ÇANAKKALE Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Ayaz, iklim değişikliği nedeniyle balık üreme sezonlarında kaymalar yaşandığına dikkat çekip, “Buna göre sezondan çok türe özel bazı av kısıtlamaları, yasakların getirilmesinin doğru olacağını düşünüyorum” dedi.
Çanakkale Boğazı’nda ve uluslararası sularda gırgır, trol ve çevirme ağlarına 1 Eylül itibarıyla av sezonu başlıyor. Ancak iklim değişimi nedeniyle deniz suyu sıcaklığındaki değişiklikler balıkların üreme sezonunda da değişikliklere neden oldu.
ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Ayaz, iklim değişikliği nedeniyle balık üreme sezonlarında kaymalar olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ayaz, sürdürülebilir balıkçılık için balık stoklarına göre türlere özel yasakların getirilmesinin doğru olacağını kaydetti.
‘SU SICAKLIĞINA BAĞLI OLARAK OLUYOR’
Prof. Dr. Adnan Ayaz, bazı balıkların eylül ayında üremesi bittiğini vurgulayıp, “Özellikle hamsinin geçtiğimiz sezon içerisinde aralık ayında Çanakkale Boğazı’nda yumurtalarına rastladık. Dolayısıyla bir kayma mevcut. Bu su sıcaklığına bağlı olarak oluyor. Ancak bazı balıklar da ağustos ayının 15’inden sonra göç yoluna girmeye başlıyor. Kimi arkadaşlar av yasağı için ‘1 Ekim’ diyor. Kimi arkadaşlar ‘1 Kasım’a bile kayabilir’ diyor. Kimi arkadaşlar, ‘Erkene çekilsin avlamamız gereken kadar avlayamıyoruz’ diyor. Şöyle olabilir; 1 Eylül’de av sezonu yerinde durabilir ama bazı balıklarda balığa özel yasaklar getirilebilir” diye konuştu.
‘TÜRKİYE’DE SARDALYA DA KALMADI’
Sardalya stoklarında ciddi azalmalar gözlendiğini söyleyen Prof. Dr. Ayaz, “Sardalya bizim kanayan yaramız. Sardalya konusu önemli. Herkes hamsiye kitleniyor ama Türkiye’de sardalya da kalmadı. Ege Denizi’nde oldukça stoku azaldı. Geçtiğimiz yıllarda büyük sıkıntılar yaşandı. Sardalya aralık ayının 15’inde havyar dökmeye başlıyor. Şubat’ın 15’ine kadar en yoğun dönemi, 2 aylık bir dönemde havyar döküyor. Sardalyaya 2 aylık bir av yasağı gelebilir. Bu sefer de gırgır teknelerinin av sezonu kısalacağından belki gözden geçirip 1 Ağustos’a ya da 15 Ağustos’a kadar sardalya için sadece bir serbestlik uygulanabilir. Bu konuda çok hassas dengeler var. Küçük balıkçılarımız da sonuçta uzatma ağlarıyla sardalya avlıyor. Onlara da zarar vermemek için başka şeyler olabilir” ifadelerini kullandı.
‘KADEMELİ BİR YASAK GETİRİLEBİLİR’
Türkiye genelinde 4 yıldır alamana ağlarıyla ilgili yasaklar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ayaz, “Türkiye genelinde 15 Nisan ile 15 Mayıs tarihleri arasında alamana ağlarına yasak uygulanıyor. Ama tam buradan lüfer geçerken bizim Kuzey Ege, Çanakkale bölgesi, hatta Şarköy kadar olan balıkçılar av yapamıyorlar. Ama lüferin üreme sezonu mayıs-haziran aylarında olduğu için bu sefer de esas üreme sezonundayken İstanbul bölgesi ve Batı Karadeniz bölgesi lüferi av yapıyor. O zaman kademeli bir yasak getirilebilir buna. Balıkçılık yönetimi adil bir yöntem. O zaman 15 Mayıs ile 15 Haziran tarihleri arasında da o bölgede bir yasak yapılabilir. Amaç lüferi korumaksa pek çok çözüm getirilecek şeyler var. Av sezonu tamam 1 Eylül’de genel açılabilir. Ama bazı şeyleri kaydırmak suretiyle türlere özel yasaklar getirebilir. Arkadaşlarımız pek çok çalışma yapıyor. Larvaların durumuna bakıyor. Stokların üreme zamanı, üreme periyodu bunlar sürekli izlenmesi, takip edilmesi gerekiyor. Buna göre sezondan çok türe özel bazı av kısıtlama yasaklarının getirilmesinin doğru olacağını düşünüyorum” dedi.
