Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, “Afrika kıtasından da 26 ülkenin yer aldığı İslam Ülkeleri ile İhracatı Geliştirme Stratejisi kapsamında İslam ülkelerine olan ihracatımızı 2023 yılında altmış 66,4 milyar dolardan 2028 yılında inşallah 112,5 milyar dolara ulaştırmayı hedeflemekteyiz” dedi.
Teknopark Ankara’da ‘İhracat ve Ekonomi Buluşması’ gerçekleştirildi. Programa, Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, WCI Forum Başkanı Utku Bengisu, Ekonomist Prof. Dr. Abdulkadir Develi ile çok sayıda davetli katıldı. Programda, Afrika’ya ihracat fırsatları ve ihracatçılar için stratejik öneriler ve Türkiye ile küresel ekonomik gelişmeler konuları ele alındı.
Programda konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, küresel ekonomi ve ticarette ılımlı bir toparlanma eğiliminin gözlendiğini, jeopolitik ve ekonomik risklerin önemli ölçüde devam ettiğini belirterek, “Bu kapsamda 2024 ve 2025 yıllarına ilişkin küresel ekonomik büyüme ve ticaret tahminleri hala tarihsel ortalamaların altında seyrediyor. Ancak tüm bunlara rağmen Türkiye ekonomisi küresel ekonomideki bu belirsizliklere rağmen güçlü performansını sürdürmekte. Türkiye ekonomisi 2024 yılının ilk çeyreğinde ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,7 gibi çok önemli bir oranda büyüme gösterdi. Böylelikle Türkiye ekonomisi son 15 çeyrektir kesintisiz bir büyüme performansını başarıyla sürdürüyor. Özellikle ihracatı arttırmaya ve ithalatı düşürmeye yönelik atılan adımlar neticesinde 2024 yılının ilk çeyreğinde yüzde 5,7’lik büyümenin 1,6 yüzde puanı dış ticaretten geldi” dedi.
‘DESTEK ORANLARIMIZI DAHA TEŞVİK EDİCİ, DAHA ARTAN ORANLARDA VERMEKTEYİZ’
Bakan Yardımcısı Ağar, Ticaret Bakanlığı olarak hayata geçirdikleri bütün politikalar ile dünyanın her yerinde var olmaya önem verdiklerini ifade ederek, şunları söyledi:
“Dünyanın en uzak köşelerindeki ülkelerde dahi ticari ilişkileri geliştirmek için de pazar çeşitliliği anlamındaki faaliyetlerimizi devam ettiriyoruz. Bu minvalde hayata geçirmiş olduğumuz çeşitli pazara giriş stratejilerinde ülkemizle Afrika kıtası arasında her alana yayılan karşılıklı bağların dostluk esasına dayanan ticari iş birliğine yansıması için Afrika kıtası ülkelerine de ayrı bir ehemmiyet gösteriyoruz. Bu doğrultuda 2003 yılından itibaren bakanlığımız tarafından uygulanan Afrika ülkeleriyle ticari ve ekonomik geliştirilmesi stratejimiz ile kıta ülkeleriyle var olan köklü ve güçlü tarihi bağlarımızı ticari ve ekonomik yönden geliştirmeye ve derinleştirmeye devam ediyoruz. Halihazırda 26 ülkede Afrika’da 28 merkezde 32 tane ticaret müşavirimiz bu anlamda görev yapıyor. Ama bu sayı elbette ki Afrika ülkelerinin sayısına kadar ulaştırma noktasında da imkanlarımız ölçüsünde çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yine Afrika kıtası özelinde dış ticaret rakamlarına baktığımızda kıta ile karşılıklı ticaretimizin son 20 yılda yaklaşık 5 kat artışla 2023 yılında 32 milyar dolar gibi bir rakama ulaştırdığını görüyoruz. Yine 2024 yılında da Afrika ülkelerinde aynı trende devam ettiriyoruz. Ocak-Mayıs dönemine baktığımızda Afrika’ya ticaret hacmimizin yüzde 9,6 oranında artarak 13,6 milyar dolar seviyesine ulaştığını görmekteyiz. Bu anlamda bu karşılıklı ticaretin daha da arttırması amacıyla uzak ülkeler stratejisi diye farklı bir strateji daha yürürlüğe koyduk. Uzak ülkeler stratejisi kapsamında 18 tane ülke belirledik. Bu 18 ülke arasında iki tane Afrika ülkesi de var. Birisi Güney Afrika Cumhuriyeti diğeri Nijerya. Bu ülkelere yönelik ihracatımızda biraz daha destek oranlarımızı daha teşvik edici, daha artan oranlarda vermekteyiz. Bu çerçevede Afrika kıtasından da 26 ülkenin yer aldığı İslam Ülkeleri ile İhracatı Geliştirme Stratejisi kapsamında İslam ülkelerine olan ihracatımızı 2023 yılında 66,4 milyar dolardan 2028 yılında inşallah 112,5 milyar dolara ulaştırmayı da hedeflemekteyiz.”
