Ülke – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 03 Aug 2024 22:42:35 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 CHP İstanbul İl Başkanı Şerefiye Dernekler Federasyonu Festivaline Katıldı https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskani-serefiye-dernekler-federasyonu-festivaline-katildi/ https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskani-serefiye-dernekler-federasyonu-festivaline-katildi/#respond Sat, 03 Aug 2024 22:42:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43418

(SİVAS) – CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclis Başkan vekili Nuri Aslan, il yönetimi ve ilçe başkanları Sivas Zara’da Şerefiye Dernekler Federasyonu’nun düzenlediği festivale katıldı. Çelik buradaki konuşmasında, “Türkiye demokrasisini hep birlikte güçlendirmemiz gerekiyor. ve en önemlisi Türkiye’nin toplumsal barışını pekiştirmemiz gerekiyor” dedi.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İfestival alanındaki tribünde oturan kadınlara çiçek dağıttı.

Festival’de protokol konuşması yapan Çelik sözlerine Sivaslılara teşekkür ederek başladı. Konuşmasında hayat hikayesine değinen ve Şerefiye’nin kendisi için ikinci bir üniversite olduğunu belirten Çelik şunları söyledi:

“Şerefiye sosyal ve kültürel üniversitesi öğrencisiyim”

“Doğduğum topraklarda bir aradayız. Ahmet başkan da ifade etti. İstanbul İl Başkanlığı önünde il başkanlığı adaylığımı açıkladığımda uzun bir konuşma yapmıştım. İçerisinde bir cümle vardı. Demiştim ki sekiz yaşında bir çocukken Sivas’ın bir köyünden bir çift kara lastikle geldiğim bu şehirde bana il başkanlığı görevini layık görenlere teşekkür ediyorum demiştim. İşte o köy burası. O köy şu tepenin arkasında, annem şu tepenin arkasında doğdu. Şu tepenin arkasında Armutçayır’da öğretmenlik yaptı. Bu köylerden bir çift kara lastikle gittik Büyükşehir’e. Ama bu hikaye sadece benim hikayem değil. Bu hikaye hepimizin hikayesi. Biz, büyüklerimiz, babalarımız, annelerimiz, çocukları daha iyi bir okulda okusun diye daha güzel bir gelecek yaşasınlar diye bir tahta valizle, bir çift kara lastikle kimisi buradan Ankara’ya, kimi İzmir’e, kimi İstanbul’a, kimi Avrupa’nın değişik yerlerine gittiler. Ama bu toprakları hiç unutmadılar. Bu topraklarla bağlarını hiç koparmadılar”

“Milli mücadelenin planları Sivas’ta yapıldı”

4 Eylül Kongresi’nin Sivas’ta yapıldığını anımsatan Çelik, bu anlamıyla Cumhuriyet’in temellerinin Sivas’ta atıldığına dikkati çekerek şunları söyledi:

“Biz Sivas programımıza 4 Eylül Kongre müzesini ziyaret ederek başladık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk 4 Eylül 1919’da arkadaşlarıyla birlikte Sivas Kongresini kurmuştur. Neden Sivas’a geldiğimizde ilk önce kongre müzesine gittik. Çünkü buradan bir kez daha bütün Türkiye’ye hatırlatmak istedik. Sivas Türkiye’nin en önemli şehirlerinden bir tanesidir. Milli mücadelenin planları burada yapıldı. Birinci Dünya Savaşı sonrası yurdun dört bir yanı emperyalist işgal altındayken Kurtuluş Savaşı’nın planları burada yapıldı. Cumhuriyetin temelleri atıldı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Sivas’ta tam yüz sekiz gün kaldı. Cumhuriyeti planladılar. Milli mücadeleyi planladılar. ve hepimizin dedeleriyle, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz, Çerkez’iyle, Boşnak’ıyla Alevi’siyle, Sünni’siyle bu topraklar dünya tarihinin en büyük mücadelelerinden bir tanesini sergiledi ve bizlere bu güzel Cumhuriyeti armağan ettiler.”

“Ülke Marshall planlarıyla emparyalizme bağımlı hale geldi”

“Cumhuriyet’in ilk yıllarında çok önemli sanayileşme adımları atıldı. Köy enstitüleriyle eğitim seferberliği başlatıldı. Kadınlara seçme seçilme hakkı ve çeşitli haklar tanındı” diyen Çelik 1947 yılında kabul edilen Marshall planlarıyla ekonominin yıllar içinde emperyalizme bağımlı hale geldiğini belirterek “Ne yazık ki Türkiye ekonomide, kalkınmada, sanayi yerine, tarıma yönlendirildi ve aradan geçen yetmiş beş yılda Türkiye ekonomisi gün geçtikçe bağımlı bir hale geldi. Türkiye ekonomisi yetmiş beş yılda kademe kademe emperyalist ülkelere bağımlı hale geldi.”

“Toğlumsal barışı pekiştirmemiz gerekiyor”

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında kendilerine büyük görevler düştüğünü belirten Çelik yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

“Cumhuriyetimiz yüz yaşını tamamladı. İkinci yüzyıla geçiş yaptık. Siyasi parti ayrımı yapmaksızın hep birlikte, hepimize büyük görevler düşüyor. İkinci yüzyılın şafağında Türkiye’yi yeniden tarımda, teknolojide, sanayide üreten bir ülke haline getirmemiz gerekiyor. Eğitim seferberliği başlatmamız gerekiyor. Türkiye demokrasisini hep birlikte güçlendirmemiz gerekiyor. ve en önemlisi Türkiye’nin toplumsal barışını pekiştirmemiz gerekiyor.”

“Katliamlara karşı sesimizi yükseltmeliyiz”

Kendi içinde etnik mezhepsel olarak bölünen ülkelerin parçalandığını belirten Çelik, Irak ve Suriye örneğine işaretle birlik ve beraberlik mesajları verdi:

“Kendi içerisinde sosyal, siyasal, etnik bölünmeler yaşayan ülkelerin ne hale geldiğini yanı başımızdaki ülkelerden görüyoruz. Dün Irak’ta gördük. Bugün Suriye’de görüyoruz. Eğer ülkelerde etnik bölünmeler, mezhepsel bölünmeler varsa emperyalist güçler oralara geliyorlar. Oraya barış getireceğiz diye milyonlarca insanı katlediyorlar. Irak’ta milyonlarca Müslüman’ı katlettiler. Kentleri yok ettiler. Tarihini yok ettiler. Suriye’de insanları öldürdüler. Kentlerin tarihini yok ettiler. Bugün de Filistin’de suçsuz günahsız insanlara kıyıyorlar. Masum bebekler katlediliyor Filistin’de. Masum insanlar, masum kadınlar katlediliyor. Bu katliamların karşısında dünyanın neresinde olursak olalım sesimizi yükseltmeliyiz. Sesimizi bu katliamlar karşısında hep gür çıkartmalıyız. Ülkemizin birlik beraberliğini savunmalıyız. Ülkemizin birlik beraberliğini pekiştirmeliyiz.”

Çelik konuşmasını Aşık Veysel’in sözleriyle bitirdi

“Birlik beraberlik duyguları bu toprakların mayasında vardır. Şerefiye de vardır” ifadelerini kullanan Çelik konuşmasını Aşık Veysel’in sözleriyle tamamladı:

“Yaşadığı tüm acılara rağmen Sivas’ta birlik beraberlik duyguları vardır. Bize düşen daha güçlü bir Şerefiye, daha güçlü bir Zara, daha güçlü bir Türkiye için var gücümüzle çalışmak, tıpkı bu Sivas’ımızın ozanlarından bir tanesine söylediği gibi birlik duygularını pekiştirmeliyiz. Ne demişti Aşık Veysel: ‘Veysel sapma sağa sola. Sen Allah’tan birlik dile, ikilikten gelir bela, dava insanlık davası, bizim davamız önce hak davası, bizim davamız, memleket davası. Bizim davamız insanlık davası”

Festival halay ve konserlerle sona erdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-istanbul-il-baskani-serefiye-dernekler-federasyonu-festivaline-katildi/feed/ 0
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın: Türkiye Kan Ağlıyor https://www.haber60.com.tr/chp-grup-baskanvekili-gokhan-gunaydin-turkiye-kan-agliyor/ https://www.haber60.com.tr/chp-grup-baskanvekili-gokhan-gunaydin-turkiye-kan-agliyor/#respond Sat, 03 Aug 2024 22:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43396 MUSTAFA USTA

(SİNOP) – CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “An itibariyle Türkiye yüzde 50 üzerinde faiz vererek dövizi zorla tutmaya çalışan ve adeta yeni bir makro ekonomi politikası ile çalışanın, emeklinin, işsizin sırtına binen düzen yaratma peşinde. Milyonlarca emekli 12 bin 500 lira ile geçinmek zorunda. Çalışanların en az yarısı 17 bin lira asgari ücreti bir yıl boyunca mutfağına, ev kirasına, çoluğuna çocuğuna yetiştirmek zorunda. Adeta, Türkiye kan ağlıyor. Hiçbir zaman böylesine derin bir yoksulluk ile karşılaşmadı bu ülke” dedi.

CHP Grup Başkanvekili  Günaydın, bir dizi ziyaretler kapsamında bulunduğu Sinop’ta ANKA Haber Ajansı’na açıklamalar yaptı.

“22 yıldır uygulanan Kleptokrasi politikaları ülkenin hazinesini tamamen boşalttı ve ülkeyi maalesef perişan etti”

Gökhan Günaydın, şöyle konuştu:

“Türkiye aslında çok büyük bir ülke ve dünyanın en büyük 20 ekonomisinden bir tanesi. Ancak, 22 yıldır uygulanan kleptokrasi politikaları ülkenin hazinesini tamamen boşalttı ve ülkeyi maalesef perişan etti. An itibariyle Türkiye yüzde 50 üzerinde faiz vererek dövizi zorla tutmaya çalışan ve adeta yeni bir makro ekonomi politikası ile çalışanın, emeklinin, işsizin sırtına binen düzen yaratma peşinde. Milyonlarca emekli 12 bin 500 lira ile geçinmek zorunda. Çalışanların en az yarısı 17 bin lira asgari ücreti bir yıl boyunca mutfağına, ev kirasına, çoluğuna çocuğuna yetiştirmek zorunda. Adeta, Türkiye kan ağlıyor. Hiçbir zaman böylesine derin bir yoksulluk ile karşılaşmadı bu ülke. Buradan bir çıkışı AKP ile yakalayabilir miyiz? 22 yıldır sen dövizin bol olduğu, dünyada kredinin rahat olduğu dönemlerde onların inanılmaz bir çarçur düzenine, hırsızlık düzenine alet ettin. Bu saatten sonra kimsenin güveni de kalmadı. Zaten, yurttaşa sorulan sorularda ‘ekonomi düzelir mi’ sorusuna AKP ve MHP’liler de “düzelir” diye pozitif bir yanıt vermiyorlar. Bu bağlamda bu memleketin kurtulmasının yolu bu iktidarın gönderilmesinden geçer.

“AKP’yi geriye kalan zamanında hiç olmazsa kamu zararına işlem yapmamaya davet ediyoruz”

Eğer sen bir tasarruf tedbiri getiriyorsan ve gerçekçi tasarruf tedbirlerini kanunun içerisine koyabiliyorsan Cumhuriyet Halk Partisi buna niye hayır desin? Eğer sen adil bir vergileme düzenini ortaya koyabiliyorsan Cumhuriyet Halk Partisi buna niye hayır desin? Eğer içerik açısından bir itirazımız yoksa zaten bu tutumumuzu zaman zaman gösteriyoruz. Ama içeriğin yanlışsa ya da içeriğe koyman gerekeni koymamışsan CHP’den ana muhalefet partisi olarak bizden ve diğer muhalefet partilerden gelen tüm tekliflere hayır diyorsan, örneğin hayvan hakları ile ilgili bir yasayı sokak köpeklerini öldürmeye alet eden bir yasa haline dönüştürmek istiyorsan, öğretmenlik kanununda yapmaya çalıştığın düzenleme ile milyonlarca öğretmenin ve onlardan eğitim almak zorunda kalan çocuklarımızın haklarını çiğnemeye gayret ediyorsan ya da ticaret kanununda yapmayı düşündüğün değişikliklerle belirli e-ticaret firmalarına 80 milyar liraya ulaşan yeni avantajlar sağlamaya gayret ediyorsan CHP buna neden ‘evet’ desin? Son 15 gün içerisinde bize 6 yasa 3 tane uluslararası sözleşme ve bir teskere dayattılar ve dedik ki, biz bunların kamu yararına aykırı içeriklerinin farkındayız ve bunların geçirilmesine izin vermeyeceğiz. Bunlardan yalnızca vergi düzenlemesini geçirdiler. Zaten ona da 2 madde haricinde itirazımız yoktu. O maddeler de kapsamdan çıkartıldı. Geriye kalan sokak hayvanları yasasını da toplumun tüm muhalefetine rağmen bizim de meclisteki etkin çalışmamıza rağmen geçirmeyi başardılar. CHP’nin 127 milletvekilinden hasta ve yurt dışında olan 4’ü dışındaki 123’ü oylamaya katıldı ve ‘hayır’ dedi. Bu alanda biz üzerimize düşen sorumluluğu yerine getiriyoruz. AKP’yi geriye kalan zamanında hiç olmazsa kamu zararına işlem yapmamaya davet ediyoruz.

“İletişim Başkanlığı’nı toplum yararına çalışan bir birim haline dönüştürmek iktidarımızda öncelikli görevlerimizden biri olacaktır”

TİP Milletvekili Can Atalay’ın, milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik meclis kararını yok hükmünde sayan Anayasa Mahkemesi kararı yayımlandı. Artık daha fazla Yargıtay, Anayasa Mahkemesi tartışmasına meydan vermeden hukukun gereğini yapmak ve Silivri’de tutulan milletvekilinin bir an evvel meclise gelerek yasama faaliyetlerine katılmasına izin vermek durumundayız. Zaten, muhalefet partileri bu konuda görüşlerini ortaya koyuyorlar. Cumhur ittifakı bloğunun da bu hukuka aykırı tutumundan bir an evvel vazgeçmesi lazım. Önümüzdeki zaman diliminde partimizin bu konudaki yol haritasını toplumla paylaşacağız. Bir başka konu da yine adı instagram olan sosyal medya platformuna yönelik bir kısıtlama çabası. Artık, bu tip kısıtlamaları Kuzey Kore gibi ülkeler yapmaktadır. Haklı olduğunuz tartışmalar vardır ama bunları yönetme biçiminiz aslında ne olduğunuzun da temel göstergesidir. İnstagram’ı kapatarak Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği yetkiyi kullanarak hiçbir yere varılamaz. İletişim Başkanlığı’nı bir propaganda merkezinden çıkarmak ve Türkiye’nin toplum yararına çalışan bir birimi haline dönüştürmek de iktidarımızda ki öncelikli görevlerimizden biri olacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-grup-baskanvekili-gokhan-gunaydin-turkiye-kan-agliyor/feed/ 0
Sağlık turizminde Türkiye’nin büyüme ivmesi devam ediyor https://www.haber60.com.tr/saglik-turizminde-turkiyenin-buyume-ivmesi-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/saglik-turizminde-turkiyenin-buyume-ivmesi-devam-ediyor/#respond Fri, 02 Aug 2024 22:15:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43241 Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü Sağlık ve Seyahat Hizmetleri Daire Başkanı Tarık Aksoy, 2012’den bu yana Türkiye’nin sağlık hizmeti ihracatında 5 kat, sağlık turisti sayısında ise 6 kat artış yaşandığını söyledi.

TÜRSAB tarafından düzenlenen “Sağlık Turizmi Bilgilendirme Toplantısı”, Samsun’da bir otelde yapıldı. Alanında uzman bürokratlar, öğretim görevlileri ve sektör temsilcilerinin hazır bulunduğu toplantıda ‘Uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi kriterleri ve mevzuat’, ‘Türkiye genelinde sağlık turizmi süreçleri, mevzuatları ve iller arası sağlık turizmi potansiyeli’, ‘Sağlık turizminde devlet teşvikleri uygulama usul ve esasları’ konuları görüşüldü.

Tarık Aksoy: “2012’den bu yana sağlık hizmeti ihracatı 5 kat, sağlık turisti sayısı da 6 kat arttı”

Ülke olarak sağlık turizminde gelinen noktayı ve hedeflenen durumu aktaran Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü Sağlık ve Seyahat Hizmetleri Daire Başkanı Tarık Aksoy, “Mal ihracatı 1980’li yıllardan beridir desteklenen, devlet politikası olarak belirlenen, ihracata dayalı bir iktisadi büyüme politikası benimsediğimiz bir alan. Ancak günümüzde örneğin uluslararası hizmet ticareti rakamlarına baktığımızda ülkemizin 256 milyar dolarlık bir mal ihracatı var. Hizmet ihracatına baktığımızda ise 103 milyar dolarlık yani yarısından biraz az. Ancak gelişim ivmesine baktığımız zaman yaklaşık 40 yıldan fazla bir süredir mal ihracatına yönelik politikalar yürütürken 20-22 yıldır hizmet ihracatına yönelik politikalar yürüttüğümüz göz önünde bulundurduğumuz zaman hizmet ihracatının çok ciddi seviyede bir ivmeyle arttığını görüyoruz. Bu ivmeyi sağlık turizminde de görüyoruz. 3 milyar dolarlık bir hali hazırda sağlık hizmeti gelirimiz, 1,5 milyon kişilik de bir sağlık turisti sayımız mevcut. Bu rakamlara baktığımızda 2012 yılından bugüne 6 katlık bir sağlık turisti sayısında büyüme, sağlık hizmeti ihracatında da 5 katlık, dört buçuk katlık bir büyüme görüyoruz. Dolayısıyla desteklerimizin de etkisi burada görülebiliyor. Tabii ki de bu büyümelerin tamamen desteklere bağlanması mümkün değil. Farklı konjoktürel sebeplerle, ülkemizin turizm alanındaki yenilikleriyle, politikalarıyla da bunları büyüttüğümüzü görüyoruz” dedi.

Fatih Özer: “Türkiye hizmet ihracat fazlası veren Amerika, İngiltere, Hollanda ve Hindistan’dan sonra 5. sıraya yükseldi”

Hizmet ihracatında Türkiye’nin dünyadaki önemli ülkeler arasında yer aldığına dikkat çeken Hizmet İhracatları Birliği Genel Sekreteri Fatih Özer, “Hizmet ihracatı, hizmetler ticareti ülkemiz için çok önemli. 2023 yılında ülkemiz yaklaşık 101,7 milyar dolarlık hizmet ihracatı gerçekleştirdi ve ülkemize yaklaşık 53 milyar dolarlık net bir katkı sağladı. Hakikaten çok güzel gelişmeler yaşandı bu hizmet ihracatı rakamıyla da. Bu söylediğim istatistik bizim TÜİK ya da Ticaret Bakanlığı ya da diğer resmi kurumlarımızın istatistik değil, uluslararası ticareti takip eden bir kuruluştan alındı. Bu verilere göre 2023 yılında Türkiye hizmet ihracat fazlası veren Amerika, İngiltere, Hollanda ve Hindistan’dan sonra 5. sıraya yükseldi. Hizmet ihracatında 23. sıradan 21. sıraya yükseldik dünya hizmetler ticaretinde. 52,5 milyar dolarlık hizmet ticaret fazlasıyla da yaklaşık 1 trilyon dolarlık hizmet ihracatı gerçekleştiren 1. Amerika’dan sonra 5. sıraya yükseldik. Hakikaten bunlar çok önemli gelişmeler. İstihdam açısından hizmetler sektörü gerçekten çok önemli. Ülkemiz istihdamının yaklaşık yüzde 57,7’si hizmetler sektöründen gerçekleşiyor. Hizmetler sektörü 18,2 milyon kişiye istihdam sağlıyor. Hem ülkemizin dış ticaret açısından hem istihdam açısından hakikaten çok kıymetli hizmet ihracatı, hizmetler ticareti. Sağlık turizmi, hizmet ihracatının amiral gemisi turizm sektörümüz yaklaşık hizmet ihracatının yarısı 50 milyar dolara yakın kısmı 49 buçuk milyar dolarlık kısma turizm ve seyahat gelirlerinden oluşuyor. Bu turizm ve seyahat gelirlerinin içerisinde de katma değeri en yüksek kısım sağlık turizmi ve sağlık turizminden elde ettiğimiz gelirler. O yüzden sağlık turizmini hem birlik olarak hem de bünyemizdeki komiteler olarak çok önemsiyoruz ve bütün faaliyetlerimizi ona göre organize ediyoruz” diye konuştu.

Cemal Almaz: “Samsun turizm algısı olarak Türkiye’de çok ciddi çıkış yakalayan illerden birisi”

Samsun’un turizm algısı olarak çıkış yakalayan illerin başında geldiğini ifade eden Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürü Cemal Almaz, “Samsun turizm algısı olarak Türkiye’de çok ciddi çıkış yakalayan illerden birisi. Her yönüyle tarihi, coğrafyası, doğal güzelliği, gastro özellikleri, kültürel çeşitliliği ve tabi ki turizm çeşitliliği ile haklı bir şöhrete sahip. Bu şöhret içerisinde tarihi derinliği, çeşitliliği, nostaljik duruşu ile ülkemizin ‘tek cerrahi aletler müzesine de sahip bir kent’. Sağlık altyapısı çok güçlü. Sadece eylemsel olarak değil, akademik olarak da öyle, işlevsel olarak da öyle. Kültür ve Turizm Bakanlığımız şehrimizi bu şekilde önemsiyor. Son aylarda ve yıllarda Samsun’a yapılan özel çalışmalarının da elbette ki bu doğrultuda kesiştiğini görüyoruz. Kültür Yolu Projesi başta olmak üzere çeşitli sportif etkinlikler, turizm toplantıları, şu an içinde bulunduğumuz sağlık alanındaki toplantılar, etkinlikler ve bir takım aksiyonlar bu alanda Samsun’un haklı şöhretine bir kat daha ilavede bulunuyor. Bizim bütün çabamız Samsun üst kimliğini ülkede, ulusal alanda ve uluslararası alanda tanıtmak, göstermek ve geliştirmek. Çok hızlı bir şekilde şehirlerin master planları yapılıyor. Samsun üçüncü sırada master planı tamamlanan illerden ve şu anda 4 ilin master planı tamamlandı. Onlardan birisi de Samsun. Burada inceleyenler, işin uzmanları sağlığa özel bir başlık ayırdığımızın farkına varmışlardır. Sağlık sektöründe çok özel master planların Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından öngörüldüğünün farkına varmışlardır. Sağlıkta çok çeşitli alanlar var elbette. Samsun bu konuda çok önemli altyapıya sahip. Bu toplantılar da bunu çok rahat gösteriyor. Birçok ilde çalıştım ben ama bu kadar akademik toplantılar pek görmedim. Sağlık alanında söylüyorum. Demek ki Samsun’un da bu konuda az önce söylediğimiz gibi haklı bir şöhreti var” şeklinde konuştu.

Elif Ural: “Türkiye’deki sağlık hizmetlerini dünyadaki başka ülkelerde çok nadir görüyorum”

Sağlık hizmetleri bakımından Türkiye’nin dünyadaki en önde gelen ülkelerden biri olduğunu vurgulayan TÜRSAB Yönetim Kurulu üyesi Elif Ural, “Uçağın ve ulaşımın olduğu her yerde sağlık turizmi yapabilirsiniz. Çünkü biz artık sağlık sistemimizi, hastanemizi tartışmıyoruz bile. Ben özellikle çok fazla yurt dışına seyahat eden biri olarak bu ülkedeki aldığım sağlık hizmetini ben başka bir ülkede çok çok özellikli tedaviler hariç başka ülkede çok nadir görebiliyorum. Biz o işin o konumunu geçtik. Biz sadece biz bu kadar güçlü sağlık sistemimizi daha nasıl parlatabiliriz? Daha nasıl pazarlayabiliriz? Daha nasıl alternatif şekilde pazarlayabiliriz? Üyelerimize bunları öğretiyoruz. Samsun’la ilgili konuları istişare ediyoruz. Özellikle Gürcistan’dan karayoluyla gelinmesi gibi çok büyük bir sorunumuz var. Çok yakın bir zamanda biz bunu gündemimize alıp gerekli mevkilerle görüşmeye başlayacağız. Ama bir o taraftan bir bakımdan da çok şanslısınız. Hem uçuş hem de karayoluyla bağlantılı ülkeleriniz var. O yüzden de farklı çalışmalar yapabilirsiniz. Bu konuda bu işe girmek isteyen ya da bu konuda destek isteyen seyahat acentelerimize bir telefon kadar uzaklıktayız” ifadelerini kullandı.

Toplantıda ayrıca TÜRSAB Orta Karadeniz BTK Başkanı Yılmaz Uzunlar, Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Muzaffer Al, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Turizm Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Yetkin Bulut ile Hizmet İhracatları Birliği Denetim Kurulu Üyesi İdris Sarıaydın da kendi alanları hakkında sunumlar gerçekleştirdiler.

Bilgilendirme toplantısı, konuşmalar ve sunumların akabinde soru-cevap kısmının ardından sona erdi. – SAMSUN

]]>
https://www.haber60.com.tr/saglik-turizminde-turkiyenin-buyume-ivmesi-devam-ediyor/feed/ 0
Türkiye’nin İhracatı Haziranda Yüzde 8,3 Azaldı https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-ihracati-haziranda-yuzde-83-azaldi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-ihracati-haziranda-yuzde-83-azaldi/#respond Wed, 31 Jul 2024 08:00:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42770

TÜRKİYE İstatistik Kurumu (TÜİK), haziranda bir önceki yılın aynı ayına göre ihracatın yüzde 8,3, ithalatın yüzde 4,4 azaldığını açıkladı. TÜİK, Haziran 2024 dönemine ilişkin dış ticaret istatistiklerini açıkladı. Buna göre; ihracat haziran ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,3 azalıp 19 milyar 49 milyon dolar, ithalat yüzde 4,4 azalıp 24 milyar 920 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ocak-haziran döneminde ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,6 artarak 126 milyar 278 milyon dolar, ithalat yüzde 8,4 azalarak 168 milyar 869 milyon dolar oldu.

Haziran ayında dış ticaret açığı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,8 artarak 5 milyar 298 milyon dolardan, 5 milyar 871 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Haziran ayında yüzde 79,7 iken, 2024 Haziran ayında yüzde 76,4’e geriledi. Ocak-haziran döneminde dış ticaret açığı ise yüzde 30,5 azalıp 61 milyar 325 milyon dolardan, 42 milyar 591 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Ocak-Haziran döneminde yüzde 66,8 iken, 2024 yılının aynı döneminde yüzde 74,8’e yükseldi.

EN FAZLA İHRACAT YAPILAN ÜLKE ALMANYA

Haziran ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 555 milyon dolar oldu. Bu ülkeyi sırasıyla 1 milyar 287 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 59 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 984 milyon dolar ile İtalya, 853 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,1’ini oluşturdu.

Ocak-haziran döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 10 milyar 201 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 7 milyar 785 milyon dolar ile ABD, 6 milyar 962 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 6 milyar 454 milyon dolar ile İtalya ve 6 milyar 241 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,8’ini oluşturdu.

İTHALATTA ÇİN İLK SIRADA

İthalatta Çin, ilk sırayı aldı. Haziran ayında Çin’den yapılan ithalat 3 milyar 394 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla 2 milyar 948 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 1 milyar 930 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 190 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 169 milyon dolar ile İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,7’sini oluşturdu.

Ocak-haziran döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 22 milyar 41 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 21 milyar 281 milyon dolar ile Çin, 12 milyar 765 milyon dolar ile Almanya, 9 milyar 675 milyon dolar ile İtalya, 8 milyar 135 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 43,8’ini oluşturdu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-ihracati-haziranda-yuzde-83-azaldi/feed/ 0
Kara Altından Kara Kabusa: Irak’ın Petrol Tarihi https://www.haber60.com.tr/kara-altindan-kara-kabusa-irakin-petrol-tarihi/ https://www.haber60.com.tr/kara-altindan-kara-kabusa-irakin-petrol-tarihi/#respond Wed, 31 Jul 2024 06:57:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42749 BAĞDAT, 30 Temmuz (Xinhua) — 81 yaşındaki Hüseyin Ali Said’in tüm hayatı, Irak’ın kuzeyinde bulunan, zengin petrol rezervleriyle ünlü Kerkük’te geçmiş.

Petrol sektöründen emekli olan Said, memleketi Kerkük’ten bahsedildiğinde aklına uzun yollar kateden gümüş renkli boru hatlarıyla kaplı petrol sahalarının üzerinde yanan alevler geliyor.

KARA ALTINDAN KARA KABUSA

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından İngilizler yenilgiye uğrayan Osmanlı İmparatorluğu’ndan aldıkları Bağdat, Basra ve Musul bölgelerini birleştirerek Irak adını verdiklerini yeni bir ülke kurdu ve bu ülkeyi manda altına aldı.

1927’de İngiliz, Hollandalı ve diğer Batılı petrol şirketlerinden oluşan bir ekip, Kerkük’teki Baba Gürgür Petrol Sahası’nda arama çalışmalarına başladı.

Sömürgecilerin açgözlülüğü işletme bedeli olarak Irak’ta çıkarılan petrole ton başına sadece dört altın şilin ödemelerinden belli oluyordu. Bu bedel, ham petrolün bir tonunun o zamanki fiyatının sadece yüzde 12,5’i kadarına denk geliyordu.

Batılılar, petrolü almak için Kerkük’ten Akdeniz’e kadar uzanan, zamanın en uzun boru hattını inşa etti. Bu hat, Avrupa’ya yılda 4 milyon tondan fazla petrol taşıma kapasitesine sahipti.

Irak’ta hiç ticari petrol rafinerisi kurmayan Batılılar, petrole dayalı yerel sanayilerin gelişmesine karşı çıkarak teknolojilerini paylaşmayı reddetti. Bunun sonucu olarak Irak, çok büyük petrol kaynaklarına sahip olmasına karşın petrol ürünlerini ithal etmek zorunda bırakıldı.

“Irak, altın taşımasına rağmen diken yiyen bir deve gibiydi” diye yakınan Hüseyin, “Zenginlik Batı’ya aktı. İngilizler, Fransızlar, Hollandalılar ve Amerikalıların hepsi buradan pay alırken Iraklılar hiçbir şey alamadı” diyor.

Bununla yetinmeyen Batılı güçler yeni kurallar koymaya başladı. 1928 yılında gizli bir toplantı yapan Amerikalı, İngiliz ve Hollandalı üç petrol devi, dünya petrol piyasasını kontrol etmek üzere imzaladıkları Achnacarry Anlaşması’yla bir kartel kurdu. 1930’larda dört Batılı petrol şirketinin daha bu gruba dahil olmasıyla Yedi Kız Kardeş diye anılan daha büyük bir petrol karteli ortaya çıkmış oldu.

Bu devler, petrolün üretim, taşınma, fiyatlandırma ve satış aşamalarını kontrol altına alarak petrol sektöründe tekel oluşturdu. 1913 ile 1947 yılları arasında Irak gibi petrol üreten Ortadoğu ülkelerinden 3,7 milyar ABD dolarından fazla gelir elde eden Batılı petrol şirketleri, işletme bedeli olarak bu ülkelere sadece 510 milyon dolar ödeme yaptı.

Hüseyin, “Kara altın, Batı’ya altın çağını yaşatırken Irak’ın kara kabusu oldu” diyor ve ekliyor: “Bazen hiç petrolümüz olmasaydı bizim için daha iyi olurdu diye düşünüyorum.”

ULUSAL BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ

14 Temmuz 1958’de Bağdat sokakları bir anda silah sesleriyle doldu. Darbe yapan Abdülkerim Kasım, 2. Faysal’ı devirmiş, Irak Cumhuriyeti’nin kurulması ve İngilizlerin kontrolünün son bulmasına giden yolu açmıştı.

O tarihten sonra Irak, özgürlüğünü kazanabilmek için Üçüncü Dünya ülkeleriyle ittifak arayışına girdi. 1960 yılının Eylül ayında Irak’ın davetiyle Bağdat’ta bir araya gelen Venezuela, Suudi Arabistan, Kuveyt ve İran’ın temsilcileri tarafından, üye ülkelerin çıkarlarını korumayı ve petrol piyasası fiyatlarını istikrara kavuşturmayı amaçlayan Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) kuruldu.

1 Haziran 1972 tarihinde Irak Ulusal Petrol Şirketi Batılıların kontrolündeki Irak Petrol Şirketi’ni kamulaştırdı. Bunun ardından ortaya çıkan kamulaştırma dalgası hızla Kuveyt, Venezuela ve Suudi Arabistan gibi ülkelere yayıldı.

Yom Kippur Savaşı’nın yaşandığı 1973 yılının Ekim ayında Ortadoğu’daki petrol üreticileri, İsrail’e destek veren Batılı ülkelere karşı petrol ambargosu başlattı. Bunu bir fırsat olarak gören OPEC, petrol fiyatlarını belirleme gücünü daha da artırarak Aralık ayında petrol fiyatlarını varil başına 5,12 dolardan 11,65 dolara çıkardı.

Bu petrol krizi, Batı için petrolün sudan ucuz olduğu altın çağın bitmesi anlamına geliyordu.

Petrol fiyatlarının yükselmesiyle Irak, hızlı bir kalkınma sürecine girdi. Petrol sektörünün kamulaştırılmasının başladığı dönemde 392 dolar olan ülkedeki kişi başına düşen gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) 1979’a gelindiğinde 2.858 dolara çıkmıştı.

TARİHİN TEKERRÜR EDİŞİ

20 Mart 2003’e gelindiğinde ise Bağdat’ta hava saldırısı sirenleri çalmaya başladı ve ülke bir kez daha karanlığa gömüldü.

Dönemin ABD Başkanı George W. Bush, “Irak’ta bir tehdidi ortadan kaldırıp ülkenin kontrolünü kendi halkına geri vermekten başka bir arzumuz yok” diyordu.

ABD işgalini haber alır almaz arkadaşlarıyla beraber ellerindeki petrol üretimiyle ilgili tüm materyalleri yaktığını anlatan Hüseyin, “Onları yakmasaydık Amerikalılar kesin gelir ve bir sorun çıkarırdı” diyor.

Hüseyin’in bu şekilde düşünmesinin sebebi ise ülkenin geçmişte yaşadıklarıydı. Nitekim, ABD Merkez Bankası eski Başkanı Alan Greenspan, anılarında da “Herkesin bildiği şeyi açıkça kabul etmenin siyasi açıdan doğru olmaması beni üzüyor: Irak’taki savaşta en büyük etken petroldü” itirafında bulunuyor.

“Tarih tekerrür etti ve Amerika’nın işgaliyle 100 yıl geri gittik” ifadelerini kullanan Hüseyin, “Petrol Iraklılara mutluluk getirmeliydi. Ne var ki bir asırı aşkın bir süredir ülke için bir lanet haline geldi” diyor.

2011 yılında ABD ordusu çekildiğinde geride ekonomik açıdan durgun, siyasi olarak bölünmüş ve terörizmle boğuşan bir Irak kalmıştı. Irak’taki savaşta ve onu takip eden şiddet olaylarında 200.000’den fazla sivilin öldürüldüğü ve 9 milyondan fazla kişinin yerlerinden edildiği tahmin ediliyor.

KÜRESEL GÜNEY İLE ORTAKLIK

Günümüzde ise petrol Irak ekonomisinin hala can damarı konumunda. Dünya Bankası’nın 2022’deki açıklamasına göre Irak’ın petrol gelirleri son on yıllık dönemde ülkenin ihracatının yüzde 99’undan fazlasını, hükümet bütçesinin yüzde 85’ini ve GSYİH’sinin yüzde 42’sini teşkil etti.

Irak’ın gerçek anlamda refah ve bağımsızlığa kavuşması için de ekonomisini çeşitlendirmesi kritik önem taşıyor.

Yıllar süren savaş ve krizin ardından ülkenin ekonomisini dönüştürmeyi amaçlayan bir hamleyle Irak, 2023’te 17 milyar dolar değerindeki Kalkınma Yolu projesini başlattı. Bu proje, ülkenin güney sahilindeki önde gelen bir ticari emtia limanını, demiryolu ve karayoluyla Türkiye sınırına bağlamayı hedefliyordu.

Bu proje, sadece Irak’ın petrol bağımlılığını azaltma kararlılığını değil, aynı zamanda ülkenin Küresel Güney ile işbirliğini güçlendirme arzusunu da ortaya koyuyor.

Ayrıca, 2023’ün Eylül ayında Irak’ın Basra kentiyle İran’ın sınır kenti Şalamçeh’i birbirine bağlayacak bir demiryolu projesi başlatan Irak içinde bulunduğumuz yılın Nisan ayında Türkiye, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle Kalkınma Yolu projesi için dörtlü bir Mutabakat Zaptı imzaladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kara-altindan-kara-kabusa-irakin-petrol-tarihi/feed/ 0
Erdoğan: ‘Mavi Vatan’ tezini savunmaya devam edeceğiz https://www.haber60.com.tr/erdogan-mavi-vatan-tezini-savunmaya-devam-edecegiz/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-mavi-vatan-tezini-savunmaya-devam-edecegiz/#respond Tue, 30 Jul 2024 22:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42708

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, ‘Mavi Vatan’ tezini her daim savunmaya devam edeceklerini söyleyerek, ” Türkiye’nin çıkarlarının savunmak yerine bakıyorsunuz ‘masal’ diyerek ülkemizi yayılmacılıkla itham ederek birilerine göz kırpıyorlar. Milletin verdiği yetkiyi ülkenin menfaatlerini savunmak için değil, Türkiye’nin karşıtlarına selam çakmak için kullanıyorlar. Bunun adı sorumsuzluktur, şuursuzluktur, gaflettir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, “Milletin sandıkta verdiği mesajlara kulaklarımızı tıkamıyor, iç bünyemizde gerekli adımları atıyoruz. Kolaya ve kolaycılığa kaçmadan, toptancı bir anlayışı tevessül etmeden, bakılmadık hiçbir nokta bırakmadan, bu süreci titizlikle yürütüyoruz. Her şeyin farkındayız. Selden kütük kapma telaşında olanları da çok iyi görüyoruz. Allah’ın izniyle bunların aradıkları fırsatı vermedik, vermeyeceğiz. Ne fitne kazanına odun taşıyanların oyununa geleceğiz ne de hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam edeceğiz. Kardeşlik hukukumuza ve dava arkadaşlığımıza uygun şekilde partimiz bünyesinde farklı seviyelerde bayrak değişimini gerçekleştiriyoruz. Yorulan, yıpranan veya çeşitli nedenlerle görevden affını talep eden bazı arkadaşlarımızın yerine geçen ay yenilerini görevlendirdik. Görevi devralan il ve ilçe başkanlarımıza partimize ve davamıza yaptıkları üstün hizmetler dolayısıyla bir kez daha teşekkür ediyorum. Millete hizmet davasının ateşten gömleğini giyen arkadaşlarımıza da üstlendikleri ağır sorumlulukta Rabbim’den başarılar diliyorum” dedi.

‘MİLLETİN SOFRASINA DAHA FAZLA OTURACAĞIZ’

Erdoğan, kendilerinin her gün yeniden doğarak, kendilerini yenileyerek ve millete olan aşklarını her daim büyüterek bu yolda azim ve kararlılıkla yürüdüklerini ifade ederek şöyle konuştu:

“Biz her işte hayır olduğuna inanan bir kadroyuz. İlk etapta bize şer gibi görünen nice hadisenin daha sonra hayra tebdil olduğunu bizzat yaşayarak gördük. Bu sürecin de partimiz ve hareketimiz için yeni kapıların açılmasına vesile olacağından asla şüphe duymuyoruz. Siyasetin dalgalı denizinde gelgitler olabilir. Bunların tamamı geçicidir, dönemseldir. Asıl olan milletle gönül bağını muhafaza etmektir. Asıl olan 85 milyonun umudu olmayı sürdürebilmektir. Biz milletle irtibatımızı kurduğumuz ve güçlendirdiğimiz müddetçe ‘o bunu yapmış, onun arkasında şunlar varmış’ bunların hiçbiri bizi yolumuzdan alıkoyamaz. AK Parti olarak AK Partili kadrolar olarak yapmamız gereken bellidir; daha fazla gönül kazanacağız, milletin sofrasına daha fazla oturacağız, sokakta, pazarda, çarşıda, iyi ve kötü gününde vatandaşımızın her zaman yanında olacağız. Milletin dertlerine derman olmak, sorunlarına çözüm bulmak için samimi çaba harcayacağız. İl başkanlığı, il binasının 4 duvarı arasına sıkışıp kalınarak yerine getirilecek bir görev değildir. Belediye Başkanlığı sadece günlük rutin takip edilerek yapılacak bir vazife değildir. AK Parti çatısı altında ülkeye ve millete hizmet mücadelesine girişmiş her bir kardeşim sahada olmak, milletle iç içe olmak mecburiyetindedir. Burada oluşacak en küçük bir zafiyetin sadece o ilimize ve ilçemize değil topyekün AK Parti ailesine zarar verdiğini lütfen unutmayın. Siz yol ve dava arkadaşlarımın tamamından sorumluluklarınızı bu hassasiyetle ifa etmenizi beklediğimin altını çizerek vurgulamak istiyorum.”

‘SOMALİ TEZKERESİNE HAYIR DEDİLER’

Erdoğan, muhalefetin millete ve milletin meselelerine nasıl baktığını, kendilerini fildişi kulelerine nasıl hapsettiklerini gördüklerini ifade ederek, “Son 22 yılda birkaç istisna hariç milletin gerçek gündemi ile aynı hizada bir türlü konumlanamadılar. Terörle mücadeleden ülkemizin hak ve çıkarlarının savunulmasına kadar milli meselelerin tamamında çok büyük savrulmalar yaşadılar. Biz PKK’nın Suriye uzantılarıyla mücadele ederken CHP’li milletvekilleri ellerinde çantalarla ülke ülke dolaşıyor, PKK’lı canileri ‘çiçek çocuklar’ diyerek aklamaya çalışıyordu. Biz FETÖ’cü alçakların kurumlarına karşı tedbir alırken CHP’li yöneticiler destek açıklaması yapıyordu. 30 yıllık işgalin ardından Karabağ’ı özgürlüğe kavuşturma mücadelemizde en sert eleştiriyi yine CHP yönetiminden aldık. Ermenilerin asılsız iddialarını gündeme taşıyanlar yine bunlardı. Libya meselesinde de aynı vahim durumla karşılaştık. ‘Türk askerinin Libya’da ne işi var?’ korosunun assolisti CHP ve dönemin CHP genel başkanıydı. Açlık ve terörle boğuşan Somali’ye yardıma koşarken de karşımızda yine CHP zihniyetini bulduk. Türkiye’nin Afrika’daki varlığından rahatsız olan sömürgecilerin tezleri ile bizi hedef aldılar, hükümetimizi eleştirdiler. Son olarak geçtiğimiz hafta demli ortaklarıyla beraber mecliste Somali tezkeresine ‘hayır’ dediler” diye konuştu.

‘MAVİ VATAN TEZİNİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ’

Erdoğan, muhalefete yönelik eleştirilerine devam ederek, “7 Ekim’den beri Gazze’de devam eden soykırım konusunda Hamas’ı şeytanlaştırma üzerine kurulu nasıl bir dil tutturduklarını hepimiz biliyoruz. Filistin direnişine terör yaftası vurmakta gösterdikleri mahareti maalesef İsrail’in vahşi katliamlarına tepki vermekte gösteremediler. Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarımızdan Rusya- Ukrayna savaşındaki dengeli tutumumuza kadar her konuda aynı yalpalamalara şahit olduk. Şimdi benzer bir basiretsizliği ‘Mavi Vatan’ konusunda görüyoruz. Türkiye’nin çıkarlarını savunmak yerine bakıyorsunuz ‘masal’ diyerek ülkemizi yayılmacılıkla itham ederek birilerine göz kırpıyorlar. Milletin verdiği yetkiyi ülkenin menfaatlerini savunmak için değil, Türkiye’nin karşıtlarına selam çakmak için kullanıyorlar. Bunun adı sorumsuzluktur, şuursuzluktur, gaflettir. Türkiye aleyhine bu tezleri Meclis kürsüsünden dillendirmek ne zamandan beri CHP’nin görevi oldu? CHP, milletle ve milletin menfaatleri ile aynı yerde durma erdemini bir kez olsun sergileyemeyecek mi? CHP’nin Türkiye ile ve Türkiye’nin çıkarları ile alıp veremediği nedir? İktidara muhalefet etmek ayrıdır, Türkiye’nin rakiplerine lojistik destek sağlamak ayrıdır. Bakınız biz CHP’den her konuda bizimle aynı düşüncede, aynı sayfada yer almasını asla beklemiyoruz. Böyle bir derdimiz yok. Sadece milli meselelerde yerli ve milli bir duruş bekliyoruz. CHP yönetimi böyle konularda eğer katkı sunmayı beceremiyorsa bari bu tarz talihsiz açıklamalarla ülkemize zarar vermesin. Gölge etmesinler yeter, biz onlardan başka ihsan istemiyoruz. ‘Mavi Vatan’ tezini her daim savunmaya devam edeceğiz. Vatanımızın ayrılmaz bir parçası olan Mavi Vatan’ımıza sahip çıkma noktasında en küçük bir geri adım atmayacağız. Bunu böyle bilsinler. Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin haklarını sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz” dedi.

‘BEKAMIZA SAHİP ÇIKTIK’

Erdoğan, 2 bin 200 yıldan fazla devlet geleneği olan, devlet aklı olan bir millet olduklarına işaret ederek, “Hadiselere bakarken başkaları gibi sadece 50-100 yıllık birikimle değil, binlerce yıllık köklü tecrübenin merceğinden bakıyoruz. Planlarımızı buna göre şekillendiriyoruz. Hazırlıklarımızı buna göre yapıyoruz. Hamlelerimizi buna göre tayin ediyoruz. Bizim çizgimiz, karakterimiz bellidir. Biz başına vurunca ekmeği alınan bir ülke değiliz. Tarihimizin hiçbir döneminde de böyle olmadık. Ne başkalarının hakkına el uzatırız ne birilerine hakkımızı yediririz. Kardeşlerimizi de en zor günlerinde yalnız ve çaresiz bırakmayız. Uluslararası hukuk çerçevesinde Libya’da bunu yaptık. 30 yıllık işgalin ardından Karabağ’da bunu yaptık. Suriye’den topraklarımıza saldırı olduğunda bunu yaptık. Irak’taki bölücü terör yuvalarına karşı bunu yaptık. Hakkımıza sahip çıktık. Kardeşlerimize sahip çıktık. Bekamıza sahip çıktık. Tehditler karşısında ülkemizin ve milletimizin güvenliğini garantiye aldık. Gerilimi körükleyen değil, bölgesinde ve ötesinde barışı istikrarlı sükuneti savunan taraf olduk” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-mavi-vatan-tezini-savunmaya-devam-edecegiz/feed/ 0
İsrail, Hizbullah mevzilerini vurmaya başladı! Beyrut’ta uçuşlar askıya alındı, 10’dan fazla ülke vatandaşlarını geri çağırdı https://www.haber60.com.tr/israil-hizbullah-mevzilerini-vurmaya-basladi-beyrutta-ucuslar-askiya-alindi-10dan-fazla-ulke-vatandaslarini-geri-cagirdi/ https://www.haber60.com.tr/israil-hizbullah-mevzilerini-vurmaya-basladi-beyrutta-ucuslar-askiya-alindi-10dan-fazla-ulke-vatandaslarini-geri-cagirdi/#respond Mon, 29 Jul 2024 06:42:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42524 Hizbullah’ın Golan Tepeleri’ni hedef alarak 12 sivili öldürmesi İsrail cephesinde büyük tepkiye neden oldu. Savaşın alanının genişleyeceği yönünde mesajlar veren İsrail ordusu bu sabah Lübnan’ın güneyinde sınıra yakın Hizbullah’ın kontrolündeki noktaları vurmaya başladı.

BEYRUT’TA UÇUŞLAR ASKIYA ALINDI

İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik saldırısı nedeniyle Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’ndaki gidiş ve geliş uçak seferleri askıya alındı. Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’ndaki gidiş ve geliş uçuş bilgi ekranında 28 Temmuz akşamından başlayıp şu ana kadar devam eden tüm uçuşların askıya alındığı görüldü. Havalimanı internet sitesinden verilen uçuş bilgilerine göre, Beyrut’tan dünyanın çeşitli noktalarına giden ve gelen tüm uçuşlar için “iptal” ya da ” ertelendi” yazıldı.

Lübnan devletine ait Middle East Airlines (MEA) Havayolları, dün Beyrut’tan yapılacak bazı uçak seferlerini 29 Temmuz sabahına kadar ertelediğini duyurmuştu.

10 ÜLKE VATANDAŞLARINI GERİ ÇAĞIRDI

Öte yandan İsrail ordusunun Lübnan’a yönelik muhtemel saldırısı öncesi bazı ülkeler, vatandaşlarına Lübnan’ı terk etmeleri veya bu ülkeye seyahat etmemeleri hususunda uyarıda bulunmuştu.

ABD

ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada, Mecdel Şems olayından kaynaklı bölgede artan tansiyon nedeniyle Lübnan’daki uçak seferlerini aksatan değişikliğin meydana geldiği belirtilerek ABD vatandaşlarına Lübnan’a seyahat etmemeleri uyarısı yapıldı. Açıklamada, “Lübnan’da tam kapsamlı bir savaş korkusu, İsrail ile İran destekli Hizbullah arasındaki şiddetli çatışmalar son haftalarda arttı” ifadesi yer aldı.

Avustralya

Avustralya hükümeti de vatandaşlarına daha önce yayınlanan ve mevcut gelişmelerin ardından güncellenen Lübnan’a seyahat etmemeleri yönündeki çağrısını yineledi. Hükümetin açıklamasında, “Güvenlik durumunun istikrarsızlığı ve güvenlik durumunun daha da kötüleşme riski nedeniyle Lübnan’a seyahat etmemenizi tavsiye etmeye devam ediyoruz. Lübnan’daki Avustralyalılar, ticari uçuşlar devam ederken derhal ülkeyi terk etmelidir. Beyrut havalimanı kapanabilir ve uzun bir süre boyunca ülkeyi terk edemeyebilirsiniz” ifadeleri kullanıldı.

Norveç

Norveç’in Beyrut’taki Büyükelçiliğinin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Norveç vatandaşlarına ülkeyi terk etme çağrısı yapıldı ve ülkeye mevcut seyahat uyarıları yinelendi. Lübnan’da Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmanın arttığı uyarısı yapılan paylaşımda, durumun daha kötüye gitmesi halinde Lübnan dışına seyahat seçeneklerinin sınırlı hale gelebileceği de kaydedildi. Paylaşımda, böyle bir durumun yaşanması karşısında Norveç Büyükelçiliğinin, vatandaşlarının ülkeyi terk etmelerine yardımcı olmak için çok sınırlı kaynaklara sahip olacağı da hatırlatıldı.

Almanya

Almanya da diğer ülkeler gibi daha önceki Lübnan’a seyahat uyarısını güncelledi.26 Haziran’daki güncellemeye göre Alman vatandaşlarına Lübnan’a seyahat etmemeleri konusunda uyarıda bulunulan yazılı açıklamada, Alman vatandaşlarına acilen Lübnan’dan ayrılmaları çağrısı yapıldı. Açıklamada, bölgedeki güvenlik durumunun oldukça değişken olduğu ve Lübnan ile İsrail arasındaki sınır bölgesinde askeri çatışmaların son haftalarda yoğunlaştığı belirtilerek, “Durumun daha da şiddetlenmesi ve çatışmanın genişlemesi göz ardı edilemez.” ifadesi kullanıldı. Gerilimin daha da artmasının Refik Hariri Havalimanı’ndaki hava trafiğinin tamamen durmasına da yol açabileceği uyarısında bulunulan açıklamada, bu durumda Lübnan’ı hava yoluyla terk etmenin mümkün olmayacağı kaydedildi.

İngiltere

İngiltere’nin, Ekim 2023’te vatandaşlarına yaptığı ülkeyi terk etme tavsiyesi ise geçerliliğini koruyor. İngiltere Dışişleri Bakanlığınca yayımlanan güncel seyahat uyarısında, “Bakanlık, İsrail ile Lübnan Hizbullah’ı ve Lübnan’daki diğer gruplar arasındaki çatışmalar nedeniyle Lübnan’a tüm seyahatlere karşı uyarıyor.” açıklaması yapıldı. İsrail-Lübnan sınırında karşılıklı füze ve top atışları olduğunu belirtilen uyarıda, Beka Vadisi ile Litani nehrinin kuzeyinde de riskler bulunduğu kaydedildi.

Belçika

Belçika Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, bölgedeki son gelişmeler ışığında İsrail, Filistin toprakları ve Lübnan’a tüm seyahatlerin iptal edilmesi tavsiye edildi. Açıklamada ayrıca Belçika vatandaşlarının Lübnan’ı terk etmeleri de önerildi.

Fransa

Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan Mecdel Şems beldesine yönelik saldırı şiddetle kınandı. “Yeni bir askeri çatışmayı tırmandırmayı önlemek için her şeyin yapılması” gerektiği belirtilen açıklamada, Fransız vatandaşlarının Lübnan, İsrail ve Filistin topraklarına seyahat etmemeleri tavsiye edildi.

İsveç

İsveç Dışişleri Bakanlığı sayfasından yapılan duyuruda, “Lübnan’daki durum tehlikeli ve öngörülmez, bu nedenle İsveç vatandaşlarının ülkeyi terk etmesini tavsiye ediyoruz.” ifadesi kullanıldı. İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström de X hesabından yaptığı paylaşımda, “Defalarca söyledim, yine söylüyorum: İsveç vatandaşlarının Lübnan’ı terk etmesi veya söz konusu ülkeye gitmekten kaçınması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Danimarka

Danimarka Dışişleri Bakanlığı ise X hesabından yaptığı paylaşımda, vatandaşlarının Lübnan’a yapacakları seyahatleri durdurmasını tavsiye ederken, ülkeyi terk etmelerini istedi.

Hollanda

Hollanda Dışişleri Bakanlığının, Lübnan’a seyahatten kaçınılması ve bu ülkedekilerin acilen ayrılmaları yönünde 26 Haziran’da verdiği uyarının hala devam ettiği bilgisine yer verilen internet sayfasında, “Lübnan için seyahat tavsiyesinin renk kodu kırmızıdır. Durumunuz ne olursa olsun oraya seyahat etmeyin. Başınız belaya girerse Hollanda Büyükelçiliği size her zaman yardımcı olamayabilir.” ifadeleri yer alıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/israil-hizbullah-mevzilerini-vurmaya-basladi-beyrutta-ucuslar-askiya-alindi-10dan-fazla-ulke-vatandaslarini-geri-cagirdi/feed/ 0
Venezuela sandık başında: Sosyalist iktidar 25 yıldır karşılaştığı en zorlu sınavı geçebilecek mi? https://www.haber60.com.tr/venezuela-sandik-basinda-sosyalist-iktidar-25-yildir-karsilastigi-en-zorlu-sinavi-gecebilecek-mi/ https://www.haber60.com.tr/venezuela-sandik-basinda-sosyalist-iktidar-25-yildir-karsilastigi-en-zorlu-sinavi-gecebilecek-mi/#respond Sun, 28 Jul 2024 21:24:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42491 Venezula, başkanlık seçimleri için bugün sandık başında. Seçim, 25 yıldır iktidarda olan Venezuela Birleşik Sosyalist Partisinin karşılaştığı en büyük sınav olarak görülüyor.

Bugün yapılan seçimlerde Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Büyük Vatansever Cephe (Gran Polo Patriotico) adayı olarak yarışıyor; ana rakibi muhalefet koalisyonu Birleşik Demokratik Platform (PUD) adayı Edmundo Gonzalez.

Halefi Hugo Chavez’den bayrağı 2013’te devralan Maduro, iktidardaki üçüncü dönemini garantilemek istiyor.

Ana rakibi Edmundo Gonzalez ise eski bir diplomat ve anketlere göre açık ara önde görünüyor.

Ancak Maduro’nun 2018’de yeniden seçilmesi birçokları tarafından şaibeli görüldüğünden bu seçimlerde de sonuçların onun istediği gibi şekilleneceğine dair endişeler var.

Bu endişeler, Maduro’nun destekçilerine “her ne pahasına olursa olsun” kazanacağını söylemesiyle daha da arttı.

Ancak AFP haber ajansına göre Maduro Pazar, günü başkent Caracas’ta oyunu kullandıktan sonra, sonuçların güvenilir olacağı konusunda söz verdi.

Reuters haber ajansı, Venezuelalıların yerel saatle sabah 06:00’da (TSİ 12:00) başlaması planlanan oy verme işlemi için seçim merkezlerinin önünde sıralar oluşturduğunu bildirdi.

Ajans, Caracas’taki bir oy verme merkezinin dışında gerginliğin arttığını, kuyrukta bekleyen seçmenlerin arasında çatışmalar yaşandığını aktardı.

Ülkede seçimleri izlemek için, Birleşmiş Milletler’den dört ve Carter Merkezinden küçük bir teknik ekip olmak üzere, sınırlı sayıda bağımsız gözlemci bulunuyor.

Avrupa Birliği gözlemcilerinin seçimlerde hazır bulunması için yapılan davet, Maduro’ya yakınlığıyla bilinen seçim kurulu başkanı tarafından iptal edildi.

Maduro hükümetinin sandıklarda olası bir yenilgiyi kabul etmesi gerektiğini söyleyen Arjantin’in eski Devlet Başkanı Alberto Fernandez de gözlemci olarak davet edilmedi.

Ancak Maduro, hükümetiyle ittifak içinde olan ülkelerden gözlemcilere izin verdi ve bu kişilerin oylamaya “eşlik edeceğini” söyledi.

Venezuela’daki seçimlere gözlemci gönderen ülkeler arasında Türkiye de var.

Muhalefet cephesindeyse sandık müşahitliği için binlerce kişi gönüllü oldu.

Maduro kaybetmesi durumunda ülkenin ‘kan gölüne’ döneceğini savundu

Muhalefet seçimlere, sürekli taciz ve seçim kampanyasıyla bağlantılı 100’den fazla kişinin tutuklanması gibi engllemelere rağmen iyimser bir havada girdi.

Muhalifler anketlerde Başkan Maduro ile kendi adayları arasındaki farkın çok yüksek olduğunu ve bunun herhangi bir ‘seçim hırsızlığının’ önüne geçeceğini düşünüyorlar.

Hükümetse bu anketleri geçersiz gördüğünü açıkladı.

Sert bir dil kullanan Maduro, seçimler yaklaşırken, yenilmesi durumunda ülkenin “kan gölüne” döneceği uyarısında bulunmuştu.

Brezilya’nın sol görüşlü lideri Luiz Inácio Lula da Silva bu açıklamayı eleştirdi. Silva, Maduro’nun “kazanırsan iktidarda kalırsın, ama kaybedersen gidersin” demesi gerektiğini söyledi.

Maduro, kampanyasının sembolü olarak dövüşen bir horoz imgesi kullandı ve mücadeleci bir ton yakaladı.

Seçim kampanyasının kapanış mitinginde, iktidarda olduğu 11 yıl boyunca karşılaştığı zorlukları anlatırken, “Binlerce fırtınayı atlattık. Bizi yenemediler ve asla yenemeyecekler” dedi.

Maduro’nun 2018’de yeniden iktidara geldiği seçimler özgür ya da adil olmadığı yönünde eleştiriliyor.

Venezuela devlet başkanı, o dönemde muhalefet lideri Juan Guaido’nun kendisini devirme girişimini engellemişti.

Guaido, ABD ve AB dahil 50’den fazla ülke tarafından desteklenirken, Maduro Venezuela güvenlik güçlerinin sadakatine güveniyordu.

Kavgacı söylemlerine rağmen, birçok Maduro eleştirmeni, bu seçimleri iktidarına son verme şansı olan en önemli sınav olarak görüyor.

Bunda muhalefetin on yıldan uzun bir süredir ilk kez büyük bir adayın arkasında birleşmesi ve seçimleri boykot etmemesi etkili.

Muhalefet seçimlere giden yolda, seçtikleri aday Maria Corina Machado’nun seçimlere girmesinin yasaklanması dahil birçok engeli aştı.

İktidarda değişim isteyenler onun yerine geçen 74 yaşındaki Edmundo Gonzalez’in arkasında rekor kısa sürede birleştiler.

Muhalefet, kazanırsa ülkeyi değiştirmeyi vadediyor ve Maduro yönetimi altında yaşanan siyasi ve ekonomik krizden kaçan milyonlarca Venezuelalının ülkeye geri dönebileceğini söylüyor.

Halihazırda 7,8 milyon Venezuelalı ülkeden göç etmiş durumda ve Maduro kazanırsa bu sayının artacağı öngörülüyor.

Bu durum, seçimlerin Venezuelalıların toplu halde kaçtığı ABD ve Latin Amerika ülkelerinde de yakından izleneceği anlamına geliyor.

Maduro yönetiminin yakın müttefikleri Küba, Çin, İran ve Rusya da seçimleri yakından takip ediyor. Çünkü Gonzalez’in kazanması durumunda Venezuela’nın onlardan uzaklaşıp ABD’ye doğru yeniden hizalanması mümkün olabilir.

Gonzalez, seçim kampanyası sırasında on binlerce kişinin katıldığı bir mitingde “demokrasiyi yeniden kurma zamanı” olduğunu söylemişti. Bu, iktidar partisinin güçte olduğu 25 yılda sadece yürütmeyi değil, aynı zamanda yasama ve büyük ölçüde yargıyı da kontrol altına aldığı gerçeğine bir göndermeydi.

Muhalefetin endişe ettiği konulardan bir diğeri de, seçimleri organize eden ve sonuçlarını açıklayan kurumda hükümet yanlılarının ağırlıkta olması.

Oy verme işlemi elektronik olarak yapılıyor ve resmi sonuçların yerel saatle 20:00 (TSİ Pazartesi 03:00) sularında açıklanması bekleniyor.

Seçimi kazanan adayın 10 Ocak 2025’te yemin ederek göreve başlaması bekleniyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/venezuela-sandik-basinda-sosyalist-iktidar-25-yildir-karsilastigi-en-zorlu-sinavi-gecebilecek-mi/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: CHP İktidarında Alım Gücü Artacak https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-chp-iktidarinda-alim-gucu-artacak/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-chp-iktidarinda-alim-gucu-artacak/#respond Fri, 26 Jul 2024 21:48:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42350 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, CHP iktidarında alım gücünün artacağını söyleyerek, ” Recep Tayyip Erdoğan’ın en çok övündüğü konu, paradan 6 tane sıfır atmasıdır. Biz de atacağız. Biz onun gibi 6 sıfır atmayacağız. Bir sıfır atacağız, ama o 6 sıfırı etiketlerden fiyatlardan, masraflardan da attı. Döndü maaşlardan da attı. CHP iktidarının 10’uncu yılında bugüne dönüp baktığınızda bir sıfır attığımızı göreceksiniz ama maaşlardan değil, sadece fiyatlardan. Yani bugünkü maaşı alacaksınız ama mazotun 4 lira, dana kıymanın 55 lira olduğunu göreceksiniz. Bu şu demek, alım gücünün 10 kat artması demek” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa İl Başkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısında konuştu. Son yerel seçimlerde her 2 kişiden birinin oyunu alarak seçim kazandıklarını belirten Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, anketlerde her geçen gün CHP’nin oylarının arttığını ifade etti. Emekliden üreticiye, asgari ücretliden esnafa, tüm kesimlerin sorunlarını konuşarak yollarına devam edeceklerini dile getiren Özel, “Recep Tayyip Erdoğan’ın en çok övündüğü konu, paradan 6 tane sıfır atmasıdır. Biz de atacağız. Biz onun gibi 6 sıfır atmayacağız. Bir sıfır atacağız, ama o 6 sıfırı etiketlerden fiyatlardan, masraflardan da attı. Döndü maaşlardan da attı. CHP iktidarının 10’uncu yılında bugüne dönüp baktığınızda bir sıfır attığımızı göreceksiniz ama maaşlardan değil, sadece fiyatlardan. Yani bugünkü maaşı alacaksınız ama mazotun 4 lira, dana kıymanın 55 lira olduğunu göreceksiniz. Bu şu demek, alım gücünün 10 kat artması demek” diye konuştu.

“Tayyip Bey’in gösterdiği istikametle olmuyor”

“Bu Tayyip Bey’in gösterdiği istikametle olmuyor. Şangay İşbirliği Örgütü’nde ortalama milli gelir 4 bin 500 dolar. Tayyip Bey’in peşine takılan oraya gider. Atatürk’ün gösterdiği yöne, muasır medeniyetler yönüne giderseniz, Avrupa Birliği hedefiniz olursa orada milli gelir ortalama 45 bin dolardır” diyen Özel sözlerini şöyle sürdürdü: “Arada 10 kat fark var. Burada dünyanın en iyi arabaları üretiliyor ama kendileri mütevazı arabalara biniyorlar. Bu taraftakilere satıyorlar. Dünyanın en pahalı Mercedes’ini 10 tane Merkel’in ülkesi üretti o tarihte, Merkel kendisi mütevazı minibüse bindi, 2 tanesini bize sattı. Geri kalanının bu taraftaki ülkelere sattı. Burada saray büyük, liderler zengin, uçaklar 10’ar 10’ar. Bu tarafta tarifeli uçuyorlar, ucuz evde oturuyorlar. Ama buranın halkı sürünüyor, buranın halkı zengin.”

“Bir sıfır olsun bizim olsun”

Önümüzdeki seçimin referandum niteliğinde olacağını söyleyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Avrupa Birliği hedefinde hızla kalkınan bir ülke mi, Şangay İşbirliği Örgütü’nün peşinde 4 bin 500 dolarlık bir ülke mi? Biz bu ülkeyi önce 45 bin, sonra 55-60 bin dolar milli geliri olan bir hale getireceğiz. Paradan değil, etiketlerden sıfır atacağız. Maaştan değil, masraftan sıfır atacağız. Tayyip Erdoğan gibi 6 koli bu tarafa, 6 koli diğer tarafa atıp milletin yüzüne bakıp 6 sıfır attık demeyeceğiz. Bir sıfır atacağız. Bir sıfır olsun bizim olsun diyeceğiz. Herkesin yüzünü güldüreceğiz” diye konuştu.

SGK’nın belediye borçlarını tahsil etmesine yönelik açıklamasını CHP’li belediyelerin icraat yapmaması için yapılan ‘mali bir darbe girişimi’ olarak değerlendiren Özgür Özel, ” Türkiye’deki bütün belediyelerin ve şirketlerinin SGK’ya toplam borcu 90 milyar lira. Sadece Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde bize kalan borç 30 milyar liradır. Ne konuşuyorsunuz? Sadece SGK borcu 4,5 milyar lira. Bize enkaz devrettiler. Türkiye’nin en borçlu belediyeleri AK Parti’den bize geçen belediyelerdir” dedi.

15 Temmuz’un kanlı bir darbe girişimi olduğunu vurgulayan Özel, “Orada CHP olarak demokrasinin yanında durduk. Meclisin yanında durduk, kapalı meclisi açtırdık ve darbecilere meydan okuduk. Geçen 31 Mart seçiminden sonra Ekrem İmamoğlu’nun 13 bin oyla kazandığı seçimin iptal edilmesi yargı yoluyla darbe girişimiydi. Milletin feraseti ile fark 806 bine çıktı. Osmanlı tokadı atacağız diyenler demokrasi tokadı ile kendilerine geldiler sandık, gelmemişler. Şimdi Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla CHP’li belediyelere mali darbe girişiminde bulunuluyor. Darbe, milletin seçtiğinin millete hizmet etmesine engel olup, bertaraf etmeye çalışmaktır. Bunu tankla topla yaparsan, askeri darbe olur. YSK kararı ile yaparsan adli yargı darbesi olur, şimdi maliye eliyle yapıyorsun. Seçilenin milletine hizmet etmesine engel olmaya çalışıyorsun. Yıllardır SGK primlerini ödememiş AK Partili belediyeler. 4.5 milyar Bursa’ya bırakmış. Hesabı ödemeden kaçmış. Mustafa Bozbey’e diyor ki, ‘kendininkini de öde, bundan önceki yönetimin 4.5 milyarını da öde, faizi ile öde’ diyor. Böylelikle hizmet yapamayacağız, o da diyecek ki ‘CHP’li belediyeler çalışmıyor.’ Vallahi de yapacağız, billahi de yapacağız. Gerekirse Türkiye’nin en büyük örgütlenmesini yapar, yine hizmetleri yapacağız” şeklinde konuştu.

“Türkiye büyük bir açmazın içinde”

Türkiye’nin büyük bir açmazın içinde olduğunu savunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Ülkeyi şirket gibi yöneteceğim diyen Erdoğan, tavla, dama oynar gibi devlet yönetti. Kırdı, kırıldı, yendi yenildi. Oysa ülke satranç oynar gibi yönetilir. Bir satranç oyuncusunun iyi olup olmadığı yaptığı açılışa bakılır. İyi bir açılış yaptıysanız, açmaza düşmezsiniz. Türkiye çok büyük iki açmazın içindedir. Bugün asgari ücret alan için çok düşüktür. Veren için çok yüksektir. Bugün dolar kuru bizim için çok yüksektir, ihracatçı için çok düşüktür. Bunun sebebi orta gelir tuzağıdır. Orta gelir tuzağının en büyük sebebi geçmiş yöntemlerle bu dönemde üretim ve ihracat yapmaya çalışmaktır. Penye, fason kot üreterek ve bununla tutunmaya çalışarak, 9 bin – 12 bin dolar sınırında kalırsınız ve ilerleyemezsiniz. Bu 20-30 yılın öncesinin işiydi. Bugün de ihtiyaç kadar üretilir ama esas ağırlığı yüksek katma değerli ihracat ürünlerinde olması gerekirdi. Bugün çip üretiyor, dokunmatik telefonları bizim üretiyor olmamız gerekiyordu” ifadelerini kullandı.

Gri listeden çıkmış olmanın övünülecek bir şey olmadığını anlatan Özel, ” Mozambik’in olduğu listeden çıkmakla övünüyorlar. Amatör ligin de altına düşmüşlerdi, şimdi 3. lige çıktık övünüyorlar. Öyle bir anlayışla karşı karşıyayız ki, yalan yanlış işler yapıyor. Ülkenin kredi notu düşüyor. Biri çıkıp ‘bunlar gayri milli’ diyor. Uluslararası kuruluş, gayri millisi mi olur? Fitch ülkenin kredi notunu düşürüyor, adam açıklama yapıyor; ‘Fitch’in biri notumuzu düşürmüş’ diye. Öbür gün artınca Fitch’e methiyeler düzmeye başlıyorlar. O yüzden bu anlayış Türkiye’yi zor duruma getirdi” dedi. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-chp-iktidarinda-alim-gucu-artacak/feed/ 0
Ege İhracatçı Birlikleri 2024 İlk Yarı İhracat Rakamlarını Açıkladı https://www.haber60.com.tr/ege-ihracatci-birlikleri-2024-ilk-yari-ihracat-rakamlarini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/ege-ihracatci-birlikleri-2024-ilk-yari-ihracat-rakamlarini-acikladi/#respond Fri, 26 Jul 2024 08:00:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42278 Ege İhracatçı Birlikleri’nin (EİB), 2024 yılının Ocak-Haziran döneminde ihracatı 9 milyar 21 milyon dolar oldu. Egeli ihracatçılar, 2024’ün ilk yarısında 200 farklı ihraç pazarına ulaşarak, 108 ülke ve bölgeye ihracatını artırmayı başardı.

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “En büyük ticaret ortağımız Avrupa Birliği, ABD ve Çin rekabetiyle mücadele etmek, küresel sahnede daha iddialı bir AB vizyonunu oluşturmak için Yeşil Mutabakat ile ‘Buy European’ stratejisini güçlendiriyor. 2024’ün ilk yarısında AB 4,6 milyar dolarla ihracatımızın önemli bir bölümünü oluşturdu. 6 aylık ihracatımızda Avrupa kıtasının payı yüzde 51 olarak kayıtlara geçti. Amerika ülkelerine yüzde 8 artışla 1,1 milyar dolar, Orta Doğu ülkelerine 979 milyon dolar, Afrika ülkelerine yüzde 2 artışla 689 milyon dolar, Eski Doğu Bloku ülkeleri 579 milyon dolar, Serbest Bölgelere yüzde 12 artışla 183 milyon dolar, Türk Cumhuriyetlerine 178 milyon dolar ihracatımız var. Almanya 912 milyon dolar, ABD yüzde 3 artışla 791 milyon dolar, İtalya 517 milyon dolar, İspanya 507 milyon dolar, Birleşik Krallık yüzde 8 artışla 461 milyon dolar, Hollanda’ya yüzde 9 artışla 383 milyon dolar, Fransa’ya 365 milyon dolar, Rusya’ya 256 milyon dolar ihracatla ilk sıralarda yer alıyor.” dedi.

2024’ün ilk yarısında Çin’e ihracatta yüzde 66 artış

Başkan Eskinazi, 2024 yılı Ocak-Haziran döneminde en fazla ihracat artışı gösterdiği Asya-Okyanusya ülkelerine yüzde 17 artışla 637 milyon dolar ihracat yaptıklarına değindi. Eskinazi, “Ticaret Bakanlığımızın Uzak Ülkeler stratejisiyle belirlediği 18 ülkenin 11’ine ihracatımızda belirgin artışlar yaşadık. EİB olarak Uzak Doğu ülkeleriyle ihracatımız incelendiğinde; artık sadece tekstil ve tüketim malları dışında elektrikli otomobilden, yenilenebilir enerji endüstrisine, hammadde piyasasına, birçok gelecek teknolojisi ve stratejik ürünün her bir segmentine hakim durumda olan Çin’e yüzde 66 artışla 211 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. Japonya’ya yüzde 28 artışla 77 milyon dolar, Güney Kore’ye 26 milyon dolar, Hong Kong’a 11 milyon dolar, Tayvan’a 9 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. Güney Asya’da ihracatımızı Hindistan’a yüzde 3 artışla 56 milyon dolar, Pakistan’a yüzde 48 artışla 27 milyon dolar, Bangladeş’e yüzde 39 artışla 20 milyon dolar büyüttük. Asya Pasifik bölgesinde ise Vietnam’a 32 milyon dolar, Malezya’ya 20 milyon dolar, Tayland’a yüzde 35 artışla 11 milyon dolar, Filipinler’e 8 milyon dolar, Singapur’a yüzde 15 artışla 8 milyon dolar ihracat yaptık.” diye konuştu.

Ülkelere yapılan ihracat rakamları

Ege Bölgesi’nde mobilya kağıt orman ürünleri ve mamulleri sektörünün ihracatında birinci ülke yüzde 60 artışla 28 milyon dolarla ABD oldu. Demir çelik sektörü 2024’ün ilk yarısında en fazla ihracatı 149 milyon dolarla Almanya’ya, deri ve deri mamulleri sektörü 11 milyon dolarla Almanya’ya, hazırgiyim ve konfeksiyon sektörü 144 milyon dolarla İspanya’ya, hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yüzde 89 artışla 84 milyon dolarla Cezayir’e, kuru meyve ve mamulleri sektörü 26 artışla 76 milyon dolarla Birleşik Krallık’a, maden sektörü yüzde 167 artışla 153 milyon dolarla Çin’e, yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörü 95 milyon dolarla ABD’ye, su ürünleri ve hayvancılık mamulleri sektörü yüzde 8 artışla 96 milyon dolarla İtalya’ya, tekstil ve hammaddeleri sektörü 21 milyon dolarla Çin’e, tütün sektörü yüzde 16 artışla 62 milyon dolarla Irak’a, zeytin zeytinyağı sektörü 80 milyon dolarla İspanya’ya ihracat gerçekleştirdi.

İzmir ve Manisa’nın ihracatında Almanya, Denizli’nin ihracatında Birleşik Krallık, Aydın’ın ihracatında İtalya, Muğla’nın ihracatında Rusya, Balıkesir’in ihracatında ABD, Kütahya’nın ihracatında İtalya, Uşak ve Afyonkarahisar’ın ihracatında ABD birinci sırada yer aldı. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/ege-ihracatci-birlikleri-2024-ilk-yari-ihracat-rakamlarini-acikladi/feed/ 0
Schengen Vizesi Randevusu Almak İçin Karaborsa Ticareti Yapılıyor https://www.haber60.com.tr/schengen-vizesi-randevusu-almak-icin-karaborsa-ticareti-yapiliyor/ https://www.haber60.com.tr/schengen-vizesi-randevusu-almak-icin-karaborsa-ticareti-yapiliyor/#respond Thu, 25 Jul 2024 02:57:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42123 Yazan’ın uzun zamandır beklediği aile buluşması için geçen yıl İtalya’ya gitmesi gerekiyordu.

Ancak Londra’da okuyan 20 yaşındaki Suriyeli, bir Avrupa ülkesine gitmek için gerekli olan Schengen vizesi randevusu almayı başaramadı.

“İki ay boyunca denedim” diyor BBC’ye, randevu alınan web sitesine gece yarısı bile girdiğini ekleyerek. “Sabaha karşı 04.00’te, 05.00’te denedim ama randevu saati bulamadım.”

Sonunda pes etti ve ailesiyle görüntülü konuşmakla yetinmek zorunda kaldı.

Randevu günü ve saati bulmak konusunda sorun yaşayan binlerce insandan biri Yazan.

BBC, dünyanın dört bir yanından Schengen vizesi almak konusunda sorun yaşayan kişilerle konuştu.

Para karşılığında hızlı rezervasyon

Facebook ve Telegram gruplarında, Quora gibi internet forumlarında randevu bulmak için tavsiye veren insanlar var ve bunu para karşılığında yapıyorlar.

Randevu bulabilmek için karaborsaya başvurmak ve hızlı bir şekilde rezervasyon yapabilmek için yazılım geliştirmek, Schengen Bölgesi’ndeki 29 ülke için vize alma mücadelesiyle sıkça gündeme geliyor.

Covidle bozulan denge

Covid pandemisinin ardından, uluslararası seyahatlere olan talep tekrar arttı.

Avrupa Birliği (AB) 2023’te 10 milyon Schengen vizesi temin etti. Bu sayı 2022’de 7,3 milyondu.

Birleşmiş Milletler (BM) Turizm ofisine göre 2024’ün ilk üç ayında 285 milyon turist uluslararası seyahat gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 20 daha fazla.

Schengen vizesi başvuruları, Avrupa hükümetleri adına bazı aracı kurumlar tarafından düzenleniyor. Başvuru sahiplerinden belge ve biyometrik verileri bu kurumlar topluyor.

TLSContact ve VFS Global isimli iki aracı ajansla iletişime geçtiğimizde internet sitelerindeki randevu aralıklarının, temsil ettikleri ülkelerin konsoloslukları tarafından belirlenip kontrol edildiğini söyledi.

AB Komisyonu sözcüsü Christian Wigand BBC’ye, Covid seyahat kısıtlamalarının bazı ülkeleri personel sayısını azaltmaya ve aracı şirketlerle olan sözleşmeleri iptal etmeye zorladığını, bunun da onları artan taleple başa çıkma konusunda daha az donanımlı hale getirdiğini söyledi.

AB Komisyonu’nun, randevu bekleme sürelerini azaltmak için, başvuruları işleme koyacak daha fazla personel almak amacıyla yakın zamanda yapılan 10 euro’luk vize ücreti artışı da dahil olmak üzere önlemler aldığını da belirtti.

‘ Vize alışverişi’

Seyahat eden kişilerin vize başvurusunu Schengen bölgesinde gidecekleri ülkeye, birden fazla Schengen ülkesini ziyaret edeceklerse seyahatleri boyunca en uzun süre kalacakları ülkeye yapmaları gerekiyor.

Bazı ülkelerin konsolosluklarına diğerlerine göre daha fazla başvuru olması nedeniyle, pek çok kişi, bazılarının “vize alışverişi” olarak tanımladığı bir yöntemi kullanarak vize almak için yüksek maliyetli mesafeler kat ediyor.

Hindistan Seyahat Acenteleri Federasyonu Başkan Yardımcısı Anil Kalsi, “İnsanlar hızla vize randevusu alabildiği herhangi bir ülkeyi seçmek zorunda kalıyor” diyor.

Bazı kişiler, AB kurallarına uymak için, esas gitmek istedikleri yerin yanı sıra daha fazla vize randevusu bulunan başka bir ülkeyi de ziyaret ederek daha fazla para harcıyor.

Bu yöntem genellikle randevu eksikliğine bir yanıt olsa da, AB Komisyonu’ndan Christian Wigand bunun bekleme sürelerinin artmasına neden olan bir faktör olduğunu söylüyor.

Geçen yıl randevu sıkıntısı sorulduğunda, Londra’daki Fransa Büyükelçiliği BBC’ye kapasitedeki büyük artışın vize alışverişini teşvik edeceğini söylemişti.

Ancak çoğu kişi için bu çok pahalı ve zaman alıcı ve karaborsa için bir fırsat yaratıyor.

Karaborsa ‘botları’

Londra’da yaşayan Mısırlı Nirvana, arkadaşının İtalya’daki düğününe gitmek için kara borsada vize randevusuna 100 pound (yaklaşık 130 dolar) ödediğini söylüyor.

Arkadaşının tavsiyesiyle kullandığı platformun “bot” kullanarak, para karşılığında başkaları adına randevu alabildiğini söylüyor.

“Dostları ve akrabalarının çoğu düğünü, zamanında vize randevusu alamadığı için kaçırdı” diyor.

Robot kelimesinin kısaltması olan “bot”, insan faaliyetini çok daha yüksek hız ve frekansta taklit eden bir bilgisayar programı. Karaborsa acenteleri bunları, randevular açılır açılmaz toplu rezervasyon yapmak için kullanıyor.

Üç ay boyunca bir konser için Hollanda’ya gitmek üzere Londra’da randevu ayarlamaya çalışan Lübnanlı Sirene, VFS Global sitesinde randevu oluştuğunda kendisine bildirim gönderecek bir botu indirmek için 30 £ ödedi.

26 yaşındaki kadın, bunun kişisel verilerini bir karaborsa acentesiyle paylaşmaktan daha güvenli bir seçenek olacağını umuyordu.

Aynı hizmeti sunan bir Telegram kanalı, müşterilere bir ila üç gün içinde randevu alacaklarını vaat ediyor.

Ancak binlerce kişinin bu bildirimleri almak için para ödediğini bilen Sirene’ye bot da yardım edemedi. Bildirimin ardından her baktığında randevu çoktan gitmişti.

“Bu acı verici bir süreçti ve sonunda pes ettim” diyor. Biletini bir yıldan uzun bir süre önce almış olmasına rağmen artık konseri kaçırmayı kabullendi.

Konsolosluklar ve vize acenteleri “randevu sahtekarlığıyla” mücadele etmek için teknolojiyi kullanıyor.

TLSContact BBC’ye, karaborsa yatırımcılarının işlerini zorlaştırmak için tek kullanımlık şifreler gibi şeyler kullandığını söyledi. Ayrıca öngörülebilirliği önlemek için yeni randevuların “rastgele paylaşılmasını” da otomatik hale getirir.

Benzer önlemler, BBC’ye randevu alan robotların “son derece ciddiye” aldığını söyleyen VFS Global tarafından da alınıyor.

‘Özel rezervasyon pencereleri’

Ahmet (gerçek adı değil) karaborsada faaliyet göstermediğini ancak karaborsanın nasıl işlediğini bildiğini söyleyen bir seyahat acentesi sahibi.

Bazı karaborsacıların ve müşterileri için randevu arayan seyahat acentelerinin, vize aracı kurumlarının çalışanlarıyla yakın ilişkiler kurarak hızlı randevu aldığını iddia ediyor. Bu çalışanların randevuların açıklanacağı kesin saatleri ve tarihleri ??açıkladığını söylüyor.

“İki taraf arasındaki anlaşmaya bağlı olarak, seyahat acenteleri veya karaborsa satıcıları beklenen randevu açıklanma süresinden kısa bir süre önce özel bir pencereden yararlanabilir” diyor.

Vize randevusuyla ilgili karaborsa hakkında bilgi sahibi olan farklı kaynaklardan benzer iddialar duyduktan sonra BBC, yorum almak üzere hükümetler adına hareket eden vize aracı kurumlarıyla temasa geçti.

TLSContact, iddiaların yanlış olduğunu ve “muhtemelen kendilerine güvenilirlik yaratmaya çalışan karaborsacılardan kaynaklandığını” söyledi:

“Randevu masalarımıza, kurumumuzdaki çok sınırlı sayıdaki üst düzey çalışanımız erişebilmektedir. Hareketleri, IT sistemlerimiz ve temsil ettiğimiz resmi vize birimleri tarafından yakından takip ediliyor.”

VFS Global Orta Doğu ve Kuzey Afrika Başkanı Ariprasad Viswanathan, BBC’ye şirketin “bu tür bir suistimal hakkında hiçbir bilgisi olmadığını ancak konuyu araştıracağını” söyledi.

VFS, “özel rezervasyon pencerelerinin” olmadığını ve “randevu aralıklarının herkese aynı anda açıldığını” söylüyor.

AB Komisyonunun vize operasyonlarını izlemede bir rolü olsa da Wigand, aracı kurumların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesini ve AB kurallarına ve vize kanunu hükümlerine uymasını sağlamanın AB üye devletlerinin sorumluluğunda olduğunu söylüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/schengen-vizesi-randevusu-almak-icin-karaborsa-ticareti-yapiliyor/feed/ 0
Malatya’da Emekliler Maaş Zammını Protesto Etti https://www.haber60.com.tr/malatyada-emekliler-maas-zammini-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/malatyada-emekliler-maas-zammini-protesto-etti/#respond Wed, 24 Jul 2024 23:24:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42038

(MALATYA) – Birleşik Emekliler Sendikası Malatya Şubesi üyeleri, Emekliler Parkı’nda biraraya gelerek maaşlara yapılan zammı protesto etti. Malatya Şube Başkanı Haydar Göktaş, “Emeklinin istediği sadece insan onuruna yakışır bir yaşam, tüm dünya emekliler gibi hayatlarımızın sonbaharında kimseye minnet etmeden yaşamak istiyoruz” dedi.

Birleşik Emekliler Sendikası, seslerini hükümete duyurmak için Emekliler Parkı’nda bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Emekliler, ‘Ya seçim, ya geçim’ diyerek 22 yıldır iktidarda olan AK Parti’nin emekliyi yoksullaştırdığını ve artık göz ardı etmemesi gerektiğini söyledi.

Birleşik Emekliler Sendikası Malatya Şube Başkanı Haydar Göktaş’ın okuduğu basın açıklamasında emeklilerin içinde bulunduğu zor koşullara dikkat çekildi. Göktaş, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığını belirterek şunları söyledi:

“TÜİK’in sahte ve talimatlı olarak yüzde 25.73 olarak açıklaması sonrası hükümetin en düşük emekli maaşını 12 bin 500 TL olarak açıklaması bizleri hiç şaşırtmadı. İyice anladık ki bu hükümet zenginden yana mültecileri besleyen politikasından vazgeçmeyecek. Fakirden alıp zengine verecek. Zaten bu iktidar döneminde ne fakirin karnı doydu, ne de zenginin gözü doydu. Biz emeklileri, zaten gözden çıkardılar. Unuttukları bir konu var bu emekli 30 – 40 yıl prim yatırmış hakkı olanı istiyor. Verdiğiniz bir sosyal yardım veya sadaka değildir. Yıllarca primini yatırmış ama siz bu birikmiş primleri yol köprü yaptık derseniz veya başka birilerine peşkeş çektiyseniz, bu sizin suçunuz; emeklinin değil. Emeklinin istediği sadece insan onuruna yakışır bir yaşam, tüm dünya emeklileri gibi hayatlarımızın sonbaharında kimseye minnet etmeden yaşamak istiyoruz. Temmuz zammı gelmeden her şeye yüzde 30 – 40 zam geldi zaten, yani verdiğiniz zam cebimize girmeden aldınız.

“Bugün biz emeklilerin yaşadıkları sefalet, açlık, yoksulluk sizin 22 yıllık karne notunuzdur”

Emekliye istediğiniz zammı yaparsak ‘kasada para kalmadı ülke batar’ gibi sözler söylediler. Ülke bugün bu haldeyse birinci sorumlusu sizlersiniz. Emeklinin asgari ücretli kısaca ülkenin yüzde 80’i fakirse sizin tercihlerdeki yanlışlarınızdır. Bugün biz emeklilerin yaşadıkları sefalet, açlık, yoksulluk sizin 22 yıllık karne notunuzdur. Yandaşın sözüne değil emeklinin haline bakacaksınız. Sizi 22 yıldır iktidara getiren ve iktidarda tutan bugün dışladığınız bu yoksul kesimdir. Ülke vatandaşlarını ekonomik olarak ikiye böldünüz. Yüzde yetmiş olan alt gelir topladığınız vergi ceza faizin yani bütçenin yüzde yetmişini karşılıyor. Siz bu bütçenin yüzde seksenini yüzde yirmilik üst geliri olanlara veriyor, harcıyorsunuz bir de bizim dediğimizi yapsanız. Kuzuların derisini yüzmektense beslediğiniz koçların yününü kırpsanız nasıl olur? 22 yıldır uyguladığımız bu adaletsiz tercihleriniz biz emeklileri taş devrinde yaşanan sıkıntılarla uğraşır hale getirdi. Taş devrinin en önemli sorunu beslenme ve barınmaydı. Bir de buna sağlık problemleri eklendi. Türkiye fakir değil yağmalanmış ülkedir. Evi soyulmuş birine fakir demek hırsızı aklamaktır. İktidar sahipleri en azından mültecilere verdiğin bu kadar hakkı kendi emekline de ver. Bu emekli bu ülkede 30- 40 yıl çalışmış vergisini primini ödemiş 18 ay askerlik yapmış.”

]]> https://www.haber60.com.tr/malatyada-emekliler-maas-zammini-protesto-etti/feed/ 0 Atatürk Barajı ve HES, Ülke Ekonomisine Yılda 1,7 Milyar Dolar Katkı Sağlıyor https://www.haber60.com.tr/ataturk-baraji-ve-hes-ulke-ekonomisine-yilda-17-milyar-dolar-katki-sagliyor/ https://www.haber60.com.tr/ataturk-baraji-ve-hes-ulke-ekonomisine-yilda-17-milyar-dolar-katki-sagliyor/#respond Wed, 24 Jul 2024 22:18:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41972

DEVLET Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, Adıyaman, Şanlıurfa ve Diyarbakır illeri arasında yer alan Atatürk Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin (HES), ülke ekonomisine her yıl 1,7 milyar dolar katkı sağladığını açıkladı.

DSİ’den yapılan yazılı açıklamada, 1983 yılında inşaatına başlanılan Atatürk Barajı’nda 13 Ocak 1990 tarihinde su tutulmaya başlandığı belirtilerek, “Zamanla bölge halkının ‘Deniz’ olarak andığı 817 kilometrekarelik devasa baraj gölü ortaya çıktı. İnsan eliyle yapılmış olmasına rağmen Atatürk Baraj Gölü; Van Gölü ve Tuz Gölü gibi doğal göllerin ardından ülkemizin en büyük 3’üncü gölü haline geldi. Atatürk Barajı, depoladığı su miktarı açısından da eşsiz bir konumda bulunuyor. Baraj rezervuarında depolanan 48,7 milyar metreküp su, ülkemizin toplam su depolama kapasitesinin yaklaşık yüzde 26’sını oluşturuyor. Bu müthiş su kütlesi, başta hidroelektrik enerji üretimi ve tarım olmak üzere; su ürünleri üretimi, ulaşım, su yolu taşımacılığı ve turizm gibi sektörlere de hizmet sunuyor. Atatürk Barajı, dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve Başbakan Süleyman Demirel’in yanı sıra; çok sayıda yabancı devlet başkanı ve üst düzey yetkilisinin katılımıyla 25 Temmuz 1992 tarihinde düzenlenen merasimle hizmete açıldı ve ilk ünite devreye alınarak tesis elektrik enerjisi üretimine başladı” denildi.

‘YILLIK 8,9 MİLYAR KİLOWATT/SAAT ELEKTRİK ÜRETİYOR’

Atatürk Barajı’nın 8 türbinden oluşan hidroelektrik santralinin toplam 2 bin 400 megavat kurulu güce sahip olduğu belirtilerek, “Son türbinin 10 Eylül 1994 tarihinde devreye alınmasıyla birlikte tesis tam kapasite elektrik üretimine başladı. Atatürk Barajı ve HES yıllık 8,9 milyar kilovat/saat elektrik enerjisi üretim kapasitesine sahip. Dev tesis bu özelliği ile ülkemizin ve Avrupa’nın en büyük hidroelektrik santrali konumunda bulunuyor. Atatürk Barajı ilk türbinin devreye alınarak enerji üretmeye başladığı 1992 yılından bu yana toplam yaklaşık 210 milyar kilovat/saat elektrik enerjisi üreterek ülke ekonomisine bu yolla yaklaşık 500 milyar TL katkı sağladı” ifadelerine yer verildi.

‘SULAMA SAHASI 800 BİN HEKTAR’

Atatürk Barajı’nın, enerji üretiminin yanında ülke tarımı ve gıda güvenliği açısından da son derece önemli bir işleve sahip olduğun ifade edilen açıklamada, “Tesis ile Fırat Nehri’nin sularından ilk defa sulama maksatlı faydalanılması imkanı doğdu. Atatürk Barajı’ndan yapılacak sulama sahası 800 bin hektar ile ülkemizin ekonomik olarak sulanabilir arazisi olan 8,5 milyon hektarın yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Atatürk Barajı’nda depolanan sular, 1995 yılından itibaren tarım arazileriyle buluşmaya başladı. O tarihten bu yana sulanan arazi miktarı sürekli arttı ve günümüz itibarıyla yaklaşık 450 bin hektara ulaştı. Atatürk Barajı 1995 yılından günümüze kadar tarımsal sulama yoluyla ülke ekonomisine toplam yaklaşık 423 milyar TL katkı sağladı” denildi.

‘SULAMA SAHASININ TAMAMINA SU İLETİLMESİYLE KATKI DAHA DA ARTACAK’

Atatürk Baraj’ında çeşitli türlerde balık yetiştiriciliği ve avcılık da yapılığı belirtilerek devamında şu ifadelere yer verildi:

“Özellikle sazan türü balıklar yetiştirilerek bölgenin gıda çeşitliliğine ve yeni iş alanlarına kavuşmasına katkı sağlanıyor. Bunun yanında baraj gölünün çeşitli kesimlerinde tesis edilen iskeleler vasıtasıyla hem yolcu hem de yük taşımacılığı yapılıyor. Atatürk Barajı her yıl yerli ve yabancı binlerce turisti de ağırlıyor. Atatürk Barajı’nın, enerji ve tarımsal sulama başta olmak üzere taşkın kontrol ve diğer gelir getirici faaliyetlerle birlikte milli ekonomiye her yıl yaklaşık 1,7 milyar ABD doları tutarında katkı sağladığı hesaplanıyor. Bu katkı sulama sahasının tamamına su iletilmesiyle daha da artacak. Atatürk Barajı işletme ömrü açısından da dünyadaki şanslı barajlar arasında yer alıyor. Çünkü Fırat Nehri üzerinde Atatürk Barajı’nın akış yukarısında inşa edilen Keban ve Karakaya gibi büyük barajlar, filtre görevi görerek baraj rezervuarının rusubatla dolmasını engelliyor. Bu avantaj sayesinde Atatürk Barajı daha uzun yıllar ülke ekonomisine katkı sağlamaya ve ülkemizde inşa edilen en büyük mühendislik eseri olarak Ulu Önder’in ismini yaşatmaya devam edecek.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ataturk-baraji-ve-hes-ulke-ekonomisine-yilda-17-milyar-dolar-katki-sagliyor/feed/ 0
Erdoğan’dan “Sokak Hayvanları” Açıklaması: “Timsahın Gözyaşları Merhametten Değildir” https://www.haber60.com.tr/erdogandan-sokak-hayvanlari-aciklamasi-timsahin-gozyaslari-merhametten-degildir/ https://www.haber60.com.tr/erdogandan-sokak-hayvanlari-aciklamasi-timsahin-gozyaslari-merhametten-degildir/#respond Wed, 24 Jul 2024 21:57:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41954 (ANKARA) – AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında, tepkilere neden olan sokak hayvanlarıyla ilgili kanun teklifi konusundaki tartışmalara ilişkin “Dağdaki eli kanlı katil sürülerine methiyeler düzenler, kimse kusura bakmasın ama, bize vicdan ve merhamet nutku çekemez. Unutmayın, timsahın gözyaşları merhametten değildir” diye konuştu. Erdoğan Orta Vadeli Program’ın olumlu sonuçlarını görmeye başladıklarını söyleyerek, “Enflasyonda en kötü tabloyu geride bıraktığımıza inanıyorum. Enflasyon inşallah bundan sonra daha hissedilir biçimde düşecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan konular şöyle:

“Bugün vefatının 29’uncu yıl dönümü olan Batı Trakya Türkleri’nin efsanevi lideri merhum doktor Sadık Ahmet’i bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Dr. Sadık Ahmet inandığı değerleri savunmaktan, bu uğurda bedel ödemekten çekinmeyen bir dava adamıydı. Batı Trakya Türk azınlığı bu sahip olduğu kazanımlarda merhum Sadık Ahmet’in duruşunun büyük bir payı vardır. Kendisini bir kez daha rahmetle anıyor, ailesine ve yol arkadaşlarına sabır diliyor, Türkiye olarak tüm imkanlarımızla Batı Trakya’daki kardeşlerimizin yanlarında olacağımızı burada tekrar vurgulamak istiyorum. Yunanistan ile gelişen diyaloğumuzdan Batı Trakya Türk azınlığının hak ve hukukunun korunması noktasında da istifade ediyoruz.

Kıbrıs Türk halkı 1960’lardan beri neredeyse üç çeyrek asırdır haksızlığa, hukuksuzluğa ve ayrımcılığa maruz kalıyor. 1963 ile 1974 yılları arasında yaşanan katliamları birçoğumuz daha dün gibi hatırlıyoruz. Yıkılan köyleri, öldürülen çocukları, Ada’nın sadece yüzde 3’lük bölümüne sıkıştırılmak istenen Kıbrıslı kardeşlerimizin dramlarını asla unutamayız. Tüm bu zulümler işlenirken Batılı kurum ve kuruluşlar hiçbir şey yapmadı. Bugün Gazze soykırımını seyrettikleri gibi Kıbrıs Türk halkına yönelik etnik temizlik teşebbüslerini de uzaktan izlediler.

Federalizme dayalı tekliflere bizim de Kıbrıs Türkü’nün de karnı tok. Anavatan ve garantör ülke olarak duruşumuzu Barış Harekatı’nın 50’inci yıl dönümünde çok net biçimde tekrar ortaya koyduk. 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı ülkemizden geniş bir heyetin de katılımıyla Kıbrıs Türkü kardeşlerimizle beraber büyük bir coşkuyla kutladık.

“Muhalefetin Türkiye’yi yabancı şikayet eden siyasetini terk etmeye başlamasını önemsiyoruz”

Muhalefetin Türkiye’yi yabancılara şikayet eden eski siyasetini terk etmeye başlamasını önemsiyoruz. Hatırlanacağı üzere sabık Genel Başkan döneminde CHP’nin dış politikada yaşadığı savrulmalar siyasi rekabet kavramıyla açıklanamayacak boyutlara ulaşmıştı. Kimi CHP milletvekilleri Avrupa’da ülke ülke dolaşıp PKK’nın Suriye’deki uzantılarının gönüllü avukatlığını yapıyorlardı. Geçen hafta 8’inci yıldönümünü geride bıraktığımız 15 Temmuz ihanetinin faillerini aklama görevini de yine CHP yönetimi üstlenmişti. Milletin, bir gecede 252 evladını şehit vererek yazdığı milli irade destanına, kontrollü darbe yaftası vuranlar da bu kifayetsizlerden başkası değildi. Türkiye’ye ve Türk siyasetine yakışmayan bu tavrın değişim işaretleri göstermesini, açık söyleyeyim, muhalefetin normalleşmesi adına kayda değer buluyoruz. Lefkoşa’da sergilenen birlikteliğin, başta terörle mücadele olmak üzere milli meselelerde istikrarlı bir şekilde sürdürülmesini temenni ediyorum.

Biz komşularımızla ilişkilerimizde gerilim peşinde asla değiliz. Yakın çevremizden başlayarak tüm ülkelerle dostluğumuzu ilerletmeye, bölgemizde ve dünyada dostlarımızın sayısını artırmaya bakıyoruz. Bu politikamızda da son derece samimiyiz, kararlıyız, iyi niyetliyiz. Tokalaşmak amacıyla uzatılan hiçbir eli havada bırakmayız. Ortak çıkarlar ve karşılıklı saygı çerçevesinde hareket edildiği takdirde aşılamayacak hiçbir engel görmüyoruz.

“Sene sonunda enflasyonu hedeflediğimiz seviyelere mutlaka indireceğiz”

Orta Vadeli Program’ın olumlu sonuçlarını görmeye başladık. Enflasyonda en kötü tabloyu geride bıraktığımıza inanıyorum. Enflasyon inşallah bundan sonra daha hissedilir biçimde düşecektir. Aşırı kar hırsının şişirdiği fiyat balonu kimi sektörlerde yavaş yavaş sönüyor. Fiyatlama davranışlarının tekrar piyasa gerçekleriyle uyumlu hale gelmeye başladığını görüyoruz. Bu dengelenme önümüzdeki dönemde güçlenerek devam edecektir. Sene sonunda enflasyonu hedeflediğimiz seviyelere mutlaka indireceğiz.

Daha 4 ay öncesinde meydanlarda bol keseden para dağıtıyorlardı, şimdi emeklilerimizi kapılarına dahi yaklaştırmıyorlar. Seçim bitti, sandıklar kapandı. Verilen sözlerin tamam rafa kalktı. CHP’li belediyelerin tamamı alameti farikası olan çöp, çukur, çamur, yolsuzluk, hırsızlık girdabına vatandaşlarımız tekrar kilitlendi. Vals ve dans gösterisi düzenlemeyi belediyecilik zannediyorlar. Beceriksizlik iş bilmezlik, ideolojik bağnazlık adeta bunların paçalarından akıyor.

“Cumhurbaşkanınız olarak yaşadığınız sıkıntıların tamamının farkındayım”

Şunu tüm kalbimle söylemek istiyorum: Benim çiftçim, üreticim, sanayicim, işçim şüphesiz en iyisine layıktır. Bilhassa ömrünün en güzel yıllarını; ailesine, ülkesine, milletine hizmet etmek için harcayan emeklilerimizin hakkını ödeyemeyiz. Hayatlarının ikinci baharında emeklilerimizin yanında yer almayı asli görevimiz olarak görüyoruz. Son 21 yılda emeklilerimizin hayat kalitesini yükseltecek birçok adım attık. Bizden önce emekli maaşları gerçekten insani standartların çok altındaydı. Kasım 2002’de nasıl bir ücret tablosuyla karşı karşıya olduğumuzu burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimizde en düşük emekli aylığı 66 lira, yani 43 dolardı. Yine bu dönemde asgari ücret 184 lira olarak uygulanıyor, bu rakam da 122 dolara tekabül ediyordu. Emeklilerimizin önemli bir kısmı asgari ücretin üçte biri civarında aylık almaktaydı. Bu dengesizliği giderecek pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik. En düşük emekli aylığını, geçtiğimiz hafta yapılan artışla 12 bin 500 liraya, yani 380 dolara yükselttik. Son 2 yılda en düşük emekli aylığını yüzde 257 oranında artırmış olduk.

Emekli kardeşlerimizin şunu bilmesini arzu ediyorum: gösterdiğimiz tüm bu çabalara rağmen, Cumhurbaşkanınız olarak yaşadığınız sıkıntıların tamamının farkındayım. Serzenişlerinizi duyuyorum. Sorunlarınızı çözmek için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Bizim popülizmle işimiz yok. Bizim hayal tüccarlığıyla da işimiz yok. Biz meydanlarda söz verip sonra unutanlardan değiliz; verdiği sözün her zaman dimdik arkasında duranlardanız.

Efendim, muhalefet ne der? Bize ne muhalefetten. Efendim, medyada ne yazarlar? bize ne medyadan ya? Efendim seçkinler rahatsız oluyorlarmış. Tuzu kuru cazgırlar gürültü yapıyorlarmış, sesi çok çıkanlar ortalığı velveleye veriyormuş. Bunların hiçbirine bakmayız, hiçbirine aldırmayız yola devam ederiz. Biz, sadece milletimize bakar, milletimizin ortak hissiyatına bakar, ortak beklentilerine bakar, adımımızı da ona göre atarız.

“Türkiye’de bir başıboş köpek sorunu var”

Bugün bazı şeyleri açık açık konuşmamız gerekiyor; birileri ısrarla görmezden gelse de Türkiye’de bir başıboş köpek sorunu var. Daha önce de ifade ettim, dünyanın hiçbir medeni ülkesinde, modern şehrinde göremeyeceğiniz, bir sokak köpeği popülasyonuyla karşı karşıyayız. Maalesef bu sayı, her yıl asimetrik bir şekilde katlanarak artıyor. Üstelik bu başıboş köpekler; çocuklara, yetişkinlere, yaşlılara, başka hayvanlara, koyun sürülerine, keçilere saldırıyorlar. Trafik kazalarına sebep oluyor; en değerli varlıklarımız olan çocuklarımızı parçalamak suretiyle bizden kopartıyorlar. Artan kuduz vakalarını, yabancı ülkelerin Türkiye’ye gelen vatandaşlarına yaptığı uyarıları burada saymıyorum bile. Müdahale edilmedikçe sorun daha da büyüyor; kötüleşiyor, mesele tam anlamıyla çığırından çıkıyor.

Milletimiz bizden bu sorunu çözmemizi istiyor. Halkımız, sokakların güvenli hale gelmesini istiyor. Çocuklarımız, gönül rahatlığıyla okula gitmek, parkta oynamak istiyor. Vatandaşımız hem şiddetin hem sağlımıza yönelik tehdidin hem de istismarın sona ermesini arzuluyor. Bizim bu isteklere, bu arzulara, ülkemizin dört bir yanından yükselen feryatlara sessiz, tepkisiz, bigane kalmamız düşünülemez. Daha önce de ifade ettim, hayvanlar konusunda kimse bize merhamet dersi vermeye kalkışmasın. Hele hele, bölücü terör örgütünün beşikteki bebeği katletmesine, canlı bombaların şehirlerimizde masum sivilleri aramızdan almasına, Gazze’de, şu anda sayısı 16 bini bulan masum çocuğun, sayısı 40 bini geçen masum insanın katledilmesine ses çıkarmayanlar, kalkıp da bize merhametten bahsetmesin. Dağdaki eli kanlı katil sürülerine methiyeler düzenler, kimse kusura bakmasın ama bize vicdan ve merhamet nutku çekemez. Unutmayın, timsahın gözyaşları merhametten değildir.

“İnsan sevmiyorlar ki, bir köpeği nasıl sevecekler?”

Komisyon çalışmaları sırasında, köpek yüzünden hayatını kaybetmiş 10 yaşındaki kızının acısını yüreğinde taşıyan annenin, 10 yaşındaki oğlu parçalanmış babanın üzerine yürüyen bir karakter fukarasının diline en son alacağı kelime merhamettir. Değil insana, değil masum çocuklara, herhangi bir canlıya karşı, yüreğinde zerre miskal merhamet olan biri, kalkıp da o densizliği yapmaz. Ciğerparesini kaybetmiş yüreği yaralı bir anneyle empati kuramayan, başka canlılarla nasıl kursun? Eşrefi mahlukat olan insana sevgi göstermeyen, başka canlılara nasıl sevgi beslesin? İnsan sevmiyorlar ki, bir köpeği nasıl sevecekler?

“3-5 marjinal karakterin Meclis’i çalışamaz hale getirmesine eyvallah etmeyiz”

Ayrıca birileri muhalefet vekillerinin desteğiyle kalkıp geliyor, daha doğrusu buraya Meclis’e taşınıyor, Meclis koridorlarını işgal ediyor, utanmadan, sıkılmadan Meclis çatısı altında katil diye bağırabiliyor. Milletvekili milletin temsilcisidir. Milletvekili sadece kendisini seçenlerin değil, tüm Türkiye’nin, 85 milyonun tamamının vekilidir. Milletvekiline, hem yüce Meclis çatısı altında ‘katil’ diye bağıran da onu oraya getirip o cesareti veren de bütün millete karşı saygısızlık yapmıştır, edepsizlik yapmıştır. Biz bu densizliğe, bu edepsizliğe, bu şımarıklığa pabuç bırakacak, boğun eğecek bir grup değiliz. Biz 3-5 marjinal karakterin çığırtkanlık yaparak, çağırarak, bağırarak Meclis’i çalışamaz hale getirmesine eyvallah etmeyiz.

Böyle bir edepsizliğin tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirler alınmalıdır. Utanç verici tüm sahnelere rağmen yasa teklifi dün komisyonda kabul edildi. Sadece insanları değil, sokak hayvanlarını da yaşatmayı amaçlayan kanun teklifimize ‘evet’ diyen tüm milletvekillerini tebrik ediyorum. Bu meseleyi, Meclis tatile girmeden önce inşallah Genel Kurul’un da takdirine sunacak; orada da taşkınlıklara prim vermeden, inanıyorum ki Cumhur İttifakı olarak, teklifi yasalaştırarak sokaklarımızı güvenli hale getireceğiz.

“Son bir haftadır ortalığı ayağa kaldıranlardan başıboş köpekleri sahiplenme kampanyamıza destek bekliyoruz”

Tabii teklifin yasalaşması sadece bir başlangıçtır. Bundan sonra esas önemli olan sahiplenme kampanyasıdır. Son bir haftadır ortalığı ayağa kaldıran sanatçılar, dernekler, medya mensupları başta olmak üzere tüm hayvanseverlerden başıboş köpekleri sahiplenme kampanyamıza güçlü destek bekliyoruz. Burada sergilenen yüksek hassasiyetin çok daha fazlasını, sahiplenme sürecinde de göreceğimize inanıyorum.

Sözlerimi tamamlamadan önce 2024 Paris Olimpiyat Oyunlarında yarışmak üzere dün Fransa’ya uğurladığımız sporcularımıza Mevla’dan başarılar diliyorum. Kendilerinden, milletçe göğsümüzü kabartacak müjdeli haberler bekliyoruz. Bu düşüncelerle her birinize 28’inci dönem, birinci yasama yılında gösterdiğiniz üstün gayretler dolayısıyla tekrar tebriklerimi iletiyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogandan-sokak-hayvanlari-aciklamasi-timsahin-gozyaslari-merhametten-degildir/feed/ 0
İşte dünyanın en güçlü pasaportları! Türk pasaportu listede 7 basamak yükseldi https://www.haber60.com.tr/iste-dunyanin-en-guclu-pasaportlari-turk-pasaportu-listede-7-basamak-yukseldi/ https://www.haber60.com.tr/iste-dunyanin-en-guclu-pasaportlari-turk-pasaportu-listede-7-basamak-yukseldi/#respond Tue, 23 Jul 2024 22:48:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41698 Pasaport Endeksi raporuna göre Singapur, sıralamada en üst sırayı paylaşan 6 ülke ile arayı açarak, ‘Dünyanın En Güçlü Pasaportu’ unvanını yeniden devraldı. Endeksin en alt sırasında Afganistan yer alırken, geçen yıl 52’nci sırada yer alan Türk pasaportu 7 basamak yükselerek dünyanın en güçlü 45’inci pasaportu oldu. Birleşik Krallık ve ABD pasaportları sıralamada gerilemeye devam ediyor.

5 ÜLKE 2. SIRADA

Henley & Partners tarafından, Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nin (IATA) resmi verilerine kapsamında düzenli olarak yayınlanan Pasaport Endeksi dünyanın en güçlü pasaportları sıralamasında dikkat çekici veriler ortaya koydu. Endekse göre, yurttaşlarına 195 ülkeye vizesiz seyahat etme imkanı sağlayan Singapur Pasaportu dünyanın en güçlü pasaportu olarak yeniden ilk sıraya yerleşti. Bir önceki endekste Singapur ile birlikte liderliği paylaşan Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve İspanya ise en güçlü pasaportlar listesinde ikinci sırada yer aldılar. Bu beş ülkeden birinin pasaportuna sahip olanlar dünyada 192 ülkeye vizesiz seyahat edebiliyor. Diğer taraftan daha önce benzerine rastlanmamış bir şekilde, Avusturya, Finlandiya, İrlanda, Lüksemburg, Hollanda, Güney Kore ve İsveç’ten oluşan 7 ülke, 191 ülkeye vizesiz seyahat olanağı sunarak endekste üçüncü sırayı paylaştı.

19 YILDIR GÖRÜLEN EN DÜŞÜK SKOR AFGANİSTAN’DA

10 yıl önce dünyanın en güçlü pasaportları olarak zirveyi paylaşan Birleşik Krallık ve ABD pasaportları sıralamada gerilemeye devam ediyor. 2024 endeksine göre, Birleşik Krallık pasaportu ile vizesiz seyahat edilebilen ülke sayısı 190’a düştü. Yeni endekste Birleşik Krallık, Belçika, Danimarka, Yeni Zelanda, Norveç ve İsviçre 4’üncü sırada yer aldı. Diğer taraftan endekste son 10 yıldaki düşüş trendini sürdüren ve 186 ülkeye vizesiz seyahat edilebilen ABD pasaportu listede 8’inci sırada yer alıyor. 26 ülkeye vizesiz seyahat edilebilen Afganistan pasaportu sıralamanın dibine demir atmış durumda. Bu, 19 yıldır yayınlanan listenin tarihinde görülen en düşük skor olarak kayda geçti.

VİZESİZ SEYAHAT EDEBİLEN ORTALAMA ÜLKE SAYISI İKİYE KATLANDI

Endekse ilişkin bir değerlendirme yapan Henley & Partners Türkiye Direktörü Burak Demirel, “2006 yılında küresel bazda vizesiz seyahat edilebilen ortalama ülke sayısı 58 iken bu sayı 2024’te neredeyse ikiye katlanarak 111’e yükseldi. Ancak, listenin en üstünde yer alanlarla en altında yer alanlar arasındaki makas daha önce hiç olmadığı kadar açılmış durumda. Listenin en üst sırasında yer alan Singapur pasaportu ile 195 ülkeye vizesiz seyahat edilebilirken en alt sırada yer alan Afganistan pasaportu ile sadece 26 ülkeye gitmek mümkün” şeklinde konuştu.

HAVAYOLU ULAŞIMINDA MALİYETLER DÜŞÜYOR

IATA verilerine göre, 2024 yılı içinde havalimanları 22 bin rota ve 39 milyon uçuşla yaklaşık 5 milyar insanı buluşturacak. Havacılık Sektörünün bu yılki gelir beklentisi yaklaşık 1 trilyon dolar seviyesinde olsa da giderlerin de 936 milyar dolarla rekor seviyeye ulaşacağı öngörülüyor. Bu da 30,5 milyar dolarlık bir net kar demek. Buradan yola çıkarak yolcu başına en düşük net karın sıradan bir otel kafesinde single espresso fiyatına tekabül eden 6,14 dolar düzeyinde olacağını gösteriyor. Buna karşın, uçak yolculuğunun gerçek maliyeti son 10 yılda yüzde 34 oranında düşmüş durumda.

ENDEKSTE YÜKSELENLER, DÜŞENLER VE SEÇİM ETKİSİ

Sıralamada en önemli yükselişi gösteren Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) pasaportu endeksin ilk yayınlandığı yıl olan 2006’dan bu yana vizesiz seyahat haritasına 152 destinasyon dahil ederek vizesiz seyahat edilebilen ülke sayısını 185’e çıkardı. Endekste 62’nci sırada olan BAE, 53 basamak yükselerek 9’uncu sıraya yerleşti ve bu yıl ilk kez ilk 10 içinde yer buldu. Endekste son 10 yıldaki en sert düşüşü ise 25’inci sıradan 42’nci sıraya gerileyen Venezüella yaşadı. Ülke, son 10 yılda ülkesini terk etmek zorunda kalan 7 milyondan fazla Venezüellalının kaderini şekillendirebilecek 28 Temmuz’daki başkanlık seçimlerine odaklanmış durumda. Diğer taraftan, Henley Küresel Mobilite 2024 Raporunda da vurgulandığı üzere ABD’de göç ve turizme bağlı sektörler de yaklaşan genel seçimler konusunda oldukça kaygılı bir görünüm içinde. Bu kesimin en fazla öne çıkan endişeleri olası yeni bir Trump yönetiminin Geçici Koruma Statüsü uygulamasını sonlandırması ve toplu sınır dışı etmelerin gündeme taşıması.

DÜNYA GENELİNDE SCHENGEN BAŞVURULARININ YÜZDE 10’U REDDEDİLİYOR

Yayınlanan rapor içinde yer alan yeni bir araştırma ise Schengen vizesi için en fazla ret yanıtı alan pasaportların çeşitli Afrika ülkelerine ait olduğunu gösteriyor. Buna göre Afrika’dan iletilen her 10 Schengen başvurusundan 3’ü ret yanıtı alıyor. Dünya genelinde ise Schengen başvurularının yüzde 10’u reddediliyor. Bununla birlikte Afrika kıtası kişi başı Schengen başvurusunda en düşük orana sahip. Araştırma başvuru yapılan Afrika ülkesinin yoksulluk düzeyiyle alınan ret yanıtlarının doğru orantılı olduğunu da ortaya koyuyor.

TÜRK PASAPORTU İLE 118 ÜLKEYE VİZESİZ SEYAHAT

Türkiye, Ocak 2024’ten bu yana endekste 7 basamak tırmanarak 52’nci sıradan 45’inci sıraya tırmandı. Bu yükselişle birlikte Türk pasaportuyla vizesiz gidilebilen ülke sayısı 118’e yükseldi. Türkiye’nin sıralamada yükseldiği yeni konum aynı zamanda son 10 yıldaki en iyi performansı olarak göze çarpıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iste-dunyanin-en-guclu-pasaportlari-turk-pasaportu-listede-7-basamak-yukseldi/feed/ 0
Gaziantep’te Uluslararası Fuarlar İçin Altyapı Yetersiz https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-uluslararasi-fuarlar-icin-altyapi-yetersiz/ https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-uluslararasi-fuarlar-icin-altyapi-yetersiz/#respond Tue, 23 Jul 2024 21:07:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41606 Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, Gaziantep’te gerçek anlamda uluslararası fuarlar düzenlemek için gerekli olan altyapının çok yetersiz olduğunu söyledi.

Kadooğlu, “En önemli konulardan birisi konaklama ve restaurant ihtiyacıdır. Maalesef Gaziantep’te büyük organizasyonları kaldırabilecek kapasiteye sahip sınırlı sayıda tesis bulunmaktadır. Bu tesisler de fuar zamanında fiyatlarını yüzde 200-300 civarında artırarak şehrimizin dünyanın en pahalı şehirlerinden birisi olmasına vesile olmaktadır” dedi.

“Fuarlar, kente büyük değer katar”

Dubai’de düzenlenen Gulfood Gıda Fuarı ile ilgili rakamları paylaşan Başkan Kadooğlu, “Gulfood 2023 fuarında 125 farklı ülkeden 5 bin 223 katılımcı yer aldı. 195 ülkeden 134 bin 460 ziyaretçi fuara katıldı. Bizim fuarlara değil 134 bin, dışarıdan 10 bin kişi gelse şehirdeki otellerin kapasitesi yetmez” dedi. Celal Kadooğlu, Gaziantep’te uluslararası fuarlara büyük ihtiyaç bulunduğunu belirterek, “Öncelikle sanayi ve ticaret alanındaki potansiyelimizin uluslararası pazarlarda daha iyi tanınması, rekabet gücünün artırılması ve pazar payımızın genişlemesi için uluslararası fuarlara büyük ihtiyacımız var. Gerçek anlamda uluslararası fuarlar kente büyük değer katacaktır. Ancak bugüne kadar yapılan ve bizlerin de katıldığı ancak büyük hayal kırıklığı yaşadığımız fuarlar, maalesef ‘Ben yaptım, oldu’ mantığından ileri gitmemekte, insanlar sadece hatır için fuara katılmak durumunda kalmaktadır. Adı uluslararası olan ancak yerel ölçeğin dışına çıkamayan bu fuarlarda başarı elde edilemeyince büyük ölçekli marka firmalar bu fuarlara katılmama yönünde direnç göstermeye başlamıştır. Bu direnci kırmanın tek yolu şehir olarak birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesinden geçmektedir. Bir şahsın ya da kurumun fuarı algısı bir tarafa bırakılmalı, şehrin ve bölgenin fuarı düşüncesiyle hareket edilmelidir. Bizler Gaziantep ve ülkemiz için her türlü fedakarlığı yapmaya hazırız. Tek dileğimiz, önümüzdeki yıllarda kentimizin sektörel fuarlar merkezi haline gelmesidir. Çünkü Gaziantep Organize Sanayi Bölgesinde bir ya da birkaç sektör değil çok sayıda sektör bulunmakta, her sektör de bu fuarlara ihtiyaç duymaktadır. Gaziantep’in uluslararası ölçekte sektörel fuarlara ev sahipliği yapabilmesi için öncelikle mevcut fuar alanımız yetersizdir. Çevresinde hiçbir sosyal tesis bulunmamaktadır. Özellikle otoparkın yetersizliği ciddi bir sorundur. Fuarın genişletilmesi, hollerin uluslararası standartlara çekilmesi gerekmektedir. Bunun için de Mülki İdare ve yerel yönetimlere büyük görev düşmektedir” ifadelerini kullandı.

“Ziyaretçilerin gideceği mekanlar yetersiz”

Kadooğlu, “Diğer taraftan fuar ziyaretçilerinin günübirlik girebilecekleri alan sayısı bir elin parmakları kadar değildir. Unutulmamalıdır ki, uluslararası fuara gelen nitelikli alım heyetleri, kültür turlarına katılmak istemez. Onların ilgisini uluslararası markaların bünyesinde bulunduğu büyük alışveriş merkezleri ve dünya markası mekanların yer aldığı alanlar çeker. Gaziantep’in en önemli sorunlarından birisi hiç şüphesiz ulaşımdır. Maalesef Türk Hava Yolları ve diğer havayolu şirketleri yeterli sayıda uçak tahsisi yapmadığı için Gaziantep’e hava yoluyla gelmek de geri dönmek de bir zulme dönüşmektedir. Tıpkı yerel esnafın yaptığı gibi Türk Hava Yolları ve diğer şirketler fiyatlarını ikiye üçe katlamaktadır. Bunun acilen önüne geçilmesi ve düzenlenecek uluslararası fuarlara yönelik uçak seferleri uygun fiyatlarla konabilmelidir” şeklinde konuştu.

“Fırsat enflasyoncuları zarar veriyor”

Fırsat enflasyoncuları zarar verdiğine değinen Kadooğlu, “Fuar dönemlerinde yaşanan fırsat enflasyoncuları maalesef sadece lokanta ve otellerde görülmemekte, en basit ticari taksiler bile kontaklarını yüksek miktarda dövizlerle açmaya çalışmakta ve gelen ziyaretçilere ekonomik yük bindirmektedirler. Bunların önlenmesi özellikle fuar alanı ve şehir merkezi arasında ve merkezde bulunan oteller arasında kolay ulaşımın sağlanması yerel yönetimlerin özellikle Büyükşehir Belediyemizin öncelikleri arasında yer almalıdır. Gaziantep bulunduğu konum itibariyle birçok ülke tarafından, “Güvenli olmayan bölge” olarak lanse edilmektedir. Bizlere ve bu kenti yönetenlere düşen en önemli görevlerden bir tanesi, uluslararası platformlarda Gaziantep’te güvenlik açısından herhangi bir sorun yaşamadığını dile getirmek ve acilen bu ülkelerin uyguladığı ziyaretçi ambargolarının kaldırılmasını sağlamak olmalıdır. Bunun için de gerekirse Türkiye’de bulunan yabancı büyükelçilikler ve misyon şeflerinin Gaziantep’e davet edilerek kentin genel yapısı hakkında bilgilendirilmesi, bölgenin gezdirilmesi, Gaziantep’in sadece sanayi ve ticaret alanında değil tarihi ve kültürel değerler açısından da büyük bir potansiyele sahip olduğunun gösterilmesi gerekiyor. Uluslararası fuarların temel yapılarının ve kriterlerinin doğru tahlil edilmesi ve bu kriterlerin Gaziantep’te düzenlenecek olan uluslararası fuarlar için uygulanması en önemli unsurlar arasında yer almaktadır. Uluslararası fuar organizasyonunu gerçekleştirecek kurum ve kuruluşlar ile fuarcılık firmalarının yönetimlerinin mutlaka Güneydoğu Anadolu ihracatçı Birlikleri başkan ve üyeleri ile koordinasyon ve işirliği içerisinde olması büyük fayda sağlayacaktır. Çünkü bizim ihracatçılarımız bir yıl içerisinde dünyanın 7 kıtasında ve yüzlerce ülkesinde sürekli uluslararası fuarlara katılarak bu fuarları yakından inceleme fırsatı bulunmaktadır” diye konuştu. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-uluslararasi-fuarlar-icin-altyapi-yetersiz/feed/ 0
İmamoğlu, Romanya heyetini kabul etti ve protokol krizini kınadı https://www.haber60.com.tr/imamoglu-romanya-heyetini-kabul-etti-ve-protokol-krizini-kinadi/ https://www.haber60.com.tr/imamoglu-romanya-heyetini-kabul-etti-ve-protokol-krizini-kinadi/#respond Mon, 22 Jul 2024 23:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41481 (İSTANBUL)- Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Köstence Belediye Başkanı Vergil Chitac, Romanya Belediyeler Birliği İcra Başkanı ve Buzau Belediye Başkanı Costantin Toma ile İstanbul’da bir araya geldi. Heyeti kabulünün ardından açıklama yapan İmamoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un da yer aldığı protokol masasından Yeniden Refah Partili (YRP) Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Kasım Gülpınar’ın isminin kaldırılmasıyla yaşanan protokol krizine ilişkin “Bu davranışı kınıyorum. Kim vesile olmuşsa yanlıştır. Kim sebep olmuşsa yanlıştır, hesabı sorulmalıdır” dedi.

TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Romanya Köstence Belediye Başkanı Vergil Chitac, Romanya Belediyeler Birliği İcra Başkanı ve Romanya’nın Buzau Belediye Başkanı Costantin Toma ve beraberlerindeki heyeti Beyaz Köşk’te kabul etti. 2001 yılından beri İstanbul’un kardeş şehri olan Köstence ile ilişkilerin ele alındığı buluşmada iki ülke şehirleri arasındaki işbirliği imkanları konuşuldu. Görüşmeye ilişkin değerlendirmesini konuk belediye başkanları Chitac ve Toma’yı uğurladıktan sonra yapan İmamoğlu, şunları söyledi:

“Diyaloğu geliştirmek için güçlü adımlar atmak istiyoruz”

“Romanya Belediyeler Birliği Başkanı ve aynı zamanda ona eşlik eden Köstence Belediye Başkanımızla birlikte verimli bir sohbet yaptık. Her iki ülkenin yerel yönetimleri arasındaki diyaloğu geliştirmek için bu konuda güçlü adımlar atmak istiyoruz. Zaten yerel yönetimin güçlü olması bütün dünyaya çok büyük fayda sağlar. Bu eksende Karadeniz’e kıyısı olan ülkeleri de ayrıca önemsiyorum. B40’ı kurduğumuzda benzerinin, Karadeniz’e kıyısı olan şehirler için de konuşmuştuk ama ne yazık ki yaşanan savaş bütün bu duygumuzu şimdilik ertelememize sebep olmuştu. Umarım barışın tesis edildiği bir ortamda yine böylesi bir diyaloğun iyi olacağını ve hatta inanıyorum ki ülkeler arasındaki bazen olası gerginlikleri ilk giderecek olan şeyin, şehirler arasındaki o geçişlerin ve kardeşlik bağlarının çok değerli olduğu bir dönemi yaşayacağız. Dünyanın artık yüzde 80’i neredeyse şehirlerde yaşıyor. Kaldı ki Köstence’yle seneye 25. kardeş şehir ilişkimizi kutluyor olacağız ve o kutlamada inşallah ben Köstence’yi de ziyaret etmek istiyorum.

“Gülpınar’a yapılan bu davranışı elbette ki kınıyorum”

Tabi bütün bunları konuşurken ülkemizde de yerel demokrasinin güçlenmesi adına çok  önemli adımlar atmak istiyoruz ve şehirlerin tamamının en güçlü şekilde yetkiye sahip olabilmeleri, hemşehrilerine daha iyi hizmet sunabilmeleri noktasında hak ettiği evreye evrilmesi adına yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, bütçe olarak güçlendirilmesi irade olarak güçlendirilmesi bizim Belediyeler Birliği görevimiz dönemindeki en önemli konumuz. Tam da bu açıdan baktığımızda Sayın Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Gülpınar’a yapılan bu davranışı elbette ki kınıyorum. Kim vesile olmuşsa yanlıştır. Kim sebep olmuşsa yanlıştır, hesabı sorulmalıdır. Sayın Bakan belki bir davranışa maruz kalmış olabilir. Adı üstünde Çevre ve Şehircilik Bakanı. Dolayısıyla bizim beklentimiz Sayın Kurum’dan, Çevre ve Şehircilik Bakanı’ndan, yerel demokrasiye en güçlü şekilde sahip çıkmasıdır. Oradaki manzara beni buradan üzmüştür. Aynı zamanda encümen üyemiz olan değerli belediye başkanı, halkın seçtiği, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanımızın en olgun biçimiyle bunu orada kendilerine aktarmasını da kıymetli buluyorum.

“Bunun ülkeye hiçbir faydası yok”

Bu ve buna benzer çok şey yaşadık. Toplantılara yok sayılma, davet edilmeme vesaire… Bunun bu ülkeye hiçbir faydası yok. Yani bugün ülkemizde ekstra vergi getirerek, büyük paketler hazırlayarak ya da memleketin insanlarının bugünkü ekonomik zorluklarını düzeltiyoruz diye ekonomik paketler hazırlayarak memleketin ekonomisini düzeltemezsiniz. Memleketin ekonomisini ancak hukuka inanışınızla yani hukukun üstünlüğüyle, yerel yönetimlerin güçlendirildiği yani demokrasinin güçlendirilişiyle düzeltebilirsiniz. O da kalıcı bir ekonomik düzelme olur. O bakımdan yarınlarda bu krizlerin büyümemesi, bu krizlerin olmamasını istiyorsanız hukukun üstünlüğüne, adalete ve aynı zamanda demokrasiye inancınızı gözden geçireceksiniz. Bu yönüyle Sayın Bakan, Sayın Kurum umarım bu davranışın gereğini yapar ve bundan sonra bir daha böylesi bir davranışla, tutumla karşı karşıya kalmaz diye düşünüyorum. Hiçbir belediye başkanımız bunu hak etmez, edemez. Biz bu tür davranış ve bu uygulamaların takipçisi olacağız”

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglu-romanya-heyetini-kabul-etti-ve-protokol-krizini-kinadi/feed/ 0
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş: Türk lirasına güven artmıyor https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turk-lirasina-guven-artmiyor/ https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turk-lirasina-guven-artmiyor/#respond Mon, 22 Jul 2024 22:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41427 (ANKARA)- Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Türkiye Futbol Federasyonu’nda (TFF) başkanlık seçimi ve ekonomi üzerine değerlendirmeler yaptı. Baş, Bakan Mehmet Şimşek’in “Türk lirasına güven artıyor” sözlerini eleştirerek, “Türk lirasına güven artsaydı yüzde 50 faiz vermek zorunda kalmazdın” dedi.

Hüseyin Baş, kişisel Youtube kanalında TFF başkanlık seçimine ve ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baş, şunları söyledi:

“Türkiye Futbol Federasyonu seçimi ile ilgili dikkat edilecek bence en önemli husus şu; ‘AK Parti kaybetti, Erdoğan kaybetti’ gibi gibi şeyler var. Öyle bir şey yok. Sayın Hacıosmanoğlu Trabzonspor Başkanlığı yapmış bir kişi. Trabzonspor Başkanı olacağı dönemde de aynı böyle bir siyasi ortam vardı, iktidarın adayı diye o dönem Muharrem Usta aday oldu ve delegeler de tepki olsun diye, iktidara tepki olsun diye Usta’ya oy vermeyip gidip Hacıosmanoğlu’nu seçti. Hacıosmanoğlu ertesi gün soluğu Tayyip Erdoğan’ın mitinginde aldı, kendisine forma hediye etti falan… Yani şuna katılmıyorum, Erdoğan kaybetti, Erdoğan karşıtlığı kazandı… Hayır, Erdoğan öyle bir güce ulaştı ki bu, muhalefetin bugüne kadar hiçbir işlev ortaya koyamaması kaynaklı bir durum. Erdoğan hem kendi adayını çıkarıyor hem kendi muhalefetini çıkarıyor. Bütün seçenekler Erdoğan’ın seçeneği. Cumhurbaşkanlığı seçiminde buna benzer bir durum oldu. Dolayısıyla ülkede Erdoğan böyle bir güce ulaşmış vaziyette ve bu ülkemiz için bir felaket.

“Erdoğan’ın onayı olmadan aday bile olamazsın”

Futbol dediğin zaman belki de ülkenin 50 milyon insanının yakından ilgilendiği bir sahadan bahsediyoruz ve iki tane aday var çünkü aday olabilmeniz için belli bir sayıda imza toplamanız lazım, belli referansları gösterebilmen lazım. Bu imza sayılarına, bu referanslara ulaşmanız için de sadece ve sadece Tayyip Erdoğan’ın onayını alabilmiş olmanız lazım. Bu Türkiye Futbol Federasyonu’nda da böyle, Voleybol Federasyonu’nda da böyle, Boks Federasyonu’nda da böyle… Aklınıza hangisi geliyorsa hepsinde aynı sistem var, aday olmanız için dahi Erdoğan’ın onayı gerek.

Servet Yardımcı neden adaylıktan el çektirildi?

Dolayısıyla Erdoğan seçilecek adamı da ortaya koyuyor, aman bu seçilmezse diye yerine seçilebilecek adamı da oraya koyuyor. Nitekim Servet Yardımcı aday oldu ve adaylıktan el çektirildi. Ne oldu, niye çektirildi, nasıl çektirildi hiç kimse bilmiyor. Ortada bir giz var, bir gizem var. Dolayısıyla bu Türkiye’nin aslında seçeneksiz bırakılmasının ve Erdoğan iradesinin Türkiye’de karabulut gibi üzerimize çöktü bir dönemden geçiyoruz zaten 20 yıllık iktidarın 15 yılını hemen hemen böyle yaşadık, hala yaşıyoruz.

“Bu Erdoğan’ın gücü değil arkasındaki küresel, emperyalist iradenin gücü”

Bu Erdoğan’ın başarısı, Erdoğan’ın uyanıklığı, iradesi, siyasi zekası kesinlikle değil. Bu, Erdoğan’ın arkasındaki iradenin, gücünden kaynaklanıyor. Kim bu irade? İşte o küresel emperyalist siyasi irade bunu anlamamız lazım. Türkiye’de iktidarı da, muhalefeti de, sporu da, milli eğitimini de, vakıflarını da, bilmem nesini de, birçok derneğini de eline almış istediği gibi yönetebilen bir küresel sermayenin, bir küresel iradenin olduğunun bir başka ispatı da Futbol Federasyonu seçimleri olmuştur. Bu seçim her şeye rağmen futbolumuz adına inşallah hayırlı olur. Önceki yönetimin mi başa gelmesi, bu yönetimin mi gelmesi desen ben önceki yönetime mesafeliydim. İnşallah Sayın Hacıosmanoğlu Türk futboluna fayda sağlar ama ‘Bu seçimde Erdoğan kaybetti’ demek saflık olur.

Mehmet Şimşek’e ‘Türk lirasına güven artıyor’ cevabı

Türk lirasına güven artıyormuş. Maliye Bakanı’nın söylediği ifade doğru bir ifade değil. Maliye Bakanı’nın aslında, ‘Yabancı için Türk lirasından fayda ve verim artıyor’ demesi lazım. Türk lirasına güven artsaydı yüzde 50 faiz vermek zorunda kalmazdı. Güven artsa sen yüzde 5 faiz verirsin hatta eksi faiz verirsin millet parasını yine buraya getirir, güven budur. İsviçre eksi faiz veriyor kasası dolu, Japonya eksi faiz veriyor kasası dolu, Amerika vakti zamanında sıfır faiz verdi, Almanya sıfır faiz verdi kasaları dolup taşıyordu, güven budur. Yüzde 50 faiz verip 3 – 5 kuruş para buldum diye kimse sevinmez. Güven artıyormuş, yüzde 50 faiz ile güven mi olur?

“Fethiye Almanların, Kaş İngilizlerin, Uzungöl Arapların”

Şimşek, ‘Türk milletinin emeğini, iş gücünü bedavaya sömüren irade çok mutlu’ desin ben buna fitim, bu cümle tamam ama kalkıp da bana ‘Türk lirasına güven artıyor’ demeyeceksin. Ekonomiyi biz şuradan bile ölçebiliriz, mesela Antalya Kaş’a git, her yer İngiliz. Kaş İngilizlerin olmuş. Trabzon Uzungöl’e git, her yer Arap. Uzungöl Arapların olmuş. Fethiye’ye git, her yer Alman. Fethiye Almanların olmuş. Gittiğin yerlerde Türk yok. Biz Türk milleti olarak, Türk vatandaşları olarak buralara gidemiyoruz, bizim insanımız gidemiyor. Bu aradaki uçurumun sebebi ne, böyle bir şey olabilir mi? Kendi insanının, kendi ülkesinde tatil yapamadığı bir vasatta yaşıyoruz.

“Türkiye’ye Alman vatandaşı kimlikle giriyor, Türk vatandaşı kimlikle giremiyor”

Bir gurbetçi aile düşünün. 2001 yılından sonra doğan gurbetçi ailelerin çocukları direkt Alman vatandaşlığı alabildi. 2002 yılında doğmuş 22 yaşında bir Türk genci, Alman vatandaşı olsun, babası da 50 yaşında Almanya’da oturumla yaşayan bir gurbetçi olsun. Evlatta Alman pasaportu var, babada Türk pasaportu var ve ikisi birlikte Türkiye’ye geliyor. Bunlar ülkeye giriş yaparken, pasaport kontrolünde oğlu Alman kimliğini veriyor Türkiye’ye giriyor ama baba Türk kimliğini verdiği zaman ‘Hayır pasaport ver’ deniyor. Baba, ‘Ben Türküm, burası vatanım’ diyor ama ‘Olmaz, pasaportla gireceksin’ cevabını alıyor. Adamın oğlu Alman kimliğiyle Türkiye’ye giriyor. Alman pasaportu olan Türk çocuğun babası kendi ülkesine Türk kimliğiyle giremiyor, pasaportla giriyor. Kimliğe, pasaporta ihtiyaç duymayıp ülkeye giren milyonları konuşmuyorum bile. O işin başka bir boyutu.

“Dünyada kendi milletine bu kadar zulmeden başka bir ülke yok”

Kendi milletine bu kadar zulmeden dünyada başka bir ülke yok ama bu kadar zulüm görüp de kendi idarecisine bu kadar boyun eğen de başka ülke de bence yok. Dolayısıyla bizim buna artık bir tepki vermemiz lazım. Bu iş çok saçma yerlere gidiyor, çok mantıksız yerlere gidiyor. Ülkesinden kovulan, ‘Giderseniz gidin’ denilen hiçbir şekilde hiçbir işe yaramadığı sürekli olarak yüzüne vurulmaya çalışılan bir millete dönüştük. Biz millet olarak bunu kabul edemeyiz.

“Siyasi iradenin beceriksizliklerinin bedelini ödemek istemiyoruz”

Siyasi iradenin beceriksizliklerinin bedelini ödemek istemiyoruz. Ekonomik tablonun sonucu da budur, bunların beceriksizliği… İşte faizi yüzde 50, yüzde 500 yapsan ekonomi mi düzelecek? Faiz yükselince ekonomisi düzeliyorsa yüzde 90 yap, faiz düşünce ekonomi düzeliyorsa yüzde sıfır yap. Demek ki senin faizi yükseltmenle, alçaltmanla bu ülkenin ekonomisi düzelmeyecek. Vergi artışı yapıyorsun, vergi artışı yapınca ekonomi düzeliyorsa sen vergileri iki kat daha artır. Asgari ücret artınca zarar ediyorsa bu devlet o zaman asgari ücreti düşür 10 bin liraya, emekli maaşını artıramıyorsan düşür 5 bin lira yap, kurtaracak mı bizi? Sen beceriksizsin, sen iş bilmezsin, senin yöntemlerin hiçbir işe yaramıyor. Bunu kabul edip görevden el çekmeleri lazım başka çaresi yok bu işin. Ekonominin geldiği özet budur. Son cümle; Türk lirasına olan güven artmıyor, güven artsaydı dediğim gibi yüzde 50 faiz vermek zorunda kalmazdın.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turk-lirasina-guven-artmiyor/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bağcıoğlu: Somali tezkeresi tehlikeli sonuçlar doğurabilir https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-bagcioglu-somali-tezkeresi-tehlikeli-sonuclar-dogurabilir/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-bagcioglu-somali-tezkeresi-tehlikeli-sonuclar-dogurabilir/#respond Mon, 22 Jul 2024 08:12:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41339 (ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, TBMM’ye gönderilen Somali tezkeresiyle ilgili “Somali’nin deniz yetki alanlarında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görevlendirilmesi, mevcut operasyonlarımızı ve ülke güvenliğimizi riske atabilir. Bu nedenle, tezkerenin içerik ve uygulama açısından doğurabileceği tehlikeli sonuçlar dikkate alınmalıdır” açıklamasını yaptı.

CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, TBMM’ye gönderilen Somali tezkeresiyle ilgili yazılı açıklama yaptı. Bağcıoğlu, şunları kaydetti:

“Somali’nin deniz yetki alanlarında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görevlendirilmesi, mevcut operasyonlarımızı ve ülke güvenliğimizi riske atabilir. Bu nedenle, tezkerenin içerik ve uygulama açısından doğurabileceği tehlikeli sonuçlar dikkate alınmalıdır. CHP olarak, Somali Tezkeresi’ne ilişkin çekincelerimizi TBMM gündemine taşıyacak ve konunun titizlikle ele alınması için çaba harcayacağız.

Somali ile Türkiye arasında savunma ve güvenlik konularını da kapsayan ‘Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’ 08 Şubat 2024 tarihinde imzalanmıştır. Bu anlaşmanın Somali’nin artan iç sorunlarının ve 01 Ocak 2024 tarihli Somaliland- Etiyopya Anlaşması ile gerilen ilişkilerin gölgesinde sonuçlandırılması dikkat çekici bulunmuş, anlaşma hem Türkiye ve Somali’de, hem de uluslararası basında büyük yankı uyandırmıştır. Diğer yandan konu ile ilgili olarak Cumhurbaşkanlığı tarafından 19 Temmuz 2024 tarihinde TBMM’ye gönderilen bir yazı ile “TSK unsurlarının, Somali’nin terörizm, deniz haydutluğu, yasadışı balıkçılık, her türlü kaçakçılık ve diğer tehditlere karşı güvenliğinin sağlanması faaliyetlerine destek verilmesi amacıyla Somali’nin deniz yetki alanlarında görevlendirilmesi’ talep edilmiştir.

İçerik ve uygulama açısından birliklerimizin bekasına yönelik son derece tehlikeli sonuçları olabilecek, Türk Silahlı Kuvvetlerinin halen yürüttüğü mevcut harekat ve görevleri sekteye uğratarak ülke güvenliğimizi zayıflatma potansiyeli doğurabilecek bir süreci öngören bu talebe ilişkin ciddi kaygılarımız bulunmaktadır.

“Bizim Somali’de konuşlu birliklerimizin halihazırda muharebe görevi yoktur, gelecekte de olmamalıdır”

Bilindiği üzere Somali Silahlı Kuvvetlerine teknik destek ve eğitim veren Türkiye, Mogadişu’da bir askeri üsse (Anadolu kışlası) sahiptir ve 2017 yılından beri Somali Silahlı Kuvvetleri personeline çok başarılı şekilde hem Somali’de hem de Türkiye’de olacak şekilde teröristle mücadele harekatı dahil eğitim verilmektedir. Ayrıca irtibat ve danışman olarak görev yapan deniz ve hava kuvvetlerinden de askeri personel mevcuttur. Yani Türk Deniz Kuvvetleri zaten yıllardır Somali Deniz Kuvvetlerine danışmanlık yapmaktadır. Bizim Somali’de konuşlu birliklerimizin halihazırda muharebe görevi yoktur, gelecekte de olmamalıdır. Somali ayrılıkçı ‘Somaliland’ konusunda Etiyopya ile gerginlik yaşamakta, bölgedeki diğer aktörler, örneğin BAE bu çatışmaya bir şekilde dahil olabilecek konumda bulunmakta, Puntland merkezi hükümeti tanımamakta, ayrıca İŞİD bölgesel kolu El Şahab terör örgütü oldukça aktif ve ülkenin bir bölümünde kontrolü elinde bulundurmaktadır. Yani bir başka deyişle ve açıkça Türkiye Büyükelçiliği, Türk askeri üssü ve Türkiye’nin inşa edip işlettiği diğer birçok kurum zaman zaman El Şebab örgütünün hedefleri arasında yer almakta ve Somali-Etiyopya arasında gerilim artarak devam etmekte, Birleşik Arap Emirlikleri ve batılı emperyalist devletlerin Somali’ye yönelik bazı ajandaları bölgedeki istikrarsızlığı ve güvenlik zafiyetini yükseltmektedir.

“Cumhurbaşkanlığının talebinde ve ikili anlaşmada maalesef bu tanımlanmamıştır”

Türkiye’den özellikle deniz kuvveti konusunda destek isteyen Somali, dünya üzerinde hiçbir devlette benzeri görülmedik şekilde karasuları ile Münhasır Ekonomik Bölgesini eşit olacak şekilde 200 deniz mili olarak ilan etmektedir. Böylesine geniş bir alanda Türk Deniz Kuvvetlerinin görev yapması ve tam anlamıyla başarılı olması ancak ve ancak milli güvenliğimizi tehlikeye atacak şekilde kuvvet kaydırılması durumunda mümkün olabilir ki bu herhalde ülkemiz için arzu edilen bir durum değildir. Ancak yine de Somali’nin ihtiyaçlarını karşılamak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin muharip yönlü görevlendirilmesi zaruri ise; önce çok dikkatli bir ön hazırlık yapılmalı, net bir direktif hazırlanmalı ve bu doğrultuda planlama yapılmalıdır. Dolayısıyla, sorunsuz bir uygulama için öncelikle siyasi hedefin ve ayrıca anlaşmada konu edilen Deniz Güvenliği faaliyetlerine ilişkin görevlerin açıkça belirtilmesi gerekmektedir ki Cumhurbaşkanlığının talebinde ve ikili anlaşmada maalesef bu tanımlanmamıştır.

Diğer yandan bölgemizin adeta ateşten bir gömlek olduğu unutulmamalıdır. Türk Deniz Kuvvetleri milli ve NATO görevleri nedeni ile yoğun bir harekat temposu içerisindedir ve Somali’ye gemi gönderilmesi durumunda, başta Ege ve Doğu Akdeniz harekat alanları olmak üzere çevre denizlerimizde nisbikuvvet mukayesesinde diğer devletler ile zafiyet yaşanabilecektir. Ege, Doğu Akdeniz ve Karadeniz’deki kriz ve savaşların süratle büyüme ihtimali mevcuttur. Bu nedenle vatan savunması için asli görevler aksatılmamalı, elimizde harbe hazır gemi durumu da dikkate alındığında çevredeki muhtemel hasımlara cesaret verici bölge dışı gemi görevlendirmeleri asgaride tutulmalı, kısıtlı imkan ve kaynaklarımız dağıtılarak kuvvet azaltımına yol açacak şekilde harcanmamalıdır. Somali’ye gönderilecek gemi sayısı artırılırsa, ana vatanda milli güvenliğimiz tehlikeye düşebileceği, Ege’de emrivakilere maruz kalabileceğimiz, Doğu Akdeniz’de Kıbrıs eksenli kışkırtmalara açık hale gelebileceğimiz ve Karadeniz’de her an yeni gelişmelerin olabileceği unutulmamalıdır. Öncelikli hedefimiz Somali’nin kendine ait, yüksek kapasiteli Sahil Güvenlik gemilerine sahip olmasını sağlamak ve Somali’nin ihtiyaç duyacağı gemi, deniz araçları ve İHA gibi hava araçlarının Türkiye’den satın alınması konusunda her türlü girişimi yapmaktır. Somali’nin Türkiye’den satın alacağı gemi ve hava araçlarının, TSK tarafından eğitilmiş Somalili personel tarafından işletilmesi, hem Somali hem de Türkiye için en uygun çözümdür.

“Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi bu bağlamda çok hassas ve detaylı değerlendirilmeli, soru işaretleri giderilmelidir”

Sonuç olarak; öncelikle Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarımızda yürütmemiz gereken sismik ve sondaj çalışmalarını sonlandırarak, riskli ve sorunlu bir coğrafyada aynı çalışmaları yürütmenin arkasındaki ülke menfaatlerinin neler olduğu kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılmalıdır. Suriye politikasında da acı bir şekilde gördüğümüz gibi ülke menfaatlerine hizmet etmeyen ve hayalperest düşüncelerin birer sonucu olarak yürütülen dış politika uygulamalarının bedeli tüm ülke olarak ödemekteyiz. Bu bağlamda ‘gelir elde etmek için TSK personelini anavatandan çok uzakta başka bir devletin çıkarlarını korumak için ucu açık ve muğlak bir görev için mi göndereceğiz?’ sorusuna doğru ve vicdani bir cevap verilmelidir. Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi bu bağlamda çok hassas ve detaylı değerlendirilmeli, soru işaretleri giderilmelidir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-bagcioglu-somali-tezkeresi-tehlikeli-sonuclar-dogurabilir/feed/ 0
Ali Babacan: Hukuk Olmadan, Adalet Olmadan Ekonomi Olmaz https://www.haber60.com.tr/ali-babacan-hukuk-olmadan-adalet-olmadan-ekonomi-olmaz/ https://www.haber60.com.tr/ali-babacan-hukuk-olmadan-adalet-olmadan-ekonomi-olmaz/#respond Sun, 21 Jul 2024 21:51:55 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41272 (ANKARA) – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Vergi tahsil etmek istiyorsanız imar rantlarına bakın. Bakkalın yanında iki ay çıraklık yapan birisi böylesine vahim hatalar yapmaz. Sadece ekonomi politikasıyla bu ülkenin ekonomisi düzelmez. Hukuk olmadan, adalet olmadan ekonomi olmaz. Olmayacak da. Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımam, uyumam, saygı duymam dediğiniz sürece, her gün bu ülkede hukuk ihlali yaptığınız sürece bu ülkenin ekonomisi düzelmez, insanlar yatırım yapmaz” dedi.

DEVA Partisi’nin Ankara 2. Olağan İl Kongresi, saat 12.00’de İl Başkanlığı’nda başladı. Kongreye Genel Başkan Ali Babacan da katıldı. Kongrede yaptığı konuşmada Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümünü kutlayarak sözlerine başlayan Babacan, “Bugün Ankara’da böylesine güzel bir coşku ve güzel bir heyecanla 2’nci Olağan İl Kongremizi gerçekleştiriyoruz. 50’nci yılında 20 Temmuz 1977 Kıbrıs Barış Harekatı’nda hayatını kaybeden şehitlerimizi rahmetle, gazilerimize minnetle anıyorum. Ankara’dan yavru vatana sevgilerimi, selamlarımı iletiyorum” dedi.

“İki yurttaşımız hayatını kaybediyor ama özür dileyen yok, çıkıp istifa eden yok”

Babacan, İzmir’de elektrik akımına kapılarak 2 kişinin hayatını kaybetmesine ilişkin, “Ülkemizde ekonomi kötü. Vatandaşlarımız çok derin bir geçim sıkıntısı yaşıyor ama umursayan yok. Deprem tehlikesi her gün büyüyor. Uzmanlar uyarıyor her gün tekrarlıyor ama dinleyen yok. Kulak veren yok. Yol ortasında yürürken iki yurttaşımız elektrik akımına kapılıp hayatını kaybediyor ama özür dileyen yok, çıkıp istifa eden yok. Herkes ötekini suçluyor. Bildikleri tek şey var. Bizden mi onlardan mı? Bizim mahalleden mi? Karşı mahalleden mi? Biz bundan bir siyasi çıkar sağlar mıyız, sağlamaz mıyız? İktidarın da muhalefetin de maalesef yaklaşımı bu kutuplaşma üzerine kurulmuş” diye konuştu.

“Yargı ve kolluktaki klikleşmenin bu ülkenin başına neler getirdiğini unuttunuz mu?”

Özel Harekat Başkanı Süleyman Karadeniz’in MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin elini öpmesine tepki gösteren Babacan, şunları kaydetti:

“Her tarafta ayrı bir klik. Her tarafta bir başka örgütlenme, her tarafta bir başka çeteleşme… Geçtiğimiz günlerde bir fotoğraf düştü önümüze. Sizler de gördünüz muhakkak. Kimileri tarafından ‘ne olacak canım’ diyerek hasır altı edilmeye çalışılsa da arkadaşlar bu fotoğraf önemli. Ülkenin Özel Harekat Daire Başkanı Bahçeli’nin namıdiğer krizlerin ortağının elini öpüyor. Öyle böyle bir el öpme değil, öyle bir eğiliyor ki vücudu öyle bir şekil almıştı ki küçülmüş küçülmüş iki büklüm olmuş. Kendimi sevdirme gayretiyle adeta bir virgüle dönüşmüş. Böyle bir şeyi kabul etmek, geçiştirmek mümkün değil arkadaşlar. Bakın bu basit bir hadise değil. Özel Harekat Başkanı’nı geçtim, herhangi bir devlet kurumunda yönetici pozisyonunda olan bir kişinin iktidarın ortağı karşısında böyle eğilmesi kabul edilecek bir şey değil. Diğer polisler de el öpme sırasına dizilmiş. Akıllı mantıklı açıklanacak bir iş değil bu. Biz bu görüntüleri çok gördük, çok. Bu ülke, bu millet, bu devlet, bu anlayış yüzünden çok çekti. Memleket bunların yüzünden neler çekti ya? Buradan iktidar ortaklarına sesleniyorum siz birilerine bir yerlere atamak için insanları böyle sıralara dizdiniz. Fakat emeklerimiz geçinemiyor, ekmek sıralarında bekliyor. Siz el öpenleri evladınız belleyip sizden olmayanı mülakatlarda elediniz. Fakat çalışanlarımız aç ucuz et sıralarında bekliyor. Siz yargı ve emniyette bizden ve bizden değil diye klikler oluşturdunuz. Fakat gençlerimiz yarınlarının umutsuz vize sıralarında bekliyor. Bu millete reva değil arkadaşlar. Bunların yaptıkları yüzünden ülkemiz insanların birbirine güvenmediği sokakların güvensiz olduğu katillerin serbest kaldığı bir ülke oldu. Yargıdaki ve emniyetteki el öpme sıralarının sonucu bu. Bu ülkenin yarınlarını hiç kimsenin karşısında eğilmeyen bu ülkenin çalışkan gençleri yönetecek. Bu ülkenin yarınlarına hiçkimse karşısında eğilmeyen, el öpmeyen çalışkan gençleri kuracak. Bu ülkenin yarınlarını, işini dosdoğru yapan, haktan, hukuktan, adaletten sapmayan hakimler, savcılar, polisler, askerler kuracak. Olanlardan hiç ders almamış gibiler. Bu ülkenin yargısındaki, kolluğundaki klikleşmenin, belli grupların yargıya ve kolluğa doğrudan etki etmesinin bu ülkenin başına neler getirdiğini unuttunuz mu? 15 Temmuz, yargıda ve kollukta olan bir kliğin kalkışmasıdır. 15 Temmuz unutulmamalı. Devletin askeri polisi sadece amirinden emir alacak, kulaklarına fısıldayanlardan, el öptürenlerden değil. İşte bu yüzden mülakatı kaldıralım dedik. Gerçekten hak edenler bu ülkede memur, polis, asker, hakim ve savcı olsun dedik. Sayın Erdoğan da söz verdi seçimlerden önce ama aynen devam ediyor.”

“Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi ile freni olmayan bir dönem başladı”

2008’den bu yana devlet memurluğuna 1 milyon 600 bin kişinin alındığına dikkat çeken Babacan, bu kişilerin mülakat yöntemiyle iktidara yakın kişilerden seçildiğini aktardı. Babacan, “2008 yılında devlette çalışan sayısı 3 milyon 600 bin kişi. Şu anda 5 milyon 200 bin kişi. Kamu personelinde tam 1 milyon 600 bin kişi artış var. Biz ekonominin başındayken sürekli bunun kavgasını verirdik. Sayın Erdoğan ihtiyaç olmamasına rağmen sürekli daha fazla kişiyi almaya çalışıyordu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile freni olmayan bir dönem başladı. Bu işe alınan 1 milyon 600 bin kişi ‘Erdoğan’ı destekliyor musun, desteklemiyor musun?’ anlayışıyla işe alınmış kişiler. En düşük memur maaşı şu an 39 bin 200 TL. Asgari ücret 17 bin TL. Tabi bu işi aldığı 1 milyon 200 bin kişinin asgari ücretle alakası yok. Bu 1 milyon 200 bin kişi 1 Temmuz’da zam aldı. Hani mülakatla eleyerek kendine yakın olanlardan aldığı 1 milyon 200 bin kişi. Fakat iş asgari ücretliye gelince ‘tabi bunların sırtında küfe yok’ diyor. ya asgari ücreti devlet ödemiyor ki. Asgari ücreti işveren ödüyor. Zaten sağduyulu bütün işverenlerimiz 1 Temmuz’da gereken zammı çalışanına verdi. Asgari ücreti bile alamayan çok insan var. Şimdi, şu anda Türkiye’de gerçekten arkadaşlar büyük bir zulüm var. Ne zulümü? Sayın Erdoğan kendi eliyle yanlış tezlerini bastıra bastıra inat ede ede enflasyonu patlattı ama bu enflasyonun karşılığını asgari ücretliye vermedi. Sen yoksulun kesesinden alarak yoksulu daha da yoksul yaparak abat olamazsın. Bu ülkenin ekonomisini düzeltemezsiniz. En zor krizlerde dahi iki tane krizden biz bu ülkeyi çıkarttık. Yoksulun ahını alarak bu ülkenin ekonomisini düzeltemezsiniz” şeklinde konuştu.

“Hukuk olmadan, adalet olmadan ekonomi olmaz”

Babacan, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen vergi paketine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Kalkınma deyince iktidarın aklına sadece taş beton ve inşaat geliyor. Sanayi yatırımı, teknoloji yatırımı, üretim, ihracat bu iktidarın öncelikleri arasında yer almıyor. Peki ne uğruna? Haksız rant uğruna, birilerini zengin etmek uğruna. Bu kadar inşaat yapılıyor, bu kadar ev yapılıyor ama tarihin en büyük şu anda konut krizini yaşıyoruz. Ev kiraları 10 kat arttı. Gençlerin, çalışıp bir ev sahibi olma hayallerini yok etti bunlar. İşte vergi paketi Meclis’te. Vergi tahsil etmek istiyorsanız imar rantlarına bakın. Bakkalın yanında iki ay çıraklık yapan birisi böylesine vahim hatalar yapmaz. Ben buradan Sayın Erdoğan’a bir kez daha seslenmek istiyorum. Çok istediniz, tek yetkili oldunuz. Ülkede olan her şeyden de tek başınıza siz sorumlusunuz. Bakanların bakın yaşlı sorumluluğu yok. Sadece ekonomi politikasıyla bu ülkenin ekonomisi düzelmez. Hukuk olmadan, adalet olmadan ekonomi olmaz. Olmayacak da. ‘Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımam, uyumam, saygı duymam’dediğiniz sürece, her gün bu ülkede hukuk ihlali yaptığınız sürece bu ülkenin ekonomisi düzelmez, insanlar yatırım yapmaz. İşte ülkenin kısa vadede borcu rekor kırdı, 235 milyar dolar. Bu ne demek? Önümüzdeki bir yılda vadesi dolacak 235 milyar dolar borcu var bu ülkenin.”

]]> https://www.haber60.com.tr/ali-babacan-hukuk-olmadan-adalet-olmadan-ekonomi-olmaz/feed/ 0 İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Alevi Vatandaşların Aşure Lokmasına Ortak Oldu https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-ekrem-imamoglu-alevi-vatandaslarin-asure-lokmasina-ortak-oldu/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-ekrem-imamoglu-alevi-vatandaslarin-asure-lokmasina-ortak-oldu/#respond Sat, 20 Jul 2024 23:27:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41186 (İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Alevi vatandaşların tuttuğu 12 günlük Muharrem Matemi’nin ardından pişirilen aşure lokmasına ortak oldu. Garip Dede Cemevi’ndeki buluşmada konuşan İmamoğlu, “Hiçbir yurttaşın maddi ve manevi olarak kendisini gariban hissetmediği, bu cennet vatanın eşit hissedarı hissettiği bir ülke var etmek için el ele, kol kola, omuz omuza çalışacağız ve göreceksiniz mutlaka başaracağız” dedi

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Alevi vatandaşların tuttuğu 12 günlük Muharrem Matemi’nin ardından pişirilen aşure lokmasına ortak oldu. Garip Dede Cemevi ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen lokma paylaşımına İmamoğlu’nun yanı sıra DEM Parti Eş Genel Başkanları Sultan Özcan ve Tuncer Bakırhan, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Parti Meclisi Üyeleri Mahir Yüksel, Ozan Işık, Turgay Özcan, Cem Aydın, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara da katıldı. Garip Dede Dergahı Vakfı Başkanı ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Ekrem İmamoğlu ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan birer konuşma yaptı.

“Bu anlayış bize Cumhuriyetimizin ve Atatürk’ün mirasıdır”

Aşurenin bereket, birlik ve beraberlik simgesi olduğunu kaydeden İmamoğlu, “Aşure bizim tüm farklılıklarımızı bir arada uyum içerisinde yaşayabileceğimizi temsil eden kadim bir lezzet. Bereketin, dayanışmanın, birlik ve beraberliğin simgesi. Biz çok büyük ve çok güçlü aynı zamanda çok güzel bir milletiz. Kökenlerimiz, inançlarımız. Fikirlerimiz farklı olabilir ama tarihimiz, acılarımız, sevinçlerimiz var ve bir. Hepimiz bu cennet vatana aynı sevgi ve sadakatle bağlıyız. Hepimiz bu canım güzel ülkemizde herkes için mutlu ve güzel bir gelecek kurma idealini paylaşıyoruz. Geçmişimiz ve geleceğimizle bağlı olduğumuz bu aziz vatanda tek bir canımızın bile tek bir vatandaşımızın bile ayrımcılığa uğramasını asla kabullenmedik, kabullenmeyeceğiz. Bu anlayış bize, hepimize, Anadolu’nun kadim kardeşlik kültürünün büyük bir mirasıdır. Bu anlayış bize güzel cumhuriyetimizin ve Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasıdır” dedi.

“Bu ülkenin 86 milyon sahibi vardır”

Alevi yurttaşlara yönelik ayrımcı bakış açısını eleştiren İmamoğlu, şöyle devam etti:

“Bu anlayışı benimsemiş olanların ve Alevi yurttaşlarımızın, inanç ve ibadetle ilgili yaşadıkları sorunlara da duyarsız kalmamız asla söz konusu olmaz. Alevi yurttaşlarımıza yönelik her türlü ayrımcı tutum ve davranışları hep birlikte yok etmek, tarihe gömmek mecburiyetindeyiz. Bu ülkenin 86 milyon sahibi vardır. Eşittir, eşit hissedardır. 86 milyon insanımızın her meşru talebine kulak vermek, dinlemek, yerine getirmek ve çalışmak mecburiyetinde olan yöneticileriz. Her bir yurttaşımızın her bir inanç grubunun kendini tanımlama hakkı vardır. Bu hakkı gasp etmek ve herkesin inanç ve ibadetlerini ben belirlerim demek demokratik bir cumhuriyette asla söz konusu olamaz. Bu anlayıştaki bir iktidarın cumhuriyetin kurucu fikrinde de demokratik düşüncenin evrensel fikrinde de asla yeri yoktur.

“Cemevleri ibadethanedir nokta”

Her gittiğim buluşmalarda özellikle altını çiziyorum ve söylüyorum. Sizlerin huzurunda bir kez daha dile getireceğim. Cemevlerinin ibadethane statüsünde olup olmadığı güç ve makam sahiplerinin tartışıp karara bağlayacakları bir şey asla değildir. Bu kararı Alevi yurttaşlarımız çoktan vermiştir. Yüzyıllardır vermiştir. Biz yöneticilere düşen bu kararın gereğini yerine getirmektir. Cemevleri ibadethanedir nokta.

“Milletçe geçmişten gelen derin acılarımız var”

Milletçe geçmişten gelen derin acılarımız var. Yaşanmış büyük adaletsizlikler var. Acılara ve adaletsizliklere, yenilerini asla ve asla eklememek için sevgide, hoşgörüde birbirini sevmekte ve saymakta kararlı olmalıyız. Eşitlik ve kardeşlik hepimizin hayata ve bu yaşadığı cennet vatana, bu güzel şehre karşı sorumluluğumuz olmalıdır. Amasız, fakatsız, çekincesiz, bir arada olmalı, bu güzel vatanın iyiliği için, bu güzel ülkede yaşayan 86 milyon insanımız için hep birlikte çalışmalıyız. Muharrem ayı bizi acılarla, adaletsizliklerle yüzleştiren başka acılar yaşanmasın diye uyaran manevi değeri çok yüksek bir zaman dilimidir. Zalimin değil mazlumun yanında durmayı, güçlünün değil haklının yanında olmayı ve davasını savunmayı bize öğretir. Bütün manevi değerlerini, bizi güçlendiren, zenginleştiren birer kıymet olarak görürsek ki öyle görüyoruz, toplumsal sorunlarımızın tamamını çözeriz ve bu cennet vatanın üzerinde umut yükselir, barış yükselir, geleceğin zengin ve müreffeh toplumu yükselir. Yaratılanı yaratandan ötürü koşulsuz severiz. Öyle değil mi? Sevmenin, kendimizle bir görmenin değerini bu içimizde hissedersek cennet gibi bir yaşamı el birliğiyle kurarız. Hiç kimsenin kendini çaresiz, garip, yoksul hissetmediği bir ülkede yaşamak hepimizin hakkıdır. Bir yandan yoksulluk bir yandan çaresizlik hüküm sürerken hiç kimse bu ülkede tam anlamıyla mutlu olamaz.

“Omuz omuza çalışacağız ve göreceksiniz mutlaka başaracağız”

Bu dergahın adını aldığı Garip Dede’nin kendini gönüller yapmaya yaşamı, hepimize ama en çok da kime biliyor musunuz? Biz yöneticilere örnek olmalıdır. Garip Dede ulu bir evliyaydı. Birey olarak kendini garipleri mutlu etmeye, gariplerin duasını almaya adamıştı. Bir garibin bile duasını alabilirsem ne mutlu bana. İşte o zaman iyi bir yönetici olmuşsun demektir. Bugünün yöneticileri garipleri sevindirmekle yetinemezler. Amacımız bu ülkede yaşadığımız her yerde yoksulluğu, garibanlığı, çaresizliği yaratan koşullara el birliğiyle hep beraber son vermek olmak zorundadır. Hiçbir yurttaşın maddi ve manevi olarak kendisini gariban hissetmediği, bu cennet vatanın eşit hissedarı hissettiği bir ülke var etmek için el ele, kol kola, omuz omuza çalışacağız ve göreceksiniz mutlaka başaracağız.

“Katliamları tarihten bugüne yaşatan hangi unsur var ise asla kabul etmiyoruz”

Bu inançla Muharrem ayının tüm gönülleri buluşturmasını diliyorum. Daha dün Hacı Bektaşi Veli’nin huzurundaydık el açtık, dua ettik. Onun güzel duygularını içimize çektik. Bu cennet şehre, bu kadim şehre geldik. Hep birlikte hizmetimize devam edeceğiz. Bugün 20 Temmuz, 50 yıl önce zalimlerin zulmü altında inleyen, Kıbrıs’taki soydaşlarımızın imdadına yetişen ve o kararı veren başta Bülent Ecevit olmak üzere bütün o dönemde mücadele eden şehitlerimize rahmet diliyorum. Gazilerimize sağlık diliyorum ve bu ülkemizde acıları, soykırımları sıkıntılı halleri, katliamları tarihten bugüne yaşatan hangi unsur var ise asla kabul etmiyoruz. Kınıyoruz, hele hele bıçağa asla sığmayan, savaşları kınıyoruz. Katliamları kınıyoruz. Aynen Gazze’de Filistinli insanlara, çocuklara, kadınlara yapılan olduğu gibi. İşte biz diliyor ve istiyoruz ki dua sevginin ve saygının büyümesine vesile olsun. Anlayış ve hoşgörünün artmasına vesile olsun. Milletçe mübarek Muharrem ayınız mübarek olsun. Tuttuğunuz oruçlar kabul olsun. Çocuklarınızın ve gençlerinizin geleceği daima müreffeh bir gelecek olsun.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-ekrem-imamoglu-alevi-vatandaslarin-asure-lokmasina-ortak-oldu/feed/ 0
CHP Samsun İl Örgütü, Eğitim Maratonu’na İlişkin Açıklama Yaptı https://www.haber60.com.tr/chp-samsun-il-orgutu-egitim-maratonuna-iliskin-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/chp-samsun-il-orgutu-egitim-maratonuna-iliskin-aciklama-yapti/#respond Fri, 19 Jul 2024 22:48:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40981

MEHMET REBİİ ÖZDEMİR

(SAMSUN) – CHP Samsun İl Örgütü, partinin Ankara’da düzenlediği 24 saatlik Eğitim Maratonu’na ilişkin açıklama yaptı. İl Başkanı Mehmet Özdağ, “AKP iktidarı, bilerek ve isteyerek, kasti bir biçimde ülkemizde eğitimi baltalamıştır. Liyakatsiz atamalarla, eğitim sistemimizin niteliği yerle bir edilmiştir. Eğitim dinselleştirilmiş, piyasalaştırılmıştır. Deprem bölgelerindeki çocuklarımız hala birleştirilmiş okullarda eğitim görmeye, 20 metrekarelik konteynerlerde ailecek yaşamaya devam etmektedir. Bugün ülkemizin gençliği sınavlarda her yıl daha düşük ortalama yapmaktadır” dedi.

CHP Samsun İl Örgütü, Ankara’da düzenlenen 24 saatlik Eğitim Maratonu’na ilişkin açıklama yaptı. Açıklamaya Samsun Milletvekili Murat Çan ve parti üyeleri de katıldı.

“Ülkemizin en dertli ve en eksik alanı eğitimdir”

İl Başkanı Mehmet Özdağ şunları söyledi:

“24 saat boyunca, yüze yakın konuk ile eğitim gündemini konuşuldu. Akademisyenler, uzmanlar, sendika yöneticileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimizin katılımıyla gerçekleşen Eğitim Maratonu’muzun açılışı Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel tarafından yapıldı. İlk çıktı olarak diyebiliriz ki, eğitim konuşmak için ne 24 saat ne de 48 saat yeterli değildir çünkü eğitim sistemimiz maalesef bugün ne çağdaş ne laik ne bilimsel ne de kamusal bir hizmet anlayışına sahiptir. Eğitimin bileşenleri olan öğrenciler, öğretmenler, veliler, yöneticiler, hizmetliler, sendikalar ve niceleri, eğitimin birçok farklı başlığından ve okul ortamında yaşananlardan, eksikliklerden mustarip durumdadırlar. Bir çıkış yolu yok, nereye giderseniz gidin ülkemizin en dertli ve en eksik alanı eğitimdir. Gün geçtikçe de eğitim alanındaki bu dertler ve sorunlar, eksiklikler hatta yanlışlıklar devam ettiriliyor.

“AKP iktidarı kasti bir biçimde ülkemizde eğitimi baltalamıştır”

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemizde ilk kez yapılan Eğitim Maratonu’ndan elde ettiğimiz sonuçları sizlerle paylaşmak istiyoruz. AKP iktidarı, bilerek ve isteyerek, kasti bir biçimde ülkemizde eğitimi baltalamıştır. Liyakatsiz atamalarla, eğitim sistemimizin niteliği yerle bir edilmiştir. Eğitim dinselleştirilmiş, piyasalaştırılmıştır. Köy okulları ve yatılı okullar kapatılmış, çocuklarımız kilometrelerce uzaklardaki okullara, taşımalı eğitime mecbur edilmiştir. Deprem bölgelerindeki çocuklarımız hala birleştirilmiş okullarda eğitim görmeye, 20 metrekarelik konteynerlerde ailecek yaşamaya devam etmektedir. Bugün ülkemizin gençliği sınavlarda her yıl daha düşük ortalama yapmaktadır. Uluslararası ölçme değerlendirme sonuçlarına göre 2002 öncesine göre geriye gidilmiştir. 81 ülke ve bölgede 15 yaşındaki gençlerin okuma, matematik ve fen bilimi seviyelerinin değerlendirildiği 2022 PISA araştırmasında Türkiye Matematikte 39, Fende 34, okumada 36’ncı sırada yer almıştır. Eğitim yatırımlarına ayrılan bütçe her geçen yıl düşürülmüştür. Bunun karşılığında iktidar, ÇEDES projesiyle çocuklarımıza camide bowling oynatma, maket mezarlarda ağıt yaktırma gibi pedagojik olmayan işler yaptırmaktadır. İktidar, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli gibi çağ dışı ve laiklik karşıtı uygulamalar ile uğraşmakta, gerçek sorun ve sıkıntıları görmezden gelmektedir.

“Eğitim sitemimizin sorunları anlatmakla bitmeyecek hale geldi”

Derin bir yoksullukla mücadele eden halkımız, çocuğunun beslenme çantasına bir yumurta bile koyamaz hale gelmiştir. Mahmut Özer’in 2022- 2023 Eğitim Öğretim yılının ikinci döneminde başlattığı okul öncesinde ücretsiz yemek uygulaması, bir yıl bile sürmeden, 2023- 2024 Eğitim Öğretim yılında, yeni bakan Yusuf Tekin tarafından iptal edilmiştir. Oysa, bir öğün ücretsiz yemek ve temiz su ihtiyacı çocukların sağlıklı gelişimi için hayati derece önem taşımaktadır. TÜİK 2022 verilerine göre üç çocuktan biri ciddi maddi yoksulluk ve yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıyadır. Yetersiz beslenme, çocukların fiziksel gelişimini, okul için hazır bulunuşluğunu, akademik başarısını ve okula devamını da etkilemektedir fakat iktidar bunu görmezden gelmeye devam etmektedir. En başta söylediğimiz gibi, eğitim sitemimizin sorunları anlatmakla bitmeyecek hale gelmiştir. 22 yıllık AKP iktidarının eğitim sistemimizde yarattığı tahribatı gerek sokaklarda gerek Meclis’te gerek yargı yoluyla, olduğumuz her yerde dile getirmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, eğitim mücadelemiz dün ve bugün olduğu gibi yarın da devam edecektir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi AKP’nin karanlığına teslim etmeyeceğiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder. Laik, bilimsel, nitelikli, demokratik, kapsayıcı ve kamusal eğitim haktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-samsun-il-orgutu-egitim-maratonuna-iliskin-aciklama-yapti/feed/ 0
3. Uluslararası Esenyurt Halk Dansları, Müzik ve Sanat Festivali Başladı https://www.haber60.com.tr/3-uluslararasi-esenyurt-halk-danslari-muzik-ve-sanat-festivali-basladi/ https://www.haber60.com.tr/3-uluslararasi-esenyurt-halk-danslari-muzik-ve-sanat-festivali-basladi/#respond Fri, 19 Jul 2024 01:42:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40776 3. Uluslararası Esenyurt Halk Dansları, Müzik ve Sanat Festivali başladı

İSTANBUL – İstanbul Esenyurt’ta bu yıl üçüncüsü düzenlenen, 35 ülkeden 500 dans grubu ve zanaatkarın katıldığı Uluslararası Esenyurt Halk Dansları, Müzik ve Sanat Festivali görkemli bir kortejle başladı. Açılış seremonisiyle devam eden festivalde çeşitli ülkelerin dans gruplarının gösterileri ve Kardeş Türküler müzik grubu konseri ile vatandaşlar doyasıya eğlendi.

Esenyurt Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Esenyurt Halk Dansları, Müzik ve Sanat Festivali görkemli bir kortejle başladı. 35 ülkeden 500 dans grubu ve zanaatkarın katıldığı festivalde “Uluslararası Zanaatkarlar Sokağı” da kuruldu. Kurulan sokakta 11 uluslararası el sanatı ve 18 Anadolu el sanatının sergilendiği stantlar yer aldı. Festivalin ilk gününde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Havana Parkı’nda dansçılar ile birlikte halay çektikten sonra barışı ve kardeşliği simgelemek adına zeytin ağacı dikti. Farklı ülkelerin dans grupları ve zanaatkarlarının katılımıyla yapılan kortej sonrası Rıfat Ilgaz Açık Hava Tiyatrosu’nda saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış seremonisi gerçekleştirildi. Seremoni sonrası çeşitli ülkelerin dans grupları sahneye çıkarak gösteriler yaptı. Dans gösterileri sonrası Kardeş Türküler müzik grubu konseri gerçekleştirildi. Etkinliklere vatandaşların yoğun ilgisi olurken festivalin 21 Temmuz Pazar gününe kadar çeşitli dans gösterisi ve konserler ile devam edeceği öğrenildi.

Kortej öncesi konuşan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, “Bugün itibarıyla Esenyurt’ta Esenyurt Uluslararası Halk Dansları, Müzik ve Sanat Festivali’ni başlatmış bulunuyoruz. Buradaki Havana Parkımıza kardeşliğin, barışın sembolü olan zeytin ağacı dikiyoruz. 35 ülkeden 500 tane sanatçımız gelmiş. Rengarenk bir biçimde 5 gün boyunca bizim misafirimiz olacaklar. Hem kendi halk danslarını sergileyecekler. Kendi türkülerini, şarkılarını söyleyecekler. Anadolu’muzdan da çok çeşitli ekiplerimiz var. Biraz önce ‘Zanaatkarlar Sokağı’nın açılışını yaptık. İnanılmaz el sanatları var. Çeşit çeşit her ülke kendi el sanatlarını getirmiş. Hatta getirmekle kalmamış, orada atölye gibi performans da yapıyorlar. Akşam da Kardeş Türküler ile süreci devam ettiriyoruz. Yarın Manuş Baba, öbür gün Anadolu Ateşi, daha sonra Tuğçe Kandemir ve her gün ayrı bir mahallemizde bu gelen misafirlerimiz, kendi yeteneklerini sergileyecekler. Kendi kültürlerine bize ziyafet çekecekler. Sonra biz de onlara kendi kültürümüzü vereceğiz. Esenyurt’umuzu Yaşar Kemal’in dediği gibi binbir çiçekli bir gül bahçesi haline getireceğiz. Biz geldiğimizde Esenyurt’ta kentleşme ile ilgili sorunlar vardı. Bir Esenyurtluluk bilinci eksik görülüyordu. Ben aynı zamanda bir bilim insanı olarak bunu gördüğümde en temel mottomuzun Esenyurt için kültürün ve sanatın başkenti yapacağımızın iddiası ile ortaya çıktık. Bu festivalin ardından Barış ve Kardeşlik Festivali, ardından edebiyat ile ilgili festival, ardından kadın emeğinin değerlendirilmesi festivali ile devam edeceğiz. Esenyurt sanata doyacak. Esenyurtlular mutlu olacak. Onları mutlu görmek bizi de mutlu ediyor. 5 gün boyunca bu festivali gerçekleştireceğiz ve uluslararası festivalimizi bir başarıyla sonuçlandıracağız. Esenyurt’un yolu açık olsun. Teşekkür ediyorum” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/3-uluslararasi-esenyurt-halk-danslari-muzik-ve-sanat-festivali-basladi/feed/ 0
Uluslararası Esenyurt Halk Dansları, Müzik ve Sanat Festivali Başladı https://www.haber60.com.tr/uluslararasi-esenyurt-halk-danslari-muzik-ve-sanat-festivali-basladi/ https://www.haber60.com.tr/uluslararasi-esenyurt-halk-danslari-muzik-ve-sanat-festivali-basladi/#respond Fri, 19 Jul 2024 01:39:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40773 İstanbul Esenyurt’ta bu yıl üçüncüsü düzenlenen, 35 ülkeden 500 dans grubu ve zanaatkarın katıldığı Uluslararası Esenyurt Halk Dansları, Müzik ve Sanat Festivali görkemli bir kortejle başladı. Açılış seremonisiyle devam eden festivalde çeşitli ülkelerin dans gruplarının gösterileri ve Kardeş Türküler müzik grubu konseri ile vatandaşlar doyasıya eğlendi.

Esenyurt Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Esenyurt Halk Dansları, Müzik ve Sanat Festivali görkemli bir kortejle başladı. 35 ülkeden 500 dans grubu ve zanaatkarın katıldığı festivalde “Uluslararası Zanaatkarlar Sokağı” da kuruldu. Kurulan sokakta 11 uluslararası el sanatı ve 18 Anadolu el sanatının sergilendiği stantlar yer aldı. Festivalin ilk gününde Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Havana Parkı’nda dansçılar ile birlikte halay çektikten sonra barışı ve kardeşliği simgelemek adına zeytin ağacı dikti. Farklı ülkelerin dans grupları ve zanaatkarlarının katılımıyla yapılan kortej sonrası Rıfat Ilgaz Açık Hava Tiyatrosu’nda saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış seremonisi gerçekleştirildi. Seremoni sonrası çeşitli ülkelerin dans grupları sahneye çıkarak gösteriler yaptı. Dans gösterileri sonrası Kardeş Türküler müzik grubu konseri gerçekleştirildi. Etkinliklere vatandaşların yoğun ilgisi olurken festivalin 21 Temmuz Pazar gününe kadar çeşitli dans gösterisi ve konserler ile devam edeceği öğrenildi.

Kortej öncesi konuşan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, “Bugün itibarıyla Esenyurt’ta Esenyurt Uluslararası Halk Dansları, Müzik ve Sanat Festivali’ni başlatmış bulunuyoruz. Buradaki Havana Parkımıza kardeşliğin, barışın sembolü olan zeytin ağacı dikiyoruz. 35 ülkeden 500 tane sanatçımız gelmiş. Rengarenk bir biçimde 5 gün boyunca bizim misafirimiz olacaklar. Hem kendi halk danslarını sergileyecekler. Kendi türkülerini, şarkılarını söyleyecekler. Anadolu’muzdan da çok çeşitli ekiplerimiz var. Biraz önce ‘Zanaatkarlar Sokağı’nın açılışını yaptık. İnanılmaz el sanatları var. Çeşit çeşit her ülke kendi el sanatlarını getirmiş. Hatta getirmekle kalmamış, orada atölye gibi performans da yapıyorlar. Akşam da Kardeş Türküler ile süreci devam ettiriyoruz. Yarın Manuş Baba, öbür gün Anadolu Ateşi, daha sonra Tuğçe Kandemir ve her gün ayrı bir mahallemizde bu gelen misafirlerimiz, kendi yeteneklerini sergileyecekler. Kendi kültürlerine bize ziyafet çekecekler. Sonra biz de onlara kendi kültürümüzü vereceğiz. Esenyurt’umuzu Yaşar Kemal’in dediği gibi binbir çiçekli bir gül bahçesi haline getireceğiz. Biz geldiğimizde Esenyurt’ta kentleşme ile ilgili sorunlar vardı. Bir Esenyurtluluk bilinci eksik görülüyordu. Ben aynı zamanda bir bilim insanı olarak bunu gördüğümde en temel mottomuzun Esenyurt için kültürün ve sanatın başkenti yapacağımızın iddiası ile ortaya çıktık. Bu festivalin ardından Barış ve Kardeşlik Festivali, ardından edebiyat ile ilgili festival, ardından kadın emeğinin değerlendirilmesi festivali ile devam edeceğiz. Esenyurt sanata doyacak. Esenyurtlular mutlu olacak. Onları mutlu görmek bizi de mutlu ediyor. 5 gün boyunca bu festivali gerçekleştireceğiz ve uluslararası festivalimizi bir başarıyla sonuçlandıracağız. Esenyurt’un yolu açık olsun. Teşekkür ediyorum” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/uluslararasi-esenyurt-halk-danslari-muzik-ve-sanat-festivali-basladi/feed/ 0
Ulaşan ve Erişen Türkiye 2053 AR-GE Proje Fikir Yarışması Ödül Töreni Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/ulasan-ve-erisen-turkiye-2053-ar-ge-proje-fikir-yarismasi-odul-toreni-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/ulasan-ve-erisen-turkiye-2053-ar-ge-proje-fikir-yarismasi-odul-toreni-gerceklestirildi/#respond Thu, 18 Jul 2024 23:03:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40614

ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, gençlerin yaratıcı projelerinin ödüllendirildiği törende yaptığı konuşmada, “Daha güçlü bir ülke olabilmemiz için gençlerin yenilikçi bakış açısı ile geleceğe ışık tutmamız gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

Bakan Uraloğlu, TCDD Kule Restoran’da düzenlenen ‘Ulaşan ve Erişen Türkiye 2053 AR-GE Proje Fikir Yarışması Ödül Töreni’ne katıldı. Uraloğlu, her alanda yerli, milli ve özgün üretime büyük önem verdiklerini, yerli ve milli ürün tedarikinde tüm paydaşları bir araya getiren projelerle çalışmaları yönlendirdiklerini söyledi. Uraloğlu, yarışmanın söz konusu çalışmaların en güzel örneklerinden olduğunu belirterek, “Daha güçlü bir ülke olabilmemiz için gençlerin yenilikçi bakış açısı ile geleceğe ışık tutmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu bağlamda bakanlığımızın görev alanlarıyla ilgili sektörlere yönelik yenilikçi fikirler ve yaratıcı projeler kazandırmak için bir yarışma düzenleyerek sizler gibi genç beyinlerimizi harekete geçirmeyi hedefledik. Gençlerimizden gelen görüş ve fikirlerin bakanlık tarafından ciddiyetle değerlendirilip başarılı fikirlerin ödüllendirildiği bir ekosistemin var olduğunu göstermeyi de amaçladık” diye konuştu.

Bakan Uraloğlu, yarışmaya 29 üniversiteden 116 öğrencinin geliştirdiği 52 projeyle başvuru yapıldığını, kara yolu, denizcilik, demir yolu ve havacılık sektörlerinde ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulan projelerden her sektör için 1, 2, ve 3’üncü olan projelerin dikkate alındığını belirtti.

‘TÜRKSAT 6A YOLCULUĞUNA DEVAM EDİYOR’

Uraloğlu, Türkiye’nin ürettiği en yüksek değere sahip teknoloji projelerinden birisinin yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A olduğunu ifade ederek, “Şu anda uydumuz 35 bin 786 kilometre uzaklıktaki yer sabit yörüngesine varmak için kimyasal itki sistemiyle ateşlenerek kalıcı yörüngesine doğru ilerliyor. Türksat 6A, sorunsuz bir şekilde, uzaydaki yolculuğuna devam ediyor ve bizler de sabırsızlıkla yıl sonuna kadar hizmete başlayacağı anı bekliyoruz” dedi.

Uraloğlu, bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün hızlı bir şekilde büyüdüğünü vurgulayarak şöyle konuştu:

“Bu sektörün 2026’da 5,6 trilyon dolar küresel büyüklüğe ulaşacağı öngörülüyor. Bu miktardan pay alabilmek için daha çok girişimci çeken, yenilikçi fikirleri elinde tutan ülkeler yarının kazananı olacak. Avrupa girişimcilik ekosistemi istatistiklerine baktığımızda, ilk sırada 24,3 milyar dolar ile İngiltere geliyor. Ülkemiz ise 1,6 milyar dolar ile Avrupa ülkeleri arasında 10’uncu sırada. Batı dünyasına olan yakınlığımız ve genç nüfusumuzla, ülkemizin bölgede en büyük üretim ve yatırım merkezi olmasının hiç zor olmadığına inanıyorum. Ancak günümüzde nesnelerin interneti, kuantum bilgisayarlar, bulut bilişim, makineler arası iletişim, blok zincir uygulamaları ve yapay zeka teknolojileri konuşulurken, bizim de bunları artık çok daha profesyonel platformlarda ele almamız gerekiyor. Son bir yılda 32 Ar-Ge projesi başlattık. Bunlar arasında, 5’inci Nesil Mobil Haberleşme Çağrısı, Ulaştırma Teknolojileri Çağrısı, K-AUS Merkezi Yönetim Platformu (C-its) projesi gibi sektöre yön veren projeler bulunuyor. Ayrıca başlatmayı planladığımız Ar- Ge faaliyetleri içerisinde, ulaşımda erişilebilirlik için 100 milyon lira bütçeli Ar- Ge proje çağrısına çıkmayı, kara yolları, denizcilik ve raylı sistemler alanlarında kurumlarımızın ihtiyaçları doğrultusunda Ar- Ge projelerini hayata geçirmeyi ve 6G mobil haberleşme sistemlerine yönelik araştırma projelerini geliştirmeyi planlıyoruz.”

Uraloğu, 5G ile ilgili takvimi bu yıl açıklayacaklarını ve 2025’te ihalesini yaparak 2026’da hayata geçirmeyi planladıklarını bildirdi.

Konuşmaların ardından kara yolu, demir yolu, havacılık ve denizcilik kategorilerinde dereceye girenlere ödülleri verildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ulasan-ve-erisen-turkiye-2053-ar-ge-proje-fikir-yarismasi-odul-toreni-gerceklestirildi/feed/ 0
Eskişehir’de Emekliler Zamlara Tepki İçin Yürüdü: “Geçinemiyoruz, Sesimize Kulak Verin” https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-emekliler-zamlara-tepki-icin-yurudu-gecinemiyoruz-sesimize-kulak-verin/ https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-emekliler-zamlara-tepki-icin-yurudu-gecinemiyoruz-sesimize-kulak-verin/#respond Wed, 17 Jul 2024 08:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40162

(ESKİŞEHİR)- Tüm Emeklilerin Sendikası, DİSK Emekli Sen ve KESK Eskişehir Şubeleri Köprübaşı’ndan Yediler Parkı’na düzenledikleri yürüyüş ile emeklilere yapılan zamları protesto etti.

Eskişehir’de ‘sefalete teslim olmayacağız’ çağrısıyla Köprübaşı’nda bir araya gelen Tüm Emeklilerin Sendikası, DİSK Emekli Sen ve KESK Eskişehir Şubeleri üyeleri, Hamamyolu Yediler Parkı’na yürüyüş düzenledi. Yürüyüşe CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, CHP Eskişehir Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal ve sivil toplum kuruluşları destek verdi. ‘Geçim yoksa seçim olsun’, ‘sefalete teslim olmayacağız’, ‘insanca yaşamak istiyoruz’ sloganlarıyla yürüyen yüzlerce kişi, ellerindeki boş tencere ve tavalarla emeklilere yapılan zammı protesto etti.

“Sefalete teslim olmayacağız”

Yürüyüşün ardından konuşan Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Ali Paşa Şanlı, şunları söyledi:

“Her zaman olduğu gibi tasarruf genelgeleri yayınlayarak bize yine yokluğu, yoksulluğu dayattıkça öbür taraftan bir avuç sermayedarın daha da zengin olması için yeni uygulamalar gündeme getiriyorlar. KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası BES-AR’ın açıklamalarına göre açlık sınırı 25 bin lirayı geçti, yoksulluk sınırı 70 bin lirayı geçti. Şu anda açıklanan 12 bin 500 liralık emekli maaşı açlık sınırının yarısının altında. Böylesine koşullarda bize tasarrufu dayatıyorlar. Halbuki tasarruf yapması gereken kendileri. Maliye Bakanı esasında açıkça sermayeden yana patronlardan yana olduğunu gösterdi. Özellikle ülkeyi yöneten Maliye Bakanı Mehmet Şimşek değil. Ülkeyi yöneten belli. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın söylemediği hiçbir şeyi yapmaları mümkün değil. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek sadece Cumhurbaşkanının emir kuludur ama ülkemize bizlere bir kurtarıcı olarak göstermeye çalışıyorlar. Bunu kabul etmiyoruz. Onun için diyoruz ki, sefalete teslim olmayacağız.”

“Halka dayatılan köleliğe ve yoksulluğa uyum programdır”

KESK Eskişehir Şubeler Platformu Sözcüsü Sertaç Durdu ise şunları söyledi:

“Kamu emekçileri ve emekliler olarak bugün ülke genelinde alanlardayız. Alanlardayız çünkü bu ülkede emeği ile geçim mücadelesi verenler olarak tarihimizin en karanlık, en zorlu süreçlerinden birisini yaşıyoruz. Alanlardayız çünkü bu ülkede yıllardır kamu emekçisi, işçisi, emeklisi, asgari ücretlisi ile milyonlar olarak her geçen gün daha fazla yoksullaştırılıyoruz. Üstelik iktidar da artık bunu saklama gereği duymuyor. Hatırlayalım; döviz kuru, enflasyon rekor üstüne rekor kırmaya başlarken dönemin Maliye Bakanı çıkıp aynen şöyle demişti; ‘bu sistemden dar gelirliler hariç üretici firmalar, ihracatçılar kar ediyorlar. Çarklar dönüyor’.  Bu sözler mevcut sistemde kimlerin baş tacı edildiğini, kimlerin ise yok sayıldığının açık bir itirafı olarak tarihe geçmiştir. Evet, çarklar yıllardır dönüyor ama o çarklar halkı, emekçileri, yoksullaştırmak, işsiz bırakmak, bir avuç zengini daha zengin etmek için dönüyor. Çarklar düşük gösterilen TÜİK enflasyonu ile halkın, emekçilerin cebinden alıp bir avuç patrona, yandaşa aktarmak için dönüyor. Dolayısıyla tekrar altını çiziyoruz; yıllardır bu ülkeyi yönetenlerin kısa vadede de orta vadede de uzun vadede de tek bir programı vardır. O da emeği ile geçinenlere ve halka dayatılan köleliğe ve yoksulluğa uyum programdır.

“Gerçekten ölüme doğru gidiyoruz”

DİSK Eskişehir Şube Başkanı Hatice Kılıç ise, “Yıllardır emeklilerin ölüm sınırına doğru gittiğini göre göre bağıra bağıra üç maymunları oynayan yönetim hiçbir zaman sesimize kulak vermedi. Düşünün ki 10 bin lira ile geçinmeye çalışıyoruz. Aslında kök aylık diyoruz. Kök aylık öldürür, kök hücre yaşatır diyoruz. Gerçekten ölüme doğru gidiyoruz. Çocuklarımıza, torunlarımıza harçlık veremiyoruz, yardım edemiyoruz. Eskiden bir emekli, emekli ikramiyesiyle ev, araba alabiliyordu, insan gibi yaşıyordu. Kenara kefen parası koyabiliyorduk. Şimdi maalesef 10 bin lira geçinmeye çalışıyoruz” dedi.

Açıklamaların ardından yürüyüşe katılanlar, ellerindeki siyah balonları patlattı.

]]> https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-emekliler-zamlara-tepki-icin-yurudu-gecinemiyoruz-sesimize-kulak-verin/feed/ 0 Cumhurbaşkanı Erdoğan: Depremin yıktığı şehirleri yeniden ayağa kaldırmadan gönlümüz rahat etmeyecek https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-depremin-yiktigi-sehirleri-yeniden-ayaga-kaldirmadan-gonlumuz-rahat-etmeyecek/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-depremin-yiktigi-sehirleri-yeniden-ayaga-kaldirmadan-gonlumuz-rahat-etmeyecek/#respond Wed, 17 Jul 2024 00:00:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40105 (ANKARA) – Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Depremin yıktığı şehirleri yeniden ayağa kaldırmadan gönlümüz rahat etmeyecek. Biz milletle seçim meydanlarında yaptığı sözleşmesine sadık bir iktidarız.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki toplantı, yaklaşık 1 saat 15 dakika sürdü. Dış politikada kıymetli görüşmeler yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son kabine toplantımızdan bugüne dış siyasette yoğun bir ziyaret trafiğimiz oldu. Özellikle Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin ve Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı Sayın Şi ile yaptığımız görüşmeler oldukça verimliydi” diye konuştu.

Erdoğan, “BYD ile toplam tutarı 1 milyar doları aşan yatırım sözleşmesi karşılıklı irademizin en güzel örneğidir. Bu tür yatırım ortaklıklarıyla ikili ticaretimizi daha dengeli ve sürdürülebilir bir seviyeye getirmeyi hedefliyoruz. Ülkemiz ekonomisine katma değer sağlayacak her türlü yatırıma kapımız her zaman açıktır. Yeter ki kazan, kazan anlayışıyla hareket edilsin. Bu konuda ciddi yatırımcılara gereken her türlü kolaylığı sağlıyoruz”  ifadelerini kullandı.

“UEFA’nın Demiral kararı futbola zarar vermiştir”

2024 Avrupa Şampiyonası’nda milli futbolcu Merih Demiral’a verilen 2 maçlık cezayı değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan şu açıklamalarda bulundu:

“UEFA’nın Merih Demiral hakkında alel acale aldığı haksız karar, hem kendilerine hem de şampiyonanın itibarına zarar vermiştir. Karşılaşma esnasında, elbette içimize sinmeyen anlamakta zorlandığımız hakem kararları oldu. Futbolcularımız ellerinden gelenin en iyisini yapmalarına rağmen maalesef yarı final şansımızı  kaçırdık. Yine de buradan A Milli Futbol takımızızı tebrik ediyorum. İngiltere’yi yenerek Avrupa Şampiyonu olan İspanya’yı kutluyorum. Sporda bu yılki bir diğer imtihanımız gelecek hafta başlayacak olan Paris 2024 Olimpiyat Oyunlarıdır. Sporcularımızdan Tokyo’da elde ettikleri tarihi başarıyı Paris’te çok daha ileri seviyelere taşımalarını bekliyorum. Paris Olimpiyatları’nda yarışacak sporcularımıza şimdiden üstün başarılar diliyorum.”

“Arzu ettiğimiz iş birliğinin uzağındayız”

NATO Liderler Zirvesi’nde Türkiye’nin rolünün önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu:

“9-11 Temmuz tarihleri arasında ABD’de düzenlenen NATO Liderler Zirvesi Türkiye’nin NATO içindeki vazgeçilmez rolünü tekrar teyit etmiştir. Bu tarihi zirvede savunma sanayi ve terörle mücadele başta olmak üzere ülkemiz açısından hayati öneme sahip konularda  müttefiklerimizden beklentilerimizi ifade ettik. her iki başlıkta da halen arzu ettiğimiz iş birliğinin çok uzağındayız. Müttefiklerimiz tarafından ülkemize bin bir nazla verilen silahlar bölücü terör örgütünün sığınaklarından çıkıyor. Savunma sanayi ticareti ile ilgili bazı kritik malzemelerde suyu yokuşa sürme çabalarına rastlıyoruz. Bunların ittifak dayanışması ve müttefiklik ruhuyla bağdaşmadığı açıktır”.

“Filistin halkını selamlıyorum”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in 7 Ekim’den itibaren Filistin’de yürüttüğü savaşa dikkati çekerek şöyle konuştu:

“Türkiye olarak mevcut İsrail yönetimini ateşkese zorlamak amacıyla tüm imkanları seferber etmiş durumdayız. İki ülke arasındaki ticari işlemlerin durdurulması bunlardan biriydi. Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açılan soykırım davasına müdahil olma kararımız bir diğeriydi. Filistin’de kalıcı barış tesis edilene kadar İsrail’le NATO nezdinde iş birliği yapılması yönündeki girişimlere onay vermeyeceğiz. Bu konudaki kararlı duruşumuzu zirvede açık açık vurguladık. İsrail’in Gazze ve diğer Filistin topraklarındaki katliam, işgal ve soykırım politikası devam ettikçe biz de bu ülke ile ilgili tutumuzu değiştirmeyiz. İsrail, 7 Ekim’den bu yana geçen 285 günde her türlü zulmü, barbarlığı ve vahşeti sergilemesine rağmen Filistin halkının direniş azmini kıramadı. Filistinli kardeşlerimiz insanlığa örnek olacak büyük bir vakarla topraklarını kahramanca savunmaya devam ediyor. Tüm dünyaya vatanperverlik dersi veren Filisin halkını selamlıyorum.”

“Sayın Trump’a geçmiş olsun dileklerimi gönderiyorum”

ABD eski başkanı Donald Trump’a yapılan süikaste değinen Erdoğan, “Hafta sonu Amerika eski Başkanı ve Cumhuriyetçilerin başkan adayı Sayın Trump’a yönelik düzenlenen menfur suikast girişimi dünyadaki mevcut kırılganlıkları ortaya sermiştir. Suikast teşebbüsünü bir kez daha lanetliyor, Sayın Trump’ın kendisine, ailesine ve destekçilerine ülkem ve milletim adına geçmiş olsun diyorum”

“Hedefimiz yıl sonuna kadar 200 bin konutun teslimatını gerçekleştirmektir”

6 şubat depremlerinde evleri yıkılan depremzedeler için yeni konut yapılması ve yapılan konutların teslimatı konusunu değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Depremin yıktığı şehirlerimizi devasa birer şantiyeye çevirdik. Şimdiye kadar 76 binden fazla afet konutunu hak sahiplerine teslim ettik. hedefimiz yıl sonuna kadar 200 bin konutun teslimatını gerçekleştirmektir. 2025 senesi bitmeden önce, evine girmeyen hiçbir depremzede kardeşimizi bırakmayacağız. Bundan sonra çalışmaların daha da hızlanacağını ümit ediyorum. Afetzede kardeşlerim şunu çok iyi bilsin şahsımızın ve hükümetimizin bir eli daima deprem bölgesinin üzerinde olacak. Depremin yıktığı şehirleri yeniden ayağa kaldırmadan gönlümüz rahat etmeyecek. Biz milletle seçim meydanlarında yaptığı sözleşmesine sadık bir iktidarız. 31 Mart öncesinde meydanlarda atıp tutanların halktan yetki alınca nasıl çark ettiklerini ise hep beraber görüyoruz. Bundan 3 ay evvel Beşiktaş’ta 29 emekçi kardeşimiz ihmallerin kurbanı oldu. Antalya’da teleferik kazası yaşandı bir insanımız hayatını kaybetti. Facianın eşiğinden dönüldü. İstanbul’da çocuk parkında 5 yaşındaki evladımız can verdi. Geçtiğimiz günlerde aynı beceriksizliğin, ihmalkarlığın faturasını bu sefer İzmir Konak’ta ödedik. 2 vatandaşımız çok acı bir şekilde vefat etti. Vebali olanlar bir kez olsun özür dilemedi. İnsan hayatına mal olan iş bilmezliklerine artık bir dur demek gerekiyor.”

“Sokağa, pazara kulak tıkayan bir hüklümet asla olmadık”

Sokağın sesini her seferinde dinlediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, enflasyonun ataşinin düşmeye başladığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Sokağa, çarşıya, pazara kulak tıkayan bir hükümet asla olmadık bugün de değiliz. Toplumumuzdaki özellikle bazı kesimlerin hayat pahalılığı sebebiyle yaşadığı sorunların bilincindeyiz. 22 yıllık iktidarlarımız boyunca insanımızı enflasyona ezdirmedik bundan sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz. Amacımız enflasyonu körükleyecek bir kısır döngüye sokmadan vatandaşlarımızın refahını kalıcı olarak yükseltmektir. Geçen aydan itibaren enflasyonun ateşi düşmeye başladı. Sene sonunda enflasyonu hedeflediğimiz seviyelere indireceğiz. Fahiş fiyat ve fırsatçılıkla mücadelede kararlı adımlar atıyoruz. Orta Vadeli Programın etkileri görüldükçe, ekonomi kurmaylarımıza yönelik yıpratma ve yıldırma kampanyaları da yoğunlaşmaktadır. Ne biz ne milletimiz bu saldırılara prim verecektir. Merkez Bankası brüt rezervlerimiz, 148 milyar doların üzerine çıkarak tüm zamanların rekorunu kırdı. Her alanda çok daha iyi yerlere geleceğiz. Ekonomiye dair birçok düzenlemeyi içeren teklif bugün Meclis’imizin takdirine sunuldu.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-depremin-yiktigi-sehirleri-yeniden-ayaga-kaldirmadan-gonlumuz-rahat-etmeyecek/feed/ 0
Kamu Çalışanları ve Emekliler Maaş Zammını Protesto Etti https://www.haber60.com.tr/kamu-calisanlari-ve-emekliler-maas-zammini-protesto-etti/ https://www.haber60.com.tr/kamu-calisanlari-ve-emekliler-maas-zammini-protesto-etti/#respond Tue, 16 Jul 2024 22:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40030 HABER: ZEYNEP BOZUKLU/ KAMERA: UĞUR DEMİRCİ

(ANKARA) – Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde kamu çalışanları ve emeklilerin maaş zammını protesto etti. Genel Başkan Mehmet Yeşilyurt, “Ekonomik krizle birlikte trajik hale gelen ülke durumu, pişkin açıklamalarla trajikomik bir görüntüye dönüşmüştür” açıklamasını yaptı.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu üyeleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde kamu çalışanları ve emeklilerin maaş zammını protesto amacıyla eylem yaptı. Dövizler taşıyan ve sloganlar atan eylemciler, maaşlara gerçekçi oranlarda zam yapılmasını istedi.

Konfederasyon adına basın açıklaması yapan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Yeşilyurt, şunları kaydetti:

“İktidarın yıllarca ısrarla sürdürdüğü yanlış ve emek düşmanı ekonomi politikaları, ülkeyi zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olduğu derin bir ekonomik krizi uçurumuna atmıştır. Ülkenin çalışan nüfusunun yaklaşık yüzde 70’i sadece asgari ücret ve biraz üzerinde maaş alırken; tüm ülke emekçileri yandaş sermayeyi daha da zengin etmek için canla başla çalışır hale gelmiştir. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, yöneticiler yarattıkları bu garabeti çözmek, emekçinin yerle yeksan olan alım gücünü iyileştirmek yerine, krizin yükünü daha da halkın sırtına yüklemeye devam etmektedir. Ekonomik krizle birlikte trajik hale gelen ülke durumu, pişkin açıklamalarla trajikomik bir görüntüye dönüşmüştür.

‘Avrupa bizi kıskanıyor’ diye çıkılan yolda Maliye Bakanı’nın ‘Hadi Papua Yeni Gine’den iyisiniz’ dediği, iktidarın yalan aparatı haline gelen TÜİK’in Başkanının rezil enflasyon sepetini açıklayıp sonra resmi siteden sildiği, siyasette ‘tasarruf’ söylemleri eksik edilmezken Cumhurbaşkanı’nın uluslararası zirvelere 5 uçakla giden tek devlet yöneticisi olduğu, maaşlardaki artışın gerçek dışı belirlenen enflasyon oranlarına, vergi ve cezaların ise bu oranın 2-3 katına göre belirlendiği bir skecin içindeyiz.

“TÜİK, tüm emekçilerin insan onuruna yaraşır adil ücret hakkını gasp etmiştir”

Bu utanç tablosundaki son gelişme ise TÜİK’in yine paralel evrenden enflasyon verileri açıklaması olmuştur. ‘Enflasyonun yüzde 75 olması ile 45 olması arasındaki tek farkın psikolojik’ olduğunu söyleyecek kadar ekonomi biliminden uzak olan TÜİK Başkanı’nın mahkeme kararına rağmen yıllardır açıklamadığı ve en sonunda sitesinde bir günlüğüne ilan ettiği enflasyon sepeti, üniversitelerin ilgili bölümlerinde ibret olsun diye okutulacak niteliktedir. TÜİK, tüm emekçilerin insan onuruna yaraşır adil ücret hakkını göz göre göre gasp etmiştir. TÜİK, sepet oyunlarıyla enflasyonu eksik hesaplayarak, kötü ekonomi yönetiminin yol açtığı yüksek enflasyonu gizleyerek bütün faturayı emekçilere ödetmektedir. Bunun tek bir adı vardır: Hırsızlık! Bu yalan senfonisi devam ettirilemez. İktidar ve TÜİK, enflasyonu gizleyen anlayışını ve sahte verilerle açıklanan oranları terk etmelidir.”

Eylemde, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Mali Sekreteri Hasan Kütük, Genel Sekreter Özgür Aras ile Konfederasyon üyesi Ahmet Kürtül, konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na açıklama yaptı.

Hasan Kütük, “Kamu emekçilerine reva görülen artış 19,3. Yaşam koşullarının bu kadar zorlaştığı, ev kiralarının bu kadar arttığı bir yerde bu zam, kamu emekçlerini daha da açlığa ve sefalete iten bir gerçektir. Biz de bu sefaletin, yoksulluğun nedenlerini kamuoyuna duyurmak, taşımak amacıyla bugün buradayız. 1 Temmuz Pazartesi günü elektriğe yüzde 38 zam yapıldı. Yüksek Hızlı Tren’e yüzde 25 zam yapıldı. Limonun taneyle, karpuzun dilimle, etin gramla alınabildiği bir ülkedeyiz. Koşulların bu kadar zorlaştığı bir yerde bizi açlığa ve sefalete mahkum eden bu iktidar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve TÜİK’tir” diye konuştu.

“Gelsin bir milletvekili, bakan bu parayla geçinsin biz de heykelini dikelim”

Konfederasyon üyesi emekli öğretmen Ahmet Kürtül  de “Ekonominin tamamen battığı bir ülkede hep beraber yaşıyoruz. Bugün zengin parasına para katarken, fakir daha da fakirleşiyor. Eskiden insanlar ev, araba alabilecek durumdaydı. Şu anda çift maaşlı bir memur ya da işçi ev alabilecek durumda değil. Emekliye verilemesi düşünülen 12 bin lira ile kim geçinebiliyorsa geçinsin. Gelsin bir milletvekili, bakan bu parayla geçinsin biz de heykelini dikelim. Güç bela geçinmeye çalışıyoruz ama açlık, sefalet içindeyiz” ifadelerini kullandı.

“Enflasyon oranları şeffaf bir şekilde yansıtılmadığı sürece vatandaş bu ekonomik krizde boğulup gidecektir”

Konfederasyon Genel Sekreteri Özgür Aras da “”Emekçilerin, emeklilerin, asgari ücretlilerin hakkını aramak için buradayız. Çünkü ülkemizde bir ekonomik kriz var. Her ne kadar hükümet bunu kabul etmese de, görmek, duymak istemese de bu bir gerçek. Enflasyon oranları şeffaf bir şekilde yansıtılmadığı sürece kamu emekçisi, emekli, asgari ücretli bu ekonomik krizde boğulup gidecektir” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kamu-calisanlari-ve-emekliler-maas-zammini-protesto-etti/feed/ 0
Özel’den Bahçeli’nin elini öpen Özel Harekat Başkanı’na tepki: Sen, devletin polisi olmayı yanlış anlamışsın https://www.haber60.com.tr/ozelden-bahcelinin-elini-open-ozel-harekat-baskanina-tepki-sen-devletin-polisi-olmayi-yanlis-anlamissin/ https://www.haber60.com.tr/ozelden-bahcelinin-elini-open-ozel-harekat-baskanina-tepki-sen-devletin-polisi-olmayi-yanlis-anlamissin/#respond Tue, 16 Jul 2024 21:45:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39988 CHP Genel Başkanı Özgür Özel partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ziyareti sırasında elini öpen Özel Harekat Başkanı Süleyman Karadeniz’e tepki gösteren Özel, “Sen, devletin polisi olmayı yanlış anlamışsın. Bu devletten maaş alan birinin, siyasetin küçük bir kısmını temsil edenin önünde eğilmesini, el öpmesini asla kabul etmiyoruz” dedi.

“15 TEMMUZ’DA HALKIN İRADESİNE KASTEDENLER DEMOKRASİYE VURDULAR”

CHP lideri Özgür Özel’in kürsüde yaptığı konuşmadan satır başları şu şekilde; 15 Temmuz’da halkın iradesine kastedenler, demokrasiye vurdular ve geri püskürtüldüler. CHP hiç şüphesiz anılan terör örgütüyle, anılan cemaatle tarihsel husumeti olan bir yapıdır. Yıllarca biz bunlarla mücadele ettik, tehlikelere dikkat çektik. Bu meclisin tutanakları, başta rahmetli Kamer Genç olmak üzere, yapılan yanlışlara işaret eden uyarı konuşmasıyla mevcuttur. Karşılığında duyduklarımız, bugün hatırlatmanın ne bie ne de başkasına faydası olmayan ama o çarpık yapıyı sahiplenen, o hain yapıyı sahiplenen ifadelerle doludur. Bugün geldiğimiz noktada, 15 Temmuz’da yapıla darbe girişiminde, ki bütün darbeler doğası gereği iktidara yapılır, bütün ülkenin, bütün dünyanın dönüp muhalefete baktığını ve ana muhalefetin gözünün içine baktığını hatırlatmak isterim.

O gece 16 arkadaşımızla genel merkezde toplandık ve “Bugün Meclis kapalı, açılmasını talep edelim. Gidelim sahip çıkalım” dedik. Biz Meclis’in açılmasını teklif edenler, Sayın İsmail Kahraman da Meclis’i açan olarak burada buluştuk. Hep birlikte Meclis’e giren, darbeye direnen, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, çok geç ve güç olarak İstanbul’a indiğinde ona ulaştığımızda da onun tavrıyla darbeye karşı en net tavrı gösteren grup bizdik. Bülent Tezcan, ‘Vakit demokrasiye sahip çıkma vaktidir, tankların üzerine çıkma vaktidir’ dedi CNN’in canlı yayınına bağlanarak. Levent Gök, Tekin Bingöl darbeye direnme çağrısı yaptılar. O gün orada bulunan tüm milletvekillerimiz ve illerindeki tüm milletvekillerimiz demokrasiye, Meclis’e, halk iradesine sahip çıktı. Çünkü biliriz ki, bu ülkede biri tek adam olacaktıysa, bütün yetkileri kullanacaktıysa, onu hak edebilecek, mazur görülebilecek tek kişi vardı, 7 ülkenin istilasındaki Anadolu’yu önce kurtuluşa ikna eden, sonra kendisi ölümü göze alıp kurtaran, sonra bu ülkeyi yeniden kuran Mustafa Kemal’e sordular, ‘padişahlık mı, Yıldız Sarayı’ndan devam mı, yoksa krallığı mı ilan edeceksiniz ya da ABD tipi başkanlığı mı benimseyeceksiniz?’ O, kurtuluştan önce kurduğu meclise, 23 Nisan 1920’ye atıfta bulundu ve bu ülkeye tek adam rejimini değil, bugün bütün aksaklıklarına rağmen sahip çıkmaya çalıştığımız demokrasiyi, halkın iradesini getirdi. Atatürk’ün tenezzül etmediği hiçbir şeye bu ülkede hiç kimse tenezzül edemezdi. Bunu yapan Fethullah Gülen de olsa fark etmez, tek adam olmak isteyen kim olursa olsun fark etmez; karşısındayız, demokrasinin arkasındayız.

“CHP’NİN VAZGEÇMEDİĞİ TERCİHİ PARLAMENTER SİSTEMDİR”

Zaman zaman diyorlar ki; CHP artık güçlendirilmiş parlamenter sistem demiyor mu?’ Açık söylüyorum, her konuda bu ülkeyi nasıl yöneteceğimizi, işçiler, emekçiler, gazeteciler, basın özgürlüğü için, en üst düzeylerde demokratik standartlarda hak arama mücadelelerine destek vermek için, tarım, milli eğitim, dış politika, savunma sanayii için bu partinin önerileri vardır, bu ülkeyi nasıl yöneteceğini hem kademe kademe önümüzdeki seçime doğru tüm şeffaflığıyla vurgulayacaktır. Bu ülkenin yönetim sistemi için de CHP’nin vazgeçmediği tercihi, güçlü bir parlamentodur, parlamenter sistemdir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

“YANLIŞ DEVLETİN ELİNE SARILMIŞSIN”

15 Temmuz’da hiç asılmayan binalara Atatürk resimleri asanlar, hata yaptık, sadakata baktık liyakata değil diyenlerin, şimdi aynı hataları tekrar ettiklerini görüyoruz. O yüzden, iyi yetişmiş, liyakatlı kadroların ve kesinlikle cemaatlere, partilere, kişilere değil, devlete olan sadakatin öneminin altını çiziyorum. Dün gördüğüm bir şaşkına da şunu söylüyorum ki; sen devletin polisi olmayı yanlış anlamışsın, yanlış devletin eline sarılmışsın. Bir siyasiye saygı gösterilmesi eyvallah. O siyasinin bunu nasıl karşıladığı, neye ne kadar izin verdiği kendi tercihidir. Ama bu devletten maaş alan, bu milletin tamamı için görev yapması gereken, üzerinde üniformasıyla, yetkisiyle olan birilerinin bu ülkede siyasetin bir kısmının, küçük bir kısmının temsiline eğilmesini, el etek öpmesini asla kabul etmiyoruz, nokta.

“BU DEVLETİN DİBİNE DİNAMİT KOYMAKTIR”

Ben, bir devlet memurunun, bir siyasi liderin eline sarılmasında, muhatap hangimiz olursa olsun o devlet memuruna üstlendiği vazifenin gereğini hatırlatmayı doğru bulurum. Onun dışındaki her türlü yaklaşım, çok kutsadığınız ve esasen saygıda ve bağlılıkta bizden çok geride olduğunuz, bu devletin dibine dinamit koymaktır. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yok. Polis hepimizin polisidir, asker hepimizin askerdir. Türkiye Cumhuriyeti hepimizindir. Kimsenin tapulu malı değildir.

“İZMİR’DE SORUMLULARIN SAPTANMASI İÇİN TALİMAT VERDİK”

İzmir’de iki kişinin hayatını kaybettiği olayla ilgili İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımıza ilk dakikada şu talimatı verdik; savcılarla tam bir işbirliği içinde sorumluların saptanması, cezaların çekilmesi için üstümüze düşen ne varsa kati bir tutum içinde olacağız. Bu özgüvenle, bu inançla, bu yaklaşımla meseleyi takip ediyoruz. Bu konuda kusuru olan kim varsa cezalandırılacak. Adalet arayışının önünde engel olanlardan değil, ailelerin yanında adaleti arayanlardan olacağız. CHP Genel Başkanı olarak hepinizin önünde söz veriyorum. Bu konuda Meclis Araştırma Komisyonu kurulması için teklif vereceğiz. Bir kaza olunca, aman ucu bize dokunacaksa diye her şeye hayır diyenlere, AKP ve MHP’ye sesleniyorum. Belki ucu bize dokunacak. Kaldırın elleri, engelleyelim ölümleri. Kurun şu komisyonu.

Ölümlü iş kazalarında dünya birincisiyiz. Gerimizde ne Eritre var, ne Fas, ne Mozambik. Birinciyiz. İş kazasından ölümde de Malezya’dan sonra ikinciyiz. Dünyanın hiçbir ülkesinde hayat bu kadar ucuz, ölüm bu kadar kolay değil. yazın serinlemek için, kışın ısınmak için ölmüyor kimse. Trafikte, sokakta, kaldırımda, balkonda ölüm kol geziyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde soba gazından insanlar zehirlenerek ölmüyorlar. Yılda 800 kişinin boğularak öldüğü başka ülke yok. Şofbenden sızan gazdan ya da sahte alkolden yılda 500 kişinin öldüğü ülkede bu durumu izah etmek mümkün değil. Dünyanın hiçbir ülkesinde minibüste viyadükte insanlar boğulmuyor. Hayatın bu kadar ucuz olduğu, ölümün bu kadar kolay olduğu bir başka ülke yok.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozelden-bahcelinin-elini-open-ozel-harekat-baskanina-tepki-sen-devletin-polisi-olmayi-yanlis-anlamissin/feed/ 0
Kültür ve Turizm Bakanı ile Tarım ve Orman Bakanı, Su Verimliliği Seferberliği İşbirliği Protokolü’nü İmzaladı https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-ile-tarim-ve-orman-bakani-su-verimliligi-seferberligi-isbirligi-protokolunu-imzaladi/ https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-ile-tarim-ve-orman-bakani-su-verimliligi-seferberligi-isbirligi-protokolunu-imzaladi/#respond Tue, 16 Jul 2024 21:27:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39970 KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, turizm bölgelerinde suyun verimli kullanımının teşviki için ‘Su Verimliliği Seferberliği İşbirliği Protokolü’ imzaladı. Bakan Ersoy, su tüketimini azaltacak uygulamaları hayata geçireceklerini belirterek, “Önümüzdeki 10 yıl içinde yüzde 40 oranında su kazanımı sağlanmasını hedefliyoruz” dedi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda düzenlenen protokol imza töreni öncesi Bakan Yumaklı ve Bakan Ersoy, ortak basın toplantısı düzenledi. Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Su Verimliliği Seferberliği kapsamında iş birliğinin temellerini atmaktan duyduğu mutluluğu belirterek, “Günümüz dünyasına baktığımızda su artık stratejik bir öneme sahip oldu. Ülkemiz, sanılanın aksine su zengini bir ülke değildir ve kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı ile su stresi çeken ülkeler konumundadır. Su sadece yaşamın devamı için değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma, tarım, enerji üretimi ve turizm gibi birçok sektörde hayati bir rol oynamaktadır. Bu açıdan değerlendirdiğimizde, su kaynaklarımızın sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi, geleceğimiz için bir ihtiyaç değil, büyük bir zorunluluktur. Bakanlıklarımız arasında kurulan bu iş birliği, su kaynaklarının etkin ve verimli kullanımını sağlamaya yönelik önemli bir adım olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu protokol çerçevesinde su tasarrufu sağlayacak projeler geliştirerek, mevcut su kaynaklarının daha etkin kullanımını sağlayacak ve kamuoyunda suyun önemli konusunda farkındalık yaratmış olacağız” diye konuştu.

’10 YILDA YÜZDE 40 SU KAZANIMI HEDEFLİYORUZ’

Turizm bölgelerinde suyun verimli kullanımının teşvik edileceğini aktaran Ersoy, “Su tüketimini azaltacak uygulamaları hayata geçireceğiz. Su Verimi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’yla turizm sektöründe su kullanım verimliğinin arttırılmasını, bunun neticesi olarak da önümüzdeki 10 yıl içinde yüzde 40 oranında su kazanımı sağlanmasını hedefliyoruz. Turizm sektörü için hazırladığımız Su Verimliği Rehberi’nde, peyzaj alanlarında kurakçıl peyzaj uygulamalarına geçilmesi, bunun yanı sıra; sulama yöntemi, zamanı ve süresinin optimize edilmesi gerektiğinin altı çiziliyor. Gri su ve yağmur suyu sistemleriyle suyun yeniden kullanımının arttırılmasının önemini vurgulayacağız. Verimli su kullanımına ilişkin; konutlara, kurumlara ve personele yönelik bilgilendirme sürecini güçlü şekilde hayata geçiriyor olacağız. Aslında bu süreci Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı’nın çerçevesinde de ele almış bulunuyoruz. Otellerin ve işletmelerin sürdürülebilirlik belgesi alabilmesi için su tasarrufu kriterleri getirmiştik. Hatta bu kriteri, programın ilk aşaması olarak da değerlendirmiştik. Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı kapsamında Türkiye’de 1’inci Aşama Belgesi’ne sahip 17 bin 237 konaklama tesisi, 3’üncü Aşama Sertifikası’na sahip 1073 konaklama tesisi bulunuyor. Turizm alanında su tasarrufu yapabilecek bir diğer alan, atık su arıtma tesisleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Atık su arıtma tesisi yapım sorumluluğu biliyorsunuz ki belediyelerin sorumluluğunda. Ancak turizm bölgelerinde bakanlık olarak bir araya gelerek arıtma tesislerini hayata geçirdik. Su Verimliği Seferberliği kapsamında atacağımız adımların, doğal kaynaklarımızın sürdürülebilirliğini sağlayarak, ekosistemimizi koruyarak ve gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakma hedefimizi güvence altına alacağına olan inancım tam. Bu önemli iş birliğimizin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

‘SEFERBERLİĞİ ULUSLARARASI ARENAYA TAŞIYACAĞIZ’

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı ise Türkiye’nin tüm dünyadan ziyaretçi çeken bir cazibe merkezi olduğunun altını çizerek, “Turizm, ülkemiz için vazgeçilmez ve ekonomimiz için lokomotif sektörlerden birisidir. Tarımın, sanayinin ve elbette turizmin vazgeçilmez unsurlarından birisi sudur. Ancak küresel iklim değişikliğinin ülkemizi bu bağlamda tehdit etmesi sebebiyle, bizler de suyun verimli kullanımı için çok farklı eylemler oluşturuyoruz. Bugün dünyada 80 ülkenin 2,1 milyar insanın temiz suya hasret kaldığını belirtmemiz gerekir. Sayın Bakanım da söyledi; bizler su zengini bir ülke değiliz. Su stresi altında bir ülkeyiz. Eğer bugün burada, imzalayacağımız protokol de dahil olmak üzere belirlenmiş olan eylemleri hayata geçirmediğimiz takdirde 2030 yılında su fakiri olan ülkeler kategorisine girmemiz işten bile değil. Cumhurbaşkanımızın, suyun korunmasının vatanı korumakla eş değer olduğunu belirtir ifadesinden hareketle bizler de ‘suda sıfır kayıp’ ilkesiyle yola çıktık. Saygıdeğer Hanımefendi’nin (Emine Erdoğan) himayelerinde başlatılmış olan Su Verimliliği Seferberliğini tüm ülke çapında hatta uluslararası arenaya da taşıyacağız” diye konuştu.

‘162 SEKTÖREL SU VERİMLİLİĞİ REHBERİ YAYIMLANDI’

Dünyadaki tüm gelişmeleri takip ettiklerini belirten Bakan Yumaklı, “Bu hedefleri gerçekleştirmenin üst düzey bir koordinasyonla mümkün olacağını biliyoruz. Suyumuzun her damlasını değere dönüştürecek verimlilik çalışmaları da son derece önemli. 2033 yılına kadar halihazırda kişi başı 150 litre olan günlük ortalama su ücretini 120 litreye düşürme hedefindeyiz. Yine içme suyu sistemlerinde yüzde 32 olan kaybı yüzde 25’e düşürmek hedefindeyiz. Halihazırda suyu en çok kullanan tarım sektöründe yüzde 50 olan sulama randımanını, yüzde 60’a yükselterek bu alanda da önemli bir gelişme kaydetmek istiyoruz. Endüstriyel kullanımda da yüzde 30’luk yeni su tasarrufunu öngörüyoruz. Turizmde ise su verimliliğinin harekete geçirilmesiyle birlikte kullanımlarda yüzde 40’a varan oranlarda su kazanımını hedefliyoruz. Hedeflerin gerçekleşmesine yönelik 162 adet Sektörel Su Verimliği Rehberi yayınlanmış durumda. Turizm tesislerinde büyük alanları kapsayan peyzaj alanlarının kurakçıl peyzaja geçilmesiyle birlikte önemli bir su kazanımı etkisi olacaktır” dedi. Konuşmalardan sonra Ersoy ve Yumaklı, iş birliği protokolüne imza attı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-ile-tarim-ve-orman-bakani-su-verimliligi-seferberligi-isbirligi-protokolunu-imzaladi/feed/ 0
Sakarya, 8 yıl sonra aynı meydanda tek yürek oldu https://www.haber60.com.tr/sakarya-8-yil-sonra-ayni-meydanda-tek-yurek-oldu/ https://www.haber60.com.tr/sakarya-8-yil-sonra-ayni-meydanda-tek-yurek-oldu/#respond Tue, 16 Jul 2024 01:36:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39776 Sakarya halkı, 15 Temmuz hain darbe girişiminin 8’inci sene-i devriyesinde Büyükşehir Belediyesi ve Sakarya Valiliği’nin anma programında Demokrasi Meydanı’nda tek yürek oldu.

Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve Sakarya Valiliği, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin 8’inci yıldönümünde Demokrasi Meydanı’nda anma programı düzenledi. 8 yıl önce bugün, hain kalkışmanın karşısında dimdik duran ve ortaya koyduğu iradeyle destan yazan Sakarya halkı, meydanda Türk bayraklarıyla yeniden tek yürek oldu. Sakarya’da o gece yaşananlar film gösterimleriyle hatırlandı. İstiklal Marşı ile başlayan programda kahraman şehitler için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Eller şehitlere yapılan dualar için açıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetinden sonra darbe teşebbüsüne karşı koymaya çalışırken yaralanan gaziler vatandaşların karşısına çıktı. Anma programında söz alan Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, Sakarya halkının hain darbe girişiminde Sakarya Valiliğine tanklarla, tüfekle yürüyen FETÖ mensuplarına karşı bedenlerini siper ettiklerini belirtti.

“Valiliğe doğru hücum ettik”

Darbe teşebbüsünün gecesinden bahseden Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, “O gece bu meydana geldiğimizde kimse yoktu. Ama hemen meydanın ortasına geçtiğimizde baktık ki milletimiz akın etmiş geliyor. Eline bayrağını alan vatanını bayrağını seven herkes yarım saat içerisinde bu meydanı doldurdu. Bu meydanda biz devletimizi böldürmeyiz, biz bayrağımızı indirmeyiz, biz vatanımızı böldürmeyiz diye hep birazdan haykırdı, slogan attı onlara şükranlarımı sunuyorum. O gece bizzat şahidim, ben de buradaydım bir haber geldi. ‘İzmit’ten tanklar yola çıktı, Kandıra’dan tanklar yola çıktı, Taş kısığından askerler geldi.’ Artık yavaş yavaş sokağa çıkan herkesi engellemeye çalışan, sokağa çıkanlara çıkmayın diye ültimaton vermeye çalışanlara karşı milletini seven polisimiz ve onların içindeki vicdanlı askerlerimiz sahip çıktı. Hemen buradan bir kısım arkadaşımız özel araçlarıyla bir kısmı, o günkü belediye başkanımızın tahsis ettiği otobüslerle, bir kısmı yayan olarak buradan valiliğe doğru hücum ettik. Valiliğe gittik ki her taraftan çevrilmiş, her taraftan vilayeti esir alıp şehrimizi düşürmeye çalışan, şehrimizi, bayrağımızı, ezanımızı susturmaya çalışanlara karşı milletimizin güçlü duruşu, iradesi hainlere geçit vermedi. Bir anda bu meydanı dolduran Sakaryalı hemşehrilerimiz hemen vilayetimizin, valiliğimizin etrafını çevirdi. Onların silahlarına karşı göğsünü siper etti. İşte o gün artık bu milletin bu saatten sonra hiç kimsenin bu milleti bölemeyeceğini, bu bayrağı indiremeyeceğini, bu ezanı susturamayacağını tüm dünyaya göstermiş oldu. Biz de diyoruz ki orada vilayetimizi teslim etmediğimiz gibi vermiş olduğumuz mücadeleyle ellerindeki silahları, bellerindeki şarjörleri ellerinden almayı başardık. Elhamdülillah şehitlerimiz olmadı ama gazilerimiz oldu” dedi.

“Şerefli bir gazilik bu memleketi böldürmedi”

Sakarya’da 13 kişinin darbe teşebbüsünde gazi olduğunu belirten Alemdar, “Ablalarımız, kardeşlerimiz yaralandı. Onların kurşunlarıyla her birisi gazi oldu ama şerefli bir gazilik bu memleketi böldürmedi. Bu milleti, bu bayrağı, bu ezanı susturamadı. Hemen arkasından bir haber geldi ki hainler tümende talimat yağdırıyor. Bir kısmı dışarı çıkamamış, garip askerlerimizin eline silahı tutturmuş, vatandaşın üzerine salmaya çalıştıkları milletimizi püskürtmek için askerlerimizi milletimizin üzerine salmaya başlamış. Hemen oraya gittiğimizde yine içerden vatanını seven askerlerimiz yine içimizdeki vatansever polislerimiz bizden cesaret aldı. Biz de onlardan cesaret alarak onların bu millete doğrulttuğu silahları ellerinden almayı başardık” diye konuştu.

“Milletimizin üstün feraseti yıllardır değişik şekillerde devam eden tüm saldırıları sonuçsuz kılmıştır”

Sakarya Valisi Yaşar Karadeniz, “Yakın tarihimizi tanıyan herkes, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün Türk milletinin Trakya’dan ve Anadolu’nun batısından atılıp, kendi ayaklarının üstünde duramaz hale getirilmesi projesinin uygulamalarından biri olduğunu çok iyi bilmektedir. Bu hain kalkışmada diğerleri gibi milletimizin Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının etrafında toplanarak büyük fedakarlık ve kahramanlıkla yırtıp attığı sevr paçavrasını tekrar uygulamaya koyma hayalperestliğini gösterenlerin çırpınışlarından birisidir. Kıbrıs’ta, Ege Adaları’nda, Doğu Akdeniz’de ülkemizi kıskaca alma gayretiyle ülkemizin bir bölümünde uzun süredir haince saldırılarını sürdüren ve kahraman silahlı kuvvetlerimizin jandarmamızın ve polisimizin verdiği mücadeleyle ülke içinde etkinliğini büyük ölçüde kaybeden bölücü terör örgütünün terörist saldırılarının gaye yönünden birbirinden farkı yoktur. FETÖ terör örgütünün devleti ele geçirme gayesiyle yaptığı tüm girişimlerde yine ülkemiz üzerindeki emellerinden vazgeçmeyen emperyalistlerin maşalığını yapmaktan başka bir şey değildi. Önce dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın gözaltına alınmak istenmesi, gezi olayları 17-25 Aralık 2013 tarihinde bazı kabine üyelerine yaptırım yapılmak istenmesi ve son olarak da 15 Temmuz 2016’da yapılmak istenen darbe teşebbüsü başka ülkelerin bu emellerine hizmet eden hainlik hareketleridir. Ülkemizin ve milletimizin üstün feraseti yıllardır değişik şekillerde devam eden tüm saldırıları sonuçsuz kılmıştır” şeklinde konuştu. – SAKARYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/sakarya-8-yil-sonra-ayni-meydanda-tek-yurek-oldu/feed/ 0
Erdoğan: Kuzey Irak’ta kilidi kapatıyoruz, Suriye’de güvenlik kuşağını tamamlayacağız https://www.haber60.com.tr/erdogan-kuzey-irakta-kilidi-kapatiyoruz-suriyede-guvenlik-kusagini-tamamlayacagiz/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-kuzey-irakta-kilidi-kapatiyoruz-suriyede-guvenlik-kusagini-tamamlayacagiz/#respond Sat, 13 Jul 2024 22:51:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39211 (İSTANBUL) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kuzey Irak’taki Pençe Harekat bölgesinde çok yakında kilidi kapatıyoruz. Suriye’de güney sınırımız boyunca uzanan güvenlik kuşağının eksik halkalarını Suriye’nin toprak bütünlüğü temelinde tamamlayacağız. Irak ve Suriye hattında ülkemize tehdit oluşturacak hiçbir yapıya müsaade etmemekte kararlıyız” dedi. Erdoğan, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına ilişkin ise, “Arzumuz, kısa sürede ateşkes ilan edilerek Gazze halkının bir nebze de olsa rahat nefes almasıdır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Savunma Üniversitesi Yerleşkesi’nde düzenlenen kurmay subay mezuniyet törenine katıldı. Erdoğan, şöyle konuştu:

” Türkiye, dünyanın en köklü ordularından birine sahip olmanın yanı sıra en eski kurmay eğitim sisteminin de temellerini atmış bir ülkedir. Kurmaylık dahil askeri eğitimin tüm aşamalarında gerçekten parmakla gösterilen, zengin bir müktesebata sahibiz. Bu güzide çatı altında aldığınız üstün nitelikli eğitimin bundan sonraki meslek hayatınızda sizlere rehberlik edeceğine yürekten inanıyorum.

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında kurduğumuz Milli Savunma Üniversitemiz kuruluş misyonunu büyük bir başarıyla yerine getiriyor. Gerek Astsubay Meslek Yüksekokulları ve Harp Okulları gerekse işte bugün burada olduğu Harp Enstitüleri’nde eğitim alan evlatlarımız her açıdan en donanımlı, en iyi şekilde yetişiyor.

“Gazze’de şahit olduğumuz düpedüz soykırımdır”

Türkiye olarak savaş tüccarları dışında kimseye bir faydası olmayan ve iki komşumuza da zarar veren bu kan deryasını durdurmak için elimizden geleni yapıyoruz, yapmayı da sürdüreceğiz. Gazze’deki katliamı anlatmakta artık kelimeler dahi yetersiz kalıyor. 16 bini çocuk 40 bine yakın masum Filistinli kardeşimiz hayatını kaybetti. Yaklaşık 90 bin masum insan yaralandı. İsrail’in doğrudan sivil yerleşimleri hedef aldığı saldırıları sebebiyle Gazze’nin neredeyse dörtte üçü enkaz yığınına dönüştü. Savaş hukukun dair hiçbir ilke, kural ve kırmızı çizgi dikkate alınmadı. Hatta kasıtlı olarak çiğnendi. Şunu bir defa açık açık söylemek lazım. 7 Ekim’den beri Gazze’de yaşanan savaş değildir, devletin güvenliğini sağlama mücadelesi değildir, meşru müdafaa hiç değildir. Gazze’deki şahit olduğumuz düpedüz soykırımdır. Katliamın, barbarlığın ve soykırımın en sefil örneğidir.

İsrail, güvenliğini daha çok toprak işgal etmekte aradıkça Türkiye dahil bölgemizdeki hiçbir ülke kendini yüzde 100 güvende hissedemez. Bu gerçekten hareketle zulme tepkimizi en sert şekilde gösterirken Gazze’de ateşkesin sağlanması ve kalıcı barışa giden yolun açılması için de yoğun çaba harcıyoruz. Arzumuz, kısa sürede ateşkes ilan edilerek Gazze halkının bir nebze de olsa rahat nefes almasıdır.

“Bölücü örgüt Irak ve Suriye sahasında iyice kapana sıkışmış durumda”

Hudutlarımız içinde bölücü örgüt artık eylem yapamaz hale geldi. Irak ve Suriye sahasında ise örgüt iyice kapana sıkışmış durumda. Askerimizle, polisimizle, jandarmamızla ve istihbaratçılarımızla her yerde enselerindeyiz. Yerli ve milli silah sistemlerimizin de büyük katkısıyla terör örgütüne ciddi darbeler indiriyoruz. Kuzey Irak’taki Pençe Harekat bölgesinde çok yakında kilidi kapatıyoruz. Suriye’de güney sınırımız boyunca uzanan güvenlik kuşağının eksik halkalarını Suriye’nin toprak bütünlüğü temelinde tamamlayacağız. Irak ve Suriye hattında ülkemize tehdit oluşturacak hiçbir yapıya müsaade etmemekte kararlıyız. Sadece ele geçirilen silahların türüne ve çeşidine bakmak bile Türkiye’nin nasıl çok uluslu ve çok ortaklı bir terör konsorsiyumu ile mücadele ettiğini ortaya koymaya kafidir. Devlet olarak şu gerçeğin çok farkındayız: silahının namlusu Türkiye’ye dönük teröristler sınırlarımızın ötesinde var oldukça biz burada huzurlu olamayız. Şayet ekonomide, dış politikada, demokraside, hak ve özgürlüklerde ilan ettiğimiz hedeflerimizi gerçekleştirmek istiyorsak terör bataklığını mutlaka kurutmak zorundayız.

“Birileri Türkiye’yi teröristlerle yan yana yaşamaya alıştırmaya çalışmaktadır”

Önümüze konulan engellerin de bilincindeyiz. Geçen hafta bazı illerimizde eş zamanlı olarak Suriye’nin kuzeyinde meydana gelen provokasyonları bundan bağımsız görmüyoruz. Vandallar ve sokak çeteleri üzerinden verilmek istenen mesaj bellidir. Birileri Türkiye’yi farklı isimler vererek maskeledikleri teröristlerle yan yana yaşamaya alıştırmaya çalışmaktadır. Şunun bilinmesini isterim ki, biz buna alışmadık, alışmayacağız. Daha öncekiler gibi bu sinsi planı yırtıp atacağız.

Pazartesi günü 15 Temmuz hain darbe girişiminin 8’inci yıl dönümü. Kapkara başlayan o gecenin sabahına ülke olarak destan yazmış, demokrasisini kurtarmış, milli iradeye sahip çıkmış bir şekilde uyandık. Canları pahasına karanlık geceyi aydınlık bir sabaha çeviren kahraman şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Bir daha ülkemizi benzer ihanet teşebbüsleriyle karşı karşıya bırakmamak için 15 Temmuz sonrasında çok kritik adımlar attık. Başta güvenlik birimlerimiz olmak üzere FETÖ’nün 40 yıldır gizlice sızdığı kurumlarımızı büyük ölçüde örgüt mensuplarından arındırdık.

“Bin 886 kurmay subaydan bin 524’ü ihraç edildi”

15 Temmuz’da Silahlı Kuvvetler’de görev yapan 32 bin 189 subayın, 10 bin 468’i yani yüzde 33’ü ordumuzdan atıldı. Kurmay subaylarda durum çok daha vahimdi. Çünkü örgütün 80’li yıllardan itibaren özellikle hedefe koyduğu ve zamanla çöreklendiği yerlerin en başında harp akademileri, yani kurmaylık sistemi geliyordu. Bin 886 kurmay subayın bin 524’ü yani yüzde 81’i FETÖ’den ihraç edildi.

Peygamber ocağı olarak gördüğümüz kahraman ordumuzu kimsenin vesayetçi heveslerine alet etmesine izin vermeyiz. Hukuk ve demokrasi içerisinde milletin değerlerine ve milli iradeye saygılı bir çizgide ülkemize ve milletimize hizmet etmek hepimizin şiarıdır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-kuzey-irakta-kilidi-kapatiyoruz-suriyede-guvenlik-kusagini-tamamlayacagiz/feed/ 0
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 15 Temmuz kalkışması ile Filistin’deki işgal politikaları arasında benzerlik olduğunu söyledi https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-15-temmuz-kalkismasi-ile-filistindeki-isgal-politikalari-arasinda-benzerlik-oldugunu-soyledi/ https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-15-temmuz-kalkismasi-ile-filistindeki-isgal-politikalari-arasinda-benzerlik-oldugunu-soyledi/#respond Fri, 12 Jul 2024 22:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38967

8. Uluslararası 15 Temmuz Sempozyumu’nda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ” Türkiye’deki yerleşik vesayetçi geleneğin ürettiği darbe ve darbe girişimlerinden bütünüyle farklı bir seyir içinde gelişen ve halkın topyekün direnişi karşısında akim kalan 15 Temmuz kalkışması ile Filistin’de süregelen işgal, zulüm ve soykırım politikaları arasında gerek aktörlerin benzerliği bakımından gerekse uygulama ve hedeflerin ortaklığı açısından büyük bir benzerlik olduğuna inanıyorum” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İstanbul Valiliği ve 15 Temmuz Derneği iş birliği ile düzenlenen 8. Uluslararası 15 Temmuz Sempozyumu’na katıldı. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde gerçekleşen sempozyuma Bakan Tekin’in yanı sıra 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç, İstanbul Üniversitesi Öğretim görevlileri ile vatandaşlar katıldı. Bakan Yusuf Tekin, sempozyumda açılış konuşmasını yaptı.

“15 TEMMUZ KALKIŞMASI İLE FİLİSTİN’DE SÜREGELEN İŞGAL POLİTİKALARI ARASINDA BÜYÜK BİR BENZERLİK OLDUĞUNA İNANIYORUM”

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Türkiye’deki yerleşik vesayetçi geleneğin ürettiği darbe ve darbe girişimlerinden bütünüyle farklı bir seyir içinde gelişen ve halkın topyekün direnişi karşısında akim kalan 15 Temmuz kalkışması ile Filistin’de süregelen işgal, zulüm ve soykırım politikaları arasında gerek aktörlerin benzerliği bakımından gerekse uygulama ve hedeflerin ortaklığı açısından büyük bir benzerlik olduğuna inanıyorum. Nitekim bugünkü sempozyum süresince kıymetli hocalarımız bu benzerliğin tarihsel ve güncel boyutlarını her yönüyle analiz edecek, doyurucu tahlil ve bilgilerle farkındalığımızı artıracaklardır” dedi.

“İSLAM DÜNYASININ İÇİNDE BULUNDUĞU AHVAL VE ŞERAİT KENDİ MEDENİYETİNİN DEĞERLERİNİ YAŞAMAKTAN ÇOK UZAKTIR”

Bakan Tekin konuşmasının devamında, “Kuşkusuz ki, temelinde tevhit inancının bulunduğu bu inşa sürecinin en merkezi ve en önemli kavramlarından birini ve hatta birincisini adalet mefhumu oluşturmaktadır. Zira insan hak ve onurunu en mükemmel şekilde tesis ve temsil edebilmenin yolu, yalnızca adaletin tüm yönleriyle ve bütün yaşam alanlarını kapsayacak biçimde teşekkül etmesinden geçmektedir. Adalet; içinde insanın bulunduğu bütün ilişkilerin temel belirleyicisi, o ilişkilerin hangi yönde karakterize olacağının ana parametresidir. İnsanın insanla, doğayla, toplumla, devletle ve devletlerin de birbirleriyle ilişkileri hep bu parametre ekseninde şekillenir. Adalet, bir bakıma hak ve sorumluluk diyalektiğidir ve yekdiğerine karşı sahip olunan haklar ile yekdiğerine karşı hissedilen sorumluluk arasındaki dengeyi oluşturur. İslam Medeniyeti, bu dengenin hangi ilke ve değerler doğrultusunda oluşması gerektiğini hem normatif düzeyde ortaya koymuş hem de farklı dönemlerdeki uygulamaları ile pratik olarak da göstermiştir. Ancak kabul etmek gerekir ki, İslam dünyasının bugün itibarıyla içinde bulunduğu ahval ve şerait, kendi medeniyetinin salık verdiği ilke ve değerleri yaşamaktan ve yaşatmaktan çok uzaktır. İslam dünyasının görece geri kalmışlığından kaynaklanan bu uzaklığın yol açtığı trajedilerin maliyetini ise yalnızca Müslüman toplumlar değil, yeryüzünün tüm mazlum coğrafyalarının hepsi ödemektedir” diye konuştu.

“KÜRESEL DÜNYAYI KENDİ ÇIKARLARI DOĞRULTUSUNDA YÖNETEN VE YÖNLENDİREN BEŞ ÜLKENİN VESAYETİ ALTINDA BULUNMAKTADIR”

Bakan Yusuf Tekin, “Dünya barışını ve güvenliğini tesis etmek ve korumak amacıyla kurulan Birleşmiş Milletler’in yapısı bile bu gerçeği gayet açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Dünya halkları arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan bu uluslararası örgüt, küresel dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda yöneten ve yönlendiren beş ülkenin vesayeti altında bulunmaktadır. Bu beş ülke ile dünyanın geri kalanı arasındaki ilişkiler, söz konusu beş ülkenin ortak çıkarlarına ve hatta zaman zaman da bu ülkelerden herhangi birinin bireysel çıkarlarına göre tazmin edilmekte, edilebilmektedir. Oysa Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da sıklıkla vurguladığı üzere, ‘Dünya, beşten büyüktür’. Bu söz, son derece önemli, derin ve değerli bir tespiti yansıtmakta küresel sömürü düzenine yönelik büyük bir meydan okumayı içermektedir” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının ardından Bakan Tekin sempozyumdan ayrıldı.

]]> https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-15-temmuz-kalkismasi-ile-filistindeki-isgal-politikalari-arasinda-benzerlik-oldugunu-soyledi/feed/ 0 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin: 15 Temmuz’da Milletin İradesine Sahip Çıkmak Önemli https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-15-temmuzda-milletin-iradesine-sahip-cikmak-onemli/ https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-15-temmuzda-milletin-iradesine-sahip-cikmak-onemli/#respond Fri, 12 Jul 2024 22:36:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38946 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “15 Temmuz gibi önemli alanlarda kritik olan husus, milletin hep beraber kendi iradesine sahip çıkmasıdır. 15 Temmuz’u farklı kılan da budur” dedi.

“8. Uluslararası 15 Temmuz Sempozyumu, 15 Temmuz’dan Gazze’ye Direniş” programı İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Cemil Bilen Konferans Salonunda düzenlendi. 15 Temmuz Derneği ve Milli Eğitim Bakanlığının işbirliğiyle düzenlenen programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç, milletvekilleri ve öğrenciler katıldı.

“15 Temmuz gibi önemli alanlarda kritik olan husus, milletin hep beraber kendi iradesine sahip çıkmasıdır”

Programla ilgili konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “15 Temmuz gibi önemli alanlarda kritik olan husus, milletin hep beraber kendi iradesine sahip çıkmasıdır. 15 Temmuz’u farklı kılan da budur. 27 Mayıs Darbesini, darbeden 5 gün sonra ‘meşru bir iktidar değişikliği hareketidir’ diye yorumlamak, ‘alt devrim’ diye kitap yazmak hiçbir şekilde darbelerle mücadele anlamında bize bir katkı vermez. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak ana hareket noktası milli irade, millet, demokrasimiz, cumhuriyetimiz bunu aldık. Buna yönelen her hareketi darbe olarak tanımlayıp bu türden olağanüstü durumlarla karşılaştığımızda milletlimizin tamamının ülkesini seven milletini seven herkesin bu anlamda devlete, millete, milli iradeye sahip çıkmasını arzu ettik. Bunu da bugün kamuoyunda çok tartışılan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli müfredatımız içine bunu eklemiş olduk. Bu ülkeye hep beraber amasız, fakatsız sahip çıkma şuurunu çocuklarımıza verelim istedik” dedi.

Savaşların insanların yaşadıkları yeri terk etmesine neden olduğunu söyleyen Bakan Tekin, “Türkiye’deki yerleşik vesayetçi geleneğin ürettiği darbe ve darbe girişimlerinden bütünüyle farklı bir seyir içinde gelişen ve halkın topyekun direnişi karşısında akim kalan 15 Temmuz kalkışması ile Filistin’de süregelen işgal, zulüm ve soykırım politikaları arasında gerek aktörlerin niteliği bakımından gerekse uygulama ve hedeflerin ortaklığı açısından büyük bir benzerlik olduğunu düşünüyorum. Askeri, sınai ve ekonomik gücü elinde bulunduran emperyal ülkelerin küresel düzeyde kurdukları sömürü düzeni, kendi devamlılığını sağlamak için ihtiyaç duyduğu mekanizmaları hiçbir ahlaki kaygı ile kayıtlı olmaksızın devreye sokabilmekte; yer altı ve yer üstü zenginliklerine ulaşmak için başka coğrafyaları adeta talan edebilmekte; Suriye, Afganistan ve Gazze’de olduğu gibi milyonlarca insanın ölümüne, evsiz kalmasına ve kitlesel göç hareketlerine neden olabilmektedir” şeklinde konuştu.

“Birleşmiş Milletler küresel dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda yöneten ve yönlendiren 5 ülkenin vesayeti altında bulunmaktadır”

Dünya barışının sağlanmasına dikkat çelen Bakan Tekin, “Dünya barışını ve güvenliğini tesis etmek ve korumak amacıyla kurulan Birleşmiş Milletler’in yapısı bile bu gerçeği gayet açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Dünya halkları arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan bu uluslararası örgüt, küresel dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda yöneten ve yönlendiren 5 ülkenin vesayeti altında bulunmaktadır. Bu 5 ülke ile dünyanın geri kalanı arasındaki ilişkiler, söz konusu 5 ülkenin ortak çıkarlarına ve hatta zaman zaman da bu ülkelerden herhangi birinin bireysel çıkarlarına göre tazmin edilmekte, edilebilmektedir. Nitekim Cumhurbaşkanımızın önderliğinde bilhassa temel insan hakları konusunda yaşadığımız sorunların çözümünde, sahip olduğumuz kültür ve medeniyet geleneğine sahip çıkmak konusunda, dünya mazlumlarının sesi olmak noktasında atılan adımları da adalet ilkesinin bizim geleneğimizdeki pratiğinin bir yansıması olarak okumak gerekir. Bu geleneğe Cumhurbaşkanımızın onurlu sahip çıkışının, bütün dünyaya ve sahip olunan ortak değerlere ayar vermeye çalışan hegemonik yapının çıkarlarını zarar verdiği, kurgulamaya çalıştıkları yenidünya düzeni hedeflerini sekteye uğrattığı da açıktır. Bu onurlu karşı çıkışı ve haykırışı kesmek, hegomanyalarını devam ettirmek isteyen zalimlerin doğrudan kendileri tarafından ya da kullandıkları maşalar aracılığıyla akla hayale gelmedik tuzaklar kuracaklarını, kurmaya yelteneceklerini de tahmin etmek zor değildir. 15 Temmuzu ve Gazze’de yaşananları böyle okumaya tercih ediyorum. Fakat bilinmelidir ki, Onlar tuzak kurdular, Allah da onlara tuzak kurdu. Türkiye’yi 15 Temmuz’a götüren sürecin aslında 31 Mart 2009 yerel seçimleri öncesi öncesinde Davos’ta Cumhurbaşkanımızın “one minute” çıkışıyla dönemin İsrail Cumhurbaşkanına tepki vererek yürüdüğünü başladığını rahatlıkla düşünebiliriz” şeklinde konuştu.

Program daha sonra konuşmanın ardından sempozyum ile devam etti. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-15-temmuzda-milletin-iradesine-sahip-cikmak-onemli/feed/ 0
Mersin İhracatta Yüzde 17 Artışla 7. Sıraya Yükseldi https://www.haber60.com.tr/mersin-ihracatta-yuzde-17-artisla-7-siraya-yukseldi/ https://www.haber60.com.tr/mersin-ihracatta-yuzde-17-artisla-7-siraya-yukseldi/#respond Fri, 12 Jul 2024 21:18:52 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38874 Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan, il olarak bir önceki yıl 8,5 milyar dolar civarında olan ihracatı 9,8 milyar dolarlara kadar çıkarmak suretiyle ülke genelinde 7. sıraya kadar yükseldiklerini belirterek, “İhracatını yüzde 17 gibi bir nispetle en çok arttıran il olduk” dedi.

Pehlivan, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) tarafından düzenlenen, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından Türkiye’deki en büyük 500 sanayi kuruluşunun açıklandığı İSO 500 listesine giren Mersin firmaları ile Mersin’de şubesi veya fabrikası olan firmalara ödüllerinin verildiği törene katıldı.

Törende konuşan Pehlivan, bu tür anların elde edilen başarılı neticelerin iltifata tabi tutulduğu müstesna anlardan biri olduğunu söyledi. Bu anlara ve seviyelere ulaşmanın emek, özveri, yılmadan ve yorulmadan çalışmayı gerektirdiğine işaret eden Pehlivan, “Hangi alanda olursa olsun öncelikle iyi niyet, beraberinde iyi planlama yaparak vaktinde gerekli adımları atma ve bu adımların devamını getirerek gayretle çalışmak, bunu sürdürülebilir kılmak gerekir. Başarı elde ettikçe çıtayı biraz daha yukarılara çıkartmak, konusunda yeni hedefler belirlemek ve çizilen yeni hedefler doğrultusunda tempoyu daha da arttırarak başarılı neticelere ulaşmak böyle bir şeydir. İlimizde siz bunu başardınız. Sanayi ve ticaret alanında attığınız adımlar ve yaptığınız yatırımlarla başarılar elde ettiniz. Bu başarıları hep birlikte memnuniyetle müşahede ediyoruz. Zira bu alanlar, ülkemizin kalkınması ve gelişmesi sürecinde büyük paylara sahip oluyor. Bu yatırımlar hayata geçtiğinde üretim, istihdam, ihracat gibi ekonomide büyük önem arz eden sac ayakları olan alanlarda önemli gelişmeler ve mesafeler kat edilmiş oluyor” diye konuştu.

“Her şeye rağmen ülke olarak pedalları çevirmeye devam ediyoruz”

Dünyada ve Türkiye’de birtakım gelişmeler yaşandığını ve yaşanmaya devam ettiğini kaydeden Pehlivan, “Dünya kuruldu kurulalı problemsiz, sorunsuz, sıkıntısız hiçbir anın, hiçbir günün, hiçbir yılın olmadığını unutmamak gerekiyor. Muhakkak her çağın kendine göre bir takım sorun ve sıkıntıları olmuştur. Zaten hayatı anlamlı ve değerli kılan da budur. Eğer önünüzde tabiri caizse aşacağınız birtakım engeller yoksa o zaman meşakkatin, çalışmanın, yorulmanın ve başarı elde etmenin çok fazla kıymeti harbiyesi olmaz. Aslolan bu zorlukların üstesinden gelmek, zorluklara karşı mücadele etmek ve bu mücadele neticesinde yol almaktır. Yeni sorunların ortaya çıkmaması için de gayret sarf etmektir. Aslında ülke olarak yaşadığımız, pandemiyle başlayan, dünyadaki ülkeler arasındaki çatışmalarla devam eden, sonrasında asrın deniyor ama birkaç asrın felaketini içinde barındıran büyük bir afeti yaşadığımız bir ortamda, her şeye rağmen ülke olarak pedalları çevirmeye devam ediyoruz. Geçtiğimiz yıl ortalama 4,5’lik bir büyüme oranı, bu yılın ilk 6 ayında da 5,20 gibi bir büyüme oranı açıklandı. Diğer parametrelerin de buna eşlik etmesiyle daha büyük bir anlam kazanacak” dedi.

“İhracatını yüzde 17 gibi bir nispetle en çok arttıran il olduk”

Bunların olabilmesi için bir irade gerektiğine dikkat çeken Pehlivan, deprem gibi büyük bir felaket yaşanmış olmasına rağmen temponun adeta daha da yükseldiğini belirtti. Ekonomik sahada, birtakım yeni teşvikler ve uygulamaları yatırımcı ve girişimciyle buluşturarak yeni kulvarlar açmak suretiyle bu konuda yaşanan sıkıntıların bertarafı yönünde de büyük bir çaba olduğunu hep birlikte gördüklerini dile getiren Pehlivan, “33 milyonlara kadar ulaşan istihdam rakamları buna eşlik ediyor. İş gücüne katılma oranımız yüzde 55’lere kadar ulaşmış. Ülke olarak ihracatta geçtiğimiz yıl 256 milyar dolar gibi tüm zamanların en üst rakamına eriştik. İl olarak da bir önceki yıl 8,5 milyar dolar civarında olan ihracatımızı 9,8 milyar dolarlara kadar çıkarmak suretiyle ülke genelinde 7. sıraya kadar yükseldik. İhracatını yüzde 17 gibi bir nispetle en çok arttıran il olduk. Bunu sizlerin sayesinde yaptık. Sizler ürettiniz, yatırım yaptınız, ısrarla bu işlerinizin devamını sağlamak için gayret sarf ettiniz ve bu neticeler elde edildi” diye konuştu.

“Bütün yatırımcılarımız önemli bir sorumluluk üstleniyor”

Cumhuriyet kurulurken, Atatürk tarafından muasır medeniyetler seviyesinin üstü hedef olarak belirlendiğini kaydeden Pehlivan, şöyle devam etti: “Ecdadımızın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurduğu Cumhuriyetimiz 100 yaşına geldi. 100 yılı tamamladıktan sonra ikinci yüzyıl hedefleri, tıpkı birinci asır başlarında konulan hedefler doğrultusunda hareket ederek, üstüne Türkiye Yüzyılı vizyonu ve anlayışını yani bu ikinci yüzyılı Bizim Yüzyılı’mız yapmak için ekonomik, kültürel, spor, sanat gibi akla gelebilecek bütün alanlarda müşterek bir el birliği ve gönül birliğiyle çalışmaya devam etmemiz ve geleceği hep birlikte inşa etmemiz gerekiyor. İşte bu çağda söylenmesi gereken ve hedef olarak belirlenmesi gereken husus; bu konuda sizler ve sizlerin şahsında bütün yatırımcılarımız önemli bir sorumluluk üstleniyor. Bu misyonla beraber konunun eğitim boyutunu da katarak uygulama, projelendirme, vizyon katma ve her şeyden önemlisi köklerimizden beslenirken yapay zekadan bahsedilen teknolojik gelişmelerle, uzay teknolojilerini takip etmek; bilimi ve bilimin geldiği son noktayı, yeşil mutabakat ve dijitalleşme gibi iş alanlarına yansıma boyutlarını da takip ederek bir bütün olarak, hiçbir parçasını ve nüvesini ihmal etmeden yol almak, hep birlikte yaptığımız ve bundan sonra da daha etkin bir şekilde yapacağımız işlerdir.”

“Yılların emeği, özverisi ve gayreti var”

Konuşmasını yatırımcılara ve girişimcilere teşekkür ve tebrik ederek tamamlayan Pehlivan, “İSO 500 listesine dahil olmak öyle kolay bir mesele değildir. Yılların emeği, özverisi ve gayreti var” dedi.

Mersin- Tarsus Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Tekli ile MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır’ın da konuşma yaptığı programda, Vali Pehlivan tarafından İSO 500 listesine giren Mersin firmaları ile Mersin’de şubesi veya fabrikası olan firmalara gösterdikleri başarıdan dolayı teşekkür plaketi verildi. – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/mersin-ihracatta-yuzde-17-artisla-7-siraya-yukseldi/feed/ 0
Türkiye, Su Tüketimini Azaltmayı Hedefliyor https://www.haber60.com.tr/turkiye-su-tuketimini-azaltmayi-hedefliyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-su-tuketimini-azaltmayi-hedefliyor/#respond Thu, 11 Jul 2024 23:15:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38683 TARIM ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Kişi başı 150 litre olan ortalama günlük su tüketimimizi, 2030 yılına kadar 120 litreye, 2050 yılına kadar ise 100 litrenin altına düşürmeyi hedefliyoruz” dedi.

Bakan Yumaklı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen ‘2’nci Ulusal Su Kurulu Toplantısı’nda konuştu. Yumaklı, küresel iklim değişikliğinin en çok su kaynaklarını tehdit ettiğini belirterek, “Bugün dünyada 80 ülke su sıkıntısı çekiyor. 844 milyon insan içme suyu hizmetine erişemiyor. Dünya nüfusunun 4’te 1’inden fazla olan 2,1 milyar insan temiz suya ulaşamıyor. Biz de iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkelerden biriyiz. Sahip olduğumuz kaynakları tüketmek değil, doğru yönetmek ve doğa dostu teknolojiler geliştirmek artık bir tercih değil, zorunluluktur. Biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın, ‘Suyumuzu korumakla, vatanımızı korumak arasında mahiyet itibarıyla hiçbir fark yoktur’ şiarından hareketle ‘Suda sıfır kayıp’ ilkesi ile yola çıktık. Su kaynaklarımızı ulusal bilinçle korumak ve yönetmek üzere başlattığımız ‘Su Verimliliği Seferberliği’ni emin adımlarla hep birlikte sürdürüyoruz. Ülkemiz, tarımsal gayri safi milli hasılada Avrupa’da 1’inci, dünyada ise ilk 10 içinde yer alıyor. Ülkemizin bu başarı çıtasını daha da yükseltmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu çalışmalar içinde etkin arazi kullanımı, tarımsal üretim planlaması ve su yönetimi konuları dünyada olduğu gibi ülkemizde de öncelikli gündem konularımız arasındadır. Suyu merkeze alan tarımsal üretim planlaması ile gıda arz güvencemizi garanti altına almayı hedefliyoruz” dedi.

‘YAPICI VE KOLEKTİF ADIMLAR ATMAYA MECBURUZ’

Bitkisel üretim odağında planlı üretim uygulamalarını eylül ayından itibaren yürürlüğe koyacaklarını kaydeden Bakan Yumaklı, “Bakanlık olarak, tarımda israfı ve kayıpları önleyerek tarımsal verimliliği artıracak sulama otomasyonu yatırımlarını ülke geneline yaymak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Altyapısı uygun bölgelerde, yapay zeka destekli sulama otomasyonu çalışmalarımıza devam ediyoruz. Su kaynaklarımız için yapıcı ve kolektif adımlar atmaya mecburuz. Ülke olarak, su kaynaklarımızın akılcı ve bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesi amacıyla, havza ölçekli yönetim yaklaşımını benimsiyoruz. Bu bağlamda, havza ölçekli planlar hazırlıyor ve bu doğrultuda tedbirler alıyoruz. Nitekim bugün bu planlardan ikisi olan Sakarya Havzası Nehir Havza Yönetim Planı ile Marmara Havzası Taşkın Yönetim Planı’nın onaylanmasını birlikte değerlendireceğiz. Ulusal ölçekte havza ölçekli hidrolojik ve iklim bazlı su gözlem ağlarının geliştirilmesine öncelik veriyoruz. Taşkın Tahmini ve Erken Uyarı Sistemi’ni (TATUS), taşkın riski yüksek olan havzalarda kurmaya devam ediyoruz. Sistemin iyileştirilmesi ve 2028 yılında ülkemizin tamamında kurulması için çalışmalarımız sürüyor” diye konuştu.

‘SU KITLIĞI RİSKİNE KARŞI SENARYO ANALİZLERİMİZ SÜRÜYOR’

Bakan Yumaklı, suyun her damlasını değere dönüştürecek verimlilik çalışmaları ve su kıtlığı riskine karşı tedbirler geliştirmek için senaryo analizlerinin sürdüğünü belirterek, “Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nı hazırladık. 2030 ve 2050 yıllarına yönelik sektörel ve bireysel su verimliliği hedeflerini belirledik. Temel verimlilik uygulamalarına yönelik eylem planlarını oluşturduk. Bu kapsamda; kişi başı 150 litre olan ortalama günlük su tüketimimizi, 2030 yılına kadar 120 litreye, 2050 yılına kadar ise 100 litrenin altına düşürmeyi hedefliyoruz. İçme suyu sistemlerinde ortalama yüzde 32 olan su kaybını, 2030 yılında yüzde 25’e ve 2050 yılında ise yüzde 10’a düşürmeyi amaçlıyoruz. Mevcutta yüzde 50 civarında olan tarımsal sulama randımanının, 2030 yılında yüzde 60, 2050 yılında ise yüzde 65’e yükseltilmesini hedefliyoruz. Endüstriyel üretimde 2030 yılına kadar yüzde 30, 2050 yılına kadar ise yüzde 50 su kazanımı hedefliyoruz. Bu amaçlar doğrultusunda, paydaşlarımızın iş birliğiyle uygulamaya geçirilen eylem planlarımızdaki gerçekleşmeleri titizlikle takip ediyoruz. Hazırlanan Su Kanunu ve Taşkın Kanunu taslaklarının yasalaşmasıyla birlikte, su kaynaklarımızın bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesi için önemli bir mesafe almış olacağız. İnsan gücü ve finansal kaynaklarının optimizasyonuyla birlikte, su kaynaklarımızın miktar ve kalite olarak etkin yönetimi sağlanmış olacak. Amacımız, taşkın ve kuraklık risklerinin, afete dönüşmeden yönetimini sağlamaktır” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-su-tuketimini-azaltmayi-hedefliyor/feed/ 0
YÖK Başkanı: Türkiye, uluslararası öğrenci sayısını 500 bine çıkarmayı hedefliyor https://www.haber60.com.tr/yok-baskani-turkiye-uluslararasi-ogrenci-sayisini-500-bine-cikarmayi-hedefliyor/ https://www.haber60.com.tr/yok-baskani-turkiye-uluslararasi-ogrenci-sayisini-500-bine-cikarmayi-hedefliyor/#respond Thu, 11 Jul 2024 22:30:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38638 Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, “2023 yılı itibarıyla yaklaşık 200 ülkeden 350 bin uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapıyoruz. Türkiye, dünyada en fazla uluslararası öğrenciye sahip ilk 10 ülke arasında yer almaktadır. Yakın gelecekte uluslararası öğrenci sayımızı 500 bine çıkarmayı hedefliyoruz.” dedi.

Özvar, İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası’nda düzenlenen 16. Karadeniz Bölgesi Rektörler Konferansı’nın açılış oturumunda yaptığı konuşmada, son yıllarda yükseköğretimin giderek küresel bir nitelik kazandığını ve uluslararası rekabetin önemli bir alanı haline geldiğini söyledi.

Sadece gelişmiş ülkeler değil, gelişmekte olan ülkelerin de yükseköğretimde ulusal sınırları aşmaya yönelik stratejiler geliştirdiğini belirten Özvar, “Yükseköğretimde uluslararasılaşmanın doğrudan veya dolaylı olarak ülkeleri akademik, ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel açıdan zenginleştireceği ve güçlendireceği inancı her geçen gün artmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Özvar, uluslararasılaşma ve öğrenci hareketliliğinin arttığı bir dönemde Türkiye’nin bir cazibe merkezi haline geldiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“2023 yılı itibarıyla yaklaşık 200 ülkeden 350 bin uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapıyoruz. UNESCO İstatistik Enstitüsü’ne göre, Türkiye şu anda dünyadaki uluslararası öğrencilerin yüzde 2,9’una ev sahipliği yapıyor. Bugün Türkiye, dünyada en fazla uluslararası öğrenciye sahip ilk 10 ülke arasında yer almaktadır. Yakın gelecekte uluslararası öğrenci sayımızı 500 bine çıkarmayı hedefliyoruz. Bir sonraki aşamada ise 1 milyona ulaşacağımıza inanıyoruz. Bu hedefimizi daha da ileriye taşımak için çalışıyoruz. Yükseköğretim sistemimizde uluslararasılaşmanın önemini vurguluyor ve iç işleyişimizi her geçen gün geliştiriyoruz.”

Yabancı öğrenciler için TR-YÖS

Özvar, bu yıldan itibaren Türkiye’deki devlet yükseköğretim kurumlarına uluslararası öğrenci kabulünün sadece Türkiye Yurt Dışından Öğrenci Kabul Sınavı (TR-YÖS) ile yapılacağını belirterek, “Sınav, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılacaktır. TR-YÖS, yurt dışından öğrenci kabulüne standart getirmeyi amaçlamaktadır. Sınav yılda iki kez ve Türkçe, Almanca, Arapça, Fransızca, İngilizce ve Rusça olmak üzere altı dilde yapılacaktır.” diye konuştu.

YÖK’ün insan kaynaklarını güçlendirmek amacıyla hem Türk hem de uluslararası öğrenci ve araştırmacılara yönelik burs programlarına yenilerini eklediğini aktaran Özvar, “Bu kapsamda, yükseköğretim sistemini nitelik ve nicelik olarak uluslararası standartlara ulaştırmak ve üniversitelerde yürütülen bilimsel çalışmaları desteklemek amacıyla ‘Araştırmacılara Yönelik Uluslararası Destek Programları’nı geliştirdik. Bu destek programları kapsamında dört kategoride 415 kişiye burs sağlamayı hedefliyoruz. Doktora öğrencileri, doktora sonrası genç akademisyenler, ücretli akademik izne ayrılacak bilim insanları ve uluslararası araştırmacılar.” bilgisini paylaştı.

Özvar, bu destek programları kapsamında 200 doktora adayı araştırma görevlisini yurt dışına göndereceklerini, yine Türkiye’deki üniversitelerde görev yapan doktoralı veya yardımcı doçent 200 araştırma görevlisini de yurt dışında doktora sonrası çalışmaları için destekleyeceklerini anlattı.

Türkiye’nin yükseköğretimde ulaştığı kapasitenin son derece güçlü ve gelecek için umut verici olduğunu vurgulayan Özvar, “Ancak Türk yükseköğretiminin paydaşları olarak bunu yeterli görmüyoruz. Vizyonumuz, yükseköğretimde kalite odaklı bir yaklaşımın tesis edilmesidir. Bu hedefle ülkemizde kalite süreçlerine ve akreditasyona özel önem veriyoruz. Ülkemizde kalite ve akreditasyon süreçlerini yönetmek üzere bağımsız bir başkanlık olarak Türkiye Yükseköğretim Kalite Kurulu’nun (YÖKAK) kurulması, yükseköğretim sistemimizde bu konuya verilen önemin bir sonucu olarak görülmelidir.” ifadelerini kullandı.

YÖK Başkanı Özvar, mevcut istatistiklere göre, Türkiye’deki üniversitelerin 73’ünün kurumsal akreditasyona sahip olduğunu, 2027 yılına kadar üniversitelerin neredeyse tamamının akreditasyon süreçlerini tamamlamasını beklediklerini bildirdi.

TYÇ logosu diplomaların yurt dışında tanınmasını kolaylaştırıyor

Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosunun bu yıl ilk kez Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda yer alacağını belirten Özvar, şunları dile getirdi:

“Halihazırda 109 üniversiteden 898 program TYÇ logosunu kullanma hakkına sahiptir. TYÇ Kurulu tarafından uygun bulunan yükseköğretim programları, mezuniyet belgelerinde TYÇ logosunu kullanmaya hak kazanırlar. Bu logoya sahip olmak, yükseköğretim mezunlarına bazı uluslararası avantajlar sağlamakta, diplomalarının yurt dışında tanınmasını kolaylaştırmakta ve istihdam olanaklarını artırmaktadır. Ayrıca TYÇ logosu, yükseköğretim staj yeterliliklerinin ve öğrenme çıktılarının yurt dışında karşılıklı tanınmasını, yatay ve dikey öğrenci hareketliliğini kolaylaştırmaktadır.”

Özvar, vizyonlarının en önemli unsurlarından birinin istihdam duyarlılığı olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

“İstihdam bağlantısı azalan programların kontenjanlarını kademeli olarak azaltıyoruz. Öte yandan istihdam açısından öne çıkan alanlarda yeni programlar açıyoruz. Yapay zeka, yazılım ve dijital teknolojiler gibi hızla gelişen alanlarda nitelikli insan kaynağına olan ihtiyacın giderek arttığını gözlemliyoruz. Bu ihtiyaçları karşılamak üzere bu akademik yılda 20 üniversitede yapay zeka alanında 51’i ön lisans, 20’si lisans olmak üzere toplam 71 yeni program açıyoruz.”

Konferansa Özvar’ın yanı sıra İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal, dünyanın çeşitli üniversitelerinden rektörler, dekanlar ve akademisyenler katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yok-baskani-turkiye-uluslararasi-ogrenci-sayisini-500-bine-cikarmayi-hedefliyor/feed/ 0
Artistik Cimnastik Erkek Milli Takımı Paris 2024 Olimpiyatları’na hazırlanıyor https://www.haber60.com.tr/artistik-cimnastik-erkek-milli-takimi-paris-2024-olimpiyatlarina-hazirlaniyor/ https://www.haber60.com.tr/artistik-cimnastik-erkek-milli-takimi-paris-2024-olimpiyatlarina-hazirlaniyor/#respond Wed, 10 Jul 2024 08:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38320

Artistik Cimnastik Erkek Milli Takım Başantrenörü Yılmaz Göktekin, “Türk cimnastiği için milat. Geçmiş yıllarda temsil eden tecrübeli sporcularımız var. Takım olarak katılmamız bizleri heyecanlandırıyor. Takımımızın en iyi 8 içerisine girip final oynaması hedefimiz” dedi.

Artistik Cimnastik Erkek Milli Takımı, Paris 2024 Olimpiyatları’nda Ferhat Arıcan, İbrahim Çolak, Ahmet Önder, Adem Asil ve Emre Dodanlı’dan oluşan takımla mücadele edecek. Antalya’da kamp çalışmalarını sürdüren Artistik Cimnastik Erkek Milli Takımı, 19 Temmuz’da Paris’e yolculuk yapacak. Ferhat Arıcan’ın Tokyo Olimpiyatları’nda kazandığı madalyanın ardından cimnastikte yeni başarılar hedefleyen milli sporcular, Paris Olimpiyatları’na madalya hedefiyle hazırlanıyor. Son yıllarda önemli başarılar kazanan Artistik Cimnastik Erkek Milli Takımı, olimpiyat oyunlarında takım halinde ilk defa mücadele edecek.

GÖKTEKİN: TÜRK CİMNASTİĞİ İÇİN MİLAT

Artistik Cimnastik Erkek Milli Takım Başantrenörü Yılmaz Göktekin, olimpiyatların sporcu ve antrenörlerin katılmak istediği en üst düzeydeki organizasyon olduğunu ve sporun zirvesini temsil ettiğini vurguladı. Olimpiyat hedeflerini anlatan Göktekin, “Türk cimnastiği için milat. Takım olarak katılmak için kota aldık. Takım olarak ülkemizi temsil edeceğiz. Geçmiş yıllarda temsil eden tecrübeli sporcularımız var. Takım olarak katılmamız bizleri heyecanlandırıyor. Takımımızın en iyi 8 içerisine girip final oynaması hedefimiz” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’NİN CİMNASTİK ÜLKESİ OLDUĞUNU GÖSTERECEĞİZ’

Türk cimnastiğinin son yıllarda önemli başarılara imza attığına değinen Göktekin, şunları söyledi:

“Sporcularımızın en iyi olduğu aletlerde finale kalıp madalyaları ülkemize getirmek hedefimiz. Türk cimnastiğinin gelmiş olduğu noktayı dünya konuşuyor. Son 10 yıldır yükselen ivmesi çok iyi. Son 4-5 yıldır Avrupa’da zirvedeyiz. Dünya, Avrupa şampiyonu sporcularımız var. Bunun en iyi göstergesi takım olarak olimpiyatlara katılmak oldu. Bizi mutlu eden dinamik ekibimiz var. Teknik ekibimiz, federasyonumuz, antrenör kadromuz hummalı çalışma içerisinde. Kota aldığımız geçen yıldan itibaren her ay kamplarda süreç geçirdik. Son ana kadar sporcularımızdan ayrılmadık. Türk sporunun geldiği nokta çok iyi. Türkiye’nin cimnastik ülkesi olduğunu göstereceğiz. Başarılarla ülkenin gurur duyacağı cimnastik takımı izleyeceğiz. Madalya alacak seviyede üst düzey sporcularımız var. Yeter ki o gün sporcularımız gününde olsun. Bizim sporcularımız normal performansını büyük hata olmadan yerine getirsinler ve bunun sonucunda beklentimiz olan madalyayı alacağız.”

FERHAT ARICAN: İLKLERİN TAKIMIYIZ

Milli sporculardan Ferhat Arıcan, cimnastik branşında ilk kez takım olarak olimpiyata katılmanın heyecanını yaşadıklarını söyledi. Takım kaptanı olmaktan gurur duyduğunu anlatan Arıcan, “Tarihi bir olimpiyata gidiyoruz. Tarihimizde ilk kez cimnastik branşında takım olarak olimpiyat oyunlarındayız. Bu bir tarih ve ilklerin takımıyız. İlklerin takımı olmak, bu takımın parçası olmak benim için gurur verici. Özellikle bu takımın kaptanı olmaktan gurur duyuyorum. Takım finali yapmayı hedefliyoruz. Bu Türk spor tarihi ve Türk cimnastik tarihinde çığır açmak demek. Biz, Avrupa, dünya şampiyonası ve olimpiyatta bireysel olarak madalya kazandık. Takım olarak da Avrupa şampiyonası madalyamız var. Olimpiyata takım halinde gitmek, olimpiyat tarihinde cimnastik branşında ilk kez temsil etmek demek. Biz cimnastik ülkesi olma yolunda büyük bir adım atıyoruz. Takım halinde olimpiyatta olacağımız için içimizde büyük gurur ve heyecan var” diye konuştu.

“İKİNCİ MADALYA YOLUNDA ELİMDEN GELEN HER ŞEYİ YAPACAĞIM”

Üçüncü kez olimpiyat oyunlarına katılacağını belirten Arıcan, “Cimnastik branşında üç kez olimpiyat oyunlarına giden ilk sporcu olmanın gururunu yaşıyorum. Tokyo’da kazandığım tarihin ilk madalyasından sonra ikinci madalya yolunda elimden gelen her şeyi yapacağım. Önemli olan orada ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek. Bireysel olarak takımımızdaki her sporcu büyük tecrübe sahibi. Bu tecrübeyi yarışmada aktarmak istiyoruz ve ülkemizi büyük başarılarla, bayrağımızı dalgalandırmak için elimizden geleni yapacağız” dedi.

AHMET ÖNDER: FİNAL VE MADALYA ŞANSIMIZ DAHA FAZLA

Milli sporculardan Ahmet Önder ise şöyle konuştu:

“Olimpiyat oyunlarına tarihte ilk defa takım olarak gidiyoruz. Bu bizim için büyük heyecan olacak. Ülkemizi temsil etmek, takım arkadaşlarımla yeri başarılar elde etmek en büyük hedefimiz. Takım olarak gittiğimiz için final ve madalya şansımız daha fazla. Geçen olimpiyata 4 sporcu giderken, şimdi 5 erkek sporcu gidiyoruz. Oranın atmosferini yaşamak için sabırsızlanıyoruz. Bireysel olarak elimden geldiğince takım arkadaşlarıma faydalı olmaya çalışacağım. Hedefim final yapmak. Türk cimnastiği çok yüksek seviyede olduğu için madalya alacağımıza inanıyorum. Olimpiyatlarda takım olarak final yapmak ve ülkemize bu gururu yaşatmak istiyoruz. Türk sporu büyük ivme gösterdi. Cimnastik ailesi olarak da bu ivmenin parçası olmaktan gurur duyuyorum. Elimizden geleni yapacağımıza inanıyorum.”

ADEM ASİL: HERKES DAHA TECRÜBELİ

Milli sporculardan Adem Asil de sporseverlerin desteğini beklediğini, olimpiyatlarda ülkeyi gururlandırmak istediklerini söyledi. Yoğun ve zor kamp dönemi geçirdiklerine değinen Asil, olimpiyatlara az süre kala son hazırlıkları yaptıklarını belirtti. Takım olarak her zaman en iyisini başarmayı hedeflediklerini kaydeden Asil, “Çok güzel kamp süreci geçirdik. Yoğun ve zor programımız vardı. Takım olarak finale kalmak istiyoruz. Ferhat Arıcan, Tokyo’da bronz madalya aldı. Bunun üstüne koyup daha başarılı olmak istiyoruz. Gümüş ve altın madalya hedefim. Herkes daha tecrübeli, sonuçların daha iyi olacağına inanıyorum” dedi.

İBRAHİM ÇOLAK: BAŞARACAĞIMIZA İNANIYORUZ

Olimpiyatların kolay olmadığını ancak takım olarak hedefe ulaşmak için ellerinden geleni yapacaklarını belirten milli sporcu İbrahim Çolak, şu ifadeleri kullandı:

“İlk defa olimpiyatlara takım olarak katıldığımız için heyecanlıyız. Olimpiyat geçmişimiz ve tecrübemiz var. Bireysel madalya kazanmak hedefimiz ama takım finali yapmayı istiyoruz. En iyi 8 ülke arasına girme hedefimiz var. Bu takımla bunu başaracağımıza inanıyoruz. Herkes kendi performansını en iyi şekilde yaptığı takdirde takım puanı da güzel olacaktır. Bu da bizi takım finaline taşıyabilir. Olimpiyat kolay değil ama takım olarak hedefe ulaşmak için elimizden geleni yapacağız.”

“BİRDEN FAZLA MADALYA ALACAĞIMIZA İNANIYORUM”

Ferhat Arıcan’ın Tokyo’da aldığı madalyanın ardından hedeflerinin büyüdüğünü dile getiren Çolak, “O zaman yaptığımız derecenin daha iyisini yapmak için Paris’e gidiyoruz. Ben birden fazla madalya alacağımıza inanıyorum. Kim madalya alırsa alsın, kendimiz almış gibi sevineceğiz. Bu madalyalar biz ve Türk cimnastiği için çok önemli. Takım ruhunu kaybetmeden çalışmalarımızı en iyi şekilde devam ettiriyoruz” dedi.

Olimpiyat oyunlarında ilk defa yer alacak Emre Dodanlı ise olimpiyat oyunlarında en iyi şekilde yarışmayı istediklerini söyledi. Hedeflerinden bahseden Dodanlı “Takım halinde ve bireysel olarak finalde mücadele etmeyi, madalya kazanmayı istiyoruz” şeklinde konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/artistik-cimnastik-erkek-milli-takimi-paris-2024-olimpiyatlarina-hazirlaniyor/feed/ 0 Yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörleri 2024 yılında ihracatını artırdı https://www.haber60.com.tr/yas-meyve-sebze-ve-meyve-sebze-mamulleri-sektorleri-2024-yilinda-ihracatini-artirdi/ https://www.haber60.com.tr/yas-meyve-sebze-ve-meyve-sebze-mamulleri-sektorleri-2024-yilinda-ihracatini-artirdi/#respond Wed, 10 Jul 2024 07:39:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38300 Yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörleri 2024 yılının ilk yarısında ihracatını yüzde 9’luk artışla Türkiye’ye 3 milyar 8 milyon dolar döviz kazandırdı. 2024 yılı için 6 milyar dolar ihracat hedefi olan iki sektör, 2024 yılının ilk yarısında hedefin yüzde 51’ini gerçekleştirdi.

Yaş meyve sebze ihracatı yüzde 1’lik artışla 1 milyar 718 milyon dolar olurken, meyve sebze mamulleri ihracatı yüzde 20’lik yükselişle 1 milyar 42 milyon dolardan 1 milyar 290 milyon dolara ilerledi.

Türkiye’de 60 milyon ton taze meyve sebze üretildiği bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, 60 milyon ton üretimin katma değere dönüşmesi, üreticinin emeklerinin karşılığını alması için ihracatın üreticinin sigortası konumunda olduğunu, Türk lezzetlerini dünyanın dört bir tarafına ihraç ederek hem ülkeye döviz kazandırdıklarını hem de üreticilerinin emeklerinin karşılığını aldığını dile getirdi.

TURQUALITY, UR-GE ve Fuarlarla ihracat hedefine koşuyoruz

” Kiraz, ayva, incir, kayısı üretiminde dünya birincisiyiz” diyen Uçak, “Vişne, salatalık, kavun ve karpuz üretiminde 2.sırada, Elma, biber, mandalina ve domates üretiminde 3.sırada bulunuyoruz. Meyve sebze üretiminde ilk 5’te olduğumuz toplam 15 ürün bulunuyor. Meyve sebze mamullerinde turşu ihracatında dünya lideriyiz. Meyve suları, kurutulmuş ve dondurulmuş meyve sebze üretim ve ihracatında dünyanın en modern tesislerine sahibiz. Sürdürdüğümüz Turkish Fresh and Processed Fruits and Vegetables Cluster URGE Projesiyle 41 firmamızın kümelenerek ihracatımızı artırmasını hedefliyoruz. Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki 6 gıda birliği ABD pazarına yönelik sürdürdüğümüz Turkish Tastes isimli TURQUALITY Projesi sayesinde ABD’de taze meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatında önemli başarılar elde ettik. Uzakdoğu ülkelerine ihracatımızı artırmak için 2024 yılında 4 fuara katılım sağlamış olacağız. İhracat rakamları bu çabalarımızın karşılığını aldığımızı, meyvelerini topladığımızı ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.

Tazede domates, mamulde elma suyu ihracat lideri

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 2024 yılının ilk yarısında ihracatının yüzde 4’lük artışla 595 milyon dolardan 618 milyon dolara çıktığını vurgulayan Başkan Uçak şöyle devam etti; “Türkiye geneli taze meyve sebze ihracatında domates 256 milyon dolarlık ihracatla zirvede yer alırken, mandalina 170 milyon dolarla ikinci, kiraz 143,5 milyon dolarla en çok ihraç edilen üçüncü ürün oldu. Meyve sebze mamulleri ihracatında elma suyu 131 milyon dolarlık performansla birinci olurken, domates salçası 106 milyon dolar, biber turşusu 88 milyon dolar döviz kazandırdı.”

Yaş meyve sebzede Rusya, meyve sebze mamullerinde ABD en çok ihracat yapılan ülkeler oldu

Taze meyve sebze ihracatında Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülke 436,5 milyon dolarla Rusya Federasyonu olurken, meyve sebze mamulleri ihracatında en çok ihracat yapılan ülkeler listesinin bir numarasında 209 milyon dolarlık tutarla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı.

Taze meyve sebze ihracatında Irak’a ihracat yüzde 200’lük artışla 50 milyon dolarlak 200 milyon dolara çıkarken, üçüncü ülke 174 milyon dolarlık ihracatla Almanya oldu. Almanya, meyve sebze mamulleri ihracatında ise; 176 milyon dolarlık Türk lezzeti talebiyle adını ikinci sıraya yazdırdı. Meyve sebze ihracatında üçüncü büyük pazarımız 89 milyon dolarlık ihracatla İngiltere oldu. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/yas-meyve-sebze-ve-meyve-sebze-mamulleri-sektorleri-2024-yilinda-ihracatini-artirdi/feed/ 0
Denizli İhracatçılar Birliği ihracat şampiyonu 41 firmayı ödüllendirdi https://www.haber60.com.tr/denizli-ihracatcilar-birligi-ihracat-sampiyonu-41-firmayi-odullendirdi/ https://www.haber60.com.tr/denizli-ihracatcilar-birligi-ihracat-sampiyonu-41-firmayi-odullendirdi/#respond Wed, 10 Jul 2024 05:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38281 Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB), ihracat şampiyonu 41 firmayı düzenlenen geniş katılımlı törende ödüllendirdi.

Merkezefendi Kültür Merkezi’nde Denizli İhracatçılar Birliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, önceki dönem Ekonomi Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı/Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci, Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, Cumhuriyet Halk Partisi Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili Fikret Kileci, Denizli protokolü, Denizli Platformu’na bağlı oda ve derneklerin başkanları, ihracatçı birlikleri başkanları, sanayiciler ve ihracatçı firmalar katılım sağladı.

DENİB İhracatın Yıldızları Ödül Töreni kapsamında altı farklı kategoride firmalarımıza plaketleri takdim edildi. 2023 yılında imalatçı bazında ilk 20 firma, Uşak’ta faaliyet gösteren imalatçı bazında ilk 3 firma, ihracatçı bazında 1 milyon dolar üzeri ihracat yapan ve sektöründe birinci 15 firma, 5 milyon dolar üzeri birim fiyat başına en çok ihracat değerine ulaşan firma, Dış Ticaret Sermaye Şirketi olarak en fazla ihracat yapan firma ve son olarak Birliğimize 2023 yılında üye olup en fazla ihracat gerçekleştiren firma ödüllendirildi.

İhracat şampiyonu olan firmaları kutlayan DENİB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “2023 yılı Denizli geneli ihracatımız yüzde 10,8 oranında azalışla 4,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu noktada, ihracat daralmasında yaşanan jeopolitik gerilimler, küresel enflasyon ve enflasyonla mücadele için alınan önlemler, sıkı para politikaları, PMI ve İhracat İklim Endeksinin art arda eşik değer olan 50’nin altında seyretmesi, taleplerde daralma, özellikle hazır giyim/ev tekstilinin öncelikli sektör olmamasıyla tüketici tercihlerinin değişmesi ihracatı etkiledi. Denizli’den 2023 yılında 25 farklı sektör ve 3 bine yakın ürün grubunda 185 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Tekstil-Konfeksiyon sektörünün Denizli’nin toplam ihracatındaki payı 1,4 milyar dolar ile yüzde 33,3, kablo sektörünün payı 812 milyon dolar ile yüzde 19,4, bakır tel sektörünün payı 568 milyon dolar ile yüzde 13,6, tarım sektörünün payı 333 milyon dolar ile yüzde 7,9 ve son olarak doğal taş sektörünün payı 252 milyon dolar ile yüzde 6 olarak kayıtlarımıza geçti. Ayrıca, 2023 yılında yaş meyve sebze, kuru meyve, hububat sektörlerinde dikkat çekici ihracat artışları yaşandı. 2023 yılında Denizli’den en fazla ihracat yaptığımız ilk üç ülke İngiltere, ABD ve Almanya olarak sıralandı. Denizli yıl genelinde en fazla ihracat yapan il sıralamasında 9. sıradaki yerini korudu. Her sene 300’e yakın yeni ihracatçı, 1.700 aktif ihracatçı sayımız ile toplam üye sayımız 5 bine yaklaşmış durumda. Bu vesileyle tüm ihracatçılarımıza sağladıkları katkıdan dolayı teşekkürlerimi sunuyoruz. İmalatçı bazında ödül alan Seval Kablo, 8544 GTİP kodu ürün grubunda yalnızca ilimizde değil, Türkiye çapında da zirvede yer alıyor” dedi.

DENİB iletişim faaliyetleri yoğun bir şekilde sürüyor.

DENİB olarak 2023 yılının başından itibaren çeşitli iletişim faaliyetlerine ağırlık verdiklerini belirten Başkan Memişoğlu, “Birliğimizce hazırlanan ‘İhracat 101’ isimli dijital kitapçık, özellikle uluslararası yolculuklarına yeni başlayan ya da başlamak isteyen firmalar için kılavuz niteliği taşımakla beraber mevcut ihracatçı firmalarımızın ihtiyacı olabilecek çeşitli bilgi, mevzuat ve uygulamalara yer veriyor. Ayrıca, ihracata yeni başlayan, başlamak isteyen ya da mevcut ihracatını geliştirmek isteyenler için ilham niteliği taşıması adına üyelerimiz arasında farklı ihracat hikayeleri olan, değişik sektörlerde faaliyet gösteren firmalarla röportaj yaparak sosyal medya hesaplarımızda paylaşıyoruz. İletişim ve tanıtım faaliyetlerimiz çerçevesinde önde gelen sektörlerimize yönelik tanıtım filmlerimizin hem Türkçe hem de İngilizce versiyonlarını hazırladık. Tekstil-konfeksiyon, bakır tel-kablo-emaye bobin teli, doğal taş, makine ve tarım sektör filmlerine ek olarak Birliğimizi ele alan genel tanıtım filmi de üyelerimize sunuldu. Özellikle düzenlediğimiz alım ve sektörel ticaret heyetlerinde ve katılmış olduğumuz fuar organizasyonlarında ürünlerimizi ve ihracatımızı tanıtmak amacıyla filmlerimize etkin bir şekilde yer veriyoruz. Her sene temmuz ayı içerisinde ocak-haziran dönemini kapsayan 6 aylık veriler ile ocak ayı içerisinde bir önceki yılın genelini ele alan verileri derleyerek üyelerimize sunuyor, web sitemizde ve sosyal medya hesaplarımızda paylaşıyoruz. Doğal taş, tarım, bakır tel-kablo-emaye bobin teli, makine ve tekstil-konfeksiyon sektörlerine yönelik olarak düzenlenen değerlendirme raporlarında Türkiye’nin ve ilimizin ihracat rakamları, ülke bazlı rakamlar, sektörün toplam ihracatımızdan aldığı pay, sektörden ihracat yapan firma sayıları gibi veriler yer alıyor. Her ay yayınladığımız güncel ekonomi verileri bülteni ile de o ay içerisinde yayınlanan en güncel makroekonomik verileri üyelerimiz için derleyerek sosyal medya hesaplarımız, web sitemiz ve e-posta aracığıyla sunuyoruz” dedi.

Yurt dışı pazarlama, eğitim ve danışmanlık faaliyetlerimiz devam ediyor.

Alıcılarla bire bir temas kurulan fuar ve heyet organizasyonlarına aktif bir şekilde devam edildiğini belirten Başkan Memişoğlu, şöyle konuştu:

“Denizli İhracatçılar Birliği olarak 2023 yılından bu yana geçen 1,5 senelik zaman diliminde 13 farklı ülkeye 4 ticaret heyeti, 4 alım heyeti, 6 fuar katılımı ve 7 UR-GE heyeti olmak üzere 21 adet yurt dışı pazarlama etkinliği düzenledik. ‘İş Çevikliği’ mottosuyla 2024 yılına yeni formatıyla başlayan DENİB Akademi etkinliklerine Akademi Master, Akademi Junior, Akademi Girişimci ve Akademi Profesyonel olarak 4 ayrı kategoride programlarımıza devam ediyoruz. İlimiz ve ülkemiz ekonomisine katkı sağlayan ihracatçılarımıza teşekkürlerimizi sunuyorum, ödül alan firmalarımızı tebrik ediyorum”

“Aklımızla hareket etmemiz gerekiyor”

Ülke ekonomisi için ihracatın ödemine değinen TİM Başkanvekili Fikret Kileci de “Esas olarak bilmemiz gereken, ihracatın ve ihracatçının bu ülke için ne kadar önemli olduğunu hatırlamamız gerektiğidir. İhracatçı, bu ülkenin dışarıdaki yüzlerinden en önemlisidir. İhracatı ve ihracatçıyı önemli görmemiz gerekiyor. Dünya sancılı bir süreçten geçiyor. Mantıklı hareket ettiğimizde kazançlı çıkacağız. Bazı şeyleri dibe vurmadan göremeyiz. Daha önce daha iyi değerlendirmeler yaptık. Değişen dünyaya ayak uydurmamız gerekmektedir. Tekstil sektörü Türkiye’de yüzde 12, dünya genelinde ise yüzde 8 daraldı. Tekstil konusunda üretim gücü olan bir ülkeyiz. Yöntem ve sürece uyum sağlarsak en başarılı sektör olmaya devam edeceğiz. Aklımızla hareket etmemiz gerekiyor” diyerek başarılı firmaları kutladı.

“Ben değil biz anlayışında olmalıyız”

Yaşanılan zorluklara karşı birlik ve beraberlik vurgusu yapan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu ise “Üreten şehirlerin ayakta kalmalarının en önemli göstergesi ihracattır. Hep beraber kurtuluşa inanarak emek harcayan herkesi kutluyorum. Üretmek isteyen kim varsa kapımız sonuna kadar açık. Katma değerin artması için elimizden geleni yapacağız. Tarım ve hayvancılık da büyük önem taşıyor. Bu anlamda da mücadele etmemiz gerekiyor. Üreticinin girdi maliyetleri artmaktadır. İhracat farklı ülkelere kaymaktadır. Merkezi hükümetin bu anlamda adım atması gerektiğine inanıyoruz. Herkesin yüzünün güldüğü, ‘ben’ değil ‘biz’ diyen bir toplum olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

“Sizlere minnettarız”

“Canla başla çalışan, refahı artıran herkese çok teşekkür ediyorum” diyen Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan da konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Bakanlık olarak katkı sağlamak adına refahı yükseltmek için çalışmalarımız sürüyor. Artan ihracatımız sayesinde küresel yoldaki önemimizi bir üst seviyeye taşıyoruz. Ülkemiz hedefine emin adımlarla ilerlemektedir. Son 10 yılda yüzde 5.4 oranında büyüyerek önemli bir adım attık. İhracatımızdaki artış, ithalattaki düşüş açığımızı kapatmaya devam ediyor. Başarı hepimizindir. Katkılarınızdan dolayı teşekkür ediyoruz. Dünya pazarlarında başarıyla rekabet ederek Türkiye’yi başarıyla temsil ediyorsunuz. Biz de elimizden gelen desteği vermeye devam ediyoruz. Denizli’nin katkıları örnek bir tablo ortaya koymaktadır. 680 milyondan 2.4 milyar dolara çıkararak ülkede 9. sıradadır. 2352 ihracatçımız var. İhracat, ithalatı yüzde 180 ile karşılamaktadır. Bakanlığımızın destekleriyle üretkenlik sağlayan şirketlerimiz adından söz ettirmektedir. Küresel firmalar haline gelmektedir. Küresel tedarik zincirinden Denizlili üç firmamız yararlandı. Sayının artmasını istiyoruz. 11 URGE projemiz var. Fuar destek ödemeleri de gerçekleştirdik. E-ihracat desteklerimizi de sürdürüyoruz. 12 firma Denizli’de yararlanmakta. Denizli, 177 ülkeye ihracat yapmaktadır. Tüm dünya ülkelerine girebilmesi için desteklerimiz sürecek. Ülkemizin ekonomik kalkınmasında önemli bir kılavuzsunuz. Sizlerin gayreti ülkemizin kalkınmasını sağlamaktadır. Bu nedenle sizlere minnettarız”

Konuşmaların ardından DENİB bünyesinde Denizli ve Uşak’ta faaliyet gösteren ihracat şampiyonu 41 firmaya ödülleri protokol üyeleri tarafından takdim edildi. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/denizli-ihracatcilar-birligi-ihracat-sampiyonu-41-firmayi-odullendirdi/feed/ 0
Avustralya’da Engelli Göçmenlere Yönelik Ayrımcılık İddiaları https://www.haber60.com.tr/avustralyada-engelli-gocmenlere-yonelik-ayrimcilik-iddialari/ https://www.haber60.com.tr/avustralyada-engelli-gocmenlere-yonelik-ayrimcilik-iddialari/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:21:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38196 Avustralya’da yasalar fiziksel engelli ya da ciddi bir sağlık sorunu olan göçmenlere yönelik vize kuralları nedeniyle ayrımcılık yapmakla suçlanıyor. BBC Avustralya Muhabiri Katy Watson, ülkeyi terk etmek zorunda bırakılan ve kalmak için mücadele eden bu göçmen ailelerden bazılarıyla konuştu.

Luca, Avustralya’nın Perth şehrinde iki yıl önce doğduğunda, annesi ve babası hiç beklemedikleri bir haberle sarsıldı. Luca’ya kistik fibrozis teşhisi konmuştu.

Yetkililer, 8 yıldır Avustralya’da yaşayan Laura Currie ve kocası Dante Curie’ye, ülkede kalıcı olarak yaşayamayacaklarını, Luca’nın ülke için bir mali yük olduğunu söyledi.

“Bir hafta boyunca ağladım ve Luca için gerçekten çok üzüldüm” diyen Laura, şimdi savunmasız haldeki oğullarının “bu şekilde ayrımcılığa uğramayı hak etmediğini” söylüyor.

Nüfusun üçte birinin başka bir ülkede doğup buraya yerleştiği Avustralya, yıllardır kendini bir “göç ülkesi” olarak tanıtıyor.

Göçmenlere yeni bir başlangıç şansı tanıyan, çok kültürlü bir ev olduğu imajını veriyor.

Ancak çoğunlukla, özellikle de engelliler ve ciddi bir sağlık problemi olanlar için gerçekler bundan farklı.

Avustralya, dünyada düzenli olarak sağlık ihtiyaçları nedeniyle göçmenlerin vize başvurularını reddeden çok az ülkeden biri.

Özellikle 10 yıllık bakım maliyeti 86 bin Avustralya dolarını (yaklaşık 57 bin dolar, 1 milyon 900 Türk Lirası) aşanlar zor durumda kalıyor. Yeni Zelanda’da da benzer bir politika yürütülüyor ama Avustralya’daki kadar katı değiller.

Avustralya hükümeti, vatandaşlarının sağlık hizmetlerine erişimini koruma altında tutmak ve harcamaları kısmak için bu yasaların gerekli olduğunu savunuyor.

Kimi vizeler için bazıları muafiyet başvurusunda bulunabiliyor. Vize reddine itiraz başvurusunda bulunmak da bir seçenek ama süreç uzun ve maliyetli oluyor.

Aktivistler ayrımcı olduğunu söyledikleri yasanın engellilere yönelik modern yaklaşımlardan kopuk olduğunu savunarak yıllardır mücadele yürütüyor. Yetkililerin sağlık şartını gözden geçirme kararı sonrası önümüzdeki haftalarda bu durumun değişeceğini umuyorlar.

“Bize ‘çok maliyetlisin, ülkene dön’ diyorlar”

Luca’nın annesi Laura ile babası Dante Avustralya’nın çaresiz bir şekilde ihtiyaç duyduğu meslek kolu olan öğretmenlik için başvurarak bu ülkeye taşındı.

Laura kreş öğretmeni, eşi Dante de badanacı ve iç dekorasyon uzmanı. Yaşadıklarından sonra, sanki burada kurdukları hayatın da, verdikleri vergilerin de değeri yokmuş gibi hissettiklerini söyleyen Laura, şöyle devam ediyor:

“Biz Avustralya’ya ‘ihtiyacın olduğunda buradayız’ derken, roller değişip biz Avustralya’nın yardımına ihtiyaç duyduğumuzda, bize ‘Hayır, üzgünüm, bizim için çok maliyetlisin ve kendi ülkene geri dön’ deniyor.”

Avustralya, katı göç politikaları ile biliniyor.

Ülkede, denizden botlarla gelen göçmenleri hedef alan “botları durdur” politikasının bir başka şekli uygulanıyordu.

Botla gelen göçmenlerin Papua Yeni Gine ve Pasifik ada ülkesi Nauru’daki gözaltı merkezlerine yollanması son yıllarda tartışmaya neden olmuştu.

“1901 yılındaki politikalar devam ediyor” eleştirisi

Ülke, 1901’de çıkarılan yasayla beyaz olmayan göçmenlerin sayısını sınırlamayı amaçlayan “Beyaz Avustralya” politikasından ancak 1970’li yıllarda tamamen uzaklaşabildi.

Hükümete engellilere yönelik tartışmalı yasayı gözden geçirmesi yönünde baskı yapan bir şemsiye kuruluş olan Welcoming Disability’den Jan Gothard’a göre 1901’de var olan sağlıkla ilgili ayrımcılık, bugün de devam ediyor.

Göç avukatı Gothard, “İnsanlara 1901’de davrandığımız gibi davranıyoruz ve Avustralya’da kabul görmeyecek insanlar olduklarını düşünüyoruz” diye konuşuyor.

İlginç bir şekilde Avustralya’nın Göç Kanunu, kendi Engelli Ayrımcılık Kanunu’ndan muaf.

Özetlemek gerekirse Avustralya’da ne kadar uzun yaşadığınızdan bağımsız olarak, ülkede doğmuş olsanız bile, kendi özel sigortanız olsa bile ya da sağlık masrafların karşılayabilseniz bile, eğer mali yük olarak görülüyorsanız, sağlık şartını yerine getiremediğiniz anlamına geliyor.

Hükümet, resmi verilere göre 2021-2022 yılları arasında vize başvurularının yüzde 99’unun sağlık kriterlerine uyduğunu, bin 779’unun bu koşullara uymadığını belirtiyor.

Röportaj vermeyi kabul etmeyen Göç Bakanı Andrew Giles, kısa süre önce “Avustralya’da doğmuş ve göç sağlık kanunundan olumsuz etkilenenlerin bakanlığın devreye girmesi için başvurabileceğini” söyledi.

Ancak aileler meşakkatli olduğunu söyledikleri bu sürecin zaten zor olan yaşamlarını daha da zorlaştırdığını ifade ediyor.

28 gün sonra ülkeyi terk etmeleri gerek

2014’de oğlu Dhaffan nadir görülen bir genetik hastalıkla doğan ve omuriliği zedelenen Mehwish Qasim, 24 saat bakıma ihtiyacı olan oğlu ve eşi ile beraber ülkede kalmak için büyük bir mücadele yürütmüş ve uluslararası basında da yer almıştı.

Qasim, “Çocuğunuz hastayken ve bu kadar zorluk yaşarken, bir yandan insanlardan yardım ve imza istiyorsunuz ve zaten hayatınızda çok fazla şey olup bitiyor” diye açıklıyor.

Pakistan uyruklu aile, bir noktada ülkelerine geri dönmeyi de düşünmüş ancak uçağa binmek Shaffan için hayati risk taşıdığı üzere vazgeçmişler.

Sekiz yıl süren mücadele sonrası 2022’de aileye ülkede kalabilecekleri söylense de, eğitimli bir muhasebeci olan Qasim bu yıllar boyunca kendi meslek kolunda bir işte çalışamamış ve ailenin geçinmesi için kafelerde, süpermarketlerde ve taksi uygulamalarında çalışmak zorunda kalmış.

Luca’nın ailesi de, ülkede kalmak için mücadele etmeyi sürdürüyor ve pes etmiyor.

Ülkede istihdam sorunu yaşanan iş kollarında çalışıp boşlukları dolduruyor, bu sayede itiraz başvurularının olumlu sonuçlanacağını umuyorlar.

Eğer başvuruları reddedilirse, 28 gün içinde ülkeden ayrılmaları isteniyor.

Luca örneğinde en büyük sorun, hastalığının tedavisinde maliyetli bir ilaç olan Trikafta’ya ihtiyaç duyulması. Aslında Luca şu an bu ilacı kullanmıyor hatta ilacın ona uygun olup olmadığı da bilinmiyor. Yine de tedavisinin yaklaşık 1.8 milyon Avustralya dolarına denk geleceği hesabı yapılıyor ve bu da 10 yıl içinde tedavi masrafının hükümetin göçmenler için koyduğu mali sınır olan 86 bin Avustralya dolarından fazla olduğuna işaret.

Avustralyalı aktivistler, yakın zamanda eşiği yükseltilen sağlıkta maliyet sınırını sevinçle karşılasalar da, sınırın hâlâ ortalama maliyetlerin altında kaldığını ifade ediyorlar.

Down sendromu, ADHD ve otizm gibi sağlık sorunları olan çocukların ailelerinin de desteklenmesi gerektiğini söyleyen aktivistler sağlık giderlerine ilişkin tahminler hesaplanırken, özel eğitim desteğinin dışarıda tutulmasını istiyorlar.

10 yaşındaki kızı Darcy Down sendromlu olan İngiliz kökenli Claire Day, Avustralya’da iki ayrı iş teklifi almış olmasına rağmen, kızının durumu nedeniyle vize alması ihtimalinin az olduğunu öğrenmiş.

21 yıldır Londra’da polis olarak çalışan Claire, Avustralya kolluk güçlerine katılması durumunda kalıcı vize alabiliyor ancak kızının hastalığı nedeniyle sorun yaşayacağından korkuyor.

Day, “Darcy sağlıklı bir çocuk; okula gidebiliyor ve okulda kulüplere katılıyor. O yüzden bu konunun sorun olmayacağını ummuştum” diyor.

Bu gibi hikayeler nedeniyle aktivistler Avustralya’nın bu politikasıyla engelli göçmenlere yönelik ayrımcılık yaptığını savunuyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/avustralyada-engelli-gocmenlere-yonelik-ayrimcilik-iddialari/feed/ 0
Kurtulmuş: Güçlü Türkiye, güçlü toplum anlayışıyla önümüzdeki döneme çok daha güçlü giriyoruz https://www.haber60.com.tr/kurtulmus-guclu-turkiye-guclu-toplum-anlayisiyla-onumuzdeki-doneme-cok-daha-guclu-giriyoruz/ https://www.haber60.com.tr/kurtulmus-guclu-turkiye-guclu-toplum-anlayisiyla-onumuzdeki-doneme-cok-daha-guclu-giriyoruz/#respond Mon, 08 Jul 2024 01:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38004

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye olarak dünyanın en zor bölgesinde yaşadıklarını belirterek, “Dünyanın bütün çatışma ve birtakım gerilim alanlarının ortak noktasında Türkiye var. Bu dönem Türkiye için aynı zamanda büyük bir fırsatı da ortaya koymaktadır. Güçlü Türkiye, güçlü toplum anlayışıyla önümüzdeki döneme çok daha güçlü bir şekilde giriyoruz. Türkiye olarak karşımıza çıkan birtakım tehditlerden yılarak ve birtakım gelişmelerden çekilip geri adım atarak değil, önümüzdeki fırsatları değerlendirerek yolumuza devam edeceğiz.”

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, NATO Parlamento Başkanları Zirvesi dolayısıyla bulunduğu ABD’nin başkenti Washington’da, Amerika Diyanet Merkezi’ni ziyaret etti. Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından Amerika Diyanet Merkezi’nde düzenlenen programa Kurtulmuş’un başkanlığındaki heyette Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, AK Parti Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Sedat Önal, TASC Başkanı Seyit Şahin, Türk-Amerika Diyanet Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Kanca da yer aldı.

‘ÇOK KUTUPLU YENİ BİR DÜNYA SİSTEMİ BAŞLADI’

ABD’deki Türklerle ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelen Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada çok kutuplu yeni bir dünya sisteminin başladığını belirterek, “Dünyanın her bölgesinde, her yerinde sadece bir ülkeye ya da birkaç ülkenin yönlendirdiği bir dünya değil, tam tersine güç merkezlerinin birbirleriyle kıyasıya yarıştığı ortamların olduğunu görüyoruz. Bu çok kutupluluk, ekonomiden toplumsal yapılara, teknolojinin gelişmesinden askeri dengelere kadar birçok alanda önümüze yeni imkanlar, tehditler ve fırsatlar çıkaracak. Dolayısıyla önümüzdeki dönemin bu çok kutupluluğunu iyi algılamak, iyi anlamak ve ona göre mücadele etmek durumundayız” dedi.

‘ÖNÜMÜZDEKİ FIRSATLARI DEĞERLENDİREREK YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ’

Türkiye olarak dünyanın en zor bölgesinde yaşadıklarını ifade eden Kurtulmuş sözlerine şöyle konuştu:

“Bir tarafımızda Karadeniz var; işte Rusya- Ukrayna arasındaki savaş. Güneyimizde Orta Doğu var, hemen bir sınırlarımızın güneyinde vekalet savaşlarının ürünleri olan terör örgütleri var. Doğu Akdeniz’deki, Kafkaslar’daki gelişmeler var. Dünyanın bütün bu çatışma ve birtakım gerilim alanlarının ortak noktasında Türkiye var. Bu dönem Türkiye için aynı zamanda büyük bir fırsatı da ortaya koymaktadır. Güçlü Türkiye, güçlü toplum anlayışıyla önümüzdeki döneme çok daha güçlü bir şekilde giriyoruz. Türkiye olarak karşımıza çıkan birtakım tehditlerden yılarak ve birtakım gelişmelerden çekilip geri adım atarak değil, önümüzdeki fırsatları değerlendirerek yolumuza devam edeceğiz.”

Numan Kurtulmuş, Türkiye’nin kültürel, siyasi ve ekonomik olarak farklı bölgelerle işbirliğini geliştirebilme potansiyeline sahip dünyadaki ender ülkelerden biri olduğunu belirterek, “Türkiye, Orta Asya’dan Avrupa’ya kadar uzanan bölgede 300 milyon Türk’ün yaşadığı Türk dünyasının bir parçasıdır. Fas’tan Endonezya’ya kadar uzanan geniş coğrafyada yaklaşık 2 milyara yakın Müslüman’ın yaşadığı İslam dünyasının bir parçasıdır. Türkiye, ABD başta olmak üzere Batı ülkeleriyle yakın ilişkiler sürdürmekte olan önemli ülkelerden birisidir” ifadelerini kullandı.

NATO’nun 75’inci kuruluş yıl dönümü sebebiyle ABD’de bulunduklarını anımsatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Biz meclis başkanlarının toplantısını yaptıktan sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılımıyla NATO üyesi ülkelerin devlet başkanlarının toplantısı gerçekleştirilecek. Türkiye, aynı zamanda NATO’nun üyesi. Türkiye aynı zamanda Avrupa Birliği adayı olan bir ülke. Türkiye İslam İşbirliği Teşkilatı’nın, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın bir parçası. Türkiye, BRICS ve Şangay İşbirliği Örgütü ile birtakım temaslar içerisinde olan bir ülke. Dünyada bizim kadar çok farklı dış politika kartı olan ikinci bir ülke yoktur. Dolayısıyla hiçbir zaman at gözlüklerini takmaksızın, hiçbir zaman tek taraflı bir anlayış içerisinde olmaksızın dünyanın bütün ülkeleriyle iyi ilişkileri geliştireceğiz ve bunu milletimizin, bölgemizin ve insanlığın hayrına kullanabilmek için gayret sarf edeceğiz. Zaten bu duruşumuzu, bu anlayışımızın sonuçlarını da farklı krizler karşısında ortaya koyuyoruz. Örnek olarak söylemek gerekirse üç yılını geride bıraktığımız Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta iki ülkeyle de konuşabilen, iki ülkeyle de görüşebilen ve iki ülkeye de diplomasi masasında müzakere yolunu gösteren tek ülke Türkiye oldu. Türkiye bu anlamda dünyanın birçok yerindeki gelişmelere bigane kalmadan, kendi menfaatlerini koruyarak önümüzdeki dönemde çok kutuplu dünyanın kendisine sunduğu fırsatları en iyi şekilde değerlendirecektir.”

Türkiye’nin, ABD ve Batı dünyasıyla ilişkilerinde, ABD’deki Türk toplumunun varlığının önemli bir imkan sunduğunun altını çizen Kurtulmuş, “Demokrasilerde örgütlü sivil toplumların gücünün üstünde bir güç yoktur. Sayısal olarak belki bizim kadar olan, hatta bizim kadar bile sayısal gücü olmayan toplumların, örgütlü oldukları için Amerikan siyasetini nasıl yönlendirdiğini siz benden daha iyi biliyorsunuz. Dolayısıyla bizim buradaki 350 bin kişilik bu büyük devasa Türk toplumunun hem gücünü artırmak hem seviyesini yükseltmek hem de Türk toplumunun Türk-Amerikan ilişkileri başta olmak üzere diğer Batı ülkeleriyle ilişkilerimizde önemli rol oynamasını temin etmemiz lazım. Bu bakımdan TASC’ın ve buradaki diğer sivil toplum kuruluşlarımızın faaliyetlerine fevkalade büyük önem veriyoruz” dedi.

‘TÜRKİYE SADECE YAKIN ÇEVRESİYLE DEĞİL DÜNYANIN HER YERİYLE İLİŞKİLERİNİ ARTIRIYOR’

Yeni dönemde Türkiye olarak dünyayla ilişkileri üç halka ile ifade edilebilecek geniş bir strateji içerisinde ele aldıklarını vurgulayan Kurtulmuş, “Bunlardan birincisi önce kendi bölgemizde dünyanın en problemli bölgesi olan Kafkaslar, Balkanlar, Karadeniz, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz bölgesinde dost ve kardeşlerimizin, yakın çevremizin barış, esenlik içerisinde olabilmesi için olağanüstü çaba sarf ediyoruz. Bu bölgenin barış içinde olması, başta Türkiye olmak üzere, öncelikle bölge ülkelerinin yararınadır. Bu halka içerisinde var olan sorunların giderilebilmesi için, sorunları tek tek çözecek bir perspektifle barış anlayışı içerisinde, istikrar anlayışı içerisinde adımlarımızı atıyoruz. İkinci halka ise daha geniş coğrafyalarda, Türk dünyası ve İslam dünyasındaki dostlarımız başta olmak üzere dünyanın birçok yerindeki mazlum ve masum milletlerle insanlık onurundan yana olan insanlarla, çevrelerle ve devletlerle ilişkilerimizi arttırarak sürdürüyoruz. Bu çerçevede Türkiye sadece yakın çevresiyle değil Afrika, Asya, Latin Amerika başta olmak üzere dünyanın her yeriyle ilişkilerini düzenli olarak artırmakta, geliştirmektedir. Türkiye olarak çok kutuplu dünyada, üzerinde duracağımız üçüncü önemli halka ise yeryüzünde adalete ve eşitliğe dayalı bir dünya sisteminin kurulması çabasıdır. ‘Dünya beşten büyüktür’ derken bunu sadece bir slogan olsun diye söylemiyoruz, bunu sadece siyasi bir argüman olarak da ortaya koymuyoruz. Bunu dünyanın en önemli ihtiyaçlarından birisi olarak görüyor ve bunun teyit edilmesi için Türkiye olarak bütün gücümüzü seferber ediyoruz” diye konuştu.

‘MODERN ZAMANLARIN EN BÜYÜK ŞUÇLARINDAN BİRİ GAZZE SOYKIRIMIDIR’

Dünyadaki problemlerin birçok nedeninin bulunduğunu ama ana sebebin adaletsiz ve hakkaniyetsiz dünya sistemi olduğuna değinen Kurtulmuş, bugün dünyada iklim krizini ve göçmen sorununu çözülebilecek bir dünya sisteminin bulunmadığını ifade etti. Rusya ile Ukrayna arasında on binlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olan savaşın dünyanın gözü önünde yaşandığını ve bu savaşın önlenemediğini vurgulayan Kurtulmuş, bugün insanlığın modern zamanlardaki en büyük suçlarından birisi olan, İsrail’in Gazze’de devam eden soykırıma varan katliamlarını, dünyanın önleyemediğini söyledi.

Kurtulmuş, “Savaşı neresi önleyecek? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde ‘Acil ateşkes yapalım, şu insanlar ölmesin, bu insanlar açlıktan, susuzluktan, ekmeksizlikten ölüyorlar, acil buraya yardım yapalım’ diye giden onun üstündeki karar tasarısının sekiz tanesi veto edildiği için uygulama imkanı bulunmamış. Diğerleri ise veto edilmemiş ama onun da uygulanması mümkün olmamış.” ifadelerini kullandı.

Dünyada hakkaniyete ve adalete dayalı bir sisteminin kurabileceğini ve bunun için gayret sarf ettiklerini belirten Kurtulmuş, “Dünyanın her yerindeki Türk toplumunun, evrensel olarak insanlığa sunabileceği en önemli işlerden birisi, en önemli vazifelerinden birisi yeni bir dünya sisteminin kurulabilmesi için bu yönde mücadelemizi artırmaktır” dedi.

‘BU İNSANLIĞIN DİRİLİŞİDİR, İNSANLIK CEPHESİNİN YENİDEN KURULUŞUDUR’

Filistin’e destek için dünyanın her yerinde insanlık cephesinin kurulduğunu, her gün daha fazla güçlendiğinden bahsederek, “Bu zulme karşı çıkan, ‘artık bunu çözelim’ diyerek sokaklara, meydanlara çıkan milyonlarca insan, ‘yeter artık’ diyerek yan yana geldi ve büyük mücadele verdi. Bu, insanlığın dirilişidir, insanlık cephesinin yeniden kuruluşudur ve inşallah bu büyük katliamın, insanlığın yaşadığı bu büyük ayıbın sonunda öyle zannediyoruz ki artık ‘dünya beşten büyüktür, adil bir dünya sistemine ihtiyaç vardır’ sözünü anlatmak için çok uzun konuşmaya da gerek yoktur. İnşallah hep beraber bu zorlu günleri geride bırakacağız. Türkiye olarak güçlü toplumumuzla, yaşadığımız coğrafyanın gerçekten ekonomik ve siyasi istikrarı en sağlam olan ülkesi olan ülkemiz, bölgemizin ve dünyamızın parlayan yıldızlarından birisi olacak, bu istikamette yoluna devam edecektir” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kurtulmus-guclu-turkiye-guclu-toplum-anlayisiyla-onumuzdeki-doneme-cok-daha-guclu-giriyoruz/feed/ 0
TBMM Başkanı Kurtulmuş, ABD’deki Türk toplumu ile buluştu https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-abddeki-turk-toplumu-ile-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-abddeki-turk-toplumu-ile-bulustu/#respond Mon, 08 Jul 2024 00:24:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38001 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Güçlü Türkiye, güçlü toplum anlayışıyla önümüzdeki döneme çok daha güçlü bir şekilde giriyoruz. Türkiye olarak karşımıza çıkan birtakım tehditlerden yılarak ve birtakım gelişmelerden çekilip geri adım atarak değil, önümüzdeki fırsatları değerlendirerek yolumuza devam edeceğiz.” dedi.

Kurtulmuş, NATO Parlamento Başkanları Zirvesi dolayısıyla bulunduğu ABD’nin başkenti Washington’da, Amerika Diyanet Merkezi’ni ziyaret etti.

Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından Amerika Diyanet Merkezi’nde düzenlenen programda, ABD’deki Türklerle ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelen Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, ilk kez ziyaret ettiği Diyanet Merkezi’nin Türkiye’nin büyüklüğüne, hedeflerine ve misyonuna yakışan nitelikte olduğunu ifade etti.

Dünyada insanlık tarihinin en önemli türbülanslarından birisinin yaşandığını dile getiren Kurtulmuş, iklim değişikliklerinden göçmen sorunlarına, küresel olarak yaşanan gelir dağılımı adaletsizliklerinden çatışmalara kadar birçok bölgede önemli değişimlerin bulunduğunu belirtti.

Çok kutuplu yeni bir dünya sisteminin başladığına işaret eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyanın her bölgesinde, her yerinde sadece bir ülkeye ya da birkaç ülkenin yönlendirdiği bir dünya değil, tam tersine güç merkezlerinin birbirleriyle kıyasıya yarıştığı ortamların olduğunu görüyoruz. Bu çok kutupluluk, ekonomiden toplumsal yapılara, teknolojinin gelişmesinden askeri dengelere kadar birçok alanda önümüze yeni imkanlar, tehditler ve fırsatlar çıkaracak. Dolayısıyla önümüzdeki dönemin bu çok kutupluluğunu iyi algılamak, iyi anlamak ve ona göre mücadele etmek durumundayız.

Türkiye olarak dünyanın en zor bölgesinde yaşıyoruz. Bir tarafımızda Karadeniz var; işte Rusya- Ukrayna arasındaki savaş… Güneyimizde Orta Doğu var, hemen bir sınırlarımızın güneyinde vekalet savaşlarının ürünleri olan terör örgütleri var. Doğu Akdeniz’deki, Kafkaslar’daki gelişmeler var. Dünyanın bütün bu çatışma ve birtakım gerilim alanlarının ortak noktasında Türkiye var. Bu dönem Türkiye için aynı zamanda büyük bir fırsatı da ortaya koymaktadır. Güçlü Türkiye, güçlü toplum anlayışıyla önümüzdeki döneme çok daha güçlü bir şekilde giriyoruz. Türkiye olarak karşımıza çıkan birtakım tehditlerden yılarak ve birtakım gelişmelerden çekilip geri adım atarak değil, önümüzdeki fırsatları değerlendirerek yolumuza devam edeceğiz.”

Kurtulmuş, Türkiye’nin kültürel, siyasi ve ekonomik olarak farklı bölgelerle işbirliğini geliştirebilme potansiyeline sahip dünyadaki ender ülkelerden biri olduğunu belirterek, “Türkiye, Orta Asya’dan Avrupa’ya kadar uzanan bölgede 300 milyon Türk’ün yaşadığı Türk dünyasının bir parçasıdır. Fas’tan Endonezya’ya kadar uzanan geniş coğrafyada yaklaşık 2 milyara yakın Müslüman’ın yaşadığı İslam dünyasının bir parçasıdır. Türkiye, ABD başta olmak üzere Batı ülkeleriyle yakın ilişkiler sürdürmekte olan önemli ülkelerden birisidir.” dedi.

“Türkiye, çok kutuplu dünyanın sunduğu fırsatları değerlendirecek”

NATO’nun 75. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir grup milletvekiliyle ABD’de bulunduklarını anımsatan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Biz meclis başkanlarının toplantısını yaptıktan sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılımıyla NATO üyesi ülkelerin devlet başkanlarının toplantısı gerçekleştirilecek. Türkiye, aynı zamanda NATO’nun üyesi. Türkiye aynı zamanda Avrupa Birliği adayı olan bir ülke. Türkiye İslam İşbirliği Teşkilatı’nın, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın bir parçası. Türkiye, BRICS ve Şangay İşbirliği Örgütü ile birtakım temaslar içerisinde olan bir ülke. Dünyada bizim kadar çok farklı dış politika kartı olan ikinci bir ülke yoktur. Dolayısıyla hiçbir zaman at gözlüklerini takmaksızın, hiçbir zaman tek taraflı bir anlayış içerisinde olmaksızın dünyanın bütün ülkeleriyle iyi ilişkileri geliştireceğiz ve bunu milletimizin, bölgemizin ve insanlığın hayrına kullanabilmek için gayret sarf edeceğiz. Zaten bu duruşumuzu, bu anlayışımızın sonuçlarını da farklı krizler karşısında ortaya koyuyoruz. Örnek olarak söylemek gerekirse üç yılını geride bıraktığımız Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta iki ülkeyle de konuşabilen, iki ülkeyle de görüşebilen ve iki ülkeye de diplomasi masasında müzakere yolunu gösteren tek ülke Türkiye oldu. Türkiye bu anlamda dünyanın birçok yerindeki gelişmelere bigane kalmadan, kendi menfaatlerini koruyarak önümüzdeki dönemde çok kutuplu dünyanın kendisine sunduğu fırsatları en iyi şekilde değerlendirecektir.”

“Demokrasilerde örgütlü sivil toplumların gücünün üstünde güç yok”

Türkiye’nin ABD ve Batı dünyasıyla ilişkilerinde ABD’deki Türk toplumunun varlığının önemli bir imkan olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Demokrasilerde örgütlü sivil toplumların gücünün üstünde bir güç yoktur. Sayısal olarak belki bizim kadar olan hatta bizim kadar bile sayısal gücü olmayan toplumların, örgütlü oldukları için Amerikan siyasetini nasıl yönlendirdiğini siz benden daha iyi biliyorsunuz. Dolayısıyla bizim buradaki 350 bin kişilik bu büyük devasa Türk toplumunun hem gücünü artırmak hem seviyesini yükseltmek hem de Türk toplumunun Türk-Amerikan ilişkileri başta olmak üzere diğer Batı ülkeleriyle ilişkilerimizde önemli rol oynamasını temin etmemiz lazım. Bu bakımdan TASC’ın ve buradaki diğer sivil toplum kuruluşlarımızın faaliyetlerine fevkalade büyük önem veriyoruz.” diye konuştu.

Kurtulmuş, yeni dönemde Türkiye olarak dünyayla ilişkileri üç halka ile ifade edilebilecek geniş bir strateji içerisinde ele aldıklarını belirterek, şunları söyledi:

“Bunlardan birincisi önce kendi bölgemizde dünyanın en problemli bölgesi olan Kafkaslar, Balkanlar, Karadeniz, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz bölgesinde dost ve kardeşlerimiz, yakın çevremizin barış, esenlik içerisinde olabilmesi için olağanüstü çaba sarf ediyoruz. Bu bölgenin barış içinde olması, başta Türkiye olmak üzere, öncelikle bölge ülkelerinin yararınadır. Bu halka içerisinde var olan sorunların giderilebilmesi için, sorunları tek tek çözecek bir perspektifle barış anlayışı içerisinde, istikrar anlayışı içerisinde adımlarımızı atıyoruz. İkinci halka ise daha geniş coğrafyalarda, Türk dünyası ve İslam dünyasındaki dostlarımız başta olmak üzere dünyanın birçok yerindeki mazlum ve masum milletlerle insanlık onurundan yana olan insanlarla, çevrelerle ve devletlerle ilişkilerimizi arttırarak sürdürüyoruz. Bu çerçevede Türkiye sadece yakın çevresiyle değil Afrika, Asya, Latin Amerika başta olmak üzere dünyanın her yeriyle ilişkilerini düzenli olarak artırmakta, geliştirmektedir. Türkiye olarak çok kutuplu dünyada üzerinde duracağımız üçüncü önemli halka ise yeryüzünde adalete ve eşitliğe dayalı bir dünya sisteminin kurulması çabasıdır. ‘Dünya beşten büyüktür’ derken bunu sadece bir slogan olsun diye söylemiyoruz, bunu sadece siyasi bir argüman olarak da ortaya koymuyoruz. Bunu dünyanın en önemli ihtiyaçlarından birisi olarak görüyor ve bunun teyit edilmesi için Türkiye olarak bütün gücümüzü seferber ediyoruz.”

“Yeni bir dünya sisteminin kurulabilmesi için mücadelemizi artırmalıyız”

Dünyadaki problemlerin birçok nedeni bulunduğunu ama ana sebebin adaletsiz ve hakkaniyetsiz dünya sistemi olduğunu dile getiren Kurtulmuş, bugün dünyada iklim krizini ve göçmen sorununu çözülebilecek bir dünya sisteminin bulunmadığını belirtti.

Rusya ile Ukrayna arasında on binlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olan savaşın dünyanın gözü önünde yaşandığını ve bu savaşın önlenemediğini vurgulayan Kurtulmuş, bugün insanlığın modern zamanlardaki en büyük suçlarından birisi olan İsrail’in Gazze’de devam eden soykırıma varan katliamlarını dünyanın önleyemediğini belirtti.

Kurtulmuş, “Savaşı neresi önleyecek? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde ‘Acil ateşkes yapalım, şu insanlar ölmesin, bu insanlar açlıktan, susuzluktan, ekmeksizlikten ölüyorlar, acil buraya yardım yapalım’ diye giden onun üstündeki karar tasarısının sekiz tanesi veto edildiği için uygulama imkanı bulunmamış. Diğerleri ise veto edilmemiş ama onun da uygulanması mümkün olmamış.” ifadesine yer verdi.

Dünyada hakkaniyete ve adalete dayalı bir sisteminin kurabileceğini ve bunun için gayret sarf ettiklerini vurgulayan Kurtulmuş, “Dünyanın her yerindeki Türk toplumunun, evrensel olarak insanlığa sunabileceği en önemli işlerden birisi, en önemli vazifelerinden birisi yeni bir dünya sisteminin kurulabilmesi için bu yönde mücadelemizi artırmaktır.” diye konuştu.

Filistin’e destek için dünyanın her yerinde insanlık cephesinin kurulduğunu, her gün daha fazla güçlendiğini ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Bu zulme karşı çıkan, artık bunu çözelim diyerek sokaklara, meydanlara çıkan milyonlarca insan, yeter artık diyerek yan yana geldi ve büyük mücadele verdi. Bu, insanlığın dirilişidir, insanlık cephesinin yeniden kuruluşudur ve inşallah bu büyük katliamın, insanlığın yaşadığı bu büyük ayıbın sonunda öyle zannediyoruz ki, artık dünya beşten büyüktür, adil bir dünya sistemine ihtiyaç vardır sözünü anlatmak için çok uzun konuşmaya da gerek yoktur. İnşallah hep beraber bu zorlu günleri geride bırakacağız. Türkiye olarak güçlü toplumumuzla, yaşadığımız coğrafyanın gerçekten ekonomik ve siyasi istikrarı en sağlam olan ülkesi olan ülkemiz, bölgemizin ve dünyamızın parlayan yıldızlarından birisi olacak, bu istikamette yoluna devam edecektir.”

Programda, Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, AK Parti Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Sedat Önal, TASC Başkanı Seyit Şahin, Türk-Amerika Diyanet Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Kanca da yer aldı. – WASHINGTON

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-abddeki-turk-toplumu-ile-bulustu/feed/ 0
İran’da siyasi deprem: Reformcuların zaferi neden şaşkınlıkla karşılandı? https://www.haber60.com.tr/iranda-siyasi-deprem-reformcularin-zaferi-neden-saskinlikla-karsilandi/ https://www.haber60.com.tr/iranda-siyasi-deprem-reformcularin-zaferi-neden-saskinlikla-karsilandi/#respond Sun, 07 Jul 2024 22:06:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37970 İran’da cumhurbaşkanlığı, 50 günden kısa bir süre içinde katı ve Batı karşıtı bir isimden reformcu bir isme geçti. Bu, seçim öncesinde pek olası görünmüyordu.

Cumartesi günü seçilen Mesud Pezeşkiyan, İran’da reformcu olarak tanımlanan siyasi kanatta yer alan son cumhurbaşkanının 19 yıl önceki iktidarı sırasında sağlık bakanıydı.

O zamandan beri reformcular cumhurbaşkanlığı yarışlarında kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı.

Pezeşkiyan’ın kendisi bile onlar için ideal aday değildi. Ancak reformcular şanslarının zayıf olduğunu anlayınca, tüm güçleriyle bu fırsatı değerlendirmek istediler.

Neden sarsıntıya neden oldu?

İran anayasasına göre, tüm cumhurbaşkanı adayları güçlü Muhafız Konseyi tarafından yürütülen bir inceleme sürecinden geçerek onaylanıyor.

Konsey, 1997’den 2005’e kadar yönetimde olan reformculara karşı önyargılı olmakla suçlanıyor. Reformcular, son üç seçimde tüm yüksek profilli adaylarının Konsey tarafından diskalifiye edildiğinden şikayetçi olmuştu. Yalnızca daha az tanınan adayları seçimlere katılma şansı buldu.

Dolayısıyla muhafazakar rakiplerine karşı eşit olmayan koşullarda yarışırken seçimi kazanmaları mümkün olmamıştı.

Eski cumhurbaşkanı İbrahim Reisi 19 Mayıs’ta gerçekleşen helikopter kazasında hayatını kaybettiğinden bu yana çok sayıda kişi benzer bir senaryoya hazırlanıyordu.

Muhafız Konseyi’nin 9 Haziran’da inceleme sonuçlarını açıklamasından sonra bile reformistlerin iyi performans göstereceğine dair beklentiler oldukça düşüktü.

Mesud Pezeşkiyan, dışında yarışan tüm adaylar statükoyu savunan ilkeci kanattandı.

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney de bu gruptan geliyordu ve bu nedenle İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) reformistlerden çok ilkecilere daha yakındı.

Rejimin karşılaştığı en ciddi varoluşsal tehdit

??Ülkede son yıllarda reformcuları medyada “homojenleştirme” olarak bilinen koordineli bir süreçle ilkecileri iktidardan uzaklaştırdı. Bu süreçte Hamaney’i desteklemeyen herhangi birinin yerine muhafazakar biri getiriliyordu.

Bunların bir sonucu olarak 2009’da reformistlerin cumhurbaşkanlığı seçimlerine hile karıştırıldığını iddia etmesi ve milyonlarca kişinin sokaklara dökülmesiyle ciddi bir direniş başladı.

Devrim Muhafızları bu protestoları şiddetle bastırdı.

??İbrahim Reisi 2021’de cumhurbaşkanlığı seçimini kazandığında bazı yorumcular sürecin tamamlandığını ilan etti.

İran’ın tamamiyle kendilerine Devrim Cephesi adını veren ve dini liderle benzer düşüncelere sahip muhafazakarlarının kontrolü altına girmişti.

Reisi, yalnızca Hamaney’in hem iç hem de dış politikadaki prensiplerini benimsiyordu.

Hamaney, kendine yeten bir ekonomi için çabalamanın yanı sıra Çin ve Rusya ile çok daha yakın ilişkiler geliştirmek gerektiğine inanıyor.

??Elbette, topluma yönelik daha fazla “İslami” kısıtlamalar politikalarının önemli bir dayanağıydı, bu da kadınlara daha sert muamele anlamına geliyordu.

Bu, Eylül 2022’de genç bir kadının gözaltında ölümü sonrasında İran’da tüm “İslam Cumhuriyeti” rejimine karşı en büyük halk muhalefetinin patlak vermesiyle sonuçlanan bir politikaydı.

İktidarın tepkisi 2009’daki protestolardan çok daha şiddetliydi.

İnsan hakları örgütlerine göre, yaklaşık altı ay süren sokak protestoları sırasında, 60’tan fazlası 18 yaş altındakiler olmak üzere 500’den fazla kişi öldürüldü.

2022-2023’teki rejim karşıtı protestoların ardından sansür, toplu tutuklamalar, genç protestoculara yönelik davalar görüldü; hatta bunların dördü idam edildi.

?Bu tür siyasi baskılar sonucunda sokak gösterileri durdu. Aynı zamanda, rejimin ülke dışındaki laik muhalefeti örgütlenmeyi başaramadı ve bunun yerine şiddetli rekabet ve anlaşmazlıklara sürüklendi.

Rejim kurulduğu 1979’dan bu yana karşılaştığı en ciddi varoluşsal tehdidi başarıyla savmıştı.

Boykot çağrıları

Ancak son kitlesel protesto dalgasının ardından yaşanan sükunet sadece görüntüdeydi.

Ağır baskının yarattığı öfkenin yanı sıra ekonomik sıkıntılar da önemli memnuniyetsizlik kaynaklarından biriydi.

Bu nedenle eski cumhurbaşkanının kaza haberiyle gelen seçimler rejim için bir kabustu.

İtirazlarını dile getiremeyen insanlar ve aralarında Nobel ödüllü Narges Mohammadi’nin de bulunduğu pek çok önemli muhalif hapisteyken, seçim, boykotlarını ortaya koyabilecekleri barışçıl bir alan gibi görünüyordu.

Yine de reformcular, özellikle de eski cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi gibi üst düzey isimler, pasif kalma yönündeki son seçim taktiğini değiştirmeye ve Mesud Pezeşkiyan’ı coşkuyla desteklemeye karar verdiler.

Böylece seçim ilk etapta insanları oy vermeye çağıranlarla boykotu destekleyenler arasında bir katılım mücadelesine dönüştü.

Sonuç, ülke tarihindeki cumhurbaşkanlığı seçimleri arasında en düşük seçmen katılımı oldu.

Katılım yüzde 40 ile sınırlıydı ve hiçbir adayın seçimi kazanmak için gerekli yüzde 50 oy oranının geçememesi nedeniyle ikinci tura gidildi.

Yarış, Mesud Pezeşkiyan ve tanınmış muhafazakar Said Celili arasındaydı.

Celili’nin görüşlerinin İran’ın dini lideriyle ne kadar yakın olduğu hakkındaki tüm konuşmalara ve hatta seçimin güvenilirliğine ilişkin spekülasyonlara rağmen, dünya Pezeşkiyan Cumartesi günü İran’ın yeni cumhurbaşkanı oldu.

Pezeşkiyan ne vadediyor?

Pezeşkiyan’ın seçim stratejisinin özü, muhafazakarların Batı karşıtı dış politikasına saldırmaktı.

Reformcu politikacıların yanı sıra, 2015 yılında yapılan tarihi bir anlaşmayla nükleer müzakereleri savunan ülkenin eski dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif’i de işe aldı.

Pezeşkiyan, manifestosunda, Zarif’le birlikte, dış politikasının “Batı ya da Doğu karşıtı” olmayacağını ilan etti.

Her iki isim de Reisi’nin ülkeyi Rusya ve Çin’e yakınlaştırma politikalarını eleştirdi.

Ülkenin nükleer çıkmazına bir çözüm bulmak ve yaptırımları hafifletmek için Batı ile müzakereler yoluyla ekonomik krizi çözebilecek tek grup olduklarında ısrar etti.

?Hem diğer aday hem de ülkenin dini lideri Hamaney bu fikirleri eleştirdi. Hamaney, ABD ile daha dostane ilişkiler yoluyla refah elde edileceğine inananları “aldatılmış” olarak nitelendirdi.

Hamaney’in anayasal yetkisi ve uluslararası ilişkilere olan kişisel ilgisi nedeniyle dış politikaya ilişkin görüşleri oldukça önemli görülüyor.

?Pezeşkiyan, İran’da cumhurbaşkanının dış politikayı yeniden yönlendirme yetkisine sahip olmadığı konusunda ısrar eden boykot kampanyası nedeniyle önemli bir meydan okumayla karşı karşıya kaldı.

İran’ın bölgedeki politikalarına yön veren en önemli araçlarından biri de Devrim Muhafızları’nın dış kolu olan Kudüs Gücü. Cumhurbaşkanının bu güç üzerinde doğrudan bir kontrolü yok. Emirleri yalnızca İran’ın dini liderinden alıyorlar.

??7 Ekim sonrasında İran’ın Ortadoğu’daki yapılanması ve İran güçlerinin Lübnan, Suriye ve Irak gibi ülkelerdeki faaliyetleriyle ilgili değişiklik yapmak daha da zorlu hale geldi.

İran, son sekiz aydır Hamas’ın bölgedeki ana destekçisi oldu. Yemen’deki Husiler gibi müttefikleri, İsrail ve Batı çıkarlarına zarar vermek için Kızıldeniz’deki ticaret yoluna saldırılar düzenledi.

Hatta İran Devrim Muhafızları doğrudan İsrail’e saldırdı. Bu iki ülke arasında benzeri görülmemiş bir gerilimdi.

Buna karşın İran’da cumhurbaşkanı en üst düzey diplomat ve sadece kendi ofisi değil, dışişleri bakanlığı da politikaların uygulanması ve hatta şekillendirilmesinde halen önemli bir rol oynuyor.

Bunun yanında vizyonlarını siyasi lobicilik yoluyla zorlama şansına sahipler.

Dahası, yönetim kamusal söylemi önemli ölçüde etkileyebilir ve Hamaney’in tutumuyla yüzde 100 uyumlu olmayabilecek politikaları destekleyebilir.

Bu tür nüanslar, reformistlerin vadettiklerini yerine getirmeleri ve Pezeşkiyan’ın deyimiyle “ülkenin dört bir yanında katı görüşlüler tarafından örülmüş duvarlar”ı yıkmaları için tek şans olabilir.

Ancak önceki reformcu yönetimin aksine, bu kez daha özgür ve demokratik bir toplum vaadi neredeyse yok denecek kadar azdı.

Reformcular, önde gelen düşünürlerin suikaste uğraması, gazetelerin kapatılması ve siyasi savunucularının toplu davalara maruz kalması gibi ciddi siyasi baskılarla karşı karşıya kaldı.

İran’da Dini Liderlik, Muhafız Konseyi ve Yüksek Milli Güvenlik Kurulu gibi önemli merkezi güçler üzerinde nüfuzları yok. Bağımsız seçim yapamazlar, sansür yasalarını değiştiremezler veya ahlak polisini kontrol edemezler.

Pezeşkiyan, 62 milyon seçmenin yaklaşık 16 milyonunun oyunu alarak kazandı. 13 milyondan fazla kişiyse İran’ın çıkarlarını güvence altına almak için daha da Batı karşıtı olması gerektiğini savunan daha radikal rakibi Said Celili’ye oy verdi.

Bu, Pezeşkiyan’ın değişim konusundaki yetkisini değerlendirirken önemli bir gerçek olarak duruyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-siyasi-deprem-reformcularin-zaferi-neden-saskinlikla-karsilandi/feed/ 0
Ukrayna’da Elektrik Kesintileri Nedeniyle Engelli Çocuklar Hayat Mücadelesi Veriyor https://www.haber60.com.tr/ukraynada-elektrik-kesintileri-nedeniyle-engelli-cocuklar-hayat-mucadelesi-veriyor/ https://www.haber60.com.tr/ukraynada-elektrik-kesintileri-nedeniyle-engelli-cocuklar-hayat-mucadelesi-veriyor/#respond Sat, 06 Jul 2024 22:09:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37839 Tetiana’nın oğlu için elektrik kesintileri bir ölüm kalım meselesi.

Doğuştan engelli olan oğlu nefes alabilmek, yemek yiyebilmek ve ilaçlarını alabilmek için elektrikle çalışan ekipmanlara ihtiyacı var.

BBC’ye konuşan Tetiana, “Elektriğe çok bağımlıyız. Eğer bu kanlı savaş olmasaydı, hayat zor olurdu ama üstesinden gelebilirdik” diyor.

Rusya’nın ülkedeki enerji tesislerini hedef almaya devam etmesi nedeniyle Ukraynalılar uzun süreli elektrik kesintileriyle yaşamayı öğreniyor.

Rusya’nın hava saldırıları, Ukrayna’da şimdiye kadar savaştan etkilenmemiş bölgelerin bile neredeyse her gün saatlerce elektriksiz kalması anlamına geliyor.

En son 6 Temmuz’da Rusya’nın Ukrayna’daki bir elektrik santraline düzenlediği saldırı kuzeybatıdaki Sumy bölgesinde 100 bin kişinin elektriksiz kalmasına neden oldu.

Güneydeki liman kenti Odessa’da yaşayan Tetiana, bitmek bilmeyen elektrik kesintilerinin hayatı son derece zorlaştırdığını söylüyor.

Tetiana’nın benzinle çalışan ve sürekli doldurulması gereken bir jeneratörü var, ancak soğuması için her altı saatte bir durdurulması gerekiyor.

Elektrik kesintileri cep telefonlarının kapsama alanını da etkilediğinden, oğlu için ambulans servisine ulaşmak da zor olabiliyor.

“Çocuğum havale geçirip maviye döndüğünde ambulansın gelmesi bazen yarım saat, bazen de bir saat sürüyor” diyen Tetiana, “Oksijen alamazsa oğlum ölebilir. Söyleyecek söz bulamıyorum” diye devam ediyor.

Tetiana’nın mahallesinde son zamanlarda elektrik kesintileri günde 12 saat kadar sürdü.

Elektrik kesintileri, ülkedeki milyonlarca kişinin klimaya, asansörlere ve hayat kurtaran ekipmanlara erişimini etkiliyor. Pek çok yerde su kesintileri de meydana geliyor.

Ulusal enerji şirketi Ukrenergo, Ukrayna’nın yalnızca son üç ayda dokuz gigawatt üretim kapasitesini kaybettiğini söylüyor.

Bu, Rusya’nın Şubat 2022’deki tam ölçekli işgalinden önce ülkenin sahip olduğu kapasitenin üçte birinden daha fazla.

Ukrenergo’ya göre dokuz gigawatt, tüketimin en yoğun olduğu saatlerde Hollanda’nın tamamına ya da Slovakya, Letonya, Litvanya ve Estonya’nın toplamına yetecek kadar enerji anlamına geliyor.

BBC’ye konuşan Ukrenergo sözcüsü Maria Tsaturian, “Devlete ait tüm termik santraller yok edildi. Ülkemizdeki tüm hidroelektrik santralleri Rus füzeleri ya da insansız hava araçları tarafından tahrip edildi” diyor.

Ülkedeki elektrik kıtlığı yaz aylarında insanların klima kullanmaya başladığı dönemlerde daha da kötüleşiyor.

Ancak Ukrenergo, enerji açığını kapatabilmek için ülke genelinde her gün saatlerce süren kapsamlı elektrik kesintileri uygulamak zorunda kalıyor.

Bu yüzden milyonlarca kişi yakıtla çalışan jeneratörlere bağımlı hale geliyor.

‘Elektrik olmadan ameliyat yapmayı öğrendik’

Ukrayna’nın başkenti Kiev’de uzun süredir elektrik kesintileri yaşanıyor.

Roksolana, 24 katlı binasında apartman görevlisi olarak seçildi.

Yüksek apartman bloklarında yaşamanın kolay olmadığını söyleyen Roksolana, elektrik kesintilerinin üst katlarda su kesintilerine de neden olduğunu belirtiyor.

“Asansörler de çalışmıyor, bu yüzden çocuklu anneler ve engelliler beklemek zorunda kalıyor. Elektriğin ne zaman geleceğine bağlı olarak günlerini planlıyorlar. Altı saat boyunca içeride kalmak zorundalar, yaşlılar ekmek almak için bakkala gidemiyor.”

Yüksek binalarda yaşayanlar aynı zamanda klima çalışmadığı için bunaltıcı sıcaklarla mücadele ediyor.

Bu kişiler aynı zamanda genellikle yerin altında bulunan sığınaklara ulaşamadığı için Rus hava saldırıları sırasında daha savunmasızlar.

Zaporijya’da diş hekimi olan Volodimir Stefaniv, randevularının sık sık son anda yeniden planlanması gerektiğini ve karmaşık ameliyatlar sırasında elektriğin kesildiği durumlar olduğunu paylaşıyor.

“Böyle bir durumda başladığımız işi bitirebilmek için jeneratörlerimizi çalıştırıyoruz. Başka yolu yok, hastaya yarın tekrar gelmesini söyleyemeyiz.”

Stefaniv, elektrik kesintileri sırasında acil ya da daha az karmaşık ameliyatları gerçekleştirmek için kafa feneri kullanıyor.

Stefaniv, cephedeki askerleri tedavi ederken bu beceriyi kazandığını ve hala askerlere ücretsiz ya da çok indirimli hizmet verdiğini söylüyor.

“Elektrik olmadan diş ağrısını ya da şişliği tedavi edebilirim. Elektrik olmadan ameliyat yapmayı öğrendik.”

Ukrenergo’dan Maria Tsaturian, elektriğin uzun saatler boyunca ve sıkça kesilmesinin öfkeye yol açtığının farkında, ancak başka bir seçenek olmadığını söylüyor.

“Savaştayız. Enerji sektörü hedeflerden biri. Nedeni de çok açık. Tüm yaşamımız, tüm medeniyetimiz elektrik üzerine kurulu. Düşmanınızın elektrik şebekesini yok etmeniz yeterli. O zaman ne ekonomileri kalır ne de hayatları” diyen Tsaturian, “Özgürlük için ödediğimiz bedel bu” diye devam ediyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ukraynada-elektrik-kesintileri-nedeniyle-engelli-cocuklar-hayat-mucadelesi-veriyor/feed/ 0
TÜBA Başkanı Şeker: Akademi dünyası adına üzüntü duydum https://www.haber60.com.tr/tuba-baskani-seker-akademi-dunyasi-adina-uzuntu-duydum/ https://www.haber60.com.tr/tuba-baskani-seker-akademi-dunyasi-adina-uzuntu-duydum/#respond Sat, 06 Jul 2024 04:45:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37719

TÜRKİYE Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Yıllık Bilimsel Değerlendirme’ toplantısında Gazze’de yaşananlara sessiz kalan akademi dünyasına tepki gösterdi. Brezilya’da düzenlenen ‘Bilim20’ toplantısında ülkelerin akademi başkanlarının sessiz kaldığını ifade eden Şeker, “Akademi dünyası böyle durumlarda uyarıcı görevi görmeyecekse ne zaman görecek” dedi.

TÜBA tarafından düzenlenen ‘Yıllık Bilimsel Değerlendirme Toplantısı ve Genç Akademi Konferansı’a Atatürk Üniversitesi ev sahipliği yaptı. 15 Temmuz Milli İrade Salonu’nda düzenlenen toplantıya TÜBA Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, akademisyenler ve davetliler katıldı. Atatürk Üniversitesi ve TÜBA’nın film gösterimiyle tanıtıldığı toplantıda konuşan Prof. Dr. Muzaffer Şeker, yıllık TÜBA değerlendirme toplantılarının her sene farklı bir üniversitede gerçekleştirildiğini bildirdi. Prof. Dr. Şeker, amaçlarının ödüllü bilim insanlarını tanıtmak olduğunu söyledi. Erzurum’a Brezilya’da düzenlenen G20’nin alt komisyonu olan Bilim20 toplantısından geldiğini ifade eden Şeker, akademi başkanlarının ve ülke temsilcilerinin Gazze’de yaşananlara sessiz kalmalarını eleştirdi. Prof. Dr. Şeker, “Geçmişten dersler çıkarılmadığı için benzer hataların halen devam ettiğini görmek bizleri yoruyor, üzüyor. Umarım kısa sürede bir ateşkes sağlanarak bölge barışa, huzura kavuşur ve bu zulmün bir an önce bitmesi için tüm insanlık el ele vererek gereğini yapar. Bu konuda susan, görmezden gelen ve bu kaygıyı, üzüntüyü yaşamayan kişilerin vicdanının bir gün gelip hesap vereceği ortamlar oluşacaktır. Bilim20’de bunların da altını çizdiğimizde G20’de bulunan ülkelerin akademi başkanlarının ve temsilcilerinin hiçbir şey konuşmamak ve söylemek istemediklerini maalesef üzüntüyle gördük. Kendilerine ‘bu geçmiş günahlarınızı düşünerek belki konuşmuyorsunuz ama yeni günahlara ortak olmamak için hiç olmazsa bir şeyler yapmanız gerektiğinin altını çizmek istiyorum’ diye uyarıda bulundum. Akademi dünyası adına üzüntü duyduğumu kendilerine ilettim. Gerçekten akademi dünyası böyle durumlarda uyarıcı görevi görmeyecekse ne zaman görecek. Bu kadar bencillik, bu kadar vesayet savaşı, kendini aymaz bir şekilde kaosa ve krize kaptırmış olmak, aklıselimle, ortak akılla uzlaşmayan kendi içerisinde çok çelişkili paradoks bir durum. Bunu yorumlamaktan bile aciz kalıyoruz” diye konuştu.

BORÇ PARAYLA KATILDIĞIMIZ DÖNEMLERİ HATIRLIYORUZ

Türkiye’nin bilimsel dünya üzerinden örnek aldığı, projelendirdiği çok yeni çalışmalar, dünyadaki gelişmeleri çok yakından takip ettiği önemli stratejik çalışmalarının söz konusu olduğunu belirten Şeker, şunları söyledi:

“Devletimiz, ilgili kuruluşlarımız gerekli desteği vererek biz bilim insanlarından çalışmamızı arzulamaktalar. Özellikle genç bilim insanlarımızın memleketin kıymetini bilerek, memleket için emek ve çabanın zorunlu olduğu bu akademik ekosistemde kendilerine sağlanmış olan bu imkanları iyi değerlendirmeli. Daha önceki yıllarda, şu an salonda çok kıdemli hocalarımız var. Bir proje desteği bulamamak, bir bilimsel toplantıya gitmek için neredeyse 2 yıllık birikimimizi harcadığımız dönemler, başkasından borç alarak başka bir ülkedeki toplantıya borç parayla katıldığımız dönemleri hatırlıyoruz. Geçmişin o sıkıntılı dönemlerinden bugünlere ibretler çıkarmak gerekiyor. Hocalarımız, ablalarımız, ağabeylerimiz o dönemlerde büyük sorumluluk bilinciyle Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişimi için gayretle emekle azimle çaba sarf ettiler. Yeni neslin bu konularda onlardan öğreneceği çok şey var. Ama çok kolay şikayet ediyoruz, çok kolay vazgeçiyoruz. Ülkeyi terk etmek çabası içine kapılan, sosyal medyadaki algı yönetiminin kurbanı olan gençlerimiz ortaya çıkıyor. Türkiye’nin sağlamış olduğu bu imkanları dünyada sağlayabilen çok az ülke var. Kendi insanımızın kendi ülkesi için yapabileceği fırsatların sağlandığı bu ortamlarda bilimsel faaliyetler üretmek için daha çok sabırla, daha çok azimle, coşkuyla çalışması gerekiyor.”

‘DUR DİYECEK OLAN AKADEMİSYENLER’

Prof. Dr. Muzaffer Şeker, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin turizm ağırlıklı bir gelir kazanma stratejisi var. Türkiye’nin yükseköğretimde yeni beyinler genç nesiller kazanma şeklinde yabancı öğrenci politikası var. Türkiye’nin yatırımcı çekme çabası var. Türkiye’nin birçok ülkeyle ortaklaşa iş yapma çabası var. Yabancı düşmanlığı öyle kötü bir risk ki bunların hepsine engel olacak ve ülkenin geleceğini dinamitleyecek olan bir başlık. O yüzden yabancı düşmanlığına dur demesi gereken öncelikli olarak akademisyenler. Çünkü biz birçok dostumuzun İran’da, birçok dostumuzun Ukrayna’da, birçok dostumuzun Suriye’de, Bosna’da ne eziyetler çektiğini ve çalışamayacak ortamlarla karşı karşıya kaldığını gördük. Bunların birçoğunu Türkiye bağrına bastı. Biz bu konularda yanlış yaparsak bunun vebalini çocuklarımız ödeyemez. Bu konuda lütfen sosyal medyaya esir düşmeyelim. Kafa karışıklığına düşmeyelim. Dünyanın her yerinde göçmenler var. En büyük göçmen alıcı Amerika, Avrupa. Bakın Fransız milli takımına, Alman milli takımına. Kimlerin onlar adına top koşturduğunu görürsünüz. Dünya küreselleşmiş ortamdayken, zenginleşmek, gelecek nesillere hep beraber yürümek mümkün. Devletin stratejisine, güvenliğine lütfen güvenelim ve bu konulardaki bireysel hataların, yakılan kibritlerin büyük yangılara vesile olmasına izin vermeyelim.”

Açılış konuşmaları sonrası bilimsel değerlendirme toplantıları genç akademisyenlerin çeşitli konulardaki sunumlarıyla devam etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tuba-baskani-seker-akademi-dunyasi-adina-uzuntu-duydum/feed/ 0
İngiltere’de İşçi Partisi Türkiye ile İlişkileri Sürdürecek https://www.haber60.com.tr/ingilterede-isci-partisi-turkiye-ile-iliskileri-surdurecek/ https://www.haber60.com.tr/ingilterede-isci-partisi-turkiye-ile-iliskileri-surdurecek/#respond Sat, 06 Jul 2024 02:45:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37597 İngiltere’de iktidara gelen İşçi Partisi, özellikle Tony Blair hükümetleri döneminde Türkiye ile yakın ve iyi ilişkiler sürdürmüştü. Türkiye ile ilişkiler konusunda bugüne kadar net bir açıklaması olmayan İşçi Partisi lideri Keir Starmer’ın kuracağı hükümetin de, Ankara’yla son dönemde kurulan stratejik ilişkiyi sürdürmesi öngörülüyor.

İngiltere Dışişleri Bakanı olması beklenen David Lammy, Türkiye’yi gelişen ve bölgesinde ağırlığını giderek artıran bir ülke olarak gördüğünü söylemişti.

Türkiye ve İngiltere arasında kısa vadede en önemli gündem maddesi ise Muhafazakar Parti hükümeti sırasında müzakere edilmiş olan serbest ticaret anlaşmasının imzalanması olacak.

‘Starmer, insan hakları ihlalleri konusunda daha hassas olabilir’

İngiltere’de 14 yıl sonra iktidara gelen İşçi Partisi, ekonomi ve iç politik gibi dış politikada da değişim vaadinde bulundu.

Orta Doğu politikası ve küresel güneye yaklaşımın değişeceğini kaydeden İşçi Partisi, seçimler öncesi yayımladığı manifestoda NATO merkezli Avrupa-Atlantik politikasının dış politikanın temel ayağı olmaya devam edeceğini vurguladı. Aynı manifestoya göre, İngiltere’nin dış politikasının önemli bir diğer ayağını da yeni ticaret anlaşmaları oluşturacak.

Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayan iki NATO müttefiki olarak ilişkilerini yeniden konumlayan Türkiye ve İngiltere; savunma sanayi, güvenlik ve ticaret gibi konularda işbirliğini derinleştirmişlerdi. Bu kapsamda, Türkiye ile özellikle İngiltere’nin AB’den ayrılması sonrasında kurulan özel ve stratejik ilişkinin yeni hükümet tarafından da sürdürülmesi bekleniyor.

Ancak insan hakları konusunda çalışmış, hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını her fırsatta dile getiren Keir Starmer’in demokrasi ve insan hakları alanında Türkiye’de yaşanabilecek ihlaller karşısında Muhafazakar Parti’ye oranla daha hassas olabileceği yapılan değerlendirmeler arasında.

David Lammy, seçimlerden önce yaptığı ziyaretler kapsamında Mart 2024’te Ankara’ya gelmiş ve görüştüğü Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a iktidara gelmeleri durumunda izleyecekleri dış politikayı anlatmıştı.

İngiltere’de İşçi Partisi, Türkiye’ye nasıl bakıyor?

Türkiye’yi ve Türkleri, doğup büyüdüğü Londra’nın Tottenham bölgesinden tanıyan Lammy, 2021’de İşçi Partisi Dışişleri Sözcüsü olarak atanmasının ardından verdiği demeçler ve yazdığı makalelerde Türkiye’yi, “değişen dünyanın önemli ülkelerinden biri” olarak tanımlıyor.

Lammy, Mart 2023’te yazdığı bir makalede, ABD’nin küresel liderliğinin azalmasıyla birlikte Türkiye, İran, Endonezya, Güney Afrika gibi ülkelerin bölgelerinde daha da etkin olmaya başladıklarını kaydetmiş; özellikle Türkiye’den bahsederken Recep Tayyip Erdoğan yönetiminin bu bölgesel etkinliği pozitif ve negatif olarak kullandığına işaret etmişti:

“(Türkiye) bir yandan, tahılın Karadeniz üzerinden taşınmasını sağlayıp Ukrayna ve küresel topluma yardım sağladı. Diğer yandan ise Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılım başvurularını siyasi taviz kazanmak uğruna istismar etti ve katılım sürecini uzattı. Bu arada Rusya’dan ithalatını da ikiye katladı.”

Türkiye’nin artan etkinliği ve jeopolitik gelişmeler, Ankara-Londra trafiğinin bundan sonraki süreçte de yoğunluğunu yitirmeyeceğini gösteriyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, İsrail- Hamas savaşının sürüyor olması ve bölgedeki diğer gelişmeler, iki başkentin gündeminde olmaya devam edecek.

Orta Doğu’ya özel önem

Lammy, seçimlerden önce 2 Temmuz’da Londra’da buluştuğu yabancı gazetecilere, iktidara geldiklerinde dış politikayı yeniden ayarlayacaklarını, bunun önemli unsurlarından birinin de Orta Doğu ülkeleri ile yakın ilişki kurulması olacağını kaydetti. Filistin’in devlet olarak tanınması konusunda pozitif mesajlar veren Lammy, İngiltere’nin Orta Doğu’da daha aktif olacağının işaretlerini verdi.

Türkiye ile İngiltere’yi Orta Doğu kapsamında karşı karşıya getirebilecek konu ise Londra’nın Washington ile Halkın Savunma Birlikleri’ne (YPG) verdiği destek.

Dışişleri Bakanı Fidan, son demeçlerinden birinde İngiltere’nin Kuzey Suriye’de asker sayısı olarak az olmakla birlikte siyasi etkisinin fazla olduğunu kaydetmiş ve “Amerika ve İngilizlere hep şunu söylüyoruz; sizin terörle mücadelede hassasiyetinizin daha fazlasını biz PKK ile mücadelede taşıyoruz. Bu tehdit kendi kendini kaldırana ve başka şekilde kaldırılana kadar devam edeceğiz. Belli bir anlayış düzeyine ulaştığımızı düşünüyorum” demişti.

Serbest ticaret anlaşması müzakereleri başlayacak mı?

Türkiye-İngiltere ilişkilerinde gündeminin kısa vadeli başlıkları arasında serbest ticaret anlaşması müzakerelerinin başlatılması yer alıyor.

İki ülke son iki senede yapılan görüşmelerin ardından kapsamlı ve modern bir serbest ticaret anlaşması müzakerelerine başlama kararı almışlardı.

Müzakerelerin Haziran ayında başlatılması öngörülüyordu ancak İngiltere’de erken seçim kararı alınmasının ardından müzakereler iptal edildi.

Türkiye ile İngiltere arasındaki ikili ticaret hacmi 20 milyar doların üzerinde seyrediyor ve karşılıklı yatırımlarla bu rakam daha artıyor.

Yeni hükümetin Türkiye ile bu süreci devam ettirmesi öngörülüyor.

İlk Erdoğan-Starmer görüşmesi NATO Zirvesi’nde

Keir Starmer ve David Lammy’nin katılacakları ilk büyük uluslararası toplantı 9-11 Temmuz’da Washington’da yapılacak NATO Zirvesi olacak.

NATO’nun kuruluşunun 75. yılının kutlanacağı zirve Starmer’a, aralarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da olduğu birçok liderle tanışma ve ikili görüşme olanağı da sağlayacak.

Yeni İngiliz hükümeti, 18 Temmuz’da Avrupa Siyasi Topluluğu’nun 4. zirvesine ev sahipliği yapacak.

AB’ye üye 27 ülkenin yanı sıra üye olmayan Avrupalı ülkeleri içinde barındıran Avrupa Siyasi Topluluğu zirvesi, Avrupa ile ilişkilerini yeniden raya oturtmak isteyen İşçi Partisi hükümeti için de bir fırsat oluşturacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu zirveye katılım katılmayacağı henüz bilinmiyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ingilterede-isci-partisi-turkiye-ile-iliskileri-surdurecek/feed/ 0
Sudan’da İç Savaş Nedeniyle 11 Milyon Kişi Göç Etti https://www.haber60.com.tr/sudanda-ic-savas-nedeniyle-11-milyon-kisi-goc-etti/ https://www.haber60.com.tr/sudanda-ic-savas-nedeniyle-11-milyon-kisi-goc-etti/#respond Sat, 06 Jul 2024 01:09:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37507

Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında yaşanan iç savaşın bir yılı aşkın süredir devam etmesi nedeniyle Sudan’da 11 milyondan fazla kişinin ülke içinde ve dışında farklı noktalara göç etmek zorunda kaldı. İç savaşın başladığı ilk günlerden itibaren insani yardım çalışmalarını sürdüren İHH, bugüne kadar 800 bin Sudanlıya direkt olarak destek ulaştırdı.

Vakfın, iç savaşın başladığı tarih olan 15 Nisan 2023’ten bu yana dağıtımını yaptığı yardım malzemeleri şu şekilde: “10 bin 977 adet gıda paketi, 183 bin 935 kg et, 12 bin 91 adet sıcak yemek, 500 bin litre su, 26 bin 522 adet kıyafet, 24 bin 751 adet battaniye, 82 bin 518 adet hijyen pedi, 98 bin 290 kg un, 24 bin 878 litre sıvı yağ, 33 bin 465 adet hasta ve çocuk bezi, 16 bin 165 adet terlik, 48 bin 777 paket ıslak mendil, 73 784 paket bulaşık deterjanı, 472 bin 494 paket makarna, 5 bin 760 adet konserve salça, 2 bin 400 kg nohut, 20 bin kg şeker, bin 190 adet ayakkabı, 2 adet tekerlekli sandalye, 8 adet bebek arabası, 505 kişiye nakdi yardım ve bin 210 adet ilaç.”

KURBAN BAYRAMI’NDA 450 BÜYÜKBAŞ KURBANLIK KESİLDİ

İHH, Kurban Bayramı çalışmaları kapsamında Sudan’da, iç savaşın devam ettiği bölgelerde pay dağıtımlarında bulundu. Vakıf tarafından, Hartum Eyaleti’nin Omdurman bölgesinde 250 büyükbaş, Güney Darfur’da 50 büyükbaş, Kuzey Darfur’da 10 büyükbaş, Doğu Darfur’da 90 büyükbaş ve Kessele’de ise 50 büyükbaş kurbanlığın kesimini yaparak savaş mağdurlarına ulaştırdı. Dağıtımlardan, 13 bin 350 aile istifade etti.

İHH’dan yapılan açıklamada Sudan’daki duruma ilişkin ” Birleşmiş Milletler’in (BM) paylaştığı son raporlara göre, 7,3 milyonu ülke içinde olmak üzere toplam 11 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Resmi rakamlara göre çatışmalar sebebiyle şu ana kadar 15 bin 500’den fazla sivil hayatını kaybetti, 30 binden fazla kişi ise yaralandı. Ancak edinilen bilgiler, vefat eden kişi sayısının çok daha yüksek olduğunu işaret ediyor. Ülkede insani yardıma ihtiyaç duyan kişi sayısı, 14 milyonu çocuk olmak üzere 25 milyonu aştı. Sudan’da sağlık sistemi neredeyse tamamen çöktüğü için, kolera vakaları hızla artıyor. 18 milyona yakın kişi ise, akut gıda güvensizliği ile karşı karşıya. Ülkedeki güvenlik sorunları, yağma olayları, yakıt sıkıntısı, bürokratik engeller ve şebeke sorunları ise insani yardımların ulaşmasının önündeki büyük engeller olarak göze çarpıyor. İç savaş sebebiyle ülkedeki eğitim de büyük oranda sekteye uğradı. Sudan’da, 19 milyondan fazla çocuk eğitime devam edemiyor. Bu sayı, ülkedeki üç çocuktan birinin eğitim alamaması anlamına geliyor. Savaşın bu şekilde devam etmesi durumunda ise, gelecek aylarda hiçbir çocuğun okula gidememesinden endişe ediliyor” ifadelerine yer verildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sudanda-ic-savas-nedeniyle-11-milyon-kisi-goc-etti/feed/ 0
DEİK/Türkiye-Litvanya İş Konseyi’nden, iki ülke arasındaki ticari ilişkileri güçlendirme hamlesi https://www.haber60.com.tr/deik-turkiye-litvanya-is-konseyinden-iki-ulke-arasindaki-ticari-iliskileri-guclendirme-hamlesi/ https://www.haber60.com.tr/deik-turkiye-litvanya-is-konseyinden-iki-ulke-arasindaki-ticari-iliskileri-guclendirme-hamlesi/#respond Fri, 05 Jul 2024 12:51:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37229 Türkiye ve Litvanya arasındaki ticaret ilişkileri, son yıllarda gösterdiği istikrarlı grafiği ve ticaret açığının önemli ölçüde azalmasıyla dikkat çekiyor. 2020 yılında belirlenen 1 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi, 2021 yılında 992 milyon dolar olarak gerçekleşirken, 2022 yılında 1.2 milyar dolar ve 2023 yılında ise 1.03 milyar dolar olarak gerçekleşti. Türkiye’nin Litvanya’ya 2022 yılında gerçekleştirdiği 559 milyon dolar ihracat ve Litvanya’ya yapılan 645 milyon dolar ithalat değerleri, 2023 yılında sırasıyla 511 milyon dolar ve 522 milyon dolar olarak gerçekleşirken; ikili ticaretimizde örülmemiş giyim eşyaları, otomotiv, yaş meyve, makineler, hurda metal, demir-çelik ürünleri ve plastik sektörleri öne çıktı. 2021’de 263 milyon dolar olan cari açık 2023’te 14 milyon dolara kadar düştü.

İki ülke arasında 2024 yılında gerçekleşen ithalat-ihracat değerleri incelendiğinde ise 2024’ün ilk 4 ayında ticaret hacmimizin neredeyse 350 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini görülmekte. Türk iş dünyası için umut vadeden bir diğer durum ise Mart ve Nisan aylarında gerçekleştirilen ticarette Türkiye’nin ihracat fazlası veriyor olması. Zaten birkaç senedir azalma trendinde olan ticaret açığımızın bu sene sonunda ticaret fazlasına dönüşme ihtimali bizleri hem mutlu hem de motive ediyor.

Türkiye’nin Litvanya’nın dört bir yanından turist çekebilecek zengin bir kültürel mirasa, tarihi yerlere ve doğal güzelliğe sahip. 2012-2019 yılları arasında ülkemizi ziyaret eden Litvanyalı turist sayısı düzenli şekilde artarak, 2019 yılında 230 bine ulaştı ve rekor kırdı. Covid-19 salgını sebebiyle ülkemizi ziyaret eden Litvanyalı turist sayısında düşüş yaşanmış olsa da turist sayısı 2022 yılında 251 bin, 2023 yılında ise 277 bini aştı. Bu sayılara baktığımızda, Covid-19 salgını öncesi artış eğiliminin tekrar yakalanmış olduğunu görüyoruz. Bu değerler tekrar canlanan turizm sektörümüz için Litvanya’nın potansiyeli yüksek ve dikkat çekici bir pazar olduğunu gösteriyor.

Litvanya’nın bilgi teknolojisi, mühendislik ve yaşam bilimleri gibi alanlarda yüksek eğitimli ve yetenekli bir işgücüne sahip. Litvanya, ticari operasyonlar için modern altyapıya büyük miktarda yatırım yapıyor. Litvanya, özellikle rüzgar ve biyokütle olmak üzere önemli yenilenebilir enerji potansiyeline sahip. AB pazarına erişime ek olarak ürün ve hizmetlerinin ihracatı için fırsatlar sunuyor. Litvanya, yenilenebilir enerji sektörünü daha da geliştirebilir ve kendisini temiz teknolojilerde lider olarak konumlandırabilir. Bu durum yatırımları artırabilir ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkıda bulunabilir.

DEİK/Türkiye-Litvanya İş Konseyi olarak, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin gelişmesi için çalışmalara devam ediyoruz. İş Konseyi olarak, Mayıs ayında Vilnius’a heyet ziyareti gerçekleştirdik. Ziyaretimizde, T.C. Vilnius Büyükelçi Görkem Barış Tantekin, İş Konseyi karşı kanat kuruluşu Litvanya Ticaret, Sanayi ve Zanaatkarlar Odaları Birliği, Vilnius Ticaret ve Sanayi Odası Türk-Litvan Ticaret Odası Başkanı ve T.C. Ticaret Baltık Ülkelerinden sorumlu Vilnius Ticaret Müşaviri Ümit Ateşağaoğlu ile toplantılar gerçekleştirdik. Ayrıca, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin geliştirilmesi amacıyla Litvanya Ekonomi ve İnovasyon Bakanlığı da dahil olmak üzere birçok görüşme gerçekleştirdik. Ticaret ve yatırımın artırılması hususunda Litvanya’da mukim bulunan Türk iş insanları aradaki bağlantıyı sağlayarak çok önemli bir konuda destekte bulunuyorlar. Bu sebeple ziyaretimizde DEİK/ Dünya Türk İş Konseyi Litvanya ülke ve şehir temsilcileri ile bir araya geldik ve yeni kurulan Türk-Litvan Ticaret Odası’na ziyarette bulunarak ileriki dönemde iş birliğimizi artırmaya ve beraber etkinlikler gerçekleştirmeye karar verdik.

Türkiye ile Litvanya arasındaki ticaret, yatırım ve iş birliğini teşvik etmek ve kolaylaştırmak amacıyla 2024 yılının başında resmen kurulan Türk-Litvan Ticaret Odası (TLCC), Mayıs ayı sonunda Litvanya’da açılış etkinliğini gerçekleştirdi. TLCC&’nin iş birliği koşullarını iyileştirerek iki ülke ekonomisine de önemli bir katkı sağlaması bekleniyor. İş Konseyi olarak, Litvanya Ticaret, Sanayi ve Zanaatkarlar Odaları Birliği, Litvanya Sanayiciler Konfederasyonu ve Litvan İş Kadınları Derneği ile iş birliği ve karşılıklı ziyaret ve toplantılar ile iş dünyalarını bir araya getirmeye devam edeceğiz.

]]>
https://www.haber60.com.tr/deik-turkiye-litvanya-is-konseyinden-iki-ulke-arasindaki-ticari-iliskileri-guclendirme-hamlesi/feed/ 0
Suriyeli sığınmacılarla ilgili gerilim tırmanırken Bakan Güler’den net mesaj https://www.haber60.com.tr/suriyeli-siginmacilarla-ilgili-gerilim-tirmanirken-bakan-gulerden-net-mesaj/ https://www.haber60.com.tr/suriyeli-siginmacilarla-ilgili-gerilim-tirmanirken-bakan-gulerden-net-mesaj/#respond Fri, 05 Jul 2024 07:06:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36959 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Bakanlık’ta gerçekleştirilen ve TSK Komuta Kademesinin, Bakan Yardımcılarının ve birlik komutanlarının katıldığı video telekonferans toplantısında konuştu.

Terörle mücadele başta olmak üzere devam eden faaliyetlere ilişkin bilgi alan ve talimatlar veren Bakan Yaşar Güler, toplantıda şunları söyledi; “Ülkemizin öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan ile birlikte Karadeniz’de mayın tehdidine karşı deniz güvenliğini sağlamak maksadıyla oluşturulan Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz Görev Grubu’nun dün, 1 Temmuz’da imzalanan törenle aktif hale geldiğini bugünden itibaren 6 ay süreyle Deniz Kuvvetlerimizin komutasında görev yapacağını belirterek sözlerime başlamak istiyorum.

Sizlerin de yakından takip başta yakın coğrafyamız olmak üzere tüm dünyada artan asimetrik risk ve tehditler güvenlik, barış, istikrar ve refahı tehdit etmekte; bu durum savunma ve güvenlik konusunu öncelikli hale getirmektedir. Böylesine hassas bir dönemde asil milletimizin göz bebeği Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman ve fedakâr personeli, ülkemizin hak ve menfaatlerinin korunması için yoğun bir gayret ve özveriyle üstlendikleri tüm görevleri başarıyla yerine getirmektedir. Bu kapsamda sürate, özgünlüğe ve tempoya dayalı icra edilen operasyonlarımız Kurban Bayramı tatili boyunca da kesintisiz sürdürülmüştür.

