Luca, Avustralya’nın Perth şehrinde iki yıl önce doğduğunda, annesi ve babası hiç beklemedikleri bir haberle sarsıldı. Luca’ya kistik fibrozis teşhisi konmuştu.
Yetkililer, 8 yıldır Avustralya’da yaşayan Laura Currie ve kocası Dante Curie’ye, ülkede kalıcı olarak yaşayamayacaklarını, Luca’nın ülke için bir mali yük olduğunu söyledi.
“Bir hafta boyunca ağladım ve Luca için gerçekten çok üzüldüm” diyen Laura, şimdi savunmasız haldeki oğullarının “bu şekilde ayrımcılığa uğramayı hak etmediğini” söylüyor.
Nüfusun üçte birinin başka bir ülkede doğup buraya yerleştiği Avustralya, yıllardır kendini bir “göç ülkesi” olarak tanıtıyor.
Göçmenlere yeni bir başlangıç şansı tanıyan, çok kültürlü bir ev olduğu imajını veriyor.
Ancak çoğunlukla, özellikle de engelliler ve ciddi bir sağlık problemi olanlar için gerçekler bundan farklı.
Avustralya, dünyada düzenli olarak sağlık ihtiyaçları nedeniyle göçmenlerin vize başvurularını reddeden çok az ülkeden biri.
Özellikle 10 yıllık bakım maliyeti 86 bin Avustralya dolarını (yaklaşık 57 bin dolar, 1 milyon 900 Türk Lirası) aşanlar zor durumda kalıyor. Yeni Zelanda’da da benzer bir politika yürütülüyor ama Avustralya’daki kadar katı değiller.
Avustralya hükümeti, vatandaşlarının sağlık hizmetlerine erişimini koruma altında tutmak ve harcamaları kısmak için bu yasaların gerekli olduğunu savunuyor.
Kimi vizeler için bazıları muafiyet başvurusunda bulunabiliyor. Vize reddine itiraz başvurusunda bulunmak da bir seçenek ama süreç uzun ve maliyetli oluyor.
Aktivistler ayrımcı olduğunu söyledikleri yasanın engellilere yönelik modern yaklaşımlardan kopuk olduğunu savunarak yıllardır mücadele yürütüyor. Yetkililerin sağlık şartını gözden geçirme kararı sonrası önümüzdeki haftalarda bu durumun değişeceğini umuyorlar.
“Bize ‘çok maliyetlisin, ülkene dön’ diyorlar”
Luca’nın annesi Laura ile babası Dante Avustralya’nın çaresiz bir şekilde ihtiyaç duyduğu meslek kolu olan öğretmenlik için başvurarak bu ülkeye taşındı.
Laura kreş öğretmeni, eşi Dante de badanacı ve iç dekorasyon uzmanı. Yaşadıklarından sonra, sanki burada kurdukları hayatın da, verdikleri vergilerin de değeri yokmuş gibi hissettiklerini söyleyen Laura, şöyle devam ediyor:
“Biz Avustralya’ya ‘ihtiyacın olduğunda buradayız’ derken, roller değişip biz Avustralya’nın yardımına ihtiyaç duyduğumuzda, bize ‘Hayır, üzgünüm, bizim için çok maliyetlisin ve kendi ülkene geri dön’ deniyor.”
Avustralya, katı göç politikaları ile biliniyor.
Ülkede, denizden botlarla gelen göçmenleri hedef alan “botları durdur” politikasının bir başka şekli uygulanıyordu.
Botla gelen göçmenlerin Papua Yeni Gine ve Pasifik ada ülkesi Nauru’daki gözaltı merkezlerine yollanması son yıllarda tartışmaya neden olmuştu.
“1901 yılındaki politikalar devam ediyor” eleştirisi
Ülke, 1901’de çıkarılan yasayla beyaz olmayan göçmenlerin sayısını sınırlamayı amaçlayan “Beyaz Avustralya” politikasından ancak 1970’li yıllarda tamamen uzaklaşabildi.
Hükümete engellilere yönelik tartışmalı yasayı gözden geçirmesi yönünde baskı yapan bir şemsiye kuruluş olan Welcoming Disability’den Jan Gothard’a göre 1901’de var olan sağlıkla ilgili ayrımcılık, bugün de devam ediyor.