]]>VAN’ın Muradiye ilçesinde geçen yıl inci kefallerinin en büyük üreme alanı olan Bendimahi Çayı, yağışların az olması nedeniyle kurudu ve üreme döneminde olan binlerce inci kefali de göle dönemeden öldü. Bu yıl özellikle mart ve mayıs aylarında yağışların bol olması yüzleri güldürdü. Son yıllarda dere yataklarında suyun az olması hatta kuruması nedeniyle çok başarılı bir üreme sezonu geçiremeyen inci kefalleri bu yıl ise akarsuları doldurdu. Derelerin bu yıl balıkla dolup taştığını, balıkçılarında bunun etkilerini 3-4 yıl sonra göreceklerini belirten Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, “Tabii sadece akarsu yataklarının suyla dolu olması yeterli değil. Üreme dönemi kaçak avcılığın da önüne geçilmesi lazım” dedi.
Dünyada sadece Van Gölü’nde olup, üreme dönemlerinde tatlı suya ihtiyaç duyan inci kefalleri için 15 Nisan- 15 Temmuz tarihlerinde av yasağı uygulanıyor. Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suda yaşayabilen inci kefalleri, bu dönemde neslini sürdürmek için gölün tuzlu ve sodalı suyundan çıkıp, tatlı sulara göç ediyor. Suyun akışının tersine yüzerek tatlı sulara geçen inci kefalleri, yumurtalarını bırakıp, yeniden göle dönüyor. Daha sonra yavru inci kefalleri de annelerinin izinde göle dönüp, yolculuğunu tamamlıyor. Şu anda da göç yolcuğu devam eden inci kefalleri üremelerini tamamlayıp göle dönüş yolcuğuna geçti.
İnci kefallerinin üreme alanları olan tatlı suların, 15 Nisan-15 Temmuz tarihleri arasında suyla dolu olması hayati öneme sahip. Son yıllarda yaşanan kuraklık inci kefallerinin göç alanlarını da etkilemiş ve geçen yıl göç yolculuğunu sürdüren yavru balıklar, en büyük üreme alanı olan Muradiye ilçesindeki Bendimahi Çayı kuruduğu için göle dönememiş, dar bir alana sıkışan binlerce yavru balık ölmüştü. Geçen yıl neredeyse tamamı kuruyan Bendimahi Çayı bu yıl özellikle mart ve mayıs aylarındaki bol yağış ile doldu. Akarsuların suyla dolması ile birlikte inci kefalleri de bu yıl sağlıklı bir üreme sezonu geçiriyor.