‘AFRİKA PAZARININ GELECEK VİZYONUNU ORTAYA KOYDUK’
WCI Forum Başkanı Utku Bengisu ise burada yaptığı konuşmada, Afrika’da her yıl 3,25 trilyon dolarlık ekonomi döndüğünü söyleyerek “54 ülke var. 1,5 milyara yakın insan yaşıyor. ve 3,25 trilyon dolarlık bir ekonomi dönüyor. Her yıl Afrika aşağı yukarı yılda 1 trilyon dolarlık ithalat gerçekleştiriyor. Dolayısıyla Türkiye buradan pay alabilir mi, Türk firmaları bu pazarda bir farkındalık oluşturabilir mi diye bir beyin jimnastiği yaptık. Afrika’nın ticaretinde lider konumunda olan ülkelerin başarı hikayelerini de inceledik. Afrika’nın bizim bildiğimiz Afrika pazarı olmadığını anlatmaya çalıştık. Dolayısıyla bu büyük pazarın Türk firmaları tarafından konsantre bir şekilde daha nitelikli bir analiz yapılarak bu pazara özel bir stratejiyi nasıl geliştirebiliriz diye konuştuk. Mesela Ordu’dan bir firmanın 2 milyon dolarlık bir başarı hikayesi oldu. Kayseri’den bir firmanın 2,5 milyon dolarlık bir başarı hikayesini gördük. Batman’da hayatında hiç Afrika’yı bilmeyen bir şirketin 3 ayda 200 bin dolarlık ihracat başarısına tanıklık yaptık. Bu stratejilerle firmalar doğrudan nasıl gelir yaratabildi, kendilerine ihracat girdisi yarattı ve firmalar kendini nasıl güçlendirdi? Onların hikayelerini hep beraber irdeledik ve Afrika pazarının bir gelecek vizyonunu da ortaya koyduk. Yani 2050 yılında bu pazar nasıl olacak? 2050 yılında bu ekonomi ne kadar büyüyecek? Biz nerede olmalıyız? Rakiplerimiz nerede? Onları nasıl geçebiliriz? Onlar üzerinde ciddi kafa yorucu bir toplantı gerçekleştirdik” dedi.
’75 MİLYAR DOLARLIK TÜRKİYE-AFRİKA TİCARET HACMİ HEDEFİ’
Bengisu, 74 organizasyon gerçekleştirdiklerini ve bugüne kadar 54 Afrika ülkesinin 46’sına ayak bastıklarını belirterek “Bu farklı ülkelerde sahada gezerek Türkiye’den mal alabilecek potansiyel firmaların listelerini oluşturmaya çalıştık. Türk firmalarına burada ilişkiler kodlamaya çalışıyoruz. Türk firmalarımızın ihracatına katkı verecek gönüllüleri oluşturmaya çalışıyoruz. Türkiye’nin dört bir tarafında seminerler yapıyoruz. İhracat videolarıyla da insanlara motivasyon sağlayıp bu pazardan daha çok Türk firmasının yararlanmasını istiyoruz. 75 milyar dolarlık Türkiye-Afrika ticaret hacmi hedefine daha güçlü bir kodla, daha güçlü bir kadroyla yürümek için organizasyonlarımızı devam ettiriyoruz. Hedefimizi bu yöne, bu rotaya doğru çevirdik” diye konuştu.
