atölyede dokunan şal şepik kumaşı, kültürel miras taşıyıcısı sanatçıların öncülüğünde geleceğe taşınıyor.

Türk Patent ve Marka Kurumunca 2 yıl önce coğrafi işaretle tescillenen şal şepik kumaşı, Eruh Halk Eğitimi Merkezi bünyesinde eski cezaevinde kurulan atölyede 12 usta tarafından 10 tezgahta üretiliyor.

Atölyede görevli usta öğreticilerden Leyla Çekin, Nail Gülhacı ve Yusuf Yıldırım, Kültür ve Turizm Bakanlığınca Türkiye’deki geleneksel sanatları ve sanatçıları desteklemek amacıyla somut olmayan kültürel miras taşıyıcılarına verilen “sanatçı tanıtma kartı” almaya hak kazandı.

Eruh Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Seyfettin Çelik, AA muhabirine, 2014 yılında 2 ustanın çalıştığı atölyede, şu anda 12 ustanın 10 tezgahta üretim yaptığını söyledi.

Şal şepik kumaşının her geçen gün daha da ilgi gördüğünü vurgulayan Çelik, bu nedenle mevcut atölyenin ihtiyaçları karşılayamadığını ifade etti.

Usta sayısının artırılması hedefleniyor

Yeni bir yerde hizmet vermek için çalışmaların sürdüğünü anlatan Çelik, buna ilişkin GAP Bölge Kalkınma İdaresine proje sunduklarını dile getirdi.

Çelik, proje kapsamında büyük bir kök boya atölyesi kurmayı ve usta sayısını 60’a çıkarmayı hedeflediklerini belirterek, “Burada kuracağımız kök boya atölyesiyle sadece Eruh’a değil, bölgeye hizmet etmeyi planlıyoruz. Bölgedeki halı, kilim iplerini kök boyayla burada boyamayı hedefliyoruz. Amacımız Eruh’umuzu bir doğal tekstil merkezi haline getirmektir.” dedi.

3 usta öğreticinin sanatçı tanıtma kartı aldığına dikkati çeken Çelik, atölyenin bu kültürel miras taşıyıcılarıyla ilerleyişini daha emin adımlarla sürdüreceğini kaydetti

Atölyede 9 yıldır görev yapan Leyla Çekin de eski ustalardan öğrendiği mesleğini, aldığı kart ile daha da severek yapacağını söyledi.

Çekin, “Devlet büyüklerimizin bu kumaşa değer vermeleri bizi ayrıca gururlandırıyor ve daha çok çalışmaya teşvik ediyor.” diye konuştu.

Tiftiğin 11 aşamadan geçtiğini ve ardından tezgahta dokunarak kumaş haline getirildiğini aktaran Çekin, bu kumaştan farklı renklerde ceket, pantolon, yelek, etek, yöresel kıyafetler ile çeşitli aksesuarlar yapıldığını anlattı.

Çekin, hak kazandığı sanatçı kimliğiyle mesleği gelecek nesillere aktarmaya çalışacağına işaret ederek şöyle konuştu:

“Şal şepik, her aşaması çok emek isteyen zor bir kumaş. Emeği çok olduğu kadar değerli bir kumaş. Severek dokuyoruz. Devlet büyüklerimizden de burayı büyütmek için destek bekliyoruz. Gençlerimiz için güzel bir istihdam alanı olur. Sanatçı tanıtma kartı almak bizi gururlandırıyor, mutlu ediyor. Bizi bu işe daha çok teşvik ediyor.”

“Mesleğimizi daha da severek yapacağız”

Nail Gülhacı da babasından öğrendiği şal şepik yapımını 9 yıldır atölyede sürdürdüğünü dile getirdi.

Kültürel miras taşıyıcısı kimliğiyle mesleğinin daha da anlam kazandığına vurgu yapan Gülhacı, “Burada sürekli şal şepik üretiyoruz. İl dışına da yurt dışına da gönderiyoruz. Gelen talepleri karşılamaya çalışıyoruz. Bu kimlik kartını aldık ve bundan sonra mesleğimizi daha da severek yapacağız. Bugüne kadar çok sayıda kursiyer yetiştirdik.” ifadelerini kullandı.

Yusuf Yıldırım ise 8 yıldır atölyede görev yaptığını belirterek, sanatçı tanıtma kartı aldığı için çok mutlu olduğunu kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/siirtte-sal-sepik-kumasi-gelecege-tasiniyor/feed/ 0
Türk Sinemasının Önemli Yönetmenlerinden Halit Refiğ Anıldı https://www.haber60.com.tr/turk-sinemasinin-onemli-yonetmenlerinden-halit-refig-anildi/ https://www.haber60.com.tr/turk-sinemasinin-onemli-yonetmenlerinden-halit-refig-anildi/#respond Wed, 06 Mar 2024 04:30:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16029 Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden Halit Refiğ, doğumunun 90. yılında Bakırköy’de düzenlenen etkinlikle anıldı.

Refiğ’in anısına 2001 Collage Sergi Salonu’nda düzenlenen programda, sanatçının hayatındaki önemli anların yer aldığı fotoğraf sergisi de katılımcılarla buluştu.

Sergiyi hazırlayan iş adamı ve koleksiyoner Hilmi Nakipoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, böylesi bir organizasyonun parçası olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, “Halit Refiğ’in sanat hayatını anlatan bir sergi düzenlemek istedik. Onu, ölüm yıl dönümünde değil, doğum gününde anmak istedik. Filmlerinden kareler, yaşamındaki önemli isimlerle birlikte portrelerine yer vererek onu unutmadığımızı dile getiriyoruz. O, bu ülkenin en önemli yönetmenlerinden, sinemacılarından birisiydi.” dedi.

“Refiğ’in en büyük özelliği bu toprakların insanlarını dinlemesi, onlara kulak vermesiydi”

Programın sunuculuğunu üstlenen yönetmen ve yapımcı Nur Onur da Türk sineması deyince akla gelen ilk isimlerinden birisinin Halit Refiğ olduğuna işaret ederek, usta yönetmenle TRT için hazırladıkları “Yansımalar” adlı belgesel kapsamında tanıştıklarını aktardı.

Onur, Refiğ’in vefatına kadar hep yanında olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

“Burgazada’da ve Sapanca’daki evlerinde birçok ünlü isimle birlikte sohbetlerine eşlik etme bahtiyarlığına eriştim. O, hiç şüphesiz, Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük entelektüellerden birisiydi. Sadece sinemayla değil, bu toprakların tarihiyle fazlasıyla ilgiliydi. Refiğ’in en büyük özelliği bu toprakların insanlarını dinlemesi, onlara kulak vermesiydi. Öyle sanıyorum ki yeni nesil yönetmenlerin ondan öğrenecekleri çok şey var.”

“Türkiye’ye empoze edilmeye çalışılan fikriyatın tam karşısında yer alıyordu”

Halit Refiğ’in bir dönem hayat arkadaşı olan Nilüfer Aydan, Refiğ’in sadece bir yönetmen değil, dünya görüşü olan önemli bir düşünür olduğunu vurguladı.

Refiğ’in kendisini çok iyi yetiştirmiş birisi olduğunu belirten Aydan, “O, bir eleştirmendi, yazardı, fikir ustasıydı. Bu nedenle onun filmleri Türk sinemasının en dolu yapımlarındadır. Çünkü onun filmlerinde sadece görüntüler değil, fikir ve düşünceler vardır.” değerlendirmesini yaptı.

Usta yönetmenin ikinci eşi Gülper Refiğ de şunları kaydetti:

“Halit’in sevenleri hala onu yalnız bırakmıyorlar. O, Türk sinemasının bence en önemli ismiydi. Buna rağmen mütevaziliğinden, nezaketinden hiçbir zaman vazgeçmez ve ‘ben, bir sanatçı değilim yavrum, bir öğrenciyim’ derdi. Onun derdi, bu topraklar ve bu toprakların insanıydı. Türkiye’ye empoze edilmeye çalışılan fikriyatın tam karşısında yer alıyordu. Çileli bir hayatı oldu, o dertli bir insandı ve belki de onu hala büyük kılan da bu dertli haliydi.”

“O, bize sorgulamayı ve eleştirmeyi öğretti”

Gazeteci yazar Ali Saydam ise düzenlenen etkinliğin Halit Refiğ’i anmak ve anlamak için çok önemli bir vesile olduğunun altını çizdi.