Terör örgütü üzerinde oluşturduğumuz yoğun baskı sayesinde son zamanlarda terör örgütüne katılımların neredeyse sıfıra indiğini ve teslim olan terörist sayısının da giderek arttığını görmekteyiz. Örgütün sözde liderlerinin ise operasyon bölgelerinden çeşitli bahanelerle ayrılarak, kendilerince daha emniyetli olduğunu düşündüğü geri bölgelere kaçtıklarını da bilmekteyiz. Terör örgütü mensupları nereye kaçarlarsa kaçsınlar, Mehmetçiğin çelik pençesi altında ezilmekten kurtulamayacak, terörle mücadelemiz tereddütsüz sürdürülecektir. Çöküş içerisindeki terör örgütü için kaçınılmaz son her geçen gün yaklaşmaktadır.

Öte yandan; terör örgütünün Suriye’nin kuzeyinde yapay terör devleti kurma çabasının bir aşaması olarak gördüğümüz sözde özerk yönetim ve yerel seçim faaliyetlerini kesinlikle reddediyoruz. Suriye’yi parçalamaya ve halkının iradesini tutsak etmeye yönelik bu çabalar nafile girişimlerdir. Zira Güney sınırlarımızın hemen ötesinde bölücü örgütün bir ‘terör koridoru’ kurmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Hatırlatmak isterim ki ülkemiz; meşru müdafaa kapsamında icra ettiği harekâtlar ile amaçlanan terör koridorunu engellemiş, Suriye ve Irak’ın toprak bütünlükleri ve egemenliklerinin korunmasına katkı sağlamış ve bu çerçevedeki saygılı duruşunu da sürdürmektedir.

Bununla birlikte Suriyeli sığınmacılar konusunda son dönemde oluşturulmaya çalışılan olumsuz algı ve artan gerilimler dikkatle izlenmektedir. Türkiye’ye karşı faaliyet gösteren bazı unsurların kamu düzenini bozma girişimleri devletimizin tüm birimleriyle gösterdiği özverili çaba sayesinde başarısız kılınacaktır. Terörle mücadelemizin yanında millî servetimiz olan ormanlarımızın korunması kapsamında, hava araçlarımız ve fedakâr personelimiz ile artan orman yangınlarının söndürülmesine yönelik gerekli desteği vermekteyiz. Bu kapsamda 6 ayrı yerde meydana gelen orman yangınlarında; 14 Helikopterimiz, 5 yangın söndürme aracımız ile toplamda 499 sorti ile 962 ton su kullanılarak yangının söndürülmesine katkıda bulunulmuştur.

Öte yandan Kıbrıs Türkü’ne uzanan eli durdurduğumuz Kıbrıs Barış Harekâtının 50’nci yıl dönümünü 20 Temmuz’da kutlayacağız. Garantör ülke olarak uluslararası hukuk çerçevesinde icra ettiğimiz bu harekâtın ne kadar haklı ve gerekli olduğu, oluşan ve günümüze değin süren güvenlik ortamından anlaşılmaktadır. Ada’da iki devletli çözüme yönelik duruşumuz ve soydaşlarımıza verdiğimiz destek sürecektir.

Tüm bu yoğun faaliyet akışı içerisinde kahraman Mehmetçik, ülkemizin hak ve menfaatleri ile asil milletimizin huzur ve güvenliği için kendisine verilen her türlü görevi yerine getirmeye azim ve kararlılığı içerisindedir. Bu vesileyle tüm silah ve mesai arkadaşlarıma görevlerinde başarılar diliyor, her birinizi gözlerinizden öpüyorum. Yolunuz, bahtınız açık olsun.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/suriyeli-siginmacilarla-ilgili-gerilim-tirmanirken-bakan-gulerden-net-mesaj/feed/ 0
İBB Başkanı İmamoğlu, İstanbul Sanayi Odası’nda konuştu https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-istanbul-sanayi-odasinda-konustu/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-istanbul-sanayi-odasinda-konustu/#respond Fri, 05 Jul 2024 07:00:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36953

Feridun AÇIKGÖZ/ İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Ülkemizde hükümetler olabilir, yerel yönetimler olabilir, kişiler gelip geçicidir, kurumlar kalıcıdır. Hele hele devletimiz bakidir, ebedidir, ezeli olduğu kadar ebedidir. O bakımdan ülkemiz, bayrağımız, devletimiz, milletimiz gibi kutsal kavramlarımız üzerinden baktığımızda geçici olan her unsurun dönemlerinde sanki kalıcıymış gibi yarattığı atmosfere de aldanmamak lazım” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından düzenlenen ‘İstanbul’un gelecek vizyonunda sanayimizin yeri, sorunlar ve çözüm önerileri’ başlıklı Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı’na katıldı. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda İSO Yönetim Kurulu Üyeleri, Sanayiciler ve İş insanları hazır bulundu. Toplantıda sanayi odası ve İBB arasında ki işbirlikleri görüşüldü. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan ve İBB Başkanı İmamoğlu’nun açılış konuşmalarının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti.

“GEÇİCİ OLAN HER UNSURUN SANKİ KALICIYMIŞ GİBİ YARATTIĞI ATMOSFERE ALDANMAMAK LAZIM”

‘Türkiye’mizdeki atmosfer kurumları bazen birbirinden uzaklaştırabiliyor’ diyerek sözlerine başlayan Ekrem İmamoğlu, “Bu bizim yoğun çabalarımıza rağmen arzu ettiğimiz seviyeye ulaşamadığımızı dile getirmek isterim. Şunun da altını çizeyim. İstanbul Sanayi Odası bu konuda gerçekten ilgili ve işin içinde olan, İstanbul’u ilgilendiren hususlara katkı sunma ve içinde olma gayretini gösteren kurumlarımızdan olduğu için de ben buradan teşekkür ederim. Böyle de olmalı, çünkü bu şehir hepimizin, bu ülke hepimizin. Ülkemizde hükümetler olabilir, yerel yönetimler olabilir, kişiler gelip geçicidir, kurumlar kalıcıdır. Hele hele devletimiz bakidir, ebedidir, ezeli olduğu kadar ebedidir. O bakımdan ülkemiz, bayrağımız, devletimiz, milletimiz gibi kutsal kavramlarımız üzerinden baktığımızda geçici olan her unsurun dönemlerinde sanki kalıcıymış gibi yarattığı atmosfere de aldanmamak lazım. Yani biz bu ebedi ezelden gelen ebediyete doğru giden böylesi kutsal emanetlerin iyi yönetilmesi noktasında iş birliğimizi en üst seviyede ortaya koyarak, sürdürülebilir bir ortamı var etme sorumluluğuna da sahibiz” ifadelerini kullandı.

“ÜLKEMİZ ADINA DOĞRU BİR GİDİŞAT DEĞİLDİR”

Tüketilen su miktarı ve diğer verilerle İstanbul’un 20 milyona yakın nüfusu olduğunun altını çizen İmamoğlu, “Böylesi bir kentte yaşıyoruz ve şehir, İstanbul, Marmara’nın bir parçası. ve Marmara Bölgesi’ne baktığımızda da yaklaşık 26-27 milyon civarında resmi nüfusa sahip bir bölgeden bahsediyoruz ve bu bölge aslında Türkiye’mizin neredeyse 10’da 1’i. Yani Türkiye’nin 10’da 1’inde Türkiye’nin üç kişiden birisini yaşatıyoruz. Belki sanayisinin yüzde 50’sine yakınını barındırıyoruz. İşte gayrisafi milli hasıla oranını siz daha iyi biliyorsunuz. Bu rakam yüzde 55-60’lara kadar çıkabiliyor. veya ithalat – ihracatta ne kadar devasa bir orana geldiğini görebiliyoruz. Şimdi bu gerçekten ülkemiz adına doğru bir gidişat değildir. Yani ne stratejik olarak, ne jeopolitik olarak, ne güvenlik açısından baktığınızda sıkıntıları büyük bir olaydır. O bakımdan ben Sayın Başkan’ın ziyaretinde Türkiye’nin iyi bir geleceğe sahip olabilmesi için İstanbul’umuzun 2050’sini konuşuyor ve bunu çok vizyoner bir biçimde tanımlıyor olmamız lazım dedim. Hatta yetmez 2100’ü konuşuyor olmamız lazım dedim” diye konuştu.

“ŞEHRİMİZİN GELECEĞİNİ HEP BİRLİKTE TARTIŞABİLİYOR OLMAMIZ ŞARTTIR”

2050 yılının aslında çok uzak olmadığını vurgulayan İmamoğlu, “Böylesi bir gelecek vizyonunu, planını ortaya koymadığımız takdirde gerçekten çok zor bir dönemin İstanbul’u ve ülkemizi beklediğini hepimizin bilmesi şart. Bakınız; İstanbul’da gerçekten el birliğiyle, aklı, bilimi ve özellikle teknik insanları iyi deneyime sahip insanların uzmanlıklarından faydalanmayı başaramazsak İstanbul’un başına bela olacak ve olabilmesi muhtemel, engellemeye çalıştığımız kötü projelerin bu şehrin gündeminden ve bünyesinden uzaklaştıramazsak, belki de tarihin dönüm noktası olan bu evrede çok kötü alınacak yöneticiler ve insanlar olabiliriz. Bu bağlamda işte adına Kanal İstanbul diyelim, adına başka bir şey diyelim. Bu tür kötülüklerin olmaması için bizim şehrimizin geleceğini hep birlikte tartışabiliyor, konuşabiliyor ve kararlar alabiliyor olmamız şarttır” dedi.

“MESELELERİNİ ÇÖZÜME KAVUŞTURMAKLA YÜKÜMLÜ İNSANLAR OLDUĞUMUZUN FARKINDAYIZ”

İmamoğlu, “Bu bağlamda biz İstanbul’un artık; mega projeler, imar rantları, rezerv alanların imara açılması değil, tam aksine az önce de ifade edildiği gibi İstanbul’daki karbon ayak izi, su ayak izi, İstanbul’un sürdürülebilir bir şehir olması, İstanbul’un dirençli bir şehir olması, İstanbul’un yaşanabilir bir şehir olması, meselelerini çözüme kavuşturmakla yükümlü insanlar olduğumuzun farkındayız ve böyle davranmamız gerekir” diye konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-istanbul-sanayi-odasinda-konustu/feed/ 0 Macaristan AB Dönem Başkanlığını Devraldı https://www.haber60.com.tr/macaristan-ab-donem-baskanligini-devraldi/ https://www.haber60.com.tr/macaristan-ab-donem-baskanligini-devraldi/#respond Fri, 05 Jul 2024 06:57:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36950 Macaristan dün 6 aylığına Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanlığını devraldı. Ülkenin dönem başkanlığını alması dünya basınında geniş çapta haber oldu. Çünkü Macaristan uzun süredir AB’nin “haylaz çocuğu”.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban sık sık AB kararlarını veto ediyor. Orban, “AB’nin siyasi birliğini zayıflatmakla”, “AB yönetimine karşı eleştirel dozu yüksek açıklamalar yapmakla” suçlanıyor. Orban’ın Rusya’ya bakışı da, diğer AB liderlerinden farklı.

AB yönetimi ise Macaristan’ı bazen, birlik yasalarını ve mevzuatını uygulamadığı iddialarıyla yaptırımla tehdit ediyor.

Brüksel, Budapeşte’yi, “hukuk devleti kurallarını ihlal etmekle”, “yolsuzluklara çanak tutmakla”, “Birleşik Avrupa kültürünün temellerini oluşturan insan hakları, yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü gibi temel ilkeleri ihlal etmekle” suçluyor.

AB, “bu suçlamalara ikna edici yanıtlar verilemediği” gerekçesiyle, geçtiğimiz aylarda Macaristan’a verilmesi gereken fon, karşılıksız yardım ve kredilerin önemli kısmını askıya almıştı.

Bu nedenle, Belçika’nın dönem başkanlığının 6 ay uzatılması ve Macaristan’ın pas geçilerek dönem başkanlığının 1 Ocak 2025’te Polonya’ya verilmesi de ciddi şekilde gündeme geldi.

Konu geçen ay Avrupa Parlamentosu’nda (AP) tartışılsa da, Macaristan dönem başkanlığına yönelik planlarıyla AP’yi ikna etti.

AB Dönem Başkanı’nın görevleri neler?

Elbette dönem başkanlığının Macaristan’a geçmesinin gerisinde yatan güvenceler de var.

Bunlar arasında belki de en önemlisi AB’nin idari yapısında dönem başkanı ülkeye çok büyük yetkiler verilmemesi.

AB mevzuatına göre birliğin yasama organı Avrupa Parlamentosu, yürütme organları ise Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği Konseyi.

AP’de ülkeler doğrudan seçimlerle temsil ediliyor. Her ülke seçimlerle AP üyelerini seçiyor ve Brüksel’e gönderiyor.

Avrupa Birliği Konseyi, üye ülkelerin liderlerinden oluşuyor ve dönem başkanı ülke 6 ayda bir değişiyor.

Ama asıl idari organ olan Avrupa Komisyonu. AB tarafından hayata geçirilecek planlar ve yasa taslaklarını Komisyon hazırıyor. Ardından bu yasaların ve programların yaşama geçmesi için hem Parlamento hem de Konsey tarafından onaylanması gerekiyor.

Yani AB yasa taslaklarının gündeme gelmesi ve onaylanması açısından dönem başkanlığını üstlenen ülkenin fazla bir inisiyatifi yok.

Ancak asıl sorun AB normal mevzuatının işleyişinin ötesinde dönem başkanlığını üstlenen ülkenin, hazırlıklar aşamasında 27 üye ülke arasında görüş ayrılıklarının giderilmesi ve bir konsensüse varılabilmesi için göstereceği arabuluculuk çabası.

Pek çok siyasetçi, Macaristan’ın bu görevi hakkıyla yerine getiremeyeceğini düşünüyor.

Macaristan dönem başkanlığından neler bekliyor?

Macaristan, AB’de dönem başkanlığını, Haziran ayındaki AP seçimlerinden sonra devraldı.

Budapeşte’den gelen sinyaller, Orban yönetiminin bu dönemde yapıcı tutumuyla Macaristan’ın AB içinde kendisi hakkında oluşan kötü imajı değiştirmeye yönelik çaba harcayacağı yönünde.

Ancak bir yandan da, Avrupa’daki mülteci karşıtı, ulusal egemenlik yanlısı yeni muhafazakar ve aşırı sağ kesimin liderliğine soyunan Viktor Orban’ın AP içinde yeni bir çekim merkezi oluşturma çabalarına da tanık olunacağının işaretleri geliyor.

Viktor Orban, geçtiğimiz günlerde, Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) lideri Herbert Kickl ve eski Çek başbakanlarından dolar milyarderi Andrej Babis ile birlikte AP “Avrupa Yurtseverleri” adı altında yeni bir grup oluşturdu.

Orban’ın amacı AP’de geleneksel merkez sağın karşısında radikal milliyetçi sağı bir araya getirmek.

Orban, Fransa’da son genel seçimin ilk turunda birinci parti olan aşırı sağcı Ulusal Birlik’in önde gelen ismi Marine Le Pen’i ve Alman siyasetinin yükselen yıldızı bir diğer aşırı sağcı ve mülteci karşıtı Almanya İçin Alternatif Partisi’ni (AfD) bu platforma çekmeye çalışıyor. Bunda ne kadar başarılı olabileceğini zaman gösterecek.

Macaristan, bu çerçevede dönem başkanlığının verdiği avantajları önümüzdeki 6 ay içinde fırsata çevirmek istiyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/macaristan-ab-donem-baskanligini-devraldi/feed/ 0
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: Türkiye’nin konteyner limanları dünyada ilk 100 liman arasında https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-turkiyenin-konteyner-limanlari-dunyada-ilk-100-liman-arasinda/ https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-turkiyenin-konteyner-limanlari-dunyada-ilk-100-liman-arasinda/#respond Fri, 05 Jul 2024 06:48:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36941

Tersane İstanbul’da 3’üncü Türkiye Denizcilik Zirvesi’nde konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Ülkemizin; Tekirdağ, Ambarlı, Kocaeli ve Mersin’de bulunan konteyner limanları dünyada ilk 100 liman arasına girmektedir” dedi. Uraloğlu ayrıca “Meclisimize sunduğumuz bir kanun ile Türk Uluslararası Gemi Sicil Kanunu kapsamındaki gemilerimizden alınan kayıt harcı ile yıllık harçlara muafiyet getiriyoruz. Bu kapsamda, miras intikali devir işlemlerinden harçları kaldırıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Türkiye Denizcilik Zirvesi Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın koordinesinde Tersane İstanbul’da başladı. Yerli ve yabancı birçok ismin bir araya geldiği zirvede denizcilik sektörünün sorunları dile getirilerek başarılı iş insanlarına ödülleri takdim edildi. Törende Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da konuşma yaptı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Tarihte her zaman önemini sürdürmüş olan Türk Boğazlarının kontrolünü elinde tutan ülke olarak Akdeniz Havzası ve Karadeniz Havzasındaki ülkelerin deniz ulaşımı ve uluslararası ticaret faaliyetleri açısından da anahtar konumdadır. Bu sebeple, doğal bir yarımada olan, kara sınırlarının üç katı kadar deniz sınırlarına sahip ülkemiz için attığımız her adımda denizlerimizden en yüksek faydayı sağlamak ve dünya denizciliğine katkı yapmak istiyoruz. Denizcilik sektörümüz, bir denizcinin oğlu olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu ve kaptanlığında son 22 yılda çok önemli gelişmeler kaydetmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde denizyolu taşımacılığının ve ticaretinin gelişmesi, denizlerimizde güvenliğinin sağlanması ve çevre duyarlılığıyla ilgili tüm gereklilikleri yerine getirerek uluslararası standartlara uygun çalışıyoruz” dedi.

“DÜNYA DENİZCİLİK SEKTÖRÜNDEN 11 MİLYAR DOLAR PAY ALIYORUZ”

Dünya deniz taşımacılık sektöründen 11 milyar dolar pay aldığımızı söyleyen Abdulkadir Uraloğlu, “Geçen yıl Türkiye’nin, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Konsey üyeliğine 143 ülkenin desteğiyle bugüne kadar ki en yüksek oyunu alarak üst üste 13. kez seçilmesi de bunun en güzel kanıtıdır. Bugün Türkiye olarak dış ticaretimizin tonaj olarak yüzde 87.5’i, değer olarak ise yüzde 54.8’i denizyolu ile gerçekleşmektedir. Dünyada deniz taşımacılığının navlun değeri 380 milyar dolar olup biz bundan 11 milyar dolar pay almaktayız” diye konuştu.

“TEKİRDAĞ, AMBARLI, KOCAELİ VE MERSİN LİMANALARI DÜNYADA İLK YÜZ LİMAN ARASINDA

Bakan Uraloğlu, “Ülkemizin; Tekirdağ, Ambarlı, Kocaeli ve Mersin’de bulunan konteyner limanları dünyada ilk 100 liman arasına girmektedir. 2023 yılında 217 limanımızda elleçlenen yük miktarı 521 milyon ton, elleçlenen konteyner miktarı ise geçen yıla göre artarak 12 milyon 566 bin TEU olarak gerçekleşmiştir. Ülkemiz; 1000 grostondan büyük 2 binden fazla sayıda gemisiyle 48,9 milyon dedveyt tona ulaşan deniz ticaret filosu ile dünya sıralamasında 12’nci sıradadır” şeklinde konuştu.

“KAYIT HARCI VE YILLIK HARÇLARA MUAFİYET GETİRİYORUZ”

Germilerden alınan kayıt harcı ve yıllık harçlara muafiyet getireceklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, “Meclisimize sunduğumuz bir kanun ile Türk Uluslararası Gemi Sicil Kanunu kapsamındaki gemilerimizden alınan kayıt harcı ile yıllık harçlara muafiyet getiriyoruz. Bu kapsamda, miras intikali devir işlemlerinden harçları kaldırıyoruz. Hisse devirlerinde hisse oranında harç alacağız. Elektrik gibi yeşil enerji ile çalışan gemilerimizden de kayıt harcını kaldırıyoruz, yıllık harçlarda da yüzde elli indirim sağlıyoruz. Ayrıca hurdaya ayrılan Türk Bayraklı gemilerin yerlerine yeni gemi inşa edilmesi için sektör lehine bu yıl bazı değişiklikler yaparak hurdaya ayrılacak gemilerin başvuru tonajını 10 kat arttırarak 50 bin Grostona yükselttik. Kılavuzluk ve römorkörcülük ile palamar hizmetlerinin ücretlerini de güncelleyerek; hizmet tarifelerinin uygulanmasına yönelik sektörde uzun zamandır yaşanan karışıklıkları da ortadan kaldırdık” dedi.

“GEMİ İNŞA SEKTÖRÜ 94 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLAMAKTADIR”

Gemi inşa sektörünün 94 bin kişiye istihdam sağladığını dile getiren Uraloğlu, “Bildiğiniz üzere gemi inşa sanayi yüksek katma değerli ürünleri ile ülke ekonomisine döviz girdisi sağlayan önemli bir değer olarak yükselmektedir. Bu noktada gemi inşa sanayi sektörümüz yaklaşık 94 bin kişiye istihdam sağlamaktadır. 85 faal tersane ile Türk Tersanelerimiz gemi siparişinde dünyada 7., gemi tonajına göre ise 11. konumdadır. 23 gemi geri dönüşüm tesisi ile gemi sökümünde dünyada 4., Avrupa’da lider konumdadır. 2023 yılında ülkemiz 1,94 milyar dolarlık gemi ve yat ihracatı gerçekleştirmiştir. Seyir, can, mal ve çevre emniyetini artırmak için denizlerimizi 7/24 izliyoruz. Bakanlığımız bünyesinde yer alan Ana Arama ve Kurtarma Koordinasyon Merkezi’miz (AAKKM) sadece Türk Arama Kurtarma Bölgesi içinde değil dünyanın her noktasında Ülkemiz ve dünya denizciliğine hizmet vermektedir. Gururla belirtmek istiyorum ki bu tür kazalar sonrasında merkezimize gelen ihbarlarla 2023 yılında 339 olayda 806 kişiyi kurtardık” diye konuştu.

“SEYİR İZİN BELGESİ UYGULAMASI DİJİTALE TAŞIYORUZ”

Abdulkadir Uraloğlu, ” Doğu Akdeniz’de etkinliğimizin artırılması amacıyla KKTC’de kurulacak olan Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi Projesi’ni de başlattık. Projemizi 2026 yılında tamamlamayı planlıyoruz. Çevrenin ve denizlerin korunması adına atılan her adım da gelecek nesillere daha güvenli bir dünya bırakma yolunda önemli bir adımdır. Yapacağımız yeni düzenleme ile limanlarımıza gelen gemilerden ‘Gemi Emisyon Bedeli’ tahsil edilmesi ve bu bedelin sadece denizciliğimizin yeşil dönüşümü kapsamında Türk Bayraklı gemilerimize destek olarak ödenmesini sağlayacağız. İlgili kanunun bu ay yasalaşmasını planlıyoruz. Sadece gemiler için değil liman tesislerimiz içinde uzun yıllardır sürdürdüğümüz Yeşil Liman uygulamasını güncelleyerek emisyon salınımının azaltmayı hedefliyoruz. Deniz turizm araçlarımızın marinalara kalkış işlemlerinde kullandıkları kağıt ortamındaki seyir izin belgesi uygulamasını, bu işlemleri kolaylaştırmak ve bürokrasiyi azaltmak için dijital ortama taşıma işlemimiz de son aşamaya geldi. On binlerce vatandaşımız bu işlemleri liman başkanlığına gitmeden internet üzerinden halledebilecekler. İnşallah sistemi bu ay devreye alacağız” dedi.

Yapılan konuşmaların ardından başarılı denizcilere ödülleri takdim edildi.

]]> https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-turkiyenin-konteyner-limanlari-dunyada-ilk-100-liman-arasinda/feed/ 0 Türkiye, Bulgaristan ve Romanya Karadeniz’de Mayın Güvenliği İçin İş Birliği Yapacak https://www.haber60.com.tr/turkiye-bulgaristan-ve-romanya-karadenizde-mayin-guvenligi-icin-is-birligi-yapacak/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-bulgaristan-ve-romanya-karadenizde-mayin-guvenligi-icin-is-birligi-yapacak/#respond Fri, 05 Jul 2024 03:12:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36796

TÜRKİYE, Bulgaristan ve Romanya Deniz Kuvvetleri arasında, Karadeniz’de mayın güvenliği tedbirleri kapsamında, Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı (MCM Black Sea) komitesi toplandı. 3 ülkenin deniz kuvvetlerinin imzaladığı harekat emirlerinin onayıyla, mayın tespit ve imha çalışmaları için gemiler, İstanbul Umuryeri’nde gerçekleşecek kısa süreli eğitiminin ardından Karadeniz sularına açılacak.

Türkiye, Bulgaristan ve Romanya arasında Kalender Kasrı’nda, Karadeniz’de güvenlik ve mayın tedbirlerinin ele alındığı Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı (MCM Black Sea) komite toplantısı ve imza töreni gerçekleştirildi. NATO müttefiki 3 ülkenin, Karadeniz’in ‘Barış Denizi’ olmasına yönelik düzenlediği zirvede, Türkiye adına Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Bulgaristan Deniz Kuvvetleri Komutanı Tümamiral Kiril Yordanov Mihaylov ve Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Mihai Panait’in ilgili harekat emirlerini onaylanması ile görev grubu aktif edildi.

MCM Black Sea, Karadeniz’de sürüklenen mayınları tespit etmek ve etkisiz hale getirmek için ileri teknolojilerden ve ortak istihbarattan en yüksek profesyonellik ve verimlilik standartlarıyla, müşterek tatbikatlar, eğitim programları ile Karadeniz’de bu konuda ortaya çıkabilecek her türlü zorluğa birlikte hızlı ve etkili bir şekilde yanıt vermek için Türkiye’nin girişimi ve davetiyle başlatıldı.

11 Ocak 2024’te, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve diğer iki ülke savunma bakanları arasında imzalanan mutabakat muhtırası ile iç hukuk süreçleri Cumhurbaşkanı onayıyla, üç ülkenin deniz kuvvetleri komutanlıkları hazırlıklarına başlamıştı.

“BU HAREKAT KONSEPTİ KARADENİZ’DEKİ MAYIN TEHDİDİNE DAHA HIZLI VE ETKİN YANIT VERMEMİZİ SAĞLAYACAK”

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, bölgede güvenliğin artacağına vurgu yaparak, “Bugün burada Karadeniz’de sürüklenen mayınların etkisiz hale getirilmesi amacıyla oluşturulan üç uluslu görev grubunun hareket konseptini ve daimi harekat düzenini imzalamak için toplanmış bulunuyoruz. Bu tarihi adım, Karadeniz’in güvenliğine yönelik ortak kararlılığımızın ve iş birliğimizin somut bir göstergesidir. Bulgaristan, Romanya ve Türkiye olarak, sularımızda barışın güvenliği ve istikrarını sağlanması için her zaman birlikte çalıştık ve çalışmaya devam edeceğiz. Bu görev grubu, sadece mayın tehdidini ele almakla kalmayacak. Aynı zamanda ülkelerimiz arasındaki dostluğu ve iş birliğini de güçlendirecektir. Karadeniz’in stratejik öneminin ve deniz yollarının güvenliğinin bilincinde olarak, bu görev grubunun başarısının sadece kendi ülkelerimiz için değil, tüm bölge ülkeleri için hayati önem taşıdığını bilincindeyiz. Bu nedenle grubumuzun etkin ve koordineli çalışmasını sağlamak için gerekli tüm kaynakları seferber edeceğiz. Bugün burada imzalanan harekat konsepti ve devamlı harekat emri, Karadeniz’deki mayın tehdidine daha hızlı daha etkin ve daha güvenli bir şekilde yanıt vermemizi sağlayacaktır. Bu ortak çabanın Karadeniz’in güvenliğinin sağlanmasında önemli rol oynayacağına ve gelecekteki iş birliklerimizin temelini oluşturacağına inanıyorum” dedi.

“GİRİŞİMİMİZİN STRATEJİK ÖNEMİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ”

Denizde sürüklenen mayınların, deniz emniyeti ve güvenliği için ciddi bir tehdit olduğuna dikkat çeken Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanı Mihai Panait, “Mutabakat muhtıramız, MCM Black Sea’ye yönelik açık ve etkili bir operasyonel yapının ana hatlarını çizmektedirler. Her 6 ayda bir dönüşümlü komuta ve her bir rotasyonda iki planlı faal görevlendirilmeyle, sürekli dikkatli ve hazırlıklı bulunmamızı sağlayan sağlam bir çerçeve oluşturduk. Bu yapı sadece kolektif operasyonel yeteneklerimizi geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne bağlı kalarak deniz kıyısındaki 3 NATO devletinin seyir özgürlüğünün sağlamak için seferber edilmesini zorunlu kılan bölgemizdeki çatışmayı da ele almaktadır. 3 devletin birliğini ve uluslararası düzene ve deniz hukukuna dayalı değerlerin paylaşımını göstermektedir. Girişimimizin stratejik önemi göz ardı edilemez. Denizde sürüklenen mayınlar, deniz emniyeti ve güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Birlikte çalışarak; istihbarat, kaynak ve uzmanlığımızı paylaşarak bu tehdide etkili bir şekilde karşı koyabilir ve bölgemizin refahı ve güvenliği için gerekli olan seyir özgürlüğünü koruyabiliriz” ifadelerini kullandı.

Bulgaristan Deniz Kuvvetleri Komutanı Tümamiral Kiril Yordanov Mihaylov ise, “Bulgaristan olarak güvenli bir ortam sağlayıp denizciliğin olağan düzeyde ilerlemesini ve seyir güvenliğini sağlayacağız” şeklinde konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/turkiye-bulgaristan-ve-romanya-karadenizde-mayin-guvenligi-icin-is-birligi-yapacak/feed/ 0 İzmir Valisi EGİAD’ı Ziyaret Etti https://www.haber60.com.tr/izmir-valisi-egiadi-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/izmir-valisi-egiadi-ziyaret-etti/#respond Fri, 05 Jul 2024 02:48:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36778 İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, EGİAD- Ege Genç İş İnsanları Derneğini ziyaret ederek çalışmaları hakkında bilgi aldı. EGİAD Yönetim Kurulu Üyeleri’nin de hazır bulunduğu ziyarette, İzmir’in ekonomik kalkınmasına yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.

Ziyarete ev sahipliği yapan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, ziyaretten büyük bir onur ve memnuniyet duyduklarını belirterek, EGİAD’ın gerçekleştirdiği çalışmalar hakkında detaylı bilgi verdi. EGİAD’ın İzmir başta olmak üzere Ege Bölgesi’ndeki genç iş insanlarını bir çatı altında toplayan güçlü bir sivil toplum kuruluşu olduğunu ifade eden Yelkenbiçer, dernek olarak Ege Bölgesi’ni ve Türkiye’yi ilgilendiren ekonomik, kültürel ve sosyal konularda fikirler ve projeler ürettiklerini, üye iş insanlarının ticari, mesleki ve sosyal gelişimini sağlamayı amaçladıklarını aktardı. EGİAD’ın son dönemde özellikle Ne Eğitimde Ne İstihdamda Olan (NEET) Gençler konusunu gündeme aldığını ifade eden Yelkenbiçer, “NEET Gençler sorununu çok önemsiyoruz. Gençlerin evde oturmaması gerekir. NEET Gençler sorununa kamuoyunun daha fazla dikkatini çekmek istiyoruz. Ülkemizin genç nüfusuyla övünürken, diğer taraftan bu gençleri üretime kazandıramıyoruz. Bu durum ülkemizin üretken işgücü potansiyelinin değerlendirilememesine ve ekonomik kalkınmamıza katkı sağlanamamasına neden oluyor. Ayrıca ekonomide verimliliğin azalması ve sosyal yardımlara olan bağımlılığın artması sonucunu da doğurmakta. Ayrıca NEET Gençlerin işsizlik ve eğitimsizlik gibi sorunlar yaşamaları, radikalizme veya suça eğilimlerinin artmasını ve sosyal istikrarsızlığı beraberinde getirmekte. OECD ülkeleri ortalaması yüzde 12,7 olan NEET Gençler ülke oranında Türkiye ortalaması, yüzde 27,9. Her 10 NEET gençten 7’sini kadınlar oluşturuyor. NEET Gençlerde cinsiyetler arası farkın en büyük olduğu ülke ise Türkiye. Bu verilerden yola çıkarak, bu gençlerimizi istihdama kazandırmak için neler yapılabileceğini ortaya koyan, akademik bir zemine ihtiyaç duyduk. Araştırma ve politika önerileri içeren bir rapor hazırlığı yapıyoruz. Türkiye’deki ve İzmir’deki NEET Gençlerin durumunu, dünyadaki örnek çözüm önerilerini inceleyeceğiz. Araştırmada elde edilen tespitler ile İzmir’e özgü şartları değerlendirilerek, sorunun çözümüne katkı sunabilecek öneriler geliştireceğiz.” dedi.

Yelkenbiçer, EGİAD’ın diğer bir önemli faaliyet alanının girişimcilik olduğunu ekleyerek “EGİAD Melekleri Yatırım Ağımız ile girişimcilik ekosisteminde uzun yıllardır çalışmalar sürdürüyoruz. Melek yatırım sayımızı çoğaltarak, yatırımcıların yenilikçi teknolojilere yatırım taleplerini artırmaya çalışıyoruz. Tüm bu çalışma alanlarımızda Sayın Valimizin yönlendirmeleri ve destekleri çok değerli olacaktır.” dedi.

İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban ise EGİAD’ı ziyaret etmekten memnuniyetini dile getirerek “İzmir’de EGİAD gibi kurumsal yapısı ve kapasitesi güçlü sivil toplum kuruluşlarının bulunmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Ayıca İzmir’deki kuruluşlarımızın arasında önemli bir işbirliği ve sinerji ortamı olduğunu görüyorum. İzmir, her alanda potansiyeli yüksek bir şehir. Kurum ve kuruluşlarımız arasındaki uyumu daha da geliştirerek, bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmek için çalışacağız. Bu kapsamda EGİAD’ın, İzmir’in ekonomik ve sosyal kalkınmasına yönelik projelerini de değerli buluyor ve destekliyorum.” dedi. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-valisi-egiadi-ziyaret-etti/feed/ 0
Özgür Özel ‘Emek Mitingi’nde konuştu: Geçim olmazsa seçim olur https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-emek-mitinginde-konustu-gecim-olmazsa-secim-olur/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-emek-mitinginde-konustu-gecim-olmazsa-secim-olur/#respond Fri, 05 Jul 2024 01:27:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36710

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Kocaeli’de düzenlediği ‘Emek Mitingi’nde yaptığı konuşmada, “Biri çıkmış ‘Önümüzde 4 yıl seçimsiz dönem’, biri çıkmış ‘Erken seçim istemek hainliktir’ diyor. Bu meydandan önce şu sesi duyun; ‘Geçinemiyoruz…’ Size uyarım şudur; geçim olmazsa seçim olur. Ey Recep Tayyip Erdoğan, ey Devlet Bahçeli, ey Cumhur İttifakı Gebze’yi duy. ya geçim ya seçim. Eğer geçim yoksa seçim var” dedi.

CHP’nin Gebze ilçesinde kapalı pazar alanında düzenlediği ‘Emek Mitingi’ bugün Genel Başkan Özgür Özel’in katılımıyla gerçekleştirildi. Mitinge Özel’in yanı sıra genel merkez yöneticileri, belediye başkanları, milletvekilleri, il, ilçe başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

‘HER SEFERİNDE UYARDIK’

Mitingde konuşan Özgür Özel, iktidara seslenerek, “Yerel seçimlerden bu yana Türkiye’de bir dizi miting yaparak sesini duyuramayanların sesi olmaya, onların sesini duyurmaya gayret ediyoruz. Eğitim mitingi, emekli mitingi, çay mitingi, buğday mitingi yaptık ama her seferinde de uyardık. Temmuz geliyor, hayat pahalılığı var; enflasyon eziyor ve asgari ve emekli ücretlerine hem enflasyon zammını vermek hem refah payını vermek, emekçinin hakkını vermek, vergide adaleti sağlamak, kuşa dönmüş maaşları artan vergi kademelerine kurban etmemek ama özellikle asgari ücrete enflasyonu ve refah payını vermek zorundasınız. Bunu yapmazsanız biz bu sesi duyarız, meydanlara çıkarız dedik. Dinlemediler, sokaklar bizimdir, meydanlar bizimdir” ifadelerini kullandı.

‘BİRİLERİ YÜZDE 81’İNİ ALIRKEN BİZLER YÜZDE 1’İ BİLE ALAMIYORUZ’

“Bu düzene yazıklar olsun” diyen Özel, “Yoksulluğa, enflasyon karşısında ezilmeye, güvensizliğe alışın diyorlar. Alışmayacağız. Bugün ülkede gelir adaletsizliği en üst noktaya çıktı. Bugün, Türkiye’de en zengin yüzde 20 bütün paranın, bütün varlıkların yüzde 81’ini alıyor ama en yoksul yüzde 20, sadece yüzde 0.5’ini alıyor. Yani birilerini yüzde 81’ini alırken birileri bizler, sizler yüzde 1’i bile alamıyoruz. İşine gelince ‘Dedelerimiz Çanakkale’de koyun koyuna yatıyor’, işine gelince ‘Hepimiz aynı gemideyiz’, işine gelince ‘Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan bugünlerde’ diyorlar. Kardeşim savaşta, askerde, emekte bu insanlar var ama bölüşürken bu insanlar yok. Türkiye’nin en zengin yüzde 20’si, 32 bin dolar milli gelirle geçiniyor ama en yoksul yüzde 20’si 3 bin 600 dolar gelirle geçiniyor. Böyle bir ülke, böyle bir anlayış, böyle bir birliktelik olamaz. En tepedekiler ülkelerinde İspanya’yı, İtalya’yı hatta en üsttekiler İsveç’i, Danimarka’yı yaşarken bu insanlara Lübnan’ı, Venezuela’yı, Yemen kadar milli geliri layık görenlere, ‘Orada oturun, durun, bekleyin’ diyenlere şunu söylüyoruz; hakkımızı almadan durmayacağız ve söke söke alacağız” dedi.

‘CHP İKTİDARINDA HER EMEKLİ EN AZ 1,5 ASGARİ ÜCRETE KAVUŞUNCAYA KADAR DURMAYACAĞIM’

Emeklilerle ilgili de konuşan Genel Başkan Özel, “Bu meydanda geçinemeyen herkes var. Eğer herkes, herkesin sesini duyar ve hep birlikte sesi yükseltirse başarmamızın önünde hiçbir engel yok. Herkese geleceğiz, her derdi söyleyeceğiz ama öncelikle yıllarca emek vermiş çalışmış, alın teri, göz nuru dökmüş, dirsek çürütmüş ve en sonunda emekli olmuş insanlarımızı bugün dünyanın en düşük emekli maaşlarına muhatap ediyorlar. Bugün Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde 1,5 asgari ücret düzeyinde olan en düşük emekli maaşı, bugün 0.6 asgari ücret düzeyindedir. Bu düzen büyük bir yoksulluk, büyük bir açlık getirmiştir. Bugün için bütün emeklilerin maaş ortalaması 12 bin 700 liradır ve bugün Türkiye’de verilen emekli maaşının yabancı dillerde tercümesi yoktur. Yabancı devlet adamlarıyla konuşurken, nüfusun çok önemli bir kısmının 270 euro ile geçinmek zorunda olduğu söylendiğinde muhataplarına dönüp ‘Tercüme, dil hatası’ sanıyorlar; 2 bin 700 euro sanıyorlar ama 270 euro olduğunu duyunca inanamıyorlar. Önce emekli maaşı 1 asgari ücret olana kadar ve Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında her emekli en az 1,5 asgari ücrete kavuşuncaya kadar durmayacağım. Hep beraberiz, hep beraber başaracağız” dedib.

‘TÜRKİYE, AK PARTİ DÖNEMİNDE HOLLANDA KADAR TOPRAĞINI KAYBETMİŞ DURUMDA’

Çiftçilerle ilgili de konuşan Özel, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Çiftçiler, milletin efendisidir’ dediği çiftçiler çok zor durumdalar. Maliyetler iki katına kadar artmış, ürünlerine verilen fiyatlar masraflarını dahi karşılamıyor. Tarlalar ipotekli ve tarlalar teker teker satılıyor. Türkiye, AK Parti döneminde Hollanda kadar toprağını, ekilir-dikilir olan arazilerini kaybetmiş durumda. 500 bin çiftçi tarımı bıraktı. Her 4 gençten tarımla uğraşan 3’ünün gözü maaşlı bir işte. Yani gözü yolda. Toprağını, tarlasını arkada bırakıp gözü yolda, 1 maaşlı işte. Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalaması 58. Yani kendine yeten bu güzel ülke artık karnını doyurabilmek için dışarıdan ithalat yapmak zorunda. İşçilerin, köylülerin hakkı verilmediği için bu sene 410 milyon lira gayri safi milli hasılanın yüzde 1’i desteklemeye ayrılması gerekirken 5’te 1’i teklif edildiği için bu büyük sıkıntılar yaşanıyor. Ayrıca bu çiftçiler doymadıkları gibi, geçinemedikleri gibi yaratılan sıkıntı ülkede büyük bir gıda enflasyonuna sebebiyet veriyor. Onun için, yaşamak için, yaşatmalılar; doyurmak için geçinmeliler” ifadelerini kullandı.

‘ESNAFA BUNU REVA GÖRENLER, YANDAŞA SERVET AKTARIYOR’

Esnaflarla ilgili de konuşan Özel, “1 yılda işsiz kişi sayısı 1 milyon 200 bin arttı. Geniş tanımlı işsizlik 11 milyona ulaştı ve resmi işsizlerin yüzde 90’ı işsizlik sigortasından yararlanamıyor. İşte bu yüzden işsizlik sigortasından yararlanmayan yüzde 90’ın, iş isteyip bulamayan 11 milyonun sesi olmak, onlarla birlikte hak aramak için bu meydanlardayız. Çalışan, okuyan, atanmayan öğretmene, iktisat fakültesi öğrencisinden lise mezunu gencimize kadar, ne kadar geleceğinden endişeli, istihdamdan olmayan ve kendi kaderine bırakılmış gencimiz varsa Gebze’den hepsine selam olsun. 552 bin esnaf son 6 yılda kepenk kapattı. 500 bin çiftçi kayıp, 500 bin esnaf kayıp. Maalesef bu sene 32 bin 930 esnaf şu ana kadar iflas etti; kepenk kapattı. Borç, borçla ödeniyor. Elin, eşin, dostun kredi kartlarıyla borçlar kapatılmaya çalışılıyor. Maalesef esnafımıza el uzatması gereken Halk Bankası yandaşları fonluyor, zenginlere uygun krediler veriyor ancak esnaf kefalet kredisine bile ödendiği sırada faiz artışı yaptırıyor. Esnafa bunu reva görenler, yandaşa servet aktarıyor. Esnafımızın da, küçük esnafın da geçinemeyen herkesin sesi olmaya geldik” dedi.

‘SANKİ BİZİ GRİ LİSTEYE SOKAN İSMET PAŞA’YMIŞ GİBİ ANLATIYORLAR’

Türkiye’nin gri listeden çıkarılması hakkında da konuşan Özel, “Yakasının rengi ne olursa olsun 2 yakası bir araya gelemeyen, aldığı maaşla geçinemeyen, borçlarını ödeyemeyen, evlatlarına iyi bir gelecek hazırlayamayan emekçiler var. Emekçi, tersanede de, fabrikada da, madende de, plazada da olsa emekçi emekçidir. Türkiye’nin bütün emekçileri birleşin ve hakkınızı alın. Söke söke alacağız. Bu ülkeyi yönetenler 2 gün önce büyük müjdelerle gri listeden çıktığımızı ilan ettiler. Sanki, bizi gri listeye sokan İsmet Paşa’ymış gibi anlatıyorlar. Sanki gri liste Ecevit’ten, İnönü’den, Demirel’den, Özal’dan kalmış gibi anlatıyorlar. Daha 3 yıl önce Türkiye’yi gri listeye sokan bu iktidardır. Bugün güç, bela bütün emeklerimizle gri listeden çıkılınca bunu başarı gibi anlatıyorlar. Gri liste dediğin Yemen’dir, Suriye’dir, Çad’dır. Gri liste zaten yoksulların, sürünenlerin, kara para cennetlerinin olduğu ülkelerdir. Bugün oradan çıkmak övünç meselesi değil, 3 yıldır bu güzel ülkeyi orada tutmak utanç meselesidir. Bunu başarı diye anlatanlara yazıklar olsun” ifadelerini kullandı.

‘YAZIKLAR OLSUN ÖYLE MÜCADELEYE’

Elektriğe gelmesi beklenen yüzde 38 zam ile ilgili de konuşan Genel Başkan Özel, “Yarın 1 Temmuz. Yarın size zam yok ama elektriğe yüzde 38 evde, dükkanda, tarlada zam var. Elektriğe zam gelince iğneden ipliğe her şeye zam geliyor. Göreceksiniz bütün Türkiye’de su, ekmek, süt, her şey zamlanacak ama sadece asgari ücretliye zam vermemeye çalışan bir anlayış var ve bunu ‘Enflasyonla mücadele’ diye söylüyorlar. Açık söylüyorum eğer enflasyonla mücadele alın terini, parasını ödememek ile olacaksa yazıklar olsun öyle mücadeleye. Bundan sonra mücadele emeklinin, emekçinin, hepimizindir. Yarından tezi yok şunu hep beraber konuşalım ve buradan bir büyük kararlılığı haykıralım. Asgari ücret verildiği günden bugüne neredeyse 4 bin lira kaybetti. Bugünkü 17 bin lira o günkü 13 bin lira. Asgari ücrete en az enflasyon kadar zam, artış istiyoruz ve biz enflasyon rakamını beklemeksizin 25 bin liranın altındaki asgari ücreti asla kabul etmiyoruz” dedi.

‘ARTIK KEMER SIKMAYACAĞIZ’

Özel, “Yüzde 68 dolaylı vergi, yüzde 21 sizin maaşlardan vergi, yaptı yüzde 89. Geri kalan fabrikatörler, üreticiler, ihracatçı, ithalatçılar, holdingler, müteahhitler, yandaşlar yüzde 11. Siz yüzde 89. Bunu tersine çevirene kadar mücadele edeceğiz. Sizin hakkınızı parayı kazanıp kur korumalı mevduattan milyarları kazanıp cebine koyanlara, siz sürünürken krizi fırsata çevirenlere teker teker o paraları alacağız, bu ülkede adaleti getireceğiz. Söz veriyorum. Ey Ankara, ey ülkeyi yönetenler, ülkeyi yönetenler, milletin bıçak kemiğine dayandı. Artık bizde sıkacak kemer kalmadı. Artık kemer sıkmayacağız. Artık hakkımızı alacağız; mücadele edeceğiz. Biri çıkmış ‘Önümüzde 4 yıl seçimsiz dönem’, biri çıkmış ‘Erken seçim istemek hainliktir’ diyor. Bu meydandan önce şu sesi duyun; ‘Geçinemiyoruz.’ Size uyarım şudur; geçim olmazsa seçim olur. Ey Recep Tayyip Erdoğan, ey Devlet Bahçeli, ey Cumhur İttifakı Gebze’yi duy. ya geçim ya seçim. Eğer geçim yoksa seçim var” diye konuştu.

‘HAKKIMIZI ALMAYA ANT İÇİYORUZ’

“Bu mücadeleyi başlatıyoruz” diyen Özel, “1999’da bir yasa çıkmış. Önce EYT olmuş, büyük mücadelelerle çözülmüş ama şimdi 1 gün geç kaldı diye ’17 yıl çalışsın’ diyenler var. Onlara ‘Emeklilikle adalet, kademe’ diyoruz. Emekli olurken dediler ki ‘Kısmi emekli olacaksınız, para bulun’ dediler. Gidip bankadan kredi çektiler. Eşten, dosttan altın borçlandılar. Anasının malını satıp oraya koyan oldu ama kısmı emeklilik yapmadılar, mağdur ettiler ve iflasa, icraya sürüklediler. Vergide adalet olana kadar, servet sahipleri servetine göre vergi verip, çok kazanan çok, az kazanan az, kazanmayanlar artık vergi vermeyene kadar çok kazanandan çok alınacak, az kazanandan az alınacak. Servet sahibinden ona göre alınacak ve emekçiler hakkını alacaklar. Bu mücadeleyi başlatıyoruz. Bundan sonra nereye çağrılırsak koşa koşa gitmeye, meydanları doldurmaya, sokakları aşındırmaya ve hakkımızı almaya ant içiyoruz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-emek-mitinginde-konustu-gecim-olmazsa-secim-olur/feed/ 0
DTİK, Stuttgart’ta Türk iş insanlarıyla bir araya geldi https://www.haber60.com.tr/dtik-stuttgartta-turk-is-insanlariyla-bir-araya-geldi/ https://www.haber60.com.tr/dtik-stuttgartta-turk-is-insanlariyla-bir-araya-geldi/#respond Fri, 05 Jul 2024 00:15:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36662

Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) 28 Haziran Cuma günü Mercure City Hotel’de, Stuttgart’ın önde gelen Türk kökenli iş insanları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve basın mensupları ile bir araya geldi.

Toplantıda DTİK’in Türkiye- Almanya ilişkilerindeki önemi ve yurt dışındaki Türk kökenli iş insanlarından oluşan büyük bir platform olduğu vurgulandı. Stuttgart Başkonsolosu Makbule Koçak Kaçar’ın ve Ticaret Ataşesi Oya Demirkan’ın da katıldığı toplantıda DTİK Almanya Temsilcisi Kemal Şahin şunları söyledi:

“DTİK, Türk kökenli ve Türkiye dostu iş insanlarını bir araya getiren bir platformdur. Ayrıca Almanya’daki Türk dernekleriyle de iş birliği yapmaktadır. 2023 Eylül ayında Cumhurbaşkanımızın da katıldığı, 4 bin katılımcı ile gerçekleşen büyük kurultayda, dünya genelinde bölge ve ülke temsilcileri seçildi. Dünyada 6,5 milyon Türk kökenli vatandaşımız var. Ben de 3,5 milyon Türkü temsil edecek ‘Almanya Temsilcisi’ seçildim. Türkiye ve Almanya çok güçlü ticaret ilişkilerine sahip. Aynı zamanda Almanya, Türkiye’nin AB içindeki en önemli ticaret ortağıdır. Türk-Alman ekonomik ilişkileri son dönemde artan ivmeyle oldukça olumlu seyrediyor. Almanya ile ikili ticaret hacmimiz 2023 yılında 55 milyar dolara ulaşmıştır. Bu sene 60 milyar dolar bekliyoruz. Türkiye’de 8 binden fazla Alman firması faaliyet gösteriyor. Türkiye son 20 yılda 260 milyar dolar uluslararası doğrudan yatırım aldı. Bunun içinde Almanya’nın payı 25 milyar dolar. Almanya’da yaklaşık 100 binin üzerinde Türk girişimci yılda 80 milyar euro ciro yapıyor. ve 500 bin kişiyi istihdam ediyor. Turizm konusunda ise Almanya en güçlü pazarımız. Almanya’daki gurbetçiler de dahil 10 milyon turist geliyor.”

“TÜRK TOPLUMUNUN GELİŞMESİNİ VE GÜÇLENMESİNİ HEDEFLİYORUZ”

DTİK Almanya Temsilcisi Şahin, DTİK’in Türk toplumunun gelişmesine katkıda bulunmayı hedeflediğini belirterek, “Ben aynı zamanda DEİK Türkiye-Almanya İş Konseyi Yürütme Kurulundayım. DEİK-DTİK iş birliğiyle konferanslar yapacağız. Kobilerin dijitalleşmesi, yeşil dönüşüm, vize konusu ve Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi için çalışacağız. DTİK, yurt dışında yaşayan bütün Türk toplumunun gelişmesini ve güçlenmesini hedefliyor. Aynı zamanda Türk şirketlerin ve girişimcilerin büyümesine katkı sağlayacak. 2023 Eylül’de seçildiğimizden beri Almanya’nın en önemli eyaleti Kuzey Ren-Vestfalya’dan (NRW) başlayarak birçok şehirde toplantılar yaptık. Şehir temsilcilerimizi belirlemeye ve üye kazanmaya çalıştık. Geçtiğimiz Nisan ayında Düsseldorf, Köln, Hamburg, Frankfurt, Stuttgart, Bremen ve Kiel şehir temsilcilerimizi atadık. Sertifikalarını aldılar. Almanya’nın diğer önemli şehirlerine de temsilciler atayacağız. Bu temsilcilerimizle birlikte bulundukları bölgelerde Türk iş dünyası ile bir araya gelip DTİK’i, kendimizi, faaliyetlerimizi ve misyonumuzu anlatıp bu networke katmak için çaba sarf edeceğiz. Güçlü bir yapılanmayla, kazan-kazan temelli bir anlayışla, ciddi bir network oluşturacağız. Türkler ve Almanlar için yararlı girişimler başlatacağız. Türk iş insanlarına, Alman pazarındaki fırsatları sunacağız. Alanında uzman kişilerle girişimcilerimizi buluşturacağız. Bilgi alışverişi yapmalarını sağlayacağız ve değişik konularda konferanslar yapacağız. Hep söylüyoruz “Yani, Bilenler bilmeyenlere anlatacak” ifadelerini kullandı.

Şahin, Almanya’daki Türk iş dünyasının çıkarlarını savunmak için de çalışacaklarını belirterek, “İş dünyasında inovasyon ve teknolojinin önemi artık çok büyük. Almanya, teknolojik ve endüstriyel başarılarıyla dünya çapında lider bir ülke. Bu alanlarda yenilikçi ve rekabetçi olmak için beraber çalışmalıyız. Ayrıca Almanya’daki Türk iş dünyasının çıkarlarını savunmak ve ticari engelleri kaldırmak için de çalışacağız. Bunun için iki ülke bürokratları ve yerel yöneticileri ile güçlü iş birlikleri yapacağız. İlgileneceğimiz en önemli konulardan biri de göçmen öğrencilerin iyi eğitim alması ve iyi kariyer yapmalarına yardımcı olmak” dedi.

“DTİK’DE 90’I AŞAN ÜLKE TEMSİLCİSİ BULUNUYOR”

DTİK’de 90’dan fazla ülkeden temsilci bulunduğunun altını çizen Şahin, “DTİK olarak amaçlarımızdan biri de Almanya’daki Türk iş insanı ile örneğin Çin’deki bir Türk iş insanın bizim aracılığımızla bir araya gelmesi, ticaret ve yatırım ilişkisi kurmasını sağlayabiliriz. DTİK bunu yapacak alt yapıya sahip. DTİK üyelerimiz, sadece Türkiye’den ve yaşadıkları ülkeden değil DTİK ağının yayıldığı tüm ülkelerden haberdar olacaklar. Diğer ülkelerdeki iş ve kariyer fırsatlarından da yararlanabilecekler. DTİK, güçlü bilgi ağı ve geniş imkanları sayesinde sizlerden gelen istek ve önerileri ilgili kurum ve kuruluşlara iletebilecek. DTİK olarak iş insanları ve yatırımcıların yanı sıra ‘Genç DTİK’ projesiyle öğrencilere ve ‘Friends of Türkiye’ projesiyle de Türk dostu yabancı vatandaşlara da ulaşıyoruz. DTİK, kendimizi ve başkalarını geliştireceğimiz, bulunduğumuz ülkeyle ve Türkiye’deki iş insanlarıyla iş birliği yapacağımız ayrıca Türkiye Almanya ilişkilerini geliştirebileceğimiz bir kazan-kazan platformudur” dedi.

“BU PLATFORM SAYESİNDE DAHA DA GÜÇLENECEĞİZ”

Toplantıyı organize eden DTİK Stuttgart Şehir Temsilcisi Hakan Balcılar ise şunları söyledi:

“DTİK bulunduğumuz coğrafyada etkinliğimizi artırmak amacı ile faaliyet göstermekte olup, bu anlamda bir platform sunmaktadır. Bu platformdaki etkinlikleri de dünyanın çeşitli bölgelerindeki iş konseyleri aracılığı ile yapmaktadır. DTİK Avrupa İş Konseyi altında Almanya’daki faaliyetlerimi Başkanımız Kemal Şahin Bey önderliğinde bu yılın başından itibaren yürütmekteyim. DTİK’ in kapısı Almanya’da yaşayan bizler ve dostlarımız için kısaca herkes için açıktır. Hukukta olduğu gibi, DTİK her kişiye ve işletmelere eşit uzaklıktadır. Bizler Almanya’da aslında her alanda varız. Akademik kariyer yapmış profesörlerimizden öğretmelerimize, siyasetçilerden doktorlara, mühendislerden teknik elemanlara, ticaretin her alanında faaliyet gösteren başarılı değerli iş insanlarımız ile her yerde olmak istiyoruz. Yani hepimiz bu platformun bir parçası olmalıyız. Küçüklü büyüklü birçok firmada, çok çeşitli kademelerdeyiz. Bu platform sayesinde hepimiz daha güçleneceğiz. Ekip çalışarak birbirimizin eksiğini tamamlayıp daha fazla iş yapacağız. Deprem bize çok şeyi öğretti. Biz fedakar bir toplumuz, yarım ekmeği olan dahi ekmeğini paylaştı. Bizim amacımız birbirimizle dayanışma içinde ekmeği büyütmek yani bir olan ekmeği iki yapmaktır. Bu gücü bulmak için hepimizin üye olup beraber çalışmamız gerekir.”

“HEM TÜRKİYE’YE HEM ALMANYA’YA YAPILAN KATKILAR ÇOK ÖNEMLİ”

Stuttgart Başkonsolosu Makbule Koçak Kaçar yaptığı konuşmada, hem Türkiye hem de Almanya’ya yapılan katkıların önemine vurgu yaparak, “Hem Türkiye’ye hem Almanya’ya yapılan katkılar çok önemli. Ben bunu her zaman diplomatik bir dille söylüyorum ama Kemal Bey bugün bunu böyle somut ete kemiğe büründürerek neler yapılabileceğini geçmişte kendi tecrübelerinden hareketle Kuzey Ren-Vestfalya’daki örgütlenmelerden hareketle çok güzel anlattı. Yaptığınız tüm çalışmaları bizim bölgemizde de yapabiliriz ben de desteklerim birlikte de çalışabiliriz. Türk toplumu burada her şeyiyle hazır ama bu yansıtma noktasında biraz daha koordineli çaba gerektiğini hissediyorum. DTİK’te bunu yapıyor. Birlikte güzel şeyler yapacağımıza inanıyorum” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dtik-stuttgartta-turk-is-insanlariyla-bir-araya-geldi/feed/ 0
Kılıçdaroğlu: Türkiye’yi yaşam tarzı üzerinden siyasetten çıkarmak istedim https://www.haber60.com.tr/kilicdaroglu-turkiyeyi-yasam-tarzi-uzerinden-siyasetten-cikarmak-istedim/ https://www.haber60.com.tr/kilicdaroglu-turkiyeyi-yasam-tarzi-uzerinden-siyasetten-cikarmak-istedim/#respond Thu, 04 Jul 2024 22:48:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36576

CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Yaşam tarzı üzerinden siyaset; yok başı açık, yok başı kapalı dedik, bütün enerji onun üzerinden gitti. Siyaset de onun üzerinden gitti. Ülke nasıl büyür diye düşünmedik. Ülke nasıl kalkınır düşünmedik. Üniversiteler nasıl bilgi üretir düşünmedik. Bu gerçeği gören birisi olarak Türkiye’yi buradan çıkarmak istedim. Altılı masanın kuruluş nedeni, felsefesi budur. Kardeşim, bu ülkede mi yaşıyoruz? Evet. Beraber mi yaşıyoruz? Evet. Bende huzur içinde olmalıyım, sende huzur içinde ol. O zaman biz niye kavga ediyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yükselen Türkiye Enstitüsü’nün Haziran ayı toplantısına katıldı. Yükselen Türkiye’nin hedefleri başlıklı toplantıya katılan Kılıçdaroğlu’na Süheyl Batum, Teyfik Altınok, Eski Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, Eski Aydın Milletvekili Metin Lütfü Baydar ve eski İstanbul Milletvekili Metin Işık eşlik etti. Üsküdar’da bir otelde gerçekleştirilen toplantıda dernek üyelerinin konuşmalarının ardından kürsüye çıkan Kemal Kılıçdaroğlu bir konuşması yaptı. Konuşmanın ardından basına kapalı devem eden toplantı sonrası Kılıçdaroğlu soruları yanıtsız bırakarak otelden ayrıldı.

“DÜNYANIN EN ZENGİN KİMLİĞİNE SAHİP ÜLKEYDİK”

Kemal Kılıçdaroğlu, “Rahmetli İnönü’nün güzel bir sözü vardır, ‘Demokrasinin en zayıf noktası hangi koşullarda geldiysen, aynı koşullarda gitmeyi bilmemektir.’ Kalmak için yasalar değiştirilir, ‘İlla ben kalacağım.’ Bu demokrasiye yapılan en büyük darbedir. Biz hep bunu yaşadık, Türkiye de hep bunu yaşadı. Türkiye’nin hızlı gelişmesi, büyümesi, savunma sanayinde, uçakta, gemide, cam sanayinde, her alanda elbette ki bu bölgede yıldızlaşan bir Türkiye’yi emperyaller istemezler. Onlar bizim enerjimizi farklı alanlarda harcamamızın yollarını aradılar. Kimlik üzerinden siyaset; düşünün yıllarca kimlik üzerinden siyaset yaptık ve binlerce genç evladımız hayatını kaybetti. Kürt’tü, Türk’tü, Laz’dı, Çerkez’di derken. Oysa biz Osmanlıdan Türkiye Cumhuriyeti devletini kurmuştuk, dünyanın en zengin kimliğine sahip ülkeydik. Bunu zenginlik olarak değil, düşmanlık olarak bize dayattılar ve birbirimizi kırdık” ifadelerini kullandı.

“ALTILI MASANIN KURULUŞ NEDENİ, FELSEFESİ BUDUR”

Türkiye’nin inanç üzerinden devam ettirilen siyaset nedeniyle asıl hedeflerine ilerleyemediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Kimin inançlı olup olmadığını sadece yüce yaradan bilir. Ama sen inançlısın, sen inançsızsın, sen Alevisin, sen Aünnisin, sen şusun, sen busun diye insanlar kapıştı, çatıştı. Enerjiler buraya gitti ve Türkiye beklenen büyümeyi sağlayamadı. Yaşam tarzı üzerinden siyaset; yok başı açık, yok başı kapalı dedik, bütün enerji onun üzerinden gitti. Siyaset de onun üzerinden gitti. Ülke nasıl büyür diye düşünmedik. Ülke nasıl kalkınır düşünmedik. Üniversiteler nasıl bilgi üretir düşünmedik. Bu gerçeği gören birisi olarak Türkiye’yi buradan çıkarmak istedim. Altılı masanın kuruluş nedeni, felsefesi budur. Kardeşim, bu ülkede mi yaşıyoruz? Evet. Beraber mi yaşıyoruz? Evet. Bende huzur içinde olmalıyım, sende huzur içinde ol. O zaman biz niye kavga ediyoruz” dedi.

“BİZİ BARIŞTIRACAKLAR”

‘Geldiğimiz konum itibariyle göçmen ve insan deposu konumundayız’ diyen Kemal Kılıçdaroğlu, “Bir kısmı savaşlardan kaçtı geldi. Bir kısmı da zaten Türkiye’ye gelip yerleşiyor, bir süre sonra fırsat bulursa Avrupa’ya gidecek. Biz niye bu konuma geldik? Türkiye bu konuma niçin getirildi? Biz neden Suriye ile kavga ettik? Hangi gerekçe ile Suriye ile kavga ettik? Bunların hiçbirisi tartışılmadı. Milliyetçilik damarlarımıza basıldı. ‘Asarız, keseriz. 24 saat içinde gideriz, Emevi Camii’nde namazımızı kılarız ve Suriye’yi de tarihten sileriz’ böyle bir anlayışla gittik. Şimdi Suriye ile barışmak için ‘acaba ne yapmalıyız, neler yapmalıyız’ diye düşünüyoruz. Olur mu? Olacak, barışacağız. Çünkü bizi barıştıracaklar. Kavgayı da onlar kavga ettirecekler, barışsa onlar bizi barıştıracaklar. Hani biz milli kurtuluş savaşını veren bir devlettik. Hani biz bütün mazlum ülkelere örnek olan bir millettik. Neden bu konuma düştük” şeklinde konuştu.

“BU MECLİS KİMSE KUSURA BAKMASIN GAZİ MECLİS DEĞİL”

Kemal Kılıçdaroğlu, “Dünyada herhangi bir parlamentoda ister az gelişmiş ülke olsun ister gelişmiş ülke olsun. Bir yolsuzluk konusunda soruşturma ve kovuşturma yapılamaz diye bir kanun çıktı mı? Biz de çıktı. Anayasa Mahkemesi Başkanı’na bir mektup yazdım. Dedim ki ‘Parlamentonun itibarı çok kötü, sarsılıyor. Bu ayıptan parlamentoyu kurtarın. Bu kanunu bir an önce görüşün ve iptal edin. Biz sizin kararınıza saygılıyız ama parlamentoyu bu rezaletten kurtarın’ diye mektup yazmak zorunda kaldım. Aslında yolsuzluk yapan hakkında soruşturma, kovuşturma yapılamaz diye bir kanun çıkaran bir meclisin itibarı olur mu? Meclise ‘Gazi Meclis’ diyorlar. Ben söylüyorum, bu meclis kimse kusura bakmasın gazi meclis değil. Gazi Meclis, Milli Kurtuluş Savaşı’nı yöneten meclistir. Bu meclisin neresi Gazi Meclis? Yolsuzluklar konusunda duyarlı olmayan bir meclis olur mu? Olmaz değerli arkadaşlarım” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NDE HALK ÖDEDİĞİ VERGİNİN HESABINI SORMUYOR”

‘En büyük sorunumuz hesap sormamaktır’ diyen Kılıçdaroğlu, “Ödediğimiz vergilerin hesabını sormadığınız sürece Türkiye’de demokrasi gelişmez. Çocuk doğduğu andan itibaren vergi ödenir, doğduğu andan itibaren. Ama biz ‘Bu kadar vergi veriyoruz, nereye gidiyor bu paralar’ sorusunu sormuyoruz. Eğer ödediği verginin hesabını bir ülkenin halkı sormuyorsa egemen güçlerin baskısı altında kalır. Egemen güçler o zaman sizi yönetirler. Kaynaklarınızı el koyarlar. Sizlere borç verir, borçlandırır. Sonra da arkadan da emir vermeye kalkarlar. Türkiye’nin geldiği nokta budur. Planlama, tabii vergi ödeyeceğiz, ödüyoruz, zor alıma dayanıyor ama bu verginin iyi kullanılması lazım. Nasıl yapılacak? Planlama ile yapılacak. Her alanı planlayacaksınız. Tarımda ne olacak? Sanayide ne olacak? Üniversitede ne olacak? Teknolojide ne olacak? Her alanı planlayacaksınız. Planlama kapatıldı. Planlama olmadığı zaman herkes kafasına göre bir yatırım yapar. Türkiye Cumhuriyeti’nde halk ödediği verginin hesabını sormuyor. ‘Beyler, bu parayı nereye harcadınız?’ sorusunu sormuyor” diye konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/kilicdaroglu-turkiyeyi-yasam-tarzi-uzerinden-siyasetten-cikarmak-istedim/feed/ 0 CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Türkiye, Almanya’ya vize ile giden tek ülke https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiye-almanyaya-vize-ile-giden-tek-ulke/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiye-almanyaya-vize-ile-giden-tek-ulke/#respond Sat, 29 Jun 2024 11:48:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36531

Özenç KILIÇ/ İSTANBUL, İstanbul’da düzenlenen ‘Yurt Dışı Örgütlenme İkinci Yüzyıl Vizyonu Çalıştayı’nda konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ” Türkiye, Avrupa Futbol Şampiyonası katılımcısı ülkeler içinde Almanya’ya vize ile giden tek ülkedir. Bunu bütün vatandaşlarımıza hatırlatmak, bu tuhaf durumun altını kalın kalın çizmek lazım” dedi.

CHP Genel Merkezi tarafından 28 Haziran- 1 Temmuz tarihlerinde İPA Florya kampüsünde “Yurt Dışı Örgütlenme İkinci Yüzyıl Vizyonu Çalıştayıö düzenliyor. Dün başlayan çalıştayda programın tanıtımına yönelik faaliyetler yürütüldü. Çalıştayın bugünkü çalışmalarına ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu katıldı. Açılış ve tanıtım konuşmalarının ardından basına kapalı şekilde devam eden çalıştayda Özel ve İmamoğlu’nun yanı sıra çok sayıda milletvekili, belediye başkanı ve parti yöneticisi de yer aldı.

“KENDİMİZE TABİRİ CAİZ İSE ÇEKİ DÜZEN VERMEK ZORUNDAYIZ”

Burada konuşan Ekrem İmamoğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin özellikle Türkiye’nin dönüşüm yolculuğunda verdiği ilk görev, değişime önce kendimizden başlamak zorunda olduğumuzu hatırlamamız. Eksiklerimizi, hatalarımızı, yüzleşmek ve kendimize bu anlamda tabiri caiz ise çeki düzen vermek zorundayız. Parti içi rekabetin her koşulda kardeşçe ve aynı zamanda demokratik bir biçimde olmasını sağlamanın şart olduğunu düşünüyorum. Bireysel, kişisel ve özellikle partimizi bizleri yoran bütün yüklerden kurtulmakla mecbur olduğumuz bir dönemin içindeyiz. Rekabet daha iyiye ulaşmanın yoldur. Parti içerisindeki rekabet birbiri ile yan yana koşarken birbirinin ayağına çelme takmak değil daha hızlı koşma mücadelesidir.ö dedi.

1977-2024 ARASINDAKİ O UZUN MESAFE DÜŞÜNMEMİZ GEREKEN BİR SONUÇTUR”

İmamoğlu, “Çeşitli ülke ve şehirlerdeki CHP yurt dışı örgütlerinde dönem dönem parti içi rekabetin yıpratıcı hal alabildiğini görüyoruz. Evet ülkemizde de bunu yaşıyoruz, yurt dışındaki örgütlerimizde de bunu yaşıyoruz. Ayrıştırıcı bir dilin hakim olabildiğini de görüyoruz. Bugün gururla sevgili başkanımız da ifade etti, 1977’den beri ilk kez partimizin birinci olduğu meselesini söylüyoruz ama bir yanıyla da çok derin düşünmemiz gereken bir sonuçtur bu. 1977 ve 2024 arasındaki o uzun mesafe” diye konuştu.

“TÜRKİYE’Yİ ÇOK BAŞKA COĞRAFYALARIN BİR PARÇASI HALİNE GETİRMEK İSTEYENLERİ GÖRMEMİZ GEREKİYOR”

Programda konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, “Yurt dışında yaşayan Türklerin, yurt dışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ya da Türkiye ile bağı olan herkesin derdiyle dertlenmek, iyi kötü gününde onunla birlikte olmak ve sorununa temas çok önemli. Aksi taktirde bir takım cemaat yapılarının, bir takım tarikat yapılarının, bir takım Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğiyle ilgili sizinle ve bizimle ortak hayaller kurmayanların Türkiye’yi Avrupa’nın bir parçası olarak değil de Türkiye’yi çok başka coğrafyaların bir parçası haline getirmek isteyenlerin demokratik bir örgütlenme yerine bambaşka yapıları örgütlenmelerini güçlendirmeye çalışanların alan bulduğunu görmemiz gerekiyor” dedi.

AŞIRI SAĞCILARIN AVRUPA’DAKİ YÜKSELİŞLERİ SON DERECE ENDİŞE VERİCİ”

Özel, “Avrupa’da Avrupa Parlamentosu seçimleri yapıldı, hep birlikte takip ettik. Özellikle Almanya ve Fransa’daki Avusturya’daki sonuçlar, Fransa’da ve Avusturya’da aşırı sağcıların birinci parti olması Almanya’da sosyal demokratları geçerek alternatif bir Deutschland’ın ikinci parti noktasına gelmesi son derece endişe verici. Yurtdışındaki siyasi akrabalarımız beklenen kadar kötü olmadığı korktuğumuz kadar olmadı dese de Almanya ve Fransa Türkiye’nin yurtdışında en çok vatandaşının soydaş Türklerin yaşadığı iki ülke olması açısından yaşanan meselenin bize başka bir tansiyon hissettirdiğini görmek ve bu konuyu ciddi şekilde ertelemek gerekiyor. Aşırı sağın hedefinde yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın, geçişte olduğu gibi olacağını, bunun söylemsel boyutta olduğu gibi hakların aşındırılması noktasında ve hatta geçmişte çok büyük acılar bize yaşatan saldırılar, bir takım katliamlar noktasında da bizleri endişelendirdiğini ve bu tehlikeyi görmezden gelemeyeceğimizi ifade etmek gerekiyor” diye konuştu.

“SİZİN AVRUPA BİRLİĞİ DİYE BİR HAYALİNİZ OLAMAZ”

Özel, “Erdoğan’ın uzun süredir ağzına almadığı hatta her aldığında bir polemik alanı olarak iç politika malzemesi yaptığı Avrupa Birliği ilişkilerini yeniden hatırlamış olmasını önemsiyoruz ancak çok da ciddiye almıyoruz. Çünkü güpegündüz havai fişekler atalar kutlanan bir başlangıç, bir kilometre taşı günden sonra bugün savrulduğumuz nokta iktidarın bu konuda samimi olmadığını gösteriyor. Siz 1975 yılında kurduğunuz Avrupa Konseyi’nde şimdi Strazburg’daki bir başka binadaki Avrupa Parlamentosu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına ısrarla direnirseniz, anayasanızda da yazıyor olmasına rağmen uluslararası anlaşmaları uygulamazsanız, güzel İstanbul’un ismi ile ve hepimiz açısından övünç sahibi olan İstanbul Sözleşmesi’ne meclis tüm partilerin katıldığı bir oylamada oybirliği ile karar vermişken bir gece yarısı birkaç sapkın oyun peşine düşerek bir imzayla Avrupa İstanbul Sözleşmesi’nden çekilirseniz, ülkenizin Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına uymuyorsanız, mahkeme kararlarını hiçe sayıyorsanız, kuvvetler ayrılığı ki demokrasinin ve kalkınmanın olmazsa olmaz ön şartıdır onun üzerinde tepiniyor, sadece yürütmedeki yetkilerinizle yetinmiyor yasamaya da talimatlar veriyor hatta onun yetkilerini yetki aşımlarıyla kararnamelerle kullanıyor buna karşı Anayasa Mahkemesi kararlarını yeniden boşa düşürüyor ve tüm yargı organları üzerinde bir vesayet kuruyorsanız, sizin Avrupa birliği diye bir hayaliniz olamaz” dedi.

“BU ÖVÜNÜLECEK DEĞİL ÇOK UTANILACAK BİR DURUM”

Özel, “Biz gri listeye 2021 yılında girdik. Biz gri listeye, son günlerde yapılan bazı kanuni düzenlemeler yapılmadığı için girdik. Biz, gri listedeydik dün çıktık bu övünülecek değil çok utanılacak bir durumun, çok utanılacak Ak Parti’nin bu ülkeye son üç yılda yaşattığı gerçeğidir. Çıktığımız gri listede Burkino Faso var, Yemen var, Suriye var, mali var, Haiti var Kongo var. Yani bulunduğumuz yer zaten pek çok ülkenn bulunduğu bir yerdi de biz orada bir üst lige falan çıkmadık. Biz utanç verici bir yere düşmüştük, çok gecikmeli olarak ve nihayet ittir kattır, hatta bir gece önce bakalım siyasi bir kararla bizi orada tutacaklar mı gibi tuhaf değerlendirmelerle yani özgüveni eksik bir şekilde yarım yamalak Burkino Faso’nun olduğu yerden kurtulduk” dedi.

“TÜRKİYE, AVRUPA FUTBOL ŞAMPİYONASI’NA VİZE İLE GİDEN TEK ÜLKEDİR”

Genel Başkan Özel, “Türkiye, Avrupa Futbol Şampiyonası katılımcısı ülkeler içinde Almanya’ya vize ile giden tek ülkedir. Bunu bütün vatandaşlarımıza hatırlatmak, bu tuhaf durumun altını kalın kalın çizmek lazım. Bu ülkeyi 23 yıldır yöneten iktidar, Türkiye’yi bir takım saplantılı bakış açılarıyla Eurovision Şarkı Yarışması sokmadığı gibi, pek çok uluslararası alandaki temsiliyetimizi kaydettirdiği gibi, dünya üçüncüsü olmuş bir milli takımdan Avrupa, Dünya Şampiyonalarla katılamayan bir milli takım noktasına getirip bu dönem nihayet çok şükür Almanya’da temsil edildiği noktada oraya giderken vize alan tek ülke biziz, bunu görmek lazım” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiye-almanyaya-vize-ile-giden-tek-ulke/feed/ 0 Türkiye, Genç Balkan Matematik Olimpiyatı’nda birinci oldu https://www.haber60.com.tr/turkiye-genc-balkan-matematik-olimpiyatinda-birinci-oldu/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-genc-balkan-matematik-olimpiyatinda-birinci-oldu/#respond Sat, 29 Jun 2024 11:33:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36525

TÜBİTAK koordinasyonunda Antalya’da düzenlenen ve 22 ülkeden 135 öğrencinin yarıştığı, 28’incisi düzenlenen Genç Balkan Matematik Olimpiyatı’nda, Türkiye birinci oldu.

Antalya’da bu yıl TÜBİTAK koordinasyonunda ve Akdeniz Üniversitesi’nin (AÜ) ev sahipliğinde düzenlenen 28’inci Genç Balkan Matematik Olimpiyatı’nda 11 Balkan ülkesi ve farklı coğrafyalardan 11 misafir ülkeden 135 öğrenci katıldı. AÜ Atatürk Konferans Salonu’nda düzenlenen ödül töreniyle dereceye giren öğrenciler madalyalarını aldı. Törene TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, AÜ rektör yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Cengiz Toker, Prof. Dr. Şükrü Özen ve 22 ülkeden 135’i öğrenci olmak üzere lider, lider yardımcıları, misafirler, akademik ve organizasyon komiteleriyle birlikte yaklaşık 300 kişi katıldı. 22 ülkeden 23 takımın yarıştığı matematik olimpiyatında toplam 135 öğrenciden 105’i madalya aldı. Madalya sıralaması 10 altın, 56 gümüş ve 39 bronz şeklinde dağılım gösterdi. Türkiye A ve Türkiye B olmak üzere iki takımla yarıştı. Türkiye A takımında yer alan öğrenciler 3 altın ve 3 gümüş madalya kazanıp Türkiye’yi ülke sıralamasında birinciliğe yerleştirdi. Türkiye B takımı ise 4 gümüş, 2 bronz kazandı. Türkiye’nin 177 puanla birinci olduğu olimpiyatta Bulgaristan 171 puanla ikinci, Romanya 169 puanla üçüncü oldu.

‘GENÇLERE GÜVENİYORUZ’

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, 22 ülkeden genç öğrencilerin matematik alanındaki bilgi ve becerilerini ortaya koymak için hafta başından beri yarıştıklarını belirterek, “Ülke olarak da birinci olmanın gururunu yaşıyoruz. Sadece altın, gümüş, bronz madalyalar alan çocuklarımızın değil aynı zamanda takımların da ülke sırasında da ülke olarak birinci olmak çok memnuniyet verici” dedi.

Dünyanın birçok yerinden gelen öğrencilerin bu sayede Antalya ve Türkiye ile kültürü de tanıdıklarını belirten Prof. Dr. Mandal, “Bilim temelli çözümler için de bilim insanlarına ihtiyaç var. Bunlar içerisinde ülkemizden de çok başarılı öğrencilerimiz var. Biz bu öğrencilerimize, bu gençlerimize güveniyoruz ve bilimi bir diplomasi olarak ülkeler arasındaki barış ve dünyanın problemlerinin çözülmesi için önemli bir araç olarak görüyoruz” diye konuştu.

‘BİLİMİ SEVDİRMEK ÖNEMLİ’

Genç Balkan Matematik Olimpiyatı’na ev sahipliği yapmanın çok büyük onur olduğunu belirten AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Bu tür platformlar bilimi sevdirmek için çok önemli, bu anlamda hem TÜBİTAK başkanlığımız hem bakanlığımıza teşekkür ediyorum. Çünkü bilim olmadan bir ülkenin güçlü olması mümkün değil ki şu anda gücün ne kadar önemli olduğunu savaşlarla görüyoruz. Bu çocuklar da umuyorum, bütün insanlık için iyi teknolojiler geliştirilmesi anlamında bilim yaparlar. Biz zaten o açıdan burada savaş veriyoruz. İyi bilim ve teknoloji çıksın ki insanlık için iyi bir gelecek olsun diye. Bunlar da en büyük adımlar. Türkiye, bu anlamda son birkaç yıldır özellikle çok büyük adımlar atıyor. Ben bir bilim insanı olarak çok mutlu oluyorum” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-genc-balkan-matematik-olimpiyatinda-birinci-oldu/feed/ 0
İran yeni Cumhurbaşkanını seçiyor! 4 adaylı yarışta 62 milyon seçmen oy kullanıyor https://www.haber60.com.tr/iran-yeni-cumhurbaskanini-seciyor-4-adayli-yarista-62-milyon-secmen-oy-kullaniyor/ https://www.haber60.com.tr/iran-yeni-cumhurbaskanini-seciyor-4-adayli-yarista-62-milyon-secmen-oy-kullaniyor/#respond Fri, 28 Jun 2024 21:22:02 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36338 İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin 19 Mayıs’ta meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından gelecek yapılması gereken Cumhurbaşkanlığı Seçimleri öne çekildi. Seçimlerde reformist aday Mesud Pezeşkiyan, muhafazakar adaylar Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celili ve eski İçişleri Bakanı Mustafa Purmuhammedi yarışıyor. Adayların ilk turda seçilebilmesi için yüzde 50+1 oy alması gerekiyor.

İran’da 14. Dönem Cumhurbaşkanlığı Seçimleri için oy verme işlemi yerel saatle 08.00’de başladı ve 18.00’de sona erecek İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, oyunu Tahran’da kabullerini gerçekleştirdiği İmam Humeyni Hüseyniyesi’ndeki salonda kurulan sandıkta kullandı.

HAMANEY’DEN “OY VERİN” ÇAĞRISI

Oyunu kullandıktan sonra basın mensuplarına açıklama yapan Hamaney, konuşmasına 19 Mayıs’ta helikopter kazasında hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve ve diğer yetkilileri anarak başladı.

Seçim günlerinin İranlılar için “Mutluluk ve sevinç günü” olduğunu söyleyen Hamaney, kararsız seçmeni sandığa çağırarak, “İslam Cumhuriyeti’nin devamlılığı, istikrarı, izzeti ve dünyadaki itibarı, halkın varlığına bağlıdır. Bu nedenle değerli halkımıza oy vermeyi ciddiye almalarını ve bu önemli siyasi sınava katılmalarını tavsiye ediyoruz.” dedi. Hamaney, “İnşallah bu ülke için en iyi ve en faydalı tercih seçilir, önümüzdeki yıllar Allah’ın izniyle güzel ve hayırlı yıllar olur ve insanlar tercihlerinden memnun olur.” ifadelerini kullandı.

88 MİLYON NÜFUSLU İRAN’DA SEÇİM HEYECANI

İçişleri Bakanlığı Seçim Merkezinin verilerine göre, 88 milyon nüfusa sahip ülkede, yaklaşık 62 milyon seçmen, 59 binden fazla merkezde kurulan sandıklarda oy kullanabilecek. Ayrıca, 95 ülkede kurulan seçim merkezlerinde ülke dışındaki İran vatandaşları da sandığa gidebilecek.

6 ADAYLI YARIŞTA 2 KİŞİ ÇEKİLDİ

Seçimlerde reformist aday Mesud Pezeşkiyan, muhafazakar adaylar Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Said Celili ve eski İçişleri Bakanı Mustafa Purmuhammedi yarışıyor.

Muhafazakar adaylar Tahran Belediye Başkanı Ali Rıza Zakani ve Emir Hüseyin Kadızadehaşimi ise “Muhafazakar kanatta birliği sağlamak için” seçime saatler kala adaylıktan çekildi.

REFORMİST ADAY ANKETLERDE ÖNDE

Son olarak İranlı Öğrenciler Anket Ajansı (ISPA) tarafından 26 Haziran’da ülke genelinde 3 bin 589 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen kamuoyu yoklamasında, yarışın ilk sırasında yüzde 33,1 ile Pezeşkiyan, ikinci sırasında yüzde 28,8 ile Celili yer alırken diğer muhafazakar aday Muhammed Bakır Kalibaf ise yüzde 19,1 ile üçüncü sırayı aldı.

Anketlere göre, Pezeşkiyan’ın Türk, Kürt ve Beluç vatandaşların yoğun olduğu bölgelerde diğer adaylara göre yüksek oy oranı aldığı görülüyor.

Reformist aday Mesud Pezeşkiyan

50+1 OY ALAN 4 YIL YÖNETİMİ ELE ALACAK

Adayların ilk turda seçilebilmesi için yüzde 50+1 oy alması gerekiyor. İlk turda yüzde 50+1’in üzerine çıkan aday olmaması halinde en fazla oyu alan 2 aday ikinci tura kalacak ve 5 Temmuz’da yapılacak ikinci turda kazanan isim ülkenin 9. Cumhurbaşkanı olacak. Seçim sonuçlarına dair ilk verilerin gece yarısı yayınlanması ve kesin sonuçların ise yarın açıklanması bekleniyor. İran’da cumhurbaşkanı 4 yıl süreyle görev yapıyor ve üst üste en fazla 2 defa seçilebiliyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-yeni-cumhurbaskanini-seciyor-4-adayli-yarista-62-milyon-secmen-oy-kullaniyor/feed/ 0
Antalya’da Hindistan pazarı sektöründe yüzde 75 azalma var https://www.haber60.com.tr/antalyada-hindistan-pazari-sektorunde-yuzde-75-azalma-var/ https://www.haber60.com.tr/antalyada-hindistan-pazari-sektorunde-yuzde-75-azalma-var/#respond Fri, 28 Jun 2024 21:18:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36335 Antalya’da Hint düğünleri düzenleyen bir firmanın kurucu ortağı Bünyat Özpak, Türkiye’ye olan Hint düğünü talebinin önüne Hindistan Hükümeti’nin aldığı kararın geçtiğini ifade etti. Antalya’da Hindistan pazarı sektöründe yüzde 75 azalma olduğunu belirten Özpak, karar üzerine İngiltere’de yaşayan Hintlilere yöneldiklerini açıkladı. Özpak, “İngiltere’de de bir yapılanmamız var, orada çok ciddi bir Hint nüfusu var. 6 milyona yakın Hint vatandaşı bulunuyor, o bölgeye çok iyi çalıştık, bu sene açığımızı oradan kapattık” dedi.

1 milyar 412 milyonluk nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi Hindistan’da, her yıl binlerce düğün yurt dışında yapılıyor. Bütçesi 500 bin Eurodan başlayan Hint düğünlerinde ailenin ekonomik gücüne göre, bu rakam 100 milyon eurolara çıkabiliyor. Düğün yapmak için Tayland, Endonezya, Güneydoğu Asya ve Avrupa ülkelerine giden Hindistanlılar, yaklaşık 10 yıldır yapılan tanıtımlarla Türkiye’yi tercih etmeye başladı.

Inventum Global Kurucu Ortağı Bünyat Özpak, Hint düğünlerinin Türkiye’de ve Antalya’da gerçekleştirilmesi için uzun yıllardır sıkı bir çalışma yürüttüklerini kaydederek, Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından ülkede gerçekleştirilen seçim öncesi “Hindistan’ın parası Hindistan’da kalsın” mantığıyla düğünlerin Hindistan’da gerçekleştirilmesi isteğinin ardından, Hindistan pazarında azalma yaşandığına dikkat çekti.

Hindistan seçimi, düğünlerin önünde engel oluşturdu

Turizmci Özpak, şu ifadelere yer verdi: “Antalya özelinde çok uzun sene çalıştık, talepler doğdu ve gelişti, fakat bu sene özelinde Hindistan’da farklı bir politika var. Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından ‘Düğünler Hindistan’da olsun’ talebi üzerine politika yürütülüyor. Bu durum bizi biraz etkiliyor, varlıklı insanlar hükümete ters gözükmek istemiyor. Bu sebeple Hindistan pazarında azalma var, bu sadece Antalya’yla ilgili değil, tüm rekabet ettiğimiz ülkelerde de Hint düğünlerinde bir azalma söz konusu. Antalya’da Hindistan pazarı sektöründe yüzde 70-75’lik bir düşüş var hem talep hem ciro anlamında. Fakat tabii yeni bir seçim oldu, Başbakanın kararı biraz daha seçim propagandası gibiydi. ‘Daha iyi yönetmek adına paranın içeride kalması gerekiyor, ben de düğünlerin burada yapılmasını sağlayarak, parayı içeride tutuyorum’ propagandasını yürüttü. Seçimler sonucunda tek parti iktidar olmadı, iki parti görev yapıyor. Dolayısıyla bu politikaya devam ederler mi bilmiyorum, seçim koalisyonla kazanılabildi. Ne olacağını merakla bekliyoruz.”

İngiltere’de 6 milyon Hint nüfusu var

Turizmci Bünyat Özpak, Hindistanlılar için hayatın en önemli etkinliklerinin başında evliliğin geldiğini söyleyerek, Hintlerin ekonomik güçlerine göre, düğüne ciddi kaynak ayırdığını belirtti. Bünyat Özpak, dünya genelinde Hint düğünlerinin yıllık cirosunun 40-42 milyar dolar seviyesinde olduğunu aktardı. Özpak, konuşmasına şu şekilde devam etti: “Hindistan’da çok büyük potansiyel var, ekonomik problem de yok. Pandemi de dahil büyüme oranları ortada. Problem, şu an ülkenin parasının başka bir yere çıkmaması üstüne. İngiltere’de de bir yapılanmamız var, orada çok ciddi bir Hint nüfusu var. 6 milyona yakın Hint vatandaşı bulunuyor, o bölgeye çok iyi çalıştık, bu sene açığımızı oradan kapattık. Çok fazla düğün organizasyonu yaptık, biraz dengeledik. “

Antalya’da 12 Hint düğünü yapıldı

Hindistan hükümetinin aldığı kararlar nedeniyle Antalya’da 2024 yılında 12 Hint düğünü yapılabildiğini açıklayan Bünyat Özpak, önemli olanın kişi başı harcama olduğunu dile getirdi. Özpak, “Bu yıl 12 Hint düğünü yapıldı, ileri tarihli teyitli olanlar var. Hindistan’dan da düğün için gelecek olanlar var. Hint düğünlerinde kişi başı harcamalarda, bin 500 Euro’dan 12 bin Euro’ya kadar kişi başı harcama gördük. Dikkat edilmesi gereken öge kişi başı harcama. 500 kişilik Hint düğününü baz alırsak, 2 milyon dolar harcandıysa onu böldüğünüz zaman kişi başı harcaması ortaya çıkıyor. Az ve öz, tam bizim istediğimiz gibi bir pazar. Çok yolcu getirmek çok para getirmiyor, daha az kişiyi konuk edip, daha çok para harcayanı getirmek fayda sağlıyor.” diye konuştu.

“Vize konusu hafifletilmeli”

Hindistan vatandaşlarının vize almakta da sıkıntı yaşadığına değinen Bünyat Özpak, Hintlilerin vizeden muaf tutulması ya da vizelerinin hafifletilmesi yönünde ki taleplerini aktardı. Özpak, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Turist bekleyen ülkeyseniz, Hindistan çok önemli bir ülke. Nüfusu, orta sınıfı çok, en çok milyarder olan üçüncü ülke. Para çok Hindistan’da, sadece düğün olarak değil yani turist olarak da çok önemli bir ülke, yaklaşık 30 milyon kişi her sene Hindistan’dan turist olarak yurt dışına çıkıyor. Biz vize uyguluyoruz ve 200 kusur dolarlık bir bedel istiyoruz. ve bunun prosedürü de çok zor, Hintli vatandaş temsilcimiz olmayan şehirdeyse vize alması 20-25 günü bulabiliyor. Düğün yapacak bir insandan vize istediğimiz zaman, bizi olumsuz şekilde etkiliyor. Vize, Çin’e uygulandığı gibi elektronik vize uygulamasıyla alınabilir. Bunun uygulandığı takdirde, alacağımız veriler ortada. Çin’in mesafesi turist profili çok farklı. Hindistan’ın profili bizim bölgeye uygun ve bizimle ters orantılı sezonları var. Biz bu durumları yetkililere aktarıyoruz, umarım vizeler kalkar. Vizelerin hafifletilmesi ya da muaf tutulması durumunda Hindistan’dan 1 senede 1 milyon vatandaşın geleceğini düşünüyorum. Gelecekte daha iyi bir pozisyonda olmamız ve daha bilinen bir ülke olmamız, bu adımlardan geçiyor.” – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalyada-hindistan-pazari-sektorunde-yuzde-75-azalma-var/feed/ 0
İran’da Cumhurbaşkanlığı Seçimi Afgan Göçmenleri Nasıl Etkiliyor? https://www.haber60.com.tr/iranda-cumhurbaskanligi-secimi-afgan-gocmenleri-nasil-etkiliyor/ https://www.haber60.com.tr/iranda-cumhurbaskanligi-secimi-afgan-gocmenleri-nasil-etkiliyor/#respond Thu, 27 Jun 2024 23:39:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36267 “ İran’da son aylarda düzenli ya da düzensiz göçmenler için durum iyi değil. Caddelerde bazılarının onlara küçümseyici bakışlar attığını ve aşağılandıklarını görmek mümkün. Düzensiz göçmenlerin yakalanmasına hız verildi. Ve artık seçim tartışmalarının konusu haline geldiler, durum daha da kötüleşecek.”

Bu mesaj, izleyicilerine İran’da cumhurbaşkanlığı seçiminin ülkedeki milyonlarca Afgan göçmeni nasıl etkilediğini soran BBC Farsça servisinin bir Afgan dinleyicisinden aldığı yanıt.

İçişleri Bakanlığına göre İran’da 5 milyondan fazla Afgan göçmen yaşıyor.

On yıllardır İran’da yaşıyor olsalar da İran’daki Afganlar meselesi ilk kez 28 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimine aday olan adayların yaptığı tartışmayla gündeme geldi.

Nesiller boyu göçmen aileler

İran’da 40 yıldan uzun süredir farklı nesillerden yüz binlerce Afgan yaşayageldi. Birçoğunun orada çocukları oldu. Buna rağmen göçmen statüsünde kaldılar ve İran vatandışlığı verilmedi.

İran kendi ağır ekonomi sorunlarıyla boğuşmak zorunda olduğu için göçmen dostu bir ülke olmadı. Ancak milyonlarca Afgan göçmenin İran’da kalmasına izin verilmesi, İran’ın savaştan zarar gören komşusunun vatandaşlarına yönelik insani bir jest olarak görülüyor.

Sovyet ordusunun 1979’da İslamcı güçlere karşı Sovyet yanlısı hükümeti desteklemek için Afganistan’ı işgal etmesiyle yaklaşık 100 bin Sovyet askeri ülkede on yıl süren bir savaşa sürüklendi ve yaklaşık 15 bin asker kaybetti. Bir milyona yakın Afgan öldürülürken birkaç milyon Afgan da İran ve Pakistan gibi ülkelere göç etti.

Dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter, Sovyet işgali altındaki Afganistan’ın İran ve Pakistan için bir tehdit olduğunu söyledi. O tarihten bu yana savaş ve huzursuzluk devam etti ve göç durmadı.

İran’daki Afgan göçmenlerin kesin sayısı belirsiz. Önceki Afgan hükümetinin devrilmesi ve 2021’de Taliban’ın yeniden iktidara gelmesinin ardından, kırk yıldır ülkede yaşayanlara ek olarak çok daha fazla Afgan İran’a taşındı.

İranlı yetkililer ülkedeki Afganların sayısına ilişkin beş ila yedi milyon arasında değişen rakamlar veriyor.

Afganistan’ın nüfusunun 40 milyon civarında olduğunu düşünürsek (ki bu da kesin olarak bilinmiyor), yaklaşık her yedi Afgan’dan biri İran’da göçmen durumunda.

İran’da Afgan nüfusunun hızla artmasına bazı İranlılar uzunca bir süredir tepki gösteriyor. Buna ülkenin ciddi uluslararası yaptırımlar nedeniyle yüzleştiği ekonomik kriz etkili.

İranlılar Afganları “ucuz işgücü” olarak görüyor. Bu da işverenlerin onları sigortasız çalıştırmasına ve İranlı işçilere kıyasla daha düşük ücret ödemesine neden oluyor.

Güvenlik endişeleri

Bundan yaklaşık iki yıl önce, düzensiz bir Afgan Sünni göçmen, Şiilerin en kutsal mekanı olan İran’ın kuzeydoğusundaki İmam Rıza Türbesi’nde üç İranlı Şii din adamına bıçaklı saldırı düzenlemiş; ikisini öldürmüştü.

Bu olay, Afgan göçmenlerin ekonomik ve kültürel-sosyal farklılıkların yanı sıra İran’da kabul edilmesinden doğabilecek güvenlik sorunlarına da dikkat çekti.

Son yıllarda IŞİD’in IŞİD-H olarak bilinen Horasan kolu İran’da en az iki ölümcül saldırı gerçekleştirdi. IŞİD-H’nin Afganistan’da konuşlandığı, faaliyetlerini buradan planladığı ve militanlarını gönderdiği söyleniyor.

Afgan göçmenleri kabul etmenin ekonomik, sosyal ve güvenlikle ilgili sonuçlarından endişe duyan İranlılar, geçtiğimiz yıl sosyal medyada birkaç kez “Afganların Sınır Dışı Edilmesi Ulusal Bir Taleptir” etiketiyle paylaşımlar yaptılar.

Böylelikle İran cumhurbaşkanı adayları ilk kez seçim öncesindeki tartışmalarında göçmenler konusunu gündeme getirdi.

‘Sınıra duvar inşa etmek’

Cumhurbaşkanlığı yarışının ana adaylarından biri olan ve iki dönem İran parlamentosunun başkanlığını yapan Muhammed Bakır Kalibaf, güvenliği sağlamak için ülkenin doğusundaki Pakistan ve Afganistan sınırına bir duvar inşa edeceğini açıkladı.

Kalibaf, “Düzensiz vatandaşlar (göçmenler), uyuşturucu, işsizlik ve boşanma gibi tüm ciddi sosyal sorunların kökeni… tüm ciddi sorunlar ülkenin doğusundan kaynaklanıyor.” dedi.

Bunun yanında yeni kurulacak hükümetin yasadışı göçmenler sorununu ele alacağını da belirtti.

Ilımlı bir aday olarak değerlendirilen Masud Pezeşkian da X hesabında, “Daha fazla Afgan göçünü önlemek için sınırların tamamen kapatılması ve Avrupa ülkeleriyle müzakereler sırasında İran’daki mevcut göçmenlerin düzenlenmesi” gerektiğini belirtti.

Pek çok Afgan’ın İran ekonomisinde önemli bir rol oynadığını kabul etti, ancak onları düzenlemek ve bazılarını kabul etmek ya da maliyetlerini karşılamak için Avrupa ülkeleriyle müzakere etme ihtiyacını vurguladı. Ancak bunu pratikte nasıl yapmayı planladığını söylemedi.

‘Her günümüz sınır dışı edilme korkusuyla geçiyor’

İran’daki seçimlerde Afgan göçmenlerle ilgili bu tartışmalar Afganlar arasında da endişelere yol açtı. İran’daki bir Afgan göçmen, cumhurbaşkanı adaylarının vaatlerinin hayatlarını olumsuz etkilediğini söylüyor.

Seçim kampanyası sırasında bu tür yorumların “aşırı milliyetçi duyguları ve ırkçılığı güçlendirdiğine ve İran vatandaşları arasında Afgan korkusu yaratarak onları riske attığına” inanıyor.

BBC’ye konuşan bir başka bir göçmen de, “İran’ın içinde ve dışında olup biten her şey, İran’daki Afganların yaşamlarını doğrudan etkiliyor. İran’da doğan ağabeyim şimdi yasa dışı olarak Avrupa’ya seyahat etmeyi planlıyor. Afganistan’a dönme şansımız yok. İran’da da bizim için bir gelecek yok.

“Elektrik mühendisliği alanında yüksek lisans derecem var. İran’da doğdum ve okudum. Afganistan’da üniversite profesörüydüm. Taliban’ın dönüşünden sonra kaçtım. Eşim de üniversite profesörüydü ve şu anda İran’da işçi olarak çalışıyor. Her gün sınır dışı edilme endişesi yaşıyoruz… Neden normal bir yaşamdan mahrum kalıyoruz?”

Afganların İran’daki yaşamları birçok zorluk ve fırsatı da beraberinde getirdi. Örneğin Afganlar uzun süre telefonlarına SIM kart alamadılar. Artık mümkün ama yine de kolay değil.

Ancak İran, çalışma imkanı ve diğer ekonomik fırsatların yanı sıra Afganlara geniş eğitim fırsatları da sunuyor.

BBC Farsça’nın Afgan dinleyicilerinin çoğu, İran’a gitmelerinin keyfi olmadığını vurguladı: “Hepimiz buna mecbur kaldık.”

Bu göçmenlerden biri olan bir öğrenci dinleyici, kadınları her geçen gün daha da kısıtlayan bir rejim varken Afganistan’a dönmekten korktuğunu söylüyor.

“İran’da yerleri yoksa, burada her gün saygısızlık görerek büyük bedeller ödemek yerine, başka ülkelere giden bir yolun açılmasını umuyorlar” diye ekliyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-cumhurbaskanligi-secimi-afgan-gocmenleri-nasil-etkiliyor/feed/ 0
CHP’li Aytekin’den Gebze’deki “emek Mitingi”ne Çağrı: “Sorunun Yaşandığı Yerde Sorunu Yaşayanlarla Miting Yapacağız” https://www.haber60.com.tr/chpli-aytekinden-gebzedeki-emek-mitingine-cagri-sorunun-yasandigi-yerde-sorunu-yasayanlarla-miting-yapacagiz/ https://www.haber60.com.tr/chpli-aytekinden-gebzedeki-emek-mitingine-cagri-sorunun-yasandigi-yerde-sorunu-yasayanlarla-miting-yapacagiz/#respond Thu, 27 Jun 2024 22:27:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36201 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: ONUR DURSUN

(İSTANBUL) CHP Yurtiçi ve Yurtdışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin, pazar günü Kocaeli Gebze’de yapılacak Emek Mitingi’ne katılım çağrısı yaptı. Aytekin, “Gebze, Kocaeli bir emekçi şehri. İşçi memleketi olan bu ilçede ve ilde, tamamen onların yaşadığı bölgede, sorunun yaşandığı yerde ve sorunu yaşayanlarla birlikte bir miting yapacağız. Onların sesi olacağız. Onların ihtiyaçlarını, beklentilerini, taleplerini Türkiye’ye haykıracağız” dedi. Aytekin, olması gereken asgari ücretle ilgili de “Bizim hesabımıza göre eğer enflasyon oranını TÜİK’ten baz alacaksak 1 Temmuz’da bu ülkede asgari ücretin 21 bin 422 lira olması lazım en az. ENAG’a göre de 22 bin 612 liranın altında bir asgari ücret açıklanmaması gerekir” diye konuştu.

CHP, 30 Haziran Pazar günü Kocaeli’nin Gebze ilçesinde Emek Mitingi düzenleyecek. Genel Başkan Özgür Özel’in de katılacağı miting öncesi CHP Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin, İstanbul’daki ilçe başkanlarıyla bir araya geldi. CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda yapılan buluşmada İl Başkanı Özgür Çelik ile Malatya Milletvekili Veli Ağbaba da yer aldı.

Özgür Çelik, “Anadolu yakası ağırlıklı olmak üzere biz de İstanbul’dan mitinge katılım göstereceğiz” dedi. Aytekin de daha önce İstanbul’da “atanmayan öğretmenler”, Rize’de “çay” ve Tekirdağ’da “Buğday mitingi” yaptıklarını anımsattı. “Pazar günü Gebze Meydanı’nda ücretlilerin, hakkını alamayanların, geçinemeyenlerin, asgari ücrete mahkum olanların, asgari ücretin altında yaşayanların ve işsizlerin sesi soluğu olacağız” diyen Aytekin, şöyle konuştu:

“Türkiye’nin en büyük sorunu bu. Geçinememe sorunu, barınamama sorunu… 21’inci yüzyıldayız. Bu ülkede insanlar hala bir açlık sorunu yaşıyorsa, bir barınma sorunu yaşıyorsa bu, insanlık için aslında bir ayıp, bir utanç ama bu ülkede bu yaşanıyor. Bu ülkenin gerçeği. Biz sol-sosyal demokrat bir partiyiz. Elbette ki biz bu ülkenin tamamına dönük projelerimizi sunacağız ama bizim önceliğimiz ezilenlerdir, hakkını alamayanlardır, işsizlerdir, yoksullardır ve üretenlerdir. Bundan yana politikalarımızı kimseyi ayırmadan, kayırmadan tamamen o sorunu yaşayan kitleyle birlikte dile getireceğiz. Bunu çok önemsiyoruz. Neden Gebze, neden Kocaeli; biz bu mitingi yerelde çok güçlü olduğumuz, iktidar olduğumuz, seçmemizin çok yoğun olduğu yerlerde de yapabilirdik ama böyle yapmıyoruz. Gebze bir emekçi şehri, Kocaeli bir emekçi şehri. İşçi memleketi olan bu ilçede ve ilde, tamamen onların yaşadığı bölgede, sorunun yaşandığı yerde ve sorunu yaşayanlarla birlikte bir miting yapacağız. Onların sesi olacağız. Onların ihtiyaçlarını, beklentilerini, taleplerini Türkiye’ye haykıracağız.

“Asgari ücretin enflasyon oranında güncellenmesi lazım”

Sayın Genel Başkanımız özellikle 5 Kasım’daki kurultaydan bu yana Cumhuriyet Halk Partisi’nin öncelikli hedef kitlesinin bunlar olduğunu hem kurultayda hem çeşitli defalar mitinglerde ve televizyon programlarında kamuoyuna duyurmuştur. Biz Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu, ‘En büyük eserim’ dediği iki kurumdan biriyiz. Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. Buna şüphe yok ama biz sol ve sosyal demokrat bir partiyiz. Bu ülkede ayrımcılığı ortadan kaldıracak, kutuplaşmayı ortadan kaldıracak, ötekileştirmeyi bitirecek, yoksulların, üretenlerin, işçilerin ve köylülerin sesi ve soluğu olmaya devam edeceğiz. Bir asgari ücret tartışması yapılıyor özellikle bugünlerde. Yılın ikinci altı ayına yaklaştık, günler kaldı. 1 Temmuz’da asgari ücretin yeni enflasyon oranları oranında güncellenmesi lazım. Beklenti bu. Yıllardır da böyle olurdu ama sayın bakanın açıklamalarından ve bizim ekonomiden sorumlu genel başkan yardımcımızın da temaslarından gördüğümüz o ki, herhangi bir güncelleme, bir düzeltme, bir artış, asgari ücrette olmayacak. Çok üzücü. İşte tam da bunu duyurmak için ana muhalefet görevini işçiden ve emekten yana parti olma görevini bu pazar gününde meydanda dile getireceğiz.

“TÜİK hesabıyla asgari ücret en az 21 bin 422 lira olmalı”

OECD ülkelerine baktığımızda Avrupa ülkelerinde enflasyon düşerken Türkiye’de artıyor. Avrupa ülkeleri içerisinde enflasyonun arttığı tek ülke biziz. Avrupa Birliği’nde ortalama enflasyon yüzde 2,6. Türkiye’de yüzde 75,45’lik bir oranla Avrupa birincisiyiz. Dünyada birçok ülkede enflasyon düşüyor. Sadece Arjantin’de ve Türkiye’de artıyor. Türkiye’de bir asgari ücretli işçi 24 kilogram et alabiliyor ama Fransa’da yaşayan bir asgari ücretli işçi 147 kilogram, bizden yüzde 600 oranında daha fazla oranda et, temel gıda alabiliyor. Bizim hesabımıza göre eğer enflasyon oranını TÜİK’ten baz alacaksak 1 Temmuz’da bu ülkede asgari ücretin 21 bin 422 lira olması lazım en az. ENAG’a göre de 22 bin 612 liranın altında bir asgari ücret açıklanmaması gerekir. Bugünkü asgari ücret, açlık sınırının altında bir ücrettir. Ne çağımıza ne insanımıza ne bu ülkeye yakışmamaktadır. Biz de emekten yana, alın terinden yana tavrımızı, işçiden yana tavrımızı sürdürmeye, onların sesi soluğu olmayan devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chpli-aytekinden-gebzedeki-emek-mitingine-cagri-sorunun-yasandigi-yerde-sorunu-yasayanlarla-miting-yapacagiz/feed/ 0
Bakan Özhaseki: “2026’da Avrupa Birliği ülkelerine sattığınız malı nasıl ürettiğinizi ispat etmek durumundasınız” https://www.haber60.com.tr/bakan-ozhaseki-2026da-avrupa-birligi-ulkelerine-sattiginiz-mali-nasil-urettiginizi-ispat-etmek-durumundasiniz/ https://www.haber60.com.tr/bakan-ozhaseki-2026da-avrupa-birligi-ulkelerine-sattiginiz-mali-nasil-urettiginizi-ispat-etmek-durumundasiniz/#respond Thu, 27 Jun 2024 02:12:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36116 Bakan Özhaseki: “2026’da Avrupa Birliği ülkelerine sattığınız malı nasıl ürettiğinizi ispat etmek durumundasınız”

“Yeşil dönüşüm ihtiyari konu değil mecburiyettir”

KOCAELİ – Kocaeli’de düzenlenen ödül törenine katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “2026’dan itibaren Avrupa Birliği ülkelerine herhangi mal satıyorsanız nasıl ürettiğinizi ispat etmek durumundasınız. Karbon salınımındaki oranınızı göstermek zorundasınız. Yani ülkeyi, ortamı kirleterek mi ürettiniz, yoksa titizlik gösterip yeşil dönüşümü sağlayıp mı ürettiniz. Eğer ürünü çevreyi kirleterek üretmişseniz sizden ek vergiler alınacak. O ek vergi belki satışınıza değmeyecek, karınızı götürür, dışarıya ihracat yapamayacaksınız” dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Kocaeli’de çevre ödülleri törenine katıldı. Törene Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ve çok sayıda sanayici katıldı. Bakanlığının iş gücünün fazla olduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “Bakanlığımız 3 isim ve 3 konudan oluşuyor. Çevre, şehircilik ve iklim değişikliği. Her birinin kendine göre önemli alanı var. Bu dönem bir de üzerimizde depremin getirmiş olduğu yükler var. Özellikle Marmara çevresinde olabilecek olası depremin hazırlıkları konusu için çok daha zor ve ağır bir yükle karşı karşıyayız. Bizler deprem ülkesiyiz. Bu gerçeği hepimiz bilelim ve öyle hareket edelim. Bir kümes bile yaptıracaksak bu gerçeği bilerek hareket ederek yaptırılalım. Bilim adamları diyorlar ki Himalayalar’dan başlayarak Alpler’e doğru uzanan çizgi üzerinde 5 tane riskli ülke var, birisi Türkiye. Aletli ölçümün başladığı günden bugüne kadar gelindiğinde denizlerimizde ve karalarımızda meydana gelen 6 ve üzerinde şiddetli yıkıcı diye tarif ettiğimiz deprem sayısı 231. Sadece ana karamızda meydana gelen 6 ve üzerinde şiddetli yıkıcı deprem sayısı ise 60’ın üzerinde. Ölen insan sayımız 130 bin. Maddi hasar milyarlarca dolar ve yine bilim adamları diyorlar ki nüfusumuzun yüzde 70’i birinci ve ikinci derecede deprem bölgelerinde yaşıyor. Şu anda Türkiye’de kırılmamış, tespit edilebilen 485 fay hattı var. Ne zaman kırılacak, kaç şiddetle kırılacak, gece mi, gündüz mü bizi yakalayacak bilemiyoruz” diye konuştu.

“Sene sonuna kadar 200 bin konutu teslim edeceğiz”

6 şubat depremlerine değinen Özhaseki, “6 Şubat’ta karşı karşıya kaldığımız 9 saat arayla 2 şiddetli depremin bile hasarını onarabilmek için büyük bir çaba devam ediyor. 2 depremde 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insan zarar gördü. 680 bin konut, 170 bin civarında iş yeri yıkıldı. 50 binin üzerinde şehidimiz var. Maddi hasar 100 milyar doların üzerinde. İşin manevi zararını zaten tarif edecek bir şey yok. Bize düşen deprem ülkesi olduğumuzu bilmek ve buna uygun hareket etmek. Karşımıza çıkan manzarada devlet olarak çok hızlı refleks gösterdik. Orada binlerce konut yapılıyor.. Bin 950 şantiyemiz var. 153 bin kişi deprem bölgelerinde, inşaatlarımızda çalışıyor. Dünyanın en büyük şantiyesi diyebiliriz. 4 bin 333 köyde de köy evi yapılıyor. Merkezleri yıkılan Hatay, Adıyaman, Kahramanmaraş, Malatya gibi şehirlerin merkezlerini, meydanlarını yapıyoruz. Meydana açılan ana caddeleri adam etmeye çalışıyoruz. Altyapılarıyla ilgili 65 milyar lira temin ettim. Bütün şehirlerin, su, kanal arıtma tesisi gibi tesisleri yeniliyoruz. Yüz binlerce ev yapılıyor. Şu anda 76 bin konutu teslim ettik. Sene sonuna kadar 200 bine tamamlayacağız. Gelecek senenin ortalarında ve sonuna doğru da inşallah bütün hak sahiplerinin haklarını vermiş olacağız” şeklinde konuştu.

“İklim değişikliğinin getirmiş olduğu birçok sorunla da karşı karşıyayız”

Çevre konusuna değinen Bakan Özhaseki, “Amacımız ülkemizin doğasını koruyarak kalkınmayı sağlayabilmek. İkisini aynı anda yapabilmeyi hedefliyoruz. Bir taraftan iklim değişikliğinin getirmiş olduğu birçok sorunla da karşı karşıyayız. En son veriler; dünyanın ısısının 1.45 derece arttığı, içinde bulunduğumuz Akdeniz Havzası’nın ise daha fazla oranda arttığı, eğer bu 2 derece çıkarsa önce gıda krizinin kopacağı, 3 derece yükselirse bu ısı, dünyada birçok yerde iklim krizinden dolayı çölleşmenin başlayacağı ve milyonlarca insanın göç tehdidiyle karşı karşıya kalacağı şeklinde. Büyük tehlikeyle karşı karşıyayız. Bunun sebebi de sanayi devrimiyle birlikte üretimin korkunç şekilde artması, onun tüketimi tetiklemesi ve neticesinde dışarıya atmış olduğumuz atıklar. Üretirken ortaya salmış olduğumuz karbon salınımı. Çevredeki bu tahribattan dolayı da geçtiğimiz yıl Türkiye’de bin civarında büyük felaketle karşı karşıya kaldık. Yangınlar, seller, heyelanlar, müsilajlar arka arkaya geliyor” ifadelerini kullandı.

“Marmara’ya kıyısı olan şehirlerin yüzde 50’si kaba tutucularla pisliği tutuyor”

Dünya Bankası bir takım veriler yayınladığını söyleyen Bakan Özhaseki, “Onların verilerine göre her sene 2.1 milyar ton çöp dışarıya atılıyor. Bir başka veriye göre her yıl 8 milyon ton atılmaması gerek atık okyanuslara karışıyor. 2 milyardan fazla insan temiz suya ulaşamıyor ve böyle giderse 2050 yılına doğru vardığımızda dünya nüfusunun 10 milyar civarında olacağı, 100 milyonlarca insanın ülke değiştirmek için sınırları zorlayacağız ve bunun da harpleri beraberinde getireceği tespitleri var. Bu dünya bizim ortak evimiz. Bu anlamda da çevreyle ilgili üstümüze düşenleri hakkıyla yapmaya çalışıyoruz. Bir müsait belası var. Daha önce de Türkiye’de müsilaj oluşmuş. Sadece 2 yıl önce ortaya çıkan bir bela değil. En büyük sebebi olarak durağan deniz, ısınma ve evsel atıklardan ortaya çıkmış olan azot ve fosfor. Kocaeli’nin bir sorumluluğu gözükmüyor. Ama neredeyse Marmara’ya kıyısı olan şehirlerin yüzde 50’si kaba tutucularla pisliği tutuyor, olduğu gibi denize veriyorlar. Bu azot, fosfor canlı çeşitliğini öldürüyor, aşağıda çamur birikimine sebep oluyor, üst tarafta müsilaj oluşturuyor ve hep beraber temizlemeye çalışıyoruz” dedi.

“Karbon salınımındaki oranınızı göstermek zorundasınız”

Yeşil dönüşümden bahseden Bakan Mehmet Özhaseki, “1 Ocak 2026’dan itibaren Avrupa Birliği ülkelerine herhangi bir mal satıyorsanız ki şu anda belirlenmiş 6 sektör var. Burada sormaya başlayacaklar, nasıl ürettiniz diyecekler. Bu sektörler demir çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen. Siz nasıl ürettiğinizi ispat etmek durumundasınız. Karbon salınımındaki oranınızı göstermek zorundasınız. Yani özetle ülkeyi, ortamı kirleterek mi ürettiniz, yoksa titizlik gösterip yeşil dönüşümü sağlayıp mı ürettiniz. Hangi şekilde malı dışarıya satıyorsunuz onu soracaklar. Eğer kirleterek üretmişseniz sizden ek vergiler alınacak. O ek vergi belki satışınıza değmeyecek, karınızı götürür, dışarıya ihracat yapamayacaksınız. Böyle tehditle ve tehlikeyle karşı karşıyayız. Tabii bu konuda herkes gayret içerisinde. Bakanlık olarak sorumluluk bizde olduğu için özellikle sanayi odalarımız istedikleri zaman ekibimizi gönderiyoruz. Şu ana kadar 400 binden fazla sanayicimize eğitim verildi. Yani gelecekte bir buçuk sene sonra karşınıza çıkacak olan manzaranın ne olduğunu şimdiden çok iyi görmenizi sağlamaya çalışıyoruz” diye konuştu.

“Atık su arıtma tesislerimiz sayısı neredeyse bin 200’e çıktı”

“Yeşil dönüşüm ihtiyari konu değil mecburiyettir” diyen Bakan Özhaseki, “Bakanlık olarak çevreyle ilgili o kadar çok çalışma yapılıyor ki bazen anlatmakta da zorluk çekiyoruz. Bir taraftan Paris İklim Anlaşmasına taraf olduk. Taahhütlerimizi yerine getirmeye çalışıyoruz. İklim kanunu hazırladık, yakın zamanda meclise havale ediyoruz. Yeşil alanları arttırıyoruz. Orman varlığını son yıllarda arttıran nadir ülkelerden birisiyiz. Atık su arıtma tesislerimiz sayısı neredeyse bin 200’e çıktı. Nüfusun yüzde 90’dan fazlasını vermiş olduğu atık suları arıtarak tabiata veriyoruz. Marmara’ya kirlilik verenler hariç. Türkiye’de organik atıkların da gübreye dönüştürüldüğü ortamı 6-7 senedir uyguluyoruz. Yüzde 35’lere kadar çıktık. Elde ettiğimiz gelir sadece 185 milyar lira. Sadece 498 milyon ağaç kesilmekten kurtuldu. Evde hanım efendilerle başlıyor. Belediye başkanı arkadaşlara rica ediyoruz kampanya başlatacağız. Değişik çöp poşetleri vererek devam edeceğimiz bir ortam olarak gözüküyor” şeklinde konuştu.

“Yıllık 20 milyar cam şişe, alüminyum dışarıya atıyoruz”

Bakanlık olarak 3 projeleri olduğunun altını çizen Özhaseki, “Birincisi ‘Denizler halkındır’ projesi. Bundan 15 gün önce ilan ettim. Halkın denizlere ulaşmasını engelleyen ne varsa bertaraf edeceğiz. Bununla ilgili ihbar hatları kuruldu. Yıkımlar da başladı. Bunu ciddiyetle takip edeceğiz. İkincisi mapa şamandıra projesi. Türkiye’de 100 binin üzerinde yat var. Dünyanın en güzel koylarından sahibiz. Rastgele ağaçlara bağlıyorlar. Sonra da çapa atıyorlar ve kirlilikleri de çoğu zaman gösterdiğimiz yere, arıtma tesislerinin girişlerini vermiyorlar. Birçok kaptanla konuştum. Neredeyse tamamı, ‘Biz gemilerimizdeki kirlilikleri biraz açığa çıkınca denize veriyoruz’ diyorlar. Günahtır, bu koylar bir daha elimize geçmez. Eğer bunları kirletirsek şimdi nasıl ki dip çamuru için trilyonlar harcıyoruz, adeta canımız çıkıyorsa yarın bir gün o koyların hepsini zehirlemiş oluruz. Bunlarla ilgili de çok ciddi önlemler başlıyor. Üçüncü projemiz depozite sistem. 1 litre ile 3 litrelik günlük kullandığımız şişe sayısı yıllık 20 milyar. Yıllık 20 milyar cam şişe, alüminyum dışarıya atıyoruz. Tabiatta yüzyıllarca kalıyor, erimiyor. Depozito sistemini kuruyoruz. Onun bedeli olacak. Önce biraz alıştıralım diye 5 bin yerde büyük, marketlerde, parklarda veyahut da insanların uğrak yerlerinde o makineleri kuracağız. Vatandaş şişe getirdiğinde bizden bedel alacak. Ama bir müddet sonra üzerinde o şişenin veyahut da o ambalajın rakamını ödeyecek, ama tekrar geldiğinde telefonla barkodu okuduktan sonra o parayı alabilecek. Verdiği parayı alacak, bu sisteme de geçtiğimizde tahmin ediyorum ki o yirmi milyar şişenin büyük bölümü de geri dönmüş olacak” ifadelerini kullandı.

Konuşmanın ardından çevre ödülleri takdim edildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-ozhaseki-2026da-avrupa-birligi-ulkelerine-sattiginiz-mali-nasil-urettiginizi-ispat-etmek-durumundasiniz/feed/ 0
TÜİK Verilerine Göre Türkiye’de Hekim Dağılımı Eşitsizliği https://www.haber60.com.tr/tuik-verilerine-gore-turkiyede-hekim-dagilimi-esitsizligi/ https://www.haber60.com.tr/tuik-verilerine-gore-turkiyede-hekim-dagilimi-esitsizligi/#respond Wed, 26 Jun 2024 23:18:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36021 (ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, “TÜİK verileri hekim, yatak ve hastane sayılarının bölgesel dağılımındaki eşitsizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Verilere göre, bin kişiye düşen hekim sayısının en yüksek olduğu il dört hekimle Ankara. Ege, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz’in pek çok kentinde bin kişiye iki hekim düşüyor. Ancak bu oran, Doğu ve Güneydoğu’da bir olarak haritada yer alıyor. Niğde, Nevşehir, Aksaray gibi illerimizde bin kişiye bir hekim düşüyor. Ülke içinde ve yurt dışına hekim göçü, şehir hastaneleri, büyükşehirlerdeki özel hastane dağılımı bölgeler arası hekim dağılımını olumsuz etkilemiş bulunuyor” dedi.

CHP Sağlık Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz, Sağlık Bakanlığı İstatistik Yıllığı ve TÜİK verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Aksaz Şahbaz, hekim ve hastane dağılımındaki adaletsizliğin sağlık göçüne neden olduğunu belirterek, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da  hekimlerin özlük hakları ve çalışma ortamının düzeltilmesi, yetersiz olan kamu yatırımlarının iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.

Aksaz Şahbaz’ın açıklaması şöyle:

“Ülkemizde sağlık kurumlarına başvuran hasta sayısı artarken hekim dağılımındaki bölgesel eşitsizlik gün geçtikçe artıyor. TÜİK verileri hekim, yatak ve hastane sayılarının bölgesel dağılımındaki eşitsizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Verilere göre, bin kişiye düşen hekim sayısının en yüksek olduğu il dört hekimle Ankara. Bu ili İstanbul, İzmir, Eskişehir, Isparta, Trabzon, Edirne izliyor. Ege, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz’in pek çok kentinde bin kişiye iki hekim düşüyor. Ancak bu oran, Doğu ve Güneydoğu’da bir olarak haritada yer alıyor. Niğde, Nevşehir, Aksaray gibi illerimizde bin kişiye bir hekim düşüyor. Hakkari gibi bazı kentlerde bu sayı biri bile bulmuyor. Ülke içinde ve yurt dışına hekim göçü, şehir hastaneleri, büyükşehirlerdeki özel hastane dağılımı bölgeler arası hekim dağılımını olumsuz etkilemiş bulunuyor.

“Hekim ve hastane sayısının az olduğu bölgelerde yaşayan vatandaşlarımız yeterli sağlık hizmeti alamadıkları için sağlık göçü artıyor”

Benzer tablo hastane sayısında da kendini gösteriyor. İstanbul, çoğunluğu özel olmak üzere 234 hastaneyle hastanenin en çok olduğu il olarak geliyor. Bunu 84 ile Ankara, 63 ile İzmir izliyor. Hastane sayısının en az olduğu iller ise Kilis, Ardahan, Iğdır. Hekim ve hastane sayısının az olduğu bölgelerde yaşayan vatandaşlarımız yeterli sağlık hizmeti alamadıkları için ülke içinde sağlık göçü de artıyor. Çalışma şartlarının ağırlığı, idarecilerin baskısı ve ekonomik sorunlara sağlıkta şiddete dayanamayan hekimlerimiz ya bölgeler arası ya da ülkemizden göç ediyor. Sağlık çalışanlarımızı koruyan caydırıcı bir yasanın olmaması nedeniyle şiddetin arttığı ülkemizde kendini güvende hissetmeyen hekimlerimiz, mesleğini başka yerlerde icra etmek istiyor.

“Sağlık hizmetlerine erişimde adaleti sağlamak ve hekimlerimizin haklarını korumak için mücadelemizi sürdüreceğiz”

Sorunların ve yetersizliğin hem hekimlerimiz hem de vatandaşlarımız için her geçen gün artmasına rağmen ülkeyi yönetenler önlem almak yerine, ‘Giderlerse gitsinler’ diyorlar. Mağduriyetin yaşandığı Doğu ve Güneydoğu illerimizde sağlık göçünü bir an önce durdurmak için hekimlerin özlük hakları ve çalışma ortamı düzeltilmeli, yetersiz olan kamu yatırımları iyileştirilmeli ve sağlıkta şiddeti önleyecek caydırıcı yasalar bir an önce çıkarılmalıdır. Ayrıca, dezavantajlı bölgelerdeki sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak için özel teşvikler ve destekler sağlanmalıdır. CHP olarak sağlık hizmetlerine erişimde adaleti sağlamak ve hekimlerimizin haklarını korumak için mücadelemizi sürdüreceğiz. Ülkemizin her köşesinde yaşayan vatandaşlarımızın eşit ve kaliteli sağlık hizmeti alabilmesi her zaman önceliğimiz olacak.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tuik-verilerine-gore-turkiyede-hekim-dagilimi-esitsizligi/feed/ 0
TBMM Genel Kurulu… Dem Partili Kamaç: “İnsanlar Orada Yangında Can Verirken Sayın Vali Dedaş’ı Yangından Kurtarıyor” https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulu-dem-partili-kamac-insanlar-orada-yanginda-can-verirken-sayin-vali-dedasi-yangindan-kurtariyor/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulu-dem-partili-kamac-insanlar-orada-yanginda-can-verirken-sayin-vali-dedasi-yangindan-kurtariyor/#respond Tue, 25 Jun 2024 23:03:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35885 (ANKARA)- CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya  TBMM Genel Kurulu’nda orman yangınlarıyla ilgili yaptığı konuşmada,  “İklim politikasında 67 ülke arasında sonuncu sıradayız. Orman bölgeleri yangın riskiyle karşı karşıya kalan bir ülke için kabul edilebilir bir sonuç değil. Eğer iklim politikası tasarlayamıyorsanız bari ormanları koruma konusunda çekimser olmayın” dedi. DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç ise, “Sayın Diyarbakır Valisi’nin akla ziyan bir açıklaması var. Gece saat 02.00’de çıkıp diyor ki, ‘anızdan dolayı Diyarbakır’da yangın çıktı.’ Bu Sayın Vali ya Diyarbakır’ı hiç görmedi ya da sırça köşkünden hiç aşağı inmedi. İnsanlar orada yangında can verirken Sayın Vali DEDAŞ’ı yangından kurtarıyor” diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu’nda CHP’nin Türkiye’de yaşanan orman yangınlarının nedenlerinin araştırılması’ için verilen grup önerisi görüşüldü.

“Ormanları koruma konusunda çekimser olmayın”

Grup önerisi üzerinde söz alan CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya şunları söyledi:

“Orman yangını riskinin en yüksek olduğu, teyakkuza geçmemiz gereken zamandayız. İki yıl önce memleketim Manavgat’ta yaşanan yüzyılın en büyük yangın felaketine tanık oldum. 10 günün sonunda ancak söndürülebilen bu yangında 75 bin hektar alanımız yandı. Bunun 60 bin hektarı ormanlık alandı. Bu felaketin sadece ağaçların yanması değil bir ekosistemin, yaban hayatın yok olması anlamına geldiğini gördüm. Ülkemizin yüz ölçümünün yüzde 29, 4’ü ormanlarla kaplı. Orman yangınlarıyla mücadele siyaset üstü bir meseledir. Dünya’nın en öncelikli konularından biri olan iklim değişikliğinin etkilerini her geçen gün daha çok hissediyoruz. Küresel ısınma nedeniyle sıcaklıkların artması, yağış düzenlerinin değişmesi orman yangınlarının sıklığını ve şiddetini arttırmakta. Ülkemizin iklim değişikliğine hazırlık performansı yeterli ülkeler arasında yer almıyor, 67 ülke arasında 56. sırada yer alıyoruz. En zayıf olduğumuz alan ise, iklim politikası; 67 ülke arasında sonuncu sıradayız. Orman bölgeleri yangın riskiyle karşı karşıya kalan bir ülke için kabul edilebilir bir sonuç değil. Eğer iklim politikası tasarlayamıyorsanız bari ormanları koruma konusunda çekimser olmayın.”

SP’li Demir: “Ağaç deyice aklına gölgeden başka bir şey gelmeyenler bu sorunla mücadele edemez”

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Demir de, “Yaz mevsiminin gelmesiyle en çok endişelendiğimiz konulardan biri orman yangınları olmuş durumda. Büyük bir üzüntüyle söylüyorum bu yangınlar kimi yerlerde ihmaller kimi yerlerde ise bilinçli bir şekilde yapılıyor. Ülkemizin akciğerleri rant uğruna talan ediliyor. Yangın sonrası bölgeye oteller dikiliyor. Yıllardan beri bu ülkede bir turizm mafyası olduğu çok açık bir gerçektir. Türkiye’de orman yangınlarının neden olduğu yıkım ve felaketlerle başa çıkmak zorundayız. Her çıkan yangının bir kaza eseri olmadığının herkes farkında olmalı. Ağaç deyice aklına gölgeden başka bir şey gelmeyenler bu sorunla mücadele edemezler. Katı ve caydırıcı cezaların uygulanaması kaçınılmazdır” dedi.

İYİ Partili Ergun: “Haziran ayında çıkan orman yangını sayısı yaklaşık beş kat artmıştır”

İYİ Parti Muğa Milletvekili Metin Ergun ise şu ifadeleri kullandı:

“Bu yıl tarihin en sıcak ilkbaharının yaşanmasından sonra çok sayıda orman yangınıyla karşılaşacağımız zaten bekleniyordu. Geçen yılın Haziran ayına göre Haziran ayında çıkan orman yangını sayısı yaklaşık beş kat artmıştır. İklim değişikliğine bağlı olarak bu trendin bundan sonra da artarak devam edeceğine şüphe yoktur. Sayısı ve çapı giderek artacak orman yangınlarına karşı Türkiye hazırlıklı mıdır? Son yangınlarda ortaya çıkan gerçek şudur; iktidar 2021 yılındaki büyük yangın felaketinden hiç ama hiç ders almamıştır. Yangınlarla mücadelede ihmaller ve eksikler devam etmektedir. Hala yangın söndürme araçlarının eksikliğini ve enerji nakil hatlarını konuşmamızın başka bir anlamı yoktur. Hızlı ve etkili müdahale için çok katmanlı bir organizasyon gerekiyor.”

DEM Partili Kamaç: “Yıllardır biz DEDAŞ’ın yolsuzluklarını anlatıyoruz”

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç şunları söyledi:

“Sayın Diyarbakır Valisi’nin akla ziyan bir açıklaması var. Gece saat 02.00’de çıkıp diyor ki, ‘anızdan dolayı Diyarbakır’da yangın çıktı’ diyor. Bu Sayın Vali ya Diyarbakır’ı hiç görmedi ya da sırça köşkünden hiç aşağı inmedi. Bilir ki Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde hasadın yüzde 80’i yapılmamışken hiçbir aklı evvel orada anız yakmaz. Anız yakma dönemi de değildir zaten. Sayın valinin yapmak istediği aslında başka bir şey var; bir algı yaratmaya çalışıyor. O algıyı yaratmasının temelinde de aslında bizim yıllardır defalarca bu parlamento gündemine taşıdığımız DEDAŞ meselesini örtbas etmektir. İnsanlar orada yangında can verirken sayın vali DEDAŞ’ı yangından kurtarıyor. İnsanlara, hayvanlara, bitkilere sırtını dönmüş sadece DEDAŞ’ı kurtarmaya çalışıyor. 2020 DEDAŞ raporumuzda, Mardin’de 150 dönüm alan yanmış, traktörlerle müdahale edilmiş ve södürülmüş; Mardin’de şikayetlere rağmen tamir edilmeyen tellerde bir kişi hayatını kaybetmiş. Başka bir tarihte köyde çocuklar elektrik kesintilerini protesto ediyor ve jandarma o çocuklara müdahale ediyor. Yıllardır biz DEDAŞ’ın yolsuzluklarını, usulsüzlüklerini, halka yaptığı zulmü dile getirmeye çalışıyoruz ama nedense hiçkimse buna kulak asmadı. 15 insanımız hayatını kaybetti.”

Yapılan görüşmelerin ardından CHP’nin grup önerisi reddedildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulu-dem-partili-kamac-insanlar-orada-yanginda-can-verirken-sayin-vali-dedasi-yangindan-kurtariyor/feed/ 0
Avrupa Birliği, Ukrayna ve Moldova ile tam üyelik müzakerelerine bugün başlıyor: Süreç nasıl işleyecek? https://www.haber60.com.tr/avrupa-birligi-ukrayna-ve-moldova-ile-tam-uyelik-muzakerelerine-bugun-basliyor-surec-nasil-isleyecek/ https://www.haber60.com.tr/avrupa-birligi-ukrayna-ve-moldova-ile-tam-uyelik-muzakerelerine-bugun-basliyor-surec-nasil-isleyecek/#respond Tue, 25 Jun 2024 21:36:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35825 Avrupa Birliği (AB), Ukrayna ve Moldova ile tam üyelik müzakerelerine bugün resmen başlıyor.

Bu AB tarihinde ilkleri barındıran bir süreç. Avrupa Birliği, ilk kez bir ülke ile başvuru tarihinden 2 yıl gibi kısa bir süre sonra masaya oturuluyor.

Yine AB ilk kez fiilen savaştaki bir ülke ile tam üyelik görüşmesi yapıyor.

AB, Türkiye’nin 1987 yılında yaptığı üyelik başvurusunu 12 yıl sonra almış, başvurudan 18 yıl sonra da müzakerelere başlamıştı.

Dönem Başkanı Belçika öncülüğündeki 27 AB üyesi ülkenin dışişleri bakanları, bugün Lüksemburg’da Ukrayna ve Moldova ile resmi olarak ilk kez müzakere masasına oturuyor.

Avrupalı bakanlar, yerel saatle 15.30’da Ukrayna’yla ve 18.00’de de Moldova’yla görüşmelere başlayacak.

Müzakerelerde Ukrayna heyetine Avrupa Entegrasyonundan Sorumlu Başbakan Yardımcısı Olga Stefanishyna başkanlık ediyor.

Moldova ise, Başbakan Dorin Recean başkanlığındaki müzakere ekibi tarafından temsil ediliyor.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Lüksemburg’daki toplantıya video konferans yoluyla bağlanarak kısa bir konuşma yapacak.

Ukrayna ile müzakere süreci nasıl başladı?

Rusya’nın 24 Şubat 2022 tarihinde Ukrayna’yı işgal etmesinden 4 gün sonra, 28 Şubat 2022’de Kiev yönetimi, AB’ye tam üyelik başvurusunda bulundu.

Ukrayna’nın ardından Moldova da, 3 Mart 2022’de AB Komisyonu’na üyelik talebini iletti.

AB yönetimi, Rusya’ya karşı bu iki ülkenin yalnız olmadığı mesajını vurgulamak için, Ukrayna ve Rusya’nın başvurusuna rekor sayılabilecek kadar kısa bir sürede olumlu yanıt verdi.

AB Konseyi, Haziran 2022’de bu iki ülkenin başvurularını kabul ederek aday üye statüsü verdi.

Brüksel’de geçen 14-15 Aralık’ta yapılan AB liderler zirvesinde, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Ukrayna’nın üyeliğine şiddetle karşı çıktı.

Orban, buna gerekçe olarak Ukrayna’daki “Macar azınlığa yönelik baskılar” ve ana dillerinin engellenmesini gösterdi.

Ancak AB içindeki birçok kesim, bu itirazın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Orban arasındaki iyi ilişkilerden kaynaklandığını da düşünüyordu.

Aralık 2023 zirvesinde belirli destek karşılığı Orban ikna edildi. Kararların oybirliğiyle alındığı toplantıda, sıra Ukrayna ve Moldova konusunun ele alındığı maddeye gelince, Orban bir süreliğine salondan çıktı.

AB üyesi 26 ülkenin lideri, bu iki ülkeyle müzakerelerin başlaması için yeşil ışık yaktı.

Müzakereler neden şimdi başlıyor?

AB liderlerinin olumlu yaklaşımına rağmen, Macaristan’ın veto tehdidi devam etti.

Ukrayna, ülkesindeki Macar azınlığın ana dili ve diğer hakları konusunda bazı düzenlemeleri hayata geçirdi.

Macaristan Başbakanı Orban, Rusya ile devam eden savaş nedeniyle Ukrayna konusundaki olumsuz tavrını sürdürdü.

Orban yönetimindeki Macaristan’ın, 1 Temmuz’da AB Dönem Başkanlığı’nı devralacak olması AB yönetimini endişelendirdi.

AB Komisyonu, siyasi gündemi belirleme konusunda önemli bir etkiye sahip olacak Macaristan’ın müzakere sürecini riske atmaması için, Ukrayna ve Moldova ile görüşmelere 1 Temmuz’dan önce başlanmasına karar verdi.

AB üyesi ülkelerin büyükelçileri, 14 Haziran’da Brüksel’de yaptıkları toplantıda, Ukrayna ve Moldova ile müzakerelere 25 Haziran’da başlanmasını kararlaştırdı. Macaristan, bu karara itiraz etmedi

Süreç nasıl işleyecek?

Ukrayna ve Moldavya ile tam üyelik müzakereleri, oldukça kısa bir sürede başlamış olsa da, bu uzun yıllar alabilecek bir süreç.

Her iki ülkenin de kendi iç hukukunu ve yönetimini Avrupa yasalarına uygun hale getirmesi bekleniyor.

Bunun için uzun bir süreç gerekiyor. Ukrayna ve Moldova’daki tüm kurallar ile kurumların AB mevzuatına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerekiyor.

AB Komisyonu, bu iki ülkenin öncelikli olarak atması hereken adımları belirleyecek.

Özellikle hukuk, yargı ve güvenlik konularındaki öncelikler saptanacak.

Bu alanlardaki düzenlemelerin AB normlarına uygun hale gelmesinin ardından diğer konu başlıkları müzakere masasına gelecek.

Sosyal yaşamdan ekonomiye, tarımdan imara kadar her alanda tüm başlıklar tek tek ele alınarak müzakere edilecek.

Her müzakere sürecinde, AB üyesi ülkelerin veto hakkı bulunuyor. Bu nedenle Viktor Orban liderliğindeki Macaristan’ın sık sık veto kozunu gündeme getirmesi bekleniyor.

Daha önce Bulgaristan, Kuzey Makedonya’daki Bulgar azınlığın haklarını gerekçe göstererek, Üsküp yönetimiyle yapılan görüşmeleri veto etmişti.

Tam üyelik, uzun yıllar alan bir süreç. Bunun ne kadar hızlı sonuçlanacağı, Ukrayna ve Moldova’nın yapacağı reformlara bağlı.

Her iki ülke de, Ab tarafından verilen “ev ödevini” ne kadar kısa sürede tamamlarsa, tam üyeliğine giden yol da o kadar kısalacak.

Türkiye ve diğer aday ülkelerin durumu ne?

Ukrayna ve Moldova; Rusya ile olan ilişkileri nedeniyle başvurudan 30 ay sonra AB ile müzakere masasına otursa da, diğer aday ülkeler bu kadar şanslı değil.

AB’nin “en kıdemli aday üyelerinden biri” olan Türkiye’nin aralarında bulunduğu 8 ülke, uzun zamandır bu sürecin bitmesini bekliyor.

AB’ye 14 Nisan 1987 yılında üyelik başvurusunda bulunan Türkiye, Aralık 1999’da aday üye olarak kabul edildi.

AB Komisyonu, 3 Ekim 2005’de Türkiye ile tam üyelik müzakerelerini başlattı. Brüksel – Ankara hattındaki müzakere sürecinde 2016 yılına kadar 35 fasıldan 16’sı açıldı.

Türkiye’ye yönelik insan hakları ve hukukun üstünlüğü eleştirileri nedeniyle 2016 yılından itibaren müzakere süreci kesintiye uğradı.

Brüksel Yönetimi, “Türkiye’nin, AB’den giderek uzaklaştığını” belirterek, katılım müzakerelerinin fiilen durma noktasına geldiğini ve başka fasılların açılmasının düşünülmediğini bildirdi.

Türkiye’nin yanı sıra, Karadağ, Sırbistan, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Ukrayna, Moldova ve Gürcistan aday üye sıfatıyla AB’ye tam üyelik için bekleme odasında.

Başvurusu 2005 yılında kabul edilen Kuzey Makedonya ancak 2022 yılında müzakerelere başlayabildi.

Arnavutluk’un 2009 yılında yaptığı başvuru 2014 yılında kabul edildi ve 2022 yılında müzakerelere başlandı.

Bosna-Hersek’in tam üyelik başvurusu 2022 yılında, Gürcistan’ın başvurusu da geçen yıl kabul edildi ancak bu iki ülkeyle müzakereler henüz başlamadı.

“Soğuk savaşın” 1989 yılında sona ermesinin ardından AB’nin genişleme süreci de ivme kazandı. Doğu Avrupa’daki 8 ülkenin AB’ye tam üyelik süreci 2004 yılında tamamlandı.

Hırvatistan, 2013 yılında birliğe katılan son ülke oldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/avrupa-birligi-ukrayna-ve-moldova-ile-tam-uyelik-muzakerelerine-bugun-basliyor-surec-nasil-isleyecek/feed/ 0
Başkan Büyüksimitci: “Yeni planlı sanayi alanları üzerinde çalışıyoruz” https://www.haber60.com.tr/baskan-buyuksimitci-yeni-planli-sanayi-alanlari-uzerinde-calisiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/baskan-buyuksimitci-yeni-planli-sanayi-alanlari-uzerinde-calisiyoruz/#respond Tue, 25 Jun 2024 06:57:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35745 Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Haziran Ayı Meclis Toplantısı; meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, disiplin kurulu üyeleri, yüksek istişare kurulu üyeleri ve TOBB Kayseri Genç Girişimciler İcra Kurulu üyeleri KAYSO meclis salonunda yapıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan KAYSO Meclis Başkanı Abidin Özkaya; uzun tatil aralıklarının bazı sektörler için avantaj sağladığını ancak üretim yapan sektörler için dezavantaj oluşturduğunu belirterek, “İşletmelerimiz çalışmasa dahi sabit giderlere katlanmak zorunda kalıyorlar. Üretimden kayıp günlerin maliyetleri verimsizlik, ilave mamul maliyeti ve ürün fiyatlarında artış olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzun tatil aralıkları tüm bu olumsuzluklar göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirilmelidir” dedi. Finansmana erişimdeki zorlukların devam ettiğini ifade eden Özkaya, kredi kullanım vade tarihlerinde çok az bir gevşeme olsa da maliyetlerin hala yüksek olduğunu, bunun da üretim ve yatırımın önünde engel teşkil ettiğini söyledi. Özkaya, yurt dışı pazarlardaki ekonomik durgunluğun, yakın coğrafyamızdaki savaşların ve özellikle Çin menşeili ürünlerin pazar hakimiyetinin artmasının ihracatı olumsuz etkilediğini de dile getirdi. Ticari kredi kartlarındaki limit ve taksit sınırlandırmalarının üretimde aramalı tedarikini sıkıntıya soktuğunu belirten Özkaya; “Halen çek ve senedin itibarsızlaştığı bir dönemden geçmekteyiz. Çek ve senet ödeme aracı olmaktan çıkmış vaziyettedir. Kartlardaki bu sınırlama işletmelerimizin alacak kalitesini düşünmekle birlikte, kayıt dışılığın da önünü açmaktadır. Bu konunun ilgili paydaşlarla istişare halinde daha makul bir şekilde çözüleceğine olan inancımızı korumaktayız” diye konuştu.

“Ülke olarak üretmekten başka çaremiz yok”

Daha sonra konuşmalarını yapmak üzere kürsüye gelen KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci; Türkiye’nin tüm dünyada olduğu gibi yüksek enflasyon başta olmak üzere bir takım ekonomik sorunlarla mücadele ettiğini belirterek, “Ekonomik sıkıntılar gelip geçer, önemli olan bizim sanayiciler olarak üretime devam ediyor olmamız. Ülke olarak güçlü olmak, dünyadaki ekonomik çalkantılardan daha az etkilenmek istiyorsak, bizim ülke olarak üretmekten başka çaremiz yok. Bunun içinde çok çalışmak ve üretim alanlarımızı genişletmek zorundayız” dedi. Oda olarak yeni planlı sanayi alanları üzerinde çalıştıklarını açıklayan Başkan Büyüksimitci, “Türkiye’de sanayi için ayrılan alanın, toplam yüz ölçümüne oranı sadece binde 3 seviyelerinde. Bu oran Fransa’da yüzde 2,5, Almanya’daysa yüzde 4,4 oranında. Yeni planlı sanayi alanları üreterek, ülkemizi hızla daha yukarı oranlara taşımak zorundayız. Oda olarak bunun gayreti çerisindeyiz. Erciyes OSB’mizdeki çalışmalarımız hızla devam ediyor. Hazineye ait parsellerin Erciyes OSB adına tescili kısa bir süre içerisinde tamamlanacak. Yılsonuna kadar özel mülkiyetlerin kamulaştırılması ve imar planlarının hazırlanıp onaylatılmasını da tamamlayabilirsek, 2025’in başında altyapı çalışmalarına başlamış olacağız. İnşallah alt yapıyı da hızlıca tamamlayarak bölgemizi yatırım yapılabilir hale getireceğiz” dedi.

“Sırada iki OSB daha var”

İki OSB üzerinde daha çalıştıklarını açıklayan Büyüksimitci; “Bunlardan bir tanesi, Uzay, Havacılık ve Savunma İhtisas OSB, diğeri ise Geri Dönüşüm İhtisas OSB. İnşallah buraların da projelerini tamamlayıp, bir an önce hayata geçirebilirsek, üretime, istihdama ve ihracata, dolayısı ile ülkemizin gelişip kalkınmasına daha fazla destek olacağız” şeklinde konuştu. Başkan Büyüksimitci, “Önümüzde bizleri yakından ilgilendiren çok önemli dönüşüm süreçleri var. İkiz dönüşüm, verimlilik ve sürdürülebilirlik bunların başında geliyor. Bu konulara her fırsatta değinmeye çalışıyorum çünkü, yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüme ayak uyduramazsak ihracatımız ciddi manada sekteye uğrayacak, AB ülkeleri ile ticari ilişkilerimiz aksayacak yada yüksek oranlarda vergiler ödemek zorunda kalacağız. Oda olarak sanayicilerimizi bu süreçlere hazırlamak adına onlarca eğitim ve panel düzenledik. Neredeyse her ay bir etkinlik düzenliyoruz. Tüm bu çalışmalarla, yeşil mutabakata hazır bir Kayseri sanayisi hedefliyoruz” dedi. Başkan Büyüksimitci, model fabrikaların üretimde verimliliği artırmaya ve dijital dönüşümü sağlamaya yönelik iyi bir fırsat olduğunu belirterek; “Model fabrikalardan eğitim alan firmalarımız kısa bir sürede hiçbir yeni yatırım yapmadan, sadece üretime bakış açısını değiştirerek, verimliliklerini artırıyor. Her zaman ifade ediyorum, Kayseri Model Fabrikadan hizmet alan firmalarımızda yüzde 20 ila yüzde 240 arasında günlük üretim artışı sağlanıyor. Tüm sanayicilerimizi bir kez daha Kayseri Model Fabrika’nın eğitimlerine katılarak üretimde verimliliği artırmaya davet ediyorum” şeklinde konuştu.

TİM tarafından açıklanan ‘Türkiye’nin ilk 1000 ihracatçısı 2023’ listesinde 21 Kayserili firma olduğunu açıklayan Başkan Büyüksimitci, üreterek ve ihracat yaparak ülke ekonomisine katkı sunan tüm firmalara teşekkür edip, başarılarının devamını diledi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/baskan-buyuksimitci-yeni-planli-sanayi-alanlari-uzerinde-calisiyoruz/feed/ 0
Neom gibi bazı büyük Suudi inşaat projelerinin ‘ölçeği küçültülebilir’ https://www.haber60.com.tr/neom-gibi-bazi-buyuk-suudi-insaat-projelerinin-olcegi-kucultulebilir/ https://www.haber60.com.tr/neom-gibi-bazi-buyuk-suudi-insaat-projelerinin-olcegi-kucultulebilir/#respond Mon, 24 Jun 2024 04:09:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35627 “Bunu söylemeye devam edebilirler ve biz de onların hatalı olduğunu kanıtlamaya devam edebiliriz.”

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Temmuz 2023’te yayımlanan bir TV belgeselinde, Suudi Arabistan’ın önde gelen inşaat projelerine yönelik şüphelerden bahsedilirken verdiği yanıt buydu.

Neredeyse bir yıl sonra şüphelerden bazılarının doğru olduğu ortaya çıktı.

Son aylarda Suudi Arabistan, Vizyon 2030’un merkezini oluşturan geniş çöl projesi Neom’a dair planlarını küçültmüş gibi görünüyor.

Bu, Körfez devletinin fiili hükümdarı Prens Muhammed’in ülke ekonomisini petrole bağımlılıktan uzaklaştırmak için öncülük ettiği ekonomik çeşitlendirme programı.

Suudi Arabistan, Neom’un yanı sıra trilyonlarca dolar değerinde 13 büyük inşaat projesi, kendi deyimiyle “giga projeleri” de geliştiriyor. Bunlar arasında başkent Riyad’ın eteklerindeki bir eğlence şehri, Kızıldeniz’de çok sayıda lüks ada tesisi ve diğer turistik ve kültürel yerler bulunuyor.

Ancak düşük petrol fiyatları hükümet gelirlerini etkileyerek Riyad’ı bu projeleri yeniden değerlendirmeye ve yeni finansman stratejileri keşfetmeye zorladı.

Hükümetle bağlantılı, adının açıklanmasını istemeyen bir danışman BBC’ye projelerin gözden geçirildiğini ve yakında bir kararın verilmesinin beklendiğini söyledi.

“Karar birçok faktöre dayanacak. Fakat yeniden bir ayarlama yapılacağına şüphe yok. Bazı projeler planlandığı gibi ilerleyecek ancak bazıları gecikebilir veya küçülebilir.”

2017 yılında duyurulan Neom, ülkenin kuzey batısındaki bir çöl bölgesinde 10 fütüristik şehir inşa etmeyi amaçlayan 500 milyar dolarlık bir plan.

Bunlardan en iddialısı ise The Line. Bu, Empire State Binası’ndan daha yüksek, 500 metre yükseklikte duran iki bitişik, paralel gökdelen duvarından oluşan doğrusal bir şehir olacak. Ancak aralarındaki boşluk da dahil olmak üzere toplam genişlik yalnızca 200 metre olacak.

Orijinal plan, 170 km uzunluğunda olması ve dokuz milyon nüfusa ev sahipliği yapmasıydı.

Ancak ayrıntılara hakim kaynaklara ve basına göre, projeyi geliştirenler artık ilk modülün bir parçası olarak 2030 yılına kadar sadece 2,4 kilometrelik yolu tamamlamaya odaklanacak.

The Line ilk duyurulduğunda, parklar, şelaleler, uçan taksiler ve robot hizmetçiler gibi olanaklarla kentsel yaşamı yeniden tanımlayacak “karbonsuz doğrusal bir şehir” olarak ilan edilmişti.

Şehirde yol veya araba olmayacak; birbirine bağlı, trafiğe kapalı topluluklardan oluşacak. Aynı zamanda şehir sınırları içinde maksimum yolculuk süresi 20 dakika olan ultra yüksek hızlı bir tren de içerecek.

Bu özelliklerden kaçının ilk aşamanın parçası olacağı belli değil.

Neom, The Line’ın yanı sıra sekizgen şeklinde, yüzen bir sanayi kentini ve 2029’da Asya Kış Oyunları’na ev sahipliği yapacak bir dağ kayak merkezini de içeriyor.

Neom’un danışma kurulunda yer alan eski bir bankacı olan Ali Shihabi, Vizyon 2030 kapsamındaki projeler için belirlenen hedeflerin kasıtlı olarak “aşırı iddialı olacak şekilde tasarlandığını” söylüyor.

“Sadece bir kısmının zamanında teslim edileceğinin açıkça anlaşıldığı, aşırı iddialı projeler olması gerekiyordu. Ancak bu kısım bile önemli” diyor.

Neom’un küçültülmesi, Suudi Arabistan hükümetinin karşı karşıya olduğu finansman zorluklarına ışık tutuyor.

Neom’un masrafları Suudi hükümeti tarafından, Kamu Yatırım Fonu (PIF) aracılığıyla ödeniyor.

Neom’u inşa etmenin resmi maliyeti olan 500 milyar dolar, ülkenin bu yılki tüm federal bütçesinden yüzde 50 daha fazla. Ancak analistler, projenin tamamının hayata geçirilmesinin 2 trilyon dolardan fazlaya mal olacağını tahmin ediyor.

Suudi Arabistan’ın hükümet bütçesi, dünyanın en büyük petrol ihracatçısının küresel fiyatları artırmak için üretimi kısmaya başladığı 2022’nin sonlarından bu yana açık veriyor. Hükümet bu yıl için 21 milyar dolar bütçe açığı öngörüyor.

PIF sıkıntıyı hissediyor. Yaklaşık 900 milyar dolarlık varlığı kontrol etse de Eylül ayı itibarıyla sadece 15 milyar dolarlık nakit rezervi vardı.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Suudi Arabistan eski şefi ve şu anda Arap Körfez Ülkeleri Enstitüsü’nde misafir araştırmacı olan Tim Callen, Neom ve diğer büyük ölçekli projeler için sermaye artırmanın gelecekte zor olacağını söylüyor:

Ülke, sermayeyi desteklemek için başka yollar deniyor.

Bu ayın başlarında ulusal petrol şirketi Saudi Aramco’nun yaklaşık 11,2 milyar dolar değerindeki hisselerini sattı. Bu gelirin çoğunun, şirket 2019’da halka açıldığında en büyük hak sahibi olan PIF’e gitmesi bekleniyor.

Geçtiğimiz yılın Temmuz ayında, Suudi Arabistan liderliğindeki OPEC+ petrol üreticisi ülkeler grubu, fiyatları desteklemek amacıyla üretimi kısıtlamıştı.

Riyad gönüllü olarak arzını günde bir milyon varil azalttı. Ancak bu ay OPEC+ bu kararı tersine çevirdi ve Ekim ayından itibaren kademeli olarak üretimi artırmaya başlayacak.

IMF’ye göre Suudi Arabistan’ın bütçesini dengeleyebilmesi için petrol varil fiyatının 96,20 dolar olması gerekiyor. Ham petrolün ana göstergelerinden biri olan Brent varil başına 80 dolar civarında seyrediyor.

Ülke aynı zamanda PIF’e fon akışını sürdürmek için devlet tahvili satışına da güveniyor. Diğer zorluk ise doğrudan yabancı yatırımın hedeflerin çok altında kalmasıydı, bu da Riyad’ın özel şirketlerden ve uluslararası yatırımcılardan fon çekme mücadelesinin altını çiziyor.

Callen, “Yatırımcıları aşırı iddialı buldukları projelere girmeye ikna etmek çok zor olacak” diyor ve ekliyor: “Geri dönüşlerinizin nihayetinde nereden geleceği belli değil.”

Körfez ülkesi aynı zamanda ekonomik çeşitlendirme stratejisinin bir parçası olarak turizm, madencilik, eğlence ve spor gibi sektörlere de para aktarıyor.

Son yıllarda Suudi Arabistan, 2027’deki Asya Futbol Kupası, 2029’daki Asya Kış Oyunları ve World Expo 2030 gibi birçok önemli uluslararası etkinliğe ev sahipliği yapma hakkını kazandı. Aynı zamanda 2034 FIFA Dünya Kupası’nın tek teklif sahibi oldu. Tüm bu projeler önümüzdeki yıllarda büyük yatırımlar gerektirecek.

Shihabi, hükümetin, bu uluslararası etkinliklere zaman yaklaştıkça öncelik vermesini bekliyor. “Belirli teslim tarihlerine uymamız gereken projelere öncelik verilecek” diyor.

Nisan ayında, Riyad’da düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu özel toplantısında, ülkenin Maliye Bakanı Muhammed Al-Jadaan, hükümetin bir “egosu” olmadığını ve ekonomisini gerektiği gibi dönüştürmek için Vizyon 2030 planını uyumlandıracağını söyledi.

“Rota değiştireceğiz, bazı projelerin kapsamını genişleteceğiz, bazı projelerin ölçeğini küçülteceğiz, bazı projelerin hızını artıracağız” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/neom-gibi-bazi-buyuk-suudi-insaat-projelerinin-olcegi-kucultulebilir/feed/ 0
Dünya medyasının 2024 karnesi ortaya çıktı! Sosyal medya gücünü gösterdi https://www.haber60.com.tr/dunya-medyasinin-2024-karnesi-ortaya-cikti-sosyal-medya-gucunu-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/dunya-medyasinin-2024-karnesi-ortaya-cikti-sosyal-medya-gucunu-gosterdi/#respond Mon, 17 Jun 2024 21:54:52 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35359 Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü, 2024 Dijital Haber Raporu’nu yayınladı. Ülkelere izleyici eğilimleri takip edilerek hazırlanan rapor, dünyada medyanın genel durumuyla ilgili önemli bilgiler ortaya çıkardı.

HABERLERİN SIKICI OLUŞU İLGİSİZLERİN SAYISINI ARTIRIYOR

Rapora göre küresel ölçekte yayımlanan haberlerin depresif, acımasız ve sıkıcı bulunması dünyada haber okumayan, dinlemeyen ve izlemeyenlerin sayısında artışa neden oluyor.

Dünyada her 10 kişiden yaklaşık dördüne denk gelen yüzde 39 oranında bir kesim, bazen ya da sıkça, haberlerden uzak durduklarını söyledi. Bu oran 2017’de yüzde 29’du.

BASIN İÇİN ŞARTLAR HER GEÇEN GÜN ZORLAŞIYOR

Raporda “Bu koşullarda doğru ve bağımsız gazetecilik her zamankinden daha önemli hale gelirken, araştırmamızın kapsadığı ülkelerin çoğunda haber medyasının artan dezenformasyon, düşük güven, politikacıların saldırıları ve belirsiz bir iş ortamı nedeniyle giderek daha fazla zorlandığını görüyoruz” tespitine yer verdi.

Rapor; artan maliyetler, düşen reklam gelirleri ve sosyal medya trafiğindeki keskin düşüşlerin birleşimi nedeniyle işten çıkarmalar, kapatmalar ve diğer kesintilerin örnekleriyle basın açısından durumun her geçen gün zorlaştığını ortaya koydu.

MEDYAYA BASKIYA DİRENMEK ZORLAŞIYOR

Dünyanın çeşitli yerlerinde ekonomik zorlukların, haber medyasının güçlü iş adamlarından veya haber akışını etkilemek ve anlatıları kontrol etmek isteyen hükümetlerden gelen baskılara direnmesini daha da zorlaştırdığı vurgulandı.

Bu yıl 13’üncüsü yayınlanan rapor, altı kıtada 47 ülkeyi kapsıyor ve 94 bin 943 yetişkinle yapılan görüşmelere ve dijital analizlere dayanıyor.

SOSYAL MEDYANIN HABERCİLİKTEKİ ETKİSİ

Araştırmaya göre sosyal medya, arama motorları ve video platformları dahil büyük teknoloji şirketlerinin gücü ve değişen stratejileri, haber ve politik içeriğin önceliğini ortadan kaldırdı. Odak noktalar, yayıncılardan ‘yaratıcılara’ kaydı.

Bu eğilim, izleyicilerin talepleriyle de örtüşüyor gibi görünüyor çünkü haberden kaçınma oranındaki artış devam ediyor. Medyadaki haber yoğunluğu nedeniyle kendilerini ‘aşırı yük altında’ hissedenlerin oranı, bu sorunun en son sorulduğu 2019’dan bu yana 11 puan artış gösterdi.

X, TİKTOK’UN GERİSİNE DÜŞTÜ

Özellikle Avrupa ve ABD dışında, Facebook’un haber amaçlı kullanımının azaldığı, özel mesajlaşma uygulamaları ve video ağlarına olan bağımlılığın arttığını belirten rapora göre, YouTube küresel ölçekte yüzde 31 oranında, WhatsApp yaklaşık yüzde 21 oranında, TikTok yüzde 13 oranında, eski adı Twitter olan X yüzde 10 oranında haber alma kaynağı olarak gösterildi.

Bu değişimlere bağlı olarak video, özellikle genç gruplarda daha önemli bir çevrimiçi haber kaynağı haline geliyor. Örneklemin üçte ikisi (yüzde 66) her hafta kısa haber videolarına erişiyor. Daha uzun formatlar ise örneklemin yaklaşık yarısının (yüzde 51) ilgisini çekiyor.

TÜRKİYE’DE SOSYAL MEDYADAN HABER ALMA ORANI YÜZDE 70

Bu kullanım oranlarında Türkiye özelindeyse, yüzde 38’le YouTube ve Instagram öne çıkıyor. Bu oran YouTube için geçen yıla göre eksi 7 puan, Instagram içinse artı 2 puan anlamına geliyor. Onları yüzde 29’la Whatsapp, yüzde 27 ile Facebook, yüzde 22 ile X, yüzde 10’la TikTok izliyor.

Türkiye’de Facebook üzerinden habere erişim, geçen seneye kıyasla 6 puan gerilemiş durumda.

Rapora göre Türkiye haberi yüzde 70 oranında çevrimiçi platformlardan, yüzde 56 oranında televizyondan, yüzde 45 sosyal medyadan, yüzde 19 yazılı basından izledi.

Ayrıca rapora göre, Türkiye’de anket katılımcılarının yüzde 81’i haberlerini haftada en az bir kere kısa videolardan takip ettiğini belirtti.

Rapor, yapay zeka ve bunun özellikle siyaset veya savaş gibi ‘sert’ haberler için nasıl kullanılabileceği konusunda yaygın şüphelere dikkat çekiyor.

TÜRKİYE’DE HABERE GÜVEN YÜZDE 35

Haberlere olan güveni yüzde 40 olarak geçen yılla aynı tespit eden rapor, ülkelere göre değişen oranlara yer veriyor. Finlandiya yüzde 69’la en yüksek genel güven düzeyine sahip ülke olmayı sürdürürken, bu oran Türkiye’de yüzde 35, ABD’de yüzde 32 olarak gösterildi.

Çeşitli platformlardaki haberler söz konusu olduğunda insanların en çok dikkat ettiği kaynaklara bakan rapor, özellikle YouTube ve TikTok’ta partizan yorumculara, sosyal medya fenomenlerine ve genç haber yaratıcılarına giderek daha fazla odaklanıldığını ortaya koydu. Ancak Facebook ve X gibi sosyal ağlarda geleneksel haber markaları ve gazeteciler hâlâ önemli rol oynamaya devam ediyor.

Çevrimiçi haberler söz konusu olduğunda gerçek ve sahte ayrımıyla ilgili endişeler geçen yıla göre yüzde 3 oranında arttı. Yaklaşık on kişiden altısı (yüzde 59) içeriklerden endişe duyduğunu söyledi. TikTok ve X içerikleri bu endişelerde en yüksek düzeyi oluşturuyor.

Habere duyulan güven, tüketici başına habere ödenen abonelik ücretleri oranlarının yüksek olduğu ülkelerde daha yukarda seyretti.

Veriler, haber aboneliğinde çok az bir artış olduğunu gösterdi. 20 zengin ülkeden oluşan bir sepette yalnızca yüzde 17’lik bir kesim, geçen yıl herhangi bir çevrimiçi haber için ödeme yaptığını söylüyor. Bu oran Norveç’te 40 ve İsveç’te yüzde 31, ABD’de yüzde 22.

En düşük aboneliklere ise yüzde 9’la Japonya ve yüzde 8’le İngiltere sahip.

Haberlere azalan ilgi ve ücretsiz kaynakların bolluğuna bağlı olarak, haberler için ödeme yapma konusundaki isteksizlik, yeni abone çekme olasılığını sınırlıyor.

“Çevrimiçi platformlar, son dönemde bilgiyi nasıl bulup dağıttığımıza, reklamlarımıza, paramızı nasıl harcadığımıza, deneyimlerimizi nasıl paylaştığımıza ve eğlenceyi nasıl tükettiğimize kadar hayatımızın birçok yönünü şekillendirdi” diyen rapor, “Bu platformlar tüketicilere büyük kolaylıklar sağlasa ve reklam verenler buralara akın etse de, geleneksel yayıncılıktaki iş modellerini derinden bozdu” tespitine yer verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dunya-medyasinin-2024-karnesi-ortaya-cikti-sosyal-medya-gucunu-gosterdi/feed/ 0
“Ben Türkiyeliyim” sözüyle eleştirilen Oktay Kaynarca’dan cevap: Vatan sevdamı sorgulamak kimsenin haddi değil https://www.haber60.com.tr/ben-turkiyeliyim-sozuyle-elestirilen-oktay-kaynarcadan-cevap-vatan-sevdami-sorgulamak-kimsenin-haddi-degil/ https://www.haber60.com.tr/ben-turkiyeliyim-sozuyle-elestirilen-oktay-kaynarcadan-cevap-vatan-sevdami-sorgulamak-kimsenin-haddi-degil/#respond Mon, 17 Jun 2024 21:04:24 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35345 Ben Bu Cihana Sığmazam dizisinin final yapmasıyla ATV ekranlarında Alan isimli yarışma programını sunmaya başlayan Oktay Kaynarca, katıldığı Biz Bize programında yaptığı “Ben şehir milliyetçiliğini sevmem. Ülke milliyetçiliğini severim. Ben Türkiyeliyim. Memleketimle guru duyuyorum. Baba topraklarımız burası. Türkiye milliyetçisiyim” dedi. Sözleri kısa sürede eleştiri hedefi olan oyuncudan cevap gecikmedi.

Instagram hesabından uzun yazılı bir açıklama yapan Oktay Kaynarca “Eli sopalı ağzı salyalı, değnekçi yargısız infazcılar Biliyorum okumak sizin işiniz değil, siz size işaret edilene bilginiz olmadan fikriniz varmış gibi saldırmayı seçersiniz. Ama belki olur a merak edersiniz tavsiye ederim okuyun. Milliyetçiliğin sadece kendi bildiği olduğunu savunanlara ithafen; bunu da anlamazsanız yapımcılığını yaptığım Ben Bu Cihana Sığmazam dizisinin ilk bölümünü seyredin derim” dedi.

Oyuncu 5 sayfalık açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Ben bölge milliyetçiliği sevmem, ülke milliyetçiliği severim. Şuralıyım buralıyım, ordan adam çıkmaz buradan adam çıkmaz klişelerinden hoşlanmam. Her yerden adam çıkar, dolayısıyla ben Türkiyeliyim” cümlemi eğip büküp elinde değnekle saldıracak insan bekleyen değnekçilere cevaben: “Sözüm ona değnekçilik yaparak beklediğiniz yerlerin nöbetini sizler iki kitap okumamış tatlı su milliyetçilerinin dolmuşlarına binmeden çok önce tutuyorduk hala da tutuyoruz. Neymiş Türkiyeliyim demişim bu da ayrılıkçılıkmış bölücülükmüş hatta ashımı inkar etmekmiş. Bak bak bak! Evet Türkiyeli bir Türküm ve Türk olmaktan her daim gurur duydum ve dünyanın başka hiçbir yerinde yaşayamayacağını düşünürüm. Evet Türkiyeliyim, evet Türküm.”

“Bana göre Türkiyeliyim demek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım demektir. Evet, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Evet, Türkiyeliyim. Evet, Türküm. Benim de severek takip ettiğim sayın İlber Ortaylı hocanın Türkiyeli kavramından yola çıkan tatlısu milliyetçileri ne deseydim? Asyalıyım mı deseydim? Avrupalıyım mı deseydim? Evet, bayrağımın dalgalandığı her karış toprak parçası benim için kutsaldır ve o toprakların toplamına Türkiye denir. Evet, ben Türkiyeliyim. Türküm. Tam bağımsız, laik Türkiye milliyetçisiyim ve ülkemin çıkarları benim için her şeyden önce gelir. Evet, Türkiyeliyim. Türküm. Asıl Türkiyeliyim kadar anlaşılması net bir kavramı oraya buraya eğip büküp içi boşaltılmış söylemlerle insanları ötekileştirmek, başkalaştırmak, hatta hain ilan etmek ancak içi boş insanların yaptıklarıdır.”

“Maalesef bir partinin Genel Başkan Yardımcısı ise bir kısım değnekçilerin yalandan galeyanına gelip hakkımda söylemediğini bırakmamış. Kaldı ki kimlik açılımında da o partinin kurucusu olduğu yazılı. Demokrasinin gereği olan siyasi partilerin yöneticileri hatta kurucuları gelecekte devlet yöneticileri olabilirler ama o vasıflara sahip olmaları gerekir, yani peşin hükümlü olmayan araştıran soran tartışan saldırmadan önce anlamayı kavga yerine barışı seçen insanlardan bahsediyorum. Şimdi bakın başkan yardımcısı “Kimsenin tanımadığı vasat biri iken dizi ile gelen şöhret ve paranın konuşturduğu bu zat Türkiyeli modasına uymuş konuşuyor” cümlelerine cevaben: “Keşke ağzından salyalar akıtarak haklı haksız ayırt etmeden linç edilecek insan arayan bu güruhun peşine takılıp popüler bir faydanın peşine düşmek yerine beni biraz araştırsaydın ve nerede nasıl durduğumu biraz sorup soruştursaydın.”

Herkes siyasi ve kişisel çıkarlar yüzünden ülkede olanlara yokmuş gibi davranırken, biz sesimizi olabildiğince yükselttik ve bunun bedelini de ödedik. Ama biz hep var olduk ve olmaya devam edeceğiz. Biz ülkemizin büyük bir özgürlükler ülkesi olduğuna inanarak büyüdük ve öyle de öleceğiz. Ülke toprakları üzerindeki her dilin, her şivenin, her mezhebin ve her ırkın bu ülkenin zenginliği olduğuna inanarak büyüdük ve öyle de öleceğiz. Üst kimliğimiz Türk, ülkenin resmi dili Türkçe ve bayrağımız da Türk bayrağıdır. Bu arada, beni tanımanın önemi, nasıl tanındığımızdır ve Allah’a şükür ki 18 yaşından beri tanınma pozisyonumdan memnunum. Siz yokken biz vardık ve siz yokken yine var olacağız. Yaşasın tam bağımsız, laik ve demokratik Türk cumhuriyeti diyen herkes Türkiyelidir ve ben Türkiyeli bir Türk olmaktan gurur duyuyorum…”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ben-turkiyeliyim-sozuyle-elestirilen-oktay-kaynarcadan-cevap-vatan-sevdami-sorgulamak-kimsenin-haddi-degil/feed/ 0
Siyasi partilerde bayramlaşma ziyareti! CHP’li ismin sözleri soğuk rüzgarlar estirdi https://www.haber60.com.tr/siyasi-partilerde-bayramlasma-ziyareti-chpli-ismin-sozleri-soguk-ruzgarlar-estirdi/ https://www.haber60.com.tr/siyasi-partilerde-bayramlasma-ziyareti-chpli-ismin-sozleri-soguk-ruzgarlar-estirdi/#respond Mon, 17 Jun 2024 08:24:51 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35338 Kurban Bayramı dolayısıyla siyasi parti heyetleri bayram ziyaretleri yapıyor. CHP’de günün ilk bayramlaşması AK Parti heyeti ile gerçekleşti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Deniz Yücel, CHP Kadın Kolları MYK Üyesi Çiğdem Gegeoğlu ve Gençlik Kolları Genel Saymanı’ndan oluşan CHP heyeti, AK Parti MYKY Üyesi Hasan Sert, Kadın Kolları MKYK Üyesi Sena Aktürk ve Gençlik Kolları MKYK Üyesi Derya Çıraklı’yı ağırladı.

“ÜLKE MESELESİ OLUNCA FEDAKARLIĞI BAŞARABİLMELİYİZ”

AK Parti MYKY Üyesi Hasan Sert, şöyle konuştu: “Tüm camiamızın, tüm CHP camiasının, Türk milletinin bayramını kutluyoruz. Umarım bu bayramlar daha güzel düşünmeye daha iyi şeyler yapmaya daha güzel projeler yapmaya, daha birlik ve beraberliğe, daha çok ülkemizi kalkındırmaya vesile olur. Çünkü Türkiye bulunduğu stratejik nokta itibariyle birçok şeylere maruz kalıyor. Üstelik birçok yükleri de üzerinde taşıyor. Sizler de parlamentoda bunu çok yakından izliyorsunuz. Bizler de geçen dönemde de önceki dönem de milletvekili dönemimizde de de bunlara şahit olduk. Türkiye güçlenmesi ve büyümesi gereken bir ülke. Üzerinde sorumluluğu çok olan bir ülke. Bunu ancak birlik beraberlikle aşabiliriz. Tabii ki birbirimizden farklı düşünceler olmasından dolayı değişik siyasi partilerin, değişik siyasi argümanlar üretmesi çok normal. Bunu doğru karşılamak lazım. Farklı farklı bakış açılarının olması normal. Ama ülke meselesi olunca biraz da fedakarlığı başarabilmeliyiz. Türkiye’nin başarısı için hep beraber çok sevinmeliyiz. Dolayısıyla bu bayramlarda da buna vesile olsun istiyoruz. Sizin de tekrar bayramınızı kutluyoruz. Hem milletvekilliğinizden dolayı güzel çalışmalar yapacağınızı ümit ediyoruz. Başarılar diliyoruz.”

“REFAHIN TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNE YAYILDIĞI BİR SİSTEMİ HEP BİRLİKTE HAYATA GEÇİRELİM İSTİYORUZ”

CHP’li Deniz Yücel, “Bayramlar, birlik, beraberlik, dayanışmanın, yardımlaşmanın güçlendiği, kuvvetlendiği günler. Yine aynı şekilde geleneklerimizi hayata geçirdiğimiz dönemler. Bu ziyaretler de çok çok kıymetli. Ama şu son dönemde toplumun bütün kesimleri bayramı bayram gibi yaşayamıyor ne yazık ki. İşte bir emekli bir çiftin çocuklarını bayramda ziyarete gitmesinin bile maliyeti çok yüksek. Asgari ücretlilerin, işçinin, emekçinin… Biz istiyoruz ki refahın toplumun tüm kesimlerine yayıldığı bir sistemi hep birlikte hayata geçirelim. Elbette siyasi partilerin ülkeyi yönetme konusunda farklı yöntemleri, iddiaları, fikirleri olabilir. Bu farklılık zaten bizim zenginliğimizdir. O farklılıktan iyi şeyler, güzel şeyler ortaya çıkar. Yakın zamanda özellikle 31 Mart yerel seçimleri sonrasında yaşadığımız o diyalog süreci, normalleşme süreci bizce çok kıymetli. 31 Mart yerel seçimlerinde milletimizin bize verdiği sorumluluğun, misyonun, farkındayız. Dolayısıyla doğruya doğru diyerek, iyiye iyi diyerek, yanlışa yanlış diyerek bir ortak akılla, uzlaşıyla, istişareyle dediğiniz gibi ülkemizin hak ettiği, milletimizin hak ettiği iyi yerlere iyi konumlara gelmesi için biz birlikte mücadele etmeye her zaman hazırız. Dediğim gibi bu diyalog ve iletişim çok kıymetli. Demokrasinin olmazsa olmazı. Dolayısıyla bunun sürmesi hem milletimiz açısından hem ülkemiz açısından, devletimiz açısından çok önemli. Ben sizin şahsınızda, heyetin şahsında Adalet ve Kalkınma Partisi ailesinin, camiasının bayramını bir kez daha kutluyorum” ifadelerini kullandı.

“BİZ HEM SİYASETİ HEM EKONOMİYİ PLANLI BİR ŞEKİLDE OLUMLU BİR NOKTAYA DOĞRU GÖTÜRMEK ZORUNDAYIZ”

Tekrar söz alan Hasan Sert, şunları kaydetti: “Türkiye ve dünya büyük bir türbülanstan geçiyor. Bunu hep beraber görüyoruz. Yani yangınlar, seller, felaketler, savaşlar, Ortadoğu’daki savaşlar, Afrika’daki çatışmalar bunun karşısında yine Rusya’yla, Ukrayna’nın savaşları, Amerika’yla, Çin’in, Amerika’yla, Rusya’nın gizli gizli ataklar yapması, bazen açık, bazen gizli çatışma ortamlarının oluşması tabii dünyadaki ekonomik bir takım dengeleri de bozuyor. Siyasi dengeleri de bozuyor işin doğrusu. Şimdi burada bizim güçlü olup da bütün bunlara direnç kazanmamız, karşı koyabilmemiz ya da Türkiye’nin başarı hikayesini yazabilmemiz lazım. Burada da ifade ettiğiniz gibi devletler ekonomiyle büyür, siyasetle yürütülür. Siyasetle yönetilir. Biz hem siyaseti hem ekonomiyi planlı bir şekilde olumlu bir noktaya doğru götürmek zorundayız. Biz bunu bilincindeyiz. Yani yerel yönetimlerde artık şimdi büyük oranda sizin başarılarınızı bekliyoruz. Merkezi hükümette de biz bu başarıları yürütmek zorundayız. Dolayısıyla ülkedeki bu çalışmaların yani hem yerelin hem yerel yönetim hem merkezi hükümetin birlikte yapması gereken çalışmaları başarılı bir şekilde götürebilmesi ülkenin gelecekteki bir takım pozisyonları rahat alması açısından önemli. Dolayısıyla yani bu sürecin böyle devam etmesini ve bu süreçten ülkenin kazanacağına olan inancımız yüksektir. Onun için bu vesileyle yani hepimiz üzerimize düşeni milletvekilleri, siyasiler, akademisyenler, şirketler, STK’lar hep bu noktada pozisyon alıp olumlu bir havayı estirecek mesajları, olumlu gelişmeleri yapacak çalışmaları yürütmemiz lazım. Avrupa’da da bir lider krizi var. Parti krizleri var. Yönetme krizleri var. Amerika da aynı şekilde çatışmalar var. Bugün Amerika dünyanın en borçlu ülkelerinden biri durumuna geldi. Çin bir taraftan saldırıyor Amerika’nın ticaretini, hegemonyasını kırmak için vesaire. Dolayısıyla burada Türkiye aradan huzurlu bir ortamda sıyrılması lazım. Bunu tabii açık yaparak bazen gizli yaparak ama işin doğrusu hep beraber yapacağız biz bu işi.”

“SON DÖNEMDE TBMM’NİN GEÇMİŞTEKİ İŞLEVİNİ NE YAZIK Kİ KAYBETTİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

Sert’in bu sözleri üzerine Yücel de şunları söyledi: “Türkiye’nin geçmişten gelen bu sorunları aşabilecek her birikimi, devlet gelenekleri, insan kaynağı bunlar mevcut. Her türlü sorunu aşabilecek güçteyiz ama yeter ki bu diyalog istişare yani bir Türkiye Büyük Millet Meclisi, Milli Mücadele döneminde o süreci yönetmiş bir meclis, gazi meclisimiz. Meclis’in daha aktif, daha işler hale gelerek ve sorunların çözüm merci olduğu bir sistem olması gerektiğini düşünüyoruz. Elbette burada böyle bir tartışma açma vesaire niyetinde değilim ama şu son dönemde özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin geçmişteki işlevini ne yazık ki kaybettiğini görüyoruz. Eski bir parlamenter olarak bunu gözlemliyorsunuzdur diye düşünüyorum. Tabii ki iyi niyetli birtakım çabalar var. Ama o istişare, uzlaşı, ortak akıl Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde geçmişte olduğu gibi hayata geçmiş olsa, o demokrasinin olmazsa olmaz dediğimiz denge, denetim mekanizmaları, fren mekanizmaları, hesap verebilir bir yönetim anlayışı olsa ben inanıyorum ki yaşadığımız sorunların belli bir kısmı çözülecek ya da en azından hafifleyecek.”

Hasan Sert ise, “Tabii burada doğru niyetler taşıdıktan sonra sorunu çözeriz. Biz de herhalde siz de bu noktada katkı yapacağımıza göre sorunlar birazcık daha çözülecek gibi gözüküyor” diye karşılık verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/siyasi-partilerde-bayramlasma-ziyareti-chpli-ismin-sozleri-soguk-ruzgarlar-estirdi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan İspanya’da Gazze vurgusu: Ateşkes kağıtta kalmamalı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-ispanyada-gazze-vurgusu-ateskes-kagitta-kalmamali/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-ispanyada-gazze-vurgusu-ateskes-kagitta-kalmamali/#respond Thu, 13 Jun 2024 21:21:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35242 Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında gittiği İspanya’da İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile ortak basın toplantısında konuştu. Erdoğan, kısa süre önce Filistin’i devlet olarak tanıyan İspanya’nın kararının diğer ülkelere de örnek olması gerektiğini belirterek ateşkes planlarının kağıtta kalmaması gerektiğini vurguladı.

“İSPANYA TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİNİ DESTEKLEYEN DOSTLARIMIZDAN”

Erdoğan’ın ortak basın toplantısındaki açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde: “Bugünkü toplantımız ve imzaladığımız anlaşmalarla münasebetlerimizi yeni alanlara teşmil etme yönünde önemli adımlar attık. İkili ticaret hacminde 20 milyar hedefini yakalamak üzereyiz. Bir sonraki hedefimiz önümüzdeki 5 yıl içinde 25 milyar avroya ulaşmak.

Görüşmelerimizde Türkiye- Avrupa Birliği ilişkilerini de ele aldık. İspanya, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katkılarını en iyi idrak eden, üyelik sürecimize başından beri en güçlü desteği veren dostlarımızdandır. Bu tutumun önümüzdeki dönemde güçlenerek sürmesini temenni ediyoruz. Sayın hükümet başkanı ile Avrupa genelinde artan İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı tehdidini de görüştük. Avrupa Parlamentosu seçimleri sonucunda oluşan tablo maalesef endişelerimizi artırdı. Bu tür meydan okumalarla mücadelede medeniyetler ittifakı önemli bir platformdur. İttifakın 20’inci kuruluş yıl dönümüne yaklaşırken ileriye dönük olarak neler yapabileceğimizi de ele aldık, ittifaka olan desteğimizi teyit etti.

“İSPANYA’NIN FİLİSTİN’İ TANIMA KARARI DİĞER ÜLKELERE ÖRNEK OLMALI”

İstişarelerimizde Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında yaşanan gelişmeler de odağımızda yer aldı. İspanya’nın Filistin’i tanıma yönünde aldığı karar çok mühimdir. İspanya’nın bu tutumunun henüz Filistin’i tanımamış diğer ülkelere de örnek teşkil etmesi samimi temennimizdir. Dirayetli duruşundan ötürü değerli dostum Sanches ile Gazze’ye desteklerini esirgemeyen İspanya halkına gönülden teşekkür ediyorum. Yaşanan mezalim karşısında küresel vicdanın harekete geçirilmesinde Sayın Sanches’in büyük katkıları oldu. İki ülke olarak İsrail-Filistin ihtilafının çözümü yolunda birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Kalıcı ateşkesin tesisi ve insani yardımların engelsiz akışının temini önceliğimizdir. Pazartesi günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde alınan kararın uygulanmasını da takip edeceğiz.

Rusya- Ukrayna savaşı da gündemimizde yer aldı. Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve egemenliğine olan güçlü desteğimizi teyit ettik. Ukrayna için adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışın tesisinin müzakereler yoluyla mümkün olduğuna inandığımızı bir kez daha ifade ettik.

“BARIŞI SAĞLAYACAK PLANLAR KAĞITTA KALMAMALI”

Adil ve kalıcı barışı sağlayacak, akan kanı durduracak ve hem Gazze dahil Filistin topraklarına hem bölgemize huzuru getirecek her plan ve kararı biz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da olumlu değerlendiririz. Önemli olan bu planların ve kararların samimi ve barış odaklı bir şekilde ele alınması, kağıtlarda kalmaması ve uygulamaya geçirilebilmesidir. Biz sürecin en başından itibaren akan kanın durmasını istediğimizi söyledik. Bunun için görüşülmesi gereken herkes ile görüştük ve bu temaslarımız şu anda da sürüyor.

“İSRAİL FİLİSTİN’DE BİLDİĞİNİ OKUYOR”

BM Genel Kurulu’nda yapılan oylamalarda ülkeler ezici çoğunlukla acil ve kalıcı ateşkese duyulan ihtiyacı ortaya koydular. Ülkelerin meydanlarında sadece barış isteyenler aylardır seslerini duyurmaya çalıştı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin de böylesi bir zemine gelmiş olması olumludur. Fakat BM maalesef bu süreçte çok büyük yara aldı. Bu karar da İsrail tarafından uygulanma ve İsrail, Filistin’de bildiğini okuma gayreti her an kendisini zaten bitirmeye doğru götürüyor. Başta ABD olmak üzere Güvenlik Konseyi üyelerinin bu kararın arkasında durup hemen ateşkesi sağlamak için İsrail’e gerekli baskıyı yapmalıdır. Bu süreç böyle devam etmeyecektir. Temennimiz İsrail’in artık bu saldırılardan vazgeçmesi ve bölgeye kalıcı barışı getirecek bir zemine gelmesidir. Bizler bütün gelişmeleri yakından izliyoruz.

“MAALESEF DÜNYANIN KADERİ 5 ÜLKENİN ELİNDE”

Biliyorsunuz bir kitabım var, “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” bu bir. Bir diğer kitabım da, “Dünya 5’ten Büyüktür”, şu anda maalesef dünyanın kaderi 5 ülkenin elinde. Bu 5 ülkeden bir tanesi “hayır” dediği zaman mesele bitiyor. Son olayda bu 5 ülkeden bir tanesi devamlı İsrail’in yanında yer alıyor. İsrail’in yanında yer almak suretiyle de orada 40 bin kişi ölmüş, 100 bin kişi ölmüş, çocuklar, kadınlar ölmüş, gazeteciler ölmüş bunların hiç umurunda değil. Öyleyse, diyelim ki bir Sanches tek başına çıkıp ne yapıyor bu bayrağı açıyor. Hemen arkasından bakıyorsunuz 2 Batı ülkesi daha buna katılıyor. Bunu bizim yaygınlaştırmamız lazım. Burada yazılı ve görsel medyaya da çok iş düşüyor. 150’ye yakın medya mensubu eğer İsrail tarafından öldürüldüyse buna devam mı diyelim? Bunların karşısında durmayacak mıyız? Öyleyse bu adımı hep beraber atmamız gerekiyor. Şu anda yaptığımız da budur. Yani İsrail acımasız bir şekilde bu katliamlarına devam ediyor, İsrail’in bu katliamlarına devam ederken özellikle de Amerika’nın duruşu bizleri ciddi manada üzmektedir.

KAVALA VE DEMİRTAŞ SORUSU: TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİDİR

Bir İspanyol gazetecinin Kobani olaylarından hüküm giyen eski HDP Selahattin Demirtaş ve Gezi olaylarından hüküm giyen Osman Kavala’nın dava süreçlerine ilişkin sorusunu ise Erdoğan şöyle yanıtladı:

“Türkiye bir hukuk devletidir. Kararları yargı verir. Bu isimlerle ilgili hukuk devletimiz kararlarını vermiştir. Bu isimlerden bir tanesi, 100 kişinin ölümüne neden olmuş, birçok kez terör estirmek suretiyle Güneydoğu’da ölümlere neden olmuştur. Bir basın mensubunun bu teröristleri savunması düşündürücüdür.

Hukuk neyi emrediyorsa bizler yerine getiririz. Siz tabii Türkiye’de yaşamıyorsunuz herhalde. Bu bölgedeki huzurun temini için attığımız adımlardır. Bundan sonra da böyle devam edecektir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-ispanyada-gazze-vurgusu-ateskes-kagitta-kalmamali/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-İspanya Zirvesi’nde konuştu https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-ispanya-zirvesinde-konustu/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-ispanya-zirvesinde-konustu/#respond Thu, 13 Jun 2024 21:16:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35235

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Madrid’de düzenlenen Türkiye- İspanya 8. Hükümetler Arası Zirvesi’nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu değerlendirmeleri yaptı;

“Türkiye-İspanya 8. Hükümetler Arası Zirve vesilesiyle düzenlenen bu güzide forumda aranızda bulunmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle vurgulamak istiyorum. Toplantılarımızın ülkelerimiz arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin daha da ilerlemesine, yeni ortaklıkların tesisine vesile olmasını diliyorum.

Kıymetli dostum Sanchez’e nazik misafirperverliği için bir kez daha teşekkür ediyorum. Dostumuz ve NATO müttefikimiz İspanya’yla her alanda mükemmel ilişkilere sahibiz. Ülkelerimiz arasındaki köklü ve güçlü ilişkiler, iş dünyamızın attığı cesur ve vizyoner adımlardan da besleniyor. İlişkilerimizin 2021 yılından itibaren kapsamlı ortaklık olarak tanımlanmasına siz değerli iş insanlarımızın katkısı büyüktür.

Son yıllarda gerek Kovid-19 salgını gerekse yakın coğrafyamızda meydana gelen çatışmalar, küresel ticaretin karşı karşıya kaldığı zorlukları artırdı. Mevcut meydan okumalar karşısında dayanışma ve işbirliğimiz hayati önemdedir.”

İSPANYA İLE TİCARET

“Ekonomi, ticaret ve yatırımlar, Sayın Sanchez birlikte başkanlık edeceğimiz hükümetler arası zirve toplantımızın temel sütunları arasında yer alacak.”

“2002 yılı öncesinde 2 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimiz geçtiğimiz sene yaklaşık 10 kat artışla 19,2 milyar dolara ulaştı. Böylelikle 20 milyar dolar hedefimizi neredeyse yakalamış olduk.”

“İspanya’nın 740 firma ve yaklaşık 11 milyar dolarlık stokla Türkiye’de en çok yatırım yapan 6. ülke olması da esasen bu yaklaşımın sonucudur.”

“Bölgesinin cazibe merkezi olan Türkiye, İspanya’dan çok daha fazla sayıda yatırımcıyı özellikle ev sahipliği yapmak üzere ülkemize davet ediyoruz. Müteahhitlik firmalarımız İspanya’da yaklaşık 1,1 milyar dolarlık 6 proje üstlenmiştir. Barcelona’daki stadyum projesi, bu alandaki işbirliğimizin en somut örneklerindendir.”

MEDENİYETLER İTTİFAKI

“Gelecek yıl Medeniyetler İttifakı’nın 20. Yıldönümünü idrak edeceğiz. Malum Medeniyetler İttifakı’nı İspanya ile Türkiye olarak birlikte kurduk. Öyleyse bunu birlikte geliştireceğiz. Türkiye ve İspanya bu ittifakın iki önemli kurucu üyesidir. İttifakımız kuruluşundan bu yana çok kritik roller üstlenmiştir.

GAZZE

Dünyamızın savaşlar ve katliamlarla sarsıldığı günümüzde İttifaka olan ihtiyaç daha da artıyor. Bilhassa Gazze’de ve işgal edilmiş Filistin topraklarında 250 gündür yaşanan soykırım vicdan sahibi herkesin yüreğini kanatıyor. Gazze’de 16 bini çocuk olmak üzere 37 binden fazla insan göz göre göre katledildi, 85 bin sivil yaralandı.”

“Vicdan sahibi hiçbir ülkenin böyle bir tabloyu kabullenmesi mümkün değildir. ve bu konuda değerli dostum Pedro Sanchez’in takındığı tavrı şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum.”

“İspanya’nın İsrail mezalimi karşısında izlediği tutumu takdirle karşıladığımızı burada vurgulamak istiyorum. Tabi, işin başından itibaren Sayın Sanchez, ilk günden bu yana gerçekten ilkeli, tutarlı ve dirayetli bir politika benimseyerek hem İspanya halkının hem Filistinli kardeşlerimizin hem de Türk milletinin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir.”

AVRUPA BİRLİĞİ

“Değerli katılımcılar, tüm bu gayretlerimiz Avrupa Birliği’ne tam üyelik projemizin hayata geçirilmesiyle taçlanacaktır. Ne var ki AB’ye yönelik samimi adımlarımız salt kendi çıkarını düşünen Türkiye’nin Birliğe sağlayacağı katma değeri görme yeteneğinden yoksun bir takım üyelerin engellemeleri nedeniyle karşılık bulamıyor.

Avrupa Parlamentosu seçimlerinin ortaya çıkardığı tablo ve Avrupa kıtasında endişeyle izlenen aşırı sağ siyaset bu anlayışı şüphesiz körükleyecektir. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çalışmalarının henüz başlanmaması, iş insanlarımıza yönelik katı vize uygulamaları ekonomik ve ticari alandaki müşterek potansiyelimizi tam kapasite kullanımını engelliyor.

Kıymetli dostum Sayın Sanchez başta olmak üzere İspanya’nın ülkemizi AB’ye üyelik sürecine verdiği samimi destek için müteşekkirim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-ispanya-zirvesinde-konustu/feed/ 0
AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş: Kadının Haklarını İhlal Eden Şiddete Taviz Vermiyoruz https://www.haber60.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-kadinin-haklarini-ihlal-eden-siddete-taviz-vermiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-kadinin-haklarini-ihlal-eden-siddete-taviz-vermiyoruz/#respond Tue, 11 Jun 2024 21:37:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35172

AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Kadının; yaşama, sağlık, güvenlik ve özgürlük gibi temel haklarını ihlal eden, aile ve toplum huzurunu tehdit eden şiddet karşısında duruşumuzdan asla taviz vermedik. Fiziksel, psikolojik ve ekonomik boyutları olan bu sorunla mücadelemizi, ‘sıfır tolerans’ ilkesi doğrultusunda büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, TBMM’de, AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan başkanlığında toplanan ‘Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na sunum yaptı. Göktaş, Türkiye’de kadın hakları ve refahı konusunda büyük bir devrimin gerçekleştiğini belirterek, “Kadın erkek eşitliğini, 2004 ve 2010 yıllarında Anayasanın 10’uncu maddesinde yapılan değişikliklerle güçlendirdik. Kadınların siyasi ve sosyal alanlarda güçlenmelerinin önünü açan çalışmalara imza attık. Bu çalışmalarla bugün millet iradesinin tecelli ettiği bu çatı altında bulunan kadın milletvekili oranı yüzde 20’lere ulaşmış durumdadır. Biz bu sayıyı elbette yeterli görmüyoruz. Bunun yanı sıra 2023 yılında kadın öğretim görevlisi oranı yüzde 51,6’ya yükseldi. Kamuda çalışan kadın oranı yüzde 42,66’ya ulaştı. Kadın istihdam oranı yüzde 32,5’e, kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 36,6’ya yükseldi. Diğer yandan Türkiye, 2007-2023 döneminde, kadının iş gücüne katılma oranını 14,6 puan, kadın istihdam oranını 12 puan artırarak, bu oranı OECD ülkeleri arasında en fazla artıran ülke konumundadır” diye konuştu.

‘GÜÇLÜ KADIN, GÜÇLÜ TÜRKİYE DEMEKTİR’

12’nci Kalkınma Planı doğrultusunda 2028 yılı sonuna kadar kadın istihdam oranını yüzde 36,2’ye çıkartmayı hedeflediklerini söyleyen Göktaş, “Kadınların, hayatın tüm alanlarında hak, fırsat ve imkanlardan eşit şekilde yararlanması, temsil ve katılımlarının artması, her tür şiddet ve ayrımcılıktan uzak yaşaması elzemdir. Şuna yürekten inanıyoruz ki, kadını güçlü kılacak her somut adım, ülkemizin güçlenmesi demektir. Güçlü kadın, güçlü Türkiye demektir. Bu kapsamda kadınları daha da güçlü kılacak çalışmalarımızı artırmak için bu yıl kadının güçlenmesi programına ayırdığımız bütçeyi yüzde 165 oranında artırdık. Sadece Bakanlık çalışanlarımızın değil, Türkiye’nin bütün kadınlarının güçlenmesi, kadın ve erkek fırsat eşitliğini sağlamaya yönelik faaliyetlerimizi bizzat Kadının Statüsü Genel Müdürlüğümüz kanalıyla yürütüyoruz. 2024 Performans Programı’nda, Bakanlık hizmet performans göstergelerini kadın ve erkek olmak üzere ayrıştırdık” dedi.

‘TOPLUMSAL FARKINDALIĞI ARTIRAN TEDBİRLER ALIYORUZ’

Kadına yönelik şiddete değinen Bakan Göktaş, bunun tüm dünyanın ortak sorunu olduğunu vurgulayarak, “Biz Bakanlık olarak, kadının yaşama, sağlık, güvenlik ve özgürlük gibi temel haklarını ihlal eden, aile ve toplum huzurunu tehdit eden şiddet karşısında duruşumuzdan asla taviz vermedik. Fiziksel, psikolojik ve ekonomik boyutları olan bu sorunla mücadelemizi, ‘sıfır tolerans’ ilkesi doğrultusunda büyük bir kararlılıkla sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğiz. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Kanunu ile bu konuda dünyada eşi benzeri az bulunan hukuki bir düzenlemeye sahibiz. 2012 yılında yürürlüğe giren bu kanun kapsamında Bakanlık olarak, şiddetle mücadelede kurumlar arası koordinasyonu ve iş birliğini sağlıyoruz. Bunun yanı sıra şiddeti önlemek için toplumsal farkındalığı artıran tedbirler alıyoruz. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulunu yeniden yapılandırdık. Oluşturduğumuz bu mekanizmayla şiddetle mücadelede farkındalık oluşturma, kurumsal kapasiteyi artırma ve mevzuata ilişkin çalışmalar yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.

‘ŞÖNİM, 1 MİLYON 772 BİN KİŞİYE HİZMET VERDİ’

Erken yaşta ve zorla yapılan evlilikleri tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediklerini belirten Göktaş, “ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı ile şiddete uğrayan ya da uğrama riski taşıyan, destek ve yardıma ihtiyacı olan kadın ve çocuklara 7 gün 24 saat hizmet veriyoruz. 11 dil desteği bulunan KADES uygulaması ile şiddet ihbarında bulunanlara hızlı bir şekilde ulaşıyoruz. Elektronik kelepçe uygulamasıyla yüksek riskli vakaları yakından takip ediyoruz. Şiddetle topyekun mücadelede tüm bakanlıklarımızın farklı sorumlulukları bulunuyor. Sağlık, Adalet ve İçişleri bakanlıklarımızla veri entegrasyonunu sağlayarak mağdura daha hızlı ulaşıyor, takip ve izleme süreçlerini etkin bir şekilde sürdürüyoruz. Ayrıca, 81 ilimizde bulunan 82 Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) ile kadına yönelik şiddetle mücadelede bilgilendirici faaliyetler ve danışmanlık hizmetleri vermeye devam ediyoruz. Bu kapsamda ŞÖNİM’lerle 2012’den bugüne kadar toplam 1 milyon 772 bin kişiye hizmet verdik. Bu başvuruların büyük bölümü rehberlik ve psikososyal desteklerden oluşuyor. Ayrıca 7 ilimizde daha yeni ŞÖNİM’leri faaliyete geçirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bunun yanı sıra 414 Şiddetle Mücadele İrtibat Noktamız ile önleyici hizmetler sunuyoruz” diye konuştu.

‘ÜLKEMİZDE HER 10 KİŞİDEN 1’İ YAŞLI’

Bakan Göktaş, dünya nüfusunun hızla yaşlandığını söyleyerek, “Her ne kadar diğer ülkelere kıyasla ülkemiz genç nüfus bakımından zengin bir ülke olsa da Türkiye’nin nüfusu da yaşlanıyor. TÜİK verilerine göre, 65 yaş ve üzeri nüfus son 5 yılda yüzde 21 artarak 9 milyona yaklaştı. Yani bu, ülkemizdeki her 10 kişiden birinin yaşlı olduğu anlamına geliyor. Yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13, 2040 yılında yüzde 16’yı aşacağı öngörülüyor. Uzak bir tarih gibi gelebilir ama 2080’de ülkemizde her dört kişiden birinin yaşlı olması bekleniyor. Bu gerçeklikten hareketle, sağlıklı ve aktif yaşlanmayı önemsiyoruz. Bakanlığımıza bağlı 168 huzurevinde 14 bin 654 yaşlıya bakım hizmeti sağlıyoruz” dedi.

Komisyon toplantısı Bakan Göktaş’ın sunumunun ardından milletvekillerinin görüş ve sorularıyla devam ediyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-kadinin-haklarini-ihlal-eden-siddete-taviz-vermiyoruz/feed/ 0
Türkiye, yenilenebilir enerji sektörüyle yatırım çekiyor https://www.haber60.com.tr/turkiye-yenilenebilir-enerji-sektoruyle-yatirim-cekiyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-yenilenebilir-enerji-sektoruyle-yatirim-cekiyor/#respond Tue, 11 Jun 2024 08:27:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35149 Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı Yatırım ve İşletme Bölümünden Amelia U. Santos-Paulino, Türkiye’nin ekonomik büyümesine katkıda bulunabilecek kaynak çeşitliliğine sahip olduğunu belirterek, “Türkiye yenilenebilir enerji sektörüyle çok fazla yatırım çekiyor.” dedi.

Santos-Paulino, Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) tarafından düzenlenen “YASED Küresel Yatırım Günleri” etkinliğinde AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Ülkenin farklı sektörlerinde yaşanan çeşitlenme ve olgunluk aşamasının, yatırım için önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Santos-Paulino, “Türkiye’nin yatırımcı çekmenin yanı sıra önemli bir yatırımcı olmaya başladığını ve ülke ekonomisinin ulaştığı olgunluğu görmek çok güzel.” diye konuştu.

Santos-Paulino, enerji projelerinin sadece yatırım akışı açısından değil, aynı zamanda sektörde istihdam yaratılması açısından da önemli etkileri olduğuna işaret ederek, “Fakat yatırımcıların bu sektörde faaliyet göstermeyi sürdürmelerini sağlamak, önemli yatırım ve ön yatırım planları gerektirmesi sebebiyle geleneksel bir üretim tesisini yönetmekten çok daha zor.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin ekonomik büyümesine katkıda bulunabilecek kaynak çeşitliliğine sahip olduğuna dikkati çeken Santos-Paulino, şöyle devam etti:

“Ülkenin ekonomik büyümesine katkıda bulunabilecek hizmet, altyapı ve yenilenebilir enerji sektörü gibi birçok kaynağı mevcut. Ülke yenilenebilir enerji sektörüyle çok fazla yatırım çekiyor. Bu da daha fazla yatırım çekmek için büyük bir fırsat.” dedi.

Merkez Bankasının politikaları yatırımcılar için olumlu sinyal veriyor

Santos-Paulino, küresel ekonomideki çoklu kriz ortamı göz önüne alındığında, geçen yıl dünyadaki pek çok ekonomi gibi Türkiye’de de yatırım akışının yavaşladığına işaret ederek, “Bu süreçte izlenen makroekonomik politikalar, özellikle Merkez Bankasının politikaları ve Türkiye ekonomisinin çeşitlendirilmesi noktasında olumlu sinyaller verdi.” dedi.

Küresel jeopolitik gerilimlerin ülkelerin ekonomilerini etkilediğine işaret eden Santos-Paulino, söz konusu durumun gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin sürdürülebilirlik faktörlerini de ticaret, yatırım ve çeşitli kanallar aracılığıyla etkilediğini aktardı.

Santos-Paulino, çeşitli zorluklara rağmen yatırım konusunda ülkeler için olumlu sonuçlanabilecek fırsatların da olduğuna işaret ederek, özellikle gelişmiş bir altyapıya sahip olmayan ülkelerin, “sürdürülebilirlik gündemi” altında yatırım çekme fırsatı olduğunu dile getirdi.

Özellikle az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin sürdürülebilir kalkınma başta olmak üzere birçok sektör yatırımında diğer ülkerin gerisinde kaldığına dikkati çeken Santos-Paulino, bu ülkelerin de fırsatlardan yararlanabilecekleri ortamların yaratılması gerektiğini söyledi.

Türkiye daha fazla yatırımcı çekebilir

Santos-Paulino, Doğrudan Yabancı Yatırım’ın (FDI) artması için çeşitli temel ekonomik göstergelerde istikrar sağlanması gerektiğini belirterek, “Makroekonomik istikrar da bunlardan biri. Aynı zamanda ulusal ekosistem, ülkenin Paris Anlaşması gibi küresel belirlenmiş hedeflerle uyumlu bir vizyonunun olup olmadığı, sektörel politikalar ve ülkenin bu politikalara uyum sağlamaya devam etme durumu da bu noktada belirleyici unsur olarak karşımıza çıkıyor.” dedi.

YASED gibi bir derneğe sahip olmanın da yatırımcıları sektöre çekmek konusunda önemli rol oynadığının altını çizen Santos-Paulino, bu gibi oluşumların yatırımcıların içinde bulunduğu ortamı daha şeffaf hale getirdiğini söyledi.

Santos-Paulino, ayrıca yatırımcıların ülkelere yatırım yapmadan önce belli başlı ilkelere dikkat ettiklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Günün sonunda yatırımcılar üç konuya bakar. Yatırımlarının geri dönüşü, kurumsal çerçeve ve ülkede faaliyet gösterecek tesis. Türkiye, diğer gelişmekte olan pazarlara kıyasla bu konularda avantajlı. Dolayısıyla, ülke böyle devam ederse, ülkede sektöre daha fazla yatırım çekme potansiyelini gerçekleştirebilir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-yenilenebilir-enerji-sektoruyle-yatirim-cekiyor/feed/ 0
AB Komisyonu Sözcüsü: Türkiye’nin AB için kritik önemi var https://www.haber60.com.tr/ab-komisyonu-sozcusu-turkiyenin-ab-icin-kritik-onemi-var/ https://www.haber60.com.tr/ab-komisyonu-sozcusu-turkiyenin-ab-icin-kritik-onemi-var/#respond Mon, 10 Jun 2024 21:39:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35134 Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Baçsözcüsü Peter Stano, Türkiye’nin AB için kritik önemde bir ülke olduğunu ancak vize serbestisi gibi başlıca konulardaki tıkanıklığın üye ülkelerin tutumlarından kaynaklandığını ifade etti.

Stano Brüksel’deki AB Komisyonu’nda Türk gazetecilerle bir araya geldi.

Gazetecileri Türk bayraklı tişörtü ile karşılayan Stano, Türkçe selamlayarak Türkiye’yi çok sevdiğini söyledi.

AB-Türkiye ilişkileriyle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan Stano, AB’nin Türkiye’nin öneminin farkında olduğunu ifade etti.

“Türkiye’nin Avrupa’ya ihtiyacı var, Avrupa’nın da Türkiye’ye ihtiyacı var. Çünkü birlikte daha güçlüyüz.” diyen Stano, ancak AB’nin yaklaşımının prensip ve değerler çerçevesinde olduğunu ve bunlar olmazsa ilerlenemeyeceğini söyledi.

Stano, üyelik müzakerelerinin donmuş durumda olmasıyla ilgili, “Hiçbir yere varamadığımızı görmek benim de yüreğimi acıtıyor çünkü Türkiye sadece kendisi için değil, sadece bölge için değil, AB için de önemli bir ülke.” diye konuştu.

Gazetecilerin, AB tarafından Türkiye’nin son dönemde “aday ülke”den çok “komşu ülke” muamelesi yapıldığıyla ilgili sorusu üzerine Stano, “Türkiye’ye komşu ülke muamelesi yapmakta yanlış bir şey görmüyorum. Yani Türkiye’nin komşusu olmak bir ayrıcalıktır, AB’nin komşusu olmak da bir ayrıcalıktır.” değerlendirmesini yaptı.

Stano, şöyle devam etti:

“Harika ilişkilerimiz olan ve AB’ye girmeyi düşünmeyen ülkeler var. Yani modeller var ve bu bizim işbirliğimizi geliştirmemize engel değil. O halde mevcut şartlarda elimizden geleni yapalım. Yani harika ilişkilerimiz olan ve AB’ye girmeyi düşünmeyen ülkeler var. Yani modeller var ve bu bizim işbirliğimizi geliştirmemize engel değil.”

Katılım müzakerelerinin yeniden başlatılmasıyla ilgili Stano, “Bu tüm üye devletleri ikna etme becerisiyle de ilgili çünkü ancak 27 üye ülke ‘evet’ dediğinde çözülebilir.” dedi.

Vize konusu

Stano gazetecilerin Türk vatandaşlarına vize zorluğuyla ilgili sorusuna, Şengen vizelerinin tamamen üye ülkelerin yetki alanında olduğu yanıtını verdi.

Bunun Brüksel’den “empoze edilemeyeceğini” söyleyen Stano, “Üye ülkeler arasında Türkiye ile vize serbestisi konusunda ilerlemeye yönelik bir anlaşmanın olmaması, bazı üye ülkelerin muhtemelen bu alanda sorunlar gördüğü gerçeğinin bir yansımasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Kıbrıs” vurgusu

Stano, AB’nin Türkiye ile işbirliği yapmak istediğini ancak bunun ilkeler çerçevesinde olması gerektiğini kaydederek Kıbrıs meselesinin bir engel oluşturduğunu söyledi, “AB’nin bir üyesini tanımamazlık edemezsiniz.” ifadesini kullandı.

AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımları

Stano, yaptırımlar konusunda Türkiye ile AB ilişkilerinin çok yönlü olduğuna işaret ederek, “Eğer Türkiye (Rusya’ya yönelik) AB yaptırımlarına uyarsa ve aynı yaptırımları uygulamaya koyarsa bu, elbette oyunu değiştirir.” dedi.

Türkiye’nin AB yaptırımlarını uygulamasının Rusya’yı çok olumsuz etkileyeceğini belirten Stano, “Yaptırımların uygulanması AB tarafında çok fazla iyi niyet ve güven yaratacaktır. Bu Türkiye’nin adaylığını gerçekten samimi ve açık bir şekilde ifade ettiğinin nihai kanıtı olabilir.” ifadesini kullandı.

Stano, Türkiye’nin aday ülke taahhüdünü kanıtlamasının kolay ve hızlı yollarından birisinin AB’nin dış politikasına, kararlarına ve eylemlerine uyum sağlaması olabileceğini savundu.

Sözcü Stano, Türkiye’nin yaptırımlara uyum sağlamasa bile yaptırımların etkisizleştirilmesine izin vermemesi gerektiğini belirterek Türk yetkililerin yaptırımların çevresinden dolaşılmasıyla mücadele ettiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ab-komisyonu-sozcusu-turkiyenin-ab-icin-kritik-onemi-var/feed/ 0
10 soruda Avrupa Parlamentosu seçimleri! İşte AB’de yeni dönemin tüm ayrıntıları https://www.haber60.com.tr/10-soruda-avrupa-parlamentosu-secimleri-iste-abde-yeni-donemin-tum-ayrintilari/ https://www.haber60.com.tr/10-soruda-avrupa-parlamentosu-secimleri-iste-abde-yeni-donemin-tum-ayrintilari/#respond Sat, 08 Jun 2024 21:41:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35074 27 Avrupa Birliği ülkesinde parlamentonun yeni üyelerini belirlemek için seçime gidildi. 4 gün sürecek seçimlerin ardından Avrupa Parlamentosu’nun yeni üyeleri belli olacak.

AVRUPA PARLAMENTOSU’NUN YENİ YÖNETİMİ BELİRLENİYOR

Avrupa Birliği’nin (AB) gelecek 5 yıllık yeni yönetimini belirlemek için 4 gün sürecek seçimlerin resmi olmayan sonuçları, yarın akşam belli olacak. Avrupa Parlamentosunun (AP) yeni üyeleri, 6 Haziran’da başlayan seçimin sonucunda belirlenecek. 27 AB ülkesinde düzenlenen seçimlerle ilgili merak edilen konulara 10 soruda cevap verildi.

1- AP nedir, görevi nelerdir?

AB kurumları arasında üyeleri doğrudan halk tarafından seçilen tek organdır. Seçimleri 5 yılda bir yapılır. “Avrupa vatandaşı” sayılan AB üyesi ülkelerin vatandaşları, bu seçimlerde oy kullanarak parlamento üyelerini seçer. AP’nin üyeleri, “milletvekili” olarak adlandırılır. Parlamento Genel Kurulu, Fransa’nın Strazburg kentinde toplanır. Parlamentonun siyasi grupları ve komiteleri Brüksel’de toplanır, sekretaryası ise Lüksemburg’dadır. Parlamentoda siyasi görüşlere göre oluşturulan “siyasi gruplar” bulunur. AP, AB Konseyi ile yasama yetkisini paylaşır. Ayrıca AB’nin çok yıllı ve yıllık bütçesini, uluslararası anlaşmalarını ve genişleme gibi önemli kararlarını onaylar. AB Komisyonu Başkanı ve Komisyon üyelerinin göreve başlamaları için onay verir. AB Komisyonu başta olmak üzere diğer AB kurum ve organlarını denetler.

2. Mevcut AP’de kaç siyasi grup var?

AP’de büyükten küçüğe 177 sandalyeli Avrupa Halk Partisi (EPP), 139 sandalyeli Sosyalistler ve Demokratlar (S&D), 102 sandalyeli Avrupa’yı Yenile (Renew Europe), 72 sandalyeli Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı, 68 sandalyeli Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri (ECR), 59 sandalyeli Kimlik ve Demokrasi (ID), 37 sandalyeli Avrupa Solu ve 50 bağımsız milletvekili bulunuyor.

3. Siyasi gruplar neye göre oluşturuluyor?

Üye ülkelerden siyasi partilerin AP’ye gönderebildikleri milletvekilleri, Avrupa çapında kendileriyle benzer düşüncelere sahip mevkidaşlarıyla koalisyonlar kuruyor. Bunlara “siyasi grup” adı veriliyor.

Parlamentodaki her grubun, 7 AB ülkesinden en az 23 milletvekilini içermesi gerekiyor. Halihazırda AP’de EPP isimli siyasi grup merkez sağcı partileri, S&D merkez sol eğilimli siyasi partileri, Avrupa’yı Yenile liberalleri, Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı iklim, çevre ve göçmen haklarını önceleyen siyasi partileri, ECR muhafazakarları, ID aşırı sağcı siyasi partileri ve Avrupa Solu sol eğilimli siyasi partileri bir araya getiriyor.

4. AP seçimleri için oy kullanma süreci nasıl?

Seçim, AB çapında 4 gün sürüyor. 27 ülke, 6-9 Haziran olarak belirlenen günlerde kendi takvimlerini belirledi. 6 Haziran’da Hollanda’da başlayan seçim, 7 Haziran’da İrlanda, Çekya ve Estonya’da yapıldı. Bugün ise İtalya, Malta, Slovakya ve Letonya sandık başında.

En hareketli gün, 21 ülke seçmeninin sandık başında olacağı yarın yaşanacak. Oy verme işleminin sürdüğü Estonya ve İtalya’ya 19 ülkenin eklenmesiyle 9 Haziran’da AB’nin toplam 21 üyesinde birden seçim yapılacak. Almanya, Fransa, İspanya, Polonya, Romanya, Belçika, Portekiz, Yunanistan, Macaristan, Finlandiya, Avusturya, Bulgaristan, Danimarka, İsveç, Hırvatistan, Litvanya, Slovenya, Lüksemburg ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi sandığa gidecek.

5. Kimler oy kullanabiliyor?

Oy kullanmanın ilk şartı, 27 AB üyesinden birinin vatandaşlığına sahip olmak. Yaş kriteri ise üye ülkeden ülkeye değişiyor. AB genelinde 18 yaşından büyükler oy verebilirken bu sene ilk defa Almanya, Avusturya, Belçika, Malta’da 16, Yunanistan’da 17 yaşındakiler AB’nin geleceğinde söz sahibi olacak.

6. Hangi ülke kaç milletvekili çıkaracak?

Her ülke, nüfusu oranında milletvekili çıkarıyor. İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla 705 olan milletvekili sayısı 720’ye çıkarıldı. Almanya 96, Fransa 81, İtalya 76, İspanya 61, Polonya 53, Romanya 33, Hollanda 31, Belçika 22, Portekiz, Yunanistan, Macaristan, İsveç ve Çekya 21’er, Avusturya 20, Bulgaristan 17, Slovakya, Danimarka ve Finlandiya 15’er, İrlanda 14, Hırvatistan 12, Litvanya 11, Letonya ve Slovenya 9’ar, Estonya 7, Malta, Lüksemburg ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi 6’şar milletvekili çıkaracak.

7. Avrupa seçmeni yüksek katılım gösteriyor mu?

1979’da düzenlenen ilk AP seçiminde seçmenlerin yüzde 61’i sandığa gitmişti. Ardından yapılacak seçimlerde katılım oranı düşerek 50-59 bandında seyretti. Son seçimde AB seçmeninin yalnızca yüzde 50,66’sı sandığa gitmişti. AP’nin “Eurobarometer” isimli seçim anketine göre bu sene halkın yüzde 60’ı oy kullanacağını belirtti.

8. Seçmenler, oylarını neye göre verecek?

Kovid-19, Ukrayna’daki savaş ve ardından gelen enerji krizi, hayat pahalılığı, enflasyon gibi başlıkların seçmenlerin oyunda temel belirleyici olacağı tahmin ediliyor. Avrupa kıtasında İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilk defa yeniden ortaya çıkan savaş ve Rusya’dan yönelen tehdidin de kimi seçmenin kararında etkili olması bekleniyor.

Göçmen krizi, çevre ve iklim konuları da bir kısım seçmenin oyunu belirleyecek. Son aylarda İsrail’in Gazze’deki saldırıları karşısında AB’nin “İsrail yanlısı” ya da “çifte standart temelli” bir politika izlediğini düşünerek Avrupa başkentlerinde protestolar düzenleyen kesimin de oy kullanırken bu konuda hassasiyet gösteren partilere oy vermeyi tercih etmesi muhtemel.

9. Seçim sonuçlarıyla ilgili beklentiler neler?

Aşırı sağcı partilerin sandalye sayısını artırmasına kesin gözle bakılıyor. Liberallerin ve yeşillerin oy kaybetmesi bekleniyor. Bu iki durum birleştiğinde Hristiyan demokratlar, muhafazakarlar ve aşırı sağdan oluşan koalisyonun ilk defa AP’de çoğunluğu elde etmesi ve AB politikasına yön verebileceği düşünülüyor.

10. Seçimden sonra ne olacak?

9 Haziran akşamı tüm üye ülkelerdeki sandıkların kapanmasıyla resmi olmayan ilk sonuçlar elde edilecek. 10 Haziran itibarıyla bir yandan AP’ye milletvekili gönderen partiler koalisyon görüşmelerine girerek “AP’deki siyasi grupları” oluşturma sürecine, diğer yandan oluşacak siyasi partilerin AB Komisyonu başkanlığı için liste başı adayları da destek bulabilmek amacıyla müzakerelerine başlayacak.

İlk Genel Kurul toplantısı, 16 Temmuz’da yapılacak ve böylece yeni yasama dönemi başlamış olacak. İlerleyen dönemde AB ülkelerinin liderleri ve AP milletvekillerinin ortaklaşa katıldığı süreçte AB Komisyonu Başkanı, ardından Komisyon üyeleri atanacak. AB Konseyinin yeni başkanı, üye ülkelerin liderleri tarafından nitelikli çoğunlukla seçilecek ve 1 Aralık’ta görevine başlayacak. Böylece AB’nin gelecek 5 yıllık yönetimi belirlenmiş olacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/10-soruda-avrupa-parlamentosu-secimleri-iste-abde-yeni-donemin-tum-ayrintilari/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2023 yılında 355 milyar dolar ihracatla kapattık https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-2023-yilinda-355-milyar-dolar-ihracatla-kapattik/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-2023-yilinda-355-milyar-dolar-ihracatla-kapattik/#respond Sat, 08 Jun 2024 21:28:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35068

TÜRKİYE İhracatçılar Meclisi, İhracatın Şampiyonları Ödül Töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ” Türkiye’nin dış ticarette, sizin de emeklerinizle yazdığı başarı hikayesini yalnızca biz değil rakamlarla çok net bir şekilde söylüyor. Rusya – Ukrayna Savaşı’na ve 6 Şubat depremlerine rağmen hamdolsun 2023 senesinde ihracatta güzel bir yıl geçirdik. 2023 yılının 255, 4 milyar doları mal ihracatı, 101, 7 milyar doları hizmetler ihracatı olmak üzere toplam 355 milyar dolar ihracatla kapattık” dedi.

“2002’DE BİR HAFTADA YAPTIĞIMIZ İHRACATI ARTIK BİR GÜNDE GERÇEKLEŞTİRİYORUZ”

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 31’inci Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştiriliyor. Genel Kurul üyelerine seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim kültürümüzde malum, marifet iltifata tabidir. Başarıyı takdir hakkı teslim etmenin yanı sıra yeni başarıların da önünün açılmasını sağlar. Az önce Sayın Başkan, değerli Ticaret Bakanımız ihracatçılarımızın Türkiye ekonomisine katkılarının detaylı bize anlattılar. Bu ülkenin herhangi bir vatandaşının rakamların açıkça ortaya koyduğu böylesi bir başarıdan gurur duymaması mümkün değil. Sizlerin nezdinde 150 bin ihracatçımızın her birine Türk Malı damgasını taşıyan ürünlerimizi dünyanın dört bir ucuna ulaştırdıkları için teşekkür ediyorum. Her zaman söylüyorum, ihracatçılarımızı ticaret diplomasisinin öncü neferleri, akıncıları, Türk ekonomisinin yurt dışındaki sancaktarları olarak görüyoruz. Bugüne kadar sizlerle yol yürümekten hem bahtiyarlık hem de büyük şeref duydum. Yürüttüğümüz çalışmalarda daima yanınızda oldum. Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak kapımızı sizlere sonuna kadar açık tuttuk. Her meselenizde bizzat ilgilenmeye, sorunlarınıza pratik, sürdürülebilir, kalıcı çözümler bulmaya gayret ettik. Siz çalıştınız, biz de size yardım ettik. Siz ürettiniz, biz de sizi destekledik. Siz ihraç ettiniz, biz de sizin işlerinizi kolaylaştırdık. Siz yeni pazarlar aradınız, biz de sizin yolunuzu açtık. Ülkemizi ziyaret eden devlet ve hükümet başkanlarıyla yaptığımız her görüşmenin gündeminde mutlaka sizleri talepleri de vardı. Hemen her yurt dışı ziyaretimize sizlerin de iştirak etmesini sağladık. Anlaşmalarla, forumlarla, fuarlarla ve etkinliklerle ülkemizle dünyanın geri kalanı arasında ticari köprüler kurduk. Türkiye’yi yıllık sadece 36 milyar dolar ihracat yapan bir ülkeden bugünkü seviyelerine sizlerle beraber getirdik. 2002’de bir haftada yaptığımız ihracatı artık bir günde gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı.

“SALON SİYASETÇİLERİ BUNLARI BİLMİYOR OLABİLİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İhracatı ülke sathına yaydık, hatta ihracat yapmayan ilimiz kalmadı. 2023 yılında 48 ilimizde ilk bin ihracatçı firma arasına girebilecek ölçüde ihracat yapan firmamız bulunuyor. Klavye ekonomistleri bunları görmüyor olabilir. Salon siyasetçileri bunları bilmiyor olabilir. Fildişi kulelerinde ahkam kesenler bunları anlamıyor olabilir. Ama bu gerçekleri işin içinde olan, elini taşın altına koyan dünyanın dört bir köşesine Türk mallarını götüren siz kardeşlerim çok ama çok iyi biliyor. Sadece 2024’ün ilk beş ayında 42 ülkeye 79 heyet düzenleyen TİM mensupları, Türk ekonomisinin muazzam potansiyelini çok iyi görüyorum. Biz başkalarının ne dediğine değil, size bakıyoruz. Sizinle yol yürüyoruz” dedi.

“İHRACAT TÜRK EKONOMİSİNİN LOKOMOTİFİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah bundan sonra da yoldaşlığımızı güçlendirerek devam ettireceğiz. Gerek Cumhurbaşkanı yardımcım, gerek Ticaret Bakanım, gerekse diğer ilgili tüm bakanlarımız her zaman sizin yanınızdadır. Şahsım ve yakın mesai arkadaşlarım aynı şekilde sizlerin en büyük destekçisidir. İhracatçımızın, sanayicimizin, yerli yabancı yatırımcımızın, üreticimizin ulaşamadığı hiçbir bürokrat, hiçbir siyasetçi olamaz, olmamalıdır. Halkımızla, iş dünyasıyla, reel sektörle arasına mesafe koyanlarla kimse kusura bakmasın ama biz de aramıza mesafe koymaktan çekineceğiz. Her fırsatta tekrarlıyorum. İhracat Türk ekonomisinin lokomotifidir. İhracat, Türkiye’yi hedeflerine ulaştıracak en kestirme yoludur. Türkiye tüketerek değil, üreterek istihdam oluşturarak, ihracat yaparak, büyümek zorunda olan bir ülkedir. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin temsil ettiği 150 bin kardeşimiz ülkemiz adına işte böyle önemli bir görev icra etmektedir” diye konuştu.

“2023 YILINI TOPLAM 355 MİLYAR DOLAR İHRACATLA KAPATTIK”

Erdoğan, “Sizler çabalarınızla Türkiye’nin tanıtımına, Türk ürünlerinin küresel birer markaya dönüşmesine de imkan sağlıyorsunuz. Dolayısıyla kimsenin bütün bu emeklerini heba etmesine, engellemesine, işi yokuşa sürerek zorlaştırmasına izin veremeyiz. Türkiye’ye inandığınız, Türkiye’ye güvendiğiniz, Türkiye’nin potansiyelini değerlendirdiğiniz için hepinize tek tek teşekkür ediyorum. Kıymetli dostlar, Türkiye’nin dış ticarette, sizin de emeklerinizle yazdığı başarı hikayesini yalnızca biz değil rakamlarla çok net bir şekilde söylüyor. Rusya – Ukrayna Savaşı’na ve 6 Şubat depremlerine rağmen hamdolsun 2023 senesinde ihracatta güzel bir yıl geçirdik. 2023 yılının 255, 4 milyar doları mal ihracatı, 101, 7 milyar doları hizmetler ihracatı olmak üzere toplam 355 milyar dolar ihracatla kapattık” dedi.

“MAYIS AYI İHRACATIMIZ AYNI ZAMANDA TÜM AYLARIN EN YÜKSEK AYLIK İHRACAT DEĞERİ OLDU”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ihracat miktarıyla geçen sene Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık. Geçtiğimiz hafta açıklanan rakamlarla bunu bir üst seviyeye taşıdık. 24,1 milyar dolarlık mayıs ayı ihracatımız tarihin en yüksek mayıs ayı ihracat değeri olarak kayıtlara geçti. Bu rekor yeni bir rekor da beraberinde getirmiştir. Mayıs ayı ihracatımız aynı zamanda tüm ayların en yüksek aylık ihracat değeri oldu. Mayıs ayı itibariyle yıllıklandırılmış ihracatımız 260,1 milyar dolar ve bir önceki yıla göre yüzde 2,3 artışla yine rekor kırdık. İhracattaki güzel haberlere ithalat tarafından gelen olumlu veriler de eşlik ediyor. İthalatımızdaki düşüş eğilimi Mayıs ayında da devam etti. İthalatımız Mayıs ayında yıllık bazda yüzde 10,3 oranında geriledi. 2024 yılı Mayıs ayında ihracattaki artış ve ithalattaki azalışın da etkisiyle dış ticaret açığımız yıllık bazda yüzde 47,8 düşüş gösterdi” diye konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-2023-yilinda-355-milyar-dolar-ihracatla-kapattik/feed/ 0 Türkiye-Özbekistan İş Forumu’nda Ticaret Hedefleri Konuşuldu https://www.haber60.com.tr/turkiye-ozbekistan-is-forumunda-ticaret-hedefleri-konusuldu/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ozbekistan-is-forumunda-ticaret-hedefleri-konusuldu/#respond Thu, 06 Jun 2024 21:09:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34951

‘TÜRKİYE- Özbekistan İş Forumu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Ülkelerimiz arasındaki ticari temaslar son yıllarda hızla gelişmekte ve kardeşliğimiz temelinde yükselen iş birliğimiz daha görünür hale gelmektedir. Sayın Cumhurbaşkanlarımızın belirledikleri 5 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize ulaşmak için kararlı bir şekilde çalışıyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde düzenlenen, ‘Türkiye-Özbekistan İş Forumu’nda konuştu. Cevdet Yılmaz, Özbekistan ve Türkiye arasındaki kardeşlik bağının, kadim Türkistan coğrafyasının ortak tarihine ve kültürel mirasına dayandığını söyleyerek, “Ortak dil, din ve kültür, Özbek ve Türk halklarını birbirine daha da yakınlaştırmış ve bu dostluk, her geçen gün daha da pekişmiştir. Özbekistan ve Türkiye, bölgesel ve küresel meselelerde iş birliği yaparak, barış ve istikrarın korunmasına katkıda bulunmaktadır. Bugün, iki ülke arasındaki ekonomik, kültürel ve siyasi iş birliği, karşılıklı olarak her iki ülkenin de gelişimine ve refahına hizmet etmektedir. Ülkelerimiz arasındaki ticari temaslar son yıllarda hızla gelişmekte ve kardeşliğimiz temelinde yükselen iş birliğimiz daha görünür hale gelmektedir. Sayın Cumhurbaşkanlarımızın belirledikleri 5 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize ulaşmak için kararlı bir şekilde çalışıyoruz. 26 Aralık 2023 tarihinde Türkiye-Özbekistan Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 7’nci Dönem Toplantısını gerçekleştirmiştik. Toplantı kapsamında ticari ve ekonomik ilişkilerimizi derinleştirmek maksadıyla imzalanan 107 maddelik eylem planının hayata geçirilmesi hususunu kararlılıkla takip ediyoruz. Türkiye olarak bölgede yalnızca iktisadi gerekçelerden öte bölge ekonomisine sağlayacağımız katkıyı düşünerek yatırım ortamını karşılıklı kolaylaştıracak adımları atmaya da devam ediyoruz” diye konuştu.

‘TÜRKİYE, ÖZBEKİSTAN İTHALATTA 5’İNCİ SIRADA’

Yılmaz, Türkiye ve Özbekistan gerek birbirine yakın ihracat ve ithalat rakamlarıyla, gerekse ikili ticaretlerinde ülkelerin üretim kapasitelerini ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak öne çıkardıkları sektörlerle birbirini tamamlayan nitelikte ekonomik yapıya sahip iki ülke olduğunu söyledi. Yılmaz, “Ülkemizin Özbekistan’ın dış ticaretinde önde gelen aktörlerden olması memnuniyet vericidir. Türkiye, Özbekistan’ın en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında 3’üncü, ithalatında ise 5’inci sıradadır. Özbekistan ile ikili ticaretimiz ise Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında 3,1 milyar doları aşmıştır. İkili ticaret kadar önem verdiğimiz bir diğer konu da yatırımların artırılmasıdır. Özbekistan’daki yatırımlarımız 1,5 milyar dolar seviyesindedir. Hangi ülkede olursa olsun üstlendikleri her projeyi en hızlı ve en kaliteli şekilde tamamlayan müteahhitlerimiz ‘Tashkent City’, ‘Nest One’, ‘Akay City’ gibi projeler başta olmak üzere, Özbekistan’da bugüne kadar 7,5 milyar dolar değerinde 286 proje üstlenmiştir. Gerek inşaat, gerek yapı ve inşaat malzemeleri alanlarında müteahhitlerimizin Özbekistan ekonomisine katkı sunmaya devam edeceğine inanıyorum. İş insanlarımız için Özbekistan’da enerji, elektronik, madencilik, tarım, sağlık, bilişim, inşaat sektörleri başta olmak üzere birçok alanda yatırım fırsatları bulunuyor. Türkiye, iyileşen yatırım ortamı ve sağlanan cazip teşviklerle, Özbek yatırımcılar için güvenli ve karlı yatırım fırsatları sunuyor. Gelişmiş altyapısı ve stratejik konumu sayesinde ülkemiz Orta Asya ve Avrupa pazarlarına erişim imkanı sağlamaktadır” ifadelerini kullandı.

‘İŞ İNSANLARINI FIRSATLARI DEĞERLENDİRMEYE DAVET EDİYORUM’

Türkiye’nin enerji sektöründeki deneyim ve yenilenebilir enerji projelerine verdiği önemin, temiz enerji yatırımları için sürdürülebilir bir yatırım alanı oluşturduğunu belirten Yılmaz, şunları söyledi:

“Teknoloji ve Ar-Ge alanında Türkiye, gelişmiş teknoparkları ve yenilikçi girişimcilik ekosistemi ile Özbek yatırımcıların teknoloji ve inovasyon yatırımlarını desteklemektedir. Türkiye’nin yüksek standartlardaki sağlık hizmetleri ve modern tesisleri sayesinde, sağlık sektörü ve sağlık turizmi de yine karlı ve sürdürülebilir bir yatırım alanı olarak öne çıkmaktadır. Kazan-kazan temelinde ticarete konu olan sektörleri genişleteceğimize ve karşılıklı yatırımları artıracağımıza inanıyorum. Bu vesileyle hem Türkiye’den hem de Özbekistan’dan iş insanlarını bu fırsatları değerlendirmeye davet ediyorum. Biz kamu tarafında gerekli adımları atarak iş insanlarımızın önünü açmak için gerek yapısal reformlar ile gerek karşılıklı anlaşmalar yoluyla elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Sizin taleplerinizi sektör sektör titizlikle takip ediyor, sizleri dinliyor, sorunlarınızı çözmeye yönelik gerekli düzenlemeleri yapıyoruz. Sizlerin de ‘birlikte bereket var’ şiarıyla karşılıklı dostluklarınızı perçinleyeceğinize, temasları artıracağınıza ve dost meclislerini çoğaltacağınıza yürekten inanıyorum.”

Özbekistan Başbakan Yardımcısı Cemşid Kuçkarov ise iş forumunun hayırlı olması temennisinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ozbekistan-is-forumunda-ticaret-hedefleri-konusuldu/feed/ 0
Dünya Bankası Türkiye’ye 10 milyar dolarlık finansman sağlayacak https://www.haber60.com.tr/dunya-bankasi-turkiyeye-10-milyar-dolarlik-finansman-saglayacak/ https://www.haber60.com.tr/dunya-bankasi-turkiyeye-10-milyar-dolarlik-finansman-saglayacak/#respond Wed, 05 Jun 2024 21:53:51 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34880 Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, halihazırda yürütülen tüm fonlara ek olarak Türkiye’ye 10 milyar dolarlık finansman geleceğini bildirdi.

“TÜRKİYE’DE 26 YILDA MİLLİ GELİR 4 KATINA ÇIKTI”

Türkiye Sınai Kalkınma Bankasının (TSKB) ilkini düzenlediği TSKB Kalkınma Günü’nde konuşan Lopez, büyüme açısından Türkiye’nin son 20 yılına bakıldığında önemli adımlar atıldığını söyledi. Türkiye’nin bu dönemde yüzde 5,4 ortalama bir büyüme sağlandığına dikkati çeken Lopez, “Üç ana başlıktan bahsedebiliriz. Bunların ilki büyümedir ve büyüme olmadan kalkınma olmaz. Öncelikle büyümeyi sağlamamız gerekiyor.” diyerek şöyle devam etti:

“İkinci başlık, işin sosyal boyutu, kapsayıcılık. Büyümenin sadece belli bir kesim için değil, toplumdaki tüm kesimler için geçerli olmasını sağlamalıyız. Üçüncüsü de sürdürülebilirlik; yeşil büyüme dediğimiz kavramı besleyecek olan sürdürülebilirlik boyutu. Türkiye’de 26 yıllık süre zarfında kişi başına düşen milli gelir 4 katına çıktı. Yani reel olarak 4 katına çıktığını söyleyebiliriz 20-30 yıl içerisinde. Bu başarının muhakkak takdir edilmesi gerekli. Son 20-25 yıldaki başarının önümüzdeki 20 yılda da devam etmesini sağlamamız gerekiyor. Bunun üzerine koyulması gerekiyor. Yüksek enflasyon ortamında yatırımların daha verimli, üretken sektörlere akması çok kolay değildir. En iyi sektörün ne olduğunu kestirmek çok mümkün olmayabilir her zaman.”

“YATIRIMLAR EKONOMİYİ VERİMLİ KILACAK SEKTÖRLERE AKMALI”

Lopez, yatırımların kendini koruyabilecek sektörlere kaydığını belirterek, ekonomi içerisinde büyümeyi sağlamak için yatırımların ekonomiyi verimli ve etkili hale getirecek sektörlere akması gerektiğini hatırlattı. Kısa vadede bununla ilgili sıkıntılar olabildiğini belirten Lopez, “Bir, iki yıldan bahsetmiyorum ama önümüzdeki döneme baktığımızda belli bir süre sonra enflasyonun etkisi azalacak. Bununla ilgili olarak da sabırlı olmak gerekiyor.” dedi.

Humberto Lopez

Büyüme bağlamında biraz daha uzun vadeli bir ufukta değerlendirilmesi gereken bir hususun ise üretkenlik ve verimlilik olduğunun altını çizen Lopez, “Küresel piyasalarda rekabetçi olabilmek için aynı girdiler, aynı iş gücü, aynı sermaye unsurlarıyla daha fazla ve daha düşük maliyetle üretim yapabilmeniz gerekir.” dedi.

Lopez, Türkiye’de verimlilik faktörüne bakıldığında son 10 yılda bunun bir miktar azaldığını vurgulayarak, enerji geçiş stratejisinin önemli olduğuna dile getirdi.

“İSPANYA’DA ELEKTRİK AVRUPA’DAN YÜZDE 40 DAHA UCUZ”

Kısa süre öncesine kadar pek çok ülkede büyümeden bahsedildiğini anlatan Lopez, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir taraftan iklim değişikliğiyle ilgili hususlara vurgu yapılıyordu. Süreci birlikte yürütmek mümkün. Büyüme için çalışmalar yürütürken enerji geçişiyle ilgili çalışmaları da yürütmek ve başarılı olmak mümkün. İspanya son yıllarda yenilenebilen enerjiye, özellikle güneş ve rüzgar enerjisine, büyük ağırlık verdi. Şu anda İspanya’da elektrik fiyatı Avrupa’nın kuzeyindeki birçok ülkeden yüzde 40 daha ucuz. Yani sabahleyin 3 saat kadar bir süreyle düşük bir pik var. Neredeyse sıfır. Çünkü bir arz fazlası var. Pik saatleri farklı. “Elektrik fiyatlarının düşmesi tüketiciler için iyidir’ diye açıklanabilecek bir şey değil. Sonuçta bu sebepten yatırımlarını şekillendiren firmalar var. Enerji açısından baktığımızda Türkiye, lider ülkelerden biri. Elektrik üretim kapasitesinin bugün Türkiye’de yaklaşık 105 bin megavat olduğunu söyleyebiliriz.”

“GÜNEŞ PANELLERİNİN DAHA FAZLA KULLANILMASI DESTEKLENECEK”

“Dünya Bankası tarafından dünyadaki ilk yeşil fonlardan birini Türkiye’de devreye aldık.” diyen Lopez şunları kaydetti:

“Üretim mühendisliği alanında değişiklikler yapacak olan firmalara aktarılacak bu fonlar. Burada tabii ki kalkınma bankaları güneş panellerinin daha fazla kullanılmasına destek verecek. Sadece güneş enerjisi santralleri oluşturulmasından bahsetmiyorum. Aynı zamanda çatı güneş enerjisi santrallerinin oluşturulmasından da bahsediyorum. Biz ülkelerin tutarlı hareket etmesini bekliyoruz. Burada uyum önemli. Ülkeler arasında kutuplaşmaları değil uyumu teşvik etmek istiyoruz, zorluklara uyum sağlama yetilerinin artırılmasını istiyoruz. Türkiye’de bir güçlenme söz konusu uyum açısından ve bu bağlamda enflasyonla alakalı Türkiye’de birtakım zorluklar yaşandı. Son yıllarda ise Türkiye kişi başına düşen milli geliri artırdı.”

“SANAYİDE ARTAN İSTİHDAM TARIMDA DÜŞÜYOR”

Lopez, ülkelerin zenginleştikçe tarım sektörünün ekonomideki ağırlığının düştüğünü, hizmet ve sanayi sektörünün payının da arttığını belirtti.

Son 10 yılda Türkiye’deki istihdamın yüzde 10 civarında artarken tarım sektöründe yüzde 9 civarında azaldığını kaydeden Lopez, “Endüstri, sanayi ve hizmet sektöründe iş gücü niteliği artarken, istihdam artarken tarım sektöründe bunların azaldığını görüyoruz.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dunya-bankasi-turkiyeye-10-milyar-dolarlik-finansman-saglayacak/feed/ 0
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Çin’in toprak bütünlüğüne ve siyasi egemenliğine tam destek verdiğini açıkladı https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-cinin-toprak-butunlugune-ve-siyasi-egemenligine-tam-destek-verdigini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-cinin-toprak-butunlugune-ve-siyasi-egemenligine-tam-destek-verdigini-acikladi/#respond Tue, 04 Jun 2024 21:30:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34825

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği Çin’in başkenti Pekin’de ÇKP Merkez Komitesi Politbüro Üyesi, Dışişleri Merkez Komisyonu Direktörü ve Dışişleri Bakanı Wang Yi ile düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Bakan Fidan, ” Türkiye’nin Çin’in toprak bütünlüğüne ve siyasi egemenliğine desteği tamdır” dedi.

Bakan Fidan, Çin’in Türkiye’nin Asya’da birinci, dünyada üçüncü büyük ticaret ortağı olduğuna dikkat çekerek, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Çin Devlet Başkanı Sayın Şi Cinpig’in ortak anlayışları ve vizyonları doğrultusunda ikili ilişkilerimiz ilerlemeye devam ediyor. Gerçekten iki siyasi liderin ortaya koyduğu büyük vizyon Çin ile Türkiye arasındaki modern zamandaki ilişkinin kurumsallaşarak ve derinleşerek ilerlemesinde önemli bir temel teşkil etmekte. Amacımız karşılıklı saygı ve yarar temelinde halklarımız refahını arttıracak adımlar atmaktır. İlişkilerimizin önemli bir ayağını ekonomik ilişkiler oluşturmaktadır. Malumunuz ikili ticaret hacmimiz 2023’de 48 milyar dolar düzeyine ulaşmıştır. Çin, Türkiye’nin Asya’da birinci, dünyada üçüncü büyük ticaret ortağıdır. Bu ticaret büyük oranda Çin’in lehinedir. Ticaret rakamlarını nasıl daha dengeli hale getirebiliriz konusunu tüm görüşmelerimizde gündeme getirdik. Türk tarım ürünlerinin ithalatı konusundaki kısıtlamaların kaldırılması gibi pratik tekliflerde bulunduk. Turizm, işbirliğimizi daha da geliştirmek istediğimiz bir diğer alandır. Daha fazla Çinli turistin ülkemize gelmesini hedeflemekteyiz. Çin Kültür ve Turizm Bakanı da bu konuları ele almak üzere bu hafta Türkiye’yi ziyaret edecekler” ifadelerini kullandı.

İki ülke arasında yeni işbirliklerine ve mevcut işbirliklerinin geliştirilmesine yönelik görüşmelerde bulunduğunu belirten Bakan Fidan, “Özellikle enerji alanına da yoğunlaşmak istiyoruz. Nükleer enerji ve kıymetli madenlerin değerlendirilmesi alanlarında da işbirliği imkanları bulunmakta, bu konuları da ilgili firmalarımız ilgili kişilerle görüşmekte. Öte yandan Çinli şirketleri özellikle yüksek teknolojili ürünlerde ülkemizde üretim yapmaya ve AR-GE merkezleri kurmaya davet ediyoruz. Böylelikle Çinli şirketlerin Türkiye üzerinden Avrupa, Orta Doğu ve Afrika piyasalarına erişimleri de kolaylaşacaktır. Büyük önem verdiğimiz bir diğer konu da ulaştırma konusudur. Bu dönemde ‘Kuşak ve Yol’ girişimiyle Hazar geçişli doğu- batı orta koridor girişimimiz daha da büyük önem kazanmıştır. Kuşak ve Yol girişimiyle orta koridorun uyumlaştırılması diğer bazı ulaştırma koridorlarıyla entegrasyon için, örneğin Irak’taki Kalkınma Yolu gibi somut adımlar atmayı hedefliyoruz.

Türkiye olarak ikili iş birliği mekanizmalarına ivme kazandırmak istiyoruz. Bu konuda değerli meslektaşımla da mutabık kaldık. Bu amaçla Hükümetler arası işbirliği eş Komitesi Eş Başkanlığı görevine Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek Cumhurbaşkanımız tarafından atanmıştır. Komitemizin bu yıl içerisinde toplanmasını arzu ettiğimizi buradaki toplantılarda meslektaşıma ilettim. Bu yıl Çin Devlet Başkanı Şi Cinpig’i de ülkemizde ağırlamak istiyoruz. Cumhurbaşkanımızın davetini tekrar Çinli meslektaşımıza ilettim. Uluslararası ilişkilerin pek çok alanında Türkiye ve Çin’in örtüşen görüşe sahip olduğunu görüyoruz. Her iki ülkede Uluslararası sistemde daha adil bir anlayışın hakim olmasını savunuyor. Türkiye ile Çin arasında sürdürülecek iyi ilişkiler bölgesel ve küresel barışın refah ve istikrarın sağlanmasında katkı sağlayacaktır. Asya Pasifik’teki gelişmeleri ve jeopolitik yansımalarını da yakından takip ediyoruz. Asya Pasifik’teki sınamaların çok taraflılık, yapıcı diyalog çabaları ve ortak önceliklere dayanan işbirliğini gerektirdiğini düşünüyoruz” dedi.

“BAZI ÜLKELER İSRAİL’İN FİLİSTİN’DE UYGULADIĞI ZULME DESTEK VERMEYE DEVAM EDİYORLAR”

Bakan Fidan, Çin ve Türkiye’nin Filistin ve Ukrayna konularında aynı görüşe sahip olduklarını ifade etti. Çin’in Filistin tutumundan memnuniyet duyduklarının altını çizen Fidan, “Çin’in Filistin konusundaki duyarlılığı son derece memnuniyet vericidir. Çin’in Filistinlilerle dayanışma içerisinde olmasını ve iki devletli çözümü güçlü bir şekilde desteklemesini takdirle karşılıyoruz. Devlet Başkanı Sayın Şi’nin Filistin’deki çözüm için geniş kapsamlı, yetkin ve etkili bir barış konferansı için uluslararası çağrıda bulunması son derece önemlidir. Ne yazık ki bazı ülkeler İsrail’in Filistin’de uyguladığı zulme destek vermeye devam ediyorlar. İsrail’e siyasi destek ve silah sağlıyorlar. Bu ülkeler İsrail’in uyguladığı soykırıma maalesef ortak olmaya devam ediyorlar. Gazze’de ateşkes, Gazzelilere insan yardımın kesintisiz ve güvenli şekilde ulaştırılması ve iki devletli çözüm için önümüzdeki süreç de de Çin ile birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Ukrayna’daki savaş da uluslararası güvenlik, istikrar ve refahı sınmaya devam etmektedir. Türkiye Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini başından beri güçlü bir şekilde desteklemektedir. Adil ve kalıcı bir barışın taraflar arasında ancak diyalog ve müzakere aracılığıyla sağlanabileceğine inanıyoruz. Türkiye ve Çin’in Ukrayna’da barışın tesisi konusunda ortak anlayışa sahip olduğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz. Bu konuda da istişarelerimize ve birlikte çalışmalarımıza devam edeceğiz. Geçtiğimiz gün Brezilya Çin arasında yapılan ortak barışa çağrı açıklamasındaki maddelerini görmekte memnuniyet verici” dedi.

“TÜRKİYE’NİN ÇİN’İN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE VE SİYASİ EGEMENLİĞİNE DESTEĞİ TAMDIR”

Uluslararası anlamda Çin’e karşı yapılan ekonomik, ticari ve terör anlamındaki her olayda Türkiye’nin yanında olduklarını belirten Fidan, “Türkiye’nin Çin’in toprak bütünlüğüne ve siyasi egemenliğine desteği tamdır. Çin’e yönelik silahlı terör hareketlerine karşı Çin’e desteğimiz tamdır. Özellikle Çin’i karıştırmaya yönelik Çin’in ekonomik büyümesini durdurmaya yönelik uluslararası girişimleri doğru bulmadığımızı buradan ifade etmek istiyoruz. Çin’in ortaya koyduğu ekonomik rekabet edilebilirlik yeterliğinin başka şekilde uluslararası kamuoyuna yansıtılması, buradan farklı küresel bir mücadele üretilme çabası gerçekten dünya barışı, istikrarı ve kalkınması için son derece alarm zilleri çalan bir olaydır. Buradan altını çizerek ifade etmek istiyorum; dünya medeni bir rekabete alışmak zorundadır. Egemen güçlerin önceki yüzyılda kurmuş oldukları pazarların daha adil rekabet edilebilir Pazar şartlarında yeniden el değiştiriyor olması kabul edilmesi gereken bir sonuçtur. Buradan savaşa varan daha farklı yıkımlara varan neticelerin üretilmemesi gerekiyor. Dünyamızda refah herkese yetecek kadar vardır. M edeni ve adil bir biçimde uluslararası kurallara uygun, eşit ve herkese uygulanan kuralları içine alan ekonomi rekabet sistemiyle ekonomik kalkınma modellerine ve pazarları aramaya devam etmemiz gerekiyor.

Buradaki başarısızlık başka şekilde izal edilmeye çalışılırsa buradaki adil rekabetin yerine biz küresel mücadeleyi ve kutuplaşmayı hatta savaş tehdidini ortaya koyarsak burası gerçekten küresel bir faciaya bizi götürür. Bu nedenle Çin’in ekonomik kalkınmasının adil bir biçimde oluyor oluşunu desteklememiz gerekiyor. Diğer taraftan Çin’in son yıllarda Türk ve İslam dünyasıyla geliştirdiği ilişkiyi de memnuniyetle karşılıyoruz. Özellikle Türk Devletler Teşkilatı’na mensup olan ülkeler başta Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan ve Kırgızistan olmak üzere bu ülkelerle geliştirdiği ticarete dayalı ilişkileri fevkalade önemli buluyoruz. Aynı şekilde Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkilerinin de aratarak devam etmesini bekliyoruz. Diğer taraftan İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerle son yıllarda sistemli bir işbirliği oluşturma çabasını görüyoruz. Diğer taraftan Çin’in Suudi Arabistan ve İran arasında yapmış olduğu arabuluculuk çalışması da not etmeye değer tarihi bir olaydı” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-cinin-toprak-butunlugune-ve-siyasi-egemenligine-tam-destek-verdigini-acikladi/feed/ 0 Hakan Fidan: Gazze’de Ateşkes ve İki Devletli Çözüm İçin Çin ile Çalışmaya Devam Edeceğiz https://www.haber60.com.tr/hakan-fidan-gazzede-ateskes-ve-iki-devletli-cozum-icin-cin-ile-calismaya-devam-edecegiz/ https://www.haber60.com.tr/hakan-fidan-gazzede-ateskes-ve-iki-devletli-cozum-icin-cin-ile-calismaya-devam-edecegiz/#respond Tue, 04 Jun 2024 21:27:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34823 (ANKARA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile düzenlenen ortak basın toplantısında; ” Gazze’de ateşkes, Gazze’de insani yardımların kesintisiz ve güvenli şekilde ulaştırılması ve iki devletli çözüm için önümüzdeki süreçte de Çin ile birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Gazze’nin gündemin en sıcak konusu olduğunu belirten Wang ise, “Bir an önce ateşkes sağlanmalıdır, insani durum iyileştirilmelidir ve bütün esirler serbest bırakılmalıdır. İki devletli çözüm Filistin sorununun temel çıkış yoludur” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Fidan’ın resmi ziyaret kapsamında bulunduğu Çin’de temasları sürüyor. Fidan, mevkidaşı Wang ile bir araya geldi. Heyetler arası görüşmenin ardından Fidan ve Wang ortak basın toplantısı düzenledi. Wang, şöyle konuştu:

“Son senelerde iki ülkenin liderlerinin önderliğinde ikili ilişkiler sağlıklı bir şekilde gelişmiş ve her alandaki iş birliği derinleşmiştir. Çin tarafı ikili ilişkilerin iyi gelişmesinden memnundur. Az önce sayın Bakan ile ikili ilişkilerin geleceği ve uluslararası ve bölgesel konular hakkında görüş alışverişinde bulunduk.

“Çin, Türkiye’nin ‘Tek Çin’ ilkesini izlemesini takdirle karşılıyor”

Birbirimizin temel hassasiyetlerini desteklemeliyiz. Karşılıklı siyasi güveni pekiştirmeliyiz. Yabancı güçlerin demokrasi, insan hakları gibi kisveler altında iki ülkenin içişlerine karışmasına karşı çıkmalıyız. Çin tarafı, Türk tarafının ‘Tek Çin’ ilkesini izlemeye devam etmesini takdirle karşılıyor. Türk halkının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde bağımsız gelişme yolunu keşfetmesini destekliyoruz. Stratejilerimizi uyumlu hale getirmeliyiz ve karşılıklı yarara dayalı ilişkileri derinleştirmeliyiz. İki ülke kadim İpek Yolu’nun iki ucunda bulunuyor. Kuşak ve Yol girişiminin ortaklarıdır.

Gazze’de ateşkes sağlamlalı ve Orta Doğu bölgesinin barış ve istikrarını korumalıyız. Orta Doğu’nun ev sahibi Orta Doğu halkıdır. Orta Doğu ülkelerinin dayanışma içinde kendi sorunlarını çözmesini destekliyoruz. Bölgemizin huzura kavuşmasını destekliyoruz. Gazze konusunda en sıcak konudur. Bir an önce ateşkes sağlanmalıdır, insani durum iyileştirilmelidir ve bütün esirler serbest bırakılmalıdır. İki devletli çözüm Filistin sorununun temel çıkış yoludur. Filistin’in BM’nin resmi üyesi olmasını destekliyor iki taraf da.”

Fidan: Türk tarım ürünlerinin ithalatındaki kısıtlamaların kaldırılması gibi pratik tekliflerde bulundum

Fidan ise konuşmasında şunlara değindi:

“Çin ve Türkiye Asya’nın iki kadim medeniyeti, Asya’nın itici motoru. İki milletin, iki medeniyetin kurumsal işbirliği çerçevesi içerisinde beraber çalışmaktan ve refahı, barışı, istikrarı ilerletme konusundaki azimleri fevkalade önemli.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Çin Devlet Başkanı sayın Şi Cinping’in ortak anlayışları ve vizyonları doğrultusunda ikili ilişkilerimiz ilerlemeye devam ediyor. İki siyasi liderin ortaya koyduğu büyük vizyon Çin ile Türkiye arasındaki modern zamanlarındaki ilişkinin kurumsallaşarak ve derinleşerek ilerlemesinde önemli bir önem teşkil etmekte. Amacımız karşılıklı saygı ve karşılıklı yarar temelinde halklarımızın refahını arttıracak adımları atmaktır.

İkili ticaret hacmimiz 2023 yılında 48 milyar dolar düzeyine ulaşmıştır. Çin, Türkiye’nin Asya’da birinci, dünyada üçüncü büyük ticaret ortağıdır. Bu ticaret büyük oranda Çin’in lehinedir. Ticaret rakamlarını nasıl daha dengeli hale getirebiliriz konusunu tüm görüşmelerimizde gündeme getirdik. Türk tarım ürünlerinin ithalatı konusundaki kısıtlamaların kaldırılması gibi pratik tekliflerde bulundum. Turizm, iş birliğimizi daha da geliştirmek istediğimiz bir diğer alandır. Daha fazla Çinli turistin ülkemize gelmesini hedeflemekteyiz. Çin Kültür ve Turizm Bakanı da bu konuları ele almak üzere bu hafta Türkiye’yi ziyaret edecek.

Bu yıl Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i de ülkemizde ağırlamak istiyoruz. Cumhurbaşkanımızın davetini tekrar Çinli meslektaşımıza ilettim.

“Çin’in Filistin konusundaki duyarlılığı memnuniyet verici”

Çin’in Filistin konusundaki duyarlılığı son derece memnuniyet vericidir. Çin’in Filistinliler ile dayanışma içerisinde olmasını ve iki devletli çözümü güçlü bir şekilde desteklemesini takdirle karşılıyoruz. Devlet Başkanı sayın Şi’nin Filistin’de çözüm için geniş kapsamlı, yetkin ve etkili bir uluslararası barış konferansı için çağrıda bulunması son derece önemlidir. Ne yazık ki bazı ülkeler İsrail’in Filistin’e uyguladığı zulme destek vermeye devam ediyorlar. İsrail’e siyasi destek ve silah sağlıyorlar. Bu ülkeler İsrail’in uyguladığı soykırıma maalesef ortak olmaya devam ediyorlar. Gazze’de ateşkes, Gazze’de insani yardımların kesintisiz ve güvenli şekilde ulaştırılması ve iki devletli çözüm için önümüzdeki süreçte de Çin ile birlikte çalışmaya devam edeceğiz.

Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini başından beri güçlü bir şekilde desteklemektedir. Adil ve kalıcı bir barışın taraflar arasında ancak diyalog ve müzakere yoluyla sağlanabileceğine inanmaktayız.

Çin’e yönelik silahlı terör hareketlerine karşı desteğimiz tamdır. Özellikle Çin’i karıştırmaya yönelik, Çin’in ekonomik gelişmesini durdurmaya yönelik uluslararası girişimleri doğru bulmadığımızı buradan ifade etmek istiyoruz.

Çin’in toprak bütünlüğüne, siyasal egemenliğine bizim desteğimiz tamdır.

Yarın Urumçi ve Kaşgar’ı ziyaret edeceğim. Bu iki şehir Çin’in kültürel zenginliğine katkıda bulunan iki kadim Türk İslam şehridir. Bu şehirler Çin ile Türk dünyası arasında ve Çin ile İslam dünyası arasında aynı zamanda bir köprü rolü de oynamakta. Tarihi dostluğumuzun ve komşuluğumuzun sembolleridir. Toplumların ve halkların birlikteliği güçlü devletlerin en büyük zenginliğidir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/hakan-fidan-gazzede-ateskes-ve-iki-devletli-cozum-icin-cin-ile-calismaya-devam-edecegiz/feed/ 0
MÜSİAD Antalya Dost Meclisi Toplantısında Vali Hulusi Şahin Onur Konuğu Oldu https://www.haber60.com.tr/musiad-antalya-dost-meclisi-toplantisinda-vali-hulusi-sahin-onur-konugu-oldu/ https://www.haber60.com.tr/musiad-antalya-dost-meclisi-toplantisinda-vali-hulusi-sahin-onur-konugu-oldu/#respond Tue, 04 Jun 2024 00:00:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34682 MÜSİAD Antalya’nın düzenlediği Dost Meclisi toplantısının onur konuğu Antalya Valisi Hulusi Şahin oldu. MÜSİAD Antalya Şube Başkanı Ali Akçay toplantıda yaptığı konuşmada iş dünyasının sorunları ve çözüm önerilerine değindi. Ülkede personel ve finansa ulaşım konusunda iki önemli sorun olduğunu vurgulayan Akçay, “Üretim ve ihracat odaklı bir ülke konumuna gelmek için MÜSİAD Antalya olarak her türlü çalışmaya ihtiyaç halinde maddi ve manevi destekçi olmaya hazırız” dedi.

Vali Hulusi Şahin, MÜSİAD Antalya’nın düzenlediği Dost Meclisi toplantısının onur konuğu oldu. Toplantıya; Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Yakup Ali Kahveci, Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Orhan Özdemir, kamu kurum müdürleri, esnaf odaları temsilcileri, banka bölge ve şube müdürleri, belediye ve STK temsilcileri ile çok sayıda iş adamı katıldı.

Dost Meclisi’nde konuşma yapan Vali Hulusi Şahin, Türkiye’nin önemli sivil toplum kuruluşlarından biri olan MÜSİAD Antalya’nın çalışmalarını takip ettiğini ve ülke ekonomisi ve istihdama katkı sağladıkları önemli projelerinden dolayı takdir ettiğini söyledi. Şahin, “Ülkemizin milli değerlerine bağlı, derdi memleket olan siz değerli MÜSİAD üyelerinin çalışmaları ve gayretleri ile daha fazla üretim ve ihracat yaparak ülkemizin kalkınması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye olarak maddi ve siyasi gücümüz daha fazla olduğunda bu bölgede ve İslam coğrafyasında birileri bir şey yaparken Türkiye ne der nasıl davranır diye düşünmeli” ifadelerini kullandı.

Filistin’den bahseden Vali Şahin, “Bugün vermek istediğim mesaj Siyonizm’in nasıl insanlık dışı katliam, soykırım yaptığıdır. Bizler dünyada 1.8 milyar Müslüman bir olmalı, birlik olmalı ve buna son vermek için çalışmalıyız” dedi.

Karz-ı Hasen sandığı uygulaması

MÜSİAD Antalya’nın, Karz-ı Hasen ve Antalya Şube Meslek Lisesi Hamilik Projesi tanıtım videolarının izletilmesinin ardından Başkan Ali Akçay, öncelikle Karz-ı Hasen sandığından bahsederek, “Sadece MÜSİAD üyelerinin üye olabildiği belirli miktarda kısa vade faizsiz borç alınan bir sandık uygulamasıdır. 6 Şubat depreminden sonra MÜSİAD Genel Merkezi’nin Vakıf Katılım ile yaptığı protokol sonrası toplanan miktarın 3 katı kadar ve daha uzun vade tanınarak deprem bölgesinde bulunan üyelerimizin kullanımına sunulmuştur” dedi.

MÜSİAD Antalya ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan protokolde Meslek Lisesi Hamilik Projesinden de bahseden Akçay, meslek liselerinde 9. sınıftan itibaren işe başlatarak teknoloji, tecrübe, iş ahlakı ve aileye katkı noktasında fayda sağladıklarını ifade etti.

Personel sorununa çözüm bekleniyor

Türkiye’nin personel ve finansa ulaşım konusunda iki önemli sorunu olduğuna da değinen Akçay, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Çevremizde personel sorunu sebebi ile işini tasfiye etmek, satmak isteyen insanlar fazlası ile mevcut. Bu sorunları çözmek için herkese iş düşüyor. Personel sorununun asıl kaynağı da 10 binlerce kişinin para kaybettiği ama konuşmadığı, 3-5 kişinin para kazandığı ve bunu çokça konuştuğu, borsa ve kripto paralar hakkında bilgi sahibi olunmadan herkesin rahatça ulaşabildiği, sadece gençler değil toplumda küçük esnaftan emeklisine kadar kolay para kazanma isteğidir. Borsaya ve kripto paraya erişimin denetimli ve kısıtlayıcı olması gerekmektedir. Şans eseri kazanan gereksiz örnek gösterilirken, aslında daha fazla yaşanan kayıplar da çok büyük infialler ile sonuçlanmaktadır. İnsanların izlediği filmlerde Hollywood’da nasıl Amerikan rüyası insanlara filmlerde işleniyor ise ülkemizde de yayınlanan dizi ve filmlerde sanayide çalışan bir başrol oluşturup gençlere rol model yapmalıyız. Üniversite okumuş gençlerin sadece beyaz yakalı ofiste çalışmak isteği yüzünden hiçbir sektörde iş gücü bulunamamaktadır. Üretim ve ihracat odaklı bir ülke konumuna gelmek için ne gerekiyorsa MÜSİAD Antalya olarak her türlü çalışmaya teşvik ve tavsiye edici, ihtiyaç halinde maddi ve manevi destekçi olmaya razı ve hazırız.”

Ali Akçay, sadece ülkede değil dünyada da enflasyonun artmasından ve buna bağlı olarak genel giderlerin de artması nedeniyle ülkedeki birçok büyük firmanın ekonomik sıkıntı içerisinde olduğunu vurguladı. “Bankaların finans erişimini kısıtlamaları çare değil daha büyük çöküşler getirecektir” diyen Akçay, sorunları şöyle özetledi:

“Ülkemizde son yıllarda artan konkordato sayıları da bunu ispatlamaktadır. Bu günleri atlatmak için birlik ve beraberlik içerisinde olmamız elzemdir. Dünyada ve ülkemizde geçerli olan; katma değer katarak üretim yapan sektörlerin önü açılmalı teşvikler ve destekler çoğaltılmalıdır. Şahsi değil ülke ekonomisi düşünülerek milli servet bilinci içerisinde hareket edilmelidir. Başkan olmadan önce söylediğim ve her platforma dile getirdiğim bir konu; ülke ekonomisi için neyi üretebiliyorsak ihraç etmeli, ithal etiğimiz ürünlerden tasarruf yapmalı, yerli ve milli ürünleri kullanmayı teşvik ve tavsiye etmeliyiz.”

Ali Akçay, sözlerinin devamında, “7 Ekim’den bu yana Orta Doğu’da yaşanan vahşetten dolayı Filistinli kardeşlerimize olan desteğimizi, yaptığımız programlar ve bağışlarla her fırsatta gösterdik ve göstermeye devam edeceğiz. Filistin konusu unutturulmamalı ve normalleştirilmemelidir” ifadelerini kullandı.

Akçay, katılım sağlayan üyelere ve misafirlere teşekkür ederek konuşmasını sonlandırdı. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/musiad-antalya-dost-meclisi-toplantisinda-vali-hulusi-sahin-onur-konugu-oldu/feed/ 0
Hollanda’da Bisiklet, Her Yaş Grubunun Günlük Hayatının Parçası https://www.haber60.com.tr/hollandada-bisiklet-her-yas-grubunun-gunluk-hayatinin-parcasi/ https://www.haber60.com.tr/hollandada-bisiklet-her-yas-grubunun-gunluk-hayatinin-parcasi/#respond Mon, 03 Jun 2024 22:03:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34598 Hollanda’da vatandaşlar, çocuk yaşta tanıştıkları bisikleti, ömürlerinin sonuna kadar her alanda kullanıyor.

Bisiklet, en çok kullanıldığı ülke Hollanda’da 7’den 70’e her yaş grubunun günlük hayatının parçası durumunda bulunuyor.

Yapılan araştırmaya göre ülkede bisiklet, yüzde 42 eğlence, yüzde 16 işe, yüzde 13 okula ulaşım, yüzde 23 alışveriş için, yüzde 6 oranında da diğer amaçlarla kullanılıyor.

Bisiklet kullanımı için özel altyapıya sahip Hollanda’da, 37 bin kilometrelik bisiklet yolu bulunuyor. Ülkenin ova şeklindeki coğrafi yapısı bisiklet kullanıcılar için avantaj sayılıyor.

“Bisikletler diyarı” olarak bilinen 18 milyon nüfuslu ülkede, yaklaşık 24 milyon bisiklet bulunuyor. Ülkede aile başına ortalama 3 bisiklet düşüyor.

Ulaşımda bisiklet, sağlığa faydalı, ekonomik ve özellikle büyük şehirlerde trafik sorununa takılmayı önlediği için tercih ediliyor.

“Bisiklet sürmeyi 3 yaşımda öğrendim”

Bisiklet kullanıcısı Tas Pesch, AA muhabirine bisiklete binmenin özgürlük olduğunu belirterek, “Sanırım tüm Hollandalılar gibi bisiklet sürmeyi 3 yaşındayken üç tekerlekli bisikletle öğrendim.” dedi.

Kendisi için bisikletin ulaşım aracı olmanın yanı sıra güzel yerler görmek, açık havada bulunmak ve egzersiz yapmak anlamına da geldiğini dile getiren Pesch, “Yani ben her zaman her şeyi bisikletle yaptım.” diye konuştu.

Jelle de Vries de bisikletin şehir içinde güzel ve hızlı bir araç olduğunu kaydetti.

Bisikletin park yeri sorunu yaşatmadığına işaret eden Vries, “İstediğiniz yere park edebilirsiniz. Her zaman bisiklete çok alıştım. Bir de ara sıra doğaya çıkardığım spor bisikletim var ama bunu daha çok fonksiyonel bir bisiklet olarak görüyorum. Küçük bir köyden geliyorum. İnsanlar orada her zaman bisiklet kullanırdı.” ifadelerini kullandı.

Yaşlanınca da bisiklet kullanmaya devam edeceğini söyleyen Vries, “Bence her yere kolayca, hızlı bir şekilde gidebilmek harika bir şey.” dedi.

“15 kilometreye kadar bisiklet sürmek arabayla gitmekten daha iyidir”

Renske Biesta da çocuklarını sürekli bisiklet ile taşıdığını, bunun çocuklarını da mutlu ettiğini belirterek, “Çocuklarım doğduğundan beri onlarla beraber bisiklet sürüyorum. 15 kilometreye kadar bisiklet sürmek arabayla gitmekten daha iyidir.” şeklinde konuştu.

Jan Beukers da, 60 yılı aşkındır bisiklet sürdüğünü kaydederek, “Bisiklet özgürlük, geniş alan ve kolaylık. Her yere gidiyorum. Sağlık için de iyi ama bence kolaylığı çok iyi. Ulaşımı kolay, park etmesi kolay, park ücreti yok ve akaryakıt almanız gerekmiyor.” ifadelerini kullandı.

“Dünyanın en büyük bisiklet parkı”

Hollanda Bisikletçiler Birliğinin verilerine göre, Hollanda, dünya genelindeki 1 milyar bisikletin yüzde 2,3’üne sahip.

Ülkede her yıl yaklaşık 1 milyon yeni bisiklet satılıyor, halkın büyük çoğunluğu ikinci el bisiklet kullanıyor.

Paylaşımlı bisiklet uygulamasının aktif olduğu ülkede, 300’den fazla noktada yaklaşık 22 bin bisiklet bulunuyor.

Her yıl 500 bin bisikletin de çalındığı Hollanda’da, bu hırsızlığın yol açtığı zarar yıllık 600 milyon doları buluyor.

Ülkede ilk bisiklet yolu, 1885 yılında Utrecht’teki Maliebaan Sokağı’nda açıldı.

Hollanda’da halk, 1970’li yıllarda otomobillerin karıştığı trafik kazalarının artması üzerine bisiklet kullanımına yöneldi.

37 bin kilometrelik bisiklet yolunun bulunduğu ülkede, bisikletle kişi başı yılda ortalama 1108 kilometre, ülke genelinde ise yılda yaklaşık 19 milyar kilometre yol kat ediliyor.

Kanalların, ağaçların ve duvarların kenarlarına da park edilen bisikletler, en fazla başkent Amsterdam, Utrecht ve Groningen kentlerinde kullanılıyor.

Ülkede tren istasyonlarının çevresi bisikletler için park yeri olarak ayrılırken, Utrecht Tren İstasyonu’nun yanındaki İstasyon Meydanı’nın altında bulunan “İstasyon Meydanı Bisiklet Parkı”, 12 bin 500 bisiklet kapasitesiyle “dünyanın en büyük bisiklet parkı” ünvanına sahip.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hollandada-bisiklet-her-yas-grubunun-gunluk-hayatinin-parcasi/feed/ 0
MTSO Başkanı: Türkiye Ekonomisi Üretmek Yetmez, Markalaşmak Zorundayız https://www.haber60.com.tr/mtso-baskani-turkiye-ekonomisi-uretmek-yetmez-markalasmak-zorundayiz/ https://www.haber60.com.tr/mtso-baskani-turkiye-ekonomisi-uretmek-yetmez-markalasmak-zorundayiz/#respond Mon, 03 Jun 2024 21:54:46 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34592 Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Türkiye’nin üreten bir ülke olmasına rağmen markalaşmayı başaramaması nedeniyle katma değer üretemediğini belirterek, “Türkiye ekonomisi fason üretimle bir yere varamaz. Üretmek yetmez, markalaşmak zorundayız” dedi.

Çakır, ülke ekonomisinin güçlenmesinde önemli rol oynayan üretimden daha çok kazanç elde edilmesi gerektiğini söyledi. “Nüfusu 100 milyona yaklaşan, hatta sığınmacılarla birlikte bu rakamı geçecek bir ülkeyseniz, bir de nüfusunuzun yarısı 30 yaş ortalamasında olan genç bir ülkeyseniz üreten bir ülke olmak zorundasınız” diyen Çakır, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nüfusu 15-20 milyon olan ülkeler belki bazı hizmet sektörleriyle ekonomilerini döndürebilir. Bizim ekonomimiz için de hizmet sektörleri çok önemli. Ancak, sadece hizmet sektörleriyle 100 milyonluk bir nüfusun iş ve AŞ beklediği bir refah ekonomisine ulaşamayız.”

Türkiye’nin üretim çeşitliliği ve kalitesiyle dünyada ilk 5 ülke içinde gösterildiğini hatırlatan Çakır, arzu edilen katma değeri oluşturamamanın nedenlerini; “Plansızlık, verimsizlik, yüksek teknolojili üretime yeterli şekilde entegre edememek, nitelikli insan kaynağı eksikliği ve insan kaynağını doğru kullanama” olarak açıkladı. Bunların dışında, katma değer oluşturma konusundaki en önemli eksiklerden birinin de markalaşmayı başaramamak olduğuna dikkat çeken Çakır, “Üretiyoruz ama başka markalara üretiyoruz. Taşeronluk yapıyoruz. Kendi markalarımızı oluşturma konusunda iyi değiliz. ya da bu kolaycı yolu daha rahat buluyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“Fason üretimle bir yere varamayız”

Markalaşmanın önemine işaret eden Çakır, şöyle devam etti: “Türk iş dünyası olarak, KOBİ’ler özelinde başka küresel firmaların personeli gibiyiz. Bizim 5 dolara ürettiğimiz bir ürünü, bir dünya markası bizden alıyor ve sadece marka değeri ile 100 dolara satıyor. Hamallığı biz yapıyoruz, emeği biz veriyoruz ama oluşturdukları marka katma değer ile parayı onlar kazanıyor. Çok üretiyoruz ama az kazanıyoruz. Bu sürdürülebilir bir durum değil. Yarın iş gücü avantajımız bitebilir, bir gün lojistik avantajımız bitebilir. O zaman bugün kazandığımızı da kazanamaz duruma gelebiliriz. Türkiye fason üretim cenneti konumunda ama bizim için değil, dünya markaları için bir cennet. Bundan dolayı, Türkiye ekonomisi fason üretimle bir yere varamaz. Üretmek yetmez, markalaşmak zorundayız. Türkiye ve özelinde Mersin kendi markalarını oluşturmak zorundadır.”

Dünyanın ekonomik anlamda en gelişmiş ülkelerinin aynı zamanda en çok küresel markaya sahip olan ülkeler olmasının bir tesadüf olmadığını vurgulayan Çakır, “Bu ülkeler zengin ve gelişmiş oldukları için çok markaya sahip değiller; aksine, çok markaları olduğu için zenginler” ifadelerini kullandı.

“Markalaşma artık bir vizyon ve bilgi meselesi”

Eskiden marka oluşturmanın daha zor, uzun ve maliyetli bir süreç olduğunu vurgulayan Çakır, “Dahası böyle bir kültürümüz ve farkındalığımız yoktu. Artık, teknolojiyle küçülen dünyada ve bilgi iletişim teknolojileri ile kolaylaşan bu süreçte markalaşma daha kolay. Yani, markalaşma artık bir vizyon ve bilgi meselesi. Unutmayalım, ürünler fani ama markalar bakidir. Başkasına iş yaparak, ürettiğimiz kaliteli ürünlere başkalarının markalarını basarak zenginleşemeyiz. Dünya kalitesinde ürün üreten firmalarımız artık kendi markalarını oluşturmak zorundadır. Özellikle, patent, marka hakları ve coğrafi işaret gibi konulara önem vermeliyiz” diye konuştu.

Çakır, MTSO olarak bu konularda hem bölgesel ürünlere sahip çıktıklarını, hem de hukuk müşavirlikleri vasıtasıyla firmalara ücretsiz danışmanlık verdiklerini sözlerine ekledi. – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/mtso-baskani-turkiye-ekonomisi-uretmek-yetmez-markalasmak-zorundayiz/feed/ 0
Erdoğan: Netanyahu denen gözünü kan bürümüş muhterise artık ‘Dur’ denilmeli https://www.haber60.com.tr/erdogan-netanyahu-denen-gozunu-kan-burumus-muhterise-artik-dur-denilmeli/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-netanyahu-denen-gozunu-kan-burumus-muhterise-artik-dur-denilmeli/#respond Sun, 02 Jun 2024 22:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34514

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, “Kendi ülkesi ile birlikte bölgemizi ve tüm dünyayı büyük bir felakete sürükleyen Netanyahu denen bu barbara, bu hayduda, gözünü kan bürümüş bu muhterise artık bir ‘Dur’ denilmelidir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’nın Kızılcahamam ilçesindeki bir otelde düzenlenen ‘AK Parti 31’inci İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, İstanbul’un Küçükçekmece ilçesindeki bir binanın çökmesi sonucu hayatını kaybeden kişiye Allah’tan rahmet ve yaralılara acil şifa dileyerek, “Göçük haberinin alınmasıyla birlikte UMKE ve AFAD ekiplerimiz süratle enkaz alanına müdahale etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından göçükle ilgili soruşturma başlatılmıştır” dedi.

‘FİLİSTİN HALKI TAM 76 YILDIR ZULME MARUZ KALIYOR’

AK Parti 31’inci İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın hayırlara vesile olmasını dileyerek, katkı sunanlara teşekkür eden Erdoğan, “Dünkü açılış hitabımızda partimizdeki istişare kültürünün yanı sıra siyasetteki yumuşama iklimine dair kanaatlerimizi paylaşmıştık. Önceki gün TÜİK tarafından açıklanan 2024 yılı ilk çeyrek büyüme rakamları ve dış politikaya dair konuları da ele aldık. Filistin davası ve Gazze’de yaklaşık 8 aydır süren katliam her zamanki gibi gündemimizin en üst sırasındaydı. Kampımızdaki ‘Siyonizmin Katliam ve Soykırım Tarihi’ sergisi; işgal, zulüm ve yıkım politikasının yeni başlamadığını hepimize bir kez daha hatırlattı. Filistin halkı tam 76 yıldır zulme maruz kalıyor, Filistin’in toprakları 76 yıldır aşama aşama gasbediliyor. Filistin’de katliam 76 yıldır kesintisiz devam ediyor, Filistinli çocuklar 76 yıldır şımarık bir devlet tarafından öldürülüyor. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de şahit olunan barbarlık, Filistin halkının 76 yıldır her gün yaşadığı vahşetin insanlığın geri kalanı tarafından görülmesini sağladı. Türkiye olarak bu zulme, bu katliamı, 76 yıldır devam eden bu adaletsizliğe her platformda itiraz ediyoruz. Tüm imkanlarımızla Filistin halkının yanında dimdik duruyoruz ve duracağız. Hiçbir baskı, tehdit, küstahlık bunu değiştirmeyecek. Varsın birileri rahatsız olsun, varsın birileri İsrail’e şirinlik yapsın, varsın birileri Filistin direnişine çamur atacak kadar vicdanını kaybetsin. Biz Filistinli kardeşlerimizin nasıl zorlu, önemli ve kahramanca bir mücadele verdiklerini gayet iyi biliyoruz. Hamas ve Filistin halkı sadece kendi topraklarını savunmuyor, aynı zamanda Arz-ı Mev’ud hezeyanına karşı Anadolu’yu savunuyor. Filistinli kardeşlerimiz Gazze’de insanlığı, insani değerleri savunuyor. İsrailli yöneticilerin yaptığı açıklamalar bunu teyit ve tasdik etmektedir” diye konuştu.

‘GAZZE’DE MÜSLÜMANLIĞIMIZLA BİRLİKTE İNSANLIĞIMIZ SINANIYOR’

Hamas’ın daha önceki ateşkes önerisi gibi Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden’ın son teklifine de olumlu yaklaştığını söyleyen Erdoğan, “Netanyahu’nun cevabı ise yine kan dökmek, katliam yapmak, işgal ve soykırım politikasının şiddetini artırmak oldu. Kendi ülkesi ile birlikte bölgemizi ve tüm dünyayı büyük bir felakete sürükleyen Netanyahu denen bu barbara, bu hayduda, gözünü kan bürümüş bu muhterise artık bir ‘Dur’ denilmelidir. Şunu bir defa görmemiz gerekiyor; Gazze ve Filistin’de sınanan Müslümanlığımızla birlikte insanlığımızdır. Gazze ve Filistin’de test edilen kardeşliğimiz, kardeşlik hukukumuzdur. Gazze ve Filistin’de insana dair tüm değerler samimiyet testinden geçmektedir. ya bu imtihanı alnımızın akıyla vereceğiz ya da bir ömür boyu Filistin halkına karşı mahcubiyet duygusunu içimizden atamayacağız. ya kardeşlik görevimizi hakkıyla yerine getireceğiz ya da her masum yavrunun ölümüyle birlikte kalbimiz bize daha ağır gelecek. Biz işte bu insanlık ve kardeşlik sınavından geçmenin gayretindeyiz. Tıpkı dört asır boyunca Filistin’e şanla şerefle sahip çıkın ecdadımız gibi biz de evlatlarımıza şeref payesi olarak taşıyacakları bir duruş bırakmak istiyoruz. Her türlü bedeli göze alarak yürüttüğümüz mücadele bunun içindir. Gazze’ye gönderdiğimiz yardımlarımız kesintisiz devam ediyor. İsrail üzerindeki ekonomik baskının artması için çok yönlü çalışıyoruz. Hamas ve Filistin hükümeti ile yakın diyalog içindeyiz. Bağımsız Filistin devletinin tanınması çabalarına güçlü destek veriyoruz. İspanya, İrlanda ve Norveç’le birlikte Filistin’i tanıyan ülke sayısı 147’ye çıktı. Bu sayının çoğalması; İsrail’in işgal ve zulüm politikalarına verilecek en onurlu cevaplardan biri olacaktır. Geçtiğimiz günlerde her üç ülkenin başbakanını arayarak, kendilerini tarihin doğru tarafında yer aldıkları için tebrik ettim. Bayramdan önce İspanya’yı ayrıca ziyaret edeceğiz. Soykırım şebekesinin bir an önce durdurulması, ardından da hukuka hesap vermesi için ne yapılması gerekiyorsa onu yapıyoruz ve yapacağız” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE’YE ÖZ GÜVEN VE CESARET KAZANDIRDIK’

AK Parti’nin kuruluşundan itibaren reformcu ruhunu asla kaybetmeyen bir parti olduğunu kaydeden Erdoğan, “Hak ve özgürlüklerin genişletilmesinden yasakların kaldırılmasına, hak arama yollarının artırılmasından halka hesap veren bir devlet anlayışın inşasına kadar geniş bir yelpazede önemli reformları hayata geçirdik. Demokrasimizi vesayetin ve vesayetçilerin karanlığından biz çıkardık. Milli iradeyi darbelerin, darbecilerin karanlığından biz kurtardık. Paranoyalara son verdik, korkulara son verdik. İçine kapanmış bir ülkeye son 22 yılda öz güven ve cesaret kazandırdık. Bu ülkeye; ekonomiden güvenliğe, ulaştırmadan ticarete, savunmadan enerjiye hemen her alanda Cumhuriyet tarihinin altın yıllarını biz yaşattık. Başarılarımızdan, ülkemize kazandırdıklarımızdan elbette gurur duyuyoruz. Ancak bunları yeterli görmüyoruz. Yapılanları kafi görmek; statükoya teslim olmak demektir. Mevcutla yetinmek, yeniye ve yeniliğe kapıyı kapatmak demektir. AK Parti statükocu bir parti değildir ve asla olmayacaktır” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-netanyahu-denen-gozunu-kan-burumus-muhterise-artik-dur-denilmeli/feed/ 0
Gezi Parkı eylemlerinin 11. yılında İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri basın açıklaması yaptı https://www.haber60.com.tr/gezi-parki-eylemlerinin-11-yilinda-izmir-emek-ve-demokrasi-gucleri-basin-aciklamasi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/gezi-parki-eylemlerinin-11-yilinda-izmir-emek-ve-demokrasi-gucleri-basin-aciklamasi-yapti/#respond Sun, 02 Jun 2024 00:27:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34446 (İZMİR) – Gezi Parkı eylemlerinin 11. yılında İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri basın açıklaması yaptı. KESK Dönem Sözcüsü Nihat Filiz, iktidara seslenerek, “Talebimiz kısa, net ve somuttur: Gezi adına hapiste tuttuğunuz herkesi derhal serbest bırakın. Serbest bırakmak zorundasınız çünkü bu dava öncesinde verilen beraat kararlarında da açıkça ifade edildiği gibi ortada gerçek anlamda bir ‘suç’ ya da ‘suçlu’ yoktur” dedi.

Gezi Parkı eylemlerinin 11. yılında İzmir Emek ve Demokrasi GüçleriGüçleri tarafından “Karanlık gider Gezi kalır” başlıklı basın açıklaması yapıldı.

Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önündeki basın açıklamasına İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenlerinin yanı sıra; Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, CHP İzmir eski Milletvekili Musa Çam da katıldı.

Gezi Parkı eylemlerinde öldürülenlerin de anıldığı eylemde, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Gezi’de düşene, dövüşene bin selam” ve “Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük” sloganları atıldı.

Basın açıklamasını İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına KESK Dönem Sözcüsü Nihat Filiz yaptı. Açıklamada, Gezi Davası tutukluları Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve Mine Özerden de hatırlatılarak “Arkadaşlarımıza yaşatılan bu uzun tutukluluğun siyasi, hukuki ve insani sorumluluğundan hiç kimse kendini vareste tutamaz. Sadece sizlerin değil, çocuklarınızın da geleceğini bağlayacak bu utanç dolu siyaseti yürütmekten veya buna karşı büründüğünüz sessizlikten vazgeçin” denildi.

“Gezi’deki toplumsal refleksi sindirmeye çalışmak…”

Gezi Parkı eylemlerinin ülke tarihinde silinemeyecek bir yere sahip olduğunu belirten Filiz, Gezi’ye ilişkin yapılan ‘karalamaların’ toplumsal hak arayışının sekteye uğratılması olduğu mesajını vererek, şunları kaydetti:

“11 yıl önce bugün ülkemiz tarihinin en demokratik, en katılımcı, en barışçı, en feminist, en adaletli, en ekolojist, en genç, en renkli ve en mücadeleci halk hareketi, dünyadaki ve ülkemizdeki adaletsizliklere karşı Gezi Parkı’nda buluştu. Buluşmakla kalmadı, ülkemizin siyasal, toplumsal ve kültürel tarihinde silinemeyecek kadar derin ve gökkuşağı gibi renkli bir iz bıraktı. Meydanları dolduran milyonların direnişi tüm renkleriyle dirençliliği, kararlılığı, çok sesli bir ezgiyi, yeryüzü sofrasında sıcak bir paylaşımı, kardeşleşmeyi, umudu simgeledi. Tüm bu gerçekliğin karşısında Gezi direnişini darbeyle, terörle ilişkilendirmek akılla, mantıkla, hukukla ve vicdanla izah edilemez.

Bilinmelidir ki, Gezi davası ve benzeri tüm siyasi davalarda ‘adalet’ mekanizmasını iktidarın siyasi emellerinin aracı haline getirmiş olmak ülkemize yapılan en büyük kötülüklerden biridir. Gezi’deki toplumsal refleksi sindirmeye çalışmak; kadın cinayetlerinden doğa katliamlarına, 1 Mayıs Taksim meydan yasağından eğitim ve sağlıktaki piyasalaştırma ve yozlaştırma uygulamalarına kadar süren onlarca sorun karşısında tepkisizliği amaçlar. Gezi’deki toplumsal refleksi sindirmeye çalışmak; İliç’te milyonlarca ton toprağın altında nefessiz kalan işçilerin haklarına ve hatırasına kayıtsız kalmayı, 11 kenti yıkan depremlerin öncesi ve sonrasında yaşanan zafiyetlere, eksikliklere, aksaklıklara göz yummayı ve hepsinden önemlisi binlerce insan enkaz altında iken iktidarı korumak için yaşanan insanlık suçlarına ses çıkarmamayı amaçlar. Gezi’deki toplumsal refleksi sindirmeye çalışmak; tahammül edilemez boyutlara varan hayat pahalılığının ve yüksek enflasyon karşısında bütün emekçilerin ve emeklilerin ücretlerini baskılayarak yoksullaştırmayı hedefleyen ‘sıkılaştırma’ politikalarına sessiz kalınmasını amaçlar.”

“Büründüğünüz sessizlikten vazgeçin”

Gezi davasında 7 yıldır tutsak edilen Osman Kavala için verilen ağırlaştırılmış müebbet cezası, 2 yıldır hapsedilen Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve Mine Özerden için verilen 18’er yıllık hapis cezalara dikkati çeken Filiz şöyle devam etti:

“Daha önce hakkında iki kez beraat kararı verilen Gezi davasındaki sözde delilleri yeniden kıymetlendiren intikamcı, hukuk ve akıl dışı bir yargılama ile arkadaşlarımızın özgürlüklerini gasp edenlere, Gezi’yi kriminalize etme çabaları karşısında sessiz kalanlara eğip bükmeden şunu söylemek istiyoruz… ‘Ağırlaştırılmış müebbet’ cezasının ne anlama geldiğini, 7 yılı aşan tutukluluğun mahiyetini ve tüm bunların tek bir manalı delil içermeyen keyfi mahkeme kararlarına dayandığını bildikleri halde suskun kalanların bu hukuksal kumpası kuranlardan bir farkı kalmamaktadır. Arkadaşlarımıza yaşatılan bu uzun tutukluluğun siyasi, hukuki ve insani sorumluluğundan hiç kimse kendini vareste tutamaz. Sadece sizlerin değil, çocuklarınızın da geleceğini bağlayacak bu utanç dolu siyaseti yürütmekten veya buna karşı büründüğünüz sessizlikten vazgeçin.”

“Gezi adına hapiste tuttuğunuz herkesi derhal serbest bırakın!”

Kavala, Atalay ve diğer Gezi Davası tutuklularının tutukluluk hallerinin sona erdirilmesi gerektiğinin altını çizen Filiz, şu ifadeleri kullandı:

“Bu utançtan kurtulmanın yolu topluma yaşatılan hukuksuzluk, haksızlık ve mağduriyetler karşısında ses çıkarmak, itiraz etmek, suskunluğu bozmaktır. Bu durum herkes için geçerlidir. Televizyon ve gazetelerde her gün etik, hukuk, hakkaniyet dersi veren gazeteci ve televizyonculara, demokrasinin bir bileşeni olduklarını iddia eden tüm sendikalara, meslek örgütlerine, derneklere, vakıflara, ülke yönetme iddiasındaki tüm siyasi partilere, sosyalist, muhafazakar, sosyal demokrat veya liberal bütün kişi, kurum ve kuruluşlara seslenmek istiyoruz. Gezi davasında yaşatılan bu haksızlığın son bulması için ses verin! Sessiz kalmak, görmezden gelmek bu haksızlığa, adaletsizliğe ortak olmaktır! Talebimiz kısa, net ve somuttur: Gezi adına hapiste tuttuğunuz herkesi derhal serbest bırakın! Serbest bırakmak zorundasınız çünkü bu dava öncesinde verilen beraat kararlarında da açıkça ifade edildiği gibi ortada gerçek anlamda bir ‘suç’ ya da ‘suçlu’ yoktur. Sermayeden ve iktidardan yana olan dünya düzeninde mücadele etmenin haklı ve meşru olduğunu yıllardır söylüyoruz.”

“Gezi Direnişinin unutturmayacağı değerleri ve kayıpları var”

Gezi Parkı eylemlerinde görülmesi gereken davaların Gezi eylemlerinde hayatını kaybedenlerin faillerine ilişkin davalar olduğunu belirten Filiz, şunları söyledi; “11 yıldır söylediklerimizi bugün de hatırlatıyoruz: Gezi Direnişinin gerçekten görülmesi gereken bir davası, unutturmayacağı değerleri ve kayıpları var. Gezi Direnişinin Berkin’in, Hasan Ferit’in, Ali İsmail’in, Ahmet’in, Mehmet’in, Abdo Can’ın, Medeni’nin, Ethem’in katillerinden ve azmettiricilerinden sorulacak bir hesabı var. Gezi Direnişi bu ülkenin dünü değil geleceğidir. Eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi için sönmeyecek bir umut olmaya devam edecek.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/gezi-parki-eylemlerinin-11-yilinda-izmir-emek-ve-demokrasi-gucleri-basin-aciklamasi-yapti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Özgür Özel’e bayramdan önce iadeyi ziyarette bulunacağım https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ozgur-ozele-bayramdan-once-iadeyi-ziyarette-bulunacagim/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ozgur-ozele-bayramdan-once-iadeyi-ziyarette-bulunacagim/#respond Sat, 01 Jun 2024 23:06:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34393

CUMHURBAŞKANI ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, AK Parti Genel Merkezi’nde kendisini ziyaret ettiğini hatırlatarak, “Arayı uzatmadan, inşallah Kurban Bayramı’ndan önce ben de kendisine iadeyi ziyarette bulunacağım. Sayın Özel’in ziyareti akabinde, siyasette bir ‘yumuşama’ arzuladığımızı, bunu tesis etmeye çalıştığımızı ifade ettim. Bu yumuşamanın bir tarafı iktidarsa, bir tarafı da muhalefettir. Biz bu konuda son derece rahatız, özgüvenliyiz. Biz kutuplaşmanın, kamplaşmanın, gerilimin tarafında hiç olmadık. Ama eğer yine de üzerimize düşen bir şey varsa, hiç çekinmeden gereğini yaparız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde düzenlene partisinin ’31’inci İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, 31’inci İstişare ve Değerlendirme Toplantılarının temasını, ‘Türkiye’nin ortak aklı’ anlayışıyla belirlediklerini belirterek, “İnşallah, bugün ve yarın, bilhassa partimizin istikbali açısından kritik önemi haiz konuları sizlerle birlikte konuşacağız, görüşeceğiz, hiçbir komplekse kapılmadan meselelerimizi masaya yatıracağız. 14-28 Mayıs ile 31 Mart seçim sonuçları arasındaki ‘negatif ayrışmayı’ tüm yönleriyle, asla kolaycılığa kaçmadan ele alacağız. Bugüne kadar genel merkez kurullarımızın yanı sıra, il başkanlarımızla da bir araya geldik, kanaatlerini ilk ağızdan dinleme fırsatı bulduk. Fikrine önem verdiğimiz dostlarımızın görüşlerine başvurduk. Her il ve ilçe bazında değerlendirmelerimizi tek tek yapıyoruz. Farklı kanallardan derlediğimiz bilgiler ışığında fotoğrafı netleştiriyor, yol haritamızı ve atacağımız adımları tayin ve tespit ediyoruz. Seçmenden geçer not alamayan, bizim takdirimize mazhar olamaz. Milletimizin başta değişim ve yenilenme talebi olmak üzere sandık sonuçlarıyla bize ulaştırdığı beklentilerinin tamamının farkındayız. Mesajların gereğini, vakti-saati geldiğinde, muhakkak yapacağız. Bu süreçte ince eleyip sık dokuyor, gerçekten çok titiz davranıyoruz. Milletimizle gönül köprülerimizi tekrar güçlendirirken, AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın surlarında gedik açma girişimlerine fırsat vermeyeceğiz. Ne birilerinin suyu bulandırıp bulanık suda kişisel hesaplarını görmelerine seyirci kalacağız, ne de hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu.

‘SİYASETİMİZİ KUTUPLAŞMA ÜZERİNE İNŞA ETMEDİK’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetin ülke ve millet için verilen çetin mücadelenin adı olduğunu ifade ederek, “Bizim lügatimizde siyasetin tek bir amacı vardır; o da millete hizmettir. Bunun için her fırsatta eser ve hizmet siyaseti diyoruz. Siyasetimizi gerilim, kutuplaşma, kamplaşma üzerine inşa etmedik. Din, dil, ırk, mezhep, meşrep ayrımı yapmadık. Kimseyi dış görünüşüyle, hayat tarzıyla yargılamadık. Bakınız bu ülkede on yıllar boyunca, sırf kılık kıyafetinden, başörtüsünden, sakalından, inancından dolayı milyonlarca vatandaşımız mağdur edilmişti; gasp edilen haklarını teslim ettik. Yine bu ülkede Kürtler; bir dönem uygulanan yanlış politikalar neticesinde ötelenmişlerdi; hepsiyle kucaklaştık. Aleviler ötekileştirilmişti; sorunlarını çözmek için samimiyetle çaba sarf ettik. Kimin sorunu varsa, kimin siyasetten meşru beklentisi varsa, elimizin uzandığı, gücümüzün yettiği kadar karşılamaya çalıştık. 85 milyonun tamamının bu toprakların birinci sınıf vatandaşı olduğunu, bu toprakların asıl sahibi olduğunu defalarca vurguladık. Vatan hepimizin dedik, devlet hepimizin dedik, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ dedik ve her insana eşit mesafede durduk. Biz ülkenin tamamını bir gördüğümüz, bütün gördüğümüz, 85 milyonun her bir ferdini kardeş gördüğümüz için tam 22 yıldır milletimizin her kesiminin teveccühüne mazhar olduk. Yüzde 52’nin oyunu alırken, geriye kalan yüzde 48’in de oyu olmasa bile beğenisine mazhar olduk. Sadece oy aldığımız kesimlere değil, Türkiye’nin tamamına hizmet, eser ürettik. Sadece oy aldıklarımızın değil, oy almadıklarımızın da hukukuna, yaşam tarzına, iradesine ve tercihlerine saygı gösterdik. Bu, dün böyleydi, bugün de aynıdır; AK Parti var olduğu müddetçe inşallah Türkiye’de kardeşlik siyasetinin temsilcisi olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

‘OLGUN TAVRIMIZ, DİYALOG ZEMİNİ OLUŞTURDU’

Türkiye’de siyasetin, dünyanın pek çok ülkesine göre daha rekabetçi bir zeminde yapıldığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Seçim dönemlerinde, rekabetin ve siyasi mücadelenin dozu, doğal olarak daha da artıyor. Hem 14-28 Mayıs seçimleri, hem de 31 Mart mahalli idareler seçimleri, Türk siyasetinin rekabet düzeyi oldukça yüksek seçimlerinden biriydi. Ülkemiz, sadece 10 aylık bir zaman diliminde siyasi tansiyonun tırmandığı 3 seçim sürecini üst üste yaşadı. Seçimler sadece ekonomimizi değil, toplumumuzu da yordu, yıprattı. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde siyaset sahnesinde yapılanları hiçbirimiz unutamayız. FETÖ’nün servis ettiği argümanlar üzerinden Rusya’yla aramızı bozma girişimlerinden mezhep ve köken temalı videolara, bölücü terör örgütü elebaşlarının rakibimiz için sabah-akşam oy istemesine kadar bugün aklımıza getirmek dahi istemediğimiz nice operasyona maruz kaldık. Sandık sonuçları ayan-beyan ortada olduğu halde seçim gecesi oynanan ‘kazanıyoruz’ tiyatrosu, Türk siyasetinin utanç hanesine yazılmıştır. Geriye dönüp baktığımızda kimi zaman gülerek, kimi zaman endişeyle hatırladığımız nice olay, skandal, provokasyon ve müsamere yaşandı. Tarih ve maşeri vicdan, asıl hakem olarak elbette bunları yargılayacak, kimin ne yaptığı zamanla daha netlik kazanacaktır. Biz de demokrasimizin selameti için bunun takipçisi olacağız. Tüm tuşlara basmalarına rağmen 14-28 Mayıs seçimlerinde bekledikleri neticeyi alamayanlar, daha sonra sırf koltuklarını koruyabilmek uğruna, maalesef, siyaseti yüksek gerilim hattına mahkum ettiler. Seçim sonuçlarını kabullenmek yerine farklı tartışmalarla milletin iradesine kara çalmaya, gölge düşürmeye çalıştılar. Sorumlu siyasetçiler gibi davranarak milletin ali menfaatlerini, kendi şahsi hesaplarının önüne bir türlü koyamadılar. Sandıkta tecelli eden iradeyi yok sayan etik dışı beyanlar karşısında biz daima basiretle hareket ettik. Kışkırtmalara rağmen mutedil ve soğukkanlı tavrımızı koruduk. 31 Mart sonrasında, AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın sergilediği olgun tavır, siyasi partiler arasında yeni bir diyalog zemininin oluşmasına vesile olmuştur. Türkiye böylece seçim atmosferinden çıkıp, asıl gündemine yoğunlaşma fırsatı bulmuştur. Bunu, Türk siyasetinin ulaştığı yüksek tekamül seviyesinin bir işareti olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

‘KURBAN BAYRAMI’NDAN ÖNCE ZİYARET EDECEĞİM’

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 31 Mart sonrasında AK Parti Genel Merkezi’nde kendisini ziyaret ettiğini hatırlatarak, “Arayı uzatmadan, inşallah Kurban Bayramı’ndan önce ben de kendisine iadeyi ziyarette bulunacağım. Sayın Özel’in ziyareti akabinde, siyasette bir ‘yumuşama’ arzuladığımızı, bunu tesis etmeye çalıştığımızı ifade ettim. Bu yumuşamanın bir tarafı iktidarsa, bir tarafı da muhalefettir. Biz bu konuda son derece rahatız, özgüvenliyiz. Tekrar ediyorum; biz kutuplaşmanın, kamplaşmanın, gerilimin tarafında hiç olmadık. Ama eğer yine de üzerimize düşen bir şey varsa, hiç çekinmeden gereğini yaparız. Burada asıl olan, muhalefetin kendi politikalarını gözden geçirmesidir. İktidarı gerilim yanlısı olarak yaftalamak kolaydır, ancak asıl muhalefet kendisini bu noktada samimi bir özeleştiriye tabi tutmalıdır. AK Parti olarak bizim, ittifak ortağı olan MHP’nin de hiç kuşkusuz kırmızı çizgilerimiz var. Aynı şekilde, ana muhalefet partisinin, muhalefet partilerinin de kırmızı çizgileri var. Elbette siyaset belli bir çerçevede yapılır, belli sınırlar içinde yapılır. Biz, ‘yumuşama’ adı altında; kimliğimizden, ilkelerimizden, duruşumuzdan hassasiyetlerimiz ve kırmızı çizgilerimizden taviz verecek değiliz. Muhalefetten de böyle bir taviz beklemiyoruz. Ancak siyasetin, özellikle de muhalefetin, yıkıcı, yıpratıcı, ötekileştirişi bir zemin üzerinde ilerlemesi, Türkiye’ye fayda değil, zarar getirir. Türkiye, bu siyaset tarzının acısını geçmişte defalarca yaşadı, çok ağır bedeller de ödedi. Vesayet güçleri ve oligarşik yapılar, siyasetin bu gerilimli atmosferinde kendilerine alan açtı, hatta demokrasiye müdahale imkanı buldu. Terör örgütlerine siyaseti dizayn fırsatı veren yine aynı kasvetli iklimdi. Türkiye düşmanları da bunu ülkemizin ‘yumuşak karnı’ olarak gördü. Muhalefetin de son dönemde bu gerçeği görerek, yeni üslup ve söylem geliştirme çabalarını takdirle karşılıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘HUKUKSUZLUKTA YUMUŞAK TAVIR BEKLEMESİNLER’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hukuk içinde olduğu müddetçe, her türlü eleştiriye, her türlü söyleme, ifadeye, eyleme saygılı olduklarını kaydederek, “Ancak hukukun dışına çıkıldığında, ülkenin mahkemeleri, hakimleri, savcıları elbette gerekeni yapacaktır. Bu, bizim için de geçerlidir, muhalefet için de geçerlidir, bu ülkede yaşayan her bir birey, faaliyet gösteren her bir kurum için de geçerlidir. Terör hukuk dışıdır; terörü meşrulaştırmak hukuk dışıdır. Sırtını terör örgütlerine dayamak hukuk dışıdır. Şiddet hukuk dışıdır; şiddeti övmek hukuk dışıdır. Darbe hukuk dışıdır. Sokak eylemleriyle darbe girişimi hukuk dışıdır. Hakaret, iftira hukuk dışıdır. Çok açık söylüyorum; bizim, hukuk karşısında boynumuz kıldan incedir; şeriatın kestiği parmak acımaz. Aynı tavrı, aynı tutumu muhalefetten de bekleriz, onların da hukuka saygı duymasını isteriz. Bizim, siyasette yumuşamaktan kastettiğimiz, hukuka, demokrasiye, insan haklarına saygı duyulmasıdır. Bizden, hukuksuzluk karşısında kimse yumuşak bir tavır beklemesin. Demokrasiyi ortadan kaldırmaya, insan haklarını çiğnemeye yönelik eylemler karşısında kimse bizden yumuşak tavır beklemesin. Özgürlükleri kısıtlamaya yönelik girişimler, ya da özgürlük adı altında başkalarının özgürlüğünü daraltmaya yönelik eylemler karşısında bizden kimse yumuşak tavır beklemesin. Milletin inanç değerlerine, kutsallarına, mukaddesatına yönelik azgınlıklar karşısında kimse bizden yumuşak tavır beklemesin. Terör, terörist, terör örgütü karşısında, terörü destekleyenler karşısında, terörle arasına mesafe koyamayanlar, sırtını teröre dayayanlar karşısında, insan canına kast edenler, bölücüler, FETÖ’cüler karşısında kimse bizden ‘yumuşak’ tavır beklemesin. Türkiye’ye saldıranlar, Türkiye’nin çıkarlarına zarar verenler, ülkemizin hak ve hukukunu çiğnemeye kalkan müstevliler karşısında kimse bizden yumuşak tavır beklemesin. Biz işte ana muhalefetten, muhalefetten de bunu bekliyoruz. Türkiye’nin bazı meselelerinin, ‘siyaset üstü’ bir yaklaşımla ele alınması, gerilimi zaten kendiliğinden düşürecektir. Milletin siyaset kurumundan beklentisi de bu yöndedir” dedi.

‘YENİKAPI RUHU KURBAN EDİLDİ’

Erdoğan, milletin sandıkta kendini temsil yetkisi verdiği siyasetçilerden, ortak bir zeminde bir araya gelip, derdine derman olmasını istediğini söyleyerek, “Örneğin terör karşısında, iktidarı-muhalefeti ortak bir tavır geliştirebildiğinde, sadece gerilim düşmekle kalmayacak, terör de artık tamamen miadını dolduracaktır. Mesela darbe anayasasının; sivil, yeni, kuşatıcı ve özgürlükçü bir anayasa ile değiştirilmesi konusunda hep beraber el ele verebilirsek, sadece siyasetin havası değil, inşallah ‘ülkemizin bahtı’ da değişecektir. Örneğin Türkiye’nin çıkarlarını yurt dışında savunma ve başkalarına karşı koruma hususunda siyasi kimliklerin ötesine geçebilirsek, bu, 85 milyonun her bir ferdine yarayacaktır. Dar alanda siyaset yapılmaz. Bir elini tokalaşma için uzatıp, diğer eliyle arkasında hançer tutanlarla diyalog olmaz, uzlaşı olmaz. Nitekim geçmişte olmadı. 15 Temmuz ihaneti sonrasında, şahsımızın ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin iyi niyetli gayretleriyle tesis edilen ‘Yenikapı ruhu’, ne yazık ki birilerinin ihtiraslarına kurban edildi. Aynı aktörlerin, medya ve sosyal medyadaki silahşörlerini kullanarak, mevcut atmosferi ‘kundaklamaya’ çalıştıklarını görüyoruz. Milletimizin umutlarını artıran siyasetteki yumuşamanın, bu sefer ‘kelebek ömürlü’ olmamasını temenni ediyoruz. Her konuda aynı düşünmek, konuşmak, aynı cümleleri kurmak zorunda değiliz. Siyaset ve sosyal farklılıklarımız; zenginliğimizdir, Türkiye’nin beşeri ve kültürel hazinesini yansıtan birer değerdir. Yöntemlerimiz farklı olabilir; üsluplarımız farklı olabilir; yaşam biçimimiz, siyasetteki doğrularımız farklı olabilir. Ama hepimiz Türkiye’nin büyümesini, gelişmesini, kalkınmasını, daha fazla refaha ulaşmasını istiyoruz. Hepimiz, evlatlarımızın daha müreffeh, ekonomik, askeri, siyasi ve sosyal bakımdan daha güçlü bir Türkiye’de yaşamasını arzu ediyoruz. Bunun önünde duran her ne varsa, ortak tavır göstermemiz kaçınılmazdır” dedi.

‘ENFLASYON DÜŞÜŞ TRENDİNE GİRECEK’

Dış politikadan ekonomiye, terörle mücadeleden 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılmasına kadar her alanda yoğun mesai içinde olduklarını belirten Erdoğan, “Ekonomide, 2024 yılına dair veriler güzel gelmeye devam ediyor. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 5,7 büyüdü. Böylece, ekonomimiz Covid-19 tedbirlerinin uygulandığı 2020 yılının ikinci çeyreğinden sonra üst üste 15 çeyrek büyümüş oldu. Çalışanların büyümeden aldığı pay, asgari ücrete yapılan ara zamların da etkisiyle rekor seviyeye ulaştı. Çalışanların büyümeden aldığı pay, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 42 olarak gerçekleşti. 1998 yılından beri görülen en yüksek seviyeyi yakalamış bulunuyoruz. Enflasyon, inşallah yılın ikinci yarısından itibaren iniş trendine girecek. Son dönemde açıklanan verilerin neredeyse tamamı orta vadeli programa uygun seyrediyor. Hayat pahalılığını körükleyen fahiş fiyat ve fırsatçılık sorununda, yeni düzenlemeyle birlikte elimiz biraz daha güçlendi. Milletimizi bizar eden diğer konularla ilgili gerekli adımları atıyoruz. Seçkinlerin, tuzu kuruların, sesi çok çıkanların değil; sessiz yığınların sesi, milletin birikmiş sorunlarının çözüm adresi olmaya devam edeceğiz” dedi.

‘FİLİSTİN HALKININ YANINDA DİMDİK DURUYORUZ’

7 Ekim’den beri Gazze’de yaşanan katliama en güçlü tepkiyi gösteren, bununla kalmayıp İsrail’e karşı somut tedbirler alan tek ülke olduklarını aktaran Erdoğan, “Önce 54 kalemde, ardından da bütün kalemlerde İsrail’le ticari işlemleri durdurduk. Gazzeli kardeşlerimize gönderdiğimiz insani yardımların toplam miktarı 55 bin tonu aştı. Vatanlarını savunan kahraman Filistin halkının yanında dimdik duruyoruz. Filistin direnişine kara çalmak isteyen sömürgeleştirilmiş zihinlere rağmen, hakkı ve hakikati haykırmaktan çekinmiyoruz. Tek başımıza kalsak da, bu uğurda bedel ödesek de, inşallah bu vicdanlı, onurlu ve cesur duruşumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Filistin davasına ve Gazzeli kardeşlerimizin özgürlük mücadelesine destek veren AK Parti camiasıyla birlikte Milliyetçi Hareket Partisi yönetimi başta olmak üzere Meclis’teki diğer siyasi partilere de teşekkür ediyorum. Meclis’imizin önceki gün oy birliğiyle aldığı ‘İsrail’in Refah Katliamlarının Lanetlenmesine Dair Kararını’ son derece kıymetli buluyoruz. Vicdan yoksunu üç-beş Siyonist iş birlikçi, Filistin konusundaki milli mutabakatı bozmaya çalışsa da bugüne kadar hamdolsun başaramadılar. İnşallah bundan sonra da emellerine ulaşamayacaklar” diye konuştu.

Erdoğan, toplantının açılış konuşması öncesinde kamp kapsamında otelde AK Parti İnsan Hakları Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Siyonizm’in Katliam ve Soykırım Tarihi’ başlıklı sergiyi gezdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ozgur-ozele-bayramdan-once-iadeyi-ziyarette-bulunacagim/feed/ 0
Zorunlu askerlik devam edecek mi? Bakan Güler, tartışmalara noktayı koydu https://www.haber60.com.tr/zorunlu-askerlik-devam-edecek-mi-bakan-guler-tartismalara-noktayi-koydu/ https://www.haber60.com.tr/zorunlu-askerlik-devam-edecek-mi-bakan-guler-tartismalara-noktayi-koydu/#respond Sat, 01 Jun 2024 21:03:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34316 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantılarının sözde bölgesel seçim çalışmalarının kabul edilemez olduğunu söyledi. Güler, “Millî güvenliğimiz ve komşularımızın toprak bütünlüğü hilafına, bir oldubittiye fırsat vermeyeceğiz” dedi.

“KATILIMCILAR ARTIYOR”

İzmir Seferihisar’da gerçekleştirilen Efes-2024 Tatbikatı’nı izleyen Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, aralarında Posta Gazetesi Yazarı Murat Çelik’in de olduğu gazetecilere açıklamalarda bulundu. 45 ülke, 11 bin personelin katıldığı, bölgenin en büyük ‘Birleşik Müşterek Tatbikatı’ EFES-2024’ün katılımcılar için önemli fırsat olduğunu söyleyen Güler şöyle konuştu: “Böylesine kapsamlı fiilî atışlı bir tatbikata katılma fırsatı bölgemizde ve Avrupa’da dahi pek yakalanamıyor. O nedenle her yıl katılımcı ülke sayısı artıyor.”

“ÇÖZÜM YOLU DİYALOG”

Türkiye- Yunanistan ilişkilerine değinen Güler, “Olumlu bir dönemden geçtiğimize, çözüm odaklı yaklaşımla dürüst ve yapıcı bir ilişkinin iki ülkenin yararına olacağına inanıyorum” dedi. Güler, “Biz kimseyle özellikle komşularımızla problem yaşamak istemiyoruz. Ülkemizin hak ve menfaatlerini korumak için ordumuzun etkinlik ve caydırıcılığını artırmak için çalışıyoruz” diye konuştu. Güler, NATO müttefiki iki ülkenin sorunlarını çözmek için en iyi yolun üçüncü tarafa gerek duymadan diyalog kurmak olduğunu söyledi.

“PKK YASAKLANDI”

Irak’ın kuzeyindeki operasyonların sürdüğünü söyleyen Güler, “Irak’a yaptığımız son ziyaret oldukça olumlu ve faydalı oldu. Yıllardır PKK’yı ‘terör örgütü’ olarak tanımlamayan Irak, ‘yasaklanmış örgüt’ olarak tanımladı” dedi. Terör örgütünün Suriye’deki sözde seçim çalışmalarının, ülkenin toprak bütünlüğü açısında kabul edilemez olduğunu söyleyen Yaşar Güler, “Millî güvenliğimiz ve komşularımızın toprak bütünlüğü hilafına herhangi bir oldubittiye fırsat vermeyeceğimizi bir kez daha altını çizerek vurguluyorum” diye konuştu.

“SURİYE’Yİ DEAŞ’TAN KURTARAN BİZİZ”

ABD’nin PKK/ YPG’yle yaptığı iş birliğinin, müttefiklikle bağdaşmadığını belirten Güler, “Amaç DEAŞ’la mücadele ise iş birliğinin teröristlerle değil, müttefiklerle yapılması gerektiğini ve buna hazır olduğumuzu her zaman ifade ettik” dedi. Güler, bu işbirliğinin Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü tehlikeye attığını söyledi. Bakan Güler, “DEAŞ’la göğüs göğse mücadele eden, binlerce DEAŞ’lı teröristi etkisiz hâle getiren ve Suriye’yi DEAŞ’tan kurtaran biziz” dedi.

“UÇAK GEMİSİNE SAHİP OLACAĞIZ”

Yerli savunma sistemlerinin üretimi konusunda açıklamalarda bulunan Güler, “Dünyada uçak gemisine sahip çok az ülke var. İnşallah bunlardan biri de biz olacağız ve güç aktarma kabiliyetimizi artıracağız” dedi. Altay tankının üretiminde sürecin takvime uygun ilerlediğini belirten Güler, “İki adet tankı teslim aldık. Motorlar konusunda Kore ile çalışmalar devam ediyor. Kendi motorlarımızı da tamamlamak üzereyiz” diye konuştu.

“İSRAİL BEDELİNİ AĞIR ÖDEYECEK”

İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü katliama değinen Bakan Güler, “Çocuklar dâhil binlerce masum Filistinliyi katleden İsrail’e dur denmesinin vakti çoktan gelip geçti. Bu yanlıştan bir an evvel dönülmeli ve daha geç olmadan bu zulüm bitmelidir” dedi. Kendi toplumu tarafından protesto edilen İsrail yönetimine karşı dünyanın sabrının tükenmek üzere olduğunu söyleyen Güler, “Bu katliama sebep olanlar bedelini er ya da geç, ağır şekilde ödeyecekler” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/zorunlu-askerlik-devam-edecek-mi-bakan-guler-tartismalara-noktayi-koydu/feed/ 0
11’inci Yılında Gezi Tutuklularının Serbest Bırakılması Çağrısı: “Gezi Direnişi Bu Ülkenin Dünü Değil Geleceğidir” https://www.haber60.com.tr/11inci-yilinda-gezi-tutuklularinin-serbest-birakilmasi-cagrisi-gezi-direnisi-bu-ulkenin-dunu-degil-gelecegidir/ https://www.haber60.com.tr/11inci-yilinda-gezi-tutuklularinin-serbest-birakilmasi-cagrisi-gezi-direnisi-bu-ulkenin-dunu-degil-gelecegidir/#respond Sat, 01 Jun 2024 00:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34304 Haber: Oktay Yıldırım/Çağatan Akyol

Kamera: Umut Emre Gökbulut/Mehmet Çalpar

(İSTANBUL) – Gezi eylemlerinin 11’inci yılı dolayısıyla Taksim’deki Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) önünde basın açıklaması yapıldı. Taksim Dayanışması adına yapılan ortak açıklamada Gezi davasından cezaevinde bulunanların serbest bırakılması istendi, “Gezi Direnişi bu ülkenin dünü değil geleceğidir” denildi.

Gezi Parkı direnişinin üzerinden 11 yıl geçti. Anma nedeniyle gösteri yapılacağı beklentisiyle Taksim Meydanı polis bariyerleri ile abluka altına alındı. Metro Taksim ve Şişhane istasyonları İstanbul Valiliği talimatıyla kapatıldı. Taksim Dayanışması ise yıldönümü nedeniyle TMMOB önünde akşam saatlerinde açıklama yaptı. Açıklama sırasında sık sık “Gezi umuttur, yargılanamaz”, “Her yer Taksim, her yer direniş”, “Gezi bizim onurumuzdur”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Gezi şehitleri ölümsüzdür” ve “Selam olsun Gezi’ye, yaşasın tam bağımsız Türkiye” sloganları atıldı.

“Karanlık gitti, Gezi kaldı” yazılı pankartın açıldığı eylemde konuşmalar yapıldı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile eylemler sırasında öldürülen Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda katılımcının yer aldığı açıklama sırasında ortak metni Taksim Dayanışması’ndan Akif Burak Atlar okudu. Açıklamada şunlara vurgu yapıldı:

“Gezi direnişini darbeyle, terörle ilişkilendirmek akılla, mantıkla, hukukla ve vicdanla izah edilemez”

“11 yıl önce bugün ülkemiz tarihinin en demokratik, en katılımcı, en barışçı, en feminist, en adaletli, en ekolojist, en genç, en renkli ve en mücadeleci halk hareketi, dünyadaki ve ülkemizdeki adaletsizliklere karşı Gezi parkında buluştu. Buluşmakla kalmadı, ülkemizin siyasal, toplumsal ve kültürel tarihinde silinemeyecek kadar derin ve gökkuşağı gibi renkli bir iz bıraktı. Meydanları dolduran milyonların direnişi tüm renkleriyle dirençliliği, kararlılığı, çok sesli bir ezgiyi, yeryüzü sofrasında sıcak bir paylaşımı, kardeşleşmeyi, umudu simgeledi.

Tüm bu gerçekliğin karşısında Gezi direnişini darbeyle, terörle ilişkilendirmek akılla, mantıkla, hukukla ve vicdanla izah edilemez. Bilinmelidir ki ‘adalet’ mekanizmasını iktidarın siyasi emellerinin aracı haline getirmiş olmak ülkemize yapılan en büyük kötülüklerden biridir. Gezi davasında olduğu gibi, Kobane davasında olduğu gibi, Barış Akademisyenleri davalarında olduğu gibi, bu ülkenin meslek insanlarını, sivil toplum emekçilerini, siyasetçilerini, kadınlarını, öğrencilerini, adaletsizlik karşısında ses çıkaran herkesin birliğini yok etmek, sindirmek istiyorlar. Tıpkı Gezi’de rengarenk bir anlayışla ortaya çıkan toplumsal refleksi sindirmek istedikleri gibi…”

“Toplumsal tepkisizlik amaçlanıyor”

Açıklamada, Gezi’deki toplumsal refleksin sindirilmeye çalışmasının nedenlerini ise şöyle sıraladı:

“Çünkü Gezi’deki toplumsal refleksi sindirmeye çalışmak; Kadın cinayetlerinden, doğa katliamlarına, 1 Mayıs Taksim meydan yasağından, eğitim ve sağlıktaki piyasalaştırma ve yozlaştırma uygulamalarına kadar süren onlarca sorun karşısında tepkisizliği amaçlar.

Çünkü Gezi’deki toplumsal refleksi sindirmeye çalışmak; İliç’te milyonlarca ton toprağın altında nefessiz kalan işçilerin haklarına ve hatırasına kayıtsız kalmayı; tam on bir kenti yıkan depremlerin öncesi ve sonrasında yaşanan zafiyetlere, eksikliklere, aksaklıklara göz yummayı ve hepsinden önemlisi binlerce insan enkaz altında iken iktidarı korumak için yaşanan insanlık suçlarına ses çıkarmamayı amaçlar.

Çünkü Gezi’deki toplumsal refleksi sindirmeye çalışmak; Tahammül edilemez boyutlara varan hayat pahalılığının ve yüksek enflasyon karşısında bütün emekçilerin ve emeklilerin ücretlerini baskılayarak yoksullaştırmayı hedefleyen ‘sıkılaştırma’ politikalarına sessiz kalınmasını amaçlar. Ancak tüm bu çabanız beyhudedir!”

“Özgürlük için kol kola girip direnenleri sindiremezsiniz”

Soma’dan Çorlu’ya, İkizdere’den Aladağ’a, Hopa’dan Boğaziçi’ne, İliç’ten Kobane’ye, Gezi’ye verilen adalet mücadelesinin sindirilemeyeceğinin vurgulandığı açıklama şöyle devam etti:

“Türklerden Kürtlere, gençlerden yaşlılara, kadınlardan Lgbti+ bireylere, öğrencilerden cumartesi annelerine, emekçilere demokrasi için, eşitlikler için, özgürlük için kol kola girip baskılara karşı direnenlerin birliğini sindiremezsiniz. Gezi davasında haklarından somut tek bir delil bile olmadan 7 yıldır tutsak edilen Osman Kavala için verlien ağırlaştırılmış müebbet cezası, 2 yıldır hukuksuzca hapsedilen Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve Mine Özerden için verilen 18’er yıllık hapis cezaları onanmış durumda.

Daha önce hakkında iki kez beraat kararı verilen Gezi davasındaki sözde delilleri yeniden kıymetlendiren; intikamcı, hukuk ve akıl dışı bir yargılama ile arkadaşlarımızın özgürlüklerini gasp edenlere, Gezi’yi kriminalize etme çabaları karşısında sessiz kalanlara eğip bükmeden şunu söylemek istiyoruz: ‘Ağırlaştırılmış müebbet’ cezasının ne anlama geldiğini, 7 yılı aşan tutukluluğun mahiyetini ve tüm bunların tek bir manalı delil içermeyen keyfi mahkeme kararlarına dayandığını bildikleri halde suskun kalanların bu hukuksal kumpası kuranlardan bir farkı kalmamaktadır. Arkadaşlarımıza yaşatılan bu uzun tutukluluğun siyasi, hukuki ve insani sorumluluğundan hiç kimse kendini vareste tutamaz. Sadece sizlerin değil, çocuklarınızın da geleceğini bağlayacak bu utanç dolu siyaseti yürütmekten veya buna karşı büründüğünüz sessizlikten vazgeçin!”

“Gezi adına hapiste tuttuğunuz herkesi derhal serbest bırakın!”

Taksim Dayanışması açıklaması Gezi adına hapiste tutulan herkesin serbest bırakılması çağrısı ile devam etti. Açıklamanın ilgili bölümü şu şekilde yer aldı:

“Bu utançtan kurtulmanın yolu topluma yaşatılan hukuksuzluk, haksızlık ve mağduriyetler karşısında ses çıkarmak, itiraz etmek, suskunluğu bozmaktır. Bu durum herkes için geçerlidir. Televizyon ve gazetelerde her gün etik, hukuk, hakkaniyet dersi veren gazeteci ve televizyonculara, demokrasinin bir bileşeni olduklarını iddia eden tüm sendikalara, meslek örgütlerine, derneklere, vakıflara, ülke yönetme iddiasındaki tüm siyasi partilere, sosyalist, muhafazakar, sosyal demokrat veya liberal bütün kişi, kurum ve kuruluşlara seslenmek istiyoruz.

Gezi davasında yaşatılan bu haksızlığın son bulması için ses verin! Sessiz kalmak, görmezden gelmek bu haksızlığa, adaletsizliğe ortak olmaktır! Talebimiz kısa, net ve somuttur: Gezi adına hapiste tuttuğunuz herkesi derhal serbest bırakın! Serbest bırakmak zorundasınız çünkü bu dava öncesinde verilen beraat kararlarında da açıkça ifade edildiği gibi ortada gerçek anlamda bir ‘suç’ ya da ‘suçlu’ yoktur”

“Gezi Direnişi eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi için sönmeyecek bir umut olmaya devam edecek”

Basın açıklaması şu sözlerle sona erdi:

“Sermayeden ve iktidardan yana olan dünya düzeninde mücadele etmenin haklı ve meşru olduğunu yıllardır söylüyoruz. Büyük şairin tabiriyle ölümün adil olması için hayatın da adil olması gerekir. Adalet duygusunun yok edildiği bir ülkenin geleceği olur mu? Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı, hatta verdiği kararlar iktidarın işine gelmediği için kapatılmasının en yetkili kanallardan dillendirildiği bir ülkede demokrasiden söz edilebilir mi? 11 yıldır söylediklerimizi bugün de hatırlatıyoruz: Gezi Direnişi’nin gerçekten görülmesi gereken bir davası, unutturmayacağı değerleri ve kayıpları var. GEZİ Direnişi’nin Berkin’in, Hasan Ferit’in, Ali İsmail’in, Ahmet’in, Mehmet’in, Abdo Can’ın, Medeni’nin, Ethem’in katillerinden ve azmettiricilerinden sorulacak bir hesabı var.

Gezi Direnişi bu ülkenin dünü değil geleceğidir. Eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi için sönmeyecek bir umut olmaya devam edecek. Karanlık gider, GEZİ kalır!”

Şükran Atalay’dan Can Atalay’a: “Yeter ki insanın geçmişinde utanılacak bir şey olmasın”

Öte yandın Gezi’nin 11. yılında TİP Hatay Milletvekili seçilen ancak vekilliği tartışmalı bir şekilde düşürülen avukat Can Atalay’ın annesi Şükren Atalay da bir mesaj paylaştı. Şükran Atalay, “Sağlık olsun oğlum. Yeter ki insanın geçmişinde utanılacak bir şey olmasın” diye yazdı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/11inci-yilinda-gezi-tutuklularinin-serbest-birakilmasi-cagrisi-gezi-direnisi-bu-ulkenin-dunu-degil-gelecegidir/feed/ 0
Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, BAE Devlet Başkanı ile Görüştü https://www.haber60.com.tr/cin-cumhurbaskani-xi-jinping-bae-devlet-baskani-ile-gorustu/ https://www.haber60.com.tr/cin-cumhurbaskani-xi-jinping-bae-devlet-baskani-ile-gorustu/#respond Fri, 31 May 2024 23:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34233 BEİJİNG, 31 Mayıs (Xinhua) — Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Çin’in başkenti Beijing’de Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile bir araya geldi.

Perşembe günü gerçekleşen görüşmede, içinde bulunduğumuz yılın iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 40. yıldönümü olduğunu hatırlatan Xi, Çin-BAE ilişkilerinin geçmişteki başarılar üzerine yenilerini inşa ederek daha da ilerlemek üzere önemli bir dönüm noktasında bulunduğunu söyledi.

Xi, Çin’in ikili ilişkilerin genel doğrultusunu stratejik bir boyut ve uzun vadeli bakış açısından kavramaya devam etmek ve ikili kapsamlı stratejik ortaklığın güçlü gelişimini güvence altına almak üzere BAE ile çalışmaya hazır olduğunu kaydetti.

Xi, Çin’in yüksek kaliteli Kuşak ve Yol işbirliğini sürekli teşvik etmek, kalkınma stratejileri arasındaki sinerjiyi güçlendirmek ve üst düzey Çin-BAE yatırım komitesinin kurulmasını ikili işbirliğinde daha fazla sonuç elde etmek için bir fırsat olarak değerlendirmek üzere BAE ile çalışmaya hazır olduğunu ifade etti.

Xi, her iki tarafı ticaret, enerji ve altyapı gibi alanlarda işbirliğini pekiştirmeye, bilişim teknolojisi, yapay zeka, dijital ekonomi ve yeni enerji gibi yüksek teknoloji alanlarında işbirliğini genişletmeye ve kolluk ve güvenlik işbirliğini güçlendirmeye çağırdı.

Günümüzde çok kutuplu dünya eğiliminin durdurulamaz olduğunu kaydeden Xi, çok kutupluluğun esas itibarıyla farklı medeniyetler, sistemler ve yollar arasında karşılıklı saygı ve barış içinde birlikte yaşama anlamına gelmesi gerektiğini söyledi.

Ortadoğu’daki ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin önemli bir bölümü ve dünyanın çok kutuplu hale gelmesinde önemli bir güç olduğunu belirten Xi, Çin’in bölgedeki ülkelerin kendi ulusal şartlarına uygun kalkınma yollarını takip etmeye devam etmesini, birlik ve güç, barış ve uzlaşma yolunu sıkı sıkıya izlemesini, anlaşmazlıkları iletişim ve istişare yoluyla çözmesini ve gelecek ve kaderlerini kendi ellerine almasını desteklediğini vurguladı.

Xi, Çin’in 2. Çin-Arap Ülkeleri Zirvesi’ni düzenlemek ve Çin ile Arap ülkeleri arasında ortak geleceğe sahip bir topluluk inşasını desteklemek üzere BAE ve diğer Arap ülkeleriyle çalışmaya istekli olduğunu ifade etti.

Al Nahyan ise ikinci vatanı olarak nitelediği Çin’i tekrar ziyaret etmekten ve Xi ile birlikte Çin-Arap Ülkeleri İşbirliği Forumu 10. Bakanlar Konferansı’nın açılış törenine katılmaktan son derece mutlu olduğunu söyledi.

Arap ve Körfez ülkeleri ile Çin arasındaki ilişkilerin sağlam bir temeli olduğunu kaydeden Al Nahyan, Çin’le ilişkilerin derinleştirilip geliştirilmesinin, Arap ve Körfez ülkeleri halklarının ortak arzusuna ve temel çıkarlarına uygun olduğunu belirtti.

BAE’nin Çin’le ilişkileri geliştirmeye büyük önem atfettiğini, Çin’i diplomatik öncelikleri arasında ilk sıraya koyduğunu ve Çin’i uzun dönemli ve güvenilir bir stratejik ortak olarak gördüğünü kaydeden Al Nahyan, BAE’nin diplomatik ilişkilerin kurulmasının 40. yıldönümünü bir fırsat olarak değerlendirip ekonomi, ticaret, yatırım, enerji, bilim ve teknoloji, eğitim ve kültür gibi alanlarda işbirliğini daha da derinleştirip genişletmeye istekli olduğunu ifade etti.

Al Nahyan, BAE hükümetinin tek Çin politikasını sıkı şekilde desteklediğini, her ne şekilde olursa olsun “Taiwan’ın bağımsızlığına” karşı olduğunu ve Çin’in ulusal yeniden birleşmeyi gerçekleştirme çabalarını desteklediğini vurguladı.

Devlet Başkanı, BAE’nin Çin Cumhurbaşkanı Xi tarafından önerilen Küresel Kalkınma İnisiyatifi, Küresel Güvenlik İnisiyatifi ve Küresel Medeniyet İnisiyatifi’ni son derece takdir edip aktif şekilde desteklediğini, Kuşak ve Yol’un ortaklaşa inşasına aktif katılımını sürdüreceğini ve bölgede ve dünya genelinde barış, kalkınma ve refahı teşvik etmek üzere çok taraflı iletişim ve koordinasyon içinde Çin’le yakından çalışmaya istekli olduğunu dile getirdi.

İki taraf, Filistin- İsrail çatışması hakkında da görüş alışverişinde bulundu. Birinci önceliğin insani krizi hafifletmek üzere kapsamlı bir ateşkes sağlamak ve çatışmaları durdurmak olduğunu vurgulayan Xi, Filistin meselesinin iki devletli çözüm temelinde en kısa sürede müzakere yoluyla çözülmesini, uluslararası toplumun oybirliğiyle desteklemesi gerektiğini vurguladı.

İki lider, görüşmenin ardından yatırım, Kuşak ve Yol’un ortaklaşa inşası, bilim ve teknoloji, nükleer enerjinin barışçıl kullanımı, Çince eğitimi, kültür ve turizm gibi çeşitli alanlarda bir dizi ikili işbirliği anlaşmasının imzalanmasına nezaret etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cin-cumhurbaskani-xi-jinping-bae-devlet-baskani-ile-gorustu/feed/ 0
MTSO Başkanı: Üretim ve sanayi deprem riskine karşı korunmalı https://www.haber60.com.tr/mtso-baskani-uretim-ve-sanayi-deprem-riskine-karsi-korunmali/ https://www.haber60.com.tr/mtso-baskani-uretim-ve-sanayi-deprem-riskine-karsi-korunmali/#respond Fri, 31 May 2024 23:18:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34231 Türkiye’nin deprem gerçeğinden hareketle ülkenin bekası için üretimin, sanayinin de deprem riskine karşı korunup ülke geneline yayılması gerektiğine dikkat çeken Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Hakan Sefa Çakır, alternatif ekonomi havzaları oluşturulmasının artık bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Üretimin yüzde 70’inin Marmara Bölgesi’ne sıkıştırmanın akılcı olmadığını kaydeden Çakır, yeni ekonomi havzası oluşturulması için Orta Anadolu- Doğu Akdeniz hattını işaret etti.

MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Çakır, istikrarlı ekonomik büyüme için üretimin de istikrarlı devam edebilmesinin önemine işaret etti. Üretimde de en çok katma değer oluşturan sektörlerin başında gelen sanayiyi büyütmek gerektiğini belirten Çakır, “Ancak deprem ülkesi olduğumuzu da unutmadan sanayimizi ve her türlü üretimimizi deprem riskine karşı korumak zorundayız. Bu, ülkemizin bir beka meselesidir, ulusal güvenlik konusudur” dedi.

TOBB Genel Kurulunda TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da bu konuyu en üst düzeyde ifade ettiğini ve bu tehlikeye parmak bastığını dile getiren Çakır, şöyle devam etti: “Sanayi için planlanan OSB’ler bile artık bu büyümeye yetmiyor. Yatırımcı OSB’lerde ya yer bulamıyor ya da genişleme alanları üretilemiyor. Sınırlı OSB alanları arsa fiyatlarının yükselmesine ve yatırım maliyetlerinin aşırı derecede artmasına neden oluyor. Üretici için yatırım imkansız hale geliyor. Sanayisi gelişmiş rakip ülkelerin sanayiye ayırdığı alan ülkelerin toplam yüzölçümünün yüzde 3’ü iken, bu oran bizde yüzde 1’in çok çok altında. Başta, uygun hazine arazileri olmak üzere, tarıma uygun olmayan alanların sanayi için bir genişleme alanı olarak tahsisi ülke ekonomimizin geleceği için hayati bir konudur.”

“Doğu Akdeniz ve hinterlandındaki illerle toplam ihracatı 41 milyar dolar”

Bu sorunun çözümünün yeni sanayi havzaları oluşturmak, böylece ülkenin hem üretimini artırıp hem de refahı Anadolu’ya eşit yaymakla mümkün olabileceğine işaret eden Çakır, “Bu aynı zamanda deprem risklerine karşı ülke sanayisinin güvence altına alınmasıdır. Sanayisinin ve genel ekonomisinin yüzde 70’ini Marmara Bölgesi’ne sıkıştırmak, hem bu anlamda akılcı değil hem de zenginliğin tüm Türkiye’ye eşit yayılmasının önünde bir engeldir” diye konuştu. Orta Anadolu-Doğu Akdeniz hattının, ekonomik rakamlarıyla en potansiyel yeni ekonomi havzası olarak görülmesi ve desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Çakır, şöyle konuştu: “Merkezinde deprem güvenli bir Mersin olan, Adana’yla birlikte Çukurova’nın gücünü kullanan Doğu Akdeniz Bölgesi’nin ekonomik rakamlarına baktığımızda; Mersin hem ihracatını artırıyor hem de bölgenin dış ticaret yükünü taşıyor. 2024 yılı Mersin ihracatı 9.8 milyar dolara ulaştı. Toplam dış ticareti ise 20 milyar doları aştı. Mersin, Adana, Kahramanmaraş, Osmaniye, Hatay’ı da kapsayan Doğu Akdeniz illerinin toplam ihracat 21.7 milyar dolar. Toplam dış ticareti ise 40 milyar doları buldu. Doğu Akdeniz ve etkileşimde olduğu hinterlandındaki illerle toplam ihracatı 41 milyar dolar, toplam dış ticareti 80 milyar dolar. Bu, olağanüstü bir ekonomi bölgesi anlamına geliyor. Eğer destek verilir ve burası da Marmara gibi bir ekonomi bölgesi olarak görülürse, neden bir Marmara Bölgesi daha olmasın?”

“Doğu Akdeniz için 2030 dış ticaret beklentisi en az 150 milyar dolar”

Çakır, Doğu Akdeniz Bölgesi için 2030 yılı dış ticaret beklentisinin en az 150 milyar dolar olarak tahmin edildiğini ifade etti. Artan dış ticaretin, artan yük olduğunu vurgulayan Çakır, şunları kaydetti: “Önümüzdeki 10 yıllık projeksiyonunda artan yük nasıl ve nerden taşınacak? Bugün bölgenin 80 milyar dolar olan dış ticaretinin oluşturduğu yük sadece konteyner bazında 2 veya 2.5 milyon TEU. ve bu yük Mersin Limanı’ndan taşınıyor. Mersin Limanı’nın maksimum kapasitesi, tüm genişleme imkanlarıyla 3.5 milyon TEU. Kentsel açıdan, arazi bakımından daha fazla genişleme imkanı yok. 2030 yılında tahmin edilen 150 milyar dış ticaret yükü için 8 milyon TEU kapasiteli bir limana ve bunu hızla etkin elleçleme ve gümrükleme yapacak bir lojistik merkeze ihtiyaç var. Onlarca yıldan değil, sadece 6 yıl sonrasından bahsediyoruz. O halde bu yükü hangi limanla ve hangi alt yapı ile taşıyacağız?”

“Doğu Akdeniz, acilen yeni bir ekonomi havzası ilan edilmeli”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından planlanarak yatırım planlarına alınan 12 milyon TEU kapasiteli Mersin Ana Konteyner Limanı yapılmadan ve modern bir lojistik merkezin buna destek vermeden söz konusu yükün taşınamayacağını ifade eden Çakır, “Navlun, taşıma, elleçleme, depolama gibi lojistik maliyetlerinin en önemli maliyet kalemleri olduğu günümüz ekonomisinde rekabetçiliğimiz kalmaz. Bundan dolayı ülke ekonomisinin üreten, ihracat yapan ve istihdam oluşturan bir ekonomi olması isteniyorsa çözüm bellidir. Mersin Ana Konteyner Limanı’nın yapılması, Mersin Lojistik Köyün yapılması ve Anadolu’nun Doğu Akdeniz’e inen koridoruyla birlikte Mersin, Adana, Kahramanmaraş, Osmaniye ve Hatay illerini kapsayan ve hinterlandıyla etkin etkileşim içinde olan Doğu Akdeniz’in acilen yeni bir ekonomi havzası ilan edilmesi ve tüm alt yapısı bütünsel olarak tamamlanması en etkin çözüm olacaktır” şeklinde konuştu. – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/mtso-baskani-uretim-ve-sanayi-deprem-riskine-karsi-korunmali/feed/ 0
BTP Lideri Baş: AK Parti’nin reform adı altında planladığı şey vatandaşını bitirmek https://www.haber60.com.tr/btp-lideri-bas-ak-partinin-reform-adi-altinda-planladigi-sey-vatandasini-bitirmek/ https://www.haber60.com.tr/btp-lideri-bas-ak-partinin-reform-adi-altinda-planladigi-sey-vatandasini-bitirmek/#respond Fri, 31 May 2024 03:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33971 (ANKARA) – Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, iktidar kanadından gelen “Avrupa Birliği yolunda yeni reform” mesajlarına ilişkin ” AK Parti’nin reform adı altında planladığı şey vatandaşını bitirmek… 23 senedir kim iktidarda ki sen bir reform bekliyorsun, kim yapacaktı bu reformu? Daha dün ‘Ne Avrupa’sı, ne hali varsa görsün’ diyen sen değil miydin de bugün onlar için her türlü kartı açıyorsun” dedi.

AKP Genel Başkan Vekili Efkan Ala’nın “Cumhurbaşkanımız geçmişte, ‘Kopenhag kriterlerini gerekirse Ankara kriterleri yapar, yine yolumuza devam ederiz’ demişti. AK Parti, Ankara kriterlerini baz alarak ikinci bir reform dalgasına hazırlanıyor” açıklamasına ilişkin açıklama yapan BTP lideri Baş, sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı:

“Kopenhag Kriterleri dediğimiz aslında Avrupa Birliği’nin ‘Sizi birliğe almak için müzakereler başlatabilirim’ noktasında dayattığı şeyler. Peki Avrupa bize ne diyor? Avrupa bize şunu diyor: ‘Benim topraklarımda üretilen tarım ürünlerini sen üretmeyeceksin,  kendi tarım ürünlerine kota koyacaksın, benimle bir pazarda yarışır vaziyette olmayacaksın, sanayine yatırım yapmayacaksın çünkü benim sanayicim ile rekabeti engelleyebilirsin’ diyor. İşte Avrupa bu ve bunun gibi birçok şeyde seni kısıtlıyor ve ‘Eğer bu birliğe gireceksen bana başın öne eğik girmek zorundasın, başın dik, alnın açık, yüzüm ak bu birliğin içine giremezsin kardeşim’ diyor. Avrupa sana bunları dayatıyor. Şimdi biz Avrupa’nın iyi yanlarını alalım da Avrupa Birliği’ne gireceğiz diye sanayicimizi, çiftçimizi, esnafımızı bitirelim mi?”

“‘Avrupa’nın kriterlerini kendi kriterlerimiz kabul edeceğiz’ diyerek ne demek istiyorlar” sorusunu da yanıtlayan Baş, şunları söyledi:

“Reform yapılacaktı da 23 senedir neredeydiniz”

“Avrupa sana neyi dayatıyor: ‘Özelleştireceksin, devlet yatırımı olmayacak, devletin firması olmayacak’ diyor. Bunlar da ‘Biz özelleştirme yoluna yine gireceğiz, çiftçimizin, esnafımızın, iş insanımızın, sanayicimizin, ihracatçımızın, ithalatçımızın sırtına yine yükleri yükleyeceğiz, yine yüksek vergiler yükleyeceğiz, biz insanımızı bitireceğiz’ diyor aslında. AK Parti’nin reform adı altında planladığı şey vatandaşını bitirmek… Bunun sinyalini almamız lazım. Bunu söyleyen hükümet yetkililerine şunu da sormamız lazım: Madem bir reform yapılacaktı, 23 senedir kim iktidarda ki sen bir reform bekliyorsun, kim yapacaktı bu reformu?  Yani sen 23 senedir eğer doğru olduğuna inandığın, bildiğin bir şey varsa bunu uygula diye sürekli iktidarda kalmadın mı? Daha dün ‘Ne Avrupa’sı, ne hali varsa görsün’ diyen sen değil miydin de bugün onlar için her türlü kartı açıyorsun?”

Türkiye’de 14 Mayıs seçimlerinin ardından bir değişim olduğunu sözlerine ekleyen Baş, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Erdoğan vatandaşa değil faiz lobisine şirin görünmeye çalışıyor”

“Sayın Cumhurbaşkanı’mız Erdoğan iktidarının elden gittiğini resmen gördü. Mehmet Şimşek o yüzden geldi, reform hareketleri o yüzden konuşuluyor, yargıdaki değişimler o yüzden konuşuluyor, Kavala dosyası, Demirtaş dosyası o yüzden yeniden gündeme geldi, siyasette yumuşama -normalleşme- denen şeyler o yüzden gündeme geliyor. Çünkü Erdoğan iktidarın elinden gittiğini görüyor ve zannetmeyin ki iktidarın elinden gittiğini gören Erdoğan vatandaşa şirin gözükmek için bunları yapıyor! Hayır, bir başka iradeye, dışarıdaki güçlere, dün faiz lobisi dediği lobilere güzel görünmek, şirin gözükmek için bu tip değişimleri yapıyor.  Erdoğan’ın yaptığı bu! Muhalefette de, ‘Bu vazifeyi Erdoğan değil ben daha iyi yaparım… Ey işte kimsen sen -ben tanımıyorum o iradeleri yani dış güçler başka dış güçler gibi- ben daha iyi yaparım’ diyor.”

İmamoğlu’na “Mehmet Şimşek neyi iyi yapıyor” sorusu

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, “Mehmet Şimşek’ten doğru adımlar görüyoruz” sözlerini de eleştiren Hüseyin Baş, şunları kaydetti:

“Neyi iyi yapıyor bana biri açıklasın. Bu ülkenin para bulabilmek için yüzde 60 faiz vermesi mi iyi bir şey? Bu ülkenin tasarruf adı altında memurunun servisine göz dikilmesi mi iyi bir şey? Bu ülkenin zenginliğinin, kamu kaynağının özelleştirilmesi mi iyi bir şey, iyi şey olan ne? Mehmet Şimşek neyi iyi yapıyor bana biri anlatsın. Ben size söyleyeyim; ekonomide 2025’in ilk yarısından itibaren vatandaşın hissettiği bir iyileşme olacak. Niye olacak biliyor musunuz? Bir şeylerimizi satacaklar, sattıklarının karşılığında cepler 3 – 5 kuruş para görecek ama 5 sene sonra biz yine bunun bedelini bugünden daha ağır ödeyeceğiz,  böyle iyi bir şey olacak. Bu patinaj döngüsü bizi 10 sene, bilemediğin 20 sene daha götürecek ama 20 sene sonra biz çocuklarımızın yüzüne bakamayacağız.”

Baş değerlendirmesini, şu sözlerle tamamladı:

“Babalar çocuklarının yüzüne bakamayacaklar”

“Bunu herkes bir yere not etsin! Bu çocukların yüzüne bakılamayacak! Dedeler torunlarının,  babalar çocuklarının yüzüne bakamayacaklar. Her şeyini satıp savurduğun bir ülke kalacak ortada. Dolayısıyla muhalefet de o dış güce, faiz lobisine artık adını ne koyuyorsan oraya mesaj veriyor; ‘Ben Erdoğan’ın yaptığından eksik yapmam, ben de yaparım, ben de Mehmet Şimşek’i getiririm, ben de dışarıdakilerin politikasını uygularım,  Avrupa Birliği’nin kapısında 50 sene de ben ülkemi heba ederim’ diyor.  Aynı mantık ve bu mantıkla ülkede bunların biri kurtarıcı, diğeri kurtarıcı… Böyle kurtarıcılık mı olur! Kimin kurtarıcısı? Ülkeye göz dikmiş, çöreklenmeye çalışan ak babalarının adına kurtarıcılık yapan ve ülkeyi sömürüye teslim eden düzenin parçaları olmuş oluyorlar, ne yazık ki durum bu.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/btp-lideri-bas-ak-partinin-reform-adi-altinda-planladigi-sey-vatandasini-bitirmek/feed/ 0
Erdoğan: Güney Sınırlarımızın Ötesinde Teröristan Kurulmasına İzin Vermeyeceğiz https://www.haber60.com.tr/erdogan-guney-sinirlarimizin-otesinde-teroristan-kurulmasina-izin-vermeyecegiz/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-guney-sinirlarimizin-otesinde-teroristan-kurulmasina-izin-vermeyecegiz/#respond Fri, 31 May 2024 03:18:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33969 (İZMİR)- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, EFES-2024 Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü’nde; “Terör örgütünün halk oylaması bahanesiyle ülkemizin ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik mütecaviz eylemlerini yakından takip ediyoruz. Daha önce de bu konudaki politikamızı çok net ortaya koyduk. Türkiye, güney sınırlarının hemen ötesinde Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde bölücü örgütün bir teröristan kurmasına asla izin vermeyecektir” dedi.

Türkiye’nin en büyük müşterek tatbikatı olma özelliği taşıyan EFES-2024 Birleşik, Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı İzmir’de devam ediyor. 45 ülkeden yaklaşık 11 bin personelin katıldığı tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü kapsamındaki gece faaliyetleri, dün İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atış ve Tatbikat Alanı’nda yapıldı. Seçkin Gözlemci Günü’nün gündüz safhası bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yapılıyor.

Erdoğan, burada yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“İki yıl önce gerçekleştirdiğimiz EFES-2022 Tatbikatı’na katılan ülke sayısı 37 idi. Tatbikata olan ilginin bu sene her düzeyde arttığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. İki safha halinde toplam 11 bin askeri personelin katılımıyla 25 Nisan’dan beri icra edilen tatbikata destek veren herkese teşekkür ediyoruz. Burada bir hususu öncelikle vurgulamak istiyorum. EFES-2024 Tatbikatı’nda hiçbir ülke hedef alınmıyor. Tatbikatımız Barışı Destekleme Harekatı’na dayalı jenerik bir senaryo ile icra ediliyor.

Envantere yeni giren yerli ve milli sistemleri de tatbikatta kullanma fırsatı buluyoruz. Tatbikatta 33 farklı silah, araç ve sistemin ilk kez denemesini yapacağız. Tatbikata kamu kurumları ile sivil sanayi kuruluşları da dahil edildi. Biz savunma sanayi dahil ilişkilerini kazan-kazan anlayışıyla geliştirmeye çalışan, bunun mücadelesini veren bir ülkeyiz. Savunma sanayi alanında sahip olduğumuz yetenekleri dost ve müttefik ülkelerle paylaşmaktan memnuniyet duyduk. Geçtiğimiz yıl 185 ülkeye 230 çeşit ürün ihraç ederek 5,5 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaştık. Aynı zamanda 10 milyar 240 milyon dolarlık yeni sözleşme imzaladık. Bugün 50 ülke Türk şirketlerinin ürettiği insansız sistemleri kullanıyor. EFES-2024 Tatbikatı’nı savunma sanayindeki tecrübemizi dostlarımızla paylaşma anlayışımızın yeni bir sembolü, yeni bir nişanesi olarak görüyoruz. Tatbikat programındaki savunma sanayi ürünleri sergisinde yer alan silahlar, araçlar ve sistemler ülkemizin ulaştığı noktayı ortaya koymaktadır.

“Kimsenin toprağında gözümüz yok”

Biz gerilimin ve kavganın değil, sulhun, barışın ve iş birliğinin tarafındayız. Biz, aynı coğrafyayı paylaştığımız ülkelerle yan yana yaşamak istiyoruz. Hiçbir ülkeye karşı husumet ve önyargı beslemiyoruz. Kimsenin toprağında ve egemenlik haklarında gözümüz yok. Bize samimiyetle uzatılan eli asla havada bırakmadık ve bırakmayız. Türkiye’nin çıkarlarına saygı duyan, bizimle iş birliğini geliştirmek isteyen herkesle diyaloğa, temasa, bağlarımızı kuvvetlendirmeye hazırız. Son dönemde dostlarımızın sayısını çoğaltmak amacıyla pek çok adımlar attık. İnşallah yeni açılımlarla yolumuza devam edeceğiz.

“DEAŞ ile mücadele argümanının bizim nazarımızda hiçbir hükmü yok”

Şu gerçeğin çok iyi idrak edilmesi gerekiyor: Türkiye küresel gelişmelerin uzağında yer alan bir ülke değildir. Şu an dünyadaki çatışmaların, siyasi krizlerin ve çekişmelerin en yoğun yaşandığı coğrafyada bulunuyoruz. İnsanlığın gündemini meşgul eden ne kadar olay varsa Türkiye’nin yakın çevresinde cereyan ediyor. Karadeniz’den komşularımız olan Rusya- Ukrayna arasındaki savaş üçüncü yılına girdi. İstanbul süreci ile adil bir barışı tesis etmeyi amaçlayan çabalarımız maalesef savaş lobileri tarafından engellendi, sabote edildi. Bölgemiz ve dünyaya ekonomik maliyeti günden güne artan bu savaşın ne zaman ve ne şekilde sona ereceğini kimse bilmiyor. Bir başka komşumuz Suriye’de halen kaos ve istikrarsızlık hakim. Bölücü terör örgütünün Suriye uzantısı bir teröristan kurma hedefiyle bölge halkı üzerindeki baskısını, tehditlerini ve gayretlerini yoğunlaştırdı. Örgüte boyun eğmeyen ve haraç vermeyen insanların öz topraklarından sürülmesinden, çocuk asker kullanımına kadar her yola başvuruyorlar. Meselenin DEAŞ ile mücadele olmadığı, doğrudan ülkemizi ve bölgemizi hedef alan sinsi bir planın adım adım uygulandığı anlaşılıyor. Terör örgütünün halk oylaması bahanesiyle ülkemizin ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik mütecaviz eylemlerini yakından takip ediyoruz. Daha önce de bu konudaki politikamızı çok net ortaya koyduk. Türkiye güney sınırlarının hemen ötesinde Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde bölücü örgütün bir teröristan kurmasına asla izin vermeyecektir. Oldu bittiler karşısında ne yapılması gerekiyorsa onu yaptık, aynı durumla karşılaşmamız halinde harekete geçmekten yine çekinmeyiz. DEAŞ ile mücadele argümanının artık bizim nazarımızda hiçbir hükmünün kalmadığının bilinmesini istiyorum. DEAŞ’a karşı göğüs göğüse mücadele eden bu örgüte sahada en ağır darbeyi indiren ve hezimete uğratan tek NATO müttefiki biziz. Dolayısıyla, bu örgüt üzerinden ne yapılmak istendiğini, bölgemizde nasıl bir oyun oynandığını çok iyi biliyoruz. Biz bu hokkabazlıklara kanmayız, prim vermeyiz. Söz konusu ülkemizin toprak bütünlüğü ve milletimizin güvenliği olunca kimseyi dinlemeyiz, hiçbir tehdide boyun eğmeyiz.

” Ermenistan, yabancı güçlerin esaretinden kurtulduğu ölçüde barışa daha da yaklaşacak”

30 yıl sonra Karabağ’ın azada kavuşmasıyla birlikte bölgemizde kalıcı sükunet için gerçekten tarihi bir fırsat penceresi açıldı. Bunun heba edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Ermenistan, yabancı güçlerin ve diasporanın esaretinden kurtulduğu ölçüde barışa daha da yaklaşacaktır. Ermeni halkı geleceğinin hariçten gazel okuyanlarda, kışkırtanlarda değil, asırlardır beraber yaşadığı ve yaşayacağı komşularında olduğunu görmeli, anlamalı ve bunun gereğini cesaretle yapmalıdır.

7 Ekim’den beri 36 binden fazla masum, savunmasız insan acımasızca katlediliyor. 15 binden fazla çocuk, 10 binden fazla kadın İsrail güçleri tarafından Gazze’de ve işgal altındaki Filistin topraklarında öldürüldü.

“Savaşın da bir hukuku, sınırı ve ahlakı vardır”

Önceki gün mülteci kampına düzenlenen hava saldırısı artık insanlığın bittiği noktaydı. Böyle bir vahşeti haklı gösterebilecek hiçbir gerekçe olamaz. Savaşın da bir hukuku, sınırı ve ahlakı vardır. 36 bin masum insani öldürmek, 80 binden fazla masumu yaralamak, camileri, okulları, hastaneleri, kiliseleri vurmak, gıda sırası bekleyen sivillerin, yardım götüren görevlilerin üzerine bomba yağdırmak savaş değil, apaçık bir soykırımdır. Soykırımı görmezden gelenler sadece savaş suçu işlenmesini desteklemekle kalmıyor aynı zamanda bu suça ortak da oluyorlar. Ahlak ve vicdan sahibi hiç kimsenin bu cinnet tablosunu kabul edeceğini düşünmüyorum. Bu vahşet tablosu karşısında Türkiye kendisinden bekleneni, kendisine yakışanı ve tarihi mirasının gereğini yapmaktadır. Türkiye olarak Gazze’de acil ateşkesin temini için diplomatik çabalarımızı artırarak devam ettireceğiz. Soykırımın sorumlularının adalete hesap vermesi için atılan tüm adımları desteklemeyi sürdüreceğiz. İsrail’in zulmü karşısında tarihin doğru tarafında yer alarak Filistin Devleti’ni tanıyan, mezalime tepki gösteren tüm ülkelere de teşekkür ediyoruz.

“Sayısız engele ve kısıtlamalara rağmen bunları başardık”

2002 yılından itibaren başlayan süreçte savunma sanayinde millilik ve yerliliğin azami seviyeye çıkartılması için her türlü imkanı seferber ettik. Türkiye savunma sanayinde gerçekleştirdiği atılım sayesinde bölgesinde vazgeçilmez oyunculardan biri haline geldi. 2002 yılında sadece 62 savunma projesi yürütülürken bugün bu sayı binleri geçti. 2002 yılında yaklaşık 5,5 milyar dolar bütçeli savunma projeleri yürütülürken, şimdiki projelerin hacmi 96 milyar doları aştı. Kendi savaş gemisini tasarlayan, inşasını ve idamesini gerçekleştirebilen 10 ülke arasındayız. İHA ve SİHA üretiminde ise dünyanın ilk üç-dört ülkesi içindeyiz. Dünyanın ilk SİHA gemisi TCG Anadolu, insansız savaş uçağı KIZILELMA, beşinci nesil milli muharip uçağımız KAAN, AKINCI, AKSUNGUR, ANKA-3 ve diğer pek çok kabiliyetlerimizle kendimizi sürekli geliştirmenin gayreti içerisindeyiz. Önümüze çıkartılan sayısız engele ve aralarında müttefiklerimizin de olduğu tedarikçilerin uyguladığı kısıtlamalara rağmen bunları başardık. Kara, deniz ve hava kuvvetlerimiz yetkinlikleri, harekat kabiliyetleri ve üst düzey eğitimleriyle hasımlarımıza korku, dostlarımıza güven aşılıyor.”

]]> https://www.haber60.com.tr/erdogan-guney-sinirlarimizin-otesinde-teroristan-kurulmasina-izin-vermeyecegiz/feed/ 0 Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: Çiftçilere tarımsal kredilerde yüzde 15 ilave faiz indirimi sağlıyoruz https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-ciftcilere-tarimsal-kredilerde-yuzde-15-ilave-faiz-indirimi-sagliyoruz/ https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-ciftcilere-tarimsal-kredilerde-yuzde-15-ilave-faiz-indirimi-sagliyoruz/#respond Thu, 30 May 2024 23:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33819 TARIM ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İSO Meclisi Mayıs ayı olağan toplantısına katıldı. Yumaklı, “Üretim yapan çiftçilerimize kullandıkları tarımsal kredilerde yüzde 15 ilave faiz indirimi sağlıyoruz. Böylece gerekli diğer koşulları da sağlayan üreticilerimiz kredilerinde yüzde 100 faiz indirimine erişebiliyor” dedi.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin 2024 yılı Mayıs ayı olağan toplantısı ‘Vizyoner Bir Bakışla Tarım ile Sanayi Arasındaki Entegrasyonu Artırarak; Tarımsal Sanayinin, Ekonomimize Daha Etkili ve Verimli Katkı Yapmasını Değerlendirmek’ ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda yapıldı. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda konuşan Bakan Yumaklı, “Üretim yapan çiftçilerimize kullandıkları tarımsal kredilerde yüzde 15 ilave faiz indirimi sağlıyoruz. Böylece gerekli diğer koşulları da sağlayan üreticilerimiz kredilerinde yüzde 100 faiz indirimine erişebiliyor. Çiftçilerimizi üretime teşvik etmek için, bugünün değerleriyle verilen destek miktarı 1,6 trilyon. Tarım dışına çıkan arazi miktarı da yine bu süreçte önemli ölçüde azalmış durumda. 93 milyon dekarlık, 442 büyük ovanın koruma altına alındığını söylemek istiyorum. Yine organik tarım ve iyi tarım uygulamaları da bu süreç içerisinde desteklendi. Tarım ve sanayi entegrasyonunu güçlendirmek için, kırsal kalkınma yatırımları da devam etti ve 93 bin projeye yaklaşık 95 milyar liralık bugünün rakamlarıyla kaynak ayrıldı. Önümüzdeki dönemde yatırımları cesaretlendirmek adına ekonomik yatırımlarda, proje limitini yüzde yüz arttırdık ve 7 milyondan 14 milyon liraya çıkardık. Tarımsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu, Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin eş finansmanıdır. 81 ilimize yaygınlaştırdık. Üçüncü dönem çağrısındaki bütçe rakamı 785 milyon Euro. 7 yıllık bu süreçte ülkemizdeki tarım girişimcilerinin kendi faaliyetlerini yerine getirebilmeleri adına onlara ayrılmış durumda” diye konuştu.

“BUNDAN SONRAKİ STRATEJİMİZİ 5 TEMEL UNSUR ÜZERİNE KURDUK”

Bakan Yumaklı, “Beş temel unsur üzerine kurduk, bundan sonraki stratejimizi. Sürdürülebilir bir üretim yapacağız. Yapmış olduğumuz bu üretim verimlilik esasına göre işleyecek. Ürettiğimiz ürün, verimli ürettiğimiz ürün kaliteli olacak ve mutlaka kayıtlılık söz konusu olacak. Elbette sektöre yatırım bunun olmazsa olmazı. Bu düzenlemelerle suya göre tarımın yapılması, planlı tarımsal üretime geçilmesi istenmeyen arazilerin döküme kazandırılması, tarımsal üretim alanlarında yapılan bütün üretimin kayıt altına alınması ve sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılmasıdır. Politikalarımızın tamamı devletimizin ana politikalarına entegredir” şeklinde konuştu.

“ÇİFTÇİLERE TARIM KREDİSİNDE YÜZDE 15 İLAVE FAİZ İNDİRİMİ”

Çiftçileri teşvik etmek adına faiz indirimi uygulanmasına değinen Yumaklı, “Sözleşmeli üretimle alakalı çiftçilerimize, üreticilerimize onları cesaretlendirme adına üretim yapan çiftçilerimize kullandıkları tarımsal kredilerde yüzde 15 ilave bir faiz indirimi yapıyoruz. Böylece diğer koşulları da sağlayan üreticilerin çok ciddi oranda bir faiz indiriminden yararlanması söz konusu. O yüzden ben siz değerli sanayicilerimizden sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılmasıyla ilgili desteklerinizi istirham ediyorum” ifadelerini kullandı.

“NÜFUS ARTIŞIYLA ÜRETİM İHTİYACIMIZ ARTACAK”

Her alanda daha fazla üretim ihtiyacı doğacağını belirten Yumaklı, “Biz, Akdeniz çanağındaki ülkeyiz. İklimden en çok etkilenen ve etkilenecek olan ülkelerin başında geliyoruz. ve en çok etkilenecek, hayatımız için önemli materyal madde de su. Nüfus artışıyla birlikte yine her alanda üretim ihtiyacımız da artacak dolayısıyla. Bu gerçeği en çok idrak eden bir grubu temsil ediyorsunuz ki, hakikaten ben teşekkür ediyorum İstanbul Sanayi Odası yönetimine. Bu kadar değerli bir çalışmayı Türkiye kamuoyunun gündemine sokacakları için. 2023 yılında ülkemizin mevcut su kaynaklarından 57 milyar metreküp kullanıldı. Bunun oransal olarak hangi sektörlerde kullanıldığını zaten konuşmacılar söyledi. Sanayide suya en fazla bağımlılığı olan sektörleri de söyledi hocam ama ben yine de söyleyeyim. Yüzde 22 ile gıda, yüzde 18 ile tekstil sektörü. Su kaynaklarımızın önemini söylüyoruz. Bir daha tekrar edelim. Ülkeler su ile ilgili pozisyonlarını sahip oldukları potansiyelle ölçerler. Eğer kişi başına bin 700 metreküpün üzerinde bir kullanılabilir su potansiyeline sahipseniz, siz su zengini bir ülkesiniz. Bin 700 metreküple, bin metreküp arasında iseniz su stresi içerisinde bir ülkesiniz. Bin metreküpün altına düştüğünüzde de su fakiri bir ülkesiniz. Kabaca böyle tanımlayalım. Türkiye, bin 313 metreküp bizim kayıtlarımıza göre su miktarına sahip” dedi.

“10 BİN PROJEYE 2,4 TRİLYON LİRALIK BİR KAYNAK AKTARILDI”

Önlem alınmazsa 6 seneye su fakiri olabileceğimize dikkat çeken Yumaklı, “Bin 313 metreküple yani binle, bin 700 arasında, bine daha yakınız. Su stresi altında bir ülkeyiz. Eğer hiçbir önlem almazsak, ne olabilir ki? Deyip alışkanlıklarımızı değiştirmezsek çok değil sadece 6 sene sonra su fakiri olan ülkeler kategorisine gireceğiz. Dolayısıyla burada, devlet aklı olarak karar vericileri olarak, bu tehlikeyi çok uzun senelerdir gören, karar vericilerin ülkemizin yarınlarında ihtiyacı olacak suyu depolama adına çok ciddi yatırımları, dolayısıyla su ve sulama alanında yaklaşık 10 bin projeye 2,4 trilyon liralık bir kaynak aktarmış bu ülke insanı” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-ciftcilere-tarimsal-kredilerde-yuzde-15-ilave-faiz-indirimi-sagliyoruz/feed/ 0 TOBB Türkiye Yükseköğretim Meclisi: Türk yükseköğretimini hedef alan beyanlar temelsiz https://www.haber60.com.tr/tobb-turkiye-yuksekogretim-meclisi-turk-yuksekogretimini-hedef-alan-beyanlar-temelsiz/ https://www.haber60.com.tr/tobb-turkiye-yuksekogretim-meclisi-turk-yuksekogretimini-hedef-alan-beyanlar-temelsiz/#respond Thu, 30 May 2024 21:42:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33758 İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ( Mütevelli Heyet Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Yükseköğretim Meclis Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Aydın’ın da aralarında bulunduğu TOBB Türkiye Yükseköğretim Meclisi, eczacılık fakülteleri ile ilgili açıklamada bulundu. Yapılan açıklamada, Türk yükseköğretimini hedef alan beyanların son derece temelsiz olduğu belirtildi.

Türkiye’de; sosyal, ekonomik ve siyasal gelişim açısından kritik önem taşıyan eğitim sektöründe sayısı 208’e ulaşmış üniversite bulunurken 7 milyondan fazla öğrencinin öğretim görüldüğü belirtildi. Yapılan açıklamada, “Türkiye’de devlet üniversiteleri ile aynı statüye sahip kamu kurumu olarak 40 yıllık bir geçmişe sahip olan vakıf üniversiteleri, yükseköğretim sisteminin önemli bir parçasıdır. Anayasamızın 130. Maddesinde ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nda mali ve idari yönden özerk oldukları belirtilen ve kamu kurumu statüsündeki vakıf üniversitelerimiz kendi kaynaklarını oluşturarak ülke ekonomisine devletten hiçbir kaynak kullanmadan çok büyük katkı sağlamaktadır” sözleri yer aldı.

Eczacılık fakültelerinde toplam 25 bin 200 öğrenci eğitim görmektedir

“Yükseköğretimin yaygınlaştırılması açısından devletin taşıdığı sorumluluğun vakıf üniversitelerince paylaşıldığı, dolayısıyla ortaya çıkacak maliyetlerin önemli bir kısmının vakıf üniversitelerince yüklenildiği dikkate alınmalıdır. Vakıf yükseköğretim kurumlarında her yıl yaklaşık 230,000 kaliteli eğitim almış mezun iş hayatına katılmakta, ülke kalkınmasında büyük rol oynamaktadır.”

“Vakıf yükseköğretim kurumlarının, sağlık sektörüne akademik yapısı ve hastaneleri ile önemli katkıları vardır. Bu bağlamda, ülkemizdeki toplam 47 eczacılık fakültesinin 15 adedi vakıf üniversitelerine ait olup sistemin tamamlayıcı unsurudur. Her yıl yaklaşık 5 bin 500 öğrencinin kayıt olduğu eczacılık fakültelerinde toplam 25 bin 200 öğrenci eğitim görmektedir.”

“Türk yükseköğretimini hedef alan beyanların, son derece temelsiz olduğunu da belirtmek isteriz”

Vakıf üniversiteleri ile ilgili yapılan açıklamada ise “Vakıf yükseköğretim kurumları, oluşturdukları eğitim öğretim imkanları, öğretim üyesi profili, laboratuvar ve uygulama alanları, araştırma potansiyeli ve diğer tüm kampüs imkanları ile yükseköğretim alanında önemli bir boşluğu doldurmakta ve üniversite öğrenimi görmek isteyen adaylara nitelikli yükseköğretim fırsatı sunmaktadır. Buna rağmen, herhangi bir akademik veriye dayanmayan toptancı bir anlayışla ve klişe ifadelerle özelde vakıf yükseköğretim kurumlarını, genelde Türk yükseköğretimini hedef alan beyanların, son derece temelsiz olduğunu da belirtmek isteriz” sözlerine de yer verildi.

“Ülkemizin özellikle ilaç ve ilaç hammaddesi geliştirmede dışa bağımlılığı hepimizin malumudur”

“Son yıllarda Eczacılık Fakültelerine yönelik söylemler dile getirilmekte, Eczacılık Fakültesi mezun sayısının çok fazla olduğu vurgulanmakta, eğitim kalitesinin düştüğü beyan edilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti yeni yüzyılında, uluslararası arenaya iş gücü yetiştirmeyi misyon haline getirmiştir. Özellikle sağlık alanında yetkin uluslararası niteliklere sahip sağlık profesyonelleri yetiştirmek, yükseköğretim sistemimizin hedefleri arasındadır. Ülkemizin özellikle ilaç ve ilaç hammaddesi geliştirmede dışa bağımlılığı hepimizin malumudur. Bu sebeple bu alana yönelik uluslararası nitelikli ve yüksek donanımlı eczacı yetiştirmek yüksek derecede önem arz etmektedir. Açılan yeni eczacılık fakültelerinde ülkemizin sadece iç ihtiyacına yönelik öğrenci yetiştirilmemekte, aynı zamanda uluslararası öğrencilere de yüksek kaliteli eğitim imkanı vakıf üniversitelerince verilmekte ve ülkemizin uluslararasılaşmasına, yayılma politikasına, ekonomik girdisine katkı sağlanmaktadır.”

“YÖK, eczacılık fakültesi açılması ve eğitim-öğretim asgari şartlarını yüksek tutulmasını amaçlamakta”

Vakıf üniversitelerindeki eğitim şartları ve alt yapısının Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından titizlikle denetlenmekte olduğuna da değinen TOBB açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Özellikle YÖK, eczacılık fakültesi açılması ve eğitim-öğretim asgari şartlarını yüksek tutarak kalitenin artırılmasını ve standartize edilmesini amaçlamaktadır. Bu nedenle vakıf üniversitelerinin eğitim programları, alt yapıları ve öğrenim kadroları daha da titizlikle denetlenmektedir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Türkiye Yükseköğretim Meclisi olarak bizler, hassasiyetleri anlayarak ve göz önüne alarak ülkemizin eczacılık mesleği dahil tüm sağlık profesyonellerinin yetiştirilmesine özel önem vermekteyiz. Vizyonumuzu, stratejimizi ve kurumlarımızı da bu yönde her geçen gün iyileştirmeye çalışmaktayız.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/tobb-turkiye-yuksekogretim-meclisi-turk-yuksekogretimini-hedef-alan-beyanlar-temelsiz/feed/ 0
Ölüm Cezası İnfazları Yükseliyor https://www.haber60.com.tr/olum-cezasi-infazlari-yukseliyor/ https://www.haber60.com.tr/olum-cezasi-infazlari-yukseliyor/#respond Wed, 29 May 2024 23:06:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33726 İnsan hakları kuruluşu Uluslararası Af Örgütü’nün yayımladığı son verilere göre dünya genelinde infaz edilen ölüm cezası sayısı yükseldi.

Kuruluş, geçen yıl kayıtlara geçen 1153 infazın, 2022’deki bilinen 883 infaza kıyasla, yüzde 31’lik bir artış anlamına geldiğini kaydediyor.

Bu durum, 1634 infazın kayıtlara geçtiği 2015 yılından bu yana en yüksek sayıya karşılık geliyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün Genel Sekreteri Agnès Callamard, kayıtlara geçen infazlardaki büyük artışı İran ile ilişkilendirdi.

İran devlertinin insan yaşamına karşı tam bir umursamazlık gösterdiğini savunan Callamard, infaz sayısının artışının nedeni olarak uyuşturucu ile bağlantılı suçlara verilen idam cezalarını gösteriyor.

Callamard, “Bu da ölüm cezasının, İran’ın en yoksul toplum kesimleri üzerindeki orantısız etkisinin altını bir kez daha çizdi” diyor.

Af Örgütü, en az 853 infazla İran’ın başı çekiyor görünse de, en çok sayıda infazın Çin’de gerçekleştirildiğine inanıyor.

Çin, infazlar konusunda resmi sayı açıklamıyor, ancak Af Örgütü geçen yıl binlerce kişinin infaz edildiğini düşünüyor.

Örgüt ayrıca, küresel düzeyde verilen ölüm cezalarının yüzde 20 arttığını belirtiyor. Bu, 2018’den bu yana verilen en çok sayıdaki ölüm cezası.

Ölüm cezasını en çok hangi ülkeler kullanıyor?

Af Örgütü’ne göre 2023’te en çok ölüm cezası infaz eden ülkeler Çin, Suudi Arabistan, Somali ve ABD.

Kayıtlara geçen infazların yüzde 74’ünden tek başına İran, yüzde 15’inden de Suudi Arabistan sorumlu.

Af Örgütü, Çin’in yanı sıra Kuzey Kore, Vietnam, Suriye, Filistin ve Afganistan’dan da resmi sayı alınamadığını söylüyor.

Kaç ülke ölüm cezasını kaldırdı?

Ölüm cezasını kaldıran ülke sayısı 1991’de 48 iken, 2023’te 112’ye çıktı.

9 ülke ölüm cezasını en ağır suçlara karşılık kullanıyor. 23 ülke ise en az 10 yıldır ölüm cezası infaz etmedi.

Dünya genelinde ölüm cezaları nasıl infaz ediliyor?

2023 itibarıyla dünya genelinde kullanıldığı bilinen dört farklı infaz yöntemi var. Baş kesme sadece Suudi Arabistan’da kullanılıyor.

Geçen yıl yedi ülke asarak infazı, altı ülke idam mangasını üç ülke de zehirli iğneyi kullandı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, “Ölüm cezasının insan onuruyla, yaşama hakkıyla ve işkence, zalim, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele ya da cezalandırma olmadan yaşama hakkıyla bağdaştırılması çok zor” dedi.

İdam beklerken aklanma

Hüküm verilmesi ve temyiz süreçlerinin tamamlanmasının ardından, mahkumun daha sonra bir suçtan beraat etmesi aklanma olarak adlandırılıyor ve bu kişi artık hukuk önünde masum görülüyor.

Af Örgütü, dünyada ölüm cezası almış 9 hükümlünün infaz beklerken aklandığını hatırlatıyor. Bu kişilerin 5’i Kenyada, 3’ü ABD’de ve biri Zimbabve’deydi.

İnsan hakları savunucuları, hükümlülerin infaz edildikten sonra suçsuzluklarının kanıtlanma ihtimalini hatırlatarak ölüm cezasına karşı olduklarını söylüyor.

Caydırıcılık

BM İnsan Hakları Ofisi, ölüm cezasını uygulamaya devam eden ülkelerin büyük ölçüde “suçu caydırdığı inanışı” nedeniyle buna devam ettiklerini söylüyor.

Sosyal bilimciler, ölüm cezasının caydırıcılığı görüşünün, en iyi ihtimalle kanıtlanmamış olduğu konusunda hemfikir.

Bazılarıysa, en büyük caydırıcılığın yakalanma ve cezalandırılma ihtimali olduğunu söylüyor.

1988’de BM için ölüm cezası ve cinayet oranları arasındaki ilişkiyi belirlemek için bir çalışma yapıldı.

1996’da güncellenen araştırma, “infazların ömür boyu hapis cezasından daha büyük bir caydırıcı etkisi olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunamadı” sonucuna vardı.

Çocuklar üzerindeki etkisi

2010’da Cezayir, Arjantin, Kazakistan, Meksika ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 14 ülke, Ölüm Cezasına Karşı Uluslararası Komisyonu kurdu.

Komisyona daha sonra İngiltere, Kanada ve Almanya dahil 10 ülke daha üye oldu.

Kuruluş geçen yıl yayımlanan son raporunda, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ndeki yasağa karşın, pek çok ülkede çocukların infaz riski altında olduğunu belirtti. Sözleşmede 196 ülkenin imzası bulunuyor.

