Fransa halkının “diken üstünde” olduğunu söyleyen Darmanin, saldırılarla ilişkili 30’dan fazla kişinin gözaltına alındığını söyledi.
BFMTV televizyonuna konuşan Darmanin, saldırganlar arasında “bir anda öfkeye kapılmış” insanların yanında, “aşırı sol, aşırı sağ ya da diğer siyasi gruplardan” kişiler olduğunu belirtti.
Bakan, Pazar günkü oylama öncesinde 30 bine yakın polisin görevlendirileceğini duyurdu.
Erken seçimin ilk turunda göç karşıtı Ulusal Birlik’in, ikinci turdan da zaferle çıkacağına kesin gözüyle bakılıyor.
Pazar günü yapılacak oylama öncesinde ise, kampanya çalışmaları yürüten bazı adaylar sözlü ve fiziksel saldırılara maruz kaldı.
Hükümet sözcüsü de saldırıya uğradı
Fransa hükümeti sözcüsü Prisca Thevenot, yardımcısı Virgine Lanlo ve bir parti aktivisti, başkent Paris’in güneybatısındaki Meudan’da seçim afişleri asılırken saldırıya uğradı.
Le Parisien haber sitesine konuşan Thevenot, afişleri tahrip etmeye çalışan gençlere itiraz etmeleri üzerine saldırıya uğradıklarını belirtti. Virgine Lanlo’nun kolu yaralanırken, saldırganların yumruk attığı bir aktivistin de çenesi kırıldı. Kullandıkları arabanın ön camı da saldırganların scooter ile vurması sonucu parçalandı.
Polis, üç genç ile 20 yaşındaki bir adamı gözaltına aldı.
Saldırının nedeni bilinmezken, siyasetçiler çeşitli açıklamalarla olaya tepki gösterdi.
Başbakan Gabriel Attal “hoşgörülemeyecek bir korkaklığın” sonucu olduğunu söylediği olayı kınadı.
Attal, Fransa halkına “şiddet iklimine kapılmamaları” çağrısında bulunurken, Ulusal Birlik’in lideri Jordan Bardella, başbakan olduktan sonra yerine getireceği en büyük vaatlerden birinin “güvensizlik” sorununu oradan kaldırmak olduğunu ifade etti.
Saldırıya uğrayanlar arasında Ulusal Birlik Partisi’nden adaylar da vardı.
Grenoble yakınlarındaki La Rochette’te bir pazarda seçim çalışmalarını yürüten partinin milletvekili adayı Dauchy “şiddetli bir saldırıya” uğradığını söyledi.
Bir başka muhafazakar aday olan Nicolas Conquer de, bir kadın meslektaşı ile beraber yumurtalı saldırıya uğradıklarını öne sürdü.
Geçen ay bir başka Ulusal Birlik adayı kitapçık dağıtırken uğradığı saldırı sonrası hastanede tedavi görmüştü.
Nasıl bu noktaya gelindi?
Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un sürpriz bir şekilde erken seçim kararı alması sonrası, 30 Haziran günü gerçekleşen ilk turda Bardella’nın Ulusal Birlik Partisi oyların yüzde 33,2’sini almayı başarmıştı.
Parti ikinci turda 577 sandalyeli Ulusal Meclis’te çoğunluğu yakalayarak seçimi kazanmayı hedefliyor.
Bardella’nın rakipleri ise aşırı sağ partinin bir sonraki hükümeti kurmasını engellemek için her şeyi yapacaklarını söylüyor.
Bu amaçla üçüncü sıradaki 217 aday yarıştan çekilerek, Ulusal Birlik Partisi’nden adayları mağlup etme şansı daha yüksek olan rakiplerinin önünü açtılar.
Çekilen adaylardan 130’u sol ve çevreci partilerin oluşturduğu Yeni Halk Cephesi’nden, 81’i de, Cumhurbaşkanı Macron’un partisi Rönesans’ın liderliğindeki Cumhuriyet İçin Hep Birlikte İttifakı’ndan isimler.
Ulusal Birlik’in eski lideri ve partinin şimdiki meclis grup başkanı aşırı sağcı siyasetçi Marine Le Pen, “toplu geri çekilme” operasyonundan şikayet ederek, bu adayları “halkın iradesine karşı iktidarda kalmaya çalışmakla” suçladı.