Göç avukatı Gothard, “İnsanlara 1901’de davrandığımız gibi davranıyoruz ve Avustralya’da kabul görmeyecek insanlar olduklarını düşünüyoruz” diye konuşuyor.
İlginç bir şekilde Avustralya’nın Göç Kanunu, kendi Engelli Ayrımcılık Kanunu’ndan muaf.
Özetlemek gerekirse Avustralya’da ne kadar uzun yaşadığınızdan bağımsız olarak, ülkede doğmuş olsanız bile, kendi özel sigortanız olsa bile ya da sağlık masrafların karşılayabilseniz bile, eğer mali yük olarak görülüyorsanız, sağlık şartını yerine getiremediğiniz anlamına geliyor.
Hükümet, resmi verilere göre 2021-2022 yılları arasında vize başvurularının yüzde 99’unun sağlık kriterlerine uyduğunu, bin 779’unun bu koşullara uymadığını belirtiyor.
Röportaj vermeyi kabul etmeyen Göç Bakanı Andrew Giles, kısa süre önce “Avustralya’da doğmuş ve göç sağlık kanunundan olumsuz etkilenenlerin bakanlığın devreye girmesi için başvurabileceğini” söyledi.
Ancak aileler meşakkatli olduğunu söyledikleri bu sürecin zaten zor olan yaşamlarını daha da zorlaştırdığını ifade ediyor.
28 gün sonra ülkeyi terk etmeleri gerek
2014’de oğlu Dhaffan nadir görülen bir genetik hastalıkla doğan ve omuriliği zedelenen Mehwish Qasim, 24 saat bakıma ihtiyacı olan oğlu ve eşi ile beraber ülkede kalmak için büyük bir mücadele yürütmüş ve uluslararası basında da yer almıştı.
Qasim, “Çocuğunuz hastayken ve bu kadar zorluk yaşarken, bir yandan insanlardan yardım ve imza istiyorsunuz ve zaten hayatınızda çok fazla şey olup bitiyor” diye açıklıyor.
Pakistan uyruklu aile, bir noktada ülkelerine geri dönmeyi de düşünmüş ancak uçağa binmek Shaffan için hayati risk taşıdığı üzere vazgeçmişler.
Sekiz yıl süren mücadele sonrası 2022’de aileye ülkede kalabilecekleri söylense de, eğitimli bir muhasebeci olan Qasim bu yıllar boyunca kendi meslek kolunda bir işte çalışamamış ve ailenin geçinmesi için kafelerde, süpermarketlerde ve taksi uygulamalarında çalışmak zorunda kalmış.
Luca’nın ailesi de, ülkede kalmak için mücadele etmeyi sürdürüyor ve pes etmiyor.
Ülkede istihdam sorunu yaşanan iş kollarında çalışıp boşlukları dolduruyor, bu sayede itiraz başvurularının olumlu sonuçlanacağını umuyorlar.
Eğer başvuruları reddedilirse, 28 gün içinde ülkeden ayrılmaları isteniyor.
Luca örneğinde en büyük sorun, hastalığının tedavisinde maliyetli bir ilaç olan Trikafta’ya ihtiyaç duyulması. Aslında Luca şu an bu ilacı kullanmıyor hatta ilacın ona uygun olup olmadığı da bilinmiyor. Yine de tedavisinin yaklaşık 1.8 milyon Avustralya dolarına denk geleceği hesabı yapılıyor ve bu da 10 yıl içinde tedavi masrafının hükümetin göçmenler için koyduğu mali sınır olan 86 bin Avustralya dolarından fazla olduğuna işaret.
Avustralyalı aktivistler, yakın zamanda eşiği yükseltilen sağlıkta maliyet sınırını sevinçle karşılasalar da, sınırın hâlâ ortalama maliyetlerin altında kaldığını ifade ediyorlar.
Down sendromu, ADHD ve otizm gibi sağlık sorunları olan çocukların ailelerinin de desteklenmesi gerektiğini söyleyen aktivistler sağlık giderlerine ilişkin tahminler hesaplanırken, özel eğitim desteğinin dışarıda tutulmasını istiyorlar.