‘KÖRFEZ ÜLKELERİNDE ÇOK CİDDİ İVMELENME SÖZ KONUSU’
Ekonomist Prof. Dr. Abdulkadir Develi de Afrika ile olan ihracatın geliştirilmesinin önemli olduğunu kaydederek “Türkiye’nin şu anda yıllık bazlı ihracatı 260 milyar dolar ve rekorlar kırmaya da devam ediyoruz. Dünyada uygulanan sıkı para politikalarına, yaşanan depreme, daralan ülke ekonomisine rağmen ben şunu söylüyorum, Türkiye’nin ekonomisini Avrupa ve ABD ile mukayese etmemek lazım. Biz genç, dinamik bir ekonomiyiz. Biz büyümek durumundayız. Büyümeyi destekleyecek sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi ‘sağlıklı büyüme modelinden’ bahsediyoruz. Biz büyüdükçe cari açığın artması değil, ihracat ile desteklememiz gerekir. Döviz getirici faaliyetler ile desteklenmiş, büyüdükçe cari dengeyi yormayan bir büyüme modelinden bahsediyoruz. Buradaki en önemli parametre ise, ihracat ve ihracatçının bu noktada desteklenmesi. Pazarların başında Afrika geliyor. Körfez ülkelerinde gerçekten çok ciddi ivmelenme söz konusu. Afrika’yı bir şekilde okuyarak, ihracat ile desteklerle, pazarları anlayarak araştırarak hem firma hem de ülke bazında bizim refahımızı pozitif yönde etkileyecektir” ifadelerini kullandı.
]]>Küresel borç yılın ilk çeyreğinde 1,3 trilyon dolar artarak 315 trilyon dolara ulaşarak rekor tazeledi. Aynı dönemde dünya genelinde itibarıyla borç/GSYH oranı yüzde 333 olarak hesaplandı.
Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), “Küresel Borç Monitörü” raporuna göre, küresel borç tutarındaki artışın, temel olarak gelişmekte olan piyasalardan kaynaklandığı aktarıldı. Gelişmekte olan ülkelerdeki borç birikiminin büyük kısmı söz konusu dönemde Çin, Hindistan ve Meksika’da yoğunlaştığı görüldü. Gelişmiş ekonomilerde ise borç tutarında genel olarak artış öncelikle ABD ve Japonya’da yoğunlaşırken, bu ülkeleri İrlanda ve Kanada izledi. Borç tutarındaki en önemli düşüşler ise İsviçre ve Almanya’da görüldü.
Zirvede ABD yer aldı, Türkiye en az kamu borcu olan ülkeler arasında
Dünyanın en büyük ekonomilerinin oluşturduğu G20 ülkeleri arasında 34,7 trilyon dolarla ABD borçlulukta zirvede yer aldı. Çin sıralamada 14,5 trilyon dolarla ikinci olurken Japonya 13,5 trilyon dolarla üçüncü basamakta yer aldı. Sıralamada İngiltere 3,8 trilyon dolar, Fransa 3,7 trilyon dolar, İtalya 3,6 trilyon dolar, Hindistan 3,3 trilyon dolar, Almanya 2,9 trilyon dolar, Kanada 2,3 trilyon dolar, Brezilya 2,1 trilyon dolar, Avustralya 1,2 trilyon dolar, Güney Kore 1,06 trilyon dolar, Meksika 979 milyar dolar, Endonezya 631 milyar dolar, Arjantin 609 milyar dolar, Türkiye 499,9 milyar dolar, Rusya 427 milyar dolar, Suudi Arabistan 362 milyar dolar, Güney Afrika 270 milyar dolar olarak sıralandı.
Borç/GSYH oranı en yüksek Japonya’da
2024 ilk çeyrek itibarıyla G20 ülkelerinin toplam kamu borçları 90 trilyon doları aştı. Borç/GSYH oranı ise yüzde 110 olarak hesaplandı.
G20 ülkelerinin kamu borcu/GSYH oranı dikkate alındığında zirvede yüzde 299 ile Japonya yer aldı. Japonya’nın borcunu 3 yıl boyunca yaptığı üretimle borcunu ödeyebileceği anlaşıldı. Sıralamada İtalya yüzde 172 borç/GSYH oranıyla ikinci olurken Kanada yüzde 129 ile üçüncü oldu. Diğer ülkeler ise Fransa yüzde 128, ABD yüzde 122, İngiltere yüzde 109, Brezilya yüzde 106, Hindistan yüzde 96, Arjantin yüzde 93, Çin yüzde 82, Almanya yüzde 69, Avustralya yüzde 67, Güney Afrika yüzde 67, Meksika yüzde 66, Güney Kore yüzde 57, Endonezya yüzde 46, Türkiye yüzde 45, Suudi Arabistan yüzde 34, Rusya yüzde 19 olarak gerçekleşti.