Amerikan Psikoloji Vakfı da (APA) Amerikan eyaletlerine 21 yaşın altındakilere infaz yasağı getirilmesi çağrısı yapıyor.

Çocuklar sadece infaz riski altında da değil. Komisyona göre “Bir suçlunun cezalandırılmasındaki diğer yöntemlerin aksine, bir ebeveynin infaz edilmesi çocukların ebeveyniyle bir ilişkisi olması hakkını tamamen elinden alıyor”.

]]>
https://www.haber60.com.tr/olum-cezasi-infazlari-yukseliyor/feed/ 0
Yeni Kaledonya’nın bağımsızlık yanlısı lideri Fochi’ye göre Fransa, Ada’da barış yolundan saptı Açıklaması https://www.haber60.com.tr/yeni-kaledonyanin-bagimsizlik-yanlisi-lideri-fochiye-gore-fransa-adada-baris-yolundan-sapti-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/yeni-kaledonyanin-bagimsizlik-yanlisi-lideri-fochiye-gore-fransa-adada-baris-yolundan-sapti-aciklamasi/#respond Wed, 29 May 2024 21:42:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33681 Fransa’nın denizaşırı kolonisi Yeni Kaledonya’nın bağımsızlık yanlısı liderlerinden Dominique Fochi, Fransız devletinin, Ada’nın yerli halkı Kanakların bağımsızlık süreci için önem taşıyan Noumea Anlaşması’nı bozduğunu ve barış yolundan saptığını söyledi.

Fransız hükümetinin “anayasal reform” adı altında Yeni Kaledonya’nın yerel halkı Kanakları seçimlerde etkisizleştirmek için Ada’ya yerleştirilen Fransızları seçmen listesine alma girişimi, buradaki halkın tepkisini çekti.

Fransa’nın 1853’te kolonisi haline getirdiği Hint-Pasifik bölgesindeki Yeni Kaledonya’da seçmen sayısını artıracak ve dolayısıyla seçimle siyasi süreçleri etkileyebilecek potansiyele sahip reform, Ada’dan 17 bin kilometre uzakta Fransız Parlamentosunda görüşülürken, 13 Mayıs’tan itibaren bağımsızlık yanlısı Kanaklar gösterilere başladı.

Fransız hükümeti, Ada’nın bağımsızlık sürecini Paris’te alınacak karara terk etmek istemeyen yerel halka karşı kısıtlayıcı önlemler alırken başta başkent Noumea olmak üzere Ada’nın farklı noktalarında yaşanan olayları bastırmak için bölgeye polis ve jandarma sevk etti.

Ardından Ada’da 15 Mayıs’ta sosyal medya platformu TikTok yasaklandı ve 12 günlüğüne olağanüstü hal (OHAL) ilan edildi.

Ada’da Fransız resmi kaynaklarına göre, 7 kişi hayatını kaybederken 370’ten fazla kişi gözaltına alındı.

Yeni Kaledonya halkı Kanakların köklü partilerinden Kaledonya Birliğinin Genel Sekreteri Dominique Fochi, Ada’nın Fransa tarafından bugüne kadar nasıl koloni olarak kullanıldığını ve bu süreçte yaşanan olayları AA muhabirine anlattı.

Fransa’nın 171 yıl önce 1853’te Yeni Kaledonya’yı ele geçirdiğini belirten Fochi, Ada’nın yerlisi Kanakların topraklarında Fransa’nın sömürgesini asla kabul etmediklerini, sürekli mücadele halinde olduklarını belirtti.

Fochi, “Ülkenin tarihi boyunca Fransa ve yerli Kanak halkı arasında sadece çekişmeli ilişkiler oldu.” ifadesini kullandı.

Fransa’nın Ada’yı elinde tutmak için yürüttüğü iskan politikasının yanı sıra burayı dışarıdan getirilen mahkumlar için hapishane olarak da kullandığını anlatan Fochi, Paris’in iskan politikasına karşı 19. yüzyılda Ada’da birçok direniş olayının yaşandığını kaydetti.

Fochi, Yeni Kaledonya topraklarının gaspı sırasında başkent Noumea bölgesinde yerli kabile üyelerinin, Fransız sömürge güçlerince öldürüldüğünü ve 1878’deki direniş hareketi sırasında 1000 Kanak ve 200 Avrupalının yaşamını yitirdiğini aktardı.

“Fransız tebaası olarak görülüyorlardı”

Kanakların 1887-1946 tarihlerinde oy verme hakkı olmadığını ve ABD’deki Kızılderililer gibi ayrı bir yasal yaşam alanı olan “rezervlere” sürüldüklerini söyleyen Fochi, şunları kaydetti:

“Yerli kanununa tabi tutuldular. Vergi ödemeleri, rezervlerden izinsiz çıkmamaları gerekiyordu. Oy verme hakları yoktu. Büyük Dünya Savaşları sırasında Fransa’nın kurtulmasına katkı sağlamalarına rağmen onlar vatandaş olarak değil, Fransız tebaası olarak görülüyorlardı.”

“Kanaklar, ülkelerinde giderek azınlık hale geldi”

Fochi, Kanakların bir kısmının 1946’da, tamamının ise 1957’de oy kullanma hakkına erişebildiğini söyledi.

Çok sayıda Fransız’ın 1970’te çalışmak için Ada’ya geldiğini kaydeden Fochi, “Bu yüzden demografik ve özellikle de seçmen dağılımı dengesizleştirildi. Böylece Kanaklar, ülkelerinde giderek azınlık hale geldi.” ifadesini kullandı.

Hükümetin 1972’de Messmer Kararnamesi ile Fransa’dan gelen sömürgecilerin özellikle Yeni Kaledonya’ya yerleşmelerini teşvik ettiğini belirten Fochi, “bu sömürgecilerin Ada’nın bağımsızlık taleplerini bastırmak için geldiklerini” ifade etti.

Fochi, 1980’lerde farklı Fransız hükümetlerinin Yeni Kaledonya dosyasını Paris’ten çözmeye çabaladığına işaret ederek, seçmen kütüğünün o dönem de tartışma konusu olduğunun altını çizdi.

Dominique Fochi, Kanakların 1983’te Nainville-les-Roches’da kaderlerini tayin etme haklarını sömürge döneminde Fransızlarca Ada’ya yerleştirilenlerle kullanmaya karar verdiklerini kaydetti.

Fochi, bu nedenle 1988’deki Matignon Anlaşması, yerli halkın bağımsızlık süreci için önem taşıyan 1998’deki Noumea Anlaşması ve ardından yapılan 3 referandumun tarihin mağdurlarını da kapsadığını anlattı.

Ada’da 1980’li yıllarda 90 kişinin öldüğü olayların ardından Matignon Anlaşması’nın biraz da olsa bölgede barışı pekiştirdiğini ifade eden Fochi, “sömürgesizleştirme anlaşması” olan Noumea Anlaşması’nın Fransız devletinin elindeki yetkilerinin Yeni Kaledonya’ya transfer edilmesini kapsadığını anlattı.

Fochi, bu anlaşmanın Ada’nın egemenliğine tümüyle kavuşması için en fazla 3 referandumun düzenlenmesini öngördüğünü, Yeni Kaledonya’da 2018’deki bağımsızlık referandumunun yüzde 43 “evet”, 2020’dekinin de yüzde 47 “evet” oyu aldığını aktardı.

Referandumlar her 2 yılda bir düzenlenirken, dönemin Fransız hükümetinin aceleci davranarak 3. referandumun Aralık 2021’de düzenlenmesine karar verdiğine değinen Fochi, aslında Kanakların, bu 3. referandumun Fransa’daki 2022 cumhurbaşkanı seçimi ve yerel seçimlerden sonra düzenlemesini istediğini dile getirdi.

Fochi, her şeye rağmen bağımsızlık yanlıları bu tarihi kabul edip referandum kampanyası için hazırlandığını belirterek, ardından Kovid-19 salgını nedeniyle, Ada’daki Geleneksel Senato ve bağımsızlık yanlısı Kanak Sosyalist Ulusal Kurtuluş Cephesi Partisinin (FLNKS) kampanyanın uygun koşullarda düzenlenebilmesi adına referandumun ileri bir tarihe ertelenmesini talep ettiğini söyledi.

İlk iki referandum arasında bağımsızlıktan yana olan oyların artığına dikkati çeken Fochi, özellikle 3 referandumu kazanma şansları olduğunu ifade etti.

“Fransız devleti galibiyetimizi çalmak için işleri zorladı”

Fochi, Kanakların erteleme talebine rağmen Paris’in 3. referandumu 2021’de düzenlemesini şöyle değerlendirdi:

“Fransız devleti galibiyetimizi çalmak için işleri zorladı. Sonuç olarak Noumea Anlaşması’nı bozdu. Bu andan itibaren devleti tarafsızlığını kaybetmiş olarak kabul ettik.”

Kanakların gelenekleri gereği, salgın nedeniyle hayatını kaybedenler için 2021’de yas döneminde olduğunu, bu nedenle insanların evine girip siyasi kampanyalar yürütemeyeceklerini anlatan Fochi, salgın nedeniyle Ada’da 300 kişinin yaşamını yitirdiğini kaydetti.

Fochi, tüm bu nedenlerden ötürü 3. referandumun meşruiyetini kaybetmesi için bağımsızlık yanlılarının halkı oylamaya katılmamaya çağırdığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Her şeye rağmen bugüne kadar Fransa sadece hukuka bakarak bu 3. referandumun meşruiyetini tanımaya devam ediyor. Sömürgeleştirilmiş Kanak halkı katılmamışken referandumun meşru olduğunu nasıl söyleyebiliriz? Bu ülkenin tarihine karşı bir hakaret. Ardından FLNKS’nin Fransız devletiyle her türlü bağı kestiği bir dönem oldu.”

Ada’da sükunetin sağlanması için uzlaşı sağlanması ve Fransız devletinin “tarafsız” davranması gerektiğinin altını çizen Fochi, seçmen kütüğünde değişiklere yol açacak anayasal reformun Ada’da uzlaşı sağlanmadan Fransa tarafından Parlamentoya sunulduğunu dile getirdi.

“Ülkede yaşanan her şeyden hükümet sorumlu”

Fochi, hükümetin şu an yaptığı yanlışları, dönemin hükümetinin 1980’lerde Ada’da yaşanan olaylara götüren süreçte yaptığını kaydederek, reform mecliste geçmeden önce 6 kişilik Kanak delegasyonuyla Paris’e gelerek bu projenin riskleri konusunda milletvekillerini uyardıklarını söyledi.

Fransız yetkililerin kendilerine dinlemediğini ve oylamanın mecliste kabul edildiğini belirten Fochi, “Ülkede yaşanan her şeyden hükümet sorumlu. Yasa tasarısı geri çekilseydi bunların hepsi engellenebilirdi.” dedi.

Fransız devletinin Yeni Kaledonya’da olağanüstü hal ilan ederek, Kanak temsilcilerinin ev hapsine koyduğunu anlatan Fochi, diyaloğa devam edebilmek için FLNKS’nin Ada’ya gelen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan reformun geri çekilmesini, OHAL’in kaldırılmasını ve ev hapsindekilerin serbest bırakılmasını talep ettiğini anlattı.

“6 aydır barışçıl şekilde seferber oluyoruz”

Fochi, “Hedefimiz, ülkenin tam egemenliğine kavuşması” diyerek, bağımsızlık yanlılarının barışçıl şekilde hareket ettiğini söyledi.

“Ne FLNKS ne de Saha Eylemleri Koordinasyon Birimi CCAT ülkeyi yakıp yağmalamaya çağırmadı. Ülkenin karşı karşıya bulunduğu tehlikelerle ilgili devleti, Fransız hükümetini uyarmak için 6 aydır barışçıl şekilde seferber oluyoruz.” ifadesini kullanan Fochi, Fransız devletinin Yeni Kaledonya’da barışa götüren yoldan saptığını belirtti.

Fochi, “Herkesin Yeni Kaledonya’nın sömürgeleştirilmiş ülke olduğunu kabul etmesine ihtiyacımız var.” diyerek, Ada’nın “dekolonizasyon sürecinin” devam ettiğine dikkati çekti.

Noumea Anlaşması’nın 1998’den sonra Ada’ya gelenlere Yeni Kaledonya’daki yerel seçime oy hakkı verilmemesini öngördüğünü hatırlatan Fochi, anayasal reform yürürlüğe girdiği takdirde yerel seçime çoğu Fransa’dan gelen ek 25 bin 900 seçmenin katılacağını kaydetti. Fochi, bunun seçmenlerin yüzde 14’üne tekabül ettiğinin altını çizdi.

“Fransa’nın sömürgeleştirdiği topraklar”

Bağımsızlık sürecindeyken Ada’ya dışarıdan gelenlerin oy kullanmasına izin veremeyeceklerini söyleyen Fochi, “Yeni Kaledonya, Okyanusya’da, Melanezya’da, Avrupa’da değil, Fransa’da değil. Fransa’nın sömürgeleştirdiği topraklar.” dedi.

Fochi, Ada’da son haftalarda yaşanan olayların Kanak halkının sömürgeciliği kabul etmediğini ve etmeyeceğini gösterdiğini vurgulayarak, “Mücadelemiz doğru ve meşru ancak uluslararası düzeyde de gelip bize yardım etmeleri için çağrı başlatıyoruz çünkü ülkemizde sömürgesizleştirme sürecine saygı gösterilmesi için desteğe ihtiyacı olan Pasifik’teki küçük bir halkız.” diye konuştu.

Kanak gençlerin reforma tepki için seferber olduğunu aktaran Fochi, Yeni Kaledonya’daki olaylar sırasında milislerin genç Kanakları öldürdüğünü söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yeni-kaledonyanin-bagimsizlik-yanlisi-lideri-fochiye-gore-fransa-adada-baris-yolundan-sapti-aciklamasi/feed/ 0
TÜZDEV tarafından Üstün Zekalı ve Dahi Çocuklar Eğitimi Çalıştayı düzenlendi https://www.haber60.com.tr/tuzdev-tarafindan-ustun-zekali-ve-dahi-cocuklar-egitimi-calistayi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/tuzdev-tarafindan-ustun-zekali-ve-dahi-cocuklar-egitimi-calistayi-duzenlendi/#respond Wed, 29 May 2024 21:18:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33665 Türkiye Üstün Zekalı ve Dahi Çocuklar Eğitim Vakfı (TÜZDEV) tarafından İstanbul’un tarihi Rami Kütüphanesi’nde birçok üniversitenin de ortak olduğu Üstün Zekalı ve Dahi Çocuklar Eğitimi Çalıştayı düzenlendi. Düzenlenen çalıştayda üstün zekalı çocukların kavramsallaştırılması, eğitimi, tanılanması, gelecekteki istihdam stratejileri ve öğretmen eğitimlerine dair önemli konuları masaya yatırıldı.

Türkiye’nin Geleceği için Ramı Kütüphanesi’nde Bir Aradayız. Çalıştaya İstanbul Valisi Davut Gül, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci ve Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Mustafa Otrar, TÜZDEV Yönetim Kurulu üyelerinin yanı sıra birçok akademisyen, öğretmen, aile ve gönüllü katılım sağladı.

Açılış konuşmasını yapan Çalıştay Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bayram Özer, düzenlenen çalıştayın üstün zekalı bireylerin potansiyelinin ortaya çıkarılmasında ve doğru yönlendirilmesinde büyük bir adım olduğunu belirtti.

TÜZDEV Genel Başkanı Op. Dr. Kemal Tekden ise, “Üstün zekalı ve deha çaplı çocuklar, ülkemiz ve tüm insanlık için beşeri sermayedir. Beşeri sermayesine sahip çıkan ülkeler gelişmiş ülkelerdir. Hatta onlar başka ülkelerin de sermayesini gasp ederler. Yerüstü hazinesi dediğimiz bu çocuklara sahip çıkamayan toplumlar ise yeraltı zenginliklerini işleyemezler ve dolayısıyla vatanlarına sahip çıkamazlar. Bütün yetkililerimizi ülkemizden beyin göçüne engel olmaya ve Allah’ın bütün toplumlar için lütfu olan bu çocuklarımıza sahip çıkmaya davet ediyorum” dedi.

Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Mustafa Otrar da, BİLSEM ve ARGEM ile çok sayıda üstün zekalı çocuğa eğitim sunulduğunu, bu çocukların ülke için bir nimet olduğunu, bu nimete sahip çıkılması gerektiğini vurgulayarak, Eylül ayı sonu itibarıyla yerli ve milli, yapay zeka destekli Türk Ulusal Zeka Testinin (TUZÖ) faaliyete geçeceğini ve taramanın hızla yapılacağını söyledi.

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci de, “Yeni müfredatta farklılaştırma ve zenginleştirme çalışmalarının ilk defa yer alması son derece önemlidir. Bu atılım ile üstün zekalı çocukların eğitim ihtiyaçlarına cevap verilebilecektir” dedi. Yelkenci, çalıştay sonuçlarına göre ARGEM, BİLSEM, öğretmen yetiştirme konularında gerekli önlemleri alacaklarını sözlerine ekledi.

İstanbul Valisi Davul Gül ise, “Kamu eli ile üstün zekalı çocukların eğitiminin yapılması son derece önemli. Ancak sürdürülebilirlik için STK’ların da bu konuda çalışması son derece kıymetli” diyerek, çalıştay sonucunda çıktılar ile yapılması gerekenlerden toplumun her kesimine görev düştüğü ve herkesin sorumluluk alması gerektiğini vurguladı.

Çalıştayda; Üstün Zekalıların Tanımı ve Kavramsal Çerçeve, Hangi kavram doğru? Üstün Zekalı mı, Üstün Yetenekli mi, Özel Yetenekli mi? Dünyada hangi terimler kullanılıyor? Doğru tanım nasıl olmalı ve gerekçesi nedir? Üstün Zekalıların Eğitimi, Üstün zekalıların eğitim ihtiyaçları neler? Eğitimde karşılaşılan zorluklar nelerdir? Özel eğitim programları nasıl tasarlanmalı? Üstün Zekalıların Tanılanması, Üstün zeka nasıl belirlenir? Hangi ölçütler kullanılmalı? En doğru tanılama yöntemi nedir? Üstün Zekalılar için Öğretmen Yetiştirme Politikaları ve Üstün Zekalıların İstihdamı, İş dünyasında üstün zekalıların avantajları ve karşılaştıkları zorluklar nelerdir? Üstün zekalıların istihdamı için stratejiler neler olmalı? İşyerlerinde üstün zekalıların yetenekleri nasıl daha iyi kullanılabilir? Öğretmen yetiştirme politikaları nasıl olmalı? Üstün Zekalıların İstihdamı: İş Dünyasında Devrim Üstün zekalı bireylerin iş dünyasında nasıl avantajlar sağladığı ve hangi zorluklarla karşılaştıkları konuları ele alındı.

Çalıştayda elde edilen önemli çıktılar, yakın zamanda bir politika belgesi haline getirilerek Milli Eğitim Bakanlığı ve kamuoyunun bilgisine sunulacak. Bu belgede, üstün zekalıların tanımı, eğitim ihtiyaçları, tanılanması ve istihdam stratejileri gibi konulara dair kapsamlı öneriler yer alacak. Tarihi Rami Kütüphanesi’nde bir araya gelen akademisyenler, öğretmenler ve uzmanlar bu özel çocukların eğitim ve istihdam ihtiyaçlarını belirleyerek Türkiye’nin geleceğine dair önemli bir adım attı. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/tuzdev-tarafindan-ustun-zekali-ve-dahi-cocuklar-egitimi-calistayi-duzenlendi/feed/ 0
Gaziantep Halı Fuarı Açıldı https://www.haber60.com.tr/gaziantep-hali-fuari-acildi/ https://www.haber60.com.tr/gaziantep-hali-fuari-acildi/#respond Tue, 28 May 2024 23:27:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33588 Halı sektörünün en önemli buluşmalarından birisi olan Gaziantep Halı Fuarı düzenlenen törenle açıldı. Yurt dışından da çok sayıda firmanın katıldığı fuar 31 Mayıs’a kadar açık kalacak.

Ortadoğu Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuarın açılışına Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Adnan Ünverdi, Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, Güneydoğu Anadolu Halı İhracatçıları Birliği Başkanı Zeynal Abidin Kaplan, TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı Selahattin Kaplan, DEİK Yönetim Kurulu Üyesi Mahsum Altunkaya, Gaziantep protokolü ve sektör temsilcileri katıldı.

“Halı sektöründe 60 bin kişi çalışıyor”

Güneydoğu Anadolu Halı İhracatçıları Birliği Başkanı Zeynal Abidin Kaplan, fuarın açılış töreninde yaptığı konuşmada, dış pazarlardaki daralmalara ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntılara dikkat çekti. Halı sektörünün sadece Gaziantep için değil Türkiye için de çok önemli bir sektör olduğuna vurgu yapan Başkan Zeynal Abidin Kaplan, “Sektörümüz yani halı sektörü bereketli ve kıymetli bir meslektir. Halıcılar olarak 60 bin civarında çalışanınız var. Yan sektörlerle birlikte çalışan sayısı 300 bini buluyor. Çarklar döndüğü müddette OSB çalışır, çarklar durursa herkes durur. Birlik ve beraberlik içinde çalışmalıyız. Birlik olduk, İstanbul Uluslararası Halı Fuarını ülkemize kazandırdık. Birlik olduk bugün bu fuarı gerçekleştiriyoruz. Bu fuar benim hayalimdi. Üretici biz isek fuarı da biz yapalım dedik ve başardık” dedi.

“Yeni pazarlar bulmak için çalışıyoruz”

Özellikle komşu ülkelerle Ortadoğu ülkelerindeki pazarlarda meydana gelen daralmaların sektörü yeni arayışlara yönelttiğini kaydeden Başkan Kaplan, “Komşu ülkelerin hemen hepsi anti damping uyguluyor. Irak, İran, Mısır, Cezayir, Ürdün gibi ülkelerdeki pazarlar daralıyor. Halıda dünya liderliğini kaybetmek istemiyoruz. Bunun için de sorunların çözümünü ve destek bekliyoruz. Finansmana ulaşımda ciddi sorunlar yaşıyoruz. Faizler çok yüksek. Diğer taraftan faizler çok yüksek. Yüzde 60 faizle nasıl kredi alacaksınız, nasıl çalışacaksınız? Hükümetin faizleri gözden geçirmesi ve sorunlara çözüm bulmasını bekliyoruz. Komşu ve Ortadoğu’daki yakın ülkelerdeki pazarlarımız daraldığı için halıcılar olarak üç ayda bir uzak ülkelere gidiyoruz. Geçen ay Moritanya ve Senegal’deydik. Önümüzdeki ay Japonya’ya gideceğiz. Gümrük vergisinin olmadığı ülkelere gidiyoruz. Yeni pazarlar bulmak için çalışıyoruz. Hükümetimizden de destek bekliyoruz. Fuarın sektörümüze, şehrimize ve şehrimize hayırlara vesile olmasını diliyor, tüm katılımcılara ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Gaziantep gelecekte yeni Marmara olacak”

Gaziantep Valisi Kemal Çeber de açılışta yaptığı konuşmada, Gaziantep’in üretim, istihdam ve ihracatıyla ülkenin en önemli kentlerinden birisi olduğunu belirtirken, Basra’dan İstanbul’a kadar uzanacak olan Kalkınma Yolu Projesinin hayata geçmesiyle de dünya ticaretinin yeni güzergahının merkezi olacağını ifade etti. Vali Çeber, “Gelecekte burası Gaziantep merkezli olarak Türkiye’nin yeni Marmara’sı olacaktır. Bu çok açıktır” şeklinde konuştu.

“OSB’yi merkeze aldık”

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de, sanayicilerin büyük zorluklarla üretim yaparak, ülke ekonomisine büyük katkı sağladıklarını söyledi. Başkan Şahin, “Her türlü zorluklara rağmen büyük riskler alarak ülkemiz için, şehrimiz için üretim yapıyorsunuz. Hepinizi tek tek kutluyor, alkışlıyorum. Büyükşehir Belediyesi olarak biz OSB’yi merkeze aldık. Bunu seçim beyannamemize de koyduk. Ulaşımı kolaylaştırmak, çalışanların konut sorununu çözmek için önemli projelerimiz var. Hep birlikte başaracağız” ifadelerine yer verdi.

“Yüksek faiz ve düşük kur sorunu çözülmeli”

Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım da törenin açılışında yaptığı konuşmada, yüksek faiz ve düşük döviz kurunun ihracata darbe vurduğunu ifade etti. Başkan Yıldırım, Gaziantep’in dünya halı üretiminin merkezi olmasında emeği geçen tüm sektör temsilcilerini ve çalışanlarını kutlayarak başladığı konuşmasında, “Finansmana erişimdeki sorunlar, enflasyonist baskı, yüksek faiz ve düşük kur ihracatımızı düşürüyor, rekabet gücümüzü zayıflatıyor” diye konuştu.

Fuarın açılış törenine katılanlar kurdele kesiminin ardından stantları gezerek firma yetkilileri ile görüştü. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantep-hali-fuari-acildi/feed/ 0
Devlet Bahçeli: “Uçuk, Kaçık ve Garabet Yumuşamaya Karnımız Tok, Yüzümüz de Dönüktür. Normalleşmesi Gereken Muhalefet Partileridir” https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceli-ucuk-kacik-ve-garabet-yumusamaya-karnimiz-tok-yuzumuz-de-donuktur-normallesmesi-gereken-muhalefet-partileridir/ https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceli-ucuk-kacik-ve-garabet-yumusamaya-karnimiz-tok-yuzumuz-de-donuktur-normallesmesi-gereken-muhalefet-partileridir/#respond Tue, 28 May 2024 22:39:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33558 (ANKARA)- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında; “Elbette tokalaşmak varken yumruklarımızı da sıkalım demiyoruz. Fakat normalleşme ve yumuşama kelimelerinin her meselenin başına iliştirilip milli varlığımızdan, milli kimliğimizden, egemen çıkarlarımızdan, Türk ve Türkiye yüzyılı hedeflerimizden ödün isteniyorsa hiç kimse boşuna çabalamasın. Bizim böylesi uçuk, kaçık ve garabet yumuşamaya karnımız tok, yüzümüz de dönüktür. Normalleşmesi, milli ve ahlaki normlara uyması gereken muhalefet partileridir” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugün TBMM’de partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. İstanbul’un fethinin 571. yıl dönümünü kutlayan Bahçeli, “Fethimizin emanetleri zayi edilemeyecek, kökünden ve kimliğinden koparılmasına göz yumulmayacaktır. Bizans heveslerini kara bulutlar gibi İstanbul’un üstünde tekrar dolaştırmayı düşünen, bununla ilgili gizli gizli proje hazırlayan iç ve dış operasyon maşalarından İstanbul mutlaka korunacaktır. Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesiyle de iyice uykusu kaçan iç ve dış işgal cephesini rahatsız etmeye azim ve inançla devam edeceğiz” dedi. Bahçeli, şunları söyledi:

Zulüm 1453’te başladı diyenlerin alayı düşman kampında toplanan Bizans uşaklarıdır”

“İstanbul’un bugünkü ızdıraplı hali bizleri oldukça üzmektedir. İstanbul’un kötü yönetimi fethin mirasını çarçur etmektedir. Lafa gelince israftan şikayet edenlerin belediye bütçesini har vurup harman savurması, yandaş gazetecileri Roma’ya sözde festival adına, gerçekte ise tatile götürmesi ayıplı bir zihniyetin defolu uygulamalarından başka bir şey değildir. 37 gazetecinin yer aldığı toplamda 73 kişilik kafileden oluşan ballı börekli Roma seyahatinden sonra İBB’nin müsriflikten bahsetmesine hiç kimse inanmayacak, itibar etmeyecektir. İstanbul kent uzlaşısı adı altında demlenenlerin istismarına, tahribatına mahkum olmuştur. İstanbul’u yüz üstü bırakanların siyasi yüzsüzlüğü ise yüzlerine vurulacaktır. MHP’nin uzun vadeli stratejik hedefi İstanbul’un fethinin 60. yıl dönümü olan 2053’te Türkiye’nin lider ülke ve süper güç olmasıdır. İstanbul Türk ve Türkiye yüzyılında hak ettiği zirveye yerleşecek. Bu kutlu hedef zillete düşenlerle değil Türk milletine mensubiyet onuru taşıyan vatansever ve milletseverler tarafından gerçekleştirilecektir. Zulüm 1453’te başladı diyenlerin alayı düşman kampında toplanan Bizans uşaklarıdır. Bizim bunlarla hesabımız er yada geç görülecektir.”

İsrail’in son olarak Refah’ta BM çadırlarında sığınan Filistinlileri bombalarla katletmesine de tepki gösteren Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

“Beklentimiz İsrail’in katil başbakanı ve savunma bakanı hakkında ülkemizin bir an evvel yakalama kararı çıkarmasıdır”

“İsrail savaş uçaklarıyla ölüm saçmıştır. Bizim lügatımızda bu tip vahşeti tanımlayacak ne bir kelime ne de bir kavram vardır. Netenyahu yani ‘Caniyahu’ başta olmak üzere İsrail yönetimini tüm öfkemle lanetliyorum. Caniyahu ve savunma bakanı hakkında talep edilen tutuklama kararının uygun zaman ve zeminde icra edileceği, bu vandalların öldürdüğü her mazlumun hesabını verecekleri kaçınılmaz bir akıbettir. Beklentimiz İsrail’in katil başbakanı ve savunma bakanı hakkında ülkemizin bir an evvel yakalama kararı çıkarmasıdır. Gazze konusu insanlığın sıcak gündemidir. Soykırım karşısında sessiz ve seyirci kalanlar aleni destek sağlayanlar dünya barışına İsrail’le birlikte müştereken karşıdır.

“İslam ülkeleri ayağa kalkmalıdır”

Yalnızca itiraz edip şablon kınama mesajları ile oyalanmak yerine somut ve sonuç alıcı adımların kuvvet kullanarak atılmasından başka bir seçenek kalmamıştır. İslam ülkeleri ayağa kalkmalıdır. Zulüm karşısında tarafsızlık diye bir şey olamaz. Gazzeli çocuklar bayramlık kıyafet yerine kefen giyerken, milyar dolarlar içinde kulaç atan bazı İslam ülkelerinin bohem yöneticileri gece başlarını yastığa koyduklarında huzur duyabiliyorlar mı? Cumhurbaşkanımızın yüzde 10’ü kadar içten mazlumların yanında durabildiler mi? Türkiye öncü rolünü üst seviyeye taşımalı, masumların lehine devreye girmelidir. Filistin’in dünya genelinde tasdiki ve tanınması çığ gibi genişlemelidir. İşgal altındaki Filistin topraklarında soykırımcı İsrail ön şartsız çekilmeli, Mescid-i Aksa’nın manevi ve tarihi statüsüne saygı gösterilmelidir. ABD tarihi ve insani sorumluluktan kaçmamalıdır. ABD yönetimi siyonizmin vesayeti altında değilse insanlık nam ve hesabına harekete geçmekle mesul olduğunu idrak etmek durumundadır.”

11 Haziran’da Tabka, Afrin, Deyrezor, Rakka, Münbiç, Cezire başta olmak üzere Suriye’nin kuzeydoğusunu kapsayan 133 yerel yönetimin belirlenmesi amacıyla yapılacak bölgesel seçimlere dair de konuşan Bahçeli, şunları ifade etti:

“Terörizmin kalbine mızrak gibi inmekten başka çaremiz yoktur”

“11 Haziran’da yapılacağı duyurulan sözde seçimlerin senaristi ABD figüranları teröristlerdir. Ankara ile Şam arasında iş birliği köprüsü inşa ederek terör örgütünün istila ettiği alanları demokratik vasıtalarla ihata teşebbüsüne katiyen müsaade edilmemelidir. Ne yurt içinde ne de komşu coğrafyalarda ihanete geçit yoktur. Terörizmin kalbine mızrak gibi inmekten başka çaremiz yoktur. ABD’nin komşu coğrafyalarda terör örgütlerine verdiği destek Türkiye’nin güvenliğine aşırı tehdittir. Türkiye sömürge ülkesi ya da ABD’nin 51. eyaleti değildir, olması da mümkün değildir. Türkiye’nin 2021 sonunda satın almak için başvurduğu 40 adet F-16 savaş uçağının ve mevcut filolar için ihtiyaç duyduğumuz 79 modernizasyon kitinin temin süreci hızlandırmalıdır. ABD Suriye ve Irak’tan derhal çekilmeli. İnsan haklarını çiğneyen gayrimeşru tavırdan vazgeçmelidir. Fetullah Gülen başta olmak üzere FETÖ’nün ABD’ye yuvalanmış tüm mensupları Türkiye’ye teslim edilmelidir. Eğer ABD, özellikle PKK/YPG/PYD’yle bağını koparamıyorsa, bu teröristlerin alayını kendi ülkesine taşıyarak bir terör eyaleti kurması teklifimizdir.”

Bahçeli, muhalefete de eleştirilerde bulunarak konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Özgür Bey’e yumuşama için önce DEM korkusuyla yüzleşmesini Türkiye ortak paydasında adam gibi duruş göstermesini tavsiye diyorum”

“Yumuşamadan bahis açılıyorsa, böyle bir şeye ihtiyaç hissediliyorsa ilk önce neyin sert, nelerin sertlik ihtiva ettiği açıklığa kavuşmalıdır. Elbette kutuplaşalım ve kavgaya tutuşalım demiyoruz. Elbette tokalaşmak varken yumruklarımızı da sıkalım demiyoruz. Fakat normalleşme ve yumuşama kelimelerinin her meselenin başına iliştirilip milli varlığımızdan, milli kimliğimizden, egemen çıkarlarımızdan, Türk ve Türkiye yüzyılı hedeflerimizden ödün isteniyorsa hiç kimse boşuna çabalamasın. Bizim böylesi uçuk, kaçık ve garabet yumuşamaya karnımız tok, yüzümüz de dönüktür. Normalleşmesi, milli ve ahlaki normlara uyması gereken muhalefet partileridir. Acemi nalbant gibi kah nalına kah mıhına vuran Özgür Bey’in bu gerçeği anlaması samimi dileğimdir. Özgür Bey’in yumuşama için önce DEM korkusuyla yüzleşmesini, Türkiye ortak paydasında adam gibi duruş göstermesini kendisine tavsiye diyorum. Saçma sapan sorularla, seviyesiz ifadelerle geri adım atacağımızı düşünüyorsa yanıldığını bir gün mutlaka anlayacaktır. Terörist Demirtaş’ı savunanların bize normalleşme cakası satması, kümese girip tavuk haklarını savunacağım diyen tilki kadar inandırıcıdır.

“MHP ve Cumhur ittifakı olarak; emeklilerimizin beklentilerini karşılayacağız”

MHP ve Cumhur İttifakı’nın duruşu bellidir. Hiçbir tezgah ve algı düzeni Türkiye ve Türk milletine hizmet kararlılığımızı sekteye uğratamayacaktır. 31 Mart’tan sonra biti kanlananları uyarıyorum. Dikkat etsinler bitli baklanın bizim pazarda alıcısı yoktur. Cumhur İttifakı Türkiye’yi yükseltmeye, aziz millet için her feragati göstermeye sonuna kadar devam edecektir. Yüksek Seçim Kurulu’nun yenileme kararı aldıktan sonra 2 Haziran’da yapılacak 3 ilçeyle 4 beldedeki yerel seçimlerde Milliyetçi Hareket Partisi’yle Cumhur İttifakı milletimizin teveccühüne inşallah mazhar olacaktır. Özellikle merhum Başbuğumuzun memleketi Pınarbaşı inşallah yüzümüzü kara çıkarmayacaktır. MHP ve Cumhur ittifakı olarak; çiftçilerimizin sorunlarını çözeceğiz. Emeklilerimizin beklentilerini karşılayacağız. Esnaflarımızın bereketi olacağız. Memur ve işçilerimizin yüzünü güldüreceğiz. Dar, orta ve sabit gelirli insanlarımıza destek vereceğiz. Her vatandaşım müsterih olsun, her sorun ve sıkıntının takipçisiyiz.

“Sabırlı olacaksınız, öfkenizi erteleyeceksiniz”

TBMM’de tahrikleri artıran, Meclis’i gölgeleyen insanlar dikkat etsinler ama siz hepsinden fazla dikkat ediniz. Sabırlı olacaksınız, öfkenizi erteleyeceksiniz. Meclis’teki tahriklere aldırmayın, kim ne söylerse söylesin, hangi türküyü çalarsa çalsın. Dağda Mehmetçiklerle, polis kardeşlerimle mücadele veren ve ülkenin güvenliğini sağlayan şehitlik mertebesine gözü kapalı koşan Mehmetçiklerimizi de bir gün bu salona davet edeceğim, hepsine İstiklal Marşı söylettireceğim.”

Tartışma yerine çözüm üretilmesi gerekiyor”

Bahçeli, grup toplantısı çıkışında gazetecilerin sokak hayvanlarıyla ilgili soruları üzerine “Türkiye’de herkes tartışıyor bu konuyu. Tartışma yerine çözüm üretilmesi gerekiyor” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceli-ucuk-kacik-ve-garabet-yumusamaya-karnimiz-tok-yuzumuz-de-donuktur-normallesmesi-gereken-muhalefet-partileridir/feed/ 0 MHP Lideri Bahçeli: “Beklentimiz, İsrail’in katil başbakanı hakkında ülkemizin bir an evvel yakalama kararı çıkarmasıdır” https://www.haber60.com.tr/mhp-lideri-bahceli-beklentimiz-israilin-katil-basbakani-hakkinda-ulkemizin-bir-an-evvel-yakalama-karari-cikarmasidir/ https://www.haber60.com.tr/mhp-lideri-bahceli-beklentimiz-israilin-katil-basbakani-hakkinda-ulkemizin-bir-an-evvel-yakalama-karari-cikarmasidir/#respond Tue, 28 May 2024 22:18:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33550 Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Beklentimiz, İsrail’in katil başbakanı ve savunma bakanı hakkında ülkemizin bir an evvel yakalama kararı çıkarmasıdır” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Konuşmasına İstanbul’un fethinin 571. yıldönümünü kutlayarak başlayan Bahçeli, “Türk cihan hakimiyetinin ilk merhalesi, ilk merkezi İstanbul’dur. Zulmün, zilletin ve eziyetin kalesi Bizans, Sultan Fatih’in, manevi önderlerin ve kahraman neferlerin marifet ve mücahitliğiyle yıkılıp gitmiştir. Tarihi eserlerimiz nasıl ki Türk milletinin tapu tescil belgeleri ise fetihler de öyledir ve öyle kalacaktır. Fethimizin emanetleri zayi edilemeyecek, kökünden ve kimliğinden koparılmasına göz yumulmayacaktır” dedi.

“İstanbul’un kötü yönetimi fethin mirasını çarçur etmektedir”

İstanbul’un bugünkü halinin kendilerini oldukça üzdüğünü belirten Bahçeli, “İstanbul’un kötü yönetimi fethin mirasını çarçur etmektedir. Lafa gelince israftan şikayet edenlerin, belediye bütçesini har vurup harman savurması, taş üstüne taş koymaktan aciz olması, yandaş gazetecileri Roma’ya sözde festival adına, gerçekte ise tatile ve sefaya götürmesi ayıplı bir zihniyetin defolu uygulamalarından başka bir şey değildir” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve bazı gazetecilerinin de yer aldığı Roma gezisine ilişkin, Bahçeli, “Özel uçak kiralanıp; 7 değil, 17 değil, tam 37 gazetecinin yer aldığı ve toplamda 73 kişilik kafileden oluşan ballı börekli Roma seyahatinden sonra, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin müsriflikten bahsetmesine hiç kimse inanmayacak, hiç kimse de itibar etmeyecektir. İstanbul can çekişmektedir. İstanbul, kent uzlaşısı çatısı altında DEM’lenenlerin istismarına, istilasına ve tahribatına ne yazık ki mahkum olmuştur. İstanbul’u yüzüstü bırakanların siyasi yüzsüzlüğü ise eninde sonunda yüzlerine vurulacaktır” diye konuştu.

İsrail’in 26 Mayıs’ta Birleşmiş Milletler Çadır Kampı’na düzenlediği saldırı hakkında konuşan Bahçeli, “Sınır tanımayan, insanlık değerleriyle, savaş hukukuyla bağdaşmayan katliamlara her gün yenileri eklenmektedir. Gazze’deki tablo kahredici boyutlardadır. Uluslararası Adalet Divanı’nın geçen hafta aldığı bir kararla, özellikle Refah’a düzenlenen saldırıların derhal durdurulmasını istemiş, fakat İsrail buna aldırış etmemiştir. 26 Mayıs’ta, hassas mühimmatlarla vurulan insani bölgede çok sayıda masum acımasızca katledilmiştir. Bu bölgedeki Birleşmiş Milletler Çadır Kampı’nda hayata tutunmaya çalışan bebekler, çocuklar, kadınlar ve nice suçsuz günahsız insan resmen ateş altına alınarak yakılmıştır” şeklinde konuştu.

“Beklentimiz, İsrail’in katil başbakanı ve savunma bakanı hakkında ülkemizin bir an evvel yakalama kararı çıkarmasıdır”

İsrail’in savaş uçaklarıyla ölüm saçtığını söyleyen Bahçeli, “Bizim lügatimizde bu tip vahşeti tanımlayacak ne bir kelime ne de bir kavram vardır. Netenyahu, yani caniyahu başta olmak üzere, İsrail yönetimini tüm öfkemle lanetliyorum. Caniyanu ve savunma bakanı hakkında talep edilen tutuklama kararının uygun zaman ve zeminde icra edileceği, bu vandalların öldürdüğü her mazlumun, her garibin, her savunmasız insanın hesabını verecekleri kaçınılmaz bir akıbettir. Beklentimiz, İsrail’in katil başbakanı ve savunma bakanı hakkında ülkemizin bir an evvel yakalama kararı çıkarmasıdır” dedi.

Gazze konusunun insanlığın sıcak gündemi olduğunun altını çizen Bahçeli, soykırım karşısında sessiz ve seyirci kalanların ve üstelik aleni destek sağlayanların dünya barışına, insanlık huzuruna İsrail’le birlikte müştereken karşı olduğunu dile getirdi.

“İslam ülkeleri ayağa kalkmalıdır”

İspanya, İrlanda ve Norveç’in Filistin devletini 28 Mayıs’ta tanıyacaklarını açıklamasının adalet ve insanlık değerleri etrafında kenetlenen ülke ve toplumları umutlandırdığını Türk milletinin de yüreğine de su serptiğini ifade eden Bahçeli, “İslam ülkeleri ayağa kalkmalıdır. Debdebe içinde hüküm süren emirlerin, sultanların, kralların basit kurnazlığa tevessül etmeleri, cılız kınama mesajlarıyla göz boyamaları akıl tutulmasından başka bir şey değildir. Zulüm karşısında tarafsızlık diye bir şey olamaz. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın demek zalimlere zımnen onay vermektir. Gafil mi, mütegafil mi, belli olmayan İslam toplumlarının diriliş ve toparlanışı, vahdet ve vuslat ışığıyla aydınlanması için daha ne bekleniyor? Daha ne isteniyor? Daha ne kadar sabır gerekiyor” dedi.

1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız ve toprak bütünlüğüne haiz bir Filistin devletinin mutlak surette tanınması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, Filistin’in dünya genelinde tasdikinin ve tanınmasının çığ gibi genişlemesi gerektiğini dile getirdi.

“Türkiye ile Suriye’nin eşgüdüm halinde yapmalarını önerdiğim askeri operasyonlarla terörün kökü kurutulmalıdır”

Türkiye Cumhuriyeti’nin Suriye yönetimiyle karşılıklı anlayış ve uzlaşma vasatında el ele vererek, Ankara ile Şam arasında işbirliği köprüsü inşa edilerek terör örgütünün işgal ve istila ettiği alanları demokratik vasıtalarla ihata teşebbüsüne katiyen müsaade edilmemesi gerektiğini aktaran Bahçeli, “Bölücü terör örgütünün, kaynağında ve ürediği bataklık alanlarda Türkiye ile Suriye’nin eşgüdüm halinde yapmalarını önerdiğim askeri operasyonlarla kökü kurutulmalıdır. Ne yurt içinde, ne de komşu coğrafyalarda ihanete geçit yoktur. Terörizmin kalbine mızrak gibi inmekten başka çaremiz yoktur. ABD’nin terörizmi politik enstrüman olarak kullanması rezalettir. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ABD’yle kurulan stratejik ortaklık ve müttefiklik bağımız bilinen bir husustur. Ancak ABD’nin komşu coğrafyalarda terör örgütlerine verdiği destek Türkiye’nin güvenliğine aşırı tehdittir” diye konuştu.

“Fetullah Gülen ve FETÖ’nün ABD’ye yuvalanmış tüm mensupları Türkiye’ye teslim edilmelidir”

ABD’nin PKK/YPG/PYD’yle bağını koparması gerektiğini belirten Bahçeli, “Ederi bir dolarlık hayatıyla ilgili son günlerde farklı spekülasyonların yapıldığı Fetullah Gülen başta olmak üzere, FETÖ’nün ABD’ye yuvalanmış tüm mensupları Türkiye’ye ve Türk adaletine teslim edilmelidir. Eğer ABD, özellikle PKK/YPG/PYD’yle bağını koparamıyorsa, bu teröristlerin alayını kendi ülkesine taşıyarak bir terör eyaleti kurması teklifimizdir. Ha 50 olmuş, ha 51 olmuş, hiç fark etmeyecektir. Bölücü teröristlerini alsınlar, ihanetin sefasını sürdürsünler, tepe tepe kullansınlar, toprak verip sabah akşam besleyip pışpışlasınlar, sonra da kendi arkalarından vurulacakları şiddet ve şekavet dolu günleri beklemeye koyulsunlar” ifadelerini kullandı.

“Normalleşmesi, gereken muhalefet partileridir”

Siyasetteki normalleşme tartışmaları hakkında da konuşan Bahçeli, ” Yumuşamadan bahis açılıyorsa, böyle bir şeye ihtiyaç hissediliyorsa, ilk önce neyin sert, nelerin sertlik ihtiva ettiği açıklığa kavuşmalıdır. Elbette kutuplaşalım ve kavgaya tutuşalım demiyoruz. Elbette tokalaşmak varken, yumruklarımızı sıkalım da demiyoruz. Fakat normalleşme ve yumuşama kelimelerini her meselenin başına iliştirip milli haklarımızdan, milli varlığımızdan, milli kimliğimizden, egemen çıkarlarımızdan, Türk ve Türkiye yüzyılı hedeflerimizden ödün isteniyorsa, hiç kimse boşuna çabalamasın, bizim böylesi uçuk kaçık ve garabet yumuşamaya karnımız tok, yüzümüz de dönüktür. Normalleşmesi, milli ve ahlaki normlara uyması gereken muhalefet partileridir” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın duruşunun her zaman belli olduğunu söyleyen Bahçeli, “Hiçbir tezgah, hiçbir kumpas, hiçbir telkin ve algı düzeneği Türkiye’ye ve Türk milletine hizmet kararlılığımızı, Cumhur İttifakı olarak yürüyüşümüzü sekteye uğratamayacak. 31 Mart’tan sonra biti kanlananları uyarıyorum, dikkat etsinler, bitli baklanın bizim pazarda alıcısı yoktur. Cumhur İttifakı Türkiye’yi yükseltmeye, küresel ve bölgesel marka değerini güçlendirmeye, bu aziz millet için her feragati göstermeye sonuna kadar devam edecektir. Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi güvencedir” şeklinde konuştu.

Bahçeli konuşmasının sonunda Trendyol Süper Ligi’nin 38’inci ve son haftasında şampiyonluğa ulaşan Galatasaray Futbol Kulübünü, oyuncularını, teknik kadrosunu, yönetimini ve taraftarlarını tebrik etti, Şampiyonlar Liginde başarılar diledi.

Grup toplantısı sonrasında basın mensuplarının sahipsiz sokak hayvanları hakkındaki sorusu üzerine Bahçeli, “Türkiye’de bu konuyu herkes tartışıyor, tartışmak yerine çözüm bulunmalı” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-lideri-bahceli-beklentimiz-israilin-katil-basbakani-hakkinda-ulkemizin-bir-an-evvel-yakalama-karari-cikarmasidir/feed/ 0
Çok uluslu şirketlerden asgari kurumlar vergisi alınması için çalışma yapılıyor https://www.haber60.com.tr/cok-uluslu-sirketlerden-asgari-kurumlar-vergisi-alinmasi-icin-calisma-yapiliyor/ https://www.haber60.com.tr/cok-uluslu-sirketlerden-asgari-kurumlar-vergisi-alinmasi-icin-calisma-yapiliyor/#respond Tue, 28 May 2024 21:48:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33532 Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, çok uluslu şirketlerden asgari kurumlar vergisi alınması için dünya genelinde çalışma yürütüldüğünü belirterek, ” Türkiye’de faaliyette bulunan çok uluslu şirketlerden asgari kurumlar vergisi alınması yönünde düzenleme yapılması kaçınılmaz. Aksi halde ülkemizin almadığı vergi bir başka ülke tarafından alınacak.” dedi.

“ASGARİ KURUMLAR VERGİSİ TÜM ÜLKELERİN GÜNDEMİNDE”

Şimşek, hazırlıkları yürütülen asgari kurumlar vergisi uygulamasına ilişkin değerlendirmede bulundu. Asgari kurumlar vergisinin tüm ülkelerin gündeminde olduğuna işaret eden Şimşek, asgari kurumlar vergisini yasalaştırmayan ülkelerin vergileme hakkını başka ülkeye bırakmış olacağını söyledi.

Şimşek, 2021 yılında OECD’nin organizasyonu kapsamında dünyada yaklaşık 140 ülkenin küresel asgari kurumlar vergisi konusunda mutabık kaldığına dikkati çekerek, “Alınan mutabakat kararıyla yıllık konsolide hasılatı 750 milyon avro eşiğini aşan çok uluslu şirketlerin düşük vergileme yapılan ülkelerdeki şube, iştirak ve iş yerlerinin asgari yüzde 15 kurumlar vergisine tabi tutulması öngörüldü. Bu kapsamda başta Avrupa Birliği (AB) ülkeleri olmak üzere 30’dan fazla ülke 2024 yılı kazançlarına uygulanmak üzere asgari kurumlar vergisi uygulamasını yasalaştırdı.” diye konuştu.

“KURULAN MODEL ŞİRKETLERİN YÜZDE 15 VERGİ YÜKÜ TAŞIMASINI AMAÇLIYOR”

Diğer ülkelerde de yasalaştırma çalışmalarının devam ettiğini dile getiren Şimşek, uygulamanın detaylarına ilişkin şu bilgiyi verdi; “Çok uluslu şirketlerin faaliyette bulunduğu ülkede ödediği kurumlar vergisi yükü yüzde 15’ten aşağıda ise asgari kurumlar vergisi uygulamasını yasalaştıran ülkeler, ilgili ülkenin almadığı vergi farkını alabilecek. Fark vergi alma hakkı öncelikle şirketin faaliyette bulunduğu ülkede. Bu ülkede asgari kurumlar vergisi uygulaması yoksa şirketin ana merkezinin olduğu ülke bu vergiyi alabiliyor. Burada da asgari kurumlar vergisi uygulaması yoksa aynı gruba dahil şirketlerin bulunduğu üçüncü ülke tarafından bu vergi alınabilecek. Kurulan model, çok uluslu şirketlerin kazançlarının her hal ve takdirde yüzde 15 vergi yükü taşımasını amaçlıyor.”

“HAZIRLIKLAR SON AŞAMAYA”

Şimşek, asgari kurumlar vergisi uygulamasına geçmeyen ülkelerin vergileme haklarını bir başka ülkeye devretmiş olması nedeniyle diğer ülkelerin bu konuda yasama çalışmalarına hız verdiğini belirterek, “Ülkemizde de çok uluslu şirketler faaliyette bulunuyor. Türkiye’de faaliyette bulunan çok uluslu şirketlerden asgari kurumlar vergisi alınması yönünde düzenleme yapılması kaçınılmaz. Aksi halde ülkemizin almadığı vergi bir başka ülke tarafından alınacak.” ifadelerini kullandı. Vergileme hakkından vazgeçmemek için Türkiye’de de asgari kurumlar vergisi uygulanması gerektiğini vurgulayan Şimşek, çok uluslu şirketlere yönelik bu uygulamanın getirilmesi yönünde çalışmalar yapıldığını ve hazırlıkların son aşamaya geldiğini bildirdi.

Türkiye’de faaliyette bulunan uluslararası sermayeli şirket sayısının yaklaşık 80 bin civarında olduğunu ve bunlardan ana işletmesi yurt dışında olan 2 bin 134 işletmenin bulunduğunu aktaran Şimşek, şunları kaydetti; “Ülkemize yatırım yapan çok uluslu şirketlerin sadece yüzde 2,5 gibi bir kısmı 750 milyon avro eşiğini aşmakta olup, bunların kazanmış oldukları vergi teşviklerinin nasıl korunabileceği, farklı alanlarda nasıl değerlendirilebileceği konusunda alternatif modeller üzerinde de çalışılıyor. Bakanlık olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile sıkı bir çalışma yürüterek ülkemize yatırım yapılmasını teşvik etmeye devam edecek alternatifler geliştiriyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cok-uluslu-sirketlerden-asgari-kurumlar-vergisi-alinmasi-icin-calisma-yapiliyor/feed/ 0
Suriyeli sığınmacıların eskiden güvenli sığınağı olan Lübnan’da göçmen karşıtlığı giderek artıyor https://www.haber60.com.tr/suriyeli-siginmacilarin-eskiden-guvenli-siginagi-olan-lubnanda-gocmen-karsitligi-giderek-artiyor/ https://www.haber60.com.tr/suriyeli-siginmacilarin-eskiden-guvenli-siginagi-olan-lubnanda-gocmen-karsitligi-giderek-artiyor/#respond Tue, 28 May 2024 21:00:47 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33508 Avrupa Birliği liderleri, Suriye’de yarım milyona yakın insanın ölümüne, nüfusun yarıya yakınının da yerlerinden edilmesine neden olan savaşı masaya yatırmak için Brüksel’de. Yaklaşık 1,5 milyon Suriyeli göçmene ev sahipliği yapan ve eskiden savaştan kaçanlar için güvenli bir sığınak olarak görülen Lübnan’da ise Suriyeli sığınmacılara yönelik düşmanlık giderek artıyor.

Bu nedenle bu sığınmacıların önemli bir bölümü rotasını Kıbrıs’a çevirdi. BBC Arapça, bu sivillerden bazılarıyla görüştü.

“Sürekli korku ve panik içinde yaşıyoruz” diyen Suriyeli Alya, dört çocuğundan üçü ile beraber Lübnan’da yaşıyor.

43 yaşındaki Alya ve ailesi, 2011’de savaşın patlak vermesinden bir yıl sonra Suriye’nin İdlib kentindeki evlerini terk ederek Lübnan’a sığındı.

Ülkede karşılaştıkları kısıtlamalar ve düşmanca tutumlar hayatlarını daha da zor hâle getirdiği için çaresizlik içinde Lübnan’ı da terk etmeyi düşünüyor.

Alya, küçük oğlunun her akşam gözaltına alınacağı korkusuyla ağabeyini beklediğini, eve döndüğünü görünce de rahatlayıp ona sarıldığını söylüyor.

1,5 milyona yakın Suriyeliye ev sahipliği yapan Lübnan, kişi başına düşen mülteci sayısı açısından dünyada ilk sırada.

Mülteci karşıtlığı Lübnan için yeni bir mesele değil.

Ancak özellikle 2019’da ekonomik krizin baş göstermesi ile geçtiğimiz yıllarda mültecilere yönelik düşmanca tutumun yaygınlaştığı görüldü.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre, Lübnan’daki her 10 Suriyeliden 9’u aşırı yoksulluk içinde yaşıyor.

Özellikle Nisan ayında Hristiyan Lübnan Güçleri Partisi’nden (LGP) bir sorumlunun kaçırılarak öldürülmesi düşmanlıkları körükledi. Lübnan polisi, olaydan çoğunluğu Suriyelilerden oluşan bir çeteyi sorumlu tuttu.

Bunun üzerine çok sayıda Suriyeli sokaklarda darp edildi, bazıları da hakarete uğradı.

Bundan önce de yerel yetkililer ve bazı gruplar yasal bir oturma izinleri olmadığı gerekçesiyle sığınmacıları sığınaklarından çıkarttırmış, çalıştıkları işletmeleri kapattırmış ve diğer Lübnanlılara, Suriyelilere evlerini kiraya vermemeleri konusunda baskı yapmıştı.

Şimal’de sığınmacıların yasa dışı olarak kaldıkları konutlar ve yerleşim alanlarından çıkarılmasına yönelik tahliye operasyonlarını yöneten Vali Ramzi Nohra, “Lübnan Suriyelilere elinden geldiğinden de fazlasını sundu” sözleriyle bu eylemleri savunuyor.

Irkçı olduğu suçlamalarını reddeden ve sadece kanunları uygulamaya koyduğunu söyleyen Nohra, “Bir komşuyu bir ya da iki gün ağırlarsınız, sonsuza kadar değil” diyor.

Nohra, “Herhangi bir ülke vizeniz bittikten sonra da kalmanıza izin verir mi? Gerekli evrakları olan Suriyelilere kapımız açık ve eylemlerimiz sadece ülkede yasa dışı olarak kalanları kapsıyor” diye de ekliyor.

UNHCR verilerine göre, Suriyelilerin yüzde 80’i Lübnan’da resmi bir oturma iznine sahip değil dolayısıyla her an gözaltına alınabilir ya da ülkeden sınır dışı edilebilirler.

Lübnanlıların önemli bir bölümü, ülkelerindeki Suriyeli sığınmacıların UNHCR ve paydaşlarının gönderdiği yardımlar sayesinde çok iyi koşullarda yaşadığına, hatta bu yardımlardan doğrudan faydalandıklarına inanıyor.

Alya, süpermarkette ya da sokaklarda dolaşırken, bazılarının “Suriyelilere bakın. Onlar iyi bir hayat yaşarken bizim kendi ülkemizde hiçbir şeye paramız yetmiyor” dediğini işitmiş.

“Yaşadığımız hayatı keşke gözleriyle görebilselerdi” diyor.

2 Mayıs’ta Lübnan’ı ziyaret eden Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen, ülkeye bir milyar dolarlık yardım paketini açıkladı.

Bu yardım paketi, Avrupa ülkelerine yasa dışı göçün önüne geçmek isteyen Avrupa Birliği’nin Suriyelileri kendi topraklarında tutması karşılığında Lübnan’a verdiği bir rüşvet olarak da görüldü.

Lübnan’da meclis bu açıklamadan birkaç gün sonra, hükümete ülkedeki yasa dışı göçmenlere yönelik tüm önlemleri alması çağrısında bulundu.

Bu, Lübnan’daki Suriyeliler sorununa ilişkin ilk siyasi mutabakat oldu.

Lübnan, Suriye’de geniş alanların artık sığınmacıların dönebileceği kadar güvenli olduğunu, Birleşmiş Milletler’e bağlı kurumların, gerekli yardımı Lübnan yerine doğrudan Suriye’ye ulaştırarak sığınmacıların geri dönüşünü kolaylaştırması gerektiğini savunuyor.

Lübnanlı milletvekilleri, “yasa dışı bir şekilde ülkeye girip burada yaşayan Suriyelileri ülkelerine geri göndermeleri için” hükümete bir yıl müddet verdi.

Pek çok şehirde, üzerinde bir sığınmacı çocuğun resmiyle beraber “YARATTIĞINIZ HASARI ONARIN” mesajı yazan afişler asıldı.

Bu afiş kampanyasının arkasındaki Lübnanlı sanat direktörü, bunun kişisel bir eylem olduğunu, Lübnan’da pek çok insanın ülkeye yönelik bir tehlike olarak gördüğü “mülteci krizine” parmak basmak istediğini söyledi.

Kampanyanın arkasında kim olursa olsun, verilen mesaj, mültecilerin ülkeye “hasar verdiğine” ve BM’nin de bunda sorumluluğu olduğuna yönelik algıların bir yansıması.

UNHCR’nin Lübnan’daki yetkilisi BBC’ye yaptığı açıklamada, “Suriyeli sığınmacıları Lübnan’da tutmaya yönelik uluslararası bir komplo yok ya da gizli bir niyet yok” ifadelerini kullandı.

Açıklamada, “Duruşumuzla ilgili her zaman şeffaf davrandık: Ne BM ne UNHCR Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüşüne engel oluyor” denildi.

Buna rağmen Suriyeli karşıtlığı devam ediyor ve çok sayıda sığınmacı Lübnan’ın dışında yaşayabilecekleri bir ülke arıyor. Yakınındaki ülke Kıbrıs’ta içişleri bakanlığı verilerine göre Lübnan’dan gelen Suriyeli sığınmacıların sayısı 27 kat arttı.

Yaklaşık bir ay önce Alya ve çocukları, 35 kişiyi taşıyan bir göçmen teknesine binerek, aynı şekilde bir yıl önce yasa dışı bir yolculuk yaparak adaya gelen kocası ve dördüncü çocuğuna katılmak için Kıbrıs’a doğru yola çıktı.

Kıbrıs sularına ulaşmayı başarsalar da, daha sonra sahil güvenlik güçleri teknelerini geri dönmeye zorladı.

Lübnan’da çocuklarının artık bir geleceği olmadığına inandığını söyleyen Alya, bütün risklerine rağmen bu yolculuktan korkmadığını da sözlerine ekliyor:

“Ne olabilirdi ki? Ölürdük en fazla. Ha oradaymışım, ha burada. Ben zaten öldüm. “

]]>
https://www.haber60.com.tr/suriyeli-siginmacilarin-eskiden-guvenli-siginagi-olan-lubnanda-gocmen-karsitligi-giderek-artiyor/feed/ 0
DİSK’ten çarpıcı rapor! Türkiye’de son 1 yılda 190 bin kişi daha yoksullaştı https://www.haber60.com.tr/diskten-carpici-rapor-turkiyede-son-1-yilda-190-bin-kisi-daha-yoksullasti/ https://www.haber60.com.tr/diskten-carpici-rapor-turkiyede-son-1-yilda-190-bin-kisi-daha-yoksullasti/#respond Mon, 27 May 2024 23:21:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33460 DİSK üyesi Genel-İş Araştırma Dairesi Emek Araştırma (EMAR) tarafından hazırlanan “Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk Raporu-5” yayımlandı. Buna göre Türkiye’de son bir yılda 190 bin kişi daha yoksullaşırken, yoksulluk oranı yüzde 21,7’ye ulaştı, AB ülkeleri ortalamasının üstünde olan gelir dağılımı eşitsizliği derinleşti. Türkiye’de çalışanların yüzde 15’inin yoksul olduğu vurgulandı.

GELİR EŞİTSİZLİĞİ AB’NİN ÇOK ÜZERİNDE

Raporda, TÜİK’ten elde edilen verilere göre 2023 yılında Türkiye’de kişi başına düşen milli gelirin 13,110 dolar olduğuna işaret edildi. Gelir dağılımı eşitsizliğinin derinleştiği belirtilen raporda Eurostat verilerine göre, Türkiye’deki gelir eşitsizliği oranının AB üyesi ülkelerin ortalamasına göre oldukça yüksek seviyede bulunduğuna işaret edildi. Türkiye’deki gelir eşitsizliği oranının yüzde 0,433 iken, AB üye ülkelerinde bu oranın ortalama yüzde 0,366 olduğu belirtildi.

EN DÜŞÜK ASGARİ ÜCRETE SAHİP 3. AVRUPA ÜLKESİYİZ

Rapora göre Türkiye, en düşük asgari ücrete sahip üçüncü Avrupa ülkesi. Eurostat verilerine göre, Türkiye’de Ocak 2024’te yapılan düzenleme ile asgari ücret 450 Euro’ya denk gelmesine karşın birçok Avrupa ülkesinin oldukça gerisinde. En düşük asgari ücrete sahip beş ülke Arnavutluk, Bulgaristan, Karadağ, Sırbistan ve Türkiye iken, en yüksek asgari ücrete sahip beş ülke ise Lüksemburg, İrlanda, Hollanda, Almanya ve Belçika.

GELİR ADALETSİZLİĞİ DERİNLEŞTİ

Yıllık olarak ortalama en yüksek iş gelirine sahip grup işverenler, en düşük gelire sahip grup ise yevmiyeli çalışanlar olurken yıllık ortalama iş gelirleri sırasıyla işverenlerde 408 bin 174 TL, kendi hesabına çalışanlarda 115 bin 622 TL, ücretli maaşlılarda 102 bin 821 TL ve yevmiyelilerde 53 bin 334 TL oldu. TÜİK verilerine göre, 2022 yılında 18 milyon 30 bin olan yoksul sayısı, 2023’te 18 milyon 219 bin kişiye yükseldi; yoksulluk oranı yüzde 21,7’ye ulaştı. Bu verilere göre, sadece son bir yıl içerisinde 190 bine yakın kişi yoksullaştı.

SÜREKLİ YOKSULLUK ORANI YÜZDE 14’E ÇIKTI

TÜİK verilerine göre (2023), ciddi finansal sıkıntılarla karşı karşıya olan insanların oranı olarak tanımlanan maddi yoksunluk oranı, bir yılda yüzde 26,4’ten yüzde 28,4’e yükseldi. Ayrıca, son dört yılın en az üç yılında yoksulluk sınırının altında yaşayanları ifade eden sürekli yoksulluk oranı da, 1,7 oranında artarak yüzde 14’e yükseldi. Raporda duruma ilişkin, “Bu veriler, maddi sıkıntıların ve yoksulluğun geldiği noktayı işaret ederken ekonomik dengesizliklerin ve gelir adaletsizliğinin derinleştiğini göstermektedir” değerlendirilmesi yapıldı.

YOKSULLUK EN FAZLA ÇOCUKLARI ETKİLİYOR

TÜİK verilerine göre, 2023 yılında yoksul çocuk oranı yüzde 31,3 iken ciddi maddi yoksunluk içinde olan çocukların oranı da yüzde 33,3. Bu veriye göre, neredeyse her 10 çocuktan 3’ü yoksul. Raporda yoksulluğun en fazla çocukları etkilediği ifade edilirken “Çocuk yoksulluğu oranları ile çocukların en temel gereksinimleri olan beslenme, sağlık, eğitim ve barınma imkânlarından yoksun olma oranları arasında doğru bir orantı vardır. Bu durum, çocukların maddi, manevi ve duygusal açıdan gelişimlerini olumsuz etkilemektedir. Bu koşullar altında, zihinsel ve bedensel gelişim açısından temel gereksinimleri karşılanmayan çocuklar, erken yaşlarda çalışma hayatına katılarak işçi olmaktadır. Çocuk işçiliği, devletin çocukları koruma politikalarının yetersizliğinin bir sonucu olduğu gibi, sosyal ve ekonomik politikalardaki adaletsizliğin bir yansımasıdır” denildi.

ÇALIŞANLARIN YÜZDE 15’İ YOKSUL

Eurostat’ın 2023 verilerine göre AB ülkelerinde çalışan yoksulluğunun en yüksek olduğu ülke Türkiye. Türkiye’de çalışanların yüzde 15’i yoksul. Türkiye’yi izleyen diğer ülkeler İspanya ve Slovenya. Buna karşın, çalışan yoksulluğunun en düşük olduğu ülkeler arasında Çekya, Danimarka ve Belçika bulunmakta.

Raporda öne çıkan diğer başlıklar ise şöyle:

* Türkiye’de yoksulluk ve sosyal dışlanma riski en çok kadın ve çocukları etkiliyor

* Her 10 kadından 4’ü yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında

* Türkiye’de her iki kişiden biri borçlu

* Borçluluk düzeyi arttıkça tüketici kredilerine başvuru ve kredi kartı kullanımı artıyor

* Tüketici kredilerinin tutarı bir yılda yüzde 22 artarken; kredi kartı kullanımı yüzde 59 arttı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/diskten-carpici-rapor-turkiyede-son-1-yilda-190-bin-kisi-daha-yoksullasti/feed/ 0
OLIVTECH Fuarı ve İzmir Kahve Fuarı büyük ilgi görüyor https://www.haber60.com.tr/olivtech-fuari-ve-izmir-kahve-fuari-buyuk-ilgi-goruyor/ https://www.haber60.com.tr/olivtech-fuari-ve-izmir-kahve-fuari-buyuk-ilgi-goruyor/#respond Mon, 27 May 2024 00:03:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33249 Bu yıl 11’incisi düzenlenen OLIVTECH Fuarı-2. İzmir Kahve, Kahve Ekipmanları ve Sarf Malzemeleri Fuarı, büyük ilgi görüyor. Lezzet ve teknolojiyi buluşturan iki fuar kapsamındaki söyleşilerde, “Dünyada ve Türkiye’de zeytinciliğin güncel durumu ve gelecek öngörüleri” ile “Türk kahvesinin 500 yıllık öyküsü ve yeni nesil yapım teknikleri” konuşuldu.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından 23-25 Mayıs tarihlerinde düzenlenen 11. OLIVTECH- Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı ile 23-26 Mayıs tarihlerinde yapılan 2. İzmir Kahve Fuarı-Kahve, Kahve Ekipmanları ve Sarf Malzemeleri Fuarı; sektör profesyonelleri, üreticiler, tüketiciler ve meraklıları için önemli bir buluşma noktası oldu. OLIVTECH Fuarı kapsamında; Ticaret Bakanlığı, Uluslararası Zeytin Konseyi ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi tarafından düzenlenen söyleşide, “Dünyada ve Türkiye’de zeytinciliğin güncel durumu ve gelecek öngörüleri” konuşuldu. Uluslararası Zeytin Konseyi İcra Direktörü Jaime Lillo ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Tan’ın konuşmacı olarak katıldığı etkinliğin moderatörlüğü, Ticaret Bakanlığından Yönetim Hizmetleri Daire Başkanı Çilem Çatalbaş ve Ticaret Uzmanı Didem Baykara tarafından gerçekleştirildi. Çatalbaş, “Markalaşma ve uzun dönem sürdürülebilir ihracat hedefleri içinde hem ülkemizin hem sektörümüzün, yüksek kazanca, kaliteye ve teknolojiye ulaşmasını hedefliyor ve bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türk markalarının daha çok tanındığı, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Japonya gibi yüksek gelir grubundaki ithalatçı ülkelerde lider ihracatçı ve markalaşmış ülkelerin rakibi olan bir sektör olmayı hedefliyoruz” dedi.

“Son 10 yılda dünyada ilk defa iki sene üst üste üretimde azalma görülmekte”

Toplantıya çevrimiçi olarak katılan Uluslararası Zeytin Konseyi İcra Direktörü Jaime Lillo, “Şuanda dört kıtadan 20’ye yakın ülke üyemiz var. Türkiye’nin de üye olduğu konseyimiz; ayrıca gözlemci ülke niteliğinde olan Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya ve Brezilya gibi ülkelerle de iş birliği yapmakta. Bunun yanında özel sektörle düzenli bir diyalog yürütmek amacıyla kurulan bir danışma komitemiz de bulunmakta. Son 30 yıldır dünyada zeytin ve zeytinyağı üretimi ikiye katlanmış durumda. Dünyadaki en büyük beş tüketici ve beş üretici ülkeden biri Türkiye. Son 10 yılda ise dünyada ilk defa iki sene üst üste üretimde azalma görülmekte. İklim değişikliğinin zeytinyağı üretimi üzerindeki etkisine şimdiden tanık oluyoruz. Özellikle Akdeniz bölgesinde bu eğilimi görüyoruz. Öngörülemeyen hava şartlarıyla başa çıkmak ve üretim ve tüketim dengesini kurmak için Konseyimizin standardizasyon ve araştırmaya yönelik uzun süredir devam eden çalışmaları var. Zeytin ağacının beşiği olan Akdeniz havzası dışındaki coğrafyalarda da zeytin ve zeytinyağı üretimindeki büyümeyi desteklemek için çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Zeytin ağacı sayısı 202 milyona ulaştı

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Tan da, “Ülke olarak bir miras üzerinde oturuyoruz. Türkiye, zeytin ağacının ana vatanıdır. Bunu bilerek üretimimizi, tüketimimizi, ihracatımızı arttırmalıyız. 2007 yılında kurulan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi, Türkiye’de ilk kurulan konseydir. Uluslararası Zeytin Konseyi neyse Türkiye’de de Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi odur. Sektörün bileşenlerinin içinde olduğu, ortak akılda buluştuğu çatı kuruluştur. Hedef çok önemlidir. Hedef başarının kutup yıldızıdır. 2007 yılında bir hedef koyduk. Zeytin alanını 660 bin hektardan 1 milyon hektara, zeytin ağacı sayısını 144 milyondan, 180 milyona çıkarmayı hedefledik. 2023 Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılında, zeytin ağacı sayımıza baktığımız zaman şu anda 202 milyon. Zeytinyağı üretimi ise 115 bin tonlardayken geçtiğimiz yıl 421 bin tonla dünya hedefi ikinciliğe ulaştık. Bizim Konsey olarak en onurlu hedefimiz, zeytin ağacını ana vatanında layık olduğu yere getirmektir. Gelecek öngörümüz dünyada birinci ülke olmak. Binlerce yıllık kültür birikimi, müthiş bir iklim ve toprak şartlarına sahibiz. Zeytinyağı ihracatımız, 70 bin tondan 150 bin tona çıktı. Ülkemizde, resmi ağaç sayımızın üstüne her yıl ilave olarak 5 milyon zeytin fidanı dikilmekte. Güneydoğu Bölgemizde özellikle Güneydoğu Anadolu Projesi’nde öyle arazilerimiz var ki dünyaya yetecek kadar zeytinyağı üretebiliriz. Türkiye sofralık zeytinde dünya birincisidir. Kaliteli üretim bizim şiarımızdır” diye konuştu.

Türk kahvesinin inceliklerini anlattı

İzmir Kahve Fuarı kapsamında gerçekleştirilen söyleşiler de ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. Türk kahvesi ile ilgili çalışmalarıyla tanınan kahve yazarı ve eğitmen Atilla Narin, “Türk kahvesinin 500 yıllık öyküsü ve yeni nesil yapım teknikleri” başlıklı oturumda konuştu. Atilla Narin, Türk kahvesinin dünyanın ilk nitelikli kahvesi olduğunu belirterek, “Kahve, 500 yıldır Türklerin hayatında önemli bir yere sahip. Türk kahvesinin tarihine baktığımızda kökleri Etiyopya’ya, dalları bir Arap Yarımadası ülkesi olan Yemen’e kadar uzansa da Osmanlı coğrafyasında kimliğini kazanan kahvenin Avrupa’ya tanıtılması Türkler aracılığıyla olmuştur. Kahvenin Türkiye’ye girdiği 16. yüzyılın ortalarından itibaren kahve ile Türkler arasında tutkulu bir ilişki kuruldu. Kahve bitkisinin Türkiye’de yetiştirilmesi ne kadar imkansız olsa da kahve çekirdeklerini kavurmaktan başlayıp fincana dökene kadar olan süreçte Türkler tarafından geliştirilen hazırlama yöntemi Türk kahvesi olarak bilinir” dedi.

Türk kahvesi nasıl hazırlanmalı

İyi bir Türk kahvesinin nasıl yapılması gerektiğini de anlatan Atilla Narin, “Suyun sıcaklık derecesi, kahve yapısı, kahvenin yapılacağı cezve, içine konulacağı fincanın yapısı ve kahvenin sunumu çok önemli. Türk kahvesi pişirilirken köpük rengi, dolgunluğu ve yapısı dikkate alınır, kremamsı kıvam aranılan özelliklerdir. Büyük hava kabarcıkları olmaması gerekmektedir. Telvenin içerken dipte kalıp ağza gelmemesi önem taşır. Öncelikle iyi bir çekirdek, doğru kavrularak, doğru biçimde taze olarak öğütülmeli. Bir fincan için yedi gram kahve kullanın, kahveyi kalın bakır cezve içerisine boşaltın, üzerine kullandığınız fincanın hacmi ki yaklaşık 70 mililitre kadar suyu gezdirerek boşaltın. Fazla acılaşmayı engellemek için oda sıcaklığında ılık su kullanın, kullanılan su arıtma suyu ve temiz bir su olmasına özen gösterin, musluk suyu kullanmayın, tüm kahvenin suyla teması için 8-10 tur karıştırın, orta derece ateşte pişirin ve demlenme esnasında kesinlikle karıştırmayın. İki-iki buçuk dakika demlenme süresinde kaynamadan ocaktan alın ve altı geniş, üst kısmı ise dar olan fincan tercih edin. Kahveyi içmeden önce de tepkimenin sona ermesi için bir dakika bekleyin. Biraz su ile damağınızı temizledikten sonra kahvemizi afiyetle içebilirsiniz” diye konuştu. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/olivtech-fuari-ve-izmir-kahve-fuari-buyuk-ilgi-goruyor/feed/ 0
Türkiye ve AB, Schengen vizesi konusunda görüşmeleri sürdürüyor https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-ab-schengen-vizesi-konusunda-gorusmeleri-surduruyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-ab-schengen-vizesi-konusunda-gorusmeleri-surduruyor/#respond Sat, 25 May 2024 21:06:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33052 Türkiye ve AB, ikili ilişkilerin en kronik sorunlarından birine dönüşen Schengen vizesi konusunda görüşmeleri sürdürüyor. Bu konudaki son görüşme dün Ankara’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve AB Komşuluk ve Genişleme Komiseri Oliver Varhelyi arasında gerçekleşti.

Vize serbestisi konusunda yaşanan tıkanıklık ve vize kolaylığı sürecinin tam ve etkin olarak devreye sokulamaması sorunun kısa vadede çözümünün güç olduğunu gösteriyor.

AB’nin Göç ve İçişleri Komiserliğince açıklanan 2023 istatistiklerine göre, Çin ve Türkiye birer milyon başvuruyla en çok Schengen vizesi talep eden iki ülke oldu.

Nüfusa orantılandığında ise Türkiye açık ara en çok Schengen başvurusunda bulunan ülke konumunda. 2022’de 700.000 civarında olan başvuru sayısının sadece bir senede yüzde 30 kadar artmış olması Türkiye’den AB’ye dönük ilginin ne kadar arttığını gösteren somut bir istatistik olarak görülüyor.

Aynı istatistikler, Türkiye’den yapılan vize başvurularının yüzde 16,1’inin reddedildiğini gösteriyor. Bu rakam, AB’nin genel olarak üçüncü ülke vatandaşlarının yaptığı başvurulara verdiği ret oranıyla dengeli. Ancak Türk vatandaşlarının randevu süresinin çok uzun olması ve kısa dönemli ve tek girişli vizelerin verilmesi sorunun asıl kaynağını oluşturuyor.

Türkiye’den başvurular çoğunlukla Almanya, İspanya, İtalya gibi ülkeler için yapılıyor ve randevu almak için aylarca bekleyen Türk vatandaşları oluyor.

Ankara’da dün temaslarda bulunan AB’nin Komşuluk ve Genişleme Komiseri Oliver Varhelyi’nin Türk muhataplarından en çok duyduğu şikayet de bu konuda oldu.

Varhelyi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Fidan, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile görüşmelerde bulundu.

Vize serbestisi için çalışmalar yeniden mi başlıyor?

Dışişleri Bakanı Fidan, dünkü basın toplantısında, sorunun çözümü için “vize kolaylığı” ve “vize serbestisi” başlıkları altında iki aşamalı çalışıldığını vurguladı ve AB ve üye ülkelerle çalışmaların devam ettiğini kaydetti.

Türk vatandaşlarının Schengen bölgesine vizesiz seyahat etmesini içeren vize serbestisi, 2013’den bu yana gündemde olan ancak Türk hükümetinin gerekli 72 kriterden son 6 tanesini yerine getirmemesi nedeniyle tamamlanmamış bir süreç.

Bu 6 kriter arasında en önemli olanı terörle mücadele yasasında (TMY) yapılması gereken değişiklik. AB, Türkiye’nin terör tanımının geniş ve muğlak olduğunu, dolayısıyla AB ölçülerine uygun şekilde düzenlenmesini istiyor.

Türkiye, 2016 Temmuz ayında yaşanan darbe girişimi sonrası mevcut koşullarda TMY’de değişiklik yapamayacağını belirtmiş, Brüksel’den esneklik istemiş ancak istediği yanıtı alamamıştı.

‘Terörle mücadele’ yasası değişecek mi?

Dışişleri Bakanı Fidan dünkü açıklamasında Türkiye’nin amacının vize serbestisi için geri kalan kriterlerle ilgili düzenlemeleri tamamlamak ve AB ile bu konuda müzakereye tam anlamıyla başlamak olduğunu vurguladı.

Bu sürecin başlaması için TMY’nin yanı sıra Kişisel Verilerin Korunması Yasası ve kurumunun AB standartlarına uyumlaştırılması, Kıbrıs Cumhuriyeti dahil tüm üye ülkelerle adli işbirliğinin gerçekleştirilmesi, EUROPOL ile operasyonel işbirliği anlaşmasının imzalanması ve Avrupa Konseyi’nin GRECO (Yolsuzluğa Karşı Ülkeler Grubu) tavsiyelerinin yaşama geçirilmesi adımlarının da atılması gerekiyor.

Türk diplomatik kaynaklar, hükümetin bu yönde bir siyasi irade ortaya koyması durumunda geri kalan kriterlerin çok kısa bir sürede karşılanabileceğini kaydediyorlar. Türkiye’nin kriterleri karşılamasının yanı sıra AB ile Geri Dönüş Anlaşması’nı yaşama geçirmesi gerekecek. Bu anlaşma, yasa dışı yollarla Türkiye üzerinden AB’ye giden göçmenlerin Türkiye tarafından kabul edilmesine kapı aralayacak.

Komisyonla müzakereler tamamlansa bile vize serbestisinin sağlanabilmesi için önce 27 ülkenin temsil edildiği AB Konseyi’nin, ardından da Avrupa Parlamentosu’nun onayı gerekecek.

Vize kolaylığında durum ne?

Sorunun çözümü için konuşulan vize kolaylığı, son iki senede giderek büyüyen vize sorununun hafifletilmesi için 2023 başında gündeme geldi.

Vize kolaylığı çözümü öğrenciler, iş insanları, sanatçı ve akademisyenler gibi bazı gruplara daha hızlı vize sağlanması, sağlanacak vizenin de uzun süreli ve çok girişli olmasını içeriyor. Ancak bu konuda da istenilen uygulama yaşama geçirilemedi.

Bunun en önemli nedenlerinden biri, vize kolaylığı süreci AB Komisyonu ile müzakere edilse bile uygulamanın tamamen egemen üye devletlerin uhdesinde olması. Bu konuda, komisyonun üye ülkelere tavsiye dışında fazla bir etkisinin olmadığı kaydediliyor.

Nitekim Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Varhelyi ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, “(Varhelyi) AB Komisyonu olarak üye ülkelere ve onların dış işlerine Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının vize başvuruları ve çok girişli ve uzun süreli vize almaları noktasında bir koordinasyon çalışması yürüttüklerini ve olumlu tavsiyede bulunduklarını ifade etti” ifadelerini kullandı. Bolat, Varhelyi’nin üye ülkelere konsolosluklarındaki kapasiteyi artırma tavsiyesinde bulunduğu aktardığına da kaydetti.

Artan sığınma talebi

Ankara’daki diplomatik kaynaklar, vize konusunda yaşanan sorunun temelinde pandemi sonrasında Türkiye’den beklenmedik düzeyde artan başvurunun olduğunu kaydediyorlar. Yılda 1 milyon üzerinde başvuruya yanıt verecek insan kaynağı ve kapasite olmadığına dikkat çeken kaynaklar, başvuru dosyalarında çok sayıda doğruluk içermeyen bilgi ve belgenin yer almaya başladığını, bunun da başvuruların inceleme süresini uzattığını belirtiyorlar.

Bunun yanı sıra, aynı kaynaklar, 2023 senesinde AB ülkelerinden sığınma talep eden Türk vatandaşı sayısının büyük bir artışla 100.000’i aşmış olmasının da başvuruların daha titiz incelenmesi sonucunu doğurduğunu kaydediyorlar.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-ab-schengen-vizesi-konusunda-gorusmeleri-surduruyor/feed/ 0
İspanya, Norveç ve İrlanda Filistin’i Devlet Olarak Tanıyacak https://www.haber60.com.tr/ispanya-norvec-ve-irlanda-filistini-devlet-olarak-taniyacak/ https://www.haber60.com.tr/ispanya-norvec-ve-irlanda-filistini-devlet-olarak-taniyacak/#respond Fri, 24 May 2024 23:00:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32904 İspanya, Norveç ve İrlanda, dünkü açıklamalarıyla 28 Mayıs’ta Filistin’i bir devlet olarak tanıyacaklarını dünyaya duyurdu.

Filistinli liderlerin memnuniyetle karşıladığı açıklama, Filistin Kurtuluş Örgütü tarafından da “tarihi bir an” olarak nitelendi.

Filistin’i bir devlet olarak tanımaya karar veren ülkeler, bu adımın İsrail ile Filistinliler arasında barış görüşmelerinin gelişmesine yardımcı olacağını söylüyor.

İsrail ise bu ülkelerin kararına tepki olarak, “üç ülkenin elçilerini çağırarak 7 Ekim saldırılarının videosunu izletebileceklerini” söylüyor.

İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, “İspanya, Norveç ve İrlanda, Hamaslı katillere ve tecavüzcülere altın madalya takmaya karar verdi” dedi.

İsrail, Filistin’in bir devlet olarak tanınmasına kesin olarak karşı duruyor ve böyle bir devletin “İsrail’in varlığına tehdit olacağını” iddia ediyor.

Filistin’i devlet olarak tanıyanlar ve tanımayanlar

Birleşmiş Milletler’e (BM) üye 193 ülkeden 139’u Filistin’i devlet olarak tanıyor.

Bunların arasında BM’deki 22 üyeli Arap Grubu, 57 ülkeli İslam İşbirliği Teşkilatı ve 120 üyeli Bağlantısızlar Hareketi de bulunuyor.

Son açıklama ile Filistin’i tanıyan BM üyesi ülke sayısı 142’ye yükselmiş olacak.

ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, Kanada, Avustralya, Hollanda, İtalya, Portekiz, Finlandiya, Danimarka, İsviçre, Belçika, Yunanistan, Japonya, Güney Kore, Myanmar, Eritre, Tayvan, Yeni Zelanda, Panama, Kamerun gibi ülkelerin de aralarında olduğu 40’ın üzerinde devlet Filistin’i devlet olarak tanımıyor.

Avustralya bu ay yaptığı açıklamada, “iki devletli çözüme ön ayak olmak üzere” Filistin’i devlet olarak tanıyabileceğini bildirdi.

Mart ayında İspanya, İrlanda, Malta ve Slovenya liderleri, “uygun koşullar sağlandığında” Filistin’i devlet olarak tanımaya yönelik çalıştıklarını açıklamışlardı.

Bu açıklamadan önce, yalnızca dokuz Avrupa ülkesi Filistin’i devlet kabul ediyordu. Bunların da çoğu, 1988’de, Sovyet Bloku’nun bir parçası oldukları dönemde karar almıştı.

İspanya, Norveç ve İrlanda’nın hamlesinden haftalar önce, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Filistin’in BM üyeliğinin yeniden değerlendirilmesini öneren ve Filistin’e daha geniş yetki ve ayrıcalıklar tanıyan tasarıyı kabul etmişti.

ABD, Nisan ayında BM’nin Filistin devletini tanıması önerisiyle Güvenlik Konseyi’nde yapılan oylamada veto kullanarak Filistinlilerin kuruluşa tam üyeliğini engellemişti. Ancak Fransa, Japonya ve Güney Kore gibi ABD müttefiklerinin de olduğu 12 ülke tasarıya yeşil ışık yakmıştı.

Eğer Cezayir’in sunduğu bu teklif Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilseydi, BM Genel Kurulu bu teklifi oylayabilirdi ve üçte iki çoğunlukla teklif kabul edilebilirdi.

BM Güvenlik Konseyi’ne gelen taslaklar ancak beş daimi üyeden hiçbirisi veto etmediği takdirde onaylanabiliyor. Bu beş ülke, ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin.

Filistin Yönetimi’nin lideri Mahmud Abbas, ABD’nin vetosunu “etik dışı” olarak niteledi, İsrail ise tasarıyı “utanç verici” olarak tanımladı.

Oylamadan sonra ABD’den yapılan açıklamada, “ABD iki devletli çözümün güçlü destekçisi olmayı sürdürecektir. Bu veto, Filistin’in devlet olarak tanınmasına yönelik karşı bir muhalefeti temsil etmemektedir, ancak bunun taraflar arasındaki doğrudan müzakerelerin sonucunda olabileceğinin kabul edilmesidir” ifadeleri kullanılmıştı.

Filistin’i tanımayanların ‘gerekçesi’ ne?

Filistin’i bir devlet olarak tanımayan ülkeler, bu tutumları genellikle “İsrail’le müzakere sonucu varılmış bir anlaşmanın olmamasıyla” açıklıyor.

Londra Ekonomi Okulu’ndan (LSE) Prof. Fawaz Gerges, “ABD Filistin devletinin kurulmasını sözde destekler gibi yapmasına rağmen, İsrail ile Filistin arasındaki doğrudan müzakerelerde ısrarcı olarak, aslında İsrail’e Filistin’in özerkliğini veto etme hakkı tanıyor” diyor.

1990’larda başlayan barış görüşmelerinde iki devletli çözüm bir hedef olarak belirlendi. Buna göre İsrailliler ve Filistinliler iki ülke olarak yola devam edebilecekti.

Ancak 2000’lerde görüşmeler yavaşladı ve 2014’te durma noktasına geldi.

Sınırlar, Filistin devletinin yapısı, Kudüs’ün statüsü ve 1948-49 savaşı sonrası Filistinli sığınmacıların akıbeti gibi zorlu konular masada çözümsüz kaldı.

İsrail, Filistin’in BM üyeliği talebinin kesin olarak karşısında duruyor.

İsrail’in BM Büyükelçisi Gilad Erdan, bugün bu talebin onaylanmasının “7 Ekim’deki Hamas saldırıları sonrası terörü ödüllendirmek olacağını” söyledi.

İsrail’in müttefiki ülkeler, Filistin’i devlet olarak tanımaları halinde ilişkilerinin zedeleneceğini biliyorlar.

İsrail’in destekçisi konumundaki kimi ülkeler, Filistin’in 1933 Montevideo Sözleşmesi’nde belirlenen devlet olma kriterlerini karşılamadığını ileri sürüyor.

Filistinliler BM’de nasıl temsil ediliyor?

2011 yılında Filistin BM’ye tam üye olmak için başvuru yaptı. Ancak bu başvuru BM Güvenli Konseyi’nde gerekli desteği alamayarak oylamaya sunulmadı.

2012’de ise BM Genel Kurulu’nda yapılan oylamada Filistin Yönetimi’nin üye olmayan gözlemci devlet statüsü başvurusu kabul edildi.

Bu statü, Filistin’e Genel Kurul’daki tartışmalara katılma hakkı tanıyor. Ancak Filistin Yönetimi’nin oy hakkı bulunmuyor.

2012’de hem Batı Şeria hem de Gazze Şeridi’nde memnuniyetle karşılanan bu kararla, Filistinlilerin diğer uluslararası örgütlere katılmasının da önü açıldı. Bunlar arasında Uluslararası Ceza Mahkemesi de var.

Washington’daki Orta Doğu Enstitüsü’nden Khaled Elgindy, “BM’ye tam üye olmak Filistinlilerin diplomatik kademesini yükseltebilir ve tasarı sunma, Genel Kurul’da oy hakkı gibi hakların önünü açabilir. Ancak bunların hiçbiri iki devletli çözümü getirmez. Bu yalnızca İsrail işgalinin bitmesiyle gerçekleşebilir” yorumunu yapıyor.

SOAS Londra Üniversitesi’nde kalkınma çalışmaları profesörü olarak çalışan Gilbert Achcar, BM’ye tam üyeliğin sembolik bir zafer olarak kalacağını kaydediyor. Achcar, “güçsüz bir Filistin Yönetimi” ve işgal edilen bölgelerin varlığı altında “bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin hala çok uzak olacağını” savunuyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ispanya-norvec-ve-irlanda-filistini-devlet-olarak-taniyacak/feed/ 0
TBMM’de doğurganlık oranlarındaki azalmanın nedenleri tartışıldı https://www.haber60.com.tr/tbmmde-dogurganlik-oranlarindaki-azalmanin-nedenleri-tartisildi/ https://www.haber60.com.tr/tbmmde-dogurganlik-oranlarindaki-azalmanin-nedenleri-tartisildi/#respond Fri, 24 May 2024 22:33:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32886

(TBMM) – Saadet Partisi, TBMM Genel Kurulu’nun bugünkü birleşiminde doğurganlık oranlarındaki azalmanın nedenlerinin araştırılması için grup önerisi getirdi. DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, “Çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu Meclis’te kadınlara soruldu mu? Kadınlara sorulmadan kadınların bedeni üzerinden politikalar yapılmasına biz, her zaman karşı çıktık, buna da karşı çıkıyoruz” dedi. İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Hamşıoğlu ise,”İnsanımız doyuramayacağı çocuğu doğurmak istemiyor” diye konuştu. CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan da, “Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan doğurganlık hızının düşmesini Türkiye açısından varoluşsal bir tehdit olarak tanımlamış. Sayın Cumhurbaşkanına hatırlatmak istiyorum: Sizin iktidarınız, öğrencilerimize bir öğün ücretsiz yemeği fazla görüyor. Sizin iktidarınız ki bir milyon çocuk işçi yokmuş gibi davranıyor. Bu gerçekler ‘Çok çocuk geleceğimizin teminatı’ hamasetini çökertiyor” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi, TBMM Genel Kurul’da Türkiye’de doğurganlık oranının azalmasının sebeplerinin ortaya konulması için verdiği Meclis araştırma önergesinin bugün görüşülmesi için grp önerisi getirdi. Grup önerisi üzerinde söz alan Saadet Partisi CHP Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan, “TÜİK verilerine doğum oranlarıyla ilgili açıkladığı verilere dikkat çekti. Arıkan şunları söyledi:

“TÜİK’in açıkladığı son istatistikler hepimiz için endişe verici. TÜİK raporu, doğurganlık oranının düştüğünü, nüfusumuzun yaşlandığını, evlilik kurumunun da ciddi şekilde zayıfladığını söylüyor. Raporda önem arz eden 2 tane istatistik var. Bunlardan bir tanesi, gençlerimizin evlilik yaşının hızla ileriye gitmesidir. İkincisi, son yirmi yılda evlenenlerin sayısı yüzde 20 azalırken boşananların sayısı yüzde 47 artmıştır. Evlilik yaşının yükselmesi, boşanma oranlarının artması bir zamanlar iftiharla övündüğümüz genç nüfus potansiyelimizin giderek eridiğini göstermekte. Şu gerçekle yüzleşmemiz gerekir. Bugün, gençlerimizi yuva kurmaktan uzaklaştıran, kurulan yuvayı bozan sebeplerin başında ekonomi gelmektedir. Düğün masrafları, fahiş kiralar, barınma ve beslenme sorunları, düşük ücretler, istihdam yetersizliği de gençlerimizin kafasındaki en önemli sorunlardan bazılarıdır.”

İYİ Partili Hamşıoğlu: “İnsanımız doyuramayacağı çocuğu doğurmak istemiyor”

İYİ Parti Grubu adına Tekirdağ Milletvekili Selcan Hamşıoğlu da konuşmasında, nüfus artış hızındaki düşüşün gençlerle övünmek dışında onlara bir yatırı yapmamanın bir sonucu olduğunu söyledi. Hamşıoğlu, “Dolayısıyla ortada hayret edilebilecek bir durum yok. İnsanımız pekala doyuramayacağı bir çocuğu doğurmak istemiyor olabilir artık” dedi.

Hamşıoğlu şunları söyledi:

“Evlatların başkentin göbeğinde, gün ortasında, polis eskortluğunda katledilebildiği ve koca bir ülkenin şehadetine rağmen azmettirenlerin emsalsiz bir yüzsüzlükle gölgelendiği bir ülkede koruyamayacağı çocuklar doğurmak istemiyor olabilir. Yirmi yıl saçının teline zarar getirmeyip devletin himayesinde, bir devlet yurdunda, asansörde sıkışıp can vermek üzere çocuk doğurmak istemiyor olabilir. Merdiven altı yapılanmalarda tacize, tecavüze uğrayacak, 5 yaşında çalışmak zorunda kalacak, aile mefhumundaki tahribata bağlı olarak annesiz yahut babasız büyümesi kaçınılmaz çocuklar harçlığını çıkarmaya çalışırken sokakta suç makinelerince 25 yerinden bıçaklanan, ağacı savunurken, kuşu, çiçeği, böceği savunurken devlet gücünü kendine kalkan yapanlarca ölesiye dövülecek ve dahi öldürülecek çocuklar doğurmaya cesaret edemiyor olabilir. Bir kadın, evladını doyurmak için hırsızlık yapmak zorunda kalacağını biliyorsa mesela annelik isteğini, anne olma isteğini erteliyor veya bundan vazgeçiyor olabilir ama bu durum ne kadar anlaşılır olsa da sebepleri üzerinden bu gidiş sonuçları itibarıyla memnun olunabilecek bir halde değildir.”

DEM Partili Konukçu: “Kadınlar ister doğurur, ister doğurmaz kendileri bilir

DEM Parti Grubu adına konuşan İstanbul Kezban Konukçu, önergenin verilirken kadın milletvekillerine sorulması gerektiğini belirterek, “Çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu bir Genel Kurul’da, Meclis’te, kadınların kararı olması gereken bir konuda konuşuyoruz burada. Kadınlara soruldu mu? Kadın örgütlerine soruldu mu? Hayır, sorulmadı. Bize sorulmadan, kadınlara sorulmadan kadınların bedeni üzerinden politikalar yapılmasına biz, partimiz her zaman karşı çıktık; buna da karşı çıkıyoruz” diye konuştu.

Konukçu, şöyle konuştu:

“Kadınlar ister doğurur ister doğurmaz, bunu kendileri bilir. Bunu ne zaman anlayacaksınız, çok merak ediyorum gerçekten. İşinize gelince ‘Kürtler çoğaldı, nüfusu arttı’ deyip doğum kontrolü dayatıyorsunuz, işinize gelince ‘Suriyeliler arttı, demografik yapı bozuluyor’ diye doğum kontrolünü dayatıyorsunuz ama işinize gelince de ‘Nüfus azaldı, üç çocuk doğurun.’ diye bas bas bağırıyorsunuz. Peki, bir de olaya şu açıdan bakalım. ‘En az üç çocuk doğurun’ diyorsunuz. Peki, doğurmasını istediğiniz kadınlara sosyal güvence veriyor musunuz? Hayır, vermiyorsunuz. Doğurmasını istediğiniz kadınların çocuklarına kreş imkanı sağlıyor musunuz? Sağlamıyorsunuz. İş imkanı sağlıyor musunuz, sağlamıyorsunuz.”

CHP’li Özcan: “Ülkemizde çocuk yoksulluğu var”

CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan ise, “Elbette ülkemizin 30 yıl sonra da genç bir nüfusa sahip olmasını, bu dinamik nüfusun da ülkemizi kalkındırmasını bizler de istiyoruz ancak çocuklara hak temelli bir ülke inşa etmeden ‘Doğurganlık hızı düştü’ diye ah vah etmenizi de ciddiye almıyoruz. Ciddiye aldığımız şey, ülkenin tüm çocuklarına başta geçim sorunlarından azade, nitelikli kamusal eğitim sağlayabilme mücadelesidir; ciddiye aldığımız şey, kadını da çocuğu da özgürleştiren bir siyaseti Cumhuriyetimizin, demokrasimizin bel kemiği haline getirme mücadelesidir” dedi.

Özcan, düşen doğurganlık hızının temel nedeninin ekonomi olduğunu ifade ederek, “Hangi siyasi görüşten olursa olsun ailelerin çocuklarını okula aç göndermemek istemesi, hatta bundan da önce nasıl nitelikli eğitim alacaklarıyla ilgili duydukları kaygı. İktidarın pek umurunda değil ama ülkemizde ciddi bir çocuk yoksulluğu var. Verilerle konuşacak olursak, ülkemizde bakalım, Türkiye’de TÜİK verilerine göre çocuklarda yoksulluk veya sosyal dışlanmışlık oranı kaç? Yüzde 42,7 yani çocuk yoksulluğunda Avrupa Birliği lideriyiz.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan doğurganlık hızının düşmesini Türkiye açısından varoluşsal bir tehdit olarak tanımlamış. Sayın Cumhurbaşkanına hatırlatmak istiyorum: Sizin iktidarınız, öğrencilerimize bir öğün ücretsiz yemeği fazla görüyor. Sizin iktidarınız ki bir milyon çocuk işçi yokmuş gibi davranıyor, her yıl 65-70 çocuğumuzun iş cinayetlerinde ölmesine gözlerini kapatıyor. Bu gerçekler ‘Çok çocuk geleceğimizin teminatı’ hamasetini çökertiyor. Eğer iktidar bir nebze çocukları düşünüyorsa çocuk yoksulluğuyla mücadele acil eylem planını hayata geçirmelidir; gerisi lafügüzaftır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmmde-dogurganlik-oranlarindaki-azalmanin-nedenleri-tartisildi/feed/ 0
Esenyurt, Türkiye Sanayisinin Yıldızı Olabilir https://www.haber60.com.tr/esenyurt-turkiye-sanayisinin-yildizi-olabilir/ https://www.haber60.com.tr/esenyurt-turkiye-sanayisinin-yildizi-olabilir/#respond Fri, 24 May 2024 21:42:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32851 İstanbul Esenyurt Üniversitesinin düzenlediği Uluslararası Avrasya Konferası’nda konuşan Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, “Esenyurt, Türkiye sanayisinin yıldızı olacak bir güce sahip. Türkiye’nin sahip olduğu GSMH’nın yüzde 7’sini, İstanbul üretiminin yüzde 26’sını karşılıyor. Ama buna rağmen kimse Esenyurt’u bir sanayi şehri olarak anmıyor. Gelin, el ele verip birlikte Esenyurt’u 21. yüzyıla hazırlayalım. İşte o zaman Avrasya’da önemli bir yerimiz olur” dedi.

Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, İstanbul Esenyurt Üniversitesinin düzenlediği Uluslararası Avrasya Konferansı’na katıldı. Esenyurt Üniversitesi’nde gerçekleşen konferansta “Avrasya’da Ekonomi Politiğin Bugünü ve Geleceği” konusu masaya yatırıldı. Programda konuşan Başkan Özer, “Türkiye, geleneksellikten sıyırılmış ama modernleşememiş, köylü olmaktan çıkmış ama kentleşememiş bir ülke. Biz, üniversitelerin, yerel yönetimlerin, hükümetlerin görevi Türkiye’yi Kuzeybatı’ya doğru yönlendirmek. Yani zengin ve demokratik bir ülke haline getirmek. Bu ikisi birbirine bağlı. Kalkınmış bir ülke olmak istiyorsanız demokratik olmak durumundasınız. Mesela Arap ülkelerinin bir kısmı zengindir, milli gelirleri de yüksek görünür ama kalkınamamışlardır. Yani kadına verilen değer, ekonomi, kentleşme, eğitim geri kalmış ülkeler düzeyindedir. Bunun en temel örneği ve en temel bileşeni de aslında yine eğitimdir. Çünkü kalkınmanın en temel unsuru insandır. İnsanı değiştirip dönüştürmenin en etkili yolu eğitimdir. Eğitimin de en üst seviyesi üniversitelerdir. Ama bizim üniversal yapımızda eksiklikler var. Eğitim sistemimizde daha onaracağımız çok şey var” ifadelerini kullandı.

“Esenyurt, Türkiye sanayisinin yıldızı olabilir”

Konuşmasında Esenyurt’un demografik yapısının yıllar içinde gösterdiği değişimi de anlatan Başkan Özer, “Bizi asıl ilgilendiren Esenyurt. Buranın ekonomik olarak bir potansiyeli var ama Esenyurt’un henüz bir ekonomik kimliği yok. Sosyokültürel olarak da gelen insanlar burada bir etkileşimde bulunup da dönüşecekleri dinamikler bulamadıkları için dönüşememiş, arada kalmış. Nüfusu hızlı bir şekilde çoğalmış ama hala Esenyurt’un gerçek nüfusunu bilmiyoruz. Halbuki bilgiye sahip değilseniz bu çağda dönüşümü de yapamazsınız. Bu hızlı büyüme beraberinde sorunlar getirmiş ve Esenyurt nüfus olarak, demografik olarak büyümüş ama dönüşmemiş. En temel sorunlarımızdan biri budur. Ekonomik olarak bir potansiyelimiz var. Türkiye GSMH’nın yüzde 7’sini Esenyurt karşılıyor. Bazı büyük şehirler bile bu kadar bir üretim gücüne sahip değil. İstanbul sanayisinin yüzde 26’sı Esenyurt’ta. Ama buna rağmen kimse Esenyurt’u bir sanayi şehri olarak anmıyor. Esenyurt, Türkiye’nin gündemine negatif bir takım olaylarla geliyor. Dolayısıyla bizim bunu aşmamız gerekiyor. Eğer sanayi varsa, o zaman bir sanayi şehrine uygun bir yapılanmanın önünü açmamız gerekir. Bir şehir için kimliğinin olması son derece önemli. Esenyurt da bana göre Türkiye sanayisinin yıldızı olabilir. Bizim bir matematik köy projemiz var. Onun amacı burada bir silikon vadisi oluşturmak. Yani ilçemizi katma değeri yüksek ürünlerin ihraç edileceği bir üs haline getirebilmek” diye konuştu.

“Kent koalisyonu kuralım”

Esenyurt’u 21. yüzyıla hazırlamak için gençlerin desteğinin önemli olduğunu vurgulayan Başkan Özer şöyle konuştu:

“Burada çok yoksul komşumuz var. Eğer zenginler rahat etmek istiyorlarsa onları görmezden gelme gibi bir gafletin içine düşmemeleri lazım. Aşevleri, kent lokantaları, halka yardım kartlarıyla yardım etmek, sanayicileri işin içine katarak el birliğiyle Esenyurt’u 21. yüzyıla yakışır bir şehir haline getirebilmek, en önemlisi de üretimi artırmak, artırılan üretimi adil paylaşmak ve bunu toplumsal barış içinde gerçekleştirmek durumundayız. Bunun için önerim şu: Kent koalisyonu kurmak. Belediye, mülki idare, üniversite, ticaret odası, sivil toplum örgütleri el ele vererek Esenyurt’un yararı için çalışmalı. Gelin, el verelim, birlikte Esenyurt’u 21. yüzyıla hazırlayalım. İşte o zaman Avrasya’da önemli bir yerimiz olur. Çünkü Esenyurt, küçük bir Türkiye. Bu modeli burada başarıyla uygulayabilirsek tarihe de not düşmüş oluruz. Bunu başarabileceğimize inanıyorum. Bu gücümüz, inancımız var. Dolayısıyla el birliğiyle daha güzel günlere diyerek bu toplantının Esenyurt’umuza ve ülkemize hayırlı, uğurlu olması diliyorum.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/esenyurt-turkiye-sanayisinin-yildizi-olabilir/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Reisi’nin cenaze törenine katılacak https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-reisinin-cenaze-torenine-katilacak/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-reisinin-cenaze-torenine-katilacak/#respond Fri, 24 May 2024 21:28:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32841 AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında gerçekleşti. Toplantı sonrası basına açıklamalarda bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın helikopter kazasında hayatını kaybeden İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin cenaze törenine katılacağını belirtti.

“NETANYAHU’NUN TUTUKLANMASI İÇİN KARAR TALEBİ ÖNEMLİDİR”

AK Parti Sözcüsü Çelik’in açıklamalarından satır başları şu şekilde; “Netanyahu’nun tutuklanması için karar talebi önemlidir. Bu talep Netanyahu ve bakanları doğrudan savaş suçlarından sorumludurlar. Burada umarız ki mahkemenin ön yargılama dairesi talebe uygun karşılık verir ve tarihin doğru yerinde durmak adına tutuklanma kararı çıkar. Başsavcı kararındaki nitelikli değerlendirmeler de çok önemli. Sivillerin aç bırakılması, kasten eylemlerde bulunulmasının altını çiziyor, savaş suçu işlendiğini ifade ediyor. Bütün eylemlerin Netanyahu’nun ve hükümeti tarafından gerçekleştirildiğini görüyoruz. Gecikmiş bir talep de olsa bizim için olumludur.

3 ÜLKENİN FİLİSTİN’İ TANIMA KARARI

Diğer önemli gelişme İspanya, Norveç ve İrlanda’nın Filistin’i devlet olarak tanıyacak olduklarını duyurmasıdır. Bu ülkelerle sınırlı kalmamalıdır. İspanya tutumunu değiştirmedi, bir kez daha İspanya’ya teşekkür ediyoruz. Umarız bu Avrupa’nın temel duruşu olur. Bu ülkeler tarihin doğru tarafındadurduklarını göstermiştir. Bunlar olurken ABD’den duymamız gereken sesleri duyamıyoruz. Hiroşima ve Nagazaki’yi örnek göstererek yaptığı açıklama korkunçtur.

İsrail’in soykırım yaptığını söylemeyi suç haline getirmeye çalışıyorlar. Bu kafayla gidilirse düşünürleri mahkum edebilecekler. Öğrencileri antisemitik olarak yargılamaya yol açacaklar. Netanyahu hükümeti dünyadaki Yahudilerin duruşunu da gölgeleyen bir tutum sergiliyor. İsrail’in kendini savunma hakkı var deniyor ama bir ülkenin kendini savunma hakkı cinayet işleme hakkı anlamına gelmez. Başka ülkelere saldırma şeklindeki cinayetin hafifletici sebebi olamaz. Netanyahu hükümetinin insanlık adına mahkum edilmelidir.

BAŞIBOŞ KÖPEK DÜZENLEMESİ

Bu adı üstünde taslak. Toplumda zıt talepler var. Henüz üzerinde çalışılıyor. Önümüzdeki hafta Meclis’e gelmesi planlanıyor. Çalışma henüz tamamlanmadı.

“AK PARTİ’DE DEĞİŞİM OLAĞANÜSTÜ BİR DURUM DEĞİL”

Bir değişim sürecinin başlangıcı yorumlarını gördüm. AK Parti’de değişim olağanüstü durum değil. Sürekli değişim içinde olan partiyiz.

Bazı yerlerde değiştirme bazı yerlerde görev değişimi olacak. Bugün yarın da başka illerle ilgili tasarruf olacak.

SEFERBERLİK HALİ DÜZENLEMESİ

Tüzük kaldırılıp yönetmenliiğe çevrilince gündem oldu. Bu da olağan bir gündem. Seferberlik tüzüğü 1990 yılında hayata geçmişti. Bizim 2011 yılından itibaren değişen savaş koşulları ve teknolojileri etrafında bu tip belgelerin güncellenmesi gerekiyor. Burada stratejik olan şudur. Savaş durumunda bütün milli güç unsurlarının TSK’ya destek verecek şekilde koordine edilmesi esastır.

“KAZA YERİNİ AKINCI İHA TESPİT ETTİ”

İran’a taziyelerimizi sunuyoruz. Bu zor günlerinde kardeş İran’ın yanındayız. Cumhurbaşkanımız da Reisi’nin cenaze törenine katılacak. Kaza yerini Akıncı İHA tespit etti. Akıncı İHA zorlu koşullarda bir uçuş gerçekleştirdi.”

HAKAN FİDAN VE CEVDET YILMAZ İRAN’DA

Helikopter kazasında ölen İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan için Tahran’daki Konferans Merkezi’nde taziye merasimi düzenlendi. Başkentteki taziye merasimine İran’ın geçici Cumhurbaşkanı Muhammed Muhbir ile Dışişleri Bakan Vekili Ali Bakıri ev sahipliği yaptı. Taziye programına Türkiye’den Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve beraberindeki heyet katıldı. Yılmaz ile Fidan, dua okuduktan sonra Muhbir ve Bakıriye ile diğer yetkililere taziyelerini iletti. Taziyeye 10 ülke Cumhurbaşkanı ve Başbakan, 20 ülke Bakan, yaklaşık 20 ülke de Parlamento Başkanı veya Özel Temsilci düzeyinde katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-reisinin-cenaze-torenine-katilacak/feed/ 0
İran ve Türkiye arasında ticaret heyeti toplantısı gerçekleşti https://www.haber60.com.tr/iran-ve-turkiye-arasinda-ticaret-heyeti-toplantisi-gerceklesti/ https://www.haber60.com.tr/iran-ve-turkiye-arasinda-ticaret-heyeti-toplantisi-gerceklesti/#respond Thu, 23 May 2024 22:12:24 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32813 İran’ın Kazvin şehrinden gelen ticaret heyeti ile Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği Erzurum Şubesi üyeleri, iki ülke arasındaki ticaretin geliştirilmesine yönelik bir toplantı yaptı.

Erzurum Şubesi’nde bir araya gelen Kazvin Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyeleri ve iş insanlarından oluşan heyet Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği Erzurum Başkanı Abdulkerim Kavaz ve yönetim kurulu üyeleri tarafından karşılandı. Erzurum Şubesi üyelerinin de hazır bulunduğu toplantıda, Şube Başkanı Abdulkerim Kavza, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopter kazası sonucu hayatını kaybetmesinden duyduğu üzüntüyü belirterek taziye dileklerinde bulundu. Kavaz, Erzurum- İran arasındaki ticari ilişkilerin köklü bir tarihi geçmişi olduğunu belirterek, bu ticaretin artması için her türlü işbirliğine hazır olduklarını bildirdi. Sektörler arasında işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğine işaret eden Kavza, Erzurum ekonomisinin önde gelen sektörlerinden bahsederek, iki ülke arasındaki ticaretin yanısıra sosyal, kültürel ve turizm sektörü alanlarında işbirliğinin artırılması gerektiğini söyledi. Kavaz, Kazvin ile Erzurum arasında sağlanacak işbirliği ile iki ülke ticaretinin artmasına önemli katkı sağlayacağını da sözlerine ekledi.

Kazvin Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Sanayi ve Maden Komisyonu Başkanı Ehsan Babaeı ise Kazvin’in çoğrafi ve nüfusunun yanısıra ekonomi potansiyeli hakkında bilgiler verdi.

Erzurum’da bulunan çeşitli sektörlerin iş fırsatlarını değerlendirmek istediklerini belirten Babaeı, 1 milyon 300 bin nüfusa sahip olan Kazvin’de 4 bin işletmenin faaliyet gösterdiğini bildirdi. Kazvin, İran’ın yedinci büyük endüstrisine sahip il olduğunu hatırlatan Babaeı, özellikle kimyasal madde, cam, beyaz eşya ve otomotiv yedek parçası sektöründe aktif olduklarını ifade etti. Kazvin’de seramik, deterjan, temel yağlar, parafin, ecza şişe camları, dikiş makinaları, toz deterjan, düz cam üretildiğini belirterek, “Kazvin’in toplam yüzölçümünün yaklaşık olarak 290 bin hektarı ekilmekte iken yıllık olarak yaklaşık 2 milyon 900 bin ton buğday, arpa, pancar, mısır, bakliyat gibi çeşitli tarımsal ürünler hasat edilmektedir. İl genelinde yaklaşık 85 bin hektar bağ bulunmakta, yıllık olarak bu bağlardan 640 bin tonu aşkın zeytin, fıstık, fındık, üzüm, ceviz ve çeşitli meyveler gibi bağ ürünleri hasat edilip uluslararası pazarlara ihracat edilmektedir. Ayrıca, 1993’ten 2023’e kadar 91’i aşkın yabancı kaynaklı yatırım ve 25 ülke Kazvin ilinde faaliyet etmek için FİPA tarafından tescillenmektedir. Belirtilen sayılardan 41’i halihazırda aktif olmaktadır. Kazvin İli deterjan üretiminde ülkedeki kutuplardan biri konumunda, bu alanda ülkenin birincisi olmaktadır. cam sektörü ürünlerinin üretiminde özellikle ecza şişe ve camları üretiminde ülke ikincisi, inşaat camları üretiminde ise ülke birincisi.”diye konuştu.

Daha sonra ise, iş insanlarının karşılıklı fikir alış verişinde bulunmalarının ardından iki şehir arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi için yapılabilecek çalışmalar ele alındı.

Başkan Abdulkerim Kavaz’ın başta şehitler olmak üzere, iki gün önce geçirdiği helikopter kazasında hayatını kaybeden İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ruhuna Kur’an-ı Kerim okuması ile toplantı sona erdi. Kavaz, Kazvin Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Sanayi ve Maden Komisyonu Başkanı Ehsan Babaeı’e, üzerinde Erzurum’un tarihi mekanlarının bulunduğu bir plaket taktim ederken, Babaeı’de Kavaz’a İran şalı hediye etti. – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-ve-turkiye-arasinda-ticaret-heyeti-toplantisi-gerceklesti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulunuyor https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kabine-toplantisi-sonrasi-aciklamalarda-bulunuyor-2/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kabine-toplantisi-sonrasi-aciklamalarda-bulunuyor-2/#respond Mon, 20 May 2024 23:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32595 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kritik Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

“Tüm gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı tekrar tebrik ediyorum. Bütün kahramanları rahmetle yâd ediyorum. Gazilerimizden hayatta olanlara sağlık ve afiyet temenni ediyorum.

Kuveyt ile imzaladığımız 6 yeni anlaşma ile iş birliğimizi bir adım öteye taşıdık. Azerbaycan Başbakanı Asedov’u kabulümüzde tek millet iki devlet şiarıyla hareket ettiğimiz can Azerbaycan’a desteğimizi yineledik. Güney Kafkasya’da yakalanan tarihi fırsatın ziyan edilmemesi gerektiğini her vesile ile vurguladık. Azerbaycanlı kardeşlerimiz barış isteyen taraf olduklarını defalarca gösterdiler. Aynı uzlaşmacı tavrı Ermenistan yönetiminden de bekliyoruz. Türkiye olarak kalıcı barışa ulaşılması için her türlü çabayı göstereceğiz.

Danıştay’ın 156. kuruluş yıldönümünde Danıştay mensupları ve idari yargı camiamızla bir araya geldik. Adliyenin kapısını adaletin kapısı haline dönüştürmek için son 21 yılda pek çok adım attık.

“1982 ANAYASASI YAMALI BOHÇAYA DÖNDÜ”

Yamalı bohçaya dönüşen 1982 Anayasası ile ağır aksak bugünlere kadar gelebildik. Cumhuriyetimizin 100. yıldönümünü üzülerek ifade ediyorum darbe anayasası ile karşıladık ve geçirdik. Bunu Türk siyaseti adına bir eksiklik olduğunu daha önce de gündeme getirdim. Karşımızda insicamı bozulmuş, bütünlüğü kaybolmuş, ileri demokrasi ve radikal vesayetin izlerini aynı anda taşıyan bir anayasa bulunuyor. Bu hakikati sadece biz değil hukukçular da sık sık ifade ediyor. Mevcut anayasanın yeni Türkiye’yi taşıması mümkün değildir.

YENİ ANAYASA MESAJI

85 milyon olarak yeni yüzyılda yeni anayasa ülküsünü gerçeğe dönüştürmemiz gerektiğine inanıyorum. Bunu kendimiz için istemiyoruz, Türkiye’nin milletimizin buna ihtiyacı var. Siyaset kurumu sivil anayasa yapabilecek kudrete, toplumsal temsiliyete sahiptir. Türk demokrasisi yeni ve sivil anayasasını ülkemize kazandırmalıdır. Yeni anayasa sadece siyasetin konusu da değildir. Sivil toplum, akademi, baro, gazetecilerin ve darbelerin mağdur ettiği tüm kesimlerin de süreci sahiplenmesini arzu ediyoruz.

TÜRKİYE’NİN SAVUNMA SANAYİ HAMLELERİ

Türkiye’nin tarih yazdığı alanların başında hiç kuşkusuz savunma sanayi vardır. 2002 yılında yüzde 80 oranında dışa bağımlı iken bugün savunma ihtiyaçlarımızın neredeyse tamamını yerli ve milli imkanlarla karşılıyoruz. Bundan 10 sene önce 1,2 milyar dolar olan savunma ihracatımız 4,5 kat artışla 2023 yılında 5,5 milyar dolara yükseldi. Geçen sene 185 ülkeye 230 çeşit savunma sanayi ürünü ihraç ettik. SİHA teknolojisinde dünyada ilk üç ülke arasındayız. Afrika’dan Avrupa’ya 50’den fazla ülke Türk şirketlerinin ürettiği İHA’ları kullanıyor. İHA, sadece askeri alanlarda değil tabii afetlerde, arama kurtarma faaliyetlerinde kritik rol oynuyor.

“BAYRAKTAR AKINCI, İRAN’DA GÖREVİNİ BAŞARIYLA TAMAMLAYIP ÜLKEMİZE DÖNDÜ”

İran Cumhurbaşkanı Sayın Reisi ve beraberindeki heyetin vefat ettiği helikopter kazasında İHA’ların önemi bir kez daha ortaya çıktı. Bayraktar Akıncı TİHA İranlı kardeşlerimizin talebi üzerine arama kurtarma çalışmalarında aktif görev üstlendi. Bölgede 7,5 saat arama tarama faaliyeti yaptı. Görevini başarıyla tamamladıktan sonra da ülkemize döndü. Savunma sanayimizin ülkemizdeki belli çevreler tarafından sık sık hedefe konduğunu biliyoruz. Özveriyle çalışan savunma şirketlerimize ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.

7-18 Mayıs tarihleri arasında icra edilen Denizkurdu-2 tatbikatında savunma kabiliyetimizi bir kez daha izleme fırsatı bulduk. Silahlı kuvvetlerimiz vatanımızın teminatı olmayı sürdürüyor. Donanmamız dünya denizlerinde bayrağımızı dalgalandırarak küresel barış ve istikrara da katkı sunuyor.

Ayrıntılar geliyor…

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kabine-toplantisi-sonrasi-aciklamalarda-bulunuyor-2/feed/ 0
Çin’in Yeşil Enerji Hamlesi Küresel Yeşil Dönüşümü Hızlandırıyor https://www.haber60.com.tr/cinin-yesil-enerji-hamlesi-kuresel-yesil-donusumu-hizlandiriyor/ https://www.haber60.com.tr/cinin-yesil-enerji-hamlesi-kuresel-yesil-donusumu-hizlandiriyor/#respond Mon, 20 May 2024 23:21:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32592 BEİJİNG, 20 Mayıs (Xinhua) — Çin’in düşük karbonlu kalkınmaya olan sarsılmaz dikkati, dünyanın ikinci en büyük ekonomisi olan ülkede bir yeni enerji hamlesi yaratırken, bu rüzgar ülkenin sınırlarını aşarak dünyanın yeşil dönüşümünü de hızlandırdı.

Xinhua Haber Ajansı’nın ev sahipliğinde düzenlenen ve tüm medyayı kapsayan bir konuşma forumu olan 5. Çin Ekonomik Yuvarlak Masa toplantısındaki konuk konuşmacılar, Çin’in yeşil enerji hamlesinin sadece ülkenin yeşil kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesine destek olmakla kalmadığını, aynı zamanda kaliteli ve uygun fiyatlı ürünlerin yanı sıra Çin teknolojileri ve çözümleri de sunarak küresel yeşil dönüşüme katkıda bulunduğunu söyledi.

DÜŞÜK KARBONA GEÇİŞ

Çin, 2020 yılında karbondioksit emisyonlarını 2030’dan önce zirveye ulaştırıp 2060 yılına kadar da karbon nötr olmayı planladığına ilişkin bir taahhütte bulunmuştu.

Ülke o zamandan bu yana yenilenebilir enerji kapasitesi, endüstriyel güncellemeler, ayrıca yeni enerjili araçlar, güneş panelleri ve lityum batarya üretiminde dünya liderliği gibi önemli alanlara odaklanarak bu hedefleri gerçekleştirmeye doğru hızlı bir yola girdi.

Ülkenin yeni enerjili araç filosu 2020’den 2023 sonuna kadar dört kattan fazla artarak 20 milyonu aşarken, Çin dünyanın en büyük yeni enerjili araç üreticisi ve tüketicisi haline geldi.

Çin Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu Yetkilisi Huo Fupeng’e göre, ülkedeki kurulu yenilenebilir enerji kapasitesi geçtiğimiz yıl ilk kez termik enerji kapasitesini aşarak tarih yazdı ve dünyadaki yenilenebilir enerji kapasitesi ilavelerinin yaklaşık yarısından fazlasını oluşturdu.

Çin’i “dünyanın yenilenebilir enerji dinamosu” olarak niteleyen Uluslararası Enerji Ajansı (UEA), Çin’in, 2028’e kadar küresel çapta faaliyete geçmesi beklenen yeni yenilenebilir enerji kapasitesinin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturacağını öngörüyor.

Analistler yeni enerjideki güçlenmeyi ülkenin yeşil büyüme yanlısı politikalarına, devasa iç pazarına, eksiksiz sanayi ve tedarik zincirlerine ve zengin yetenek havuzuna bağlıyor.

Yeni enerjili araçları örnek veren Çin Sanayi ve Bilişim Teknolojileri Bakanlığı yetkilisi He Hailin, Çin’in devasa pazar talebi, arzı güvence altına alan eksiksiz sanayi sistemi ile büyük ve yüksek vasıflı iş gücü avantajlarına sahip olduğunu söyledi. He ayrıca Çin’in daimi teknolojik inovasyonu ve araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) çabalarının da sektörün rekabet avantajlarına katkıda bulunduğunu kaydetti.

ÇİN DALGASINDAN YARARLANMAK

Çin’in yeni enerji sektörü sadece iç piyasada başarılı olmakla kalmadı, aynı zamanda aktif şekilde küreselleşerek sektörün uluslararası nitelik düzeyini ve rekabet gücünü de artırdı.

Huo, “Çin, yeni enerji sektöründeki rekabet avantajlarını kullanacak kabiliyete ve sorumluluğa sahip olup Çin teknolojileri, ürünleri ve çözümleriyle dünyaya katkı sunuyor” dedi.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın hazırladığı bir raporda 2023 yılında bir polisilikon fotovoltaik modülünün imalat maliyetinin, Çin’e kıyasla ABD’de yüzde 30, Hindistan’da yüzde 10 ve Avrupa Birliği’nde (AB) yüzde 60 daha yüksek olduğu dile getirildi.

Bu durumun güneş modülü fiyatlarının son 10 yılda yüzde 80’den fazla azalmasını sağladığını kaydeden UEA kıdemli analisti Heymi Bahar, güneş modüllerinin ucuzlaması sayesinde tüm ülkelerin fotovoltaik güneş enerjisi kurulumunu yaygınlaştırabildiğini söyledi.

Çin’in yeni enerji projelerine yardımcı olmak üzere yaklaşık 100 ülke ve bölgeyle sözleşme imzaladığını kaydeden Huo, Çin’in yeni enerjili araçlarının 180’den fazla ülke ve bölgeye ihraç edildiğini ve Fransa, Tayland ve Endonezya gibi ülkelerde en popüler markalar arasında yer aldığını ifade etti.

Birtakım Batılı ülkelerin Çin’in artan yeni enerjili araç ihracatlarını kapasite fazlası kanıtı olarak göstermeye çalıştığına dikkat çeken konuşmacılar bu söyleme karşı çıkarak, ihracata dayalı çıkarımların mantıklı olmayacağını vurguladı.

Bir ülkenin üretim kapasitesinin iç talebi aşmasının küresel çapta yaygın bir olgu olduğunu belirten He, bu durumun rekabet avantajlarını yansıttığını ve uluslararası iş bölümü ve işbirliğinden kaynaklandığını dile getirdi.

Huo, korumacılığa başvurmanın yeni enerji sektöründeki küresel sanayi ve tedarik zincirlerini bozup dünyanın düşük karbona geçişini baltalamaktan başka işe yaramayacağını, ayrıca geri teperek ülkenin iç sektörlerini de engelleyeceğini belirtti.

He, iklim değişikliğiyle mücadele için tüm ülke ve bölgelerin kendi rekabet avantajlarını devreye sokması, açık işbirliği ve politika koordinasyonunu artırması, yenilikçi sonuçların paylaşılmasını teşvik etmesi ve adil rekabet ve serbest ticaret ortamı yaratması gerektiğini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cinin-yesil-enerji-hamlesi-kuresel-yesil-donusumu-hizlandiriyor/feed/ 0
İstanbul Büyükşehir Belediyespor Kulübü, Avrupa Tekvando Şampiyonası’nda başarılı bir performans sergiledi https://www.haber60.com.tr/istanbul-buyuksehir-belediyespor-kulubu-avrupa-tekvando-sampiyonasinda-basarili-bir-performans-sergiledi/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-buyuksehir-belediyespor-kulubu-avrupa-tekvando-sampiyonasinda-basarili-bir-performans-sergiledi/#respond Mon, 20 May 2024 21:57:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32527 Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da düzenlenen Avrupa Tekvando Şampiyonası’nda 1 altın, 5 gümüş, 1 bronz madalya alan ve takım halinde şampiyonluk kazanan İstanbul Büyükşehir Belediye spor Kulübü (İBBSK) sporcuları, basınla bir araya geldi. İBBSK Başkanı Fatih Keleş, sporcularıyla gurur duyduklarını belirterek, kendileri ve milli takım adına başarılı bir turnuvayı geride bıraktıklarını söyledi.

Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da 9-12 Mayıs 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilen Avrupa Tekvando Şampiyonası’nda 1 altın, 5 gümüş, 1 bronz madalya kazanan İstanbul Büyükşehir Belediyespor Kulübü’nün (İBBSK) sporcuları, basınla buluştu. İBB Cebeci Spor Kompleksi’nde düzenlenen basın toplantısına, Taha 87 kg’da altın madalya kazanan Enbiya Biçer, +73 kg’da gümüş madalya alan Nafia Kuş Aydın, 73 kg’da gümüş madalyanın sahibi olan Sude Yaren Uzunçavdar, 49’da gümüş madalyanın sahibi Merve Dinçel Kavurat, +87 kg’da bronz madalya alan Emre Kutalmış Ateşli ve para tekvando kategorisinde K44 63 kg’da gümüş madalya kazanan Mahmut Bozteke’nin yanı sıra İBBSK Başkanı Fatih Keleş ve İBBSK Genel Sekreteri Erdem Aslanoğlu katıldı.

Başarılı bir turnuvayı geride bıraktıklarını vurgulayan Fatih Keleş, “Bizde İstanbul Büyükşehir Belediyespor Kulübü olarak, milli takımımızı 10 tekvando, 2 de paralimpik tekvando sporcumuzla beraber toplamda 12 sporcu ile kafile içerisindeydik. Burada çok değerli madalyalar elde ettik. Takım halinde Avrupa şampiyonu olduk. Çok güzel bir turnuva geçirdik. Önümüzdeki olimpiyat yarışlarında yer alacak sporcularımız bu kafilenin içerisindeydi. Formda arkadaşlarımız, yine çalışmaya devam ediyorlar ve devam edecekler. Bizim ve milli takım açısından başarılı bir turnuva yaşadık. Bu başarıyı yaşatan sporcularımıza teşekkür ediyorum, onları kutluyorum. Turnuvada kafile liderliğini yapan kulübümüzün genel sekteri Erdem Aslanoğlu’ydu” ifadelerini kullandı.

Erdem Aslanoğlu: “Ülkemizin tekvando branşında ne kadar başarılı olduğunu tüm dünyaya gösterdik”

İBB Spor Kulübü olarak olimpik ve amatör spor branşlarına destek vermeye devam edeceklerini aktaran İBB Spor Kulübü Genel Sekreteri Erdem Aslanoğlu, “Bu hedef doğrultunda yanımda gördüğünüz pırıl pırıl genç arkadaşlarımız, sporcularımıza kulübümüz bünyesinde destek oluyoruz. Hep beraber geçtiğimiz hafta Avrupa şampiyonası için Belgrad şehrindeydik. 16 sıklet vardı tekvando branşında, 10 sıklette bizim kulübümüzün sporcuları yer aldı. 2 de para tekvando müsabakasına katılan arkadaşlarımız vardı. 40’ı aşkın ülkeden, 520 sporcunun katıldığı turnuvada ülke olarak birinci olduk. Dünya şampiyonluğunun ardından Avrupa şampiyonu olduk. Ülkemiz tekvando branşında iyi bir ivme yakaladı. Bu ivmeyi olimpiyatlarda burada gördüğünüz arkadaşlarla birlikte inşallah devam ettireceğiz. Olimpiyatlarda Nafia Kuş, Merve Dinçel, Emre Kutalmış Ateşli ve ayağında kırık olduğu için aramızda olamayan Hakan Reçber ile 4 tane tekvando, paralimpik olimpiyatlarında Mahmut olmak üzere olimpiyatlarda ülkemizi temsil edecekler. Biz de kulüp olarak onlara sonuna kadar destek oluyoruz ve destek olmaya devam edeceğiz. Dünya şampiyonu sonrası Avrupa şampiyonluğuyla birlikte ülkemizin tekvando branşında ne kadar başarılı olduğunu ve ne kadar iyi bir takım olduğumuzu bütün dünyaya gösterdi. İnşallah olimpiyatlarda buradaki gümüş madalyaları da altın madalyaya çevireceğiz. İnanıyorum hepsi olimpiyatlarda bayrağımızı dalgalandırıp, milli marşımızı duyuracaklar” diye konuştu.

Enbiya Taha Biçer: “Avrupa şampiyonu olarak bir hayalimi gerçekleştirdim”

İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve Genel Sekreter Aslanoğlu’na teşekkür ederek sözlerine başlayan milli tekvandocu Enbiya Taha Biçer, “Bizi Sırbistan’da da yalnız bırakmadılar. Desteklerini esirgemediler. Avrupa şampiyonluğu benim için çok değerliydi. Bir hayalimi gerçekleştirdim. Bir hikayem vardı 2022 yılında. Üçüncü olmuştum. O hikaye tamamlandı. Seneye dünya şampiyonası var. Orada da yarım kalan bir hikaye var. Seneye dünya şampiyonası olarak ülkeme ve kulübüme hizmet etmek istiyorum” şeklinde konuştu.

Merve Dinçel: “Olimpiyatlarda da kürsünün en üst basamağında olmak için çalışıyoruz”

Olimpiyatlara az bir süre kaldığı hatırlatan milli tekvandocu Merve Dinçel de, “Birkaç ay önce burada dünya şampiyonluğumuzu konuşuyorduk. Şimdi takım halindeki Avrupa şampiyonluğumuzu konuşuyoruz. Olimpiyatlarda da kürsünün en üst basamağında olmak için çalışıyoruz. Bu turnuva mental olarak çok zor hazırlandığım bir turnuvaydı. Bu zorlukta yanımda olan başkanıma, Erdem Bey’e, Ali hocama teşekkür ediyorum. Olimpiyatlarda altın madalya alarak ailemin eksik madalyasını tamamlamak istiyorum” dedi.

Aslında hedefinin şampiyonluk olduğunu fakat turnuvayı ikinci sırada tamamladığını aktaran Sude Yaren Uzunçavdar da, “İkincilik kürsüsünde kaldım. İçimde bir burukluk var. Geçen sene Avrupa oyunlarında şampiyon olmuştum. Aslında hedefim tekrarlamaktı. Tekrarlamak nasip olmamıştı. Önümüzdeki turnuvalarda inşallah” cümlelerine yer verdi.

Nafia Kuş Aydın: “Olimpiyat altın madalyasının 90 gün sonra avuçlarımda olacağına inanıyorum”

Avrupa şampiyonasında ikincilik kazandığını belirten milli tekvandocu Nafia Kuş Aydın, “Tabii ki hedefim her zaman şampiyon olmak. Bazen inişler olabiliyor. İndikten sonra önemli olan zirveye nasıl ulaştığındır. Ben bunu çok deneyimledim. 29 yaşındayım ve bu konuda çok tecrübeliyim. Geçen yıl dünya şampiyonu ve ardından Avrupa şampiyonu oldum. Geçen yıl sezonu çok iyi kapattım. Önümde olimpiyatlar var. Her sporcunun hayali orada şampiyon olmaktır. Benim de hayalim bu. Zirveye oynuyorum. Kendime çok güveniyorum. İnanılmaz çalışıyorum. Koleksiyonumun eksik parçası olan olimpiyat altın madalyayı kazanmak çok istiyorum. Daha önce birçok şampiyonluğum var. Koleksiyonumda sadece olimpiyat altın madalyası eksik. Onun da yaklaşık 90 gün sonra avuçlarımın içinde olacağına inanıyorum. Bu süreçte beni yalnız bırakmayan başkanıma, genel sekreterimize, hocama teşekkür ederim. Onlar arkada görünmeyen kahramanlar” ifadelerini kullandı.

Emre Kutalmış Ateşli: “Olimpiyatlarda ülkemi en iyi şekilde temsil etmek istiyorum”

Güzel bir şampiyona geçirdiklerini söyleyen milli tekvandocu Emre Kutalmış Ateşli de, “Tekrardan takım halinde Avrupa şampiyonu olduk. Bu büyük bir başarıdır. Önceki Avrupa şampiyonasında altın madalya kazanmıştık. Bu kez yarı finalde kaybettim. Burası bir prova oldu. Eksiklerimizi gördük. Asıl hedef olimpiyatlar. Ülkemizi orada en iyi şekilde temsil edip altın madalya ile ülkemize dönmek istiyoruz” açıklamasını yaptı.

Mahmut Boztepe: “Asıl hedef olimpiyatlar”

Milli olimpik tekvandocu Mahmut Bozteke, 2019’dan bu yana Avrupa şampiyonu olduğunu hatırlatarak, “Bu sene ufak bir talihsizlik yaşadım. Parmağımda yaşadığım ufak bir sakatlıktan dolayı hastaneye gittim. Bu yüzden final maçına yetişemedim. Burada gümüş madalya kazandım. Bu biraz beni üzdü. Asıl hedef olimpiyatlar. Kulübümüz, federasyonun da verdiği destekle bu başarıları elde ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-buyuksehir-belediyespor-kulubu-avrupa-tekvando-sampiyonasinda-basarili-bir-performans-sergiledi/feed/ 0
İran Cumhurbaşkanı’nın Helikopter Kazası İran İçinde Rekabeti Tetikleyebilir https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskaninin-helikopter-kazasi-iran-icinde-rekabeti-tetikleyebilir/ https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskaninin-helikopter-kazasi-iran-icinde-rekabeti-tetikleyebilir/#respond Mon, 20 May 2024 21:25:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32506

Haber: Gülara Subaşı – Kamera: Ünal Aydın

(SAMSUN) – CHP Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopter kazasında ölümüne ilişkin, “Aynı anda hem Cumhurbaşkanı’nın hem Dışişleri Bakanı’nın hem de baraj açılışı gibi bir toplantıdan dönerken kaza geçirmeleri üzücü bir olay. İran içinde yeni bir siyasi gündemi ortaya çıkaracak çünkü Reisi, Hamaney’den sonra ülkenin başına geçecek lider olarak görülüyordu. Dolayısıyla ileride Hamaney’in yerine geçecek olası liderini kaybetti İran. Hem bir Cumhurbaşkanı hem de ileride Hamaney’in yerine geçecek birini bulmaları gerekecek. Bunun getirdiği, içeride rekabet de olabilir. Bir sıkıntılı dönem başlıyor olabilir İran için” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Uzgel, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın dün geçirdikleri helikopter kazası sonucu yaşamını yitirmesine ilişkin ANKA Haber Ajansı’na değerlendirme yaptı.

İran halkına başsağlığı dileyen Uzgel, şöyle devam etti:

“Bu iyi bir şey değil. Aynı anda hem Cuhmurbaşkanı’nın hem Dışişleri Bakanı’nın hem de baraj açılışı gibi bir toplantıdan dönerken kaza geçirmeleri üzücü bir olay. İran içinde yeni bir siyasi gündemi ortaya çıkaracak çünkü Reisi, Hamaney’den sonra ülkenin başına geçecek lider olarak görülüyordu. Orada tabii Cuhhurbaşkanı’nın bir rolü var ama esas ülkenin hakimi konumunda olan, daha çok vekil konumundaki Hamaney şu an bu rolü yerine getiriyor. Çok yaşlandı Hamaney. Dolayısıyla ileride Hamaney’in yerine geçecek olası liderini kaybetti İran. Hem bir cumhurbaşkanı hem de ileride Hamaney’in yerine geçecek birini bulmaları gerekecek. Bunun getirdiği içeride rekabet de olabilir. Bir sıkıntılı dönem başlıyor olabilir İran için.”

“İran’ın istikrar içinde olması, Türkiye için de önemli”

Uzgel, “İran’da önümüzdeki süreçte nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalırız” sorusuna şu yanıtı verdi:

“İran’da çok sorun var ve çok sorun birikti. Birincisi bizdeki gibi ekonomik sorunlar. Devalüasyon, işsizlik, hayat pahalılığı… Bununla bunalıyor İran halkı çünkü burada bir de bizden farklı olarak İran yaptırım altında bir ülke. Amerika’nın yaptırımları var. Rahat ticaret yapamıyor. İkincisi, toplumsal huzursuzluk var. Biliyorsunuz, Mahsa Amini’nin öldürülmesi sonrasında bütün ülkeye yayılan bir protesto dalgası oldu. Toplumun rejime olan desteğinin azaldığını görüyoruz. Seçimlere katılım çok düşük. Ciddi rahatsızlık var. İran rejimi ya toplumla uzlaşacak ya da daha da sertelşmeye gidecek. Biz bu ülkede, bu bölgede istikrar istiyoruz. İran çok önemli bir komşumuz. Ticari ilişkilerimiz var, enerji işbirliğimiz var, çok istikrarlı bir sınırımız var. O yüzden de İran’ın istikrar içinde olması, Türkiye için de önemlidir.”

” ‘Bu bir kompludur’ diyemeyiz. Yıllarca tartışılır ama kimse kanıtlayamaz”

Uzgel, devam eden İsrail- Filistin savaşının konuyla bağlantılı olup olmadığı konusunda şu değerlendirmeyi yaptı:

“Üç tane helikopter havalanıyor ve içinde Cumhurbaşkanı ile Dışişleri Bakanı’nın helikopteri düşüyor. Tabii ki akla bir sürü ihtimali getirir. Bunların hepsini düşünüyoruz. Herkesin de aklına geliyor ama şöyle söyleyeyim, genelde buradan bir şey çıkaramayız. Ne parti adına ne de bir uzman olarak şunu diyemem ben; ‘Evet şu ülke yapmıştır, şu istihbarat örgütü yapmıştır. Bu bir suikasttır. Bu bir komplodur…’ Bunu söyleyemeyiz. Kahvehaneden başlayıp televizyon programlarına, akademik mecralara kadar yıllarca bu tartışılır ama hiç kimse bunu kanıtlayamaz. İran yönetimi böyle bir şeyi dile getirmiyor. ‘Olağan şüpheli’ olarak görülen İsrail de ‘Bizim bununla bir ilgimiz yok’ diyor. Olabilir mi olamaz mı bunu net olarak söyleyemeyiz. Bunun araştırılması bile yeterince sonuç vermez. Dediğim gibi bu ucu açık kalır ve yıllarca tartışılır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-cumhurbaskaninin-helikopter-kazasi-iran-icinde-rekabeti-tetikleyebilir/feed/ 0
İran’da yönetimi geçici olarak cumhurbaşkanı yardımcısı Muhbir devralacak https://www.haber60.com.tr/iranda-yonetimi-gecici-olarak-cumhurbaskani-yardimcisi-muhbir-devralacak/ https://www.haber60.com.tr/iranda-yonetimi-gecici-olarak-cumhurbaskani-yardimcisi-muhbir-devralacak/#respond Mon, 20 May 2024 21:01:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32486 – İran’da yönetimi geçici olarak cumhurbaşkanı yardımcısı Muhbir devralacak

İran hükümet kabinesi acil toplandı

TAHRAN – İran Yüksek Seçim Kurulu Sözcüsü Hadi Tahan Nazif, İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin hayatını kaybetmesinin ardından ülke yönetimine ilişkin yaptığı açıklamada, önümüzdeki 50 gün içinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağını belirterek, “İran dini lideri Hamaney’in onayıyla ülke yönetimi cumhurbaşkanı birinci yardımcısı Muhammed Muhbir’in sorumluluğunda olacak” dedi.

İran’da Cumhurbaşkanı Reisi ve beraberindeki heyetin helikopter kazası sonucu hayatını kaybetmesinin ardından acil duruma geçildi. İran devlet televizyonu, Hükümet Kabinesi’nin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Muhbir’in başkanlığında acil toplantı gerçekleştirdiğini duyurdu. Söz konusu toplantıda Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’a ait cenazelerin Tahran’a nasıl getirileceği ve cenaze programının görüşüldüğü belirtildi. Öte yandan yeni cumhurbaşkanın kim olacağı ve bu sürecin nasıl işletileceği de görüşülen konular arasında yer aldı.

İran’da 50 gün içinde seçim yapılacak

Öte yandan, İran Yüksek Seçim Kurulu Sözcüsü Hadi Tahan Nazif, ülke yönetiminde herhangi bir aksamanın yaşanmayacağını ve önümüzdeki 50 gün içinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağını belirtti. Nazif, “İran dini lideri Hamaney’in onayıyla ülke yönetimi cumhurbaşkanı birinci yardımcısı Muhammed Muhbir’in sorumluluğunda olacak” dedi.

Anayasaya bağlı hareket edileceğini söyleyen Nazif, Yargı Erki Başkanı, Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı birinci yardımcısından oluşan heyetin 50 gün içerisinde yeni cumhurbaşkanını seçmek için ülkeyi seçime hazırlayacaklarını ve Reisi’nin yerine seçilecek olan yeni cumhurbaşkanının da ülkeyi 4 yıl boyunca yöneteceğini söyledi.

Ne oldu?

Aliyev ile Azerbaycan-İran sınırındaki görüşmesinin ardından dönüş yolunda olan Reisi’yi taşıyan helikopter, İran’ın Doğu Azerbaycan eyaletine bağlı Berazin ile Erdeşiri köyleri arasındaki Dizmar ormanında sert iniş yapmış ve bölgeye arama-kurtarma ekipleri yönlendirilmişti. Yoğun sis ve hava şartlarının elverişsizliği nedeniyle arama-kurtarma çalışmaları olumsuz etkilenirken, helikopterde Reisi’nin yanı sıra İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Doğu Azerbaycan Valisi Malik Rahmeti, Tebriz Cuma İmamı Ayetullah Ali Haşim, Reisi’nin koruması ile pilot ve yardımcılarının da bulunduğu aktarılmıştı.

İran İçişleri Bakanı Ahmed Vahidi ise olayın ardından yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanını taşıyan helikopter, yoğun sis nedeniyle sert iniş yapmak zorunda kaldı” ifadelerini kullanmıştı.

Akıncı İHA’sı helikopterin enkazını tespit etti

Havanın kararması, yoğun tipi ve yağışın etkilediği arama- kurtarma çalışmalarında yaşanan zorluklar nedeniyle Tahran yönetimi Türkiye’den gece görüşlü helikopter talebinde bulunmuştu. Gece boyu devam eden enkaz bulma çalışmalarında sabah karşı Türkiye’ye ait Akıncı İHA’sının belirlediği konuma yönelen İranlı yetkililer helikoptere ait enkazı bulmuştu.

Konuya ilişkin ilk açıklamayı yapan İran Kızılay Başkanı Pirhüseyin Kulivend, bölgeye ulaşmaya çalıştıklarını belirterek, İran Cumhurbaşkanı Reisi ve beraberindekilerin hayatta kalma şanslarının düşük olduğunu söylemişti. Ardından İran İHA’larının kullanıldığı arama kurtarma çalışmalarında Reisi ve beraberindeki heyetin cenazelerine ulaşılmıştı.

Reisi kimdir?

İran’ın Meşhed kentinde din adamı bir ailenin çocuğu olarak 14 Aralık 1960 tarihinde dünyaya gelen İbrahim Reisi, 1981 yılında Kerec savcılığına atandı. Kerec savcılığı yaptığı sırada, Hemedan Savcısı olarak da atanan Reisi, her iki görevi de birlikte yürütürken, 1985’te de Tahran Savcı Yardımcılığı görevini yaptı. Reisi, 1988 yılında İranlı siyasi mahkumların idam edilmesine karışan 4 kişiden biri olarak adlandırıldı. İbrahim Reisi, 1989-1994 yılları arasında Tahran Başsavcılığı’nda, 1994 yılında ise Devlet Denetleme Kurumu Başkanlığına atanarak 10 yıl boyunca görev yaptı. Reisi, 2004 yılında Yargı Erki Başkanı Birinci Yardımcılığı görevine atanan, 2014 yılında İran Genel Başsavcılığı ve 2016’da yine İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney tarafından atanarak Meşhed kentindeki İmam Rıza Türbe ve Külliyesi Vakfı Başkanlığı görevlerini yürüttü. 2019’da İran Yargı Erki Başkanı olarak ülke içerisinde yürüttüğü yolsuzluk ile mücadele ve aldığı kararlar ile gündeme gelen Reisi, 18 Haziran 2021’de ise Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, yüzde 62 oy alarak İran’ın 8. Cumhurbaşkanı oldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-yonetimi-gecici-olarak-cumhurbaskani-yardimcisi-muhbir-devralacak/feed/ 0
Gürcistan’da Yabancı Etki Yasası Protestoları: Ukrayna Senaryosu Tehlikesi https://www.haber60.com.tr/gurcistanda-yabanci-etki-yasasi-protestolari-ukrayna-senaryosu-tehlikesi/ https://www.haber60.com.tr/gurcistanda-yabanci-etki-yasasi-protestolari-ukrayna-senaryosu-tehlikesi/#respond Sun, 19 May 2024 21:09:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32396 Gürcistan’da, ” Rusya yasası” olarak da adlandırılan yeni “yabancı etki yasası”na karşı kitlesel protestolar devam ederken, ülkenin Rusya’dan uzaklaşıp, Avrupa’ya yaklaşma girişimlerinin, ülkeyi Ukrayna gibi savaş ve işgale sürükleyeceğine yönelik endişeler artıyor.

Güney Kafkasya’da yer alan 3,7 milyon nüfuslu Gürcistan, Rusya’nın uzun süredir etki alanı içinde gördüğü eski Sovyet ülkelerinden biri.

Sovyetler Birliği’nin 1991’deki çöküşü, birçok Sovyet ülkesine hangi siyasi sistemi seçecekleri ve hangi uluslararası ittifaklara katılacakları konusunda kendi kararlarını vermeleri için tarihi bir fırsat sundu.

Rusya, üç Baltık ülkesi – Estonya, Litvanya ve Letonya – gibi bazı ülkelerin AB ve NATO’ya katılmasını kabul etti.

Ancak çok daha büyük bir ülke olan ve Rusya’nın uzun süredir etki alanı içinde gördüğü Ukrayna ile ilgili sorunlar, 2014 yılında Avrupa yanlısı kitlesel protestoların ardından Rusya ile yakın ekonomik ilişkilerini soğutma kararı almasıyla doruğa ulaştı.

Bu, Moskova’nın Kırım’ı ve Ukrayna’nın doğusundaki bazı bölgeleri işgal etmesine yol açtı. Aradan geçen on yılın ardından bugün, daha fazla Ukrayna bölgesinin Rus işgali altında olduğu geniş çaplı bir savaş tüm şiddetiyle sürüyor. Gürcistan’ı da benzer bir son bekliyor olabilir mi?

Gürcistan’daki protestolar ne ile ilgili?

Hafta başında Gürcistan parlamentosu, fonlarının yüzde 20’sinden fazlasını yurt dışından alan bazı kuruluşların “yabancı etki ajanı” olarak kaydolmalarını zorunlu kılan bir yasayı kabul etti.

Yasayı ihlâl edenler para cezalarıyla karşı karşıya kalacaklar.

BBC’nin Gürcistan’ın başkenti Tiflis’teki muhabiri Nina Akhmeteli, Gürcistan’da STK’ların ve bağımsız medya kuruluşlarının yaygın olarak yurt dışına hibe ve fon başvurusunda bulunduklarını söylüyor.

Bu kuruluşlar, ülkedeki sivil toplum çalışmalarının ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor.

Tasarıyı parlamentoya getiren iktidardaki Gürcü Rüyası Partisi, yasanın hükümete yönelik eleştirileri bastırmayı değil, şeffaflığı sağlamayı ve çeşitli örgütlerin arkasında kimlerin olabileceği konusunda kamuoyunu bilgilendirmeyi amaçladığını söylüyor.

Ancak Tiflis’teki Ilia Üniversitesi’nde kamu politikası profesörü Hans Gutbrod, yasanın şeffaflıkla ilgili olmadığını savunuyor.

1990’lardan bu yana Kafkasya’yı takip eden ve bu hafta başlarında düşünce kuruluşu Chatham House’da konuşan siyaset uzmanı, “Bu, Gürcistan’da bir süredir devam eden sivil topluma yönelik çok yönlü saldırının bir parçası. Bu yasa, ‘istediğin herkesi bastır’ yasasıdır. Hoşunuza gitmeyen herhangi bir sivil toplum örgütünün baskı altına alınmasına izin verecek şekilde yapılandırılmıştır” diyor.

Tasarı parlamentoda kabul edilmeden önce Avrupa Birliği ve ABD uyarılarda bulundu.

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell yaptığı açıklamada, “Bu yasanın kabul edilmesi Gürcistan’ın AB üyeliğini olumsuz etkiliyor” dedi.

Otoriter buldukları ve Rusya’dan esinlendiğini düşündükleri için tasarıya karşı çıkan on binlerce protestocu Tiflis sokaklarına döküldü ve polisle çatıştı.

Bir protestocu BBC’ye, Gürcistan’ın otoriter Sovyet geçmişine atıfta bulunarak, “Bizi daha yeni çıkmayı başardığımız bir çukura geri itmemelerini sağlamak için buradayız” dedi.

Protestoların Rusya ile ilgisi ne?

Gürcistan’daki, Rusya’nın muhaliflerini bastırmak için kullandığı yasaya benzeyen “yabancı etki yasası”, genel seçimlere altı aydan kısa bir süre kala kabul edildi.

Gürcü Rüyası Partisi, 2012’den bu yana ülkeyi yönetiyor ve birçok kişi, iktidarı tek bir siyasi grubun elinde toplaması açısından, partinin Kremlin’in politikalarını takip ettiğini düşünüyor. Ekim ayındaki seçimler böyle düşünenlere, partiyi iktidardan uzaklaştırmak için bir şans sunuyor.

Gürcü Rüyası Partisi’nin onursal başkanı, tahmini 4,9 milyar dolarlık serveti devletin bütçesinden daha fazla olan ve GSYİH’nın %20’sine eşit olan milyarder Bidzina Ivanişvili. Şirketlerinin çoğu ya Rusya’da ya da Rusya’yla yakından bağlantılı.

Basın kuruluşu Politico’nun Güney Kafkasya muhabiri Gabriel Gavin, “Gürcistan hükümetinin giderek otokratikleştiğini ve sivil toplumu bastırma yöntemleri konusunda Rusya’yı örnek aldığını düşünüyorum” diyor.

“(Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’in Ivanişvili’yi ikna etmek zorunda kaldığını da düşünmüyorum. Ivanişvili’nin teşvik edilmeye ihtiyacı yoktu çünkü yabancı etki tehdidi konusunda Putin’in yaşadığı paranoyanın aynısını yaşıyor.”

Gürcistan Rusya ve diğer küresel güçler için ne kadar önemli?

Gürcistan, genellikle Avrupa ile Asya arasında bir geçit olarak tanımlanan Güney Kafkasya’da yer alıyor. Günümüzde önemli bir yere sahip olmaya devam eden eski ticaret yollarına ev sahipliği yapıyor.

Geçmişte İran, Türkiye ve Rusya gibi güçler bu bölge için savaştı ve burada nüfuz yarışına devam ediyor. Son zamanlarda Çin ve Batılı güçler de bölgeye daha fazla önem vermeye başladı.

Gürcistan 19. yüzyılda Rusya İmparatorluğu’nun bir parçası oldu. Moskova ile Tiflis arasındaki ilişki her zaman karmaşık oldu. Gürcistan bazı dönemlerde Rusya ile yakınlık arayışındayken, bazı dönemlerinde ise kendine başka müttefikler aradı.

1918’de kısa bir süre bağımsızlığını yeniden kazansa da, 1991’e kadar Rus hakimiyetindeki Sovyetler Birliği’nde kaldı.

Gürcistan, 1980’lerde ulusal kimliğin yeniden canlandığı ilk Sovyet cumhuriyetlerinden biriydi. Bunu da içeren bir dizi olay, Sovyetler Birliği’nin çöküşüne yol açtı.

Aynı zamanda ülkenin otoriter Sovyet geçmişinden kurtulmaya çalıştığı 2003 yılındaki Gül Devrimi ile, demokratik bir dönüşüm geçiren ilk eski Sovyet ülkesi oldu.

Moskova ile aynı çizgide olmayan ve ülkeyi AB ve NATO’ya katmak için çalışan bir hükümeti iktidara getirdi. Rusya 2008’de Gürcistan’ın bazı kısımlarını işgal etti ve birlikleri Tiflis’ten yaklaşık 130 km uzaklıkta konuşlanmış durumda.

Ukrayna ile paralellik kurulması ne kadar doğru?

Bölgeyi takip eden uzmanlar, tarihin tekerrür edebileceğini düşündüklerini dile getiriyor:

Giderek otokratikleşen bir hükümetin ülkeyi demokrasiden uzaklaştırması, buna karşı protestoların patlak vermesi ve buna yanıt olarak Rusya’nın askerlerini göndermesi. 2013-2014’te Ukrayna’da olan da buydu.

Sonrasında 2022’de Avrupa’da 1945’ten bu yana yaşanan en büyük savaş patlak verdi.

Ancak iki ülke arasında büyük farklar da var.

Her şeyden önce Gürcistan, 2003 ile 2008 yılları arasında Ukrayna benzeri bir dizi olay yaşadı; önce protestolar, ardından Rus işgali.

Gürcistan topraklarının yaklaşık %20’si hâlâ Rus işgali altında ve asıl soru şu: Gürcistan’da gerilim tırmanırsa ve Moskova dostu hükümet kontrolü kaybederse Rusya daha fazla alanı işgal eder mi?

Bu seçenek göz ardı edilemez, ancak Gürcü Rüyası Partisi’nin kontrolü kaybetme ihtimali büyük bir soru işareti.

BBC muhabiri Nina Akhmeteli’nin de vurguladığı gibi Gürcistan, nüfusun önemli bir kısmının gerilimin daha da artmasından korktuğu, kutuplaşmış bir toplum.

Bazıları gerçekten iktidar partisini destekliyor; bazıları, ekonomisi büyük komşusuyla ticarete dayanan ve ordusu, Ukrayna işgali nedeniyle ne kadar zayıflamış olursa olsun, Rusya’ya karşı savaşmayı düşünemeyecek kadar küçük olan Gürcistan için Moskova’ya bağlı kalmanın mantıklı bir seçim olduğuna inanıyor.

Ivanişvili, tartışmalı “yabancı etki yasası”nın kabul edilmesi öncesinde nadir bir şekilde halka seslendi, Batı’nın Rusya ile çatışmada Gürcüleri “yem” olarak kullanmaya çalışmasını durdurmak için yasanın gerekli olduğunu söyledi.

Tiflis sokakları, çoğu 35 yaşın altındaki protestocularla dolup taşarken, Gürcistan’ın geleceği belirsiz. Birçoğu, siyaseti Rusya’nınkine benzeyen bir ülkede yaşama ihtimalinden korkuyor, ancak birçoğunu da Ukrayna’nın karşı karşıya olduğu yıkım ve can kaybına uzaktan da olsa benzer bir acı olasılığı dehşete düşürüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gurcistanda-yabanci-etki-yasasi-protestolari-ukrayna-senaryosu-tehlikesi/feed/ 0
Erdoğan: Çiftçilere Verilecek Küçük Ekipman Kredisi Limitini 150 Bin Liradan 250 Bin Liraya Çıkarıyoruz https://www.haber60.com.tr/erdogan-ciftcilere-verilecek-kucuk-ekipman-kredisi-limitini-150-bin-liradan-250-bin-liraya-cikariyoruz/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-ciftcilere-verilecek-kucuk-ekipman-kredisi-limitini-150-bin-liradan-250-bin-liraya-cikariyoruz/#respond Fri, 17 May 2024 22:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32254 (İSTANBUL) – Ziraat Bankası Tarım Ekosistemi programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çiftçilere verilecek küçük ekipman kredisinin limitini 150 Bin liradan 250 bin liraya, küçükbaş hayvan üreticilerine işlerini büyütmeleri, hayvan sayılarını çoğaltmaları, atıl işletme kapasitelerini üretime kazandırmaları amacıyla verilen kredinin limitini de 400 Bin liradan 600 Bin liraya çıkarılacağını açıkladı.

Ziraat Bankası Tarım Ekosistemi programı,  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, akademisyenler ve çiftçiler katıldı.

Sürdürülebilir tarım, iklim değişikliği, coğrafi işaretli ürünler ve tarımda markalaşma konulu panellerin düzenlediği programa katılan Erdoğan, alana kurulan çiftçi stantlarını ziyaret ettikten sonra bir konuşma yaptı. Erdoğan Ziraat Bankası’nın 1863 yılından bu yana Türk tarımının lokomotifi olduğunu söyledi. Erdoğan’ın şöyle konuştu:

“Ziraat Bankası sadece kar peşinde koşan bir banka değildir. Bunun yanı sıra Ziraat ihtiyaç duydukları anda çiftçinin, esnafın, sanayici, tüccar ve ihracatçının elinden tutan bir kara gün dostudur. Her iktisadi teşekkül çalışmalarını sürdürmeyi, yeni yatırımlarla faaliyet sahasını büyütmeyi ve genişletmeyi hedefler. Ziraat Bankamızın da hem ülke içinde hem de yurt dışında mevcudiyetini arttırdığını görmekten artık memnuniyet duyuyoruz. 2015 yılında ziraat katılımının faaliyete geçmesiyle birlikte bankamız hızla gelişen alternatif inanç piyasasında da yerini almıştır. Daha nice seneler boyunca Ziraat’ın bir bankadan daha fazla olma iddiasını devam ettirmesini bekliyorum. Bugünkü programımız Ziraat Bankası’nın kuruluş gayesini misyonunu ve asli vazifesini yerine getirdiğini gösteriyor. 81 ilden 2 Binden fazla sektör temsilcisinin bir araya geldiği bu buluşmanın tarım ekosisteminin değişmesine katkı sunacağına yürekten inanıyorum. Biraz evvel genç ve kadın çiftçilerimiz ile kooperatif ürünlerinin yer aldığı stant alanını ziyaret ettik. Ülkemiz tarımının çeşitliliğine ve zenginliğine burada tekrar şahit olduk. Bu hazineyi ne kadar ileriye taşırsak Türkiye için o kadar iyi olacaktır. Tabii bunun için tarım sektörünün tüm paydaşlarının el ele vermesi, iş birliği ve dayanışma içinde hareket etmesiyle mümkündür. Tarım sektörünün bütün aktörlerini aynı zamanda buluşturan bu tarz programlar anlayış birliğinin tesisini de kolaylaştırmaktadır.”

“MUHALEFETİN EZBERİ OLAN TARIM BİTTİ TEZLERİNİN NE KADAR İÇİ BOŞ OLDUĞUNU RAKAMLARLA İSPAT ETTİK”

Erdoğan, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde Ankara’da Ziraat Odası Başkanları ile bir aray geldiklerini hatırlatarak, “Türkiye’nin tarımda son 21 yılda nereden nereye geldiğini, karşılaştırmalı olarak çok detaylı bir şekilde ortaya koyduk. Ülkemizde muhalefetin ezberi olan tarım bitti tezlerinin ne kadar içi boş, temelsiz ve gerçek dışı olduğunu rakamlarla ispat ettik. Özellikle hemen her sene tedavüle konulan ‘saman ithalatı’ söylemi tarım sektörünün tüm paydaşlarına yapılmış bir hakarettir. Türkiye, gerçekler yerine çarpıtmalar, özellikle bunun üzerinden muhalefeti, artık geride bırakmalıdır. Açıkçası eski muhalefet tarzının da raf ömrünü tamamladığı görülüyor” dedi.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“BAŞARILARIMIZLA BİRLİKTE HALEN PROBLEM ÜRETEN ALANLARIN FARKINDAYIZ”

Ülkemizin son 21 yılda başarı hikayesi yazdığı alanların en başında tarım, hayvancılık ve su ürünleri vardır. Bunu söylerken elbette her şey güllük gülistanlık diyemeyiz. Dünyadaki tüm ülkeler gibi bizim de sıkıntılarımız var. Tarımsal girdi fiyatlarında ki artış çözmemiz gereken buna benzer sorunlarımız. Kırmızı ve beyaz et fiyatlarında son dönemde yaşanan dalgalı hareketleri yok sayamayız. Gübre fiyatlarındaki artışlarından gündelik ve sürekli işçi eksikliğine kadar farklı alanlarda yükselen şikayetlere kulaklarımızı tıkayamayız. Başarılarımızla birlikte halen problem üreten alanların farkındayız. Muhasebemizi yaparken ne ifrata ne tefrite kaçıyoruz. Dengeli ve objektif bir şekilde kendimize ayna tutuyoruz. Güçlü ve zayıf yanlarımızı en doğru biçimde tespit etmeliyiz. Tarımda da durum farklı değildir. Burada da çözüm odaklı bakış açısıyla hareket ediyoruz. Başarılarınızın sayısını arttırmanın, eksiklerimizi gidermenin derdindeyiz. Problemlerimize ortak akılla çözüm yolları geliştirmeye çalışıyoruz. Tarım sektörümüzün 21 yılda elde ettiği başarıların değersizleştirilmesine mahal vermeden, milletimizin en çok şikayet ettiği hususlara odaklanarak Türkiye’yi hep beraber hedeflerine ulaştıralım istiyoruz.

“BİNLERCE KİLOMETRE ÖTEDEKİ ÜLKELERİNİ İŞGAL ETTİLER”

Burada şu hususu tüm samimiyetimle söylemek isterim. Milli meselemiz olan tarımda biz hiç kimseye kapımızı kapatmadık. Türkiye’nin tarım ekosistemini geliştirmek için herkesin fikrine, katkısına, eleştirisine, önerilerine sonuna kadar açığız. Yeter ki, tarım konusu ezberlere ve ön yargılara kurban edilmesin. Yeter ki cımbızla çekilen bir ürün üzerinden sektöre haksızlık yapılmasın. Allah’ın izniyle gerisi biraz gayret ve emekle zaten kolayca gelecektir. Geçtiğimiz asırda yeraltı kaynakları ön plandaydı. Petrol, altın, elmas ve diğer yeraltı zenginlikleri için oluk oluk kan aktı. Bir damla petrolü, bir damla kandan daha kıymetli gören sömürgeciler bunları tahakküm altına almak için her yola başvurdular. Binlerce kilometre ötedeki ülkeleri işgal ettiler. Avrupa’dan Afrika’ya göç ettiler ve oralarda tüm imkanlarıyla Afrika’nın o zenci evlatlarını ne yazık ki imkanlarını, helikopterlerle elmaslarını, altınlarını Avrupa’ya taşıdılar. İnsanları topraklarından sürdüler. Savaş ve iç savaş çıkardılar. Eli kanlı diktatörleri desteklediler, darbe yaptılar, cinayet işlediler, katliamlara imza attılar. Yerel halkı, işçiyi, uyuşturucuya alıştırarak, ekonomik, sosyal ve siyasal bakımdan kendilerine tamamen bağımlı hale getirdiler. Kendi refahlarını mazlumlardan çaldıkları zenginlikler üzerine bina ettiler.

“33 MİLYON TAHILIN BOĞAZLARDAN GÜVENLİ GEÇİŞİNİ SAĞLAYARAK DURUMUN KONTROLDEN ÇIKMASINA ENGEL OLDUK”

Bize insan hakları dersi veren batılı ülkelerin Kongo’da, Cezayir’de, Kenya’da, Somali’de, Güney Afrika’da, Namibya’da, Nijerya’da ve daha pek çok Afrika ülkesinde neler yaptığını çok iyi biliyoruz. Avrupa’nın ortasında, Afrika’dan getirilen insanların sergilendiği müze adı altında affınıza sığınarak söylüyorum, ‘Hayvanat bahçeleri’ kuruldu. Sadece Kongo’da şiddet, açlık ve hastalık nedeniyle 10 milyon kişi öldü. Bu ülkeleri ziyaretimizde sömürgecilerin acımasız yüzünü bizzat görme fırsatı buldum. Bunların hepsi ve daha fazlası, yeraltı ve yeri kaynaklarının kontrolü için yapıldı. Yeni ve çok daha sinsi yöntemlerle sömürü düzeni halen devam ediyor. Ancak içinde bulunduğumuz yüzyılda aynı kavganın tarım alanları, su ve gıda için verileceği anlaşılıyor. Bunun işaretlerini şimdiden görmeye başladık. Dünyanın gelişmiş ülkelerin Afrika’da tarım arazisi kiralamak için büyük bir yarış içindeler. İklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle birlikte su kaynakları ve havzaları birer çatışma hattına dönüşüyor. Asya, Amerika, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki birçok gerilimin altında su kaynaklarıyla ilgili anlaşmazlıklar yatıyor. Kovid 19 salgını ve Rusya- Ukrayna Savaşı’nda tüm ülkelerin gıda arz güvenliğini temin için nasıl kıyasıya mücadeleden verdiğini unutmadık. Türkiye’nin gayretleriyle hayata geçirilen Karadeniz girişimi olmasaydı başta Afrika ülkeleri olmak üzere birçok yerde kıtlık yaşanacaktı. Açlık tehdidi ile karşı karşıya kalan 10 binlerce insan hayatını kaybedecekti. Biz buna kayıtsız kalamazdık ve hamdolsun kalmadık. Toplam 33 milyon ton tahılın boğazlarımızdan güvenli geçişini sağlayarak durumun iyice kontrolden çıkmasına engel olduk.

“TARIMIN ÖNEMİ AZALMAYACAK BİLAKİS DAHA DA ARTACAK”

Şunu bir defa görmemiz lazım. Tarımın önemi azalmayacak, bilakis daha da artacak. Her yeni küresel kriz; gıda üretimi ve tedarikinin ne kadar stratejik bir alan olduğunu teyit edecek. İklim değişikliği, çevre kirliliği, küresel ısınma ve bölgesel riskler arttıkça, rekabet kızışacak, hatta belki de daha kanlı hale gelecek. Bizim ülke olarak tüm hazırlıklarımızı buna göre yapmamız gerekiyor. Diğer türlü ciddi sıkıntılarla karşılaşmaktan kendimizi kurtaramayız. Tarımı sadece ekonomimiz için değil milletimizin bekası içinde hayati önemde bir sektör olarak görüyoruz. Türkiye yüzyılının temel unsurları arasında tarım, hayvancılık, kırsal kalkınma ve tüm olanlarda verimlilik artışının ayrı bir yeri vardır. Son 21 yılda bunun altyapısını güçlendirme yolunda önemli adımlar attık. Tarım desteklerini hem çeşitlendirdik hem de ciddi oranda yükselttik. Tarım kredi kooperatiflerimiz, sektörün ve çiftçilerimizin daima yanında olmuştur.

“ZİRAAT BANKASI SEKTÖRÜN KREDİ İHTİYACININ YÜZDE 75’İNİ TEK BAŞINA OMUZLAMIŞTIR”

Çiftçilerimizin finansman ihtiyacını karşılamak üzere Ziraat Bankamızın kullandırdığı tarım kredilerinin tutarı 480 milyar lirayı aşmış durumdadır.  Bu kredi miktarıyla Ziraat Bankası sektörün kredi ihtiyacının yüzde 75’ini tek başına omuzlamıştır. Bu kredilerden yararlanan çiftçilerimizin sayısı 1,2 milyonu aştı. Ziraat Bankası’nı kullandırdığı tarım kredilerini yüzde 91’i yani 435 milyar liralık kısmı faiz desteği verilen kredilerden oluşuyor. Bu kapsamda 587 binin üzerinde çiftçimizin 110 milyar lira tutarındaki tarım kredisinin faizinin tamamı devletimiz tarafından ödeniyor. Tarım kredisi kullanan çiftçilerimizin faizlerinin ortalama yüzde 69’luk kısmını yine devletimiz karşılıyor. Bu uygun finansman kaynağı, ne kadar çok çiftçimize ulaşır ve ihtiyacını karşılarsak çiftçilerimizin karlılıklarına o derece katkı sağlamış oluruz. Bizim gayemiz insanları doğdukları yerde doyar hale getirmektir. Az önce yanımdaki kardeşime sordum. Ne yapıyorsun? ‘Manda yetiştiriyorum’ dedi. 10 mandayla başlamış, şu anda 120 mandası var. Öyle mi? Mesele bu. Tarımın ana vatanı olan Anadolu’da yeşil kalkınma ve yerelden kalkınma ilkesiyle yeni bir tarım ve kırsal kalkınma süreci başlatıyoruz. Kırsal kalkınma, hibe programlarımızı üretim planlamasını dikkate alarak, yeniden düzenledik. 2024 yılı kırsal kalkınma yatırımlarının desteklerini ise programı hibe desteğine esas proje limitini 7 milyon liradan 14 milyon liraya yükselttik. 5 milyar lira hibe desteği sağlayacağımız 7 Bin projeyi ve hak sahiplerini bugünden itibaren Tarım ve Orman Bakanlığımız açıklamaya başlayacak. Bu projeler toplam 13 milyar lira yatırım yapılacak olup yaklaşık 20 Bin vatandaşımıza istihdam sağlayacağız. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçilerimiz için ilk kez hayata geçen yeni tarımsal kredi uygulamalarını aybaşında kamuoyuyla paylaştı. Üretim planlaması kapsamında, üretim ve sözleşmeli üretim yapan çiftçilerimiz ilk defa ilave, faiz kar payı indiriminden yararlanabilecek. Organize tarım bölgesi yatırımını yapacak üreticilerimize ve birinci derecede tarımsal amaçlı örgütlerimize de ilk defa ilave faiz indirimi uygulanacak.

“KADIN ÇİFTÇİ KREDİSİNİN LİMİTİNİ 1 BUÇUK MİLYONDAN 2 BUÇUK MİLYONA YÜKSELTİYORUZ”

Sadece bununla yetinmiyoruz. Ziraat Bankamızda yeni müjdelerle sektöre verdiği desteği arttırıyor. Şimdi bunları sizlerle ve çiftçilerimizle paylaşmak istiyorum. Küçük ekipman kredisinin limitini 150 Bin liradan 250 bin liraya çıkarıyoruz. Küçükbaş hayvan üreticilerimize işlerini büyütmeleri, hayvan sayılarını çoğaltmaları, atıl işletme kapasitelerini üretime kazandırmaları amacıyla verilen kredinin limitini de 400 Bin liradan 600 Bin liraya getiriyoruz. Büyükbaş, süt hayvancılığıyla iştigal eden üreticilerimiz için bu rakamı 1 milyon liradan buçuk milyon liraya yükseltiyoruz. Her zaman söylüyorum; gençlerimiz bizim geleceğimiz. Gençlerin tarım alanında iş ve işletme sahip olmalarını teşvik ediyoruz. Ülkemiz de ki genç nüfusa tarım dahil ne kadar fazla alternatif iş kolu oluşturabilirsek ekonomimiz için o kadar güzel olacak. Genç çiftçi kredisinin limitini 1 Buçuk milyon liradan 2 buçuk milyon liraya arttırıyoruz. Kadın çiftçi, kredisinin limitini de aynı şekilde 1 buçuk milyon liradan 2 buçuk milyon liraya yükseltiyoruz. Ziraat Bankamızın bu müjdeli haberlerinin de çiftçilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu kredilerin katkısıyla tarım sektörümüz geliştikçe inşallah Türkiye daha müreffeh, milletimiz daha huzurlu, geleceğimiz daha aydınlık, daha güvenli olacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-ciftcilere-verilecek-kucuk-ekipman-kredisi-limitini-150-bin-liradan-250-bin-liraya-cikariyoruz/feed/ 0
MYP Genel Başkanı Remzi Çayır, Ekonomi Politikalarını Eleştirdi https://www.haber60.com.tr/myp-genel-baskani-remzi-cayir-ekonomi-politikalarini-elestirdi/ https://www.haber60.com.tr/myp-genel-baskani-remzi-cayir-ekonomi-politikalarini-elestirdi/#respond Thu, 16 May 2024 23:39:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32080 (ANKARA)- Milli Yol Partisi (MYP) Genel Başkanı Remzi Çayır, ekonomi politikaları nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi’ni eleştirerek, “Şu an senin yaptığın bütün yanlışların ceremesini Türk milleti çekiyor. Hani sen ekonomisttin? Hani Erdoğanizm vardı, ne oldu? Parası olanı yine zengin ettin. Bankalar kazandı, halk iflas etti. Hepimiz iflas ettik. Ülkeye yazık oldu. Akıl sahiplerinden akıl al Sayın Cumhurbaşkanı. Bilenlerle ülkeyi yönet, bilenlere sor. Masallarla ülke yönetmeye devam etme. Ne zaman dara düşseler, çamura batsalar akıllarına hemen milletin kemerini sıkmak geliyor. Kendi kemerleri yok. Onlar kemer takmadan yaşıyorlar” dedi.

MYP Genel Başkanı Remzi Çayır, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Hükümetin uyguladığı ekonomi politikalarını ve Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi’ni eleştiren Çayır, şunları söyledi:

“Hükümet edenler, emniyet içerisindeki mafya yapılanmasından yola çıkarak, kendilerine tuza kurulduğu iddiasıyla neredeyse bas bas bağırma rollerine girmeye başladı. Üzüntü verici. Davul sırtınızda, tokmak elinizde, karar sizin. Elinizi kim tutuyor? Eğer böyle size karşı, millete karşı bir komplo varsa bir gayrimeşru yapılanma varsa veya hükümetin devrilmesi gibi bir eylem söz konusuysa bunları açığa çıkarmak, milletle paylaşmak, deşifre etmek sizin asıl vazifeniz. Bunları yapmak yerine hava pompalamak, kendinize bir bukalemun havası oluşturmak, insanların kafasını karıştırıp sonra da ‘bakın bizim yönetimimize ve bize karşı bir takım tezgahlar yapılmaktadır. Yeni FETÖ’cüler çıktı, bizi yolumuzdan alıkoymaya çalışıyorlar’ diye kendinize bir yol çizmeniz mağduriyeti oynamanız artı geçerli bir yol değil. Gerçek ne ise millet ile paylaşın. İktidarlar sorunları çözer, milletin kafasına yeni soru işaretleri sokmaz. Varsa bir ayaklanma onu yok etmek yasanın size verdiği bir emirdir.

“SİNAN ATEŞ DAVASINI SOL KESİMLER GÜNDEME GETİRİYOR, SEN ÜSTÜNE TOPRAK ATIYORSUN”

Hukuk olmazsa olmaz. Adalet olmazsa olmaz. Adalet her şeyin çözüm odağı olacak. Biz bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz. Kendisini milliyetçi sananların hiçbirisinden ses yok. Bu işi solcu kesimler gündeme getiriyor. Sol cenahlar bu işi gündemde tutuyorlar. Sen örtmek için üstüne toprak atıyorsun. Dosyanın üstüne toprak atmak, ülkenin üzerine toprak atmaktır. Faili meçhullerin üzerine toprak atmak, ülkenin üzerine toprak atmaktır.”

“BU ORTAMI ÖNEMSİYORUZ”

Çayır, “Son dönemdeki diyalog ortamını son derece doğru bulduğumuzu ifade etmek isteriz. Bu ortamı önemsiyoruz. Türkiye’nin bir ihtiyacı olduğunun altını çiziyoruz. İnsanlar, farklı gruplar ve partiler oturup birbiriyle konuşabilmeli.” ifadelerini kullandı.

“KENDİ KEMERLERİ YOK, KEMERSİZ YAŞIYORLAR”

Remzi Çayır, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirirken, “Şu an senin yaptığın bütün yanlışların ceremesini Türk milleti çekiyor. Hani sen ekonomisttin? Hani Erdoğanizm vardı, ne oldu? Parası olanı yine zengin ettin. Bankalar kazandı, halk iflas etti. Hepimiz iflas ettik. Ülkeye yazık oldu. Akıl sahiplerinden akıl al Sayın Cumhurbaşkanı. Bilenlerle ülkeyi yönet, bilenlere sor. Masallarla ülke yönetmeye devam etme. Ne zaman dara düşseler, çamura batsalar akıllarına hemen milletin kemerini sıkmak geliyor. Kendi kemerleri yok. Onlar kemer takmadan yaşıyorlar.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/myp-genel-baskani-remzi-cayir-ekonomi-politikalarini-elestirdi/feed/ 0
Slovakya Başbakanı Robert Fico silahlı saldırıda yaralandı https://www.haber60.com.tr/slovakya-basbakani-robert-fico-silahli-saldirida-yaralandi/ https://www.haber60.com.tr/slovakya-basbakani-robert-fico-silahli-saldirida-yaralandi/#respond Thu, 16 May 2024 00:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31972 Slovakya Başbakanı Robert Fico’nun, Handlova kasabasındaki Bakanlar Kurulu Toplantısı sonrasında düzenlenen silahlı saldırıda yaralandığı, saldırganın yakalandığı bildirildi.

Slovakya Haber Ajansının (TARS) haberinde, Trencin bölgesinde yer alan Handlova’daki Kültür Evi’nde düzenlenen Bakanlar Kurulu Toplantısı sonrasında, binaya silahla ateş açıldığı belirtildi.

Haberde, silahlı saldırıda, Slovakya’da 3 dönem başbakanlık koltuğuna oturan Fico’nun yaralandığı ve yakındaki bir hastaneye sevk edildiği kaydedildi.

Başbakan’ın sosyal medya hesabı Facebook’tan yapılan açıklamada ise suikast girişiminde bulunulan Fico’nun vücuduna çok sayıda merminin isabet ettiği bilgisi verildi.

Açıklamada, hayati tehlikesi bulunan Başbakan’ın, saldırıya uğradığı Handlova’dan başkent Bratislava’ya yaklaşık 215 kilometre uzaklıktaki Banska Bystrica eyaletine helikopterle aktarıldığı ifade edildi.

Öte yandan, emniyet güçlerinin silahlı saldırganı yakaladığı bildirildi.

Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak, basına yaptığı açıklamada, silahlı saldırıya uğrayan Fico’nun hala Banska Bystrica eyaletindeki Roosvelt Hastanesi’nde ameliyatının sürdüğünü ve durumunun “son derece ciddi” olduğunu söyledi.

Kalinak, henüz kendisine “iyi bir haberin” ulaşmadığını, ameliyatı yapan doktorlara güvendiğini ifade etti.

İçişleri Bakanı Matus Sutaj Estok da Fico’ya suikast girişiminde bulunan saldırganın 5 el ateş ettiğini belirterek, menfur olayın her yönüyle aydınlatılması için ellerinden geleni yaptıklarını dile getirdi.

Estok, saldırganın cumhurbaşkanı seçimi sonrasında bu eylemi gerçekleştirme kararı aldığını, “saldırının ilk bilgilere göre açıkça siyasi amaçlı olduğunu” bildirdi.

Slovakya basını saldırgana ilişkin detayları paylaştı

Slovak basını, Başbakan Fico’ya suikast girişiminde bulunan kişinin 71 yaşındaki sol görüşlü Juraj C. olduğu iddiasında bulundu.

Amatör yazar olan şahsın ülkenin batısında yer alan Levice kentinde yaşadığı ifade edildi. Saldırganın sol görüşlü kişilerin bir araya geldiği DUHA Edebiyat Kulübüne sıklıkla gittiği belirtildi.

Bu arada Fico’nun son durumuna ilişkin de detay paylaşan ülke basını, saldırıda yaralanan Başbakan’ın ameliyatının sürdüğünü aktardı. Basın, başbakanın birçok organında zarar oluştuğu için ameliyatın daha uzun süreceği bilgisine yer verdi.

Fico’nun dikkati çeken görüşleri ve kariyeri

Fico, Sosyal Demokrat Parti (SMER) Genel Başkanı olarak 30 Eylül 2023’te yapılan milletvekili seçimlerini kazanarak ülkede 3’üncü kez başbakanlık koltuğuna oturmayı başardı.

Göreve gelir gelmez ülkesinin Ukrayna’ya yaptığı silah yardımlarını durduran Fico, Avrupa Birliği (AB) içinde Rusya’ya yakın siyasi yaklaşımları nedeniyle eleştirildi.

Ukrayna’da çözümün silah yardımıyla mümkün olmayacağı görüşünü savunan Fico, Ukrayna’da barıştan yana olduğunu dillendiriyor.

Siyasi hayatına 1990’da dönemin Demokratik Sol Partisinde başlayan Fico, 1992’de ilk defa milletvekili seçilerek meclise girdi. Bu partiden 1999’da ayrılan Fico, aynı yıl SMER’yi kurdu.

Fico, SMER’in Genel Başkanı olarak girdiği Haziran 2006’daki erken seçimleri kazanarak 4 yıllığına başbakanlık görevini yürüttü.

Ülkede 2010’da yapılan seçimlerde SMER oylarını yükseltse de Fico, 2010-2012 arasında Başbakan Yardımcılığı görevinde bulundu.

Daha sonra 2012’de bir kez daha başbakanlık koltuğuna oturan Fico, bu görevi 2018’e kadar sürdürdü. Fico, Slovakya’da genç gazeteci Jan Kuciak ve nişanlısının öldürülmesi sonrasında artan baskılar nedeniyle Mart 2018’de görevinden istifa etmek durumunda kaldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/slovakya-basbakani-robert-fico-silahli-saldirida-yaralandi/feed/ 0
Türkiye’de doğurganlık hızı en yüksek Şanlıurfa, en düşük Bartın olarak kayıtlara geçti https://www.haber60.com.tr/turkiyede-dogurganlik-hizi-en-yuksek-sanliurfa-en-dusuk-bartin-olarak-kayitlara-gecti/ https://www.haber60.com.tr/turkiyede-dogurganlik-hizi-en-yuksek-sanliurfa-en-dusuk-bartin-olarak-kayitlara-gecti/#respond Wed, 15 May 2024 21:37:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31814 Türkiye’de toplam doğurganlık hızının 2023’te en yüksek gerçekleştiği kent, 3,27 çocukla Şanlıurfa olarak belirlendi. Şanlıurfa’yı, 2,72 çocukla Şırnak, 2,4 çocukla Mardin izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu il ise 1,13 çocukla Bartın oldu. Bu ilin ardından 1,14 çocukla Zonguldak ve Karabük, 1,16 çocukla Kütahya geldi.

TÜRKİYE, AVRUPA BİRLİĞİNE ÜYE 27 ÜLKEYİ SOLLLADI

Türkiye’nin kaba doğum hızının AB üyesi 27 ülkenin kaba doğum hızlarından daha yüksek olduğu görüldü. AB üyesi 27 ülkenin kaba doğum hızları incelendiğinde, 2022 yılında en yüksek kaba doğum hızına sahip olan ülkenin binde 11,2 ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olduğu, en düşük kaba doğum hızına sahip olan ülkenin ise binde 6,7 ile İtalya olduğu kayıtlara geçti.

AVRUPADA DOĞURGANLIK EN FAZLA FRANSA EN AZ MALTA’DA

Toplam doğurganlık hızının Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri ortalaması, 2022 yılında 1,46 çocuk olarak kayıtlara geçti. AB üyesi 27 ülkenin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2022 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip ülkenin 1,79 çocukla Fransa olduğu, en düşük toplam doğurganlık hızına sahip olan ülkenin ise 1,08 çocukla Malta olduğu görüldü.

Toplam doğurganlık hızı 2022 yılında binde 1,63 olan Türkiye, AB üyesi ülkeler arasında 5’inci sırada yer aldı.

Kaba doğum hızı binde 11,2 oldu Bin nüfus başına düşen canlı doğum sayısını ifade eden kaba doğum hızı, 2001 yılında binde 20,3 iken, 2023’te binde 11,2 oldu. Buna göre, 2001’de bin nüfus başına 20,3 doğum, 2023 yılında ise 11,2 doğum düştü.

DOĞURGANLIK HIZI EN YÜKSEK YAŞ 25-29 ARASI

Belli bir yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade eden yaşa özel doğurganlık hızı, 2001 yılında en yüksek binde 144 ile 20-24 yaş grubunda iken 2023 yılında binde 101 ile 25-29 yaş grubunda görüldü. Bu durum, doğurganlığın kadının daha ileri yaşlarında gerçekleştiğini gösterdi.

Adölesan doğurganlık hızı, 15-19 yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade ederken, 2001 yılında binde 49 olan adölesan doğurganlık hızı 2023 yılında binde 11’e geriledi. Buna göre geçen yıl 15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 11 doğum düştü.

AB üyesi 27 ülke arasında 2022 yılında en yüksek adölesan doğurganlık hızının olduğu ülke binde 37 ile Bulgaristan, en düşük adölesan doğurganlık hızının olduğu ülke ise binde 1 ile Danimarka olarak kayıtlara geçti. Adölesan doğurganlık hızı 2022 yılında binde 12 olan Türkiye, AB üyesi 7 ülkeyle beraber AB ortalamasının üzerinde yer aldı.

ORTALAMA ANNE OLMA YAŞI 29

Doğumlarını 2001 yılında gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı 26,7 iken, 2023 yılında 29,2 oldu. İlk doğumunu geçen yıl gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı ise 27 olarak belirlendi.

İlk doğumdaki ortalama anne yaşı illere göre incelendiğinde, 2023 yılında ilk doğumda ortalama anne yaşının en yüksek olduğu iller 29 ile Artvin ve Tunceli olurken, bu ili 28,6 yaşla İstanbul, 28,4 yaşla Trabzon ve Rize takip etti. İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en düşük olduğu iller ise 24,2 ile Muş ve Ağrı oldu. Bu illeri 24,4 yaşla Şanlıurfa, 24,8 yaşla Gaziantep izledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyede-dogurganlik-hizi-en-yuksek-sanliurfa-en-dusuk-bartin-olarak-kayitlara-gecti/feed/ 0
Kumpas iddialarına ne diyecek? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın merakla beklenen konuşması başladı https://www.haber60.com.tr/kumpas-iddialarina-ne-diyecek-cumhurbaskani-erdoganin-merakla-beklenen-konusmasi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/kumpas-iddialarina-ne-diyecek-cumhurbaskani-erdoganin-merakla-beklenen-konusmasi-basladi/#respond Wed, 15 May 2024 21:34:52 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31809 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti grup toplantısında kumpas iddialarıyla ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasında dikkat çeken mesajlar veren Erdoğan, “Son dönemde gündeme gelen tüm hadiseyi tüm boyutlarıyla takip ediyoruz. Bürokratik vesayete izin vermeyiz. Kanunun dışına çıkan, marazı olan kim varsa hukuk zemininde mutlaka hesabını soruyoruz. Ülke ve millete karşı vazifesini yapmamasının hiçbir bahanesi olamaz. FETÖ’ye diyet borcunu ödemek için Yenikapı Ruhunu baltalamak isteyenler boş durmuyor. Kuklayı da kuklacıyı da oyunu kimin yazdığını da çok iyi biliyoruz. Ne kadar da çirkinleşirse çirkinleşsinler biz o tuzağa düşmeyeceğiz. Biz kucaklayıcı ve kuşatıcı olacağız” dedi.

Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları;

“Aşkınız sevdanız ve vefanız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Dün genişletilmiş İl toplantımızı heyecan dolu bir atmosferde icra ettik. Teşkilatımızın kararlılığı ve heyecanı karşısında büyük bir gurur duydum. Bizi örselemeye çalışanlara inat Yolumuza pekleşe pekleşe devam ediyoruz.

“YORULAN ARKADAŞLARIMIZI DİNLENMEYE ALACAĞIZ”

Partimizin kuruluşundan itibaren daima ortak akılla hareket ettik. Bunu güçlendirerek sürdüreceğiz. Son bir yılımıza damga vuran seçimler dolayısıyla istişare kamplarımızı yapamamıştık. Önümüzdeki tarihlerde bir araya geleceğiz. Kongrelerimizle ilgili takvimi de yakında ilan edeceğiz. Bu süreci de dava ve yol arkadaşlarımıza halel getirmeden yürüteceğiz. Her kongre sürecini kadrolarımız arasındaki bir bayrak yarışı olarak görüyoruz. Yorulan arkadaşlarımız, yanlışı olan arkadaşlarımız varsa onları dinlenmeye alacağız, yeni heyecanlı dinamik arkadaşlarımıza kadrolarımızı güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz.

“TBMM, 1 YIL İÇİNDE GECE-GÜNDÜZ ÇALIŞTI”

14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan genel seçimin üzerinden 1 yıl geçti. TBMM bu 1 yıl içinde gece gündüz demeden çalıştı ve milletimizin beklentilerini gerçekleştiren yasaları çıkardı. Kabine üyelerimizle ülkemizin refahı, güvenliği için ter döktük, döküyoruz. Farklı liderleri ülkemizde misafir ettik. Dış politikada yoğun bir haftayı geride bıraktık.

YENİ ANAYASA MESAJI

Gerek hayat pahalılığı, fahiş fiyat, basında yer alan öğretmenlere yönelik şiddetle mücadelede yasal zeminin güçlendirilmesine hizmet duyuyoruz. Meclis tatile girmeden yasal düzenlemeleri çıkartmamız gerekiyor. Yeni anayasa meselesinde Meclis Başkanımızın çalışmalarına destek vermemiz önemlidir. Türkiye’nin 64 yıllık sivil anayasa hasretini dindirmek olacaktır. Aceleye getirmeden çok da uzatmadan somut adımlar atılmasında fayda görüyoruz. Biz sonuna kadar yapıcı tutumumuzu koruyacağız.

“MİLLETİN VERDİĞİ MESAJI ALDIK”

Önümüzde 4 yılın her gününü ilk günkü aşkla dolu dolu geçirecek ülkemizi her alanda yeni rekorlarla buluşturacağız. 31 Mart seçimleri bir güven oylaması değildir. Seçmenin ülkenin idaresinde tercihinde bir kırılma olmamıştır. Önce 14 Mayıs’ta daha sonra 28 Mayıs’ta seçmen bize hükümeti teslim etmiş yerel seçimde. Milletin verdiği mesajı duymamaktan gelmeyiz. Biz o mesajı aldık. Yalnız milletin AK Parti’den desteğini çektiğini düşünenler fena halde yanılır.

“TEMBELLİĞE, İSTEKSİZLİĞE TAHAMMÜLÜMÜZ OLAMAZ”

Hiç sağa sola bakmadan işimize kilitlenecek, milletimizin yüklediği emanetin hakkını vereceğiz. Bu noktada içimizde yanlış değerlendirmeler yapanlar varsa tembelliğe tevessül edenler olursa onlarla hiç tereddüt etmeden yollarımızı ayırırız. AK Parti’nin çalışma usulü belli. Hemen yarın seçim olacak gibi hazırlıklıyız. Hemen milletimiz tarafından hesaba çekilecekmiş gibi çok çalışıyoruz. Aynı zamanda biz süreye bakmadan kendimizi seçim tarihleriyle kısıtlamadan çalışan kadroyuz. Ne teşkilatımızda ne diğer kadrolarda tembelliğe, isteksizliğe asla ve asla tahammülümüz olamaz.

“BÜROKRATİK VESAYETE İZİN VERMEYİZ”

Son dönemde gündeme gelen tüm hadiseyi tüm boyutlarıyla takip ediyoruz. Bürokratik vesayete izin vermeyiz. Kanunun dışına çıkan, marazı olan kim varsa hukuk zemininde mutlaka hesabını soruyoruz. Ülke ve millete karşı vazifesini yapmamasının hiçbir bahanesi olamaz.

“DİMDİK, SAPASAĞLAM AYAKTAYIZ”

Bize süre biçenler oldu, bize gazete manşetlerinden ömür biçenler oldu. Korkanlar, ürkenler hırslarına yenilenler oldu. Onlar şimdi yoklar, unutulup gittiler. Biz buradayız. Dimdik, sapasağlam ayaktayız. Dava burada, yarın da burada olacak. Mevla ömür, milletimiz de yetki verdikçe burada olmaya devam edeceğiz.

ÖZGÜR ÖZEL GÖRÜŞMESİ

Önceki hafta sayın Özgür Özel’i AK Parti Genel Merkezi’nde kabul ettikçe. Kendisiyle verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Türkiye’de siyasetin bir yumuşamaya ihtiyacı var ve biz bu konuda üzerimize düşeni yapıyoruz. Biz hiçbir zaman kutuplaşmanın tarafı olmadık. Hiçbir ayrım yapmadan 85 milyonun tamamını kucakladık. Milletimizin her bir ferdini ortak paydada bulaştırmak için mücadele verdik.

“KUKLAYI DA KUKLACIYI DA BİLİYORUZ”

FETÖ’ye diyet borcunu ödemek için Yenikapı Ruhunu baltalamak isteyenler boş durmuyor. Kuklayı da kuklacıyı da oyunu kimin yazdığını da çok iyi biliyoruz. Ne kadar da çirkinleşirse çirkinleşsinler biz o tuzağa düşmeyeceğiz. Biz kucaklayıcı ve kuşatıcı olacağız.

“KAPIMIZ HERKESE AÇIK”

Partimizin kapıları ilkeleri, bizim ilkelerimizle örtüşen herkese açıktır. Biz milletimizin, devletimizin çıkarları için kin tutarız. Siyasette kin kavramını asla kabul etmeyiz. İhanete varmayan her dostluk bizim için bakidir. Yeter ki samimiyet, hüsnü niyet olsun. Diğer her şey hal yoluna konulur. Siyasette yumuşama iklimini kara kışa çevirmeye çalışanlar olduğunu, Cumhur İttifakı’nda gedik açmak isteyenler olduğunu biliyoruz. Fitne ve nifak odaklarına göz açtırmayacağız. Cumhur İttifakı güçlenerek, saflarını sıklaştırarak yoluna devam edecek.

FİLİSTİN’E SALDIRILAR

Bugün 15 Mayıs, tüm Filistinliler için, son derece anlamlı bir gün. Bugün büyük felaket anlamındaki Nekbe’nin 76’ncı yıldönümü. Siyonistler bu toprakları adım adım işgale başladı. Filistin topraklarında ilk kitlesel katliam Osmanlının çekilmesiyle başladı. Siyonist çeteler toplu cinayetler işleyerek, Filistinlileri göç etmeye zorladı.

Filistinliler, İsrail devletinin kurulmasının ertesi günü büyük felaket olarak ilan ettiler ve her yıl 15 Mayıs’ta evlerine kavuşma umudunu tazeliyorlar. Er ya da geç Filitinliler evlerine dönecekler. Er ya da geç Filistinliler yastıklarının altında muhafaza ettikleri o anahtarlarını kullanacak ve yuvalarına kavuşacaklardır. Hitler Yahudi soykırımını yaparken unutmayın yalnız değildi. Avrupa’daki birçok ülke Hitler’i destekliyordu. Hitler katliam yaparken kendisini yenilmez zannediyordu.

“ENSELERİNDE OLACAĞIZ”

Dünyanın gözü önünde 8 bin 322 Boşnak kardeşimizi şehit ettiler. Yenileceklerini hiç düşünmüyorlardı. Ne oldu yakalandılar. Mahkemeye çıktılar ve bir zamanların kudretli politikacıları hesap verdiler, şimdi hapiste ölümü bekliyorlar. Er ya da geç Gazze kasabı Netanyahu’yu ve onunla ortak olanları aynı akıbet bekliyor. Göreceksiniz döktükleri her damla kanın hesabını mutlaka verecekler. 35 bin katlettikleri Filistinli ve yaraladıkları 85 bin halkın hesabını verecekler. Biz de enselerinde olacağız.

HİTLER BİLE BU KADAR CÜRATKAR OLMADI”

Gazze soykırımını sormadan, dünya temiz kalamaz. Kimse bizden sözümüzü yumuşatmamızı beklemesin. Bunlar barbar oldukları kadar şımarıklar. En ölümcül silahlarla, açlıkla susuzlukla insan öldürdüler. İnsanları evlerinden çıkarıp güya güvenli bölgelere yönlendirdiler. Güvenli bölgelerde sivil katlettiler. Annelerine evlatlarının parçalarını toplattılar. Tarihte bunun örneği yok. Hitler bile tarihe kara leke olarak geçerken bu kadar aleni yapmadı, bu kadar cüretkar değildi.

“BU KATLİMAIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

Bakın şimdi uluslararası mahkemeyi baskı altına almaya çalışıyorlar. Nesin sen ya? Orada ufak kâğıt makinasının içerisinde parçalayarak bu işten kaçacağını mı sanıyorsun? Bunun bedelini ödeyeceksiniz! Ellerindeki lobi gücünü kullanarak herkesi susturmaya çalışıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar insanlık bu katillerin yakasını bırakmayacak, insanlık bıraksa dahi bu katillerin peşini bırakmayacağız.

“BUNU GÖRMEYECEK KADAR KÖR MÜSÜNÜZ?”

Şimdi Hamas’ı destekliyoruz diye dışarıda ve içeride bizi eleştiriyorlar. Siz de hiç mi vicdan yok. Sanmayın ki İsrail Gazze’de duracak. Bu azgın devlet, bu terör devleti durdurulmazsa vadedilmiş topraklar hezeyanıyla gözlerini er ya da geç gözlerini Anadolu’ya devireceklerdir. Hamas, Gazze’de Anadolu’nun ileri hat savunmasını yapıyor. Bunu göremeyecek kadar kör müsünüz? Ben Hamas’ı Kuva-i Milliye’ye benzetince rahatsız olanlar var.Bu millet her zaman mazlumun yanında durmuştur.

“MAZLUMLARIN HAKKINI SAVUNMAYA DEVAM EDİCEĞİM”

Bunlara bugüne kadar boyun eğmedik, Allah’ın izniyle bundan sonra da geri adım atmayacağız. Azimle, sabırla yürüyeceğiz. Tayyip Erdoğan olarak tek başıma kalsam da mazlumların hakkını savunmaya devam edeceğim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kumpas-iddialarina-ne-diyecek-cumhurbaskani-erdoganin-merakla-beklenen-konusmasi-basladi/feed/ 0
Ukrayna Parlamentosu Başkanı Türkiye ile İlişkileri Övdü https://www.haber60.com.tr/ukrayna-parlamentosu-baskani-turkiye-ile-iliskileri-ovdu/ https://www.haber60.com.tr/ukrayna-parlamentosu-baskani-turkiye-ile-iliskileri-ovdu/#respond Wed, 15 May 2024 08:39:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31772 Ukrayna Parlamentosu Başkanı Ruslan Stefançuk, Türkiye ile Ukrayna arasındaki iyi ilişkilere dikkati çekerek “Türkiye hem tarihi dostumuz hem tarihi bölge lideri hem de tarih bize şunu gösterdi; bizim aramızdaki sıcak temas kopmadı.” dedi.

Stefançuk, AA muhabirine, Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliğinde, Türkiye-Ukrayna ilişkileri, Rusya-Ukrayna Savaşı gibi konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye ziyaretinin “çok önemli” olduğunu belirten Stefançuk, söz konusu ziyaretin “hem halkların hem de devletlerin işbirliğinin” gelişmesi açısından önemine işaret etti.

Stefançuk, iki ülke arasında “yüksek seviyede” diplomatik ilişkiler olduğunu vurgulayarak bunun temelinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasındaki “samimi diyaloğun” yer aldığına dikkati çekti.

Türkiye ile Ukrayna arasında parlamentolar konusunda da “sıkı işbirliği” olduğunu dile getiren Stefançuk, “Bütün bu parçalar, ülkelerimiz arasındaki güzel ilişki durumunu oluşturmakta.” ifadesini kullandı.

Stefançuk, Rusya-Ukrayna Savaşı sürecindeki tutumu nedeniyle Türk halkına ve devletine teşekkür ederek bu tutumun Ukrayna’da her zaman hissedildiğini söyledi.

Savaşın başından itibaren Türkiye’nin, “doğru politik mesajlar vererek” ülkesinin yanında olduğu değerlendirmesini yapan Stefançuk, Türkiye’nin çeşitli alanlarda ve boyutlarda Ukrayna’ya yardım ettiğine dikkati çekti.

Türkiye’yi “tarihi bir dost” olarak nitelendirdi

Stefançuk, Türkiye’nin, Kırım’ın Rusya tarafından yasa dışı ilhak edilmesi ve Rusya-Ukrayna Savaşı sürecinde, her zaman Ukrayna’nın “toprak bütünlüğü ve egemenliğine açık destek verdiğini” vurgulayarak bunun, ülkesi için çok değerli olduğunu kaydetti.

Türkiye’nin “Karadeniz Tahıl Girişimi” gibi konulardaki rolünün kıymetli olduğuna işaret eden Stefançuk, Türkiye’ye minnettar olduklarını bildirdi.

Stefançuk, “Türkiye hem tarihi dostumuz hem tarihi bölge lideri hem de tarih bize şunu gösterdi; bizim aramızdaki sıcak temas kopmadı.” diye konuştu.

İki ülke ilişkilerinin savaş sonrasında da ilerleyeceğinin altını çizen Stefançuk, Türkiye ile Ukrayna’yı tarihsel alanda birleştiren noktalardan birinin Kırım Tatarları olduğunu aktardı.

Stefançuk, savaşın Kırım’ın yasa dışı ilhakı ve Kırım Tatarlarına yapılan “zulümle “başladığını söyleyerek Türkiye ile Ukrayna’nın Kırım Tatarları konusunda ortak görüşe sahip olduğunu belirtti.

Ukrayna’nın yeniden inşasında Türkiye’nin rolü

İki ülkenin “ortak gelecekte” birleştiğini vurgulayan Stefançuk, “Kara günümüzde yanımızda olan Türkiye’nin, adil barış sağlandığında, Ukrayna’da barış geldiğinde ve yeniden yapılanmaya başladığında da Türk dostlarımızın istediği yeri alacağına inancım tam.” değerlendirmesini yaptı.

Stefançuk, 15-16 Haziran tarihlerinde İsviçre’de düzenlenmesi planlanan Ukrayna Barış Zirvesi’ne de değinerek Türkiye’ye geliş amaçlarından birinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı zirveye davet etmek olduğunun altını çizdi.

Barışın “adil ve kalıcı olması” gerektiğini söyleyen Stefançuk, “Bu bir savaş ve her savaşta olduğu gibi bir saldırgan var ve bir kurban var. Bizim hikayemizde saldırgan olan Rusya, maalesef kurban olan biziz ve uluslararası hukuk açısından sadece kurbanlar nasıl bir barış olacağını karar verme hakkına sahip.” ifadelerini kullandı.

Stefançuk, barış zirvesinde Zelenskiy’nin “barış formülünün” değerlendirileceğini ve “ortak görüş çıkacağını” belirterek “Bu ortak görüş ile Rusya’nın karşısına çıkılacak.” dedi.

Türkiye’nin bu süreçteki rolüne ilişkin Stefançuk, “Barışın sağlanması sürecinde ve sonrasında Türkiye’nin rolü paha biçilemez olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Stefançuk, Türkiye’nin, bu yıl Cumhuriyet’in 100. yılını kutladığını hatırlatarak “Kocaman bir tarihe sahip bir devletsiniz.” diye konuştu.

Türkiye’nin “barışın değerini ve vatan için can vermeyi” bildiğini vurgulayan Stefançuk, bu konuda Türkiye’nin Ukrayna’yı anladığı tespitini yaptı.

Stefançuk, Anıtkabir’i de ziyaret ettiğini belirterek “Orada Sayın (Gazi Mustafa Kemal) Atatürk’ü andık. Kendisi 100 yıl önce silah arkadaşlarıyla beraber, sayıca üstün ve güçlü bir düşmana karşı mücadele vererek Türkiye’yi kurmuştu.” ifadelerini kullandı.

Bu durumun Ukrayna’ya “ilham” verdiğinin altını çizen Stefançuk, sözlerini şöyle bitirdi:

“Kendi varoluş mücadelemizi veriyoruz. Bizim mücadelemizin sonucu sadece Ukrayna’yı değil, bütün dünyayı ilgilendirecek bir konu. Çünkü adil zafer ve adil barış olmadan kalıcı barış mümkün değil.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ukrayna-parlamentosu-baskani-turkiye-ile-iliskileri-ovdu/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tarım desteği yıl sonunda 91 buçuk milyar liraya çıkacak https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-tarim-destegi-yil-sonunda-91-bucuk-milyar-liraya-cikacak/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-tarim-destegi-yil-sonunda-91-bucuk-milyar-liraya-cikacak/#respond Tue, 14 May 2024 22:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31696 (ANKARA) – 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin ATO Congresium’deki Danışma Kurulu toplantısına katılan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ülkemizin tarımsal potansiyelini gün yüzüne çıkartmak için kırsal kalkınma alanına ciddi hibe ve destek sağladık. Tarım sanayi entegrasyonunu güçlendirdik. 21 yılda 1 yılda 1 trilyon 364 milyar lira tarım desteği verdik. Bu yılın tarım desteği yıl sonunda 91 buçuk milyar liraya çıkacak.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin ATO Congresium’deki Danışma Kurulu toplantısına katıldı.

“Çiftçi kardeşlerimize bir kez daha ülkemize ve milletimize kazandırdıkları nedeniyle teşekkür ediyorum. Çiftçi kardeşlerimize demokrasimize verdikleri destekler için de minnettarız ve müteşekkiriz. 15 Temmuz Darbe Girişimi’nde milli iradeyi korumak için en öne atılanlar arasında çiftçiler vardı. Birileri bankamatik kuyruğu oluştururken çiftçi kardeşim darbecileri engellemek için 1 yıllık mahsulünü ateşe verdi. Elindeki tüm imkanlarla darbeci hayinlere karşı koyan çiftçilerimizin vatanperverliğini hiçbir zaman unutmayacağız.” diyerek sözlerine başlayan Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Yüce Allah bizleri topraktan yaratmıştır. Hayatlarımızı toprağın üstünden elde ettiğimiz mahsullerle sürdürüyoruz. İnsanoğlunun sadık yari topraktır. Biz toprağa ne kadar değer verirsek toprak da bizi besler, bağrına basar. Gerekli yatırımı yapmazsak toprak da size bakmaz, sizi doyurmaz ve beslemez. Bu anlayışla son 21 yıldır hem toprağa ve toprağı işleyen çiftçi kardeşlerimize hak ettikleri gayretin karşılığını vermeye çalıştık. Ülkemizin tarımsal potansiyelini gün yüzüne çıkartmak için kırsal kalkınma alanına ciddi hibe ve destek sağladık.Tarım sanayi entegrasyonunu güçlendirdik. 21 yılda 1 yılda 1 trilyon 364 milyar lira tarım desteği verdik. Bu yılın tarım desteği yıl sonunda 91 buçuk milyar liraya çıkacak.

SULANAN ARAZİ MİKTARI 48 MİLYON DEKARDAN 71 MİLYON DEKARA ÇIKARTTIK”

Üreticilerimizin yoğun emeği sayesinde tarım orman sektörümüz son 21 yılın 16’sında büyüme kaydetti. Sürdürülebilir tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği için 93 milyon dekar olan 440 tarımsal ovamızı koruma altına aldık. Sulanan arazi miktarını 48 milyon dekardan 71 milyon dekara çıkardık. İlk kez bizim dönemimizde başlayan TARSİM ile üreticimizin alın terini doğal afetlere karşı koruduk, koruyoruz. Zaman zaman tarım sektörümüz ile ilgili gerçek dışı iddialar gündeme getiriliyor. ‘Çamur at izi kalsın’ mantığıyla Türkiye’nin tarım politikası kötüleniyor, değersizleştiriliyor. Bu iddialar bizden önce eli nasırlı çiftçilerimizin emeklerine hakarettir. Elbette yapılan her işin eksiği, fazlası, doğrusu, yanlışı olabilir. Her ülke gibi bizim de sıkıntılarımız var ama Türkiye’de tarım biti demek sadece cehaletin değil büyük bir art niyetin işaretidir.

“SEBZEDE 4’ÜNCÜ MEYVEDE 5’İNCİYİZ”

Tarımsal gayrisafi yurt içi hasılada Avrupa’da lider dünyada ilk 10 içindeyiz. Fındık incir kiraz ve kayısı üretiminde dünyada açık ara 1. sıradayız. Sebzede 4, meyvede 5.’yiz. Tarımsal hasılamızı 2023’te 69,2 milyar dolara yükselttik. İhracatımızı 3,8 milyar dolardan 2023’te 31 milyar dolara ulaştırdık. Türkiye 2023 yılında 212 ülke ve bölgeye 2 bin 200 çeşit tarımsal ürün ihraç etti. Hepinizi alnınızdan öpüyorum. Son 22 yılda tarla bitki üretimini yüzde 34 artışla 78 milyon tona, meyve üretimini yüzde 94 artışla 27,4 milyon tona, sebze üretimini yüzde 23 artışla 31,6 milyon tona taşıdık. Sertifikalı tohum üretimimizde 9 kat artışla 1,3 milyon tonu buldu. Bugün 117 ülkeye tohum ihracatı gerçekleştiriyoruz. 2023 yılında 137 milyon ton bitkisel üretim miktarı ile bu alanda Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık.

“İLK DEFA GENÇ VE KADIN ÜRETİCİLERİMİZE YÜZDE 70 EK SAĞLAYACAĞIZ”

Hayvansal üretimi ülke genelinde planlı üretime dahil edeceğiz. İlk defa genç ve kadın üreticilerimize yüzde 70 ek destek sağlayacağız. Hayvan hastalıklarıyla mücadele için yeni tedbir alacağız. Anaç hayvan üretimini artıracağız. Islah eylem planını hayata geçireceğiz. Amacımız ülkemizin potansiyelinin en üst seviyede kullanılmasının teminidir. Organize tarım bölgeleri kuruyoruz. 41 ilde 60 noktada bu çalışmaları yapacağız. Balıkesir’de dünyanın en büyük tarım bölgesi yapılıyor.

“BİZ SU ZENGİNİ DEĞİLİZ, TAM AKSİNE SU FAKİRİYİZ”

Tüm planlarımızı gelecek 30 yılı dikkate alarak yapıyoruz. Sadece nüfusumuz değil, turist sayımız da artıyor. 57 milyon yabancıyı misafir ettik geçen sene. Bu sene 60 milyonu aştık. Tarım ürünleri açısından talebin yükselmesine yol açacak bu. Devletler gıda konusunda daha çok korumacı davranmaya başladı. Dünya için tarım ikamesi mümkün olmayan sektör olmaya doğru ilerliyor. Politikalarımızı buna göre şekillendiriyoruz. Planlı tarımsal üretime geçilmesini sağlayacağız. Destekten faydalanan çiftçi sayısını artıracağız. Biz su zengini değiliz, tam aksine su fakiriyiz. Burada israfı ortadan kaldıracağız. Şehirlerimizin tarım alt yapısını daha da güçlendireceğiz.

“PLANLI TARIMSAL ÜRETİME GEÇİLMESİNİ SAĞLAYACAĞIZ”

Planlı tarımsal üretime geçilmesini sağlayacağız. Çiftçi sayımızı artıracağız. Biz su zengini değiliz, aksine su fakiriyiz. Ama şimdi artık kapalı sisteme dönüştürmek durumundayız. İsrafı kaldıracağız, sözleşmeli üretimi yaygınlaştıracağız. Şehirlerimizin tarım altyapısını daha da güçlendireceğiz. Üreticileri koruyacağız, tüketicilere kaliteli ürün sağlayacağız. Hedefimiz tarıma uygun olan her karış toprağımızı değerlendirmektir. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerini günden güne daha çok hissediyoruz. Boşa harcanacak tek bir damla suyumuz yok. Meralarımız, ormanlarımız bizim hayat damarlarımızdır. Gelecek nesillere aktaracağımız bu değerlere sahip çıkmalıyız.Hedefimiz tarıma uygun olan her karış toprağımızı değerlendirmektir. Boşa harcanacak tek bir damla suyumuz yok. Kirletilecek tek bir karış toprağımız da yok. Gelecek nesillerin bizlere emaneti olan bu değerlerimize sahip çıkmalıyız. Vatandaşlarımızdan daha fazla hassasiyet bekliyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-tarim-destegi-yil-sonunda-91-bucuk-milyar-liraya-cikacak/feed/ 0
Ay Yarışı: Jeopolitik Rekabet ve Kaynak Araştırmaları https://www.haber60.com.tr/ay-yarisi-jeopolitik-rekabet-ve-kaynak-arastirmalari/ https://www.haber60.com.tr/ay-yarisi-jeopolitik-rekabet-ve-kaynak-arastirmalari/#respond Tue, 14 May 2024 03:24:48 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31615 Apollo 11, 1969’da Buzz Aldrin ve Neil Armstrong’u Ay yüzeyine indirdi. Sonraki 3 yılda yapılan yeni Apollo seyahatlerinde 10 Amerikalı daha Ay yüzeyine adım attı.

Son insan Ay’dan ayrıldıktan yarım asır sonra Ay’a olan ilgi yeniden canlandı.

ABD, aralarında bir siyah Amerikalı’nın ve bir kadın astronotun da bulunduğu bir ekibi Ay’a göndermeyi planlıyor.

Yalnızca Amerika değil Çin ve Hindistan da benzer programlar yürütüyor.

Peki Ay yarışındaki bu hızlanmanın sebebi ve 1960’lı yıllardan farkı ne?

Jeopolitik yarış

ABD’nin ilk insanlı seyahati, Sovyetler Birliği’nin 1961’de Yuri Gagarin’i Dünya yörüngesine çıkarmasına yanıttı.

Amerika’nın Ay’a inmeyi başarması, devasa bir teknolojik atılım olmanın yanında küresel anlamda da ses getiren bir siyasi başarıydı.

The Economist dergisinin baş editörü ve The Moon kitabının yazarı Oliver Morton, “İnsanları Dünya’dan alıp Ay’a koyacağız’ sözünü gerçekleştirmekten daha muhteşem ne olabilir ki?” diyerek bu başarıyı övüyor.

Ay’a bundan sonra kim adım atacak sorusunun yanıtı, jeopolitik rekabet ve Ay’ın doğal kaynaklarına ulaşma hedefi arasında şekilleniyor.

Farklı ülkeler ve hatta özel sektör devlerinin Dünya’nın uydusuna ulaşma hedefi var.

Rusya, Çin, Hindistan, Japonya ve Avrupa Birliği son yıllarda Ay’ın yüzeyine yumuşak iniş yapmayı başardı. Ancak bunlar insansız seyahatlerdi.

Çin ve ABD arasında ise insanlı seyahat konusunda rekabet var.

Ars Technica dergisinden Eric Berger, bu iki ülkenin uzay yarışının arkasında jeopolitik çıkarlar olduğunu kaydediyor ve “İki ülke de farklı uluslararası ortaklarla 5 ila 10 yıl içinde oraya ulaşmaya çalışıyor” diyor.

Ay’ın yeraltı kaynakları

Ay’a yapılan ilk seyahat araştırma amaçlı değil, sadece oraya ulaşma hedefliydi.

Ancak bugün birçok ülkenin amacı Ay’a sadece gitmek değil, orada üs kurmak.

İngiltere’deki Northumbria Üniversitesi’nden uzay hukuku profesörü Christopher Newman, Ay’da ve Mars’ta koloniler kurma hedefiyle çalışanları överek, “Bu bahsettiğimiz şey tam olarak bilim kurgu” diyor.

Newman’a göre bu teknolojiye ulaşma hedefinde olanların çabaları sayesinde insanlık olası bir yok oluş felaketini de atlatabilecek.

Pit stop

ABD’nin bu kez Ay’a gitme hedefinin arkasındaysa daha ileri ulaşma projesi yatıyor.

Arizona Eyalet Üniversitesi’nden Profesör Namrata Goswami, Amerika’nın hedefini Ay’a bir üs kurarak burayı, “Mars’a ulaşmak için bir durak olarak kullanmak” olarak açıklıyor.

Goswami, Ay’da yerçekiminin az olduğunu hatırlatarak, Dünya’dan yapılacak fırlatmalara göre daha az yakıtla uzak hedeflere ulaşmanın mümkün olduğunu söylüyor ve “Bu yüzden uluslar bunu stratejik bir hedef olarak görüyor” diyor.

Ay’ın bazı bölümlerinin sürekli güneş ışığı alması nedeniyle burada ciddi bir güneş enerjisi üretme potansiyeli de mevcut.

Buradaki fikir, elde edilebilecek enerjiyi, geniş uydular aracılığıyla alçak Dünya yörüngesine iletmek ve oradan da mikrodalga ışınları aracılığıyla Dünya’ya ulaştırmak.

Hindistan’ın çalışmaları, Ay’ın Güney Kutbu yakınlarında kükürt, alüminyum ve diğer elementlerin varlığını ortaya koydu.

Ülkenin odak noktası, burada kalmayı sağlayabilecek temel elemente ulaşmak.

Goswami, “Su buzu hayati önem taşıyor çünkü insanlı yerleşim kurmak istiyorsanız ihtiyacınız olan şey bu. Su buzu oksijene dönüştürülebilir” diye bu çalışmanın önemini açıklıyor.

1960’larda Ay’a ilk insanlı inişin gerçekleştirilmesi coşkusunun ardından daha uzaktaki gezegenler ulaşmayı konuşmaya başlamıştık. Ancak bu yakın bir zamanda gerçekleşmeyecek.

Ars Technica dergisinden Berger, 3 günde ulaşılabilen Ay’ın aksine Mars’a ulaşmanın 6 ila 8 ay sürebileceğini hatırlatıyor ve “Bu gerçek anlamda bir sonraki basamak” diyor.

Yeni uzay yarışı

Ay’a ulaşmak önemli teknik engelleri aşmayı gerektiriyor.

Astronotları uzaya göndermek ve onları radyasyondan korumak için güçlü bir rokete ihtiyacınız var.

Ay yüzeyine yumuşak bir iniş yapmak ve onları oradan geri getirebilmek de detaylı çalışmalar gerektiriyor. Bir teknik sorun çıkarsa astronotların dışarıdan yardım alma şansı olmayacak.

Astronotlar dönüş yolunda saniyede birkaç kilometre gibi korkunç bir hızla Dünya atmosferine yeniden girecekler.

Berger, alçak Dünya yörüngesinden geri dönüşe kıyasla Ay dönüşünün, yolda hız kazanma nedeniyle daha tehlikeli bir atmosfer girişine yol açtığını hatırlatıyor.

Farklı ülkeler Ay yüzeyine indikçe Ay’ın kaynaklarına ne olacağı da önemli bir konu.

1967 tarihli Dış Uzay Anlaşması hiçbir ülkenin uzayda egemenlik iddiasında bulunamayacağını garanti ediyor. Ancak yaklaşık yarım asır sonra başka bir gerçeklik devreye girebilir.

Goswami, Ay’a iniş yapmayı başaracak ülkelerin, ilk hamle avantajına da sahip olacağını hatırlatıyor ve “Bugün artık Ay’ın kaynaklarının nasıl paylaşılacağı konusunda hukuki bir altyapımız yok” diyor.

Çin yönetimi, 2030’lu yıllarda Ay yüzeyinde bir üs inşa etmeyi amaçlıyor. Amerika ise aynı hedefi 2028 yılı için belirlemişti ancak bu program şimdiden ertelemelerle uğraşıyor.

ABD’nin bu amaca ulaşabilmesi, milyarder Elon Musk’un uzay araştırmaları şirketi SpaceX’in Starship roketinin son halini teslim etmesine bağlı.

Hindistan gelecek yıl ilk insanlı uzay uçuşunu gerçekleştirmeyi planlıyor. Ülke 2035’e kadar bir üs kurma, 2040 yılında da astronotu Ay üssüne göndermeyi amaçlıyor.

Arizona Eyalet Üniversitesi’nden Profesör Goswami, Çin’in uzay programı ile ilgili en dikkat çekici şeyin, “belirlenen tarihlere tam olarak uygun ilerleme” becerileri olduğunu savunuyor.

Goswami, “Bahse girerim ki Çin, 21. yüzyılda Ay’a, uzay araştırmaları ve kalıcı üs inşa etme hedefiyle inmeyi başaracak ilk ülke olacak” diyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ay-yarisi-jeopolitik-rekabet-ve-kaynak-arastirmalari/feed/ 0
Türkiye ve Yunanistan liderleri Ankara’da bir araya gelecek https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-yunanistan-liderleri-ankarada-bir-araya-gelecek/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-yunanistan-liderleri-ankarada-bir-araya-gelecek/#respond Sat, 11 May 2024 22:12:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31319 Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Kostas Fragoyiannis, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in pazartesi günü Türkiye’ye geleceğini belirterek “Pazartesi günü Başbakan Miçotakis ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Ankara’da bir araya gelecek. Bu, iki lider arasında 10 ay içerisinde gerçekleştirilecek dördüncü görüşme olacak. İki lider daha önce bir araya gelerek işbirliği imkanlarını değerlendirmek konusunda mutabakata varmıştı. Bu anlaşmanın bir parçası olarak her iki ülkenin dışişleri bakanları siyasi diyalog, pozitif gündem ve güven artırıcı tedbirler olmak üzere üç bileşenden oluşan bir yol haritasını onayladılar. Bu girişim, ekonomi diplomasisinin bir parçasıdır ve hükümetlerimiz tarafından alınan stratejik bir karardır.” dedi.

İstanbul’da bir otelde düzenlenen Türk-Yunan Medya Akademisi Forumu’nun açılışına Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Kostas Fragoyiannis video mesaj gönderdi.

Mesajında, Türkiye ve Yunanistan’ın aynı coğrafi bölgede bir arada yaşama tecrübesine sahip olduğunu belirten Fragoyiannis, barış içinde yaşamayı sürdürmenin her iki tarafında menfaatine olduğunu kaydetti.

Hem küresel hem de bölgesel olarak, Orta Doğu ve Akdeniz’de karşılaştıkları güçlüklerin her iki tarafın karşı karşıya gelmesine neden olmadığına işaret eden Fragoyiannis, bunun olumlu adımlar atılmasını, olumlu bir iklimin sürdürülmesini ve ikili ilişkilerin daha da geliştirilerek bölgenin refahının sürdürülmesini sağladığını ifade etti.

Kostas Fragoyiannis, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in pazartesi günü Ankara’da görüşeceğini belirterek şöyle devam etti:

“Pazartesi günü Başbakan Miçotakis ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Ankara’da bir araya gelecek. Bu, iki lider arasında 10 ay içerisinde gerçekleştirilecek dördüncü görüşme olacak. İki lider daha önce temmuzda Vilnius’ta, eylülde New York’ta ve aralıkta Atina’da bir araya gelerek işbirliği imkanlarını değerlendirmek konusunda mutabakata varmıştı. Bu anlaşmanın bir parçası olarak her iki ülkenin dışişleri bakanları siyasi diyalog, pozitif gündem ve güven artırıcı tedbirler olmak üzere üç bileşenden oluşan bir yol haritasını onayladılar. Ben de mevkidaşım Büyükelçi Burak Akçapar ile pozitif gündemde aktif olarak bulunuyorum. Bu girişim, ekonomi diplomasisinin bir parçasıdır ve hükümetlerimiz tarafından alınan stratejik bir karardır.”

Bakan Yardımcısı Fragoyiannis, pozitif gündemin, Yunanistan ve Türkiye arasında geliştirilmiş işbirliğinin karşılıklı fayda sağlayabileceği ekonomik çıkar alanlarına odaklandığını belirterek bunun devam eden, dinamik ve kurumsallaşan bir süreç olduğunu vurguladı.

“Ortak zemin bulabileceğimiz alanlara odaklanmaya yönelik stratejik bir karar aldık”

Giderek daha fazla alanda dostluk ve işbirliği fırsatları aramaya devam edeceklerini vurgulayan Fragoyiannis, şöyle konuştu:

“2021’de pozitif gündem kavramı geliştirilirken ilişkilerimiz oldukça gergindi. Ancak o dönemde anlaşmazlıklarımızı sürdürmek yerine ortak zemin bulabileceğimiz alanlara odaklanmaya yönelik stratejik bir karar aldık. Bu yaklaşım, Şubat 2023’te Türkiye’yi vuran yıkıcı depremlere kadarki süreç de dahil, gergin dönemlerde bile iletişim kanallarının açık tutulmasında hayati bir rol oynadı. Konuların genişliği ve zenginliği ile pozitif gündem, iki taraf arasındaki uçurumun kapatılmasını kolaylaştırdı ve kolaylaştırmaya devam edecek. Toplantılarımızda ticari yatırım, gümrük işbirliği, turizm, spor, eğitim, teknoloji, araştırma ve inovasyon gibi çeşitli sektörleri kapsayan konular ele alınmaktadır. Oluşturulan tüm girişimler, ülkelerimiz arasındaki işbirliğini sağlam bir şekilde tesis etmek amacıyla Yunan ve Türk toplumunun üç temel bileşenini içerecektir. İş dünyası, bilim dünyası ve gençler. Bu girişimler aynı zamanda her iki ülkenin günlük hayatları üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olacak ve girişimciliği ve ekonomik büyümeyi teşvik edecektir.”

“Ülkelerimizin doğru yönde ilerlediğine inancım tamdır”

Fragoyiannis, konuların ele alınışı ve gelişiminin, ilgili komitelerin ve bu konuları ele almak üzere görevlendirilen grupların gayretli çalışmalarının bir sonucu olduğunu belirterek “Bu sıkı çalışma, giderek daha da güçlenen ve sağlamlaşan bir işbirliği, tarafsız anlayış ve güven ortamını teşvik etmiştir. Kuşkusuz bu olumlu ivme, ilişkilerimizin diğer boyutlarını da kapsamakta ve etkilemektedir. İklim krizi, felaketlerin yerinden etmesi, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve Orta Doğu’daki gerilimler gibi derin ve benzeri görülmemiş değişikliklerle ilgili mevcut koşulların ele alınmasının iyi niyet, dayanıklılık ve sinerjik çabalar gerektirdiği açıktır. Ülkelerimizin doğru yönde ilerlediğine inancım tamdır.” diye konuştu.

Kostas Fragoyiannis, bölgede sürdürülebilir bir gelecek için işbirliğini artırma ve bağları güçlendirme konusunda her iki tarafta da artık açık bir istek olduğunu kaydetti.

Türkiye Araştırmaları Vakfı Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Enes Bayraklı da etkinliğin Türkiye ve Yunanistan arasında diyalog mekanizması oluşturmak, gazetecileri ve akademisyenleri bir araya getirerek iki ülke arasındaki ilişkilere katkı sunmak amacıyla düzenlendiğini söyledi.

Bayraklı, turizm ve ekonomi alanlarına odaklandıklarını aktardı.

İki panel düzenlendi

Türk-Yunan Medya Akademisi Forumu, açılış töreninin ardından panellerle devam etti.

Bayraklı’nın moderatörlüğünü yaptığı “Türkiye ve Yunanistan Arasında Ekonomik İşbirliği Alanları” konulu panelde, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Yunanistan İş Konseyi Başkanı Adnan Polat, PeopleCERT Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Byron Nikolaides, Ekonomik ve Endüstriyel Araştırmalar Vakfı (OBE) Başkanı Prof. Dr. Nikolaos Vettas ve Marmara Üniversitesinden Prof. Dr. Zuhal Mert Uzuner konuşma yaptı.

Forumun “Turizmde Ortaklık Potansiyeli” konulu paneli ise American College of Greece Institute of Global Affairs (İGA) Direktörü Prof. Dr. Konstantinos Filis moderatörlüğünde, Midilli Belediye Başkanı Panagiotis Christofas, Marketing Greece Başkanı ve Ellaktor Grubu REDS İcra Kurulu Başkanı Ioanna Dretta, Aegean Airlines Türkiye Müdürü Maria Sarafoglou, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi ve Turizm Yazarları ve Gazetecileri (TUYED) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Volkan Altıntaş ile Daily Sabah Ekonomi Haberleri Müdürü Alen Lepan’ın katılımıyla düzenlendi.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki ekonomi ve turizm alanlarındaki işbirliklerinin ele alındığı panellerin ardından forum sona erdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-yunanistan-liderleri-ankarada-bir-araya-gelecek/feed/ 0
Ticaret Bakanı Ömer Bolat: Türkiye ve ABD, ekonomi alanında ilişkileri canlandırma konusunda kararlı https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-omer-bolat-turkiye-ve-abd-ekonomi-alaninda-iliskileri-canlandirma-konusunda-kararli/ https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-omer-bolat-turkiye-ve-abd-ekonomi-alaninda-iliskileri-canlandirma-konusunda-kararli/#respond Fri, 10 May 2024 08:39:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31110 DİLARA ZENGİN/SEVGİ CEREN GÖKKOYUN – Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye ile ABD’nin, ekonomi alanında ilişkileri canlandırma ve daha ileriye götürme konusunda kararlı bir duruş sergilediğini bildirdi.

Bolat, “39. Amerikan-Türk Konferansı”na katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Washington’da AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye ve ABD’nin 70 yılı aşkın süredir müttefik olduğuna dikkati çeken Bolat, zaman zaman siyasi ve ekonomik alanda bazı gerilimler olsa da iki ülke arasında ticaret hacminin arttığını söyledi.

Bolat, ABD’nin 2 trilyondan fazla ithalatı olduğuna işaret ederek, Türkiye’nin ABD’ye ihracatının 14 milyar dolar civarında olduğunu kaydetti.

İki ülkenin liderlerinin ortaya koyduğu 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşmayı istediklerini, bu kapsamda iş dünyası kuruluşlarının önemli temasları olduğunu belirten Bolat, “ABD’ye ihracatta önümüzde çok büyük bir potansiyel ve fırsatlar var.” dedi.

Gelecek hafta Trade Winds etkinlğinde ABD’nin büyük ve orta ölçekli firmalarından 120’den fazla yöneticinin İstanbul’da olacağını ifade eden Bolat, buradaki şirketlerin 3 gün boyunca Türkiye’deki iş dünyasından muhataplarıyla görüşmeler yapacağını anlattı.

Bolat, ABD-Türkiye ticaret ve yatırım ortak komitesinin toplantısının uzun bir aradan sonra Ankara’da gerçekleştirildiğini belirterek, “Ekonomi alanında her iki ülkenin hükümetleri ilişkileri canlandırma ve daha ileriye götürme konusunda kararlı bir duruş sergiliyor.” ifadesini kullandı.

“Türkiye’nin İsrail konusundaki tutumu belli”

İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz’ın “Türkiye’nin İsrail’e yönelik kısıtlamaların çoğunu kaldırdığı” yönündeki iddiasına da değinen Bolat, “İsrail Dışişleri Bakanı’nın ciddiyetle hiç bağdaşmayan bir açıklaması olmuş. İbranice lisanıyla yapıldığına göre kendi kamuoyunu ve kendi siyasi taraftarlarını tatmin etmek amacıyla verildiği anlaşılan bir metin. Bir hayal ürünü, gerçekle uzaktan yakından alakası yok ve devlet adamlığı ciddiyetiyle de bağdaşmıyor.” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin bu konuda tutumunun belli olduğunu söyleyen Bolat, 7 Ekim’den bu yana İsrail’in acımasızca sürdürdüğü saldırıları bir an önce durdurmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Dışişlerinin ve yetkililerin yoğun çaba gösterdiğini vurguladı.

Bolat, ilk günden itibaren, Gazze’de ihtiyaç duyulan tüm insani yardımları, tıbbi ürünler ve gıda başta olmak üzere bölgeye ulaştırma gayreti içinde olduklarını anımsatarak, ilerleyen dönemde İsrail’in ateşkese ısrarla yanaşmaması karşısında Türkiye olarak bazı ürünlerin ihracatına sınırlama getirdiklerini dile getirdi.

İsrail’in hala ateşkese yanaşmaması ve yardımların ulaşmasını engelleme çabalarının devam etmesi karşısında 2 Mayıs itibarıyla İsrail ile tüm ithalat ve ihracat işlemlerinin yapılmasını durdurduklarını söyleyen Bolat, birkaç gün önce Hamas’ın ateşkesi kabul etmesine rağmen İsrail’in tutumunu sürdürdüğünü ifade etti.

“Bu gelişmelere kayıtsız kalmamız beklenemezdi”

Bolat, İsrail’in katliam boyutundaki saldırılarını durdurması, özgür ve bağımsız Filistin devletinin kurulması ve Gazze’ye yardımların ulaştırılması noktasında, ABD’de başlayan, Avrupa’nın değişik ülkelerinde ve Türkiye’de devam eden üniversite öğrencilerinin protestolarına işaret ederek, “Bu çığlık bütün dünyada yankı bulmaya başladı. Bizim de Türkiye olarak İsrail’i ateşkese ve yardımların ulaştırılmasına zorlayan politikamızın ne kadar doğru ve tutarlı olduğunu ortaya koymuş oldu.” değerlendirmesinde bulundu.

Ticarette bu gibi gelişmelerin yaşanabildiğine değinen Bolat, geçmişte de başka ülkelerle siyasi ya da askeri anlamda sıkıntılar olduğunda bu tür tedbirler alındığını anımsattı.

Bolat, İsrail ile ticaret yapan şirketlere, yeni ihracat pazarları bulma ve ticaretlerini aksatmamaları tavsiyesinde bulundu.

Burada ticaretten daha önemli bir insanlık sorunu olduğuna dikkati çeken Bolat, “Orada 35 binden fazla çoğu kadın ve çocuk masum insanın acımasızca katledilmesi ve bir ülkenin fiziksel olarak yıkılması ve insani açıdan da adeta bir yok etme kampanyası karşısında, o bölgede yüzyıllarca hüküm sürmüş ve o bölgede huzur ve barış içinde bir dönem yaşatmış Türkiye olarak bizim bu gelişmelere kayıtsız kalmamız beklenemezdi. Hükümet olarak bu kararı almak durumunda kaldık.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-omer-bolat-turkiye-ve-abd-ekonomi-alaninda-iliskileri-canlandirma-konusunda-kararli/feed/ 0
Türkiye’nin Somali ile savunma anlaşması sembolik değil https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-somali-ile-savunma-anlasmasi-sembolik-degil/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-somali-ile-savunma-anlasmasi-sembolik-degil/#respond Fri, 10 May 2024 00:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31087 İlk Türk savaş gemisinin Somali kıyılarına varması, iki ülke arasında on yıl sürecek yeni savunma anlaşmasının sembolik bir göstergesi olmanın ötesinde bir anlam taşıyor.

Bu görüntü, Türkiye’nin ülkede 10 yıl öncesine uzanan ve giderek artan ilgisine de işaret ediyor.

Savaş gemisi limana yanaştığında, Türkiye’nin Somali Büyükelçisi Alper Aktaş, “Bu Somali ile dostluğumuzun, kardeşliğimizin ve paylaştığımız ortak vizyonun ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor” mesajını verdi.

Türkiye, Somali ile Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’nı 8 Şubat’ta imzalamış, 23 Nisan’da da ilk Türk savaş gemisi başkent Mogadişu’ya ulaşmıştı.

Somali Türkiye için neden stratejik bir ortak?

Somali’nin jeopolitik açıdan Afrika Boynuzu’ndaki coğrafi konumu oldukça önemli.

Denizcilik konusunda analiz ve danışmanlık hizmetleri sağlayan Lloyd’s List’e göre, küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’sini oluşturan, yılda 1 trilyon doları aşan mal Aden Körfezi’nden, Somali’nin kıyı şeridi boyunca uzanarak Süveyş Kanalı’ndan geçiyor.

Bu da Mogadişu’nun dünyanın stratejik açıdan en önemli bölgelerinden birinde yer aldığı anlamına geliyor.

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Afrika Çalışmaları Programı’nda yer alan Profesör Elem Tepeciklioğlu, Somali’nin aynı zamanda Türkiye’ye kendisini küresel bir güvenlik ortağı olarak konumlandırma fırsatı verdiğini söylüyor.

Somali yıllardır terör saldırıları ve korsanlık nedeniyle istikrarsızlık içinde.

Hükümet, El Kaide bağlantılı Eş Şebab’ın varlığına 2024 yılı bitimine kadar son verme vaadinde bulundu.

Şubat ayında Mogadişu ve Ankara arasında imzalanan savunma anlaşması ikili ilişkileri ve bölgenin istikrarını güçlendirmeyi amaçlıyor.

Türkiye, Somali’nin deniz sınırlarını korsanlığa karşı korumasına ve karada terörle mücadele etmesine yardımcı olacak.

Mart ayında iki ülke, Somali’nin kıyı şeridi boyunca açık denizde petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinde bulunmalarını sağlayacak bir başka anlaşma daha imzaladı.

Elde edilen gelirin iki ülke arasında nasıl paylaşılacağı net değil.

Profesör Tepeciklioğlu, Türkiye’nin Somali ile ilişkisinin daha büyük bir planın parçası olduğunu ve Ankara’nın komşuları dışında jeopolitik alanda rol oynamayı hedeflediğini söylüyor.

Somali’nin bundan çıkarı ne?

Somali-Türkiye anlaşması, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un, yıllar süren istikrarsızlığın ardından ülkeyi bölgedeki komşuları arasında eşit bir aktör haline getirme çabalarının bir parçası.

Türkiye 2017’de Mogadişu’da Somali ordusu ve polisine eğitim veren en büyük denizaşırı askeri üssünü açtı.

Ankara ayrıca yıllar içinde okullar, hastaneler ve altyapı inşa etti ve Somalililerin Türkiye’de eğitim görmeleri için burslar sağladı.

Afrika Boynuzu ülkesi, kıyı şeridi boyunca ticaret yapma fırsatlarıyla, iç güvenlik sorunlarını çözdüğü konusunda bölge liderlerini ikna etmeyi başardı ve kısa süre önce Doğu Afrika Topluluğu’na katıldı.

Türkiye ile Somali arasında Şubat ayında imzalanan denizcilik anlaşması, Etiyopya ile Somali’den ayrılmaya çalışan ve bağımsızlığını ilan eden Somaliland Cumhuriyeti arasında imzalanan tartışmalı anlaşmanın hemen ardından geldi.

Anlaşma, Somaliland’ın egemen bir devlet olarak tanınması karşılığında Etiyopya’ya Kızıldeniz’e erişim olanağı veriyordu.

Mogadişu bu durumu Etiyopya’nın egemenliğine yönelik bir tehdidi olarak gördü ve iki ülke arasında aylarca süren diplomatik gerginliklere yol açtı.

Afrika Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olan Timothy Walker, Somali-Türkiye savunma anlaşmasını, Somali’nin egemenliğinin ihlali olarak gördüğü unsurlara karşı egemenliğini korumaya yardımcı bir anlaşma olarak değerlendiriyor.

Walker’ın savunma anlaşmasının önemine ilişkin görüşleri, Türk savaş gemisi ülkesine yanaştığında konuşan Somali Cumhurbaşkanı Hasan Mahmud tarafından da yinelendi.

Cumhurbaşkanı Mahmud, Somali donanmasının Türk halkının desteğiyle ülke sularının kontrolünü tamamen ele geçirmesinin uzun sürmeyeceğini söyledi.

Türkiye’nin Somali Büyükelçisi Aktaş, Türkiye’nin Somali’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini korumak için mümkün olan her şeyi yaptığını belirtti.

Etiyopya, Somali-Türkiye anlaşması konusunda sessizliğini korurken, Somaliland anlaşmayı tanımadığını açıkladı.

Somaliland’ın Kenya Temsilcisi Dr. Mohamed Ahmed Mohamoud BBC’ye yaptığı açıklamada Somali ile Türkiye arasındaki anlaşmanın Somaliland topraklarında uygulanmayacağını söyledi.

Türkiye, bağımsızlık ilan eden Somaliland Cumhuriyeti ile Somali arasındaki durumdan duyduğu endişeyi dile getirerek, bu sorunun uluslararası hukuk çerçevesinde çözülmesi gerektiğini kaydetti.

Profesör Tepeciklioğlu’na göre, Ankara’nın Kızıldeniz bölgesinde kilit bir rol oynamak istemesi nedeniyle Türkiye ile Somali arasındaki ilişkiler hızla gelişmeye devam edecek.

Tepeciklioğlu ayrıca Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’de daimi üyelik arayışında Afrika ülkelerinin desteğine de ihtiyacı olduğunu belirtiyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-somali-ile-savunma-anlasmasi-sembolik-degil/feed/ 0
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı: Türkiye-AB İlişkileri Karmaşık ve Çok Yönlü https://www.haber60.com.tr/avrupa-birligi-turkiye-delegasyonu-baskani-turkiye-ab-iliskileri-karmasik-ve-cok-yonlu/ https://www.haber60.com.tr/avrupa-birligi-turkiye-delegasyonu-baskani-turkiye-ab-iliskileri-karmasik-ve-cok-yonlu/#respond Fri, 10 May 2024 00:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31077 (ANKARA) – Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, Avrupa Günü vesilesiyle CerModern’de düzenlenen resepsiyonda; “Türkiye-AB ilişkileri kesinlikle olmasını istediğimiz bir aşamada değil. Bu karmaşık ve çok yönlü bir ilişkidir. Bununla birlikte, Türkiye aday bir ülkedir, ilişkilerimiz onlarca yıl öncesine dayanmakta ve sayısız ve benzeri görülmemiş krizler karşısında dayanıklılığını kanıtlamıştır” dedi.

AB’nin temellerinin atıldığı ve bu sene “Ortak Değerlerimiz, Ortak Geçmişimiz” ve “Birlikte İnşa Ettiğimiz Barış ve Refah” sloganlarıyla kutlanan 9 Mayıs Avrupa Günü, AB Türkiye Delegasyonu’nun ev sahipliğindeki resepsiyon ile bugün Ankara CerModern’de kutlandı. Resepsiyona Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın yanı sıra çok sayıda yabancı misyon temsilcisi katıldı.

Etkinlik öncesinde “Yarattığımız, paylaştığımız ortak miras” temalı dijital fotoğraf sergisinin açılışı yapıldı. Serginin ardından Büyükelçi Meyer-Landrut, eşi Brigitte Meyer-Landrut ile konukları karşıladı.

İstiklal Marşı ve Avrupa Birliği marşının okunmasını açış konuşmaları takip etti. Dört yıllık görev süresinin sonuna geldiğini ve bu yıl Ankara’da Avrupa Günü’nü son kez kutladığını belirterek konuşmasına başlayan Büyükelçi Meyer-Landrut, “Son 4 yılda Türkiye’yi Doğu’dan Batı’ya, Kuzey’den Güney’e gezdiğim ve sayısız harikasını keşfettiğim için ne kadar ayrıcalıklı olduğumu biliyorum. Leziz gastronomisinden, ülkenin dört bir yanındaki endüstriyel dinamizme, insan uygarlığının beşiği Mezopotamya’dan, büyüleyici Akdeniz kıyılarına ve içmek için ikram edilen sayısız bardak çay ve ‘az şekerli’ Türkçeye kadar” ifadelerini kullandı. Landrut şöyle devam etti:

“BİZE İLHAM VEREN SİZİN DİRENCİNİZ OLMUŞTUR”

“Bu hatıraların yanı sıra, son yıllarda karşı karşıya kaldığımız pek çok zorluğun ardından Türk halkının direncine dair canlı izlenimlerimi de yanımda götürüyorum. Orman yangınlarından geçtiğimiz yıl meydana gelen trajik depremlere kadar, AB ve üye devletleri her zaman yardım çağrınıza cevap vermiştir. Bize ilham veren, kolektif ve istikrarlı desteğimizin yanı sıra sizin direnciniz olmuştur.

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı hala devam ediyor. Gazze’deki savaş ve Orta Doğu’daki geniş çaplı istikrarsızlık, bölgede ve ötesinde bir güvensizlik ve çatışma dönemine işaret ediyor. Barış ve birlik için bir kutlama olan Avrupa Günü vesilesiyle bir araya gelmişken, barış ve güvenliğin ne kadar kırılgan olabileceğini ve kıtamızda ve ötesinde bunu korumak, teşvik etmek ve savunmak için nasıl çalışmamız gerektiğini kendimize hatırlatalım. Bu sorumluluk hepimize aittir.

“İLİŞKİLERİMİZ OLMASINI İSTEDİĞİMİZ BİR AŞAMADA DEĞİL”

Dört yılım yavaş yavaş sona ererken, ortak başarılarımızı ve ortak zorluklarımızı değerlendirmenin zamanı geldi. Türkiye-AB ilişkileri kesinlikle olmasını istediğimiz bir aşamada değil. Bu karmaşık ve çok yönlü bir ilişkidir. Bununla birlikte, Türkiye aday bir ülkedir, ilişkilerimiz onlarca yıl öncesine dayanmakta ve sayısız ve benzeri görülmemiş krizler karşısında dayanıklılığını kanıtlamıştır. Geçtiğimiz dört yıl boyunca dış politika, ticaret, yatırımlar, göç, bağlanabilirlik, yeşil ve dijital dönüşüm gibi karşılıklı menfaatlerimizi ilgilendiren pek çok alanda yorulmak bilmeden çalışmaya devam ettik. Bu başarılar ancak Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin tam desteği ve işbirliği, özellikle de Bakan Yardımcısı Mehmet Bozay ve Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı’ndaki ekibinin desteği ile mümkün olmuştur.

Sevgili Mehmet, mükemmel işbirliğimiz ve dostluğunuz için size ve tüm çalışma arkadaşlarınıza tekrar içtenlikle teşekkür ediyorum. Ayrıca, çalışmaları ve özverileri için birçok Türk ortağımıza ve katılımları ve destekleri için AB üye devletlerine de teşekkür etmek istiyorum. Mansur Yavaş’a da bu gece aramızda olduğu için ve çalışmalarımıza verdiği destek için teşekkür etmek istiyorum. Son olarak, AB Delegasyonu’ndaki tüm çalışma arkadaşlarıma, özellikle salgın ve depremlerin getirdiği zor zamanlarda gösterdikleri bağlılık, kararlılık ve sıkı çalışma için teşekkür etmek istiyorum. Bana sık sık bu delegasyonun dünyanın en büyük delegasyonu olduğu hatırlatılsa da, bu yıl AB’nin Türkiye’deki varlığının 50’nci yıl dönümünü kutladığımız şu günlerde, aynı zamanda en eskilerinden biri olduğunu da öğrendim.”

YAVAŞ: AB ÜLKESİ VE KURUMLARINDAN ÜLKEMİZİN AB ÜYELİĞİ ÇABALARINI DESTEKLEMELERİNİ BEKLİYORUZ

Sözlerine görev süresi dolan Büyükelçi Meyer-Landrut’a Türkiye-AB ilişkilerinin geliştirilmesi yolundaki özverili çalışmaları ve katkılarından dolayı teşekkür ederek başlayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Yavaş konuşmasının devamında şunlara değindi:

“AB kurumları ile Türkiye’deki yerel yönetimler arasında da ilişkilerin geliştirilmesinde birçok projeye imza attı. Ankara özelinde de Belediyemiz tarafından yürütülen SMART Ankara Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı ile ilgili, kendisi ile çok yakın işbirliği yaptık ve birçok projeyi hayata geçirdik. Vermiş olduğu destekten dolayı bir kez daha huzurlarınızda kendisine teşekkür ediyorum.

Bildiğiniz üzere Türkiye’nin AB’ye üyelik girişimi Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize hedef olarak gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşma idealinin bir göstergesidir. Ortak Avrupa ruhunun temeli olan demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü sağlamada Türkiye’nin AB’ye üyelik hedefi çok önemli katkılar sunmaktadır. Bu nedenle Türkiye uzun zamandır bu yolda attığı adımlarla AB’ye üyelik için hazır olduğunu göstermiştir. Ülkemizin kuzey ve güneyinde yaşananlar ise Türkiye’nin AB için ne kadar öneme sahip olduğunu gözler önüne sermektedir. AB üyesi ülkeler ile AB kurumlarından da ülkemizin AB üyeliği konusundaki çabalarını desteklemeleri ve önyargıları aşarak bir an önce Türkiye’nin tam üyeliğinin gerçekleşmesi için gerekli iradeyi göstermelerini bekliyoruz.

Bu vesile ile Avrupa Günü’nü kutluyor, başta Avrupa halkları olmak üzere tüm insanlık için daha sağlıklı, mutlu ve barışın hakim olduğu bir dünya diliyor, saygılarımı sunuyorum.”

BOZAY: AVRUPA BU SEFER BU DÖNÜM NOKTASINI KAÇIRMASIN DİYORUZ

Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Bozay ise şunları kaydetti:

“Türkiye stratejik bir aday ülke. Avrupa ile coğrafi, kültürel, tarihi, ticari ve siyasi ilişkileri var. Türkiye Avrupa’nın tüm organizasyonlarına da üye. Biz AB’nin somut adımlar atmasını bekliyoruz ve önümüzdeki dönemde de AB’nin adımlarının hızını, düzeyini, kapsamını yakından takip ediyor olacağız.

Kuzeyimizde bir savaş devam ediyor. Filistinlilere yönelik eşi benzeri görülmemiş bir durum söz konusu. Aday ülke olarak Türkiye 360 derecelik dış politikamızla tam ortada yer alıyoruz.

Pek çok zorlukla karşı karşıyayız. Ama birçok imkan da var. Ancak ‘zamanın ruhunun’ (zeitgeist) bir ‘dönüm noktası’ (zeitvende) olduğuna inanıyorum. Avrupa, bu sefer bu dönüm noktasını Avrupa kaçırmasın diyoruz.

AB’ye Uluslararası Donörler Konferansı’nı düzenledikleri için teşekkür ediyoruz. AB bu zor zamanlarımızda hemen yanımızda oldu.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/avrupa-birligi-turkiye-delegasyonu-baskani-turkiye-ab-iliskileri-karmasik-ve-cok-yonlu/feed/ 0
BTSO Başkanı İbrahim Burkay, DSA 2024 Fuarı’ndaki Türk ürünlerini ziyaret etti https://www.haber60.com.tr/btso-baskani-ibrahim-burkay-dsa-2024-fuarindaki-turk-urunlerini-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/btso-baskani-ibrahim-burkay-dsa-2024-fuarindaki-turk-urunlerini-ziyaret-etti/#respond Thu, 09 May 2024 21:09:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30945 BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Türkiye’nin yerli ve milli teknolojilerle geliştirip DSA 2024 Fuarı’nda sergilendiği ürünlerin bulunduğu stantları ziyaret etti.

Yurt içi ve yurt dışı fuar etkinliklerine dünyanın en büyük savunma sanayi buluşmalarından birisi olan IDEF’in organizasyonunu üstlenerek yeni bir boyut kazandıran KFA Fuarcılık, tanıtım çalışmaları kapsamında Malezya’da bu yıl 18. kez düzenlenen DSA 2024 Fuarı’na katıldı. KFA Fuarcılık, sadece sektör profesyonellerinin ziyaretine açık olan DSA 2024’te uluslararası nitelikteki işbirliklerini güçlendirmeyi amaçlıyor.

DSA 2024 Fuarı, 60 ülkeden bin 200 şirket ve 45 ülkeden 400’ün üzerinde delegasyonun katılımıyla gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Türkiye’nin yerli ve milli teknolojilerle geliştirip fuarda sergilediği ürünlerin bulunduğu stantları ziyaret etti. IDEF 2025’te de yer alacak firmalarla bir araya gelen Başkan Burkay fuarda Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ömer Cihad Vardan, TUSAŞ Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil ile uzay savunma ve havacılık sektöründe faaliyet gösteren kuruluşların üst düzey yöneticileriyle bir araya geldi.

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Malezya temasları kapsamında ayrıca Kuala Lumpur’da araştırma ve geliştirme merkezi olarak R&D Center’da TUSAŞ’ın teknoloji merkezini de ziyaret etti. TUSAŞ’ın ilk mühendislik ofisi olmasının yanı sıra 120 uzman ve mühendisin istihdam edildiği merkezi inceleyen Başkan Burkay, dünya genelinde farklı coğrafyalarda teknoloji ofisi bulunan TUSAŞ’ın Malezya’daki ofisinin iki ülke arasında uzun yıllara dayanan yakın ilişkileri savunma ve havacılık alanında pekiştirdiğini ifade etti. Başkan Burkay, “Gerçekleştirdiği projelerle sadece ülkemizin değil, dünya havacılık sektörünün de öncü kuruluşları arasında yer almayı başaran TUSAŞ’ın Malezya’daki ofisi ülkedeki ulusal savunma sanayinin yanı sıra havacılık ve uzay sanayinin de güçlenmesine katkı sağlıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve TUSAŞ gibi öncü kuruluşlarla ülkemizin uzay, savunma ve havacılık sanayinde ulaştığı yetkinlik seviyesi ve yakaladığı başarılarla bir kez daha gururlandık. TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sayın Ömer Cihad Vardan ve TUSAŞ Genel Müdürü Sayın Prof. Dr. Temel Kotil başta olmak üzere, ülkemizin bayrağını yüksek teknoloji alanında da dalgalandıran tüm TUSAŞ yetkililerine şükranlarımı sunuyorum” dedi.

BTSO Başkanı İbrahim Burkay, bugüne kadar yurt içi ve yurt dışındaki fuar organizasyonlarına imza atan KFA Fuarcılık’ın başarı çıtasını her geçen gün artırdığını ifade etti. Başkan Burkay, yurt içi fuar organizasyonlarıyla faaliyet alanını genişleten KFA Fuarcılık’ın Bursa Food Point Fuarı’ndan Junioshow’a, Bursa Textile Show’dan ev tekstili sektörüne yönelik dünyanın en büyük iki fuarından biri olan HOMETEX fuarlarını gerçekleştirme becerisine sahip olduğunu vurguladı. İbrahim Burkay, “Bilgi ve birikimini firmalar için yüksek değer üreten bir yapıya kavuşturan KFA Fuarcılık, Ticaret Bakanlığı’ndan ‘Yurt Dışı Fuar Düzenleme Yetki Belgesi’ alırken, Türkiye adına yurt dışı fuarlara milli katılım organizasyonları ve alım heyetleri düzenleyerek firmalarımızı uluslararası alıcılarla buluşturuyor” diye konuştu.

KFA Fuarcılık’ın dünyanın en büyük savunma sanayi fuarlarından birisi olan IDEF 2025’in tanıtımını DSA-2024’te gerçekleştirdiklerini ifade eden Başkan Burkay, “IDEF, hem Türk savunma sanayisi şirketlerinin hem de küresel şirketlerin son teknoloji barındıran platform ve sistemlerinin görücüye çıktığı önemli bir organizasyon olma özelliği taşıyor. KFA Fuarcılık olarak paydaşlarımızın katkısıyla, yerli ve milli savunma sanayimizin gücüne ve büyüklüğüne yakışan bir fuar organize etmeyi hedefliyoruz. İnşallah IDEF 2025 yeni işbirliklerinin temellerinin atıldığı bir fuar olacak” dedi.

IDEF’25 17’nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, T.C. Milli Savunma Bakanlığı ev sahipliğinde, T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı destekleriyle, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı yönetim ve sorumluluğunda, KFA Fuarcılık A.Ş. organizatörlüğünde 22-27 Temmuz 2025 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek. Dünyanın farklı coğrafyalarından katılımcı ve ziyaretçileri İstanbul’da buluşturacak olan IDEF 2025, KFA Fuarcılık organizatörlüğünde yeni konseptiyle birçok organizasyona da ev sahipliği yapacak ve yeni işbirliklerinin sağlanmasına imkan sunacak. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/btso-baskani-ibrahim-burkay-dsa-2024-fuarindaki-turk-urunlerini-ziyaret-etti/feed/ 0
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Malatya’da öğrencilerle buluştu https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-malatyada-ogrencilerle-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-malatyada-ogrencilerle-bulustu/#respond Wed, 08 May 2024 23:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30869 Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Malatya’da öğrencilerle bir araya geldi.

Gezeravcı, Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te bölgede herkesi derinden sarsan bir deprem felaketinin yaşandığını söyledi.

Bu işin en acı haliyle tecrübesini yaşayan öğrencilerle bir arada olmanın kendisi için çok önemli olduğunu anlatan Gezeravcı, “Öncelikle yakınlarını kaybedenler varsa başınız sağolsun, hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımıza Allah rahmet eylesin. Hayatta kalma azminizle, duruşunuzla bu görevin başında hakikaten hepimizi duygulandırdınız. Verdiğiniz mücadele hepimize ilham kaynağı oldu. Hayatta kalma azminiz sıradan başarılarda hepimize ilham kaynağı oldu. Çok teşekkür ederim.” dedi.

Devletin güçlü iradesiyle gerçekleşen Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonuna işaret eden Gezeravcı, ilk defa gerçekleştirilen bu görevin haklı gururunun yaşadığını dile getirerek, şöyle konuştu:

“Önümüzde devletimizin güçlü iradesiyle yaşayacağımız daha nice mutluluklar var. Ay araştırma programına ilişkin şu anda konulan takvim 2026 ile 2028’in aralığında kendi yapmış olduğumuz bir roket ve kendi motorumuzla aya erişmek. Bunun yanında bizim de gerçekleştirdiğimiz görevde olduğu gibi başka bir ülkenin topraklarından, onların imkanlarıyla uzaya erişmek yerine kendi ülkemizin toprakları ya da kendi ülkemizin kontrolünde dünyanın başka bir coğrafyasındaki bir uzay platformunda bu tür uzay faaliyetlerini yürütme konusunda devletimiz şu anda çok önemli süreçleri yürütüyor.”

Hali hazırda kendi uydularını uzaya gönderen Türkiye’nin 8 Temmuz’da yüzde 100 yerli ve milli, tamamen kendi mühendislerince, kendi imkanlarıyla ürettiği ilk uydusunu daha fırlatacağını belirten Gezeravcı, bu fırlatma ile Türkiye’nin, bu alanda dünyada 11’inci ülke konumuna geleceğini ifade etti.

TEKNOFEST’e dikkati çeken Gezeravcı, dünyada bu kadar büyük boyutlu ve yüksek katılımlı, gençlerinin kabiliyetlerini, zihin güçlerini ve potansiyellerini ortaya koyup orada elde ettikleri başarılarla ilham vererek ilerde daha büyük işleri yapmak için cesaret sağlayacak bir teknoloji fuarı daha olmadığını söyledi.

“En büyük zenginliğimiz genç nüfusumuz”

Türkiye’nin en büyük zenginliğinin petrol ve yeraltı kaynakları değil, genç nüfus olduğuna değinen Gezeravcı, şunları kaydetti:

“Birazcık ders yoğunluklarınız bittiği zaman belki yaz döneminde göz atacağınız uluslararası kaynaklarda farklı entelektüel bilgiler var. Dünyada şu anda en korkulan potansiyel toplumsal problemlerden bir tanesi ülkelerin giderek artan yaş ortalamaları ve giderek azalan nüfusları, genç nüfusları özellikle.”

Türkiye’nin 100 yıllık tarihinde ilk defa bir astronot seçim süreci başlattığını kaydeden Gezeravcı, şöyle devam etti:

“Bize en yakın coğrafyada Avrupa Uzay Ajansı var. 27 ülkeden oluşan bir çatı organizasyon. Yıllardır uzay alanında faaliyet gösteriyorlar, astronotlarını seçip uzaya gönderiyorlar. 2020 yılında bir astronot sınıfı daha seçmeye karar vermişler. Seçilen yeni astronot sınıfının halkla paylaşılacağı gün Avrupa Uzay Ajansının başkanı haklı bir mutlulukla, ‘uzay farkındalığını o kadar üst düzeye çıkardık ki 27 Avrupa ülkesinden tam 22 bin vatandaş bu sürece başvurdu.’ dedi. Bizim 100 yıllık tarihimizde ilk defa yaptığımız bu sürece tek bir ülkeden tek seferde 36 bin vatandaşımız başvurdu.”

“Başarabileceğinize inandığınız halde sizi alıkoymaya çalışan insanlardan uzak durun”

Gezeravcı, teknolojinin değişmesi vesilesiyle insanların bulundukları coğrafyayı dahi terk etmeden mevcut zihin gücünü farklı alanlara tatbik edebildiğini vurgulayarak, “Bu işlerin yapılmasında genç nüfus, genç beyinler müthiş şekilde öne çıkıyor. Roket eğitimlerinde bizi 11 ay boyunca hazırlayan, bütün o kapsülün eğitimlerini veren, bizi uzaya götüren ve geri getiren operasyonun içerisindeki arkadaşlarımızın yaş ortalaması 26. Lütfen taşıdığınız potansiyelden zerre kadar kuşkuya düşmeyin ve bünyenizde barındırdığınız bu potansiyeli sorgulayan insanlardan, yapabileceğiniz işleri başarabileceğinize inandığınız halde sizi bu yoldan alıkoymaya çalışan insanlardan uzak durun.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-malatyada-ogrencilerle-bulustu/feed/ 0
İmamoğlu’ndan Avrupa’ya İsrail Tepkisi: “Refah’a Askeri Harekat Başlatmasını Yine İzlemekle mi Yetineceğiz” https://www.haber60.com.tr/imamoglundan-avrupaya-israil-tepkisi-refaha-askeri-harekat-baslatmasini-yine-izlemekle-mi-yetinecegiz/ https://www.haber60.com.tr/imamoglundan-avrupaya-israil-tepkisi-refaha-askeri-harekat-baslatmasini-yine-izlemekle-mi-yetinecegiz/#respond Tue, 07 May 2024 23:54:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30765 (İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), AB Türkiye Delegasyonu Başkanlığı ile birlikte ‘Avrupa Günü’ kutlamalarının İstanbul ayağına, kurum tarihinde bir ilk olarak ortak ev sahipliğini yaptı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Türkiye’deki görev süresi dolan Büyükelçi Meyer-Landrut’un veda etkinliğine dönüşen kutlamada konuştu, İsrail’in ateşkes teklifini reddetmesine tepki gösterdi.

İBB, tarihindeki ilklerden birini daha Başkan Ekrem İmamoğlu döneminde gerçekleştirdi. İBB, Türkiye’de bir yerel yönetim olarak, AB Türkiye Delegasyonu Başkanlığı ile birlikte “Avrupa Günü” kutlamalarının İstanbul ayağının ortak ev sahipliğini yaptı. Haliç Kongre Merkezi Sahil Alanı’nda düzenlenen Avrupa Günü kutlaması; İBB Başkanı İmamoğlu, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Meyer-Landrut, Atina Belediye Başkanı Haris Doukas, Saraybosna Belediye Başkanı Benjamina Karic ve B40 Balkan Şehirler Ağı Dönem Başkanı Tiran’ın Belediye Başkan Yardımcısı Anuela Ristani ve İstanbul’da görev yapan yabancı ülke misyon şefleri ile çok sayıda özel davetlinin katılımlarıyla gerçekleştirildi. İmamoğlu, kutlamadaki konuşmasında şunları söyledi:

“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ GİBİ AB’NİN TEMEL ALDIĞI DEĞERLER GERİLEME SÜRECİNDE”

“Avrupa Günü’nü kutlamak, önem verdiğimiz ortak değerlerimizi hatırlamak için iyi bir fırsat. Bizim için AB, her şeyden önce demokratik bir barış projesidir. Uluslar arasındaki birliğin, etnik köken, dil veya din farkı gözetmeksizin demokratik ve insani ideallerin bayrağı altında kurulabileceğinin bir kanıtıdır. Ancak, uzun bir süredir AB hem içerde hem de sınırlarının dışında yeni sınamalarla karşı karşıya kaldı. Euro krizi ve 2010’ların başındaki göç baskısıyla artan sorunlar, Brexit, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve son olarak Gazze’de yaşanan insanlık trajedisinin ortaya çıkmasıyla derinleşti. Bu jeopolitik çalkantıların sonuçları, Avrupa’daki liberal demokrasileri adalet, insan hakları ve özgürlükler üzerinden test ediyor. Hükümetlerin bu sorunlara halkın beklentileri yönünde cevap verememesi, popülist otoriter liderlere doğru bir kaymaya yol açıyor. Esasında, ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü gibi AB’nin temel aldığı değerler maalesef küresel olarak da gerileme sürecinde.

“BU DEMOKRATİK KRİZ DÖNEMİ, AVRUPA VE TÜRKİYE İÇİN NE ANLAM İFADE EDİYOR?

Peki içinde bulunduğumuz bu demokratik kriz dönemi, Avrupa ve Türkiye için ne anlam ifade ediyor? Geçen hafta sonu Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo’nun daveti üzerine, Avrupa’nın yaşadığı demokratik krizi ele almak üzere sosyal demokrat belediye başkanlarıyla Paris’te bir araya geldik. Orada da şu soruyu sordum: Kendisini ‘demokratik ideallerin muhafızı’ olarak konumlandıran Avrupa, bu değerleri tutarlı bir biçimde savunduğunu samimiyetle söyleyebilir mi? Göçmen ve mülteci sorununun AB dışındaki ülkelere aktarılmaya çalışılması, bunun aksini göstermektedir. Konu, mültecilerin Avrupa ülkelerinde barınmasına izin verilip, verilmemesi değil, onların Türkiye gibi, Avrupa sınırı dışındaki ülkelerde tutulmasının politika haline getirilmesidir. Bu durum, mülteci meselesinin popülist ve yabancı düşmanı siyasi söylemlerde kullanılmasına zemin hazırlıyor ve sağ otoriterlik Avrupa’da güçleniyor. Oysa, Türkiye ve İstanbul, dünyada en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke ve şehirlerin başında geliyor. Buna rağmen, Türkiye’de demokratların güçlenmesi önemlidir.

“BİZİM GİBİ, AVRUPA İDEALİNİ ÖNEMSEYEN İNSANLARI ENDİŞELENDİREN…”

Avrupa’daki mevcut hükümetlerin Gazze’de yaşananlara verdikleri, daha doğrusu veremedikleri cevap da Avrupa’nın insani değerlerinin farklı coğrafyalarda tutarlı bir şekilde savunulamadığı anlamına geliyor. Aralarında kadınların ve çocukların bulunduğu on binlerce masum Filistinlinin, tüm dünyanın gözlerinin önünde katledilmesinin daha yüksek bir sesle eleştirilmesi ve kınanması gerekmez mi? Bazı hükümetler, bırakın kendileri bunu yapmayı, bunu yapan vatandaşlarının toplantı ve gösteri haklarını, ifade özgürlüklerini kısıtlama yoluna gidiyor. Bu ise, Avrupa’nın demokratik değerler üzerinde yükselen evrensel bir barış projesi olma niteliğinin sorgulanmasına yol açıyor. Bizim gibi, Avrupa idealini önemseyen insanları endişelendiren en önemli konulardan birisi budur.

“İSRAİL’İN REFAH’A ASKERİ HAREKATINI YİNE İZLEMEKLE Mİ YETİNECEĞİZ?

İsrail’in, dün, ateşkes teklifini reddederek, 1,5 milyon Filistinlinin sığındığı Refah kentine askeri harekat başlatmasını da yine izlemekle mi yetineceğiz? Avrupa’yı ve insani değerlere önem veren tüm ülkeleri, bu vahşete ‘dur’ demeye çağırıyorum. Gazze’de olanlar, insanlık tarihinde kara bir leke haline gelmiştir. Buna daha fazla izin verilmemelidir. Önümüzdeki dönemde AB’nin kendi iç demokrasi mücadelesine devam edeceğini gözlemliyorum. Haziran ayında gerçekleşecek Avrupa Parlamentosu seçimlerini, dikkatle takip edeceğiz. Türkiye’de ve Avrupa’nın diğer bazı ülkelerinde karşılaştığımız demokratik gerilemeye, ancak kapsayıcı, katılımcı ve halkın sesine kulak veren yeni bir siyaset kültürü ve bu anlayışla inşa edeceğimiz siyasal ve ekonomik kurumlarla çözüm bulabiliriz.

“MART 2024 YEREL SEÇİM SONUÇLARI, TÜRKİYE’DEKİ DEMOKRATİK GERİLEMEYE SON VERDİ”

Türkiye de kendi içinde derinleşen bir demokrasi krizinden geçiyor. Ülkemizde son 10 yılda kurumsal yapı zayıflatıldı. Arkasından tek bir lider etrafında otoriter bir siyasal rejim şekillendi. Mart 2024 yerel seçim sonuçları, Türkiye’deki demokratik gerilemeye son verdi. Seçmen, muhalefeti güçlendirerek, siyaset zeminindeki meşruiyeti yeniden dağıttı. Bu sonuç, demokrasimizin dayanıklılığının göstergesidir. Bu zor zamanlarda Türk halkı demokratik değerlere olağanüstü bir bağlılık gösterdi. İstanbul’da geçtiğimiz 5 yıl boyunca, siyasi görüşü ne olursa olsun, İstanbulluların her kesimine hizmet götürdük. Kutuplaşmanın ilacı buydu. ‘İstanbul İttifakı’ adı altında kapsayıcı bir toplumsal hareket inşa ettik. Dahası; halkın endişelerini dinlemenin ve bunlara uyum sağlamanın önemini gösterdik. Toplumla, güçlü ve samimi bir iletişim kurduk. Bu siyasi zeminde CHP, liyakatli adaylarla halkın karşısına çıktı ve ülke genelinde her kesimden 3,5 milyondan fazla yeni seçmen kazandı. Bugün Türkiye nüfusunun yüzde 65’inden fazlasını ve ekonomisinin, neredeyse yüzde 80’ini oluşturan belediyeleri, sosyal demokrat belediye başkanları yönetiyor. CHP, Türk siyasetinin yeni ağırlık merkezi haline geldi.

“BİRLEŞİK VE DEMOKRATİK BİR AVRUPA, TÜRKİYE’NİN KATILIMI OLMADAN GERÇEKLEŞTİRİLEMEZ”

Avrupa, kendi demokratik sorunlarıyla mücadele ederken, Türkiye’nin rolü sıklıkla göz ardı edilmektedir. AB’nin, ‘önce Avrupa’ vizyonunun demokratik bir Türkiye’yi kucaklaması gerektiğini fark etmesi elzemdir. Avrupa’ya yönelik varoluşsal tehditlerle mücadele, Türkiye’yi de içeren kapsayıcı bir yaklaşımı gerektirmektedir. CHP olarak biz, Türkiye’yi her zaman Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olarak gördük ve kendimizi Avrupa meseleleri ve çözümlerinin paydaşı olarak konumlandırdık. İddiamız şudur: Birleşik ve demokratik bir Avrupa, Türkiye’nin katılımı olmadan gerçekleştirilemez. Bu nedenle, AB’nin genişleme politikaları tartışılırken, Türkiye’nin adının geçmemesi, 60 yıldır süregelen ortaklık ilişkisinin ve 20 yılı aşkındır devam eden üyelik sürecinin yok sayılması kabul edilemez.

“KATILIMCI ‘İSTANBUL MODELİ’, SADECE TÜRKİYE’DE DEĞİL, AVRUPA’DA DA İLHAM KAYNAĞI OLMAYI SÜRDÜRECEK”

Büyükelçi Meyer-Landrut’un konuşmasında bahsettiği gibi, İstanbul’un karbon-nötr bir şehir olması ve iklim değişikliğine adaptasyon programı gibi AB ile beraber başarılı projelere de imza attık. Fakat bunlar yeterli değil. Önümüzdeki dönemde, AB’nin yerel yönetimlerle daha yakın çalışmayı ve etkisi halkımız tarafından da hissedilebilen projeleri birlikte hayata geçirebilmeyi hedeflemeliyiz. İstanbul’daki yönetim anlayışımızın temelinde, demokrasi ve katılımcılığın olduğunun altını çiziyorum. Bunu, son 5 yıl içerisinde yaptığımız icraatlarla kanıtladık. İnsanı odağımıza alıyor, ayrım gözetmeden 16 milyon İstanbulluya eşit hizmet veriyor, şehri yurttaşlarla birlikte yönetiyoruz. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde de aynı anlayışla çalışmaya devam edeceğiz. Katılımcı ‘İstanbul Modeli’, sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da ilham kaynağı olmayı sürdürecek.”

AVRUPA GÜNÜ’NÜN ÖYKÜSÜ

1985 yılında, “Avrupa Tek Senedi”nin temellerinin atıldığı “Milano Zirvesnüi” kapsamında alınan kararla birlikte; 9 Mayıs, “Avrupa Günü” olarak ilan edildi. 9 Mayıs’a sembolik önemi kazandıran tarihi gelişme ise, dönemin Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman’ın, 9 Mayıs 1950 tarihinde okuyarak, ilan ettiği “Schuman Bildirisi” oldu.

Söz konusu bildiride, Avrupa’da, barışçıl ilişkilerin kalıcı bir şekilde tesis edilmesinin zaruri olduğu vurgulanmış; daha sistematik ve organize bir Avrupa kurulabilmesi adına bir kanun teklif edilmişti. Bu kapsamda, Fransa ile Batı Almanya’nın kömür ve çelik sanayilerinin tek çatı altında birleştirilmesi önerildi. Söz konusu fikir dahilinde oluşturulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, birliğe giden yolun kilometre taşı olarak nitelendirildi. Bu bağlamda “Schuman Bildirisi”, bir nevi AB’nin başlangıcına giden fikriyatı ortaya koydu. Avrupa Günü, gerek üye ülkelerde gerekse de aday ve potansiyel ülkelerde çeşitli etkinliklerle kutlanmakta. 9 Mayıs Avrupa Günü, 1999 Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’ye aday ülke statüsünün verilmesiyle birlikte; 2000 yılından bu yana, Ankara ve İstanbul merkezli olarak, Türkiye’de de kutlanıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglundan-avrupaya-israil-tepkisi-refaha-askeri-harekat-baslatmasini-yine-izlemekle-mi-yetinecegiz/feed/ 0
BTP Lideri Baş: Erdoğan’ın yumuşama mesajı dışarıya yönelik https://www.haber60.com.tr/btp-lideri-bas-erdoganin-yumusama-mesaji-disariya-yonelik/ https://www.haber60.com.tr/btp-lideri-bas-erdoganin-yumusama-mesaji-disariya-yonelik/#respond Tue, 07 May 2024 23:18:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30741 (ANKARA) – Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, “Şimdi yumuşama dedikleri, aslında Erdoğan’ın iç siyasetteki ortamı yumuşatması değil, Erdoğan’ın dışarıya karşı yumuşakça davranıp o grupların, o güçlerin taleplerini yerine getirme çabasıdır” dedi.

BTP Lideri Baş, resmi sosyal medya hesabından İsrail’in Gazze’de Refah’a başlattığı saldırıyı, Türk siyasetindeki ‘yumuşama’ gündemini ve Suriyeli sığınmacılar konularında değerlendirmelerde bulundu. Baş’ın değerlendirmesi şöyle:

“İsrail, 7 Ekim’den bu yana Gazze’deki Filistinlileri ittire ittire Refah’a kadar götürdü. 285 bin olan Refah’ın nüfusu bugün 1.3 milyonu aşmış durumda. Yani neredeyse 6 katına çıkmış. Gazze’nin toplam nüfusu zaten 2 milyon civarıydı. Dolayısıyla 1,5 milyona yakın insan Refah’a kilitlendi. Nereye boşaltalım? Mısır, sınır kapısını kapatıyor, ‘Bunları Sina’da istemiyorum’ diyor.  Amerika Akdeniz’de, Gazze’nin sahilinde yüzer limanlar inşa etti son 1.5-2 ayda. Bu limanların sebebi insani yardım ulaştırmak diyorlardı ama şimdi insani yardımı havadan fırlatıyorlar! Burada aslında maksat neydi o gezer limanlar için tahliye planı işletilsin diye… Şimdi 1,5 milyon insanın tahliyesi söz konusu. Nereye tahliye edilecekler, temel sorun bu. Muhtemelen buradaki adres de Türkiye.”

Erdoğan’ın siyasette yumuşama mesajlarının Türkiye’nin içine değil dışarıya bir mesaj olduğunu savunan Hüseyin Baş, şunları kaydetti:

“Erdoğan iç siyasette yumuşama sergilemiyor bunu anlamamız lazım. Erdoğan dışarıda bir yerlere karşı yumuşama sergiliyor. Faiz artırımı, söylem, dil, sığınmacı hususu en önemli gündemler, birden ekonomi politikalarını çevirdiği rota, bunların tamamı küresel emperyalist mantığın, Türkiye’den bir şeyler isteyen mantığın Erdoğan’a dayattığı unsurlardır. Şimdi yumuşama dedikleri, yumuşamayı niye istemiyorsunuz diye itiraz ettirdikleri şeyler, aslında Erdoğan’ın iç siyasetteki ortamı yumuşatması değil, Erdoğan’ın dışarıya karşı yumuşakça davranıp o grupların, o güçlerin taleplerini yerine getirme çabasıdır. Bu yumuşamanın bir başka yansımasını da yakın vadede Türkiye’de özelleştirme defterlerinin yeniden açılarak Türkiye’nin varlıklarının, kaynaklarının yabancı unsurlara, yabancı güçlere peşkeş çekilmesi olarak gazetelerde okuyacağız, bunu da şimdiden söyleyeyim. Siyasette yumuşama çağrısı yapan birinin toplumun bu kadar rahatsız olduğu hususlara sert tepkiler, reaksiyonlar vermesi mantıksız değil mi? Mantık olarak eğer yumuşama sürecine giriyorsan ‘Toplumdan yükselen seslere kulak vereceğim ve bu yükselen seslerin dertlerini çözeceğim’ demiş olman gerekiyor ama siyasette yumuşama CHP’nin Genel Başkanı’yla oturup kalkmaktan ibaret. Demek ki bu CHP’ye de yetiyor, AK Parti’ye de yetiyor, Erdoğan’a da yetiyor. Yine başa dönelim; bu bir yumuşama falan değil, bu başka yerlere mesaj, pastayı kendi aralarında pay etme çabası. Ülkeyi pasta gibi görürsen bunu pay etmek için kendine muhatap bulursun ve onunla yürürsün.”

Türkiye’de ‘yabancı karşıtlığı’ diye bir şey olmadığını da sözlerine ekleyen Baş, şöyle devam etti:

“NEDEN HEP AFRİKA’DAN ÖĞRENCİLER GELİYOR”

“Buna ben de karşıyım, yani yabancı karşıtlığı doğru bir tutum değil. Yabancı öğrenci karşıtlığı diye de bir şey yok. Ama gelen öğrencinin bulaşıcı hastalık getirmesine herkes karşı. Cumhurbaşkanı ‘Dünyadaki birçok ülke öğrencileri ülkesine getirip bunların kaymağını yerken bizim bunu yapmamızın önüne engel konulmaya çalışılıyor’ diyor. ya kardeşim, bizim ülkemizde dünyanın en parlak bilim insanları gelip dünyanın en önemli öğrencilerine dersler veriyor da bizim mi haberimiz yok. Senin dünyadaki ilk 500 üniversite sıralamasında kaç tane üniversiten kaldı? Senin üniversitelerine niye acaba hep sınavsız bir şekilde belli ülkelerin insanları geliyor? Niye hep Somalili, niye hep Mozambikli, Zimbabveli öğrenciler bizim ülkemize gelip öğrencilik yapıyor? Fransa’nın bilmem ne lisesinden şu öğrenci geldi, değişim programıyla Oxford’un öğrencileri artık Boğaziçi’nde bir yıl eğitim görecek’ gibi bir haber var mı? Yok… Burada maksat ülkeyi bir eğitim cennetine çevirmek değil. Maksat ‘gelip burada bin dolarını harcasınlar ama ne yaparsa yapsın’ diyerek burayı göçüp kaçan insanlar cennetine çevirmektir.

“TÜRKİYE’DEKİ PROBLEM SIĞINMACI KARŞITLIĞI DEĞİL, ERDOĞAN’IN POLİTİKALARINA KARŞI DURUŞTUR”

Sığınmacı meselesinde de aynısı geçerli. Şimdi sığınmacı karşıtlığı değil bu. Suriye’de savaş yok, Suriye’de insanlar tatil yapıyor, Suriye’de hayat normale çoktan döndü.  Biz Suriye’de hayatın normale döndüğünü bilmeyelim diye Suriye’nin haber ajansı SANA, Türkiye’de 10 yıldan beri kapalı. Niye kapalı? Eğer insanların Suriye’den haber almasını istiyorsan, Suriye’nin haber ajansını Türkiye’de erişilebilir bir haber ajansı yapabilirsin, biz oraya girip Suriye’de neler oluyor öğrenebiliriz değil mi. Türkiye’de bu kapalı. Çünkü Suriye’nin içinde yaşananları, gerçeklikleri Türk halkının görmesini hükümet istemiyor, Erdoğan istemiyor. Çünkü bu sığınmacıları ancak böyle tutabilir burada. Bu sığınmacılar Avrupa’ya da gidebilirdi. Bunların Avrupa’ya tampon olarak Türkiye’de kalması gerekiyor. Ülkelerine dönmeleri de istenmiyor çünkü Türkiye’nin işgaline bir ön hazırlık yapılması gerekiyor gibi gibi bu mesele uzuyor. Günün sonunda Türkiye’deki problem sığınmacı karşıtlığı, yabancı karşıtlığı değildir. Türkiye’deki problem Erdoğan’ın politikalarına karşı bir duruş ve Türkiye’nin yarınını düşünmeye ilişkin bir duruştur ve ne yazık ki hükümetin bu taraklarda hiç bezi yok.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/btp-lideri-bas-erdoganin-yumusama-mesaji-disariya-yonelik/feed/ 0
Orta Asya’da Su Kıtlığı Sorunu ve Çözüm Olanakları Tartışıldı https://www.haber60.com.tr/orta-asyada-su-kitligi-sorunu-ve-cozum-olanaklari-tartisildi/ https://www.haber60.com.tr/orta-asyada-su-kitligi-sorunu-ve-cozum-olanaklari-tartisildi/#respond Tue, 07 May 2024 21:54:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30691 Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te, Orta Asya’da su kıtlığı sorunu ve bunların devletler arası işbirliği çerçevesinde çözüm olanakları ele alındı.

Kırgızistan Meclis Başkanlığı bünyesindeki İklim Değişikliği Koşullarında Sürdürülebilir Kalkınma Konseyi, ülkedeki Green Energy (Yeşil enerji) Derneği ve Oy Ordo Uzman Girişimleri Merkezi ile ortaklaşa, “Orta Asya’da Su Kaynakları Açığı: Bölgesel ve Uluslararası Düzeyde Su Sorunlarını Çözme Yolları” konulu yuvarlak masa toplantısı düzenledi.

Toplantıda, bölgede su kıtlığına neden olan ve olabilecek konulara, iklim değişikliğinin getirdiği olumsuz etkilere, nehirlerin kullanımı alanında kolektif çıkarlara ve bölgenin su sorununa uluslararası güçlerin aktif ilgi gösterildiğine işaret edildi.

Kırgızistan Güvenlik Konseyi Sekreteri Marat İmankulov, uluslararası kurumların ve uzmanların, gelecek 25-30 yılda insanlığın küresel içme suyu kıtlığı sorunuyla karşı karşıya kalacağı yönündeki görüşünü paylaştı.

İmankulov, su kaynaklarının güvenliğinin sadece arzla ilgili olmadığını, doğrudan enerji ve milli güvenlik konusu olduğunu belirterek, Kırgızistan’ın bu konuda karşılaştığı temel zorlukları “mevcut temiz içme suyu kalitesinin azalması, altyapı, sınır aşan havza sorunları ve su ilişkileri yönetim sistemi reformunun tamamlanamaması” olarak sıraladı.

İklim değişikliği nedeniyle Kırgızistan’daki buzulların erimemesi için acil önlemlerin bugünden alınması gerektiğini ifade eden İmankulov, Orta Asya’da çözüm bekleyen su ve iklim değişikliği sorunu konusunda, aktif bölgesel entegrasyona ve devletler arasında ortak işbirliğine acil ihtiyaç olduğuna inandığını dile getirdi.

İmankulov, Afganistan hükümetinin 2022’de başlattığı, Orta Asya’daki Amu Derya Nehri (Ceyhun Nehri) suyuyla beslenecek Kuş Tepe Su Kanalı’nın inşaatından duyduğu endişeyi dile getirerek, “Amu Derya’da suyun azalması kaçınılmaz olarak Sır Derya’dan (Seyhun) tarım ve diğer ihtiyaçlar için su alımının artmasına yol açacak, bu da yine diğer bölgelerde su kıtlığı sorunlarına neden olacak.” diye konuştu.

Kırgızistan Tarım ve Su Kaynakları Bakan Yardımcısı Almazbek Sokeyev, su kullanımı alanında acil çözüm gerektiren pek çok sorunun olduğunu söyledi.

Ülkede su kullanımındaki kayıpların en aza indirilmesi için aktif çalışmalar yapıldığını belirten Sokeyev, tarımsal sulamada kullanılan şebekelerin onarılmasına son 3 yılda yapılan finansmanın 7-8 kat arttığını bildirdi.

Komşu ülke Kazakistan ve Özbekistan ile su kanallarının işlevselliği konusunda süren işbirliğine değinen Sokeyev, “Mesela Kasan-Say (Orto Tokoy) su rezervuarının ve diğer hidroelektrik tesislerin rehabilitasyonu konusunda Özbekistan ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Kazakistan ile birlikte Büyük Çuy Kanalı’nı (BÇK) temizleme konusunda da anlaştık.” dedi.

Orta Asya’daki su sorununa küresel güçlerin ilgisi artıyor

Oy Ordo Uzman Girişimleri Merkezi Başkanı İgor Şestakov, Batı kaynaklı kurumların Orta Asya ülkelerinde su sorununun çözümünde önceliği yine Batılı şirketlere verdiklerini, böylece Rusya ile işbirliğine engel olduklarını belirtti.

Orta Asya Ülkeleri Halkla İlişkileri Geliştirme Enstitüsü Derneği Başkanı Kaldan Ernazarova, Orta Asya ülkelerinin su sorunlarının bölgesel düzeyde çözümü için Rusya’ya ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Tarihçi Baktıbek Saipbayev de Batılı ülkelerin, Orta Asya’daki ciddi su kaynakları kıtlığını, yerel elitler üzerinde baskı kurmak, kışkırtmak ve çatışma ortamları yaratmak için kullanabileceğini dile getirdi.

Kırgızistan Ulusal Bilimler Akademisi Su Sorunları ve Hidroelektrik Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Dogdurbek Çontoyev, bölgedeki ülkeler arasında su kullanımında ekonomik ilkelerin olmadığını belirterek, nehirlerin kullanımı alanında kolektif çıkarların ön planda tutulması ve ekolojik dengenin korunması gerektiğine dikkati çekti.

Green Energy Derneği Başkanı Anara Sultangaziyeva ise bölgede gerginliklerin yaşanmaması için sulamada kullanılan su kayıplarının azaltılması gerektiğini kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/orta-asyada-su-kitligi-sorunu-ve-cozum-olanaklari-tartisildi/feed/ 0
CHP Milletvekili Erdoğan Toprak: İsrail’e karşı açılan soykırım davasına müdahil olma kararı iç politik kaygılarla atılan bir adımdır https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-erdogan-toprak-israile-karsi-acilan-soykirim-davasina-mudahil-olma-karari-ic-politik-kaygilarla-atilan-bir-adimdir/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-erdogan-toprak-israile-karsi-acilan-soykirim-davasina-mudahil-olma-karari-ic-politik-kaygilarla-atilan-bir-adimdir/#respond Tue, 07 May 2024 21:49:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30689 (ANKARA) – CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, “İsrail’e karşı Güney Afrika Cumhuriyeti (GAC) tarafından Lahey Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) açılan soykırım davasına müdahil olma kararı iç politik kaygılarla atılan bir adımdır. Bu karar, Türkiye’yi kurulması muhtemel barış masasının dışında bırakacaktır” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, yaptığı yazılı açıklamada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını bile uygulamayan iktidarın şimdi uluslararası yargı yetkisini tanımadığı UAD’deki davaya müdahil olmasının tümüyle içe dönük siyasi propaganda olduğunu iddia etti. Toprak, müdahillik kararının bir kez daha gözden geçirilmesini istedi. Toprak, savaş sona erip barış geldiğinde, İsrail-Filistin anlaştığında, kendi ülkesinde bile protestolara maruz kalan Başbakan Netanyahu iktidardan gittiğinde de bu dava dosyasının Türkiye için bağlayıcı olacağın, İsrail ve destekçisi Yahudi lobilerinin, Rum ve Ermeni lobileriyle iş birliği yapıp UAD’de Türkiye’ye karşı sözde soykırım davaları açabileceklerine dikkat çekti.

Toprak açıklamasında şunları ifade etti:

“Gazze’de 7 Ekim’den bu yana Filistinlilere insanlığın tanık olduğu en acımasız katliamları sürdüren İsrail ile ticari ilişkilerin kesilmesi çağrılarına yedi ay kulak tıkadıktan sonra adım atmak zorunda kalan iktidar, şimdi de Güney Afrika Cumhuriyeti’nin geçen yıl 23 Aralık’ta UAD’de açtığı soykırım davasına beş ay sonra müdahil olmaya karar verdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davaya müdahillik konusunda ‘siyasi bir karar’ verdiğini, kendilerinin de bunun hukuki altyapısı için hazırlıklara başladıklarını açıkladı. Şu ana kadar davaya müdahillik yönünde hukuki bir hazırlık olmadığı, Cumhurbaşkanının ‘müdahil olalım’ talimatıyla hukuki çalışmanın başlatılması, devlet yönetimi açısından ciddi bir tutarsızlıktır.

Öncelikle Türkiye bu adımla; Hamas-İsrail ateşkes müzakereleri, Filistin devletinin uluslararası alanda tanınması, Hamas ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) arasındaki ayrılıkların giderilmesi, İsrail’in ateşkes ve barışa ikna edilmesi vb. pek çok konuda çözümün parçası olma, kurulması muhtemel barış masasında yer alma şansını yitirmektedir. UAD’deki davayı açan Güney Afrika Cumhuriyeti ve daha önce müdahillik başvurusunda bulunan Kolombiya ve Nikaragua Orta Doğu’ya çok uzak coğrafyalardaki ülkeler. İsrail lehine müdahil olmak isteyen Almanya dışında ne Batılı bir ülke ne GAC dışında bir Afrika ülkesi ne de Mısır, Ürdün, BAE, Katar vb. yıllardır doğrudan Filistin sorununun içinde yer alan Arap ülkeleri davaya müdahil oldu. Aksine İsrail ile Abraham anlaşmalarını imzalayan Arap ülkeleri, Gazze katliamına rağmen İsrail ile siyasi-diplomatik-ekonomik ilişkilerine bir şey olmamış gibi devam ediyor. Arap Birliği de müdahillik talebinde bulunmadı. Suudi Arabistan, ABD ile stratejik ortaklık, savunma iş birliği ve İsrail ile Abraham anlaşmalarına dahil olma müzakerelerine devam ediyor. Türkiye bölgede ve dünyada ağırlığı olan bir ülke. Hala savaşın sonlanmasında çok önemli siyasi ve diplomatik rol oynayabilir. UAD’deki soykırım davasında sergilenecek tavır resmi olarak dava dosyasına girecektir.

Savaş sona erip barış geldiğinde, İsrail-Filistin anlaştığında, kendi ülkesinde bile protestolara maruz kalan Başbakan Netanyahu iktidardan gittiğinde de bu dava dosyası Türkiye için bağlayıcı olacak, İsrail’le ilişkileri gölgeleyecektir. İsrail ve destekçisi Yahudi lobileri, Rum ve Ermeni lobileriyle iş birliği yapıp UAD’de Türkiye’ye karşı sözde soykırım davaları açabilirler. Türkiye UAD’nin uluslararası yargı yetkisini tanımasa bile uzun yıllar bu tür davalarla uğraşmak zorunda kalabilir. İsrail, küresel finans kurumlarını, lobileri Türkiye’ye karşı harekete geçirebilir, ticari-ekonomik ve siyasi amaçlı karşı hamlelerde bulunabilir. İçe dönük siyasi hesaplarla atılan bu adımda, tüm bu ihtimallerin göz ardı edilmemesi, ulusal çıkarlarımızın yanı sıra gerek uluslararası gerekse bölgesel ağırlık ve saygınlığın korunması açısından elzemdir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-erdogan-toprak-israile-karsi-acilan-soykirim-davasina-mudahil-olma-karari-ic-politik-kaygilarla-atilan-bir-adimdir/feed/ 0
MHP Lideri Bahçeli: (Sinan Ateş davası) “Beklentimiz, iddianamenin kabul edilip yargılamanın başlamasıdır; kimin elinde hangi belge varsa mahkeme ile… https://www.haber60.com.tr/mhp-lideri-bahceli-sinan-ates-davasi-beklentimiz-iddianamenin-kabul-edilip-yargilamanin-baslamasidir-kimin-elinde-hangi-belge-varsa-mahkeme-ile/ https://www.haber60.com.tr/mhp-lideri-bahceli-sinan-ates-davasi-beklentimiz-iddianamenin-kabul-edilip-yargilamanin-baslamasidir-kimin-elinde-hangi-belge-varsa-mahkeme-ile/#respond Tue, 07 May 2024 21:12:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30667 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Sinan Ateş cinayeti davasına ilişkin, “Beklentimiz şudur; mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhal başlatılmalıdır. Kimin elinde hangi belge ve bilgi varsa mahkemeye sunmalıdır. Hatta şahit olarak dinlenmek isteyenlere mahkeme kapısı açılmalıdır” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı’nda konuştu. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü intikam gününe tahvil etmenin ne emek ne de dayanışma olduğunu dile getiren MHP lideri Devlet Bahçeli, “Marx gibi, hayatlarında tek bir fabrikaya girmemiş, tek bir emekçinin elinden tutmamış bu güruhun aklı rehinli, iradesi ipotekli, vicdanı da tutsaktır. 1 Mayıs’ta yalnızca görevini yapan ve sağduyulu tavrı sebebiyle övgü alan Türk polisine düşmanca saldıranlar, nefretle muamele edenler, biliniz ki, haçlı kalıntısı ve düşman bakiyesidir. Emek gücü, bir kimsenin çalışma ve mal üretme kudretidir. Hayatları miskinlik, tembellik, hainlik ve tufeyli utanmazlıkla geçen küçük bir azınlığın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde sahneye çıkıp Taksim’e yürüme ve burada gösteri yapma gayesi her şeyden evvel maksatlıdır, maşalıktır, madrabazlıktır. Emek ve Dayanışma Günü’nü ülkemin her yerinde kutlamak mümkündür. Peki bu Taksim ısrarı niyedir? Buradaki amaç nedir? Emek ve dayanışmayla Taksim’in ne alakası vardır? 1 Mayıs 1977’deki acıklı ve vahim hadiselerin tekrarı mı planlanmaktadır? Taksim inadının altında yatan hesap nedir? Emek kutsaldır, emekçilerimiz saygındır, hepsi de başımızın üstündedir. Ne var ki, emekle, emekçiyle, üretimle, alın teriyle, helal kazançla hiçbir bağ ve bağlantısı olmayan üç beş haydudun 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü terörize etme çabası, en başta emek ve emekçi düşmanlığına hizmettir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin, DEM’in ve marjinal partilerin bu düşmanlığa çanak tutmaları kimin kiminle yol yürüdüğünün tevsik ve teyit edilmiş özetidir” ifadelerini kullandı.

“Dışişleri Bakanımızın İslam ülkelerine direkt söylediği ‘İsrail’i durdurmalıyız, ya barışla ya da zorla’ sözleri kararlı ve korkusuz bir mesajdır”

Türkiye’nin, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açılan soykırım davasına müdahil olmasını önemli bir adım olarak nitelendiren Bahçeli, “Geçen hafta İsrail’e yönelik ticaretin durdurulması da ülkemizin insani ve vicdani çerçevede ne alırım, ne kaybederim çetelesi tutmadan yaptığı muazzam bir siyasi hamledir. Böylelikle Türkiye’nin İsrail’le ticaretini diline dolayıp fitne çıkaranların hesabı bozulmuştur. 4-5 Mayıs 2024 tarihlerinde Gambiya’nın başkentinde yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı 15’inci Zirvesi’nde ülkemizin görüşleri açık yüreklilikle seslendirilmiştir. Bu kapsamda, Dışişleri Bakanımızın İslam ülkelerine direkt söylediği ‘İsrail’i durdurmalıyız, ya barışla ya da zorla’ sözleri kararlı ve korkusuz bir mesajdır. Netanyahu ve yönetimi için hesap günü yakındır. Bundan kaçış ve kurtuluş diye bir şey söz konusu değildir. 35 bin masumun dökülen kanı Netanyahu’yu inşallah boğacaktır. Dünyada en sağır edici ses acı çeken bir mazlumun suskunluğudur. Mazlumun suskunluğunu ise hiç kimse yanlışa yormamalıdır. Hem Türkiye hem de dünyada pek çok ülke zalim İsrail’e karşı ayaktadır” diye konuştu.

Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Cani Netanyahu lehine Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne baskı yapmaya başlayan Batılı ülkelerin insanlık değerleriyle çelişmek şöyle dursun, bu değerlere açık açık cephe aldığı bariz bir gerçektir. Bizim bu çifte standartçı ahlaksızlığa karnımız tok, yüzümüz dönüktür. Kim ne yaparsa yapsın, insanlık zulme karşı birleşmiş ve bilenmiştir. Bu gelişmeler yaşanıyorken, Kahire’de yürütülen ateşkes ve rehine takası anlaşmasının çıkmaza girmesi çok tehlikelidir. Refah’a operasyon tehdidinden geri adım atmayan Netanyahu müzakere sürecini dinamitlemektedir. Gazze’ye yönelik saldırıların kesilmesini açıkça ihtiva etmeyen bir anlaşmanın kalıcı ve kabul edilebilir olması elbette düşünülemeyecektir. İsrail yönetiminin ateşkes çabalarını sabote etmek için beyhude gerekçeler uydurması, esir takasına eşzamanlı olarak Gazze’ye saldırıları sonlandırma talebine kapalı durması soykırımın devamına işarettir. Gazze’de savaşın sona ermesine yanaşmayan Netanyahu’nun bedeli ödemesi artık bir insanlık ve hukuk namusudur. Birleşmiş Milletler çok acil devreye girmelidir. İsrail askerleri işgal edilen bölgelerden ön şartsız çıkmalıdır. Zira bölge bıçak sırtındadır. Masumlar adına inisiyatif üstlenmesi gereken ABD yönetiminin, Suudi Arabistan’la planlanan savunma anlaşmasına İsrail ile diyalog şartı koyması zulmü cesaretlendiren bir skandaldır. İki devletli çözüme bir destek verip bir burun kıvıran, bugün söylediğini yarın çiğneyen ABD yönetiminin güvenilmez politikaları cinayet ve katliamları maalesef teşvik etmektedir. Bazen yüksekte zannettiklerimizin, aslında eğilemeyeceğimiz kadar alçakta olduğunu görmek hayatın tuhaf bir cilvesidir. Gazze dünya için turnusol kağıdıdır ve bu süreç kimin medeni, kimin insani, kimin merhametli, kimin adil, kimin adalet ve hukuk yanlısı olduğunu gözler önüne sermiştir. Bugüne kadar hiçbir güç zulümle abat olmamış, olamamıştır. Türk milleti onun bunun ne diyeceğine aldırış etmeden, zalimlere ve zulüm tufanına sonuna kadar karşıdır. Çünkü Türk milleti tarih, kültür ve medeniyet açısından dünya çapında eşsiz ve rakipsizdir. Her gün bir fincan kahve fiyatının yarısıyla geçinmeye çalışan 1 milyar insandan mütevellit mazlumların sesi, nefesi, hatta demir yumruk olmak için Lider Ülke Türkiye diyoruz.”

“Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır”

Bahar aylarıyla beraber siyasette de bahar mevsiminin doğuşundan memnuniyet duyduklarını belirten MHP lideri Bahçeli, “Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır. Ortak akılla hareket ederek ülkemizin temel meselelerine kafa yormak, milli birlik ve dayanışmanın muteber imkanlarıyla mesafe almak bizim de arzu ve amacımızdır. İnsanı içtenlikle ve ilgiyle dinlemek yine insana en büyük ikramdır. Dinlenecek sözün doğru olması, milli ve manevi değerlerimize uygun düşmesi en makul ve mantıklı yoldur. Siyaset kavga arenası değil, konuşma ve düğümleri çözme sahasıdır. Sözün ateşiyle münakaşa ve muharebe etmek yerine; akıl ve ahlaki mutabakat ve müzakereyle Türkiye’mizin yükseliş sürecine herkes destek vermelidir. Türk ve Türkiye Yüzyılına müzahir tavır ve tutum geliştirmek her siyasi parti ve siyasetçi için milli sorumluluktur. DEM’lenmek yerine kantı, yani şekerli suyu tercih etmek, bundan da yudum yudum içmek akla en yatkın seçenektir. Cumhurbaşkanımızla CHP Genel Başkanı’nın görüşmesinin esasını es geçip boş koltukla meşgul olanların boşa ve boşluğa düşmeleri pek tabii kendi bilecekleri bir şeydir. Biz boşlukla ve boş yapanlarla değil, ülkesi ve milleti için dolu heves ve heyecanları olanların ne söylediğine, neyi hedeflediğine bakıyor, bununla ilgileniyoruz. Ancak bazı kilit mahiyetli tartışma konularıyla ilgili de görüşümüzü paylaşmak istiyoruz. Bir defa siyasetin yumuşama ve normalleşmesinin vasatı Türkiye ve Türk milletinin ortak değerleri, ortak çıkarları, ortak geleceğidir. DEM’lenenlerin ayılması bir başka düşüncemiz ve temennimizdir” şeklinde konuştu.

Türkiye’de yargı yetkisinin Türk milleti adına kullanan bağımsız ve tarafsız mahkemeler olduğunu hatırlatan Devlet Bahçeli, “Anayasa’nın 138’inci maddesine göre, hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” açıklamasında bulundu.

“Özel saati merak ederse, rahat olsun, bana sorabilir, köstekli saatimi açar, kendisiyle açık açık da paylaşırım”

Bahçeli konuşmasına şöyle devam etti:

“Neymiş, CHP Genel Başkanı, Avrupa Parlamentosu’nu ziyaret ettiğinde, ‘saati sorunca, sen önce Kavala’yı çıkar’ cevabını almış. Anlamadığımız şudur, Sayın Özel’in kolunda saati yok mudur? Haydi yok diyelim, beraberindeki arkadaşlarında da mı yoktur? Sayın Özel’in saati sormak yerine PKK’ya ve FETÖ’ye verilen destekleri muhataplarının yüzüne vurması gerekmez miydi? Türkiye hukuk devletidir, yargımız bağımsız ve tarafsızdır demesi taşıdığı sorumluluğa uygun düşmez miydi? AB’li politikacıların kara propagandasına kulak verip bunları ham haliyle ülkemize taşıyacağına Türkiye’nin egemen devlet onuruna korkusuzca sahip çıkması doğru olmaz mıydı? Bırakın Kavala’yı da kanun kaçağı FETÖ’cüleri ve PKK’lıları Türkiye’ye ne zaman teslim edeceksiniz sorusunu soramaz mıydı? Sayın Özel saati merak ederse, rahat olsun, bana sorabilir, köstekli saatimi açar, kendisiyle açık açık da paylaşırım. Kavala sevdalısı bazı kalemşörler de, ‘Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamayan bir Türkiye, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan bir Türkiye, Avrupa Konseyi tarafından yaptırım tehdidi ile karşı karşıya olan bir Türkiye, peki bu kime yarar?’ diye adrese teslim bir soruyla gündem tayin etmeye hevesleniyor. Ne yapalım, boyun mu eğelim? Yarı sömürge bir ülke olmaya tamam mı diyelim? Avrupa istedi diye adalet ve hukuk şerefini iki paralık mı edelim? Şu iddialara bakar mısınız; ‘Gezi davasında ceza verilmesine esas teşkil eden ve ortadan kaldırılmak istendiği iddia edilen Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden kastedilen ‘Başbakan’ ve ‘Bakanlar Kurulu’muymuş. Eğer yapılan itirazlar reddedilirse Gezi sanıkları, karşı çıktıkları anayasa değişikliği ile getirilen sistemden yararlanacaklarmış. Yeni hükümet sisteminde yürütme gücü Bakanlar Kurulu tarafından değil, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi tarafından kullanılmaktaymış. Başbakan ve Bakanlar Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içinde yaşatılmıyormuş. Suçun mağduru olan hükümet, yasa ve Anayasa’dan çıkarılmış. Ortada mağduru olmayan bir suç kalmış. Mağduru olmayan suç olmazmış. Emin olunuz, bunları kaleme alan şahıs doğrudan doğruya Osman Kavala serbest bırakılmalıdır dese en azından daha tutarlı ve omurgalı bir açıklama yapmış olurdu.”

Devletin üç unsuru olduğuna dikkati çeken Bahçeli, “İlki millet, ikincisi ülke, üçüncüsü de egemenliktir. Bunların dayanağı da hukuktur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Suç ‘eski sistemde işlendi, yeni sistemde geçersizdir’ demek, devleti ve milleti bilmeyen, bilse de hasıraltı eden tetikçilerin ve kimliksizlerin harcıdır. Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir” dedi.

“Mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhal başlatılmalıdır”

Sinan Ateş davasında hazırlanan iddianameye ilişkin konuşan Bahçeli, “Hayatlarında tek bir defa Ülkücünün hakkını, hukukunu ve haysiyetini gözetmeyen mihrakların partimizi ve Ülkü Ocaklarını bir cinayetle anma teşebbüsleri ayrıca değerlendirilmesi gereken şerefsizce bir saldırganlıktır. Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. Milliyetçi Hareket Partisi olarak beklentimiz şudur; mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhal başlatılmalıdır. Kimin elinde hangi belge ve bilgi varsa mahkemeye sunmalıdır. Hatta şahit olarak dinlenmek isteyenlere mahkeme kapısı açılmalıdır. CHP’sinden İP’ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir. Abdestten şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz. Çiğ süt içmeyenin karnı da ağrımaz. Bakalım hukuki süreç Ankara’da mı bitecek, yoksa Pensilvanya’ya mı dayanacak, hodri meydan, hep beraber göreceğiz. Bilinmesini özellikle isterim ki, ellerinde binlerce Ülkücü şehidimizin kanı olanların feriştahı gelse biz de yaprak dahi kımıldamaz, kımıldamayacaktır” açıklamasında bulundu.

Bahçeli, şöyle devam etti:

“Fuzuli’nin dediği gibi, ‘Herkesin bir derdi var, kimi anlatır dilini yorar, kimi susar yüreğini yakar’. Yüreğimiz yansa da dilimizi bunlara karşı artık yormayacağız. Devlette sürekliliği yok sayanların, devlet sisteminin hukuki, tarihi ve siyasi alt yapısını kurcalayanların iç işgal cephesinde konuşlandıklarını söylediğimizde, sorarım sizlere yanlış mı yapıyoruz? Hata mı ediyoruz? Türkiye’nin itibarını, istikbalini ve saygınlığını Osman Kavala’ya bağlayanlar korkunç bir bühtanın failleri değildir de nedir? Bize göre, bunlar Türkiye’nin istiklal haklarına kast eden azgınlaşmış işbirlikçilerdir. Mahkum olmuş Kavala’ya ‘içeride tutuluyor’ diye yazıp konuşanlar tek kelimeyle devlet ve millet muhalifidir. Bunların anlayışına göre Türkiye uluslararası baskı ve dayatmalara teslim olmalı, süngü düşürmeli, diz çökmelidir.”

“Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı şer ve şirret emel sahiplerine müsaade etmeyecek”

MHP ve Cumhur İttifakı’nın şer ve şirret emel sahiplerine sonuna kadar direneceğini belirten Bahçeli, “Bu sefillerin örneklerine maalesef her dönem tesadüf edilmiştir. Fakat Türk Devri’nde, Türkiye Yüzyılı’nda bunların suyu kesilecek, üredikleri ideolojik bataklık mutlaka kurutulacaktır. Bugün Kavala şakşakçılığı yapanların, yarın terörist Demirtaş’ı, diğer gün ise İmralı canisini gündeme taşımaları mukadderdir. Böylelikle geriye ne devletin hükümranlık kazanımları ne de Türkiye’nin varoluş hakları kalacaktır. İstenen budur. Hedeflenen budur. Proje budur. Ülkemizde siyasi iklimin değişmesi ve baharın gelmesine vurgu yapanların amacı devlet ve millet düşmanlarının serbest bırakılmasıdır. Bu bahar değil, kara kıştır, fırtınadır, devletin ve milletin ağır yara almasıdır. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı şer ve şirret emel sahiplerine müsaade etmeyecek, sonuna kadar direnecektir” diye konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-lideri-bahceli-sinan-ates-davasi-beklentimiz-iddianamenin-kabul-edilip-yargilamanin-baslamasidir-kimin-elinde-hangi-belge-varsa-mahkeme-ile/feed/ 0
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamının 52. yılında anma etkinliği düzenlendi https://www.haber60.com.tr/deniz-gezmis-yusuf-aslan-ve-huseyin-inanin-idaminin-52-yilinda-anma-etkinligi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/deniz-gezmis-yusuf-aslan-ve-huseyin-inanin-idaminin-52-yilinda-anma-etkinligi-duzenlendi/#respond Tue, 07 May 2024 08:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30652

MEHMET REBİİ ÖZDEMİR

(SAMSUN) – Samsun Devrimci 78’liler Derneği idam edilmelerinin 52. yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı andı. Dernek adına konuşan Cahit Kolukısa, “Tek adam yönetimi sermayenin taleplerini karşılamak için emekçi kesimlere adeta savaş açmış durumdadır. Bugün üç fidanımızı bu koşullar altında anıyoruz. Onların mücadelesini sürdürenler, açtıkları yolda kararlılıkla yürüyenler olarak buradayız. Bizler Denizlerden bugüne mücadele bayrağını bırakmadık ve bundan sonra da kararlıkla taşımaya devam edeceğiz” dedi.

Samsun Devrimci 78’liler Derneği, 6 Mayıs 1972 tarihinde idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 52. ölüm yıl dönümlerine ilişkin basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve sendikalar da katıldı.

Devrimci 78’liler Derneği Samsun Şubesi adına Yönetim Kurulu Üyesi Cahit Kolukısa konuşmasında şunları söyledi:

“Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Deniz Gezmiş… Halkın üç yiğit evladı, 12 Mart faşist cuntası tarafından idam edilmelerinin üzerinden 52 yıl geçti. İdamlarıyla, dönemin gelişen mücadelesi bastırılmak ve gözdağı verilmek istendi. Onlar, eşit ve parasız eğitim hakkı, özerk ve demokratik üniversite; eşit, özgür ve tam bağımsız bir Türkiye için mücadele ediyorlardı. Onların mücadelesini saygıyla selamlıyoruz. Bugün iktidarın rant ve kar politikaları emekçileri açlık ve yoksullukla sınıyor. Milyonlar açlık sınırının altında bir ücretle çalışıyor, halkın sırtındaki vergi yükü katlanılmaz hale geliyor. Emeklilerin, EYT’lilerin, KHK’lıların sorunlarına kulak tıkanıyor. Gençler geleceksizlik ve işsizlikten oluşan bir girdaba sürükleniyor. 1 yılda bilinen 8 MESEM öğrencisi çocuk, işçi cinayetlerinde can verdi. Çocuk işçiliği yasallaştıran iktidar, eti de senin kemiği de senin diyerek yüz binlerce çocuğu sermayedarların eline bırakıyor. Üniversitelilerin eğitim hakkı gasp ediliyor, ülkesinde gelecek göremeyen, iş bulamayan gençler yurt dışına göç ediyor. Eğitim tamamen gerici politikalara terk ediliyor.

“ARTIK MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR”

Tek adam yönetimi sermayenin taleplerini karşılamak için emekçi kesimlere adeta savaş açmış durumdadır. Mehmet Şimşek ülke ülke gezip, ülkenin yoksulluğunu ucuz iş gücü potansiyeli diye pazarlarken yabancı tekellerin girmediği maden, kaynak, orman kalmamış durumda. Yoksulluktan evine ekmek götüremeyenleri görmeyecek kadar halktan uzaklaşanların politikaları, halka hayatı zindan ederken kendi yandaşları başta olmak üzere sermayeyi tarihinin zirvesine taşımaktır. Milyarlarca dolar savaş sanayine harcanırken militarizm, milliyetçilik ve din istismarcılığıyla tek adam yönetimi elindeki tüm imkanları gerçekleri karartmak için kullanıyor. Ancak mızrak çuvala sığmıyor. Halk işsizliğin, yoksulluğun, enflasyonun altında ezilirken iktidarın yaşadığı şatafat göz kamaştırıyor. İşçi ve emekçilere, basın emekçilerine, toplumun çeşitli kesimlerine yönelik baskı ve yıldırma politikaları ise aynı hızla devam etmektedir. Siyasi parti mensuplarından, gazeteci ve avukatlara kadar geniş bir yelpazede gözaltılar, tutuklamalar sürmektedir.

“EŞİT ÖZGÜR BİR ÜLKEYİ MUTLAKA KURACAĞIZ”

Bugün üç fidanımızı bu koşullar altında anıyoruz. Onların mücadelesini sürdürenler, açtıkları yolda kararlılıkla yürüyenler olarak buradayız. Bizler Denizler’den bugüne mücadele bayrağını bırakmadık ve bundan sonra da kararlıkla taşımaya devam edeceğiz. İş yerlerinde, okullarda, sokaklarda örgütlenmeyi ve mücadeleyi sürdüreceğiz. Emperyalistlere, işbirlikçilere, işgalcilere geçit yok. Eşit ve özgür bir ülkeyi mutlaka kuracağız. Bir kez daha Deniz’i, Yusuf’u, Hüseyin’i ve onların yılmaz savunmanı Halit Çelenk’i anarken, Denizler’in mücadelesini ilerletme sözümüzü yineliyoruz. Mücadelemizde yaşayacaklar.”

]]> https://www.haber60.com.tr/deniz-gezmis-yusuf-aslan-ve-huseyin-inanin-idaminin-52-yilinda-anma-etkinligi-duzenlendi/feed/ 0 Türkiye’nin Kuveyt Büyükelçisi Sönmez: “Kuveyt-Türkiye ilişkileri pek çok ülkeye rol model teşkil edecek” https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-kuveyt-buyukelcisi-sonmez-kuveyt-turkiye-iliskileri-pek-cok-ulkeye-rol-model-teskil-edecek/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-kuveyt-buyukelcisi-sonmez-kuveyt-turkiye-iliskileri-pek-cok-ulkeye-rol-model-teskil-edecek/#respond Tue, 07 May 2024 08:27:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30647 Türkiye’nin Kuveyt Büyükelçisi Tuba Nur Sönmez, Kuveyt ve Türkiye’nin pek çok konuda ortak görüş benimsediğini belirterek “(Kuveyt’in) Türkiye ile de şu ana kadar mükemmel seyreden bir ilişkisi var. Kuveyt ile Türkiye arasındaki bu örnek ilişkinin pek çok ülkeye de bir rol model teşkil edeceği kanaatindeyim.” dedi.

Sönmez, Kuveyt Emiri Şeyh Mişal El-Ahmed El-Cabir Es-Sabah’ın bugün Türkiye’ye yapacağı ziyarete ve Türkiye ile Kuveyt arasındaki ilişkilere dair AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

Kuveyt Emiri Şeyh Mişal’ın ziyaretinin “tarihi” olduğunu vurgulayan Sönmez, Emir’in göreve yeni geldiğini, ilk önce Suudi Arabistan gibi komşu Körfez ülkeleriyle başlayan nezaket ziyaretlerinde bulunduğunu ifade etti.

Sönmez, Emir Şeyh Mişal’in Arap ülkeleri haricinde ilk ziyaretini Türkiye’ye yapacağına dikkati çekerek “Bu (ziyaret) hem bizim için hem bölgeye hem dünyaya küçük bir mesaj. Bu yıl 60. yıl dönümünü kutladığımız Kuveyt ile Türkiye arasındaki ilişkilerin ne kadar köklü, güçlü, muazzam ve gelecek vadeden bir zeminde olduğunu gösteriyor.” diye konuştu.

Tarihi olarak Kuveyt’le hem devlet düzeyinde ilişkilerin hem de halklar arası dostluk ve işbirliğinin muazzam seviyede ilerlediğine işaret eden Sönmez, bu noktada iki ülke liderliğinin kilit rol oynadığını belirtti.

Sönmez, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kuveyt Emiri Sabah’ın liderlikleriyle ülke ilişkilerine bulunduğu katkının iki ülke arasındaki köprüleri güçlendirdiğini belirterek tarihsel olarak var olan ilişkiler ve köprülerin liderlerin güçlü iradesiyle daha da derinleşmiş olduğunu dile getirdi.

Türk dizilerinin bölgede ve tüm dünyada kültürel anlamda etkili olduğunu ancak bilhassa Körfez’de büyük bir etkisi ve hayran kitlesi bulunduğunu aktaran Sönmez, Türk kültürü, dili ve geleneklerinin merak edilip araştırıldığını söyledi.

Sönmez, hem akademik düzeyde üniversitelerden hem de hobi olarak bireylerden araştırmaya yönelik talepler geldiğini belirterek Türk dili için Büyükelçilik olarak girişimlerde bulunduklarını ve Türk dili merkeziyle Yunus Emre Kültür Merkezi açılması için beklentileri olduğunu anlattı.

Bu ziyaret kapsamında çeşitli anlaşmalar yapılacağını ve bunlar arasında kültüre katkıda bulunan belgelerin de olacağını aktaran Sönmez, “Asıl önemli beklentimiz ticaret hacmini artırabilmek. İki ülke arasında halihazırda güzel bir rakam (yaklaşık 700 milyon dolar) olmakla beraber potansiyelin beklentinin altında kaldığını düşünüyoruz. O yüzden de ticaret hacminin gelişmesi için bu ziyaretin anlamlı bir katkısı olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Turizm ilişkilerdeki en önemli alanlardan biri

Sönmez, turizmin de iki ülke arasındaki ilişkilerde güçlü temellerden biri olduğuna işaret ederek ülkelerin ve insanların, birbirlerini ziyaret ederek tanıdığını ve iş ilişkilerine girdiğini söyledi.

İki ülke arasında hem kültür hem de sağlık turizmi bulunduğunu anlatan Sönmez, şöyle devam etti:

“Kuveyt’ten Türkiye’ye geçen yıl 400 bin civarında turist geldi. Sağlık sektörümüzle Kovid-19’dan beri tüm dünyaya ispatlanmış haklı bir şöhretimiz var. Devlet olarak bu alanda çok güzel yatırımlar yaptık, örnek projelere imza atıldı. Kuveyt’ten de diğer Orta Doğu ve Körfez ülkelerinden olduğu gibi güvenle tedavilerini olmak amacıyla ülkemize gelen sağlık turizmi alanında vatandaşlar var.”

Savunma sanayisi, işbirliği alanlarından biri

Ticaret, kültür, sosyal ve ekonomik ilişkilerin her alanda artmaya devam edeceğini söyleyen Sönmez, “Bu ziyaretle beraber iki taraftan da savunma sanayisi işbirliğimizi artırmayı amaçlıyoruz. Kuveyt, geçen yıl Bayraktar TB2 insansız hava araçlarını satın aldı. Bu bizim için bu alanda Kuveyt’le yapılmış çok önemli bir adım oldu. Eminim de devamı gelecektir çünkü haklı bir şöhreti var savunma sanayimizin, ülkemiz bu alanda çok büyük hızlı ilerlemeler kaydetti. Kuveyt de çok yakından takip ediyor bu gelişmeleri, bu konu da bu ziyarette ele alınacak.” ifadelerini kullandı.

Sönmez, yatırım alanında karşılıklı ilişkileri geliştirmek istediklerini ve ziyarette yatırım işbirliği konularının da ele alınacağını belirterek şunları kaydetti:

“Ticaret hacminin artırılması, ticaret alanlarının çeşitlendirilmesi gündemimizde. Kuveyt pek çok alanda dışardan ürün tedarik etmek zorunda olan bir ülke. Türkiye, hem güvenilirliğiyle hem ürünlerinin kalitesiyle hem firmalarının profesyonelliğiyle tercih edilen ülkelerin başında geliyor. Altyapı, inşaat şirketlerinin çoğu da Türk şirketleri. Orada yapılan şu anda büyük bir havaalanı binası var, bu binayı da Türk şirket inşa ediyor. Bu anlamda bizim firmalarımıza güvenimiz tam. Türk şirketlerinin kalitesine olan inancımız, güvenimiz tam. Daha da ilerlemek istiyoruz hala potansiyelin çok altında kalan bir ticari işbirliğimiz var. Bu rakamların artması iki tarafın da kazanarak ilerlemesi.”

Sönmez, Türkiye’nin endüstriyel kapasitesi ve bilgi birikimiyle Kuveyt’in finansal uzmanlığı birleştiği zaman güzel bir ürün ortaya çıkacağına işaret ederek iki ülkenin örnek bir ilişki modeli oluşturacağını ifade etti.

Türkiye ve Kuveyt ilişkilerinin ve bu ziyaretin bölgesel anlamda güvenlik ve istikrara katkıda bulunacağına işaret eden Sönmez, son zamanlarda özellikle İsrail’in Gazze’ye saldırıları sonrasında Orta Doğu’da tedirginlik ve huzursuzluk hakim olduğunu belirtti.

Sönmez, Türkiye ve Kuveyt’in bölgedeki etkisine ilişkin, “Bölgesinde iki önemli aktör olan Türkiye ve Kuveyt’in işbirliğini artırması aynı zamanda bölgesel ve küresel güvenlik ile istikrara da katkıda bulunacaktır.” dedi.

Kuveytliler Türkiye’yi seviyor

Sönmez, Kuveytlilerin Türkiye’yi sevdiğini ve çok iyi tanıdığını belirterek yaklaşık 5-10 yıldır Kuveytlilerin tatillerini Türkiye’de geçirdiğini, bazılarının mülk sahibi olduğunu ve sadece turist olarak değil, düzenli gelerek de dost ve komşu haline geldiklerini söyledi.

Kuveytlilerin Türkiye’yi daha yakından tanıdıkça daha çok sevdiklerini aktaran Sönmez, bu halklar arasındaki muhabbetin, güçlü bağın ve sevginin diğer alanlara da yansıyor olabileceğini ve iki devleti de diğer kurumları da daha çok işbirliğine sevk edebileceğini dile getirdi.

Sönmez, Kuveytlilere dair, “(Kuveytliler) Barışçıl, siyasi kültür anlamında da sosyal yaşamdaki kültür anlamında da itidalli, konuşmadan uzlaşmadan yana. Arabuluculuk rollerini üstleniyor hem bölgede hem uluslararası siyasette. Uluslararası normlara, kanunlara, kural ve kaidelere çok hürmet eden, özellikle uluslararası organizasyonlarda, Birlemiş Milletlerde birçok konuda ortak hareket ettiğimiz, aynı sayfada durduğumuz, benzer savları savunduğumuz bir ülke. Filistin’de, Gazze’de yaşanan insanlık dramında Türkiye ve Kuveyt ilk harekete geçen, ilk seslerini yükselten, aynı zamanda yardım kampanyalarında da öncü olan ülkelerden. Kendi ülkemizle gurur duyduğumuz kadar Türkiye’nin Kuveyt Büyükelçisi olarak diyebilirim ki yakından gözlemlediğimiz kadarıyla Kuveyt de insani yardım konusunda başa baş gittiğimiz ülkelerden bir tanesi.” değerlendirmesini yaptı.

6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde ilk yardıma koşan dost ülkelerden birinin Kuveyt olduğunu aktaran Sönmez, kendisinin de Kuveyt Sosyal Hizmetler Bakanı ile birlikte askeri yardım uçağıyla deprem bölgesine giderek yerinde gözlem yapabilme imkanı bulduğunu söyledi.

Sönmez, Kuveyt’in o dönemde ciddi miktarda maddi yardım da yaptığını hatırlatarak “Zor zamanda birbirinin yanında olan iki ülke Kuveyt ve Türkiye. Umarım güzel işbirliğimiz hiç bozulmaz ve artarak devam eder.” dedi.

“Barış limanı Kuveyt”

Kuveyt’in bölgesinde bir barış limanı olarak bilindiğinin altını çizen Sönmez, kendi yakın tarihinde işgal gibi acı olaylar yaşadıklarını ve hala bu acının taze olduğunu söyledi.

Sönmez, o nedenle Kuveyt’in, siyaseten çok hassas hareket ettiğine işaret ederek uluslararası hukukun ve uluslararası ittifakın gücüne inanan bir ülke olduğunu vurguladı.

Kuveyt’in insan hakları, Müslüman karşıtlığıyla (İslamofobi) mücadele ve sosyal adalet gibi birçok konuda Türkiye’nin ittifak halinde olduğu, uluslararası organizasyonlarda, BM’de oydaş olduğu bir ülke olarak nitelendirilebileceğini kaydeden Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı:

“(Kuveyt) Türkiye ile de şu ana kadar muazzam derecede olumlu seyreden bir ilişkisi var. Elbette başta ticaret ve karşılıklı yatırımlar olmak üzere işbirliğimizi ilerletebileceğimiz, gerçek potansiyelimizi hayata geçirebileceğimiz birçok alan bulunmakta. Bölgesel bağlamda ise maruz kaldığımız yeni sınamalar karşısında barış ve istikrar noktasında ortak vizyona sahip ülkelerimiz arasındaki dostluk bağını güçlendirmemiz büyük önem taşımakta. Kuveyt ile Türkiye arasındaki bu örnek ilişkinin pek çok ülkeye de bir rol model teşkil edeceği kanaatindeyim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-kuveyt-buyukelcisi-sonmez-kuveyt-turkiye-iliskileri-pek-cok-ulkeye-rol-model-teskil-edecek/feed/ 0
CHP Sözcüsü Yücel: “Uzun Yıllar Sonra, Siyasetteki Diyalog Zeminini Oluşturan Özgür Özel Olmuştur” https://www.haber60.com.tr/chp-sozcusu-yucel-uzun-yillar-sonra-siyasetteki-diyalog-zeminini-olusturan-ozgur-ozel-olmustur/ https://www.haber60.com.tr/chp-sozcusu-yucel-uzun-yillar-sonra-siyasetteki-diyalog-zeminini-olusturan-ozgur-ozel-olmustur/#respond Mon, 06 May 2024 23:30:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30613

(ANKARA) – CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Genel Başkan Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etmesine ilişkin, “Çok uzun yıllar sonra, siyasetteki diyalog zeminini oluşturan, bu olumlu zeminde de halkın gerçek gündemini ve sorunlarını dile getiren Genel Başkanımız olmuştur. Elbette eleştiri de olacaktır ağır eleştiri de olacaktır. Ancak toplumun sorunlarının çözülmesi noktasında iletişim, diyalog, istişare ve müzakere de demokrasinin olmazsa olmazlarındandır” dedi.

CHP MYK, saat 14.20’de, Genel Başkan Özür Özel başkanlığında toplandı. CHP Sözcüsü Deniz Yücel, MYK gündemine ilişkin basın toplantısı yaptı. Yücel’in açıklaması şöyle:

“ÜÇ FİDANIN KALEMİNİ KIRANLAR TARİH SAHNESİNDEN SİLİNDİ AMA DENİZ, YUSUF VE HÜSEYİN ÖLÜMSÜZLEŞTİ”

“Onlar, kısacık ömürlerini ‘tam bağımsız Türkiye’ idealine adayan üç fidan… Onlar kimsenin ezilmediği, herkesin insan onuruna yaraşır bir hayat sürdüğü bir Türkiye hayaliyle emperyalizme karşı tam bağımsız bir Türkiye kurmak için mücadele ettiler. 6. Filo’ya karşı birileri secdeye dururken onlar dimdik durdular ve bu milletin onurunu korudular. ve Deniz, ‘Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü’ne önderlik etti. En uzun koşuysa elbet Türkiye’de devrim. Deniz Gezmiş, onun en güzel 100 metresini koştu. Atila İlhan’ın dediği gibi onlar, ‘Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı.’ Üç fidanın kalemini kıranlar tarih sahnesinden silindi ama Deniz, Yusuf ve Hüseyin ölümsüzleşti. Onlar gibi vatan yolunda can veren gençler, halkın kalbinde hep farklı bir yer tuttu. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı aramızdan ayrılışlarının 52’nci yıl dönümünde saygıyla ve özlemle anıyorum.

AKP, iktidarda kalmalarının tek yolunun eğitim seviyesinin düşmesine bağlı olduğunu biliyor. İşte bu sebeple eğitim sistemine bilinçli ve sistematik bir şekilde zarar veriyorlar. Bu amaç uğruna bakanlar değişiyor, ucube projeler uyduruluyor, eğitimle alakası olmayan vakıf adı altındaki oluşumlarla protokoller imzalanıyor. ‘Türkiye Yüzyılı Maarif bilmem nesi’ adıyla yapılmaya çalışılan müfredat değişikliğiyle Türk milli eğitim sistemi, bilimin ışığında laik, çağdaş eğitimden hızla uzaklaştırılıyor. Şimdi de bu bozuk düzene sessiz kalamadığı için istifa eden onurlu bir öğretmenimiz sayesinde, hayalet öğrenci gerçeğiyle tanıştık. Okulda kayıtlı olan ama derse gelmeyen hayalet öğrenciler… 12. sınıflar sınav kaygısı nedeniyle okula gelmek istemiyorlar. Bir nebze haklılık payları da var. Çünkü okulun uyguladığı müfredatla sınavda sorulan sorular uyuşmuyor. Okulda öğretilenler sınavda sorulmuyor. Sınav odaklı son sınıf öğrencilerine başka çare bırakmayan, eğitim sistemindeki bozulmuşluğun ve çürümüşlüğün, bu bozuk düzenin mimarı AKP iktidarına sesleniyoruz: Katlettiğiniz eğitim sistemiyle geleceği kararan evlatlarımızın vebali sizin boynunuzda. Hayalet öğrenciler dediğimiz, pratikte okula gelmeyen evlatlarımızın vebali sizin boynunuzda.

“SENİN MAARİF MODELİN SARIKLILAR, CÜBBELİLER, TARİKAT LİDERLERİ”

Sınav sistemiyle bağdaşmayan müfredat nedeniyle okula gelmeyen öğrencilerin yanı sıra bir de ilkokul düzeyindeki hayalet öğrencilerimiz var. Yusuf Tekin’in başında bulunduğu Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) o kadar yozlaştı, o kadar yobazlaştı ve laçkalaştı ki ilkokul çağındaki bir kız çocuğunun okulda kayıtlı olduğu halde okula gelmeyişini, sadece sınav zamanlarında sakallı, cübbeli adamlarca okula getirilip özel odalarda sınavlara sokulduğu iddia ediliyor. Milli eğitim sistemimizi, küçücük yavrularımızın körpe zihinlerini ve geleceklerini, AKP’nin ve Yusuf Tekin’in tarikatları STK olarak gören zihniyetine ve ideolojik sapkınlıklarına kurban etmeyeceğiz. Onlar bu ülkenin umudu. Onlar Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği, Cumhuriyeti koruyacak, kollayacak ve yüceltecek olanlardır. Onları sizin karanlık, yobaz, cemaat ve tarikatlara esir olmuş zihniyetinize asla ve asla kurban etmeyeceğiz. Hayalet öğrenci nedir, neden okula gelmiyorlar, sayıları ne kadar? Bunların hepsini tek tek ortaya çıkaracağız ve sen o koltukta daha fazla oturamayacaksın Yusuf Tekin. ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adı altındaki garabet, senin laik Cumhuriyete ve eğitim sistemine karşı yaptığın bir darbe girişimidir. Biz senin marif modelini çok iyi biliyoruz. Senin maarif modelin sarıklılar, cübbeliler ve tarikat liderleri.

“GEÇİNMEK, HAYATTA KALMA MÜCADELESİNE DÖNÜŞTÜ”

Güzel ülkemizin doğal güzellikleri, bereketli toprakları, tarım imkanları, her ne kadar AKP hükümetleri sata sata bitiremese de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurdurduğu genç Cumhuriyeti kalkındıran sanayisi, birçok alanda iyi yetişmiş insan kaynağı, bu topraklarda yaşayan 85 milyona ekonomik refah sağlayabilecek tarihi ve kültürel birikimi ve zenginliği var. Üç tarafı denizlerle çevrili… Buna rağmen Türkiye, varlık içinde yokluk çeken bir ülke konumunda. İktidar, elinde topladığı gücü ülkenin gelişimine, yoksulluğa ve hayat pahalılığına son verip ekonomik refahın tesis edilmesine değil; bir avuç insanın daha da zenginleşmesine ve ne pahasına olursa olsun kendi iktidarını sürdürmek için kullanıyor. AKP iktidarları döneminin bitmek bilmeyen kabussa enflasyon canavarı… Ne bakanlar eskitti ne merkez bankası başkanları görevden aldırttı. Yine de enflasyonu kimse bitiremedi. Sadece tek bir şey enflasyonu düşürüyor bu ülkede. O da memur ve işçi zamları. Zamların belirlenmesinden bir ay önce ve belirlendiği aylarda, bu düşmek bilmeyen enflasyon hükümetin talimatıyla bilinçli bir şekilde düşürülüyor. Olan yine vatandaşın kuşa dönen maaşlarına oluyor. Artık geçinmek, bir yaşam savaşına dönüştü. Artık geçinmek, insanca yaşamak değil; hayatta kalma mücadelesine dönüştü. Hiç kimse emeklilik hayali kuramıyor, yazın yapılacak tatilin hayalini kurmak artık lüks. Yatırım yapmak, kira ödemek, faturalar ve gıda dışında harcama yapmak imkansız.

“TÜRKİYE’DE GIDA ENFLASYONU OECD ORTALAMASININ 10 KATI”

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), nisan ayı gıda fiyatları endeksinin geçen yıla göre yüzde 7,4 gerilediğini açıklıyor. Geçmişte kendi kendine yetebilen bir tarım ülkesi olan Türkiye’de gıda enflasyonu, OECD ortalamasının 10 katına fırlamış durumda. Yanlış tarım politikaları, üreticiyi, çiftçiyi ve tüketiciyi mağdur etti. Üretim planlaması yok. Arz-talep dengesi gözetilmiyor. Hangi ürünün, nerede ve ne kadar ekileceği planlanmıyor. Ürünlerin ne kadarı iç tüketime, ne kadarı ihracata gidiyor? Cevabı olmayan sorular, tarım politikamızın başarısızlığını açıkça gözler önüne seriyor. AKP’nin liyakatsiz kadrolarıyla bundan daha iyisi zaten mümkün değil. Tarlada kalan domates, depoda bekleyen patates; tarladan market raflarına gidene kadar fiyatı yüzde 200-300 artan meyve ve sebzeler… Sadece bununla da kalmıyor, girdi maliyetleri o kadar yüksek ki artık çiftçimiz, ‘Üretmeyince daha karlı oluyorum’ diyor. Tohumdan gübreye, yemden tarım ilaçlarına kadar hepsi ithal. Çiftçi bunları alsa, ektiği ürettiği mahsulü satacağının garantisi yok. Devletin ‘Tarlanda kalan ürünü ben alacağım’ dediği de yok, çiftçiyi destekleyen bir tutum sergilemiyor. Tarım sektöründe büyük bir öneme sahip olan devlet kurumlarımız var ama siyasi müdahalelerle, liyakatsiz atamalarla onlar da artık atıl konuma getirildi.

“HÜKÜMETİN DERLİ TOPLU ENFLASYONLA MÜCADELESİ YOK”

Sonuç: Toprak Mahsulleri Ofisi, Et ve Süt Kurumu, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü gibi kurumlar olması gereken düzenleyici ve destekleyici etkiyi sağlayamıyor. Bakın, nisan ayında gıda enflasyonu yıllık yüzde 68 buçuk oldu. Nisan ayı enflasyonu ise yıllık yüzde 69,80 oldu. Peki bu enflasyon verilerini kim açıklıyor: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK).TÜİK’in açıkladığı veriler, gerçeklerin yanından bile geçmiyor. İstanbul Ticaret Odası Nisan ayı verilerine göre giyim grubundaki enflasyon yüzde 23,85 TÜİK’e göre bu oran % 4,58… TÜİK, aradaki 5 kattan fazla olan farkı açıklamak zorunda. Yine İstanbul Ticaret Odası’nın nisan ayı verilerine göre gıda grubundaki enflasyon yüzde 4,84. TÜİK’in açıklamasında bu oran yüzde 2,78. TÜİK, madde sepetindeki verileri açıklamaktan kaçındıkça, açıkladığı veriler gerçeklerle çeliştikçe inandırıcılığını kaybediyor. DİSK’in bu konuda açmış olduğu ve kazandığı bir dava ve mahkeme kararı olmasına rağmen TÜİK’in ısrarla bu verileri açıklamıyor olması, gerçeklerin üzerini örtmeye çalıştığını çok net bir şekilde gösteriyor.  OECD ülkelerinin gıda enflasyonu ortalaması yüzde 6,7. Bizim ülkemizde yıllık yüzde 68,5. Türkiye, OECD ülkeleri içinde en yüksek gıda enflasyonuna sahip olan ülke. Bu durum, kimi gıda ürünlerinin fiyatlarındaki yükselişin önüne geçilmesi için ihracat kısıtlamaları getirilmesine yol açıyor. Bilindiği gibi en son olarak 6 ayda fiyatları neredeyse 2 katına çıkan tavuk ürünlerinin ihracatına da kısıtlama getirildi. Ticaret Bakanlığı’nın kararına göre, yıl sonuna kadar aylık bazda azami 10 bin ton, toplamda ise 80 bin ton ihracata izin verilecek. Bunun üzerinde tavuk eti ihracatı yapılamayacak. Hal böyleyken yüksek enflasyon da bize, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetimindeki becerisini düşündürüyor. Çünkü hükümetin derli toplu bir enflasyonla mücadele politikası yok. Hükümet, enflasyonla mücadeleyi Merkez Bankası başkanı değiştirmek zannediyor. Hatalarına bir sorumlu, kötü gidişata sebep bir düşman yaratıyor, oyuncu değiştirir gibi birileri gidiyor, yenileri geliyor ama kimse oyun kuramıyor. Sayın Şimşek göreve neden gelmişti? Merkez Bankası faiz artışlarıyla talebi kısacaktı, yabancı yatırımcıdan sıcak para gelecekti, böylece enflasyonla mücadele gerçekleşecekti. Ama olmadı.

“KAMU KURUM VE KURULUŞLARI TASARRUF ETMİYOR”

Geçtiğimiz günlerde Almanya’da katıldığı Türk Alman Ekonomi gününde konuşan Bakan Mehmet Şimşek, ‘Türkiye’nin enflasyonu maalesef oldukça yüksek’ dedi. Enflasyonun düşürülmesinden ve ekonomiden sorumlu bir bakanın başka bir ülkede, Türkiye’nin ekonomisiyle ilgili üzüntülerini ifade etmesi, ‘ah vah’ edebiyatı yapması en hafif deyimiyle acizliktir.  Bakan durum tespiti yapmaz. Bakan çözüm üretir. Çünkü o, sorunu çözmesi için görevlendirilmiştir. Çünkü o, sorunu çözmesi için maaş almaktadır. Enflasyonu düşürmek üzere yola çıkan ve başında Mehmet Şimşek’in bulunduğu ekonomi yönetimi, göreve geldikten sonra enflasyon 30 puan arttı. Faizleri 6 kat arttırmalarına rağmen enflasyon 2 kat arttı. Türkiye, ihracata dayalı bir ekonomi programı uyguladığını iddia ederken bazı ürünlere ihracat kısıtlaması getirilmesi, yaptıkları işin ne kadar tutarsız olduğunu bir kez daha gösteriyor. Türkiye’nin ekonomide düze çıkması ve her alandaki fiyat artışlarının ve hayat pahalılığının kontrol altına alınması, en basit ifadesiyle ihracatı kısarak değil; ekonomiyi arttırarak mümkündür.  Bir de Bakanın şu meşhur tasarruf çağrıları var, kimsenin kendisini dikkate aldığı yok. Sayın Bakan ‘kamuda tasarruf’ dedikçe her gün bir başka bakanlığın israfı gözler önüne seriliyor. Kamu kurum ve kuruluşları hiçbir şekilde tasarruf etmiyor. Cumhurbaşkanı, 13 özel uçağının birinden bile tasarruf etmiyorsa, yazlık-kışlık saraylardan, arkasındaki 300 korumadan tasarruf etmiyorsa kamu kurum ve kuruluşları da tabii ki tasarruf yapmaz. AKP İktidarında ‘İsraf bütçesi’, ‘İsraf Ekonomisi’ diye kavramlarla tanıştık.

“KEMER SIKMA DÖNEMİ ASIL ŞİMDİ BAŞLIYOR”

Nisan ayı enflasyon verileri, gelecek aylarda farklı kalemlere zam geleceğinin de habercisi… Ekonomistler uyarıyor. Benzin ve motorindeki artışsa sırasıyla yüzde 98 ve yüzde 102. Elektriğe ciddi bir zam yapılması bekleniyor. Seçim jesti yapılan doğal gaz indirimlerini dahi enflasyonu düşürmek için kullanıyorlar. ‘Elektrik ve doğal gazda biriken zam stresi’ diye bas bas bağırıyorlar. Neden böyle olduğuna bakacak olursak iki seçim arasına denk gelen ekonomi programında aslında istedikleri şiddette bir program uygulayamadılar. Kemer sıkma dönemi asıl şimdi başlıyor. Kendi enflasyon hedefini dahi tutturamayan hükümetin aldığı yanlış ekonomik kararlar devam ettikçe, cari açık ve dış açık yerinde durduğu müddetçe halk bedel ödemeye ve enflasyon da artmaya devam edecek.

“ASGARİ ÜCRETE 3 AYDA BİR ZAM YAPILMALI”

Ekonomide durum böyleyken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, hiç utanıp sıkılmadan asgari ücrete temmuzda zam yapılmayacağını açıkladı. Peki kendisine soruyoruz: Nisan ayı açlık sınırı 17 bin 725 lira oldu, haberiniz var mı? ‘Ekonomi bir denge işidir’ diye can hıraş savunuyorsunuz, bir tarafta açlık sınırının altındaki asgari ücretli, bir tarafta neredeyse açlık sınırının yarısı kadar aylık alan emekli, bir tarafta da lüks ve şatafat içinde 1 değil 3 değil 5 makam aracı yetmeyince 6’ncıyı alan yöneticiler… Şimdi soruyoruz: Bu tabloda “denge” nerde? 4 ayda açlık sınırının altına düşen asgari ücrete yapılacak zam mı bozuyor dengeyi? ya da en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çekilmesi mi? Buradan uyarıyoruz: Asgari ücretteki erime görmezden gelinemez. Günden güne düşen alım gücü karşısında asgari ücretli kaderine terk edilemez. Ülkemizdeki ekonomik buhran tablosunda, asgari ücrete sadece bir defa zam yapmak vicdansızlıktır. CHP olarak kanun teklifimizi sunduk. Asgari ücrete 3 ayda bir zam yapılmalı, en düşük emekli maaşı da asgari ücrete endekslenmelidir.

Bu ülkenin en önemli sorunlarından biri de hukuk tanımazlıktır. İktidar gücüyle sarhoş olanların hukuku kendi siyasi çıkarlarına göre şekillendirme çabalarını görüyoruz. Bakın, 12 Nisan’da Antalya’da hepimizi üzen bir teleferik faciası yaşadık. Başlatılan soruşturma kapsamında, Kepez Belediye Başkanımız Sayın Mesut Kocagöz hiçbir suçu, hukuken hiçbir sorumluluğu bulunmamasına karşın önce gözaltına alındı, sonra da tutuklandı. Oysa Mesut Kocagöz, teleferiği işleten ANET Genel Müdürlüğü’nden 28 Kasım 2023’te, yani olaydan tam 4 ay önce istifa etmişti. Bu kararın hukuki değil, siyasi bir karar olduğu daha ilk günden belliydi. İki gün önce açıklanan bilirkişi raporu da bu durumu bir kez daha ortaya koydu. Bilirkişi raporundan okuyorum: ‘Olayın meydana geldiği gün boyunca teleferik otomasyon sisteminde çok sayıda düşük tork hatası oluşmasına rağmen hata kodunun nedenlerine dair inceleme yapılıp gerekli önlemler alınmadan sistemin çalıştırılmaya devam ettirildiği anlaşılmaktadır. Olaya yakın bir süreçte yolcuların uyarısıyla sistemin durdurulmasının akabinde gerekli kontroller yapılmadan sistemin tekrar çalıştırılması sonucu olay meydana gelmiş ve hemen sonrasında teleferik kontrol/kumanda sistemi elektriksel olarak tüm sistemi durdurmuştur. ANET Antalya İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş.’de Mesut Kocagöz’ün, 28 Kasım 2023 tarihine kadar ANET Genel Müdürü görevi yaptığı ve görevinden istifa ettiği, Mesut Kocagöz’ün kazanın olduğu 12.04.2024 tarihinde genel müdür ya da işveren sıfatı olmaması sebebiyle kazada sorumluluğunun olup olmadığının savcılıkça değerlendirilmesi gerektiği’ ifade edilmiştir. Kazada bir ihmal varsa bu ihmalin sorumlusu Mesut Kocagöz değildir. Mesut Kocagöz derhal serbest bırakılmalıdır.  Sırf CHP’den seçildi diye hukuken sorumluluğu olamayan birini, yargıya baskı yaparak tutuklayamazsınız. Seçimlerle kazanamadığınızı, hukuku alet ettiğiniz siyasi manevralarınızla cezalandıramazsınız.

“ANAYASA’YI TANIMAYAN, AYM KARARLARINI YOK SAYAN ANLAYIŞLA ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KONUŞMAK ÜZERE MASAYA OTURMAYIZ”

Bir ülkenin toplumsal mutabakat metni olarak tanımlanan Anayasa’ya uyulmaması, o anayasayla kurulmuş Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanmaması kabul edilemez. Çok uzağa gitmeye gerek yok. AYM kararına rağmen hükümet, işçilerin 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamasını engellemek için her türlü yola başvurdu. Sokakları trafiğe kapatan polis, Saraçhane’de toplanan grupları Bozdoğan Su Kemeri önünde yola kurulan barikatla durdurdu. Barikatı aşmaya çalışan gruplara biber gazı ve plastik mermiyle müdahale edildi. Saraçhane’de bir polisin verdiği, ‘Basını süpürün’ talimatı, AKP iktidarının işçi haklarına, basın özgürlüğüne, toplanma ve yürüyüş haklarına karşı tutumunu ortaya koydu. ‘Herkes önceden izin almadan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir’ diyen Anayasa’nın 34. maddesi ihlal edildi. Basın özgürlüğünü güvence altına 26 ve 28’nci maddeler de çiğnendi. Ne ilginçtir ki tam 42 bin polisle demokratik hakkını kullanmak isteyen işçileri karşı karşıya getiren, mevcut anayasada güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri yok sayan iktidar, şimdi yeni anayasa yapmak istiyor. Anayasayı tanımayan, AYM kararlarını yok sayan, uygulamayan bir anlayışla anayasa değişikliği konuşmak üzere masaya oturmayacağımızı daha önce ifade etmiştik.

Bir başka önemli nokta da basın özgürlüğü. 1 Mayıs’ta İletişim Başkanı sıfatıyla konuşan, AKP’nin sansür, manipülasyon ve propaganda sorumlusu, önce CHP’nin aralarında olduğu demokrasi güçlerini hedef aldı. Montajlı seçim propagandasının mimarı da olan bu zatın açıklamalarını not ettik. Bu zat, 1 Mayıs İşçi Bayramı için ‘ideolojik saplantı’ diyen, bireylerin siyasi görüşlerinden ve aidiyetlerinden rahatsız olan biri. Ona göre herkes AKP’li, her basın mensubu da AKP trolü olmak zorunda. Üstelik bu zat Türk medyasına direktif veriyor. Kamu yayıncılığı yapması gereken TRT’yi AKP’nin borazanı haline getiriyor, Anadolu Ajansı’nın tarafsızlığını ortadan kaldırıyor. Bu zat, kutuplaştırıcı söylemleriyle Türkiye’ye; basın özgürlüğüne karşı tutumuyla de Türk medyasına büyük zarar veriyor. Biz CHP olarak basın özgürlüğüne gölge düşürecek her türlü müdahalenin karşısındayız. Bu vesile ile 3 Mayıs Basın özgürlüğü gününü kutluyor, sansürsüz, özgür basının demokrasinin vazgeçilmezi olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz.

“SİNAN ATEŞ İDDİANAMESİNİN İADE EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

CHP, kalleşçe katledildiği günden bugüne Sinan Ateş davasının yakın takipçisi. 1 buçuk yılın sonunda iddianame tamamlandı. İddianameden anlıyoruz ki Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin soruşturmada olayın azmettiricilerine hiç kafa yormamış. Azmettiriciler bir yana, Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’in verdiği ifade dahi iddianamede yer almamış. Yanlış duymadınız, katledilen Sinan Ateş’e en yakın isim olan eşi Ayşe Ateş’in olayla ilgili ifadesine başvuruldu fakat ifadesi iddianamede yer almadı. İddianame adeta gerçekleri ortaya çıkarmak için değil, gizlemek için hazırlanmış. Bu suikastın Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçmesine izin vermeyeceğiz. Siyasi ayağının da olduğunu bildiğimiz bu davada birilerinin kayırılmasını, korunmasını asla kabul etmiyoruz. Bu suikastın kayıtlara sırf faili meçhul olarak geçmesin diye birkaç ismin üstüne yıkılmasına ikna olmuyoruz. Sinan Ateş’in ailesinin acısının bir nebze olsun hafiflemesi adına, ülkede hukuk düzenine olan inancı kaybetmemek adına azmettiricilerinin ortaya çıkarılmasında ısrar ediyoruz. Bugün, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ile Genel Merkezimizde bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmede Sayın Ayşe Ateş, iddianameden ve yargı sürecinden memnun olmadığını, mutsuz olduğunu ve adaletin tecelli etmesi noktasında derin şüphelerinin bulunduğunu Genel Başkanımızla paylaştı. Olayın planlı ve organize bir eylem olması, olayın perde arkasındaki azmettiricilerinin, siyasi ayaklarının yeterince araştırılıp iddianamede sanık sıfatıyla yer almaması gibi eksiklikler ve çarpıklıklar nedeniyle iddianamenin iade edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu suikastın tüm yönleriyle ortaya çıkarılıp sorumlularını cezalandırılması için Sayın Ayşe Ateş’e hukuki destek vereceğimizi ifade ettik. ve Ayşe Ateş görüşmeden çok memnun ayrıldı.

“VERA BABASINA KAVUŞACAK”

Dün Hıdrellezdi. İzmir’den Edirne’ye, Çanakkale’den Tekirdağ’a birçok yerde ateşler yakıldı, gül ağaçlarına dilekler asıldı. Haksız yere cezaevinde hapis yatan Tayfun Kahraman, hepimizi duygulandıran bir mesaj yazdı: ‘Dileğimi asacağım bir gül ağacım olmasa da darda kalanların darına yetişen Hızır ile denizlerin sultanı İlyas’ın buluştuğu günde hepimizin muratlarının gerçek olmasını diliyorum’ dedi. Biz de başta Tayfun Kahraman, Can Atalay, Çetin Doğan olmak üzere, tüm haksızlığa uğrayanların en kısa zamanda özgürlüklerine kavuşmasını diliyoruz. Bu yolda tüm mücadelemizi sürdüreceğiz. Onların yanımıza geleceği günler yakındır. 2019’da, 2024’de, yerel seçimlerde ‘Memlekete bahar gelecek’ dedik, baharı hep birlikte getirdik. Bu baharın da adı ‘umut’ olacak. Vera babasına kavuşacak.

“AFETLE VE DEPREMLE MÜCADELE BAKANLIĞI KURULMASI ÖZEL TARAFINDAN ERDOĞAN’A ÖNERİLMİŞTİR”

Geçen hafta, tüm basının yakından takip ettiği bir ziyaret vardı. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etti. Emekli maaşlarından, asgari ücrete, Gezi tutuklularından, tutuklu generallere, atanmayan öğretmenlere, ülkemizin, toplumun, demokrasimizin önemli sorunları olarak gördüğümüz gündem maddeleriyle ilgili görüşlerini paylaştı. Örneğin, her siyasi partinin birbirinden farklı bir beka sorunu tanımı vardır. Bizce deprem gerçeği, bu ülkenin bir beka sorunudur. Uzmanlarca beklenen ‘Büyük İstanbul Depremi’ şayet hükümet ve yerel yönetimler bir arada bir önlem alınmadan gerçekleştiği takdirde milyonların öleceği, ekonominin çökeceği, sanayinin duracağı, tedarik zincirinin kopacağı büyük bir afete dönüşebilir. Bu konuda ivedi bir şekilde ‘Afetle ve Depremle Mücadele Bakanlığı’ kurulması, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel tarafından Sayın Cumhurbaşkanı’na önerilmiştir. Bakanlığın ismi önemli değil. Biz, ‘depreme dirençli kentler’ diyoruz. İsmi o mu olur, Depremle Mücadele Bakanlığı mı olur, Afetle Mücadele Bakanlığı mı, bir şekilde belirlenir. Böyle bir bakanlıkta Meclis’te grubu bulunan her siyasi partiden bir bakan yardımcısı atanması ve bu önemli meseleye hep birlikte siyasi çekişmeden uzak bir şekilde eğilinmesini önemsiyoruz.

“SİYASETTE DİYALOG ZEMİNİN OLUŞTURAN ÖZGÜR ÖZEL OLMUŞTUR”

Genel Başkanımızın yaptığı bu ziyaret, hiç şüphesiz ülkemiz demokrasisinde önemli bir kilometre taşıdır. Diyalog kurulmayan, karşıt fikirlerin medeni bir şekilde konuşulup tartışılmadığı siyaset anlayışı hiçbir zaman olumlu bir sonuç vermemiştir. Bu diyalogsuzluğun ağır sonuçlarını ve bedellerini de her zaman halkımız ve ülkemiz ödemiştir. İşte çok uzun yıllar sonra, siyasetteki diyalog zeminini oluşturan, bu olumlu zeminde de halkın gerçek gündemini ve sorunlarını dile getiren Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel olmuştur. Kamplaştıran, kutuplaştıran, zehirli bir dil kullanarak ötekileştiren, rakibine ağır eleştiriler yöneltmekten başka hiçbir şey yapmayan siyaset kurumu, sorunlara çözüm üretme noktasında halka hiçbir fayda sağlamaz. Elbette eleştiri de olacaktır ağır eleştiri de olacaktır. Ancak toplumun sorunlarının çözülmesi noktasında iletişim, diyalog, istişare ve müzakere de demokrasinin olmazsa olmazlarındandır. Bu konuda Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel kendi adına, partimiz adına ve muhalefet adına üzerine düşen adımı atmıştır. Hatırlayacaksınız, biz CHP olarak, 31 Mart Yerel Seçimleri sürecinde de halkın gündemi olmayan ve suni gündemler yaratacak hiçbir sanal tartışmanın içinde olmadık. ‘partimizde yaşanan değişim süreci, zaman içinde daha iyi anlaşılacak ve bu değişim Türkiye’ye iyi gelecek’ demiştik.

“TÜRKİYE’NİN ENFLASYONU İVEDİ BİR ŞEKİLDE ÇÖZMEYE İHTİYACI  VAR”

İşte bugün Türkiye’de siyasette diyalog zemininin oluşmasının da, siyasetteki paradigma değişikliğinin öncüsünün de; CHP olduğu görülmüştür. Çünkü hepimiz biliyoruz ki aynı yöntemleri uygulayarak farklı bir sonuca ulaşılamaz. Türkiye’nin normalleşmeye, demokratikleşmeye; enflasyon, hayat pahalılığı, emekli maaşları gibi toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren sorunları ivedi bir şekilde çözmeye ihtiyacı var. ve bu konuda CHP üzerine düşen her şeyi yapacaktır. Biz gücümüzü sandıktan aldık, sandıktan aldığımız güç, sandığın asıl kahramanı olan halkımıza hizmet olarak yansıyacaktır. Kimsenin şüphesi olmasın.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-sozcusu-yucel-uzun-yillar-sonra-siyasetteki-diyalog-zeminini-olusturan-ozgur-ozel-olmustur/feed/ 0
ASO Başkanı: İhracat yerine daha yüksek katma değerli süreçlere odaklanmalıyız https://www.haber60.com.tr/aso-baskani-ihracat-yerine-daha-yuksek-katma-degerli-sureclere-odaklanmaliyiz/ https://www.haber60.com.tr/aso-baskani-ihracat-yerine-daha-yuksek-katma-degerli-sureclere-odaklanmaliyiz/#respond Mon, 06 May 2024 21:09:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30528 Antalya’da gerçekleştirilen Ankara Sanayi Odası (ASO) 2024 Yılı 1’inci Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı’nda konuşan ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, “Artık ne pahasına olursa olsun ihracat değil, daha yüksek katma değerli ve daha fazla döviz kazancı sağlayacak süreçlere ve iş birliklerine odaklanmalıyız. 2023 yılında yaklaşık 25 trilyon dolar olan dünya ihracatından yüzde 1’ler civarında olan payımızı artırmanın zamanı gelmiştir” dedi.

Ankara Sanayi Odası (ASO), 2024 yılı 1’inci Meslek Komiteleri Ortak Toplantısını üyelerinin ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirdi. Antalya’da bir otelde gerçekleştiren toplantıda, dünyada ve Türkiye’de yaşanan sanayi gelişmelerinin yanı sıra sanayinin dönüşümü girişimcilik ve e-ticaret konuları ele alındı.

Program çerçevesinde bir açılış konuşması gerçekleştiren ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, sanayi sektörünün dijitalleşme ile birlikte 4’üncü Sanayi devrimine girdiğini ve insan merkezli Toplum 5.0’a adım atıldığını belirtti. Yaşanan sanayi devrimlerinin sadece teknolojik bir geçişi değil, aynı zamanda bir zihniyet değişimini temsil ettiğini vurgulayan Ardıç, “Güncel bir araştırmanın sonuçları, ülkemizde firmaların yalnızca yüzde 22’sinin akıllı üretim sistemleri konusunda kapsamlı bilgiye sahip olduğunu gösteriyor. Dijital dönüşüme yatırım yapmayı planlayan firmaların oranı maalesef arzu ettiğimiz düzeylerden çok uzak. Dijitalleşmeyi konuşuyoruz ama konuşmaktan daha fazlasını yapamıyoruz. Ülkemiz, 2023 Dünya Dijital Rekabet Gücü sıralamasında 64 ülke arasında 53’üncü oldu. 2020 yılında 63 ülke arasında 44’üncü sıradaydı. İlerlememiz gereken bir alanda maalesef 3 yılda 9 sıra daha geriye düşmüşüz. Endüstri 4.0 ve Toplum 5.0 kavramlarından sıkça söz ediyoruz. Fakat üretim süreçlerinde kullanamıyoruz. Makineler arası iletişim, yapay zeka, büyük veri, akıllı sensörler, eklemeli imalat ve nesnelerin interneti gibi anahtar teknolojilerin Türkiye’de geliştirilmesi ve kullanımı Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü OECD’deki en düşükler arasında” değerlendirmesinde bulundu.

“Yapay zeka hayatımızın her alanına girmeye başladı”

Dünyada rekabetçiliğin hızla değiştiği bir ortamda Türkiye olarak ikiz dönüşüm ve verimliliğe odaklanmaları ve üretken yapay zeka seferberliğini de ortaya koymaları gerektiğine dikkati çeken Ardıç, “Yapay zeka inanılmaz bir hızla hayatımızın her alanına girmeye başladı. Üretken yapay zeka yatırımları 2022’ye göre neredeyse sekiz kat artarak 25,2 milyar dolara ulaştı. McKinsey anketine göre, katılan kuruluşların yüzde 42’sinin yapay zeka uygulanmasının maliyetleri azalttığını, yüzde 59’unun ise gelir artışı bildirdiğini ortaya koyuyor. Bu veriler yapay zekanın iş verimliliğinde önemli kazanımlar sağladığını gösteriyor” ifadelerine yer verdi.

Ardıç, yapılan çalışmalar sonucunda yapay zekanın, çalışanları daha üretken hale getirdiğini ve daha kaliteli işlere imkan sağladığını da sözlerine ekledi.

“Verimliliği artırmak, pazara yenilikçi ve rekabetçi ürünler sunmak zorundayız”

Türkiye’deki makroekonomik gelişmelere ve iş dünyasının yaşadığı sorunlara da değinen Ardıç, 2023 yılı itibarıyla ülke olarak 1 trilyon dolar milli gelire ulaşıldığını ve kişi başına gelirin 13 bin 110 dolara yükseldiğini hatırlattı. Dünya Bankasınca 13 bin 846 dolar ve üzeri olarak tanımlanan yüksek gelirli ülkeler seviyesine çıkmak için ise daha etkin politikalar uygulamanın şart olduğunu söyleyen Ardıç, “Ne üretiyorsak geleneksel veya teknolojik ürün fark etmeksizin verimliliği artırmak, pazara yenilikçi ve rekabetçi ürünler sunmak zorundayız. Artık ne pahasına olursa olsun ihracat değil, daha yüksek katma değerli ve daha fazla döviz kazancı sağlayacak süreçlere ve iş birliklerine odaklanmalıyız. 2023 yılında yaklaşık 25 trilyon dolar olan dünya ihracatından yüzde 1’ler civarında olan payımızı artırmanın zamanı gelmiştir” diye konuştu.

“İlaç ve tıbbi cihaz, biyo-teknoloji gibi yüksek katma değerli ülkemize döviz kazandırabiliriz”

Ardıç, yüksek döviz kazancını sağlayacak sektörlerden birisinin de ilaç, tıbbi cihaz ve biyo-teknolojide yer alan ürünlerin üretimi ve ihracatı olduğunu dile getirerek, “İlaç ve tıbbi cihaz, biyo-teknoloji gibi yüksek katma değerli alanlarda ortaya koyacağımız performansla ülkemize döviz kazandırabilir hem de ithal edeceğimiz ürünleri azaltarak dövizin ülkemizde kalmasını sağlayabiliriz. OECD sınıflamasına göre yüksek teknoloji grubunda yer alan bu ürünlerin gerek yurt içi gerekse yurt dışı pazarlarının geliştirilmesinde kamu alımları bir kaldıraç etkisi oluşturabilir” açıklamasında bulundu.

Program, ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç’ın açılış konuşmasının ardından yine Ardıç’ın moderatörlüğünü yaptığı; dünyada ve Türkiye’deki gelişmeler, sanayinin dönüşümü, girişimcilik ve e-ticaret konularının ele alındığı panel ile devam etti. Sanayi sektöründe yapay zekanın kullanımının yeterli olmadığı vurgusu yapılan panelde, yapay zekanın kullanıldığı takdirde sanayilerde üretimin artacağı ve maliyetlerin ise azalacağı dikkati çekildi. Panelde, sanayi ve e-ticaret ilişkisi de ele alınarak e-ticaretin verimliliği arttırabileceği ve müşteriye daha kolay ulaşılması bakımından kolaylık sağlayacağı ifade edildi.

Öte yandan, programda Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü Markalaşma ve Tasarım Destekleri Daire Başkanı Ebru Gülsoy Rojas Atencıo, Bakanlığın sanayi sektöründe sağladığı destekleri anlattığı bir sunum gerçekleştirdi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/aso-baskani-ihracat-yerine-daha-yuksek-katma-degerli-sureclere-odaklanmaliyiz/feed/ 0
İsveç’te süper zenginlerin sayısındaki artış nasıl açıklanıyor? https://www.haber60.com.tr/isvecte-super-zenginlerin-sayisindaki-artis-nasil-aciklaniyor/ https://www.haber60.com.tr/isvecte-super-zenginlerin-sayisindaki-artis-nasil-aciklaniyor/#respond Mon, 06 May 2024 02:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30499 İsveç, çok kazanandan alınan yüksek vergiler ve sosyal eşitlikçi politikalarla bilinen bir ülkeydi. Ancak İskandinav ülkesi yakın zamanda Avrupa’nın süper zenginleri arasında popüler oldu.

Başkente yakın Lidingö Adası’nın kayalık tepeleri, kırmızı ve sarı renkte büyük ahşap villalar ve tavandan tabana pencereli beyaz minimalist konaklarla dolu.

Stockholm şehir merkezine yarım saat araba mesafesindeki bu bölge İsveç’in en zengin mahallelerinden biridir.

Burada evi olan girişimci Konrad Bergström, 3 bin şaraplık mahsenini gösterirken yüzüne parlak bir gülümseme geliyor, “Fransız Bordeaux’sunu seviyorum” diyor.

Ev sınırları içinde bir açık yüzme havuzu, ren geyiği derisi döşemeli aletlerden oluşan bir spor salonu ve ile gece kulübü olarak da hizmet verebilen bir çalışma alanı bulunuyor.

Bergström, “Çok sayıda müzisyen arkadaşım var ve dolayısıyla çok fazla müzik yapıyoruz” diye bu odayı anlatıyor.

Servetini, kulaklık ve bluetooth hoparlör üreten müzik teknolojileri şirketi üzerinden elde eden İsveçli iş insanının, İspanya ve ülkesinde benzer dört evi daha bulunuyor.

Bu başarılı bir girişimci için şaşırtıcı bir yaşam tarzı değil. Ancak İsveç’i izleyen birçokları için şaşırtıcı olan, uzun süredir sol siyasetin yönettiği bu ülkede nasıl bu kadar zengin ortaya çıktığı.

İsveç’te her ne kadar sağcı bir koalisyon şu anda iktidarda olsa da, ülke geçen yüzyılın büyük bir bölümünde Sosyal Demokrat hükümetler tarafından yönetildi.

Halka, gelir dağılımının eşit olacağı sözü verilirken, vergiler sosyal devleti finanse edecek şekilde planlandı.

Ancak İsveç son otuz yılda, süper zenginlerinin sayısında bir patlama yaşadı.

Veckans Affärer isimli eski bir ekonomi dergisinin 1996 tarihli listesinde, ülkede o yıl net serveti 100 milyon dolar civarında yalnızca 28 kişi vardı. Kron milyarderi listesindeki kişilerin çoğunun serveti aileden geliyordu.

İsveç’in en çok okunan gazetelerinden Aftonbladet gazetesinin 2021 yılına ait listesinde kron milyarderlerinin sayısı 542 olarak gösteriliyor.

Bu yeni zenginlerin servetleri, ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 70’ine karşılık geliyor.

‘Avrupa’nın Silikon Vadisi’

10 milyonluk nüfusuyla İsveç aynı zamanda “kişi başına düşen dolar milyarderi” oranının en yüksek olduğu ülkelerden biri.

Forbes’un 2024 zenginler listesinde 1 milyar dolar veya daha fazla serveti olan İsveçli sayısı 43 olarak gösterildi.

Bu, milyon kişi başına yaklaşık 4 dolar milyarderi demek. ABD’de dolar milyarderi sayısı ise milyon kişide iki olarak görünüyor. 342 milyon kişinin yaşadığı Amerika’da 813 dolar milyarderi var.

İsveç’in süper zenginlerinin yükselişine odaklanan Greedy (Açgözlü) isimli kitabın yazarı Andreas Cervenka, bu zenginleşmenin gözlerden uzak yaşandığını söylüyor ve “Barizleşene kadar fark edilmedi” diyor.

Aftonbladet’te çalışan gazeteci, başkent Stockholm’de zenginle yoksul arasındaki farkın görünür olduğunun altını çiziyor.

İsveç’in yeni süper zenginlerinin sayısındaki artışın bir nedeni ülkenin başarılı teknoloji girişimleri.

Ülkede son yirmi yılda 40’tan fazla ‘unicorn’ olarak tanımlanan yani değeri milyar dolar ve üzeri start-up kuruldu. Bu nedenle ülke Avrupa’nın Silikon Vadisi olarak biliniyor.

Online video görüşme uygulaması Skype ile dünyanın en büyük online müzik ve podcast dinleme platformu Spotify İsveçli girişimciler tarafından kuruldu.

King ve Mojang gibi oyun devleri de burada yaratıldı. Daha yakın zamanda kurulan dikkat çekici girişimler arasında Visa’nın 2 milyar dolara satın aldığı finansal teknoloji start-up’ı Tink, elektrikli scooter şirketi Voi yer alıyor.

Deneyimli girişimci Ola Ahlvarsson, ülkenin teknoloji girişimlerindeki başarısını, 1990’larda kişisel bilgisayarların vergi indirimleriyle halka sağlanmasına bağlıyor.

Ahlvarsson, bu indirimler sayesinde teknoloji meraklılarının “diğer ülkelerden çok daha hızlı bir şekilde birbirine bağlandığını” söylüyor.

Birçok şirketin kurucu ortağı olan Ahlvarsson, bir dayanışma kültürünün varlığını da öne çıkarıyor. Başarılı girişimcilerin rol modeli olmanın yanında yeni nesil girişimcilere de yatırımcı olarak destek verdiğini anlatıyor.

Zenginler lehine neler değişti?

Ola Ahlvarsson, ülkenin çeşitli teknoloji ürünlerinin test edilebilmesi için de ideal bir büyüklüğünün olduğunu söylüyor:

“Daha büyük bir pazarda ürününüzün işe yarayıp yaramayacağını görmek istiyorsanız, sınırlı maliyetle, çok fazla risk almadan, burada bazı şeyleri deneyebilirsiniz”

Ancak gazeteci Cervenka, süper zenginlerin artışında başka nedenler olduğunu da savunuyor ve değişen para politikasını işaret ediyor.

İsveç’te 2010’lardan, birkaç yıl öncesine kadar faiz oranları çok düşük seyretti. Borçlanmayı ucuz olduğu bu düşük faiz ortamında birçok İsveçli parasını gayri menkulün yanında, çok değerlenecek teknoloji start-up’larına yatırmayı tercih etti.

Cervenka, “Milyarder sayısındaki bu büyük artışın ardındaki en büyük faktörlerden biri, varlıkların değerinde son yıllarda yaşanan büyük artış” diyor.

Ülkede en çok kazananların gelirlerinin yüzde 50’sinden fazlası vergilendirse de Cervenka’ya göre hem sağ hem de sol siyasetten hükümetler vergileri zenginlerin lehine olacak şekilde ayarlıyor.

İsveç 2000’li yıllarda veraset vergisini kaldırdı. Hisse senetlerinden elde edilen gelir ve şirket hissedarlarına yapılan ödemelerden alınan vergi, maaşlara uygulanan vergilerden çok daha düşük.

Kurumlar vergisi oranı da 1990’larda yaklaşık %30’dan %20 civarına düşürüldü. Bu Avrupa ortalamasının biraz altına karşılık geliyor.

Cervenka, “Bugün bir milyarderseniz İsveç’ten taşınmanıza gerek yok. Artık yabancı milyarderler buraya taşınıyor” diyor.

Lidingö Adası’ndaki evinde konuştuğumuz Konrad Bergström, İsveç’in girişimciler için uygun bir vergi sistemi olduğunu kabul ediyor.

Ancak elde ettiği servetin, topluma olumlu bir etkisi olduğunu, bu gelirle başkalarına istihdam sağlandığını savunuyor:

“Bir dadımız var, bir bahçıvanımız ve temizlikçimiz var… İş olanakları sağlıyoruz. Dolayısıyla topluma ne kadar katkı sağladığımızı es geçmemeliyiz”

Bergström, zengin İsveçli girişimcilerin, giderek daha fazla oranda çevre odaklı start-up’lara yatırım yaptığına dikkat çekiyor.

2023’te İsveç merkezli start-up’lara yapılan yatırımların yüzde 74’ünü çevre odaklı start-up’lar aldı.

Start-up’lara ilişkin yatırım verilerini takip eden Dealroom’a göre bu, yüzde 35’lik Avrupa ortalamasının çok üzerinde.

Ödeme platformu Klarna’nın kurucularından olan Niklas Adelberth, 2017’de servetinin 130 milyon dolarını, bu tür girişimcileri desteklemek için kurulan Norrsken Vakfı’na yatırdı.

Adelberth, yatların, özel jetlerin veya benzer lüksler gibi “milyarder alışkanlıkları” olmadığını söylüyor ve “Benim mutluluk reçetem bu yatırımlar” diyor.

Ancak diğerleri, girişimcilerin servetlerini nasıl harcadıklarına ilişkin iyi-kötü ikileminin ötesinde, İsveç’in milyarderlerin servetiyle ilgili incelikli bir kamusal tartışmayı kaçırdığını savunuyor.

Örebro Üniversitesi’nin son araştırması, İsveçli milyarderlerin medyadaki imajlarının genellikle olumlu olduğunu gösterdi.

Medya araştırmacısı Axel Vikström, “Süper zenginler, sıkı çalışma, risk alma ve girişimci ruhu gibi neoliberal idealleri temsil ettiği sürece bu zenginliğin ardındaki eşitsizlik sorgulanmıyor” diyor.

Gazeteci yazar Cervenka, İsveç’te süper zenginlerden alınacak vergilere ilişkin tartışmaların, ABD ve diğer birçok batı ülkesindeki kadar belirgin olmadığını savunuyor:

“Bu bir tür paradoks. Çünkü sosyalist bir ülke olarak algılanmamıza neden olan geçmişimiz göz önüne alındığında, ilk akla gelecek şey bu olması beklenir.

“Sanırım biz daha çok, kazanan her şeyi alır toplumuna dönüşüyoruz. ‘Eğer kartlarınızı doğru oynarsanız siz de milyarder olabilirsiniz.’ Bence bu, İsveçlilerin zihniyetinde oldukça önemli bir değişime işaret ediyor.”

İsveç’in zenginler listesi, ülkenin büyük göçmen nüfusuna ve onlarca yıldır toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan politikalarına rağmen, ülkenin zenginliğinin büyük ölçüde beyaz erkeklerin elinde yoğunlaştığını da ortaya koyuyor.

Nijeryalı-İsveçli romancı ve girişimci Lola Akinmade de bu noktaya dikkat çekiyor:

“Evet, burası insanların farklı alanlarda para yapabileceği, zenginleşebileceği bir yer ama kimin fon alacağı konusunda çifte standartlar halen var.

“İsveç, birçok başlıkta dünya lideri olan inanılmaz bir ülke, ancak hâlâ sistemin dışında bırakılan birçok insan var.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/isvecte-super-zenginlerin-sayisindaki-artis-nasil-aciklaniyor/feed/ 0
İsveç’in Malmö Kenti Eurovision 2024’e Ev Sahipliği Yapacak https://www.haber60.com.tr/isvecin-malmo-kenti-eurovision-2024e-ev-sahipligi-yapacak/ https://www.haber60.com.tr/isvecin-malmo-kenti-eurovision-2024e-ev-sahipligi-yapacak/#respond Sun, 05 May 2024 21:33:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30468 İsveç’in Malmö kenti bu yıl 68’incisi düzenlenecek Eurovision Şarkı Yarışması’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Renkli sahne şovları, akıllarda yer eden şarkılarıyla Eurovision, her yıl Avrupa müzik sahnesinin önemli müzik olaylarından birini oluşturuyor.

BBC Müzik Muhabiri Mark Savage, “bazen sürprizlerini tüketse ve eski ihtişamının da bir nostalji olduğunu düşündürse de, yarışmanın her zaman büyülü, dokunaklı ve duygusal olduğu” yorumunu yapıyor.

Eurovision 2024’le ilgili öne çıkanları derledik:

Eurovision ne zaman?

İngiltere’nin Liverpool kentinde düzenlenen Eurovision 2023’ü pop şarkıcısı Loreen, ülkesi İsveç adına kazandı. Loreen, 2012’de kazandığı zaferin ardından yarışmayı iki kez kazanan ilk kadın oldu.