10 yaşındaki kızı Darcy Down sendromlu olan İngiliz kökenli Claire Day, Avustralya’da iki ayrı iş teklifi almış olmasına rağmen, kızının durumu nedeniyle vize alması ihtimalinin az olduğunu öğrenmiş.
21 yıldır Londra’da polis olarak çalışan Claire, Avustralya kolluk güçlerine katılması durumunda kalıcı vize alabiliyor ancak kızının hastalığı nedeniyle sorun yaşayacağından korkuyor.
Day, “Darcy sağlıklı bir çocuk; okula gidebiliyor ve okulda kulüplere katılıyor. O yüzden bu konunun sorun olmayacağını ummuştum” diyor.
Bu gibi hikayeler nedeniyle aktivistler Avustralya’nın bu politikasıyla engelli göçmenlere yönelik ayrımcılık yaptığını savunuyor.
]]>TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında AKP’nin ekonomi yönetimi, yeni açıklanan tasarruf paketi ve adalet sistemini eleştirdi.
Baş’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“İSRAFIN SİMGESİ SARAYDA TASARRUF TEDBİRİ AÇIKLANIYOR”
“Akıl almaz bir durumla karşı karşıyayız. Sarayda tasarruf paketi açıklıyorsunuz. Bu ülkede israfın simgesi nedir diye sorsanız herkesin parmağıyla göstereceği yerde tasarruf tedbiri açıklanıyor. Kamu hizmetlerinde tasarrufa gideceklerini ilan ediyorlar. Yurttaşın en temel ihtiyaçlarını karşılamayan bir kamu hizmeti anlayışı var çünkü zaten yıllardır törpüleye törpüleye kamu hizmetini ortadan kaldıran bir yaklaşımla yönetilen bir ülkedeyiz. Şimdi bunun katmerleneceği bir sürecin tasarruf diye karşımıza çıkarıldığı tabloyla karşı karşıyayız.
Eğer gerçekten tasarruf yapmak istiyorsanız atacağınız ilk adım; Cengiz, Kalyon gibi beslediğiniz, büyüttüğünüz müteahhitlere işletilen İstanbul Havalimanı’na ödenmeyen 2022 ve 2023 kiralarını alarak bütçeye 60 milyarlık bir ek sağlayabilirsiniz. Tasarruf diye milletin boğazını sıktıkları bir tabloda kendi yandaşlarına verdikleri rakamları hatırlayınca insan gerçekten söyleyecek söz bulamıyor. Meclis’te onaylanan 2024 bütçesine baktığımızda vergi gideri dedikleri 2 trilyonluk bir kalem var. Vergi gideri dedikleri aslında büyük sermayenin ödemesi gereken, halka hizmet etmek üzere devlete ödemesi gereken vergiden devletin sildiği kalemlerden söz ediyoruz. Bu ülkede en zenginlerden almanız gereken vergiden vazgeçiyorsunuz. Zenginlerden almaları gerekirken almadıkları paranın küsuratıyla tasarruf paketi açıklayan bir utanmazlıktan söz ediyoruz.
“MAHKEMELERDEN SARAY TALİMATIYLA ÇIKAN KARARLARI HUKUKİ OLARAK DEĞERLENDİRMEMİZ BEKLENİYOR”
Milli Görüşçüler, Menzilciler, Hak-Yol’cular, Nucular, mafyalar, çeteler… Türkiye’de en önemli yargı kurumlarından bir tanesinin (Yargıtay) başkanının seçilmesinde hukuktan, yargıdan, adaletten, liyakatten hiç söz edilmemesi ama onun hangi tarikatın, onun hangi cemaatin, onun hangi partinin, onun hangi devlet yöneticisinin yakını olması üzerinden bir tartışma yapılmasını içimize nasıl sindirebiliriz? Zerre kadar ilgilenmiyoruz kimin kazandığıyla çünkü bu anlayıştan adalet, bağımsız yargı, bu ülkenin geleceğine dair hayırlı bir şey çıkması mümkün değil.