Saydam, “Halit Refiğ’in fikriyatında adalet var, vatan sevgisi var. O, omurgası çok sağlam bir adamdı. Her zaman milletinin yanında, vatanın bölünmez bütünlüğünün tarafı oldu.” ifadelerini kullandı.

Program, usta sanatçının, başrollerini Yıldız Kenter ve Eşref Kolçak’ın paylaştığı 1989 yapımı “Hanım” filminin gösterimiyle son buldu.

Halit Refiğ hakkında

Refiğ, ilk olarak 1954’te yedek subay olarak gittiği Kore’de çektiği 8 milimetrelik filmlerle sinemaya adım attı. İlk profesyonel sinema çalışmasına “Yaşamak Hakkımdır” filmiyle, Atıf Yılmaz’ın asistanlığını yaparak başladı.

İlk filmi “Yasak Aşk” ile 1961’de yönetmenliğe adım atan Refiğ, “ulusal sinema” düşüncesine öncülük edenlerin başında geldi.

Batılı sinema anlayışına karşı “ulusal sinema” fikrini savunan Halit Refiğ, Metin Erksan, Lütfi Akad, Duygu Sağıroğlu ve Sami Şekeroğlu ile birlikte bu fikir üzerine yazılar yazdı ve bu alanda örnek filmlere imza attı.

Türk sinemasında 1970’li yıllarda başlayan değişim nedeniyle televizyon filmleri çekmeye başlayan Refiğ, Kemal Tahir, Halit Ziya Uşaklıgil gibi isimlerin eserlerini de televizyon ekranına aktardı.

Usta yönetmene 1997’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından “Onursal Profesörlük” unvanı verildi. Çok sayıda makale ve araştırma yazısı kaleme alan usta yönetmenin “Ulusal Sinema Kavgası” çalışması başta olmak üzere pek çok kitabı yayımlandı.???????

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-sinemasinin-onemli-yonetmenlerinden-halit-refig-anildi/feed/ 0
Ömer Seyfettin’in vefatının üzerinden 104 yıl geçti https://www.haber60.com.tr/omer-seyfettinin-vefatinin-uzerinden-104-yil-gecti/ https://www.haber60.com.tr/omer-seyfettinin-vefatinin-uzerinden-104-yil-gecti/#respond Wed, 06 Mar 2024 00:57:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15822 “Kaşağı”, “Falaka”, “Diyet”, “Yalnız Efe”, “Pembe İncili Kaftan” ve “Perili Köşk”ün de aralarında bulunduğu çok sayıda esere imza atan, Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden Ömer Seyfettin’in vefatının üzerinden 104 yıl geçti.

Yüzbaşı Ömer Şevki Efendi ile Fatma Hanım’ın oğlu Ömer Seyfettin, 11 Mart 1884’te Balıkesir Gönen’de dünyaya geldi.

Usta edebiyatçı, 7 yaşına kadar kaldığı Gönen’de, 4 yaşından itibaren medrese eğitimi veren mahalle mektebine gitti.

Babasının Ayancık’a atanmasının ardından sübyan mektebine başlayan yazar, verilen eğitimi beğenmeyen ailesi tarafından 1892’de İstanbul’da Mekteb-i Osmani’ye yazdırıldı.

Ömer Şevki Efendi, kendisi gibi asker olmasını istediği oğlunu, Eyüpsultan Askeri Baytar Rüştiyesine yerleştirdi. Burada tiyatroyla da tanışan ve yazmaya ilgi duyan Seyfettin, rüştiyeden arkadaşı Aka Gündüz ile Edirne Askeri İdadisinde eğitimine devam etti. Her iki okul, usta yazarın askeri kimliğinin yanı sıra edebiyata yönelmesinde önemli rol oynadı.

İlk şiiri Mecmua-i Edebiyye’de yayımlandı

İdadinin son sınıfındayken, yazdığı şiirleri çeşitli dergilere gönderen Seyfettin’in ilk şiiri, Mecmua-i Edebiyye’de okuyucuyla buluştu.

Ömer Seyfettin, 1900’de İstanbul Kara Harp Okuluna girdi. Okuldan 1903’te mezun olan yazar, kura sonucu Kuşadası Redif Taburuna atandı. Aynı yıl taburda yaşanan karışıklıklar dolayısıyla göreve Kuşadası’nda değil Rumeli’de başladı.

Selanik ve Manastır’a bağlı Pirlepe’de çeşitli görevlerde bulunan yazar, elde ettiği başarılar dolayısıyla 2 liyakat madalyasıyla ödüllendirildi. İsyanın bastırılmasının ardından 6 Eylül 1904’te bağlı bulunduğu taburla Kuşadası’na döndü.

Askeri okullardaki eğitimini başarıyla tamamlayan Seyfettin, 1907’de İzmir’de açılan Jandarma Okulunda öğretmenlik yaptı ve jandarma örgütünün İzmir’deki kuruluş çalışmalarında yer aldı. Ömer Seyfettin, burada “İzmir”, “Ahenk” ve “11 Temmuz” adlı gazete ve dergilerde yazılar kaleme aldı.

Önemli yazar ve fikir adamlarını tanıdı

Usta edebiyatçı, Baha Tevfik, Şahabettin Süleyman ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi önemli yazar ve fikir adamlarıyla tanıştı. Yazar, idadiden arkadaşı Aka Gündüz’den sonra edebi çevresini genişletmeye başladı.

Baha Tevfik’in teşvikiyle Fransızcasını ilerleten Seyfettin’in bu dilde yazdığı birkaç şiir, “Perviz” imzasıyla “Mercure de Soleil” mecmuasında yayımlandı. Aynı yıllarda “Serbest İzmir”, “Sedad” ve “Muktebes” adlı süreli yayın organlarında Seyfettin’in yazı ve şiirleri okuyucuya ulaştı.

Ömer Seyfettin, ordudaki görevinden 1911’de ayrılarak Selanik’e gitti. Askeri rüştiyede başlayan şiir yazma merakı, artık hayatı boyunca sürdürmek istediği bir uğraş haline geldi.

Selanik ve Manastır’da yayımlanan “Bahçe”, “Kadın”, “Hüsn ve Şiir”, “Tenkid” ve “Piyano” mecmualarına şiirler gönderen yazar, Fransız edebiyatından, özellikle Catulles Mendes’ten çeviriler de yaptı.

Edebiyat-ı Cedide topluluğuna uygun şiirler ya da Fransız edebiyatından çevirilerle meşgul olan usta kalem, daha önce bir iki deneme yaptığı hikayeye, bir daha vazgeçmemek üzere döndü.

Seyfettin ve arkadaşları, 1911’de “Genç Kalemler” dergisini okurla buluşturdu. Derginin ilk sayısında Seyfettin’in imzasız yazdığı “Yeni Lisan” adlı başmakale, milli edebiyatın meydana gelmesinde ilk basamağı teşkil etti. Türklerde edebiyat alanında yeni bir uyanışın gerçekleştiğine işaret eden makale ve dergi, Türk edebiyatının dönüm noktalarından biri olarak gösterildi.

Balkan Savaşları başlayınca orduya döndü

Yazar Seyfettin, Balkan Savaşları’nın başlaması üzerine, yaklaşık 1 yıllık yoğun matbuat ve edebi faaliyetten sonra yeniden orduya döndü.

Garp ordusunda önce Kosova’da Sırplara, sonra Yanya’da Yunanlılara karşı yaklaşık 5 ay savaşan Seyfettin, esir düştü ve Atina yakınlarındaki Nafliyon kasabasında 10 ay kadar esaret hayatı yaşadı. Yazar, 17 Aralık 1913’te İstanbul’a döndü.

Esaret yıllarını tefekkür dönemi olarak değerlendiren usta edebiyatçı, bir taraftan hikayeler kaleme alırken diğer taraftan dil, kültür ve hayat üzerine düşüncelerini geliştirmeye çalıştı.

Ziya Gökalp ile tanışmasının ardından memleket gerçeklerine yönelen yazar, ilk hikayesini Balkanlar’daki görevi sırasında tuttuğu günlüklerden hareketle “İrtica Haberi” adıyla Genç Kalemler’de yayımladı.

Usta edebiyatçı, 23 Şubat 1914’te askerlikten bir kez daha ayrılarak İstanbul’a döndü.

Kısa süre sonra annesini kaybeden yazar, “Türk Sözü” ile yeniden yazarlığa başladı ve bir süre de “Yeni Mecmua”nın yayın sorumluluğunu üstlendi.