Bakan Şimşek: “Türkiye’yi yüksek borçlu addedemezsiniz”
Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Maliye Hesap Uzmanları Vakfı’nın düzenlediği programda Türkiye’nin yüksek borçlu bir ülke olmadığını belirtti. Tüm borç unsurlarıyla birlikte bakıldığında Türkiye’nin toplam borcunun milli gelire oranının yüzde 110 olduğunu kaydetti. Bakan Şimşek, “Orta vadede büyümeyi etkileyen faktörlerden biri yüksek borçluluk. Türkiye’yi bütün borç unsurları itibariyle bakarsanız yüksek borçlu addedemezsiniz. Türkiye’nin hanehalkı borcu, şirket ve finans sektörü borcu ve kamu borcu toplamının milli gelire oranı yüzde 110’un altında. Bize benzer ülkelerde yüzde 250’in üzerinde, dünya ortalama yüzde 330’un üzerinde. Borç henüz bizim bir hız limiti değil. Bu avantajımız var” dedi. – İSTANBUL
]]>Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından açıklanan son ihracat verilerine göre hazır giyim ve konfeksiyon sektörü mart ayı ihracatını 1 milyar 618 milyon 456 bin dolarla tamamladı. Ocak-Mart döneminde kaydedilen değer ise, 4 milyar 539 milyon 463 dolar. Sektör, bu rakamla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,5’lik bir düşüş yaşadı. Ancak, Türkiye’den alımları azaltan Avrupalı sektör temsilcilerinin Türkiye’ye yeniden ‘yeşil ışık’ yakması, 2024 rakamları için sektöre umut verdi.
“Türkiye’nin artık ucuz değil, katma değeri yüksek marka üretmemiz gerekiyor”
Hazır giyimdeki ivmenin yükseldiğini yakından takip ettiklerini belirten DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Nilüfer Çevikel, “Ancak son dönemde, bilhassa tekstildeki spekülasyonlara çok fazla takılmamak gerektiğini düşünüyorum. Bizim derdimiz aslında, 3’üncü dünya ülkeleriyle değil, daha önceden de gündeme getirdiğimiz gibi, bizim acil bir şekilde artık markalaşmamız gerekiyor. Çünkü, Türkiye artık ucuz arazinin, ucuz işçiliğin ve devletin sübvanse ettiği enerji maliyetlerinin ve ham maddenin bulunduğu bir ülke değildir” şeklinde konuştu.
“Rakibimiz Avrupa ülkeleri”
Başkan Çevikel konuşmasını şöyle sürdürdü;
“Bizim rakibimiz Avrupa ülkeleridir. Dolayısıyla böyle ortamda biz çok üretip çok kazanmak değil, aslında daha yenilikçi, daha teknolojik ve daha nitelikli ürünler üretip katma değeri yüksek ürünlerle marka olarak dünya liderliğine oynayabilecek durumdayız. Bugün tekstilin Mısır, Türkmenistan veya başka ülkelere taşınması konusu 10 sene sonrada konuşulacak. Bu ülkelerin yerini başka ülkeler alacaktır. Çünkü bu ticaretin bir gereğidir. Siz nerede ucuz ürün buluyorsanız, oradan alırsınız. Ancak Türkiye sanayi devrimini tamamlamaya yakın bir ülke olarak hedefi çok daha ileride olmalıdır. Bizim önümüzdeki en önemli süreç markalaşmadır. Hazır giyimde de elbette sektörün yukarı yönlü ivme kazanması çok normal olarak algılıyorum. Çünkü Türk sanayisi hem Avrupa’nın hem de diğer kıtaların gözbebeğidir.”