Le Pen, seçime katılımın yüksek olması halinde partinin mutlak çoğunluğu sağlamasının hâlâ mümkün olduğunu ifade etti.
Ifop şirketinin son kamuoyu anketine göre, Ulusal Birlik’in 210-240 arası sandalye kazanması bekleniyor ancak bu, hükümeti kurmak için yeterli değil. Partinin mutlak çoğunluğu elde etmek için 289 sandalye kazanması gerekiyor.
Fransa’da bazı azınlık gruplar Ulusal Birlik’in iktidara geldiği taktirde atabileceği bazı adımlardan kaygı duyuyor.
Parti; istihdam, barınma gibi konularda göçmenlere değil Fransız vatandaşlarına ayrıcalık tanınmasını savunuyor. Yabancı ailelerin Fransa’da 11-18 yaşları arasında 5 yıl boyunca yaşamış olan çocuklarına otomatik olarak vatandaşlık hakkı verilmesine itiraz ediyor.
Geçtiğimiz Pazar günü, Ulusal Birlik’e oy verenlerin oranının yüzde 54 olduğu bir ilçede yaşayan bir Müslüman kadın, BBC’ye yaptığı açıklamada partinin buradaki başarısını her seçimde daha da artırdığını vurgulamıştı.
Öte yandan, Ulusal Birlik’in yükselişine karşı bir açık mektuba imza atan 100’e yakın avukattan oluşan listeyi internet sitesinde paylaşan aşırılıkçı bir “vatansever ağ” hakkında soruşturma başlatıldı.
Fransa Milli Takım Kaptanı Kylian Mbappé de, Ulusal Birlik’in birinci çıktığı ilk turdaki oylamayı “felaket” olarak niteleyerek, halka “doğru seçimi yapmaları” çağrısında bulunmuştu.
Almanya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nın Fransa- Portekiz çeyrek finali arifesinde konuşan Mbappé, “Ülkeyi bu insanların eline bırakamayız” demişti.
]]>İlk yıllarında faşist izler taşıyan, marjinal, ırkçı bir parti olarak görülen Ulusal Birlik’in bu yükselişinde, Marine Le Pen liderliğinde yürütülen “şeytan çıkarma” süreci etkili oldu.
Göç karşıtı aşırı sağcı partinin geçen ay yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yüzde 31 oy alarak, en yakın rakibini ikiye katlaması, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un erken seçim kararı almasıyla sonuçlanmıştı.
Macron’un ağırlıkla “kumar” olarak nitelenen bu kararı, Avrupa Birliği’nin en büyük ikinci ekonomisi, G7 üyesi, nükleer güç Fransa’da, aşırı sağın iktidarın kapısına dayanması sonucunu doğurdu.
2017 genel seçimlerinde 8, 2022’de 89 milletvekilliği kazanan parti, bu kez ise 577 sandalyeli mecliste mutlak çoğunluk değilse bile nispi çoğunluğu elde edebilir.
1972’de Ulusal Cephe (FN) adıyla kurulan partinin bugün Ulusal Birlik adıyla zirveye ulaşmasında başrolü Marine Le Pen oynadı.
55 yaşındaki Marine Le Pen, babası Jean Marie Le Pen’in kurduğu partinin yönetimini 2011’de ele geçirmesinin ardından bir imaj yenileme çalışması başlattı.
Marine Le Pen, “Cumhuriyetin şeytanı” ve “Holokost inkarcısı” olarak anılan babası ile eski bir Nazi olan Pierre Bousquet gibi hareketin kurucusu isimlerle parti arasında mesafe kurmaya çalıştı.
Jean Marie Le Pen 2002’de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura kalınca ülkede büyük bir protesto dalgası yükselmiş ve ikinci tur Jacques Chirac’ın yüzde 82’lik zaferiyle sonuçlanmıştı.
Ulusal Cephe’nin önemli isimlerinden, Perpignan Belediye Başkanı ve Marine Le Pen’in eski sevgilisi Louis Aliot, partiyi bu mirastan temizleme çabasını açıklarken, ‘’İkimiz de daha genç bir nesildendik, geçmişe takıntılı değildik. Bize karşı gösteriler sonrası Ulusal Cephe’yi içeriden değiştirmemiz gerektiğine karar verdik” diyordu.