Kabataş Erkek Lisesi ve İstanbul Erkek Muallim Mektebi’nde öğretmenlik yapan yazar Seyfettin, Ali Canip ile kısa süre Tetkikat-ı Lisaniye’de encümen üyeliği yaptı. Ömer Seyfettin, ders kitapları ve müfredat çalışmalarına katıldı, kaleme aldığı yazılarında ise yabancı okulların kapatılması ve bunların yerine milli okulların açılması yönünde görüşlerini dile getirdi.

Harbiye Nezaretinin kültür ve sanat adamları için 1915’te Çanakkale cephesine düzenlediği geziye katılan usta kalem, aynı yıl İttihat ve Terakki Fırkası’nın ileri gelenlerinden Besim Ethem Bey’in kızı Calibe Hanım ile evlendi. Çiftin, Hatice Fahire Güner adını verdikleri kızı, 1917’de dünyaya geldi. Seyfettin, çok uzun sürmeyen bu evliliğin ardından 1918’de yalnızlık ve bekarlık günlerine döndü.

Yeni Mecmua’da, hikayeciliği yönünden en üretken yıllarını yaşadı

Ömer Seyfettin’in Yeni Mecmua’nın başında bulunduğu dönem, hikayeciliği yönünden en üretken yıllar oldu. “Eski Kahramanlar” serisindeki hikayelerini de yazdığı 1917-1918’de, 32 hikayesi yayımlandı.

Usta hikayeci, ölümüne kadar geçen sürede bir taraftan sağlık problemleriyle uğraşırken diğer yandan kalem faaliyetlerine ve öğretmenliğe devam etti. İşgal günlerinin acı ve endişesi içinde hastalığı ilerleyen yazar, yatağa düştü.

Henüz 36 yaşındayken 6 Mart 1920’de şeker hastalığı nedeniyle vefat eden Ömer Seyfettin’in cenazesi, Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığı’na defnedildi. Burası tramvay garajı yapılınca Seyfettin’in kabri, 23 Ağustos 1939’da Zincirlikuyu Mezarlığı’na taşındı.

150’ye yakın hikaye kaleme aldı

Ömer Seyfettin’in 100’e yakın şiiri, ölümünden sonra bulunan el yazıları ve arkadaşlarına gönderdiği mektuplarda yer aldı.

Roman denemeleri “Ashab-ı Kehfimiz”, “Harem”, “Yalnız Efe” ve “Efruz Bey” ile 150 civarında hikayeyi kaleme alan yazar, mensur şiir, fıkra, hatırat, mektup, makale ve çeşitli türlerdeki tercümelerden oluşan geniş bir külliyata imza attı.

Modern Türk hikayeciliğinin kurulmasında öncü rol üstlenen Seyfettin, hikayelerinin konularını belirlerken sadece kişisel tecrübesiyle sınırlı kalmadı.

Seyfettin, çocukluğundan itibaren okuduğu okullar, çalıştığı, gezip gördüğü yerlerde edindiği izlenimler, duyduğu, dinlediği olaylar, okuduğu kitapların yanında, yaşadığı devirdeki sosyal ve siyasi olaylar, Türk tarihi, Türk kültür ve medeniyeti gibi konularla hikayelerinin çerçevesini oluşturdu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/omer-seyfettinin-vefatinin-uzerinden-104-yil-gecti/feed/ 0
Kahramanmaraş’ta deprem sonrası zarar gören altın ustaları Diyarbakır’da üretime devam ediyor https://www.haber60.com.tr/kahramanmarasta-deprem-sonrasi-zarar-goren-altin-ustalari-diyarbakirda-uretime-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/kahramanmarasta-deprem-sonrasi-zarar-goren-altin-ustalari-diyarbakirda-uretime-devam-ediyor/#respond Wed, 28 Feb 2024 08:48:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13058 OSMAN BİLGİN -“Asrın felaketi”nde, Kahramanmaraş’ta iş yerleri yıkılan veya zarar gören 10 altın ustası, Diyarbakır’daki atölyelerde üretim gerçekleştiriyor.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde kentteki iş yerleri yıkılan veya zarar gören 10 altın ustası, Diyarbakır’da yeni bir yaşama başladı.

Ustalar, Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası’nın çatısı altında, kentteki çeşitli atölyelerde yeniden altın takı üretimine başladı.

Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası Başkanı Mehmet Yüksel, AA muhabirine, Kahramanmaraş’ın kuyumculuk sektörü açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, yaşanan depremle birlikte Kahramanmaraş’ta sektörün zarar görmesinin kendileri için üzücü olduğunu söyledi.

Bölgede üretimin büyük kısmının Kahramanmaraş’tan yapıldığını, depremin ardından bu sektörün sekteye uğradığını kaydeden Yüksel, depremden etkilenen üreticilerin olduğunu belirtti.

Kahramanmaraş’tan 10 altın ustasının Diyarbakır’a geldiğini, bu ustaların çeşitli atölyelerde çalışmaya başladığını bildiren Yüksel, ustaların kentte üretim yaptığını söyledi.

Ustalara her konuda yardımcı olduklarını ifade eden Yüksel, “Bizler onlara el, ayak olduk. ‘Yeter ki üretim yapın, biz de size yardımcı olalım.’ dedik. Onlara her türlü desteği veriyoruz. Kentte toplam 60 atölye var. Ustalarımız, 10 ayrı atölyede çalışıyor.” dedi.

“Depremde, çok kaybımız vardı ama mücadeleyi de bırakmamak lazım”

Usta Ali Çiftaslan, depremde iş yerlerini kaybettikten sonra bir süre devletin olanaklarından faydalandıklarını ve daha sonra da Diyarbakır’a ailesiyle birlikte yerleştiğini söyledi.

Diyarbakırlı dostlarıyla görüşmeleri sonucu Diyarbakır’a taşınmaya karar verdiklerini bildiren Çiftaslan, şöyle konuştu:

“Daha önce Diyarbakır’daki esnafla ticari ilişkilerimiz vardı. Bu ilişkiler sonra dostluğa dönüştü. Ayrıca, Diyarbakır ve Kahramanmaraş’ın takı tasarımları da benzer. Bunlardan dolayı Diyarbakır’a yerleştik. Burada işimize başladık. Kahramanmaraş’ta sürdürdüğümüz işi burada da devam ettiriyoruz. Diyarbakırlı hemşerilerimizin, dostlarımızın, esnafımızın misafirperverlikleri, bizi kabullenmeleri, kendilerinden ayırt etmemeleri, yaşadığımız olaydan sonra daha bir sarılmaları, samimi olmaları bizi sevindirdi. Depremden dolayı maddi ve manevi kayıplarımız oldu. Hayat devam ediyor. Depremde, çok kaybımız vardı ama mücadeleyi de bırakmamak lazım. Bir şekilde devam etmek gerekiyor.”

Eşiyle birlikte atölyede çalıştığını kaydeden Çiftaslan, Diyarbakır’da da ekmeklerini kazanmaya, hayatlarını idame ettirmeye çalıştıklarını aktardı.

Kahramanmaraş’tan gelen ustaların Diyarbakır’a renk kattığını aktaran Çiftaslan, “Sanatımızı yapıyoruz, kalfalarımızı yetiştirmeye çalışıyoruz. Bizden sonra da kısmet olursa onlar devam ettirecek. Kahramanmaraşlı bir sanatkar olarak Diyarbakır’da üretimimize devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Kahramanmaraş’ta düzenimiz dağıldı”

Usta Sıddık Denizdurduran da Kahramanmaraş’taki Kuyumcukent’te bulunan dükkanının depremde yıkıldığını söyledi.

“Asrın felaketini yaşadıktan sonra Kahramanmaraş’ta düzenimiz dağıldı. Biz de Diyarbakır’a geldik.” diyen Denizdurduran, Diyarbakır’da yeniden imalat gerçekleştirdiklerini bildirdi.

Denizdurduran, “Orası da burası da evimiz. Diyarbakır’da yabancılık çekmiyorum. Burada bir şeyler üretebilirsek memnun oluruz.” diye konuştu.

Atölye sahibi Ali Topuz da bünyelerinde çalışmaya başlayan Kahramanmaraşlı ustalarla bir aile gibi olduklarını dile getirdi.

