
MARKET VE RESTORANLARDA FAHİŞ FİYAT DENETİMİ
Ticaret Bakanlığı ekipleri İstanbul’un tüm ilçelerinde yerel ve ulusal marketler başta olmak üzere temel gıda ve ihtiyaç ürünlerine yönelik fahiş fiyat ve etiket denetimi yaptı. Denetimlerde, ürünlerin etiket fiyatı ile kasa fiyatı arasında fark bulunup bulunmadığına ve etiket fiyatının değişim tarihi ile ürünün önceki fiyatına bakıldı. Ayrıca manav reyonundaki meyve ve sebzelerin menşei ve geliş fiyatı bilgisi Hal Kayıt Sistemi üzerinden kontrol edildi.
İstanbul Ticaret İl Müdürü İsmail Menteşe, Ümraniye’de yapılan denetimler sırasında, hem 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamındaki yönetmelikler doğrultusunda hem de 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun kapsamında haksız fiyat, stokçuluk alanlarında denetimlerin sürdüğünü söyledi.

30 MİLYON LİRADAN FAZLA CEZA KESİLDİ
Menteşe, denetimlerle ilgili şu bilgileri verdi: “Temmuz ayı içinde yaptığımız denetimlerde 6 bin 498 firma denetledik. Bu firmalarda toplam 85 bin 464 ürünü inceledi arkadaşlarımız. Yaptığımız bu incelemelerde de toplam 9 bin 751 ürünle ilgili mevzuata aykırılık tespit ettik. Biz bu ürünlerde tespit ettiğimiz aykırılıklara da idari işlem tesis ettik. Bunların karşılığı yaklaşık olarak 34 milyon 254 bin 454 liraya tekabül ediyor.
Bunların dağılımına baktığımızda 19 gün içinde, yani temmuz ayı içinde İstanbul Ticaret İl Müdürlüğü personeli olarak 2 bin 132 restoran, kafe denetlemişiz. Bu denetimlerimizle 2 bin 742 uygunsuzluk gördük ve bunlara da idari işlem tesis ettik. Bunun karşılığı yaklaşık 6 milyon 32 bin 400 liraya tekabül ediyor.”

19 günlük süreçte 3 bin 12 yerel ve ulusal markette denetim yapıldığını ifade eden Menteşe, 70 bin 693 ürünün incelendiğini dile getirdi. Menteşe, yapılan incelemelerde alım ile satım arasında ifade edilemeyecek ölçüde bir artış gördükleri ürünlerle ilgili bilgi ve belge talep edildiğini ve bu belgelerin önce Ticaret İl Müdürlüğünde incelendiğini, aşırı artış tespitinde ise İç Ticaret Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan Haksız Fiyat Değerlendirme Kuruluna yönlendirdiklerini anlattı.
“CİMER’E 361 ŞİKAYET GELDİ”
CİMER’e gelen şikayetlerin de değerlendirildiğini söyleyen Menteşe, “Temmuz ayı içinde 361 CİMER şikayeti gelmiş Ticaret İl Müdürlüğümüze. Bunlarla ilgili incelemeler yapmışız. Buradaki 211 aykırılığa da işlem tesis ettik. Haksız fiyat artışı dediğimiz denetimlerimizle ilgili yaklaşık 5 bin 103 ürünle ilgili temmuz ayı içinde bilgi, belge talep ettik. Şu ana kadar gelen evrakları incelediğimizde 97 ürünle ilgili ifade edilemeyecek artış var diye düşündüğümüz ürünleri Ticaret Bakanlığımız bünyesindeki Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulumuza gönderdik.” dedi.

KÜNYE BİLGİSİ OLMAYAN ÜRÜN TESPİTİ
Menteşe, künye bilgisinin önemini vurgulayarak, meyve sebzenin kimlik kartı olan künyelerin Hal Kayıt Sistemi’nde kontrol edildiğini belirtti. Künye bilgisi olmayan ürünlerin tespit edildiğini söyleyen Menteşe, şunları kaydetti: “Temmuz ayının ilk 19 gününde 227 uygunsuzluk tespit ettik. Bunları hem kendi açımızdan haksız fiyat artışı olarak değerlendiriyoruz hem de ilgili birime yönlendiriyoruz. Bunların da yaklaşık olarak idari işlem karşılığı 13 milyon 983 bin 654 lira civarında. 8 firmayla ilgili stokçuluk şikayeti vardı.