Yarışmaya bu nedenle bu sene İsveç’in Malmö kentindeki Malmö Arena ev sahipliği yapacak.

7 Mayıs Salı günü ilk yarı finali gerçekleşecek. İkinci yarı final iki gün sonra 9 Mayıs Perşembe günü yapılacak.

Büyük final ise 11 Mayıs Cumartesi akşamı.

Yarışmanın sunuculuk görevini İsveçli komedyen Petra Mede ve İsveçli aktris Malin Åkerman ikilisi üstlenecek.

Malmö 1992 ve 2013’ten sonra Eurovision’a üçüncü kez ev sahipliği yapıyor.

İsveç, daha önce 1975, 2000 ve 2016 yıllarında Stockholm’de, 1985 yılında Göteborg’da yarışmayı düzenlemişti. 2024 Eurovison ise ülkenin yedinci ev sahipliği olacak.

Bu yılki yarışmanın sloganı geçen yılki gibi “United By Music” (Müzik Birleştirir) olacak.

Yarı finalde hangi ülkeler var?

Yarışmanın beş ülkesi Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve Birleşik Krallık her yıl olduğu gibi yarışma finaline doğrudan katılacaklar.

İsveç de ev sahipliği nedeniyle finalde sahne alacak. Büyük Final için ön elemeyi geçmiş olmalarına rağmen bu ülkeler gösterinin bir parçası olarak yarı finallerde de sahne alacaklar.

Eurovision 2024 yarı finalinde daha önce birincilik kazanan kadın sanatçılar misafir olacak.

2003 yılında yarışmada ilk kez birinci gelen Türkiye, 2012’den beri yarışmaya katılmıyor. Bu, bu yıl da değişmeyecek.

Türkiye’ye birincilik getiren Sertab Erener, Malmö’de “Everyway That I Can” şarkısını bir kez daha seslendirecek.

2005’te Yunanistan adına yarışan ve birinci olan Helena Paparizou “My Number One” ve 1999’da İsveç’e birinciliği getiren Charlotte Perrelli de “Take Me to Your Heaven” şarkısını söyleyecek.

Yarı finalde yarışacak ülkeler ve torbalar ise şöyle:

Torba 1: Arnavutluk, Avusturya, İsviçre, Hırvatistan, Sırbistan ve Slovenya

Torba 2: Avustralya, Danimarka, Estonya, Finlandiya, İzlanda, Norveç

Torba 3: Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, İsrail, Letonya, Litvanya, Ukrayna

Torba 4: Kıbrıs, Yunanistan, İrlanda, Malta, Portekiz, San Marino

Torba 5: Belçika, Çekya, Lüksemburg, Hollanda, Moldova, Polonya

Hırvatistan, İrlanda, Ukrayna ve Avustralya’nın da aralarında bulunduğu on beş ülke 7 Mayıs Salı günü ilk yarı finalde yarışacak.

Avusturya, Danimarka, Yunanistan ve İsrail’in de aralarında bulunduğu on altı ülke ise 9 Mayıs Perşembe günü ikinci yarı finalde yer alacak.

Çoğu Eurovision ülkesi Avrupalı.

Ancak 2015’te Eurovision’un 60. yıldönümü kutlamalak için davet edilen Avustralya her yıl yarışmaya katılıyor. Ancak Avustralya kazanması halinde ev sahipliği yapamıyor.

İsrail de dahil olmak üzere diğer Avrupalı olmayan ülkeler yarışmaya, etkinliği düzenleyen Avrupa Yayıncılar Birliği (EBU) üyesi oldukları için katılmakta.

İsrail’in katılımı

İsrail’i temsil edecek Eden Golan, 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırılarına atıfta bulunduğu düşünülen, ülkenin orijinal şarkısı “October Rain”in yeniden yazılmış bir versiyonu olan “Hurricane” adlı şarkıyı söyleyecek.

İsrail’in kamu yayıncısı Kan’a göre şarkı sözleri kişisel bir kriz yaşayan bir kadının hikayesini anlatıyor.

Yarışmanın organizatörleri, İsrail’in şarkısını, sözlerini “siyasi tarafsızlık” kuralını ihlal ettiğini söyleyerek yarışmadan men etmişti.

İsrail devlet televizyonu Kan, ilk olarak 7 Ekim’deki Hamas saldırısına gönderme yapan şarkının sözlerinin değişmeyeceğini ilan etmişti.

Ancak İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, ülkesinin yarışmaya katılmasını sağlayacak “gerekli değişikliklerin” yapılması çağrısında bulunmuştu.

Bunun üzerine Kan, yarışmada İsrail adına yer alacak şarkının sözlerinin değişmesi için organizatörlere başvuruda bulundu.

Türkçeye “Ekim Yağmuru” olarak çevrilen şarkının sözleri İngilizce yazılmıştı. Şarkının sözlerinde, “Hepsi iyi çocuklardı, her biri. Erkeklerin ağlamadığını kim söylemiş? Saatlerce… Ve çiçekler. Hayat korkaklar için bir oyun değil” ifadeleri yer alıyor.

Şarkıdaki “çiçek” sözlerinin, savaşta hayatını kaybedenlere yapılmış bir gönderme olduğu belirtiliyor.

Ancak dünya çapında İsrail’i Gazze’de büyük bir yıkıma neden olan saldırıları nedeniyle yarışmaya dahil edilmemesi için çağrılarda bulunulmuştu.

İzlanda, Finlandiya, Norveç, Danimarka ve İsveç’te benzer itirazlar dile getirildi. Bu ülkelerde sanatçılar, bunun gerekçesi olarak Rusya’nın iki yıl önce başlayan Ukrayna işgali sonrası diskalifiye edilmesini gösterdi.

Eurovision organizatörleri, Ukrayna ve Gazze’deki durumların farklı olduğunu söyleyerek İsrail’in yarışmadan çıkarılması çağrılarına direndi.

Oylama nasıl yapılıyor?

Yarı finaller, halk oylamasıyla yapılıyor.

Finale kalan ülkeler ise jüri ve halk oylamasıyla oylanıyor.

Her ülke tarafından 10 şarkının her birine puan veriliyor. Ancak ülkeler kendi ülkelerinin şarkısına oy veremiyorlar.

Halk oylamasında en yüksek puan 12, ikinci en yüksek puan 10, üçüncü en yüksek puan da sekiz. Daha sonra sonra yediden başlayarak bire kadar puanlama yapılıyor.

Her katılımcı ülke yayıncısı EBU’ya giriş ücreti ödüyor.

Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve İngiltere en çok ödeme yapan ülkeler. Ancak BBC katkısını kamuoyuna açıklamıyor.

Liverpool’da 2023 etkinliğini düzenlemenin BBC’ye 8 milyon ila 17 milyon sterline mal olduğu düşünülüyor.

Birleşik Krallık hükümeti 10 milyon sterlin, Liverpool’daki yerel yetkililer ise 4 milyon sterlin verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/isvecin-malmo-kenti-eurovision-2024e-ev-sahipligi-yapacak/feed/ 0
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş: Türkiye’nin sorunu anayasanın yetersizliği değil, maddelerin uygulanmamasıdır https://www.haber60.com.tr/bagimsiz-turkiye-partisi-genel-baskani-huseyin-bas-turkiyenin-sorunu-anayasanin-yetersizligi-degil-maddelerin-uygulanmamasidir/ https://www.haber60.com.tr/bagimsiz-turkiye-partisi-genel-baskani-huseyin-bas-turkiyenin-sorunu-anayasanin-yetersizligi-degil-maddelerin-uygulanmamasidir/#respond Sat, 04 May 2024 21:49:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30381 (ANKARA) – Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, iktidarın yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili, “”Bugün Türkiye’deki sorun anayasanın yetersizliği değil, Anayasa maddelerinin uygulanmamasıdır. Bunu en son 14 Mayıs seçimlerinde tecrübe ettik. Anayasa’ya göre aday olmaması gereken bir kişi Anayasa’yı çiğneyip aday oldu ve bugün ülkeyi yönetiyor” dedi.

Hüseyin Baş, gündeme ilişkin açıklamalar yaptı. İktidarın yeni anayasa çalışmalarını değerlendiren Baş, “177 maddelik bir anayasamız var, bunun 134 maddesi zaten değişti. Mevcut hükümet birkaç kere Anayasa’yı değiştirdi. 2010 yılındaki referandumla ve 2017 yılındaki referandumla Anayasa’yı iki kere değiştiler. Ne istiyordun o gün yapamadın da bugün yapmaya çalışıyorsun, ne yapacaksın, hangi maddeyi değişeceksin? Biz şunu da biliyoruz;  değişen anayasa içerikleri her zaman Erdoğan yasalarına dönüştü. Dolayısıyla hep Erdoğan’ın elini rahatlatacak değişiklikler yapıldı” dedi.

“ANAYASA’YA GÖRE ADAY OLMAMASI GEREKEN KİŞİ BUGÜN ÜLKEYİ YÖNETİYOR”

Mevcut Anayasa’da Türkiye’nin ihtiyacı olan her şeyin yer aldığını ifade eden Baş, “Bugün Türkiye’deki sorun Anayasa’nın yetersizliği değil, Anayasa maddelerinin uygulanmamasıdır. Bunu en son 14 Mayıs seçimlerinde tecrübe ettik. Anayasa’ya göre aday olmaması gereken bir kişi Anayasa’yı çiğneyip aday oldu ve bugün ülkeyi yönetiyor. Dolayısıyla ne yazabilirsiniz yeni anayasaya?  Yazacağınız her şey yazılı zaten ama bu uygulamada bir problem yaşandığı için Türkiye’deki asıl eksiklik bu” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 1 Mayıs’ta Türk Tabibler Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı ile birlikte görüntülenmesini de eleştiren Hüseyin Baş, şunları kaydetti:

“Şebnem Korur Fincancı isimli hanımefendi ile fotoğraf verilmiyor aslında sahip çıkılıyor yani o fikre, o düşünceye, o söyleme muhalefet sahip çıkıyor. Ne bu söylem; ‘TSK Kimyasal silah kullandı’ iftirası söylemi. Şimdi o fotoğrafı vermek bu iftiraya sahip çıkmaktır. Yine ajansa düştü Ermeni soykırım iddiasını sahiplenen bir söylem yani kadın bildiğin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ana unsurlarının tamamına karşı, Türk milletinin birliğine beraberliğine tamamen karşı ve Türk milletini tarihi olarak zan altında bırakan, suçlayıcı ithamlarda bulunan bazı olayların sahiplenicisi.  Siz bu insanla oturuyorsunuz poz veriyorsunuz yani ‘ben bu görüşlere, bu düşüncelere saygı duyuyorum ve sahip çıkıyorum’ anlamına gelen bir poz olmuş oluyor. Buradaki üzücü olan şey şu;  topluma söylüyorum,  kurtarıcı sandıklarınız felaketiniz olabilir.

“BİR 20 YILI ERDOĞAN’LA KAYBETTİK BİR 20 YIL DA BAŞKA ERDOĞANLARLA KAYBETMEMİZ DOĞRU DEĞİL”

Bir 20 yılı Erdoğan’la kaybettik çok açık söylüyoruz,  bir 20 yıl da başka Erdoğanlarla kaybetmemiz doğru değil ama niye bunu yaşıyoruz. İşte bugün yine bakıyorum 2 bin 628 Türk doktor Almanya’da faaliyet yürütüyor, Almanya’da doktorluk yapıyor.  Biz burada doktor arıyoruz, doktor yok doktor. Ülkede doktor kalmıyor, bunlar Tabipler Birliği Başkanı oluyor. Ülkede doktor kalmayınca meydan boş kalıyor. Bizim insanımızın da ülke dışına gitmesinin başka ülkelerde ekmek peşine düşmesinin sebebi de iktidar. Yani hem iktidardan gol yiyoruz, hem muhalefetten gol yiyoruz. Şimdi ikisi de çok yüksek oy alıyorlar diye kimse kusura bakmasın gözümde haklı değiller, birisi az oy alıyor diye de haksız anlamına gelmiyor. Dolayısıyla hakikati ortaya koyduğumuzda hem iktidar tablosu, hem muhalefet tablosu ne kadar bölücü unsur var, ne kadar tehlikeli unsur var birlikte poz veriyor, birlikte hareket ediyor adeta Türkiye’de iktidara gelmek için. Bunu biz AKP iktidarından önce de yaşadık.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bagimsiz-turkiye-partisi-genel-baskani-huseyin-bas-turkiyenin-sorunu-anayasanin-yetersizligi-degil-maddelerin-uygulanmamasidir/feed/ 0
İzmir ve Tunus Arasındaki İş Birliği Fırsatları Değerlendirildi https://www.haber60.com.tr/izmir-ve-tunus-arasindaki-is-birligi-firsatlari-degerlendirildi/ https://www.haber60.com.tr/izmir-ve-tunus-arasindaki-is-birligi-firsatlari-degerlendirildi/#respond Fri, 03 May 2024 07:27:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30185 İzmir ile Tunus arasındaki iş birliği fırsatlarının değerlendirildiği toplantıda konuşan İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Avrupa Birliği tarafından yürütülen, Akdeniz limanlarında Akdeniz Dijital Inovasyon Merkezlerinin kurulmasını hedefleyen proje kapsamında, İzmir Alsancak Limanı ve Tunus Goulette Limanının yer almasının, iki ülke arasında kruvaziyer turizmi, ekonomi ve kültürel konulara ilişkin bağları daha da güçlendireceğini belirtti.

İzmir Ticaret Odasında düzenlenen Tunus Cumhuriyeti ülke tanıtım toplantısı; İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Tunus Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier ile Tunus Cumhuriyeti İzmir Fahri Konsolosu Sabuhi Attar’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Toplantıya, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyeleri Abdullah Salkım, Mehmet Şahin Çakan, Serdar Gökhan Arıkan, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkan Yardımcıları Mehmet Tahir Özdemir ve Nevzat Artkıy, katip üyesi Ali Yaramışlı, meclis ve komite üyeleri katıldı.

Konuşmasında Tunus’un dün olduğu gibi bugün de İzmir’in geleneksel ticaret partnerlerinin başında geldiğini ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Yabancı yatırımların, ülkemiz ve kentimiz ekonomisinin kalkınmasında büyük önem taşıdığını görüyoruz. Türkiye’de 2023 yılı itibariyle 221 adet Tunus sermayeli ‘rma faaliyet göstermekte. Ülkemiz-Tunus ticari ilişkilerinin güçlendirilmesi, kentimiz ticaretine de pozitif yansıyor. Bildiğiniz üzere İzmir, net ihracatçı bir şehir konumunda. Tunus’a 87 milyon dolar ihracat gerçekleştirirken 20 milyon dolara yakın ithalat ile 67 milyon doları aşkın bir ticaret fazlasına sahibiz. Ülkemizden Tunus’a yapılan toplam ihracatın yüzde 7’sini İzmir gerçekleştiriyor” dedi.

Özgener, Tunus ile iş birliği önerilerini sıraladı

Tunus ile ihracat kalemlerinin çeşitlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Özgener, Akdeniz havzasındaki aşırı ısınmayı önlemek ve bölgenin artan enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla Tunus ile birçok ortak projenin hayata geçirebileceği vurguladı.

Özgener sözlerini şöyle sürdürdü:

“Akdeniz’deki tüm paydaşları bir araya getirecek, yenilenebilir enerji projeleri ile çevre koruma, temiz su temini ve yeşil altyapı gibi alanlarda bilgi ve teknoloji paylaşımı sağlayacak Akdeniz’de Sürdürülebilirlik Sempozyumunu kentimizde düzenleyebiliriz. Tunus’un tarım potansiyeli ile İzmir’in ileri teknoloji uygulamalarıyla birleşen üretim deneyimini içeren ortaklıklar kurabileceğimize inanıyoruz. Yanı sıra; odamız ve Tunus Ticaret ve Sanayi Odaları Avrupa Birliği tarafından sürdürülen INTERREG NEXT MED Programı kapsamında bir projede yer alıyor. Akdeniz limanlarında Akdeniz Dijital Inovasyon Merkezlerinin kurulmasını hedefleyen proje kapsamında İzmir Alsancak Limanı ve Tunus Goulette Limanı’nın iştirakçi olarak yer almasının her iki ülke arasında kruvaziyer turizmi, ekonomi ve kültürel konulara ilişkin bağları daha da güçlendireceği kanaatindeyiz.”

Tunus Ankara Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier, toplantıda gerçekleştirdiği bilgilendirme sunumunda, Tunus’un Avrupa, Afrika ve Orta Doğu arasında köprü niteliğine sahip stratejik bir pozisyonda bulunduğunu vurguladı. Ülkede bulunan; 9 uluslararası havalimanı, 7 ticari liman, 2 bin kilometrenin üzerinde demir yolu hattının güçlü bir lojistik altyapı sunduğunu belirten Sghaier, Tunus’un Kuzey Afrika bölgesinde yetenek rekabeti, girişimcilik ekosistemi, yenilik, rekabetçi endüstriyel performans, bilgi ve iletişim teknolojileri geliştirme, e-ticarete geçiş alanlarında ilk sırada yer aldığını; ayrıca çok verimli topraklara sahip olduğunu söyledi.

Sghaier konuşmasında şunları kaydetti:

“Tunus ve Türkiye iki kardeş ülke ve halkları arasındaki tarihi bağlar, kültür ve medeniyet ortaklıkları, güçlü iş birliği ilişkilerinin kurulması için sağlam temel ve uygun zemin teşkil ediyor, özellikle de zengin ve çeşitli yasal çerçeveye dayanan ekonomik alanlarda. Kuşkusuz ülkelerimizin sahip oldukları muazzam imkanlar, her iki taraf için de kazan-kazan ortaklığı çerçevesinde bu ilişkileri güçlendirmek ve tabanını genişletmek için bizleri birlikte daha fazla çalışmaya motive ediyor.” – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-ve-tunus-arasindaki-is-birligi-firsatlari-degerlendirildi/feed/ 0
Türkiye, Basın Özgürlüğü Sıralamasında 158’inci Oldu.. Rsf Temsilcisi Önderoğlu: “Yargı Üzerinden Baskılar, Sektörü İşlevsiz Hâle Getiriyor.” https://www.haber60.com.tr/turkiye-basin-ozgurlugu-siralamasinda-158inci-oldu-rsf-temsilcisi-onderoglu-yargi-uzerinden-baskilar-sektoru-islevsiz-hale-getiriyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-basin-ozgurlugu-siralamasinda-158inci-oldu-rsf-temsilcisi-onderoglu-yargi-uzerinden-baskilar-sektoru-islevsiz-hale-getiriyor/#respond Fri, 03 May 2024 04:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30169 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: MEHMET ÇALPAR

(İSTANBUL) – 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde, Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Örgütü’nün 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi, Türkiye’nin basın özgürlüğü açısından bulunduğu noktayı gözler önüne serdi. Türkiye, 180 ülkenin yer aldığı endekste  basın özgürlüğü sıralamasında 158’inci sırada yer aldı. Örgütün Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, “Ne yazık ki Türkiye’de iktidar merkezli baskıların, yargı üzerinden tercüme edilen baskıların sektörü gerçekten işlevsiz hale getirmeye başladığını görüyoruz” dedi.

RSF örgütünün 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi açıklandı. Buna göre Türkiye, 180 ülke içerisinde 158’inci sırada yer bulabildi. Geçen yıl 165’inci sırada olan Türkiye’nin yedi sıralık ilerleyişi, medya özgürlüğü açısından bir iyiye gidiş olarak yorumlanmadı, medya özgürlüğü durumu itibarıyla Türkiye “çok vahim” kategorisinde kaldı. Endekse göre, Norveç ilk sıradaki konumunu korurken son sırada Eritre yer aldı.

Türkiye’nin sırılamadaki yükselişinin, geçen yılki endekste Türkiye’nin önünde yer alan Hindistan, Azerbaycan, Rusya, Belarus ve Bangladeş gibi ülkelerin son bir yılda özellikle “politik” ve “güvenlik” göstergeleri bakımından daha büyük kayıp vermesinden kaynaklandığına vurgu yapıldı.

Ayrıca, seçim sürecinde kamu yayıncılığının tarafgirliğinin, onlarca gazetecinin tutuklanmasının ve cezasızlık gibi gelişmelerin Türkiye’yi, medyaya yönelik “politik” faktörler bakımından en çok gerileyen ülkelerden biri haline getirdiğine işaret edildi. Gazeteciler hakkında 6 Şubat merkezli Kahramanmaraş depremlerinin ardından “dezenformasyon” iddiasıyla yürütülen soruşturmaların ve kovuşturmaların da işlerin “yasal” alanda da iyi gitmediğinin gözler önüne serildiğine de hatırlatma yapıldı.

TÜRKİYE, 2002’DE 99’UNCU SIRADAYDI

Raporda, “Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya (EECA) bölgesinde siyasi gösterge olarak en ciddi gerileme yaşayan ülkelerden oldu. Genel skor olarak 2023’te 100 üzerinden 33,97 puan toplayan Türkiye, 2024’te 31,6 ile (2,37 puanlık kayıp) yetinmek zorunda kaldı” bilgisine yer verildi. Ayrıca, “Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin yeniden seçilmesi endişe kaynağı. Türkiye, gazeteci tutuklamaya devam ediyor, neredeyse sistematik online sansür ve yargı kontrolüyle medyayı zayıflatmayı sürdürüyor” tespiti de öne çıktı. Türkiye, 2002 yılında 99’uncu sırada kendine yer bulduğu sıralamada 2016’da 151, 2017’de 155, 2018 ile 2019’da 157’nciliğe kadar gerilemiş, 2020’de 154, 2021’de 153, 2022’de 149, geçen yıl da 165’inci sırada gösterilmişti.

EROL ÖNDEROĞLU: “ONLARCA GAZETECİNİN TUTUKLANDIĞINA ŞAHİT OLDUK”

Rapora ilişkin RSF örgütü Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, rapora ilişkin İstanbul’da ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. “Sıra olarak Türkiye’nin ilerlemesini yanılsama olarak” yorumlayan Önderoğlu, şunları söyledi:

“Türkiye’nin önünde ve arkasında yer alan ülkelerdeki durumla da bağlantılı. Sıralamaya baktığımız zaman bu gelişme, Türkiye’de medya özgürlüğü lehinde olup bitenlerle bir alakalı değil çünkü Türkiye’de bu yönde olumlu gelişme pek yaşanmadı. Oldukça zor bir yılı geride bıraktık ama Rusya, Suriye, Bangladeş, Hindistan gibi ülkelerdeki özellikle güvenlik ve politik parametrelerin daha da kötüye gitmesi nedeniyle, Türkiye’nin gerisine düşmüş olmalarıyla ilgili Türkiye’nin ilerlemesi. Tabii acı bir tablo çünkü yıllardan beri Türkiye, kendi kapasitesiyle, harekete geçen sivil toplum toplumuyla, medya özgürlüğünün sorunlarını canhıraş dile getiren muhalefet milletvekilleriyle ya da davalarda dayanışma gösteren gazetecilerin faktörüyle değil; ne yazık ki başka ülkelerin daha kötüye gidişiyle beslenen bir ülkeymiş gibi görüntü veriyor. Ne yazık ki Türkiye’de iktidar merkezli baskıların, yargı üzerinden tercüme edilen baskıların sektörü gerçekten işlevsiz hale getirmeye başladığını görüyoruz. Birkaç örnek vermek gerekir belki. İşte seçim döneminde, seçimler öncesinde ve sonrasında onlarca gazetecinin kitleler olarak tutuklandığına tanık olduk. Herkes seçim döneminde olumsuz bir şeylerin yaşanacağına düşüncesine kapılıyordu. Nitekim bu doğrulandı ve toplu gazeteci tutukluluğuna tanık olduk. Bu aynı zamanda hukukun bağımlılığına da işaret eden ve hukuk devletinin de ne kadar zayıflatıldığına da işaret.”

“GAZETECİLERE ŞİDDETTE CEZASIZLIK KURAL OLDU”

Sulh ceza hakimliklerinin erişim engelleme kararlarına da değinen Önderoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Diğer bir örnek, neredeyse günlük bir mesele haline gelen online sansür meselesi. Burada da aktör olarak sulh ceza hakimliklerini görüyoruz. Sulh ceza hakimliklerinin yargı mekanizması içerisinde yer aldığını biliyoruz fakat sulh ceza hakimlikleri, gerekçesiz ve seri sansür kararlarıyla aslında siyasi mekanizmanın bir aktörüymüş gibi devreye giriyorlar. Onun dışında özellikle politik temeli olan gazetecilere yönelik şiddette, buna dair soruşturma ve yargılamalarda aslında cezasızlığın çok belirgin bir kural olduğunu da görüyoruz. Tüm bu faktörlerden şunu söyleyebiliriz. Medya sektörüne uzanan politik el, sektörü oldukça tehdit eder bir noktaya geldi ve Türkiye’nin demokratik kurumsallığı açısından bunun bir göz boyamadan öteye gitmediğini görebiliyoruz. Dışarıdan da görülüyor. En belirgin kazanım olarak belki Türkiye’de canlı sivil toplum hareketliliği ve gazeteci dayanışması dışında halen temel özgürlüklerde aktif rol alan Anayasa Mahkemesi’ni görebiliyoruz. Dolayısıyla bunlar Türkiye’nin RSF endeksinde daha da dibe gitmesine engel olan kazanımlar fakat Türkiye’nin çok daha ileri ve hak ettiği yerlere gidebilmesi çok büyük bir siyasi iradeye ve çok büyük bir toplumsal uzlaşıya, Türkiye’de şeffaf toplumun tekrardan gündeme getirilmesi için çok daha büyük bir ittifaka ihtiyaç var. Demokrasi ve halkın haber alma hakkı ancak bu şartlarda temel olarak güvence altına alınabilir.”

“HER 3 AYDA 200 KİŞİ MAHKEMELERE ÇIKIYOR”

Erol Önderoğlu, gazetecilerin hukuksal açıdan yaşadığı zorlukları da dile getirerek, şunları anlattı:

“Türkiye’de her üç ayda bir 200’den fazla medya temsilcisi mahkemelere çıkıyor. Her üç ayda bir 10-15’i mahküm oluyor; 10-15’i beraat ediyor fakat bu yargılamaların sonunun gelmediğini görüyoruz. Dolayısıyla oldukça kutuplaşmış bir medya sektörü de gözlemliyoruz. İktidarın, medya sahiplerinin yüzde 85’ten fazlasını denetlediği, diğer eleştirel ya da bağımsız medya çevrelerinin, yüzde 10-15’le sıkıştırıldığı ama online sansür ve keyfi kovuşturmalarla boğuştuğu bir zehirli bir ortam diyebiliriz. Dolayısıyla buna dair kayda değer bir dayanışma var. Medyanın ne kadar Türkiye toplumu için önemli olduğunu bilen çevreler de var. Onların dayanışması da oluyor. Bu, insanları ayakta tutuyor. Bu inanç gazeteciliği çekici bir meslek olarak ayakta tutuyor fakat ekonomik darboğaz, mütevazı şartlarda yayın yapan gazeteleri de dize getirmeye yakın. O nedenle atılıma geçmemiz lazım çünkü sonsuza dek bir eleştirel ya da bağımsız çevresinin kendisini var etmesi mümkün olmuyor. Toplumun gazetecilere, gazetecilerin de kendi sektörlerine, yapay zekanın ve sosyal medya platformlarının müdahalesini iyi görmeleri için belirli hazırlıklara da girişmeleri zorunlu diye düşünüyorum.”

“DEZENFORMASYONU ÜRETENLER, SİYASİ AKTÖRLER”

Raporda yer alan diğer ülkelerdeki durumlara da değinen Önderoğlu, “Medya özgürlüğünü güvencesiz bırakan aktörlerin başında siyasi aktörler geliyor ve birçok ülkede asıl dezenformasyonu üreten faktörlerin başında da yine siyasi aktörlerin geldiğini görüyoruz. Medyaya belirli bir yasal ve belirli bir sektörel güven getirmesi gereken siyasilerin aslında en en başında rollerinden feragat ettiklerini görüyoruz. Bu da endişe verici tabii ki” diye konuştu.

Erol Önderoğlu, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü için Türkiye’deki meslektaşlarına “direnç ve dayanışma” dileğini iletti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-basin-ozgurlugu-siralamasinda-158inci-oldu-rsf-temsilcisi-onderoglu-yargi-uzerinden-baskilar-sektoru-islevsiz-hale-getiriyor/feed/ 0
Türkiye, Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı davaya müdahil olacak https://www.haber60.com.tr/turkiye-guney-afrikanin-israile-karsi-actigi-davaya-mudahil-olacak/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-guney-afrikanin-israile-karsi-actigi-davaya-mudahil-olacak/#respond Wed, 01 May 2024 23:03:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30049 (ANKARA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Endonezya Dışişleri Bakanı Retno Marsudi ile düzenlediği ortak basın toplantısında; “Türkiye olarak Güney Afrika’nın İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davaya müdahil olmaya karar verdik. Bu adımla Uluslararası Adalet Divanı önündeki sürecin doğru yönde ilerlemesini temenni ediyoruz” dedi. Marsudi ise, “Adaleti Filistin için her zaman savunuyoruz ve savunmaya devam edeceğiz. Filistin halkını desteklemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Fidan, Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan Endonezya Dışişleri Bakanı Marsudi ile Bakanlık’ta bir araya geldi. İki Bakan görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Güneydoğu Asya’daki stratejik ortakları Endonezya ile köklü tarihi ve kültürel bağları bulunduğunu belirten Fidan, “Türkiye-Endonezya Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyi’nin ilk toplantısının hazırlıklarını ele aldık” dedi. Fidan şöyle konuştu:

“Görüşmemizde ekonomik ve ticari ilişkilerimizi, yenilenebilir enerji ve helal gıda dahil çeşitli alanlarda geliştirme hususunda mutabık kaldık. Ticaret hacmimizin liderler tarafından belirlenen 10 milyar dolar hedefine ulaşması için atabileceğimiz adımları istişare ettik. Kapsamlı ekonomik ve ticari iş birliği anlaşmasının müzakereleri devam ediyor. Endonezya’nın yeni başkentinin inşa sürecinde Türk müteahhitlik firmalarının da rol almalarını istiyoruz. Değerli mevkidaşıma savunma sanayi alanındaki iş birliğimizin devam ederek artmasına ve firmalarımızın Endonezya ordusunun modernizasyonunda daha fazla rol almasını arzu ettiğimizi ilettim.

“TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KONUSUNDA ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

FETÖ başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadele konusunda çalışmaya devam edeceğiz. Ayrıca bugün ilişkilerimizin daha da derinleşmesini sağlayacak önemli bir karar daha aldık. İki ülke arasında Savunma Bakanları ve Dışişleri Bakanlarının yer alacağı iki artı iki formatında bir mekanizma kurulması konusunda mutabık kaldık.

Endonezya ile Filistin konusundaki tutum ve hassasiyetlerimizin ortak olduğunu bir kez daha görmekten memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Temas Grubu olarak Gazze’ye yönelik saldırılara ilişkin uluslararası farkındalığı arttırmak için önemli çalışmalarda beraber görev aldık.

“BAZI AVRUPA ÜLKELERİNİN FİLİSTİN’İ TANIMAYA YAKIN OLDUKLARINI SÖYLEMELERİ UMUT VERİCİ”

Bazı Avrupa ülkelerinin Filistin’i tanımaya yakın olduklarını söylemeleri de ayrıca umut vericiydi. Halihazırda 136 civarında ülke Filistin’i tanımakta, fakat ağırlıklı olarak Avrupa ülkeleri ve Amerika tanımadığı için özellikle BM Güvenlik Konseyi’nde Filistin’in statüsü teslim edilmemekte. Şu anda geldiğimiz aşamada bu yaygın tanımanın daha büyük uluslararası meşruiyete dönüşmesi başta Amerika olmak üzere BM Güvenlik Konseyi’ne daha büyük baskı uygulanması konusunda sistemli ve yoğun çalışmalarımızı dostlarımızla beraber devam ediyoruz.

21’nci yüzyılda Gazze’de açlıklar, ölümler yaşanırken İsrail ordusunun çekildiği yerlerde toplu mezarlar ortaya çıkarken, kadın, çocuk, hasta, yaşlı demeden siviller hedef alınırken uluslararası toplum daha neyi beklemekte? Artık zorlayıcı tedbirlerin gündeme gelmesi gerektiği ortadadır. İsrail’in Filistin halkını boyunduruk altına alma ve topraklarından sürme çabasını ne Filistinliler ne Türkiye ne de adalet ve hukuk arayışında olan diğer ülkeler ne de uluslararası toplum vicdanı kabul etmeyecektir. Bir tercihle karşı karşıyayız. ya hukuktan ve insanlıktan yana olacağız ya da zulmün yol açtığı sorunların bedelini hep birlikte ödeyeceğiz.

Güney Afrika’nın başvurusunun hemen ardından 3 Ocak 2024 tarihindeki açıklamamız ile bu başvuruyu memnuniyetle karşıladığımızı kaydetmiştik. Güney Afrika’nın bu başvurusunun ardından Türkiye’nin bu durumdaki müdahalesinin nasıl olması gerektiği konusunda da Cumhurbaşkanımız tarafından verilen bir talimat mevcuttu. Biz ilk günden itibaren bu konuda iki yönlü bir çalışma sürdürdük. Birincisi hukukçularımızla bir araya gelerek Türkiye’nin Güney Afrika’yı destekler şekilde davaya müdahil olması hukuken nasıl ve hangi gerekçelerle mümkün olacak, onu detaylı bir araştırma sürecine girdik. İkincisi de sadece Türkiye değil uluslararası toplumun diğer üyelerinin de bu davaya müdahil olmaları, müdahil olma şartları ve müdahil olmayla ilgili düşünceleri konusunda çok ciddi görüş alışverişinde bulunduk. Bakanlık hukukçularımız, Adalet Bakanlığımız, üniversitedeki hocalarımız, hep beraber çok yoğun bir çalışma yaptılar. Çalışmalarımızı belli bir noktaya getirdik.

“ÇALIŞMAMIZIN HUKUKİ METNİ TAMAMLANDIĞINDA RESMİ MÜRACAATIMIZI YAPACAĞIZ”

Buna paralel olarak ikinci kulvarda da son olarak Riyad’da yaptığım gibi özellikle İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği ülkeleri başta olmak üzere Filistin’i devlet olarak tanıyan diğer ülkelerle yaptığımız görüşmelerde de şunu gördük: bazı ülkeler de bu konuda tavır almaya hazır hale gelmiş durumdalar. Şu ana kadar biliyorsunuz sadece iki ülke, Nikaragua ve Kolombiya bu konuda somut bir tutum aldı, başvuruda bulundu. Biz de bugün yaptığımız değerlendirmelerin neticesini sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettik ve alınan siyasi karar gereği buradan ilk kez duyurmak istiyorum. Türkiye olarak Güney Afrika’nın İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davaya müdahil olmaya karar verdik. Bu adımla Uluslararası Adalet Divanı önündeki sürecin doğru yönde ilerlemesini temenni ediyoruz. Esasen ifade ettiğim gibi bu başvurumuza yönelik çalışmalarımız çok uzun süredir devam etmekteydi. Biz bundan sonra bu siyasi karar Cumhurbaşkanımız tarafından alındıktan sonra, şu anda bütün dünyaya duyurulduktan sonra hukuki çalışmalarımızı tamamlayacağız. Bütün dost ve müttefik ülkelerle bu konuda daha fazla ne yapabilir, daha fazla hangi ülkeler başvuruda buluna bilir onun çalışması içinde olmaya devam edeceğiz. Çalışmamızın hukuki metni tamamlandığı zaman da alınmış bu siyasi kararı fiiliyata geçirmek için resmi müracaatımızı Uluslararası Adalet Divanı’na yapacağız. Türkiye olarak her durumda Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğiz.”

MARSUDİ: ÖNÜMÜZDEKİ YIL DİPLOMATİK İLİŞKİLERİMİZİN 75’NCİ YILINI KUTLAYACAĞIZ

Endonezya Dışişleri Bakanı Marsudi ise şunları kaydetti:

“Önümüzdeki yıl diplomatik ilişkilerimizin tesisinin 75’nci yılını kutluyor olacağız. Bu, ikili ilişkilerimizi çok daha üst bir seviyeye getirecektir. İkili görüşmemiz sırasında sayın Bakan ile çok önemli iki konuyu ele aldık. Bunlardan birincisi ikili ilişkilerimizle ilgiliydi, diğeri de küresel hususlarla ilgiliydi.

İkili ilişkilerimizde son derece tatminkar bir seviyeye ulaştık ama aynı zamanda her iki tarafta da bunu daha da derinleştirme iradesi var. Endonezya-Türkiye geniş kapsamlı ekonomik ortaklık anlaşmasını tamamlamaya doğru ilerliyoruz.

Askeri alanda ve savunma sanayindeki iş birliğinde diyalog seviyesini geliştirilmesini önceliyoruz. Aynı zamanda savunma sanayinin geliştirilmesinde stratejik iş birliğinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Ortak üretim yapılabileceğini ve üretilen araçların ortak pazarlamasına katkıda bulunabileceğimize inanıyorum.

Her iki ülke de giderek yükselen bir ekonomik performans içinde ve kapasite geliştirme, ortak proje geliştirilmesi ve küresel Güney projelerine katkıda bulunabileceğimize inanıyoruz. Türkiye için Endonezya Asya-Pasifik bölgesinde en önemli ortaklardan birincisi ve Stratejik İş Birliği Mekanizması’nı kurduğu ilk ülke.

Filistin konusunda Endonezya ve Türkiye ortak konumu paylaşıyor. Endonezya’nın bu konudaki pozisyonu son derece net: biz adaleti Filistin için her zaman savunuyoruz ve savunmaya devam edeceğiz. Filistin halkını desteklemeye devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-guney-afrikanin-israile-karsi-actigi-davaya-mudahil-olacak/feed/ 0
1 Mayıs Artvin’de Kutlandı… https://www.haber60.com.tr/1-mayis-artvinde-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/1-mayis-artvinde-kutlandi/#respond Wed, 01 May 2024 22:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30033

UĞUR İSTANBULLU-GENÇAĞA KARAFAZLI

(ARTVİN) – 1 Mayıs İşçi Bayramı Artvin’de çok sayıda vatandaşın katılımıyla kutlandı. Eğitim Sen Artvin Şube Başkanı Köksal Gümüş, “Gün, şikayet etme günü değil. Bu düzen ya değişecek ya değişecek. Bizler; emeğin sömürülmediği, yüzde 1’in değil yüzde 99’un mutlu yaşadığı, emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hakim bir gelecek ve ülke için mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

Artvin Atakaparkt’a bir araya gelen DİSK, KESK, Halkevleri, CHP, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda vatandaş, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı sloganlar eşliğinde yürüyüş yaparak kutladı.

DİSK Genel İş Sendikası Başkanı Selim Bilgin, “1 Mayıs’a ne yazık ki yoksulluğun, fakirliğin tavan yaptığı bir ortamda giriyoruz. Ekonomiyi teslim ettiğimiz Sayın Bakan ne diyor; ‘bizim yerel halkın alım gücü artmaya başladı.’ Burada Artvin meydanından söylüyorum, bizim adımız yerel halk değildir. Bizim adımız Laz olabiliriz, Gürcü olabiliriz, Kürt olabiliriz, Arap olabiliriz ama biz hepimiz ayrı gayrı yok. Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit, onurlu yurttaşlarıyız” dedi.

“ÜLKEYİ SÜRÜKLEMEYE ÇALIŞTIĞINIZ KARANLIĞA TESLİM OLMAYACAĞIZ”

Eğitim Sen Artvin Şube Başkanı Köksal Gümüş de şunları söyledi:

“Büyük bir yoksulluk içinde yaşıyoruz, egemenler din istismarıyla emekçileri açlığa sürüklüyor. Çocuklarımızdan esirgenen kaynaklar tarikatlara, çetelere, sermayeye aktarılıyor. Çocuklarımızdan esirgenen kaynaklar özel okullara teşvik olarak aktarılıyor. Barınma imkanından yoksun bırakılan çocuklarımız tarikat yurtlarına mahkum ediliyor ama bu böyle gitmez. Eğitim emekçileri biat etmez. 22 yılda 9 Bakan, 18 müfredat değişikliği yapıldı. Amaçlarına giden yolda öğrencilerimizi harcamaktan çekinmediler. Yeni müfredat değişikliği pazartesi günü MEB’e bağlı kurumlarla ve kamuoyu paylaşıldı. Tamamen siyasallaşmış, çocuklarımızın ve ülkemizin üstün yararı gözetilmeden, laikliği tam cepheden hedef alan, bilimden uzaklaşan bir zihniye hazırlanmıştır çünkü okuyan, sorgulayan bir nesil gelsin istemiyorlar. Buradan sesleniyoruz, ülkeyi sürüklemeye çeliştiğiniz karanlığa teslim olmayacağız.

“BİZLER, GÜCÜMÜZÜ EMEĞİMİZDEN ALIYORUZ”

Kamu hizmetini kar zarar mantığıyla yürüten iktidar, elimizdeki cumhuriyetin kazanımları olan tüm fabrikaları haraç mezat yabancı sermayeye satarak ülkemizi daha da yoksullaştırmış ve dışa bağımlı hale getirmiştir. Bugün en temel gıda ürünlerimizi bile dışarıdan ithal eder hale gelmiş durumdayız. Artık ilkokul çocukları bile dış güçler masalına inanmıyorlar. Özellikle üreten değil tüketen bir ülke haline geldik. Sanayi üreten ve hatta savaş durumunda olan ülkelerden patates, et, yağ gibi gıda ürünlerini ithal ediyoruz. Öğrenciler ve hastalar potansiyel müşteri haline dönüşmüş, sağlık hizmetleri, eğitim tamamen piyasalaştırılmıştır. Sürekli tekrarladığımız bir gerçek var; bizler gücümüzü emeğimizden, al terimizden, üretimden alıyoruz. İktidar sahipleri işte bu büyük güçten, birleşen halkın gücünden korkuyorlar. Yan yana gelmemizden korkuyorlar, bir olmamızdan birlik olmamızdan korkuyorlar. Korkuyorlar çünkü kaybedecek çok şeyleri var. Sarayları, saltanatları çökecek diye korkuyorlar. Yağma düzenleri son bulacak, ballı ihaleleri, vurgun projeleri, torpilli işleri sona erecek diye korkuyorlar. Yağmalayıp yok ettikleri ormanlarımızın, kıyılarımızın, Cerratepe’nin hesap sormamızdan korkuyorlar. Katarlı dostlarına, cemaatlere, tarikatlara, yandaşlara peşkeş çektikleri varlıklarımızın hesabını ödemekten korkuyorlar. Yargıdan korkuyorlar, yargılanmaktan, adaletten korkuyorlar. Nazım’ın dediği gibi; ‘hiçbir korkuya benzemiyor, halkını satanların korkusu.’ Bırakınız korksunlar, bırakınız gözlerine uyku girmesin. Bunu bildikleri için muhalefeti susturmak istiyorlar.

“MÜCADELE GELENEĞİNİN ÇOCUKLARIYIZ”

Ne mutlu bize ki baskılara karşı sinmeyen bir mücadele geleneğinin çocuklarıyız. Gün, şikayet etme günü değil. Bu düzen ya değişecek ya değişecek. Bizler; emeğin sömürülmediği, yüzde 1’in değil, yüzde 99’un mutlu yaşadığı, emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hakim bir gelecek ve ülke için mücadeleye devam edeceğiz. Mustafa Kemal’in anti emperyalist kurucu irade heyecanı ile yarattı sizlerin yıktığı, sattığı her şeyi yeniden kuracağız. Biliyoruz ki, böyle bir dünya ve ülke mümkündür. Bugünden yarına hep umut biriktirdik. 31 Mart seçimlerinde; işçisinden kamu emekçisine, emeklisinden asgari ücretlisine, kadınından gencine bozuk düzenin çarklarında ezilen milyonları yok sayamazsınız biz buradayız dedik. Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar. Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. Safları sıklaştırın çocuklar, bu kavga eşitlik, özgürlük, kardeşlik, barış, adalet, laiklik ve demokrasi yaşasın 1 Mayıs.”

]]> https://www.haber60.com.tr/1-mayis-artvinde-kutlandi/feed/ 0 İzmir’de binlerce emekçi 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutladı https://www.haber60.com.tr/izmirde-binlerce-emekci-1-mayis-isci-bayramini-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-binlerce-emekci-1-mayis-isci-bayramini-kutladi/#respond Wed, 01 May 2024 22:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30029 HABER: FATİH ÖZKILINÇ-ECE AZAK KAMERA: KERİM UĞUR-ÖZGÜR ŞENGÜL

(İZMİR) –1 Mayıs İşçi Bayramı’nda İzmir’de binlerce emekçi sabahın erken saatlerinden itibaren Basmane, liman, Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve Cumhuriyet Meydanı’nda toplanarak Gündoğdu Meydanı’na yürüdü. Meydanda düzenlenen mitingde taleplerini dile getiren emekçiler “Her yer Taksim, her yer direniş”, “Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Hak, hukuk, özgürlük” sloganları attı.

Gündoğdu Meydanı’nda düzenlenen mitingde konuşan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, Taksim’e selam gönderdi. Memiş, bu düzen böyle gitmez diyenlerin alanları hınca hınç doldurduklarını belirterek, şöyle konuştu:

“Bugün Gündoğdu Meydanı’ndan Taksim’e selam gönderiyoruz. Taksim’de düşene, dövüşene bin selam olsun. Yılın 365 günü ezilen, sömürülen, horlanan ve yok sayılan milyonlar 1 Mayıs alanlarında, kendilerini ifade etmek için yan yana geldiler. Umutlarımızı ve tepkilerimizi dile getiriyoruz. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında 1 Mayıs ülkemiz için önemli bir dönemeçte kutlanacak. Bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üreten işçilerin, emeklilerin, gençlerin, kadınların hesap sorma ve değiştirme iradesini güçlü bir şekilde ortaya koyduğu siyasi iktidarın yoksullaştırıcı ekonomik politikalarına, hukuksuzluklarına ‘dur’ dediği bir ortamda 1 Mayıs’ta alanlardayız. Ekmeğimizin her gün ama her gün küçüldüğü; gelirde, vergide ve ülkede adaletsizliklerin arttığı; hak ve özgürlüklerimizin alabildiğine kısıtlandığı bu süreçte, hükümetin yoksullaştırıcı ekonomi programına seçimden sonra uygulayacağını söylediği kemer sıkma politikalarına karşı 1 Mayıs’ta alanlardayız. Ülke için, barış için, adalet için 1 Mayıs’ta alanlardayız. Ülkemizde güçlü bir tarihi olan 1 Mayıs, iş yeri iş yeri, sokak sokak, meydan meydan yaşasın 1 Mayıs. Emek, dayanışma, mücadele günü.”

“ÜLKENİN DÖRT BİR YANINDAN TAKSİM’ E ÇIKANLARA ‘SELAM OLSUN'”

Mitingde Türk-İş Bölge Temsilcisi Hayrettin Çakmak ortak basın açıklamasını okudu. Açıklamada şunlar kaydedildi:

“Ekmek, adalet, hürriyet için emek bizim, gelecek bizim. 1 Mayıs, İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma günü. 1 Mayıs emeğin, alın terinin, barışın, demokrasinin ve güvenli bir gelecek için dayanışmanın günüdür. Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü’müz 1 Mayıs kutlu olsun. 2024 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı coşkuyla kutlarken, işçi sınıfının ve tüm ezilenlerin haklarını savunmak için canlarını ortaya koyanlar; emek ve demokrasi mücadelesinde yitirdiğimiz, 1977 1 Mayısı’nda Taksim’ de katledilen canlarımızı bir kez daha saygı ile anıyoruz ve buradan 1 Mayıs’ ı kutlamak için ülkenin dört bir yanından Taksim’ e çıkanlara selam olsun diyoruz.

Ücretli çalışanların geçim ve yaşama şartları her geçen gün zorlaşırken, daha yılın ilk aylarında vergi oranları yükselmekte, ücretli çalışanlar ağır vergi yüküyle karşı karşıya kalmaktadır. Asgari ücret artışları enflasyon karşısında kısa bir sürede etkisini kaybetmekte, ülkedeki çalışanların ücretleri asgari ücret seviyesinde yoğunlaştırılmaktadır ve asgari ücret ortalama ücret haline gelmektedir. Kayıt dışı istihdam sorunu devam ederken başta kadın emekçiler olmak üzere, tüm emekçilere daha güvencesiz bir çalışma yaşamı dayatılmaktadır. Ülkemiz her alanda güvencesizler cumhuriyeti haline gelmiştir. Kadın işsizliği ve güvencesiz, kayıt dışı çalışma ortamlarında taciz, şiddet ve mobbing her geçen gün artmaktadır.”

Anayasa’da tanımlanan demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin işler hale gelmesi için, eşitlik, demokrasi ve adalet için mücadelenin inatla,  ısrarla ve kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanan açıklamada, şöyle devam edildi:

“Gelecek, işçi sınıfının ve tüm emekçilerin ellerinde yükselecektir. Bizler sadece işçilerin değil, tüm emekçilerin, kadınların, çocukların ve ötekileştirilen tüm kesimlerin, doğanın ve tüm canlıların haklarını sonuna kadar savunacağız. ve insan onuruna yaraşır koşullarda yaşayabilmek için azim ve kararlılıkla kavgamızı sürdüreceğiz.

Bizler emeğin sömürülmediği, sendikal hak ve özgürlüklerin engellenmediği, grev hakkının yasaklanmadığı, herkesin güvenceli, kadrolu çalıştığı, bir işinin ve insanca yaşamaya yetecek bir ücretinin olduğu, KHK ve fiili OHAL rejimine son verildiği, ekonomik krizlerin, salgınların, depremlerin, afetlerin faturasının halkımıza ve emekçilere kesilmediği, emperyalist güçlerin yarattığı savaşların hiç olmadığı, kimsenin kimliğinden, inancından, cinsiyetinden dolayı ikinci sınıf yurttaş muamelesi görmediği, barış ve kardeşliğin hakim olduğu kadınlara yönelik şiddet, taciz ve tecavüzün son bulduğu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırıldığı, çocuk istismarının ve çocuk işçiliğinin olmadığı, düşünce ve ifade özgürlüğünün suç olarak sayılmadığı, gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan, emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hakim olduğu bir gelecek ve ülke için mücadeleye devam edeceğiz.1 Mayıs mücadeledir, 1 Mayıs birliktir, 1 Mayıs umuttur, 1 Mayıs gelecektir. 2024 1 Mayısı’ndan yeni bir başlangıç için ‘bu düzen böyle gitmez’ diyerek umutla ayağa kalkıyoruz. Yaşasın 1 Mayıs.”

1.VİDEO

SENDİKALARIN ALANA GELİŞLERİNDEN DETAY GÖRÜNTÜLER

2.VİDEO

İZMİR GÜNDOĞDU MEYDANINDAKİ 1 MAYIS KUTLAMALARINDAN DETAY

İZMİR GÜNDOĞDU MEYDANINDAKİ TERTİP KOMİTESİNİN KONUŞMALARI

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-binlerce-emekci-1-mayis-isci-bayramini-kutladi/feed/ 0
CHP Milletvekili Mustafa Adıgüzel, şehir hastanelerini ve sağlık politikasını eleştirdi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-mustafa-adiguzel-sehir-hastanelerini-ve-saglik-politikasini-elestirdi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-mustafa-adiguzel-sehir-hastanelerini-ve-saglik-politikasini-elestirdi/#respond Wed, 01 May 2024 00:00:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29947

(ANKARA) – CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, TBMM Genel Kurulu’nda şehir hastanelerini ve iktidarın sağlık politikasını eleştirdi. Adıgüzel, “Hekimler özel sağlık kuruluşlarında ücretli kölelik düzeninin bir parçası haline gelmiştir. Sonra da ‘Bu doktorlar neden ülkeyi terk ediyor’ diyorsunuz. Hükümet, sağlık sisteminin biriken sorunlarını sağlık çalışanlarına ve doktorlara yüklemektedir” dedi.

CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, TBMM Genel Kurulu’nda AKP iktidarının sağlık politikasını ve şehir hastanelerini eleştirdi. Adıgüzel’in açıklamaları şöyle:

“Şehir Hastanelerine garanti ödemeye ilave olarak enflasyon ve kur farkı için 3 ayda bir revizyon ile koruma sağlamışsınız. Üstelik uluslararası mahkemeler yetkili. Peki, kanun değişikliklerine karşı 25 yıl koruma nedir? Meclis’in üzerinde misiniz? Bu Yüce Meclis’in iradesine 25 yıl ipotek koymak sizin ne haddinize? Burada onlarca milletvekilinin önergelerine rağmen Meclis’ten bilgi saklandı. Gerekli bilgi, uluslararası kredi sağlayan bankaların sitelerinden elde ediliyorsa bu da bir ayıptır.

“NÜFUSA GÖRE DOKTOR SIRALAMASINDA 37 OECD ÜLKESİ İÇERİSİNDE 36 SIRADAYIZ”

Sadece bu yılın bütçesinden şehir hastanelerine ayrılan miktar 83 milyar TL. Şehir hastaneleri hizmet açısından da uygun değil. Hem hastaların hastaneye ulaşımı hem de hastane içinde birimlerin birbirine ulaşımı koordinasyonu ve konsültasyon işlemlerini de zora sokuyor. Hastaları beton binalar tedavi etmez. İçerideki hekim, hemşire ve iyi planlanmış sağlık hizmeti tedavi eder. Modern bir ülke devasa şehir hastaneleri ile övünmez. Modern bir ülke sağlık rakamları ile, hasta başına hemşire ve doktor sayıları ile övünür. Nüfusa göre doktor sıralamasında 37 OECD ülkesi içerisinde 36 sıradayız. Geldiğimiz noktada iktidarın medarı iftiharı sağlık reformu tam anlamıyla iflas etmiştir. Çöken sağlık sisteminin altında ise hastalar, doktorlar ve sağlık çalışanları kalmıştır. Tek kazanan ise sağlığın patronları olurken hastalar müşteri, sağlık çalışanları da ucuz iş gücü olmuştur. Bizim yapmaktan imtina ettiğimiz para hareketini Sağlık Bakanı tüm hekimlere yapmıştır. Bu şu anlama geliyor: ‘Ben bu şekilde yapıyorum diğer doktorlar da böyle yapıyor zannediyorum’ ama kişi kendinden bilir işi diyorum.

“VATANDAŞLIK VE DİPLOMA DENKLİĞİ GİBİ ENGELLER OLMASA TÜRKİYE’DEKİ HEKİMLERİN YARIDAN FAZLASI GİDECEKTİR”

Sağlıkta şiddeti gösteren beyaz kod ihbar sayısı da her geçen gün katlanarak büyüyor. Hekimler özel sağlık kuruluşlarında ücretli kölelik düzeninin bir parçası haline gelmiştir. Aile hekimleri de hem mevzuatta hem de uygulamada gitgide tükenmektedir. Sonra da ‘Bu doktorlar neden ülkeyi terk ediyor’ diyorsunuz. Şunu bilin vatandaşlık ve diploma denkliği gibi engeller olmasa Türkiye’deki hekimlerin yarıdan fazlası gidecektir. Erdoğan bir yandan gençlere kapıyı gösterirken bir yandan da 65 yaşındaki hekimleri kuraya sokuyor. Hükümet, sağlık sisteminin biriken sorunlarını sağlık çalışanlarına ve doktorlara yüklemektedir. Alınamayan randevunun, yapılamayan tetkikin, bulunamayan ilacın sorumlusu sağlık çalışanı olmaktadır.

“SEÇİM MAĞLUBİYETİNİZİN EN BÜYÜK NEDENLERİNDEN BİRİ SAĞLIKTA ÜLKEYİ GETİRDİĞİNİZ NOKTADIR”

Son kabine değişikliğinde Erdoğan’ın değiştirmediği iki bakandan biri olarak Fahrettin Koca’yı gördüğümde ‘kaybettiler’ demiştim. Seçim mağlubiyetinizin en büyük nedenlerinden biri sağlıkta ülkeyi getirdiğiniz noktadır. Biraz laf dinleyin! Sürekli söylüyoruz sonra da haklı çıkıyoruz ama iş işten geçmiş oluyor. Eğitim ve sağlık gibi ortak konularımızda çatışarak değil istişare, akıl ve bilim yoluyla yürütelim. Şu anda Türkiye’nin birinci partisi olarak iki tanesi tıp profesörü olmak üzere çok sayıda hekime sahip olan, Grup Başkanvekili yine bir hekim olan ve de takım lideri olarak en başta Sayın Genel Başkanımızın eczacı olduğu bir parti olarak yani yeterince birikime sahip bir parti olarak bu konuda birlikte yönetmeye ve yardımlaşmaya hazırız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-mustafa-adiguzel-sehir-hastanelerini-ve-saglik-politikasini-elestirdi/feed/ 0
İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu: ABD, İsrail ve Batı hegemonyası insanlık katliamı seyrettiriyor https://www.haber60.com.tr/icisleri-komisyonu-baskani-suleyman-soylu-abd-israil-ve-bati-hegemonyasi-insanlik-katliami-seyrettiriyor/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-komisyonu-baskani-suleyman-soylu-abd-israil-ve-bati-hegemonyasi-insanlik-katliami-seyrettiriyor/#respond Tue, 30 Apr 2024 22:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29904 İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, “ABD, İsrail ve Batı hegemonyası bugün bütün dünyaya bir insanlık katliamını seyrettiriyor. Bu katliama hepimizin boyun eğmesini istemektedirler. Dünyada mazlum insanlara, Müslümanlara ‘Efendiniz biziz’ demektedirler. Bizim bir tek efendimiz var, biz konuşurken de öyle söyleriz; Hazreti Muhammed. Bir tek önünde eğileceğimiz güç var, o da Allah’tır.” dedi.

Soylu, Endonezya Parlamentosu Denizcilik İşleri Özel Komitesi Başkanı drh. H. Slamet başkanlığındaki heyetle görüştü.

Endonezya’da yaşanan deprem nedeniyle geçmiş olsun dileklerini ileterek konuşmasına başlayan Soylu, Endonezya’da Şubat ayında tamamlanan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin de hayırlı olmasını diledi.

Soylu, Endonezya’nın 6 Şubat depremlerinde Türkiye’ye gösterdiği kardeşlik, kadirşinaslık, yardımseverlik için de minnettar olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin Endonezya ile dostluğunun ilişkilerin başladığı 16. yüzyıl ile sınırlı olmadığını dile getiren Soylu, “Bizim dostluğumuz diplomatik değil, bizim dostluğumuz kardeşliktir. Kardeşlik, diplomatik dostluktan daha güçlüdür, daha kuvvetlidir, ezeli ve ebedidir.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın G20 Zirvesi vesilesiyle gerçekleştirdiği ziyarette Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin kurulmasında mutabakata varıldığını hatırlatan Soylu, ASEAN marjında Parlamenterler Arası Asamble ile de işbirliğini güçlendirmeye hazır olduklarını söyledi.

“Tüm dünyadaki insanlar el birliğiyle katil olan bu iki devlete haddini bildirecek”

ABD, İsrail ve Batı hegemonyasının bugün bütün dünyaya bir insanlık katliamını seyrettirdiğini kaydeden Soylu, “Bu katliama hepimizin boyun eğmesini istemektedirler. Dünyada mazlum insanlara, Müslümanlara ‘Efendiniz biziz’ demektedirler. Bizim bir tek efendimiz var, biz konuşurken de öyle söyleriz; Hazreti Muhammed. Bir tek önünde eğileceğimiz güç var, o da Allah’tır.” dedi.

Hamas’ın milli bir bağımsızlık mücadelesi verdiğini söyleyen Soylu, Hamas’ın hem ABD ve İsrail’e karşı Mescid-i Aksa’yı hem de kendi topraklarını, inançlarını, hürriyetlerini muhafaza etmeye çalıştığını kaydetti.

Soylu, tüm dünyadaki insanların el birliğiyle katil olan bu iki devlete haddini bildireceğini söyledi.

İçişleri Komisyonu Başkanı Soylu, Endonezya heyetiyle istişarelerin, denizcilik alanındaki tecrübe paylaşımı programlarının parlamentolar arasındaki ilişkileri ileri bir seviyeye taşıyacağını belirtti.

Soylu, iki ülke arasındaki anlaşmayla transit taşımacılık üzerinde yürütülen deniz ticaretinin büyük ivme kazandığını kaydetti.

Kontrol Bot Tedarik Projesi ve Sahil Güvenlik Yönetim Sistemini anlattı

Düzensiz göçle mücadele, arama-kurtarma, kaçakçılıkla mücadele ve denizden güvenlik operasyonlarında istifade etmek üzere Kontrol Bot Tedarik Projesi başlattıklarını bildiren Soylu, bu projeyi anlatan bir sunum yaptı.

Kontrol bot için Soylu, “Bu bizim küçük çocuğumuz. Bunu şöyle düşünebilirsiniz; devriye atan polis arabaları gibi. Bu botlar, batmaz botlardır.” ifadesini kullandı.

Bunlardan Sahil Güvenlik’te 100 tane, Emniyet Genel Müdürlüğünde de 30 tane olduğunu kaydeden Soylu, “Diğer ülkelerle tokuştuğumuz zaman eskiden botlarımızın sürati yetmiyordu, şimdi yetiyor.” dedi.

Sahil Güvenlik Yönetim Sistemi’ne ilişkin de heyete bilgi veren Soylu, radarlar ve kamera sistemiyle kilometrelerce uzağı takip edebildiklerini söyledi. Soylu, Türkiye’nin etrafındaki tüm alanların tamamını gözetleyebilecek bir sistem olduğunu ve önemli bir bölümünün bittiğini bildirdi.

Göçmen kaçakçılığıyla mücadeleye işaret eden Soylu, “2016 yılında denizlerden günde 9 bin kişi Yunanistan’a geçiyordu. Sonra sayı 40-50’lere, daha sonra 10’lara 5’lere düştü.” bilgisini verdi.

İçişleri Komisyonu Başkanı Soylu, şu ana kadar 175 binin üzerinde kaçak göçmenin denizlerden kurtarıldığını belirterek, “Sahil Güvenliğimiz, Emniyetimizle de 15’in üzerinde uluslararası sularda çok ciddi yakalamalar ve uyuşturucu operasyonları gerçekleştirmiştir.” dedi.

THY seferlerinin artması talebi

Türkiye ve Endonezya’nın çok güçlü bağlar kurmasının önemine işaret eden Soylu, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 10 milyar doların üzerine çıkarılması gerektiğini ifade etti.

Ortak üretim, kapasite geliştirme ve teknoloji transferi dahil adımların birlikte atılmasının önemini vurgulayan Soylu, “Atmazsak ne olur? En son bildiğim ABD kendi uçaklarını kullanan Rusya ve İran’a bunların tamir ve yenileme teknolojilerini vermeyeceğini söyledi. Bunu size ve bize de yapabilir. Herhalde ABD uçaklarını çıkarırsanız, büyük uçakları, hepimiz zorluk çekeriz. Kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz gerekir.” değerlendirmesinde bulundu.

Türk Hava Yolları seferlerinin de Endonezya’da artmasını talep eden Soylu, Türkiye’de Endonezya’dan 4 bin 500 öğrencinin bulunmasından büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti.

“Ülkenizde yeteri kadar ABD ajanı vardır zaten, FETÖ’cüler olmasınlar”

FETÖ’nün Amerikan ajanı olduğunu kaydeden Soylu, “Sizin ülkenizde de FETÖ okullar açtı. Bizim sizden bir talebimiz var; yeteri kadar ABD’nin ajanı vardır ülkenizde, FETÖ’cüler olmasınlar. Çünkü bunlar, bulundukları ülkenin akademisiyle, devlet yöneticileriyle, yargısıyla, medyasıyla ve iş dünyasıyla iç içe girerek o ülkeyi etkilemeye daha sonra da çerçevelemeye çalışıyorlar. 2022’de Sayın Bakan bizi ziyaret ettiğinde o zaman 11 okul vardı; sonra demek ki ABD’liler etkilerini artırmış ki 13 okula çıkmış.” diye konuştu.

DEAŞ’ın, İslamiyet’i yok etmek, dünyada nefret ettirmek için kurulduğunu belirten Soylu, “DEAŞ, El Kaidenin türevidir. El Kaide, ABD tarafından kurulmuştur. FETÖ, ABD tarafından İslamiyet’i sulandırmak ve kısmen Hristiyanlığa yaklaştırmak için kurulmuştur.” ifadelerini kullandı.

PKK ve PYD örgütlerinin de “dinsizleştirmek” üzere kurulduğunu kaydeden Soylu, “Buradan inancımıza ve değerlerimize topyekün bir saldırıyı anlayabiliyoruz. Tedbir almak ve temkinli olmak insanın sorumluluğudur.” dedi.

Endonezya Parlamentosu Denizcilik İşleri Özel Komitesi Başkanı Slamet ise Endonezya’nın Türkiye ile birlikte çalışmak istediğini belirtti.

Gazze konusunda söylenenlere katıldığını belirten Slamet, anayasasında Endonezya’nın sömürgeyi kabul etmediğini ve ülkesinin İsrail ile diplomatik ilişkilerinin olmadığını ifade etti.

Endonezya halkının Türk Hava Yollarını çok kullandığını anlatan Slamet, THY konusunda da destek vermeye hazır olduklarını, sefer sayısı artırma talebine ilişkin Cakarta dışında farklı bir uluslararası havaalanında olabileceğini belirtti.

Slamet, ülkesindeki Denizcilik Kanun Tasarısı konusunda Türkiye’nin tecrübelerinden faydalanmak istediklerini kaydetti.

Görüşmede, Endonezya heyetinde Komite üyelerinin yanı sıra Endonezya Denizcilik ve Balıkçılık Bakanlığı, Endonezya Ulaştırma Bakanlığı, Endonezya Denizcilik Güvenlik Ajansından yetkililer de yer aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-komisyonu-baskani-suleyman-soylu-abd-israil-ve-bati-hegemonyasi-insanlik-katliami-seyrettiriyor/feed/ 0
Kayseri Mart Ayında 323 Milyon Dolarlık İhracat Gerçekleştirdi https://www.haber60.com.tr/kayseri-mart-ayinda-323-milyon-dolarlik-ihracat-gerceklestirdi/ https://www.haber60.com.tr/kayseri-mart-ayinda-323-milyon-dolarlik-ihracat-gerceklestirdi/#respond Tue, 30 Apr 2024 21:24:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29882 Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy; Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Mart Ayı İhracat rakamlarını değerlendirdi. Başkan Gülsoy, “Mart ayında 323 milyon 447 bin dolar ihracat gerçekleştirildi. Bu başarının asıl sahibi ihracatçı üyelerimizi, iş insanlarımızı ve tüm çalışanlarını yürekten kutluyorum. Kayseri Ticaret Odası olarak ihracat yapan üyelerimizin en önemli yol arkadaşı, destekçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.

Kayseri, Mart ayında gerçekleştirdiği 323 milyon 447 bin dolarlık ihracatla birlikte yılın ilk çeyreğini 924 milyon 852 bin dolarlık ihracatla kapattı. TÜİK verilerine göre 2024 yılı Mart ayı ihracat rakamlarını değerlendiren KTO Başkanı Ömer Gülsoy, “Mart ayı ihracat rakamlarına göre 323 milyon 447 bin dolar ihracat gerçekleştirdik. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,37 azalış bir önceki aya kıyasla yüzde 3,06 oranında artış yaşanmıştır. Kayseri olarak İthalatımız ise 120 milyon 789 bin dolar olmuştur. Geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 21,32 azalış gerçekleşmiştir. İlk 3 ay toplam ihracatımız 924 milyon 852 bin dolardır. Geçen yılın ilk çeyreğine oranla yüzde 4,16 oranında artış yaşandı.” diye konuştu. Kayseri’den 159 ülkeye ihracat gerçekleştirildiğinin altını çizen Gülsoy; “İhracat pazarlarımız; Irak, Almanya, Avusturya, ABD, İtalya, Birleşik Krallık, Fransa, Fas, Romanya ve Polonya’dır.” ifadelerini kullandı. Kayseri ihracatının sektörler bazında analizini de yapan Başkan Gülsoy; “Türkiye İstatistik Kurumu’nun belirlediği sektörlerden; Elektrik ve Elektronik, Çelik, Kimyevi Maddeler ve Mamulleri, İklimlendirme Sanayii, Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri gibi sektörlerde artış yaşanırken Demir ve Demir Dışı Metaller, Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri, Tekstil ve Hammaddeleri, Makine ve Aksamları gibi sektörlerde azalış gerçekleşmiştir” dedi.

Açıklamasında 31 Mart yerel seçimlerinin tamamlanmasıyla birlikte ana gündem maddesinin ekonomi ve ihracat olması gerektiğini belirten Gülsoy; “Genel ve yerel seçimlerle uzun soluklu bir seçim atmosferi yaşadık. Bu süreçte de ülkemizin ana gündem maddesi seçimler oldu. Önümüzde 4 yıl gibi bir seçimsiz sürece girdik. Bunu ülkemiz adına önemli bir fırsattır. Ekonomide atılacak çok adım, yapılacak çok iş var. Şimdi çalışma zamanı. Ana odak noktamız ekonomi olmalı, ihracat olmalı. İhracatımızı nasıl artırır, iş insanlarımızın önündeki engelleri nasıl kaldırır, ülke ekonomisine soluk aldıracak, üyelerimizin derdine derman olacak çalışmaları nasıl yaparız bunları düşünme zamanı” dedi.

“Fiyat istikrarını sağlamak durumundayız”

Ekonomik programdan taviz vermeden yüksek enflasyonun önüne geçmek ve bir an önce fiyat istikrarını sağlamak durumunda olduğumuzun altını çizen Gülsoy, şöyle devam etti;

“Bunları başardığımızda güven ve yatırım ortamının tesis edilmesiyle oluşacak yeni bir motivasyonla piyasalarda olumlu bir hava esecektir. Üretim ve ihracat ülkemiz kalkınmasının ve büyümesinin temel unsurlarıdır. Bugünkü sorunların çözümü de daha fazla üretim ve daha fazla ihracat ile mümkündür. Bu yönüyle atılacak yeni adımlar ve yapılacak reformlarla üretimden ihracata her alanda katma değeri artırabiliriz. Ülke olarak en büyük sorunlarımızdan olan cari açığı azaltmak ve buna bağlı olarak döviz girdisini artırmak için ihracatımızı büyütmek ve bunun için de teknoloji, yeşil dönüşüm, markalaşma gibi etkenlerle ihracatımızı daha nitelikli hale getirmek zorundayız. Bu zorlu dönemde özverili çalışmaları ile bu başarıda imzası olan tüm ihracatçı üyelerimizi ve ekiplerini yürekten kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.” – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseri-mart-ayinda-323-milyon-dolarlik-ihracat-gerceklestirdi/feed/ 0
DTO meyve ve sebze ürünleri sektörüne yeni bir yön çiziyor https://www.haber60.com.tr/dto-meyve-ve-sebze-urunleri-sektorune-yeni-bir-yon-ciziyor/ https://www.haber60.com.tr/dto-meyve-ve-sebze-urunleri-sektorune-yeni-bir-yon-ciziyor/#respond Tue, 30 Apr 2024 21:00:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29872 Denizli Ticaret Odası (DTO) “Dondurarak kurutma, bahçe ürünlerinin muhafazası ile meyve ve sebzelerinin ulusal uluslararası pazarlanması” konulu bir konferans gerçekleştirdi. DTO Başkanı Uğur Erdoğan, yeni yatırımların ve ihracatçılar kervanına katılmak isteyen işletmelerin önünü açmak için büyük çaba harcadıklarını vurguladı.

DTO Meclis Salonu’ndaki “Dondurarak kurutma, bahçe ürünlerinin muhafazası ile meyve ve sebzelerinin ulusal ve uluslararası pazarlanması” konulu konferansın açış konuşmasını DTO Başkanı Uğur Erdoğan yaptı. Ülkenin 9’uncu ihracatçı sanayi şehri olan Denizli’nin gıda, tarım ve hayvancılık sektöründe de söz sahibi olduğuna dikkat çeken Başkan Erdoğan, “Denizli’miz, her ne kadar ülkemizin en büyük ihracatçı sanayi şehirlerinden biri olarak tanınsa ve anılsa da tarım sektöründeki varlığı ve yatırımlarıyla da adından sıkça söz ettiren bir şehirdir. Gıda, tarım ve hayvancılık sektöründeki potansiyelimizin yanında girişimlerimiz, yatırımlarımız ve başardıklarımızla da biliniyor ve takdir ediliyoruz. Ege Bölgesi’nde tarımın merkeziyiz… Son teknoloji seralarımız ile işletmelerimizin bulunduğu tarım ve hayvancılık sektörümüzün yanı sıra kuruyemiş sektöründeki yatırımlarımızla ve tüm Türkiye’ye de satışını yaptığımız kuruyemiş işleme makinaları ihracatımızla, bölgemizde öncü bir iliz. Ticarete konu 130’un üzerinde tarım ürünü yetiştiriyoruz. Bunlardan 70 çeşidini, ihracat olarak 76 farklı ülkeye göndermekteyiz. En çok kekik, üzüm, kiraz, elma ve nar üreten şehrimiz, bazı ürünlerde Türkiye’nin ihtiyacının neredeyse tamamını karşılamaktadır. Tüm dünyada üretilen kekiğin yüzde 75’i, Türkiye’mizdeki üretimin ise yüzde 90’ı, Denizli’mizdendir. Ayrıca ülkemizdeki leblebi üretiminin yüzde 85’ini Denizli’miz karşılamaktadır. Aynı zamanda lavanta üreten ve bunu sanayileştiren bir şehiriz. Bunların yanında Avrupa’nın en büyük çiğ süt ve damızlık üreticisi, Türkiye’nin en büyük yem fabrikası ile en büyük süt ve süt ürünleri markalarından 1’i, Denizli’mizdedir. Su ürünleri ile arıcılıkta da önemli bir yerdeyiz. Denizli’miz 26 farklı sektörde, 2 bin 905 ürün grubunda 185 ülkeye ihracat yapan önemli bir değerdir. 333 milyon dolarlık bir tarım ihracatı var. Denizli’de 2 bin 940 çeşit bitki yetişiyor; bunlardan 50’si sadece bize özgü. Bunun kıymetini iyi bilmeli” dedi.

“Meyve ve sebze ihracatımızı, artırmak istiyoruz”

4 yıl önce Sarayköy Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde bitki üretim tesisi kurulması amacıyla yatırımcı kuruluşlara arsa tahsis belgelerini dağıttıklarını ve seracılık faaliyetlerini desteklediklerini de belirten Başkan Erdoğan, “Onlar artık işinin başındalar ve işletmeleri her geçen gün daha da büyüyor. Şimdi yeni yatırımların önünü açmak için çaba harcıyoruz. Dondurarak kurutma, bahçe ürünlerinin muhafazası ile meyve ve sebzelerinin ulusal ve uluslararası pazarlanmasını canlandırmak ve bu alandaki ihracatımızı artırmak istiyoruz. Bugünkü konferansımızın ana amacı da budur. Emek veren, katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“Savaşlar, bundan sonra petrol ve değerli madenler için değil su ve gıda için olacak”

Günümüzde gıda ve sağlıklı beslenmenin ne derece değerli olduğunu ve stratejik bir hale geldiğini herkesin gördüğünü de ifade ederek Erdoğan, “İnsanoğlu, bir zamanlar topraklarını genişletmek için, hemen ardından petrol ve değerli madenler için, geçen yüzyıldan itibaren de su için özellikle de temiz su kaynakları için savaştı. Bu yüzyılda ve gelecekte ise savaşlar gıda güvenliği için olacaktır! Onun için dünyanın en büyük ülkeleri ile ekonomileri, en büyük kaynakları kullanarak en geniş kadroları kurdular; ülkelerinin hiçbir yere bağımlı kalmadan gıda ihtiyacını karşılayabilecek son sistem teknolojiler ortaya çıkarmak ve geliştirmek için durmaksızın çalışıyorlar. Türkiye de büyük bir ülke olmak istiyorsa bu alanda da yerini almalı” şeklinde konuştu.

“Denizli’deki tarım faaliyetlerini önemsiyoruz”

PAÜ Ziraat Fakültesi’nin hem şehire hem de sektöre çok büyük katkılar sağlayacağını dile getiren. Rektör Kutluhan, “Denizli sanayi ve turizm şehridir ama aynı zamanda önemli bir tarım şehridir. Denizli’de okuyup bugünlerde ülke yönetimine katkı sağlayanların ayağı, mutlaka tarla bahçeye değmiştir. Dolayısıyla, tarım hayati bir kaynaktır ve çok önemlidir. Düne kadar tarıma önemsemeyen ülkeler, bugün artık stratejik planlarında yer veriyorlar. Üniversitemizdeki Ziraat Fakültemiz, açıldıktan sonra çok büyük işler yaptı, yapıyor. İlçe ilçe Denizli tarımını ele alıyoruz. Nasıl kolay yetiştirebiliriz? Nasıl bunu sunabiliriz? Bunların araştırmalarını ve çalışmalarını yapıyoruz. Diğer taraftan Çal, Çameli ve Acıpayam’daki arazilerimizde de üretimler yaparak Denizli’mize katkı sağlıyoruz. Tarımda çok emek harcayarak ürettiğimiz ürünlerin maalesef karşılığını alamıyoruz. Bu toplantı, ürünlerin değerlendirilmesi noktasında hepimize ışık tutacak ve yeni bir yaklaşımla bu işlere yön verecektir. Denizli’nin tarımsal ürün çeşitliliği çok büyük, hatta Denizli bu anlamda bir cennettir. Tarıma daha fazla önem vermemiz gerekiyor. Biz de üniversite olarak üzerimize düşeni yapmak istiyoruz. Bu konferans için başta Denizli Ticaret Odamız ve Başkanımız Uğur Erdoğan olmak üzere ilgili dernek ve kurumlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

“Ürünlerimizi, pazarlara ulaştırmak zorundayız”

Soğutma, Muhafaza, Taşıma Bilimleri ve Sanayicileri Derneği (SOMTAD) Başkanı, Bursa Uludağ Üniversitesi’nin Bahçe Bitkileri Bölümü’nden Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rahmi Türk de ürünlerin tüketicilere ulaşıncaya kadar çok ciddi kayıplar yaşandığına, bu konuda çeşitli önlemler alınması gerektiğine işaret etti. Türk, “Denizli tarımı, üniversitenin desteği ile daha da geliştirecektir. Bizler SOMTAD olarak Denizli tarımını bir adım daha ileriye götürmek, sizleri yeni teknolojilerle tanıştırmak için buradayız. Bilim, tarım ve teknolojiyi birlikte ele alarak gıdanın korunması ve daha iyi sunulması için ülkemize ve dünyamıza katkı sağlamak istiyoruz. Dünya nüfusunun 2050 yılında 12 milyara ulaşacağına dair öngörüler var. Bu sebeple gıdamızı yüzde 60 artırmamız gerekiyor. Su kaynaklarını da yüzde 20 daha az kullanmak zorundayız. Araştırmacılar, bu konuda ciddi anlamda çalışmalar yapıyor. Acil önlem almamız gereken konulardan biri de üretilen ürünlerin tedarik zincirinde kaybolmasıdır. Dünyada 1,3 milyar ton ürün israf ediliyor. Türkiye’de ise 60 milyon ton üretim var. Bunun yüzde 25’i yani 15 milyon tonu israf oluyor. Sebze ve meyveyi hızla yurt içi ve yurt pazarlara ulaştırma anlamında ciddi önlemeler alıp hasattan sofraya ürünlerimizi iyi bir şekilde ulaştırmamız gerekmektedir. Dernek olarak hasat muhafaza çalışmalarımız var, bunları sizlerle de paylaşmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’den Avrupa Birliği’ne ihraç edilen ilk süt ürünü Denizli’den”

İl Tarım ve Ormancılık Müdür Yardımcısı Şehla Akpınar ise pandemi, savaşlar ve iklim krizlerinin güvenli üretimin ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkardığını ifade etti. Akpınar, “Bakanlığımız; tarladan sofraya, çiftlikten çatala güvenli ve sürdürülebilir gıda temini için çalışmaktadır ve çeşitli projeler üretmektedir. Ancak bu sadece kamunun tek başına mücadelesiyle başarılı olabileceği bir konu değildir. İş birliğine ihtiyaç vardır. Bakanlığımız, Tarımsal Üretim Planlaması ile ilgili vizyon bir projeyi de hayata geçirdi. Bu kapsamda, iklim değişiklikleri göz önüne alınarak tarımsal üretim, bitkisel ve hayvansal üretimle ilgili planlamalar yapılması, üretimin bu planlamalar çerçevesinde sürdürülmesi ve ürünlerden katma değer elde edilmesi hedeflenmektedir. Diğer taraftan Denizli’nin tarım ve hayvancılık olarak ülkemize çok ciddi katkıları vardır. Sanayiye arz edilen çiğ süt sıralamasında Denizli, tüm Türkiye’de beşinci sıradadır. Avrupa Birliği’ne ihraç edilen ilk süt ürünün Denizli’den olması da gurur vericidir. Gıda takviyesi ihracatında ise Türkiye 2.’siyiz. Denizli hem bitkisel ve hayvansal üretimde hem de ürünlerin işlenerek katma değer elde edilmesinde, çok önemli bir şehirdir. O nedenle, bu tür bir organizasyonun da Denizli’de olması çok değerlidir. Emeği olanlara teşekkür ederiz” diye konuştu.

8 farklı sunumda, A’dan Z’ye sektördeki yenilikleri anlattılar

Büyük ilgi gösterilen Dondurarak Kurutma, Bahçe Ürünlerinin Muhafazası ile Meyve ve Sebzelerinin Ulusal ve Uluslararası Pazarlanması Konferansımızın öğleden önceki ilk bölümünde, öncelikle Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İl Koordinatör Vekili Bilal Taştepe, sektöre yönelik devlet destekleriyle ilgili IPARD Programı Destekleri hakkında bir bilgilendirmede bulundu. Sonrasında konferansın Gıdaların Korunmasında Yeni Teknolojik Gelişmeler kısmına geçildi. Arda Sökmen ile Serkan Kılıç Dondurarak Kurutma Teknolojileri, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Ziraat Fakültesi’nden Dr. Burak Erdem Algül ise Bahçe Ürünlerinin Muhafazasında Yeni Teknolojik Gelişmeler, ADÜ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü’nden Prof. Dr. Renan Tunalıoğlu Ülkemiz Meyve ve Sebzelerinin Ulusal/Uluslararası Pazarlanması ve Geleceği, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Aydın İncirliova İncir Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Ziraat Yüksek Mühendisi Duygu Çıtak Birol da Yeşil Mutabakat ve Karbon Ayak İzi konulu birer sunumda bulundular. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/dto-meyve-ve-sebze-urunleri-sektorune-yeni-bir-yon-ciziyor/feed/ 0
Hollanda Fahri Konsolosluğu Marmaris’te Kral Günü Resepsiyonu Düzenledi https://www.haber60.com.tr/hollanda-fahri-konsoloslugu-marmariste-kral-gunu-resepsiyonu-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/hollanda-fahri-konsoloslugu-marmariste-kral-gunu-resepsiyonu-duzenledi/#respond Mon, 29 Apr 2024 23:48:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29834 Muğla’nın Marmaris ilçesinde, Hollanda Fahri Konsolosluğu ev sahipliğinde “Kral Günü” resepsiyonu düzenlendi. Resepsiyonda Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands, Hollanda- Türkiye dostluk ormanına dikilmek üzere Vali İdris Akbıyık’a 10 bin adet fidan için çek takdim etti.

Hollanda’nın milli günü dolayısıyla Marmaris’te bir otelde Hollanda Marmaris Fahri Konsolosluğu ev sahipliğinde “Kral Günü” resepsiyonu düzenlendi. Programa Muğla Valisi İdris Akbıyık, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands ve eşi Carmen Van Toorenburg, ilçe protokolü, çok sayıda kamu kurum temsilcisi, turizmciler ve davetliler katıldı. İki ülkenin milli marşlarının okunmasının ardından bir konuşma yapan Büyükelçi Wijnands, Hollanda Kralı Willem Alexander’ın doğum gününü kutlamak için bir araya geldiklerini ve kraliyet ailesinin adının “turuncu” anlamına gelmesinden dolayı Hollanda’da bu rengin ulusal sembol olduğunu belirterek, hem Hollanda’nın hem de Türkiye’nin Avrupa Şampiyonası’nda karşılaşmasını ümit ettiğini, karşılaşma sırasında turuncu giyinmeyi sevdiklerini ifade etti. Wijnands, 100 yıl önce ülkesi ile yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti arasında dostluk anlaşması imzalandığını hatırlatarak, “1612’den beri Türkiye ile temas halindeyiz. Diplomatik bağlarımız 400 yıldan daha eskiye dayanıyor ve yüzyıllar boyunca çok çok yakın ortaklar haline geldik. Türkler ve Hollandalılar yüzyıllardır ticaret yapıyoruz ve şu anda Hollanda 3 binden fazla şirketle temsil ediliyor. Hollanda olarak en büyük doğrudan yabancı ülke yatırımcısı olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

Türkiye’nin Hollanda Başbakanının NATO Genel Sekreterliği görevine adaylığını destekleme kararının memnuniyet verici olduğunu belirten Büyükelçi Wijnands, “Bu destekten dolayı Türkiye’ye çok müteşekkiriz. Hollanda, Türkiye’yi bugünlerde tehlikede olduğumuz jeopolitik meselelerin çözümünde oynadığı büyük rol ve tabii ki NATO içindeki yakın işbirliği nedeniyle çok önemli bir ortak olarak görüyor. Hollandalılar ile Türkler arasında aile bağları var. Hollanda’da çok büyük, başarılı ve öne çıkan bir Türk topluluğumuz var. Hollanda’da yarım milyona yakın insan Türk kökenlidir. Bu, Almanya ve Fransa’dan sonra dünyanın üçüncü büyük Türk topluluğudur” diye konuştu.

Büyükelçi Wijnands, ülkesinin sembolünün turuncu rengi ve Hollanda’ya Osmanlı’dan getirilen laleler olduğunu belirterek, bu konuda müteşekkir olduğunu sözlerine ekledi. Marmaris Sanat Festivali’nde iki ülke arasındaki güçlü işbirliğinin devam edeceğini açıklayan Wijnands, Hollandalı sanatçı ve bestelerin festivalde yer alacağını ifade etti. Ülkeleri arasında çok yakın somut ve sıcak bağların olduğunu belirten Büyükelçi Wijnands, Hollanda’nın vize konusunda yardımcı olduğunu, sorunun siyasi değil salgın sonrasında yaşanan yoğunluktan kaynaklandığını da söyledi. Wijnands, “Hollanda-Türk Dostluk Ormanı’nın şekillenmesine yardımcı olan çifte vatandaşlarımıza harika çalışmaları için teşekkür ediyorum. Ormanı restore etmenin yanı sıra dostluğumuzu da geliştirmek için 10 bin ağaç bağışında bulunmuştuk. 10 bin ağaç bağışı daha yapıyoruz. 20 bin ağaç bağışı yapmaktan mutluyuz” dedi.

Wijnands, Türk iş adamlarının, Türk öğrencilerinin, Türk turistlerin Hollanda’ya gelmesini istedikleri gibi Hollandalı turistlerin de Türkiye’ye gelmesi için ellerinden geleni yaptıklarını sözlerine ekledi.

Hollanda’nın Marmaris Fahri Konsolosu Murat Azgun ise, yaptığı konuşmada Cumhuriyetin kurulmasından hemen sonra 1924 yılında imzalanan Hollanda-Türkiye Dostluk Anlaşması’nın 100. yılını kutladıklarına değinerek, “Geçen yıl deprem felaketi dolayısıyla kutlama yapmadık. Hollanda deprem bölgesinde arama kurtarma ve yardım konusunda aktif rol oynadı. 150 milyon euroluk yardım yaptı. Birçok sosyal faaliyet yürütüldü. Bu yıl da 100. yıl kutlamaları çerçevesinde konserler, sergiler ve kültürel etkinliklere destek olacağız” dedi.

Büyükelçi Wijnands, Valis Akbıyık’a 10 bin fidan dikimi için bağış çeki takdim ederek, Marmaris’in eskisinden daha yeşil olması dileklerini iletti. Vali Akbıyık, Hollanda’nın Milli Günü’nü kutlayarak, fidan desteğinden dolayı Wijnands’a teşekkür etti. – MUĞLA

]]>
https://www.haber60.com.tr/hollanda-fahri-konsoloslugu-marmariste-kral-gunu-resepsiyonu-duzenledi/feed/ 0
BTSO, Kuzey Makedonya İş Forumu’na ev sahipliği yaptı https://www.haber60.com.tr/btso-kuzey-makedonya-is-forumuna-ev-sahipligi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/btso-kuzey-makedonya-is-forumuna-ev-sahipligi-yapti/#respond Mon, 29 Apr 2024 22:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29782 Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Kuzey Makedonya İş Forumu’na ev sahipliği yaptı. BTSO Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, Türkiye ile Kuzey Makedonya arasındaki köklü ve güçlü bağların ticarette de önemli fırsatlar oluşturduğunu söyledi. Kuzey Makedonya Türkiye Büyükelçisi Jovan Manasijevski de 1 milyar dolara ulaşan karşılıklı ticareti artırmak istediklerini dile getirdi.

BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen Kuzey Makedonya İş Forumu’nun açılış konuşmasını BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener gerçekleştirdi. Başkan Yardımcısı Şener, Türkiye’nin Balkan ülkelerinin tamamı ile ortak tarihi, kültürel ve toplumsal geçmişi olduğuna dikkati çekerek, “Türkiye ile Kuzey Makedonya, yüzyıllardan günümüze ulaşan ortak tarih, kültür ve medeniyet bağlarına sahip. Ancak bu ilişkilerimizi yalnızca kültürel ve tarihi bir yaklaşımla ele alamayız. Kuzey Makedonya’nın da içinde yer aldığı Balkan coğrafyası, ticaret hacmi ve barındırdığı fırsatlar itibariyle ülkemiz için stratejik bir bölge. Türkiye için Avrupa’ya ve dünyaya açılan bir kapı niteliğinde olan Balkan coğrafyası, uluslararası rekabette söz sahibi olmak isteyen firmalarımız için adeta bir sıçrama tahtasıdır” dedi.

“Kuzey Makedonya önemli bir çekim merkezi”

Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirleri arasında bulunan Bursa’nın bugünkü güçlü konumuna ulaşmasında Balkan kökenli iş insanlarının büyük payı olduğunu ifade eden BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, “Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak bizler de Balkan ülkeleriyle ticaret potansiyelini geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu noktada Kuzey Makedonya, Avrupa ortalamasının üzerinde bir büyüme oranı ve gelişmeye açık ekonomik yapısıyla, firmalarımız için önemli bir çekim merkezi olarak öne çıkıyor. Bursa’dan Kuzey Makedonya’ya ihracat yapan 169 firmamız bulunuyor. Geçen yıl Bursa’dan Kuzey Makedonya’ya gerçekleştirdiğimiz ihracat 50 milyon dolara ulaştı. Ülkelerimiz arasında yatırım ve ticari potansiyel çok yüksek. Biz bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmek istiyoruz. Bugünkü toplantımızın da Bursa ve Kuzey Makedonya arasındaki ilişkileri canlandırmak ve daha da ileriye taşımak için önemli bir fırsat oluşturduğuna inanıyorum” diye konuştu.

“Bursa ile Ticaret hacmi 55 milyon dolar”

Kuzey Makedonya Türkiye Büyükelçisi Jovan Manasijevski de karşılıklı üst düzey ziyaretler ile Türk şirketlerinin Makedonya’da stratejik altyapı ve sermaye projeleri alanında önemli projeleri üstlendiklerini söyledi. Manasijevski, “İki ülke arasındaki yakın ilişkiler, ikili işbirliğinin genel olarak sürdürülmesine ve geliştirilmesine katkı sağlamaktadır. Türkiye, Makedonya’nın 7. büyük ticaret ortağı. Türk firmaları, Makedonyalı üretici firmaların ana tedarikçileri arasında. Ülkelerimiz arasındaki toplam ticaret hacmi ise 1 milyar dolara ulaştı. Kuzey Makedonya’da kayıtlı 2 bine yakın Türk şirketi farklı sektörlerde faaliyet göstermekte. Ülkemizdeki toplam kayıtlı yabancı şirketler arasında yüzde 25 oranla Türkiye birinci sıraya yerleşti. Bursa ile Makedonya arasındaki toplam ticaret hacmi ise 2023 yılında önemli bir artış ile 55 milyon dolar oldu. Bizler bu rakamları çok daha yüksek bir düzeye çıkaracağımıza inanıyoruz” dedi.

Açılış konuşmalarının ardından Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Teknolojik Endüstriyel Geliştirme Bölgeleri Müdürlüğü Direktörü Jovan Despotovski, katılımcılara Kuzey Makedonya’daki iş fırsatları sunumu gerçekleştirdi. İş forumu, Şahterm CEO’su Faruk Şahin ve Pürplast Genel Müdürü Mehmet Şişmanoğlu’nun Kuzey Makedonya’daki başarılı iş hikayelerine ilişkin sunumlarıyla sona erdi. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/btso-kuzey-makedonya-is-forumuna-ev-sahipligi-yapti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Enflasyonda tek haneli rakamları 2026 yılında göreceğiz https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-enflasyonda-tek-haneli-rakamlari-2026-yilinda-gorecegiz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-enflasyonda-tek-haneli-rakamlari-2026-yilinda-gorecegiz/#respond Mon, 29 Apr 2024 05:54:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29725 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, katıldığı bir canlı yayında ekonomideki gelişmeler, kamuda tasarruf ve Türkiye’nin İsrail’e yönelik ihracat kısıtlaması hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, enflasyonun 2026’da tek haneli rakamlara yeniden döneceğini ifade etti. Yılmaz, Fahiş fiyatlar konusunda ise yaptırımları dahacaydırıcı hale getirerek haksız fiyat uygulamalarının oluşumunu engelleyeceklerini kaydetti.

“2026’DA TEK HANELİ RAKAMLARA TEKRAR DÖNECEK”

Yılmaz, enflasyonla mücadeledeki yol haritasının etkilerinin de görülmeye başlandığına işaret ederek, “Geçen yıl ortalama aylık enflasyonumuz 4,3 civarında gerçekleşmiş. Son olarak mart ayında 3,2 enflasyon gördük. Bunun önümüzdeki aylarda daha çok ivme kaybetmesini bekliyoruz. Aylık bazda enflasyon oranımız giderek düşüş trendini gösterecek. Yıllık bazda etkiler ise biraz zaman alacak, mayıs ayından sonra haziran ayı enflasyonundan başlayarak yıllık bazda düşüşleri de göreceğiz. Yılın ikinci yarısında özellikle haziran, temmuz, ağustos, eylül, bu dört ayda daha hızlı bir düşüşü yıllık enflasyon bazında göreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Enflasyonun düşürülmesinin temel öncelikleri olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Vatandaş şu anda enflasyonu birinci öncelikli konu olarak görüyorsa bu hükümetin de birinci öncelikli konusudur. Gelecek yıl yüzde 20’nin altını hedefliyoruz, 2026’da ise tek haneli rakamlara yeniden dönecek ülkemiz. Bunun planını programını yapmış durumdayız.” dedi.

HAKSIZ FİYAT OLUŞUMUNU ENGELLEMEK İÇİN YASAL DÜZENLEME

Fahiş fiyatların önlenmesine yönelik değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, “Biz de her zaman serbest piyasa ekonomisinden yana olan bir hükümet olduk ama bütün dünyada şu bir gerçek serbest piyasa kuralsız bir piyasa değil. Aksine kuralların çok daha hakim olduğu, etkin olduğu bir piyasa. Son dönemde rekabet politikalarımız konusunda çok daha kararlı adımlar atılıyor. Önümüzdeki dönem, rekabet hukukun çok daha etkin ve hızlı çalışması için bir gayret içindeyiz, belki bazı düzenlemeler de yapılacak bu çerçevede.” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, bununla ilgili bir çalışma yürütüldüğünü belirterek, “Amacımız, yaptırımları daha etkili, caydırıcı hale getirmek ve bu şekilde de piyasada tüketicilere haksız fiyat uygulamalarının oluşumunu engellemek. Bu konuda bir yasal düzenleme ihtiyacı görünüyor. Yakın bir zamanda ben Meclisimizin gündemine bu tür tekliflerin geleceğini düşünüyorum. Biz, kesinlikle bu konularda topyekun bir anlayış birliğinden yanayız, bir dayanışma olması gerektiğine inanıyoruz. Birtakım çevrelerin aşırı kar hırsıyla fırsatçılıkla hareket etmelerini hiçbir şekilde maruz göremeyiz ve bu konuda da gerekli adımları kararlı bir şekilde atacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

“KAMUDA TASARRUFU DENETLEYECEĞİZ”

Yılmaz, kamuda tasarruf çalışmalarına ilişkin soru üzerine, bu konunun son derece önemli ve sıcak bir başlık olduğunu söyledi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da kamuda tasarrufa yönelik açıklamaları bulunduğunu belirten Yılmaz, Erdoğan’ın talimatının ardından ciddi bir çalışma başlatıldığını ifade etti.

“Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı geniş kapsamlı, çok maddeli çalışmalar yapıyor. Çalışma bittiğinde Cumhurbaşkanımıza arz edilecek.” diyen Yılmaz, “Makro politikamız açısından tüketimin daha uygun artış düzeyine gelmesi ve iç tasarrufların artması gerekiyor. Gerek kamuda gerek özel kesimde daha fazla tasarruf ve tasarrufları da daha üretken alanlara kanalize etmek için çalışacağız. Bir taraftan tasarrufu bir taraftan da verimliliği hedefliyoruz. Yeni çalışmamızın şöyle bir boyutu da var. O da izleme ve denetim. Kamuda tasarruf genelgeleri geçmişte de vardı. Yeterince uygulanmadığına dair eleştiri var. Bunu da dikkate alarak, kurumların bu yasal ve idari düzenlemeler sonrasındaki uygulamalarını çok dikkatli bir şekilde izleyen, denetleyen bir mekanizmayı da eş zamanlı olarak devreye almayı planlıyoruz.” sözleriyle alınacak önlemleri anlattı.

“BU YIL 1 TRİLYON 28 MİLYAR DEPREM HARCAMASI ÖDENEĞİ ÖNGÖRDÜK”

Maliye politikalarında yapılacaklara ilişkin de açıklamalarda bulunan Yılmaz, orta vadeli programda enflasyonla mücadeleyi üç ayaklı bir stratejiyle şekillendirdiklerini ve bunlardan birinin de maliye politikası olduğunu aktardı.

Yılmaz, Türkiye’nin tarihinin en büyük felaketlerinden birinin de 6 Şubat’ta yaşanan depremler olduğunu hatırlatarak, “Bunun getirdiği 104 milyar dolarlık bir yükle devletimiz, kamu karşı karşıya kaldı. Bu yıl bütçemizde 1 trilyon 28 milyar deprem harcaması ödeneği öngördük. Buna rağmen bütçe harcamalarını bir seviyede tutuyoruz. Geçen yıl ‘bütçe açıkları yüzde 10’ları aşacak’ söylemlerinde bulunanlar vardı, bunun gerçek olmadığı görüldü.” dedi.

“İSRAİL İLE HİÇBİR ZAMAN SAVAŞ MALZEME TİCARETİ YAPILMADI”

Türkiye’nin İsrail’e yönelik ihracat kısıtlamasının bölgede hangi gelişmelere sebep olabileceği sorulan Yılmaz, Gazze’de bütün dünyanın gözleri önünde insanlığın katledildiğini söyledi. Yılmaz, Türkiye’nin ilk anından bu yana Filistin’in yanında olduğunu vurgulayarak, “İsrail ile askeri malzemeler ve savaş malzemelerin ticareti hiçbir zaman yapılmadı. O coğrafyada 7 milyon Yahudi kökenli nüfus 8 milyondan fazla Müslüman Filistinli nüfus var. Oradaki ticaret aynı zamanda oradaki Filistinlilerle de ticaret. Büyük oranda da özel sektör odaklı yürüyen bir ticaret. Filistinli kardeşlerimize de bir miktar olumsuz etkisi olacağını da bilerek ticaret kısıtlamaları söz konusu oldu. Niye yaptık bunu? İsrail Türkiye’nin havadan yardımına engel oldu. Bizden başka bunu yapan ülke yok. Maalesef bütün bunlara rağmen içeride büyük bir yalan ve iftira kampanyası da yürütüldü. Türkiye olarak kararlı bir şekilde, kim ne derse desin, hangi yalan, iftira kampanyası düzenlenirse düzenlesin Filistinli kardeşlerimizin yanındayız. Beklentimiz, bir an önce kesintisiz ve yeterli insani yardım olsun. Bu kısıtlamaları da ona bağladık. Kesintisiz insani yardım ve ateşkes oluncaya kadar bunu yapacağız.” dedi.

“SEÇİM SONRASI ÜLKEYE YABANCI SERMAYA GİRİŞİ BAŞLADI”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye’ye yabancı sermaye girişinin ne durumda olduğuna ilişkin soru üzerine, yerel seçimlerin ardından ülkeye yabancı sermaye girişinin başladığını dile getirdi. Türkiye’den 2022’de yabancı kaynaklı 13,2 milyar dolar para çıkışı, 2023’te ise ülkeye 8,3 milyar dolar yabancı kaynaklı para girişi olduğuna dikkati çeken Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: “Uygulanan programın ve siyasi güvenin etkisini bu rakamlardan net bir şekilde görüyoruz. Seçim öncesi bir spekülatif hava oluşturuldu seçimden hemen sonra normale döndük. Bu spekülasyonların gerçekten hiçbir temeli yoktu. Türkiye ekonomisine zarar vermeyi öngören birtakım çevrelerin sistematik çalışmaları oldu. 22 Mart’tan sonra 1,2 milyar lira sadece hisse senedi piyasasına girişi görüyoruz. Ocak-Şubat döneminde net portföy girişi 5,5 milyar dolar. Bunun daha da artmasını bekliyoruz. Türkiye izlediği politikalarla ve güven ortamıyla bu dönemden de en güçlü şekilde yararlanan ülkelerden biri olacaktır.” Cevdet Yılmaz, doğrudan yatırım için çok sayıda şirketin Türkiye’deki yatırım fırsatlarını araştırdığını ancak bu yatırımların gerçekleşmesinin zaman alacağını vurguladı.

IRAK İLE KALKINMA YOLU PROJESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak’a gerçekleştirdiği ziyaretin iki ülke ticari ilişkilerine yansımasının nasıl olacağı sorulan Yılmaz, Irak ile çok boyutlu bir ilişkiye sahip olduklarını dile getirdi. Güvenlik, terörle mücadele ve enerjinin yanında, iki ülke ticaretinin çok önemli olduğuna dikkati çeken Yılmaz, ziyaretin en kritik gündeminin Kalkınma Yolu olduğunu ifade etti.

Yılmaz, Kalkınma Yolu’nun işbirliği için önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Çatışmalar, kavgalar, etnik bölünmeler, mezhebi çatışmalar… Bunların hiç kimseye faydası yok. Yapmamız gereken daha fazla işbirliği, hem güvenlikte hem de ekonomide. Bunu yaptığımız zaman bölgesel olarak çok daha farklı bir noktaya gideceğimize inanıyorum. Bugün Gazze, Suriye’de, Irak’ta yaşananlar olumsuz ama ben uzun vadede hiç umutsuz değilim. Türkiye’nin büyük katkısıyla, Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle, Türkiye Yüzyılı’nın bölgesel etkilerini hep birlikte göreceğimize inanıyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-enflasyonda-tek-haneli-rakamlari-2026-yilinda-gorecegiz/feed/ 0
21. yüzyılın yeni süper gücü olma hedefindeki Hindistan’ın güçlü ve zayıf noktaları neler? https://www.haber60.com.tr/21-yuzyilin-yeni-super-gucu-olma-hedefindeki-hindistanin-guclu-ve-zayif-noktalari-neler/ https://www.haber60.com.tr/21-yuzyilin-yeni-super-gucu-olma-hedefindeki-hindistanin-guclu-ve-zayif-noktalari-neler/#respond Sat, 27 Apr 2024 08:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29583 Hindistan, dünyanın şimdiye kadar gördüğü en büyük seçimini yapıyor.

1 milyara yakın kişinin oy vereceği seçim, 19 Nisan’da başlayıpsürecek ve ülkenin büyük hedefleri açısından büyük önem taşıyor.

Anketlere göre Başbakan Narendra Modi’ye üçüncü dönem iktidarı verecek bir seçmen çoğunluğu bulunuyor.

Modi, iktidarında Hindistan’ın küresel konumunu güçlendirdi ve ABD ile ilişkilerini de sağlam bir zemine oturttu.

Hindistan dünyadaki birkaç nükleer silah sahibi ülkeden biri. Bununla birlikte yakın zaman önce Ay’ın güney kutbuna inen ilk ülke olmayı başardılar ve nüfus anlamında da Çin’i geride bıraktılar.

Ülke, her geçen gün büyüyen orta sınıfı, ticari dinamizmi ve tabii ki 1,4 milyarlık nüfusunun da yardımıyla, 21. yüzyılın yeni ekonomik süper gücü olmayı amaçlıyor.

Merkezi Londra’da bulunan bir danışmanlık firması olan CEBR’ın baş ekonomisti Pushpin Singh, “Hindistan bir süper güç olacak: büyük ve çok genç bir tüketim nüfusuna sahip” diyerek ülkenin hedefine ulaşacağını öngörüyor.

Aralık ayında yayınlanan CEBR raporu, Hindistan ekonomisinin 2024-2028 yılları arasında yüzde 6,5 civarında büyüyeceğini ve 2032 yılına kadar Japonya ve Almanya gibi devleri geride bırakarak, dünyanın üçüncü büyük ekonomisi haline geleceği beklentisini aktardı.

Hindistan yönetimi, küresel süper güce dönüşme amaçlarında ülkenin demografisine ve diplomasisine güveniyor.

1. Kendisini ‘Küresel Güney’in sesi’ olarak ilan etmek

Hindistan ABD hakimiyetine meydan okumadan önce daha kısa vadeli bir hedef belirlemiş durumda. Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki gelişmekte olan ülkeler için kullanılan Küresel Güney’in lideri olmak.

Modi, Kasım 2023’te ikincisi yapılan ‘Küresel Güney’in Sesi’ zirvesinde yaptığı konuşmada, özerklik istediklerini ve küresel meselelerde büyük sorumluluklar üstlenmeye istekli oldukları mesajını verdi.

Konuşmasının devamında, Hindistan’ın G20 gibi küresel platformlarda Küresel Güney’in sesini temsil etmekten gurur duyduğunu da belirtti.

Afrika merkezli bir danışmanlık şirketi olan Signal Risk’te ekonomist ve siyaset bilimci olan Ronak Gopaldas, Hindistan’ın büyüyen ekonomik gücünden yararlanarak dünyanın çeşitli bölgelerinde, özellikle de kilit öneme sahip bir kıta olan Afrika’da nüfuzunu artırmaya çalıştığını söylüyor:

BBC Mundo’ya konuşan Gopaldas, 2050 yılına gelindiğinde dünyadaki her dört kişiden birinin Afrikalı olacağına dikkat çekiyor ve devam ediyor:

“Dünyanın çalışma çağındaki en genç nüfusu Afrika’da bulunuyor. Ayrıca Afrika enerji dönüşümü için dünyanın ihtiyaç duyduğu kritik minerallere sahip bir kıta. Görmezden gelinemeyecek kadar önemli”

“Birçok Afrika ülkesi Hindistan’a eskiden fakir ve fakat şimdi refaha kavuşmuş bir demokrasi olarak bakıyor. Hindistan ise kendisini Küresel Güney’in sesi olarak görüyor.”

Başbakan Narendra Modi, geçen yıl dönem başkanı olarak ülkede düzenlenen G20 zirvesini, Küresel Güney’in ağırlığını görünür kılmak için de kullandı. Belki de geçen yılki en büyük diplomatik başarısı, Afrika Birliği’ni G20’ye daimi üye olarak dahil etme teklifinin kabul edilmesiydi.

Ekonomist Pushpin Singh, Hindistan’ın uluslararası alanda giderek daha fazla nüfuz arayışında olduğunu ve bunu da başardığını söylüyor:

“Büyük bir uluslararası güç haline gelmek ve diğer küresel güçlerle rekabet edebilmek amacıyla ülkeye yabancı yatırım çekmek, dünyanın kalanıyla ittifaklar kurmak istiyor.”

Singh, bunun aceleye getirilmiş bir arayış olmadığını kaydediyor ve “Hindistan hâlâ yapılacak çok iş olduğunu biliyor ama sanırım bunun er ya da geç gerçekleşeceğinin de farkında” diyor.

2- Çoklu konumlanma siyaseti

İki kutuplu dünyaya damga vuran Soğuk Savaş döneminde Hindistan birçok ülkenin aksine Bağlantısızlar Hareketi’ne dahil oldu.

Ancak son birkaç yıldır Yeni Delhi, 1961 yılına uzanan bu tarihi politikasından vazgeçti ve yeni konumunu da “stratejik çoklu konumlanma” olarak belirledi.

Bu yeni uluslararası siyaset Mayıs 2022’de görünür oldu. Hindistan, ABD, Japonya ve Avustralya’nın dahil olduğu Quad’a (Dörtlü Güvenlik Diyaloğu) katıldı.

Hint ve Pasifik okyanuslarındaki ticaret ve güvenlikle ilgili bir birlik olarak tanımlanan Quad’ın asıl amacının ‘Çin’i kontrol altında tutmak olduğu’ yorumu yapılıyor. Modi, Hindistan’ın Quad üyesi ülkelerle ortak barışçıl hedefleri paylaştığını belirtti.

Modi 2022 Haziran ayında, video konferans yönetimiyle yapılan 14. BRICS Zirvesi’nde Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile bir araya geldi. Bu toplantıda diğer liderlerle, BRICS’in küresel ağırlığını artırma konusunda mutabakat sağlandı.

Bundan kısa süre sonra Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un davetiyle Bavyera’da yapılan G7 zirvesine davet edildi.

Hindistan, farklı dünya görüşlerine sahip ülkelerin bir araya geldiği zirvelere katılarak “stratejik çoklu konumlanma” olarak belirlediği yeni politikayı uyguluyor. Bu ideolojik olmaktan çok pragmatik bir dış politika anlamına geliyor.

Bu politikaya göre, Hindistan stratejik önceliklerini önceliyor ve kuracağı jeopolitik ittifaklarda da değişken olabiliyor. Bir konuda müttefik olan ülkeyle diğer bir konuda rekabet içinde olunabiliyor.

Ekonomist Ronak Gopaldas bu dış politikayı şöyle açıklıyor:

“Hindistan, Batı için önemli bir ekonomik partner ve güvenlik ortağı olduğunu biliyor. Aynı zamanda kendisini Küresel Güney’in de lideri olarak görüyor ve Rusya ile tarihsel ilişkileri var.

“Bütün bunları hesaba katarak, ülke için en yararlı ekonomik anlaşmalara imza atmayı ve stratejik anlamda etkisini en üst düzeye çıkarmaya çalışıyor.”

Golpaldas, stratejik çoklu konumlanma siyasetinin çok iyi bir diplomasi gerektirdiğine dikkat çekiyor ve ülkenin yükselen bir küresel güç olarak “bir ayağını Quad’da, diğer ayağını BRICS’te tutarak” bu yeni siyaseti başarıyla uyguladığını savunuyor.

Ancak Golpaldas, Hindistan’ın taraf seçmesi gereken bir zamanın da geleceğini vurgulayarak, “sonrası diplomatik olarak ne kadar etkili olabileceğine bağlı” diyor.

3 – Güçlü bir diaspora

Hindistan dünyadaki en kalabalık ve en başarılı diasporalardan birine sahip.

BM’ye göre ülke dışında 18 milyon Hintli yaşıyor. Ancak ülke yetkililerine göre ülke dışında yaşayan Hintli sayısı 30 milyon civarında. Bu sayıya, başka ülke pasaportu olan Hint kökenliler de dahil.

Ülke diasporası büyük oranda Körfez ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Kanada’da yaşıyor.

Hintli göçmenler büyük bir ekonomik güç haline gelmiş durumda. Öyle ki 2023 yılında ülkelerine soktukları miktar 125 milyar dolara çıktı. Bu da ülkenin GSYİH’sının yaklaşık %3,4’üne karşılık geliyor.

Hint diasporasında eğitimli ve varlıklı ailelerin sayısı az değil.

Amerika Birleşik Devletleri başkan yardımcısı Kamala Harris ve İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, Hindistan kökenli ailelerden geliyor.

Geçen yılın ortasında Mumbai yakınlarında doğan Ajay Banga, dünyanın en önemli finans kuruluşlarından biri olan Dünya Bankası’nın başkanlığına atandı.

Hintliler veya Hint kökenli kişiler, Google, IBM ve Microsoft gibi teknoloji devlerine de liderlik ediyor.

Başbakan Narenda Modi, 2014 yılında iktidara geldiğinden bu yana, “marka elçileri” olarak adlandırdığı yurtdışındaki temsilcileriyle yakın ilişkiler kurmaya çalıştı.

Modi, başarılı kişilerden oluşan bir diasporaya sahip olmanın, söz konusu ülke hakkında uluslararası alanda olumlu bir imaj yarattığını biliyor. Aynı zamanda bunu ülkesinin uluslararası çıkarları için de kullanmaya istekli.

Kendisi Hintli olan ekonomist Pushpin Singh, “Şu anda dünyanın dört bir yanına yayılmış olan, benim de dahil olduğum Hint diasporasının, ülkenin nüfuzunun artmasına yardımcı olduğuna şüphe yok” diyor.

Hint diasporasının etkisi yeni değil ama giderek daha görünür hale geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House’da nükleer güç başlığında çalışmalar yapan Chietigj Bajpaee, BBC Mundo’ya, diasporanın gücünü şu örnekle aktarıyor:

“Yurtdışındaki Hintliler, yirmi yıl önce ABD ile Hindistan arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde kritik bir rol oynadılar. Onların katkısı iki ülkenin nükleer bir anlaşma imzalamasını sağladı”

Bajpaee de Hint diasporasının büyüklüğünün, eğitim düzeyinin, zenginliğinin ve büyük dünya güçleri içindeki konumlarının, Hindistan adına önemli bir zenginlik haline geldiğini vurguluyor.

Ülke içi ekonomik ve sosyal sorunlar

Chietigj Bajpaee, Hindistan’ın yakın gelecekte süper güç statüsüne ulaşamayacağını savunuyor ve ülkenin ekonomik – sosyal sıkıntılarına işaret ediyor.

Bajpaee, “Ekonominin yapısal sorunları var. Modi hükümeti, Hindistan nüfusunun üçte ikisinin bir şekilde gıda yardımı aldığını kabul etti. Bu da neredeyse 800 milyon kişiye denk geliyor” diyerek sorunun büyüklüğünü tarif ediyor.

Bajpaee, Hindistan’ın Çin’i geçerek dünyanın “ekonomi lokomotifi” haline gelmesi durumunda bir süper güç olabileceğini söylüyor.

Modi bunu başaracaklarına inanıyor. Geçen ay Güney Afrika ziyaretinde yaptığı konuşmada ülkesinin “büyümenin lokomotifi” olacağını savundu.

Ülke, 2023’ün sonunda yılın son üç ayındaki %8,4’lük büyüme hızıyla dünyanın en hızlı büyüyen büyük ekonomisi unvanını pekiştirdi.

Ancak ülkenin kuzeyi ve güneyi arasında artan eşitsizliklerin giderilmesi birçok Hintli için bir öncelik.

Ülke, son 20 yılda hızlı bir ekonomik büyüme yaşamış olsa da zenginlik ülkenin tamamına ulaşmadı.

Ülkenin güneyi ve batısı (Racastan ve Kerala hariç), daha kırsal ve kalabalık olan kuzeye göre daha zengin ve gelişmiş durumda.

Kuzeydeki milyonlarca kişi yoksulluk içinde yaşıyor ve ülke çapında büyük bir sorun olan işsizlikle boğuşuyor.

Hindistan Ekonomisini İzleme Merkezi’nin (CMIE) 2023 verilerine göre, Hindistan’ın çalışma çağındaki nüfusunun yalnızca yüzde 40’ının bir işi bulunuyor.

Hindistan’da seçimi kazanacak hükümetin, istihdam yaratması ve kadınları işgücü piyasasına dahil etmenin yollarını bulması gerekiyor.

CMIE’ye göre 2022 sonu itibariyle işgücüne katılan kadınların oranı yalnızca yüzde 10.

Kutuplaşma sorunu

Siyasi kutuplaşma da ülkede büyük bir sorun haline geldi.

19. yüzyıldan beri Hindistan’ın laik mi yoksa resmi dini olan bir ülke mi olması gerektiği konusundaki tartışma devam ediyor. Nüfusun yaklaşık yüzde 80’i kendini Hindu olarak tanımlıyor.

Tartışma, Modi’nin lideri olduğu Hindu milliyetçisi BJP partisinin seçimi kazandığı 2014’ten bu yana yoğunlaşmış durumda.

Bu süreçte Müslüman nüfusa

Hindistan’ın 2014 seçimleri sonrasındaki dönüşümünü konu alan Quarterlife adlı romanın yazarı Devika Rege, ülkesinin bir “toplumsal uyumsuzluk” dalgası yaşadığına inanıyor.

Rege, o seçimle birlikte toplumun kutuplaştığını ve sivil özgürlüklerin tehlikeye girdiğini savunuyor.

Jeopolitik gerilimler

Birçokları Hindistan’ın büyümesinin bulunduğu coğrafya nedeniyle de engellenebileceğini düşünüyor.

Ekonomist Pushpin Singh, ülkenin “çok sayıda jeopolitik gerilimin olduğu bir bölgede” konumlu olmasına dikkat çekiyor.

Hindistan, nükleer silahı bulunan ve Müslümanların çoğunlukta olduğu Pakistan ile oldukça gergin bir ilişki sürdürüyor.

Her iki ülke de doğal güzelliklere sahip Keşmir bölgesinin tamamı üzerinde hak iddia ediyor. Bu bölge nedeniyle iki kez savaştılar.

Çin de Keşmir’in yanı sıra Himalayalar’daki sınır bölgesi üzerinden Hindistan ile anlaşmazlıklar yaşıyor.

Çin, 1950’lerden bu yana İngiliz sömürge döneminde tasarlanan sınırları tanımayı reddediyor.

1962’de bu durum, iki ülke arasında kısa ama kanlı bir savaşa da yol açtı. Hindistan bu savaşta ağır ve gurur kırıcı bir askeri yenilgi aldı.

Daha yakın bir zamanda, 2020’de bu iki nükleer güç yeniden karşı karşıya geldi.

Hindistan’ın diğer komşuları arasında iç savaşlarla anılan Afganistan ve Myanmar da yer alıyor.

Ekonomist Bajpaee’ye göre bunlar Hindistan’ın büyümesine ve potansiyeline gölge düşüren çatışmalar.

Chatham House’da araştırmacı olan Bajpaee, “Asıl soru, Hindistan’ın kendi bölgesel gelişmelerden bağımsız olarak zenginleşip zenginleşemeyeceği” diyor ve bu soruyu yanıtlıyor:

“Birçokları bunu başaracağına inanıyor”

]]>
https://www.haber60.com.tr/21-yuzyilin-yeni-super-gucu-olma-hedefindeki-hindistanin-guclu-ve-zayif-noktalari-neler/feed/ 0
Özel Kula’da, “Altı Okun İçindeki Milliyetçilik Okunu Hiç Kimseye Bırakamayız” https://www.haber60.com.tr/ozel-kulada-alti-okun-icindeki-milliyetcilik-okunu-hic-kimseye-birakamayiz/ https://www.haber60.com.tr/ozel-kulada-alti-okun-icindeki-milliyetcilik-okunu-hic-kimseye-birakamayiz/#respond Fri, 26 Apr 2024 23:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29563 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: KERİM UĞUR

(MANİSA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’da, Kula Belediyesi ve partisinin ilçe başkanlığını ziyaret edip Halk Buluşması programına katıldı. Belediye binası önünde toplanan Kulalılara seslenen Özel, “Atatürk’ün iki emanetine, hem partimize, hem de Türkiye Cumhuriyetine gözümüz gibi bakacağız. Ben yakamdaki parti rozetimdeki 6 okun altısına da aşığım. Bu altı okun içindeki milliyetçilik okunu hiç kimseye bırakamayız” dedi.

Belediye önünde gerçekleşen Halk Buluşması’nda Cumhuriyet tarihinde ilk kez partisinin Manisa’da hem büyükşehri, hem merkez ilçeleri, hem de 15 ilçeyi kazandığını ifade ederek konuşmasına başlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları kaydetti:

“Bugün sizin karşınıza büyükşehir belediye başkanlarımızla, ilçe belediye başkanlarımızla ve büyük bir onurla, büyük bir gururla çıktık. Hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Biraz önce ilçe başkanlığımızdaydık. Önceki dönem ilçe başkanlarımızla, Osman ve Ramazan hocayla, Halit abiyle beraber eski günleri konuştuk. Yüzde 10 oy aldığımız günleri, bayramlaşmada küçük ilçe başkanlığımızda bazen boş kalan sandalyeleri konuştuk. Ama bugün büyük emekler, büyük gayretler sonunda CHP bu seçimlerde Kula’da kullanılan her iki oydan birini alarak yüzde 52 oyla Kula Belediyesini kazanmıştır. Hayırlı olsun. Kula Belediye Başkanımız, sizin evladınız. Hikmet Başkanı yürekten kutluyorum. Kula ilçe başkanımız seçildiğin günden itibaren, genç başkan önce dedesine partideki değişimi, benim Genel Başkanlığımı söz verdi. Benim Genel Başkan seçildiğim dakikalarda ilçe başkanımız dedesi rahmetli oldu, koştu buraya geldi. Ertesi gün çalışmaya devam etti. Bana hep şunu söyledi. Ben bu belediyeyi alacağım. Adaylar belirlendi, kapı kapı anket gibi ön seçim yaptı. Temayül yoklaması yaptı. Doğru adayı buldu, arkasında durdu. Adaylaştırdı, onunla birlikte koştu, hepimizi inandırdı. Kula’yı inandırdı, bu zaferi kazandı. Kendisini ve örgütümüzü yürekten kutluyorum.

“KULA’NIN SONUNA KADAR YANINDAYIM”

Bu başarı sadece CHP’lilere ait değildir. Öyle yaparsak gerçekten büyük bir haksızlık yapmış oluruz. Bu başarı deyim yerindeyse Kula ittifakının başarısıdır. Kula’daki elbette CHP’liler, sosyal demokratlar adayımıza oy verdi ama gönlünde ve gözünde güneş açmış iyi insanlar. Eskiden MHP’li olmuş, genç ülkücüler, demokrat ülkücüler. Milliyetçi demokratlar. Vaktiyle AKP’li olmuş ama son zamanlarda haram ve yalandan yılmış muhafazakar demokratlar bizlerle birlikte oldu. Kula’nın bütün demokratlarına selam olsun. Geçmişin ANAP’lısı burada, Doğru Yollusu burada. Saadetlisi, Geleceklisi, DEVA’lısı burada. AKP’lisi, MHP’lisi burada. Geçmişin Adalet Partisi, Demokrat Partisi burada. Biz büyük bir birlikteliği sağlamış, yüzde 52 oy almış, büyük Kula ittifakıyız. Herkesin emeğinin ve katkısının farkındayız. Hepinize çok teşekkür ediyoruz. Bundan sonra iş bu büyük birlikteliği bir arada tutmak. Hiç şüphem yok ki Hikmet Başkanım zaten belediyenin kapılarını ardına kadar açtı. Kendi iyi, kalbi iyi, niyeti iyi bir insan olarak onun hedefi Kula’ya en iyi hizmeti yapmak. Biz de o Kula için çalışırken, kimden ona destek gerekirse. Mansur Yavaş ise Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu ise Ekrem İmamoğlu. Hepsi arkasında. Ben partinin genel başkanı olarak, Kula’daki bu başarıya hem minnetlerimi sunmak, hem de Kula’nın gelecekteki güzel günlerine katkı sunmak için var gücümle, kendi şehrimin ve Kula’nın sonuna kadar yanındayım. Arkasındayım.

“İKTİDAR YAPMANIN GÖREVİNİ VE SORUMLULUĞUNU ALDIK”

Bu seçimlerde biz bir zafer kazanmadık. Bunu bütün örgütümüze söylüyorum. Biz bu seçimlerde bir görev aldık. Biz bu seçimlerde CHP olarak bu büyük ittifakı büyütmenin, korumanın, önümüzdeki seçimlere taşımanın ve dolayısıyla Cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk genel seçimlerinde partimizi birinci parti yapmanın, Atatürk’ün partisini iktidar yapmanın görevini ve sorumluluğunu aldık. Şunu herkes bilsin ki bu görev partizanca bir görev değildir. Çünkü CHP herhangi bir parti değildir. CHP bu Cumhuriyeti kimler kurduysa, Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün, Kazım Karabekir’in, Cumhuriyeti ve bu memleketi kimler kurtardıysa, kimler kurduysa bu ülkeyi onların kurduğu bir partidir.

“KİM Kİ ATATÜRK’Ü, VATANINI, BAYRAĞINI, ÜLKESİNİ SEVİYOR BİZ DE ONU SEVİYORUZ”

Bu parti deyim yerindeyse baba ocağıdır. Hepimiz baba ocağına doğar ve büyürüz. Kimi büyüğünü arar ve gider kimi de küçüğüne razı olur. Kimi ırakta oturur, kimi yakında oturur. Ama herkes bilir ki baba ocağı oradadır. Çorbası kaynamaktadır. Bacası tütmektedir. O baba ocağının bacası tütsün diye oraya odun çekenler, çorbasını kaynatanlar, CHP’lilerdir. Hepsine helal olsun, teşekkür ediyorum. Ancak baba ocağı sadece CHP’lilerin değildir. Baba ocağı biraz önce söylediğim gibi hepimizindir. Orası dedemizin partisidir, babamızın partisidir. Biliriz ki başımız sıkışırsa gideceğimiz yer baba evidir. Zorda kalırsak, darda kalırsak gideceğimiz yer baba evidir. Çorbası kaynar, bacası tüter. Gittiğinizde de kimse size nereden geldin, bugüne kadar neredeydin, sen gittin bak bize neler ettin demez. Çünkü öyle diyene sorun. Kardeşim bu evin tapusu kimdedir? Vallahi ne Özgür Özel’dedir, ne Kemal Beydedir. Rahmetli Ecevit’te de yoktu, İsmet Paşa’da da. Baba evinin tapusu bir kişiye kayıtlıdır. O da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bunun için kim ki Atatürk’ü seviyor, kim ki vatanını seviyor, kim ki bayrağını seviyor, ülkesini seviyor, biz de onu seviyoruz. İstiklal Marşı çalarken, filenin sultanları şampiyon olmuş, göndere bayrak çekilirken onlarla bir ağlıyor. Kim ki milli takım gol atınca ayağa zıplıyor. Biz onlarla beraberiz.

“GÜÇ ZEHİRLENMESİNE KAPILMAYACAĞIZ”

Biz CHP olarak edindiğimiz görevden, kibre, güç zehirlenmesine kapılmayacağız. Aksine sorumluluğumuzun farkındayız. Bu ülkede yoksulluk var, işsizlik var. Çiftçilerin, hayvancılıkla uğraşanların büyük dertleri var. Esnaf perişan ve emekliler açlığa terk edildi. 10 bin lira ile kira versen aç kalırsın, karnının doyursan sokakta kalırsın. Böyle bir ülke yarattılar, bunun için büyük bir mücadele verip tekrar halkın iktidarını kurmak. Tekrar Atatürk’ün, Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir dediğini hatırlamak ve uygulamak. Bu ülkede işsizliği, yoksulluğu bitirmek. Emeklinin yüzünü güldürmek. Esnafın cebini doldurmak, çiftçiyi öyle birinin dediği gibi al ananı da git değil Atatürk’ün dediği gibi milletin efendisi yapmak. Bizim ödevimiz, görevimiz, hedefimiz budur. Bunun için hep birlikte çalışacağız.

“BİZ BU ÜLKENİN GERÇEK SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

Birileri istiyor ki kavga edelim. Ben seçimde de söyledim. Asla ve asla suni gündemlerin peşine takılmayacağız. Kimlik siyaseti oyununa gelmeyeceğiz. Asla sonu gelmeyecek kavgaların tarafı olmayacağız. Biz bu ülkenin gerçek sorunlarını konuşup, onları dile getirip, onu çözmek için mücadele edeceğiz. Diyorlar ki gel benimle kavga et. Ben kavga edeceksem emeklinin kavgasını edeceğim. Çiftçinin, yoksulun kavgasını edeceğim. Şundan herkes emin olsun, herkesle konuşurum, müzakere ederim ama sizin için mücadeleyi asla bırakmam. Çünkü bizden millet kavga istemiyor. Millet oturun, çalışın, tartışın ve derdime çare olun diyor. Yeniden seçimler yapılıp, bu millet bize iktidar görevi verene kadar bu ülkede ana muhalefet partisiyiz. Bu ülkenin çıkarları için sonuna kadar mücadele edeceğiz.

“ALGI OPERASYONLARINA TESLİM OLMAYIZ”

Atatürk’ün iki emanetine, hem partimize, hem de Türkiye Cumhuriyetine gözümüz gibi bakacağız. Ben yakamdaki parti rozetimdeki 6 okun altısına da aşığım. Bu altı okun içindeki milliyetçilik okunu hiç kimseye bırakamayız. Onun için birileri kendini milli, kendinden olmayanları gayri milli. Kendisini makbul, geri kalanı hain ilan etmeye kalkıyordu. Bu oyuna gelmeyiz. Ne milliyetçiliği, ne milli olmayı, ne vatanseverliği asla ve asla size bırakmayız. Bunun üzerinden algı operasyonlarına teslim olmayız. Yaşasın Cumhuriyet. Yaşasın CHP. Seçimleri Türkiye ittifakı kazanmıştır, Türkiye ittifakı adını güzel ülkemizden, renklerini ay yıldızlı al bayrağımızdan alır. İşte buradan bir kez daha haykırıyoruz ki. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Bu Türkiye’yi yüzü gülene kadar, tekrar gelişmiş ülkeleri yakalayıp geçene kadar, Atatürk’ün emanet ettiği gibi çiftçisine de işçisine de sahip çıkana kadar, emek emek çalışıp bugünlere bu ülkeyi getiren emekliler hakkını alana kadar, önce muhalefette mücadele edeceğiz, sonra iktidar olup hepsinin yüzünü güldüreceğiz.

“OY VERMEYENLERİN DE GÖNLÜNÜ ALACAĞIZ”

Sizden ricam bundan sonra Kula’yı kucaklayın, daha önce oy verenleri pişman etmeyeceğiz. Ama oy vermeyenlerin de gönlünü alacağız. Gönlünü kazanacağız. Keşke ben de verseydim dedirteceğiz. İlk seçim gelsin oy atacağım dedirteceğiz. Bu partiyi nasıl yüzde 10’ların altından Kula’ya yüzde 52’ye getirdiysek, nasıl Manisa Büyükşehir’de yıllarca yüzde 6, yüzde 14, yüzde 22 oy alırken, yüzde 60’lara çıkardıysak, neredeyse Türkiye şampiyonu yaptıysak, hep birlikte Genel Başkanıyla, il ve ilçe başkanlarıyla, belediye başkanlarıyla birlikte bu partiyi çok çalışarak iktidar yapacağız. Bunun için başta şunu ifade edeyim. Hikmet Başkan kazandı Kula kazandı. Ferdi Başkan kazandı Manisa kazandı. Türkiye ittifakı kazandı, Türkiye kazandı. Ben partimizin Genel Başkanı olarak Hikmet Başkana şunu söylüyorum. Başkanım sen çalış, biz arkandayız. Örgütümüz bana emanet, örgütümüze Hikmet Başkanı emanet ediyorum. Hikmet Başkana Kula’yı emanet ediyorum. Kula’daki yoksulları, mağdurları, mazlumları, çiftçileri, işçileri, emeklileri emanet ediyorum. Sizleri de Allah’a emanet ediyorum. İyi günler ve güzel günler göreceğiz. O güne kadar hep birlikte mücadele edeceğiz. Sağol Kula, var ol Kula, en güzel günleri sen yaşa Kula.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozel-kulada-alti-okun-icindeki-milliyetcilik-okunu-hic-kimseye-birakamayiz/feed/ 0
2023 Yılında 464 Bini Aşkın Kadın İşe Yerleştirildi https://www.haber60.com.tr/2023-yilinda-464-bini-askin-kadin-ise-yerlestirildi/ https://www.haber60.com.tr/2023-yilinda-464-bini-askin-kadin-ise-yerlestirildi/#respond Fri, 26 Apr 2024 21:46:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29489 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, 2023 yılı içerisinde 464 bini aşkın kadının işe yerleştirilmesini sağladıklarını açıkladı. Bakan Işıkhan ayrıca, “Kayıt dışı istihdam hem insanlarımızın hem de ülkemizin geleceği için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bugün tüm dünyada hayranlıkla takip edilen bir sosyal güvenlik sistemimiz var” ifadelerini kullandı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, “İş Pozitif Kadın İstihdamı Fuarı” açılışı için geldiği Samsun’da ilk olarak Samsun Valiliği’ni ziyaret ederek şeref defterini imzaladı. Burada yetkililerden bilgi alan Bakan Işıkhan, ardından Samsun Büyükşehir Belediyesi Şehit Ömer Halisdemir Toplantı Salonu’na geçerek İş Pozitif Kadın İstihdamı Fuarı açılışına katıldı.

Toplantının açılışında söz alan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan ile Samsun Valisi Orhan Tavlı, kadın istihdamının öneminin farkında olduklarını belirterek, kadının iş gücüne katılması konusunda üzerlerine düşen görevleri eksiksiz yerine getireceklerini ifade etti.

“Kadınların gücüne ve desteğine ihtiyacımız var”

Geçmiş yüzyıllarda olduğu gibi bu yüzyılda da kadının gücü ve desteğine ihtiyaçlarının olduğunu vurgulayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, “Geçtiğimiz Şubat ayında Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde kadın istihdamına destek olacak yeni bir projenin duyurusunu yapmıştık. İnşallah ülke çapında bir seferberliğe dönüşmesini arzu ettiğimiz bu projemizi tüm bölgelerimize ve 81 ilimize duyurmak üzere yaklaşık 2 aydır bölge bölge, il il geziyoruz. İstiyoruz ki bu önemli girişimden bütün kadınlar haberdar olsun ve yararlansın. Biliyorsunuz ki kadın istihdamı, Türkiye olarak bizim 21 yıldır üzerinde hassasiyetle durduğumuz, gelecek hedef ve vizyonumuzun temel argümanları arasında yer alan önemli bir konudur. Geleceğin güçlü Türkiye’sine giden yol, kadın erkek her bir insanımızın, sosyal ve ekonomik kalkınma sürecinde imkanı ölçüsünde yer aldığı topyekun bir seferberlik şuurundan geçmektedir. Bu sebeple, geçmişten günümüze binlerce yıldır olduğu gibi önümüzdeki yüzyılda da kadınların gücüne ve desteğine ihtiyacımız var. Biz, kadını baş tacı sayan bir inancın ve kültürün temsilcileriyiz. Nüfusumuzun yaklaşık yarısını oluşturan kadınların gücü olmadan, sürdürülebilir kalkınma hedeflerimize ulaşmamız mümkün değildir. Bu sebeple kadınların toplumsal hayata aktif ve üretken katılımını destekleyecek projeler geliştirme gayreti içerisindeyiz. Sağlıktan eğitime, sanattan spora, bürokrasiden siyasete her zaman yanlarında olduğumuz gibi çalışmak, üretmek, ülkemize ve milletimize değer katmak isteyen bütün kadınları destekliyoruz” diye konuştu.

“2023 yılı içerisinde 464 bini aşkın kadının işe yerleştirilmesini sağladık”

İŞKUR vasıtası ile kadınları iş gücüne entegre ettiklerini dile getiren Bakan Vedat Işıkhan, “Son 21 yılın rakamlarına baktığımızda ise İŞKUR vasıtasıyla işe yerleştirdiğimiz 13 milyonu aşkın vatandaşımızın 4 milyondan fazlasını kadınlar oluşturmaktadır. Yine son 21 yılda, kurumumuz İŞKUR’un Aktif İşgücü Programlarından yararlanan vatandaşlarımızın sayısına baktığımızda ise yaklaşık 5 milyon insanımızın 2 buçuk milyonunu kadınlar oluşturmuştur. İŞKUR aracılığıyla sadece 2023 yılı içerisinde 464 bini aşkın kadının işe yerleştirilmesini sağlamış durumdayız. Eğitim, özellikle nitelikli iş gücünü artırma noktasında hayati bir öneme sahiptir. Yine 2023 yılı boyunca 877 bine yakın kadına danışmanlık hizmeti vermiş durumdayız. Sadece danışmanlık hizmeti alanların sayısına baktığımızda bile kadınların çalışma isteği ve azmini görebiliyoruz. Biz de bakanlık olarak bu azmi ve kararlılığı, sahip olduğumuz tüm imkanları seferber ederek birer katma değere dönüştürmenin gayreti içerisindeyiz. İş Pozitif Projemiz de tam olarak böyle bir anlayışın eseridir. Proje kapsamında, 10 bakanlığımızın proje ortağı olduğu, tüm kamu ve özel sektör kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki istihdam eşleştirme süreçlerini kayıt altına alacak, İş-Pozitif adı altında bir bilgi sistemi kurduk” şeklinde konuştu.

“Kayıtlı istihdam hepimiz için çok önemli”

Kayıtlı istihdamın önemine de değinen Bakan Işıkhan, “Kayıt dışı istihdam hem insanlarımızın hem de ülkemizin geleceği için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bugün tüm dünyada hayranlıkla takip edilen bir sosyal güvenlik sistemimiz var. Avrupa ve Amerika dahil, dünyanın bir çok ülkesinde artık insanlar hasta olmaktan dahi korkar hale geldi. Neden? Çünkü gönül rahatlığıyla güvenebilecekleri bir sosyal güvenceleri yok. Sosyal güvenlik hizmetlerinin sürdürülebilirliği noktasında birçok ülke ciddi finansal krizler yaşamaktadır. Mevcut güvenceleri için ciddi ödemeler yapmak durumunda kalıyorlar. Sağlık problemi yaşadığında tek kuruş ödemeden tedavi alabilecekleri bir sosyal devlet anlayışları maalesef yok. Ancak bugün Türkiye’nin hangi şehrine giderseniz gidin, sadece TC kimlik belgenizle istediğiniz sağlık hizmetini rahatlıkla alabiliyorsunuz. Üstelik bu hizmeti her şehrimize adeta 5 yıldızlı otel konforunda inşa ettiğimiz son teknoloji ürün ve cihazlarla donattığımız hastanelerimizden alabiliyorsunuz. Tüm bunları, biz sosyal güvenlik reformuyla başardık. Bu sistemin, sürdürülebilir şekilde işlemesini sağlamanın en önemli yollarından birisi de çalışan, üreten tüm vatandaşlarımızın sistemin içerisinde, yasal bir şekilde yer aldığı sosyal güvenlik sürecinden geçmektedir. O nedenle kayıtlı istihdam hepimiz için çok önemli. Kadınların iş gücüne katılımı da hem iş gücü piyasasının genişlemesine ve üretkenliğin artmasına yardımcı olacak hem de sosyal güvenlik sistemimizin daha da gelişmesine katkı sağlayacaktır. Kadın istihdamı aynı zamanda; sürdürülebilir bir ekonominin tesis edilmesinin yanı sıra sosyal uyum ve katılımı da beraberinde getirecektir. Bu noktada hedefimiz; bu alanla ilgili daha fazla politika geliştirmektir. Ben inanıyorum ki kadınlar, ülkemizin kalkınmasındaki en önemli gücü olacaktır” ifadelerini kullandı.

Kadınların Cumhuriyet’in kuruluş sürecinden itibaren büyük bir fedakarlık örneği gösterdiğinin altını çizen Işıkhan, ayrıca şunları söyledi:

“Samsun’un kahraman kadınları çok iyi bilir ki Milli Mücadele sürecinde kadınlar büyük fedakarlıklar göstererek Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde önemli bir rol oynamıştır. Milli Mücadele’nin ardından ülkemizin en zor zamanlarında çalışarak, üreterek toparlanma sürecimize omuz vermişlerdir. Bugün de yine aynı güçle çalışarak üreterek hem toplumsal hem de iktisadi kalkınmamıza katkı sağlayan emektar kadınlarımızla birlikte Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını inşallah Türkiye Yüzyılı yapacağız. Bu yüzden, Yüzyılın Kadın İstihdamı’nı gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz bu projeye Milli Müdafaadan Milli Kalkınmaya, Türkiye Yüzyılı’nın Kadınları ismini verdik. Projemizin başta, üreten tüm kadınlar olmak üzere, çalışma hayatımıza, ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini diliyorum. Kadınlara verdiği değerle, 21 yıldır kadınların hukuki, sosyal ve ekonomik özgürlük mücadelesini himaye eden Cumhurbaşkanımız, liderimiz, Recep Tayyip Erdoğan’a ve Emine Erdoğan Hanımefendi’ye şükranlarımı arz ediyorum. Katılımlarınız ve destekleriniz için; siz değerli başkanlarımıza, milletvekillerimize ve hemşehrilerimize teşekkür ediyorum.”

Program, konuşmaların ardından Bakan Işıkhan’ın Samsun’da en çok kadın çalıştıran işletmelerine plaket vermesi ile devam etti. Bakan Işıkhan ve beraberindeki heyet açılış konuşmalarının ardından İş Pozitif Kadın İstihdamı Fuarı’ndaki stantları gezerek kadınlardan bilgi aldı.

Programa ayrıca AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri ile kadın girişimciler katıldı. – SAMSUN

]]>
https://www.haber60.com.tr/2023-yilinda-464-bini-askin-kadin-ise-yerlestirildi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Romanya’daki doğrudan yatırımlarımız 7,5 milyar doları aştı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-romanyadaki-dogrudan-yatirimlarimiz-75-milyar-dolari-asti/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-romanyadaki-dogrudan-yatirimlarimiz-75-milyar-dolari-asti/#respond Fri, 26 Apr 2024 01:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29422 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Ülkemiz insanlarının üçüncü ülkelerden gelen yatırımları da dahil edildiğinde, Romanya’daki doğrudan yatırımlarımız 7,5 milyar dolar gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaşmış durumdadır.” dedi.

Yılmaz, resmi ziyarette bulunmak üzere Romanya’nın başkenti Bükreş’e geldi. Bükreş Henri Coanda Havalimanı’nda, Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan ve diğer ilgililerce karşılanan Yılmaz, daha sonra Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) tarafından düzenlenen Türk İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı’na katıldı.

Burada konuşan Yılmaz, Romanya’nın Türkiye için çok kıymetli bir ülke olduğunu belirterek, iki ülke arasındaki ilişkilerin son derece iyi ve olumlu olduğunu, ittifak ve stratejik ortaklık temelinde ilişkileri geliştirdiklerini söyledi.

Romanya’nın, Avrupa ve Balkanlar’da, Türkiye’nin siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel ilişkilerinin en üst düzeyde bulunduğu ülkelerden biri olduğuna işaret eden Yılmaz, 2023 yılında Romanya’nın, AB ülkeleri içinde Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 6. ülke konumunda yer aldığını ifade etti.

Yılmaz, Türkiye’nin, Romanya’ya geçen yıl 6,9 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğini, ithalatın ise 3,6 milyar dolar olduğunu aktararak, toplam ticaret hacminin 10,6 milyar dolara yükseldiğini kaydetti.

Romanya’nın, AB ülkeleri arasında Türkiye’nin dış ticaret hacmi açısından Almanya, İtalya, Fransa, İspanya, Hollanda ve Polonya’dan sonra 7. sırada yer aldığını aktaran Yılmaz, şöyle devam etti:

“Bu yılın ilk üç ayındaki rakamlar, bu yıl çok ciddi bir artış gerçekleşeceğine işaret ediyor. İnşallah 13 milyar dolarları yakalarız ama daha orta uzun vadede çok daha yüksek bir ticaret hacmini hedefliyoruz. İkili ticaret hacmimiz Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği gibi 10 milyar dolar seviyesini aşmış durumda ve bundan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bu ivmenin de devam edeceğine inancımız tamdır. Doğrudan yatırımlar açısından Romanya, AB ülkeleri arasında Türk şirketlerinin yatırım yaptığı ilk 10 ülke arasında, müteahhitlik sektöründe ise Avrupa’da birinci sırada gelen bir ülke. 5 bine yakın firmamız faal, kayıtlı firma sayısı çok daha yüksek elbette. Ülkede elektronik ürünlerden gıda sektörüne, bilgi iletişim sektöründen mobilya sektörüne kadar önemli yatırımlarımız bulunmaktadır. Ülkemiz insanlarının üçüncü ülkelerden gelen yatırımları da dahil edildiğinde Romanya’daki doğrudan yatırımlarımız, 7,5 milyar dolar gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaşmış durumdadır. Bu firmalar genel olarak imalat, metal sanayi, gıda, inşaat ve sağlık alanında faaliyet göstermektedirler.”

Yılmaz, Türkiye’de ise Romanya sermayeli firma sayısının 293 olduğunu, özellikle motorlu taşıtlar, ulaştırma ve turizm sektörlerinde bu firmaların faaliyet gösterdiğini dile getirerek, “Amacımız, Romanya ile karşılıklı menfaatler çerçevesinde, kazan-kazan anlayışı temelinde bu yatırımları daha da arttırmaktır.” diye konuştu.

“Müteahhitlik firmalarımız bugüne kadar 211 projeyi üstlenmiş durumdalar”

Dünyanın en büyük 250 müteahhitliği 2023 yılı listesinde, Türkiye’den 40 firmanın yer aldığını vurgulayan Yılmaz, bu sayıyla Türkiye’nin Çin’den sonra ikinci sırada bulunduğunu, Türk müteahhitlerin dünyanın birçok yerinde çok başarılı projelere, birçok ülkede sembol projelere imza attığını söyledi.

“Romanya’nın ülkemize coğrafi yakınlığı, mevcut ulaşım imkanları, burada faaliyet gösteren iş insanları ve müteahhitlerimizin varlığı, iki ülke arasındaki ticaret ve işbirliği potansiyelini de arttırmaktadır. Müteahhitlik firmalarımız bugüne kadar 211 projeyi üstlenmiş durumdalar Romanya’da ve bunun toplam değeri 11 milyar dolar mertebesine ulaşmış durumda.” diyen Yılmaz, müteahhitlik firmalarının, alt ve üst yapı projeleri kapsamında özellikle kara yolu, tünel, köprü, ticaret merkezi ve konut alanlarında uluslararası tecrübelerini Romanya ile paylaşmalarından büyük bir memnuniyet duyduklarını kaydetti.

“Romanya’dan da üst düzey bir ziyaret gerçekleşecek Türkiye’ye”

Yılmaz, Romanya ile vize işlemlerinin daha hızlı ve kolay gerçekleşmesini arzu ettiklerini belirterek, bunun, Romanya’daki Türk firmalarının daha etkili çalışmaları hem de Romanya’ya daha büyük katkılar sunmaları bakımından önemli olduğunu ifade etti.

Bu çerçevede Romanya ile karşılıklı adımları devam ettireceklerini dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:

“Sayın Dışişleri Bakanımız ile gelmeden bir konuştum. Özellikle Romanya’dan Türkiye’ye gelenlerin çok daha kolay bir şekilde işlemlerinin gerçekleşmesi yönünde bir karar süreci başlatılmış durumda. Henüz imzadan çıkmadığı için detay vermek istemiyorum ama güzel bir gelişme sağlanıyor bu anlamda, onu söyleyebilirim. Yine önümüzdeki dönemde, yakın bir gelecekte Romanya’dan da üst düzey bir ziyaret gerçekleşecek Türkiye’ye. Bu da ilişkilerimiz açısından yine önemli bir kilometre taşı olacak diye inanıyorum. Üst düzey ziyaretlerin karşılıklı olarak yapılması şüphesiz ticari, ekonomik ilişkilerimize de yansıyor. Siyasi alanda, diğer alanlardaki ilişkilerimizin yanı sıra ekonomik ilişkilerimiz açısından da çeşitli faydalar oluşturduğunu ifade etmek isterim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-romanyadaki-dogrudan-yatirimlarimiz-75-milyar-dolari-asti/feed/ 0
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydemir İstifa Etti https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskan-yardimcisi-birol-aydemir-istifa-etti/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskan-yardimcisi-birol-aydemir-istifa-etti/#respond Thu, 25 Apr 2024 08:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29269 (ANKARA) İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydemir, sosyal medya hesabından partiden istifa ettiğini duyurarak, gerekçelerini sıraladı.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydemir, X hesabından yaptığı açıklamada, “İYİ Parti’deki görevlerimden ve üyeliğimden istifa ettiğimi kamuoyunun bilgilerine sunarım.” ifadesini kullandı.

Siyaseti sadece ülke ve milletimiz için güzel şeyler yapmanın bir aracı olarak gördüğünü, bu nedenle siyasete girdiğini belirten Aydemir, partiden istifa gerekçesini şöyle anlattı:

“Çünkü kurumsallığın oldukça zayıf olduğu ülkemiz; sosyal, ekonomik, hukuki tüm bileşenleri ile siyasetten aşırı derecede etkileniyor. Ülkemizin mevcut siyasi atmosferindeki ‘doğru’ alternatif olma yolunda partimizin karar alıcı organlarında fikirlerimi beyan etmekten geri durmadım. Ancak maalesef partideki çalışma arkadaşlarımla aynı rotada ilerleyemeyeceğimizi üzülerek müşahede ettim. Bu sebeple İYİ Parti’den ayrılmaya karar verdim. Ancak, bundan sonra da bilgi ve tecrübemi ülkemizin hizmetine sunmaya ve bu doğrultuda çalışmaya/üretmeye inşallah devam edeceğim.

“TÜRKİYE’NİN BEKA SORUNU BİTAP DÜŞMÜŞ İNSANLARDIR”

Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı dönemlerinden geçiyoruz. Genç, yaşlı kimsenin umudu kalmamış vaziyette. Bugün ülkenin gerçek ihtiyacı, ‘ideolojik düşüncelerin yaşatılması’ değil. Evine giderken çocuğuna ‘istediklerini’ alamayan babadır bu ülkenin problemi. Faturalarını ödeyemeyen milyonlardır. Kirasını ödeyemeyenlerdir. Şehir dışında üniversiteyi kazanmış çocuğunu okutamayan ailedir. Türkiye’nin beka sorunu bitap düşmüş insanlardır. Adaletin neredeyse hiç bir alanda olmadığı, hukukun ayaklar altına alındığı, yargının işlemediği, özgürlüklerin kısıtlandığı, kurumların oldukça zayıfladığı, liyakat yerine sadakatin esas alındığı, kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirliğin olmadığı bir süreç yaşıyoruz. Bütün bunlar güzel ülkemiz için gerçek bir beka sorunudur. ve bütün bunlardan iktidar ve muhalefeti ile bütün siyaset sistemi sorumludur. Ülkemiz siyasetinde dil, üslup ve oyun kuralları yozlaştırıldı ancak bir şey değişmedi: Halkına teveccüh eden hep teveccüh gördü. Belirli etnik/sosyal ayrımlara odaklananlar ise bol retorikli ancak mahallesini asla terk edemeyen/etmeyen dar bir pencereye sıkıştı.

“MEVCUT SİYASİ PARTİLERİN MERKEZ SİYASETİ YAPABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM”

31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimlerde ortaya çıkan resim, bize tek bir şey anlatıyor; o da kutuplaşmadan uzak, tutarlı bir merkez siyasetin hayati önemde olduğu gerçeği. Mevcut siyasi partilerin ve/veya ideolojik partilerin merkez siyaseti yapabileceğini düşünmüyorum. Ülkemizin demokratik, özgürlükçü, katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir siyaset sistemine, düzenine olan ihtiyacı her geçen gün artmaktadır. Merkez siyaset aslında ideolojilerden uzak, makulün, ‘değerlerin’ siyasetidir. Türkiye’nin geleceğinin demokrasi, özgürlük, adalet, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat gibi değer ve ilkelere inanmış ve bunu içselleştirmiş siyasetçi ve siyasi partilerden geçtiğini düşünüyorum.

“AKŞENER’E ŞÜKRANLARIMI SUNARIM”

Buradan geçtiğimiz dönemde ortak yol yürüdüğüm, şahsıma önce başdanışman, sonrasında genel başkan yardımcılığı görevini tevdi eden Sayın Meral Akşener’e bir kez daha şükranlarımı sunarım. Beraber çalışma fırsatı bulduğum bütün arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum. 27 Nisan 2024 tarihinde yapılacak olan İYİ Parti olağanüstü kongresinin başarılı bir şekilde geçmesini temenni ederken mevcut başkan adaylarına başarılar dilerim. Saygı ve sevgilerimle.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskan-yardimcisi-birol-aydemir-istifa-etti/feed/ 0
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 23 Nisan 2071 Özel Oturumu’na katıldı https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-23-nisan-2071-ozel-oturumuna-katildi/ https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-23-nisan-2071-ozel-oturumuna-katildi/#respond Thu, 25 Apr 2024 00:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29225 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Bakanlık olarak hem geçmişimizi unutturmamaya çalışıyoruz hem de çocuklarımızın, bize emanet bırakılan bu vatana sahip çıkabilmeleri için en iyi şekilde yetişmeleri için çaba sarf ediyoruz.” dedi.

Bakan Tekin, çocukların 2071 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde neler yaşanacağını, milletin o günlerde nasıl bir konumda olacağını hayal ettikleri konuşmalarına yer verilen tarihi Birinci Meclis binasındaki temsili “23 Nisan 2071 Özel Oturumu”na katıldı.

Buradaki sözlerine, “Burada konuşmak Meclis’te konuşmaktan daha zormuş.” diyerek başlayan Tekin, 23 Nisan etkinlikleri kapsamında, tarihi Meclis binasında çocuklarla sabah 23 Nisan 1920 oturumunu, öğleden sonra da 2071 oturumunu düzenlediklerini ve bunun iki ana amacı olduğunu anlattı.

Milli Eğitim Bakanlığının, ülkenin hangi zorluklarla kurulduğu, ülkeyi kuranların ne tür fedakarlıklar yaptığı, nasıl büyük yapılarla, büyük güçlerle mücadele ettiği, ataların sahip olduğu vatanseverlik, millete hizmet şuuru, ülkeyi korumak için nasıl davranılması gerektiği konusunda genç kuşakları yetiştirme görevi bulunduğuna işaret eden Tekin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda gerçekleştirdikleri ilk oturuma ilişkin simülasyonun bu görevi yerine getirmek amacıyla yapıldığını aktardı.

Kendilerine emanet edilen çocukları, referans değerler etrafında yetiştirirken bir yandan da içinde yaşanılan dünya için gerekli donanıma sahip yetişmelerinin de görevleri olduğunu anlatan Tekin, şöyle devam etti:

“Milli Eğitim Bakanlığı olarak hem geçmişimizi unutturmamaya çalışıyoruz hem de çocuklarımızın, bize emanet bırakılan bu vatana sahip çıkabilmeleri için en iyi şekilde yetişmeleri için çaba sarf ediyoruz. Oturumumuzda, yaklaşık 50 yıl sonra milletvekili olacak, olmasa bile toplumun sorumluluk sahibi bir ferdi olacak arkadaşlarımızın ülke meselelerine, milletin sorunlarına duyarlı, saygılı bir şekilde yetişmesi ve çözüm üretebilmesini ele aldık.”

Kendisinden önce söz alan çocukların ülkenin bugün olduğu gibi belki 50 yıl sonra da ana tartışma konularından olacak belli başlıklar hakkında kanaatlerini ortaya koyduklarını dile getiren Tekin, bu deneyimin onların bundan sonraki yaşamlarında da etki bırakacağını, ülkenin sorunlarına karşı daha duyarlı yetişeceklerine inandığını ifade etti.

Bakan Tekin, konuşmasında, Birinci Meclis binası ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna ilişkin tarihi olayları anlattı.

Birinci Meclis binasının Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tarafından 23 Nisan 1920 günü dualar eşliğinde açıldığına işaret eden Tekin, binanın çatısının Ankara halkının evlerinden getirdiği kiremitlerle onarıldığını, sıraların da muallim mektebinden taşındığını söyledi.

Savaş ortamında dönemin milletvekillerinin ölüm tehlikesiyle karşı karşıya bulundukları bir ortamda kurtuluş mücadelesini yürüttüklerini vurgulayan Tekin, “İşte bu simülasyonu bunun için yaptık. Burada çalışanlar, burada o mücadeleyi yürüten kişiler olmasaydı eğer sizler burada olmazdınız, bizler burada olmazdık. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün şehitlerimiz, bu vatanı bize onlar emanet ettiler. Ruhları şad, mekanları cennet olsun, Allah kendilerinden razı olsun.” diye konuştu.

Çocukların bu değerlere sahip bireyler olarak yetişmesinin vazifeleri olduğunun altını çizen Tekin, “23 Nisan’ı bunun için bir vesile kıldık. Sizin bu değerlere sahip çıkacak şekilde yetişmeniz için üstümüze düşenleri bildiğimizi, onun için çaba sarf ettiğimizi, bütün kamuoyunda tartışılan müfredat değişikliklerinden tutun, öğretmen arkadaşlarımızın bu anlamdaki çabalarına değin her şeyi işte bu değerlere sahip çıkasınız diye yapıyoruz.” ifadesini kullandı.

Temsili, 23 Nisan 2071 özel oturumunda çocuk milletvekillerinin konuşması

TBMM’nin açılışının 151. yılı dolayısıyla 23 Nisan 2071 tarihli temsili özel oturumu Meclis Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Melisa Yalman yönetti.

Gazi Meclis’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitler için saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla özel oturum açıldı. Özel oturumda, 10 ilden temsili milletvekili çocuk kürsü konuşması yaptı.

Temsili TBMM Başkanı Yalman, özel oturumdaki konuşmasına, “Türk milletinin Anadolu’yu vatan kılışının 1000. yılı ve yüce TBMM’nin 151. yıl dönümünde sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.” ifadeleriyle başladı.

Hatay Milletvekili Faruk Alkan, Türk aile yapısı ve değerler üzerine yaptığı konuşmada, 21. yüzyılın başından bugüne hemen hemen tüm dünya ülkelerinde aile kavramı çöküş yaşarken ülkenin nitelikli eğitim programlarıyla bu döngüyü kırabilmeyi başardığını, “güçlü aile güçlü millet” hedefine ulaşabilmek için devlet olarak tüm kurum ve kuruluşların da katkılarıyla aile yapısını güçlendirmeye devam ettiklerini vurguladı.

Edirne Milletvekili Elif Naz Köstere ise sürdürülebilir çevre, sıfır atık çalışmaları konusunda konuştu. 2017’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın başlattığı “Sıfır Atık Projesi”yle atık yönetiminin sürdürülebilir olmasının sağlandığını ifade eden Köstere, her yaştan insanın çevre koruma bilinci konusunda zihinsel bir dönüşüm yaşadığını aktardı.

İzmir Milletvekili Ensar Sevilen de milli savunma alanındaki çalışmalara değindi.

Elazığ Milletvekili Özge Elitaş, tarım sektörü ile çevre ve iklim dostu uygulamalar hakkında konuştu. Türkiye Tarım İnovasyon Robotu ile tarımda yaşanan gelişmelere değinen Elitaş, GÖKYURT isimli uzay üssünde su konusundaki sıkıntıların çözüldüğünü anlattı.

Türkiye uzaydaki ilk yerleşim yerini kurdu

Giresun Milletvekili Furkan Alp Çelebi de çocukluğunda Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’yı gördüğünü, o gün uzay üzerine çalışmaya karar verdiğini belirterek, “Bugün Türkiye Uzay Ajansının Eski Başkanı olarak ülkemizin 2071 yılında bulunduğu konumdan oldukça memnunum.” dedi.

Bu gelişmenin üzerinden geçen sürede, Türkiye’nin uzaydaki ilk yerleşim yerini kurduğunu dile getiren Çelebi, ülke ekonomisinin yüzde 13’ünün uzay tarımından sağlandığını kaydetti.

Mars’ta Türk Araştırma Merkezi kuruldu

Kahramanmaraş Milletvekili Alper Pakyardım ise uzay yolculuğu konulu konuşmasında, “İlk astronot Alper Gezeravcı emekli oldu, artık ben varım, ülkem adına uzak gezegenlere gidip araştırmalar yapacağım. Mars’ta kurulmuş olan Türk Araştırma Merkezi TÜRKAMAR’da yeni ortama dayanabilecek bitki ve hayvan çeşitleri üzerine denemeler yapacağım.” diye konuştu.

Sakarya Milletvekili Elif Şimşek, sağlık alanındaki gelişmeleri anlatırken, ülkede geliştirilen Alzheimer ve Parkinson ilaçlarının tüm dünya için umut kaynağı olduğunu vurguladı. Dünyanın göz sağlığı merkezinin Türkiye olduğunu aktaran Şimşek, gözyaşı ile hastalık tespitinin ülkede yapılabildiğini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-23-nisan-2071-ozel-oturumuna-katildi/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Taksim’i 1 Mayıs’a açılması çağrısında bulundu https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-taksimi-1-mayisa-acilmasi-cagrisinda-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-taksimi-1-mayisa-acilmasi-cagrisinda-bulundu/#respond Wed, 24 Apr 2024 23:12:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29174 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ” Taksim’i 1 Mayıs’a açın. 31 Mart’ın mesajını aldığınızı anlatın. Açın, özgüvenli olduğunuzu gösterin. 31 Mart’ın birinci partisinin genel başkanı olarak son genel seçimlerin birinci partisinin genel başkanına diyorum ki ‘Elimizi uzatıyoruz. Elimiz emekçinin elidir. Elimiz, barışın elidir. Elimiz, özgüvenin elidir.'” dedi.

Özel, CHP TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, bugün CHP Grubu olarak milletvekili sayısında ilk artışı birlikte yaşayacaklarını belirterek, Bağımsız İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu’nu kürsüye davet etti.

Yanıkömeroğlu’nun, Ortadoğu Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesinden mezun, dirençli kentler uzmanı, kadın politikaları konusunda da çok önemli çalışmalar yapmış birisi olduğunu ifade eden Özel, “Baba evine yaptığımız çağrıya kulak vererek bizimle birlikte olan kıymetli milletvekilimizi bundan sonra İstanbul 3. bölgede… Zaten bir kadın milletvekilinin 3. bölgede çok eksikliğini hissediyorduk. Depreme karşı verilecek çalışmalarda Meclisteki yapıcı muhalefetimizde kendisine çok yük düşecek ve emek verecek, grubumuza ‘hoş geldin’ diyorum.” diye konuştu.

Özel, Yanıkömeroğlu’na rozet taktı.

Yeni bir üye kampanyası başlattıklarını bildiren Özel, “Hep birlikte baba ocağının kapılarını ardına kadar açıyoruz.” dedi.

Grup toplantısına Meclis’i gezmeye gelen öğrencilerle birlikte fotoğraflar çektirdiği için gecikmeli katıldığını ifade eden Özel, “Gençlerin gözündeki ışıltıyı görüyorum. Gençlik kolları başkanım gençleri davet edin. Bayrak asmaya, broşür dağıtmaya değil bu partide siyaset yapmaya, bu partiyi geliştirmeye, güçlendirmeye ve iktidara taşımak için gençleri davet edin. CHP’ye üye olmayan ancak ilgi duyan gençlere buradan sesleniyorum; Gelin, bu partiye kayıt olun. Siyaset yapın. Size çok ihtiyacımız var.” çağrısında bulundu.

Özel’in konuşması sırasında grup toplantı salonunda bulunan 18 yaşındaki ikiz kardeşler Mustafa ve Muhammet Güney partiye üye olmak istediklerini söylediler. Bunun üzerine Özel, ikiz kardeşleri kürsüye davet ederek gençlik kolları başkanından üye kayıt formunu istedi. İkiz kardeşlerin parti üyeliklerinin yapılmasının ardından Özel, Muhammet Güney’in hem referansını imzaladı hem de kendi parti rozetini taktı.

Özel, konuşması sırasında geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden CHP TBMM Grup Müdürü Levent Bayraktar’ı rahmetle andı, birlikte yaptıkları çalışmalardan bahsetti.

TBMM’nin 104. kuruluş yıl dönümünün dün kutlandığını anımsatan Özel, “Birileri aksini söyleyip tarihi bir gaf yapmış olsa da bu Meclis belki de bu dünyada tek sandıkla, demokrasi ile kurulmuş Meclistir. Bu ülke Meclisten sonra kurulmuş ülkedir. Bu Meclis, savaşı yürütmüş ve Cumhuriyeti ilan etmiş bir Meclistir. Biz de Ata’mızın vasiyetine uygun olarak ilk kongremiz olan Sivas Kongresi’nden bu yana millet iradesine saygılı olduk, saygılı olmaya da devam edeceğiz.” dedi.

“Türkiye sorunlarını aşamayan bir ülke haline geldi”

Cumhuriyetin ilk 15 yılında yüzde 196 büyüme sağlandığını; Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki devrimci anlayıştan uzaklaşan Türkiye’nin yanlış politikalar sonucu sorunlarını aşamayan bir ülke haline geldiğini belirten Özel, “Son 20 yılda bunu iliklerimize kadar hissettik.” ifadesini kullandı.

Zengin ve adil bir Türkiye’yi inşa etmenin yolunun 3 alanda adaleti sağlamaktan ibaret olduğunu dile getiren Özel, bunlardan ilkinin hukukun üstünlüğü ile yönetilen bir ülke ve mahkemelerdeki adalet olduğunu; ikincisinin eşit haklar, eşit yurttaşlık için sosyal adalet; üçüncüsünün ise adil gelir paylaşımı ile ekonomik adalet olduğunu söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bir anayasa devleti olduğunu vurgulayan Özel, sahip çıktıkları maddelerin yanında eleştirdikleri ve değiştirilmesini istedikleri maddeler olabileceğini kaydetti. Özel, insanların canı ve malı güvende olacaksa en üstteki Cumhurbaşkanından en sade vatandaşa kadar herkesin anayasaya bağlı olacağını belirterek, “Bu ülkedeki en sade yurttaştan en yeni kamu görevlisine en kıdemli devlet memurundan Cumhurbaşkanına kadar herkesin bu anayasaya harfiyen öncelikle uyması gerekir.” diye konuştu.

“Taksim’i 1 Mayıs’a açın”

Özgür Özel, anayasaya uymanın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Anaya Mahkemesinin kararlarına, bağlayıcılığına uymakla olacağının altını çizerek, “1 Mayıs geliyor. 1 Mayıs Taksim’de kutlanması gereken, hak olan işçi bayramıdır. 1 Mayıs’ta işçiler Taksim’e çıkmak, Taksim’de kutlamak, kanlı 1 Mayısların matemini, gelecekteki güzel günler için mücadeleyi orada yaşamak istiyorlar. Bir zamanlar Taksim 1 Mayıs’a yeniden açıldığında övünenler şimdi yasaklıyorlar, izin vermiyorlar. Taksim’e gitmek isteyenlerin karşısına dikilip kendisi de birer emekçi, kamu personeli olan polise kanunsuz emirler veriyorlar. Anayasa’ya aykırı emirler veriyorlar.” dedi.

1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nın kutlamalara açılması konusunda DİSK’in Anayasa Mahkemesine gittiğini ve başka mahkemeleri de kazandığını aktaran Özel, şöyle konuştu:

” Yargı, ‘Taksim 1 Mayıs’ta açık olsun’ derken hala Taksim’i 1 Mayıs’ta kapalı tutmak bir kompleksten, bir evhamdan, boşa bir kaygıdan başka bir şey değildir. Siz Taksim Meydanı’nı egemenliğinizin bayrağı görürseniz ve oraya insanların çıkmasını size karşı bir şey sanırsanız zaten siz aslında egemen değil, muktedir değilsiniz demektir. Oysa o Taksim açıksa, işçiler, öğrenciler, cumartesi anneleri, hak arayan herkes istediğinde çıkıp hakkını arayıp oradan evine dönüyorsa ‘sen muktedirsin’ demektir. Ordu gücüyle, jandarmayla, polisle, panzerle korunmaya başlandıysa egemenlik elden gitmiş demektir. Onun için buradan çağrım, özgüvenle işçilere inanarak, güvenerek, Taksim’i 1 Mayıs’a açın. Kontrol noktalarında polisin yanında DİSK, üzerimize düşerse CHP birer görevlisiyle kontrol noktasından başlayarak tansiyonu düşürerek, içeriye bir tek 1 Mayıs dışı pankart sokmayarak ve orayı bir karnaval, bir şölen, bir kutlama, bir bayrama yakışan, kanlı 1 Mayısların yasına, matemine yakışan şekilde kutlanmasına izin vermek ve 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasını sağlamak bugünkü iktidarın kendi için yapabileceği en doğru iştir. Yasaklarsanız, engellerseniz, gaz sıkarsanız, o zaman belki o gün, o meydanın işçilere, emekçilere açılmasını bir başka 1 Mayıs’a bırakırsınız. O 1 Mayıs artık siz olmazsınız çünkü bittiniz, tükendiniz demektir.

Buradan karar alıcılara sesleniyorum, var mısın? Ben kefilim orada olacağım. İşçilerle birlikte bir kişinin burnu kanamadan 1 Mayıs’ın kutlanmasına ve o meydanın boşalmasına kefaleti ben koyuyorum. Taksim’i 1 Mayıs’a açın. 31 Mart’ın mesajını aldığınızı anlatın. Açın, özgüvenli olduğunuzu gösterin. Ben 31 Mart’ın birinci partisinin genel başkanı olarak son genel seçimlerin birinci partisinin genel başkanına diyorum ki ‘Elimizi uzatıyoruz. Elimiz emekçinin elidir. Elimiz, barışın elidir. Elimiz, özgüvenin elidir’. 1 Mayıs’ta Taksim’in kazanılması bu ülkenin yeni iklimine hizmet edecektir. Emekçilerin, elini havada bırakmayınız. Elimizi havada bırakmayınız.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-taksimi-1-mayisa-acilmasi-cagrisinda-bulundu/feed/ 0
Başkan Seçer, Uluslararası Mersin Çocuk Festivali’ne Katıldı https://www.haber60.com.tr/baskan-secer-uluslararasi-mersin-cocuk-festivaline-katildi/ https://www.haber60.com.tr/baskan-secer-uluslararasi-mersin-cocuk-festivaline-katildi/#respond Wed, 24 Apr 2024 06:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29087 (MERSİN)- Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bu yıl ilki gerçekleştirilen ‘Uluslararası Mersin Çocuk Festivali’ne katıldı. Seçer, “Çocuklarımıza, evlatlarımıza dünyanın ilk ve tek bayramını layık gördüğü için Mustafa Kemal Atatürk’e şükranlarımızı gönderiyoruz. Hepimiz bu ülke için çalışacağız, daha güçlü bir ülke olacağız” dedi.

Kentin dört bir yanında renkli etkinliklere sahne olan ve Özgecan Aslan Barış Meydanı’nda gerçekleştirilen gösterilerle coşkuyu doruğa çıkaran festivalde çocuklarla bir araya gelen Başkan Seçer, çocukların birbirinden güzel dans gösterilerini izledi. Mersin, Ankara, Hatay ve Adıyaman’ın yanı sıra Litvanya, Kazakistan, Ukrayna, Gürcistan, Rusya, Moldova, Romanya, Kuzey Makedonya, Polonya, Bulgaristan, İran, Bosna Hersek, Almanya ve Kosova’dan gelen Halk Dansları Toplulukları, festivalin son gününe damga vurdu.

BAKAN SEÇER, ÇOCUKLARIN SEVİNÇ ÇIĞLIKLARIYLA KARŞILANDI

Festivalde eğlenen yüzlerce çocuğun sevinç çığlıkları eşliğinde konuşmasına başlayan Başkan Seçer, bütün çocukların bayramını kutladı. Mutlu, huzurlu ve bir arada olmayı dileyen Seçer, “Çocuklarımız üzülsün istemiyoruz, analarımız ağlasın istemiyoruz. Ne güzel huzur içindeyiz. Mersin Anadolu’nun ta kendisi, herkes burada. Bizim ortak paydalarımız var; bir tanesi ay yıldızlı al bayrağımız, bir diğeri de Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Kardeşçe, bir arada yaşayacağız” dedi.

Mersin’de herkesin mutlu ve huzurlu olduğunu dile getiren Seçer, “Bana oy veren de mutlu vermeyen de mutlu. Çünkü oy vermeyenler de biliyor ki Vahap Başkanları asla adaletsizlik ve ayrımcılık yapmaz, asla insanları partisinden, yaşam biçiminden, dininden, mezhebinden, meşrebinden dolayı ayırmaz. Bunu ahlaken, dinen ve vicdanen doğru bulmaz. Onun için herkes rahat. Bizim de ailemiz var, bizim de çoluğumuz çocuğumuz var. Bir ailede mutluluğu, paylaşımı gayet iyi biliriz. Biz Mersin olarak kocaman ve büyük bir aileyiz. Bu ailenin üyesi olmaktan da gurur duyuz” diye konuştu.

“ÇOCUKLARA BAYRAMI LAYIK GÖREN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’E ŞÜKRANLARIMIZI SUNUYORUZ”

Dünyanın pek çok yerinden 350 çocuğun Mersin’de olduğunu söyleyen Seçer, “Onlara eşlik eden konuklarımız var. Yine güzel yurdumuzun dört bir köşesinde gösteri yapan çocuklarımız ve onlara eşlik edenler var. Mersin’e geldiler, bayramımıza eşlik ettiler, onlara çok teşekkür ediyoruz” diyerek, konukları alkışladı.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın milletin iradesi olduğuna dikkat çeken Seçer, “Çocuklarımız için de çok özel. Çocuklarımıza, evlatlarımıza dünyanın ilk ve tek bayramını layık gördüğü için Mustafa Kemal Atatürk’e şükranlarımızı gönderiyoruz. Bu güzel ülkeyi ve memleketi bizlere armağan eden başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ve bu vatan için canını veren şehitlerimizin, hayatta olmayan gazilerimizin ruhları şad olsun. Hepimiz bu ülke için çalışacağız, daha güçlü bir ülke olacağız” dedi.

“ÜLKESİNE, MİLLETİNE, İNSANLIĞA FAYDALI ÇOCUKLAR YETİŞTİRECEĞİZ”

Dünyanın saygın ülkeleri arasında yer almak için çocukların eğitimine değer vereceklerini vurgulayan Seçer, Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’ne çocukların gitmesini ve bilimi dokunarak, işiterek, görerek öğrenmesini söyledi. Çocuklara ve gençlere hizmet için pek çok hizmeti hayata geçirdiklerini söyleyen Seçer, şöyle devam etti:

“Öğrenciler okuma salonlarından faydalansınlar. Üniversiteye giriş, liseye giriş sınavlarına hazırladığınız çocuklarımızı Belediyemizin eğitim kurumlarına gönderin. Hayat pahalı, geçim sıkıntılı, belediyemiz böyle imkanları sizlere sunmuş. Bunun gibi daha birçok konuda çocuklarımıza sağladığımız imkanlardan faydalanmanızı istiyoruz. Çocuklarımızı eğiteceğiz ve ahlaklı birer birey yapacağız. Ülkesine, milletine, insanlığa faydalı çocuklar yetiştireceğiz. Devlet olarak bu bizim görevimiz.”

“SİZLERİ SEVİYORUZ, SAYIYORUZ, ÖNEMSİYORUZ”

‘Uluslararası Çocuk Festivali’ni Mersinli çocuklara armağan ettiğini söyleyen Seçer, “Artık bundan sonra devam edecek. Dünyanın her tarafından çocuklar gelsin, insanlar bir arada olsun, bütün milletler kardeş olsun, barış ve huzur içerisinde yaşasın. Sizleri seviyoruz, sayıyoruz ve önemsiyoruz. Büyük Mersin ailesinin fertleri olarak Mersin’imizi çok daha güzel yapacağız. Bunu hep beraber yapacağız” diyerek, yine çocukların alkışları eşliğinde sahneden ayrıldı.

YÜZLERCE ÇOCUK HEP BİR AĞIZDAN CUMHURİYET ŞARKILARI SÖYLEDİ

Başkan Seçer ve Meral Seçer, festivalin ardından Mersin Valiliği tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla düzenlenen Şef Ahmet Baran yönetimindeki ‘1923 Cumhuriyet Çocukları Konseri’ne katıldı. Mersin Valiliği tarafından, Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde ve Mersin Büyükşehir Belediyesi katkılarıyla düzenlenen konserde, yüzlerce çocuk hep bir ağızdan Cumhuriyet şarkıları söyledi.

VALİ PEHLİVAN: “ÇOCUKLARIMIZ; BUGÜNLERİMİZ, YARINLARIMIZ, YARINLARA DAİR UMUTLARIMIZ”

Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan, konser ile Mersin Cumhuriyet Meydanı’nın tarihi bir gün yaşadığını kaydetti. Dünyanın çocuklarla güzel olduğunu vurgulayan Vali Pehlivan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çocuklarımız; bugünlerimiz, yarınlarımız, yarınlara dair umutlarımız. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı bu meydanda çocuklarımız sayesinde gerçek manada bir bayram gibi kutlamış olduk. Gazi milletimizin Gazi Meclisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun 104. yıl dönümünü hep beraber kutladık ve bugünü bütün dünya çocuklarına armağan eden Cumhuriyet’imizin kurucusu başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Milli Mücadele kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi saygıyla, rahmetle, minnetle yad ettik.”

Vali Pehlivan konserde emeği geçenlere ve katkı verenlere de teşekkürlerini iletti.

BAŞKAN SEÇER: “MERSİN’İMİZİN, ÜLKEMİZİN EN KÖTÜ GÜNÜ BAYRAM HAVASI İÇERİSİNDE OLSUN”

Başkan Seçer, konser sonunda yaptığı konuşmada, “Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan. Dünyanın ilk ve tek bayramını sizlere bağışlayan, armağan eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha saygıyla, minnetle anıyoruz. Ulusal Kurtuluş ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun. Mersin’imizin, ülkemizin en kötü günü bayram havası içerisinde olsun, birlik ve beraberlik içerisinde olsun. Hepinizi çok seviyoruz” dedi.

Konser, Başkan Seçer ve Meral Seçer, Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan ve eşi Yıldız Pehlivan’ın yüzlerce çocuk ve yurttaşlarla birlikte  ‘Parla’ şarkısını söylemesiyle sona erdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/baskan-secer-uluslararasi-mersin-cocuk-festivaline-katildi/feed/ 0
Çocukların gözünden Milli İstihbarat Teşkilatı https://www.haber60.com.tr/cocuklarin-gozunden-milli-istihbarat-teskilati/ https://www.haber60.com.tr/cocuklarin-gozunden-milli-istihbarat-teskilati/#respond Tue, 23 Apr 2024 22:54:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28978 Milli İstihbarat Teşkilatına (MİT), 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla 5-14 yaş arası çocukların “güvenlik”, “istihbarat” ve “gizli ajan” kelimelerinden yola çıkarak gönderdikleri 15 mektup ve 25 resim teşkilatın internet sitesinde yayımlandı.

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinden 8 yaşındaki bir çocuk mektuba adını yazmayarak, “Teşkilat sizi bulur” ifadesini kullandı.

Teşkilat çalışanlarını çok sevdiğini ve TRT’de yayınlanan “Teşkilat” adlı diziyi takip ettiğini belirten çocuk mektubunda şu ifadelere yer verdi:

“Teşkilat çalışanları devletimiz için çalışıyor. Türk istihbaratı, bizi düşmanlardan koruyan sizlersiniz. Bayrağımız için savaşanlar var. Atatürk 23 Nisan’ı çocuklara armağan etti. Bu ülkeyi kurtaran Atatürk, koruyan ise Teşkilattır. Güvenliğimiz için çalışan ajanları filmlerde izliyorum. Büyüdüğümde ben de sizin gibi kahraman olmak istiyorum.”

“Hiç gizli ajan görmedim”

Küçük Asel ise mektubuna “Bal Arısı” başlığını koyarak, şunları yazdı:

“Bal arıları yaratılış özü itibariyle çalışkan, üretken ve kovanına sadık hayvanlardır. Dışarıdan gelecek tehditlere karşı kovanı canı pahasına korurlar. Kovan benim gözümde yaşadığımız ülkeyi, ana merkezi sistemi temsil ediyor. Arılar ise gizli ajanları temsil ediyor. Her yere gidebilen arıların bin bir emekle çabayla harcadıkları emek vererek yaptıkları bal ise istihbarat bilgi akışını hayal dünyamda yansıtıyor.”

Demir ise mektubunda, “Hiç gizli ajan görmedim. Belki ilerde Cumhurbaşkanı olursam görürüm. Bana yaptıkları gizli işleri anlatırlar.” ifadelerini kullandı.

Mektubuna “Merhaba ajan amcalarım” diye başlayan Hikmet adlı çocuk ise, “Ben televizyonlarda izliyorum. İsrail çocukları öldürüyor. Siz çocuklara yardım edemez misiniz? Yardım edemezseniz çok üzülürüm. Ben babama dua ederken size de ediyorum.” ifadelerini yazdı.

Zeynep adlı çocuk ise mektubunda şöyle dedi:

“Her hafta Teşkilat dizisini izliyorum. ve oradaki abilerin bizler için neler yaptıklarını görüyorum. Ama her pazar babam ile kavga ediyoruz. Dizinin sonunu izleyemiyorum. Lütfen babama söyleyin, dizinin tamamını izlemem için izin versin. Her akşam yatmadan önce dua ediyoruz, etmezsek kabus görüyorum. ‘Allahım, vatanımızı savunan güvenlik güçlerimize güç, kudret ver. Amin!'”

Kalın da çocuklara mektupla yanıt verdi

MİT Başkanı İbrahim Kalın da çocukların resim ve mektuplarını mektupla yanıtladı.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayan Kalın, bu özel gün için gönderilen mektup ve resimleri çok beğendiğini, resimlerin harika olduklarını, mektuplarda çok güzel ifadeler bulunduğunu ifade etti.

Kalın, mektubuna şöyle devam etti:

“Bizi, ülkemizi ve teşkilatımızı çok güzel anlatmışsın. Seni tebrik ediyorum. Senin bu zekan, yeteneğin ve heyecanın beni ve teşkilatta çalışan arkadaşlarımı da mutlu ediyor. Mektubunda, bize güvendiğini söylüyorsun buna özel olarak sevindiğimi belirtmek istiyorum. Zira senin bize güvenmen demek işimizi doğru yaptığımız anlamına geliyor. Senin ve arkadaşlarının Milli İstihbarat Teşkilatına güvenmesi demek bizim işimize daha iyi, daha güçlü, daha etkin ve daha büyük bir heyecanla yapmamızı sağlıyor.

Ben ve teşkilatta çalışan tüm arkadaşlarım senin, anne ve babanın, ailenin, arkadaşlarının, okulunun, köyünün, şehrinin ve ülkemizin güvenliği için buradayız. Ülkemizi her türlü tehlikeye karşı korumak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Bu kutsal görevi yerine getirirken senden böyle güzel mektuplar, resimler, şiirler ve yeni fikirler almak çok güzel.”

Ülke güvende olduğunda bölgenin de güvende olduğunu aktaran Kalın, ama ülkeyi güvende yapmak için bölgeyi ve dünyayı da güvenli bir yer yapmak zorunda olunduğunu belirtti.

Kalın, mektubuna şöyle devam etti:

“O yüzden senin de tahmin ettiğin gibi dünyanın her yerinde ülkemiz, milletimiz, kardeşlerimiz ve dostlarımız için çalışıyoruz. Teşkilatımızın mottosunu biliyorsun, değil mi? Vatan için her an her yerde. Bizler dünyanın en güzel vatanında yaşıyoruz, onu her an, her yerde korumak için hep birlikte çalışıyoruz. Sen de bu faaliyetin bir parçasısın, biliyor musun?

Nasıl diye merak ediyorsun. Aramızda kalması şartıyla seninle bir sırrı paylaşayım. Sen derslerinde başarılı olduğunda, arkadaşına yardım ettiğinde, küçüklerine sevgi, büyüklerine saygı duyduğunda, anneni babanı mutlu ettiğinde, odanı temiz tuttuğunda, ödevlerini yaptığında, hayvanlara asla kötü davranmadığında, kocaman dünyamız ve upuzun tarihimiz hakkında her gün yeni bir bilgi edindiğinde, iyi bir kitap okuduğunda, güzel yazı yazdığında, resim yapmayı ve müzik aleti çalmayı öğrendiğinde, yeni fikirler ve projeler geliştirdiğinde, göğe bakıp hayal kurduğunda… ülkemizin ve dünyamızın geleceğine çok önemli katkılar sunuyorsun. Nasıl sen bize güveniyor ve bizimle gurur duyuyorsan biz de senin bu güzel faaliyetlerinle gurur duyuyor, sana inanıyor ve güveniyoruz.”

23 Nisan’ın tarihte çok özel bir gün olduğunu, Cumhuriyetin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm çocuklara armağan ettiği bir bayram ve dünyada çocuklara adanmış tek bayram olduğunu ifade eden Kalın, mektubunu şöyle tamamladı:

“Çok özel, çok güzel bir bayram. Bu özel gün hepimizin ama en çok da senin. Bugünün hakkını ver tadını çıkar anlamını düşün ve tebessüm et.

Gazi Meclisimizin kuruluşunun 104. yılını ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Devletimizin kurulmasında ve vatanımızın korunmasında emeği geçen tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyorum.

Daha nice 23 Nisan’lara sevgi sağlık heyecan mutluluk ve başarıyla kavuşmayı diliyorum. Kendine inan, ülkene güven ve hepimizi gururlandır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cocuklarin-gozunden-milli-istihbarat-teskilati/feed/ 0
Ruanda, İngiltere’nin istemediği göçmenleri kabul etmeye hazır https://www.haber60.com.tr/ruanda-ingilterenin-istemedigi-gocmenleri-kabul-etmeye-hazir/ https://www.haber60.com.tr/ruanda-ingilterenin-istemedigi-gocmenleri-kabul-etmeye-hazir/#respond Tue, 23 Apr 2024 22:33:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28962 Ruanda’nın başkenti Kigali’deki Hope Hostel (Umut Pansiyonu) neredeyse iki yıldır Britanya’nın istemediği göçmenleri kabul etmeye hazır bir şekilde bekliyor.

İngiltere Parlamentosu’nun , Ruanda hükümeti bu odaları birkaç hafta içinde doldurmak istiyor.

Doğu Afrika ülkesi Ruanda, sığınmacıların sınır dışı edilmesine ilişkin tartışmalı plan konusunda İngiltere’deki yasal çekişmeleri büyük ölçüde geride durup izledi.

İngiltere mahkemeleri, buraya gönderilen sığınmacılar için daha fazla koruma talep ederek Kigali’nin insan hakları sicilini mercek altına aldı.

Ruanda ise Haziran 2022’den bu yana sığınmacıların gelişi için hazırlık yapıyor.

Ismael Bakina bize Kigali’de müdürü olduğu pansiyonu gezdirdi. Yatak odaları özenle düzenlenmiş, seccade ve banyo malzemeleri gibi ayrıntılar düşünülmüş.

Bahçıvanlar, bir futbol sahası ve basketbol sahasına sahip yemyeşil arazinin çitlerini düzeltirken, aşçılar ve temizlikçiler de kendi işleriyle meşguller.

Göçmenlerin Ruanda’ya sığınma başvurularını işleme koymak için sandalye dizilmiş bir çadır da var. Başvuruları kabul edilmese bile oturma izni almaya hak kazanacaklar. Ya da başka bir ülkeye gidebilirler ama İngiltere’ye geri dönemezler.

Pansiyonun pencerelerinden Kigali’nin düzenli mahallelerinin inişli çıkışlı tepeleri görülüyor. Düzenli ve suçtan uzak sokaklarıyla güzel bir şehir. Ülkenin sloganı “Ruanda çalışıyor”.

Yeni gelen sığınmacılardan bazıları burada iş arayabilir, ancak Ruanda’nın yeni işçilere ihtiyacı olup olmadığı konusunda farklı görüşler var.

Kigali’de bir restoran sahibi olan Emmanuel Kanimba, “Bunun ülke için ekonomik açıdan iyi olacağını düşünüyorum” diyor.

“İnsan sermayesi sağlayacaklar, mal ve hizmet üretecekler ve aynı zamanda tüketecekler. Ekonomimize getirebilecekleri yeni fikirler de var.”

“Peki bu insanlara nerede iş bulacaksınız?” diye soruyor bir başkası. “Biz de mezun olduk ama iş bulamadık. Dışarıda iş arıyoruz.”

İsminin açıklanmasını istemeyen bu kişi, hükümet politikasına karşı çıkan ve ülkedeki endişeleri yansıtan bir görüşü ifade ediyor.

Yetkililerin muhalefeti bastırdığına dair yaygın iddialar var. Eleştirenler arasında insan hakları kuruluşları muhalefet yer alıyor. Hatta 2021’de İngiltere Dışişleri Bakanlığı da olumsuz değerlendirmelerde bulunmuştu.

Bir zamanlar devlet güvenliğini tehdit etmek suçlamasıyla hapse atılan muhalif Victoire Ingabire, sığınmacılarla ilgili kötü bir anlaşma yapıldığı görüşünde.

“Onlar yoksulluk, savaş ve ülkelerindeki diktatörlükler yüzünden ülkelerinden kaçan insanlar. Aynı sorunlarla karşılaşacakları, kendilerini özgürce ifade edemeyecekleri, İngiltere’de aradıkları refaha sahip olamayacakları bir ülkeye gelecekler.

“İngiliz hükümetinin bu insanları neden Ruanda’ya göndermek istediğini anlamıyorum.”

Ruanda hükümeti ise bunu şiddetle reddediyor.

Ülkede insan hakları ihlalleri olabileceğine dair gidermek üzere bir yasa çıkarıldı. Bu yasa, sığınmacıların kaçtıkları ülkelere geri gönderilmeyeceklerine dair garantiler de dahil olmak üzere sığınmacılara yönelik korumaları güçlendirmek için İngiltere ile yakın zamanda yapılan bir anlaşmanın onaylanmasını içeriyordu.

İngiltere ile yapılan anlaşmadan sorumlu üst düzey yetkili Doris Uwicyeza Picard’a göçmenlerin hükümeti eleştirip protesto gösterileri düzenleyip düzenleyemeyeceklerini sordum.

“Ulusal yasalarımız protesto hakkı konusunda çok açık, belirli koşullar altında korunuyor. Eğer yasalar çerçevesinde barışçıl bir şekilde protesto etmek istiyorlarsa, başımızın üstünde yerleri var” dedi, ancak şu eklemeyi de yaptı:

“Genel olarak mültecilerin siyasi faaliyetleriyle ilgili olarak, Mülteci Sözleşmesi tarafından kısıtlandıklarını unutmamalısınız.”

Ruanda başka sığınmacılara da ev sahipliği yaptı ve Picard, onlara bakabildiklerinin kanıtı olarak başkentin güneyindeki bir transit merkezine işaret ediyor.

Bu kamp, Libya’da sıkışıp kalan ve Avrupa’ya gitmeye çalışan Afrikalıları barındıran ve Birleşmiş Milletler’in mülteci örgütü tarafından yönetiliyor.

Savunmasız insanlar için geçici bir sığınak ve Ruanda’ya yerleşmeyi tercih edebilirler. Kamp yöneticisi Fares Ruyumbu hiçbirinin yerleşmediğini söylüyor.

‘Burada iş bulmam mümkün değil’

Güney Sudanlı Daniel Diew yaşadığı trajik olaylardan sonra burada olduğuna memnun. 11 kardeşi var ve ailesine bakabilmek için iş bulmak amacıyla köyünden ayrılmış.

Diew yedi kez Libya’dan İtalya’ya deniz yoluyla geçmeye çalışmış ve her seferinde hapse girip geri gönderilmiş. Şimdi de Kuzey Amerika’ya gitmek istiyor.

“Burada iş bulmam mümkün değil. Beş aydır buradayım ama ilk fırsatta Ruanda’dan çıkmak istiyorum” diyor.

Avrupa’ya ulaştıktan sonra buraya gönderilseydi ne hissedeceğini soruyorum.

Derin bir iç çekiyor ve böyle olmasın diye dua ettiğini söylüyor.

Transit merkezindeki göçmenler ve yeni gelecekler daha iyi bir gelecek arayışı içinde. Ruanda’nın onlar için dolambaçlı bir yol mu, çıkmaz sokak mı yoksa yeni bir yuva mı olacağını zaman gösterecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ruanda-ingilterenin-istemedigi-gocmenleri-kabul-etmeye-hazir/feed/ 0
İran’ın Ankara Büyükelçiliği Ordu Günü’nü kutladı https://www.haber60.com.tr/iranin-ankara-buyukelciligi-ordu-gununu-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/iranin-ankara-buyukelciligi-ordu-gununu-kutladi/#respond Tue, 23 Apr 2024 01:03:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28879 İran’ın Ankara Büyükelçiliği tarafından Ordu Günü’nün 45. yıl dönümü nedeniyle resepsiyon düzenlendi.

Resepsiyona, İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Hasan Habibullahzade, İran’ın Ankara Büyükelçiliği Askeri Ataşesi Pilot Albay Toraj Zeinoddin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, çok sayıda üst düzey yetkili ve davetli katıldı.

Askeri Ataşe Zeinoddin, etkinlikte yaptığı konuşmada, 18 Nisan’ın “İran Ordu Günü” olarak kutlandığını söyledi.

Zeinoddin, “İran İslam Cumhuriyeti Ordusu ve Silahlı Kuvvetleri, onlarca yıl ağır yaptırımlara rağmen, sadece bölgenin değil, dünyanın en güçlü ve kendine yeten ordularından biridir.” dedi.

İran ve Türkiye’nin askeri, siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda ikili iyi ilişkilere sahip olduğunu kaydeden Zeinoddin, iki ülkenin silahlı kuvvetlerinin de tehditler konusunda ortak bir anlayışla, bölge istikrarını ve ortak sınırların güvenliğini sağlamada gerekli işbirliğinin bulunduğunu ifade etti.

Bu işbirliği sonucunda iki ülke arasında uzun yıllar boyunca barış, istikrar ve dostluk olduğunu belirten Zeinoddin, iki ülkenin orduları arasındaki işbirliğinin gelişmeye devam ettiğini ve daha da güçlendirme konusunda azimli ve kararlı olduklarını söyledi.

Büyükelçi Habibullahzade de konuşmasında Gazze’de son 7 aydır çok sayıda masum çocuk ve kadının İsrail ve “Batılı müttefikleri” tarafından öldürüldüğüne dikkati çekti.

Habibullahzade, “Uluslararası toplumun son 70 yıldır siyonist rejimin Filistin’deki işgalini ve sistematik çeşitli insan hakları ihlallerini görmezden gelmesi ve ayrıca çocukların öldürülmesine, hastanelerin bombalanmasına, okulların yıkılmasına, gazetecilere ve uluslararası yardım kuruluşlarına saldırılmasına ve son olarak diplomatik ve her türlü dokunulmazlığa sahip İran İslam Cumhuriyeti’nin Şam Büyükelçiliğinin konsolosluk bölümüne yapılan saldırıya gözlerini kapaması büyük bir talihsizliktir.” ifadelerini kullandı.

İran’ın, Şam Büyükelçiliği’nin konsolosluk bölümüne yapılan saldırı konusunda oldukça itidalli davrandığını ve İsrail’in uygun bir yanıt aldığını kaydeden Habibullahzade, “İran’ın bağımsız ve yerli savunma gücü İran Silahlı Kuvvetlerinin kendi kendine yetmesi, bölge milletlerinin hizmetindedir.” dedi.

İran ve Türkiye’nin iki komşu ülke olarak bölgenin istikrar ve güvenliğinin korunması ve terörle mücadelede sürekli görüştüğünü ve görüş alışverişinde bulunduğunu dile getiren Habibullahzade, bölgenin güvenliğinin sağlanmasının hem İran hem de Türkiye açısından önemli olduğunu vurguladı.

Türkiye ve İran bölgenin kadim ve güçlü ülkeleri

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Kadıoğlu da İran’ın Silahlı Kuvvetler Günü’nü kutlayarak Türkiye’nin komşusu İran’la ilişkilere önem atfettiğini belirtti.

Orgeneral Kadıoğlu, bölgenin iki kadim ve güçlü ülkesi Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin bölgenin istikrarı, güvenlik ve refahı bakımından da önemli olduğunu vurguladı.

Kadıoğlu, söz konusu bu ilişkilerin ortak tarih ve kültür temelinde siyasi ekonomik ve kültürel alanlarda her geçen gün daha da geliştiğini söyledi.

İki ülke arasında devam eden üst düzey ziyaretlerin, ilişkileri daha da güçlendirme yönündeki karşılıklı iradeyi yansıttığını kaydeden Kadıoğlu, bu mekanizmaların yakın iyi komşuluk ilişkilerine verilen önemin ve tarihe dayanan köklü ikili ilişkilerin tezahürü olduğunu ifade etti.

Gazze’deki gerilime atıfta bulunarak bölgenin kritik bir dönemden geçtiğini kaydeden Kadıoğlu, bölgesel gelişmeler karşısında İran ile güçlü bir diyalog sürdürdüklerine işaret etti.

Kadıoğlu, “Türkiye ile İran arasındaki yoğun temaslar Filistinli kardeşlerimize karşı devam eden mezalimin önlenmesi ve bölgemizdeki istikrarın sağlanması çabaları bakımından önemlidir.” dedi.

Ekonomik işbirliğini engelleyen tek taraflı yaptırımları ilke olarak tasvip etmediklerini kaydeden Kadıoğlu, gelecek dönemde İran ile ilişkilerin daha da ilerletilmesi için gerekli iradeye sahip olunduğunu söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranin-ankara-buyukelciligi-ordu-gununu-kutladi/feed/ 0
İngiltere, sığınmacıları Ruanda’ya gönderme planını tartışıyor https://www.haber60.com.tr/ingiltere-siginmacilari-ruandaya-gonderme-planini-tartisiyor/ https://www.haber60.com.tr/ingiltere-siginmacilari-ruandaya-gonderme-planini-tartisiyor/#respond Mon, 22 Apr 2024 23:57:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28845 İngiltere hükümetinin ülkeye yasa dışı yollarla giren bazı sığınmacıları Doğu Afrika ülkesi Ruanda’ya gönderme planı için çalışmaları devam ediyor.

Kasım ayında İngiltere’deki Yüksek Mahkeme planın yasalara aykırı olduğuna hükmetmişti.

Hükümet bunun üzerine planı sürdürebilmek için yeni bir yasa tasarısı hazırladı ve bu tasarı şu sıralar parlamentoda oylanıyor.

Planı hayata geçirmek için “durmaksızın” çalışıldığını söyleyen İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, Ruanda’ya ilk uçuşların 10-12 hafta içinde başlayacağını duyurdu.

Peki Yüksek Mahkeme’nin itirazına rağmen plan neden halen tartışılıyor?

Ruanda sığınma planı nedir?

Hükümetin planı kapsamında İngiltere’ye yasa dışı yollarla giren bazı sığınmacılar Ruanda’ya gönderilebilir ve sığınma başvuruları orada değerlendirilebilir.

Başvurusu başarılı olanlara mülteci statüsü verildikten sonra Ruanda’da kalmalarına izin verilebilecek.

Başvurusu başarılı olmayanlar, Ruanda’ya başka bir sebeple yerleşmeyi talep edebilir veya “güvenli bir diğer üçüncü ülkeye” sığınma başvurusunda bulunabilir.

Plan yürürlüğe girerse hiçbir sığınmacı İngiltere’ye geri dönmek için başvuruda bulunamayacak.

Hükümet böylece insanları botlarla Manş Denizi’ni geçerek İngiltere’ye gelmekten caydıracağını savunuyor.

Ruanda’ya kaç sığınmacı gönderilebilir?

Teknik olarak 1 Ocak 2022’den sonra İngiltere’ye yasa dışı yollarla giren herkes, sayı sınırlaması olmaksızın Ruanda’ya gönderilebilecekti.

İlk uçuşun Haziran 2022’de yapılması planlanıyordu, ancak yasal itirazların ardından iptal edildi.

Henüz hiçbir sığınmacı Ruanda’ya gönderilmedi.

Başbakan Rishi Sunak, 22 Nisan’da düzenlediği basın toplantısında “sığınmacıları Ruanda’ya taşıyacak ilk uçuşun 10-12 hafta içinde kalkacağını” söyledi.

Sunak daha önce uçuşların 2024 baharında başlayacağını söylemişti.

Uçaklarda kaç kişinin bulunacağına dair ayrıntı vermekten kaçınsa da Sunak “yaz mevsimi boyunca ve sonrasında ayda birden fazla uçuş” olacağını belirtti.

Başbakan ayrıca hükümetin “bir havalimanını beklemeye aldığını” ve ticari uçakların kullanımı için rezervasyon yaptığını paylaştı.

Sunak, ülkedeki geri gönderme tesis sayısının 2 bin 200’e çıkarıldığını, sürecin hızlı ilerleyebilmesi için 200 eğitimli görevli, 25 mahkeme salonu ve her türlü davaya bakabilecek 150 hakimin hazır olduğunu da ekledi.

Başbakan ayrıca “yasa dışı göçmenlere Ruanda’ya kadar eşlik etmeye hazır 500 yüksek eğitimli kişi” olduğunu ve 300 kişinin daha eğitileceğini belirtti.

İngiltere’ye göç ne durumda?

İngiltere İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2018’den bu yana ülkeye yasa dışı göçte önemli bir yükseliş kaydedildi.

2022 yılında ülkeye botlarla en çok giriş Arnavutluk’tan oldu.

2023’te Afganistan ilk sırada yer alırken Türkiye’den göç de üçüncü sıradaydı.

İçişleri Bakanlığı verilerine göre Haziran 2022-Haziran 2023 arasında İngiltere’ye yasal yollarla göç eden kişi sayısı 672 bindi.

Bakanlığa göre pandemi öncesine göre önemli bir artış kaydedilirken Aralık 2022’den sonra düşüş yaşandı.

Aralık 2022’de net göç 745 bindi.

Yüksek Mahkeme kararı neydi?

Kasım 2023’te İngiltere’de Yüksek Mahkeme, hükümetin sığınmacıları Ruanda’ya gönderme planının yasalara aykırı olduğuna hükmetti.

Mahkeme mültecilerin plan kapsamında kendi ülkelerine geri gönderilme riskiyle karşılaşabileceğini söyledi.

Bu durum, İngiltere’nin de taraf olduğu ve işkence ile insanlık dışı muameleyi yasaklayan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı.

Kararda ayrıca Ruanda’nın insan hakları standartlarının altına düştüğü ve geçmişte mültecilere yönelik endişe verici eylemlerde bulunduğu bildirildi.

Yargıçlar, 2021 yılında İngiltere hükümetinin Ruanda’yı “yargısız infazlar, gözaltında ölümler, zorla kaybetmeler ve işkence” nedeniyle eleştirdiğine dikkat çekti, 2018 yılında Ruanda polisinin protestocu mültecilere ateş açtığı bir olayın da altını çizdi.

Plan neden hala tartışılıyor?

Yüksek Mahkeme kararının ardından hükümet, Ruanda’nın güvenli bir ülke olduğunun yasalarda açıkça belirtilmesi için yeni bir yasa tasarısı hazırladı.

Hem Avam Kamarası hem de Lordlar Kamarası’nda onaylanması gereken bu yasa tasarısı, Yüksek Mahkeme kararının sonuçlarından kaçınmak için mahkemelerin İnsan Hakları Yasası’nın önemli bölümlerini göz ardı etmelerini gerektiriyor.

Tasarı bunun yanı sıra mahkemeleri Ruanda’ya sınır dışı edilmenin önünde engel teşkil eden diğer yasaları ya da Mülteci Sözleşmesi gibi uluslararası kuralları göz ardı etmeye zorluyor.

Bazı milletvekilleri, uluslararası hukuku çiğnediğine inandıkları için yasayı eleştirirken diğer bazı milletvekilleri de yeterince ileri gitmediğini savunuyor.

Yasa tasarısı parlamentodan geçebilir mi?

Tasarı, bazı Muhafazakar Partili milletvekillerinin itirazlarına rağmen 17 Ocak’ta Avam Kamarası tarafından kabul edildi.

Yasa bunun ardından Lordlar ve Avam Kamaraları arasında defalarca gidip geldi.

Lordlar Kamarası mevzuatın değiştirilmesi yönünde oy kullansa da milletvekilleri bu değişikliklerin tamamına itiraz etti.

Hükümet parlamentoda çoğunluğa sahip olduğu için tasarının bu hafta son aşamasından geçmesi bekleniyor.

Yasanın onaylanması halinde, sığınmacıları destekleyen sivil toplum kuruluşları “en kısa sürede” yasal itirazlarını yeniden başlatmayı planladıklarını açıkladı.

Ruanda ile yapılan yeni anlaşma nedir?

İngiltere hükümeti son dönemde Ruanda ile yeni bir göç anlaşması imzaladı.

İçişleri Bakanı James Cleverley, anlaşmanın Ruanda’ya gönderilen hiç kimsenin kendi ülkesine geri gönderilme riskiyle karşılaşmayacağını garanti ettiğini söyledi.

Anlaşma, yeni bir bağımsız izleme komitesinin Ruanda’nın yükümlülüklerine uymasını sağlayacağını ve İngiliz yargıçların yeni bir temyiz sürecine dahil edileceğini belirtiyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ingiltere-siginmacilari-ruandaya-gonderme-planini-tartisiyor/feed/ 0
TMV Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Bilgili: “En güçlü olduğumuz ülkenin Azerbaycan olması gerekir” https://www.haber60.com.tr/tmv-mutevelli-heyeti-baskan-vekili-bilgili-en-guclu-oldugumuz-ulkenin-azerbaycan-olmasi-gerekir/ https://www.haber60.com.tr/tmv-mutevelli-heyeti-baskan-vekili-bilgili-en-guclu-oldugumuz-ulkenin-azerbaycan-olmasi-gerekir/#respond Mon, 22 Apr 2024 22:57:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28827 Türkiye Maarif Vakfı (TMV) Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili, gelecek eğitim yılında Azerbaycan’da ikinci kampüslerini açacaklarını belirterek, “TMV, burada daha da büyümelidir. TMV’nin en güçlü olduğu ülkenin Azerbaycan olması gerekir. Buna inanıyoruz ve bunu gerçekleştireceğiz.” dedi.

Bilgili, temaslarda bulunmak için geldiği Azerbaycan’da Bakü Uluslararası Maarif Okulu’nu ziyaret ederek öğretmen ve öğrencilerle buluştu.

Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı’nın da katıldığı etkinlikte Büyükelçilik müşavirleri, Türk kurum ve kuruluşlarının temsilcileriyle iş insanları da yer aldı.

İki ülke milli marşlarının okunmasıyla başlayan etkinlikte konuşan Bilgili, küresel eğitim teşkilatı TMV’nin 52 ülkede 53 bin öğrenciye eğitim verdiğini söyledi.

Bilgili, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerine ” Birleşmiş Milletler’e üye tüm ülkelerde var olacaksınız” şeklinde hedef belirlediğini ifade ederek, “Tüm TMV kadrosu, bu hedefi gerçekleştirmek için canla başla çalışıyor. Eğitim üzerinden dostluklar kurmaya çalışıyoruz. Bunun aynı zamanda insan yetiştirme ve kutsal bir vazife olduğunu düşünüyoruz.” diye konuştu.

TMV okullarındaki eğitimin diğer okullardan farklarıyla ilgili görüşünü paylaşan Bilgili, “İyi insan yetiştirme hedefini gözetiyoruz. Ailesine saygılı, vatan sevgisini en kutsal değer olarak gören çocuklar yetiştiriyoruz. Çağdaş bir eğitim yapıyoruz, bilimsel usul takip ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bilgili, “TMV olarak dünyanın eğitim zirvesine doğru yol alıyoruz. TMV, dünyanın en iyi eğitim teşkilatı haline gelecektir.” dedi.

Öğretmenlerin eğitimine de büyük önem verdiklerini vurgulayan Bilgili, “Türkçeyi de bir dünya dili haline getirme gayreti içindeyiz.” şeklinde konuştu.

Bilgili, Azerbaycan’daki planlarıyla ilgili, “Bakü’de de zirveye oynayacağız çünkü TMV demek, zirveye oynamak demektir, zirvede var olmak demektir. Gelecek eğitim yılında ikinci kampüsümüzü faaliyete geçireceğiz. TMV, burada daha da büyümelidir. TMV’nin en güçlü olduğu ülkenin Azerbaycan olması gerekir. Buna inanıyoruz ve bunu gerçekleştireceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

“TMV, okullarını kardeş ve dost ülkelerle aramızda bir köprü olarak görmektedir”

Büyükelçi Bağcı da TMV’nin 52 ülkede 464 eğitim kurumuyla faaliyet göstermesinin Türkiye için gurur kaynağı olduğunu söyledi.

TMV’nin çok kısa sürede adından söz ettiren uluslararası eğitim kurumuna dönüştüğünü belirten Bağcı, şunları ifade etti:

“TMV aracılığıyla eğitim alanında kardeşlik ve dostluk köprülerini kalıcı, sağlam ve sarsılmaz bir şekilde tesis etmek istiyoruz. TMV, okullarını kardeş ve dost ülkelerle aramızda bir köprü olarak görmektedir. Bu köprü kalıcı dostluk, kalıcı kardeşlik, kalıcı diplomasi ve uluslararası alanda birlikte hareket etme hedef ve amacı doğrultusunda insanlar yetiştirmektir.”

Bağcı, dünyada krizlerin yaşandığını, küresel sistemde sorunlar, adaletsizlikler ve çifte standartların bulunduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kendi hedeflerimizi belirlememiz gerekiyor. Bunun için ilmini ve irfanını insanlığın hizmetine sunacak, ülkesinin kalkınmasına, gelişmesine hizmet edecek, aynı zamanda küresel ve bölgesel meselelerde çözüm ortaya koyabilecek akıllar oluşturmamız lazım. Stratejik akıl inşa etmek durumundayız. Okullarımız, bir taraftan kardeşlik ve dostluk köprüsü olurken bir taraftan da insanlığın adaletine ve vicdanına hizmet edecek insanlar yetiştirmelidir. TMV, bu hususta büyük mesafe katetti. Pandemiye rağmen küçülmedik, büyüdük.”

TMV Azerbaycan Temsilcisi Serdar Gündoğan da Azerbaycan’daki faaliyetleriyle ilgili bilgi verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tmv-mutevelli-heyeti-baskan-vekili-bilgili-en-guclu-oldugumuz-ulkenin-azerbaycan-olmasi-gerekir/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: “Halk ‘Bunlar Gitsin, Bunlarla Olmuyor’ Dediğinde Erken Seçim Geliyor Demektir, Bu Sesler Geliyor” https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-halk-bunlar-gitsin-bunlarla-olmuyor-dediginde-erken-secim-geliyor-demektir-bu-sesler-geliyor/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-halk-bunlar-gitsin-bunlarla-olmuyor-dediginde-erken-secim-geliyor-demektir-bu-sesler-geliyor/#respond Mon, 22 Apr 2024 08:27:49 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28755 (ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yakın zamanda büyük bir “emekli mitingi’ yapacaklarını söyledi. Özel, mülakat sorunu için gençlerle birlikte mücadele edecekleri de belirterek, “Belki bir ‘mülakata hayır’ mitinginde buluşacağız gençlerle. Sayın Erdoğan ‘bunu çözeceğiz’ derse görüşmemizde tabi bu mitinge gerek de kalmaz” dedi. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşme gündemine ilişkin de Özel, “Böyle kritik bir görüşmeden en önce daha önce bu görevi yapmış olan genel başkanlarımızın görüşlerini alacağım. Bu imkanı bulduktan sonra da Sayın Erdoğan’dan randevu talep edeceğiz. Ülkenin cumhurbaşkanı ne zaman randevu verirse ona uyarız. Randevuyu eğer Çankaya Köşkü’nde verirse çok şık olur” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, NOW TV’de İlker Karagöz ile Çalar Saat programında soruları yanıtladı.

lker Karagöz’ün 20-21 Nisan’da Yerel Yönetimler Çalıştayı’nda verdiği ‘yeniden kuruluş ve kurtuluş’ mesajına dair “Hala kurtarılmayı bekleyen bir ülke mi var?” sorusunu yanıtlayan  Özel, şunları kaydetti:

“Meclis’in kuruluşunun 104’üncü yılını kutlayacağız. O zamanlar ülke işgal altındaydı. Birileri yüzünden ülke beka sorunu yaşıyordu. O günlerde Gazi Mustafa Kemal Atatürk Bandırma Vapuru’na binip Anadolu’yu gezdi, kongreler yaptı, kurtuluşa ve kurtuluşa hazırladı. Eğer dünyada bir ülke sandıkla kurulmuşsa o ülke Türkiye’dir. İlk gün Sinop mebusunun açılış konuşmasından sonra meclis çalışmalarına ara verip mazbata tetkip komisyonu kurulmuştur. Kurtuluş Savaşı’nı yönetenlerin hepsi Meclis’te seçildi. Böyle bir ülkede her geçen gün Meclis’in yetkileri azaltılıyorsa bu ülkenin kurtarılmaya ihtiyacı var. Bu ülkede her geçen gün Meclis itibarsızlaştırılıyorsa, güçleri elinden alınıyorsa bu ülkede demokrasinin kurtarılmaya ihtiyacı var, milli egemenliğin kurtarılmaya ihtiyacı var.”

“ŞİMDİ PATRONUN KİM OLDUĞUNU ÖĞRETME ZAMANI”

“Ne hata, ne facia ne kaza ne olursa olsun yapan bakandan Meclis hesap soramıyor, ülkeyi yönetenden hesap soramıyoruz” diye konuşan Özel, “Ne zaman soracağız 5 yıl sonra seçimde hesap soracağız. O Meclisin millet adına her dakika soruyor ve çalışıyor olması, milletin egemenliğini icra etmesi lazım. Bu ülkede emekliler yoksul değil aç aç. Bu memlekette emekli 10 bin lira alıyorsa, esnafı çiftçisi borç batağındaysa ve en yüksek kredi kartı faizlerini ödüyorsa, 4 gençten 3’ü yurt dışına gideceğim diyorsa bu memleketin yeniden kurtarılmaya ihtiyacı var. Demokrasinin ve milletin hakimiyetinin yeniden kurulmaya ihtiyacı var.” ifadelerini kullandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de halka “yerel halk” demesini de de eleştiren Özel, “Mehmet Şimşek AKP’nin halktan kopmuş tavrının cisimleşmiş halini gösterdi bize. Tam bir saray mantığı; sarayda oturan soylular ve onlar dışarda kalanları, yerel halkı tebaa olarak görüyorlar. Padişah sarayda oturuyor, tebaası çalışıyor. Şimdi patronun kim olduğunu öğretme zamanı. 31 Mart’ta 10 ay önce yüzde 51 oy verdiklerini ikinci parti yaptı bu halk. Elbette CHP’nin başarısı, elbette adaylarımız çok iyi. Ama bunu biz başardık dersek gerçeği göremeyiz. Bunu millet başardı. Sarı kart gösterdi milletimiz. ‘Bundan sonra da eğer sesimi duymazsan sarı kartın ikincisini gösteririm ve kırmızı kartla oyun dışı bırakırım’ dedi.

“31 Mart’ın sonuçlarından dolayı bir erken seçim tartışması başlatmayacağım” diyen Özel, “Bu oy veren seçmenden oyu alıp erken seçim dersen hani bu yerel seçimdi demez mi? Ama emeklinin, işçinin sesini duymazsa, gençlerin özgürlüğünü kısıtlarsan, çiftçi desteklerini kanundaki seviyelerine çıkartmazsan bu millet erken seçim isterse o gün ben de ‘erken seçim’ derim. Böyle giderse erken seçim de yakın” dedi.

“HALKA ÜSTTEN BAKARAK BU KİBRİ SÜRDÜRÜRSEN MİLLET ‘ERKEN SEÇİM’ DER”

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bunun yerel seçim olduğunu unutup şımaranlar olduğunu görüyorum” sözlerini yorumlayan Özel, şunları söyledi:

“Son derece yanlış yerden bakıyor. Biz bunun yerel seçim olduğunu unutmuyoruz. Ama onların da bunun milletin söylediği son söz olduğunu unutmaması lazım. Sen bu mesajı duymayıp şatafata, israfa devam eder, halka üstten bakarak bu kibri sürdürürsen millet erken seçim der ve bunu durduramazsın, bu milletin önünde duramazsın. Pazarda teyzem patlıcanın, salatalığın fiyatını gördüğünde ‘of bunlar gitsin, bunlarla olmuyor’ dediğinde erken seçim geliyor demektir. Bu sesler geliyor. Çok yakında büyük bir emekli mitingi yapacağız. Yeri ve zamanını değerlendireceğiz. Bizim mitinglerimiz barışçıl, sesimizi duyurmaya yönelik bir miting olacak. Emeklilerin sesini duymamaya devam ederlerse ben emeklinin sesini duyurmak için elimden geleni yapacağım.”

ÖZHASEKİ’YE YANIT: “ANADOLU’YU BU HALE GETİRENLER KENDİ PARTİSİNİN ZİHNİYETİ”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin “Her tarafı yemyeşil, zümrüt gibi olan Anadolu coğrafyasını adeta talan ettik. Ağaçlarımızı yok ettik, ormanlarımızı da kel hale getirdik. Şimdi yeniden bir seferberlik başlatıyoruz” sözlerini de değerlendiren Özel, şunları söyledi:

“Sizin yüzünüzden tabii ki. Birçok şehrin yüzde 65’i maden alanı olarak işaretlendi. Ülkenin varlıkları elbette çıkarılsın ama en vahşi madencilik yöntemleriyle altın çıkarılıyor siyanürle arındırılıyor; posası bize kalıyor. Kaz Dağları ortada, Akbelen ortada… Eskiden kayda alınmayan ormanlar kayda alındığı için, gerçekte kayıtta olmayanlar kayıt altına alınıyor, kayıtta olanlar da talan ediliyor. Bu yüzden ormanlar azalmıyor gibi görünüyor. Özhaseki şunu bilsin Türkiye’nin dört bir yanını talan ettiler, güzelim Anadolu’yu bu hale getirenler kendi partisinin zihniyetidir.”

“ERDOĞAN’DAN RANDEVU TALEP EDECEĞİZ”

Erdoğan ile planlanan görüşmesine ilişkin bilgi veren Özel, şöyle konuştu:

“Eski genel başkanlarımız ile de bir görüşme yapacağız. Siyasette 22 yıldır iktidar ve muhalefetin temasta olmadığı dönemde bir paradigma değişikliğinde bulunuyoruz. Bayramda bir telefon açtık ve Erdoğan’ın da buna sıcak baktığına dair açıklamalar yapıldı. Çok sert bir muhalefet yapmaya devam edeceğiz ama nezaketi de elden bırakmayacağız. Meydanlarda muhalefet edeceğiz, gerekli yerlerde en şiddetli münakaşayı yapacağız gerekli yerlerde de müzakere edeceğiz. Böyle kritik bir görüşmeden önce de daha önce bu görevi yapmış olan genel başkanlarımızın görüşlerini alacağım. Bu imkanı bulduktan sonra da Sayın Erdoğan’dan randevu talep edeceğiz. Ülkenin Cumhurbaşkanı ne zaman randevu verirse ona uyarız. Randevuyu eğer Çankaya Köşkü’nde verirse çok şık olur. AKP Genel Merkezi olur, Meclis olur. Beştepe’yi doğrudan tercih etmem. Ama bu önemli görüşmeyi de yerden dolayı heba etmem. Ben Atatürk’ün vasiyetine karşı yapılmış bir mekan yerine aziz Atatürk’ün Çankaya Köşkü’nde olmasını çok şık bulurum. Ama bir inat uğruna dünya kadar beklentiyi de heba edemem.”

“BU ENKAZI HEP BİRLİKTE AYAĞA KALDIRACAĞIZ”

CHP’nin iktidardan aldığı borçlu belediyeler hakkında da konuşan Özgür Öze, şunları söyledi:

“Bu hafta sonu bu salonda herkes ‘yok artık’ dedi, daha üstünü söyledi. Bir şömine koymuşlar makam odasına 1 buçuk milyon TL. O şatafatın içinde oturan belediyenin 1.2 milyar TL borcu var. Böyle şey olur mu? 50 tane makam odasına harcanacak parayla bir makam odası yapıyorsun. AKP’yi baş aşağı eden de bu. Böyle adamları belediye başkanı yaparsan oturtmazlar o koltukta, oturtmadılar da işte. Cumhurbaşkanına söyleyeceğim bu kadar borç aldık sizin belediyelerden diyeceğim. AKP gerçek belediyecilik diyordunuz ve rakam bu. Tahmin ediyorum 50 milyar, 100 milyara yakın bir borç olacağını tahmin ediyorum bunu da aşabilir. Belediyelerimizin projeleri için yurt dışından inanılmaz krediler bulmuşuz bir imzaya bakar, bu imzaların atılması lazım bunu da konuşacağız Sayın Cumhurbaşkanı ile.”

Belediyedeki borçların zararlarının nasıl giderileceğine  ilişkin olarak da Özel, “Bu enkazı hep birlikte ayağa kaldıracağız. Meclis’teki adımlar da önemli. Mazaret üretmeyiz, iş üretiriz” dedi.

“EŞ, DOST, AKRABA SAKIN BELEDİYELERE DOLDURMAYIN” UYARISI

20-21 Nisan’da Yerel Yönetimler Çalıştayı’nda belediye başkanlarına yaptığı “Eş, dost, akraba işlerine girmeyin” uyarısı hakkında da konuşan Özel, “Bu ifadeler konusunda salonda bir mütabakat var ve en çok alkışları da bunlar da aldık. AKP kibirden, şatafattan ve israftan dolayı cezalandırıldı. İşiniz güvünüz hizmet olsun, milletin bu yokluğunda asla gereksiz harcamalar yapmayın dedik. Herkesin çocuğu işsiz CHP’li belediyelerdeki kişilerin çocuklarını da alırsan ‘bunlar kendileri için belediyeleri aldı’ diyecekler. ‘Hele ki eş, dost, akraba sakın belediyelere doldurmayın. Bu tokatı sen yaparsan sana da vururlar’ dedim” bilgisini verdi.

ANKA’NIN GÜNDEME GETİRDİĞİ BURSA İDDİALARI

Özel, ANKA’nın gündeme getirdiği Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik iddialar hakkında da açıklamalarda bulundu. Özel, şöyle devam  eti:

“Bursa, Alinur Aktaş’ı bu yaptıkları yüzünden siyaseten cezalandırdı. Ama yaptıklarının bir de adli boyutuda var. Suçlu çünkü. Suçlu mu, suçsuz mu mahkeme karar vermeli. Devletin Sayıştay memuru gitmiş, denetim yapmış, eksiklikleri-hataları yazmış. Ama suç duyurusunda bulunmamış Sayıştay. Savcı diyor ki, Sayıştay’ın yapması lazım. Burada suç yok demiyor. Sayıştay, belediye AK Partili diye suç duyurusunda bulunma yerine örtbas etmiş. O Sayıştay kimden korkuyor, onu da milletimiz biliyor. Bağımsız yargının mensupları kimin huzuruna gidiyorlarsa ondan çekinip de suç duyurusunda bulunmuyorlar. Bir suç var Sayıştay raporuna yazmış, getirmişler senin önüne koymuşlar. Sen de bu milletin savcısısın hala Sayıştay suç duyurusunda bulunursa bakarım. Bu da olmaz. Savcı da korkuyor. Aynı kişiden korkuyor. Eskiden siyasetçiler Sayıştay’dan korkar. Eskiden başbakanlar Sayıştay’dan korkardı. Şimdi de Sayıştay, yürütmenin başından korkuyor.”

“BELKİ GENÇLERLE ‘MÜLAKATA HAYIR’ MİTİNGİNDE BULUŞACAĞIZ”

Adalet Bakanlığı’nda mülakat sorununu dile getiren İlker Karagöz, yayını izleyenlerin konuyla ilgili sorularını iletti ve Özel de “Mülakat sorunu sadece Adalet Bakanlığı’nda değil her yerde var. Bunun için uğraşacağız. Atanamayan öğretmenler var, sanki atanamamaları kendi sorunlarıymış gibi, Tayyip Bey’in atamadığı öğretmenler var. Mülakat sorunu için gençlerle birlikte mücadele edeceğiz. Belki bir ‘Mülakata hayır’ mitinginde buluşacağız gençlerle. Sayın Erdoğan ‘bunu çözeceğiz’ derse görüşmemizde tabi bu mitinge gerek de kalmaz” yanıtını verdi.

“ASGARİ ÜCRETE YILDA DÖRT DEFA ZAM YAPILMALI”

CHP Lideri Özgür Özel, sözlererini şöyle tamamladı:

“Elbette güçlükler olur ama şu olmaz: Merkez Bankası, 2023 yılında 818,2 milyar lira zarar açıkladı Hazine ile birlikte ödenen 1,4 katrilyonu zengine vereceksin, bu para da her emeklinin maaşını 17 bin TL yapmaya yetiyor ama sen bunu yapmayacaksın. 3 ayda bir asgari ücrete zam yapılması lazım. Bunlar 2 defa yapacağız diyordu şimdi Temmuz’u da yapmayacağız diyorlar. Bundan sonra CHP Meclis’te olması gerektiği zaman Meclis’te, sokakta olması gerektiğinde de sokakta olacak. Hakkını aramak isteyen herkese önce cesaret vereceğiz, sonra da birlikte mücadele edeceğiz.”‘

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-halk-bunlar-gitsin-bunlarla-olmuyor-dediginde-erken-secim-geliyor-demektir-bu-sesler-geliyor/feed/ 0
Türkiye’nin Darüsselam Büyükelçisi: Tanzanya, Doğu ve Güney Afrika pazarı için geçiş noktası https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-darusselam-buyukelcisi-tanzanya-dogu-ve-guney-afrika-pazari-icin-gecis-noktasi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-darusselam-buyukelcisi-tanzanya-dogu-ve-guney-afrika-pazari-icin-gecis-noktasi/#respond Sat, 20 Apr 2024 21:01:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28439 Türkiye’nin Darüsselam Büyükelçisi Mehmet Güllüoğlu, Tanzanya’nın birçok alanda yatırım imkanı sunduğunu belirterek bu ülkenin, Doğu ve Güney Afrika pazarı için geçiş noktası olduğunu söyledi.

Büyükelçi Güllüoğlu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından İstanbul’da düzenlenen Türkiye-Tanzanya İş Forumu’nda, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin 2009’da Tanzanya’da büyükelçilik açtığını belirten Güllüoğlu, bu ülkeyle ticaret hacminin 350 milyon dolar civarında olduğunu kaydetti.

Güllüoğlu, Tanzanya’nın Afrika’nın diğer ülkeleri için geçiş noktası konumunda olduğuna işaret ederek “Tanzanya birçok alanda yatırım imkanı sunuyor.” dedi.

Tanzanya’nın 62 milyonluk nüfusuyla geniş tarım alanlarına ve yer altı kaynaklarına sahip olduğuna dikkati çeken Güllüoğlu, Doğu Afrika’ya kıyısı bulunan bir ülke olan Tanzanya’nın Uganda, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Ruanda, Güney Sudan, Zambiya ve Malavi gibi ülkelere açılan bir kapı olduğunu söyledi.

Mehmet Güllüoğlu, endüstriyel tarım alanında yapılacak çok fazla şey olduğunu belirterek “Nüfusunun yüzde 75 ila 80’i tarım sektöründe çalışıyor. Tanzanya’nın çayı, meyveleri ve kajusu gibi çok fazla ürünü bulunuyor. Ayrıca Hint Okyanusu’na kıyısı olması nedeniyle de balıkçılık açısından potansiyeli olan bir ülke.” diye konuştu.

Tanzanya’nın topraklarının verimli olduğunu vurgulayan Güllüoğlu, “Biz Türkiye’de de çay üretiyoruz ve yılda üç defa çay hasat ediyoruz ama Tanzanya’da yılda 20 defa çay hasat ediliyor. Ayrıca ekilebilir ve sulak alanlarıyla çok geniş alanlar tarım yapılmayı bekliyor ancak traktör ve tarım ekipmanları konusunda Tanzanya’nın ciddi eksiği bulunması nedeniyle bu alanlar boş duruyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Darüsselam Büyükelçisi Güllüoğlu, Türkiye’den Tanzanya’ya tekstil makine ürünleri ve inşaat malzemeleri gibi birçok ürünün ihraç edildiğini aktardı.

Tanzanya’dan ise bazı meyveler, yağlar ve gıda ürünlerinin alınabileceğini belirten Güllüoğlu, hem iki ülkenin pazarına sunulabilecek hem de dünyaya ihraç edilebilecek birçok ürün olduğunu ifade etti.

Güllüoğlu, Tanzanya’nın aynı zamanda bir maden ülkesi olduğuna dikkati çekerek altın gibi madenlerin yanında birçok değerli taşın çıkarılmayı beklediğini belirtti.

Tanzanya’nın turizm alanındaki özelliğine değinen Güllüoğlu, Hint Okyanusu kıyısında olması ve doğası nedeniyle turizm alanında yatırım yapacaklar için önemli bir merkez olduğunu söyledi.

İş forumunda Türk ve Tanzanyalı iş insanları bir araya geldi

Forumda, iki ülke ekonomik ilişkilerinin gelişmesine katkı sağlamak amacıyla Türk ve Tanzanyalı iş insanları bire bir görüşmeler yaptı.

Büyükelçi Güllüoğlu, Tanzanya Cumhurbaşkanı Samia Suluhu Hassan’ın bu hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak resmi temaslarda bulunmak üzere Türkiye’ye geldiğini ve bu çerçevede düzenlenen forum kapsamında 60’dan fazla Tanzanyalı ve 200’den fazla Türk şirketin karşılıklı görüşmeler gerçekleştirdiğini anlattı.

Tanzanya ile kültürel ilişkilere de değinen Güllüoğlu, iki ülke toplumunun da Müslüman olması ve Türk dizilerinin Tanzanya’da çok fazla izlenmesinin, ilişkileri güçlendirdiğini belirtti.

Güllüoğlu, “Konuştukları dil Svahili ve bu dilde çok fazla Arapça kelime var. Aslında çok fazla ortak kelimemiz bulunuyor. Uzak coğrafyalarda olsak bile çok önemli kültürel yakınlıklarımız bulunuyor.” diye konuştu.

Yapı Merkezi gibi Türkiye merkezli şirketlerin, yürüttükleri projelerle Tanzanya’nın geleceğini inşa ettiğini anlatan Güllüoğlu, sağlık, savunma sanayisi ve denizcilik gibi alanlarda görüşmelerin devam ettiğini sözlerine ekledi.

14 yıl sonra Tanzanya’dan Türkiye’ye ilk ziyaret

Tanzanya Cumhurbaşkanı Hassan’ın Türkiye’ye bu hafta yaptığı resmi ziyaret kapsamında düzenlenen iş forumunun yanı sıra iki ülke arasında eğitim, teknoloji ve yatırım alanlarında 6 anlaşma imzalandı.

Tanzanya’dan cumhurbaşkanlığı düzeyinde Türkiye’ye 14 yıl sonra ilk kez yapılan bu ziyaretle iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi hedeflendi.

Tanzanya’dan Türkiye’ye Cumhurbaşkanı düzeyinde son ziyaret, eski Cumhurbaşkanı Jakaya Kikwete tarafından Şubat 2010’da yapılmıştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-darusselam-buyukelcisi-tanzanya-dogu-ve-guney-afrika-pazari-icin-gecis-noktasi/feed/ 0
Palandöken: Konaklama fiyatlarında abartıya gidilmemeli https://www.haber60.com.tr/palandoken-konaklama-fiyatlarinda-abartiya-gidilmemeli/ https://www.haber60.com.tr/palandoken-konaklama-fiyatlarinda-abartiya-gidilmemeli/#respond Sat, 20 Apr 2024 07:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28408 Palandöken: “Konaklama fiyatlarında abartıya gidilmemeli”

“İnsanların yaşadığı ülkede tatil yapma şartları kolaylaşsın”

“Döviz beklerken yerli turisti yurt dışına kaçırmayalım”

“Her şey dahil sistemden artık vazgeçilmeli”

ANKARA – Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken, konaklama fiyatlarında abartıya gidilmemesi uyarısını yaparak, “İnsanların yaşadığı ülkede tatil yapma şartları kolaylaşsın” dedi.

Dokuz günlük bayram tatilinde otel fiyatları cep yakınca yerli turistin yurtdışına yöneldiğini belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “2024’te turizm sektöründen önemli katkılar beklerken potansiyel olarak turizm gelirimiz de artıyor. Ancak yerli turistin yurtdışına çıkarak döviz bırakmasının önüne geçilmeli. Bayram tatilinde 6,8 milyon kişi hava yolu ile seyahat etti. Döviz kurlarındaki artış ve yüksek enflasyona bağlı olarak son dönemde otel fiyatları yükseldi. Yerli turistin bu ücretlerle yurt içinde seyahat edebilmesi mümkün değil. Dolayısıyla bir taraftan döviz girdimiz artsın, turist kazanalım derken diğer taraftan da yerli turisti kaybetmeyelim. Bildiğiniz gibi birçok ülke ile 3-5 günlük tatillerde vize sorunu kalktı. Bu bir taraftan sevindirici ancak diğer taraftan da ülkemizden dövizin çıkması ve turizm gelirimizin azalması anlamına geliyor. Turizm Bakanlığımız tarafından iç turizmde yerli turiste teşvik mekanizmaları ile promosyonların tanınması ve bu sıkıntının giderilmesi lazım. İnsanların yaşadığı ülkede tatil yapmasının şartları kolaylaştırılmalı” diye konuştu.

-“2023’te 56.7 milyon turist Türkiye’yi tercih etti”

Ülkemizin dövize ihtiyacı olduğu dönemde yerli turistin yurt dışına kaçmaması için formül bulunması gerektiğini söyleyen Palandöken, “Coğrafi konumu, doğal turizm kaynakları, köklü tarihsel geçmişi ve geniş mutfağı ile ülkemiz adeta bir turizm cenneti. Turizm açısından son yılların rekoru olarak nitelendirilen 2023’te 56.7 milyon turist Türkiye’yi tercih etti. Turizm geliri ise 54,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Turizmdeki başarımız ülke ekonomisi açısından sevindirici ancak Türkiye turizm açısından çok daha yüksek bir potansiyele sahip. Dört mevsimi bir arada yaşayan ve eşsiz coğrafi özelliğe sahip ülkemizin turizmdeki payını artırmalıyız. Bununla birlikte yerli turistimiz de yabancı ülkelere kaptırılmamalıyız. 2023’te ülkeden çıkış yapan ziyaretçi sayısı bir önceki yıla göre yüzde 11,1 artarak 57.7 milyon oldu. Çünkü yüksek döviz kuruna rağmen vatandaşın yurtdışı tatili yurtiçinde her şey dahil konseptli bir tatilden daha uyguna gelmeye başladı. Buna bir de çeşitli kampanyalar ve kapıda vize vb. gibi uygulamalar eklenince yerli turistin parası yurtdışına kaçıyor” diye konuştu.

-“Turizmi yılın 12 ayı canlı tutmalıyız”

Turizm gelirimizi yabancı ülkelere kaptırmamak için formüller bulunması gerektiğini belirten Palandöken, “Öncelikle turizmi mevsimsellikten kurtararak yılın 12 ayı canlı tutmalıyız. Esnaf ve sanatkarlarımızın turizm gelirinden elde ettiği payı arttırarak ülke ekonomisine katkıda bulunmalıyız. Özellikle son zamanlarda trend haline gelen sağlık turizmi, gastronomi turizmi ve kültür turizmi gibi turizm alanlarından daha çok fayda sağlamalıyız. Turist sayısındaki artışı ülkemizin ve yerli üretimlerimizin tanıtımında fırsata çevirmek için yeni konseptler belirlemeliyiz. Yabancı turistler yalnızca otellerle sınırlı kalmamalı, gittikleri şehirlerin özelliklerini, yöresel ürünlerini tanımalı ve Türk insanının misafirperverliğini hissetmeli. Havaalanı, otogar ve otel gibi kalabalık noktalarda doğal güzelliklerimizin, yöresel ürünlerimizin ve yerli üretimlerimizin tanıtımını içeren broşürlerin dağıtımı zorunlu olmalı” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/palandoken-konaklama-fiyatlarinda-abartiya-gidilmemeli/feed/ 0
CHP Sözcüsü Yücel: “Anayasal Kurumları Yok Sayıp, Anayasa’yı İhlal Edenlerle CHP’nin Mutabık Olması Söz Konusu Dahi Değildir” https://www.haber60.com.tr/chp-sozcusu-yucel-anayasal-kurumlari-yok-sayip-anayasayi-ihlal-edenlerle-chpnin-mutabik-olmasi-soz-konusu-dahi-degildir/ https://www.haber60.com.tr/chp-sozcusu-yucel-anayasal-kurumlari-yok-sayip-anayasayi-ihlal-edenlerle-chpnin-mutabik-olmasi-soz-konusu-dahi-degildir/#respond Sat, 20 Apr 2024 02:06:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28388 (ANKARA) CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un “Yeni Anayasa konusunda herkes mutabık” sözlerine ilişkin; “Şunu net bir şekilde söyleyelim; Sayın Bakan da duysun. Hukuku yok sayan, demokrasiyi benimsemeyip, halkın iradesini gasp eden, yargıya müdahale edip, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını ortadan kaldıran, hak ve özgürlükleri tırpanlayan, Anayasal kurumları yok sayıp, Anayasa’yı ihlal edenlerle bizim, toplumun yüzde 38’inin oyunu alarak birinci parti olan CHP’nin mutabık olması söz konusu dahi değildir.” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında 31 Mart Yerel Seçimleri’nin ardından ilk Parti Meclisi (PM) toplandı. CHP Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel, PM Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu.

31 Mart yerel seçimlerinde halkın CHP’yi birinci parti yaparak, büyük ve önemli bir sorumluluk verdiğini belirten Yücel, kazandıkarı büyük seçim başarısı sonrasında asla rehavete kapılmadan ve hiç ara vermeden çalışmaya devam ettiklerini söyledi.

Hafta başındaki seçim sonuçlarının değerlendirildiği olağan MYK toplantısının ardından bugün de MYK toplantısı gerçekleştirdiklerini ifade eden Yücel, il başkanları ve belediye başkanlarıyla yarın ve pazar günü “İktidar yolunda CHP belediyeciliği çalıştayı” yapacaklarını kaydetti. Yücel, “Genel Merkezimiz bünyesinde kurulan ‘Yerel Yönetimler Eşgüdüm, Denetim ve Eğitim Birimi’ ile yerel yönetimlerde başka bir sayfa açıyoruz. Bu birimle, denenmiş ve başarılı olmuş projeleri başka illere ulaştıracağımız bir sistem kuracağız. Geçmiş dönemde görev yapmış başarılı belediye başkanlarımız, emekli sayıştay denetçileri deneyimleri ve birikimleriyle belediyelerimizin bütçelerinin ve kaynaklarının çok daha verimli kullanılmasında yol gösterici olacak.” eklinde konuştu.

“CHP İKTİDARA GELDİĞİNDE HAYAT PAHALILIĞINI ORTADAN KALDIRACAK”

Genel Başkan Özel’in 2 gün önce Fransa’nın Strazburg kentinde Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi ilkbahar oturumuna katıldığını anımsatan Yücel, şöyle devam etti:

“Genel Başkanımızın burada yaptığı konuşma katılımcılarca büyük bir ilgiyle takip edildi ve beğeniyle karşılandı ve konuşması ayakta alkışlandı. Konuşmasında İstanbul Sözleşmesi’ne yaptığı vurgu, partimizdeki değişim ve gençleşmenin öznesi olarak ‘kadın ve gençlerin ön plana çıkması’ büyük beğeni topladı. CHP’nin Türkiye’yi heyecanlandıran yerel seçim başarısı; sadece Türkiye’ye değil Avrupa’nın sol sosyalist partilerine de umut oldu. Genel Başkanımızın Sayın Özgür Özel’in önderliğinde başlattığımız değişim, Türkiye’nin sıkışmış siyasetinde açtığımız yol, göreceksiniz CHP iktidara geldiğinde demokrasiyi kurumsallaştıracak, ülkeyi normalleştirecek, ekonomiyi düzelterek, toplumun belini büken hayat pahalılığını ortadan kaldıracaktır. Türkiye’de çağdaşlığın, eşitliğin, özgürlüğün, adaletin ve demokrasinin teminatı olan CHP, aynı zamanda ülkemizin medeni dünya ile de köprüsüdür.”

“OLASI BİR MÜLTECİ AKININA KARŞI ÖNLEM ALINMIŞ MIDIR?”

Orta Doğu’da tansiyonun günden güne yükseldiğine işaret eden Yücel, şu değerlendirmede bulundu:

“İran-İsrail geriliminin arkasında İsrail Gazze’yi vurmaya ve sivilleri öldürmeye devam ediyor. İsrail İran’a gerçekleştirilen saldırıyı üstlenmezken; ABD’den ‘İsrail İran’a saldırı yapacağını bize bildirdi’ açıklaması geliyor. Peş peşe gelen, birbirini yalanlayan, çelişkili, tutarsız açıklamalar bölgede gerilimi tırmandırıyor. Olası bir bölgesel savaşta Türkiye her konuda bundan etkilenecektir. Peki, tüm bunlar yaşanırken başta Dışişleri Bakanı olmak üzere tek bir yetkilinin dahi uzunca bir süre açıklama yapamadığı Türkiye bu konuda ne yapıyor? Tıpkı siz basın mensupları ve ekranları başında bizi izleyen vatandaşlarımız gibi ne yaptıklarını biz de bilmiyoruz.

Bu nedenle, AKP iktidarına şu soruları sormak milletimiz adına bizim görevimizdir; Türkiye’nin böylesi bir askeri, siyasi ve ekonomik batakta konumu ve stratejisi ne olacak? Olası bir bölgesel savaşta, yol geçen hanı haline getirdikleri Suriye ve İran sınırlarında, olası bir mülteci akınına karşı herhangi bir önlem alınmış mıdır? Kürecik Radar Üssü saldırı bilgilerini NATO müttefikleri ile yani dolaylı olarak İsrail’le paylaşacak mı? Mustafa Kemal Atatürk bu günleri öngörerek doğu sınırlarını 1937’de Sadabat Paktı’yla, batı sınırlarını 1934’te Balkan Antantı’yla güvence altına aldı. AKP Mustafa Kemal Atatürk’ün dış politika vizyonunu biraz örnek olsun örnek alabilseydi Türkiye’yi bu duruma düşürmezdi. Böyle bir ortamda, hiç şüphesiz, ülkemizin ve partimizin kurucusu Büyük Önder Atatürk’ün bize gösterdiği ‘Yurtta Barış Dünyada Barış’ anlayışı ile hareket edilmelidir. Türkiye’nin Ortadoğu’da gerilimi yükseltecek tüm politikaların karşısında olduğu net bir şekilde ortaya koyulmalıdır.”

“AKP VE MHP’DEN DEVRALINAN BELEDİYELERİN BORÇ YÜKÜ 100 MİLYAR LİRA”

Yücel açıklamasında CHP’nin kazandığı belediyelerdeki borçlara da değindi. 22 yıllık AKP iktidarının merkezi yönetimde yarattığı ekonomik tahribatın yerel yönetimlerde de çok ciddi boyutlara ulaştığını vurgulayan Yücel, şöyle devam etti:

“AKP ve MHP’den devralınan belediyelerin borç yükü 100 milyar lira. Kasaları bomboş. İsraf olağanlaşmış. Gereksiz harcama rekoru kırılmış. Sadece birkaç belediyenin durumunu anlatmak bile genel tablonun ne kadar vahim olduğunu gösterecektir. Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin borcu 11 milyar Lira. İstanbul Sancaktepe Belediyesi 2 milyar lira,  Kütahya Belediyesi 1 milyar 700 milyon lira, Kilis Belediyesi:  502 milyon lira, 85 bin nüfuslu Edirne Keşan Belediyesi’nin borcu 483 milyon lira, 65 bin nüfuslu Antalya Kaş Belediyesi; 400 milyon lira borcu var. 43 bin nüfuslu İzmir Kiraz Belediyesinin borcu 332 milyon lira.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Bir de 78 yıl sonra kazandığımız Manisa’da bir soygun hikayesi var ki akıllara zarar. Seçimlere 3 hafta kala Manisa Büyükşehir Belediyesi’nden 1 milyon lirası kuruyemiş faturası olmak üzere, toplam 416 milyon 587 bin lira harcama yapılıyor. Manisa’yı 15 yıldır yöneten MHP’li Manisa Büyükşehir belediye Başkanı seçimi kaybedince, belediye başkanımız Ferdi Zeyrek’e devir teslim yapılmadan, apar topar belediyeye fatura girişi yapıp, bürokratlar üzerinden, bürokratlara baskı yaparak belediye kasasından, 130 milyonu belediye şirketi MASKİ üzerinden, 480 milyonu ise Belediye’den olmak üzere toplam 610 milyon lira ödeme yapmaya çalışıyor. ve Manisa Büyükşehir Belediye başkanımız Sayın Ferdi Zeyrek bu soygun girişimini ifşa ederek engelliyor. İşte 22 yıllık AKP iktidarının kurmuş olduğu ve sonradan MHP’nin de yanaşarak sebeplendiği ve ortak olduğu soygun düzeninden birkaç çarpıcı örnek.

“MONAKO’DA ISTAKOZ YİYEN, PERSİLVANYA’DA POZ VEREN KİŞİ MECLİS’TE”

Hizmet bekleyen halkımızın parasının nasıl çar çur edildiğini üzülerek görüyoruz. AKP Genel Başkanının açıklamalarından, halkımızın verdiği mesajı hala almadığını, seçim sonuçlarını idrak edemediğini görüyoruz. Neden biliyor musunuz? Bunlar halktan kopmuşlar. Bunların halkı anlamaları mümkün değil. Bunlar halka hizmet etmek yerine kendilerine saray yapacak kadar kibir abidesi olmuşlar. İstanbul’da Sancaktepe Belediye Binasında hiç utanmadan kendilerine 6 bin metrekare başkanlık katı yapmışlar. Hiç boşaltmayacaklarmış gibi şatafata boğdukları o belediye binalarını gördükçe insanın aklına genel seçim sonrasında boşalacak olan saray geliyor. Asıl şatafat orada. O saray boşaldığında işte o zaman anlayacaksınız emekliye neden bütçe olmadığını.

Sancaktepe Belediyesi’nde, içinde bu lüksü, şatafatı ve 6 bin metrekarelik başkanlık makamını içinde barındıran bu ucubeyi yapan şahıs şimdi Meclis’te. Monako’da ıstakoz yiyen, Pensilvanya’da poz veren kişi de Meclis’te. Emekliler simit satsın diyeni de Meclis’te. ‘Biz bu milletin ta kendisiyiz’ deyip 562 bin liralık saatle fotoğraf çektiren de mecliste. Dedik ya bunlar halktan kopmuşlar. Halkın verdiği mesajı almak bir yana; halkın halinden, en küçük derdinden bihaberler. ‘Fazladan belediye kazanmakla iktidar olunmaz, Türkiye’yi yöneten iktidar değişmemiştir’ yada

‘Milli irade sandığa tam olarak yansımamıştır’ diyerek, CHP’nin seçim başarısını küçümseyenler; kendilerini avutmaya, kendilerini kandırmaya devam etsinler. ‘Biz bitti demeden hiçbir şey bitmez’ deme egosu taşıyanlar, ‘Halkımız bitti dediğinde bittiğini’ er ya da geç anlayacaktır.”

“MHP’NİN GENEL BAŞKANI KILIF ARAYACAĞINA, BELEDİYELERİN ÖN CEPLERİNE BAKSIN”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına ilişkin Deniz Yücel, şunları kaydetti:

“Bahçeli bir hesap yapıyor, sanırsınız seçim 81 ilde değil de, 51 ilde yapılmış. Seçmenlerin 3’te 2’sinin yaşadığı büyükşehirlerde oy kullananları seçmenden saymıyor MHP. MHP’nin Genel Başkanı, Cumhur İttifakı’nın yaşadığı hezimete kılıf arayacağına, belediyelerin ön cephelerine baksın. Denizli’den Kiraz’a, Kastamonu’dan Gölbaşı’na her yerde sadece borç bıraktınız. Siz kabul etseniz de etmeseniz de beğenseniz de beğenmeseniz de, Milli irade sandığa yansıdı. Şimdi şeffaf, hesap veren ve halkçı belediyecilik yapma zamanı.

Belediyeler artık sadece halka hizmet edecek. Para muslukları kesildi, tabiki üzülecekler. İsraf azalacak, tabii şaşıracaklar. CHP, yerelden sonra merkezi iktidara geldiğinde de, köşelerine çekilip izleyecekler ne yapalım. Bu kadar soygunun, israfın, kibirin, Anayasa tanımazlığın, halk düşmanlığının bir karşılığı olacak. Hiç merak etmeyin; o belediyelere yerleştirdiğiniz böceklerin, kameraların hesabı da sorulacak. Belediyelerin kasalarını boşaltanlar, makam araçlarını çamurlu suyla dolduranlara bu millet elbette bir ceza kesecek.”

“SAYIN ERDOĞAN NEDİR BU PARLEMENTER SİSTEM KORKUNUZ?”

Deniz Yücel, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına ilişkin de şunları söyledi:

“Erdoğan’a göre, 14 – 28 Mayıs seçimlerinden sonra parlamenter sisteme dönüş tartışmaları milletimiz tarafından bir daha açılmamak üzere kapanmış. Sayın Erdoğan nedir bu parlamenter sistem korkunuz? Neden bu kadar korkuyorsunuz? 20 yılda 6 kez Merkez Bankası Başkanı değiştiriyorsun, ‘Faiz sebep enflasyon sonuç’ politikanızdan bir türlü vazgeçmiyorsunuz. Merkez Bankası fakirden alıp zengine veriyor,

Daha önce hiç zarar etmemiş olan Merkez Bankası KKM ödemelerini üstlendikten sonra, 818 milyar lira tarihi zarar açıklıyor. Ülkede onca hukuksuzluk yaşanıyor, Hatay’ın iradesi hapse tıkılıyor, bir milletvekili haksız ve hukuksuz bir şekilde tutsak ediliyor, emeklilerin taşan sabrı iktidara büyük bir ders veriyor, açlık sınırıyla asgari ücret eşitlenmiş, et fiyatlarındaki artış geçen yıla göre yüzde 100. Milyonların hızla yoksullaştığı, işçinin, emekçinin, emekçi, öğrencinin, dar gelirlinin bırakın et almayı, ekmek almakta zorlandığı bir ülke haline gelmişiz,

Ülkede dertler çığ gibi büyüyor, bunlardan korkmuyorsunuz da parlamenter sistemden korkuyorsunuz öyle mi? Neden korkuyor biliyor musunuz? Çünkü Erdoğan tek adam konforunu kaybetmek istemiyor. Kontrolün kendisinde olmadığı bir ihtimale tahammülü bile yok. Çünkü ülkede kendisini denetleyecek kimseyi istemiyor.”

“FİYATLARDAKİ FAHİŞ ARTIŞIN TEMEL SEBEBİ AKP’NİN YANLIŞ EKONOMİ POLİTİKALARI”

Ülkenin ekonomik durumuna dikkati çeken Deniz Yücel, şöyle devam etti:

“AKP’nin seçim boyu ilden ile gezdirdiği Bakanlar, nihayet görevlerinin başına geçti. Ancak yine akıllara durgunluk veren açıklamalar yapmaya başladılar. Ticaret Bakanlığının başındaki şahıs, AKP iktidarından önce enflasyonun 2-3 haneli rakamları gördüğünü söylemiş. Neymiş 20 yıl önce enflasyon tek haneliymiş. Neymiş, fahiş fiyat artışları ve yüksek enflasyonun sebebi Covid-19 salgınıymış. Sayın Bakan, Sizi hiç üzmek istemeyen TÜİK’in en son açıkladığı enflasyon verisi bile yüzde 68.50 yani 2 haneli gerçek enflasyon ise ENAG verilerine göre yüzde 124.63 yani 3 haneli. Fiyatlardaki fahiş artışın temel sebebi pandemi değil AKP’nin yanlış ekonomi politikaları. Sayın Bakan, ‘Dünyada da enflasyon çok yüksek’ demiş. Sen bebek mi avutuyorsun? Çocuk mu kandırıyorsun? Bakın, bu milleti kimse aptal yerine koymaya çalışmasın. TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranlarına göre Türkiye Şubat ayında Avrupa’da yüksek enflasyonda ilk sıradaydı.

Dünyada ise en yüksek enflasyonun olduğu 5’inci ülke idi.”

“ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI GÜNDEMİNE DERHAL ASGARİ ÜCRET GÜNCELLEMESİNİ ALMALI”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın asgari ücrete Temmuz ayında herhangi bir ara zammın gündemlerinde olmadığını açıkladığını anımsatan Deniz Yücel, “Emekliye de, enflasyon ya da sözleşme farkı dışında bir zam yapılamayacakmış. Emekliler, çalışanlar mağdur, gençler işsiz. Bir çözüm, bir adım, bir müjde bekliyorlar. Ama yapılan açıklama ortada. Mevcut asgari ücretle bir ay değil, bir haftayı geçirmek imkansız. 10 bin liralık emekli maaşıyla geçinme ihtimalini bile konuşmuyoruz. Bu ekonomik koşullarda, asgari ücrete bir güncelleme yapılması, tarafından derhal gündeme alınmalıdır.” diye konuştu.

Yücel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Halkımız bu haldeyken, AKP iktidarı hala utanmadan, sıkılmadan, ‘2023 yılını yüzde 4,5 büyüme oranıyla kapattık’, ‘Satın alma gücü paritesine göre dünyanın en büyük 11. Ekonomisiyiz’ ‘Milli gelirde 1,1 trilyon doları, kişi başına düşen gelirde de 13 bin doları aştık’ masallarıyla halkın gözünü boyamaya çalışıyor. Kişi başına düşen milli gelir hedefi hani 25 bin dolardı? 25 bin dolar nerede, 13 bin dolar nerede? Ayrıca ‘satın alma gücü paritesini’ baz almak nedir değerli arkadaşlar? Neden üretimde büyümeyi baz almıyorsunuz? Neden ihracatta büyüme rakamlarını baz almıyorsunuz? Çünkü üretimde ve ihracatta bir büyüme yok, dışa bağımlı ülke konumumuzu hala sürdürüyoruz. Bunlar boş laflar. Nasıl oluyor da, hem ekonomik olarak devamlı bir büyüme içinde oluyoruz? Hem de emekliye kaynak bulamıyoruz? ‘Emekliye 10 bin lira yeterli değil ama ülkemizde tek çivi çakmasak, tüm yatırım bütçesini buraya aktarsak bile yetmiyor’ diyen Erdoğan değil miydi?”

“AKP İKTİDARI YEREL SEÇİMLERDE HALKTAN SARI KART GÖRDÜ AMA YETMEMİŞ. İLLA KIRMIZI KART GÖSTERİN DİYOR”

CHP Grubu’nun ‘En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çekilmesi teklifi”nin Meclis’te bekletildiğini kaydeden Deniz Yücel, şunları söyledi:

“Sonra da ekonomimiz büyüyor diyorlar, ekonomik göstergelere toz kondurmuyorlar. Bu ekonomik büyüme emeklilere neden yansımıyor? Her şeye para var, emekliye gelince para yok. Emeklilerimiz bu ülkede üvey evlat muamelesi görmekten bıktı usandı, sandıkta da tepkisini gösterdi, anlamak istemeyen, mesajı almayan AKP iktidarıdır. AKP iktidarı yerel seçimlerde halktan sarı kart gördü ama yetmemiş. İlla kırmızı kart gösterin diyor. Erdoğan’ın ekonomik büyümeden anladığı Osmangazi Köprüsünden geçen araç sayısı, İstanbul Hava Limanı’nın bilmem kaç kişiye hizmet vermesi. Neymiş, bu hizmetler kamu özel iş birliği ile yapılmış, devletin kasasından hiç para çıkmamış. Sayın Cumhurbaşkanı, bu milletin aklını, zekasını hafife alıyor. Vatandaşın vergisiyle yapılan köprülerin, yolların, hava limanlarının verdiği hizmetlerle övünmek ve ‘biz yaptık, devletin kasasından 5 kuruş para da çıkmadı’ diyebilmek en hafif tabiriyle yüzsüzlüktür. AKP’nin uyguladığı ‘Kamu özel iş birliği modeli’, vatandaşımızın sırtında bir yüktür. Verilen geçiş garantileri, tutturulamayan hedeflerin hepsi vatandaşın vergilerinden karşılanıyorken devletin kasasından tek bir kuruş çıkmadı diyemezsiniz. Tabii siz vatandaşın ödediği vergiyi keyfi olarak harcamayı alışkanlık haline getirdiğiniz için devletin asli görevi olan hizmetleri de marifet sayıyorsunuz. Cumhuriyet tarihi boyunca halktan bu kadar kopuk bir iktidar görülmemiştir.

Bu ülke bu kadar müsrif, sadece kendini düşünen, ‘İtibar itibar’ deyip har vurup harman savuran bir yönetici kadrosuyla daha önce hiç yönetilmedi.”

“ADALET BAKANI DUYSUN”

Yücel, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un açıklamalarına ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:

“Adalet Bakanı ‘Yeni Anayasa konusunda herkes mutabık’ demiş. Şunu net bir şekilde söyleyelim; Sayın Bakan da duysun. Hukuku yok sayan, demokrasiyi benimsemeyip, halkın iradesini gasp eden, yargıya müdahale edip, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını ortadan kaldıran, hak ve özgürlükleri tırpanlayan, Anayasal kurumları yok sayıp, Anayasa’yı ihlal edenlerle bizim, toplumun yüzde 38’inin oyunu alarak birinci parti olan CHP’nin mutabık olması söz konusu dahi değildir. Adalet Bakanlığı koltuğunda oturan şahıs, kendisi de hukukçu ama yine de hatırlatmakta fayda var. Anayasalar toplumsal mutabakat metinleridir. Anayasalar tabii ki değiştirilebilir. Ancak Anayasa değişikliklerindeki en temel kriter, toplumun ihtiyaçlardır. Bir siyasi partinin varlık kaygısı değil.

Bu ülkenin kurucu partisi olan CHP olarak, Anayasal ile teminat altına alınan temel hak ve özgürlüklerin korunması; Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti niteliklerinin kuvvetlendirilmesi ve işler hale getirilmesi konusundaki duruşumuz son derece kararlıdır ve nettir.”

“CHP’NİN BAŞARISINI ZAYIFLATMAK İÇİN ÇALIŞAN PARTİLİ VARSA YAPTIRIM UYGULAMAK  GÖREVİMİZ”

Yücel, açıklamasının ardından bir gazetecinin “Seçim sürecinde bazı CHP’lilerin parti aleyhine çalıştığının tespit edildiği ve bir genelge yayınlandığı söyleniyor, doğru mu” sorusuna “CHP, kurallarla, tüzük ile yönetmelik ile yönetilen bir parti. CHP’nin seçim sürecindeki başarısına engel olmak ya da zayıflatmak için çalışan bir partili varsa bir yaptırım uygulanması, bizim her şeyden önce görevimiz ve sorumluluğumuzdur. Bu yönde birtakım iddialar gündeme geldiyse bunlar araştırılır. İl, ilçe başkanlıklarımız bunlarla ilgili verileri toplar ve gerekli disiplin süreçlerini başlatırlar.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-sozcusu-yucel-anayasal-kurumlari-yok-sayip-anayasayi-ihlal-edenlerle-chpnin-mutabik-olmasi-soz-konusu-dahi-degildir/feed/ 0
BM Uzay İşleri Ofisi Direktörü Çin’e Yapacağı Ziyarette Çinli Uzay Yetkilileriyle Bir Araya Gelme İstediğini Belirtti https://www.haber60.com.tr/bm-uzay-isleri-ofisi-direktoru-cine-yapacagi-ziyarette-cinli-uzay-yetkilileriyle-bir-araya-gelme-istedigini-belirtti/ https://www.haber60.com.tr/bm-uzay-isleri-ofisi-direktoru-cine-yapacagi-ziyarette-cinli-uzay-yetkilileriyle-bir-araya-gelme-istedigini-belirtti/#respond Sat, 20 Apr 2024 01:45:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28374 Birleşmiş Milletler Uzay İşleri Ofisi Direktörü Holla-Maini, ofisinin Çin uzay topluluğu ile ortaklığını daha da geliştirmek amacıyla, Çin’e yapacağı ilk ziyarette Çinli uzay yetkilileri ve uzmanlarıyla bir araya gelmeyi beklediğini ifade etti.

VİYANA, 19 Nisan (Xinhua) — Birleşmiş Milletler (BM) Uzay İşleri Ofisi (UNOOSA) Direktörü Aarti Holla-Maini, Çin’in uzay keşfi alanındaki başarılarından ve tüm insanlığa fayda sağlamak üzere uzay teknolojilerinden yararlanma konusunda ofisiyle yaptığı yakın işbirliğinden övgüyle bahsetti.

Holla-Maini, bu haftanın sonunda bir dizi uzay etkinliğine katılmak üzere Çin’e doğru yola çıkmadan önce Xinhua ile özel söyleşisinde söz konusu açıklamayı yaptı.

25 yılı aşkın profesyonel deneyime sahip olan Holla-Maini, “Çin her zaman benim radarımda olmuştur” derken, Çin’in Ay keşif projesi ve kendi uzay istasyonundan örnek vererek, Çin’i “fırlatma alanı ve uydu navigasyon sisteminden daha yakın zamanlı gelişmelere kadar, uzaya araç gönderen saygın bir ülke” olarak tanımladı.

Yapımı 2022 yılında tamamlanan Çin’in Tiangong uzay istasyonu, istasyondaki astronotlar tarafından yürütülen çeşitli bilimsel deneylerle uygulama ve geliştirme aşamasına girdi. Söz konusu deneyler arasında, 2019 yılında UNOOSA ve Çin İnsanlı Uzay Ajansı tarafından ortaklaşa seçilen uluslararası işbirliği projeleri de yer alıyor.

Çin Ulusal Uzay İdaresi’ne göre, ülke şu anda Uluslararası Ay Araştırma İstasyonu’nun temel modelini oluşturmayı hedefleyen Ay keşif programının dördüncü aşamasını hayata geçiriyor. Dördüncü aşama kapsamında, Chang’e-6 Ay keşif aracının Ay’ın uzak tarafından örnekler toplamak üzere yılın ilk yarısında fırlatılması planlanıyor.

“Bu nedenle Çin hakkında daha fazla bilgi edinmeyi çok önemsiyorum” diyen Holla-Maini, Çin’in orta kesimindeki Wuhan kentinde 1. Çin- Latin Amerika ve Karayipler Uzay İşbirliği Forumu’nun düzenleneceği 24 Nisan’daki Çin Uzay Günü etkinliklerine katılmayı dört gözle beklediğini söyledi.

Holla-Maini, ofisinin Çin uzay topluluğu ile ortaklığını daha da geliştirmek amacıyla, Çin’e yapacağı ilk ziyarette Çinli uzay yetkilileri ve uzmanlarıyla bir araya gelmeyi beklediğini ifade etti.

BM yetkilisi, kapasite inşa etme, afet riskini azaltma, uluslararası uzay işbirliğini geliştirme ve başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm ülkelerin uzaya erişimine yardımcı olma konusunda UNOOSA’nın Çin ile yaptığı güçlü işbirliğinden övgüyle söz etti.

Holla-Maini, Çin’in Asya ve Pasifik’te Uzay Bilimi ve Teknolojisi Eğitimi Bölgesel Merkezi’ne ev sahipliği yaptığını da hatırlattı. UNOOSA’ya bağlı bölgesel eğitim ve araştırma kurumu bu yıl 10. yıldönümünü kutlayacak.

Çin ayrıca, özellikle gelişmekte olan ülkeler için afet yönetimi ve acil durum müdahalesinde uzay teknolojisinin kullanımını kolaylaştırmayı amaçlayan UN-SPIDER programının bir ofisine de ev sahipliği yapıyor.

Holla-Maini, ileriye dönük olarak, Çin’in uzay istasyonu ve planlanan Ay araştırma istasyonunun, uluslararası uzay keşfi ve araştırmalarına katkıda bulunacağını ve bunun “nihayetinde insanlığın yararı için herkesle paylaşılacağını” umduğunu belirtti.

Yetkili ayrıca, özellikle Küresel Güney’deki ülkeler için iklim değişikliğinin azaltılması ve sürdürülebilir kalkınma amacıyla uzay verilerine erişimin sağlanması yönünde Çin ile işbirliğini derinleştirmek istediğini ifade etti.

BM yetkilisi, Çin’in önerdiği Küresel Güvenlik İnisiyatifi ve Küresel Kalkınma İnisiyatifi’ni “memnuniyetle karşıladığını” ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşılmasında bu iki inisiyatifi “önemli bir katkı” olarak gördüğünü vurguladı.

Holla-Maini, uzayın barışçıl kullanımı ve keşfinde uluslararası işbirliğini teşvik etmeyi amaçlayan bir BM ajansı olan UNOOSA’nın başına Haziran 2023’te geçti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bm-uzay-isleri-ofisi-direktoru-cine-yapacagi-ziyarette-cinli-uzay-yetkilileriyle-bir-araya-gelme-istedigini-belirtti/feed/ 0
YÖK Başkanı: Türkiye yükseköğretimde küresel bir eğitim merkezi haline geliyor https://www.haber60.com.tr/yok-baskani-turkiye-yuksekogretimde-kuresel-bir-egitim-merkezi-haline-geliyor/ https://www.haber60.com.tr/yok-baskani-turkiye-yuksekogretimde-kuresel-bir-egitim-merkezi-haline-geliyor/#respond Fri, 19 Apr 2024 23:57:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28337 Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, en fazla öğrenciye sahip ilk 10 ülke arasına giren Türkiye’nin yükseköğretimde küresel bir eğitim merkezi haline gelmeye başladığını belirterek, YÖK’ün uluslararasılaşma stratejisinin temel hedefinin ilk 5’te yer almak olduğunu söyledi.

Özvar, Bursa Teknik Üniversitesince (BTÜ) Mimar Sinan Yerleşkesi’nde “2030’da Nasıl Bir BTÜ?” temasıyla düzenlenen Arama Konferansı’nın açılışında “Türk Yükseköğretiminin Gelecek Vizyonu” başlıklı konuşmasında, Türk yükseköğretiminin dünya ölçeğinde rekabetçi, yenilikçi, sürdürülebilir ve her bakımdan nitelikli bir yapıya sahip olmasını hedeflediklerini bildirdi.

Türk yükseköğretim sisteminin son yıllarda mesafe katettiğini ve büyük gelişme gösterdiğini vurgulayan Özvar, “Ülkemiz 208 üniversitesi, yaklaşık 185 bin akademisyeni ve yaklaşık 4 milyonu örgün eğitimde olmak üzere 7 milyona ulaşan öğrencisiyle son derece büyük bir kapasiteye ulaşmıştır.” dedi.

Özvar, son 20 yılda yükseköğretim sistemine yapılan yatırımların bu kapasiteye ulaşmada önemli katkısının bulunduğunu dile getirdi.

Yükseköğretime erişim talebinin güçlü şekilde sürdüğünü kaydeden Özvar, şunları anlattı:

“2023 yılında 3,5 milyondan fazla öğrenci üniversite sınavlarına başvurmuş ve üniversite kontenjanların doluluk oranı, açık öğretim öğrencileriyle yüzde 99,8 gibi son derece yüksek bir seviyeye ulaşmıştır. Bu yoğun ve güçlü talebe doğru politikalarla cevap vermek, Yükseköğretim Kurulunun en temel hedeflerinden biridir. Üniversitelerimizin uluslararası alandaki saygınlıklarını ve görünürlüklerini yükseltmek, akademisyenlerimizin etki değeri yüksek, nitelikli bilimsel yayınlarının ve projelerinin sayısını artırmak, AR-GE faaliyetlerini teşvik etmek ve nihayetinde ülkemizin her alanda ihtiyaç duyduğu nitelikli beşeri sermayeyi artırmak başta olmak üzere kaliteyi önceleyen bir anlayışla hareket ediyoruz.”

Yapay zeka kullanımıyla ilgili hazırlanan rehber, üniversitelerle paylaşılacak

Prof. Dr. Özvar, YÖK bünyesinde yapay zeka, dijitalleşme ve büyük veri alanlarında önemli çalışmalar yürüttüklerini aktardı.

Yapay zekayla ilgili uzman akademisyenlerin katkıları ve YÖK’ün yoğun çalışmaları sonucunda bir rehber hazırladıklarını duyuran Özvar, “Dün gerçekleştirdiğimiz Yükseköğretim Genel Kurulunda onaylanan ‘Yükseköğretim Kurumlarında Bilimsel Araştırma ve Yayın Faaliyetlerinde Üretken Yapay Zekanın Kullanımına Dair Etik Rehberi’ni önümüzdeki hafta üniversitelerimizle paylaşacağız. Bu rehber, her alanda hızla gelişen üretken yapay zeka kullanımına dair riskleri ve fırsatları anlamaya, değerlendirmeye, risklere karşı önlem almaya katkı sağlamak üzere yükseköğretim kurumlarımızı bilgilendirmek maksadıyla hazırlanmıştır.” diye konuştu.

Özvar, yapay zekayla ilgili 20 devlet üniversitesinde 2’si yeni 5 lisans ve tamamı yeni 12 ön lisans programının açılması kararını aldıklarını anımsattı.

Gerekli hazırlıkların tamamlanmasıyla bu programlara gelecek eğitim öğretim yılında öğrenci kabulüne başlanacağını bilgisini veren Özvar, “Yeni açılan programların ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Yapay zeka, dijitalleşme ve büyük veri konuları bundan sonraki dönemde de başlıca gündem maddelerimizden biri olmaya devam edecektir.” ifadesini kullandı.

“Uluslararası öğrencilere karşı çok yoğun bir olumsuz algı çalışması yapılıyor”

Özvar, YÖK’ün stratejik hedeflerinden birinin de yükseköğretimde uluslararasılaşma olduğunu, bu hedefin Türkiye Cumhuriyeti Kalkınma Planları içinde de yer aldığını belirtti.

Türkiye’deki üniversitelerde 198 ülkeden 350 bine yakın uluslararası öğrenci öğrenim gördüğünü bildiren Özvar, şunları kaydetti:

“Ülkemiz, dünyada en fazla öğrenciye sahip ilk 10 ülke arasına girmiş ve yükseköğretimde küresel bir eğitim merkezi haline gelmeye başlamıştır. Türkiye’nin hedefi, ilk 5 ülke arasına girmektir. Yükseköğretim Kurulunun uluslararasılaşma stratejisinin temel hedefi, ilk 5 ülke arasına girmektir. Dünyanın farklı yerlerinden gelen uluslararası öğrenciler, ülkemizde barış ve huzur içinde eğitim hayatlarına devam etme olanağı bulmaktadır. Bu çerçevede, son zamanlarda uluslararası öğrencilere yönelik, bir yabancı düşmanlığı kampanyası başlatılmak arzu ediliyor. Yükseköğretim Kurulu olarak böyle bir yanlı, ırkçı, aşağılayıcı kampanyayı şiddetle kınadığımızı ifade etmek isterim. Son zamanlarda uluslararası öğrencilere karşı çok yoğun bir olumsuz algı çalışması yapılıyor. Yükseköğretim Kurulu olarak, öğrencileri ve yükseköğretim kurumlarını töhmet altında bırakan mesnetsiz bazı ifade ve paylaşımlar nedeniyle dün bir açıklama yayınladık. Orada da ifade ettiğimiz üzere Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin yaklaşık yüzde 95’i eğitimlerini kendi imkanlarıyla sürdürmekte ve ülkemizin gönüllü elçileri olarak ülkelerine dönmektedir. Uluslararası öğrencilerin içerisinde en başarılı, en parlak olanlarına ancak Türkiye’de burs verilebilmektedir ki bunların oranı toplamın oranının yüzde 5’ini dahi bulmamaktadır. Uluslararası öğrencilerin mevcudiyeti, Türk vatandaşı öğrencilerimiz için herhangi bir hak kaybına da neden olmamaktadır. Bu bakımdan uluslararası öğrenciler konusuna, bir düzensiz sığınmacı ya da göçmen sorunu olarak bakmak yanlış bir tutumdur. Ülkemizin bir uluslararası yükseköğretim merkezi olmasını engelleyecek her türlü söz ve davranıştan uzak durulması, fevkalade önemli bir konudur.”

Konuşmanın ardından BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar’a hediye takdim etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yok-baskani-turkiye-yuksekogretimde-kuresel-bir-egitim-merkezi-haline-geliyor/feed/ 0
Koç Holding 60. Olağan Genel Kurul Toplantısı Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/koc-holding-60-olagan-genel-kurul-toplantisi-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/koc-holding-60-olagan-genel-kurul-toplantisi-gerceklestirildi/#respond Fri, 19 Apr 2024 23:12:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28312 Koç Holding’in 60. Olağan Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirildi.

Holdingden yapılan açıklamaya göre, 60. Olağan Genel Kurul Toplantısı, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Yönetim Kurulu Üyesi İpek Kıraç, Koç Holding Üst Yöneticisi (CEO) Levent Çakıroğlu, Koç Holding üst yönetimi ve hissedarların katılımıyla Nakkaştepe’deki Holding merkezinde yapıldı.

Açıklamada genel kuruldaki konuşmasına yer verilen Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Koç Topluluğu’nun ülke ekonomisine katma değer sağlamaya devam ettiğini belirterek, karlı ve sürdürülebilir büyüme fırsatlarını titizlikle değerlendirip yatırımlarına hız kesmeden devam ettiklerini aktardı.

“Fortune Global 500’de geçen yıl da ülkemizi temsil eden tek şirket olduk”

Koç, “Koç Topluluğu olarak kuvvetli mali gücümüz, çeşitlendirilmiş portföy yapımız, geniş tedarik zincirimiz, çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim alanlarındaki öncü uygulamalarımız ve etkin risk yönetimi politikalarımız ile bu zorlu dönemde de ülkemiz için değer yaratmayı sürdürdük. 2023 yılındaki 3,7 milyar dolar yatırımla beraber son 5 yılda yaklaşık 11,2 milyar dolar kombine yatırıma ulaştık, memleketimize güvendik ve inandık. Dünyanın en büyük şirketlerinin listelendiği Fortune Global 500’de geçen yıl da ülkemizi temsil eden tek şirket olduk.” açıklamasında bulundu:

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç da stratejik vizyonları doğrultusunda hem mevcut işlerinde hem de yeni alanlarda yatırımlarına devam ettiklerinin altını çizdi.

Koç, şunları kaydetti:

“Büyük Atatürk’ün bir asır önce bu ülke için kurduğu hayallerin, onun muasır medeniyet tahayyülünün bugüne kadar başarılanların çok ötesinde olduğunun farkındayız. Koç Topluluğu, bir asırdır işte bu hayalleri gerçekleştirmek için var gücüyle çalışıyor. Bundan sonra daha da çok çalışarak ülkemizin müreffeh ve çağdaş geleceğine hizmet etmeyi sürdüreceğiz. Arçelik ile dünyanın önde gelen ev aletleri üreticilerinden Whirlpool’un Avrupa’daki üretim, satış ve pazarlama iştirakleri Arçelik kontrolü altında birleştirildi. Tofaş da Stellantis ile Türkiye satış ve dağıtım şirketini satın almak üzere anlaşmaya vardı, Rekabet Kurumu’nun onayı bekleniyor. Ford Otosan, Avrupa’nın önde gelen elektrikli ticari araç üreticisi olarak yeni araç yatırımlarına devam ediyor. Diğer taraftan, yenilenebilir enerji yatırımlarımızı da sürdürüyoruz.”

Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu ise kurumsal kültürden aldıkları güç ve sürekli geliştirdikleri rekabetçilik anlayışıyla hareket ettiklerini kaydetti.

Çakıroğlu, “Sürdürülebilir büyüme hedefimizden sapmadan, daha iyi bir dünya hedefiyle tüm paydaşlarımız için değer yaratıyor ve Koç markasının itibarını artırarak büyük bir özgüvenle ikinci yüzyılımıza ilerliyoruz. Geliştirdiğimiz dijital yetkinliklerle, çevik yönetim, veriye dayalı karar verme ve etkin kaynak kullanımı disipliniyle ve en önemlisi çağın yetkinlikleriyle donattığımız benzersiz insan kaynağımızla yarınlarda çok daha büyük başarılara ulaşacağımıza eminiz.” ifadelerini kullandı.

Koç Holding 60. Olağan Genel Kurul Toplantısı sonucunda seçilen yönetim kurulu şu isimlerden oluşuyor:

“Şeref Başkanı; Rahmi M. Koç, Yönetim Kurulu Başkanı; Ömer M. Koç, Başkan Vekili; Ali Y. Koç, üye ve CEO; Levent Çakıroğlu, diğer üyeler; Semahat S. Arsel, Caroline N. Koç, İpek Kıraç, Jacques A. Nasser, bağımsız üyeler; Cem M. Kozlu, Peter Martyr, Michel Ray de Carvalho, Ömer Önhon.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/koc-holding-60-olagan-genel-kurul-toplantisi-gerceklestirildi/feed/ 0
TÜRSAB Başkanı: Türkiye rezervasyonlarında önemli artışlar var https://www.haber60.com.tr/tursab-baskani-turkiye-rezervasyonlarinda-onemli-artislar-var/ https://www.haber60.com.tr/tursab-baskani-turkiye-rezervasyonlarinda-onemli-artislar-var/#respond Thu, 18 Apr 2024 21:54:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28123 Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, Türkiye rezervasyonlarında önemli artışlar olduğunu belirterek, “60 milyar dolar gelir 60 milyon turist hedefine ulaşmak için üye seyahat acentelerimizle birlikte var gücümüzle çalışıyoruz.”dedi.

Turizm sektörünün temsilcileri “Turizm Haftası” dolayısıyla AA muhabirine açıklama yaptı.

Bağlıkaya, turizmin ülkeler ve insanlar arasında barış köprüleri oluşturulmasında önemli bir role sahip olduğuna vurgu yaparak, “Günümüz dünyasında yıllık bazda 1,5 milyara yakın uluslararası seyahat gerçekleşiyor. İstihdam yaratan ve katma değer oluşturan yapısıyla son derece stratejik bir sektör olan turizmde, dünya genelinde rekabet her geçen gün daha da artıyor.” diye konuştu.

Türkiye’nin turizmdeki yükselişinin 2024’te de devam etmesini beklediklerini aktaran Bağlıkaya, kaynak pazar olarak Türkiye rezervasyonlarında önemli artışlar olduğunu, ziyaretçi sayısındaki dağılımın ağırlıklı olarak 3-4 şehirde yoğunlaştığını belirtti.

Firuz Bağlıkaya, şöyle devam etti:

“Bunu değiştirmemiz, ayrıca harcama düzeyi yüksek gelir grubundan ziyaretçileri ülkemize çekmemiz gerekiyor. Yine gelirlerimizin artırılması için kültür, sağlık, kongre, gastronomi gibi katma değeri yüksek turizm çeşitlerinin payının daha da yükselmesi önem arz ediyor. Bu düşünceden hareketle hayata geçirdiğimiz ‘Turizm Yüzyılı’ projesi ile ülke ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olan turizmin ülkemizin dört bir yanına ve yıl geneline yayılmasını sağlamayı hedefledik. Turizmi 12 aya ve yurt geneline yayarak hem yurt dışından ülkemize daha çok turist gelmesi hem de turizm gelirimizin artması için gerekli adımları atmaya devam edeceğiz.”

“Turizm, ülkemizde geleceği belirleyen sektörlerin başında geliyor”

TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya, uluslararası turizm rekabetinin yoğun bir şekilde yaşanacağı öngörülen 2024 yılında turizm sektörünün önem ve görevinin daha da artacağını belirterek, “Biz TÜRSAB olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkladığı 60 milyar dolar gelir 60 milyon turist hedefine ulaşmak için üye seyahat acentelerimizle birlikte var gücümüzle çalışıyoruz. Görev ve sorumluluklarımızın bilincinde çalışmalarımızı hız vererek sürdüreceğiz.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’nin gelecekte 100 milyon ziyaretçi sayısına ulaşma hedefi göz önüne alındığında turizmin Türkiye’deki öneminin daha da artacağını kaydeden Bağlıkaya, şöyle konuştu:

“Türkiye genelinde 1,5 milyon düzeyinde bulunan turizm istihdamının ise bu hedeflerle en az ikiye katlanacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla turizm, ülkemizde geleceği belirleyen sektörlerin başında gelmeye devam edecektir. Hep birlikte yeni başarılara imza atacağımıza olan inancımızla turizmin tüm paydaşlarının Turizm Haftasını en içten dileklerimizle kutluyor, başarılı bir sezon diliyoruz.”

“Turizm yatırımlarının toplam maliyeti yaklaşık 90 milyar dolar”

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin ise “Turizm Haftası”nı yine ümit dolu duygularla kutladıklarını anlattı.

Eresin, “Türk turizminin rekabet gücünü artıran ve bu gücü sürdürülebilir hale getiren öncü temelleri birlikte atmış olmaktan büyük mutluluk duyduğumuzun altını çizmek isterim. Türk turizmi toplam 2 milyon turist sayısından 50 milyona, 85 bin yatak kapasitesinden 1,5 milyon yatak kapasitesine ulaştı. Turizm yatırımlarının günümüzde toplam maliyeti yaklaşık 90 milyar dolara, istihdamdaki kişi sayısı ise yaklaşık 1,5 milyona çıktı.” diye konuştu.

Türkiye için 2024 yılı ziyaretçi sayısı ve turizm geliri hedeflerinin Kültür ve Turizm Bakanlığıyla aynı doğrultuda olduğuna dikkati çeken Eresin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu yıl 60 milyar dolar turizm geliri, 60 milyon turiste ulaşmak hedefimiz. Turizm sektörünün hedeflerine ulaşarak cari açığın kapatılmasına, ülke ekonomisi, istihdamı ve kalkınmasına güçlü desteğini vermeye devam edeceğine inanıyoruz. İstanbul’a Avrupalı ilgisi yeniden yavaş yavaş başlıyor. Japonya ve Çin pazarlarındaki yüksek oranlı artışlar da pandemi zamanı duran Uzakdoğu pazarlarında dönüş başladığını gösteriyor. Bu yılın ilk 2 ayında Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısındaki yüzde 12’lik artış da beklentilerimizi destekliyor. Uluslararası turizm fuarlarından gelen işaretler olumlu. Yılın ilk döneminde gerçekleştirilen fuarlar oldukça başarılı geçti. 2024 yılında otel doluluklarında artış olacağını umuyoruz.”

“Avantajları olan bir ülkeyiz”

Uluslararası Sürdürülebilir Turizm Derneği (USTUD) Başkanı Adviye Bergemann da Türkiye’nin dinamikleri çok farklı bir ülke olduğunu aktararak, “Sektör 2024’te daha temkinli hedefler ve planlamalar yaptı.” dedi.

Bergemann, “Arzumuz daha iyi bir sene geçirmek ve yüksek doluluklarla seneyi tamamlamak. Lüks turizmde Avrupa geçtiğimiz yıllara göre çok daha iyi gidiyor. Talepler artan yönde bir ivme gösteriyor. Rakip destinasyon sayısının çokluğuna rağmen biz avantajları çok olan bir ülkeyiz, bunlara odaklanarak tüm turizmcilere harika bir sezon diler tüm meslektaşlarımın da turizm haftasını kutlarım.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tursab-baskani-turkiye-rezervasyonlarinda-onemli-artislar-var/feed/ 0
Msb Yetkilisi: Kürecik Radarından Elde Edilen Bilgilerin NATO Müttefiki Olmayan Ülkelerle Paylaşımı Söz Konusu Değil https://www.haber60.com.tr/msb-yetkilisi-kurecik-radarindan-elde-edilen-bilgilerin-nato-muttefiki-olmayan-ulkelerle-paylasimi-soz-konusu-degil/ https://www.haber60.com.tr/msb-yetkilisi-kurecik-radarindan-elde-edilen-bilgilerin-nato-muttefiki-olmayan-ulkelerle-paylasimi-soz-konusu-degil/#respond Thu, 18 Apr 2024 21:15:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28103 MELİS YILDIRIM

Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB) üst düzey bir yetkili, Kürecik’teki NATO radarının İran’ın İsrail’e misilleme saldırısı esnasında İsrail’e bilgi aktarıp aktarmadığına dair, “Kürecik radarı, tamamen ulusal güvenliğimiz gereği kurulmuş olup, NATO müttefiki ülkelerin korunmasını amaçlamaktadır. Bu radar sisteminden elde edilen bilgiler NATO prosedürleri çerçevesinde müttefiklerle paylaşılmakta, NATO müttefiki olmayan ülkelerle paylaşımı söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Salonu’nda haftalık bilgilendirme toplantısı yaptı. Aktürk, özetle şöyle konuştu:

“SON İKİ HAFTADA 75 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ”

“Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil; son iki haftada 75 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 331’i Irak’ın, 417’si Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 748 olmuştur.

Cumhuriyet tarihimizin en yoğun tedbirleri ve tesis edilen çok katmanlı emniyet sistemi ile korunan hudutlarımızda; son iki haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 11’i terör örgütü mensubu olmak üzere 373 şahıs yakalanmış, 4 bin 784 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 485’e, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 46 bin 305’e yükselmiştir.

Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı terörist daha 4 Nisan’da Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur. Ayrıca, son iki hafta içerisinde yapılan operasyonlarda yaklaşık 45 kilogram uyuşturucu madde ile 7 adet tabanca ele geçirilmiştir.”

“GÜVEN ARTIRICI ÖNLEMLER TOPLANTISI YUNANİSTAN VE TÜRKİYE’DEN HEYETLERİN KATILIMIYLA 22 NİSAN’DA ATİNA’DA YAPILACAK”

Aktürk, Yunanistan ve Türkiye’den heyetlerin katılımıyla Güven Artırıcı Önlemler Toplantısı’nın 22 Nisan Pazartesi günü Atina’da yapılacağı bilgisini vererek, şöyle devam etti:

“Ankara’daki toplantıda üzerinde mutabakata varılan Güven Artırıcı Önlemler çerçevesinde Trakya’daki sınır birlik komutanlarının karşılıklı ziyaretleri kapsamında; Yunanistan 3’üncü Mekanize Piyade Tugay komutanı tarafından 16-17 Nisan’da Edirne’deki 54’üncü Mekanize Piyade Tugayı’na ziyaret gerçekleştirilmiştir. Bugün ve yarın da 4’üncü Mekanize Piyade Tugay komutanımız tarafından Yunanistan’daki 31’inci Mekanize Piyade Tugayı ziyaret edilmektedir. Karşılıklı olarak gerçekleştirilen bu ziyaretler Güven Artırıcı Önlemler kapsamında 2024 Uygulama Planı’nda mutabık kalınan 16 faaliyetin ilk ikisidir.

Aktürk, Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında imzalanan Memorandum ile Karabağ bölgesinde ateşkesin kontrolü ve ihlallerin önlenmesi maksadıyla 30 Ocak 2021’de Ağdam/Azerbaycan’da teşkil edilen Türk-Rus Ortak Merkezinin görevinin tamamlanmasına yönelik çalışmaların Rusya Federasyonu ve Azerbaycan ile koordineli devam ettiğini bildirdi.

“BÖLGEMİZİN DAHA FAZLA FELAKETE SÜRÜKLENMEMESİ İÇİN GEREKEN ADIMLAR HAYATA GEÇİRİLMELİ”

İsrail’in saldırılarına ilişkin Tuğamiral Zeki Aktürk, “İsrail’in başlattığı bu saldırılar karşısında ülkemiz adaletli ve insani tutumunu sürdürerek vahşetin durdurulması ve bölge geneline sıçramaması adına uluslararası toplumu sorumluluk almaya davet etmiş, İsrail’e de bu katliamlarını durdurması için çağrıda bulunmuştur. Bölgemizin daha fazla felakete sürüklenmemesi için gereken tüm adımların ivedi bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Aktürk, TCG NUSRET müze gemisi tarafından, Türk Deniz Tarihi’nin tanıtılması, denizciliğin sevdirilmesi ve yaygınlaştırılması kapsamında; 20 Nisan’da Dikili, 22-23 Nisan’da İzmir, 26 Nisan’da Kuşadası ve 28 Nisan’da Bodrum liman ziyaretleri icra edileceğini ve geminin halkın ziyaretine açılacağını bildirdi.

Zeki Aktürk, Türkiye-Japonya arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100’üncü, ERTUĞRUL fırkateyninin Japonya seyrinin 134’üncü yıl dönümü kapsamında, 8 Nisan’da İzmir’in Foça ilçesinde yapılan “Uğurlama Töreni” ile Japonya seyrine başlayan ve 20 ülke 24 liman ziyareti gerçekleştirecek olan TCG KINALIADA korvetinin; Cidde/Suudi Arabistan liman ziyaretinin ardından 17 Nisan’da Cibuti’ye ulaştığını kaydetti.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile ilgili de Aktürk, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Gazi Meclisimizin açılışının 104’üncü yıl dönümünü şimdiden kutluyor, geleceğimiz olan çocuklarımıza böyle bir bayram armağan eden Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Milli Savunma Bakanlığı olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı coşkusunu milletimizle birlikte çeşitli etkinliklerle kutlayacağız. Bu kapsamda; Deniz Kuvvetlerimiz tarafından 23 gemi ile 23 liman ziyareti gerçekleştirilecek ve gemiler halkımızın ziyaretine açılacak, Çanakkale’de SOLOTÜRK ile Antalya’da Türk Yıldızları Akrobasi Timi gösterisi, Düzce’de 3 uçak ile muharip uçak geçişi yapılacaktır.” ifadelerini kullandı.

Aktürk, Çanakkale Kara Muharebeleri Yıl Dönümü Anma Törenleri kapsamında; 24-25 Nisan’da SOLOTÜRK tarafından Çanakkale’de gösteri uçuşları icra edileceğini bildirdi.

“İNCİRLİK’TEKİ 10’UNCU TANKER ÜST KOMUTANLIĞI’NIN İSMİ ’10’UNCU ANA JET ÜS KOMUTANLIĞI’ OLARAK DEĞİŞTİRİLDİ”

Tuğamiral Aktürk, “İncirlik Adana’da bulunan 10’uncu Tanker Üs Komutanlığı’nın ismi Hava Kuvvetlerimizin ihtiyaçları doğrultusunda ’10’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı’ olarak değiştirilmiştir” dedi.

MSB YETKİLİSİ: TÜM GELİŞMELER YAKINDAN TAKİP EDİLDİ

MSB’den üst düzey bir yetkili, İran’ın İsrail’e misilleme saldırısının olduğu gece Türk Silahlı Kuvvetleri’nin önleyici tedbirler alıp almadığına dair soru üzerine şu değerlendirmede bulundu:

“Biz MSB olarak bölgemizdeki savunma ve güvenlik konularını yakından takip ediyoruz. İlk andan itibaren tüm gelişmeler yakından takip edilmiş, muhtemel gelişmelere yönelik alınabilecek tüm tedbirler alınmıştır ve alınmaya da devam edilmektedir.

Türkiye, İsrail’in 7 Ekim’de başlattığı saldırılara karşı tutarlı, insani ve adaletli tutumunu devam ettirmektedir. Bölgesel barışa ve istikrara önem veriyoruz ve bunun için gerekli adımları atıyoruz. Hadiselerin tırmanması olayları bölgesel bir savaşa dönüştürebilir. Ayrıca Gazze’de yaşanan katliamın uluslararası kamuoyunun gözenden kaçırılmaması yönünde hassasiyet gösteriyoruz.

İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan saldırılarına ve saldırılarının bölge ülkelerine de yansımasından endişe ederek uluslararası toplumu göreve çağırdık. Bölgemizin istikrarını bozacak, küresel çatışmalara neden olacak gelişmelerin yaşanmaması için çabalarımızı sürdürmekteyiz. İtidalli davranarak geniş bir bölgesel çatışmanın kapılarını aralayacak adımlardan kaçınmanın ve bölge ülkelerinde sağduyunun hakim olmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.”

ABD bombardıman uçaklarının geçtiğimiz günlerde İncirlik’te yaptığı eğitimlere ilişkin yetkili, “15-17 Nisan tarihlerinde hava sahamızda F-16’larımız eşliğinde ABD’ye ait B-1B uçaklarıyla havada yakıt ikmali ve Müşterek Taarruz Kontrolör Eğitimleri gerçekleştirilmiştir. ABD uçakları 17 Nisan tarihinde ülkemizden ayrıldılar. Bahse konu eğitimler, ikili anlaşmalar ve müttefiklik kapsamında yılda bir kaç kez yapılan eğitimlerdir ve icra edilen eğitim de çok daha önceden planlanmış olup, son dönemde bölgemizde meydana gelen gelişmelerle bir ilgisi bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

“KÜRECİK RADARINDAN ELDE EDİLEN BİLGİLERİN NATO MÜTTEFİKİ OLMAYAN ÜLKELERLE PAYLAŞIMI SÖZ KONUSU DEĞİL”

Bakanlık yetkilisi Kürecik’teki NATO radarının İran’ın İsrail’e saldırısı esnasında İsrail’e bilgi aktarıp aktarmadığına dair soru üzerine, “Kürecik radarı, tamamen ulusal güvenliğimiz gereği kurulmuş olup, NATO müttefiki ülkelerin korunmasını amaçlamaktadır. Bu radar sisteminden elde edilen bilgiler NATO prosedürleri çerçevesinde müttefiklerle paylaşılmakta, NATO müttefiki olmayan ülkelerle paylaşımı söz konusu değildir” yanıtını verdi.

Irak’ın kuzeyinde devam eden operasyonlar için, “Bölgede operasyonlarımız 7/24 hız kesmeden devam ediyor. Daha önce de sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bakanımızın ifade ettikleri gibi Pençe-Kilit’te kilit bu yaz kapanacak ve bu kilit kapanırken hangi prensipler doğrultusunda çalışacağımızı Bakanımız açıkladı. Öngörülemez, alışılmadık, PKK’nın reaksiyon gösteremeyeceği şekilde süratli operasyonlar devam ettirilecek” bilgisi verildi.

“YUNANİSTAN’IN TEK TARAFLI STATÜ OLUŞTURMA ÇABALARINI ENGELLEMEK İÇİN TEYAKKUZ HALİNDEYİZ”

MSB yetkilisi Yunanistan’ın Deniz Parkı ilan etme girişimi ve 22 Nisan’da yapılacak Güven Artırıcı Önlemler Toplantısı ile ilgili şunları kaydetti:

“Yunanistan Dışişleri Bakanlığı tarafından 8 Nisan 2024 tarihinde Ege Denizi ve İyon Denizi’nde iki büyük deniz parkı ilan edileceği duyurulmuştur. İlan edilmesi planlanan parklar hakkında Dışişleri Bakanlığımız diplomatik olarak gerekli girişimlerde bulunmuş, EGAYDAAK’lar üzerindeki tek taraflı fiili durumların kabul edilmeyeceğini ve herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağını ifade etmiştir. Bakanlık olarak Ege Denizi’nde hak, alaka ve menfaatlerimizi korumak ve Yunanistan’ın tek taraflı statü oluşturma çabalarını engellemek maksadıyla teyakkuz halinde bulunmaktayız.

22 Nisan’da Atina’da gerçekleştirilecek Güven Artırıcı Önlemler toplantısında 2024 Yılı GAÖ Uygulama Planı gözden geçirilecek ve 2025 Yılı Uygulama Planı’nda yer alabilecek faaliyetlere ilişkin teklifler görüşülecektir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/msb-yetkilisi-kurecik-radarindan-elde-edilen-bilgilerin-nato-muttefiki-olmayan-ulkelerle-paylasimi-soz-konusu-degil/feed/ 0
Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı: Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu ülke tanıtımı için büyük bir organizasyon https://www.haber60.com.tr/turkiye-bisiklet-federasyonu-baskani-cumhurbaskanligi-turkiye-bisiklet-turu-ulke-tanitimi-icin-buyuk-bir-organizasyon/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-bisiklet-federasyonu-baskani-cumhurbaskanligi-turkiye-bisiklet-turu-ulke-tanitimi-icin-buyuk-bir-organizasyon/#respond Thu, 18 Apr 2024 21:07:01 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28098 Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, 21-28 Nisan’da 59’uncusu düzenlenecek Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun ülke tanıtımı için büyük bir organizasyon olduğunu vurguladı.

Antalya, Muğla, Aydın, Manisa, İzmir ve İstanbul’da 25 takım, 175 sporcunun yarışacağı 59. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu öncesinde AA muhabirine konuşan Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, bu turun Kırkpınar ve Gazi Koşusu’ndan sonra en uzun süre aralıksız yapılan spor organizasyonu olduğunu dile getirdi.

Hazırlıkların tamamlandığını, hafta sonunda Antalya’da basın lansmanı gerçekleştirileceğini söyleyen Müftüoğlu, “Çok güzel, çok farklı, tanıtım anlamında özel bir tur olacak. Stratejilerimizin arasında ülke tanıtımı çok önemli, turizm çok önemli. Bu yıl ülkemizde turizm yükünü kaldıran 4 büyük şehir tura dahil. Bunlar Antalya, Muğla, İzmir ve İstanbul. Rakamlar da bunu gösteriyor. Antalya, İzmir, İstanbul’da etaplar var, Muğla’da da Bodrum, Marmaris, Fethiye etapları var. Turizm sezonu yakında başlayacak. Bisiklet turları, turizm sezonları başlarken yapılıyor. Temmuz, ağustos aylarında gelecek birisi planlamalarını bu aylarda yapıyor. Televizyonda ve sosyal medyada buraları görünce, bu bölgeleri tercih edebiliyor.” açıklamasını yaptı.

Geçen yıl yapılan organizasyonun 5 kıtada 190 ülkede 13 dilde 700 milyon haneye ulaşmasıyla ilgili konuşan Müftüoğlu, şunları kaydetti:

“Organizasyonun sezona çok büyük katkısı var. Televizyonlar mutlaka görüntü anlamında önemli. Sosyal medyada da son yıllarda aktif durumdayız. Turizm Bakanlığı Turizm Geliştirme Ajansı yurt dışından fenomenler getiriyor ve bu sayede büyük etkileşim sağlanıyor. Dijital medyada farklı bir etkileşim ağı kuruyoruz. 2008 yılında nasıl televizyonla bugünkü rakamlara ulaştıysak, dijital anlamda da atılım yapıyoruz. 2000’li yılların başıyla bugüne baktığımızda rakamlardaki farklılıkları görüyoruz. Herkes bir şey yapıyor bunun için. Ama tanıtım anlamında, bir ülke daha iyi nasıl tanıtılabilir ki? Ben Alanya’da yaşıyorum. Alanya Kalesi’nin özelliklerini 2008, 2009 yıllarındaki turlarda detaylı olarak gördüm. Belki fotoğrafta görüyorlar ama bu şekilde görmek çok katkı sağlıyor. Turizmin tanıtımı için ülkeler müthiş paralar harcıyor. Paris, Fransa Bisiklet Turu’yla turizm anlamında farklı bir boyuta geldi. İtalya Turu, İspanya Turu tanıtım için büyük paralar harcıyor. Buraları cazibe merkezi haline getiriyorlar. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, ülke tanıtımı için büyük bir organizasyon.”

“Türk bisikleti artık olimpiyata gitmeyi değil, olimpiyatta madalya hedeflesin istiyoruz”

Bisiklet turlarında olmazsa olmazın tırmanış etapları olduğunu, Manisa’daki Spil Dağı’nın da bu yıl tekrar etaplarda yer aldığını belirten Müftüoğlu, “Geçen yıl Babadağ etabı vardı. Çok önemli, çok özel bir etaptı. Yokuş etapları olmazsa olmazdır. Takımlarda sprinterler ve dağcılar var. Hal böyle olunca mutlaka her turun yokuşu ve sprint yarışları vardır. Daha önce Elmalı’da da yaptık. Ülkemizin doğa harikası yerlerini göstermeye çalışıyoruz. Manisa’da biliyorsunuz meşhur mesir macunu var. Bunun da tanıtımına katkı sağlandı. Tüm alternatifleri ortaya koyuyoruz ki her şehrin turizm potansiyeli ortaya çıksın istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bakanlıkların, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının tur için çok çaba ortaya koyduğunun altını çizen Müftüoğlu, şöyle konuştu:

“Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etmek istiyoruz. Bu turu himayelerinde yapıyoruz. Kendisi daha önce bisiklete bindi. Üsküdar’da bisiklete binmişti, bunu yapan ilk ve tek cumhurbaşkanımız oldu. Bu katkılarla veledrom ortaya çıktı ve madalyalar gelmeye başladı. Yeni bir proje yapıyoruz. Artık gran fondo yarışları ülkede nasıl farklı bir boyuta geldiyse, veledromu da halkın binebileceği, insanların gruplar halinde Konya’da hem yarışabileceği hem de spor için bisiklet kullanabileceği bir yer haline getirmek istiyoruz. Bisikletin tabana yayılması için bir proje yapmak istiyoruz.”

Konya’daki veledromda geride kalan aylarda 15-16 yaş aralığındaki sporculara kamp yaptırdıklarını hatırlatan Müftüoğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Bu kampın sonunda 25-30 kişilik bir milli takım kafilesi oluşturduk. Buradan 2028 ve 2032’de madalyaya gitmek istiyoruz. Türk bisikleti artık olimpiyata gitmeyi değil, olimpiyatta madalya hedeflesin istiyoruz. Geçen yıl veledromda bir gümüş ve bir bronz madalya aldık. Bunu kısa sürede yaptıysak olimpiyat madalyasını neden almayalım. Türk bisikletinin geleceği veledromda. Olimpiyatlarda bisiklette çok fazla madalya var, bunlara talibiz. En çok kota veren branşlardan birisi bisiklet. Biz büyük bir ülkeyiz. Cumhurbaşkanımızın koyduğu 100. yıl vizyonuyla hareket edip yeni bir bisiklet dünyası inşa etmeye çalışıyoruz. Bunu da başaracağız. 4 tane Türk profesyonel takımı var. 2010 yılına kadar takım yoktu. Konya Büyükşehir Belediyespor, Sakarya Büyükşehir Belediyespor, Beykoz Belediyespor ve Spor Toto olarak 4 takımla bu turda yarışacağız.”

“2008 yılındaki televizyon yayınlarıyla birlikte ülkede bisiklet anlamında her şey değişti”

Türkiye’de bisiklet kullanımının günden güne arttığını, halkın ulaşım için değil, spor için bisiklet kullandığını aktaran Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, “Hobiler oluştu, gruplar oluştu. Belediyelerimiz, bakanlıklarımız çok destek veriyor. Eskiden bisiklet yolu yoktu. Şimdi ülkede bisiklet dostu oteller oluşmaya başladı. Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’a da teşekkür etmek istiyoruz. Bisiklet turizmi, sporun tabana yayılması, sporcu yetiştirilmesi hedeflerimizi büyütüyoruz. Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak, bizim liderimiz durumunda. 2008 yılındaki televizyon yayınlarıyla birlikte ülkede bisiklet anlamında her şey değişti. Bu tarihten sonra satılan bisiklet sayısındaki fark da kendisini gösteriyor. Başarıyoruz ve başarmaya da devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun çok kapsamlı olduğuna da dikkati çeken Müftüoğlu, sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Bu organizasyon tek bir kurumun yapabileceği bir şey değil. Bu organizasyonda İçişleri Bakanlığımız, Sağlık Bakanlığımız, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız, Turizm Bakanlığımız ve Turizm Geliştirme Ajansımız, Gençlik ve Spor Bakanlığımız, valiliklerimiz, belediyelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve medyaya çok teşekkür ediyoruz. Türkiye Spor Yazarları Derneği, başladığımız günden bu yana bize büyük destek veriyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-bisiklet-federasyonu-baskani-cumhurbaskanligi-turkiye-bisiklet-turu-ulke-tanitimi-icin-buyuk-bir-organizasyon/feed/ 0
Dubai’deki Aşırı Yağışlar Hava Trafiğini Etkiledi https://www.haber60.com.tr/dubaideki-asiri-yagislar-hava-trafigini-etkiledi/ https://www.haber60.com.tr/dubaideki-asiri-yagislar-hava-trafigini-etkiledi/#respond Thu, 18 Apr 2024 08:36:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28069 Körfez ülkelerinde ölümlü su baskınları ve sellere neden olan aşırı yağışlar dünyanın en yoğun ikinci havalimanındaki hava trafiğinde de büyük aksamalara neden oldu.

Dubai Uluslararası Havaalanı yetkilileri, uçuşu olan yolculara “çok zorlu koşullar” yaşandığı açıklamasını yaptı ve havalimanına gelmeme çağrısında bulundu.

Ülkenin kuzeyinde araç içinde su baskınına yakalanan bir kişi hayatını kaybetti.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin kuzey komşusu Umman da son 75 yılın en şiddetli yağışından en çok etkilenen bölge ülkeleri arasında bulunuyor.

1400 kişinin sığınaklara yerleştirildiği ülkede sel sularına kapılan en az 19 kişi hayatını kaybetti. Ölenler arasında servis araçları suya kapılan 10 öğrenci de bulunuyor.

Flight Aware isimli uçuş takip sitesinin verilerine göre, Dubai Uluslararası Havaalanı’na iniş ve kalkış dahil 300 uçuş iptal edildi. Yüzlerce uçuş da ertelendi.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Atlanta Havalimanı’ndan sonra dünyanın en çok yolcu taşıyan ikinci havalimanında yetkililer, eskiye dönmenin “zaman” alacağı konusunda uyarıyor.

Merkezi Dubai’de bulunan Emirates Havayolları, şehirden yapılacak uçuşlarda, check-in işlemlerini Perşembe gününe kadar askıya aldı.

Meteoroloji yetkilileri, şiddetli yağmur ve kuvvetli rüzgar beklentisinin devam ettiğini ve pek çok alçak bölgenin hala sular altında olduğu konusunda uyarıyor.

Sosyal medyada yer alan videolarda Dubai Havalimanı’nın sular içinde kalmış apronu ve uçaklar görülüyor.

BAE ve Umman’ın yanı sıra Suudi Arabistan ve Bahreyn’de de seller kaydedildi.

Yetkililer son 75 yılın en yüksek yağış miktarının kaydedildiğini duyurdu.

BAE’de yağış Pazartesi gecesi başladı ve Salı akşamına kadar ülke geneline 142 milimetre, yani yaklaşık 1,5 yıllık yağmur düştü.

Ulusal Meteoroloji Merkezi’ne göre yağış Abu Dabi, Dubai ve Şarika da dahil olmak üzere ülkenin büyük bir bölümünde etkili oldu.

Meteoroloji Merkezi, Al Ain’deki Khatm al-Shakla bölgesine 24 saatten kısa bir süre içinde 254,8 milimetre yağış düştüğünü belirtti.

Yetkililer suları tahliye etmeye çalışırken Dubai’de evlerin sular altında kaldığı ve araçların yollarda terk edildiği bildirildi.

Düzenli yağış olmaması nedeniyle bölge altyapısal olarak bu tür hava olaylarına hazırlıklı değil.

Dubai’deki Dubai Mall ve Mall of the Emirates alışveriş merkezlerinin de selde zarar gördüğü aktarıldı.

BAE hükümetinin medya ofisi tarafından sosyal medyadan yapılan açıklamada sağanak yağışların “istisnai” bir iklim olayı olduğu belirtildi.

Aşırı yağışın sebebi ne?

Körfez bölgesi genellikle sıcak ve kurak havasıyla bilinse de son yıllarda sele neden olan şiddetli yağışların sayısı arttı.

Bilim insanları, dünya ısındıkça olağanüstü fırtınaların daha yaygın hale geldiğini söyleyerek bölgedeki olağan dışı hava koşullarını iklim değişikliğine bağladı.

Her 1 derecelik artış karşılığında atmosfer yaklaşık yüzde 7 oranında daha fazla nem tutabiliyor.

Bu da bazen daha kısa sürede ve daha küçük alanlarda daha yoğun yağışa yol açabiliyor.

Dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri olan BAE, geçen yıl düzenlenen COP28 iklim değişikliği konferansına ev sahipliği yaptı.

Konferansta fosil yakıtlardan uzaklaşma çağrısı yapan bir anlaşma taslağı ilk defa onaylandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dubaideki-asiri-yagislar-hava-trafigini-etkiledi/feed/ 0
Uluslararası Balkan Üniversitesi’nde Balkan Araştırmaları Merkezi açıldı https://www.haber60.com.tr/uluslararasi-balkan-universitesinde-balkan-arastirmalari-merkezi-acildi/ https://www.haber60.com.tr/uluslararasi-balkan-universitesinde-balkan-arastirmalari-merkezi-acildi/#respond Thu, 18 Apr 2024 01:33:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27972 Kuzey Makedonya’da faaliyet gösteren Uluslararası Balkan Üniversitesi (IBU) bünyesinde çalışmalarda bulunacak olan Balkan Araştırmaları Merkezinin açılışı gerçekleştirdi.

IBU’nun başkent Üsküp’teki kampüsünde düzenlenen etkinliğe Türkiye’nin Üsküp Büyükelçisi Fatih Ulusoy, Azerbaycan’ın Belgrad’taki mukim Üsküp Büyükelçisi Kamil Khasiyev, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Kuzey Makedonya temsilcisi Gabriel Gualano de Godoy, Kuzey Makedonya Kültür Bakan Yardımcısı Onur Ali, ülkedeki Türk kurum ve kuruluşlarının temsilcileriyle akademisyen ve öğrenciler katıldı.

Balkan Araştırma Merkezinin açılışı kapsamında “Ukrayna ve Gazze çatışmalarının küresel etkileri ve Kafkasya’daki jeopolitik bağlam: Siyasi, sosyal ve ekonomik çıkarımlar” konulu panel de düzenlendi.

Büyükelçi Ulusoy, yaptığı açıklamada, merkezin açılmasını önemsediklerini ve desteklediklerini ifade ederek, çalışmalarında başarılar diledi.

Açılış kapsamında düzenlenen panelde Gazze, Filistin, Ukrayna, Azerbaycan- Ermenistan, göç ve sığınmacılar konusu gibi önemli konuların işlendiğini aktaran Ulusoy, şunları kaydetti:

“Biz özetle Türkiye’nin Gazze meselesine bakışını anlattık. Son olarak Şam’daki İran büyükelçiliğine yapılan saldırı, İsrail’in yaptığı bu saldırının uluslararası hukuka aykırı olduğunu, sonrasında İran’ın verdiği cevap nedeniyle konunun Gazze’den dağıtılmaması gerektiğini, bizim Gazze’ye odaklanmamız ve bir an evvel çözüm için çalışmamız gerektiğini, Türkiye’nin bu konuda yaptığı çabaları, diplomasiyi vurgulamaya çalıştık. Filistin’e bizim yaptığımız yardımları anlattık. Son olarak dün akşam çıkan gemiyle beraber 9’uncu yardım gemisi, 13 askeri kargo uçağıyla birlikte yaptığımız yardımları izah ettik.”

Panelde uluslararası hukuka uyulması gerektiğini anlattıklarını aktaran Ulusoy, Azerbaycan-Ermenistan konusunda da Türkiye olarak iki ülke arasında bir an evvel kalıcı anlaşmanın sağlanmasını desteklediklerini söyledi.

Azerbaycan’ın topraklarının 30 yıldır Ermenistan işgalinde olduğuna işaret eden Ulusoy, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının (AGİT) Minsk Grubu’nun gerekli çözümü sağlayamadığını, konunun Azerbaycan’ın kendi çabalarıyla nihayete erdirildiğini hatırlattı.

Panelin konuları arasında Ukrayna meselesi de olduğunu aktaran Ulusoy, Türkiye’nin BM ile sağladığı Tahıl Anlaşması’na değindiklerini kaydetti.

Türkiye’nin dış politikasının her zaman barış ve istikrarı önemsediğini vurgulayan Ulusoy, “Bu her bölge için geçerli olduğu gibi Balkanlar için de geçerli. Balkanlar’ın istikrarını, barışını biz kendi ülkemizin barışı ve istikrarından farklı görmüyoruz. Bu konuda Türkiye her zaman hem tarihte hem yakın dönemlerde de üzerine düşen ne varsa yapmıştır, bundan sonra da hiç çekinmeden yapacaktır.” ifadelerini kullandı.

“Azerbaycan’ın dış politikasının önceliklerinden biri Balkan ülkeleriyle dostane ilişkiler geliştirmektir”

Khasiyev de dünyadaki ve bölgedeki karmaşık jeopolitik durum göz önünde bulundurulduğunda, Balkan Araştırma Merkezinin zamanında yapılmış bir girişim olduğunu, herkesin düşünce kuruluşlarının ve akademi dünyasının katkısına, bir süredir karşılaştıkları çok karmaşık sorunların üstesinden gelmek için yeni fikirlere ihtiyaçları olduğunu söyledi.

Azerbaycan’ın Balkan bölgesindeki ülkelerle işbirliğine büyük önem verdiğine işaret eden Khasiyev, “Azerbaycan’ın dış politikasının önceliklerinden biri de bu bölgedeki ülkelerle dostane ilişkiler geliştirmektir. Güney Kafkasya çok karmaşık bir bölge ancak aynı zamanda pek çok konuya etkisi açısından jeostratejik açıdan da çok önemli bir bölge. Tarihsel olarak her zaman bazı güçlerin belirli bir rekabet alanı olmuştur. Şu ana kadar bu bölgede bazı karmaşık sorunlara tanık olduk.” değerlendirmesinde bulundu.

Godoy da BMMYK olarak böyle bir etkinliğe katılmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, aralarında çatışma ve savaştan kaçan mültecilerin de bulunduğu küresel zorlukların nasıl çözüleceğine dair farklı bakış açıları için, özellikle akademiden daha fazla muhataba ihtiyaçları olduğunu vurguladı.

Mültecilerin ve zorla yerinden edilen kişilerin sayısına vurgu yapan Godoy, “Dünya çapında 114 milyondan fazla (mülteci ve zorla yerinden edilen kişi) var. Bu, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en büyük insani kriz. Bu nedenle, savaş ve çatışmadan kaçan insanlara çözüm bulmak amacıyla ittifaklar kurabilmemiz için uluslararası toplumun, üye devletlerin yanı sıra özel sektörün, sivil toplum kuruluşlarının ve akademi dünyasının da gücüne ve kararlılığına ihtiyacımız var.” dedi.

IBU Rektörü Prof. Dr. Lütfi Sunar da Balkan Araştırmaları Merkezinin yeni jenerasyon araştırma merkezi olarak faaliyet göstereceğine dikkati çekerek, “Dünyanın her yerinden birçok kurum ve kişiyle yakın ilişkimiz, bağlantımız ve işbirliklerimiz olacak. Üniversitemizde sadece kendi bünyemizde organize olup araştırma yapmayacağız, bunu küresel düzeyde yapacağız.” şeklinde konuştu.

IBU Rektör Yardımcısı ve Balkan Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mevludin İbishi ise merkezin hedeflerine işaret ederek, “Amacımız, akademik kuruluşların üst düzey akademik gelişimlerine ve kamu kuruluşlarının yanı sıra diğer paydaşların bilgiye dayalı kararlar almasına ve etkili politikalar oluşturmasına yardımcı olmak amacıyla objektif, iyi araştırılmış analizler sağlamaktır.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/uluslararasi-balkan-universitesinde-balkan-arastirmalari-merkezi-acildi/feed/ 0
CHP lideri Özel: “Türkiye’nin AB üyeliği konusunda AB’deki yoldaşlarımızın desteği önem taşımaktadır” https://www.haber60.com.tr/chp-lideri-ozel-turkiyenin-ab-uyeligi-konusunda-abdeki-yoldaslarimizin-destegi-onem-tasimaktadir/ https://www.haber60.com.tr/chp-lideri-ozel-turkiyenin-ab-uyeligi-konusunda-abdeki-yoldaslarimizin-destegi-onem-tasimaktadir/#respond Wed, 17 Apr 2024 22:51:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27892 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi İlkbahar Oturumunda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği sürecine değinerek, “Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda Avrupa Birliği’ndeki yoldaşlarımızın desteği önem taşımaktadır. AB tam üyeliği, parti olarak bizim de halkımızın da temel hedefidir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Fransa’da, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi İlkbahar Oturumu kapsamında Sosyalistler, Demokratlar ve Yeşiller Grubu’nda konuştu. Özgür Özel, konuşmasına, “75 yıl önce Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerinin temsilcilerinin bir araya gelmesiyle oluşan Strasbourg’daki Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde ilk kez bulunuyor olmaktan, bugün Sosyalistler, Demokratlar ve Yeşiller Grubu’nda sizlere hitap ediyor olmaktan büyük gurur duyuyorum” sözleri ile başladı. Özel, “Ülkemiz bu çatı altında 18 üye ile temsil edilmektedir. Partimizin Avrupa Konseyi’ne ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne bakışı, bu konseyin ilk toplantısında kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinden sapmamıştır. Ülkemizin kurucu partisi olarak demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi için mücadele etmeyi sürdürüyoruz. Avrupa Konseyi’nin temel amacı olan insan hakları ile temel hak ve özgürlüklerin korunması gelişmelerini ilke edinmiş olan bir partiyiz. Kasım ayında CHP Genel Başkanı olarak seçildiğimde partimizin Avrupa ve dünyadaki kardeş partilerle, yoldaşlarımızla daha sıkı ilişkiler ve dayanışma içinde olması gerektiğinin altını çizmiştik. Yerel seçimler nedeniyle zamanımız dar da olsa Almanya’da SPD kongresine, Madrid’de Sosyalist Enternasyonal zirvesine, Bükreş’te Avrupa Sosyalist Partisi liderler zirvesine katıldım. Partimizde Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde görev yapmış çok değerli yöneticilerimiz, milletvekillerimiz, Avrupa kurumlarını çok iyi bilen isimler var. Bundan sonra da bu temaslarımızı sıklaştırarak sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

“Ülkemizin birinci partisi haline geldik”

Özel, “CHP olarak geçtiğimiz yıl 100’üncü kuruluş yılımızı kutladık. Avrupa’nın en köklü sosyal demokrat partilerinden biri olarak 2 hafta önce yerel seçimlerde oy oranımızı yüzde 38’e çıkarıp 17 milyon 300 bin vatandaşımızın desteğini alarak partimizi ülkemizin birinci partisi haline getirdik. 14’ü büyükşehir olmak üzere Türkiye’nin 35 ilinde birinci parti olarak belediye başkanlıklarını kazandık. Şu anda iktidarda olan partiden 11 il daha fazla kazanmış durumdayız. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Antalya, Bursa, Muğla olmak üzere hepinizin bildiği Türkiye’nin hem sanayi açısından, hem ekonomi açısından hem de sizlerin en çok ziyaret ettiği 10 ilden 9’unu CHP’li belediyelerin yönetmekte olduğunu, bugün ülke nüfusunun yüzde 65’inin CHP’li belediyelerden hizmet almakta olduğunu, yönettiğimiz belediyelerin ülke ekonomisinin yüzde 80’inini temsil ediyor olduğunu not etmek isterim” diye konuştu. Sosyal demokrat bir parti olduklarını, bu sebeple toplumun tüm kesimlerinden aldıkları bu desteğin sorumluluklarını arttırdığını belirten Özel, “Bu sorumluluğumuzun bilinciyle sosyal demokrat değerlerden ve halkımızın ihtiyacı olan adaletli yönetimden asla taviz vermeyeceğiz. Belirtmek isterim ki bizim öncüsü olduğumuz yeni siyasetin kadrolarında kadınlara ve gençlere çok daha fazla yer var. Partimizin yönetiminde yüzde 50 kadın var ve yönetim kademelerimizin yaş ortalaması 43’tür. Artık daha fazla kadın ve genç belediye başkanımız var. Katılımcı, bilime inanan, kolektif çalışma, halkımızın beklentilerini anlayarak ortak akılla karar alma anlayışı bize başarıyı getirdi. Bu anlayışımızı kurucusu olduğumuz Avrupa Konseyi’nin temel değerlerini yaşatma iradesinden de farklı değildir” dedi.

“Avrupa’daki Türk seçmenlerin daha adil bir Avrupa’yı hedefleyen partilere yöneleceğine inanıyorum”

Özel şunları kaydetti:

“Kadınların şiddetten korunduğu, eşitlik ve toplumun bir parçası olduğu toplum düzeni için İstanbul Sözleşmesi’nden tarafız. Demokrasinin ve insan haklarının herkes için güvence altında olması için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden tarafız. Emeğin, emeklinin, gençlerin, ekonomik ve sosyal hakların güvence altına alınması için Avrupa Sosyal Şartı’ndan tarafız. Bizim tarafımız belli. Bizim kurucu kadrolarımızın gösterdiği rotadan, demokrasiden ve çağdaşlıktan tarafız. Avrupa’nın bütün ülkelerinden ilerici, sosyal demokrat, sosyalist ve çevreci yoldaşlarımızla birlikte 31 Mart günü Türkiye’de partimizin gerçekleştirdiği seçim başarısını tüm Avrupa’ya yaymak bizlerin dayanışmasından ortak mücadelesinden geçmektedir. Bu çerçevede Haziran ayı içinde Avrupa Parlamentosu seçimlerini çok önemli görüyoruz. CHP Genel Başkanı olarak bu seçimlerde ilerici, sosyal demokrat, sol siyasi partilere destek vermeye, katkı sunmaya hazır olduğumuzu buradan ifade etmek isterim. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan Türk seçmenlerin daha adil bir Avrupa’yı hedefleyen partilere yöneleceğine inanıyorum. Bunu bir davet olarak ifade ediyorum. Balkan coğrafyasından komşumuz ve Avrupa’nın en genç ülkesi olan Kosova’nın bu topraklarda Avrupa Konseyi üyeliğinin onaylanmış olmasından da büyük bir memnuniyet duyduğumun altını çizmek isterim.”

“Türkiye’nin AB üyeliği konusunda AB’deki yoldaşlarımızın desteği önem taşımaktadır”

Türkiye’nin 1959’da çıktığı Avrupa Birliği yolculuğunun 65’inci yılında olmasına rağmen halen tam üye statüsünü alamadığını ifade eden Özel, “Bu süreçte her iki tarafın eksik ve hataları nedeniyle ülkemizin tam üyelik hedefi gerçekleşememiştir. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda Avrupa Birliği’ndeki yoldaşlarımızın desteği önem taşımaktadır. AB tam üyeliği, parti olarak bizim de halkımızın da temel hedefidir. Bu, kurucumuzun bize gösterdiği rotadır. Biz Avrupa’nın bir parçasıyız. Türkiye’nin birinci partisi olarak ülkemizin AB üyeliği için katkı sunmaya, diplomatik girişimlerde bulunmaya, Avrupalı dostlarımızı ikna etme konusunda öncülük yapmaya hazırız. Değerli yoldaşlarım, dünyamız bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçmektedir. Artık karşılaştığımız sorunlar sınırlarımızı aşan, çözümü hep birlikte çalışmamız gereken küresel meselelerdir. Birbirine derinden bağlı olan bu sorunlar silsilesi halkımızın ekonomik, sosyal şartlarını ve demokrasilerimizi tehdit etmektedir. Kurulu ekonomik düzenden hak ettiğini alamayan, kendini geride bırakılmış hisseden, gelir adaletsizliği yaşayan kitleleri radikal söylemlerle kendine çeken aşırı sağ ideoloji kıta Avrupa’sının pek çok bölgesinde güçlenmektedir. Yükselen aşırı sağ akımlar ve otoriter rejimler tarihin sayfaları arasına gömdüğümüz zararlı ideolojileri tekrar gün yüzüne çıkarma potansiyeline sahiptir. İşte biz Türkiye’de bu çoklu krize, ortak sorunlara çare üretecek yeni siyasetin önemli ve güçlü adımlarını attık. Bu nedenle demokratik siyaseti güçlendirmeli, yükselen otoriterliğe karşı partilerimiz arasındaki dayanışmayı artırmalıyız. Demokrasiye inanlar, yeni bir ekonomik düzeni kurma iradesi taşıyanlar olarak daha fazla güç birliği yapmalıyız” diye konuştu.

“Gelir eşitsizliği sürdürülemez boyutlara ulaşmıştır”

Özel şöyle devam etti:

“Neoliberal ekonomik düzenin yerine geçecek yeni bir düzen ile katılımcı, demokratik, eşit temsile dayalı bir yönetim anlayışı ortak ihtiyacımızdır. Ne küresel ne ulusal alanda gelir adaleti sağlanamadığı gibi aksine her krizle gelir dağılımı daha bozulmuştur. Hemen her yerde en üst yüzde 1’lik grubun geliri artmıştır. Maalesef gelir eşitsizliği sürdürülemez boyutlara ulaşmıştır. Bu durum hem ulusal hem küresel ölçekte gerilimini besleyen bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu konuda bizlere daha çok görev düşmektedir. Ancak bu şekilde işçilerin, çiftçilerin, dar gelirlilerin, güvencesiz bırakılan kesimlerin sorunlarına çözüm üretebiliriz.”

“Gazze’de kalıcı ateşkes sağlanmadan ülkeler arasında yükselen gerilim dinmeyecek”

Son birkaç yılın, savaş ve çatışmanın hala insanlık için en önemli risklerden biri olduğunu gösterdiğini vurgulayan Özel, “7 Ekim 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği saldırı sonrasında İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonlarda şu an itibariyle 33 binden fazla insan hayatını kaybetmiştir. Bunun önemli bir kısmı kadın ve çocuklardan oluşmaktadır. Gazze’de bu insani dram sürerken hafta sonu İsrail ve İran arasında tırmanan gerilimi endişe ile takip ettik. Geçtiğimiz Kasım ayında uluslararası bir barış çağrısında bulunmuştum. Almanya’da kardeş partimiz SPD kongresinde, Genel Başkan Yardımcılığına seçildiğim Sosyalist Enternasyonal’in Madrid zirvesinde, Bükreş’teki Avrupa Sosyalist Partisi liderler zirvesinde bu konuda bizlere büyük bir sorumluluk düştüğünü vurgulamıştım. Bu gerilimin sadece Orta Doğu coğrafyasında değil, Avrupa ve dünyada büyük kaygıları tetiklediğinin bilincindeyim” şeklinde konuştu. Özel, “Orta Doğu’da tansiyon bu denli yükselmişken partimize düşen görev, bu gerilimi düşürecek her türlü çabanın öncüsü olmaktır. Bu konuda kardeş partilerimizle dayanışma içinde her türlü girişime hazır olduğumuzu ifade etmek isterim. Çünkü bilinmelidir ki Gazze’de kalıcı ateşkes sağlanmadan ülkeler arasında yükselen gerilim dinmeyecek, bu tehdit tüm Avrupa’da, tüm dünyada hissedilmeye devam edecektir. Sorunun kalıcı çözümü için Birleşmiş Milletlerin 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulması erişilecek iki devletli oluşuma ihtiyaç olduğunu vurgulamak isterim. Doğrudan sivilleri hedef alan saldırıların devamına göz yumulması ve bazı ülkelerin tutumları insan hakları gibi temel değerlerin zeminini yok ettiğini bir kez daha üzülerek vurgulamak durumundayım. Biz ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ sözünden hareketle daima barışın sözcüsü, haklının ve mazlumun savunucusu olmaya devam edeceğiz” dedi.

“Azerbaycan ile konsey arasında her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğumuzu da ifade etmek isterim”

Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuş bir partinin lideri olarak köklü bir geleneğin ve önemli bir misyonun temsilcisi olduğunu belirten Özel, “Bu misyonun hedefi çağdaş bir toplum, gelişmiş ve adaletli bir ekonomik düzen oluşturmaktır. Yönetimde aklı ve bilimi hakim kılmak, saygın, barışçıl, maceracılıktan uzak bir dış politika ile hem ülkemizde hem Avrupa’da hem de dünyaya katkı sağlayacak bir mücadeleyi yürütmek durumundayız. Ülkemizde girdiğimiz son seçimlerden aldığımız güçle Avrupa’daki kardeş partilerimizle yürüteceğimiz sıkı dayanışma ile hedeflerini gerçekleştireceğimiz daha adil ve daha eşit toplumlar oluşturacağımız konusunda umutluyum. Geçtiğimiz dönemde Azerbaycan ile aramızda yaşanan, oylamasına dahil olmadığımız ama doğurduğu sonuçlar açısından da üzüntü duyduğumuz sürecin hızla onarılması gerektiğini düşünüyorum. Konseyin ortak değerlerinin sonuna kadar savunucusuyuz. Ancak Azerbaycan ile yaşanan süreç bugüne kadar verdiği sonuçlar açısından her iki taraf açısından da öğreticidir. Bundan sonra ilişkilerin yeniden tesisi noktasında üzerimize düşecek her türlü katkıyı yapmak üzere bizim için çok önemli bir ülke olan Azerbaycan ile konsey arasında her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğumuzu da ifade etmek isterim” diye konuştu.

“Hep birlikte inşa edeceğiz”

Özel şu ifadeleri kullandı:

“Avrupalı demokratlar olarak bütün krizleri üstesinden gelebilecek güçlü iradeye sahibiz. Daha demokratik, daha müreffeh, daha güvenli bir Avrupa, bu ailenin her ferdinin daha insan hakları temelinde daha güçlü bir sosyal devleti mümkün kılmaktadır. İşte bu nedenle dayanışma içinde olmalıyız. Biz hem Türkiye’de hem Avrupa’da söz ettiğim ilkelerin kurucu iradesi olduk. Bundan böyle de bu ilke ve değerleri tüm yurttaşlar için geçerli kılacak bir siyasetin öncüsü olmaya devam edeceğiz. Daha güzel yarınları hep birlikte inşa edeceğimize olan inancımla sizleri selamlıyorum. İyi ki varsınız. Bundan sonra hep birlikte büyük başarıları elde etmeyi düşünüyor, saygılar sunuyorum.” – STRASBOURG

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-lideri-ozel-turkiyenin-ab-uyeligi-konusunda-abdeki-yoldaslarimizin-destegi-onem-tasimaktadir/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye’nin AB üyeliği için katkı sunmaya hazırız https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiyenin-ab-uyeligi-icin-katki-sunmaya-haziriz/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiyenin-ab-uyeligi-icin-katki-sunmaya-haziriz/#respond Wed, 17 Apr 2024 22:21:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27874 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Türkiye’nin AB üyeliği için katkı sunmaya, diplomatik girişimlerde bulunmaya ve Avrupalı dostlarımızı ikna etme konusunda öncülük yapmaya hazırız.” dedi.

Özel, Fransa’nın Strazburg kentinde, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) İlkbahar Oturumu Sosyalistler, Demokratlar ve Yeşiller Grubu Toplantısı’na katıldı.

Özel, burada yaptığı konuşmasında, Türkiye’nin kurucu partisi olarak demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi için mücadele etmeyi sürdürdüklerini belirtti.

Avrupa Konseyinin temel amacı olan insan hakları ile temel hak ve özgürlüklerin korunmasını, gelişmesini ilke edinmiş bir parti olduklarını dile getiren Özel, CHP Genel Başkanı olarak seçildiğinde partilerinin, Avrupa ve dünyadaki kardeş partileriyle, yoldaşlarıyla daha sıkı ilişkiler ve dayanışma içinde olması gerektiğinin altını çizdiğini anımsattı.

Özel, Almanya’da SPD Kongresi’ne, Madrid’de Sosyalist Enternasyonal Zirvesi’ne, Bükreş’te Avrupa Sosyalist Partisi Liderler Zirvesi’ne katıldığını da hatırlatarak, “Partimizde, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde görev yapmış çok değerli yöneticilerimiz, milletvekillerimiz, Avrupa kurumlarını çok iyi bilen isimler var. Bundan sonra da bu temaslarımızı sıklaştırarak sürdüreceğiz.” dedi.

Geçen yıl 100. kuruluş yılını kutlayan CHP’nin, yerel seçimlerde 17 milyon 300 bin vatandaşın desteğini alarak birinci parti olduğunu, 14’ü büyükşehir olmak üzere Türkiye’nin 35 ilinde belediye başkanlıklarını kazandıklarını anımsatan Özel, bugün ülke nüfusunun yüzde 65’inin CHP’li belediyelerden hizmet aldığını ve yönettikleri belediyelerin ülke ekonomisinin yüzde 80’ini temsil ettiğini ifade etti.

Özel, aldıkları bu destekle sorumluluklarının da arttığına işaret ederek, bu bilinçle sosyal demokrat değerlerden ve adaletli yönetimden asla taviz vermeyeceklerini vurguladı.

“Demokrasiden ve çağdaşlıktan tarafız”

Kadınların şiddetten korunduğu, eşitlikle toplumun bir parçası olduğu bir toplum düzeni için İstanbul Sözleşmesinden taraf olduklarını belirten Özel, şöyle devam etti:

“Demokrasinin ve insan haklarının herkes için güvence altında olması için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden tarafız. Emeğin, emeklinin, gençlerin, ekonomik ve sosyal hakların güvence altına alınması için Avrupa Sosyal Şartından tarafız. Bizim tarafımız belli. Biz kurucu kadrolarımızın gösterdiği rotadan, demokrasiden ve çağdaşlıktan tarafız. Avrupa’nın bütün ülkelerinden ilerici sosyal demokrat, sosyalist ve çevreci yoldaşlarımızla birlikte 31 Mart günü Türkiye’de partimizin gerçekleştirdiği seçim başarısını tüm Avrupa’ya yaymak bizlerin dayanışmasından ortak mücadelesinden geçmektedir. Bu çerçevede, haziran ayı içinde Avrupa Parlamentosu Seçimlerini de çok önemli görüyoruz. CHP Genel Başkanı olarak bu seçimlerde ilerici sosyal demokrat, sol siyasi partilere destek vermeye, katkı sunmaya hazır olduğumuzu buradan ifade etmek isterim.”

Özel, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan Türk seçmenlerin, daha adil bir Avrupa’yı hedefleyen partilere yöneleceğine inandığını ve bunu bir davet olarak ifade ettiğini dile getirdi.

“AB üyeliği için öncülük yapmaya hazırız”

Kosova’nın, Avrupa Konseyi üyeliğinin onaylanmasından memnuniyet duyduğunu kaydeden Özel, “Ülkemiz 1959’da çıktığı Avrupa Birliği yolculuğunun 65. yılında halen tam üye statüsü alamamıştır. Bu süreçte her iki tarafın eksik ve hataları nedeniyle ülkemizin tam üyelik hedefi gerçekleşememiştir. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda Avrupa Birliği’ndeki yoldaşlarımızın desteği önem taşımaktadır. AB tam üyeliği, parti olarak bizim de halkımızın da temel hedefidir. Bu, kurucumuzun bize gösterdiği rotadır. Biz Avrupa’nın bir parçasıyız. Türkiye’nin AB üyeliği için katkı sunmaya, diplomatik girişimlerde bulunmaya ve Avrupalı dostlarımızı ikna etme konusunda öncülük yapmaya hazırız.” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özel, dünyanın değişim ve dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, artık karşılaşılan sorunların, sınırları aşan çözümünün hep birlikte çalışılması gereken küresel meseleler olduğuna vurgu yaptı.

Birbirine derinden bağlı olan bu sorunlar silsilesinin, halkın ekonomik, sosyal koşullarını ve demokrasileri tehdit ettiğini aktaran Özel, şunları söyledi:

“Kurulu ekonomik düzenden hak ettiğini alamayan, kendini geride bırakılmış hisseden, gelir adaletsizliği yaşayan kitleleri, radikal söylemlerle kendine çeken aşırı sağ ideoloji, kıta Avrupa’sının pek çok bölgesinde güçlenmektedir. Yükselen aşırı sağ akımlar ve otoriter rejimler, tarihin sayfaları arasına gömdüğümüz zararlı ideolojileri tekrar gün yüzüne çıkarma potansiyeline sahiptir. Türkiye’de bu çoklu krize ortak sorunlara çare üretecek yeni siyasetin önemli ve güçlü adımlarını attık. Bu nedenle demokratik siyaseti güçlendirmeli, yükselen otoriterliğe karşı partilerimiz arasındaki dayanışmayı arttırmalıyız.”

Demokrasiye inananlar ve yeni bir ekonomik düzeni kurma iradesi taşıyanlar olarak daha fazla güç birliği yapılması gerektiğinin altını çizen Özel, neoliberal ekonomik düzenin yerine geçecek yeni bir düzen ile katılımcı, demokratik, eşit temsile dayalı bir yönetim anlayışının ortak ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Özgür Özel, “Ne küresel, ne ulusal alanda gelir adaleti sağlanamadığı gibi aksine her krizde gelir dağılımı daha da bozulmuştur. Maalesef gelir eşitsizliği sürdürülemez boyutlara ulaşmıştır. Bu durum, hem ulusal hem küresel ölçekte gerilimleri besleyen bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu konuda bizlere daha çok görev düşmektedir. Ancak bu şekilde işçilerin, çiftçilerin, dar gelirlilerin, güvencesiz bırakılan kesimlerin sorunlarına çözüm üretebiliriz.” dedi.

“Gazze’de kalıcı ateşkes sağlanmadan gerilim dinmeyecek”

Savaş ve çatışmanın hala insanlık için en önemli risklerden biri olduğuna dikkati çeken Özel, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonlarda şu an itibarıyla 33 binden fazla insanın hayatını kaybettiğini bildirdi.

Bunun önemli bir kısmının kadın ve çocuklardan oluştuğuna dikkati çeken Özel, şunları kaydetti:

“Gazze’de bu insani dram sürerken hafta sonu İsrail-İran arasında tırmanan gerilimi endişeyle takip ettik. Geçtiğimiz kasım ayında uluslararası bir barış çağrısında bulunmuştum. Almanya’da kardeş partimiz SPD Kongresi’nde Genel Başkan yardımcılığına seçildiğim Sosyalist Enternasyonal’in Madrid Zirvesi’nde, Bükreş’teki Avrupa Sosyalist Partisi Liderler Zirvesi’nde bu konuda bizlere büyük bir sorumluluk düştüğünü vurgulamıştım. Orta Doğu’da tansiyon bu denli yükselmişken partimize düşen görev, bu gerilimi düşürecek her çabanın öncüsü olmaktır. Bu konuda kardeş partilerimizle dayanışma içinde her türlü girişime hazır olduğumuzu ifade etmek isterim. Gazze’de kalıcı ateşkes sağlanmadan ülkeler arasında yükselen gerilim dinmeyecek. Bu tehdit, tüm Avrupa’da tüm dünyada hissedilmeye devam edecektir. Sorunun kalıcı çözümü için Birleşmiş Milletler’in 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin kurulması, iki devletli oluşuma ihtiyaç olduğunu vurgulamak isterim.”

Doğrudan sivilleri hedef alan saldırıların devamına göz yumulmasının ve bazı ülkelerin tutumlarının insan hakları gibi temel değerlerin zeminini yok ettiğini vurgulayan Özel, “Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ sözünden hareketle daima barışın sözcüsü, haklının ve mazlumun savunucusu olmaya devam edeceğiz.” dedi.

“Geçtiğimiz dönemde Azerbaycan’la aramızda yaşanan, oylamasına dahil olmadığımız ama doğurduğu sonuçlar açısından da üzüntü duyduğumuz sürecin hızla onarılması gerektiğini düşünüyorum.” diyen CHP Genel Başkanı Özel, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Konseyin ortak değerlerinin sonuna kadar savunucusuyuz. Ancak Azerbaycan’la yaşanan süreç, bugüne kadar verdiği sonuçlar açısından her iki taraf açısından da öğreticidir ve bundan sonra ilişkilerin yeniden tesisi noktasında üzerimize düşecek her türlü katkıyı yapmak üzere bizim için çok önemli bir ülke olan Azerbaycan’la konsey arasında her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğumuzu da ifade etmek isterim. Avrupalı demokratlar olarak bütün krizlerin üstesinden gelebilecek güç ve iradeye sahibiz. Daha demokratik, daha müreffeh, daha güvenli bir Avrupa bu ailenin her ferdenin daha insan hakları temelinde daha güçlü bir sosyal devleti mümkün kılmaktadır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiyenin-ab-uyeligi-icin-katki-sunmaya-haziriz/feed/ 0
TÜRSAB, Turizm Haftası kapsamında gençlerin sektördeki rolünü güçlendirmek için etkinlik düzenledi https://www.haber60.com.tr/tursab-turizm-haftasi-kapsaminda-genclerin-sektordeki-rolunu-guclendirmek-icin-etkinlik-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/tursab-turizm-haftasi-kapsaminda-genclerin-sektordeki-rolunu-guclendirmek-icin-etkinlik-duzenledi/#respond Tue, 16 Apr 2024 22:45:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27706 Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) tarafından Turizm Haftası kapsamında gençlerin sektördeki rolünü güçlendirmek ve genç istihdamı artırmak amacıyla Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde “Turizm Buluşması” etkinliği düzenlendi.

Etkinliğe TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Sülün ile tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı katıldı.

Bağlıkaya, etkinlikteki konuşmasında, turizmin ülke ekonomisi için ne kadar önemli olduğunu vurgulanması açısından Turizm Haftası’nın önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, “Hizmet sektörü içerisinde yer alan turizm günümüzde artık çok büyük bir endüstri haline geldi. Tarımdan inşaata, yiyecek içecek sektöründen temizlik sektörüne kadar onlarca sektöre iş üretiyor ve sağladığı döviz girdisiyle dış ticaret açığının kapatılmasında önemli rol oynuyor.” dedi.

Turizmin oluşturduğu ekonomik hacmiyle hem istihdam yarattığını hem de yerel kalkınmaya katkı sağladığını dile getiren Bağlıkaya, şunları kaydetti:

“Rekabette başarılı olmanın yolu verdiğimiz hizmetin niteliğini yükseltmekten ve sunduğumuz ürünleri çeşitlendirmekten geçiyor. Artık ülkemizde ekonominin yol haritası çizilirken en büyük görev turizm sektörünün omuzlarına yükleniyor. Devletimizin geleceğe ilişkin tüm projeksiyonlarında turizmin önemine, ülkemize sağlayacağı döviz girdisine, oluşturacağı istihdama vurgu yapılıyor. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında ülkemiz için en önemli gelişim alanının turizm olması bekleniyor.”

“TÜRSAB olarak sektörümüzü geleceğe taşımak üzere ‘Turizm Yüzyılı Projemizi’ hayata geçirdik”

TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya, Türkiye’nin turizm potansiyeli olarak coğrafi konumu, doğal güzellikleri, tarihi mirası ile rakiplerinden çok daha avantajlı durumda olduğuna dikkati çekerek, “Ancak maalesef turizmimiz hem mevsimsel hem de bölgesel olarak dar bir alana sıkışmış durumda. Bir an önce kültür turizmi, yayla turizmi, gastronomi turizmi, sağlık turizmi gibi rekabette üstün olduğumuzu bildiğimiz alanlara daha fazla ağırlık vermek zorundayız. Biz de bu tespitten hareketle TÜRSAB olarak sektörümüzü geleceğe taşımak üzere ‘Turizm Yüzyılı Projemizi’ hayata geçirdik. Turizmi 12 aya yaymak, turizmin tüm ülkeye dengeli biçimde dağılmasını sağlamak, yüksek gelirli turist oranını artırmak ana hedeflerimizi oluşturuyor.” şeklinde konuştu.

Turizmde hizmet kalitesinin yükselmesi ve nitelikli personel sayısının artırılmasının çok büyük bir zorunluluk olduğuna vurgu yapan Bağlıkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Artık alaylı yerine okullu nesillerin bu işi üstlenmesi, turizm konusunda eğitim almış kalifiye personelinin istihdam edilmesiyle turizmin yeni bir atılım dönemine gireceğine inanıyorum. Sevgili gençler sizlere turizm sektöründe fırsatlar oluşturmak için elimizden geleni yapmaya kararlıyız. Şu anda ülkemizde turizm alanında istihdam edilen kişi sayısı yaklaşık 1,5 milyon düzeyinde bulunuyor. Türkiye’nin çok da uzak olmayan bir gelecekte 100 milyon ziyaretçi sayısına ulaşması hedefini düşündüğümüzde mevcut istihdam sayısının en az ikiye katlanacağını rahatlıkla ifade edebiliriz. Önünüzde açılacak çok yol ve kazanılacak büyük başarılar var. Sizlere güveniyoruz.”

“Sektördeki yeniliklerin genç turizmcilerle buluşması hayati bir öneme sahip”

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür de Türkiye’nin binlerce yıllık tarihe, kültüre, medeniyete ev sahipliği yapmış farklı zenginlikleri ve değerleri barındıran bir coğrafyaya sahip olduğunu kaydederek, “Bunun bilgiyle, tecrübeyle, hizmetle profesyonel sektörle buluşup hizmete sunulması çok kıymetli ve değerli. O yüzden lise kısmında seksen bir okulumuzda yiyecek içecek hizmetleri ve konaklama seyahat bölümümüz bulunmakta. Toplamda öğrenci sayımız bu alanda yaklaşık 13 bin.” ifadelerini kullandı.

Gerek fiziki gerekse insan kaynağı beşeri sermaye yatırımıyla sektörle her türlü iş birliğine açık olduklarını ve beraber hareket etmenin çok elzem olduğunu belirten Yentür, “Çünkü bizim sınıflarda ve okullarda öğrettiğimiz bilginin sahada bir karşılık, anlam bulması, çok önemli. Sektördeki yeniliklerin ortaöğretim kurumlarındaki aday genç turizmcilerle buluşması hayati bir öneme sahip. Bu sebeple gerek Avrupa Birliği projelerimiz, Erasmus projelerimiz gerekse sektörel işbirliğiyle yapmış olduğumuz çalışmaların daha da artırılması gerekiyor. Bu anlamda böyle güzel bir programı tertip ettiği için başta TÜRSAB başkanımıza ve değerli ekibine teşekkür ediyorum.” açıklamasında bulundu.

“Özellikle telaffuz konusu çok önemli”

Tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı ise gençlerin imkan buldukça dil öğrenmek için yurt dışına çıkmaları gerektiğini belirterek, “Hangi dili istiyorsanız, gider orada kurs görürsünüz. İtalyanca mı? İspanyolca mı? Arapçanızı mı geliştireceksiniz veya Rusça mı? İngilizce kadar değerli ve lazım dillerdir Türkiye için. Özellikle telaffuz konusu çok önemli. Telaffuz konusunda Yunanca, Latince isimler bizim için çok önemli. Alman ya da İngiliz telaffuzuyla yapmanızı hiç tavsiye etmem. Orijinal okunuşuyla vereceksiniz.” değerlendirmelerinde bulundu.

Her mesleğin kendine göre zorlukları olduğunu kaydeden Ortaylı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Herkes şarkı söyleyemez. Herkes demircilik yapamaz. Herkes de turizm sahasında çalışamaz. Bu ayrı bir kültür meselesi. Sertifikasyon şarttır, o sertifikasyon olana kadar çok şeylerin öğrenilmesi lazımdır. İran, Mısır ve Orta Asya’ya gideceksiniz. Mısır’a bakacaksınız. O medeniyeti anlamanız lazım. Avrupa’nın en çok adım atılacak, ezberlenecek yeri İtalya’dır. Bunu lütfen yapın, çok önemli bir şey bu. Bizim için bilinmesi gereken ülke Balkanlar, Suriye, Lübnan, Filistin, Mısır. Bunlara fırsat buldukça gidin. İtalya’sız Avrupa medeniyetini de kavrayamazsınız. İtalya’nın medeniyete katkı tarihi milattan öncelere gider, tıpkı Anadolu gibi.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tursab-turizm-haftasi-kapsaminda-genclerin-sektordeki-rolunu-guclendirmek-icin-etkinlik-duzenledi/feed/ 0
Türk Somonunun İhracatı Yüzde 126 Arttı https://www.haber60.com.tr/turk-somonunun-ihracati-yuzde-126-artti/ https://www.haber60.com.tr/turk-somonunun-ihracati-yuzde-126-artti/#respond Tue, 16 Apr 2024 08:45:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27639 İç sularda kurulu çiftliklerde belli bir ağırlığa ulaştıktan sonra Karadeniz’deki deniz kafeslerine aktarılarak yetiştirilen Türk somonunun ihracatı, yılın ilk çeyreğini yüzde 126’lık artışla kapattı.

AA muhabirinin, Doğu Karadeniz ihracatçılar Birliği (DKİB) verilerinden derlediği bilgiye göre, Ocak-Mart 2023 dönemi Türk somonu ihracatı, 44 milyon 993 bin 815 dolar olarak kayıtlara geçti. Bu yılın aynı döneminde ise ihracat yüzde 126 artarak 101 milyon 734 bin 181 dolara ulaştı.

Her geçen yıl üretimi artan Türk somonunun ihracatı, miktar olarak 2023’ün ilk çeyreğinde 5 bin 626 ton iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 232 artışla 18 bin 694 ton oldu.

Türkiye’den ocak-mart döneminde 34 ülkeye Türk somonu satıldı. Rusya Federasyonu 59 milyon 422 bin 570 dolarla ilk sırada yer alırken, bu ülkeyi 10 milyon 851 bin 750 dolarla Vietnam, 8 milyon 412 bin 847 dolarla Almanya izledi.

Geçen yılın aynı döneminden farklı Yunanistan, Endonezya, Ukrayna, Çin, Singapur, Malezya, Mısır, KKTC, Kazakistan, Avusturya, Portekiz ve Belçika’ya da bu dönem Türk somonu ihraç edildi.

“İhracatımızın miktarda yüzde 66’lık kısmı Rusya Federasyonuna yapıldı”

DKİB Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Kalyoncu, AA muhabirine, Türk somonunun, su ürünleri sektöründe önemli ihraç ürünleri arasında yerini aldığını söyledi.

Söz konusu sektör ihracatının her geçen yıl katlanarak arttığına dikkati çeken Kalyoncu, “Türk somonu 2024 yılı ilk çeyreğinde yüksek oranlı ihracat artışı başarısı gösterdi ve pazar çeşitliliğinde de her geçen yıl artış trendini sürdürdü.” dedi.

Kalyoncu, ülkeden ihraç edilen Türk somonuna en büyük talebin Rusya Federasyonu’ndan geldiğine işaret ederek, “Toplam ihracatımızın miktarda yüzde 66’lık kısmı Rusya Federasyonu’na yapıldı. Vietnam’a ihraç edilip burada işleme tabi tutulduktan sonra işlenmiş olarak Japonya’ya sevk edilen Türk somonuna ikinci en büyük talep Japonya’dan geldi. Almanya’ya ihraç edilenler ise tamamen ileri derecede işlem görmüş, tütsülenmiş, marine edilmiş ürünlerden oluştu.” diye konuştu.

“Ülke çeşitliliğinin ve ihracatının artmasına önemli katkı sağlayacağız”

Türk somonu ihracatında ülke çeşitliliğini artırma gayretinde olduklarını vurgulayan Kalyoncu, “Türk somonuna son yıllarda ABD’den de önemli talep oldu. Önümüzdeki dönemde ABD pazarında tanıtım çalışmalarına daha çok öncelik tanıyacağız.” ifadesini kullandı.

Kalyoncu, Türk somonunun marka bilinirliğinin artırılması ve pazar çeşitliliğinin sağlanması açısından yurt dışı tanıtım çalışmalarına çok önem verdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Bu kapsamda da su ürünlerinin en büyük fuarlarından olan ve İspanya’nın Barselona kentinde 23-25 Nisan’da düzenlenecek su ürünleri fuarına katılarak açılacak stantta Türk somonunun tanıtımını yapacağız. Ayrıca Türk somonunun tanıtımına ilişkin geliştirdiğimiz Turquality Tanıtım Projesi de Ticaret Bakanlığınca onaylandı. Bu kapsamda hedef pazarlarda önümüzdeki 4 yıl boyunca yapacağımız tanıtım etkinlikleri ile Türk somonu ihracatında ülke çeşitliliğinin ve ihracatının artmasına önemli katkı sağlayacağız.”

Türk somonunun yetiştiriciliğinin artırılması gerektiğini aktaran Kalyoncu, “3-4 yıllık bir periyotta Tarım ve Orman Bakanlığının da yetiştiricilikte destek sağlaması halinde Türk somonu ihracatının 1 milyar dolar sınırını çok rahatlıkla aşacağına inanıyoruz.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-somonunun-ihracati-yuzde-126-artti/feed/ 0
İran ve İsrail Arasındaki İlişkiler: Geçmişten Günümüze ‘Örtülü Savaş’ https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israil-arasindaki-iliskiler-gecmisten-gunumuze-ortulu-savas/ https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israil-arasindaki-iliskiler-gecmisten-gunumuze-ortulu-savas/#respond Tue, 16 Apr 2024 01:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27611 İran ile İsrail arasındaki ilişkiler aslında 1979’daki İslami Devrim’e kadar barışçıldı. Bunun yanında Filistin’in bölünmesine yönelik planlara karşı çıkmasına rağmen, 1948’de kurulan İsrail Devleti’ni tanıyan ikinci İslami devleti, Mısır’dan sonra İran olmuştu.

O dönemde monarşiyle yönetilen ülkenin başında Pehlevi hanedanlığı vardı ve ülke, Orta Doğu’da ABD’nin en büyük müttefiklerinden biriydi. Bu nedenle İsrail Devleti’ni kuran ilk hükümet lideri David Ben-Gurion, yeni Yahudi devletinin Arap komşuları tarafından dışarı itilmemesini sağlamak amacıyla İran’ın dostluğunu kazanmaya çalıştı.

Ancak 1979’da Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin öncülüğündeki İslam Devrimi ile Şahlar tahttan indirildi; yeni yönetim, ABD ve müttefiki İsrail’in “emperyalizmini” reddeden, baskı altındaki toprakları savunma üzerine kurulu olduğunu söylediği bir kimlik inşa etmeye çalıştı.

Ayetullah Humeyni yönetiminde ülke, İsrail’le olan köprüleri yıktı ve İsrail vatandaşlarının pasaportlarını tanımamaya başladı.

Tahran’daki İsrail Büyükelçiliği’ni ele geçirerek, kontrolünü bir Filistin devleti kurulması amacıyla İsrail hükümetine karşı mücadele veren Filistin Kurtuluş Örgütü’ne devretti.

BBC’ye konuşan İran uzmanı Ali Vaez, İran rejiminde liderlerin önemli bölümünün daha önce Filistinlilerin yanında Lübnan gibi bazı bölgelerde gerilla savaşına destek verdiğini, dolayısıyla da Filistin davasına büyük sempati duyduklarını ve İsrail’e karşı düşmanlığın buradan da beslendiğini söylüyor.

Vaez’e göre yeni İran, “Arap Müslüman ülkelerin terk ettiği Filistin davasına destek veren pan-İslamcı bir güç olarak” kendini göstermek istiyordu.

Nitekim Humeyni Filistin davasını kendi davası olarak göstermeye başladı ve büyük çaplı Filistin destekçisi yürüyüşler Tahran’da yaygınlaştı.

Öte yandan bu dönemde İsrail’de İran’a yönelik düşmanlık 1990’lı yıllara kadar baş göstermedi çünkü Irak’taki Saddam Hüseyin’in varlığı, o dönemde daha büyük bir bölgesel tehdit olarak görülüyordu.

1980-1988 yılları arasında ABD’nin İran’ın komşusu Irak’a yönelik savaşta kullanılan silahları gizli bir şekilde İran’a yönlendirdiği ortaya çıktı ve bu skandalla bağdaştırılan “İran-Kontra” isimli yapılanmada İsrail hükümeti bir aracıydı.

Zaman içinde İsrail ve İran arasındaki sözlü rekabet açık bir düşmanlığa dönüştü.

İsrail-İran arasındaki ‘örtülü savaş’

Sünni ve Arap ülkelerin baskın olduğu İslam dünyasında Şii kimliği nedeniyle yalnız kaldığını fark eden İran, kendi topraklarında düşmanlarının saldırısına uğramama amacıyla bazı stratejiler geliştirdi.

Tahran’ın çıkarları için silahlı eylemler gerçekleştiren bir örgütler ağı oluştu.

ABD ve Avrupa Birliği’nin “terörist” olarak nitelediği Lübnanlı örgüt Hizbullah bunların başında geliyordu.

Günümüzde İran’ın “direniş ekseni” diye nitelediği bu ağ Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen’e kadar uzanıyor.

İran ile İsrail arasındaki gerilimin bir “örtülü savaş” olarak nitelenmesinin başlıca sebebi, iki ülkenin birbirine hükümetlerin resmi olarak üstlenmediği eylemler üzerinden saldırması.

İran ve müttefiklerine karşı açıkça düşmancıl eylemlerde bulunmaktan kaçınan İsrail, diğer yandan İran destekçilerine karşı savaşan üçüncü ülkelerdeki silahlı gruplara finansal destek veriyor.

Hizbullah lideri Abbas El Musavi’nin öldürülmesi sonrası gözler İsrail’e çevrildi. Ardından İran destekçisi İslami Cihad örgütü 1992’de Buenos Aires’teki İsrail Büyükelçiliği’ne bombalı saldırı düzenledi. 29 kişi hayatını kaybetti.

İsrail, İran’ın nükleer programının önüne geçme konusunda eskiden beri takıntılıydı.

Nükleer programı için çalışan bilim insanlarına yönelik bazı saldırılardan İsrail istihbaratını sorumlu tutuyordu. Son olarak 2020’de Muhsin Fahrizade Mahabadi suikaste uğradı.

İsrail şu ana dek İranlı bilim insanlarının öldürüldüğü saldırılarda parmağı olduğu iddialarını kabul etmedi.

İsrail ve Batılı müttefikleri İran’ı geçmişte kendi topraklarını insansız hava aracı ve roket saldırıları düzenlemekle suçluyordu.

Suriye’de 2011’de iç savaşın patlak vermesiyle ilişkiler yine gerildi. Batılı istihbarat kuruluşları İran’ı Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın ordusunun direnişçilere karşı yürüttüğü mücadeleye silah desteği vermekle suçladı.

İsrail, Lübnan merkezli Hizbullah’a silah yardımı için İran’ın, komşu ülkesi Suriye’yi bir geçiş yolu olarak kullandığını öne sürüyordu.

ABD merkezli istihbarat platformu Stratfor farklı zamanlarda hem İsrail hem de İran’ın Suriye topraklarında bir diğerini püskürtme amacıyla geniş çaplı eylemler düzenlediğini iddia ediyor.

2021’de iki devlet arasındaki “örtülü savaş” denize kadar ulaştı.

İsrail, Körfez’de kendi gemilerinin uğradığı saldırılardan İran’ı sorumlu tuttu. İran da Kızıldeniz’de kendi gemilerini hedef aldığı gerekçesiyle İsrail’i suçladı.

Hamas’ın İsrail’e saldırısı

7 Ekim 2023’te Filistinli örgüt Hamas’ın, Gazze’de yürüttüğü kapsamlı askeri operasyonlara misilleme olarak İsrail’i vurması, uzmanlar arasında saldırıların bölgede bir gerginlik zincirine dönüşeceği kaygılarına neden oldu.

İsrail ve İran arasındaki gerginliğin de daha doğrudan ve açık bir şekilde devam edeceğinden endişe ediliyor.

Lübnan sınırında Hizbullah’a bağlı olduğu iddia edilen milisler ile İsrail güçleri arasındaki çatışmalar son aylarda arttı.

Taraflar yıllar boyu gerginliğin tırmanmaması yönünde bir duruş sergilese de, İran’ın Cumartesi günü İsrail’i ilk kez doğrudan hedef almasıyla işler değişti.

“İronik olan şu ki; aslında kimse şu an büyük çaplı bir gerginlik istemiyor” diyen Vaez, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“İsrail altı aydır Gazze’de Hamas’a karşı yıkıcı bir savaşı sürdürüyor. Bu da ülkenin uluslararası itibarını etkileyerek hiç olmadığı kadar yalnızlaşmasına sebep oldu. Hamas’tan farklı olarak İran bir devlet ve dolayısıyla çok daha güçlü bir aktör.”

Öte yandan İran’da hükümet sadece ekonomik sorunlarla değil, özellikle kadınların dini sınırlamalara karşı aylardır düzenlediği protestolardan dolayı bir meşruiyet krizi ile karşı karşıya.

Suriye’nin başkenti Şam’da İsrail’in konsolosluk binasına düzenlenen, İranlı üst düzey isimlerin de aralarında olduğu 13 kişinin öldüğü saldırı Tahran’a zarar verdi.

İran Dışişleri Bakanı’nın yanında İran’ın Suriye’deki büyükelçisi, kararlı bir şekilde karşılık verecekleri mesajlarını verdi.

Bu olası karşılığın, iki ülke arasındaki uzun soluklu mübadelenin sonu olmayacağı açık.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iran-ve-israil-arasindaki-iliskiler-gecmisten-gunumuze-ortulu-savas/feed/ 0
Davutoğlu, İran-İsrail Gerilimine İlişkin Açıklama Yaptı https://www.haber60.com.tr/davutoglu-iran-israil-gerilimine-iliskin-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/davutoglu-iran-israil-gerilimine-iliskin-aciklama-yapti/#respond Sun, 14 Apr 2024 22:12:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27390 İran, Şam’daki konsolosluk saldırısına misilleme yaparak dün akşam saatlerinde İsrail’i 300’e yakın füze ve İHA ile vurdu. Saldırı dünya kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, konuya ilişkin Türkiye’den herhangi bir açıklama yapılmamasına tepki gösteren Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu sosyal medyadan hükümete seslendi.

“BİR TEK ANKARA SESSİZ VE ISSIZDI”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, X hesabından İran-İsrail arasındaki gerilime ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı; “Uyan Ankara uyan! Dün bölgemiz için de dünya için de uzun bir geceydi. Bütün başkentler ayakta iken ve açıklamalarla tutumlarını ortaya koyarken bir tek Ankara sessiz ve ıssızdı. Gece boyu ne bir açıklama ne de bir kriz toplantısı yapıldı.

“ABD ZİYARETİ ÖNCESİ…”

Şu ana kadar da bir açıklama gelmedi. Bunun izahı mümkün değil. Ama devlet tecrübesi bana iki ihtimal olduğunu düşündürüyor. İlki, yetkili kurumların açıklama hazırlamış ama Cumhurbaşkanı’ndan onay alamamış olması. İkincisi, Sayın Cumhurbaşkanı’nın yaklaşan ABD ziyareti öncesi Washington’daki çevreleri rahatsız edecek bir açıklamadan kaçınmış olması.

“PASİF BİR YAKLAŞIM ÜLKEMİZİN İTİBARINI YOK EDER”

Birinci gerekçe Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin devlet kurumlarını etkisiz kılarak devlet reflekslerini dumura uğratmış olmasının vahim bir sonucudur. İkinci gerekçe geçerli ise durum daha da vahimdir. Türkiye bölgesel konulardaki tutumunu ne kadar güçlü olursa olsun başka bir küresel güce endeksleyemez. Önce kendi tutumunu belirler. Daha sonra da bölgesel ve küresel aktörler nezdinde bu çerçevede aktif girişimde bulunur. Edilgen ve pasif bir yaklaşım ülkemizin itibarını da etki gücünü de yok eder.”

ATILMASI GEREKEN ADIMLARI 15 MADDEDE SIRALAMIŞTI

Davutoğlu, konuyla ilgili bir başka paylaşımında da İsrail’in Şam’daki İran Büyükelçiliğine yaptığı saldırı ve İran’ın İHAlarla yaptığı misilleme ile bölgede tırmanan gerilim konusunda atılması gereken acil adımları 15 maddede sıralamıştı. Davutoğlu şu ifadeleri kullanmıştı; “İsrail’in Şam’daki İran Büyükelçiliğine yaptığı saldırı ve bu gece İran’ın İHAlarla yaptığı misilleme ile bölgede tırmanan gerilim konusunda atılması gereken acil adımlar:

  1. Ankara’da 24 saat görev yapacak -başta Dışişleri Bakanlığı, Genelkurmay ve MİT olmak üzere- kurumlar arası bir kriz masası oluşturulmalıdır.
  2. İsrail ile İran arasındaki gerilimin kaynağının Gazze’deki soykırım olduğu gerçeği çıkış noktası olmalıdır.
  3. Bu bağlamda, ABD ile en üst düzeyde -tercihen doğrudan liderler arasında- acilentemas kurularak Gazze’de ateşkes sağlanmadıkça bölgesel savaş riskinin tırmanmakta olduğu vurgulanmalı ve ABD’den Gazze’de derhal ateşkes için İsrail’e baskı yapması talebinde bulunmalıdır.
  4. Bu çerçevede Sayın Cumhurbaşkanının ABD ziyaretinin zamanlama açısından önem taşıdığı aktarılarak taraflar nezdinde atılabilecek ortak adımlarla ilgili bir çalışma başlatılması talebinde bulunulmalıdır. Gazze’de soykırım devam ederken yapılacak bu ziyaretin başarısının bir ateşkes çabasına bağlı olduğu vurgulanmalıdır.
  5. ABD’ye başta İncirlik olmak üzere Türkiye’deki üslerin bölgedeki bir savaşta kullanılamayacağı bildirilmelidir.
  6. Krizin ilk anından itibaren vurguladığımız gibi Türk hava sahası İsrail’e giden bütün uçuşlara kapatılmalıdır.
  7. İran ile karşılıklı saygıya dayalı komşuluk ilişkisinin bir gereği olarak Türkiye’yi etkileyebilecek gelişmeler konusu başta olmaküzere süreçle ilgili istişari kanallar işletilmelidir.
  8. Komşu ülkeler olarak krizdendoğrudan etkilenecek ülkelerin başında gelen Irak, Suudi Arabistan, Ürdün ve Lübnan ile ikili kriz koordinasyon mekanizmaları kurulmalıdır. Suriye ile de güvenlik ve istihbarat kanalları açık tutulmalıdır.
  9. Gerilimin Körfeze yayılması ihtimaline karşı başta Katar olmak üzere Körfez ülkeleri ile yakın istişari temaslar gerçekleştirilmeli ve KİK nezdinde girişimde bulunulmalıdır.
  10. Doğrudan temaslar için Dışişleri Bakanı düzeyinde acil bir bölge turu gerçekleştirilmelidir.
  11. İsrail ile İran arasındaki gerilimin artması ihtimali üzerine bölgedeki tek NATO üyesi ülke olarak Türkiye’nin bu durumdan etkilenmemesi için NATO’nun taraf olmaması açık bir şekilde vurgulanmalıdır. Ayrıca, Türkiye’nin karşı karşıya kalabileceği risklerle ilgili ihtimaliyet çalışmaları başlatılmalıdır.
  12. Bölgedeki gerilimi düşürecek tek unsur olan Gazze’de acil ateşkes için BMGK’nin daimi üyeleri ile her düzeyde düzenli görüşmeler gerçekleştirilmelidir.
  13. Bu bağlamda ayrıca Güney Afrika, Brezilya, İrlanda ve Norveç başta olmak Gazze soykırımı konusunda aktif tavır almış ülkelerle bir “Ateşkes Girişim Grubu” oluşturularak uluslararası kamuoyu baskısı artırılmalıdır.
  14. Türkiye’nin Irak, Katar ve Somali’deki üslerinde acil güvenlik tedbirleri alınmalıdır.
  15. Türkiye bu süreçte hem kendi güvenlik öncelikleri ile ilgili tedbir alan, hem Filistin halkının haklı davasına desteğini sürdüren hem de bölgesel ve küresel barış için çaba gösteren bir ülke konumunu korumalıdır.”
]]>
https://www.haber60.com.tr/davutoglu-iran-israil-gerilimine-iliskin-aciklama-yapti/feed/ 0
Kakao Maliyetlerindeki Artış Çikolata Fiyatlarını Etkiliyor https://www.haber60.com.tr/kakao-maliyetlerindeki-artis-cikolata-fiyatlarini-etkiliyor/ https://www.haber60.com.tr/kakao-maliyetlerindeki-artis-cikolata-fiyatlarini-etkiliyor/#respond Fri, 12 Apr 2024 21:12:46 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27161 Dünyada son dönemde keskin artış gösteren kakao maliyetleri çikolata fiyatlarına da yansırken üreticiler çikolata fiyatlarının uzun süre yüksek kalabileceğini belirtiyor.
Aşırı hava koşullarının Batı Afrika ülkelerinde kakao hasadını art arda üçüncü kez olumsuz etkilemesiyle birlikte bu ürünün fiyatı hızla yükseldi. Küresel piyasalarda kakao fiyatı geçen yıla kıyasla 3 kat artarken iki hafta önce ilk defa ton başına 10 bin doları aştı.
Kakaodaki fiyat artışı çikolata üreticilerini de eşi benzeri görülmemiş bir maliyet baskısı altına sokarken bu durum, ürün fiyatlarına yansıdı.
Çikolatasıyla dünya çapında ünlü Belçika’da bu ürün hem önemli bir ekonomik faaliyet alanı hem de ülke kültürünün önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Belçika çikolatası yüksek kalitesinin yanı sıra çeşitli aroma ve dolgu içeren pralin türüyle de dikkati çekiyor.
Ülkede bazı büyük üreticilerden başka yüzlerce el yapımı ve kaliteli ürün satan butik çikolata dükkanı da faaliyet gösterirken sektörde yaklaşık 9 bin kişi istihdam ediliyor.
Belçika’da çikolata sektörünün yıllık cirosu 6 milyar avroyu aşıyor.
Fildişi Sahili ve Gana, dünyadaki kakaonun yüzde 60’ını üretiyor
Belçika Kraliyet Bisküvi, Çikolata ve Şekerleme Derneği (Choprabisco) Danışmanı Mieke Callebaut, kakao fiyatlarındaki artış ve sektörün durumunu AA muhabirine değerlendirdi.
Uzun zamandır çikolata sektöründe çalıştığını ve Belçika çikolatası konusunda tecrübeli olduğunu belirten Callebaut, “Kakao üretiminde ana sezon çok kötü geçti. Kakao çekirdeği üretiminde iki büyük ülke olan Fildişi Sahili ve Gana’da hasat, daha önce görmediğimiz düşük seviyelerde gerçekleşti. Fildişi Sahili ve Gana dünya kakao üretiminin yaklaşık yüzde 60’ını gerçekleştiriyor.” dedi.
Diğer ülkelerde düşüş olmamasına rağmen söz konusu iki ülkedeki üretimin gerilemesinin piyasanın dengesini bozduğunu dile getiren Callebaut, bu ülkelerin ekim ve mart arasındaki dönemde olumsuz hava koşulları yaşadığını, aşırı yağışın kakao meyvesinde hastalığa neden olduğunu ve dolayısıyla üretimin azaldığını anlattı.
Mieke Callebaut, küresel kakao talebinin ise son dönemde değişmediğini ancak stokların aşırı gerilediğini ve piyasanın spekülasyondan da etkilendiğini ifade ederek “Kakao ağaçlarının bakımı da artık pek iyi yapılamıyor. Pek çok çiftçi ağaçlarını gerçekten gerektiği gibi koruyamıyor. Çünkü enerji krizinden bu yana gübre başta olmak üzere makine ve tarım ilaçlarının maliyeti bu insanlar için de aşırı arttı. Dolayısıyla ağaçlarına yeterince bakacak kaynakları yok.” değerlendirmesini yaptı.
Kakao üretimini hızla artırmanın da mümkün olmadığına işaret eden Callebaut, yeni dikilen bir kakao ağacından ancak 5-6 yıl sonra verim alınabildiğini söyledi.
Callebaut, kakaonun uzun bir tedarik zinciri olduğuna dikkati çekerek üreticilerin alımlarını uzun vadeli yaptıklarını, kakaoda karmaşık bir tedarik zinciri bulunduğunu ve bir sonraki sezonda üretimin iyi olup olmayacağını tahmin etmenin de mümkün olmadığını vurguladı.
Çikolata fiyatında kakaonun etkisine ilişkin bilgi veren Callebaut, “100 gramlık yüzde 85 oranındaki bitter çikolatada kakao içeriği yüzde 85, şeker içeriği de yüzde 15 seviyesindedir. Bunu, iyi bir mağazadan satın aldığınız pralinli bir kutu Belçika çikolatasıyla karşılaştırırsınız durum farklı olur. Belçika çikolatalarındaki dolgu malzemelerinde krema, tereyağı, kuruyemiş ve meyve gibi içerikler de bulunuyor. Kakao fiyatının bu ürünlere etkisi yüzde 85 oranında kakao içeren çikolatalarda çok daha farklı oluyor.” dedi.
Şirketler uyum sağlamak için farklı stratejiler izliyor
Mieke Callebaut kakaonun gevrek, dondurma, içecek ve bisküvi gibi ürünlerde de kullanıldığını anımsatarak kakao fiyatındaki artışın sadece çikolata üreticilerini etkilemediğini belirtti.
Çikolata üreticilerinin bu duruma karşı neler yaptıklarını değerlendiren Callebaut, “Bu konuda farklı stratejiler var. Bu duruma uyum sağlamak ve değişim gerçekleştirmek her şirketin kendi tercihi. Kakao, çikolata üreticilerinin ana malzemelerinden ve bu nedenle çikolata fiyatlarına etkisi büyük. Şirketlerin farklı seçenekleri bulunuyor. Her şirket için geçerli tek bir çözüm yok.” diye konuştu.
Callebaut, farklı firmaların farklı çözümler geliştirdiğinin altını çizerek “Sektörün seçkin (Premium) ucunda mısınız yoksa daha düşük fiyata mı sahipsiniz? Kilogramı 100 avro olan çikolata da 20 avro olan çikolata da var. Seçenekler fiyatlara göre değişiklik gösteriyor. Çoğu şirketin zor zamanlar geçirdiğini düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Belçika’da çikolata endüstrisinin ekonomik büyüklüğünün yıllık 6,1 milyar avroyu bulduğunu kaydeden Mieke Callebaut, ülkenin yılda 3,4 milyar avroluk çikolata ihraç ettiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kakao-maliyetlerindeki-artis-cikolata-fiyatlarini-etkiliyor/feed/ 0
Hindistan 2024 Genel Seçimleri Başlıyor https://www.haber60.com.tr/hindistan-2024-genel-secimleri-basliyor/ https://www.haber60.com.tr/hindistan-2024-genel-secimleri-basliyor/#respond Fri, 12 Apr 2024 02:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27121 Hindistan 2024 genel seçimleri için 19 Nisan’da sandık başına gidecek. Ancak bu seçim bir gün değil, tam altı hafta sürüyor.

Dünyanın en büyük seçimi olarak adlandırılan Hindistan genel seçimleri 1 Haziran’a kadar devam edecek.

Başbakan Narendra Modi, üst üste üçüncü kez seçimleri kazanmayı hedeflese de, muhalefet partileri Modi’nin iktidarı devam ettiği takdirde “Hindistan halkının birçok özgürlüğünü kaybedeceği” görüşünde.

Modi’nin partisi BJP karşısındaki muhalefet partileri kim?

Son anketlere göre Modi’nin lideri olduğu Bharatiya Janata Partisi (BJP) ve müttefikleri, Hindistan parlamentosunun Lok Sabha adı verilen alt meclisinde çoğunluğu sağlayabilir.

Hindu milliyetçisi BJP, 2014’ten bu yana iktidarda.

Lok Sabha meclisi, ülkenin başbakanını belirliyor. Başbakan ise birlikte çalışacağı bakanları seçiyor.

2019 seçimlerinde 543 sandalyeli mecliste BJP 303, içinde bulunduğu ittifak ise toplam 352 sandalye elde etmişti.

Lok Sabha meclisinde partilerin çoğunluğu sağlamak için 272 sandalyeyi kazanmaları gerekiyor.

Meclisteki milletvekilleri beş yıllığına seçiliyor.

2024 seçimlerinde BJP’yi en çok zorlaması beklenen parti, en güçlü muhalefet partisi olan Hindistan Ulusal Kongresi.

Muhalefet partisine 20’den fazla parti destek vererek bir ittifak çatısı oluşturmayı başardılar.

Bu ittifaktaki en popüler siyasetçiler, Kongre’nin başkanı Mallikarjun Kharge ve eski Başbakan Rajiv Gandhi’nin çocukları Rahul ve Priyanka Gandhi kardeşler.

Anneleri Sonia Gandhi de etkili bir muhalefet lideri olmasına karşın 2019’daki kadar aktif bir kampanya yürütmüyor.

Başkent Delhi’yi yöneten Aam Aadmi (AAP) adlı parti de bu koalisyonun parçası.

Partinin liderlerinden üçü, yolsuzluk suçlamasıyla yakın dönemde gözaltına alındı.

AAP ise BAşbakan Modi ve BJP’yi, “siyasi kin gütmekle” suçluyor.

Bu seçimler neden önemli?

Modi, Hindistan’ın dünya sahnesinde yükselen pozisyonunu lehine çevirmeye çalışıyor. Bunun nedeni, ekonominin büyümesi ve ABD ile gelişen ilişkiler. Washington, Çin karşısında Hindistan ile yakınlığa stratejik bir önem veriyor.

Modi, son dönemde yoksul kesimlere yönelik “cömert” adımlar attı. Bu adımlar arasında, 800 milyon dar gelirli aileye ücretsiz bakliyat ve kadınlara aylık ödenek verilmesi var.

Muhalefetteki Kongre’nin söylemleri arasında, özellikle gençler arasında yüksek olan işsizlik öne çıkıyor.

Kongre, kadınlara yönelik desteğin artırılmasını vadetmekle birlikte, üç milyon ek memur alımı ve işsizliğin azaltılması vaadini vurguluyor.

Muhalefet, Hindistan’ın “otoriterliğe kaymasını durdurmayı” da hedefleri arasında sayıyor.

Hindistan’da azınlık grupları sık sık ayrımcılığa ve saldırılara maruz kaldıklarını söylüyor. Modi yönetiminde ikinci sınıf vatandaş olduklarını savunuyorlar. BJP ise bu suçlamaları reddediyor.

Oy kullanma süreci neden bu kadar uzun sürüyor?

Halk sandık başına, farklı bölgelerde, yedi farklı tarihte gidecek: 19 Nisan, 26 Nisan, 7 Mayıs, 13 Mayıs, 20 Mayıs, 25 Mayıs ve son olarak 1 Haziran.

Sonuçlar 4 Haziran’da açıklanacak.

Oylamanın aşamalı olmasının nedeni, ülke genelinde oy kullanma merkezlerinin güvenliğini sağlayacak yeterli güvenlik personelinin görevlendirilmesinin zorluğu.

Farklı tarihlerde yapılacak seçimler için güvenlik personelinin birden çok noktada görevlendirilmesi mümkün olacak.

Dünya nüfusunun ‘sekizde biri’ Hindistan seçimlerinde oy kullanacak

Hindistan dünyanın en çok nüfusa sahip ülkesi. 1,4 milyarlık nüfusun 969 milyonu oy kullanabiliyor. Bu sayı, tüm dünya nüfusunun yaklaşık sekizde birine denk.

2014 seçimlerinde 814 milyon seçmen vardı. 10 yıl içinde nüfustaki artış seçmen sayısına da yansıdı.

Seçmen olmak için şartlar, Hindistan vatandaşı olmak, 18 yaşını doldurmuş olmak ve seçmen kaydına sahip olmak. Oy kullanırken geçerli bir kimlik kartı da isteniyor.