‘SU VARSA İNCİ KEFALİNİN GELECEĞİNDEN BAHSEDEBİLİRİZ’
Van YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, geçen yıl aynı tarihlerde geldiklerinde, Muradiye ilçesinde bulunan ve Van Gölü’ne dökülen en büyük akarsu olan Bendimahi Çayı’nda tek damla suyun olmadığını gördüklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Bendimahi Çayı, Van Gölü’ne dökülen büyük akarsu fakat geçen yıl debilerin az olmasına bağlı olaraktan DSİ’nin akarsudaki bütün suyu tarımsal sulamaya kesmesi ile maalesef arkamızda geçen yıl kupkuru bir dere yatağı vardı. Fakat bu yıl yağışların bol olması sebebiyle dere yatağı suyla dolu. Dere yatağının bu tarihlerde suyla dolu olması bu tarihlerde büyük hayati öneme sahip çünkü Van Gölü’nde yaşayan inci kefalleri bu tarihlerde üreme göçü gerçekleştiriyor. Bendimahi Çayı’nın 23 kilometre kadar yukarısına çıkıyor. İnci kefalinden Van’da 20 bin insan geçimini sağlıyor ve bu bölgenin en büyük eko-turizm değerlerinden birisini oluşturuyor. Eğer akarsu yatağında su varsa inci kefalinin geleceğinden bahsedebiliriz. Fakat suyu yönetemez, akarsu yatağı tamamen kuru bir hale dönüşürse inci kefalinin geleceğinden söz etmemiz mümkün değil”
BAŞARILI ÜREME DÖNEMİ BALIK STOKUNU ARTIRACAK
Son yıllarda dere yataklarında suyun az olması nedeniyle inci kefallerinin çok başarılı bir üreme sezonu geçiremediğine değinen Dr. Akkuş, “Çünkü akarsu yataklarında su, yok denecek kadar azdı. Üremenin başladığı nisan ayından temmuz ve ağustos aylarına geldikçe maalesef akarsu yatakları kuruma noktasına geliyordu. İnci kefalleri 3-4 yıldır üremeye hasret bir dönem geçirdi. Bu yıl su bol olunca derelerin balıklarla dolup taştığını gördük. Tabii sadece akarsu yataklarının suyla dolu olması yeterli değil. Üreme dönemi kaçak avcılığın önüne geçilmesi lazım. Bu noktada Van İl Jandarma ekiplerine sonsuz teşekkür ediyoruz. Bunun bereketini 3 yıl sonra göreceğiz çünkü burada doğan yavruların bir kısmı göle gitti bir kısmı da halen gidiyor. 3-4 yıl sonra avlana bilinir boyuta ulaşacaklar. Dolayısıyla biz 3-4 yıl sonra bu yılki üreme dönemi başarısını balıkçılıkta görmüş olacağız. Hiçbir canlı üremeden neslini devam ettiremez. Başarılı bir üreme dönemi geçiren inci kefallerinin de stoku artacak” diye konuştu.
Bölgede yaşayan Ergin Demir (34) de geçen yıl yaşanan kuraklıkla Bendimahi Çayı’nın kuruduğuna şahitlik ettiklerini belirterek, bu yıl ise yağışlarla derenin coştuğunu söyledi. Demir, “Geçen yıl bu derede su yoktu. Hayvanlarımız bile içmeye su bulamadı. Bu akarsularda balıklar dönemeden ölmüştü. Bu yıl akarsular doldu” dedi.
]]>VAN – Van’da ilkbaharda yağış miktarının artmasıyla akarsuların debisinin yükselmesi uzmanları sevindirdi.
Van’da ilkbahar yağışları, akarsuların debisinin yükselmesine neden oldu. Kuraklığın yaşandığı kentte, Mart ve Nisan ayında etkili olan kar yağışı ve yağmur birçok baraj ve kuruma noktasına gelen derelerin debisi yükselmesine neden oldu. Derelerin debilerinin yükselmesi, 15 Nisan’da başlayacak olan inci kefalinin üreme göçü uzmanları sevindirdi.