“Hedefimiz, dünya markalarına ürün üretmek değil, dünya markası olmak”
Bursa’nın kumaş üretiminde öncü olduğunu ifade eden Başkan Çevikel, “Bursa, Türkiye’nin tekstil ve kumaşta kalbi olduğu gibi, dünya içinde önemli bir bölgedir. Çünkü bu bölge, her kalitede ürünü, yenilikçi ve katma değeri yüksek ürünleri üretebiliyor. Bu düşüncede Bursa, hem Türkiye’ye hem de diğer ülkelere örnek olmuştur. Ben önümüzdeki dönemde, yakın zamanda inanıyorum ki, Türkiye’den ciddi markalar çıkacaktır. Ucuz üretim istediği yere kaysın. Doğu veya 3’üncü dünya ülkelerine kaysın. Bizim ilgilendiğimiz nokta, dünyanın en iyi markalarına artık ürün üretmek istemiyoruz. Hedefimiz, dünya markası olmaktır. Dünyadaki üreticilere, bizim ürünleri yaptırmak istiyoruz. Bu çerçevede, Türk tekstil sektörünün şuanda bir dönüm noktasında olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. – BURSA
]]>Özbekistan Dışişleri Bakanı Bahtiyar Saidov’un ev sahipliğinde yapılan toplantıya, Orta Asya ülkelerinden Türkmenistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Reşid Meredov, Tacikistan Dışişleri Bakanı Sirojiddin Muhriddin, Kırgızistan Dışişleri Bakanı Ceenbek Kulubayev, Kazakistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Alibek Bakaev; Körfez Arap ülkelerinden Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Birleşik Arap Emirlikleri Enerji ve Altyapı Bakanı Suhail Al Mazrouie, Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid el-Zayani, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Umman Dışişleri Bakanı Bedir bin Hamed el-Busaidi, Kuveyt Dışişleri Bakanı Abdullah Ali Abdullah el-Yahya ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi ile onur konuğu olarak davet edilen Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov katıldı.
Toplantının basına açık kısmında konuşan Saidov, toplantının Özbekistan’da yapılmasının kendileri için büyük bir onur olduğunu belirterek, “Bu toplantı, stratejik açıdan önemli iki bölge olan Orta Asya ile Körfez ülkeleri arasındaki ortaklığı daha da güçlendirmeye yönelik dayanışma ve kararlılığımızın açık bir teyididir.” dedi.
Saidov, toplantının 2023’te Cidde’de düzenlenen Orta Asya-Körfez Ülkeleri İşbirliği Konseyi liderler zirvesinde varılan anlaşmaları hayata geçirmek ve tarafları ilgilendiren konularda görüş alışverişinde bulunmak için iyi bir fırsat olduğunu kaydetti.
Toplantıya Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov’un onur konuğu olarak davet edildiğini söyleyen Saidov, Azerbaycan’ın toplantıya katılmasının bu ülkenin dünyadaki konumunu daha da güçlendirmeye ve taraflar arasındaki işbirliğini daha da genişletmeye hizmet edeceğine inandığını vurguladı.
“Orta Asya-Körfez Arap Ülkeleri Konseyi” Liderler Zirvesi 2025’te Semerkant’ta yapılacak
Toplantının ardından Özbekistan Dışişleri Bakan 1. Yardımcısı Bahrom Aloyev ve KİK Genel Sekreteri Budeyvi, toplantı sonuçlarına ilişkin brifing düzenledi.
Aloyev, burada yaptığı konuşmada, toplantının açık, yapıcı ve dostane bir ortamda gerçekleştiğini söyledi.
Toplantıda Orta Asya ve Körfez Arap devletleri arasındaki siyasi, güvenlik, ticari-ekonomik, yatırım, ulaştırma-lojistik, çevre koruma, yeşil enerji, kültürel-insani ve diğer alanlarda kapsamlı işbirliğinin güçlendirilmesiyle ilgili konuların detaylı olarak ele alındığını aktaran Aloyev, toplantıda ayrıca Orta Asya ve Körfez Arap ülkeleri liderlerinin Temmuz 2023’te Cidde’de gerçekleştirilen ilk zirvesinde varılan anlaşmaların hayata geçirilmesiyle ilgili konuların da gözden geçirildiğini anlattı.
Aloyev, toplantıda Afganistan meselesi, Orta Doğu’daki durum, Filistin-İsrail çatışması ve diğer önemli konuların ele alındığını, tarafların ayrıca ortak değerlere ve karşılıklı menfaatlere dayalı işbirliğini güçlendirme konusunda kararlı ve birlik içinde olduklarını teyit ettiklerini belirtti.