Ülke dışında yaşayan 13,4 milyon Hintli de bu seçimde oy kullanabilecek ancak kayıt yaptırmaları ve oy kullanmak için ülkeye dönmeleri gerekiyor.

Oyların toplanması

Hindistan, 3,3 milyon kilometrekareye yayılan devasa bir ülke. Seçim yasaları gereği, insanların yaşadığı her bölge için ulaşılabilir bir oy kullanma noktası kurulmak zorunda.

2019 seçimlerinde, Gujarat’ta yalnızca bir kişinin yaşadığı izole bir ormanlık alan için bile oy kullanma noktası kurulmuştu.

2024 seçimlerinde görevlilerin, ülkenin kuzey doğusundaki Arunachal Pradesh’te yine tek bir seçmen için 39 kilometre yol kat etmesi gerekeceği belirtildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hindistan-2024-genel-secimleri-basliyor/feed/ 0
Hindistan ve İtalya, Türk Kadın Boks Milli Takımı ile Antrenman Yapmaktan Mutluluk Duyuyor https://www.haber60.com.tr/hindistan-ve-italya-turk-kadin-boks-milli-takimi-ile-antrenman-yapmaktan-mutluluk-duyuyor/ https://www.haber60.com.tr/hindistan-ve-italya-turk-kadin-boks-milli-takimi-ile-antrenman-yapmaktan-mutluluk-duyuyor/#respond Thu, 11 Apr 2024 21:30:50 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27042 Hindistan ve İtalya’nın kadın boks takımları, son yıllardaki başarıyla adından söz ettiren Türk Kadın Boks Milli Takımı ile antrenman yapmaktan mutluluk duyuyor.

Katıldığı turnuva ve şampiyonalarda gösterdiği performansla dünya boksunun zirvesine yerleşen Kadın Boks Milli Takımı ile ikili kamp yapabilmek için birçok ülke sırada bekliyor.

Hindistan ve İtalya’nın ortak kamp yapma taleplerine olumlu karşılık veren Kadın Boks Milli Takımı, Kastamonu Olimpiyat Hazırlık ve Kamp Eğitim Merkezi’nde çalışmalarını sürdürüyor.

Hint ve İtalyan boksörler, Türk Milli Takımı ile bir hafta ortak kamp yapacak.

Türkiye Kadın Boks Milli Takımı Antrenörü Nazım Yiğit, AA muhabirine yaptığı açıklamada, milli takımın başarıları sonrasında dünyanın birçok ülkesinden kamp talebi geldiğini söyledi.

Hindistan ve İtalya’yı kabul ettiklerini dile getiren Yiğit, şunları kaydetti:

“Sparring günlerini (teknik geliştirmek için yapılan karşılıklı çalışma) planlamak için oturduk, konuştuk. Bize, ‘Biz buraya 3 kez de olsa Türk takımıyla eldiven giymeye geldik. Türk takımı şu anda dünyanın en iyi takımı. Biz turnuvaya bile gitmedik. Turnuvaya gitsem burada aldığımız verimi alamayacağımızı bildiğimiz için sizinle eldiven giymeye geldik’ dediler. Hindistan’dan kaç saatlik yol geldiler. 3 eldiven giyecekler, tekrar ülkelerine dönecekler. Çok şükür, biz bu takımı buralara getirdik. Şu anda dünyanın en iyi takımıyız.”

“Artık Türk kadın boksu bir marka oldu”

Paris Olimpiyatları’na 4 kota aldıklarını vurgulayan Yiğit, mayıs ayında 2 kota daha alıp Paris’e tam takım olarak gitmek istediklerini belirtti.

Diğer ülkelerle kamp yapmayı sürdüreceklerini anlatan Yiğit, “İrlanda haber bekliyor, İngiltere, Fransa gelmek istiyor. 7-8 ülke var görüştüğümüz. Bunların hepsi başarı olduğu için, takım iyi olduğu için gelmek istiyor. Artık Türk kadın boksu bir marka oldu. Kolay değil bunu yapmak. Tokyo’dan sonra gittiğimiz hiçbir maçta yenilmedik, hep şampiyon olduk. Turnuvadan ziyade bizim sporcularla eldiven giymek istiyorlar. Bu da bizim için gurur verici bir şey.” diye konuştu.

Hindistan Kadın Boks Takımı Antrenörü Torak Kharpran ise 2 Nisan’da yola çıktıklarını, uzun ve yorucu bir yolculuk geçirdiklerini söyledi.

Buna değeceğini düşündüklerine işaret eden Kharpran, “Türkiye Boks Federasyonundan onay aldığımız için memnunuz. Paris Olimpiyatları’nda Hindistan’ın altın madalya hedefi için dünyanın en iyi Hint boksörlerini geliştirmeyi hedefliyoruz. Özellikle kadınlar olmak üzere Türk boksörlerin dünyadaki yerini gördük. Türkler yenilmesi zor rakipler olduğu için Türkiye’ye antrenman yapmaya geldik.” şeklinde görüş belirtti.

İtalya Kadın Boks Takımı Antrenörü Ricardo D’anrea da Kastamonu’daki kamp merkezini çok beğendiklerini vurgulayarak, “Türk Milli Takımı dünyadaki en iyi takım olduğu için onlarla çalışmaktan mutluyum. Burada yapacağımız çalışmalarda birçok şey öğreneceğimizden eminim. Hem teknik ekibe hem sporculara çok büyük saygım var. Kafilemizde 8 boksör var. Olimpiyatlar için çalışıyoruz.” diye konuştu.

Hint boksör Nikhat Zareen ise Türkiye’ye Paris Olimpiyatları’na hazırlanmak amacıyla geldiklerini kaydederek, “Türk kadın boksörler çok iyi. Ayrıca ülkenin hem iklimini hem de ortamını çok seviyorum. Hedefim ülkemi onurlandırmak için olimpiyatlarda altın madalya kazanmak.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hindistan-ve-italya-turk-kadin-boks-milli-takimi-ile-antrenman-yapmaktan-mutluluk-duyuyor/feed/ 0
Türkiye’nin İsrail’e İhracat Kısıtlaması Sonrası İsrailli ithalatçılar alternatif arıyor https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-israile-ihracat-kisitlamasi-sonrasi-israilli-ithalatcilar-alternatif-ariyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-israile-ihracat-kisitlamasi-sonrasi-israilli-ithalatcilar-alternatif-ariyor/#respond Thu, 11 Apr 2024 07:58:49 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27014 Türkiye’nin İsrail’e yönelik aldığı ihracat kısıtlaması kararının ardından İsrailli ihracatçılar, temin ettikleri ürünleri nasıl almaya devam edeceği yönünde arayışlara girdi. İsrail’de yayınlanan günlük finans gazetesi olan Globes’ta, “İsrailli ithalatçılar Türkiye’den dolaylı yolları inceliyor” başlıklı dikkat çeken bir haber yayınlandı. Yazıda, Türk mallarını Slovenya limanları üzerinden getirmeyi düşündükleri ve oradan başka gemilere yükleyerek İsrail’e getirme seçeneğinin değerlendirildiği ifade edildi.

Ticaret Bakanlığı, 9 Nisan’dan itibaren geçerli olmak üzere İsrail’le 54 üründe ihracata kısıtlama getirildiğini duyurmuş ve kısıtlama kararının, Gazze’de ateşkes ilan edilene kadar devam edeceğini ifade etmişti. Ticari ilişkiler kısıtlandı ancak İsrail, Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 13’ncü ülke konumunda yer alıyor. Türkiye’nin sektörlere göre İsrail’e yaptığı ihracatta ise ilk sırada çelik gelirken onu, kimyevi maddeler, otomotiv endüstrisi, elektrik- elektronik ve konfeksiyon ürünleri takip ediyor. İsrail finans gazetesi Globes’te yer alan yazıda, bu kısıtlama kararını nasıl delinebileceğine yönelik alternatif seçenekler kaleme alındı.

İSRAİL’E KISITLAMA SONRASI DOLAYLI İTHALAT

Yazıda, “Konuya yakın kaynaklar, Globes’un İsrailli ithalatçıların Türk mallarını Slovenya limanları üzerinden getirmeyi düşündüğünü söyledi. İsrailli ithalatçılar, Türkiye’nin İsrail’e 54 ürünün ihracatını yasaklama kararını öğrendikten sonra Türk mallarının dolaylı ithalat yollarını incelemeye Salı günü başladılar.” ifadeleri kullanıldı.

ÜRÜNLERİ FARKLI ÜLKE LİMANLARI ÜZERİNDEN ALMA SEÇENEĞİ

Yazıda, kısıtlama kararını delmek isteyen İsraillilerin bulduğu yollardan birisinin farklı ülkelerin liman seçeneği olduğunun altı çizildi. Slovenya’nın Koper veya Ljubljana limanlarına ve oradan da İsrail’e teslimatın yapılmasını düşünen ithalatçılar, taşıma senedi üzerinde İsrail’de bir teslimat limanı listelenmesi halinde sevkiyatın bloke edileceği endişesini taşıyor ancak ülkeler arasında para transferine ilişkin hâlâ herhangi bir kısıtlama bulunmuyor.

Slovenya Koper Limanı

“ÖDEMENİN NEREDEN GELDİĞİNİ KONTROL EDEMİYORLAR”

Habere göre, Türkiye’den ithal edilen ürünlerin evraklarda İsrail yerine başka bir ülkenin limanı olarak gösterilmesi yeterli. “Eğer evraklarda Slovenya’nın Koper Limanı olarak görünüyorsa, dünyanın en zorlu gümrüklerinden biri olarak kabul edilen Türk gümrükleri bile pratikte nihai varış yerini tam olarak araştıramayacaktır. İsrail’e ihracatı yasaklanan ancak dünyanın birçok ülkesine rutin olarak ihraç edilen 54 ürün arasında yer alan herhangi bir mal için ödemenin nereden geldiğini kontrol etme görevini üstlenemiyorlar.” denildi.

BAŞKA GEMİYE YÜKLENEREK İSRAİL’E GÖNDERMEYİ DÜŞÜNÜYORLAR

Globes’te yer alan yazıda, “İsrailliler, daha yakın olan Kıbrıs’ın düşmanca ilişkileri nedeniyle Türkiye ile çalışmaması nedeniyle Sloven seçeneğini düşünüyor. Öte yandan Slovenya’nın Koper kentindeki gümrüklerle çalışmanın kolay olduğu düşünülüyor. Mallar Slovenya şehrine veya başka bir üçüncü ülkedeki herhangi bir limana varır varmaz, ister tam ister kısmi konteyner olsun, mallar rıhtım kenarında boşaltılabilir. Bu aşamada yerel gümrüğe malların girmeyeceği bildirilir. Ülkede taşıma senedi (konşimento) değiştirilir ve mallar başka bir gemiye yüklenir ve oradan nihai varış noktasına (İsrail) gönderilir.” ifadelerin kullanıldı

NAKLİYE MASRAFLARI 2 KATINDAN FAZLASINA ÇIKACAK

Bu prosedürün nakliye masraflarını iki katından daha fazlasına çıkarabileceği ve Türkiye’den İsrail’e doğrudan nakliye yalnızca birkaç gün sürerken, Slovenya üzerinden nakliyenin üç hafta süreceği ifade edildi. Ancak malı üretip doğrudan teslim edemeyen Türk tedarikçilerin olduğu durumlarda bunun makul bir çözüm olduğunun altı çizildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-israile-ihracat-kisitlamasi-sonrasi-israilli-ithalatcilar-alternatif-ariyor/feed/ 0
Suriye’de Ekonomik Eşitsizlik ve Bölgesel Ayrımlar Artıyor https://www.haber60.com.tr/suriyede-ekonomik-esitsizlik-ve-bolgesel-ayrimlar-artiyor/ https://www.haber60.com.tr/suriyede-ekonomik-esitsizlik-ve-bolgesel-ayrimlar-artiyor/#respond Wed, 10 Apr 2024 03:09:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26846 BBC Orta Doğu muhabiri Lina Sinjab, Suriye’nin başkenti Şam’daki evini 2013 yılında, iç savaşın başlamasından kısa bir süre sonra terk etti. Yıllar sonra ilk kez geri dönebildiğinde ise hem çok tanıdık hem de tamamen değişmiş bir ülke buldu.

Ekonomik eşitsizliğin giderek şiddetlendiğini söyleyen Sinjab, ülkede hükümetin kontrol ettiği bölgeler ile kuzeyde Kürt savaşçılar ile Suriyeli muhalif savaşçıların kontrolündeki bölgeler arasındaki ayrımların da artığını belirtiyor.

Sinjab, İran ve Rusya gibi ülkelerden çok sayıda insanın gelmesinin de halk arasında öfke yarattığını aktarıyor.

‘İşgalcilere’ duyulan öfke

Suriye’ye girdiğimde manzara hatırladığım gibiydi. Aynı dağlar, aynı meşe ağaçları ve kimin lider olduğunu hatırlatan devlet başkanının aynı büyük posterleri.

Ancak ülkeye gelenlerin çok azı Suriyeli. Çoğu Lübnan ve Irak’tan gelen dini turistler. Bazıları da Şam’ın çarşılarında alışveriş yapmaya gelmiş kişiler.

Şehre doğru ilerlerken kontrol noktaları başlıyor. Geçtiğimiz 10 yıl boyunca burada pek çok insan kayboldu. Rejimi eleştiren görüşleri dile getirmek ya da muhalefete sempati duyan bir sosyal medya paylaşımını beğenmek bile bunun için yeterli.

Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Suriyesi’nde neredeyse hiçbir şey değişmemiş gibi görünse de burası savaş ile tamamen dönüşmüş bir ülke.

Suriye’nin müttefiki olan ülkelerden gelen çok sayıda insanın varlığı halk arasında öfke yaratıyor.

Şehir merkezinde yürüyüşe çıktığınızda Irak, Lübnan, İran ve hatta Yemen’den gelen ziyaretçilerin seslerini duyuyorsunuz.

Bu kişiler arasında İran’ın Suriye’deki nüfuzunu güçlendirmek, ya da Şam halkına göre bölgedeki Şii nüfuzunu genişletmek için getirdiği Şii Müslümanlar da var.

Suriyelilerin büyük bir kısmı ve savaştan kaçan yaklaşık 5 milyon mültecinin çoğu Sünni.

Yönetimin çoğu ise nüfusun yaklaşık yüzde 12’sini oluşturan Alevilerden oluşuyor.

Geçmişte İran’ın ülkedeki varlığının stratejik olduğunu düşünen rejim yanlıları bile artık bunu “işgal” diye nitelendiriyor.

İsrail saldırıları

Hoşnutsuzluk, İsrail’in Şam’ın yerleşim bölgelerinde konuşlanan İranlı askeri ve güvenlik personeline saldırmasıyla daha da arttı.

İsrail, ezeli düşmanı İran’ın Suriye’deki varlığını büyük bir tehdit olarak görüyor.

Şam’ın güneybatısındaki Mezzeh bölgesinde yaşayan bir kadın saldırılardan birini şöyle anlatıyor: “Bütün binamız sallandı. Neden çocuklarımla birlikte bunu yaşamak zorundayım? Neden gelip sivil halkın yaşadığı bölgelere yerleşiyorlar?”

Bu hafta İsrail tarafından düzenlendiği düşünülen bir hava saldırısında İran’ın Mezzeh’teki büyükelçiliğinin konsolosluk bölümü yerle bir oldu ve üst düzey İranlı komutanlar öldürüldü.

Kuzeybatının Türkiye tarafından yönetildiğine inanılıyor

Ruslar da Suriye halkı arasında hoş karşılanmıyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana ülkedeki Rus askerlerinin sayısının azaldığı bildirilse de, düzenli olarak orada konuşlanan Rus askerleri ve Çeçenistan’dan gelen savaşçılar dahil ülkede hala önemli bir Rus varlığı bulunuyor.

Suriye’nin kuzeybatısı hala Suriyeli muhalif savaşçılar tarafından kontrol ediliyor ancak Şam’daki pek çok kişi ülkenin bu bölgesinin başka bir “işgalci”, yani orada askeri varlığı olan Türkiye tarafından yönetildiğine inanıyor.

Öte yandan ülkenin petrol kaynaklarının bulunduğu kuzeydoğunun büyük bölümünü Kürt güçler kontrol ediyor.

Yaşam standartları bu bölgelerin her birinde farklılık gösterirken, Suriye’nin hükümet kontrolündeki bölgeleri en yoksul bölgeler arasında yer alıyor.

Esad’ın müttefikleri sahada hala etkili olsa da, kendisi ve rejimi umutlarını başka bir büyük oyuncuya bağlamış durumda.

Suriyeli elitlerin Suudi Arabistan rüyası

Hükümete yakın çevrelerde Suudi Arabistan büyük bir bölgesel oyuncu olarak tanımlanıyor ve ayaklanmanın ilk günlerindeki gibi artık Suriye’de terörü körükleyen bir ülke olarak görülmüyor.

Bazı Suriyeliler, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Arap dünyasını yeni bir yola sokma potansiyeline sahip bir “dahi” olduğunu düşünüyor.

Yıllarca Arap Birliği’nden dışlanan Beşar Esad’ın geçen yıl Riyad’daki bir zirveye davet edilmesi rejime eski güzel günlerin yakında geri geleceği umudunu verdi.

Yönetim, ülkeyi yeniden inşa etmek ve iflas eden rejimin maaşları ödemesine yardımcı olmak için Körfez ülkelerinden para akışı hayal ediyor.

Ancak şu anda ülke yoksulluğa sürükleniyor ve çaresiz durumdaki pek çok kişi, “tünelin ucunda ışık olmadığını” söylüyor.

Sokakta uyuyan aileler ve çöp kutularından yiyecek bulmaya çalışan insanlar görmek normal hale gelirken, diğer bölgelerde Londra ya da Paris’in en lüks semtlerini andıran üst sınıf yaşam tarzı değişmeden devam ediyor.

Ekonomi çökerken kültür canlanıyor

Suriye yönetiminin başlıca kaygısı siyaset değil ekonomi.

Şam’a gece vardığımda şehir karanlığa gömülmüştü. En lüks mahalleler bile karartılmış. Bu durum yıllardır böyle. Neredeyse her şeyin kıt olması Suriyelileri temel ihtiyaçlarını karşılamak için uzun kuyruklarda beklemeye zorluyor.

Sübvanse edilmiş ekmeğinizi ya da size ayrılan yakıt veya gazı almak için bilgilerinizin kayıtlı bulunduğu bir akıllı karta ihtiyacınız var. Telefonunuza gelen bir mesaj size kuyruğa girme zamanının geldiğini söylüyor.

Hükümet, insanların faturalarını bir mobil uygulama aracılığıyla banka havalesi yoluyla ödemeleri için bir sistem geliştirdi. Ancak pek çok kişinin bankalara ya da cep telefonlarına erişimi yok.

Kültür-sanat dünyası hızla gelişiyor

Suriye’de yepyeni bir nesil savaş, patlamalar, bombalar ve sürekli ölüm ve kayıp haberleriyle büyüdü.

Bu gençler savaşa aldırış etmiyor, ancak güvende kalmak için aşmamaları gereken sınırlar olduğunu da biliyorlar.

Bu yüzden de kültüre, kültürel mirasa, sanata ve müziğe değer veriyorlar. Bu alanlar bir şekilde ülkedeki şiddetten korunuyor.

Suriye’de her şeye rağmen sanat ve kültür dünyası hızla gelişiyor.

Müzik grupları her türden müzik çalıyor, yeni galeriler açılıyor ve Suriye’nin tarihi yerlerinden geriye kalanları keşfetmek için yeni bir heves var.

Öte yandan savaş sırasında siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle ayrı düşen pek çok insan birbirine yakınlaştı ve insanlar mümkün olduğunda bir araya gelip kahve, içki ya da yemek eşliğinde sosyalleşiyor.

Gece geç saatlerde restoranlar dolup taşıyor. Barlarda her yaştan insanlar görmek mümkün. Bazı yerlerde geleneksel müzik çalınıyor.

Bir arkadaşım ülkedeki belirsizlik ile kültürün gücünü karşılaştırırken şunları söylüyor:

“Biz yok olacağız ama şarkılar hikayelerimizi ve kültürümüzü nesiller boyu taşıyacak.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/suriyede-ekonomik-esitsizlik-ve-bolgesel-ayrimlar-artiyor/feed/ 0
Türkiye Otomotiv Endüstrisi İhracatı Azaldı https://www.haber60.com.tr/turkiye-otomotiv-endustrisi-ihracati-azaldi/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-otomotiv-endustrisi-ihracati-azaldi/#respond Sun, 07 Apr 2024 08:12:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26537 Türkiye otomotiv endüstrisinin ihracatı, geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 1,8 azalarak 3,2 milyar dolar oldu.

Türkiye ihracatında yine ilk sırada yer alan endüstrinin payı ise yüzde 14,3 olarak gerçekleşirken, ocak-mart döneminde otomotiv endüstrisi ihracatı yüzde 6 artışla 9 milyar 132 milyon dolara ulaştı. Mart ayında bugüne kadar aylık bazda en yüksek ikinci ihracat rakamına ulaşıldığı açıklanırken, binek otomobildeki ihracat çift haneli geri geldi. İtalya’ya ihracat yüzde 12 arttış sağlanırken, buna karşılık en büyük pazar olan Almanya’ya yüzde 14 düşüş yaşandı.

Türkiye otomotiv endüstrisinin mart ayı ihracatı geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 1,8 azalarak 3 milyar 225 milyon dolar oldu. Türkiye ihracatında yine ilk sırada yer alan endüstrinin aldığı pay ise yüzde 14,3 olarak gerçekleşti. Yılın ilk üç ayında otomotiv endüstrisi ihracatı yüzde 6 artışla 9 milyar 132 milyon dolara ulaştı.

Martta en büyük ürün grubu Tedarik Endüstrisi ihracatı 1 milyar 297 milyon dolar olurken, Binek Otomobiller ihracatı yüzde 12,5 azalarak 881 milyon dolar, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı yüzde 34 artışla 647 milyon dolar, Otobüs-minibüs-midibüs ihracatı yüzde 48 artışla 264 milyon dolar ve Çekiciler ihracatı ise yüzde 59 azalışla 103 milyon dolar oldu.

Tedarik Endüstrisinde en fazla ihracat yapılan ülke Almanya olurken, bu ülkeye yönelik ihracat yüzde 13 geriledi. Rusya Federasyonu’na yüzde 21, Romanya’ya yüzde 52, Çekya’ya yüzde 29 ihracat artışı yaşandı. Binek otomobillerde en fazla ihracat yapılan ülke olan Fransa’ya yüzde 13 düşüş olurken, önemli pazarlardan İspanya’ya yüzde 66, Polonya’ya yüzde 31, Slovenya ve İsrail’e yüzde 16’şar düşüş, İtalya’ya yüzde 12 ve Fas’a yüzde 184 ihracat artışı kaydedildi. Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlarda ise Birleşik Krallık’a yüzde 28, İtalya’ya yüzde 54, Belçika’ya yüzde 144, Hollanda’ya yüzde 214 ihracat artışı, Fransa’ya yüzde 12 ihracat düşüşü görüldü. Otobüs-Minibüs-Midibüs ürün grubunda ise Fransa’ya 49, İtalya’ya yüzde 23 ve Suudi Arabistan’a da çok yüksek oranlı ihracat artışları yaşandı.

Martta yüzde 14 azalışla 409 milyon dolarlık ihracat yapılan Almanya, en fazla ihracat yapılan ülke konumunu korudu. Fransa 365 milyon dolarlık rakamla ikinci büyük pazar olurken, bu ülkeye ihracat yüzde 16 azaldı. İtalya’ya ihracat yüzde 12 artışla 330 milyon dolar oldu. Martta Belçika ve Rusya Federasyonu’na yüzde 23’er, Romanya’ya yüzde 13, Hollanda’ya yüzde 35, Fas’a yüzde 58 ihracat artışı yaşanırken, İspanya’ya yüzde 39, Polonya’ya yüzde 23, Bulgaristan’a yüzde 29 ihracat düşüşü oldu.

Ülke grubunda yüzde 70 pay ile ilk sırada yer alan Avrupa Birliği ülkelerine yüzde 8 azalışla 2 milyar 127 milyon dolar ihracat yapıldı. Diğer Avrupa Ülkeleri yüzde 13 pay ile ülke grupları arasında ikinci sırada yer alırken, bu ülke grubuna yönelik ihracat 8 arttı. Orta Doğu Ülkeleri’ne yüzde 44 ve Afrika Ülkelerine yüzde 31 ihracat artışı yaşandı. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-otomotiv-endustrisi-ihracati-azaldi/feed/ 0
Kırgız Cumhuriyeti Büyükelçisi Samsunlu İş Adamlarını Yatırıma Davet Etti https://www.haber60.com.tr/kirgiz-cumhuriyeti-buyukelcisi-samsunlu-is-adamlarini-yatirima-davet-etti/ https://www.haber60.com.tr/kirgiz-cumhuriyeti-buyukelcisi-samsunlu-is-adamlarini-yatirima-davet-etti/#respond Sat, 06 Apr 2024 21:39:59 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26484 Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu’nu ziyaretinde konuşan Kırgız Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ruslan Kazakbaev, Samsunlu iş adamlarını yatırıma davet etti.

Bir dizi inceleme ve ziyaretlerde bulunmak üzere Samsun’a gelen Kırgız Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ruslan Kazakbaev, programı kapsamında Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu’nu makamında ziyaret etti. Oldukça samimi geçen ziyarette, ticari ve ekonomik iş birliği konuları ele alındı. Konuşmasında Kırgızistan’ın hem Türkiye hem de Türk dünyası için çok önemli bir ülke olduğunu belirten Samsun TSO Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, “Öncelikle kardeş ülkemizin büyükelçisi olarak sizleri odamızda ağırlamaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Kırgızistan’la dinimiz, dilimiz, kültürümüz bir. Duygularımız birbirine çok yakın. Dolayısıyla sizin gibi kardeş bir ülkenin büyükelçisini burada görmekten çok mutluyuz” dedi.

Murzioğlu: “İş birliğini geliştirmeye hazırız”

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade eden Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu ayrıca kentin öne çıkan sektörleri, ekonomik yapısı ve işbirliği imkanları hakkında Büyükelçi Kazakbaev’i bilgilendirdi. Konuşmasında Samsun’un gerek tarım ve sanayi altyapısıyla, gerek sağlık yatırımlarıyla gerekse turizm alanlarıyla Karadeniz Bölgesi’nin en önemli kenti olduğunu belirten Murzioğlu, “Karadeniz’in en büyük kenti olan Samsun, sahip olduğu alternatifli üretim ve hizmet altyapıları ile potansiyeli oldukça yüksek bir şehir. Türkiye’de sadece birkaç ile nasip olan hava, kara, deniz ve demiryolu ulaşım hatlarıyla Samsun bir lojistik kent konumunda. Biraz önce ifade ettiğim gibi bizler dosttan da öte iki kardeş ülkeyiz. Etle tırnak gibiyiz. Oda olarak iki kardeş ülke arasında başta ekonomi olmak üzere her alanda ilişkilerimizi daha ileriye taşımak adına elimizden gelen çabayı göstermeye hazırız. Yapılacak işbirliklerinin iki ülke halkına da önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. İnşallah bu ziyaret ilerisi için güzel bir başlangıç olur. Samsun Ticaret ve Sanayi Odası olarak her türlü işbirliğine açık olduğumuzu yinelemek isterim” diye konuştu.

Ata yurduna yatırım yapmaya davet etti

Konuşmasının başında ilk defa geldiği Samsun’u çok beğendiğini belirten Büyükelçi Ruslan Kazakbaev, misafirperverliğinden dolayı da Murzioğlu’na teşekkür etti. Kırgız Cumhuriyeti hakkında bilgi vermek, var olan ticari ilişkileri değerlendirmek, yeni iş birlikleri geliştirmek ve yatırım fırsatlarını anlatmak adına Samsun’a geldiğini belirten Büyükelçi Kazakbaev, “Samsunlu iş insanlarını ülkemize yatırım yapmaya davet ediyorum. Bildiğiniz gibi Türk Devletler Teşkilatı kuruldu. Bunda Türkiye’nin ve Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emeği çok büyük. Türk Devletler Teşkilatı büyümeye de devam ediyor. Şu anda gözlemci olan ülkeler var. Türk Devletler Teşkilatı’nın yatırım fonu var. Bu fondan iş insanları yararlanabilecekler. İki kardeş ülke arasında da ayrıca yatırım fonu kurmaya çalışıyoruz. Dinamik bir şekilde ilişkilerimiz gelişiyor. Ülkemizde yatırım için çok güzel bir potansiyel var ve bu potansiyeli değerlendirecek ülkenin Türkiye olmasını istiyoruz. Biz kardeşiz. Sizleri Ata yurdunu görmeye ve yatırım yapmaya davet ediyorum” şeklinde konuştu.

Murzioğlu’na Kırgız kalpağı hediye etti

Ziyarette Murzioğlu ve Kazakbaev birbirlerine anı takdiminde bulundu. Kırgız Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ruslan Kazakbaev, ziyaret anısına Başkan Salih Zeki Murzioğlu’na Kırgız kalpağı hediye etti. – SAMSUN

]]>
https://www.haber60.com.tr/kirgiz-cumhuriyeti-buyukelcisi-samsunlu-is-adamlarini-yatirima-davet-etti/feed/ 0
Europol’e göre Avrupa’nın en tehlikeli bazı suç ağlarında Türkler etkin bir role sahip https://www.haber60.com.tr/europole-gore-avrupanin-en-tehlikeli-bazi-suc-aglarinda-turkler-etkin-bir-role-sahip/ https://www.haber60.com.tr/europole-gore-avrupanin-en-tehlikeli-bazi-suc-aglarinda-turkler-etkin-bir-role-sahip/#respond Sat, 06 Apr 2024 01:06:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26428 Avrupa Birliği (AB) Polis Teşkilatı’na (Europol) göre 25 binden fazla üyesi olan 821 suç örgütü, Avrupa’nın güvenliği açısından büyük tehdit oluşturuyor.

Europol’e göre Avrupa’da faaliyet gösteren suç örgütleri içerisinde Türkiye vatandaşları ile Türkiye kökenli göçmenler de etkin bir role sahip.

AB Komisyonu’nun talebi doğrultusunda Europol ilk kez Avrupa’daki en tehlikeli suç ağlarının haritasını çıkardı.

Rapor, AB üyesi 27 ülke ile aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 17 ortak ülkenin emniyet birimlerinden elde edilen veriler ışığında hazırlandı.

Lahey’deki Europol Genel Merkezi’nde, AB ülkelerinin yanı sıra, Türkiye ve diğer 16 ortak ülkeden irtibat görevlileri bulunuyor.

Rapordaki bulgular neler?

Europol Genel Müdürü Catherine De Bolle ve AB yetkilileri tarafından açıklanan 60 sayfalık raporda, 112 farklı ülkeden 25 binden fazla kişinin yer aldığı 821 suç ağının varlığına işaret ediliyor.

Rapora göre suç örgütlerinin yarısından fazlası uyuşturucu ticaretinde etkin, yüzde 71’i yolsuzlukla ilişkili, yüzde 68’i de şiddete başvuruyor.

Kara para aklama, kaçakçılık, insan ticareti, dolandırıcılık, gasp, vergi dolandırıcılığı ve hırsızlık gibi suçlar da Avrupa’nın güvenliğini etkileyen unsurlar arasında.

Europol’e göre, suç örgütlerinin yüzde 86’sı yasal ekonomiye sızmayı başarmış durumda.

Suç örgütleri, yasa dışı yollardan elde edilen paraları, yiyecek içecek ve emlak sektörü aracılığıyla aklıyor.

AB yetkilileri, suç örgütlerinin “kamu güvenliğine, hukukun üstünlüğüne ve ekonomiye ciddi zarar verebileceğini” vurguluyor.

Türkiye kökenli suç örgütleriyle ilgili tespitler neler?

Rapora göre, Türkiye kökenli “kilit üyeler” genellikle Belçikalı, Hollandalı ve Alman suçlulardan oluşan suç ağlarının çekirdeğini oluşturuyor.

Bu örgütleri, milliyet, ortak köken, dil, aile veya alt kültür gibi etkenler güçlendiriyor.

Bu suç örgütleri esas olarak kokain ve esrar ağırlıklı uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklamayla uğraşıyor.

Suç örgütleri başlıca faaliyetlerini Belçika, Kolombiya, Ekvador, Fransa, Almanya, Hollanda, İspanya, İsveç, İsviçre ve Türkiye’de yürütüyor.

Raporda, Avrupa’ya kokain girişinin iki önemli noktası olan Anvers ve Rotterdam limanları çevresinde faaliyetlerini sürdüren “Belgo-Hollanda suç ağları”na da işaret ediliyor.

Europol, bu suç ağlarının Belçika veya Hollanda uyruklu bazı kilit üyelerinin, başta Türkiye ve Fas olmak üzere diğer ülkelerden geldiğini belirtiyor.

Europol’e göre bu örgütler AB vatandaşı olanlar hariç aynı zamanda Arnavut, İngiliz, İtalyan, Faslı ve Türk kimliğine sahip önemli üyeler bulunduruyor.

Çoğunlukla uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklama ile uğraşan bu kişiler, AB içinde Belçika, Almanya , Hollanda ve İspanya’da; AB dışında ise, Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere 40’tan fazla ülkede faaliyet gösteriyor.

Europol raporuna göre, insan kaçakçılığı konusunda da Türkiye kökenli suç örgütü üyeleri aktif konumda.

Göçmen kaçakçılığı faaliyetlerine en yaygın olarak Türkiye, Irak, Moldova, Romanya, Suriye ve Ukrayna vatandaşları karışıyor.

Rapora göre, son dönemlerde AB sınırları içerisinde yaygın biçimde ve büyük miktarlarda, tamamen orijinal olmayan, sahte ateşli silahlar ele geçirilmeye başlandı.

Europol, bu sahte ateşli silahların çoğunlukla Türkiye’de üretildiğine ve daha sonra Türkiye’deki suç şebekeleri tarafından AB ülkelerine satıldığına inanıyor.

Rapora göre, Avrupa vatandaşlarına yönelik telefon ve dijital dolandırıcılık faaliyetlerinin bir bölümü de Türkiye kökenli suç örgütleri tarafından gerçekleştiriliyor.

Suç örgütleri hangi ülke vatandaşlarından oluşuyor?

Rapora göre, Avrupa’da faaliyet gösteren suç örgütlerinin büyük bölümü, Arnavutluk, Belçika, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Polonya, İspanya, Türkiye ve Ukrayna vatandaşlarından oluşuyor.

Suç ağlarının AB uyruğuna sahip olmayan üyelerinin çoğunluğu Türkiye, Arnavutluk, Bosna Hersek, Çin, Gürcistan, İzlanda, Nijerya, Sırbistan, İngiltere ve Ukrayna’dan geliyor.

AB üyesi ülke vatandaşlarının oluşturduğu homojen suç ağlarında çoğunlukla İtalyanların yanı sıra Fransız, Polonyalı ve Romenler yer alıyor.

İtalyan mafya tarzı suç ağları genellikle yalnızca İtalya vatandaşı olan kilit üyelerin çevresinde şekilleniyor.

İtalya’nın en eski ve büyük mafyalarından ‘Ndrangheta, uyuşturucu kaçakçılığı, ateşli silah kaçakçılığı ve vergi kaçakçılığı gibi çeşitli suç faaliyetleriyle uğraşan bir suç ağı oluşturmuş durumda.

Ancak 45’ten fazla ülkede faaliyet gösteren İtalyan mafyası, çoğunlukla Belçika, Almanya, Hollanda, Malta, Romanya, İspanya, Kolombiya, İsviçre ve Amerika Birleşik Devletleri’nde de çok geniş bir erişim alanına sahip.

Bu suç örgütleri uyuşturucu kaçakçılığının yanı sıra, gasp ve şantaj, atık kaçakçılığı, sigara kaçakçılığı ve kara para aklamayla da uğraşıyor.

Romen suç örgütleri, Avrupa’da hırsızlık, motorlu taşıt suçları ve soygunlar gibi organize mülkiyet suçları ile mali yardımlarda ve KDV dolandırıcılıklarında ve cinsel istismara yönelik insan kaçakçılığı konularında aktif.

Polonya’daki örgütler ağırlıklı olarak kaçakçılık konusunda faaliyet gösteriyor.

Neredeyse her suç örgütünde İspanya vatandaşlarının bağlantısı bulunuyor.

Her 10 suç örgütü üyesinden biri Latin Amerika vatandaşı.

Pek çok suç şebekesinde Alman üyeler yer alıyor. Bu ağların kilit üyeleri arasında, başta Hollandalı, İtalyan, Polonyalı, Rus ve Türk olmak üzere 48 farklı milletten oluşan geniş bir yelpaze yer alıyor.

Raporda İtalya merkezli suç örgütlerinin yanı sıra, “Batı Balkan mafyasına” da vurgu yapılıyor.

AB yetkilileri ne diyor?

Europol Genel Müdürü Catherine De Bolle, tüm AB üyeleri ile 17 ortak ülkenin katkılarıyla hazırlanan raporu, Avrupa düzeyinde şimdiye kadar kilit suç ağları üzerine gerçekleştirilen en kapsamlı çalışma olarak değerlendirdi.

De Bolle, “Suçlular gizlilik içinde gelişirler ama biz bunu değiştiriyoruz” diyerek, suç örgütlerine, “Kim olduğunuzu, ne yaptığınızı, kiminle çalıştığınızı biliyoruz. Artık saklanamazsınız” mesajını verdi.

AB Dönem Başkanı Belçika İçişleri Bakanı Annelies Verlinden, Avrupa açısından bir kilometre taşı olan çalışmanın, toplumun güvenliğini korumaya yönelik kararlılığın bir ifadesi olduğunu söyledi.

AB Komisyonu’nun Avrupa İçişleri’nden Sorumlu Üyesi Ylva Johansson da, “Organize suç, bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük tehditlerden biridir ve toplumu yolsuzlukla, aşırı şiddetle tehdit etmektedir. Neyle mücadele ettiğimizi bilmemiz gerekiyor” dedi.

AB Komisyonu’nun Adalet’ten Sorumlu Üyesi Didier Reynders, bu bulguların, Avrupa genelindeki adalet sistemleri ve hukukun üstünlüğü üzerinde önemli etkileri olacağını dile getirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/europole-gore-avrupanin-en-tehlikeli-bazi-suc-aglarinda-turkler-etkin-bir-role-sahip/feed/ 0
İran’da Dünya Kudüs Günü yürüyüşlerine on binlerce kişi katıldı https://www.haber60.com.tr/iranda-dunya-kudus-gunu-yuruyuslerine-on-binlerce-kisi-katildi/ https://www.haber60.com.tr/iranda-dunya-kudus-gunu-yuruyuslerine-on-binlerce-kisi-katildi/#respond Fri, 05 Apr 2024 23:18:56 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26396 İran’da Ramazan ayının son cuma günü Filistin halkına destek vermek amacıyla gerçekleştirilen “Dünya Kudüs Günü” yürüyüşlerine on binlerce kişi katıldı. Yürüyüşte İsrail’in İran Konsolosluğuna yönelik saldırısında hayatını kaybeden 7 İranlı askerin tabutları taşındı.

İran’ın başkenti Tahran’da on binlerce kişi, her yıl Ramazan ayının son cuma günü düzenlenen “Dünya Kudüs Günü” yürüyüşlerine katıldı. Yürüyüşte İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi başta olmak üzere İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ve birçok isim yer aldı. İsrail’e karşı Filistin direnişine destek vermek amacıyla sokaklara dökülen İranlılar, “Kahrolsun ABD” ve “Kahrolsun İsrail” sloganları atarak, “İntikam”, “Filistin yalnız değildir” ve “Çocuk katili İsrail” yazılı pankartlar taşıdı. İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği saldırıların kınandığı yürüyüşlerde İranlılar Filistin bayrakları ve Filistin’e destek dövizleri taşırken, İsrail’e ait markaların pankartları ile ABD doları pankartı ateşe verildi.

Saldırıda ölen askerlerin tabutları taşındı

Yürüyüşte İsrail’in Suriye’nin başkenti Şam’da İran Konsolosluğuna düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden 2’si general 7 askerin tabutları taşındı. Tabutlar yürüyüşe katılanlar eşliğinde Cuma namazının kılınacağı Tahran Üniversitesi’ne götürüldü.

“Batı dünyası desteğini bırakırsa İsrail rejimi yok olacaktır”

İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, Dünya Kudüs Günü’nde yaptığı konuşmada, İsrail’in İran konsolosluğunu hedef almasına ilişkin, “İsrail’i buradan uyarıyorum, ülkemizin güvenliğine yönelik hiçbir eyleminiz karşılıksız kalmayacak. Dini liderimizin de söylediği gibi ülkemizin yiğit evlatları Siyonist İsrail rejimini cezalandıracak” ifadelerini kullandı.

ABD ve Batılı ülkeleri İsrail’e askeri ve siyasi destek vermekle suçlayan Selami, “Siyonistler ve onların destekçisi ABD, ne kadar fazla Müslüman öldürürlerse kendi güvenliklerini o kadar sağlayacaklarını zannediyor. Ama gerçek böyle değil. İsrail bugün Gazze’den geri çekilse dahi savaşta yenilmiştir ve kaybeden taraf olmuştur. Siyonist İsrail rejimi, ABD sayesinde hala nefes alabiliyor. Batı dünyası İsrail’e olan desteğini bıraktığı an bu rejim yok olacaktır” şeklinde konuştu.

Selami, İsrail’in neden olduğu felaket ve suçlardan kaçamayacağını söyleyerek, “Siyonist rejim, savaşı bölgeye yaymaya çalışarak kendi varlığını devam ettireceğini sanmasın. İsrail rejimi tehlikede olduğunu ve hedef alınabileceğini artık çok iyi biliyor. Siyonistler için savaş ve yaşam arasında bir seçim söz konusu değil, onların tek seçimi tamamen teslim olmaktır” ifadelerini kullandı.

“Saldırılarına misliyle karşılık vereceğiz”

Yürüyüşe katılan İranlı Ali Ekber Shamhalu yaptığı açıklamada, “Bizim halk olarak İsrail’e gösterdiğimiz ilk tepki, meydanlara çıkmak oldu. Her şehide ve saldırılarına misliyle karşılık vereceğiz. Konsolosluğumuza yönelik saldırının karşılığını da Allah’ın izniyle İsrail rejimini yok ederek vereceğiz” dedi.

İranlı İsa Ahmedipur, “İsrail rejiminin Şam’da konsolosluğumuza yönelik saldırısını kınıyoruz. Bugün Kudüs gününe bu saldırıyı kınamak için de katıldık. Bu saldırı çok açık bir şekilde uluslararası sözleşmelerin ihlalidir. Bu sözleşmelere göre her ülkenin büyükelçiliği o ülkenin toprağı sayılır. İsrail’in bu vahşi saldırısına misliyle karşılık verileceğine inanıyoruz” diye konuştu.

“İsrail gerçekten güçlü ise Filistinli kadınlar ve çocuklar yerine bizimle savaşsın”

İranlı Zöhre Asedullahi ise açıklamasında, “Ramazan ayının son cuması olan Kudüs gününde bu yürüyüşlere katıldık. İsrail saldırıları ve katliamları altında yaşamak zorunda kalan Filistinli anneler ve çocuklar için çok üzülüyoruz. Onların çaresizlikleri karşısında hiçbir şey yapamıyoruz. İsrail gerçekten güçlü ise Filistinli kadınlar ve çocukların yerine bizimle savaşsın” ifadelerini kullandı.

Dünya Kudüs Günü’nde Müslümanların yaşadığı ülkelerde Filistin topraklarının işgalden kurtarılması ve dünya kamuoyunun Filistin sorunu hakkında bilinçlendirilmesi amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. İran İslam Cumhuriyeti kurucusu Ayetullah Humeyni, Ramazan ayının son cuma gününü Dünya Kudüs Günü olarak ilan etmiş ve ülke çapında İsrail’i kınayan gösteriler yapılmasını istemişti. – TAHRAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranda-dunya-kudus-gunu-yuruyuslerine-on-binlerce-kisi-katildi/feed/ 0
TGDF şubat ayı dış ticaret verilerini açıkladı https://www.haber60.com.tr/tgdf-subat-ayi-dis-ticaret-verilerini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/tgdf-subat-ayi-dis-ticaret-verilerini-acikladi/#respond Fri, 05 Apr 2024 21:48:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26361 Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektörü yılın ilk iki ayında 4,75 milyar dolar ihracat, 3,15 milyar dolar ithalat yaptı. Dış Ticaret Dengesi, Ocak-Şubat döneminde 1,6 milyar dolar fazla verdi. Şubat ayında buğday ithalatı yüzde 37, ham ayçiçeği yağı yüzde 41,3 ve soya fasulyesi ithalatı yüzde 11,3 geriledi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Dış Ticaret Verileri temel alınarak hazırlanan Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Dijital Veri Paneli’ne göre, bu yılın ilk 2 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü geçen yıl aynı döneme göre yüzde 16,49 artışla 4,75milyar dolar ihracat ve yüzde 15,99 düşüşle 3,15 milyar dolar ithalat yaptı. Ocak-Şubat döneminde Dış Ticaret Dengesi 1,6 milyar dolar fazla verdi.

Özel Ticaret Sistemi (ÖTS) çerçevesinde yayınlanan Dış Ticaret Verileri’ne göre, yılın ilk 2 ayında ihracat geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 16,49 artarken, ithalat ise yüzde 15,99 azaldı.

Şubat 2024 itibarıyla aylık temelde ise ihracat geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 22,14 artışla 2,33 milyar dolar olurken, ithalat ise geçen yıl aynı döneme göre yüzde 15,17 azalarak 1,55 milyar dolar oldu.

Şubat ayında buğday ithalatı yüzde 37, ham ayçiçeği yağı yüzde 41,3 ve soya fasulyesi ithalatı yüzde 11,3 geriledi.

Yılın ilk 2 ayında dış ticaret dengesi fazla verdi

Yılın ilk 2 ayında tarım, gıda ve içecek sektöründe Dış Ticaret Dengesi geçen yıl aynı döneme yüzde 383.33 artışla 1,6 milyar dolar fazla verdi. Geçen yıl Ocak-Şubat döneminde Dış Ticaret Dengesi 33 milyon dolar fazla vermişti. Şubat ayı itibarıyla aylık bazda ise Dış Ticaret Dengesi 780 milyon dolar fazla verdi.

Yılın ilk 2 ayında birim ihracat değeri geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 11,13 düşüşle 1189 dolar/ton oldu. İthalat birim değeri ise geçen yıl aynı dönemle karşılaştırıldığında yüzde 1,58 azalarak 644 dolar/ton oldu.

Dış ticarette öne çıkan ürünler

2024 yılının ilk 2 ayında ihracatta öne çıkan ürünlerde ilk sırayı 259,4 milyon dolar ile un aldı. Bu ürünü 244 milyon dolar ile fındık içi ve 164,8 milyon dolar ile mandalina izledi. Bu ürünler, Ocak-Şubat dönemi itibarıyla toplam ihracatın yaklaşık yüzde 14,06’sını oluşturdu.

Aynı dönemde ithalatta ise en fazla ithal edilen ürün 389,8 milyon dolar ile buğday oldu. Buğdayı 272 milyon dolar ile soya fasulyesi ve 175,5 milyon dolar ile ham ayçiçeği yağı takip etti. Bu 3 ürün, Ocak-Şubat dönemi itibarıyla toplam ithalatın yüzde 26,58’ini oluşturdu.

Şubat ayı itibarıyla ihracat ve ithalatta durum

Aylık temelde değerlendirildiğinde, şubat ayında ihracatta öne çıkan ürünlerde ilk sırayı 123,4 milyon dolar ile buğday unu alırken, bu ürünü 112,2 milyon dolar ile fındık içi ve 79,3 milyon dolar ile rafine ayçiçeği yağı izledi.

Aynı ayda en fazla ithal edilen ürünler ise 202,9 milyon dolar ile buğday, 113,1 milyon dolar ile ham ayçiçeği ve 101,7 milyon dolar ile soya fasulyesi olarak sıralandı.

İthalatta Rusya ve Ukrayna ilk sıradaki yerini korudu

Bu yılın ilk 2 ayında yapılan ithalatta ilk sırayı 389,8 milyon dolar ile buğday aldı. Rusya ve Ukrayna, buğdayın en fazla ithal edildiği ilk iki ülke olmayı sürdürdü. Bu dönemde, Rusya’dan 276,3 milyon dolar ve Ukrayna’dan 93,7 milyon dolar tutarında buğday ithalatı yapıldı. Bu iki ülkenin toplam buğday ithalatındaki payı yaklaşık yüzde 94,9 oldu. Aynı dönemde 7,6 milyon dolar buğday ithalatıyla Moldova üçüncü sırada yer aldı.

Aylık temelde bakıldığında ise şubat ayındaki 202,9 milyon dolarlık buğday ithalatının 130,8 milyon dolarlık kısmı Rusya’dan yapıldı. Rusya’nın ardından Ukrayna’dan 65,1 ve Moldova’dan 2,6 milyon dolarlık buğday ithalatı yapıldı.

Yılın ilk 2 ayında buğdaydan sonra 272 milyon dolar tutarında soya fasulyesi ve 175,5 milyon dolar tutarında ham ayçiçeği yağı ithal edildi. Soya fasulyesi ithalinde ilk sırayı 105 milyon dolar ile Ukrayna alırken, bu ülkeyi Brezilya (103,1 milyon dolar) ve ABD (41,7 milyon dolar) takip etti. Ayçiçeği yağı ithalatında ise sıralama 93,4 milyon dolar ile Ukrayna, 71,8 milyon dolar ile Rusya ve 5,9 milyon dolar ile Romanya oldu.

Türkiye’nin ithalatında ilk 3 sırada yer alan 3 üründe ithalatın büyük bölümünün Rusya ve Ukrayna’dan yapılmasına devam edildi.

En fazla ihracat ve ithalat yapan sektörler

Bu yılın ilk 2 aylık dış ticaret verileri sektörlere göre incelendiğinde; en fazla ihracatın 545 milyon dolar ile şeker ve şekerli mamuller sektöründe yapıldığı görüldü. Bu sektörü sırasıyla yaş meyve sektörü (470 milyon dolar), sert kabuklu meyveler sektörü (442 milyon dolar), balıkçılık ve su ürünleri sektörü (315 milyon dolar) ve bitkisel yağ sektörü (266 milyon dolar) takip etti.

Şeker ve şekerli mamuller sektörünün toplam ihracat içindeki payı yüzde 13,39, yaş meyve sektörünün yüzde 11,55, sert kabuklu meyveler sektörünün yüzde 10,87, balıkçılık ve su ürünleri sektörünün yüzde 7,74 ve bitkisel yağ sektörünün yüzde 6,53 oldu.

Yine aynı dönemde en fazla ithalat 856 milyon dolar ile hayvan yemi sektöründe yapıldı. Bu sektörün ardından en fazla ithalat yapan sektörler; bitkisel yağ (524 milyon dolar), un (442 milyon dolar), kakao ve çikolata (180 milyon dolar) ve canlı hayvan ticareti (134 milyon dolar) sektörleri olarak sıralandı.

Hayvan Yemi sektörünün toplam ithalat içindeki payı yüzde 33,6, bitkisel yağ sektörünün yüzde 20,58, un sektörünün yüzde 17,38, kakao ve çikolata sektörünün yüzde 7,09 ve canlı hayvan ticareti sektörünün 5,27 oldu.

İhracatın arttığı ve azaldığı sektörler

Bu yılın ilk 2 ayında geçen yıl aynı döneme kıyasla ihracatı değer olarak en fazla artan sektörlerin başında 79 milyon dolar ile (yüzde 38,71 artış) ile şeker ve şekerli mamuller sektörü geldi. Bu sektörü 60 milyon dolar ile (yüzde 36,68 artış) yaş meyve sektörü, 54 milyon dolar ile (yüzde 33,87 artış) sert kabuklu meyveler sektörü, 41 milyon dolar ile (yüzde 39,41 artış) balıkçılık ve su ürünleri sektörü ve 41 milyon dolar ile (yüzde 47,54 artış) kuru meyve/sebze sektörü izledi.

Söz konusu dönemde ihracatı değer olarak en fazla düşen sektör 43 milyon dolar ile (yüzde 28,37 düşüş) Sebze sektörü oldu. Ayrıca bitkisel yağ sektörü 32 milyon dolar (yüzde 18,84 düşüş), bakliyat sektörü 20 milyon dolar (yüzde 36,04 düşüş) ve canlı hayvan ticareti sektörü 1 milyon dolar (yüzde 21,54 düşüş) geriledi.

Bu yılın ilk 2 ayında geçen yıl aynı döneme göre, ithalatı değer olarak en fazla artan sektör 18 milyon dolar ile (yüzde 61,7) tohumculuk sektörü oldu. Bu sektörün ardından kakao ve çikolata sektörü 17 milyon dolar (yüzde 25,8 artış), sert kabuklu meyveler sektörü 8 milyon dolar (yüzde 33,1 artış), balıkçılık ve su ürünleri sektörü 8 milyon dolar (yüzde 52,3 artış) ile kahve, çay ve baharat sektörü 7 milyon dolar (yüzde 15,8 artış) ile ithalatı değer olarak en fazla artan sektörler olarak sıralandı.

Bu dönemde ithalatı en çok düşen sektörler ise 71 milyon dolar ile (yüzde 73,1 düşüş) Bakliyat sektörü, 70 milyon dolar ile (yüzde 23,6 düşüş) un sektörü, 41 milyon dolar ile (yüzde 9 düşüş) hayvan yemi sektörü, 31 milyon dolar ile (yüzde 54,1 düşüş) şeker ve şekerli mamuller sektörü ve 28 milyon dolar ile (yüzde 85,7 düşüş) pirinç değirmenciliği sektörü oldu.

Dış ticarette öne çıkan ülkeler

Bu yılın ilk 2 ayında dış ticaret verileri ülke bazında değerlendirildiğinde; en fazla ihracat yapılan ülke 607 milyon dolar ile Irak oldu. Irak’tan sonra en fazla ihracat, 338 milyon dolar ile Almanya’ya, 269 milyon dolar ile Rusya’ya, 256 milyon dolar ile ABD’ye ve 184 milyon dolar ile İtalya’ya yapıldı. Yılın ilk 2 ayında, bu 5 ülkeye yapılan ihracat toplam ihracatın yüzde 34,82’sini oluşturdu.

Aynı dönemde ülke bazında ithalat en fazla 616 milyon dolar ile Rusya’dan yapıldı. Bu ülkeyi, 386 milyon dolar ile Ukrayna, 215 milyon dolar ile ABD, 191 milyon dolar ile Brezilya ve 126 milyon dolar ile Malezya izledi. Bu 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 48,69’unu oluşturdu.

Türkiye’nin en fazla ithalat yaptığı ilk 2 ülke sıralamasında Rusya ve Ukrayna yerlerini korudu. Bu iki ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 31,80’ine denk düştü.

Türkiye, yılın ilk 2 ayında en fazla ihracat yaptığı ülkelerden Irak’a un, dondurulmuş tavuk eti, gofret ve waffle, Almanya’ya fındık içi, ambalajlı fındık ve konserve zeytin ve Rusya’ya ise mandalina, alabalık ve limon ihraç etti.

Türkiye aynı dönemde en fazla ithalat yaptığı Rusya’dan buğday, ham ayçiçeği, ayçiçeği küspesi, Ukrayna’dan soya fasulyesi, buğday, ham ayçiçeği yağı ve ABD’den etilen glikol, soya fasulyesi ile hayvanlar için yem hammaddesi olan DDGS ithal etti.

TÜİK’in açıkladığı Dış Ticaret Verileri temel alınarak hazırlanan TGDF Dijital Veri Paneli’ndeki hesaplamalara 01 ve 24 fasılları arasındaki tüm Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTIP) kalemleri ile 29’uncu fasıl ve 35’inci fasıldan seçili ürünler dahil edildi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/tgdf-subat-ayi-dis-ticaret-verilerini-acikladi/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Pakistan’ın Milli Günü’nü kutladı https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-pakistanin-milli-gununu-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-pakistanin-milli-gununu-kutladi/#respond Fri, 05 Apr 2024 02:48:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26280 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Bizler, en zor zamanlarda birbirine destek vermiş, sevinçleri ve üzüntüleri paylaşmış ve ortak idealleri güçlü bir şekilde benimsemiş iki kardeş ülkeyiz.” dedi.

Pakistan Milli Günü, Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yusuf Cüneyd’in ev sahipliğinde büyükelçilik rezidansında yapılan törenle kutlandı.

Törene, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Ahmet Yıldız, AK Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, kuvvet komutanları, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, KARDEMİR Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Demir ile yerli ve yabancı misyon temsilcileri katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan törende, iki ülkenin milli marşları okundu, ardından iftar yemeğine geçildi.

İftar yemeğinin ardından konuşan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, burada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Pakistan’ın Milli Günü’nü kutladı.

Pakistan halkına saygı ve selamlarını sunan Bakan Güler, bu vesileyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da selamlarını iletti. Güler, Pakistan’ın bağımsızlığı ve bütünlüğü için savaşan şehitleri ve gazileri saygıyla andı.

Pakistan’ın, bölgesinde ve dünyada stratejik önemi yüksek bir ülke olduğunu vurgulayan Güler, özellikle son yıllarda her alanda gelişip güçlenen Pakistan’ın, bölgesinde ve dünyada barış, istikrar ve güvenin inşasında önemli bir rol üstlendiğini söyledi.

Türkiye’nin de Pakistan’ın bu etkinliğinden ziyadesiyle memnun olduğunu dile getiren Güler, Türk milletinin gönlünde Pakistanlıların her zaman müstesna bir yere sahip olduğunu ve olmaya devam edeceğini kaydetti.

“Bizler, en zor zamanlarda birbirine destek vermiş iki ülkeyiz”

Türkiye ile Pakistan arasında tarihten gelen köklü dostluk ve kardeşlik ilişkileri, ortak değerler ve sarsılmaz bağlar bulunduğuna dikkati çeken Güler, sözlerine şöyle devam etti:

“Geçmişten bugüne intikal eden bu bağlar, ülkelerimiz arasında çok yönlü işbirliği ve üst düzey ilişkilere zemin hazırlarken, ortak geleceğimize de yön vermektedir. Bizler, en zor zamanlarda birbirine destek vermiş, sevinçleri ve üzüntüleri paylaşmış ve ortak idealleri güçlü bir şekilde benimsemiş iki kardeş ülkeyiz. Maruz kaldığımız elem verici hadiseler ve doğal afetler karşısında iki ülkenin birbirinin yardımına koşması, ülkelerimiz arasındaki birlikteliğin ne denli güçlü olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.” dedi.

Pakistan’ı, uluslararası ilişkilerde en güvenilir ortaklardan biri olarak gördüklerini ifade eden Güler, ikili ülke arasındaki ilişkilerin her alanda mükemmel seviyede olmasına çok büyük önem verdiklerini söyledi. İkili ilişkilerin son yıllarda artan bir ivmeyle geliştiğini belirten Güler, bu ilişkileri daha büyük ve kapsamlı işbirlikleri ile güçlendirme azim ve kararlılığını taşıdıklarını dile getirdi.

“Yüksek sinerji ve tecrübe paylaşımı, yeni ve kapsamlı işbirliklerine de kapı açmaktadır”

Bunların başında askeri işbirlikleri ve savunma sanayisinin geldiğini belirten Güler, “Özellikle savunma sanayii alanında hayata geçirdiğimiz projelerin ortaya koymuş olduğu yüksek sinerji ve tecrübe paylaşımı, yeni ve kapsamlı işbirliklerine de kapı açmaktadır. Birbirimize olan güvenimiz ve desteğimizi, bundan sonra da işbirliğimizin katlanarak artması için en büyük teminat olarak görüyoruz.” diye konuştu.

Pakistan’la olan güçlü bağları geliştirmekte, bölgesel ve küresel barış ve istikrar için birlikte hareket etmekte kararlılıklarını vurgulayan Güler, “Türkiye ile Pakistan arasındaki dostluk ve kardeşliğin ezelden ebede güçlü bir şekilde devam edeceğine yürekten inanıyoruz.” dedi.

Pakistan’ın Milli Günü’nü kutlayan Bakan Güler, bu vesileyle yarın idrak edilecek Kadir Gecesi’ni ve Ramazan Bayramı’nı tebrik etti.

Törende konuşan eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman ise davet nedeniyle Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yusuf Cüneyd’e teşekkür etti. Pakistan’ın, Türkiye’nin zor dönemlerinde yardıma koştuğunu dile getiren Kahraman, özellikle İstiklal Savaşı’nda bulundukları yardımın önemine dikkati çekti.

Milli Türk Talebe Birliği Başkanlığı yaptığı dönemde Pakistan için bir miting düzenlediklerini hatırlatan Kahraman, “Pakistan’ın ana davalarından biri de Keşmir’dir. Çok büyük bir zulüm, gayrıadil bir hadise ve dünya hukukunun yüz karasıdır. Keşmir, bizim de davamızdır. Dostluğumuz ilerlemeye devam edecek.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye ile Pakistan asırlık bağlara dayanan ilişkilere sahip”

Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yusuf Cüneyd de misafirleri “Pakistan Milli Günü” etkinliğinde ağırlamaktan onur duyduğunu belirtti.

Söz konusu günün alt kıta tarihinde büyük önem taşıdığına dikkati çeken Cüneyd, ülkesinin tüm zorluklara rağmen olağanüstü bir dayanıklılık ve kararlılık sergilediğini anlattı.

Cüneyd, Pakistan’ın uluslararası alanda hak ettiği yeri almak için çok yol kat ettiğini, 75 yıllık süreçte ülkesinin temellerinin, herkesi kapsama, devamlılık, ilerici zihniyet, toplumda cinsiyet eşitliği ve temel insan hakları üzerine kurulduğunu dile getirdi.

Pakistan halkının bilim, sanat, spor, teknoloji gibi alanlarda yeteneklerini kanıtladığını aktaran Cüneyd, Pakistan’ın ve bölgenin refahı için uluslararası ortakları ve dostlarıyla birlikte çalışmaya devam edeceklerine işaret etti.

Cüneyd, Türkiye ile Pakistan’ın asırlık bağlara dayanan ilişkilere sahip olduğunu ifade ederek, söz konusu durumun “iki ülke, tek millet” gibi duyguların somut örneği olduğunu söyledi.

İki ülke arasındaki “kardeşlik bağlarının” gelecek nesillere aktarılması için Türkiye ile çalışmaya devam edeceklerini ifade eden Cüneyd, Türk halkı ve hükümetinin felaketlerde her zaman Pakistan’ın yanında olduğunu dile getirdi.

Büyükelçi Cüneyd ayrıca, Türk milletine ve özel olarak da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ikili ilişkiler konusunda minnettar olduklarını söyledi.

Konuşmaların ardından, Pakistan Milli Günü dolayısıyla pasta kesildi. Tören, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-pakistanin-milli-gununu-kutladi/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: Öncelik Gıda Arz Güvenliği https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-oncelik-gida-arz-guvenligi/ https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-oncelik-gida-arz-guvenligi/#respond Fri, 05 Apr 2024 02:42:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26275 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2024 yılında Devlet Su İşleri bütçesinin neredeyse tamamına yakınının sulama sistemlerine ayrıldığını belirterek, “Önümüzdeki 5 yıllık hedeflerimizin nirengi noktası gıda arz güvenliğinin teminat altına alınmasıdır. Dolayısıyla bütün projeksiyonlarımızı bunların üzerine yapıyoruz.” dedi.

Bakan Yumaklı, Girişimci İşadamları Vakfı (GİV) tarafından Bahariye Mevlevihanesi’nde düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada, 2050’lerde dünya nüfusunun 10 milyar, Türkiye nüfusunun da 105 milyonu aşmış olacağına işaret ederek, daha çok gıdaya ihtiyaç duyulacağını söyledi.

BM Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) bir araştırmasına göre 2050 yılında, bugüne göre yüzde 55 daha fazla suya, yüzde 65-70 civarında da daha fazla gıdaya ihtiyaç olacağını anlatan Yumaklı, tarımın stratejik bir sektör olduğuna dikkati çekti.

Yumaklı, eşsiz bir konuma sahip Türkiye’nin üçte birinin ormanlarla, üçte birinin tarım arazileriyle, beşte birinin de çayır ve meralarla kaplı olduğunu anımsattı.

Türkiye’nin tarım arazisi varlığında 14’üncü, orman alanı bakımından 27’inci, mera varlığı bakımından da 44’üncü sırada olduğunu dile getiren Yumaklı, “Türkiye su stresi altında bir ülke ve dünyada bu bakımdan 39’uncu sırada.” diye konuştu.

Bakan Yumaklı, Türkiye’nin 1313 metreküplük kişi başına kullanılabilir suyu ölçülmüş bir ülke olarak su stresi altında olduğunun altını çizerek, hiçbir değişiklik yapılmazsa 2030’da 1000 metreküpün altına düşerek su fakiri ülke konumuna geleceğini kaydetti.

“Dünyada un üretiminde birinci, makarna üretiminde ikinci sırada”

Türkiye’nin tohumda dünyanın ilk 10 ülkesi arasında olduğu ve 117 ülkeye ihracat yapıldığı bilgisini paylaşan Yumaklı, “Türkiye’de kullanılan her 100 kilogramlık tohumun 97 kilogramı bu ülkenin topraklarında üretiliyor.” ifadesini kullandı.

Sertifikalı tohum ya da milli tohum konusunda alınması gereken mesafeler olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Çünkü hepsinde istediğimiz aşamada değiliz. Dolayısıyla bu konuda bizim son dönemde özellikle özel sektörümüzün ciddi bir aşama kaydettiğini de söylemem gerekir.” şeklinde konuştu.

Yumaklı, ülkenin dünyada un üretiminde birinci, makarna üretiminde de ikinci sırada olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Bütün bunlar güllük gülistanlık bir ortamda yakalanmıyor. Çünkü konjonktürel değişiklikler var, birçok risk faktörü var. Bunlar hayatımızın bundan sonraki döneminde bu tür riskleri düşünmek ve göz önüne almakla alakalı bir görevimiz olduğunu da gösteriyor. 2024 yılında Devlet Su İşlerinin bütçesinin neredeyse tamamına yakını sulama sistemlerine ayrılmış durumda. Önümüzdeki 5 yıllık hedeflerimizin nirengi noktası gıda arz güvenliğinin teminat altına alınmasıdır. Dolayısıyla bütün projeksiyonlarımızı bunların üzerine yapıyoruz.”

“Türkiye çok güçlü bir ülke”

GİV Genel Başkanı Mehmet Koç ise huzur içerisinde güzel bir seçim dönemi geçirildiğini söyledi.

Girişimciler ve vatandaşlar açısından ülkenin stabil olmasının önemine işaret eden Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şu anda iş başında güçlü bir hükümet var. Çok senkron çalışan bir hükümetimiz var. Önümüzde çok güzel, pırıl pırıl bir 4 yıl var. Seçimsiz bir dönem. Burada hem iş adamlarımıza hem de girişimcilerimize büyük fırsatlar var. Türkiye çok güçlü bir ülke. İster doğudan bakın, ister batıdan bakın, çok güçlü bir ülke. Masalarda olmayan değil, masalara davet edilmeyen değil, ülkemiz artık masa kuran bir ülke. Türkiye coğrafi konumu, nüfusu, ekonomik büyüklüğü ve özellikle üretim kabiliyeti itibarıyla çok büyük bir ekonomi ve fırsatlar ülkesi.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-oncelik-gida-arz-guvenligi/feed/ 0
Türkiye ve İran arasında elektrik ticareti için anlaşma sağlandı https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-iran-arasinda-elektrik-ticareti-icin-anlasma-saglandi/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-iran-arasinda-elektrik-ticareti-icin-anlasma-saglandi/#respond Fri, 05 Apr 2024 01:39:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26241 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İran’ın başkenti Tahran’daki İran Enerji Bakanı Ali Ekber Mehrabian ile gerçekleştirdiği basın toplantısında, “Türkiye aslında tüm komşuları ile ama dost ve kardeş ülke İran ile de elektrik iletim şebekesini birbirine bağlayan ve bu kapasiteyi artıran çok önemli yatırımlar gerçekleştirdi. İnşallah en kısa süre içerisinde, belki birkaç ay içinde bu çalışmalarımız neticesinde elektrik ticareti iki ülke arasında başlayacaktır” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İran’da temaslarına devam ediyor. İran Petrol Bakanlığının ardından İran Enerji Bakanlığını ziyaret eden Bakan Bayraktar, İran Enerji Bakanı Ali Ekber Mehrabian ile ikili ve heyetlerarası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Mehrabian, “Türkiye Enerji Bakanı Sayın Bayraktar ile enerji alanında işbirliğini artırma ve geliştirmeye yönelik olumlu bir görüşme gerçekleştirdik. İki ülke enerji ve özellikle elektrik alanında çok iyi potansiyellere sahip. Türkiye elektriğe ihtiyaç duyan ve tüketen bir ülke. Diğer yandan elektrik tüketimi fazla olan Avrupa ülkeleri ile de bağlantısı bulunmakta. İran elektrik üreten ve tüketen ülke olarak bu alanda önemli işbirliği potansiyeli olan bir ülkedir” dedi.

Yapılan görüşmelerde söz konusu potansiyeller ve işbirliği fırsatlarının ele alındığını belirten Mehrabian, “Görüşmeler neticesinde iki ülke arasında elektrik alışverişinin sağlanması konusunda olumlu anlaşmalara varıldı. En kısa zamanda iki ülke uzman heyetleri varılan anlaşmaların uygulanması noktasında gerekli çalışmaları başlatacaklar” ifadelerini kullandı.

“Elektrik ticaretinde de iki ülke arasında çok önemli fırsatlar olduğunu söyleyebiliriz”

Bakanı Bayraktar ise, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak İran’a ilk resmi ziyaretimizi yapmış oluyoruz. Esas itibariyle bu ziyaretimizin temel amacı, ocak ayında Sayın Devlet Başkanı Reisi’nin Cumhurbaşkanımızı Ankara’da ziyareti, Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin 8’inci toplantısı vesilesiyle alınan kararları takip etmek, uygulamaya geçilecek projeleri birlikte değerli meslektaşlarımızla müzakere etmek ve konuşmak için buraya geldik” dedi.

Bakan Bayraktar, “Enerji dediğimizde sadece doğalgaz ağırlıklı, petrol ve petrol ürünleri ağırlıklı alanın yanında, aynı zamanda elektrik ticaretinde de iki ülke arasında çok önemli fırsatlar olduğunu söyleyebiliriz. Bu anlamda Türkiye aslında tüm komşuları ile ama dost ve kardeş ülke İran ile de elektrik iletim şebekesini birbirine bağlayan ve bu kapasiteyi artıran çok önemli yatırımlar gerçekleştirdi. Türkiye’ye İran’dan elektrik iletimi ve zaman zaman da Türkiye’den ihtiyaç duyulan saatlerde İran’a elektriğin ihraç edilmesi noktasında görüşmelerimiz devam ediyor. İnşallah en kısa süre içerisinde, belki birkaç ay içinde bu çalışmalarımız neticesinde elektrik ticareti iki ülke arasında başlayacaktır” ifadelerini kullandı.

“Şirketlerimiz vasıtasıyla inşallah İran’ın çok önemli yenilenebilir kapasitesini, potansiyelini hayata geçirme noktasında da çalışmalarımızı sürdürme kararı aldık”

Bakan Bayraktar, “Bugün Sayın Bakan ile üzerinde konuştuğumuz iki önemli konu daha var. Bunlardan bir tanesi yenilenebilir enerji alanında işbirliği. Türkiye’de bugün ulaştığımız, rüzgarda ve güneşte toplam 25 bin megawattlık kapasite ile oluşturduğumuz bu müktesebatı ve buradaki tecrübeyi şirketlerimiz vasıtasıyla inşallah İran’ın çok önemli yenilenebilir kapasitesini, potansiyelini hayata geçirme noktasında da çalışmalarımızı sürdürme kararı aldık. Son olarak diğer alanımız da enerji borsamız EPİAŞ’ın kazanımları ve tecrübelerini de yine İran’da oluşturulması planlanan enerji borsasına aktarabilmek ve burada da iki kurumun bir arada işbirliğini önümüzdeki süreçte daha da artırarak devam ettirmek” dedi. – TAHRAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-iran-arasinda-elektrik-ticareti-icin-anlasma-saglandi/feed/ 0
Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarının Temelleri Atıldı https://www.haber60.com.tr/karabuk-demir-ve-celik-fabrikalarinin-temelleri-atildi-2/ https://www.haber60.com.tr/karabuk-demir-ve-celik-fabrikalarinin-temelleri-atildi-2/#respond Thu, 04 Apr 2024 22:03:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26153 Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarının (KARDEMİR) temellerinin atılışı ve Karabük’ün kuruluşunun 87. yıl dönümü dolayısıyla Ticaret ve Sanayi Odası tarafından 3 Nisan Özel Meclis Toplantısı yapıldı.

Karabük TSO Meclis Toplantı Salonunda gerçekleşen programa Karabük Valisi Mustafa Yavuz, KARDEMİR Yönetim Kurulu Başkanı Prof. İsmail Demir, TSO Başkanı Fatih Çapraz, TSO Meclis Başkanı Adnan Çebi ve iş insanları katıldı.

Programda konuşan Vali Yavuz, “3 Nisan 1937’de demirin çelik gücüyle yükseldiği bir kentteki insan emeği ve azmi Türkiye’nin ilk ağır sanayi hamlesi KARDEMİR fabrika bacalarında yankılanmıştır. Ülkemizdeki pek çok şehrin aksine düşman işgalinden kurtuluşunu değil kuruluşunu kutlayan, emeğin başkenti Karabük, genç cumhuriyetimizin en önemli sanayi şehri, aynı zamanda kadim bir tarihin köklü bir kültürün ve dünyaca kıymetli bir mirasın da müjdecisidir. Gelecek nesillere koruyarak aktarma bilinciyle omuzlarımızda gururla taşıdığımız, kültürel kimliğimizin bir parçası niteliğindeki bu mirasın emanetçileri olarak bizler, tarihimize olan bağlılığımızı gelecek kuşaklara olan sorumluluğumuzu da birleştiriyoruz. Başta Kardemir olmak üzere, sanayi alanındaki üretim ve istihdam hacmimizle ülke ekonomisine ivme kazandırırken Türkiye yüzyılı vizyonunun önceliklerine ve hedeflerine uygun bir şekilde kültür, sana turizm gibi alanlarda da birlik ve beraberlik içerisinde ilerlemeyi hedefliyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle Türkiye’nin ilk ağır sanayi fabrikası, fabrikalar kuran Kardemir’in temellerinin atıldığı ve Türkiye’nin önemli sanayi, ticaret, kültür ve turizm şehri Karabük’ün kurulduğu 3 Nisanı geçmişin emek dolu bakışlarını anma ve geleceğe umutla bakma günü olarak kutluyorum” dedi.

“Bizler için ayrı bir öneme ve değere sahip bir tarih 3 Nisan 1937’dir” diyen Karabük TSO Başkanı Fatih Çapraz ise şunları söyledi: “Kurtuluş Savaşı’nda eşsiz bir zaferle ayrılan milletimiz bu esnada beşeri ve ekonomik kaynaklarının büyük bir kısmını kaybetmiştir. Ülkenin ayağa kaldırılması ve emperyalist devletlerin insafına bırakılmaması gerekmekteydi. Mevcut durumunun devam ettiğini bilen Mustafa Atatürk’ün ‘askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsun iktisadi zaferle taçlandırılmadıkça sonsuz kalır’ sözü devletimizin içerisinde bulunduğu durumu ve çözüm önerisini açıklamaktadır. Ekonomik mücadeleyi kazanabilmek ve kalkınmayı sağlayabilmek için sanayileşerek ve üreterek ülkenin küllerinden yeniden doğması gerekmekteydi. Devletimizin bağımsızlığın kazanılmasının ancak ekonomik bağımsızlığın kazanılmasıyla mümkün olabileceğini öngören bu anlayış ile 3 Nisan 1937 tarihinde ülkemizin ilk ağır sanayi kuruluşu olan demir çelik fabrikası bugünkü adıyla Kardemir’imiz kurulmuştur.”

Çapraz, “Bu büyük girişim yıllar içerisinde Ereğli ve İskenderun Demir Çelik Fabrikaları, çimento fabrikaları, şeker fabrikaları ve adını buraya sığdıramayacağımız pek çok fabrika, köprü, baraj ve bina inşaatının yapımına imkan vermiştir. Aynı zamanda sanayideki bilgi üretimini mühendisliği, ustasını, işçisini, yurdun dört bir yanının inşasını kullanmıştır. Bu nedenler ile Kardemir fabrikalar kuran fabrika unvanını kazanmıştır. 3 Nisan hem ülkenin imarını ve inşasını sağlayan demir çelik fabrikalarının temellerinin atıldığı hem de Karabük ilinin kuruluş tarihidir. Ülkemizde kurtuluşunu değil, kuruluşunu kutlayan tek il, Karabük’tür. İşte tam da bu sebeple özünü cumhuriyetten alan bu ilin unvanı Cumhuriyet Kenti Karabük’tür. Bugün aynı zamanda günümüz Türkiye’sini oluşturan sanayileşme, çağdaşlaşma, modernleşme ve ekonomik bağımsız vizyonun da kutlandığı bir gündür. Bu tarihi hiçbirimizin unutmaması gerekir. Özellikle gençlerin ülke ekonomisini kalkındırma yolunun sanayi işletmelerine bütün bağımsızlıkla ilişkisi olduğunu bilmesi önem arz etmektedir. 3 Nisan’ı Sanayi Günü olarak ilan etmekle bu bilinci geliştirecektir” ifadelerini kullandı.

Karabük’ün 3 Nisan tarihinde 13 hanelik bir yerleşkeyken ülkenin kalkınmasına kaynak oluşturan il olma yolculuğuna başladığını aktaran TSO Meclis Başkanı Adnan Çebi, “Ülkenin kurtuluş mücadelesinde ekonomik bağımsızlığına geçiş sürecince Karabük, ekonomik bağımsızlığı sembolü olan, ateşi, demir çelik fabrikası ile yakmıştır. 3 Nisan tarihi ülke olarak unutmamalı. Bu tarihi dönüm noktasını insanların aklına kazımalıyız. Ülkemizde ilk ağır sanayi yatırımının temelinin atıldığı 3 Nisan’ın Sanayi Günü olarak kutlamasını sağlamamız bu açıdan çok önemlidir” diye konuştu. – KARABÜK

]]>
https://www.haber60.com.tr/karabuk-demir-ve-celik-fabrikalarinin-temelleri-atildi-2/feed/ 0
İzmir İş Dünyası Seçim Sonuçlarını Değerlendirdi https://www.haber60.com.tr/izmir-is-dunyasi-secim-sonuclarini-degerlendirdi/ https://www.haber60.com.tr/izmir-is-dunyasi-secim-sonuclarini-degerlendirdi/#respond Tue, 02 Apr 2024 00:00:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25688 31 Mart yerel seçimlerinin tamamlanmasının ardından İzmir’de iş dünyasından seçimlere yönelik açıklama geldi.

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından İzmir’de iş dünyası, seçimlere ilişkin birtakım açıklamalarda bulundu. Sonuçların ülkeye ve millete hayırlı olmasını dileyen Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, oylama sürecinin medeni şartlarda gerçekleşmesinin demokrasi vurgusu açısından önemli olduğunu kaydetti. Göreve gelen belediye başkanlarını kutlayan Yelkenbiçer, üst üste seçim sürecinden geçen Türkiye’nin artık ekonomiye yönlenmesinin önemine vurgu yaptı. Yelkenbiçer şunları kaydetti:

“Ülkemiz geleceğine sahip çıkarak, seçmen sandık başına giderek oyunu medeni bir şekilde kullanmıştır. Şimdi ise ekonomi ve üretim için çalışma zamanıdır. Seçimlerin geride kalmasıyla önümüzde seçimsiz geçireceğimiz bir dönem mevcuttur. Seçilen belediye başkanlarımızın projelerini sırayla hayata geçireceğinden şüphemiz yoktur. Bu projeler ülkemiz için önemli bir fırsat olacaktır. Ülke olarak da siyasi çekişmeleri bir yana bırakıp üretime odaklanmamız şarttır. Ekonomide hayata geçirilecek önemli adımlar mevcuttur. En büyük problemimiz belimizi büken enflasyondur. Enflasyonla mücadeleye odaklanmalıyız. Ekonominin acil olarak istikrara kavuşması, öngörülebilir piyasa düzeninin sağlanması önceliklerimizdir. Biz iş dünyası olarak teknoloji içeriği kuvvetli, katma değeri yüksek üretim ve yatırımlar gerçekleştirerek üzerimize düşeni yapmaktayız. Yönetimimizden beklediğimiz de ekonomiye odaklanarak istikrarın getirilmesidir. Ülkemizin üretim gücünün korunması ve firmaların sürdürülebilirliğinin zarar görmemesi de önem arz etmektedir.”

“Kentimiz için hep birlikte çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz”

İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ise, “Ülke olarak yoğun bir seçim sürecini geride bıraktık. Sonuçların kentimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. İzmir özelinde kentimizin 5 yıllık yönetimini üstlenen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay başta olmak üzere 30 ilçemizde göreve gelen tüm belediye başkanlarımızı kutluyorum. Günümüz şartlarında kentlerin rekabeti giderek önem kazanıyor. Artmakta olan yakından ticaret ve yerelleşme eğilimlerinin etkisi ile yerinden yönetimin kalitesi, etkin yönetişim ve yöreye uygun projelerin hız kazanacağını ve daha da önem taşıyacağını düşünüyorum. İzmir Ticaret Odası olarak genel ve yerel yönetimler, oda, borsalar ve sivil toplum kuruluşları ile ortak akıl ve sinerji içerisinde kentimiz için katma değer oluşturacak projeler üretmeyi her zaman çok önemsedik. 1 Nisan itibarıyla başlayan süreçte de birlikte iş yapma kültürümüzü sürdürerek, kentimiz için hep birlikte çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz. Türkiye, son 1 yıl içerisinde iki önemli seçim atlattı” ifadelerini kullandı.

“En önemli gündemimiz ekonomi”

Önümüzde seçimsiz geçecek uzun bir sürecin olduğuna değinen Özgener, “Bu süreçte en önemli gündemimizin ‘ekonomi’ olması gerektiği inancındayım. Öncelikli mücadele alanı olan enflasyonun tek haneye düşürülmesine yönelik T.C. Merkez Bankası’nın uyguladığı sıkı para politikası yanında selektif kredi politikası ve hassas bütçe dengesinin gözetilmesi önem taşıyor. 2024-2026 Orta Vadeli Program’ın kararlılıkla uygulanmaya devam edilmesi; program çerçevesinde açıklanan vergi reformu başta olmak üzere tüm yapısal reformların hayata geçirilerek şirketlerimizin verimliliğinin arttırılması ve yurtdışındaki rakipleriyle eşit şartlarda mücadele edebilmelerinin sağlanmasının önemini vurgulamak istiyorum” dedi.

Seçime dair değerlendirmelerde bulunan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 31 Mart seçimleriyle demokrasinin temel unsurlarından biri olan yerel seçimlerin başarılı bir şekilde geride bırakıldığını söyledi. Ülke genelinde hem oy kullanımı esnasında hem de oy kullanıldıktan sonra ve sayım sırasında huzur ve sükünetle seçimlerin gerçekleştirilmesinin kendisini fazlasıyla mutlu ettiğini belirten Eskinazi, “Gerek yeniden seçilen gerekse de ilk kez seçilen belediye başkanlarımızı ve yerel yöneticilerimizi kutluyor ve görevlerinde başarılar diliyoruz. Deprem başta olmak üzere tüm konularda merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında iş birliğinin güçlendiği ve halkımızın ekonomik sorunlarının da azaldığı bir dönem olmasını ümit ediyoruz. Seçim sonrası yapısal reformlara daha fazla ağırlık vererek hep birlikte daha mutlu, daha refah ve daha adil Türkiye için eskisinden daha fazla çalışmalıyız” dedi. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-is-dunyasi-secim-sonuclarini-degerlendirdi/feed/ 0
Karadeniz Havzası’nda Sınır Ötesi İşbirliği Programı 2021-2027 dönemi ikinci çağrısı başladı https://www.haber60.com.tr/karadeniz-havzasinda-sinir-otesi-isbirligi-programi-2021-2027-donemi-ikinci-cagrisi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/karadeniz-havzasinda-sinir-otesi-isbirligi-programi-2021-2027-donemi-ikinci-cagrisi-basladi/#respond Mon, 01 Apr 2024 22:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25625 Türkiye’nin 2007-2013 döneminden bu yana katılım sağladığı, Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği (AB) Başkanlığının Ulusal Otoritesi olduğu Karadeniz Havzası’nda Sınır Ötesi İşbirliği Programı 2021-2027 dönemi ikinci çağrısının başvuru süreci başladı.

AB Başkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Karadeniz Havzası’nda Sınır Ötesi İşbirliği Programı’nın 52 milyon avro bütçeli ikinci teklif çağrısından 25 il yararlanabilecek.

Çağrı kapsamında bütçe aralığı 250 bin avro ile 500 bin avro arasında olan ve inşaat veya altyapı yatırımı içermeyen projeler küçük ölçekli projeler, bütçesi 501 bin avro ile 1 milyon 500 bin avro arasında yer alan ve inşaat veya altyapı yatırımı içeren projeler ise standart projeler olarak sınıflandırılacak.

Küçük ölçekli projelerin en fazla 18 aya kadar, standart projelerin ise en fazla 30 aya kadar uygulanması beklenirken, proje bütçelerine yüzde 10 oranında proje ortakları tarafından eş finansman sağlanacak.

Programda Türkiye’nin yanı sıra Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan, Moldova, Romanya, Ukrayna ve Yunanistan da yer alırken, söz konusu ülkelerin program alanına dahil olan bölgelerindeki kurum ve kuruluşlarla proje ortaklığı geliştirilmesi şartı aranıyor.

Çağrının ortaklık şartlarına göre her iki kategorideki proje başvurularında program ülkelerinden en az bir AB üyesi ülkenin ve en az bir AB üyesi olmayan ülkenin geliştirilecek proje ortaklığında yer alması bekleniyor. Küçük ölçekli projelerde en az 3 en fazla 4 kurum ve kuruluşla, standart projelerde ise en az 4 en fazla 6 kurum ve kuruluşla ortaklık kurulabilecek.

Küçük ölçekli projeler kapsamında programın daha yeşil ve düşük karbon tüketen bir Avrupa hedefi altında ekosistem temelli yaklaşımları dikkate alarak iklim değişikliğine uyumun ve afet risklerinin önlenmesinin ve dayanıklılığının teşvik edilmesine ve kentsel alanlar da dahil olmak üzere doğanın, biyolojik çeşitliliğinin ve yeşil altyapının korunmasına ve her türlü kirliliğin azaltılmasına yönelik projeler geliştirilebilecek.

Öte yandan aynı projeler altında Avrupa için daha iyi bir işbirliği yönetişimi hedefi altında kamu kurumlarının kurumsal kapasitesinin artırılmasına, karşılıklı güven oluşturulmasına, sürdürülebilir demokrasinin geliştirilmesine ve sivil toplum aktörlerinin desteklenmesine yönelik projeler hazırlanması bekleniyor.

Standart proje sunacak başvuru sahipleri ise daha yeşil ve düşük karbon tüketen bir Avrupa hedefinin yanı sıra daha rekabetçi ve akıllı bir Avrupa hedefi altında araştırma ve yenilik kapasitelerinin ve ileri teknolojilerin benimsenmesinin geliştirilmesini ve güçlendirilmesini konu edinen proje fikirlerini sunabilecek.

Projeden yararlanabilecek iller ve başvuru yöntemi

Programın Türkiye’deki uygulama alanında yer alan iller, İstanbul, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova, Zonguldak, Karabük, Bartın, Kastamonu, Çankırı, Sinop, Samsun, Tokat, Çorum, Amasya, Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin ve Gümüşhane olarak belirlendi.

Programa söz konusu illerde bulunan valilikler, kaymakamlıklar, il müdürlükleri, bölge müdürlükleri, belediyeler, il özel idareleri, kalkınma ajansları, kalkınma idareleri, kalkınma birlikleri, odalar, borsalar, kooperatifler, üniversiteler, araştırma merkezleri, enstitüler, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullar, vakıflar, dernekler ve diğer sivil toplum kuruluşları başvurabilecek.

Çağrıya başvurmak isteyenler, proje başvurularını programın internet sayfasında yer alan Ortak Elektronik İzleme Sistemi (JeMS) üzerinden çevrim içi olarak 28 Haziran’a kadar yapabilecek.

Programın ilk çağrı sonuçlarında Türkiye diğer ülkelere göre en fazla proje başvurusu sunan, projesi kabul edilen ve AB hibesi alan ülke olmuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/karadeniz-havzasinda-sinir-otesi-isbirligi-programi-2021-2027-donemi-ikinci-cagrisi-basladi/feed/ 0
Gürcistan’ın Ankara Büyükelçisi: 2023’te Türkiye ile dış ticaret hacmi 3 milyar dolara ulaştı https://www.haber60.com.tr/gurcistanin-ankara-buyukelcisi-2023te-turkiye-ile-dis-ticaret-hacmi-3-milyar-dolara-ulasti/ https://www.haber60.com.tr/gurcistanin-ankara-buyukelcisi-2023te-turkiye-ile-dis-ticaret-hacmi-3-milyar-dolara-ulasti/#respond Mon, 01 Apr 2024 08:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25548 Gürcistan’ın Ankara Büyükelçisi George Janjgava, 2023’te Türkiye ile dış ticaret hacminin yüzde 6 artarak 3 milyar dolara ulaştığını belirterek, “Bu rakam Gürcistan’ın tüm yıllık dış ticaret hacmi 22 milyar doların yüzde 13,5’ini oluşturuyor.” dedi.

Büyükelçi Janjgava, ekonomi başta iki ülke arasındaki ilişkileri AA muhabirine anlattı.

Türkiye’nin Gürcistan için iyi komşu ve dost ülke olduğunu dile getiren Janjgava, aynı zamanda da stratejik ortağı olduğunu kaydetti.

Janjgava, iki ülke arasındaki ilişkilerin, ortak gayretlerle daha da pekiştirilerek, birçok alanda başarılı şekilde gelişmeye devam ettiğini, 2021’de, Gürcistan’ın ilk Ankara Büyükelçiliğinin açılışının 100’üncü, 2022’de de iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin yeniden tesisinin 30’uncu yıl dönümünün kutlandığını hatırlattı.

“Büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim ki özellikle siyasi ilişkilerimiz ikili düzeyde fevkalade seyrediyor. Bunun yanı sıra ekonomi, siyasi, kültür, eğitim ve diğer alanlardaki işbirliğimiz ve insani dayanışmamız aksamadan sürüyor.” diyen Janjgava, ikili ilişkilerin geliştirilmesinde üst düzey ikili ziyaretlerin önemine işaret etti.

Janjgava, 2023’te Dışişleri Bakanı Ilia Darchiashvili’nin iki defa Türkiye’yi ziyaret ettiğini anımsatarak, ülkesinin, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde Türkiye’nin yardımına koşan ilk ülkelerden olduğunu söyledi.

Hem Gürcistan devletinin hem kurumların hem de vatandaşların depremzedelere insani yardım ulaştırılması için seferber olduğunu ifade eden Janjgava, deprem bölgesindeki arama kurtarma çalışmalarına, ülkesinden dönüşümlü olarak 200’e yakın özel eğitimli personelin katıldığını belirtti.

“2023’te iki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 3 milyar dolara ulaştı”

Janjgava, iki ülke arasındaki işbirliğine değinerek, “Türkiye ve Gürcistan, Azerbaycan ile, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu (BTK), Bakü-Tiflis Ceyhan Petrol Boru Hattı (BTC), Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP), Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı gibi bölgesel ve küresel enerji ile ulaşım projelerinde etkili iş birliği sergiliyor.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin Gürcistan’ın en büyük ticari ortağı konumunda bulunduğuna dikkati çeken Janjgava, iki ülke arasındaki serbest ticaret anlaşmasının bu alanda ilişkilerin gelişmesine vesile olduğunun altını çizdi.

Janjgava, 2021’de Türk menşeli ham madde ile Gürcistan’da üretilen ürünlerin Avrupa Birliği pazarlarına satılmaya başlandığını aktararak, Gürcistan’ın yakın zamanda Avrupa Birliği (AB) adaylık statüsü kazanmasıyla ticari ilişkilerin daha da ileri seviyeye taşınmasını temenni ettiğini söyledi.

“Geçen sene iki ülke arasındaki dış ticaret hacmi önceki yıla göre yüzde 6 artarak yeni rekora, 3 milyar dolara ulaştı. Bu rakam Gürcistan’ın tüm yıllık dış ticaret hacmi 22 milyar doların yüzde 13,5’ini oluşturuyor.” diyen Janjgava, Gürcistan Dışişleri Bakanı Darchiashvili’nin mevkidaşı Hakan Fidan ile yaptığı temaslar sonucunda dış ticaret hacminin 5 milyar dolara ulaştırılması hedefini hatırlattı.

“Türk Hava Yolları sadece Tiflis’e haftalık uçak sefer sayısını 32’ye çıkartacak”

Janjgava, 2022’ye kıyasla, 2023’te Gürcistan’a gelen ziyaretçi sayısının yüzde 50 attığını ve Türkiye’den 1 milyon 400 bin kişinin Gürcistan’ı ziyaret ettiğini, Türkiye’den Gürcistan’a giden ziyaretçi sayısının ise bu rakamın yüzde 20’sini oluşturduğunu anlattı.

İki ülke arasında 2023’teki uçak sefer sayısında da artış yaşandığını vurgulayan Janjgava, “Ankara, İstanbul ve Antalya’dan Gürcistan’ın Tiflis, Kutaisi ve Batum şehirlerine Türk Hava Yolları, Pegasus ve Anadolu Jet tarafından haftalık 72 sefer yapıldı. Bu sene, Türk Hava Yolları sadece Tiflis’e haftalık uçak sefer sayısını 32’ye çıkartacak.” şeklinde konuştu.

Janjgava, Sarp Sınır Kapısı’ndan geçişlerde de rekor kırıldığına dikkati çekerek, “Geçen sene içerisinde Sarp kara gümrüğünden 6,3 milyon yolcu geçiş yaptı. Küresel ekonomik dinamikler ışığında, sürdürülebilir ekonomik büyüme için yatırım ortamının iyileştirilmesi elbette ki hayati öneme sahip. Gürcistan hükümeti şeffaf, öngörülebilir, elverişli ve istikrarlı yatırım ortamı oluşturmaya özel gayret gösteriyor. Bu bağlamda, Gürcistan’daki Türk yatırımları 200 milyon dolara ulaşmış olup ülkemizde faaliyet gösteren Türk şirket sayısı 2 bin 500 olmuştur.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin arabuluculuk rolü

Rusya-Ukrayna savaşında Türkiye’nin arabulucu rolüne işaret eden Janjgava, Türkiye’yi hem bölgesel hem de genel anlamda “önde gelen devlet” olarak niteledi.

Janjgava, “Güçlü yönetimi ve ekonomisi ile Türkiye bölgesel barışa ve dünya barışına olumlu katkıda bulunmak için gereken çabayı gösteriyor. Biz, Gürcü tarafı olarak Türkiye’nin barışçıl tutumuna büyük önem veriyoruz. Gürcistan olarak, bölgedeki barışı ve istikrarı sağlamlaştıracak tüm girişimlerde etkili işbirliği sergilemeye hazır olduğumuzu buradan tekrar söylemek istiyorum.” dedi.

Türkiye’nin Kafkaslar’daki rolüne ilişkin değerlendirme yapan Janjgava, Türkiye’nin arabulucu rol üstlendiğinde, barışçıl müzakereleri destekleyen önemli aktör olduğunu gösterdiğini yineledi ve ülkesinin de tüm ülkelerin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyulması ilkesini savunduğunu aktardı.

Janjgava, “Bölgemizdeki ülkelerin refahı için el ele vermemiz gerektiğine inanıyoruz.” diyerek, Gürcistan’ın her zaman barışçıl sürecine katılmaya hazır olduğunun altını çizdi.

Gürcistan’ın “Barışçıl Komşuluk” girişimini başlatarak bölgede barış ve istikrarın desteklenmesi açısından önemli adımlar attığına dikkati çeken Janjgava, “(Girişim) Ermenistan ile Azerbaycan arasında müzakereler için platform haline geldi denilebilir. Bu tutumumuzu devam ettirmeye kararlıyız.” ifadesini kullandı.

Gürcistan’ın Güney Osetya ve Abhazya’daki politikalarını ve Avrupa-Atlantik hedeflerini Türkiye’nin desteklediğini dile getiren Janjgava, uluslararası platformlarda da bu kararlı tutumunu her daim gösteren Türkiye’ye teşekkürlerini sundu.

Janjgava, şöyle devam etti:

“Gürcistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin her yönde başarıyla gelişmesi bizleri ziyadesiyle mutlu ediyor. Bundan sonraki dönemlerde de ortak çabalarla siyasi ve ticari ilişkilerimiz başta olmak üzere, her alandaki işbirliğimizi daha da güçlendirmeye devam etmek konusunda kararlıyız. Ülkeler arası potansiyelin tam kapsamlı şekilde kullanılabilmesi yönünde ilgili kurumlarımız arasındaki gerekli çalışmalar yoğun olarak devam edecektir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/gurcistanin-ankara-buyukelcisi-2023te-turkiye-ile-dis-ticaret-hacmi-3-milyar-dolara-ulasti/feed/ 0
ABD’de Kürtaj Hapı Erişimi Hukuk Mücadelesine Konu Oluyor https://www.haber60.com.tr/abdde-kurtaj-hapi-erisimi-hukuk-mucadelesine-konu-oluyor/ https://www.haber60.com.tr/abdde-kurtaj-hapi-erisimi-hukuk-mucadelesine-konu-oluyor/#respond Sun, 31 Mar 2024 00:00:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25354 ABD’de süren bir hukuk mücadelesinde, kürtaj karşıtı doktorlar ve eylemcilerin, güvenlik kaygıları yüzünden kürtaj hapı mifepristona erişimi kısıtlayıp kısıtlayamayacağına karar verilecek.

Kürtaj hapı ABD’de 2000 yılından bu yana yasal ve ilaca uygulanan kurallar 2016’dan bu yana aşamalı olarak gevşetildi. Gıda ve İlaç Kurumu’nun (FDA) kurallarda yaptığı değişikliklerle, hapın postayla gönderebilmesine ve eczanelerden reçetesiz alınabilmesine izin verildi.

Kürtaj karşıtı doktor ve eylemcilerin çatı kuruluşu Hipokrat Tıbbı İttifakı’nın açtığı dava amacına ulaşırsa, tıbbi kürtaja daha rahat erişim engellenebilir.

Kürtaj hakkı veren Roe’ya karşı Wade davasındaki kararın Yüksek Mahkeme tarafından iki yıl önce bozulmasından sonra bazı Amerikan eyaletleri, kürtaja neredeyse topyekun yasaklar koydu. Kürtaj hapı konusundaki kararın da Haziran sonu alınması bekleniyor.

Kürtaj nerelerde yasa dışı?

Üreme Hakları Merkezi’nin verilerine göre, çoğu Güne Yarımkürede yer alan 21 ülkede kürtaj tamamen yasak.

Birçok ülke de yasal yollardan kürtaj yapılabilmesi için çok sıkı kurallara sahip. Buralarda sadece annenin yaşamı tehlikedeyse, tecavüz ya da ensest söz konusu ise kürtaja izin veriliyor.

Afrika ülkelerinin çoğunluğunda kürtaj yasaları sıkı. Bu alandaki çok az sayıdaki istisnadan ikisi Güney Afrika ve Mozambik. Kongo, Senegal, Sierra Leone, Moritanya, Madagaskar ve Mısır’da kürtaj tamamen yasak.

Avrupa ülkelerinin çoğu ekonomik nedenlerle (çocuk sahibi olmanın gebe kişi çocuk üzerindeki potansiyel sosyal ve ekonomik koşulların dikkate alınmasıyla) ya da isteğe bağlı olarak kürtaja izin veriyor. Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde de isteğe bağlı kürtaj serbest.

ABD’de ise manzara daha karmaşık. 24 haftadan küçük gebeliklerde kürtaj hakkı veren kararın 2022’de bozulmasından bu yana kurallar eyaletten eyalete değişiyor.

Mifepristone nedir ve nerelerde kullanılıyor?

Mifepriston, tıbbi kürtajı başlatan iki aşamalı süreçte kullanılan ilk ilaç. Gebeliğin devam edebilmesi için gereken progesteron hormonunu bloke ediyor. İkinci ilaç misoprostol de rahmin tahliye edilmesi için kullanılıyor. ABD’de yapılan araştırmalar, iki aşamalı tedavinin % 95 oranında başarılı olduğuna işaret ediyor.

Mifepriston ilk olarak 1988’de Fransa’da onaylanmıştı. Gyunity adlı kuruluşa göre kullanımı şu anda 96 ülkede onaylandı. Son olarak onaylayan ülkeler geçen yıl Arjantin, Japonya ve Nijer oldu.

Türkiye’de ise, kimyasal kürtaj sürecinin ilk hapı olan mifepriston tamamen yasak. Ancak ikinci aşama hap misprostol, fetüsün doğal nedenlerle yaşayamadığı durumlarda rahmin tahliyesinde ve gerekli müdahaleler için rahim ağzı açmada, uzman doktorun uygun gördüğü durumlarda, hastane tarafından temin edilerek kullanılıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kürtajı başlatan mifepriston ve misoprostol adlı ilaçlardan , güvenli olmayan kürtajları azaltmak adına yayımladığı rehberde bahsediyor. WHO, kadınların doğru bilgilere ve gerekirse ek sağlık bakımına erişimi varsa, kliniklerin dışında da alınabileceğini söylüyor.

ABD’de mifepristonun gebeliğin ilk 10 haftasında kullanılması onaylanıyor, ancak birçok ülkede 13 ila 26. haftada tıbbi kürtaj için kullanılıyor.

Mifepristonun yan etkileri ne ve güvenli mi?

Mifepristonun alınmasından sonra kramp ve vajinal kanama beklenebiliyor ve genel olarak bir garanti olmasa da bu ilacın işe yaradığını gösteriyor.

Sık görülen diğer yan etkileri, mide bulantısı, halsizlik, ateş, ürperme, kusma, baş ağrısı, ishal ve baş dönmesi.

WHO ise, mifepriston ve misoprostolün kullanımının güvenli olduğunu belirtiyor ve her iki ilaca da Gerekli İlaçlar Listesi’nde yer veriyor. ABD’de yapılan araştırmalar iki aşamalı kürtajın, vakaların yüzde 1’inden azında ek tıbbi bakım gerektirdiğini söylüyor.

Kürtaj karşıtları ise “kimyasal kürtaj” diye tanımladıkları tıbbi kürtajın riskli ve etkisiz olduğunu savunuyor. Ancak bu iddia, WHO ve Amerikan Tıp Birliği gibi önde gelen tıbbi kuruluşlar tarafından desteklenmiyor.

FDA’e göre mifepriston kullanımında her bir milyon kişide beş ölüm söz konusu. Amerikan Tıp Birliği, sık sık reçete edilen bir antibiyotik olan penisilin kullanımında ise alerji nedeniyle her bir milyonda bir 20 kadar ölüm olduğunu söylüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/abdde-kurtaj-hapi-erisimi-hukuk-mucadelesine-konu-oluyor/feed/ 0
İSO Yeşil Gündem Sohbetleri’nde Türkiye’nin Hidrojen Ekonomisindeki Rolü Ele Alındı https://www.haber60.com.tr/iso-yesil-gundem-sohbetlerinde-turkiyenin-hidrojen-ekonomisindeki-rolu-ele-alindi/ https://www.haber60.com.tr/iso-yesil-gundem-sohbetlerinde-turkiyenin-hidrojen-ekonomisindeki-rolu-ele-alindi/#respond Sat, 30 Mar 2024 21:03:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25230 İstanbul Sanayi Odasının (İSO) sürdürülebilirlik vizyonu çerçevesinde başlattığı İSO Yeşil Gündem Sohbetleri’nin 13’üncüsünde hidrojen ekonomisinde Türkiye’nin rolü ele alındı.

İSO’dan yapılan açıklamaya göre, Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) işbirliğiyle İSO Yönetim Kurulu Üyesi Vehbi Canpolat ev sahipliğinde düzenlenen sohbet programına, TENMAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Uğur Çevik ile Hidrojen Teknolojileri Derneği Başkanı Prof. Dr. İbrahim Dinçer de katıldı.

Program kapsamında gazeteci-yazar Ilgaz Gürsoy moderatörlüğünde TENMAK Hidrojen Teknolojileri Genel Sorumlusu Ragıp Kızıltaş, İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Adnan Midilli ve TENMAK Başkan Yardımcısı Çevik’in konuşmacı olarak yer aldığı bir panel düzenlendi.

“40’ın üzerinde ülke, hidrojen stratejilerini ve yol haritalarını açıkladı”

Canpolat, panelde yaptığı konuşmada, hidrojenin, dünyanın 2050’ye kadar “net sıfır” emisyona ulaşması için kilit bir role sahip olduğunu belirtti.

Canpolat, yenilenebilir enerji, biyoyakıt veya enerji verimliliği gibi karbondan arındırma teknolojilerini tamamlayıcı olmasının yanında “temiz hidrojen” veya renk koduyla ifade edilirse “yeşil hidrojen”in aslında çok daha fazlasını vadettiğini vurguladı.

Hidrojenin deniz ve hava ulaşımı sektörleri ile çelik, amonyak gibi endüstri sektörleri için uzun vadeli, ölçeklenebilir ve uygun maliyetli bir enerji kaynağı alternatifi olduğuna işaret eden Canpolat, “Ayrıca hidrojen yakıt kimyasal ve enerji taşıyıcısı olarak kullanılabildiği için bu pazarları birbirine bağlayacağı ve temelden değiştireceği düşünülüyor. İşte bu nedenlerden ötürü 40’ın üzerinde ülke hidrojen stratejilerini ve yol haritalarını açıkladı.” ifadesini kullandı.

Hidrojen enerjisinin “net sıfır” hedefine ulaşma ve temiz enerji dönüşümü gayretinin yanı sıra jeopolitik nedenlerle de enerji arz güvenliğiyle sınanan dünya için kritik bir rol oynayacağını belirten Canpolat, şunları kaydetti:

“Hidrojen enerjisi, yenilenebilir enerji kaynakları açısından zengin ülkeler için talep potansiyeli taşıyan ülkelere ihracat için de yeni ticaret kapıları anlamına gelecek. Yeşil hidrojen, geniş ölçekte sürdürülebilir ve teknoloji odaklı yeni sanayi stratejisi olarak ülkelerin bir adım öne çıkabileceği yeni bir oyun alanı. Yapılan projeksiyonlara göre bugün 1,4 milyar dolar büyüklüğündeki hidrojen pazarı 2030’a kadar 12 milyar dolara yükselecek. Net sıfır hedefi gerçekleşecek olursa 112 milyar dolara ulaşacak.”

TENMAK Başkan Yardımcısı Çevik de kuruma ilişkin, “TENMAK’ın önemli sorumluluklarından biri de ülkemiz ekonomisini karbondan arındırarak sürdürülebilir temiz enerji geleceği oluşturmak, bu konuda farklılık yaratmak ve temiz enerji hedeflerini uluslararası enerji politikası ile birleştirmektir.” bilgisini verdi.

Hidrojen Teknolojileri Derneği Başkanı Dinçer de hidrojen ekonomisi için sektörün dönüşümü noktasında insanlığın ihtiyaçlarına bakılması gerektiğini ifade etti.

Dinçer, şunları kaydetti:

“Bu ihtiyaçlar ise baktığımız zaman temiz hava, temiz gıda, temiz su, temiz enerji. Ancak enerjiniz temiz değilse diğerlerinin de temiz kalması mümkün olmuyor. Dolayısıyla enerjinin mutlaka ve mutlaka temiz olması gerekiyor.

Günümüze kadar olan süreçte enerji denkleminde yenilenebilir enerji, nükleer ve fosil kaynakları görmüştük. Fosil kaynaklar şimdi denklemin dışına çıkıyor. Peki, denklemin içine kim geliyor? Hidrojen geliyor. Peki, hidrojenin buradaki yolu nasıl olacak? Bu tarihi süreçleri yaşıyor olmak aslında insanlık için hem problemli hem de büyük fırsat oluşturuyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iso-yesil-gundem-sohbetlerinde-turkiyenin-hidrojen-ekonomisindeki-rolu-ele-alindi/feed/ 0
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Terörün kökünü tamamen kurutmaya kararlıyız https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-terorun-kokunu-tamamen-kurutmaya-kararliyiz/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-terorun-kokunu-tamamen-kurutmaya-kararliyiz/#respond Sat, 30 Mar 2024 02:15:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25050 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Ülkemiz ve bölgemiz için güvenliğe temel tehdit, terörizmdir. Terörist örgütlerle mücadelemizde eşi benzeri olmayan bir seviyeye ulaştık. Geldiğimiz bu kritik safhada terörün kökünü tamamen kurutmaya kararlıyız” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İzmir’deki temasları kapsamında, Kemalpaşa ilçesindeki Tarihi Tunca Caddesi Sevgi Yolu’nda esnaf ziyareti gerçekleştirdi. Burada vatandaşların taleplerini dinleyen Bakan Fidan, daha sonra İzmir Ticaret Odası’na geçerek ‘iş dünyası buluşmasına’ katıldı. Programda İzmir Valisi Süleyman Elban, Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı yer aldı.

“Şartlar ne olursa olsun etrafımızda barışı, güvenliği ve istikrarı sağlamalıyız”

Konuşmasında 31 Mart yerel seçimlerinin İzmir ve ülke adına hayırlara vesile olmasını dileyen Bakan Fidan, “Ege Türk milletinin dinamizmini üretim ve ihracatına yansıtan bir bölge. İlk göreve geldiğimde yayınladığımız genelge ekonomi ile ilgili oldu. Özel sektörümüze her zamankinden daha fazla destek olma beklentilerimizi misyonlarımıza ekledik. Dünyanın dört bir yanına yatırım yapan iş insanlarımız var. Devlet ve özel sektör olarak hedefimiz bir, rotamız ortak; ülkemizi kalkındırmak, refahı artırmak. Ancak şu gerçek ki bir ülkenin tek başına küresel sorunlara göğüs germesi mümkün değil. Her türlü zor jeostratejik şartlara rağmen OECD içinde en hızlı büyüyen ülkeler arasındayız. İhracatımız tüm zamanların rekorunu sizler sayesinde kırmakta. Savunma sanayi, uzay ve nükleer enerji konusunda çığır açıcı alanlarda hiç görülmemiş atılımlar içerisindeyiz. Ancak millet olarak başardıkları ile de asla yetinmeyen bir karakterimiz var. Daha da kalkınacaksak bunu komşularımızla, bölgesel ve küresel ortaklıklarımızla beraber başarmamız gerekiyor. Bunu başarabilmenin ise tek yolu var şartlar ne olursa olsun etrafımızda barışı, güvenliği ve istikrarı mümkün kılmak. Türkiye gibi güçlü devletler böyle sorumluluğun altına elini sokabilir” ifadelerine yer verdi.

Ukrayna’daki savaşın ve Gazze’deki mezalimin adil ve kalıcı barış temelinde sona erdirme arayışlarında ön planda olunduğunun altını çizen Bakan Fidan, şunları kaydetti:

“Balkanlar ve Güney Kafkasya’da bölgesel sahiplenme kültürünü yerleştirerek, barış ve istikrar için zemini yine biz kuvvetlendiriyoruz. Komşumuz Yunanistan ile olumlu gündem üzerinden ilişkilerimizi geliştirip, sorunları çözmeye çalışıyoruz. Biz esasen hiçbir zaman Ege’de veya Doğu Akdeniz’de husumet oluşturma arayışında olmadık. Ancak, yaşamsal çıkarlarımızı korumaktan da katiyen geri durmayacağız” dedi.

“Terörist örgütlerle mücadelemizde eşi benzeri olmayan bir seviyeye ulaştık”

“Ülkemiz için olsun, bölgemiz için olsun, güvenliğe temel tehdit, terörizmdir” ifadelerini kullanan Bakan Fidan, “Terörist örgütlerle mücadelemizde eşi benzeri olmayan bir seviyeye ulaştık. Bu başarının üç temel unsuru var: Güçlü siyasi liderlik; milli stratejik kabiliyetlerimiz; ve başta Irak olmak üzere komşularımızla yeni ve yapıcı bir angajman süreci. Geldiğimiz bu kritik safhada, terörün kökünü tamamen kurutmaya kararlıyız. Gerçekleşmesi için büyük destek verdiğimiz Irak’ın Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi projelerle, bölgesel ve küresel bağlantısallığı tahkim ediyoruz. Enerji güvenliğimizi de sağlama alıyoruz. Bunu yaparken, ortaklarımızla karşılıklı çıkarların korunmasını ve bölgesel işbirliğini teşvik eden bir anlayışı benimsiyoruz.”

Türkiye’nin hedefinin açık, bu hedefe giden stratejilerin ise sonuç odaklı olduğunu vurgulayan Bakan Fidan, “Başta ABD ve Avrupa Birliği olmak üzere müttefik ve ortaklarımızın, barışın tesisi ve bölgesel kalkınma yolundaki çabalarımıza, yapıcı katkı vermelerini bekliyoruz. Maalesef, bu stratejik yaklaşımı çoğu zaman göremiyoruz. Türkiye’ye bakışlarında, sığ ve günlük siyasi tartışmaların, ön yargıların hala baskın çıkabildiğine şahit oluyoruz. ABD ve AB ülkeleri ile bahsettiğim önyargılara rağmen, ekonomik ilişkilerimizi arttırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu noktada, ticaret hacmimizin ve doğrudan yatırımların arttırılması ön plana çıkıyor. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisinin sağlanması konularında diplomatik çalışmalarımıza da hız verdik” dedi.

“Hükümetimizin İzmir’e yönelik hedefleri çok büyük”

“Hükümetimizin İzmir’e yönelik hedefleri çok büyük” diyen Bakan Fidan, şunları aktardı:

“İzmir’i en gelişmiş enerji ve ulaşım ağlarıyla donatılmış; yoğun destek verdiğimiz yenilik eko-sistemi sayesinde, bilgi, teknoloji ve inovasyonu ticari başarıya tahvil eden; bütün küresel stratejik pazarlara erişebilen, gençlerimiz için parlak bir gelecek perspektifi sunan, ekonomik ve toplumsal kalkınmamıza öncülük eden bir dünya şehri yapmak istiyoruz. Bu hedef doğrultusunda yılmadan çalışmaya devam edeceğiz.”

Bakan Fidan, son olarak Türkiye’nin 261 yurtdışı temsilciliği ile dünyadaki en geniş üçüncü diplomatik ağa sahip olduğunu, Dışişleri Bakanlığı olarak İzmir için, Ege için, Türkiye için dünyanın her bir köşesinde omuz omuza çalışmaya var olduklarını ve bunun millete ve tarihe karşı bir borç olduğunu söyledi.

Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancılar ise, olması muhtemel bir anlaşmazlık sonucunda ticaret açısından sorunlar oluşabileceğini bu sebeple de yabancı yatırımcıların önemli olduğunu söyledi. Konuşmasını sürdüren Yorgancılar, serbest vize ile ilgili de kolaylık sağlanması talebinde bulundu. 225 ülkede 109 tane ticaret müşavirleri olduğunu belirten Yorgancılar, “Müşavirlerimize destek olup onların sayılarını artırabilmemiz çok önemli. Onlar herhangi bir ülkede günlük yapılan işleri, ticareti çok daha iyi takip edebiliyorlar” ifadelerine yer verdi.

Programda konuşan İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener ise, “Türkiye’nin uluslararası stratejisi etki alanı itibarıyla yoğun küresel yansımaları olan düzeye çıktı. Ulusal çıkarların koruması önleyici ve caydırıcılık açısından güçlü bir ordu yanında bir güç olan demokrasiyi de gerektiriyor. Başarılı ve sonuç alıcı diplomasi yüzlerce yıllık köklü bir geleneğe dayanan barışı ve istikrarı ön planda tutan akıllı dış politikanın uluslararası alanda oluşturduğu güvenin eseridir. Asya ve Avrupa arasında önemli bir konumu olan İzmir’in aktif rol alması gerektiğine inanıyoruz. Vize konusu dış ticaret yapmak isteyen iş insanlarımızın karşısında engel oluşturuyor” diye belirtti.

Konuşmaların ardından Bakan Fidan’a Konak Meydanı’nın yer aldığı tarihi fotoğraf hediye edildi. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-terorun-kokunu-tamamen-kurutmaya-kararliyiz/feed/ 0
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Terörün kökünü kurutma noktasında kararlıyız https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-terorun-kokunu-kurutma-noktasinda-kararliyiz/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-terorun-kokunu-kurutma-noktasinda-kararliyiz/#respond Sat, 30 Mar 2024 02:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25047 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ege veya Doğu Akdeniz’de hiçbir zaman husumet yaratma arayışında olmadıklarını ancak yaşamsal çıkarları korumaktan da geri durmayacaklarını belirterek, terörün kökünü tamamen kurutma noktasında da kararlı olduklarını bildirdi.

Dışişleri Bakanı Fidan, İzmir temasları kapsamında Kemalpaşa ilçesinde esnafı ziyaret etti.

Ardından İzmir Ticaret Odasına geçen Bakan Fidan, “İzmir İş Dünyası Buluşması” etkinliğinde konuştu.

Bakan Fidan, iş dünyasının gerçekleştirdiği etkinlikleri çok kıymetli bulduğunu, dünyanın büyük bir belirsizlik içinde seyrettiği şu günlerde istişareyle ve ortak akılla hareket etmeye çok ihtiyaç olduğunu söyledi.

Ege Bölgesi’nin tüm çağlardan beri medeniyet, kültür, ekonomi, ticaret ve ulaşımının beşiği konumunda olduğunu belirten Fidan, “Bu nedenle genç Cumhuriyet’imizin ilk iktisat kongresinin İzmir’de toplanması da hiç tesadüf değildir. Ege’miz Türk milletinin dinamizmini üretime ve ihracata yansıtan, Türkiye markasının bütün dünyada tanıtılmasında her daim başı çeken bir bölge oldu.” dedi.

Fidan, müteşebbislerin küresel ölçekte önünü açmanın devletin ana stratejileri arasında olduğunu anlatarak, bakan olarak göreve başladıktan sonra temel önceliklerinden birisinin de bu olduğunu ifade etti.

13 yıl istihbarat teşkilatını yönettikten sonra göreve geldiğinde yayımladığı ilk genelgenin ekonomiyle alakalı olduğunu kaydeden Fidan, şunları söyledi:

“Dünyanın dört bir tarafına yatırım yapan iş insanlarımız var. Vatandaşlarımız, yaşadıkları ülkelerde gurur vesilesi başarılara imza atıyorlar. İlaveten çok devlete nasip olmayan ana vatana gönülden bağlı soydaşlarımız var. Bu büyük eşsiz beşeri gücü küresel bir güce dönüştürmek için de stratejiler geliştirdik. Bütün bunları sizler başta olmak üzere özel sektör platformları ve tüm dünyadaki kuruluşlarımızla hep birlikte hayata geçireceğiz. Devlet, özel sektör olarak hedefimiz bir, rotamız ortak; ülkemizi kalkındırmak, halkımızın refahını arttırmak. Ancak şu bir gerçek ki günümüzde bir ülkenin tek başına küresel ve bölgesel sorunlara göğüs germesi pek mümkün değil. Küresel ölçekte tahribat yaratan savaşların, çatışmaların ve krizlerin tam ortasında yer alan bir ülke olarak bu gerçeği görmekteyiz. Her türlü zor şartlara rağmen en hızlı büyüyen ülkeler arasındayız. İhracatımız tüm zamanların rekorlarını sizler sayesinde kırmakta. Savunma sanayisinde, çığır açıcı alanlarda hiç görülmemiş atılımlar içerisindeyiz. Ancak millet olarak başardıklarıyla asla yetinmeyen de bir karakterimiz var. Dolayısıyla daha da kalkınacaksak, daha da büyüyeceksek bunu komşularımızla, bölgesel ve küresel ortaklarımızla birlikte başarmamız gerekiyor. Ekonomik gelişimi, bölgemize yayıp bir bölgesel refah yaratarak yolumuzda ilerlemek gerekiyor. Bunu başarabilmeninse tek bir yolu var. Şartlar ne olursa olsun etrafımızda barışı, güvenliği ve istikrarı hakim kılmak. Dış politikamızın ana hedeflerinden birisi de budur. Ancak Türkiye gibi büyük ve güçlü devletler böyle bir sorumluluğun altına elini sokabilir.”

“Güvenliğe temel tehdit, terörizmdir”

Barış ve kalkınma vizyonunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki dış politikanın her adımında, her hamlesinde görüldüğünü ifade eden Fidan, Ukrayna’daki savaşı ve Gazze’deki mezalimi, adil ve kalıcı barış temelinde sona erdirme arayışlarında ön planda olduklarına işaret etti.

Balkanlar ve Güney Kafkasya’da bölgesel sahiplenme kültürünü yerleştirerek barış ve istikrar için zemini kuvvetlendirmeye çalıştıklarını aktaran Fidan, şöyle konuştu:

“Komşumuz Yunanistan ile olumlu gündem üzerinden ilişkilerimizi geliştirip, sorunları çözmeye çalışıyoruz. Biz esasen hiçbir zaman Ege’de veya Doğu Akdeniz’de husumet yaratma arayışında olmadık. Ancak, yaşamsal çıkarlarımızı korumaktan da katiyen geri durmayacağız. Ülkemiz için olsun, bölgemiz için olsun, güvenliğe temel tehdit, terörizmdir. Terörist örgütlerle mücadelemizde eşi benzeri olmayan bir seviyeye ulaştık. Bu başarının üç temel unsuru var. Güçlü siyasi liderlik, milli stratejik kabiliyetlerimiz ve başta Irak olmak üzere komşularımızla yeni ve yapıcı bir angajman süreci. Geldiğimiz bu kritik safhada terörün kökünü tamamen kurutmaya kararlıyız.

Gerçekleşmesi için büyük destek verdiğimiz Irak’ın Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi projelerle, bölgesel ve küresel bağlantısallığı tahkim ediyoruz. Enerji güvenliğimizi de sağlama alıyoruz. Bunu yaparken ortaklarımızla karşılıklı çıkarların korunmasını ve bölgesel işbirliğini teşvik eden bir anlayışı benimsiyoruz.”

ABD ve AB ülkeleriyle ekonomik ilişkileri artırma hedefi

Türkiye’nin hedefinin belli olduğunu ve bu hedefe giden stratejilerin sonuç odaklı olduğunu bildiren Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ABD ve Avrupa Birliği başta olmak üzere müttefik ve ortaklardan barışın tesisi ve bölgesel kalkınma yolundaki çabalara yapıcı katkı vermelerini bekliyoruz. Maalesef bu stratejik yaklaşımı çoğu zaman göremiyoruz. Türkiye’ye bakışlarında sığ ve günlük siyasi tartışmaların, ön yargıların hala baskın çıkabildiğine şahit oluyoruz. ABD ve AB ülkeleriyle bahsettiğim ön yargılara rağmen, ekonomik ilişkilerimizi arttırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu noktada, ticaret hacmimizin ve doğrudan yatırımların arttırılması ön plana çıkıyor. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliğinin güncellenmesi ve vize serbestisinin sağlanması konularında diplomatik çabalarımıza da hız verdik.”

Hükümetin İzmir’e yönelik hedeflerinin de çok büyük olduğuna dikkati çeken Fidan, İzmir’i en gelişmiş enerji ve ulaşım ağlarıyla donatılmış, bilgi, teknoloji ve inovasyonu ticari başarıya tahvil eden, bütün küresel stratejik pazarlara erişebilen, gençler için parlak bir gelecek perspektifi sunan, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya öncülük eden bir dünya şehri yapmak istediklerini kaydetti.

Toplantıya, İzmir Valisi Süleyman Elban, İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, EBSO Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ercan Korkmaz, Cumhur İttifakı Konak Belediye Başkan adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ile iş dünyası temsilcileri katıldı.

Program, konuşmaların ardından basına kapalı devam etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-terorun-kokunu-kurutma-noktasinda-kararliyiz/feed/ 0
Bursa’da Endüstriyel Tasarım ve Yaratıcı Etki Paneli Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/bursada-endustriyel-tasarim-ve-yaratici-etki-paneli-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/bursada-endustriyel-tasarim-ve-yaratici-etki-paneli-gerceklestirildi/#respond Fri, 29 Mar 2024 23:51:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24932 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisince organize edilen “Turuncu Konuşalım” etkinliği kapsamında Bursa’da “Endüstriyel Tasarım ve Yaratıcı Etki” başlıklı panel gerçekleştirildi.

TOBB Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi Başkanı Ali Ata Kavame, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’ndaki (BTSO) panelin açılışında yaptığı konuşmada, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın tasarım anlamında Bursa’ya getirmeye çalıştığı vizyonu, sanayisi ve gençleriyle ortak bir zemin bularak ortaya koyduğu liderliği desteklemek için de kente geldiklerini söyledi.

Türkiye’de bu anlamda birkaç şehrin sayıldığını ancak Bursa’nın çok farklı bir yere ulaştığını vurgulayan Kavame, “Eskiden derlerdi bizim endüstrilerle ilgili, ‘Geleceği yok o işlerin’ diye. Sakın aldanmayın. Türkiye artık bu anlamda dünyada liderlik gösteren bir pozisyonda. Hem maddi olarak o pozisyonda hem de itibar anlamında dünyada yer eden bir yerde. Sizler de daha iyisini başaracaksınız. Biz sadece sizin önünüzü açmak için buradayız.” değerlendirmesinde bulundu.

İbrahim Burkay da kalkınmanın vazgeçilmez dinamiklerinden birinin yaratıcı fikirlerin gelişeceği ortamları sağlamak ve bu ekosistemi ortaya çıkarmak olduğunu dile getirdi.

Bursa’da yurt dışından birçok heyet ağırladıklarını aktaran Burkay, şöyle konuştu:

“Yaptığımız görüşmelerde Bursa’nın rakamları bu ülkelerin ekonomik rasyolarının çoğunun üzerinde. Şimdi tabii bu geçmişten günümüze hem kentimizin hem de ülkenin bu başarısında büyük rol oynamış olan bu başarı sürdürülebilir olmak zorunda. Dünya üzerindeki teknolojiler çok benzeşiyor. Yani bugün Avrupa’daki özellikle sanayi devrimiyle kullanılan teknolojilerle ülkemizde kullanılan teknolojiler ve artık üretimin, sanayinin son 20 yılda kaymış olduğu Asya Pasifik Bölgesi’nde kullanılan teknolojiler neredeyse birbirinin aynı. Fakat bunu çok net olarak görüyoruz; bu kullanılan teknolojilerde üretilen mallarda bazı bölgelerde Avrupa Birliği başta olmak üzere 10 dolar, 20 dolar olan değerler Asya Pasifik Bölgesi’ne kaydığımızda neredeyse 3’te 1 düşmekte. ‘Peki burada bu farklılığı ortaya koyan ne?’ diye baktığımızda aslında bizlerde de olduğu gibi sanayide de üretimde de işin ruhunu temsil eden, bizim tasarım dediğimiz, AR-GE dediğimiz, inovasyon dediğimiz, markalaşma dediğimiz o ruhu veren bölgeler, ülkeler, şehirler, işte o zaman farklılaşıyorlar.”

Burkay, ülke olarak yoksulluktan kurtulmak için çok çalışmanın yeterli olabildiğini anlattı.

Zengin dünyanın en gelişmiş 7 ülkesinin, ilk 10 ülkesinin arasında yer almak için çok çalışmanın artık yeterli olmadığına dikkati çeken Burkay, “Peki ‘Yeterlilik ne?’ dediğimizde, işte o yeterlilik farklılaşmakla başlıyor. O bahsetmiş olduğumuz katma değeri ortaya koymakla başlıyor.” ifadesini kullandı.

Yerel seçimlerin iki gün sonra yapılacağını anımsatan Burkay, “Bizim ülke olarak en büyük beklentimiz bu yaratıcılığın, farklılaşmanın en önemli besin kaynağı olan ekosistemi oluşturacak projeleri hayata geçirmemiz.” dedi.

Turuncu Konuşalım Komisyonu Başkanı İsa Doğmuş ise panelde endüstriyel tasarımın tüm yönleriyle ele alınacağını ve özel sektörün sorunları, talepleri, kurumların destekleri ve teşvikleri, sektörel ve sektöre yeni dahil olacaklara yol haritası olacağını bildirdi.

Panel, oturumlarla devam etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursada-endustriyel-tasarim-ve-yaratici-etki-paneli-gerceklestirildi/feed/ 0
TÜİK verilerine göre Türkiye’nin dış ticaret rakamları açıklandı https://www.haber60.com.tr/tuik-verilerine-gore-turkiyenin-dis-ticaret-rakamlari-aciklandi/ https://www.haber60.com.tr/tuik-verilerine-gore-turkiyenin-dis-ticaret-rakamlari-aciklandi/#respond Fri, 29 Mar 2024 21:48:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24855 Kayseri OSB Başkanı Mehmet Yalçın, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan, 2024 yılı Şubat ayı dış ticaret rakamlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Başkan Yalçın, “Türkiye ekonomisi Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,6 artışla 21 milyar 82 bin dolar seviyesinde ihracat gerçekleştirmiştir. Aynı dönemdeki ithalatımız ise yüzde 9,2 azalarak 27 milyar 853 milyon dolar olmuştur. İhracattaki artış ve ithalattaki düşüşün sürmesi, 2024 yılının ilk çeyreğinde büyümeye pozitif katkı verecektir. Ekonomi yönetimi tarafından uygulanan Orta Vadeli Program sayesinde yaşadığımız zorlukların kısa sürede normale döneceğine olan inancımız tamdır” dedi. Sektörler bazında ihracat ve ithalat oranlarına da değinen Başkan Yalçın; “Şubat ayında sektörlere göre ihracatın payı; İmalat Sanayi sektörü yüzde 94,0, Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 4,2, Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 1,4 olarak gerçekleşmiştir. Şubat ayında sektörlere göre ithalatın payı sıralaması ise İmalat Sanayi sektörü yüzde 79,1, Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 14,12, Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 3,6 düzeylerinde gerçekleşmiştir.” şeklinde konuştu. Yalçın, “Şubat ayında en fazla ihracat yaptığımız ülkeler; Almanya, ABD ve İtalya olmuştur. Şubat ayında ihracatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ihracat içerisindeki payı ise yüzde 47,0 civarında gerçekleşmiştir. Şubat ayında en fazla ithalat yaptığımız ülkeler; Rusya Federasyonu, Çin ve Almanya olmuştur. Şubat ayında ithalatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ithalat içerisindeki payı yüzde 61,9 seviyesindedir.” dedi.

“Kayseri’nin ihracatı arttı”

Kayseri’nin Şubat ayı ihracat rakamlarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Başkan Mehmet Yalçın; “Kayseri’nin 2024 yılı Şubat ayında yapmış olduğu ihracat 314 milyon 61 bin dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. İhracatımızda bir önceki aya göre yaklaşık yüzde 9,3’lük bir artış yaşandığı görülmektedir. Şubat ayı ihracatı bir önceki yılın aynı ayına oranla ise yaklaşık yüzde 18 artış sağlamıştır. Kayseri’nin, genel ihracattaki payı yüzde 1,46 olarak açıklanmıştır. Bu oranı daha yukarıya taşımamız ve en fazla ihracat yapan ilk 10 il arasında yer almamız gerekmektedir” diye konuştu. Kayseri’nin Şubat ayında gerçekleştirdiği ithalat rakamlarına değinen Başkan Yalçın, “İthalat rakamımız Şubat 2024’te 94 milyon 819 bin dolar olmuştur. Şubat ayı ithalatımız bir önceki aya göre oranla yaklaşık yüzde 7,7’lik artış göstermiştir. Şubat ayı ithalata rakamı bir önceki yılın aynı ayına oranla ise yaklaşık yüzde 30’luk bir gerileme göstermiştir. Kayseri ihracatının ithalatını karşılama oranıyla örnek olan şehirler arasındaki yerini korumaktadır” ifadelerini kullandı.

Ekonomi yönetimine olan inançlarının tam olduğunu da sözlerine ekleyen Başkan Mehmet Yalçın; “Türkiye ekonomisi; 2023’ün dördüncü çeyreğinde yüzde 4, 2023 yılının tamamında ise yüzde 4,5 oranında büyüme sağlamış ve 14 çeyrektir aralıksız büyüme performansını devam etmiştir. Türkiye ekonomisi, AB ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke konumunda bulunmaktadır. İç piyasada atılan mali sıkılaştırma adımları ve küresel ekonomideki durgun görünüme rağmen, ekonomik büyümemizdeki pozitif yön umut vericidir. İhracata dönük üretim yaparak cari açığı azaltan Türkiye ekonomisi, büyümedeki sürdürülebilir rakamları elde etmek için enflasyonla mücadelesinde de kararlı olmak zorundadır. Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in ortaya koyduğu ekonomi yönetimine, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın her platformda desteğini açıklaması da önemlidir. Ekonomi yönetimi tarafından uygulanan Orta Vadeli Program sayesinde yaşadığımız zorlukların kısa sürede normale döneceğine olan inancımız tamdır. Sanayicilere verilen desteklerin artması ve özellikle üretime dönük krediye ulaşımın kolaylaştırılması büyüme oranlarındaki hızı artıracaktır. Bununla beraber istihdam artışının da sağlanması ile ülkemiz ekonomisinin dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer alması imkansız değildir” ifadelerini kullandı.

Başkan Yalçın, açıklamasının sonunda, Türkiye’nin hedeflerine ulaşması için büyük gayretle çalışan tüm sanayicileri ve ihracatçıları tebrik etti. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/tuik-verilerine-gore-turkiyenin-dis-ticaret-rakamlari-aciklandi/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: Terör belasını tamamen ortadan kaldırmak için kararlıyız https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-teror-belasini-tamamen-ortadan-kaldirmak-icin-kararliyiz/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-teror-belasini-tamamen-ortadan-kaldirmak-icin-kararliyiz/#respond Fri, 29 Mar 2024 05:00:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24771 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Kazandığımız başarıları daha geliştirmek ve nihayetinde terör belasını tamamen ortadan kaldırmak için kararlıyız. Kahraman Mehmetçiğin yürüttüğü operasyonlar, teröristlerin bu coğrafyadan tamamen yok olması için aralıksız sürecek.” ifadelerini kullandı.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Hatay’a ziyaret gerçekleştiren Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda buluştu.

İftardan sonra konuşan Bakan Güler, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, tedavisi devam edenlere de acil şifalar diledi.

Devletin, depremin ilk anından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde tüm kurum ve kuruluşlarıyla vatandaşların yardımına koştuğunu belirten Güler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin buradaki birliklerinin de depreme maruz kalmasına rağmen büyük bir fedakarlık ve feraset göstererek hızlıca sahaya çıktığını ve vatandaşların yanında olduğunu kaydetti.

Hatay’ın asırlar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını anımsatan Bakan Güler, “Hatay, kültür ve medeniyetimize zenginlik katan bu özellikleriyle bugüne kadar ay yıldızlı bayrağımız altında hep birlikte, kardeşçe ve tek yürek halinde, huzur ve barış içerisinde yaşamanın da en mümtaz örneğini ortaya koymuştur. Hatay’ın sahip olduğu bu değerleri çok iyi bilen devletimiz, tüm imkanları ile bir dünya şehri olan Hatay’ımızı tarihi ve kültürel zenginliklerine uygun olarak yeniden inşa ediyor.” ifadelerini kullandı.

“ROKETSAN, Kırıkhan’da silah ve roket sistemleri üretecek bir tesis kuracak”

Hatay’ı güçlü bir şekilde ayağa kaldırmak ve şehre daha güzel bir gelecek oluşturmanın en temel öncelikleri olduğunu vurgulayan Bakan Güler, şöyle devam etti:

“Bu doğrultuda ülkemizin son yıllardaki gelişiminde, lokomotif sektörlerden biri olan savunma sanayinin oluşturacağı etkiyi kayda değer buluyoruz. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı’mızın direktifleri doğrultusunda, deprem bölgelerinin savunma sanayinin yeni gelişim merkezleri olmasına yönelik yatırım programları oluşturulmaya başlandı. Bu kapsamda, ülkemizin savunma sanayisindeki öncü kuruluşlarından olan ROKETSAN, Kırıkhan’da silah ve roket sistemleri üretecek bir tesis kuracak. PAVOTEK firması da bilişim ürünleri tesisini hayata geçirecek. Buna yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Yapılacak bu gibi yatırımlar, Hatay’ımızın ekonomik ve sosyal kalkınması ile istihdamına ciddi katkılar sağlayacaktır. Hatay’ın bizler için önemi çok büyüktür. Bu doğrultuda gerekli alt ve üst yapıyı kurarak deprem sonrasında başka şehirlere göç eden kardeşlerimizin geri dönüşlerini sağlamak için gayret gösteriyor, Hatay’ı eskisinden daha güvenli ve daha görkemli hale getirmek hedefiyle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Desteklerinizle, hükümetimiz ve mahalli idarelerimiz, hep birlikte el ele vererek ‘durmaksızın hizmet’ anlayışı ile Hatay’ı mamur hale getirinceye kadar çalışmalarımıza artan bir tempoyla devam edeceğiz. Böylece Hatay’ı yeniden imar edip şehrimizin kalkınma ve refah seviyesini artırırken, ülkemizin gücüne de güç katacağız.”

“Tehditleri kaynağında bertaraf ediyoruz”

Bakanlık olarak devletin bekası, 85 milyon vatandaşın huzur ve güvenliği için gerekli her türlü tedbiri alarak, son bir asrın en kapsamlı, en yoğun ve en etkili faaliyetlerini icra etiklerini belirten Güler, şunları kaydetti:

“Bu çerçevede, yurt içi ve sınır ötesinde başarıyla gerçekleştirdiğimiz terörle mücadele operasyonları ile terör örgütlerine büyük bedeller ödettik. Sınır ötesi harekatlarımızın etkinlik ve başarısı sayesinde, artık ülkemize ve asil milletimize yönelen tehdit ve tehlikeleri, sınırlarımızın ötesinde karşılıyor, kaynağında bertaraf ediyoruz. Hatırlayın, Suriye’deki operasyonlarımıza başlamadan önce Hatay’a, Kilis’e roketler düşüyordu, buradaki vatandaşlarımız bağına bahçesine giremiyordu. Dolayısıyla şu anda oralarda olmasaydık, örgütün sınırlarımıza yönelik saldırıları, daha önceden olduğu gibi devam edecekti ve yurt içinde tesis edilen güvenlik ve istikrar ortamı sağlanamayacaktı. Kazandığımız başarıları daha geliştirmek ve nihayetinde terör belasını tamamen ortadan kaldırmak için kararlıyız. Kahraman Mehmetçiğin yürüttüğü operasyonlar, teröristlerin bu coğrafyadan tamamen yok olması için aralıksız sürecek. Terörle mücadelemizin yanı sıra hudut güvenliğimizin sağlanmasından Ege ve Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimizin korunmasına, uluslararası güvenlik, barış ve istikrara sunduğumuz önemli katkılardan ordumuzu yerli, milli ve modern teknolojiye haiz sistemlerle donatmaya kadar birçok görev ve faaliyeti de aynı anda başarıyla yerine getiriyoruz.”

“Şehit ve gazilerimizin fedakarlıklarının karşılığını ödeyemeyiz”

Türkiye’nin köklü tarihi, stratejik konumu, büyük ve güçlü ordusu, her alanda sahip olduğu imkan ve yeteneklerle dünyada söz sahibi ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle son 20 yılda Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, içeride çok daha gelişmiş, dışarıda ise çok daha güçlü ve gıpta edilen bir ülke konumuna ulaştık. Ancak geldiğimiz bu seviyeyi asla yeterli görmüyoruz. Ülkemizin şu ana kadar her alanda elde ettiği başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir. Bu doğrultuda Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çünkü şehit ve gazilerimize olan vefa borcumuzu, ancak onların taşıdığı şanlı sancağı, gururla daha ileriye taşıyarak ödeyebiliriz. Şu ana kadar elde edilen tüm başarılarda elbette en büyük pay, kahraman şehit ve gazilerimize aittir. Şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri, Türk cesaret ve fedakarlığının gurur timsali, mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır. Aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve siz değerli şehit ve gazi ailelerimizin fedakarlıklarının karşılığını asla tam olarak ödeyemeyiz. Ancak yine de sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Milli Savunma Bakanlığı olarak vefa ve minnet duygularıyla her zaman yanınızda olacağız. Şehitlerimizin aziz hatıralarını da daima kalbimizde yaşatacak, fedakarlıklarını şükran ve minnetle anacağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-teror-belasini-tamamen-ortadan-kaldirmak-icin-kararliyiz/feed/ 0
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan: Emekli aylıkları Temmuz’da masaya yatırılacak https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-emekli-ayliklari-temmuzda-masaya-yatirilacak/ https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-emekli-ayliklari-temmuzda-masaya-yatirilacak/#respond Fri, 29 Mar 2024 03:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24690 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Nasıl emeklilerimizin refahını artıracak en iyi ve en yeni uygulamaları bugüne kadar hayata geçirdiysek, bundan sonra da aynı şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımız bugün ifade etti. Temmuz ayında emekli aylıklarını tekrar masaya yatıracağız” dedi

“Türkiye Yüzyılı’nda Çalışma Hayatı Buluşmaları” çerçevesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Çorum’da iş dünyasının temsilcileri ile bir araya geldi.

Ticaret ve Sanayi Odası’nda gerçekleştirilen programda konuşan Bakan Işıkhan, emekli maaşlarının zammı memur emeklilerinde toplu sözleşmeye göre; SSK ve Bağkur için de enflasyona göre şekillendiğini hatırlatarak, “Biz, ihtiyaçlar ve imkanlar doğrultusunda çoğu zaman bu tutarların çok daha üzerinde emeklilerimiz için adımlar attık. Denge ve disiplin içinde ekonomimizi güçlü bir şekilde yükselttikçe artan refahtan emeklimize daha fazla pay vermeye devam edeceğiz. Ayrıca; daha önce de söylediğimiz gibi, 3600 ek gösterge düzenlemesinin bütün memurları kapsayacak şekilde genişletilmesi yönünde düzenlemeyi hayata geçireceğiz. Yine esnaflarımızın emeklilik için gerekli sigorta prim gün sayısındaki adaletsizliği gidereceğiz” diye konuştu.

Hiçbir zaman tutmayacakları sözü vermediklerini dile getiren Bakan Işıkhan, “Bu, başkalarının milleti kandırma taktiği, bizim değil. Biz ne dediysek bugüne kadar yaptık, bundan sonra da adım adım yapmaya devam edeceğiz. Son 5 yılda yaşadığımız bunca afete ve felakete rağmen, vatandaşlarımızı asla mağdur etmeden hizmetlerimize kesintisiz devam edebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

Çorum’un, tarihiyle, tarımıyla, endüstrisiyle, önemli medeniyetlerin beşiği olması hasebiyle çok güzel ve önemli şehirlerimizden bir tanesi olduğunu hatırlatan Bakan Işıkhan, “Geçtiğimiz günlerde 2023 yılı işgücü verileri açıklandı. 2023 yılında işsizlik oranı 1 puanlık azalışla yüzde 9,4 seviyesine geriledi. İşsizlik oranları son 10 yılın, istihdam oranları son 21 yılın en iyi seviyelerine çıktı. Ayrıca; 2023 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüme ile AB ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke oldu. Milli gelirimiz 1 trilyon doları, Kişi başına Milli Gelirimiz de 13 bin 110 doları aşarak tarihimizin en yüksek düzeyini gördü. Bu veriler gösteriyor ki; pandemiye rağmen, bölgemizdeki savaşlara rağmen, geçtiğimiz yıl yaşadığımız asrın felaketine rağmen, doğru yoldayız” şeklinde konuştu.

Emeklilere yönelik olarak başlatılan banka promosyonları ile ilgili de açıklamada bulunan Bakan Işıkhan, “Biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, emeklilerimize yönelik olarak başlattığımız promosyon ödemesi uygulamasının kamu bankalarında 2 katına çıkarılarak 8 ile 12 bin lira arasında olacağını duyurmuştu. Bunun dışında ölüm aylığı hak sahiplerine de 5 bin lira promosyon duyurusunu yapmıştık. Bu hafta pazartesi gününden itibaren de promosyonlar için başvurular alınmıştı. Bugün itibariyle kamu bankalarımız emeklilerimize promosyon ödemelerini yapmaya başladılar. Tüm emeklilerimize hayırlı uğurlu olsun. Bununla birlikte, Kamu bankaları haricinde diğer bankalarla da protokol imzalama sürecini tamamladık. Özel bankalar da, kamu bankaları tutarları asgari olmak üzere promosyon miktarlarını güncelleyecekler. Biz, sağlam politikalarla emeklilerimize mümkün olan en iyi hizmeti vermeye gayret ediyoruz. 2002 yılında iktidara geldiğimizde, iflas noktasına gelmiş bir sosyal güvenlik ve sağlık sistemi devralmıştık. Bunu en iyi kıymetli emeklilerimiz hatırlar. Attığımız adımlarla, sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi inşa ettik. Sağlık sigortası kapsamında, ilaca ve tedaviye erişim noktasında dünyanın en ileri ülkelerinden biri haline geldik” dedi.

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği, Cumhur İttifakı olarak hedefimiz olan Türkiye Yüzyılı vizyonunu inşallah sizlerin desteğiyle başaracağız” diyen Bakan Işıkhan, şunları kaydetti:

“Bu yüzyılı; emeğin, üretimin, çalışmanın yüzyılı yapacağız. Şurası çok önemli; ülkemizin gücü büyük ölçüde yerel yönetimlerimizin gücünden geliyor. Kalkınma yerelden başlar hakikatine istinaden yerelde ne kadar güçlü olursak genel icraatlarimizin de o derece güçlü olacağına inanıyoruz. Çünkü şunu hepimiz çok iyi biliyoruz ki; gelişim, ilerleme ve kalkınma yerelden başlar. Bildiğiniz gibi ülkemizin lideri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetim vizyonu da belediyecilikten geliyor. Cumhurbaşkanımız liderliğinde AK Parti, ülkemizde belediyecilik anlayışını değiştirmiş, milletimizi gerçek belediyecilikle tanıştırmıştır. Aziz milletimiz ‘yaparsa AK Parti yapar, Erdoğan yapar’ diyerek bu hakikati, bu güveni ortaya koymaktadır. İnşallah 31 Mart’ta Çorum gerçek belediyecilikle yola devam edecek. Çorum Belediye Başkanımız Halil İbrahim Aşgın, Çorum’un has evladı, bu şehre emeğini ortaya koyan çok kıymetli bir yol arkadaşımız. Çorumlu hemşehrilerimin bir kez daha görevi AK belediyecilik vizyonu ile Halil İbrahim Başkanımıza vereceğine inanıyorum. Bu şehre Halil İbrahim Başkanımız gibi çalışan, üreten, geliştiren yönetimler yakışır. İnşallah Çorum, 1 Nisan sabahından itibaren Cumhur İttifakı çatısı altına daha büyük projelerle yeni bir icraat dönemine doğru ilerlemeye devam edecek. Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği Türkiye Yüzyılı’na da öncülük edecektir, bundan eminiz” dedi. – ÇORUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-emekli-ayliklari-temmuzda-masaya-yatirilacak/feed/ 0
TEKNOFEST 2024’e 1 milyon 600 bin gencin başvurduğu açıklandı https://www.haber60.com.tr/teknofest-2024e-1-milyon-600-bin-gencin-basvurdugu-aciklandi/ https://www.haber60.com.tr/teknofest-2024e-1-milyon-600-bin-gencin-basvurdugu-aciklandi/#respond Fri, 29 Mar 2024 02:33:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24663 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TEKNOFEST 2024’e 1 milyon 600 bin gencin başvurduğunu hatırlatarak, “Böyle bir toplumsal seferberlik ruhu dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Teknolojinin en ilerisini yaptığı kabul edilen Amerika’da, İngiltere’de, Almanya’da, Japonya’da, dünyanın en büyük nüfusuna sahip ülkelerinde, Çin’de, Hindistan’da böyle bir teknoloji etkinliği, böyle bir milli teknoloji ruhu yok.” dedi.

Kacır, Afyon Kocatepe Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın katılımıyla düzenlenen Gençlik Buluşması’nda, bütün projelerinin kalbinde Türk gençliğinin yer aldığını söyledi.

Türkiye’de 20. yüzyılda da yerli ve milli havacılık anlamında çok önemli girişimlerde bulunulduğunu ancak dönemin siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkları nedeniyle bir sonuca ulaşılamadığını dile getiren Kacır, “Türkiye bugün savunma sanayisinde, havacılıkta dünyaya parmak ısırtan başarı hikayelerine imza atıyorsa bu, Türk gençliği sayesindedir. Sizler gibi gencecik insanların oluşturduğu mühendislik takımları, teknoloji ekipleri, Türkiye’yi Cumhuriyetimizin ikinci asrına, Türkiye Yüzyılı’na taşıyan büyük başarılara imza attı.” ifadelerini kullandı.

“Bu ülkenin öz evlatları alın teriyle, akıl teriyle Türk’ün imzasını gökyüzüne atmıştır”

Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş ile bazı ilgililerin yıllar önce ülkedeki havacılık girişimlerini anlatan Kacır, şöyle devam etti:

“Bu ülkede havacılık adına ne varsa, hatta sanayileşme adına ne varsa adeta akamete uğratılmış. Bütün sanayileşme tarihimiz, havacılık tarihimiz akamete uğratılmış, engellenmiş hikayeler tarihine dönüşmüş, 2000’li yıllara kadar. Ne zaman ki 2000’li yıllarda bir sağlam irade gelmiş ve demiş ki ‘Bu ülkenin neye ihtiyacı varsa biz kendi evlatlarımızın alın teriyle, akıl teriyle üretilmesini, geliştirilmesini sağlayacağız. Biz devlet iradesiyle onların arkasında dimdik duracağız’. Böylelikle bu ülkenin öz evlatları alın teriyle, akıl teriyle Bayraktar’ları, Akıncı’ları, Aksungur’ları, ANKA’ları, Hürkuş’ları, Hürjet’leri, Atak’ları, Gökbey’leri, Kaan’ları, Kızıl Elma’ları üretmiş, Türk’ün imzasını gökyüzüne atmıştır.”

Türk gençliğinin, önündeki engeller kaldırıldığı takdirde her türlü yükün üstesinden geleceğine ve dünyanın en önemli projelerine imza atacağına inancının tam olduğunun altını çizen Kacır, “Bu anlayışla ümit ediyoruz ki sizlerle birlikte, TEKNOFEST kuşağıyla birlikte, daha nice büyük başarıya imza atacağız. Dünyada eşi ve benzeri olmayan teknoloji festivallerini bu anlayışla düzenliyoruz. 2018’de TEKNOFEST’e 20 bin genç katılmıştı. 14 teknoloji yarışmasına 20 bin genç başvurmuştu. 2023’te 44 teknoloji yarışmasına, 337 bin takımla 1 milyon genç başvurdu. Kırılması zor bir rekora imza attığımızı düşünüyorduk, bu seneye kadar. Bu yıl 2024 TEKNOFEST’ine 788 bin takımda 1 milyon 600 bin Türk genci başvurdu. Böyle bir toplumsal seferberlik ruhu dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Teknolojinin en ilerisini yaptığı kabul edilen Amerika’da, İngiltere’de, Almanya’da, Japonya’da, dünyanın en büyük nüfusuna sahip ülkelerinde, Çin’de, Hindistan’da böyle bir teknoloji etkinliği, böyle bir milli teknoloji ruhu yok. Bu ruhla, bu inançla, bu coşkuyla, heyecanla, inşallah hep birlikte bu güzel topraklara, Türkiye’ye nice başarı hikayesi kazandıracağız.” diye konuştu.

“Gözümüz daha yükseklerde”

Kacır, havacılıktan sonra özellikle uzay teknolojilerinde çok başarılı olma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, “Maalesef 1980’ler 1990’lar Türkiye’nin teknoloji yolculuğunda kayıp yıllar oldu. Dünyada bilgisayar devrimi, internet devrimi muhteşem bir hızla gelişirken, Türkiye o yılları siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklarla maalesef heba etti.” dedi.

2000’li yıllara gelindiğinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğindeki sağlam iradeyle başlatılan mücadelenin sonuçsuz kalmadığını ve bugün uzay teknolojilerinde de önemli başarılara imza atıldığını söyleyen Kacır, “Nihayetinde 600 kilometreden, metre altı çözünürlükle görüntü almamızı sağlayan, elektro optik kamerası dahil, tüm kritik alt sistemleriyle yerli ve milli görüntüleme uydumuz İmece’yi, Cumhuriyetimizin 100. yılında, 2023’te uzaya göndermeyi başardık ama durmuyoruz, daha yapacak çok işimiz var. 8 Temmuz 2024 haftasında Türkiye ilk milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’yı uzaya gönderecek. Kendi haberleşme uydularını yapabilen 11 ülkeden biri olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKSAT 6A’nın 36 bin kilometrede görev yapacağını anlatan Kacır, “Gözümüz daha yükseklerde. 380 bin kilometre ötedeki aya, kendi teknolojimizle erişeceğiz. Sizler gibi genç insanların, genç mühendislerin, bilim insanlarının emeğiyle bu gerçekleşecek. Türkiye hibrit roket motoru teknolojisinde dünyada ilk 4 ülkeden biri bugün. İnşallah önümüzdeki yıllarda gerçekleştireceğimiz Ay Projesi ile bu teknolojiyi uzayda gerçekleştiren ilk ülke olmayı hedefliyoruz. Bunu başarırsak uyduların yörüngeler arası transferini sağlayan uzay araçlarını Türkiye’de üretme imkanına sahip olacağız.” ifadesini kullandı.

Kacır, Milli Uzay Programı’nın hedeflerini, gerçekleştirdikleri çalışmaları anlattı, uzay ve uydu teknolojilerini de yerli ve milli olarak geliştirmenin, Cumhuriyetin mayasındaki “tam bağımsızlık” iddiasını güçlendireceğini vurguladı.

Konuşmasının ardından Afyon Kocatepe Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet Karakaş ile Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı, Bakan Kacır’a hediye takdiminde bulundu.

Daha sonra Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, salonu dolduran üniversite öğrencilerine sunum yaptı.

Bakan Kacır da Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası’nda kentin sanayicileri ve iş insanları ile bir araya geldi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/teknofest-2024e-1-milyon-600-bin-gencin-basvurdugu-aciklandi/feed/ 0
Moskova Saldırısının Ardından Orta Asyalı Göçmenler Irkçı Saldırılara Maruz Kalıyor https://www.haber60.com.tr/moskova-saldirisinin-ardindan-orta-asyali-gocmenler-irkci-saldirilara-maruz-kaliyor/ https://www.haber60.com.tr/moskova-saldirisinin-ardindan-orta-asyali-gocmenler-irkci-saldirilara-maruz-kaliyor/#respond Thu, 28 Mar 2024 05:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24349 Laura Gozzi | BBC News

Rusya’nın başkenti Moskova’da geçen hafta Cuma akşamı Crocus Belediye Salonu’na düzenlenen saldırının ardından, ülkedeki Orta Asyalı göçmenler darp edildiklerini, ırkçı saldırılar ve vandallığa maruz kaldıklarını anlatıyor.

140 kişinin öldürüldüğü Moskova’daki saldırıyı IŞİD üstlenmiş, yetkililer saldırıdan sorumlu olan dört Tacikistan vatandaşını yakaladıklarını duyurmuştu.

Saldırıyı düzenleyen dört kişinin yanı sıra gözaltına alınan diğer kişilerin de Orta Asya ülkelerinden olduğu açıklandı.

Moskova’daki Tacikistan Büyükelçiliği, saldırının ardından vatandaşlarına hafta sonu evden çıkmama çağrısı yaptı.

Rusya’daki göçmen işçilerin önemli bir kısmı Orta Asya ülkelerinden göç eden kişiler.

Özellikle de hizmet, ulaştırma ve inşaat sektöründe çalışıyorlar.

Pek çoğu bu saldırıdan önce de ayrımcılığa maruz kalıyordu.

BBC’ye konuşan Texas A&M Üniversitesi’nden Prof. Edward Lemon, “Sıklıkla yabancı düşmanlığı yapılıyor, bu göçmenler ikinci sınıf insan muamelesi görüyor” diyor.

2021’de Rusya’yı Eurovision’da temsil eden ve günümüzde de Birleşmiş Milletler’in sığınmacı ajansının iyi niyet elçisi olan Tacikistan doğumlu şarkıcı Manizha Sanghin “alçakça bir katliam” olarak nitelediği Moskova saldırısını kınarken, bunun ceremesini Taciklerin ve diğer Orta Asyalıların çekeceğini vurguladı.

Rusya İçişleri Bakanlığı’na göre ülkede, Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan’dan gelen 10,5 milyon göçmen var.

Bunların önemli bir kısmının da kayıtsız olduğu tahmin ediliyor.

Prof. Lemon’a göre sayının bu kadar yüksek olmasının nedenleri arasında Rusya’nın bu ülkelerden vize talep etmemesi olduğunu söylüyor.

Kendi ülkelerinde geçimini sağlayamayan insanlar için Rusya, çok az sayıda şanstan biri.

Tacikistan Büyükelçiliği’nin uyarılarının ardından hafta sonu Rusya’nın uzak doğusundaki Blagoveşçensk’te bir göçmenin sahip olduğu bir dükkan ateşe verildi.

Moskova’nın güneybatısındaki Kaluga kentinde de birkaç göçmen darp edildi.

Saldırının ardından Kırgızistan’dan Moskova’nın Şeremetyevo Havalimanı’na inen göçmenler iki gün boyunca bir odada gıda ve su verilmeden kilitli tutulduktan sonra ülkelerine gönderildiklerini anlattı.

Moskova’daki bazı taksi şoförleri de yolcularının, araca binmeden önce Tacik olup olmadıklarını sorduğunu söyledi.

Saldırının hemen ardından, Cumartesi’nin ilk saatlerinde göçmenlerin Telegram gruplarında büyüyen bir endişe hissediliyordu.

“Moskova’daki Tacikler” adlı Telegram grubunda bir üye “Zaten pek çok kişi Rus olmayanları sevmiyordu bir de başımıza bu çıktı” yazdı.

Tacik toplumunun ödeyeceği bedelden endişe eden bir diğer üye ise “Allahım lütfen saldırganlar Tacik değil de Ukraynalı olsun” ifadelerini kullandı.

Rus medyası Mediazona’ya konuşan ve göçmenlere karşılıksız olarak yardım eden Avukat Valentina Çupik, saldırıdan sonraki iki günde göçmenlerden 2 bin 500 şiddet olayı bildirimi aldığını söyledi.

Polis ülke genelinde göçmenlerin kaldığı yerlere baskın yaptı ve birkaç kişiyi gözaltına aldı.

Çupik, gözaltılar sonrasında 30 ayrı işkence şikayeti aldıklarını da ekledi:

“Bu sayılar her gün artıyor. Bazı Tacikler ülkeyi terk etmeyi düşünüyor.

“Bir grup Tacik vatandaşı da bana, onlara güvenli bir konaklama imkanı bulup bulamayacağımı sordu çünkü işçi evlerinde kalmaktan korkuyorlar.”

Çupik Rusya’da genellikle “yüzü Slavlara benzemeyen” göçmenlerin ayrımcılığa maruz kaldığını ve en büyük aşağılama ile şiddetin de sıradan insanlardan değil kolluk kuvvetlerinden geldiğini vurguluyor.

Geçen hafta Moskova’da düzenlenen saldırı durumu epeyce kötüleştirmiş olsa da Rusya’da göçmenlerin hayatında her zaman polis şiddeti vardı.

Her yıl Rus yetkililer göçmenlere kapsamlı operasyonlar düzenliyor, Orta Asyalıların işletmelerini, camilerini ve toplanma alanlarını basıyor.

Geçen yıl bu baskınlarda gözaltına alınan göçmenlerin 15 bininin sınır dışı edildiği açıklanmıştı.

Ocak ayında Yekaterinburg’daki bir baskında vatandaşlarının polis tarafından aşağılandığı bir videonun sosyal medyada yayılmasından sonra Kırgızistan ve Özbekistan hükümetleri, Rusya’dan soruşturma talep etmişti.

Fakat bu zor şartlara rağmen pek çok Orta Asyalı göçmenin Rusya’da çalışmaktan başka pek bir şansı yok.

Orta Asya’nın en yoksul ülkesi olan Tacikistan’da gayrı safi yurtiçi hasılanın yarısının ülke dışındaki vatandaşlarının yolladığı paralar oluşturuyor.

Prof. Lemon, Taciklerin bütün zorluklara rağmen Rusya’ya gitmeye devam etmesinin arkasında bu nedenin yattığını söylüyor.

Rusya’nın karmaşık göç yasaları sayesinde ülkeye bir kere yasal bir yoldan giren göçmen işçiler, daha sonra gerekli belgeleri olmadan kalmaya devam edebiliyor.

Öte yandan belgesiz göçmenler için hayat daha zor. İşverenleri tarafından istismar edilebiliyor, kötü şartlarda yaşamaya zorlanabiliyor ve sağlık sistemine erişemiyorlar.

Ayrıca gözaltına alınma riskiyle karşılaştıklarında yetkililere rüşvet ödemeleri gerekiyor.

Moskova saldırısının ardından bazı Rus siyasetçiler göç yasalarının sıkılaştırılmasını talep etti.

İçlerinden biri “göçmenler en küçük kabahatlerinde sınır dışı edilsin” dedi.

Fakat bunların gerçekleşmesi pek olası değil.

Zira Rusya da Orta Asyalı göçmenlerden faydalanıyor.

Ukrayna’daki savaş Rusya’da bir iş gücü açığına yol açtı ve milyonlarca iş gücünü kaybetmeyi göze alamazlar.

Öte yandan yıllar süren gerilim ve yabancı düşmanlığının ardından Rusya’daki göçmen toplulukları kaygılı.

Taciklerin Telegram grubunda bir kişi “Dikkatli olun dostlar” diyor ve ekliyor:

“Bu olayın ardından zor bir dönem bekliyor bizleri.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/moskova-saldirisinin-ardindan-orta-asyali-gocmenler-irkci-saldirilara-maruz-kaliyor/feed/ 0
Özel’den Gençlere: “Asla Enseyi Karartmayalım. Gitmeyi Düşünürsek İşte O Zaman Kaybederiz” https://www.haber60.com.tr/ozelden-genclere-asla-enseyi-karartmayalim-gitmeyi-dusunursek-iste-o-zaman-kaybederiz/ https://www.haber60.com.tr/ozelden-genclere-asla-enseyi-karartmayalim-gitmeyi-dusunursek-iste-o-zaman-kaybederiz/#respond Thu, 28 Mar 2024 04:18:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24307 Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: ADEM KARABAYIR

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Üç gün sonrası için bütün gençlerimize şu çağrıyı yapmak isterim. Asla enseyi karartmayalım. Birileri konserleri, festivalleri yasaklıyor, Üniversitede özgürlükleri sınırlıyor, yediğinize, içtiğinize, giydiğinize, yaşam biçimine karışan rektörleri Anadolu üniversitelerinin başına musallat ediyor diye biz sinersek, yılarsak, bu mücadeleyi yarıda bırakırsak, gidersek ya da gitmeyi düşünüp küsersek işte o zaman kaybetmiş oluruz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Rumeli ve Balkan Türkleri ile İstanbul’un Bakırköy ilçesindeki bir otelde düzenlenen iftar programında bir araya geldi. Özel, burada yaptığı konuşmada; kendisinin de Balkan Türkü olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Genel Başkan seçildikten sonra ilk ziyareti KKTC’ye yaptım. Ardından ikinci ziyaretimde Bosna Hersek’te idim. Orada kıymetli temaslarımız oldu. Bundan sonraki süreçle ilgili kendileri ile yaptığımız tüm değerlendirmelerde CHP’nin Balkanlarla ilgili faaliyetlerinin, temaslarının hem anlamlı günlerde, tarihi günlerde hem onun dışında mümkün olduğunca sık ve etkin geliştirilmesi ile ilgili fikir birliğine vardık. Aliya İzzetbegoviç’in mezarının başında şunu hatırladık. Unutturulan, unutulan katliamlar tekrarlanır. Çok büyük acılar çektik. Çok büyük haksızlıklara uğradık. Soykırımlara uğradık ama orada çektiğimiz acıları unutmadığımız ve unutturmadığımız sürece bir daha öyle acılar yaşamayacağız. Soykırımlarda devletlerin uyguladıkları baskılarda hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet, o günden bugüne bizleri taşıyan büyüklerimize de minnet duygularımızı ifade etmek isterim.

“BEKA SORUNU YAŞANDIĞINDA KİMİN NASIL DAVRANDIĞINI BİLİYORUZ”

Çokça konuşulan bir mesele var. Türkiye siyasetine son dönemlerde istikamet vermeye çalışan, seçmen davranışlarını etkilemeye yönelik bir beka sorunu tartışması var. Bu topraklar, beka sorununu yaşadı ve o günlerde kim, nasıl davrandı, hepimiz biliyoruz. Yükseliş döneminin aksine 200 yıl matbaayı bu topraklardan uzak tutanlar, 33 yıl boyunca Meclisi Mebusanı kapalı tutanlar, 30 yıl boyunca donanmamızı Haliç’te çürümeye bırakanlar, bu ülkenin yükseliş döneminin aksine en büyük sıkıntıları yaşattılar. Devrin ülkeleri matbaa ile, bilim ile, fen ile, teknoloji, mühendislik ile gelişirken biz bambaşka yerlere savrulmuştuk. En nihayetinde beka sorunu ortaya çıktı, bu toprakları işgal etmeye kalktılar. O işgal donanması, önce Çanakkale’den geçmeye kalktığında bir büyük anti-emperyalist mücadele ilk kez Çanakkale’de tanınan, devleşen ve daha sonra da Kurtuluş Savaşı’nı gerçekleştiren Gazi Mustafa Kemal de İstanbul’daydı. İşgal donanmaları geldiğinde birileri o donanmaya kırmızı halı sererken bizimki Kartal istimbotunun ucuna çıkmış, yanındaki yaverine ufuktaki gökyüzü renkli gözleri ile şöyle sesleniyordu, ‘Üzülme evlat, geldikleri gibi gidecekler’. Birileri Yıldız Sarayı’nın arka iskelesinden İngiliz zırhlısına binerken Selanikli Bandırma vapuruna binip Samsun’a çıkıyor, önce kurtuluşu, sonra kuruluşu örgütlüyordu.

“DEDELERİ KEFENSİZ YATANLAR BEKA SORUNUNU HALLEDER”

Bir beka sorunu olduğunda kimin nasıl davrandığı ortada iken bugün beka sorunu söylemleri üzerinden dışlayıcı bir milliyetçilikle kendilerini milli, kendilerinden olmayan herkesi gayri milli görenlere şunu söylemek gerekir. Bir gün öyle bir şey olur da atalarımız gibi biz de sınanacak olursak o gün, siz çağırdığınızda havaalanına lüks ciplerle gelenler, kot üstüne perdelik kumaştan kefen çekenler senin için ölmeye geldik diyenler değil; dedeleri Çanakkale’de, Dumlupınar’da kefensiz yatanların torunları o beka sorununu yine halleder.

“EKREM BAŞKAN KARNE ALACAK”

Bugün esas beka sorunu, dünyadaki güçlü, gelişmiş ülkelerin Türkiye üzerinde hayal kurması değildir. Bugün esas beka sorunu, bu ülkenin gençlerinin dünyanın başka ülkelerinde hayal kurmasıdır. 4 gencin 3’ünün anketlere göre bavulları zihninde topladığı ve fırsatını bulursam giderim, orada kalırım, yurt dışında yaşarım dediği süreçte üç gün sonraki sayın Ekrem Başkan’ın ifade ettiği o sınavda şunu ifade etmek isterim. Evet, Ekrem Başkan üç gün sonra karne alacak. Ümit ederim, notum iyidir diyor. Ekrem Başkanım, karneden önce bütün öğrenciler heyecanlı olur ve not verecek öğretmenin gözünün içine bakar. Ben hem bu salonda hem de 1,5 gündür ve daha önce geldiğim 4 sefer de size, not verecek öğretmenlerin gözünün içine bakıyorum. Öğretmenlerin gözü gülüyor. Hiç korkmayın başkanım. Üç gün sonrası için gençlerimize şu çağrıyı yapmak isterim. Asla enseyi karartmayalım. Birileri konserleri yasaklıyor, festivalleri yasaklıyor, Boğaziçi’ne kayyum atıyor, üniversitede özgürlükleri sınırlıyor, yediğinize, içtiğinize, giydiğinize, yaşam biçimine karışan rektörleri Anadolu üniversitelerinin başına musallata ediyor diye eğer biz sinersek, yılarsak, hele hele 14-28 Mayıs’ta çok istememize rağmen küçük bir farkla başaramadığımız bu mücadeleyi yarıda bırakırsak, gidersek ya da gitmeyi düşünüp küsersek o zaman işte o zaman kaybetmiş oluruz. Oysa biz bu salonda bulunanlar; dedeleri, nineleri en zor zamanlarda teslim olmak yerine mücadele etmeyi, küsmek yerine gülümsemeyi ve başarıya hep beraber inanmayı başardıkları için biz bugün buradayız.

“ÜLKEYE SAHİP ÇIKMANIN YOLU ATATÜRK’ÜN PARTİSİNE OY VERMEKTİR”

Bu ülkede 5 vakit camilerde ezan okunuyorsa, ay yıldızlı al bayrak özgürce dalgalanıyorsa, herkes istediği gibi ibadet ediyorsa bunların hepsi bu salondakilerin, bu ülkedekilerin dedelerinin, ninelerin, mavi gözlü devin hayaline inandıkları ve onunla birlikte yürüdükleri içindir. Bu yüzden bütün genç arkadaşlarıma şu sorumluluğu hatırlatmak isterim. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu ülkeyi CHP genel başkanlarına emanet etmedi. Ne milletvekillerine ne belediye başkanlarına emanet etti. Çok kolaydı, askerdi, orduya emanet edebilirdi. Genelkurmay başkanlarına bile emanet etmedi. ‘Bu ülkeyi biz kurduk, onu yükseltecek ve yüceltecek sizlersiniz’ derken vasiyeti, emaneti siz gençlerimizeydi. Bu emaneti hatırlatıyorum. Size çok güvendiğimizi, sizinle birlikte olduğumuzu, bu ülkenin yarınlarının bütün umudunun siz gençlerde olduğunu, asla küskünlük, kırgınlık yerine size yakışan enerji ile size yakışan umutla size yakışan şevkle bu ülkeye sahip çıkmanızı bekliyorum. Bu ülkeye sahip çıkmanın en kısa vadeli eylemliliği, pazar günü sandıklara gitmek ve Atatürkçülere, Atatürk’ün partisine oy vermektir.

“İSRAİL İLE TİCARETİ DURDUR”

Bugün Filistin’de İsrail’in aylardır sürdürdüğü saldırılarla 30 binin üzerinde ve yarısı kadın ve çocuklardan oluşan şehitlerimiz vardır. Bir yandan İsrail ile ilgili kalıcı ateşkes çabalarına dünyadaki 140 siyasi akrabamızın genel başkanlarına yazdığım mektupla destek istediğimizi, başkan yardımcılığını üstlendiğim Sosyalist Enternasyonal’de tüm sol, sosyal demokrat, sosyalist yapıların dünya ve Filistin barışını savunmasının en önemli ortak yükümlülük olduğunu hatırlatmakla birlikte ülkeyi yönetenlere de bilhassa en yakınlarının, akrabalarının, çok yakında sözünü dinleyebileceklerin İsrail ile ticaretine sessiz kalmamaları gerektiğini, İsrail’e gübre, silah, mühimmat, bomba olarak kullanılabileceklerin ham maddesidir, başta gübre olmak üzere her türlü kimyasalın İsrail’e Türkiye’den ticaretinin hepimizi üzüntüye boğduğunu, mahcup ettiğini, dünya kamuoyu önünde de Türkiye’ye yakışmayan bir tutum olduğunu ifade ediyorum. İsrail ile ticaretin sürmesinin zulmün devamının teminatı olduğuna ilişkin kanıya iştirakimi ifade ediyorum ve buradan Filistin’deki çocuklar ve kadınlar için kalıcı bir barışı soykırımlardan, saldırılardan çok çekmiş bir coğrafyanın evladı, torunu olarak hepimiz adına bir kez daha haykırıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle bundan sonra da derneklerimizle, federasyonlarımızla, konfederasyonlarımızla birlikte bu güzel ülke için, sizler için, kökleri Balkanlarda, Rumeli’de olan bu güzel ülkenin çağdaş yarınlarını temsil edenlerle birlikte mutlu günlerde bir arada olmayı ümit ediyorum. Son 5 yılı size yakışır, bize yakışır bir kente dönüştürmek için İstanbul’a emek veren sevgili başkanımız Ekrem İmamoğlu’na hepimiz adına bir kez daha teşekkür ediyor, önümüzdeki günlerde bir 5 yıl daha hizmet için ona vereceğiniz oylar, yürekten destek ve bugüne kadar kendisine verdiğiniz emek için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozelden-genclere-asla-enseyi-karartmayalim-gitmeyi-dusunursek-iste-o-zaman-kaybederiz/feed/ 0
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan: Türkiye’yi küresel anlamda geliştirmeye devam edeceğiz https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-turkiyeyi-kuresel-anlamda-gelistirmeye-devam-edecegiz/ https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-turkiyeyi-kuresel-anlamda-gelistirmeye-devam-edecegiz/#respond Thu, 28 Mar 2024 03:57:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24289 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Türkiye’yi küresel anlamda hak ettiği konuma taşıyarak her alanda geliştirmeye devam edeceklerini belirtti.

Işıkhan, kentteki bir tesiste düzenlenen “Türkiye Yüzyılı’nda Çalışma Hayatı İftar Buluşmaları” programında yaptığı konuşmada, Edirne’nin tarım, sanayi, endüstri ve ticarette hem ülke hem de bölge için büyük önem taşıyan şehirler arasında yer aldığını söyledi.

Devlet ve milletle el ele yürümenin, ülkeyi ve milleti birlikte büyütmenin en güzel örneklerinden birisini Edirne’de ortaya koymak istediklerini belirten Işıkhan, “Çalışma hayatından sosyal güvenliğe kadar inisiyatif aldığımız her konuda her daim sizlerle istişareyi, iletişimi, diyaloğu ön planda tutmaya devam edeceğiz. Birlik ve beraberlik ruhuyla, başta çalışma hayatı olmak üzere Türkiye’yi küresel anlamda hak ettiği konuma taşıyacak, her alanda geliştirmeye de devam edeceğiz.” dedi.

“İşsizlik geriledi”

Işıkhan, 2023 yılında işsizlik oranının 1 puanlık azalışla yüzde 9,4 seviyesine gerilediğini, işsiz sayısının da bir önceki yıla göre 318 bin kişi azaldığını anımsattı.

Toplam işsizlik oranı ve genç işsizlik oranının son 10 yılın en düşük seviyesine geldiğini ifade eden Işıkhan, “Hem kadın, hem genç, hem de toplam istihdam oranı ve işgücüne katılım oranı son 21 yılın en yüksek düzeyine yükseldi. Ayrıca 2023 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüme ile AB ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke oldu. Dolar bazında milli gelir, Türkiye tarihinde ilk kez 1 trilyon doları aştı. Kişi başına milli gelir de 13 bin 110 dolarla, tarihin en yüksek düzeyini gördü.” diye konuştu.

Işıkhan, bu verilerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bu yüzyılın emeğin, üretimin, çalışmanın yüzyılı olacağının göstergesi olduğunu vurguladı.

“Muhalefet emekliler üzerinden prim kasıyor”

Her daim milletin yanında olduklarını, milleti seçimden seçime hatırlayanlardan olmadıklarını belirten Işıkhan, şunları kaydetti:

“Son dönemde muhalefet, emeklilerimiz üzerinden prim kasmaya çalışıyor. Emeklilerimiz, eskiyi ve yeniyi bizzat yaşayarak en iyi ayırt edebilen kesim. AK Parti’den önceki emeklinin durumunu da biliyorlar, AK Parti dönemini de biliyorlar. Maaş kuyruklarında, ilaç kuyruklarında vefat eden büyüklerimiz vardı. Biz sağlığı el vermeyen emeklilerimiz için evde emekli aylığı ödenmesi uygulamasını başlattık. Bağ-Kur’da sosyal güvenlik destek primi uygulamasını kaldırdık. Seyyanen ve oransal artışlarla, emekli aylıklarında reel olarak yüzde 87 ile yüzde 636 oranında artış sağladık. Emeklilerimize ilk defa bayram ikramiyesi verilmesi uygulamasını başlattık. Geçtiğimiz hafta, Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı emekli ve ölüm aylığı hak sahiplerine banka promosyonunu 2017’de biz başlattık.”

Işıkhan, AK Parti döneminde, SGK tarafından ödenen ilaç sayısının 3 katına çıkarıldığını belirtti.

Geçen yıl SGK tarafından yapılan sağlık ve ilaç harcamasının 553 milyar lira olduğunu vurgulayan Işıkhan, şöyle konuştu:

“Bu çok ciddi bir rakam. Emekli aylıklarına ödediğimiz tutarın yarısına yakınını ayrıca sağlık harcamaları ve sağlık hizmetleri için ödüyoruz. Bunun dışında yine SGK tarafından son 1 yılda 206 milyar lira teşvik ve destek ödemesi yaptık. Son 5 yılda yaşadığımız pandemiyi, bölgemizdeki savaşları ve asrın felaketini dikkate alırsanız, vatandaşlarımızı asla mağdur etmeden hizmetlerimize kesintisiz devam edebildiğimizi, bu güçte bir devlet olduğumuzu görürsünüz. Ülkemizin gücü büyük ölçüde yerel yönetimlerimizin gücünden geliyor. Kalkınma yerelden başlar hakikatine istinaden yerelde ne kadar güçlü olursak genel icraatlarımızın da o derece güçlü olacağına inanıyoruz.”

“Edirne gerçek belediyecilikle yola devam edecek”

Işıkhan, gelişim, ilerleme ve kalkınmanın yerelden başladığını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetim vizyonunun da belediyecilikten geldiğini dile getirdi.

AK Parti’nin Türkiye’deki belediyecilik anlayışını değiştirerek milleti gerçek belediyecilikle tanıştırdığını anlatan Işıkhan, şöyle devam etti:

“İnşallah 31 Mart’ta Edirne gerçek belediyecilikle yola devam edecek. Belediye Başkan Adayımız Belgin İba Edirne ile özdeşleşmiş, bu şehre emeğini ortaya koyan çok kıymetli bir yol arkadaşımız. Edirne’nin bu kez görevi AK belediyecilik vizyonu ile Belgin Başkanımıza vereceğine inanıyorum. Zira Edirne’nin bir 5 yılı daha kaybedecek lüksü yok. İnşallah 1 Nisan sabahından itibaren Edirne’miz, Cumhur İttifakı çatısı altına daha büyük projelerle yeni bir icraat dönemine doğru ilerlemeye devam edecek.”

Diğer konuşmacılar

Edirne Valisi Yunus Sezer de Edirne’nin gümrük kapılarıyla stratejik bir öneme sahip olduğuna işaret etti.

Edirne’nin aynı zamanda turizm ve tarım şehri olduğunu rakamlarla anlatan Sezer, “Çok bereketli topraklarımız var. Sanayi açısından da Edirne’nin bir cazibe merkezi olma konusundaki çalışmalarımız sürüyor. Edirne’nin Balkanlara hitap edecek şekilde sanayide, ticarette, turizmde ve eğitimde bir merkez olmasını hedefliyoruz.” dedi.

AK Parti Milletvekili Fatma Aksal da Bakan Işıkhan’ı Edirne’de ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek iftara katılan iş insanlarına teşekkür etti.

Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sezai Irmak, ulusal ve uluslararası işbirlikleri gerçekleştirmeye devam ettiklerini, Edirne’nin ülkeler arası bir geçiş görevi olduğunu dile getirdi.

Konuşmaların ardından Irmak, Işıkhan’a Selimiye Camisi motifli tablo hediye etti.

Programa AK Parti İstanbul Milletvekili Seda Gören Bölük, AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan, Cumhur İttifakı Edirne Belediye Başkan adayı Belgin İba, AK Parti İl Başkanvekili Aydoğan Akıncı, MHP İl Başkanı Emre Tokluoğlu, kurum müdürleri ve iş insanları katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-turkiyeyi-kuresel-anlamda-gelistirmeye-devam-edecegiz/feed/ 0
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: Türk milleti teröristlere karşı sabrını taşırmaz https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-turk-milleti-teroristlere-karsi-sabrini-tasirmaz/ https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-turk-milleti-teroristlere-karsi-sabrini-tasirmaz/#respond Thu, 28 Mar 2024 03:54:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24287 Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Avrupalı ülkelerin kendilerini koruyup kollamasından cesaret alan teröristler şunu bilsinler ki biz Türklerin de bir sabrı vardır. Sabrımızı taşırırlarsa nerede olurlarsa olsunlar, isterse Belçika’da, isterse Almanya’da, isterlerse de Kandil’de de olsalar, Türk milletinin her bir ferdi onları bulur ve ihanetlerinin bedelini er ya da geç bir gün ödetir.” dedi.

BBP Eskişehir İl Başkanlığı tarafından kentteki bir düğün salonunda düzenlenen iftar programında konuşan Destici, İsrail’in, Gazze’de 35 bin masum insanı katlettiğini söyledi.

İsrail’in Gazze’de bir orduyla ve silahlı güçle savaşmadığını belirten Destici, “Kadınları, çocukları, yaşlıları ve masumları katlediyor. 2 gün öncesine kadar Birleşmiş Milletler bir karar alamadı. Nihayetinde 2 gün önce Amerika Birleşik Devletleri sessiz kaldı, veto hakkını kullanmadı. Şartsız ateşkese ‘evet’ demedi ama en azından veto etmedi. Birleşmiş Milletlerde 5 daimi ülkenin veto hakkı var. Bunlar veto ettiğinde geriye kalan yüzlerce ülke ‘evet’ dese de o karar oradan çıkmıyor.” diye konuştu.

Birleşmiş Milletlerin İsrail’e ve Hamas’a tam kesintisiz, şartsız ateşkes çağrısında bulunduğunu dile getiren Destici, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Katil ve terörist İsrail, bunu kabul etmediği gibi bir milletvekili, bir sözcüsü ne diyor? ‘Ramazan ayı, Filistinlileri, Gazzelileri öldürmek için en uygun zaman. Çünkü onlar ramazanda aç kalıyorlar, yorgun düşüyorlar.’ diyor. Bunlar böyle insanlık dışı yaratıklar, böyle ahlak dışı yaratıklar. Onlar ve dünyadaki bütün zalimler şunu bilsinler ki bu kalplerde iman ateşi yandığı sürece dünyada İslam da Müslümanlar da Türkler de var olacak ve elbet bir gün adaleti getirecektir.”

Hain ve katil PKK terör örgütünün Türkiye’nin sınırları dışında saldırılar düzenlediğini ifade eden Destici, “Son birkaç gün içinde bu sefer de Avrupa’da önce Belçika’da daha sonra Almanya’da Türklere karşı, Türk vatandaşlarına karşı milliyetçi, maneviyatçı, yapılarımıza karşı ve konsolosluklarımıza karşı saldırılar düzenlediler. Öncelikle bu saldırıları lanetliyoruz. Elbette ki devletimiz, hükümetimiz, Dışişleri Bakanlığımız, Büyükelçiliklerimiz, konsolosluklarımız gerekli adımları atıyor. Onlara orada hadlerini bildiren kardeşlerimiz de var. Onlarla da gurur duyuyoruz. Onları da tebrik ediyoruz. Avrupalı ülkelerin kendilerini koruyup kollamasından cesaret alan teröristler şunu bilsinler ki biz Türklerin de bir sabrı vardır. Sabrımızı taşırırlarsa nerede olurlarsa olsunlar, isterse Belçika’da, isterse Almanya’da, isterlerse de Kandil’de de olsalar, Türk milletinin her bir ferdi onları bulur ve ihanetlerinin bedelini er ya da geç bir gün ödetir.” dedi.

Destici, PKK yandaşlarını koruyan Avrupa ülkelerine seslenerek şöyle konuştu:

“Bakın, Rusya’da yaşananları gördük. Biz, terör kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın lanetliyoruz. Rusya’daki terör saldırısını da lanetliyoruz. Orada ölen insanlar için de üzgünüz. Çünkü onlar da masum insanlar. Onların ailelerine de taziyede bulunuyoruz. Rusya’ya da bir şey söylüyoruz; yıllardan beri PKK terör örgütünü destekledin. Şu anda PYD, YPG’yi destekliyorsun. Moskova’da PKK’nın, PYD’nin büroları var. Eğer ülkende terör saldırısı istemiyorsan teröre karşı her zaman ortak mücadele… Avrupa ülkelerine de sesleniyoruz; bugün terörü kolluyorsunuz ama yarın namluları size döndüğünde, bombaları sizin ülkenizde patladığında aklınız başınıza gelir. O zaman geç kalırsınız. Onun için Türkiye’nin uyarılarını dikkate alacaksınız. Teröre karşı Türkiye’nin yanında işbirliği ve mücadele yapacaksınız.”

31 Mart yerel seçimleri öncesi CHP başta olmak üzere bazı siyasi partilerin terör örgütünün uzantılarıyla İstanbul başta olmak üzere Mersin’de ve başka şehirlerde ‘kent uzlaşısı’ adı altında işbirliği yaptıklarını söyleyen Destici, “Bunları reddediyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisinin aklı başında olan yöneticilerine diyoruz ki ‘Buna dur’ deyin. CHP’nin tabanına diyoruz ki ‘Bakın teröristlerle işbirliği yapanlar sizin temsilcileriniz olamaz. Onların her şartta, her dediklerini kabul etmeyin ve buna karşı çıkın ve teröristlerle işbirliğini, terör uzantılarıyla işbirliğini reddedin.’ Eğer buna devam ediyorlarsa o zaman oyunuzu gelin, Cumhur İttifakı partilerine verin diyoruz.” ifadesini kullandı.

Destici’ye BBP İl Başkanı Taha Baksan tarafından hediye verildi. Programa, AK Parti MKYK Üyesi Ali Demirel, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, Cumhur İttifakı Odunpazarı Belediye Başkan adayı Özkan Alp, AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Ümit Sezer ve çok sayıda partili katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-turk-milleti-teroristlere-karsi-sabrini-tasirmaz/feed/ 0
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan: ‘AK Parti döneminde SGK tarafından ödenen ilaç sayısı 3 katına çıktı’ https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-ak-parti-doneminde-sgk-tarafindan-odenen-ilac-sayisi-3-katina-cikti/ https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-ak-parti-doneminde-sgk-tarafindan-odenen-ilac-sayisi-3-katina-cikti/#respond Thu, 28 Mar 2024 03:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24256 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “AK Parti döneminde SGK tarafından ödenen ilaç sayısını 3 katına çıkardık. Geçtiğimiz bir yılda SGK tarafından yapılan sağlık ve ilaç harcaması tam tamına 553 milyar lira olmuştur, bu çok ciddi bir rakam.” dedi.

Işıkhan, Kapaklı Belediyesi’ni ziyaretinde yaptığı konuşmada, 81 il, 922 ilçenin tamamını Türkiye Yüzyılı’na hazırlamaya devam edeceklerini söyledi.

Tekirdağ’ın tarımı, sanayisi, ticaretiyle hem Türkiye hem de dünya için büyük önem taşıyan şehirlerden olduğunu dile getiren Işıkhan, “Tekirdağ’da büyük bir potansiyel var. Tekirdağlılarda muazzam bir dinamizm var. Bu noktada sizlerin fikirleri, önerileri bizler için özellikle şehir yönetenler için çok önemlidir kıymetli kardeşlerim. Bizler devlet, millet el ele yürümenin, ülkemiz ve milletimizle birlikte yürümenin ve ülkemizi büyütmenin en güzel örneklerden birisini de inşallah Tekirdağ’da siz kardeşlerimizle birlikte gerçekleştireceğiz.” ifadesini kullandı.

Işıkhan, çalışma hayatından sosyal güvenliğe kadar inisiyatif aldıkları her konuda her daim vatandaşlarla istişareyi, iletişimi ve diyaloğu ön planda tutmaya gayret ettikleri söyledi.

“İşsiz sayısı 2023 yılında bir önceki yıla göre azaldı”

2023 yılında Türkiye’nin yüzde 4,5 ile Avrupa Birliği ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke olduğuna işaret eden Işıkhan, “Dolar bazında milli gelir Türkiye tarihinde ilk kez 1 trilyon doları aşmış durumda. Kişi başına düşen gelirde 13 bin 110 dolarla tarihin en yüksek seviyelerine ulaşmış durumda. Bu hafta 2023 yılı iş gücü verileri açıklandı. 2023 yılında da işsizlik oranı bir önceki yıla göre bir puan düşerek 9,4 seviyesine geriledi. İşsiz sayısı 2023 yılında bir önceki yıla göre 318 bin kişi azalarak 3 milyon 264 bin kişiye gerilemiş durumda. Toplam işsizlik oranı ve genç işsizlik oranı son 10 yılın en düşük seviyesine gerilemiş durumda.” diye konuştu.

Işıkhan, istihdam oranı ve iş gücüne katılım oranının son 21 yılın en yüksek seviyelerinde olduğunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bu yüzyılı emeğin, üretimin, çalışmanın yüzyılı yapacaklarını belirtti.

“Bayram ikramiyelerini yüzde 50 artırdık”

Her fırsatta milletin yanında olmaya devam edeceklerini söyleyen Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçtiğimiz hafta Sayın Cumhurbaşkanı’mızın açıkladığı emekli ve ölüm aylığı hak sahiplerine banka promosyonlarını 2017 yılında biz başlattık. Önümüzde Ramazan Bayramı var. Bayramda emeklilerimize bayram ikramiyesi uygulamasını da hatırlarsanız biz başlatmıştık. Bu yıl ikramiyeleri yüzde 50 oranında artırdık. Emeklilerimize bu dönemde banka promosyon tutarlarını kamu bankalarında 2 katına çıkardık. Vatandaşlarımızın dünyanın en ileri seviyelerinde sağlık hizmeti almasının arkasında önemli bir harcamamız var. AK Parti döneminde SGK tarafından ödenen ilaç sayısını 3 katına çıkardık. Geçtiğimiz bir yılda SGK tarafından yapılan sağlık ve ilaç harcaması tam tamına 553 milyar lira olmuştur, bu çok ciddi bir rakam. Emekli aylıklarına ödediğimiz tutarın yarısına yakınını ayrıca sağlık harcamaları ve sağlık hizmetleri için de ödüyoruz. Bunun dışında yine SGK tarafından son bir yılda 206 milyar lira teşvik ve destek verdik. Son 5 yılda yaşadığımız, hatırlarsanız pandemiyle bölgemizdeki savaşları ve asrın felaketini de dikkate aldığımızda, vatandaşlarımızı asla mağdur etmeden, hizmetlerimize kesintisiz bir şekilde devam edebildiğimizi ve yürütebilecek güçte olduğumuzu görüyorsunuz.”

“Kalkınma yerelden başlar”

Işıkhan, kalkınmanın yerelden başladığını dile getirerek şunları kaydetti:

“Yerelde ne kadar güçlü olursak genel icraatımızda o derece başarılı oluruz. Çünkü şunu hepimiz biliyoruz ki gelişim, kalkınma, ilerleme yerelden başlar. Bildiğiniz gibi ülkemizin lideri Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetim vizyonu da belediyecilikten gelmektedir.

Şu an ‘dünya beşten büyüktür’ diyerek sadece Türkiye’nin geleceğini değil aynı zamanda dünyanın geleceğini de inşa etme gayretinde olan liderimizin 40 yıllık başarı hikayesinin belediyecilik vizyonuyla, sosyal belediyecilikle, gönül belediyeciliğiyle başladığını da unutmamamız gerekiyor.”

Belediye Başkanı Mustafa Çetin ile bir süre görüşen Işıkhan, daha sonra Pınar Bulvarı’nda esnaf ziyareti yaptı.

Programa, AK Parti milletvekilleri Mestan Özcan, Gökhan Diktaş, Çiğdem Koncagül ve İl Başkanı Ali Gümüş ile partililer katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-ak-parti-doneminde-sgk-tarafindan-odenen-ilac-sayisi-3-katina-cikti/feed/ 0
Devlet Bahçeli: DEM’lenmiş CHP’nin perdesi 31 Mart’ta kapanmalıdır https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceli-demlenmis-chpnin-perdesi-31-martta-kapanmalidir/ https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceli-demlenmis-chpnin-perdesi-31-martta-kapanmalidir/#respond Thu, 28 Mar 2024 00:54:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24150 MHP lideri Devlet Bahçeli, yazılı bir açıklama yaparak yerel seçime ve gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, CHP’nin DEM Parti ile “Kent uzlaşısı” adı altında “PKK ittifakı” yaptığını belirterek “Güçlü Yasama, Kararlı Yürütme, Uyumlu Belediye” hedefinin bütünüyle gerçekleşebilmesi için artık sayılı günler kalmıştır.” ifadelerini kullandı.

“Yeni yüzyılın ilk seçimi 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak, bu kapsamda aziz Türk milleti kutlu iradesini sandığa yansıtacaktır. Türkiye’nin milli varlığı ve milli istikbali için bu seçimler hayati önemde, stratejik değerdedir.

Ayırmadan, ayrışmadan, aldatanlara ve ayrılıkçı emellere aldanmadan, elbette demokratik akıl ve ahlakla 31 Mart eşiğinin aşılması en temel arzumuzdur. “Güçlü Yasama, Kararlı Yürütme, Uyumlu Belediye” hedefinin bütünüyle gerçekleşebilmesi için artık sayılı günler kalmıştır. Yerel yönetimlere vurulan zillet prangalarının sökülüp atılması sadece bir zaman meselesidir.

“ADINA KENT UZLAŞISI DENİLEN ASLI PKK İTTİFAKI OLAN KARANLIK OLUŞUM”

Adına “kent uzlaşısı” denilen, aslı “PKK ittifakı” olan karanlık oluşumun milli irade marifetiyle çökertilerek ülkemizin önünün açılması mukadder bir akıbettir.

DEM’in ve CHP’nin yönetimi altında bulunan belediyelerin kötü ve kötürüm hallerine daha fazla tahammül etmek, sabır göstermek, seyirci kalmak ne mümkün ne de muhtemeldir. Bu nedenle DEM’lenmiş CHP’nin perdesi 31 Mart’ta kapanmalıdır.

Merkezi yönetime hakim olan siyasi ve idari istikrar aynısıyla yerel yönetimlere de sirayet etmeli, Türkiye’miz herhangi bir yol kazasına maruz kalmadan yükselişini sürdürmelidir.

14 ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri önümüzdeki Pazar günü pekişmeli, Türk ve Türkiye Yüzyılı seferberliği güçlü bir ivme almalıdır.

Bölgesel ve küresel gelişmelerin karmaşık yapısı, hatta bulaşıcı mahiyetli kaotik seyri Türkiye’nin dikkatli ve uyanık olmasını mecburi hale getirmektedir. Bilhassa çevremizin terör kuşatmasına alındığı ortadadır.

22 Mart 2024 Cuma günü Moskova’daki bir konser salonuna düzenlenen terör saldırısında 139 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda insan da yaralanmıştır. Müteessir bir hissiyatla Rusya Federasyonu’na taziyelerimizi iletiyor, sivil ve masum insanların canına kast eden kanlı terör saldırısını tüm varlığımla lanetliyorum.

Terörizm insanlığın ortak düşmanı olup topyekun mücadele etmek küresel huzur, refah ve güvenliğin teşkili adına zorunluluktur. İleri sürülecek hiçbir bahane, iddia edilecek hiçbir tez ve iddia terörizmin çok boyutlu kumpas ve komplikasyonlarını, bununla mündemiç terör örgütlerinin cinayet ve hıyanet döngüsünü haklı gösteremeyecektir. Hangi coğrafyada sökün ederse etsin, terörün ve bölücülüğün her türü mutlak surette etkisiz hale getirilmelidir.

RUSYA’DAKİ TERÖR SALDIRISI

22 Mart Moskova saldırısını resmiyette DEAŞ terör örgütü üstlense de, geniş açıdan bakıldığında bazı ülke ve istihbarat kuruşlarının bu saldırının arka planında rol paylaşımı içinde hareket ettiğini, bundan mülhem bölgesel krizi derinleştirmek amacına matuf sistematik nitelikli tahrik ve tertip ortamını genişletmenin planlandığını ileri sürmek vehim olarak değerlendirilmemelidir.

Nitekim benzeri uyarıların geçmişte ülkemizde de yapıldığı gibi, ABD’nin Moskova Büyükelçiliği’nin 9 Mart 2024 tarihinde, bu ülkede bulunan vatandaşlarını konserler dahil kalabalık alanlardan uzak durmaya çağırması çok dikkat çekicidir.

22 Mart terör saldırısından sonra Rusya Federasyonu yönetimi, Ukrayna’yla olan çatışmaları özel operasyon kavramı yerine düpedüz savaş olarak tanımlamaya başlamıştır.

Üçüncü Dünya Savaşı tartışmalarının kızıştığı; Avrupa Rusya, NATO-Rusya savaş söylentilerinin maalesef yaygınlık kazandığı bir dönemde Rusya’nın 11 Eylül’ü olarak tarif edilen terör saldırısı felaket senaryolarına yeni bir halka eklemiştir.

Bunun yanı sıra, Karadeniz hesaplaşma sahası olarak görülmekte ve Montrö Antlaşmasının ihlali için kutuplaşan ülkeler sert ve seri şekilde pozisyon almaktadır. Hem ülkemiz hem de dünya için önümüzdeki süreç oldukça riskli ve tehlikelerle doludur.

Türkiye’mizin etrafı adeta husumetle örülmüş, hegemonya mücadelesi halinde olan ülkeler ve bunların kiralık cinayet şebekesi olarak kullandıkları terör örgütleri tarafından ihata edilmiştir. Üçüncü Dünya Savaşı ihtimalini telaffuz etmek bile korkunçtur.

Dünyanın savaşa değil barışa ihtiyacı vardır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Gazze’de ilk defa ateşkes çağrısı yapması bir nebze de olsa teselli vericidir.

Mübarek Ramazan ayında, bu ateşkes çağrısına tarafların riayet ederek kalıcı hale getirilmesi, adil ve hakkaniyetli bir barış ortamıyla iki devletli çözümün vasat bulması bölge ve dünya huzuruna muhkem bir destek sağlayacaktır.

BELÇİKA’DAKİ PKK DESTEKÇİLERİNİN SALDIRILARI

Belçika’da bir Türk mahallesine bölücü teröristlerin saldırması, bir vatandaşımızın yaralanması ve Ülkü Ocağımızın kundaklanması hainlerin nerelere kadar yuvalandığını açıkça gözler önüne sermiştir.

CHP’nin ortakları her yerde Türk vatandaşlarına nefret saçmaktadır. Ülkü Ocağımızı yakmaya kalkışan hainler kuşkusuz bu alçak eylemlerinin hesabını mutlaka vereceklerdir.

Ocağımızı ateşe verenlerin iki dünyası da cehennem ateşindedir ve sabrımızı test etmeye hiçbir bedhah, hiçbir Türkiye düşmanı cüret etmemelidir. Bu vesileyle Belçika’daki gönül ve kültür elçilerimizi yürekten selamlıyor, geçmiş olsun dileklerimi paylaşıyor, provokasyonlara karşı tedbirli ve sağduyulu şekilde hareket etmelerini bekliyorum.

DEM’lenmiş CHP’nin terörist yandaşları Türkiye’nin gücünü ve kudretini tanıyacaklar ve tadacaklardır. Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. 31 Mart imtihanından vatan ve millet sevdalıları alınlarının akıyla çıkmalıdır.

Bölgesel ve küresel gelişmelerin sarpa sardığı böylesi bir dönemde, merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında en küçük farklılık ve uçurum milli bekamız, milli güvenliğimiz ve milli geleceğimiz için öngörülemeyecek sıkıntılar doğuracaktır.

PKK ittifakı 31 Mart’ta tasfiye, telin ve tecziye edilmelidir. Türkiye’nin ve Türk milletinin huzuruna, kardeşliğine, güvenliğine, dayanışmasına ve istiklaline pusu kuran, zehir hazırlayan, yıkım için tam yol ileri parolasıyla mesafe alan, demlenip İngiliz mülküyle milliyetçilik taslayan siyasi devşirme ve maşaların kaybetmesi vatan borcu, millet şereftir.

Türk milletinin desteğiyle, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin muazzam imkanlarıyla Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefleri birer birer hayata geçecek, hadisata ve tarihin akışına yön verecektir. Ayırmadan, ayrışmadan Türkiye için canla, başla çalışacağız.

Barışmak ve kucaklaşmak için fırsat arayan her vatandaşımı Türkiye ve Türk milleti ortak değerleri etrafında buluşmak için Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve Cumhur İttifakı’na davet ediyorum.

Kimler ve hangi karanlık güçler, hangi oyunları tedavüle sokarlarsa soksunlar, hangi ihanetlerin içine girerlerse girsinler bizim irademiz bellidir ve herkesçe bilinmektedir. Neye inanırsak inanalım, hangi partiye, fikriyata veya ideolojiye gönül verirsek verelim, Doğduğumuz yöre, kökenimiz, mezhebimiz ne olursa olsun,

Helal oyumuzu kullanmak için sandığa gidip Türk milleti ortak paydasında buluşmak, Türkiye’mizin gücüne güç katmak hepimizin ve herkesin hedefi olmalıdır. Cumhur Bizim, Türkiye Hepimizindir.

Hüsran siyasetiyle hizmet siyasetini aynı kefeye koyulmamalıdır. Entrika siyasetiyle erdem siyaseti aynı kalıba sokulmamalıdır. Doğruya doğru, yanlışa yanlış, haine hain, kahramana da kahraman demek maşeri vicdanın onurlu duruşudur.

“BELEDİYECİLİĞİMİZDE İNSANI BİLMEK ÖN PLANDADIR”

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı vatandaşlarımıza mutlu ve müreffeh bir hayat imkânı sunmak, güvenli ve huzurlu bir geleceği elbirliğiyle inşa etmek için çok çalışacaktır. “Ayırmadan, Ayrışmadan, Yerelde İktidar, Ülkede İstikrar” iradesindeyiz.

“Aklın Yolu Birdir, Genelden Yerele Birlik, Ülkede Yönetimde Dirlik” anlayış ve amacındayız. “Merkezden Yerele, İstikrarı Bozmadan Umuda Doğru” yürüme azmindeyiz. Bizim belediyeciliğimizin temeli insan sevgisidir.

Bizim belediyeciliğimizde insanı bilmek, insanla hemhal ve can beraberi olmak asıldır ve ön plandadır. Bugüne kadar Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı yönetimindeki belediyelerde esas ve bağlayıcı husus hep bu olmuştur.

Hizmet edenin himmet göreceğine; dürüst ve samimi olanın dua ve rıza kazanacağına; helal-haram ayrımı yapanın iki dünyasını da kurtaracağına iliklerimize kadar inanıyoruz.

Günübirlik siyasi hesap ve mevzi kazanımlar peşinde değiliz. Bizim için vatandaşlarımızın huzuru, refahı ve güvenliği her şeyden önceliklidir. Çünkü milletimiz huzursuz ve memnuniyetsizse geleceğe umutla bakılamaz. Milletin desteği olmadan hiçbir siyasi hedef başarıya ulaşamaz.

Halden, dertten, gönülden anlamayan yüksek hedeflere varamaz. En büyük arzumuz milletimizi her açıdan layık olduğu şekilde temsil etmek, hak ettiği gelişmişlik seviyelerine çıkarmak, sorunlarını kökten çözebilmektir.

Her insanımızın beklentilerini karşılamak; dik baş, tok karın, mutlu yarına ulaşmaktır. 31 Mart’ta tarihi bir seçim yapılacaktır. 31 Mart’ta milli bekamız üzerindeki hain senaryolar yırtıp atılacaktır. 31 Mart’ta sadece belediye başkanı seçilmeyecek, aynı zamanda Türkiye’nin üzerindeki muhasım hesaplar bozulacaktır.

Sadece il genel meclis üyesi, belediye meclis üyesi, köy ve mahalle muhtarları belirlenmeyecek, aynı şekilde küresel ve bölgesel şer oyunlar, bu oyunların şirret figüranları berhava edilecektir. Türkiye’nin ilerleyiş ve yükseliş momenti hız kesmeden devam etmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı bu hedefe kilitlenmiştir.

Türkiye’mizin son elli beş yılına damgasını vurmuş olan Milliyetçi Hareket Partisi gücünü mukaddesattan, milletimizin destek ve hayır duasından almaktadır.

Millî menfaatlerimize aykırı davranan, milletimizin birlik, beraberlik ve kardeşliğini bozmaya çalışan her kim ya da kimler varsa onlara karşı duruşumuz sarsılmayacak ve tavsamayacaktır.

Cesaretimizin kaynağı tarihtir, ilhamımızın kaynağı ecdadımızdır, istiklalimizin kaynağı bu topraklara sere serpe uzanıp yatan kahraman şehitlerimizdir, irademizin kaynağı da büyük Türk milletidir.

Dünyaya istikamet verecek kudrette bir Türkiye’nin mimarisi, ancak ve ancak Türk-İslam kültüründen feyzini alan, Türklük gurur ve şuuru ile İslam ahlak ve faziletiyle bezenen fedakarlık numunesi bir ahlaki kucaklaşmayla mümkündür.

Nitekim bu kucaklaşmanın adı Cumhur İttifakı’dır. Milli ve ahlaki kucaklaşmanın devlet ve millet hayatında kök salmasına da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi refakat etmektedir.

Bu sistemin uzlaşmacı vasfında temerküz etmiş muktedir ve tesirli yürütme, güçlü ve fonksiyonel yasama, bağımsız ve tarafsız yargı sayesinde Türkiye’nin önünü hiçbir mihrak kesemeyecektir.

Bu kutlu yürüyüşün neticesinde “Gelen Türk Asrı, Geleceğin Gücü Türkiye” olacaktır. Devir Türk Devri’dir. İnancımız budur, iddiamız budur, irademiz budur. Hep Birlikte Türkiye’yiz. Hepimiz Türk milletiyiz.

Gayret bizden tevfik Allah’tandır. Rabbim bizleri ve milletimizi mahcup etmesin. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin ülkemize ve demokrasimize mümtaz sonuçlar getirmesini özellikle diliyor, aziz vatandaşlarımıza saygı ve sevgilerimi sunuyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceli-demlenmis-chpnin-perdesi-31-martta-kapanmalidir/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan Diyarbakır’da terör ve terör örgütü güdümlü siyaset dışı bir çözüm süreci işareti verdi https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-diyarbakirda-teror-ve-teror-orgutu-gudumlu-siyaset-disi-bir-cozum-sureci-isareti-verdi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-diyarbakirda-teror-ve-teror-orgutu-gudumlu-siyaset-disi-bir-cozum-sureci-isareti-verdi/#respond Thu, 28 Mar 2024 00:27:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24131 Cumhurbaşkanı Erdoğan Diyarbakır’da terör ve terör örgütü güdümlü siyaset dışı bir çözüm süreci işareti verdi

İstasyon meydanında halka hitap eden Erdoğan:

“Herkesle oturur konuşuruz ama, kapımız teröristlere de, terör örgütü güdümünde siyasetçilik oynayanlara da kapalıdır”

“Bu millete 40 yıl boyunca terörle bedel ödetildi, bir 40 yıl daha buna tahammülümüz yok”

“Kürt kardeşlerimizi bu çarpık siyasetin mezesi haline getirdiler”

“CHP’yi utanmadan Kürt kardeşlerimize umut diye pazarlıyorlar”

“CHP’yi allayıp pullayıp size dayatıyorlar”

DİYARBAKIR – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstasyon Meydanında Diyarbakırlı seçmenlerine seslendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında terör örgütü ve terör örgütü güdümünde olan siyasi partiler dışında bir çözüm sürecine işaret etti, Erdoğan, “Bu ülkede 85 milyonun huzuru esenliği için bir şey yapılacaksa hemen yapılmalıdır. 40 yıl boyunca terörle bedel ödetildi, bir 40 yıl daha buna tahammülümüz yok. Artık ülkemizi bu yükten sadece güvenlik açısından değil, diğer tüm boyutlarıyla tamamen kurtarma vakti. Bunun için ipleri başkasının elinde olmayan herkesle oturur konuşuruz. Herkesle oturur konuşuruz ama, kapımız teröristlere de, terör örgütü güdümünde siyasetçilik oynayanlara da kapalıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstasyon Meydanında 70 bin kişiye hitap ettiklerini söyledi. Erdoğan, “Bölgede İslam’a kapılarını ilk açan şehir Diyarbakır ile aynı sevdaya mensup olmaktan dolayı iftihar duyuyorum. Allah’ın izni ile bizim Diyarbakır ile kardeşliğimizi kimse yıkamayacak” diye konuştu.

“DEM benim Kürt kardeşimin iradesini işportaya çıkarmıştır”

CHP ile DEM Partinin kirli bir ittifak kurduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kirli bir ittifak kurdular. Ama her iki partideki bir avuç siyaset baronu ne olup bittiğini bilmiyor. Bavul bavul dolarlar nereden geliyor nereye gidiyor. Meclis üyeliklerini neyle satın alıyor, bunların yaşandığı bir yerde ilkeli bir ittifaktan söz edebilir mi? DEM benim Kürt kardeşimin iradesini işportaya çıkarmıştır. Dikkat ederseniz seçmenin fikrini zikrini düşünen kimse yok. Birilerinin ihtiraslarına uyan kirli pazarlıklar var. Kürt kardeşlerim böyle bir hakareti ve yok sayılmayı asla hak etmiyor. Türkiye geçmişte omurgasızlığın, riyakarlığın sembolu zübük siyasetin acısını çok çekti. Demokratik siyaset plavraları ile oylarınıza ipotek koydular. Diyarbakır huzuru da özgürlüğü de yatırımı da hizmeti de refafı da AK Parti döneminde görmedi mi. Onlar sizin iradenizle seçtiğiniz belediye başkanlarını dağdan getirdikleri teröristlere mahsenelerde tokatlatırken biz Diyarbakır yıldızını parlatmak için uğraşmadık mı? Onlar Suru’a hendek kazarken biz sorunları bitirmek için uğraşmadık mı? Onlar her evden bir cenaze çıkarırken biz evlatlarımızın geleceği için çırpınmadık mı? Onlar esnafımızı haraca bağlarken biz açtığımız üniversitelerle çocuklarımıza daha güzel bir gelecek için çalışmadık mı? Onlar yollara mayın döşerken biz kalkınmanın düşlerini kurmadık mı? Onlar ülke ve millet düşmanı ne kadar marjinal varsa hepsini Diyarbakır’a getirip propaganda peşinde koşarken biz sadece sizlerin kalbini kazanmanın yollarını aramadık mı? Onlar kan dökerek iradenizi haciz ederken biz demokrasiyi güçlendirmedik mi? Bu örnekleri saatlerce saymak mümkün. Bu söylediklerimiz eksik varsa dilediğiniz tasarrufu yapma hakkına sahipsiniz” şeklinde konuştu.

Gelin Türkiye yüzyılını birlikte inşa edelim

Diyarbakır’dan tüm Kürt seçmenlere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye yüzyılını birlikte inşa etme çağrısında bulundu. Erdoğan, “Gelin yeni bir dönemin kapılarını birlikte aralayalım Türkiye yüzyılını birlikte inşa edelim. Bugün de Diyarbakır’a 21 yıldır yürüttüğümüz demokrasinin yeni safasında desteğinizi istemeye geldim. 31 martta sandıklar değil, eser ve hizmet siyaseti ile istismar ve pazarlık siyaseti yarışıyor. Milli çıkarlarımızı savunurken kimin kuyruğuna bassak hemen soluğu PKK’nın yanında alıyor. DEAŞ denen emperyalist kuklasına göz açtırmıyoruz PKK’ya da sınırlarımız içinde eylem yapamaz hale getirdik, sınırlarımız ötesinde de adım adım güveni oluşturuyoruz. Bu durum karşımızda isteyen herkesin ülkemize karşı kullanabileceği bir maşa olduğunu değiştirmiyor. Çevremizdeki ülkeler kan ve ateş çemberinde kıvranırken bizim huzurumuzu ve güvenimizi bozmaya müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Yeni bir çözüm sürecini işaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’da yeni bir çözüm sürecine işaret etti. Erdoğan, bir 40 yıl daha terör sorununun devam etmesine müsaade etmeyeceklerini belirterek, terör ve terör yandaşı siyasi oluşumların dışında kapılarının herkese açık olduğunu dile getirdi. Erdoğan, “Siyaset millete hizmet etmektir. Biz zihni özgür, vicdanı özgür, ahlakı kamil herkesle oturur konuşuruz Emperyalistlere kuklalık etmeyenlerle oturur konuşuruz. Milletimizin birliğine devletimizin bekasına saygı duyan herkesle oturur konuşuruz. Türkiye yüzyılında bizimle birlikte yol yürümek isteyen herkesle oturur konuşuruz. Bu ülkede 85 milyonun huzuru esenliği için bir şey yapılacaksa hemen yapılmalıdır. 40 yıl boyunca terörle bedel ödetildi bir 40 yıl daha buna tahammülümüz yok. Artık ülkemizi bu yükten sadece güvenlik açısından değil diğer tüm boyutlarıyla tamamen kurtarma vakti. Bunun için ipleri başkasının elinde olmayan herkesle oturur konuşuruz. Herkesle oturur konuşuruz, kapımız teröristlere de, terör örgütü güdümünde siyasetçilik oynayanlara kapalıdır. İnsanımızın sorunlarını çözme, yaralarını sarma yönünde çaba göstermeyenlerin siyasetinden kimseye hayır gelmez. Kürt kardeşlerimizi bu çarpık siyasetin mezesi haline getirmek için oynadıkları oyunu hayretle seyrediyorum. CHP’yi utanmadan Kürt kardeşlerimize umut diye pazarlıyorlar. CHP’yi allayıp pullayıp size dayatıyorlar. Bunların hangi çıkarın temsilcileri olduklarını bavul dolusu para görüntüleri yeterli sanırım. 31 mart Kürt kardeşlerimizin özgür iradeleriyle kendileri ve şehirlerinin geleceğine karar vereceği bir seçim olmasını diliyorum” diye konuştu.

Eser ve hizmet siyasetleriyle 21 yılda Diyarbakır’a 265 milyar lirayı aşkın yatırım yaptıklarını dile getiren Erdoğan, belediye başkan adaylarını tanıttıktan sonra mitingini bitirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-diyarbakirda-teror-ve-teror-orgutu-gudumlu-siyaset-disi-bir-cozum-sureci-isareti-verdi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır’da Terörle Mücadeleyi Vurguladı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-diyarbakirda-terorle-mucadeleyi-vurguladi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-diyarbakirda-terorle-mucadeleyi-vurguladi/#respond Thu, 28 Mar 2024 00:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24122 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstasyon Meydanı’nda Diyarbakırlı seçmenlerine seslendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında terör örgütü ve terör örgütü güdümünde olan siyasi partiler dışında bir çözüm sürecine işaret ederek, “Bu ülkede 85 milyonun huzuru esenliği için bir şey yapılacaksa hemen yapılmalıdır. 40 yıl boyunca terörle bedel ödetildi, bir 40 yıl daha buna tahammülümüz yok. Artık ülkemizi bu yükten sadece güvenlik açısından değil, diğer tüm boyutlarıyla tamamen kurtarma vakti. Bunun için ipleri başkasının elinde olmayan herkesle oturur konuşuruz. Herkesle oturur konuşuruz ama kapımız teröristlere de, terör örgütü güdümünde siyasetçilik oynayanlara da kapalıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstasyon Meydanı’nda 70 bin kişiye hitap ettiklerini söyledi. Erdoğan, “Bölgede İslam’a kapılarını ilk açan şehir Diyarbakır ile aynı sevdaya mensup olmaktan dolayı iftihar duyuyorum. Allah’ın izni ile bizim Diyarbakır ile kardeşliğimizi kimse yıkamayacak” diye konuştu.

“DEM benim Kürt kardeşimin iradesini işportaya çıkarmıştır”

CHP ile DEM Parti’nin kirli bir ittifak kurduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama her iki partideki bir avuç siyaset baronu ne olup bittiğini bilmiyor. Bavul bavul dolarlar nereden geliyor nereye gidiyor. Meclis üyeliklerini neyle satın alıyor, bunların yaşandığı bir yerde ilkeli bir ittifaktan söz edebilir mi? DEM benim Kürt kardeşimin iradesini işportaya çıkarmıştır. Dikkat ederseniz seçmenin fikrini, zikrini düşünen kimse yok. Birilerinin ihtiraslarına uyan kirli pazarlıklar var. Kürt kardeşlerim böyle bir hakareti ve yok sayılmayı asla hak etmiyor. Türkiye geçmişte omurgasızlığın, riyakarlığın sembolü zübük siyasetin acısını çok çekti. Demokratik siyaset palavraları ile oylarınıza ipotek koydular. Diyarbakır huzuru da özgürlüğü de yatırımı da hizmeti de refahı da AK Parti döneminde görmedi mi? Onlar sizin iradenizle seçtiğiniz belediye başkanlarını dağdan getirdikleri teröristlere mahzenlerde tokatlatırken, biz Diyarbakır yıldızını parlatmak için uğraşmadık mı? Onlar Sur’da hendek kazarken biz sorunları bitirmek için uğraşmadık mı? Onlar her evden bir cenaze çıkarırken biz evlatlarımızın geleceği için çırpınmadık mı? Onlar esnafımızı haraca bağlarken biz açtığımız üniversitelerle çocuklarımıza daha güzel bir gelecek için çalışmadık mı? Onlar yollara mayın döşerken biz kalkınmanın düşlerini kurmadık mı? Onlar ülke ve millet düşmanı ne kadar marjinal varsa hepsini Diyarbakır’a getirip propaganda peşinde koşarken, biz sadece sizlerin kalbini kazanmanın yollarını aramadık mı? Onlar kan dökerek iradenizi haczederken, biz demokrasiyi güçlendirmedik mi? Bu örnekleri saatlerce saymak mümkün. Bu söylediklerimizde eksik varsa dilediğiniz tasarrufu yapma hakkına sahipsiniz” şeklinde konuştu.

“Gelin Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edelim”

Diyarbakır’dan tüm Kürt seçmenlere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa etme çağrısında bulundu. Erdoğan, “Gelin yeni bir dönemin kapılarını birlikte aralayalım, Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edelim. Bugün de Diyarbakır’a 21 yıldır yürüttüğümüz demokrasinin yeni safhasında desteğinizi istemeye geldim. 31 Mart’ta sandıklar değil, eser ve hizmet siyaseti ile istismar ve pazarlık siyaseti yarışıyor. Milli çıkarlarımızı savunurken kimin kuyruğuna bassak hemen soluğu PKK’nın yanında alıyor. DEAŞ denen emperyalist kuklasına göz açtırmıyoruz PKK’yı da sınırlarımız içinde eylem yapamaz hale getirdik, sınırlarımız ötesinde de adım adım güveni oluşturuyoruz. Bu durum karşımızda isteyen herkesin ülkemize karşı kullanabileceği bir maşa olduğunu değiştirmiyor. Çevremizdeki ülkeler kan ve ateş çemberinde kıvranırken bizim huzurumuzu ve güvenimizi bozmaya müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Yeni bir çözüm sürecini işaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’da yeni bir çözüm sürecine işaret etti. Erdoğan, bir 40 yıl daha terör sorununun devam etmesine müsaade etmeyeceklerini belirterek, terör ve terör yandaşı siyasi oluşumların dışında kapılarının herkese açık olduğunu dile getirdi. Erdoğan, “Siyaset millete hizmet etmektir. Biz zihni özgür, vicdanı özgür, ahlakı kamil herkesle oturur konuşuruz Emperyalistlere kuklalık etmeyenlerle oturur konuşuruz. Milletimizin birliğine, devletimizin bekasına saygı duyan herkesle oturur konuşuruz. Türkiye Yüzyılı’nda bizimle birlikte yol yürümek isteyen herkesle oturur konuşuruz. Bu ülkede 85 milyonun huzuru, esenliği için bir şey yapılacaksa hemen yapılmalıdır. 40 yıl boyunca terörle bedel ödetildi, bir 40 yıl daha buna tahammülümüz yok. Artık ülkemizi bu yükten sadece güvenlik açısından değil diğer tüm boyutlarıyla tamamen kurtarma vakti. Bunun için ipleri başkasının elinde olmayan herkesle oturur konuşuruz. Herkesle oturur konuşuruz ama kapımız teröristlere de, terör örgütü güdümünde siyasetçilik oynayanlara da kapalıdır. İnsanımızın sorunlarını çözme, yaralarını sarma yönünde çaba göstermeyenlerin siyasetinden kimseye hayır gelmez. Kürt kardeşlerimizi bu çarpık siyasetin mezesi haline getirmek için oynadıkları oyunu hayretle seyrediyorum. CHP’yi utanmadan Kürt kardeşlerimize umut diye pazarlıyorlar. CHP’yi allayıp pullayıp size dayatıyorlar. Bunların hangi çıkarın temsilcileri oldukları bavul dolusu para görüntüleri yeterli sanırım. 31 Mart’ta Kürt kardeşlerimizin özgür iradeleriyle kendileri ve şehirlerinin geleceğine karar vereceği bir seçim olmasını diliyorum” diye konuştu.

Eser ve hizmet siyasetleriyle 21 yılda Diyarbakır’a 265 milyar lirayı aşkın yatırım yaptıklarını aktaran Erdoğan, belediye başkan adaylarını tanıttıktan sonra mitingini bitirdi. – DİYARBAKIR

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-diyarbakirda-terorle-mucadeleyi-vurguladi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Diyarbakır mitinginde konuştu: (1) https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-partisinin-diyarbakir-mitinginde-konustu-1/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-partisinin-diyarbakir-mitinginde-konustu-1/#respond Thu, 28 Mar 2024 00:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24113 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Siyaset, millete hizmet etmek, ülkenin sorunlarına diyalog yoluyla çözüm bulmak için yapılır. Biz, zihni özgür, vicdanı özgür, ahlakı kamil herkesle oturur konuşuruz. Emperyalistlere kuklalık etmeyen herkesle oturur konuşuruz.” dedi.

Erdoğan, İstasyon Meydanı’nda düzenlenen, partisinin Diyarbakır mitinginde vatandaşlara hitap etti.

Buradaki konuşmasına, miting alanındaki vatandaşları selamlayarak başlayan Erdoğan, “(Ser seran, ser çavan) diyerek bizi bağrınıza bastınız, ben de sizi başım üstüne, gözüm üstüne diyerek selamlıyorum.” ifadelerini kullandı.

Artuklular’dan Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e irfan ve kültür merkezi olan Diyarbakır’da vatandaşlarla bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, mitinge 70 bin kişinin katıldığını aktardı.

Bölgede İslam’a kapılarını ilk açan şehir Diyarbakır ile aynı sevdaya, aynı medeniyete, aynı geçmişe mensup olmaktan iftihar ettiğini dile getiren Erdoğan, “Bizim Diyarbakır’la kavlimize, bizzat Diyarbakır’ı Diyarbakır yapan değerler ve eserler şahittir. Allah’ın izniyle bu kavli bozmaya, bu kardeşliği yıkmaya kimsenin gücü yetmeyecek.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Diyarbakır, Türkiye Yüzyılı’nın vakarıyla, tarihi kimliğini veren dinamiklerine sonuna kadar sahip çıkacaktır. Geçtiğimiz mayıs ayında yapılan seçimlerde, Diyarbakır’da hem milletvekilliğinde hem Cumhurbaşkanlığında arzu ettiğimiz oy oranlarına ulaşamadık. Ancak seçim sonucunun sizin de içinize sinmediğine, gönlünüzü mutmain etmediğine inanıyorum. İşte bu alan, onu söylüyor. Öyle ya, Diyarbakır’da bu kardeşinize yüzde 28,5 ve tek parti faşizminin bugünkü temsilcisi CHP adayına yüzde 71,5 oy çıkmışsa, durup üzerinde mutlaka düşünmemiz lazım. Diyarbakır halkının iradesini götürüp, artık siyasetten emekli olan CHP adayına payanda yapanların, hangi projenin parçası olduğu açık değil mi? Bugün aynı oyunu İstanbul’da, Mersin’de, başka yerlerde yine oynuyorlar. Kent uzlaşısı adı altında kirli bir ittifak kurdular. Ama her iki partideki bir avuç siyaset baronu dışında ne olup bittiğini kimse bilmiyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bavul bavul paraların gidip geldiği, meclis üyeliklerinin, belediye şirketlerinin paylaşıldığı bir yerde, ilkeli bir ittifaktan söz edilemeyeceğinin altını çizerek, “Evet, tek sermayesi sizlerin oyları olan DEM, benim Kürt kardeşlerimin iradesini işporta pazarına çıkarmıştır. Dikkat ederseniz, bu pazarlıkta siyasi kazanım hesabı yok, eser ve hizmet derdi zaten yok. Seçmenin fikrini, zikrini, ne düşündüğünü merak eden kimse de yok. Sadece birilerinin ihtirasları uğruna yapılan kirli pazarlıklar var.” dedi.

“Elinizi vicdanınıza koyarak cevap verin”

Yaptıkları reformları beğenmeyip, ortalığı ayağa kaldıranların, CHP’li yöneticilerin buram buram faşizm, ayrımcılık ve ırkçılık kokan açıklamaları karşısında “süt dökmüş kedi misali” seslerini çıkarmadığına dikkati çeken Erdoğan, “Bırakın ayrımcılığa itiraz etmeyi, kendi seçmenlerinin çiğnenen haysiyetini savunacak iki cümle dahi kuramıyorlar. Açık ve net söylüyorum, Kürt kardeşlerim böyle bir istiskali, böyle bir aşağılanmayı, böyle bir hakareti, bu şekilde yok sayılmayı asla hak etmiyor.” diye konuştu.

Türkiye’nin geçmişte, omurgasızlığın, istismarın, riyakarlığın sembolü zübük siyasetinin acılarını çok çektiğini hatırlatan Erdoğan, “Sizi güya ağaların, şıhların, derebeylerin, devletin zulmünden kurtarma vaadiyle, demokratik siyaset palavralarıyla oylarınıza ipotek koydular. Şimdi bu ipoteği tahsile koyarak, aslında tek parti faşisti CHP’den ve onun hastalıklı uzantılarından bir farkları olmadığını gösterdiler.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Lütfen şu soruma, bütün Kürt kardeşlerim ellerini vicdanlarına koyarak cevap versin. Diyarbakır, huzuru da özgürlüğü de yatırımı da hizmeti de refahı da AK Parti döneminde görmedi mi? Onlar, sizin iradenizle seçtiğiniz belediye başkanlarını, dağdan getirdikleri teröristlere mahzenlerde tokatlatırken, biz altyapısı ve üstyapısıyla Diyarbakır’ı bölgesinin yıldızı haline getirmek için uğraşmadık mı? Onlar, çukur eylemleriyle bu şehrin sembolü olan Sur’u mahvederken, biz kimsenin burnunu kanatmadan meseleyi bitirmenin ve ardından da bölgeyi yeni baştan inşa etmenin mücadelesini vermedik mi? Onlar, Diyarbakır Cezaevinin edebiyatını yaparken, biz burayı şehrimize yakışır bir müzeye ve kültür merkezine dönüştürmedik mi? Onlar, her evden bir cenaze çıkartarak kan siyaseti yaparken, biz evlatlarımızı yaşatmak, eğitimiyle, sağlığıyla, istihdamıyla hayata bağlamak için çırpınmadık mı?

Onlar, esnafımızı, işçimizi, emeklimizi haraca bağlayıp, dağa çıkarmak için çocuklarına el koyarken, biz açtığımız üniversitelerle onlara daha iyi bir gelecek hazırlamak için çalışmadık mı? Onlar, yolların altına mayın döşeyerek masum insanları öldürmek için tuzak kurarken, biz açtığımız yollarla, inşa ettiğimiz tesislerle şehirlerimizi kalkındıracak yatırımları hayata geçirmedik mi? Onlar ülke ve millet düşmanı ne kadar marjinal varsa hepsini Diyarbakır’a getirip propaganda peşinde koşarken, Diyarbakır annelerinin yavrularını dağa kaçırırken, biz sadece sizlerin kalbini kazanmanın yollarını aramadık mı? Onlar, baskıyla, tehditle, şiddet kullanarak, can alarak, kan dökerek iradeniz haczederken, biz hak ve özgürlükleri genişleten sessiz devrimlerle, eşi benzeri görülmemiş reformlarla demokrasiyi güçlendirmedik mi?”

“PKK’yı kıpırdayamaz, eylem yapamaz hale getirdik”

Bu örnekleri saatlerce saymanın mümkün olduğunu ifade eden Erdoğan, “Şayet bu söylediklerimizde eksik, hata, yanlış varsa, dilediğiniz tasarrufu yapma hakkına sahipsiniz. Ancak bu söylediklerimiz doğruysa, gelin yeni bir dönemin kapılarını birlikte aralayalım. Gelin, el ele, gönül gönüle verip Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edelim.” dedi.

Erdoğan, bu bakımdan, AK Parti ile diğerleri arasındaki farkı izaha bile gerek duymadıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sadece bakmasını bilen göz, işitmesini bilen kulak, hissetmesini bilen yürek, sevmesini bilen kalp yeterli. Bugün de Diyarbakır’a, 21 yıldır yürüttüğümüz demokrasi ve kalkınma atılımlarının yeni bir safhasında desteğinizi istemek üzere geldik. 31 Mart seçimlerinde burada partiler yarışmıyor. Burada yarışan, eser ve hizmet siyasetiyle istismar ve pazarlık siyasetidir. Geçtiğimiz günlerde Rusya’da yaşanan vahşi terör eylemini gördünüz. Türkiye’yi, her gün benzer manzaraların yaşandığı bir ülke haline getirmek için ellerini ovuşturanların başvuracakları ilk adresin neresi olacağını biliyorsunuz, değil mi? Milli çıkarlarımızı savunurken kimin kuyruğuna bassak, hemen soluğu PKK’nın yanında alıyor. Biz, DEAŞ denen emperyalist kuklasına zaten göz açtırmıyoruz.

PKK’yı da sınırlarımız içinde kıpırdayamaz, eylem yapamaz hale getirdik. Sınırlarımızın ötesini de adım adım kontrol altına alıyoruz. Fakat bu durum, karşımızda isteyen herkesin ülkemize ve milletimize karşı kullanabileceği bir maşa olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Çevremizdeki ülkelerin çoğu kan ve ateş çemberinde kıvranırken, bizim güvenliğimizi, huzurumuzu, esenliğimizi, istikrarımızı, refahımızı bozmaya yeltenenlere asla eyvallah etmedik, etmeyeceğiz. Kürt kardeşlerimizin toparlanıp, iradeleri üzerindeki ipotekleri parçalayıp atmasını bekliyoruz.”

“Zihni, vicdanı özgür, ahlakı kamil herkesle konuşuruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siyaset, millete hizmet etmek, ülkenin sorunlarına diyalog yoluyla çözüm bulmak için yapılır. Biz, zihni özgür, vicdanı özgür, ahlakı kamil herkesle oturur konuşuruz. Emperyalistlere kuklalık etmeyen herkesle oturur konuşuruz. Terörün her çeşidine mesafe koyan herkesle oturur konuşuruz. Kendi ülkesi ve milleti için dertlenen herkesle oturur konuşuruz.” ifadelerini kullandı.

Milletin birliğine, vatanın bütünlüğüne, devletin bekasına saygı duyan, ülkenin kazanımlarıyla gururlanacak, sevinçleriyle sevinecek, kayıplarıyla üzülecek, Türkiye Yüzyılı’nda kendileriyle yol yürümek isteyen herkesle oturup konuşabileceklerine işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu ülkede 85 milyonun huzuru, esenliği için bir şey yapılacaksa, şimdi hemen yapılmalıdır. Türkiye’ye 40 yıl boyunca terörle bedel ödetildi, bir 40 yıl daha buna tahammülümüz yok. Yaşadığımız ortak acıların ardından bu tehdidi bertaraf ettik. Artık ülkemizi bu yükten, sadece güvenlik açısından değil, diğer tüm boyutlarıyla tamamen kurtarma vaktidir. Bunun için ipleri başkalarının elinde olmayan, kirli çıkar ilişkilerinin içinde kaybolup gitmemiş herkesle oturur konuşuruz.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-partisinin-diyarbakir-mitinginde-konustu-1/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Şimdi toparlanma zamanı, enflasyonu düşürme zamanı https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-simdi-toparlanma-zamani-enflasyonu-dusurme-zamani/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-simdi-toparlanma-zamani-enflasyonu-dusurme-zamani/#respond Wed, 27 Mar 2024 23:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24107 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, salgın, deprem ve dış gelişmelerin Türkiye’nin geçmiş 5 yılını etkilediğini belirterek, “Şimdi toparlanma zamanı, şimdi enflasyonu tek haneli rakama tekrar düşürme zamanı ve yine emeklimizin, memurumuzun, işçimizin alım gücünü eski haline ve daha fazlasına getirme zamanı.” dedi.

Bartın’ın Ulus ilçesi Abdipaşa beldesinde partisinin seçim irtibat bürosunu ziyaretinde konuşan Tunç, Abdipaşa’nın altyapısıyla üstyapısıyla daha yaşanılır bir belde olması için çok çalıştıklarını söyledi.

İlçeye, TOKİ’den okullara, futbol sahasından stadyuma ve dere ıslahlarına kadar birçok hizmet verdiklerini aktaran Tunç, “Hepsini Belediye Başkanımız Yaşar Dönmez’le beraber yaptık. Yine yaparız, biz yanındayız, biz destekçisiyiz.” diye konuştu.

Tunç, eğitimden sağlığa, kültürden sosyal politikalara, adalete, güvenliğe varıncaya kadar her alanda insanı güçlendirmek için çalıştıklarını ve çalışmaya devam edeceklerini vurgulayarak, istikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkeyi geliştirmeye, kalkındırmaya devam edeceklerini vurguladı.

Ülkenin gelişmesi, kalkınması, huzuru ve adaleti için çalışacaklarını dile getiren Tunç, “Milletimiz için çalışmaya devam edeceğiz. Terörün her türlüsüyle mücadele ederek, kökü kazınıncaya kadar durmadan yorulmadan çalışacağız. Enerjide bağımsız, savunma sanayinde yerli ve milli imkanlarımızı artırarak güçlü Türkiye’yi, Türkiye Yüzyılı’nı inşa edeceğiz. Hep beraber inşa edeceğiz. Bu yüzyıl; beldelerimizin, ilçelerimizin, illerimizin de yüzyılı olacak. Gerçek belediyecilikle bu olacak. Gerçek belediyecilik, eser ve hizmet siyasetinin adıdır.” ifadelerini kullandı.

Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994’te Büyükşehir Belediye Başkanı olarak CHP’den devraldığı İstanbul’u 4,5 yılda yaşanır hale getirdiğini, bunun da AK Parti’nin kurulmasını sağladığını, gerçek belediyeciliğin tüm ülke sathına yayıldığını anlattı.

“Türkiye’nin demokrasi standardını yukarılara taşıdık”

Milletin 17 seçimde tercihini, muhalefetin karalamalarına rağmen AK Parti’den ve Recep Tayyip Erdoğan’dan yana kullandığını, muhalefetin dediklerinin doğru olmadığını milletin de gördüğünü belirten Tunç, şöyle devam etti:

“Onlar ne dedi? ‘Suriye’ye gitmeyelim. ne işimiz var?’ Gitmeseydik orada bir PKK devleti kurulacaktı. ‘Doğu Akdeniz’de ne işimiz var? Libya’da ne işimiz var?’ dediler. Değil mi? Asker gönderirken mecliste ‘hayır’ oyu verdiler. Libya’ya asker göndermeseydik Libya devletiyle deniz yetki alanları anlaşması yapmasaydık o küresel güçler, Doğu Akdeniz’i, Mavi Vatanımızı işgal ediyorlardı. Mavi Vatanımızda doğal gazımız var, petrolümüz var. Biz onları çıkaracağız. O suda bizim hakkımız var. Bizim denizimiz, Mavi Vatanımız; işgal ettiremezdik. Muhalefet ‘Hayır ne işimiz var?’ derken, biz Meclis’te askerimizi Libya’ya gönderdik, Doğu Akdeniz’deki haklarımızı kurtardık. ‘Bir damla suyu vermeyiz, o da bizim vatanımız’ dedik.”

Bakan Tunç, muhalefetin, hükümetin yanlış dış politika izlediği konusunda eleştiride bulunduğunu söyleyerek, “Biz onlara fırsat vermedik, siz de fırsat vermediniz. 22 yıldan bu yana dış politikada hakkaniyetli, adaletli, dengeli bir dış politika diyoruz. Mazlumun hakkını savunan, Filistinli mazlumu savunan, ‘Dünya beşten büyüktür’ diyen bir politikayla yolumuza devam edeceğiz. Temel hak ve özgürlüklerin önündeki bütün engelleri birer birer kaldırmadık mı? Bu ülkede kılık kıyafet özgürlüğü yoktu. Başı kapalı diye üniversitelere öğrencilerimiz sokulmuyordu. Birinci olan kızlarımız diploma törenlerinde kürsülerden atılmıyor muydu aşağıya yaka paça? Öyle bir Türkiye’de değil miydik? O Türkiye’den bugünkü özgürlükçü ortama Recep Tayyip Erdoğan sayesinde geldik. Katsayı meselesinden tutun da diğer birçok özgürlük alanına varıncaya kadar özgürlük alanını genişlettik. Türkiye’nin demokrasi standardını yukarılara taşıdık. Gerçekleştirdiğimiz anayasa değişiklikleriyle reformlarla sizler bu ülkenin yüksek standartlı demokrasiye kavuşması için destek verdiniz.” diye konuştu.

Türkiye’nin yüksek standartlı demokrasiye millet sayesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde kavuştuğuna işaret eden Tunç, “Geriye dönmek yok.” dedi.

Tunç, AK Parti iktidarları öncesi Türkiye’nin ekonomik durumundan bahsederek, şunları söyledi:

“Biz enflasyonu çift haneli rakamlardan tek haneli rakamlara düşürdük. Yine biz düşüreceğiz. 6 Şubat depremiyle ülkenin 11 vilayeti çöktü. Şimdi 700 bin konut yapıyoruz oraya, inşaatları bitiyor, anahtarları teslim ediyoruz. Bu milletin parasıyla hazinedeki parayla inşa ediliyor. Pandemi oldu, 3 yıl kapalı kaldık. Bu gelişmeler, o 90’lı yıllarda başımıza gelmiş olsaydı, o parlamenter sistemin olduğu, krizlerin olduğu, 1,5 yılda bir hükümetlerin değiştiği döneme denk gelseydi bu ülkenin hali nice olurdu. Pandemide 3 yıl boyunca kapalı kaldık, bütün dünya ekonomileri etkilendi. Ardından deprem felaketi, sonrasında dış gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşı, yanı başımızda bir terör devleti kurulmaya çalışılması, tüm bunlar geçmiş 5 yılımızı etkiledi. Şimdi toparlanma zamanı, şimdi enflasyonu tek haneli rakama tekrar düşürme zamanı ve yine emeklimizin, memurumuzun, işçimizin alım gücünü eski haline ve daha fazlasına getirme zamanı.”

AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, AK Parti İl Başkanı Yaşar Arslan ile Abdipaşa Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan adayı Yaşar Dönmez’in de konuşma yaptığı programın ardından Tunç, esnafı ziyaret etti, vatandaşlarla selamlaştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-simdi-toparlanma-zamani-enflasyonu-dusurme-zamani/feed/ 0
Okyanus Yüzeyinin Altında Devasa Maden Yatakları Bulunuyor https://www.haber60.com.tr/okyanus-yuzeyinin-altinda-devasa-maden-yataklari-bulunuyor/ https://www.haber60.com.tr/okyanus-yuzeyinin-altinda-devasa-maden-yataklari-bulunuyor/#respond Wed, 27 Mar 2024 04:57:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23882 Okyanus yüzeyinin binlerce metre altında, devasa maden yatakları bulunuyor. Bu madenlerin birçoğu, iklim değişikliğine karşı mücadelede dünyanın kritik olarak ihtiyaç duyduğu temiz enerji dönüşümü için kilit önemde.

Denizin derinliklerindeki madenler aynı zamanda askeri teçhizat ve silah üretiminde de kullanılabilir nitelikte.

Henüz deniz tabanından maden çıkarılabilmiş değil. Ancak aralarında Çin, Hindistan ve Rusya’nın da bulunduğu ülkelerdeki özel şirketler ve devlet kurumları, buralardaki hakları güvence altına almak için yarış halinde.

Kuzey Pasifik Okyanusu’ndaki Clarion-Clipperton Bölgesi, Kuzey Atlantik Okyanusu’ndaki Orta Atlantik Sırtı, Hint Okyanusu ve Kuzeybatı Pasifik’teki bazı bölgeler için BM’ye bağlı Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi’ne (ISA) lisans başvurusu yapıldı.

ABD ise benzer bir araştırmayı kendisine ait sınırlar içinde yürütüyor. Bunun nedeni BM Deniz Hukuku Sözleşmesini onaylamamış olmaları.

Şu ana kadar ISA tarafından verilen 31 araştırma lisansından 17’si Hawaii ve Meksika arasındaki Clarion-Clipperton kırılma bölgesinde yer alıyor. Burada manganez, kobalt, nikel ve bakır açısından zengin, patates şeklindeki polimetalik yumrular aranıyor.

Lityum ve grafit dahil bu ve diğer madenler, elektrikli araçlarda, güneş panellerinde, rüzgar türbinlerinde ve enerji depolayan pillerde kullanılmaktadır.

Bu madenlere neden bu kadar talep var?

Derin deniz madenciliğine olan ilgi, temiz enerjiye bağlı yönelimle birlikte arttı.

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, elektrikli araçlar, fosil yakıtla çalışan atalarına göre altı kat daha fazla minerale ihtiyaç duyuyor. Benzer şekilde açık deniz rüzgar tribünleri de elektrik üretmek için doğalgaz santrallerinden 12 kat daha fazla metal ve minerale ihtiyaç duyuyor.

Dünya Bankası, oluşan talebi karşılamak için, çıkarılan maden miktarının 2050 yılına kadar beş kat artması gerekeceğini öngörüyor.

Bu, rüzgar, güneş ve jeotermal enerji ile enerji depolama için gerekli, üç milyar tondan fazla mineral ve metal anlamına geliyor.

Derin deniz madenciliği yanlıları, geleneksel madenciliğin talebi karşılamayacağını savunuyor ve aşırı çıkarma nedeniyle maden kalitesinin düşüklüğüne işaret ediyor.

Ancak derin deniz madenciliği üzerinde de çevre eksenli tartışmalar var.

Şu anda az sayıda ülke, temiz enerjide kullanılan kritik madenlerin, karada üretimine hakim durumda bulunuyor.

Lityum üretiminde Avustralya, bakırda ise Şili zirvede yer alıyor.

Çin ağırlıklı olarak akıllı telefonlar ile bilgisayar gibi ileri teknoloji ürünlerinde kullanılan grafit ve nadir elementlere yöneldi.

Kongo Cumhuriyeti, Endonezya ve Güney Afrika, kobalt, nikel, platin ve iridyum pazarlarındaki büyük oyuncular.

Çin’in derin denizlere dalışı

Çin aynı zamanda giderek artan şekilde, bu madenleri kendi sınırları dışında çıkarmaya yönelik adımlar atıyor. Bu da Pekin’in jeopolitik rakipleri arasında endişe yaratıyor.

Çin gözünü derin deniz araştırmalarına da dikti.

BM’nin yetkili kurumunun verdiği madencilik lisanslarından beşini Çin aldı. Bu, bir ülkenin aldığı en fazla lisans olarak dikkat çekiyor.

Hindistan’ın da iki lisansı var ve iki tane daha için başvuruda bulundu. Rusya’nın dört lisansı var ve bir lisansı da başka ülkelerle paylaşıyor.

Veri toplama şirketi Horizon Advisory’nin kurucu ortağı Nathan Picarsic, “Kritik minerallerin çıkarılması, işlenmesi ve kullanılmasına yönelimin, jeopolitik gerilimler ile enerji dönüşümü süreci ile hızlandığını” söylüyor.

Ancak asıl jeopolitik kaygı, Çin’in, tedarik zincirine daha girmeden önce bu madenleri işlemedeki payı üzerineydi.

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’na göre Çin, şu anda rafine doğal grafit ve disprosyum tedarikinin %100’ünü, kobaltın %70’ini ve işlenmiş lityum ve manganezin neredeyse %60’ını kontrol ediyor.

Ayrıca Pekin, bu değerli madenlerin işleme teknolojilerinin ihracatına yönelik de çeşitli yasaklar getirdi. Çin, bunun ülkenin ulusal güvenliğini ve çıkarlarını korumak için yapıldığını açıklıyor.

Ülke, Aralık 2023 itibariyle elektrikli araçlarda, rüzgar türbinlerinde ve diğer bazı elektronik cihazlarda kullanılan nadir maden temelli mıknatısların üretim teknolojisinin ihracatını yasakladı.

ABD Enerji Bakanı Jennifer Granholm, Ağustos 2023’teki bir temiz enerji zirvesinde, “Piyasa gücünü siyasi kazanç için silah olarak kullanmaya istekli bir tedarikçiyle karşı karşıyayız” diyerek gerginliği gözler önüne serdi.

Bundan iki ay önce ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu, Pentagon’a ülkenin derin deniz madenciliği ile bu madenleri işleme kapasitesini inceleme talimatı vermişti.

Komisyon, Çin bu değerli madenleri çıkarma hakları konusundaki artan girişimlerine işaret ederek, ABD’nin kritik ve stratejik madenler konusunda dışa bağımlılığını azaltacak stratejik adımlar atması gerektiğini savunmuştu.

ABD, 2022 yılında, Avustralya, Kanada, Finlandiya, Fransa, Almanya, Japonya, Kore Cumhuriyeti, İsveç, İngiltere ve Avrupa Komisyonu ile birlikte Maden Güvenliği Ortaklığı’nı başlattı. Bu kulübe sonrasında İtalya ve Hindistan da katıldı.

Okyanus madenciliğine yönelik uyarılar neler?

BM’nin yetki lisansı veren kurumu ISA, henüz düzenlemeler üzerinde çalıştığı için derin deniz madenciliği başlamış değil.

Bu arada bazı bilim insanları ve okyanusların güvenliği konusunda kampanya yürüten bazı örgütler, derin deniz madenciliğinin yaratabileceği ekolojik etkiler konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Kaliforniya Üniversitesi’nde oşinografi ve deniz ekolojisi alanında çalışan Profesör Lisa Levin, alanında seçkin bir isim olarak anılıyor.

Levin’in şu uyarıyı yapıyor:

“ISA son düzenlemeleri muhtemelen gelecek yıl tamamlandığında, halen okyanusların derinliklerindeki biyoçeşitliliğin bu tür madencilikten nasıl etkilenebileceği konusunda bilgi eksikliklerimiz olacak”

Aralarında Brezilya, Kanada, Kosta Rika, Finlandiya, İsviçre ve Vanuatu’nun da bulunduğu yaklaşık 20 ülke, derin deniz madenciliğinin, deniz ekosistemi üzerindeki potansiyel etkileri hakkında daha fazla araştırma yapılana kadar durdurulmasını istedi.

Buna rağmen Norveç parlamentosu Ocak ayında Kuzey Kutbu bölgesindeki sularda araştırma yapılmasını onayladı.

Birçok ülke deniz tabanını büyük bir olanak olarak görüyor.

ISA sekreterliği, üye ülkelerin, “yeşil enerjiye geçiş ve yeşil teknolojiler için derin deniz yatağı potansiyelinin giderek daha fazla farkına vardıklarını” açıklıyor.

Clarion-Clipperton bölgesinde araştırma yapan Kanadalı The Metals Company’den Gerard Baron, “nüfus bakımından dünyanın en büyük üç ülkesinin, mevcut jeopolitik durumda derin deniz kaynaklarının potansiyeline odaklanmasının deniz tabanı madenlerine olan ilgiye yeni bir ivme kazandırdığını” savunuyor.

Kampanyacılar ise ülkeler arasında kızışan rekabetin arkasında derin deniz madenciliği şirketleri olduğunu öne sürüyor.

Greenpeace’in ‘Derin deniz madenciliğini durdurun’ kampanyasının direktörü olan Louisa Casson şunları söylüyor:

“Jeopolitik gerilimleri körükleyerek ve tedarik zinciri kısıtlamalarından bahsederek, okyanusları maden çıkarmaya açmaları için hükümetlere lobi yapıyorlar. Korku tacirliği yapıyorlar”

Madenciliğin deniz ekosistemlerine neler yapabileceği konusunda bilim camiasının “bilgi açığı”na ilişkin uyarılarına yanıt olarak

ISA ise çevrecilerin bilgi eksikliği endişelerini dile getirmesi karşısında, uluslararası uzmanlarla birlikte çalışıldığı açıklamasını yapıyor. Kurum, bilgi eksikliği bulunduğuna yönelik olarak “bir fikir birliği yok” diyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/okyanus-yuzeyinin-altinda-devasa-maden-yataklari-bulunuyor/feed/ 0
Türkiye, Ay programında hibrit roket motoru teknolojisiyle lider olabilir https://www.haber60.com.tr/turkiye-ay-programinda-hibrit-roket-motoru-teknolojisiyle-lider-olabilir/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ay-programinda-hibrit-roket-motoru-teknolojisiyle-lider-olabilir/#respond Wed, 27 Mar 2024 00:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23677 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Hibrit roket motoru teknolojisinde Türkiye bugün dünyada ilk dört ülkeden biri. Eğer bu teknolojiyi Ay programımız kapsamında uzayda gerçekleştirmeyi başarırsak, bunu başaran ilk ülke olacağız.” dedi.

Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Kırıkkale Üniversitesi Türkiye Yüzyılı Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Gençlik Buluşması”na katıldı.

Türkiye’nin en önemli gücünün inançlı, dinamik ve çalışkan Türk gençliği olduğunu vurgulayan Kacır, “Başka ülkelerin sahip olmadığı kadar genç ve dinamik nüfusa sahibiz. Avrupa’dan 10, Almanya’dan 15 yaş daha genç nüfusa sahibiz. Bu çok değerli çünkü dünyayı değiştiren, yenilikçi teknolojilerin tümünü sizler gibi gencecik insanların kurduğu teknolojik girişimler ve takımları ortaya çıkarıyor.” diye konuştu.

Bakan Kacır, Türkiye’nin kritik teknolojilerde tam bağımsızlık iddiası adına sürdürdüğü yenilikçi teknolojileri rekabetçi olarak dünyaya ihraç edebilme iddiasıyla devam ettirdiği milli teknoloji hamlesinin sahibi ve öznesinin TEKNOFEST kuşağı Türk gençliği olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde milli teknoloji hamlesi adına yapılan her çalışmanın merkezinde Türk gençliğini gördüklerini dile getiren Kacır, “Türk gençliği, imkan verildiğinde ve önündeki engeller kaldırıldığında ne kadar büyük işlere imza atacağını büyük ölçüde ispat etti. Son yıllarda savunma sanayinde elde ettiğimiz kazanımlar, havacılıkta gerçekleştirdiğimiz başarı hikayeleri, önlerindeki engellerin kaldırılması halinde bu ülkenin evlatlarının neleri başarabileceğini bütün dünyaya gösterdi.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin tüm sanayileşme tarihinin adeta akamete uğratılmış hikayeler tarihi olarak geldiğini aktaran Kacır, şöyle devam etti:

“2000’li yıllara kadar ama 2000’li yıllarda sağlam bir irade ‘bu milletin evlatlarının neye ihtiyacı varsa kendi imkanlarıyla geliştirecek, üretecek biz de onların önünü açacağız.’ dedi ve bu milletin öz evlatları, kendi alın ve akıl teriyle BAYRAKTAR, AKINCI, AKSUNGUR, ANKA, HÜRKUŞ, HÜRJET ATAK, GÖKBEY, KIZILELMA ve KAAN’ı üretti ve gökyüzüyle buluşturdu. Türk milleti adeta gökyüzüne imzasına attı. Bu milletin evlatlarının önü açıldığında ne kadar büyük başarılar elde edebileceklerinin apaçık ispatıdır.”

“Ay’a milli hibrit roket motorumuzla erişeceğiz”

Bakan Kacır, savunma sanayisi ve havacılıktaki başarılarını şimdi uzay bilimi ve teknolojilerine taşımayı hedeflediklerini vurguladı.

Bu hedef ve anlayışla 2018’in sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye Uzay Ajansını kurduğunu anımsatan Kacır, 2021’de dünyaya milli uzay programını ilan ettiklerini hatırlattı.

Uzay bilimi ve teknolojilerinde de son 20 yılda adım adım gelişme kaydettiklerini anlatan Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İnşallah 8 Temmuz 2024’te ilk milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’yı uzaya göndereceğiz. Türkiye, kendi haberleşme uydularını geliştiren, üreten 11 ülkeden biri olacak. Daha sonra hedef daha ileride. İMECE 600 kilometrede görev yapıyor. Yaklaşık 600 kilogramlık bir uydu. TÜRKSAT 6A, 36 bin kilometrede sabit yörüngede görev yapacak. 4 bin 250 kilogramlık daha sofistike bir uydu. Ama hedef Türkiye’nin kendi geliştirdiği teknolojiyle Ay’a erişmesi. 380 bin kilometre yol yapacağız ve Ay’a milli hibrit roket motorumuzla erişeceğiz. Bunu başarabilecek gençlerimiz ve insan kaynağımız var.”

“Türkiye’yi uzay sanayiyle buluşturacağız”

Bakan Kacır, “Hibrit roket motoru teknolojisinde Türkiye bugün dünyada ilk dört ülkeden biri. Eğer bu teknolojiyi Ay programımız kapsamında uzayda gerçekleştirmeyi başarırsak, bunu başaran ilk ülke olacağız. İnşallah bu teknolojiyi ticarileştireceğiz ve uyduların yörüngeler arası transferlerini yapan uzay araçlarını Türkiye’de geliştireceğiz. Uzay ekonomik olarak büyüyen bir alan. Yıllık uzay ekonomisinin büyüklüğü yaklaşık 600 milyar dolara geldi ve birkaç yıl içinde 1 trilyon dolara yükselmesi öngörülüyor. Türkiye’yi uzay sanayiyle buluşturacağız. Bunları yapmak için hem iradeye hem imkana hem de kabiliyete sahibiz.” diye konuştu.

Uzay gözlemi konusunda sadece Türkiye’nin değil, bu coğrafyanın en önemli gözlem altyapılarından birini Erzurum’da kuracaklarına dikkati çeken Kacır, Doğu Anadolu Gözlemevi’nde 4 metre çapında bir teleskop kurulduğunu ve bu yıl devreye alacaklarını aktardı.

Ankara’da da Uzay Teknolojileri Geliştirme Bölgesi kuracaklarını anlatan Kacır, şunları kaydetti:

“Hem uydu geliştirme faaliyetlerinden elde ettiğimiz kazanımı daha iyi bir noktaya taşıyacağız hem de inşallah başarılı olduğumuzda Türkiye’nin küresel uzay ekonomisinden pay almasını sağlayacak bir teknolojik kabiliyet geliştirmiş olacağız. Biz istiyoruz ki Türkiye’de hiçbir bilim insanı, hiçbir araştırmacı çalıştığı alanda başka milletlerin ve ülkelerin bilim insanlarının yürüttüğü çalışmalardan geri kalmasın. Yurt dışında yaşayan Türk bilim insanları bilsinler ki bu devlet ve ülke eğer Türkiye’de araştırmalarını sürdürürlerse en ileri düzeyde araştırma yapmaları için yanlarında olmaya devam edecektir. Bu misyon aslında Türk gençlerinin, çocuklarının öz güven kazanması açısından çok kıymetli.”

Bakan Kacır, “Bu ülkenin hiçbir genci ve çocuğu artık başka ülkelerin çocuklarına ait olduğu gerekçesiyle hiçbir hayali kurmaktan asla vazgeçmeyecek. Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonunun amacı budur. Biz sizin heyecanınızın, umudunuzun, geleceğinizin ve istikbalinizin yanında olmaya devam edeceğiz.” dedi.

Konuşmalar sonrası Bakan Kacır ve Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı, gençlerle fotoğraf çektirdi. Gezeravcı, daha sonra gençlerle havacılık ve uzay konularında söyleşi yaptı.

Programa, Vali Mehmet Makas, AK Parti Kırıkkale Milletvekili Mustafa Kaplan, Belediye Başkanı Mehmet Saygılı, Kırıkkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersan Aslan, protokol üyeleri ve öğrenciler katıldı.

Bakan Kacır, buradaki programın ardından Vali Mehmet Makas’ı makamında ziyaret ederek, Valilik Şeref Defteri’ni imzaladı. Kacır, bir süre görüştüğü Makas’tan kentteki çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Daha sonra Kırıkkale Belediyesi Bilim Merkezi’ni gezen Kacır, Belediye Başkanı Mehmet Saygılı ve yetkililerden merkez hakkında bilgi aldı, öğrencilerle sohbet etti.

Kacır, son olarak Kırıkkale Organize Sanayi Bölgesi’nde basına kapalı olarak gerçekleştirilen programda sanayicilerle istişare toplantısına katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ay-programinda-hibrit-roket-motoru-teknolojisiyle-lider-olabilir/feed/ 0
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı: Biz Türkiye Partisiyiz https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-hayati-yazici-biz-turkiye-partisiyiz/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-hayati-yazici-biz-turkiye-partisiyiz/#respond Tue, 26 Mar 2024 22:51:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23622 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, “Gerçekten biz Türkiye partisiyiz. Türkiye’nin her yerinde örgütlenmişiz. Her taraftan yetki ve destek almış konumda olmak, hizmetini her yere götüren bir parti olmak önemlidir.” dedi.

Yazıcı, Rize’nin Fındıklı ilçesindeki parti binasında eski ve yeni dönem parti yöneticilerinin katıldığı toplantıda, Türkiye’nin en zor zamanlarında AK Parti’nin göreve geldiğini ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşması için büyük gayretle çalıştığını söyledi.

Teşkilatların her zaman belirlenen aday etrafında toplandığını ve gayret gösterdiğini belirten Yazıcı, milletin sandıkta projesi olan, iş yapacak kadroları göreve getirmeye gayret gösterdiğini, seçimlerin denetleme ve sorgulama zamanları olduğunu ifade etti.

Yazıcı, belediyelerin kaynaklarının belli olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Esas belediyelerin o kaynaklarla önemli işler yapması, elbette ki yetmediği zamanlarda hükümet ile koordine içerisinde kaynakları getirme potansiyeli avantajıdır, önemlidir. Seçtiğiniz belediyelerin bu işleve sahip olması gerekir. Türkiye’yi dönüştürdük, geliştirdik. Bizim siyasi referanslarımız çok. Bölgede de Türkiye’de neler yaptığımızı anlatacağız. Dünyadaki en büyük siyasi hareketlerden biriyiz. 11 milyonu aşkın üyemiz var.”

AK Parti’nin Türkiye’nin her bir bölgesinde yetki ve destek aldığını aktaran Yazıcı, “Gerçekten biz Türkiye partisiyiz. Türkiye’nin her yerinde örgütlenmişiz. Her taraftan yetki ve destek almış konumda olmak, hizmetini her yere götüren bir parti olmak önemlidir. Türkiye’nin birlik ve bütünlüğü, milletimizin bölünmezliği bizim kırmızı çizgimizdir.” diye konuştu.

Yazıcı, AK Parti’nin sadece bina ve havalimanları yapmadığını belirterek, “Milletimizi bölen davranış biçimi uygulamalarını da tasfiye ettik. Temizlik yaptık siyaset alanında. Hani genel başkanımız söyler ya ‘Dikleşmeden dik durmak.’ Bu ülkenin başbakanını askeri hastaneye sokmadıklarını hatırlayın. Başbakanın eşi GATA’ya giremedi. Bu ülkenin evlatları askerlik yapar, eşlerinin başında eşarp varsa, kapalıysa yemin törenine giremezdi. Bu alanları biz temizledik. Sizlerin desteğiyle yaptık.” ifadelerini kullandı.

“Gazze’de olup bitenlere karşı en gür sesi çıkaran bir ülkeyiz”

Türkiye’nin dünya coğrafyasında stratejik öneme sahip bir ülke olduğuna işaret eden Yazıcı, şöyle konuştu:

“Böylesi ülkeleri ileri taşıyan liderdir. Türkiye böylesi lideri bulmuş, onun ismi Recep Tayyip Erdoğan’dır. Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyen bir üslubumuz var. Bu çok saygındır uluslararası ilişkilerde. ‘Değerler New York’ta ne ise Bağdat’ta da odur.’ diyoruz. ‘Paris’te ne ise Şam’da da odur.’ diyoruz. Topluluğun ister Müslüman olsun, ister gayrimüslim olsun, özneye göre değişmez haklı olup olmama. Hak üstündür. Gazze’de olup bitenlere karşı en gür sesi çıkaran bir ülkeyiz. Cumhurbaşkanı’mız her platformda bunu dillendiriyor. Doğruları hatırlatıyor. Belki ‘Dünya beşten büyüktür.’ söylemi anlaşılmıyordu, şimdi çok daha iyi anlaşılıyor.”

Devlet terörü yapan İsrail’e karşı Birleşmiş Milletlerin birçok kez toplanmasına rağmen karar alamadığını kaydeden Yazıcı, “Veto edildi ve bunları dile getiriyoruz. Dolayısıyla Türkiye’nin güçlü olması başta Türkiye için elbette ki bölgemiz için, dünya sulhu için hayati derecede önemli.” değerlendirmesinde bulundu.

Hayati Yazıcı, 11 ili etkileyen 6 Şubat depremlerine de değinerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu şehirleri yeniden imar ve inşa ediyoruz. Çok hızlı şekilde bu işleri yapıyoruz. Pratiğimiz güçlü. Bunları gerçekleştiriyoruz. Bizi koşturacak icraatlarımız fazla. Tek eksiğimiz enflasyon. Herkes hissediyor bunu. En fazla hisseden emeklilerimizin bir kısmı. Bunları görüyoruz. Bunlar hükümetimizin günlük çalışma ajandasının başında. Hedefimiz enflasyonu tek haneli rakama çekmek. Tek haneli rakama indirmeden kime ne verirseniz verin enflasyon azgınlaşıyor. Belki pansuman ölçüsünde birtakım destekler sağlanıyor. İnşallah o muvazeneyi sağlayınca desteğimizi daha iyi, daha anlamlı hale getireceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-hayati-yazici-biz-turkiye-partisiyiz/feed/ 0
CHP Parti Meclisi Üyesi Ali Abbas Ertürk: Türkiye’nin kaderini değiştirecek bir seçim zaferini kazanacağız https://www.haber60.com.tr/chp-parti-meclisi-uyesi-ali-abbas-erturk-turkiyenin-kaderini-degistirecek-bir-secim-zaferini-kazanacagiz/ https://www.haber60.com.tr/chp-parti-meclisi-uyesi-ali-abbas-erturk-turkiyenin-kaderini-degistirecek-bir-secim-zaferini-kazanacagiz/#respond Tue, 26 Mar 2024 21:57:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23575

KEMAL ONUR ATALAY

CHP Parti Meclisi Üyesi Ali Abbas Ertürk, “Türkiye’nin kaderini değiştirecek bir seçim zaferini kazanacağız. Bu seçim yoksulluğu yenip insanların mutlu huzurlu yaşadığı bir ülke mi olacak, kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün çizgisine yeniden giren bir ülke mi olacak, yoksa tarikatların önünde diz çöken bir lider tarafından mı yönetilecek, hepimiz bunun kararını vereceğiz” dedi.

CHP Parti Meclisi Üyesi Ali Abbas Ertürk ve CHP Kırşehir Milletvekili Metin İlhan, seçim çalışmaları kapsamında Aksaray’da Saratlı Belediyesi Yaşlı Bakım Merkezi açılışına katıldı.

“BU SEÇİMDE HEPİMİZ BİR KARAR VERECEĞİZ”

Ali Abbas Ertürk şunları söyledi:

“Birliğimizi bozmayacağız, bütünlüğümüzü sonuna kadar koruyacağız. Bu partide bir kargaşa çıkartmak isteyenlere karşı dimdik ayakta duracağız. Önceki genel başkanımızdan yeni genel başkanımıza kadar hepimiz bir yumruk gibi sıkılı olacağız. Asıl mücadelemizi Cumhuriyet düşmanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı vereceğiz. 31 Mart’ta İstanbul’dan Ankara’ya kadar elimizde olan 11 büyükşehir belediyesini kazanıyoruz, kazanacağız. Saratlı’dan Kırşehir’e kadar elimizdeki bütün belediyeleri kazanacağız. Bununla da yetinmeyeceğiz Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni de kazanıyoruz, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ni de kazanıyoruz, Denizli, Manisa’yı da kazanıyoruz. Türkiye’nin kaderini değiştirecek bir seçim zaferini kazanacağız. Bu seçim yoksulluğu yenip insanların mutlu huzurlu yaşadığı bir ülke mi olacak, kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün çizgisine yeniden giren bir ülke mi olacak, yoksa tarikatların önünde diz çöken bir lider tarafından mı yönetilecek, hepimiz bunun kararını vereceğiz. Belediyenin parasını halka harcayanlar ile belediyenin parasını Ensar gibi TÜGVA gibi kuruluşlara peşkeş çekenler arasında bir seçim olacak. 31 Mart akşamı ülkenin kaderini değiştirecek seçimleri kazanacağız.

“EMEKLİLERİN ÇEKTİĞİ ÇİLEYİ HEPİMİZ BİLİYORUZ”

CHP Kırşehir Milletvekili Metin İlhan ise şunları söyledi:

“Vatandaşlar mutsuz ve perişan durumda. Bir bakıyoruz ki mevcut iktidar, şatafattan, lüksten, her türlü devlet imkanlarından kendileri yararlanarak halka da sefalet çektiriyorlar. Dün işte Kırşehir’de gezdik emeklileri topladık. Emeklilerin durumu ne olacak diye sorduk. Halbuki onlar ne diyordu; ‘2024 emeklilerin yıl olacak’ diyorlardı. Maalesef bunu yapamadılar. Bizler emeklerimizin durumunu sürekli Meclis’te gündeme getirdik. Bir arpa boyu yol gidemedik ama sonra kendileri ne dediler; ‘Seçimden sonra emeklilere zam yapacağız’ dediler. Buradan sesleniyorum, elinizi tutan mı var, niye seçim sonucunu bekliyorsunuz? Emeklilerin ne kadar zor durumda olduğunu, çile çektiklerini hepimiz görüyoruz. Ben bu senenin emekliler senesi olmayacağını çok iyi biliyorum ama bu sene inşallah Cumhuriyet Halk Partisi’nin senesi olacak ve birçok belediyeyi kazanacağız. Yerelde kazandıktan sonra bunu genele taşıyacağız ve 2 yıl sonra genel seçim yapılacak ve inşallah iktidar olacağız. Halkın nasıl yönetildiğini, halka nasıl hizmet edildiğini, nasıl dokunulduğunu o zaman onlar görecekler.

“İSRAF VE LİYAKATSİZ BELEDİYECİLİKTEN ÜLKEMİZİ KURTARACAĞIZ”

Bizim belediyelerimizde halka dokunan sosyal demokrat bir belediyecilik anlayışı var. Bunu nerede görüyoruz; pandemi döneminde gördük, 3 tane maskeyi dağıtamadılar. İnsanların evlerine koliler gönderemediler ama biz Kırşehir Belediyesi olarak bizleri Fas, Cezayir’den arayan işçilerimize, Fransa’dan Almanya’dan çalışan işçilerimiz arıyordu onların evlerine, zabıtalarımız eşliğinde gıda kolileri gönderiyorduk. Kırşehir Belediye Başkanımız günlük 2000 adet maske üretiyordu. Onlar 3 maskeyi dağıtamazken biz günlük 2 bin maske dağıttık, enfeksiyonu önledik. Bir deprem oldu felaketler yaşadık. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler deprem bölgesine ilk koşan belediyelerdi ve bir tane reklam yapmadık çünkü bu bizim en doğal görevimizdir. Bunların israf ve liyakatsiz belediyeciliğinden ülkemizi kurtaracağız.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-parti-meclisi-uyesi-ali-abbas-erturk-turkiyenin-kaderini-degistirecek-bir-secim-zaferini-kazanacagiz/feed/ 0 Milli Savunma Bakanı Güler: “Türkiye, dünyada etkin ve saygın bir ülke konumundadır” https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-guler-turkiye-dunyada-etkin-ve-saygin-bir-ulke-konumundadir/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-guler-turkiye-dunyada-etkin-ve-saygin-bir-ulke-konumundadir/#respond Mon, 25 Mar 2024 22:57:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23477 Milli Savunma Bakanı Güler: ” Türkiye, dünyada etkin ve saygın bir ülke konumundadır”

KIRIKKALE – Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kırıkkale’de şehit yakınları ve gaziler için düzenlenen iftar programında yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin köklü tarihi, stratejik coğrafyası, güçlü ordusu, uluslararası güvenlik mimarisinde kritik görevler üstlendiğini belirterek, her alanda hayata geçirilen birbirinden kritik projeler ile dünyada etkin ve saygın bir ülke konumunda olduğunu söyledi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile katıldığı Kırıkkale’deki, Mühimmat Komutanlığı’nda şehit yakınları ve gaziler için düzenlenen iftar programında konuştu. Güler, Kırıkkale’nin pek çok şehri birbirine bağlayan kritik bir kavşak olduğunu belirterek, “Tarım ülkemize sağladığı katma değeri yüksek ürünler ile Anadolu’nun kalbinde yer alan eşsiz bir mücevher gibidir” ifadesini kullandı.

Kırıkkale’nin refah seviyesini daha da artması için devletin her alanda büyük ve önemli yatırımları hayata geçirdiğini vurgulayan Bakan Güler, şehrin özellikle ulaştırma alanındaki önemine binaen kara yolu ağının son 20 yılda katbekat geliştiğini ifade etti.

Bakan Güler, Ankara- Sivas hızlı tren hattının duraklarından biri olan Kırıkkale’nin öneminin daha da arttığını, yapılan büyük yatırımları sürdürmek ve şehri daha ileriye taşımak için çalışmaları artan bir ivmeyle devam ettiğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin köklü tarihi, stratejik coğrafyası, güçlü ordusu, uluslararası güvenlik mimarisinde kritik görevler üstlendiğinin altını çizen Bakan Güler, her alanda hayata geçirilen birbirinden kritik projeler ile dünyada etkin ve saygın bir ülke konumunda olduğunu vurguladı.

“Ülkemizin şu ana kadar elde ettiği başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir” diyen Bakan Güler, “Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi süreçte, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle, var gücümüzle çalışıyoruz” dedi.

Bakan Güler, “Bu kutlu yolculukta hedefimiz; güzel Kırıkkale’mizin daha fazla gelişerek bir cazibe merkezi haline getirilmesi ve Kırıkkaleli hemşehrilerimin refah seviyesinin yükseltilmesidir. Desteklerinizle, hükümetimiz ve mahalli idarelerimiz, hep birlikte el ele vererek ‘durmaksızın hizmet’ anlayışı ile daha gelişmiş bir Kırıkkale için gayret göstermeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“Bu toprakları bizlere ‘vatan’ kılmıştır”

Türk edebiyat tarihi ve dil araştırmacısı şair Orhan Şaik Gökyay’ın sözlerini hatırlatan Bakan Güler, açıklamasında şunları kaydetti:

“Ülkemizin bugünkü güçlü, istikrarlı, güvenli ve huzurlu ortama sahip olmasında elbette en büyük pay, kahraman şehit ve gazilerimize aittir. Orhan Şaik Gökyay’ın ifade ettiği gibi ‘Vatan toprağının kara bağrında sıra dağlar gibi yatan’ aziz şehitlerimiz ile gazilerimizin ortaya koyduğu emsalsiz fedakarlıklar ve kahramanlıklar, bu toprakları bizlere vatan kılmıştır. ‘Vatan sana canım feda!’ düsturunu benimseyen şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri; Türk kahramanlığının ve fedakarlığının gurur timsali; mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır. Aziz şehitlerimizin bizlere emaneti olan siz değerli aileleri ise, başımızın tacıdır.”

Şehit yakınları, gaziler ve gazi ailelerinin hayatını kolaylaştırmak ve yaşam standartlarını yükseltmek için tüm kurumlarla birlikte yoğun bir şekilde gayret içerisinde olduklarına vurgu yapan Bakan Güler, “Sizlerin metaneti ve vakur tavrı, düşmanlarımıza korku verdiği gibi tarih boyunca nice badireler atlatmış asil Türk milletinin dik duruşunun da en açık göstergesidir. Çok iyi biliyoruz ki sizlerin hakkını, hiçbir zaman ödeyemeyiz” şeklinde ifade etti.

Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak her zaman vefa ve minnet duygularıyla her zaman şehit yakınları ve gazilerin yanında olacaklarını ifade eden Bakan Güler, Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerini ve komutanlarını saygıyla andığını sözlerine ekledi.

İftar programına; Vali Mehmet Makas, Garnizon ve Mühimmat Komutanı Tuğgeneral Mehmet Ali Durmuş, Belediye Başkanı Mehmet Saygılı, AK Parti Kırıkkale Milletvekili Mustafa Kaplan, Yahşihan Kaymakamı Ender Faruk Uzunoğlu, İl Başkanı Engin Pehlivanlı ve Rektör Prof. Dr. Ersan Aslan katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-guler-turkiye-dunyada-etkin-ve-saygin-bir-ulke-konumundadir/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: Türkiye dünyada etkin ve saygın bir ülke konumunda https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-turkiye-dunyada-etkin-ve-saygin-bir-ulke-konumunda/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-turkiye-dunyada-etkin-ve-saygin-bir-ulke-konumunda/#respond Mon, 25 Mar 2024 22:27:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23472 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kırıkkale’de şehit yakınları ve gaziler için düzenlenen iftar programında yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin köklü tarihi, stratejik coğrafyası, güçlü ordusu, uluslararası güvenlik mimarisinde kritik görevler üstlendiğini belirterek, her alanda hayata geçirilen birbirinden kritik projeler ile dünyada etkin ve saygın bir ülke konumunda olduğunu söyledi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile katıldığı Kırıkkale’deki, Mühimmat Komutanlığı’nda şehit yakınları ve gaziler için düzenlenen iftar programında konuştu. Güler, Kırıkkale’nin pek çok şehri birbirine bağlayan kritik bir kavşak olduğunu belirterek, “Tarım ülkemize sağladığı katma değeri yüksek ürünler ile Anadolu’nun kalbinde yer alan eşsiz bir mücevher gibidir” ifadesini kullandı.

Kırıkkale’nin refah seviyesini daha da artması için devletin her alanda büyük ve önemli yatırımları hayata geçirdiğini vurgulayan Bakan Güler, şehrin özellikle ulaştırma alanındaki önemine binaen kara yolu ağının son 20 yılda katbekat geliştiğini ifade etti.

Bakan Güler, Ankara-Sivas hızlı tren hattının duraklarından biri olan Kırıkkale’nin öneminin daha da arttığını, yapılan büyük yatırımları sürdürmek ve şehri daha ileriye taşımak için çalışmaları artan bir ivmeyle devam ettiğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin köklü tarihi, stratejik coğrafyası, güçlü ordusu, uluslararası güvenlik mimarisinde kritik görevler üstlendiğinin altını çizen Bakan Güler, her alanda hayata geçirilen birbirinden kritik projeler ile dünyada etkin ve saygın bir ülke konumunda olduğunu vurguladı.

“Ülkemizin şu ana kadar elde ettiği başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir” diyen Bakan Güler, “Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi süreçte, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle, var gücümüzle çalışıyoruz” dedi.

Bakan Güler, “Bu kutlu yolculukta hedefimiz; güzel Kırıkkale’mizin daha fazla gelişerek bir cazibe merkezi haline getirilmesi ve Kırıkkaleli hemşehrilerimin refah seviyesinin yükseltilmesidir. Desteklerinizle, hükümetimiz ve mahalli idarelerimiz, hep birlikte el ele vererek ‘durmaksızın hizmet’ anlayışı ile daha gelişmiş bir Kırıkkale için gayret göstermeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“Bu toprakları bizlere ‘vatan’ kılmıştır”

Türk edebiyat tarihi ve dil araştırmacısı şair Orhan Şaik Gökyay’ın sözlerini hatırlatan Bakan Güler, açıklamasında şunları kaydetti:

“Ülkemizin bugünkü güçlü, istikrarlı, güvenli ve huzurlu ortama sahip olmasında elbette en büyük pay, kahraman şehit ve gazilerimize aittir. Orhan Şaik Gökyay’ın ifade ettiği gibi ‘Vatan toprağının kara bağrında sıra dağlar gibi yatan’ aziz şehitlerimiz ile gazilerimizin ortaya koyduğu emsalsiz fedakarlıklar ve kahramanlıklar, bu toprakları bizlere vatan kılmıştır. ‘Vatan sana canım feda!’ düsturunu benimseyen şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri; Türk kahramanlığının ve fedakarlığının gurur timsali; mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır. Aziz şehitlerimizin bizlere emaneti olan siz değerli aileleri ise, başımızın tacıdır.”

Şehit yakınları, gaziler ve gazi ailelerinin hayatını kolaylaştırmak ve yaşam standartlarını yükseltmek için tüm kurumlarla birlikte yoğun bir şekilde gayret içerisinde olduklarına vurgu yapan Bakan Güler, “Sizlerin metaneti ve vakur tavrı, düşmanlarımıza korku verdiği gibi tarih boyunca nice badireler atlatmış asil Türk milletinin dik duruşunun da en açık göstergesidir. Çok iyi biliyoruz ki sizlerin hakkını, hiçbir zaman ödeyemeyiz” şeklinde ifade etti.

Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak her zaman vefa ve minnet duygularıyla her zaman şehit yakınları ve gazilerin yanında olacaklarını ifade eden Bakan Güler, Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerini ve komutanlarını saygıyla andığını sözlerine ekledi.

İftar programına; Vali Mehmet Makas, Garnizon ve Mühimmat Komutanı Tuğgeneral Mehmet Ali Durmuş, Belediye Başkanı Mehmet Saygılı, AK Parti Kırıkkale Milletvekili Mustafa Kaplan, Yahşihan Kaymakamı Ender Faruk Uzunoğlu, İl Başkanı Engin Pehlivanlı ve Rektör Prof. Dr. Ersan Aslan katıldı. – KIRIKKALE

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-turkiye-dunyada-etkin-ve-saygin-bir-ulke-konumunda/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, genç seçmenlere çağrıda bulundu https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-genc-secmenlere-cagrida-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-genc-secmenlere-cagrida-bulundu/#respond Mon, 25 Mar 2024 14:45:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23339 HABER: GÜLARA SUBAŞI/ KAMERA: ÜNAL AYDIN

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kilis Halk Buluşması programının ardından Gaziantep’e geçerken ANKA Haber Ajansı mikrofonlarından genç seçmene çağrıda bulundu. Özel, “Onlara şöyle sesleniyorum: Enseyi karartmayın. Umutsuzluğa kapılmayın. Bu ülkeyi Atatürk bana emanet etmedi. Askerdi ama orduya bile emanet etmedi, gençlere emanet etti. Emanete hep birlikte sahip çıkacağız. Bu ülkeyi Atatürk’ün istediği gibi gelişmiş bir ülke yapacağız. Gençlerimizin istediği gibi özgür ve mutlu bir ülke haline getireceğiz. Bunun yolu demokrasiye sahip çıkmaktır. Dünyanın bütün diktatörleri, bütün kötü adamları, bütün kötü yöneticileri gençleri yıldırıp sandıktan uzaklaştırmaya çalıştılar. Sonra istediklerini yaparlar o ülkeye. Gençler sandığa sahip çıkarsa -ki gençlerin yüzde 80’i artık bu iktidar değişsin istiyor- o zaman her şeyi değiştirebiliriz. Gençler sandığa sahip çıkarlarsa kendi geleceklerine sahip çıkmış olacaklar.” dedi.

“PROPAGANDA YASAKLARI BAŞLADIĞINDA MANİSA’DA OLACAĞIM”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kilis Halk Buluşması programını tamamlamasının ardından Gaziantep Halk Buluşması programı için yola çıktı. Seçim otobüsünde ANKA Haber Ajansı’nın sorularını yanıtlayan Özel, seçim gününe kadar olan programını “Bugün İstanbul’a dönüyoruz. Yarın Balıkesir’in, miting yapmadığımız -üç büyük ilçesinde- Edremit, Bigadiç ve Bandırma’da miting yapacağız. Ardından ertesi gün İstanbul programım var. İstanbul’da ilçelerde olacağım, ilçe mitingleri yapacağım. Ardından Edirne ve Kırklareli’nde gündüz ve gece mitingleriyle bir kez daha Trakya’da çalışacağız. Cuma günü sabah İstanbul’da bir televizyon programına katıldıktan sonra memleketim Manisa’da iki büyük ilçemizde mitingler yapıp iftarda İzmir’de Kemalpaşa’da olacağım. Cumartesi günü de İzmir’de ve Manisa’dayım, halkı selamlayacağız. Yasaklar başladığında Manisa’da olacağım. Pazar günü oyumu Manisa’da kullanacağım, Ankara’da seçim sonuçlarını takip edeceğim.”şeklinde özetledi.

“SANDIĞA ÇAĞRI NOKTASINDA EN ÖNEMLİ ÇAĞRIM GENÇLERE”

Genel Başkan Özel, genç seçmenlere çağrıda bulundu.  Heyecanlı ve zorlu bir seçim dönemi olduğunu dile getiren Özel, şöyle devam etti:

“Ama bir yandan da şöyle bir güzellik var, Kilis bizim normal takvimimizde yoktu. Son hafta yaptığımız son ölçümlerde Kilis’teki adayımızın başa baş yarıştığı bir noktadaydık. Bir program koyduk. Yağmura rağmen Kilisliler ilgi gösterdiler. Biz de yağmur altında herhalde bir yarım saatten fazla konuştuk. Bir şehre yağmurla gelmek Anadolu’da çok olumlu algılanan bir şey. Rahmet yağıyor, bereket yağıyor… ‘Ümit ediyoruz haftaya pazar da oylar sandığa yağmur gibi yağar’ dedik ve Kilis’ten ayrıldık. Şimdi Gaziantep’e gidiyoruz seçim otobüsümüzle. Toplumun tüm kesimlerine ‘Sesinizi duyurun’ diyoruz. Emeklileri çağırıyoruz, çftçileri çağırıyoruz. Geçim sıkıntısı çekenleri çağırıyoruz, işçileri çağırıyoruz. Ama sandığa çağrı noktasında benim en önemli çağrım gençlere. Gençler, 14 ve 28 Mayıs’ta büyük bir hayal kırıklığı, ümitsizlik, kırgınlık yaşadılar. Çünkü onlar özgürlük istiyorlar. Oysa ülkeyi 22 yıldır yönetenler ülkedeki özgürlükleri kısıtlıyorlar. Gençler konsere gitmek istiyor, konserler yasaklanıyor. Festivallere gitmek istiyorlar, festivaller yasaklanıyor. En çok kullandıkları platformlar yasaklanıyor. Üniversitelerine kayyumlar atanıyor. Ne giyeceklerine ne yiyeceklerine karışıldığı ortamlar, olur olmaz yaklaşımlarla gençler her geçen gün biraz daha endişeleniyorlar.

“GENÇLER VALİZLERİ KAFADA TOPLAMIŞ. VALİZLERİN GERÇEKTEN TOPLANMASI 15 DAKİKA İŞ”

Gençlerin yurt dışı ile ilgili hayaller kurduklarına işaret Özel, şöyle konuştu:

‘Beka sorunu… Dış güçler gelecek. Türkiye’yi de hesap yapıyorlar. Türkiye ile ilgili hayal kuruyorlar. Türkiye’yi işgal edecekler’ diye söylüyorlar. Esas beka sorunu; dış güçlerin buraya gelip burada hesap yapması, bu topraklarla ilgili hayal kurması değil, bizim dört gencimizden üçü o dış güçler dediğimiz ülkelerde hayal kuruyor. Gençler valizleri kafada toplamış. Valizlerin gerçekten toplanması 15 dakika iş. Ama kafada toplandıysa çok tehlikeli. O yüzden bizim gençleri bu ülkede tutmamız -elbette isteyen gider. Biz vize serbestisi getireceğiz. Biz Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne (AB) soktuğumuzda gençlerimiz dünyanın her yerine, özellikle Avrupa’ya vizesiz gidecekler. İstedikleri gibi gezecekler. Türkiye’ye gezer gibi bütün Avrupa ülkelerini gerçekler. Okumaya gidecekler. Kısa süre çalışmaya gidecekler. Ama tamamen gitmek, ‘Gerekirse orada garson olurum ama ben buradan kurtulmak istiyorum’ yaklaşımlarına karşı biz gençlere ümit vermek istiyoruz.

“GENÇLER SANDIĞA SAHİP ÇIKARSA O ZAMAN HER ŞEYİ DEĞİŞTİREBİLİRİZ”

Özgür Özel, “Onlara şöyle seslenmek istiyorum.” diyerek şunları kaydetti:

“Enseyi karartmayın. Umutsuzluğa kapılmayın. Bu ülkeyi Atatürk bana emanet etmedi, partinin genel başkanına. Askerdi ama orduya bile emanet etmedi, gençlere emanet etti. Emanete hep birlikte sahip çıkacağız. Bu ülkeyi Atatürk’ün istediği gibi gelişmiş bir ülke yapacağız. Gençlerimizin istediği gibi özgür ve mutlu bir ülke haline getireceğiz. Bunun yolu demokrasiye sahip çıkmaktır. Dünyanın bütün diktatörleri, bütün kötü adamları, bütün kötü yöneticileri; gençleri yıldırıp sandıktan uzaklaştırmaya çalıştılar. Sonra istediklerini yaparlar o ülkeye. Gençler sandığa sahip çıkarsa, ki gençlerin yüzde 80’i artık bu iktidar değişsin istiyor,  o zaman her şeyi değiştirebiliriz. Gençler sandığa sahip çıkarlarsa kendi geleceklerine sahip çıkmış olacaklar.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-genc-secmenlere-cagrida-bulundu/feed/ 0
CHP Milletvekili Gürsel Erol, Tunceli için kullanılan Kürtlerin ülkesi ifadesine tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gursel-erol-tunceli-icin-kullanilan-kurtlerin-ulkesi-ifadesine-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gursel-erol-tunceli-icin-kullanilan-kurtlerin-ulkesi-ifadesine-tepki-gosterdi/#respond Mon, 25 Mar 2024 00:39:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23094

CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, DEM Parti Tunceli Belediye Eş Başkan Adayı Cevdet Konak’ın, Tunceli için kullandığı “Burası Kürtlerin ülkesidir, burası işgal edilmiş Kürdistan’da zulüm var” ifadelerine tepki gösterdi. Sözlerinden dolayı Konak’ı kınayan Erol, “Tunceli’yi bir Kürdistan bölgesi olarak ifade etmek asla doğru değildir. Tunceli bir medeniyet şehridir, özgürlük şehridir, hoşgörü şehridir. Tunceli bir Cumhuriyet şehridir” dedi.

CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol bugün düzenlediği basın toplantısında geçtiğimiz günlerde DEM Parti Tunceli Belediye Başkan Adayı Cevdet Konak’ın “Burası Kürtlerin ülkesidir, burası işgal edilmiş Kürdistan’da zulüm var” açıklamasına tepki gösterdi. Erol, DEM Parti Tunceli Belediye Başkan Adayı Cevdet Konak’ın sözlerini kınadığını belirtti.

“TERÖRE KARŞI TAVRIM VE MÜCADELEM BİLİNMEKTEDİR”

Gürsel Erol şunları söyledi:

“Milletvekilleri her ne kadar seçim bölgelerinden seçilmiş olsa da Türkiye Cumhuriyeti’nin temsil eden Türkiye milletvekilleridir. Bu anlamda seçildikleri bölgenin değil, Türkiye’de yaşanan olaylarla ve süreçlerle ilgili değerlendirme yapmak, açıklama yapmak ve kendisini bu konuda sorumlu hissetmek gibi bir anlayışın da olması gerekiyor. Ben 26. Dönemde Tunceli milletvekiliydim. Tunceli milletvekilliği dönemimde gerek terör örgütlerine karşı tavrım, duruşum ve onlara karşı vermiş olduğum mücadele kamuoyu tarafından bilinmekte gerekse de kentin değerlerini, inançlarını, güzelliklerini kamuoyuyla paylaşarak Tunceli’nin bir Cumhuriyet kenti, inanç merkezi olduğunu ve Tunceli’nin yaşam tarzından, eğitiminden, coğrafyasından kaynaklı bir farklılığının ve ayrıcalığının olduğunu tüm kamuoyuna yansıtmak adına önemli işler yaptığıma inanıyorum.

“TUNCELİ’NİN SORUNLARINA SAHİP ÇIKIYORUM”

Tunceli’de milletvekili sayısının 1’e düşürülmesiyle CHP’den milletvekili çıkaramadık. Şu andaki mevcut tek milletvekili şimdiki adı DEM olan partiden ama orada ideoloji bir söylemle siyaset yapılmasından kaynaklı şehrin gerçeklerini, beklentilerini, taleplerini gündeme getirmek yine bize düştü. Ben Elazığ Milletvekili olarak komşu ilimiz Tunceli’nin Cumhuriyet’e olan bağlılığı, sadakati doğrultusunda sürekli sorunlarına sahip çıkarak milletvekilliği yapma arzusu ve düşüncesi içerisinde oldum.”

“BU BİR İHANETTİR”

Erol, DEM Partili Konak’ın açıklamasına da değinerek şunları söyledi:

“Türkiye’de kurulan bütün partiler resmi sıfatı olan partilerdir. Bu partilerde görev alan siyasetçilerin, milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve adaylarının da söylemlerine dikkat etmesi lazım. Konuşma ve açıklamalarına dikkat etmesi lazım. Toplumun değerlerini, ülkenin birlik ve beraberliğine yönelik söylemler geliştirmesi gerekir. Ne yazık ki Tunceli DEM Partisi Belediye Başkan Adayı Cevdet Konak geçtiğimiz günlerde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan hiç kimsenin ve hiçbir Tuncelilinin kabul etmeyeceği son derece aykırı bir açıklama yaptı. Bu açıklama aslında Cumhuriyet’e, görev yapmış olduğu partinin kurumsal kimliğine ve Tunceli’ye ihanettir. Tunceli’de yaşayan insanların inançlarına ve değerlerine ihanettir. Cevdet Konak, Tunceli’yi kastederek ‘burası Kürtlerin ülkesidir, burası işgal edilmiş Kürdistan’da zulüm var,’ demişti. Halbuki Tunceli bir Kürdistan ülkesi değil bir Cumhuriyet şehridir. Tunceli’de hangi eve girerseniz girin, salonda sizi iki fotoğraf karşılar, birisi o toplumun inançlarından dolayı Hz. Ali’nin resmi, diğeri ise Cumhuriyet’e olan bağlılıklarından dolayı Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafıdır. Bu ifadeleri asla kabul etmiyor ve bu durumu Cumhuriyet’e ihanet olarak değerlendiriyorum. Bir belediye başkanı adayının şimdiden bu söylemlerle, toplumda bölücü bir ifade kullanarak Cumhuriyet’e ihanet etmesini asla kabul etmiyorum.

“BU DEVLET, BU VATAN HEPİMİZİN”

Buradan Tunceli halkını bilgilendirmek istiyorum. Bu toplumun değerlerine ters düşen ve Tunceli halkının asla kabul etmeyeceği ifadeleri savunan, gündeme getiren insanları yönetici olarak seçmeyin. Belediye başkanı olarak seçmeyin. Bu devlet bizim, bu ülke hepimizin, bu vatan hepimizin. 1990’lı yıllarda bölgede güvenlik konusunda birçok sorun yaşanmıştır, doğrudur. Ama bunu devlete mal etmek, devleti suçlayıcı bir dil kullanmak doğru değildir. Tunceli’yi bir Kürdistan bölgesi olarak ifade etmek asla doğru değildir. Tunceli bir medeniyet şehridir, özgürlük şehridir, hoşgörü şehridir. Tunceli bir Cumhuriyet şehridir. Bu anlamda Cevdet Konak’ı kınadığımı, o ifadelerin asla doğru olmadığını yakışan ifade olmadığını belirterek Tunceli halkını bilgilendirmek istiyorum. Tunceli halkından bu sene Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy vererek, Tunceli’nin Cumhuriyet kenti olarak devletin imkanlarından yararlanan bir şehir olarak katkı sunmaları konusunda destek istiyorum. Bu siyasal düşünce Tunceli’yi sürekli kötüye götürdü, ülkemizi kötüye götürdü. Türkiye Cumhuriyeti bir bütündür. Üniter devlet yapısı sınırları içerisinde 85 milyon yurttaşımızın etnik kimlikleri farklı olabilir, inançları farklı olabilir ama hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıyız. Türkiye Cumhuriyeti’ni Kürdistan diye tanımlamak, Cumhuriyetimize ve Mustafa Kemal Atatürk’ün değerlerine ihanet etmektir.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gursel-erol-tunceli-icin-kullanilan-kurtlerin-ulkesi-ifadesine-tepki-gosterdi/feed/ 0 BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş: Türkiye’den açtığımız bir değişim rüzgarını bütün dünyada sergilemek istiyoruz https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turkiyeden-actigimiz-bir-degisim-ruzgarini-butun-dunyada-sergilemek-istiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turkiyeden-actigimiz-bir-degisim-ruzgarini-butun-dunyada-sergilemek-istiyoruz/#respond Sun, 24 Mar 2024 22:42:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23021

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, “Bir yönetim değişikliğini bu seçimde hayata geçirmemiz mümkün olmayabilir ama yöneticilere ‘dur’ mesajını verebiliriz, yöneticilere bu kadar rahatlıkla hareket edemeyeceklerini gösterebiliriz ve gençlerin hem Türk siyasetinde, hem bütün dünya sahnesinde aktif olabileceğini bütün dünyaya Türkiye üzerinden gösterebiliriz” dedi.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, partisinin İstanbul İl Teşkilatı’nda seçim süreci ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rusya’nın başkenti Moskova’daki terörist saldırısını, İsrail’in Gazze’deki soykırımını ve Türkiye’deki seçim sürecini değerlendirdi. Genel Başkan Baş, şunları kaydetti:

“SAVAŞLAR BİR AVUÇ YÖNETİCİNİN İHTİRASININ SONUCU”

“Malumunuz Rusya’da bir terör saldırısı gerçekleşti. Bu saldırıda 100’den fazla insanın hayatını kaybettiği söyleniyor. Bölgemizde bir terörize faaliyetin uzun yıllardan beri hem kuzeyimizde hem güneyimizde hem doğumuzda yaşandığını biliyoruz. Bu durum sadece kendi ülke topraklarımızda değil coğrafyanın tamamında yaşanıyor. İsrail ile Filistin arasındaki gerginlik ortada. Bugünlerde İsrail’in Lübnan’a ciddi anlamda bir bombalı saldırı yaptığı, oraya füzeler yolladığını biliyoruz. Suriye’nin karışıklığı ortada, Irak ortada, Libya’nın hali ortada. Bölgede ciddi anlamda bir karmaşa söz konusu. Bütün analizcilerin ortak görüşü dünyanın bir yeni savaşa doğru hızla ilerlediği yönünde. Bu, gelecek nesiller açısından hem ürkütücü hem de endişe verici bir durum. Bunun sebebine indiğimiz zaman şunu gözlemliyoruz; aslında bir avuç yönetici şahsi ihtiraslarını başka başka kılıflar adı altında ortaya koyarak, kimisi milliyetçilik, kimisi kamu güvenliği, kimisi doğal rezervler adı altında diğer ülkelerle savaşmaya kalkışıyor. Bu da bu yöneticilerin aslında ihtiraslarından kaynaklanıyor. Ben Türkiye ve bütün dünyada bu yönetici güruhun, yıllardan beri bütün dünyayı yöneten aynı insanların değişmesi tarafında duran biriyim. Zaten siyasi yolculuğumuzu da bunun üzerine kurgulamaya çalışıyoruz. Bir anlayışın değişmesi gerekiyor. Çünkü bu gidişatla gerçekten bir savaş kaçınılmaz gibi görünüyor. Bu toplumların, milletlerin, halkların istediği bir durum değil. Bu, halkların üzerinden spekülasyon yapan onları başka başka saiklerle kendi etrafında kenetleyen bir avuç insanın aslında ihtirasların sonucu. Bunu bütün dünyada değiştirmemiz lazım, bütün dünyanın geleceği açısından. Bu sadece ülkemizi değil bütün dünya insanlığını ilgilendiren bir durum. Bunu Türkiye’de başlatabiliriz. Önümüzdeki seçimler bunun için büyük bir fırsat esasında. Bir yönetim değişikliğini bu seçimde hayata geçirmemiz mümkün olmayabilir ama yöneticilere ‘dur’ mesajını verebiliriz,  yöneticilere bu kadar rahatlıkla hareket edemeyeceklerini gösterebiliriz ve gençlerin hem Türk siyasetinde, hem bütün dünya sahnesinde aktif olabileceğini bütün dünyaya Türkiye üzerinden  gösterebiliriz. O yüzden biz teşkilatımızla yaptığımız toplantılarda da sürekli bunun üzerinde duruyoruz, altını çiziyoruz. Arkadaşlarımız da bu konuda çok motiveler ve saha çalışmalarına aralıksız devam ediyorlar.

“ÜLKEMİZDEN AÇTIĞIMIZ BİR DEĞİŞİM RÜZGARINI BÜTÜN DÜNYADA SERGİLEMEKTEN BAHSEDİYORUM”

Ülkemizden açtığımız bir değişim rüzgarını bütün dünyada sergilemekten bahsediyorum. Eğer Türkiye bu noktada gerçek ve doğru bir tutum izleyebilirse bölgesini huzura kavuşturabilir. Türk gençliği olarak biz bunu yapabiliriz. Bunun ardından bütün dünyayı huzura götürebiliriz. Başkalarının kaynağına göz dikmiş bazı yöneticilerin ihtiraslarının ortaya çıkardığı savaşlar… Aslında kendi kaynakları, kendi imkanları o ülkelere yetebilirdi ama bununla yetinmediler ve hep başkalarının mallarında, başkalarının kaynaklarında gözleri oldu. Bütün dünyaya şunu göstermek bizim asli vazifemizdir; bütün ülkelerin, her birimizin kendi kaynağı, kendi iş gücü, kendi insan gücü, kendi ülkesine yeterli olabilecek derecededir. Bunu Türkiye’den başlatmak istiyoruz. Bu seçim bu meşaleyi yakmak için büyük bir fırsat.

“FIRSAT PUSULASI: 3 PUSULADAN EN AZ BİRİNDE DESTEK İSTİYORUZ”

Ben bütün seçmenimize şunu da söylemek istiyorum; bu yerel seçimde, özellikle Anadolu’da insanımızın bazı ikili diyalogları, bazı ikili ilişkileri, bazı oy sözleri, bazı bağlı olduğu mecburiyetler olabilir. Yıllardan beri oy verdiği insanlara veya partilere oy vermeye devam devam etme zorunluluğu hissedebilirler. Bunu normal karşılıyorum aslında ama bütün seçmenimize de şu mesajı vermek isterim; gençlerin yarınlarına yapacakları yatırımlar, onlara kar olarak, getiri olarak dönecektir. Biz BTP olarak ülkeyi düşünen, ülkenin yarınlarını düşünen bir siyasi partiyiz. Bu seçimde vatandaşlarımızın önlerine aslında bir fırsat pusulası geliyor. İl belediyesi,  ilçe belediyesi ve encümen listelerinin olduğu bir pusula gelecek bütün seçmenlerimize. Biz BTP olarak bütün pusulalarda, Türkiye’nin her yerinde varız. Dolayısıyla mutlaka o üç pusuladan üçünde de, olmadı ikisinde, olmadı mutlaka en az bir tanesinde seçmenimizin desteğini parti olarak istiyoruz, bekliyoruz. Bütün pusulalarda var olacağız. BTP bütün illerde ve bütün ilçelerde ve bütün beldelerde logosuyla, adayıyla var olacak. Ben vatandaşlarımızdan mutlaka en az birinde BTP’yi desteklemelerini de rica ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turkiyeden-actigimiz-bir-degisim-ruzgarini-butun-dunyada-sergilemek-istiyoruz/feed/ 0
MHP’li Özdemir: 17-0 ile Kayseri’yi şahlandırın” https://www.haber60.com.tr/mhpli-ozdemir-17-0-ile-kayseriyi-sahlandirin/ https://www.haber60.com.tr/mhpli-ozdemir-17-0-ile-kayseriyi-sahlandirin/#respond Sun, 24 Mar 2024 02:42:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22903 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir; MHP Kayseri İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programında konuştu. Gündeminde Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonu, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği savaş politikaları ve 31 Mart Mahalli İdareler seçimleri bulunan Özdemir, “O yüzden diyoruz ki dindirmeyin bu alkışları, iradenizi. 31 Mart’ta 17-0’la Kayseri’yi şahlandırın, taçlandırın ve yeniden inşallah cumhur ittifakı burada zaferle sizin iradenizle hizmete devam etsin” dedi.

MHP Kayseri İl Başkanlığı tarafından Ramazan Ayı dolayısıyla iftar programı düzenlendi. Programa, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm, MHP Kayseri İl Başkanı Seyit Demirezen ve partililer katıldı. Burada gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir; Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonu, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği savaş politikaları ve 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerine değinerek, “Kayseri bizim sevdamızdır dedik, başka sevdayı yüreğimize koymadık. Yerel seçimlere giden bu süreçte cumhur ittifakının kıymetli adayları bu anlamda desteklerinizle muvaffak olacaktır. Başarımızı daha ileri bir seviyeye taşıyacağız. O yüzden diyoruz ki dindirmeyin bu alkışları, iradenizi. 31 Mart’ta 17-0’la Kayseri’yi şahlandırın, taçlandırın ve yeniden inşallah cumhur ittifakı burada zaferle sizin iradenizle hizmete devam etsin” şeklinde konuştu. Özdemir’in gündeme dair açıklamaları şöyle;

“Türkiye yeni bir seçimin arefesinde daha bulunmaktadır. Ama seçimlerle beraber bu zamanlara kolay gelinmediği gerçeği de yine hepimizin karşımızda bulunan yalın bir gerçektir. Bildiğiniz üzere Türkiye çok boyutlu tehdit ve tehlikelerle muhatap kalmış, bu tehlikeleri bertaraf etme konusunda yıllardan bu yana çok ciddi emek sarfına giren bir ülke olmuştur. Son Türk devleti olarak Osmanlı bakiyesi üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu süreç içerisinde bir dünya savaşının yıkımının ardından filizlenmiş bir başka ikinci bir dünya savaşının ardındansa küresel seviyede var olma ve tutunma mücadelesine girdirilmiş, demokrasisinin olgunlaştırma yoluna koyulmuş. Bütün bunlar olurken tam gücünü kazanıp bu olgunluk da yoluna devam edecekken zaman zaman ne yazık ki darbelerle muhatap kalınarak hem toplumsal hem de siyasal zeminde engellemelerle karşı karşıya gelmiştir. Bütün bunların hemen ardındansa terör belası ülkemizin başına musallat edilmiş ve uzun yıllardan bu yana da bir terör belasıyla mücadele etmektedir.”

“15 Temmuz Türk tarihinin en büyük ihanet girişimidir”

15 Temmuz darbe girişiminin Türk tarihinin en büyük ihanet girişimi olduğunu aktaran Özdemir; “Nihai olarak içimizde sızdırılan bizdenmiş gibi görünen ama başka ülkelerin halk ve menfaatine çalışan çevrelerin varlığıyla da Türkiye Cumhuriyeti Devleti belki de Türklük tarihinin binlerce yıldan beri süregelen zaman içerisinde görüp görebileceği en büyük ihanet gelişimiyle karşı karşıya kalmış ve bu girişimde kendisini 15 Temmuz’da göstermiştir. Işte bu gerçekliklerin hepsi dünyanın içerisinde bulunduğu gelişmelerle beraber de değerlendirildiğinde artık Türkiye’nin kaybedilecek vaktinin olmadığı bir an evvel toparlanıp titreyip kendine dönmesi gerektiği istikrarını muhafaza ederken gücünü de potansiyelini de arttırması zorunluluğunu karşımıza getirmiştir. Türkiye diz çökse başta dünyanın merkezi olarak bu coğrafyada birileri istediği gibi at koşturacakları gibi diğer yandan mazlum coğrafyaların üzerinde de tahakkümleri ve diğer karanlık girişimlerinin hız kazanacağı kesin. Işte bu şartlar altında Milliyetçi Hareket Partisi büyük bir sorumluluk üstlenerek Türkiye’de hem siyasetin hem de ülke yönetimimizin daha istikrarlı bir yapıya kavuşması için tarihi bir sorumluluk üstlendi. Sayın genel başkanımızın liderliğinde milliyetçi, ülkücü hareket Cumhur İttifakı’nın kurulması noktasında aziz milletimizin o en karanlık gecede ümide Türk milletinin en çok muhtaç olduğu gecede bu ümidin sesi olarak buna cevap vermiş ve Türkiye’de yeni bir sistem değişikliğiyle beraber artık gücümüzün muhafaza edilmesi daha ileriye taşıması noktasında da sorumluluk üstlenmiştir. İşte o günlerden bugünlere gelinen süreç içerisinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de yine aziz milletimizin iradesiyle hayata geçmiş ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi de bu sistemin kurucu lideri olarak aziz milletimizden aldığı destekle beraber Türkiye’yi çok daha iyi bir noktalara taşımayı başarmıştır” ifadelerini kullandı.

Terörle mücadeleye de değinen Özdemir; “Şöyle bir yakın geçmişi tasavvur ettiğimizde 2018 yılından bu zamana kadar 6 yıllık süre geride kalmıştır. İşte bu 6 yıllık süre zarfında Türkiye içerideki karanlık ve hain odakları temizlemekle kalmamış, terör belasını kaynağında kurutma stratejisi hayata geçirmiş ve Allah’a hamdolsun bugünlerde de bu stratejisinin neticesini kesin olarak alma iradesini ortaya koymuş ve hazırlıklarına başlamıştır. Şimdi önümüzde ki süreçte artık başlangıç olarak ve öncelikli olarak PKK terör örgütünden kurtulmanın vakti ve zamanı gelmiştir. İnşallah yapılan planlamalar doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetleri bu yansıma ile Irak merkezli tüm terör odaklarını ve terör yuvalarını kaynağında kurutacak, Türklüğün çelikten iladesini buralara nihai olarak yazılacak ve Türk bayrağı buradaki terör odaklarının, terör yuvalarının tepesinde dalgalanacaktır. Bu beladan tamamıyla kurtulmamızın vakti gelmiştir. Bu vakit yaklaştıkça Türkiye’de ne yazık ki bir devrin de kabusu da başlamış görünmektedir. PKK terör örgütünün siyasi uzantılarıyla iş birliği yapan başta Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere bazı siyasi çevreler Cumhur İttifakı’nın karşısına geride bıraktığımız 6 yıldan bu yana hangi engelleri çıkarmaya çalışmışlarsa şimdi de buna yenilerini eklemek suretiyle neticeye ulaşmayı murat etmektedir” şeklinde konuştu. MHP’li Özdemir konuşmasını şöyle sürdürdü;

“Sadece bununla alakalı Türkiye mesafe kat etmedi. Baktığınız vakit 30 yıldan uyanan, işgal altında bulunan yanı başımızdaki ki Türkiye’nin milli güvenliğini de etkileyen Azerbaycan’ın Karabağ topraklarının kurtarılması hususunda da yine Türkiye’nin liderliğiyle dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın aldığı netice bugün Kafkasya bölgesinde barışı ve istikrarı hakim kılmışken aynı zamanda Türkiye’nin milli ve büyük ülkülerinden olan Türk dünyasıyla kucaklaşması stratejisine de hayat vermiştir. “Durum böyle olunca Türk Devletleri Teşkilatı da yine bu dönemde kurulmuş ve 2040 vizyonuyla beraber artık bütün Türk dünyasının bir arada olacağı, sadece siyasi olarak değil, aynı zamanda askeri olarak da, iktisadi olarak da, kültürel olarak da, diğer alanların tamamında da dünyada ses getirecek bir birliktelik yine Milliyetçi Hareket Partisi’nin üstlenmiş olduğu bu sorumlulukta Cumhur İttifakı’yla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle beraber dünya sahnesinde Türklüğe kazandırılan önemli gelişmeler olmuştur. Elbette sadece bununla da sınırlı kalmadık. Biz siyasi yönden, iktisadi yönden, diplomatik yönden bu adımları atarken bütün dünya, pek çok çevre hatta içimizdeki bunların iş birlikçileri dahil siz yapamazsınız. Buna gücünüz yetmez. yaygarasına da kurulmuşlardı. Ama bugün gelen aşamada Türkiye’nin başarılarına bakıyorsunuz. İlmi olarak da bilimde de, fen de de, teknolojide de eriştiğimiz seviye itibariyle Türkiye dünyada ilk üç hadi bilemediniz en fazla ilk dört ülke arasında girebilen kazanımlarla başarılarla adından söz ettiren bir ülke olmaya başladı. Bilhassa milli harp sanayimize, savunma sanayimizde gerçekleştirdiğimiz bu başarılar ülkemizin diplomasi sırasının elini güçlendirdiği gibi giderek daha fazla söz sahibi olma konusunda da sadece bulunduğumuz bu coğrafyada değil, yalnızca Orta Doğu’da, yalnızca Balkanlar’da, yalnızca Kafkasya’da değil, aynı zamanda Avrupa’da, Afrika’da, uzak Doğu Asya’da hatta ve hatta Amerika kıtasında dahi Türkiye’nin politikalarının ne olacağı hususuyla alakalı meraklı bekleyişlerin ve analizlerin yapıldığı dikkatle Ankara’nın duruşu ne olacak denildiği bir sürecin başlamasına da sebebiyet vermiştir. Şimdi farklı söylemler ile Türkiye’yi başka istikametlere çekmeye çalışanların da olduğunu biliyoruz. Ama avuçlarını yalayacaklarını da şimdiden görmekten iftihar ediyoruz. Türkiye’nin bu şartlar altında çok daha güçlü dostlarının sayısını artırarak, istikrarını muhafaza ederek, bu anlayış ile barış için sergilediği anlayışı küresel seviyeye yayması ve bunu yaygınlaştırması büyük önem taşıyor. Bugün yanı başımızda Gazze’de aralarında yaşlıların, kadınların ve çocukların da bulunduğu 35 bin sivil insan katledildi. Bir an evvel İsrail’in gerçekleştirdiği bu zulmün durması noktasında Türkiye kadar sorumluluk taşıyan, elini taşın altına koyan ve aynı zamanda netice almayı murat eden ülkelerin sayısının artması lazım. İslam dünyasının bunun için Türkiye ile beraber çalışması, hiç şüphe yok ki zalimin zulmünü yerinde bitirmesine sebep oalcaktır. Ama buna rağmen o zulme devam etmek isteyenler olursa da işte onlara açık ve net şekilde söylüyoruz ki herkes sussa da Türkiye susmayacak. Her ne olursa olsun mazlumun sesi olmaya devam edip, zalimin karşısında olmayı da sürdürecektir. İşte bu kazanımlar ülkemizin her yönden genel başkanımızın yıllar evvel ta 1992 yılında Mersin’de ifade buyurduğu Türkiye’nin lider ülke olması hedefinin gerçekleştirildiğini işaret ederken ‘Yeni Kızıl Elma’ olarak karşımıza artık 2053 hedefi vardır ve inşallah bu hedefi de gerçekleştirecek kadrolar, buradadır, hep birliktedir, beraberdir. Şimdi vakit ülkemizi süper güç olmaya ulaştırma ve eriştirme vaktidir. İnşallah bu anlamda da muvaffak olacağız. Şöyle bir dünyanın genel haline baktığınızda her yönden kargaşanın, kaosun ve buhranın hakim olduğunu hepimiz gözlemliyoruz. Bakınız daha dün Rusya’da tasvip etmediğimiz ve kınadığımız sivilleri yönelik gerçekleştiren bir terör saldırısı meydana geldi. ve bu terör saldırısından sonra da bazı Avrupa ülkelerinin yine komşumuz olan kardeş ülke olan Ukrayna’ya farklı yönde destek vermeleri belli ki bu savaşın daha da fazla kızışmasına sebebiyet verecektir. İşte bu şartlar altında bu iki ülke arasında sulhun temsilcisi noktasında Türkiye’den daha başarılı ve netice alıcı girişimlerde bulunabilen hiçbir ülke bu zamana kadar çıkmadı. Hatta ve hatta bu savaşın etkilerinden olan küresel tahıl ve gıda krizinin ve enerji krizinin yaşanmasına sebebiyet veren neticelerin ortadan kaldırılmasıyla alakalı bile Türkiye liderlik örneğini liderlik görüşünü ortaya koydu. İstanbul’da imzalanan anlaşmayla beraber iki ülkenin anlaşması, iki ülke arasındaki barışın sağlanması, ateşkese ulaşılması öncelikle çok ciddi sonuçlar doğmuştur.” – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhpli-ozdemir-17-0-ile-kayseriyi-sahlandirin/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul’u Muradına Kavuşturarak Belediyecilik Hizmetlerinde Zirveye Taşıyacağız https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-istanbulu-muradina-kavusturarak-belediyecilik-hizmetlerinde-zirveye-tasiyacagiz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-istanbulu-muradina-kavusturarak-belediyecilik-hizmetlerinde-zirveye-tasiyacagiz/#respond Sun, 24 Mar 2024 01:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22866 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İstanbul’u muradına kavuşturarak Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan bu şehri belediyecilik hizmetlerinde tekrar zirveye taşıyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘Her Anında Hep Yanında İstanbul İftar Buluşması’na katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan programda yaptığı konuşmasında, “Gazze’de vuku bulan hadiseler bu mübarek günlerin sevincini layıkıyla idrak etmemize engel oluyor. İnsanlıktan nasibini almamış terör devleti İsrail, tam 168 gündür Gazzeli kardeşlerimizi çocuk, kadın, yaşlı, sivil demeden alçakça katlediyor. 2. Dünya Savaşındakilerden daha vahşi bir soykırım uyguluyor. Türkiye ve birkaç ülke dışında İsrail’e ve batılı destekçilerine karşı sesini yükselten aktör neredeyse yok. Türkiye olarak Gazzeli mazlumlara yardım etmeye çalışıyoruz. Ülkemiz bu vicdanlı, yürekli duruşunun bedelini ödemiştir ve ödemektedir. İsrail’den özür dileyen değil, dik ve dirayetli tavrıyla İsrail’e özür dileten Türkiye gerçeği ülkemizdeki kimi çevreleri öteden beri rahatsız ediyor. Biz bunların arkasında hangi lobilerin olduğunun farkındayız. İsrail’in Gazze’de Filistinlilere karşı sergilediği vahşete tavrımızı en sert şekilde ortaya koymayı sürdüreceğiz” dedi.

“Deprem sebebiyle 104 milyar dolarlık ilave yükle karşılaşmış olsak da yüzde 4,5 oranıyla ekonomimiz büyümesini sürdürdü”

“Yakın tarihimizde yaşanan krizleri hepimiz çok iyi hatırlıyoruz. Başımıza gelen her hadisenin ülkemize ağır faturaları oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi içine düştüğü kriz girdabından biz kurtardık. Ülkemiz kalkınma yolculuğunda önemli bir avantaj elde etti. Zaman zaman kasisler ile karşılaşsak da hedeflerimize doğru sabırla ama emin adımlarla ilerliyoruz. Çevremizde yaşanan onca sıkıntıya hatta savaşa rağmen rotamızdan sapmadık. Sadece deprem sebebiyle 104 milyar dolarlık ilave yükle karşılaşmış olsak da yüzde 4,5 gibi çok iyi bir oranla ekonomimiz büyümesini sürdürdü. Milli gelirimiz ilk kez 1,1 trilyon doların üzerine çıktı. İşsizlik oranı yüzde 9.4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini gördü. Şubat ayında 21.1 milyar dolarla en yüksek ihracat rakamına ulaştık. Türkiye’nin sağlık turizminden aldığı pay da günden güne artıyor. Geçen sene bu kapsamda hastanelerimize 1,2 milyon başvuru yapıldı. Yapımı devam eden şehir hastanelerimizin de devreye girmesiyle bu sayının daha da yükseleceği kanaatindeyiz. Bu sene mal ve hizmet ihracatında hedefimiz 375 milyar dolar, turizmde hedefimiz ise 60 milyar dolardır. İş dünyamızın çabalarıyla daha öncekiler gibi bu hedeflerimize de ulaşacağımızdan şüphe duymuyorum” ifadelerini kullandı.

“Türkiye ve Türk ekonomisi için en doğrusunu yapmanın çabasındayız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm dünya gibi bizim de en büyük sıkıntı kaynağımız enflasyondur. Enflasyona ilave olarak biz bir de tamahkarlıkla mücadele ediyoruz. Hiçbir ekonomik temeli olmayan saiklerle milletimizin ekmeğine kan doğramaya çalışan fırsatçılara göz açtırmamakta kararlıyız. İlgili bakanlıklarımız vasıtasıyla bu tür gayri ahlaki yollara tevessül edenleri takip ediyoruz. Hem aldığımız tedbirleri hem de uyguladığımız ekonomi programının etkisi ile yılın ikinci yarısında enflasyonda hızlı bir düşüşe şahit olacağız. Enflasyonun düşüşe geçmesi ile birlikte inşallah sağlık çalışanlarımızdan, emeklilerimize işçilerimizden, çiftçilerimize kadar toplumumuzun tüm kesimlerinin refahı da artacaktır. Hatırlarsanız 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de milleti panikletmek için her yolu denediler ama muvaffak olamadılar. Biz ekonomi programımıza ve ekibimize güveniyoruz. Bu konudaki sağlam duruşumuzu açıkça ortaya koyduk. Eleştirileri göğüslememe pahasına ülkemize ve milletimize ileride çok ağır bedeller ödetecek yollara girmiyoruz. Şunu çok iyi bilmenizi isterim; biz sadece günü kurtarmanın değil Türkiye ve Türk ekonomisi için en doğrusunu en hayırlısını yapmanın çabasındayız. Karşımızdakilerin böyle bir dertlerinin olmadığını en iyi siz biliyorsunuz” dedi.

“İstanbul’u muradına kavuşturarak belediyecilik hizmetlerinde zirveye taşıyacağız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel seçimlerle ilgili, “İstanbul aç, İstanbul şu anda hizmeti aç. Bunu yakalamak için evet 5 yılı kaybettik ama bir 5 yıl daha bekleyemeyiz. Bu kardeşiniz İstanbul’da görevi kimden almıştı? CHP’den almıştı. O zaman İstanbul çöp, çukur, çamurdu. Ben Kasımpaşa’da doğmuş, Kasımpaşa’da büyümüş bir İstanbul çocuğu olarak aslen ne kadar Rizeli olsam da buraların durumunu çok çok iyi bilirdim. Haliç doluydu, pislikten geçilmiyordu. Biz Haliç’i bu şekilde aldık önce temizledik. Buradan çıkardığımız bütün pislikleri 9,5 km ötede Alibeyköy’deki taş ocağına aktardık. Haliç eğer kokmuyorsa işte bizim sayemizde. Ama şurada birkaç kilometre ötede şu andaki mevcut başkan temelsiz temel atma törenine gitti. Çünkü bunlar bu işlerden anlamaz. Bunlara bir sorun soruşturun, geldin gidiyorsun acaba kaç tane metro yaptın? Kaç tane İstanbul’a hizmetkar olacak adım attın? Hiçbir şey yok. Yapmazlar, yapamazlar. Bunların geçmişinden bugüne attıkları bu tür adımlar yok. Hiçbir zaman da olmayacak. Çünkü bunlarda böyle bir aşk yok, heyecan yok, coşku yok. Bizde ise yatırım, istihdam, üretim, cari fazla yoluyla ülkeyi kalkındırmak var. Biz İstanbul’a aşığız. Türkiye’ye yeni bir heyecan getirmek istiyoruz. İstanbul’u muradına kavuşturarak Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan bu şehri belediyecilik hizmetlerinde de tekrar zirveye taşıyacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-istanbulu-muradina-kavusturarak-belediyecilik-hizmetlerinde-zirveye-tasiyacagiz/feed/ 0
2023’te Türkiye Ekonomisi AB Ülkeleri Arasında En Hızlı Büyüyen Ülke Oldu https://www.haber60.com.tr/2023te-turkiye-ekonomisi-ab-ulkeleri-arasinda-en-hizli-buyuyen-ulke-oldu/ https://www.haber60.com.tr/2023te-turkiye-ekonomisi-ab-ulkeleri-arasinda-en-hizli-buyuyen-ulke-oldu/#respond Sun, 24 Mar 2024 01:00:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22820 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “2023 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüme ile AB ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke oldu. Dolar bazında milli gelir, Türkiye tarihinde ilk kez 1 trilyon doları aştı. Kişi başına milli gelir de, 13 bin 110 dolarla, tarihin en yüksek düzeyini gördü” dedi.

Bir dizi programa katılmak için Eskişehir’e gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı binasında partililerle bir araya geldi. Burada açıklamalarda bulunan Bakan Işıkhan, “Eskişehir Anadolu’nun yeşil bozkırı, medeniyetlerin kadim yolu. Alimler, liderler şehri, aynı zamanda eğitimin ve üretimin de merkezi olan Eskişehir ülkemizin en genç şehirlerinden birisidir. Biliyorsunuz 2023 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüme ile AB ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke oldu. Dolar bazında milli gelir, Türkiye tarihinde ilk kez 1 trilyon doları aştı. Kişi başına milli gelir de, 13 bin 110 dolarla, tarihin en yüksek düzeyini gördü. Tüm bunları sizlerle başardık. İlimiz bu anlamda büyük bir potansiyele ve dinamizme sahip. Bu potansiyele güvenerek ilimize son 21 yılda genel bazda 147 Milyar lira yatırım yaptık. Sadece Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın yaptığı yatırım ve vatandaşlarımıza aktardığı destek tutarı ise 7,5 milyar lirayı bulmuş durumda. Bakınız bu rakamlar, yeni yatırımlar, yeni üretimler demektir” dedi.

“Türkiye’nin köhne muhalif zihniyetlerinden, çöp, çukur, çamur siyasetinden bıktı usandı”

Eskişehir’in dinamizmine dikkat çeken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Biz diyoruz ki artık bu yeniliği bu dinamizmi gerçek belediyecilikle taçlandırma vaktidir. Bu şehir; artık eski Türkiye’nin köhne muhalif zihniyetlerinden, çöp, çukur, çamur siyasetinden bıktı usandı. Eskişehir’i yıllardır mevcut potansiyeli ezberle bastırılmış; mağdur bir şehir olmaktan çıkarıp, gerçek belediyecilikle buluşturma vakti gelmiştir. Vakit artık AK belediyeciliğin farkıyla ilimizin çehresini, atmosferini Türkiye Yüzyılına yakışır hale getirme vaktidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle bu seçimler sıradan bir belediye seçimi değil, aynı zamanda Türkiye Yüzyılı şehirlerinin Gerçek Belediyecilikle buluşacağı önemli bir eşiktir. AK Parti 2002’den bu yana girdiği tüm yerel ve genel seçimlerde milletimizin sevgisini kazanarak alnının akıyla ve zaferle çıkmayı başarmış bir partidir. 1 Nisan sabahı da yine aynı zaferle, Cumhur İttifakı olarak tüm il ve ilçelerimizde yeni bir sayfa açacağız inşallah. Çünkü Türkiye’nin ve AK Parti’nin milletine gönül vermiş; cesareti ve ferasetiyle Türkiye’yi emin adımlarla 2023 hedeflerine taşımış ve önümüzdeki yüzyılın hedeflerini belirlemiş Sayın Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü, vizyoner bir lideri var, hamdolsun. Aynı zamanda Eskişehir’in zafere inanmış, davası için gece gündüz demeden çalışan, gayret eden fedakar bir teşkilatı var. Maşallah ziyaret ettiğimiz tüm illerde teşkilatlarımız büyük bir heyecanla, gayretle, büyük bir özveriyle çalışmalarını sürdürüyor. AK Parti belediyeciliğiyle bütün şehirlerimizi, ilçelerimizi ve mahallelerimizi; çağımıza uygun yeni projelerle, her alanda dünya standartlarının üzerine çıkaracağız. Bu dava için ortaya koyduğunuz özverinin şahidi olarak, Eskişehir’in belediyecilik tarihinde yeni bir sayfa açacağımıza, şehrimizi AK Parti Belediyeciliğine, Cumhur İttifakı’nın milli duruşuna kavuşturacağımıza inanıyorum. Nebi Hatipoğlu vekilimiz; Eskişehir’i gerçekten hak ettiği büyük hizmetlerle inşallah buluşturacak. Sefer bizden, zafer Allah’tandır. Bu duygularla 31 Mart yerel seçimlerinin ülkemize, milletimize hayırlı hizmetlere vesile olmasını Allah’tan temenni ediyorum” dedi. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/2023te-turkiye-ekonomisi-ab-ulkeleri-arasinda-en-hizli-buyuyen-ulke-oldu/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Darbeci ve vesayetçi anlayış tarihe karışmıştır https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-darbeci-ve-vesayetci-anlayis-tarihe-karismistir/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-darbeci-ve-vesayetci-anlayis-tarihe-karismistir/#respond Sun, 24 Mar 2024 00:48:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22808 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Bundan sonra bu ülkede darbeci, vesayetçi anlayış tarihe karışmıştır.” dedi.

Bir dizi ziyaret için kente gelen Bakan Tunç, Gökgöl Mağarası polis noktasında Vali Osman Hacıbektaşoğlu, Zonguldak AK Parti milletvekilleri Muammer Avcı ve Ahmet Çolakoğlu, Belediye Başkanı Ömer Selim Alan, Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahim Alan, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Cezmi Yalınkılıç, İl Emniyet Müdürü Sinan Ergen ve AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan tarafından karşılandı.

Kilimli ilçesinde esnafı ziyaret eden Tunç, vatandaşlarla sohbet edip fotoğrafı çektirdi. Tunç, kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyen çocuğa oyuncak araba hediye ederek onunla birlikte oyun oynadı.

Daha sonra partisinin seçim irtibat bürosuna ziyarette bulunan Tunç, yaptığı konuşmada, Kilimli Belediye Başkanı Kamil Altun’un 5 yılda ilçeye çok değer kattığını, daha çok eser katacağını söyledi.

Tunç, gerçek belediyeciliğin eser ve hizmet üretmek olduğunu vurgulayarak, “Gerçek belediyeciliğin mimarı Recep Tayyip Erdoğan’dır. 1994’te İstanbul’u yaşanılmaz hale getiren Cumhuriyet Halk Partisi’nden devraldı belediyeyi, kısa bir süre içerisinde yaşanılır hale getirdi. O başarı onu başbakanlığa taşıdı. Parti kurmasını sağladı.” diye konuştu.

AK Parti’yi kuran kadroların belediyecilikten geldiğini belirten Tunç, “Gerçek belediyecilik derken bunu icraatımızla eser siyasetimizle gösterdik. 2002 yılından bu yana da tüm ülke genelinde gerçek belediyecilik, eser ve hizmet siyasetine dönüştü, bir marka haline geldi, bir ekol haline geldi. Yerel kalkınmayla ülke kalkınmasını bir arada götürdük.” ifadelerini kullandı.

“İnsanımızı güçlendirmek için çalıştık”

Konuşmasının ardından ilçeye bağlı Gelik beldesinde seçim irtibat bürosunu ziyaret eden Tunç, Türkiye’nin sadece fiziki kalkınmasını, altyapı problemlerini halletmekle kalmadıklarını, Türkiye’nin demokrasisini de güçlendirdiklerini dile getirdi.

Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşmak için çok çalıştıklarını anlatarak, şöyle devam etti:

“Sizler hep destek verdiniz. Sizin önünüze 17 sandık kuruldu. 17’sinde de ‘AK Parti, Recep Tayyip Erdoğan, Cumhur İttifakı.’ dediniz. Şimdi 18. sandık geliyor. 18. sandık gelirken muhalefetin içinde bulunduğu durumu hep beraber görüyoruz değil mi? Nelerle uğraşıyorlar? Birbirlerine sataşmalar… Hani bunlar 10 ay önce Türkiye’nin yönetimine taliplerdi. Cumhurbaşkanı adayları vardı. O cumhurbaşkanı adaylarını kendi partilerine genel başkan olmaya bile layık görmediler. Cumhurbaşkanı yardımcıları vardı. Her partinin başkanı, cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktı. Neredeler şimdi? Birbirlerine düştüler. Allah korusun iktidar olmuş olsalardı bunlar acaba iktidarı nasıl paylaşabilirlerdi? Memleketi kaosa sürüklerlerdi bunlar. İşte millet bunu gördü ve ‘Cumhur İttifakı, Recep Tayyip Erdoğan’la yola devam.’ dedi. Şimdi 18. sandık konuyor milletimizin önüne. Milletimiz inşallah yine en doğru kararı verecek.”

İnsanı güçlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Tunç, “Eğitimden sağlığa, kültürden sosyal politikalara, adalete, güvenliğe varıncaya kadar güçlü insan için çalışıyoruz. 22 yıldan beri insanımızı güçlendirmek için çalıştık. İnsan güçlü olacak ki aile güçlü olsun, toplum güçlü olsun. İstikrarlı kalkınma hamleleriyle 81 vilayetimizi yatırımlarla donattık. Ülkemizin altyapı problemlerini çözdük. Altyapı problemlerini çözerken aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerin alanını da genişlettik. Demokrasimizi güçlendirdik.” ifadelerini kullandı.

Tunç, Türkiye’yi darbeci, vesayetçi anlayıştan kurtardıklarını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sizler sayesinde bunu gerçekleştirdik. Bundan sonra bu ülkede darbeci, vesayetçi anlayış tarihe karışmıştır. Çıkıp, ‘Yok gençler yaparsa başımızın üstünde yeri var darbenin.’ diyenler bile var. Bunlar ne yapıyor? Böyle bir siyaset, böyle bir demokrasi olabilir mi? Bunlar demokrasiye, milli iradeye inanmaz. Hep darbelerden, vesayetçi anlayıştan medet umarak iktidara gelmeyi düşünür ama o artık geride kaldı. O Yassıada zihniyetine bu ülkede artık hiçbir zaman yer yok. Millet buna müsaade etmez.”

Beldede esnafı ziyaret eden Tunç, daha sonra Zonguldak’a gelerek Terakki Mahallesi’nde bulunan semt pazarını gezdi. Bir pazarcı esnafı, Bakan Tunç’a portakal ikram etti.

Bakan Tunç, daha sonra Karabük’ün Yenice ilçesine hareket etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-darbeci-ve-vesayetci-anlayis-tarihe-karismistir/feed/ 0
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Eskişehir Şehircilik ve Belediyecilikte Geride Kalmış Durumda https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-eskisehir-sehircilik-ve-belediyecilikte-geride-kalmis-durumda/ https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-eskisehir-sehircilik-ve-belediyecilikte-geride-kalmis-durumda/#respond Sat, 23 Mar 2024 23:24:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22734 Eskişehir’de sendika temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları ile bir araya gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Her gün farklı şehirlere gidiyoruz. Üzülerek ifade etmeliyim ki Eskişehir şehircilik ve belediyecilik kulvarında çok geride kalmış durumda” dedi.

Bir dizi programa katılmak için Eskişehir’e gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sendika temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları ile düzenlenen buluşmada açıklamalarda bulundu. Açıklamasında, 2024 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 4,5 büyüme ile AB (Avrupa Birliği) ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke olduğunu söyleyen Bakan Işıkhan, milli gelirin tarihte ilk kez 1 trilyon doları aştığını ifade etti. Kişi başına milli gelirin de 13 bin 110 dolarla tarihin en yüksek düzeyini gördüğünü belirten Bakan Işıkhan, Türkiye’nin gücünün büyük ölçüde yerel yönetimlerden geldiğine dikkat çekerek, Eskişehir’in şehircilik ve belediyecilik kulvarında çok geride kaldığını ve bir 5 yılı daha kaybedecek lüksü olmadığını dile getirdi.

“Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüme ile AB ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke oldu”

Programda konuşma yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, milli gelir düzeyi hakkında önemli detaylara değinerek, “Maşallah Eskişehir’de büyük bir potansiyel var, Eskişehirlilerde muazzam bir dinamizm var. Bu noktada sizlerin fikirleri ve önerileri bizler için, şehri yönetenler için yol gösterici olmalıdır. Bizler devlet millet el ele yürümenin, ülkemizi ve milletimizi birlikte büyütmenin en güzel örneklerinden birisini Eskişehir’de ortaya koyalım istiyoruz. Çalışma hayatından sosyal güvenliğe kadar inisiyatif aldığımız her konuda her daim sizlerle istişareyi, iletişimi, diyaloğu ön planda tutmaya devam edeceğiz. Birlik ve beraberlik ruhuyla, başta çalışma hayatı olmak üzere Türkiye’yi küresel anlamda hak ettiği konuma taşıyacak her alanda geliştirmeye devam edeceğiz. Biliyorsunuz 2023 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüme ile AB ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke oldu. Dolar bazında milli gelir, Türkiye tarihinde ilk kez 1 trilyon doları aştı. Kişi başına milli gelir de, 13 bin 110 dolarla, tarihin en yüksek düzeyini gördü. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bu yüzyılı emeğin, üretimin, çalışmanın yüzyılı yapacağız inşallah” dedi.

“Eskişehir şehircilik ve belediyecilik kulvarında çok geride kalmış durumda”

Türkiye’nin gücünün büyük ölçüde yerel yönetimlerden geldiğini ve kalkınmanın da yerelden başladığını vurgulayan Bakan Işıkhan, “Nebi Hatipoğlu vekilimiz Eskişehir ile özdeşleşmiş, bu şehre emeğini ortaya koyan çok kıymetli bir yol arkadaşımız! Eskişehir’in bu kez görevi AK belediyecilik vizyonu ile Nebi vekilimize vereceğine inanıyorum. Zira Eskişehir’in bir 5 yılı daha kaybedecek lüksü yok. Dün Konya’yı ziyaret etmiştim. Her gün farklı şehirlere gidiyoruz. Üzülerek ifade etmeliyim ki Eskişehir şehircilik ve belediyecilik kulvarında çok geride kalmış durumda. Nebi başkanımızın projeleri Eskişehir için ve Eskişehirliler için çok önemli projeler. Çocuklara, gençlere, kadın ve yaşlılar ile engelli vatandaşlarımıza yönelik hazırlanan sosyal politika odaklı ve istihdamı geliştirmeyi amaçlayan bu projeleri çok değerli buluyorum. Ayrıca Eskişehir’in sanayisinin ve ekonomisinin dünya ile mücadele edebilecek düzeye gelmesi için yaptığı çalışmaları yakından izliyorum. Artık ezberleri bozup bu durumu sorgulamamız gerekiyor. Büyük bir potansiyeli boşa harcamayalım. Bu şehre çalışan, üreten, geliştiren yönetimler yakışır. Sizlerin de bu noktada gerekeni yapacağınızdan şüphemiz yok” şeklinde konuştu. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-eskisehir-sehircilik-ve-belediyecilikte-geride-kalmis-durumda/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: 2024 yılında bitkisel üretim rakamını daha da arttıracağız https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-2024-yilinda-bitkisel-uretim-rakamini-daha-da-arttiracagiz/ https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-2024-yilinda-bitkisel-uretim-rakamini-daha-da-arttiracagiz/#respond Sat, 23 Mar 2024 23:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22723 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “2022 yılı sonu itibarıyla bizim bitkisel üretim rakamımız 129 milyon tondu. 2023’te bu rakam 137 milyon tona çıkmış durumda. İnşallah 2024 yılında bu rakamı çok daha ileriye taşıyacağız.” dedi.

Yumaklı, Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde düzenlenen tohum dağıtım programında, tarımın tarih boyunca insanlığın varoluşunun temel dayanaklarından olduğunu söyledi.

Tarımın gıda temini için ön önemli sektörlerden olduğunu ifade eden Yumaklı, “2050 yılında tahminler onu gösteriyor ki dünya nüfusu 10 milyar olacak, ülkemiz nüfusu da yaklaşık 100 milyon, hatta 100 milyonu aşacak. Bu nüfusu doyurmak, yetecek derecede gıdayı üretmek elbette son derece kritik, önemli. Bu sorunun üstesinden gelebilmenin tek yolunun üretimde verimliliği arttırmak ve aynı alandan daha fazla üretim yapılmasını sağlamak.” diye konuştu.

Yumaklı, tarımda verimlilik konusunun önemine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizler sürdürülebilir bir tarımsal üretim yapmalıyız. Ürettiklerimizi verimli bir şekilde üretmeliyiz. Verimli bir şekilde ürettiğimiz ürünlerin kalitesi yüksek olmalı. Geleceğe dair planlarımızı daha iyi yapabilmemiz için kayıtlılığımız yüksek seviyede olmalı ve bütün bunlardan elde edilen kazancın, gelirin tekrar sektöre yatırım olarak geri dönmesini sağlamamız gerekir. Verimlilik konusu son derece zorlu bir süreç. Tohumdan hasada kadar o zaman diliminin içerisinde bazısı bizim kontrolümüzde olan, bazısı da bizim kontrolümüzde olmayan birçok etkene, birçok önemli hususa sahip. Tohum da işte bunun en hayati, en önemli başlangıç noktası. Hastalıklara dayanıklı, bulunduğu iklime uyum sağlamış, gerçekten istenen kalitede dirençli tohumların olması tarımdaki üretimin ve verimliliğin en önemli şartı. İyi nitelikli tohumların ortalama verimi yüzde 25 oranında etkilediğini biliyoruz. Hatta bazı ürünlerde bu oran çok daha yukarılara çıkabiliyor. Bu sebeple verimlilik konusu üretimin arttırılmasında, maliyetlerin de düşürülmesinde en önemli hususlardan bir tanesi.”

“Ülkemiz dünyadaki tohumculukla alakalı ilk 10 ülkeden bir tanesi”

Bakan Yumaklı, tohumculuğun artık ülkelerin kendi yeterliliğinin, hatta özgürlüğünün anahtarı olarak görüldüğünü anlatarak, şöyle konuştu:

“Ülkemizde de bunu pek çok kereler ifade ediyoruz. Bu konudaki yanlış bilinen doğruların ya da doğru bilinen yanlışların kendi mecrasına dönene kadar biz de bunları tekrar etmeye devam edeceğiz. Ülkemiz dünyadaki tohumculukla alakalı ilk 10 ülkeden bir tanesi. Özellikle son dönemde tohumculukla ilgili araştırma geliştirme yapan hem firma sayısı arttı hem de bakanlık olarak özellikle Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğümüzün bu konudaki çalışmaları artık sadece ulusal düzeyde değil, uluslararası düzeye taşmış durumda. Bugün şunu söylüyorum; çok gönül rahatlığıyla dün Şanlıurfa’daydık, orada da aynı şeyi konuştuk. Her şey sıfırlanmış olsa biz yine sıfırdan başlayacak güce, kabiliyete yeterli sayıda ürünün gen bankalarımızdaki saklamış olduğumuz o nüvelerine, örneklerine sahibiz hamdolsun.”

Yumaklı, Türkiye’nin iklim koşulları açısından tohumculuğun geliştirilmesiyle alakalı büyük avantajlara sahip olduğunu, bu alanda son 22 yılda çok büyük bir aşama kaydedildiğini belirtti.

Özellikle yerli tohumun stratejik değerinin bilincinde olduklarını, bu konuda özel ve ciddi çalışmalar yapıldığını bildiren Yumaklı, gen bankasında 37 ata tohumunun diğer ürünlerle beraber koruma altında tutulduğunu dile getirdi.

“Her 100 kilogram tohumun 97 kilogramı Türkiye’de üretiliyor”

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün hazırladığı ve geliştirdiği ürünleri Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TİGEM) uygulayıp çoğaltarak Türkiye’deki üreticilere ulaşmasını sağladığını anlatan Yumaklı, “Şunu gururla söyleyebilirim; Türkiye’de üretilen, kullanılan her 100 kilogram tohumun 97 kilogramı bu ülkenin topraklarında üretilmektedir. Ülke olarak elbette bunun yeterli olduğunu düşünmüyoruz. Bilimsel geliştirmelere yön vermek, bundan sonraki dönemde gelişmeye daha da açık hale getirmek bizim görevimiz.” diye konuştu.

Adana’nın önemli sertifikalı tohum üreten ve kullanan bir şehir olduğunu bildiren Yumaklı, Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi’nin bütün Türkiye’de halihazırda uygulandığını, bu proje kapsamında ziyaret ettikleri illerde tohum dağıtımı yaptıklarını anımsattı.

İşlenmeyen tarım arazilerinin etkinleştirilmesi veya kullanılması konusuna da dikkati çeken Yumaklı, “Üretimin arttırılması bizim olmazsa olmazımız. 2022 yılı sonu itibarıyla bizim bitkisel üretim rakamımız 129 milyon tondu. 2023’te bu rakam 137 milyon tona çıkmış durumda. İnşallah 2024 yılında bu rakamı çok daha ileriye taşıyacağız. Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesini uygulamaya devam edeceğiz. Bizler belli oranlarda hibelerle yüzde 50’den yüzde 75’e kadar üreticilerimizi sertifikalı tohumlarla daha verimli, kaliteli üretimler yapabilmeleri amacıyla desteklemiş olacağız.” ifadesini kullandı.

Yumaklı, Adana’da bakanlıklarının yapacağı çalışmalar hakkında da bilgi verdi.

Adana Valisi Yavuz Selim Köşger de Tarım ve Orman Bakanlığınca TAKE Projesi kapsamında soya ve ayçiçeği, nohut ve kuru fasulye için 28 milyon 925 bin lirası bakanlık destekli olmak üzere toplam 54 milyon lirayı aşan tutarda tohum dağıtımı yapacaklarını ifade etti.

Köşger, TAKE Projesi gibi projelerin devletin tarımsal üretime ve gıda güvenliğine verdiği önemi çok net bir şekilde ortaya koyduğunu vurguladı.

Adana’nın verimli topraklarıyla gıda güvenliği açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirten Köşger, “Bu noktada ilimizde çok önemli projelere imza atılmıştır.” dedi.

Konuşmaların ardından Bakan Yumaklı ve diğer katılımcılar, çiftçilere soya tohumu verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-2024-yilinda-bitkisel-uretim-rakamini-daha-da-arttiracagiz/feed/ 0
YTB Türkiye Bursları ile eğitim gören öğrenciler iftar sofralarında buluşuyor https://www.haber60.com.tr/ytb-turkiye-burslari-ile-egitim-goren-ogrenciler-iftar-sofralarinda-bulusuyor/ https://www.haber60.com.tr/ytb-turkiye-burslari-ile-egitim-goren-ogrenciler-iftar-sofralarinda-bulusuyor/#respond Sat, 23 Mar 2024 09:06:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22645 Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının (YTB) “Türkiye Bursları” ile eğitim gören Türk dünyası ülkelerinden öğrenciler, YTB’nin her hafta kurduğu iftar sofralarıyla ramazan coşkusunu birlikte yaşama fırsatı buluyor.

YTB İstanbul Ofisi tarafından İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde ramazan boyunca her perşembe düzenlenen iftar etkinliğinde bir araya gelen 300’den fazla öğrenci, Türkiye’de ramazan ayının birlik ve beraberlik ruhunu yaşıyor.

Orta Asya ülkelerinden Türkiye’ye gelerek burada YTB Türkiye Bursları ile eğitim alan öğrenciler, kurdukları stantlarla kendi ülke ve kültürlerini geleneksel kıyafetler, yemekler ve enstrümanlarla tanıttı.

Geleneksel enstrümanlarını kullanarak iftar programına renk katan Türk dünyasından öğrenciler, buradaki ramazan coşkusunu AA muhabirine anlattı.

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yakın Çağ Tarihi Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisans öğrenimi gören Azerbaycanlı Nihad Nasirzade, Türkiye’de 5. yılının olduğunu söyledi.

Burada dünyanın farklı ülkelerinden öğrencilerin bir araya geldiğini belirten Nasirzade, “Hem biz onların kültürünü öğreniyoruz, hem onlar bizim kültürümüzü öğreniyor. Türk kültürü altında kaynaşmış oluyoruz.” dedi.

Nasirzade, “Ülkemde (ramazan atmosferinin) Türkiye’den pek farklı olduğunu söyleyemem. Televizyon programlarını görüyoruz. Bizim orada Sultanahmet’imiz yok, ama oradaki atmosferi biz Bakü’de de görebiliyoruz. Ramazan nasıl kutlanması, nasıl geçirilmesi gerekiyorsa Bakü’de de biz ona şahit olabiliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’deki Kırgızistan öğrenciler platformunun temsilcisi olan İlyas İsmailov da öğrencileri iftar sofrasında bir araya getiren YTB’ye teşekkür etti.

Kırgızistan’da ramazanı aile ortamında idrak ettiklerini anlatan İsmailov, “Türkiye’de kendi ailemiz olmasa bile uluslararası öğrenciler arasında bir aile kurumu var.” şeklindeki görüşünü dile getirdi.

“Sahurda insanları davul çalarak uyandırıyorlar. Bu çok etkileyici”

Türkiye burslusu Özbekistanlı Sarvinoz Yakubjanova ise İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde Türkçe eğitimi aldığını kaydetti.

YTB görevlilerinin öğrencilerle çok ilgilendiğini ve ramazanda her hafta perşembe günü kendilerini iftara çağırdığını ifade eden Yakubjanova, “Benim için bu çok güzel bir şey diye düşünüyorum.” dedi.

Yakubjanova, YTB’nin, ailesinden uzakta yaşayan öğrencilerin kendilerini yalnız hissetmemeleri için her konuda destek verdiğini ve onları iftarda bir araya getirdiğini belirterek, “Türkiye’de ramazan ayında olmak çok güzel bir şey diye düşünüyorum. Çünkü sahurda insanları davul çalarak uyandırıyorlar. Bu çok etkileyici bir şey diye düşünüyorum.” diye konuştu.

Özbekistanlı Nodirjon Murodov da yurt dışındaki ilk ramazan ayını Türkiye’de geçirdiğini bildirdi.

Bu nedenle çok farklı olduğunu ifade eden Murodov, “Kendi ülkemdeki yemeklerden farklı yemekler ve insanlardan farklı insanlarla tanıştım.” değerlendirmesini paylaştı.

Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Doktora Programı öğrencisi Türkmenistanlı Azat İvadullayev ise Türkiye’ye 2015’te geldiğini, lisans ve yüksek lisans öğrenimlerini yine aynı üniversitede tamamladığını anlattı.

“Türkiye’de yaklaşık 8 yıldır ramazan coşkusunu yaşıyoruz.” diyen İvadullayev, bugün de Orta Asya ülkeleri olarak Medeniyet Üniversitesi’nin kampüsünde iftar programında Türk cumhuriyetleri ülkelerinin bayrakları, geleneksel kıyafetleri ve yemekleriyle birlikte bir arada bulunduklarını dile getirdi.

“Aynı masada oturup sohbet etmenin huzuru çok büyük”

Azerbaycan Öğrenciler ve Mezunlar Platformu (ASAP) İstanbul Temsilcisi Bahar Karimli de Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nde öğrenim gördüğünü, bugün ASAP’ı temsilen burada bulunduğunu kaydetti.

Karimli, ramazanın birlik, huzur ve bereket ayı olduğunu, buradaki ramazan atmosferinin çok hoşuna gittiğini söyledi.

Uluslararası öğrencilerin ailelerinden uzak kaldığını, bu nedenle bu iftar programını çok beğendiklerini belirten Karimli, “Aynı masada oturup sohbet etmek, birbirimizle tanışmak, bunun huzuru gerçekten çok büyük bizler için.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ytb-turkiye-burslari-ile-egitim-goren-ogrenciler-iftar-sofralarinda-bulusuyor/feed/ 0
CHP Milletvekili Gürsel Erol, Batman’da seçim çalışmalarına devam ediyor https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gursel-erol-batmanda-secim-calismalarina-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gursel-erol-batmanda-secim-calismalarina-devam-ediyor/#respond Sat, 23 Mar 2024 03:48:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22488

CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, seçim çalışmaları kapsamında ziyaret ettiği Batman’da, “Benim önceliğim önce devlet, önce vatan. Önceliğim milletimizin birliği ve beraberliği, benim önceliğim bu ülkede yaşayan 85 milyon yurttaşımızın evrensel değerler üzerinde özgürlükleri” dedi.

CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, seçim çalışmaları kapsamında CHP Parti Meclis Üyesi Hüseyin Yaşar ile birlikte Batman’ı ziyaret etti. Sason ilçesinde çeşitli ziyaretlerde bulunan Erol burada vatandaşlara hitaben yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Ben Sason’a ilk defa geliyorum. Sason’a gelirken daha düzenli ve daha planlı bir ilçe bekliyordum. Oysa buraya gördüm ki ne bir köy ne de bir ilçe, arada kalmış bir yerleşim bölgesi gibi. Kamu hizmetlerinden yeteri kadar hizmet alamayan, şehircilik anlamında gelişmişliğini tam tamamlanmayan bir bölge ama coğrafyanız inanılmaz güzel. Benim önceliğim, önce devlet, önce vatan, önceliğim milletimizin birliği ve beraberliği, benim önceliğim bu ülkede yaşayan 85 milyon yurttaşımızın evrensel değerler üzerinde özgürlükleri. Biz Arap, Kürt, Türk, Alevi, Sünni olabiliriz bunlar hepsi bizim kültürümüz ve coğrafyamızın güzellikleri. Herkesin soyu sopu kendi onuru, namusu ve şerefidir. Biz devlete karşı yurttaşlık görevlerimizi yerine getireceğiz. Devletin de 85 milyon yurttaşa eşit ve adil davranmasını sağlayacağız. Etnik kimliklerimiz, anadilimiz farklı olabilir ama hepimizin ortak bir değeri var. Nedir o; Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmak. Bu ülke de bu devlet de, bu vatan da hepimizin.”

“SEÇİMDEN SEÇİME DİNİ, MİLLİ DUYGULARI KULLANIYORLAR”

Geçtiğimiz günlerde Meclis’e çok önemli bir konu geldi. Bununla ilgili sizi bilgilendirmek İsveç’in NATO üyeliği. Bunu her yerde anlatıyorum. İsveç kim? Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim-i yakan, peygamber efendimize hakaret eden, terör örgütlerine ev sahipliği yapan bir ülke olan İsveç’in NATO üyeliği Meclis’e oylamaya geldi. CHP’li milletvekilleri oylamaya katılmadı. Dediler ki; Peygamber Efendimize hakaret eden, kutsal kitabımızı yakan, terör örgütlerine ev sahipliği yapan bir ülke olan İsveç’in NATO üyeliğine evet oyu kullanmadık. Bu ülkede milliyetçi diye geçinen, milliyetçilik denildiği zaman meydanları ve sözü kimseye bırakmayan ve yine dini temeller üzerinden siyaset yaparak muhafazakarlığı, inançları seçim döneminde sürekli kullanan AK Parti ne yaptı; İsveç’in NATO üyeliğine evet oyu kullandı. Şimdi size soruyorum; milliyetçi onlar mı biz miyiz? Şimdi size soruyorum dini değerleri önemseyen biz miyiz onlar mı? Bunlar her zaman kendi işlerine nasıl gelirse siyaseti, konjonktürü, gelişmeleri, insanlarımız duyguları ve değerleri ile oynayarak oyları alırlar ve oyları aldıktan sonra seni bu saatten sonra tanıyan olmaz. Seçimden seçime gel, seçimden seçime senin milli ve dini duygularını kullanırlar, oyları alırlar ve sonra herkes kendi hayatlarına devam ederler. Sen yine çaresizliğini yaşarsın. Çocukların yine umutsuzluğu yaşar, o saf ve temiz duygularla inanarak verdiğin oyların aslında sana bir yararı olmaz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gursel-erol-batmanda-secim-calismalarina-devam-ediyor/feed/ 0 Bakan Yumaklı’dan çiftçiye destekleme müjdesi https://www.haber60.com.tr/bakan-yumaklidan-ciftciye-destekleme-mujdesi/ https://www.haber60.com.tr/bakan-yumaklidan-ciftciye-destekleme-mujdesi/#respond Sat, 23 Mar 2024 00:27:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22321 Bakan Yumaklı’dan çiftçiye destekleme müjdesi

Bu gün hesaplara yatıyor

ŞANLIURFA – Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, pamuk üretiminde mazot ve gübre desteklemelerinin bu gün çiftçilerin hesabına yatırılacağını söyledi.

Şanlıurfa’da temaslarda bulunan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin son 22 yıldaki gelişimini aktardı. Türkiye ekonomisinin dünyada 11’inci sırada olduğunu vurgulayan Yumaklı, suyun verimli kullanılması konusunda da çalışmaların yürütüldüğünü belirtti. Çiftçilere mazot ve gübre destek ödemeleri müjdesi de veren Bakan Yumaklı, “Bugün pamuk üreticilerimize mazot ve gübre desteği ödemesi olarak 1.6 milyar TL’lik bir ödeme yapmış olacağız. İnşallah hesaplara geçmiş olacak” dedi.

Türkiye’nin dünyanın en büyük 11’inci ekonomisi olduğunu söyleyen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “AK Parti aziz milletimizin teveccühüyle Türkiye’nin her aşamadaki gelişmesini, ilerlemesini sağlayan, adeta bir anahtar oldu. Milletimizin sesi oldu, gücü oldu. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü ve büyük Türkiye’nin lokomotifi oldu. Dolayısıyla bizler de bu teveccühe layık olmanın gayreti içerisindeyiz. İlk günkü aşkla, şevkle, Halka hizmetin Hakka hizmet olduğunu düşünen, bilen, buna inanan bir davanın mensupları olarak gece gündüz demeden çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi aşk ile koşan yorulmaz. Ülkemize yakışan vizyon ve değerlerle milletimizin duaları ve destekleriyle inşallah büyük Türkiye’yi inşa ediyoruz. Satın alma gücü paritesine göre Türkiye dünyanın 11’inci büyüklükteki ekonomisine sahip. 2023 yılındaki kişi başına milli gelirimiz 13 bin doları aştı. Tarımdan ulaşıma, milli uzay programından sağlık sistemine, uluslararası diplomasiye kadar Türkiye artık kendi kabına sığmayan, yeni ufuklara yelken açmış bir ülke. Yüzüncü yılını tamamlamış Türkiye Cumhuriyeti’nde ikinci yüzyılının da startını vermiş, güçlü, büyük ülke ancak benim bakanlığım, yani Tarım ve Orman Bakanlığının uhdesindeki hayat perspektiften bakacak olursak da bizler güçlü tarımın güçlü Türkiye’nin anahtarı olduğu anlayışıyla tarımda da inşallah üretimin ve üreticinin 100 yılını inşa etmiş olacağız” dedi.

“İklim değişikliği bizim ülkemizi diğer ülkelerden çok daha fazla eklemiş olacak”

Bu günün Dünya Su Günü olduğunu hatırlatarak suyun önemine değinen Bakan Yumaklı, “Bugün 22 Mart Dünya Su Günü, suyu korumakla, suyu verimli kullanmakla ki Şanlıurfa herhalde bunun en çok kıymetini bilen illerimizden bir tanesi, belki de birincisi. Yaptığımız bütün işlerde, bütün üretimlerimizde, tarımsal üretimlerimizde suyun son derece büyük bir önemi var ancak bugüne mahsus, özellikle 2023 yılının ocak ayında Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde su seferberliği başlatmıştık. Daha sonra, 6 gün sonra maalesef dünyanın gördüğü en büyük felaketlerden birini ülkemiz yaşadı. Bir süre ara vermek durumunda kaldık ama yeniden 2023 yılının son çeyreğinde su seferberliği konusunu başlattık, neden, biraz önce söylediğimiz gibi güçlü Türkiye’nin yolu güçlü tarımdan geçer, güçlü tarım için de bizim su ve sulama açısından bütün unsurlarıyla hazır halde olmamız gerekir ancak bu da yetmiyor. Suyu verimli kullanmamız gerekir çünkü iklim değişikliği konusu bizim ülkemizi diğer ülkelerden çok daha fazla eklemiş olacak. Tarım da bunun yüzde 77’sini suyu kullandığına göre bu anlamdaki verimlilik de son derece önemliydi. Bu vesileyle Şanlıurfa’da bütün Türkiye’mize tekrar suyun hayatımızdaki öneminin bundan sonra çok daha fazla artacağını yaptığımız her işte, ister bu tarımsal üretim olsun, ister sanayi üretimi olsun, isterse diğer dallar olsun, suyun merkezde olduğunu ve olacağını tekrar belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Şanlıurfa’ya yapılan tarım yatırımlarını da aktaran Bakan Yumaklı, “Tabi suyla alakalı ve sulamayla alakalı Şanlıurfa’ya yapılan, son 22 yılda tarımsal üretimi de katarsak 205 buçuk milyar liralık tarımsal yatırım ve destek söz konusu. Tarımsal ihracatının 12 katına çıktığı, ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi coğrafi işaretli ürünlerin Şanlıurfa için de önemine binaen 47 ürünün coğrafya işaretli ürünler kapsamına alındığını da belirtmek istiyorum. Özellikle tarımsal desteklerimizin bu manada, 2023 yılı itibariyle 37 kat arttığını da söylemek istiyorum. Süt üretimi artışı son 22 yılda yüzde 229 oldu. Arı kovanı sayısı 8 binden 206 bine çıktı. Yani 26 kat arttı. Yine iç sulardaki balık üretimi 19 kat arttı. 5 barajımız var, 4 göletimiz, 41 sulama tesisimiz var. 3.3 milyon dekar araziyi sulamaya açtık. Ayrıca bir HES yaptık. Şimdi Şanlıurfa’da yaklaşık 9.4 milyon dekarlık dokuz ova da yine koruma altına alınmış oldu. 2024 yılı yatırım programındaki 55 milyar lira maliyetli 164 adet su ve sulama tesisini Şanlıurfa’mıza kazandırmak için çalışıyoruz. Bu yıl itibariyle toplam 29 milyon lira kaynağı olan 5 yeni projemizi bitkisel üretimi geliştirmek üzere yine Şanlıurfa’ya ayırmış durumdayız. Ormancılık alanında da istediğimiz seviyede değil, bunu da geliştirmek adına 2024 yılında yaklaşık 39 milyon liralık bir kaynak yine Şanlıurfa’mıza ayrılmış durumda. 2024’te bir bal ormanı, bir millet ormanı kurulup 166 bin fidanı da dikmeyi planlıyoruz inşallah” şeklinde konuştu.

“Mazot ve gübre destekleri bu gün hesaplara yatacak”

Şanlıurfa’da çiftçilere müjde de veren Bakan Yumaklı, pamuk üretiminde mazot ve gübre desteklemelerinin bu gün çiftçilerin hesabına yatırılacağını belirterek, “Hep söylediğimiz gibi ianesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Bütün bu destekleri geçmişte söyledim ancak biliyorum Şanlıurfa’da da beklenen bir konu, pamuk üreticilerimizin destekleri konusu. Bugün pamuk üreticilerimize mazot ve gübre desteği ödemesi olarak 1.6 milyar TL’lik bir ödeme yapmış olacağız. İnşallah hesaplara geçmiş olacak. Bu da hayırlı uğurlu olsun. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle şimdi tek hedefimiz ve bundan sonra ülkemize kazandırdığımız hizmetlerin zirvesi olarak gördüğümüz Türkiye yüzyılı hedeflerine ulaşmak. Daha fazla çalışmamız gerekiyor. Daha fazla yatırım yapmamız gerekir ancak diğer bir konuyu unutmamak gerekir o da gerçek belediyeciliği Şanlıurfa’ya devamını sağlayacak bir sonuca ulaşmak gerekir ki şehirlerimizin, ilçelerimizin gücüne güç katılmış olsun. Dolayısıyla ben halihazırda mevcut başkanımız olan ve AK Parti Şanlıurfa Belediye Başkan Adayı Zeynel Abidin Beyazgül’ ve bütün ilçe belediye başkanı adaylarımıza buradan başarılar diliyorum. El ele vereceğiz, inşallah Şanlıurfa’yı Türkiye 100 yılının parlayan yıldızlarından bir tanesi yapacağız” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-yumaklidan-ciftciye-destekleme-mujdesi/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: Pamuk üreticilerine mazot ve gübre desteği ödemeleri bugün yapılacak https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-pamuk-ureticilerine-mazot-ve-gubre-destegi-odemeleri-bugun-yapilacak/ https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-pamuk-ureticilerine-mazot-ve-gubre-destegi-odemeleri-bugun-yapilacak/#respond Fri, 22 Mar 2024 23:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22274 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, pamuk üretiminde mazot ve gübre desteği ödemelerinin bugün yapılacağını söyledi.

Şanlıurfa’da temaslarda bulunan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin son 22 yıldaki gelişimini aktardı. Türkiye ekonomisinin dünyada 11’inci sırada olduğunu vurgulayan Yumaklı, suyun verimli kullanılması konusunda da çalışmaların yürütüldüğünü belirtti. Çiftçilere mazot ve gübre destek ödemeleri müjdesi de veren Bakan Yumaklı, “Bugün pamuk üreticilerimize mazot ve gübre desteği ödemesi olarak 1.6 milyar TL’lik bir ödeme yapmış olacağız. İnşallah hesaplara geçmiş olacak” dedi.

Türkiye’nin dünyanın en büyük 11’inci ekonomisi olduğunu söyleyen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “AK Parti aziz milletimizin teveccühüyle Türkiye’nin her aşamadaki gelişmesini, ilerlemesini sağlayan, adeta bir anahtar oldu. Milletimizin sesi oldu, gücü oldu. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü ve büyük Türkiye’nin lokomotifi oldu. Dolayısıyla bizler de bu teveccühe layık olmanın gayreti içerisindeyiz. İlk günkü aşkla, şevkle, Halka hizmetin Hakka hizmet olduğunu düşünen, bilen, buna inanan bir davanın mensupları olarak gece gündüz demeden çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi aşk ile koşan yorulmaz. Ülkemize yakışan vizyon ve değerlerle milletimizin duaları ve destekleriyle inşallah büyük Türkiye’yi inşa ediyoruz. Satın alma gücü paritesine göre Türkiye dünyanın 11’inci büyüklükteki ekonomisine sahip. 2023 yılındaki kişi başına milli gelirimiz 13 bin doları aştı. Tarımdan ulaşıma, milli uzay programından sağlık sistemine, uluslararası diplomasiye kadar Türkiye artık kendi kabına sığmayan, yeni ufuklara yelken açmış bir ülke. Yüzüncü yılını tamamlamış Türkiye Cumhuriyeti’nde ikinci yüzyılının da startını vermiş, güçlü, büyük ülke ancak benim bakanlığım, yani Tarım ve Orman Bakanlığının uhdesindeki hayat perspektiften bakacak olursak da bizler güçlü tarımın güçlü Türkiye’nin anahtarı olduğu anlayışıyla tarımda da inşallah üretimin ve üreticinin 100 yılını inşa etmiş olacağız” dedi.

“İklim değişikliği bizim ülkemizi diğer ülkelerden çok daha fazla eklemiş olacak”

Bu günün Dünya Su Günü olduğunu hatırlatarak suyun önemine değinen Bakan Yumaklı, “Bugün 22 Mart Dünya Su Günü, suyu korumakla, suyu verimli kullanmakla ki Şanlıurfa herhalde bunun en çok kıymetini bilen illerimizden bir tanesi, belki de birincisi. Yaptığımız bütün işlerde, bütün üretimlerimizde, tarımsal üretimlerimizde suyun son derece büyük bir önemi var ancak bugüne mahsus, özellikle 2023 yılının ocak ayında Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde su seferberliği başlatmıştık. Daha sonra, 6 gün sonra maalesef dünyanın gördüğü en büyük felaketlerden birini ülkemiz yaşadı. Bir süre ara vermek durumunda kaldık ama yeniden 2023 yılının son çeyreğinde su seferberliği konusunu başlattık, neden, biraz önce söylediğimiz gibi güçlü Türkiye’nin yolu güçlü tarımdan geçer, güçlü tarım için de bizim su ve sulama açısından bütün unsurlarıyla hazır halde olmamız gerekir ancak bu da yetmiyor. Suyu verimli kullanmamız gerekir çünkü iklim değişikliği konusu bizim ülkemizi diğer ülkelerden çok daha fazla eklemiş olacak. Tarım da bunun yüzde 77’sini suyu kullandığına göre bu anlamdaki verimlilik de son derece önemliydi. Bu vesileyle Şanlıurfa’da bütün Türkiye’mize tekrar suyun hayatımızdaki öneminin bundan sonra çok daha fazla artacağını yaptığımız her işte, ister bu tarımsal üretim olsun, ister sanayi üretimi olsun, isterse diğer dallar olsun, suyun merkezde olduğunu ve olacağını tekrar belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Şanlıurfa’ya yapılan tarım yatırımlarını da aktaran Bakan Yumaklı, “Tabi suyla alakalı ve sulamayla alakalı Şanlıurfa’ya yapılan, son 22 yılda tarımsal üretimi de katarsak 205 buçuk milyar liralık tarımsal yatırım ve destek söz konusu. Tarımsal ihracatının 12 katına çıktığı, ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi coğrafi işaretli ürünlerin Şanlıurfa için de önemine binaen 47 ürünün coğrafya işaretli ürünler kapsamına alındığını da belirtmek istiyorum. Özellikle tarımsal desteklerimizin bu manada, 2023 yılı itibariyle 37 kat arttığını da söylemek istiyorum. Süt üretimi artışı son 22 yılda yüzde 229 oldu. Arı kovanı sayısı 8 binden 206 bine çıktı. Yani 26 kat arttı. Yine iç sulardaki balık üretimi 19 kat arttı. 5 barajımız var, 4 göletimiz, 41 sulama tesisimiz var. 3.3 milyon dekar araziyi sulamaya açtık. Ayrıca bir HES yaptık. Şimdi Şanlıurfa’da yaklaşık 9.4 milyon dekarlık dokuz ova da yine koruma altına alınmış oldu. 2024 yılı yatırım programındaki 55 milyar lira maliyetli 164 adet su ve sulama tesisini Şanlıurfa’mıza kazandırmak için çalışıyoruz. Bu yıl itibariyle toplam 29 milyon lira kaynağı olan 5 yeni projemizi bitkisel üretimi geliştirmek üzere yine Şanlıurfa’ya ayırmış durumdayız. Ormancılık alanında da istediğimiz seviyede değil, bunu da geliştirmek adına 2024 yılında yaklaşık 39 milyon liralık bir kaynak yine Şanlıurfa’mıza ayrılmış durumda. 2024’te bir bal ormanı, bir millet ormanı kurulup 166 bin fidanı da dikmeyi planlıyoruz inşallah” şeklinde konuştu.

“Mazot ve gübre destekleri bugün hesaplara yatacak”

Şanlıurfa’da çiftçilere müjde de veren Bakan Yumaklı, pamuk üretiminde mazot ve gübre desteklemelerinin bugün çiftçilerin hesabına yatırılacağını belirterek, “Hep söylediğimiz gibi ianesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Bütün bu destekleri geçmişte söyledim ancak biliyorum Şanlıurfa’da da beklenen bir konu, pamuk üreticilerimizin destekleri konusu. Bugün pamuk üreticilerimize mazot ve gübre desteği ödemesi olarak 1.6 milyar TL’lik bir ödeme yapmış olacağız. İnşallah hesaplara geçmiş olacak. Bu da hayırlı uğurlu olsun. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle şimdi tek hedefimiz ve bundan sonra ülkemize kazandırdığımız hizmetlerin zirvesi olarak gördüğümüz Türkiye yüzyılı hedeflerine ulaşmak. Daha fazla çalışmamız gerekiyor. Daha fazla yatırım yapmamız gerekir ancak diğer bir konuyu unutmamak gerekir o da gerçek belediyeciliği Şanlıurfa’ya devamını sağlayacak bir sonuca ulaşmak gerekir ki şehirlerimizin, ilçelerimizin gücüne güç katılmış olsun. Dolayısıyla ben halihazırda mevcut başkanımız olan ve AK Parti Şanlıurfa Belediye Başkan Adayı Zeynel Abidin Beyazgül ve bütün ilçe belediye başkanı adaylarımıza buradan başarılar diliyorum. El ele vereceğiz, inşallah Şanlıurfa’yı Türkiye 100 yılının parlayan yıldızlarından bir tanesi yapacağız” diye konuştu. – ŞANLIURFA

]]>
https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-yumakli-pamuk-ureticilerine-mazot-ve-gubre-destegi-odemeleri-bugun-yapilacak/feed/ 0
Bakan Güler: “Yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla terör örgütünün belini kırdık” https://www.haber60.com.tr/bakan-guler-yurt-ici-ve-sinir-otesinde-icra-ettigimiz-basarili-operasyonlarla-teror-orgutunun-belini-kirdik/ https://www.haber60.com.tr/bakan-guler-yurt-ici-ve-sinir-otesinde-icra-ettigimiz-basarili-operasyonlarla-teror-orgutunun-belini-kirdik/#respond Fri, 22 Mar 2024 05:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22122 Bakan Güler: “Yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla terör örgütünün belini kırdık”

BAYBURT – Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla terör örgütünün belini kırdık” dedi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler bir dizi ziyaretler için geldiği baba ocağı Bayburt’ta, şehit aileleri ve gazilerle iftar programında buluştu. Bakan Güler, iftar öncesi masaları gezerek şehit ve gazi aileleriyle bir süre sohbet etti. Ezanın okunmasıyla birlikte hep birlikte dualar edildi, tutulan oruçlar açıldı. Yemeğin ardından konuşma gerçekleştiren Bakan Güler, baba ocağı Bayburt’ta olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, “Baba ocağım, yiğitler diyarı Bayburt’ta bulunmaktan ve siz değerli hemşehrilerimle bu güzel iftar sofrasında bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle, Cumhurbaşkanımızın da sizlere selamlarını iletiyorum” dedi.

Şehit ve gazilerin kanıyla sulanan şanlı ecdadın bıraktığı vatan topraklarının kutsal emanet olduğunu söyleyen Bakan Güler, “Binlerce yıldır, şehitlerimizin ve gazilerimizin kanıyla sulanan cennet vatanımız, şanlı ecdadımızın bizlere miras bıraktığı en kutsal emanettir. Şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri; Türk kahramanlığının ve fedakarlığının gurur timsali; mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır” ifadelerini kullandı.

Yapılan operasyonlarla hain terör örgütüne ağır darbe vuruldu

Aziz şehitlerin kanlarını yerde bırakmadıklarını, yapılan operasyonlarla bölücü terör örgütüne ağır bedeller ödetildiğini vurgulayan Bakan Güler, konuşmasına şöyle devam etti: “Şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerimizin gözyaşlarının hesabını sormak için alçak teröristlere büyük bedeller ödetiyoruz.

Kahraman ordumuz, ülkemizin ve asil milletimizin hakkına, hukukuna saldıran hain terör örgütü ile mücadelesini, azim ve kararlılıkla sürdürüyor. Bu kapsamda yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla, terör örgütünün belini kırdık.

Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız.

Başarıyla sürdürdüğümüz operasyonlarımız, eli kanlı teröristler, bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar artan bir baskı ve yoğun bir tempoda aralıksız devam edecek.”

“Ülkemiz dünyada yükselen bir güç konumundadır”

Son 20 yılda Türkiye’nin güçlü ve sözü dinlenen bir ülke olduğunu ifade eden Bakan Güler, “Ülkemiz; köklü tarihi, stratejik coğrafi konumu, büyük ve güçlü ordusu, her geçen gün gelişen yerli, milli ve modern savunma sanayisi ve her alanda sahip olduğu imkan ve yeteneklerle, dünyada yükselen bir güç konumundadır. Özellikle son 20 yılda, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, içeride çok daha gelişmiş; dışarıda ise çok daha güçlü ve sözü dinlenen bir ülke haline gelmiştir. Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehit ve gazilerimizin fedakarlık ve kahramanlıklarıyla elde edilen kazanımlarımızın korunması ve sürekli geliştirilmesi en temel hedefimizdir” şeklinde konuştu.

Kahraman şehitleri saygı, şükran ve minnetle anan Bakan Güler, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: ” Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyor, Kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sözlerime son verirken, Ramazan ayının hayırlı ve bereketli geçmesini diliyor; bayrama da en güzel şekilde ulaşmamızı temenni ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-guler-yurt-ici-ve-sinir-otesinde-icra-ettigimiz-basarili-operasyonlarla-teror-orgutunun-belini-kirdik/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: ‘Yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla terör örgütünün belini kırdık’ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-yurt-ici-ve-sinir-otesinde-icra-ettigimiz-basarili-operasyonlarla-teror-orgutunun-belini-kirdik/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-yurt-ici-ve-sinir-otesinde-icra-ettigimiz-basarili-operasyonlarla-teror-orgutunun-belini-kirdik/#respond Fri, 22 Mar 2024 05:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22120 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla terör örgütünün belini kırdık” dedi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler bir dizi ziyaretler için geldiği baba ocağı Bayburt’ta, şehit aileleri ve gazilerle iftar programında buluştu. Bakan Güler, iftar öncesi masaları gezerek şehit ve gazi aileleriyle bir süre sohbet etti. Ezanın okunmasıyla birlikte hep birlikte dualar edildi, tutulan oruçlar açıldı. Yemeğin ardından konuşma gerçekleştiren Bakan Güler, baba ocağı Bayburt’ta olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, “Baba ocağım, yiğitler diyarı Bayburt’ta bulunmaktan ve siz değerli hemşehrilerimle bu güzel iftar sofrasında bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle, Cumhurbaşkanımızın da sizlere selamlarını iletiyorum” dedi.

Şehit ve gazilerin kanıyla sulanan şanlı ecdadın bıraktığı vatan topraklarının kutsal emanet olduğunu söyleyen Bakan Güler, “Binlerce yıldır, şehitlerimizin ve gazilerimizin kanıyla sulanan cennet vatanımız, şanlı ecdadımızın bizlere miras bıraktığı en kutsal emanettir. Şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri; Türk kahramanlığının ve fedakarlığının gurur timsali; mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır” ifadelerini kullandı.

Yapılan operasyonlarla hain terör örgütüne ağır darbe vuruldu

Aziz şehitlerin kanlarını yerde bırakmadıklarını, yapılan operasyonlarla bölücü terör örgütüne ağır bedeller ödetildiğini vurgulayan Bakan Güler, konuşmasına şöyle devam etti: “Şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerimizin gözyaşlarının hesabını sormak için alçak teröristlere büyük bedeller ödetiyoruz.

Kahraman ordumuz, ülkemizin ve asil milletimizin hakkına, hukukuna saldıran hain terör örgütü ile mücadelesini, azim ve kararlılıkla sürdürüyor. Bu kapsamda yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla, terör örgütünün belini kırdık.

Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız.

Başarıyla sürdürdüğümüz operasyonlarımız, eli kanlı teröristler, bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar artan bir baskı ve yoğun bir tempoda aralıksız devam edecek.”

“Ülkemiz dünyada yükselen bir güç konumundadır”

Son 20 yılda Türkiye’nin güçlü ve sözü dinlenen bir ülke olduğunu ifade eden Bakan Güler, “Ülkemiz; köklü tarihi, stratejik coğrafi konumu, büyük ve güçlü ordusu, her geçen gün gelişen yerli, milli ve modern savunma sanayisi ve her alanda sahip olduğu imkan ve yeteneklerle, dünyada yükselen bir güç konumundadır. Özellikle son 20 yılda, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, içeride çok daha gelişmiş; dışarıda ise çok daha güçlü ve sözü dinlenen bir ülke haline gelmiştir. Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehit ve gazilerimizin fedakarlık ve kahramanlıklarıyla elde edilen kazanımlarımızın korunması ve sürekli geliştirilmesi en temel hedefimizdir” şeklinde konuştu.

Kahraman şehitleri saygı, şükran ve minnetle anan Bakan Güler, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: ” Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyor, Kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sözlerime son verirken, Ramazan ayının hayırlı ve bereketli geçmesini diliyor; bayrama da en güzel şekilde ulaşmamızı temenni ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.” – BAYBURT

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-yurt-ici-ve-sinir-otesinde-icra-ettigimiz-basarili-operasyonlarla-teror-orgutunun-belini-kirdik/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: Terör örgütünün belini kırdık https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-teror-orgutunun-belini-kirdik/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-teror-orgutunun-belini-kirdik/#respond Fri, 22 Mar 2024 03:36:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22064 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Kahraman ordumuz, ülkemizin ve asil milletimizin hakkına, hukukuna saldıran hain terör örgütüyle mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürmektedir. Bu kapsamda yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla terör örgütünün belini kırdık.” dedi.

Çeşitli programları kapsamında Bayburt’a gelen Bakan Güler, Vali Mustafa Eldivan’ı makamında ziyaret etti.

Daha sonra şehit aileleri ve gazilerle iftar programına katılan Bakan Güler, burada yaptığı konuşmada, baba ocağı ve yiğitler diyarı Bayburt’ta bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını getirdiğini söyledi.

Güler, şehitlerin ve gazilerin kanıyla sulanan cennet vatanın, şanlı ecdadın miras bıraktığı en kutsal emanet olduğunu ifade ederek, “Bizler de bu mirasa sahip çıkma ve onu gelecek nesillere daha müreffeh, daha güvenli şekilde aktarma sorumluluğunu taşıyoruz. İçinde bulunduğumuz hassas ve kritik dönemde bu konudaki görev ve sorumluluklarımız daha da artmıştır.” diye konuştu.

Ülkenin savunması, asil milletin huzur ve güvenliği için gece gündüz var güçleriyle çalıştıklarını vurgulayan Güler, şöyle devam etti:

“Kahraman ordumuz hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye, mavi ve gök vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından uluslararası barış ve istikrarın desteklenmesine, geniş kapsamlı tatbikatların icraatından yerli ve milli savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar birçok faaliyeti eş zamanlı olarak ve büyük bir başarıyla icra etmektedir. Yiğitlik timsali gazilerimiz ve aziz şehitlerimizin kıymetli aileleri, elde edilen tüm başarılarda elbette ki en büyük pay kahraman şehitlerimize ve gazilerimize aittir. Bu toprakları bizlere vatan yapan şehit ve gazilerimizin kanlarıdır. İstiklal Marşı’mızın ‘Şüheda, fışkıracak toprağı sıksan şüheda’ mısralarında ifade ettiği gibi vatanımızın her karış toprağında aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin kanları vardır.”