Sarayda verilecek her kararın mahkemeler tarafından onaylanabileceği bir düzen kurulması gerekiyordu. Bunu da gerçek hukukçular eliyle yapamayacaklarını bildikleri için oraya bu tarikat, buraya öteki cemaat, şuraya iktidarın ortağı bu parti ve yurttaşa da bunu izlemek ve Türkiye’nin bir hukuk devleti devleti olduğuna inanmamız ve o mahkemelerden saray talimatıyla çıkan kararları hukuki olarak değerlendirmemiz bekleniyor. Böyle bir ülkede yarın Kobani davasında çıkacak kararların hukuk çerçevesinde olduğuna inanmamız bekleniyor. Böyle bir ülkede Can Atalay’ın Silivri Cezaevi’nde tutulmasının yargı kurumlarının yorum farklılığına bağlı olduğuna inanmamız bekleniyor.”
]]>Turan, AA muhabirine, Diyanet İşleri Başkanlığı ile birlikte “Kardeşlerini Unutma Beklenen Sensin” temasıyla yurt içinde tüm il ve ilçelerde, yurt dışında ise 74 ülkedeki 350 bölgede ramazan programları gerçekleştirdiklerini söyledi.
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da daha çok deprem bölgesine yardımda bulunduklarını ifade eden Turan, “Deprem bölgesindeki 22 noktada iyilik sofraları kurarak günlük 15 bin 900 kişiye iftar veriyoruz. Böylece ramazan ayı boyunca 500 bine yakın depremzedeyi kuracağımız iftar sofralarımızda ağırlayacağız inşallah.” dedi.
Deprem bölgesindeki 19 binden fazla ihtiyaç sahibine 1000 liralık alışveriş yardım kartı ve 7 binden fazla kişiye de 1000 liralık bayramlık yardım kartı ulaştıracaklarını bildiren Turan, “Vakfımız Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’da 5 bin gıda kolisi dağıtımını yapacak. Böylelikle ramazan ayı boyunca toplam 600 bine yakın depremzedeye yardım ulaştırmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’de yaklaşık 1 milyon ihtiyaç sahibine yardım ulaştıracağız”
Yurt içinde vakfın 1003 şubesi aracılığıyla 1000 liralık 83 bin 360 alışveriş yardım kartı ve 1000 liralık 22 bin bayramlık kıyafet dağıtımı gerçekleştireceklerini açıklayan Turan, “Alışveriş kartı ve gıda paketleriyle ülkemizdeki ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın ramazan ayını daha rahat bir şekilde geçirmesini temenni ediyoruz. Hayırseverlerin bize ulaştırdıkları yardımlarla deprem bölgesi dahil Türkiye genelinde yaklaşık 1 milyon ihtiyaç sahibine yardım ulaştıracağız inşallah.” açıklamasını yaptı.
Turan, vakfın Diyanet İşleri Başkanlığı ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanında ramazanın manevi iklim ve bereketinin yaşatılması için çeşitli faaliyetler düzenlediğini kaydetti.
Yurt dışında da gıda paketi, iftar-kumanya ve bayramlık kıyafet dağıtımının yapılacağını söyleyen Turan, “74 ülkedeki 350 bölgede toplam 1 milyon 63 bin 165 ihtiyaç sahibine ulaşmayı planlanıyoruz. Türkiye’deki rakamları da dahil ettiğimizde yurt içi ve yurt dışında 2 milyondan fazla kişinin iftar ve sahurda kurdukları sofralara katkıda bulunacağız, onların hayır duasını alacağız. Hayırsever milletimizin infak, zekatlarıyla ülkemiz ve 74 ülkedeki mazlum ve mağdurlara 314 milyon liradan fazla yardım ulaştıracağız.” bilgisini verdi.
“6 dilde basımı yapılan 56 bin 500 Kur’an’ı 27 ülkede dağıtacağız”
Diyanet İşleri Başkanlığı ve TDV işbirliğiyle yürütülen “Hediyem Kur’an Olsun” projesinin her ramazanda olduğu gibi bu yıl da devam ettiğinin altını çizen Turan, “Proje kapsamında 6 dilde basımı yapılan 56 bin 500 Kur’an-ı Kerim’i 27 ülkede dağıtacağız. Böylelikle hayatları boyunca Kur’an-ı Kerim’i Mushaf olarak görmeyen Müslümanlara hizmet etme fırsatına sahip olacağız.” dedi.