Marine Le Pen bu süreçte 2018’de partinin ismini de Ulusal Birlik olarak değiştirdi.
Geçmişe değil geleceğe bakan bir parti imajı çizmesinde en kritik adımlardan biri de yönetimi 1995 doğumlu Jordan Bardella’ya devretmesi oldu.
Parti yönetimi ilk kez Le Pen soyadını taşımayan birine geçti ve reddi miras süreci, en azından görünürde, tamamlandı.
Bardella’nın, partiyi gençlere, kadınlara, “beyaz yakalılara” da hitap eder hale getirmek amacıyla Marine Le Pen tarafından özellikle seçildiği yorumu sıkça dile getiriliyor.
2022’de lider koltuğuna oturan Bardella’nın İtalya göçmeni bir ailenin çocuğu olarak banliyöde büyümüş olması nedeniyle “makbul göçmen” figürü olarak öne çıkarıldığı vurgulanıyor.
‘Güzel görünümlü faşist’
Ulusal Birlik Partisi’ne hükümeti kurma görevi verilirse başbakan olması beklenen Jordan Bardella’yı bir pazarlama başarısı olarak görenler var.
Bazı uzmanlar, Bardella’nın söylemlerinin içerik olarak Le Pen ailesininkinden farklı olmadığını; ayrımcı, göç ve İslam karşıtı benzer mesajları, daha sakin bir tonda dile getirdiğine dikkat çekiyor.
Fransız aşırı sağı ve iletişim dili uzmanı Profesör Cecile Alduy, Ulusal Birlik’in programının hala ayrımcı olduğunu söylüyor.
2018-2022 arasında iletişim uzmanı olarak Bardella ile çalışan Pascal Humeau da, aşırı sağın yeni yıldızı için “içi boş kabuktan ibaret” bir pazarlama ürünü diyor.
Eski patronuyla anlaşmazlığa düşmesi sonrası geçen Ocak’ta France 2 kanalında yayımlanan bir programa konuşan Humeau şöyle devam ediyor:
“Bardella’nın bugün hissedilen rahatlığı ve coşkusu üzerinde aylarca çalıştık. İnsanlar onun için en azından ‘Bir faşist için hoş görünüyor’ diye düşünsün istedik”
Merkez, sağa kaydı
Ulusal Birlik’in başarısı açıklanırken, bu partiye oy vermenin artık utanç verici olmaktan çıkmış olması da öne çıkarılıyor.
Bu normalleşme sürecinde, “merkez” olarak nitelenen Cumhurbaşkanı Macron liderliğindeki liberal kanadın da rolü olduğu yorumlanıyor.
Merkez siyasetin, aşırı sağı, ana akım siyasette ‘kabul edilebilir’ hale getiren adımları olduğuna işaret ediliyor.
Buna bir örnek, Macron’un partisinin geçen yıl meclise sunduğu göç yasasıydı. İlk hali mecliste reddedilen yasa daha da sertleştirilmesinin ardından Ulusal Birlik’in de desteğiyle kabul edildi. Le Pen bunu partisinin “ideolojik zaferi” olarak sahiplendi.
Göç karşıtlığının yanı sıra, seçmenin en büyük kaygılarından olan yaşam pahalılığı ile mücadele de Ulusal Birlik’in öncelikli mesajları arasında.
Ancak bu başlıktaki vaatlerini gerçekleştirebilmek için fonu nereden bulacakları sorusuna net bir yanıtları yok.
Nazizm’e net mesafe
Partinin kurucusu Jean Marie Le Pen’in kendi kızı tarafından yönetimden uzaklaştırılmasında en büyük etken, Holokost’u reddeden sözleriydi.
Baba Le Pen, Yahudi soykırımında kullanılan gaz odalarının “tarihin bir detayı” olduğunu söylediği için yargılandı ve kendi partisinden atıldı.