Her yıl üreme dönemi geldiği zaman Van Gölü havzasında gözlerin akarsulara çevrildiğini söyleyen Van YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, “Üreme döneminde akarsularda yeterli miktarda su debisinin yüksek olması hayati bir öneme sahip. İnci kefali yüz binlerce yıldır Van Gölü’nde yaşamını sürdürüyor. Bu yaşamını sürdürmesindeki en önemli unsur sağlıklı ve başarılı bir üreme dönemine bağlı. Akarsular ülkemizin her yerinde önemli. Fakat söz konusu Van Gölü havzası olduğu zaman bu önem yüz kat daha artıyor. Çünkü Van Gölü’ne dökülen akarsular inci kefallerinin üreme habitatı. İnci kefali yaşamını Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suyunda sürdürüyor. Her yıl, Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz ayları geldiğinde göldeki inci kefalleri üremek için akarsulara doğru göç yolculukları başlıyor. Akarsuların 20 kilometre kadar yukarılara doğru çıkıyor ve üremesini gerçekleştirip geri dönüyor. Bu sene geçen yıllara göre çok daha sevinçliyiz çünkü akarsu debileri geçen yıllarla kıyaslanmayacak ölçüde yüksek. Ümit ediyoruz ki bu sene su noktasında bir sorun yaşamayız. Son 2-3 yıldır çok ciddi bir su sorunu yaşadık. İnci kefalleri üremesini maalesef sağlıklı bir şekilde gerçekleştiremedi. Bu Van Gölü’ndeki inci kefali stoku için çok büyük bir tehlike oluşturuyor. Bu sene akarsu debileri yüksek yüzümüz gülüyor. Bu sene koruma çalışmaları hayati bir öneme sahip. Özellikle jandarmanın kırsala alanlarda, dere ağızlarında polis ve zabıtanın da merkezde yürüteceği çalışmalar hayati bir öneme sahip. Çünkü yıllar ilerledikçe şunu görüyoruz gıda her şeyden daha önemli. Ne kadar gelişmiş teknolojiniz olursa olsun eğer gıda stoğunuz yoksa bunların hiçbir önemi yok. İnci kefali bu bölge için, ülkemiz için en önemli gıda kaynaklarından birisi. Bu sebepten dolayı bu kaynağı korumamız hem ülkemizin stratejik konumu açısından çok çok hayati öneme sahip hem de inci kefallerinin varlığını sürdürmesi açısından önemli” dedi.
Su sıcaklığının inci kefali göçü için hayati bir öneme sahip olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Akkuş, “Göçün yapılabilmesi için ana unsurlardan birisi su sıcaklığı. Van Gölü’ne dökülen suların sıcaklığı 12-12 santigrat dereceyi bulduğu zaman inci kefalleri üremek için derelere doğru girmeye başlıyorlar. Şuanda bulunduğumuz nokta Bendimahi Çayı. Yani Van Gölü’ne kuzeyden dökülen en büyük akarsuyu oluşturuyor. Hemen arkamızda bulun an Erciş körfezinde şu anada binlerce ton inci kefali toplanmış durumda. Su sıcaklığı şuanda 10.2 derecede. 2-3 derece daha sıcaklık arttığı zaman inci kefalleri akarsulara girmeye ve üremelerini gerçekleştirmeye başlayacak. Akarsular tatlı, Van Gölü tuzlu. Dolayısıyla balık hemen tuzlu sudan tatlı suya geçiş yapamıyor. Hemen arkamızdaki Erciş körfezinde binlerce ton inci kefali ozmo-regülasyon fizyolojik uyum için bekliyor. Su sıcaklığı 13 dereceyi bulduğunda inci kefalleri de bu fizyolojik adaptasyon sürecini tamamladığında milyarlarca inci kefali bir anda Van Gölü’ne dökülen akarsulara göç edecek. İşte bu noktada koruma çalışmaları hayati bir öneme sahip” diye konuştu.
İnci kefali ülkemizdeki iç sulardaki avcılık yoluyla elde edilen toplam ürünün tek başına üçte birlik bölümünü karşıladığını ifade den Dr. Öğretim Üyesi Akkuş, “İnci kefali, havzada 20 bin insanın geçim kaynağını oluşturuyor. Biz inci kefaline tek lira harcamıyoruz. İnci kefalinin ne yemini veriyoruz, hasta olduğunda ne ilacını veriyoruz sadece tek bir şartımız var. Üreme döneminde koruma çalışmalarının güçlü ara vermeden devam ettirilmesi. Binlerde insanın ekmek ekmeğini sağladığı inci kefalinin varlığının devam etmesi için koruma çalışmalarının taviz verilemeden aralıksız bir şekilde sürdürülmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
]]>