Güler, şehit ve gazilerin vatan, millet ve bayrak sevgisinin ölümsüz abideleri olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Türk kahramanlığının ve fedakarlığının gurur temsili, mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun da ilham kaynağıdır. Kahraman şehitlerimiz ve gazilerimizin bizlere emaneti olan siz değerli aileleri başımızın tacıdır. Sizlerin metaneti, vakur duruşu, düşmanlarımıza korku verdiği gibi tarih boyunca nice badireler atlatmış asil Türk milletinin dik duruşunun da en mümtaz örneğidir. Çok iyi biliyoruz ki aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve siz değerli ailelerimizin hakkını hiçbir zaman ödeyemeyiz. Ancak yine de kahraman gazilerimiz ile şehitlerimizin ailelerinin hayatlarını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla yoğun faaliyet içerisindeyiz. Bu doğrultuda Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak her zaman vefa ve minnet duygularıyla sizlerin yanında olacağız. Şehitlerimizin aziz hatıralarını da daima kalbimizde yaşatacak, fedakarlıklarını şükran ve minnetle yad edeceğiz.”

“Alçak teröristlere büyük bedeller ödetiyoruz”

Aziz şehitlerin silah arkadaşlarının onların bıraktığı şanlı sancağı gururla taşıdığını dile getiren Güler, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerimizin gözyaşlarının hesabını sormak için alçak teröristlere büyük bedeller ödetiyoruz. Kahraman ordumuz, ülkemizin ve asil milletimizin hakkına, hukukuna saldıran hain terör örgütüyle mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürmektedir. Bu kapsamda yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla terör örgütünün belini kırdık. Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız. Başarıyla sürdürdüğümüz operasyonlarımız, eli kanlı teröristler bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar artan bir baskı ve yoğun bir tempoda aralıksız devam edecektir.”

Bakan Güler, Türkiye’nin köklü tarihi, stratejik coğrafi durumu, büyük ve güçlü ordusu, yerli, milli ve modern sanayisiyle dünyada yükselen bir güç durumunda olduğuna dikkati çekti.

“Ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz”

Özellikle son 20 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin içeride daha gelişmiş, dışarıda ise çok güçlü ve sözü dinlenen bir ülke haline geldiğini vurgulayan Güler, “Cumhuriyet’imizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehit ve gazilerimizin fedakarlık ve kahramanlıklarıyla elde edilen kazanımlarımızın korunması ve sürekli geliştirilmesi en temel hedefimizdir. Bu kutlu ilerleyişte ülkemiz milli duruşunun en güzide örneğini ortaya koyan Bayburt’umuz ve siz değerli hemşehrilerimiz en büyük güvence kaynaklarımızdan birisidir. Zira çok iyi biliyoruz ki Bayburt, milli ve manevi değerlerine sahip çıkmada, davasına vefa göstermede zirvede bir şehirdir.” ifadesini kullandı.

Güler, Bayburt’un düşman işgali altında yoksulluk ve bin bir türlü acıya maruz kalsa da sancağı yere düşürmediğini belirterek, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Kop Dağlarını düşmana dar ederek destanlar yazan kahramanlar yurdudur. İşte kahraman atalarımızın torunları olarak sizlerin de gösterdiği kararlı milli duruş ülkemizin birlik ve beraberliğinin teminatıdır. Bayburt’umuzu geliştirmek, kalkındırmak ve siz değerli hemşehrilerimizin refah seviyesini yükseltmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Yegane amacımız Bayburt’umuzun sahip olduğu potansiyeli ve değerleri en verimli ve etkili şekilde kullanarak siz değerli hemşehrilerimin hizmetine sunmaktır. İnanıyorum ki desteklerinizle hükümetimiz ve mahalli idarelerimiz hep birlikte el ele vererek durmaksızın hizmet anlayışı ile Bayburt’umuzun gelişmişlik seviyesini artırırken, ülkemizin gücüne de güç katacağız.

Bu vesileyle Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Aziz şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyor, kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ramazan ayının hayırlı ve bereketli geçmesini diliyor, bayrama da en güzel şekilde ulaşmanızı temenni ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-teror-orgutunun-belini-kirdik/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’yi 21 yılda 3 kat büyüttük, şimdi hedef 2 kat daha büyümek https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiyeyi-21-yilda-3-kat-buyuttuk-simdi-hedef-2-kat-daha-buyumek/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiyeyi-21-yilda-3-kat-buyuttuk-simdi-hedef-2-kat-daha-buyumek/#respond Fri, 22 Mar 2024 00:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21915 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’yi 21 yılda 3 kat büyütmeyi başardık. Şimdi amacımız, önümüzdeki dönemde ülkemizi 2 kat daha büyüterek, dünyanın en güçlü ekonomileri arasında hak ettiği yere çıkarmak.” dedi.

Erdoğan, partisinin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinginde vatandaşlara hitap etti.

21 Mart Nevruz Bayramı’nı kutlayan Erdoğan, “Nevruz sevincini yaşayan coğrafyamızdaki kardeşlerimizin Nevruz Bayramı’nı tebrik ediyorum. Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar çok geniş bir bölgede yeni umutlarla kutlanan Nevruz’un hayırlara vesile olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Kayseri’nin 14 ve 28 Mayıs 2023’teki cumhurbaşkanı seçimlerinde ahde vefasını bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bu seçimde Cumhur İttifakı’na milletvekilliğinde verdiğiniz yüzde 65’i aşkın, cumhurbaşkanlığında şahsıma verdiğiniz yüzde 68’i bulan destek için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Mayıs seçimleri, ülkemizde fırsatını bulduğunda ülkeyi karıştırmaya, milleti ötekileştirmeye hazır bir zihniyetin pusuda beklediğini gösterdi. İnşallah 31 Mart’ta bu milli irade destanını çok daha ileriye taşıyarak, demokrasi safımızı biraz daha sıklaştıracağız.”

“Türkiye Yüzyılı’nın inşasını birlikte gerçekleştirmek istiyoruz”

Kayseri’nin, vesayetten kumpasçılara, terör örgütlerinden darbecilere kadar verdikleri her mücadelede yanlarında yer aldığını belirten Erdoğan, “Kayseri ile Cumhuriyet tarihimizin en iddialı kalkınma programlarından biri olan 2023 hedeflerini de birlikte hayata geçirdik. Şimdi de Türkiye Yüzyılı’nın inşasını birlikte gerçekleştirmek istiyoruz.” dedi.

Mitinge 75 bin kişinin katıldığını bildiren Erdoğan, “Siz diyeceksiniz ki ‘Bu da yetmez.’ Çünkü biz bu meydanda 100 binleri bulduk. Şimdi yerel yönetim seçimine gidiyoruz. 31 Mart’a kadar 9 günümüz var. Bu 9 günde Kayseri’de ana kademe, kadın kolları, gençler durmak yok. İnşallah Cumhur İttifakı olarak 31 Mart akşamı, balkon konuşmamızda herhalde gereğini yapmamızı isteyeceksiniz.” diye konuştu.

“Tarihi değiştirecek işler yaptık, yapmayı sürdürüyoruz”

Erdoğan, Kayseri’nin çalışmanın, üretmenin, kazanmanın ve bölüşmenin manasını iyi bildiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

“Anadolu’nun ortasında bir sanayi, ticaret, tarım vahası kurmayı başaran Kayserili kardeşlerim pek çok şehrimize de ilham kaynağı oldu. Bugün Türkiye’nin 81 vilayetinin tamamı üretip, ihraç edebiliyorsa bunda Kayseri’nin yaptığı öncülüğün çok büyük payı var. Bugün insanlarımız ticaret yapmak için ülkemizin ve dünyanın dört bir yanını arşınlıyorsa bunda Kayserilinin büyük payı var.

Biz de Kayseri’den aldığımız ilhamla her alanda tarihi değiştirecek işler yaptık, yapmayı sürdürüyoruz. Türkiye’yi, Cumhuriyet tarihinin en güçlü siyasi, ekonomik, askeri, sosyal seviyesine çıkardık. Bir yandan asırlık ihmallerle biriken altyapı eksikliklerimizi tamamladık, diğer yandan milletimizi hak ve özgürlük özlemleriyle buluşturduk. Ülke ve milletçe biz çalıştıkça Rabb’imiz de bereketini verdi. Sonuçta, Türkiye’yi 21 yılda 3 kat büyütmeyi başardık. Şimdi amacımız, önümüzdeki dönemde ülkemizi 2 kat daha büyüterek, dünyanın en güçlü ekonomileri arasında hak ettiği yere çıkarmaktır. Allah’ın izniyle bunu yapacak birikime, dirayete, azme sahibiz. Sadece hep birlikte biraz daha çok çalışarak sabırlı olmamız gerekiyor.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiyeyi-21-yilda-3-kat-buyuttuk-simdi-hedef-2-kat-daha-buyumek/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kamu bankaları emeklilere 8-12 bin lira arasında promosyon ödemesi yapacak https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kamu-bankalari-emeklilere-8-12-bin-lira-arasinda-promosyon-odemesi-yapacak/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kamu-bankalari-emeklilere-8-12-bin-lira-arasinda-promosyon-odemesi-yapacak/#respond Thu, 21 Mar 2024 23:00:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21866 Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin Kayseri mitinginde emekliler için sevindirici bir haberi paylaştı. Kamu bankalarının emeklilere 8-12 bin TL arasında promosyon ödemesi yapacağını duyuran Erdoğan, “Diğer bankaların da katılacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar; Bugün biliyorsunuz 21 Mart Nevruz Bayramı. Öncelikle Kayseriyle birlikte tüm milletimizin, Nevruz sevincini yaşayan coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin Nevruz Bayramı’nı tebrik ediyorum. Orta Asya’dan Balkanlar’a çok geniş bir bölgede yeni umutlarla kutlanan Nevruz’un hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Konumuyla, önemiyle, ürettiği değerlerle, yetiştirdiği büyüklerle dünyada eşi bulunmayan Kayseri’yle ve Kayserili kardeşlerimizle iftihar ediyorum.

Kayseri, 14-28 Mayıs seçimlerinde ahde vefasını bir kez daha gösterdi. Bu seçimde Cumhur İttifakı’na milletvekilliğinde verdiğiniz yüzde 65’i aşkın, Cumhurbaşkanlığında şahsıma verdiğiniz yüzde 68’i bulan destek için her birinize şükranlarımı sunuyorum. Mayıs seçimleri ülkemizde fırsatını bulduğunda ülkeyi karıştırmaya, milleti ötekileştirmeye hazır bir zihniyetin pusuda beklediğini gösterdi. İnşallah 31 Mart’ta bu milli irade destanını çok daha ileriye taşıyarak demokrasi safımızı biraz daha sıklaştıracağız.

Kayseri, vesayetten kumpasçılara, terör örgütlerinden darbecilere kadar verdiğimiz her mücadelede yanımızda yer aldı. Cumhuriyet tarihimizin en iddialı kalkınma programlarından biri olan 2023 hedeflerini de birlikte hayata geçirdik. Şimdi de Türkiye Yüzyılı’nın inşasını birlikte gerçekleştirmek istiyoruz.

Emniyetten bir rakam alayım dedim, bugünkü toplantıda karşımda ne kadar bir katılım var… Gelen rakam 75 bin… Ben biliyorum siz diyeceksiniz ki bu da yetmez. Çünkü biz bu meydanda 100 binleri bulduk, 100 binleri yakaladık. Ama şimdi yerel yönetim seçimine gidiyoruz.

Bir sanayi, ticaret, tarım vahası kurmayı başaran Kayserili kardeşlerim pek çok şehrimize de ilham kaynağı oldu. Bugün Türkiye’nin 81 vilayetinin tamamı üretip ihraç edebiliyorsa bunda Kayseri’nin yaptığı öncülüğün çok büyük payı vardır. Bugün insanlarımız ticaret yapmak için ülkemizin ve dünyanın dört bir yanını arşınlıyorsa bunda Kayseri’nin büyük payı vardır. Biz de Kayseri’den aldığımız ilhamla her alanda tarihi değiştirecek işler yaptık, yapmayı sürdürüyoruz. Türkiye’yi Cumhuriyet tarihinin en güçlü siyasi, ekonomik, askeri, sosyal seviyesine çıkardık. Bir yandan asırlık ihmallerle biriken altyapı eksikliklerimizi tamamladık, diğer yandan milletimizi hak ve özgürlük özlemleriyle buluşturduk.

Ülke ve milletçe biz çalıştıkça rabbimiz de bereketini verdi. Sonuçta Türkiye’yi 21 yılda 3 kat büyütmeyi başardık. Şimdi amacımız önümüzdeki dönemde ülkemizi 2 kat daha büyüterek dünyanın en güçlü ekonomileri arasında hak ettiği yere çıkarmaktır. Allah’ın izniyle bunu yapacak birikime, dirayete, azme sahibiz. Sadece hep birlikte biraz daha çok çalışarak sabırlı olmamız gerekiyor.

Tabii hayat dikensiz bir gül bahçesi değil, insanın olduğu gibi milletlerin de önüne inişler ve çıkışlar, fırsatlar ve tehditler, imkanlar ve hesapta olmayan felaketler çıkabiliyor. Son dönemde milletçe başımıza gelen felaketlerden en büyüğü 6 Şubat depremleriydi. Bu depremler Kayseri’mizin de bir bölümünü etkiledi. Hamdolsun şehrimizde can kaybı olmadı ama hasar gören, yıkılan binalarımız vardı. Tabii asıl kayıp Maraş’ın, Malatya’sına, Gaziantep’in, Adıyaman’ın ve Kayseri’nin çevresinde Hatay gibi daha aşağısında yaşandı. Bu vesileyle depremde yitirdiğimiz 53 bin vatandaşımızı bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Depremle yıkılan şehirlerimizi ayağa kaldırmak için gece gündüz çalışıyoruz. İnşasını tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiğimiz konut sayısı 80 bine yaklaştı. İnşallah yıl sonuna kadar bu rakamı 200 bine tamamlıyoruz.

Caddeleriyle, meydanlarıyla, tarihi ve kültürel mekanlarıyla üretimi ve istihdamı destekleyecek altyapılarıyla, deprem şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak şekilde ihya ediyoruz.

Bu arada en büyük mücadeleyi enflasyona ve hayat pahalılığını köpürten anlayışa karşı veriyoruz. Çalışanlarımızın, emeklilerimizin ve küçük esnafımızın gelirlerini yüksek enflasyon karşısında korumakta kararlıyız. Ama bu mücadeleyi mutlaka başarıya ulaştıracağız. Bunu da öyle yalan yanlış rakamlarla kimseyi kandırarak değil, çalışarak, üreterek, pastayı daha da büyüterek yapacağız. İnşallah yılın ikinci yarısından itibaren enflasyon hızlı bir düşüşe geçecek. Depreme ayrılan kaynakların ve enflasyonun bütçe üzerindeki yükü hafifledikçe insanımızın refah seviyesini eskisinin de üzerine çıkaracağız. Bu vesileyle emeklilerimize güzel bir haber vermek istiyorum. Biliyorsunuz ilk kez 2017’de emeklilerimize banka promosyonu ödenmesi uygulamasını başlatmıştık. Kamu bankalarımız bu yılki promosyon ödemesi miktarlarını alınan aylığa göre 8 bin lira ile 12 bin lira arasında belirledi. Diğer bankaların da bu rakamların altında kalmayacak şekilde promosyon ödemeleri yapacağına inanıyorum.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kamu-bankalari-emeklilere-8-12-bin-lira-arasinda-promosyon-odemesi-yapacak/feed/ 0
Mısır’ın ekonomik zorlukları ve dış politikadaki etkileri https://www.haber60.com.tr/misirin-ekonomik-zorluklari-ve-dis-politikadaki-etkileri/ https://www.haber60.com.tr/misirin-ekonomik-zorluklari-ve-dis-politikadaki-etkileri/#respond Thu, 21 Mar 2024 09:06:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21779 Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Numan Telci, AB ülkelerinin Mısır’da istikrarı neden önemsediğini ve Mısır ekonomisinin içinde bulunduğu durumu AA Analiz için kaleme aldı.

***

Son dönemde ekonomik açıdan zor bir süreç geçiren Mısır, Avrupa Birliği’nin (AB) 8 milyar dolarlık destek anlaşması ile kısmi ve geçici bir çözüm bulmaya çalıştı. Geçtiğimiz aylarda da IMF ile 3 milyar dolarlık destek anlaşmasını 8 milyar dolara çıkaran ve Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Körfez ülkelerinden finansman tedariki girişimlerini hızlandıran Abdulfettah es-Sisi yönetimi, sonuçları çok da hesaplanmamış aceleci girişimlerle ekonomik sorunların üstesinden gelmeye çalışıyor.

AB, Mısır’ın istikrarını neden önemsiyor?

Avrupa Birliği’nin Mısır’ın istikrarına bu derece önem vermesinin başlıca nedeni nüfusu 110 milyonu aşan ülkede ekonomik nedenlerle ortaya çıkabilecek olası bir istikrasızlık ortamından en yoğun biçimde etkilenecek coğrafyanın Avrupa olması endişesidir. Öyle ki Mısır’la söz konusu anlaşmayı yapmak için gelen Avrupalı devlet başkanı ve başbakanları arasında Mısır’ın Akdeniz’den komşuları olan İtalya, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin bulunması söz konusu ülkelerin bu anlamda yaşadığı derin kaygıyı gösterir nitelikte. Bu kaygılardan en büyüğü ise şüphesiz olası bir düzensiz göç akınıdır. Geçtiğimiz yıllarda Afrika’dan Avrupa’ya düzensiz göçmen akışında yaşanan artışlar olası bir yeni dalga konusunda kaygıları artırıyor. Mısır’ın istikrasızlığa sürüklenmesinin göçmen akışını tetikleyebileceğini düşünen Avrupa ülkeleri bu anlamda önleyici tedbirler almayı planlıyor. Öyle ki benzer destek anlaşmalarını Tunus ve Moritanya ile de yapmışlar ve düzensiz göçmen akışının engellenmesi konusunda ana rota olarak kabul edilen ülkelere bu anlamda destek olmayı amaçlamışladır.

-Mısır’ın yaşadığı güç erozyonu

Mısır’ın mali açıdan bu derece zorlanması ve dış yardıma bağımlı hale gelmesi, Kahire’nin dış politikadaki hareket alanını da daraltıyor ve bu anlamda daha içe dönük bir hareket tarzı izlemesini de gerektiriyor. Nitekim Sisi yönetiminin özelikle Kovid-19 salgını dönemiyle birlikte kronikleşen ekonomik sorunların da etkisiyle dış politikada rekabet odaklı politikalardan, işbirliğini önceleyen politikalara kaydığı gözlemleniyor. Bu durumun açıkça görüldüğü örneklerden birisi Türkiye ile olan ilişkilerdir. Ankara ile yıllar süren rekabetçi politikaların herhangi bir kazanım getirmediğini gören Sisi yönetimi Türkiye’nin normalleşme çağrısına olumlu yaklaşmıştır. 2021 yılında bakan yardımcıları düzeyinde başlayan normalleşme girişimlerinin kısa süre önce gerçekleşen Cumhurbaşkanları düzeyindeki ziyaretlerle daha kurumsal bir çerçeveye oturması, her iki ülkenin siyasi ve ekonomik etkileşimlerini artırmıştır. Ekonomik endişelerin dış politikada kısıtlayıcı bir yönü olduğu bu ve benzer başka konularda gözlemlenebilir.

Bu durum bir dönem Arap coğrafyasının güçlü ve nüfuz sahibi aktörü Mısır’ın özellikle 2011’deki halk ayaklanmaları sonrasında yaşadığı güç erozyonunu daha da derinleştirme potansiyeli barındırıyor. Her ne kadar Abdulfettah es-Sisi 2013 yılında Cumhurbaşkanı oluşunun ardından dış politikada aktif bir tutum izleyerek bölgesel nüfuzunu koruma çabası içerisinde olsa da Mısır, gerek ülke içindeki siyasi ayrışmalar ve demokrasi sorunları gerekse de ekonomik kısıtlılıklar nedeniyle bu hedefine ulaşmakta zorluk yaşadı.

-Ekonomik zorluklar

Libya’da doğudaki silahlı grupların lideri Halife Hafter güçlerine verdiği desteğin karşılığını alamayan Mısır, ne bu ülkedeki siyasi denklemde gözle görülür bir nüfuza sahip olabildi ne de Libya üzerinden yaşanan Afrikalı göçmen akışını engelleyebildi. Doğu Akdeniz’de enerji kaynakları üzerinden avantaj sağlama ve özellikle Avrupa’nın enerji tedarikinde söz sahibi olmayı amaçlayan Mısır, Doğu Akdeniz Gaz Forumu ile bu anlamda bir ivme yakalasa da, bu süreçte Türkiye’nin dışarıda bırakılması ve Türkiyesiz enerji transferi denklemlerinin rasyonel olmaması nedeniyle bu hedeflerine de ulaşamadı. Kahire’nin son dönemde Ankara ile yaşadığı normalleşme sürecinin bir boyutu da Doğu Akdeniz’de kazan kazan prensibi doğrultusunda yapılabilecek işbirlikleridir.

Kahire’nin Sisi döneminde iddialı söylemlerde bulunduğu ancak fiili olarak kazanım elde edemediği bir diğer konu da Etiyopya’nın Büyük Rönesans Barajı Projesi oldu. Göreve geldiği ilk yıllarda engellenmesi için Mısır’ın her yola başvuracağı proje Etiyopya hükümetlerinin başlıca gündemi olurken yıllar içerisinde barajın inşası devam etti ve 2020 yılında baraja su dolumu yapılmaya başlandı. Etiyopya’nın kalkınmasına büyük katkısı olması planlanan barajda ilk elektrik üretimi 2022 yılında yapıldı. Mısır ise gerek ekonomik sıkıntılar gerekse de Etiyopya ile olası bir askeri çatışma ortamının yaratabileceği ekonomik ve siyasi maliyetlerden dolayı proje karşısında tepkisini sınırlı tutmak durumunda kaldı.

Ekonomik endişelerin dış politikada kısıtlılıklar yarattığı bir ortamda özellikle 2013 sonrası dönemde Körfez ülkeleri ile sıkı bir ekonomik bağımlılık ilişkisine giren Sisi yönetimi, zaman zaman Suudi Arabistan ve BAE yönetimleriyle düşük düzeyli anlaşmazlıklar da yaşadı. Bu sorunları aşma süreçlerinde farklı enstrümanlara yönelen Sisi yönetimi bu anlamda en ciddi adımı Kızıldeniz’deki Tiran ve Sanafir adaları üzerindeki egemenlik hakkının Suudi Arabistan’a devredilmesi kararı ile aldı. Mısır’ın bu kararının arkasında Riyad yönetimi ile güçlü ekonomik ilişkileri sürdürme ve bu ülkeden gelecek mali destekleri garanti altına alma motivasyonlarının olduğu iddiaları uzun süre gündemde kaldı.

Benzer bir durum bu günlerde BAE ile yaşanıyor. 2013’ten bu yana Mısır’a en fazla mali destek sunan Körfez ülkesi konumundaki BAE ile yapılan özel bir anlaşma ile Sisi yönetimi ülkenin Akdeniz kıyısındaki tatil beldelerinden Ras El-Hekma’yı 35 milyar dolar karşılığında BAE tarafından yürütülecek bir dönüşüm projesinin kontrolüne bırakma kararı aldı. Birçok uzman bu anlaşmayı Mısır’ın en az 35 milyar dolarlık gelir karşılığında topak satışı olarak değerlendirirken anlaşma ülke içinde egemenlik tartışmalarını da beraberinde getirdi. Tüm bunlara rağmen geri adım atmayan Sisi yönetimi anlaşmayı tamamlarken BAE de Mısır’a can simidi olacak 35 milyar dolarlık ödemenin 15 milyar dolarını şubat ayında kalan kısmını da haziran ayına kadar ödeyeceğini taahhüt etti.

Gelinen noktada Mısır’ın son dönemde içinde bulunduğu ekonomik zorluklar ve bu zorlukların üstesinden gelmek için uluslararası alanda attığı adımlar hem bölgesel hem de küresel düzeyde önemli sonuçlar doğurabilir. Avrupa Birliği, IMF ve Körfez ülkelerinden sağlanan finansal destekler, Mısır ekonomisinin kısa vadede nefes almasını sağlasa da bu durum Kahire’nin dış politikada daha fazla içe dönük ve işbirliğine dayalı bir yaklaşım benimsemesine yol açıyor. Bu gelişmeler, Mısır’ın bölgesel güç olarak sahip olduğu nüfuzun uzun vadeli dinamiklerini etkileyebilir ve özellikle Doğu Akdeniz ve Sahra Altı Afrika’da göçmen akışı gibi konularda Avrupa ve diğer komşu ülkelerle olan ilişkilerini yeniden şekillendirebilir. Dolayısıyla, Mısır’ın ekonomik ve politik istikrarını sağlama çabaları, sadece ulusal çıkarlar açısından değil, aynı zamanda düzensiz göç konularında geniş bölgesel ve küresel dinamikler açısından da kritik önem taşıyor. Sonuç olarak Mısır’ın karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmek için Batılı ülkelerin çıkarlarına dayalı bir yaklaşımdan ziyade daha kapsamlı bir yaklaşımın gerekliliği ön plana çıkıyor.

[Doç. Dr. İsmail Numan Telci, Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Öğretim Üyesidir.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/misirin-ekonomik-zorluklari-ve-dis-politikadaki-etkileri/feed/ 0
Fransız yazar Jelloun, İsrail’in Gazze’deki saldırıları ve İslamofobi’ye ilişkin AA’ya konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/fransiz-yazar-jelloun-israilin-gazzedeki-saldirilari-ve-islamofobiye-iliskin-aaya-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/fransiz-yazar-jelloun-israilin-gazzedeki-saldirilari-ve-islamofobiye-iliskin-aaya-konustu-aciklamasi/#respond Thu, 21 Mar 2024 08:51:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21768 Birçok ülke ve Türkiye’de kitapları sevilerek okunan Fas asıllı Fransız yazar Tahar Ben Jelloun, İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamlarının bir soykırım olduğunu belirterek, “Netanyahu’ya mektup yazdım. ‘Savaşı kaybettiğini, çünkü herkesi öldürse bile Filistin’in orada kalacağını, Filistin halkının her zaman var olacağını’ söyledim.” ifadesini kullandı.

“Kum Çocuk”, “Kutsal Gece”, “Yoksullar Hanı”, “Bay Ahlak’ın Çöküşü”, “Kızıma Irkçılığı Anlatıyorum” gibi Türkçeye çevrilenlerin yanı sıra “Çocuklara İslam’ı Anlattım” ve “Kazablanka Aşıkları”nın da aralarında bulunduğu kitapların yazarı, Fransa’nın prestijli edebiyat ödüllerinden Goncourt Ödülü sahibi Tahar Ben Jelloun, Institut Français organizasyonuyla Ankara’ya geldi.

Fas’ta 1944’te doğan, ortaöğrenimi­ni Tanca şehrinde tamamlayan Ben Jelloun, 1971’de Fransa’ya göç ederek sosyoloji ve sosyal psikiyatri alanında öğrenim gördü.

30’dan fazla kitap kaleme alan Ben Jelloun, 1987’de “Kut­­sal Gece” romanıyla Gon­court Ödülü’nü alarak Fransa’da bu ödüle layık görülen ilk Faslı yazar oldu.

Eserlerinde ülkesinin sıkıntılarını, ırkçılık, göçmen soruları ve İslam karşıtlığını konu edinen Ben Jelloun, 1970’lerde başladığı gazeteciliği, Fransa’nın Le Monde gazetesinde sosyal ve siyasal konuları ele aldığı yazılarıyla sürdürüyor.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar’ın ev sahipliğinde öğrenciler ve akademisyenlerle söyleşide bir araya gelen Ben Jelloun, öncesinde, yazarlık serüveni, kitaplarına konu aldığı Filistin ve Gazze’deki katliamlar ile dünyada artan İslamofobi’ye ilişkin Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin sorularını yanıtladı.

Soru: Türkiye’yi gezme şansınız oldu mu?

Tahar Ben Jelloun: Ne yazık ki Türkiye’yi gezme şansım olmadı. İstanbul’a kitaplarımı tanıtmak için 20 sene önce geldim ve çok hızlı bir gezi olmuştu.

Soru: Şu an üzerinde çalıştığınız bir roman var mı? Edebiyatçılar hakkında merak edilen bir şeydir, eski romanlarınızı dönüp okuyor musunuz, “Bugün yazsam farklı yazardım.” diyor musunuz?

Tahar Ben Jelloun: Geçen yıl çıkan “Kazablanka Aşıkları” adlı romanımın devamı üzerinde çalışıyorum. Günümüz Fas’ında, Kazablanka’nın orta sınıfında evlilik üzerine bir hikaye. Şu anda ikinci cildi üzerinde çalışıyorum. Kitaplarımı geriye dönüp okumuyorum. Kitaplarımı asla tekrar okumam ve sonra onları unuturum.

Soru: Fransa’da yaşıyorsunuz ve ana vatanınız Fas ile bağlantınızı asla kesmemişsiniz, öyle değil mi?

Tahar Ben Jelloun: Evet, tabii ki yılda 4-5 ay oraya gidiyorum. Fas’a ihtiyacım var çünkü kitaplarımın çoğu Fas hakkında. Balzac’ın bir romancının ne olduğuna dair tanımını ele alırsak, “Bir romancı kendi çağının tanığıdır.” der ve benim çağım Fas. Ülkemden kopamam.

Soru: Edebiyatçılık yaş aldıkça farklı bir çehreye bürünüyor mu? Edebiyata başladığınız ilk dönem ile bugünü kıyasladığınızda değerlendirmeniz nasıl olur?

Tahar Ben Jelloun: Yazmaya ilk başladığımda çok zorlandım. Romanı beni eleştirmeyecek, “İyi, bu güzel.” diyecek bir yayıncıya teslim etmek istiyordum. Bugün de aynı zorluğu yaşıyorum ancak buna alıştım ve bir romanın yayımlanmasından bir gün önce, 50 yıl önce hissettiğim kaygıyı, heyecanı hissediyorum. Her yaşta hata yapabilirsin, her yaşta kötü bir kitap yazabilirsin. Bir yazar kendinden çok şey talep etmelidir.

“Sinemacılardan ilham aldım”

Soru: Kitaplarınız akıcı ve betimlemeyi çok seviyorsunuz. Gençliğinizde hangi edebiyatçılardan etkilendiniz? Yazın hayatınıza etki eden, besleyen unsurlar neler oldu?

Tahar Ben Jelloun: Gençliğimde Tanca’da olduğumuz için dikkatimizi dağıtacak çok az şey vardı. Haftada iki kitap ödünç alıp okuduğum bir Fransız kütüphanesi vardı. Balzac, Victor Hugo, Jules Verne ve farklı şairleri okudum. Yazmaya başladığımda, beni en çok etkileyen kişiler yazarlar değil, film yapımcıları, sinemacılardı. Hikaye anlatma tekniği, okuyucuyu ya da izleyiciyi sıkmamak için dikkatli olmanızı gerektirir. Alfred Hitchcock, Fritz Lang ve John Ford gibi büyük sinemacılardan, ülkelerini ve hikayelerini film aracılığıyla anlatmayı seven insanlardan ilham aldım. Yazarların da üzerimde etkisi vardı elbette çünkü sürekli okurdum.

“İnsanoğluna güvenmiyorum”

Soru: İnsanı merkeze alan kitaplar yazıyorsunuz. 1970’lerden bu yana gittiğiniz ülkelerdeki gözlemlerinize göre toplumların ve insanların davranış modelleri değişti mi, değerlendirmeniz nedir?

Tahar Ben Jelloun: Her zaman bir hümanist oldum. Ülkem Fas’ta kadın haklarından başlayarak insan hakları için kampanya yürüttüm. İlk romanım kadınların durumuyla ilgiliydi ve sonra devam ettim. Şu anda dünyada neler olduğunu görüyoruz. Ukrayna, Gazze, Afrika’nın daha karmaşık hale gelmesi, bazı coğrafyalarda diktatörlerin iktidara gelmesi… Hepsi çok korkutucu çünkü hukuka ve adalete saygısı olmayan insanlarla uğraşıyoruz. Bu yüzden insanlığa, insanoğluna güvenmiyorum. Ancak sade bir vatandaş olarak yazmaya ve politikacılardaki bu insanlık yoksunluğunu kınamaya devam ediyorum.

“Göçmenlik, edebiyatımda her zaman konu olmuştur”

Soru: Dünyanın her yerinde göçmen sorunu var. Siz de 27 yaşında Fas’tan Fransa’ya göç etmişsiniz ve belki de bir süre Fransa sizi göçmen olarak kabul etti. Kitaplarınızda da bu konuyu irdeliyorsunuz. Son 40-50 yılda göçmenlerin durumu nasıl bir hal aldı?

Tahar Ben Jelloun: Göçmenlerin her yerde olduğu bir zamanda yaşıyoruz ve bunlar önceki dönemin politikaları olan sömürge politikaları, az gelişmişlik ve ırkçı politikalardan kaynaklandı. Şimdi bu nedenlere bir de iklim sorununu ekliyoruz. Fransa’da göç, sömürgeciliğin doğrudan bir sonucuydu. 40’lı, 50’li ve 60’lı yıllarda Fransızlar fabrikalarında çalıştırmak ve insan gücü edinmek için Cezayir, Fas ve Tunus’a gitti. Fransız hükümeti 70’li ve 75’li yıllardan itibaren insani bir bakış açısıyla göçmenler ve ailelerini bir araya getirmeye karar verdi. Fransa’da çalışan erkekler, eşlerini ve çocuklarını ülkeye getirme hakkına sahip oldu. O andan itibaren yeni doğumlar başlayacak ve göçmenlerden değil ama göçmenlerin çocuklarından oluşan yeni bir nesil ortaya çıkacaktı. Bu çocuklar bunu çok ağır yaşadı. Tanınmadıklarını, düzgün bir şekilde karşılanmadıklarını hissettiler. Kalitesiz okullara devam ettiler ve sonuçta ikinci sınıf Fransızlar oldular.

Ben ekonomik bir göçmen değildim. Bir dönem entelektüeller için Fas’ta yaşamak çok zordu, bu yüzden Fransa’ya geldim çünkü bazı arkadaşlarım fikirleri yüzünden çeşitli sıkıntılar çekiyordu. Fransa’da göçmenlere okuma yazma dersleri verdim. Göçmenlik, edebiyatımda her zaman konu olmuştur. Günümüze kadar onların neler yaşadığına tanıklık etmenin ve buna yönelik yazmanın önemli olduğunu düşünüyorum çünkü pek de iyi şeyler yaşamıyorlar.

“Gazze’de yaşananlar bir trajedidir, soykırımdır”

Soru: İslam’ı anlatmak için kitaplar yazdınız ve Fransa’da İslam’ı anlatıyorsunuz. Bugün artan bir şekilde İslamofobi var. Gazze’de 14 bin çocuk İsrail’in katliamlarıyla hayatını kaybetti. Bu katliam nasıl son bulacak, dünyanın her yerinde kaygı uyandıran bu sıkıntı için değerlendirmeniz nedir?

Tahar Ben Jelloun: Ben edebiyatçı, yazar ve sosyolog olarak değil, sıradan bir vatandaş, bir aile babası olarak, tıpkı “Kızıma Irkçılığı Anlattım” kitabını yazdığım gibi, “Çocuklara İslam’ı Anlattım” kitabını da Fransız çocukların İslam’ın ne olduğunu anlamalarını teşvik etmek için yazdım. Bu bir eğitim ve pedagoji meselesi. Ancak başörtüsüyle ilgili yaşanan olaylar, İslamcılığın bir ideoloji haline gelmesi, terörizm, pek çok konu var. İslam dininin kötüye kullanılmasını İslam devleti ideolojisiyle birbirine karıştırıyoruz. Batı’da İslam’ın ne olduğu konusunda bir bilgi eksikliği var, İslam farklı gösteriliyor. İslam hakkında doğru bir şekilde konuşabilen çok az insan var.

Gazze’de yaşananlar bizim için bir acıdır. Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısını bir makale yayımlayarak alenen kınadığım doğrudur. Ancak korkunç olan İsrail’in 6 aydır sivilleri bilerek katletmek, çocukları öldürmek ve her şeyden önemlisi Filistin halkını aç bırakmak için gıda yardımının gelmesini engellemesi. Gazze’de yaşananlar bir trajedidir ve dünyada suçu tersine çevirmek için çok fazla baskı var. Netanyahu ve ordusunun planı tüm Filistinlileri yok etmek. Bu kesinlikle onun saplantısı, mümkün olduğunca çok Filistinliyi öldürmek ve böylece yeryüzünde hiç Filistinli bırakmamak… İsrailliler, soykırım kelimesinin Yahudilerin soykırımından başka bir şey için kullanılmasını istemiyor. Ancak bir hastaneyi, bir okulu ya da sadece uyuyan ailelerin olduğu bir köyü bombaladığınızda ve herkesi katlettiğinizde, bu soykırımdır. Trajedi şu ki diyalog ve müzakere olabilmesi için herhangi bir uzlaşma göremiyoruz. Bunu istemiyorlar, İsrailliler barışla ilgilenmiyor. Dolayısıyla bu trajedinin olumlu bir sonuca ulaşacağını düşünmüyorum.

Netanyahu’ya yazdığı mektupla BM’den arandı

Soru: Gazze’de yaşananları romanlaştırma düşünceniz var mı?

Tahar Ben Jelloun: Filistin hakkında şiirler, tiyatro piyesleri yazdım. Gazze’de olanlar için İtalya’da “Çığlık” adında küçük bir kitap yayımladım. Çünkü Fransa’da yayımlamak için ortam müsait değildi. Hem 7 Ekim’in dehşetini hem de İsrail ordusunun dehşetini anlattım. Bir yandan Hamas’ın saldırılarını yazdığım için Arap arkadaşlarım tarafından hakarete uğradım, diğer yandan da İsrail ordusuyla ilgili metinlerimi yayımladığımda Yahudi arkadaşlarım tarafından antisemitik olduğum söylenerek saldırıya uğradım. Düşündüğünü söyleyen özgür bir entelektüelim ve kimseyi memnun etmeye çalışmıyorum. Bir insan olarak her gün gördüklerimi kınıyorum. ve yazıyorum, yapmam gereken tek şey bu. Ayrıca Netanyahu’ya bir ay önce açık bir mektup yazdım ve bu mektup birkaç gazetede yayımlandı, Netanyahu’ya ‘savaşı kaybettiğini çünkü herkesi öldürse bile Filistin’in orada kalacağını, Filistin halkının her zaman var olacağını’ söyledim. Bir gazete beni Yahudi karşıtı olarak suçladı. Le Point’te genç bir Yahudi kadın tarafından yayımlanan, bana hakaret eden ve beni karalayan bir yazı yazıldı. İsrail’den bana karşı çok fazla tepki geldi. Bu mektup BM’ye kadar ulaşan ve oradaki pek çok yetkili tarafından okunan bir mektuptu. BM’den bu konuda beni aradılar. Mektup hala sosyal ağlarda dolaşıyor.

“Batı’daki entelektüeller İslam’a ve Müslüman nüfusa pek ilgi duymuyor”

Soru: Faslı Fransız yazar olarak İslamofobi’nin çözümleneceğini düşünüyor musunuz? Edebiyat ve edebiyatçılar bu soruna kulak tıkıyor mu?

Tahar Ben Jelloun: Fransa’da bir din olarak İslam’ın çok kötü bir imajı var. Hem İslam’ı ve Müslümanları sevmeyenler hem de İslamofobi olarak adlandırılan İslam karşıtı ırkçılığı savunanlar var. İslam’dan korkan pek çok kişi var. Batı’daki entelektüeller, sanatçılar ve yazarlar, İslam’a ve Müslüman nüfusa pek ilgi duymuyor.

İslam’ı nefret konusu haline getiren aşırı sağcı siyasi partilerimiz var. Örneğin Eric Zemmour adında, partisi olmayan ama seçimlere katılmış eski bir gazeteci, aşırı sağa çok bağlı bir politikacı, İslam’ın Fransa için bir tehlike olduğunu söylüyor. Ayrıca “Tesettürlü bir kadın hareket halindeki bir camidir.” demiş ve bunu sık sık tekrarlamıştır. Irkçı nefreti kışkırtmaktan hüküm giydi. Ancak bu durum Müslüman karşıtı duyguların yayılmasını engellemedi.

Fransız yazar, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk ve Nedim Gürsel okumuş

Soru: Türkiye, Fransa’nın prestijli ödüllerinden Goncourt’ta ödül alacak eserlerin seçimine dahil oldu. Pek çok ülke bu seçimi yapıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk edebiyatını ve kitaplarını okuma fırsatınız oldu mu?

Tahar Ben Jelloun: Gençken Yaşar Kemal’i okurdum, Fransa’da en çok tanınan Türk yazardı. Orhan Pamuk’un eserleri ile Fransızca ve Türkçe yazan arkadaşım Nedim Gürsel’i okudum. Türk kültürüne ve Türk sinemasına çok sempati duyuyorum. Fas ve Türkiye arasında pek çok benzerlik var. Fas’ta Türkiye’ye büyük saygı duyuluyor. Türkiye, Fas’ta endüstriyel, ticari ve zanaat düzeyinde varlık gösteriyor. İki ülke arasında büyük ilişkiler var. Bu da memnuniyet verici. Sizi şaşırtabilir belki ama yaklaşık 10 yıl önce Fas’ta Arapça yayımlanan bir Türk dizisi büyük beğeni kazandı. Dolayısıyla Türkiye bizim için çok tanıdık ve dost bir ülke.

Türkiye’nin Goncourt seçimini lanse etmek için Ankara’ya geldim ve perşembe günü İstanbul’a gidiyorum. Dünyada yaklaşık 42 ülkede öğrenciler bizim hazırladığımız kısa listedeki kitapları okuyor, bir araya gelip bir kitap için oy kullanıyor ve o kitap, prensip olarak Goncourt seçiminin yapıldığı ülkenin diline çevriliyor. Brezilya, Yunanistan ve Fas’tan Cezayir, Polonya ve Romanya’ya kadar, Goncourt seçimini yapan 42 ülke var ve bu Fransızca konuşulan ülkelerdeki gençlerin daha çok okumasını sağlıyor, bu yüzden önemli bir proje.

Yazar Ben Jelloun, röportaj sonrasında, Anadolu Ajansının, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında beyaz fosfor kullanması başta olmak üzere işlediği savaş suçlarına yönelik belge niteliğindeki fotoğrafların yer aldığı “Kanıt” kitabını inceleyerek, AA’ya tebrik ve çalışmadan dolayı teşekkürlerini iletti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/fransiz-yazar-jelloun-israilin-gazzedeki-saldirilari-ve-islamofobiye-iliskin-aaya-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Atatürk Üniversitesi Öğrencileriyle İftar Sofrasında Buluştu https://www.haber60.com.tr/ataturk-universitesi-ogrencileriyle-iftar-sofrasinda-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/ataturk-universitesi-ogrencileriyle-iftar-sofrasinda-bulustu/#respond Thu, 21 Mar 2024 07:15:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21722 Öğrencilerle iftar programlarını geleneksel hale getirerek her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayında Atatürk Üniversitesi öğrencileriyle iftar sofrasında buluşan Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı’ya şehrin yöneticileri de eşlik etti.

Ramazan ayının ikinci haftasında merkezi yemekhanede düzenlenen iftar programına ev sahibi olan Rektör Çomaklı’nın yanı sıra Vali Mustafa Çiftçi başta olmak üzere Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum Vakıflar Bölge Müdürü Murat Uslu ile rektör yardımcıları, rektör danışmanları, senato üyeleri, dekanlar, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Yaklaşık 3 bin öğrencinin iftar yaptığı programda, iftar saatinden önce öğrencilerin masalarına giderek sohbet eden şehrin yöneticileri, Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından ezanın okunmasıyla birlikte oruçlarını öğrencilerle birlikte açtı.

İftar yemeğinin ardından, Ramazan ayının bereketli iftar sofralarını, Atatürk Üniversitesinin gözbebeği olan öğrencilerle birlikte paylaşmaktan memnuniyet duyduklarını belirten Rektör Çomaklı, öğrencilerin Ramazan’ını tebrik etti.

“Yeni Nesil Üniversite Projesi ile Ülkemizin Daha Aydınlık Bir Geleceğine Katkılarda Bulunduk”

Erzurum Vakıflar Bölge Müdürlüğünün katkılarıyla bu yıl düzenlenen iftar yemeğini ücretsiz bir şekilde öğrencilere sunduklarını belirten Rektör Çomaklı: “Bizler için birlik olmanın, halden anlamanın, paylaşmanın, empati kurmanın, varlık kadar yokluğun da bir gerçek olduğunun farkına vardığımız mübarek Ramazan’ı Şerif’in iftar sofrasını paylaşmak düstur edindiğimiz değerler açısından son derece anlamlıdır” ifadelerini kullandı.

Atatürk Üniversitesi ailesi olarak ülkenin birlik ve beraberliğine daima katkıda bulunduklarını vurgulayan Rektör Çomaklı: “Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesi ile ülkemizin daha aydınlık bir geleceğine katkılarda bulunduk ve bu yolda yılmadan, yorulmadan her zaman çalışacağız ve üreteceğiz. Sadece dünyada iktidar olma ya da egemen karar alıcılardan biri olma düşüncesiyle değil, daha güçlü bir Türkiye ile adalet için, paylaşmak için, mazlum coğrafyalara merhamet ve yardım için üreteceğiz” dedi.

” Filistin’de Katledilenlerle Birlikte Tüm İnsanlık Ölmektedir”

Bugün başta Gazze ve Doğu Türkistan başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde zulümlerin yaşandığına dikkat çeken Çomaklı: “Ne yazık ki İsrail herkesin gözü önünde uyguladığı soykırımla çocukları, kadınları ve yaşlıları sistematik olarak katletmektedir. Bu durum karşısında eskiden bu yana insan hakları hikayeleri anlatan Batılı ülkeler sessiz kalmanın ötesinde destek vermekte, Müslüman ülkeler ise maalesef ses yükseltmenin ötesine geçememektedir. Filistin’de katledilenlerle birlikte tüm insanlık ölmektedir. Şu mübarek Ramazan gününde duamız herhangi bir coğrafyada, bilhassa şiddetin dozunun her geçen attığı Gazze’de zulme maruz kalan tüm mazlumların kurtulmasıdır.

Tarihin hemen her döneminde insanlığın kalbi ve merhameti olduğumuzu unutmayınız. Günümüz dünyasının ihtiyacı olan şey Türk’ün akıl, idare ve merhamet anlayışıdır. Bu nedenle her zaman lider ülke olmak zorundayız. Lider ülkemin geleceğine liderlik edecek olan değerli gençler; güç bizde olmalı ancak merhamet kılavuzumuz olmalıdır” ifadelerini kullandı.

Başkan Sekmen: “Birlik ve Beraberliğimizin Pekiştiği Bir Aydayız”

Şehrin güzide kurumlarından Atatürk Üniversitesinde düzenlenen iftar programında öğrencilerle bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu ifade eden Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ise, birlik ve beraberliği pekiştiren, kardeşlik ruhunu diri tutan ve sevabı bol olan bu mübarek ayı idrak ediyor olmanın gururunu yaşadıklarını söyledi. Öğrencilerin derslerine odaklanmalarını, kendilerini geliştirmelerini ve ülkesine layıkıyla hizmet edecek donanıma ulaşmaları için azim ve gayretlerini hiçbir zaman yitirmemeleri gerektiğini dile getiren Başkan Sekmen, şimdiden tüm öğrencilerin ve ailelerinin bayramlarını kutlayarak, hayırlı iftarlar dileğinde bulundu. – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/ataturk-universitesi-ogrencileriyle-iftar-sofrasinda-bulustu/feed/ 0
Türkiye’nin Cezayir Büyükelçiliği, DTİK ile iftar programı düzenledi https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-cezayir-buyukelciligi-dtik-ile-iftar-programi-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-cezayir-buyukelciligi-dtik-ile-iftar-programi-duzenledi/#respond Thu, 21 Mar 2024 04:09:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21652 Türkiye’nin Cezayir Büyükelçiliği, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) ile başkent Cezayir’de üçüncü geleneksel iftar programını düzenledi.

Büyükelçi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz ile DTİK Cezayir Temsilcisi Okay Tosyalı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen iftar programına, Cezayir Din İşleri ve Vakıflar Bakanı Yusuf Belmehdi, İletişim Bakanı Muhammed Laagab ile Türk ve Cezayirli iş insanları katıldı.

Kendileriyle birlikte bu organizasyonu düzenleyen Dünya Türk İş Konseyi- Cezayir Temsilciliğine teşekkür ederek konuşmasına başlayan Büyükelçi Küçükyılmaz, programın ilkini 2022 yılında gerçekleştirdiklerini dile getirerek, “Bu programın bir gelenek haline gelmesini ve bundan sonraki yıllarda da aynı şekilde devam etmesini canı gönülden temenni ediyorum.” dedi.

Türkiye ile Cezayir arasındaki ticaret hacmi 6,3 milyar dolara çıktı

Son bir yılda Türkiye ile Cezayir arasındaki ilişkileri çok daha ileri seviyelere taşıdıklarını söyleyen Küçükyılmaz, şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanlarımız ve birçok bakanlarımız karşılıklı ziyaretlerde bulundular. Ekonomik, ticari, sosyal ve kültürel alanlarda çok önemli işbirliği anlaşmaları imzaladık. Birçok iş forumu, ticari heyet ve fuarlara karşılıklı olarak ev sahipliği yaptık. Küresel ticaretin durağan olduğu bir dönemde iki ülke arasındaki dış ticaret hacmimizi yüzde 20 oranında artırarak 6,3 milyar dolara çıkardık.”

Ancak bu seviyeyi de yeterli görmediklerini belirten Küçükyılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cezayirli mevkidaşı Abdulmecid Tebbun’un iki ülke arasındaki ikili ticaret ve yatırım hedeflerini 10’ar milyar dolar olarak belirlediği, bu hedeflere en kısa zamanda ulaşmak için çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti.

Türk firmalarının Cezayir’de 2000’li yıllardan başlayarak bugün çok önemli bir seviyeye ulaştığına dikkati çeken Küçükyılmaz, 2000 yılında Cezayir’de sadece 7 Türk ortaklı firma varken, bugün bu sayının 1500’e yaklaştığına işaret etti.

Cezayir, Türkiye’nin en çok yatırım yaptığı ülkeler arasında 7. sırada

Cezayir’deki Türk yatırımlarının miktarı 6 milyar dolar ve istihdam kapasitesinin de 30 bini aştığı bilgisini veren Küçükyılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Firmalarımız bugün, Cezayir’de neredeyse tüm sektörlerde faaliyet göstermektedir. Şu hususu özellikle belirtmek isterim ki; Cezayir’deki tüm sektörler bizim için stratejik öneme ve önceliğe sahiptir. Bu nedenle, her alandaki yatırımlarımızın hız kaybetmeden devam etmesi çok önemli önceliğimizdir.

Bununla birlikte, Cezayir Devleti’nin de özel önem verdiği enerji, madenler, sanayi ve tarım sektörlerindeki yatırımlarımızın ve işbirliklerimizin sayısı kısa ve orta vadede daha da artacaktır.”

Cezayir’in, Türkiye’nin en çok yatırım yaptığı ülkeler arasında 7’nci, Afrika kıtasında ise 1’inci sırada yer aldığını hatırlatan Küçükyılmaz, “Günümüzde ülkeler, dostluk ve kardeşlik bağlarını ticaretle, yatırımlarla, firmalarla daha da güçlü kılmaktadır. Bugün Türkiye ile Cezayir arasında bu seviyede bir dostluk ve kardeşlik bağı geliştirmiş olmamızda sizlerin, yani her iki ülkenin firmalarının rolü çok büyüktür. Bugüne kadarki başarılı çalışmalarınızdan dolayı sizleri tebrik ediyor, başarılarınızın artarak devam etmesini temenni ediyorum.” diye konuştu.

İftar programında DTİK Cezayir Temsilcisi Tosyalı, Cezayir-Türk İş Konseyi (CAAT) Eşbaşkanı Djellal Serandi Maamar, Cezayir Ekonomik Yenilenme Konseyi (CREA) Başkanı Kamel Moula, Arap-Afrika Yatırım ve Kalkınma Ajansı (CAAID) Başkanı Boutalbi Amine, Cezayir İşveren Konfederasyonu (CAPC) Başkanı Rahmoune Zargoune, MİTİDJA Girişimci ve Sanayiciler Kulübü Başkanı Fethi Ammour ile Cezayir Dışişleri ve Yurtdışında Yaşayan Ulusal Topluluk Bakanlığı Ekonomik İlişkileri Teşvik ve Destek Direktörü Rabah Fassih birer konuşma yaptı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-cezayir-buyukelciligi-dtik-ile-iftar-programi-duzenledi/feed/ 0
Bakan Fidan: “İnancımız, Avrupa Birliği kurumlarıyla Türkiye arasındaki ilişkilerin daha pozitif gündemle, daha ileriye taşınması” https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-inancimiz-avrupa-birligi-kurumlariyla-turkiye-arasindaki-iliskilerin-daha-pozitif-gundemle-daha-ileriye-tasinmasi/ https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-inancimiz-avrupa-birligi-kurumlariyla-turkiye-arasindaki-iliskilerin-daha-pozitif-gundemle-daha-ileriye-tasinmasi/#respond Thu, 21 Mar 2024 04:03:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21647 Bakan Fidan: “İnancımız, Avrupa Birliği kurumlarıyla Türkiye arasındaki ilişkilerin daha pozitif gündemle, daha ileriye taşınması”

Bakan Fidan, İspanya Dışişleri Bakanı Albares ile ortak basın toplantısı gerçekleştirdi

ANKARA – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, AB üyeliğinin Türkiye için stratejik bir hedef olmaya devam ettiğini ve Türkiye’nin AB üyelik sürecinin bazı üyelerin kısır politik gündemlerine bırakılamayacak kadar önemli olduğun belirterek, “İnancımız, Avrupa Birliği kurumlarıyla Türkiye arasındaki ilişkilerin daha pozitif gündemle, daha ileriye taşınması” dedi.

Dışişleri Bakanı Fidan, Ankara’da İspanya Dışişleri, AB ve İşbirliği Bakanı Jose Manuel Albares Bueno ile bir araya geldi. İki bakan görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

İspanya ile Türkiye’nin yakın iş birliğine sahip olduğunu belirten Fidan, “Halklarımızın arasındaki yakın dostluk bağları giderek güçlenmekte. Siyasi ilişkilerimiz de gittikçe en üst düzeye çıkmakta. 2019 yılında başlattığımız Türkiye-İspanya Hükümetler Arası Zirve’sinin 7’ncisini 2021 yılında düzenlemiştik. 8’nci Zirveyi, haziran ayında Cumhurbaşkanımız ve İspanya Hükümet Başkanı Başkanlıklarında İspanya’da düzenleyeceğiz. Bugünkü görüşmemizde zirve hazırlıklarını ele alma fırsatımız oldu. İspanya aynı zamanda Avrupa Birliği içerisinde en büyük ticaret ortaklarımızın başında gelmekte. İspanya ile ticaret hacmimiz hedef olarak 20 milyar doları bulmaktı, geçen yıl itibariyle bu hedefe ulaşmayı başardık gibi, 19 milyar doları aşan bir ticaret hacmimiz var şu anda” ifadelerini kullandı.

“Güvenlik iş birliğimizi geliştirmeye özel önem veriyoruz”

Türkiye ve İspanya’nın Akdeniz’in iki önemli ülkesi olduğunu ve terör, düzensiz göç, çatışmalar, terörizm ve iklim değişikliği gibi sınamalarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Bakan Fidan, “Akdeniz’in doğu ve batı uçlarında yer alan Türkiye ve İspanya bu krizleri yakından hissetmekte. Yıllardır terörle mücadele eden iki ülke olarak güvenlik iş birliğimizi geliştirmeye özel önem veriyoruz. Güvenlik alanında atabileceğimiz adımları da etraflıca ele aldık. Ayrıca NATO bünyesindeki güçlü iş birliğimizi de tekrar gözden geçirdik. Bunun bir yansıması olarak İspanya 2015’ten bu yana Adana’da Patriot Bataryasını konuşlandırmakta, müttefiklik ruhuna uygun bir davranış, memnuniyet vericidir. Ayrıca iki müttefik olarak savunma sanayi iş birliğimizi de somut projelerle daha ileriye taşımak istiyoruz” diye konuştu.

İspanya’nın Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecine samimi bir şekilde destek veren ülkeler arasında yer aldığını aktaran Bakan Fidan, “AB üyeliğinin bizim için stratejik bir hedef olmaya devam ettiğini bugün meslektaşıma bir kez daha ifade ettim. Türkiye’nin AB üyelik sürecinin bazı üyelerin kısır politik gündemlerine bırakılamayacak kadar önemli olduğunu yineledim. AB içerisinde Gazze konusunda ilk günden beri ilkeli bir tutum izleyen ve Filistin halkının yanında olan ülkelerden biridir İspanya. İspanya’nın takdire şayan bu tutumu Filistin meselesinin dini ve etnik kimliklerinin üstünde evrensel bir dava olduğunun da ispatı niteliğindedir” dedi.

Filistin-İsrail çatışmaları çerçevesinde acil ateşkes ilan edilmesi ve insani yardımların kesintisiz bir şekilde ulaştırılması hususunda Bakan Albares ile fikir birliğinde olduklarını belirten Fidan, ayrıca görüşmelerde Rusya-Ukrayna savaşının da konuşulduğunu ve Ukrayna’nın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne olan desteğin yinelendiğini söyledi.

“Avrupa ülkeleriyle geliştirdiğimiz ilişkiler daha kolay”

Sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtlandıran Fidan, Türkiye’nin AB üyeliği sürecindeki bir sonraki adımın ne olacağına dair yöneltilen soruyu, “Avrupa ülkeleriyle birebir ayrı ilişki geliştiriyoruz. AB ile kurumsal başka bir ilişkimiz var. Avrupa ülkeleriyle geliştirdiğimiz ilişkiler daha kolay ama AB ile geliştireceğimiz zaman orada konsensus olarak alınması gereken kararlar var bu da lehimize işlemeyebiliyor” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin AB üyeliği konusundaki stratejik niyetinin ve vizyonunun aynı kaldığını ifade ettiğini hatırlatan Fidan, bu hususta irade beyanı beklenilen yerin AB’nin kilit ülkeleri olduğunu söyledi. AB’nin 2004-2005 yıllarında siyasi irade ortaya koyduğunu ancak sonrasında bu iradenin erozyona uğradığını ve giderek ortada kalktığını ifade eden Fidan, AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestesi, ticari imtiyazlar, göçle mücadele gibi konularda yoğun bir şekilde çalışılması gerektiğini ifade etti.

Bu yaz Avrupa Parlamentosu’nda seçimler olacağını hatırlatan Fidan, “Bizim inancımız parlamento seçimlerinin sonucundan bağımsız AB kurumlarıyla Türkiye arasındaki ilişkilerin daha pozitif gündemle daha ileriye taşınması” dedi. Fidan ayrıca NATO, AB ve Türkiye ilişkilerinin ise bölgesel ve küresel güvenlik alanınla neler yapılabileceği kapsamında ele alınması gerektiğini kaydetti.

Bakan Fidan, İsrail-Filistin çatışmaları kapsamında ise, Türkiye’nin üyesi olduğu bütün uluslararası platformlarda İsrail’e baskı yapılması için alınması gereken tüm tedbirlerin alınması için baskı yaptığını ve bunun sadece oradaki trajediyi önlemek için değil bölgesel savaşlar ve küresel krizlerle de bağlı olduğunu görmemek için ‘çok dar görüşlü’ olmak gerektiğini söyledi.

“Amacımız bütün metotları kullanarak bu zulmün durması ve kalıcı olarak çözülmesi”

Fidan, iki devletli çözüm konusunda İspanya ile hemfikir olduklarını belirterek, “Bu sorunun kalıcı bir şekilde adil bir şekilde çözülmesi için ne türden adım atılması gerekiyorsa; yaptırımsa yaptırım baskıysa baskı, uluslararası ittifak şeklinde hareket etmekse etmek, uluslararası hukuka başvurmaksa başvurmak, bütün metotları kullanarak bu zulmün durması ve bu sorunun kalıcı olarak çözülmesi amacımız bu” diye konuştu.

“Yakın Doğu’da olan zorlukları ve Gazze’de olan insani krizi de ele aldık”

Türkiye’nin AB adaylığı sürecinde desteklediklerini belirten İspanya Dışişleri, AB ve İşbirliği Bakanı Bueno ise, İspanya için Türkiye’nin önemini vurgulayarak, “Türkiye, zirveler gerçekleştirdiğimiz ender ülkelerden birisi. Ankara’da biz bunları kutladık. Artık İspanya’da sıra. İspanya’da misafir edeceğiz bir sonraki zirveyi. 2024 yılı aynı zamanda İspanya için, Türkiye için çok önemli bir tarih. Bizim birlikte Medeniyetler Birliğini başlattığımızın önemli bir işaretidir. Tekrar bu forumu bir araya getirmek istiyorum. Bizim için düşünme, bir araya gelme ve her toplumlarımızın karşılaştığı zorluklarla mücadele etmek için konuşmamız gereken bir platform. Aynı zamanda yine Yakın Doğu’da olan zorlukları ve Gazze’de olan insani krizi de ele aldık. Bunun üzerinde yine konuştuk” dedi.

Gazze’de sürekli olarak ateşkesin bir an evvel gerçekleşmesi gerektiğini Bakan Fidan’la görüşmelerinde dile getirdiklerini aktaran Bueno, şartsız koşulsuz olarak insani yardımın Gazze’ye ulaşması gerektiğini kaydetti. NATO kapsamında iki ülkenin stratejik ortaklığına değinen Bueno, güneyden gelen tehditlere karşı Bakan Fidan ile fikir alışverişinde bulunduklarını söyledi. İki ülke arasındaki ticaret hacminin önemini vurgulayan Bueno, İspanyalı 700’den fazla şirketin Türkiye’de varlığına dikkat çekerek iki ülke arasında 19 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşıldığını kaydetti.

“Türkiye Avrupa’ya doğru bakmaya devam etsin”

Bakan Bueno Türkiye’nin AB adaylığına yönelik ise, “Türkiye’nin net bir şekilde adaylık duruşu vardır. Bütün Avrupa ülkeleri bunun üzerinde çalışmalıyız ve bu yolun açılması için çalışmalıyız. Bunun için bizim yol haritalarımız var. Bunu da güçlendirerek ilerliyoruz. Bununla ilgili olarak o kadar çok konu var ki Türkiye’yle bu konular üzerinde konuşmaktayız. Türkiye bizim burada gümrük birliğimizin üyesi. Bu konularda biz ikiye katlamalıyız. İspanya AB üyesi bir devlet olarak bu dinamiğin durmaması için gayret edecek. İspanya’nın arzusu şudur ki Türkiye Avrupa’ya doğru bakmaya devam etsin. Avrupa’daki geleceğine bakmaya devam etsin” ifadelerini kullandı. Gazze’deki daimi ateşkesin sağlanması için İspanya’nın bir barış konferansı düzenlemeyi planladığını belirten Bueno, konferansta Filistin Devleti’nin tanınması konusunda adımlar atılabileceğini ve İsrail’in güvenlik garantisinin alınabileceğini aktardı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-inancimiz-avrupa-birligi-kurumlariyla-turkiye-arasindaki-iliskilerin-daha-pozitif-gundemle-daha-ileriye-tasinmasi/feed/ 0
Çevre Bakanı Özhaseki: İnşaatlarda zemin etüdüne dikkat edin https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-insaatlarda-zemin-etudune-dikkat-edin/ https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-insaatlarda-zemin-etudune-dikkat-edin/#respond Thu, 21 Mar 2024 04:00:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21645 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “İnşaatçı kardeşlerim, mimarlarımız, mühendislerimiz sizlerden rica ediyorum, ne olur zemin etüdüne dikkat etmeden işe başlamayın. Komşu parseli emsal göstererek işe devam etmeyin. Yarın bir gün her birisi başımıza Allah korusun bir bela olarak döner.” dedi.

Özhaseki, Karaköprü ilçesindeki bir düğün salonunda esnaf ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle iftarda bir araya geldi.

Burada konuşan Özhaseki, kentte bereketli bir gün geçirdiklerini ve hak sahipleri için 3 bin 123 bağımsız birimin temelini attıklarını söyledi.

Şehirlerin canlı organizmalar olduğunu, şehirlerin geleceğinin yerel yöneticilerin ufuklarıyla doğru orantılı olduğunu dile getiren Özhaseki, şöyle konuştu:

“Bir anda kerameti kendinden menkul, nevzuhur adamların ‘ben bu şehre başkan olmalıyım’ diye ayağa kalkmasıyla yürütülecek bir iş değil bu iş, bir ekip işi. Nihayetinde 5 dönem üst üste Kayseri’de büyükşehir belediye başkanlığı yapmış bir kardeşinizim. Allah hemşehrilerimden razı olsun. Ben çalıştıkça daha çok oy verdiler. Biraz daha çalıştım, daha çok oy verdiler. Ama şunu itiraf ediyorum. Bir ara muhalefette bulundum 28 Şubat süreciydi, oturduk dava açtılar, yürüdük dava açtılar, iş yaptık dava açtılar. Bana kaç tane dava açtıklarını, kaç yüz sene istediklerini hatırlamıyorum bile. Birçok işimin de önünü kestiler. Raylı sistem yapacağım diye Ankara’ya gittim. Benim param var, kasam para dolu. Ben raylı sistem yapacağım. Bana izin verin ‘hayır’ cevabı geldi. Bak şu stadyum çok kötü dedim, dökülüyor. Bana bir sene, iki sene müsaade edin. Sıfırdan yapayım, size teslim edeyim geri. ‘Hayır’ dediler. Kızılırmak’ın üzerine baraj yapıyorum, baraj bitti ruhsatını vermiyorlar. Bugünleri gördük. Ama Allah kendinden razı olsun. Şimdi iftardan yeni çıktık. Gerçekten dua ediyorum yürekten, Recep Tayyip Erdoğan başbakanlığa geldi, sıkıştığım, bunaldığım, daraldığım ne varsa hepsini de önümü açtı. Allah razı olsun kendinden. Bütün şehirlerde de açıyor zaten.”

“Bu ülke bir deprem ülkesi”

Bütün güzellikleri içinde barındıran Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu, son 100 yıl içerisinde ana karada ve denizlerde meydana gelen 6 ve üzeri deprem sayısının 231 olduğunu aktaran Özhaseki, şunları kaydetti:

“İnşaatçı kardeşlerim, mimarlarımız, mühendislerimiz sizlerden rica ediyorum, ne olur zemin etüdüne dikkat etmeden işe başlamayın. Komşu parseli emsal göstererek işe devam etmeyin. Yarın bir gün her birisi başımıza Allah korusun bir bela olarak döner. Bu ülke bir deprem ülkesi. ‘Bizim burası 2. derece, 3. derece bize bir şey olmaz’ yok öyle bir şey. Şu an 500’e yakın hareketli fay hattı var. Bunlar ne zaman kırılacak, nerelerde kırılacak, kimin başına bela olacak, kaç bin kişiyi toprağın altına indirecek emin olun bilinmiyor, bir tek Cenabıhak biliyor. Bilim adamları tahminlerini söylüyor biz de onlara inanıyoruz zaten, ayrı bir şey. Ama hepimiz şunu bilelim ki, bu ülke bir deprem ülkesi o kadar. ve buna göre her ne yapıyorsak bunu bilerek yapalım.”

Bakan Özhaseki, yeni yönetmeliklere göre standartlara uygun evlerin yapılması gerektiğini, eski yapılara sahip şehirlerin ise yenilenmesi gerektiğini vurguladı.

Şehirlerin yenilenmesinin bir kısmını kamu eliyle yapacaklarını, diğer kısmının da özel sektör ile yapılacağını aktaran Özhaseki, binaları yaparken sıfır tolerans gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Kentsel dönüşüm vurgusu

Özhaseki, Türkiye’nin dünyada en çok konut satan ülke olarak tarihe geçtiğini aktararak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şimdilik finansa erişmekte biraz zorluk var. Ama bu geçici, sene sonundan itibaren yavaş yavaş musluklar açılmaya başladığında sektörümüzün önünün açıldığını sizler göreceksiniz. Şu anda sizlerin bulunduğu, uğraştığı meşgaleniz, işiniz en önü açık sektör, bunu bilin artık arkadaşlar. Türkiye’de daha en az 20-30 sene çok hızlı vaziyette inşaat sektörü yol almaya devam eder. İnşallah bunu da hep birlikte göreceğiz zaten. Dediğim gibi kamunun payı çok düşük, yüzde 10’larda yüzde 15’lerde en fazla yüzde 80-85’i sizlerin yapacağı işlerle devam edecek. Urfa’mızda da tabii ki depremzede kardeşlerimizin haklarını vereceğiz. Ama kentsel dönüşümü de yapmak zorundayız. Mahallelerimizi yenilemek zorundayız. O kadar çok geçmişten gelen ve bir an önce bizim yenilememiz gereken mahallemiz var ki. Bunu biz gelip TOKİ’yle yapamayız. Bu işin biz aritmetiğini kurarız, hesabını yaparız. Ama daha sonra iş sizlerde. Böyle yaptığımız zaman inşallah başarırız. Kentsel dönüşüm işi zaten bir mecburiyettir, çaremiz yok. Bunu yapmak zorundayız.”

Bakan Özhaseki, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül’ü yıllardır tanıdığını ve kent için önemli çalışmalar yapmak için gecesini gündüzüne kattığını söyledi.

TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ ise kente yapmış olduğu ziyaretten dolayı Bakan Özhaseki’ye teşekkür ederek, şehirleşmeyle ilgili önemli görüşmeler yaptıklarını kaydetti.

Bakan Özhaseki, program sonunda AK Parti’ye katılanlara parti rozetini taktı.

Programa, AK Parti Şanlıurfa milletvekilleri Mehmet Ali Cevheri, Abdurrahim Dusak, Cevahir Asuman Yazmacı, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül de katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-ozhaseki-insaatlarda-zemin-etudune-dikkat-edin/feed/ 0
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: AB üyeliği stratejik bir hedef https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-ab-uyeligi-stratejik-bir-hedef/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-ab-uyeligi-stratejik-bir-hedef/#respond Thu, 21 Mar 2024 03:48:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21635 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, AB üyeliğinin Türkiye için stratejik bir hedef olmaya devam ettiğini ve Türkiye’nin AB üyelik sürecinin bazı üyelerin kısır politik gündemlerine bırakılamayacak kadar önemli olduğunu belirterek, “İnancımız, Avrupa Birliği (AB) kurumlarıyla Türkiye arasındaki ilişkilerin daha pozitif gündemle, daha ileriye taşınması” dedi.

Dışişleri Bakanı Fidan, Ankara’da İspanya Dışişleri, AB ve İşbirliği Bakanı Jose Manuel Albares Bueno ile bir araya geldi. İki bakan görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. İspanya ile Türkiye’nin yakın iş birliğine sahip olduğunu belirten Fidan, “Halklarımızın arasındaki yakın dostluk bağları giderek güçlenmekte. Siyasi ilişkilerimiz de gittikçe en üst düzeye çıkmakta. 2019 yılında başlattığımız Türkiye-İspanya Hükümetler Arası Zirve’sinin 7’ncisini 2021 yılında düzenlemiştik. 8’inci Zirveyi, haziran ayında Cumhurbaşkanımız ve İspanya Hükümet Başkanı Başkanlıklarında İspanya’da düzenleyeceğiz. Bugünkü görüşmemizde zirve hazırlıklarını ele alma fırsatımız oldu. İspanya aynı zamanda Avrupa Birliği içerisinde en büyük ticaret ortaklarımızın başında gelmekte. İspanya ile ticaret hacmimiz hedef olarak 20 milyar doları bulmaktı, geçen yıl itibariyle bu hedefe ulaşmayı başardık gibi, 19 milyar doları aşan bir ticaret hacmimiz var şu anda” ifadelerini kullandı.

“Güvenlik iş birliğimizi geliştirmeye özel önem veriyoruz”

Türkiye ve İspanya’nın Akdeniz’in iki önemli ülkesi olduğunu ve terör, düzensiz göç, çatışmalar, terörizm ve iklim değişikliği gibi sınamalarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Bakan Fidan, “Akdeniz’in doğu ve batı uçlarında yer alan Türkiye ve İspanya bu krizleri yakından hissetmekte. Yıllardır terörle mücadele eden iki ülke olarak güvenlik iş birliğimizi geliştirmeye özel önem veriyoruz. Güvenlik alanında atabileceğimiz adımları da etraflıca ele aldık. Ayrıca NATO bünyesindeki güçlü iş birliğimizi de tekrar gözden geçirdik. Bunun bir yansıması olarak İspanya 2015’ten bu yana Adana’da Patriot Bataryasını konuşlandırmakta, müttefiklik ruhuna uygun bir davranış, memnuniyet vericidir. Ayrıca iki müttefik olarak savunma sanayi iş birliğimizi de somut projelerle daha ileriye taşımak istiyoruz” diye konuştu.

İspanya’nın Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecine samimi bir şekilde destek veren ülkeler arasında yer aldığını aktaran Bakan Fidan, “AB üyeliğinin bizim için stratejik bir hedef olmaya devam ettiğini bugün meslektaşıma bir kez daha ifade ettim. Türkiye’nin AB üyelik sürecinin bazı üyelerin kısır politik gündemlerine bırakılamayacak kadar önemli olduğunu yineledim. AB içerisinde Gazze konusunda ilk günden beri ilkeli bir tutum izleyen ve Filistin halkının yanında olan ülkelerden biridir İspanya. İspanya’nın takdire şayan bu tutumu Filistin meselesinin dini ve etnik kimliklerinin üstünde evrensel bir dava olduğunun da ispatı niteliğindedir” dedi.

Filistin-İsrail çatışmaları çerçevesinde acil ateşkes ilan edilmesi ve insani yardımların kesintisiz bir şekilde ulaştırılması hususunda Bakan Albares ile fikir birliğinde olduklarını belirten Fidan, ayrıca görüşmelerde Rusya-Ukrayna savaşının da konuşulduğunu ve Ukrayna’nın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne olan desteğin yinelendiğini söyledi.

“Avrupa ülkeleriyle geliştirdiğimiz ilişkiler daha kolay”

Sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtlandıran Fidan, Türkiye’nin AB üyeliği sürecindeki bir sonraki adımın ne olacağı sorusu üzerine, “Avrupa ülkeleriyle birebir ayrı ilişki geliştiriyoruz. AB ile kurumsal başka bir ilişkimiz var. Avrupa ülkeleriyle geliştirdiğimiz ilişkiler daha kolay ama AB ile geliştireceğimiz zaman orada konsensüs olarak alınması gereken kararlar var bu da lehimize işlemeyebiliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin AB üyeliği konusundaki stratejik niyetinin ve vizyonunun aynı kaldığını ifade ettiğini hatırlatan Fidan, bu hususta irade beyanı beklenilen yerin AB’nin kilit ülkeleri olduğunu söyledi. AB’nin 2004-2005 yıllarında siyasi irade ortaya koyduğunu ancak sonrasında bu iradenin erozyona uğradığını ve giderek ortada kalktığını ifade eden Fidan, AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestisi, ticari imtiyazlar, göçle mücadele gibi konularda yoğun bir şekilde çalışılması gerektiğini ifade etti.

Bu yaz Avrupa Parlamentosu’nda seçimler olacağını hatırlatan Bakan Fidan, “Bizim inancımız parlamento seçimlerinin sonucundan bağımsız AB kurumlarıyla Türkiye arasındaki ilişkilerin daha pozitif gündemle daha ileriye taşınması” dedi.

Fidan ayrıca NATO, AB ve Türkiye ilişkilerinin ise bölgesel ve küresel güvenlik alanınla neler yapılabileceği kapsamında ele alınması gerektiğini kaydetti.

Bakan Fidan, İsrail-Filistin çatışmaları kapsamında ise, Türkiye’nin üyesi olduğu bütün uluslararası platformlarda İsrail’e baskı yapılması için alınması gereken tüm tedbirlerin alınması için baskı yaptığını ve bunun sadece oradaki trajediyi önlemek için değil bölgesel savaşlar ve küresel krizlerle de bağlı olduğunu görmemek için ‘çok dar görüşlü’ olmak gerektiğini söyledi.

“Amacımız bütün metotları kullanarak bu zulmün durması ve kalıcı olarak çözülmesi”

Bakan Fidan, iki devletli çözüm konusunda İspanya ile hemfikir olduklarını belirterek, “Bu sorunun kalıcı bir şekilde adil bir şekilde çözülmesi için ne türden adım atılması gerekiyorsa; yaptırımsa yaptırım baskıysa baskı, uluslararası ittifak şeklinde hareket etmekse etmek, uluslararası hukuka başvurmaksa başvurmak, bütün metotları kullanarak bu zulmün durması ve bu sorunun kalıcı olarak çözülmesi amacımız bu” diye konuştu.

“Yakın Doğu’da olan zorlukları ve Gazze’de olan insani krizi de ele aldık”

Türkiye’nin AB adaylığı sürecinde desteklediklerini belirten İspanya Dışişleri, AB ve İşbirliği Bakanı Bueno ise, İspanya için Türkiye’nin önemini vurgulayarak, “Türkiye, zirveler gerçekleştirdiğimiz ender ülkelerden birisi. Ankara’da biz bunları kutladık. Artık İspanya’da sıra. İspanya’da misafir edeceğiz bir sonraki zirveyi. 2024 yılı aynı zamanda İspanya için, Türkiye için çok önemli bir tarih. Bizim birlikte Medeniyetler Birliğini başlattığımızın önemli bir işaretidir. Tekrar bu forumu bir araya getirmek istiyorum. Bizim için düşünme, bir araya gelme ve her toplumlarımızın karşılaştığı zorluklarla mücadele etmek için konuşmamız gereken bir platform. Aynı zamanda yine Yakın Doğu’da olan zorlukları ve Gazze’de olan insani krizi de ele aldık. Bunun üzerinde yine konuştuk” dedi.

Gazze’de sürekli olarak ateşkesin bir an evvel gerçekleşmesi gerektiğini Bakan Fidan’la görüşmelerinde dile getirdiklerini aktaran Bueno, şartsız koşulsuz olarak insani yardımın Gazze’ye ulaşması gerektiğini kaydetti. NATO kapsamında iki ülkenin stratejik ortaklığına değinen Bueno, güneyden gelen tehditlere karşı Bakan Fidan ile fikir alışverişinde bulunduklarını söyledi. İki ülke arasındaki ticaret hacminin önemini vurgulayan Bueno, İspanyalı 700’den fazla şirketin Türkiye’de varlığına dikkat çekerek iki ülke arasında 19 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşıldığını kaydetti.

“Türkiye Avrupa’ya doğru bakmaya devam etsin”

Bakan Bueno Türkiye’nin AB adaylığına yönelik ise, “Türkiye’nin net bir şekilde adaylık duruşu vardır. Bütün Avrupa ülkeleri bunun üzerinde çalışmalıyız ve bu yolun açılması için çalışmalıyız. Bunun için bizim yol haritalarımız var. Bunu da güçlendirerek ilerliyoruz. Bununla ilgili olarak o kadar çok konu var ki Türkiye’yle bu konular üzerinde konuşmaktayız. Türkiye bizim burada gümrük birliğimizin üyesi. Bu konularda biz ikiye katlamalıyız. İspanya AB üyesi bir devlet olarak bu dinamiğin durmaması için gayret edecek. İspanya’nın arzusu şudur ki Türkiye Avrupa’ya doğru bakmaya devam etsin. Avrupa’daki geleceğine bakmaya devam etsin” ifadelerini kullandı.

Gazze’deki daimi ateşkesin sağlanması için İspanya’nın bir barış konferansı düzenlemeyi planladığını belirten Bueno, konferansta Filistin Devleti’nin tanınması konusunda adımlar atılabileceğini ve İsrail’in güvenlik garantisinin alınabileceğini aktardı. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-ab-uyeligi-stratejik-bir-hedef/feed/ 0
‘Olimpik Kent İstanbul İçin Tam Yol İleri’ Sunumunda Konuşan İmamoğlu: “Siyasetin, Spor ve Federasyonlar Üzerindeki Etkisini Yok Edelim” https://www.haber60.com.tr/olimpik-kent-istanbul-icin-tam-yol-ileri-sunumunda-konusan-imamoglu-siyasetin-spor-ve-federasyonlar-uzerindeki-etkisini-yok-edelim/ https://www.haber60.com.tr/olimpik-kent-istanbul-icin-tam-yol-ileri-sunumunda-konusan-imamoglu-siyasetin-spor-ve-federasyonlar-uzerindeki-etkisini-yok-edelim/#respond Thu, 21 Mar 2024 03:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21599 Haber: OKTAY YILDIRIM – Kamera: HAKAN KAYA

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 10×10=100 Büyük Proje’ toplantılarının altıncısını, “Olimpik kent İstanbul için tam yol ileri” başlığıyla gerçekleştirdi. Ülke gündemini ciddi bir şekilde etkileyen ‘sporda şiddet’ konusuna da değinen İmamoğlu, ” Spor, partiler ve siyaset üstüdür. Kutuplaşmaya, gerilime ve şiddete asla izin vermez. Yapılan sporların tamamı, bir oyundan ibarettir. Konulan kurallar, zaten hiçbir olumsuzluğa izin vermez. Konu, sadece kuralların doğru uygulanabilmesindedir. Yeter ki, spordan siyaseti sonuna kadar temizleyelim. Spor ve federasyonlar üzerindeki etkisini yok edelim. O zaman, müdahale edilemeyen branşlarda olduğu gibi, nasıl dünya çapında yıldızlara sahip olabildiğimizi, yaratılan bu başarılarla vatandaşlarımızı nasıl mutlu edebildiğimizi göreceğiz” dedi.

İmamoğlu, “10×10=100 Büyük Proje” toplantılarının altıncısını, “Olimpik kent İstanbul için tam yol ileri” başlığıyla gerçekleştirdi. Sunumda İmamoğlu’na, İBB Spor’un başarılı sporcuları eşlik etti. İstanbul’un birçok doğal ve kültürel özelliğinin yanı sıra, aynı zamanda bir spor kenti olduğunu belirten İmamoğlu, kentin bu özelliğinin kendi yönetimlerinden önce uzun süre ihmal edildiğine vurgu yaptı. Çocukluğundan itibaren sporun farklı branşlarıyla ilgilendiğini, gençlik yıllarında ise spor yöneticiliği yaptığını aktaran İmamoğlu, bu anlamda İstanbul’un ‘spor kenti’ olma özelliğini çok önemsediğinin altını çizdi.

İmamoğlu, spor anlamında nasıl bir İstanbul teslim aldıklarını şu sözlerle dile getirdi:

“NASIL BİR İSTANBUL TESLİM ALDIK?”

“Bu kadim kentin diğer pek çok alanda olduğu gibi, spor alanı da ihmal edilmiş, imar planlarında spor alanı olarak tanımlanmış çok sayıda kamu arazisi imara açılarak, ortadan kaldırılmıştı. Maalesef diğer kamu arazilerinde olduğu gibi, bu arazilere de ‘kupon arazi’ gözüyle bakan bir anlayışla, biz bu dönemde de mücadele ediyoruz. Ülkemize çok sayıda sporcu ve spor insanı kazandırmış köklü semt kulüplerimizin spor sahaları, ellerinden alınmış ve çeşitli sözler verilmesine rağmen, bu kulüplerimize yeni yerler gösterilmemiş, bunların büyük bölümü kapanmak zorunda kalmıştır. Ne yazık ki, yılda 20 bin spor bilimleri fakültesi mezunu varken, 20 yıldır ilkokullarda beden eğitimi öğretmeni bulunmuyor. Nüfusu Avrupa ülkelerinin çoğunun nüfusundan büyük olan İstanbul’da, spor alt yapısındaki yetersizlikler, spor alanındaki başarılarımıza engel olan temel etkenlerin başında geliyordu. Biz biliyoruz ki, spor; aileden, sokaktan, okuldan, mahalleden ve bütün toplumsal yaşamın içinden başlar. Özetle; sokakları güvensiz, okulları salonsuz, salonları beden eğitmensiz, mahalleleri spor sahalarından yoksun bir İstanbul bırakırsanız, oradan başarılı sonuçlar elde etmeniz mümkün olmaz.

İSTANBUL’UN BU ALANDAKİ TALİHİNİ DEĞİŞTİRECEK ADIMLAR ATMAYA BAŞLADIK”

Görevi devraldıklarında 13 ilçede İBB’ye ait tek bir spor tesisi bulunmadığı bilgisini paylaşan İmamoğlu, “İstanbul’da uluslararası standartlara uygun bir atletizm pistimiz yoktu. Düşünebiliyor musunuz; İstanbul gibi her yanı denizle çevrili bir kentin su sporlarına yönelik bir tek su sporları merkezi bile yoktu. İstanbul’da en fazla havuza sahip olan İBB’ye ait 26 havuz, klüplere, federasyonlara ve sporcularına kapalıydı. Bırakın İBB tesislerini, İstanbul’da ‘erişilebilirlik belgesi’ olan tek bir spor tesisi yoktu. Spor altyapısı bu derece yetersiz bırakılmış bir kentin, Olimpik ve Paralimpik Oyunlar gibi büyük uluslararası organizasyonları bu zamana kadar alamamış olması, ne yazık ki bir tesadüf değil. İşte bu nedenlerle, işbaşı yaptığımızda İstanbul’un bu alandaki talihini değiştirecek adımlar atmaya başladık” dedi.

Ülke gündemini ciddi bir şekilde etkileyen ‘sporda şiddet’ konusuna da değinen İmamoğlu, şunları söyledi:

“SPOR, PARTİLER VE SİYASET ÜSTÜDÜR”

“Spor, genel tanımıyla tüm dünyada barış, kardeşlik ve dostluk demektir. On yıllardır spor denildiğinde, ülkeler, birbirleri ile aralarında olan savaşlara bile ara vermişler ve insanoğlunun yetenekleriyle, birbirleriyle olan mücadelelerinin yaratmış olduğu o muhteşem duyguyu, zevkle izlemişlerdir. Maalesef ülkemizde, siyasi iradenin sporun her noktasına müdahale etme arzusu vardır. Bu, büyük bir tehdittir. Bu nedenle tüm topluma parti, din, dil ve mezhep ayrımı olmaksızın, tarifsiz mutluluk anları yaratan bu olgu, yerini ülkemizde gerilime bırakmaktadır. Toplumun maddi ve manevi tüm sorunlarını geride bırakarak mutlu olmalarını, hatta sokaklara dökülmelerini sağlayan bu muhteşem olgu, kutuplaşma ve şiddet aracı olmaktadır. Ben, her zaman, spor adına bulunduğumuz her noktada yapmış olduğumuz çağrılarda olduğu gibi; buradan da bir çağrıda bulunmak istiyorum. Spor, partiler ve siyaset üstüdür. Kutuplaşmaya, gerilime ve şiddete asla izin vermez. Yapılan sporların tamamı, bir oyundan ibarettir. Konulan kurallar, zaten hiçbir olumsuzluğa izin vermez. Konu, sadece kuralların doğru uygulanabilmesindedir. Özünde; spor demek fair play demek, barış ve kardeşlik demektir”

“YETER Kİ, SPORDAN SİYASETİ SONUNA KADAR TEMİZLEYELİM”

“Siyaset kurumları olarak, sporda bilgiye, birikime ve bilime olan inancı hep birlikte, topyekun arttırmak zorundayız” diyen İmamoğlu, “Olimpizm felsefesini, sporla ilgili her kurumun olmazsa olmaz anayasası haline getirmeliyiz. Türkiye, çok büyük bir ülke. Siyasetin sağladığı sınırsız olanaklar var. Bu olanakları, hep birlikte spor aracılığı ile gençlerimizi eğitecek, onların yaşamlarını sağlıklı ve tertemiz bir dünyaya dönüştürecek, engin deneyime sahip, birbirinden değerli kulüplerimiz var. Bu kulüplerin yaşamış olduğu borç problemlerini iyi analiz etmeliyiz. Finansal sorunlarını çözebilecek siyasi iradenin elinde birçok fırsatın olduğunu düşünüyorum. Yeter ki, spordan siyaseti sonuna kadar temizleyelim. Spor ve federasyonlar üzerindeki etkisini yok edelim. O zaman müdahale edilemeyen branşlarda olduğu gibi, nasıl dünya çapında yıldızlara sahip olabildiğimizi, yaratılan bu başarılarla vatandaşlarımızı nasıl mutlu edebildiğimizi göreceğiz. İBB olarak, olimpizm ve yaratmış olduğu değerlere yürekten inanıyoruz. Gerek İstanbul’umuz gerekse de Türkiye adına tüm kulüplerimizle birlikte sporda yetenek havuzunu genişletecek bir branş çeşitliliği ile ülkenin en geniş ve zengin olimpik ve paralimpik sporcu altyapısını oluşturmaya, öncü olmaya, liderlik yapmaya kararlıyız ve emin adımlarla yürüyeceğiz”

İmamoğlu, yaklaşık 5 yıllık görev sürelerinde, spor konusunda yaptıkları icraatları şöyle özetledi:

“NELER YAPTIK?”

“Türkiye’nin ilk ‘Spor Master Planı’ yapıldı. İBB Spor tesisinin olmadığı 13 ilçede 6’sına tesisler yapılarak bu sayı 7’ye indirildi. Kalan 7 ilçe için projeler hazır. İBB’nin ilk atletizm pisti, Maltepe dolgu alanında hizmete açıldı. Gaziosmanpaşa’da İBB Halit Kıvanç Şehir Stadyumu, Sultanbeyli 100. Yıl Spor Kompleksi, Arnavutköy Yaşam Merkezi, Yedikule Spor Tesisi, Bayrampaşa Spor Kompleksi İstanbul’a kazandırıldı. Haliç’te su sporları merkezi açıldı. Zeytinburnu ve Kartal’da, kent tarihinde bir ilk olarak, ‘engelsiz spor parkları’ yapıldı.

İBB spor tesislerinde, 2019’da, 6.3 milyon seans hizmet üretebilen tesisler, yeni dönemde seans sayısını, yüzde 72 artışla 10.8 milyona çıkardı. Bu seanslardan, okullarında spor salonu olmayan öğrenciler de yararlandırıldı. 39 ilçede park, bahçe, meydanlar ve Şehir Hatları seferlerinde de dahil olmak üzere, 350’yi aşkın noktada, sabah saatlerinde, eğitmenler eşliğinde, açık hava egzersizleri başladı. Bisiklet turları ile Tarihi Yarımada, bisiklet severlerin kullanımına açıldı.

Yılda 5000’den fazla çocuk, İBB’nin doğa kamplarından yararlandı. Spor salonu olmayan 3 ilkokul, 14 ortaokul ve 19 lise olmak üzere, toplam 36 okula spor salonu kazandırıldı. Önceki dönemde, okullarda sadece sporun 7 branşında, 15 bin çocuğa eğitim verilirken, yeni dönemde bu rakam, satranç dahil 20 branş ve 120 bin öğrenciye çıkarıldı. Futbol branşına, kız futbol takımı eklendi. İBB spor tesislerinden faydalanan öğrencilerden 528’i, farklı spor kulüplerine transfer oldu ve büyük bölümü 2036 olimpiyatlarına hazırlanmaya şimdiden başladı.

Spor İstanbul, Türkiye’de ilk e-spor okulunu açtı. Aralık 2021’de açılan OGEM (Oyun Geliştirme Merkezi) ile e-spor alanında ilk kuluçka merkezi, Mayıs 2023’te ise ilk E-Spor Merkezi açılmış oldu. E-spor Olimpiyatları olarak adlandırılan, Global E-spor Oyunları’nın 2.’si 2022 yılında İstanbul’a getirildi. 66 ülkenin e-spor oyuncuları ve federasyonları, Türkiye’de ağırlandı.

83 yıldır yapılmayan Ulugazi Yağlı Güreşleri tekrar İstanbullularla buluşturuldu. 2021 yılında “Yürü Be İstanbul”u uygulaması kent hayatına dahil edildi. Bu uygulama ile  500 bine yakın İstanbullu, 30 milyarın üzerinde adım attı ve adımları karşılığında ödüller kazandı. Bu sayede, İstanbul’un fiziksel aktivite oranı yüzde 13’ten, yüzde 30’a çıkarıldı.

İBB Spor Kulübü’nün 34 yıllık tarihinde ilk kez; atletizm, jimnastik, halter, buz hokeyi ve güreş branşlarında kadın şubeleri kuruldu. Engelli sporculara yönelik; judo, atıcılık, atletizm, tekvando, kürek, kano ve binicilik branşları, son beş yılda İBB Spor bünyesine eklendi.

Sporda gerçekleştirilen atılımların sonucu olarak, çok sayıda uluslararası başarıya imza atıldı. İBB Spor, 2020 Tokyo Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları’na toplam 21 sporcuyla katılarak, bu anlamda tarihinin en yüksek sayısına ulaştı. Para okçulukta Bülent Korkmaz, İBB Spor’a, tarihindeki ilk paralimpik madalyasını kazandırdı. İBB Spor Kulübü sporcuları, 2023 yılında, tüm kategorilerde 9 dünya şampiyonluğu, 4 dünya ikinciliği ve 9 dünya üçüncülüğü elde etti. İBB Spor oyuncuları, yeni dönemde Türkiye’ye; 830 Altın, 591 gümüş ve 703 bronz madalya olmak üzere, toplam 2.124 madalya kazandırdı.

İstanbul Maratonu, dünyada pandemi döneminde ertelenmeyen tek maraton oldu ve alınan önlemler ile dünyaya örnek gösterildi. İstanbul Maratonu’na dünyanın her yerinden katılım, son 4 yılda, yaklaşık 90 bin rakamına ulaştı. 45 yıldır maratonu ve 35 yıldır boğaz geçişi yüzme yarışı olan İstanbul’a, Cumhuriyet’in 100. yılında uluslararası bisiklet yarışı “Tour of İstanbul” kazandırıldı. Bu sene, Haliç Uluslararası Kürek yarışlarının 4’cüsünü düzenlenecek.

İstanbul Yarı Maratonu’nda katılım yüzde 70 arttırıldı. Bu yarış ile 2021 yılında, Türkiye topraklarında bugüne kadar kırılmış ilk atletizm dünya rekoruna ev sahipliği yapıldı.  Maraton ve yarı maratonda düzenlenen ‘yardımseverlik koşuları’ ile 90 sivil toplum kuruluşunun, 144 milyon TL bağış almasına aracılık yapıldı.

2019’da İBB’ye bağlı 51 spor tesisimiz varken, yeni dönemde bu sayı, 19 yeni tesis ile 70’e çıkarıldı. Temeli atılıp, yapımları devam eden tesis sayısı ise, 13. Baştan aşağı yenilenen Cemal Kamacı Spor Kompleksi ile İstanbul’un ilk erişilebilirlik belgesine sahip spor kompleksi açıldı.

“NELER YAPACAĞIZ”

İmamoğlu, sunumunun “Yapacaklarımız” başlığının altında ise şu 10 projeye yer verdi:

AVRUPA OYUNLARI

“İlk kısa dönemli hedefimiz; Avrupa Oyunları’nı 2027 yılında İstanbul’a getirmek olacak. Tamamladığımız projeler ve organizasyon kapasitemizle İstanbul, Avrupa Oyunları’na hazır. Yaklaşık 25 branşta, 48 ülke ve 6.000 sporcuyu misafir edeceğimiz Avrupa Oyunları için gerekli girişimlerimizi son hızla sürdürüyoruz. Hatta size bir güzel müjde vereyim. Her ne kadar bu ülkenin bazı spor yöneticilerinin baskısı ve durdurma girişimleriyle karşı karşıya olsak da inanın bu sürece dair, sporda da bunu yaşamanın keyifsizliğini dönem dönem hissettim ama bu anlamda biz, her noktadaki direncimizi de burada ortaya koyarak, çabamızı samimi bir şekilde gerçek spor insanlarıyla mücadelemize ortak vererek, inşallah göreceksiniz; Avrupa Olimpiyat Komiteleri Başkanı ve Türkiye Milli Olimpiyat Komiteleri Başkanları ile beraber, 2027 Avrupa Oyunları’nın ilk imzasını kısa sürede atacağız. ve bu kıymetli organizasyonu, İstanbul’umuza hep birlikte kazandırmanın, müjdesini sizlere vereceğiz. Sadece İstanbul değil, Türkiye açısından çok önemli bir etkinliğe imza atmış olacağız. Avrupa Oyunları, bugüne kadar çok sporlu etkinliklere ev sahipliği yapamamış İstanbul için bir ilk olacaktır. Bu deneyim, İstanbul’un bu ölçekteki organizasyonlara yapacağı başvurular için de önemli bir referans olacaktır. Bunların başında da kuşkusuz, olimpik ve paralimpik oyunlar geliyor.

2036 İSTANBUL OLİMPİK VE PARALİMPİK OYUNLARI

Daha önce yaptığı 5 başvurudan sonuç alamayan İstanbul’a, özlemini çektiği olimpiyat oyunlarını biz getireceğiz. Bu oyunları, sadece ekonomik boyutuyla veya sadece bir prestij meselesi olarak görmüyoruz. Bizim için daha önemli olan, sporun birleştirici ve iyileştirici gücüdür. Olimpiyat ruhu ile sporun dostluk, barış ve kardeşlik yüzünü dünyaya en iyi göstereceği kent, şüphesiz 3 imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul’dur. Ekonomik boyutuyla ilgili de kimsenin en ufak bir endişesi olmasın. İstanbul’a spor tesisleri anlamında yapılacak her yatırımı, kayıp değil, kazanç olarak görüyoruz. İstanbul’un tek bir kuruşunu, atıl kalacak tesislerde asla heba etmeyeceğiz. Üstelik hem esnafımıza hem turizm sektörümüze kısa, orta ve uzun vadede büyük bir ekonomik gelir artışı sağlayacağımızdan da eminiz. Organizasyonlar esnasında, sadece spor turizmi ile yüzde 70’lere varan bir artıştan bahsediyorum. Ayrıca, dünyanın dört bir yanından en fazla izlenen spor organizasyonu olan olimpiyatların, ülkemizin ve İstanbul’un tanıtımında çok önemli bir katkısı olacaktır. İstanbul’un ihtiyacı olan, uzun yıllar kullanabileceği, sporcu yetiştireceği spor tesislerini İstanbul’a kazandırarak, İstanbul’u olimpiyatlara, paralimpik oyunlara hep birlikte hazırlayacağız. En az olimpik ve paralimpik oyunların İstanbul’a gelmesi kadar, belki de bundan daha önemli olan, olimpiyatlara sporcu yetiştirebilme meselesidir. Başakşehir’de hayata geçireceğimiz, Olimpik ve Paralimpik Sporcu Merkezi projesi ile hem uluslararası müsabakalara uygun tesisler elde edeceğiz hem de bu tesislerde yaz-kış demeden, farklı branşlarda sporcular yetiştireceğiz. Burası, tam teşekküllü, dünyanın en önemli eğitim kampüslerinden biri olacak.

12 ÇOK AMAÇLI SPOR KOMPLEKSİ

Voleybolda ülkemizin son dönemde kazandığı önemli başarıları hepimiz biliyoruz. Kulüplerimizin bu başarılardaki payı çok kıymetli. Biz, bu başarıların artarak devam etmesi için, gerekli altyapı yatırımlarını ve tesisleri, sporcularımızın ve sporsever vatandaşlarımızın hizmetine sunmaya devam edeceğiz. Bunların birini Sarıyer ilçemize kazandıracağız. Yine Maltepe ilçemizde yapacağımız ‘Maltepe Arena’, basketbol ve voleybol müsabakaları için kullanılabilecek. İçinde çok amaçlı bir salon, tenis kortu, boks salonu, fuar alanı ve konser alanı bulunacak. İstanbul’da önemli eksiklerden biri de kuşkusuz kış sporlarına yönelik spor alanlarında yaşanıyor. Ümraniye ilçemizde yapacağımız Buz Sporları Merkezi ile bu önemli eksikliğin giderilmesine yönelik önemli bir adım atmış olacağız. Planladığımız bir diğer buz sporları merkezini ise, Silivri’de hayata geçireceğiz. İstinye Spor Kompleksi, tüm İstanbul’a hizmet edecek nitelikte bir tesis. İçerisinde koşu ve atletizm pisti, karting pisti, olimpik yüzme ve su sporları yapısı, basketbol ve tenis sahaları, otoparkları ve yürüyüş yollarıyla dört dörtlük bir tesisi İstanbul’a kazandıracağız. Tuzla Aydınlı Spor Kompleksi, Çekmeköy Spor ve Yaşam Merkezi, Bağcılar Ebubekir Spor Merkezi, Küçükçekmece Atakent İBB Spor Kompleksi, Büyükçekmece Pınartepe Spor Merkezi, Esenyurt Yüzme Havuzu, Beşiktaş Levazım Yüzme Havuzu ile İstanbul’un dört bir yanında spor olanaklarını eşitleyeceğiz.

7 SEMT SPOR MERKEZİ

İstanbul’umuza başarıları ile değer katan amatör spor kulüplerimizi desteklemeyi çok önemsiyoruz. İstanbul Güreş İhtisas Kulübü (İGİK), 100 yılı aşkın süredir çok önemli başarılar kazanmış ve Türk modern güreş sporunun gelişimine büyük katkılar sağlamış bir kulübümüzdür. Çağdaş çalışma koşullarla donatacağımız, yeni İstanbul Güreş Kulübü binası, kulübün kurumsal kimliğini geleceğe taşıyarak, örnek bir spor tesisi olacak. Üsküdar Küçüksu Spor Salonu, Sancaktepe Safa Tepesi Spor Tesisi, Bahçelievler Koca Sinan Spor Tesisi, Ataşehir İçerenköy Spor Tesisi, Şişli Kuştepe Zeminaltı Otopark ve Spor Tesisi, Kartal Cevizlik Komşuluk Meydanı projelerimizde yer alan spor alanları ile birlikte, amatör spor kulüplerimizin tesis ihtiyaçlarını önemli oranda karşılayacağız.

JİMNASTİK VE ATLETİZM

Beylikdüzü atletizm pistimizi tamamladığımızda, İstanbul, uluslararası standartlara ve müsabakalara uygun bir atletizm pistine kavuşmuş olacak. Atletizm pistlerimiz için, Başakşehir ve Eyüpsultan’da da yerlerimizi belirledik, projelerimiz hazır. Önümüzdeki dönemde hızla hayata geçireceğiz. Yine İstanbul’un ihtiyaçlarını gözeterek, Pendik Kurtköy’de Uluslararası Jimnastik Salonu Projemizin onaylarını aldık. En kısa süre içerisinde ihalesini yapıp uygulamaya geçireceğiz.

SU SPORLARI

Maltepe’de projesi hazır, izinleri alınmış su sporları merkezimizi de hızlıca hayata geçireceğiz. Mini su sporları tesislerimiz ile denizle temas etmeyen vatandaşımız kalmayacak. 7 tesisimizin yeri belli. Hedefimiz; 15 ilçede, 21 mini su sporları merkezini tamamlamak.

REKREATİF SPOR

Kentsel tasarım için çok önemli bir alan. Göreve geldiğimiz günden bu yana, sporun sokağımızda, mahallemizde, sahillerimizde, parklarımızda yapılabilmesi için tüm halkın erişebileceği imkanları yaratmaya çalıştık ve çalışmaya devam edeceğiz. Yaşam Vadileri ve Doğal Yaşam Parkları’nda 210 kilometre olmak üzere, İstanbul genelinde, toplam 1.050 kilometre bisiklet yollarını yapacağız. Ayrıca her ilçemize açık ve kapalı tenis kortu, halı saha, basketbol ve voleybol sahası olmak üzere, toplamda 1000 tesisi İstanbul’a kazandıracağız.

SPOR SALONSUZ OKUL KALMAYACAK

Spor salonu ihtiyacı bulunan 115 okulumuz için spor salonlarımız yolda. Bu tesisleri tamamladığımızda, İstanbul, tam anlamıyla bir spor kentine dönüşecek. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dilediği gibi, İstanbul; zeki, çevik ve ahlaklı sporcuların yetiştiği bir kent haline gelecek.

SPOR OKULLARI

İlk ve ortaöğretimde bulunan 250.000 öğrenciye, 20 branşta ücretsiz spor eğitimi vereceğiz. E-spor kulübü açılacak. Okullar arası turnuvalar düzenlenerek, e-spor ligi oluşturacağız. Bu spor okullarımız, İstanbul kulüpleri için de bir sporcu fabrikası olarak hizmet vermeye devam edecek.

HER YERDE SPOR

İstanbul genelinde 1000 noktada, 390 profesyonel eğitmen eşliğinde, ücretsiz açık hava spor etkinlikleri ve gezici spor ekipleri ile her mahallede, yaşlılara özel spor programları düzenleyeceğiz. Biz bu altyapı yatırımlarını gerçekleştirdiğimizde, sadece olimpik ve paralimpik oyunlara değil, inanıyorum ki çok sayıda ve çeşitlilikte ulusal ve uluslararası organizasyona ev sahipliği yapacağız. Tesislerimizde yetişen sporcularımız, katıldıkları müsabakalarda, ülkemizi ve kentimizi gururla temsil ederek, bizi onurlandıracaklar”

“Atamızın ‘Bedeni idman, fikri idmanla muvazi olmalıdır’ sözünü hiç unutmadım” diyen İmamoğlu, sunumunu şu sözlerle tamamladı:

“Çocuklara ve gençlere, en önemli kentli hakları olan ‘spor hakkı”nı vermek ve İstanbul’u olimpik ve paralimpik sporların kenti yapmak için ve bu yolda kararlı bir şekilde, hiç durmadan yol yürüyeceğiz. İstanbul’da, başta çocuklar ve gençlerimiz olmak üzere, tüm vatandaşlarımız hayatın her anında, bulundukları yerde spor olanaklarına adil bir biçimde erişebilecekler. Avrupa’nın en genç ülkesi olmamıza rağmen, obezite ve tip2 diyabette ne yazık ki, birinci sıradayız. Avrupa’nın hasta ülkesi olmamız, asla kabul edilemez. Uzun yıllar boyunca spor yapmış ve sporun hem bedene hem zihne hem de hayatın her alanında olağanüstü katkılarını yaşamış birisi olarak, ben kabul edemem. İstanbul’da bir çocuğun bundan mahrum kalmasına, vicdanen asla müsaade edemem. Bu yolda kendimi bir nefer olarak görüyorum. Spor alışkanlığı, bu hastalıkların en temel ve en ucuz ilacıdır. Kentimizde bütün bu dönüşümleri başaracağız. Hep birlikte, ailelerimizle, eğitim kurumlarımızla kulüplerimizle ve belediyelerimizle başaracağız. Böylece sağlık harcamalarımız azalacak ve gençlerimiz kötü alışkanlıklardan uzaklaşacak. Böylece, daha sağlıklı ve mutlu bir İstanbul hedefine hep birlikte ulaşacağız. Bu ayrıca, toplumsal huzur, toplumsal birliktelik projesinin de en önemli aşamasıdır.

“BU AZİZ KENTİN DÖNÜŞÜMÜ ÜLKEMİZİNDE DÖNÜŞÜMÜ DEMEKTİR”

İstanbul, diğer bütün alanlarda olduğu gibi, sporda da büyük hedeflere, ancak bir zihniyet değişimiyle ulaşabilir. Bu nedenle, 2019’dan bu yana İstanbul’u; sorunları bütüncül bir yaklaşımla, bilimsel bir gözle ele alan, kent yönetiminin merkezine insanı koyan, yeni bir anlayışla yönetiyoruz. Kent yönetimini, deyim yerindeyse, bireysel bir spor gibi değil, bir takım oyunu olarak gören ve o takımı 16 milyon İstanbullu olarak tanımlayan bir anlayıştır bu. Biz; icraatçı, halkçı, yatırımcı ve demokrat yönetim anlayışıyla, her geçen gün İstanbul’a daha fazla değer katıyoruz. İstanbul adına hedeflerimizi büyütmeye ve bu hedeflere doğru daha hızlı, daha güçlü adımlarla yürümeye odaklanmış durumdayız. İstanbul’u sadece yatırımlarla da dönüştürmüyoruz. Aynı zamanda bu şehirde zihniyeti değişimine de öncü oluyoruz. Çünkü İstanbul, küresel ölçekte de büyük bir iddia taşıyor. Bunu hem hak ediyor hem de bunu başaracak kaynaklara sahip bir şehirdir. İstanbul, küresel ölçekte çok daha ileri noktalara erişebilmek ve içinde yaşayan vatandaşlara daha yüksek bir yaşam kalitesi sunabilmek için mutlak dönüşmelidir. Bu aziz kentin dönüşümü, ülkemizin de dönüşümü demektir.

O yüzden azmimiz ve kararlılığımız yüksek. Enerjimiz ve inancımız tam. Kondisyon ve dayanıklılık olarak, moral ve motivasyon olarak en üst seviyedeyiz. Bizden daha hızlı koşacak birisini, biz tanımıyoruz. Koşumuzu gerekirse bir gibi kısa mesafe, gerekirse 42 bin 195 metre bir maraton koşucusu gibi yapar, sonuca erişmekte asla geri durmayız…  Bundan sadece 11 gün sonra, büyük bir karar vereceğiz. O karar, bu şehri ve bu şehrin kaynaklarını sadece şu kişi veya bu kişi yönetsin kararı değildir. Bu karar, bu şehrin geleceğinin nasıl olmasını istediğimize ait, değerli bir karardır. İstanbul’da başlattığımız bu büyük dönüşüme, daha büyük bir güçle devam edebilmemiz için, bu aziz şehirde başlattığımız büyük hizmet, icraat ve yatırım dönemi devam etsin’ diyoruz. Onun için spora, sporculara, spor insanlarına, herkese ‘Haydi İstanbul, tam yol ileri’ diyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/olimpik-kent-istanbul-icin-tam-yol-ileri-sunumunda-konusan-imamoglu-siyasetin-spor-ve-federasyonlar-uzerindeki-etkisini-yok-edelim/feed/ 0
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy: Türkiye dünyada en etkili tanıtım yapan ülke https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-mehmet-nuri-ersoy-turkiye-dunyada-en-etkili-tanitim-yapan-ulke/ https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-mehmet-nuri-ersoy-turkiye-dunyada-en-etkili-tanitim-yapan-ulke/#respond Thu, 21 Mar 2024 02:51:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21588 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Bugün 200’den fazla ülkede tanıtım yapıyoruz. Bakın dünyada en etkili, en yoğun tanıtım yapan ülke Türkiye. Şimdi de bu gücümüzü, kullanarak bütün şehirlerimizin turizm pastasından pay almasını istiyoruz.” dedi.

Sektör buluşması kapsamında Kastamonu Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi’nde sivil toplum kuruluşları ve turizmcilerle bir araya gelen Ersoy, konuşmasında, dünya genelinde turizm sektörünü olumsuz etkileyecek olaylar yaşandığına işaret etti.

Kovid-19, deprem ve savaşların sektörü olumsuz etkilediğini vurgulayan Ersoy, “Geçmişte de bu tür krizlerle karşılaşıyorduk. Günümüzde de karşılaşacağız, gelecekte de karşılaşacağız. Önemli olan sektörümüzü bunlara bağışıklı hale getirmek. Bunlarla ilgili çok doğru adımları ülke olarak son 5 yılda atıyoruz. Tanıtım noktasında yaptığımız doğru adımlar, belgelendirme konusunda yaptığımız doğru adımlar…Bu doğru adımların sonucu olarak da görüyoruz ki çok büyük felaketler ve krizlerle karşılaşsak bile, dünyadaki diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda bunlardan en az etkilenen ülke oluyoruz artık ve felaket sonrası, krizden sonrası en hızlı krizden çıkan ülke konumuna geldik.” diye konuştu.

“Bu seneki hedefimiz 60 milyon ziyaretçi 60 milyar dolar gelir”

Turizmde dünyada takip edilen bir ülke haline geldiklerini aktaran Ersoy, şöyle devam etti:

“Şimdi artık daha büyük hedefler koyabiliyoruz. Geçen sene biliyorsunuz rekor kırdık. Yedinci sıradan önce 6.’lığa, sonra 4.’lüğe kadar ülke sıralamasında geldik. 56,7 milyon ziyaretçi ağırladık. Bundan sonra da rekorlar kırarak, turizm sektöründe yürümeye devam edeceğiz. Bu seneki hedefimiz 60 milyon ziyaretçi 60 milyar dolar gelir. 2028’e kadar bu rakamları 100 milyar dolara çekmek gibi bir iddiamız var. Dünya 4.’lüğü de yetmez ve çabalayıp, dünya 3.’lüğüne çıkacağız. Dünyada en çok turist ağırlayan 3’üncü ülke olacağız.”

Turizmi ülke geneline yaymak gerektiğini vurgulayan Bakan Ersoy, “81 vilayetimize, Anadolu’muzun tüm köşelerine turizm yaymamız gerekiyor. Sadece yerli turiste değil, yabancı turiste de yaymak gerekiyor. Sezonu 12 aya çıkarmak gerekiyor. Turizm sektörünü sezonluk olmaktan çıkarıp, 12 ay çalışan bir sektör haline getirmemiz gerekiyor. Yeni yeni ürünler sahaya koymamız gerekiyor. Yeni yeni ürünleri de eve sokmamız gerekiyor. 5 yıl önce, 10 yıl önce Türkiye sadece deniz, kum, güneşle ön plana çıkıyordu. Bir kısım kültür turlarıyla ön plana çıkıyordu. Ama baktığınız zaman 2-3 tane ana ürünü vardı. Şimdi 60’tan fazla ürünle Türkiye turizm sahasına çıkmış durumda. Bugün 200’den fazla ülkede tanıtım yapıyoruz. Bakın dünyada en etkili, en yoğun tanıtım yapan ülke Türkiye. Şimdi de bu gücümüzü, kullanarak bütün şehirlerimizin turizm pastasından pay almasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Kastamonu’nun tarihi, doğası ve kültürü ile turizm şehri olduğunu belirten Ersoy, “Potansiyeli çok yüksek olan bir şehirden bahsediyoruz. Önemli olan ne? Bu potansiyelin, farkındalığının tüm dünyada, başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada farkındalığının sağlanmasını gerçekleştirmemiz gerekiyor.” dedi.

Ersoy, turizm için yerel yönetimler ile Bakanlığın birlikte çalışması gerektiğinin altını çizerek, şunları dile getirdi:

“Tabii turizm sadece Kültür ve Turizm Bakanlığının çabalarıyla olacak bir sektör değil. Turizm söz konusu olduğu zaman yerel yönetimlerle Kültür ve Turizm Bakanlığı bir şekilde iç içe, el ele çalışması gerekiyor. Yani varlıklarımız, belediyelerimiz, ilgili kurumlar, Bakanlığımız, sektör temsilcisi olan sizler, sektörün paydaşları hepimiz el ele vererek, kalp kalbe vererek, omuz omuza vererek konsantre olup bir şekilde, doğru, planlı, programlı bir şekilde çalışmamız gerekiyor.”

Ersoy, şehirlerin turizm master planı olması gerektiğine vurgu yaparak, “Herkes bu pastadan pay olmak istiyor. Biz Türkiye olarak bir pay almak istiyoruz. Türkiye’nin 81 vilayeti bu pastadan, Türkiye’ye gelen turistler bir pay almak istiyor. O yüzden şehir şehir, ilçe ilçe çalışmamız gereken bir durum söz konusu.” değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Kastamonu Belediye Başkan adayı Tahsin Babaş ile projelerinin bir bölümünü görüştüklerini aktaran Ersoy, Kastamonu’nun projelerine destek vereceklerini söyledi.

Hatay Antakya’da uyguladıkları projeyi anlatan Bakan Ersoy, benzer projeyi Kastamonu’da da uygulayabileceklerine işaret ederek şunları kaydetti:

“Antakya’da biliyorsunuz depremden etkilenen kültür varlıkları var…Biz orada mülkiyeti, kamuya ait olanları zaten ilgili kamu kurumlarıyla konuşarak Bakanlık olarak, Vakıflar olarak biz devralıp hızlı bir şekilde ayağa kaldırmaya başladık. Ama mülkiyeti özel şahısta olanlar için de bir hibe programı başlattık. Yerinde, restorasyonla ilgili. Onlara da yüzlerce başvuru şu anda geldi. Muhtemelen 3 bin civarında bir başvuru almayı düşünüyoruz. Çok ciddi hibe destekleri yaparak Antakya’yı bir müze şehir haline getirmekle ilgili adımları attık. Şimdi aynı şey Kastamonu için neden olmasın? Yani yeter ki şehirde niyet olsun, istek olsun, heves olsun. Bizim zaten istediğimiz şey bu. Biz dünden hazırız. Bu beş yıl çok önemli kazanımları sağlayabileceğimiz bir dönem. Ehil olduğuna güvendiğiniz, ehil ellere yönetimi vermemiz gerekiyor.”

Programda, AK Parti Milletvekilleri Halil Uluay ve Serap Ekmekci, AK Parti İl Başkanı Hasan Yağcıoğlu ve AK Parti Kastamonu Belediye Başkan adayı Tahsin Babaş da selamlama konuşması yaptı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-mehmet-nuri-ersoy-turkiye-dunyada-en-etkili-tanitim-yapan-ulke/feed/ 0
Myanmar’da Sivillere Yönelik Saldırılar Artıyor https://www.haber60.com.tr/myanmarda-sivillere-yonelik-saldirilar-artiyor/ https://www.haber60.com.tr/myanmarda-sivillere-yonelik-saldirilar-artiyor/#respond Thu, 21 Mar 2024 00:42:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21475 Birleşmiş Milletler (BM) Myanmar’daki İnsan Hakları Özel Raportörü Tom Andrews, Myanmar’da son 5 ayda sivillere yönelik saldırılarda belirgin artış görüldüğünü belirterek, “Sivil hedeflere yönelik hava saldırıları 5 kat arttı.” ifadelerini kullandı.

Myanmar’daki insan hakları durumuna ilişkin raporunu açıklayan Andrews, askeri yönetimin sivillere yönelik saldırılarının arttığını, cuntaya karşı daha güçlü ve koordineli uluslararası eyleme ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Andrews, askeri yönetim ile etkileşime koşulsuz son verilmesi ve ileriye dönük ilk şartın “ölümlerin durdurulması” olması gerektiğini belirtti.

Myanmar’da cuntanın giderek yalnızlaştığını ancak hala son derece tehlikeli olduğunu kaydeden Andrews, “Son 5 ayda sivillere yönelik saldırılarda belirgin bir artış görüldü. Sivil hedeflere yönelik hava saldırıları 5 kat arttı.” ifadelerini kullandı.

Arakanlılara yönelik saldırılar sürüyor

Andrews, özellikle Arakanlı Müslümanların en fazla bombardımana maruz kaldığını, Myanmar’daki çoğu kişinin aksine Arakanlıların güvenli bir yere gitmelerine izin verilmediğini hatırlatarak, iki gün önce Arakan eyaletindeki bir köye gerçekleştirilen saldırıda, aralarında küçük çocukların da bulunduğu en az 23 Arakanlının öldürüldüğüne dair haberler olduğunu bildirdi.

Andrews, “Arakanlılara yönelik saldırılar ve diğer sistematik insan hakları ihlalleri, Gambiya’nın Uluslararası Adalet Divanında açtığı ve BM İnsan Hakları Konseyinin birkaç üyesinin de müdahillik talebi olan soykırım davasında verilen geçici tedbirlere rağmen azalmadan devam ediyor.” ifadesine yer verdi.

Cunta güçlerinde kitlesel kayıpların artmasının yanı sıra ayrılmalar, teslim olmalar ve asker toplama zorluklarının asker sayısının azalmasına yol açtığını kaydeden Andrews, bunu “Myanmar ordusu için varoluşsal bir tehdit” olarak nitelendirdi.

Andrews, cuntanın ülkedeki şiddetin, istikrarsızlığın, ekonomik gerilemenin ve kanunsuzluğun başlıca nedeni olduğunu da vurgulayarak Myanmar’daki kaosun bölgeyi ve dünyayı etkileyebileceği uyarısında bulundu.

Myanmar’daki binlerce kişinin komşu ülkelere kaçmaya devam ettiğini kaydeden Andrews, cunta savaş uçaklarının komşu ülkelerin hava sahasını ihlal ettiğini de belirtti.

Hükümetlerin cuntaya silah ve para arzını kesmeye yönelik adımlarını memnuniyetle karşıladığını belirten Andrews, Singapur merkezli kuruluşların silah transferlerinin 2023’te yaklaşık yüzde 80 azaldığını kaydetti.

Andrews, Myanmar’daki askeri yönetime silah ve para teminini kesme konusunda daha fazla stratejik koordinasyon çağrısında bulundu.

Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik

Myanmar’ın Arakan eyaletinde 2012’de Budistler ile Müslümanlar arasında çıkan çatışmalarda, çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.

Arakan’daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017’de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçilerin uyguladıkları kitlesel şiddetten kaçan 1 milyona yakın kişi, komşu ülke Bangladeş’e sığınmıştı.

Çok sayıda Arakanlı Müslüman, Bangladeş’in Cox’s Bazar bölgesindeki aşırı kalabalık mülteci kamplarından kaçarak diğer Müslüman ülkelere gitmek için hayatlarını tehlikeye atıp derme çatma teknelerle denize açılıyor.

Bangladeş, halihazırda 1,2 milyondan fazla Arakanlı Müslüman mülteciye ev sahipliği yapıyor.

Myanmar’daki askeri darbe

Myanmar’da 2020’deki genel seçimlerde hile yapıldığı iddialarının ortaya atılması ve ülkede siyasi gerilim yaşanmasının ardından ordu, 1 Şubat 2021’de yönetime el koymuştu.

Ordu, ülkenin fiili lideri ve Dışişleri Bakanı Aung San Suu Çii başta olmak üzere, pek çok yetkili ve iktidar partisi yöneticisini gözaltına almış ve olağanüstü hal ilan etmişti.

Ordu yönetimine karşı demokrasi taraftarları, ülkede gösteriler düzenlemeye başlamış, ordunun göstericiler üzerine ateş açması sonucu onlarca kişi tutuklanmış, yaralanmış veya hayatını kaybetmişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/myanmarda-sivillere-yonelik-saldirilar-artiyor/feed/ 0
Lüksemburg, Avrupa Şampiyonası’na katılmak için umutlu https://www.haber60.com.tr/luksemburg-avrupa-sampiyonasina-katilmak-icin-umutlu/ https://www.haber60.com.tr/luksemburg-avrupa-sampiyonasina-katilmak-icin-umutlu/#respond Wed, 20 Mar 2024 23:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21434 Avrupa’nın merkezindeki Lüksemburg’u, yaşam standartlarına ilişkin listelerde üst sıralarda görmek sürpriz değil. Yaklaşık Ümraniye ilçesi büyüklüğündeki dükalık, Eski Kıta’da kişi başı gelirin en yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor.

Ancak söz konusu futbol olduğunda Lüksemburg, ülke sıralamalarında üst seviyelerde yer alan bir ülke değildi.

Lüksemburglu bir milli futbolcunun hayatı tarihsel olarak, çoğunlukla bir ağır yenilgiden diğerine yalpalayarak sonlanıyordu.

Ülke, Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası elemelerine katılan ülkeler arasında en fazla elenen ülke olma rekorunu elinde tutuyor.

Ülkenin ulusal takımı, 2008 yılına kadar oynadığı 104 Dünya Kupası eleme maçında sadece 8 puan alabilmişti.

Ancak Lüksemburg, bu yaz oynanacak Avrupa Şampiyonası’na katılımdan yalnızca iki galibiyet uzakta bulunuyor ve bu da ülkede bir şeylerin değiştiğinin göstergesi.

Lüksemburg, yarın EURO 2024’e kalma yolundaki ilk play-off maçında Gürcistan’la karşılaşacak. Bu maçın galibi Kazakistan – Yunanistan eleme maçının kazananı ile karşılaşacak.

Lüksemburg Futbol Federasyonu Başkanı Paul Philipp, ulaştıkları noktadan duyduğu mutluluğu aktarırken alçak gönüllü konuşuyor:

“Çok küçük bir ülke olduğumuzu ve asla Avrupa şampiyonu olamayacağımızı biliyoruz. Bu kadar yüksek bir seviyede oynayacak olmamız bile sıra dışı”

Philipp, play-off maçlarının favorisi olmadıklarını söylese de, “Ancak futbolda her şey mümkün” ifadesi ile umutlu oldukları mesajını veriyor.

73 yaşındaki başkan, ülke milli takımında 1968-1983 yılları arasında 15 yıl forma giydi ve 54 kez maça çıktı.

Futbolu bıraktıktan sonra da 1985-2001 yılları arasında ülke takımını çalıştırdı. Philipp, hem futbolculuk hem de çalıştırıcılık döneminin zor olduğunu kabul ediyor.

Değişim nasıl başladı?

Philipp, takımda profesyonel futbolcu bulunmayan dönemler geçirdiklerini anlatıyor ve “Bu büyük bir dezavantajdı” diyor.

Ülke 2001 yılında ulusal futbol akademisini kurdu. Philipp bunun “bir başlangıç” olduğunu kaydediyor.

Philipp ve antrenör Luc Holtz’un oluşturduğu kadrodaki bazı oyuncular, bugün, Almanya, Hollanda ve İtalya’daki üst düzey kulüplerde yer alıyor.

Başkan Philipp, başarılarının anahtarı olarak, futbol akademisindeki “uluslararası hazırlık maçı” stratejisini gösteriyor. Akademiye seçilen 12-19 yaş arası genç oyuncular hafta içi başka ülke takımları ile hazırlık maçı yaparken, haftasonları da kendi lig takımları ile oynuyor.

Paul Philipp, bu akademinin kurulmasından 20 yıl sonra, yurtdışında oynayan yaklaşık 20 profesyonel oyuncu sayısına ulaşabildiklerini söylüyor.

Takımın çalıştırıcısı Luc Holtz, 2010 yılından sonra ülke milli takımının başına geçti. Bugün mevcut çalıştırıcılar arasında en uzun süredir milli takım çalıştıran isim konumunda yer alıyor.

Holtz, “Takımı devraldığımda pek çok şeyi değiştirmek zorunda kaldık, özellikle de oyuncuların zihniyetini” diyerek ilk zamanlardaki zorlukları özetliyor:

“Artık kaygılı değiliz, cesaretle oynuyoruz. Geçmişte her şey savunmaya dayalıydı ancak bugün artık daha çok topa sahip olmaya ve yüksek pres yapmaya odaklanıyoruz.”

Lüksemburg, EURO 2024 elemelerinde Bosna-Hersek karşısında iki galibiyet elde ederek dikkat çekti.

İzlanda maçlarında bir galibiyet ve bir beraberlik, Slovakya karşısında da bir beraberlik alarak J grubunu 3. sırada bitirdi.

İzlanda, son yıllarda hem Avrupa Şampiyonası’na hem de Dünya Kupası’na katılmayı başararak Avrupa’nın küçük ülkeleri için de örnek olmuştu.

Holtz, Lüksemburg’un yarısı kadar nüfusu olan İzlanda’nın başarısından cesaret aldıklarını anlatıyor:

“İki ülkeyi karşılaştırmak zor ama İzlanda, küçük bir ülkenin futbolda ya da hentbolda neleri başarabileceğini gösterdi.

“Farkı yaratanın ülkenin büyüklüğü değil, zihniyeti olduğu noktası bizim için örnek alınacak bir nokta oldu”

‘Gürcistan üzerindeki baskı daha büyük’

Holtz’un takımın başında olduğu süreçte Fransa ve İtalya karşısında alınan beraberlikler, gelişime işaret ediyordu.

Ülke akademisi, Portekiz kökenli vatandaşlarının yeteneklerinden de yararlandı.

Defans oyuncusu Miguel Goncalves, orta saha oyuncusu Leandro Barriero ve tüm zamanların en skorer ismi Gerson Rodgrigues, Portekiz kökenli Lüksemburglular olarak takıma katkı veriyor.

Holtz, “Lüksemburg yoğun göç alan bir ülke, nüfusumuzun % 49’u yabancı” diyerek farklı kökenlerden gelen oyuncularına dikkat çekiyor.

Ülke yarın Tiflis’te tarihe geçecek bir sonuç için sahaya çıkacak. Bu gelişme Holtz’un görevi devraldığı 2010 döneminden çok farklı bir manzarayı ortaya çıkarıyor.

Holtz, “O zamanlar bu şampiyonaya katılmanın mümkün olduğunu düşünmüyordum” itirafını yapıyor ve devam ediyor:

“Amacımız gelişmek ve ilerlemekti. Öncelikli olan bu ikisiydi.

“Bence Gürcistan üzerindeki baskı daha büyük. Çünkü kendi evlerindeler ve favoriler. Gerçekten şampiyonaya kalmanın ne hissettireceğini düşünemiyorum bile”

Tiflis’teki sonuç ne olursa olsun, Lüksemburg taraftarları Aralık ayında iki yıl daha takımı çalıştırmakı için imza atan Holtz’tan ilerlemeyi devam ettirmesini bekleyecek:

“Sahip olduğumuz takım çok genç ve daha uzun yıllar birlikte oynayabilir. Henüz maksimum potansiyelimize ulaşmadığımıza inanıyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/luksemburg-avrupa-sampiyonasina-katilmak-icin-umutlu/feed/ 0
Özel Sporcuların Olimpiyatı: 2. Down Sendromlular Dünya Spor Oyunları https://www.haber60.com.tr/ozel-sporcularin-olimpiyati-2-down-sendromlular-dunya-spor-oyunlari/ https://www.haber60.com.tr/ozel-sporcularin-olimpiyati-2-down-sendromlular-dunya-spor-oyunlari/#respond Wed, 20 Mar 2024 22:42:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21384 Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, özel sporcuların olimpiyatları niteliğindeki 2. Down Sendromlular Dünya Spor Oyunları’nın (Trisome Oyunları) organizesiyle Türkiye’nin bir kez daha uluslararası spor faaliyetlerinde geldiği başarılı noktayı ispatladığını söyledi.

“Down sendromlu sporcuların olimpiyatı” olarak nitelendirilen ve 33 ülkeden 488 sporcunun yarışacağı oyunların açılış töreni, Antalya Spor Salonu’nda coşkuyla gerçekleştirildi.

Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Japonya, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz, Çekya, Azerbaycan, Macaristan, Hırvatistan, İrlanda, Arnavutluk, Arjantin, Avusturalya, Brezilya, Bulgaristan, Yeni Zelanda, Norveç, Polonya, Güney Afrika, Venezuela’nın da aralarında bulunduğu 33 ülke sporcuları, törende ülke bayraklarıyla geçiş yaptı.

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, açılışta yaptığı konuşmada, gençlerle, sporcularla ve özel sporcularla gurur duyduklarını söyledi.

Organizasyonda dünyanın dört bir yanından sporcuları ağırladıklarını anlatan Bak, “Burada küçük bir olimpiyat yapıyoruz. Spor insanları kaynaştıran, bir araya getiren ortak bir dil. Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye’nin dört bir yanında yaptığımız spor tesisleriyle, spor yatırımlarıyla spor ülkesi olma yolunda güçlü bir şekilde ilerliyoruz. Antalya’mızda her kategoride, branşta birçok tesisimiz var. Türkiye spora yapılan yatırımlarla uluslararası büyük şampiyonaları organize edecek kapasiteye sahip. Artık Türkiye bir spor ülkesi.” diye konuştu.

Sporcuların 21 Mart Dünya Down Sendromu Günü’nü de kutlayan Bak, “Cumhurbaşkanımızın sporcularımızla çok güzel bir diyalogu var. Ben de şahsi olarak Avrupa ve dünya şampiyonu olmuş futsal takımıyla zaman buldukça maç yapıyorum, şakalaşıyoruz, onların bütün aktivitelerine katılıyoruz. Daha önce ailelerin evlerinde sakladığı, odalarda tuttuğu çocuklarımızın, Cumhurbaşkanımızın önderliğinde yapılan devrimlerle uluslararası ve Türkiye’de birçok organizasyonda pek çok faaliyete katılımlarını sağlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Tüm sporculara müsabakalarda başarılar diliyorum”

Bakanlık olarak özel sporculara her türlü olanağı sağladıklarını ifade eden Bak, “Dünyada pek çok organizasyona gitmelerini sağlıyoruz. Burada 33 ülkeden gelen misafirler gerçekten çok güzel bir tabloyu ortaya koydular, çok özeller ve çok güzeller. İyi ki varsınız, sizleri çok seviyoruz. Bizim dünyamızda özel bir yeriniz var, sizlerle gurur duyuyoruz.” dedi.

Devlet olarak bu özel organizasyona verilen değeri göstermek için açılışa iki bakanın katıldığını vurgulayan Bak, şöyle konuştu:

“Özellikle de bu organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Gençlik ve Spor Bakanı olarak ben buradayım, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız burada. Yani Türkiye Cumhuriyeti iki bakanıyla, bu özel insanların özel gününde onlarla beraber ve yanlarında. Cumhurbaşkanımızın sizlere verdiği ehemmiyeti görüyorsunuz. İşte Türkiye güçlü bir ülke, Türkiye değerleriyle, insanıyla toplumuyla ailesiyle güçlü bir ülke. Sizlerle gurur duyuyoruz. Tüm sporculara müsabakalarda başarılar diliyorum. Misafir sporculara da Antalya’dan, Türkiye’den güzel anılarla dönmelerini diliyorum, tekrar bekliyoruz, dünya sizlerle güzel.”

Aydın: “Bugün Türkiye’ye başka bir bereket, huzur gelmiştir”

Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu (TÖSSFED) Başkanı Birol Aydın ise “Dünyanın günahsız bebekleri Türkiye’ye, Antalya’ya hoş geldiniz. Şeref verdiniz. Yıllar önce evlere kapatılan, yok sayılan, ‘bu çocuklardan hiçbir şey olmaz’ denilen çocuklar, son yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımızın kucaklamasıyla bugün dünyadaki çocuklara ev sahipliği yapıyor. Bugün bu şampiyonaya 33 ülkeden binlerce sporcu ve ailesi ülkemize, milletimize güvenerek Türkiye’ye geldi. Bugün Türkiye’ye başka bir bereket, huzur gelmiştir.” diye konuştu.

Aydın, dünyada birbirine benzeyen tek insan tipinin down sendromlular olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Down sendromluların Japon’u da Fransız’ı da İtalyan’ı da Almanı da olsa hepsinin yüzü aynıdır. Hepsine baktığınızda aynı şekli görürsünüz. Çünkü onlar bu dünyaya günahsız gelip, günahsız göçerler. Sayın bakanlarım sizin verdiğiniz destekle, güçle Cumhurbaşkanımızın ön açmasıyla bugün 33 ülkeye ev sahipliği yapıyorsak, 33 ülke bize inanarak buraya gelmişse bu Türkiye’nin nerelere geldiğini gösterir. Sizlere şükranlarımı sunuyorum. Bütün özel çocuklar ve aileleri olarak Cumhurbaşkanımıza dualarımızı, sevgilerimizi gönderiyorum. Şampiyonanın başarılı geçmesini diliyorum.”

8 branşta yarışacaklar

Oyunlar, 8 branşta 5 ayrı spor tesisinde gerçekleştirilecek. Atletizm ve cimnastik, Zeytinköy Spor Kompleksi’nde, futsal, basketbol, judo ve masa tenisi Antalya Spor Salonu’nda, yüzme Antalya Yüzme Havuzu’nda, tenis ise ATK Tenis Kulübü Tesisleri’nde gerçekleştirilecek.

Törende down sendromlu sporculardan oluşan bir grup sema gösterisi gerçekleştirdi.

Tören sonunda down sendromlu sporculardan oluşan dünya karması futsal maçının başlama vuruşunu, Bakan Bak ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş yaptı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozel-sporcularin-olimpiyati-2-down-sendromlular-dunya-spor-oyunlari/feed/ 0
Egeli İhracatçılar 2024 Yılına Güçlü Başlangıç Yaptı https://www.haber60.com.tr/egeli-ihracatcilar-2024-yilina-guclu-baslangic-yapti/ https://www.haber60.com.tr/egeli-ihracatcilar-2024-yilina-guclu-baslangic-yapti/#respond Wed, 20 Mar 2024 21:27:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21325 2024 yılına mevcudu korumak hedefiyle giren Egeli ihracatçılar, 2024 yılının ilk iki ayında yüzde 4 artışla 3 milyar 56 milyon dolarlık ihracata imza atarken, 197 farklı ihraç pazarına ulaşarak, 104 ülke ve bölgeye ihracatını artırmayı başardı.

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Geleneksel ticaret ortağımız ve yeşil dönüşümü küresel gündemin merkezine taşıyan Avrupa Birliği’ne ihracatımız 2024’ün ilk iki ayında 1 milyar 380 milyon dolarlık hacme ulaştı. 2024’ün ilk yarısında 16 AB ülkesine ihracatımız artarken, EİB’nin toplam ihracatında AB’nin payı yüzde 45, Avrupa kıtasının ihracatımızdaki payı ise yüzde 51 olarak kayıtlara geçti. İlk iki ayda bölgeler bazında ihracatta en fazla artış yüzde 20 yükselişle 391 milyon dolarla Amerika ülkelerine yaşandı. İhracatımızın güçlü olduğu Avrupa ülkeleri yanında, Ticaret Bakanlığımızın Uzak Ülkeler Stratejisiyle doğru orantılı olarak yönelerek sektörel ticaret heyeti gerçekleştirdiğimiz Kolombiya’ya ihracatımız yüzde 198 artış gösterdi” dedi.

“Asya ve Okyanusya ülkelerine yüzde 31 artışla 230 milyon dolar ihracat”

“Asya ve Okyanusya ülkelerine yüzde 31 artışla 230 milyon dolar ihracat” yaptıklarını açıklayan Başkan Eskinazi, “EİB olarak Uzak Doğu ülkeleriyle ihracatımız incelendiğinde; dünyanın yeşil dönüşümü için motor rolü oynayan Çin’e ilk iki ayda yüzde 58 artışla 70 milyon dolar, Japonya’ya yüzde 85 ivmeyle 31 milyon dolar, Güney Kore’ye 12 milyon dolar, Hong Kong’a 4 milyon dolar, Tayvan’a yüzde 29 artışla 3 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. Güney Asya’da ihracatımızı Hindistan’a yüzde 2 artırarak 14 milyon dolara, Pakistan’a yüzde 136 artışla 12 milyon dolara, Bangladeş’e yüzde 130 artırarak 7 milyon dolara çıkardık” diye konuştu.

Jak Eskinazi, “Güneydoğu Asya’nın en büyük ekonomisi Endonezya, araştırmalara göre 2045 yılına kadar dünyanın en büyük 5 ekonomisinden biri haline gelecek. Endonezya’ya ilk iki ayda yüzde 27 artış sağladık. Asya Pasifik bölgesinde ise ihracatımız Malezya’ya 6 milyon dolar oldu. Singapur’a yüzde 32, Tayland’a yüzde 90 arttı. Ortadoğu ülkelerine 355 milyon dolar, Afrika ülkelerine yüzde 8 artışla 239 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. Eski Doğu Bloku ülkelerine 149 milyon dolarlık ürün satıldı. Serbest Bölgelerde yüzde 28, Türk Cumhuriyetleri’nde ise yüzde 6 ilerleme kaydettik” ifadelerini kullandı.

Almanya, ABD, İtalya ilk üçte

2024’nin ilk iki ayında Almanya’nın 316 milyon dolarla birinci sıradaki yerini koruduğunu açıklayan Eskinazi, EİB’nin ihracatındaki ilk 10 ülkeye değindi. Eskinazi, şunları söyledi: “ABD yüzde 12 artışla 278 milyon dolarla ikinci sırada, İtalya ise yüzde 3 yükselişle 180 milyon dolarla en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz üçüncü ticaret ortağımız arasında yer alıyor. İspanya’ya 177 milyon dolara, Birleşik Krallık ihracatımızı yüzde 26 artışla 149 milyon dolara, Hollanda’ya yüzde 18 artışla 133 milyon dolara, Fransa’ya yüzde 135 milyon dolara, Irak yüzde 41 artışla 79 milyon dolar, Rusya 70 milyon dolar, Çin yüzde 58 artışla 70 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğimiz ülkeler arasında yer alıyor.”

Ege Bölgesi’nde mobilya kağıt orman ürünleri ve mamulleri sektörü 9 milyon dolarla Mısır’a, demir çelik sektörü 57 milyon dolarla Almanya’ya, deri ve deri mamulleri sektörü 4 milyon dolarla Almanya’ya, hazırgiyim ve konfeksiyon sektörü 49 milyon dolarla İspanya’ya, hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü 30 milyon dolarla Cezayir’e, kuru meyve ve mamulleri sektörü 24 milyon dolarla ABD’ye, maden sektörü 38 milyon dolarla Çin’e, yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörü 43 milyon dolarla Almanya’ya, su ürünleri ve hayvancılık mamulleri sektörü 28 milyon dolarla İtalya’ya, tekstil ve hammaddeleri sektörü 14 milyon dolarla Çin’e, tütün sektörü 28 milyon dolarla ABD’ye, zeytin zeytinyağı sektörü 36 milyon dolarla İspanya’ya ihracat gerçekleştirdi.

İzmir ve Manisa’nın ihracatında Almanya, Denizli’nin ihracatında Birleşik Krallık, Aydın’ın ihracatında İspanya, Muğla’nın ihracatında Rusya, Balıkesir’in ihracatında Irak, Kütahya’nın ihracatında İtalya, Uşak ve Afyonkarahisar’ın ihracatında ABD birinci sırada yer aldı. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/egeli-ihracatcilar-2024-yilina-guclu-baslangic-yapti/feed/ 0
170 ülkeye ihraç edilen Türk dizilerinin yeni hedefi dünyanın en kalabalık ülkesi Çin https://www.haber60.com.tr/170-ulkeye-ihrac-edilen-turk-dizilerinin-yeni-hedefi-dunyanin-en-kalabalik-ulkesi-cin/ https://www.haber60.com.tr/170-ulkeye-ihrac-edilen-turk-dizilerinin-yeni-hedefi-dunyanin-en-kalabalik-ulkesi-cin/#respond Wed, 20 Mar 2024 08:33:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21279 ERGİN GARİP – Her yıl yaklaşık 170 ülkeye ihraç edilen Türk dizileri, dünyanın kalabalık ülkesi Çin’e girmeyi hedefliyor.

Sektör temsilcileri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk dizilerinin ihracatına ve yurt dışındaki güncel durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Hizmet ihracatçıları Birliği (HİB) Eğlence ve Kültür Hizmetleri Komitesi Başkanı Fatih Aksoy, Türk dizilerinin her yıl yaklaşık 170 ülkeye ihraç edildiğini belirterek, hem turizmin büyümesine hem de diğer sektörlerin gelişimine katkı sağladığını söyledi.

Türk dizilerinde daha çok “olayların insanlar üzerinde etkilerinin” ve “duyguların” öne çıktığını dile getiren Aksoy, “Türk dizilerinin tabii içerdiği farklı etkenler de var. Aile ortamında seyredilebilir olması Türk dizilerinin bütün dünyada çok başarılı olmasına yol açtı. Türk dizisi girdiği ülkeyi mutlaka fethediyor.” dedi.

Aksoy, Türk dizilerinin halihazırda Latin ülkeleri, Orta Doğu, Doğu Avrupa, Türk Cumhuriyetleri, Asya, Rusya, Afrika, İspanya, Portekiz gibi bölgelerde ve ülkelerde yoğun talep gördüğünü belirterek, Kuzey Amerika’da da İspanyolca yayın yapan televizyon kanallarından ilgi gördüğünü anlattı. Aksoy, Türk dizilerinin sıradaki hedefinin Çin pazarına girmek olduğunu, bu sayede orada da başarılar elde edileceğini anlattı.

Türkiye’de 6 televizyon kanalının “prime time” boyunca dizi yayınladığına dikkati çeken Aksoy, “Bunların her biri aşağı yukarı bir yılda 10-12 dizi ısmarlıyorlar. Demek ki yılda 60-70 dizi çekiliyor. Zaten bunların da 10-12 tanesi başarılı oluyor. O başarılı olanların içerisinde erkek hikayesi olan diziler pek satılamıyor. Yani daha çok kadın hikayeleri olanlar satılıyor.” diye konuştu.

“100 bin dolara ihraç edilen de vardır, 300 bin dolara da”

Fatih Aksoy, Türklerin dizi algısıyla, dünyadaki Türk dizisi algısının farklı olduğunu belirterek, yurt dışındakilerin Türk dizilerinin en başarılı olanlarını izlediğini söyledi.

Aksoy, “En başarılı olanları izledikleri için de Türk dizisi algıları çok yüksek. ‘Türkler çok iyi dizi yapıyor’ diye düşünüyorlar. Halbuki Türkiye’de insanlar dizilerin hem iyisini hem de tutmayanlarını görüyor. Dolayısıyla Türkiye’deki algı biraz daha farklı. Ama yabancılar yalnızca dizilerin en iyilerini gördükleri için çok yüksek algıları var. 170 ülkeye her yıl 8-10 dizi satılıyor.” ifadelerini kullandı.

Dizilerde bölüm başı maliyetin yaklaşık 300 bin dolar seviyesinde olduğu bilgisini veren Aksoy, yapımcıların yurt dışı satışlarıyla birlikte para kazandıklarını bildirdi.

Reklam gelirlerinin televizyon kanallarından dijitale doğru kaymasıyla kanalların para kazanmakta zorluk çekmeye başladığını ifade eden Aksoy, bu yönde televizyon kanallarının desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Aksoy, “Bahar” ve “Yargı” dizilerinin şu an çok fazla talep gördüğünü belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir Türk dizisinin, dünyada 800 milyon izleyiciye ulaşabilecek potansiyeli bulunuyor. Şunu söylemem gerekir; dizilerde sezon satılır. İhracat rakamı da ülkeye ve projeye göre değişiyor. 100 bin dolara ihraç edilen de vardır, 300 bin dolara da… Hem bölüm sayısının çok olması hem de çok fazla ülkeye satılmış olması sebebiyle ‘Muhteşem Yüzyıl’ ve ‘Yasak Elma’ dizilerinin muhtemelen en fazla gelir elde edilen işler olduğunu düşünüyorum. Bölüm sayısı çok fazla olunca ve hepsi de satılınca ciddi bir gelir elde edildiğini düşünüyorum.”

“Türkiye kendi dizilerini bütün dünyaya izleten bir ülke haline geldi”

HİB Eğlence ve Kültür Hizmetleri Komitesi Başkanı Aksoy, Türk dizilerinin Türkiye turizmine de olumlu katkılar sağladığını belirterek, “İstanbul’un dünyada en fazla turist çeken şehir” olmasında Türk dizilerinin önemli bir katkısı olduğunu vurguladı.

Dizilerin popüler olmasıyla İstanbul’u ziyaret etme isteği arasında bağlantı olduğunu anlatan Aksoy, “Bizde mesela Japon ve Çinli turist Roma, Paris gibi şehirlere göre daha azdır, o turistlerin henüz gelmemesine rağmen birinci sıradayız. Onun dışında Türk üniversitelerinin, Türk hastanelerinin yanı sıra Türk mallarının kullanımıyla ilgili olarak, siz bir ülkenin dizisini seyreder ve onu severseniz o ülkeyle ilgili iyi bir duyguya sahip olursunuz. Böylece o ülkenin malı da size daha güvenilir gelir.” diye konuştu.

“Dizilerde ABD’nin yerini büyük ölçüde Türkiye aldı”

Fatih Aksoy, Türk dizilerinin Türkiye’nin algısını olumlu etkilediğini kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:

“ABD de filmler üzerinden gitti ve filmleri öne çıkararak dünya imparatorluğu haline dönüştü. Amerikan film sektörü gayet başarılı, dizi sektörü o kadar değil artık. Onun yerini büyük ölçüde Türkiye aldı. Türk dizilerinin dünyadaki yaygınlığı Amerikan dizilerini geçti. Amerikan sinema ve dizi endüstrisi daha büyük ihracat yapıyor. Ama dizinin yaygınlığına bakarsak Türk dizileri şu anda dünyanın en yaygın biçimde izlenen dizileri. Bunun da Türkiye ile ilgili batı basınında zaman zaman çıkan tezviratı, çok boşa çıkartan bir yönü var. Siz ne kadar Türkiye ile ilgili olumsuz bir şey söylerseniz söyleyin, insanlar akşam oturup bir Türk dizisi seyrediyor, ‘Bugün bir şey okudum ne alakası var Türkler gayet güzel eğleniyor.’ diye düşünüyor. Bu anlamda, Türkiye kendi dizilerini bütün dünyaya izleten bir ülke haline geldi.”

“Film platosunda 50 bini aşkın turist ağırladık”

Yapımcı ve senarist Mehmet Bozdağ da dünyada dizi ihtiyacının büyük bir kısmını Türkiye’nin karşıladığını belirterek, “Örneğin, salgında bütün dünya durmuşken, biz büyük bir başarıyla hem izole olup hem de kaliteli içerikler üretmeye devam ettik. Bu olay bizi dünyada bir adım daha ileriye taşıdı.” dedi.

Bozdağ Film olarak ürettikleri içerikleri 105’i aşkın ülkeye ihraç ettiklerini dile getiren Bozdağ, ABD’den Tayland’a, Güney Afrika’dan Rusya’ya kadar birçok coğrafyada geniş kitlelere hitap ettiklerini söyledi.

Bozdağ, “Bizim kadim hikayelerimiz, çekim kalitemiz ve hızlı içerik üretiyor oluşumuz dünya pazarını, tabiri caizse, yoğun bir şekilde besliyor. Ülkemiz, kültürümüz, töremiz dünyanın dört bir yanında büyük ilgi görüyor. Yaptığımız içerikler sayesinde hem kültürümüzü yabancılara aktarıyor hem de ülkemizin tanıtımına katkı sağlıyoruz.” şeklinde konuştu.

Bozdağ Film Platolarını yakın zamanda ziyarete açtıklarını anımsatan Mehmet Bozdağ, şu ana kadar platoda 50 bini aşkın turist ağırladıklarını bildirdi.

Mehmet Bozdağ, platoya ziyarete gelen turistlerin kimi zaman Türkçe konuştuğunu, kimi zaman da Türk tarihiyle ilgili hikayeler anlattığını ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sektörün gelişmesi adına devletimizin öncülüğünde bir birliğin sağlanmasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu kapsamda yapılan her çalışmaya katılıp ülkemizi ve kültürümüzü anlatmak adına yoğun mesai harcıyoruz. Hedefimiz platolarımızda yıllık 1 milyon ziyaretçiyi ağırlamak. Yaptığımız bu çalışmalar ve içerikler yiyecek-içecek sektöründen turizme kadar birçok sektörün gelişmesinde önemli rol oynuyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/170-ulkeye-ihrac-edilen-turk-dizilerinin-yeni-hedefi-dunyanin-en-kalabalik-ulkesi-cin/feed/ 0
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan: Türkiye, dünyanın birçok ülkesinden daha büyük bir bölgeyi yeniden inşa ediyor https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-turkiye-dunyanin-bircok-ulkesinden-daha-buyuk-bir-bolgeyi-yeniden-insa-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-turkiye-dunyanin-bircok-ulkesinden-daha-buyuk-bir-bolgeyi-yeniden-insa-ediyor/#respond Wed, 20 Mar 2024 02:42:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21120 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Dünyanın birçok ülkesinden daha büyük bir bölgeyi yeniden ve sıfırdan inşa ediyoruz, ayağa kaldırıyoruz.” dedi.

AK Parti seçim koordinasyon merkezinde partililerle bir araya gelen Işıkhan, daha sonra Gölbaşı Caddesi’nde esnafı ziyaret etti.

Kentteki temasları kapsamında bir düğün salonunda düzenlenen “AK Parti Adıyaman İl Başkanlığı Geleneksel Teşkilat İftarı”nda konuşma yapan Işıkhan, iftarda bir arada olmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.

Depremlerde yıkılan yapıların yeniden yapıldığını hatırlatan Işıkhan, şöyle devam etti:

“Aşkla çalışan yorulmaz derler. Bizler de yorulmuyoruz, durmuyoruz. Biz, sizlerle birlikte el ele verip ülkemizi ve şehirlerimizi daha ileriye götürmeye odaklanmış durumdayız. Geçtiğimiz yıl 6 Şubat’ta Adıyaman’ın büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldığını biliyoruz. Hepimizi derinden yaralayan o günün üzerinden 1 yıl geçti ancak hala acımız taze. Canlarımızı geri getiremeyiz ama yıkılan her şeyi eskisinden daha iyi bir şekilde yerine koyabiliriz. Gerek kamu kurumlarımız, gerek yerel yönetimlerimiz, gerekse vatandaşlarımız tek yürek olup, dünyada hiçbir ülkenin bu kadar kısa sürede ve kolay kolay atlatamayacağı bir yıkımın üstesinden geldi ve gelmeye devam ediyor.”

Her ay 20 bin konutu tamamlayarak hak sahiplerine teslim edeceklerini belirten Işıkhan, “Biz 1 yıl gibi çok kısa bir süre içerisinde, 11 ilimizin tamamında yıkılan evlerimizi, hastanelerimizi yeniden yapmaya başladık. Bugün, sadece Adıyaman’da 5 bin 418 konutun, 11 ilde de 30 bin 697 konutun kurasını çekerek hak sahiplerine teslim ettik. Bundan sonra da her ay ortalama 20 bin konutu tamamlayarak hak sahiplerine teslim edeceğiz.” diye konuştu.

Dünyanın birçok ülkesinden daha büyük bir bölgeyi yeniden ve sıfırdan inşa ettiklerini aktaran Işıkhan, “Bu rakamlar öylesine büyük rakamlar ki dünyanın bir çok ülkesinden daha büyük bir bölgeyi yeniden ve sıfırdan inşa ediyoruz, ayağa kaldırıyoruz. Bu çalışmalar, Türkiye’nin AK Parti ile ne kadar ivedilikle aksiyon alabildiğinin bir göstergesi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle Türkiye çok değişti. Gerek ekonomisiyle, gerek yerli ve milli kalkınma hamleleriyle, gerek dünyadaki gücüyle gerek insan hak ve hürriyetleri, özgürlükler konusunda daha önce hayal edilemeyen noktalara gelindi.” şeklinde konuştu.

Milletin huzuru ve mutluluğunu öncelediklerini ifade eden Işıkhan, şunları kaydetti:

“AK Parti’nin Türkiye Yüzyılı vizyonu da bu kapsamda tüm kesimleri yönetimin merkezine alan herkesin devlette kendini hissettiği, devleti benimsediği, aidiyetini artırdığı bir vizyon. Belirli ideolojilere takılıp kalmıyoruz. Milletin huzuru ve mutluluğundan başka kırmızı çizgimiz yok. Türkiye’yi büyütmek ve tarihine yakışır bir şekilde yeniden dünyada söz sahibi bir ülke konumuna getirmekten başka misyonumuz yok. Bizler, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu hedefleri çok iyi algılamalı ve bu hedeflerin gerçekleşmesi için gece-gündüz demeden çalışmalıyız.”

31 Mart seçimlerine sayılı günler kaldığını aktaran Işıkhan, “Yerel seçimlere 15 günden daha az bir süre kaldı. Hiç kimsenin diline, dinine, inancına, rengine bakmadan, herkesin oyuna ve herkese hizmet etmeye talibiz. Sizlerin ve aziz milletimizin 31 Mart’ta bu farkındalıkla sandığa gideceğine yürekten inanıyorum. Adıyaman’ın büyüyerek her geçen gün gelişmeye devam ettiğini görmek istiyoruz. İnşallah hemşerilerimizin takdiri olursa Adıyaman Belediye Başkan adayımız Ziya Polat ile ilçelerimizde de başkan adaylarımızla Adıyaman’ın her karışına gerçek belediyecilikle hizmet etmeye talibiz. Buna hazırız ve kararlıyız.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-turkiye-dunyanin-bircok-ulkesinden-daha-buyuk-bir-bolgeyi-yeniden-insa-ediyor/feed/ 0
Türkiye’nin AB Daimi Temsilcisi: Yollar Bölgesel İşbirliğini Artırıyor https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-ab-daimi-temsilcisi-yollar-bolgesel-isbirligini-artiriyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-ab-daimi-temsilcisi-yollar-bolgesel-isbirligini-artiriyor/#respond Wed, 20 Mar 2024 01:57:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21082 Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Faruk Kaymakcı, yolların ve bağlantıların sadece ulaşıma katkı sağlamadığını, bunların bölgesel işbirliğini de artırdığı söyledi.

Kaymakcı, Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda (AP) düzenlenen “Via Carpathia’nın Geleceği- Kafkasya Yol Koridoru” başlıklı programda konuştu.

Yol koridorlarının ve bağlantıların çok önemli olduğuna işaret eden Kaymakcı, “Türkiye, Üç Deniz Girişimi ile ilgili gelişmeleri başından beri yakından takip ediyor. Adriyatik, Karadeniz ve Ege Denizi arasında bağlantı olması önemli ve elbette Üç Deniz Girişimi’nin önemli projelerinden birisi de Via Carpathia yolu.” dedi.

Kaymakcı, Türkiye’de yaklaşık 29 bin kilometrelik bölünmüş yol ağı bulunduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin ulaştırma altyapısının çok iyi durumda olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin AB Trans-Avrupa Ulaştırma Ağı (TEN-T) onayının tek bir üye tarafından engellendiğine dikkati çeken Kaymakcı, bunun Kıbrıs meselesiyle ilgili olduğunu ve günlük hayata ilişkin konuların siyasi olarak engellenmemesi gerektiğini belirtti.

Kaymakcı, Türkiye’nin otoyolda Avrupa’nın en önemli bağlantılarından birisi olduğunu ifade ederek, “Avrupa’ya bağlıyız. Aynı zamanda Avrupa’yı Kafkasya’dan Orta Asya’ya ve Orta Doğu’ya bağlıyoruz.” diye konuştu.

Üst düzey diyalog toplantısı yapılamıyor

Türkiye’nin ulaşımda çok önemli bir noktada olduğuna işaret eden Kaymakcı, son 5 yıldır bir üyenin engellemesi nedeniyle Türkiye ile AB arasında ulaştırma konusunda üst düzey diyalog gerçekleştirilmediğini anlattı.

Kaymakcı, yolların ve bağlantıların sadece ulaşıma katkı sağlamadığını, bunların bölgesel işbirliğini de artırdığını söyledi.

Bağlantıların daha da güçlenmesi gerektiğine işaret eden Kaymakcı, Türkiye’nin Avrupa Bağlantısallık Günleri’ne, üçüncü bir ülke yerine Avrupa için iyi bir bağlayıcı olan aday bir ülke olarak davet edilmesi gerektiğini vurguladı.

Programın ev sahibi AP Milletvekili Tomasz Poreba da Avrupa ile Türkiye ve Kafkasya arasında ulaşım koridorunun geleceğini ele almaktan mutluluk duyduğunu söyledi.

Türkiye ve Kafkas bölgesinin kara yolu, demir yolu ve limanlarıyla bağlantı ve ticaret açısından hayati öneme sahip olduğunu anlatan Poreba, mevcut altyapının ve bağlantıların daha da geliştirilmesinin önemine dikkati çekti.

Poreba, ulaşım alanında atılan adımların insanları birbirlerine yakınlaştırarak siyasi ilişkileri de güçlendirdiğini ifade etti.

Ticaret yolları yeniden inşa ediliyor

AP Milletvekili Ryszard Czarnecki de “Küresel ticaretin yeniden tanımlandığı, bunun ana arterleri olan lojistik ve ticaret yollarının yeniden inşa edildiği bir çağda yaşıyoruz.” dedi.

Bu toplantının daha fazla diyalog kurulmasına ve somut adımlar atılmasına olanak sağlayacağına inandığını dile getiren Czarnecki, Kovid-19 salgını, Ukrayna-Rusya Savaşı ve Kızıldeniz’de son dönemde yaşanan gerginlik gibi önemli olayların küresel ticaret yolunun ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyduğunu kaydetti.

Czarnecki, ulaşımda seçeneklere ve alternatiflere sahip olunması gerektiğini belirterek, ticaretin korunmasının önemini vurguladı.

Via Carpathia’nın Baltık, Ege, Karadeniz ve Adriyatik denizleri arasında Kuzey-Güney ekseninde uzandığını anımsatan Czarnecki, bu koridorların projeden gerçeğe dönüştürülmesinde Türkiye ve Azerbaycan gibi ülkelerin önemli rol oynadığını söyledi.

Via Carpathia genişletilmeli

AK Parti Brüksel Temsilcisi Ruhi Açıkgöz de “Via Carpathia projesinin ülkemizi de kapsayacak şekilde genişletilmesine yönelik çalışmalar hem AB ile olan bağlantımızı artıracak hem de ülkemizdeki ulaşım faaliyetlerimize olumlu katkı sağlayacaktır.” diye konuştu.

Ulaştırma projesi ile ülkeler arası işbirliğinin de gelişeceğini belirten Açıkgöz, bunun bölge ülkelerinde refahı artıracağını ve barışa katkı sağlayacağını ifade etti.

Azerbaycan’ın Belçika Büyükelçisi Vagıf Sadıgov ve AB yetkililerinin de katıldığı programda Via Carpathia ve Kafkasya ile bağlantı konuları ele alındı.

Via Carpathia ile Avrupa’nın kuzeyinden Litvanya, Polonya, Slovakya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan üzerinden güneye doğru bir ulaşım koridoru oluşturulması planlanıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-ab-daimi-temsilcisi-yollar-bolgesel-isbirligini-artiriyor/feed/ 0
Türkiye, İkinci Yüzyılında Yeni Destanlar Yazmaya Niyetli https://www.haber60.com.tr/turkiye-ikinci-yuzyilinda-yeni-destanlar-yazmaya-niyetli/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ikinci-yuzyilinda-yeni-destanlar-yazmaya-niyetli/#respond Tue, 19 Mar 2024 23:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20975 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Türkiye’nin artık, yüzyıllık bir zamanı geride bırakmış, ikinci yüzyılında yeni destanlar yazmaya niyetli bir ülke olduğunu söyledi.

Işıkhan, Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesine bağlı Örenli bölgesinde yapımı tamamlanan deprem konutlarının kura töreninde, ramazanın bereketiyle deprem konutlarının anahtar teslimini yapmaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi.

Depremzedelerin yeni yuvalarına kavuşarak hayatlarında yeni bir sayfa açacakları ana şahitlik etmenin mutluluğunu yaşadığını belirten Işıkhan, “Büyük felaketler ve derin acılar, aynı zamanda bir milletin dayanışma, birlik ve beraberlik ruhunun açığa çıktığı dönemlerdir. Şükürler olsun ki, aziz milletimiz, deprem sonrası gösterdiği tarihi dayanışmayla ezelden beri var olan birlik ruhunu yeniden gösterdi. Asrın felaketini, asrın dayanışmasına dönüştürdü. Kriz anlarında, milletimizin ortak hedefler doğrultusunda bir araya gelerek gösterdiği dayanışma, ülkemizin gücünü ve kararlılığını dosta düşmana göstermektedir.” diye konuştu.

Bu birlik ve beraberlik ruhunun, karşılaşılan zorlukları birlikte aşma ve daha güçlü bir gelecek inşa etme yolunda kendilerine rehberlik ettiğini ifade eden Işıkhan, şunları kaydetti:

“Canlarımızı geri getiremeyiz ama yıkılan her şeyi, eskisinden daha iyi bir şekilde yerine koyabiliriz. Gerek kamu kurumlarımız, gerek yerel yönetimlerimiz, gerekse vatandaşlarımız tek yürek olup, dünyada hiçbir ülkenin bu kadar kısa süre içinde ve kolay kolay atlatamayacağı bir yıkımın üstesinden geldi ve gelmeye devam ediyor. Biz 1 yıl gibi çok kısa bir süre içinde, 11 ilimizin tamamında yıkılan evlerimizi, hastanelerimizi yeniden yapmaya ve tamamlamaya başladık. Bugün, sadece Adıyaman’da 5 bin 418 konutun, 11 ilde de 30 bin 697 konutun kurasını çekerek hak sahiplerine teslim ediyoruz. Bu rakamlar öylesine büyük rakamlar ki, dünyanın bir çok ülkesinden daha büyük bir bölgeyi, çok kısa süre içinde yeniden ve sıfırdan inşa ediyoruz.”

Bakan Işıkhan, bu çalışmaların Türkiye’nin AK Parti ile ne kadar hızlı aksiyon alabilecek duruma geldiğinin önemli bir göstergesi olduğunu belirterek, “Bugün çekilecek kurayla inşallah huzurla ve güvenle oturacağınız yeni evlerinize kavuşmuş olacaksınız. İnşallah hep birlikte el ele vererek Adıyaman’ı Türkiye Yüzyılı şehirleri arasında yerini alan öncü şehirlerimizden biri yapacağız. Adıyaman’ın daha güzel, daha huzurlu günlerine yine hep birlikte şahitlik edeceğiz. ‘Aşk ile çalışan yorulmaz’ derler. Bizler de yorulmuyoruz, durmuyoruz. Biz, sizlerle birlikte el ele verip ülkemizi ve şehirlerimizi daha ileriye götürmeye odaklanmış durumdayız.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde çok değiştiğini aktaran Işıkhan, şöyle devam etti:

“Bugün uzaya astronot gönderen, kendi uçağını, kendi arabasını yapabilen, tam bağımsız milli kalkınma yolunda her türlü imkana sahip güçlü Türkiye ve güçlü bir irade var. Bizler bugüne kadar milletimizin ihtiyaçlarını, milletimizden gelen talep ve istekleri hiçbir zaman geri çevirmedik. İmkanlarımız ölçüsünde her zaman insan odaklı, millet odaklı bir yönetim anlayışını benimsedik. Önce dinledik, tüm şartlar çerçevesinde koşulları değerlendirdik ve ardından bunları icraata dönüştürdük. AK Parti yönetim anlayışının 22 yıllık başarı sırrı da tam olarak burada yatmaktadır. Biz 22 yıldır bu azmi ve bu çabayı hiç kaybetmedik.”

Bir yandan şehirleri yeni baştan hızla inşa ederken, diğer yandan da çalışma hayatını, ekonomisini, üretimini yeniden canlandırma noktasında desteğe devam edeceklerini vurgulayan Işıkhan, şöyle konuştu:

“Sayın Cumhurbaşkanı’mız başta olmak üzere, tüm bakan arkadaşlarımız, ilgili yöneticilerimiz ve kurumlarımızla Adıyamanlı hemşehrilerimizin deprem öncesi düzenine en kısa sürede dönebilmesi ve yaşamın normalleşebilmesi için elimizden gelen tüm gayreti göstermeye devam edeceğiz. Adıyamanlı kardeşimizi hiçbir koşul ve ortamda yalnız bırakmadık, bırakmayacağız. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak deprem bölgesine yönelik çok önemli hizmetlerde bulunduk. Yaptığımız hamlelerle, Adıyaman’ın üretiminde, istihdamında, çalışma hayatında çok olumlu sonuçlar aldık. Bundan sonra da şehrimizin ulaştığı her aşamada, ihtiyaç duyduğu yeni uygulamalarla adım adım kalkınmasına destek vereceğiz. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturu bizim politikalarımızın temelini oluşturuyor. Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, bugüne kadar sözünü verip de yapmadığımız hiçbir yatırım, üretim hamlesi olmadı. 22 yıldır olduğu gibi bugün de aynı hassasiyetle gelecek yüzyıla, her alanda vatandaşıyla, halkıyla iç içe olan, kronikleşmiş ne kadar sorun varsa tek tek çözen bir yönetim anlayışıyla yolumuza devam ediyoruz. Türkiye artık, yüzyıllık bir zamanı geride bırakmış, ikinci yüzyılında yeni destanlar yazmaya niyetli, önümüzdeki yüzyıla mührünü vurmaya kararlı bir ülkedir. Çünkü bizim derdimiz millet, bizim derdimiz ülkemizi maruz kaldığı tüm zorluklar karşısında refaha ulaştırmaktır.”

Geneldeki başarının, yereldeki başarıdan geldiğini ifade eden Işıkhan, gelişimin, ilerlemenin ve kalkınmanın yerelden başladığını sözlerine ekledi.

Törene Vali Osman Varol, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Adıyaman Belediye Başkanı Süleyman Kılınç, AK Parti Adıyaman Belediye Başkanı adayı Ziya Polat ve milletvekillerinin yanı sıra diğer ilgililerle vatandaşlar katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ikinci-yuzyilinda-yeni-destanlar-yazmaya-niyetli/feed/ 0
ATO Başkanı Gürsel Baran, Özbekistan ile ilişkilerin ilerlediğini belirtti https://www.haber60.com.tr/ato-baskani-gursel-baran-ozbekistan-ile-iliskilerin-ilerledigini-belirtti/ https://www.haber60.com.tr/ato-baskani-gursel-baran-ozbekistan-ile-iliskilerin-ilerledigini-belirtti/#respond Tue, 19 Mar 2024 21:12:46 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20865 Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Özbekistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin son yıllarda ilerlediğini, iki ülke arasında yatırım ve iş birliği zeminini oluşturmak üzere çok sayıda anlaşma imzalandığını belirterek, “Özbekistan ve Türkiye arasındaki siyasi, ticari, ekonomik, kültürel ve insani alanlarda yarar sağlayan köklü ilişkiler geçmişten bu yana kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İş dünyalarımızın, Türkiye ve Özbekistan arasındaki ticaret ve yatırım fırsatlarını değerlendirmesi ve bu potansiyeli tam anlamıyla ortaya koyması çok önemli” dedi.

Özbekistan Cumhuriyeti Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davron Vahabov, ATO Başkanı Gürsel Baran’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette konuşan Özbekistan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Vahabov, ülke olarak ekonomik gelişimi sağlamak üzere çalışmalar yürüttüklerini, Özbekistan Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla kuyumculuk sanayisini ve inşaat sektörünü geliştirmek üzere Türk reel sektörüyle işbirliği yapmak ve tecrübelerinden yararlanmak istediklerini kaydetti. Çalışma programları kapsamında, Ankara Kuyumcular ve Saatçiler Odası’na da bir ziyaret gerçekleştirdiklerini belirten Vahabov, Özbekistan’da 400 tonluk altın rezervi bulunduğunu hatırlattı. Vahabov, “Hammaddenin bol olduğu ülkemizde, kuyumculuğa katma değer kazandırarak sektörü geliştirmek istiyoruz” dedi.

Taşkent’te kentsel dönüşüm

Özbekistan’da inşaat sektörünün geliştiğinin altını çizen Vahabov, Taşkent’te kentsel dönüşümün devam ettiğini bildirdi. Vahabov, “Ülkemizde gelir seviyesi ve nüfus artıyor. Bu doğrultuda da inşat sektörü gelişiyor. Sektörün daha fazla hammadde ihtiyacı ortaya çıkıyor” dedi. Özbekistan’da organize sanayi bölgesi inşa edilmesini istediklerini bildiren Vahabov, Türkiye’de OSB’lerin nasıl kurulup, yönetildiği konusunda bilgi talepleri olduğunu da ifade etti.

Spor ayakkabı fabrikası talebi

Özbekistan nüfusunun 36 milyona yükseldiğini ve her yıl düzenli olarak arttığını bildiren Vahabov, artan nüfus karşısında ülkede inşaat malzemeleri ve mobilya ürünlerine ihtiyacın ortaya çıktığını söyledi. Mobilya hammaddesinin ithal edildiğini kaydeden Vahabov, özellikle orta gelirli vatandaşlara yönelik mobilya üretimine talep olduğunu belirtti. Vahabov, “Her yıl yaklaşık 100 bin konut yapılıyor. Bu konutlar için inşaat malzemesi ve mobilya ihtiyacı var” dedi.

Özbekistan’ın deri sanayi ürünlerine de ihtiyacı bulunduğunu anlatan Vahabov, “Ülkemizde spor ayakkabı üretimi yok. Bizim nüfusumuz ve civar ülkelerin 80 milyon nüfusu spor ayakkabı üretim ve ticareti için pazar durumunda. Ülkemize bu alanda yatırım yapmak isteyen olursa uygun faizli finansman desteği sağlanabilir” diye konuştu.

Özbekistan’ın UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hiva kenti hakkında bilgi veren ve turizm sektöründeki gelişimlerinden bahseden Vahabov, Hiva kenti yakınında Özbek kültürünü yansıtan ürünlerin satılması için bir çarşı yapmayı planladıklarını söyleyerek, bu çarşının projelendirilmesi konusunda destek istedi. Vahabov, Özbekistan’ın ihtiyaçlarına uygun biçimde ticaretin gelişmesi durumunda hedeflenen dış ticaret rakamına ulaşılabileceğini de sözlerine ekledi.

Türk müteahhitlerden 6,9 milyar dolarlık proje yatırımı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2016 yılında Özbekistan’a gerçekleştirdiği ziyaret öncesinde iki ülke dış ticaretinin 1 milyar dolar düzeyinde olduğunu hatırlatan ATO Başkanı Baran, karşılıklı ziyaret ve temaslarla Türkiye ile Özbekistan arasındaki dış ticaretin 3 milyar doları aştığını söyledi.

Özbekistan’daki Türk yatırımlarının da 1,7 milyar doları aştığını kaydeden Baran, Türk müteahhitlerinin Özbekistan’da Taşkent City, Piramit Tower, Akay City başta olmak üzere 6,9 milyar dolar değerinde 262 proje üstlendiğini bildirdi. Türkiye’de de yaklaşık 400 Özbek sermayeli şirketin faaliyet gösterdiğini ifade eden Baran, “Özbekistan ve Türkiye arasındaki siyasi, ticari, ekonomik, kültürel ve insani alanlarda yarar sağlayan köklü ilişkiler geçmişten bu yana kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İş dünyalarımızın, Türkiye ve Özbekistan arasındaki ticaret ve yatırım fırsatlarını değerlendirmesi ve bu potansiyeli tam anlamıyla ortaya koyması çok önemli. İki ülke arasındaki bu sıcak yaklaşım ve rakamların gösterdiği ivme, Cumhurbaşkanlarımızın ortaya koyduğu 10 milyar dolarlık hedefin gerçekçi ve ulaşılabilir olduğunu gösteriyor. Ankara Ticaret Odası olarak biz bu hedef doğrultusunda üzerimize düşen her türlü görevi yerine getirmeye ve tüm tecrübelerimizle Özbekistan’a katkıda bulunmaya hazırız” diye konuştu.

Türkiye’nin inşaat sektöründe ilerlemiş bir ülke olduğunu, yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde dünya ikincisi olduklarını bildiren Baran, “Bu alanda iş birliğimizi geliştirebiliriz” dedi.

Ankara ekonomisi hakkında bilgi veren Baran, Başkent’in sağlık turizmini geliştirmeye yönelik yürüttükleri çalışmaları anlattı. Baran, 2023 yılında Semerkant’ta düzenlenen Sağlık Turizmi Fuarı’na katıldıklarını da bildirdi. İki ülke arasındaki ticarette, Ankara’nın payının çok düşük olduğunu belirten Baran, Ankara ile Özbekistan’ın ticaretini geliştirmek istediklerini, sağlık turizminin bu konuda önemli olduğunu söyledi.

Vahabov’un Baran’a gerçekleştirdiği ziyarete, Özbekistan ve Türkiye İş İnsanları Derneği Başkanı Davut Azmi Erbaş, Ankara Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Timuçin Sönmez, Özbekistan Ulusal Bankası Başkanı Mirsoatov Alisher Kudratullaevich’ın da aralarında yer aldığı bir heyet eşlik etti. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/ato-baskani-gursel-baran-ozbekistan-ile-iliskilerin-ilerledigini-belirtti/feed/ 0
Down Sendromlu Sporcuların Olimpiyatı: 2024 Trisome Oyunları https://www.haber60.com.tr/down-sendromlu-sporcularin-olimpiyati-2024-trisome-oyunlari/ https://www.haber60.com.tr/down-sendromlu-sporcularin-olimpiyati-2024-trisome-oyunlari/#respond Tue, 19 Mar 2024 08:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20846 “Down sendromlu sporcuların olimpiyatı” olarak nitelendirilen ve 33 ülkeden 488 sporcunun katılacağı Trisome Oyunları, yarın Antalya’da açılış seremonisiyle başlayacak.

Dünya Down Sendromlu Sporcular Federasyonu (SUDS) tarafından düzenlenen Trisome Oyunları’nın ikincisi konumundaki 2024 yılı organizasyonuna; futsal, basketbol, atletizm, yüzme, cimnastik, judo, tenis ve masa tenisi branşlarında 33 ülkeden 488 sporcu ile antrenör, idareci ve refakatçinin de olduğu 800’ü aşkın katılımcı bekleniyor.

İlk kez İtalya’nın Floransa kentinde 2016 yılında düzenlenen Down Sendromlular Dünya Spor Oyunları’nın (Trisome) ikincisi, Türkiye’nin ev sahipliğinde 20-26 Mart tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek.

Türkiye’nin 8 branşta 86 sporcu ile madalya mücadelesi vereceği 2024 Trisome Oyunları’nın açılış seremonisi yarın saat 11.00’de Antalya Spor Salonu’nda yapılacak.

Organizasyona, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Japonya, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz, Çekya, Azerbaycan, Macaristan, Hırvatistan, İrlanda, Arnavutluk, Arjantin, Avusturalya, Brezilya, Bulgaristan, Yeni Zelanda, Norveç, Polonya, Güney Afrika, Venezuela’nın da aralarında bulunduğu 33 ülke sporcuları kayıt yaptırdı.

Antalya’da oyunlar, 8 branşta 5 ayrı spor tesisinde gerçekleştirilecek. Atletizm ve cimnastik, Zeytinköy Spor Kompleksi’nde, futsal, basketbol, judo ve masa tenisi, Antalya Spor Salonu’nda, yüzme, Antalya Yüzme Havuzu’nda, tenis ise ATK Tenis Kulübü Tesisleri’nde gerçekleştirilecek.

Aydın: “8 branşın dünya şampiyonasını da gerçekleştireceğiz”

Antalya 2024 Trisome Oyunları’nı AA muhabirine değerlendiren Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu (TÖSSFED) Başkanı Birol Aydın, dünyanın en özel sporcularını böylesine büyük bir organizasyonla Antalya’da ağırlamaktan gurur duyduklarını belirterek, “Antalya’mızda Trisome Oyunları’nın tüm katılımcılara güzel anılar bırakmasını diliyorum. Burada oyunlar içinde ayrıca 8 branşın dünya şampiyonasını da gerçekleştireceğiz. Yarışacak bu mükemmel sporculara başarılar diliyorum. Down sendromlu sporcularımız gurur kaynağımız. Federasyon olarak her zaman sporcularımızın yanındayız, destekçisiyiz.” ifadelerini kullandı.

TÖSSFED olarak engelleri aşarak ülkedeki bütün down sendromlu çocuklara ulaşmak ve onları spora kazandırmak için çalıştıklarını dile getiren Aydın, “Amacımız down sendromlu sporcularımızın tüm spor müsabakalarına rahatlıkla ve mutlu bir şekilde katılabilmelerini sağlamak. Ayrıca down sendromlu sporcularımızın istihdama sağlayacağı katkı da bizim için çok değerli. Bu çocukların azimleri, sorunlarla mücadele kararlılıkları ve hayata bakış açıları onlar için bizi daha çok çalışmaya sevk ediyor.” diye konuştu.

Antalya’nın uluslararası organizasyonlar için kendisini kanıtlamış bir şehir olduğunu da aktaran Aydın, şunları kaydetti:

“Oyunlar için 33 ülkeden 800’ün üzerinde sporcu ve yakınlarının geldiği Antalya’da, bütün katılımcılara misafirperverliğimizi göstereceğiz. Bu vesileyle, ülkemizde özel sporcularımızın her zaman yanında yer alan, başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Osman Aşkın Bak’a, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın Mahinur Özdemir Göktaş’a, destekçilerimize, sponsorlarımıza ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Müsabakalara katılan antrenör, yönetici, görevli, gönüllü, hakem ve down sendromlu sporcularımıza güzel anılar kazanacakları unutulmaz bir spor etkinliği diliyorum. Down sendromlu sporcularımızla gurur duyuyoruz ve hepinizi 2024 Trisome Oyunları’na bekliyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/down-sendromlu-sporcularin-olimpiyati-2024-trisome-oyunlari/feed/ 0
Türkiye, Afrika Savunma Sanayii Pazarına Aktör Olarak Dahil Oldu https://www.haber60.com.tr/turkiye-afrika-savunma-sanayii-pazarina-aktor-olarak-dahil-oldu/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-afrika-savunma-sanayii-pazarina-aktor-olarak-dahil-oldu/#respond Tue, 19 Mar 2024 07:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20810 Türkiye’nin Afrika Açılımı politikasını değerlendiren Afrika-Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Osman Genç, “Yıllık savunma harcamaları yaklaşık 70-75 milyar dolar olan Afrika Savunma Sanayii pazarına Türkiye’de bir aktör olarak dahil olmuştur” dedi.

Tarihsel ve kültürel ortak değerlere dayanan Türkiye-Afrika ilişkilerinin, gün geçtikçe gelişen ve çoğalan bir ivme kazandığını belirten Afrika-Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Genç, Türkiye’nin Afrika Açılımı politikasını değerlendirdi.

“Afrika Savunma Sanayii pazarına, Türkiye bir aktör olarak dahil olmuştur”

Türkiye-Afrika ilişkilerinin sadece savunma sanayii alanında değil diğer tüm alanlarda da başarılı ilerlediğini aktaran Genç, “2002 Yılında yalnızca 12 Afrika ülkesinde elçiliği bulunan Türkiye’nin bugün 54 Afrika ülkesinin 43’ünde Büyükelçiliği bulunmaktadır. Yine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son 20 yılda 30 Afrika ülkesini bizzat ziyaret edip, üst düzey temaslarda bulunması da ikili diplomatik ilişkilerin sağlam temellere oturmasını sağlamış, Türkiye 54 Afrika ülkesinin hemen hemen yarısı ile Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşması imzalamıştır. Savunma sanayii alanında yapılan bu iş birliği anlaşmaları, Savunma sanayii ihracatının önünü açmış, yıllık savunma harcamaları yaklaşık 70-75 milyar dolar olan Afrika Savunma Sanayii pazarına Türkiye de bir aktör olarak dahil olmuştur. Çok uzun yıllardan bu yana Afrika ülkelerinin tedarikçileri olan ABD, Almanya, Rusya ve Çin ile rekabet etmek zorunda kalan Türk Savunma Sanayii, kısa zamanda bu devletlerin önemli bir rakibi olarak sahaya inmiş ve 2022 yılı sonu itibariyle ihracatımız 500 Milyon Doları aşmıştır” ifadelerini kullandı.

Afrika ülkelerinin yetersiz insan kaynağı ile terör faaliyetleri ile mücadele etmek için bu konuda Türk Savunma Sanayiine başvurduğunu aktaran Genç, Türkiye, Afrika Savunma Sanayii pazarında özellikle Kirpi, Hızır, Ejder, Cobra gibi hafif zırhlı araçlar, Şahingözü, Acar gibi havadan keşif araçları ve TB2, ANKA gibi İHA- SİHA sistemleri konusunda en çok tercih edilen ülke konumuna yükseldiğini kaydetti.

Somali’nin güvenli bir bölge devleti olarak uluslararası arenada yeniden boy göstermesi için Türkiye’nin yakın çevre güvenliğinin asli unsurlarından birisi olan Kızıldeniz bölge güvenliğinin sağlanması için imzalanan TÜRKSOM anlaşmasının önemini vurgulayan Genç, Anadolu coğrafyasının güvenliğinin, Barbera, Aden, Cibuti ve Sevakin’den geçtiğini söyledi.

“Türkçe dilinin kıtada yaygınlaşmasını temin edecek projelere destek verilmelidir”

Türkiye son 20 yılda Afrika’da çok doğru ve akılcı bir politika yürüttüğünü aktaran Genç, şu ifadeleri kullandı: “Özellikle Çin ve Rusya’nın uzun vadeli finansal krediler ve yatırım taahhütleri ile son 10 yıldan bu yana Afrika’da birçok önemli devlet nezdinde karar verici duruma geldiği de dikkatlerden kaçmamalıdır. Özellikle, Hava ve Deniz Limanları, Demiryolları, Karayolları gibi temel altyapı yatırımları konusunda Türk özel sektör firmalarının bölgeye girişi teşvik edilmeli, büyük tarım işletmeleri kurulması ve işletilmesi konusunda TİGEM ve Tarım Kredi Kooperatifleri gibi milli kuruluşların bölge ülkelerinde kalıcı ortak projeler geliştirmesi sağlanmalıdır. Tüm bu politikaların sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından da İnsani Yardım, Kalkınma, Sağlık ve Eğitim alanlarında Afrika ülkelerine verilen karşılıksız desteklerin devamlılığı sağlanmalı, Türkçe dilinin kıtada yaygınlaşmasını temin edecek projelere destek verilmelidir.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-afrika-savunma-sanayii-pazarina-aktor-olarak-dahil-oldu/feed/ 0
Bakan Kacır, Balıkesir’de Şehit Aileleri ve Gazilerle İftar Yaptı https://www.haber60.com.tr/bakan-kacir-balikesirde-sehit-aileleri-ve-gazilerle-iftar-yapti/ https://www.haber60.com.tr/bakan-kacir-balikesirde-sehit-aileleri-ve-gazilerle-iftar-yapti/#respond Tue, 19 Mar 2024 04:03:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20729 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Balıkesir’de şehit aileleri ve gazilerle birlikte iftar yaptı. İftar sonrası kısa bir konuşma yapan Bakan Kacır, “Biz, bol yıldızlı bayrakların değil, ay yıldızlı bayrağın gölgesinde cumhuriyeti kurduk” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Balıkesir’de şehit aileleri ile iftar sofrasına oturdu. İftara Bakan Kacır’ın yanı sıra Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, AK Parti Milletvekili İsmail Ok, CHP Milletvekili Serkan Sarı da katıldı. Vali Ustaoğlu, konuşmasında şehit ailelerinin ve gazilerin her zaman farklı bir yeri olduğunu ifade etti.

Programda konuşan Bakan Kacır, “Bugün de yine aynı inanmışlıkla bu milletin evlatları tam bağımsız Türkiye ülküsünü, iddiasını sürdürüyorlar. Bugün tam bağımsız Türkiye için milli teknoloji hamlesini gerçekleştiriyoruz. Evlatlarımız şehit düşmesinler, bu ülkenin çocukları, bu ülkenin evlatları huzur içinde yaşasınlar, güven içerisinde yaşasınlar diye silahlı kuvvetlerimizin, emniyet güçlerimizin neye ihtiyacı varsa onu milli olarak geliştirmek ve üretmek için gayret gösteriyoruz. Bugün Türk mühendisler, Türk bilim insanları, milli teknoloji hamlesini gerçekleştirirken, gökyüzünde Bayraktarları, Ankaları, Akıncıları, Aksungurları, Atakları, Gökbeyleri, Hürkuşları, Hürjetleri, Kızıl Elmaları, Kaanları uçururken yine Çanakkale ruhunu taşıyor, yine tam bağımsız Türkiye iddiasıyla gayret ediyorlar. Allah’a hamdolsun artık ele güne muhtaç olmayan, kendi imkanlarını kendi evlatlarının alın teriyle, akıl teriyle karşılayabilen bir Türkiye var. Allah’a hamdolsun havada, karada, denizde, uzayda artık kendi teknolojisini üreten bir Türkiye var. İnşallah bu yolculukta büyük bir azimle, gayretle ve kararlılıkla Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürümeye devam edeceğiz. Bizler devlette sorumluluk taşıyanlar olarak onların yanlarında durduğumuzda neler başarabileceklerini savunma sanayiinde ispat ettiler. İşte savunma sanayiinde aldığımız ürünlerin sadece yüzde 20’si yerli ürünlerden oluşuyorken, 22 yıl sonra şimdi yüzde 80’den fazlasını yerli sistemlerle, yerli ürünlerle ihtiyaçlarımızı tedarik edebilir noktaya geldik. Piyade tüfeğini dahi ithal etmek durumunda olan, yurt dışından almak durumunda olan bir ülke iken Allah’a hamdolsun içinde en kritik savunma sanayii sistemlerini yerli ve milli olarak geliştirebilen ve üretebilen bir ülke olduk. İnşallah bu anlayışla yolumuza devam ederken, huzurlu, güveni hakim kılmaya gayret edeceğiz. İşte 40 yıla yakın zamandır bu ülkenin canını yakan terör belasını topraklarımızdan kazıyıp attık. Ama her alanda olduğu gibi bu alanda da sadece bugünü değil, burada 50 yıl, 100 yıl sonrasını düşünüp ona göre hareket etmek zorundayız. Bu anlayışla sadece topraklarımızdaki terör belasından kurtulmakla yetinmiyoruz. Sınırlarımızın ötesinde kurulmaya çalışılan terörist, arkalarında kim olursa olsun sırtlarını kime yaslıyor olurlarsa olsunlar, hangi ağa babalarına güveniyor olurlarsa olsunlar yırtıp atıyoruz. Tam 70 kilometreye kadar sınırlarımızı terörden temizliyoruz. Biz bol yıldızlı bayrakların değil, ay yıldızlı bayrağın gölgesinde cumhuriyeti kurduk. ve Türkiye yüzyılında Türkiye Cumhuriyeti’ni bu anlayışla yaşatmaya devam edeceğiz” dedi. – BALIKESİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-kacir-balikesirde-sehit-aileleri-ve-gazilerle-iftar-yapti/feed/ 0
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Türkiye’yi Balkanlar’dan kopartabileceğini düşünenlere açık bir mesajımız var https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-turkiyeyi-balkanlardan-kopartabilecegini-dusunenlere-acik-bir-mesajimiz-var/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-turkiyeyi-balkanlardan-kopartabilecegini-dusunenlere-acik-bir-mesajimiz-var/#respond Mon, 18 Mar 2024 01:33:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20235 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Biz doğruları söyledikçe, doğru politikaları uyguladıkça bu defa Türkiye’yi bir rakip hatta hasım gibi görenler ortaya çıkıyor. ‘Batı Balkanlar’ gibi tarihten kopuk, farazi kategoriler bu yüzden icat ediliyor. Böyle yöntemlerle Türkiye’yi Balkanlar’dan kopartabileceğini düşünenlere, açık bir mesajımız var. Bugün Balkanlar’da 30 yıl önceki gibi acılar artık yaşanmıyorsa bu Türkiye sayesindedir.” dedi.

Bakan Fidan, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Rumeli-Balkan Türkleri İftar Programı”nda yaptığı konuşmada, geniş bir kimliği ve tarihi birikimi bünyesinde barındıran Bursa’da bulunmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.

Bursa’nın, Osmanlı’nın kök saldığı topraklar olduğunu belirten Fidan, Balkanların her bir köşesinde de Bursa’dan izler görüldüğünü kaydetti.

Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yola çıkarken sınırların ötesindeki soydaşlara ve din kardeşlerine de destek olmayı temel öncelik olarak belirlediklerini vurgulayarak, “Bu doğrultuda, son 21 yılda yardım ve destek konusundaki milli kapasitemizi her alanda güçlendirdik, yaygınlaştırdık ve kurumsallaştırdık. Bugün itibarıyla devletimiz, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimiz neye ihtiyaç duyarsa, hemen gereğini yapabilecek güce sahiptir.” diye konuştu.

Balkanlar’a yaptığı desteklerinden dolayı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a da teşekkür eden Fidan, Bursa Büyükşehir Belediyesinin sadece yerel düzeyde değil, Balkanlar’da da sorumluluk üstlenen stratejik bir aktör olduğunu söyledi.

Filistinli kardeşlerimizi asla yalnız bırakmayacağız”

Fidan, Gazze’ye de dikkati çektiği hitabında, dünyanın zorlu bir dönemden geçtiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:

“Dünyamızın ve bölgemizin nereye gittiğini iyi ve doğru okumamız gerekiyor. Milli menfaatlerimizi korumanın yolu, gidişatı iyi ve doğru okumaktan geçiyor. Dünyanın dört bir yanında soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimize gerçek manada sahip çıkmanın yolu da buradan geçiyor. Dünyada jeopolitik rekabetin yanı sıra krizlerin, çatışmaların da arttığını görüyoruz. Kuzeyimizde ve güneyimizde savaş var. Ukrayna Savaşı, üçüncü yılına girdi. İsrail mezalimi, Gazze’de sadece uluslararası hukuku değil, tüm insani değerleri ayaklar altına almaya devam ediyor. Yaşananlar, Gazze’yle sınırlı değil, Batı Şeria’da da yerleşimci terörü ile Filistinli kardeşlerimizin toprakları gasp ediliyor. Biz Türkiye olarak, mezalimin son bulması için her düzeyde var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Filistinli kardeşlerimizi asla yalnız bırakmayacağız.”

“Türkiye, güvenilen bir devlet”

Uluslararası alandaki gelişmelerin Balkanlar ve Rumeli’nin de sinir uçlarını zorladığına dikkati çeken Fidan, “Somut olarak baktığımızda, Bosna-Hersek’teki ayrılıkçı söylemler ve Kosova-Sırbistan gerginliği endişeleri artırıyor. Bu zorlu dönemde aktif bir dış politika izlemek, soğukkanlı davranmak ve ayrım gözetmeden bütün kesimleri kucaklamak gerekiyor. Böyle bir diplomasi yürütebilen tek bir ülke, tek bir lider var, Türkiye ve Recep Tayyip Erdoğan. Balkanlar’da her ülkeyle kurduğumuz diyalog kanallarında, her düzeydeki yoğun temas trafiğinde şunu görüyoruz. Türkiye, güvenilen bir devlet. İstikrar, barış ve refah odağı olarak görülen bir devlet.” ifadelerini kullandı.

Fidan, ilişkileri karşılıklı güven temelinde yürüttüklerini belirterek, “Her ülkeyle ikili işbirliğimizi en üst seviyelere çıkarmak için durmaksızın çaba harcıyoruz. Bugün bölge ülkelerinin birçoğuyla stratejik ortaklık tesis etmiş durumdayız. Öte yandan bölgesel çok taraflı platform ve girişimlere de öncülük ediyoruz. Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği süreci, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı gibi kuruluşlar, bu vizyonun birer parçası.” dedi.

Balkanlar’ın, Rumeli’nin, bölge halklarının ortak çıkarlarını, temel öncelik olarak kabul ettiklerini dile getiren Fidan, şunları kaydetti:

“Bölgemizde gerginlik istemiyoruz. Sorun gördüğümüzde hemen devreye girerek, arabuluculuk yapıyoruz. Balkanlar’ın kalbinde yer alan Bosna-Hersek bu bakımdan iyi bir örnektir. Bu ülkede istikrar, barış ve huzur, tüm Balkanlar, tüm Avrupa için stratejik önem taşıyor. Bu nedenle ister ülke içi olsun ister ülke dışı olsun tüm kesimlere Bosna-Hersek’in toprak bütünlüğünü hedef alan tek taraflı eylem ve söylemlerden kaçınma çağrısı yapıyoruz. Sadece çağrı yapmakla kalmıyor, bunu sahada aktif bir tutumla da destekliyoruz. Kosova-Sırbistan gerginliğini yine büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Her iki ülkenin de güvendiği bir devlet olarak, Belgrad-Priştine sürecine tam destek veriyoruz. Büyük bir mutlulukla söylemek isterim ki ekim ayından bu yana üstlendiğimiz NATO Kosova Gücü komutanlığımız, sahada hemen fark yarattı. Komutanımızın gerek Kosova gerek Sırbistan makamlarıyla tesis ettiği güven ilişkisi sayesinde huzur ve güvenlik tesis edildi. Bu koşulların sürmesini ümit ediyoruz.”

“Barış ve güvenlik olmayınca ne büyük acılar yaşandığını en iyi bizler biliriz”

Fidan, Türkiye’nin üzerine düşen her türlü katkıyı vermeye devam edeceğini dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Esasen, Balkan devletleri olarak böyle davranmalıyız. Çünkü barış ve güvenlik olmayınca ne büyük acılar yaşandığını en iyi bizler biliriz. Bunun için kendi söküğümüzü, kendimiz dikiyoruz. Dışarıdan dikte edilen, bu bölgenin gerçeklerine uygun olmayan politikaların sonuçları ortada. Bu politikalar sadece ve sadece çatışma yarattı, kriz yarattı. Sanki daha dün tarifsiz acılar, katliamlar yaşanmamış gibi bugün hala aynı sorumsuz politikalarda diretenler var. Biz her kesimin güvenine sahip bir bölge ülkesi olarak, bu yanlışları dile getirdik, getirmeye de devam ediyoruz. Biz doğruları söyledikçe, doğru politikaları uyguladıkça bu defa Türkiye’yi bir rakip hatta hasım gibi görenler ortaya çıkıyor. ‘Batı Balkanlar’ gibi tarihten kopuk, farazi kategoriler bu yüzden icat ediliyor.

Böyle yöntemlerle Türkiye’yi Balkanlar’dan kopartabileceğini düşünenlere, açık bir mesajımız var. Bugün Balkanlar’da 30 yıl önceki gibi acılar artık yaşanmıyorsa bu Türkiye sayesindedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki güçlü Türkiye’nin bölgede izlediği barışçı ve yapıcı politikalar sayesindedir. Türkiye’yi hasım gibi görenlere, şunu çok açık bir şekilde söylüyoruz. Sizin stratejik vizyonsuzluğunuzun vebalini, bölge ülkeleri olarak artık biz çekmeyeceğiz. Türkiye olarak, dostlarımızla işbirliği içinde, bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz. İçiniz rahat olsun. Biz devlet olarak bütün önlemlerimizi alıp, stratejimizi bu vizyonla oluşturuyoruz.”

Programda Bursa Valisi Mahmut Demirtaş ile Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş da katılımcılara hitap etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-turkiyeyi-balkanlardan-kopartabilecegini-dusunenlere-acik-bir-mesajimiz-var/feed/ 0
Kültür ve Turizm Bakanı: Türkiye en etkili ve yoğun tanıtım yapan ülke https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-turkiye-en-etkili-ve-yogun-tanitim-yapan-ulke/ https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-turkiye-en-etkili-ve-yogun-tanitim-yapan-ulke/#respond Sun, 17 Mar 2024 23:51:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20153 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Turizm Geliştirme Ajansıyla çok kısa bir sürede Türkiye’nin 200’den fazla ülkede tanıtımının yapıldığını, Türkiye’nin en etkili ve en yoğun tanıtım yapan ülke olduğunu söyledi.

Muğla’nın Fethiye ilçesindeki bir restoranda düzenlenen “Fethiye Turizm Sektörü Temsilcileri Buluşması” programında konuşan Ersoy, son zamanlarda dünyanın çok büyük küresel ve bölgesel sorunlarla karşı karşıya kaldığını, ülke olarak devlet ve sektör el ele verip sektörü krizlerden en az etkilenen, kriz sonrası da en hızlı geriye dönen ve büyümeye devam eden bir konuma getirdiklerini kaydetti.

Türkiye’nin Kovid-19 krizinden en hızlı çıkan ülke olduğuna dikkati çeken Ersoy, “Turizm Geliştirme Ajansıyla çok kısa bir sürede Türkiye’nin 200’den fazla ülkede tanıtımını yapan, dünyada en etkili, en yoğun tanıtım yapan ülke olduk. Eskiden Türkiye altıncı sıraya kadar gelmişti şimdi dördüncü sırada. Yani Türkiye dünyada en fazla turist alan dördüncü ülke konumuna geldi. Bundan sonra da inşallah hedefimiz 2028’e kadar üçüncü sıraya gelebilmek.” dedi.

Bakan Ersoy, 2018’de bir hedef koyduklarını anımsatarak, artık nicelik kadar niteliğin de önemli olduğunu, sadece fazla turist hedefi koymayarak kişi başı gecelik gelirleri de artıracaklarını dile getirdi.

Kişi başı gecelik gelirin 2017 sonunda 65 dolara düştüğünü belirten Ersoy, yaptıkları çalışmalar sonucu geçen yılı 99 dolarla kapattıklarını, önlemler sayesinde yüzde 54 artış gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Ersoy, bu yıl da yeni rekorlarla karşılaşmayı hedeflediklerini ifade ederek, geçen yıl 54,3 milyar dolar gelir hedefiyle kapattıklarını, bu yıl hedeflerinin 60 milyar dolar, kişi başı gecelik hedefinin de 106 dolar olduğunu, 2028’e kadar da kişi başı gecelik hedefin 130 doları geçeceğini söyledi.

Ege Bölgesi’nin turizmden alması gereken pasta payını yüzde 10’lardan yüzde 20’lere çıkarmak gerektiğini aktaran Ersoy, şöyle konuştu:

“Bu işler sadece Kültür ve Turizm Bakanlığının çalışmasıyla olmuyor. Büyükşehir belediyeleri ve yerel yönetimlerle koordine edilmesi gereken bir çalışma. Eğer siz büyükşehir belediyeleri ve yerel yönetimlerle koordineli bir çalışma gerçekleştirmezseniz, turizmde ne kalıcı hedefler yakalayabilirsiniz, ne de sürdürülebilir ve büyüyen hedefler yakalayabilirsiniz. Aydın Ayaydın hocamız inşallah 31 Mart’ta seçildiği takdirde Muğla’nın master planını oluşturacağız. Bu büyükşehir belediyesinin yapması gereken bir şeydir. Biz bakanlık olarak ne kadar yaparsak yapalım sonuçta belediyelerle birlikte çalışmamız gerekiyor.”

“Fethiye Kalesi’nde 12 ay kazı yapılacak”

Ersoy, 144 kazı başkanlığıyla kazı programını başlattıklarını belirterek, Fethiye Kalesi’ni de 12 ay kazı programına aldırma talimatını verdiğini söyledi.

Çalışmalara “Geleceğe Miras” projesini de dahil edeceklerine işaret eden Ersoy, “Geleceğe Miras programı son 60 yılda arkeoloji adına Türkiye’de ne yapıldıysa, aynı oranda işi gelecek dört yılda yapıyoruz. Bunu yoğun kazı programıyla yapıyoruz. Gece müzeciliğini de ekliyoruz. Antik şehirlerin amfi tiyatrolarında ve antik meydanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığına ait Devlet Opera ve Güzel Sanatlar birimlerimiz artık bütün yaz etkinliklere başlıyor. Kültür Yolu Festivallerimiz geçen yıl 11 şehirdeydi bu yaz 16 şehirde var, önümüzdeki yılda 20 şehre çıkacağız.” diye konuştu.

Muğla’yı da önümüzdeki yıl Kültür Yolu Festivallerine davet ettiklerini dile getiren Ersoy, şöyle devam etti:

“Muğla’da önümüzdeki yıldan itibaren Kültür Yolu Festivallerine davet edilecek. Bu festival 9 gün sürüyor. Sadece ilkbahar mı yoksa sonbahar mı olacak onun zamanına karar vereceğiz. Bunu bölgede sezonu uzatmak için yapıyoruz. Göreceksiniz ki Kültür Yolu Festivali olduğu tarihte oteller de dolu olacak, çarşınız da dolu olacak. Bu her yıl yapılıyor. Festival grubuna dahil edildikten sonra 9 gün boyunca otellerde de yer bulunmuyor. Bütün gastronomi yerlerinde de veya etkinlik alanlarının hiç bir yerinde yer bulunmuyor. Çok yoğun bir turizm oluyor. Sezonunu uzatmış veya erken başlatmış oluyoruz. Biz turizm sektöründe kalıcı başarılar istiyorsak, hem yerel yönetimleri doğru sorgulamamız lazım, büyükşehirler olsun ilçe belediyeleri olsun. Artı hükümetlere de vadettikleri şeylerin nasıl olacağını doğru bir şekilde anlatmasını istememiz lazım.”

Ersoy, Bodrum’da son 5 yılda bir tane arıtma altyapısı yapıldığını onu da Kültür ve Turizm Bakanlığının hayata geçirdiğini söyledi.

Dünyanın hiçbir yerinde Kültür ve Turizm Bakanlıklarının arıtma altyapıları yapmadığına dikkati çeken Ersoy, kendilerinin gereksinim duyulması halinde bunu yaptığını kaydetti.

Buna yapmalarının önemli sebepleri bulunduğunu ifade eden Ersoy, “Biz gerekirse yapıyoruz. Yapmazsak mavi bayrakları kaybedeceksiniz. Mavi bayrağı kaybederseniz turizmi kaybedeceksiniz, turizmi kaybedersiniz Fethiye’yi kaybedeceksiniz. Bu kadar basit bir matematiği var bunun. Siz kendi haklarınızı arayacaksınız, talep edeceksiniz. İnsanları vadedenleri doğru sorgulayacaksınız.” dedi.

Programa Muğla Valisi İdris Akbıyık, Fethiye Kaymakamı İsmail Hakkı Ertaş, AK Parti Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Aydın Ayaydın, Fethiye Belediye Başkan adayı Muhammet Kökten, AK Parti İl Başkanı Gültekin Akça ile ilçedeki otel ve turizm sektör temsilcileri katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-turkiye-en-etkili-ve-yogun-tanitim-yapan-ulke/feed/ 0
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’deki arkeolojik çalışmaları tamamlamayı hedefliyor https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-mehmet-nuri-ersoy-turkiyedeki-arkeolojik-calismalari-tamamlamayi-hedefliyor/ https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-mehmet-nuri-ersoy-turkiyedeki-arkeolojik-calismalari-tamamlamayi-hedefliyor/#respond Sun, 17 Mar 2024 21:30:51 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20058 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “60 yılda Türkiye’de arkeolojiyle ilgili yapılanlara eş değer işi, önümüzdeki 4 yılda tamamlamayı hedefliyoruz.” dedi.

Ersoy, Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Side Antik Kenti Karşılama Merkezi’nin açılışında yaptığı konuşmada, dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan Antalya’ya yeni eserler kazandırmak için çalışmalar yürüttüklerini söyledi.

Dünyanın en önemli kentleriyle rekabet içerisinde olan Antalya’nın, bu rekabette bir adım öne geçmesi ve dünya turizminden daha yüksek oranda pay alabilmesi için gece gündüz hizmet etmenin mücadelesi içinde olduklarını belirten Ersoy, “Zaten yapmış olduğumuz çalışmalar neticesinde, şehrimize dönük rakamlar bu çabanın karşılığını almaya başladığımızı gösteriyor. Bildiğiniz gibi turizmde rekorlarla dolu bir yılı geride bıraktık. İnşallah 2024’te daha da başarılı bir sezon geçireceğiz.” diye konuştu.

Ersoy, bu noktaya tesadüf eseri gelinmediğini, çok çalıştıklarını ifade ederek, değişen turizm algısını dünyada en iyi anlayan ve buna uygun adımlar atan ülkelerin başında Türkiye’nin olduğunu vurguladı.

“Arkeolojik çalışma sayısını yıllık 720’ye yükselttik”

Eskiden Türkiye’de turizm dendiğinde, başka ülkeden eğlenmek, dinlenmek için insanların gelmesinin anlaşıldığını aktaran Ersoy, bu süreçte ülkenin sahip olduğu doğal güzelliklerin yanı sıra tarihi ve kültürel zenginlikler için de yeterli farkındalığın yaratılamadığını dile getirdi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak yeni turizm anlayışını en doğru şekilde analiz edip, buna uygun altyapı geliştirerek Türkiye’nin dünyada bir turizm markası olması için çalıştıklarını bildiren Ersoy, şunları kaydetti:

“Bugün, dünya medyasında ülkemizle ilgili en önemli içerikleri biz oluşturuyoruz. Dünyanın dört bir yanında 200’den fazla ülkede, en çok takip edilen kanallarda Side’nin, Antalya’nın tanıtımını gerçekleştiriyoruz. Doğal kaynaklarımızı koruma adına sadece bugünü değil geleceği de göz önünde bulundurarak hareket ediyoruz. Farklı ülkeler bizim yaptıklarımızı anlamak ve kendi ülkelerinde tatbik etmek için bizim stratejilerimizi, politikamızı yakından takip ediyor. İşte bu sayede artık Türkiye, turizm dinamikleri başkaları tarafından yönlendirilen ülke olmaktan çıkıp turizme yön veren bir ülke konumuna erişmiştir. Bu başarıları elde ederken turizmi 12 aya yaymak ve nitelikli turizmi güçlendirmek adına attığımız adımlar da en önemli çalışmalarımızdan biri oldu. Bunu başarmanın, turizmin 12 aya yayılmasının kültür turizmiyle çok güçlü bir ilişkisi olduğunu sürekli dile getiriyorum. 60 yılda Türkiye’de arkeolojiyle ilgili yapılanlara eş değer işi, önümüzdeki 4 yılda tamamlamayı hedefliyoruz. Antalya’yı merkeze alan ‘Türk Arkeoloji Tarihinin Altın Çağı-Geleceğe Miras’ Projemiz kapsamında arkeolojik çalışma sayısını, yıllık 720’ye yükselttik.”

Dünyada en çok arkeolojik çalışma yapan ülkelerin başında Türkiye’nin geldiğine dikkati çeken Ersoy, “Türk arkeolojisi artık hem kazılarıyla hem de kazılardaki koruma çalışmalarıyla dünya arkeolojisinin en önemli paydaşlarından biri haline gelmiştir. 2028 yılı sonuna kadar Antalya’daki arkeolojik alanlarımıza kazılar, restorasyon ve çevre düzenlemeleri için 5,5 milyar lira ödenek ayırdık. Dünyanın en önemli koleksiyonlarından birine sahip olan Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yeniden yapımıyla ilgili çalışmalara başladık.” diye konuştu.

“Antalya’da ve bölgemizde yapacak çok işimiz var”

Bakan Ersoy, Antalya’nın yer altına da yer üstüne de tarihi ve kültürel mirasına da denizine, suyuna, gastronomisine, tarımına, hayvancılığına da sahip çıkarak, hem Antalya’nın hem de Antalyalıların kazanması için gece gündüz demeden çalışmaya devam ettiklerini ifade etti.

Side Antik Kenti Ziyaretçi Karşılama Merkezi’nin 785 metrekare kapalı alan, seyir terasları, otopark alanı, yürüyüş yolları, gece müzeciliği için ören yeri aydınlatma sistemi ve 17 bin metrekare peyzaj alanından oluştuğunu anlatan Ersoy, merkezin 125 milyon liraya mal olduğunu kaydetti.

Ersoy, Antalya’da turizmle bağlantılı olarak bir kültürel miras koridoru oluşturmak için çalışma yaptıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gazipaşa’dan Kaş’a kadar tüm ören yerlerimizde çok kapsamlı çalışmalara hız verdik. Biz tarihi, kültürü gün yüzüne çıkardıkça ülkemize ve şehrimize olan ilgi de her geçen gün artmaktadır. Daha Antalya’da ve bölgemizde yapacak çok işimiz var. Bizim şehrimize faydası olmayan meselelerle kaybedecek zamanımız yok. Bu hayallerimizi gerçekleştirmek için aynı hedeflere yönelecek, Antalya’ya değer katacak projeler üzerinde çalışacak birlikteliğe ihtiyacımız var. Her noktasında ayrı bir güzellik olan şehrimizde bu hazineleri keşfedip, gün yüzüne çıkarmaya devam edeceğiz.”

Bakan Ersoy, konuşmanın ardından protokol üyeleriyle ziyaretçi merkezini gezdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-mehmet-nuri-ersoy-turkiyedeki-arkeolojik-calismalari-tamamlamayi-hedefliyor/feed/ 0
CHP Milletvekili Gürer: Tarımın plansız yönetimi çiftçiyi ve vatandaşı mağdur ediyor https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gurer-tarimin-plansiz-yonetimi-ciftciyi-ve-vatandasi-magdur-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gurer-tarimin-plansiz-yonetimi-ciftciyi-ve-vatandasi-magdur-ediyor/#respond Sun, 17 Mar 2024 08:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20006

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer yerel seçim çalışmaları kapsamında Niğde ve Nevşehir’de vatandaşlarla buluştu. Çitfçinin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Gürer, “Geçen yıl 650 bin büyükbaş hayvan ithal edildi. Bugün 600 bin hayvan ithal edeceğiz. Üreticimiz kazanmıyor, vatandaş da pahalı et yiyor. Sistem bozuk, planlama yok, aracılık sistemi size kazandırmıyor ama birilerinin cebini dolduruyor” dedi.

Gürer, Niğde Edikli, Konaklı, Bahçeli, Çukurkuyu kasabaları ile Havuzlu ve Kızılca köyleri ile Nevşehir ili Derinkuyu, Kozaklı ilçeleri ve Göle kasabasına ziyaretlerde bulunup vatandaşlara hitap etti. Gürer tarım ile geçim sağlayan ilçe ve kasabalarda yaptığı konuşmada Türkiye’de tarımın 22 yılda plansız ve öngörüsüz yönetilmesi bedelinin rafta ürüne yüksek fiyatlar olarak yansıdığını söyledi.

Gürer, “Bölgenin sorunlarını bilen bir milletvekili olarak söylüyorum, tarım milli güvenlik kadar önemlidir. Stratejik bir alandır. Üretilen ürün sizin değil, bu ülkenin milli değeridir. Onun için, onun doğru değer bulmasını, çiftçi refahının sağlanmasını, çiftçinin bu yolda mutlu olmasını önemsiyoruz. Bu ülkenin geleceği açısından önemli olduğunu biliyoruz. Çiftçi, eli öpülesi insandır. İyi ki varsınız, iyi ki üretiyorsunuz” dedi.

Gürer açıklamasının devamında şöyle konuştu:

“Tarımda ülkemizin dışa bağımlılıktan kurtulması için mücadele ediyoruz. Hani deniyor ya milli ve yerli, işte biz milli ve yerliliği gerçek savunanlarız. Meksika’dan nohut, Kanada’dan mercimek, Yunanistan’dan pirinç, Rusya’dan buğday ve bitkisel ham yağı getirerek milli ve yerli olunmaz. Onu bizim çiftçimiz üretebilir, yetiştirebilir, katma değerli ürüne döndürebiliriz ve fayda sağlayabiliriz.

“ARACILIK SİSTEMİ SİZE KAZANDIRMIYOR AMA BİRİLERİNİN CEBİNİ DOLDURUYOR”

İneğimizin adı Holstein, Simental, Jersey, Montofon, Angus olacağına kırmızı kara Boz inek olsaydı, onları geliştirseydik, bugün Türkiye’deki süt inekleri sayısı Fransa’nın iki katı olurdu ama Fransa’daki ineğin sütü kadar süt alamıyoruz. Nedeni ise çünkü hayvanların yemini de sağlayamıyoruz. İthal hayvana ne kadar yem verirseniz, o kadar süt verir. Eskiden sığıra bir hayvanı gönderirdik, akşama kadar yayılır gelirdi. Akşam da önüne elmanın kabuğunu, karpuzun kabuğunu koyardık. Hem sütünden faydalanır hem de etinden faydalanırdık o garip hayvanlara. Eğer bugünkü yemini alıp verseydik, onlar bunlardan daha çoğunu bize verirdi ama ne oldu? Türkiye’nin bugün 16 milyon hayvan varlığı içinde 1 milyon yerli ırk kaldı. O zaman adapte olamadığı için sorunlarda artış oldu. Buzağı ölümlerinde dünya ortalamasının üzerindeyiz, hayvan hastalıklarında dünya ortalamasının üzerindeyiz. Sonuçta geçen yıl 650 bin büyükbaş hayvan ithal edildi. Bugün 600 bin hayvan ithal edeceğiz. Üreticimiz kazanmıyor, vatandaş da pahalı et yiyor. Sistem bozuk, planlama yok, aracılık sistemi size kazandırmıyor ama birilerinin cebini dolduruyor. Biz de diyoruz ki, kim bu işi besiciliği yapıyorsa, o arkadaş kazansın. Aradaki ithalatçının, rantçının yarattığı olumsuzluk vatandaşa pahalı et olarak gitmesin. Bilmiyorum kaçınız hesap yaptınız ama size bir şey söyleyeyim: şu anda tavuk eti dana etinden pahalı. Nasıl diyeceksiniz? Tavuk 40 günlüğe, 70 gün aralığında yetişiyor ama bir danaya bir yıl bakacaksın, ona yem vereceksin, aşısını yaptıracaksın, veteriner hizmeti var. Ona göre, eğer orantılarsanız, dana eti şu anda tavuk etinden ucuza geliyor. Vatandaş da tavuğu ucuz sanıyor. Bakın yemin Türkiye’ye yarısı ithal geliyor. İtalya’dan gelen yem ne biliyor musunuz? Pamuk tohumu küspesi, ayçiçek tohumu küspesi, soya, mısır, arpa. Bunlar burada da yetişir. İşte bizim milliyetçiliğimiz, siz üreteceksiniz, siz kazanacaksınız, siz gelişeceksiniz, ülke büyüyecek. Biz bu bağlamda düşüncelerimizi sürekli paylaşıyoruz.”

“YEREL YÖNETİMDE TARIM”

“Şimdi yerel seçimde tarımda ne olur” diye soran Gürer şu ifadeleri kullandı:

“Örneğin Mansur Yavaş’taki gibi olur. Ne yapmış? Kırsalın tohumunu karşılıyor, gübresini karşılıyor, fidanını veriyor. Tarımla uğraşana sahip çıkıyor. Bunu niye yapıyor? Ankara’nın kırsalında insanlar göç etmesin, olduğu yerde tarım gelişsin diye yapıyor. Bugün kırsalda yaş ortalaması artıyor, gençler tarımın içinde değil, tamamı dışa bağlı olduğumuz zaman ülkenin güvenliği tehdit altına girer. Bakınız pandemide, kuraklıkta neler yaşıyoruz. Kendi kendine yeten ülkeler, bu bağlamda dışarı bağımlı olmuyor. Ama bu kendi kendine yetmeyen ülkeler bağımlı oluyor. Bu durum nereye götürür? Hiç farkında olmadan sömürge ülke haline dönüşürsün. Bağımsızlığımız dahi tarımın varlığıyla doğrudan ilgili. Patates yetiştirildi, para etmedi. Bırak bu “Ahmet’in patatesi” diyemezsin. Bu milli gelir, bu yani bu ülkenin ürünü. Onun için değerli arkadaşlar, çok şeyi farklı biçimde konuşabiliriz ama ben milletvekiliyim, süresince hep tarımı öncelikledim ve dünyadaki örneklerini de gördükten sonra çoğu kişiye tarımın ne olduğunu anlattım. Bakın, Fransa’da eylem var, Yunanistan’da eylem var, İngiltere’de eylem var, İtalya’da eylem var. Çiftçiler niye eylem yapıyor biliyor musunuz? Bir, ithal ürün istemiyoruz diyorlar. İki, mazot çok pahalı, indirim yapın diyorlar. Üç, sübvansiyon verin bize, destek verin diyorlar. Şimdi Türkiye 12 Eylül’den sonra makas değiştirdi. Taban fiyatı uygulamasını çiftçinin aleyhine işletiyor. Taban fiyat uygulaması aleyhine işlediği gibi ne oluyor ithalci bir anlayışla Türkiye’de tarım politikası belirleniyor. Bu neden oldu? Dünya Bankası, IMF gibi dış güçler dediler ki, Türk’te sanayide, turizmde gelişin. Siz pahalı ürün üretiyorsunuz, gelin bunun yerine biz size verelim, paranız varsa alırsınız, arkadaş. Onun için içinde bulunduğumuz koşullarda, sorunlu bir coğrafyada tarımın, çiftçinin, üreticinin, besicinin değerini bilerek sahiplenmek bizim temel görevimiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gurer-tarimin-plansiz-yonetimi-ciftciyi-ve-vatandasi-magdur-ediyor/feed/ 0
Yaşar Güler: Huzur ve Güvenliğimiz İçin Terörle Mücadelemiz Kararlılıkla Devam Edecek https://www.haber60.com.tr/yasar-guler-huzur-ve-guvenligimiz-icin-terorle-mucadelemiz-kararlilikla-devam-edecek/ https://www.haber60.com.tr/yasar-guler-huzur-ve-guvenligimiz-icin-terorle-mucadelemiz-kararlilikla-devam-edecek/#respond Sun, 17 Mar 2024 07:12:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19993 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’ncu yıl dönümü dolayısıyla Bakanlık’ta düzenlenen törende; “Geçmişte yürütülen ‘sınırlı hedefli ve süreli’ operasyonların yerine, bugün; terörün kaynağında yok edilmesi stratejisi ile, ‘sürekli ve kapsamlı’ operasyonlar gerçekleştirerek terör örgütlerine büyük darbeler vuruyoruz. Şu anda oralarda olmasaydık; örgütün ülkemize ve milletimize yönelik saldırıları, yurt içinde daha önceden olduğu gibi devam edecek ve mevcut istikrar ortamı sağlanamayacaktı. Kimsenin şüphesi olmasın ki, huzur ve güvenliğimiz için terörle mücadelemiz azim ve kararlılıkla devam edecektir” dedi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’ncu yıl dönümü dolayısıyla dün Bakanlık’ta yapılan törene katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törene, bazı şehit ailelerinin yanı sıra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesi ve askeri personel de katıldı.

Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde şehit olan Piyade Teğmen Duabey Onur Öztürkmen’in babası Derde Öztürkmen törende konuştu. Öztürkmen, “Oğlum şehit Piyade Teğmen Duabey Onur Öztürkmen, ülkemizin ve milletimizin güvenliğini sağlamak üzere gerçekleştirilen harekat kapsamında Irak’ın kuzeyinde bölücü terör örgütü mensuplarınca yapılan silahlı saldırıda şehit oldu. Şehitlerimizin yokluğuna hiçbir zaman alışamasak da Allah katında ulaştıkları makamları düşündükçe taşıdığımız gurur bizleri ayakta ve güçlü tutmaktadır. Sayın Bakanım, daima yanımızda olduğunuz için size şükran borçluyuz. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin desteğini her zaman yanımızda hissediyoruz. Bu duygularla başta devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşları olmak üzere tüm aziz şehitlerimizi özlem ve minnetle anıyor, saygılarımı sunuyorum” dedi.

Şehit yakınının konuşmasının ardından 18 Mart özel klibi izletildi. Ardından Kültür ve Sanat Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan “Önce Vatan” isimli gösteri sahnelendi.

GÜLER: ÇANAKKALE ZAFERİ MİLLİ MÜCADELE’NİN DE ÖNCÜSÜ NİTELİĞİNDE

Sözlerine şehit ve gazileri anarak başlayan Bakan Güler, “Bugün kahraman şehitlerimizi rahmet ve minnetle anarken, aynı zamanda 109 yıl önce kazanılan Çanakkale Deniz Zaferi’nin de haklı gururunu bir kez daha yaşıyoruz” dedi. Güler şöyle devam etti:

“Şanlı tarihimizin en büyük ve en parlak zaferlerinden biri olan Çanakkale Zaferi, Milli Mücadele’nin de öncüsü niteliğindedir. Aziz vatanımızın her bir köşesinden gelen kahraman Mehmetçiğin vatan savunması için omuz omuza savaşarak kazandığı bu zafer, milli birliğimizi pekiştirirken işgale girişenlerin heveslerini de kursağında bırakmıştır. Nitekim Kahraman Türk ordusu Çanakkale’de, işgalcilerin üstün muharebe gücü ve teknolojisi karşısında iman dolu göğsünü siper etmiş, canı pahasına Çanakkale’yi geçilmez kılmıştır.

Çanakkale’yi Türk tarihine altın harflerle yazdıran başta Anafartalar kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; Cevat Çobanlı’yı, Selahattin Adil Bey’i, Yüzbaşı Hafız Nazmi Bey’i, Ezineli Yahya Çavuş’u, Seyit Onbaşı’yı ve ismini sayamadığımız vatanın dört bir yanından cepheye koşarak üzerinde yaşadığımız toprakları vatan yapan nice manevi mimarı; rahmet, minnet ve şükranla yad ediyorum.

“BARIŞ VE İSTİKRARIN HAKİM OLMASI İÇİN YOĞUN ÇABA SARF EDİYORUZ”

Tüm dünyada gerginliklerin tırmandığı, çatışmaların arttığı bir süreçte Türkiye olarak Karadeniz’den Afrika’ya, Orta Doğu’dan Kafkaslar’a kadar barış ve istikrarın hakim olması için yoğun gayret sarf ediyoruz. Bu dönemde ülkemiz, sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen çok yönlü diplomasiyle küresel barış ve istikrarın sağlanmasında etkin bir aktör olmuş; müzakere masalarının ve dünya güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi haline gelmiştir.

Kahraman ordumuz; bir yandan hudutlarımızın güvenliğini sağlarken, aynı zamanda yurt içinde ve sınır ötesinde de terörle mücadelede büyük başarılar kazanıyor, şanlı tarihine yaraşır destanlar yazıyor. Geçmişte yürütülen ‘sınırlı hedefli ve süreli’ operasyonların yerine, bugün; terörün kaynağında yok edilmesi stratejisi ile, ‘sürekli ve kapsamlı’ operasyonlar gerçekleştirerek terör örgütlerine büyük darbeler vuruyoruz. Şu anda oralarda olmasaydık; örgütün ülkemize ve milletimize yönelik saldırıları, yurt içinde daha önceden olduğu gibi devam edecek ve mevcut istikrar ortamı sağlanamayacaktı. Kimsenin şüphesi olmasın ki, huzur ve güvenliğimiz için terörle mücadelemiz azim ve kararlılıkla devam edecektir.

Kıbrıslı kardeşlerimizin kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidi, bizim için olmazsa olmazdır. Muhataplarımızı artık miadı dolmuş, statükocu ve provokatif söylemleri bir kenara bırakmaya; bunun yerine tarihi ve mevcut gerçeklere uygun, makul ve mantıklı bir şekilde çözüme yönelmeye davet ediyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da güvenlik, barış ve istikrar için Ada’da bulunmaya ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru çıkarlarını her koşulda desteklemeye devam edeceğiz.

“YUNANİSTAN İLE ATİNA BİLDİRGESİ ÇERÇEVESİNDE POZİTİF GÜNDEMLE SÜRECİ DEVAM ETTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ”

Diğer yandan komşumuz Yunanistan ile Atina Bildirgesi çerçevesinde, iyi komşuluk ilişkileri, diyalog ve pozitif gündemle süreci devam ettirmeyi hedefliyoruz. Ancak barışçıl bir çözüm için çaba gösterirken; milli hak ve menfaatlerimizden asla taviz vermeyeceğimiz de bilinmelidir. Bu yüzden yapıcı bir tutum sergilenmesinin önemli olduğunu, sürece zarar verebilecek söylemlerden uzak durulmasının gerekliliğini ifade ediyoruz.

Akdeniz’de en uzun sahil şeridine sahip ülke olarak deniz yetki alanlarında, eşit egemen hakların korunması ve doğal zenginliklerin adil paylaşımı yönünde ilkeli bir tutum sergiliyoruz. Diğer yandan Akdeniz’deki komşumuz Libya ile imzaladığımız antlaşma ile bölgede önemli inisiyatifler üstlendik, üstlenmeye devam ediyoruz. Son dönemde Mısır ile olan ilişkilerimiz de yeniden bir ivme kazandı ve gelişim kaydediyor.

Gazze’deki İsrail saldırganlığı ve katliamının son bulması için sayın Cumhurbaşkanımızın gayretleriyle aktif bir şekilde girişimlerimize devam ediyoruz. Gazze halkının acil tıbbi, gıda ve diğer insani ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik başta hava ulaştırması olmak üzere gereken her türlü desteği veriyoruz.

“MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ’Nİ TARAFSIZ VE TAVİZSİZ BİR BİÇİMDE UYGULADIK”

Ukrayna’da ikinci yılı geride kalan ve büyük bir yıkıcı etki oluşturan savaşın sonlandırılması için Türkiye olarak en başından itibaren devam eden çok yönlü çabalarımıza, aynı kararlılıkla devam ediyoruz. Yine bu süreçte Karadeniz’de gerginliği azaltan ve dengeyi sağlayan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni dikkatle, sorumlu, tarafsız ve tavizsiz bir biçimde uyguladık; bundan sonra da aynı tutumuza devam edeceğiz.

Son iki ayda birbirinden değerli kara-deniz ve hava platformlarını, ordumuzun hizmetine dahil ettik. Bunlar arasında ülkemizin göz bebeği, asil milletimizin gururu olan yerli ve milli muharip uçağımız KAAN, 21 Şubat’ta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Bu uçuşla birlikte ülkemiz, kendine ait beşinci nesil savaş uçağını tasarlayıp üretebilen dünyanın sayılı ülkelerinden biri olarak savunma sanayinde sınıf atlarken; daha büyük hedeflere yürümemizin yolu da açılmış oldu.

Ülkemizin şu ana kadar, her alanda elde ettiği bu başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir. Milli Savunma Bakanlığı olarak bizler de Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda daha büyük, daha güçlü bir Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri için gayret göstermeye devam edeceğiz. Bir kez daha ifade etmek isterim ki, başarıya ulaşma yolunda en büyük ilham kaynağımız; vatanı ve milleti için canını seve seve feda eden aziz şehitlerimiz ve bu uğurda gazilik mertebesine ulaşan kahraman gazilerimizdir.

“FEDAKARLIKLARINIZ İÇİN TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ VE MİLLETİMİZ SİZLERE MİNETTAR”

Sizler üstüne titrediğiniz sevdiklerinizi, kutsal değerlerimiz uğruna feda ettiniz. Yeriniz, başımızın üzerindedir. Ana-babasından, evladından, kardeşinden, eşinden ve sevdiğinden ayrılmanın acısını en derinden sizler yaşıyorsunuz. Emsalsiz fedakarlıklarınız için Türk Silahlı Kuvvetleri ve milletimiz sizlere minnettardır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/yasar-guler-huzur-ve-guvenligimiz-icin-terorle-mucadelemiz-kararlilikla-devam-edecek/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı: Terör örgütlerine büyük darbeler vuruyoruz https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-teror-orgutlerine-buyuk-darbeler-vuruyoruz/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-teror-orgutlerine-buyuk-darbeler-vuruyoruz/#respond Sun, 17 Mar 2024 06:45:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19984 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Geçmişte yürütülen sınırlı hedefli ve süreli operasyonların yerine, bugün terörün kaynağında yok edilmesi stratejisiyle sürekli ve kapsamlı operasyonlar gerçekleştirerek terör örgütlerine büyük darbeler vuruyoruz.” dedi.

Güler, Milli Savunma Bakanlığı Atatürk Kültür Sitesi’nde düzenlenen, “18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi”nin 109’uncu yıl dönümü etkinliklerine katıldı.

Programın başında, Konya’da Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait bir NF-5 askeri uçağının eğitim uçuşu esnasında kaza kırıma uğraması sonucu, uçağın düştüğü bölgede pist onarım çalışması yaparken şehit olan Uzman Çavuş Ercan Güven anıldı.

Bakan Güler, burada yaptığı konuşmada, tarihin en büyük zaferlerinden biri olan Çanakkale Zaferi’nin, Milli Mücadele’nin de öncüsü niteliğinde olduğunu söyledi.

Cumhuriyet’in ikinci asrında, Çanakkale’de ortaya konan mücadele ruhundan alınan ilhamla, Türkiye’yi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Güler, “Tüm dünyada gerginliklerin tırmandığı, çatışmaların arttığı bir süreçte Türkiye olarak Karadeniz’den Afrika’ya, Orta Doğu’dan Kafkaslar’a kadar barış ve istikrarın hakim olması için yoğun gayret sarf ediyoruz.” diye konuştu.

Türkiye’nin, yeni dönemde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen çok yönlü diplomasiyle, küresel barış ve istikrarın sağlanmasında etkin bir aktör olduğunu aktaran Güler, Türkiye’nin müzakere masalarının ve dünya güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi haline geldiğine dikkati çekti.

“Terörle mücadelemiz azim ve kararlılıkla devam edecek”

Bakan Güler, Türkiye’nin önemli misyonlar üstlendiği süreçte, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) de son bir asrın en yoğun, en etkili faaliyetlerini icra ederek birbirinden kritik görevleri aynı anda yerine getirdiğini ifade etti.

TSK’nın, bir yandan hudutların güvenliğini sağlarken, yurt içinde ve sınır ötesinde de terörle mücadelede büyük başarılar kazandığına işaret eden Güler, şöyle devam etti:

“Geçmişte yürütülen sınırlı hedefli ve süreli operasyonların yerine, bugün terörün kaynağında yok edilmesi stratejisiyle sürekli ve kapsamlı operasyonlar gerçekleştirerek terör örgütlerine büyük darbeler vuruyoruz. Şu anda oralarda olmasaydık örgütün ülkemize ve milletimize yönelik saldırıları, yurt içinde daha önceden olduğu gibi devam edecek ve mevcut istikrar ortamı sağlanamayacaktı. Kimsenin şüphesi olmasın ki huzur ve güvenliğimiz için terörle mücadelemiz azim ve kararlılıkla devam edecektir.”

“Muhataplarımızı makul ve mantıklı çözüme yönelmeye davet ediyoruz”

Bakan Güler, terörle mücadeleyle eş zamanlı Mavi ve Gök Vatan’daki hak ve menfaatlerin de kararlılıkla korunduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:

“Milli meselemiz olan Kıbrıs’ta, garanti ve ittifak antlaşmaları kapsamında faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu vesileyle bir kez daha belirtmek isterim ki Kıbrıslı kardeşlerimizin kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidi, bizim için olmazsa olmazdır. Muhataplarımızı artık miadı dolmuş, statükocu ve provokatif söylemleri bir kenara bırakmaya bunun yerine tarihi ve mevcut gerçeklere uygun, makul ve mantıklı bir şekilde çözüme yönelmeye davet ediyoruz.”

“Milli hak ve menfaatlerden taviz verilmeyecek”

Güler, Yunanistan ile Atina Bildirgesi çerçevesinde, iyi komşuluk ilişkileri, diyalog ve pozitif gündemle süreci devam ettirmeyi hedeflediklerini belirterek, barışçıl bir çözüm için çaba gösterirken, milli hak ve menfaatlerden asla taviz verilmeyeceğinin de bilinmesi gerektiğini söyledi.

Gazze’deki İsrail saldırganlığı ve katliamının son bulması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gayretleriyle aktif bir şekilde girişimlerin sürdüğüne dikkati çeken Güler, “Gazze halkının acil tıbbi, gıda ve diğer insani ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik başta hava ulaştırması olmak üzere gereken her türlü desteği veriyoruz.” ifadesini kullandı.

Bakan Güler, son dönemde etkin olunan sahalardan birinin de dost ve kardeş ülke Somali olduğuna vurgu yaparak, bölgede devam eden askeri eğitim, yardım ve danışmanlık faaliyetlerine ilave, iki ülke arasında imzalanan askeri işbirliği anlaşmasının da bölgenin güvenlik ve istikrarına yönelik değerli bir adım olduğunu söyledi.

TSK’nın asırlardır var olunan vatandaki varlığın en büyük teminatı olduğuna işaret eden Güler, şöyle devam etti:

“Tarih ve coğrafya çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır ki güçlü bir orduya sahip olmayan ülkelerin dünyada söz sahibi olabilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla kahraman ordumuzun, personel ve donanımı başta olmak üzere her açıdan gücünün pekiştirilmesi hayati önemdedir. Bu doğrultuda her geçen gün yenilerini envanterimize kazandırdığımız yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle, şanlı ordumuzun imkan ve kabiliyetlerini daha üst seviyelere çıkartmak için sürekli çalışıyoruz.”

“Daha büyük hedeflere yürümemizin yolu açıldı”

Milli Savunma Bakanı Güler, sadece son 2 ayda, birbirinden değerli kara, deniz ve hava platformlarını, ordunun hizmetine dahil ettiklerini anımsatarak, “Bunlar arasında ülkemizin göz bebeği, asil milletimizin gururu olan yerli ve milli muharip uçağımız KAAN, 21 Şubat’ta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Bu uçuşla birlikte ülkemiz, kendine ait 5’inci nesil savaş uçağını tasarlayıp üretebilen dünyanın sayılı ülkelerinden biri olarak savunma sanayinde sınıf atlarken daha büyük hedeflere yürümemizin yolu da açılmış oldu.” şeklinde konuştu.

Şehit ailelerine de seslenen Güler, şunları kaydetti:

“Aziz şehitlerimizin kıymetli aileleri, sizler, üstüne titrediğiniz sevdiklerinizi, kutsal değerlerimiz uğruna feda ettiniz. Yeriniz, başımızın üzerindedir. Ana, babasından, evladından, kardeşinden, eşinden ve sevdiğinden ayrılmanın acısını en derinden sizler yaşıyorsunuz. Emsalsiz fedakarlıklarınız için Türk Silahlı Kuvvetleri ve milletimiz sizlere minnettardır. Çok iyi biliyoruz ki aziz şehitlerimizin ve siz değerli ailelerinin hakkını hiçbir zaman ödeyemeyiz. Ancak bizler, büyük bir aile olarak acılarınızı paylaşmak ve gözyaşlarınızı dindirmek için daima yanınızda olacak; sizleri asla yalnız bırakmayacağız.”

“Taşıdığımız gurur bizleri ayakta ve güçlü tutmaktadır”

Törende, 25 Kasım 2022’de Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde şehit olan Piyade Teğmen Duabey Onur Öztürkmen’in babası Derde Öztürkmen de bir konuşma yaptı.

Öztürkmen, Türk milletinin bekası ve Türk vatanının bölünmez bütünlüğü uğruna canlarını tereddüt etmeden feda edip şehadet şerbetini içen aziz şehitleri minnet ve şükran duygularıyla andığını ifade etti.

Şehitlerin millete mal olduğunu ve milletin ortak bir değeri haline geldiğini belirten Öztürkmen, şehitlerin vatan ve millet uğruna canlarını vererek, vatanı kendilerine emanet eden toprak altındaki kökler olduğunu söyledi.

Öztürkmen, Türk milletinin, canından aziz bildiği vatanı ve bayrağını korumak uğruna gösterdiği fedakarlık ve kahramanlığı bütün dünyanın dün olduğu gibi bugün de çok iyi bildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Oğlum şehit Piyade Teğmen Duabey Onur Öztürkmen, ülkemizin ve milletimizin güvenliğini sağlamak üzere gerçekleştirilen harekat kapsamında Irak’ın kuzeyinde bölücü terör örgütü mensuplarınca yapılan silahlı saldırıda şehit olmuştur. Şehitlerimizin yokluğuna hiçbir zaman alışamasak da Allah katında ulaştıkları makamları düşündükçe taşıdığımız gurur bizleri ayakta ve güçlü tutmaktadır.”

Bakanlıkça 18 Mart için özel hazırlanan video klibin yayınlandığı etkinlikte, Kültür ve Sanat Daire Başkanlığınca hazırlanan “Önce Vatan” isimli sahne gösterisi de yer aldı.

TRT sanatçıları Dünya Tekin ve Zafer Albayrak’ın seslendirdiği türkülere Mehteran Birliği Komutanlığı ile Armoni Mızıkası Komutanlığının yanı sıra Bando Astsubay Meslek Yüksekokulu öğrencileri ekipleri eşlik etti.

Bakan Güler, programın ardından şehit aileleri ile hatıra fotoğrafı çektirdi ve sonrasında şehit aileleri için düzenlenen iftar programına katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-teror-orgutlerine-buyuk-darbeler-vuruyoruz/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Türkiye Yüzyılı’nda Yeni Bir Anayasa İstiyor https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-yuzyilinda-yeni-bir-anayasa-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-yuzyilinda-yeni-bir-anayasa-istiyor/#respond Sun, 17 Mar 2024 01:57:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19921 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Ülkemizi Türkiye Yüzyılı başında yeni bir anayasaya kavuşturmak zorundayız. Darbecilerin yaptığı anaysa ile yürüyemeyiz. Türkiye Yüzyıl’ında daha demokratik daha katılımcı herkesin görüşlerinin alındığı temel hak ve özgürlüklerin öne alan sivil, katılımcı bir anayasa ile yolumuza devam etmek istiyoruz. TBMM’de inşallah bir uzlaşma sağlanır, Türkiye Yüzyıl’ında yeni ve demokratik bir anayasa ile yolumuza devam ederiz” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Darıca ilçesinde Bartınlılar Derneği tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. İftarın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Tunç, “Kocaeli gerçek belediyecilik anlamında Türkiye’ye örnek olacak hizmetlere sahip. 1994’te Cumhurbaşkanımızın İstanbul’da başlattığı gerçek belediyecilik, 2002’den itibaren bütün Türkiye genelinde eser ve hizmet siyasetine dönüşerek büyük atılımlara, gelişmelere ve kalkınmaya sebep oldu. Kocaeli’de bunun en güzel örneğini hem il düzeyinde hem Darıca’da hem de diğer ilçelerimizde görmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kocaeli Büyükşehir Belediyemiz Bartın’da sel olduğunda koştu geldi, altyapısı bozulan köyleri, içme sularını, kanalizasyonları hiç kimse duymadan sessiz sedasız yaptı. Bartınlılar adında Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a teşekkür ediyorum” dedi.

“Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 22 yıldan beri politikamızın temeline insanı koyduk”

Gerçek belediyecilik icraatlarının 31 Mart sonrasında da devam edeceğine yürekten inandığını söyleyen Bakan Tunç, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 22 yıldan beri politikamızın temeline insanı koyduk. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ dedik. Bunu uygulamalarımızla gösterdik, eğitim, sağlık, sosyal politikalar, kültür, adalet ve güvenliğe varıncaya kadar her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık. İnsan güçlü olacak ki aile güçlü olsun. Aile güçlü olacak ki toplum ve millet olarak güçlü olalım. İstikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkemizin 81 vilayetini yatırım, icraat ve eserlerle donattık. Donatmaya da devam ediyoruz, Türkiye’yi enerjide ve savunma sanayide bağımsız, ekonomide güçlü, İMF’ye muhtaç bir ülke olmasın diye çok çalıştık. Dünya da hakkaniyeti, adaleti savunan dengeli bir diş politika siyasetiyle Türkiye eksenini kurmaya, mazlumun yanında olmaya devam ediyoruz. Terörün her türlüsüyle mücadele ederek ülkemizi ve çocuklarımızı huzurlu bir geleceğe kavuşturmanın gayretinde milletimizle beraber yürümeye devam ediyoruz” diye konuştu.

“Büyük reformlar sessiz devrimler gerçekleştirdik”

22 yılda hak ve özgürlükler çerçevesinde yaptıkları reformlar ile ülkenin kalkınması sağladıklarını söyleyen Bakan Tunç, “22 yılda ülkemizin fiziki kalkınmasını sağlarken temel, hak ve özgürlüklerin alanını da genişlettik. Demokrasiye genişlettik adaletten ayrılmadık hukukun üstünlüğü dedik. Hak arama hürriyetini genişlettik. Ülkemizin darbe ve vesayetçi anlayışa açık olmaması bir daha milli iradenin önü kesilmememi için büyük reformlar sessiz devrimler gerçekleştirdik. Bunu hem mevzuatta yaptığımız değişikliklerle hem de anayasada değiştirdiğimiz önemli reformlarla hayata geçirdik. Darbeci ve vesayetçilere yol veren, yeşermelerini sağlayan kurum ve kuruluşlarda önemli yapısal reformlar gerçekleştirdik. O kurum ve kuruluşların yapısını değiştirdik; Yüksek Askeri Şuranın (YAŞ), Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK), Anaysa Mahkemesi’nin yapılarını demokratik ve hukuk devletinin ilkelerine uygun hale getirdik. Devlet Güvenlik Mahkemeleri, özel yetkili mahkemeler ve askeri mahkemelerin kaldırılmasına kadar önemli yargısal ve yapısal reformları hayata geçirdik. Anayasamızda darbeciler yargılanamaz, gerektiğinde sıkı yönetim ilan edilebilir diye bir madde vardı anayasamızda sizlerin onayı ile kaldırdık. Anayasamızdaki darbeci ve vesayetçi ruhu azaltan çok önemli reformları hayata geçirdik bunlarla da yetinmiyoruz, ülkemizi Türkiye Yüzyılı başında yeni bir anayasaya kavuşturmak zorundayız. Darbecilerin yaptığı anaysa ile yürüyemeyiz. Türkiye Yüzyıl’ında daha demokratik daha katılımcı herkesin görüşlerinin alındığı temel hak ve özgürlüklerin öne alan sivil, demokrat katılımcı bir anayasa ile yolumuza devam etmek istiyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) inşallah bir uzlaşma sağlanır, Türkiye Yüzyıl’ında yeni ve demokratik bir anayasa ile yolumuza devam ederiz” ifadelerini kullandı.

İftar programına Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanı sıra, AK Parti Kocaeli Milletvekili Radie Sezer Katırcıoğlu, Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık ve vatandaşlar katıldı. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-turkiye-yuzyilinda-yeni-bir-anayasa-istiyor/feed/ 0
Kocaeli’de 5 pişmaniye üreticisi 10 ülkede damakları tatlandırıyor https://www.haber60.com.tr/kocaelide-5-pismaniye-ureticisi-10-ulkede-damaklari-tatlandiriyor/ https://www.haber60.com.tr/kocaelide-5-pismaniye-ureticisi-10-ulkede-damaklari-tatlandiriyor/#respond Sat, 16 Mar 2024 08:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19688 Kocaeli’de Kovid-19 salgını döneminde yaşanan sıkıntıları aşmak için kurdukları şirket çatısı altında bir araya gelen 5 pişmaniye üreticisi, 10 ülkede damakları tatlandırıyor.

Salgın nedeniyle üretimin azaldığı 2021 yılında güç birliği yapan 5 pişmaniyeci, Kartepe ilçesinde 4 bin metrekare alanda kurdukları tesiste Osmanlı döneminde “saray tatlısı” olarak bilinen pişmaniye imalatını sürdürüyor.

İstihdam edilen 58 kişiyle vanilyalı, kakaolu, narlı, naneli, biberiyeli, kahveli, güllü, portakal aromalı, fıstıklı, fındıklı ve çikolata kaplamalı gibi 15 çeşit pişmaniye üreten şirket, ürünlerini iç pazarın yanı sıra 10 ülkede tüketiciyle buluşturuyor.

Günlük 2,5 ton pişmaniye üreten şirket, ihracat yapılan ülke sayısını artırmayı hedefliyor.

“Yurt dışından 1 ay içinde revize siparişler geliyor”

İzmit Pişmaniye AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Uğurcan Üçcan, AA muhabirine, babasının 1974 yılından bu yana pişmaniye üretimiyle uğraştığını, kendisinin de yıllardır baba mesleğini devam ettirdiğini söyledi.

Üçcan, farklı markalarla pişmaniye üretimi yapan 5 firma olarak salgın döneminde yaşanan sıkıntıları aşmak için güç birliği yaptıklarını aktararak, 3 yıl önce kurdukları şirketin çatısı altında üretimi sürdürdüklerini kaydetti.

O dönem yaptıkları girişimde başarı olduklarını ve güzel bir üretim zinciri oluşturduklarını dile getiren Üçcan, “Şirketleri birleştirdikten sonra markaları birleştirdik. İzmit Pişmaniyenin kendine ait bir markası oluşmaya başladı.” dedi.

Üçcan, İzmit Pişmaniye AŞ’nin kalitesini iyi bir noktaya getirdiklerini, yurt içinden ve dışından olumlu geri dönüşler aldıklarını anlattı.

Bu yıl ilk defa Makedonya’ya ihracat yaptıklarını belirten Üçcan, şöyle devam etti.

“Yurt dışına ihracatımız arttı. Bu sene 10 ülkeye ulaştık. En son Almanya’ya ihracatımız oldu. Önümüzdeki hafta Makedonya’ya ihracatımız olacak. İngiltere, Hollanda, Rusya’ya da gönderiyoruz. Yurt dışından 1 ay içinde revize siparişler geliyor. Türkiye’nin önemli yerlerinde, iyi lokasyonlarda İzmit Pişmaniye AŞ olarak yeni yerler açıp hem Türkiye’de hem diğer ülkelerde ismimizi ön plana çıkarmak için yeni bir yol haritası oluşturduk. Bir araya gelmemizin avantajları var. Şu anda yeni bir yapılanma içerisindeyiz. Tekrar kurumsallaşmaya yönelik adımlarımızı atmaya başladık. İzmit Pişmaniye AŞ’yi farklı yerlere getirip büyümesi için elimizden geleni yapacağız.”

“Üretime emekli ustalarımızla devam ediyoruz”

Üçcan, her yıl ramazan ayının ilk 10 günü pişmaniyeye azalan talebin bayrama yakın arttığına işaret ederek, bayrama yönelik üretime devam ettiklerini, stok üretim yaparak bayrama hazırlandıklarını anlattı.

Sektörde personel sıkıntısı yaşandığına değinen Üçcan, “İzmit’imizin gençleri bu işe fazla yönelmiyor. O yüzden usta yetiştiremiyoruz. Hala emekli ustalarımızla devam ediyoruz, alttan yetişen ustalarımız yok. Bunlar da bizi engelliyor. İŞKUR aracılığıyla bulmaya çalışıyoruz. Çıraklık okulunda pişmaniye üretimiyle ilgili kurslar açıldı. İzmitli pişmaniye çok yemez ama hediye olarak her yere götürür. Bir İzmitli şehir dışına çıktığında eline bakarlar, pişmaniye getirdi mi diye. Talep çok yoğun. Personel olmadığı için 10-15 gün geriden siparişleri teslim ediyoruz. Personel desteğini tamamlayabilsek üretimi 3,5-4 tona çıkarabilir, 30-35 kişi daha istihdam edebiliriz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kocaelide-5-pismaniye-ureticisi-10-ulkede-damaklari-tatlandiriyor/feed/ 0
Dışişleri Bakanı Fidan: “Çabalarımız İsrail’in Gazze’deki savaş suçlarını durdurmadı” https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-fidan-cabalarimiz-israilin-gazzedeki-savas-suclarini-durdurmadi/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-fidan-cabalarimiz-israilin-gazzedeki-savas-suclarini-durdurmadi/#respond Sat, 16 Mar 2024 03:36:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19581 – Dışişleri Bakanı Fidan: “Çabalarımız İsrail’in Gazze’deki savaş suçlarını durdurmadı”

BAKÜ – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan’da düzenlenen 11. Küresel Bakü Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Filistin’de süregelen trajedi, artık iki devletli çözüm kapsamında çözülmeli, derhal ateşkes ilan edilmeli ve engelsiz olarak insani yardım sağlanmalı. Ancak yoğun diplomatik çabalarımız İsrail’in Gazze’deki savaş suçlarını durdurmadı” dedi.

Azerbaycan, Türkiye ve Gürcistan Dışişleri Bakanlarının 9. Toplantısı kapsamında Bakü’ye gelen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan’daki temaslarına devam ediyor. Fidan, Bakü’deki temasları kapsamında, “Parçalanmış dünyayı düzeltmek” temalı 11. Küresel Bakü Forumu’na katıldı. Fidan, küresel sistemde köklü bir dönüşümünün eşiğinde olduğunu belirterek, “Bu nedenle kriz çatışmaları ve savaşlar eşi benzeri görülmemiş boyutlara ulaştı. Ne yazık ki bugün ne uluslararası sistem ne de onun arkasındaki büyük aktörler bir çözüm sunamıyor. Bunun yerine büyük güçler kendi gündemlerini sürdürüyorlar. Dahası, hiç kimsenin mevcut jeostratejik zorlukları bağımsız olarak ele alamayacağı açıktır. Bu nedenle bölgesel sahiplenmeye dayalı çözümler ileriye yönelik en geçerli yol olarak öne çıkıyor” dedi.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Aliyev, vizyoner bir barış çağrısında bulundu”

Güney Kafkasya’da Azerbaycan’ın AGİT Minsk Grubu Karabağ’daki Ermeni işgaline son vermesi için onlarca yıl beklemek zorunda kaldığını vurgulayan Fidan, “AGİT Minsk Grubu işgali sona erdirmek yerine uzatma stratejisini tercih etti. İkinci Karabağ Savaşı ve terörle mücadele operasyonunun ardından alınan birçok BM Güvenlik Konseyi kararına rağmen nihayet adalet yerini buldu. 2020’deki İkinci Karabağ Savaşı’nın hemen ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Aliyev, 6 ülkeden oluşan bölgesel bir mekanizma önererek son derece vizyoner bir barış çağrısında bulundu. Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Rusya, İran ve Gürcistan” şeklinde konuştu.

Önerinin birlik, barış ve istikrarın bölgedeki ülkelerin sağlayabileceği varsayımı üzerine inşa edildiğini belirten Fidan, “Bugünkü adıyla 3+3 platformu hızla kuruldu ve şimdiden 2 toplantı yapıldı. Geçen sene Ekim ayında İslam İşbirliği Teşkilatı’ndaki meslektaşlarıma üye devletlerin konuyu ele alması gerektiğini söyledim” dedi.

“Filistin’de süregelen trajedi, artık iki devletli çözüm kapsamında çözülmeli”

Arap Birliği’nin olağanüstü zirvesiyle kurulan temas grubu, bölgeyi sahiplenme eylemi sergilediğini belirten Fidan, “Yedi ülke olarak bize Filistin’de devam eden trajediye müdahale etme için İslam dünyası adına hareket etme görevi verildi. Grubun çabaları ve uluslararası toplumun ezici üstünlüğü sayesinde Filistin’de süregelen trajedi, artık iki devletli çözüm kapsamında çözülmeli, derhal ateşkes ilan edilmeli ve engelsiz olarak insani yardım sağlanmalı. Ancak yoğun diplomatik çabalarımız İsrail’in Gazze’deki savaş suçlarını durdurmadı” ifadelerini kullandı.

Bugün itibariyle 31 binden fazla cenazenin olduğunu söyleyen Fidan, “Bunların çoğu kadın, çocuk ve yaşlı. Gazze artık yerle bir olmuş durumda ve yaşanmaz bir durumda. Bu nedenle Filistinlilerin katlanmak zorunda kaldığı fedakarlıkları ve anlatılamaz acıları söylemek bizim görevimizdir. 1967 öncesi sınırlara ve geçmişte tam teşekküllü Filistin devletine dayalı iki aşamalı çözümü hayata geçirene kadar bu mümkün olmayacak. İsrail’in iki devletli bölgeye yönelik taahhüt eksikliği nedeniyle nihai bir çözüme ulaşmak mümkün olmadı. Bu doğrultudaki önerimiz bölgesel ve uluslararası muhataplarımız tarafından olumlu karşılandı. Türkiye bu konuda bu sorumluluğu almaya hazır olacaktır” diye konuştu.

“Azerbaycan, Kafkaslarda kilit rol oynuyor”

Türkiye’nin Libya’da da istikrar, toprak bütünlüğü ve birlik temelinde, özgür, adil ve mutabakata dayalı güvenilir seçim sürecinin ilerletilmesi desteklediğini belirten Bakan Fidan, “Bu anlamda Türkiye’nin bölgeyi sahiplenme politikası enerji ve bağlantı projelerini de kapsıyor. TANAP, TAP, Trans-Hazar, Doğu-Batı Orta Koridoru ve Irak Kalkınma Yolu projesi gibi girişimleri destekliyoruz. Son yıllarda Azerbaycan, Kafkaslarda kilit rol oynuyor. Çok pozitif bir rolü var ve bölgesel diplomasi, bölgeyi sahiplenme ve bölgesel projeler için bir merkez haline geliyor” dedi.

Türkiye’nin pek çok konuda onlarla birlikte çalıştığını ifade eden Fidan, “Bilirsiniz, demiryolu projeleri, enerji projeleri ve ekonomik projeler gibi. Geçen sene sırf Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın toplantısı için Şuşa’ya gelmiştim. Azerbaycan, Avrupa’nın enerji güvenliğinde de çok önemli bir rol oynuyor” şeklinde konuştu.

“PKK ve YPG’ye bazı NATO ülkeleri tarafından yardım edildi”

Türkiye’nin sınırlarının diğer tarafında büyük bir tehditle karşı karşıya olduğunu belirten Bakan Fidan, “Biliyorsunuz Irak’taki PKK, YPG. PKK, Irak’taki uzantısı, YPG’de Suriye’deki uzantısıdır. Bazı NATO ülkeleri tarafından yardım edildi, güçlendirildi ve görevlendirildiler. Biliyorsunuz Amerika bunu açıkça yapıyor ve birkaç NATO ülkesi de Amerika’ya yardım ediyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin NATO ülkesi olduğunu vurgulayan Fidan, “Onlar da NATO ülkesi ve bazı NATO ülkeleri NATO dışı, devlet dışı bir unsur olan terör örgütüyle bir sorunu çözmek için bir araya geliyor. Buna da terörle mücadele sorunu diyorlar. Ama aynı zamanda ulusal güvenlik sorununa karşı da büyük bir tehdit oluşturuyor. Bu birinci konu. İkinci konu, biz NATO üyesiyiz ve üye devletiz ve NATO’yu oluşturmanın asıl amacı üye ülkeleri daha güvenli hale getirmek ve güçlü bir dayanışma içinde olabilecekleri bir ortam ve platform oluşturmaktır” dedi.

Türkiye’nin savunma sanayi alanında bazı NATO ülkelerinin kısıtlamalarına maruz kaldığını aktaran Fidan, “Dolayısıyla bu konuyu da tartışmaya açıyoruz. Bir yanda Türkiye’nin PKK, YPG’den başlayan terörle mücadele kaygıları, diğer yanda Türkiye’ye yönelik savunma sanayi kısıtlamaları. Bu konular etrafında çok güzel ve sağlıklı tartışmalar yaptığımızı düşünüyorum” diye konuştu.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, gıda güvenliği konusunda çok hassastı”

Karadeniz’de giderek artan gerginliği azaltmak için artan militarizmi önlemek gerektiğini belirten Dışişleri Bakanı Fidan, “Karadeniz, savaştan önce uzun bir süre sessizliğin, mal ve diğer hizmetlerin taşımacılığının tadını çıkarıyordu. Bu çok önemliydi. Savaştan sonra Karadeniz’deki militarizm bizim için büyük sorunlara yol açtı. Öncelikle bildiğiniz gibi Ukrayna’dan tahıl sevkiyatının kesintiye uğraması tüm dünya için, özellikle de küresel güney için bir felaketti. Bazı Afrika ülkelerinde ve genel olarak gıda pazarında fiyatlar arttı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle tüm dünyanın gıda güvenliği konusunda çok hassastı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ukraynalılar ile Ruslar arasında bir tahıl anlaşmasının sağlanması için çok çalıştığını söyleyen Fidan, “Bunu başardık ama belli bir süre devam etti, bu süre içinde sanırım toplam 33 milyon ton tahıl dünyanın geri kalanına sevk edildi. Bugün ortak ülkelerle birlikte benzer bir düzenleme üzerinde çalışıyoruz. Gerçekten bir anlaşmaya varmamızı umuyor ve dua ediyorum. Bu sefer belki tahıl anlaşması adlandırılmayacak, belki de başka bir şey olacak. Ama eninde sonunda en önemli şey tahılı Karadeniz’den çıkarmak olacak. Sadece tahıl değil, Karadeniz’in tüm bölgeye ticari amaçlarla hizmet vermesini sağlamak için çıkan diğer mallara da” şeklinde konuştu.

“Libya’dan yakın gelecekte iyi haberler alabileceğimizi umuyorum”

Libya’nın Türkiye’nin gündemindeki bir diğer önemli konu olduğunu belirten Fidan, “Doğu ve Batı, onların sonsuza kadar bölünmüş kalmasına izin veremeyiz. Libya’ya olumlu bir ruh hali oluşması için savaşa gitmelerine, aktörlerden birinin lehine tek taraflı birleşmelerine izin veremeyiz. Çünkü Libya’nın doğusundaki dostlarımız Mısır, BAE ve diğer bazı aktörlerle yakınlıkları ve bağlantıları var. Artık masanın etrafında, şu anda söylediğimiz gibi bu üç, dört ülke bir araya gelebilir” dedi.

Libya’nın bağımsızlığına ve egemenliğine gerçekten katkıda bulunma rollerinin ne olacağı konusunda çok kaliteli tartışmalar yürüttüklerini vurgulayan Fidan, “Elbette çok sayıda farklılık var, ancak ben iyimserim ve yakın gelecekte iyi haberler alabileceğimizi umuyorum, ancak en iyi haber her zaman bir çatışmasının yaşanmamasıdır” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-fidan-cabalarimiz-israilin-gazzedeki-savas-suclarini-durdurmadi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Ekonomimizin güçlü temelleri üzerinde yükseliyoruz https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-ekonomimizin-guclu-temelleri-uzerinde-yukseliyoruz/ https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-ekonomimizin-guclu-temelleri-uzerinde-yukseliyoruz/#respond Sat, 16 Mar 2024 02:39:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19534 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Açıklanan her veri, ekonomimizin güçlü temeller üzerinde yükseldiğine işaret ediyor. Ekonomide elde ettiğimiz bu kazanımları uzun vadeli ve kalıcı refah artışına dönüştürmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi.

Kacır, “Keşan Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Temel Atma Töreni”nde yaptığı konuşmada, ülkenin güçlü üretim ve teknoloji geliştirme altyapısını ekonomik ve siyasi bağımsızlığın sigortası, kalkınmanın teminatı olarak gördüklerini söyledi.

Siyasi istikrarsızlık, terör ve yanlış sanayi politikaları neticesinde akamete uğrayan sanayileşme tarihini son 22 yılda değiştirdiklerini belirten Kacır, “Ülkemizi araştırma ve inovasyon ekosistemi, planlı sanayi alanları, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla küresel bir üretim üssü haline getirdik.” diye konuştu.

Kacır, yapılan çalışmalarla krizlere dayanıklı, üreterek büyüyen bir ekonomi inşa ettiklerini vurguladı.

Son yıllarda bölgesel savaşlar, pandemi, afetler ve iklim krizi, gıda ve enerji tedariğinde yaşanan zorluklara rağmen Türkiye’nin 14 çeyrektir kesintisiz büyümesini sürdürdüğünü dile getiren Kacır, şöyle devam etti:

“Gayrisafi yurt içi hasılamız Cumhuriyet tarihimizde ilk kez 1 trilyon dolar barajını aştı. İhracatımız, kalkınmamızın lokomotifi imalat sanayinden aldığı güçle 255 milyar doları aştı. 32 milyon iş gücüyle istihdamda da tarihimizin en yüksek seviyesini yakaladık. Yüzde 9,1 ile işsizlikte son 10 yılın en düşük seviyesine ulaştık. Açıklanan her veri, ekonomimizin güçlü temeller üzerinde yükseldiğine işaret ediyor. Ekonomide elde ettiğimiz bu kazanımları uzun vadeli ve kalıcı refah artışına dönüştürmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

Milli teknoloji hamlesi

Bakan Kacır, milli teknoloji hamlesi doğrultusunda teknoloji geliştirme kabiliyetlerini üst düzeye çıkararak Türkiye’yi dünya sahnesinde hak ettiği noktaya taşıdıklarını dile getirdi.

Türkiye’nin kritik teknolojileri milli olarak geliştirebilmesini, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunarak değer zincirlerinde pay sahibi olabilmesini tercihten öte mecburiyet olarak gördüklerini anlatan Kacır, şunları kaydetti:

“Tüm dünya koronavirüs salgınıyla mücadele ederken küreselleşmeyi vaaz edenlerin ne düzeyde bencil tutum takındıklarına hep birlikte şahit olduk. Bazı gelişmiş ülkelerde yoğun bakım altyapısının yetersiz kalması neticesinde hekimlerin kimin ölüme terk edilmesi gerektiğine karar vermek zorunda bırakıldığı bir dönemi gördük. Hamdolsun, güçlü üretim ve teknoloji geliştirme altyapısı ile pandeminin olumsuz etkilerini dünyanın birçok gelişmiş ülkesine göre daha az hasarla atlattık.

Dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanının büyük teknoloji girişimlerine çağrıda bulunmak zorunda kaldığı bir dönemde biz teknoparklarımızdan birinde geliştirilen yoğun bakım solunum cihazlarını seri üretime derhal soktuk ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’mızın koordinasyonuyla sadece 14 günlük bir zamanda seri üretime geçmeyi başardık. Yalnızca ülkemizin solunum cihazı ihtiyacını karşılamadık, ihraç ettiğimiz hibe ettiğimiz cihazlarla tüm dünyaya nefes olduk. Mazlumların umudu bir ülke olmanın sorumluluğunu yerine getirdik. Milli Teknoloji Hamlesi budur.”

Kacır, dünyanın iklim değişiklikleri, küresel göç, artan nüfus ve bölgesel savaşlar neticesinde gıda arz güvenliğinin ülkeler için beka meselesi haline geldiği bir dönemi yaşadığına dikkati çekti.

Bakanlık olarak güçlü gıda sanayini ülkenin geleceğinin teminatı olarak gördüklerini ifade eden Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gıda sektöründe yenilikçi ve rekabetçi bir anlayışla katma değerli üretimi desteklemek üzere bu alanda proje yürüten 58 AR-GE merkezine ve 419 teknopark firmasına toplamda 8,7 milyar lira AR-GE teşviki verdik. TÜBİTAK akademik, bilim insanı ve özel sektör AR-GE destek programları kapsamında son 22 yılda gıda alanında yürütülen 3 bin 26 projeye ve bu alanda araştırma gerçekleştiren 1548 bilim insanı ve gencimize 11 milyar liradan fazla destek sağladık.

Gıda İnovasyon Merkezi’mizi, gıda ve içecek sektörünün çözüm ortağı olarak faaliyete geçirdik. Gıda ürünleri imalatına yönelik olarak 5 bin 427 yatırıma teşvik belgesi düzenledik. Sektörümüzde 152 binden fazla nitelikli istihdam oluşturacak 408 milyar lira sabit yatırımın önünü açtık. Gıda sanayimizin ihtiyaç duyduğu altyapısı güçlü ve çevre dostu planlı sanayi alanları sunmak üzere yurdumuzun dört bir yanında bir gıda ihtisas organize sanayi bölgesi kurduk.”

Keşan OSB

Bakan Kacır, sahip olduğu coğrafi işaretli ürünlerle tarım ve hayvancılıkta önemli bir marka olan Keşan’a kazandırılacak OSB’nin, güçlü AR-GE ve insan kaynağı vizyonuyla gıda sektöründe nitelikli yatırımların adresi olacağını vurguladı.

Keşan OSB’nin 141 hektarlık alanda 96 sanayi parseline sahip olduğunu dile getiren Kacır, “Organize sanayi bölgemizin inşallah 2024 sonuna kadar altyapı ve üstyapı çalışmalarını tamamlıyoruz. Sanayicilerimizin yatırımlarına en kısa sürede başlamalarını sağlıyoruz. Bizler Türkiye için çalışan, Türkiye için hayal kuran, Türk ekonomisinin büyümesi, gelişmesi, küresel ölçekte hak ettiği seviyelere ulaşması için taş üstüne taş koyan herkesin destekçisiyiz, yanındayız. Temelini attığımız organize sanayi bölgemizin şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu projede emeği geçen herkese tekrar teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Edirne Valisi Yunus Sezer ise sanayi bölgelerinin istihdamın artmasına katkı sağladığını ifade etti.

Kentte tarıma dayalı, yenilikçi yeşil bir sanayi anlayışını hayata geçireceklerini belirten Sezer, “Nüfusumuzun başka şehirlere göç etmesinin önüne geçmeyi amaçlıyoruz. Bir hedefimiz daha var. Tarımdaki nüfusumuzun yaş ortalaması 60’a ulaşmış durumda. Bu arazilerin boş kalmaması için insanların burada yaşaması lazım.” dedi.

AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal da temeli atılan sanayi bölgesinin tüm bölgeye hitap edeceğini dile getirdi.

Edirne ve Trakya’nın tarım ve sanayide büyük bir potansiyelinin olduğunu aktaran Aksal, Keşan OSB’nin Edirne ve Türkiye’ye hayırlı olmasını diledi.

İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın da sanayi yatırımlarının istihdam açısından önemli olduğunu belirtti.

Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu ise OSB’nin ilçenin ekonomik kalkınmasına büyük katkı sağlayacağını ifade etti.

Dua edilmesinin ardından Keşan OSB’nin temeli atıldı.

Programa kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri ve iş insanları katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-ekonomimizin-guclu-temelleri-uzerinde-yukseliyoruz/feed/ 0
Ticaret Bakanı: Türkiye-İngiltere serbest ticaret anlaşması güncelleme müzakereleri başlıyor https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-turkiye-ingiltere-serbest-ticaret-anlasmasi-guncelleme-muzakereleri-basliyor/ https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-turkiye-ingiltere-serbest-ticaret-anlasmasi-guncelleme-muzakereleri-basliyor/#respond Fri, 15 Mar 2024 08:30:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19274 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki serbest ticaret anlaşmasını (STA) güncelleme müzakerelerinin teknik olarak 10 Haziran’da Londra’da başlayacağını söyledi.

Bakan Bolat, resmi davet üzerine bulunduğu başkent Londra’da İngiltere İş ve Ticaret Bakanı Kemi Badenoch’un yanı sıra İngiliz ve Türk iş insanları ile görüşmelerinin ardından, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Türkiye ve İngiltere’nin askeri ve siyasi açıdan iki güçlü ortak olduğunu, ekonomi ve ticaret alanında da güçlü ilişkileri bulunduğunu dile getiren Bolat, iki ülke arasındaki mevcut serbest ticaret anlaşmasının İngiltere’nin Avrupa Birliğinden ayrılması sonrasında karşılıklı ticaretin yasal bir zemine oturması için yapıldığını anımsattı.

Bolat, söz konusu anlaşmanın 2021 başında yürürlüğe girdiğini ve Kovid-19 salgını şartlarında dahi oldukça başarılı ilerlediğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Karşılıklı ticaretimiz 19 milyar dolara yükseldi ve bu ticarette geçen yıl itibarıyla Türkiye 6 milyar dolar fazla kazandı. Ama ticaret yıllar içinde değişebiliyor. Önemli olan karşılıklı ticaretteki ivmenin devam etmesi. Mevcut serbest ticaret anlaşması sanayi ürünlerini kapsıyordu. Hizmetler sektörünü, yani eğitim, sağlık, fuarcılık, bankacılık, telekomünikasyon, taşımacılık, kara, hava, deniz ve demir yolu taşımacılığı ve turizm sektörlerini de dahil etmek, ortak yatırımları kurala bağlamak ve teşvik etmek, geliştirmek ve tarımsal ürünlerde de karşılıklı bazı tavizlerin elde edilmesi zeminini konuşmak üzere STA’nın güncellenmesi müzakerelerini her iki ülke birbirine teklif etti.”

Bolat, Londra’da mevkidaşı Badenoch ile bu süreci başlattıklarını belirterek, müzakerelerin zaman alabileceğini, İngiltere’nin yoğun bir seçim dönemine girdiğini ancak teknik düzeyde müzakerelerin 10 Haziran’da Londra’da başlayacağını söyledi.

“UKEF, demir yolu ve yenilenebilir enerji projelerine 4 milyar dolar finansman sağladı”

Bakan Bolat, söz konusu yeni alanlarda her iki ülkenin fayda sağlayabileceği ve kazan-kazan ilkesi temelinde bir STA için müzakerelerin yapılacağını ifade ederek, şunları söyledi:

“Biz kendi ülkemize azami fayda ve avantaj sağlamaya çalışacağız. Onlar da kendi ülkeleri için masaya taleplerini koyacaklar. Yani iki taraf da bu taleplerde anlaşamazsa zaten anlaşma olmaz. Mevcut serbest ticaret anlaşması devam eder, sanayi ürünlerinde. Ama iki ülkenin de kazan kazan ilkesiyle ticaretlerini artırabileceği bir ortam ve şartlar oluştuğu takdirde de anlaşmaya varılır.”

Bolat, Türkiye’nin Birleşik Krallık ile turizm haricinde dahi 5 milyar dolarlık hizmetler ticareti bulunduğunu belirterek, üçüncü ülkelerdeki müteahhitlik hizmetlerinde her iki ülke firmalarının birlikte çalışması noktasında iki ay önce İstanbul’da bir niyet mektubu imzalandığını anımsattı.

Bu kapsamda Türk ve İngiliz firmalarının birlikte iş yapmasının teşvik edileceğini dile getiren Bolat, “Yine, Birleşik Krallık resmi İhracat Kredi Kuruluşu (UKEF) Türkiye’de demir yolu projeleri ve yenilenebilir enerji gibi bazı önemli projelere 4 milyar dolar civarında finans desteği verdi. Bu da ülkemizde bu projelerin tamamlanması açısından büyük önem arz ediyor. Kendilerine bu iş birliğinin devamını istediğimizi belirttik.” diye konuştu.

20 milyar dolar hedefi

İki ülke arasında 19 milyar doları bulan ticaret hacminin dünya ticaretinin küçüldüğü ve küresel ekonominin durgunluk içinde olduğu bir dönemde gerçekleştiğini belirten Bolat, “İlk planda bu seneki hedefimiz 19 milyar doları aşarak karşılıklı ticarette 20 milyar dolara ulaşmak.” dedi.

“Türkiye’nin savunma sanayi üretimi ve ihracatı 5 yılda geometrik hızla büyüyecek”

Ticaret Bakanı Bolat, Türk Hava Yollarının Airbus’a verdiği uçak siparişini anımsatarak, bazı modellerin ağırlıklı İngiltere’de yapılacağını ve bazı uçaklarda İngiliz motor şirketinin motorlarının bulunacağını belirterek, “Dolayısıyla İngilizler Türkiye ile ekonomik ilişkilerin artmasına büyük önem veriyor.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin de savunma sanayisi ürünlerinde Avrasya’da önemli bir üretim ve tedarik ülkesi haline geldiğine işaret eden Bolat, şöyle konuştu:

“Türkiye dostlarına ya da kendisinden ürün almak isteyenlere ‘sana şunu dayatırım ya da ambargo uygularım’ gibi dostane olmayan yaklaşımlar hiçbir zaman uygulamıyor. Bu anlamda da Türkiye güvenilir bir tedarikçi ve satıcı ülke konumunda. Savunma sanayimizin önünde daha çok güzel günler var. İnşallah daha büyük hedeflere ulaşacağız. Önümüzdeki 5 yıllık süreçte Türk savunma sanayisi üretimi ve ihracatı adeta geometrik bir hızla büyüyecek, gelişecek ve ülkemize de teknoloji ve katma değer katacak. Aynı zamanda savunma sanayisinde, ihracat pazarlarında ürün ortaya koyduğunuz ve bu da alıcı bulduğu zaman, ülkenizin genel sanayisine çok büyük değer veriliyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-turkiye-ingiltere-serbest-ticaret-anlasmasi-guncelleme-muzakereleri-basliyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, sağlık altyapısında dünyada eline su dökecek ülke https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-saglik-altyapisinda-dunyada-eline-su-dokecek-ulke/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-saglik-altyapisinda-dunyada-eline-su-dokecek-ulke/#respond Fri, 15 Mar 2024 03:54:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19172 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sağlık altyapısında dünyada Türkiye’nin eline su dökecek ülke olmadığını bugün herkesin kabul ettiğini belirterek, “Hatta öyle bir seviyeye ulaştık ki artık bizim hastalarımız dışarıya gitmiyor, Avrupa’sından Amerika’sına, dünyanın onlarca farklı ülkesinden insanlar artık şifalarını Türkiye’de arıyor, Türkiye’deki hastanelerde arıyor.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında Sağlık Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen iftar programında, geçen yıl 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli deprem felaketinde de sağlık altyapısının gücüne şahitlik ettiklerini söyledi.

Depreme dayanıklı şekilde yeniden inşa ettikleri veya şehirlere sıfırdan kazandırdıkları sağlık tesislerinin depremden sonra adeta elleri, ayakları, her şeyleri haline geldiğini kaydeden Erdoğan, “Özellikle şehir hastanelerimiz hem salgınla hem de deprem felaketiyle mücadelenin sembolü haline geldi. Bugüne kadar toplamda 36 bin 300 yataklı 24 şehir hastanemizi hizmete açtık. ‘İsraf’ denilen, ‘Ne gerek var’ denilerek engellenmeye çalışılan bu modern sağlık üsleri, her iki süreçte de gerçekten kritik roller üstlendiler. Hastanelerimizden hizmet alan hasta yükümüzün dörtte birini şimdiden şehir hastanelerimiz yüklenmiş durumdadır.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her büyük şehri bir şehir hastanesiyle buluşturmayı hedeflediklerini dile getirerek, “Halihazırda 14 şehir hastanemizin inşaatı devam ediyor. Planlama aşamasında da 3 şehir hastanemiz var. İnşallah bunları da peyderpey tamamlayarak hizmete sunacağız.” diye konuştu.

“Ülkemizi en etkin sağlık hizmetlerinin sunulduğu bir ülke konumuna getirdik”

Göreve geldiklerinde diğer altyapılar gibi sağlık sisteminin de aksadığı bir Türkiye olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ekonomik imkanı olmayan doğru düzgün sağlık hizmeti alamıyor, insanlar cenazelerini teslim almak için senet imzalamak zorunda bırakılıyordu. Öyle ki hastaneler, şifa dağıtan bir sağlık yuvası olmaktan ziyade vatandaşın ‘Allah düşürmesin.’ dediği bir eziyet çarkına dönüşmüştü. Sağlık alanında Türkiye’ye ve Türk milletine yakışmayan bu tabloya son verdik. Ülkemizi, dünyanın en kapsayıcı sosyal güvenlik sistemiyle en etkin sağlık hizmetlerinin sunulduğu bir ülke konumuna getirdik. İnsanımızın sosyal ve ekonomik statüsünden bağımsız olarak en iyi sağlık hizmetini alabilmesi için gereken her türlü adımı attık. Çok farklı hayallerle Avrupa ve Amerika’ya giden kimi vatandaşlarımızın bu ülkelerde özellikle sağlık alanında yaşadıkları düş kırıklığı herkesin malumudur. “

“Öyle bir seviyeye ulaştık ki artık bizim hastalarımız dışarıya gitmiyor”

“Sağlık altyapısında dünyada Türkiye’nin eline su dökecek ülke olmadığını bugün hemen herkes kabul ediyor.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hatta öyle bir seviyeye ulaştık ki artık bizim hastalarımız dışarıya gitmiyor, Avrupa’sından Amerika’sına, dünyanın onlarca farklı ülkesinden insanlar artık şifalarını Türkiye’de arıyor, Türkiye’deki hastanelerde arıyor. Kendi vatandaşlarımızla birlikte her yıl yüzbinlerce insan sağlığını sizlere, gurur kaynağımız olan Türk hekimlerine emanet ediyor. Türkiye’nin sağlık turizminden aldığı payın giderek arttığını görüyor, bundan da ülkemiz adına memnuniyet duyuyoruz. Sağlık turizminde geçen seneyi 1,2 milyon başvuruyla kapattık. Bu yılın ilk iki ayında başvuru sayısı ise 225 bini aştı. Şehir hastanelerimize yenilerinin eklenmesiyle inşallah sağlık turizminde çok daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin sağlık altyapısını güçlendirirken sağlık çalışanlarını da ihmal etmediklerine vurgu yaparak şunları kaydetti:

“Sistemin asli unsurunun doktoru, hemşiresi, bakıcısı, teknisyeniyle sağlık personelleri olduğunu asla unutmadık. Bu anlayışla özlük haklarından çalışma şartlarına kadar her alanda sağlık kadromuza destek verdik, sahip çıktık. Sağlıkta Beyaz Reform adını verdiğimiz bir dizi değişimle fiili hizmet zammı ve mali haklar konusunda iyileştirmeler yaptık. Döner sermayeden kesilen sabit ödemeleri merkezi bütçeye aktardık, ek ödemede iyileştirmelere gittik. Sağlık çalışanlarımızın 3 bin 600 ek göstergeden faydalanmasını sağladık. Tıp ile diş hekimliği son sınıf öğrencilerine asgari ücret düzeyinde ödemeyi başlatarak, emeklerinin karşılığını alabilmelerini sağladık. Mesleki Sorumluluk Kurulu marifetiyle hastaların ve sağlık çalışanlarının haklarını korumayı hedefledik.”

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti, kasten öldürme, silah kaçakçılığı ve işkence suçlarında olduğu gibi katalog suçlar kapsamına aldıklarını anımsatan Erdoğan, “Bütün bunlara rağmen sınırlı da olsa zaman zaman şiddet haberlerine rastlıyoruz. Şifa vermek için görev yapan sağlık çalışanlarımıza saldırılmasına, hakaret edilmesine, şiddet uygulanmasına müsamahamız yoktur ve olamaz. Sizlerin görevlerinizi huzur ve güven içinde yerine getirebilmeniz amacıyla elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftara katılımlarından ötürü sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, ramazan aylarını ve 14 Mart Tıp Bayramlarını tebrik etti.

Notlar

Konuşmaların ardından Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, modern tasarım hat levha, el yapımı kağıt üzerine akrilik ve yağlı boyla ile hazırlanan, Allah’ın isimlerinden “Ya Şafi” yazılı tabloyu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye etti.

Programda daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İbni Sina Hizmet Ödülleri” kapsamında, “Cerrahi Tıp Bilimleri” kategorisinde Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Sezai Yılmaz’a, “Dahili Tıp Bilimleri” kategorisinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Ümit Murat Şahiner’e, “Temel Tıp Bilimleri” kategorisinde Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Özcan Erel’e ödüllerini verdi.

“Vefa ve Fedakarlık” kategorisinde ise Nevşehir Devlet Hastanesi’nden Acil Tıp Uzmanı Uzm. Dr. Yusuf Yılmaztürk, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Acil Tıp Uzmanı Uzm. Dr. Cihat Yel ile Hatay Hassa İlçe Sağlık Müdürü Doktor Yasemin Türk de ödüllerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldı.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-saglik-altyapisinda-dunyada-eline-su-dokecek-ulke/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sağlık çalışanlarına şiddeti katalog suçlar kapsamına aldık https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-saglik-calisanlarina-siddeti-katalog-suclar-kapsamina-aldik/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-saglik-calisanlarina-siddeti-katalog-suclar-kapsamina-aldik/#respond Fri, 15 Mar 2024 03:51:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19169 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sağlık çalışanlarına şiddeti katalog suçlar kapsamına aldık. Şifa vermek için görev yapan sağlık çalışanlarımıza şiddet uygulanmasına müsamahamız yoktur. Sizlerin görevlerinizi huzur ve güven içinde yerine getirebilmeniz amacıyla elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mart Tıp Bayramı İftar Programı’nda açıklamalarda bulundu.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şunlar:

“Tüm doktralarımızın tüm sağlık çalışanlarımızın Tıp bayramını kutluyorum. Ülkemizin dört bir yanındaki sağlık kuruluşlarında görev yapan sağlık ordusunun her bir mensubuna ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Kendinin, evinin rızkını kazanırken sağlık personelimiz kadar dua alan bir başka kimse yoktur. Canı yanan, umut arayan bir hastaya şifa bulmanın yeri doldurulamaz. Sizler böyle manevi yüksek bir vazifeyi icra ediyorsunuz. Sağlıktan daha değerli bir nimet olmadığının hepimiz farkındayız.

“UMUT ARAYAN BİR HASTANIN ŞİFA BULMASINA VESİLE OLMANIN YERİ ASLA DOLDURULAMAZ”

1 milyon 300 bini aşkın sağlık personelimiz var, bu ordunun her bir mensubuna şükranlarımı sunuyorum. Canı yanan, yakalandığı hastalıktan kurtulmak için umut arayan bir hastanın şifa bulmasına vesile olmanın yeri asla doldurulamaz. Sizler böyle ulvi ve manevi değeri yüksek bir mesleği icra ediyorsunuz. Şu dünyada sağlıktan bir nefes sıhatten daha değerli bir nimet, mutluluk olmadığının hepimiz farkındayız.

“24 ŞEHİR HASTANESİNİ AÇTIK”

Türkiye kimi çevrelerin art niyetli eleştirilerine rağmen 2002’den bu yana sağlık altyapısına yaptığı devasa yatırımların karşılığını Covid-19 döneminde fazlasıyla almıştır. Bize örnek gösterilen batılı ülkelerin bile baş etmekte aciz kaldığı bu zor dönemde hamdolsun biz devletini vatandaşına karşı mahçup edecek hiçbir şeye mahal vermeden suhuletle geri bıraktık.

6 Şubat’ta da yine sağlık alt yapısının önemini gördük. Toplamda 36 bin 300 yataklı 24 şehir hastanemizi hizmete açtık. Şehir hastanelerimiz deprem ve salgınla mücadelede sembol haline geldi. İsraf denilerek engellenmeye çalışılan bu modern sağlık üsleri bu iki süreçte de kritik roller üstlendiler. Her büyük şehrimizi bir şehir hastanesi ile buluşturmayı hedefliyoruz. Hali hazırda 14 tanesinin inşası devam ediyor. Göreve geldiğimizde, ekonomik imkanı olmayan doğru dürüst sağlık hizmeti alamıyordu. Hastaneler şifa yuvası olmaktan ziyade vatandaşın ‘Allah düşürmesin’ dediği bir eziyet çarkına dönüşmüştü. İnsanımızın sosyal ve ekonomik statüsünden bağımsız olarak en iyi sağlık hizmetini alabilmesi için gereken her türlü adımı attık. Sağlık altyapısında dünyada Türkiye’nin eline su dökecek ülke olmadığını herkes kabul ediyor. Hatta öyle bir seviyeye ulaştık ki bizim hastalarımız dışarı gitmiyor, dünyanın birçok farklı ülkesinden insanlar şifayı Türkiye’de arıyor. Her yıl 100 binlerce insan sağlığını sizlere, Türk hekimlerine emanet ediyor. Türkiye’nin sağlık turizminden aldığı payın giderek arttığını görüyoruz. Bu yılın ilk çeyreğinde başvuru 225 bini aştı. Sağlık turizminde çok daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum.

“SAĞLIK ÇALIŞANLARINA ŞİDDETİ KATALOG SUÇLAR KAPSAMINA ALDIK”

Sağlık çalışanlarını ihmal etmedik, etmiyoruz. Özlük haklarından çalışma şartlarına kadar her alanda sağlık kadromuza destek verdik. Beyaz reform adını verdiğimiz bir dizi değişimle iyileştirmeler yaptık. Sabit ödemeleri merkezi bütçeye aktardık, ek ödemede iyileştirmelere gittik. Sağlık çalışanlarımızın 3600 ek göstergeden faydalanmasını sağladık. Sağlık çalışanlarına şiddeti katalog suçlar kapsamına aldık. Şifa vermek için görev yapan sağlık çalışanlarımıza şiddet uygulanmasına müsamahamız yoktur. Sizlerin görevlerinizi huzur ve güven içinde yerine getirebilmeniz amacıyla elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-saglik-calisanlarina-siddeti-katalog-suclar-kapsamina-aldik/feed/ 0
Türkiye, tohumculukta dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor https://www.haber60.com.tr/turkiye-tohumculukta-dunyanin-ilk-10-ulkesi-arasinda-yer-aliyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-tohumculukta-dunyanin-ilk-10-ulkesi-arasinda-yer-aliyor/#respond Fri, 15 Mar 2024 02:36:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19108 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin tohumculukta dünyanın ilk 10 ülkesi arasında olduğunu, tohumla alakalı çalışmaları üst düzeyde olan ülke olarak anıldığını belirterek, “Türkiye’de kullanılan her 100 kilogram tohumun 97 kilogramı bu ülkenin topraklarında üretilmektedir.” dedi.

Yumaklı, Afyonkarahisar’da Tarım ve Orman Müdürlüğünün bahçesinde düzenlenen “Tarım Arazilerinin Kullanımın Etkinleştirilmesi Projesi” kapsamındaki Tohum Dağıtım Töreni’nde, tohumculuk sektörünün önemine dikkati çekerek, ülkede bu konuda doğru bilinen yanlışlar olduğunu söyledi.

Gıda arz güvenliğinin sağlanması açısından da bu işin ilk başlangıcının tohum olduğunu vurgulayan Yumaklı, şunları kaydetti:

“Tohumla alakalı bütün söylenenlerin veya o doğru bilinen yanlışların bir kenara bırakılarak, şu birkaç tane konunun bilinmesini özellikle istirham ediyorum. Birincisi, tohumculukta Türkiye dünyanın ilk 10 ülkesi arasındadır. Artık tohumla alakalı çalışmaları üst düzeyde olan bir ülke olarak anılmaktadır. Türkiye’de kullanılan her 100 kilogram tohumun 97 kilogramı bu ülkenin topraklarında üretilmektedir. Ata tohumlarımız sertifikalandırıldıktan ve teyit edildikten sonra diğer tohumlarda olduğu gibi gen bankamızda koruma altına alınmaktadır.”

Yumaklı, tohum konusunda bakanlığın Tarımsal Araştırma Geliştirme Genel Müdürlüğü ile özel sektördeki birçok firmanın AR-GE çalışmalarına devam ettiğini dile getirdi.

Türkiye’den 117 ülkeye tohum ihracatı yapıldığına değinen Yumaklı, “Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi de işte bütün bu aslında haklı olmayan tartışmaların ötesinde Türkiye’de ekilmeyen bir karış toprağın kalmamasını sağlamak üzere bakanlığımızdaki ilgili arkadaşların çalışmalarının bir ürünü. Sadece Afyonkarahisar’da yapılmıyor, Türkiye’nin bütün illerinde benzer projeler yapılarak üreticilerimize destek olunmaya devam ediliyor. Tarım arazilerinin etkin kullanılması, nadasa ayrılan alanların mümkün olduğu ölçüde daraltılması ve nihayetinde de bitkisel üretimin artırılması temel hedefimiz.”diye konuştu.

-“2024’te 325 çiftçi bu projeden faydalanmış olacak”

Yumaklı, son üç yılda Afyonkarahisar’a verilen bu anlamda 120 bin dekarlık desteğin yaklaşık bedelinin 23 milyon lira olduğunu vurguladı.

Bu projelere, Afyonkarahisar başta olmak üzere Türkiye’deki bütün illerde devam edeceğini anlatan Yumaklı, şöyle konuştu:

“Özellikle nohut, kuru fasulye, ayçiçeği, kara buğday, sorgum sudan otu melezi ve bunun üretiminin yaygınlaştırılması da dahil olmak üzere bu çalışmalar devam edecek. 2024’te 325 çiftçi bu projeden faydalanmış olacak. Hibe oranları ürüne göre değişebilir ama yüzde 50 ile 75 oranında bu tohumlar hibe olarak verilmiş olacak. Bu kapsamda ekilecek olan 27 bin dekarlık bir alandan bahsediyoruz. Başta üreticilerimiz olmak üzere Türkiye’nin üretimine katkıda bulunan gerek çalışan gerek destek veren hem yerel yönetimler hem valiliklerimiz hem de üreticilerimize büyük oranda yapmış oldukları AR-GE çalışmalarıyla destek verenlere canıgönülden teşekkür ediyorum. Ülkemiz için hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.”

Törende, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hasan Arslan ile İl Tarım ve Orman Müdürü Özkan Parlak da konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından Yumaklı, Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı ve il protokolüyle çiftçilere tohum dağıttı.

Yumaklı, daha sonra kentteki termal bir oteldeki sektör paydaşları toplantısına katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-tohumculukta-dunyanin-ilk-10-ulkesi-arasinda-yer-aliyor/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: Tarımsal Araştırma Geliştirme Genel Müdürlüğü, ülkenin en büyük AR-GE kuruluşlarından biri https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-tarimsal-arastirma-gelistirme-genel-mudurlugu-ulkenin-en-buyuk-ar-ge-kuruluslarindan-biri/ https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-tarimsal-arastirma-gelistirme-genel-mudurlugu-ulkenin-en-buyuk-ar-ge-kuruluslarindan-biri/#respond Fri, 15 Mar 2024 00:33:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19013 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Tarımsal Araştırma Geliştirme Genel Müdürlüğünün 35 ilde faaliyette bulunan araştırma enstitüleri ile ülkenin en büyük, dünyanın da önde gelen ilk 10 AR-GE kuruluşundan biri olduğunu söyledi.

Yumaklı, Afyonkarahisar Valiliğini ziyaret ederek Vali Kübra Güran Yiğitbaşı’dan kentteki çalışmalara ilişkin bilgi aldı.

Daha sonra AK Parti Afyonkarahisar Belediye Başkan adayı Hüseyin Ceylan Uluçay’ın Seçim Koordinasyon Merkezi’ni ziyaret eden Yumaklı, ardından Milli Egemenlik Caddesi’nde esnaf ziyaretinde bulundu, vatandaşlarla sohbet etti.

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Veteriner Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinin Kocatepe Hayvan Hastanesinin açılışına katılan Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, bugün gıda arz güvenliğinin bir parçası ve hayvansal üretimle alakalı önemli unsurlardan biri olan hayvan sağlığıyla ilgili bir tesisi açmak üzere bir arada olduklarını söyledi.

Bakanlık olarak politikalarının “sağlıklı insan için sağlıklı gıda, sağlıklı gıda için de sağlıklı hayvansal üretim” olduğunu aktaran Yumaklı, şöyle konuştu:

“Herkes artık herhangi bir tereddüde mahal vermeyecek şekilde tarımsal üretimin stratejik bir sektör olduğu ve stratejik öneme sahip bu sektörün çok farklı dış etkenlerle etkilendiği, özellikle son dönemde salgınlar, savaşlar, doğal afetler, iklim değişikliği ve nüfus artışıyla beraber bu konunun önem derecesinin arttığında mutabık. Biz bu risk faktörlerini, yeni normal olarak niteliyoruz. Bu minvalde bir yandan daha çok gıda üretmemiz gerekirken diğer yandan da üretimi baskılayan girdi maliyetlerini yükselten bazı süreçlerle karşı karşıya kalıyoruz.”

-“130 yıllık AR-GE kültürümüzde çalışmalarımıza devam ediyoruz”

Yumaklı, etkin politikalar ile sektör paydaşlarının azmiyle hep birlikte tarımsal üretimi daha ileriye taşıyacaklarını vurguladı.

Tarımsal AR-GE’ye yatırım yaptıklarına değinen Yumaklı, “Bakanlığımız birimlerinden Tarımsal Araştırma Geliştirme Genel Müdürlüğü 35 ilimizde faaliyette bulunan araştırma enstitüleri ile ülkemizin en büyük, dünyanın da önde gelen ilk 10 AR-GE kuruluşundan birisidir. 49 araştırma enstitümüzde 2 bin 400’ü araştırmacı, 6 bin 500 çalışanımız, 300 laboratuvarımız, 130 yıllık AR-GE kültürümüzde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ayrıca, AR-GE destek programımızla ülkemizin ihtiyaç duyduğu bilgi ve teknolojileri özel sektör ve üniversitelerle birlikte paylaşıyoruz. Sonuna kadar da onlara destek veriyoruz.” diye konuştu.

-“Ülkemizin tarımsal üretimdeki rekabet gücünü arttırmak için var gücümüzle çalışacağız”

Yumaklı, veteriner hekimlerin ülke hayvancılığının gelişmesi için kamu ve özel sektörde çok önemli rol oynadığına dikkat çekti.

Veteriner fakültesi bünyesinde faaliyet gösterecek olan hayvan hastanesinin de genç veteriner hekim adayları için iyi bir uygulama merkezi olması temennisinde bulunan Yumaklı, şunları kaydetti:

“Bu modern hastanenin bölge için önemli bir eser olduğunun altını çizmek istiyorum. Bizler ‘Ambarın anahtarı kimdeyse güç ondadır.’ düsturuyla ülkemizin tarımsal üretimdeki rekabet gücünü artırmak için var gücümüzle çalışacağız. Ülkemizde her şey bol olsun, bereketli olsun. Verimli olsun, kaliteli olsun. Buradaki bütün öğretim üyesi hocalarım, öğrencilerim ve buna destek olan kimler varsa canıgönülden tebrik ve teşekkür ediyorum. Bakanlığımızın her daim destekleri onların yanında olacaktır.”

Programda, Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş da konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından Kocatepe Hayvan Hastanesinin açılışı yapıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-tarimsal-arastirma-gelistirme-genel-mudurlugu-ulkenin-en-buyuk-ar-ge-kuruluslarindan-biri/feed/ 0
Türkiye-Ermenistan Sınırının Açılması Konusunda Güncel Gelişmeler https://www.haber60.com.tr/turkiye-ermenistan-sinirinin-acilmasi-konusunda-guncel-gelismeler/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ermenistan-sinirinin-acilmasi-konusunda-guncel-gelismeler/#respond Thu, 14 Mar 2024 21:06:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18867 Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi ???????Prof. Dr. Yıldız Deveci Bozkuş, Türkiye-Ermenistan sınırının açılması konusunda güncel gelişmeleri AA Analiz için 3 soruda kaleme aldı.

ADF 2024’ün Türkiye-Ermenistan ilişkilerine katkısı ne oldu?2021 yılından bu yana geleneksel hale gelen Antalya Diplomasi Forumu (ADF), bu yıl da uluslararası gündeme yansıyan bir etkinlik olarak “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” temasıyla ön plana çıktı. 1-3 Mart 2024 tarihleri arasında gerçekleşen ADF 2024’e 147 ülkenin temsilcileri ile 19 devlet başkanı katıldı. Forumda bölgesel ve küresel konuları ele alan 51 panel gerçekleştirildi. Pek çok ülkenin diplomatik liderlerini bir araya getiren ADF 2024’e, Ermenistan’ı temsilen Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile Türkiye-Ermenistan normalleşme süreci özel temsilcisi ve aynı zamanda Ermenistan Cumhuriyeti Milli Meclisi Başkan Yardımcısı olan Ruben Rubinyan da katıldı. Forumda Türkiye’yi temsilen Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinin özel temsilcisi olarak atanan Büyükelçi Serdar Kılıç da yer aldı. Kılıç ADF’de bir kez daha mevcut sorunların çözümü için bölge dışından çözüm dayatmanın faydasız olduğunu dile getirdi. Ülkelerin kendi çözümlerini üretmelerine fırsat verilmesi gerektiğine işaret ederek bölgede kalıcı bir barış için bunun elzem olduğuna işaret etti.

ADF2024’te, bölgesel düzeyde Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi ön plandaydı. İlgili pek çok panelde Ermenistan ve Azerbaycan temsilcileri yer aldı ve özellikle de “Güney Kafkasya’da Barış, Kalkınma ve Bağlantısallık” oturumunda tüm taraflar bölgedeki son gelişmeleri müzakere etti. Bu panele ve diğer ikili görüşmelere damga vuran konu ise Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi oldu. Özellikle Mirzoyan toplantılarda, Türkiye-Ermenistan sınırlarının bir an önce açılması beklentilerini ön plana çıkardı. Mirzoyan’ın konuşmalarında sınırların açılması, diplomatik ilişkilerin kurulması ve iki toplum arasındaki temasların artması gerekliliği bir kez daha vurgulandı. Mirzoyan sınırların açılmasıyla ekonomik ilişkilerin gelişeceğine de dikkat çekti ve Ermenistan vatandaşlarının da bunun farkında olduğunu dile getirdi. Ermenistan ayrıca Güney Kafkasya’da barış ve istikrarın sağlanması için kendilerine düşen görevleri yerine getirdiklerine de vurgu yaptı. Bu açıdan Mirzoyan’ın katılımı bölgesel çapta ilişkilerin normalleşmesi için görüşmelerin devam ettiğini ve tarafların müzakereleri sürdürdüğünü göstermesi açısından önemliydi.

Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasında hangi konular gündeme geliyor?ADF 2024’deki açıklamalardan hareketle özel temsilciler arasındaki görüşmelerin sağlıklı bir şekilde devam ettiğini söylemek mümkün. Öte yandan üçüncü ülke vatandaşlarına açılan kara sınırının Ermenistan ve Türkiye’deki diplomatik pasaport sahibi kişiler için de geçerli olacağı anlaşılıyor. Mirzoyan’ın tarihi Ani Köprüsü’nü restorasyonu ve sınır bölgelerindeki altyapı ve yolların inşası konusunda da bazı anlaşmalara varıldığını belirtmesi yakın bir dönemde sınırların açılabileceği ihtimalini de güçlendiriyor.

Ermenistan her platformda sınırların bir an önce açılması gerektiğine işaret ederek aslında en başından beri bu konudaki kararlı tavrını devam ettiriyor. Öte yandan yeni dönemde gerek Fransa gerekse de diğer Batılı devletlerle olan yakınlaşma sürecinin ilişkiler üzerinde olumsuz etkisi görülebilir. Zira son olarak Ermenistan’da gerçekleştirilen bir ankette ülkenin en önemli güvenlik ortağı olarak Fransa, İran ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) öne çıkması önemli bir gösterge. Dolayısıyla bu eksen kaymasının Rusya tarafından da rahatsızlıkla ve yakından takip edildiğini belirmek gerekir. Son olarak Erivan’ın gerekirse Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nden (KGAÖ) çıkabileceklerini dile getirmesi ve Rus askerlerinin Zvartnots Havalimanı’ndan çıkması gerektiğine dair açıklamaları da gerginliğin tırmandığının önemli bir göstergesi. Fransa’nın bölgede tansiyonu artırması özellikle de Azerbaycan’a yönelik tutumu da görüşmeleri sekteye uğratabilecek bir diğer sorun. Zira Azerbaycan ve Fransa arasında diplomat kriziyle başlayan gerginlik halen dinmiş değil.

Bu noktada Ermenistan’ın “barış kavşağı” projesinin hayata geçirilmesi konusunda istekli olduğunu ve bu projenin ekonomi ve bölgede kalıcı barış için önemine vurgu yaparak projeyi gündemde tutmaya çalıştığını da belirtmek gerek. Bu yönüyle Mirzoyan’ın açıklamalarından da hareketle tarafların barışa hiç olmadığı kadar yakın oldukları görülmekle birlikte sürecin halen bıçak sırtı ilerlediğini de belirtmek gerek. Son olarak Ermenistan’ın Hindistan’la ilişkilerinde önemli birtakım gelişmelerin yaşanmaya başlanması, Erivan’ın Hindistan’dan sadece askeri malzeme değil aynı zamanda ciddi bir nüfus göçü de almaya başlaması Ermenistan’ın müttefiklerini çeşitlendirmeye de ayrı bir özen gösterdiğine işaret ediyor.

Azerbaycan ve Ermenistan sınır belirleme komisyonları görüşmelerinde güncel gelişmeler nelerdir?Karabağ’ın işgalden kurtarılması ve Ukrayna’da yaşanan gelişmelerin Güney Kafkasya’da önemli yansımaları oldu. Ermenistan “tarihsel hami” olarak gördüğü Rusya ile ilişkilerde gerginlikler yaşamaya başladı ve Güney Kafkasya’da adeta bir statüko değişimi başladı. Bu değişimin ilk yansımaları Rusya ile ilişkilerde görüldü ve Ermenistan’da Rusya’dan Batı’ya doğru bir kopuş başladı. Bu kopuşun ilk halkasını Rusya’ya bağımlılık “stratejik bir hataydı” şeklinde açıklamalar oluşturdu. Ermenistan’ın yeni dönemde yüzünü çevirdiği taraf ise ABD ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri özellikle de Fransa oldu. Bu nedenle Azerbaycan ile ilişkilerin normalleşmesi ve mevcut sorunların çözümü için sıklıkla AB ülkelerine ziyaretler başladı. Türkiye ve Azerbaycan ise bölgesel sorunların çözümünde AB ülkelerinden ziyade bölgesel aktörleri işaret etti.

Bu çerçevede Azerbaycan-Ermenistan arasında sınır belirleme komisyonları bugüne kadar pek çok kez bir araya geldi ancak sınır belirleme konusunda yasal çerçevenin oluşturulmasında henüz bir uzlaşmaya varılamadı. Sınır belirleme konusunda Batılı komisyonların devreye girmesi ise süreci olumsuz etkiledi. Zira 30 yıllık işgal sürecinde inisiyatif almayan Batılı devletlerin şimdi bu sürece dahil olma çabalarının temelinde küresel ve bölgesel gelişmelerin önemli bir payı bulunuyor. Bu gelişmelerden biri de Zengezur Koridoru oldu. Bu koridorun sağlayacağı yararların herkes farkında olduğu için özellikle de AB üyesi ülkeler sürece dahil olma konusunda her yolu deniyor. Bu süreç Ermenistan’ın AB ve NATO’ya üyelik iddialarını dahi gündeme getirmeye başladı.

Erivan her ne kadar bu adımları “ülkenin ekonomik direncini ve ekonomik kaynaklarını çeşitlendirmek” olarak adlandırsa da asıl mesajın Rusya’ya verilmek istendiği de aşikar. Bu nedenle önümüzdeki günlerde Erivan’ın hem AB hem de ABD ile ilişkilerinin daha da derinleşeceği söylenebilir. Bu tarihi eksen kaymasının temelinde ise Batı dünyasının bu kez Güney Kafkasya’da Ermenistan üzerinden Rusya’yı yalnızlaştırma politikasının da önemli bir payı olduğunu hatırlatmakta yarar var.

???????[Prof. Dr. Yıldız Deveci Bozkuş, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ermenistan-sinirinin-acilmasi-konusunda-guncel-gelismeler/feed/ 0
Trabzon’da Motosiklet Tutkusuyla Tanınan Prof. Dr. Mehmet Arslan, 8 Yılda 20’den Fazla Ülke Gezdi https://www.haber60.com.tr/trabzonda-motosiklet-tutkusuyla-taninan-prof-dr-mehmet-arslan-8-yilda-20den-fazla-ulke-gezdi/ https://www.haber60.com.tr/trabzonda-motosiklet-tutkusuyla-taninan-prof-dr-mehmet-arslan-8-yilda-20den-fazla-ulke-gezdi/#respond Thu, 14 Mar 2024 08:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18849 Trabzon’da motosiklet tutkusuyla tanınan Prof. Dr. Mehmet Arslan, 8 yılda 20’den fazla ülke gezdi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Arslan’ın motosiklet sevgisi 14 yaşındayken babasının aldığı motosikletle başladı. 18 yaşından sonra motosikletiyle yurt içinde 60 il gezen Arslan, 2015’ten itibaren yaz tatillerinde motosikletiyle yurt dışına seyahat etti.

Kiraladığı garajda bisiklet ve farklı modellerdeki 5 motosikletine adeta gözü gibi bakan 61 yaşındaki Arslan, 8 yılda Macaristan’dan Hindistan’a, Ukrayna’dan İran’a kadar 20’yi aşkın ülke gezdi.

Bisiklet sürmek ve dağcılık gibi hobilerinin yanı sıra Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Fotoğraf ve Sinema Bölümünü 2022’de tamamlayan 36 yıllık hekim Arslan, gittiği ülkelerde çektiği fotoğraf ve videoları sosyal medya hesabından paylaşıyor.

2 çocuk babası Arslan, AA muhabirine, fırsat buldukça gezdiğini, geçen yıl Doğu Avrupa ülkelerine gittiğini söyledi.

Arslan, son yıllarda yalnız seyahat ettiğini belirterek, “Birlikte gideceğiniz kişiyle takvim günlerini ayarlamanız genelde mümkün olmuyor. Tek gidince insan daha serbest, daha özgür oluyor. Orada yemek yemek, istediğiniz yerde kalmak istiyorsunuz. Daha keyifli oluyor.” dedi.

Arslan, bugüne kadar Gürcistan, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, İran, Pakistan, Hindistan, Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan, Slovakya, Ukrayna, Romanya, Yunanistan, Arnavutluk, Hırvatistan ve Makedonya gibi ülkeleri gezdiğini ifade ederek, “Genellikle dağ veya çöllere gidiyorum. Pek şehirlere uğramayı sevmiyorum, bir aylık iznim var ama bu tür gezilere zaman yetmiyor.” diye konuştu.

Hedefi Doğu Afrika ve Güney Amerika’yı gezmek

Türkiye’de de birçok ili motosikletiyle gezdiğini kaydeden Arslan, “Türkiye’den kara yoluyla şu anda geçiş yok ancak hedefimde Doğu Afrika ve Güney Amerika’yı gezmek var.” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Arslan, yurt dışı gezileri sırasında kimi zaman hastalara müdahale etmek zorunda kaldığını aktararak, Kazakistan çölündeki ıssız bir istasyonda bilinci kapalı kamyon şoförüne müdahale ettiğini, çölde yakın yerleşim olmadığı için en yakın yerden ambulans gelinceye dek neredeyse 2 saat hastanın yanından ayrılamadığını anlattı.

Gezilerin en güzel tarafının yeni dostluklar edinmesi olduğuna dikkati çeken Arslan, “Her ülkeden pek çok dostum var. O kadar güzel dostluklar kuruluyor ki ziyaretime gelenler de oldu, Trabzon’da ağırladık. Trabzon’a gelen motosikletçiler genellikle sosyal medyadan duydukları ve beni de tanıdıkları için uğramadan geçmiyorlar. Pek çok insan buraya uğrayıp gidiyor.” dedi.

“Bilinmedik yerlere gitmeyi seviyorum”

Arslan, gezileri öncesinde uzun süreli hazırlık yapmadığını belirterek, “Bilinmedik yerlere gitmeyi seviyorum. Lüks yerlerde yemiyorum, sokakta yiyorum, yerel halk nerede yiyorsa orada yiyorum. Belli bir planım yok, bazen yatacak yer de bulamıyorum ama yaşıyorum.” diye konuştu.

Savaş döneminde Ukrayna’ya gittiğini ifade eden Arslan, şunları söyledi:

“Benden başka turist de yoktu. Gümrük görevlileri ‘Niye geliyorsun, savaş var.’ dediler. ‘Size yardım etmeye geldim.’ dedim ve ülkeye girdim. Ukrayna’nın batı tarafına gittiğim için çok da savaş ortamı yoktu. Fakat ayrıldığım günün gecesi oraya bomba düşmüş, ben daha sonra öğrendim. Benim kaldığım otelin yakınlarında 10 kişi ölmüş, tamamen tesadüf. 2018’de de Pakistan’daki seçimlerde buna benzer bir olay yaşamıştım. Kaldığım otelde güvenlik görevlilerinin izniyle hareket edebiliyordum, şampuan almak için bile özel izin ve 2 güvenlik görevlisiyle gidip almıştım. Oradayken de yakın bir yerde bulunan pazar yerine bomba atılmış, 35-36 kişi ölmüştü.”

Arslan, hekimliğin zevkli bir meslek olduğunu vurgulayarak, “Zevkle çalışıyorum. Her zaman öğrencilerime de onu söylüyorum. Zor bir işi yapıyoruz. Son yıllarda daha da zorlaştı bu iş ama çok keyifli.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/trabzonda-motosiklet-tutkusuyla-taninan-prof-dr-mehmet-arslan-8-yilda-20den-fazla-ulke-gezdi/feed/ 0
THY’nin Melbourne uçuşu yeni iş bağlantılarına kolaylık sağlayacak https://www.haber60.com.tr/thynin-melbourne-ucusu-yeni-is-baglantilarina-kolaylik-saglayacak/ https://www.haber60.com.tr/thynin-melbourne-ucusu-yeni-is-baglantilarina-kolaylik-saglayacak/#respond Thu, 14 Mar 2024 08:36:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18838 Avustralya’nın İstanbul Başkonsolosu Tony Huber, Türk Hava Yollarının (THY) Melbourne uçuşu başlatmasının yeni iş bağlantıları kuracak iş insanlarına kolaylık sağlayacağını belirterek, “Son 10 yılda Türkiye ve Avustralya ekonomik açıdan önemli ölçüde değişti. İki ülke, birbirlerinin ekonomilerindeki değişimlerin doğası gereği yeni işbirliği alanları yaratmak istiyor.” dedi.

Dünyada en fazla ülkeye uçan hava yolu şirketi THY, İstanbul Havalimanı’ndan Singapur aktarmalı olarak Avustralya’nın Melbourne şehrine seferlere başladı.

Seferlerin iki ülkenin turizm, yatırım ve ticaret hacmine katkı sağlaması beklenirken, THY, Melbourne Havalimanına uçan halihazırdaki tek Avrupalı şirket olarak öne çıkıyor.

Victoria Eyaleti ve Melbourne Havalimanı tarafından desteklenen yeni rota sayesinde THY, Victoria’nın en büyük ticaret merkezlerinden birine uçuş gerçekleştirerek Türkiye’yi, Avustralya’nın en büyük Türk kökenli topluluğuna ve en hızlı büyüyen eyaletine bağlayacak.

THY’nin yeni uçuşları, Melbourne’ün İstanbul üzerinden Avrupa, Orta Doğu, Balkan ve Afrika pazarlarına erişimini de artırarak turizm, uluslararası eğitim, iş ve ticaret potansiyeline katkı sağlayacak.

THY, birkaç yıl içinde İstanbul-Melbourne seferini aktarmasız gerçekleştirebilecek kapasiteye sahip yeni uçak alımlarıyla Melbourne ve ülkedeki diğer potansiyel şehirlere de direkt uçuş düzenlemeyi hedefliyor.

“Hem ticaret hem de yatırım hacminde büyüme için çok fazla alan var”

Avustralya’nın İstanbul Başkonsolosu Tony Huber, AA muhabirine, Türkiye ile Avustralya arasındaki ikili ticaret hacminin 2,1 milyar dolar civarında olduğunu anlatarak “İki ülke arasındaki ticaret bizim için önemli. Türkiye ve Avustralya arasında hem ticaret hacmi hem de yatırım hacminde büyüme için çok fazla alan var.” dedi.

İki ülke arasında ticaretin geliştiğine dikkati çeken Huber, “Daha fazlasını yapmak içinse gerekli temel var. Türkiye ve Avustralya arasında ağırlıklı olarak mal ticareti söz konusu. Türkiye’den transit olarak geçip başka ülkelere giden pek çok ürünümüz var.” ifadelerini kullandı.

Huber, Avustralya’nın hizmet ve eğitim sektörlerinde önemli bir avantaja sahip olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Avustralya’nın güçlü olduğu eğitim alanlarından faydalanabilecek çok sayıda öğrenci olduğunu görüyoruz. Veriler, uluslararası seyahat ve eğitimin Kovid-19 öncesi seviyelere döndüğünü gösteriyor. İş dünyası, hizmetler ve turizm alanları da kesinlikle büyüme için en yakın alan olarak görülüyor. Sanırım, Türk Hava Yolları’nın Avustralya’ya sefer başlatmak için motive olmasının başlıca nedeni de bu. Böylece iki ülke arasında kısa bir süre içinde her hafta binlerce insan akışı olacak. Pek çok insan Batı Avrupa ve ötesine seyahat etmek üzere İstanbul üzerinden transit geçiş yapacak.”

Tony Huber, son 10 yılda Türkiye ve Avustralya’nın ekonomik açıdan önemli ölçüde değiştiğini belirterek, iki ülkenin birbirlerinin ekonomilerindeki değişimlerin doğası gereği yeni işbirliği alanları yaratmak istediğini vurguladı.

Türkiye ve Avustralya ekonomilerinin birbirinin tamamlayıcısı olduğunu belirten Huber, “Öngördüğüm şey, ekonomik çıkarlarını geliştiren ve dünyaya mal ve hizmet satan daha birçok ortaklığın olacağıdır. Yeni tedarik zincirlerinin geliştirilmesi ve oluşturulması için ortaklıklar kurulacaktır. İki ülke de bundan faydalanacaktır.” değerlendirmesini yaptı.

Huber, iki ülke arasındaki en büyük gücün halk bağları olduğuna işaret ederek, “Avustralya’da 100 ila 200 bin arasında Türk yaşamaktadır. Bu insanlar ailelerine bağlı ve aileleri de bu diaspora bağlantılarını kullanan işlerde çalışıyor ya da iş sahibi. Ayrıca THY’nin Avustralya’dan Batı Avrupa’ya uçuşu var. Yolcular için yepyeni bir koridor sunuyor.” diye konuştu.

“Ekonomik faaliyetlerde artış göreceğiz”

Avustralya’nın İstanbul Başkonsolosu Huber, THY’nin Melbourne uçuşunun, bu ulaşım bağlantılarını kullanarak yeni iş ilişkileri kuracak iş insanlarına kolaylık sağlayacağını söyledi.

Huber, “İki ülke arasındaki yatırım hacmi oldukça ılımlı seviyelerde. Bu uçuşlardan sonra Türkiye ve Avustralya arasında yatırım artışı da dahil olmak üzere ekonomik faaliyetlerde bir artış göreceğimizi düşünüyorum.” diye konuştu.

Ülkeler arasındaki uçuş süresinin kısalmasıyla hava hizmetlerinin daha rekabetçi olacağını dile getiren Huber, “Uluslararası havacılık analistleri bunun iki ülke arasındaki seyahat fiyatlarını yüzde 15 ila yüzde 20 arasında düşüreceğini söylüyor. THY tarafından sunulan promosyonlu uçuşlar kesinlikle büyük bir teşvik.” dedi.

Türkiye ile Avustralya’nın uzun yıllara dayanan tarihi bağlarının olduğunu kaydeden Huber, sözlerini şöyle tamamladı:

“Anzak bağlarımız ülkelerimiz arasında belki de en köklü olanıdır ve bir asırdan daha uzun bir süre önce yaşanan üzücü olaylara dayanmaktadır. THY’nin uçuşuyla birlikte Türkiye’yi ziyaret etmek ve Çanakkale Savaşları’nın yıl dönümünde hayatını kaybedenleri anmak isteyenlerin sayısı ve ailelerinin katılımı hızla artacaktır. Ülkelerimiz arasında uçan insan sayısının artmasının yeni fırsatlar, yeni deneyimler ve bağlantılar yaratacağını ve iki büyük ülke arasındaki iletişimin hızla artacağını düşünüyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/thynin-melbourne-ucusu-yeni-is-baglantilarina-kolaylik-saglayacak/feed/ 0
Bakan Işıkhan: Bayrak sevgisi ve memleket sevdasıyla hiçbir mücadele bizi yere getiremez https://www.haber60.com.tr/bakan-isikhan-bayrak-sevgisi-ve-memleket-sevdasiyla-hicbir-mucadele-bizi-yere-getiremez/ https://www.haber60.com.tr/bakan-isikhan-bayrak-sevgisi-ve-memleket-sevdasiyla-hicbir-mucadele-bizi-yere-getiremez/#respond Thu, 14 Mar 2024 01:39:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18647 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Bizde bu bayrak sevgisi, bizde bu memleket, millet sevdası oldukça hiçbir mücadele sırtımızı yere getiremez Allah’ın izniyle” dedi.

Bakan Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Mardin’de 15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Parkı’ndaki düzenlenen miting öncesi yaptığı konuşmada, bugün Mardin’in, sadece Türkiye’ye değil, tüm dünyaya sevgiyle, birliktelikle, kardeşlikle yazılmış bir mesaj verdiğini, bu mesajı yeryüzünün dört bir yanına taşıyacaklarını belirtti.

Bu birlikteliği daha nice yıllara taşıyacaklarını ve nice zaferlere ulaştıracaklarını kaydeden Işıkhan, bugün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Mardin’de ağırlamanın gururunu yaşadıklarını bildirdi.

Bu aziz topraklarda sevgi ve bağlılıkla buluştuklarını ifade eden Işıkhan, şöyle konuştu:

“Bir tarafta Mardin’e, Mardinlilere sevdalı dünya lideri Recep Tayyip Erdoğan diğer tarafta ülkesine sevdalı liderine sevdalı, Cumhurbaşkanına sevdalı Mardinli kardeşlerim. Bugün Mardin’de hasret vuslata dönüşüyor. Bugün sevdalılar birbirine kavuşuyor. Mardin, sadece bir coğrafya değil, aynı zamanda bir mirastır.”

Bu şehirde her taşın altında bir tarih yattığını, her sokağın bir hikaye anlattığını dile getiren Işıkhan, bugün, bu hikayenin bir parçası olmak için burada bulunduklarını anlattı.

Mardin’in çocukları olarak bu topraklara ve birbirlerine sevdalı olduklarını ifade eden Işıkhan, şöyle devam etti:

“Bu sevda, bizi ayakta tutan, bizi bir arada tutan en önemli güç. Bugün burada, dünya lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, ülkemizin geleceğine olan inancımızı daha da pekiştiriyoruz. Onun liderliğinde ülkemizin kalkınma ve ilerleme hedefleri doğrultusunda birlikte yürümekten büyük mutluluk duyuyoruz. Liderimizin vizyonu, bizlere ilham veriyor ve geleceğe dair umudumuzu güçlendiriyor. Onun vizyonuyla Mardin’in daha da yükseklere yürüyeceğine inanıyoruz. Sizler Mardinli hemşerilerim gücün ta kendisisiniz. Ülkenize, liderinize ve birbirinize olan sevdanız, hiçbir güç karşısında yenilmez. Ben, Mardin’in Cumhurbaşkanımıza olan sevdasına inanıyorum. Mardin’in yıllardır büyük bir fedakarlıkla, samimiyetle çalışan, ak teşkilatına güveniyorum, inanıyorum. Bugünden itibaren çalınmadık kapı, dokunulmadık gönül, ulaşılmadık tek bir insan dahi bırakmayacaklarına yürekten inanıyorum. 31 Mart’a kadar kapı kapı dolaşıp, Mardin’i gerçek belediyecilikle buluşturmaya hazır mıyız? 1 Nisan sabahı AK Parti’mizin zaferini hep birlikte kutlamaya kararlı mıyız? Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a vefa borcumuzu ödemeye hazır mıyız? Bizde bu bayrak sevgisi, bizde bu memleket, millet sevdası oldukça hiçbir mücadele sırtımızı yere getiremez Allah’ın izniyle.”

“Şırnak çok kısa bir süre içerisinde bir petrol şehri oldu”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da Türkiye Yüzyılı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Türkiye’yi enerjide bağımsız kılmak, kendi kendine yeten, ayakları üzerinde duran, güçlü, büyük, müreffehi bir ülke olması için gece gündüz çalıştıklarını bildirdi.

Şırnak’tan geldiklerini aktaran Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şırnak çok kısa bir süre içerisinde bir petrol şehri oldu. Gabar’da Türkiye’nin en büyük petrol sahalarını keşfettik. 37 bin varil petrolümüzü orada üretiyoruz. Ama inşallah Mardin’de de bu sene kazacağımız iki kuyuda Allah bize keşif nasip ederse Mardin de bundan nasibini alacak. Mardin ile beraber büyüyeceğiz. İnşallah Mardin de büyük bir enerji şehri olmaya adım atmış olacak. 2002 yılında Cumhurbaşkanımız iktidara geldiğinde sadece Türkiye’nin 5 şehrinde doğal gaz varken bugün Mardin’de, Mardin’in ilçelerinde doğal gaz var. Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla Türkiye’de 81 ilde doğal gaz var.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-isikhan-bayrak-sevgisi-ve-memleket-sevdasiyla-hicbir-mucadele-bizi-yere-getiremez/feed/ 0
Kuzey Makedonya’da Atatürk’ün Mezuniyetinin 125. Yılı Anma Töreni Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/kuzey-makedonyada-ataturkun-mezuniyetinin-125-yili-anma-toreni-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/kuzey-makedonyada-ataturkun-mezuniyetinin-125-yili-anma-toreni-duzenlendi/#respond Thu, 14 Mar 2024 00:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18590 Kuzey Makedonya’da, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Manastır Askeri İdadisi’nden mezuniyetinin 125. yılı dolayısıyla anma töreni düzenlendi.

“Manastır Şehir Müzesi” olarak kullanılan eski Manastır Askeri İdadisi’ndeki törene Türkiye’nin Üsküp Büyükelçiliği Geçici Maslahatgüzarı Cüneyt Talha Özyürek, Kuzey Makedonya Genelkurmay Başkan Yardımcısı Tümgeneral Azim Nuredin, Kuzey Makedonya Savunma Bakan Yardımcısı Tiron Jajaga ve Manastır Belediye Başkanı Toni Konjanovski’nin yanı sıra siyasetçiler, ülkedeki Türk kurum ve kuruluş temsilcileri ile diğer davetliler katıldı.

Tören, Atatürk ve silah arkadaşları anısına bir dakikalık saygı duruşu ve iki ülke milli marşlarının okunmasıyla başladı.

Türkiye’nin Üsküp Büyükelçiliği Geçici Maslahatgüzarı Özyürek, yaptığı konuşmada, Atatürk’ün eğitim gördüğü, atmosferini soluduğu ve dünya görüşünün şekillenmesine büyük etki eden Manastır’ın, iki ülkenin ortak tarihinde büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etti.

Özyürek, “1896’nın mart ayından itibaren eğitimine Manastır’da devam eden Mustafa Kemal’in fikir hayatının altyapısı da burada oluşmaya başlamıştır. O dönemde Makedonya’da ve çevresinde meydana gelen siyasi ve askeri gelişmeler, onun kişiliğinin gelişimi sürecinde şüphesiz ki önemli rol oynamıştır.” diye konuştu.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Manastır Askeri İdadisinden 1899 yılında başarıyla mezun olduğunu anımsatan Özyürek, “Askeri eğitiminin tamamlanmasının ardından cepheden cepheye koşan Atatürk, eşsiz bir mücadele neticesinde ‘en büyük eserim’ dediği Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olma onuruna erişmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim gördüğü, zengin kültür atmosferiyle hemhal olduğu bu topraklar, ülkelerimiz arasında bir dostluk köprüsü oluşturan ve bu ülkenin kurucu halklarından olan Makedonya Türk toplumunun vatanıdır.” dedi.

Kuzey Makedonya Genelkurmay Başkan Yardımcısı Tümgeneral Nuredin de Mustafa Kemal Atatürk’ün 20. yüzyılın en etkili insanlarından biri olduğunu belirterek, “Mustafa Kemal Atatürk’ün bıraktığı miras sınır, din, ırk ve ideoloji ayırt etmeyerek, onun vizyonu, cesareti, dünyanın ilerlemesine olan olağanüstü bağlılığı ve uluslar arasında kalıcı barışın teşviki ile nesillere ilham vermektedir.” şeklinde konuştu.

Atatürk’ün Manastır’ın geçirdiği zamanın, onun kozmopolit entelektüel bilincinin şekillenmesinin temellerini attığını, ona yeni ufuklar açtığını belirten Nuredin, Atatürk’ün iki ülke arasında sonsuz dostluk köprüsü kurduğunu vurguladı.

Türkiye’nin Kuzey Makedonya’ya her zaman yardım ettiğini ve iki ülke arasında savunma alanında iyi bir işbirliğin bulunduğunu dile getiren Nuredin, şunları kaydetti:

“Kendisinden ne zaman yardım talep edilse Türkiye Cumhuriyeti imkanlara göre her zaman taleplere cevap vermiştir. Kuzey Makedonya Cumhuriyeti de Türkiye’de meydana gelen yıkıcı deprem sırasında yardım çağrısına özverili bir şekilde yanıt vererek, Kahramanmaraş’ta yaşanan yıkıcı depremin enkazlarından insanları kurtarmak için ordu ve ülkedeki diğer kurumlardan ekipler gönderdi. Kimse bu tür bir yardıma ihtiyaç duymak istemez. Ancak ihtiyaç duyduklarında dostlar birbirlerine iyi günde de kötü günde de yardım ederler.”

Türkiye’nin Üsküp Büyükelçiliği Askeri Ataşesi Albay Recai Yılmaz ise Mustafa Kemal Atatürk’ün Manastır Askeri İdadisindeki eğitimi ve hayatıyla ilgili bilgi vererek, “Askerlik hayatının önemli bir bölümü cephelerde geçmiştir. Ülkenin tamamen parçalanma tehlikesi karşısında ‘Ya istiklal ya ölüm’ diyerek yola çıkan Mustafa Kemal Atatürk, dünya tarihine altın harflerle kazınan kurtuluş destanını yazarak Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Askeri dehası ile düşmanlarını yenen Mustafa Kemal, devlet adamlığındaki üstün kabiliyeti ile dünyanın hayranlığını kazanmıştır.” ifadesini kullandı.

Konuşmaların ardından davetliler, Atatürk Anı Odası’nı ziyaret etti ve anı defterini imzaladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kuzey-makedonyada-ataturkun-mezuniyetinin-125-yili-anma-toreni-duzenlendi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gabar’da günlük 100 bin varil üretmeyi hedefliyoruz https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-gabarda-gunluk-100-bin-varil-uretmeyi-hedefliyoruz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-gabarda-gunluk-100-bin-varil-uretmeyi-hedefliyoruz/#respond Thu, 14 Mar 2024 00:03:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18575 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Şırnak mitinginde halka seslendi. Adliye Meydanı’nda coşkulu kalabalığın desteklediği Erdoğan, Gabar’da günlük petrol üretimindeki hedefin 100 bin varil olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına, “Bu şehir dünyanın en güzel sevda hikayelerinden birine ev sahipliği yapan yerdir. Yavuz’un emaneti Şırnak, dağlarıyla, nehirleriyle, vadileriyle, en önemlisi insanıyla bugün yine bir başka güzel. Bin yılı aşkındır medeniyetimizin, kardeşliğimizin, inancımızın, birlik ve beraberlik ruhumuzun nabzının attığı bu şehri biz Allah için seviyoruz. Yaşadığı acıları ve sevinçleri türküleriyle destana dönüştüren Şırnak’ın bize olan muhabbetini biliyoruz. İnşallah başı rahmet, ortası marifet, sonu ebedi azaptan kurtulu olan Ramazan-ı Şerif bu muhabbetin güçlenmesine vesile teşkil edecektir. Rabbim bu kutlu ayda tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri katında kabul eylesin. Rabbim dünyadaki tüm mazlumlara, mağdurlara, gariplere huzur, esenlik, selamet ihsan eylesin” sözleriyle başladı.

Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:

“Bizler kendi evlerimizde, yuvalarımızda oruçlarımızı tutar, ibadetlerimizi eda ederken yakın uzak coğrafyamızda durum hiç iç açıcı değil. Her an başlarına bir şey gelme endişesiyle yaşamak, iftarını açacak bir lokma bulabilmek umuduyla koşturmak zorunda kalan insanların Allah yardımcısı olsun diyoruz. Sahip olduğumuz huzurun, güvenin, sağlığın, nimetin şükrünü ifa etmek için ramazan ayı önemli bir fırsat. Kendimizi gelip geçici sıkıntıların girdabına kaptırıp elimizdekinin değerini bilmezsek Hakk’ın huzuruna vardığımızda mahcup oluruz. Çoğu yalan yanlış haberlerle milletimizi karamsarlığa sürüklemek isteyenlerin amacı, eleştirdiklerinin yerine daha iyisini koymak değildir. Bunların gayesi ülkeyi tekrar eski istikrarsızlık, kavga, terör günlerine döndürmektir. Türkiye’nin geleceği için en küçük hayalleri, vizyonları, programları olmayanların heybesindeki tek malzeme budur. Bizim ise bu ülke ve bu millet için çok büyük hayallerimiz var. Önce 2023 hedefleriyle ülkemizi bugünlere hazırladık. Şimdi de Türkiye Yüzyılı ile ülkenin geleceğini inşa etmenin mücadelesini veriyoruz. Hep söylediğimiz gibi biz sadece eser ve hizmet siyaseti yaptık.

“BU BÖLGENİN TAMAMIYLA BİZİM VE ÜLKEMİZİN BAĞINI KOPARMAYA ÇALIŞTILAR”

Geçtiğimiz 21 yılda vatan topraklarının her karışına terimizi akıttık. Ülkenin her bireyinin hayatına olumlu yönde dokunduk. Yaptığımız hizmetlerin en yakın şahitlerinden biri de Şırnak’tır. Gerçi, Şırnak ile aramıza girmek için her yolu deneyenler de oldu. Sadece Şırnak ile değil bu bölgenin tamamıyla bizim ve ülkemizin bağını koparmaya çalıştılar. Halbuki kalpsiz bir vücut olur mu? Şırnak’sız, Mardin’siz, Diyarbakır’sız bir Türkiye de olmaz. Geçmişte yaşanan kimi olumsuzluklar bu gerçeği asla değiştiremez.

“MİLLETİMİZ KAZANIMLARINA HEP SAHİP ÇIKTI”

Cumhuriyet tarihi boyunca ülkemizin pek çok yerinde insanlarımız farklı sebeplerle sıkıntı çekti, eziyet çekti, yokluk yaşadı. Geri kalmışlık sadece bu bölgenin değil belli bir kesim dışında milletimizin tamamının ülkedeki her şehrin kaderi yapılmak istendi. Tek parti faşizmi hem maddi mahrumiyetleriyle, hem manevi eziyetleriyle bu anlayışın en başta gelen temsilcisiydi. Rahmetli Menderes bu gidişe dur diyen ilk lider olarak milletimizin önüne yeni bir ufuk açtı. Darbeler, cuntalar ve vesayetler devriyle bu ufuk sürekli karartılmak istenmişse de milletimiz kazanımlarına hep sahip çıktı. Millet bununla kalmadı yakaladığı her fırsatta tercihini milli iradenin güçlenmesinden yana yaparak kazanımlarını adım adım ileriye taşıdı. Dolayısıyla bir döneme damgasını vuran faşizan uygulamalar sizlerle birlikte bu ülkenin inancına, kültürüne, değerlerine sahip çıkmak isteyen tüm insanların başına musallat olmuştur.

“GÜNEY SINIRLARIMIZDA GÜVENLİK KORİDORU OLUŞTURUYORUZ”

Bölücü terör örgütü tek parti faşizmi ile bu topraklarda kurulmaya çalışılan zulüm düzeninin sürmesi için ülkemizin başına bela edilen bir araçtır. Devletin hataları elbette olmuştur. Ama bölücü örgüt aleni bir ihanetin hepimizi birden hedef alan karanlık bir senaryonun maşalığını yapmıştır. Son 21 yılda gerçekleştirdiğimiz demokrasi ve kalkınma devrimi ile içerideki ve dışarıdaki tüm unsurlarıyla biz işte bu sinsi oyunu bozduk. Şimdi de güney sınırlarımız boyunca oluşturmaya başladığımız güvenlik koridoru ile etrafımızdaki ateşin ülkemize sıçramasının önüne tamamen geçiyoruz. Türkiye’yi bu ateşin içine çekmek için kullanılan terör örgütleriyle sınırlarımız arasına set çekerek hem emperyalistlere hem maşalarına mesafe koyuyoruz. Elbette bu noktaya kolay gelmedik. Kendi mücadelemizi, kendi imkanlarımızla yürütecek seviyeye gelmek kolay olmadı. Çok fedakarlık yaptık. Hamdolsun emeklerimizin karşılığını alıyoruz.

Daha düne kadar bu ülkenin kaynaklarını sömürmek için bize uçağından tankına, helikopterinden radarına envai çeşit savunma sanayii ürünü pazarlayanlar şimdi bizim ürünlerimize talip olmaya başladılar. Yıllarca ülkemizi pazar, insanımızı ucuz insan gücü, topraklarımızı ucuz hammadde kaynağı olarak görenler şimdi bizim pazarımız haline dönüştü. Yani oyunu tersine çevirdik. Şayet, istikrar ve güven iklimimizin zarar görmesine engel olursak, birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkarsak, aramıza fitne sokmak isteyen muhterislere fırsat vermezsek, sahip olduğumuz imkanları çok çalışarak fırsata dönüştürürsek emin olun Allah’ın izniyle daha fazlasını gerçekleştireceğiz.

“MİLLİ GELİRDE DÜNYADA 11. SIRADAYIZ”

Siz bakmayın felaket tellallığı yapanlara. Türkiye’nin önü de ufku da bahtı da açıktır. Hiç kimse merak etmesin. Türkiye Yüzyılı güneşinin doğuşuna kimse mani olamayacaktır. Artık sadece daha kararlı değil aynı zamanda daha güçlüyüz. Yıllarca vaktimizi ve enerjimizi heba eden yüklerden kurtuldukça ülkemizi geliştirme, milletimizi zenginleştirme yolunda daha hızlı ilerliyoruz. Ülkemizi demokrasisiyle, alt yapısıyla, ekonomisiyle, sosyal destekleriyle dünyanın ilk 10 ülkesi arasına dahil etmeye az kaldı. Şu anda satın alma paritesine göre milli gelirde dünyada 11’inci sıradayız. Biraz daha gayretle, çalışmayla, üretmeyle inşallah bu işi başaracağız. Herkesi iş sahibi yaparak, milli gelirimizi artırarak, kişi başına gelirimizi çoğaltarak, garip gurabaya kol kanat gererek hedeflerimize mutlaka ulaşacağız. Mahalli idareler seçimlerinden sizlerden desteği bu mücadeleyi tüm şehirlerimizle birlikte vermek için istiyoruz. Bilhassa Şırnak’ın desteği bizim için ayrı bir öneme sahiptir.

“ŞIRNAK’A 100 MİLYAR LİRA KAMU YATIRIMI YAPTIK”

Eser ve hizmet siyasetimizin en somut örnekleri şehirlerimize yaptığımız yatırımlardır. Biz bu anlayışla Şırnak’a 100 milyar lira kamu yatırımı yaptık. Eğitimde, 4 bin 244 adet yeni derslik inşa ettik. Şırnak Üniversitesi’ni şehrimize kazandırdık. Gençlik ve sporda, 2 bin 476 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurtları açtık. 4 gençlik merkezi, Şırnak Şehir Stadyumu ile 38 spor tesisi yaptık. Ayrıca 10 bin kişilik Cizre Stadyumu yapımı için şu anda ihale aşamasındayız. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza toplam 10 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta, 545 yataklı 8’i hastaneden oluşan toplam 64 sağlık tesisini şehrimize kazandırdık. 517 yataklı Şırnak Merkez Devlet Hastanemiz ile Silopi Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi ek binamızın inşaatına devam ediyoruz. TOKİ aracılığı ile Şırnak’ta bugüne kadar 11 bin 111 konut yaptık.

“YIL SONUNDA 100 BİN VARİL ÜRETİME ULAŞMAYI HEDEFLİYORUZ”

Gabar’da günlük petrol üretiminde 37 bin varili geçmiş durumdayız. Hedef 100 bin varil. Buralar uçacak uçacak. Bu ay sonuna kadar günlük 40 bin varili geçmek, yıl sonunda da 100 bin varil üretime ulaşmayı hedefliyoruz. Kato Dağı ve Faraşin Yaylası da yeni petrol arama alanlarımız arasına girdi boş durmuyoruz. Hayata geçirdiğimiz yatırımlarla Şırnak’ı madenleriyle, jeotermaliyle, güneşiyle, rüzgarıyla ülkemizin önde gelen enerji üslerinden biri yapmaya kararlıyız. Daha düne kadar terör yüzünden kimsenin giremediği yerlerde insanımız huzur içinde yaşıyor, geziyor, dolaşıyor. Hatta Gabar’daki Süryani vatandaşlarımızdan Beytüşşebap’taki Keldani vatandaşlarımızdan köylerine geri dönenler oldu. Vatandaşlarımızın rahatı için yaylalara, mesire alanlarına içinde her türlü ihtiyacı karşılayacak tesislerin yer aldığı dinlenme alanları inşa ediyor, yollarını yapıyoruz. Bir dönem adı korkuyla anılan Cehennem Deresi’nde cam ve ahşap seyir terasları, yürüyüş parkurları kuruluyor. Nereden nereye. Şırnak giderek daha yoğun bir şekilde ülkemizin önemli turizm destinasyonları arasına giriyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-gabarda-gunluk-100-bin-varil-uretmeyi-hedefliyoruz/feed/ 0
Ermenistan dış politikasında eksen kayması mı yaşanıyor? https://www.haber60.com.tr/ermenistan-dis-politikasinda-eksen-kaymasi-mi-yasaniyor/ https://www.haber60.com.tr/ermenistan-dis-politikasinda-eksen-kaymasi-mi-yasaniyor/#respond Tue, 12 Mar 2024 21:01:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18211 University of York’ta doktora çalışmalarına devam eden Burak Çalışkan, Başbakan Paşinyan yönetimindeki Ermenistan’ın pragmatik dış politika açılımlarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

Eylül 2020’de başlayan ve 44 gün süren 2. Dağlık Karabağ Savaşı’nda, Azerbaycan’ın izlediği başarılı politika sonucunda bölgedeki Ermeni işgali sona erdi. Bakü yönetimi, 1. Karabağ Savaşı’nda kaybettiği toprakların bir kısmını savaşarak, bir kısmını da diplomasi ile geri almayı başardı. Erivan ise yenilgiyi kabul etti. Eylül 2023’de Azerbaycan ordusu, Karabağ’da faaliyetlerine devam eden gayrimeşru Ermeni rejimine yönelik anti-terör operasyonuyla bölgeyi tamamen kontrol altına aldı. Azerbaycan yıllardır işgal altında olan topraklarını kurtarırken, Güney Kafkasya’daki statüko da değişti. Savaşın ve mağlubiyetin etkileri ise Ermenistan iç ve dış siyasetini etkilemeye devam ediyor.

Erivan siyasetinde dengeler

2018 yılında “Kadife Devrim” olarak adlandırılan protesto gösterileriyle iktidara gelen Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkeyi yolsuzluktan ve eski tarz siyasetten kurtaracağını belirtti. Ancak Ermenistan’ın 2. Dağlık Karabağ Savaşı’nda ağır bir yenilgi alması, Paşinyan’ı eleştirilerin odak noktası haline getirdi. Muhalifler onu hem söz verdiği reformları yerine getirmediği hem de Azerbaycan’a karşı savaşı kaybettiği için eleştirmeye devam etti. Bağımsızlıktan 2018 yılına kadar ülkeyi yöneten “Karabağ Klanı” ise Paşinyan’ı istifaya davet ederek etnik milliyetçi muhalefetin liderliğini yapıyor. Nisan 2021’de istifa etmek zorunda kalan Paşinyan, Haziran 2021’de gerçekleştirilen erken seçimlerde yüzde 50’den fazla oy alarak seçimleri kazandı.

Savaşın ardından popülaritesi azalan Paşinyan’ın net bir zafer kazanması, Ermenistan halkı için önemliydi. Yöneticileri, medyası ve Batı’daki diasporası tarafından yıllarca manipüle edilen Ermeniler, büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Karabağ’da yaklaşık 30 yıldır sürdürdükleri işgal sona ererken geriye oldukça sorunlu bir ekonomi ve dışa bağımlı hale gelen bir ülke kaldı. Diaspora ve Rusya’nın ekonomik yardımları yıllarca Ermeni dış politikasına yön verirken sürdürülen savaş ekonomisi Ermeni halkının yaşam koşullarını zorlaştırdı. Bu sebeple yolsuzluk davaları devam eden ve Moskova’nın desteklediği eski siyasetin en önemli figürlerinden Eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın seçilememesi, Ermeni halkının yeni ve daha temiz bir siyaset talebini ortaya koydu.

Ermenistan’ın ekonomik, siyasi ve sosyal sorunlarının farkında olan Paşinyan, nefret temelli Türk düşmanlığını içeren milliyetçi politikaya karşı çıkıyor. Bu sebeple etnik milliyetçi “Karabağ Klanı” ile savaş taraftarı ve bölgesel gerçekliklerden uzak olan Ermeni diasporasının ülke siyasetindeki etkisini kırmaya çalışıyor. 2020’deki savaşın ardından önceki yıllarda izlenen politikaları eleştiren Paşinyan, Karabağ’daki yeni statükonun Ermenistan’ın geleceği açısından daha olumlu olduğunu ifade ederek kamuoyunu da yanına çekmeye çalışıyor. Azerbaycan ve Türkiye ile normalleşmeye ihtiyaç duyan Erivan yönetimi, bu ülkelere karşı toprak taleplerini içeren 1990 tarihli Bağımsızlık Bildirisi’ni ve anayasayı değiştirmeyi de gündeme getirdi.

Dış politikada arayış

Ermeni halkının da isteği olan hukuksal ve ekonomik reformlar ise dış politikada doğru adımların atılmasıyla mümkün olabilir. Nitekim 2000’li yıllardan itibaren ulus-devlet inşasını olgunlaştırıp ekonomisini geliştiren Azerbaycan, çok taraflı dış politikasıyla ordusunu modernize ederek Ermenistan ile arasındaki güç dengesini değiştirmeyi başardı. Yaşanan bu süreç, Erivan’ın ülke üzerindeki Rus nüfuzunu kırmaya çalıştığı ve Batı yanlısı bir politika takip ettiği bir dönemi başlattı. Muhalefette olduğu dönemde de Moskova karşıtı söylemleriyle tanınan Paşinyan, 2020’deki savaşın ardından bu düşüncelerini daha net şekilde uygulamaya başladı. Özellikle geçtiğimiz şubat ayında Paşinyan’ın Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’ne (KGAÖ) Ermenistan’ın katılımını askıya aldıklarını açıklaması, Erivan dış politikasındaki “eksen kayması” tartışmalarını artırdı.

2. Dağlık Karabağ Savaşı’nın seyrini değiştiren en önemli unsurlardan birisinin bölgedeki Türk-Rus çekişmesi olması, Paşinyan’ın argümanlarını Ermenistan kamuoyunda da güçlendirdi. Rus silahları ve teknolojisi ile donatılan Ermenistan ordusu, insansız hava aracı (İHA) ve silahlı insansız hava aracı (SİHA) başta olmak üzere Azerbaycan ordusunun kullanımına sunulan Türk silahları ve teknolojisi karşısında çaresiz kaldı. Nitekim bu süreç Ermenistan’ı hem komşularıyla ilişkilerini düzelttiği hem de Batı ile ilişkilerini geliştirdiği çok boyutlu bir dış politika oluşturmaya teşvik etti. Bu noktada Haziran 2023’de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın göreve başlama törenine katılan Paşinyan, Ankara ile ilişkilerinin normalleşmesinin Ermenistan açısından en önemli faktör olduğunu ifade etti.

Erivan’ın Batı yanlısı dış politika açılımına ise en fazla ilgi gösteren ülke Fransa oldu. İki ülke arasında çeşitli güvenlik anlaşmaları ve askeri yardımlar konusunda görüşmeler gerçekleşti. Hatta bu yakınlaşma, Fransa’nın açıkça Azerbaycan karşıtı bir siyaset izlemesine ve kısa sürede Bakü-Paris ilişkilerinin bozulmasına neden oldu. Türkiye’nin Afrika’da artan etkisinden rahatsız olan Fransa’nın, jeopolitik bir karşılık olarak Güney Kafkasya’daki yeni denklemde bir rol kazanmaya çalıştığı söylenebilir.

Bu noktada Paşinyan liderliğindeki Ermenistan’ın dış politika açılımları pragmatiktir. Erivan, Batı yahut Rusya arasındaki bir eksen tercihinden ziyade çok boyutlu bir dış politika anlayışıyla ülkedeki sorunları gidermeyi amaçlıyor. Ermenistan’ın komşularına karşı atacağı pozitif adımlar muhakkak ki karşılık bulacak ve ülkedeki sosyo-ekonomik reformlar için önemli bir fırsat doğuracaktır. Ancak hem içerdeki muhalefetin baskısı hem de Erivan’ın yeni müttefiklerinin jeopolitik arzuları, Güney Kafkasya’da beklenen bölgesel barışı olumsuz etkileyebilir.

[University of York’ta doktora çalışmalarına devam eden Burak Çalışkan, Orta Asya siyaseti, Rus dış politikası ve Avrasya jeopolitiği konularında çalışmaktadır.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ermenistan-dis-politikasinda-eksen-kaymasi-mi-yasaniyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye’ye diz çöktürmek isteyenlerin çabaları hiç bitmeyecek https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiyeye-diz-cokturmek-isteyenlerin-cabalari-hic-bitmeyecek/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiyeye-diz-cokturmek-isteyenlerin-cabalari-hic-bitmeyecek/#respond Tue, 12 Mar 2024 02:06:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18126 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’ye diz çöktürerek ülkemizi yeniden eski zayıf günlerine geri döndürmek isteyenlerin çabaları tabii ki hiç bitmeyecektir. Önemli olan bizim milletçe kazanımlarımıza ve geleceğimize sahip çıkmamızdır.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde şehit aileleri ile iftar programında bir araya geldi.

Her ramazanda olduğu gibi bu yıl da ilk iftarı şehit yakınları ile yapmak istediklerini dile getiren Erdoğan, bu zengin sofranın adının muhabbet sofrası olduğunu söyledi. Erdoğan, “Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammed’siz muhabbetten ne hasıl. Böyle bir sofrayla Ramazan-ı Şerif’in ilk iftarını yapmış olduk.” diye konuştu.

Erdoğan, devlet protokolünün de iştirakiyle gerçekleştirdikleri iftar vesilesiyle milletin ve tüm İslam aleminin mübarek ramazan ayını tebrik etti.

Şehit yakınları ve gazilerin milletin emaneti olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Kendilerinin her meselelerinde yanlarında olmak, gönüllerini hoş etmek, rızalarını almak boynumuzun borcudur. Bu amaçla hem gereken kurumsal düzenlemeleri yaptık hem de onları kalbimizin en mutena köşesinde misafir etmeyi şeref bildik.” ifadelerini kullandı.

Bugün de sınırlar içinde, sınırlarda ve sınırların ötesinde milletin huzuru, devletin bekası, geleceğin güvencesi için vazife yürütenler bulunduğuna işaret eden Erdoğan, “Sayılarını milyonlarla ifade edebileceğimiz askerimize, polisimize, jandarmamıza, güvenlik korucumuza ve diğer kamu personelimize şükran borçluyuz. Rabb’im, hepsini de korusun, muhafaza etsin, ayaklarına taş değdirmesin.” diye konuştu.

“Reformlarla milli şahlanışın altyapısını güçlendirdik”

Erdoğan, 15 Temmuz’da, bu ülkenin erkeği ve kadınıyla, genci ve yaşlısıyla, her meslekten, her kesimden insanıyla tamamının yeri geldiğinde birer savaşçı kahramana dönüşebildiğini gördüklerini belirterek, “Tarihçiler, milletlerin öne çıkan vasıflarını anlatırken bizim için ‘asker millet’ tespitini yaparlar. Gerçekten de binlerce yıllık millet tarihimiz ve 2 bin 200 yılı aşkın devlet geleneğimiz boyunca bu vasfımızı hep gösterdik. Bu vasfımızı hiçbir zaman kaybetmedik.” dedi.

Son olarak Çanakkale’de ve Milli Mücadele’de topyekun seferberlik anlayışıyla vatan topraklarını savunurken de aynı saikle kıyam ettiklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Yakın geçmişimizde PKK’dan FETÖ’süne kadar bütün terör örgütlerine karşı verdiğimiz mücadele de esasen milli bir şahlanıştı. Son 21 yılda biz de eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, sanayiden tarıma, her alanda hayata geçirdiğimiz reformlarla bu milli şahlanışın altyapısını güçlendirdik. Savunma sanayine yaptığımız yatırımlarla Türkiye’yi gerçek anlamda bağımsız bir devlet haline getirdik. Çevrenizde yaşananları görüyorsunuz. Şayet siyasetiyle, ekonomisiyle, savunma sanayiyle, sosyal yapısıyla güçlü bir devlet değilseniz size her türlü zulmü reva görüyorlar. Vatan topraklarınızı korumanın ve o sınırlar içinde güvenle yaşamanın yolu, her bakımdan güçlü olmaktan geçiyor. Cumhuriyet’imizin ilk asrında bu konuda yaşadığımız eksiklerin bedelini geri kalmışlıkla, istikrarsızlıkla, kaosla, vaktimizi ve enerjimizi iç mücadelelere harcayarak ödedik.”

Erdoğan, bilhassa son 10 yılda Türkiye’yi yeniden aynı duruma düşürmek için pek çok oyun oynandığına ve tuzak kurulduğuna dikkati çekerek, “Terör saldırıları ve darbe girişimleri de bunların arasındaydı. Hamdolsun milletimiz birliğine, beraberliğine, kardeşliğine sahip çıkarak tüm bu oyunları ve tuzakları bozdu. Şehitlerimizin ve gazilerimizin fedakarlığıyla 85 milyonun tek yürek ve tek bilek olarak istiklaline ve istikbaline sahip çıkmasıyla hep yolumuza devam ettik.” diye konuştu.

“Yaşadığımız her sınamada görüyoruz ki milletimizin kararı nettir, kesindir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla geleceğe yeni bir ufuk açtıkları şu dönemde aşılması gereken sıkıntıların hala mevcut olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Allah’ın izniyle hepsinin de üstesinden geliriz. Sahip olduğu güçlü altyapı sayesinde ülkemiz için artık gündemindeki her meselenin çözümü, sadece irade, plan ve vakit işidir. Çünkü biz, bir ülkenin programlarını hayata geçirebilmesi için gereken ilk şarta, yani huzur ve güven iklimine, siyasi istikrara, sosyal barışa sahibiz. Türkiye’ye diz çöktürerek ülkemizi yeniden eski zayıf günlerine geri döndürmek isteyenlerin çabaları tabii ki hiç bitmeyecektir. Önemli olan bizim milletçe kazanımlarımıza ve geleceğimize sahip çıkmamızdır. Yaşadığımız her sınamada görüyoruz ki milletimizin bu konudaki kararı nettir, kesindir.”

Ramazan ayının mübarek olmasını dileyen Erdoğan, bu ay boyunca tutulacak oruçların, yapılacak ibadetlerin Hak katında kabul ve karin olmasını niyaz ettiğini söyledi.

Aziz şehitleri rahmetle yad ettiğini, gazilere, ülke ve millet adına şükranlarını sunduğunu ifade eden Erdoğan, “Allah’ımız bizi nasıl Ramazan-ı Şerif’e kavuşturduysa, aynı şekilde Ramazan Bayramı’na da kavuşturmasını rızasına uygun olarak bizler de diliyoruz.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiyeye-diz-cokturmek-isteyenlerin-cabalari-hic-bitmeyecek/feed/ 0
Türkiye, Afganistan’da İyilik Trenleri ile Yardım Faaliyetlerine Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/turkiye-afganistanda-iyilik-trenleri-ile-yardim-faaliyetlerine-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-afganistanda-iyilik-trenleri-ile-yardim-faaliyetlerine-devam-ediyor/#respond Mon, 11 Mar 2024 08:45:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17906 Türkiye’nin Kabil Büyükelçiliği Maslahatgüzarı ve Misyon Şefi Cenk Ünal, Türkiye’nin, Afganistan’da bulunan kurumları, ihtiyaç sahipleri için gönderilen “İyilik Trenleri” ve bayramlarda yardım faaliyetlerinde bulunan sivil toplum kuruluşları (STK) aracılığıyla Afgan halkının yanında olduğunu kaydetti.

ABD öncülüğündeki NATO güçlerinin Ağustos 2021’de Afganistan’dan ayrılmasıyla ülkeye yapılan yardımlar büyük oranda kesildi ve uygulanan yaptırımlar ekonomiyi derinden etkiledi.

Bu kapsamda insani krizin giderilmesine destek amacıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda Türkiye’deki çeşitli STK’lerin desteğiyle organize edilen “İyilik Trenleri” Afganistan’da önemli bir boşluğu doldurdu.

Afganistan’a ulaşan 19 “İyilik Treni” taşıdığı 8 bin 200 ton insani yardım ile Afgan halkına umut oldu. Öte yandan, AFAD, Türk Kızılay, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ekipleri de yardım faaliyetlerini sürdürdü.

Türk kurumlarının nezaretinde ülkenin 34 vilayetinde en az dörder kez dağıtılan yardımlar, afetzede, yetim, dul ve engellilerin olduğu yüz binlerce Afgan’a ulaştırıldı.

İhtiyaç sahiplerine ağırlıklı çadır, kışlık giyim, battaniye, gıda malzemesi gibi temel ihtiyaçları içeren yardımlar dağıtıldı.

Bunun yanında, yetimhaneler, okullar, ibadethaneler, hastaneler ve çeşitli dezavantajlı gruplar için de kırtasiye malzemesi, halı, tekerlekli sandalye, ilaç ve sağlık malzemesi gibi onlarca kalemde binlerce malzeme yardımı yapıldı.

Türkiye, deprem için harekete geçen ilk ülkelerden oldu

Son olarak Türkiye, ekimde Afganistan’ın Herat vilayetinde meydana gelen yıkıcı depremde mağdur olan insanların ve Pakistan’dan Afganistan’a zorla gönderilen düzensiz Afgan göçmenlerin yardımına koştu.

Başta Birleşmiş Milletler (BM) kurumları olmak üzere birçok ülke Herat ve Pakistan sınırındaki mağdurlara yardımlarını ulaştırdı. Türkiye, kurumları ve STK’ler aracılığıyla buraya insani yardım ulaştıran ilk ülkelerden oldu.

Bu kapsamda Afganistan’a ulaşan “İyilik Treni”nin taşıdığı yardımlar bu bölgelerdeki ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı. Buna paralel olarak, Türk kurumları ve STK’leri da buralardaki yardım faaliyetlerini artırdı.

Türkiye’nin Kabil Büyükelçiliği Maslahatgüzarı ve Misyon Şefi Ünal, Türkiye’nin Afganistan’a yönelik yardımları konusunda AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

“Türkiye’nin mevcut itibarı güçlendirildi”

Ünal, deprem ve düzensiz göçmenlere yönelik yardım faaliyetleriyle ilgili şunları kaydetti:

“Bu büyüklükteki krizlere anında müdahale etmek mümkün değil. Hiçbir ülkenin böyle bir kapasitesi yok. Yetkililerimiz çok hızlı ve etkin bir şekilde düzenleme yaparak Afgan kardeşlerin ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştılar. Pakistan’dan dönen düzensiz Afganlar için de benzer şeyler söyleyebilirim. Orada da insani ihtiyacın ortaya çıktığı durumlar oldu ve bizim trenle gelen malzemelerin bir kısmı oraya gönderilerek insani ihtiyaçların karşılanmasına çalışıldı. Ayrıca Afganistan’da faaliyet gösteren Türk STK’leri de var. Onlar da depremin ilk gününden itibaren hem Herat’ta hem de Afganistan-Pakistan sınırında faaliyette bulundular. Çadır dağıttılar, sıcak yemek dağıttılar, çocuk ve kadınların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik çalışmalarda bulundular. Bunlar Afganistan’da Türkiye’nin mevcut itibarını güçlendiren olumlu gelişmelerdir.”

Ünal, son “İyilik Treni” ile gelen yardımların Herat depremi ile Pakistan sınırında yoğunlaşan Afganlara tahsis edilmesi hakkında “Tren, ihtiyacı karşılamak üzere gerçekten çok iyi planlanmıştı. Sadece çadırlar değil, onun yanında battaniyeler, ısıtıcılar, gıda malzemeleri, çocukların ihtiyaçlarını karşılayacak malzemeler getirildi. Bu malzemelerin de ihtiyaç sahiplerine ulaştığını onların yüzündeki mutluluktan gördük. Bu da bizi ayrıca çok mutlu etti. İyilik trenleriyle ilettiğimiz desteğimiz özellikle Herat’ta yaşanan krizin hafifletilmesinde hızlı ve etkin fayda sağlamıştır.” dedi.

Türkiye’nin yardımları devam edecek

Maslahatgüzar Ünal, Türkiye’nin Afgan halkının yanında olduğunu ve yardımlarını sürdüreceğini kaydetti.

Taliban yönetiminin Afganistan’a hakim olmasının ardından birçok ülkenin Afganistan’ı terk ettiğini kaydeden Ünal, Türkiye nazarında Afganistan’ın önemini şu şekilde anlattı:

“Türkiye Kabil’deki diplomatik temsilciğini kapatmayan az sayıda ülkeden birisidir. Sadece Büyükelçiliğimiz ve Başkonsolosluklarımız değil, buradaki diğer kurumlarımız da Afganistan’da kalarak görevlerine devam ettiler. Çünkü biz Afganistan ile dostluğumuzu dönemsel olarak değerlendirmiyoruz. Bu ortak tarihe, ortak kültüre, ortak değerlere dayanan çok ciddi bir geçmişimiz var. Türkiye’nin yardımları, 100 yılı aşan Türkiye-Afganistan dostluğunun bir göstergesidir. Ülkedeki insani krizle baş edebilmek ve Afgan halkının yanında olabilmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

Afganistan’ın son 40 yılını savaş ve istikrarsızlık içerisinde geçirdiğini ve bu nedenle ülkenin birçok alanda gelişim gösteremediğini kaydeden Ünal, Türkiye’nin Afgan halkının ihtiyaçlarını dikkate alarak yardım faaliyetlerinin Afganistan’ın barış, istikrar ve refahına katkı sağlayacak şekilde planlandığını belirtti.

Ünal, Türkiye’nin Afganistan’da en yoğun şekilde faaliyette bulunan ülkeler arasında yer aldığına dikkat çekerek TİKA, Türk Kızılay, AFAD, Türkiye Maarif Vakfının Afganistan’da takdirle izlenen çalışmalarından gurur duyduğunu belirtti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-afganistanda-iyilik-trenleri-ile-yardim-faaliyetlerine-devam-ediyor/feed/ 0
Konya Tarım Fuarı 96 Ülkeden 241 Bin 508 Ziyaretçiye Ev Sahipliği Yaptı https://www.haber60.com.tr/konya-tarim-fuari-96-ulkeden-241-bin-508-ziyaretciye-ev-sahipligi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/konya-tarim-fuari-96-ulkeden-241-bin-508-ziyaretciye-ev-sahipligi-yapti/#respond Sun, 10 Mar 2024 21:57:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17726 Konya Ticaret Odası Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen 20. Konya Tarım Fuarı’na 96 ülkeden 241 bin 508 ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.

Konya Ticaret Odası Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen 20. Konya Tarım Fuarı tamamlandı. Toplam 100 bin metrekare sergi alanında yapılan fuara 454 firma katıldı. Konya Tarım Fuarı 96 ülke ve Türkiye’nin 81 ilinden 241 bin 508 ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.

“241 bin 508 ziyaretçiye ev sahipliği yapmıştır”

Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, Konya Tarım Fuarı’nın beş gün boyunca fuar merkezinde yapılan ticaret ile iç ve dış talep canlılığı sağlaması ve Konya ekonomisine katkısı açısından son derece verimli geçtiğini ifade etti. Başkan Öztürk, “Türkiye’nin en büyük, dünyanın da sayılı tarım fuarları arasında yer alan Konya Tarım Fuarı’nın 20.’sini, Konya Ticaret Odası Uluslararası Fuar Merkezimizde başarı ile tamamladık. Şehrimiz ve ülkemiz tarım sektörünün dünyaya açılan kapısı olarak gördüğümüz Konya Tarım Fuarımız bu sene de bu özelliğini yerine getirmiştir. Şenlik havası içinde geçen fuarımıza katılan firma temsilcilerinin ve ziyaretçilerimizin de fuardan mutlu ayrıldığını görmekten ayrıca memnuniyet duyduk. Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı ve Konya protokolümüzün kıymetli üyelerinin katılımıyla resmi açılışını yaptığı fuarımız, ülkemizin 81 ilinden ve 96 farklı ülkeden 241 bin 508 ziyaretçiye ev sahipliği yapmıştır. Dünya’nın beş kıtasından gelen ziyaretçilerle fuarımız, 22 ülkeden katılan 454 firmanın ticaretlerini artırma imkanı getirmiştir. Fuar süresince yapılan sıcak satış ve kurulan iş bağlantıları sektörde iç ve dış talep canlılığını sağlamıştır. Ayrıca fuara katılan firmalar, odamız organizasyonu ile fuarımızı ziyaret eden yabancı alım heyetleri ile direkt olarak ticaret yapma imkanı bulmuşlardır. Fuarın tarım makineleri sektörümüzün ihracatına büyük katkısı olacaktır. Fuarımız aynı zamanda tarım makineleri üretiminde teknolojik ve dijital dönüşümünün sergilendiği bir platform olmaktadır. Fuarımız sektördeki yenilikleri ve değişimi göstererek, dönüşümün gerçekleştirilmesinde önemli bir görev üstlenmektedir. Tarım makineleri sektörünün üretim yapısının dönüşümü, dünya ile rekabette üreticilerimize avantaj sağlayacaktır” dedi.

“Konya Tarım Fuarı’nın bu sene de son derece verimli geçtiğini görmekteyiz”

Konya Tarım Fuarı’nın düzenlediği ilk fuardan itibaren bu seneki ziyaretçileriyle birlikte toplam 3,5 milyondan fazla kişiyi ve 7 binden fazla firmayı ağırladığını belirten Başkan Öztürk, “Konya Tarım Fuarı, Konya’daki yıl içindeki etkinlikler içerisinde düzenlendiği tarihlerde en fazla sayıda yabancı ülkeden ve 81 ilimizin tamamından 240 binin üzerinde ziyaretçi çeken tek etkinliğidir. Uçak ve tren seferlerinin tamamı dolu yapılmıştır. Fuar için yolcu talebini karşılamak amacıyla Türk Hava Yolları ek sefer düzenlemiştir. Ayrıca şehrimizdeki tüm oteller tam doluluğa ulaşmıştır. Hizmetler sektörümüzün de yılın tamamında ulaştığı ekonomik büyüklükte tarım fuarımızın büyük katkısı olmaktadır. Bu açılardan değerlendirdiğimizde Konya Tarım Fuarı’nın bu sene de son derece verimli geçtiğini görmekteyiz” şeklinde konuştu.

Öztürk, “Tarım fuarımız için fuar alanımızın çevre düzenlenmesine katkılarından dolayı Büyükşehir Belediye Başkanımız Uğur İbrahim Altay’a ve Karatay Belediye Başkanımız Hasan Kılca’ya teşekkür ediyorum. Fuarımızı ziyaret ederek firma temsilcileriyle ve ziyaretçilerimizle bir araya gelen kurum ve kuruluşlarımızın yetkililerine şükranlarımı sunuyorum. Fuarın düzenlenmesinde katkısı olan kurum ve kuruluşlarımıza, katılımcı firmalarımıza ve tüm ziyaretçilerimize, fuarın başarı ile gerçekleştirilmesi için fuar süresince emek harcayan odamız yönetim kurulu üyelerine ayrıca teşekkür ediyorum” diye konuştu. – KONYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/konya-tarim-fuari-96-ulkeden-241-bin-508-ziyaretciye-ev-sahipligi-yapti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Vakfı Genel Kurulu’nda konuşma yaptı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ilim-yayma-vakfi-genel-kurulunda-konusma-yapti/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ilim-yayma-vakfi-genel-kurulunda-konusma-yapti/#respond Sat, 09 Mar 2024 21:24:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17440 Haliç Üniversitesinin konferans salonunda düzenlenen İlim Yayma Vakfı 53. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hedefinde İsrail vardı.

“BUGÜN DE AYNI YERDE DİMDİK DURMAKTAYIM”

İsrail’in Gazze’de uyguladığı katliama kayıtsız kalamayacaklarını ifade eden Erdoğan, “Gazze’deki katliamı unutturmayan ülkelerin başında biz varız.Her kim hiçbir şey yapmıyorlar diyorsa, kul hakkına giriyorlardır. Aziz milletimize yönelik bir hakarettir. Tayyip Erdoğan 15 yıl önce katillerin yüzüne ‘one minute’ diyerek duruyorsa bugün de aynı yerde dimdik durmaktadır. Bize haksızlık edenleri kendilerini sorgulamaya davet ediyorum” dedi.

AYAKTA ALKIŞLANDI

15 yıl sonra bir kez daha İsrail’i ‘one minute’ diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözleri salondakiler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.

Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları;

“Ülkemizin en eski, en köklü gönüllü teşekküllerinin başında İlim Yayma Vakfımız geliyor. Kökü derinlere inen çınar misali ilim ve hikmeti kuşatmaya devam ediyor. 1973 yılından beri kuruluşundaki ifadesiyle ilmin yayılmasını teşvik için koşturan tüm vakıf mensuplarına şükranlarımı sunuyorum.

“VAKFIMIZ EKEMTARLARININ AMEL DEFTERİ KAPANMAYACAK”

Bundan 4 yıl önce kaybettiğimiz kıymetli yol ve dava arkadaşımız, merhum Yücel Çelikbilek’i şükranla anmak istiyorum. Bu ocak tütmeye devam ettikçe vakfımız emektarlarının amel defteri kapanmayacak. Vakfımızın 53’üncü Olağan Genel Kurulu’nun daha hızlı yol almamıza katkı sunacağına inanıyorum.

Tüm insanlığa faydalı nesiller yetiştirmek için çalışan vakfımızın her bir mensubuna muvaffakiyetler diliyorum. Allah ömür, milletimiz yetki verdikçe bizler de yanınızda olmayı sürdüreceğiz. Uğruna ömrümüzü adamaktan şeref duyduğumuz medeniyetimizi ihya etme davamızın sahibi yüce Allah’tır. Biz samimiyetimizi koruduğumuz müddetçe önümüzü kimse kesemez. Rabbim bizleri sıratı müstakimden ayırmasın diyorum. İslam dünyası olarak bir Ramazanı şerefi karşılamaya hazırlanıyoruz. İlk sahurumuza kalkacak, ilk orucumuzu tutacağız. Ramazan ayının şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu mübarek ayı hep birlikte en güzel şekilde idrak etmeye çalışacağız.

“GAZZE’DE YAŞANANLAR TAHAMMÜL SINIRINI AŞTI”

Ramazan ayını başta Gazze olmak üzere gönül coğrafyamızın pek çok bölgesinde insani dramların yaşandığı bir dönemde karşılıyoruz. Gazze’de yaşananlar tahammül sınırını aşmıştır. Terör devleti İsrail, Filistinli kardeşlerimize yönelik bir soykırım politikası uygulamaktadır. İsrail’in doğrudan sivilleri hedef alan saldırıları sonucunda 32 binden fazla Filistinli şehit oldu. 2 milyon insan evlerini terk etmek zorunda bırakıldı.

Öyle manzara şahit olduk ki uluslararası hukuka asgari düzeyde saygı gösteren bir devletin bunları yapabilmesi mümkün değil. İsrail yönetimi adını, günümüzün Nazileri olarak Hitlerin, Mussolini’nin modern dönemin canilerinin yanına eklemişlerdir. Bu katliamcıların uluslararası hukuk önünde hesap vermeleri için gerekeni yapıyoruz, yapacağız.

BM VE İSLAM ÜLKELERİNE TEPKİ

7 Ekim’den bu yana 155 günde yüreklerimizi dağlayan, yüzümüzü kızartan pek çok hadiseyle karşılaştık. Uluslararası kurumların, insan hakları örgütlerin ve basın kuruluşlarının nasıl hiçbir şeye yaramadıklarını gördük. Mesele Filistinli çocukların, kadınların, masum sivillerin yaşam hakkı olunca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kağıt parçasına dönüştüğüne şahitlik ettik.

Yaklaşık 2 milyar nüfuslu İslam alemi, Filistin halkına kardeşlik görevini yerine getirememiştir. Gazze’deki masum çocukların ya açlıktan ölmesine ya da kurşunlarla katledilmesine mani olunamadı. Böyle bir durumun pek çok sebebi bulunuyor. BMGK’nın İslam dünyasını dışlayan yapısı sebeplerden birisidir. Mevcut nizamda Müslümanlar üvey evlat olarak görülmektedir.

Ülke ve millet olarak İsrail’in Gazze’ye saldırılarının ilk gününden itibaren Filistin halkı için tüm imkanları seferber ettik. Tüm görüşmelerde Filistin meselesini gündeme getirdik. Ülkemizdeki İsrail muhipleri dahil herkesin Hamas’a terör örgütü yaftası vurmak için yarıştığı dönemde biz buna itiraz ettik. Filistinli mücahitlere böyle bir kara çalınamayacağını ilan ettik.

FİLİSTİN’E YAPILAN YARDIMLAR

Şimdiye kadar 19 uçak, 7 sivil yardım gemisiyle insani yardımların toplamı 40 bin tonu buldu. Yardımların içerisinde gıda, su, hijyen, barınma malzemelerinin yanı sıra ambulans, jeneratör, sahra hastanesi ve çadır da bulunuyor. Ülkemize getirdiğimiz hasta ve yaralı kardeşlerimizin tedavileri devam ediyor.

“ONE MINUTE” HATIRLATMASI

Türkiye’nin Filistin davası için verdiği mücadelenin şahidi Filistinli kardeşlerimizdir. Gazze’deki katliamı unutturmayan ülkelerin başında biz varız. Filistin davasına en üst seviyede sahip çıkan ülke Türkiye’dir. Her kim ‘Hiçbir şey yapmadılar’ diye eleştiriyorsa kul hakkına giriyor demektir. Tayyip Erdoğan 15 sene evvel ‘One minute’ dediyse bugün de aynı yerde durmaktadır. Genel Başkan olarak ABD’ye yaptığım ziyarette onlara ‘Hamas bir direniş örgütü’ dedim. Kimse bize Hamas için ‘terör örgütü’ ifadesini kullandıramaz. Hamas’ın liderleriyle her şeyi konuşup, onların arkasında dimdik duran bir ülke, Türkiye.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ilim-yayma-vakfi-genel-kurulunda-konusma-yapti/feed/ 0
Bakan Fidan: “Hemen hemen bütün ülkeler ateşkesin olması konusunda hemfikir” https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-hemen-hemen-butun-ulkeler-ateskesin-olmasi-konusunda-hemfikir/ https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-hemen-hemen-butun-ulkeler-ateskesin-olmasi-konusunda-hemfikir/#respond Sat, 09 Mar 2024 08:27:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17399 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Gazze’de ateşkes sağlanmasına yönelik, “Hemen hemen bütün ülkeler, daha önce dünyadaki hiçbir olayda bu derece üstünde bir oydaşma sağlamamıştı. Şu konularda hemfikirler, ateşkesin olması. Bazıları buna insani ateşkes diyor, bazıları bizim gibi kesintisiz, sürekli bir ateşkes. İnsani yardımların girmesi ve sivillerin öldürülmesinin bir an önce durması ve iki devletli çözüm. Sadece ateşkes değil, hemen beraberinde iki devletli çözümün hayata geçirilmesi. Şimdi bunun üzerinde bütün dünya hemen hemen hemfikir olmuş durumda” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile Türkiye arasındaki Stratejik Mekanizma Toplantısı görüşmeleri için bulunduğu Washington’da Türk basın mensuplarıyla bir araya geldi. ABD’deki temaslarını değerlendiren Bakan Fidan, “Biliyorsunuz ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in daveti üzerine Amerika’ya bir ziyaret gerçekleştirdik. İki gün süren ziyaretimiz boyunca çeşitli görüşmelerde bulunduk. Tabi ki ziyaretimizin ana odak noktası, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la Başkan Biden arasında 2021 yılında ihdas edilen, kurulması kararlaştırılan stratejik mekanizmanın 7. toplantısını yapmaktı. Amerikan tarafının ev sahipliğinde gerçekleştirilen 7. toplantıya bu sene büyük bir heyetle geldik. 7 bakanlıktan ve devlet kuruluşundan arkadaşlarımız da heyetimiz içerisinde yer aldılar. Bakanlar düzeyinde görüşmelere geçmeden önce dün itibariyle yaklaşık 8 başlıkta oluşturulan komitelerde arkadaşlarımız Amerikalı muhataplarıyla bir araya geldiler. Enerji, ekonomi, finans, maliye, terörle mücadele, bölgesel konular, başta Suriye, Ukrayna ve en önemlisi Gazze meselesi olmak üzere heyetimiz bir araya geldiler. Bugün de biz Amerikalı mevkidaşımla bir araya gelerek heyetlerimizin yaptığı çalışmaların neticesinde ortaya çıkan genel stratejik özeti karşılıklı gözden geçirdik. Hangi konularda mutabakatımız var, hangi konuları ilerletmemiz gerekiyor, hangi konularda ne türden adımlar atmamız gerekiyor, bu konular üzerinde görüş alışverişinde bulunduk. Esas itibariyle biliyorsunuz Cumhurbaşkanımızın önceden ortaya koyduğu vizyonla Türk-Amerikan ilişkilerinin sadece güvenlik eksenli bir ilişki olmaktan çıkıp, buna mukabil ekonomik ve ticari ilişkilerin, teknolojik ilişkilerin de eşit düzeyde temsil edildiği, yer aldığı bir eksene oturtulması yönünde ilerletilen bir vizyon ve politika vardı. Bu çerçevede özellikle ticaret hacmimizin 30 milyar dolardan 100 milyar dolara çıkarılması yönünde ortaya konulmuş bir vizyon var. Buna nasıl ulaşacağız, neler yapacağız, bununla ilgili detay konular ilgili ihtisas komitelerinde görüşüldü. Zaten Ticaret Bakanlığımız, Ekonomi Bakanlığımız, bunların hepsi kendi mevkidaşlarıyla da bu konuları ilerletmek için gerekli görüşmeleri yapıyorlar. Biz burada stratejik mekanizma koordinatörleri olarak, iki bakan olarak stratejik çerçeveyi çizip kurumlarımızın bu konudaki attığı adımların karşılıklı bir muhasebesini yapmış olduk” ifadelerini kullandı.

“F-16 ile ilgili pratik süreç devam ediyor”

Enerji güvenliği konusunda da özellikle LNG alımı ve nükleer enerji üretimi konusunda iş birliğinin ilerletilmesi konusunda da görüş alışverişinde bulunulduğu ve önemli gelişmeler kaydedildiğini belirten Fidan, “İki ülke arasındaki askeri iş birliği, özellikle savunma sanayiindeki iş birliği konuları ele alındı. Biliyorsunuz, F-16 ile ilgili siyasi onay sürecinin Kongre’de tamamlamasını müteakiben başlayan pratik bir süreç var. O devam ediyor. Fakat bununla birlikte bizim özellikle önceki yıllardan kalmış, bekleyen bazı daha taktik nitelikteki malzeme alımlarımızın bir süreç muhasebesini de yaptık. Bekleyen konular var. Onları ben hem Kongre’deki yaptığım görüşmelerde, hem Blinken’la yaptığım görüşmelerde gündeme getirdim. Onlarda da yakın zamanda bir ilerleme kat edeceğimizi umuyorum” dedi.

“Gazze meselesi görüşmelerimizde uzun bir yer tuttu”

Fidan özellikle bölgesel konularda ciddi görüş alışverişinde bulunduklarını belirterek, “Gazze meselesinde hassasiyetimizi biliyorsunuz. Özellikle son aylarda giderek artan insani trajedinin dayanılmaz bir hal alması neticesinde uluslararası toplumun bir an önce amasız, fakatsız, beklemeden insani yardımların Gazze’ye ulaştırılması ile ilişkin hayata geçirilmesine yönelik düşüncelerimizi, duygularımızı ve görüşlerimizi paylaştık. Burada atılabilecek adımlar neler, bunları görüştük. Tabi devam eden bir ateşkes görüşmeleri süreci var. Burada son durum nedir, bu konuda bir görüş alışverişinde bulunduk. Türkiye olarak biz üzerimize neler düşüyor, bunları tekrar bir gözden geçirdik. Amerika tarafından beklentilerimizi bu konuda tekrar dile getirme imkanımız oldu. Gazze meselesi görüşmelerimizde uzun bir yer tuttu. Çok detaylı bir şekilde bu meseleyi tartıştık. Filistin devletinin kurulması, iki devletli çözüm meselesi konusunu da özellikle gündeme getirdik ki yürüyen çalışmaların daha nitelikli bir sonuç üretmesinin şartı olarak. Diğer taraftan özellikle Rusya-Ukrayna savaşını ele aldık. Özellikle bölgemiz için oluşturduğu riskleri tekrar ifade ettik ve bu savaşın bir an önce durması ve muhtemel yayılmasını önlemesi konusundaki hassasiyet ve görüşlerimizi de dile getirdik. Burada biliyorsunuz önemli olan şu ana kadar 500 bin civarında ölü ve yaralının olduğu bir savaş Avrupa’nın ortasında cereyan etmekte. Yani bölge için de çok ciddi bir risk oluşturmakta. Başta Karadeniz’in güvenliği, tahıl güvenliği olmak üzere birçok çevresel tehditleri de beraberinde getirmekte. Bu savaş bir an önce nasıl durdurulabilir bu konuda görüş alışverişinde de bulunduk” şeklinde konuştu.