Orta Asya-Körfez Arap Ülkeleri Konseyi 2. Liderler Zirvesi’nin 2025’te Semerkant’ta yapılmasının planlandığını ve dışişleri bakanları toplantısının söz konusu zirveye hazırlık için bir altyapı oluşturacağını anlatan Aloyev, toplantıda ayrıca dışişleri bakanlarının 3. toplantısının 2026’da Kuveyt’te yapılmasının kararlaştırıldığı bilgisini verdi.
“Ana hedefimiz Orta Asya’daki dostlarımızla ilişkilerimizi geliştirmek”
Budeyvi de dünyada yaşanmakta olan olayların iki bölge ülkeleri için de tehlike yarattığını, Körfez Arap ülkelerinin Orta Asya ile hukuk normlarına dayalı stratejik ilişkiler kurmaktan yana olduğunu vurguladı.
Bölge ülkeleri ile enerji, ekonomi, dijital ekonomi, sağlık, ticaret, eğitim ve kültürel alanlarda işbirliğini geliştirmek için çalışmalarını sürdüreceklerini kaydeden Budeyvi, “Ana hedefimiz Orta Asya’daki dostlarımız ile ilişkilerimizi geliştirmek. Kullanılmayan çok fazla işbirliği imkanları mevcut. Liderler düzeyinde bir, dışişleri bakanları düzeyinde ise iki defa yapılan toplantılar, iki bölge ülkelerinin işbirliğini artırma konusunda istekli olduklarını gösteriyor.” dedi.
]]>Bolat, Bakanlık’ta gerçekleştirilen “Körfez İşbirliği Konseyi Serbest Ticaret Anlaşması Ortak Bildiri İmza Töreni”nde yaptığı konuşmada, KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi ile Körfez ülkeleri ile hızla gelişen ilişkileri üst seviyeye taşıyacak kapsamlı bir STA’yı hedefleyen karara imza attıklarını söyledi.
el-Budeyvi’yle imzaladıkları “ortak bildiri” metni ile iki taraf arasında 2005 yılında başlatılan ancak 2010’da sekteye uğrayan Türkiye-KİK STA müzakerelerini yeniden başlattıklarını dile getiren Bolat, “Anlaşmanın müzakereleri tamamlandığında ülkelerimizin ticari ve ekonomik ilişkilerini daha kapsamlı ve iyi belirlenmiş bir çerçevede geliştirme ve çeşitlendirme imkanı ortaya çıkacaktır.” diye konuştu.
“Özel sektörümüze yeni imkanlar açmaya çalışıyoruz”
Bolat; mal ve hizmet ticareti, fikri mülkiyet hakları, gümrük işlemleri ve ticaretin kolaylaştırılması, KOBİ’ler arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi gibi önemli alanları düzenleyen kapsamlı bir anlaşmayı sonuçlandırmayı önemsediklerini belirtti.
Müzakere sürecinin tamamlanması ve anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle Türkiye ve KİK ülkelerinin refahına ciddi katkı sağlanmasını amaçladıklarını ifade eden Bolat, şunları kaydetti:
“Sayın Cumhurbaşkanı’mızın önderliğinde ekonomik ilişkilerimizi geliştirerek destekleme vizyonu ile müzakereleri başlatmış oluyoruz. Geçtiğimiz yıl temmuzda Sayın Cumhurbaşkanı’mızın başkanlığında Körfez coğrafyasına gerçekleştirdiğimiz ziyaret esnasında yapılan ikili ve çok taraflı temaslar ve varılan anlaşmalar, şüphesiz serbest ticaret anlaşması müzakerelerinin yeniden başlatılmasında önemli bir rol üstlenmiştir.”
Bolat, söz konusu temasların ardından Türkiye ile Körfez ülkeleri yetkilileri arasında çok sayıda ziyaretler gerçekleştirildiğine işaret ederek, geçen yılın ekim ayında Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirilen EXPO 2023’e katılarak, Katarlı iş insanları ile önemli iş görüşmeleri yaptıklarını dile getirdi.
Bolat, Aralık 2023’te ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında yine Doha’da Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantılarının yapıldığını anımsattı.
Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri heyetleri arasında 1. Dönem Ekonomi ve Ticaret Ortak Komisyonu (ETOK/JETCO) toplantısının İstanbul’da gerçekleştirildiğini hatırlatan Bolat, burada iş insanları arasında önemli bir forumun da yapıldığını belirtti.