Kahramanmaraşlı altın üreticilerinin Diyarbakır’ın kuyumculuk sektörüne farklı bir bakış açısı getirdiğini anlatan Topuz, “Depremden etkilenen vatandaşlarımız yanımızda çalışıyor. Diyarbakır’ın üretimine de katkı sağlıyorlar.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kahramanmarasta-deprem-sonrasi-zarar-goren-altin-ustalari-diyarbakirda-uretime-devam-ediyor/feed/ 0
Okulu bırakan çocuklar altın işleyerek sanatı öğreniyor https://www.haber60.com.tr/okulu-birakan-cocuklar-altin-isleyerek-sanati-ogreniyor/ https://www.haber60.com.tr/okulu-birakan-cocuklar-altin-isleyerek-sanati-ogreniyor/#respond Thu, 22 Feb 2024 08:00:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10795 Okulu bırakan çocuklar altın işleyerek sanatı öğreniyor

Diyarbakır’da çocukların işledikleri altın, birçok ülkeye ihraç ediliyor

Diyarbakır’dan Avrupa, Asya ve Ortadoğu’ya uzanan ticaret yolu

DİYARBAKIR – Diyarbakır’da faaliyet gösteren bir kuyumcunun atölyesinde eğitim gören 14-21 yaş arasındaki çocuklar, yaptıkları altın ürünleri Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerine ihraç ediliyor. Çocuklar, bir yandan ustalığı öğrenirken diğer yandan ise ailelerine maddi olarak da katkıda bulunuyor.

Merkez Kayapınar ilçesinde kuyum sektöründe faaliyet gösteren HMT Kuyumculuk, okulu bırakan çocuklar için açtığı altın üretim atölyesinde usta yetiştiriyor. Yaşları 14-21 aralığında olan çocuklar, ürettikleri altınlar ile hem sanat öğreniyor hem ailelerine maddi yönden katkı sağlıyor.

HMT Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Kaya, 2017 yılından bu yana okulu terk eden çocukları yanında yetiştirip usta öğretici olarak piyasaya sürdüğünü söyledi.

Çocukların atölyede ustalığı öğrenirken diğer yandan da meslek lisesinde eğitim gördüğünü ifade eden Kaya, “2017 yılından bu yana Mesleki Eğitim Programı çerçevesinde çocuk usta yetiştiriyorum. Eğitim alan çocukların çoğu zaten meslek lisesinde kuyumculuk bölümü öğrencileridir. Eğitim gören elemanlarımdan en küçüğü 14 en büyüğü 21 yaşında. Bu çocuklar, Diyarbakır’da kaybolmuş zanaatı yeşertmeye çalışıyor. İnşallah çocuklarımızın her biri ileride ayrı usta olacak, onlar da farklı öğrenci yetiştirecektir” dedi.

“Amacımız; eğitim hayatında pek başarılı olamayan çocukları meslek lisesine yazdırıp, mesleki eğitim programından kendi bünyemize çekip en azından zanaatkar yetiştirmektir” diye konuşmasına devam eden Kaya, “Bu yüzden çocuklarımızı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın bir çoğu mevcut sistem içerisinde altını işlemeyi öğrenmiş oluyor. Bu öğrenciler meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversitelerde takı tasarım bölümlerinde eğitim görebilir, sertifikaları olduğu takdirde meslek liselerinde usta öğretici olarak eğitim de verebilirler” ifadelerinde bulundu.

“Öğrenci bulmakta zorlanıyoruz”

Günde 7 öğrencinin 1,5 kilogram altın işlediğini dile getiren Kaya, “Kapasitemiz yüksek olmasına rağmen öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Meslek liseleriyle bu konu hakkında irtibattayız. Önümüzdeki sene daha fazla öğrenci edeceğiz ki sektör hiçbir zaman geri kalmasın. Tarihin en iyi altın işçiliğinin olduğu Diyarbakır’da o ruhu sürdürmeye çalışıyoruz. Üretim yerimizde çalışan çocukların birçoğu yakın çevremizde çalışan kişilerin çocuğu ve yakınıdır. Ekibimiz, günlük 1,5 kilograma yakın altın üretimi yapabiliyor. Bu altınlar da Halep kordonu, paralı bileklikler, paralı kolyeler gibi birçok ürüne çevriliyor” ifadelerine yer verdi.

Son olarak öğrencilerin ürettikleri altınları dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiklerini söyleyen Kaya, şunları kaydetti:

“Çocuk ustalarımızın ürettikleri takıları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Bunlardan bazıları Dubai, Hindistan, Irak gibi birçok Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki pazara gönderiliyor. Hedefimiz kapasiteyi üç katına çıkarıp daha fazla emektar ve sanatkar çocuk yetiştirmektir.”

5 yıl önce çırak olarak başladığı atölyede şu an ustabaşılık yapan 21 yaşındaki Ömer Kaya, lisede 2. sınıf öğrencisiyken okulu bırakıp kuyum sektörüne başladığını belirtti.

Kaya, “5 yıl önce kuyumcu sektöründe eğitim görmeye başladım. İlk yıl devamlı ustamı izleyerek bu işi tanımaya çalıştım. Ustalarımız bize verdiği bu fırsatı değerlendirip, şu an ustabaşı olarak faaliyet gösteriyorum. Benimle beraber 7 kişi atölyede çalışıyor. Ustabaşı olarak arkadaşlara şu an işi ben öğretiyorum. Onlar da gösterdiğim şekilde altınları işleyerek hazır satılır hale getiriyor. Ben de showroomumuzda sergilenmek üzere arkadaşlara teslim ediyorum. Lise 2’nin ortasında okulu bırakıp tercihimi kuyumcu sektöründen yana kullandım. 5 yıldır sektörün içindeyim ve devam ediyorum” diye konuştu.

Atölyede en küçük yaştaki öğrenci Harun Ölmezoğul ise, 8’inci sınıfı bitirdikten sonra eğitim hayatını bırakıp kuyumcu sektöründe başladığını ifade etti.

Hedefinin iyi bir altın ustası olduğunu söyleyen Ölmezoğul, “8’inci sınıfı bitirdikten sonra okulu bıraktım. Şu an mesleki okula gidiyorum. 10 aydır burada hem altın işlemeyi öğreniyorum hem çalışıyorum. Bundan sonraki hedefim iyi bir altın ustası olmaktır. Burada ilkin Halep zincirini örmeye başladım. Daha sonra diğer takıları yapmaya başladım. Ustam sağ olsun bana çok yardımcı oluyor” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/okulu-birakan-cocuklar-altin-isleyerek-sanati-ogreniyor/feed/ 0
Diyarbakır’da Kuyum Atölyesinde Eğitim Gören Çocuklar Altın Ürünlerini İhraç Ediyor https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-kuyum-atolyesinde-egitim-goren-cocuklar-altin-urunlerini-ihrac-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-kuyum-atolyesinde-egitim-goren-cocuklar-altin-urunlerini-ihrac-ediyor/#respond Thu, 22 Feb 2024 07:15:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10781 Diyarbakır’da faaliyet gösteren bir kuyumcunun atölyesinde eğitim gören 14-21 yaş arasındaki çocuklar, yaptıkları altın ürünleri Avrupa, Asya ve Orta Doğu ülkelerine ihraç ediliyor. Çocuklar bir yandan ustalığı öğrenirken, diğer yandan ise ailelerine maddi katkıda bulunuyor.

Merkez Kayapınar ilçesinde kuyum sektöründe faaliyet gösteren HMT Kuyumculuk, okulu bırakan çocuklar için açtığı altın üretim atölyesinde usta yetiştiriyor. Yaşları 14-21 aralığında olan çocuklar, ürettikleri altınlar ile hem sanat öğreniyor hem ailelerine maddi yönden katkı sağlıyor.

HMT Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Kaya, 2017 yılından bu yana okulu terk eden çocukları yanında yetiştirip usta öğretici olarak piyasaya sürdüğünü söyledi.

Çocukların atölyede ustalığı öğrenirken diğer yandan da meslek lisesinde eğitim gördüğünü ifade eden Kaya, “2017 yılından bu yana Mesleki Eğitim Programı çerçevesinde çocuk usta yetiştiriyorum. Eğitim alan çocukların çoğu zaten meslek lisesinde kuyumculuk bölümü öğrencileridir. Eğitim gören elemanlarımdan en küçüğü 14 en büyüğü 21 yaşında. Bu çocuklar, Diyarbakır’da kaybolmuş zanaatı yeşertmeye çalışıyor. İnşallah çocuklarımızın her biri ileride ayrı usta olacak, onlar da farklı öğrenci yetiştirecektir” dedi.