Onunla ilgili 2 şüphelendiğimiz konuyu Ticaret Bakanlığımız bünyesindeki yine aynı kurulumuza yönlendirdik. 101 civarında fırınla ilgili şikayet vardı. Onları denetledik. Onlarla ilgili de 34 fırınla ilgili işlem tesis ettik. Dolayısıyla İstanbul Ticaret İl Müdürlüğü olarak tüketiciyi koruma anlamında elimizden gelen gayreti sarf etmeye devam ediyoruz.”
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bir dizi programa katılmak üzere Eskişehir’e geldi. Günyüzü ilçesine bağlı Gökpınar Mahallesi’nde arpa tarlasında gerçekleştirilen hasat törenine katılan Bakan Yumaklı’ya tarla sahibi Oğuzhan Kıymıkoğlu çalışmalarla ilgili detaylı bilgiler aktardı. Hasat sırasında biçerdöver de kullanan Yumaklı, hasadın ardından gazetecilere açıklamada bulundu. Yurt genelinde hasadın sürdüğünü ve yüzde 60 oranında tamamlandığını belirten Bakan Yumaklı, özellikle stratejik ürünler olarak tabir ettikleri hububatın bu yıl sadece buğday ve arpa için yaklaşık 30 milyon tonluk bir rakama ulaşacağını tahmin ettiklerini dile getirdi.
“Depoların tamamının ithal ürünle dolu olduğu söylentisi doğru değil”
Bu ürünlerin hasadının önceki yıllara nazaran çok daha hızlı bir şekilde gittiğini takip ettiklerini ifade eden Bakan Yumaklı, “İklim değişikliğinin en önemli etkilerinden bir tanesi de hasat ve ekim dönemlerinin yaklaşık iki haftaya yakın öne gelmesi söz konusu. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) piyasa regülasyon görevi çerçevesinde referans fiyatlar açıkladı. Bu referans fiyatlar tavan fiyat değildir. Bunu her zaman için altını çizerek belirtiyoruz. Dolayısıyla bu referans fiyatın üreticilerimiz tarafından daha bunun altına fiyat oluşması durumunda TMO’nun alıma hazır olduğunu buradan bir kez daha altını çizerek belirtmek istiyorum. Bugüne kadar TMO’ya ürününü vermek isteyen üreticiler için 6 milyon tonluk randevu söz konusu. Bunun 2 milyon tonunun da TMO’ya verilmesi işlemi gerçekleşti. Malumunuz geçen yıl da TMO yine 13 milyon tonun üzerinde bir ürün alarak, Cumhuriyet tarihinin rekorunu da gerçekleştirmişti. Bunu belirtmek istiyoruz. Çünkü zaman zaman maalesef ki bütün uyarılarımıza ve ikazlarımıza rağmen TMO’nun alımla ilgili depolarının dolu olduğu ya da alımla alakalı sorunları olduğunun söylendiğini görüyoruz. Bunların hiçbirisi gerçek değil. TMO, bu yıl da üreticileri hiçbir şekilde mağdur etmeyecek şekilde eğer gerekirse geçen yıl kadar ürünü alabilecek kabiliyetle ve kapasitede hazırlıklarını tamamlamış durumda. İddia edildiği gibi depoların dolu olması söz konusu değil. Hatta maalesef bu dezenformasyon biraz daha ileri götürülerek, depoların tamamının ithal ürünle dolu olduğu söyleniyor. Bu da kesinlikle doğru değil. Bu depoların yüzde 90’ının üzerinde bizim ülkemizde üretilen ürünlerden oluştuğunu da söylemek istiyorum” dedi.