Bolat, sürekli değişen ve krizlerle dalgalanan küresel ekonomik konjonktürde, özel sektörü zorlu şartlara karşı desteklemeye gayret ettiklerinin altını çizerek, “Bu çerçevede de devlet olarak kapsayıcı ticaret anlaşmaları imzalayarak özel sektörümüze yeni imkanlar açmaya çalışıyoruz.” dedi.
“KİK üyelerinin toplam GSYH’si 2,4 trilyon doların üzerinde”
Bolat, atılan adımların başarılı sonuçlara ulaşmaya devam ettiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Ülkemizin gayri safi yurtiçi hasılası (GSYH) 2023 yılında 100 yıllık Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1 trilyon dolar sınırını aşarak 1 trilyon 118 milyar dolara yükseldi. KİK üye ülkeleri de Türkiye gibi son yıllarda önemli ekonomik gelişmeler kaydetmiştir. KİK üyelerinin toplam GSYH’si 2,4 trilyon doların üzerindedir. Uluslararası kuruluşlarca yapılan tahminler çerçevesinde ise bu rakamın 2050 yılında 6 trilyon dolara ulaşması beklenmektedir.”
Söz konusu gelişmelerin ikili ticaret rakamlarına da yansıdığını dile getiren Bolat, “Türkiye’nin 2002 yılında Körfez İşbirliği Konseyi üye ülkeleri ile 2,1 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2022 yılında 22,7 milyar dolara, 2023 yılında ise 31,4 milyar dolara yükseldi.” bilgisini paylaştı.
Bolat, Türkiye ile altı Körfez ülkesinin toplam dış ticaret hacminin 2,4 trilyon doların üzerinde olduğunu vurgulayarak, STA’nın imzalanması ile ne denli önemli ve büyük bir ticari işbirliğinin hayata geçirileceğinin ortada olduğunu söyledi. Bolat, “İlişkilerimizin çok boyutlu yönü ile uyumlu şekilde anlaşmamızın sadece mal ticareti ile sınırlı kalmayacağını öngörüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Müzakerelerin en kısa sürede tamamlanacağına inanıyorum”
Müteahhitlikten turizme kadar çeşitli hizmet sektöründe küresel anlamda markalaşan birçok Türk firmasının, Körfez ülkelerinde başarılı işlere imza attığını anlatan Bolat, “Türk müteahhitlik sektörü, KİK üyesi ülkelerde bugüne kadar toplam değeri 77,5 milyar dolar olan 856 proje üstlendi ve hepsini tamamladı.” dedi.
Bolat, Körfez Bölgesi’nde Türkiye’nin önemli ticari ortaklarının bulunduğunu ve bölgenin Afrika ile Güney Asya’da iş yapan firmalar için önemli bir finans merkezi konumunda olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Dost ülkelerimiz arasında imzalanacak kapsamlı STA’ların ilişkilerimizi daha da derinleştirmede ve insanlarımızın refahına katkı sağlamada anahtar rol oynayacağından şüphe duymuyoruz. Ticaret Bakanı olarak müzakerelerin en kısa sürede tamamlanacağına olan inancımı vurgulamak isterim. Bugünü yeni bir başlangıç olarak görüyor ve bu başlangıcın Türkiye ve KİK üyesi ülkeler adına, hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü gazeteci Nafisa Latic’in yaptığı, “Balkanlar’da Sınamalar ve Fırsatlar” başlıklı panelde Sırbistan Dışişleri Bakanı Ivica Dacic, Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakovic, Karadağ Dışişleri Bakanı Filip Ivanovic, Kuzey Makedonya Dışişleri Bakanı Bujar Osmani ile İngiltere’nin Batı Balkanlar Özel Temsilcisi Stuart Peach konuşmacı olarak yer aldı.
Sırbistan Dışişleri Bakanı Dacic, katıldıkları panellerin bölge ülkeleri arasındaki ortak anlayışın ortaya çıkarılması için kullanılması gerektiğini söyledi.