Ramazanda 9 ülkede 71 su kuyusu ve vakıf çeşmesinin açılışının yapılacağını bildiren Turan, “Bu kuyulardan toplam 316 bin 670 kişinin faydalanması bekleniyor. Ayrıca dört farklı ülkede de 10 su kuyusu ve vakıf çeşmesinin bakım onarım sonrası kontrolü sağlanacak. Bu yıl içerisinde 49 ülkede 326 su kuyusu ve vakıf çeşmesine ulaşılması için planlama yaptık. Asgari 250 kuyunun yapılması için çalışmalara başlandı. 2023’ten önce yapılan kuyulardan ise halihazırda 10 milyondan fazla kişi istifade ediyor.” dedi.
Turan, TDV kanalıyla ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırmak isteyen hayırseverlerin ramazan boyunca zekat, fitre, fidye, alışveriş kartı, gıda paketi, bayramlık kıyafet, iftarlık-kumanya gibi bağışlarını “www.tdv.org” ve “bagis.tdv.org” adreslerinden on-line yapabileceklerini, bunun yanı sıra bağışları il ve ilçe müftülükleri, TDV şubeleri ve anlaşmalı bankalar aracılığıyla da gerçekleştirebileceklerini kaydetti.
]]>Türkiye, ramazanda sivil toplum kuruluşları (STK) eliyle deprem bölgesi ve dünyanın farklı coğrafyalarındaki milyonlarca insana yardım elini uzatmaya devam ediyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, “Bu Ramazan Sensiz Olmaz” sloganıyla çalışmalarını başlatan Türk Kızılay, 1 milyar 271,5 milyon liralık yardımla, yurt içi ve dışında toplam 8,8 milyon kişiye ulaşmayı hedefliyor.
Türk Kızılay, ramazanda Gazze ve Türkiye’de 6 Şubat 2023 depremlerinden etkilenen illeri öncelikli yardım ulaştırılacak bölgeler olarak planladı.
İHH ramazanda 60 ülkede yardım yapacak
İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı, 60 ülkede yapacağı yardım çalışmalarıyla 3,5 milyon kişiye ulaşmayı planlıyor.
Bu kapsamda, iftariyelik ve kumanya dağıtımı yapılacak. İHH tarafından bedeli 800 lira olarak belirlenen kumanya paketlerinin, Türkiye’nin 81 ilinde toplam 50 bin aileye ulaştırılması planlanıyor. Yurt dışı çalışmaları kapsamında da toplamda 45 bin ihtiyaç sahibi aileye gıda kumanyası dağıtılması hedefleniyor.
Ramazanda çocuklara yönelik çalışmalar da planlandı. Bu çerçevede, yurt içi ve dışında 100 bin yetim ile ihtiyaç sahibi çocuğa bayramlık hediye edilecek. Hayırseverler, 750 liraya bir çocuğun bayramlık ihtiyacını karşılayabilecek.
Ay boyunca yetimlere yönelik iftar programları ve ramazanın 15. gününe denk gelen “Dünya Yetimler Günü’ne özel programlar düzenlemeyi planlayan İHH, ayrıca bağışçıların zekat, fidye ve fitrelerini ihtiyaç sahiplerine ulaştıracak.
Deniz Feneri Derneği 3 kıta 25 ülkede faaliyette bulunacak
Deniz Fener Derneği ise “Bağışlayın Bereketlensin” sloganıyla yürüttüğü ramazan çalışmaları kapsamında Türkiye’nin yanı sıra 3 kıtadaki 25 ülkede 1 milyon kişiye ulaşmayı hedefliyor.
Dernek, Afganistan, Bangladeş, Filistin, Lübnan, Somali, Sudan ve Yemen’in de aralarında bulunduğu ülkelerde gıda kolisi dağıtacak. Koli içeriği, dağıtım yapılacak ülkelerin beslenme alışkanlıkları dikkate alınarak oluşturulacak.