Bakan Yumaklı, hasat sezonunun bütün çiftçilere ve memlekete bereketli ve hayırlı olmasını dileyerek, ardından Günyüzü Belediyesi’ne ziyarette bulundu. Bakan Yumaklı’ya Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Günyüzü Kaymakamı Muhammed Raşit Kurt, Günyüzü Belediye Başkanı Hidayet Özmen, Eskişehir Orman Bölge Müdürü İsmail Çetin, Tarım ve Orman İl Müdürü Ender Muhammed Gümüş, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ve diğer ilgililer eşlik etti. – ESKİŞEHİR
]]>Yerli üretime, atalık tohumlara ve coğrafi işaretli ürünlere sahip çıkmak amacıyla 2021’de kurulan Alfa Arge Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, 15 kadınla faaliyetlerini sürdürüyor.
Uzak Doğu mutfağında yaygın olarak kullanılan siyah sarımsak üretimi yaparak işe başlayan kadınlar, bu ürünün tüketimini yurt içi ve dışında artırmayı amaçlıyor.
Kooperatif Başkanı Ebru Akad, AA muhabirine, katma değeri yüksek bir ürünle tüketiciye ulaşmayı hedeflediklerini belirterek, ” Türkiye’nin tarımsal üretiminde bir sorun yok. Ancak üretimin pazarlanmasında bir sıkıntı olduğunu düşünerek, farklı ve işlenmiş bir ürünle pazara girelim istedik. Bu nedenle siyah sarımsak üretimine başladık. Siyah sarımsak, Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili bulunan Taşköprü sarımsağının özel yöntemlerden geçirilmesiyle elde ediliyor.” dedi.
“Siyah sarımsak rengini ısı ve nemden alıyor”
Siyah sarımsağın fermantasyon süreciyle oluştuğunu anlatan Akad, “Bildiğimiz beyaz sarımsak topraktan alınıyor. Yaklaşık 60 gün, 60-90 santigrat derece sıcaklıktaki özel fırınlarda ve bellirli orandaki nem altında ısıtılıyor. Böylelikle siyah hale geliyor. İçinde bulunan maddeler bu şekilde daha fazla değerleniyor. Sağlık açısından da değerli olduğu biliniyor.” diye konuştu.
Akad, siyah sarımsağı, mürdük, püre ve çeşni olarak 3 farklı türde ürettiklerini bildirerek, bu ürünün dokusu, tadı ve kokusunun beyaz sarımsaktan farklı olduğuna işaret etti.
Siyah sarımsağa, İstanbul ve Ankara’daki restoranlar ile Antalya ve Ege Bölgesi’ndeki tüketicilerden talep geldiğini aktaran Akad, “Bizim amacımız bu ürünü ihraç etmek. Türkiye ham madde ihraç eden bir ülke. Biz bunu tersine çevirerek, işlenmiş ürünü de ihraç edelim istiyoruz. Siyah sarımsağı, başta Avrupa ve ABD pazarına ihraç etmeyi amaçlıyoruz.” ifadesini kullandı.
“Kadın kooperatifleri eğitimle desteklenmeli”
Akad, kooperatifte, tarhana kıtırı ile elma, muz, vişne, üzüm ve hurma gibi meyvelerin dondurularak kurutulmasıyla elde edilen atıştırmalık da ürettiklerini söyleyerek, “Çok farklı ürünlerimiz var. Dolayısıyla bu ürünlere mutlaka katma değer katmak ve bunları geliştirmek gerekiyor. Bunu yaptığınızda yurt dışından talep de daha fazla oluyor.” değerlendirmesinde bulundu. Akad, kadın kooperatiflerine, katma değeri yüksek ürünler üretebilmesi için eğitim desteği verilmesini de talep etti.
“Antioksidan özelliği çiğ sarımsağa göre yüksek”
Medicana International Ankara Hastanesi Uzman Diyetisyeni Çağrı Yüksel de belirli sıcaklık ve nem altında yapılan eskitme işlemi sırasında sarımsak bileşenlerinde birçok reaksiyonun gerçekleştiğini söyledi.
Bu değişikliklerin, siyah sarımsağın kalite ve antioksidan özelliklerinde çiğ sarımsağa kıyasla artışa neden olduğunu anlatan Yüksel, “Siyah sarımsak, öncelikle daha yüksek fenolik bileşikler, flavonoidler ve sülfürik bileşikler içeriğine atfedilen gelişmiş antioksidan aktivitesiyle bilinir. Bu bileşikler, güçlü antioksidan özelliklerine katkıda bulunur.” dedi.