“Amacımız; eğitim hayatında pek başarılı olamayan çocukları meslek lisesine yazdırıp, mesleki eğitim programından kendi bünyemize çekip en azından zanaatkar yetiştirmektir” diye konuşmasına devam eden Kaya, “Bu yüzden çocuklarımızı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın bir çoğu mevcut sistem içerisinde altını işlemeyi öğrenmiş oluyor. Bu öğrenciler meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversitelerde takı tasarım bölümlerinde eğitim görebilir, sertifikaları olduğu takdirde meslek liselerinde usta öğretici olarak eğitim de verebilirler” ifadelerinde bulundu.

“Öğrenci bulmakta zorlanıyoruz”

Günde 7 öğrencinin 1,5 kilogram altın işlediğini dile getiren Kaya, “Kapasitemiz yüksek olmasına rağmen öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Meslek liseleriyle bu konu hakkında irtibattayız. Önümüzdeki sene daha fazla öğrenci edeceğiz ki sektör hiçbir zaman geri kalmasın. Tarihin en iyi altın işçiliğinin olduğu Diyarbakır’da o ruhu sürdürmeye çalışıyoruz. Üretim yerimizde çalışan çocukların birçoğu yakın çevremizde çalışan kişilerin çocuğu ve yakınıdır. Ekibimiz, günlük 1,5 kilograma yakın altın üretimi yapabiliyor. Bu altınlar da Halep kordonu, paralı bileklikler, paralı kolyeler gibi birçok ürüne çevriliyor” ifadelerine yer verdi.

Son olarak öğrencilerin ürettikleri altınları dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiklerini söyleyen Kaya, şunları kaydetti:

“Çocuk ustalarımızın ürettikleri takıları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Bunlardan bazıları Dubai, Hindistan, Irak gibi birçok Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki pazara gönderiliyor. Hedefimiz kapasiteyi üç katına çıkarıp daha fazla emektar ve sanatkar çocuk yetiştirmektir.”

5 yıl önce çırak olarak başladığı atölyede şu an ustabaşılık yapan 21 yaşındaki Ömer Kaya, lisede 2. sınıf öğrencisiyken okulu bırakıp kuyum sektörüne başladığını belirtti.

Kaya, “5 yıl önce kuyum sektöründe eğitim görmeye başladım. İlk yıl devamlı ustamı izleyerek bu işi tanımaya çalıştım. Ustalarımız bize verdiği bu fırsatı değerlendirip, şu an ustabaşı olarak faaliyet gösteriyorum. Benimle beraber 7 kişi atölyede çalışıyor. Ustabaşı olarak arkadaşlara şu an işi ben öğretiyorum. Onlar da gösterdiğim şekilde altınları işleyerek hazır satılır hale getiriyor. Ben de showroomumuzda sergilenmek üzere arkadaşlara teslim ediyorum. Lise 2’nin ortasında okulu bırakıp tercihimi kuyumcu sektöründen yana kullandım. 5 yıldır sektörün içindeyim ve devam ediyorum” diye konuştu.

Atölyede en küçük yaştaki öğrenci Harun Ölmezoğul (14) ise, 8’inci sınıfı bitirdikten sonra eğitim hayatını bırakıp kuyumcu sektöründe başladığını ifade etti.

Hedefinin iyi bir altın ustası olduğunu söyleyen Ölmezoğul, “8’inci sınıfı bitirdikten sonra okulu bıraktım. Şu an mesleki okula gidiyorum. 10 aydır burada hem altın işlemeyi öğreniyorum hem çalışıyorum. Bundan sonraki hedefim iyi bir altın ustası olmaktır. Burada ilkin Halep zincirini örmeye başladım. Daha sonra diğer takıları yapmaya başladım. Ustam sağ olsun bana çok yardımcı oluyor” dedi. – DİYARBAKIR

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-kuyum-atolyesinde-egitim-goren-cocuklar-altin-urunlerini-ihrac-ediyor/feed/ 0
Zonguldak’ta terastan düşen Ayşe Özgecan Usta’nın erkek arkadaşının yargılanması devam ediyor https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-terastan-dusen-ayse-ozgecan-ustanin-erkek-arkadasinin-yargilanmasi-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-terastan-dusen-ayse-ozgecan-ustanin-erkek-arkadasinin-yargilanmasi-devam-ediyor/#respond Tue, 20 Feb 2024 23:36:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10203 Zonguldak’ta terastan düşen Ayşe Özgecan Usta’nın ölümüne ilişkin erkek arkadaşının yargılanmasına devam edildi.

2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, Usta’nın ailesi ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. Tutuksuz sanık B.C.A. ise duruşmaya katılmadı.

Söz alan baba Kenan Usta, keşifte ve bu aşamaya kadar bir hususun gözden kaçırıldığını öne sürerek, ev içerisinde masa üzerinde bir adet mermi bulunduğunu anımsattı.

Bu merminin kızının evde alıkonulduğu sırada sanığın, kızını korkutmak amacıyla masaya koyduğu kanaatinde olduğunu iddia eden baba Usta, sanığın cezalandırılmasını talep etti.

Usta, kızının eğitimini tamamlama konusunda kararlı ve hayat dolu olduğundan bahsederek, “Kendisini bu noktaya sürükleyen sanıktır. Zira benim kızım o evdeyken dışarı çıkmak istediğinde çıksaydı ve başına başka türlü bir zarar gelseydi farklı düşünebilirdik. Olaydan sonra yapılan alkol kontrolünde kızımda 1.70 civarında promil alkol çıkmasına rağmen sanıkta 0.40 promil alkol çıkması kızıma alkol içerildiğini göstermektedir. Sanık kendisi içmemiş, kızıma içirmiştir. Buradaki amacının başka emellere alet edip etmemek konusunda takdiri mahkemeye bırakıyorum.” dedi.

Duruşmaya, Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılan tanık E.A. ise Ayşe Özgecan Usta’nın her şeyi kendisiyle paylaştığını, Zonguldak’a gelmeden birkaç gün önce yanına geldiğini ve birlikte kaldıklarını anlattı.

Sanığın tutarsız davranışlarıyla Usta’yı arkadaş ortamlarında küçük düşürdüğünü ileri süren E.A, “Ayşe Özgecan Usta bana ağlayarak, ‘Yalandan da olsa benimle evleneceğini söylesin razıyım ama asla böyle bir şey demiyor.’ diyordu. Sonradan öğrendiğime göre B.C.A, Ayşe Özgecan Usta hakkında verdiği ifadelerde onunla evlenmek istediğini söylemiş ama böyle bir şey olsaydı Ayşe Özgecan bunu bana kesinlikle söylerdi. İlişkilerinde en büyük problem buydu. Sanık hiçbir zaman arkadaşıma ciddi düşündüğünü dahi söylememiştir. Arkadaşım bilinmezlikten bunaldığı için ayrılmak istiyordu. Her seferinde B.C.A. barışmak için adım atıyordu.” ifadelerini kullandı.

Özgecan Usta’nın tanık olarak dinlenen yengesi E.U. da Ayşe Özgecan ile telefon görüşmelerinin çoğunlukla uzun sürdüğünü, genellikle gündelik şeylerden konuştuklarını aktararak, “O gün beni kendisi aramıştı. Konuşmamız sonrasında herhangi bir olumsuz durum olduğundan bahsetmedi. Psikolojisi gayet yerindeydi. İntihar edebileceğine dair herhangi bir izlenimim olmamıştır.” diye konuştu.

Mahkeme heyeti, sanığın adli kontrol şartlarının devamına karar vererek duruşmayı 4 Temmuz’a erteledi.

Olay

İddiaya göre, 5 Şubat 2021’de Ankara’dan Zonguldak’ta yaşayan erkek arkadaşı B.C.A’nın yanına gelip kısa sürede evlenme teklifinde bulunan Ayşe Özgecan Usta’nın (28) talebi olumlu karşılanmayınca taraflar arasında tartışma çıkmıştı. B.C.A. tartışmanın büyümesi üzerine 8. kattaki dairenin terasına yönelen Usta’yı tutmaya çalışmasına rağmen başarılı olamamış, düşen kadın yaşamını yitirmişti.

Usta’nın ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede, düşmek üzere olan kız arkadaşını tutmaya çalışıp komşularından yardım isteyen B.C.A’nın, Usta’nın intihar girişiminde bulunma ihtimaline karşı yeterli dikkati göstermediği belirtiliyor.