Türkiye’de dağıtılacak kumanya paketlerinde temel gıda ürünleri yer alırken, yurt içinde ihtiyaç sahibi 50 bin aileye gıda kartı dağıtılması planlandı. Bağışçılar, yapacakları 130 liralık destekle bir kişinin iftarlığını karşılayabilecek.
Ayrıca yurt içi ve dışında on binlerce yetim ve ihtiyaç sahibi çocuğa bayramlık kıyafetler hediye edilecek. Hayırseverler, 1050 liraya bir çocuğun bayramlık ihtiyacını giderebilecek.
Dernek, ramazan boyunca yetimlere yönelik iftar programları düzenleyecek. “Dünya Yetimler Günü”nde ise 25 ülkede yetim sofraları kurulup, bayramlık ve yetim harçlığı dağıtılacak.
İDDEF 56 ülke 310 bölgede ramazan yardımı yapacak
İnsana Değer Veren Dernekler Federasyonu (İDDEF), ramazanda hayırseverlerin bağışlarını 56 ülke ve 310 bölgedeki ihtiyaç sahiplerine ulaştıracak.
Dernek, zekat, fitre, fidye, kumanya, iftarlık ve diğer yardımları, Türkiye, Afrika, Asya, Orta Doğu ve Balkanlar’daki ihtiyaç sahiplerine, kuraklık, açlık ve iç savaş yaşayan ülkelere, medreselerde ücretsiz eğitim gören öğrenciler ile onların yoksul ailelerine gönderecek.
Yardımeli Uluslararası İnsani Yardım Derneği de “İyiliği Paylaşalım, Bereketi Yayalım” sloganıyla yardımlarda bulunacak.
Adıyaman, Kahramanmaraş, Malatya ve Hatay’da depremzedelerle iftar sofralarında buluşacak Dernek, ayrıca İstanbul ve Malatya’dan yola çıkaracağı birer tır kumanya paketini Gazze’ye ulaştıracak. Dernek, Afganistan, Bangladeş, Filistin, Lübnan, Pakistan ve Somali’de kumanya dağıtacak, yetimleri giydirecek.
Türkiye ve Filistin başta olmak üzere 21 ülkede 200 bin kişiye ulaşmayı hedefleyen Yetim Vakfı ise bağış miktarını kumanya için 900, ramazan çocuk paketi için 250, bayram için 1000, iftariye için 130, fitre ve fidye için 130 lira olarak belirledi.
Sadakataşı, Beşir, Yeryüzü Doktorları, Umuda Koşanlar….
Sadakataşı Derneği, Filistin başta olmak üzere 29 ülkede ihtiyaç sahiplerine bağışları ulaştıracak, Türkiye’de depremden etkilenen, 29 ilde yaşayan binlerce aileye 1000’er lira değerinde market kartı dağıtacak.
Beşir Derneği, Gazze, Yemen, Arakan, Suriye’ye yardım ulaştıracak.
Yeryüzü Doktorları Derneği, “Hayat Kurtarılmaya Aç” kampanyasıyla 20 ülkede ihtiyaç sahiplerine kumanya dağıtacak, iftar sofraları kuracak.
Umuda Koşanlar Derneği, Afganistan, Bangladeş, Burkina Faso gibi Afrika ülkeleri yoğunluklu çalışacak.
Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, İnsan Vakfı, Mirasımız Kudüs Derneği, Umut Kervanı İnsani Yardım Vakfı ve Hayrat İnsani Yardım Derneği de Türkiye ve dünyadaki ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırmayı hedefliyor.
]]>Son 5 yılda üçüncü kez genel seçim için sandık başına gidecek olan Portekizliler, ülkede diktatörlüğün son bulduğu, 24 Nisan 1974 tarihli Karanfil Devrimi’nin 50. yılında siyasi istikrar arasa da anketler, azınlık veya koalisyon hükümetini kaçınılmaz gösteriyor.
Anketler, ülkede 9 yıldır ana muhalefette olan sağ görüşlü Sosyal Demokrat Partinin (PSD), Hristiyan Demokratlar (CSD) ile kurduğu Demokratik İttifakın (AD) seçimlerden birinci çıkacağını, mevcut durumda tek başına iktidarda olan Sosyalist Partinin (PS) de az bir farkla ikinci sırada yer alacağını belirtiyor.