Kızı Marine, 2. Dünya Savaşı’nın dokunulmaz bir başlık olduğunu anlamış olacak ki, Almanya’daki Almanya için Alternatif (AfD) partisini “zehirli bir ortak” diye niteledi ve Avrupa Parlamentosu’ndaki Kimlik ve Demokrasi (ID) grubundan attı.
Bu adım AFD’den önemli bir ismin, Nazilerin paramiliter gücü SS organizasyonu için demesi sonrası geldi.
Ulusal Birlik son dönemde en azından kamusal söylemlerinde Yahudi karşıtı ifadelerden kaçınmaya özen gösteriyor.
Buna karşılık İslam karşıtı açıklamalar partinin en üst düzey kademelerinden de gelmeye devam ediyor.
Jordan Bardella da geçen Nisan’da yaptığı bir açıklamada, “Bugün ulusumuzun karşı karşıya olduğu en büyük tehdidin radikal İslam, siyasal İslam olduğunu düşünüyorum. Fransa ve Fransız toplumunu fethetmek ve kendi yasaklarını tüm Fransız halkına dayatmak istiyor. Bazı insanlar buna razı oluyor, ben olmuyorum” diyordu.
Marine Le Pen de 2022’de, İslami başörtüsünü “Nazizm kadar tehlikeli” bir ideolojinin göstergesi diye tanımlıyordu.
Başörtüsünü kamusal alanda yasaklamak partinin vaatleri arasında yer alıyor.
Ancak Bardella geçen ay, bunun kısa vadedeki öncelikleri arasında olmadığını açıkladı.
Kampanya vaatleri arasında göçmenlerin sosyal hizmetlere erişimini kısıtlamak, çifte vatandaşlığı olanların bazı kamu görevlerine gelmesini engellemek ve “İslamcı ideolojilerle savaşmak” da var.
Anket şirketi Verian’ın geçen yıl sonunda yayımladığı bir araştırmaya göre, son 40 yıldır ilk kez Ulusal Birlik’in bir tehlike oluşturmadığını düşünen Fransızların oranı (yüzde 45), tehlike oluşturduğunu düşünenlerin (yüzde 41) üzerine çıktı.
Gelecek Pazar günü yapılacak 2. tur seçimler de bu soruya yanıt verecek bir referanduma dönüşebilir.
]]>Ulusal Birlik Partisi, gelecek hafta ilk turu yapılacak parlamento seçimlerinde kamuoyu anketlerine göre önde gidiyor. Ancak partinin çoğunluğu kazanması pek mümkün görünmüyor.
Kadın hakları örgütleri ise Ulusal Birlik Partisi’nin seçimden zafer elde etmesi halinde göçmen, LGBTİ+ ve kadın hakları da dahil birçok hak ve özgürlüğe zarar verebileceğini savunuyor.
Feminist örgütler, Ulusal Birlik’in doğum kontrol konusundaki tutumundan da endişe ediyor.
Ulusal Birlik ise kadın haklarını tehdit ettiği yönündeki iddiaları reddediyor.
Paris’teki gösteriye katılan feminist gazeteci Megan Clement, protestoların kadınların Fransız halkına açık bir mesajı olduğunu söyledi.
Clement, feministlerin seçmenlere “aşırı sağın parlamentoda çoğunluğu elde etmesine izin vermeyin” çağrısında bulunduğunu kaydetti.
Protestolarda kadınlar, “Aşırı sağ: Haklarım için bir tehlike”, “Kırılgan olan kadınlar değil, onların haklarıdır”, “Feministler aşırı sağa karşı birleşti” yazılı pankartlar taşıdı.
Reuters haber ajansına konuşan 43 yaşındaki Benedicte Blanchet isimli bir gösterici, “Buradayım çünkü bir kadınım ve Fransa’da aşırı sağcı bir hareket iktidarı ele geçirmek istiyor diye haklarımın elimden alınmasını istemiyorum” dedi.