Bu nedenle sanığın “taksirle ölüme neden olma” suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapsi istenirken, sanık hakkında “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan da 1 yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle iddianame düzenlenmişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-terastan-dusen-ayse-ozgecan-ustanin-erkek-arkadasinin-yargilanmasi-devam-ediyor/feed/ 0
Zonguldak’ta Ayşe Özgecan Usta’nın ölümüyle ilgili tanıklar dinlendi https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-ayse-ozgecan-ustanin-olumuyle-ilgili-taniklar-dinlendi/ https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-ayse-ozgecan-ustanin-olumuyle-ilgili-taniklar-dinlendi/#respond Tue, 20 Feb 2024 23:15:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10182 Zonguldak’ta 2 yıl önce 28 yaşındaki Ayşe Özgecan Usta’nın 26 metre yükseklikten düşerek ölümünün ardından soruşturmaya devam eden mahkeme heyeti tanıkları dinledi.

Olay, 5 Şubat 2021 günü İncivez Mahallesi Yavuzkent Sitesinde meydana geldi. İddiaya göre 28 yaşındaki Ayşe Özgecan Usta, erkek arkadaşı Bartu C.A.’nın yanına geldi. İddiaya göre Özgecan Usta ile erkek arkadaşı arasında evlenme konusunda tartışması çıktı. Tartışmanın devam etmesi üzerine genç kız, 8’inci kattaki dairenin terasından düşerek hayatını kaybetti. Emniyetteki işlemlerinin ardından Zonguldak Adliyesi’ne sevk edilen Bartu C.A. hakkında ev hapsi ve adli kontrolle yurt dışı çıkış yasağı kararı verildi.

Bartu C.A. hakkında ‘Taksirle ölüme neden olma ve kişiyi hürriyetten yoksun bırakma’ suçlarından 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya katılmadı. Sanık Bartu C.A. yerine avukatı ile Ayşe Özgecan Usta’nın ailesi ve avukatları katıldı.

Mahkeme heyeti duruşmada Ayşe Özgecan Usta’nın olay günü yengesi Ebru Usta ile yaptığı telefon görüşmesini sordu. Yenge Ebru Usta, “O gün aralarında kötü bir şey geçse mutlaka söylerdi. Telefon görüşmelerimiz genellikle uzun sürerdi. O gün de kızım ile ilgili sosyal medya hesabında bir paylaşım yapmış. Onunla ilgili soru sormuştum. Daha uzun konuşuyorduk ancak o gün annemin evindeydim. Görüşmeyi kısa kesmek durumunda kaldım. Konuşmamız sırasında herhangi bir olumsuzluktan bahsetmedi. Psikolojisi gayet yerindeydi” dedi.

Baba Kenan Usta, adli kontrol şartının arttırılmasını istedi

Kızının kendisinden kız arkadaşına gitmek için istediğini ancak Zonguldak’a geldiğini sonradan öğrendiğini anlatan baba Kenan Usta, kızı Ayşe Özgecan’ın hayat dolu olduğunu ve eğitim hayatını sürdürmek istediğine vurgu yaptı. Olay günü de Bartu C.A.’nın evin kapısını kilitleyerek dışarıya çıkmasına engel olduğunu hatırlatan baba Kenan Usta şöyle devam etti:

“Benim kızım o evdeyken dışarı çıkmak istediğinde çıksaydı başına başka türlü zarar gelseydi, farklı düşünebilirdik. Ancak sanığın ikrarı ile de belli olduğu üzere kızımın evden çıkmasına engel olması hatta masa üzerine mermi koyması, alt kattan duyulduğu üzere dışarı çıkmak konusunda direnmesi gibi hususlar birlikte değerlendirileceğinden “hürriyetten yoksun kılma’ durumu söz konusu. Olaydan sonra yapılan alkol kontrolünde kızımda 1.70 promil alkol çıkıyor sanıkta 0.40 promil alkol çıkmış olması kızıma alkol içirildiğini göstermektedir. Kendisi içmemiş kızıma içirmiştir. Sanığın cezalandırılmasını hatta adli kontrol şartının ayda birden haftada bire indirilmesini talep ediyorum.”

“Arkadaşım intihara meyilli biri değildi”

Ankara’dan Sesli Görüntülü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) ile duruşmaya katılan Ayşe Özgecan Usta’nın arkadaşı Esra Aydın, Özgecan’ın sıklıkla Bartu C.A. ile evlilik konusunda tartıştığını ancak Bartu’nun evlilik konusunda somut adımlar atmadığından yakındığını anlattı.

Arkadaşı Özgecan’ın intihar edebilecek birisi olmadığını ifade eden Esra Aydın, “Kavga ettik, param yok gelmek istiyorum demişti. Sonrasında barıştık demişti. Sürekli problemler yaşıyorlardı. Özge ayrıldığı zaman Bartu geliyordu. Olay günü de gayet iyiydi. Sadece Bartu ile kavgalıydı. Sonra aralarını düzeltmişler. O güne dair bildiğim bu. Özgecan’ı 12 yıldır tanıyorum. Arkadaşımı alıkoyduğu belli. Özge çıkmak istemiş izin vermemiş. Arkadaşım intihara meyilli biri değildi. Öncesinde de bende kalmıştı. Bana ‘yalandan da olsa evlenebileceğini söylemesine razıyım’ diyordu. Asla böyle bir şey demiyor. Sonradan öğrendiğime göre Bartu, Özgecan hakkında verdiği ifadelerde onunla evleneceğini söylemiş. Ama böyle bir şey olsaydı Ayşe Özgecan bana bunu kesinlikle söylerdi. Sanık hiçbir zaman arkadaşıma ciddi düşündüğünü dahi söylememiştir” diye konuştu.

Taraf avukatlarını dinleyen mahkeme heyeti sanık Bartu C.A.’nın adli kontrol şartının ayda bir olmak üzere devam etmesine, dosyadaki eksikliklerin tamamlanması için duruşmayı 4 Temmuz 2024 tarihine erteledi. – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-ayse-ozgecan-ustanin-olumuyle-ilgili-taniklar-dinlendi/feed/ 0
Eskişehir’de Motor Ustaları Çırak Sorununa Dikkat Çekti https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-motor-ustalari-cirak-sorununa-dikkat-cekti/ https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-motor-ustalari-cirak-sorununa-dikkat-cekti/#respond Wed, 07 Feb 2024 09:15:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6416 Eskişehir’de sanayiye çırak gelmemesi nedeniyle usta yetişmediğini söyleyen motor ustaları, meslek liselerine ve çıraklık okullarına gereken önemin verilmesini istedi.

Sanayi işletmeleri son dönemlerde çırak ve usta bulmak konusunda sıkıntı yaşıyor. Gençlerin sanayiye karşı ilgisizliği nedeniyle piyasada yetiştirecek çırak olmamasından yakınan ustalar, bugünlerde yetişen çırak sayısının azalması nedeniyle ilerleyen dönemlerde usta sayısının azalmasından endişe ediyor. Çırak olmadığı için bütün iş yükünü kendi başına üstelenen sanayiciler, gelen çıraklara ise meslek öğrenmeyi amaçlamadıkları ve sadece para kazanmak istediklerini öne sürerek tepki gösterdi. Ailelerin de sanayiye karşı olumsuz bir bakış açısı olması nedeniyle eski çırak kültürünün kalmadığından bahseden ustalar çırağın çekirdekten yetiştirilmesi gerektiğine vurgu yaparak meslek liselerine ve çıraklık okullarına gereken önemin gösterilmesini istedi.

“Benim arkamdan gelip bu işi yapacak adam kalmadı”

Sanayici Doğan Türkmenci, yetiştirecek çırak bulamamaları nedeniyle bulundukları durumdan şikayetçi olduklarını belirtti. Gelen çırakların da 1-2 gün burada çalışıp, mesleği öğrenemeden bıraktığını dile getiren Türkmenci, “Eskisi gibi değil. Çekirdekten yetiştirme kalmadı. Çırakların bu işleri öğrenmesi için sanayide çalışması lazım. Yetiştiremediğimiz zaman biz kendimiz çalışmak zorundayız. Çıraklığı yap, ustalığı yap, adamın arabasının parçasını getir. Hepsine git gel yapıyoruz. Biz bu konuda çok sıkıntıdayız. ya bu okulları komple bitirecekler, ya da ilkokuldan veya ortaokul bitirenler bu çıraklığa başlayacak. İşi öğrenecekler ya da bu işler bitecek. 16 yaşındaki adam bu işi öğrenmiyor. Geliyor, senin yanına anca takımı getiriyor. Parasını alıyor, işine bakıyor. Sonra da çekip gidiyor ve böyle kalıyor. Ben 20-25 senedir bu işle uğraşıyorum, yanımda çırak yetiştiremiyorum. Benim arkamdan gelip bu işi yapacak adam da kalmadı” dedi.