Batı Balkanlar’ın tarihi ve jeopolitik öneme sahip olduğunu dile getiren Dacic, şöyle konuştu:
“Bazı AB ülkelerinin geçtiği aşamalardan geçtik. Bölgemizdeki karma nüfus yapısını da düşünmek gerekiyor ve bu konularda uluslararası aktörlerle bir araya geliyoruz, bilgilerimizi güncelliyoruz. Balkanlar’ın dünya üzerindeki pozisyonuyla ilgili herkes net bir resim istiyor. Balkan, Türkçe kelimeler ‘bal’ ve ‘kan’ın birleşimi gibi. Bizler yeterince kan gördük ve artık bala ihtiyacımız var. AB fikri, ideası aslında Batı Balkan ülkeleri için destekleyici bir faktör, belli bir yolda yürümeleri ve birlik, beraberlik içerisinde hareket etmeleri açısından.”
Ivica Dacic, Balkan ülkeleri arasında ortak konularla ilgili adımlar atılacağını, hedeflerinin Balkanlar’ın daha da iyi duruma gelmesi olduğunu da kaydetti.
Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Konakovic ise ülkesinin acılı bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, “Soykırımı reddeden, savaş suçlarını destekleyen insanlarla bir arada yaşamaktan dolayı güçlük çekiyoruz, biz yaralarımızı bilgeliğe dönüştürdük. Şu anda yapmamız gereken şey de tüm Batı Balkanlar’ın geleceği için budur.” dedi.
Konakovic, AB üyeliği konusunda yeni yasalar yaptıklarını, ülkesinin ürettiği ürünlerin yüzde 70’inin AB ülkelerine ihraç edildiğini aktardı.
Bosna Hersek’in Avrupa piyasasına entegre olabildiğini dile getiren Bakan Konakovic, “Gençleri ülkemizde tutabilmek için AB yolunda ilerlemek ve onlara güzel bir gelecek, iyi iş olanakları sağlamamız lazım. Benim ülkem için ‘eğer AB’ye girmezsek ne olur?’ sorusu da sorulmalı. Çok büyük ülkeler siyasi etki oluşturmak istiyorlar bu bölgede.” değerlendirmesinde bulundu.
“Kuzey Makedonya, dış politikasını yüzde yüz AB dış politikasıyla hizalamış durumda”
Kuzey Makedonya Dışişleri Bakanı Osmani, Rusya’nın Ukrayna’dan sonra hedefini Batı’ya doğru çevireceğine inandığını anlattı.
Bölgenin karakteristik yapısından dolayı Rusya’nın Batı Balkanlar’a yönünü çevireceğini aktaran Osmani, şu ifadeleri kullandı:
“Çözüm, bölgedeki dirençliliği arttırmak, bunu sağlamak için de Avrupa-Atlantik entegrasyonunun arttırılması önemli. Kuzey Makedonya, AB için 22 yıldır bekliyor. Aday ülkeleri zor bir yol bekliyor ve bu yolda hiçbir fayda görmüyorlar, halklar bir yarar görmüyor ve bıkkınlık oluşuyor. Rusya, bu bıkkınlığı alıyor ve başka kanallardan daha da büyütmeye çalışıyor. Kuzey Makedonya, dış politikasını yüzde yüz AB dış politikasıyla hizalamış durumda.”
Karadağ Dışişleri Bakanı Ivanovic ise AB’nin Balkan ülkelerini bir araya getirebilmek için en iyi yöntem olduğunu vurguladı.
AB’ye entegrasyon sürecinin uzun sürdüğünü dile getiren Ivanovic, “Karadağ, 12 yıldır AB ile müzakere ediyor, çok uzun bir süre. Batı Balkanlar için ortak Avrupa geleceği, halkların ve ülkelerin çıkarına olacaktır. AB yolundaki reformlar sadece Karadağ için değil, pozitif adımlar tüm Avrupa ülkelerinde hissediliyor. AB bizim için fırsat olduğu gibi bizler de AB için bir fırsatız.” diye konuştu.
İngiltere’nin Batı Balkanlar Özel Temsilcisi Stuart Peach de tüm uluslararası partnerlerin bölgenin AB’ye kabulü için birlikte çalışması gerektiğini ifade etti.
Etnik ayrılıklar konusunda tüm ülkelerle beraber çalışarak buna karşı gelmek istediklerini aktaran Peach, bölgede güvenliğin çok önemli olduğunu, Balkanlar’da 50’den fazla ziyaret gerçekleştirdiğini, gençlerin, kadınların gelecek için daha çok umuda ihtiyaç duyduklarını belirtti.
]]>