Fransa Komünist Partisi Kadın Hakları Sorumlusu Shirley Wirden, Ulusal Birlik’in lideri Jordan Bardella da dahil “ülkeyi iyi bir aile babası gibi yönetmek isteyen tehditlerin; ataerkil fikirlere, en güçlü olanın egemenliğine, kadınların ev işlerine yollanmasına geri dönüş anlamına geldiğini” savundu.
hatırlatan Wirden, “Tartışmalar sırasında, aşırı sağcı milletvekillerinin bu konudan ne kadar rahatsız olduklarını, çok iyi gözlemleyebiliyorduk” dedi ve şöyle devam etti:
“Kadınların tahammül edemediği arkaik bir düzene geri dönüşe tanık oluyoruz. Bu aynı zamanda feministlerin hiçbir zaman hoş karşılamadığı bir nefret kültürü. Çünkü feministler her zaman, Ulusal Birlik’in değerleriyle tamamen çelişen uluslararası dayanışmayı ve barış kültürünü geliştirmişlerdir.”
Anketler ne diyor?
Cumhurbaşkanı Macron, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde partisinin büyük bir yenilgiye uğramasının ardından erken seçim kararı aldı.
Fransa’da parlamento seçimleri 30 Haziran ve 7 Temmuz’da yapılacak.
Fransa’da genel seçimle parlamentonun alt kanadı olan ve yasaları hazırlayan Ulusal Meclis’in 577 üyesi seçilecek (Fransa Parlamentosu’nun üst kanadı olan Senato’nun üyeleri ise yerel yetkililer ve Ulusal Meclis üyeleri tarafından seçiliyor).
30 Haziran’da Fransa ana karasıyla ülkenin deniz aşırı topraklarındaki 577 seçim bölgesinde sandık başına gidilecek. Yurt dışında yaşayan Fransız vatandaşları da oy kullanabilecek. Her seçim bölgesinden bir milletvekili seçilecek.
7 Temmuz’da yapılacak seçimlerin ikinci turuna ise ilk turda en az yüzde 12,5 oranında oy alan adaylar katılabilecek. Fransa’da genelde her seçim bölgesinde seçimlerin ikinci turunda iki ya da üç aday yarışıyor. Bu turda en çok oyu alan aday milletvekili seçiliyor.
Bir partinin ya da partiler koalisyonunun Ulusal Meclis’te çoğunluğu sağlaması için en az 289 milletvekili çıkarması gerekiyor.
Reuters’ın aktardığına göre, anket şirketi Ipsos tarafından yapılan son bir anket, parlamentonun ilk tur seçimlerinde Ulusal Birlik’in yüzde 35,5 oy oranına sahip olduğunu gösteriyor.
Ipsos’un Le Parisien gazetesi ve Radio France ile 19-20 Haziran tarihlerinde gerçekleştirdiği ankete göre, solcu ittifak Yeni Halk Cephesi ise yüzde 29,5 oy alıyor.
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un siyasi yelpazenin merkezinde kalan ittifakı ise yüzde 19,5 oy oranıyla üçüncü sırada bulunuyor.
Anket sonuçlarında seçime katılım oranının ise yüzde 60-64 aralığında olduğu tespit edildi. Haziran 2022’de yapılan son seçimde seçime katılım yüzde 47,5 idi.
Financial Times tarafından yayımlanan başka bir Ipsos anketinde ise Ulusal Birlik, ekonomi ve kamu maliyesini yönetme konusunda en güvenilir parti olarak görülüyor.
Ankete göre, katılımcıların yüzde 25’i ekonomide doğru kararlar alma konusunda en çok Marine Le Pen’in liderliğini üstlendiği Ulusal Birlik’e güvenirken, bu oran Yeni Halk Cephesi için yüzde 22 ve Macron’un ittifakı için yüzde 20.
Almanya Başbakanı Scholz: Fransa’daki seçimler konusunda endişeliyi
Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise Pazar günü yaptığı açıklamada Fransa’da yaklaşan parlamento seçimlerinde aşırı sağın zafer kazanma ihtimalinden “endişe duyduğunu” söyledi.
Kamu yayıncısı ARD’ye verdiği röportajda Scholz, “Fransa’daki seçimler konusunda endişeliyim. Umarım (Marine) Le Pen dışındaki partiler seçimlerde başarılı olur. Ancak buna Fransız halkı karar verecek” dedi.
Almanya’daki aşırı sağcı AfD partisi de bu ayki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde kazanımlar elde etti. Scholz’un koalisyonu ise istediği sonucu elde edemedi.
]]>