Ancak 230 sandalyeli Portekiz Meclisi’nde AD’nin en fazla 100 milletvekiline sahip olması beklendiğinden ve 116 olan mutlak çoğunluğu elde edemeyeceğinden hükümeti kurmak için dışarıdan destek almasının zorunlu olacağı görüşü ağırlık basıyor.
Aşırı sağcı Chega’nın büyük bir yükselişe geçmesi bekleniyor
Anketlere göre, ülkede normal şartlarda gelecek 4 yıl için iktidarı belirlemede kilit rol oynaması öngörülen aşırı sağın ise yükselişe geçeceği tahmin ediliyor.
Eski bir futbol yorumcusu olan Andre Ventura’nın liderliğini yaptığı aşırı sağcı Chega’nın, 2019’da sadece 1 olan milletvekili sayısını 2022’deki seçimlerde 12’ye çıkardıktan sonra pazar günü 35’e kadar yükseltmesi bekleniyor.
Portekiz siyasetinde son iki yıldır üçüncü büyük siyasi parti konumunda olan Chega’nın bu seçimlerde konumunu daha da güçlendirmesi ve belirleyici olması görüşü ağırlık kazanıyor.
Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde mevcut durumda beş ülkede (İtalya, Macaristan, Polonya, Finlandiya ve Letonya) iktidarda, İsveç’te de hükümete dışarıdan destekle aşırı sağcı partiler bulunurken, Portekiz’in de bu listeye girmesi kuvvetle muhtemel gözüküyor.
Anketlerde, AD yüzde 28-32, PS yüzde 24-29, Chega yüzde 15-20 aralığında oy alabilecek kapasitede bulunurken, seçimlere katılan siyasi partiler arasında sağ blokun oylarının yüzde 50-51, sol blokun oylarının da yüzde 46-48 aralığında olacağı iddia ediliyor.
Portekiz’in yeni başbakanı ise PSD ve aynı zamanda AD’nin lideri olan Luis Montenegro ya da 2015’ten bu yana başbakanlık yaptıktan sonra istifa eden Costa’nın yerine Aralık 2023’te PS’nin genel sekreterliğine seçilen, eski Altyapı ve Konut Bakanı Pedro Nuno Santos olacak.
PS, 2022’deki son seçimlerde Costa ile yüzde 41,37’lik oy oranına sahip olarak rekor kırsa da yolsuzluk soruşturmalarından, güven eksikliğinden ve ülkedeki siyasi istikrarı bozmasından dolayı büyük zarar gördü.
Seçimlere ilgi göstermeyen Portekizlilerin öncelikli sorunu yolsuzluk, konut ve sağlık
Son olarak 30 Ocak 2022’de seçimin yapıldığı ve yüzde 3,6’lık bir artış olmasına rağmen katılımın sadece yüzde 52 olduğu Portekiz’de, kayıtlı 10,8 milyon seçmenin bu kez de sandığa ilgi göstermesi beklenmiyor.
Portekiz Cumhurbaşkanı Marcelo Rebelo de Sousa da bu soruna dikkati çekerek, “50 yaşına giren bir demokraside, giderek yaşlanan demokrasilerin evrimini takip etmememiz çok önemlidir. Oy verebilen herkesin sandığa gitmesi önemlidir.” çağrısında bulundu.
Anketlere göre Portekizliler son dönemde oldukça gündemde olduğu için yolsuzluk başta olmak üzere, konut, sağlık ve göçmen sorunlarına öncelik gösteriyor.
Siyasetçilerin kamu ihalelerinde komisyon ya da nüfuzunu kullanarak haksız kazanç sağladığına ilişkin iddialar sadece kasım ayında olduğu gibi eski Başbakan Costa’nın özel kalem müdürü ve bir danışmanının da aralarında olduğu 5 kişinin gözaltına alınmasıyla sınırlı kalmamış, geçmişte farklı siyasi partilerdeki belediyelerde de benzer yolsuzluklar gündeme gelmişti.
Ülkedeki en büyük sosyal kriz ise konut sorunu olarak biliniyor.