“Suriye’de YPG ile olan ilişkilerinden memnuniyetsizliğimizi dile getirdik”

Terörle mücadele konusunda da iki ülkenin görüşlerini paylaştığını aktaran Fidan, “Bu konudaki çalışan ihtisas komitesinin de ürettiği düşüncelerin neticesi olan bazı politika tercihlerimizi, pozisyonlarımızı kendilerine ilettik. Özellikle zaten Suriye’de YPG ile olan ilişkilerinden memnuniyetsizliğimizi, bunun iki ülke arasında, iki NATO üyesi ortak arasında ortaya çıkardığı stratejik tehlikenin ne olduğunun altını bir kez daha çizdik. O konuda hangi adımlar atılabilir, bu konuları tekrar gözden geçirdik. FETÖ’yle ilgili hassasiyetimizi, FETÖ’nün Amerika’daki faaliyetlerinin bizim için teşkil ettiği tehdidi tekrar hassasiyetle vurguladık” dedi.

Fidan, “Diğer taraftan buradaki seyahatim esnasında Beyaz Saray’da Ulusal Güvenlik Danışmanı Jack Sullivan ile bir araya gelme imkanım oldu. Orada da başta Gazze meselesi olmak üzere, iki ülke arasındaki ikili ilişkiler olmak üzere diğer bölgesel konuları derinlemesine ele alma imkanımız oldu. Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı ve üyeleriyle ve istihbarat komitesi başkanıyla ayrı ayrı görüşmelerimiz oldu. Yine iki ülke arasındaki ilişkiler, bölgesel güvenlik, NATO’nun genişlemesi ve diğer konuları ele aldık başta Gazze olmak üzere. Yine Ulusal İstihbarat Direktörü Avril Haines ile bir araya geldik ve bu görüşmelerde de benzer konuları bu sefer istihbari perspektiften ele alma imkanı oldu. Bugün de Antony Blinken ile bir araya gelerek heyetlerimizle görüşmelerimizin resmi boyutunu tamamlamış olduk. Amerika’daki ziyaretimiz esnasında iki düşünce kuruluşunda konuşma yapma imkanımız oldu. Ağırlıklı olarak soru cevap formatında cereyan etti. Atlantik Konseyi ve SETA’da iki ayrı görüşme, konuşmamız oldu. Diğer taraftan Washington Post Editörler Kuruluyla bir görüşmemiz oldu. Yani ülkemizin özellikle kritik konulardaki pozisyonu ve duruşu, fikirleri ve bu konuları ilgili çevrelere aktarma fırsatımız oldu. Bu yoğun mesai ve temas trafiğinin arkasından da bugün itibariyle Ankara’ya dönmek üzere inşallah yola çıkıyorum” ifadelerini kullandı.

“(ABD ile) Pozitif bir gündemle yeni bir sayfa açarak yolumuza devam etme imkanı var”

Fidan, daha sonra gazetecilerin sorularını cevapladı. Türkiye-ABD iş birliğinin ilerleyen dönemde derinleşip derinleşmeyeceği sorulan Fidan, “Yani şu anda özellikle geldiğimiz aşamada yenilenmiş bir psikolojiyle, daha pozitif bir gündemle yeni bir sayfa açarak yolumuza devam etme imkanı var. Biliyorsunuz Türk-Amerikan ilişkileri yani uzun mazisi olan bir ilişki ve geçmişte pek çok krizleri de yaşadı ve o krizleri yönetme konusunda da iki ülke arasında bir hafıza ve refleks var. Şu anda yaşadığımız sorunları da bir taraftan yönetirken, diğer taraftan iki ülkenin üretebileceği ortak potansiyeli, keşfedebileceği fırsatları da hayata geçirmek önem taşımakta. Bu tabi belli bir zihinsel çerçeveyi, belli bir diplomatik esnekliği ve kabiliyeti de beraberinde getiren bir husus. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonunu biliyorsunuz. Yani ülkemizin menfaatlerini, pozisyonunu yani sımsıkı koruyarak olabildiğince ortaklarımızla, dostlarımızla ilişkilerimizi ilerletme yolunda bir irade ortaya koyuyoruz” şeklinde cevapladı.

“(Rusya-Ukrayna Savaşında) Tarafların belli bir konuşma zemini oluşturma yönünde bir isteklilik olduğunu görmüyoruz”

Türkiye’nin Ukrayna’daki savaşta ateşkes, barış veya diplomatik bir çözümde rol oynaması yönünde herhangi bir konunun gündeme gelip gelmediği yönünde soruyu cevaplayan Fidan, “Görüşmelerimizde bu konuları biz kendimiz gündeme getiriyoruz, karşı tarafın da perspektifini açıkçası alıyoruz. Yani şu andaki izlenimimiz, bu yıl içerisinde tarafların belli bir konuşma zeminini yakalama, oluşturma yönünde bir isteklilik açıkçası biz görmüyoruz. Ama bu biraz da tabi savaşmanın doğasında olan bir konu. Savaşan taraflar biz konuşmaya hazırız diyerek yani kendilerini bir zayıf taraf pozisyonda olduğunu göstermek istemezler. Bu anlaşılabilir bir şey. Onun için biz dışarıdan üçüncü bir göz olarak yani burada artık bir konuşma zeminine ihtiyaç var. Bu savaşın durmasına ihtiyaç var. Daha büyük risklerin, yayılmanın önlenmesi için bir diyalog zeminine ihtiyaç var tezini savunuyoruz. Yani buna bir davette, çağrıda bulunuyoruz. Türkiye gibi büyük bir ülkenin ve aynı zamanda bölge ülkesinin ve konuyu da yakından takip eden bir ülkenin böyle bir görüşü dillendiriyor olması tabi ki aslında aynı zamanda bölgedeki krizin başka bir şekilde seyretmesine bir imkan da sağlıyor diplomatik olarak. Tabi eğer kullanırlarsa” dedi.

“Hava Kuvvetlerimizin modernizasyon ve yeni uçak ihtiyacına göre artık gerekli görüşmeler yapılacak”

F-16’ların Türkiye’ye teslim tarihi ve Türkiye’nin yeniden F-35 programına dahil edilme ihtimali sorulan Fidan, “F-16 ile ilgili olarak yani olayın iki aşaması var. Birisi siyasi onay sürecinin tamamlanmasıyla alakalı, bu biliyorsunuz özetleyecek olursak yani Amerikan yönetimi burada bir irade ortaya koydu, Kongre’yi bu konuda bilgilendirdi. Kongre’den de bu geçti belli bir sürecin sonunda ve irade oluşturma süreci tamamlandı. Bundan sonrası aslında teknik süreç diye tanımlandırılan savunma bakanlıkları arasında ve ilgili firmalar arasında devam edecek olan bir süreç. Bu da geçtiğimiz günlerde biliyorsunuz Savunma Bakanlığımız tarafından duyurulan aslında Amerika’dan gelen teklif mektubunun, yani anlaşma sürecini başlatacak teklif mektubunun geldiğini söylediler. Bu mektubun zaten gelmesi için siyasi onay sürecinin tamamlanması gerekiyordu. Amerikan iç hukukuna göre bunu tamamlamasını müteakip bu mektubu gönderdiler. Bundan sonra yani Savunma Bakanlığımız, ilgili birimlerimiz Amerikan tarafıyla gerek resmi tarafıyla, gerek şirketleriyle kendi ihtiyaçlarına göre Hava Kuvvetlerimizin modernizasyon ve yeni uçak ihtiyacına göre artık gerekli görüşmeler yapılacak. Bundan sonrası uzman kuruluşlar arasında yapılacak olan görüşme” ifadelerini kullandı.

F-35 değerlendirmesi

Fidan, “F-35 konusunda biliyorsunuz yani bu programın bir ortağıydık, bir parçasıydık. Daha sonra haksız yere buradan bir çıkarılma söz konusu oldu S-400 konuları bahane edilerek. Biz tekrar pozisyonumuzu koruyoruz. Yani buraya yapmış olduğumuz bir ulusal ödeme var, katkı var, almamız gereken mukabilinde uçaklar var. Türkiye tabi bu konuları geniş fikirle, açık bir şekilde konuşmaya, tartışmaya her zaman hazır. Yani geldiğimiz aşamada aslında bu konuları farklı perspektiflerle tartışabileceğimize de inanıyoruz. Yani Amerika’nın da bu konuda açık fikirli olması lazım diye düşünüyoruz. Yani bazı görüş alışverişleri var, bunu da ifade edeyim” dedi.

“Hemen hemen bütün ülkeler ateşkesin olması konusunda hemfikir”

Gazze konusunda Türkiye’nin ABD’ye ilettiği mesajları sorulan Fidan, “Türkiye’nin de dahil olduğu bir grup ülkenin gerçekten sürdürdüğü yoğun diplomatik temas, baskı ve kamuoyu oluşturma çalışmaları neticesinde aslında daha önce benzeri görülmemiş bir denkleme ulaştık. Yani şu anda arazideki sonuçlardan hareketle bu geldiğimiz noktaları çok fazla göremiyoruz ama ileride ortaya konacak belki çözüm çabalarında bu sonucun ne kadar önemli olduğunu göreceğiz. O da şu. Hemen hemen bütün ülkeler, daha önce dünyadaki hiçbir olayda bu derece üstünde bir oydaşma sağlamamıştı. Şu konularda hemfikirler, ateşkesin olması. Bazıları buna insani ateşkes diyor, bazıları bizim gibi kesintisiz, sürekli bir ateşkes. İnsani yardımların girmesi ve sivillerin öldürülmesinin bir an önce durması ve iki devletli çözüm arkadaşlar, sadece ateşkes değil, hemen beraberinde iki devletli çözümün hayata geçirilmesi. Şimdi bunun üzerinde bütün dünya hemen hemen hemfikir olmuş durumda. Bu şunun için önemli. Bu hemfikirlik, belli ülkeler üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Yani ülkeler kendi meşruiyetlerini korumak için belli miktar buna karşı durabilirler ama ilanihaye karşı duramazlar. Dün Başkan Biden’ın yaptığı açıklamayla biliyorsunuz bir deniz köprüsü üzerinden Gazze’ye yardım götürme aslında planı, bunun bir neticesi. Yani dünya kamuoyunun tepkisinin, ortaya koyduğu tavrın Amerika üzerinde oluşturduğu baskı, aynı zamanda iç politikada da ortaya çıkan bir baskı var ve neticesi olarak bu türden bir karar alınıyor. Beraberinde diğer uluslararası kuruluşların başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, Avrupa Birliği olmak üzere birçok ülke bir şey yapmak zorunda hissediyor kendisini özellikle insani konularda. Çünkü bu sadece vicdanlara ağır bir yük değil, aynı zamanda ülkelerin kendi toplumlarını beklenmedik şekilde harekete geçirecek, ateşleyecek bir fitil gibi duruyor. Dolayısıyla Gazzeli kardeşlerimizin yaşamış olduğu bu büyük trajediyi, bu büyük katliamı bir an önce sonlandırmak, buna yönelik somut adımların atılmasını sağlamak artık vazgeçilmez bir sorumluluk oldu. Ülkeler bu konuda kendilerini suçlu hissediyorlar ve bir şey yapma zorunda hissediyorlar” ifadelerini kullandı.

Fidan, “Konu tabi ki İsrail olduğu zaman, malumunuz olduğu üzere, uzun zamandır uluslararası sistemin, özellikle Batı merkezli sistemin kör, sağır ve dilsiz olduğunu biz biliyoruz. Yani bu artık dünyada herkesin bildiği, artık söylemekten bile çekindiği bazı insanların da artık söylemekten yorulduğu bir gerçeklik. Fakat Gazze olayında 30 binden fazla masum sivilin bilinçli bir şekilde katledilmesi tabi artık zulümde yeni bir noktayı teşkil ediyor, temsil ediyor. Dolayısıyla bunun bu şekilde devam etmesinin uluslararası sistemde oluşturacağı kriz, bölgede meydana getireceği patlamalar artık kaldırılamaz bir gerçeklik ve devletler buna göre harekete geçmek zorunda” dedi.

Tepki çeken terör örgütü YPG ziyareti

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) terör örgütü YPG ziyareti sorulan Fidan, “Amerika’nın oraya yaptığı topyekun destek, topyekun faaliyete baktığınız zaman zaten o bir faaliyetin, bir resmin çok fazla bir ehemmiyeti yok. O bir sembolizm. Esas itibariyle aktarılan silahlar, aktarılan kapasite, verilen eğitim, verilen nakit paralar, oluşturulan kurumsallaşma, bir terör örgütü üzerinden tehdit olan bu. Yani bunun yönetilmesine ilişkin modalitenin ne olması gerektiği önemli. Bizim şu pozisyonumuz var, kendileri de biliyorlar. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırların içinde veya dışında kendine tehdit oluşturan bütün tehdit ve terör odaklarıyla meşru uluslararası hukuk, ulusal hukuk çerçevesinde savaşmaktadır ve savaşmaya devam edecektir. Yani bundan hiç kimse bizi alıkoyamaz. Amerikalı dostlarımızın bölgedeki varlığını biz aramızda oluşturduğumuz bir çatışmasızlık mekanizmasıyla onların zarar görmesini engelleyecek şekilde devam ettiriyoruz. Ama şunu da söylüyoruz. Yani sizin geçici olarak başlattığınız bu sürecin artık bir kalıcılığı dönüşmesinin, iki ülke arasındaki yani stratejik ilişkinin ilerlemesinde önündeki en büyük engel olduğunu, yani bunun bir an önce son bulması, buna bir çözüm getirilmesi, aksi takdirde her zaman için iki ülke daha büyük bir karşı karşıya geliş riskini taşıyor bu terör örgütü üzerinden. Şimdi bu tabi iki ülkenin de aslında menfaatine olan bir konu değil. Tabi önceki yönetimler döneminde başlatılmış bir konu. Amerikan yönetimi bu konu içerisinden nasıl çıkar, ne türden adımlar atar bunu hep beraber göreceğiz. Bu yöndeki konuşmalar, görüşmeler tabi ki yoğun bir şekilde devam ediyor” dedi. – WASHINGTON

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-hemen-hemen-butun-ulkeler-ateskesin-olmasi-konusunda-hemfikir/feed/ 0
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy: Tüm topraklarımıza adil bir barış getirmek istiyoruz https://www.haber60.com.tr/ukrayna-devlet-baskani-zelenskiy-tum-topraklarimiza-adil-bir-baris-getirmek-istiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/ukrayna-devlet-baskani-zelenskiy-tum-topraklarimiza-adil-bir-baris-getirmek-istiyoruz/#respond Sat, 09 Mar 2024 05:21:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17373 Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin, “Tüm topraklarımıza adil bir barış getirmek istiyoruz.” dedi.

Zelenskiy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul’da, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’ndeki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Önceliklerinin Ukrayna’nın güvenliğini güçlendirmek olduğunu belirten Zelenskiy, “Tüm topraklarımıza adil bir barış getirmek istiyoruz.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aracılığıyla “ciddi insani sonuçlar elde ettiklerini” kaydeden Zelenskiy, özellikle Rusya tarafından baskı gören Kırım Tatarların olduğu bir listeyi ilettiğini dile getirdi.

Zelenskiy, söz konusu kişilerin “işgal altında olan Ukrayna topraklarında” bulunduğunu aktararak, “(Bu kişiler) Rus hapishanelerinde, çok sert ve insanlık dışı şartlarda bulunuyorlar.” ifadelerini kullandı.

Asker ya da sivil fark etmeksizin herkesin “serbest bırakılması” gerektiğini vurgulayan Zelenskiy, bu kişilerin “kendi evinde” yaşamayı hak ettiğinin altını çizdi.

Zelenskiy, bugün yapılan toplantıda “barış görüşmelerinin” üzerinde de durulduğunu, liderler düzeyindeki küresel zirve hazırlıklarıyla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bilgi verdiğini söyledi.

Söz konusu zirvenin İsviçre’de yapılacağını kaydeden Zelenskiy, “Türkiye, barış zirvesinde de bu barış planının gerçekleştirilmesinde de yer almalı.” dedi.

Bu zirvede Rusya’yı “görmediklerini” ifade eden Zelenskiy, Ukrayna için “adil bir barış” istediklerini belirtti.

“30 milyondan fazla tahıl o koridordan geçti”

Zelenskiy, görüşmede, Türkiye ile Ukrayna arasındaki işbirliğine de zaman ayrıldığını, savunma sanayisi, hükümet düzeyi ilişkiler ve şirketlere ilişkin belirli anlaşmalar konusunda mutabık kalındığını vurguladı.

Türk iş dünyası temsilcileriyle görüşmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Zelenskiy, elde edilecek sonuçların güçlü olacağını vurguladı.

Zelenskiy, Ukrayna’nın yeniden inşası ve iki ülke arasındaki anlaşmaların ilerletilmesi konusunda da tüm konuların çözülmesine açık olduklarına dikkati çekti.

İstanbul’da Ukrayna donanması korvetlerinin inşa edildiği tersane ziyaretini hatırlatan Zelenskiy, ziyaretiyle ilgili detaylara yer verdi.

Zelenskiy, iki ülkenin “ortak silah ve mühimmat” üretimi için çalıştığını, bu durumun “stratejik” yöne sahip olduğunu ifade etti.

Görüşmede gıda güvenliğinin de konuşulduğunu aktaran Zelenskiy, “Karadeniz Bölgesi de çok önemli bu açıdan. Bizim koridorumuz hızlı bir şekilde çalışıyor. Çok fazla gemi de oradan geçti. Eminim ki biz daha fazla yapabiliriz. Şimdiden 30 milyondan fazla tahıl o koridordan geçti.” değerlendirmesinde bulundu.

Zelenskiy, ramazan arifesinde herkese “sakinlik ve mutluluk” diledi.

“Mübarek ramazan ayı sırasında barışın bize biraz daha yakın olmasını diliyorum”

Ukrayna’daki duruma değinen ve sağlanan destekler için minnettar olduğunu kaydeden Zelenskiy, “Mübarek ramazan ayı sırasında barışın bize biraz daha yakın olmasını diliyorum.” dedi.

Zelenskiy, “ülkesinin kendi topraklarını savunduğunu” söyleyerek, barış için önerdikleri tekliflerin “pratik sonuçlara” dayandığını kaydetti.

Gıda güvenliğinin önemine dikkati çeken Zelesnkiy, “Karadeniz’e kıyısı olan tüm ülkeler de zaten bu Tahıl Koridoru’nun çalışmasını istiyor.” diye konuştu.

“Liman sayısını genişletmek istiyoruz”

Zelenskiy, “tüm limanlarının” çalışmasını istediklerini belirterek, “Odessa’daki büyük limanların yanı sıra biz bu liman sayısını genişletmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, bugüne kadar kimsenin Kırım Tatarlarını geri getiremediğini, bunun onların aileleri için büyük bir acı olduğunu vurguladı.

Rusya-Ukrayna Savaşı başlamadan Kırım Tatarlarının bir kısmını geri getirebildiklerini ancak çoğunun esarette olduğunu belirten Zelenskiy, bugün bir liste ilettiğini, listenin güncellendiğini ve listeye daha fazla Kırım Tatarının eklendiğini dile getirdi.

Zelenskiy, “Ben bu konuda Sayın Erdoğan’a inanıyorum. Bence o bunu yapabilir. En azından bunu deneyecek. Bunu bana söyledi.” ifadelerini kullandı.

Ukrayna’nın zor şartlar altında olduğu zaman Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sayesinde Karadeniz Tahıl Girişimi’nin çalışmaya başladığını hatırlatan Zelenskiy, bu dönem için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.

Zelenskiy, Türkiye’deki temasları ve basın toplantısının ardından ülkeden ayrıldı.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/ukrayna-devlet-baskani-zelenskiy-tum-topraklarimiza-adil-bir-baris-getirmek-istiyoruz/feed/ 0
Dışişleri Bakan Yardımcısı Bozay: Türkiye, ekonomik ve siyasi mücadelede ilerleyecek https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakan-yardimcisi-bozay-turkiye-ekonomik-ve-siyasi-mucadelede-ilerleyecek/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakan-yardimcisi-bozay-turkiye-ekonomik-ve-siyasi-mucadelede-ilerleyecek/#respond Sat, 09 Mar 2024 05:09:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17365 Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Mehmet Kemal Bozay, dünyada büyük bir ekonomik ve siyasi mücadelenin olduğunu belirterek, “Biz ikinci yüzyılımızda bu mücadelede el birliğiyle, sinerjiyle ülkemizi gerektiği yere taşıyacağız.” dedi.

Balkan Rumeli Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BALKANTÜRKSİAD) tarafından gerçekleştirilen 31. Sinerji Toplantısı’na katılan Bozay, burada yaptığı konuşmada, pandemi döneminde BALKANTÜRKSİAD üyeleriyle çevrimiçi ortamda bir araya geldiğini hatırlattı.

O toplantıda pandeminin ardından “ikiz dönüşüm” diye bir dönüşümün başlayacağını söylediğini aktaran Bozay, “Yeşil dönüşüm ve dijitalleşme. Bu dönüşümde Türkiye’nin yerini alması lazım. BALKANTÜRKSİAD olarak bu bilinci, bu farkındalığı nasıl yaratırız? Çalışmalarımızı buna yoğunlaştırmamız lazım.” dedi.

Bozay, artık firmaların bu dönüşümde neler yapılması gerektiği konularına öncelik verdiğini belirterek, “Yeşil dönüşümde doğanın finansallaştırılmasında kim daha iyi işi yapacaksa ön plana geçecek. Bunu da hani bir komplo teorisiyle değerlendirmememiz gerekiyor. İyi bir ekip oyunu yaparsanız, iyi bir strateji geliştirirseniz bu dönüşümde ileriye gideceksiniz. Dünya büyük bir değişim gösteriyor.” diye konuştu.

“İkinci yüzyılımızda ülkemizi gerektiği yere taşıyacağız”

Dünyada yaşanan savaşlara değinen Bozay, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Yukarıda korkunç bir savaş var. Aşağıda müthiş bir mezalim var Gazze’de, hiçbir zaman görmediğimiz. Biz burada bu şekilde rahat rahat oturarak konuşuyorsak bunu Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal ve mesai arkadaşlarına ve şu anda biz burada otururken sınırlarımızda, içeride ve dışarıda güvenliğimizi sağlayan güvenlik güçlerimize ve Silahlı Kuvvetlerimize borçluyuz. Bunun da kıymetini çok iyi bilmemiz gerekiyor. Çünkü dünya öyle bir aşamaya gidiyor ki inanın böyle bir varoluş üzerinden giden bir ekonomik ve siyasi mücadele var. Biz ikinci yüzyılımızda bu mücadelede el birliğiyle, sinerjiyle ülkemizi gerektiği yere taşıyacağız.”

“Asıl yapmamız gereken iç üretimimizi birleştirip ileriye taşımak”

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır” sözünü hatırlatan Bozay, şöyle devam etti:

“Şimdi biz bunu değiştirdik. Bunu Bursa da değiştirdi. Şimdi ne diyoruz? ‘Hatt-ı girişimcilik yoktur, sath-ı girişimcilik vardır’. BALKANTÜRKSİAD üyeleriyle Polonya’ya birlikte gideceğiz. Yani sathı bir girişimin içine girmemiz gerekiyor. Vizeden bahsedildi. Vizenin zorlukları var ama biz burada civa taktiği güdeceğiz. Nereden akıyorsak o tarafa gideceğiz. Asıl yapmamız gereken el birliğiyle iç üretimimizi birleştirip ileriye taşımak.”

Bozay, ilerleyen dönemde yenilenebilir enerji başta olmak üzere hidrojen üretimi ve küçük ölçekli nükleer reaktörlerin gündeme geleceğine dikkati çekti.

Türkiye’nin Balkanların parçası olduğunu dile getiren Bozay, bu nedenle BALKANTÜRKSİAD’ın ayrı bir yerinin olduğunu sözlerine ekledi.

“Bölgeyle bağlarımızı, ilişkilerimizi sıcak tutmaya özen gösteriyoruz”

BALKANTÜRKSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Şakir de dünyada artık bölgesel güçlerin oluştuğunu söyledi.

Avrupa Birliği bir güç ve Afrika ile Uzak Doğu’nun da çok büyük bir potansiyel olduğunu ifade eden Şakir, şöyle konuştu:

“BALKANTÜRKSİAD olarak bizler de Balkanlar’da, Avrupa’da lobicilik yapmaya çalışıyoruz ancak son dönemlerde vize sıkıntılarımız söz konusu. Hep beraber yaşıyoruz bunu. İş dünyası olarak zorluklar çekiyoruz. Batı ülkelerin, Balkanlarla ilgili projeleri var. Avrupa Birliği, Batı Balkanlar’ı hızlı bir şekilde Avrupa Birliği’ne dahil etmeye çalışıyor. Serbest dolaşıma girmeyen ülke kalmadı. En son Kosova’yı da dahil ettiler. Maalesef herhalde ileride Avrupa’da vizesiz gidebileceğimiz ülke kalmayacak gibi gözüküyor. Biz de BALKANTÜRKSİAD bu nedenle ve büyük önder Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ sözünden hareketle bölgeyle bağlarımızı, kökleri kardeşliğe dayanan ilişkilerimizi sıcak tutmaya özen gösteriyoruz. Oradaki Türklerle, Türk iş insanlarıyla sıkı bağlar kurmaya çalışıyoruz.”

Yeni üyelere plaket takdim edilen toplantıya, bazı Bursa milletvekilleri, dernek üyesi iş insanları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakan-yardimcisi-bozay-turkiye-ekonomik-ve-siyasi-mucadelede-ilerleyecek/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gençlerinden Ümidi Kesmek Geleceği Kaybetmek Demektir https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-genclerinden-umidi-kesmek-gelecegi-kaybetmek-demektir/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-genclerinden-umidi-kesmek-gelecegi-kaybetmek-demektir/#respond Sat, 09 Mar 2024 04:36:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17342 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir ülkenin, milletin en büyük gücünün gençler olduğunu belirterek, “Gençlerinden ümidi kesen bir millet, geleceğini kaybetmiş demektir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlenen 7. Gençlik Buluşması’nda yaptığı konuşmada, hayatını sadece okuluyla evi veya yurdu arasında geçiren, fiziki ve manevi dünyasını geliştirecek faaliyetlerden uzak duran, akranlarıyla fikri müzakere yapacak birikime sahip olmayan, kabiliyetli olduğu alanlardaki farkını ortaya koyamayan, ahlaki açıdan da şahsiyetini inşa etmeyi dert etmeyen, olumlu anlamda varlığını ailesinde, okulunda, arkadaş çevresinde, oturup kalktığı her yerde hissettiremeyen bir gençliğin kendileri için kayıp hükmünde olduğunu belirtti.

Halbuki, gençlerin her birinin gözünde, yüreğinde özellikle saklı o cevherin ateşini gördüklerini, damarlarında dolaşan enerjisini hissedebildiklerini söyleyen Erdoğan, “Yeter ki siz azminizle, gayretinizle, çabanızla bu potansiyeli harekete geçirme iradesini ortaya koyun. İşte o zaman bu kutlu yolculukta ailenizi yanınızda göreceksiniz, arkadaşlarınızı yanınızda göreceksiniz, devletinizi yanınızda göreceksiniz. Bizi daima yanınızda göreceksiniz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra salondaki gençlere, “Ahitleşmeye var mıyız?”, “Gençler, Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa etmeye var mıyız?”, “Büyük ve güçlü Türkiye mirasına sahip çıkmaya var mıyız?”, “Kendimizi her alanda en iyi şekilde geliştirmeye var mıyız?”, “Bedenimizi sporla, ruhumuzu sanatla, kalbimizi inanç ve ibadetle diri tutmaya var mıyız?”, “Dünyayı ve ülkemizi kanser hücreleri gibi saran kötü alışkanlıklardan uzak kalmaya var mıyız?”, “İstiklalimizin ve istikbalimizin sembolü olan ezanımıza, bayrağımıza, vatanımıza, devletimize canımız pahasına sahip çıkmaya var mıyız gençler?” ve “Ülkemizin bütünlüğüne, milletimizin birliğine, insanımızın kardeşliğine gözünü dikenlerin başına gök kubbeyi yıkmaya var mıyız?” sorularını yöneltti.

Gençlerin bu soruları “Evet” diyerek cevaplaması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbim hepinizden razı olsun. İşte, Asım’ın nesli budur. İşte, Türkiye Yüzyılı gençliği budur.” dedi.

“Sevgili gençler, bir ülkenin, bir milletin en büyük gücü gençleridir. Gençlerinden ümidi kesen bir millet, geleceğini kaybetmiş demektir.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, öğrenciliğimizden gençlik liderliği yıllarımıza, oradan siyasi hayatımızın her safhasına kadar ömrümüzün tüm dönemlerinde gençlerimize güvendik, inandık, onlarla birlikte yol yürüdük.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya/Yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya” dediklerini kaydederek, bugün de girdikleri her mücadelede en çok gençlere güvendiklerini vurguladı.

Vesayetle kavgalarından darbecilere karşı direnişlerine kadar tüm büyük sınamalarında gençleri daima şu anda olduğu gibi yanlarında bulduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık sizlerin zamanının misafiri olan bir büyüğünüzüm. Ben misafirim, siz ev sahibisiniz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi tek hedeflerinin ülkeye kazandırdıkları hizmetlerin zirvesi olarak gördükleri Türkiye Yüzyılı hedefini başarıyla ulaştırmak olduğuna işaret ederek, “Böylece gençlerimize çok daha büyük vizyonları hayata geçirebilecekleri büyük, güçlü, müreffeh bir ülke emanet edebileceğiz. Sizlerden beklentimiz ise kendinizi bu geleceğe hazırlamanızdır. Tabii bu hazırlığın söylemek kadar kolay olmadığını biliyoruz. Bunun için yeri geldiğinde güncel gelişmeleri takip etmek, yeri geldiğinde eskilere kulak vermek, bazı gençlerimize eskilerin tavsiyeleri biraz harcıalem gelebilir ama emin olun öyle değil.” diye konuştu.

“Bugün selamlaşmayı dahi unutmuş, ihmal eder hale gelmiş hatta beceremeyen gençlerimize rastlıyoruz”

Fethi Gemuhluoğlu’nun dostluk üzerine yaptığı konuşmaya, “Önce selam sonra kelam.” diyerek muhteşem bir selam bahsiyle başladığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün ise en basitinden selamlaşmayı dahi unutmuş, ihmal eder hale gelmiş hatta beceremeyen gençlerimize rastlıyoruz. Halbuki Kur’an ve sünnetten Kutadgu Bilig ve Babürname’ye, destanlarımızdan şiirlerimize kadar, medeniyetimize temel teşkil eden tüm eserlerde selamlaşmanın önemine vurgu yapılır. Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle emretmiştir, ‘Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız.’. Evet. Selamünaleyküm. ve aleykümselam.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Bu iklimin bereketinden mahrum bir gençlikten daha büyük davalara hizmet nasıl beklenebilir? Selamdan mahrum kalmayı beddua kabul eden bir ecdadın evlatlarına, başı önde gelip geçmek yakışır mı? Biz şahsen kendi tekamülümüzü bu tür nasihatlere ve nasihat sahiplerinin dizleri dibinde büyümeye borçluyuz. İnşallah sizlerin de bu hikmet pınarlarından en verimli şekilde istifade edeceğinize inanıyorum.”

İnsana yaşadığını hissettirenin sadece kalbinin atması veya ailesiyle, arkadaşlarıyla geçirdiği vakit olmadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, insana yaşadığını asıl hissettirenin kendisini aşkın bir davaya mensup hissetmesi ve o dava yolunda verdiği mücadele olduğunu söyledi.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-genclerinden-umidi-kesmek-gelecegi-kaybetmek-demektir/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Netanyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetimi katildir” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-netanyahunun-basinda-bulundugu-israil-yonetimi-katildir/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-netanyahunun-basinda-bulundugu-israil-yonetimi-katildir/#respond Sat, 09 Mar 2024 04:33:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17340 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Netanyahu yönetimiyle yan yana anılmak bile başlı başına ağır bir cezadır, utanılacak bir ayıptır. Çünkü Netanyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetimi katildir. Olup bitenleri gördüğü halde kafasını çeviren kalbi taşlaşmış vicdanını siyonistlere kiraya vermiş herkes de bu zulüm düzenine ortaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜGVA Gençlik Buluşması’nda konuştu. Gençlere hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yurtlarıyla, burslarıyla, icraat haneleriyle akademileriyle TÜGVA ailesi her alanda dal budak salıyor. Bu çelik iradeyi daha da yükseltme vaktidir. Cumhuriyetimizin 2. asrına damgamızı vuracağız. Spordan müzeye edebiyattan resme her alanda kabiliyetlerimizi geliştirerek bilgisayar ekranlarındaki sanal dünya ile gerçek dünyanın dengesini kurarak iman varsa imkan da vardır anlayışıyla zorlukları birer birer aşarak şartlara teslim olmadan mücadeleyi her alanda ve her konuda sürdürmeliyiz. Sizlerin böyle bir şuurla hayatınıza yön vermesini dünyanın en şatafatlı üniversitelerin diplomalarından ben daha önemli görüyorum. Diploma zarftır. Elbette kıymetlidir. Ama asıl olan mazruftur. Dünyada donanımın önce ve hatta sadece diploma ile ölçüldüğü dönemler çok geride kaldı. Artık bireysel birikimler kabiliyetler beceriler uzmanlıklar analitik yetenekler çok daha önemli hale geldi. Bunun için gençler, sizlerden eğitiminizi sürdürürken mutlaka kişisel donanımınızı da arttırmanızı istiyorum. Hayatını sadece okuluyla evi veya yurdu arasında geçiren fiziki ve manevi dünyasını genişletecek faaliyetlerden uzak duran akranlarıyla fikri müzakere yapacak birikime sahip olmayan kabiliyetli olduğu alanlardaki farkını ortaya koyamayan ahlaki açıdan da şahsiyetini inşa etmeyi dert etmeyen kısaca olumlu anlamda varlığını ailesinde okulunda arkadaş çevresinde oturup kalktığı her yerde hissettiremeyen bir gençlik bizim için kayıp hükmündedir. Halbuki biz gençlerimizin her birinin gözünde yüreğinde özellikle saklı o cevherin ateşini görebiliyoruz. Damarlarında dolaşan o enerjiyi hissedebiliyoruz. Yeter ki siz azminizle, gayretinizle, çabanızla bu potansiyeli harekete geçirme iradesini ortaya koyun” dedi.

“Bir ülkenin bir milletin en büyük gücü gençleridir”

Bir ülkenin en büyük gücünün gençleri olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bir ülkenin bir milletin en büyük gücü gençleridir. Gençlerinden ümidi kesen bir millet geleceğini kaybetmiş demektir. Biz öğrenciliğimizden gençlik liderliği yıllarımıza oradan siyasi hayatımızın her safhasına kadar ömrümüzün tüm dönemlerinde gençlerimize güvendik. Bugün de girdiğimiz her mücadelede en çok gençlerimize güveniyoruz. Vesayet ve kavgamızdan darbecilere karşı direnişimize kadar tüm büyük sınamalarımızda gençlerimizi daima şu anda olduğu gibi yanımızda bulduk. Artık sizlerin zamanının misafiri olan bir büyüğünüzüm. Ben misafirim siz ev sahibisiniz. Tek hedefimiz ülkemize kazandırdığımız hizmetlerin zirvesi olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı hedefini başarıya ulaştırmaktır. Böylece gençlerimize çok daha büyük vizyonları hayata geçirebilecekleri büyük, güçlü müreffeh bir ülke emanet edebileceğiz. Sizlerden beklentilerimiz ise kendinizi bu geleceğe hazırlamanızdır. Tabi bu hazırlığın söylemek kadar kolay olmadığını biliyoruz. Bunun için yeri geldiğinde güncel gelişmeleri takip etmek yeri geldiğinde eskilere kulak vermek, bazı gençlerimize eskilerin tavsiyeleri biraz harcı alem gelebilir. Emin olun öyle değil. Bugün en basitinden selamlaşmayı dahi unutmuş ihmal eder hale gelmiş hatta beceremeyen gençlerimize rastlıyoruz. Halbuki Kuran ve sünnetten destanlarımızdan şiirlerimize kadar medeniyetimize temel teşkil eden tüm eserlerde selamlaşmanın önemine vurgu yapılır” diye konuştu.

“Netanyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetimi katildir”

İsrail yönetiminin katil olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Ayasofya’nın ibadete açılması Taksim’e cami yapılması inancı yüzünden tahki edilen kardeşlerimizle başörtülü hanımlarımızın haklarına kavuşmaları Kudüs’ün mahremiyetine saygı gösterilmesi dünyanın çeşitli yerlerinde cihat eden kardeşlerimizin zafere ulaşmaları gibi somut gündemlerimiz vardır. Bu başlıkların bir kısmında mücadelemiz başarıya ulaştı. Ayasofya yeniden ibadete açıldı. Taksim’e cami yapıldı. Kıyafeti yüzünden mağdur edilen insanlarımız haklarına kavuştu. İnanç değerlerimiz üzerindeki baskılara ve yasaklara son verildi. Ancak hala süren ve durum vahim hale geldiği gündemlerimiz de mevcut. Bunların başında Gazze’de yaşanan katliamlar diğer Filistin topraklarında işlenen cinayetler, ve yapılan hırsızlıklar Kudüs’ün mahremiyetinin sürekli ihlali gibi hususlar geliyor. Peygamber efendimiz ‘kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin, gücü yetmezse diliyle değiştirsin, ona da gücü yetmezse kalbiyle nüfuz etsin ki bu imanın en zayıf derecesidir. ‘ buyuruyor. Filistin’de uygulanan katliamlara, karşı bize düşen de sırasıyla bu tavırları sergilemektir. Bilhassa, Gazze’deki zulüm dil ile değiştirme safhasını bile geride bırakmıştır. Artık İsrail’in soykırım politikasına karşı insanlığın yekpare bir şekilde eyleme geçmesi gerekiyor. İsrail’e destek ve cesaret veren Amerika, Avrupa devletleri tarihe kadın ve çocuk katillerinin hamisi olarak kaydolmuşlardır. İnsanlığın onurunu kurtarmak için önce bu devletlerin tavırlarını gözden geçirip yanlıştan dönmeleri şarttır. Netanyahu yönetimiyle yan yana anılmak bile başlı başına ağır bir cezadır, utanılacak bir ayıptır. Çünkü Netanyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetimi katildir. Bizzat failinden yapılanlara karşı çıkmayan bireylerine kadar İsrail’deki herkes daha anne karnındaki bebeklerden her yaştan çocuğa, kadına, erkeğe kadar 10 binlerce Filistinli masumun katlinden sorumludur. Netanyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetimi zalimdir. Olup bitenleri gördüğü halde kafasını çeviren kalbi taşlaşmış vicdanını siyonistlere kiraya vermiş herkes de bu zulüm düzenine ortaktır. Netanyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetimi hırsızdır. İsrail yönetimi Filistin halkını binlerce yıldır sahip olduğu evleri, arazileri, tarlaları, bağları içindeki eşyaları gasp etmektedir. Milyonlarca masum insana terörist yaftası vurarak katletmek için yalan üstüne yalan söyleyen İsrail yönetimine bu cesareti ve yalanları peşinen kabul edip tekrarlayanlar vermektedir. Pek çok kesimi yok etmeye amaçlayan Nazi kafasının bugünkü temsilcisi İsrail’dir. İsrail yönetimi korkaktır. Siyonizm adına çocuk ve kadın katliamları yapan kendilerini savuma imkanı olmayan masumlara zulmeden İsrail yönetimi de korkaktır” şeklinde konuştu.

“Bu ülkede siyaset yaptığı halde çıkıp utanmadan Hamas’a terör örgütü iftirası atan İsrail muhiplerine asla aldırmayın”

Hamas’a terör örgütü diyen siyasilere karşı atıfta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ülkede siyaset yaptığı halde çıkıp utanmadan Hamas’a terör örgütü iftirası atan İsrail muhiplerine asla aldırmayın. Bunlar katil İsrail’e selam çakarak siyasi ikballerini garantiye alacaklarını düşünen kifayetsiz muhterislerdir. Hamas bir terör örgütü olsaydı emin olun herkesten önce kendileri savunur işbirliği yapar muhabbet beslerlerdi. Eğer Hamas bunların dediği gibi bir örgüt olsaydı milletvekilleri her yıl dönümünde kurulduğu köyü ziyaret eder aklamak için kırk dereden su getirirler reklamını en çok kendileri yapardı. Hamas terör örgütü kesinlikle değildir. Canları pahasına vatanlarını ve topraklarını savunan bir direniş hareketidir. Biz bunlara aldırmıyor, itibar etmiyor, kesinlikle pirim vermiyoruz” dedi.

“37 bin tondan fazla insani yardım malzemesini uçaklarla ve gemilerle bölgeye ulaştırdık”

” Kızılay’ımızın sivil yardım gemisi 3 bin tonluk malzeme ile dün yola çıktı”

Filistin’e bugüne kadar 37 bin tondan fazla insani yardım malzemesi ulaştırıldığını söyleyen Erdoğan, “Türkiye olarak hiçbir tehdide ve baskıya boyun eğmeden Gazze’de yaşanan katliamın Filistin’de yaşanan zulmün sona ermesi için kalbimizle dilimizle ve elimizle her türlü çabayı gösteriyoruz. Bugüne kadar 37 bin tondan fazla insani yardım malzemesini uçaklarla ve gemilerle bölgeye ulaştırdık. Kızılay’ımızın sivil yardım gemisi 3 bin tonluk malzeme ile dün yola çıktı. Gazze’nin refah sınır kapısından her gün Kızılay tırları Gazze’ye giriyor. Ramazan ayında yardımlarımızı inşallah daha da arttıracağız. Gazze’den çıkan yaralıların bir kısmını refakatçileri ile beraber ülkemize getirip tedavi ettiriyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-netanyahunun-basinda-bulundugu-israil-yonetimi-katildir/feed/ 0
Avrupa Kulüpler Birliği toplantısı İstanbul’da yapıldı https://www.haber60.com.tr/avrupa-kulupler-birligi-toplantisi-istanbulda-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/avrupa-kulupler-birligi-toplantisi-istanbulda-yapildi/#respond Sat, 09 Mar 2024 03:24:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17291 Avrupa Kulüpler Birliği (ECA) toplantısı, Türkiye Futbol Federasyonun (TFF) ev sahipliğinde İstanbul’da yapıldı.

TFF Riva Hasan Doğan Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde gerçekleştirilen toplantıya, UEFA Genel Sekreter Vekili Giorgio Marchetti, ECA yönetim kurulu üyeleri, TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi ve yönetim kurulu üyeleri ile Avrupa ve Türk kulüplerinin yöneticileri katıldı.

Toplantı öncesinde AA’ya açıklamalarda bulunan TFF Başkanı Büyükekşi, “Bugün İstanbul’da Avrupa Kulüpler Birliği toplantısına ev sahipliği yapıyoruz. Bundan da büyük memnuniyet duyuyoruz. Avrupa kupalarının formatı önümüzdeki sezondan itibaren değişti. UEFA’nın genel sekreter vekili, Avrupa’daki ve Türkiye’deki kulüplerin yöneticileri burada. Onlara sunum yapılacak ve formatı detaylı olarak anlatacaklar.” ifadelerini kullandı.

Türk futbolunun son 2 yılda UEFA ülke puanı sıralamasında 20.’likten 9.’luğa yükseldiğini hatırlatan Mehmet Büyükekşi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gelecek sezon 5 takımla Avrupa kupalarında mücadele edeceğiz. Beş takımımızın olması ülke puanı için çok daha önemli olacak. Ülke puanı sıralamasında 6, 7 ve 8. takımlar arasında çok büyük puan farkı yok. Onları yakalayabiliriz. Türkiye’nin burada alacağı pozisyon son derece önemli. Bu toplantı, bundan sonra alacağımız pozisyon için de aydınlatıcı olacak. Futbolda en önemli şeylerden biri de yeni ilişkiler geliştirmek. Bu toplantıları, UEFA ve Avrupa kulüplerinin yöneticileriyle ikili ilişkileri sağlamlaştırmak adına son derece faydalı görüyoruz.”

“Şu an gündemimizde play-off yok”

TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi, Süper Lig’de şampiyonluk için play-off sisteminin gündemlerinde olmadığını belirterek, şunları kaydetti:

“Şu anda lig şampiyonumuz Şampiyonlar Ligi’ne, Türkiye Kupası’nı kazanan takım da Avrupa Ligi’ne katılıyor. Gelecek sezondan itibaren Türkiye Kupası’nın formatını değiştirdik. Kupayı daha heyecanlı bir hale getiriyoruz. Hypercube şirketine Süper Lig’de play-off olup olmaması konusunda bir çalışma yaptırmıştık. Kulüplerimiz çıkan play-off şartlarını uygun görmedikleri için de şu an gündemimizde play-off yok. Hedeflerimizden biri de Süper Ligi 18 takıma düşürmek. 18 takıma düştükten sonra da play-off olmadan yolumuza devam edeceğiz. Bu yıl 4 takım, önümüzdeki sezon 4 takım, bir sonraki sezon da 3 takım düşecek ve Süper Lig ideal halini alacak.”

Ali Koç: “Avrupa’da olup bitenleri Türk kulüplerinin daha iyi anlaması lazım”

Kulüpler Birliği Vakfı ve Avrupa Kulüpler Birliği (ECA) Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç da AA’ya yaptığı açıklamada Türkiye’de ilk kez düzenlenen Avrupa Kulüpler Birliği toplantısının önemine değinerek, şöyle konuştu:

“Kulüpler Birliği son dönemde işin uluslararası boyutunda da mesai harcıyor. Daha önce farklı ülkelerden bize ziyaretler oldu. Özellikle Avrasya bölgesinde, aramızda da bir kupa yapabilir miyiz diye bakıyoruz. Bu bağlamda çok lokal kalan Türk futbolunun, uluslararası arenada neler olduğu konusunda bilgi sahibi olması gerekiyor. Çünkü Avrupa futbolu son 15 yılda olağanüstü bir değişim içerisinde. Ekonomi çok değişti, milyar dolarlar konuşuluyor. Formatlar değişiyor, yeni dönemde bunun nasıl olacağını bugün öğreneceğiz. Kulüp sahiplikleri değişti. İş adamlarının, fonların sahip olduğu, sonra devlet fonlarının sahip olduğu kulüpler ortaya çıktı. Ardından birden fazla kulüp sahibi olma modeli geldi. Teknoloji geldi, kurallar değişiyor.”

Avrupa futbolunun son dönemde büyük bir değişim sürecinde olduğunu aktaran Ali Koç, “ECA’in 15 yıllık bir mazisi var. Şu an bir değişim içinde. ECA, UEFA’dan sonra Avrupa futbolunda en çok sözü geçen kuruluş. Bu kuruluş içinde hem Kulüpler Birliği olarak hem kulüpler olarak ne kadar aktif olursak, ne kadar güçlü sesimiz olursa Avrupa futbolunun gidişatında da o kadar büyük mevcudiyetimiz olur. Aynı zamanda ECA’deki değişimlerden biri de üyelik modeli genişletiliyor. Bütün takımların kulüpler birliği olmak istiyorlar. Daha önce sadece Avrupa kupalarında mücadele eden kulüplerin birliğiydi. Şimdi ise tüm Avrupa kulüplerinin temsilcisi olma yolunda. Onlar da stratejisini, markalaşmasını, pozisyonlanmasını değiştiriyor. O yüzden Avrupa’da olup bitenleri Türk kulüplerinin daha iyi anlaması lazım. Avrupa’da olup biten süreçlerin içinde olabilmemiz için uluslararası arenalarda daha etkili olmalıyız. Bunun en önemli yolu ECA’den geçiyor.” ifadelerini kullandı.

“Avrupa futbolunun tartışmasız en önemli 6. ülkesi olmamız gerek”

Ali Koç, ECA’in UEFA ile ortaklık anlaşması olduğunu vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bütün ticari alanlar için ortak şirket kuruldu. Bundan sonraki dönemde Avrupa futbolunun tüm ekonomik konuları UEFA ve ECA’in beraber karar vereceği noktaya geldi. Bu toplantıyı çok önemsiyoruz. Bu toplantı bizim için ilk ama ECA için ilk değil, her ülkeye gidip anlatıyorlar. ECA’in eksiklerinden biri şuydu. 15 yılda Avrupa futbolunda olağanüstü bir katma değer oluşturdular fakat hiçbir şekilde bu başarının iletişimini yapmadılar. Bu toplantı çift taraflı katma değer oluşturacak. Bizim gerçek anlamda ekonomi, yayın gelirleri ve sportif başarılarıyla Avrupa futbolunun tartışmasız en önemli 6. ülkesi olmamız gerek. Bunu yapacak potansiyelimiz var. Bilgi, beceri, anlayışımız şu an yeterli değil. Atılan adımlar çerçevesinde ECA’de aktif bir ülke olmak bizler için çok önemli.”

Ali Koç, Avrupa kupalarındaki yeni formatla ilgili soru üzerine, “Formatın en büyük özelliği lig formatı olması ve her takımla bir maç oynuyorsunuz. Artık iç saha dış saha olayı yok. Eskiden Şampiyonlar Ligi’nden bir alt turnuvaya, Avrupa Ligi’nden de Konferans Ligi’ne geçiş vardı. Artık geçişler de kalktı, geçiş olmayacak. Ne yazık ki maç takvimi çok yoğun. Bunun önüne geçecek bir imkanımız yok. İngiltere’de ise çok daha yoğun. Bizler de Türk kulüpleri olarak 3-4 günde maç yapmaya hazırlıklı, alışık olmalıyız.” şeklinde görüş belirtti.

“Atina’da bir Türk takımının oynadığı final, ballı börek olur”

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, UEFA Avrupa Konferans Ligi son 16 turunda deplasmanda Belçika’nın Union Saint-Gilloise ekibini 3-0 yendikleri maçı şöyle değerlendirdi:

“Dün maçı izleyenler hakemin ne kadar fark oluşturduğunu görmüştür. Lehte aleyhte kararlarda da ‘Bravo hakem.’ diyorsunuz. Niye biz bu konuda eksiğiz? Teknoloji geldi, bırak daha iyiye gitmeyi daha kötüye gidiyoruz. Bugün Türkiye’de adil rekabeti sağlayabilmemizin birinci unsuru, sahadaki hakemlerin performansından geçiyor. Sahadaki hakemlerin, onları eğitenlerin performansından geçiyor. Bunları atayanların adil ve hakkaniyetli bir çerçevede atama yapmaları gerekiyor. Siz şampiyonluk yarışında önemli bir takıma, saha hakemini ve VAR hakemini, tescilli o takımı tutan hakemi verirseniz sonuç böyle olur. Bence Türk futbolu silkelenmeli. Hem yurt içinde hem de yurt dışında kendi pozisyonlanmasını değiştirmeli. Bu da bir irade, yol haritası, inanç ve sabırla oluyor. Her sıkıntılı durumda bağırıp çağırmada yalpalarsanız, futbolu günlük idare edersiniz. Geçmişten bugüne kadar hep böyle gitti. Türkiye’de son yıllarda da özellikle sosyal medyada baskı oluşturmak, tehdit, şantaj, algı ile işleri yürütmek, avantaj elde etmek için yeni bir yöntem oldu. Sadece futbolda değil siyasette de bu var. Paydaşlar üzerinde çok etki yapıyor. Hakemleri de yöneticileri de kurulları da etkiliyor. İrade, cesaret, sabır ve yol haritası çok önemli.”

Koç, Fenerbahçe’nin UEFA Konferans Ligi’ndeki hedefi hakkında ise şöyle konuştu:

“Fenerbahçe’nin hedefi ilk önce, ülkemiz için ülke sıralamasında 9. sırayı korumak olmalı. Anladığım kadarıyla bu turu geçersek korunuyor. Fenerbahçe’nin hedefi gidebildiği kadar gitmek olmalı. Ama işte iki kulvarda gidince, 3 günde bir maç olunca bir kulvar ister istemez etkilenebiliyor. Dün sakatlanan Çağlar’ın durumunu bilmiyorum, İsmail sedyeyle çıktı onun durumunu da bilmiyorum. Turnuvada kalan tek Türk takımı olarak ülke puanı açısından alabildiğimiz kadar puan almalıyız. Fenerbahçe açısından da gidebildiğimiz kadar gitmeliyiz. Muhtemel tur atlayacak kulüplere baktığınızda biz de onlardan biriyiz diyelim, elbette tur geçene kadar geçilmemiştir… Fenerbahçe’nin başa baş mücadele edebileceği takımlar var. Atina’da bir final görmek… Final konuşmak için çok çok erken, dereyi görmeden paçaları sıvamamak gerek. Atina’da bir Türk takımının oynadığı final de ballı börek olur.”

Marchetti: “Artık grup aşamasında takımlar daha fazla maç yapacak”

UEFA Genel Sekreter Vekili Giorgio Marchetti de bugün İstanbul’da önemli bir toplantı gerçekleştireceklerini belirterek, “Gelecek sezondan itibaren UEFA kulüpler müsabakalarında format değişikliğine gidiyoruz. Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Konferans Ligi’nde yeni bir formatımız olacak. Bu toplantıda formatın neden değiştiğini, yapılacak değişikliklerle kulüplerimizin ne gibi faydalar elde edeceğini anlatacağız. İşin arka planını anlatacağız ve detaylarına ineceğiz. Artık grup aşamasında takımlar daha fazla maç yapacak.” ifadelerini kullandı.

Marchetti, yeni formatın kulüplerin oynayacakları maç sayısını arttırıp arttırmayacağı yönündeki soruya, “Bildiğiniz gibi bütün değişiklik kararlarını, atacağımız adımların hepsini kulüplerin bilgisi dahilinde yapıyoruz. Kulüpler bizim en önemli paydaşlarımız. Böyle bir değişikliğin olacağını biliyorlardı, hatta talep de onlardan geldi. İster büyük olsun ister küçük olsun Avrupa’daki bütün kulüplerin Avrupa kupalarında daha fazla maç oynama ihtiyacı var. Onlar tamamen bu değişikliklerimizin arkasında. Bu değişiklikler bizim için de önemli bir çizgi değişikliği olacak.” yanıtını verdi.

Türk takımlarının son dönemde Avrupa kupalarındaki başarılı performansına da değinen Marchetti, “Türk takımlarının performanslarını takip ettik. İyi performanslar gösterdiklerini gördük. Rakamlar da bunları söylüyor. Yaptığımız değişikliklerle daha fazla takımın katılım listesine etki edeceğini göreceğiz. Ne kadar başarılı olursanız o kadar fazla takımla Avrupa kupalarına katılma şansınız olacak. Sistemde, hesaplamalarda bazı değişiklikler yaptık. Bu başarı devam ettiği müddetçe, gelecek sezonlarda Türk kulüplerinin fayda görmesi muhtemel. Bunun ülkelerine de katkısı olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/avrupa-kulupler-birligi-toplantisi-istanbulda-yapildi/feed/ 0
Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası Kayseri’de düzenlenecek https://www.haber60.com.tr/dunya-kar-motosikleti-sampiyonasi-kayseride-duzenlenecek/ https://www.haber60.com.tr/dunya-kar-motosikleti-sampiyonasi-kayseride-duzenlenecek/#respond Sat, 09 Mar 2024 02:51:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17266 Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Kayseri Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Erciyes Kayak Merkezi Motor Sporları Alanı’nda organize edilecek olan FIM Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası öncesinde açıklamalarda bulunan Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkanı Bekir Yunus Uçar, “Dünyanın en başarılı, en gözde kayak merkezlerinde gerçekleştirilen bir organizasyon. Ülkemizin de bu anlamda tanıtımı için de çok büyük bir fayda sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

Türkiye’nin en önemli kayak merkezlerinden biri olan Erciyes’te, Türkiye’de ilk kez düzenlenecek olan Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası heyecanı yaşanıyor. Yarışlar öncesi İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkanı Bekir Yunus Uçar, yarışlara 30 ülkeden takımların katılacağını söyledi. Başkan Uçar, “Türkiye Motosiklet Federasyonu olarak Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nı Türkiye’nin en gözde kayak merkezlerinden biri olan Erciyes Kayak Merkezi’nde gerçekleştiriyor olacağız 8-9-10 Mart’ta. Bugün programımız antrenman ile başladı. Yarın dünyanın en başarılı 16 kar motosikleti şampiyonu burada dünya şampiyonu olmak için start verecekler. Yaklaşık 30 ülkeden takımların, mekanikerlerin, sporcuların bulunduğu bir organizasyon. Burada en iyi 16 seçilerek Pazar günü start alacaklar. Dünyanın en başarılı, en gözde kayak merkezlerinde gerçekleştirilen bir organizasyon. Ülkemizin de bu anlamda tanıtımı için de çok büyük bir fayda sağlayacağına inanıyoruz. Buradan Finlandiya ve ardından Norveç’e gidecek bu organizasyon” dedi.

“Sportif performans ve adrenalin patlamasını burada yaşayacağız”

Organizasyonun şölen havasında geçeceğini ifade eden Başkan Uçar; “Biz bu organizasyonu neden Kayseri’de tercih ettik? Çünkü burada çok ciddi bir kayak merkezi altyapısı söz konusu. Tabi ki kayak merkezi altyapısının ötesinde Dünya Snowkross Şampiyonası’nı yapabilmemiz için bir potansiyele ihtiyacımız var. Bu potansiyel hizmet de valilik ve büyükşehir belediyemiz bünyesinde bize sunuldu. Büyükşehir belediye başkanımızın bütün ekibiyle çalışması, valiliğimizin organizasyonumuza göstermiş olduğu ilgi ve alakaları organizasyonu buraya taşımamıza vesile oldu. Tabi ki en önemlisi Cumhurbaşkanlığı Himaye Belgesi’ne sahip bir organizasyonu gerçekleştiriyoruz. Bunun hem sorumluluğunu hem heyecanını yaşıyoruz. Beraberinde Erciyes Cup ismiyle Türkiye Şampiyonası’nı; lastiklerine çivilerin takılmış olduğu motocross motorlarıyla yarışan sporcularımız ki 60’ın üzerinde sporcunun kayıt yaptırdığı bir organizasyon. Yani tam bir festival, tam bir şölen. Sportif performans ve adrenalin patlamasını burada yaşayacağız ve yaşatacağız. Akabinde de yarın ve Pazar günü ülkemizin sevilen ve saygın sanatçılarının Ferhat Göçer ve İrem Derici’nin konserleriyle burada yaklaşık 50 bin ve üzerinde seyirciyi hep beraber motosiklet branşının en gözde organizasyonlarının birinde ağırlamış olacağız” şeklinde konuştu.

“Yerel yöneticilerimiz istediği taktirde klasik olarak devam edecek”

Türkiye’de ilk kez Kayseri’de düzenlenen organizasyonun istenildiği taktirde geleneksel hale gelebileceğini de aktaran Bekir Yunus Uçar; “Buranın planlaması ve altyapısını gelecek yıllar için de sürdürebilirlik öngörerek planladık. Kontratımız itibariyle de büyükşehir belediye başkanımız veya valimiz burada bu organizasyonun devam etmesini istedikleri sürece bir gelenek, bir klasik halinde devam edecek. Sürdürülebilirlik ülkenin, şehrin ve kayak merkezinin tanıtımı açısından son derece önemli” ifadelerini kullandı.

“Spor organizasyonlarını hem yazın hem kışın yapabilecek kabiliyetteyiz”

Organizasyonun ülke ve Kayseri’nin tanıtımına büyük katkı sağlayacağını da belirten Uçar; “Kar Motosikleti Şampiyonası ülkemiz için bir ilk. Bu tabi ki dünyada belli ülkelerin sınırlı olarak yapabildiği bir spor. Şunu göstermek istiyoruz; biz dünyanın yaz turizmini de, kış turizmini de en iyi şekilde yapabilen ülkelerinin yaptığı spor organizasyonlarının zirvesini hem yazın hem kışın yapabilecek kabiliyetteyiz. Bunu anlatmak için buradayız” diye konuştu.

“Kar olmadığını halde uluslararası standartlara getirdiler”

Kar seviyesinin yeterli düzeyde olmamasına rağmen Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmalarıyla parkurun uluslararası standartlara geldiğini de sözlerine ekleyen Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkanı Bekir Yunus Uçar; “Şuan uluslararası federasyon yetkililerinden aldığımız bilgiye göre şuanda yeterli düzeyde bir kar seviyesine sahip değiliz. Ama öyle başarılı bir belediye var ki; kar yağmasını beklemeden zirveden kar indirip parkuru kullanılabilir hale ve uluslararası standartlara getirebiliyorlar” dedi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/dunya-kar-motosikleti-sampiyonasi-kayseride-duzenlenecek/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: Ata tohumları 117 ülkeye ihraç ediliyor https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ata-tohumlari-117-ulkeye-ihrac-ediliyor/ https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ata-tohumlari-117-ulkeye-ihrac-ediliyor/#respond Sat, 09 Mar 2024 00:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17191 Bartın’da çiftçilere tohum ve sera örtüsü dağım programına katılan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, gen bankasında koruma altında 37 çeşit tohum bulunduğunu belirterek, ata tohumlarının 117 ülkeye ihraç edildiğini söyledi.

Bartın Tarım İl Müdürlüğü yerleşkesinde Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi Tohum ve Sera Örtüsü Temini Programı çerçevesinde aralarında kadınların da bulunduğu 10 çiftçiye ata tohumu ve sera örtüsü dağıtıldı. Programa katılan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, ata tohumu kullanımın yasaklandığı iddialarına cevap verdi. Sertifakalı tohum kullanımı konusundaki ısrarlı tutumun yanlış anlaşıldığını belirten Bakan Yumaklı, “Birçok konuda olduğu gibi gıda arz güvenliğini sağlamak da birinci önceliğimiz olmak durumunda. Çünkü eğer tohumunuz yoksa siz üretimi başlatamazsınız. Savunma sanayiinde, teknolojide ya da diğer sektörlerde olduğu gibi tohumda da istikbalinize dönük taahhütlerinizi yerine getirmek istiyorsanız bağımsız olmak durumundasınız. Türkiye, bu konuda dünyada ilk 10 ülke arasında. Genelde doğru bilinen yanlışlar vardır. Bu da onlardan bir tanesi. Türkiye’de üretilen yerli ve milli tohumlarımız var. Kullanılan tohumların yani yüz birimlik tohumun 97 birimi bu ülkenin topraklarında üretiliyor. Tohumlarla alakalı çok araştırma geliştirme yapan kurumlarımız var. Ama aynı zamanda son dönemde özel sektörün de ciddi bir başarısı var. Tohumlarla ilgili söyleyebileceğimiz diğer önemli şeylerden bir tanesi de bunların sertifikalı tohum olması. Bu konudaki ısrarımız zaman zaman yanlış anlaşılıyor ve ata tohumlarının yasaklandığıyla ilgili zaman zaman tezviratlarda bulunuluyor. Bu doğru değil arkadaşlar” dedi.

Bakan Yumaklı, 37 çeşit tohumun koruma altında bulunduğunu vurgulayarak, “Bizler 37 çeşit ata tohumumuzu gen bankamızda koruma altına aldık. Bunlar sertifikalı tohumlar. Sertifikalı demek, siz hangi ürün olduğunu bilirsiniz. Herhangi bir hastalık taşıyıp taşımadığını bilirsiniz. Ne kadar verim vereceğini bilirsiniz. Dolayısıyla bizim tarımsal üretimimizi garanti altına almanın yollarından bir tanesi de kullanacağımız tohumların sertifikalı olması” ifadelerini kullandı.

Ata tohumları 117 ülkeye ihraç ediliyor

Ata tohumlarının 117 ülkeye ihraç edildiğini ifade eden Bakan Yumaklı, “Türkiye’deki kullanılan sertifikalı tohumların yaklaşık yüzde 40’ı Tarımsal Araştırma Geliştirme Genel Müdürlüğümüzün üretmiş olduğu tohumlardan oluşuyor. Yaklaşık 117 ülkeye de hem bunlar hem de özel sektörümüzün üretmiş olduğu tohumlar ihraç ediliyor. Anadolu kadını değerli kardeşlerim. Tohumdan çatala bu üretimin her tarafında. Yani kimi zaman hepimiz biliriz, böyle bezlere koyup sandıklarda saklanan tohumlar vardı. O dönemin şartlarına göre bizim şimdi gen bankasında yaptığımız o saklamayı, onlar o dönemlerde bu şekilde yaparlardı. Ama şimdi artık bunlar ülkenin kullanımına birer birer çıkmış oluyor. Biz de bunları destekliyoruz bütün ülke çapında. Ata tohumlarımızı sertifikalandırıp, topraklarımızla buluşturuyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin bitki florasına iki yeni bitki katıldı

Yumaklı, Türkiye’nin zengin biyoçeşitliliğine Bartın’da yetişen iki yeni bitki türünün de eklendiğini ifade ederek, “Türkiye’nin zengin biyoçeşitliliğine sahip bir ülke olduğunu biliyoruz. Ulusal biyolojik çeşitlilik, envanter ve izleme projemiz var. Bu kapsamda 12 bin 140 türü kayıt altına almış durumdayız. Avrupa’daki toplam bütün ülkelerin biyoçeşitliliği, bitki çeşitliliği rakamları 12 binler civarında. Sadece bizim ülkemizde ise 12 bin 141 adet. Bu da bizim zenginliğimizi gösteriyor. Buradan Türkiye florasına iki yeni bitki katıldığının da müjdesini vermek istiyorum. Çünkü Bartın gibi yeşilin, doğanın, her türlü zenginliğin olduğu bir yerde biyoçeşitlilik zenginliğinin olmaması düşünülemezdi. Doğa Koruma Milli Parklardaki arkadaşlarımızın izleme çalışması ile ‘büsür otu’ ve ‘boynu altınasa’ bitkilerini biyoçeşitlilik listemize dahil etmiş olduk. Böylece 12 bin 141 adedi 12 bin 143’e çıkarmış olduk. Bartın’dan da bunun müjdesini bütün Türkiye’ye vermiş olalım. Bu çok basit bir konuymuş gibi düşünülebilir. Ancak devam etmesi gereken bir biyoçeşitlilik zenginliğinin ikisinin de Bartın’da olmuş olması en azından bizler açısından son derece mutluluk verici. Ben bu vesileyle tekrar 8 Mart Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Bu tohumları alacak, sera naylonlarını alacak, malzemelerini alacak olan çiftçilerimize bol bereketli ürünler diliyorum” diye konuştu. – BARTIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-ata-tohumlari-117-ulkeye-ihrac-ediliyor/feed/ 0
Akkuyu NGS’de çalışan kadın mühendisler Türkiye’nin geleceğini aydınlatıyor https://www.haber60.com.tr/akkuyu-ngsde-calisan-kadin-muhendisler-turkiyenin-gelecegini-aydinlatiyor/ https://www.haber60.com.tr/akkuyu-ngsde-calisan-kadin-muhendisler-turkiyenin-gelecegini-aydinlatiyor/#respond Fri, 08 Mar 2024 08:54:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17008 Türkiye’nin en büyük yatırımları arasında bulunan ve tamamlandığında ülkenin elektrik talebinin yüzde 10’unu tek başına karşılaması öngörülen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde (NGS) çalışan kadın mühendisler, ülkenin geleceğini aydınlatıyor.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Akkuyu NGS’de düzenlenen etkinlikte AA muhabirine açıklamalarda bulunan kadın mühendisler, Türkiye’nin ilk nükleer enerji santralinde görev alma deneyimlerini paylaştı.

Akkuyu Nükleer Nükleer Güvenlik Birimi Nükleer Yakıt Kontrol Kıdemli Uzmanı Ebru Adıgüzel, Türkiye’nin ilk nükleer santralinde çalışan nükleer mühendislerden biri olmak için Rusya’da 6,5 yıllık eğitim aldığını belirterek, “Akkuyu’da 2018’den beri çalışıyorum. Sahada çalışmak bir kadın için zorlu ama burada edindiğimiz tecrübeler bütün zorluklara göğüs germemizi sağlıyor.” dedi.

Adıgüzel, Türkiye’nin sanayisinin her gün daha da gelişmekte olduğunu ve bunun için enerjinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Akkuyu NGS’nin Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 10’unu devamlı şekilde karşılayacak olması Türkiye için çok büyük bir avantaj.” ifadelerini kullandı.

Akkuyu NGS’nin 1. güç ünitesinin işletmeye alınması için ilk önemli aşama olan nükleer yakıtları teslim alan ekipte bulunmaktan gurur duyduğunu dile getiren Adıgüzel, “Nükleer santralde çalışmak bizi her gün biraz daha geliştiriyor. Aynı zamanda katıldığımız projeler ve çeşitli alanlara yönelebilmemiz kariyerimize sürekli katkı sağlıyor.” dedi.

“Atatürk’ün gençlere güvendiği gibi ben de gençlere güveniyorum”

Akkuyu Nükleer Kimya Bölümü Kimyasal Analiz Uzmanı Beyza Kurtuluş Öztürk de santralde çalışmaya 2020’de kimyasal analiz uzmanı olarak başladığını belirterek, “Kimya bölümü aslında bir nükleer güç santralinin en önemli ve kapsamı en geniş bölümlerinden biri diyebilirim, çünkü suyun bulunduğu her alanda kimya birimi de işin içine giriyor.” diye konuştu.

Öztürk, Türkiye’de başka nükleer santrallerin de önümüzdeki dönemde devreye alınacağına inandığını söyleyerek, “Gençlerimiz doğru yoldan şaşmadığı müddetçe ülkemiz her türlü ilerleyecek ve daha gelişmiş bir ülke olacaktır. Mustafa Kemal Atatürk’ün gençlere güvendiği gibi ben de gençlere güveniyorum. Gelecek nesil ülkemizi her türlü ileriye götürecektir.” dedi.

Türkiye’nin en önemli projelerinden olan Akkuyu NGS’de çalışan kadın mühendislerden biri olmanın gurur verici olduğunu vurgulayan Öztürk, şöyle devam etti:

“Kadın ve erkek arasında bir fark olmadığını, olsa bile istediğimiz alanda çalışmaya engel olmadığını kendim de çalışarak göstermek ve diğer kadınların önünü açabilmek benim için çok gurur ve heyecan verici. Umarım genç kızlarımız ileride bakıp ben de burada çalışabilirim diye örnek alabilirler. Bu beni çok mutlu eder.”

“Türkiye’nin ilk nükleer güç santralinde çalışmak gurur verici”

Akkuyu Nükleer Radyoaktif Atıklar Sertifikalandırma Uzmanı Nurberk Sungur ise Akkuyu NGS’de çalışmak için St.Petersburg Politeknik Üniversitesi’ne gönderildiğini söyledi.

Sungur, santralde görev alan kadın çalışanlar için Akkuyu NGS’de görev almanın çok önemli olduğunu belirterek, “Türkiye’nin ilk nükleer güç santralini yapıyoruz. Tabii ki kendimizle gurur duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Nükleer santralin ülke için büyük bir adım olduğunu vurgulayan Sungur, şunları kaydetti:

“Her şey bir taşı suya atmakla başlar ve biz de bu taşı suya attık, dalgaların oluşmasını bekliyoruz. Dalgalar oluştukça ülke nükleer enerji alanında bugüne kadar gerçekleştirdiği araştırma faaliyetlerini sürdürüp artık nükleerin diğer kollarına adım atacağı için biz de o açıdan çok memnunuz ve mutluyuz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/akkuyu-ngsde-calisan-kadin-muhendisler-turkiyenin-gelecegini-aydinlatiyor/feed/ 0
Türkiye ve Afrika Ülkeleri Arasındaki İlişkiler Gelişiyor https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-afrika-ulkeleri-arasindaki-iliskiler-gelisiyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-afrika-ulkeleri-arasindaki-iliskiler-gelisiyor/#respond Fri, 08 Mar 2024 07:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16954 Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında son dönemde ilişkilerin gelişmesini değerlendiren Afrika Uzmanı Doç. Dr. Yunus Turhan, “Afrika ülkeleri artık Batı’ya bağımlılıktan kurtulma ve alternatif ortak bulma noktasında çok gayret ettiler” dedi.

Türkiye ve Somali arasında 2011 yılı itibari ile gelişen ilişkiler “Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması” ile yeni bir aşamaya geçti. Somali’nin son yıllarda devlet inşası noktasında Türkiye’nin savunma alanında gerçekleştirdiği yatırımların tamamlayıcısı olarak görülen bu anlaşmanın arka planında iki ülke arasındaki siyasi, ekonomik ve askeri ilişkiler yer alıyordu. Somali’nin sınırları içinde güvenliğini sağlaması için 2017 yılında kurulan Türkiye Somali Görev Gücü Misyonu (TÜRKSOM) ile Türkiye, Somali ordusunun önemli kısmını eğitti.

Akdeniz Havzası ve Afrika Medeniyetleri Araştırma Merkezi (AKAF) Müdürü Doç. Dr. Yunus Turhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011 yılında başbakanken Somali’ye yaptığı ziyaretin önemine dikkat çekerek, 2017’de stratejik ortaklığa evrilen ilişkilerin 8 Şubat’ta imzalanan anlaşma ile yeni bir seviyeye çıkmış olduğunu söyledi. İki ülke arasında yapılan anlaşmanın üçüncü ülkelere yönelik olmadığını aktaran Doç. Dr. Turhan, Türkiye ile Somali’nin bölgesel güvenlik anlamında barış inşa edici misyonunu daha görünür kılacağını kaydetti.

“Türkiye’nin Somali ordusuna vereceği destek Somali’nin kendi ayakları üzerinde durması için çok önemli”

Türkiye ve Somali arasında imzalanan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’nın Somali’nin kendi ve bölgesel güvenliğini tesis edeceğine vurgu yapan Turhan, anlaşma içeriğinde üç temel temanın olduğunu belirterek, “Birincisi, olayın ekonomik boyutu. Zira Somali münhasır ekonomik bölge içerisinde, halihazırda ekonomik zorluklarla yüzleşen bir ülke. O yüzden deniz kaynaklarının Somali ekonomisine kazandırılması, Somali’nin gelişmesi için hayati önem arz ediyor. Bölgede halihazırda yürütülen kaçakçılıkla mücadelede de Türkiye’nin bu yaptığı anlaşma önemli bir rol oynayacak. Zira korsancılıkla mücadele, kaçak balıkçılıkla mücadele veya bölgedeki doğal zenginliklerin Somali ekonomisine kazandırılması aslında bu madde içerisinde görebiliyoruz. Bölgede Somali’nin kendi savunma kapasitesini geliştirmesi de bu mevcut anlaşmanın ikinci boyutu olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü 2007 yılında kurulan Afrika Birliği Somali Misyonu Kuvveti, kısa acıyla AMİSOM, 2022 yılında yerini Afrika Birliği Geçici Somali Gücü’ne devretmiş. O da bu yılın sonu itibarıyla Somali’den ayrılacak bir güç. O yüzden Somali ordusunun kendi milli gücünü, kapasitesini geliştirmesi ve terörle mücadelede de bu mevcut kapasitesinin artırılması hayati önem arz ediyor. O yüzden Türkiye’nin Somali ordusuna bu bağlamda vereceği destek, Somali’nin kendi ayakları üzerinde durması ve devlet bütünlüğüne, toprak bütünlüğüne zarar verebilecek hamlelerin bertaraf edilmesi için de çok önemli” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Afrika ülkelerine ihraç ettiği İHA ve SİHA’lar hayati önem taşıyor

Türkiye’nin 2017 yılı itibari ile Afrika politikasında savunma alanı boyutunu ilişkilerini sürdürdüğünü belirten Turhan, bu gelişen ilişkilerin sahada önemli yansımalarının olduğunu belirterek şu ifadelere yer verdi:

“Bugün Afrika’daki 19 ülkede Türk askeri ateşesi mevcut. Bu önemli bir ayrım. Bugün 30 farklı Afrika ülkesi ile Türkiye arasında savunma ve güvenlik alanında işbirliği yapıldı ve bu ülkelerden bazıları Türkiye’den insansız hava aracı aldı veya alma noktasında da girişimleri bulundu. Bu ülkelerin kendi askeri kapasitesini geliştirme, terörle mücadelesine katkı sunması için Türkiye’nin sağlamış olduğu insansız hava araçları ve diğer askeri teçhizatlar hayati önem arz ediyor. Türkiye’nin mevcut askeri kapasitesinin sunduğu imkanlar hem kapasite anlamında hem fiyat anlamında batılı muadillerine nazaran çok daha efektif. Bu da Afrika ülkeleri nazarında önemli bir ayrıştırıcı faktör olarak kabul görüyor ve Türkiye’ye yönelik çok yoğun bir talep var. 2021 yılında İstanbul’da gerçekleşen Türkiye Savunma İşbirliği Zirvesi’ne Afrika’dan çok üst düzey katılım olmuştu ve bütün Afrika ülkelerinin son yıllarda Türk savunma alanına yönelik ilgisini de bu minvalden okuyabiliriz.”

“Afrika ülkeleri artık Batı’ya bağımlılıktan kurtulma ve alternatif ortak bulma noktasında çok gayret ettiler”

Afrika ülkelerinin Batı’ya bağımlılığını bitirerek, çeşitli ortaklıklar noktasında Türkiye’yi bir partner olarak gördüğünü dile getiren Turhan, “Afrika ülkelerinin son yıllarda en büyük mücadelesi kolonyal mirasın ortadan kaldırılmasına yönelik olması. En son Mali, Çad, Burkina Faso özelinde baktığımız zaman Fransa’nın ülkedeki varlığına yönelik yeni iktidarların önemli bir hamlesi var. Bu bağlamda Afrika ülkeleri artık Batı’ya bağımlılıktan kurtulma ve alternatif ortak bulma noktasında çok gayret ettiler. O yüzden Türkiye’nin sunduğu bir imkan aslında bir alternatif sunuyor. İkincisi ve bence en önemlisi. Türkiye’nin Afrika ile yapmış olduğu savunma işbirliği anlamında ‘know-how’ dediğimiz bilgi transferi de var. Yani Türkiye tek taraflı gidip ürünlerini satmıyor. Aynı zamanda Afrika’nın kendi askeri kapasitesinin geliştirilmesine yönelik teknoloji transferi ve bilgi transferi yapıyor” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin Afrika’yla ilişkisinin çok kadim bir geçmişi olduğunu dile getiren Turhan, “Osmanlı döneminden alabileceğimiz, hatta daha eskiye gidecek olursak, Tolunoğulları Devleti döneminden bilfiil gelen bir ilişki yapımız var. Türkiye’nin Afrika’ya ilgisi aslında bu tarihsel ortak hafızayı yeniden canlandırmak bağlamında önemli. Afrika’da kolonyal geçmişi olmayan bir aktör olarak Türkiye’nin Afrika’da varlığı Afrika ülkelerinde devlet yöneticilerinde hatta daha önemlisi halk nazarında çok önemli bir karşılığı var. Çünkü Türkiye ‘kazan kazan’ ilkesi ve ‘birlikte kalkınalım’ politikası çerçevesini Afrika’ya yaklaşıyor. O yüzden ciddi bir Türkiye’ye yönelik sempati söz konusu. Türkiye’nin yapmış olduğu hamleler, Afrika ülkelerinin kalkınması, kendi ayakları üzerinde durması noktasında önemli bir görev ihtiva ediyor. Zira Afrika ülkeleri son yıllarda özellikle yeniden Afrika veya Afrika’nın kendi öznel bilincini geliştirebilecek ilişki modeli arzuluyorlar ki Türkiye bu minvalde bir ilişki modeli izliyor. Ayrıca Türkiye’nin Afrika’daki mevcut diplomatik varlığı önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Bugün halihazırda 44 Afrika ülkesinde diplomatik temsilciliğimiz var. Türk Hava Yolları’nın Afrika’daki 60’dan fazla noktaya uçuşu, Afrika’yı kendi içinde birbirine, Afrika’yı da aynı zamanda dünyaya bağlıyor. Bu bağlamda kültürel bir etkileşim inşa ediyor. TİKA, YTB gibi kurumlarımızın Afrika’nın kendi halkına yönelik yapmış olduğu katkıları takdire şayan. Bunların hepsini üst üste koyduğumuz zaman Türkiye-Afrika ilişkileri her geçen yıl derinleşerek ilerliyor ve uzun vadede de Afrika ülkeleri için Türkiye çok önemli bir stratejik ortak olacak. Hem Türkiye hem de Afrika’nın küresel sistem içerisinde ağırlığını arttırabileceği yeni bir ilişki modeli gelecekte bizi bekliyor diyebilirim” diye konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-afrika-ulkeleri-arasindaki-iliskiler-gelisiyor/feed/ 0
NATO’ya resmen katılan İsveç, 200 yıllık tarafsızlık politikası neden bitirdi? https://www.haber60.com.tr/natoya-resmen-katilan-isvec-200-yillik-tarafsizlik-politikasi-neden-bitirdi/ https://www.haber60.com.tr/natoya-resmen-katilan-isvec-200-yillik-tarafsizlik-politikasi-neden-bitirdi/#respond Fri, 08 Mar 2024 05:01:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16915 İskandinav ülkesi İsveç, ABD’nin başkenti Washington D.C’de katılım sürecinin tamamlanmasının ardından resmen NATO’nun 32. üyesi oldu. Belgelerin teslimi, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası İsveç’in katılım için yaptığı başvurudan iki yıl sonra gerçekleşti. İşte İsveç’i NATO üyesi yapan süreçte yaşananlar…

DÜNYANIN EN ESKİ TARAFSIZ ÜLKESİ

Dünyanın en eski tarafsız ülkesi kabul edilen İsveç’in, son olarak 1814 yılında Norveç’le yaptığı savaş son saldırı savaşı olarak tarihe geçti. İsveç, hem 1. Dünya Savaşı, hem de 2. Dünya Savaşı’nda resmen tarafsız olduğunu bildirdi. Ancak özellikle 2. Dünya Savaşı’ndaki tarafsızlığı birçok kez tartışıldı. Almanya’yı uzun bir süre örnek alan İsveç, bu dönemde dünyada beliren bloklara kayıtsız kalmayı tercih etti.

Stockholm

2. DÜNYA SAVAŞI

İsveç hükûmeti, ülkenin 2. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası ile savaşmayacağını beyan ederek birtakım ayrıcalıklar elde etti. Savaş sırasında Almanya’ya çelik ve makine taşımacılığı yapan İsveç, savaş sırasında Norveç’in Nazilere karşı savunmasını da destekledi. Bu bağlamda 1943 yılında Danimarkalı Yahudilerin toplama kamplarından kurtulması için girişimde bulundu. Savaşın bitimine doğru ise birtakım barışçıl girişimlerde bulunan İsveç, birçok toplama kampında özellikle İskandinav ve Baltık Yahudilerini kurtarmak için bazı atılımlar yaptı.

İsveç askerleri (1940’lı yıllar)

SOĞUK SAVAŞ YILLARI

İsveç tüm 20. yüzyıl boyunca tarafsızlığıyla bilinse de, Soğuk Savaş döneminde ülkenin ve ülkede bulunan belli başlı otoritelerin ABD ile daha ağırlıklı ilişkilerinin bulunduğu, geniş çevrelerce bilinmektedir. 1960’ların başında iki ülke, İsveç’in batı yakasında birkaç Amerikan nükleer denizaltının konuşlandırılması için anlaştı. Aynı yıllarda İsveç, ABD ile bir savunma paktı imzaladı. Bu anlaşma bir devlet sırrı olarak kaldı ve ancak 1994 yılında İsveç halkına açıklandı.

AB ÜYESİ OLDU, ANCAK KENDİ PARASINI KULLANDI

Soğuk Savaş’ın bitimini takiben, İsveç, Avusturya ve Finlandiya Avrupa Birliği’ne katıldı, ancak İsveç yine de para birimi olarak euroyu kabul etmedi. İsveç, savunma teknolojileri ve savunma sanayii alanında diğer Avrupa ülkeleri ile geniş kapsamlı iş birliğinin yanında NATO ve bazı diğer ülkelerle birlikte bazı askeri tatbikatların parçası olsa da askeri olarak müttefik olmamaya devam etti.

İSVEÇ’İN TARAFSIZLIK İLKESİ

İsveç’in tarafsızlık doktrini, 1814’te İsveç’in Norveç’e karşı yürüttüğü harekâtın sona ermesinden bu yana ülke bir savaş durumunda olmadığı için genellikle 19. yüzyıla kadar uzanır. 2. Dünya Savaşı sırasında İsveç ne müttefik ne de eksen güçlerine katıldı. Bu bazen tartışıldı çünkü İsveç, belirli durumlarda Nazi rejiminin kendi demir yolu sistemini asker ve malları, özellikle de Alman savaş makinesi için hayati önem taşıyan kuzey İsveç’teki madenlerden gelen demir cevherini taşımak için kullanmasına izin verdi.

Ancak İsveç, Kış Savaşı’nda Finlandiya’nın savunmasına dolaylı olarak da katkıda bulundu ve 1943’ten sonra İsveç’te Norveç ve Danimarka birliklerinin eğitimine izin verdi. Erken Soğuk Savaş döneminde İsveç, uluslararası ilişkilerde bağlantısızlık ve düşük profil politikasını güçlü ulusal savunmaya dayalı bir güvenlik politikasıyla birleştirdi. İsveç ordusunun işlevi saldırıyı caydırmaktı. Aynı zamanda, ülke, özellikle istihbarat alışverişi alanında, Batı bloğu ile nispeten yakın gayri resmi ilişkileri sürdürdü.

İSVEÇ-RUSYA İLİŞKİLERİ

1952’de bir İsveç DC-3’ü Baltık Denizi üzerinde bir Sovyet MiG-15 savaş uçağı tarafından düşürüldü. Daha sonra yapılan araştırmalar, uçağın aslında NATO için bilgi topladığını ortaya çıkardı. Başka bir uçak, bir Catalina arama kurtarma uçağı da birkaç gün sonra gönderilmiş ve Sovyetler tarafından da düşürülmüştür.

27 Ekim 1981’de, Sovyetler Birliği’nden bir Viski sınıfı denizaltı (U 137), ülkenin güneyindeki Karlskrona’daki deniz üssünün yakınında karaya oturdu. Araştırma, denizaltının bir seyir hatası nedeniyle mi yoksa bir düşmanın İsveç askeri potansiyeline karşı casusluk mu yaptığı konusunda hiçbir zaman net bir şekilde ortaya çıkmadı. Olay, İsveç ile Sovyetler Birliği arasında diplomatik bir krizi tetikledi. 1986 yılında Olof Palme suikastının ardından ve Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle İsveç daha geleneksel bir dış politika yaklaşımı benimsemiştir. Bununla birlikte, ülke barışı koruma misyonlarında aktif olmaya devam ediyor ve hatırı sayılır bir dış yardım bütçesini koruyor.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI

2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline yanıt olarak İsveç, NATO ittifakına resmen katılmak için harekete geçti. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, sadece birkaç haftalık hızlı bir üyelik sürecinden bahsetti, ancak NATO üyesi Türkiye, İsveç’in terör örgütü PKK’ya karşı harekete geçmesini ve İsveç’in bazı teröristleri iade etmesini talep ederek İsveç’in ittifaka katılmasını defalarca engelledi.

İSVEÇ’İN NATO’YA ÜYELİK SÜRECİ VE TÜRKİYE-İSVEÇ İLİŞKİLERİ

İsveç, komşusu Finlandiya ile üyelik başvurusunu 18 Mayıs 2022’de yaptı. NATO’ya yeni katılım için onay vermesi gereken 30 üye ülkeden biri olan Türkiye, İsveç ve Finlandiya’dan beklentilerini dile getirdi. Türkiye’nin endişeleri özellikle İsveç’teki PKK/YPG ve FETÖ gibi terör örgütlerinin faaliyetlerinden kaynaklanıyordu.

28 Haziran 2022’deki Madrid Zirvesi’nde Türkiye, İsveç ve Finlandiya ile iki ülkenin terörle mücadelede daha fazla işbirliği taahhüt ettiği Üçlü Muhtıra’ya imza attı. Bu çerçevede üç ülke tarafından Daimi Ortak Mekanizma kuruldu. Bu sayede iki ülke, üyeliğe resmen davet edildi. 5 Temmuz 2022’de NATO ülkelerinin katılım protokolünü imzalamasıyla İsveç ve Finlandiyalı yetkililer, NATO’nun toplantılarına “davetli ülke olarak” katılmaya başladı.

Bu süreçte üç ülke arasında çok sayıda görüşme yapıldı. Finlandiya, Türkiye’nin beklentilerini karşılayacağına yönelik taahhütlerinin karşılık bulması üzerine 3 Nisan 2023’te NATO’nun 31’nci üyesi oldu. İsveç için süreç ise devam etti. TBMM’nin 23 Ocak’ta, Macaristan Ulusal Meclisinin de 26 Şubat’ta verdiği onayın ardından, tüm müttefiklerin meclislerindeki onay sürecinin tamamlanmasıyla İsveç’in üyeliğiyle ilgili son aşamaya geçildi.

İsveç, ABD’nin başkenti Washington’da düzenlenen giriş protokolü kabul töreniyle bugün NATO’nun resmen 32’nci üyesi oldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/natoya-resmen-katilan-isvec-200-yillik-tarafsizlik-politikasi-neden-bitirdi/feed/ 0
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı: Ülkemizi 29 bin kilometrelik bir demir yolu ağıyla donatacağız https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-ulkemizi-29-bin-kilometrelik-bir-demir-yolu-agiyla-donatacagiz/ https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-ulkemizi-29-bin-kilometrelik-bir-demir-yolu-agiyla-donatacagiz/#respond Fri, 08 Mar 2024 04:18:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16884 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Devam eden projelerimizi bitirdiğimizde ülkemizi 29 bin kilometrelik bir demir yolu ağıyla donatacağız. Daha çevreci, güvenilir, ekonomik bir ulaşım sistemini de inşallah ülkemizin her tarafına yaygınlaştırarak, ülkeyi demir yolu ağlarıyla yeni baştan donatmış olacağız.” dedi.

Uraloğlu, AK Parti Adana Gençlik Kollarınca Çukurova Üniversitesi Mithat Özsan Amfisi’nde düzenlenen “Gençlik Aşkı ile Adana” programında, bir gün sonrasını düşünen Türkiye’den, 2028, 2035, 2053, 2071’i konuşan bir ülke haline geldiklerini söyledi.

Gençlerin gelecek olduğunu ifade eden Uraloğlu, “O ufukları size biz açmak durumundayız. Çok şükür Cumhurbaşkanı’mızın önderliğinde, liderliğinde de biz bunu açmış durumdayız. Siz, ufka bakıyorsunuz, siz uzaya bakıyorsunuz.” şeklinde konuştu.

“Gazze’de maalesef soykırıma varan vahşeti var”

Bütün mazlum coğrafyaların gözlerini çevirmiş Türkiye’ye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a baktığını belirten Uraloğlu, şöyle devam etti:

“Gerçekten oralarda, bizden, ülkemizden, hele hele Cumhurbaşkanı’mızdan olan beklenti gerçekten bir başka. Bunu beraber görmemiz, beraberce anlamamız lazım. Onun için biz kendimizi öyle yetiştirmeliyiz ki sadece kendi ailemizi, ilimizi, ülkemizi değil, bütün mazlum coğrafyalara hizmet edecek donanımda kendimizi yetiştirmemiz lazım. Bakın bugün İsrail’in, Gazze’de maalesef soykırıma varan vahşeti var. En üst perdeden kim ses çıkarıyor? Cumhurbaşkanı’mız ses çıkarıyor ve gerçekten dikkate alınan da o. Bugün onun söyledikleri dünyada çok geniş bir etki uyandırdı. İnşallah Allah, o Gazzeli kardeşlerimizin maruz kaldığı şu zulümden de bir an önce kurtulmasını nasip etsin diyorum.”

Uraloğlu, daha sonra yaptığı sunumda bakanlığın Türkiye ve Adana’daki yatırımlarını anlattı.

Türkiye’nin jeopolitik açıdan önemli bir ülke olduğunu, doğudan batıya ticaret ve ulaşımı sağlayan orta koridorun tam merkezinde yer aldığını vurgulayan Uraloğlu, “Biz burada sadece bir ticaret taşımıyoruz. Bütün gönül coğrafyamıza, özellikle Orta Asya’ya, Türk cumhuriyetlerine de biz buradan ulaşıyoruz. Bunun için kıymetli.” ifadesini kullandı.

Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin ulaşımdaki teknolojisiyle 2071’e daha güvenle bakabildiklerini, hayal edilemeyen otoyollar, tüneller ve köprülerin yapıldığını söyledi.

“11 bin kilometrelik mevcut olan ağın neredeyse tamamını yeniledik”

Demir yolu yatırımları hakkında bilgi veren Uraloğlu, şöyle konuştu:

“Türkiye’deki halihazırdaki demir yolu ağının 3 bin kilometreden bir miktar daha fazlasını biz AK Parti hükümetleri döneminde yaptık. Ama 11 bin kilometrelik mevcut olan ağın da neredeyse tamamını yeniledik. Devam eden projelerimizi bitirdiğimizde ülkemizi 29 bin kilometrelik bir demir yolu ağıyla donatacağız. Daha çevreci, güvenilir, ekonomik bir ulaşım sistemini de inşallah ülkemizin her tarafına yaygınlaştırarak, ülkeyi demir yolu ağlarıyla yeni baştan donatmış olacağız.”

“Milli maç 90 dakika, Ankara-İstanbul arası 80 dakika olacak”

Uraloğlu, Ankara-İstanbul arasındaki hızlı tren yatırımına değinerek, “Milli maç 90 dakika, Ankara-İstanbul arası 80 dakika olacak. İstanbul-Ankara arasında saatte 350 kilometre hızla 80 dakikalık bir sürede seyahat edecek olan bir projenin, proje yapım çalışmalarını başlattık. 2028’e kadar inşallah bunu yapım çalışmalarını başlatacağız. 2030’lu yıllarda da inşallah hem böyle bir seyahat imkanı tanıyacağız hem de bu teknolojiyi ülkemize kazandırmış olacağız.” değerlendirmelerinde bulundu.

“Adana Havalimanını da asla atıl bırakmayacağız”

Ülkenin her tarafına havalimanları yaptıklarına dikkati çeken Uraloğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şu an 57 tane var, 3 tanesi devam ediyor, bir tane de planlanan var. Devam edenlerden bir tanesi de Çukurova Havalimanımızdır. O da gündemimizde. İnşallah onu da ulaşıma açacağız ama Adanalı kardeşlerimiz merak etmesin. Biz Adana Havalimanını da asla atıl bırakmayacağız. 2002’de sadece 50 ülkede 60 noktaya uçabiliyorduk. Bugün geçen hafta 131 olan ülkede 346 noktaya uçabiliyoruz. Neredeyse dünyanın her tarafına uçabiliyoruz.”

Uraloğlu, ilk milli ve yerli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A uydusunu haziranda yörüngesine göndermeyi hedeflediklerini bildirdi.

“İnşallah 2026’da 5G’ye geçeceğiz”

Türkiye’de 549 bin kilometre fiber kablo uzunluğuna ulaştıklarını dile getiren Uraloğlu, “5G teknolojisini gençlerimiz merak ediyor. Bununla ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz. İnşallah 2026’da 5G’ye geçeceğiz. Ama bir taraftan da 6G teknolojisini de dünyada takip etmeye başladığımızı size söylemek isterim.” dedi.

Uraloğlu, merkez Seyhan ilçesi Fatih Mahallesi’nde düzenlenen “Mahalle Buluşması” programına da katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-ulkemizi-29-bin-kilometrelik-bir-demir-yolu-agiyla-donatacagiz/feed/ 0
Ermenistan Dışişleri Bakanı Türkiye ile normalleşme sürecini istiyor https://www.haber60.com.tr/ermenistan-disisleri-bakani-turkiye-ile-normallesme-surecini-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/ermenistan-disisleri-bakani-turkiye-ile-normallesme-surecini-istiyor/#respond Thu, 07 Mar 2024 08:54:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16547 Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, Türkiye ile normalleşme sürecine ilişkin, “Ermenistan Cumhuriyeti olarak biz samimi şekilde devlet sınırlarının bir an önce açılmasını istiyoruz. Diplomatik ilişkilerin kurulmasını ve insanlar ve kültürler arasında temasların artmasını istiyoruz.” dedi.

Mirzoyan, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde 1-3 Mart tarihlerinde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirinin, Türkiye-Ermenistan normalleşmesi ve Azerbaycan-Ermenistan barış sürecine ilişkin sorularını yanıtlayarak değerlendirmelerde bulundu.

ADF’deki atmosferi değerlendiren Mirzoyan, “Antalya Diplomasi Forumu gerçekten çok etkileyici. İkinci kez katılma şansım oldu. İlk kez iki yıl önce katılmıştım.” diye konuştu.

Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle geçen yıl ADF’nin düzenlenmediğini anımsatan Mirzoyan, depremin ardından Türkiye’ye gelerek afetten etkilenen bölgeleri ve Ankara’yı ziyaret ettiğini dile getirdi. Mirzoyan, Ermenistan ile Türkiye arasında normalleşme süreci için özel temsilciler atandığını ve özel temsilcilerin yüz yüze ve telefonda temaslarının olduğunu anımsattı.

Ararat Mirzoyan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında da telefon görüşmeleri olduğunu belirterek “Devamlı bir temas var ve bunlar olumlu dinamik sağlıyor.” ifadesini kullandı.

Türkiye ile Ermenistan arasındaki kara sınırının iki ülkeyi ziyaret eden üçüncü ülke vatandaşlarının geçişine açılması için anlaşmaya varıldığını hatırlatan Mirzoyan, bunun yalnızca üçüncü ülke vatandaşları için değil, aynı zamanda Ermenistan ve Türkiye’deki diplomatik pasaport sahibi kişiler için de geçerli olacağını aktardı.

Mirzoyan, ayrıca tarihi Ani Köprüsü’nün yeniden restorasyonunun söz konusu olduğunu belirterek sınır bölgelerindeki altyapıların ve yolların inşası konusunda da bazı anlaşmalara varıldığını hatırlattı.

Ermeni Bakan, “Ermenistan Cumhuriyeti olarak samimi şekilde devlet sınırlarının bir an önce açılmasını istiyoruz. Diplomatik ilişkilerin kurulmasını ve insanlar ve kültürler arasında temasların artmasını istiyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

İki ülke arasındaki sınırların açık olmasının ne gibi faydalar sağlayacağına ilişkin soruya Mirzoyan, “Bunun getireceği faydaları açıktır. Öncelikle sıradan insanlar için çok önemli. İlişkilerin gelişmesi, ekonomik ilişkilerin gelişmesi ilk önce insanlara fayda sağlayacak ve Ermenistan vatandaşlarının çoğu bunun bilincinde.” yanıtını verdi.

“Azerbaycan ile müzakereleri sürdürüyoruz”

Mirzoyan, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki barış görüşmelerine ilişkin de bu fırsatı, barış gündemine olan bağlılığı yeniden teyit etmek için kullanmak istediklerini belirterek “Azerbaycan ile barış anlaşması imzalamak için müzakereleri sürdürüyoruz ve genel olarak Kafkasya’da, Güney Kafkasya bölgesinde istikrar ve barışın pekiştirilmesi için bu sürece devam ediyoruz.” dedi.

Taraflar arasında birtakım sorunlar olduğunu, bunlardan bazıları hakkında Azerbaycan ile anlaşmaya vardıklarını kaydeden Mirzoyan, iki önemli konuda tarafların yaklaşımının farklı olduğunu ifade etti. Mirzoyan, bu sorunların ilkinin iki ülke sınırlarının belirlenmesi ilkeleri, diğerinin bölgesel bağlantı ve ulaşım hatlarıyla ilgili olduğunu söyledi.

Tarafların öncelikle birbirlerinin toprak bütünlüğünü tanıdığını yinelemek istediğini söyleyen Mirzoyan, Ermenistan olarak “sınırların belirlenmesi ve çizimini öngören demarkasyon sürecinin 1991’de imzalanan Almatı Bildirgesi çerçevesinde olması gerektiğini” savunduklarını ifade etti.

Hiç kimsenin yeni sınırlar çizme yetkisinin olmadığını belirten Mirzoyan, Erivan yönetiminin bu bildirgenin barış anlaşması taslağında yer almasını istediğini iddia etti. Mirzoyan, bu konuda Azerbaycan’dan olumlu yanıt alamadıklarını öne sürdü.

Mirzoyan, öte yandan, “bölgedeki tüm bağlantı ve ulaşım hatlarıyla ilgili”, “Ulaşım yollarının açılmasında istekliyiz. Öncelikle bu bölgesel ulaşım bağlantılarının açılması bizim için de çok önemli ve bize de ekonomik faydalar sağlayacaktır.” ifadesini kullandı.

Ermeni Bakan, gündeme getirdikleri “barış kavşağı” projesinin ekonomik açıdan önemli ve bölgede kalıcı barışın garantörü olacağını öngördüklerini kaydetti.

Ermenistan Dışişleri Bakanı Mirzoyan, ülkesinden geçen ulaştırma yollarının can ve mal güvenliğinin üçüncü ülkeler tarafından sağlanmasına karşı olduklarını belirterek bölgedeki ulaşım yollarının “bulundukları ülkenin egemenliği ve yargı yetkisi altında olması gerektiğini” savundu.

Mirzoyan, “Eşitlik, mütekabiliyet ilkeleri önemli. Süreç, bu ilkeler üzerine inşa edilmeli.” diye konuştu.

Ermenistan Dışişleri Bakanı, Azerbaycan’dan geçecek ulaşım yolları için de aynı eşitlik ilkesinin geçerli olacağını, buradan geçen yollarla ilgili aynı yetkilerin Bakü yönetimine ait olması gerektiğini ifade etti. Mirzoyan, söz konusu çerçeveye Azerbaycan tarafının uygun görüş vermediğini iddia etti.

Almanya’nın başkenti Berlin’de, Azerbaycanlı mevkidaşı Ceyhun Bayramov’la görüşmesinde bir sonraki görüşme için tarih belirleyip belirlemediklerinin sorulması üzerine Mirzoyan, yeni görüşme için tarihin belli olmadığını söyledi. Mirzoyan, mevkidaşı Bayramov ile sürekli temas halinde olduklarını belirterek yakın zamanda yeni görüşme tarihini belirlemeyi umduklarını dile getirdi.

“Şu an gerçekten barış imkanımız var”

“Ermenistan-Azerbaycan barışı, iki ülke ve bölgeye ne tür fırsatlar ve imkanlar sunacak?” sorusuna Mirzoyan, “Barışın faydalarından bahsetmek biraz anlamsız olur. Çünkü barışın getireceği faydalar açıktır. Bu, tartışma götürmez bir konudur.” yanıtını verdi.

Mirzoyan, “Halklarımızın barışa ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Dünyadaki diğer halklar gibi, halklarımız barışa layıklar ve devamlı ebedi düşmanlığa biz hiçbirimiz mahkum değiliz. Bizim şu an gerçekten barış imkanımız var.” değerlendirmesini yaptı.

Ermenistan-AB ilişkileri

Ermenistan’ın Avrupa Birliği (AB) ile yakınlaşmasına ilişkin soruya ise Mirzoyan, farklı alanlarda AB ve Avrupa ülkeleriyle ilişkileri derinleştirmeyi sürdürdüklerini ve çok yoğun siyasi diyalog içinde oldukları yanıtını verdi.

Mirzoyan, Ermenistan’ın ekonomik direncini ve ekonomik kaynaklarını çeşitlendirmesini sağlamak için Avrupa ile işbirliği içinde olduğunu dile getirdi.

“Avrupa Birliği’yle ilişkilerimizi daha da derinleştirmek istiyoruz.” diyen Mirzoyan, Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın, “Avrupa Birliği Ermenistan’la ilişkileri derinleştirmeye ne kadar hazırsa Ermenistan da o kadar hazırdır.” ifadesini aktardı.???????

]]>
https://www.haber60.com.tr/ermenistan-disisleri-bakani-turkiye-ile-normallesme-surecini-istiyor/feed/ 0
Üç maddede Haiti’deki krizin arka planı https://www.haber60.com.tr/uc-maddede-haitideki-krizin-arka-plani/ https://www.haber60.com.tr/uc-maddede-haitideki-krizin-arka-plani/#respond Thu, 07 Mar 2024 04:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16453 Amerika kıtasının en yoksul ülkesi Haiti’de geçen Cumartesi gecesinden beri şiddet iklimi hakim. Buna, ağır silahlı çete üyelerinin toplu mahkum firarlarını kolaylaştırması ve ülkenin başbakanı Ariel Henry’nin istifasını talep etmesi neden oldu.

Hükümetten yapılan açıklamaya göre, biri başkent Port-au-Prince’te, diğeri ise komşu kent Croix des Bouquets’te olmak üzere iki hapishaneye hafta sonu baskın düzenlendi. Pazar günü yerel saatle 20.00’de başlayan bir gece sokağa çıkma yasağı uygulandı.

BBC’nin konuştuğu Haiti’de görev yapan Uluslararası Kurtarma Komitesi’nden Serge Dalexis, Cuma gününden beri polis karakollarının çetelerin kontrolünde olduğunu ve “çok sayıda polis memurunun da hafta sonu boyunca öldürüldüğünü” söyledi.

Bu durum yetkililerin dikkatini dağıtmış ve cezaevlerine yönelik koordineli saldırıyı kolaylaştırdı.

Uluslararası Kriz Grubu’ndan Haiti uzmanı Diego Da Rin, BBC’ye yaptığı açıklamada krizin daha da kötüleştiğini çünkü yakın zamana kadar rakip olan çetelerin güçlerini birleştirdiğini söyledi.

Başkentteki okullar ve pek çok işyeri Salı günü kapalıydı ve bazı mahallelerde yağma olayları yaşandı.

Da Rin, “Çete lideri Jimmy Chérizier, vatandaşlardan silahlı çete üyelerini gördüklerinde korkmamalarını rica etti, sadece hükümeti devirmek istediklerini, sivil halka zarar vermeyeceklerini söyledi. Ancak halk dehşet içinde.”

Pazartesi günü, ağır silahlı bir grup çete üyesi ülkenin en büyük havalimanı olan Toussaint Louverture Uluslararası Havalimanını ele geçirmeye çalışarak polis ve askerlerle çatışmaya girdi.

Ardından da tüm iç ve dış hat uçuşlar iptal oldu.

BM Mülteci Ofisi’nin aktardığına göre, şiddet olayları nedeniyle en az 15 bin kişi hafta sonu evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Reuters haber ajansına konuşan ve adını Nicolas olduğunu söyleyen bir Haitili, “Çeteler bizi evlerimizi terk etmeye zorladı. Evlerimizi de yıktılar. Şimdi sokaklardayız” dedi

Nicolas, evini terk ettiğinden beri bir kampta yaşıyor. Burada kendisini bir hayvan gibi hissettiğini söylüyor.

Peki nasıl oldu da Haiti bu denli şiddet ve anarşi ortamına sürüklendi?

1. İktidar boşlugu

Amerika kıtasının en yoksul ülkesi olan Haiti, yıllardır siyasi, ekonomik, sağlık ve güvenlik krizleriyle boğuşuyor. Bunlar da şiddeti körüklüyor.

Çeteler, tarihi boyunca Haiti toplumunun önemli bir parçası. Ancak şiddet olayları 7 Temmuz 2021’de Cumhurbaşkanık Jovenel Moïse’nin öldürülmesiyle zirveye ulaştı.

Moïse, Port-au-Prince’in dış mahallelerindeki evinde bir grup Kolombiyalı paralı asker tarafından vurularak öldürüldü.

Suikast emrini kimin verdiği henüz tespit edilemedi. Şubat ayı sonlarında Cumhurbaşkanı’nın eşi Martine Moïse suikastla bağlantılı olarak suçlandı.

Haitili bir haber sitesi tarafından sızdırılan bir belgeye göre, kocasının öldürüldüğü saldırıda yaralanan Martine Moïse, “suç ortaklığı ve suça iştirak etmekle” suçlanıyor.

Bu olayın yarattığı güç boşluğu, çetelerin giderek daha fazla bölgeyi ve nüfuzu ele geçirmesine olanak sağladı.

Haiti’deki çetelerin son yıllarda Port-au-Prince’in yaklaşık yüzde 80’inin kontrolünü ele geçirdiği tahmin ediliyor.

Bir cumhurbaşkanı olmasa da, ülkede 2019’dan bu yana parlamento ya da genel seçimler yapılmadı. Öncekilerin görev süresi dolduğu için de artık seçilmiş yetkililer yok.

Moïse’nin öldürülmesinden bu yana ülke, giderek daha az sevgi duyulan Başbakan Ariel Henry tarafından yönetiliyor.

Uluslararası Kriz Grubu’ndan Da Rin BBC’ye yaptığı açıklamada, “Bu nedenle, yakın zamana kadar birbirlerine rakip olan çeteler koordineli saldırılar düzenliyor” dedi.

Da Rin, şu sözlerle devam ediyor:

“Güçlerini birleştirdiler ve kritik altyapı ve devlet kurumlarına saldırmak için bir tür birleşik cephe oluşturdular. Devleti dize getirme kabiliyetine sahip olduklarını göstermek istiyorlar.”

“Barbekü” olarak bilinen Jimmy Chérizier, Haiti’deki şiddetin arkasındaki en güçlü çetelerden biri olan G-9 ve Ailesi’nin (G-9 an fanmi) lideri.

Barbekü başından beri Başbakan Henry’ye karşı çıktı. 1 Mart’ta da “ne kadar sürerse sürsün” mücadeleye devam edeceğini söyledi.

Henry, Moïse’nin ölümünden sonra seçime gitme sözü vermişti. Şimdi ise hem Barbekü hem de müttefikleri, seçime gitmeyen Henry’nin istifasını talep ediyor.

Barbekü, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Haiti Ulusal Polisi ve ordusundan sorumluluklarını üstlenmelerini ve Ariel Henry’yi tutuklamalarını istiyoruz. Bir kez daha söylememiz lazım, halk bizim düşmanımız değil; silahlı gruplar da onların düşmanı değil,” dedi

Da Rin’e göre çeteler kontrol ettikleri bölgelerde giderek daha fazla fiili otorite haline geliyor. Bunu da, “Çeteler, Ariel Henry hükümetinin popüler olmamasından faydalanıyor” sözleriyle açıklıyor.

2. Başbakan’ın yurtdışı gezisi

Siyasi yorumculara göre şu anda tırmanan şiddetin arkasında Henry’yi devirme çabası var.

Eşgüdümlü çete saldırılarının başlaması ise başbakanın Kenya’nın başkenti Nairobi’ye gerçekleştiği ziyaretle aynı güne denk geldi.

Henry geçen hafta daha önce görülmemiş boyutlara ulaşan çete şiddetiyle mücadele için, çok uluslu bir polis gücünün konuşlandırılmasına ilişkin bir anlaşma da imzalamak üzere Afrika ülkesine gitti.

Kenya geçen yıl çok uluslu güce liderlik etmeye gönüllü olmuş ancak Nairobi’deki Yüksek Mahkeme planı ertelemişti.

Bir yargıç, Kenya Güvenlik Konseyi’nin ülke dışına polis gönderme konusunda yasal yetkisi olmadığı için konuşlandırmanın yasadışı olacağını savundu.

Konuyu Kenya mahkemesine taşıyan dilekçe sahiplerinden biri olan anayasa avukatı Ekuru Aukot, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, Haiti Başbakanı ile Kenya Cumhurbaşkanı William Ruto arasında imzalanan anlaşmanın yanıltıcı olduğunu savundu.

Aukot, “Bu hafta, Cumhurbaşkanı William Ruto, Haiti’nin sahtekar başbakanı Ariel Henry ile ‘kanun ve düzen getirmek’ amacıyla Haiti’ye bin polis memuru göndermek üzere düzmece bir anlaşma imzaladı” diye yazdı.

“Daha güçlü kuvvetlere sahip Amerikalılar, Fransızlar, Kanadalılar ve Brezilyalıların daha önce Haiti’ye gittiğini” belirten Aukot, “Onlar ‘barbekü edildiler’. Peki, ülkenin kuzeyinde sığır hırsızlarıyla baş edemeyen Kenya, Haiti’de ne yapacak?” diye sordu.

Haiti’de, söz konusu olası silahlı birliklerin konuşlandırmasına halk farklı tepkiler verdi.

Küresel bir insani yardım kuruluşu Mercy Corps’un ulusal direktörü Laurent Uwumuremyi BBC’ye yaptığı açıklamada, misyonun kamu altyapısına erişimi kolaylaştırma ve insani krizi ele alma potansiyeline sahip olduğunu söyledi.

Ancak Uwumuremyi toplumun bazı kesimlerinin Haiti’nin dış müdahaleye ihtiyacı olmadığını iddia ettiklerini ve planı para ve zaman kaybı olarak gördüklerini de sözlerine ekledi.

Henry’nin geçen Cuma gününden bu yana nerede olduğu, bu Salı günü Porto Riko’ya vardığı bildirilene kadar bir muammaydı.

Porto Riko yönetimi, Port-au-Prince’deki havaalanı kapalı olduğu için Henry’nin Porto Riko’nun başkenti San Juan’a indiğini doğruladı.

Yerel basına göre, Hispaniola Adası’nı Haiti ile paylaşan Dominik Cumhuriyeti yetkilileri, komşu ülke ile tüm uçuşları askıya aldıkları için uçağın kendi topraklarına inişine izin vermedi.

3. Güvenlik güçleri silahsız

Karayip ülkesinin en büyük iki cezaevine yapılan saldırı, yaklaşık 4 bin 700 mahkumun serbest bırakılmasıyla sona erdi.

Reuters haber ajansının bildirdiğine göre Pazar günü hapishane kapıları hala açıktı ve görevlilerden hiçbir iz yoktu.

Aynı kaynağa göre, kaçmaya çalışan üç mahkum bir avluda ölü olarak yatıyordu.

Cezaevi yetkilileri, hücrelerde sadece 100 civarında mahkumun kaldığını söyledi.

Kalanlar arasında Cumhurbaşkanı Moïse suikastını gerçekleştirdiğinden şüphelenilen 17 eski Kolombiyalı asker de bulunuyor.

Analistlere göre Karayip ülkesinde yaşanan son olaylarla birlikte, çetelerin giderek devletin güvenlik güçlerinden daha güçlü hale geldiğine dair hiçbir şüphe kalmadı.

2023 verileri, 11,5 milyon nüfuslu Haiti’nin ulusal polis gücünün aktif görevde sadece 9 bin memura sahip olduğunu gösteriyor.

BM tahminlerine göre bu sayının 26 bin civarında olması gerekiyor.

Bu arada, Sınıraşan Organize Suçlara Karşı Küresel Girişim tarafından Ekim 2022’de yayımlanan bir rapora göre, şu anda Haiti’de yaklaşık 200 çete var ve bunların 95’i Port-au-Prince merkezli.

Uluslararası Kızıl Haç Komitesi BBC’ye yaptığı açıklamada, insani yardım ulaştırabilmek için personelinin yüzlerce çete üyesiyle konuşmak zorunda kaldığını söyledi.

Küresel insani yardım kuruluşu Uluslararası Kurtarma Komitesi’ne göre, Haiti’deki güvenlik durumu yardım gruplarının ülkedeki çalışmalarını durdurmasına neden oldu.

*Vanessa Buschschlüter de bu habere katkı sundu

]]>
https://www.haber60.com.tr/uc-maddede-haitideki-krizin-arka-plani/feed/ 0
İçişleri Bakanı Yerlikaya: “9 ay boyunca göçle ilgili 5 bin 881 operasyon yaptık” https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-9-ay-boyunca-gocle-ilgili-5-bin-881-operasyon-yaptik/ https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-9-ay-boyunca-gocle-ilgili-5-bin-881-operasyon-yaptik/#respond Thu, 07 Mar 2024 03:39:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16429 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Düzensiz göçle 4 başlıkta mücadele ediyoruz. Kaynağında, hudutta, içeride bunları yakalamak ve geldikleri ülkelere geri göndermek. Kaynağında müthiş mücadele ediyoruz. 9 ay boyunca göçle ilgili mücadelemizde 5 bin 881 operasyon yaptık. 9 ayda 3 bin 413 kişi tutuklanmış göndermişiz” dedi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanlığı Meclis Toplantısı’na katıldı. İSO’nun Beyoğlu Odakule’deki binasında saat 15.00’te başlayan toplantıda konuşan Bakan Yerlikaya, terör, düzensiz göç ve organize suç örgütleri ile mücadele konularında önemli açıklamalarda bulundu.

“Şehirlerin huzuru olursa, ülkenin huzuru olur”

Bakan Yerlikaya, dünyadaki devletlerin içerisinde iç güvenliği en iyi yapabilen bir ülke olabilmek için iki önemli unsur olduğunu ifade etti. Yerlikaya, “Bir, suç işlenmesini önleyici duruşunu dirençli hale getirmek. İki, bir suç işlenmesini önleyememiş olduysak, en kısa süre içerisinde yakalayıp adalete teslim etmek. Bu noktada bizim devamlı dirençli olmamız lazım. Huzur ile ilgili iyi bir takım oyunu oynamamız lazım. Şehirlerin huzuru olursa, ülkenin huzuru olur diyoruz. İstanbul’un huzuru Türkiye’nin huzuru için olmazsa olmaz. İstanbul dünyanın 131 ülkesinden daha büyük, 15. büyük nüfusa sahip bir mega şehir. 16 milyona yakın nüfusumuz var. 1 milyon 90 bin olan yasal kalıcı olan yabancı var. Geçen yıl 17 buçuk milyon turist geldi. Biz böyle bir şehir içerisinde başta asayiş olmak üzere, bölücü hain terör örgütü ve diğer terör örgütü türlerinin her biriyle mücadele ediyoruz. Bir önceki aydan, bir önceki bir yıldan ve diğer yıllardan daha iyi rakamlara kavuşmak için İçişleri ailesi olarak İstanbul’da valilik, emniyet, jandarma, sahil güvenlik, MİT hep beraber, büyük bir uyum içerisinde, ben değil, biz diyerek bir takım ruhu ile çalışıyoruz” dedi.

“Sınırımızın altında teröristan ya da teröristan adacıkları kurdurmamaya kararlıyız”

Bakan Yerlikaya, terör örgütleri ile mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini belirtti. Yerlikaya, “PKK terör örgütüyle ilgili Sayın Cumhurbaşkanımız önderliğinde bir cümle; ‘Son terörist etkisiz hale getirilene kadar durmayacağız, azimle kararlılıkla çalışacağız’. Türkiye yüzyılında terörle anılan bir ülke olmamakta kararlıyız. Zaten 22 yıldan beri onun liderliğinde hain bölücü terör örgütü ile ilgili mücadelede gelinen nokta, nefesleri kesildi. Dosta güven, düşmanlara da kusura bakmasınlar, onları rahatsız etmekte kararlıyız. Sınırımızın altında teröristan ya da teröristan adacıkları kurdurmamaya kararlıyız. 17 bin 757 kırsal operasyon; büyük çaplı, orta çaplı, küçük çaplı. Polisimiz şehirde 3 bin 396. Toplam operasyonlarda 21 bin 782 terörist etkisiz hale getirildi. 60 ölü, sağ, yaralı teslim. 2016’da 2 bin 322 eylem olmuş, geçen yıl 88. Buradan buraya düşmüş. Duvara yazı yazmayı bile bir eylem olarak yazıyoruz. İstanbul’da 9 ayda 79 terörist etkisiz hale getirildi, 2 de eylem var. Şimdi, ‘Su uyur, fetövari örgütler, din istismarcıları uyumaz’ sözü Sayın Cumhurbaşkanımıza ait. Bir sözü daha var; ‘FETÖ bataklığını kuruttuk, şimdi sivrisineklerle uğraşıyoruz’ diyor. 4 bin 278 operasyon, gözaltı, tutuklu adli kontrol. Bir başka din istismarcısı terör örgütü var, dünyanın başına bela DEAŞ. Operasyonlarımız bunlar. Bütün terör örgütlerinde, sözde üst düzey 46 terörist bu zaman diliminde etkisiz hale getirildi. Demin saydığımız terör örgütleri para olursa varlar para olmazsa yoklar. Her şeyin başı, ortası, sonu para. Bunlara 178 operasyon yapılmış. 25 milyon 924 bin TL ele geçirildi. Bunların 15 milyonu DEAŞ, FETÖ 8 buçuk, PKK 2.2, sol da 95 bin. Türkiye genelinde engellenen terör eylemleri. 98 bombalı toplam 128 terör eylemi engellenmiştir. Bizim şehrimizde bir bombalı olmaz üzere 8 eylem engellendi. 3’ünü engelleyemedik. 1 Ekim İçişleri Bakanlı Emniyet Genel Müdürlüğüne saldırı girişimi. 28 Şubat Santa Maria Pazar ayini. İki teröristi 10 saat içinde aldık, adalete teslim ettik. 6 şubat Çağlayan Adliyesinde iki terörist etkisiz hale getirildi” diye konuştu.

“Türkiye’de bin 69 operasyon yapmışız. 9 ayda 384 organize suç çetesi çökertildi”

Organize suç örgütleri ile ilgili istatistik ve detayları paylaşan Yerlikaya, “Aziz milletimizin gücünden daha büyük bir güç tanımıyoruz. Göreve başladığım ilk gün hukuk devleti dedim. Gücümüzü hukuktan alıyoruz dedim. Bizim referansımız da her zaman için insan haklarıdır. Birileri var, hiç kimse bana hiçbir şey yapamaz diyor. Taptığı tek şey var, para. Nereden gelirse gelsin diyor. Hukuk tanımıyor, hak tanımıyor. Haram bilmiyor, helal bilmiyor. Kanun bunu düzenlemiş. ‘Biz bir hukuk devletiyiz. Organize suç örgütleri, git bunları yakala ve bana getir’ diyor. Ama bu öyle kolay değil. Cumhurbaşkanımız, ‘Nasıl inlerindeki terörist eşkıyaları bir bir etkisiz hale getiriyorsak şimdi de şehirlerimde şehir eşkıyası istemiyorum’ dedi. 81 valime şunu söyledim; Şehirde yerel, bölgesel, ulusal vs. insanların bildiği bir organize suç örgütünü eğer fiziki teknik takip, şemalandırmak, belgelendirmek adliyede birlikte bir takım ruhu ile hareket ediyoruz. Ki zamanı gelince tutuklama ve adli kontrol oranlarımız yüksek olsun. Türkiye’de bin 69 operasyon yapmışız. 9 ayı anlatıyorum. 384 organize suç çetesi çökertildi. Çökertilen tüm organize suç örgütleri; KOM 255’i, Narkotik 111’i, Siberde 18. toplamda bu. MASAK var ya MASAK, Mehmet Şimşek Bakanımız ile beraber uçuruyoruz orayı. Fenomenler falan nerede şimdi? Bizim hukuki helal kazançla kişinin çevrimiçi dünyada, sanal ortamda bunlara arzı endam etmesi, laf söylememiz mümkün mü? Yok. Fakat bazı meselelerle ilgili ekranda vatandaş bir şey gördüğü zaman bu kazançla ilgili benim şüphem var, ey devlet diyor. Biz de Mehmet Şimşek Bakanımız ile vatandaşımızın rahatsız olduğu ve ihbarda bulunduğu her türlü görüntü ile ilgili MASAK olarak gece gündüz demeden bakıyoruz. MASAK ile beraber şimdilik, 90 milyar TL’ik mal varlığına el konuldu. Paranın akış şeması doğru bir akış değil; hukuki olmayan bir akış. Ben buna el koyuyorum diyor yargı. Yargı diyor, biz değil” şeklinde konuştu.

Lüks araçların polis otosuna çevrilme sürecini anlattı

Lüks araçların polis otosuna çevrilme süreciyle ilgili Bakan Yerlikaya, bunun sembol bir hizmet olduğunu belirterek, “Bu organize 384 Türkiye geneli, 90 İstanbul. Bu 90 milyara yakın mal varlığına el konulunca mahkemeye gidip denildi ki, bu araçlar yedieminde kalacak orada, duracak. Uygun görürseniz bunu emniyetin envanterine tahsis edelim denildi. Değerlendirdiler, mahkeme bunu millet adına bu araçları veriyoruz dedi. Milletten kibirlenerek, korkutarak gayrimeşru, gayrikanuni bu parayı elde edip de araçlara binilirken, milletin kendi adına karar veren mahkeme ‘alırım anahtarını” dedi ve bunları Türk polisine verdi. Biz de bunu İstanbul’da Türk polisimizin devriye otosu yaptık. Öyle bir selfie yapılıyor ki, sadece Türkiye’de değil, dünyada ses getirdi. Arkadaşlarımız bu firmaların distribütörleriyle görüştü, onlar da ‘siz sadece yakıt parasını verin, diğerlerini biz üstleniyoruz’ dediler” dedi.

“Narvas” sistemini anlattı

Bakan Yerlikaya, zehir tacirlerinin ülke geleceğinin önündeki en büyük tehlike olduğunu ifade ederek, “Biz İstanbul’da tüm mahallelerde, bir anne çocuğunun bunların eline düşmesini isteyebilir mi? 9 aydır aldıklarımızın toplamı 109 ton, 37 milyon adet, 155 milyon kök. 270 bin gözaltı yapmışız. ‘Narvas’ diye bir yazılım kurduk. Narkotik Veri Analiz Sistemi. İstanbullulara çağrıda bulunuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi, ‘Uyuşturucu ile mücadele bir seferberlik ruhuyla olması lazım’. İstanbullular gördüklerini bize söylerse biz bunları kayıt altına alıyoruz. Kötülerle, zehir tacirleriyle mücadeleyi daha iyi yapmak, gücüme güç katmak istiyorum. Kaybedecek vaktimiz yok. İstanbul’da 14 ton, 20 milyon adet, 4 bin ton uyuşturucu ele geçirildi” dedi.

“Her şeyin başı asayiş”

Şehirlerdeki asayiş olayları ile ilgili istatistikleri paylaşan Ali Yerlikaya, “Her şeyin başı asayiş diyoruz. Asayişle ilgili, kişilere karşı işlenen 10 önemli suçta 9 ayda yerimizde sayıyoruz. Her zaman fiyakalı rakamlar verecek değiliz. Ama mal varlığına karşı işlenen suçlar düşmüş. Her 10 olaydan 9,’unu aydınlatmış ve adalete teslim etmişiz. Evden hırsızlık 2023’te ocak, şubat iki ayda ve şimdiki iki ayda 38.6 düşmüş. Oto hırsızlığı 30. Otodan yapılan hırsızlıkta 53. Kapkaçta 43 düşmüş. İstanbul’da kişilere karşı işlenen suçlarda 6.2 daha iyiyiz. Her gün asayiş daire başkanlarımızdan hesap alıyorum. Türkiye genelinde hırsızlık ortalaması bir günde geçen sene 170’in biraz altındaydı, şu anda 101’e indirdik. Bir aydan beri 100 bandında. Bu rakamları düşürebilmek için bir şey söyledik; Mahkemelerin vermiş olduğu hapis yakalamaları var. Mahkeme hüküm vermiş, henüz cezaevine teslim yapılmamış hırsızları arıyoruz. Arkadaşlara, bunları yakalayın ki içeriye girene kadar hırsızlık yapmasınlar dedik” diye konuştu.

“74 bin 318 ruhsatsız silah yakalandı”

Türkiye genelinde 74 bin 318 ruhsatsız silah yakalandığını söyleyen Yerlikaya, “Şehirlerin sultanı İstanbul’da 9 aylık süre içerisinde trafik ve asayiş ekipleri olarak önce sahada görünmemiz lazım dedik. Personel ve araç sayısını artırmamız lazım dedik. Bunun dışında görmek lazım dedik. Kırsalda yerli milli ANKA vs. geldi. Şehir hayatında da bu teknolojik güç KGYS denilen teknoloji ile oluyor. Santa Maria Kilisesinde bir araç görüntüsü bulduk daha 10’uncu dakikada. MOBESE en son burada gördüm dedi. Cumhurbaşkanımızın ’24 saat içinde benim güvenlik birimlerim bunu çözer’ sözünü yerde koymadık” şeklinde konuştu.

“Personel sayımızı 50 binden 56 bine yükselttik”

Personel ihtiyacını gidermek için sayının yükseltildiğini belirten Yerlikaya, “İstanbul’da personel sayımızı 50 binden 56 bine yükselttik, 6 bin 994 polis verdik. Bin 778 araç verdik. Gündüz ekibimiz bu takviyeden önce 395 idi, 901 araç artırmışız. Gece 146 araç varmış, şimdi artırdık. Asayişte İstanbul’da takviye öncesi 14 bin 816, 3 bin 69. Gündüz bin 225, 2 bin 218. 50 bin 44’den 56 bin 391. Bu daha başlangıç, seneye de böyle yapacağız” dedi.

“İstanbul Emniyeti 2 buçuk sene içinde Hasdal’a gidiyor”

Yerlikaya, Vatan Yerleşkesinin ihtiyaca yanıt vermediğini söyleyerek, “İstanbul’un göbeği olan Hasdal’da 253 dönüm bir arazi. İstanbul’umuzun emrinde, gece gündüz ışığı sönmeyen bir emniyet müdürlüğü artık Cumhuriyetimizin ikinci asrında dünyanın en huzurlu şehri olma iddiası ve gayretiyle böyle modern bir binaya Emlak Konut ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızla oturduk, 1.6 milyar da nakit avans verdik. Gerisini arsalarla helalleşeceğiz. 2 buçuk sene içerisinde tüm İstanbul’un emniyetini buraya gidiyor” ifadelerini kullandı.

“Polise yüz tanıma sistemli kamera”

Önümüzdeki seneye kadar güvenlik güçlerinin tamamına yüz tanıma sistemli kamera temin edileceğini ifade eden Yerlikaya, “2024 ve 2025’de bir şeyi tamamlamakta kararlıyız. Artık polisimiz ve jandarmamız, asayiş ve trafik ekiplerinde şanlı bayrağımızın rozeti durduğu gibi bir de kameramız olacak. Aselsan bunu fiyakalı bir şekilde, yerli ve milli bir şekilde yaptı. Yüz tanıma sistemli kamera yaptırıyoruz. Bu yıl yarısını alıyoruz. Bizim polisimizin dili tutumu, vatandaşımızın da dili tutumuna bir ölçü getirecek. Merkezdeki KGYS’den de anbean görebileceğiz. Tüm polislerde kamera sistemi olacak. Bizim yaptığımız kendi yazılımız, kendi üretimimiz” dedi.

“Yasadışı bahise odaklanıyoruz”

Yerlikaya konuşmasının devamında, “Biz neyi yakalıyorsak kaçakçılıkla, vergi dairesi ile oturuyoruz, bunun ne kadar vergi kaybına vesile olduğunu tespit ediyoruz. 2 buçuk milyar vergi kaybını KOM’daki arkadaşlarımız önlemiş oldu. Siber vatan dedik. Bunlar terörle iltisaklı. Dağlarda inleri var ise, inlerinin bir kısmı çevrimiçi dünyanın içinde. Bilişim, ödeme, yasadışı bahise odaklanıyoruz. Çevrimiçi çocuk istismarı ile ilgili yavrularımızı korumakla ilgili tavizsiz çalışıyoruz” ifadelerine yer verdi.

“9 ay boyunca göçle ilgili mücadelemizde 5 bin 881 operasyon yaptık”

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya konuşmasının sonunda göç sorunu ile ilgili konuştu. Yerlikaya, “Göç, küresel bir sorun. Amerika’nın da Avrupa’nın da, dünyada bizim gibi göçe hedef olan güçlü ülkelerin her birinin bir sorunu. Bunu kabul ediyoruz. Dünyada 300 milyonun üzerinde yerinden yurdundan çıkıp başka bir ülkeye gitme sebebi neyse o sebep uluslararası alanda adaletin tesis edilememesinden bu ivmelenme neden devam ediyor. Bundan da biz çok güçlü bir şekilde sınanıyoruz. Düzensiz göçle 4 başlıkta mücadele ediyoruz. Kaynağında, hudutta, içeride bunları yakalamak ve geldikleri ülkelere geri göndermek. Kaynağında müthiş mücadele ediyoruz. 9 ay boyunca göçle ilgili mücadelemizde 5 bin 881 operasyon yaptık. 9 ayda 3 bin 413 kişi tutuklanmış göndermişiz. Meydan okumak bunların işi mi? Asıl meydan okumak bizim işimiz, devletin işi. 1 milyon 92 bin İstanbul’da düzensiz göçmen var. 62 bin 754 göçmeni geri gönderme merkezlerine ve ülkelerine göndermişiz. 19 Temmuz’dan bu yana 200 bin araç sorgulanmış, 57 bin düzensiz göçmen var. 255 bin yabancı ülkesine göçtü gitti. Büyükşehirlerde bu sene 6 aydan sonra hepsi İstanbul gibi olacak. İstanbul’da bunu başarıyorsak diğerlerinde başarmamamız mümkün değil. Dünyada hiçbir ülkenin yapmadığı bir deport sistemimiz var. 104 charter özel uçak seferiyle 20 bin 96 göçmeni sınır dışı etmişiz” diyerek konuşmasını tamamladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-9-ay-boyunca-gocle-ilgili-5-bin-881-operasyon-yaptik/feed/ 0
Malezya ve Türkiye Şirketleri Arasında İş Diyaloğu Toplantısı Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/malezya-ve-turkiye-sirketleri-arasinda-is-diyalogu-toplantisi-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/malezya-ve-turkiye-sirketleri-arasinda-is-diyalogu-toplantisi-gerceklestirildi/#respond Thu, 07 Mar 2024 02:24:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16361 Malezya’nın Ankara Büyükelçiliği ev sahipliğinde, “Malezya ve Türkiye Şirketleri Arasında İş Diyaloğu Toplantısı” gerçekleştirildi.

Ankara’da bir otelde düzenlenen toplantıya, Malezya’nın Ankara Büyükelçisi Sazali Bin Mustafa Kemal, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) Genel Müdürü ve DEİK Türkiye-Malezya İş Konseyi Türkiye tarafı Başkanı Temel Kotil ile çok sayıda davetli katıldı.

Burada konuşan Sazali, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştiğine işaret ederek, “İşbirliği yaparak iş ve kalkınma alanında yeni fırsatlar keşfetmeyi sürdürürken refahımız artmaya devam edecek.” dedi.

2024’ün Malezya ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 60. yıl dönümü olduğunu belirten Büyükelçi Sazali, “Malezya ve Türkiye arasındaki ikili ilişkiler Temmuz 2022’de Kapsamlı Stratejik Ortaklık (CSP) seviyesine yükseltilmiştir. Bu, ülkelerimizin birlikte ilerlemek ve refahı birlikte sağlamak için birçok alanda yakın işbirliği yapma çabası içinde olacakları anlamına gelmektedir.” diye konuştu.

Sazali, “İki ülke, Eylül 2022’de genişletilmiş Malezya-Türkiye Serbest Ticaret Anlaşması’nı (MTFTA) imzalamıştır. MTFTA, Malezya’ya giden Türk mallarının yüzde 99’unun vergiden muaf olmasını, Türkiye ekonomisine girdiğinde ise Malezya mallarının yüzde 86’sının benzer şekilde işlem görmesini sağlayacaktır.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin, Malezya’nın en büyük 18. ticaret ortağı olduğuna dikkati çeken Sazali, “Türkiye ayrıca Malezya’nın palm yağı için önemli bir destinasyon olmuştur ve bu nedenle bizi desteklediği için Türkiye’ye teşekkür ediyoruz.” dedi.

Büyükelçi Sazali, şöyle devam etti:

“Savunma işbirliği alanındaki büyüme istikrarlı seyirde devam etmektedir. Malezya, savunma sanayisinde ekosistem geliştirme çabalarını sürdürürken Türkiye’nin stratejik ortağımız olarak deneyimlerini paylaşmaya devam etmesini umuyoruz.”

Malezya’nın, Türk ekonomisine güven duyduğunu dile getiren Sazali, “84 milyonluk nüfusu ve stratejik konumuyla Türkiye’de iş fırsatlarını keşfetmek önemli.” diye konuştu.

“Malezyalı gençler nasıl uyuyacaklarını bilmiyorlar ama nasıl tasarlayacaklarını ve inşa edeceklerini biliyorlar”

Temel Kotil ise Malezya’nın teknoloji konusunda ileri bir ülke olduğunu ifade ederek, “Malezyalı gençler nasıl uyuyacaklarını bilmiyorlar ama nasıl tasarlayacaklarını ve inşa edeceklerini biliyorlar.” dedi.

Türk iş insanlarına mutlaka Malezya’ya iş ziyaretinde bulunmaları tavsiyesinde bulunan Kotil, Malezya’nın işbirliği konusunda Türkiye’yi güçlü ülke olarak gördüğünü belirtti.

Kotil, Malezya’nın Selangor eyaletine bağlı Sepang belediyesinde yer alan kasaba ve teknoloji merkezi Cyberjaya’da TUSAŞ’ın ofisi bulunduğunu anımsatarak, ofiste 120’yi aşkın mühendisin çalıştığını kaydetti.

“Malezya ile Türkiye arasındaki ilişkiler şu anda çok çok mükemmel bir noktada”

Büyükelçi Sazali, Türkiye-Malezya ilişkilerine ve etkinliğe yönelik AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

“Malezya ile Türkiye arasındaki ilişkiler şu anda çok çok mükemmel bir noktada.” diyen Sazali, iki ülkenin 1964’ten bu yana diplomatik ilişkileri bulunduğuna ancak ilişkilerin tarihsel olarak yüzlerce yıl öncesine dayandığına işaret etti.

Sazali, şöyle konuştu:

“Bu noktada ilişkilerimiz siyasi ve ekonomik olarak keşfedilecek çok fazla potansiyele sahip. Bugün geldiğimiz nokta da bu.

Bu etkinlik Malezyalı işletmelerle Türk işletmeleri bir araya getirmek için düzenlendi. Ekonomi, ticaret ve yatırım alanlarında işbirliği hissini keşfetmemiz gerekiyor. Böylece her iki ülke arasındaki iş potansiyelini keşfedebiliriz. Coğrafi olarak uzak olsak da ülkeleri bir araya getiren birçok bağlantımız var. Yatırımı da içeren iş fırsatlarını keşfetmek, Malezyalı işletmeleri Türkiye’ye, Türk mallarını da Malezya’ya getirmek istiyoruz. Dolayısıyla bu noktada, büyüme için mükemmel bir zemindeyiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/malezya-ve-turkiye-sirketleri-arasinda-is-diyalogu-toplantisi-gerceklestirildi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milletimiz siyasi şantajcılara itibar etmeyecek https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-milletimiz-siyasi-santajcilara-itibar-etmeyecek/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-milletimiz-siyasi-santajcilara-itibar-etmeyecek/#respond Thu, 07 Mar 2024 01:57:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16341 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart seçimlerine ilişkin “Milletimizin sandıkta ne siyasi şantajcılara ne zübük siyasetçilere itibar etmeyeceğine inanıyorum.” dedi.

Erdoğan, partisinin Büyükşehir Belediyesi yanındaki alanda düzenlenen Malatya mitinginde vatandaşlara hitap etti.

Türkiye’nin, maruz kaldığı onca terör saldırısının, darbe girişiminin, gizli-açık kuşatmanın üzerine yaşadığı deprem felaketinin, maddi manevi ağır bir maliyeti olduğunu belirten Erdoğan, bunca insan kaybının ve şehirlerin gördüğü ağır hasarın altından kalkmanın kolay olmadığına işaret etti.

Dünyanın bir başka ülkesinin, Türkiye’nin yaşadıklarını yaşaması halinde tekrar toparlanmasının on yıllar süreceğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Hamdolsun, biz asrın birlikteliğiyle asrın felaketinin üstesinden geliyoruz. Allah’ın izniyle Malatya başta olmak üzere tüm deprem şehirlerimizi eskiden daha güvenli, huzurlu, canlı, hareketli hale getirmekte kararlıyız. Hayatını kaybedenleri elbette geri getiremeyiz. Ama onun dışındaki tüm kayıpları, daha iyisiyle yerine koyacak güce, azme, dirayete sahibiz. Tıpkı yaşadığımız diğer sınamalar gibi depremin de bizi hedeflerimizden koparmasına izin vermeyeceğiz. Türkiye, diplomasisiyle, ekonomisiyle, askeri gücüyle, sosyal yapısıyla dünyanın en büyük ülkeleri arasındaki yerini alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Malatya şahidimiz olsun ki, milletimizin desteği ve duası arkamızda olduğu müddetçe de bu mücadelenin zaferle sonuçlanmasının önüne kimse geçemeyecektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, 31 Mart’ta yapılacak mahalli seçimlerde şehirlerini yönetecek belediye başkanlarını, meclis üyelerini, mahalle veya köylerindeki muhtarlarını seçeceğini anımsatarak, Cumhur İttifakı olarak bu seçimde de büyükşehirlerde ve illerin bir kısmında işbirliği yaptıklarını belirtti.

“Bize kaybettirmek için çalışan partiler ortaya çıktı”

AK Parti’nin, belediyecilik konusundaki beceri ve tecrübesini kimseyle tartışmayacaklarını vurgulayan Erdoğan, her görev gibi belediye başkanlığının da hizmet yolunda bir bayrak yarışı olduğunu söyledi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bayrağı devralan arkadaşımız, emaneti halefine teslim edene kadar ülkesi, milleti, şehri için canla başla çalışacaktır. Malatya Büyükşehir’de ve ilçelerimizin bir kısmında işte böyle bir değişim oldu. Dün şehrimize hizmet eden kardeşlerimizi nasıl desteklediysek, bugün vazifeye talip kardeşlerimizin de aynı şekilde yanlarında olacağız. Tabii bu arada ülkemizin pek çok il ve ilçesinde şöyle bir manzarayla karşı karşıya kaldık; partimizin eski belediye başkanlarını, eski milletvekillerini, eski teşkilat mensuplarını aday göstererek, kendileri kazanmak değil bize kaybettirmek için çalışan partiler ortaya çıktı. Hep söylediğimiz gibi Türkiye özgür ve demokratik bir ülkedir. İsteyen istediği yerde siyaset yapabilir, aday olabilir. Biz kendi ittifakımızdan, kendi partimizden, kendi adaylarımızdan mesulüz. Ancak hem bize kaybettirmek için çalışıp hem çeşitli beyan ve imalarla bizim gölgemizde yürümeye kalkanlara da müsaade etmeyiz.”

“Bunun adı siyasi şantajcılıktır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin siyasetinin, eser ve hizmet siyaseti olduğunu ifade ederek, Hazreti Mevlana’nın “Kamil odur ki; koya dünyada bir eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser” sözünü aktardı.

Erdoğan, şöyle konuştu:

“İşte bu anlayışla tüm hayatımızı, ülkemize, insanımıza, şehirlerimize eser kazandırmaya adadık. Ülkeye hiçbir faydanız dokunmayacak, millete hiçbir hayırlı hizmetiniz olmayacak, hiçbir insanın hayatına olumlu yönde katkı yapmayacaksınız; sonra sadece yalan yanlış konuşarak, sadece haksızca eleştirerek, sadece hoyratça enaniyet yaparak siyaseti domine etmeye çalışacaksınız. Bunun adı siyasi şantajcılıktır. Türkiye, bugüne kadar ne çektiyse emek ve heyecanla hazırlanmış vizyonu, programı, projesi olmayan zübük siyasetçi tiplerinden çekmiştir. Sadece ‘Öteki ne veriyorsa beş fazlası benden’ yalanıyla ülkede güven ve istikrar iklimini bozmaktan başka bir iş yapmayan bu kafaların elinde heder olan yıllarımıza ve imkanlarımıza acıyarak bakıyoruz. Maalesef son dönemde bu habis siyaset tarzının yeniden hortlamaya başladığını görüyoruz. Milletimizin sandıkta ne siyasi şantajcılara ne zübük siyasetçilere itibar etmeyeceğine inanıyorum. Malatya’nın birliği, beraberliği, kardeşliği, dayanışmasıyla, bu konuda tüm Türkiye’ye örnek olacağından şüphe duymuyorum.”

Mitingi izleyenlere “Malatya’dan öyle bir ses verin ki diğer 80 vilayetimizin tamamından duyulsun” diyen Erdoğan, alandakilere, “Eşi bulunmaz, gönülleri coşturan Malatya, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız?”, “31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız?”, “31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz?”, “Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız?”, “Malatya ile birlikte Türkiye’nin haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya hazır mıyız?” sorularını yöneltti.

Mitingi izleyenler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sorularına bağırarak “Evet” yanıtını verdi.

“31 Mart’ta milli irade bayramına da beraberce ulaşmak istiyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ramazana sayılı günler kaldığını anımsatarak, pazar günü ilk sahura kalkılacağını, gelecek hafta pazartesi günü ise ilk iftarın yapılacağını hatırlattı.

Erdoğan, “Bu mübarek ayda tutacağımız oruçlarımız ve yapacağımız ibadetleri, Allah şimdiden kabul eylesin. Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ta milli irade bayramına da beraberce ulaşmak istiyoruz. Bunun için ramazanı çok iyi değerlendirmemiz, rahmetinden ve bereketinden istifade etmemiz gerekiyor. Malatya’nın, ülkenin ve milletin hayrına olan her hususta yaptığı gibi bu konuda da en ön safta yer alacağına inanıyorum.” diye konuştu.

Eser ve hizmet siyasetlerinin gerisinde, vatan toprağının her karışını ve ülke insanının tamamını kuşatan bir müktesebat bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bizim siyaset ahlakımız ‘söylediğini yapma, yapmayacağını söylememe’ üzerine kuruludur. Bunun en büyük ispatı da geçtiğimiz 21 yılda yaptıklarımızdır. Mesela bu dönemde Malatya’ya yaklaşık 149 milyar liralık yatırım yaptık. Eğitimde 5 bin 739 adet yeni derslik inşa ettik. Şehrimize ikinci bir devlet üniversitesi olarak Turgut Özal Üniversitesini açtık. Gençlik ve sporda 9 bin 170 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları yaptık. Bir stadyum ile 60 spor tesisi inşa ettik. Malatyalı ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yaklaşık 7,5 milyar lira kaynak aktardık. Sağlıkta toplam 1640 yataklı 16 hastanenin de aralarında bulunduğu 71 sağlık tesisini tamamlayıp hizmete sunduk. TOKİ vasıtasıyla 24 bin 98 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. Şehrimizde riskli yapı olarak belirlediğimiz 4 bin 859 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-milletimiz-siyasi-santajcilara-itibar-etmeyecek/feed/ 0
Ukrayna’nın yeniden inşası için 500 milyar dolara ihtiyaç var https://www.haber60.com.tr/ukraynanin-yeniden-insasi-icin-500-milyar-dolara-ihtiyac-var/ https://www.haber60.com.tr/ukraynanin-yeniden-insasi-icin-500-milyar-dolara-ihtiyac-var/#respond Wed, 06 Mar 2024 23:51:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16243 Rusya’nın 24 Şubat 2022 tarihinde Ukrayna topraklarına başlattığı saldırılar devam ederken Ukrayna’daki ekonomik ve sosyal hasarın boyutları artmaya devam ederken ülkenin yeniden inşası için 500 milyar dolara yakın bir bütçe gerekiyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un geçtiğimiz günlerde Ukrayna’ya asker gönderilmesine ilişkin açıklaması Ukrayna- Rusya Savaşı’nın yeni bir boyuta taşınması ihtimalini gözler önüne getirmişti. Macron’un açıklamalarının ardından hem NATO hem de pek çok NATO ülkesi böyle bir niyetlerinin olmadığını ifade etmişti. Macron’un açıklamaları büyük yankı uyandırırken Ukrayna’ya asker göndermeyen Batı, Rusya’nın Ukrayna işgalinin üzerinden 2 yıl geçse de Ukrayna’ya yönelik ekonomik yardımlarını arttırarak devam ettiriyor.

Savaştan sonra ülke yerle bir oldu

Rusya’nın Ukrayna’ya 24 Şubat 2022 tarihinde başlattığı saldırılar ülkede büyük bir yıkıma neden oldu. İç savaşta büyük hasar alan Donbass Bölgesi, Rusya’nın doğrudan saldırılarıyla da enkaza döndü. Dünya Bankası, Rusya’nın saldırıları başlattığı ilk günden 31 Aralık 2023 tarihine kadar ülkedeki toplam zararın sonuçlarını açıkladı. Birleşmiş Milletler (BM), şu anda Ukrayna’da yeniden inşa ve iyileştirmenin toplam maliyetinin 31 Aralık 2023 itibarıyla önümüzdeki 10 yıl içinde 486 milyar dolar olacağını tahmin ediyor. Ukrayna’daki doğrudan hasarın konut, ulaşım ve ticaretle birlikte toplamda 152 milyar dolara ulaştığı tahmin edilirken hasarın en çok görüldüğü bölgelerin Donetsk, Harkov, Luhansk, Zaporijya, Herson ve Kiev bölgeleri olduğu ifade edildi. Ukrayna yaşanan ekonomik yıkıma karşı da ABD, İngiltere, AB ülkeleri, IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlardan hibe ve mali destek almaya devam ederek ayakta kalmaya çalışıyor.

Ülke altyapısı da büyük hasar gördü

Ukrayna’da savaş sonrasında 2 milyon civarında konut yani ülkedeki konut sayısının yüzde 10’u yıkıldı veya büyük hasar gördü. Kakhovka Barajı ve hidroelektrik santraline geçtiğimiz Haziran ayında yapılan saldırıdan sonra barajın yıkılması da bölgede büyük barınma, su, gıda ve tarımsal üretim sorunlarını da beraberinde getirdi. Ayrıca bölgede altyapı neredeyse tamamen yok oldu. Çatışma bölgelerinde konut ve ticaretin yanı sıra ulaşım, sanayi, tarım ve enerji altyapıları da büyük zarar gördü. Ukrayna hükümeti ise Dünya Bankası’nın açıkladığı rapora ilave yaparak savaş bölgelerindeki acil konut ihtiyacı ve enerji için sadece bu yıl içerisinde 15 milyar dolar bir desteğe ihtiyaç duyduklarını açıkladı.

Ukrayna dışında yaklaşık 6 milyon kişi yaşıyor

Savaşta en çok siviller zarar gördü. Ülkedeki seferberlik yasasına göre Ukrayna’daki erkekler ülkeden çıkamazken kadınlar, yaşlılar ve çocuklar ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Dünya Bankası’nın son raporuna göre 43.79 milyon nüfusu bulunan Ukrayna’da, Rus işgalinden bu yana 10 binden fazla sivil hayatını kaybetti, binlerce sivil yaralandı. Ayrıca, milyonlarda sivilin evsiz kaldığı ülkede 5.9 milyon Ukraynalı şuan kendi ülkesi dışında bulunuyor. Geçtiğimiz yılın başında bu sayı 8.1 milyon olarak açıklandı.

BM Mülteci Örgütü ise Ukraynalılara dair başka bir araştırma yaptı. Araştırma sonuçlarına göre Ukrayna dışında bulunan kişilerin yüzde 65’i ülkesine geri dönmek istiyor. Kendi ülkeleri dışında yaşayan Ukraynalılar en çok komşu ülkeler olan Polonya, Slovakya, Slovenya, Estonya gibi ülkelerde yaşarken Almanya, Fransa, Türkiye, Macaristan, Moldova ve Romanya gibi ülkelerde de savaştan kaçan Ukraynalıların sayısı oldukça fazla. – KİEV

]]>
https://www.haber60.com.tr/ukraynanin-yeniden-insasi-icin-500-milyar-dolara-ihtiyac-var/feed/ 0
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 5G’ye 2026’da geçileceğini belirtti https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-5gye-2026da-gecilecegini-belirtti/ https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-5gye-2026da-gecilecegini-belirtti/#respond Wed, 06 Mar 2024 23:15:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16209 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 5G teknolojisine uygun zamanda doğru piyasa şartlarıyla geçmeyi düşündüklerini belirterek, “Muhtemelen 2026’da 5G’ye geçeceğiz.” dedi.

Uraloğlu, Gazi Üniversitesi Konser Salonu’ndaki “U FEST Gazi Üniversitesi CIVIL Ankara 2024 Etkinliği”nde gençlerle bir araya geldi.

Üniversiteler ile çok güzel işbirlikleri yapıldığını dile getiren Uraloğlu, “Üniversitelerimiz sayesinde dünyadaki birçok yeniliği de takip etme imkanına sahip olduk.” diye konuştu.

Uraloğlu, Kahramanmaraş merkezli depremler dolayısıyla bölgeyi ziyaret ettiğini anlatarak, ikinci depremi bizzat yaşadığını söyledi.

Depremden korunmada bina yapılarının önemine değinen Uraloğlu, “Orada gözlemlerim oldu. İki tane bina var. Bir tanesinde hiçbir sıkıntı yok, neredeyse çatlağı yok, diğeri ise yerle bir olmuş. Onun için biz mühendislerin, mimarların bu anlamdaki hassasiyeti kıymetli. En ufak bir ayrıntı çok sayıda insanın hayatına mal olabilir. Onun için her şeyi dikkatli yapmalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

Uraloğlu, Türkiye’nin konumunun önemine işaret ederek, Türkiye’den 4 saatlik uçuşla 67 ülkeye gidilebildiğini ifade etti. Uraloğlu, “Burada yaklaşık 40 trilyon dolarlık gayrisafi milli hasıla, yaklaşık 1,5 milyar insan ve yine yaklaşık 8,5 trilyon dolarlık bir ticaret hacmi var. Böyle bir coğrafyada bulunuyoruz.” dedi.

Bakan Uraloğlu, doğu-batı ekseninde ticaretin geliştiğine işaret ederek, son zamanlarda kuzey-güney aksında da ciddi gelişmelerin olduğunu bildirdi.

“2071’i planlıyoruz”

Doğu-batı ekseninde Kuzey, Orta ve Güney koridorların olduğunu anlatan Uraloğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Güney Koridor şu anda en aktif kullanılan koridor. Orta Doğu’daki karışıklıklardan ve onun devamında Süveyş Kanalı’ndan ticari gemilerin geçmesindeki oluşan sıkıntılardan dolayı Ümit Burnu dolaşılıyor. 35 gün giden mal 45 günde gidebiliyor. Orta Koridor’dan gittiği zaman demir yoluyla çok daha kısa sürelerde gidebiliyor ama orada bir kapasite var. Bu kapasiteyi artırmamız gerekir. Kalkınma Yolu Koridoru var. Bu da Irak’ın Fav Limanı’ndan başlayıp ülkemize 1200 kilometrelik demir yolu ve otoyol. Burada ciddi şekilde çalışıyoruz. Projeler bitme aşamasında, epey bir mesafe aldık.”

Uraloğlu, Bakanlık olarak insan, yük ve veri taşıdıklarını belirterek, bunun sonucunda da lojistik, mobilite ve dijitalleşmeyi yönettiklerini ve bu alanlara hizmet ettiklerini dile getirdi.

Kara, demir, hava ve deniz yolu ile haberleşmenin ilgi alanlarında olduğunun altını çizen Uraloğlu, şunları kaydetti:

“Biz yarını değil, 2028’i değil, biz 2035’i değil, 2053’ü değil, biz 2071’i artık planlıyoruz. Bugün 2071’leri planlayan bir ülkede yaşıyoruz. Bunda da Cumhurbaşkanı’mızın açtığı ufuk gerçekten kıymetlidir. 272 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyoruz ve ağırlıklı olarak demir yollarını yapmayı hedefliyoruz. 22 yılda ulaştırmaya yaklaşık 275 milyar dolarlık yatırım yaptık.”

Uraloğlu, ülkenin bölünmüş yol ağını 29 bin 500 kilometreye çıkardıklarını bildirerek, teknolojik köprüler ve tüneller inşa ettiklerini söyledi.

Türkiye’nin inşaat sektöründe yapamayacağı imalat olmadığını anlatan Uraloğlu, “Burada uluslararası ödül alan projelerimiz var. Çanakkale Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Zigana Tüneli ve Konya’daki Eğiste Hadimi Viyadüğü.” diye konuştu.

Uraloğlu, İzmir-İstanbul arasındaki 426 kilometre uzunluğundaki otoyolun 8,5 saat süren seyahat süresini 3,5 saate indirdiğini ifade ederek, bunun yapılmaması durumunda İstanbul-İzmir seyahatinin 12 saat sürebileceğini bildirdi.

Son 22 yılda 4 bin kilometre demir yolu yaptıklarının altını çizen Uraloğlu, şöyle devam etti:

“Bizim için yeterli değil. Ülkemizi demir ağlarla tekrar örmeliyiz. Her şeyiyle hem güvenli hem konforlu hem daha çevreci. Ayrıca süper hızlı trene geçeceğiz. Ankara-İstanbul arasında 80 dakika seyahat edeceğiz. Proje çalışmalarına başladık. Tamamen yeni bir hat. 2028’e kadar projesini bitirip yapım çalışmalarına başlarız diye planladık. Bu saatte 350 kilometre hızda olacak. Bu sadece ulaşım aracının Türkiye’ye kazandırılması değildir. Aynı zamanda 350 kilometre/saat hızla seyahat eden bir tren teknolojisini de bu vesileyle ülkemize kazandırmaktır.”

Uraloğlu, milli elektrikli trenin üç set halinde hizmet etmeye başladığını söyleyerek, seri üretime başladıklarını dile getirdi.

Bakan Uraloğlu, 14 ilde şehir içinde metro projeleri olduğunu ifade ederek, şehirlerin ulaşımına katkı sağlamak için bunları desteklediklerini kaydetti.

Hava yolu projelerine de değinen Uraloğlu, İstanbul Havalimanı Antalya ve Sabiha Gökçen havalimanlarının önemini vurguladı.

Türkiye’de 26 noktada havalimanı sayısını 57’ye çıkardıklarını anlatan Uraloğlu, ülke genelinde yapılan havalimanlarının her bölgeye eşit dağıtıldığını söyledi.

“Uçmadığımız ülke kalmasın”

Uraloğlu, Türkiye’den 2003’te 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştirilirken bu sayının 130 ülkede 346 noktaya ulaştığını anlattı.

Bakan Uraloğlu, şunları ifade etti:

“Bizim bayrak taşıyıcımız. Sadece insanların seyahat etmesi değil, ülkemizin tanıtımına, o ülkedeki her türlü ilişkinin geliştirilmesine katkısı var. Ayrıca 174 ülkeyle havacılık anlaşmamız var. Neredeyse olmayan ülke kalmadı. Bundan sonra belki hedefimiz bu olmalı. Uçmadığımız ülke kalmasın. Çukurova Havaalanı da Akdeniz Bölgesi’ndeki bölgesel havaalanı olacak. Bu ay içinde açmayı planlıyoruz.”

Karadeniz’in lojistik üssü olan Filyos Limanı’nın önemli bir proje olduğunu dile getiren Uraloğlu, Rize-İyidere Lojistik Limanı’nı 2025’in sonunda bitirmeyi planladıklarını bildirdi.

Uraloğlu, İstanbul’da eski Haliç’i tarihi yapısını koruyarak yenilediklerini ve buraya yat limanı ile alışveriş merkezi kompleksi yaptıklarını, bu yıl önemli bir kısmını açmayı planladıklarını anlattı.

Çamlıca Kulesi’nin güzel bir mühendislik eseri olduğunu ifade eden Uraloğlu, şunları kaydetti:

“Hepimizin en kıymetlisi veri. Orada yerli ve milli olmadığınız sürece kendinizi yeterince güvende hissedemezsiniz. Onun için mutlaka yerli ve milli iletişim araçlarını geliştirmeliyiz. Bizim uzayda beş haberleşme uydumuz var, altıncıyı göndereceğiz. Bu ay içinde yer teslimini yapmayı planlıyoruz. Haziranda yörüngesine göndermeyi planlıyoruz. Afrika’nın ve Orta Doğu’nun önemli bir bölümünü kapsayacak. Türkiye’de geniş bant abone sayımız 94,3 milyon, nüfusumuzu geçti. Fiber ağ uzunluğumuz 549 bin kilometreye erişti. Buna da yatırım yapıyoruz. 5G teknolojisine uygun zamanda doğru piyasa şartlarıyla geçmeyi düşünüyoruz. Muhtemelen 2026’da 5G’ye geçeceğiz. Öte yandan İstanbul’da havalimanıyla Hasdal arasındaki yaklaşık 30 kilometrelik bölümde akıllı ulaşım sistemlerini akıllı yolla deneyelim istiyoruz.”

Konuşmaların ardından Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Yıldız, Bakan Uraloğlu’na hediye takdim etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-5gye-2026da-gecilecegini-belirtti/feed/ 0
AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya: ‘Dünyada en fazla temsilciliği olan üçüncü ülkeyiz’ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-dis-iliskilerden-sorumlu-genel-baskan-yardimcisi-zafer-sirakaya-dunyada-en-fazla-temsilciligi-olan-ucuncu-ulkeyiz/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-dis-iliskilerden-sorumlu-genel-baskan-yardimcisi-zafer-sirakaya-dunyada-en-fazla-temsilciligi-olan-ucuncu-ulkeyiz/#respond Wed, 06 Mar 2024 04:27:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16026 AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, “Dünyada en fazla temsilciliği olan üçüncü ülkeyiz. 2002 yılında Afrika’daki büyükelçilik sayımız toplam 12 idi. Bugün bu rakam 42. Bu temsilcilik sayıları aynı zamanda sizin gibi girişimci insanların oraya gittikleri zaman muhataplarının olması ve ticaretimizi şekillendirebilecek bir altyapının, ağın oluşmasını sağlamaktadır.” dedi.

Girişimci İşadamları Vakfı (GİV) tarafından Bahariye Mevlevihanesi’nde düzenlenen “Girişimci Buluşmaları” toplantısında konuşan Sırakaya, 2002 yılında AK Parti’nin seçimleri kazanmasıyla milletin iradesinin iktidara geldiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Milletin iradesinin üzerinde güç tanımadım” diyerek darbe girişimleri ve engellemelere karşı dik bir duruş sergilediğini ifade eden Sırakaya, AK Parti ve Erdoğan’ın millete rağmen değil milletle birlikte siyaset yaptığını belirtti.

AK Parti döneminde, devletin yüceltilerek her şeyin üzerinde görülen bir anlayıştan milletin yüceltilip öncelendiği bir anlayışın hakim olduğunu dile getiren Sırakaya, bu dönemde bir diğer önemli hususun ise milletin öz güven kazanması olduğunu kaydetti.

Türkiye’nin yatırım ve ticaretine ilişkin rakamlar paylaşan Sırakaya, “Bütün Cumhuriyet tarihi boyunca gerçekleşmiş olan doğrudan yatırım 15 milyar dolarken, bu miktar 100 milyar dolarların üzerine çıkarıldı. Türkiye’nin ticaret hacmi 87 milyar dolarken bu 617 milyar dolara çıkarıldı. Türkiye’deki ihracat rakamları 35 milyar dolar seviyesindeyken bugün artık 255 milyar dolar seviyelerinde.” ifadelerini kullandı.

Üretim ve ihracatın önemine dikkati çeken Sırakaya, bugün 57 İslam ülkesinin toplam ihracatının 1 trilyon 700 milyar dolarken, Almanya’nın ise tek başına ihracatının 1 trilyon 600 milyar dolar olduğunu belirtti.

Petrol ve doğal gaz ihracatı düşüldüğünde İslam ülkelerinin toplam ihracatının 550 milyar dolar civarında olduğunu aktaran Sırakaya, bunun 255 milyar dolarının ise Türkiye’ye ait olduğunu kaydetti.

Bugün dünyada adaletsizliğin çok net görüldüğünü vurgulayan Sırakaya, Birleşmiş Milletlerin (BM) yapısını eleştirerek, şöyle konuştu:

“Dünyada zulüm ortamını sonlandıracak uluslararası bir yapıdan bahsedemiyoruz. BM’nin kendisi adaletsizlik içerisinde boğuşurken dünyaya adalet dağıtabilme imkanı asla söz konusu değildir. BM’nin 5 tane daimi üyesi var. 198 ülkenin bir araya geldiği BM Genel Kurulu var ama hiçbir hükmü yok. Uluslararası Adalet Divanı’nın aldığı kararı uygulayabilmek 5 daimi üyenin iki dudağı arasında. Dünya 5 ülkeye mahkum. Bu 5 ülkenin içerisinde 1,2 milyarlık Afrika yokken 500 milyonluk Avrupa’dan iki temsilci var. Kültürler arası ilişkiye baktığımız zaman 4 Hristiyan ülkesi var ama 1,5 milyarlık İslam aleminden bir ülke yok. Ne demografik, ne kültürel, ne dini, ne coğrafi olarak bir adalet yok. Yanlıştan doğru üretme imkanı yoktur.”

Girişimci ruhun önemine dikkati çeken Sırakaya, adaletin sağlanması için bunun önemli olduğunu ifade etti.

Yurt dışında Türkiye’nin uzun yıllarca “Turkish delight”, “Turkish kebap”, “Turkish hamam” ile bilindiğini belirten Sırakaya, bugün 130 ülkeye ve 346 noktaya uçan THY’nin bulunduğunu dile getirdi.

Bunun sadece uçuş ağı olarak düşünülmemesi gerektiğini belirten Sırakaya, “THY dışında 161 olan dış temsilcilik sayımızın 261’e ulaştığını görüyoruz. Dünyada en fazla temsilciliği olan üçüncü ülkeyiz. 2002 yılında Afrika’daki büyükelçilik sayımız toplam 12 idi. Bugün bu rakam 42. Bu temsilcilik sayıları aynı zamanda sizin gibi girişimci insanların oraya gittikleri zaman muhataplarının olması ve ticaretimizi şekillendirebilecek bir altyapının, ağın oluşmasını sağlamaktadır.” diye konuştu.

GİV Genel Başkanı Mehmet Koç, vakıf olarak girişimcilik ekosisteminin gelişmesi için çalıştıklarını ifade ederek, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu her alanda ellerinden geleni yaptıklarını dile getirdi.

Türkiye’de girişimciler için sağlanan imkanların ABD dahil dünyanın hiçbir yerinde olmadığını belirten Koç, Türkiye’nin üretim ve pazar olarak değerli bir ülke olduğunu söyledi.

Program sonunda Koç, Sırakaya’ya İstanbul’un fethine ilişkin tablo hediye etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-dis-iliskilerden-sorumlu-genel-baskan-yardimcisi-zafer-sirakaya-dunyada-en-fazla-temsilciligi-olan-ucuncu-ulkeyiz/feed/ 0
Türkiye 2003’ten bu yana 262 milyar dolar yatırım çekti https://www.haber60.com.tr/turkiye-2003ten-bu-yana-262-milyar-dolar-yatirim-cekti/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-2003ten-bu-yana-262-milyar-dolar-yatirim-cekti/#respond Wed, 06 Mar 2024 03:24:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15960 Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, “Türkiye 2003 yılından bu yana 262 milyar dolar yatırım çeken bir ülke.” dedi.

Uluslararası Yatırımcılar Derneğinin (YASED) düzenlediği 43. Olağan Genel Kurulu Toplantısı’nda konuşan Dağlıoğlu, 6 binden daha az uluslararası sermaye şirketi varken artık 80 binin üzerinde uluslararası sermaye şirketi olduğunu söyledi.

Dağlıoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2003 yılından bu yana büyüme hikayesi Türkiye’nin birçok alanda atılım hikayesini görüyoruz.” açıklamasında bulundu.

Türkiye’nin 2003 yılında 3 bin dolar kişi başı milli geliriyle orta düşük gelirli ülkeler arasında olduğunu belirten Dağlıoğlu, “Artık 13 bin dolar kişi başı milli gelirle orta yüksek gelirli ülkeler arasında. Yine baktığımız zaman Türkiye o zaman dünyadaki ticaretten yaklaşık binde 5’in az üzerinde pay alan bir ülkeyken artık yüzde 1,1 üzerinde ihracat payıyla dünyadaki o reel olarak da payını arttırmış durumda.” diye konuştu.

Türkiye’nin aynı zamanda 2003’ten bu yana 262 milyar dolar yatırım çeken bir ülke olduğunu belirten Burak Dağlıoğlu, şunları kaydetti:

“Sanayi Bakanlığımız ve Ticaret Bakanlığımızın verileriyle, biraz geçmişe yönelik veriler üzerinde bir çalışmamız var. Yakın zamanda onu da kamuya açık platformlarda paylaşmaya başladık. 2006-2021 arasındaki dönemi inceledik. Özellikle 2021 verilerinden gidelim. Uluslararası sermayeli şirketler Türkiye’deki istihdamın, özel sektör istihdamının yüzde 8,4’ünü oluşturuyor. Bu bence çok kıymetli bir oran. Yine baktığımız zaman Türkiye’deki ihracatın 2021 verisi itibarıyla yüzde 30’unu uluslararası sermaye şirketlerimiz sağlıyor.

Uluslararası sermayeli şirketler Türkiye’deki özel sektör AR-GE harcamalarının da yüzde 30’unu gerçekleştiriyor. İhracatın yüzde 60’ı ise yüksek ve orta yüksek ürünlerden oluşuyor. Bu bağlamda aslında YASED üyelerinin Türkiye’deki o yatırım ortamını pozitif yönde, katma değeri arttırır şekilde iyileştirdiğini, uluslararası tedarik zincirlerine Türk şirketleri de çekerek o katma değer zincirini daha yukarı halkalara ilerlemelerini sağladıklarını görüyoruz.”

Yatırım Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, yatırımcıların geçmiş verilere baktığını ancak gelecek için yatırım yaptıklarını belirterek, geçen yıl Cumhuriyet’in 100. yılını kutladıklarını ve Türkiye Yüzyılı vizyonunu YASED üyelerin de katılımıyla dünyada 16 şehirde çeşitli resepsiyonlarla anlatma fırsatı bulduklarını dile getirdi.

Türkiye’nin 13 bin dolarlık seviyesindeki orta yüksek gelir grubundan, hızla 15 bin doları aşarak yüksek gelir grubundaki ülkeler arasında yer almak istediğini vurgulayan Dağlıoğlu, “Yine baktığımız zaman uluslararası doğrudan yatırımlardan dünyadaki payımız şu anda yaklaşık yüzde 1 civarında. Bunu da yüzde 1,5’a taşımak istiyoruz.” diye konuştu.

Dağlıoğlu, dünyadaki ihracat payını hızla artırarak küresel tedarik zincirindeki hem hacmi hem de sağlamış oldukları katma değeri artırmayı hedeflediklerini açıkladı.

700 kadar uluslararası şirketin Türkiye’de AR-GE faaliyeti olduğunu belirten Dağlıoğlu, uluslararası şirketlerin tasarım merkezlerini, ürün ticarileştirme faaliyetlerini, üretimin öncesindeki ve sonrasındaki bütün aşamaları Türkiye’de yerelleştirmek istediklerini belirtti.

“Türkiye’de şu an yüzde 55 oranında yenilenebilir enerji kullanılıyor”

Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez de enerji üretiminin çok kritik bir sektör olduğunu belirterek, elektriğin üretimi ve karbonun azaltılmasının da çok önem arz ettiğini, bu konuda Türkiye örneğinde çok güzel haberlerin olduğunu söyledi.

Lopez, gelecek mali yıl içerisinde 750 milyon dolarlık bir bütçeyi enerji iletimi için tahsis ettiklerini ifade ederek, buradaki önemli darboğazlardan birinin de enerji dönüşümünde iletim kısmı olduğuna işaret etti. Lopez, özel sektörü güneş ve rüzgar santrali yatırımı yapmaya cezbetmenin önemini de vurguladı.

Türkiye’de şu an yüzde 55 düzeyinde yenilenebilir enerji kullanıldığını aktaran Humberto Lopez, “Bu çok güzel bir şey. Sadece gelişmekte olan ülkeler arasında değil, tüm dünyada aslında çok iyi bir tablo var. Aynı zamanda üretim tarafında da biraz çaba göstermek gerekiyor. Çünkü özel sektörün burada bir çaba göstermesi gerekiyor. Bu yeni duruma adapte olmanız gerekiyor. Üretiminizi de buna adapte etmeniz gerekiyor. Aksi halde rekabetçi olamazsınız ve bu uyarlamanın olması için de rekabetçi olmak gerekiyor.” diye konuştu.

Lopez, Türkiye hakkında iyimser olduğunu ifade ederek, “Türkiye gibi bir ülkede iyi olmak için çok sebebiniz var. Arap dünyasına yakın olmak istiyorsanız buraya gelebilirsiniz. Avrupa’ya yakın olmak istiyorsanız buraya gelebilirsiniz. Türkiye’nin insan sermayesi açısından da harika bir potansiyeli var.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin inanılmaz bir özel sektörü olduğunu belirten Lopez, şöyle devam etti:

“Sizden de daha fazla şeyler öğreneceğimi düşünüyorum. Ülkede, geçen yıl belirsizlik durumlarının o tam da ortasındayken yüzde 4,5 bir büyüme sağlandı ve bunun büyük bir kısmı da özel sektör kaynaklı büyümeydi. Dolayısıyla biz daha fazla özel sektör yatırımı olsun istiyoruz. Daha fazla doğrudan yabancı sermaye gelsin istiyoruz. Daha iyi bir hukuki ve mevzuat çerçevesinin olabilmesi lazım. Bunu kolaylaştırıcı adımların atılması önemli olacaktır. Buradaki ortamın belirsizlik üzerine değil, belirlilik üzerine kurulması halinde Türkiye harika bir destinasyon olacaktır.”

“OVP çerçevesinde belirlenmiş olan hedeflerin gerçekleşmesine destek vermeye çok önem veriyoruz”

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkanı Engin Aksoy ise uluslararası yatırımcıların Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına ekonominin tüm sektörlerindeki yatırımlarıyla katkı verdiğini, üretim, ihracat ve istihdama destek sağladığını dile getirdi.

Aksoy, “Ülkemizin bölgesel bir üretim ve hizmet merkezi olması hedefi çerçevesinde, üyelerimizin üçte biri çevre ülkelere Türkiye’den hizmet veriyor, her geçen gün daha fazla üyemiz de Türkiye’nin ‘hub olma’ fonksiyonunu güçlendirecek hizmetleri gündemlerine almayı planlıyor.” ifadelerini kullandı.

Makroekonomik istikrarın sağlanmasına yönelik olarak, Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde belirlenmiş olan hedeflerin gerçekleşmesine destek vermeye önem verdiklerini belirten Aksoy, “Enflasyonla mücadelenin, rasyonel politikalar çerçevesinde, öngörülen yol haritası ile sürdürülmesi, fiyatlama mekanizmalarında ortaya çıkan belirsizliklerin planlandığı şekilde giderilmesi ülkemize duyulan güvenin yeniden inşasında da büyük önem taşıyor.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-2003ten-bu-yana-262-milyar-dolar-yatirim-cekti/feed/ 0
Bakan Ersoy: “2024’te Almanya bazında 7 milyon (turist) sayısını geçmeyi umuyoruz” https://www.haber60.com.tr/bakan-ersoy-2024te-almanya-bazinda-7-milyon-turist-sayisini-gecmeyi-umuyoruz/ https://www.haber60.com.tr/bakan-ersoy-2024te-almanya-bazinda-7-milyon-turist-sayisini-gecmeyi-umuyoruz/#respond Wed, 06 Mar 2024 01:18:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15842 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin bu yıl 60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar turizm gelir hedefi olduğunu belirterek, “2024’te Almanya bazında 7 milyon (turist) sayısını geçmeyi umuyoruz.” dedi.

Bakan Ersoy, Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen 55. Uluslararası Turizm Borsası (ITB) Fuarı’na katıldı.

Geçen yılın verilerine ve Türkiye’nin turizm hedeflerine ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Ersoy, Türkiye’nin geçen yılı, deprem felaketi, savaşlar ve seçim süreci gibi sıkıntılarla karşılaşmış olsa da rekor sayıda ziyaretçi ve turizm geliriyle kapattığını anlattı.

Bakan Ersoy, turizm konusunda 2024 hedefinin çok daha iddialı olduğunu dile getirerek, “Bu sene inşallah 60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. İnşallah bu hedefi aşacağız. Erken rezervasyon ülkelerden ilk veriler gelmeye başladı. Bunlardan önemlisi Almanya pazarı. 2023’ü çok iddialı bir rekor sayıyla kapatmıştık. Almanya’dan 6,2 milyon ziyaretçiyle 2023’ü kapattık. İlk veriler de çok çok iyi. Erken rezervasyonlarda yüzde 20’nin üzerinde artış gözlemleniyor. Bazı operatörlerde bu sayının çok fazla olduğunu gözlemliyoruz. 2024’te Almanya bazında 7 milyon sayısını geçmeyi umuyoruz.” şeklinde konuştu.

“Türkiye olarak 2028’e kadar kişi başı harcamada 130 dolarları geçmeyi planlıyoruz”

Türkiye’nin özellikle Avrupa pazarında pasta payını arttırmayı hedeflediğini ifade eden Ersoy, şunları kaydetti:

“Bunun yanında da Uzak Doğu pazarlarında yeni destinasyonları hedef pazar olarak portföyümüze koymuş durumdayız. Avrupa pazarında özellikle nitelikli turisti arttırabilmek için 2018 sonu itibarıyla yeni stratejilere geçmiştik. 2017’yi kişi başı harcama olarak 65 dolarla kapatmıştık. Geçen sene de kişi başı harcamayı 99 dolar rakamına kadar taşıdık. Önümüzdeki sene 106 dolar hedefliyoruz. Türkiye olarak 2028’e kadar kişi başı harcamada 130 dolarları geçmeyi planlıyoruz. Bu bağlamda da farklı ürün çeşitleriyle pazara girmeyi hedefliyoruz.

Eskiden olduğu gibi sadece deniz, kum, güneş değil. Turizm Geliştirme Ajansı’nın yoğun tanıtım gücüyle hem ürün çeşitliliği yakalamak istiyoruz hem de hedeflenen destinasyon, yani bize yolcu, turist sağlayan hedef destinasyon sayısını artırmayı planlıyoruz. Başarılı da sonuçlar almaya başladık. Son dört yıldır 200’den fazla ülkede şu anda ülkemiz yoğun turizm tanıtımı yapıyor. Bütün bu ülkelerden yolcu trafiği başlattık.”

Ersoy, özellikle Türk Hava Yolları’nın 330’dan fazla şehre direkt uçuyor olmasının bu noktadaki önemine değindi.

Türkiye’nin tanıtımı amacıyla arkeolojiyi de ön plana çıkaran “Geleceğe Miras Sonsuz Efes” projesini hazırladıklarına işaret eden Ersoy, özellikle arkeolojik kazı noktalarındaki hem kazı hem restorasyon hem de yeniden ihya bütçelerini 15-20 kata varan oranlarda, bölgesine göre değişen noktalarda artırdıklarını söyledi.

Ersoy, şu anda 144 ayrı noktada çok yoğun kazı programları başladığını anlatarak, aşamalı olarak da şehir merkezlerinde olan veya bu noktalara yakın konumdaki arkeolojik bölgelerde gece müzeciliğini başlattıklarını ifade etti.

Gündüz hava sıcaklığının yüksek olduğu bölgelerde gece müzeciğiyle turistlerin rahat gezebileceği bir ortam oluşturulduğunu, o nedenle saat 00.00’a kadar belli başlı müzeleri açık tutma kararı aldıklarını belirten Ersoy, “Aşamalı bir şekilde talep gören bütün müzelerimize bu sistemi kaydıracağız. Bu sene, en çok ziyaretçi alan 15 noktada inşallah yetiştirebilirsek başlıyoruz. Sonra aşamalı olarak bu sayıyı da arttırmayı planlıyoruz.” diye konuştu.

Ersoy, arkeolojinin ürün çeşitliliği olarak yeterli olmadığını vurgulayarak, “Almanya’da bisiklet turlarıyla ilgili çalışmalarımızı da hazırladık. Özellikle buradaki bisiklet federasyonuyla son birkaç yıldır yoğun çalışma içindeyiz ve buradaki Avrupa bisiklet destinasyonlarına Türkiye rotalarını eklemeye başladık. Oradan da yoğun bir şekilde talep alıyoruz. Bugün de aslında burada Alman milli takımından bir sporcunun bir etkinliği olacak.” ifadelerini kullandı.

Bakan Ersoy, bunların yanında Türkiye’nin gastronomi değerlerinin çok fazla olduğunu ve bunu tanıtmaya çalıştıklarını kaydetti.

Türkiye’nin 3 yıldır Michelin Rehberi’ne dahil edildiğini, aşamalı bir şekilde önce İstanbul’da başladıklarını, geçen sene itibarıyla İzmir, Çeşme, Urla ve Bodrum’u bu rehbere dahil ettiklerini dile getiren Ersoy, gastronomi konusunda da artık Türkiye’yi marka bir ülke haline getirmeyi ve gastro stillerini ön plana çıkarmayı hedeflediklerini, bu çalışmanın da başarıyla devam ettiğini söyledi.

“2028’e kadar (turizm) geliri 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bundan sonra inanç, doğa, spor turizmi gibi yeni ürünleri sisteme dahil ederek hem sezonu 12 aya yaymak istediklerini hem de hedeflenen pazar sayısını arttırmayı hedeflediklerini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bunu da her yıl birbirini izleyen rekorlarla taçlandırmayı umuyoruz. Bu sene inşallah 60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. 2028’e kadar (turizm) gelirini 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Şu andaki ilk göstergeler 2024 için çok çok iyi. Daha açıklanmadı ama havalimanlarından bana şubat verileri geliyor. Geçen seneyle kıyaslandığında şubat ayında çok ciddi bir sıçrama var. Zaten nisan sonunda üç aylık veriler açıklandığında göreceğiz. Mart verileri şubattan da iyi gidiyor. İnşallah bu şekilde giderse 60 milyar dolar gelir hedefimizi aşacağımız bir yıl olur diye düşünüyorum.”

Türkiye’nin Almanya’da yaz tatil paketleri için erken rezervasyonlarda İspanya’yı geçerek birinci sıraya yerleştiğini aktarması üzerine Ersoy, şunları kaydetti:

“Tabii biz çok yoğun tanıtım yapıyoruz. Türkiye bu yoğun tanıtımın karşılığını alıyor. Türkiye ürün çeşitliliğine gitti ve artık tek ürünle çıkmıyor. Herkesin zevkine, keyfine uygun ürünleri de piyasaya sürmüş durumdayız. Aslında bunlar eskiden de vardı ama bu kadar yoğun ve detaylı şekilde tanıtılmıyordu. Bu bütün bunlar sağlandığı için Türkiye özellikle Almanya pazarında parlayan yıldız. Almanya pazarında daha çok potansiyelimiz var alabileceğimiz. Özellikle Almanya ve İngiltere pazarlarında bu güçlü büyüme ivmesini göreceğiz. Ama biz sadece Avrupa’yla sınırlı kalsın da istemiyoruz. Özellikle Amerika kıtasına çok yoğunlaştık. Kültür turlarında da Uzak Asya pazarlarına yoğunlaştık. İnşallah bu çeşitliliği Anadolu’nun her yerinde göreceğiz.”

Mehmet Nuri Ersoy, sürdürülebilirlik konusunda Türkiye’nin sahip olduğu sertifikalarla Avrupa’da en iyi durumda olduğunu belirterek, bunu daha ileriye taşımak için yoğun çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi.

Bakan Ersoy daha sonra Türk şirketlerinin stantlarını ziyaret ederek bilgi aldı.

Berlin Uluslararası Turizm Borsası Fuarı

Kovid-19 sonrası hızlı değişim sürecinde olan seyahat endüstrisi, dünyanın en büyük ve önemli turizm fuarlarından olan Berlin Uluslararası Turizm Borsası Fuarı’nda (ITB Berlin) bir araya geliyor.

Her yıl mart ayında Almanya’nın başkenti Berlin’de gerçekleştirilen ITB Berlin, bu yıl “Seyahat ve Turizmde Dönüşüme Birlikte Öncülük Edin” temasıyla kapılarını açtı.

Alanında dünyanın en büyüğü olarak kabul edilen fuarda, bu yıl 165 ülkeden yaklaşık 5 bin 500’den fazla firmanın yer alması bekleniyor. Fuar 7 Mart’a kadar devam edecek.

Pazarlama, satış, teknoloji, konaklama ve destinasyon yönetimi alanlarındaki güncel eğilimlerin yer alacağı fuarda, teknolojik ve ekolojik zorluklar, düzenlenecek etkinliklerle masaya yatırılacak.

Fuarda 17 farklı alanda düzenlenecek oturumlarla sürdürülebilirlik, iklimin korunması ve sosyal adalet için küresel turizmin neler yapabileceği değerlendirilecek, iklim değişikliği, yapay zekanın etkisi, kalifiye eleman sıkıntısının devam etmesi ve Kovid-19 sağlık krizinin turizme etkileri gibi zorluklar tartışılacak.

Popüler seyahat destinasyonları ve turizmdeki en son yeniliklere ek olarak fuarda, dünyada turizmi etkileyen ve etkileyecek krizlerle nasıl başa çıkılacağı da masaya yatırılacak.

Türk turizmciler fuarda

Fuarın bu yılki konuk ülkesi Arap Yarımadası’ndaki Umman olacak. Türkiye 2010’da ITB’de konuk ülke olmuştu.

Ummanlı sanatçılar, ülkelerinin kültür çeşitliliğini ulusal kıyafetlerle fuara gelen izleyicilere sunacak. Umman Kraliyet Senfoni Orkestrası da fuar kapsamında konser verecek.

Fuarı, geçen yıl 186 ülkeden yaklaşık 170 bin kişi ziyaret etmişti. Bu yıl ziyaretçi sayısının daha da artması bekleniyor.

Türk turizm sektöründen temsilciler de yenilikleri ve trendleri sergilemek için fuarda yerini alacak. Turizmciler, Türkiye’nin en önemli pazarlarından olan Alman turizm pazarına ve diğer ülkelerden gelecek konuklara ülkeyi anlatacak.

Gelecek yıl ise ITB Berlin’in konuk ülkesi Arnavutluk olacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-ersoy-2024te-almanya-bazinda-7-milyon-turist-sayisini-gecmeyi-umuyoruz/feed/ 0
Anadolu Ajansı’nın Global İletişim Ortağı Olduğu İstanbul Yayımcılık Profesyonel Buluşmaları Başladı https://www.haber60.com.tr/anadolu-ajansinin-global-iletisim-ortagi-oldugu-istanbul-yayimcilik-profesyonel-bulusmalari-basladi/ https://www.haber60.com.tr/anadolu-ajansinin-global-iletisim-ortagi-oldugu-istanbul-yayimcilik-profesyonel-bulusmalari-basladi/#respond Wed, 06 Mar 2024 01:00:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15825 Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, 9. Uluslararası İstanbul Yayımcılık Profesyonel Buluşmaları’nın (İstanbul Publishing Fellowship) açılışı Rami Kütüphanesi’nde gerçekleştirildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Basın Yayın Birliği Derneğinin desteğiyle Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği (TBYM) tarafından organize edilen program, çok sayıda ulusal ve uluslararası yayımcıyı bir araya getirdi.

TBYM Başkanı Mehmet Burhan Genç, açılışta yaptığı konuşmada İstanbul’un kültür ve sanatın başkenti olduğunu belirterek, Türkiye’nin yayıncılık açısından çok canlı ve dinamik bir ülke olduğunu söyledi.

Kitap üretimine dair veriler aktaran Genç, üretimleri üç başlıkta topladıkları bilgisini vererek, “Birincisi bandrollü dediğimiz özel sektör tarafından üretilen kitap adedi, ikincisi Milli Eğitim Bakanlığının okullar için ürettiği ders ve yardımcı kitaplarımız, üçüncü grupta da 48 sayfa altında bandrol zorunluluğu taşımayan daha ziyade çocuk kitapları.” ifadesini kullandı.

Genç, Türkiye’de 2023’te yaklaşık 750 milyon kitap üretildiğini aktararak, “İlk baskısı yapılan 58 bin yeni kitap üretildi. İkinci ve sonraki baskıları yapılmış 159 bin kitap çeşidi söz konusu. Geçtiğimiz yıl ülkemizde toplam 271 bin farklı başlık altında kitap yayımlandı.” değerlendirmesinde bulundu.

“Etkin bir telif hakları sistemi için çalışıyoruz”

Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdür Yardımcısı Fatoş Altunç, gelişen teknolojinin yayıncılığa etkilerine işaret ederek, “Geleneksel üretim süreçlerinin ülkelerin kalkınmasında belirleyici olmaktan çıktığı bir dönemi hep birlikte yaşıyoruz. Teknolojik gelişmelerin de etkisiyle yayıncılık sektörünün içinde bulunduğu fikri üretime dayalı sektörler kültür sanatı şekillendirmekle kalmıyor, ekonomik kalkınmayı ve daha da önemlisi toplumsal adaleti sağlıyor.” dedi.

Yayıncılığın güçlenmesi ve toplumsal adaletin sağlanması açısından iyi işleyen bir fikri mülkiyet sisteminin önemli olduğunu dile getiren Altunç, şunları kaydetti:

“Telif Hakları Genel Müdürlüğü olarak, ülkemizde etkin bir telif hakları sistemi oluşturulması amacıyla, idari uygulamaların yürütülmesi, kültür sanat sektörünün güçlendirilmesi ve bu alanda ihtiyaç duyulan mevzuat düzenlemelerinin gerçekleştirilmesi amacıyla ihtiyaçlara cevap veren uygulamalar için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.”

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu da etkinliğin, Türk edebiyatının ve yayımcılığının dışa açılımında, uluslararası kültürel ve ticari ilişkilerin gelişmesinde kurmaya çalıştıkları sistemin temel taşlarından biri olduğunu vurguladı.

Bu sene etkinliğin dokuzuncusunu gerçekleştirdiklerini sözlerine ekleyen Beyoğlu, “Başladığı noktayı düşündüğümüzde, katılımcı sayısı ve katılım içeriği bakımından değerlendirdiğimizde büyük bir yol kat ettiğimiz hepinizin de yakından müşahede ettiği gibi çok net.” açıklamasını yaptı.

Uluslararası Yayıncılar Birliği (IPA) Başkan Yardımcısı Gvantsa Jobava, programa katılmanın her zaman çok heyecan verici olduğunu belirterek, “Gürcü bir yayıncı olarak, komşu ülke Türkiye’ye gelmek bana kendimi dostlarımın arasında hissettirdi.” diye konuştu.

Jobava, odak ülke Meksika ile diğer ülkelerden katılanlara ve organizasyona katkıda bulunanlara teşekkür etti.

“Gazze’de değil kitap okumak, bir kitaba ulaşmak bile mümkün değil”

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, oda olarak bu tip etkinliklere diğer bağlı kuruluşlarla beraber destek vermeye çalıştıklarının altını çizerek, “Bugün de burada hem İTO hem de kurumumuza bağlı Turizmi Geliştirme Vakfımızla beraber katkı veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bu tip etkinliklerin daha bilinçli, eğitimli ve daha güzel bir toplum için umut verdiğini kaydeden Avdagiç, “Gerçekten en fazla umuda ihtiyacımızın olduğu bir dönemden geçiyoruz. Çünkü insanlık olarak çok önemli bir sınavla karşı karşıyayız. Maalesef insanlık beş aydır devam eden bir soykırımla, katliamla karşı karşıya.” değerlendirmesini yaptı.

Avdagiç, Filistin halkına büyük bir zulüm yapıldığını vurgulayarak, “Beş aydır Gazze’de değil kitap okumak, bir kitaba ulaşmak bile mümkün değil. İnsanlar orada sadece hayatta kalmaya çalışıyorlar. Yaşanan bu faciayı, katliamı şahsım, kurumum ve Türk iş dünyası adına çok şiddetli bir şekilde kınıyorum.” dedi.

Meksika Yayıncılar Birliği (CANIEM) Başkanı Hugo Setzer, Meksika’yı odak ülke olarak İstanbul’da ağırlayan program ekibine teşekkür etti.

Meksikalı yayımcıların önemli bir delegasyonla programa katıldıklarını belirten Setzer, katılımcıları aralıkta Meksika’da düzenlenen etkinliğe beklediklerini kaydetti.

“Kalemimin bende bir sorumluluk olduğunu hissediyorum”

Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Politikaları Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. İskender Pala ise her gün yazıhanesinde 10 saat okuyup yazdığını, son 10 yıldır “Kaç kitaplık ömrüm kaldı? Gençlere, iyi insanlara kaç tane daha kitap bırakabilirim?” düşüncesiyle çalışmalarını sürdürdüğünü aktardı.

Yazdıklarından dolayı kendisinde bir sorumluluk hissettiğinin altını çizen Pala, şöyle devam etti:

“Kalemimin bende bir sorumluluk olduğunu hissediyorum. ‘Dünyada pek çok insanın benim söyleyeceklerime ihtiyacı var.’ diye hiç durmadan okuyor ve yazıyorum. 102 kitap yazdım, akademik kitaplarımı bir kenara bırakırsak herhalde 40 tanesi hiç durmadan her yıl yeniden basılıp okunuyor. Şunun için mutluyum. Sabah uyanıyorum, ofisime gidiyorum, orada bir şeyler yazıyorum. Akşam geri döndüğümde o gün en az bin kişiye benim bir kitabım ulaşmış oluyor.”

Prof. Dr. Pala, senede 365 bin kitabının okuyucuyla buluştuğunu vurgulayarak. “Her gün bin okuyucu bana belki iyi niyetlerini gönderiyor, enerjilerini hissediyorum. Dünyanın herhangi bir yerinden Sinop’tan, Azerbaycan’dan, Çin’den, Antalya’dan, Mısır’dan, İngiltere’den, Fransa’dan, Hollanda’dan birisi okuyor benim kitabımı. Diyor ki, bu adam şöyle söylemiş, bak ne güzel söylemiş. Onun o taşıdığı iyi niyet, bana ağız tadı, moral, sağlık, sıhhat oluyor ve ben daha çok çalışıyorum.” değerlendirmesini yaptı.

Bir romanı 250 günde, 2 bin 500 saat çalışarak yazdığını aktaran Pala, şunları kaydetti:

“Ben her sene, 2 bin 500 saati sadece bir romana harcamak için misafir kabul etmiyorum, gezmeye gitmiyorum. Çocuklarıma ayırdığım zamandan alıyorum ve o 2 bin 500 saati bir araya getiriyorum. Türkiye’de benim gibi pek çok yazar böyle çalışıyor. Dünyanın her yerinde yazarlar böyle çalışıyor. Yani siz fellowship, yayımcılık gibi mesleklerle uğraşırken aslında sizin için iş gücü oluşturan insanların dünyasını anlayın diye bunları söylüyorum. Biz o kadar alın teri, emek, göz nuru, hastalık, koşturmaca, geçim sıkıntısı vesaire içerisinde bir şeyler üretmeye gayret ediyoruz. Sizlerin burada bulunmanız, benim yazdıklarımın daha fazla insana ulaşması demek. 102 kitabımın belki 365 bin değil, üç milyon kişiye de ulaşması demek. Onun için burada bulunmanızdan çok bahtiyarlık duyuyorum.”

Konuşmaların ardından İTO Başkanı Şekib Avdagiç, CANIEM Başkanı Hugo Setzer’e plaket takdim etti ve kurdele kesilerek programın açılışı yapıldı.

Etkinlik, Uzak Asya’dan Latin Amerika’ya, Kuzey Avrupa’dan Afrika’ya kadar pek çok ülkeden yayımcıların telif ve çeviri görüşmeleriyle devam etti.

İstanbul’un bir telif marketi haline getirilmesi amaçlanıyor

İstanbul Fellowship Publishing Programı’nda bir ülkenin yayıncılığının ve edebiyatının merkeze alınarak tematik bir şekilde işleneceği “odak ülke” etkinliğinde 2024’ün odak ülkesi olarak Meksika belirlendi.

Uluslararası İstanbul Yayımcılık Profesyonel Buluşmaları ile dünya yayımcılarının iş birliğinin artırılması, İstanbul’un bir telif marketi haline getirilmesi ve sektörel gelişmelerin yakından takip edilmesi amaçlanıyor.

Çok sayıda ulusal ve uluslararası yayıncının bir araya gelmesine olanak sağlayan program, 2021’den itibaren hibrit bir modelde gerçekleştirilerek katılımcılarına hem fiziki hem de çevrim içi ikili görüşme imkanı sunuyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/anadolu-ajansinin-global-iletisim-ortagi-oldugu-istanbul-yayimcilik-profesyonel-bulusmalari-basladi/feed/ 0
Türkiye Otomotiv Endüstrisi Şubat Ayında Rekor İhracat Yaptı https://www.haber60.com.tr/turkiye-otomotiv-endustrisi-subat-ayinda-rekor-ihracat-yapti/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-otomotiv-endustrisi-subat-ayinda-rekor-ihracat-yapti/#respond Tue, 05 Mar 2024 23:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15762 Türkiye’nin ihracatında ilk sırada yer alan otomotiv endüstrisi geçen ay 3,1 milyar dolar ihracat yaparak en yüksek şubat dış satımına ulaştı.

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliğinden (OİB) yapılan açıklamaya göre, Türkiye otomotiv endüstrisi şubat ihracatı 2023’ün aynı ayına göre yüzde 19,9 artışla 3 milyar 130 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ülke ihracatında ilk sırada bulunan sektörün toplam dış satımdan aldığı pay yüzde 14,8, yılın 2 ayındaki ihracatı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artışla 5 milyar 909 milyon dolar oldu.

En büyük ürün grubu tedarik endüstrisinde ihracat geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 10 artarak 1 milyar 266 milyon dolara, binek otomobillerde yüzde 28 yükselerek 926 milyon dolara, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlarda yüzde 37 artışla 555 milyon dolara, otobüs-minibüs-midibüste yüzde 79 yükselişle 234 milyon dolara çıktı, çekicilerde ise yüzde 32 azalışla 116 milyon dolar olarak kaydedildi.

Tedarik endüstrisinde en fazla ihracat yapılan ülke Almanya’ya yüzde 2 düşüş, önemli pazarlardan ABD’ye yüzde 49, Fransa’ya yüzde 20, Birleşik Krallık’a yüzde 25, Romanya’ya yüzde 66, Polonya’ya yüzde 27 artışlar yaşandı.

Binek otomobillerde en fazla dış satım olan ülke İtalya’ya yüzde 109, Birleşik Krallık’a yüzde 127, İspanya’ya yüzde 41, Almanya’ya yüzde 32, Polonya’ya yüzde 48 ihracat artışı kaydedildi.

Eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlarda Birleşik Krallık’a yüzde 66, İtalya’ya yüzde 13, Slovenya’ya yüzde 9, Fransa’ya yüzde 30, Belçika’ya yüzde 70, Almanya’ya yüzde 261, otobüs-minibüs-midibüs ürün grubunda ise Fransa’ya yüzde 215, Almanya’ya yüzde 211 ihracat artışları dikkati çekti.

“Geçen ay ilk 10 ülkenin 9’unda ihracat artışı yaşandı”

Türk otomotiv endüstrisi geçen senenin aynı ayına göre şubatta en büyük pazar Almanya’ya 439 milyon dolar ihracat yaptı.

İtalya’ya yüzde 31 artışla 360 milyon dolar, Birleşik Krallık’a yüzde 75 artışla 359 milyon dolarlık dış satımlar gerçekleştirildi. İspanya’ya yüzde 29, Polonya’ya yüzde 34, Belçika’ya yüzde 1, ABD’ye yüzde 62, Romanya’ya yüzde 23 ihracat artışları tespit edildi.

Ülke grubunda ilk sırada yer alan ve ihracat payı yüzde 67 olan Avrupa Birliği ülkelerine ihracat yüzde 14 artışla 2 milyar 107 milyon dolar oldu. Diğer Avrupa ülkeleri yüzde 14 pay ile ülke grupları arasında ikinci sırada yer aldı, bu ülke grubuna ihracat yüzde 76 arttı. Geçen ay Bağımsız Devletler Topluluğu’na yüzde 14 ihracat düşüşü, Orta Doğu ülkelerine yüzde 40 ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi’ne yüzde 61 ihracat artışı kaydedildi.

İhracat rakamlarını değerlendiren OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, şu ifadeleri kullandı:

“Otomotiv sektörümüz bugüne kadar en yüksek şubat ayı ihracatına imza attı. Tedarik endüstrisi, binek otomobiller, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar ve otobüs-minibüs-midibüs ihracatımız çift haneli arttı. Geçen ay ilk 10 ülkenin 9’unda ihracat artışı yaşandı. Birleşik Krallık’a yüzde 75 ve ABD’ye yüzde 62 ihracat artışları kaydettik.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-otomotiv-endustrisi-subat-ayinda-rekor-ihracat-yapti/feed/ 0
Bilim insanları, yapay zekanın gelecekte yapıcı ve yıkıcı etkileri olabileceğini düşünüyor https://www.haber60.com.tr/bilim-insanlari-yapay-zekanin-gelecekte-yapici-ve-yikici-etkileri-olabilecegini-dusunuyor/ https://www.haber60.com.tr/bilim-insanlari-yapay-zekanin-gelecekte-yapici-ve-yikici-etkileri-olabilecegini-dusunuyor/#respond Tue, 05 Mar 2024 08:36:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15614 Bilim insanları, bir bilgisayarın ya da bilgisayar kontrolündeki robotun, öğrenme, analiz, sorun çözme ve karar verme gibi insansı işlevlere sahip olması şeklinde özetlenen yapay zekanın, gelecekte yapıcı etkilerinin yanında yıkıcı etkilerinin de olabileceğini düşünüyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Fizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Emre Onur Kahya, yapay zekanın gelecekte insan hayatına etkilerine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Kahya, yapay zekanın insanın yapabildiği bir çok işi yapan bir algoritma olduğunu söyledi.

Yapay zekanın geleceği açısından farklı senaryolar üzerinde durulduğuna dikkati çeken Kahya, “Yapay zekayı nükleer bombaya benzetiyorum. Mesela atom bombası çok yıkıcı bir hasara neden oldu ama nükleer fizik çalışırken birçok şey öğrendik. Mesela MR gibi.” dedi.

Kahya, yapay zekanın, sağlık, eğitim, hukuk gibi bir çok alanda işleri kolaylaştıracağını belirterek, “Hukuk alanında hakim ve savcıların yükü hafifleyecek. Doktorların tanı koymasına asistanlık yapacak. Beyin tomografisinde hangi hücrelerin tümörlü ve tümörsüz olduğunun ayrımını yapabilecek.” diye konuştu.

“Bilim dünyası ‘Yapay zekanın gelişimini yavaşlatsak mı?’ sorusunu tartışıyor”

Yapay zekanın bu yapıcı etkisine rağmen yıkıcı etkileri de olacağının altını çizen Kahya, zararlı yönlerinin silah sektöründe yaşanabileceğini söyledi.

Kahya, yapay zekanın algoritma ve olasılıklar içerisinde davranış sergilediğine vurgu yaparak, “Bu olasılıklar içinde istemediğimiz sonuçlar da söz konusu olabilir.” ifadesini kullandı.

Yapay zeka konusunda yaşanabilecek sorunlara dikkati çeken Kahya, “Mesela yapay zeka gücü eline aldığında ‘Patates üretimini arttır.’ emri verildiğinde, elindeki gücü kullanarak belki dünyadaki her şeyi hatta insanlığı bile yok edip, her yeri patates tarlasına çevirebilir. Abartılı bir örnek ama burada olduğu gibi ‘İleride kendi kendine kararlar verebilir mi?’ Bu hala açık bir soru. Bilim dünyası ‘Yapay zekanın gelişimini yavaşlatsak mı?’ sorusunu tartışıyor artık. Bu korkuların gerçekçi olup olmadığını şimdiden kestirmek çok zor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Beklemediğimiz alanlarda işsizliğe sebep olacak”

Yapay zeka konusunda Türkiye’de yeni hamleler olduğunu aktaran Kahya, Milli Teknoloji Müdürlüğünün bu anlamda önemli bir misyon üstlendiğini ifade etti.

Prof. Dr. Kahya, üniversite seviyesinde, sadece bilgisayar mühendisliği için değil, her mühendislik dalı için yapay zeka okur yazarlığı dersi verilmesi, hatta bunun liselere ve orta okullara kadar yaygınlaştırılması gerektiğini belirtti.

Ülke olarak yapay zeka konusunda katedilmesi gereken çok uzun bir yol olduğuna işaret eden Kahya, “Milli Eğitim Bakanlığının yapay zeka uygulamaları alanında projeleri var. Yapay zeka konusunda eğitim verecek uzman kişiler yetiştirmeliyiz. Bilişim sektörü de bu eğitim çabalarına destek vermelidir.” diye konuştu.

Kahya, yakın gelecekte yapay zeka alanında öne çıkan ülkelerle geride kalan ülkeler arasında uçurumlar oluşacağını belirterek, “Yapay zeka gibi anahtar teknolojileri elinde bulunduran ülkelerin ürettiği ürünleri, gelişmemiş ülkeler satın dahi alamayacak.” dedi.

Yapay zekanın insanı işsiz bırakacağı yönündeki endişelere de değinen Kahya, “Yapay zeka birçok sektörü etkileyecek. Beklemediğimiz alanlarda işsizliğe sebep olacak gibi görünüyor. Yapay zeka ile ilgili gelecek 10 yılda vereceğimiz kararlar çok önemli. Çocuklarımızı ve geleceğimizi şekillendireceğimiz bir andayız o yüzden bu konuda devletin, akademinin ve özel sektörün el ele vermesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“Savunma ve ulaşım sektöründe insansız araçların kabiliyeti artacak”

İTÜ Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazım Kemal Üre ise yapay zekanın bilişimin otomasyonu olarak tarif edilebileceğini belirtti.

Yapay zekanın farklı sektörlere büyük etkileri olacağını kaydeden Üre, “İş dünyasında insanların verimliliğini artıran birçok teknolojiyle karşılaşacağız. Özellikle savunma ve ulaşım sektöründe insansız araçların kabiliyeti çok artacak.” ifadelerine yer verdi.

Üre, yapay zeka konusunda Amerika ve Çin gibi ülkelerin başı çektiğini ifade ederek, Türkiye’de bu alanda son 3 yılda çok ciddi bir ivme yakalandığını ve büyük bir potansiyelin olduğunu kaydetti.

“Yapay zekanın olumlu ve olumsuz tarafları var”

Doç. Dr. Üre, yapay zeka ile yapılan işlerin kalitesinin daha üst seviyeye çıkacağını belirterek, “Her teknolojide olduğu gibi yapay zekanın da olumlu ve olumsuz tarafları var. Yakın vadede bir olumsuzluk çıkaracağına inanmıyorum ama uzun vadede olabilecekler için birçok araştırmacı ve devletler gerekli önlemlerin ne olması gerektiğini tartışıyor. Yapay zeka insanı işsiz bırakacak demektense, iş yapışımızda ciddi bir dönüşüm olacağından, insanların yeni öğrenmesi gereken bir sürü yetenekler olacak diyelim.” diye konuştu.

Bunu bilgisayar devrimine benzettiğini aktaran Üre, sözlerini şöyle sürdürdü:

“40 yıl önce bilgisayar kullanmayı bilmeseniz de iş bulma konusunda sorun yaşamazdınız. Ancak bugün bunu hayal dahi edemiyorsunuz. Veri analiz etmeyi, veri kullanarak bir şey yapmayı bilmiyorsanız bulacağınız iş sayısı çok azalacak. Bilgisayarlar çıkınca bazı insanlar işsiz kaldı. Bir jenerasyon sonra her şey yerine oturdu ve şuan bilgisayarlar sayesinde çok daha güzel bir dünyada yaşıyoruz. Yapay zekada da aynısı olacak. Bazı insanlar işsiz kalacak ama geçireceğimiz dönüşüm sayesinde daha güzel bir dünyada yaşayacağız.”

Üre, yapay zekada ileri seviyede olan ülkeler ile bu teknolojiye erişemeyen ülkeler arsında gelecekte önemli uçurumlar olacağına dikkati çekerek, “Şu an için kapanmayacak bir açık yok ancak kendinizi geliştirmezseniz ilerde bu alanda gelişen ülkelere muhtaç olabilirsiniz. ” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bilim-insanlari-yapay-zekanin-gelecekte-yapici-ve-yikici-etkileri-olabilecegini-dusunuyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savunma ve havacılık sektöründe yeni bir rekor kırdık https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-savunma-ve-havacilik-sektorunde-yeni-bir-rekor-kirdik/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-savunma-ve-havacilik-sektorunde-yeni-bir-rekor-kirdik/#respond Tue, 05 Mar 2024 05:24:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15517 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “2024 yılının ilk iki ayında savunma ve havacılık sektöründe 633 milyon dolarlık ihracat rakamıyla yeni bir rekor kırdık.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.

Önceki hafta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştiren 5. nesil savaş uçağı KAAN vesilesiyle savunma sanayinde gelinen yerin, Türkiye’de ve dünyada epeyce konuşulduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“KAAN başta olmak üzere savunma sanayi hamlelerimiz, Antalya Diplomasi Forumu’nda da muhataplarımızın gündemindeydi. Bugün bu başarı hikayesinin ihracatımıza olan etkisi üzerinde durmak istiyorum. Bilindiği gibi savunma sanayinde son 21 yılda büyük aşamalar kaydeden Türkiye, bu sayede sektörde yüzde 20’lerde olan yerlilik oranını yüzde 80’lerin üzerine taşımıştır. Öyle ki 850’yi aşkın yerli savunma sanayi projesi ve 90 milyar dolarlık proje büyüklüğüyle bu alanda kendi kendine yeterliliği en yüksek ülkelerden biri haline geldi.”

“SİHA ihracat liginin de zirvesinde yer alıyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece bununla kalmadıklarını ifade ederek, şunları söyledi:

“Sahip olduğumuz yüksek teknoloji ürünlerini dost ve müttefik ülkelerle de paylaşarak savunma ihracatımızı 10 yılda yaklaşık 4,5 kat artırdık. Geçtiğimiz yıl dünyanın 185 ayrı ülkesine 230 çeşit savunma sanayi ürünü satarak 5,5 milyar dolarlık ihracat yaptık. Sahip olduğumuz kara, deniz, hava savunma platformlarıyla kardeş ülkelerin ordularının ihtiyaçlarına cevap vererek Türkiye’nin bölgesel ve küresel gücüne katkıda bulunduk. Savunma sanayi üretimimizi deprem bölgesine de yayarak hem bu alandaki gücümüzün artmasını sağlamayı hem de şehirlerimizin hızla ayağa kalkmasına destek olmayı amaçlıyoruz.”

Erdoğan, “Savunma sanayi ihracatında dünyadaki yerimize baktığımızda karşımıza çıkan fotoğraf şu şekildedir, TB2, AKINCI, ANKA ve AKSUNGUR silahlı insansız hava araçlarımız ile SİHA teknolojisinde dünyada ilk 3 ülke arasında SİHA ihracat liginin de zirvesinde yer alıyoruz. Bugüne kadar 50 ülkeyle 770 insansız hava aracı için sözleşme imzaladık. Sadece geçtiğimiz yılın İHA ihracat tutarı, 1,8 milyar dolardır. 2024 yılının ilk iki ayında savunma ve havacılık sektöründe 633 milyon dolarlık ihracat rakamıyla yeni bir rekor kırdık.” diye konuştu.

Kara araçlarında bir dünya markasına dönüşen savunma sanayisinin, her kıtadan 40 ayrı ülkeye yaklaşık 4 bin 500 4×4, 6×6 ve 8×8 taktik tekerlekli araç ihracatı yaptığını aktaran Erdoğan, geçen yıl kara araçları ihracatının 500 milyon doları bulduğuna dikkati çekti.

“İlk sıralarda yer alıyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Mühimmat ve füze sistemlerinin her çeşidinde tasarımda, geliştirilmesinde ve üretiminde ilk sıralarda yer alıyoruz. Deniz araçlarında kendi korvetini, kendi Anadolu gemisini üreten Türkiye, bu gemileri kendi radarlarıyla sensörleriyle muhabere sistemleriyle füzeleriyle ve torpidolarıyla donatıyor. Şirketlerimiz iki ülkeyle 6 korvet inşası için sözleşme imzalayarak ihracat yolunda hızlı bir giriş yaptı. Ayrıca ürettiğimiz tank çıkarma gemisi, havuzlu çıkarma gemisi, karakol botları, hızlı müdahale botları ve lojistik destek gemisi gibi deniz platformlarından 10 ülkeye 140 ihracat gerçekleştirdik.”

Erdoğan, yerli tasarım ve üretim olan ATAK taarruz helikopterlerinden, Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterindekilerinin yanında Uzak Doğu ve Afrika ülkelerine 8 tane de ihraç edildiğini ifade ederek, “Türkiye’nin ilk insanlı eğitim ve yakın taarruz uçağı olan HÜRKUŞ’un 5 adedi halen iki ayrı ülkenin hava kuvvetleri tarafından kullanılıyor. Kara araçlarındaki başarımızı, bunlara entegre edilen uzaktan komutalı silah sistemleri ihracatında da yakalamaya başladık. Kendi ürettiğimiz araçlar yanında yabancı menşeli araçlarda da bizim silah kulelerimiz tercih ediliyor. Bugüne kadar 24 ülkeye yaklaşık 1200 silah kulesi satışı yaptık. Son dönemde yaşanan asimetrik savaşların vazgeçilmez unsuru olan kamikaze İHA’lar da talep gören ürünlerimiz arasındadır. Halihazırda şirketlerimiz vasıtasıyla 11 ülkeye 1500 kamikaze dron ihracatı gerçekleştirdik. Hafif silah ve tabanca üretiminde de önemli bir marka haline geldik. Bugün dünyanın 111 ayrı ülkesinde hafif silahlarımız ve tabancalarımız kullanılıyor.” bilgisini verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yüksek teknoloji içeren radar sistemlerinin tasarımı ve üretimi konusunda Türkiye’nin, 10 ülkeye yaptığı 40 adet ihracatla dünyadaki ilk 3 ülke arasında yer aldığının söyledi.

“Türkiye’nin neye ihtiyacı olduğuna, hangi adımları atması gerektiğine bakıyoruz”

Henüz çalışmaları süren projelere de çok büyük ilginin olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“21 Şubat’ta ilk uçuşunu yapan KAAN’ımızın bizimle birlikte pek çok dost ülkede yol açtığı heyecanı, ilgiyi, umudu hep birlikte gördük. Bir başka ifadeyle, ülkemizin tasarımını ve üretimini tamamlayıp hizmete aldığı her ürünün müşterisi zaten hazır. Yeter ki biz sabırla azimle dikkatle kararlılıkla çalışarak projelerimizi birer birer sonuçlandıralım. Bölgesel ve küresel krizlerin yaygınlaştığı, çatışmaların derinleştiği, tehditlerin arttığı bir dönemde Türkiye için bu tablo zaten çok önemlidir.

Biz gerçekten ihtiyacımız olduğunda, müttefikimiz dediğimiz kurumların ve ülkelerin yanımızda olmayacağını son 10 yılda defalarca tecrübe ettik. Suriye sınırlarımız terör örgütleri tarafından roketlerle tehdit edildiğinde bize yardım etmek bir yana, ülkemizdeki mevcut hava savunma sistemlerini söküp götürenler oldu. Türkiye’ye parasıyla satmadıkları silahları ve mühimmatları terör örgütlerine bilabedel dağıtanları, bunların bize karşı kullanılmasına göz yumanları da unutmadık, unutmuyoruz. İşte bunun için diyoruz ki biz artık kimin ne dediğine, kimin ne istediğine bakmıyoruz. Biz artık sadece Türkiye’nin neye ihtiyacı olduğuna, hangi adımları atması gerektiğine bakıyoruz.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-savunma-ve-havacilik-sektorunde-yeni-bir-rekor-kirdik/feed/ 0
Kayseri Ticaret Odası’nda düzenlenen AB-Kayseri İş Forumu’nda yeşil dönüşüm ve dijitalleşme vurgusu yapıldı https://www.haber60.com.tr/kayseri-ticaret-odasinda-duzenlenen-ab-kayseri-is-forumunda-yesil-donusum-ve-dijitallesme-vurgusu-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/kayseri-ticaret-odasinda-duzenlenen-ab-kayseri-is-forumunda-yesil-donusum-ve-dijitallesme-vurgusu-yapildi/#respond Tue, 05 Mar 2024 03:24:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15435 Kayseri Ticaret Odası’nda (KTO) düzenlenen Avrupa Birliği-Kayseri İş Forumu 2024 programında konuşan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Mehmet Kemal Bozay, “Kayseri AB’ye uyum noktasında yeşil dönüşüm ve dijitalleşme ile herkesten önce uyumu sağlar” dedi.

KTO Konferans Salonu’nda düzenlenen programa Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Mehmet Kemal Bozay, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, AK Parti Kayseri Milletvekili ve Türkiye – AB Karma Karma Parlamento Komisyonu Üyesi Murat Cahid Cıngı, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Avrupa Birliği ülkelerinin büyükelçileri, KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, protokol üyeleri ve iş adamları katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan programın açılış konuşmasını yapan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, “Türkiye – Avrupa Birliği ilişkilerinde özellikle son dönemde yaşanan gelişmeler, mevcut jeopolitik konjonktürün ilişkilerin ilerlemesi için önemli bir fırsat penceresi sunduğunu da ifade etmek istiyorum. Avrupa Birliği firmalarımız ile şehrimizdeki firmalarımız arasında ortak yatırım ve iş birliklerimizin artırılması için Kayseri Ticaret Odası olarak her türlü desteği vermeye hazır olduğumu belirtmek istiyorum. Bu yönde 28 yıldır Avrupa Birliği Bilgi Merkezimiz ve proje ofisimiz yüzlerce panel, toplantı ve etkinliğe imza atmıştır. Bundan sonra yapılacak AB destekli projelere de talibiz. Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde son yıllarda müzakere sürecinde yaşanan tıkanıklığa, Kıbrıs’taki farklı pozisyonların oluşturduğu etkilere, siyasi engellere ve kültürel önyargılara rağmen önemli olmaya devam ediyor. Bu ilişkilerin devamlılığını sağlamak için ilişkilerin temelini oluşturan Gümrük Birliğinin güncellenmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Eurochambers’in yapmış olduğu çalışmalar, iş dünyasının gerek Türkiye’de, gerekse AB’de gümrük birliğinin güncellenme sürecini büyük oranda desteklediğini gösteriyor. Gümrük Birliğinin güncellenmesi, ilişkilerdeki sorunların çözülmesi, ticari, ekonomik sorunların derinleştirilmesi ve çeşitlendirilmesi anlamına gelecektir. Türk iş dünyası açısından önemli bir sorun AB’nin imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarına (STA) Türkiye’nin dahil olması meselesidir. Gümrük Birliği sebebiyle Türkiye’nin de AB’nin STA imzaladığı ülkelerle Serbest Ticaret Anlaşması imzalaması gerekmekte. Ancak bu süreçte gecikmeler ve ticaret sapmaları yaşanmaktadır. Yani gümrük birliğine rağmen, Türkiye ve AB’nin ticaret politikaları arasında uyumsuzluk ortaya çıkıyor” dedi.

“Kayseri anlayış olarak AB bünyesine girmiş bir şehir”

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da, “Kayseri ticaret ve sanayi şehri diye anılır ama en önemlisi değişik medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan zenginliklerini taşıyan bir şehir. Kendi kendine yetmeye çalışan, başkalarına yük olmayı hiçbir zaman düşünmeyen ve her zaman da yardımseverliği ile insanların elinden tutma anlayışıyla ülkesine layık olma anlayışıyla üretici, kreatif özelliklere sahip insanlarla bezenmiş olan bir şehir. Kayseri, aslında ülkemiz 1958 yılından beri Avrupa Birliği kapılarında tutunurken diyelim, Kayseri zaten Avrupa Birliği bünyesine girmiş olan bir şehir. İdari olarak bakmıyoruz biz olaya anlayış olarak bakıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Gerçek cennet burası”

Kayseri Valisi Gökmen Çiçek de konuşmasında, “Başkanlarımızın ve büyükelçilerimizin hem Türkiye içerisinde birçok yere gittiklerini ve ziyaret ettiklerini birçok şehri görme fırsatları olduğunu biliyorum. Gittikleri yerlerde şehrin yöneticileri onlara şehirleri anlatıyorlar ve burası dünyanın en güzel yeri, dünyanın en güzel cenneti diyorlar. Şimdi ben de bir şey söylüyorum; gerçek cennet burası. Hoş geldiniz sefalar getirdiniz” ifadelerine yer verdi.

“Vize konusunda AB’yi anlamış değilim”

Açılış konuşmalarının ardından Yeşil Dönüşüm ve Dijitalleşme İçin AB’nin Destekleri AB ve Türkiye Ekonomik İlişkilerimizin Geleceği konulu panelde konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise, “Memleketim Kayseri’de sizleri ağırlamaktan onur duyuyorum. Kayseri, biraz önce sunumlarda da çok güzel ithaf edildi ama ben yine söylemek istiyorum; ticarette, sanayide, turizmde Türkiye’nin marka şehirlerinden bir tanesi Kayseri’miz. Tüm bu başarı hikayelerinde Kayseri’mizi yazarken, kendi emeği ile ortaya çıkan bir şehir. Burada devletin çok büyük bir katkısı yoktur. Kayseri’nin iş adamları hem karda yarışır hem de hayırda yarışır. Kayserili devletten almayı bırakın devlete vermeyi bilen ve bu kapsamda insanlara faydalı olan düsturu ile yapmaktadır. Tüm bu başarılarda da girişimci kardeşlerim bizleri gururlandırmaktadır. Avrupa Birliği Türkiye’nin en önemli ticaret ve yatırım ortağıdır. Türkiye pek çok Avrupa Birliği ülkenin en önemli ticari ortaklarından birisidir. Bu ortaklık iki taraf için de çok önemlidir. Türkiye ile AB arasında bir konu da vize konusu. Türkiye – AB ilişkilerinde çok ciddi bir sorun haline geldi. Burada ben Avrupa Birliği’ni de çok anlayabilmiş değilim. İş adamlarının önünü açacak vize kolaylığını niye yapmazsın? Biz mal ihracatımızın yüzde 50’den fazlasını AB’den yapıyoruz ama Türkiye aynı zamanda ithalatçı ülke. Avrupa Birliği’ne gidemeyince burada en çok kaybeden Avrupa iş dünyası. Kendine niye böyle bir engel koyar Avrupa Birliği anlamış değilim” dedi.

AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı da, “Benim merakım şu; 15 ülke ile bir demokratik yönetimi sağlayamayan AB, 27 ile nasıl baş ediyor? Bu 30, 31, 32 olduğu zaman karar alma aşamasının halka yansımasını nasıl kontrol edebilecek, bununla nasıl baş edebilecek bunun cevabını gerçekten ben de merak ediyorum. Çünkü benim gördüğüm kadarıyla AB henüz 27 ülkeyi de içselleştirmiş değil. Gittiğimiz zaman yani bir takım uygulamalarla AB ülkesinin uygulamaların çatıştığını görüyoruz. Çok normal çünkü çok büyüdü. Bundan sonraki genişlemeyle ne olacak neden böyle bir genişlemeye ihtiyaç duyuluyor ben de çok merak ediyorum” dedi.

“AB uyumunda Kayseri’nin bir sorunu olmaz”

Programda konuşan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Mehmet Kemal Bozay ise, “Kayseri, dünyanın bu bölgesinde yer alan müthiş bir istikrar unsurudur. Ben Ankara’da görev yapıyorum ama Anadolu’nun göbeği Kayseri’dir. Biz Kayseri’nin kapasitesi ile AB gibi en büyük ticaret partnerimizi nasıl oluştururuz, ileriye nasıl taşırız ona bakıyoruz. İnanın yeşil dönüşüm ve dijitalleşme ile Kayseri herkesten önce uyumu sağlar, gerekli düzenlemeyi yapar. AB uyumunda ve AB partnerliğimiz ne kadar olacak ona birlikte irade koyarız ortaya, birlikte görürüz. Kayseri’nin bu noktada bir sorunu olmaz. Avrupa Birliği ile siyah – beyazlar değil gri alanlar var. Biz bunları beyaza boyamak istiyoruz. Bu beyazı boyarken de Kayseri’nin kapasitesini, Kayseri’nin potansiyelini kullanmak istiyoruz. Burada da büyükelçilerden ricam, ikili düzeyde biz olurundan bakmak, her konunun olurundan çözülmesini istiyoruz. Vize konusundaki isteğimiz de bu yönde. Yapılacaklara birlikte karar verelim. AB’nin açılım yolunda Kayseri önemli bir merkez olsun. Türkiye ve AB arasındaki ilişkinin aslında tabi yeşil dönüşüm, dijitalleşme diyoruz ama çok değişik bir kural temelli uluslararası düzenin aksaklıklarının yenilmesi parçasında birlikte hareket etmek istiyoruz. Çünkü burada doğanın finansallaştırılması var ve doğanın doğru finansallaştırılması lazım. Bir sürü Avrupa ülkesi ile çok büyük ticaretimiz var ve bunları ileriye taşımamız gerektiğini düşünüyorum” ifadelerine yer verdi.

Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından hediye takdimi gerçekleştirildi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseri-ticaret-odasinda-duzenlenen-ab-kayseri-is-forumunda-yesil-donusum-ve-dijitallesme-vurgusu-yapildi/feed/ 0
Sudan Dışişleri Bakan Vekili: İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları 76 yıldır sürüyor https://www.haber60.com.tr/sudan-disisleri-bakan-vekili-israilin-gazzeye-yonelik-saldirilari-76-yildir-suruyor/ https://www.haber60.com.tr/sudan-disisleri-bakan-vekili-israilin-gazzeye-yonelik-saldirilari-76-yildir-suruyor/#respond Mon, 04 Mar 2024 08:45:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15168 Sudan Dışişleri Bakan Vekili Ali es-Sadık, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ve sebep olduğu vahşetin 76 yılı aşkındır sürdüğünü belirtti.

Sadık, ?????3. Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) AA muhabirlerinin sorularını yanıtladı.???????

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ve bölgede yaşanan insani kriz hakkında açıklamalarda bulunan Sadık, “İsrail, 76 yıldan daha uzun bir süredir Filistin halkını öldürüyor. Filistinlilere karşı sürekli olarak bu vahşet işleniyor ve son dönemde (Gazze’de) yaşananlar bunun bir parçası.” dedi.

Sadık, İsrail’in 1948’den bu yana Filistin topraklarında yol açtığı insani drama son vermesi için dünyanın artık dur demesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu artık durmalı. Dünya artık bilinçlenmeli. Çünkü kendilerini vahşice bir işgalden kurtarmaya çalışan insanların ölmesine izin verilmemeli.” diye konuştu.

“Türkiye ile bağımsızlığımızdan bu yana birlikte çalışıyoruz”

Türkiye ile Sudan arasındaki ikili ilişkilerin seyrinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Sadık, “Sudan ile Türkiye arasında eskiye dayalı tarihi ve çok istikrarlı ilişkiler var. Ülkemizin 70 yıl önceki bağımsızlığından bu yana birlikte çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.

Sadık, söz konusu ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması için yoğun çalışma yürüttüklerini, iki ülke arasındaki ilişkilerin, “cumhurbaşkanlığı diplomasisi, dışişleri bakanları arasındaki yakın temas, diplomatik istişare komitesi ve bakanlar komisyonu” olmak üzere birçok koldan yürütüldüğünü anlattı.

ADF’ye ilk kez katılma fırsatı bulduğuna işaret eden Sadık, “Dünyanın dört bir yanından devlet başkanı, bakanlar ve STK temsilcileri, birçok ülkede yaşanan sorunları görüşmek ve bunlara çözüm yolları aramak için burada bir araya geliyorlar. Bütün bunlar, daha yaşanabilir bir dünya kurma çabası için yapılıyor.” ifadelerini kullandı.

“Sudan’daki iç savaş milyonlarca insanı yerlerinden etti”

Sadık, ülkesinde yaşanan iç savaşa ilişkin ise şunları söyledi:

“Hiçbir saygın devlet, topraklarında iki ordunun varlığına izin vermez. Bu milisler, kendilerini çok güçlü hissettikleri için orduya katılmayı reddettiler. Bunların insanlara karşı, yine yabancı diplomatik misyonlar, büyükelçilikler, Birleşmiş Milletler (BM) ofisleri ve ülkenin altyapısına yönelik olmak üzere birçok yıkım ve vahşete sebep oldular.”

Savaşların her yerde insani dramlara neden olduğunun altını çizen Sadık, milyonlarca insanın söz konusu iç savaştan etkilendiği için yerlerinden edildiğine ve acil insani yardıma ihtiyaç duyduğuna dikkati çekti.

Sadık, tarım açısından zengin bir ülke olmalarına rağmen çatışmalar nedeniyle evlerini terk eden insanların gıda bulmakta sıkıntı yaşadıklarını, uluslararası toplumun Sudan halkına yardım konusunda pek varlık göstermediğini kaydetti.

Sudan’daki insani yardım ihtiyacının Gazze ve Ukrayna’da yaşananların gölgesinde kaldığının farkında olduklarını dile getiren Sadık, bu konuda Dünya Gıda Programından destek talebinde bulunduklarını vurguladı.

“Türkiye gibi kardeş ülkelerin destekleriyle kolera salgını bitmek üzere”

Sadık, başta Türkiye’nin büyük katkılarıyla kolera gibi salgın hastalıkların üstesinden gelebildiklerini aktararak, “(Hastalıklar konusunda), Türkiye, Katar ve Mısır gibi kardeş ülkelerin yardımıyla bu sorunun üstesinden gelmek üzereyiz. Bu konunun çözümünde siz, gerekli ilaç desteklerinizle büyük pay sahibi oldunuz. Birkaç hafta içerisinde, belki bir ay gibi bir zamanda kolera hastalığı bitmiş olacak.” diye konuştu.

Sudan’daki iç savaşın sonlandırılması için başlatılan Cidde müzakerelerine de değinen Sadık, her türlü askeri çatışmanın müzakere masasında ve diplomasi yoluyla çözülebileceğine inandıklarını ve ülkede barışın bir an önce tesisi için uluslararası arabuluculuk kanallarını açık tuttuklarını hatırlattı.

Sadık, milislerin, müzakerelerde üzerinde anlaşılan maddeleri yerine getirmediklerini belirterek, “Hükümet olarak, anlaşma maddeleri uygulanmadan yeni görüşmelere başlamayacağız.” ifadesini kullandı.

Paralı asker grubu Wagner üyelerinin Sudan’daki milis güçlerle savaştığı iddialarına da değinen Sadık, “Az sayıda Wagner üyesinin milislere yardım ettiği doğru. Ancak Rus dostlarımızdan, bunların isyancılarla çalışmasının bireysel olduğunu biliyoruz. Bu durum ne Wagner’in ne de Rusya Federasyonu’nun bir politikasıdır.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sudan-disisleri-bakan-vekili-israilin-gazzeye-yonelik-saldirilari-76-yildir-suruyor/feed/ 0
Güney Afrika Dışişleri Bakanı: İsrail’e karşı olumsuz pozisyon alan ABD’li siyasetçiler var https://www.haber60.com.tr/guney-afrika-disisleri-bakani-israile-karsi-olumsuz-pozisyon-alan-abdli-siyasetciler-var/ https://www.haber60.com.tr/guney-afrika-disisleri-bakani-israile-karsi-olumsuz-pozisyon-alan-abdli-siyasetciler-var/#respond Mon, 04 Mar 2024 07:54:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15131 Güney Afrika Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Naledi Pandor, İsrail’in Uluslararası Adalet Divanında (UAD) soykırımla yargılanmasıyla sonuçlanan dava sürecinin ardından ABD’li bazı siyasetçilerin ülkesine karşı çok olumsuz bir pozisyon aldığını belirtti.

Pandor, AA’nın “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirine, ülkesinin Filistin konusundaki tutumuna ve UAD sürecine dair açıklamalarda bulundu.

Güney Afrika’nın, “beyaz hükümetin” ırkçı politikalar güttüğü bir dönemde apartheide karşı uzun yıllar mücadele ettiğini hatırlatan Pandor, mücadelelerinde uluslararası toplumun yardımına ihtiyaç duyduklarını söyledi.

Pandor, ülkesinin mücadelesinin bir kısmının silahlı olduğunu ve diğer taraftan uluslararası dayanışma için uğraştıklarını, ülke ülke gezip yardım istediklerini, onları destekleyenler arasında başta Yaser Arafat olmak üzere Filistinlilerin de yer aldığını anlattı.

Filistinlilerin o dönemde zor zamanlar geçirmelerine rağmen Güney Afrika’nın yanında yer aldığını dile getiren Pandor, şöyle devam etti:

“O yüzden bu her zaman görevimiz. İnsanlar baskı altındayken, zorluk, önyargı, ayrımcılık, öldürülmeye maruz kalırken, Güney Afrikalıların bir şey yapmak için ahlaki bir sorumluluğu var. Biz de dünyaya hiçbir şey söylemeden Filistin halkının katledilmesini izleyemeyeceğimizi hissettik. BM’nin araçlarını kullanmaya karar verdik çünkü uluslararası hukukun İsrail tarafından ciddi şekilde ihlal edildiğine inanıyoruz. Uzun yıllardır bunu yaptı. Biz de bu kez buna karşı çıkmamız, Uluslararası Adalet Divanına gitmemiz gerektiğini düşündük ve aslında bir karar çıkartmak istedik.”

Pandor, UAD’nin ihtiyati tedbir kararından bu yana, bir davaları olmadığını söyleyen ülkelerin bile İsrail’e, UAD’nin kararlarını uygulaması gerektiğini söylemeye başladığını anlattı.

Bu ülkelerin önceden bunun çok saçma ve zaman kaybı olduğunu, hiçbir başarı şansı olmadığını söylediklerinin unutulduğunu kaydeden Pandor, şimdi ise dava hakkında ve İsrail’in kararları uygulaması gerektiği hakkında konuştuklarını ifade etti.

“Güney Afrika ahlaki ve doğru bir mesele için uğraşıyor”

Pandor, bunun nedeninin İsrail’in dünyaya bir tehdit oluşturduğunu görmeleri olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“Tepkiler konusunda maalesef ABD’de bazı siyasiler Güney Afrika’ya karşı çok olumsuz bir pozisyon aldı. Bildiğiniz gibi ABD çok güçlü bir ekonomiye sahip ve hepimiz onlarla ticaret yapıyoruz. Ülkemdeki yatırıma ve istihdama da bu, tehdit oluşturuyor. Bu nedenle lobiye devam etmeliyiz. Güney Afrika çok ahlaki ve doğru bir mesele hakkında küresel olarak uğraşırken ABD halkının Güney Afrika’ya karşı hareket etmesi tamamen yanlış.”

UAD’deki davaya ilişkin herhangi bir ülkeden baskı görüp görmediğine ilişkin Pandor, “Hakkımız var, biz egemen bir ulusuz. Davamızı yürütme hakkımız var. Birçok ülkenin Güney Afrika’nın Filistin’e desteğiyle hemfikir olmadığını biliyoruz ancak bizim her zaman yaptığımız bir şey ve Filistin halkına arkamızı dönemeyeceğiz.” dedi.

Pandor, İsrail’in UAD’nin kararlarına dair yanıtına ilişkin, “Başvurmadılar. Hepimiz biliyoruz ki Netahyahu UAD’nin kararlarını reddetti ve bu şaşırtıcı değil. Apartheid ile aynı şeyi yaşadık. BM organlarınca uluslararası kararlar alındığında apartheid devlet ‘hayır’ diyecek. Bunda apartheid devlet ile İsrail hükümeti arasında benzer bir uygulama ve yaklaşım görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin UAD’deki davaya desteğine ilişkin Pandor, “Türkiye, başından itibaren Güney Afrika’nın attığı adımları takdir ettiğini söyledi ve bizimle her zaman iletişim halindeydi.” şeklinde konuştu.

Pandor, davanın değeri görüldüğünde ve daha detaylı süreçte bölgeden daha fazla ülkenin Güney Afrika’ya katılacağını umduklarını belirterek, “Mahkemeden hala tarih için bekliyoruz. Bu sürede kim Filistin’in gerçekten dostu, anlayacağız.” dedi.

“Gazetecilerin öldürülmesi beni tiksindiriyor”

Pandor, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında hayatını kaybeden gazetecilere ilişkin ise şunları söyledi:

“Yaşanan trajediden dolayı kalbim acıyor ve özellikle de gazetecilerin özgürce faaliyet gösterememesi, korkunç tehlikelere maruz kalması ve birçoğunun öldürülmesi beni kesinlikle tiksindiriyor. Sık sık basın özgürlüğünden bahseden gazeteci örgütleri de dahil olmak üzere dünyanın büyük bir kısmı sessiz. Bu yüzden yaşananlar karşısında tiksinti duyuyorum. Tüm medya çalışanlarının ve hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyorum.”

Batı ülkelerinin Gazze’de yaşananlara sessiz kalmasına yönelik soruyu yanıtlayan Pandor, “Bu, sık sık bahsettiğimiz bir sorunu yansıtıyor: İnsanları farklı olarak görmemiz. Eğer siyahsanız, daha az insansınız. Eğer Arapsanız, daha az insansınız. Eğer Avrupalıysanız, çok insansınız. ve bu yüzden korunmanız gerekir. Dünya bu şekilde görülüyor. Bence bunu değiştirmemiz gerekiyor. ve biz güneydekiler, bunun değişmesi için mücadele etmeliyiz. Bence kendi gücümüzü ele geçirmeli ve dünyanın yeni ve çok farklı bir versiyonunu yansıtmaya başlamalıyız.” ifadelerini kullandı.

AA’nın ADF’de bulunan standını ziyaret eden Pandor, kurumun “Kanıt” kitabını inceleyerek bilgi aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/guney-afrika-disisleri-bakani-israile-karsi-olumsuz-pozisyon-alan-abdli-siyasetciler-var/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda İklim Değişikliği ve Gelecek Kuşaklar Konuşuldu https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-iklim-degisikligi-ve-gelecek-kusaklar-konusuldu/ https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-iklim-degisikligi-ve-gelecek-kusaklar-konusuldu/#respond Mon, 04 Mar 2024 07:45:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15123 Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen ” İklim Değişikliği: Gelecek Kuşaklar Bizi Nasıl Hatırlayacak?” başlıklı panelde, iklim değişikliğinin yol açtığı olumsuz sonuçlarla nasıl başa çıkılacağı ve küresel ısınmayla mücadele edilen dünyanın gelecek nesillere nasıl aktarılacağı konuları ele alındı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, gazeteci Andrea Sanke tarafından yönetilen panele, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Madagaskar Dışişleri Bakanı Rafaravavitafika Rasata ve Gambiya Dışişleri Bakanı Mamadou Tangara katıldı.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Bozay, konuşmasında, Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı’nın (NDC) yüzde 41 olduğunu ve net sıfır emisyon hedefine 2053’te ulaşmayı planladığını belirterek, iklim değişikliğiyle mücadelede birçok enstitüyle işbirliği içinde olduklarını söyledi.

Bozay, an itibarıyla taslağı oluşturulan iklim yasasının bu yıl yürürlüğe girmesini umduğunu belirterek, gelecek nesillerin bu dönemi nasıl hatırlayacağının önemine dikkati çekti.

Yapılan anketler ve araştırmalar sonucu genç neslin bu dönemi “belirsizlik” kelimesiyle tanımladığına değinen Bozay, bu belirsizliğin iklim değişikliğinde alınan eylemlerde de görüldüğünün altını çizdi.

Bozay, iklim değişikliği ile mücadelenin “yarışa” dönüştürülmemesinin önemini vurgulayarak, ülkelerin yenilenebilir enerji kullanımı gibi planlarda gerçekçi hedefleri olmasının yanı sıra bu konuda atılacak adımların bir standarda oturtulması gerektiğini dile getirdi.

Küresel ısınma ve olumsuz etkileriyle mücadelede bireylerin rolüne değinen Bozay, ülkelerin bu konuda halkına ulaşmasının ne kadar önemli olduğunu, “Evlere etki etmek için yerel yönetimle işbirliği içinde olmalıyız.” sözüyle ifade etti.

Bozay, gelecek nesillerin iklim konusunda bilinçlenmesinin önemli olduğunu belirterek, “genç neslin zihnini ve kalbini kazanmak”, gelecek nesillerin iklim değişikliği ile savaşmasını bir gelenek haline getirmek için özellikle eğitim müfredatında yapılan değişiklikler olmak üzere günlük yaşamda birçok değişiklik yapıldığını söyledi.

Teknolojik gelişmelerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki önemine işaret eden Bozay, “Ancak güneş panelleri ve rüzgar değirmenleri, başkaları tarafından üretilip bu teknolojiler ihtiyacı olanlarla paylaşılmazsa gelecek nesillere faydası olmayan sorunlu bir sistem bırakmış olacağız.” dedi.

“İklim değişikliği sorunuyla hiçbir ülke yalnız başa çıkamaz”

Gambiya Dışişleri Bakanı Tangara ise ülkesinin, iklim değişikliğiyle mücadeledeki kararlılığını vurgulayarak, konferanslarda verilen sözler ve hedeflerin gerçek hayata geçirilmesindeki aksaklıklara dikkati çekti.

Tangara, “Bağışçı yorgunluğundan bahsediyoruz ama yemin yorgunluğundan bahsetmiyoruz.” ifadesiyle konferansların oluşturduğu motivasyon ortamından etkilenip gerçek hayata geçirilmeyecek sözler verilmemesi gerektiğini söyledi.

Ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede kendi politikalarının ve projelerinin oluşturmasının önemine işaret eden Tangara, “Başkalarının gelişim modellerini takip edersen her zaman geride kalırsın çünkü birini takip eden, hep onun arkasında kalır. Sürücü koltuğuna oturup, kendi çabalarınla ilerlemelisin.” diye konuştu.

Tangara, konuşmasını, “İklim değişikliği sorunuyla hiçbir ülke yalnız başa çıkamaz.” ifadesiyle sonlandırdı.

“Daha az kirletiyoruz ama ödediğimiz bedel daha fazla”

Madagaskar Dışişleri Bakanı Rasata da ülkesinin iklim değişikliği sebebiyle risk yaşayan ulusların başında yer aldığını aktardı.

Küresel ekosistemin yüzde 5’ini oluşturan Madagaskar’ın, koruma altına alınması gereken bir “hazine” olduğunu kaydeden Rasata, dört bir yanı denizlerle çevrili bu ülkenin iklim değişikliği ile savaşması için özel önlemler alınması gerektiğinin altını çizdi.

Rasata, Madagaskar’ın her yıl ilkim değişikliği ile mücadele kapsamında 400 milyon dolar kaybettiğini ifade ederek, ülkesinin bu mücadelede uluslararası ortaklarla işbirliği yapmasının önemine değindi.

Madagaskar’ın, küresel ısınmaya ve çevre kirliliğine katkısının, iklim değişikliğinden etkilenmesinden çok daha az olduğunu savunan Rasata, “Daha az kirletiyoruz ama ödediğimiz bedel daha fazla.” dedi.

Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir alan bırakmak için gereken önlemlerin alınmasının önemini vurgulayan Rasata, “Ofislerimizde belge imzalamaktan fazlasını yapmalıyız.” ifadesini kullandı.

Rasata konuşmasını, “Gambiyalı mevkidaşımın dediği gibi (iklim değişikliği ile mücadelede) birlik olmalıyız.” ifadesiyle sonlandırdı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-iklim-degisikligi-ve-gelecek-kusaklar-konusuldu/feed/ 0
İletişim Danışmanı: Batılı ülkeler İsrail’i destekleyerek insan haklarını kaybetti https://www.haber60.com.tr/iletisim-danismani-batili-ulkeler-israili-destekleyerek-insan-haklarini-kaybetti/ https://www.haber60.com.tr/iletisim-danismani-batili-ulkeler-israili-destekleyerek-insan-haklarini-kaybetti/#respond Mon, 04 Mar 2024 06:21:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15056 İletişim Danışmanı ve Güney Afrika hükümetinin eski Medya Direktörü Mohamed Faizal Devjee, Batı’nın İsrail ve Gazze konusundaki tutumuna ilişkin, “Artık kesinlikle biliyoruz ki Batılı ülkeler bize gelip insan hakları, baskı ve özgürlük hakkında konuşamaz. Çünkü o haklarını bu şekilde davranarak kaybettiler, İsrail’i desteklediler ve Filistinlilerin soykırımının suç ortağı oldular.” dedi.

Devjee, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Güney Afrikalı Devjee, ülkesinin Uluslararası Adalet Divanına (UAD) yaptığı başvuruya ilişkin, Güney Afrika’nın dış politikasının insan hakları, adalet ve özgürlüğe dayalı olduğunun anlaşılmasının önemli olduğu vurguladı.

Devjee, Güney Afrika, Gazze ve Filistin’de olanları değerlendirdiğinde, “Ülkemizde, Güney Afrika’da benzer baskı, adaletsizlik ve ‘apartheid’ı tecrübe ettik. Aslında Filistin’i, işgal altındaki Filistin’i ziyaret eden Güney Afrikalı liderlerin çoğu Gazze’de gördüklerinin Güney Afrika’da yaşananlardan 10 kat daha kötü olduğunu belirtti. Uluslararası Adalet Divanına yapılan başvuru da buna dayanıyor. Adalet, özgürlük, Gazze ve Filistin’deki baskının son bulmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bu nedenle İsrail’e karşı bir tavsiye ve yargıda bulunulması için başvuruyu mahkemeye taşıdıklarını kaydeden Devjee, “Çünkü İsrail’in apartheid uyguladığına, Filistinlilere karşı soykırım yaptığına inanıyoruz. Bu tolere edilemez. Bu (mahkeme) adaletsizlik duygusuyla bu ortaya çıktı. Güney Afrika hükümeti, bu soykırımı sonlandırmak için başvuruda bulundu.” dedi.

Devjee, UAD’ye başvurusunun ardından Güney Afrika hükümeti üzerinde davadan vazgeçmesi için çok fazla baskı olduğunu belirterek, “Aslında birçok ülke, Güney Afrika’nın UAD’de bir davası olduğuna inanmadı ancak UAD’nin Güney Afrika lehine bir karar almasıyla herkes bunun çok ciddi bir dava olduğunu fark etmeye başladı.” ifadesini kullandı.

İsrail’e silah satan ülkeler UAD kararının “soykırım” olmasından korkuyor

Birçok ülkenin İsrail’e silah satışını durduğuna dikkati çeken Devjee, bu ülkelerin, mahkemenin “İsrail soykırım yapıyor” kararı vermesinden, buna dahil edilmekten ve soykırımın suç ortağı olmaktan korktuklarını söyledi.

Devjee, bunun Gazze’de şu anda olanları insanların nasıl gördüğü üzerinde büyük bir etkisi olduğunu vurgulayarak, “Bir değişim var. Artık kesinlikle biliyoruz ki Batılı ülkeler bize gelip insan hakları, baskı ve özgürlük hakkında konuşamaz. Çünkü o haklarını bu şekilde davranarak kaybettiler, İsrail’i desteklediler ve Filistinlilerin soykırımının suç ortağı oldular.” diye konuştu.

Bu davanın Gazze ve Filistin’e etkisine ilişkin Devjee, “küresel güney” olarak adlandırılan ülkelerin daha fazla sosyal dayanışmada bulunduğu bir döneme girildiğini ifade etti.

Devjee, “Avrupa, Amerika değil. Latin Amerika, Güney Amerika, Afrika ve Orta Doğu’daki ülkeler bir araya gelerek her ülkeye eşit şekilde davranılan yeni bir uluslararası düzen ve kurallar istiyor” dedi.

“Soykırım ve baskı yapan bir ülkenin ceza almadan kurtulmasına izin veremezsiniz”

Herhangi bir ülkenin adaletsizlik ya da hata yapması durumunda hesap vermesi gerektiğini dile getiren Devjee, “Bu nedenle Güney Afrika, UAD’ye gitti. Soykırım ve baskı yapan bir ülkenin ceza almadan kurtulmasına izin veremezsiniz. Daha fazla ülke Gazze ve Filistin’de olanları; İsrail, ABD ve İngiltere’nin oynadığı rolü anlamaya başladıkça, daha fazlası yeni bir dünya düzenine ve ülkeler arasında yeni bir dayanışmaya ihtiyaç olduğunu fark edecek.” diye konuştu.

Gazze ve Filistin ADF’nin merkezinde

ADF’deki panellerin çok ilginç olduğunu kaydeden Devjee, Gazze ve Filistin meselesinin ADF’deki etkinliklerin merkezinde yer aldığını dile getirdi.

Devjee, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasının da çok önemli olduğuna işaret ederek, “Çünkü (Erdoğan) Gazze ve Filistin’in uluslararası politikaya ve düzene ne nasıl baktığımızı yeniden tanımladığından, uluslararası örgütlerin Gazze, Filistin ya da başka bir yerde herhangi bir çözüm sağlamaktaki rolünden bahsetti.” diye konuştu.

Masum insanlara sürekli baskı yapılamayacağını ve öldürülemeyeceklerini aktaran Devjee, “Bu durmalı ve Antalya’daki gibi bir forum farklı grupları ve insanları bir araya getirerek tartışma ortamı sağlıyor, bu çok önemli. Ne olduğuna dair tartışmalara ve bir anlayışa ihtiyaç var.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iletisim-danismani-batili-ulkeler-israili-destekleyerek-insan-haklarini-kaybetti/feed/ 0
Macaristan Dışişleri Bakanı: Antalya Diplomasi Forumu Batı Avrupa’nın olmadığı bir BM Genel Kurulu gibi https://www.haber60.com.tr/macaristan-disisleri-bakani-antalya-diplomasi-forumu-bati-avrupanin-olmadigi-bir-bm-genel-kurulu-gibi/ https://www.haber60.com.tr/macaristan-disisleri-bakani-antalya-diplomasi-forumu-bati-avrupanin-olmadigi-bir-bm-genel-kurulu-gibi/#respond Mon, 04 Mar 2024 06:15:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15051 Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto, Antalya Diplomasi Forumu’na (ADF) ilişkin, “Bu Batı Avrupa’nın olmadığı bir Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu gibi.” dedi.

Szijjarto, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

ADF’ye ilk kez iştirak ettiğini ancak buraya daha önce katılan mevkidaşlarından övgü dolu sözler duyduğunu dile getiren Szijjarto, “Bu Batı Avrupa’nın olmadığı bir BM Genel Kurulu gibi.” dedi.

Szijjarto, tüm kıtalardan çok sayıda ülke temsilcisinin katıldığı ADF’nin etkili şekilde ikili görüşmeler yapma imkanı tanıdığını vurgulayarak, “Dünyayla buluşmak için tüm dünyayı dolaşmak zorunda kalmıyoruz.” ifadesini kullandı.

Avrupa dış politikasının Ukrayna’daki savaşa “indirgenmiş durumda” olması nedeniyle bugünlerde özellikle Avrupa’da dünya diplomasisinin olumsuz bir terim haline geldiğini dile getiren Szijjarto, “Avrupa kıtasında bir savaş psikolojisi var. Bu tartışmalarda diplomasiden, barıştan bahsettiğinizde ya (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’in ajanı, Rusların dostu ya da Kremlin’in propagandacısı olarak görülüyorsunuz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Szijjarto, ADF gibi etkinliklerin diplomasinin “yeniden doğmasına” yardımcı olacağını umuyor

Szijjarto, Ukrayna’daki savaşın komşusu olarak diplomasinin “yeniden doğmasına” özellikle ilgi duyduklarını, ADF gibi etkinliklerin bu konuda yardımcı olacağını umduklarını kaydetti.

Türkiye ile Macaristan arasında saygı ve güvene dayanan bir ilişkinin bulunduğunu belirten Szijjarto, saygının uluslararası politikada temel eksiklik olduğunu ifade etti.

Szijjarto, 2023’te iki ülke arasında 4 milyar dolarlık ticaret hacmi rekoru kırıldığını hatırlatarak, geçen sene imzalanan doğal gaz sevkiyatına ilişkin anlaşmaya dair, bu yılın ikinci çeyreğinde Macaristan’ın, Türkiye’nin gaz ihraç ettiği komşusu olmayan ilk ülke olacağını söyledi.

Bakan ayrıca iki ülke arasındaki uçuşların sıklaştırılması için de çalıştıklarını belirtti.

“Hem AB hem de NATO’da, bulunduğumuz tüm örgütlerde genişleme yanlısı bir ülkeyiz”

Macaristan Ulusal Meclisinin, İsveç’in NATO’ya katılmasına ilişkin anlaşmayı onaylaması hakkında Szijjarto, İsveç ve Macaristan arasında güven eksikliği olduğunu ve bunun da İsveçli politikacılar tarafından yaratıldığını ancak görüşmelerin ardından kaybolan güven ortamının tekrar tesis edildiğini kaydetti.

Szijjarto, “Biliyorsunuz hem AB hem de NATO’da, bulunduğumuz tüm örgütlerde genişleme yanlısı bir ülkeyiz. Ne kadar çok olursak o kadar güçlü olacağımıza inanıyoruz. Bu durumda jeopolitik perspektiften bakıldığında, İsveç katılmak istiyorsa katılmalarına izin vermemiz gerektiği açıktı.” diye konuştu.

“Güçlü Amerikan liderliği yoksa büyük güvenlik krizlerinin üstesinden gelinemez”

Bakan Szijjarto, Ukrayna’daki savaşa ve Gazze’deki duruma ilişkin şunları kaydetti:

“Güçlü Amerikan liderliği yoksa büyük güvenlik krizlerinin üstesinden gelinemez. Eminim ki Başkan (Donald) Trump 2020’de tekrar seçilmiş olsaydı, güvenlikle ilgili her iki kriz de çoktan çözülmüş olurdu. Dolayısıyla Ukrayna açısından bakıldığında Başkan Trump’ın barışı sağlayabileceğini düşünüyoruz. Ayrıca birkaç yıl önce “Abraham Anlaşmaları” adlı girişimiyle oldukça başarılı olduğu gibi Orta Doğu’daki güvenlik durumunun iyileştirilmesine de katkıda bulunabileceğini düşünüyorum. Dolayısıyla bizim için en önemli şey, bu çatışmanın diğer ülkelere de yayılmasından kaçınılması gerektiğidir.”

Szijjarto, Gazze’deki “çatışmanın” diğer ülkelere sıçraması durumunda bunun bölgesel bir savaşla sonuçlanacağını savundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/macaristan-disisleri-bakani-antalya-diplomasi-forumu-bati-avrupanin-olmadigi-bir-bm-genel-kurulu-gibi/feed/ 0
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı: Uzay ekosisteminde hızlı ilerliyoruz https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-uzay-ekosisteminde-hizli-ilerliyoruz/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-uzay-ekosisteminde-hizli-ilerliyoruz/#respond Mon, 04 Mar 2024 05:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14996 Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, “Uzay ekosistemindeki döngünün içerisinde yer alabilecek çalışmalara bu kadar hızlı giren başka bir ülke yok. Geç başladık ama bundan sonraki süreçte aynı gecikme yaşanmayacak. Devletimizin bu konudaki iradesi de sağlam.” dedi.

Gezeravcı, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te gerçekleştirilen “Gençlik Paneli”nde yaptığı konuşmada, uzaya çıkma başarısının kendisine değil Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu söyledi.

Fırlatma aşamasında bir korku ya da heyecan hissetmediğini ifade eden Gezeravcı, o süreçte heyecanlanması gereken son kişi olduğunu, görevini en iyi şekilde yapmayı düşündüğünü dile getirdi.

Gezeravcı, görevi bittikten sonra okullarda çocuklarla buluştuğunda onların kendisi için yaptıkları uzay resimlerini görünce ya da panellerde gençlerle bir araya gelince heyecanlandığını belirterek, “Ülkemizin 100. yılında koyulmuş bu kadar önemli bir hedef için bütün gerekliliği sağlayıp sağlamadığım noktasında başvuru sürecinde astronotların biyografilerini inceledim, açıklamalarını okudum. Bir defa başvurduktan sonra bu işin dönüşü yoktu. Yapabileceğime inandım ve başvurdum.” dedi.

Uzay turizminin bu alanda yatırım yapan şirketlerin en önemli hedeflerinden olduğuna dikkati çeken Gezeravcı, bir insanın turist modunda oraya gidip gelmesini sağlayacak hava taşıtlarının yapılması gerektiğini söyledi.

Gezeravcı, son yıllarda uzay diplomasisinin tartışıldığını, uzaya “turist” adı altında erişimin sağlanması için bazı yasal gerekliliklerin temin edilmesi gerektiğini vurguladı.

“Bu, bir hikayenin başlangıç noktasıydı”

Türkiye’nin uzaya kendi insanını gönderen 22’nci ülke olduğu bilgisini veren Gezeravcı, “Uzay ekosistemindeki döngünün içerisinde yer alabilecek çalışmalara bu kadar hızlı giren başka bir ülke yok. Geç başladık ama bundan sonraki süreçte aynı gecikme yaşanmayacak. Devletimizin bu konudaki iradesi de sağlam.” diye konuştu.

Türkiye’nin insanlı uzay misyonunun bir defaya mahsus olmadığına işaret eden Gezeravcı, “Bu, bir hikayenin başlangıç noktasıydı. Surda bir delik açtık. Devletimizin kararlılığı ile devamı gelecek.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı resmi açıklamaya kadar ailesinin uzaya gideceğinden haberinin olmadığını anlatan Gezeravcı, şöyle konuştu:

“Mülakat sürecinde bu sürecin gizli olduğu söylenmişti. Asker olduğum için benim için gizlilik anne ve babamdan bile gizlemek anlamına geliyor. Resmi açıklama yapılmadan önce ABD’ye eğitime gittim. Aileme farklı bir görev gerekçesiyle gittiğimi beyan ettim. Ailem, bana F-16 pilotu olduğum için bu memleketin yetiştirdiği bir kişi olarak kendi evlatları gözüyle değil memlekete borcunu ödemesi gereken bir evlat olarak bakıyorlardı. Açıklama yapıldıktan sonra yine aynı gözle baktılar ve beni hep desteklediler. Tabii anne yüreği yufkadır. Fırlatma günü annemin gözlerindeki yaştan ve yüzündeki ifadede endişeyi gördüm. Kendilerine aldığım eğitimler dolayısıyla görevi başaracağımı, gönüllerinin ferah olmasını hep söyledim. Bir roket içinde değil bisiklete binerken de mukadderatınız gelmişse her şey olabilir. Kadere inanan insanlarız. Helalleştik.”

“Ülkemizde çocukların ihtiyaç duyduğu öz güven için eşik noktasıydı”

Bir çocuğun mesajla gönderdiği “Uzayda denizyıldızı gördünüz mü?” sorusu üzerine Gezeravcı, şunları kaydetti:

“Yıldızın her çeşidini gördük ama denizyıldızının ayrımını yapamadık. Biraz daha çalışmam gerekecek. Türk pratik zekası ile gurur duyuyorum. Genç yaşta kardeşlerimizden gelen sorular hayran bırakıyor. Ülkemizde çocukların ihtiyaç duyduğu öz güven için eşik noktasıydı bu. Bana ’70 yıldır birçok milletin yaptığından neyi farklı yaptın?’ diye soruyorlar. Farklı işler yaptık ama aynısını da yapabilirdik. Milyarlarca insan sokakta her gün rutin olarak yürüyor ama bir anne ve baba için çocuğunun ilk adımı hiç unutulmuyor. Benim attığım adım da bu ülkenin çocuğunun ilk adımıydı. Başlangıçtı.”

Panele katılan Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Burak Akçapar da Alper Gezeravcı’nın birçok kişinin çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini söyledi.

Uzay teknolojilerinin haberleşmeden istihbarata, savunmadan doğal afetlerle mücadeleye kadar birçok kritik noktada kullanıldığına işaret eden Akçapar, “Bunlardan geri kalırsanız küresel ortamda geri kalıyorsunuz. Uzay programında bu kadar hızlı yol alıyor olmamız çok önemli. Uluslararası mücadelede Türkiye’nin hak ettiği yeri alabilmesi için artık yeryüzünde değil gökyüzünde de güçlü bir mevcudiyet sergilememiz gerekiyor. Bu nedenle uzay programımız çok önemli.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-uzay-ekosisteminde-hizli-ilerliyoruz/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda Avrasya’da Yeni İşbirliği Dinamikleri Ele Alındı https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-avrasyada-yeni-isbirligi-dinamikleri-ele-alindi/ https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-avrasyada-yeni-isbirligi-dinamikleri-ele-alindi/#respond Mon, 04 Mar 2024 04:33:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14960 Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) işbirliğiyle düzenlenen “Avrasya’da Yeni İşbirliği Dinamikleri” başlıklı panelde, Asya ülkeleri ve kuruluşlarının, değişen dünyanın koşullarına ayak uydurabilmesini hedefleyen işbirliği potansiyeli ele alındı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü Avrupa Komşuluk Konseyi Direktörü Samuel Doveri Vesterbye’nin üstlendiği panele Tacikistan Dışişleri Bakanı Sirojiddin Muhriddin, Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (CICA) Genel Sekreteri Kayrat Sarybay, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Khusrav Noziri, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Özel Görevler Temsilcisi Elçin Emirbeyov konuşmacı olarak yer aldı.

Muhriddin, “ortak evimiz” diye nitelendirdiği Avrasya’da büyük ölçekli ve karşılıklı fayda sağlayacak projeler geliştirildiğini belirterek, Orta Asya’daki liderlerin bu alandaki siyasi iradelerinin önemini vurguladı.

Bölgede büyük altyapı ve ulaşımı destekleyecek projeler tasarlandığını söyleyen Muhriddin, bu alandaki çalışmaların Avrasya’yı “transit bölgesine dönüştürmeyi” amaçladığını ve bu doğrultuda uluslararası ticaretin kesiştiği rotalar hedeflendiğini anlattı.

Muhriddin, “transit ülke potansiyeline sahip” Tacikistan’ın yüzde 93’ünün dağlarla çevrili olduğunu, ulaşımın Tacikistan için çok önemli olduğunu dile getirdi.

Hidroelektrik santrallerinin faydasına da değinen Muhriddin, “Su, devletler arası işbirliğinde önemli rol oynuyor. Yeşil enerjide benim ülkem dünya şampiyonu” diyerek, elektriğin yüzde 90’ından fazlasının üretimini hidroelektrik santrallerle gerçekleştirdiklerini kaydetti.

“Bazı konuları masada tartışmak, cephede tartışmaktan daha kolay”

CICA Genel Sekreteri Sarybay, CICA’nın kurulduğu dönemde, Asya’da “aynı örtünün altında uyuyan ancak farklı rüyalar gören ülkeler” için güven oluşturma hedefi gözettiğini bildirdi.

İlerleyen süreçte, paydaşların diyaloğa girebilmesi ve sorunların üstesinden gelebilmesi için CICA’nın bazı araçlar geliştirdiğini kaydeden Sarybay, “Bazı konuları masada tartışmak, cephede tartışmaktan daha kolay.” diye konuştu.

Üye ülkelerin CICA oluşumunu sürdürmek istediğini, ana rollerinin ise üye ülkeler arasında güvenlik alanında bir platform oluşturmak olduğunu söyleyen Sarybay, “Bazı yerlerde ‘Asya baskısını’ oluşturabiliyoruz, bazı anlaşmazlıkların olduğu yerde sağduyuya başvuruyoruz. Burada oy birliğine ulaşmak önemli. CICA’da uygulama süreci gönüllülük esasına dayanıyor.” ifadelerini kullandı.

Asya’nın farklı bölgelerinde kolluk kuvvetlerinin kullanabileceği metotları, uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suç konusunda yapabileceklerini ele aldıklarını aktaran Sarybay, CICA üyesi ülkelerin 2021’de “güvenlik oluşturma kataloğunu” basabildiğini anımsattı.

“Bölgeler arası ticaret bizi memnun eden noktada değil”

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Khusrav Noziri ise “bölgenin en eskisi” şeklinde nitelediği teşkilatın, “kendi işbirliği ve ortaklık dokusunu yayarak” tüm Orta Asya ülkelerine kapılarını açtığını belirtti.

Noziri, halihazırda 10 üyeli teşkilatın, 8 milyon metrekarelik alanda, yarım milyarlık nüfusu etkilediğini ve dünya ticaretine katkısının 1 trilyon doları aştığını söyleyerek, üye ülkeler arası ekonomik işbirliği, karşılıklı menfaatlerin korunması ve ekonomik entegrasyonun teşvikini hedeflediğini ifade etti.

Bölgeler arası ticaretin kendilerini memnun eden noktada olmadığını vurgulayan Noziri, bunun artırılması ve giderek ayrışan dünya koşullarında, teşkilatın önceliklerini adapte ederek bölgesel refah ve kalkınmayı artırmak için çalıştıklarını bildirdi.

“Karadeniz Denizaltı Elektrik Kablosu” projesi

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Özel Görevler Temsilcisi Emirbeyov, bölgesel işbirliği girişimlerinin Avrasya’da etkileşimi artırmayı hedeflediğini ve yerelden bölgesele, bölgeselden küresele doğru ilerlemeye çalıştığını anlattı.

Ülkesi Azerbaycan’ın Avrasya açısından önemli bir noktada yer aldığına dikkati çeken Emirbeyov, enerji ve ulaştırma projelerinin, Avrupa ve bölgedeki ülkelerin hassasiyetleri göz önünde bulundurularak gerçekleştirildiğini belirtti.

Emirbeyov, çabaları ileri götürecek ortak hedefleri ve gündemleri olmasının önemini vurgulayarak, “Avrasya bağlamında ulaşım, bağlanabilirlik, ticaretin kolaylaştırılması, iklim değişikliği, terörizm ve siber güvenlik gibi asimetrik tehditlere karşı bir arada durmalıyız.” dedi.

Etnik kökenden bağımsız olarak esnek hareket edilmesi ve yeni jeopolitik gerçekliklere hızlı ayak uydurabilmesi ihtiyacının altını çizen Emirbeyov, Güney Kafkaslar’ın, Doğu ile Batı arasındaki ticaretin açılımında daha makul ve canlı bir seçenek olduğunun yadsınamayacağını savundu.

Emirbeyov, bu konuda örnek olarak gösterdiği “Karadeniz Denizaltı Elektrik Kablosu” projesinde Romanya, Macaristan, Gürcistan, Türkiye ve Azerbaycan’ın birlikte çalışacağını ve bu projeyle Güneydoğu Avrupa ile Güney Kafkaslar’ın birbirine bağlanacağını belirtti.

Ulaşım etkileşimi ve bağlanabilirliğin “barışı sağlama ve güven oluşturma rolü oynayabileceğini” kaydeden Emirbeyov, “Aynı zamanda bölgeleri ekonomik izolasyondan da kurtarır. Rusya, Türkiye ve İran gibi başka ülkelere açılımı da sağlar, Avrupa’ya gidiş de kolaylaşır. Azerbaycan özelinde son 30 yıldır gerçekleştirmeye çalıştığımız birtakım çalışmaların parçası.” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-avrasyada-yeni-isbirligi-dinamikleri-ele-alindi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye Yüzyılı vizyonuyla daha büyük hedeflere yöneldik https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-yuzyili-vizyonuyla-daha-buyuk-hedeflere-yoneldik/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-yuzyili-vizyonuyla-daha-buyuk-hedeflere-yoneldik/#respond Mon, 04 Mar 2024 03:06:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14888 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı vizyonuyla daha büyük hedeflere yöneldik. Artık amacımız gelişmiş ülkelere yetişmek değil, onların en ön sıralarındaki yerimizi almaktır.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Şehir Hastanesi ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni’nde bir konuşma yaptı.

Türkiye’nin sağlık alanında gerçekleştirdiği atılımların sembolü olarak gördüğü şehir hastanelerinden birinin daha hizmete açmak üzere Antalya’da olduklarını belirten Erdoğan, en ileri tıp teknolojileriyle donatılan Antalya Şehir Hastanesinin 1500 yatak kapasitesiyle en değerli turizm ve üretim markalarından biri olan kente önemli bir katkı sağlayacağını söyledi.

Açılışı yapılan 5 kilometre uzunluğundaki bağlantı yoluyla da Antalya Şehir Hastanesine ulaşımın en rahat şekilde yapılabilmesine imkan verileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Şehir Hastanesi ile bağlantı yolunun ülke ve şehre hayırlı olmasını diledi.

Hastanede görev yapacak personellere kolaylıklar dileyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu eserleri şehrimize kazandıran bakanlıklarımızı, kurumlarımızı yüklenici firmaları tebrik ediyorum. Hastanemizde dertlerine derman arayacak Antalyalı kardeşlerimize şimdiden Allah’tan şifalar diliyorum. İktidara gelirken milletimize, ülkemizi 4 temel sütun üzerinde yükseltme sözü vermiştik. Bunları da eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik olarak sıralamıştık. Ardından bunlara ülkemizin diğer tüm başlıklardaki yatırım eksiklerini de ilave ettik. Altyapısı, sistemi ve insan kaynağıyla bu alanlarda yaptığımız reformlar sayesinde huzurlu ve güvenli bir ülkede yaşıyoruz. Mesela eğitim ve sağlık alanlarının her birinde sayıları yaklaşık 1,2 milyonu bulan personelle vatandaşımıza hizmet veriyoruz.

Sağlıkta, eski Türkiye manzaralarını, yaşı 35-40’ın üzerinde olanlar iyi bilir. Her bakımdan tel tel dökülen hastaneleri hatırlayın. Hastanelerde rehin kalan vatandaşlarımızı hatırlayın. Doktorunu bulmanın ayrı, ilacını temin etmenin ayrı dert olduğu o çarpık sistemi hatırlayın. Sağlam girenin bile hasta çıktığı o köhne düzeni kökten değiştirmek için çok çalıştık. Şehir hastanelerimiz işte bu gayretin bir ürünüdür. Nereden nereye? Bu modelle pek çok farklı teşhis ve tedavi birimini aynı çatı altında buluşturan bir sistem kurduk. Böylece hastası ve hasta yakınıyla vatandaşımızın şehrin bir ucundan diğerine koşturmasının önüne geçtik.”

“Böylesine yeni ve orijinal bir sistemin eksiklikleri, aksaklıkları elbette çıkabilir”

Şehir hastanelerinin sistem olarak Türkiye’ye mahsus ve yeni bir sağlık hizmeti olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dolayısıyla böylesine yeni ve orijinal bir sistemin eksiklikleri, aksaklıkları elbette çıkabilir. Vatandaşlarımızın bu konudaki kimi serzenişlerinin farkındayız. İnşallah bunları da en kısa sürede gidereceğiz. Şehir hastanelerini, eşi benzeri olmayan birer şifa merkezi olarak milletimizin hizmetine sunmaya devam etmekte kararlıyız.” ifadelerini kullandı.

Vatandaşların eskiden teşhis ve tedavi için yurt dışına gittiğini şimdi ise Türkiye’nin hemen hemen tüm branşlarda dünyanın önde gelen sağlık merkezlerinden biri haline geldiğini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Kanuni ne diyor? ‘Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.’ Bu yola böyle koyulduk. Yani Kanuni devleti yok farz ederek, ‘devlet feda olsun ama insanımızın yeter ki sağlığını, sağlık sorununu halledelim.’ demiş. Bu gelişme kendi kendine olmadı. Arkasında çok büyük bir mücadelenin, emeğin, kaynağın yattığı bu iftihar tablosunun kıymetini iyi bilmeliyiz. Hamdolsun milletimiz, Türkiye’nin nereden nereye geldiğini gayet iyi biliyor ve hayır duasını her fırsatta ifade ediyorum.

Şu anda biz Antalya’dayız. 31 Mart’ta Antalya bir karar verecek. Neyin kararını verecek? ‘Durmak yok, artık yeter.’ diyecek. ‘Yeni bir adım atalım.’ diyecek ve bu yeni adımda evet birilerinin dediği gibi herkesin başkanı. ‘Herkesin başkanı’ ne yaptı Antalya’da? Hiçbir şey yok, tabelalarda ‘herkesin başkanı’ ifadesi kusura bakmayın bunlar yalan ifadeler, çarpık ifadeler, dürüst olmayan ifadeler. Biz bütün yatırımları 21 yılda, Türkiye’nin bir başından bir başına nasıl yaptığımızı artık herkes biliyor.”

“Hayırlı projeleri takdir etmek kimseyi küçültmez”

Antalya’nın bir turizm kenti olarak doğru dürüst havalimanı, terminalleri yokken AK Parti iktidarıyla terminal binalarından pistlerine, uçak seferlerine varıncaya kadar hepsinin bir başka olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatlarında ülkeye eser kazandırmamış, millete hizmet etmemiş olanların bu tür yatırımları, değersizleştirmeye çalıştıklarını söyledi.

Sağlıkta, ulaştırmada, enerjide savunma sanayinde, turizmde ve diğer alanlarda hayata geçirilen hayırlı projeleri takdir etmenin kimseyi küçültmeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama bugün eğer Türkiye 60 milyon turiste yürüyorsa ve 60 milyon turiste yürürken sadece turizm gelirleriyle bir patlamayı yaşıyorsa işte bu atılan adımların neticesidir. Güzel işleri takdir etmek erdem işaretidir. Türkiye’nin avantajı geçmişte sağlam ve işler bir altyapısı olmadığı için ihtiyaçlarını en son teknolojiye ve sisteme dayalı olarak karşılama imkanına sahip olmasıdır. Hastanelerimiz kadar modern, okullarımız kadar yeni, yollarımız kadar konforlu, havalimanlarımız kadar ferah eserleri dünyada zor bulursunuz.” diye konuştu.

Merhum gazeteci Savaş Ay’ın programlarını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bir de buna genç, eğitimli, kabiliyetli, çalışkan ve üretken nüfusumuzu eklediğinizde ortaya bambaşka bir tablo çıkıyor. Gelişmiş ülkelerin 50 yıl, 100 yıl, 150 yıl önce tamamladıkları altyapıyı biz büyük ölçüde son çeyrek asırda kurarak onlarla rekabet edebilir hale geldik. Küresel krizlere rağmen ülkemizin rekor büyüme oranlarıyla yoluna devam etmesinde bu gerçeğin çok büyük etkisi vardır. Cumhuriyetimizin ikinci asrına armağanımız olan Türkiye Yüzyılı vizyonuyla daha büyük hedeflere yöneldik. Artık amacımız gelişmiş ülkelere yetişmek değil, onların en ön sıralarındaki yerimizi almaktır. Gençlerimize, siyasetiyle, ekonomisiyle, savunmasıyla her alanda iftihar edeceğimiz bir ülke bırakmak istiyoruz. Bunun için de gece gündüz çalışıyoruz. Hizmete açtığımız her yeni yatırımı bu yolda atılmış yeni bir adım olarak görüyoruz. Antalya Şehir Hastanemizin sadece Antalya’ya değil, çünkü Antalya bir turizm kenti olduğuna göre buraya yurt dışından turistler tedaviye gelecektir. Hayırlı olmasını diliyorum.”

Törenden notlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından beraberindeki heyet ve sağlık çalışanları ile birlikte Antalya Şehir Hastanesinin açılış kurdelesini kesti.

Açılış törenine, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, AK Parti ve MHP milletvekilleri ile Cumhur İttifakı Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü de katıldı.

Törende, Antalya Şehir Hastanesi’nin tanıtım filmi gösterildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-yuzyili-vizyonuyla-daha-buyuk-hedeflere-yoneldik/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu 2024 https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-3/ https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-3/#respond Mon, 04 Mar 2024 02:36:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14863 Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Uluslararası Ticaret, Bağlantısallık ve Karşılıklı Bağımlılık” başlıklı “ADF Round”da uluslararası ticarette bağlantısallık ve birbirine bağımlılık konuşuldu.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü gazeteci Melinda Nucifora’nın üstlendiği “ADF Round”a Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, Cibuti Dışişleri Bakanı Mahmud Ali Yusuf, Ruanda Dışişleri Bakanı Vincent Biruta, Macaristan Ulusal Ekonomi Bakanı Marton Nagy, Türk Yatırım Fonu Başkanı Baghdad Amreyev, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Genel Direktörü Daren Tang, Avrupa Birliği Körfez Bölgesi Özel Temsilcisi Luigi Di Maio, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Almanya Dış Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Birliği (BWA) Yönetim Kurulu Başkanı Michael Schumann ve Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner katıldı.

Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Hüseyin, Irak’ın da diğer ülkelerde olduğu gibi dünyanın geri kalanına bağlantılı olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Irak, aynı zamanda pek çok savaş nedeniyle izole kalmış bir ülke. 2005’ten itibaren Irak’ı çeşitli düzeylerde, özellikle diplomatik ve ekonomik bağlar açısından dünyanın geri kalanıyla daha irtibatlı hale getirmeye çalışmaya başladık. Hala ekonomimizi düzlüğe çıkarmaya çalışıyoruz çünkü ekonomimiz bu savaşlar nedeniyle mahvolmuş durumdaydı. Yaptırımların da etkisi vardı. O yüzden de yeniden yapılanma sürecinde ekonomimiz teknolojiden ve inovasyondan yararlanmak durumundaydı.”

Kovid-19 döneminde ve Rusya-Ukrayna Savaşı’yla petrol fiyatlarında yaşanan düşüşten de oldukça etkilendiklerini anlatan Hüseyin, “Diğer ülkelerle irtibatımız da bundan büyük darbe aldı ve ülkenin ekonomisinin güvence altına alınması konusunda sorunlar yaşadık çünkü büyük oranda petrole bağlı bir ülkeyiz. Ekonomisi petrole bağlı olan bir ülkeyiz.” diye konuştu.

Hüseyin, şu anda bunu çeşitlendirmeye çalıştıklarını belirterek, “Yakında sadece petrol değil doğal gaz ülkesi haline de geleceğimizi düşünüyoruz. Bunu yapabilmemiz için de tabii ki diğer ülkelerle bağlantımızın olması gerekiyor. Sonuç olarak her ülkenin dış dünyayla bağlantılı olması gerekiyor fakat bizler komşu ülkelerimize büyük oranda bağımlı durumdayız.” ifadelerini kullandı.

“Ermenistan, denize kıyısı olmayan bir ülke”

Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, uluslararası ticaret için insanların birbirleriyle irtibatının artması gerektiğini, kültür olarak birbirine yakınlaşılması gerektiğini vurgulayarak, “Ermenistan, denize kıyısı olmayan bir ülke, o yüzden de Ermeniler olarak uluslararası ticaretin tabii ki bir parçası olmamız gerektiğinin elzem olduğunu biliyoruz. Sadece denize kıyısı olmayan bir ülke değiliz, aynı zamanda sadece iki sınırımız açık yani diğer iki komşumuzla sınırlarımız 30 yılı aşkın süredir kapalı durumda.” şeklinde konuştu.

Sınır kapılarının açılmasının sadece ekonomik açıdan değil siyasi açıdan da faydalı olacağının altını çizen Mirzoyan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Diğer ülkelerle bağlantı kurduğunuzda sadece ekonominize katkı sağlamıyorsunuz, birbirinize bağımlı hale gelme imkanı da sağlıyor ve bunun barışın tesis edilmesi anlamında da olumlu etkileri oluyor. Biz, bunu bölgemizde yaşayarak gördük, o yüzden de geçiş noktalarının açılması, ticaretin kolaylaştırılması anlamında çeşitli inisiyatifler aldık ve bunun da barışa katkısının olduğunu gördük.”

“Sahra Altı ülkelerde çok kırılgan ekonomisi olanlar var”

Cibuti Dışişleri Bakanı Yusuf, Afrika’nın bu konularda bazen eğilimin farklı ilerlediği bir kıta olabildiğinin altını çizerek, şunları söyledi:

“Şu anda Kızıldeniz’de olanlarla ilgili şunu söyleyebilirim, buradaki deniz trafiği oldukça fazla ve Avrupa’nın dış ticaretinin yüzde 40’ı buradan geçiyor. Kasımda buna yönelik sorunlar ortaya çıktığında ve trafik aksamaya başladığında ilk haftanın etkileri inanılmaz oldu. Buradan geçen gemilerin yüzde 50’si artık geçemez oldu o dönemde ve ticaret hacminin yüzde 40’ı bu işten etkilendi.”

Farklı yöntemlerden yararlanılarak bu tür sorunlara karşı dayanıklı hale gelmenin önemini vurgulayan Yusuf, şunları kaydetti:

“Jeopolitik gerilimlerin küresel ekonomiye etkilerinin olduğunu görüyoruz. Sahra Altı ülkelerde çok kırılgan ekonomisi olanlar var. O yüzden de ulaşım maliyetlerinin bu şekilde artmasının çok önemli sonuçları beraberinde getirebileceği ülkeler var. Aden Körfezi’nde, Kızıldeniz’de ve Süveyş Kanalı’ndaki bu tür aksaklıklar, küresel büyüme oranlarına da yansıyacaktır. Bu tür konulara yönelik yenilikçi çözümler bulunması lazım. Yemen’i bombalamak, bu anlamda bir çözüm değil kesinlikle.”

“Artık ülkeler izole bir şekilde mevcudiyetlerini sürdüremiyor”

Ruanda Dışişleri Bakanı Biruta, küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve ekonomik entegrasyonun kolektif geleceği şekillendiren faktörler olduğunu belirterek, “Uluslararası ticaret, aslında dünya ekonomisine can veren bir şey. Mal, hizmet ve fikirlerin sınırları aşarak ticareti hem yenilikçiliği hem de küresel anlamda refahı teşvik ediyor. Uluslararası ticaretin kalbinde de tabii ki bağlılık var.” değerlendirmesinde bulundu.

Dijitalleşen dünyanın dijital olarak da anında iletişim kurabilme ve kıtalar arasında doğrudan hızlı şekilde bilgi alışverişi anlamına geldiğini anlatan Biruta, “Tabii bağlılık, birbirine bağımlılığı da yanında getiriyor. Artık ülkeler, izole şekilde mevcudiyetlerini sürdüremiyor.” dedi.

“Devletlerin teşvik etmesi gerekiyor”

Macaristan Ulusal Ekonomi Bakanı Nagy, Batı dünyası ve Avrupa Birliği’nin (AB) daha önce ticaret ve rekabet anlamında üstünlüğe sahip olduğunu kaydederek, “Fakat şu anda özellikle Avrupa, bunu kaybetmiş durumda. Artık bu yeni sektörlerde bayağı geride kaldık. Mesela 5G, robotik, yapay zeka, elektrikli araçlar vesaire gibi birçok sektörde gerideyiz.” ifadelerini kullandı.

Gelecek 5 yılda ABD ve Çin’in, Avrupa’ya kıyasla gayrisafi milli hasılalarının yüzde 20 daha fazlasını bu teknolojilere ayıracağını belirten Nagy, bunun “Avrupa için intihar” demek olduğunu söyledi.

Nagy, teknolojik yatırımların çok pahalı olduğunu dile getirerek, “Devletlerin bunu teşvik etmesi gerekiyor çünkü hem tüketici hem de üretici için bunlar çok pahalı. Bir süre sonra bunun faydalarını görmeye başlayacağız.” dedi.

“İnsanlara destek olmamız ve yaratıcılığı desteklememiz gerekiyor”

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Genel Direktörü Tang, fikri mülkiyetin inovasyon, teknoloji, dijitalleşme ve girişimciliği hızlandırdığını belirterek, “Şirketler ve ülkeler yenilikler yaptıkça ve dijitalleştikçe değer yaratmada patentler, ticari markalar, markalar, tasarımlar, teknik bilgi ve veriler gibi maddi olmayan varlıklara doğru dramatik bir geçiş görüyoruz. Bugün küresel şirketlerin elinde yaklaşık 70 trilyon dolar değerinde soyut varlıkları var.” dedi.

Fikri mülkiyet başvurularında ciddi bir coğrafi değişimin söz konusu olduğunu vurgulayan Tang, “Türkiye fikri mülkiyet başvuruları, şu anda dünyanın 3. en büyük tasarım başvuru sahibi ve 4. en büyük ticari marka başvuru sahibi konumunda. Yani fikri mülkiyet, sadece Avrupa ve Kuzey Amerika gibi geleneksel güç odaklarından değil Latin Amerika gibi, Asya gibi ülkelerden geliyor.” ifadelerini kullandı.

Tang, yeni kurulan şirketlerin, KOBİlerin ve gençlerin desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Bu çelişkili ve çatışmalı dünyada insanların daha önce olduğundan çok daha fazla bir arada olmaya ihtiyacı var. Şimdi bir şeyler icat ettiğiniz zaman bunu belki bireysel olarak yapıyorsunuz ama bundan para kazanmak istediğinizde başka insanlara ihtiyacınız oluyor. Bu anlamda bizlerin de insanlara destek olmamız ve yaratıcılığı desteklememiz gerekiyor.”

“Çok taraflı ilişkilere odaklanmamız gerekiyor”

AB Körfez Bölgesi Özel Temsilcisi Di Maio, artık dünyada iki tip dinamiğin olduğunu belirterek, “Bunlardan biri beklenmedik olaylar. Ukrayna’da olanlar gibi, Kovid-19 gibi. Şimdi de Gazze çatışması var. İkinci dinamik ise ikili bir dönüşüm, dijital ve teknolojik dönüşüm. Şimdi bu iki şey Avrupa’da ham madde ihtiyacını artırıyor, artık 2030’da ham madde ihtiyacımız 4 katına çıkmış olacak.” diye konuştu.

Karar verme mekanizmalarının artık değişmesi gerektiğini söyleyen Di Maio, “İki kutuplu bir dünyadan çok kutuplu bir dünyaya geldiğimiz bu dönemde çok taraflı ilişkilere odaklanmamız gerekiyor.” dedi.

“Ekonomi ve ticari anlaşmalar da ittifaklarda değişikliklere neden olabilir”

Türk Yatırım Fonu Başkanı Amreyev, bağlantısallık ve birbirine bağımlılığın, küresel hale gelmiş dünyanın elzem bir unsuru olduğunun altını çizdi.

Belirsizliğin oluştuğu ortamda ülkelerin birbiriyle işbirliği yapmaları gerektiğini belirten Amreyev, şöyle devam etti:

“Çünkü bunlar ortak sorunlar fakat buna kim öncü olacak? Dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlarda kimler öncülük edecek? Çünkü çok taraflı mekanizmalar söz konusu. Küresel kurumlar, bu sorunlarla yeterli şekilde baş edemiyor. O yüzden de ülkeler arasındaki gerginliklerin artması sonucunda bunun örneklerini görüyoruz.”

Amreyev, dünyada bu yıl 64 ülkede seçim olacağını anlatarak, “Bunlar da çeşitli belirsizliklere yol açabilir. Bunlar, küresel piyasalara etki edebilir ve burada değişiklikler olması, ekonomi ve ticari anlaşmalar da ittifaklarda değişikliklere neden olabilir, küresel olarak yapılan işbirliklerine olumsuz etki de edebilir.” ifadelerini kullandı.

“Ticaret, en büyük barış kaynağıdır”

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, 1996’da Gümrük Birliği’ne geçişin, Türkiye’yi pozitif etkilediğini söyleyerek, “Bu, esasında şunu göstermektedir: Ticaret zenginleştirir, korumacılık fakirleştirir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin istikrarlı ve refah için ticaretin daha serbest olması şart. Dünyaya entegre olmuş, iş yapma ortamını iyileştirmiş ülkeler, hem daha zengin hem daha huzurlu olacaktır.” diye konuştu.

İki büyük dünya savaşını çıkaran Avrupa ülkelerinin birbirlerine artık düşman olarak değil ticaret partneri gözüyle baktığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, “Kurdukları bu ekonomik birlik sayesinde tarihte ilk defa Batı Avrupa, 80 senedir kendi bölgesinde savaş görmüyor çünkü ticaret, en büyük barış kaynağıdır. Ticaret yapan savaşı konuşmaz, birbirine kötü bakmaz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Vize işlemlerinin kolaylaştırılması, önemli gündem maddelerinden biri haline getirilmeli”

Almanya Dış Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Birliği (BWA) Yönetim Kurulu Başkanı ???????Schumann da böyle bir dönemde barışın en büyük öncelik olması gerektiğine dikkati çekerek, “Çünkü yalnızca çatışmaların önlenmesi, bizi ticaretin artırılması gibi bir yola götürecektir. O yüzden de bu tür sorunlardan kurtulup düzlüğe kavuştuğumuzda da ticaretin kolay hale gelebileceğinden bahsedebileceğiz.” diye konuştu.

Sınır geçişlerinin ve vize işlemlerinin kolaylaştırılmasının ticaretteki yavaşlamanın önüne geçme imkanı sağlayacağını belirten Schumann, şu ifadeleri kullandı:

“Vizelerin kaldırılması konusunda özellikle de iş insanları, yatırımcılar ve akademisyenlerin Almanya’ya gelmesi, daha da kolay hale getirilmeli çünkü Almanya’nın ekonomik olarak büyümesi, milyonlarca Türk’ün katkısı olmadan mümkün olamazdı. Bugün hala Türk girişimciler ve Türk iş insanları, Almanya’da değer yaratılmasına büyük katkı sağlıyor. Vize işlemlerinin kolaylaştırılması, bu anlamda önemli gündem maddelerinden biri haline getirilmeli.”

“Jeopolitik, teknolojik yeniliklerin bazen önüne geçebiliyor”

Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Boyner de yeni dünyada ticaretten bahsederken geleneksel mal ve hizmet ticaretinden daha ziyade yazılım, veri ve teknolojik hizmetler ticaretinden söz etmek gerektiğini vurguladı.

Teknolojinin birçok sorunu çözebileceğini dile getiren Doğan Boyner, şunları kaydetti:

“Jeopolitik, teknolojik yeniliklerin bazen önüne geçebiliyor. Sonuçta teknolojinin ilerlettiği bir küresel büyüme çerçevesinde sürdürülebilir olması ve bütün uluslara fayda sağlayabilmesi için Amerika-Çin blokunun ötesinde bir şey gerekiyor ve ulusların kendi teknolojik stratejilerinin olması gerekiyor, kendi yeniliklerini yapmaları gerekiyor ve işbirliği yapması gerekiyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-3/feed/ 0
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş: Türk siyaseti al birini vur ötekine durumuyla karşı karşıya https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turk-siyaseti-al-birini-vur-otekine-durumuyla-karsi-karsiya/ https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turk-siyaseti-al-birini-vur-otekine-durumuyla-karsi-karsiya/#respond Mon, 04 Mar 2024 01:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14800 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş  “Hükümet tarafında ne kadar yolsuzluk varsa, ne kadar hesap vermemezlik, ne kadar şeffaflıktan uzaklık varsa bakıyoruz muhalefetin belediyelerinde de, parti içi işlerinde de aynı durumun varlığını görüyoruz. Dolayısıyla hani denir ya; al birini vur ötekine! Türk siyaseti al birini vur ötekine durumuyla resmen karşı karşıyadır” dedi.

Hüseyin Baş, İstanbul’un Adalar ilçesini ziyaret etti. Baş’a ziyaretinde, BTP Adalar Belediye Başkan Adayı Serkan Güngör ve BTP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cihan Erdoğanyılmaz eşlik etti.

Hüseyin Baş Heybeliada’da esnaf ziyareti yaptı, vatandaşlardan seçimlerde destek istedi. Sıkıntılarını dile getiren esnaf, “Fiyatlar sabit kalsın maaşlar da artmasın, fiyatlar da artmasın. Biz ondan yanayız” dedi. BTP lideri ile karşılaşan bir kadın ise “Sizi çok takdir ediyorum. Atatürkçülüğünüze bayılıyorum ve sizi her yerden takip ediyorum. Başarılar diliyorum” dedi. Bir başka vatandaş ise “Rahmetli babanızı çok dinlerdim, beynime de kalbime de güzel hitap etti” derken bir diğeri de, “Rahmetli babanızı çok beğenirdim Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Tam Atatürkçü bir insandı” ifadelerini kullandı.

“İSTANBUL’A DAMGA VURACAĞIZ”

Büyükada’da BTP İstanbul adaylarının tamamının katılımıyla toplantı düzenlendi. İlk konuşmayı BTP Adalar Belediye Başkan Adayı Serkan Güngör yaptı. Güngör, “Genel Başkanımız bana çok büyük bir mücadele azmi verdi. Başta ülkemiz olmak üzere, başta yaşadığım İlçe olmak üzere gerçekten mücadele etmek için ne gerekiyorsa yapmam gerektiğini bana gösterdi. Bundan sonra da Adaları almak yine çok değerli Cihan Erdoğanyılmaz başkanımın projeleriyle birlikte İstanbul’a bir damga vuracağız. Diğer ilçelerde de çok güzel sonuçlar alarak Bağımsız Türkiye Partisi’nin bu ülkede neler yapmak istediğini, nerelere gidilebileceğini hep birlikte göstereceğiz ve artık yeni bir kapıyı açmış, bu ülke için yeni bir umut olmuş olacağız” dedi.

“SOSYAL BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINI HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

BTP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cihan Erdoğanyılmaz ise konuşmasında “Bağımsız Türkiye Partisi Türkiye’nin her yerinde en fazla kadın ve genç aday gösteren parti olarak bir farkındalık yaratmak istiyor. Ülkenin sorunlarının çözülebileceğini, bundan 100 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk nasıl bu karanlıktan bir Cumhuriyet kurdu, sanayi ve teknoloji devrimini gerçekleştirdi ise, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkardı ise biz de bugün aynı politikaları uygulayarak bunu başaracağız. Kurucu Genel Başkanımızın çok önemli eseri Milli Ekonomi Modeli’nin belediyecilik perspektifini, sosyal belediyecilik anlayışını hayata geçireceğiz” ifadelerini kullandı.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“ÜLKENİN ADİL İNSANLAR TARAFINDAN YÖNETİLMEYE İHTİYACI VAR”

“Gezdik gördük, Türkiye’nin her yerinde ciddi bir yoksulluk var, ciddi bir ekonomik bozukluk var” dedi ve şöyle devam etti, “İnsanımız, esnaf para kazanamıyor, işçi kazandığı parayla geçinemiyor, memur aldığı parayla geçinemiyor, emekli zaten harçlık niyetine bir para alıyor. Böyle bir durum var ama tam bu ortamda kişi başı düşen milli gelirimiz 13 bin küsur dolar olarak açıklandı. Bu, kişi başı milli gelir değil de birkaç kişi başı milli gelir olabilir çünkü bizde öyle kişi başına düşen bir gelir yok! Bunun tek bir açıklaması olabilir; bir yerde zenginlik artıyor ve buna mukabil yoksulluk da artıyorsa bu, zenginliği imtiyazlı bir sınıfın kendi arasında pay ettiğinin, adaletin ortadan kalktığının ve insanların o zenginliğe rağmen yoksulluğa itildiğinin ispatıdır. Dolayısıyla bu hükümetin bir an evvel bu işlerden elini çektirerek ülkenin adil insanlar tarafından yönetilmeye ihtiyacı vardır.

Hükümet tarafında ne kadar yolsuzluk varsa, ne kadar hesap vermemezlik, ne kadar şeffaflıktan uzaklık varsa bakıyoruz muhalefetin belediyelerinde de, parti içi işlerinde de aynı durumun varlığını görüyoruz. Dolayısıyla hani denir ya; al birini vur ötekine! Türk siyaseti al birini vur ötekine durumuyla resmen karşı karşıyadır.

Ülkede eğer liyakat değil de sadakat esasıyla iş yapılıyorsa o ülkede gelişme olamayacaktır. Bunu biz iktidar için söylüyoruz ama muhalefette de durum aynı. Örnek verelim; Hatay’da Cumhuriyet Halk Partisi mevcut belediye başkanını aday çıkardı. Mevcut belediye başkanının en belirgin özelliği ne? Hatay’da binlerce insanımızın altında mahsur kaldığı, yüzlerce insanımızın can verdiği binaları yapan bir müteahhidin ve bu tip müteahhit gruplarıyla çok yakın çalışan bir insan olması ve bunu kendisi de itiraf ediyor olması, kişinin öne çıkan özelliği bu.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turk-siyaseti-al-birini-vur-otekine-durumuyla-karsi-karsiya/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda Gıda Güvenliği Paneli Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-gida-guvenligi-paneli-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-gida-guvenligi-paneli-duzenlendi/#respond Mon, 04 Mar 2024 00:54:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14779 Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Gıda Güvenliği: Büyüyen Bir Sınama” başlıklı panelde, gıda güvenliğinin sağlanabilmesi çerçevesinde bölgesel ve küresel çatışmalar ile iklim krizine vurgu yapıldı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TRT World Sunucusu Elif Bereketli’nin üstlendiği “Gıda Güvenliği: Büyüyen Bir Sınama” paneline Moldova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Mihai Popşoi, Malavi Dışişleri Bakanı Nancy Tembo, Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) Komisyonu Başkanı Omar Alieu Touray, Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) Başkanı Kate Forbes ve Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü Yardımcısı Carl Skau katıldı.

“Çok daha kuvvetli önlemlere ihtiyacımız var”

Moldova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Popşoi, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ikinci yılının dolduğunu hatırlatarak ülkesinde 2014’ten bu yana çok sayıda göçmenin bulunduğunu ve uluslararası toplumun desteğiyle onlara ev sahipliği yapmayı sürdüreceklerini söyledi.

Moldova’nın Ukrayna’dan gelen gıda için çok önemli bir ülke olduğuna dikkati çeken Popşoi, “Türkiye’ye de burada teşekkür etmek istiyorum. Türkiye, Ukrayna tahılının güvenli bir şekilde dünyaya açılması için mükemmel bir koridor oluşturdu.” dedi.

Popşoi, Rusya’nın tahıl koridoru anlaşmasını askıya almasının ardından alternatif arayışlarına yöneldiklerini, bu çerçevede bazı koridorlar oluşturduklarını ve bu çerçevede Moldova’dan Ukrayna’ya ve Ukrayna’dan Moldova’ya 2 milyon tonluk gıda akışı sağlandığını kaydetti.

Ukrayna’nın ihtiyacı olan altyapıyı sağlamaya devam ettiklerini aktaran Popşoi, göçmenler konusunun yanı sıra gıda güvenliğinin de öncelikli meselelerden biri olduğunu ifade etti.

Popşoi, “Aslında şoke edici bir durum ortaya çıktı. Aslında bu devasa kriz ile karşı karşıya kalmamız bizi de şaşırttı. Fakat uluslararası toplum ile Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası kurumların bize yardımcı olması ve vatandaşların harekete geçmesiyle büyük bir iş çıkardık. Ukrayna’ya komşu olan ülkeler bir araya gelerek kaynakları bir araya getirdiler.” ifadelerini kullandı.

Gıda güvenliğinin sağlanması açısından Ukrayna’dan gelen tahıl konusunun önemli olduğunu vurgulayan Popşoi şunları söyledi:

“Uluslararası toplumun desteğini sürdürmesi gerekiyor. Gıda güvenliğinden bahsedip bundan bahsetmezsek olmaz. Temel güvenliğin sağlanması lazım, bunun için belirli yatırımlara ihtiyaç var. Aynı zamanda da yine bu çatışmaların etkisini azaltabilmek için çok daha sağlam, çok daha kuvvetli önlemlere ihtiyacımız var. Evet hukukun üstünlüğünden bahsediyoruz, ancak hukukun üstünlüğüne dayalı olarak biz bunları yaparsak istikrar sağlanabilir ve değer zincirlerinin kırılmadığından emin olabiliriz. Aksi takdirde özellikle de ihtiyacı olan ülkelerin gıdaya olan erişimi maalesef sekteye uğrayacak.”

“(İklim değişikliği) sürdürülebilir kalkınma hedeflerini de etkileyecektir”

Malavi Dışişleri Bakanı Tembo, Malavi için tarım ürünlerine bağımlı bir ülke olarak iklim değişikliği konusunun en önemli zorluklardan biri haline geldiğini söyledi.

Malavi’nin ekonomik faaliyetlerinin yüzde 80’ini tarımın oluşturduğunu kaydeden Tembo, “2015’ten bu yana olağanüstü bazı koşullarla karşı karşıya kaldık. Örnek olarak da kasımda normalde yağmur yağar, o dönemde ekim yapılır. Fakat öyle durumlar ortaya çıktı ki ocak ayına kadar yağmur yağmadı.” ifadelerini kullandı.

Madagaskar, Malavi ve Zimbabve’nin bazı kesimlerinde 2015’ten itibaren büyük kasırgaların yaşandığını belirten Tembo, özellikle geçen seneki kasırgada, yüzlerce insanın hayatını kaybettiğini, binlerce hanenin yıkıldığını ve tarım ürünlerinin büyük zarar gördüğünü aktardı.

Tembo, gıda güvenliğinin ülkelerinin kalkınması açısından son derece önemli olduğunu vurguladı.

İklim değişikliği konusunun doğru ele alınması gerektiğine dikkati çeken Tembo şunları kaydetti:

“Bu, sürdürülebilir kalkınma hedeflerini de etkileyecektir. Bu kasırgalar bütün altyapıyı etkiledi, hastane ve eğitim altyapısını etkiledi, bu kasırgalardan dolayı okullar mahvoldu. Birçok insan artık eğitim erişimine sahip değil.”

Tembo, Malavi’nin kendi kendine yetmek konusunda sorun yaşayan bir ülke olduğunu ve kasırgalar sebebiyle uluslararası kurumlardan yardım aldıklarını, çiftçileri tekrar ekim yapmaları için teşvik ettiklerini ve tarım konusunda da bilgiye ihtiyaçları olduğunu ifade etti.

Gübrenin büyük kısmının Rusya ve Ukrayna’dan geldiğini belirten Tembo, “Avrupa Birliği’nden çok uzağız ama savaş gerçekten bizi de etkiledi, özellikle de tarım ürünlerinin üretimi konusunda. Çünkü birçok çiftçinin maliyet artışından dolayı gübreye erişimi yok. Aslında bu, tüm sistemin nasıl birbiriyle bağlantılı olduğunun da mükemmel bir örneği.” diye konuştu.

Tembo, az gelişmiş ülkelerin finansmana erişimi konusunda yeni adımlar atılması gerektiğini aktardı.

“Batı Afrika’da 40 milyondan fazla insan gıda güvensizliği ile karşı karşıya”

ECOWAS Komisyonu Başkanı Touray, gıda güvenliğinin insanların sağlıklı bir hayat yaşayabilmesi için çok önemli bir konu olduğunu ifade etti.

Batı Afrika’da 413 milyonluk bir nüfusun bulunduğunu kaydeden Touray, “Bu nüfusun yüzde 10’u yani Batı Afrika’da 40 milyondan fazla insan gıda güvensizliği ile karşı karşıya.” dedi.

Touray, Nijer’de 3,2 milyon, Nijerya’da 36 milyon, Burkina Faso ve Mali’de 3 milyon insanın gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğunu kaydetti.

Batı Afrika’da gıda güvensizliğine sebep olan 4 unsurun varlığına dikkati çeken Touray, bunların güvensizlik, yapısal sorunlar, jeopolitik sorunlar ve iklim değişikliği olduğunu söyledi.

Touray, ECOWAS olarak bölgedeki unsurlar arasında koordinasyon sağlamak istediklerini, barış ve istikrar için gerekli finansman sağlanmazsa kötü sonuçların devam edeceğini belirtti.

Göç konusuna da değinen Touray şunları kaydetti:

“Göç de aslında bu güvensizliğin bir sonucu ve şunu da unutmamak gerekiyor, göç aslında genelde Afrika içerisinde gerçekleşiyor. Yani Afrikalı göçmenlerin yüzde 90’ı genelde Afrika içerisinde yer değiştiriyor ve genelde yoksul topluluklar içerisinde gerçekleşiyor.”

“Kısa vadeli ve uzun vadeli çözümlere odaklanmamız lazım”

IFRC Başkanı Forbes, milyonları ilgilendiren bir sorunun konuşulduğunu ve bu sorunun, içerisinde birçok unsuru barındırdığını söyledi.

Gıda güvenliği konusunda siyasi çözümlere ihtiyaç olduğunu vurgulayan Forbes, “Artık çiftçilerin işlerini yapamıyor olmasına da bir çözüm bulmak lazım. Yani biz yemek bıraktık gıda emanet ettik ve gittik gibi tek seferlik çözümler bizim için uygun değil. Hem siyasi olarak hem de kuruluşlarımız içerisinde kısa vadeli ve uzun vadeli çözümlere odaklanmamız lazım.” ifadelerini kullandı.

Forbes, iklim değişikliği gibi sorunların artık içerisinde olunduğunu ve bu sebeple ayak uydurulması gerektiği, çözüm bulunmazsa şiddet ve ihtilaflarla karşı karşıya kalınacağı ve bunun için de uzun bir süreye sahip olunmadığı değerlendirmesinde bulundu.

“Karşımızda daha önce hiç görülmemiş bir ihtiyaç düzeyi var”

WFP İcra Direktörü Yardımcısı Skau, halihazırda çok büyük bir gıda krizinin içerisinde olunduğunu, bu sebeple de fonları ve finansmanı artıracak çalışmaları yapmanın öncelik arz ettiğini söyledi.

Kaynakların yetersizliğinden bahseden Skau, “Karşımızda daha önce hiç görülmemiş bir ihtiyaç düzeyi var ve bu, 3 yıl içinde dramatik bir yükseliş gösterdi. Dolayısıyla eşi benzeri görülmemiş, kapatılması gereken bir boşluk var.” ifadelerini kullandı.

Skau, istikrarsızlığın belirsizliğin yolunu açtığını dolayısıyla bilgi akışının sağlanmasının, çözüm odaklı hareket etmenin ve doğrudan gıda sağlamak yerine gıda sistemlerine yatırım yapmanın önemine dikkati çekti.

Gıdaya erişimin sağlanması için alınan inisiyatiflerin teşvik edilmesi gerektiğini ifade eden Skau, “Karadeniz inisiyatifini düşünün, burada Türkiye’den ve birkaç başka yerden gelen diplomatik adımlar sayesinde bir kazan kazan senaryosu ve fırsatı oluşturuldu.” dedi.

Skau, Gazze’de ve Sudan’da yaşananlara bakıldığında durumun sürdürülebilir olmadığını, finansman sıkıntısının değil finansmanın ulaştırılması sıkıntısının bulunduğunu ve diplomatik çözümlere ihtiyacın olduğunu sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-gida-guvenligi-paneli-duzenlendi/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda Afrika’nın Potansiyeli Tartışıldı https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-afrikanin-potansiyeli-tartisildi/ https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-afrikanin-potansiyeli-tartisildi/#respond Mon, 04 Mar 2024 00:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14773 Antalya Diplomasi Forumu 2024 kapsamında düzenlenen “Afrika’nın Potansiyelini Ortaya Koymak” başlıklı panelde, kıtanın ekonomik ve demografik potansiyeli tartışılarak, kalkınma için öncelikle atılması gereken adımlar ele alındı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde ikinci gününde devam eden forum kapsamında yapılan panelin moderatörlüğünü, TRT World sunucularından Alican Ayanlar üstlendi.

Panelde konuşan Kamerun Dışişleri Bakanı Lejeune Mbella Mbella, kıtanın yer altı ve üstü kaynaklarıyla birlikte insan kaynağıyla da büyük potansiyele sahip olduğunu, bu nedenle gençlerin eğitiminin öncelik taşıdığını söyledi.

Türkiye gibi ortaklarla sahip oldukları potansiyeli ortaya çıkarmak istediklerini dile getiren Mbella, “Bugün kendi gerçeklerimize uygun bir eğitim sistemi ortaya koymak için çabalıyoruz. Ekonomi ve eğitim için yeni teknolojilere adapte olmak lazım. Teknoloji transferinin, duruma uygun şekilde ve kalkınma hedefleri ışığında yapılması lazım.” dedi.

Mbella, ülkesinin kendine yeten bir tarım sistemi üretmek için mücadele ettiğini, altyapının geliştirilmesinin kıtanın en büyük ihtiyaçlarından biri olduğunu belirtti.

Kıtada serbest ticaretin gelişmesi için komşu ülkelerle entegrasyonun artırılması gerektiğine işaret eden Mbella, “Kıtada güvensizlik ve savaş endişesi var. Silahları durdurmalıyız. Gerçekten kalkınma için, insanların yerinden edilmemesi için entegre bir kalkınma gerekli.” diye konuştu.

“Gıda sorununa odaklanmalıyız”

Zimbabve Dışişleri ve Uluslararası Ticaret Bakanı Frederick Shava, kıtadaki en elzem sorunun gıda olduğunu vurgulayarak, atılmasını düşündüğü adımları şöyle sıraladı:

“Afrika nüfusuna gıdayı nasıl sağlayacağımıza odaklanmamız gerekli. Gıdayı üretebilirsek nüfusumuzu da rahata erdirebiliriz. Diğer mesele de iklim değişikliğiyle nasıl mücadele edeceğimiz, bu da son derece elzem bir konu. Üçüncü husus ise eğitim konusu. Demografik olarak nüfusumuzun yüzde 60’ı gençlerden oluşuyor. Bu minvalde yeterli eğitim olanaklarını sağlamamız gerekli. Bir diğer konu da dijitalleşme. Hem gıda üretiminde hem de nüfusumuzdan ötürü dijital ekonomiye geçmemiz gerekiyor. Bütün bunlarla birlikte eğer barışı tesis edebilirsek, kendi gençlerimize eğitim anlamında daha çok şey verebiliriz.”

Shava, ülkesinde üniversite sayısının 21’e çıktığına ve eğitim talebinin arttığına dikkati çekerek, gençlerin inovasyon merkezlerinde kurdukları hayalleri gerçeğe dönüştürüp üretim yaptığını aktardı.

Kovid-19 döneminde oksijen bulamadıkları için kendi üretimlerini yapmaya başladıklarını anlatan Shava, halihazırda bu tesisin başka ülkelere de oksijen sattığına işaret etti.

Zimbabveli Bakan Shava gibi gıda sorununa vurgu yapan Mozambik Dışişleri Bakanı Veronica Nataniel Macamo Dlovo da “Kıtadaki en büyük problemimiz açlık. Bugün giydiğim elbiseyi yarın tekrar giyebilirim ama her zaman yemem gerekiyor. Çiftçilere ve tarıma yatırım yapmamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Mozambik’teki terör sorununun yol açtığı zorluklara değinen Dlovo, ayrıca terörün sadece tek bir ülkenin meselesi olmadığının ve global bir sorun olduğunun altını çizdi.

“Gelin Afrika’da yatırım yapın”

Gabon Dışişleri Bakanı Regis Onanga Ndiaye, herkesin kıtadaki potansiyelin farkında olduğunu ifade ederek, barış ortamının sağlanıp eğitim ve tarım alanına yatırım yapılması gerektiğini dile getirdi.

Ndiaye, “Afrika’da bu kadar toprak olması ve kıtanın açlıkla mücadele etmesi bir sorun, burada bir çelişki var. Türkiye gibi ülkelerle işbirliği son derece önemli.” ifadelerini kullandı.

Batılı ülkelerdeki bazı yatırımcıların ülke kaynaklarından yüzde 80 gibi büyük oranda karlarla ülkesine döndüğünü ve bunun adil olmadığını hatırlatan Ndiaye, “Gelin Afrika’da yatırım yapın ve herkes kazanmaya devam etsin.” dedi.

“Eskiden Afrikalıları bu tür forumlara çağırdıklarında bize ders veriyorlardı, artık biz ders veriyoruz çünkü kıtamızı biz tanıyoruz.” diye konuşan Bakan Ndiaye, ülkenin kalkınması için büyük yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Ndiaye, halen 1970’lerde yapılan demir yolunu kullandıklarını ifade ederek, hedeflerinin yeni ortaklarla ülkedeki yer altı kaynaklarını işleyip dünyaya ulaştırmak olduğunu kaydetti.

Bir soru üzerine Ndiaye, borçlanmanın, altyapı ve eğitim gibi gerekli yerlere harcama yapıldığında vatandaşların geleceği için faydalı olduğuna dikkati çekti.

Namibya Dışişleri Bakanı Peya Mushelenga ise potansiyeli ortaya çıkarmak için komşu ülkelerle ticareti artırmak istediklerini, halihazırda devam eden projeleri bitirme çabası içinde olduklarını anlattı.

“Eğitim ve teknoloji imkanları gelişiyorken insanların yoksulluk için de yaşıyor olması anlamsız. ” şeklinde konuşan Mushelenga, ancak eğitime odaklanarak halkı yoksulluktan kurtarabileceklerini belirtti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-afrikanin-potansiyeli-tartisildi/feed/ 0
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: Küresel ticaret sistemi dünyadaki barış ortamını güçlendirir https://www.haber60.com.tr/tobb-baskani-hisarciklioglu-kuresel-ticaret-sistemi-dunyadaki-baris-ortamini-guclendirir/ https://www.haber60.com.tr/tobb-baskani-hisarciklioglu-kuresel-ticaret-sistemi-dunyadaki-baris-ortamini-guclendirir/#respond Sun, 03 Mar 2024 22:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14666 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, öngörülebilir ve kurallara dayalı bir küresel ticaret sisteminin, istikrar ve refahın yayılması yoluyla dünyadaki barış ortamını güçlendireceğini düşündüklerini söyledi.

Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024 kapsamında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla “Uluslararası Ticaret, Bağlantısallık ve Karşılıklı Bağımlılık” paneli yapıldı.

Hisarcıklıoğlu, buradaki konuşmasında, Antalya’nın dünyada en çok ziyaretçi çeken ilk 5 şehir içinde yer aldığını ve geçen yıl 16 milyon yabancı turist ağırladığını belirterek, sanayi ve tarımda da adını duyuran şehrin, şimdi diplomasinin öne çıkmasını sağlayarak küresel barışa katkı verdiğini dile getirdi.

Ticaretin sadece iktisaden değil siyaseten de önemli hale geldiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, “Küresel değer zincirlerinin parçası olan ülkeler, daha kolay ve daha hızlı büyüyor. Bu yüzyılın başında Türkiye bunun somut bir örneğini sergiledi. AB’nin dönüştürücü etkisiyle Türkiye, bu bölgenin sanayi devi ve en çok sanayi ürünü üreten ülkesi haline geldi. Otomotiv, beyaz eşya, konfeksiyon başta olmak üzere Avrupa’nın ana tedarikçisi oldu. AB’nin kendi dışında en çok otomobil ithal ettiği ülke Türkiye’dir. 1996’da Gümrük Birliği’ne geçiş Türkiye’yi pozitif etkiledi. Ticaret zenginleştirir, korumacılık fakirleştirir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin istikrarı ve refahı için ticaretin daha serbest olması şart. Dünyaya entegre olmuş, iş yapma ortamını iyileştirmiş ülkeler hem daha zengin hem de daha huzurlu olacaktır.” dedi.

“Ülkeler arasındaki ticari engelleri kaldırmalı”

Hisarcıklıoğlu, Avrupa’nın kurduğu birlik sayesinde tarihte ilk defa Batı Avrupa’nın 80 yıldır savaş görmediğine dikkati çekerek, ticaretin en büyük barış kaynağı olduğunu söyledi.

Ticaretin gelişmekte olan ekonomilerde verimliliği ve istihdamı artırırken enflasyonun kontrol altına alınması yoluyla yaşam standartlarını yükselttiğini belirten Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:

“Ülkeler arasındaki ticari engelleri kaldırmalı, birbirimizle ticareti artırmalıyız. Kurallara dayalı bir küresel ticaret rejimi kurmanın tüm ulusların yararına olduğunu görmeliyiz. DTÖ, küresel ticarete belli bir düzen gelmesini ve uluslararası ticaretin gelişmesini sağladı. İş dünyası olarak, küresel ticaret sisteminin güncellenmeye ve reforma ihtiyacı olduğuna inanıyoruz. Serbest ticarete karşı kamuoylarındaki tepkinin altında yatan nedenlere yanıt veren, kapsayıcılık ve kalkınma ilkelerine dayalı bir DTÖ reformunu destekliyoruz. DTÖ’nün küresel ticaret konularında başat müzakere ortamı haline getirilmesini arzu ediyoruz. Öngörülebilir ve kurallara dayalı bir küresel ticaret sisteminin, istikrar ve refahın yayılması yoluyla dünyadaki barış ortamını güçlendireceğini düşünüyoruz.”

Hisarcıklıoğlu, TOBB olarak Türkiye’nin kara gümrük kapılarını yap-işlet-devret modeliyle modernize ettiklerini, sınır geçişlerini kolaylaştırdıklarını dile getirdi.

Bunun bir kazan-kazan projesi olduğunu söyleyen Hisarcıklıoğlu, “İhracat yapan firmalarımız daha hızlı gümrük geçişi yapmaları sayesinde lojistik maliyetlerini azalttılar. Devletimizse hem bütçesine ilave yük getirmedi hem de artan işlem hacmiyle daha fazla vergi geliri elde etti. BM tarafından da en iyi kamu-özel sektör ortak projesi olarak seçildik ve dünyaya örnek gösterildik. Şimdi bu modelimizi çevre coğrafyamıza yaymak için harekete geçtik.” diye konuştu.

Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan da teknolojinin pek çok küresel problemi çözebileceğini belirtti. Ancak burada Çin ve ABD blokuna dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Doğan, ülkelerin teknolojide sürdürülebilirliği yakalayabilmeleri için birliktelik kurmasının önemine işaret etti. Doğan, bunun da ülkelerin kendi strateji ve inovasyonunu geliştirmesiyle mümkün olabileceğini vurgulayarak, Türkiye’nin bu konuyu oldukça ciddiye alarak regülasyonlar gerçekleştirdiğini kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tobb-baskani-hisarciklioglu-kuresel-ticaret-sistemi-dunyadaki-baris-ortamini-guclendirir/feed/ 0
Dışişleri Bakan Yardımcısı: Türkiye, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına en dürüst şekilde yaklaşıyor https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakan-yardimcisi-turkiye-israilin-filistine-yonelik-saldirilarina-en-durust-sekilde-yaklasiyor/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakan-yardimcisi-turkiye-israilin-filistine-yonelik-saldirilarina-en-durust-sekilde-yaklasiyor/#respond Sun, 03 Mar 2024 22:18:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14640 Dışişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Kemal Bozay, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına ilişkin, “Yaşananların unutulmaması için kaydını alıyoruz. Bu konuda en dürüst davranan ülke Türkiye’dir. Olaya insani açıdan da devletler hukuku boyutundan da bakıyoruz. Kararlı tutumumuzu sürdürüyoruz.” dedi.

???????Bozay ve Dışişleri Bakanı Başdanışmanı ve Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Başkanı Nuh Yılmaz, Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Türk üniversitelerinden 400 öğrenciyle buluştu.

Mehmet Kemal Bozay, burada yaptığı konuşmada, İran, Bosna Hersek, İsrail, ABD, Sırbistan, Slovenya gibi eski Osmanlı coğrafyasında görevlerde bulunduğunu söyledi.

Osmanlı dönemi hariciyecilerinden Salih Münir Paşa’nın, diplomatlığı “Dost ve düşmanı tanıyabilme, ülkenin hayır ve selameti için hangi devletlerle ittifak kurulacağını, rakiplerin nasıl alt edileceğini tespit edebilme ve bu konularda gerekli tedbiri alabilir marifeti, diğer devletleri yakından takip ederek bunlardan elde edilebilecek kazançlar veya gelebilecek zararlar konusunda önlem alabilme kabiliyeti” olarak tanımladığını anlatan Bozay, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da talimatlarının bu yönde olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin diplomasi geleneğinin geçmişten geleceğe uzandığını ifade eden Bozay, şöyle konuştu:

“Bir diplomat, ülkenin bekası ve ilerlemesi adına kimlere yaklaşılıp, kimleri yalnız bırakma politikasına girileceğini doğru tespit edebilmelidir. Diplomasi, içinde bulunan durumu iyi muhakeme ederek olayların mecrasındaki akıntıyı kendine uygun hale getirmek, başka bir ifadeyle oluşacak fırsatlardan istifade ederken müsait havalarda yelkenleri açmayı, kötü havalarda yelkenleri toplayıp tehlikesiz yollardan gitmeyi bilmelidir.”

Diplomat olmak isteyen gençlere kapılarının her zaman açık olduğuna işaret eden Bozay, ” ‘Sınavlarda eşit fırsatlar var mı?’ diye sorular geliyor, bundan yüzde 100 emin olabilirsiniz. Çünkü bu kimsenin hatır gönül işiyle yürütülmesine fırsat verilecek bir meslek değil. Bundan dolayı kendinize güvenin.” dedi.

Bozay, öğrencilere Stratejik Araştırmalar Merkezi yayınlarını, düşünce kuruluşlarının çalışmalarını takip etmelerini ve müfredatta sınava yönelik dersleri tercih etmelerini önerdi.

“Filistin konusunda en dürüst ülke Türkiye”

Türkiye’nin dış politikasına ilişkin açıklamalarda da bulunan Bozay, Türkiye’nin 20 yılda ciddi aşama kaydettiğini, zor bir coğrafyada bulunmasına rağmen bugün dış politikada güçlü bir noktaya geldiğini ifade etti.

İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına değinen Bozay, Türkiye’nin ilk günden bu yana aynı ve kararlı bir tavır sergilediğini söyledi.

Sorunun çözüme kavuşması yönünde adımlar attıklarını bildiren Bozay, “Filistin’de iki devletli çözüm için karar alınmış ama hiçbir zaman uygulanmamış. Devam eden bir şiddet çemberi var. Yaşananları durdurmak için hukuk ve adalet boyutuna yoğunlaşmamız gerekiyor. Bizim iki devletli çözüm dışında bir önerimiz yok.” diye konuştu.

Olayın insani boyutunu da ele aldıklarını aktaran Bozay, “Yaşananların unutulmaması için kaydını alıyoruz. Bu konuda en dürüst davranan ülke Türkiye’dir. Olaya insani açıdan da devletler hukuku boyutundan da bakıyoruz. Kararlı tutumumuzu sürdürüyoruz.” dedi.

“Çok geniş diplomasi ağımız var”

Bakan Yardımcısı Bozay, dünya sorunlarında her ülkeyle işbirliğine açık olduklarını, terörün her ülke için bir tehdit olduğunu ve her ülkenin işbirliği içinde mücadele etmesi gerektiğini ifade etti.

“Senin teröristin, benim teröristim yok. DAEŞ’i gördük, herkesi etkiledi. Büyük ülkeleri ikaz ediyorduk, ‘Siz Irak’ta düzenlediğiniz operasyon sonrasında burada ne olduğu belli olmayan bir yapı oluşacak’ diyorduk. Bunu görüyorduk, biliyorduk. Arkalarında başka unsurların da olduğu bir terör ortaya çıktı.” diyen Bozay, dış politikada daima Türkiye’nin bekası doğrultusunda hareket ettiklerini vurguladı.

AB’ye üyelik konusunda Bozay, Türkiye’nin üyeliğine sıcak bakılmadığını ancak Türkiyesiz de mümkün olmadığının görüldüğünü ifade etti.

Türkiye’nin artık elbisesinin değiştiğini, bugün dünyanın her bir noktasında yaşanan olaylara müdahale edebildiğini dile getiren Bozay, AB’nin “Dur, sen yapma” demesine müsaade etmeyeceklerini kaydetti.

Türkiye’nin yükselmekte olduğu bir dönemde çevresindeki ülkelerde savaşlar yaşandığını anlatan Bozay, “Çok geniş diplomasi ağımız var. 360 derecelik bir diplomasimiz var. Etrafımızda bu kadar sorun varken istikrarımızla gençlerle önümüzün çok parlak olduğunu görüyoruz, bunu düzgün yönlendirmemiz, planlı ve devlet ciddiyetiyle gitmemiz gerekiyor.” diye konuştu.

Türkiye’nin öz güveni yüksek bir diplomasisi var”

Dışişleri Bakanı Başdanışmanı ve SAM Başkanı Nuh Yılmaz da Dışişleri Bakanlığının Türkiye’nin stratejisini ve güvenlik politikalarını oluşturan çok ciddi bir kurum olduğunu aktardı.

Böyle bir kurumda çalışacak insanların da bazı özelliklere sahip olması gerektiğini dile getiren Yılmaz, merkez olarak diplomatlık eğitimini 5,5 aya çıkardıklarını ve bu eğitimin içerisinde adabımuaşeret, yazı, not, kripto yazma ve analitik eğitimi daha ileriye taşıyan bir program yer aldığını bildirdi.

Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Yılmaz, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarının evrensel bir sorun olduğunu söyledi.

Filistinlilere yaşam alanı sağlayabilmek için iki devletli çözümün uygulanması gerektiğini kaydeden Yılmaz, Türkiye’nin de her sorunda diplomasiyi ön plana çıkardığını belirtti.

Yılmaz, sözlerini, “Türkiye’nin bağımsız ve yerli bir dış politika izleyen öz güveni yüksek bir diplomasi geleneği var.” diyerek tamamladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakan-yardimcisi-turkiye-israilin-filistine-yonelik-saldirilarina-en-durust-sekilde-yaklasiyor/feed/ 0
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Buca’daki Kitap Kafe ve Kütüphane’yi Ziyaret Etti https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-tunc-soyer-bucadaki-kitap-kafe-ve-kutuphaneyi-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-tunc-soyer-bucadaki-kitap-kafe-ve-kutuphaneyi-ziyaret-etti/#respond Sun, 03 Mar 2024 21:24:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14589 İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Buca’da açılan 100. Yıl Kitap Kafe ve Kütüphane’yi ziyaret etti. Günde bin öğrenciyi ağırlayan ve 7/24 açık olan kafe ve kütüphanede gençlerle sohbet eden Başkan Soyer, “Oy kazanmanın en kolay ve en tatlı yolu süse, püse yatırım yapmak. Ben görev sürem boyunca 50 yıldır halı altına süpürülen alanlara yatırım yaptım. Herkese demokratik davrandım. Bundan sonrada nerede olursam olayım sizler için daha fazlasını yapacağım” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer Buca’da Aralık ayından itibaren hizmet veren kitap kafe ve kütüphaneyi ziyaret ederek gençlerle sohbet etti. Kentte 7 gün 24 saat açık olan tek kütüphane olma özelliği taşıyan ve öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği kütüphanede Başkan Soyer gençler tarafından ilgiyle karşılandı. Gençlerin sorularını da yanıtlayan Soyer, “Ben hiçbir şeyden vazgeçecek değilim. Sonuçta bu memleket için ne iş yapıyor olursak olalım elimizden ne geliyorsa daha fazlasını yapacağız. Bunlar nöbet işleri o yüzden ben bu dönem elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. İçim rahat. Elimden Bundan sonra nerede olursam olayım, ne yaparsam yapayım en güzelini, en iyisini yapacağım. Ben bu ülkenin geleneklerini, geçmişini, kültürünü, değerlerini çok seviyorum ve bunları korumak için canla başla çalışmaya devam edeceğim” dedi.

ASIL OLAN DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR

Memleket için kendini vakfettiğinin altını önemle çizen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “40 yaşından sonra ne yapabilirim diye düşündüm. 40 yaşına kadar kendimi geliştirdim, çeşitli ülkeler gezdim. 50 yaşında siyasete atıldım. Bu memleket için 15 senedir hizmet üretiyorum. Demokrasinin çok kıymetli bir yaşam biçimi olduğuna inanıyorum.  Demokrasi hesap verilebilirlik demek. Eğer bir ülkede demokrasi tırpanlanmışsa, azaltılmışsa, erdemleri, değerleri yok sayılmışsa bilin ki en yüksek enflasyon oranlarıyla, derin yoksulluklarla yüzleşmeye devam edeceğiz. Bu hikayeyi değiştirmenin yolu demokrasi mücadelesinden geçer. Demokrasinin olduğu yerde o ülkenin ürettiği refahı adil bir biçimde paylaştırırsınız. Demokrasi yoksa sadece bir zümrenin refahı büyür, büyük çoğunluk büyük yoksulluklar yaşar. Asıl olan demokrasi mücadelesidir” diye konuştu.

UMUTLARIMIZI ÇALIYORLAR

Başkan Tunç Soyer, “Dünyanın refahı en yüksek ülkesi olabilecekken enflasyonda, hayat pahalılığında dünyanın bir numarasıyız. Bu bir kader değil. Önce onu bilin. Bu yoksulluk, işsizlik, sefalet bir kader değil. Sadece bir yıl içinde oraya para yatıran 125 bin kişiye 170 milyar lira faiz ödediler. Kimin parası bu? Senin paran, senin vergin, bizim paramızı o milyonerlere faiz olarak verdiler. Tercih bu. O 170 milyar İzmir Büyükşehir Belediyesi bütçesinin 5 misli. O parayla biz kaç metro yapardık, kaç çocuk parkı yapardık, kaç otobüs alırdık, kaç kütüphane kurardık bir düşünün. Var olan parayı dağıtıyorlar. Hayalim güçlü bir demokrasiyi inşa etmek. Sağlıkta, eğitimde, adalette demokratik bir ülke sağlamak. Demokrasi olmayan bir ülkede yönetim kabuğunu sertleştirerek kendi içinde olur. Tek derdi varlığını sürdürmek olur. Onun dışında hiçbir şey umurunda olmaz. Popülizm olur onun harici. Birileri sizin geleceğinizi çalıyor bu hırsızlık. Popülizm kulağa hoş geliyor ama sizin istikbalinizi yok ediyor. Umutlarınızı çalıyorlar” ifadelerini kullandı.

SÜSE, PÜSE YATIRIM YAPMADIM

Oy kazanmanın en kolay ve en tatlı yolunun süse, püse yatırım yapmak olduğunun altını önemle çizen Başkan Soyer, “Görev sürem boyunca 50 yıldır halı altına süpürülen alanlara yatırım yaptım. Süse, püse yatırım yapmadım. Herkese demokratik davrandım. Ben 5 yıl içerisinde çok daha fazlasını yapmak isterdim ama nerede olursam olayım sizler için daha fazlasını yapacağım. Siyaset hayatı dönüştürme sanatıdır. Siyaset yapanlar onu veya bunu seçerler işin karar mekanizması siyasetten geçer. Güzel insanlar siyasetten uzak durdukça da şikayet edilen şeyler değişmez. Şikayet ettiğiniz ne varsa çözümü orda. Sizler siyaseti sevmiyorsunuz; kirli, pis buluyorsunuz. Siyasetle ilgilenin illa bir siyasi partinin peşine takılmaya gerek yok bunun için. Siyaset ne kadar kirli çirkin olursa olsun şikayet ettiklerimizin özünde bu var” şeklinde konuştu.

24 SAAT AÇIK KİTAP KAFEDE GECE ÇORBASI BAŞLAYACAK

Buca 100. Yıl Kitap Kafe ve kütüphaneyi her gün kullandıklarını Başkan Soyer’e anlatan öğrenciler, bizler ders çalışmak için resmen sıraya giriyoruz. Burası çok kalabalık oluyor. Hem de dışarıya göre kahveleri çok ucuz. 25 liraya filtre kahve içiyoruz” dedi. Başkan Soyer, kahvenin yanına gece çorba servislerine de başlanması talimatını yetkililere iletti.

18 yaşındaki Ayşenur Sönmez ders çalışmak için evden daha çok Buca’daki kitap kafe ve kütüphaneyi tercih ettiğini dile getirerek, “Evime en yakın olan tek kütüphane burası. Burası çok verimli geçiyor. 7-24 açık. Burada oturup bir şey yiyip içme zorunluluğu da yok. Bizler için böyle bir alan ihtiyaçtı hele ki belediye imkanlarıyla ücretsiz bu imkanlardan yararlanmak bizim için büyük bir fırsat. Sabah girip akşam çıkabiliyorum, kütüphanesinden faydalanabiliyorum daha ne olsun” diye konuştu.

GÜNDE BİN KİŞİ AĞIRLIYOR

APİKAM, Konak Metro, Mustafa Necati Kültür Merkezi, Seferihisar, Kültürpark İsmet İnönü Sanat Merkezi, Alsancak Tam Otomatik Otoparkı Kitap Kafeleri ile birlikte 7. şube olan İZELMAN A.Ş. 100. Yıl Buca Kitap Kafe, bahçeli iki katlı binadan oluşuyor. Zemin kat ve bahçe bölümü kafe, 1. katı ise kütüphane olarak hizmet veren bina aynı zamanda 7 gün 24 saat açık bulunuyor. 150 kişi kapasitesine sahip kitap kafenin aynı zamanda 2. katında yaklaşık 150 metrekarelik kütüphane alanı bulunuyor. Ekonomik fiyatları, konforlu ortamı, ücretsiz, sınırsız interneti ve aile ortamı ile gençlerin kişisel gelişimlerine, sosyalleşmelerine, kitaba kolay ulaşmalarına imkan sağlıyor. 100. Yıl Buca Kitap Kafe günde bin kişiyi ağırlıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-tunc-soyer-bucadaki-kitap-kafe-ve-kutuphaneyi-ziyaret-etti/feed/ 0
TGDF Ocak ayı dış ticaret verilerini açıkladı https://www.haber60.com.tr/tgdf-ocak-ayi-dis-ticaret-verilerini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/tgdf-ocak-ayi-dis-ticaret-verilerini-acikladi/#respond Sun, 03 Mar 2024 21:06:48 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14577 Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektörü bu yıl ocak ayında 2,42 milyar dolar ihracat, 1,6 milyar dolar ithalat yaptı. Dış Ticaret Dengesi, ocak ayında 830 milyon dolar fazla verdi. Ocak ayında buğday ithalatı yüzde 46,3 oranında gerilerken, sığır ithalatı yüzde oranında 65 arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Dış Ticaret Verileri temel alınarak hazırlanan Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Dijital Veri Paneli’ne göre, bu yılın ilk ayında tarım, gıda ve içecek sektörü geçen yıl aynı döneme göre yüzde 11,63 artışla 2,17 milyar dolar ihracat ve yüzde 16,77 düşüşle 1,6 milyar dolar ithalat yaptı. Ocak ayında Dış Ticaret Dengesi 830 milyon dolar fazla verdi.

Özel Ticaret Sistemi (ÖTS) çerçevesinde yayınlanan Dış Ticaret Verileri’ne göre, ocak ayında ihracat geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 11,63 artarken, ithalat ise yüzde 16,77 geriledi.

Ocak ayında buğday ithalatı azaldı sığır ithalatı arttı

Ocak ayında buğday ithalatı gerilerken, sığır ithalatındaki artış yılın ilk ayında devam etti. Bu ayda sırasıyla en fazla buğday, soya fasulyesi ve sığır ithal edildi. Ocak ayında buğday ithalatı geçen yıl aynı döneme göre yüzde 46,3 oranında azalarak 186,9 milyon dolar olurken, sığır ithalatı ise geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 65 artarak 87,1 milyon dolar oldu. Geçen yıl buğday ithalatı 3 milyar 402,4 milyon dolar, soya fasulyesi ithalatı 1 milyar 679,3 milyon dolar ve sığır ithalatı 1 milyar 163 milyon dolar olmuştu.

Ocak ayında Dış Ticaret Dengesi 830 milyon dolar fazla verdi

Yılın ilk ayında Dış Ticaret Dengesi geçen yıl olduğu gibi fazla vermeyi sürdürdü. Ocak 2024’te Dış Ticaret Dengesi 830 milyon dolar fazla verdi.

Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektöründe Dış Ticaret Dengesi 2023 yılında 5,36 milyar dolar fazla vermişti.

Ocak ayında birim ihracat değeri geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 10,8 düşüşle 1.152 dolar/ton oldu. İthalat birim değeri ise geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 4,98 artarak 682 dolar/ton oldu.

Dış ticarette öne çıkan ürünler

Bu yılın ilk ayında ihracatta öne çıkan ürünlerde ilk sırayı 137 milyon dolar ile un aldı. Bu ürünü 131,7 milyon dolar ile fındık içi ve 91,7 milyon dolar ile mandalina izledi. Bu ürünler, ocak ayında toplam ihracatın yaklaşık yüzde 14’ünü oluşturdu.

Aynı dönemde ithalatta ise en fazla ithal edilen ürün 186,9 milyon dolar ile buğday oldu. Buğdayı 170,4 milyon dolar ile soya fasulyesi ve 87,1 milyon dolar ile sığır takip etti. Bu 3 ürün, ocak ayı itibarıyla toplam ithalatın yüzde 28,2’sini oluşturdu.

Buğday ithalatında Rusya ve Ukrayna ilk sırada yer almaya devam etti

Bu yılın ilk ayında yapılan ithalatta ilk sırayı 186,9 milyon dolar ile buğday aldı. Geçen yıl buğday ithalatında ilk iki sırada yer alan Rusya ve Ukrayna, ocak ayında da buğdayın en fazla ithal edildiği ülkeler oldu. Bu dönemde, Rusya’dan 145,5 milyon dolar, Ukrayna’dan 28,6 milyon dolar ve Moldova’dan 5 milyon dolar tutarında buğday ithalatı yapıldı. Rusya ve Ukrayna’nın toplam buğday ithalatındaki payı yaklaşık yüzde 93,1 oldu.

Ocak ayında buğdaydan sonra 170,4 milyon dolar tutarında soya fasulyesi ve 87,1 milyon dolar tutarında sığır ithal edildi. Soya fasulyesi ithalinde ilk sırayı 69,8 milyon dolar ile Ukrayna alırken, bu ülkeyi Brezilya (56,8 milyon dolar) ve ABD (24,4 milyon dolar) takip etti. Sığır ithalatında ise sıralama 51,9 milyon dolar ile Uruguay, 16,3 milyon dolar Brezilya ve 6,5 milyon dolar ile Almanya oldu.

En fazla ihracat ve ithalat yapan sektörler

Bu yılın ilk ayında dış ticaret verileri sektörlere göre incelendiğinde; en fazla ihracatın 262 milyon dolar ile şeker ve şekerli mamuller sektöründe yapıldığı görüldü. Bu sektörü sırasıyla yaş meyve sektörü (248 milyon dolar), sert kabuklu meyveler sektörü (230 milyon dolar), balıkçılık ve su ürünleri sektörü (169 milyon dolar) ve un sektörü (138 milyon dolar) takip etti.

Şeker ve şekerli mamuller sektörünün toplam ihracat içindeki payı yüzde 12,46, yaş meyve sektörünün yüzde 11,79, sert kabuklu meyveler sektörünün yüzde 10,95, balıkçılık ve su ürünleri sektörünün yüzde 8,04 ve un sektörünün yüzde 6,54 oldu.

Yine aynı dönemde en fazla ithalat 439 milyon dolar ile hayvan yemi sektöründe yapıldı. Bu sektörün ardından en fazla ithalat yapan sektörler; bitkisel yağ (220 milyon dolar), un (215 milyon dolar), kakao ve çikolata (96 milyon dolar) ve canlı hayvan ticareti (89 milyon dolar) sektörleri olarak sıralandı.

Hayvan Yemi sektörünün toplam ithalat içindeki payı yüzde 33,75, bitkisel yağ sektörünün yüzde 16,88, un sektörünün yüzde 16,52, kakao ve çikolata sektörünün yüzde 7,39 ve canlı hayvan ticareti sektörünün yüzde 6,83 oldu.

İhracatın arttığı ve azaldığı sektörler

Bu yılın ilk ayında geçen yıl aynı döneme kıyasla ihracatı değer olarak en fazla artan sektörlerin başında 73 milyon dolar ile (yüzde 46,29 artış) sert kabuklu meyveler sektörü geldi. Bu sektörü 58 milyon dolar ile (yüzde 92,23) ile hayvan yemi sektörü, 36 milyon dolar ile (yüzde 16,14 artış) şeker ve şekerli mamuller sektörü, 33 milyon dolar ile (yüzde 15,25) yaş meyve sektörü ve 31 milyon dolar ile (yüzde 19,18) salça ve konserve sektörü izledi.

Söz konusu dönemde ihracatı değer olarak en fazla düşen sektör 122 milyon dolar ile (yüzde 49,09 düşüş) bitkisel yağ Sektörü oldu. Ayrıca bakliyat sektörü 15 milyon dolar (yüzde 24,33 düşüş) ve Tohumculuk Sektörü 11 milyon dolar (yüzde 17,08) geriledi.

Bu yılın ocak ayında geçen yıl aynı döneme göre, ithalatı değer olarak en fazla artan sektör 38 milyon dolar ile (yüzde 64,4 artış) kakao ve çikolata sektörü oldu. Bu sektörün ardından canlı hayvan ticareti sektörü 34 milyon dolar (yüzde 63,5 artış), tohumculuk sektörü 13 milyon dolar (yüzde 53,7 artış), sert kabuklu meyveler sektörü 12 milyon dolar (yüzde 29,3 artış) ve alkollü içecekler Sektörü 12 milyon dolar (yüzde 49,6 artış) ile ithalatı değer olarak en fazla artan sektörler olarak sıralandı.

Bu dönemde ithalatı en çok düşen sektörler ise 173 milyon dolar ile (yüzde 44 düşüş) Bitkisel Yağ sektörü oldu. Bu sektörü 154 milyon dolar ile (yüzde 41,8 düşüş) un sektörü, 30 milyon dolar ile (yüzde 6,4 düşüş) hayvan yemi sektörü, 27 milyon dolar ile (yüzde 83,1 düşüş) pirinç değirmenciliği sektörü ve 21 milyon dolar ile (yüzde 30,4 düşüş) şeker ve şekerli mamuller sektörü takip etti.

Dış ticarette öne çıkan ülkeler

Bu yılın ilk ayında dış ticaret verileri ülke bazında değerlendirildiğinde; en fazla ihracat yapılan ülke 305 milyon dolar ile Irak oldu. Irak’tan sonra en fazla ihracat, 171 milyon dolar ile Almanya’ya, 136 milyon dolar ile Rusya’ya, 123 milyon dolar ile ABD’ye ve 96 milyon dolar ile İtalya’ya yapıldı. Yılın ilk ayında, bu 5 ülkeye yapılan ihracat toplam ihracatın yüzde 34’3’ünü oluşturdu.

Aynı dönemde ülke bazında ithalat en fazla 318 milyon dolar ile Rusya’dan yapıldı. Bu ülkeyi, 149 milyon dolar ile Ukrayna, 104 milyon dolar ile Brezilya, 102 milyon dolar ile ABD ve 67 milyon dolar ile Malezya izledi. Bu 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 46,25’ini oluşturdu.

Türkiye, en fazla ithalatı Rusya ve Ukrayna’dan yapmaya devam etti. Bu iki ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 29,1’ine denk düştü.

Türkiye, ocak ayında en fazla ihracat yaptığı ülkelerden Irak’a un, dondurulmuş tavuk eti, mandalina; Almanya’ya fındık içi, ambalajlı fındık, domates; Rusya’ya ise mandalina, alabalık ve limon ihraç etti.

Türkiye aynı dönemde en fazla ithalat yaptığı Rusya’dan buğday, ham ayçiçeği yağı, ayçiçeği küspesi; Ukrayna’dan soya fasulyesi, buğday, ham ayçiçeği yağı ve Brezilya’dan ise soya fasulyesi, kahve ve sığır ithal etti.

TÜİK’in açıkladığı Dış Ticaret Verileri temel alınarak hazırlanan TGDF Dijital Veri Paneli’ndeki hesaplamalara 01 ve 24 fasılları arasındaki tüm Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTIP) kalemleri ile 29’uncu fasıl ve 35’inci fasıldan seçili ürünlerin dahil edildiği belirtildi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/tgdf-ocak-ayi-dis-ticaret-verilerini-acikladi/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu 2024 https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-2/ https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-2/#respond Sun, 03 Mar 2024 06:24:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14485 Antalya Diplomasi Forumu kapsamında düzenlenen “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” başlıklı liderler panelinde uluslararası sisteme azalan güven nedeniyle kutuplaşan dünya için diyalog ve diplomasinin önemi vurgulandı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü TRT World Sunucusu Andre Sanke’nin yaptığı liderler paneline Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev, Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani ve Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud katıldı.

Bulgaristan Cumhurbaşkanı Radev, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığına düzenledikleri forum için teşekkür etti.

Bölgedeki liderlerle çalışmak için çaba sarf ettiğini ve birçok liderle görüştüğünü dile getiren Radev, “Bağlantılığın bütün krizlerin aşılmasında çok önemli olduğunu söylemeye çalıştım ve yeni potansiyel krizlerin önüne ancak böyle geçebiliriz diye düşünüyorum.” dedi.

Radev, kültürel bağlantılığın da çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Bizim özellikle başka kültürleri anlamamız gerekiyor. Bu, çatışmaların önüne geçilmesi için gerçekten çok önemli ve açıkçası çoğu zaman birbirimizi tanımadığımız için bu derin çatışmalar çıkıyor.” diye konuştu.

Avrupa Konseyinde birçok ülkenin yer aldığına dikkati çeken Radev, her ülkenin farklı amaç, kültür ve önceliğinin bulunduğunu, kendisi için en önemli şeylerden birinin Bulgaristan’ın çıkarlarını korumak olduğunu söyledi.

“Diplomasi, bombaların düşmesini engellerse o zaman bir anlamı var”

Diyaloğun çok önemli olduğunu, düzgün şekilde kullanıldığında sorunları aşma aracına dönüştüğünü vurgulayan Radev, “Diplomasi, dış politika enstrümanlarından bir tanesidir ve onu kullanmayı asla unutmamalıyız. Diplomasi, bombalardan önce gelir ve o bombaların düşmesini engellerse o zaman bir anlamı var. Bomba düşüp insanlar öldükten sonra diplomasinin bir anlamı yok.” dedi.

Rusya-Ukrayna Savaşı’na değinen Radev, şunları kaydetti:

“Bu savaşı daha fazla mühimmatla desteklemeye devam edersek ve daha fazla insanla da desteklemeye devam edersek risklerin daha büyüdüğünü, ekonomik ve demografik olarak çok büyük bir yıkımın olacağını görebiliyoruz. Diplomasiden bahsedersek böyle forumlar sayesinde diyaloğu geniş kitlelere ulaştırmalıyız. Bu savaşın gerçekten saçıntılarını biz birçok yerde görmeye başlayacağız. Moldova’da biz bir şey yapmazsak gerçekten Moldova’nın da bunun içine çekildiğini görüyoruz.”

“Diplomaside küçük kazanımlar bile kazanımdır ve zaferdir”

Kosova Cumhurbaşkanı Osmani de savaş zamanında barışı tercih etmenin çok zor olduğuna işaret ederek, ülkesinin Kosova Savaşı’nın bir an önce bitmesi için barış görüşmelerini savunduğunu hatırlattı.

Çalkantılı zamanlarda dost ülkelerin desteğinin ehemmiyetini vurgulayan Osmani, Avrupa Birliği (AB), Türkiye, ABD ve Bulgaristan gibi ülkelerle buna yönelik ortaklıklar kurmaya önem verdiklerini belirtti.

Osmani, Kosova’nın çok genç bir ülke olduğuna dikkati çekerek, “Diplomaside küçük kazanımlar bile kazanımdır ve zaferdir. Her şeyi birden kazanamazsınız. Açıkçası, kimi zaman geleceğe doğru çok küçük adımlar atıyoruz.” dedi.

Zor dönemden geçen ülkelere desteğin bir seferlik halinde olmaması gerektiğini dile getiren Osmani, uluslararası güçlerin bir ülkedeki iç çatışmayı durdurduktan sonra da desteklerini sürdürmesi gerektiğini vurguladı.

Osmani, “Uluslararası kamuoyunun ve uluslararası toplumun özellikle gelip bizim yanımızda olmaları ve daha sonra barışı tesis etmeleri, bizim için gerçekten çok büyük bir kazanımdı.” diye konuştu.

Savaş ve çatışmalarda masum insanların, kadınların ve çocukların acı çektiğini anlatan Osmani, Birleşmiş Milletlerin (BM) bunlara duyarsız kalmaması gerektiğini, ülkesinin böyle anlarda gerekli desteği vermeye hazır olduğunu kaydetti.

“Rusya, Balkanlar’a gözünü dikmiş durumda”

Osmani, Kosova’nın paydaşlarıyla beraber, ülkede barışı ve istikrarı korumaya çalıştığını dile getirerek, “Rusya, Balkanlar’a gözünü dikmiş durumda ve Batı’ya karşı yeni bir cephe açmak istiyor.” ifadesini kullandı.

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sonucunun dünya için örnek teşkil edeceğini kaydeden Osmani, “Ukrayna’nın istediği barışı” ve hukukun üstünlüğüne dayanan dünya düzenini desteklediklerini belirtti.

Osmani, bölgede çatışmanın yaygınlaşmasının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i cesaretlendireceğini ve bunun önüne geçilmesi gerektiğini dile getirerek, “Bence diktatörler kendi halklarını düşünmezler. (Eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan) Milosevic de yüz binlerce askerini kaybetti fakat kendisini düşünüyordu. Putin de yüz binlerce askerini değil sadece kendisini düşünüyor.” dedi.

Rusya’ya yaptırım uygulanmasını destekleyen Osmani, Ukrayna’da oldukça hukuksuz bir savaş yaşandığını dile getirdi.

Osmani, uzak bir ülkede çıkan savaşın bile ekonomik olarak tüm dünyayı etkilediğini kaydederek, Rusya-Ukrayna Savaşı’nı örnek gösterdi.

Karadeniz Tahıl Girişimi’nin önemine dikkati çeken Osmani, bunun, diplomasinin sadece güvenliğe değil aynı zamanda ekonomiye de odaklanabileceğini gösterdiğini söyledi.

“Mevcut küresel diplomasi yapısını yeniden gözden geçirmeliyiz”

Somali Cumhurbaşkanı Mahmud da diplomasinin kolay bir şey olmadığını, tarihin diplomasiye büyük katkısının bulunduğunu dile getirdi.

Kızıldeniz bölgesinin değişken ve kırılgan yapıya sahip olduğuna işaret eden Mahmud, Somali’de yaşananlardan dolayı, Somalililerin dünyanın yardımına muhtaç hale geldiğini söyledi.

Mahmud, şöyle devam etti:

“Somali’yi destekleyen ortaklarımıza baktığımız zaman bazılarının belli prensipleri, ilkeleri var, bazılarının bu bölgede belli belli çıkarları var. Ortaklarınızın, size destek verenlerin bazılarının oldukça farklı prensipleri olabiliyor ve onları bir arada bir bütün haline getirebilmek, sizin kendi çıkarınız, onların çıkarları, bunların arasında bir denge oluşturabilmek çok zor olabiliyor.”

Küresel diplomasinin yeniden yapılandırması gerektiğini vurgulayan Mahmud, “Bizler, küresel diplomasi yapısını yeniden gözden geçirmeliyiz, kurallarını, ilkelerini yeniden gözden geçirmeliyiz ve bunu da yaparken uluslararası hukuk temeli üzerinde yapmalıyız. Tüm bu farklılıkların yasal bir temel üzerinde ve birbirleriyle 21. yüzyılın gerçekleriyle uyumlu bir şekilde olmasını sağlamalıyız.” diye konuştu.

“Gazze, Yemen problemi, hepsi diplomasinin çözmesi gereken sorunlar”

İklim değişikliğinin ülkesindeki etkisine de değinen Mahmud, global ve yerel gündeme sahip terör örgütüyle mücadele ettiklerini belirterek, “Somali’yi ele geçirirlerse küresel anlamda daha ileri giderler. Somali’yi kullanmak istiyorlar.” dedi.

Bölgeleri ve Kızıldeniz’deki gerilimin küresel bir problem olduğunu vurgulayan Mahmud, “Gazze, Yemen problemi, bunların hepsi diplomasinin çözmesi gereken sorunlar aksi halde herkesi etkileyecek. Biz, olan bitenin tarafı veya parçası değiliz ama ekonomik olarak kurbanıyız. Bizi çok kötü etkiliyor.” görüşünü paylaştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumu-2024-2/feed/ 0
Irak Dışişleri Bakanı: Türkiye ile PKK ve güvenlik sorunları konuşuldu https://www.haber60.com.tr/irak-disisleri-bakani-turkiye-ile-pkk-ve-guvenlik-sorunlari-konusuldu/ https://www.haber60.com.tr/irak-disisleri-bakani-turkiye-ile-pkk-ve-guvenlik-sorunlari-konusuldu/#respond Sun, 03 Mar 2024 06:12:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14475 Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Türkiye ile Irak arasında aralık ayında PKK ve güvenlik sorunlarının konuşulduğu toplantıda bir sonraki toplantıya sunulmak üzere iki bildiri hazırlamaya karar verildiğini söyleyerek, “Irak tarafı güvenlik, sınır güvenliği ve iki ülke arasındaki ilişkilerin güvenliğiyle ilgili belgeyi şimdiden hazırladı. Gelecek ay Bağdat’ta buluşmayı, bu belgeleri tartışabilmeyi ve bu iki belgeye dayanarak bir plan geliştirmeyi ümit ediyoruz.” dedi.

Fuad Hüseyin, 3. Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Anayasa’nın, Irak topraklarından hiçbir grubun ve örgütün başka ülkelere saldırmasına izin verilmemesi gerektiğine işaret ettiğini belirten Hüseyin, “PKK’nın Türkiye’de sorun olduğu doğru ama Irak için de sorun.” diye konuştu.

Bakan Hüseyin, Anayasa’da belirtilen çerçevede Türkiye’yle bu konuda görüşmelere başladıklarını ve aralık ayında Ankara’da bir toplantı yapıldığını hatırlatarak, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Türk heyetine, kendisinin de Irak heyetine liderlik ettiği ortak komitenin oldukça güzel bir toplantı gerçekleştirdiğini aktardı.

Söz konusu ortak komitede bir sonraki toplantıya sunulmak üzere iki bildiri hazırlamaya karar verdiklerini dile getiren Hüseyin, “Irak tarafı güvenlik, sınır güvenliği ve iki ülke arasındaki ilişkilerin güvenliğiyle ilgili belgeyi şimdiden hazırladı. Gelecek ay Bağdat’ta buluşmayı, bu belgeleri tartışabilmeyi ve bu iki belgeye dayanarak bir plan geliştirmeyi ümit ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Petrol ihracatının yeniden başlaması

Bakan Hüseyin, Paris merkezli Uluslararası Tahkim Mahkemesinin Türkiye ile Irak arasındaki petrol ihracatı konusunda verdiği karar sonrası 25 Mart 2023’te Irak’tan Ceyhan Limanı’na petrol akışının durdurulmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Irak’tan Türkiye’ye petrol ihracatının yeniden başlaması konusuna değinen Hüseyin, Türkiye tarafıyla yaptıkları görüşmelerde boru hattının hazır olduğunu belirttiğini ve Türkiye’nin de boru hattını açmaya hazır olduğunu söyledi.

Hüseyin, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) de ihracata hazır olduğunu ifade ettiğini aktararak, Bağdat ile Erbil arasında konuya ilişkin anlaşma olduğunu ancak anlaşmanın hayata geçirilmesi için Bağdat’ın, IKBY’de faaliyet gösteren petrol şirketleriyle görüşmeler yaptığını anlattı.

Federal hükümetin bu sorunu çözeceğini umduğunu vurgulayan Hüseyin, sorun hallolduktan sonra Ceyhan Limanı’na petrol ihracatının konuşulacağını ifade etti.

“Kalkınma Yolu’na Körfez ve Türkiye yatırım yapmak istiyor”

Bakan Hüseyin, Basra Körfezi’nden Ovaköy’e 1200 kilometrelik otoyol, demir yolu, enerji nakil ve iletişim hatlarını içeren Kalkınma Yolu Koridoru’nun önemine ilişkin de şunları söyledi:

“Bu gerçekten de devasa bir proje. Basra’daki Büyük Fav Limanı’ndan başlayan proje Türkiye’de bitiyor. Türkiye’den de Avrupa’ya uzanıyor. Fav ve Irak’tan bahsettiğimde, bu, Irak, Irak ekonomisi, Irak’ın Fav Limanı’nın Türkiye ile güçlü bağını ifade ediyor. Bu, aynı zamanda, Irak ile Körfez ülkeleri arasında ve ayrıca Körfez ülkelerinin Irak aracılığıyla Türkiye ve Avrupa ile bir bağlantı kurduğu anlamına geliyor.”

Hüseyin, projenin büyük finansmana ihtiyaç duyduğuna ve bunun çeşitli ülkelerin projeye yatırım yapmaya katılabileceği anlamına geldiğine dikkati çekti.

Hüseyin, “Elbette yatırım yapmayı planlayan ve düşünen bazı Körfez ülkeleri var, Türkiye de yatırım yapmak istiyor. Projeyle ilgili Türkiye ile iyi bir görüşme içerisindeyiz.” ifadelerini kullandı.

ABD askerlerinin çekilmesi tartışmaları

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ardından ABD askerlerinin Irak’tan geri çekilmesi yönünde artan tartışmalara ilişkin konuşan Hüseyin, Amerikan tarafı ile Irak arasında konuya ilişkin müzakerelerin yeniden başladığını anlattı.

Hüseyin, müzakerelerin iki tarafın ordularının temsilcileri arasında yürütüldüğünü dile getirerek, “Geçtiğimiz hafta çeşitli toplantılar yaptılar, biz de bu konuyu tartışabilmek ve tartışmanın nereye gittiğini takip edebilmek için ekibimizin Sayın Başbakan’a (Muhammed Şiya es-Sudani) ve siyasi liderlere sunacağı raporu bekliyoruz.” dedi.

Terör örgütü DEAŞ ile mücadele etmek için ABD askerlerinin ülkeye davet edildiğini hatırlatan Hüseyin, DEAŞ’ın çöktüğünü ve halihazırda küçük bir terör örgütü olarak varlığını sürdürdüğünü ifade etti.

Bakan Hüseyin, Amerikan askerlerinin ülkenin tamamından çekilip çekilmeyeceğini dair değerlendirmede de bulundu.

Bağdat hükümetinin ülkenin bütün bölgelerinden sorumlu olduğuna işaret eden Hüseyin, konuyu müzakere eden ekibin hükümete olduğu kadar siyasi liderliğe de bir rapor sunacağını ve böylece askerlerin geleceğinin belirleneceğini ifade etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/irak-disisleri-bakani-turkiye-ile-pkk-ve-guvenlik-sorunlari-konusuldu/feed/ 0
Macaristan Başbakanı Orban: Türkiye ile ilişkilerimiz çok köklü https://www.haber60.com.tr/macaristan-basbakani-orban-turkiye-ile-iliskilerimiz-cok-koklu/ https://www.haber60.com.tr/macaristan-basbakani-orban-turkiye-ile-iliskilerimiz-cok-koklu/#respond Sun, 03 Mar 2024 05:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14463 Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Türkiye ile Macaristan arasındaki ilişkilerin çok uzun tarihi kökleri olduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Macaristan’da sevildiğini ve imajının çok yüksek olduğunu belirtti.

Başbakan Orban, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamındaki “ADFLeadersTalks” paneline konuşmacı olarak katıldı.

Orban, Türkiye-Macaristan ilişkilerinin uzun bir tarihi geçmişi ve ülkesinin Avrupa’da Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) üye olduğunu söyledi.

Avrupa’daki diğer ülkelere kıyasla Macaristan’da güçlü liderlerin ilgi gördüğünü kaydeden Orban, “Sayın (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan, Macaristan’da özellikle sevilen, imajı yüksek olan bir lider. Macaristan’da buna önem verilir.” dedi.

“Bizler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı seviyoruz”

Orban, “Bizler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı seviyoruz. Bir başka olgu ise Türkiye ile Macaristan arasında bir barış dili konuşuluyor.” ifadesini kullandı.

Avrupa’da savaş dilinin konuşulduğunu, “birilerini ezmekten ve galibiyetten” söz edildiğini dile getiren Orban, “Bizler öyle değiliz. Savaş dilini sevmeyiz. Türkiye ve Macaristan bu bağlamda Avrupa bölgesinde birer istisna teşkil ediyor. Bizler karşılıklı barışın dilini konuşuyoruz.” şeklinde konuştu.

Orban, Türkiye’nin muhafazakar yapısını korumayı başaran ülke olduğunu, Avrupa’da aile, tanrı, ulus gibi kavramların Orta Çağ’a ait unsurlarmış gibi görüldüğünü, bu değerleri dile getirenlerin sorunlarla karşılaştığını anlattı.

Göç ve göçmenlik meselesinin Avrupa’daki en önemli konuların başında geldiğini ileri süren Orban, Macaristan gibi 10 milyon nüfusa sahip bir ülkenin sınırında birden yüz binlerce göçmenin birikmesini olumlu bir durum olarak değerlendirmediklerini, ülkesinde kimin yaşayıp yaşamayacağına kendilerinin karar vermesi gerektiğini, bu nedenle göç konusunda diğer ülkelere oranla daha katı bir tutum sergilediklerini anlattı.

“Erdoğan, Avrupa kıtasını kurtardı”

Orban, Türkiye’nin göç konusundaki rolünün çok önemli olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Türkiye olmasaydı şu anda Avrupa, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri tamamıyla istikrarını kaybetmiş olurdu. Erdoğan bir yerde Avrupa kıtasını kurtardı. Neredeyse son sekiz yıldır da bu görevi üstlenmekte. Dolayısıyla Türkiye’deki güçlü liderlik olmasaydı hepimizin başı belada olurdu Avrupa’da, bunu söyleyebilirim. Dolayısıyla Avrupa’da herkes Türkiye’ye minnet duymakta ve duymalıdır da zaten.”

AB’nin göç hususunda Türkiye’ye verdiği sözleri tam olarak yerine getirmediğine dikkati çeken Orban, Türkiye’nin yaşadığı ekonomik sorunlara ilişkin destek olunması gerektiğinin ancak bu hususta gerekli desteğin yerine getirilmediği düşüncesinde olduğunun altını çizdi.

Ukrayna’daki savaş

Orban, Ukrayna’daki savaşın Macarların savaşı olmadığının altını çizerek, ülkesinin ve halkının çıkarlarını düşünmek zorunda olduğunu ve buna göre hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

Ukrayna’da savaşın başlamasıyla AB’nin bunu “bizim savaşımız” olarak tanımladığına dikkati çeken Orban, böyle bir tanımla yapıldığı taktirde bizatihi Ukrayna’yla, Rusya’ya karşı savaşılması gerektiğini ancak bunun söz konusu olmadığını hatırlattı.

Orban, savaşın çok yönlü ele alınması gerektiğini, taraf tutmaktan ziyade zamanın kimden yana olduğuna bakılmasının daha önemli olduğunu belirterek, “Ben zamanın Rusya’dan yana işlediğini düşünüyorum ve zaman geçtikçe AB ve Ukrayna kaybetmekte, Rusya ise daha çok avantaj sağlamakta. Dolayısıyla ben diyorum ki bir an önce ateşkes olsun ve iki taraf da bir an önce barış müzakerelerine başlasın.” dedi.

AB’de aile, tanrı ve ulus gibi değerlerin daha fazla önemsenmesi gerektiği düşüncesinde oluğunu aktaran Orban, haziranda yapılacak Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri sonrasında AB içinde belirli açılardan değişim yaşanmaya başlanabileceğini ifade etti.

Orban, AP içinde sağ ve merkez sağı bir araya getirme çabası içinde olduğunu kaydetti.

“Trump ABD Başkanı olsaydı savaş olmazdı”

Eski ABD Başkanı Donald Trump ile yapacağı görüşmeye de değinen Orban, Trump’a şahsen saygı duyduğunu belirterek, “Trump eğer ABD Başkanı olsaydı o zaman şu an savaş olmazdı diye düşünüyorum. Bundan kesinlikle eminim. Yani güçlü bir ABD Başkanı gerçekten her türlü savaşı durdurabilir. Avrupa’yla alakalı.” şeklinde konuştu.

Orban, Trump’ın yeniden başkan seçilmesi durumunda Ukrayna’daki savaşı sonlandırabileceği görüşünde olduğunu belirterek, İsrail ve Gazze konusunda da benzer bir durumun söz konusu olacağını ifade etti.

Macaristan’ın AB Dönem Başkanlığı

Macaristan’ın bu yılın ikinci yarısında AB Dönem Başkanlığını alıp almayacağına ilişkin bazı spekülasyonların yapıldığını hatırlatan Orban, “Dönem Başkanlığını elbette ki alacağız.” diye konuştu.

Orban, ülkesinin dönem başkanlığı sürecinde AB’nin genişleme konusunun gündeme taşınacağına, bu hususta Ukrayna’dan önce Balkan ülkelerinin geldiğine dikkati çekerek, Avrupa’nın rekabet hususunda kaybettiği ivmeyi yeniden kazanması gerektiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/macaristan-basbakani-orban-turkiye-ile-iliskilerimiz-cok-koklu/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: ‘İstikrarın Yakalandığı Bir Süreci Hep Beraber Yaşayacağız’ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-istikrarin-yakalandigi-bir-sureci-hep-beraber-yasayacagiz-2/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-istikrarin-yakalandigi-bir-sureci-hep-beraber-yasayacagiz-2/#respond Sun, 03 Mar 2024 03:51:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14354 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Yerel seçimlerden sonra seçimsiz geçecek 4 yıl önümüzde ve istikrarın yakalandığı yine halkımızın alım gücünün tekrar yine eski seviyesini de aşarak yolumuza devam ettiğimiz bir süreci inşallah hep beraber yaşayacağız.” dedi.

Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odasını ziyaret eden Tunç, burada yaptığı konuşmada, 90’lı yılların sorunlu geçtiğini belirterek, 2000’li yılların başından itibaren ülkenin yeni bir döneme girdiğini kaydetti.

Bu gelişmeden vesayetçi yapının rahatsız olduğunu dile getiren Tunç, “Türkiye her alanda büyümesini, gelişmesini, kalkınmasını sürdürdü ve arttırarak devam ettirdi. Tabii bu gelişme ve kalkınma hamlesinden rahatsız olanlar oldu. Vesayetçi anlayış o Türkiye istikrarı yakaladığında her zaman devreye girer. Darbeci vesayetçi anlayış maalesef bu dönemde de girmeye çalıştı ama başarılı olamadı. Tüm engellemelere bu darbeci anlayışın müdahalelerine rağmen ve onları da aşarak milletimizin destekleriyle Türkiye’nin gelişme ve kalkınma sürecini devam ettirdik ve devam ettirmeye çalışıyoruz.” dedi.

Zorlu bir dönemden geçildiğini aktaran Tunç, “Özellikle geçtiğimiz 5 yıllık sürece baktığımız zaman bir pandeminin yaşanmış olması, tüm dünyada ekonominin etkilenmesi, yine 6 Şubat’ta meydana gelen depremler bunlar ekonomimizi olumsuz etkileyen hususlardı ama şimdi bir toparlanma sürecindeyiz. Yerel seçimlerden sonra seçimsiz geçecek 4 yıl önümüzde ve istikrarın yakalandığı yine halkımızın alım gücünün tekrar yine eski seviyesini de aşarak yolumuza devam ettiğimiz bir süreci inşallah hep beraber yaşayacağız. Yine siyasetimizin, yönetimimizin merkezine insanı koymaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Tunç, birçok alanda önemli gelişmelere imza attıklarını vurgulayarak, “Enerjide bağımsız, savunma sanayinde bağımsız, terörle mücadelede kararlı, terörün her türlüsünü temizleyerek, Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe kavuşturmanın gayreti içerisinde olduk ve olmaya da devam edeceğiz. Ekonomide IMF’ye muhtaç olmayan güçlü bir ülke oluşturma noktasında çok mesafe aldık. Bundan sonra da alacağımız daha çok mesafe var ve dünyanın en güçlü ülkeleri arasında yerimizi alma mücadelemizden ve önümüzdeki asrın Türkiye Yüzyılı olabilmesi noktasındaki mücadelemizden hiçbir zaman vazgeçmeden yolumuza devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Ülkenin gelişmesi ve kalkınmasında iş dünyasına önemli görevler düştüğünü belirten Tunç, sanayiciyi, iş dünyasını desteklemeye devam edeceklerini anlattı.

Kastamonu’nun Adalet Bakanlığıyla ilgili olarak önceki dönemlerde önemli yatırımlar aldığını vurgulayan Tunç, “Kastamonu’nun İstinaf Mahkemesi talebini değerlendirelim. Ülkemizde şu anda aktif olarak çalışan istinaf dediğimiz 15 Bölge Adliye Mahkememiz var. 18’e çıkardık. Malatya, Denizli ve Tekirdağ illerimizde de Bölge Adliye Mahkemesinin açılışına karar verdik. Denizli ve Tekirdağ’ın binaları da hazır. Malatya’nın şimdi deprem nedeniyle yıkılan attığı yerine yeni büyük bir adliyenin de temellerini artık inşaat çalışmaları devam ediyor. Şimdi bu 3 bölgemizde açılışına karar verilen ama faaliyete geçmeyen bölge adliye mahkemelerimizin açılışını faaliyete geçme çalışmalarını gerçekleştireceğiz. Tabii Kastamonu’da etrafındaki illerle bizim özellikle Batı Karadeniz’in bölge müdürlükleri hep Kastamonu’dadır. Bölge Adliye Mahkemesi Kastamonu’ya yakışır. Kastamonu’ya Bölge Adliye mahkemesinin kazandırılması konusunda çalışmalarımızı sürdürürüz. Tabii bu gerçekleşirse memnun oluruz.” dedi.

Bakan Tunç, daha sonra esnaf ziyaretlerinde bulundu.

Tunç’a Kastamonu Valisi Meftun Dallı, AK Parti Milletvekili Fatma Serap Ekmekci, Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuz Fındıkoğlu eşlik etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-istikrarin-yakalandigi-bir-sureci-hep-beraber-yasayacagiz-2/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: İstikrarın yakalandığı bir süreci hep beraber yaşayacağız https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-istikrarin-yakalandigi-bir-sureci-hep-beraber-yasayacagiz/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-istikrarin-yakalandigi-bir-sureci-hep-beraber-yasayacagiz/#respond Sun, 03 Mar 2024 03:27:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14336 Kastamonu’da konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Yerel seçimlerden sonra, seçimsiz geçecek 4 yıllık bir süreç önümüzde. İstikrarın yakalandığı, halkımızın alım gücümüzün eski seviyesini de aşacağı bir süreci inşallah hep beraber yaşayacağız” dedi.

Bir dizi programa katılmak için Kastamonu’yu ziyaret eden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası’nda STK temsilcileri ile bir araya geldi. Programa Vali Meftun Dallı, AK Parti Milletvekili Serap Ekmekci, önceki dönem Kastamonu Milletvekili Metin Çelik, AK Parti İl Başkanı Hasan Yağcıoğlu, AK Parti Belediye Başkan Adayı Tahsin Babaş, KATSO Başkanı Oğuz Fındıkoğlu ve çok sayıda davetli katıldı.

Programda konuşan AK Parti Kastamonu Milletvekili Serap Ekmekci, bölge için Kastamonu’da bir istinaf mahkemesi yapılması talebinde bulunarak, “Türkiye yüzyılı dediğimiz bu dönemde bütün sivil toplum kuruluşlarımızla beraber Kastamonumuz için birlik olarak bakanlarımızın liderliğinde, öncülüğünde hep birlikte destan yazalım istiyorum, Kastamonumuzu Türkiye yüzyılının parlayan illerinden biri yapalım diyorum. Çünkü bu gerçekten zor bir şey değil. Birlik olursak bunu başarmamız hiç zor değil. Kastamonu’nun İstinaf Mahkemesi’ne acil bir şekilde ihtiyacı var. Sayın Bakanım, Kastamonu, Karabük, Bartın, Çankırı illerini kapsayan bir İstinaf Mahkemesi’nin kurulması, Kastamonu için olduğu kadar bölge içinde çok önemli. Bunu kaldıracak kapasitedeyiz. Hep beraber bu sivil toplum kuruluşlarımızla beraber desteklediğimiz bir istediğimiz bir talep. Bu konuda müjdelerseniz eğer çok mutlu oluruz” dedi.

“Kastamonu’nun gelişmesi, kalkınması için çalışmalarımıza devam edeceğiz”

Daha sonra konuşan Bakan Tunç, Kastamonu’nun önemli bir şehir olduğuna değinerek, “Kastamonu vatanseverlik konusunda gerek Cumhuriyet öncesinde gerek Cumhuriyet sonrasında en önemli vilayetlerden birisidir. Kastamonulu hemşehrilerimiz sadece doğdukları yerde değil, doydukları yerde de başarılı olmuşlardır, ülke ekonomisine katkı verme anlamında önemli başarılar elde etmişlerdir. Büyük şirketlerle ülkemizin istihdamına ekonomisine katkı vermeye devam ediyorlar. Kastamonumuz hükümütetimiz döneminde de çok önemli yatırımlar aldı. Ben 1980’li yıllarda burada eğitim görürken Kastamonu’nun merkez nüfusu 50 bin civarındaydı. Şimdi kamu binalarının tamamı yenilenmiş, yeni konut alanları açılmış, şehircilik konusunda özellikle Tahsin Babaş’ın belediye başkanlığı döneminde çok hamle yapıldı. Hükümetimizin önemli çalışmaları burada gerçekleştirildi. Havaalanından üniversitenin geliştirilmesine kadar çok önemli çalışmalara sahne oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız da Kastamonu’ya çok ayrı bir değer verir, Kastamonulu çok dostları vardır. Dolayısıyla Kastamonu’nun bizim hem siyasetimizde hem de yönetimimizde ayrı bir yeri vardır. Bundan sonra da Kastamonu’nun gelişmesi, kalkınması için çalışmalarımıza devam edeceğiz” diye konuştu.

“İstikrarın yakalandığı, halkımızın alım gücümüzün eski seviyesini de aşacağı bir süreci inşallah hep beraber yaşayacağız”

Türkiye’nin son 22 yılda hedeflerine ulaşmak için kararlılıkla yoluna devam ettiğini kaydeden Bakan Tunç, “22 yıldan bu yana ülkemizi geliştirmenin, kalkındırmanın gayreti içerisinde olduk. 28 Şubat’ın yıldönümünü geride bıraktık, 90’lı yıllar çok sıkıntılı geçti. Faili meçhullerin, terörün azdırıldığı ekonomik krizlerin art arda geldiği, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı yılların arındırdından, 2000’li yılların başında ülkemizde yeni bir dönem başladı. Bu dönemde Türkiye her alanda büyümesini, gelişmesini, kalkınmasını sürdürdü, attırarak da devam ettirdi. Bu kalkınma hamlesinden rahatsız olanlar oldu. Vesayetçi anlayış, Türkiye istikrarı yakaladığında her zaman darbeye girer. Bu dönemde de girmeye çalıştı ama başarılı olamadı. Tüm engellemelere, bu darbeciyi anlayışın müdahalelerine rağmen, onları da aşarak milletimizin desteği ile Türkiye’nin gelişme ve kalkınma sürecini devam ettirdik ve devam ettirmeye çalışıyoruz. Geçmiş dönemde, özellikle 5 yılda bir pandeminin yaşanmış olması tüm dünyada ekonominin etkilenmesi, 6 Şubat’ta yaşanan depremler olumsuz etkileyen hususlardı. Ama şimdi toparlanma sürecindeyiz. Yerel seçimlerden sonra, seçimsiz geçecek 4 yıllık bir süreç önümüzde. İstikrarın yakalandığı, halkımızın alım gücümüzün eski seviyesini de aşacağı bir süreci inşallah hep beraber yaşayacağız. Siyasetimizin, yönetimimizin merkezine insanı koymaya devam edeceğiz. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın derken, bir slogan olsun diye söylemedik. Her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık. Hastanelerle, okullarla, üniversitelerle, ulaşım imkanlarından tutun her hamlemiz insanımız içindi. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın derken, insanı güçlendirmek için eğitim politikalarına ağırlık verdik. Bütçede en fazla payı çocukların ve gençlerin yetişmesine ayırdık. Sağlığa önem verdik. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan diğer alanlara varıncaya kadar insanı güçlendirmeye yönelik politikalara ağırlık verdik. Bundan sonra da vermeye devam edeceğiz ki insan, aile güçlü olsun. Aile güçlü olduğunda toplum olarak güçlü olalım” şeklinde konuştu.

“Bu güven devam ettiği müddet de Türkiye’nin aşamayacağı hiçbir zorluk yoktur”

Vatandaşların güveni sayesinde Türkiye yüzyılı için çalışmalarına devam ettiklerini kaydeden Tunç, “İstikrarlı kalkınma hamleleri ile ülkemizi tanıştırdık, geliştirmeye de devam ediyoruz. Enerjide bağımsız, savunma sanayide bağımsız, terörle mücadelede kararlı, terörün her türlüsünü temizleyerek Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe kavuşturmanın gayreti içerisinde olduk ve olmaya devam edeceğiz. Ekonomide IMF’ye bağımlı olmayan, güçlü ülke olma noktasında çok mesafe aldık. Bundan sonra da alacağımız çok mesafe var. Dünyanın en güçlü ülkeleri arasında alma mücadelemizden ve önümüzdeki asrın Türkiye yüzyılı olabilmesi noktasındaki mücadelemizden hiçbir zaman geçmeden yolumuza devam edeceğiz. Tabii bu noktada en büyük desteği milletimizden gördük. Milletimiz hep yanımızda oldu, Sayın Cumhurbaşkanımıza güç verdi, Cumhurbaşkanımıza güvendi, o da milletimize güvendi. Bütün zorlukları bu karşılıklı güven sayesinde aşmayı başardık. Bu güven devam ettiği müddet de Türkiye’nin aşamayacağı hiçbir zorluk yoktur. İnşallah önümüzdeki yerel seçimlerde de şehirlere değer katan belediye başkanları seçildikten sonra hükümetle, bakanlarla, milletvekilleriyle uyumlu belediye başkanları seçildiğinde o şehirlerin daha çok projeye sahne olduğunu, daha çok geliştiğini, hükümetin eşit bir şekilde dağıttığı, uyum sayesinde kafa kafaya verilmesinin daha çok güzel eserlere sahne olacağını göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Programın ardından Bakan Tunç, Kastamonu il merkezinde esnafları ziyaret ederek vatandaşlarla sohbet etti. – KASTAMONU

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-istikrarin-yakalandigi-bir-sureci-hep-beraber-yasayacagiz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Uluslararası toplum Filistin’e olan borcunu Filistin devletinin kurulmasıyla ödeyebilir” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-uluslararasi-toplum-filistine-olan-borcunu-filistin-devletinin-kurulmasiyla-odeyebilir/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-uluslararasi-toplum-filistine-olan-borcunu-filistin-devletinin-kurulmasiyla-odeyebilir/#respond Sun, 03 Mar 2024 03:12:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14315 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazze’de yaşananların savaş değil soykırım girişimi olduğunu belirterek, “Uluslararası toplum Filistin’e olan borcunu Filistin devletinin kurulmasıyla ödeyebilir. 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devletinin teşekkülü şarttır. Garantörlüğü de içerecek şekilde sorumluluk almaya Türkiye olarak hazır olduğumuzu belirttik” dedi.

147 ülkeden 19 devlet ve hükümet başkanı ve 73 bakanın katıldığı 3. Antalya Diplomasi Forumu başladı. Ana başlığı krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak olan forumda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sadece dış politikada değil iletim, iletişim, yönetim sanat, ticaret gibi pek çok alanda ezberlerin bozulduğunu söyledi. Erdoğan, “Gönül ister ki bu değişim, insanlığın güncel sorunlarına çözüm getirsin. Maalesef bu konuda ümit var, konuşamıyoruz. Ülkeler arasındaki gelir adaletsizliği katlanarak artıyor. Savaşlar eskisinden çok daha kanlı ve yıkıcı geçiyor. Sömürgecilik yeni yöntemlerle devam ettiriliyor. Kültürel ırkçılık, İslam düşmanlığı dünyanın bir çok bölgesinde toplum içinde bir veba salgını gibi yayılıyor” dedi. Refah, huzur, barış ve özgürlük asrı olması umulan 21. Yüzyılın, beklentilerin tam aksine giderek bir buhranlar çağına dönüştüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kural temelli uluslararası düzen, anlamını ve ağırlığını kaybetmekte, bir slogandan öteye geçememektedir. Dayanışma, adalet ve güven gibi temel kavramlardan yoksun olan cari uluslararası sistem ise asgari mesuliyetlerini bile yerine getiremiyor. Tüm bunları olayların uzağında bir ülkenin lideri olarak söylemiyorum” diye konuştu. Erdoğan, Türkiye’nin krizlerden en çok etkilenen ülkelerden biri olduğunu ve insanlığın gündemini meşgul eden çatışmaların, gerilimlerin, savaşların Türkiye’nin yakın coğrafyasında yaşandığını altını çizdi.