“Çırak yok ki usta yetişsin”

Motorcu İsmail Ünlüce, çırak sorunun sanayinin en büyük sorunlarından birisi olduğunu söyledi. Gelen çırakların okuldan olduğunu, onların da çok durmadığını ifade eden Ünlüce, “Zaten onların çalışma gibi bir amaçları yok. Bu sene ben meslek lisesinden 4 defa çırak aldım ama çocuklar çalışmıyor, devamsızlıkları çok oluyor. Eskiden bir kültür vardı, çıraklar alt yapıdan yetişiyordu. Şu anda artık çırak olayı da kalmadı. Gelen çocuklar çalışmıyor. Çırak yok ki usta yetişsin. Çıraklar gelmiyorlar, çalışmıyorlar. Yazın geliyorlar. Aslında yaz dönemlerinde 3 aylık tatilde ya da ara tatillerde gelenler vardı, artık onlar da gelmiyorlar. O çırak kültürü kalmadı” şeklinde konuştu.

“Gençler ne yazık ki artık sanayilerden iyice uzaklaştı”

Sanayideki çoğu kişinin aksine çırak sıkıntısı yaşamayan usta Ahmet Çelikel ise meslek liselerine gereken önemin verilmediğinden bahsederek şu şekilde konuştu:

“Komşu esnaflardan duyduğumuz kadarıyla bir çırak sıkıntısı mevcut. Yani okullarda yetişen eleman az. Anladığımız, duyduğumuz kadarıyla okullardaki eğitim seviyesi biraz düşükmüş. Yani tam bir eğitim alamıyorlar. Meslek liselerine eskisi gibi önem verilmiyor, stajyer öğrenci gelmiyor. Ondan dolayı böyle bir sıkıntı yaşanıyor. Bir de yeni nesil gençler ne yazık ki artık sanayilerden iyice uzaklaştı. Gelecek yıllarda usta da bulunmayacak. Yavaş yavaş bu şekilde problemler doğacak. Biz dışarıdan bir eleman aldık, onu çıraklık okuluna kaydettirdik ve oradan eğitimini devam ettiriyor. Haftada 1 gün eğitime gidiyor, onun haricinde bizim burada duruyor ve kendimiz eğitimini veriyoruz. Zaten insanlar artık kolay para kazanma peşindeler. Yani kimse buradaki soğuğu çekerek çalışmak istemiyor. Bunu aileler de istemiyor. Bundan dolayı da kimse sanayiyi tercih etmiyor.” – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-motor-ustalari-cirak-sorununa-dikkat-cekti/feed/ 0
Bitlis’te 27 yıllık harik ustası mesleği bırakmak istiyor https://www.haber60.com.tr/bitliste-27-yillik-harik-ustasi-meslegi-birakmak-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/bitliste-27-yillik-harik-ustasi-meslegi-birakmak-istiyor/#respond Mon, 22 Jan 2024 07:48:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4482 – 27 yıllık harik ustası mesleği gönül rahatlığıyla bırakmak istiyor

Çuvaldızla yaklaşık 2 bin 500 dikiş atılarak 5 günde üretilen herik için usta bulunamıyor

BİTLİS – Bitlis’te 27 yıl önce başladığı harik sanatını tek başına sürdüren Haydar Yılmaz, mesleği bıraktığı takdirde bu sanatı sürdürecek kimsenin olmadığını söyledi.

Bitlis’in son harik (yöresel ayakkabı) ustası olan Haydar Yılmaz, yöre halkının yüzyıllardır kullandığı ancak son yıllarda kaybolmaya yüz tutan el sanatlarından biri olan harik sanatını 27 yıldır tek başına sürdürmeye çalışıyor. Keçi kılı ve kendirden yapılan ve bir dönem yöre halkı ve sanat camiasının gözdesi olan Bitlis’e has harik sanatı, eski popülerliğini kaybetmiş durumda. İlginin her geçen gün biraz daha azaldığı harik sanatı yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutan halk sanatları arasındaki yerini almaya başladı.

Yöre halkının geçmişte ayakkabı olarak kullandığı harik; yazın serin, kışın ise ayakları sıcak tutan, ayaklarda mantar oluşumunu da önleyen ve bu anlamda ayak sağlığı için önerilen bir giyim eşyası olarak biliniyor. Zorlu bir üretim süreci olan harik sanatı, ustasının elinde 12 farklı yapım aşamasından geçerek tamamlanabiliyor.

Keçi kılı ve kendir kullanılarak tamamen el işçiliğiyle üretilen harik, çuvaldızla yaklaşık 2 bin 500 dikiş atılarak 5 günde üretilebiliyor. Yaklaşık 650 yıllık bir geçmişi bulunan sanatın son ustası olan Haydar Yılmaz ise bu değerli sanatın kaybolmaması için 27 yıldır mücadele veriyor.

1997 yılında başladığı harik sanatını sürdürmenin gayreti içerisinde olan devlet sanatçısı unvanına sahip Haydar Yılmaz, kaybolmaya yüz tutan harik sanatını yaşatmaya çalıştığını belirtti. Harikin üretiminden tanıtımına kadar her aşamasıyla ilgilenen Yılmaz, harik yapımının zorlu ve emek gerektiren bir süreç olduğunu ifade etti. Ülke genelinde düzenlenen fuar ve festivallere katılarak sanatını tanıtmaya çalışan Yılmaz, en çok ilgisizlikten yakındı. Yılmaz, bu mesleği yeni nesillere aktardıktan sonra gönül rahatlığı ile bırakacağını ifade ederek, “Kültür merkezinde çalışmalarıma 27 yıldır devam etmekteyim. 1997 yılında aldığım kursla mesleğe başladım. 1998 yılında yine kültür merkezinde Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğüne bağlı olarak kurslar açıyorum. O günden bugüne öğrencileri yetiştirdim. Şu ana kadar 150’nin üzerinde yetiştirdiğim kursiyer sayısı var. Fakat meslek zorlu ve malzemeyi bulmak sıkıntılı mevcut. Bir de pazar sorunu olduğu için maalesef öğrettiğim kursiyerler de devam ettiremiyorlar. Bu sebepten ötürü de 27 yıldır tek başıma mesleği sürdürmeye çalışıyorum. Bitlis’in geleneksel ayakkabısı olan harik, ayakkabı olmadan önce 600 yıl boyunca ayakkabı olarak kullanıldığı rivayet edilmektedir. Günümüzde daha çok hediyelik ve halk oyunları ekiplerinin siparişleri doğrultusunda üretimi yapılmaktadır. Ana ham maddesi keçi kılı ve kendirden oluşuyor. Tamamıyla el işi, yaklaşık 5 günde bir çift yapılıyor. Ayakta romatizma ağrısına yardımcı olduğu söylenmektedir. Ayrıca mantar hastalıklarına da iyi geliyor. Tek başıma kaldığım için mesleği bırakma gibi bir lüksümde kalmadı. Çünkü bıraktığım zaman meslek kaybolacak. Bu sebepten dolayı yeni nesillere aktarmak amacıyla çalışmalarımı yapıyorum. Yeni nesillere aktardığım zaman en azında meslek devam edecek. O zaman gönül rahatlığı ile bırakacağım. Çünkü 27 yıldan sonra gerçekten çok yoruldum artık. Halk eğitim ve kültür müdürlüklerinin kurs desteği olmazsa geçimimi idame edebilecek şansım bile yok. Onlar sayesinde yok olmaya yüz tutan bu sanatı ayakta tutmaya çalışıyorum” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bitliste-27-yillik-harik-ustasi-meslegi-birakmak-istiyor/feed/ 0
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta: Emekli maaşlarındaki artışlar devam edecek https://www.haber60.com.tr/ak-parti-grup-baskanvekili-leyla-sahin-usta-emekli-maaslarindaki-artislar-devam-edecek/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-grup-baskanvekili-leyla-sahin-usta-emekli-maaslarindaki-artislar-devam-edecek/#respond Wed, 17 Jan 2024 16:15:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3822 AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, “2024’te özellikle 11 ilimizde yaşadığımız depremin bütçemize getirdiği yükün de hafifletilmesiyle temmuzda SSK ve Bağkur emeklilerimizin beklentilerini çok daha iyi bir oranda karşılayacağımızdan kimsenin endişesi olmasın.” dedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en düşük emekli aylığının 10 bin liraya yükseltilmesi ve işçi emeklilerine ek yüzde 5 zam yapılması konusundaki açıklamalarına işaret ederek milletvekillerine, “Siz emeklileri 10 bin lira emekli maaşına mahkum etmek istemiyorsanız, buyurun, o kanun teklifi buraya geldiği zaman hep beraber önerge verip emeklilerin durumunu düzeltelim.” çağrısında bulundu.