Özellikle gençleri ve yaşlıları etkileyen konut sorunu yüzünden iki yıldır sürekli sokaklara dökülüp gösteri yapan Portekizliler, son 30 yılın en yüksek seviyesinde olan kira ve ev fiyatlarındaki artışın yanı sıra Lizbon ve Porto gibi büyük şehirlerde oldukça sık kullanılan sadece turistlere yönelik ev kiralanmasına ve boş tutulan dairelere de karşı çıkıyor.
AB ülkeleri arasında asgari ücrete ödediği 886 avro ile 10. sırada olan Portekiz’de büyük şehirlerde sadece bir odanın kirası aylık ortalama 500 avro olarak belirtilirken, idealista.pt emlak sitesine göre ev fiyatlarının da son bir yılda yüzde 26,3 arttığı ifade ediliyor.
Sağlık sektörü de toplum içinde en fazla tartışılan konuların başında gelirken, geç verilen ameliyat tarihleri, uzun bekleme sıraları ve personel yetersizliği sivil toplum kuruluşlarınca eleştiriliyor.
Ekonomik istikrarın bu yıl devam etmesi bekleniyor
Bu arada 2011 yılında yaşadığı ekonomik krizi başarılı bir şekilde atlatan ve ekonomik açıdan istikrarlı bir dönemde olan Portekiz, 2009’dan bu yana ilk defa yüzde 100’ün altına düşürdüğü kamu borç oranını 2023’te gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 98,7’sine kadar çekmeyi başardı.
Mevcut sol iktidarının 2024 yılı bütçesini Meclis’ten rahat bir şekilde geçirmesinden dolayı bu yıl için istikrarını koruması beklenen Portekiz ekonomisi, aynı zamanda uzun vadeli borçlanma maliyetlerinin yüzde 3 civarında olmasından İspanya, İtalya ve Yunanistan’a göre daha avantajlı konumda bulunuyor.
İstatistiklere göre 2023’te yüzde 2,3’lük ekonomik büyüme kaydeden Portekiz’de, kişi başına düşen milli gelir 25 bin 760 avro, işsizlik oranı ise yüzde 6,5 seviyesinde.
Ülke nüfusunun yüzde 10’una yakını göçmen
Diğer yandan özellikle aşırı sağın söylemlerinde alet ettiği göçmenler konusu da Portekiz’de yavaş yavaş siyasi sorunlar arasında yer almaya başladı.
Son istatistiklere göre Portekiz’de kayıtlı göçmen sayısı, ülke nüfusunun yüzde 10’una yaklaşarak 1 milyonun üzerine çıkarken, 10 yıl öncesine göre iki kata varan artış olması dikkati çekiyor.
Portekiz’de yaşayan Türk nüfusu da benzer şekilde son yıllarda 3 kata yakın bir artışla 1900’ler civarında bulunuyor.
Portekiz-Türkiye ilişkileri
Türkiye ile Portekiz arasında 1843 yılına kadar uzanan siyasi ilişkiler, 1957’den itibaren karşılıklı atamalarla büyükelçilik seviyesine çıkarıldı.
İki ülke arasında şimdiye kadar bir kez, o da 2015 yılında hükümetlerarası zirve yapıldı.
THY, 2012’den bu yana Lizbon-İstanbul arasında günlük seferlere başlarken, mevcut durumda Lizbon’a günde iki olmak üzere haftada 14 ve Porto’ya günde 1 olmak üzere haftada 7 uçuş düzenleniyor.
Meclis’in mevcut dağılımı
Portekiz’de 230 sandalyeli Meclis’in mevcut dağılımı ise şöyle:
PS 120, PSD 77, Chega 12, Liberal Girişim (IL) 8, Sol Blok (BE) 5, Portekiz Komünist Partisi (PCP) 6, Portekiz Doğa ve Hayvan Korumacı Parti (PAN) 1, Özgür 1.
Ipespe adlı şirketin 6 Mart’ta yayınladığı anket sonuçları:
PSD’nin en büyük ortağı olduğu sağ ittifak AD 98, PS 74, Chega 35, IL 9, BE 6, Özgür 4, Üniter Demokratik Koalisyon (CDU) 4.
]]>