Yüksel, siyah sarımsağın bazı kronik hastalıklarda fayda sağlayabileceğini belirterek, “İlaç kullanan kişilerin siyah sarımsak tüketiminde uzman hekim tavsiyesi alması önemli. Siyah sarımsağın günlük tüketim miktarı uzmanlar tarafından en fazla 4 gram olarak tavsiye edilir. İnsan sağlığını destekleyici ürünler arasında yer alan sarımsak günlük 4 gramdan fazla tüketilirse yan etkilere sebep olabilir.” diye konuştu.???????
]]>Tarım arazilerinin verimliliğinin her geçen gün azaldığı Dünya’da topraksız tarım önem arz etmeye başladı. Öğrenci değişim programı kapsamında Tayvan’dan Türkiye’ye gelen 23 öğrenci, Reyhanlı ilçesinde yaşayan Tuğba Alvanoğlu’nu topraksız tarımla tanıştırdı. Alvanoğlu, PVC boru içerisinde küçük kum taneleriyle ve suyla kurduğu sistemle, topraksız tarım yapmayı başardı. İlk olarak marul yetiştirmeyi başaran kadın, PVC boru içerisinde üretim yaparak gelir elde etmeyi başardı.
İş yerine kurduğu sistemin Tayvan’dan gelen 23 öğrencinin projesi olduğunu söyleyen Alvanoğlu, “Hatay’ın toprak bakımından çok zengin. Çok ciddi anlamda Türkiye’nin belirli ürünlerini de karşılayabiliyor. Ama ona rağmen buradaki gençlere ve en önemlisi depremde zarar gören gençlere bir örnek olmak. İlerleyen dönemlerde biliyorsunuz insanlar çoğalıyor ve toprak kalmayabilir, bunun küçücük bir bilim adamı şeklinde bir projeyle geldiler. Kendileri çok ciddi bir laboratuvar çalışması ile bize bu projeyi hayata geçirdiler. Çok ciddi anlamda da kısa bir süreçte verim aldık. Yapmış oldukları çalışma 3 aylık bir süreçti. 3 aylık süreçte gençlerimiz hem projeyi hayata geçirdiler hem de neler yetiştirilebilir bir de bunun takibini yaptılar. Yani farklı bir coğrafya da farklı bir olay nasıl hayata geçirilebilir, bunun çalışmasına resmen bizde şahit olduk. Çünkü insanların, acaba ‘nasıl yapılıyor, nasıl bir sistemle çalışıyor’ diye gerçekten dikkatini çekiyor. Çocukların ve gençlerin uğrak yeri olduğu için sürekli olarak bizler takip ediyoruz. Umarız ilerleyen dönemler de bu tür projeler hem gençlerimize örnek olur hem de tarım alanın da bu tür projelerle ekonomik yönden de ciddi anlamda bir destek olur” dedi.
Küçük kum tanelerinin su ile birleşiminden oluşan projede marul yetiştirmeyi başardıklarını belirten Alvanoğlu, “Teoride değil de pratikte belirli bir şekilde sizlere sunuyoruz. Sadece sudan ve küçücük kum taneleriyle beraber yapılan bir proje, suyun devir daim yapmasıyla çalışan bir sistem. Burada toprakta olan bütün alacağı maddeler neler varsa bu maddeleri bu sefer suyla beraber kayalarla suyun içine katarak yapıyorsunuz. Toprakta hangi ürün, hangi besleyici neler varsa, onu insan yapısı olarak su ve kumla birleştirerek böyle bir projeyi hayata geçiriyorlar. Şu anda marullarımız var. Dönem dönem mevsimsel olarak ürünler var. Önce ne kadar dayanaklıdır diye çiçeklerle denedik. Şimdi marullarımız var. Çok kısa sürede cevap verdi. Nerdeyse 10 günlük bile değil. Büyüyünce artık yemeye çalışıyoruz. Bu mevsim bittikten sonra daha farklı bir ürünle hayata geçireceğiz. Bu bizim biraz da pilot çalışmamız, bir pilot çalışmasında bunlar yapıldığı zaman, ilerleyen dönemde Reyhanlı’da yetişmeyen bir çilek ya da farklı ürünler olabilir. Bunları yapabiliriz” şeklinde konuştu. – HATAY
]]>