“5 puanla da bu işler düzelecek gibi değil”

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, ABD’deki Epstein davasına işaret ederek, “17 Ağustos 1999 depremi sonunda Türkiye’den de bazı çocuklarımızın kaçırılarak Amerika Birleşik Devletleri’ne götürüldükleri ve bu çetenin eline düşürüldükleri soruşturma dosyasına yansımıştır. Ortaya çıkan bu şartlardan sonra endişemiz şudur ki Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri sonrası kaybolan çocuklarımız var mıdır, varsa bu çocuklarımızın sayısı kaçtır ve en önemlisi çocuklarımız nerededir?” diye sordu.

En düşük emekli aylığının 10 bin liraya yükseltilmesi ile SSK ve Bağkur emekli maaşlarına yapılan ek yüzde 5’lik zamma ilişkin değerlendirmede bulunan Usta, “5 puan böyle lütuf filan değil, 5 puanla da bu işler düzelecek gibi değil. Bir defa, yapılması gereken şey şu; yanlış enflasyon rakamlarının mutlak surette geriye doğru düzeltilmesi lazım. Bunlar düzeltilmediği sürece bu mağduriyetler giderilemez.” ifadelerini kullandı.

“Terörizm uluslararası karanlık projelerin taşeronluğunu yapmaktadır”

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, terörizm ve terör örgütlerinin yalnızca kanlı eylemlerden ibaret bir suç ve cinayet şebekeleri olmadığını vurgulayarak, “Terörizm uluslararası karanlık projelerin taşeronluğunu yapmaktadır, PKK terör örgütü de emperyalistlerin taşeronluğunu yapmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Terörü bitirmek için sadece teröristlerle mücadele etmenin yeterli olmadığını, terörizmle mücadelenin topyekun mücadele olarak ele alınması gerektiğini söyleyen Akçay, “Teröre ve teröriste yataklık eden, hamilik yapan, destekleyen, arka çıkan, göz yuman, açık ya da gizli iş birliği içinde olan, her türlü kaynak sağlayan bütün kişi, kurum, kuruluş, kesim, topluluk, cemaat ve benzeri unsurlarla topyekun ve koordineli bir şekilde mücadele edilmelidir.” diye konuştu.

Akçay, “Terör kartını Türkiye’ye karşı bir tehdit aracı olarak kullanan ve varlığımızı hedef alanlara karşı milli güç unsurlarımız etkili ve caydırıcı olarak değerlendirilmelidir.” dedi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın bölücü terör örgütüne yönelik 28 ilde eş zamanlı düzenlenen Kahramanlar-43 operasyonlarında 165 şüphelinin yakalandığına yönelik açıklamasını hatırlatarak, “Barış Meclisi üyesi annelerimiz, Kadın Zamanı Derneğinin Başkanı, DEM Parti Kadın Meclisi üyeleri, yine, Mezopotamya Kültür Derneğine üye olan sanatçılar, sivil toplum örgütlerinde çalışan birçok kadın gözaltına alındı ve hedef gösterildi.” ifadelerini kullandı.

“CHP grubu ‘evet’ oyu verdi”

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “enflasyona ezdirmeyeceğiz” sözleriyle emekliye umut olduğunu belirterek, “Biz beklemiyorduk ama emekli umutla verilecek zammı bekliyordu ve ‘Koşulları zorladık, yüzde 5 daha zam yapıyoruz’ dedi. 85 milyonun parasını 85 milyona sadaka verir gibi veriyorlar. Neyin koşullarını zorluyorsunuz? Kimin parasını kime, hangi şartlarla veriyorsunuz?” şeklinde konuştu.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 12 şehit verildiğinde de Meclisi bilgilendirmesini istediklerini ama bu taleplerinin kabul edilmediğini anlatan Başarır, “Kendi bildirimizi yayımladık. 9 evladımız şehit oldu, nasıl olduysa iki bakan geldi, bilgilendirmede bulundu. Peki, o gün niye bulunmadı? ve Meclis Başkanımız tek kendi imzasıyla, Başkanlık tezkeresiyle getirdi ‘Terörü kınayalım, lanetleyelim, oylayalım.’ dedi, Bakanlar da bilgi verdi. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ‘evet’ oyu verdi.” değerlendirmesinde bulundu.

“Siyasi etik ve ahlak açısından da hiç doğru olmadı”

AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, TBMM Genel Kurulunda “teröre karşı bildiri” konulu Meclis Başkanlığı tezkeresinin Mecliste grubu bulunan ve bulunmayan pek çok milletvekilinin “evet” demesiyle kabul edilmesinin ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sosyal medyadan paylaştığı CHP TBMM Grubu’nun terörle mücadele bildirisini hatırlattı.

Bunun TBMM’nin ortak bir iradesi olduğunu vurgulayan Usta, “Bu tezkere, CHP milletvekillerinin de ellerini kaldırarak ‘evet’ dediği, ortak tutumumuzu sergilediğimiz bir duruştu ancak ne hikmetse bu oylamadan sonra böyle bir tweet atma ihtiyacı hissedildi.” dedi.

Usta, bunun siyasi etik ve ahlak açısından da hiç doğru olmadığını söyledi.

Emekli maaşlarına yapılan zamla ilgili Usta, “Hiçbir emeklimiz endişe etmesin, gereken her türlü düzenlemeyi yapma gücüne sahibiz. 2024’te özellikle 11 ilimizde yaşadığımız depremin bütçemize getirdiği yükün de hafifletilmesiyle temmuzda SSK ve Bağkur emeklilerimizin bu konudaki beklentilerini çok daha iyi bir oranda karşılayacağımızdan kimsenin endişesi olmasın.” dedi.

“Hiçbir çocuğumuz üçüncü şahıslara teslim edilmemiştir”

Depremde kaybolan çocuklarla ilgili İçişleri, Adalet ile Aile ve Sosyal Hizmetler bakanlıklarının ortaklaşa yürüttüğü bir çalışma olduğunu anlatan Usta, “DNA örnekleri alınarak, gerekirse fethi kabir kararları alınarak kayıp ailelerimizin çocuklarını bulması noktasındaki çalışmalar devam etmektedir. Şundan eminiz ki hiçbir çocuğumuz üçüncü şahıslara teslim edilmemiştir.” diye konuştu.

AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışma

Usta, yaşanan tartışmalar üzerine Meclisin iradesiyle çok önemli bir metne imza attıklarını hatırlatarak, “Bu, Millet Meclisinin iradesini gösteren, burada bir milletvekili olarak ‘Evet, ben de bu terör örgütünü ve terörü lanetliyorum’ demekten imtina etmediğinizi gösteren bir metindi. Buna imza atmamak için bu tip siyasi polemiklere girmeye hiç gerek yok. Eğer Meclisin kağıdında yazılan, altında imzalarımız bulunan kağıda ‘bir A4 parçası’ diyorsanız, şurada arkamızda bulunan bayraklara da iki gün sonra ‘bez parçası’ dersiniz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bunun üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Başarır, “Sen haddini bileceksin. Benzetmeyle bile Türk bayrağına ‘bez parçası’ diyemezsin.” ifadelerini kullandı. Tartışmaların uzaması üzerine TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, birleşime ara verdi.

Aranın ardından TBMM Genel Kurulunda, TBMM Balıkçılık ve Su Ürünleri Araştırma Komisyonu’nun görev süresinin 17 Ocak 2024 tarihinden geçerli olmak üzere bir ay uzatılmasına ilişkin tezkere okutuldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-grup-baskanvekili-leyla-sahin-usta-emekli-maaslarindaki-artislar-devam-edecek/feed/ 0