Türkiye’nin, terör tehdidiyle 40 yıldır mücadele ettiğini hatırlatan Erdoğan, “DEAŞ’ı bozguna uğratan yegane NATO müttefikiyiz. Yükselen İslam düşmanlığının hedef aldığı toplum kesimlerinin başında, yut dışında yaşayan vatandaşlarımız geliyor. Son dönemde eylem kılıfı altında Avrupa’da mukaddes kitabımız Kuran’ı Kerim’e yönelik menfur saldırıların çoğu Türk büyükelçilikleri önünde gerçekleştirildi. Düzensiz göç meselesinde 12 yıldır zaten ciddi baskı altındayız. Çatışmalardan ve terör örgütlerinin baskılarından kaçan yaklaşık 4 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz. İnsanlığın yüzleştiği diğer önemli sorun olan iklim değişikliği konusunda da durum farklı değil. Akdeniz çanağında olmamız hasebiyle iklim değişikliğinin menfi etkilerine her geçen yıl daha fazla maruz kalıyoruz” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin hiçbir hadiseyi uzaktan seyretme veya görmezden gelme riski olmadığının altını çizerek, şunları söyledi:

“Sorumluluk sahibi bir ülke olarak doğru bildiklerimizi cesaretle söylemek tüm insanlığa karşı görevimizdir. Hakikati konuşanların seslerinin kısıldığı günümüzde bu misyonun zorluklarının farkındayız. Buna rağmen acı da olsa, birileri için rahatsız edici de olsa gerçekleri dillendirmeye devam edeceğiz. Karşı karşıya olduğumuz jeopolitik riskleri yönetmek için her zamankinden daha aktif bir politika izliyoruz. Dış politikamızın temelinde kadim değerlerimiz ve çıkarlarımızın uyumlu birlikteliği vardır. Yakın zamanda yaşadığımız hadiseler bize şunu öğretti; ‘diplomasi krizlerin barışçıl çözümünde elimizdeki en büyük araçtır.’ Yeter ki diplomasiye alan açalım, sıkılı yumruklarla musafaha yapılmaz. İrade ve kararlılığın olduğu her yerde diploması ve diyalogla mesaj almak mümkündür. Bunları dillendirirken, gerçeklerden kopuk bir romantizmden bahsetmiyorum. Tarih boyunca olduğu için bugün de jeopolitik rekabetin kıran kırana gerçekleştiği bir coğrafyada olduğumuzu asla unutmuyoruz.”

İçeride güçlü olmadan dışarda güçlü olunmayacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 21 yılda her alanda büyük atılımlar gerçekleştirdiğini hatırlattı. “Diklenmeden dik durabilmek için, milli onurumuzu bekamızı, milletimizin hak ve hukukunu koruyabilmek için her türlü adımı attık” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ekonomide ülkemizi yılda ortalama yüzde 5.5 oranında büyüttük. Milli gelirimizi 238 milyar dolardan tam 5 kat artışla 1 trilyon 119 milyar dolara yükselttik. Ülkemizi milli gelir sıralamasında dünyada 11. sıraya çıkardık. İhracatı 256 milyar dolara, turizm gelirlerimizi 54.5 milyar dolara getirdik. İnsansız hava araçları teknolojisinde Türkiye’nin başarı hikayesi herkesin malumu. Geçtiğimiz hafta savaş uçağımız Kaan’ın da ilk uçuşunu başarıyla yapmasıyla bu alanda farklı bir lige yükseldik. Dünyanın en geniş diploması ağına sahip 3. ülkesiyiz. Böylece ülkemizi her alanda yakından takip edilen, sözü, duruşu ve tavrı dikkate alınan, kriz ve çatışmaların çözümünde anahtar rol üstlenen bir konuma getirmeyi başardık.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin; hem batıyla, hem doğuyla kazan kazan temelinde ilişkiler kurabilen, Ukrayna Rusya arasındaki krizde hakkaniyetli tutum sergileyen, dünyanın dört bir yanıyla güçlü ticari ilişkiler geliştirebilen, ayrım yapmadan ihtiyaç sahibine el uzatan, bekası tehlikeye girdiğinde sahada her türlü tedbiri alabilen, her alanda aktif, dirayetli, müessir bir güç olarak öne çıktığını söyledi. Türkiye’nin, önümüzdeki dönemde de hakkı haykırmaya, adaleti savunmaya, tüm dünyada dostlarının sayısını arttırmaya devam edeceğini söyledi.

Son dönemde dünyada yaşananların; küresel sistemin işlevini tamamen kaybettiğini gözler önüne serdiğini belirten Erdoğan, “Patlak veren bu krizlerde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere uluslararası kurum ve kuruluşlar gözyaşlarını durduracak adımları atamadılar. 3. yılına giren Ukrayna krizinde barış umutları maalesef gerekli destek verilmediği için karşılıksız kaldı. Yaşanan acının önüne geçecek tarihi fırsat sabote edildi. Uluslararası düzenin iflas bayrağını asıl çektiği yer Gazze olmuştur. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşanan katliamları hepimiz içimiz kanayarak takip ediyoruz. İsrail’in sivil yerleşim yerlerini hedef alan kasıtlı saldırıları sonucunda bugüne kadar 30 bin Gazzeli şehit edildi. 70 binden fazla Filistinli yaralandı, yaklaşık 2 milyon insan göçe zorlandı. Gazze’de sadece çocuklar, kadınlar ve siviller canice katledilmedi. Aynı zamanda milyarlarca insanın uluslararası sisteme, adalete ve hukuka dair inancı da yok edildi. Söz konusu İsrail olunca insan hakları evrensel beyannamesinin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Avrupa Birliği’nin sürekli hak ve hukuktan bahseden kurumlarının, uluslararası basın yayın organlarının, yıllardır bize örnek gösterilen yapıların ne kadar aciz ve işlevsiz olduğunu hep birlikte gördük. Gazze’de yaşananlar kesinlikle bir savaş değildir. Bir soykırım girişimidir. Savaşın bile uyulması gereken bir ahlakı, adabı ve hukuku vardır. Ana kucağındaki yavruları açlığa mahkum eden, hastaneleri, kiliseleri, camileri, okulları bombalayan gıda yardımı almak için sırada bekleyen sivilleri kalleşçe hedef alan bir barbarlıktan bahsediyorum. Ailesi ile güvenli bir yer ararken araçları İsrail güçleri tarafından vurulan ve tüm ailesini kaybeden 6 yaşındaki Hind Receb’in hikayesi trajik bir hikayeye dönüşmüştür. ‘İnsanlık olarak beni almaya gelecek misiniz? Korkuyorum’ diyen 6 yaşındaki kız çocuğunun hayatını 12 gün boyunca kurtarmayı başaramadık. Maalesef Hind ile birlikte diğer Gazzeli çocuklara karşı sorumluluklarımızı da tam manasıyla yerine getiremedik. Türkiye olarak ortaya koyduğumuz çabalara, bölgeye gönderdiğimiz insani yardımlara, küresel ölçekte yürüttüğümüz tüm diplomatik temaslara, 900’den fazla hastayı ülkemize getirmemize rağmen bunun mahcubiyetini iç dünyamızda hala yaşıyoruz. Netenyahu yönetimi işgal, yıkım ve katliam politikalarını pervasızca sürdürebiliyor. İsrail’e ilk günden beri şartsız destek veren batılı güçler ise ‘tazıya tut, tavşana kaç’ diyen iki yüzlü politikalarıyla dökülen kana ortak oluyor. Sözler eylemle desteklenmedikçe ne Filistin’deki zulmü durdurmak ne de uluslararası sisteme güveni yeniden inşa etmek mümkündür. Uluslararası toplum Filistin’e olan borcunu Filistin devletinin kurulmasıyla ödeyebilir. 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devletinin teşekkülü şarttır. Garantörlüğü de içerecek şekilde sorumluluk almaya Türkiye olarak hazır olduğumuzu belirttik. Gelecekte de Filistinli kardeşlerimize gereken desteği vereceğiz. Uluslararası toplumu Filistin davasına samimiyetle sahip çıkmaya devam ediyorum. Dünyanın dört bir yanında hemen her hafta meydanları dolduran, zulmü lanetleyen tüm Filistin dostlarına şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-uluslararasi-toplum-filistine-olan-borcunu-filistin-devletinin-kurulmasiyla-odeyebilir/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda EAGÜ’lerin sorunları ele alındı https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-eagulerin-sorunlari-ele-alindi/ https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-eagulerin-sorunlari-ele-alindi/#respond Sun, 03 Mar 2024 02:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14286 Antalya Diplomasi Forumu 2024’te düzenlenen “En Az Gelişmiş Ülkeleri (EAGÜ) Desteklemek İçin Yeni Yaklaşımlar” başlıklı panelde, EAGÜ’lerin karşılaştığı ciddi yapısal sorunlar ve bunların üstesinden gelmeye yönelik uluslararası taahhütlerin nasıl yerine getirilebileceği ele alındı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forum kapsamında gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü, Birleşmiş Milletler (BM) Teknoloji Bankası üyelerinden Taffere Tesfachew üstlendi.

Panelde Afrika’ya ilişkin konuşan Gine Bissau Dışişleri Bakanı Carlos Pinto Pereira, dünyadaki 46 en az gelişmiş ülkeden 33’ünün Afrika’da olduğunu belirtti.

BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri 2030 gündeminin hayata geçirilmesinin bu ülkeler için mümkün olamayabileceğini ifade eden Pereira, “(Söz konusu ülkeler) Korkarım ki 2030 hedeflerine ulaşamayacak.” dedi.

“Motivasyon eksikliği ve yanlış politikalara” dikkati çeken Pereira, bu durumun nedeninin yalnızca Kovid-19 salgını ya da Rusya-Ukrayna Savaşı olmadığını, problemlerin bunun öncesinde de bulunduğunu söyledi.

Eğitim konusundaki sorunlardan da bahseden Pereira, şunları kaydetti:

“Okuma yazma bilmeyenlerin oranı maalesef hala yüksek ve eğitim seviyesi de oldukça düşük. İş hayatına gelince, maalesef tablo yine aynı, mesleki yeterlilikte hala çok fazla eksiklik ve boşluk var. İnsanlar üniversite diplomasına sahip olsalar bile, bilgiler sadece teorik oluyor. Laboratuvarlarımız yok, mühendislik yeteneklerimiz yok. Gerekli altyapıdan yoksunuz.”

Afrika ülkelerine yol gösterilmediğini savunan Pereira, “Enerji, ulaşım ve iletişim alanlarında altyapıya ihtiyacımız var. Bunlar da önemli yatırımlar gerektiriyor ve henüz görünür değiller.” ifadelerini kullandı.

Üretim ve işleme konusundaki sorunları da gündeme getiren Pereira, “Örneğin 250 bin ton kaju üretiyoruz. İlk olarak Hindistan ya da diğer komşu ülkelere ihraç ediliyor. Kaju orada işleniyor ve nihai ürün o ülkelerde satılıyor. Yani kendi zenginliğimizden faydalanamıyoruz ve bu kabul edilemez.” değerlendirmesinde bulundu.

“Yüzleştiğimiz en önemli şeylerden biri yaptırımlar”

Güney Sudan Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı James Pitia Morgan da EAGÜ’lerin önündeki en önemli problemin dış etkenler olduğuna dikkati çekerek, “En az gelişmiş ülkeler olarak karşı karşıya olduğumuz en önemli şeylerden biri yaptırımlardır.” dedi.

Az gelişmiş ülkelerin yalnızca Kovid-19 ya da iklim değişimi gibi doğal nedenlerden etkilenmediğini dile getiren Morgan, “Yaptırımlar, Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası ve dünyanın güçlü ülkeleri tarafından en az gelişmiş ülkeleri baskı altında tutmaya devam etmek için kullanılıyor.” diye konuştu.

Yaptırımların EAGÜ’lere yardım etmek için kullanılamayacağını belirten Morgan, “Pek çok konuda acı çekiyoruz. Bu nedenle, kalkınma şansı elde edebilmemiz için en azından yaptırım denilen şeylerin kaldırılması gerektiği çağrısında bulunuyoruz.” açıklamasını yaptı.

Üretim için gereken toprak ve insan gücüne sahip olduklarını ancak sermaye konusunda sıkıntı çektiklerini bildiren Morgan, “Bunlardan sahip olmadığımız tek şey sermaye, çünkü sermaye yaklaşamadığımız bazı güçler tarafından kontrol ediliyor.” ifadesini kullandı.

“Madenlere sahip bir ülkenin yoksulluk yaşaması ikilemdir”

Ülkesinde yaşanan yoksulluğa ilişkin konuşan Orta Afrika Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sylvie Baipo-Temon ise BM’nin 2030 hedeflerini gerçekleştirmenin zorluğuna ve bunun için yeterince fon olmadığına işaret etti.

Baipo-Temon, ülkesinin kendi hedeflerini koyması gerektiğini dile getirerek, “Uzun süre sömürge bir ülke olarak yaşadık ve bugün hala modern bir sömürgeyle karşı karşıyayız. Bu da kendi ekonomik hedeflerimizi belirlememizi engelliyor.” dedi.

Ülkesinin madeni açıdan zenginliğine dikkati çeken Baipo-Temon, “Yerin altında 622 kilometrekarelik alana yayılan altın, lityum, kobalt gibi zenginliklerimiz var ve bu kadar büyük bir yer altı zenginliğine sahip ülkede yaşayan insanların büyük bir yoksullukla savaşması ikilemdir.” diye konuştu.

Teknolojinin önemine de işaret edildi

İstanbul Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi (IICPSD) Türkiye Direktörü Sahba Sobhani, EAGÜ’lerin kalkınması için teknoloji konusuna önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Sobhani, Türkiye’nin desteğiyle, BM Teknoloji Bankası ile birlikte, az gelişmiş ülkelerden gelen öğrencilerin teknolojik anlamda gelişerek veri bilimi üzerine çalışması için proje başlattıklarını kaydetti.

“Uzmanlık ve beceri aktarımı önemli”

2030 hedeflerini ele alan, BM Teknoloji Bankası üyelerinden Federica Irene Falomi de bilim, teknoloji ve inovasyonun yapısal dönüşümdeki rolüne dikkati çekti.

BM Teknoloji Bankasının bu amaçla kurulduğuna değinen Falomi, “Teknoloji Bankası, teknoloji ihtiyaç değerlendirmesi dediğimiz çalışmayı birlikte geliştirmek üzere EAGÜ’lerdeki hükümetlerle çok yakın çalışmaktadır. Bunlar, ülkelerin yatırım yapması ve teknolojik çözümlere erişmesi gereken ekonomi alanlarını ve sektörlerini belirlemeyi amaçlayan araçlar olan yol haritalarıdır.” diye konuştu.

Falomi, bu yardımın finansal olarak yapılmasının yanı sıra uzmanlık ve beceri aktarımının çok önemli olduğunu ifade etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-eagulerin-sorunlari-ele-alindi/feed/ 0
Mısır Dışişleri Bakanı: Türkiye ile ilişkilerin yeniden başlaması bölgedeki zorlukların üstesinden gelmek için fırsat olacak https://www.haber60.com.tr/misir-disisleri-bakani-turkiye-ile-iliskilerin-yeniden-baslamasi-bolgedeki-zorluklarin-ustesinden-gelmek-icin-firsat-olacak/ https://www.haber60.com.tr/misir-disisleri-bakani-turkiye-ile-iliskilerin-yeniden-baslamasi-bolgedeki-zorluklarin-ustesinden-gelmek-icin-firsat-olacak/#respond Sun, 03 Mar 2024 02:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14263 Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Türkiye ile Mısır arasında verimli ilişkilerin yeniden başlamasıyla birlikte bölgedeki zorlukların üstesinden birlikte gelebileceklerini ümit ettiğini söyleyerek “İşbirliği alanları bulacağımızı ve çıkarlarımızla ilgili kurabileceğimiz verimli diyalogun daha iyi koşullar oluşturmak için bir fırsat olacağını umuyoruz.” dedi.

???????Şukri, 3. Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Bakan Şukri, son dönemde Mısır ve Türkiye arasındaki iyi ilişkiler ve işbirliğinin önemine işaret ederek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır ziyareti ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Es-Sisi ile görüşmesinin her iki ülke açısından yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi.

Son dönemde iki ülkenin, halklarının çıkarına olan verimli ikili ilişkilere girme iradesini göstermesinin, Mısır ve Türkiye ilişkileri açısından yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu vurgulayan Şukri, “İki halk arasındaki uzun tarihi bağ, siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda daha üst düzeyli bir koordinasyon ve işbirliğinin gerekliliğini haklı çıkarıyor.” diye konuştu.

Şukri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretinin söz konusu işbirliği ve koordinasyon için önemli bir fırsat olduğunu dile getirerek her iki cumhurbaşkanının da bakanlarına ortak çıkarlar çerçevesinde bölgenin istikrar ve güvenliği için daha etkili bir şekilde çalışmaları konusunda talimat verdiğini hatırlattı.

Türkiye ve Mısır’ın, daha verimli bir ilişkinin başlamasıyla bölgedeki zorlukların üstesinden el birliğiyle gelebileceklerini umduğunu aktaran Şukri, “İşbirliği alanları bulacağımızı ve çıkarlarımızla ilgili kurabileceğimiz verimli diyalogun daha iyi koşullar oluşturmak için bir fırsat olacağını umuyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Filistin davasının tasfiyesi, uluslararası hukukun ihlalidir”

Gazze’deki en önemli sorunlardan birinin, “uluslararası hukuka aykırı” olarak Filistinlilerin yerlerinden edilme meselesi olduğuna dikkati çeken Şukri, “Filistin davasını tasfiye etmek veya Filistin topraklarını boşaltmak amacıyla sakinlerinin Mısır veya Ürdün gibi ülkelere gönderilmesi planları ve çalışmaları, kabul edilemez ve uluslararası hukukun ihlalidir.” dedi.

Şukri, Gazze’deki trajik durumun sona ermesi ve acil bir ateşkesin sağlanması için Türkiye dahil Arap ve Müslüman ülkelerle gayret gösterdiklerini belirterek Gazze’deki Filistinlilerin ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli insani yardımın sağlanması ve esirlerin serbest bırakılması amacıyla da çalışma yürüttüklerini kaydetti.

Başta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) daimi üyeleri olmak üzere, birçok uluslararası ortakla iletişim halinde olduklarını aktaran Şukri, “21. yüzyılda benzeri görülmemiş ve 20 binin üzerinde kadın ve çocuğun hayatını kaybettiği bu yıkıcı savaşın bitmesi ve Filistinli kardeşlerimizi bundan kurtarmak için mümkün olan her şeyi yapmaya devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

“Herkes, ramazandan önce ateşkesin gerekliliğine inanıyor”

İsrail’in Refah’ta herhangi bir askeri faaliyette bulunmaması gerektiği konusunda uluslararası alanda fikir birliği olduğunu belirten Şukri, “Şu anda yaklaşık 1,4 milyon insanın toplandığı bölgede herhangi bir askeri saldırının şüphesiz ki, şimdiye kadar gördüğümüzden çok daha büyük çapta insani duruma, can kaybına yol açacaktır.” değerlendirmesini yaptı.

Şukri, sivillerin güvenliğini sağlayarak İsrail’in askeri operasyon yapmasına imkan verecek bir plandan bahsetmenin uygun olmadığını söyledi.

Bakan Şukri, ayrıca, ramazan ayında Filistinlilere karşı askeri faaliyetin durması gerektiğine dair değerlendirmelerde bulundu.

“Herkesin, Filistinlilerin güvenliği açısından ve aynı zamanda dini mahiyeti nedeniyle ramazandan önce ateşkese varılmasının gerekli olduğuna inandığını düşünüyorum.” diyen Şukri, ramazan ayında devam edecek askeri hareketliliğin devam etmesinin yalnızca Gazze ve Batı Şeria’daki siviller üzerinde değil, aynı zamanda Arap ve Müslüman dünyasında da gergin bir ortama neden olacağını söyledi.

Şukri, ateşkesin derhal ilan edilmesi yönünde çağrıda bulunduklarını hatırlatarak “Bunun üzerinde çalışıyoruz, her türlü çabayı göstermeye devam edeceğiz. Tehlikeler ve düşmanlıkların sona erdirilmesi ihtiyacı konusunda gerekli esnekliğin ve anlayışın olacağını ümit ediyoruz.” dedi.

İnsani yardım hacminin artırılabilmesi ve yerinden etme tehditlerinin ortadan kaldırılabilmesi için çabalara işaret eden Şukri, öncelikli olarak Filistinlilerin hayatlarının kurtarılması gerektiğini söyledi.

Şukri, müzakerelerin devam etiğini belirterek “Düşmanlıkların sona erdirilmesi hedefine ulaşana kadar tarafların müzakerelere devam etmelerini her zaman teşvik edeceğiz.” diye konuştu.

Düşmanlıkların kalıcı olarak sona ermesi halinde durumun nasıl görüneceğine dair spekülasyon yapmak için henüz erken olduğunu düşündüğünü sözlerine ekleyen Bakan Şukri, “Ancak Gazze halkını temsilci olarak yeniden devreye sokmak ve toplumsal normalleşme için gerekli hizmetleri ve yönetim meselelerini tesis etmek kesinlikle Filistin Yönetiminin sorumluluğundadır.” ifadelerini kullandı.

“Sudan’da ateşkes için her türlü çabayı göstereceğiz”

Bakan Şukri, Sudan’da devam eden krize ve Mısır’ın kalıcı ateşkese dair girişimlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Ülkedeki askeri ya da sivil bileşeniyle ilgili tüm taraflarla temas halinde olduklarının altını çizen Şukri, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Sudan’a komşu ülkelerle birlikte girişim başlattığını hatırlattı.

Şukri, söz konusu girişim kapsamında bakanlar düzeyinde bir araya gelip ateşkes, insani yardım ve siyasi diyalogu ihtiva eden yol haritası geliştirme çabalarının olduğuna değinerek “Mısır, Sudan’daki kardeşlerimizin sivil unsurları arasında çeşitli siyasi diyalog görüşmelerine ev sahipliği yaptı. Ateşkesin sağlanması ve Sudan halkının acılarının dindirilmesi için Sudanlı kardeşlerimiz ve Sudan’a komşu ülkelerle işbirliği içinde her türlü çabayı göstermeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Aden Körfezi’ndeki gerilim

İsrail’in Gazze’ye saldırılarının ardından Aden Körfezi’nde artan gerilimin düşürülmesine ilişkin konuşan Şukri, “Bütün ülkelerden seyrüsefer özgürlüğüne saygı duymalarını, uluslararası ekonomiye zarar verebilecek eylemlerden kaçınmalarını beklediğimizi çok açık biçimde ifade ettik.” dedi.

Şukri, bölgedeki tansiyonun, Süveyş Kanalı’nın kullanımını olumsuz etkilediğini ve dolayısıyla Mısır açısından ekonomik sonuçlar doğurduğuna işaret ederek, “Seyrüsefer özgürlüğünü ihlal eden her türlü eylemden vazgeçilmesinin önemli ve hayati olduğuna inanıyoruz.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/misir-disisleri-bakani-turkiye-ile-iliskilerin-yeniden-baslamasi-bolgedeki-zorluklarin-ustesinden-gelmek-icin-firsat-olacak/feed/ 0
Nijerya’da Yoksulluk ve Ekonomik Sorunlar Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/nijeryada-yoksulluk-ve-ekonomik-sorunlar-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/nijeryada-yoksulluk-ve-ekonomik-sorunlar-devam-ediyor/#respond Sun, 03 Mar 2024 00:12:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14170 Afrika’nın “ekonomik devi” olarak tanımlanan Nijerya’da, yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artışa karşı hükümet çeşitli tedbirler alsa da ülke çapında düzenlenen gösteriler, dikkatleri yeniden bu ülkeye çevirdi.

Zengin yer altı kaynaklarına sahip Nijerya’da ekonomik alanda yaşanan sorunlar nedeniyle ülke genelindeki yoksulluğa karşı yıllardır çözüm bulunamıyor.???????

Uzmanlar, Nijerya’nın yaşadığı ekonomik sorunların ve önlenemeyen yoksulluğun yıllardır devam ettiğine, bunun farklı nedenlerinin olduğuna dikkati çekti.

Nijerya Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığına göre, 230 milyona yaklaşan nüfusuyla ülkede tahminen 88,4 milyon insan, aşırı yoksulluk içinde yaşıyor.

Ham petrol üretiminde dünyanın ilk 15 ülkesi arasında bulunan Nijerya, dünyada en fazla petrol rezervine sahip 8. ülke. Petrol ihracatı bakımından da 6. sırada yer almasına rağmen 2022 itibarıyla aşırı yoksulluk içindeki küresel nüfusun yüzde 12,9’u Nijerya’da bulunuyor.

Ekonomik kriz ve güvenlik sorunları nedeniyle ülkelerinde zor şartlar altında yaşayan Nijeryalıların bir kısmı, daha iyi yaşam umuduyla yasa dışı yollarla Avrupa’ya ulaşmaya çalışıyor.

Hükümetin yoksullukla mücadele politikası yeterli değil

Nijerya hükümeti, ülkedeki ekonomik kriz ve yoksullukla mücadele için çeşitli tedbirler alsa da kalıcı çözüm bulamıyor.

Nijerya’da gelir adaletsizliği, Boko Haram ve silahlı çete üyelerinin saldırıları gibi sorunlar ülke ekonomisini olumsuz etkiliyor.

Boko Haram terör örgütü ülkenin kuzeyinde 2010’dan itibaren etkili olarak güvenlik sorununa yol açarken son yıllarda artan silahlı çeteler de güvenlik sorununu daha da derinleştirdi.

Boko Haram ve silahlı çetelerin saldırılarında binlerce kişi hayatını kaybetti, çok sayıda Nijeryalı göç etmek zorunda kaldı. Bu durum ekonomiyi olumsuz etkiledi ve yoksulluğu arttırdı.

Gıda sorununun çözümü için hükümet çiftçilerle işbirliğinde çeşitli programlar düzenlerken ülkedeki işsizliğin azaltılması için ise yabancı işçiler için uyguladığı yıllık vergi oranını 10 bin dolara yükseltti. Devlet Başkanı Bola Ahmed Tinubu, alınan kararla Nijeryalılar ile yabancı işçiler arasında istihdam fırsatlarını dengelemeyi amaçladıklarını belirtti.

Öte yandan Nijerya, Afrika’nın ikinci büyük petrol üreticisi olmasına rağmen rafineri sayısının yetersizliği nedeniyle akaryakıtın neredeyse tamamını ithal etmesi ekonomiyi olumsuz etkiliyor.

Hükümet, Ekim 2000’de petrol şirketlerine doğrudan mali destek sağlayarak akaryakıt sübvansiyonu getirmişti. Tinubu göreve geldikten sonra ise yakıt sübvansiyonunun yoksulları değil, sadece zenginleri kayırdığını belirterek geçen yıl sübvansiyonu kaldırmıştı.

Petrol ürünlerine uygulanan sübvansiyonun kaldırılmasının ardından ülkede akaryakıt fiyatları yükselmiş ve bu durum, temel ihtiyaç maddelerine de yansıyarak enflasyona neden olmuştu.

Nijerya Merkez Bankasının kontrol ettiği dolar ile naira kurunu serbest bırakma planlaması, Nijerya para biriminin değer kaybetmesine ve ekonomiyi olumsuz etkilemesine yol açtı.

Nijerya’da, yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artış gibi ekonomik sorunlar nedeniyle ülke çapında zaman zaman gösteriler düzenleniyor.

Gıda, ilaç ve akaryakıt gibi temel ihtiyaç maddelerindeki yüksek fiyat artışını protesto eden göstericiler, ekonomik sorunların çözümü için hükümete çağrı yapıyor.

“Yöneticilerinin vatandaşlarına bıraktığı en belirgin miras yoksulluk”

Nijerya üzerine araştırmalarıyla bilinen İnönü Üniversitesi Afrika Araştırmaları Merkezi (ÜNİAFAM) Araştırmacısı Kenan Toprak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “doğuştan fakir” bir ülke ile kaynakları yanlış kullanılan zengin bir ülke arasında fark olduğuna dikkati çekerek “Bugün Nijerya’nın doğal kaynakları refah ve istikrar oluşturmak şöyle dursun, doğru kullanılmadığı için birçok zarara neden oluyor. Muazzam kaynaklara sahip olmasına rağmen bağımsızlıktan bu yana ülke yöneticilerinin vatandaşlarına bıraktığı en belirgin miras yoksulluk olmuştur.” dedi.

Toprak, Nijerya’da yoksulluğun artmasında yolsuzluk ve doğal kaynakların halkın temel ihtiyaçları için kullanılamaması gibi nedenleri sıraladı.

Yoksulluğun giderek artmasının ülkede sosyal, politik, psikolojik ve güvenlik sorunlarına neden olduğuna dikkati çeken Toprak, “İşsizlik ve yoksulluk sorununun özellikle gençler arasında oluşturduğu olumsuz etki onları toplumdaki sosyal düzeni bozacak faaliyetlere sürüklüyor. Özellikle artan militanlık, şiddet içeren suçlar, adam kaçırma, silahlı soygun, uyuşturucu kullanımı, petrol boru hatlarına zarar verilmesi, huzursuzluk ve siyasi istikrarsızlık, genç işsizliğinin ve eksik istihdamın bir sonucudur.” ifadesini kullandı.

Ülkedeki ekonomik krize karşı hükümetin adımlarına değinen Toprak, Nijerya’da işsizlik ve yoksulluk sorununun üstesinden gelmesi için halkın önceliğinin belirlenmesi gerektiği ve yalnızca kamu sektörü veya petrol değil, tarım gibi kayıt dışı sektörler de ulusal ekonomik önceliğe dahil edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Toprak, sözlerini şöyle bitirdi:

“Nijerya, sahip olduğu insan ve doğal kaynaklarla, yoksulluk ve durgunluğu ortadan kaldırabilecek ve halkının yaşam standartlarını yükseltebilecek konumdadır. Ancak Nijerya’nın ekonomik potansiyelinin gerçekleştirilebilir hale gelmesi ve herhangi bir eşitlikle dağıtılması konusunda iyimser olmak biraz zor görünüyor. Çünkü yoksulluk sorunu, federal hükümetin ve eyalet yönetimlerinin uygun şekilde ilgilenmesini gerektiren, öncelikli olmayan bir konu olarak ele almasıdır.”

Nijerya’nın en önemli sorunu “liderlik”

Bizim Afrika Platformu Genel Koordinatörü Faruk Mintoiba ise Nijerya’daki yoksulluğun nedeni olarak birçok faktörün olduğuna dikkati çekerek birçok kaynağa sahip bir ülkenin kalkınmakta zorlanmasının en önemli nedenlerinden birinin, kötü yönetilmesi olduğunu vurguladı.

Mintoiba, “Nijeryalı ünlü yazar Chinua Achebe’nin 1984’te yayımladığı ‘The Trouble With Nigeria’ isimli kitabının özeti, Nijerya’nın sorununun basitçe liderlik etrafında döndüğü şeklindedir. Olayın en ilginç tarafı da bugünkü durumun, kitabın yazıldığı dönemden daha beter olmasıdır. Sorumsuzluk, yolsuzluk, kabilecilik ve bunların sebep olduğu liyakatsizliğin hakim olduğu bir ülkeden bahsediyoruz.” diye konuştu.

Nijerya’da ekonominin düzelmesi ve yoksulluğun azalmasına yönelik beklentilerinin olduğunun altını çizen Mintoiba, Afrika’nın en büyük ekonomisine ve kıtanın en fazla nüfusuna sahip Nijerya’nın kalkınmasının Afrika’nın kalkınması anlamına geldiğini ve ekonomik refah için sorunun doğru teşhis edilmesi gerektiğini söyledi.

“Bir Afrikalı Gözünden Afrika” kitabının da yazarı olan Mintoiba, “Ekonomik kalkınmayı yapabilecek iradeye sahip liderler lazım. O sebeple sorun lider kaynaklı olduğu gibi aynı zamanda da vatandaşlarla da ilgili. Çünkü yapılanların sorumlusundan hesap sormayan, yapılan işin niteliğiyle hiç ilgilenmeyen vatandaşlar, demokrasiyi de tehlikeye atıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Mintoiba, Nijerya’da güvenlik sorunlarının da ekonomik kalkınmayı engellediği ve yoksulluğu artırdığını belirtti.

Zengin kaynaklara sahip bir ülkede her türlü şiddetin yaşandığını ifade eden Mintoiba, iyi yönetim ve kurumların güçlendirilmesinin az gelişmişlikle mücadelede son derece önemli olduğunu kaydetti.

Mintoiba, “Ekonomik çeşitlendirme, insan sermayesine yatırım, yerel işletmelerin teşvik edilmesi, Nijerya’nın ekonomisinin düzeltilmesine katkı sağlayabilecek hususlardır.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/nijeryada-yoksulluk-ve-ekonomik-sorunlar-devam-ediyor/feed/ 0
Bosna Hersek’in Altın Zambaklı Bayrağı Tarih Müzesi’nde Sergileniyor https://www.haber60.com.tr/bosna-hersekin-altin-zambakli-bayragi-tarih-muzesinde-sergileniyor/ https://www.haber60.com.tr/bosna-hersekin-altin-zambakli-bayragi-tarih-muzesinde-sergileniyor/#respond Sat, 02 Mar 2024 23:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14126 Bosna Hersek’in 1992’de ilan ettiği bağımsızlığın ardından ülkenin resmi bayrağı halini alan ancak savaş sonrası değiştirilen altın zambaklı bayrak, üzerindeki şarapnel izleriyle Tarih Müzesi’nde geçmişe ışık tutuyor.

Bosna Hersek, 29 Şubat ve 1 Mart 1992’de yapılan referandumla Yugoslavya’dan ayrılarak kazandığı bağımsızlığının 32’nci yılını kutlarken, ülkenin ilk altın zambaklı bayrağı Bosna Hersek Tarih Müzesi’nde, 1992-1995’teki savaşta aldığı şarapnel izleriyle sergileniyor.

Tarihçi Enver İmamovic, Mayıs 1992’de Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Binası’na asılan ilk altın zambaklı bayrağı AA muhabirine anlattı.

İmamovic, bayrağı zor şartlar altında hazırladıklarını ifade ederek, “Bu kumaşı zor bulduk, ipektendi. Yıkılan ve yağmalanan Saraybosna’da bunu bulmak çok zordu. Zar zor beyaz bir kumaş bulduk.” dedi.

Saraybosna’daki Gorica semtinde bir baskı atölyesi bulduklarını belirten İmamovic, atölye sahibi Salem Malovic’in, bayrağı “elektriğin olmadığı zor savaş şartları altında” bastığını dile getirdi.

İmamovic, bayrağı hemen Devlet Başkanlığı Binası’na getirdiklerini anlatarak, şöyle devam etti:

“Orada eski Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Üyesi Ejub Ganic ve birçok kişinin olduğunu hatırlıyorum. Bayrağı getirdiğimizde ve açtığımızda herkes çok sevindi. Ganic bunu hemen Başkanlık binasının penceresinin altına yerleştirmemde bana yardımcı oldu. Böylesine zorluk dolu günlerde, yeni Bosna Hersek’in sembolü olan yeni bayrağı görmenin tüm bu zorlukları yaşayan Saraybosnalılar için ne anlama geldiğini bir düşünün.”

Ülkedeki savaşta Devlet Başkanlığı Binası’nda ancak 15 gün dalgalanan bayrağın, havan topu saldırılarında hasar gördüğünü belirten İmamovic, “Bayrağın bugün olduğu gibi tarihi bir değere sahip olacağını biliyordum. Onu sardım ve savaş sırasında evimde sakladım. Savaş sona erdiğinde onu Bosna Hersek Tarih Müzesi’ne teslim ettim ve adeta oradaki ilk eser oldu.” diye konuştu.

İmamovic, “Bayrak şimdi burada, karşımızda ve ona baktığımda içimdeki duygular uyanıyor, bunca yıl sonra ona yeniden dokunacağım. Orta Çağ’da hiçbir Avrupa ülkesinde zambak, Bosna’da olduğu kadar özel ve kamusal yaşamın her alanında, parada, mücevherlerde, kitaplarda, mezar taşlarında bu kadar kullanılmamıştı.” dedi.

Altın zambak sembolünün 1998’de kaldırıldığını dile getiren İmamovic, “Büyük bir hata yapıldı ama aynı zamanda, öncelikle Bosna ve Hersek’teki çok sayıda insana, aynı zamanda kendilerini Bosnalı ve Hersekli olarak gören herkese karşı da bir adaletsizlik yapıldı.” değerlendirmesinde bulundu.

İmamovic, altın zambaklı bayrağın, herhangi bir dini ya da etnik grubu değil tüm halkları temsil ettiğini belirterek, bayrağın kendini ülkeye, kültüre ve geçmişine ait gören insanların simgesi olduğunu söyledi.

Bayrağın bir gün Bosna Hersek’te yeniden dalgalandırılacağına inandığını kaydeden İmamovic, “Bu bayrak her zaman Bosna Hersek’i sevenlerin kalbinde olacak.” ifadesini kullandı.

Bağımsızlık referandumunda kullanılan oyların yüzde 99,44’ü “evet” oldu

Yugoslavya ülkesi Hırvatistan’ın 1991’de bağımsız olmasının ardından büyük oranda Sırpların kontrolünde bulunan Yugoslav Halk Ordusu (JNA) ile Hırvat güçleri arasında başlayan çatışmalar, komşu Bosna Hersek’e de sıçradı.

JNA, Bosna Hersek sınırları içinde kalan ancak nüfusunun çoğunluğunu Hırvatların oluşturduğu Ravno’ya saldırdı. Yugoslavya’nın bölünmesini kendi lehine kullanmak isteyen Bosnalı Hırvatlar ve Sırplar da ülke topraklarını aralarında pay etmek istedi.

Hırvatlar, 18 Kasım 1991’de Hersek Bosna Hırvat Cumhuriyeti’ni, Sırplar ise 9 Ocak 1992’de Sırp Cumhuriyeti’ni ilan etti. O yıllarda ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturan Müslüman Boşnakların bağımsız bir Bosna Hersek’ten başka çıkış yolu bulunmazken, Slovenya ve Hırvatistan’ın Yugoslavya’dan ayrılmalarının akabinde Bosna Hersek’te de bağımsızlık referandumu kararı alındı.

Bosnalı Sırpların büyük oranda boykot ederek katılmadığı referandum, 29 Şubat ve 1 Mart 1992’de yapılırken, halkın yüzde 64,31’inin sandığa gittiği halk oylamasında kullanılan oyların yüzde 99,44’ü bağımsızlık için “evet” oldu.

“Bağımsız” olan Bosna Hersek, 22 Mayıs 1992’de Birleşmiş Milletler (BM) üyeliğine kabul edildi.

Saraybosna 44 ay kuşatma altında kaldı

Bağımsızlık referandumunun hemen ardından JNA’nın yanı sıra Bosna Hersek ve Sırbistan’dan paramiliter Sırp birlikleri, Müslüman Boşnaklara karşı etnik temizlik başlattı.

Dünyanın gözü önünde 3,5 yıl süren savaşta çok büyük sivil katliamlar, işkenceler, etnik temizlikler, sürgünler ve soykırım gerçekleşirken, başkent Saraybosna, tam 44 ay Sırpların kuşatması altında kaldı.

Yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği, milyonlarcasının evlerini terk etmek zorunda kaldığı, kadınların tecavüze uğradığı, sivillerin toplama kamplarında işkence gördüğü kanlı savaş, ABD’de günler süren müzakerelerin ardından 21 Kasım 1995’te paraf edilen ve 14 Aralık 1995’te Fransa’da dönemin Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Milosevic ve Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franjo Tudjman’ın imzaladığı Dayton Barış Antlaşması ile sona erdi.

Altın zambaklı Bosna Hersek bayrağı

Üzerinde altın renginde 6 zambağın bulunduğu eski Bosna Hersek bayrağı, savaşın sona ermesinin ardından ülkedeki diğer etnik gruplar tarafından kabul edilmedi.

Bunun üzerine bayrak sorunu, dönemin Avrupa Birliği (AB) Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi Carlos Westendorp’un çabalarıyla, parlamentoda karşı çıkılmasına rağmen, 3 Şubat 1998’de çıkarılan yasayla çözüldü.

Bosna Hersek’i o tarihten itibaren mavi zemin üzerinde sarı bir üçgenin ve beyaz yıldızların bulunduğu bayrak temsil ediyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bosna-hersekin-altin-zambakli-bayragi-tarih-muzesinde-sergileniyor/feed/ 0
9. Uluslararası İstanbul Yayımcılık Profesyonel Buluşmaları https://www.haber60.com.tr/9-uluslararasi-istanbul-yayimcilik-profesyonel-bulusmalari/ https://www.haber60.com.tr/9-uluslararasi-istanbul-yayimcilik-profesyonel-bulusmalari/#respond Sat, 02 Mar 2024 21:30:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14040 9. Uluslararası İstanbul Yayımcılık Profesyonel Buluşmaları, 5-7 Mart’ta Rami Kütüphanesi’nde yapılacak.

Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Basın Yayın Birliği Derneğinin desteğiyle Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği (TBYM) tarafından organize edilen programla, İstanbul’un bir “telif marketi” haline getirilmesi amaçlanıyor.

93 ülkeden yaklaşık 1000 yayıncının başvuru yaptığı programa, değerlendirme sonucunda 66 ülkeden 258’i yabancı, 125’i yerli olmak üzere 383 profesyonel yayıncı katılmaya hak kazandı.

“Ürettiklerimizin pazarda karşılık bulması çok önemli”

TBYM Başkanı Mehmet Burhan Genç, Rami Kütüphanesi’nde yapılan bilgilendirme toplantısında, yayımcı, yazar ve fikir insanlarının işinin üretmek olduğunu belirterek, “Ürettiklerimizin pazarda bir karşılık bulması çok önemli.” dedi.

“İstanbul Publishing Fellowship” adıyla da anılan programla aslında bir pazar çalışması yaptıklarını dile getiren Genç, “Ülkemizde üretilen kitaplarımızın dünyaya tanıtılması ve dünyadaki çok farklı yerlerin ürünlerinin de Türkiye’de bilinir ve tanınır olması için bir imkan oluştu.” ifadesini kullandı.

Genç, program sayesinde sadece Türkiye’deki yayımcıların değil, İstanbul’da misafir edilen uluslararası konukların da diğer ülkelerle bağlantı kurma imkanı bulduğunu, aynı zamanda İstanbul’un dünyanın farklı bölgelerindeki insanların birbirlerini tanıyıp alışveriş yaptığı bir şehir haline geldiğini ve bir köprü niteliğini kazandığını söyledi.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclis Başkanı Erhan Erken de başından bu yana programın destekçisi olduklarını belirterek, “Bir kitabın başka bir dilde hayat bulması, yeniden doğması, bir iletişim dalgası oluşturması önemli bir şey. Bir kitap üzerinden farklı ülkelerdeki insanlar birbirlerini anlıyorlar, ortak bir paydada buluşuyorlar. Fellowship’in bu yönü özellikle bizim çok dikkatimizi çekiyor ve hoşumuza gidiyor.” diye konuştu.

“Meksika bizim için çok yeni bir pazar”

Toplantıya konuk olan Erdem Yayın Grubu Genel Yayın Yönetmeni Melike Günyüz, Türkiye’deki yayımcılar olarak dünyanın değişimine ve dönüşümüne ayak uydurduklarını, Kültür ve Turizm Bakanlığının da katkısıyla 2000’li yılların başından itibaren yurt dışında birçok fuara katılma imkanı bulduklarını dile getirdi.

Türkiye’deki kitapların yurt dışındaki okurlara da satılabileceğini ve yayımcılıkta farklı ülkelerde de pazarların olduğunu fark ettiklerini belirten Günyüz, “Yayımcıları İstanbul’a davet edip ‘Doğu ile Batı’yı birleştirebilir miyiz?’ noktasından hareket ettik ve bence bunda çok başarılı olduk.” dedi.

Pek çok ülkeden yayımcıların Avrupa’daki etkinliklere gidemediğini, fakat İstanbul’a rahatça gelebildiğini ifade eden Günyüz, Türkiye’nin bu anlamda Avrupalı yayıncıların, Türk Devletleri ve Arap ülkeleri gibi pek çok ülkedeki meslektaşlarıyla buluşabildiği bir ortak nokta ve buluşma alanı olduğunu vurguladı.

Günyüz, programın odak ülkesinin geçen yıl Özbekistan olduğunu belirterek, “Şu anda Özbekistan ile çok ciddi kitap alışverişine başladık. Bu yıl da Meksika’yı seçtik. Çünkü Meksika bizim için çok yeni bir pazardı, hiç bilmediğimiz bir yerdi. Bu anlamda bu sene Meksika’ya gittik. Meksika’da birçok yayımcıyla temas ettik ve onları Türkiye’ye davet ettik.” diye konuştu.

Program kapsamında 3 gün boyunca yapılacak etkinliklere ilişkin bilgi veren Günyüz, seminer ve etkinliklerin, odak ülke olan Meksika ile İsrail’in saldırılarının devam ettiği Gazze ve Filistin konularında gerçekleştirileceğini ifade etti.

İTO Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün de İstanbul Publishing Fellowship’te Türk edebiyatından eserler yayınlayan yurt dışındaki 3 yayınevine ödül takdim edileceğini söyledi.

4 yıl önce “onur konuğu” sistemine başladıklarını dile getiren Üstün, “İlk olarak Azerbaycan konuk oldu. Azerbaycan’da eğer bugün bir kitap sektöründen bahsediliyorsa buradaki arkadaşlarımızın ve Azerbaycan’daki paydaşlarımızla oradaki yayımcıların ortak hareketlerinin ne kadar iyi olduğunu, birbirleriyle çok iyi ilişkiler geliştirdiklerini, iyi çeviriler yaptıklarını, Türk yayıncılarla diyaloglarının çok iyi olduğunu görebilirsiniz.” dedi.

Program hibrit bir modelde gerçekleştiriliyor

Uluslararası İstanbul Yayımcılık Profesyonel Buluşmaları ile dünya yayımcılarının işbirliğinin artırılması, İstanbul’un bir “telif marketi” haline getirilmesi ve sektörel gelişmelerin yakından takip edilmesi amaçlanıyor.

Çok sayıda ulusal ve uluslararası yayıncının bir araya gelmesine olanak sağlayan program, 2021’den itibaren hibrit bir modelde gerçekleştirilerek katılımcılarına hem fiziki hem de çevrim içi ikili görüşme yapma imkanı sunuyor.

Programda bugüne kadar 10 binin üzerinde telif ön anlaşması ve 15 binden fazla iş görüşmesi yapıldı.

Rami Kütüphanesi’nde 5 Mart’ta başlayacak programın açılışına, International Publishers Association Başkan Yardımcısı Gvantsa Jobava ve çeşitli ülkelerin yayıncı birliklerinin başkanları ile yöneticilerinin katılması bekleniyor.

Türk yayıncılık sektörünün entelektüel, sanatsal ve kültürel üretiminin farklı dillere çevrilmesine ve dünya çapında tanıtılmasına yönelik İstanbul Telif Ödülleri de bu yıl yapılacak. Ödüle layık görülenler aynı gün Windsor Hotel İstanbul’da düzenlenen törende açıklanacak.

2024’ün “odak ülkesi” Meksika

İstanbul Fellowship Publishing Programı’nda bir ülkenin yayıncılığının ve edebiyatının merkeze alınarak tematik bir şekilde işleneceği “odak ülke” etkinliğinde 2024’ün odak ülkesi olarak Meksika belirlendi.

Meksika edebiyatının ele alınacağı oturumlarda, Ana Maria Bermudez, Emiliano Becerril Silva ve Susana Figueroa konuşmacı olarak yer alacak. Ayrıca Meksika mutfağına ve müziğine dair kültürel etkinlikler gerçekleştirilecek.

Programla Uzak Asya’dan Latin Amerika’ya, Kuzey Avrupa’dan Afrika’ya kadar pek çok ülkeden yayımcılar, telif ve çeviri görüşmeleri için İstanbul’da bir araya gelecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/9-uluslararasi-istanbul-yayimcilik-profesyonel-bulusmalari/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Dünya barışı için yeni bir dünya sistemi kurulmalıdır https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-dunya-barisi-icin-yeni-bir-dunya-sistemi-kurulmalidir/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-dunya-barisi-icin-yeni-bir-dunya-sistemi-kurulmalidir/#respond Sat, 02 Mar 2024 20:51:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14004 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin, “Artık sözün yetersiz olduğu bir noktada olduğumuzu görmemiz lazım. Yıllardır söylediğimiz, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın her platformda dile getirdiği ‘Dünya 5’ten büyüktür’ tezi yani dünyada barışı sağlamak için yeni, adil bir dünya sistemi kurulmalıdır anlayışı, bugün çok daha büyük bir ihtiyaç haline bürünmüştür.” dedi.

Kurtulmuş, Sakarya Valiliği tarafından düzenlenen Sivil Toplum Buluşması Programı’nda yaptığı konuşmada, bugün 28 Şubat postmodern darbesinin yıl dönümü nedeniyle Sakarya Üniversitesinde düzenlenen programa katıldıklarını söyledi.

Bu memlekette millete rağmen milleti yönetme iddiasında olan ve on yıllar boyunca millete rol biçmek için kendilerini vazifeli telakki eden zümrelerin her zaman olageldiğini belirterek öyle olduğu için de çok partili siyasi hayatta darbeler ve darbe teşebbüsleriyle karşılaşıldığını kaydetti.

Kurtulmuş, “İstedikleri kalıba girmeyen milletin ortaya koyduğu milli iradeden rahatsızlık duyanlar, o milli iradenin tecelli ettiği siyasi mecraları değiştirmek arzusunda oldular.” diyerek bunları; sadece geçmişi yad etmek, geçmişteki şahıslar üzerinden olayları tartışmak hatta o olayların bizatihi kendisini tartışmak için değil, oralardan ders çıkararak demokratik kazanımları daha ileriye götürmek için müzakere etmek gerektiğini anlattı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Türkiye’nin 74 yıllık çok partili siyasi hayatında yaşadığı bu antidemokratik müdahaleleri hiç unutmadan, esas amacımız olan yeniden güçlü büyük Türkiye istikametinde yürüyeceksek böyle bir Türkiye’nin en temel direklerinden biri olan demokrasinin güçlü hale getirilmesini de hep birlikte tesis edeceğiz.” ifadesini kullandı.

Dünyada bedeli en ağır ödenmiş demokrasinin, Türkiye’deki demokrasi olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Bu demokrasiye gözümüzün içi gibi bakmak, bunu kendi öz varlığımız olarak telakki etmek, daha da ileriye taşımak mecburiyetindeyiz.” dedi.

Kurtulmuş, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girildiğine işaret ederek Türkiye Yüzyılı olarak ortaya koydukları ortak milli hedeflerinin, hep birlikte daha güçlü bir yol yürümeyi zorunlu kıldığını vurguladı.

Güçlü ve büyük Türkiye’nin kurulması için toplumsal bütünlüğün ve dayanışmanın temin edilmesinin zorunlu olduğunun altını çizen Kurtulmuş, bunun olmazsa olmaz şartının da milletten başka kimsenin söz ve karar sahibi olmadığı sağlam bir demokrasinin tesis edilmesiyle mümkün olduğunu ifade etti.

Kurtulmuş, halkı devlet millet kaynaşması içerisinde bir arada tutmak gerektiğini belirterek “Bu darbelerin Türkiye’ye vermiş olduğu en büyük zarar, milletle devletin ayrı istikametlere yönlendirilmesidir. Devlet millet kaynaşmasının temin edilmesi için bütün kamu görevlilerimizin, ister atanmış olan devlet memurları olarak ister seçilmiş olan kamuya hizmet eden insanlar olarak herkesin, milletin emrinde olduğu bilinciyle çalışmalarını sürdürmesi lazım.” diye konuştu.

“Türkiye’nin bu coğrafyada kendi eksenini tahkim etmekten başka şansı yok”

Dünyadaki büyük güç merkezlerinin çok büyük bir güç mücadelesine tutuştuğuna dikkati çeken Kurtulmuş, bütün bu çatışmaların odak noktası olan bölgenin merkezinde ise Türkiye’nin bulunduğunu kaydetti.

Kurtulmuş, Türkiye’nin, bu coğrafyada kendi eksenini tahkim etmekten başka bir şansının olmadığını vurguladı.

Türkiye’nin, etrafındaki sıkıntılardan kurtulabilmek için bölgede bir normalleşmeyi sağlamak ve ardından da bu bölgede barış ve esenliği getirecek adımları atmak mecburiyetinde olduğunun altını çizen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Şunu çok net görmeniz lazım; İsrail’in Filistin halkına karşı saldırılarında Filistin Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre 30 binin üzerinde ölü var. Bugün, biz burada bu kadar rahat ortamda konuşurken 100’ün üzerinde insanın öldürüldüğü hem de yardım malzemelerini almak için bekleyen tamamı sivil, yaşlı, kadın ve çocuktan oluşan garip Filistinlilerin şehit edildiği bir İsrail saldırısına şahit olduk. Birleşmiş Milletlerin, İsrail’in saldırganlığını önlemek için almış olduğu onlarca karar var. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yapılan oylamalarda 190 ülke İsrail’i kınıyor, Filistin’e destek veriyor. Bir dayısı var Birleşmiş Milletlerde; her alanda onu koruyor ve İsrail’in dediği oluyor. Bazı ülkelerin İsrail’in bu saldırganlığına vermiş oldukları destek onlar açısından da yüz karartıcı bir suçtur.”

Kurtulmuş, vicdan ve akıl sahibi herkesin, İsrail’in durdurulması ve işgal ettiği topraklardan çıkması gerektiğini söylediğini dile getirerek “Artık sözün yetersiz olduğu bir noktada olduğumuzu görmemiz lazım. Yıllardır söylediğimiz, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın her platformda dile getirdiği ‘Dünya 5’ten büyüktür’ tezi yani dünyada barışı sağlamak için yeni, adil bir dünya sistemi kurulmalıdır anlayışı, bugün çok daha büyük bir ihtiyaç haline bürünmüştür. Dünyada yeni bir Birleşmiş Milletlerin kurulması; sadece güçlü ülkelerin değil, haklı ülkelerin de hakkını alabildiği bir küresel siyaset mekanizmasının kurulmasının öncülüğünü Allah’ın izniyle Türkiye yapacaktır. Bu istikamette Türkiye ilerleyecektir.” ifadelerini kullandı.

Güçlü bir ekonomi, sağlam bir demokrasi, güçlü bir toplumsal yapı, Türkiye’nin ekonomik hedeflerine ulaşabilmesi için iyi bir altyapının hazırlanmasıyla gelecek dönemin, Türkiye’nin yüzyılı olacağına işaret eden Kurtulmuş, “Merkezi yönetimimizle yerel yönetimlerimizle üniversitelerimizle STK’larımızla Türkiye’nin bütün kanaat önderleriyle kanaat gruplarıyla hepimiz aynı istikamete gideceğiz, oklarımızı aynı yere atacağız. Güçlerimizi yan yana getireceğiz, farklılıklarımızı sürekli dile getirerek ve bunu bir zenginlik meselesi telakki ederek yolumuza devam edeceğiz.” dedi.

“Ülkede darbeler tarihi bir daha açılmamak üzere kapatıldı”

Sakarya Valisi Yaşar Karadeniz de FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminde millet, polis ve askerlerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı üzerine büyük bir mücadele verdiğini ve artık ülkede darbeler tarihinin bir daha açılmamak üzere kapatıldığını söyledi.

Karadeniz, şer güçlerle mücadele edebilmenin en önemli yollarından birinin Türkiye’yi her yönden güçlü bir ülke haline getirmek olduğunu belirterek “Biz ne kadar güçlü olursak, ne kadar birlik ve beraberlik içinde olursak, onlar bugüne kadar bize nasıl zarar verememişlerse bundan sonra da asla zarar veremeyeceklerdir.” diye konuştu.

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce ise şehrin ve Türkiye’nin şekillenmesinde sivil toplum kuruluşlarının üstlendiği rolün önemine değinerek insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için herkesin çaba göstermesi gerektiğini ifade etti.

Yüce, 28 Şubat’la birinci elden mücadele eden ve Türk milleti için fedakarca gayret gösteren Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı rahmetle andığını söyleyerek bir daha 28 Şubat gibi hain ve karanlık günlere geri dönmemek için demokrasiye sahip çıkmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Programda, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, AK Parti Sakarya milletvekilleri Çiğdem Erdoğan ve Ertuğrul Kocacık ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri yer aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-dunya-barisi-icin-yeni-bir-dunya-sistemi-kurulmalidir/feed/ 0
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Sakarya’da 28 Şubat programında konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-sakaryada-28-subat-programinda-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-sakaryada-28-subat-programinda-konustu-aciklamasi/#respond Sat, 02 Mar 2024 03:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13947 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Esasında hiç lafı eğip bükmeden söyleyebiliriz; 1960 darbesinin arkasında da 1971 muhtırasının arkasında da 12 Eylül darbesinin arkasında da 28 Şubat’ın arkasında da 15 Temmuz’un arkasında da dış güçler olmuştur, dış güçler Türkiye’yi durdurmak istemiştir.” dedi.

Çeşitli programlara katılmak üzere kente gelen Kurtulmuş, Sakarya Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Sakarya Üniversitesi (SAÜ) ve 15 Temmuz Milli İrade Derneğince SAÜ Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Darbeler ve Dersler: 28 Şubat Anma Programı”na katıldı.

Programda konuşan Kurtulmuş, Türkiye’nin, çok partili hayata geçişinden bu yana bedeli en ağır şekilde ödenmiş bir demokrasiye sahip olan ülke olduğunu söyledi.

Türkiye’ye demokrasi dersi verenlerin unuttuğu bir şeyin olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Türkiye’de 70 küsur yıllık çok partili siyasi hayatımızda çok kere darbelerle karşılaşmış, çok kere darbe tehditleriyle burun buruna gelmiş ve en sonuncusunda, 15 Temmuz’da da milletin iradesiyle milletin inancıyla milletin gücüyle darbecilere dersini vererek, darbeler tarihini silerek demokrasiyi takip etmiş bir milletin fertleriyiz. Bu süreçlerde demokrasiye destek verenleri saygıyla minnetle ve şükranla anıyoruz. Rahmetli Menderes’i, rahmetli Özal’ı, 28 Şubat’ın o sıkıntılı ve sancılı toplantılarında buram buram terleyerek milletin iradesine sahip çıkan rahmetli Erbakan’ı ve ‘Ben namlusunu millete karşı doğrultmuş olan ordunun karşısında selam durmam.’ diyen rahmetli Yazıcıoğlu’nu minnet ve şükranla anıyorum.” diye konuştu.

Kurtulmuş, milli iradeyi mahkum etmek isteyenlerin isminin hatırlanmadığını ve tarihin yargılanan sayfalarında bulunduğunu belirtti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşması öncesindeki 28 Şubat’ı anlatan videoya işaret ederek, şunları kaydetti:

“Burada gördüğümüz olayların hemen tamamını dün gibi hatırlayan biriyim. O zaman genç bir doçent olarak İstanbul Üniversitesinde o olayları çok yakinen takip ettik. Binlerce insanın nasıl mağdur edildiğine, on binlerce insanın nasıl sonu belli olmayan bir geleceğe doğru sürüklendiğine şahit oldum. Dolayısıyla o günleri çok iyi bilen ve yaşamış insanlar olarak derdimiz; o günlerde yaşayanları yargılamak değil, o günlerde yaşayanları sorgulamak değil ama o günlerde yaşananlardan ders alarak ileride böylesi durumların yaşanmaması için gayret sarf etmektir çünkü tarih, bir turnusol kağıdı olarak herkes hakkında gerekli hükmünü veriyor. Bizim bütün bu olaylardan ders çıkararak yolumuza devam etmemiz lazım. Öncelikle demokrasinin, Türkiye’nin geleceği için olmazsa olmaz bir mesele olduğunu çok iyi şekilde anlamamız gerekiyor. Devlet millet kaynaşmasının sağlanabilmesi için devletin değerleriyle bütünleşik bir kamu yönetiminin şart olduğunu kavramamız gerekiyor. Bu anlamda 28 Şubat’ta yaşananları iyi bir şekilde tahlil etmek ve bundan sonrası için buradan dersler çıkarmamız gerekiyor.”

Kurtulmuş, 28 Şubat sürecine gelmeden önceki dönemde yaşananları da hatırlamakta fayda olduğuna, 1990’ların başında dünya siyasetinde bütün dış etkileri de değiştirecek önemli gelişmelerin olduğuna değinerek, “Esasında hiç lafı eğip bükmeden söyleyebiliriz; 1960 darbesinin arkasında da 1971 muhtırasının arkasında da 12 Eylül darbesinin arkasında da 28 Şubat’ın arkasında da 15 Temmuz’un arkasında da dış güçler olmuştur, dış güçler Türkiye’yi durdurmak istemiştir. Dolayısıyla öncelikli olarak 1990’ların başındaki gelişmeyle birlikte Türkiye çok daha dikkatli şekilde izlenen bir ülke haline geldi. Batılı beylerin kontrolünün dışına çıkacak bir Türkiye’nin, oluşmakta olan yeni dünya dengesinde başlarına bela olacağını hissedenler, Türkiye’yi 1990’ların başından itibaren karıştırmaya başladılar.” ifadelerini kullandı.

Üç gün arayla Sivas katliamı ve arkasından Başbağlar katliamının yapılmasının asla tesadüf olmadığını, 1990’lı yılların başından itibaren Türkiye’de önemli insanların bazı suikastlara uğradığını, faili meçhul cinayetlerin gerçekleştiğini ve bunlarla Türkiye’nin bir kaos ortamına itilmek istendiğini bildiklerini anlatan Kurtulmuş, o dönem içerisinde birtakım olayların gerçekleşmesiyle Türkiye’nin kriz ortamına itilmeye çalışıldığını, şüpheli ölümlerle ülke gündeminin sarsıldığını dile getirdi.

Gölcük’te 12 yüksek rütbeli subayın “Bir tatbikat yapıyoruz.” diyerek aslında 28 Şubat ve sonraki dönemde neler olacağının işaretlerini ortaya koymalarının önemli olaylardan olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, millet adına ülkeyi yönetme yetkisine sahip olanlara hayatın dar edildiği 28 Şubat’taki o meşhur Milli Güvenlik Kurulu toplantısının gerçekleştiğini belirtti.

Kurtulmuş, “28 Şubat; öyle bildik, şimdilerde Afrika ülkelerinde görülen sabah kalkan ordu birliklerinin yaptığı bir darbe değil, iyi planlanmış, belki aylar öncesinden yurt dışındaki bazı enstitülerde hazırlıkları yapılmış, ince işlenmiş bir postmodern darbe teşebbüsüydü.” dedi.

“27 Mayıs’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı, 27 Nisan’ı sakın hikaye okur gibi okumayın”

Bir gayri milli anlayışın, Türkiye’yi 28 Şubat sürecine getirdiğini belirten Kurtulmuş, ya korkutularak ya parayla birtakım imkanlar temin edilerek 28 Şubat’ta o günkü hükümetin düşürüldüğünü söyledi.

Kurtulmuş, o dönemde 7 milletvekiliyle Refahyol Hükümeti’ne sonuna kadar destek veren Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmet, minnet ve şükranla yad ettiğini kaydetti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, 28 Şubat’a “postmodern darbe” denilmesinin sebeplerine değinerek, Osmanlı’nın son döneminde yaşanan darbelerin tamamının arkasında Batı’nın ve Türkiye’nin üzerinde hiç de iyi niyetleri olmayan ülkelerin etkisinin bulunduğunu vurguladı.

Kurtulmuş, Babıali ve Feriye baskınlarının, Sultan Abdülhamid Han’ın “halli”nin, 27 Mayıs’ın, 12 Mart’ın, 12 Eylül’ün, 28 Şubat’ın, 27 Nisan’ın ve 15 Temmuz’un karşısında ve yanında kimlerin olduğunun iyi değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

15 Temmuz’un, Türkiye’de darbeler tarihini sona erdirdiğini ifade eden Kurtulmuş, “Gençler; 27 Mayıs’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı, 27 Nisan’ı sakın hikaye okur gibi okumayın. Bütün bunları, Türkiye’nin ikinci yüzyılı, sizin öncü olacağınız önünüzdeki dönemi daha demokratik hale getirebilmek, Türkiye’yi daha güçlü hale getirebilmek için mutlaka çok iyi anlayın, çok iyi algılayın.” şeklinde konuştu.

Kurtulmuş, 28 Şubat’ın, siyasete müdahaleden daha çok Türkiye sosyolojisine müdahale ettiğini vurgulayarak, 28 Şubat’ın, Anadolu insanının toplumsal alandaki görünürlüğünü engellemek için yapıldığını belirtti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Bu darbeyi yapanlar, bu darbenin arkasındaki akıl sahipleri bilmiyorlar mı ki bir metrelik başörtüsünü önlesen ne olur önlemesen ne olur? Ama mesele inançları gereği başını örten insanların başörtüsüyle tasfiye edilmesinden öte, hakir gördükleri, kıyıda gördükleri, köşede gördükleri, bir şey anlamaz zannettikleri o insanların çocuklarının gelip okuyarak toplumda güçlü bir yer edinmesini önlemek için o yasağı ortaya koydular.”

Eşi Sevgi Kurtulmuş’un o dönemde İstanbul Üniversitesinde doçent olduğunu aktaran Kurtulmuş, başörtüsü nedeniyle üniversiteden atıldığını söyledi.

Kurtulmuş, “Dönemin başbakanının, Merve Kavakçı’yı Meclis’te dışarı çıkartırken, sıra kapaklarına ‘dışarı dışarı’ diye vururlarken söylediği bir söz, 28 Şubat’ın zihin şifrelerinin anahtarıdır. ‘Bu kadına haddini bildirin…’ Mesele; haddinin bildirilmesi meselesiydi. Yoksa başörtüsü meselesi, yani sadece bir görüntü olarak, sembol olarak, başörtüsü meselesine karşı olmak değil, çok geniş halk kitlelerine haddinin bildirilmesi operasyonudur.” ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, 28 Şubat’ın, Anadolu insanının yükselişini önleyen bir darbe olarak hafızalara kazındığını belirterek, “Millete haddini bildirmeye kalkan bu darbeden sonra Allah’a çok şükür millet, ‘Ben buradayım.’ demeyi başarmıştır. Sonuç itibarıyla 28 Şubatçılar değil, 28 Şubat’ta mücadele eden millet çoğunluğu kazanmıştır. Bu anlamda milletimiz kazanmaya devam edecektir.” diye konuştu.

“Türkiye eksen falan kaydırmıyor”

“28 Şubat dış desteklidir.” dediklerinde bazılarının “Olur mu şey?” ifadesini kullandığını aktaran Kurtulmuş, dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir’in, Amerikalı profesörle bir dergi için imzaladığı makaleye dikkati çekti.

Bir’in, o dönemki ifadelerini hatırlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Daha sonraki dönemlerde zaman zaman Sayın Cumhurbaşkanımıza, ‘Türkiye’nin ekseni kayıyor.’ diyerek hatırlatma yapanların söylediklerine ne kadar benziyor değil mi? Onlara şunu bir kere daha hatırlatmak vazifemizdir; Türkiye eksen falan kaydırmıyor. Türkiye’nin eksenini kaydırmaya çalışan bazılarına bu millet, darbelere karşı çıkarak yol vermiyor, onların önünü açmıyor. Türkiye kendi eksenini tahkim ediyor. İnşallah Türkiye; artık demokrasisini çok daha güçlü hale getirerek, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında şimdiye kadar bedeli en ağır şekilde ödenmiş bir demokrasiye sahip bir ülke olarak ikinci asrımızda çok daha güçlü bir ülke olacak.”

Kurtulmuş, Çevik Bir’in makaledeki ifadelerinin bugünü ne iyi kadar anlattığına işaret ederek, “Bugün İsrail bu bölgede bu kadar pervasız bir şekilde hareket ediyorsa ve çok şükür Türkiye bunun karşına her bakımdan güçlü bir şekilde çıkmayı, durmayı başarabiliyorsa bunda hiç şüphesiz demokrasinin güçlü olmasının büyük payı vardır.” dedi.

“Dünya barışının kapısı Filistin davasıdır”

İsrail’in insani yardım bekleyen Filistinlilere yönelik saldırısında 104 kişinin öldüğünü aktaran Kurtulmuş, “Bütün dünya 5 aya yakın bir süredir izliyor. İsrail’in arkasında olan ülkeler de dünyanın birçok yerinde demokrasiye ayar verdikleri gibi İsrail’e destek vererek Orta Doğu’ya da ayar vermek istiyorlar. Çok net ifade ediyorum; dünya barışının merkezi, dünya barışının kapısı Orta Doğu. Orta Doğu’da barış olmadan dünyada barış olmaz. Dünya barışının kapısı ise Filistin davasıdır. Filistin davasının en güzel şekilde ileriye götürülmesi için Türkiye her bakımdan mücadelesine devam edecek.” diye konuştu.

Kurtulmuş, demokrasisi güçlü, milletiyle devleti kaynaşmış, her bakımdan dünya uluslarıyla rekabet edebilen bir Türkiye’nin, Orta Doğu barışının anahtarını en güzel şekilde açan ülke olacağını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Onun için diyoruz ki demokrasimizi tahkim edeceğiz; medeniyette, kültürde, bilimde, sanatta, her alanda güçlü olacağız. Bu anlamda Türkiye’yi etrafımızdaki ülkelerle normalleşme süreci başta olmak üzere dünya siyasetinde çok etkili bir ülke haline getireceğiz. İnşallah bir daha bu topraklarda hiç kimse milletin sözünden başka bir söze itibar edemeyecek ve milletin sözünden başka hiçbir söz yeterli olamayacaktır. Söz de karar da milletindir diyoruz ya bu millet bu sözü gerçekten kanlarıyla yazarak hak etmiş bir millettir.”

Kurtulmuş, 1960 darbesi, 12 Eylül ve daha sonraki süreçte, 28 Şubat’ta ve 15 Temmuz darbe girişiminde büyük bedel ödeyen milletin önünde saygıyla eğildiğini belirterek, “Bu millet gerçekten karşısına çıkılacak, karşında durulacak bir millet değildir. Yeter ki önüne hedef konulsun, hep beraber birlikte kenetlenerek yürüyebileceği, milli anlamda ittifak edeceği bir yol kurulsun. İşte bu anlamda ikinci yüzyılımıza ait hedeflerimiz, Türkiye’nin bundan sonraki geleceğidir. Geleceğin anahtarı da siz sevgili gençlerin elindedir.” ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından Sakarya Üniversitesi Rektörü Hamza Al’ı ziyaret etti.

Kurtulmuş, inşaatı süren Adapazarı Anadolu İmam Hatip Lisesini de gezerek, Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce’den çalışmalar hakkında bilgi aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-sakaryada-28-subat-programinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Erdoğan: Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüdü, muhalefet ne oldu? https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiye-ekonomisi-yuzde-45-buyudu-muhalefet-ne-oldu/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiye-ekonomisi-yuzde-45-buyudu-muhalefet-ne-oldu/#respond Sat, 02 Mar 2024 03:03:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13905

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aydın’da; “Türkiye ekonomisi geçen yıl depreme ve diğer olumsuzluklara rağmen yüzde 4,5 büyüyerek çok önemli bir başarıya imza attı. Hani ekonomi kötüydü, ekonomi kötüye gidiyordu? İşte buyurun. Böylece ekonomimiz üst üste 14 çeyrektir büyüme başarısı gösterdi. Bu oranla Avrupa Birliği ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke olduk. Gayrisafi yurt içi hasılamız 1 trilyon 119 milyar dolarla ilk kez 1 trilyon dolar sınırın üzerine çıktı. Muhalefet hani ‘Yandık, bittik, öldük’ diyordunuz, ne oldu” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Aydın’da düzenlenen mitinge katıldı. Erdoğan özetle şöyle konuştu:

“Bu şehir ‘Yeter, söz milletin’ diyerek Türk demokrasisine adını altın harflerle yazdıran şehit Adnan Menderes’in emanetidir. Adnan Menderes, ülkesine ve milletine yaptığı hizmetlerin bedelini canını dar ağacında vererek ödedi. Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma yolculuğu her darbede, her cunta girişiminde, her siyasi ve ekonomik krizde, her sosyal kargaşada ne yazık ki kesintiye uğradı. Bu defa durum farklı. Kendi iç meselelerimizle uğraşırken bizimle aynı seviyede olan ülkeler aldı başını gitti. Ülkemizin darbeler zincirinin önemli halkalarından biri de dün 27’nci yılını geride bıraktığımız 28 Şubat postmodern darbesiydi. Öncesi ve sonrasıyla bu darbe ülkemiz demokrasi tarihinin utanç verici sayfalarından biridir.

“MENDERES’İ DARAĞACINA GÖNDEREN ZİHNİYET 28 ŞUBAT DARBESİNDE DAHA İNCELİKLİ YÖNTEMLER KULLANDI”

Menderes’i hoyratça başbakanlık koltuğundan indirip darağacına gönderen zihniyet 28 Şubat darbesinde kendince daha incelikli yöntemler kullandı. Kafa aynı kafaydı, sadece metot farklıydı. Bu darbe girişiminin ele başlarından birinin gerekirse ülkemizin nüfusunun birkaç milyon azalmasından ziyan gelmeyeceğini söylediği rivayet edilir. Hatta dönemin cuntacıları 28 Şubat’ın bin yıl süreceğini ilan etmişlerdi. Kılık kıyafetinden dolayı kadınların okuma ve çalışma haklarının gasp edildiği, milli irade hazımsızlığının en sefil örneklerinin sergilendiği, sermayenin renklere bölünerek baskı altına alındığı, bazı medya organlarının darbe bülteni gibi yayınlar yaptığı velhasıl demokrasi, hukuk, adalet ve özgürlük namına ne kadar değer varsa hepsinin çiğnendiği o kara günleri unutmadık, unutmayacağız.

Milletimizin desteğiyle bu badireleri aştıkça önümüze yeni yeni engeller çıkardılar. Gezi olayları ile sokakları karıştırmaya çalıştılar. FETÖ’nün emniyet-yargı-darbe girişimiyle milli iradeyi esir almaya cüret ettiler. PKK terör örgütüyle vatan topraklarını parçalamaya niyetlendiler. 15 Temmuz darbe girişimiyle milletimize silah çektiler, kan döktüler.

“KUZEY SURİYE’DEKİ LAFARGE’IN BÜTÜN BARINAKLARINI GÖMDÜK”

Bakıyorsunuz bir taraftan Fransızların meşhur Lafarge çimento ürünü Türkiye’ye geldi ve bunlar mağaraları yaptılar. Kime? Teröristlere. Fransa ne yazık ki terörün adeta baş destekçisi oldu. Baş edebildi mi? Edemedi. Peki biz ne yaptık? Kuzey Suriye’deki Lafarge’ın bütün barınaklarını gömdük.

Sağda solda kendi kendilerine gelin güvey olanlar varsa buradan, milli iradenin şehri Aydın’dan hepsini ikaz ediyorum. Hayalinizde 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat gibi bir darbe veya cunta girişimi varsa karşılaşacakları gerçek en hafif benzetmesiyle, söyleyeyim, 15 Temmuz olacaktır.

“MUHALEFET HANİ ‘YANDIK, BİTTİK, ÖLDÜK’ DİYORDUNUZ, NE OLDU?”

Bugün açıklanan 2023 yılı büyüme rakamları hamdolsun oldukça iyi geldi. Türkiye ekonomisi geçen yıl depreme ve diğer olumsuzluklara rağmen yüzde 4,5 büyüyerek çok önemli bir başarıya imza attı. Hani ekonomi kötüydü, ekonomi kötüye gidiyordu? İşte buyurun. Böylece ekonomimiz üst üste 14 çeyrektir büyüme başarısı gösterdi. Bu oranla Avrupa Birliği ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke olduk. Gayrisafi yurt içi hasılamız 1 trilyon 119 milyar dolarla ilk kez 1 trilyon dolar sınırın üzerine çıktı. Muhalefet hani ‘Yandık, bittik, öldük’ diyordunuz, ne oldu? Aydın 31 Mart akşamında bu muhalefete dersini verecek, ben size inanıyorum.”

]]> https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiye-ekonomisi-yuzde-45-buyudu-muhalefet-ne-oldu/feed/ 0 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Bosna Hersek’te Türk Temsil Heyet Başkanlığını ziyaret etti https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-bosna-hersekte-turk-temsil-heyet-baskanligini-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-bosna-hersekte-turk-temsil-heyet-baskanligini-ziyaret-etti/#respond Sat, 02 Mar 2024 02:33:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13874 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Bosna Hersek’te ziyaret ettiği Türk Temsil Heyet Başkanlığında yaptığı konuşmada, “Türkiye, kritik bölge ve coğrafyalarda getirdiği çözüm önerileri, barış ve istikrara sağladığı katkılar ile müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmezi olmaktadır. Bu kapsamda Balkanlarda da barış, güvenlik ve istikrarın korunmasına büyük önem veriyoruz” dedi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Bosna Hersek programı çerçevesinde Türk Temsil Heyet Başkanlığını ziyaret etti. Askeri törenle karşılanan Bakan Yaşar Güler, inceleme ve denetlemelerde bulunarak bölgede görev yapan Mehmetçiğe hitap etti. Güler, “Dost ve kardeş ülke Bosna Hersek’i ziyaret etmekten ve bu vesileyle sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Sizlerin de yakından takip ettiği üzere gerginliklerin çatışmalara, hatta savaşlara dönüştüğü, uluslararası sınamaların üst seviyeye ulaştığı, bu bağlamda politik dengelerin de yeniden inşa edildiği bir süreci yaşıyoruz. Bu hassas dönemde ülkemiz, bulunduğu jeopolitik konumu itibarıyla bölgesel ve küresel gelişmelerin merkezinde yer almaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik öngörüsü ile son yıllarda askeri ve diplomatik alanda önemli hamleler yapan ülkemiz, bölgesinde ve dünyada oyun kurucu bir rol üstlenmeye başlamış, uluslararası konumunu daha da güçlendirmiştir” ifadelerini kullandı.

“Balkanlarda da barış, güvenlik ve istikrarın korunmasına büyük önem veriyoruz”

Güler, “Türkiye Cumhuriyeti artık bölgesinde huzur, güven ve istikrarın merkezi olarak gıpta ile takip edilmekte, kritik bölge ve coğrafyalarda getirdiği çözüm önerileri, barış ve istikrara sağladığı katkılar ile müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmezi olmaktadır. Bu kapsamda Balkanlarda da barış, güvenlik ve istikrarın korunmasına büyük önem veriyoruz ve biz çok iyi biliyoruz ki Balkanlarda istikrar olmaz ise ne doğusunda ne de batısında istikrar olamaz ve süratle bozulur. Köklü dostluk ve kardeşlik bağlarımız bulunan ve Balkanlardaki önemli ortaklarımızdan biri olan Bosna Hersek ile de yakın iş birliği içerisindeyiz. Bu bağlarımızın bir tezahürü olarak Bosna Hersek ile ilişkilerimiz, başta savunma ve güvenlik olmak üzere her alanda güçlenerek devam ediyor” şeklinde konuştu.

“EUFOR Althea Gücü misyonuna, en çok katkı sağlayan ülkelerden biriyiz”

Türk Silahlı Kuvvetlerinin 1994 yılından itibaren çeşitli misyonlara katkı sunduğu Bosna Hersek’teki varlığını bugün, Avrupa Birliği Barış Gücü (EUFOR) misyonunun barışı destekleme ve koruma görevi kapsamında başarıyla sürdürdüğünü vurgulayan Güler, “Nitekim EUFOR Althea Gücü misyonuna, başlangıcından itibaren en çok katkı sağlayan ülkelerden biriyiz. Saraybosna’daki Çok Uluslu Tabura tahsisli birliğimizin yanı sıra farklı şehirlerdeki irtibat ve izleme timlerimiz ile bölgenin güvenlik ve huzurunun sürdürülmesine de önemli katkılar sunuyoruz. Aynı zamanda Bosna Hersek Silahlı Kuvvetleri’ne muhtelif alanlarda destek sağlarken, Bosna Hersekli askeri personele de Türkiye’de çeşitli eğitimler veriyoruz. Ayrıca, burada faaliyet gösteren diğer kamu kurum ve kuruluşlarımızla iş birliği içerisinde hayata geçirdiğimiz kültür, eğitim, sağlık ve sosyal projelerle, kardeş Bosna Hersek halkının yanında oluyoruz” dedi.

Güler konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, asırlardır ortak değerlerimizin bulunduğu bu coğrafyadaki varlığı, Bosna Hersek halkına da güven vermektedir. Siz kahraman silah ve mesai arkadaşlarım da Türk askerine duyulan bu sevgi ve güvene layık olmak için ay yıldızlı bayrağımızı gururla dalgalandırıyor, ülkemizi en güzel şekilde temsil ediyorsunuz. 1994-1995 yılları arasında, Komutan Yardımcılığını yapmaktan büyük bir gurur ve onur duyduğum Bosna Hersek’teki unsurlarımızın bu özverili ve başarılı faaliyetlerini büyük bir memnuniyetle takip ediyorum. Vazifenizde başarı sağlamanız, yüksek disiplin ve iş birliğini gerekli kılmaktadır. Şunu unutmayın ki Türk askerinin sahip olduğu üstün nitelik ve kabiliyetler, burada iş birliği yaptığınız diğer ülkelerin personelleri tarafından da yakından takip edilmektedir. Dolayısıyla ülkemizin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin uluslararası arenada saygınlığını ve itibarını temsil etme görevi, Bosna-Hersek özelinde sizlere de emanet edilmiştir. Bunun bilinci ve sorumluluğu ile çalışmalarınızı sürdürmenizi bekliyoruz. Sahip olduğunuz değerler ile aldığınız eğitim ve kurslar, sizlere tevdi edilen vazifenin altından rahatlıkla kalkmanıza imkan verecektir. Bu vesileyle bugüne kadar gösterdiğiniz yoğun gayret ve özveri için hepinize teşekkür ediyorum. Bundan sonra da görev ve sorumluluklarınızı aynı şevk ve heyecanla ve layıkıyla yerine getireceğinize yürekten inanıyor, hepinize üstün başarılar diliyorum.” – SARAYBOSNA

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-bosna-hersekte-turk-temsil-heyet-baskanligini-ziyaret-etti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye ekonomisi yüzde 4,5 büyüdü https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-ekonomisi-yuzde-45-buyudu/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-ekonomisi-yuzde-45-buyudu/#respond Sat, 02 Mar 2024 02:21:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13862 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye ekonomisi geçen yıl depreme ve diğer olumsuzluklara rağmen yüzde 4,5 büyüyerek çok önemli bir başarıya imza attı.” dedi.

Erdoğan, partisinin Atatürk Kent Meydanı’nda düzenlenen Aydın mitinginde yaptığı konuşmada, kentte 114 kilometreden devraldıkları bölünmüş yol mesafesini 408 kilometreye çıkardıklarını ifade etti.

İzmir-Aydın Otoyolu ve Aydın Çevre Yolu’nu trafiğe açtıklarını, ilk 80 kilometresi trafiğe açılan Aydın-Denizli Otoyolu’nun kalan 60 kilometrelik kısmını da bu yıl sonuna kadar tamamlamayı planladıklarını ifade eden Erdoğan, demir yollarında ise Cumaovası-Aydın Denizli hattıyla Nazilli-Kızıldere arası ulaşımın tamamen yenilendiğini bildirdi.

Erdoğan, “Afyon, Denizli, Isparta, Burdur ve Ortaklar, Aydın, Denizli, tren hatlarını modernize ediyoruz. Didim Yat Limanı’nı biz tamamladık. Aydın’a 14 baraj, 13 gölet, 6 hidroelektrik santrali, 8 arazi toplulaştırma, 42 sulama tesisi ve 17 yer altı depolama tesisi inşa ettik.” diye konuştu.

4 barajın inşasının sürdüğü bilgisini paylaşan Erdoğan, hayata geçirdikleri sulama projeleriyle 592 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtıklarını söyledi.

Halen inşası ve ihale süreci devam eden 11 sulama tesisiyle 297 bin dekar araziyi daha suyla buluşturacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aydınlı çiftçilere yaklaşık 71 milyar lira tutarında tarımsal hibe desteği verildiğini kaydetti.

Erdoğan, “Sanayi ve Teknoloji’de 1 teknopark, 9 araştırma geliştirme merkezi ve 3 tasarım merkezi kurduk. Efeler’deki 72 hektar alanda tarıma dayalı ihtisas, organize sanayi bölgesini faaliyete geçirdik. İstihdamı desteklemek için Aydınlı işverenlerimize, toplam 4,2 milyar lira tutarında prim teşviki verdik.” şeklinde konuştu.

“Didim’e de önümüzdeki yıl doğal gaz arzını sağlayacağız”

Enerjide Aydın, Çine, Efeler, Germencik, İncirliova, Koçarlı, Köşk, Kuşadası, Kuyucak, Nazilli, Söke, Sultanhisar ve Yenipazar’a doğal gaz arzını sağladıklarını belirten Erdoğan, Didim’e de gelecek yıl doğal gaz arzını sağlayacaklarını bildirdi.

Erdoğan, Aydın’daki müzelerde bulunan eser sayısının da 66 binden yaklaşık 113 bine çıkarıldığını belirtti.

Kentte yapılan çalışmalara ilişkin film gösteriminin ardından konuşmasına devam eden Erdoğan, şunları söyledi:

“İnşallah Aydın’ı daha nice güzel yatırımlarla, eserlerle, hizmetlerle buluşturmayı sürdüreceğiz. Biz bu ülkede 21 yıldır sadece eser ve hizmet siyaseti yaptık. Türkiye’nin asırlık ihmallerinin ürünü tüm altyapı eksiklerini gidermek, milletimizi hayalleriyle buluşturmak bize nasip oldu. Sadece somut projelerle kalmadık. Hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi konusunda devrim mahiyetinde düzenlemeleri hayata geçirdik. Her alandaki sorunları çözerken asla kimsenin inancına, meşrebine, hayat tarzına, kökenine, şehrine bakmadık. Siz birilerinin yaptıkları eski Türkiye güzellemelerine sakın kulak asmayın.

Milletçe, Cumhuriyet tarihinin en müreffeh ve en demokratik dönemini son 21 yılda yaşadık. Ülkemizin en iddialı kalkınma programı olan 2023 hedeflerini biz hayata geçirdik. Ülkemizin güven ve istikrar iklimine, demokrasisine, bağımsızlığına kasteden saldırılara ilave olarak küresel ve bölgesel krizlerin yansımalarından kaynaklanan o sıkıntılar, bu hakikatin üzerini örtemez.”

Türkiye için en iyisini hedefleyerek yola devam ettiklerini dile getiren Erdoğan, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla Cumhuriyet’in ikinci asrına güçlü bir giriş yapmanın çabası içinde olduklarını söyledi.

Bugün açıklanan 2023 yılı büyüme rakamlarının oldukça iyi geldiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye ekonomisi geçen yıl depreme ve diğer olumsuzluklara rağmen yüzde 4,5 büyüyerek çok önemli bir başarıya imza attı. Hani ekonomi kötüydü? Ekonomi kötüye gidiyordu. İşte buyurun. Böylece ekonomimiz üst üste 14 çeyrektir büyüme başarısı gösterdi. Bu oranla Avrupa Birliği ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke oldu. Gayri Safi Yurt İçi Hasılamız 1 trilyon 119 milyar dolarla ilk kez 1 trilyon dolar sınırının üzerine çıktı. Muhalefet, hani ‘Yandık, bittik, öldük’ diyordu ya, ne oldu? Aydın, 31 Mart akşamında bu muhalefete dersini verecek ben size inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

“Belediyeciliğin bizim işimiz olduğu hususunda iddialıyız”

“Hiç şüphesiz eksiklerimiz olmuştur. Ama asla milletimizin karşısında başımızı eğecek yalanımız, hele hele ihanetimiz asla vaki değildir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Büyükşehri ve ilçeleriyle Aydın, 31 Mart’ta tercihini Cumhur İttifakı’ndan yana yaparsa bundan kazançlı çıkacak olan sizlersiniz. Niye? Cumhurbaşkanı bu kardeşiniz mi? Hükümet bu kardeşinizle mi yürüyor? Kabine benimle mi yürüyor? Evet. Öyleyse demek ki Aydın’daki yerel yönetim de bizim olduğu zaman nasıl hizmetler olacağını anlayın. Her partiye, her partinin adayına saygımız var ama belediyeciliğin bizim işimiz olduğu hususunda iddialıyız. Zira bu kardeşiniz 1994’te çöp, çukur, çamur olan İstanbul’u kimden aldı? CHP’den aldı ve orayı hamdolsun pırıl pırıl bir şehir haline biz getirdik. Hiç kimse kusura bakmasın. Bu konuda bizimle yarışacak hiç kimse yok, önümüze geçecek kimse yok. Aydın’ı Türkiye Yüzyılı’na hazırlamak için 31 Mart’ta sandıkta desteğinizi istiyoruz.”

Mitingden notlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Aydın ve ilçe belediye başkan adaylarını sahneye çağırarak, vatandaşları selamladı.

Mitingin gerçekleştiği alana “On kere, yüz kere, bin kere denediler, olmadı, tutmadı, yetmedi delirdiler, bizim sana olan sevdamızı anlayamadılar”, “Aydın için gerçek belediyecilik”, “Kolay değil bir ülkeye sevdalı olmak” pankartları asıldı.

Mitinge, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Genel Başkan Yardımcıları Fatma Betül Sayan Kaya, Nihat Zeybekci ve Ömer İleri, İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş ve Ömer Özmen de katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingin ardından Aydın Valiliği’ni ziyaret ederek Vali Yakup Canbolat’tan çalışmalara ilişkin bilgi aldı.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-ekonomisi-yuzde-45-buyudu/feed/ 0
MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin MYK ve MDK toplantısının ardından konuştu: (1) https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-partisinin-myk-ve-mdk-toplantisinin-ardindan-konustu-1/ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-partisinin-myk-ve-mdk-toplantisinin-ardindan-konustu-1/#respond Sat, 02 Mar 2024 02:09:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13850 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “İsrail suçludur, soykırımcıdır ve 30 bin masumun hayatına son vermesinin bedelini en ağır şekilde ödemelidir. Bir halkın onuru ve şerefi yok sayılırken, bir halkın varlığı ve güvenliği inkar edilirken, bir halkın hak ve hürriyeti çiğnenirken sessiz ve seyirci kalmak zulme ortaklıktır.” dedi.

Bahçeli, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Merkez Disiplin Kurulu (MDK) toplantısının ardından genel merkezde yaptığı açıklamada, MHP’nin milletin haliyle hallenen, diliyle dillenen, gönlüyle şereflenen, her bir insanın ömrünü gül bahçesine çevirmenin hedefiyle bezenen siyasi meşrep ve mizaca sahip olduğunu söyledi.

MHP’nin ilke ve ülküsü, meşrep ve mizacı, hedef ve heyecanının serdengeçti dava arkadaşları tarafından tıpkı bir bayrak gibi taşındığını belirten Bahçeli, “Davamız halkın davası, haklının davası, hakikatin davası, elbette Allah’ın davasıdır. Yolumuz uzun, yükümüz ağır, velakin irade ve inancımız çelik gibidir. Pürüzsüz 55 yıllık geçmişimizi parlak bir gelecekle buluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur.” ifadesini kullandı.

Partisinin gündemi ve siyasi koordinatlarının yalnızca büyük Türk milleti tarafından belirlendiğini anlatan Bahçeli, milletten aldıkları desteği millete hizmet olarak tahvil etmekle mesul olduklarını söyledi.

Daha yapacakları çok iş, ulaşacakları çok hedef bulunduğunu aktaran Bahçeli, “55 yıldır, ülke için var olduk, bir ülküye yar olduk. 55 yıldır ülkeye sevdalandık, ülküye yemin ettik. Nice 55 yıllara, nice yüzyıllara, bizler göremesek bile milletin himmeti, Allah’ın hikmetiyle partimizin vasıl olacağından da en ufak şüphe duymuyorum, duymuyoruz.” diye konuştu.

Rusya-Ukrayna savaşı

Rusya-Ukrayna savaşı ve bu savaşın yayılıp küresel mahiyet alması için yapılan provokatif tertip ve telkinlerin barış ümitlerini sabote ettiğini bildiren Bahçeli, “Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, Ukrayna’ya asker göndermeyi telaffuz etmesi, bu ülkenin savunma bakanının Ermenistan’a uzun menzilli füze vereceklerini duyurması kabus senaryolarına maalesef canlılık kazandırmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:

“Macaristan’ın, geçtiğimiz günlerde İsveç’in NATO’ya katılımını onaylamasından hemen sonra bu tartışmanın alevlenmesi, üstelik Kremlin yönetimi tarafından, Macron’un sözlerinin fiiliyata yansıması halinde NATO ile çatışmanın kaçınılmazlığına vurgu yapılması hafife alınacak bir güvenlik riski değildir. Rusya’nın NATO ile savaşması demek Türkiye için beka düzeyinde bir sorun ve sancıdır. Bölgesel barış, huzur ve istikrarın temelinden dinamitlenmesi, mütecaviz ve mütehakkim zorlamaların dip akıntı halinde ilerleyiş kaydetmesi insanlığı felakete sürükleyecektir.

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın üçüncü yılında aklıselimin öne çıkmasından, sağduyunun hakim olmasından, diplomasi ve diyalog kanallarının açılmasından başka makul bir alternatif yoktur. 2022’de İstanbul’da kurulan müzakere masasının tekrar güncellenerek silahların susması, sıkılı yumrukların açılması, bölgemizde barış ikliminin tesis edilmesi Rusya, Ukrayna ve Türkiye başta olmak üzere her ülkenin çıkarınadır.”

İsrail’in Gazze’ye saldırıları

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına da değinen Devlet Bahçeli, “İsrail ile Filistin arasında derhal ateşkes rejimiyle birlikte kalıcı çözüm ve barış beklentileri kuvveden fiile geçmelidir. Akan kan durmalıdır. Soykırımcı İsrail hesap vermelidir.” diye konuştu.

Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanı’na sunduğu sözlü beyanın mazlum Filistin halkına tercüman olduğunu ve İsrail’in maskesini bir kez daha indirdiğini belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

“Filistin halkına yapılan haksızlıklar sebebiyle kurallara dayalı uluslararası sistem bugün çöküş aşamasına geçmiştir. 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal eden İsrail’in, aleyhine açılan bir davada yargılanması, bu yargılamaya Türkiye’nin hak, hukuk ve insani temelde müdahil olması tarihe düşülen cesur bir not, çok değerli bir mücadele timsalidir.

İsrail’in, Uluslararası Adalet Divanı’nın açıkladığı geçici tedbirlere tam ve eksiksiz riayeti gecikmeksizin sağlanmalı, saldırılarına son vermesi için ihtiyaç duyulan mekanizmalar devreye sokulmalıdır. Filistin halkının istediği adalettir, eşitliktir, bağımsızlıktır. Hiç kimse, uluslararası nitelikli hiçbir kurum ve kuruluş bu meşru taleplere sırtını dönmemelidir.

İsrail’in, doğu Kudüs, Gazze ve işgal altındaki diğer Filistin topraklarının kimliğini ve statüsünü değiştirme amacı gayrimeşrudur, gayri hukukidir, gayri ahlakidir, böylesi bir dayatma insanlık vicdanında asla karşılık bulmayacaktır. ABD Başkanı Biden’ın, önümüzdeki pazartesi günü ateşkesin olacağını söylemesi en azından ihtiyatlı iyimserliğimizi desteklemiştir. İsrail suçludur, soykırımcıdır ve 30 bin masumun hayatına son vermesinin bedelini en ağır şekilde ödemelidir. Bir halkın onuru ve şerefi yok sayılırken, bir halkın varlığı ve güvenliği inkar edilirken, bir halkın hak ve hürriyeti çiğnenirken sessiz ve seyirci kalmak zulme ortaklıktır.”

Filistin’de iki devletli çözüm dışında barış ortamına davetiye çıkaracak bir başka seçenek bulunmadığını belirten Bahçeli, “1967 sınırlarına haiz, başkenti Doğu Kudüs olan; egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını tescillemiş bir Filistin devletinin kurulması tarihen, siyaseten, vicdanen ve hukuken kaçınılmaz bir zorunluluktur.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Filistin’deki samimi gayret ve emeklerinin ziyan olmayacağını ve adaletin muhakkak tecelli edeceğini belirten Bahçeli, Türkiye’nin Filistin’e ilişkin tutum ve duruşunun doğru olduğunu bildirdi.

“Gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır”

Cumhuriyet’in yeni yüzyılının, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın ilk adımı, ilk hamlesi ve ilk perdesi olduğunu ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin bu yüzyılda yükselişini hızlandıracağını söyledi.

Bu yüzyılda sosyal ve ekonomik sorunların, terör ve bölücülük melanetinin üstesinden gelineceğini belirten Bahçeli, “Hayat pahalılığı kaderimiz değildir ve bitecektir. Emeklilerimizin çağrıları haksız değildir, gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır. Enflasyonla mücadele başarıya ulaşacak, fiyat ve finansal istikrar Türkiye ekonomisinin zincirlerini kıracaktır. Faiz, döviz ve enflasyon siperine yatıp ekonomik ve siyasi istismar operasyonunu dört bir koldan ilerletenlerin hevesleri inşallah kursaklarında bırakılacaktır.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin, yatırımcılara kucak açan, özel mülkiyete saygı duyan, hukukun üstünlüğüne bağlı ve demokratik güvenliği tartışmasız bir ülke olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

“Türkiye, geleceğin parlayan yıldızı ve süper gücüdür. Hiç kimse ülkemiz hakkında kuşku uyandıracak, güven ve istikrarı baltalayacak bir komploya tevessül etmemelidir. Hiç kimse ülkemizi kötü gösteren, karamsarlık tabloları çizen bir art niyetliliğe umut bağlamamalıdır. Türkiye hepimizindir. Ekonomik huzur ve diriliş her insanımızın hakkıdır ve yararınadır.

Marketlerde fiyat etiketlerini günbegün değiştiren, vatandaşlarımızın sofrasına kan doğrayan kim olursa olsun dürüst olamaz, düzgün olamaz, bu milletin evladı olmayı da hak edemez. Daha önce temas ettiğim üzere, FETÖ tarafından kumanda edilen fiyat anarşistlerine, karaborsa meraklısı bozgunculara, fırsatçılığı geçim kapısı gören ahlaksızlara göz açtırılmamalı, denetim ve kontroller amasız, fakatsız sıklaştırılmalıdır. Enflasyon düşürülecek, takip ve tercih edilen para ve maliye politikaları eşliğinde, siyasi istikrar ve güven sayesinde ekonomideki konjonktürel sarsıntılar süratle önlenecektir.”

“Kimsenin gücü yetmeyecek”

Bahçeli, “Muhalefetin Türkiye’yi karalama ve kundaklama yarışı iflah olmaz bir hastalık seviyesindedir.” dedi.

Muhalefetin özleminin, örselenmiş, sesi kısılmış, nefesi kesilmiş, takati bitmiş, tasallut altına alınmış, her yerinden yaralanmış zayıf bir Türkiye olduğunu belirten Bahçeli, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Bu muhalefetin hedefi içine kapanan, etrafına yabancılaşan, milli haklarından ve kutlu hedeflerinden vazgeçen bağımlı bir Türkiye’dir. Bu muhalefet Türkiye’ye hepten yabancılaşmış, Türk milletiyle gönül bağını ve ahlaki bağlantısını çoktan koparmıştır. Şu hususu herkesin anlamasında fayda vardır, Türkiye’yi aç hürler, tok esirler ülkesi yapmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-partisinin-myk-ve-mdk-toplantisinin-ardindan-konustu-1/feed/ 0
Mardin’de 20 Milyon Dolarlık İhracat Odaklı Fabrika Kurulacak https://www.haber60.com.tr/mardinde-20-milyon-dolarlik-ihracat-odakli-fabrika-kurulacak/ https://www.haber60.com.tr/mardinde-20-milyon-dolarlik-ihracat-odakli-fabrika-kurulacak/#respond Sat, 02 Mar 2024 01:18:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13798 Mardin’de yurtdışına ihracat odaklı 20 milyon dolarlık bir fabrika kurulacak. Türkiye’nin farklı illerinde yatırımlarına devam eden Azim Group Holding, bir yandan yatırımlarını devam ettirirken diğer yandan ise halka arz olma sürecinde Mardin’de bir ilke imza atmanın heyecanını yaşıyor. Yönetim Kurulu Başkan Vekilliğini üç farklı bakanlık bünyesinde bakan yardımcılığı görevlerini yapan Av. Fatih Metin, Azim Group olarak Mardin’deki yatırımlarına devam ettiklerini söyledi.

Mardin OSB’de hizmet veren Azim Un Fabrikasını ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceleyen Av. Metin, 2023 yılı itibariyle halka arz sürecini başlattıklarını dikkat çekerek Azim Group Holding olarak Mardin’de katma değer sağlayan yeni istihdam yatırımlarını sürdürmeyi hedeflediklerini söyledi.

BİR İLKE İMZA ATACAK

2024 yılının Haziran ayında halka arzı yetiştirmeye çalıştıklarını dikkat çeken Metin, Mardin’in halka arz olan ilk şirketi olacaklarını ifade ederek, “İnşallah bu gururu hep birlikte yaşayacağız. Bununla beraber biz halktan aldığımızı halka verecek bir sloganla yola çıktık. Yani halktan aldığımızı halka vereceğiz. Bu nasıl olacak halka arzla beraber temin ettiğimiz sermayeyi yine Mardin’de yatırıma dönüştüreceğiz.” dedi.

Daha önceden yeni yatırımların müjdelerini verdiklerini hatırlatan Metin, “Hamdolsun o yatırımlarımızı biz halka arz olmadan başladık. Bunların birincisi Eylül ayında burada sizlerle sizin vasıtanızla müjdeyi vermiştik. Aralık ayında da verdiğimiz müjdenin temelini atmıştık.” diye konuştu.

2 ayda çok büyük bir mesafe kat ettiklerini vurgulayan Metin, Bu yatırım bu bölgedeki mahsulün daha değerli bir katma değerli şekilde devam etmesini sağlayacak Lisanslı depoyu da yeni hasat yılına yetiştirmeyi hedeflediklerini söyledi.

20 MİLYON DOLARLIK BİR YATIRIM DAHA YOLDA

Halka arz sürecinden sonra 20 milyon dolarlık bir yatırım planlarının daha olduğunu belirten Metin, yeni dönemde un sektörüyle beraber Makarna sektörünün de de azim grup holding olarak yatırımlarını yapacaklarını ifade etti.

Fizibilite çalışmalarının son aşamaya geldiğinin müjdesini veren Metin, halka arzla beraber bu önemli yatırımı da Mardin’imize kazandıracaklarını anlattı.

İHRACAT ODAKLI YATIRIM

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin her geçen gün hızla geliştiğine de değinen Metin, “Ülkemiz gelişiyor, değişiyor, büyüyor ve gelişen değişen dünya içerisinde de ülkemiz bu değişime ayak uyduruyor. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hükümetimizin başarıları her alandaki adımlarıyla beraber ülkemiz hızla bölgesinde en güçlü ülke olma durumunda ve Avrupa Birliği sürecinde de Avrupa Birliği ile olan ilişkilerde de çok önemli adımlar atıyoruz. Onun dışında bölgenin güvencesiyiz, huzuruyuz ve dolayısıyla biz barışın huzurun olduğu yerde de ticaretin sanayinin üretimin yatırımın odak noktasıyız.

Zaten Türkiye olarak transit ülkesiyiz. Asya ile Avrupa’yı Rusya ile bütün dünyayı birbirine bağlayan bir transit odağındayız. Birçok firmanın dünyaca ünlü firmanın orta Doğu’da orta Asya operasyonlarını yönettikleri bir merkez konumundayız. Dolayısıyla ülkemiz daha hızlı büyümeye gelişmeye devam ediyor. Bizde azim grup holding olarak hem Mardin’deki yatırımlarımızı hem Adana’daki yatırımlarımızla büyümeye devam edeceğiz. Özellikle ihracat odaklı bir yatırım planı ön görüyoruz. Dediğim gibi halktan aldığımızı halka arz ederek büyümeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı

]]>
https://www.haber60.com.tr/mardinde-20-milyon-dolarlik-ihracat-odakli-fabrika-kurulacak/feed/ 0
Zeybek Oyunu Oynayarak Dünya Turuna Çıkan Genç https://www.haber60.com.tr/zeybek-oyunu-oynayarak-dunya-turuna-cikan-genc/ https://www.haber60.com.tr/zeybek-oyunu-oynayarak-dunya-turuna-cikan-genc/#respond Sat, 02 Mar 2024 00:57:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13778 Kütahya’nın Simav İlçesine bağlı Gökçeler Köyünde yaşayan Ahmet Ertem, sokaklarda oynadığı zeybek oyunundan kazandığı para ile dünyayı dolaşıyor.

Gittiği ülkelerde sokaklarda yöreye ait zeybek oyunu oynayan Ertem, kazandığı para ile 2023 yılı yaz ayından bu yana 13 ülke gezdi. Kimi zaman tanıştığı insanların evinde, genellikle çadırda kalan Simavlı Genç Ahmet Ertem şu anda Asya Ülkesi Sri Lanka’da seyahatine devam ediyor. Simavlı gencin sonraki durağı Maldivler olacak.

Dünya turu öncesinde 16 yaşında Antalya’ya çalışmaya gidip yaşı küçük olduğu için herhangi bir işe giremeyen Ertem, arkadaşları ile birlikte sokaklarda zeybek oynayarak Türkiye’de 45 şehri gezdikten sonra ardından da Balkanlar turu gerçekleştirdi.

Ertem, kabin memuru olan köylüsünden esinlenerek İngilizce öğrenmek adına başladığı üniversitede Kabin Memurluğu ve Sivil Havacılık programında yarım dönem okuduktan sonra Tayland’a kredi kartı ile aldığı tek yön biletin ardından dünya turuna başladı.

Sadece sırt çantasına sığdırdığı çadırı ile birlikte yola çıkan Ahmet Ertem yine sokaklarda Zeybek oynamaya, bulduğu işlerde günlük haftalık olarak çalışmaya, buralardan kazandığı para ile yoluna devam ediyor.

Dünya turuna başladığımdan beri herkes nasıl para kazanıyorsun, hangi parayla geziyorsun tarzında birçok soru soruyor şeklinde konuşan Ertem, “Ben 16-17-18 yaşlarında 3 yıl Türkiye turu yaptım. Otostopla gezdim çadırda yattım ve sadece yemeğe para harcadım. Bu parayı da sokak sanatçılığı yaparak kazandım. Zeybek oynadığım için birçok kişi tebrik etti ama tabi ki kötü bakanlarda oldu. Ama ben hiçbir zaman yaptığım bu işten utanmadım aksine gurur duydum. Türkiye turumun ardından Dünya turuna başladım. Başta sokak sanatçılığı ve bileklik satarak geziyordum. Şimdide gittiğim ülkelerde çalışarak geziyorum” dedi.

Türk gençlerinin gelecek kaygısı çekmek istemediğini dile getiren Ertem, “Gençler olarak gençliğimizin tadını çıkarmak istiyoruz. Bir hayal kurdum, şu anda bu hayali yaşıyorum. 20 yaşındayım. Hayalim olan dünya turuna başladım. Şu ana kadar, Japonya, Güney Kore, Tayland, Malezya, Umman, Sri Lanka, Gürcistan, Kosova, Makedonya, Arnavutluk, Karadağ, Sırbistan, Bosna Hersek’i gezdim. Önümde Hindistan, Nepal, tekrar Japonya var” diye konuştu.

Şimdiye kadar çok fazla zorlukla karşılaşmadığını sadece sınır geçişlerinde küçük problemler yaşadığını vurgulayan Ertem, “Yollarda kazandığım parayı yol, vize, yemek parası olarak kullanmaya çalışıyorum. Kara sınırı olan ülkelerden geçiş yaparken ve gittiğim ülkelerdeki şehir içi ulaşımlarımı otostop ile yapıyorum. Her yerde otostop olmuyor bu zamanlarda da otobüs, tren ve uçak kullanıyorum.

Genel olarak gittiğim ülkelerin yerel yemeklerini yiyorum bu yüzden yemek ihtiyacımı ucuza karşılıyorum. Gitmeden önce Couchsurfing den yerel insanlarla konuşup yer ayarlıyorum. Genel olarak hostellerde kalmayı tercih ediyorum. Asya’da 3-5$ a hostel bulunabilir. Bu geziye çıkma kararım hayatımda verdiğim en iyi karar diye düşünüyorum. Cesaret gerektiren bu işe bu yaşımda başladığım için pişmanlık duymadım” dedi.

Son olarak Ertem, sosyal medya hesaplarından daha çok insan ulaşmayı hedeflediğini ve bu sayede dünya turunda biraz daha rahat olacağını vurguladı. – KÜTAHYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/zeybek-oyunu-oynayarak-dunya-turuna-cikan-genc/feed/ 0
Kırgızistan-Türkiye İş Forumu Bişkek’te Yapıldı https://www.haber60.com.tr/kirgizistan-turkiye-is-forumu-biskekte-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/kirgizistan-turkiye-is-forumu-biskekte-yapildi/#respond Sat, 02 Mar 2024 00:30:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13752 Kırgızistan-Türkiye İş Forumu, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un himayesinde başkent Bişkek’te yapıldı. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Caparov, “Türkiye ile ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini Kırgızistan’ın stratejik avantajı olarak değerlendiriyoruz” dedi.

Bişkek’te düzenlenen Kırgızistan-Türkiye İş Forumu’nun açılışında konuşan Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, hükümet olarak iki ülkenin ilişkilerini geliştirecek yeni fikirlere ve yeni projelere açık ve hazır olduklarını vurguladı. Türk iş adamlarını Kırgızistan’a yatırım yapmaya çağıran Caparov, “Türkiye ile ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini Kırgızistan’ın stratejik avantajı olarak değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu.

Caparov, Bişkek’te faaliyet gösteren Kırgız-Türk Dostluk Devlet Hastanesi’nin iki ülke ilişkilerinin başarılı gelişiminde örnek teşkil ettiğinin altını çizdi. 2023 yılının ikili ilişkilerde çok faydalı bir yıl olduğunu belirten Caparov, ikili ticaretin istikrarı için Ankara’da Kırgızistan Ticaret Temsilciliğinin açıldığını hatırlattı. Caparov, iki ülke arasındaki ortak ticaret hacminde artış olduğuna dikkati çekerek, Kırgızistan’dan Türkiye’ye ihraç edilen ürünleri sıraladı.

“Türkiye, Kırgızistan’ın ana ticaret ortaklarından biridir”

Kırgızistan Ekonomi ve Ticaret Bakanı Daniyar Amangeldiyev de, Kırgızistan’daki yatırım imkanlarını ve potansiyelini içeren bir sunum yaparak, “Türkiye, Kırgızistan’ın ana ticaret ortaklarından biridir” dedi. Amangeldiyev, ülkede büyük projelerin hayata geçirilmesine ilgi gösterdiklerini vurgulayarak, vergi kanununda yapılan düzenlemeleri ve ülkenin vergi muafiyet imkanlarını paylaştı. Kırgızistan’da gelecek vadeden alanların arasında enerji, sanayi, ticaret, turizm ve finansal işbirliği olduğunu belirten Amangeldiyev, Türk iş adamlarından bu sektörleri değerlendirmesini istedi. Amangeldiyev, Türk tarafının “Büyük İpek Yolu” markasının potansiyelini kullanması ve ülkeler arası turistik güzergahları geliştirmesi tavsiyesinde bulundu. Bankacılık sektöründeki hizmetlere değinen Amangeldiyev, “Transfer ve döviz işlemlerinin hızlandırılması amacıyla Türk ticari bankalarının Kırgızistan’da temsilciliklerinin (şubelerinin) açılmasını tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

“Kırgızistan su, enerji, elektrik bakımından yatırım için çok uygun bir ülke”

Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Ahmet Sadık Doğan, 2024 yılının Türkiye ile Kırgızistan arasındaki yatırım ve ticaret ilişkilerinde önemli aşama kaydedilen bir yıl olmasını istediklerini ve Türkiye olarak bu hedefe ulaşmak için gayret gösterdiklerini belirtti. Doğan, “Kırgızistan bizim dost ve kardeş ülkemizdir” dedi.

Kırgızistan yönetiminin yatırımcının yanında olduğunu vurgulayan Doğan, “Lütfen bu fırsatı kullanınız. Kırgızistan su, enerji, elektrik bakımından yatırım için çok uygun bir ülke. Yatırımcıların bunu değerlendirmelerini rica ediyorum. Kırgızistan’a sizleri davet ediyorum” diye konuştu.

Doğan, “Ben Kırgızistan’da yaklaşık üç senedir görev yapıyorum. Kırgızistan hükümeti de yaklaşık üç yıldır görev yapıyor. Bu dönemde iş dünyasının çözülmeyen sorununu görmedim. Kırgızistan hükümetinin yardımcı olmadığı bir konu görmedim. Bunları iş dünyamızın dikkatine sunmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

Kırgızistan’ın Bolu Fahri Konsolosu Atillahan Kurt, Kırgızistan-Türkiye iş birliğine değinerek, Türk Devletler Teşkilatı’nda Kubanychbek Omuralıyev genel sekreterliğinde yapılan çalışmalara dikkat çekti. Kurt, Türkiye’nin ve Türk Dünyası’nın ekonomik birliğinin önemini vurguladı.

Basına açık toplantıda Kırgızistan Ticaret ve Ekonomi Bakanı Daniyar, Türkiye’den gelen heyete ekonomik iş birliği açısından değerlendirilecek yatırım fırsatlarını tanıttı.

Öte yandan Türkiye’den iş adamları heyeti, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov adına düzenlenen yemekte buluştu. Yemeğe temsilen Kırgizistan Başbakanının birinci yardımcısı katıldı. Programın ikinci günü Kırgızistan Başbakanı Muhammedkalıy Abılgaziyev, Ticaret ve Ekonomi Bakanı Daniyar Amangeldiev, Sağlık Bakanı, Türkiye’nin Kırgızistan Büyükelçisi Ahmet Sadık Doğan, Kırgızistan’ın Ankara Büyükelçilisi Ruslan Kazakbaev’i temsilen elçilik çalışanları ve bazı akademisyenlerin katılımı ile Kırgız Milli Şenlikleri düzenlendi. – BİŞKEK

]]>
https://www.haber60.com.tr/kirgizistan-turkiye-is-forumu-biskekte-yapildi/feed/ 0
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş: Türkiye 23 yıldır bu iktidarın yönetimi altında https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turkiye-23-yildir-bu-iktidarin-yonetimi-altinda/ https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turkiye-23-yildir-bu-iktidarin-yonetimi-altinda/#respond Sat, 02 Mar 2024 00:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13743

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, “28 Şubat’tan sonra 2002 seçimleri ile birlikte Türkiye 23 yıldır bu iktidarın yönetimi altında ve bu iktidar 23 yıldır 28 Şubat’ın üzerinde hala tepiniyor. Benim oradaki eleştirim şu: Biz gençler olarak öyle bir durumdayız ki hala siyasi hesaplaşmaların, hala siyasi kavgaların göbeğinde dayak yiyoruz. Bakın ben 28 Şubat’ı hatırlamıyorum bile. Bütün Türk gençliği böyle biz hala dayak yiyoruz. Sen haklıydın sen haksızdın vs. Hani oturup, birbirimize nasihat ederek, birbirimize anlatarak bu meseleleri çözemedik mi? Niye hala tarihte kalıyoruz” dedi.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sözcü TV’de Ece Üner’in sunduğu Sözün Gücü programına konuk oldu. BTP lideri, Uğur Dündar ve Ahmet Yavuz’un da yer aldığı programda soruları yanıtlayarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“BİZ GENÇLER YAŞAMADIĞIMIZ OLAYLARIN DAYAĞINI YİYORUZ”

28 Şubat’ın yıl dönümünü değerlendiren Hüseyin Baş, “28 Şubat’tan sonra 2002 seçimleri ile birlikte Türkiye 23 yıldır bu iktidarın yönetimi altında ve bu iktidar 23 yıldır 28 Şubat’ın üzerinde hala tepiniyor. Benim oradaki eleştirim şu: Biz gençler olarak öyle bir durumdayız ki hala siyasi hesaplaşmaların, hala siyasi kavgaların göbeğinde dayak yiyoruz. Bakın ben 28 Şubat’ı hatırlamıyorum bile. Ben yaşamadığım bir 80’in, yaşamadığım bir 60’ın hala 32- 33 yaşında bir genç olarak, iki çocuk babası bir kardeşiniz olarak dayağını yiyorum ve bütün Türk gençliği böyle biz hala dayak yiyoruz. Sen haklıydın sen haksızdın vs. Hani oturup, birbirimize nasihat ederek, birbirimize anlatarak bu meseleleri çözemedik mi? Niye hala tarihte kalıyoruz” dedi.

“ATATÜRK’E SALDIRANLARIN AJAN OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”

Hoca kılığındaki kişilerin Atatürk’e yönelik artan saldırılarına da değinen Hüseyin Baş, şunları söyledi:

“Ben bunlara ajanlar diyorum, kesinlikle de ajan olduklarını düşünüyorum. Buna ilişkin tarihi ispatlarım da var. İspatım derken tarihin bize gösterdiği gerçeklikler var. Biz analiz edebilsek, hiç kimse – ben o isimleri anmıyorum – Atatürk’le kavga eden, Cumhuriyetle kavga eden, kılıç kuşanan, kendince enteresan havalara giren tiplere hiç kimse prim vermeyecek. Hatırlayın 1–1,5 ay kadar önce tutuklanan MOSSAD ajanları vardı. Bir bakıyorsunuz bizim mahalledeki ‘Ayşe teyze’ tırnak içinde söylüyorum veya işte bizim camideki Ahmet Hoca’nın aynısı, fırıncı, kasap vs. Ama genel itibarıyla bu MOSSAD ajanları, tutuklananlar – bunu devlet deklare etti – bunlar muhafazakar kimliklere bürünmüş insanlar, tutuklandı götürüldü. Şunu öğrendik biz, tam İsrail’in Gazze katliamı sırasında, İsrail’in başkenti Tel Aviv’de İslam Üniversitesi olduğu bütün haberlere düştü. Bu İslam Üniversitesi’nden eğitim görenlerin İslam dünyasında, belki Türkiye’de hoca olarak camilerde yer aldığı, kimilerinin cemaatler kurduğu İsrail tarafından servis edildi, bilgisi verildi.”

“İÇERDE BİR KAVGA ÇIKARACAK İNSANLAR ÜLKEYE DOLDURULDU”

Türkiye’ye sığınmacı akınıyla ilgili sorular üzerine Baş, şöyle konuştu:

“Birinci Dünya Savaşı’nda da öncesinde de sonrasında da her zaman bu bölgede birilerinin gözü oldu. Vatan topraklarımız her zaman tehdit altında. Bizim içimize sokulanlar bölgesinden savaşarak gelmiş insanlar, mesela Afganlar diyoruz. Taliban iktidara gelince bir sürü genç buraya geldi. Bunlar orada okula gitmiyordu, iş güç sahibi değildi, ne yapıyordu? Taliban’la savaş halindeydi. Taliban iktidar olunca hepsi bu tarafa gelmiş oldu, dolayısıyla her şeyi yapma potansiyeline sahip bir grup ülkemize dolduruldu. Avrupa da sürekli olarak, ‘Bunları tut, para veririm. Bunları tut şunu yaparım vs.’ diyerek bir sürü teşvikler veriyor. Dolayısıyla büyük bir tehlike bu. Tehlikenin sonunda her an bizi birbirimize düşürecek veya içeride bir kavga oluşturabilecek ortam hazırlanmış oluyor amaç ülkeyi güçleştirerek bir alan açmak.”

“TÜRKİYE SÖMÜRÜLMEK İSTENEN BİR ÜLKE”

“İşgal dediğimiz şey bizim gibi ortamlarda kolay kolay gerçekleşecek bir şey değil. Atatürk’ün bize en büyük armağanı da bu” diyen BTP lideri Hüseyin Baş, “Biz hiçbir zaman Iraklaşmayabiliriz, Suriyelileşmeyebiliriz ama biz çok kolay sömürülen bir hale gelebiliyoruz. Ülkemizde ciddi bir yoksulluk var. Bizim altın madenimiz yok diye mi yoksuluz? Erzincan’da İliç’te gördük altın madeni var ve Kanadalı firma alıp götürüyor aynı şekilde Kazdağları’nda gördük altın var ve Kanadalı firma götürüyor. Ordu Fatsa’da gördük maden sahası yeni kapatıldı. Maden kapatıldı diye seviniyoruz ama hiç demiyoruz ki ya bu altın kimin? Bugün bir kitap okuyorum diyor ki; Hindistan 1,5 milyar nüfuslu ülke enerji ihtiyacının yüzde 40’ını 2050’ye kadar toryum reaktörü ile karşılayacak. Toryumun dünyada en zengin olduğu ülkeyiz. Biz enerji ithalatımızı durdursak cari açımızı kapatıyoruz. Biz gıda ithalatımızı durdursak gıda üretebilen bir ülkeyiz. Şu anda buğday bekliyoruz, Ukrayna’dan ayçiçek yağı gemilerini davulla karşıladık bundan bir sene önce. Böyle bir duruma geldik, kendi gıdamız üretsek cari açımızı kapatıyoruz yani şunu demek istiyorum; biz sömürülmek istenen bir milletiz” dedi.

“ANKARA’DA MANSUR YAVAŞ’I DESTEKLİYORUZ O’NUN DIŞINDA HER YERDE VARIZ”

Partisinin yerel seçim çalışmaları hakkında da bilgi veren Hüseyin Baş, “Bağımsız Türkiye Partisi olarak 80 il ve 922 ilçenin tamamında adaylarımızı çıkardık. Bir tek Ankara’da Mansur Bey’i destekleme kararı aldık. Mansur Bey’i bugüne kadar hep takdir ettik dolayısıyla destekleme kararı aldık. Kendisi de bu ricada da bulundu zaten. Bunun dışında Türkiye’nin her yerinde adaylarımızı çıkardık ve seçime giriyoruz” dedi.

“BİZE SÖZ VERİLEN OYLARIN TAHSİLAT GÜNÜ GELDİ”

Altılı masa süreci ve genel seçimlere girmeme kararına ilişkin açıklama yapan Hüseyin Baş, “O gün biz dedik ki yine samimi düşündük ve şöyle baktık olaya biz; seçime girdik yüzde bir oy alalım, çok önemli değil ki kaç oy aldığımız. O yüzde bir sonuç olarak muhalefete gidecek bir oyun bana gelmesi anlamına geliyor ve anayasa değişikliği ciddi tehlike. Ben o günden beri bunu anlatırım, bu anayasa değişikliğinin önünde durabilmek için referandum sayısına ulaşmaması gerekiyor hükümet tarafının. ‘Biz yüzde bir alırsak muhalefetin vekil sayısı düşecek’ dedik ve bir fedakarlık yaptık, seçime girmedik. Bugün bu seçime giriyoruz, o gün bana çok insan, ‘öyle bir delikanlılık yaptınız ki bir dahaki seçim oyum sizin’ dedi. Şimdi o oyun tahsilat günü geldi, biz oyları bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turkiye-23-yildir-bu-iktidarin-yonetimi-altinda/feed/ 0 İş Dünyası, Türkiye’nin 2023 GSYH Sonuçlarını Memnuniyetle Karşıladı https://www.haber60.com.tr/is-dunyasi-turkiyenin-2023-gsyh-sonuclarini-memnuniyetle-karsiladi/ https://www.haber60.com.tr/is-dunyasi-turkiyenin-2023-gsyh-sonuclarini-memnuniyetle-karsiladi/#respond Fri, 01 Mar 2024 23:48:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13713 İş dünyası temsilcileri, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2023 yılına ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) sonuçlarını memnuniyetle karşıladı.

Türkiye ekonomisi geçen yıl yüzde 4,5, 2023’ün son çeyreğinde de yüzde 4 büyüme kaydetti. Türkiye, 2023’ün son çeyreğinde, yıllık bazda, ekonomik büyüme verisi açıklanan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütüne (OECD) üye ülkeler arasında ikinci, G20 ülkeleri arasında üçüncü ülke oldu.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, GSYH sonuçlarına ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, “İş dünyası olarak, yılın son çeyreğinde büyümenin yüzde 4,0 gerçekleşerek, yılın tamamında Orta Vadeli Program’da öngörülen yüzde 4,4’ün üzerinde, yüzde 4,5 olarak gerçekleşmesini memnuniyetle karşılıyoruz.” dedi.

Olpak, 2023 yılının pek çok açıdan zorlu bir yıl olduğunu ifade ederek, jeopolitik gelişmelerin dünya ekonomisi ve küresel ticaret üzerindeki olumsuz etkileri ile düşük küresel büyüme oranlarının gerçekleştiğini belirtti.

Türkiye’nin 2023 yılı büyüme performansı açısından hedef büyüme oranının aşılması ve büyüme istikrarının korunmasının değerli bir kazanım olduğunu vurgulayan Olpak, “Sektörel olarak değerlendirdiğimizde ise tarım sektöründeki ufak daralma dışında her sektörün büyümeye pozitif katkı verdiğini görüyoruz. Sanayideki büyümenin yüzde 0,8 artmasını da dikkatli okumalıyız. Çünkü sanayimizdeki ivme, ihracatımızın artışıyla da doğrudan etkilidir.” değerlendirmelerinde bulundu.

Olpak, şunları kaydetti:

“Sonuçları yıllık olarak değerlendirdiğimizde, ihracatımızın özellikle 2023’ün ilk yarısında küresel ekonomideki gelişmelere bağlı olarak negatif katkı vermesiyle, yılın ikinci yarısındaki toparlanmaya rağmen yılın tamamında büyümeye negatif katkı veren tek kalem olduğunu görüyoruz. 2024 yılına da yine küresel zorluklarla mücadele ederek başladık. Elbette yurt içinde finansal istikrarı sağlayarak, yatırım, üretim ve ihracatı artırma odaklı politikaların uygulanmasına devam etmek önemli. Özellikle küresel büyümenin yavaş seyrettiği bir ortamda ihracatımızın büyümeye daha fazla katkı sağlaması açısından, sanayi sektöründeki büyümenin bu dönemde daha fazla ön plana çıkması gerektiğini düşünüyoruz.”

“Türkiye üretim ve ihracata dönüşecek yatırımlarla büyüdü”

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe de büyümede yaşanan bu istikrarın son derece değerli olduğunu belirtti.

Gültepe, dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer almak gibi büyük bir hedef olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak en büyük hedefimiz, ülkemizin küresel ihracat liginde de ilk 10 ülke arasında yer alması. 2023 yılında büyüme rakamlarının detaylarını iyi okumamız gerekiyor. Büyümenin çok önemli bir bölümü makine ve teçhizat yatırımlarından geldi. Bu yatırımları, yakın gelecekte daha çok üretimin ve daha çok ihracatın müjdecisi olarak değerlendiriyoruz. Diğer yandan ihracatın büyümeye katkısında bir miktar gerileme var. Bu durum da dış talepte daralma ve rekabetçilik kaybına işaret ediyor.

Bu iki rakamı birlikte okuduğumuzda, sanayicinin yatırım iştahının yüksek olduğunu ancak rekabetçilik noktasında yaşanan gerilemenin ihracatı olumsuz etkilediğini görüyoruz. Bu yatırımların artmasında, önceki yıllarda rekabetçilikte kazandığımız güçlü rüzgarın bir etkisi var. 2024 yılında küresel talep noktasında önemli artışlar bekleniyor. İhracat ailesi olarak ülkemizde üretim, yatırım ve istihdamın dinamosu olmaya devam edeceğiz.”

“Büyüme oranları 2024 yılı için çok büyük bir motivasyon kaynağı olacak”

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Mahmut Asmalı da milli ekonominin pozitif büyüme eğilimini üst üste 14’üncü çeyreğe taşıyarak “Türkiye Yüzyılı” iddiasına yaraşır bir başlangıç yaptığını söyledi.

Asrın felaketi olarak nitelenen 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin yanı sıra mayıs ayında yapılan iki büyük seçim sürecinin getirdiği belirsizliklere rağmen Türkiye ekonomisinin göstermiş olduğu bu performansın takdire şayan bir gelişme olduğunu dile getiren Asmalı, şöyle devam etti:

“MÜSİAD olarak, söz konusu büyüme oranlarının 2024 yılı için de çok büyük bir motivasyon kaynağı olacağına inanıyor, ülke ekonomimizin üretim, ihracat ve istihdam odaklı büyüme sürecinin devam edeceğine olan inancımızı yineliyoruz. Makro-finansal dengelenme bağlamında Türkiye ekonomisi için oldukça önemli ve başarılı bir dönem olarak geride kalan 2023’ün ardından Türkiye ekonomisi; enflasyonu kalıcı bir şekilde düşürme, kurda istikrarı sağlama, kamu mali dengeleri ve dış ticarette sürdürülebilirliğe ulaşma hedeflerine adım adım yaklaşmayı sürdürecektir.”

“OVP hedefinin aşılması pozitif bir gelişme”

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de büyümenin 14 çeyrektir sürmesi ve 2023’te yüzde 4,5 ile OVP hedefinin aşılmasının pozitif bir gelişme olduğunu ifade ederek, “2023’te tüketimin katkısı öne çıkarken, iş dünyası olarak 2024’ün katma değerli dış taleple fark oluşturacak bir yıl olması için çalışacağız. Öte yandan, yatırımların artması ve tarımsal üretime yeni bir soluk getirmek için de daha çok gayret etmeliyiz.” dedi.

“Ülkemiz hak ettiği not artırımlarına kavuşacaktır”

Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın da Türkiye’nin kesintisiz bir şekilde 14 çeyrektir ekonomisini büyütmesinin büyük bir başarı olduğunu ifade ederek, kamu maliyesindeki tasarrufun etkilerinin son çeyrekte görülmesinin gayet memnuniyet verici olduğunu kaydetti.

Gelişmiş ülkelerde teknik resesyonun konuşulduğunu aktaran Aydın, “Rotamız, OVP hedeflerinden sapmadan üretimle büyüyen kalıcı sürdürebilir bir ekonomik büyümedir. Özellikle son çeyrekte kamu maliyesinde görülen harcamalarda tasarruf tedbirlerine uyulduğunu görmek OVP hedeflerine de uygun gösterilmektedir. Bu aynı zamanda kredi derecelendirme kuruluşlarının da dikkatlerinden kaçmayacak ve ülkemiz hak ettiği not artırımlarına kavuşacaktır.” diye konuştu.

“Gelecek için umut verici”

İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz da küresel ekonomilerde yön arayışının sürdüğü ve zayıflama beklentisinin olduğu bir süreçte, Türkiye ekonomisinin 2023 yılının tamamında gösterdiği yüzde 4,5’lik büyüme performansının gelecek için umut verici olduğunu ve önemli bir başarıya imza atıldığını söyledi.

Küresel ticarette yaşanan olumsuzluklardan, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan, ABD, Çin ve AB ekonomilerindeki zayıflıklardan bahseden Kopuz, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Tüm olumsuzluklara rağmen 2024 için Türkiye olarak OVP hedefimiz olan yüzde 4 büyüme hedefimizde bir bozulma olmayacağını düşünüyoruz. 2023 yılında elde edilen bu güçlü büyüme oranı, küresel piyasalarda faizlerin düşeceği ve yatırım iştahının artacağını umduğumuz bir sürece daha güçlü girmemizi sağlayacaktır. Bu noktada fiyat istikrarına karşı uygulanan sıkılaştırıcı politika adımlarını ekonomik aktiviteye ve istihdama halel gelmeyecek şekilde sürdürülmesi önem arz ediyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/is-dunyasi-turkiyenin-2023-gsyh-sonuclarini-memnuniyetle-karsiladi/feed/ 0
Dünyanın en düşük doğum oranına sahip Güney Kore’de kadınlar neden çocuk sahibi olmuyor? https://www.haber60.com.tr/dunyanin-en-dusuk-dogum-oranina-sahip-guney-korede-kadinlar-neden-cocuk-sahibi-olmuyor/ https://www.haber60.com.tr/dunyanin-en-dusuk-dogum-oranina-sahip-guney-korede-kadinlar-neden-cocuk-sahibi-olmuyor/#respond Fri, 01 Mar 2024 01:39:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13489 Yağmurlu bir Salı gününde Yejin, yalnız yaşadığı evinde arkadaşlarına öğle yemeği hazırlıyor.

Yemek yerken kadınlardan bir tanesi telefonunda “Dikkat edin. Bizim gibi soyunuzun tükenmesine izin vermeyin” diyen bir dinozorun görselini gösteriyor.

Kadınlar gülüyor.

Televizyon yapımcısı olan 30 yaşındaki Yejin, “Bu hem komik hem de çok trajik. Yok oluşumuza yol açabileceğimizin farkındayız” diyor.

Ne kendisi ne de arkadaşlarından herhangi biri çocuk sahibi olmayı planlamıyor.

Onlar çocuksuz yaşamı seçen, giderek büyüyen bir kadın topluluğunun parçası.

Güney Kore, dünyadaki en düşük doğum oranına sahip ve her yıl kendi rekorunu kırmaya devam ediyor.

Son nüfus verilerinde doğum oranının 2023 yılında yüzde 8 daha düşerek 0,7’ye gerilediği görüldü.

Bu veri bir kadının yaşamı boyunca sahip olması beklenen çocuk sayısı.

Nüfusun sabit kalması için bu sayının 2,1 olması gerekiyor.

Eğer bu şekilde devam ederse Güney Kore nüfusunun 2100 yılına kadar yarıya düşmesi bekleniyor.

‘Ulusal acil durum’

Dünyadaki birçok gelişmiş ülkede doğum oranları düşüyor.

Ancak hiçbirindeki düşüş Güney Kore kadar hızlı değil.

50 yıl içinde ülkede çalışma çağındaki insanların sayısının yarıya düşmesi, zorunlu askerlik hizmetine katılmaya uygun kişi sayısının yüzde 58 oranında azalması ve nüfusun neredeyse yarısının 65 yaşın üzerinde olması bekleniyor.

Bu durum ülkenin ekonomisi, emeklilik fonları ve güvenliği için o kadar kötü ki siyasetçiler ‘ulusal acil durum’ ilan etti.

Birbirini izleyen hükümetler yaklaşık 20 yıl boyunca sorunu harcama yaparak çözmeye çalıştı.

Şimdiye kadar yaklaşık 379,8 trilyon KRW (286 milyar dolar) değerinde yatırım yapıldı.

Çocuk sahibi olan çiftlere aylık ödemeler, sübvanse edilmiş konutlar ve ücretsiz ulaşım gibi yardımlar yapılıyor.

Hükümet çocuk yapmak isteyen evli çiftlerin hastane masraflarını ve tüp bebek tedavilerini bile karşılıyor.

Ancak bu tür teşviklerin işe yaramaması nedeniyle siyasetçiler daha yaratıcı çözümler bulmaya yöneliyor.

Örneğin Güneydoğu Asya’dan çocuk bakıcıları getiriliyor ve asgari ücretin altında çalıştırılıyor veya 30 yaşından önce üç çocuk sahibi olan erkekler askerlik hizmetinden muaf tutuluyor.

Ancak gençler ve özellikle de kadınlar, siyasetçilerin kendilerine kulak vermediğini söylüyor.

BBC, geçen yıl ülkeyi dolaşarak çocuk sahibi olmamaya karar veren kadınlarla konuştu ve bu kararın arkasındaki sebepleri anlamaya çalıştı.

Yejin henüz 20’li yaşlarındayken tek başına yaşamaya karar verdiğinde sosyal normlara meydan okudu.

Güney Kore’de yalnız yaşamak büyük ölçüde kişinin hayatında geçici bir aşama olarak görülüyor.

Yejin beş yıl önce de evlenmemeye ve çocuk yapmamaya karar verdi.

Yejin, “Kore’de ev işlerini ve çocuk bakımını paylaşacak bir erkek bulmak zor. Tek başına çocuk sahibi olan kadınlar hakkında da kötü düşünülüyor” diyor.

2022 yılında Güney Kore’deki doğumların yalnızca yüzde 2’si evliliklerin dışında gerçekleşti.

‘Sürekli bir çalışma döngüsü’

Kariyerine odaklanmayı tercih ettiğini söyleyen Yejin, televizyon yapımcısı olarak çalıştığı işinin ona çocuk sahibi olma fırsatı vermediğini belirtiyor.

Güney Kore’de çalışma saatleri oldukça uzun.

“İşimi çok seviyorum ve beni tatmin ediyor” diyen Yejin, “Ama Kore’de çalışmak zor. Sürekli bir çalışma döngüsü içindesiniz” diye devam ediyor.

Yejin, işinde daha iyi olmak için boş zamanlarında ders çalışması yönünde de baskı olduğunu söylüyor:

“Koreliler, sürekli kendilerini geliştirmeye çalışmazlarsa geride kalacaklarını ve başarısız olacaklarını düşünüyorlar. Bu korku bizi iki kat daha fazla çalışmaya itiyor.”

“Hafta sonu geldiğinde, Pazartesi günü işe dönecek enerjiyi toplamak için bazen serum taktırdığını” söyleyen Yejin, aynı zamanda çocuk sahibi olmak için izin alması durumunda işine geri dönemeyeceğinden endişeleniyor.

Bu Kore’de oldukça yaygın bir korku.

Ücret eşitliği, işsizlik ve ev fiyatları

İnsan kaynakları alanında çalışan 28 yaşındaki bir başka kadın, doğum iznine ayrıldıktan sonra işten ayrılmak zorunda kalan ya da promosyon alamayan insanlar gördüğünü ve bu durumun kendisini asla bebek sahibi olmamaya ikna etmeye yettiğini söylüyor.

Güney Kore’de hem erkekler hem de kadınlar, çocuklarının ilk sekiz yılında bir yıllık izin hakkına sahip.

Ancak 2022 yılında, yeni babaların sadece yüzde 7’si izinlerinin bir kısmını kullanırken, bu oran yeni annelerde yüzde 70’ti.

Çalışma, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) göstergelerine göre dünyada en yüksek eğitim seviyesine sahip kadınlar Güney Kore’de yaşıyor.

Buna rağmen Güney Kore, ücret eşitliği ve işsiz kadın oranında en kötü ülkeler arasında.

Araştırmacılara göre kadınlar kariyer yapmak ya da aile kurmak arasında bir seçim yapmaya zorlanıyor.

Giderek daha fazla kadın ise kariyerini seçiyor.

5 yaşındaki çocuklara İngilizce öğreten Stella Shin 39 yaşında ve kendi çocuğu yok.

Stella bunun kendi tercihi olmadığını söylüyor.

6 yıldır evli ve çocuk istemesine rağmen çalışmak ve hayatını yaşamakla meşgul olduğunu söyleyen Stella, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığını ve artık yaşam tarzının çocuk yapmayı “imkansız” hale getirdiğini anlatıyor.

“Annelerin ilk iki yıl boyunca çocuklarına bakmak için işi bırakması gerekiyor, bu da beni çok mutsuz eder” diyen Stella, “Kariyerimi ve kendime bakmayı çok seviyorum” diye devam ediyor.

Çocuk sahibi olunca işten 2-3 yıl izin alma beklentisi kadınlar arasında yaygın.

Çocuk bakımını erkeklerle paylaşmak ise çok sık görülen bir şey değil.

İşinden vazgeçmek istese veya bir şekilde idare etmeye çalışsa bile Stella, ev fiyatlarının çok yüksek olması nedeniyle bunu göze alamayacağını belirtiyor.

Seul’da doğum oranı yüzde 0,59

Güney Kore nüfusunun yarısından fazlası başkent Seul’da ve çevresinde yaşıyor.

Bu da konut talebi ve diğer hizmetler üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor.

Seul’de doğum oranı 0,59’a düşerek ülkedeki en düşük oran oldu.

Barınmanın yanı sıra özel eğitim maliyetleri de kadınların çocuk yapmama tercihinde önemli bir etken.

Çocuklar 4 yaşından itibaren matematik, İngilizce, müzik ve tekvando gibi bir dizi pahalı, müfredat dışı kursa gönderiliyor.

Bu o kadar yaygın bir alışkanlık ki, vazgeçmek çocuğunuzu başarısızlığa sürüklemek olarak görülüyor.

Bu da aşırı rekabetçi bir ülke olan Güney Kore’de akıl almaz bir düşünce.

Güney Kore bu yüzden çocuk yetiştirmek için dünyanın en pahalı ülkesi haline geldi.

2022’de yapılan bir çalışmaya göre ülkedeki ailelerin yüzde 94’ü özel eğitimin ekonomik bir yük olduğunu, ancak sadece yüzde 2’sinin özel eğitimi tercih etmediğini tespit etti.

‘Kore, çocukların mutlu yaşayabileceği bir yer değil’

Minji (gerçek ismi değil) de hikayesini paylaşmak istiyor ama ailesine çocuk sahibi olmayacağını henüz söylemedi.

Kocasıyla birlikte sahil kenti Busan’da yaşayan Minji, “Çok şaşıracaklar ve hayal kırıklığına uğrayacaklar” diyor.

Minji 20’li yaşlarının zor geçtiğini ve sanatçı olmak istemesine rağmen hayatını ders çalışarak geçirdiğini söylüyor:

“Hayallerime ulaşmak için değil, sadece vasat bir hayat yaşamak için durmadan rekabet etmek zorunda kaldım. Bu çok yorucuydu.”

Şimdi 32 yaşında olan Minji, sonunda kendisini özgür hissettiğini ve hayatın tadını çıkarabildiğini anlatıyor.

Çocuğunu kendisine benzer, rekabetçi bir mutsuzluğun içine sürüklemek istemeyen Minji, “Kore, çocukların mutlu yaşayabileceği bir yer değil” diyor.

İç karartıcı bir sosyal olgu

Daejeon şehrinde yaşayan Jungyeon Chun, kendi deyimiyle “tek ebeveynli bir evlilik” sürdürüyor.

7 yaşındaki kızını ve 4 yaşındaki oğlunu okuldan aldıktan sonra yakındaki oyun parklarını geziyor ve kocası işten dönene kadar vakit geçiriyor.

Jungyeon, “Çocuk sahibi olurken çok büyük bir tercih yaptığımı düşünmüyordum, oldukça hızlı bir şekilde işime dönebileceğimi sandım” diyor.

Ancak Jungyeon kısa süre sonra sosyal ve ekonomik baskıların devreye girdiğini ve kendini tek başına ebeveynlik yaparken bulduğunu söylüyor.

Son 50 yılda Kore ekonomisi baş döndürücü bir hızla gelişerek kadınları yüksek öğrenime ve iş gücüne itti.

Ancak eş ve anne rolleri aynı hızda gelişmedi.

Hayal kırıklığına uğrayan Jungyeon, diğer anneleri gözlemlemeye başladı:

“Çocuk yetiştiren arkadaşım da depresyonda, karşı sokakta oturan arkadaşım da depresyonda. Bu bir sosyal olgu.”

Jungyeon, kadınların içinde bulundukları “trajik durum” nedeniyle annelik mucizesinden mahrum bırakıldığı için üzüldüğünü söylüyor.

‘Elimde olsa 10 çocuk yapardım’

Yejin’in evine dönelim. Öğle yemeğinden sonra arkadaşları kitapları ve diğer eşyalarını karıştırıyor ve onunla pazarlık yapıyor.

Kore’deki yaşamından sıkılan Yejin, Yeni Zelanda’ya taşınmaya karar verdi.

Bir sabah uyandığında kimsenin onu burada yaşamaya zorlamadığını fark ettiğini söylüyor.

Yejin hangi ülkelerin cinsiyet eşitliği konusunda üst sıralarda yer aldığını araştırdı ve Yeni Zelanda’nın açık arayla birinci sırada olduğunu gördü.

Yejin ve arkadaşlarına fikirlerini değiştirmeleri için onları ikna edebilecek bir şey olup olmadığını soruyorum.

Minsung’un cevabı beni şaşırtıyor:

“Çocuk sahibi olmayı çok isterim. Elimde olsa 10 çocuk yapardım.”

Onu durduran ne diye sorduğumda 27 yaşındaki kadın bana biseksüel olduğunu ve aynı cinsiyetten bir partneri olduğunu söylüyor.

Güney Kore’de eşcinsel evlilik yasal değil ve evli olmayan kadınların hamile kalmak için sperm donörlerini kullanmalarına genellikle izin verilmiyor.

Minsung, “Umarım bu bir gün değişir ve ben sevdiğim kişiyle evlenip çocuk sahibi olabilirim” diyor.

Minsung’un arkadaşları, Güney Kore’deki duruma bakıldığında anne olmak isteyen bazı kişilere izin verilmemesinin ironik olduğuna dikkat çekiyor.

Ancak görünen o ki siyasetçiler krizin derinliğini ve karmaşıklığını yavaş yavaş kabulleniyor.

Bu ay Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, şimdiye kadar yapılanların “işe yaramadığını” ve Güney Kore’nin “aşırı ve gereksiz düzeyde rekabetçi” bir ülke olduğunu kabul etti.

Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, hükümetinin artık düşük doğum oranını “yapısal bir sorun” olarak ele alacağını söyledi.

Ancak bunun ülkenin politikalarına nasıl yansıyacağı henüz belli değil.

Geçtiğimiz haftalarda Yeni Zelanda’da üç aydır yaşayan Yejin ile tekrar görüştüm.

Yeni hayatı, arkadaşları ve bir barın mutfağında çalıştığı işi hakkında çok heyecanlıydı:

“İş-yaşam dengem çok daha iyi. Hafta içinde arkadaşlarımla buluşabiliyorum. İş yerinde çok daha fazla saygı gördüğümü hissediyorum ve insanlar önyargılı değil. Bu da eve dönmek istemememe neden oluyor.”

Bu haber, Leehyun Choi ve Hosu Lee’in katkılarıyla hazırlandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dunyanin-en-dusuk-dogum-oranina-sahip-guney-korede-kadinlar-neden-cocuk-sahibi-olmuyor/feed/ 0
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Fransa ve AB’ye tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-cumhurbaskani-aliyev-fransa-ve-abye-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-cumhurbaskani-aliyev-fransa-ve-abye-tepki-gosterdi/#respond Fri, 01 Mar 2024 00:15:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13414 Azerbaycan aleyhi tutum sergileyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Marcon ve Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Josep Borrell’e tepki gösteren Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, “Azerbaycan kendi topraklarını ve egemenliğini sağlamak için diğer ülkelerin attığı adımlardan farklı adımlar atmıyor” dedi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Alman Doğu İş Dünyası Birliği İcra Direktörü Michael Harms başkanlığındaki heyeti kabul etti. Aliyev, 17 Şubat’ta Almanya’nın Münih kentinde Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un ev sahipliğinde Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’la yaptığı görüşmeyi hatırlatarak, Almanya’nın Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış sürecine katkı sağladığını vurguladı.

“Almanya, Fransa’nın aksine, barış sürecinde tarafsız kalıyor”

Almanya’nın önerisi üzerine Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanları arasında başkent Berlin’de bir toplantı yapılmasını desteklediğini belirten Aliyev, “Almanya, ateşi körükleyen ve Ermenistan’a öldürücü silahlar sağlayan Fransa’nın aksine, barış sürecinde tarafsız kalıyor. Uluslararası hukuk normları bizden yanadır. Ülkemizin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü sağladığımız için asılsız ve taraflı suçlamalarla karşı karşıya kaldık. Azerbaycan kendi topraklarını ve egemenliğini sağlamak için diğer ülkelerin attığı adımlardan farklı adımlar atmıyor” dedi.

“Bu açıklamaları ülkemize yönelik üstü kapalı tehditler olarak değerlendiriyoruz”

AB de dahil olmak üzere bir dizi uluslararası kuruluşlarda çifte standartlığın sıradan bir hale geldiğini belirten Aliyev, “Bu konuda Joseph Borrell’in doğru olmayan açıklamaları bizi hayal kırıklığına uğrattı. Öncelikle kendisinin bu açıklamaları hiçbir gerçeği yansıtmamakta ve uluslararası hukuk normlarına aykırıdır. İkinci olarak Azerbaycan tarafı bu açıklamaları ülkemize yönelik üstü kapalı tehditler olarak değerlendiriyor. Borrell, Azerbaycan’ın Ermenistan’a saldırması durumunda bunun acı sonuçlarla karşılaşacağını söyledi. Öncelikle Borrell, Azerbaycan’ın Ermenistan’a saldırmayı planladığı bilgisini nereden aldı? Bizim böyle bir planımız yok. Bunlar Bay Macron’un imaları. Bütün bunlar, Azerbaycan’ın Ermenistan’a saldırmaya hazırlandığı iddiasıyla bağlantılı olarak ülkemizi kötülemeye dayanan Fransa’nın Azerbaycan aleyhi politikasının bir parçasıdır” dedi.

Azerbaycan-Ermenistan sınırında Eylül 2023’te yaşanan son ciddi gerilimin ardından bu aya kadar sınırdaki durumun sakin olduğunu vurgulayan Aliyev, “Ancak şubat ayında bir Ermeni keskin nişancının bir Azerbaycan askerini ağır yaralaması üzerine, buna zamanında ve doğru bir şekilde karşılık vermek zorunda kaldık. Cevabımız birkaç dakika sürdü ve Ermenistan’ın Azerbaycanlıları öldürme girişiminin cezasız kalmayacağını anlaması yeterliydi ve dediğim gibi geçen yılın eylül ayından bu yana bu olay dışında sınırda sükunet hakimdi. Yani Sayın Borrell ve Sayın Macron bu bilgiyi gerçeklikten değil, hayallerinden alıyorlar” dedi.

“Macron, Borrell ve onlar gibiler tarafından suçlanıyoruz”

Azerbaycan’ın Karabağ’ı Ermenistan işgalden kurtarmasının ardından bazı AB’li politikacılar tarafından saldırıya uğradıklarını belirten Aliyev, “Toprak bütünlüğümüzü ve egemenliğimizi sağladıktan ve Karabağ’da bölücülüğün yuvasını yok ettikten sonra saldırılara maruz kaldık. Macron, Borrell ve onlar gibiler tarafından suçlanıyoruz. Ukrayna’yı ele alalım. Ukrayna da toprak bütünlüğünü yeniden sağlamak istiyor. Almanya ve diğer ülkeler Ukrayna’ya silah gönderiyor. Hepiniz Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü sağlaması gerektiğini beyan ediyorsunuz. Peki bizim toprak bütünlüğümüz? Bu konu Ukrayna sorunundan daha mı az önemli?” ifadelerini kullandı.

“Avrupa Konseyi’nden tamamen çekilme konusunu ciddi olarak ele alabiliriz”

Almanya Başbakanı Scholz’un açıklamaları ve eylemlerinde tarafsızlık gösterdiğini belirten Aliyev, “Liderliğini yaptığı partinin üyesi, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde Hristiyan olmayan 2 ülkeden biri olan Azerbaycan’ı dışlamak istiyor ve bunu gösterişli ve bilinçli bir şekilde yapıyor. Bildiğiniz gibi bu kurumun oturumlarına katılmama kararı aldık. Çünkü eğer duruşumuzu ifade etme hakkımız yoksa neden orada olalım? Bir yıl içinde heyetimizin hakları iade edilmezse Avrupa Konseyi’nden tamamen çekilme konusunu ciddi olarak ele alabiliriz” dedi.

“Rusya’nın yeni gerçekleri kabul ettiğini düşünüyorum”

Fransa, ABD ve Rusya’nın eş başkanlığındaki AGİT Minsk Grubu’nun 30 yıl boyunca Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki sorunun çözümü için hiçbir adım atmadığını söyleyen Aliyev, “Topraklarımızı kurtarmaya başladığımızda bu 3 ülke bize baskı yapmaya başladı. Her biri bizi yolumuzdan döndürmek için farklı araçlar kullandı. Topraklarımızı kurtarmamızı istemediler. Geçen yıl Eylül’de bölücülüğe son verdiğimizde yine yanlış yaptılar. Bazıları hala yanlış yapıyor. ABD ve Fransa’dan bahsediyorum. Rusya’nın artık olup biteni çok iyi anladığını ve yeni gerçekleri kabul ettiğini düşünüyorum. ABD ve Fransa da aynısını yapmalı. Aksi takdirde durum planladıkları gibi olmayacaktır. Bu ülkeler, ekonomisiyle, ordusuyla, geniş uluslararası ilişkileriyle Güney Kafkasya’nın lider ülkesi olan Azerbaycan ile çalışmalıdır” ifadelerini kullandı. – BAKÜ

]]>
https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-cumhurbaskani-aliyev-fransa-ve-abye-tepki-gosterdi/feed/ 0
Zelenskiy: Savaş tek bir kişi tarafından başlatıldı, ama biz hep birlikte hareket etmeliyiz https://www.haber60.com.tr/zelenskiy-savas-tek-bir-kisi-tarafindan-baslatildi-ama-biz-hep-birlikte-hareket-etmeliyiz/ https://www.haber60.com.tr/zelenskiy-savas-tek-bir-kisi-tarafindan-baslatildi-ama-biz-hep-birlikte-hareket-etmeliyiz/#respond Thu, 29 Feb 2024 23:48:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13389 – Zelenskiy: “Savaş tek bir kişi tarafından başlatıldı, ama biz hep birlikte hareket etmeliyiz”

TİRAN – Arnavutluk’taki Ukrayna-Güneydoğu Avrupa Zirvesi’nin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, “Savaş tek bir kişi tarafından başlatıldı, ama biz hep birlikte hareket etmeliyiz” dedi.

Arnavutluk’un başkenti Tiran’da düzenlenen Ukrayna-Güneydoğu Avrupa Zirvesi sona erdi. Zirvenin ardından tüm katılımcıların yer aldığı aile fotoğrafı çekilirken, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ortak basın toplantısı düzenledi. Başbakan Rama yaptığı açıklamada, Zelenskiy’nin sadece bir ülkenin devlet başkanı değil, aynı zamanda bir direnişin lideri olduğunu vurgulayarak, bu zirvenin “neo-emperyalist güce karşı bir araya gelme” amacı taşıdığını ifade etti. Arnavutluk olarak Ukrayna’yı kararlılıkla desteklediğini ifade eden Rama, kalıcı bir barış sağlanana dek bu desteğin devam edeceğini açıkladı.

“Ukrayna’ya yönelik desteğin bazen bir ülkenin iç siyasetine dönüştüğüne şahit oluyoruz”

Ukrayna’nın sahip olduğu ihtiyaçların farkında olmasına rağmen kapasitelerinin yeterli olmaması sebebiyle gerekli yardımları sağlayamadıklarını dile getiren Rama, Ukrayna’da Rus saldırganlığının iki yıla aşkın bir süredir devam ettiğini hatırlattı. Rama, Ukrayna’ya yönelik desteğin bazen bir ülkenin iç siyasetine dönüştüğüne, bu desteğin bazen duraksadığına veya bürokratik gecikmelerin yaşandığına şahit olduklarını üzülerek ifade etti. Rama, dolayısıyla vakit kaybetmeden Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü sağlamak için gerekenlerin yapılması gerektiğini vurguladı.

“Bu savaşı, ülkeleri ilhak edilen halkın elinden silahları alarak durduramayız”

Son zamanlarda bazı ülkelerde farklı kesimlerin Ukrayna’ya yönelik yardımların kesilmesi yönündeki çağrılarına değinen Rama, “bu savaşın, ülkeleri ilhak edilen halkın elinden silahları alarak durdurmanın mümkün olmadığını” vurguladı.

“Ukrayna barışı ancak Zelenskiy’in 10 maddelik barış planına göre hareket edildiği takdirde sağlanabilir”

Rama, Putin’in Ukrayna’yı işgal etme planında başarısız olduğunu ifade ederek, Ukrayna ve Ukraynalılar bu işgal girişimine karşı güçlü bir direniş sergilediğini belirtti. “Zelenskiy ve Ukraynalılara karşı ancak hayranlık duyarım” ifadelerini kullanan Rama, Ukrayna’da barışın tesis edilmesi için her türlü işbirliğine açık olduklarını vurgulayarak, bu barışın ancak Zelenskiy’nin Barış Formülü’yle tesis edilebileceğini açıkladı.

“Ukrayna’ya mühimmat teminatını devam ettirmek için elimizden geleni yapmalıyız”

Zelenskiy ise, işbirliği ve ülkesine karşı sağladığı yardımlardan ötürü Başbakan Rama’ya teşekkür ederek, Ukrayna’ya mühimmat göndermeye devam etmek için her şeyin yapılması gerektiğini, Kiev’in de Batı Balkanlarda yer alan tüm ülkelerin AB’ye entegrasyonunu desteklediğini, bunun karşılığında Batı Balkan ülkelerin de Ukrayna’nın AB’ye entegrasyonunu desteklemesi gerektiğini söyledi.

“Bir araya gelip silah üretelim”

Zelenskiy, “Bir araya gelip silah üretmeliyiz. Bu hususta gecikmelerin yaşanmaması için elimizden geleni yapmalıyız” ifadelerini kullanarak, Ukrayna’nın Avrupa’ya ve ortak değerlerine sunabileceği istikrarına güvenilmesi gerektiğini vurguladı. Zelenskiy, “Ukrayna ve Güneydoğu Avrupa olarak işbirliği halinde olmalı ve hep birlikte İsviçre’de düzenlenecek küresel barış zirvesine katılmalıyız” dedi.

Batı Balkan ülke liderlerinden kendisinin geliştirdiği Barış Formülü’ne destek vermelerini talep eden Zeleneskiy, “Savaş tek bir kişi tarafından başlatıldı, ama biz hep birlikte hareket etmeliyiz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/zelenskiy-savas-tek-bir-kisi-tarafindan-baslatildi-ama-biz-hep-birlikte-hareket-etmeliyiz/feed/ 0
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy: ‘Savaş tek bir kişi tarafından başlatıldı, ama biz hep birlikte hareket etmeliyiz’ https://www.haber60.com.tr/ukrayna-devlet-baskani-zelenskiy-savas-tek-bir-kisi-tarafindan-baslatildi-ama-biz-hep-birlikte-hareket-etmeliyiz/ https://www.haber60.com.tr/ukrayna-devlet-baskani-zelenskiy-savas-tek-bir-kisi-tarafindan-baslatildi-ama-biz-hep-birlikte-hareket-etmeliyiz/#respond Thu, 29 Feb 2024 23:36:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13378 Arnavutluk’taki Ukrayna-Güneydoğu Avrupa Zirvesi’nin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, “Savaş tek bir kişi tarafından başlatıldı, ama biz hep birlikte hareket etmeliyiz” dedi.

Arnavutluk’un başkenti Tiran’da düzenlenen Ukrayna-Güneydoğu Avrupa Zirvesi sona erdi. Zirvenin ardından tüm katılımcıların yer aldığı aile fotoğrafı çekilirken, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ortak basın toplantısı düzenledi. Başbakan Rama yaptığı açıklamada, Zelenskiy’nin sadece bir ülkenin devlet başkanı değil, aynı zamanda bir direnişin lideri olduğunu vurgulayarak, bu zirvenin “neo-emperyalist güce karşı bir araya gelme” amacı taşıdığını ifade etti. Arnavutluk olarak Ukrayna’yı kararlılıkla desteklediğini ifade eden Rama, kalıcı bir barış sağlanana dek bu desteğin devam edeceğini açıkladı.

“Ukrayna’ya yönelik desteğin bazen bir ülkenin iç siyasetine dönüştüğüne şahit oluyoruz”

Ukrayna’nın sahip olduğu ihtiyaçların farkında olmasına rağmen kapasitelerinin yeterli olmaması sebebiyle gerekli yardımları sağlayamadıklarını dile getiren Rama, Ukrayna’da Rus saldırganlığının iki yıla aşkın bir süredir devam ettiğini hatırlattı. Rama, Ukrayna’ya yönelik desteğin bazen bir ülkenin iç siyasetine dönüştüğüne, bu desteğin bazen duraksadığına veya bürokratik gecikmelerin yaşandığına şahit olduklarını üzülerek ifade etti. Rama, dolayısıyla vakit kaybetmeden Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü sağlamak için gerekenlerin yapılması gerektiğini vurguladı.

“Bu savaşı, ülkeleri ilhak edilen halkın elinden silahları alarak durduramayız”

Son zamanlarda bazı ülkelerde farklı kesimlerin Ukrayna’ya yönelik yardımların kesilmesi yönündeki çağrılarına değinen Rama, “bu savaşın, ülkeleri ilhak edilen halkın elinden silahları alarak durdurmanın mümkün olmadığını” vurguladı.

“Ukrayna barışı ancak Zelenskiy’in 10 maddelik barış planına göre hareket edildiği takdirde sağlanabilir”

Rama, Putin’in Ukrayna’yı işgal etme planında başarısız olduğunu ifade ederek, Ukrayna ve Ukraynalılar bu işgal girişimine karşı güçlü bir direniş sergilediğini belirtti. “Zelenskiy ve Ukraynalılara karşı ancak hayranlık duyarım” ifadelerini kullanan Rama, Ukrayna’da barışın tesis edilmesi için her türlü işbirliğine açık olduklarını vurgulayarak, bu barışın ancak Zelenskiy’nin Barış Formülü’yle tesis edilebileceğini açıkladı.

“Ukrayna’ya mühimmat teminatını devam ettirmek için elimizden geleni yapmalıyız”

Zelenskiy ise, işbirliği ve ülkesine karşı sağladığı yardımlardan ötürü Başbakan Rama’ya teşekkür ederek, Ukrayna’ya mühimmat göndermeye devam etmek için her şeyin yapılması gerektiğini, Kiev’in de Batı Balkanlarda yer alan tüm ülkelerin AB’ye entegrasyonunu desteklediğini, bunun karşılığında Batı Balkan ülkelerin de Ukrayna’nın AB’ye entegrasyonunu desteklemesi gerektiğini söyledi.

“Bir araya gelip silah üretelim”

Zelenskiy, “Bir araya gelip silah üretmeliyiz. Bu hususta gecikmelerin yaşanmaması için elimizden geleni yapmalıyız” ifadelerini kullanarak, Ukrayna’nın Avrupa’ya ve ortak değerlerine sunabileceği istikrarına güvenilmesi gerektiğini vurguladı. Zelenskiy, “Ukrayna ve Güneydoğu Avrupa olarak işbirliği halinde olmalı ve hep birlikte İsviçre’de düzenlenecek küresel barış zirvesine katılmalıyız” dedi.

Batı Balkan ülke liderlerinden kendisinin geliştirdiği Barış Formülü’ne destek vermelerini talep eden Zeleneskiy, “Savaş tek bir kişi tarafından başlatıldı, ama biz hep birlikte hareket etmeliyiz” dedi. – TİRAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/ukrayna-devlet-baskani-zelenskiy-savas-tek-bir-kisi-tarafindan-baslatildi-ama-biz-hep-birlikte-hareket-etmeliyiz/feed/ 0
Kırgızistan-Türkiye İş Forumu Bişkek’te düzenlendi https://www.haber60.com.tr/kirgizistan-turkiye-is-forumu-biskekte-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/kirgizistan-turkiye-is-forumu-biskekte-duzenlendi/#respond Thu, 29 Feb 2024 22:12:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13300 Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un himayesinde başkent Bişkek’te, Kırgızistan-Türkiye İş Forumu düzenlendi.

Forum, Kırgızistan Bakanlar Kurulu Başkanı Akılbek Caparov, Ekonomi ve Ticaret Bakanı Daniyar Amangeldiyev, Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Ahmet Sadık Doğan, Bişkek Belediye Başkanı Aybek Cunuşaliyev ve Türkiye’den gelen 60 kişilik iş insanı heyetinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Caparov, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, hükümet olarak iki ülkenin ilişkilerini geliştirecek yeni fikirlere ve yeni projelere açık ve hazır olduklarını vurguladı.

Türk iş insanlarını Kırgızistan’a yatırım yapmaya çağıran Caparov, “Türkiye ile ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini Kırgızistan’ın stratejik avantajı olarak değerlendiriyoruz.” dedi.

Caparov, Bişkek’te faaliyet gösteren Kırgız-Türk Dostluk Devlet Hastanesi’nin iki ülke ilişkilerin başarılı gelişiminde örnek teşkil ettiğinin altını çizdi.

2023 yılının ikili ilişkilerde çok faydalı bir yıl olduğunu belirten Caparov, ikili ticaretin istikrarı için Ankara’da Kırgızistan’ın Ticaret Temsilciliğinin açıldığını anımsattı.

Caparov, iki ülke arasındaki ortak ticaret hacminde artış olduğuna dikkati çekerek, Kırgızistan’dan Türkiye’ye ihraç edilen ürünleri sıraladı.

“Türkiye, Kırgızistan’ın ana ticaret ortaklarından biridir”

Kırgızistan Ekonomi ve Ticaret Bakanı Amangeldiyev de Kırgızistan’daki yatırım olanaklarını ve potansiyelini içeren bir sunum yaparak, “Türkiye, Kırgızistan’ın ana ticaret ortaklarından biridir.” dedi.

Amangeldiyev, ülkede büyük projelerin hayata geçirilmesine ilgi gösterdiklerini vurgulayarak, vergi kanununda yapılan düzenlemeleri ve ülkenin vergi muafiyet imkanlarını paylaştı.

Kırgızistan’da gelecek vadeden alanların arasında enerji, sanayi, ticaret, turizm ve finansal işbirliği olduğunu belirten Amangeldiyev, Türk iş insanlarından bu sektörleri değerlendirmesini istedi.

Amangeldiyev, Türk tarafının “Büyük İpek Yolu” markasının potansiyelini kullanması ve ülkeler arası turistik güzergahları geliştirmesi tavsiyesinde bulundu.

Bankacılık sektöründeki hizmetlere değinen Amangeldiyev, “Transfer ve döviz işlemlerinin hızlandırılması amacıyla Türk ticari bankalarının Kırgızistan’da temsilciliklerinin (şubelerinin) açılmasını tavsiye ediyoruz.” diye konuştu.

2024 yılı, Türkiye ile Kırgızistan için önemli bir yıl

Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Doğan, 2024 yılının Türkiye ile Kırgızistan arasındaki yatırım ve ticaret ilişkilerinde önemli aşama kaydedilen bir yıl olmasını istediklerini ve Türkiye olarak bu hedefe ulaşmak için gayret gösterdiklerini belirtti.

Doğan, “Kırgızistan bizim dost ve kardeş ülkemizdir.” dedi.

Kırgızistan yönetiminin yatırımcının yanında olduğunu vurgulayan Doğan, “Lütfen bu fırsatı kullanınız. Kırgızistan su, enerji, elektrik bakımından yatırım için çok uygun bir ülke. Yatırımcıların bunu değerlendirmelerini rica ediyorum. Kırgızistan’a sizleri davet ediyorum.” diye konuştu.

Doğan, “Ben Kırgızistan’da yaklaşık üç senedir görev yapıyorum. Kırgızistan hükümeti de yaklaşık üç yıldır görev yapıyor. Bu dönemde iş dünyasının çözülmeyen sorununu görmedim. Kırgızistan hükümetinin yardımcı olmadığı bir konu görmedim. Bunları iş dünyamızın dikkatine sunmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Türk iş insanı heyetinin temsilcisi Yavuz Altun, Kırgızistan’ı daha önce bir kez ziyaret ettiğini ve kendilerini “evlerinde gibi” hissettiklerini söyledi.

Altun, Kırgızistan’ın 200 milyonluk bir coğrafyaya hizmet etmek isteyen bütün üretici ve sanayiciler için muhteşem fırsatların bulunduğu bir ülke olduğunu vurguladı.

Forum kapsamında, ikili iş görüşmeler yapıldı ve yerel firmalar gıda alanındaki ürünlerini sergiledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kirgizistan-turkiye-is-forumu-biskekte-duzenlendi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Önümüze hangi badire çıkarsa çıksın ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkartmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi… https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-onumuze-hangi-badire-cikarsa-ciksin-ulkemizi-demokrasi-ve-kalkinma-rotasindan-cikartmadan-hedeflerine-dogru-ilerletmeyi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-onumuze-hangi-badire-cikarsa-ciksin-ulkemizi-demokrasi-ve-kalkinma-rotasindan-cikartmadan-hedeflerine-dogru-ilerletmeyi/#respond Thu, 29 Feb 2024 21:33:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13271 Kütahya’da partisinin mitingine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hamdolsun önümüze hangi badire çıkarsa çıksın ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkartmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık. Tabii bu arada ciddi bedeller de ödedik, ödüyoruz” dedi.

Kütahya’ya gelerek partisinin mitinginde 35 bin vatandaşa seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önemli açıklamalarda bulundu. Son yıllarda ülkede yaşananların parti olarak belirledikleri hedeflerine engel olamadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemiz Gezi olaylarından beri süren, 15 Temmuz’da daha da keskinleşen 2018’den itibaren iyice alenileşen bölgesel ve küresel krizlerle daha da derinleşen sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Hamdolsun önümüze hangi badire çıkarsa çıksın ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkartmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık. Tabii bu arada ciddi bedeller de ödedik, ödüyoruz. Milli birliğimize yönelik saldırıları bertaraf ederken yeri geldi darbecilere karşı canımız pahasına direndik. Yeri geldi sınırlarımıza dayanan teröristlerle boğuştuk, Cudi dağında onları mağaralara gömdük. Tendürek’te gömdük, Bestler Dereler’de gömdük, Gabar’da gömdük ve Türkiye’de kendilerine yer bulamadılar” dedi.

“Biz harcadığımız her kuruşu, devleti ve milletiyle birlikte çalışıp kazanmak mecburiyetindeyiz”

Ülke ekonomisinin yönetimi hakkında konuşan Erdoğan, “Hiç şüphesiz hayat pahalılığıyla da mücadele ettik. En çok etkilediği kesimlerin başında emeklilerimiz vardır. Her ne kadar emekli maaşlarını bizler önceki dönemlerle kıyas edilemeyecek seviyelere çıkartsak da gönlümüz vatandaşlarımızın hayatlarını daha iyi şartlarda sürdürmesini istiyor. Kardeşlerim, ekonomi dediğiniz olay diğer boyutlarının ötesinde hesap kitap işidir. Devletin gelirleri ve giderleri arasındaki dengeyi tutturamazsanız tıpkı 1970’lerde ve 1990’larda olduğu gibi siyasi sosyal ve ekonomik çalkantıların pençesine düşmeniz kaçınılmazdır. Türkiye kimi ülkelerin sahip olduğu gibi karşılıksız elde ettiği gelir kaynaklarına sahip değildir. Biz harcadığımız her kuruşu devleti ve milletiyle birlikte çalışıp kazanmak mecburiyetindeyiz. Mesela yaklaşık 11 trilyon giderle bağladığımız 2024 bütçemizi ele alalım. Bunun 1 trilyon liradan fazlasını deprem harcamalarına ayırdık. Devletin tüm çalışanları için yaklaşık 3 trilyon lira personel gideri var. Yatırımlar için 1,6 trilyon liraya yakın bir kaynak kullanılacak, emekli maaşları için ayrılan miktar yaklaşık 3 trilyon liraya yakın. Eğitim için 1,6 trilyon lira, sağlık için 1,6 trilyon lira, sosyal yardımlar için 500 milyar lira, mali idareler için 860 milyar lira tahsis edildi. Diğer kalemleri söylemiyorum bile” ifadelerini kullandı.

“Emeklilerimize hak ettikleri parayı vereceğiz”

Emeklilerin aldıkları maaşlarda iyileştirme yapılacağının müjdesini veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kardeşlerim, en düşüğü 10 bin lira olan emekli maaşı ömrünü kendisinin ve ailesinin geçimi için harcamış vatandaşlarımız için yeterli mi, elbette değil. Peki emekli maaşlarını arzu ettiğimiz düzeye nasıl yükselteceğiz? Devlet ve millet olarak daha fazla çalışacak, daha çok gelir elde edecek, ortaya çıkan kazançtan da emeklilerimize hak ettikleri parayı vereceğiz. Şimdi birileri çıkıyor, emekli maaşlarına 7 bin lira, 10 bin lira seyyanen ekleyelim diyerek kendi akıllarınca emeklilerimizi tahrik ediyor. Bakınız, bizim ülkemizde hali hazırda 16 milyon emeklimiz var. Emekli maaşlarına 7 bin lira eklemek demek bütçeden yaklaşık 1,4 trilyon liralık, 10 bin lira eklemek demek 1,9 trilyon liralık bir kaynağı buraya aktarmak demektir. Dikkat ediniz, mevcut maaşların tutarından söz etmiyorum. Sadece 7 bin lira veya 10 bin lira olarak ifade edilen ek artışın maliyetini anlatıyorum. Yani 2024 yılı boyunca ülkemizde tek çivi çakmasak, tüm yatırım bütçesini buraya aktarsak bile bu gideri karşılamaya yetmiyor. Aynı şekilde deprem harcamalarının tamamını bu iş için kullansak yine yeterli gelmiyor. Eğitime, sağlığa tek kuruş harcamadan her birinin tüm bütçesini buraya aktarsak ucu ucuna ya kurtarıyor ya kurtarmıyor. Askeriyle, polisiyle, eğitimcisiyle, sağlıkçısıyla, velhasıl tüm memuru ve işçisiyle devletin çalışanlarının yarısından fazlasına maaşlarını vermesek o zaman belki bu ilave gideri karşılayabiliriz” diye konuştu.

“6 Şubat depremlerinin ekonomimize maliyeti 104 milyar dolar”

Yüzyılın felaketi olarak akıllara kazanan Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ülke ekonomisine 104 milyar dolar maliyet oluşturduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Altını tekrar çizerek ifade ediyorum, burada konuştuğumuz emeklilerimizin mevcut maaşlarının maliyeti değil, yapılması istenen ilave artışların tutarıdır. Ayrıca seyyanen artışların emekli maaşları arasında yol açtığı adaletsizliğin de farkındayız. Sırtında yumurta küfesi taşımayanlar tabii ki istedikleri gibi atıp tutabilirler. Sorumluluk makamında olmayanlar her aklına eseni söyleyebilirler ama milletin, ülkeyi ve devleti yönetme görevini verdiği bizim için böyle bir durum asla söz konusu değil. Biz yaptığımız her işin hesabını 85 milyonun tamamına vermekle mükellefiz. Biz attığımız her adımı en detayına kadar hesaplamak zorundayız. Küresel ekonomik kriz dünyanın her yerinde çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere büyük kitlelerin refah kaybına uğramasına yol açtı. Türkiye’mizde kendi şartları çerçevesinde bu dalgadan etkilendi. Tüm bunların üstüne biz geçen sene asrın felaketi olan çok büyük bir deprem yaşadık. Sadece 6 Şubat depremlerinin ekonomimize maliyeti 104 milyar dolar. Buna rağmen hayat pahalılığı başta olmak üzere ekonomik dengeleri yeniden yerli yerine oturtmak için güçlü bir program uyguluyoruz. Allah’ın izniyle bu yılın sonunda itibaren programın olumlu sonuçlarını görmeye başlayacağız. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyüttükçe ortaya çıkan kazançtan her kesimden insanımız gibi emeklilerimizde istifade edecektir” dedi.

“Tek dertleri kaos çıkartıp ülkeyi kendilerine mecbur etmektir”

Türkiye’nin son 21 yılının önceki dönemlerinden çok daha iyi olduğunu belirten Erdoğan, “Siz oturdukları yerden atıp tutanlara bakmayın, onlar sadece istismar ve bozgunculuk peşinde koşuyor. Onların ne ülke, ne millet, ne de emeklilerimiz umurunda. Bu ülkenin ve bu milletin asırlık meselelerini nasıl biz çözdüysek bugünkü sıkıntıların üstesinden gelecek olan da yine biziz. Milletimizden sabır ve metanet istiyoruz. Türkiye’nin son 21 yılı ondan önceki dönemlerinden çok çok iyiydi. İnşallah yarınlarımız da bugünümüzden daha iyi olacak. İnsanımızı karamsarlık bataklığına sürüklemek isteyenlerin tek derdi buradan bir kaos çıkartıp ülkeyi kendilerine mecbur etmektir. Kendi partilerini öyle yönetiyor olabilirler ama bu millet kendi geleceği konusunda onların sinsi oyunlarına eyvallah etmez. Ne diyor üstad; yarın elbet bizim, elbet bizimdir, gün doğmuş, gün batmış bizimdir. Allah’ın izniyle bu tekerleği tümsekte bırakmayarak Türkiye yüzyılı bayrağını kör dünyanın tepesine biz dikeceğiz” diye konuştu.

“Kütahya’ya 101 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık”

Kütahya’ya yapılan yatırımlar hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Değerli kardeşlerim Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin en büyük ispatı şehirlerimize yaptığımız yatırımlardır. Bu çerçevede son 21 yılda Kütahya’ya ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 101 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık. Eğitimde 2 bin 900 adet yeni derslik inşa ettik. Şehrimize 2’nci devlet üniversitesi olarak Kütahya Sağlık Üniversitesi’ni kurduk. Gençlik ve sporda yükseköğrenim yurt yatak kapasitesini 12 bin 493’e çıkardık. 61 adet spor tesisi inşa ettik. Kütahya’ya kendine yakışacak bir stadyum kazandırmak için çalışmalara başladık. Sosyal yardımlarda Kütahyalı ihtiyaç sahiplerine 2,6 milyar tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta 320 yataklı Evliya Çelebi Devlet Hastanesi olmak üzere toplamda bin 50 yataklı 11 hastane ile 43 sağlık tesisi inşa ettik. Toplam 610 yataklı Kütahya Şehir Hastanemizin inşasında sona geldik. Son teknik testlerini de tamamladıktan sonra inşallah çok yakında sizlerin hizmetine vereceğiz. Şehrin ihtiyacına göre önümüzdeki dönemde 800 yataklı bir eğitim araştırma hastanesini de gündeme alabiliriz” dedi.

“Kütahya’da 9,2 milyon metrekare alanda kentsel dönüşüm çalışması yürütüyoruz”

Kütahya’da yapılan yol, baraj, gölet ve kentsel dönüşüm çalışmalarının hızla devam ettiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Domaniç Entegre İlçe Hastanemizin inşası başta olmak üzere 5 sağlık tesisinin yapımına devam ediyoruz. Kütahya’da TOKİ kanalıyla 12 bin 802 konutun yapımını tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. Bin 521 konutun yapımı sürüyor. Kütahya’da 9,2 milyon metrekare alanda kentsel dönüşüm çalışması yürütüyoruz. Şehrimizdeki 6 Millet Bahçesi projemizden 3’ünü tamamlayıp hizmete sunduk, diğerleriyle ilgili çalışmalar devam ediyor. Ulaştırmada Kütahya’da 24 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu 359 kilometreye çıkarttık. Simav yolunun ilk 15 kilometrelik kısmını tamamladık. Kalanıyla ilgili hazırlıklara devam ediyoruz. Abide-Pazarlar ve Emet-Simav yollarını, Germiyan ve Zafertepe kavşaklarını bu sene bitiriyoruz. Çavdarhisar-Abide yolunun, Dursunbey-Tavşanlı yolunun, Hisarcık-Gediz yollarını önümüzdeki sene tamamlıyoruz. Şehrimizin hem Eskişehir hem Afyon çıkışlarındaki trafiği rahatlatacak hem de Organize Sanayi Bölgelerimiz arasındaki ulaşımı kolaylaştıracak bir yol projesini hayata geçireceğiz. Ayrıca mevcut projenin yerine şehrin daha yakınından geçecek bir çevre yolu projesi üzerinde de çalışıyoruz. Kütahya il sınırları içindeki bütün demiryollarını yeniledik. Eskişehir- Kütahya-Balıkesir hattını elektrikli sinyalli hale getirip modernize ettik. Eskişehir-Antalya hızlı tren hattı hayata geçtiğinde inşallah duraklarından biri de Kütahya olacak. Kütahya’ya 21 baraj ve 8 gölet inşa ettik, 5 baraj ile 1 gölet daha inşa ediyoruz. Son 21 yılda inşa ettiğimiz sulama projeleri ile Kütahya’da 168 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Yapımı devam eden 21 sulama tesisimiz ile toplam 204 bin dekar araziyi daha sulamaya açacağız. İnşa ettiğimiz 118 adet taşkın koruma tesisiyle Kütahya şehir merkezi 144 yerleşim yeri ve 11 bin dekar araziyi taşkın zararlarından koruduk, 8 adet dere ıslahının inşası sürüyor” diye konuştu.

“Kütahya’da doğalgaz olmayan ilçe ve belde kalmayacaktır”

Kütahya’nın birçok ilçesine doğalgazın verildiğini, kalan ilçe ve beldeler için de doğalgaz planlamalarının yapıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Kütahyalı çiftçilerimize yaklaşık 16 milyar lira tutarında tarımsal hibe desteği verdik. Kütahya’da 6 yeni organize sanayi bölgesi, 1 teknopark, 9 araştırma geliştirme merkezi kurduk. Biraz sonra açılışını yapacağımız seramik fabrikalarıyla, Kütahya’nın bu alandaki marka değerini küresel ölçekte güçlendiriyoruz. İstihdamı desteklemek için Kütahya’daki işverenlere toplam 3 milyar lirayı aşan prim teşviki verdik. Enerjide Kütahya’ya, Çavdarhisar’a, Çitgöl’e Demirci’ye Emet’e Gediz’e Hisarcık’a Kuruçay’a Simav’a ve Tavşanlı’ya doğalgazı getirdik. Bu yıl içinde Eski Gediz, Naşa ve Seyitömer’e, 2026 yılında Altıntaş ve Domaniç doğalgaz arzı sağlamayı hedefliyoruz. Hedefimiz en kısa sürede Kütahya’da doğalgaz olmayan ilçe ve belde kalmayacaktır. Delikanlı, işaret aldığın gün atandan, yürüyeceksin millet yürüyecek arkandan” – KÜTAHYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-onumuze-hangi-badire-cikarsa-ciksin-ulkemizi-demokrasi-ve-kalkinma-rotasindan-cikartmadan-hedeflerine-dogru-ilerletmeyi/feed/ 0
Türkiye’nin Deri ve Deri Mamulleri Sektörü İhracatta Önemli Rol Oynuyor https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-deri-ve-deri-mamulleri-sektoru-ihracatta-onemli-rol-oynuyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-deri-ve-deri-mamulleri-sektoru-ihracatta-onemli-rol-oynuyor/#respond Thu, 29 Feb 2024 21:09:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13257 Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, “Türkiye’nin katma değerli sektörlerinden bir tanesi olan deri ve deri mamulleri sektörü, istihdama ve ihracata sağladığı etkiyle Türkiye ekonomisinde giderek artan öneme sahip.” dedi.

Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) tarafından İstanbul Fuar Merkezi’nde 70’incisi düzenlenen AYMOD Ayakkabı Moda Fuarı, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Üyesi Giyasettin Eyyüpkoca ve İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oğuz İnner’in katılımıyla açıldı.

Gürcan, buradaki konuşmasında, Türkiye’nin bu yılın ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,6’lık artışla 20 milyar dolarlık ihracat yaptığını belirterek, “Bu başarıda emeği geçen sanayicilerimize, iş insanlarımıza çok teşekkür ediyoruz. İnşallah şubat ayında da rakamlar çok iyi gelmekte ve şubat ayında da yeni bir rekoru, belki bugüne kadarki en yüksek şubat ayı rakamını da inşallah yakalayacağımızı umut ediyoruz.” ifadesini kullandı.

Gürcan, Türkiye’nin katma değerli sektörlerinden biri olan deri ve deri mamulleri sektörünün istihdama ve ihracata sağladığı etkiyle Türkiye ekonomisinde giderek artan öneme sahip olduğunu dile getirdi.

Deri ve deri mamulleri sektörünün ocak ayı ihracatının 162,9 milyon dolar olduğunu söyleyen Gürcan, “Ayakkabı ihracatımız 2022 yılında bir önceki yıla nazaran yüzde 21 artarak 1,31 milyar dolar seviyesine ulaştı. 2023 yılında ise küçük bir daralma yaşanarak 1,26 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi.” diye konuştu.

Gürcan, “Pandemi sürecinde lojistik zincirinin kırılması ve Çin’in kapanması dolayısıyla Türkiye burada çok büyük bir avantaj yakalamıştı. Bu avantajı sürekli hale getirmekte bizim ve iş insanlarının üzerine büyük bir görev düşüyor. Bu fırsatı sürekli hale getirmemizde fayda var.” dedi.

İTO Yönetim Kurulu Üyesi Giyasettin Eyyüpkoca da ayakkabının sadece temel bir ihtiyaç ürünü olmadığını, aynı zamanda küresel etkiye sahip bir moda ürünü olduğunu ifade etti.

Eyyüpkoca, “AYMOD, bu gerçeği bize bir kez daha hatırlatmaktadır. Yılda iki defa böylesi güzel bir platformun kuruluyor olması sektörün sahip olduğu gücü gösterme açısından oldukça kıymetlidir.” diye konuştu.

Eyyüpkoca, fuarın 500’e yakın firmayı 30 binden fazla ziyaretçiyle buluşturacağını söyledi.

TASD Başkanı Berke İçten de Türkiye’nin yıllık 580 milyon çiftle dünyanın 6’ncı, Avrupa’nın en büyük ayakkabı üretim kapasitesine sahip ülkesi olduğunu ifade etti. Sektörün fiyat tutturamadığı için 2023’te pazar kayıpları yaşadığını dile getiren İçten, ihracattaki gerilemenin ocak ayında da devam ettiğini belirtti.

Ocak ayını geçen yılın aynı ayına göre miktar bazında yüzde 25, değer bazında yüzde 33 ekside tamamladıklarını söyleyen İçten, şöyle devam etti:

“AYMOD’u ayakkabı endüstrimizin ihracatında artış trendini yeniden yakalamak için bir fırsata dönüştürmek istiyoruz. Fuarımıza 400’ü aşkın seçkin firma katılıyor. Katılımcılar arasında İtalya, Yunanistan ve Çin’in de aralarında bulunduğu ülkelerden 50 civarında firma yer alıyor. Yabancı ziyaretçilerin AYMOD’a ilgisi artarak devam ediyor. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri başta olmak üzere 100’ü aşkın ülkeden 7 bin alıcı AYMOD için İstanbul’a geldi. Ziyaretçiler arasında 49 ülkeden alım heyetleri bulunuyor. İnanıyorum ki firmalarımızla ziyaretçiler arasında bir yandan mevcut ilişkiler derinleştirilirken diğer taraftan da yeni işbirliklerinin temelleri atılacak.”

“Çakma üretim ülke ekonomimize zarar veriyor”

İçten, kamuoyunda “çakma” olarak adlandırılan taklit üretim nedeniyle kurallara uygun çalışan firmaların ve genel olarak sektörün büyük mağduriyet yaşadığına işaret etti.

Türkiye’de yıllık 150 milyon çiftin üzerinde çakma ayakkabı üretildiğini belirten İçten, “İşin bir de ithalat boyutu var. Yurt dışından ülkemize her yıl milyonlarca çift çakma ayakkabı getiriliyor. Çakma üretim sadece sektöre değil ülke ekonomimize de büyük zarar veriyor. Vergi ve SGK primi ödemeyen bu firmalar, çalışanlarına sigorta yaptırmadıkları ve sosyal haklarını vermedikleri için iş gücünü daha ucuza mal ediyorlar. Bu durum vergisini ödeyen, SGK primini yatıran, yani kurallara uygun çalışan firmalar için haksız rekabete yol açıyor.” dedi.

“Vergi ve istihdam kayıplarını hesapladığımızda çakma ayakkabının Türkiye’ye yıllık maliyeti en az 30 milyar lirayı, başka bir ifadeyle 1 milyar doları buluyor.” diyen İçten, “Bütün bunlara ilave olarak çakma üretim, ülkemizin ve ayakkabı endüstrimizin yurt dışındaki imajını olumsuz etkiliyor. Markalaşmak isteyen yerli firmalarımızın önünde de büyük bir engel oluşturan bu sorun, 9-10 Şubat tarihlerinde Afyonkarahisar’da Ticaret Bakanlığı’mız ile düzenlediğimiz çalıştayın iki ana gündem maddesinden biriydi.” ifadesini kullandı.

İçten, ilgili bakanlıkların yanı sıra yargı ve meslek kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı çalıştayda konunun tüm boyutlarıyla ele alındığını dile getirerek şunları kaydetti:

“Ticaret Bakanlığı’mızın ‘soruna sıfır tolerans ilkesiyle yaklaşılacak’ mesajı vermesi bizi son derece memnun etti. Biz olaya her zaman pozitif tarafından bakmaya çalışıyoruz. Öncelikle çakma üretim yapan firmaların mevzuata uygun çalışmaya teşvik edilmelerinin doğru olacağını düşünüyoruz. Kayıt altına alınamayanlara karşı ise ağır yaptırımlar getirilmeli. Perakendeden başlayarak geriye doğru bir denetim zinciri oluşturulmalı. Söz konusu ürünlerin sosyal medya kanallarından satışı ve reklamlarının yapılması yasaklanmalı. Online pazar yerleri bu ürünlerin satışına veya reklamının yapılmasına aracı olmamalı. Kargo firmalarının tıpkı uyuşturucu ve silah gibi çakma ürün taşımalarını önleyecek bir düzenleme yapılmalı.”

İçten, gerekli düzenlemelerin mümkün olan en kısa zamanda yapılacağına inandığını ifade etti.

İDMİB Başkan Yardımcısı Oğuz İnner de “Avrupa ve Amerika’da ciddi resesyon konuşuluyor. Bu da tüketimdeki azalmayla beraber üretimlerimizi etkileyen azalma sürecine bizi itti.” dedi.

Sektör açısından dünyada sadece Amerika’nın resesyondan çıkmayı başarabildiğini, Avrupa ülkeleri ve Uzak Doğu pazarlarının hala resesyonun etkisinde olduğunu söyleyen İnner, “Dünya ayakkabı pazarından aldığımız payın yüzde 0,7 olduğunu düşünürsek aslında bu daralmanın bizi etkilemesini minimum seviyeye çekecek önlemlerle artışa bile geçebileceğimizi değerlendirmemiz lazım.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-deri-ve-deri-mamulleri-sektoru-ihracatta-onemli-rol-oynuyor/feed/ 0
Erdoğan: Hayat pahalılığıyla mücadele için güçlü bir program uyguluyoruz https://www.haber60.com.tr/erdogan-hayat-pahaliligiyla-mucadele-icin-guclu-bir-program-uyguluyoruz/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-hayat-pahaliligiyla-mucadele-icin-guclu-bir-program-uyguluyoruz/#respond Thu, 29 Feb 2024 21:03:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13253 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hayat pahalılığı başta olmak üzere ekonomik dengeleri yeniden yerli yerine oturtmak için güçlü bir program uyguluyoruz. Bu yıl sonundan itibaren programın olumlu sonuçlarını görmeye başlayacağız.” dedi.

Erdoğan, partisinin Kütahya’da düzenlenen mitinginde yaptığı konuşmada, şehirde yaklaşık 160 bin emeklinin yaşadığını belirtti.

Türkiye’nin Gezi olaylarından beri süren 15 Temmuz’da daha da keskinleşen, 2018’den itibaren iyice alenileşen, bölgesel ve küresel krizlerle daha da derinleşen sıkıntılı bir süreçten geçtiğini dile getiren Erdoğan, “Önümüze hangi badire çıkarsa çıksın ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık. Bu arada ciddi bedeller de ödedik, ödüyoruz. Milli birliğimize yönelik saldırıları bertaraf ederken yeri geldi darbecilere karşı canımız pahasına direndik yeri geldi sınırlarımıza dayanan teröristlerle boğuştuk. Cudi Dağı’nda onları mağaralara gömdük. Tendürek’te, Bestler Deresi’nde, Gabar’da gömdük ve Türkiye’de kendilerine yer bulamadılar.” diye konuştu.

Hayat pahalılığıyla da mücadele edildiğini kaydeden Erdoğan, en çok etkilenen kesimlerin başında emeklilerin bulunduğunu söyledi.

Erdoğan, “Her ne kadar emekli maaşlarını bizden önceki dönemlerle kıyas edilemeyecek seviyelere çıkarmış olsak da gönlümüz vatandaşlarımızın hayatlarını daha iyi şartlarda sürdürmesini istiyor.” ifadesini kullandı.

Ekonominin diğer boyutlarının ötesinde hesap kitap işi olduğunu vurgulayan Erdoğan, devletin gelirleri ve giderleri arasındaki denge tutturulamazsa tıpkı 1970’lerde ve 1990’lardaki gibi siyasi, sosyal ve ekonomik çalkantıların pençesine düşülmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti.

“Harcadığımız her kuruşu, devleti ve milletiyle çalışıp kazanmak mecburiyetindeyiz”

Türkiye’nin kimi ülkelerin sahip olduğu gibi karşılıksız elde ettiği gelir kaynaklarına sahip olmadığına işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Biz harcadığımız her kuruşu, devleti ve milletiyle birlikte çalışıp kazanmak mecburiyetindeyiz. Mesela yaklaşık 11 trilyon lira giderle bağladığımız 2024 bütçemizi ele alalım. Bunun 1 trilyon liradan fazlasını deprem harcamalarına ayırdık. Devletin tüm çalışanları için yaklaşık 3 trilyon lira personel gideri var. Yatırımlar için 1,6 trilyon liraya yakın bir kaynak kullanılacak. Emekli maaşları için ayrılan miktar yaklaşık 3 trilyon liraya yakın, eğitim için 1,6 trilyon lira, sağlık için 1,6 trilyon lira, sosyal yardımlar için 500 milyar lira, mahalli idareler için 860 milyar lira tahsis edildi. Diğer kalemleri söylemiyorum bile.

En düşüğü 10 bin lira olan emekli maaşı ömrünü kendisinin ve ailesinin geçimi için harcamış vatandaşlarımız için yeterli mi? Elbette değil. Peki emekli maaşlarını arzu ettiğimiz düzeye nasıl yükselteceğiz? Devlet ve millet olarak daha fazla çalışacak, daha çok gelir elde edecek, ortaya çıkan kazançtan da emeklilerimize hak ettikleri parayı vereceğiz.

Şimdi birileri çıkıyor emekli maaşlarına 7 bin lira, 10 bin lira seyyanen ekleyelim diyerek kendi akıllarınca emeklilerimizi tahrik ediyor. Bakınız bizim ülkemizde halihazırda 16 milyon emeklimiz var. Emekli maaşlarına 7 bin lira eklemek demek bütçeden yaklaşık 1,4 trilyon liralık, 10 bin lira eklemek demek 1,9 trilyon liralık bir kaynağı buraya aktarmak demektir. Mevcut maaşların tutarından söz etmiyorum. Sadece 7 bin lira veya 10 bin lira olarak ifade edilen ek artışın maliyetini anlatıyorum. Yani 2024 yılı boyunca ülkemizde tek çivi çakmasak tüm yatırım bütçesini buraya aktarsak bile bu gideri karşılamaya yetmiyor. Aynı şekilde deprem harcamalarının tamamını bu iş için kullansak yine yeterli gelmiyor. Eğitime, sağlığa, tek kuruş harcamadan her birinin tüm bütçesini buraya aktarsak ucu ucuna ya kurtarıyor ya kurtarmıyor. Askeriyle, polisiyle, eğitimcisiyle, sağlıkçısıyla tüm memuru ve işçisiyle devletin çalışanlarının yarısından fazlasına maaşlarını vermesek o zaman belki bu ilave gideri karşılayabiliriz. Burada konuştuğumuz emeklilerimizin mevcut maaşlarının maliyeti değil yapılması istenen ilave artışların tutarıdır.”

“Yaptığımız her işin hesabını 85 milyonun tamamına vermekle mükellefiz”

Seyyanen artışların emekli maaşları arasında yol açtığı adaletsizliğin farkında olduklarını belirten Erdoğan, sırtında yumurta küfesi taşımayanların istedikleri gibi atıp tutabileceğini, sorumluluk makamında olmayanların her aklına eseni söyleyebildiğini dile getirdi.

Erdoğan, “Ama milletin ülkeyi ve devleti yönetme görevini verdiği bizim için böyle bir durum asla söz konusu değil. Biz yaptığımız her işin hesabını 85 milyonun tamamına vermekle mükellefiz. Biz attığımız her adımı en ince detayına kadar hesaplamak zorundayız.” dedi.

Küresel ekonomik krizin dünyanın her yerinde çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere büyük kitlelerin refah kaybına uğramasına yol açtığına işaret eden Erdoğan, Türkiye’nin de kendi şartları çerçevesinde bu dalgadan etkilendiğini söyledi.

Tüm bunların üstüne geçen sene “asrın felaketi” olan çok büyük bir deprem yaşandığını belirten Erdoğan, sadece 6 Şubat depremlerinin ekonomiye maliyetinin 104 milyar dolar olduğunu kaydetti.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Buna rağmen hayat pahalılığı başta olmak üzere ekonomik dengeleri yeniden yerli yerine oturtmak için güçlü bir program uyguluyoruz. Bu yıl sonundan itibaren programın olumlu sonuçlarını görmeye başlayacağız. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyüttükçe ortaya çıkan kazançtan her kesimden insanımız gibi emeklilerimiz de istifade edecek. Siz oturdukları yerden atıp tutanlara bakmayın. Onlar sadece istismar ve bozgunculuk peşinde koşuyor. Onların ne ülke ne millet ne de emeklilerimiz umurlarında. Bu ülkenin ve bu milletin asırlık meselelerini nasıl biz çözdüysek bugünkü sıkıntıların üstesinden gelecek olan da yine biziz. Milletimizden sabır ve metanet istiyoruz.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-hayat-pahaliligiyla-mucadele-icin-guclu-bir-program-uyguluyoruz/feed/ 0
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: İstihdam ve iş gücünde tarihi zirveleri yakaladık https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-istihdam-ve-is-gucunde-tarihi-zirveleri-yakaladik/ https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-istihdam-ve-is-gucunde-tarihi-zirveleri-yakaladik/#respond Wed, 28 Feb 2024 22:24:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13133 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Önümüzdeki ay açıklanacak verilerde inşallah çok güzel neticeleri hep birlikte göreceğiz. Bunu bir müjde olarak söylüyorum. İstihdam ve iş gücünde en iyi verileri elde ettiğimiz, tarihi zirveleri yakaladığımız bir sürecin içindeyiz.” dedi.

Işıkhan, Bursa’da Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Sivil Toplum Kuruluşları ile Buluşma” programında yaptığı konuşmada, bakanlık olarak ülkenin dört bir yanında sivil toplum kuruluşları, esnaf ve iş insanlarıyla bir araya geldiklerini, toplantılarda toplumsal ve çalışma hayatına dair konularda önemli fikir alışverişlerinde bulunduklarını söyledi.

Tüm paydaşların fikirlerine önem verdiklerini vurgulayan Işıkhan, “Milletimizin bizleri vazifeye layık gördüğü ilk günden bu yana, Cumhurbaşkanı’mız, liderimiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde, ‘yaptık, oldu’ anlayışıyla değil, ‘Daha iyisini nasıl yapabiliriz?’ yaklaşımıyla çalışıyor ve milletimize hizmet ediyoruz.” ifadesini kullandı.

Esnaf, çiftçi, memur, girişimci fark etmeksizin her ölçekte “Üretime, istihdama ve kalkınma sürecine benim de bir katkım olsun” diyen herkese samimiyetle destek verdiklerini anlatan Işıkhan, şöyle devam etti:

“Attığımız adımların neticelerini günbegün çalışma hayatında ve istatistiklerde görüyoruz. İstihdam ve iş gücü verilerimiz ülkemizin ekonomik bakımdan sağlamlığını yansıtan önemli göstergelerdir. Önümüzdeki ay açıklanacak verilerde inşallah çok güzel neticeleri hep birlikte göreceğiz. Bunu bir müjde olarak söylüyorum. İstihdam ve iş gücünde en iyi verileri elde ettiğimiz, tarihi zirveleri yakaladığımız bir sürecin içindeyiz. 2023 yılı istihdam ve iş gücü verileri martta açıklanacak. Öncü göstergeler mart ayında hem genelde hem kadınlarda hem de gençlerde 2002 yılından bu yana en yüksek iş gücüne katılım oranları ve istihdam oranlarının ortaya çıkacağına işaret ediyor. Yine aynı şekilde son 22 yılın en düşük işsizlik oranına ulaşacağımızı öngörüyoruz.”

“Karşılaştığımız her türlü olumsuz badireyi alnımızın akıyla atlatmayı başardık”

Bakan Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde 9 Şubat’ta hayata geçirilen “İş Pozitif-Kadın İstihdam Projesi” ile 2 haftada 15 binden fazla kadının İŞKUR aracılığıyla işe yerleştirildiğini bildirdi.

Kadın istihdamına önem verdiklerini anımsatan Işıkhan, “Çalışma hayatına katılımın ve istihdamın artması, iş imkanlarının genişlemesi ve ülkemizin istikrarlı büyümesinin bir yansımasıdır. Bundan sonra da aynı şekilde çalışma hayatında daha fazla fırsat ve katılım için gayretlerimizi sürdüreceğiz. Her kesimden vatandaşlarımızın iş gücüne katılımına destek olacak politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz. İlkeli, tarafsız ve adil bir anlayışla yürüttüğünüz başarılı çalışmalar; şehir ve bölge insanımız için kazanç kapısı olduğu gibi ülke ekonomimize de çok değerli katkılar sunmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Şehirlerin kaynaklarını güçlü ve verimli şekilde kullanarak potansiyelini harekete geçirmek zorunda olduklarını belirten Işıkhan, şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanı’mız, liderimiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde ortaya koyduğumuz ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz doğrultusunda hükümet olarak sivil toplumla ve iş dünyasıyla yakaladığımız ahengi sürdüreceğiz. Şüphesiz ki geçmişten bugüne sergilediğimiz bu işbirliği sayesinde, karşılaştığımız her türlü olumsuz badireyi alnımızın akıyla atlatmayı başardık. Son dönemde yaşadığımız olumsuzluklara rağmen birlikte hareket ettiğimizde ve dayanışmayı güçlendirdiğimizde millet olarak sarsılmaz bir yapıya büründüğümüzü net şekilde gördük.”

Yerel seçimlerin önemine değinen Işıkhan, “AK Parti, belediyecilikte rüştünü ispatlayarak milletin teveccühünü kazanmış bir liderin öncülüğünde, 2004’ten beri ülkemizde belediyecilik destanı yazmaktadır. Ülkemizde, temel belediyecilik hizmetlerinden dahi mahrum kalmış şehirlerimizin bu boşluğu, tevazu, samimiyet ve gayretle çalışan AK Parti’li belediye başkanları tarafından doldurulmuştur.” ifadelerine yer verdi.

“İnşallah çiftlilerimizin mağduriyetlerini çözmüş olacağız”

Işıkhan, Cumhur İttifakı kadrolarının ülkenin her noktasında gerçek belediyeciliği yaşatmak için hazır ve kararlı olduğunu dile getirerek, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın 31 Mart’ta da yine ipi göğüsleyeceğini vurguladı.

Bursa’nın belediyecilikte Türkiye’ye örnek olduğunu belirten Işıkhan, “Bursa’mızın ihtiyaç duyduğu vizyon, Alinur Aktaş başkanımızda vardır. Bursa, yerli ve milli aracımız Togg’un milletimizle buluştuğu şehir olarak adını kalkınma tarihimize altın harflerle yazdırmıştır. Bursa’nın tarihine, doğasına, kültürel değerlerine, sanayisine, iş dünyasına ve insanına sahip çıkacak, Bursa’yı her alanda ileriye taşıyacak olan irade, yine liderimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu iradedir.” diye konuştu.

Işıkhan, Bursa’nın Yenişehir ilçesinde çiftçilerin ziraat odası kayıtlarıyla ilgili sorun yaşaması üzerine konunun çözümü için çalışma başlattıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle Yenişehir Ziraat Odasına bağlı yaklaşık 5 bin çiftçimizin, 2015 sonrası sigortalılık hizmetlerinin iptal edildiğini ve bazı çiftçilerimizin emeklilik koşullarını kaybettiklerini öğrendik. Meseleyi öğrenir öğrenmez çözüm için derhal Sosyal Güvenlik Kurumuna konu hakkında çalışma yapmaları talimatı vermiştim. Buradan da Bursalı çiftçi kardeşlerime müjdeyi vermek istiyorum. Konunun, çiftçilerimizin mağduriyetine sebebiyet vermemesi için 2015 tarihine kadar, Tarım Bağ-Kur kapsamında hizmeti olanların, sigortalılıklarının bu tarihten sonra devam ettirilmesinde, Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlüğü kayıtları da esas alınacaktır. Ziraat Odası kaydı iptal edilen çiftçilerimizin, kayıtlarını Tarım ve Orman Müdürlüklerine getirmeleri halinde sigortalılıklarının devamını sağlayacağız. Bu yolla inşallah çiftlilerimizin mağduriyetlerini çözmüş olacağız.”

Bursa Valisi Mahmut Demirtaş da sivil toplum kuruluşlarının ülkeye değer kattığını anlatarak, “Cumhurbaşkanı’mızın öncülüğünde elde ettiğimiz tüm başarılara akılcı politikalar sayesinde kalkınma hedeflerimize sağladığımız desteklerle ulaştık. Ülkemizin istikrarı ve gelişimi için yılmadan, yorulmadan mücadele eden Türkiye’yi daha da ileriye götürmek adına emek veren tüm sivil toplum kuruluşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.” dedi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ise Bursa’nın dinamik bir şehir olduğunu belirterek, 3 milyonun üzerinde nüfusa ev sahipliği yaptığını kaydetti.

Aktaş, Bursa’nın Güney Marmara’nın üretim üssü olduğuna dikkati çekerek, “Bursa bir sanayi şehri. Bursa kadim medeniyetimize ev sahipliği yapması hasebiyle de önemli bir turizm destinasyonu. 125 kilometre deniz sahili, 162 kilometre göl sahiliyle önemli bir nirengi noktası.” diye konuştu.

Konuşmaların ardından toplantı, basına kapalı devam etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-istihdam-ve-is-gucunde-tarihi-zirveleri-yakaladik/feed/ 0
CHP’li Belediye Başkan Adayları Ülke Sporunu Geliştirecek https://www.haber60.com.tr/chpli-belediye-baskan-adaylari-ulke-sporunu-gelistirecek/ https://www.haber60.com.tr/chpli-belediye-baskan-adaylari-ulke-sporunu-gelistirecek/#respond Wed, 28 Feb 2024 22:18:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13128 CHP Spor Kurulu Başkanı Demirhan Şeref, “CHP’li belediye başkan adayları, seçimler sonrasında ülke sporunu çağa uygun hale getirecek adımlar atacaklar. Öncelikli hedefimiz spor yoluyla madde bağımlılığıyla mücadele, sağlıklı bir nesil yetiştirmek, sağlık ekonomisine katkıda bulunmak, çocukları ve gençleri dijital obeziteden uzaklaştırmak olacak. Bunun yanında kitle sporlarını özendirmek, amatör spor kulüplerinin durumlarını iyileştirmek ve elit sporcu yetiştirmek gibi hedeflerimiz de var. Belediyelerimizin yapmış olduğu rekreasyon alanlarındaki spor tesislerinden gençlerimizin ücretsiz olarak faydalanmaları sağlanacaktır. Ayrıca CHP’li belediyeler, özellikle çocuklarımızın gelişiminde faydası olan yüzme, basketbol, jimnastik, tenis, voleybol gibi branşlarda spor okulları açacaklar. ‘Her mahalleye en az bir spor tesisi’ sloganıyla yola çıkan belediye başkan adaylarımız, ülkemizi diğer Avrupa ülkelerindeki spor alt yapısı standartlarına sahip bir duruma getirecekler” dedi.

Demirhan Şerefhan, CHP’li belediye başkan adaylarının spor konusundaki çalışmalarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Şerefhan’ın açıklaması şöyle:

“CHP’li belediye başkan adayları, seçimler sonrasında ülke sporunu çağa uygun hale getirecek adımlar atacaklar. Öncelikli hedefimiz spor yoluyla madde bağımlılığıyla mücadele, sağlıklı bir nesil yetiştirmek, sağlık ekonomisine katkıda bulunmak, çocukları ve gençleri dijital obeziteden uzaklaştırmak olacak. Bunun yanında kitle sporlarını özendirmek, amatör spor kulüplerinin durumlarını iyileştirmek ve elit sporcu yetiştirmek gibi hedeflerimiz de var. Günümüzde aile ortamında ve sosyal yaşantılarında çocuklarımızın ellerinden cep telefonlarının düşmediğini üzülerek görmekteyiz. Bu alışkanlıklarından düzenli olarak spor yaparak uzaklaşabileceklerdir. Belediyelerimizin yapmış olduğu rekreasyon alanlarındaki spor tesislerinden gençlerimizin ücretsiz olarak faydalanmaları sağlanacaktır. Ayrıca CHP’li belediyeler, özellikle çocuklarımızın gelişiminde faydası olan yüzme, basketbol, jimnastik, tenis, voleybol gibi branşlarda spor okulları açacaklar. Yaz ve kış spor okullarında çocuklarımızın gelişimi takip edilecek ve sportif kabiliyetleri arttırılacak. ‘Her mahalleye en az bir spor tesisi’ sloganıyla yola çıkan belediye başkan adaylarımız, ülkemizi diğer Avrupa ülkelerindeki spor alt yapısı standartlarına sahip bir duruma getirecekler.

“AMATÖR SPOR KULÜPLERİNİN DURUMLARI HİÇ İYİ DEĞİL”

Amatör spor kulüplerinin fiziksel ve maddi durumları hiç iyi değil. Gençlik ve Spor Bakanlığı, amatör kulüplere eşit yardımlarda bulunmuyor. Belediye başkan adaylarımız amatör spor kulüplerinin durumunu çok iyi bilmekte ve problemlerine çözüm üretecek projeler hazırlamakta. Mevcut belediyelerimizin spora ne kadar destek olduğunu tüm spor camiası çok iyi bilmektedir. Spora aktarılan kaynakların arttırılması spor camiasıyla birlikte hazırlanacak müşterek projelerle mümkün olmaktadır. CHP olarak kitle sporlarını çok önemsiyoruz. İskandinav ülkelerinde spor yapan nüfusun oranı yüzde 50’lerdeyken bizim ülkemizde bu oran yüzde 3’lerde gezinmektedir. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği, ‘Esas olan bütün yaştaki Türkler için beden eğitimi sağlamaktır. Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur sözünü atalarımız boşuna söylememişlerdir’ sözünü kendimize şiar edinmemiz gerekmektedir.

“ENGELLİ ARKADAŞLARIMIZIN REHABİLİTASYON SÜREÇLERİ…”

CHP’li belediye başkan adaylarımızın önem verdiği diğer bir konu başlığıysa engelli çocuklarımızın spor yoluyla evlerinden çıkmalarını ve toplumla kaynaştırılmalarını sağlamak. Ülkemiz nüfusunun yüzde 10’u engelli, çoğu da çocuk ve genç yaştalar. Ailelerinin engelli çocukları için verdiği mücadeleyi çok iyi biliyoruz. Bu arkadaşlarımızın rehabilitasyon süreçlerine en iyi katkıyı spor yoluyla sağlayabiliriz. Bunun için projelerimiz hız kesmeden devam edecektir. Bu çocuklarımızı ve gençlerimizi evlerinden alıp sporla buluşturacağız. Onları da belediyelerimizin açacağı yaz ve kış spor okulu kamplarına dahil edeceğiz, sistemli bir şekilde spor yaptıracağız. Spor yoluyla daha sağlıklı, birbirine daha saygılı, daha başarılı ve dünyada söz sahibi olacak bir nesil yetiştirmeyi kendimize hedef koyduk. Önümüzdeki belediye seçimlerinden CHP, başarıyla çıkacak ve bu projeler teker teker hayata geçirilecek.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chpli-belediye-baskan-adaylari-ulke-sporunu-gelistirecek/feed/ 0
Finlandiya Büyükelçisi: İnsani ateşkesin bir an önce sağlanması gerekiyor https://www.haber60.com.tr/finlandiya-buyukelcisi-insani-ateskesin-bir-an-once-saglanmasi-gerekiyor/ https://www.haber60.com.tr/finlandiya-buyukelcisi-insani-ateskesin-bir-an-once-saglanmasi-gerekiyor/#respond Wed, 28 Feb 2024 08:36:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13048 Finlandiya’nın Ankara Büyükelçisi Pirkko Mirjami Hamalainen, Gazze’de tüm sivillerin çok fazla acı çektiğini belirterek, “İnsani ateşkesin bir an önce sağlanması gerektiğini düşünüyoruz, bu çok önemli.” dedi.

Ankara’daki görevine Eylül 2023’te başlayan Büyükelçi Hamalainen, Türkiye’deki hayatını ve iki ülke ilişkilerini AA muhabirine anlattı.

Hamalainen, Türkiye’yi kültürel ve tarihi açıdan “hazine”ye benzeterek, Ankara’da diplomat olarak görev yapmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.

“Kış mevsiminin uzun ve karanlık geçtiği bir kuzey ülkesinden geliyorum, güneşin gün boyu parladığı daha iyi bir yer (Türkiye) olamaz.” diyen Hamalainen, Ankara’da günlerinin yoğun geçtiğini, yeni insanlarla tanıştığını ve burada çalışmaktan keyif aldığını dile getirdi.

Hamalainen, “Burası harika bir ülke ve şunu da söylemeliyim ki Türkiye büyük bir ülke. Tükiye’nin ne kadar büyük bir ülke olduğunu, buraya (Türkiye’ye) taşındığınızda anlıyorsunuz.” diye konuştu.

Daha önce ailesiyle Alanya’da tatil yaptığını kaydeden Hamalainen, İstanbul’a da ilk kez 1986’da eşiyle öğrenciyken geldiğini belirtti.

Hamalainen, Türkiye’ye dair geniş bir bakış açısına sahip olduğunu dile getirerek, Türk halkıyla iletişim kurmanın kolay olduğunu ve bundan keyif aldığını aktardı.

Fin ve Türk halkı arasında pek çok ortak özellik olduğuna işaret eden Hamalainen, “Bu ülkenin her yerinde tanıştığım insanların cömertliği, misafirperverliği ve dostluğu harika ve inanılmaz. Çok özelsiniz.” dedi.

Yaşadığı elçilik konutuna Finlandiya’dan getirdiği, modern ve geleneksel desenlerin yer aldığı halıları seren Hamalainen, büyük bir halı tutkunu.

Hamalainen, yıllar önce Türkiye’ye geldiğinde, buradan da halı satın aldığını, göreve geldiğinden bu yana da halılarıyla ünlü Uşak’ı ve İstanbul’u görme imkanı bulduğunu söyledi.

Uşak’ı, Finladiya’nın Paimio kenti arasında işbirliğini hedefleyen bir projenin açılışı dolayısıyla ziyaret ettiğini anlatan Hamalainen, “Uşak’tan halı almak isteniyorsa önceden sipariş verilmesi gerektiğini öğrendim, bu yüzden son gidişimde alamadım. Ama daha önceki ziyaretlerimde halıları incelemiştim, halı almak için sabırsızlanıyorum, halıları seviyorum.” diye konuştu. Hamalainen, Uşak’ta insanların misafirperverliğinden de çok etkilendiğini dile getirdi.

Kısa süre önce Şebiarus etkinlikleri için Konya’yı ziyaret ettiğini belirten Hamalainen, etkinliği çok özel ve güzel bulduğunu, Türkçe öğrenmeye başladığını kaydetti.

“100 yıllık gerçek bir dostluk”

Finlandiya ve Türkiye’nin, tarihten gelen iyi ilişkilere sahip olduğunu belirten Hamalainen, “Türkiye, Finlandiya’nın bağımsızlığını tanıyan ilk devletlerden biriydi. İlişkiler o zaman başladı. Bu yıl, 1924’te imzalanan dostluk anlaşmamızın 100. yılını kutlayabiliriz.” ifadelerini kullandı.

Hamalainen, 1800’lerin son dönemlerinde Finlandiya halkını anlatan “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabına da atıfta bulunarak, “Bizi tarihten bugüne bağlayan birçok şey var. Finlandiya’nın kuzeyinden güneyine kadar pek çok benzerlik olduğunu düşünüyorum. 100 yıllık gerçek bir dostluk olduğunu söyleyebilirim.” diye konuştu.

Finlandiya ve Türkiye’nin arabuluculuk işbirliğinin önemini vurgulayan Hamalainen, dünyada yaşanan son gelişmelere değinerek, “Arabuluculuğa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmakta.” dedi.

Hamalainen, Finlandiya-Türkiye arasında yükselen ticaret rakamlarına işaret ederek sürdürülebilir kalkınma, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve döngüsel ekonomi alanlarında birçok imkan bulunduğunu ve Türkiye’nin de bu alanlarda işbirliğine istekli olduğunu anlattı.

“İkili ticaret rakamlarımız son yıllarda çok olumlu bir gelişme gösterdi.” diyen Hamalainen, iki ülke arasındaki ticaretin artırılmasına önem verdiğini söyledi.

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine adaylığına ilişkin, “Biz, Türkiye’nin AB perspektifini gerçekten her zaman destekledik.” ifadesini kullandı.

Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği

Hamalainen, Finlandiya’nın NATO’ya katılma sürecine Türkiye’nin katkısından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bunun Finlandiyalılar için önemini vurguladı.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırılarının ardından ülkesinin NATO’ya katılma gibi önemli bir karar aldığını hatırlatan Hamalainen, şunları kaydetti:

“Ülkenizi savunabilmek için yeteneğinizi ve kapasitenizi yüksek tutmanın önemli olduğunu hissettik ve ittifaka katacağımız çok şey olduğuna inanıyoruz. Aynı zamanda ittifaktan bir şeyler aldığımızın da farkındayız.”

Büyükelçi Hamalainen, yeni NATO üyesi Finlandiya’nın, Türkiye’yi güvenlik ve savunma politikası açısından önemli gördüğünü belirterek, gelecekte bu konularda diyaloğun yoğunlaştırılması gerektiğini aktardı.

“Finlandiya açısından bakıldığında, Türkiye’nin bölgedeki siyasi zorluklardaki uzmanlığı ve savunmaya yaptığı katkı oldukça ilgi çekici.” değerlendirmesini yapan Hamalainen, NATO’nun kuzey kanadı ile güney kanadının işbirliğini gelişmeye başlamasının önemli olduğunu belirtti.

Hamalainen, ayrıca, iki ülke halkı arasında iletişimin artırılması ve ilişkilerin güçlendirilmesi açısından da öğrenci değişim programlarının önemli olduğuna vurgu yaptı.

Gazze’de ateşkes vurgusu

Hamalainen, Finlandiya’nın, Rusya-Ukrayna Savaşı’na gösterdiği hassasiyeti Gazze’de gösterip göstermediğine ilişkin soruya, “Bence (gösteriyor). Bu soruyu çok tartışıyoruz. İnsani ateşkesin bir an önce sağlanması gerektiğini düşünüyoruz, bu çok önemli.” yanıtını verdi.

Gazze’de tüm sivillerin çok fazla acı çektiğini vurgulayan Hamalainen, önemli olanın gerilimin daha da tırmanmaması gerektiği ve ateşkesin sağlanması olduğunu söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/finlandiya-buyukelcisi-insani-ateskesin-bir-an-once-saglanmasi-gerekiyor/feed/ 0
Japonya Büyükelçisi: Türkiye ile üçüncü ülkelerle işbirliği yapmanın zamanı geldi https://www.haber60.com.tr/japonya-buyukelcisi-turkiye-ile-ucuncu-ulkelerle-isbirligi-yapmanin-zamani-geldi/ https://www.haber60.com.tr/japonya-buyukelcisi-turkiye-ile-ucuncu-ulkelerle-isbirligi-yapmanin-zamani-geldi/#respond Wed, 28 Feb 2024 08:33:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13045 Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Katsumata Takahiko, Türk ve Japon hükümetlerinin “Ekonomik Ortaklık Anlaşması” görüşmelerini sürdürdüğünü belirterek, “Sadece ikili ekonomik ilişkilerde kalmak değil, artık üçüncü ülkelerle daha geniş kapsamlı işbirliği yapmamızın zamanının geldiğini düşünüyorum.” dedi.

Katsumata, Türkiye-Japonya diplomatik ilişkilerinin 100. yılı vesilesiyle AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye-Japonya ilişkilerinin bir asırdan daha uzun süren, karşılıklı güvene dayanan, dünya savaşı ve iki ülkedeki doğal afetler gibi birçok zorluğun üstesinden gelen çok uzun bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Katsumata, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerinin 1924 yılına dayandığını söyledi.

Katsumata, Japonya’nın 1925’te Orta Doğu’daki ilk büyükelçiliğini Türkiye’de açtığını anımsatarak, “Bu, Japonya hükümetinin ilişkilerimize çok önem verdiği anlamına geliyor.” dedi.

Türk hükümetinin, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Japonya’nın Birleşmiş Milletlere (BM) üye olmasını desteklemek için girişimde bulunduğunu hatırlatarak Katsumata, bunun için teşekkür etti.

İki ülke ilişkilerinin güvene dayalı olduğunu ve birçok doğal afet ve depremle de güçlendiğini kaydeden Katsumata, “Bu zor zamanları aşmamızla gerçek dostu bulabildik. Türkçe atasözünde olduğu gibi, ‘Dost kara günde belli olur.'” ifadesini kullandı.

Katsumata, Japon ve Türk halklarının gelecek nesillerinin birbirine bağlanmasında köprü görevi görmeyi sürdürmek için çabaladığını belirtti.

“Kahramanmaraş’ta genç ve çocuklara judo kıyafeti bağışlayacağız”

Bu yılın “çok önemli” olduğunu vurgulayan Katsumata, iki ülke diplomatik ilişkilerinin 100. yılını tüm sene boyunca kutlamak istediklerine işaret etti.

İki ülke arasındaki ortak etkinliklere değinen Katsumata, bu konuda Türkiye’deki çalışmaları ilgili kuruluşlarla işbirliği yaparak “kardeş şehirler” olarak yürüttüklerini söyledi.

Katsumata, “Sadece Ankara veya İstanbul gibi büyük şehirlerle sınırlı kalmayıp, etkinliklerimizi bölgesel olarak da genişletmeye çalışıyoruz.” dedi.

Bu bağlamda 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgelerdeki depremzedeleri desteklemek istediklerini vurgulayan Katsumata, ilk etkinlik olarak Büyük Doğu Japonya depreminin arka planını içeren animasyon filmini gösterdiklerini anlattı.

Katsumata, depremzede çocukları destekleyeceklerinin altını çizerek, “Türkiye genelinde çok sayıda judo topluluğu bulunuyor. Judo yapan öğrencileri, çocukları teşvik ediyoruz. Önümüzdeki ay Kahramanmaraş’ta genç ve çocuklara judo kıyafeti bağışlayacağız.” diye konuştu.

Türk Japon Vakfı aracılığıyla Japonya’nın deprem mağduru Hyogo vilayeti ile işbirliğinde depremle ilgili birçok etkinlik düzenleneceğini kaydeden Büyükelçi, depremden etkilenen bölgelerde yaşayanları destekleyen etkinliklere de ev sahipliği yapacaklarını belirtti.

Katsumata, “Böylece dostluğumuzu pekiştirmek, sürdürmek ve güçlendirmek için böyle güzel bir fırsat yaratmak istiyoruz.” dedi.

“Denizcilik veya uzay işbirliğinin bizim için gündem olabileceğini düşünüyorum”

İki ülke arasında gelecekteki işbirliği alanlarına da değinen Katsumata, daha fazla potansiyelin ve çalışma alanının olduğunu vurguladı.

Katsumata, “Öncelikle, Japonya ve Türkiye, deprem ülkeleri olduğundan gelecek nesillerin afet zararlarından daha az etkilenmesi için çaba harcamamız gerekiyor.” dedi. Bu konuda Japonya’nın çok deneyimli olduğuna dikkati çeken Katsumata, bu deneyim sayesinde teknolojiyi ve depreme dayanıklı koruma mimarisini geliştirebildiklerini söyledi.

Katsumata, “Dolayısıyla ülkenize ve deprem bölgesindeki insanlara acil yardım veya tıbbi destek gibi ilk desteklerimizin yanı sıra şimdi geleceğe yönelik işbirliği için daha fazla enerji üretmenin zamanı geldi.” ifadesini kullandı.

Bölgede özel sektörle de işbirliği yaparak birçok projeye başladıklarını aktaran Katsumata, “Geleceğe yönelik ilişkilerimizi sabırsızlıkla bekliyoruz. Denizcilik veya uzay işbirliğinin bizim için gündem olabileceğini düşünüyorum.” dedi.

Katsumata, Türkiye’nin ilk astronotunun başarıyla görevini tamamladığını belirterek, Japonya’nın da Ay’a iniş konusunda çok fazla deneyime sahip olduğunu dile getirdi.

Büyükelçi Katsumata, “Bilimsel teknoloji, birlikte çalışmak için çok büyük bir alandır, gelecekteki işbirliği alanımızdır.” dedi.

İstanbul’da “Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin açılması için” birlikte çalışıldığını anlatan Katsumata, bilimsel teknolojide işbirliğinin önemini vurguladı.

Katsumata, Türkiye ile işbirliği alanlarının sağlık hizmetleri, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme gibi alanlara da genişlediğini belirterek, bu alanlardaki aktörlerin genç nesiller olacağını söyledi.

“Japonya-Türkiye, dünyanın en önemli ortaklığıdır”

İki ülke arasındaki mevcut ekonomik ilişkiler ve geleceğe yönelik hedeflerle ilgili Büyükelçi, “Ekonomik açıdan bakıldığında, Japonya-Türkiye, dünyanın en önemli ortaklığıdır. Türkiye, artık G20 ülkeleri gibi, dünyanın 20 ülkesi arasında yer alıyor ama bölgesinde de çok büyük bir ekonomiye sahip.” değerlendirmesini yaptı.

Katsumata, Japonya’nın da Asya Pasifik’teki ekonominin ve para sisteminin merkezinde yer aldığını belirterek, iki ülke arasındaki 10 bin kilometrelik mesafeye rağmen iyi dostluk ve iddialı ekonomik yaklaşımla ilişkileri geliştirdiklerini söyledi.

Türkiye’nin jeopolitik önemine dikkati çeken Katsumata, Türkiye’nin birçok ülkeye ulaşılabilir olduğunu dile getirdi.

Katsumata, Türkiye’nin nüfus yapısı gibi birçok avantajının da bulunduğunu, genç nüfusa ve yetenekli insan kaynağına sahip olduğunu söyledi.

Büyükelçi Katsumata, “Türkiye’nin bu avantajını, Japonya’nın da böyle bir teknoloji avantajını kullanarak ekonomi iş ağlarımızı küresel çapta yayarak artık daha iyi ortaklıklar kurmamızın zamanının geldiğini düşünüyorum.” diye konuştu.

“Hükümetlerimiz Ekonomik Ortaklık Anlaşması görüşmelerini sürdürüyor”

İki ülke arasındaki Ekonomik Ortaklık Anlaşması görüşmelerine değinen Katsumata, şu ifadeleri kullandı:

“Ortaya çıkan bu işbirliklerini desteklemek amacıyla hükümetlerimiz şu anda Ekonomik Ortaklık Anlaşması görüşmelerini sürdürüyor. Bu ticaretimizi, yatırımımızı, iş kurallarımızı ve adil rekabeti kapsamlı şekilde içeriyor. Gelecekte işbirliğimizi, ekonomiyi ve yatırımları artıracak en önemli itici gücün bu olabileceğini düşünüyorum.”

Söz konusu Ekonomik Ortaklık Anlaşması için çok çalıştıklarını belirten Katsumata, “Bu, üçüncü ülkelerdeki yeni ikili ticaret ve yatırım ilişkimiz için çok güçlü bir motor olabilir.” dedi.

Katsumata, Japon firmalarının “Türkiye’deki kaliteli insan kaynağını kullanarak burada iyi ürünler yapmak ve Türkiye’den AB gibi diğer ülkelere ihracat yapma konusunda” oldukça istekli olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bunun, ülkelerimiz arasında ‘kazan-kazan’ ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Bu, şu anda yaptığımız önemli şeylerden biri. Sadece ikili ekonomik ilişkilerde kalmak değil, artık üçüncü ülkelerle daha geniş kapsamlı işbirliği yapmamızın zamanının geldiğini düşünüyorum.”

Katsumata, Türk ve Japon şirketlerinin Orta Asya’da ve bazı Afrika ülkelerinde ortak projeler yürüttüğünü aktardı.

“Aynı zamanda Ukrayna’nın yeniden inşası için de işbirliği yapmamız gerekiyor.” diyen Katsumata, Türk ve Japon şirketlerinin çok fazla deneyime, beceriye ve erişilebilirliğe sahip olduğunu vurguladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/japonya-buyukelcisi-turkiye-ile-ucuncu-ulkelerle-isbirligi-yapmanin-zamani-geldi/feed/ 0
NATO Ülkeleri Ukrayna’ya Asker Göndermeyi Düşünmüyor https://www.haber60.com.tr/nato-ulkeleri-ukraynaya-asker-gondermeyi-dusunmuyor/ https://www.haber60.com.tr/nato-ulkeleri-ukraynaya-asker-gondermeyi-dusunmuyor/#respond Wed, 28 Feb 2024 04:00:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12979 ABD, Almanya ve İngiltere’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda NATO ülkesi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “hiçbir şeyin dışlanmaması gerektiğini” söylemesinin ardından, Ukrayna’ya asker göndermeyi düşünmediklerini açıkladı.

Paris’te Avrupalı liderleri ağırlayan Macron görüşmelerin ardından, Batı’da askerlerin Ukrayna’ya gönderilmesi konusunda “fikir birliği” olmadığını söylemişti.

Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, NATO birliklerinin Ukrayna’ya konuşlanması halinde Rusya ile doğrudan çatışma yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Rus kuvvetleri son dönemde Ukrayna’da yeni kazanımlar elde etti. Kiev Batı’dan acilen daha fazla silah ve mühimmat talebinde bulunuyor.

Macron Pazartesi akşamı düzenlediği basın toplantısında şöyle konuşmuştu:

“Bazı unsurların konuşlandırılmasını haklı çıkaracak bir güvenlik ihtiyacının olabileceğini göz ardı etmemeliyiz.”

Fransa lideri hafta başında Ukrayna’ya yapılacak yardımları görüşmek amacıyla Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD ve Kanada’dan da temsilcilerin katıldığı sürpriz bir toplantı düzenledi.

Rusya’nın Ukrayna işgali bu hafta üçüncü yılına girdi ve Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en büyük savaşın yakın bir tarihte sona ereceğine dair bir işaret görünmüyor.

NATO ülkeleri öneriye hangi yanıtı verdi?

Macron’un yorumları Rusya’nın yanı sıra bazı Avrupa ve NATO üyesi ülkelerden de tepki aldı.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden’ın “zafere giden yolun” askeri yardım sağlamaktan geçtiğine inandığı, “böylece Ukraynalı askerlerin kendilerini savunmak için ihtiyaç duydukları silah ve mühimmata kavuşabilecekleri” belirtildi.

Açıklamada, “Başkan Biden, ABD’nin Ukrayna’ya asker göndermeyeceğini açıkça ifade etti” denildi.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, hiçbir Avrupa ülkesinin veya NATO üyesi devletin Ukrayna’ya asker göndermeyeceği yönünde varılan mutabakatta bir değişiklik olmadığını söyledi.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak’ın sözcüsü, Ukrayna güçlerini eğiten az sayıdaki personelin dışında, ülkenin Ukrayna’ya büyük ölçekli asker konuşlandırma planının olmadığını belirtti.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin ofisi, İtalya’nın “desteğinin, Ukrayna topraklarında Avrupa veya NATO ülkelerinden birliklerin varlığını içermediğini” kaydetti.

Kremlin adına Peskov, Macron’un önerisini “önemli” ve “yeni” olarak nitelendirdi ve bunun kesinlikle NATO üyelerinin çıkarına olmadığını belirtti.

Peskov, “Bu durumda, olasılık hakkında değil, (doğrudan çatışmanın) kaçınılmazlığı hakkında konuşmamız gerekir” dedi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg daha önce Ukrayna’ya asker gönderilmesi fikrini gözden geçirdiği iddiasını reddetmiş, ancak ittifakın NATO üyesi olmayan Ukrayna’yı desteklemeye devam edeceğini vurgulamıştı.

Aralarında Polonya, İspanya ve Çek Cumhuriyeti’nin de bulunduğu bir dizi NATO üyesi ülke de aynı tutumu benimsediklerini dile getirdi.

Rusya, Batılı müttefiklerin sağladığı modern silahlara önemli derecede bağımlı olan Ukrayna’dan çok daha büyük bir askeri güce sahip.

Batı’nın Ukrayna’ya yardımları hangi boyutta?

Almanya merkezli Kiel Enstitüsü verilerine göre ABD, Ukrayna’ya en fazla askeri yardımda bulunan ülke ve 15 Ocak itibarıyla 42,2 milyar euroluk (45 milyar dolar) taahhütte bulundu.

Almanya aynı dönemde 17,7 milyar euroluk taahhütle ikinci sırada yer alırken, onu 9,1 milyar euro askeri yardım sağlayan İngiltere takip ediyor.

Salı günü Biden, Beyaz Saray’da yapılan bir toplantı sırasında ABD Kongresi liderlerini Ukrayna için 60 milyar doları içeren 95 milyar dolarlık ABD yardım paketini onaylamaya çağırdı.

Paket, ABD Temsilciler Meclisi’ne takılmış durumda.

Avrupa Birliği de Mart ayına kadar Ukrayna’ya 1 milyon top mermisi gönderme hedefine ulaşamıyor.

Paris’teki toplantıda, üçüncü ülkelerden yüz binlerce mühimmatın satın alınmasına yönelik girişimde ilerleme kaydedildiği bildirildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/nato-ulkeleri-ukraynaya-asker-gondermeyi-dusunmuyor/feed/ 0
Türk ve Afrikalı iş insanları WCI Forumu’nda küresel işbirliği fırsatı için bir araya geldi https://www.haber60.com.tr/turk-ve-afrikali-is-insanlari-wci-forumunda-kuresel-isbirligi-firsati-icin-bir-araya-geldi/ https://www.haber60.com.tr/turk-ve-afrikali-is-insanlari-wci-forumunda-kuresel-isbirligi-firsati-icin-bir-araya-geldi/#respond Wed, 28 Feb 2024 01:00:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12823 Türk ve Afrikalı iş insanları WCI Forumu’nda küresel işbirliği fırsatı için bir araya geldi

İSTANBUL – İstanbul 10’uncu Dünya Sektörler Arası İşbirliği Forumu’na (WCI Forum) ev sahipliği yapıyor. Afrika’nın 50 farklı ülkesinden gelen 1500’e yakın iş insanı ile Türkiye’den 400’ü aşkın üretici İstanbul’da buluştu.

İstanbul 10’uncu Dünya Sektörler Arası İşbirliği Forumu’na (WCI Forum) ev sahipliği yapıyor. Açılış töreninde siyaset ve iş dünyasının önde gelen isimleri bir araya geldi. Afrika’nın 50 farklı ülkesinden gelen 1500’e yakın iş insanı ile Türkiye’den 400’ü aşkın üretici ve ihracatçı, 2 gün boyunca ikili iş görüşmelerine katılacaklar.

İWCI Forum bu yıl “Gelecek Afrika’da; geleceği yakala” sloganıyla düzenlenirken uluslararası işbirliği, inovasyon ve Afrika kıtasında sürdürülebilir ticaretin merkezi olmayı hedefliyor. Katılımcılar arasında bulunan iş insanları, ticari heyetler ve üreticiler, etkinlik boyunca çeşitli sektörlerde işbirliği fırsatlarını değerlendirecekler.

“Hizmet ihracatını 2024 yılında 110 milyar dolara çıkartmak istiyoruz”

Bu forumun ülkemiz ve Afrika ülkeleri arasındaki ticaret ve yatırım fırsatları için bir araya geldiklerini belirten Ticaret Bakanı Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, “Afrika son zamanlarda sosyal, ekonomik ve siyasal alanda kaydettiği ilerleme ile dünyanın ilgi odağı halindedir. Türkiye ve Afrika kıtası Ortadoğu ve İslam dünyasında ortak kültürel mirasa sahip olmak ile birlikte başlıca ticaret ortaklarımız arasında yer almaktadır. Kıta ile son 5 yılda karşılıklı ticaretimiz yaklaşık 5 kat artış ile 2023 yılında yaklaşık 32 milyar dolara ulaşırken, 2024 yılına ise güzel başladık. Ocak ayında, ikili ticaretimiz yüzde 26 artış ile 3 milyar dolara yükseldiğini gördük. Afrika kıtasına ihracatımız ise 2002 yılına göre 12 kat artarak 2023 yılında 21,3 milyar dolara yükseldi. Kıtada bulunana 54 ülkeye ihracatımız, toplam ihracatımızın yüzde 8,3’ünü oluşturuyor. Hizmet ise ihracatı Afrika ile büyük bir potansiyele ulaştı. Türkiye hizmet ihracatını son 20 yılda 7 kat arttırarak 100 milyar dolara ulaştırdı. 2024 yılında bunu 110 milyar dolara ulaştırmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

“Kobilerimizi motive edersek, 250 bin firmamızı her yıl düzenli bir ihracat yapan bir rotaya otururuz”

Forumun bu yıl 10’uncusunu düzenlediklerini ifade eden WCI Forum Başkanı Utku Bengisu, “Bu yıl amacımız, Türk Kobileri ile Afrika traderlerini buluşturmak. Türkiye’den 500 tane kobimiz var ve 68 farklı şehirden insan var. Afrika’dan 53 farklı ülkeden 1600’ın üzerinde iş insanı var. Biz bu sene sonuç odaklı bir strateji yaptık. Bu organizasyon sayesinde bugün burada 2,5 milyon dolar ihracata ulaşmış bir Kayserili bir üreticiyi, 40 bin dolarla başlattığı ticareti yıllık 1 milyon dolar ihracata taşımış Ordulu bir üreticiyi, Batmandan ise bir üreticimizin 120 bin dolara 3 ayda gördüğü hikayeleri paylaştık. Amacımız burada, Türkiye gelişmek isteyen bir ülke olmak istiyorsa, 244 milyar dolar ihracatımızı, 500 milyar dolara, yüzde 1,06 olan dünya ticaretinden aldığımız payı yüzde 1,30’a çıkartmış oluruz. Kobilerimizi motive edersek, 250 bin firmamızı her yıl düzenli bir ihracat yapan bir rotaya otururuz” ifadelerini kullandı.

“Afrika’nın, yeni yatırımlara ihtiyacı var”

Afrika’nın, yeni yatırımlara ihtiyacı olduğunu belirten Bengisu, “Afrika’nın artık teknolojik yatırımlar, sanayi ile ilgili iletişim kurmak, ulaşım, telekomünikasyon, iletişim gibi alanlara ihtiyaçlar var. O yüzden bu alanlar için Türkiye Afrika için önemli bir fırsat. Afrika’nın tabiki tekstile, inşaat gibi birçok alana ihtiyacı var. Ama artık öncelikler değişti. Odağımızı artık açtık. Bugüne kadar uzanmadığımız ülkelere uzanıyoruz. Yeşil burun, Angola, Mozambik gibi ülkelere uzandık. Burada bugün 50 tane Portekizce konuşan müşterilerimiz var.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-ve-afrikali-is-insanlari-wci-forumunda-kuresel-isbirligi-firsati-icin-bir-araya-geldi/feed/ 0
İstanbul’da düzenlenen WCI Forum, Türkiye ve Afrika arasındaki ticaret ve yatırım fırsatlarını değerlendiriyor https://www.haber60.com.tr/istanbulda-duzenlenen-wci-forum-turkiye-ve-afrika-arasindaki-ticaret-ve-yatirim-firsatlarini-degerlendiriyor/ https://www.haber60.com.tr/istanbulda-duzenlenen-wci-forum-turkiye-ve-afrika-arasindaki-ticaret-ve-yatirim-firsatlarini-degerlendiriyor/#respond Wed, 28 Feb 2024 00:12:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12785 İstanbul 10’uncu Dünya Sektörler Arası İşbirliği Forumu’na (WCI Forum) ev sahipliği yapıyor. Afrika’nın 50 farklı ülkesinden gelen 1500’e yakın iş insanı ile Türkiye’den 400’ü aşkın üretici İstanbul’da buluştu.

İstanbul 10’uncu Dünya Sektörler Arası İşbirliği Forumu’na (WCI Forum) ev sahipliği yapıyor. Açılış töreninde siyaset ve iş dünyasının önde gelen isimleri bir araya geldi. Afrika’nın 50 farklı ülkesinden gelen 1500’e yakın iş insanı ile Türkiye’den 400’ü aşkın üretici ve ihracatçı, 2 gün boyunca ikili iş görüşmelerine katılacaklar.

İWCI Forum bu yıl “Gelecek Afrika’da; geleceği yakala” sloganıyla düzenlenirken uluslararası işbirliği, inovasyon ve Afrika kıtasında sürdürülebilir ticaretin merkezi olmayı hedefliyor. Katılımcılar arasında bulunan iş insanları, ticari heyetler ve üreticiler, etkinlik boyunca çeşitli sektörlerde işbirliği fırsatlarını değerlendirecekler.

“Hizmet ihracatını 2024 yılında 110 milyar dolara çıkartmak istiyoruz”

Bu forumun ülkemiz ve Afrika ülkeleri arasındaki ticaret ve yatırım fırsatları için bir araya geldiklerini belirten Ticaret Bakanı Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, “Afrika son zamanlarda sosyal, ekonomik ve siyasal alanda kaydettiği ilerleme ile dünyanın ilgi odağı halindedir. Türkiye ve Afrika kıtası Ortadoğu ve İslam dünyasında ortak kültürel mirasa sahip olmak ile birlikte başlıca ticaret ortaklarımız arasında yer almaktadır. Kıta ile son 5 yılda karşılıklı ticaretimiz yaklaşık 5 kat artış ile 2023 yılında yaklaşık 32 milyar dolara ulaşırken, 2024 yılına ise güzel başladık. Ocak ayında, ikili ticaretimiz yüzde 26 artış ile 3 milyar dolara yükseldiğini gördük. Afrika kıtasına ihracatımız ise 2002 yılına göre 12 kat artarak 2023 yılında 21,3 milyar dolara yükseldi. Kıtada bulunana 54 ülkeye ihracatımız, toplam ihracatımızın yüzde 8,3’ünü oluşturuyor. Hizmet ise ihracatı Afrika ile büyük bir potansiyele ulaştı. Türkiye hizmet ihracatını son 20 yılda 7 kat arttırarak 100 milyar dolara ulaştırdı. 2024 yılında bunu 110 milyar dolara ulaştırmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

“Kobilerimizi motive edersek, 250 bin firmamızı her yıl düzenli bir ihracat yapan bir rotaya otururuz”

Forumun bu yıl 10’uncusunu düzenlediklerini ifade eden WCI Forum Başkanı Utku Bengisu, “Bu yıl amacımız, Türk Kobileri ile Afrika traderlerini buluşturmak. Türkiye’den 500 tane kobimiz var ve 68 farklı şehirden insan var. Afrika’dan 53 farklı ülkeden 1600’ın üzerinde iş insanı var. Biz bu sene sonuç odaklı bir strateji yaptık. Bu organizasyon sayesinde bugün burada 2,5 milyon dolar ihracata ulaşmış bir Kayserili bir üreticiyi, 40 bin dolarla başlattığı ticareti yıllık 1 milyon dolar ihracata taşımış Ordulu bir üreticiyi, Batmandan ise bir üreticimizin 120 bin dolara 3 ayda gördüğü hikayeleri paylaştık. Amacımız burada, Türkiye gelişmek isteyen bir ülke olmak istiyorsa, 244 milyar dolar ihracatımızı, 500 milyar dolara, yüzde 1,06 olan dünya ticaretinden aldığımız payı yüzde 1,30’a çıkartmış oluruz. Kobilerimizi motive edersek, 250 bin firmamızı her yıl düzenli bir ihracat yapan bir rotaya otururuz” ifadelerini kullandı.

“Afrika’nın, yeni yatırımlara ihtiyacı var”

Afrika’nın, yeni yatırımlara ihtiyacı olduğunu belirten Bengisu, “Afrika’nın artık teknolojik yatırımlar, sanayi ile ilgili iletişim kurmak, ulaşım, telekomünikasyon, iletişim gibi alanlara ihtiyaçlar var. O yüzden bu alanlar için Türkiye Afrika için önemli bir fırsat. Afrika’nın tabiki tekstile, inşaat gibi birçok alana ihtiyacı var. Ama artık öncelikler değişti. Odağımızı artık açtık. Bugüne kadar uzanmadığımız ülkelere uzanıyoruz. Yeşil burun, Angola, Mozambik gibi ülkelere uzandık. Burada bugün 50 tane Portekizce konuşan müşterilerimiz var. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulda-duzenlenen-wci-forum-turkiye-ve-afrika-arasindaki-ticaret-ve-yatirim-firsatlarini-degerlendiriyor/feed/ 0
Kosova’nın Ankara Büyükelçiliği Bağımsızlık Kutlaması Düzenledi https://www.haber60.com.tr/kosovanin-ankara-buyukelciligi-bagimsizlik-kutlamasi-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/kosovanin-ankara-buyukelciligi-bagimsizlik-kutlamasi-duzenledi/#respond Tue, 27 Feb 2024 01:57:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12566 Kosova’nın Ankara Büyükelçiliğince, Kosova’nın bağımsızlığın 16. yıl dönümünü kutlamak için Ankara’da resepsiyon düzenlendi.

Resepsiyona Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kosova’nın Ankara Büyükelçisi Agon Vrenezi, birçok üst düzey yetkili ve çok sayıda davetli katıldı.

Etkinliğin açılışında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, milli günleri vesilesiyle Kosova halkını selamladığını belirterek, dost ve kardeş Kosova’nın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkelerden biri olarak duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Işıkhan, iki ülkenin uzun ve ortak tarihe dayanan sağlam bağları olduğuna işaret ederek, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra Kosova halkının sergilediği dayanışma için Türk milleti ve kendisi adına teşekkür etti.

Kosova’nın Türkiye’nin acısını paylaşarak bir günlük milli yas ilan ettiğini anımsatan Işıkhan, iki ülkenin halkları arasındaki insani bağların da bu yakınlığın en güçlü yönlerinden birini oluşturduğunu söyledi.

Işıkhan, Kosova’nın asli unsurlarından Türk toplumu ve Kosova kökenli vatandaşların ülkeler arasındaki en sarsılmaz köprüyü oluşturduğuna işaret ederek, Kosovalı Türklerin ülkenin siyasi ve ekonomik kalkınması için verdikleri çabayla iftihar ettiklerini kaydetti.

Kosova’yla siyasi, ekonomik, ticari, askeri ve kültürel pek çok alandaki kapsamlı ve geniş işbirliğinden memnuniyet duyduklarını aktaran Işıkhan, bu ilişkileri tüm yönleriyle geliştirmek için birlikte gayret gösterdiklerini ifade etti.

Işıkhan, Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani ve Kosova Dışişleri ve Diaspora Bakanı Donika Gervalla-Schwarz’ı martta Antalya Diplomasi Forumu kapsamında ağırlayacaklarını kaydetti.

İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştiğini ve ticaret hacmini 1 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Işıkhan, 400 milyon avroyu aşan yatırımla Kosova’daki yabancı yatırımcılar arasında ilk sıralarda yer aldıklarına dikkati çekti.

Işıkhan, yakın zamanda eş başkanı olduğu Karma Ekonomik Komisyon toplantısıyla bu alanda işbirliğinin daha da ivme kazanacağını ifade etti.

“Kosova’nın bağımsızlığı geri döndürülemez bir adım”

Bakan Işıkhan, “Kosova’nın bağımsızlığı geri döndürülemez bir adımdır ve Kosova’nın dostları olarak bizim odaklanacağımız nokta ülkenin uluslararası ve bölgesel platformlarda hak ettiği yeri almasıdır. Kosova’da barış ve istikrarın teminini Balkanlar’ın ve Avrupa’nın barış ve istikrarı için kilit önemde görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Işıkhan, bu çerçevede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde Belgrad-Priştine diyalog süreci başta bu istikrarın sürdürülebilmesi için tüm çabalara da aktif destek verdiklerini anlattı.

Türkiye’nin 10 Ekim 2023’te 1 yıllığına üstlendiği NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR) komutanlığının da bölgede barış ve istikrarın tesisine şimdiden olumlu katkı yaptığını vurgulayan Işıkhan, “Kosova’nın ve bölgenin güvenliğine ve istikrarına katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Dost ve kardeş Kosova’nın güvenliğini tıpkı kendi güvenliğimiz gibi görüyoruz.” dedi.

Işıkhan, terörle mücadele konusunda da iki ülkenin işbirliğine işaret ederek, “Yaşasın Türkiye Kosova kardeşliği.” diyerek sözlerini tamamladı.

Türkiye’ye duyulan minnettarlık

Kosova’nın Ankara Büyükelçisi Vrenezi de ülkesinin bağımsızlığının 16. yıl dönümünde halkına ve Türkiye’ye destekleri için minnettarlıklarını dile getirerek, katkılarının paha biçilemez olduğunu söyledi.

Vrenezi, tüm dostlara sürekli verdikleri destekleri için her zaman minnettar kalacaklarına işaret ederek, “Özgürlük ve bağımsızlık arayışında Kosova’nın özgürlüğüne kavuşmasının ilk gününden bu yana, Kosova devletinin kurulmasını destekleyerek halkının yanında durdular.” dedi.

Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesinin Güneydoğu Avrupa’da barışı, istikrarı ve güvenliği artırmada önemli bir rol oynadığına dikkati çeken Vrenezi, 16 yıl boyunca ülkesinin siyasi ve ekonomik kalkınma noktasında büyük yol katettiğini anlattı.

Vrenezi, Kosova’nın bağımsızlığının Balkanlar’daki barış, güvenlik ve istikrara katkı sağladığını vurgulayarak, ülkesinin birçok komşuyla ve ülkeyle yakın ilişkiler ve dostluk kurduğunu ifade etti.

Bu yılın başında Avrupa Birliği ile vize serbestisi konusunda büyük bir başarı elde ettiklerini kaydeden Vrenezi, bu yıl içerisinde de Avrupa Konseyi üyesi olabilmek için arzularını dile getirdi.

Kosova ile Türkiye arasındaki tarihi ve köklü dostluk

Vrenezi, Kosova ile Türkiye’nin, sıradan işbirliğinin ötesinde çeşitli alanlarda güçlü işbirliğini teşvik eden iki ülke arasındaki bağları güçlendiren tarihi ve köklü bir dostluğu paylaştığını vurguladı.

Kosova’nın kurtuluşu sırasında diğer NATO ülkelerinin yanında yer alan Türkiye’nin sağladığı katkıları gururla andıklarını kaydeden Vrenezi, “Türkiye, Kosova’nın uluslararası alanda tanınmasında ve küresel kuruluşlarla entegrasyonunda aktif rol oynadı. Ekonomik alanda Türkiye, önemli bir doğrudan yatırım kaynağı olarak hizmet veriyor. Savunma alanındaki işbirliği ülkemizin güvenliği açısından giderek daha önemli hale geliyor.” ifadelerini kullandı.

Vrenezi, özellikle son 12 ayda iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2022’nin aynı dönemine göre yüzde 6,1 oranında artış göstererek 919 milyon avroya ulaştığını belirterek, bu büyümenin Kosova ile Türkiye arasında derinleşen ekonomik bağların altını çizdiğini dile getirdi.

Büyükelçi Vrenezi, Maarif Okullarının, Yunus Emre Enstitüsünün ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansının (TİKA) projelerinin Kosova’daki varlığının iki ülke arasındaki kalıcı tarihi bağları daha da güçlendirdiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kosovanin-ankara-buyukelciligi-bagimsizlik-kutlamasi-duzenledi/feed/ 0
Macaristan Parlamentosu İsveç’in NATO üyeliğini onayladı https://www.haber60.com.tr/macaristan-parlamentosu-isvecin-nato-uyeligini-onayladi/ https://www.haber60.com.tr/macaristan-parlamentosu-isvecin-nato-uyeligini-onayladi/#respond Tue, 27 Feb 2024 01:18:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12530 Macaristan Parlamentosu, uzun bir zamandır beklenen İsveç’in Kuzey Atlantik İttifakı’na (NATO) üyeliğinin onaylanması konusunu bugün gündemine aldı ve 188 oyla İsveç’in ittifak üyeliğine dahil olması kabul edildi. Böylece NATO üyesi tüm ülkeler İsveç’in katılımını onaylamış oldu.

Oylamada 6 parlamenter de hayır oyu kullandı.

NATO üyesi ülkeler arasında Macaristan’ın da “kabul” kararını aldığı bugünkü oylama, İsveç’in NATO üyeliği için başvurusunun ardından 649 ve Macar hükümetinin de İsveç’in ve Finlandiya’nın katılımını onaylama önerisini parlamentoya sunmasının ardından 592 gün geçtikten sonra gerçekleşti.

Böylece NATO üyesi ülkeler arasında son ülke olarak Macaristan’ın da onay vermesiyle, Finlandiya’nın ardından İsveç de Kuzey Atlantik İttifakı’na kabul edilmiş oldu.

Macaristan İsveç’in üyeliğini neden engelledi?

İki İskandinav ülkesinin NATO’ya katılma girişimi, Türkiye ve Macaristan tarafından uzun bir süre engellenmişti.

Türkiye’nin gerekçeleri, katılım için başvuran iki ülkenin, ama özellikle de İsveç’in, Türkiye ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak nitelendirilen PKK ve bağlantılı bazı kurumların faaliyetine ülkede göz yumması iddiasına dayanıyordu.

Macaristan ise, bu ülkelerin Macaristan’a yönelik olarak, hukuk devleti eksikliklerini gerekçe göstererek gündeme getirdikleri eleştirileriyle Macaristan’ın içişlerine müdahale ettiklerini öne sürüyor, itirazlarında bunu öne çıkarıyordu. Ancak bu müdahalelerin ne olduğuna dair tatmin edici yanıtlar verilemiyordu.

Daha sonraki süreç içinde Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın “İsveç Türkiye’yi ikna etsin, biz bu süreçte onay veren son ülke olmayacağız” demecinden de anlaşıldığı gibi, Macaristan’ın üyelikleri engelleme faaliyetinde aslında göz önünde bulundurduğu husus Türkiye ile olan sıkı ilişkileriydi.

Son yıllarda Budapeşte ve Ankara arasında son derece sıkı ve üst düzey bir ilişkiler ağı yaratılmıştı ve Macaristan, Türkiye ile olan bu işbirliğine sadık kalma niyetinde görünüyordu.

Ancak Ocak 2023’de, Washington’la F-16 pazarlıklarının aniden olumlu bir şekilde sonuçlanmasının ardından Ankara İsveç’in üyeliğine sürpriz bir hızla onay verince Macaristan da kendini hiç arzu etmediği bir pozisyonda buldu: İsveç’in üyeliğini son onaylayan ülke olacaktı.

Finlandiya’nın üyeliği her iki ülke tarafından da daha önce onaylanmıştı.

Türkiye’nin onayı Macaristan’ı neden zor duruma düşürdü?

Aynı zamanda bir Avrupa Birliği üyesi olan Macaristan Batı ittifakının ana merkezleri olan Washington ve Brüksel ile ilişkilerinde sorunlar yaşıyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla başlayan savaş ile ilgili gelişmelerde aldığı tavır, Batı ve Rusya arasında izlemeye çalıştığı orta yolcu çizgi, Rusya’ya karşı Batılı ülkeler tarafından gündeme getirilen ambargoları hafifletmeye yönelik çabaları, hatta AB içinde bu tür yaptırım kararlarını zaman zaman veto ile etkisizleştirmesi nedeniyle Macaristan Batılı müttefikleri tarafından ciddi bir şekilde eleştiriliyor.

Batılı müttefikleri Macaristan’ı Rusya’yı kayırmak istemekle, bir yandan Batı ittifaklarının üyesi olurken, diğer yandan da Rusya ile olan ilişkilerini, Batının uyarılarına karşı gündemde tutmak istemekle itham ediyorlar.

Macaristan ise bütün bu eleştirileri Macaristan’ın egemenlik haklarına müdahale olarak değerlendirip karşı çıkıyor. Budapeşte yönetimi Macaristan’ın Batının kopmaz bir parçası olarak kalacağını, eleştirilerinin Batının temel değerlerine değil, Batılı ülkelerin uyguladıkları uluslararası politikaya karşı olduğunu vurguluyor.

İşte bu hassas dengeler içinde Macaristan Batı ile olan ilişkilerini koparmadan, ama kendi politikasından taviz de vermeden gidebileceği son noktaya kadar gitmek isterken, İsveç’in NATO üyeliğinin kabulüne evet diyen son ülke konumunda kaldığı için tedirginlik yaşadı.

Macaristan prestij kaybetmeden nasıl ‘evet’ dedi?

Türkiye’nin onayından sonra Macaristan’ın da İsveç’in üyeliğini onaylayacağı artık belliydi. Ancak bunun için Budapeşte bu adımı haklı gösterecek gerekçeler de bulmalıydı.

Ankara’dan kabul haberinin gelmesinin ardından Macaristan da hemen üyeliğe yeşil ışık yaktı, ama ilk açıklamada, NATO üyeliği konusunun görüşülmesi için İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’un Budapeşte’ye davet edildiği de yer alıyordu.

İsveç hükümetinin “bu konuda görüşülecek yeni bir husus yok” gerekçesiyle daveti nazik bir şekilde reddetmesinin ve İsveç başbakanının “elbette Budapeşte’yi ziyaret etmekten memnunluk duyarım, ama önce üyeliğimiz kabul edilsin” mealindeki açıklamasının ardından Budapeşte B planını devreye soktu.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, bir haftalık suskunluğun ardından Parlamento dışişleri komisyonundan geçen İsveç’in NATO üyeliğinin Parlamentoya onay için sevk edildiğini, bu arada İsveç başbakanı ile defalarca görüştüklerini, iki ülkenin savunma sanayisi ile ilgili önemli bir sözleşme imzalama hazırlıkları yapıldığını ve önümüzdeki günlerde Kristersson’un Budapeşte’ye geleceğini duyurdu.

Gerçekten de geçtiğimiz haftanın ortalarında Kristersson Budapeşte’ye geldi, henüz ne olduğu tam olarak bilinmeyen, ama İsveç tarafından üretilen üç Grippen savaş uçağının Macaristan’a satılmasını da içeren bir savunma sanayi anlaşması imzalandı.

İşte bu ziyaret, Macaristan’ın onaylamak için 592 gündür sürüncemede bıraktığı İsveç’in üyeliği sürecine nokta konulmasına olanak sağladı.

Şimdi bu karar Macaristan Devlet Başkanı tarafından imzalanacak ve yürürlüğe girecek.

Ancak Macaristan’ın yeni devlet başkanı da İsveç’in NATO üyeliğinin onaylandığı Parlamentonun bugünkü oturumunda seçilecek. Eski devlet başkanı Katalin Novak, pedofil bir suçluya yardım etmekle suçlanan bir mahkûm için çıkardığı af nedeniyle istifa etmek zorunda kalmıştı.

İktidar partisi FIDESZ Macaristan Anayasa Mahkemesi başkanı Tamas Sulyok’u cumhurbaşkanlığına aday gösterdi.

İsveç’in NATO üyeliği oylanırken parlamento yeni cumhurbaşkanını henüz seçmemişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/macaristan-parlamentosu-isvecin-nato-uyeligini-onayladi/feed/ 0
Şanlıurfa’dan ülke ekonomisine 100 milyon dolar destek https://www.haber60.com.tr/sanliurfadan-ulke-ekonomisine-100-milyon-dolar-destek/ https://www.haber60.com.tr/sanliurfadan-ulke-ekonomisine-100-milyon-dolar-destek/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12286 Şanlıurfa’dan ülke ekonomisine 100 milyon dolar destek

Şanlıurfa’da yılda 20 bin ton balık üretiliyor

Şanlıurfa’dan dünyaya balık ihracatı

ŞANLIURFA – Şanlıurfa’nın Birecik, Bozova, Hilvan ve Siverek ilçesinde bulunan tesislerde üretilen 20 bin ton balık, dünyanın birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.

Atatürk Barajının Şanlıurfa’nın Birecik ilçesi kıyısı ile Bozova, Hilvan ve Siverek ilçelerinde yaklaşık 40 tesiste üretilen 20 bin ton sazan, şabut ve somon balığı, başta Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor ayrıca dünyanın birçok ülkesine de ihraç ediliyor.

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak adlandırılan Şanlıurfa’da, balık üretimi de gün geçtikçe artıyor. Atatürk Baraj Gölünün Şanlıurfa’nın Bozova ve Hilvan ilçeleri ile Fırat Nehri kenarındaki Birecik ilçesinde yaklaşık 40 tesiste alabalık üretiliyor. Havzada üretilen yaklaşık 20 bin ton balık, başta Karadeniz bölgesi olmak üzere Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor. Üretilen balıklar, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın da birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.

Birecik Balık Üretme Tesisinde incelemelerde bulunan Şanlıurfa İl Tarım Müdürü Mehmet Aksoy, tatlı su balık üretiminde, Şanlıurfa’nın Türkiye’de birinci, dünyada ise ikinci sırada olduğunu söyledi. Aksoy, açıklamasının devamında, “Birecik havzamızda, Bozova ve Siverek’te dahil toplam yaklaşık 20 bin ton balık üretiyoruz. Ürettiğimiz bu balıkların yaklaşık olarak bize ihracatta katkısı 100 milyon dolar civarındadır. Türkiye’nin bu yıl ihracat rakamı 1 milyon 800 bin dolar civarındadır. Özellikle Cumhurbaşkanımızın tarımı stratejik alan ilan etmesinden bu tarafa, tarımın bütün sektörleri balıkçılık da buna dahil üretim noktasında çok müthiş bir ivme kazandı. Biz üretimin her kademesine destek veriyoruz. Özellikle balıkçılık ve su ürünleri genel müdürlüğümüz ve tarım bakanımızın büyük gayretiyle inşallah gelecek yıl bu rakamı biz 3 milyon doların üzerine çıkartmayı hedefliyoruz. İç sulardaki Türk somunu dünya ile rekabet edebilecek şekilde burada üretiliyor. Sağlıklı ve doğru bir şekilde de soğuk zincirle ihraç ediliyor. Bunun için devletimizin teşvikleri devrede bütün üretim tesislerine bizim hem kısal kalkınma hem TKDK hem de Ziraat Bankası üzerinden yüzde 75’e yakın hibe destekleri var. Özellikle yavru üretimine büyük destek veriyoruz. Sadece Şanlıurfa’da biz geçen sene 33 milyon adet yavru balık ürettik ve bunları iç sulardaki GAP bölgesindeki 9 tane ilimize verdik. Bunda 33 milyon balığın yaklaşık 22 milyonu sazan balığı geriye kalan da şabut balığıydı. Şabut balığı da biliyorsunuz Fırat’ın korunan ve özel türlerinden bir tanesidir. Üretim merkezi Bozova ilçemizdedir. Türkiye’nin en büyük üretim istasyonu dünyada da ikinci sıradadır. İnşallah biz bunu da ari yumurta üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunacağız çünkü biz balık yumurtasını yurt dışından ithal ediyoruz. Büyük bir ithal kalemi, tarım bakanımızın bize bu konuda desteği var, sözü var. İnşallah bu işletmemizi de balık üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunarsak üretim noktasında da Türkiye herhalde Norveç’ten sonra dünyadaki en önemli ülke olacaktır. Türk somonu noktasında bir yere gelmiş olacağız” dedi.

“20 yılda 80 kat büyüdük”

Aksoy, “Balıkçılık sektörü olarak son 20 yılda 80 kat büyüdük. Tabii devletimizin verdiği büyük teşviklerle oldu. Sadece iç sularda düşünmeyelim. Bunu kıyı balıkçılığı yapan denizlerde de balıkçılık yapan bütün balıkçılarımıza, teknelerin boylarını büyütme, ekipmanlarını yenileme, ağlarını yenileme ile ilgili devletimiz kredi verdi ve o balıkçılarımız da bu kredidedn çok faydalandılar. Türkiye balıkçılığı şu anda dünya ile rekabet edebilecek bir noktadadır. Şanlıurfa özeline gelecek olursak işte siz de işletmeleri görüyorsunuz. Şu anda çok yüksek bir noktadayız buradaki işletmelerimizin tamamı devlet desteğini bir şekilde almış ve devlet desteği ile devam eden işletmelerimizdir. Devlet sadece para vermiyor, bilgi veriyor, yer veriyor, alan veriyor. Son 20 yılda yaklaşık bin 38 tane büyük baraj yaptık. Hem sulamada bunları kullanıyoruz, hem içme suyunda kullanıyoruz hem de kullandığımız bu yeni barajları balık üretim istasyonları ve balık üretim merkezleri olarak kullanıyoruz. Özellikle gıdanın stratejik olarak bu kadar kıymetli olduğu bir zamanda yani şu stratejik dönemde balığı da biz milletimizin beslenmesi için bir stok olarak görüyoruz. İhracat noktasında da şu anda 33 ülkeye ihracat yapıyoruz ama şu anda Türk somununu, Rusya birinci alıcısı diğer ülkelere de satıyoruz” şeklinde konuştu.

Birecik-Fırat Balık üretme tesisi yöneticisi Su ürünleri mühendisi Hayri Aksoy, “Son 10 yılda sektörün gelişmesi ile havzamızın devlet desteği ve projeleri ile yetiştirici sayısı arttı ve kapasitemiz de artırıldı. Havzada Türk somunu üretimi yapılmakta bu da yaklaşık olarak 20 bin ton civarına çıktı. Türk somunu iç piyasaya çok düşük miktarda gidiyor. Dünya üzerinde balık tüketiminde çok geride bir ülkeyiz onun için ürettiğimiz balığı daha çok yurt dışına ihraç ediyoruz. Türk somunun birinci kalem Rusya ve Avrupa ülkeleri var” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanliurfadan-ulke-ekonomisine-100-milyon-dolar-destek/feed/ 0
Şanlıurfa’da Üretilen 20 Bin Ton Balık Dünya Ülkelerine İhraç Ediliyor https://www.haber60.com.tr/sanliurfada-uretilen-20-bin-ton-balik-dunya-ulkelerine-ihrac-ediliyor/ https://www.haber60.com.tr/sanliurfada-uretilen-20-bin-ton-balik-dunya-ulkelerine-ihrac-ediliyor/#respond Mon, 26 Feb 2024 08:18:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12262 Şanlıurfa’nın Birecik, Bozova, Hilvan ve Siverek ilçesinde bulunan tesislerde üretilen 20 bin ton balık, dünyanın birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.

Atatürk Barajının Şanlıurfa’nın Birecik ilçesi kıyısı ile Bozova, Hilvan ve Siverek ilçelerinde yaklaşık 40 tesiste üretilen 20 bin ton sazan, şabut ve somon balığı, başta Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor ayrıca dünyanın birçok ülkesine de ihraç ediliyor.

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak adlandırılan Şanlıurfa’da, balık üretimi de gün geçtikçe artıyor. Atatürk Baraj Gölünün Şanlıurfa’nın Bozova ve Hilvan ilçeleri ile Fırat Nehri kenarındaki Birecik ilçesinde yaklaşık 40 tesiste alabalık üretiliyor. Havzada üretilen yaklaşık 20 bin ton balık, başta Karadeniz bölgesi olmak üzere Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor. Üretilen balıklar, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın da birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.

Birecik Balık Üretme Tesisinde incelemelerde bulunan Şanlıurfa İl Tarım Müdürü Mehmet Aksoy, tatlı su balık üretiminde, Şanlıurfa’nın Türkiye’de birinci, dünyada ise ikinci sırada olduğunu söyledi. Aksoy, açıklamasının devamında, “Birecik havzamızda, Bozova ve Siverek’te dahil toplam yaklaşık 20 bin ton balık üretiyoruz. Ürettiğimiz bu balıkların yaklaşık olarak bize ihracatta katkısı 100 milyon dolar civarındadır. Türkiye’nin bu yıl ihracat rakamı 1 milyon 800 bin dolar civarındadır. Özellikle Cumhurbaşkanımızın tarımı stratejik alan ilan etmesinden bu tarafa, tarımın bütün sektörleri balıkçılık da buna dahil üretim noktasında çok müthiş bir ivme kazandı. Biz üretimin her kademesine destek veriyoruz. Özellikle balıkçılık ve su ürünleri genel müdürlüğümüz ve tarım bakanımızın büyük gayretiyle inşallah gelecek yıl bu rakamı biz 3 milyon doların üzerine çıkartmayı hedefliyoruz. İç sulardaki Türk somunu dünya ile rekabet edebilecek şekilde burada üretiliyor. Sağlıklı ve doğru bir şekilde de soğuk zincirle ihraç ediliyor. Bunun için devletimizin teşvikleri devrede bütün üretim tesislerine bizim hem kısal kalkınma hem TKDK hem de Ziraat Bankası üzerinden yüzde 75’e yakın hibe destekleri var. Özellikle yavru üretimine büyük destek veriyoruz. Sadece Şanlıurfa’da biz geçen sene 33 milyon adet yavru balık ürettik ve bunları iç sulardaki GAP bölgesindeki 9 tane ilimize verdik. Bunda 33 milyon balığın yaklaşık 22 milyonu sazan balığı geriye kalan da şabut balığıydı. Şabut balığı da biliyorsunuz Fırat’ın korunan ve özel türlerinden bir tanesidir. Üretim merkezi Bozova ilçemizdedir. Türkiye’nin en büyük üretim istasyonu dünyada da ikinci sıradadır. İnşallah biz bunu da ari yumurta üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunacağız çünkü biz balık yumurtasını yurt dışından ithal ediyoruz. Büyük bir ithal kalemi, tarım bakanımızın bize bu konuda desteği var, sözü var. İnşallah bu işletmemizi de balık üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunarsak üretim noktasında da Türkiye herhalde Norveç’ten sonra dünyadaki en önemli ülke olacaktır. Türk somonu noktasında bir yere gelmiş olacağız” dedi.

“20 yılda 80 kat büyüdük”

Aksoy, “Balıkçılık sektörü olarak son 20 yılda 80 kat büyüdük. Tabii devletimizin verdiği büyük teşviklerle oldu. Sadece iç sularda düşünmeyelim. Bunu kıyı balıkçılığı yapan denizlerde de balıkçılık yapan bütün balıkçılarımıza, teknelerin boylarını büyütme, ekipmanlarını yenileme, ağlarını yenileme ile ilgili devletimiz kredi verdi ve o balıkçılarımız da bu kredidedn çok faydalandılar. Türkiye balıkçılığı şu anda dünya ile rekabet edebilecek bir noktadadır. Şanlıurfa özeline gelecek olursak işte siz de işletmeleri görüyorsunuz. Şu anda çok yüksek bir noktadayız buradaki işletmelerimizin tamamı devlet desteğini bir şekilde almış ve devlet desteği ile devam eden işletmelerimizdir. Devlet sadece para vermiyor, bilgi veriyor, yer veriyor, alan veriyor. Son 20 yılda yaklaşık bin 38 tane büyük baraj yaptık. Hem sulamada bunları kullanıyoruz, hem içme suyunda kullanıyoruz hem de kullandığımız bu yeni barajları balık üretim istasyonları ve balık üretim merkezleri olarak kullanıyoruz. Özellikle gıdanın stratejik olarak bu kadar kıymetli olduğu bir zamanda yani şu stratejik dönemde balığı da biz milletimizin beslenmesi için bir stok olarak görüyoruz. İhracat noktasında da şu anda 33 ülkeye ihracat yapıyoruz ama şu anda Türk somununu, Rusya birinci alıcısı diğer ülkelere de satıyoruz” şeklinde konuştu.

Birecik-Fırat Balık üretme tesisi yöneticisi Su Ürünleri Mühendisi Hayri Aksoy, “Son 10 yılda sektörün gelişmesi ile havzamızın devlet desteği ve projeleri ile yetiştirici sayısı arttı ve kapasitemiz de artırıldı. Havzada Türk somunu üretimi yapılmakta bu da yaklaşık olarak 20 bin ton civarına çıktı. Türk somunu iç piyasaya çok düşük miktarda gidiyor. Dünya üzerinde balık tüketiminde çok geride bir ülkeyiz onun için ürettiğimiz balığı daha çok yurt dışına ihraç ediyoruz. Türk somunun birinci kalem Rusya ve Avrupa ülkeleri var” ifadelerini kullandı. – ŞANLIURFA

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanliurfada-uretilen-20-bin-ton-balik-dunya-ulkelerine-ihrac-ediliyor/feed/ 0
Erdoğan’dan CHP’ye sert sözler: Neredeyse Kılıçdaroğlu’nun kedisi Şero’yu bile kapıdan içeri sokmayacaklar https://www.haber60.com.tr/erdogandan-chpye-sert-sozler-neredeyse-kilicdaroglunun-kedisi-seroyu-bile-kapidan-iceri-sokmayacaklar/ https://www.haber60.com.tr/erdogandan-chpye-sert-sozler-neredeyse-kilicdaroglunun-kedisi-seroyu-bile-kapidan-iceri-sokmayacaklar/#respond Mon, 26 Feb 2024 00:17:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12171 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adana’da AK Parti mitinginde önemli açıklamalarda bulundu. Ana muhalefete yüklenen Erdoğan, Özgür Özel liderliğindeki yeni CHP yönetiminin, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun partiden uzaklaştırmasına yorumda bulunarak, “Yere göğe sığdıramadıkları genel başkanlarını partiden öyle bir kazıyıp attılar ki neredeyse kedisi Şero’yu bile kapıdan içeri sokmayacaklar. Halbuki seçim gecesi hepsi de ne diyordu? ‘Kazandık, kazanıyoruz.’ Bu nakaratla milletin aklıyla dalga geçiyorlardı.” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisince Adana İstasyon Meydanı’nda düzenlenen mitingde halka hitap etti. CHP’ye yüklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, önemli açıklamalarda bulundu.

“TÜM SUÇU KILIÇDAROĞLU’NA YÜKLEYİP KENDİLERİNİ TEMİZE ÇIKARDILAR”

“Biliyorsunuz mayıs ayında cumhurbaşkanı adayı olarak milletin önüne çıkardıkları, peşine de 6 tane yardımcı adayı taktıkları bir zat vardı. Hatırlıyorsunuz.” diyen Erdoğan, “Seçimde umduklarını bulamayınca tüm suçu cumhurbaşkanı adaylarına yükleyip kendilerini temize çıkardılar.” değerlendirmesinde bulundu.

“NEREDEYSE ŞERO’YU BİLE KAPIDAN İÇERİ SOKMAYACAKLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerinin devamında, “Yere göğe sığdıramadıkları genel başkanlarını partiden öyle bir kazıyıp attılar ki neredeyse kedisi Şero’yu bile kapıdan içeri sokmayacaklar. Halbuki seçim gecesi hepsi de ne diyordu? ‘Kazandık, kazanıyoruz.’ Bu nakaratla milletin aklıyla dalga geçiyorlardı. Döktükleri timsah gözyaşlarını saymıyorum. Demek ki mesele, ülke yönetimine talip olma iddiası değilmiş. Mesele sadece kendi partilerinde kimin borusunun öteceği meselesiymiş.” ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’nin kedisi Şero

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “CHP yönetimi, sadece bu ülkenin muhalefet enerjisini özellikle sömürüp işe yaramaz hale getirmekle bile, millet ve tarih nezdinde sigaya çekilmeyi hak ediyor. Şimdi buradan, Adana’dan öyle bir ses verin ki duymayan kulaklar bile duysun. Nasırlaşmış yürekler bile titresin. Hazır mıyız? Adana, Allah’ına kurban Adana. 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı Adana ile birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Rabb’im hepinizden razı olsun.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitingdeki açıklamalarından satır başları:

Alandakileri “Sordum, sual ettim elden, obadan. Nicedir bilirim halin Adana. Bu güzellik sana Kadir Mevla’dan, şekerden tatlıdır dilin Adana.” diyerek selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emeğin ve bereketin şehri, gadasını aldığım Adana’da sizlerle birlikte olmaktan memnuniyet duyuyorum.” ifadelerini kullandı.

Karacaoğlan’ın “Ak göğsün üstünde çakır dikeni, bitmeyince gönül yardan ayrılmaz” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu ten canda durdukça bizim de gönlümüz Adana’dan ayrılmaz. ‘Adanalıyık, Allah’ın adamıyık.’ şiarıyla, hasbiliğin, harbiliğin, delikanlılığın kitabını yazan Adana, bugün bir başka güzel. Fedakarlığı ve vefakarlığı baş tacı bilen, ağzı dualı büyüklerimizin şehri Adana’yı, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun lokomotif şehri olarak görüyoruz. ‘Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.’ diyerek gök kubbeyi milli sesimizle çınlatan, gönül tellerimizi titreten deyişleriyle Toroslar’ı ve Çukurova’yı vatan yapan aşıkların şehrine de böylesi yakışır.”

Konuşmasının bu bölümünde alandakilerin “Doğum gününüz kutlu olsun” sözleri üzerine Erdoğan, “Sağ olun. Bir yaş daha büyüdük.” dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkülerine kadar yansıyan, dosta düşmana karşı vakur duruşuna meftun olduğumuz Adana’nın yoldaşlığıyla iftihar ediyoruz. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’na verdiği destekle Adana, inşallah yeni bir destan yazacak. Şöyle dedim: Bana bir resmi rakamı alın, bakalım meydanda durum ne? Ve rakamı aldım. Şu anda Adana’da meydanda 75 bin kişi var. Adana’nın gerçek belediyeciliğe olan hasretini dindirmeye az kaldı. Hazır mıyız? Artık Adana’yı bu malum ellerden almaya hazır mıyız? Bu vesileyle geçtiğimiz mayıs ayındaki seçimlerde şahsımıza ve Cumhur İttifakı’na verdiğiniz destek için sizlere teşekkür ediyorum. Tabii bu seçimlerde aldığımız yüzde 45 civarındaki oy oranı, Adana’yla aramızdaki güçlü sevgi bağını yansıtmaktan çok uzak. Biz, bunu arzu ettiğimiz seviyeye taşımak istiyoruz. 31 Mart’ı da bunun için bir fırsat olarak görüyoruz. Allah’ın izniyle Adana, 31 Mart’ta sandık patlatarak gerçek potansiyelini ortaya çıkartacaktır. Buna hazır mıyız? Kendi seçmenleri başta olmak üzere milleti ‘tıpış tıpış’ sandığa gidip oy verecek bir mecburiyet cenderesine sıkıştırmak isteyenlere günlerini göstereceğinize ben inanıyorum.”

“ADANA, BÖYLE ARTİSTLİKLERE EYVALLAH EDER Mİ?”

Alandakilere, “Adana, böyle artistliklere eyvallah eder mi?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adana, kendi iradesini çantada keklik kabul edenlere yol verir mi? Adana, eser ve hizmet nasipsizlerini sırtında taşır mı? Allah’ınıza kurban sizin.” ifadelerini kullandı.


Erdoğan, şunları dile getirdi:

“İşte CHP başta olmak üzere muhalefetin halini görüyorsunuz. Parti içindeki iktidar kavgalarından başlarını kaldıramıyorlar. Birbirleriyle uğraşmaktan, birbirleriyle didişmekten fırsat bulamadıkları için başka bir konuyla ilgilenemeyecek durumdalar. Adanalı kardeşlerime soruyorum, bunların yasak savma kabilinden ettikleri üç beş laf dışında ülkenin herhangi bir derdiyle gerçekten dertlenmediklerini görüyoruz. Aynı şekilde şehirlerimizin, oralarda yaşayan insanlarımızın herhangi bir sıkıntısını çözecek bir projelerini duydunuz mu? Uluslararası meselelerde ilkeli bir duruş sergilediklerine şahit oldunuz mu? Göremezsiniz, duyamazsınız. olamazsınız çünkü yok. Ya bunlar hal çadırını, hastane diye benim Adanalı kardeşlerime yutturmaya çalıştılar. Bunlar bu denli yalancı. Daha kendilerine hayrı olmayanların memlekete, millete hayrının dokunması mümkün mü? Kendi çıkarlarından başka hiçbir şey gözü görmeyenlerin, Adana’nın sorunlarıyla ilgilenmesi beklenir mi? Biz, ‘Türkiye Yüzyılı’ diyoruz. ‘Gerçek belediyecilik’ diyoruz. ‘Hazırız’ diyoruz. ‘Kararlıyız’ diyoruz. Onlar ise kapalı kapılar ardında birbirlerinin kuyusunu kazıyor. Kirli ittifaklarla, hani çay demlersiniz ya, demleniyor. Şaibeli pazarlıklarla seçim kazanma peşinde koşuyorlar.”

“DİK VE DİRAYETLİ DURUŞUYLA TÜM DÜNYADA TAKDİR TOPLAYAN ÜLKE KONUMUNDAYIZ”

İstiklal Marşı’nın “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.” dizelerini okuyan Erdoğan, şöyle konuştu:

“İşte mesele bu. Biz de cennet vatanımız, aziz milletimiz ve istikbalimizin teminatı çocuklarımız için her alanda mücadele ediyoruz. Karşılaştığımız tüm engellere rağmen hamdolsun vatanımıza olan minnet borcumuzu şimdiye kadar layıkıyla ödedik. Milletin sandıkta namusumuza emanet ettiği iradesine hiçbir zaman gölge düşürmedik. Vesayet güçlerinden, envaiçeşit terör örgütüne kadar Türkiye karşıtlarının tamamını Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle dize getirdik. 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi ülkeyi işgal etme teşebbüsleri karşısında asla geri adım atmadık. Darbe gecesi birileri televizyon karşısında kahvesini yudumlarken, biz milletimizle sırt sırta vererek FETÖ’cü hainlere meydanları dar ettik. Uluslararası arenada ülkemizin hak ve hukukunu, devletimizin çıkarlarını, milletimizin onurunu kararlılıkla savunduk, savunuyoruz. Dış politikada Avrupa’dan ‘aferin’ almaya çalışan değil, dik ve dirayetli duruşuyla tüm dünyada takdir toplayan bir ülke konumundayız. Uluslararası siyaseti takip eden herkes şu gerçeği artık kabulleniyor. Türkiye sadece bölgesel bir güç olmaktan çıkıp küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Ülkemizin, krizlerin çözümündeki kilit rolü giderek daha fazla anlaşılıyor. Libya’da biz varız. Karabağ’da biz varız. Bütün buralarda Türkiye kardeşleriyle el ele veriyor, omuz omuza veriyor ve bu yolda emin adımlarla yürüyor.”

Dış politikada Türkiye’nin artan itibarının gerisinde güçlü bir savunma sanayisi olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi: “Savunma sanayinde dışa bağımlılığımız azaldıkça uluslararası arenada etkinliğimiz artmıştır. Göreve geldiğimizde savunma sanayinde yüzde 80 oranında başkalarına muhtaç durumdaydık. Terörle mücadelede kullandığımız silah ve mühimmatların çoğunu yurt dışından temin ediyorduk. Satın aldığımız silahların kontrolü tam olarak bizde bile değildi. Türkiye’ye asla yakışmayan bu tablo karşısında biz ne yaptık? Diğer alanlarla birlikte özellikle savunma sanayine ağırlık verdik.”

“5. NESİL UÇAK ÜRETEBİLEN DÜNYADAKİ 4 ÜLKEDEN BİRİ OLDUK”

Erdoğan, savunma sanayinde “Böyle gelmiş, böyle gider” diyenlerden olmadıklarını, kolay yerine zor ama Türkiye açısından en hayırlı olanı seçtiklerini belirterek, şunları dile getirdi: “Tabanca, tüfek dahil güvenlik güçlerimizin kullandığı silahları kendimiz üretmeye başladık. İnsansız hava araçları gibi yeni gelişen teknolojilere büyük yatırımlar yaptık. Bu alanda çalışan firmalarımızı teşvik ettik. İşte bugün 2005’lerde, 2010’larda toprağa diktiğimiz fidanların, Allah’a binlerce kez hamdolsun, meyvelerini topluyoruz. Yıllar önce başlattığımız projeler bugün hepimizin iftihar vesilesi olan uçaklara, tanklara, gemilere, füzelere, roketlere dönüşüyor. Türkiye savunma sanayisi alanında adeta bir destan yazıyor. Dünyanın ilk SİHA gemisi Anadolu’yu geçen sene hizmete aldık. Kendi tasarımımız, milli denizaltımızı inşa etme aşamasındayız. İHA ve SİHA alanında zaten dünyada ilk üç ülkeden biriyiz. Bugün 34 farklı ülkenin semalarını Türk, İHA ve SİHA’ları koruyor. Geçtiğimiz günlerde milli muharip uçağımız KAAN ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Böylece 5. nesil uçak üretebilen dünyadaki 4 ülkeden biri olduk. Bu gurur 85 milyon olarak hepimizindir. Milletçe inandık, çalıştık, yılmadık ve hamdolsun başardık.”

Savunma sanayi alanındaki başarıların başlangıç olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Gelecek yıllarda yapılanların çok daha fazlasını, daha modernini, daha gelişmişini, daha güçlüsünü, daha ilerisini yapacağız.” dedi.

“MUHALEFETİN ÖRNEK GÖSTERDİĞİ ÜLKELERDE KAAN KONUŞULUYOR”

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının uçak gemisinin bir üst segmentini yapmak için çalışmalar yürüttüğünü bildiren Erdoğan, şunları kaydetti: “Biz ‘yaparız’ dedik mi yaparız ve yapacağız. İçimizdeki müzmin muhalifler ve mankurtlar anlamasa da Türkiye’nin nasıl büyük işlere imza attığını dostlarımız ve hasımlarımız çok iyi biliyor. Muhalefetin bize sürekli örnek gösterdiği ülkelerde son dört gündür KAAN konuşuluyor. Türkiye’nin savunma sanayi hamleleri konuşuluyor. Umutlarını Türkiye’ye bağlamış dostlarımız bizim bu başarılarımızla gurur duyarken, elbette rakiplerimiz de endişeye kapılıyor. Daha ne müjdeler vereceğiz inşallah. Öyle garip bir durumla karşı karşıyayız ki bizdeki mankurtlaştırılmış zihinler KAAN’a bakınca kalorifer peteği veya süpürge sapı görüyor. Ama Asya’dan Afrika’ya kadar gönül coğrafyamızdaki 100 milyonlar ise büyüyen, güçlenen, mazlumların umudu haline gelen bir Türkiye görüyor.”

Türkiye’nin başarılarının kendilerinin azmini artırırken, dost ve kardeş ülkelere de cesaret aşıladığını, özgüven kazandırdığını belirten Erdoğan, “İnşallah bu umutları boşa çıkarmayacağız. Türkiye’yi her alanda güçlendirmeye, kalkındırmaya devam edeceğiz. Bir olarak, iri olarak, diri olarak, kardeş olarak hep birlikte Türkiye olarak ülkemizi hedeflerine ulaştıracağız. Türkiye Yüzyılı şafağı sökerken ecdattan aldığımız emaneti hakkıyla bizden sonraki nesillere teslim etmenin kıvancını yaşayacağız.” dedi.

“31 MART’TA SANDIKLARI PATLATMAMIZ GEREKİYOR”

Adana’nın her dönemde yaptığı gibi Türkiye Yüzyılı yürüyüşünün de lokomotifliğini yükleneceğine işaret eden Erdoğan, “Tabii bunun için 31 Mart’ta sandıkları patlatmamız gerekiyor. Bugün burada sizden bunun sözünü almak istiyorum. Söz mü?” diye sordu. Alandakilerin “söz” demesi üzerine Erdoğan, “Benim bildiğim Adanalı delikanlıdır, sözünün eridir, verdiği sözde durur.” karşılığını verdi.

Erdoğan, Türkiye’ye ve şehirlere yeni vizyonlar, hedefler gösterirken, güçlü altyapıya güvendiklerini vurgulayarak, Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl ve vicdan sahibi herkesin kabul edeceğini söyledi. Bu anlayışla Adana’ya 21 yılda 279 milyar liralık yatırım yaptıklarını anımsatan Erdoğan, eğitimde 10 bin 809 yeni derslik inşa ettiklerini, Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesini kurduklarını, gençlik ve sporda 7 bin 959 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtıklarını, 33 bin seyirci kapasiteli stadyumun da aralarında olduğu 55 spor tesisini Adana’ya kazandırdıklarını kaydetti.

Sosyal yardımlarda, Adanalı ihtiyaç sahibi vatandaşlara 20 milyar liralık kaynak aktardıklarını belirten Erdoğan, sağlıkta toplamda 4 bin 255 yataklı 25 hastane ile 71 sağlık tesisini Adanalıların hizmetine sunduklarını söyledi. Erdoğan, Adana’yı 1640 yataklı şehir hastanesi ile buluşturduklarını hatırlatarak, Yüreğir’deki 100 yataklı devlet hastanesi ile iki sağlık tesisinin yapımının devam ettiğini aktardı.

“ÇUKUROVA HAVALİMANI’NI HİZMETE SUNUYORUZ”

TOKİ vasıtasıyla 18 bin 400 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti: “6 bin 226 konutun yapımına devam ediyoruz. Kentsel dönüşümde şehrimizde riskli yapı olarak belirlediğimiz 8 bin 873 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Adana’daki 7 millet bahçesi projemizden üçünü tamamladık, üçünün yapımına, birinin projelendirme çalışmasına devam ediyoruz. Ulaştırmada 249 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol mesafesini 431 kilometreye çıkardık. Adana-Karataş yolunu, Kozan-Feke-Saimbeyli-Tufanbeyli yolunu, Ceyhan-Yumurtalık yolunu, İmamoğlu-Ayrım-Aladağ yolunu ve Kozan ayrımı Mansurlu yolunu bu yıl tamamlıyoruz. Şehirdeki tüm demir yollarıyla birlikte Adana-Mersin demir yolunu da yenileyip ilave hat yaptık, seyahat süresini yarıya indirdik. Mersin, Adana, Osmaniye, Gaziantep hızlı tren hattında çalışmalarımız etap etap sürüyor. Mevcut havalimanımıza ilaveten Çukurova Uluslararası Havalimanı da bu yıl içinde tamamlayıp hizmete sunuyoruz.”

Doğu Akdeniz’in en büyük lojistik üssünü Adana’ya kurarak Türkiye’nin uluslararası taşımacılıktaki kilit rolünü daha da güçlendireceklerinin altını çizen Erdoğan, Adana’ya 11 baraj, 39 sulama tesisi, 10 arazi toplulaştırma projesi, 60 taşkın koruma tesisi, bir gölet ve 28 hidroelektrik santrali kazandırdıklarını aktardı.

ADANA’YA YAPILAN YATIRIMLARI ANLATTI

Adana’da toplam 15 bin dekar arazinin sulanmasına hizmet edecek 7 barajın inşasının devam ettiğini belirten Erdoğan, kentte 1,3 milyon dekar zirai araziyi sulamaya açarak, çiftçilere yıllık 9,5 milyar lira tutarında zirai gelir artışı sağladıklarını söyledi.

Erdoğan, inşaatı süren 12 sulama tesisiyle 535 bin dekar araziyi daha sulamaya açacaklarını dile getirerek, şunları kaydetti: “Adanalı çiftçilerimize 52 milyar liralık tarımsal hibe desteği ve yatırım yaptık. Sanayi ve teknolojide 2 yeni Organize Sanayi Bölgesi, 3 Endüstri Bölgesi, bir Teknokent, 12 araştırma geliştirme merkezi ve 8 tasarım merkezi kurduk. Tarım ve Orman Bakanlığımız eliyle Adana ve Karataş Organize Tarım Bölgelerini hayata geçirdik. Şimdi de şehrimize bir kimya organize sanayi bölgesi kazandırmak için çalışmalara başladık. İstihdamı desteklemek için Adana’daki işverenlere toplam 9 milyar lira tutarında prim teşviki verdik. Enerjide yaklaşık 224 bin abonesi olan şehrimize tüm ilçeleriyle birlikte doğal gaz arzını sağladık. İnşallah 31 Mart’ta Adana’yı Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonuyla buluşturduğumuzda çok daha fazlasını yapacağız.”

Adana ile tüm Türkiye’ye kazandırdıkları bu eserler, hizmetler ve yatırımların kendilerinin referansı olduğunu belirten Erdoğan, “Sizlerin de desteğiyle inşallah Adana’yı yerel yönetimlerde de hak ettiği hizmetlere kavuşturacağımıza inanıyorum. Cumhur İttifakı’mızın büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarını ben, sizlere emanet ediyorum. Biliyorum ki sizler, bu adaylarımıza sahip çıkacaksınız.” ifadelerini kullandı.

MİTİNGDEN NOTLAR

Miting alanında, “Adana 5’ten büyüktür”, pankartı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fotoğrafının bulunduğu afişin yanı sıra AK Parti ve Türkiye Yüzyılı amblemleri yer aldı. Alana, yarın doğum günü olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, annesi ile fotoğrafının bulunduğu ve üzerinde “Seni doğurana gurban oluruz, doğum günün kutlu olsun Reis” yazan afiş de asıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir ve ilçe belediye başkan adaylarını alfabetik sıraya göre çağırarak tanıttı. Erdoğan, mitingin ardından Adana Valiliğini ziyaret ederek, Adana Valisi Yavuz Selim Köşger’den çalışmaları hakkında bilgi aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogandan-chpye-sert-sozler-neredeyse-kilicdaroglunun-kedisi-seroyu-bile-kapidan-iceri-sokmayacaklar/feed/ 0
CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Akın: “Balıkesir’ime Hizmet Benim İçin İbadettir” https://www.haber60.com.tr/chp-balikesir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-ahmet-akin-balikesirime-hizmet-benim-icin-ibadettir/ https://www.haber60.com.tr/chp-balikesir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-ahmet-akin-balikesirime-hizmet-benim-icin-ibadettir/#respond Sun, 25 Feb 2024 23:54:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12150 CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Akın, Balıkesir Kurtdereli Spor Salonu’nda gerçekleştirilen Aday Tanıtım Toplantısı’nda, “Bizim anlayışımız ötekileştirmeyen, ayrıştırmayan bir anlayış. Aynı zamanda yeni bir vizyon ortaya koyuyoruz. Yani dünyayı gören, takip eden, içinde olan, bilime inanan, Atatürk’ün bilime verdiği değer gibi, halka verdiği değer gibi, ilmin ışığında ilerleyerek bir dünya vizyonunu Balıkesir’e taşımak istiyoruz” dedi.

CHP Balıkesir İl Başkanı Erden Köybaşı, Kurtdereli Spor Salonu’ndaki Aday Tanıtım Toplantısı’nda konuştu. Köybaşı, konuşmasında sunları söyledi:

“Bugün Balıkesir’in ve ülkemizin geleceğine büyük etki yapacağına inandığımız bizden beklenenleri gerçekleştireceğine yürekten, kalpten inandığımız belediye başkan adaylarımızı tanıtmak üzere sizlerle birlikteyiz. Bizler umut demek için, özgürlük demek için, emek demek için kapısını çaldığımız hasret için buradayız. Yağmacılara, talancılara inat çocuklarımıza güneşin doğuşunu göstermek için buradayız. 2019’da yarım kalan şarkımızı tamamlamak için yürüyoruz hala yollarda. Bir gün mutlaka hesap sormak için ant içmişiz yoldaşlara. Geliyoruz.

“GÜZEL ÜLKEMİZ, TEK ADAMIN YAZDIĞI İKTİSAT TEORİSİNİN EN PAHALI UYGULANDIĞI BİR ÜLKE HALİNE GETİRİLMİŞTİR”

Cumhuriyetimizin 100. yılında geriye baktığımızda tek adam rejiminin keyfi, liyakatsiz uygulamalarıyla ülkemiz eğitimde, ekonomide, sağlıkta, tarımda, dış politikada, iç politikada maalesef kaosa sürüklenmiş, yönetilemez hale gelmiştir. Güzel ülkemiz, ben ekonomistim diyen bir kişinin tek adamın yazdığı iktisat teorisinin en pahalı uygulandığı bir ülke haline getirilmiştir. Açlık sınırının altında yaşamaya çalışan emeklilerimiz, emekçilerimiz bütün çalışanlarımızın yanında çocuk tacizleri, kadın cinayetleri, toplumsal travma haline gelmiştir. Ne yazık ki tarım hayvancılık ölmüş, kentler nüfusları taşıyamaz hale gelmiştir. Bir zamanlar ülkeyi Türkiye’yi doyuran kent Balıkesir, kendini bile doyuramaz hale getirilmiştir. Üretilen korku politikaları, kalıcılaşan adaletsizlik karşısında tüm yurttaşlar umutsuzluğa karamsarlığa kapılmıştır.

“SİZE GELMESİ GEREKEN HİZMETLERİN YANDAŞLARA GİTTİĞİNİ GÖRMEK İSTEMİYORSANIZ AYAĞA KALKIN, BU KADER DEĞİL”

Ülkemize temsili demokrasi rafa kaldırılmış anayasası olan ancak anayasal olmayan bir devlet yönetimi maalesef hayata geçirilmiştir. Ülkemizde kuvvetler ayrılığı ayaklar altına alınmıştır. Kendini her şeyin üzerinde gören AKP Genel Başkanı siyasi çalışmalarında tehdit dilini kullanmaya hala devam ediyor. Artırarak devam ediyor. Hatay’da bize oy vermezseniz size destek, yardım yok. Ordu’da bize oy vermezseniz size doğal gaz yok diyecek kadar şirazesinden kaymış gözü dönmüş durumdadır. Sayıştay’ın denetim raporlarında sayfa sayfa yolsuzlukları, usulsüzlükleri tespit edilen ancak hiçbir şey yapılmayan AKP’li bir belediye görmek istemiyorsanız size gelmesi gereken hizmetlerin yandaşlara gittiğini görmek istemiyorsanız insanca yaşanan kentleri sadece televizyon dizilerinden izlemek istemiyorsanız ufacık çocukların istismar edildiği derneklere, vakıflara sponsor olan belediye istemiyorsanız adına gerçek belediyecilik dedikleri, yalan, talan, paylaşım, belediyeciliğini kabul etmiyorsanız ayağa kalkın bu kader değil. Ayağa kalkın ve biz bunu yenmek için buradayız.

“BALIKESİR 1 NİSAN SABAHI MASMAVİ BİR GÜNE UYANACAK”

Bizler bir Nisan sabahında kentimizin tamamıyla talan ve ranta teslim edildiği parsel parsel dağıtıldığı adı Adalet ve Kalkınma olan ancak kendisinden olmayana hiçbir şey sağlamayan, yardım etmeyen, hizmet götürmeyen bir anlayışla yönetilen kente uyanmak istemiyoruz. Balıkesir böyle bir yönetimi hak etmiyor. Bu kapkara tablo içinde gittiğimiz yerel seçimlerde yurttaşların umudu her zaman olduğu gibi Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Sizlersiniz. ve diyoruz ki Balıkesir 1 Nisan sabahı masmavi bir güne uyanacak. Dostlar! Cumhuriyet Halk Partili belediye ne demek derseniz, önce dürüstlük, şeffaflık, temizlik, halka hizmet, halkçılık, sanat, kültür demektir. Orman demek, yeşil demek, çevre demek, önce insan demektir. Biz diyoruz ki, biz varsak, halkçı, kalkınmacı belediyecilik var. Biz varsak eşitlik var, kardeşlik var. Biz varsak el ele omuz omuza, insanca yaşayacağımız kentler var. Bunun kanıtı, bunun kanıtı AKP’li belediyeler tel tel dökülürken, kentler parsel parsel satılırken, Cumhuriyet Halk Partili Belediyelerin yönettiği kentler en çok göç alan kentler olmuştur. Kanıtı budur. Cumhuriyet Halk Partili belediyecilik budur. Sosyal yaşam budur.”

“BALIKESİR’İMİN MR’INI ÇEKTİK”

CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Akın da yaptığı konuşmada, şu ifadeleri kullandı:

“Ben bu yola Balıkesir benim ailem diyerek başladım. Onun için hiç kimseyi ayırmadan, 1.300.000 hemşehrimin her daim hizmetkarı oldum. Olmaya devam edeceğim. Biz de yalan yok. Plan var. Tutamayacağımız vaadi vermiyoruz diyerek hazırladığımız çalışmalarımızı planlı bir şekilde Balıkesir’e hizmet etmek için durmadan, yorulmadan Balıkesir’i nasıl yöneteceğimizden ve hazırlıklarımızdan biraz bahsetmek istiyorum. Ölçülemeyen hiçbir şeyin yönetilemeyeceğinin bilinciyle önce Balıkesirli hemşehrilerimin ve Balıkesir’imin bir MR’ını çektik; Balıkesir’in ihtiyaçlarını, hemşehrilerimin taleplerini tek tek inceledik. Bunun için bilimsel yollara dayandık. Anketler yaptık. Hepsini dinledik. Bölge bölge tüm ilçelerimizde çalışmalar yaptık. ve belediyecilik üzerine yazılmış 2.500 yüksek lisans ve doktora tezini inceledik. Ben buradan bana destek veren değerli akademisyen arkadaşlarıma, yanımızda olan, mücadele veren, tüm yol arkadaşlarıma emekleri için teşekkür ediyorum.

“ON NUMARA KENTİ, ON NUMARA İLERİYE TAŞIYACAĞIZ”

İki bin projeyi tek tek inceledik. Bu projeler üzerine mülakatlar yaptık. Bilimsel çalıştık. Aklı ve bilimi odağımıza koyduk. Tarımı, turizmi, taşıma, tarih, teknoloji, yani 5T Balıkesir kalkındırmak için 5T ve 3 yeni diyerek bir yol ve plan hazırladık. Üç yenimiz şudur; yeni bir anlayış kimseyi ayırmayan herkesi kucaklayan. Yeni bir anlayışa ihtiyaç var. Çünkü burası Balıkesir Kuvayi Milliye’nin yiğit evlatlarının memleketi yani milli birliğin, beraberliğin merkezindeyiz. Bunun için bizim anlayışımız ötekileştirmeyen, ayrıştırmayan bir anlayış. Aynı zamanda yeni bir vizyon ortaya koyuyoruz. Yani dünyayı gören, takip eden, içinde olan, bilime inanan, Atatürk’ün bilime verdiği değer gibi, halka verdiği değer gibi, ilmin ışığında ilerleyerek bir dünya vizyonunu Balıkesir’e taşımak istiyoruz. ve aynı zamanda yeni bir yönetim. Bunların hepsini 3 yeni ve 5T dediğimiz bir formülasyonla toparladık. Cumhurbaşkanlığı verilerine göre, Son 20 yılda ekonomik gelişmişlikte Türkiye çapında 15. iken 24’e düştük. Yani 10 sıra birden geriye düştük. Bu nedir? Durum net. Mevcut yöneticiler Balıkesir’imizi on numara geriye getirdiler. Biz ne yapacağız? On numara kenti, on numara ileriye taşıyacağız.

“ADALETLİ BİR BELEDİYE BAŞKANINIZ OLACAK”

Konuşmasının ardından projelerini anlatan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Akın, şunları kaydetti:

“Bütün projelerimizde önce insan diyoruz. Önce insan onuru diyoruz. Yapacağımız yardımları da hiçbir kimsenin onurunu incitmeden sağ elin verdiğini sol el görmeden yapıyoruz. İnancımıza göre halkımıza hizmet, Hakk’a hizmettir. Cenabı Allah’ın huzurunda sizlerin şahitliğinde söylüyorum. Balıkesir’ime hizmet benim için ibadettir hemşehrim. Bu on numara kart ile ihtiyaç sahibi olan altını çiziyorum. İhtiyaç sahibi olan dul yetimlerimiz ile kadınlarımıza yılda bir kez 20 bin lira destek vereceğiz. Üniversiteyi kazanan ve il dışına giden gençlerimize gidiş dönüş bileti ve konaklamaları için desteği kartlarına yükleyeceğiz. Askere gidecek olan genç yiğit kardeşlerime 5 bin lira destek vereceğiz. Gazilerimize gaziler gününde 5 bin lira destek vereceğiz. Yeni evli gençlerimize 30 bin lira destek vereceğiz. Bebek sahibi olan ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çeken ailelere, mama ve çocuk bezi almaları için aylık 2 bin lira destek vereceğiz demişiz. 0-4 yaş arası. ocuğu olan ve sosyal incelemeyle ihtiyaç sahibi olduğunu belirlediğimiz ailelere her ay 1000 lira destek vereceğiz. İhtiyaç sahibi emeklilerimize her ay nakdi destekte bulunacağız. Engelli kardeşlerime, yıl başında 5 bin lira destekte bulunacağız. İhtiyaç sahibi ailelere, ramazanda gıda yardımı olarak 2500 lira kış öncesinde yardımı olarak 5 bin lira destekte bulunacağız. Bu on numara kart. Balıkesir genelinde kullanılacak. Bu yardımları verirken bu yardımları verirken ben hep söylüyorum. Memleketi hizmet iki üç şey lazım. Önce Allah korkun olacak. Çünkü hesap vereceksin. Memleket sevdan olacak, hizmet aşkını olacak. Size büyük bir sözüm var. En büyük vaadim. Adaletli bir belediye başkanınız olacak.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-balikesir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-ahmet-akin-balikesirime-hizmet-benim-icin-ibadettir/feed/ 0
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Adana mitinginde konuştu: (2) https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-adana-mitinginde-konustu-2/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-adana-mitinginde-konustu-2/#respond Sun, 25 Feb 2024 23:24:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12118 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizdeki mankurtlaştırılmış zihinler KAAN’a bakınca kalorifer peteği veya süpürge sapı görüyor. Ama Asya’dan Afrika’ya kadar gönül coğrafyamızdaki 100 milyonlar ise büyüyen, güçlenen, mazlumların umudu haline gelen bir Türkiye görüyor.” dedi.

Erdoğan, partisinin İstasyon Meydanı’nda düzenlediği mitinginde, Türkiye’yi yuva, vatan ve uğruna şehadeti göze aldıkları biricik sevda olarak gördüklerini ifade ederek, ülkeyi taşıyla, toprağıyla, zorluk ve güzellikleriyle sevdiklerini söyledi.

İstiklal Marşı’nın “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.” dizelerini okuyan Erdoğan, şöyle konuştu:

“İşte mesele bu. Biz de cennet vatanımız, aziz milletimiz ve istikbalimizin teminatı çocuklarımız için her alanda mücadele ediyoruz. Karşılaştığımız tüm engellere rağmen hamdolsun vatanımıza olan minnet borcumuzu şimdiye kadar layıkıyla ödedik. Milletin sandıkta namusumuza emanet ettiği iradesine hiçbir zaman gölge düşürmedik. Vesayet güçlerinden, envaiçeşit terör örgütüne kadar Türkiye karşıtlarının tamamını Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle dize getirdik. 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi ülkeyi işgal etme teşebbüsleri karşısında asla geri adım atmadık. Darbe gecesi birileri televizyon karşısında kahvesini yudumlarken, biz milletimizle sırt sırta vererek FETÖ’cü hainlere meydanları dar ettik. Uluslararası arenada ülkemizin hak ve hukukunu, devletimizin çıkarlarını, milletimizin onurunu kararlılıkla savunduk, savunuyoruz. Dış politikada Avrupa’dan ‘aferin’ almaya çalışan değil, dik ve dirayetli duruşuyla tüm dünyada takdir toplayan bir ülke konumundayız. Uluslararası siyaseti takip eden herkes şu gerçeği artık kabulleniyor. Türkiye sadece bölgesel bir güç olmaktan çıkıp küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Ülkemizin, krizlerin çözümündeki kilit rolü giderek daha fazla anlaşılıyor. Libya’da biz varız. Karabağ’da biz varız. Bütün buralarda Türkiye kardeşleriyle el ele veriyor, omuz omuza veriyor ve bu yolda emin adımlarla yürüyor.”

“Diktiğimiz fidanların meyvelerini topluyoruz”

Dış politikada Türkiye’nin artan itibarının gerisinde güçlü bir savunma sanayisi olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

“Savunma sanayinde dışa bağımlılığımız azaldıkça uluslararası arenada etkinliğimiz artmıştır. Göreve geldiğimizde savunma sanayinde yüzde 80 oranında başkalarına muhtaç durumdaydık. Terörle mücadelede kullandığımız silah ve mühimmatların çoğunu yurt dışından temin ediyorduk. Satın aldığımız silahların kontrolü tam olarak bizde bile değildi. Türkiye’ye asla yakışmayan bu tablo karşısında biz ne yaptık? Diğer alanlarla birlikte özellikle savunma sanayine ağırlık verdik.”

Erdoğan, savunma sanayinde “Böyle gelmiş, böyle gider” diyenlerden olmadıklarını, kolay yerine zor ama Türkiye açısından en hayırlı olanı seçtiklerini belirterek, şunları dile getirdi:

“Tabanca, tüfek dahil güvenlik güçlerimizin kullandığı silahları kendimiz üretmeye başladık. İnsansız hava araçları gibi yeni gelişen teknolojilere büyük yatırımlar yaptık. Bu alanda çalışan firmalarımızı teşvik ettik. İşte bugün 2005’lerde, 2010’larda toprağa diktiğimiz fidanların, Allah’a binlerce kez hamdolsun, meyvelerini topluyoruz. Yıllar önce başlattığımız projeler bugün hepimizin iftihar vesilesi olan uçaklara, tanklara, gemilere, füzelere, roketlere dönüşüyor. Türkiye savunma sanayisi alanında adeta bir destan yazıyor. Dünyanın ilk SİHA gemisi Anadolu’yu geçen sene hizmete aldık. Kendi tasarımımız, milli denizaltımızı inşa etme aşamasındayız. İHA ve SİHA alanında zaten dünyada ilk üç ülkeden biriyiz. Bugün 34 farklı ülkenin semalarını Türk, İHA ve SİHA’ları koruyor. Geçtiğimiz günlerde milli muharip uçağımız KAAN ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Böylece 5. nesil uçak üretebilen dünyadaki 4 ülkeden biri olduk. Bu gurur 85 milyon olarak hepimizindir. Milletçe inandık, çalıştık, yılmadık ve hamdolsun başardık.”

“Muhalefetin örnek gösterdiği ülkelerde KAAN konuşuluyor”

Savunma sanayi alanındaki başarıların başlangıç olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Gelecek yıllarda yapılanların çok daha fazlasını, daha modernini, daha gelişmişini, daha güçlüsünü, daha ilerisini yapacağız.” dedi.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının uçak gemisinin bir üst segmentini yapmak için çalışmalar yürüttüğünü bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Biz ‘yaparız’ dedik mi yaparız ve yapacağız. İçimizdeki müzmin muhalifler ve mankurtlar anlamasa da Türkiye’nin nasıl büyük işlere imza attığını dostlarımız ve hasımlarımız çok iyi biliyor. Muhalefetin bize sürekli örnek gösterdiği ülkelerde son dört gündür KAAN konuşuluyor. Türkiye’nin savunma sanayi hamleleri konuşuluyor. Umutlarını Türkiye’ye bağlamış dostlarımız bizim bu başarılarımızla gurur duyarken, elbette rakiplerimiz de endişeye kapılıyor. Daha ne müjdeler vereceğiz inşallah. Öyle garip bir durumla karşı karşıyayız ki bizdeki mankurtlaştırılmış zihinler KAAN’a bakınca kalorifer peteği veya süpürge sapı görüyor. Ama Asya’dan Afrika’ya kadar gönül coğrafyamızdaki 100 milyonlar ise büyüyen, güçlenen, mazlumların umudu haline gelen bir Türkiye görüyor. “

“31 Mart’ta sandıkları patlatmamız gerekiyor”

Türkiye’nin başarılarının kendilerinin azmini artırırken, dost ve kardeş ülkelere de cesaret aşıladığını, özgüven kazandırdığını belirten Erdoğan, “İnşallah bu umutları boşa çıkarmayacağız. Türkiye’yi her alanda güçlendirmeye, kalkındırmaya devam edeceğiz. Bir olarak, iri olarak, diri olarak, kardeş olarak hep birlikte Türkiye olarak ülkemizi hedeflerine ulaştıracağız. Türkiye Yüzyılı şafağı sökerken ecdattan aldığımız emaneti hakkıyla bizden sonraki nesillere teslim etmenin kıvancını yaşayacağız.” dedi.

Adana’nın her dönemde yaptığı gibi Türkiye Yüzyılı yürüyüşünün de lokomotifliğini yükleneceğine işaret eden Erdoğan, “Tabii bunun için 31 Mart’ta sandıkları patlatmamız gerekiyor. Bugün burada sizden bunun sözünü almak istiyorum. Söz mü?” diye sordu. Alandakilerin “söz” demesi üzerine Erdoğan, “Benim bildiğim Adanalı delikanlıdır, sözünün eridir, verdiği sözde durur.” karşılığını verdi.

Erdoğan, Türkiye’ye ve şehirlere yeni vizyonlar, hedefler gösterirken, güçlü altyapıya güvendiklerini vurgulayarak, Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl ve vicdan sahibi herkesin kabul edeceğini söyledi.

Bu anlayışla Adana’ya 21 yılda 279 milyar liralık yatırım yaptıklarını anımsatan Erdoğan, eğitimde 10 bin 809 yeni derslik inşa ettiklerini, Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesini kurduklarını, gençlik ve sporda 7 bin 959 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtıklarını, 33 bin seyirci kapasiteli stadyumun da aralarında olduğu 55 spor tesisini Adana’ya kazandırdıklarını kaydetti.

“Çukurova Havalimanını hizmete sunuyoruz”

Sosyal yardımlarda, Adanalı ihtiyaç sahibi vatandaşlara 20 milyar liralık kaynak aktardıklarını belirten Erdoğan, sağlıkta toplamda 4 bin 255 yataklı 25 hastane ile 71 sağlık tesisini Adanalıların hizmetine sunduklarını söyledi.

Erdoğan, Adana’yı 1640 yataklı şehir hastanesi ile buluşturduklarını hatırlatarak, Yüreğir’deki 100 yataklı devlet hastanesi ile iki sağlık tesisinin yapımının devam ettiğini aktardı.

TOKİ vasıtasıyla 18 bin 400 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“6 bin 226 konutun yapımına devam ediyoruz. Kentsel dönüşümde şehrimizde riskli yapı olarak belirlediğimiz 8 bin 873 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Adana’daki 7 millet bahçesi projemizden üçünü tamamladık, üçünün yapımına, birinin projelendirme çalışmasına devam ediyoruz. Ulaştırmada 249 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol mesafesini 431 kilometreye çıkardık. Adana-Karataş yolunu, Kozan-Feke-Saimbeyli-Tufanbeyli yolunu, Ceyhan-Yumurtalık yolunu, İmamoğlu-Ayrım-Aladağ yolunu ve Kozan ayrımı Mansurlu yolunu bu yıl tamamlıyoruz. Şehirdeki tüm demir yollarıyla birlikte Adana-Mersin demir yolunu da yenileyip ilave hat yaptık, seyahat süresini yarıya indirdik. Mersin, Adana, Osmaniye, Gaziantep hızlı tren hattında çalışmalarımız etap etap sürüyor. Mevcut havalimanımıza ilaveten Çukurova Uluslararası Havalimanı da bu yıl içinde tamamlayıp hizmete sunuyoruz.”

Doğu Akdeniz’in en büyük lojistik üssünü Adana’ya kurarak Türkiye’nin uluslararası taşımacılıktaki kilit rolünü daha da güçlendireceklerinin altını çizen Erdoğan, Adana’ya 11 baraj, 39 sulama tesisi, 10 arazi toplulaştırma projesi, 60 taşkın koruma tesisi, bir gölet ve 28 hidroelektrik santrali kazandırdıklarını aktardı.

“Çok daha fazlasını yapacağız”

Adana’da toplam 15 bin dekar arazinin sulanmasına hizmet edecek 7 barajın inşasının devam ettiğini belirten Erdoğan, kentte 1,3 milyon dekar zirai araziyi sulamaya açarak, çiftçilere yıllık 9,5 milyar lira tutarında zirai gelir artışı sağladıklarını söyledi.

Erdoğan, inşaatı süren 12 sulama tesisiyle 535 bin dekar araziyi daha sulamaya açacaklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Adanalı çiftçilerimize 52 milyar liralık tarımsal hibe desteği ve yatırım yaptık. Sanayi ve teknolojide 2 yeni Organize Sanayi Bölgesi, 3 Endüstri Bölgesi, bir Teknokent, 12 araştırma geliştirme merkezi ve 8 tasarım merkezi kurduk. Tarım ve Orman Bakanlığımız eliyle Adana ve Karataş Organize Tarım Bölgelerini hayata geçirdik. Şimdi de şehrimize bir kimya organize sanayi bölgesi kazandırmak için çalışmalara başladık. İstihdamı desteklemek için Adana’daki işverenlere toplam 9 milyar lira tutarında prim teşviki verdik. Enerjide yaklaşık 224 bin abonesi olan şehrimize tüm ilçeleriyle birlikte doğal gaz arzını sağladık. İnşallah 31 Mart’ta Adana’yı Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonuyla buluşturduğumuzda çok daha fazlasını yapacağız.”

Adana ile tüm Türkiye’ye kazandırdıkları bu eserler, hizmetler ve yatırımların kendilerinin referansı olduğunu belirten Erdoğan, “Sizlerin de desteğiyle inşallah Adana’yı yerel yönetimlerde de hak ettiği hizmetlere kavuşturacağımıza inanıyorum. Cumhur İttifakı’mızın büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarını ben, sizlere emanet ediyorum. Biliyorum ki sizler, bu adaylarımıza sahip çıkacaksınız.” ifadelerini kullandı.

Mitingden notlar

Miting alanında, “Adana 5’ten büyüktür”, pankartı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fotoğrafının bulunduğu afişin yanı sıra AK Parti ve Türkiye Yüzyılı amblemleri yer aldı. Alana, yarın doğum günü olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, annesi ile fotoğrafının bulunduğu ve üzerinde “Seni doğurana gurban oluruz, doğum günün kutlu olsun Reis” yazan afiş de asıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir ve ilçe belediye başkan adaylarını alfabetik sıraya göre çağırarak tanıttı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingin ardından Adana Valiliğini ziyaret ederek, Adana Valisi Yavuz Selim Köşger’den çalışmaları hakkında bilgi aldı.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-adana-mitinginde-konustu-2/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye Savunma Sanayi Alanında Destan Yazıyor https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-savunma-sanayi-alaninda-destan-yaziyor/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-savunma-sanayi-alaninda-destan-yaziyor/#respond Sun, 25 Feb 2024 22:36:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12074 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye savunma sanayi alanında adeta bir destan yazıyor. Dünyanın ilk SİHA gemisi Anadolu’yu geçen sene hizmete aldık. İHA ve SİHA alanında zaten dünyada ilk üç ülkeden biriyiz. Bugün 34 farklı ülkenin Semalarını Türk, İHA ve SİHA’ları koruyor. Geçtiğimiz günlerde gurur hanemize yeni bir halka daha ekledik. Milli muharip uçağımız Kaan ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdik. Böylece 5. nesil uçak üretebilen dünyadaki 4 ülkeden biri olduk” dedi.

Erdoğan, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri öncesi Adana’da Uğur Mumcu Meydanında halka hitap etti. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, “Harbiliğin, delikanlılığın kitabını yazan Adama, bugün bir başka güzel, feda ve vefakarlığı baş tacı bilen ağzı dualı büyüklerimizin şehri Adana’yı Türkiye yüzyılı vizyonumuzun lokomotif şehri olarak görüyoruz. Nice dağdan aşan yollar bizimdir diyerek gök kubbeyi milli seçimimizde çınlatan, gönül tellerimizi titreten deyişleriyle Toroslar’ı ve Çukurova’yı vatan yapan aşıkların şehrine de böylesi yakışır. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’na verdiği destekle Adana inşallah yeni bir destan yazacak. Şöyle dedim bana bir resmi rakamı alın. Bakalım meydanda durum nedir. Rakamı aldım. Şu anda Adana’da, meydanda 75 bin kişi var” diye konuştu

Erdoğan, Adana’nın gerçek belediyeciliğe olan hasretini dindirmeye az kaldığına dikkat çekerek şöyle devam etti:

” Hazır mıyız? Hazır mıyız? Artık Adana’yı bu malum ellerden almaya hazır mıyız? Maşallah. Tabii bu seçimlerde aldığımız yüzde 45 civarındaki oy oranı Adana’yla aramızdaki güçlü sevgi bağını yansıtmaktan çok uzak oldu. 31 Mart’ı da bunun için bir fırsat olarak görüyoruz. Allah’ın izniyle Adana, 31 Mart’ta sandıkları patlatarak, gerçek potansiyelini ortaya çıkartacaktır. Buna hazır mıyız? Kendi seçmenleri başta olmak üzere milleti tıpış tıpış sandığa gidip oy verecek bir mecburiyet cenderesine sıkıştırmak isteyenlere günlerini göstereceğinize ben inanıyorum. Adana böyle artistliklere eyvallah eder mi? Adana kendi iradesini çantada keklik kabul edenlere yol verir mi? Adana eser ve hizmet nasipsizlerini sırtında taşır mı?. Allah’ınıza kurban Adana.”

Erdoğan, CHP başta olmak üzere muhalefetin haline dikkat çekerek, ” Parti içindeki iktidar kavgalarından başlarını kaldıramıyorlar. Birbirleriyle uğraşmaktan birbirleriyle didişmekten, fırsat bulamadıkları için başka bir konuyla ilgilenemeyecek durumdalar. Adanalı kardeşlerime soruyorum. Bunların yasak savma kabininden ettikleri üç beş laf dışında ülkenin herhangi bir derdiyle gerçekten dertlenmediklerini görüyoruz. Onun için oralarda yaşayan insanlarımızın herhangi bir sıkıntısını çözecek bir projelerini duydunuz mu? Uluslararası meselelerde ilkeli bir duruş sergilediklerine şahit oldular mı? Göremezsiniz, duyamazsınız. Daha kendilerine hayrı olmayanların memlekete, millete hayrı dokunması mümkün mü? Hayır. Kendi çıkarlarından başka hiçbir şey gözü görmeyenlerin Adana’nın sorunlarıyla ilgilenmesi beklenir mi? Hayır. Biz Türkiye yüz yılı diyoruz. Gerçek belediyecilik diyoruz. Hazırız diyoruz. Kararlıyız diyoruz. Onlar ise kapalı kapılar ardında birbirinin kuyusunu kazıyor. Şaibeli pazarlıklarla seçim kazanma peşinde koşuyorlar” dedi.

Erdoğan, Mayıs ayında Cumhurbaşkanı adayı olarak milletin önüne çıkardıkları peşine de altı tane yardımcı adayı taktıkları bir zat olduğunu hatırlatarak şöyle devam etti:

” Hatırlıyorsunuz. Seçimde umduklarını bulamayınca tüm suçu Cumhurbaşkanı adaylarına yükleyip kendilerini temiz çıkardılar. Yere göğe sığdıramadıkları genel başkanlarını partiden öyle bir kazıyıp attılar. Halbuki seçim gecesi hepsi de ne diyordu? Kazandık. Kazanıyoruz. Bu nakaratlar milletin aklıyla dalga geçiyorlardır. Döktükleri timsah gözyaşlarını saymıyorum. Demek ki mesele ülke yönetimine talip olma iddiası değilmiş Mesele sadece kendi partilerinde kimin borusunun öteceği meselesiymiş. Şimdi burada Adana’dan öyle bir ses verin ki duymayan kulaklar bile duysun. Nasırlaşmış yürekler bile titresin. Hazır mıyız Adana, Allah’ına kurban Adana. 31 Mart’ta Türkiye yüz yılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye’yi Şehirleri için kararlı mıyız? Otuz bir Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz?”

Erdoğan, seçim seçim için herkesi kapı kapı dolaşmaya çağırarak, “Akademi, Kadın Kolları, Gençlik Kolları, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı, Adana’yla birlikte Türkiye haritasını, Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Rabbim hepinizden razı olsun. Adana, siz neymişsiniz ya? Gençler ben biliyorum. 31 Mart akşamı ever Allah bütün genç arkadaşlarınızı sandıkları patlatırcasına koşturacaksınız. Türkiye bizim yuvamız, vatanımız uğruna şehadeti göze aldığımız biricik sevdamızdır. Biz bu ülkeyi taşıyla, top zorlukları ve güzellikleriyle tüm kalbimizle seviyoruz. İstiklal Marşımızın şu muhteşem mısralarından aldığımız ilhamla Türkiye için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Ne diyor Akif merhum ‘Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda. Canı cananı, bütün varımı alsın da Hüda. Etmesin tek vatanımdan beni dünyada hüda’. Biz de cennet vatanımız aziz milletimiz ve istikbalimizin teminatı çocuklarımız için her alanda mücadele ediyoruz. Karşılaştığımız tüm engellere rağmen hamdolsun vatanımıza olan minnet borcumuzu şimdiye kadar layıkıyla ödedik. Milletin sandıkta namusumuza emanet ettiği iradesine hiçbir zaman gölge düşürmedik. Terör örgütüne kadar Türkiye muhaliflerinin tamamını Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle dize getirdik. 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi ülkeyi işgal teşebbüsleri karşısında asla geri adım atmadık. Darbe gecesi birileri televizyon karşısında kahvesini yudumlarken biz milletimizle sırt sırta vererek FETÖ’cü hainlere meydanları dar ettik. Uluslararası arenada ülkemizin hak ve hukukunu, devletimizin çıkarlarını, milletimizin onurunu, kararlılıkla savunduk, savunuyoruz” dedi.

Erdoğan, dış politikada, Avrupa’dan, aferin, almaya çalışan değil, dik ve dirayetli duruşuyla tüm dünyada takdir toplayan bir ülke konumuna geldiklerinin altını çizerek şöyle devam etti:

” Uluslararası siyaseti takip eden herkes şu gerçeği artık kabulleniyor. Türkiye sadece bölgesel bir güç olmaktan çıkıp küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Öyle mi? Ülkemizin krizlerin çözümündeki kilit rolü giderek daha fazla anlaşılıyor. Libya’da biz varız. Karabağ’da biz varız değerli kardeşlerim bütün buralarda Türkiye kardeşleriyle el ele veriyor, omuz omuza veriyor ve bu yolda emin adımlarla yürüyoruz. Kardeşlerim şunu çok açık ve net ifade etmek isterim. Dış politikada artan gerisinde güçlü bir savunma sanayi var. Savunma sanayinde dışa bağımlılığımız azaldıkça uluslararası arenada etkinliğimiz artmıştır. Göreve geldiğimizde savunma sanayinde yüzde 80 oranında başkalarına muhtaç durumdaydık. Terörle mücadelede kullandığımız silah ve mühimmatların çoğunu yurt dışından temin ediyorduk. Tabii bunlar alırken önümüze konulan şartlardan dolayı kırkdere’den su getirmemiz açıkçası satın aldığımız silahların kontrolü tam olarak bizde bile değildi. Peki Türkiye’ye asla yakışmayan bu tablo karşısında biz ne yaptık? Diğer alanlarla birlikte özellikle savunma sanayine ağırlık verdik. Böyle gelmiş, böyle gider diyenlerden olmadık. Kolayı değil, zor olanı ama ülkemiz açısından en hayırlı olanı seçtik. Tabanca, tüfek dahil, güvenlik güçlerimizin kullandığı silah Kendimiz üretmeye başladık. Insansız hava araçları gibi yeni gelişen teknolojilere büyük yatırımlar yaptık. Çalışan firmalarımızı teşvik ettik. Işte bugün iki bin beşlerde Iki bin onlarda toprağa diktiğimiz fidanların Allah’a binlerce kez hamdolsun meyvelerini topluyoruz. Yıllar önce başlattığımız projeler bugün hepimizin iftihar vesilesi olan uçaklara, tanklara, gemilere, füzelere, roketlere dönüşüyor. Türkiye savunma sanayi alanında adeta bir destan yazıyor. Dünyanın ilk SİHA gemisi Anadolu’yu geçen sene hizmete aldık. İHA ve SİHA alanında zaten dünyada ilk üç ülkeden biriyiz. Bugün 34 farklı ülkenin semalarını Türk, İHA ve SİHA’ları koruyor. Geçtiğimiz günlerde gurur hanemize yeni bir halka daha ekledik. Milli muharip uçağımız Kaan ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdik. Böylece beşinci nesil uçak üretebilen dünyadaki dört ülkeden biri olduk.” – ADANA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-savunma-sanayi-alaninda-destan-yaziyor/feed/ 0
Aysu Bankoğlu: “Erdoğan, 10 Bin TL Maaş ve 3 Bin TL İkramiye Alan Emekliye ‘Ramazan’da İftar, Sahur Yapma’ Demiştir” https://www.haber60.com.tr/aysu-bankoglu-erdogan-10-bin-tl-maas-ve-3-bin-tl-ikramiye-alan-emekliye-ramazanda-iftar-sahur-yapma-demistir/ https://www.haber60.com.tr/aysu-bankoglu-erdogan-10-bin-tl-maas-ve-3-bin-tl-ikramiye-alan-emekliye-ramazanda-iftar-sahur-yapma-demistir/#respond Sun, 25 Feb 2024 22:12:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12053

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, “2018’de 1000 lira olarak verilmeye başlanan ve o günün kuruyla 212 dolar karşılığındaki bayram ikramiyesi son artışla ancak 96 dolar ediyor. Bayram öncesi belki 90 dolara kadar düşecek. Yine ilk çıktığında 232 dolar eden ikramiye bugün 100 dolar dahi etmiyor. İsraf hükümeti, ‘Emeklilere artış verdik mi, verdik’ diyor. Yazıklar olsun. 2020 yılında 1000 TL’lik emekli ikramiyesinin asgari ücrete oranı yüzde 42 iken bugün yüzde 17’si durumunda. Bugün asgari ücrete oranla bir zam verilecek olsaydı en az 7 bin 140 TL ikramiye verilmesi gerekiyordu. Emeklinin en az 4 bin 140 TL’si kayıp durumda. Erdoğan’ın açıklaması bu yönüyle müjde değil, yoksulluğun ve adaletsizliğin tescilidir. Erdoğan 10 bin TL maaş ve 3 bin TL ikramiye alan emekliye ‘Ramazan’da iftar, sahur yapma’ demiştir” dedi.

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, yaptığı açıklamada, emekli ikramiyelerinin iktidar tarafından 2 bin liradan 3 bin liraya çıkarılmasını eleştirdi. Bankoğlu’nun açıklaması şöyle:

“AKP’NİN ‘UZAYA GİDİYORUZ’ PROPAGANDASI YAPTIĞI GÜNLERDE, EMEKLİ MARKETE DAHİ GİDEMİYOR”

“Türkiye’nin gerçek gündemi halkın geçim derdidir. Cumhuriyet tarihinin en ağır yoksulluğu yaşanıyor. Gelir adaletsizliği yüzünden bir mutlu azınlığı doyurmaya çalışıyoruz. Bu tablonun en büyük mağdurlarının başında emekliler geliyor. AKP’nin ‘uzaya gidiyoruz’ propagandası yaptığı günlerde, emekli markete dahi gidemiyor. Doktora gitse muayene ücreti, katkı payı, katılım payı, ilaç yüzdesi, reçete ücreti gibi adlarla 10 kalemden fazla ödeme yapıyor. Emekli evine bir şey satın alsa ÖTV, KDV, MTV, ÖTV’nin KDV’si, tescil, harç, TRT payı ödüyor. Ama seçim yaklaşınca hükümet birden emekliyi hatırlıyor. Hükümetin maaşlara yaptığı göstermelik artışla emekliye neredeyse asgari ücretin yarısını reva görmüştür. TÜİK verilerine inansak dahi 2023’te yıllık yüzde 65 denilen ama gerçekte bunun en az iki katı olan bir enflasyon var. ‘En düşük emekli aylığı 10 bin lira oldu’ diye böbürlenen AKP hükümeti acaba et, süt, yumurta fiyatlarından, kiralardan, gaz ve elektrik tutarlarından, fahiş ilaç ve ulaşım giderlerinden haberdar mıdır? Elbette haberdar. Demek ki hükümet şunu diyor; ‘Emekli, dul ve yetimler çok da umurumuzda değil. Yüzde 49’luk artış ve 3 bin liralık emekli ikramiyesiyle ne yaparlarsa yapsınlar.’ AKP, Türkiye’yi içine düşürdüğü bu korkunç ekonomik yıkım içerisindeyken bile israftan bir adım geri durmuyor.

“İLK ÇIKTIĞINDA 232 DOLAR EDEN İKRAMİYE BUGÜN 100 DOLAR DAHİ ETMİYOR”

Halkımız çok iyi hatırlayacaktır ki; bayram ikramiyesi AKP hükümetinin aklında bile yokken 2015 yılında önceki Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun verdiği bir söz olarak ülkenin gündemine girmiştir. Partimizin bu sözünü AKP sanki kendi vaadiymiş gibi ancak Haziran 2018 seçimlerinden önce seçmenin gözünü boyamak için istemese de yapmak zorunda kalmıştır. Geçtiğimiz yıl 2023 Genel Seçimlerine kadar geçen beş sene boyunca tüm uyarı ve eleştirilerimize rağmen 1000 lira bayram ikramiyesi vermeye devam ettiler. 2018’de 1000 lira olarak verilmeye başlanan ve o günün kuruyla 212 dolar karşılığındaki bayram ikramiyesi son artışla ancak 96 dolar ediyor. Bayram öncesi belki 90 dolara kadar düşecek. Yine ilk çıktığında 232 dolar eden ikramiye bugün 100 dolar dahi etmiyor. İsraf hükümeti, ‘Emeklilere artış verdik mi, verdik’ diyor. Yazıklar olsun.

“ERDOĞAN 10 BİN TL MAAŞ VE 3 BİN TL İKRAMİYE ALAN EMEKLİYE ‘RAMAZAN’DA İFTAR, SAHUR YAPMA’ DEMİŞTİR”

2020 yılında 1000 TL’lik emekli ikramiyesinin asgari ücrete oranı yüzde 42 iken bugün yüzde 17’si durumunda. Bugün asgari ücrete oranla bir zam verilecek olsaydı en az 7 bin 140 TL ikramiye verilmesi gerekiyordu. Emeklinin en az 4 bin 140 TL’si kayıp durumda. Erdoğan’ın açıklaması bu yönüyle müjde değil, yoksulluğun ve adaletsizliğin tescilidir. Erdoğan 10 bin TL maaş ve 3 bin TL ikramiye alan emekliye ‘Ramazan’da iftar, sahur yapma’ demiştir.

“KÜRESEL EMEKLİLİK ENDEKSİNDE TÜRKİYE, 47 ÜLKE ARASINDA 44’ÜNCÜ SIRADA BULUNUYOR”

Diğer göstergelerde de tablo benzer. Avrupa Birliği (AB) İstatistik Birimi verilerine göre, Avrupa ülkeleri içinde emekliler arası gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülkelerin başında Türkiye geliyor. Yine küresel emeklilik endeksinde Türkiye, 47 ülke arasında 44’üncü sırada bulunuyor. Emekli uzaya değil, markete gitmek istiyor. Gıda, barınma, sağlık, giyim gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak istiyor. Yoksa yurttaşının temel ihtiyaçlarına ulaşmasına engel olmuş evsiz, aşsız, ilaçsız bırakmış bir yönetimin nesine güvensin? Geçen aydan bu yana gıda fiyatları en az yüzde 9 arttı. İki sene önce bir adet kuru soğan 20 kuruş ederken bugün 1 buçuk lira olmuş. Bir bardak süt içmek 6 lira, bir kilo kuşbaşı 400 lira olmuş. Avrupa’daki emekliler ülkemizdeki otelleri ev gibi kullanırken bizim emeklilerimiz 3 bin lirayla otobüsle az ötedeki bir şehre gidip dönmenin hesabını yapıyor.

“3 BİN LİRALIK BAYRAM İKRAMİYESİ DE AYIPTIR, GÜNAHTIR, AKLIMIZLA DALGA GEÇMEKTİR”

Hem emeklilerin hem de çocukların çalışmak zorunda olduğu bir ülke haline geldik. AKP Türkiye’sinde emekliler ya ek işte çalışmak zorunda kalıyor ya da ek iş bulamadıysa yarı aç durumda yaşamlarını sürdürüyorlar. Vaatlerin emeklilere ekmek, öğrenciye çorba olduğu bir ülkede, banka promosyonlarının emekli maaşından fazla olduğu, 80 yaşında iki büklüm bin bir derdi olan insanların sabahın 5’inde yarım kilo ucuz et almak için bir karta adını yazıp, o soğukta yüzlerce metre kuyrukta saatlerce bekleyip üzerine eli boş eve dönmesine başarı diyorsak evet, AKP hükümeti gerçekten çok başarılı. Bu zulmü kimsenin aklından çıkarmaması lazım. Tekrar söyleyelim: AKP emekliye barınma, beslenme, sağlık, ulaşım, giyim ve insanca bir yaşam imkanı tanımayan, zalimliğini laf salatasıyla, çığırtkanlıkla bastırırken kendine çalışan bir israf hükümetidir. Tüm bunların sorumlusu, ‘Ekonominin patronu benim’ diyen Recep Tayyip Erdoğan hükümetidir. Bizim CHP olarak çözümlerimiz net: Emekli aylıkları en az asgari ücretle eşitlenmeli ve asgari ücretle uyumlu bir biçimde artış sağlanmalıdır. Emeklilere verilen ikramiye de asgari ücrete oranla artırılmalıdır. Buna ilişkin Kanun Teklifimizi de Meclis’e sunacağız. 3 bin liralık bayram ikramiyesi de ayıptır, günahtır, aklımızla dalga geçmektir.”

]]> https://www.haber60.com.tr/aysu-bankoglu-erdogan-10-bin-tl-maas-ve-3-bin-tl-ikramiye-alan-emekliye-ramazanda-iftar-sahur-yapma-demistir/feed/ 0 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitinginde “İsrail ile ticaret yapılmasın” pankartı kaldırıldı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdoganin-mitinginde-israil-ile-ticaret-yapilmasin-pankarti-kaldirildi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdoganin-mitinginde-israil-ile-ticaret-yapilmasin-pankarti-kaldirildi/#respond Sun, 25 Feb 2024 00:45:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11880 Sakarya’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitinginde açılan “İsrail ile ticaret utancı sonlandırılsın” pankartı apar topar kaldırıldı.

31 Mart’ta gerçekleşecek yerel seçimler iyiden iyiye yaklaşırken siyasi partilerin mitingleri de devam ediyor. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisince 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen mitingde seçmenleriyle buluştu.

“İSRAİL İLE TİCARET UTANCI SONLANDIRILSIN” PANKARTI

Mitingde Filistin’e insanlık dışı saldırılarını ve işgalini sürdüren İsrail’le ilişkilerin kesilmesi istenen bir pankaret açıldı. Pankartta “İsrail ile ticaret utancı sonlandırılsın” ifadeleri kullanıldı.

Miting sırasında pankartı açanların yanına gelindiği ve pankartın kaldırıldığı görüldü.

Erdoğan’ın mitingdeki konuşmasından satırbaşları;

“Bizim Sakarya ile aramızdaki muhabbeti ancak gönül gözüyle bakanlar görebilir. Gönül coğrafyamızın her rengini bağrında yaşatan Sakarya’ya sizlerle hasret gidermeye geldim. Sakarya geleceğe güvenle bakmamızın da teminatıdır. Milli Mücadele’de olduğu gibi 15 Temmuz’da da ayakta durarak hainlere geçit vermeyen bu şehir, Türkiye Yüzyılı’nın da parlayan yıldızıdır. Bir dönem bizimle birlikte olup da sonra yolunu ayıranların veya yolunu kaybedenlerin aksine, Sakarya istikametini hiç bozmadı.

“TEK PARTİ DÖNEMİNDEN BERİ BÖYLELER”

Ülkenin ikinci büyük partisi, işi gücü bırakmış kendi içinde saç saça baş başa kavga ediyor. Dün Türkiye’yi yönetecek Cumhurbaşkanı adayı diye karşımıza çıkardıkları Genel Başkanlarını çiğneyip gezdiler. Cumhurbaşkanı Yardımcısı diye dolaştırdıklarının ne olacakları belli değil. Kongredeki şaibeleri aday belirlemedeki kavgalar izledi. Kıyamet kopsa, millet feveran etse umurlarında değil. Kendi şahsi kariyerlerinden başka hiçbir şeyi gözleri görmüyor. Tek parti döneminden beri böyleydiler. Milletimizden 31 Mart’ta sandıkta desteği, siyasi rant paylaşımı değil, bu vizyonu hayata geçirmek için talep ediyoruz.

“BU TOPRAKLARI HAİNLERE, TERÖRİSTLERE TESLİM ETMEDİK”

Sakarya Türkiye’nin, Türkiye bulunduğu coğrafyanın kalbidir. Boğazları, İstanbul’u, Anadolu’yu almak için çok kanlı savaşlar yapıldı. Anadolu aynı zamanda bir medeniyetler mezarlığıdır. Bu topraklarda nice devletler kuruldu, yıkılıp gitti. Türk milleti olarak biz de Malazgirt’ten beri bu toprakları müdafaa için mücadele ediyor, can veriyoruz.

Bir asır önce Çanakkale’de ve Milli Mücadele’de yüzbinlerce vatan evladını feda ederek, bu toprakları kurtardık. Son 40 yıldır, birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize kast eden bölücü terör örgütüne karşı mücadele yürütüyoruz. Askeriyle, polisiyle, kamu görevlisiyle, korucusuyla, yaşlısı, genciyle onbinlerce insanı katlederek bizden kopardı. Her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanı; işgalcilere, hainlere, teröristlere teslim etmedik. Artık içeride terör örgütleri kalmadı. Son olarak, güneyimizde teröristan kurmak istediler. Operasyonlarımızla bu senaryoyu yırtıp attık. İHA’larla, SİHA’larla, Akıncılarla bunları yok ettik. Bunları o mağaralarda yok ettik.

“BİZİ KORUYABİLECEK TEK ŞEY BİLEĞİMİZ”

Şimdi en son olarak ortaya Kaanımızı çıkardık. Son teröristi etkisiz hale getirene kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Türkiye ve Türk milleti olarak bu topraklarda huzur ve güven içinde yaşamak istiyorsak yapacağımız belli. Güçlü ordu ve güçlü savunma sanayine sahip olacağız. Denizde, havada, karada sahip olacağız. Türkiye için her alanda güçlü olmak mecburiyettir. Bizi düşmanlarımıza karşı ne uluslararası hukuk ne mensubu olduğumuz ittifaklar koruyabilir ne BM koruyabilir. Bizi koruyabilecek tek şey bileğimizdir, kendi gücümüzdür.

Bosna’da 30 yıl önce yaşananları hatırlıyoruz. Boşnak kardeşlerimiz soykırıma uğradı. Batılı devletlerin kılı dahi kıpırdamadı. Irak’ta 2 milyon kişi katledildi. Azerbaycan’da Karabağ yıllarca işgal altında kaldı. Hocalı başta olmak üzere pek çok katliam yapıldı. Suriye’de 1 milyon insan öldürüldü, 12 milyon insan göçe zorlandı. Kimse adım atmadı. Gazze’de 30 bin masum Filistinli şehit edildi. Ne batılı ne BMGK, İsrail vahşetini engelleyecek bir çaba göstermedi. BMGK, İsrail’e acil ateşkes çağrısı bile yapamıyor. Batılı güçler işgalci İsrail ordusuna her türlü silah desteğini vermeyi sürdürüyor. Yarın bizim başımıza da bir felaket gelse, karşılaşacağımız manzara bundan farklı olmayacaktır.

SAVUNMA SANAYİNE YAPILAN YATIRIMLAR

Suriye’den ülkemize yönelik DEAŞ ve PKK tehditleri yoğunlaştığında, müttefik dediğimiz ülkeler hava savunma sistemleri söküp götürdüler. Bugün dünyanın en büyük üreticileri arasında olduğumuz tabanca dahi almamıza engel oldular. Sonra biz yapar olduk, şimdi bizden istiyorlar. Kaan’a, Akıncı’ya, Anadolu’ya, Anka’ya, fırtına obüslerine, Altay tankına, füze sistemlerine sahip olmak bizim için beka meselesidir. Dünyada 5’inci nesil savaş uçağı yapabilen 4 ülke gururunu yaşayamayanlar ülke ve millet sevgisini sorgulasın.

“5,5 MİLYAR DOLAR İHRACAT YAPTIK”

Son 21 yılda savunma sektörüne yaptığımız yatırımların karşılığını hem güvenliğimizle hem ihracatla almaya başladık. Kendimizle beraber dost ve kardeş ülkelerin ihtiyaçlarını karşılar hale geldik. Geçtiğimiz yıl 5,5 milyar dolarlık rekor ihraç tutarı yakaladı.

SAKARYA’YA YAPILAN YATIRIMLAR

Türkiye bugün bölgesel ve küresel güç hedefine sahipse, gerisinde 21 yıldır ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetler var. Ülkemizin her şehri, her karış toprağı bu yatırımlardan istifade etmiştir. Sakarya’da 183 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık. Biz hükümet olduktan sonra Sakarya’da yerel yönetimi bizlere verdiğiniz zaman, hem yerel yönetim hem hükümet olarak, Sakarya her türlü hizmeti görecek demektir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdoganin-mitinginde-israil-ile-ticaret-yapilmasin-pankarti-kaldirildi/feed/ 0
AK Parti Sözcüsü: Genel başkanlar yerel seçimler için özür dilemeli https://www.haber60.com.tr/ak-parti-sozcusu-genel-baskanlar-yerel-secimler-icin-ozur-dilemeli/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-sozcusu-genel-baskanlar-yerel-secimler-icin-ozur-dilemeli/#respond Sun, 25 Feb 2024 00:12:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11851 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “O altılı, yedili masadaki çerçeveyi oluşturan genel başkanların her birinin yerel seçimler için oy istemeden önce milletten özür dilemesi ve bu özrünü de içtenlikle bir açıklamayla ortaya koyması gerekir.” dedi.

Çelik, partisinin Adana İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin en büyük gücünün, zenginliğinin iktidarın ve yerel yönetimlerin seçimler yoluyla belirlenebilmesi olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yarın kente geleceğini ve İstasyon Meydanı’nda vatandaşlarla buluşacağını belirten Çelik, “Kendilerini büyük bir heyecanla bekliyoruz. İnşallah yarın bütün illerimizde olduğu gibi memleketimizde de demokrasi mücadelemiz açısından önemli bir devreye imza atacağız. Onun için bütün vatandaşlarımızı yarın Adana’daki İstasyon Meydanı’nda Sayın Cumhurbaşkanı’mızla buluşmaya davet ediyoruz.” diye konuştu.

Çelik, birkaç gün sonra 28 Şubat’ın yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Hukukun dışına çıkan ‘vatanseverlik’ tavrının aslında en büyük hukuksuzluk, vatanseverliğe verilmiş en büyük zarar olduğu zaman içinde görüldü. 28 Şubat böylesi karanlık, lanetli bir dönemin sembollerinden bir tanesidir. Bu dönemlerin Türkiye üzerinde oluşturduğu tahribatın giderilmesi çok büyük mücadeleler gerektirmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın, Genel Başkan’ımızın liderliğinde verdiğimiz demokrasi mücadelesi, hem silahlı kuvvetler içerisindeki vesayet odaklarının temizlenmesini sağlamış ve kahraman silahlı kuvvetlerimizin asli işi olan vatan savunmasına tamamen odaklanmasını getirmiştir. Aynı şekilde yargı içine odaklanmış, yargı vesayetini tetikleyen unsurların ortadan kalkmasıyla demokrasimize yargı içinden vesayet yoluyla yöneltilen tehditler ortadan kaldırılmıştır.”

Çelik, AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin birçok kesimiyle birlikte vesayete karşı güçlü bir mücadele verdiğini belirtti.

“Türkiye’de demokrasi ne zaman büyümüşse Cumhuriyet o kadar güçlenmiştir.” diyen Çelik, “Demokratik mekanizmalar ne zaman iyi çalışmışsa Türkiye’nin zenginleşmesi, refahı ve güvenliği o kadar garanti altında olmuştur. Bugün de sandığın iyi işlemesi sayesinde Türkiye’de seçimlere içerden ve dışarıdan müdahalelerin engellenmesi, içerden ve dışardan yönelen her türlü vesayetin ortadan kaldırılması sayesinde sandık iradesi tam olarak ortaya çıktığı için Türkiye güçlenmekte, büyümekte, demokrasi daha da pekişmektedir.” ifadesini kullandı.

“Türkiye kaliteli güvenlik üreten bir ülkedir”

Türkiye’nin güvenliğinin korunması ve güçlendirilmesinin hem kendisi hem mazlum milletler için önemli olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle konuştu:

“O sebeple milli muharip uçağımız KAAN’ın gök vatanda kendisini göstermesi ve önemli bir aşamayı geçmesi, bu çalışmaların ne kadar büyük bir gayretle devam ettiğini göstermektedir. Cumhurbaşkanı’mızın ortaya koyduğu iradeyle öyle bir noktaya gelinmiştir ki artık Türkiye, kendi güvenliğini sağladığı gibi dost ve kardeş ülkelerin güvenliğine de yüksek derecede katkı sağlayan ve kaliteli güvenlik üreten bir ülkedir. Türkiye’nin burada ürettiği kaliteli güvenlik şudur; biz hem ülkemizin güvenliğini korumak istiyoruz hem de etrafımızda güvenliği tehdit altında olan hiçbir komşumuz olmasını istemiyoruz. Arzu ederiz ki etrafımızdaki komşu devletler kendi ülkelerindeki terör örgütlerini kendileri bertaraf etsinler ve bizim müdahalemize gerek kalmasın. Ama o ülkeler, bu terör örgütlerinin bertaraf etmediği, edemediği zaman Türkiye, Birleşmiş Milletlerin şartı gereği doğal olarak hukuktan kaynaklanan yetkilerini kullanarak ve güvenliğini teminat altına almak için bu müdahalelerde bulunmaktadır.”

Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu iradeyle ülkenin her alanda ilerlemeyi sürdürdüğünü, önümüzdeki dönemde de yepyeni işlere imza atmaya devam edeceklerini belirtti.

Demokrasi açısından sivil siyasetin üstünlüğü ve kalitesinin son derece önemli olduğunu vurgulayan Çelik, “Siyasetin kalitesi, demokrasinin geleceğinin korunması bakımından son derece kritik bir noktadır. Ama maalesef muhalefetteki gelişmelere baktığımızda siyasetin kalitesini tehdit eden ve bu sebeple de demokrasiye dönük olarak zarar verici birtakım yaklaşımların her geçen gün başka bir safhada üretildiğini görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Altılı, yedili masanın millete bir özür borcu vardır”

Çelik, 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçim sürecine değinen ve altılı masayı eleştiren Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi gelinen noktadaysa bu altılı, yedili masanın millete bir özür borcu vardır. Çünkü ‘biz beraber, kol kola hareket ediyoruz. Türkiye’nin önüne şöyle bir seçenek koyuyoruz’ diyenler, bugün genel seçimlerin üzerinden az bir zaman geçmişken birbirlerine en ağır sözlerle saldırıyorlar. Daha bir yıl bile olmamışken milletin önüne çıkıp beraber kol kola poz verirken ortaya koyduğunuz çerçeve ile bugün her birinizin bir diğerine Türk siyasi tarihinin en ağır laflarıyla saldırdığı tablo arasındaki bu çelişkinin her biriniz açısından millete bir özür borcu yok mu? Dolayısıyla o altılı, yedili masadaki çerçeveyi oluşturan genel başkanların her birinin yerel seçimler için oy istemeden önce milletten özür dilemesi ve bu özrünü de içtenlikle bir açıklamayla ortaya koyması gerekir. Yani bir yıl içinde kendi laflarını bu kadar çürüten, kendi laflarını bu kadar ortadan kaldıran bir tutum söz konusuyken bugün istediğiniz bu oyla Türkiye’de ‘işte şu hizmeti yapacağız. Bu faaliyeti ortaya koyacağız’ demelerinin hiçbir anlamı ve manası yoktur. Bütün bunlara dikkat edildiği zaman herkesin bu çerçevede değerlendirme yapması gerekir.”

“Tabii siyasi akıl, zeka ortadan kalktığı zaman yerini yapay zeka alır”

CHP’yi eleştiren Çelik, şöyle konuştu:

“Ana muhalefet partisi CHP açısındansa durum daha da vahimdir. Yapay zekayla aday belirleme gibisinden bir süreçten bahsediyorlar. Tabii siyasi akıl, siyasi zeka ortadan kalktığı zaman yerini yapay zeka alır. Halbuki milletin aklına güvenmek, milletin aklıyla hareket etme demokrasinin gereğidir. Milletin aklına en yüksek değer olarak bakmak siyasette ve demokraside temel ilke ve prensip olmak durumundadır. O gün milletin önüne altılı masa çerçevesiyle çıkanların her biri bir diğerine saldırıyor. Aynı zamanda da her birinin partisinde birtakım hizipler, diğer hiziplere saldırıyor. Dolayısıyla bunların millete güçlü bir özür borcu vardır. Buradan çıkmak için buldukları formülün yapay zeka olması ise yine milletin aklına, siyasi akla, siyasi zekaya teveccüh konusuna ne kadar uzak bir yerde durduklarını göstermektedir.”

Seçim güvenliği

Türkiye’nin seçim güvenliği açısından son derece güvenli bir ülke olduğunu belirten Çelik, son zamanlarda meydana gelen eylemler ya da provokatif sözlerin hiçbir şekilde hiç kimseyi yanlış birtakım izlenimlere sevk etmemesi gerektiğine dikkati çekti.

Bu süreçte dikkat edilmesi gereken hususlar olduğunu belirten Çelik, şöyle konuştu:

“Bu süreçte dikkat edilmesi gereken hususlardan bir tanesi, toplumumuzun temel değerleri konusunda kışkırtıcı beyanların tümünü reddettiğimizi ifade etmek isteriz. Dinimizle, dini değerlerimizle, geleneklerimizle ilgili ortaya koyulan birtakım kışkırtıcı beyanların, özellikle seçilmiş cümlelerin toplumdaki birtakım fay hatlarını tetiklemek üzere yönlendirilmiş olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Tüm bunların karşısındayız. Bunlarla mücadele etmek konusunda yüksek bir iradeye sahibiz. Dolayısıyla hem dini değerlerin istismarına hem de dini değerlere dönük her türlü saldırının karşısında olacağımızı bir kere daha ifade etmek isterim. Ne dini değerler istismarına müsaade ederiz ne de dini değerlerimize saldırı karşılığında sessiz kalırız. Aynı şekilde devletimizin kurucusu ilk Cumhurbaşkanı’mız Gazi Mustafa Atatürk’le ilgili her türlü çirkin beyanın ve saldırganlığın karşısında olacağımızı, devlet hayatımızla ilgili gereken hassasiyeti, ülkemizin kurucusu olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kurtuluş Savaşı’ndaki kahramanlarımızla ilgili her türlü üslup hassasiyetinin gözetilmesini beklediğimizi ifade etmek isterim. Bunun dışındaki her türlü beyanın karşısında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isterim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-sozcusu-genel-baskanlar-yerel-secimler-icin-ozur-dilemeli/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savunma sanayinde güçlü olmak bir beka meselesidir https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-savunma-sanayinde-guclu-olmak-bir-beka-meselesidir/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-savunma-sanayinde-guclu-olmak-bir-beka-meselesidir/#respond Sat, 24 Feb 2024 23:45:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11827 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “KAAN savaş uçağına, Anadolu gemisine, Akıncı’ya, Kızılelma’ya, ANKA’ya, Atak’a, fırtına obüslerine, Altay tankına, çeşit çeşit füze sistemlerine sahip olmak bizim için bir beka meselesidir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisince 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen mitinge katıldı.

Burada konuşan Erdoğan, “Türkiye ve Türk milleti olarak şayet bu topraklarda huzur ve güven içinde yaşamak istiyorsak yapacağımız iş bellidir. Güçlü bir orduya, güçlü bir savunma sanayine sahip olacağız. Denizde sahip olacağız, havada sahip olacağız, karada sahip olacağız. Olduk mu? Olduk.” ifadelerini kullandı.

Başka ülkeler için bunların bir tercih olabileceğini ama Türkiye için her alanda güçlü olmanın bir mecburiyet olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Aksi takdirde bizi düşmanlarımıza karşı ne uluslararası hukuk koruyabilir, ne mensubu olduğumuz ittifaklar koruyabilir, ne de acizliği artık herkesin kabullendiği Birleşmiş Milletler (BM) koruyabilir. Bizi düşmanlarımıza karşı koruyacak olan tek şey bileğimizdir, kendi gücümüzdür, kendi imkan ve kabiliyetlerimizdir. Diğer türlü bize bu coğrafyada nefes bile aldırmazlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gerçeği yakın çevredeki örneklerle acı bir şekilde gördüklerini kaydederek, şunları kaydetti:

“Bosna’da 30 yıl önce yaşanan katliamları hepimiz hatırlıyoruz. Avrupa’nın ortasında Boşnak kardeşlerimiz açıkça soykırıma uğradı. Batılı devletlerin ve kurumların kılı dahi kıpırdamadı. Irak’ta 2 milyon kişi resmen katledildi. Kimse dönüp bakmadı. Azerbaycan toprakları ve onun bir parçası olan Karabağ yıllarca işgal altında kaldı. Hocalı başta olmak üzere pek çok katliam yapıldı, kimse harekete geçmedi. Suriye’de 1 milyon insan vahşice öldürüldü, 12 milyon insan göçe zorlandı. Zulmü durdurmak için kimse adım atmadı.”

“Kameralar önünde İsrail’i eleştiren Batılı güçler, ordusuna silah desteğini sürdürüyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de 7 Ekim’den bu yana çoğu çocuk, kadın ve sivil 30 bin masum Filistinlinin şehit edildiğini, 70 binden fazla sivilin yaralandığını aktararak, şunları söyledi:

“Ne Batılı güçler ne de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail vahşetini engelleyecek işe yarar bir çaba göstermedi. Tam 140 gündür İsrail’in işlediği insanlık suçlarını sadece seyrediyorlar. Öyle ki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail’e acil ateşkes çağrısı bile yapmıyor, yapamıyor. Kameralar önünde yasak savma kabilinden İsrail’i eleştiren Batılı güçler, işgalci İsrail ordusuna her türlü silah desteğini vermeyi sürdürüyor. Allah korusun, yarın bizim başımıza da bir felaket gelse karşılaşacağımız manzara bundan farklı olmayacaktır.”

Aslında bunun yaşandığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriye topraklarından ülkemize yönelik DEAŞ ve PKK tehditleri yoğunlaştığında, müttefik dediğimiz ülkeler topraklarımızda konuşlu hava savunma sistemlerini söküp götürdüler. Terörle mücadelede ihtiyacımız olan silahları, araç gereci, mühimmatı vermediler. Hatta bugün dünyanın en büyük üretici ve ihracatçıları arasında olduğumuz tabanca almamıza dahi engel oldular. Sonra ne oldu? Biz tabancamızı yapmaya başladık ve onlar bizden şimdi tabanca istiyorlar. Dolayısıyla KAAN savaş uçağına, Anadolu gemisine, Akıncı’ya, Kızılelma’ya, ANKA’ya, Atak’a, fırtına obüslerine, Altay tankına -burada Sakarya’da- çeşit çeşit füze sistemlerine sahip olmak bizim için bir beka meselesidir. Biz bunları yaptık mı? Şimdi onlar bizden istiyor.”

“Geçtiğimiz yıl 5,5 milyar dolarlık rekor ihraç tutarı yakaladık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada 5. nesil savaş uçağı yapabilen 4 ülke arasına girmemizin gururunu yaşayamayanlar, dönüp kalplerindeki ülke ve millet sevgisini bir sorgulasın. Şayet, bu savunma sanayi projelerini hayata geçirmemiş olsaydık, Allah göstermesin bugün nasıl bir durumda olurduk düşünmek bile istemiyorum.” değerlendirmesini yaptı.

Son 21 yılda savunma sektörüne yaptıkları yatırımların karşılığını hem güvenlikte hem ihracatta almaya başladıklarını vurgulayan Erdoğan, kendileriyle beraber dost ve kardeş ülkelerin ihtiyaçlarını da karşılayan bir ülke haline geldiklerini kaydetti.

Erdoğan, geçen yıl 185 ülkeye 230 çeşit ürün ihraç ederek 5,5 milyar dolarlık rekor ihraç tutarı yakaladıklarına işaret ederek, Sakarya’nın diğer alanlarda olduğu gibi bu mücadelede de ülkenin önde gelen şehirleri arasındaki yerini aldığını belirtti.

Savunma sanayinde sürekli yükselttikleri hedefler doğrultusunda azim ve kararlılıkla çalışmayı sürdürdüklerinin altını çizen Erdoğan, “Yeter ki şu dört ilkeye sıkı sıkıya sahip çıkmaya devam edelim.” diyerek alandaki vatandaşlarla birlikte, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep beraber Türkiye olacağız.” sözlerini tekrarladı.

Erdoğan, “Bu irade 85 milyonuyla milletimizde yaşadıkça, Allah’ın izniyle Türkiye Yüzyılı’nın doğuşunun önünü kimsenin kesemeyecektir.” dedi.

Türkiye’nin bugün bölgesel ve küresel bir güç hedefine sahip olmasının gerisinde son 21 yılda ülkeye kazandırdıkları eser ve hizmet altyapısının bulunduğunu söyleyen Erdoğan, ülkenin her şehrinin, her karış toprağının bu yatırımlardan istifade ettiğini dile getirdi.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-savunma-sanayinde-guclu-olmak-bir-beka-meselesidir/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Karşımızdaki ittifakın bugün ki durumunu gördükçe verilmiş sadakamız varmış diyoruz” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-karsimizdaki-ittifakin-bugun-ki-durumunu-gordukce-verilmis-sadakamiz-varmis-diyoruz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-karsimizdaki-ittifakin-bugun-ki-durumunu-gordukce-verilmis-sadakamiz-varmis-diyoruz/#respond Sat, 24 Feb 2024 23:09:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11802 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Karşımızdaki ittifakın bugünkü durumunu gördükçe verilmiş sadakamız varmış diyoruz. “Ülkenin ikinci büyük partisi işi gücü bırakmış, kendi içerisinde saç saça, baş başa kavga ediyor. Yaptıkları kongrelerin üzerindeki şaibeler ve kirli pazarlıklarla öyle bir haldeler ki dünya yansa, ülke batsa umurlarında değil. Kendi şahsi kariyerlerinden başka hiçbir şeyi gözleri görmüyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart mahalli idareler seçimleri öncesinde miting programlarını sürdürüyor. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün ki durağı Sakarya oldu. Erdoğan, partisinin düzenlediği mitinge katılmak üzere Sakarya Demokrasi Meydanı’na geldi. Törene Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra; AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Ali İhsan Yavuz, Erkan Kandemir, Hasan Basri Yalçın, Fatih Yalçın, AK Parti Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Yusuf Alemdar, AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus Tever, Sakarya milletvekilleri, il protokolü ve binlerce vatandaş katıldı.

“Karşımızdaki ittifakın bugün ki durumunu gördükçe verilmiş sadakamız varmış diyoruz”

60 bin kişinin bulunduğunu ifade ettiği meydanda, vatandaşlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sözlerime bu gece idrak edeceğimiz mübarek Berat Gecemizi tebrik ederek başlıyorum. Geçen sene Mayıs ayında tarihimizin en kritik seçimlerinden birini yaşadık, 14-28 Mayıs seçimleri Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma mücadelesinde daima örnek gösterilecektir. Sadece katılım oranları ile değil sonuçları ile de Mayıs seçimleri bir dönüm noktasıdır. Millet olarak bugün geriye doğru baktığımızda nasıl bir badire atlattığımızı çok daha iyi anlıyoruz. Karşımızdaki ittifakın bugün ki durumunu gördükçe Türk Cumhuriyeti’nin verilmiş sadakamız varmış diyoruz. Sakarya’mız iradesine sahip çıkarak yüzde 65 oy oranı ile bize destek oldu. Sakaryalı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Sakarya inşallah 31 Mart’ta çok daha güçlü şekilde yanımızda yer alacaktır. Resmi rakam, şuanda meydanda 60 bin kişi var. Zaten Sakarya’ya da bu yakışır. Bizim Sakarya ile bu muhabbeti ancak gönül gözü ile bakanlar görür. Bu muhabbeti dizelere dökecek olursak herhalde şu şekilde akardı; hem haktan yanasın, yiğitsin, mertsin, kimseye eğilmez başın Sakarya. Yeryüzüne bindirilmiş cennetsin, dünyada bulunmaz eşin Sakarya. Sırtımı dayadığım dağsın sen Sakarya. Kafkasların, Balkanların, Anadolu’muzun her köşesisin kokusunu taşıyan Sakarya’ya sizler ile hasret gidermeye geldik” dedi.

“Ülkenin ikinci büyük partisi işi gücü bırakmış, kendi içerisinde saç saça, baş başa kavga ediyor”

Erdoğan, “Sakarya geleceğimize güvenle bakmamızın teminatıdır. Milli mücadelede olduğu gibi 15 Temmuz’da da hainlere geçit vermeyen bu şehir Türkiye 100 yılının yükselen yıldızıdır. Türkiye’nin demokrasi, adalet ve kalkınma mücadelesinin her safhasında sizler yanımızda oldunuz. Bir dönem bizimle birlikte olup da sonra yoluna ayıranların veya yolunu kaybedenlerin aksine Sakarya istikametini hiç bozmadı. Sakarya ülkeye eser kazandırmak, millete hizmet etmek için çalışması gereken muhalefetin oyunlarına hiç gelmedi. Ülkenin ikinci büyük partisi işi gücü bırakmış, kendi içerisinde saç saça, baş başa kavga ediyor. Dün Türkiye’yi yönetecek cumhurbaşkanı adayı diye karşımıza çıkardıkları genel başkanı adaylarını çiğneyip geçtiler. Diğer isimlerin ise yarın ne olacakları belli değil. Yaptıkları kongrelerin üzerindeki şaibeler ve kirli pazarlıklarla öyle bir haldeler ki dünya yansa, ülke batsa umurlarında değil. Kendi şahsi kariyerlerinden başka hiçbir şeyi gözleri görmüyor” diye konuştu.

“21 yıldır ülkenin kalkınması ve gelişmesi için farkımızı gösterdik”

Ülkeyi, Türkiye 100 yılı belediyeciliği ile bu seçimde dünyanın en üst ligine çıkarmak istediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aslında bunlar tek parti devrinden beri hep böyleydiler, bunun için milletimiz rahmetli Menderes’ten merhum Özal’a kendi derdi ile dertlenen herkese sahip çıkmıştır. Bizde 21 yıldır ülkenin kalkınması ve gelişmesi için farkımızı gösterdik. Şimdi de ülkemizi Türkiye 100 yılı belediyeciliği ile bu seçimlerde dünyanın en üst ligine çıkarmak istiyoruz. Bugün sizlerin karşısına da aynı hissiyat ile çıktı. Sakarya’dan öyle bir ses verin ki; Marmara’dan, Karadeniz’e kadar duymayan kalmasın. Ayağa kalkmaya hazır mıyız Sakarya? Sakarya 31 Mart’ta Türkiye 100 yılı şehirleri için hazır mıyız, kararlı mıyız, gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı Sakarya ile birlikte Türkiye haritasını cumhur ittifakının renklerine boyamaya var mıyız? Sakarya, Türkiye’nin kalbi, Türkiye’de bulunduğu coğrafyanın kalbidir. Tüm imparatorlukların gözü hep bu coğrafyada oldu. Bu bakımdan Anadolu sadece medeniyetler beşiği değildir, aynı zamanda bir medeniyetler mezarlığıdır. Bu topraklarda nice devlet kuruldu, hüküm sürdü ve yıkılıp gitti, nice krallar en son nefesini bu topraklarda verdi” şeklinde konuştu.

“Maruz kaldığımız ihanetlerin, ödediğimiz bedellerin haddi hesabı yok”

Erdoğan, “Türk milleti olarak biz de Malazgirt’ten bu yana bu topraklar için mücadele ediyor can veriyoruz. Bayrağımız inmesin, ezanlarımız susmasın diye can verdik, veriyoruz. Son 40 yıldır birlik ve beraberlik, kardeşliğimize kast eden bölücü terör örgütüne karşı mücadele yürütüyoruz. Askeri, polisi, kamu görevlisi, korusu, kadını, yaşlısı, gençlerimizi bizden kopardı. Maruz kaldığımız ihanetlerin, ödediğimiz bedellerin haddi hesabı yok. Ama hamd olsun her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanı hainlere, teröristlere teslim etmedik. Bunları Cudi’de, Tendirek’te, Gabar’da gömdük mü? Artık içeride terör örgütleri kalmadı, hepsi de terk etti. Güney sınırımız boyunca bir teröristan kurmaya teşebbüs ettiler, gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi operasyonlar ile bu senaryoyu yırtıp attık. İHA’larımızla, SİHA’laramızla teröristleri o mağaralarında yok ettik. Şimdi en son olarak ortaya hangi uçağımızı çıkardık; KAAN’ımızı çıkardık. KAAN ile beraber gökyüzü ile buluştuk. Yaptık ve yine yapacağız. Nerede bir terörist varsa buluyoruz, başını eziyoruz, arkalarında kimlerin olduğuna bakmadan son terörist etkisiz hale getirilene kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.

“Barış ve huzur istiyorsan savaşa hazır olmalısın”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Barış ve huzur istiyorsan savaşa hazır olmalısın, Türkiye ve Türk milleti olarak bu topraklarda huzur içerisinde yaşamak istiyorsak, yapacağımız iş bellidir; güçlü bir ordu ve savunma sanayine, havada, karada ve denizde sahip olacağız. Bizi düşmanlarımıza karşı koruyacak olan tek şey bileğimizdir, kendi gücümüzdür, kendi imkan ve kabiliyetlerimizdir. Diğer türlü bize bu coğrafya da nefes bile aldırmazlar. Bu gerçeği, yakın çevremizdeki örnekleri ile acı bir şekilde görüyoruz. Suriye’de bir milyon insan vahşice öldürüldü, 12 milyona yakın insan göçe zorlandı zulmü durdurmak için kimse adım atmadı. Gazze’de, 30 bin masum Filistinli şehit edildi, 70 binden fazla sivil yaralandı. İsrail vahşetini engelleyecek işe yarar bir çaba gösterilmedi. Tam 140 gündür İsrail’in işlediği insanlık suçlarını sadece seyrediyorlar. İsrail’e acil ateşkes çağrısı bile yapılmıyor. Batılı güçler, işgalci İsrail ordusuna her türlü silah desteğini vermeyi sürdürüyor. Allah korusun yarın bizim başımıza da bir felaket gelse, karşılaşacağımız manzara bundan farklı olmayacaktır” dedi.

“Geçtiğimiz yıl 185 ülkeye, 230 çeşit ürün ihraç ederek 5.5 milyar dolarlık rekor ihraç tutarı yakaladık”

Erdoğan, “Suriye topraklarından ülkemize yönelik DEAŞ ve PKK tehditleri yoğunlaştığında müttefik dediğimiz ülkeler, topraklarımızdan hava savunma sistemlerini söküp götürdüler, terörle mücadelede ihtiyacımız olan silahları, araç gereci, mühimmatı vermediler. Hatta bugün dünyanın en büyük üretici ve ihracatçıları arasında olduğumuz tabanca almamıza dahi engel oldular. Sonra ne oldu, biz tabancamızı yapmaya başladık. Onlar bizden şimdi tabanca istiyorlar. KAAN Savaş Uçağına, Anadolu Gemisine, Akıncı’ya fırtına obüslerine, Altay tankına; çeşit çeşit füze sistemlerine sahip olmak bizim için bir beka meselesidir. Şimdi onlar bizden istiyor, dünyada 5. Nesil savaş uçağı yapabilen dört ülke arasına girmemizin gururunu yaşamayanlar dönüp kalplerinde ülke ve millet sevgisini sorgulasınlar. Bu savunma sanayi projelerini hayata geçirmemiş olsaydık, Allah göstermesin bugün nasıl bir durumda olurduk düşünmek bile istemiyorum. Son 21 yılda savunma sektörlerine yaptığımız yatırımların karşılığını hem güvenlik hem de ihracatımız ile almaya başladık. Kendimiz ile beraber dost ve kardeş ülkelerimizin de ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke haline geldik. Geçtiğimiz yıl 185 ülkeye, 230 çeşit ürün ihraç ederek 5.5 milyar dolarlık rekor ihraç tutarı yakaladık” diye konuştu. – SAKARYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-karsimizdaki-ittifakin-bugun-ki-durumunu-gordukce-verilmis-sadakamiz-varmis-diyoruz/feed/ 0
Melikgazi Belediyesi ve Hayırsever İş Birliğiyle Okullar Açıldı https://www.haber60.com.tr/melikgazi-belediyesi-ve-hayirsever-is-birligiyle-okullar-acildi/ https://www.haber60.com.tr/melikgazi-belediyesi-ve-hayirsever-is-birligiyle-okullar-acildi/#respond Sat, 24 Feb 2024 22:42:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11778 Melikgazi Belediyesi ve hayırsever iş birliği ile yapımı tamamlanan Dr. Rasime Erkan Anaokulu ve Keriman Erkan İlkokulu, düzenlenen törenle açıldı. Törene katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Bizim karşıtlarımızın arkasında okyanus ötesindeki tek ülke var” dedi.

Düzenlenen açılış törenine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Şaban Çopuroğlu, Murat Cahid Cıngı ve Sayın Bayar Özsoy, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, ilçe belediye başkanları, protokol üyeleri, hayırseverler ve vatandaşlar katıldı.

AK Parti hükümetleri döneminde eğitime bütçe desteğinin zirve yaptığını söyleyen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Ben değerli hayırseverimize çok teşekkür ediyorum. Allah’tan kendilerine hayırlı ömürler diliyorum. 21 okul yazıyor dile kolay. Koca koca milyonlarca nüfusu olan şehirlerin belediye başkanları şimdi seçim geldi aradan 5 sene geçti. Vatandaş da ne yaptınız diye haliyle soruyor. Ben tecrübeliydim. 5 sene bittiğinde vatandaşın huzuruna çıktığımızdaki tek soru bu. Biz sana yetki verdik, sen de 5 sene boyunca orada oturdun. Ne yaptın kardeşim? Bizim derdimizle dertlendin mi, güzel işler yaptın mı? o bütçeyi çar çur mu ettin? Yani algı operasyonları çekerek ajanslara paraları döküp beni parlatın diyerek mi gezdin yoksa hakikaten toplumun faydasına güzel işler yaptın mı? Böyle bakıldığı zaman ne yazık ki son dönemde yaşanan bir belediye başkanlığı anlayışının da Türkiye’de yaygınlaştığını görmek de üzücü. Gerçekten milyonlarca lira veriyorlar, troller ordusu tutuyorlar, akşama kadar klavye kahramanları bir iki duble de atıyor “Karşı tarafta kim konuştu sövün buna” diyor ve hücum ediyorlar. Bu seçimlerden sonra çıktı ortaya, başında kim var o da belli oldu. Gerçekten Melikgazi Belediye Başkanımız Mustafa beyi, büyükşehiri, Kocasinan’ı, Talas’ı tebrik ediyorum. Allah razı olsun. İşleri güçleri hizmet. Milletin emrindeler, Allah kendilerine hayırlı uzun ömürler versin diye de dua ediyorum. Çok şükür biz de kendi iktidarımız döneminde eğitime çok önem verdik. 2003 yılında 10 milyar civarındayken bütçe, resmi bütçe bu sene itibariyle 655 milyardı. Herhalde ek bütçelerde 1 trilyonu buldu. Yani eğitime ayrılan bütçe aslında bizim hükümetler döneminde en zirve noktalara kadar ulaştı. Geçen sene çocuklarımıza 197 milyon kitap dağıtıldı. Çok şükür bu konuda da hem bir taraftan okullar, hem de bir taraftan kütüphaneler açmaya da devam ediyoruz” dedi.

Bakan Özhaseki, Türkiye karşıtlarının arkasında tek olarak okyanus ötesindeki ülkenin olduğunu söyleyerek, “İnşallah bu iyilik devam eder. Çünkü bizim biraz istemeyenimiz çok fazla. İnancımızdan dolayı, tarihte üstlendiğimiz misyondan dolayı, bulunduğumuz konumdan dolayı, Müslüman Türk Milleti olmamızdan dolayı bize karşıtlıkları çok fazla. Bir sürü örgüt ismi duyarsınız ya sol-sağ gibi gözükür ya emin olun hepsinin arkasında tek ülke var. O okyanus ötesindeki ülke bunları besliyor. Lojistik destek veriyor. “Türkiye’yi bölün, parçalayın, zayıflatın” diyor. Büyük büyük belaları başımıza açıyor. Son yıllarda gezi olayları ile başlayan masum gençlik hareketi gibiyken 3. günden itibaren evrildi olay hükümet devirme operasyonlarına döndü ve örgütler ortaya çıktı. İhtilal denemeleri çıktı. Hukukçular ellerinde bildiri okuyarak hükümet devirme operasyonu yaptılar. Hepsinin arkasına bakıyorsunuz emin olun o baştaki okyanus ötesindeki ülke ve onun yanındaki yardakçısı bize dost gibi görünen ülkeler. Böyle olunca bizim çok çalışmamız lazım. Hep birlikte hareket etmemiz lazım. Çalışıp önümüze bakınca Allah işimizi rast getirecektir” ifadelerini kullandı.

“Bundan sonra beyinlere yatırım yapmalıyız”

AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı da, “Bugün yine heyecanlı, güzel ve geleceğe umutla bakabileceğimiz açılışın hemen öncesinde sizlerle birlikte olmaktan duyduğumuz mutluluğu ifade edelim. Melikgazi Belediyesi Türkiye’de en fazla okul yaptıran, sağlık ocağı ve sosyal tesis yaptıran belediye. Burası da yeni yerleşime açılan bir bölge ve gelirken de gördüğümüz kadarıyla yollarıyla, yerleşimi ve binaların kalitesi ile oldukça güzel ve şehrimize yeni bir nefes alabileceğimiz alan oluşmuş. İhtiyaç olan bir bölgeydi. Biz hayırseverlerimize teşekkür ediyoruz. Bir ihtiyacı karşılayacak güzel bir ilkokul tesis etmişler. Hem manevi yönden hem de maddi yönden okullar şehrimize ve ülkemize çok önemli katkılar sunacaklar. Fakat şimdiye kadar altyapımızı tamamladık bundan sonra birazcık daha binaların yanı sıra beyinlere de yatırım yapmanın zamanı geldi diye düşünüyorum. Özellikle üstün zekalı çocuklarımıza biraz daha itina edebileceğimiz, onları belki de geleceğin devlet adamları, vizyonerleri olarak yetiştirmemiz gereken bir ortam oluşturmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Palancıoğlu, Bakan Özhaseki’den 4 okul istedi

Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu da yıkılan okulların yerine yapılacak okullar için destek isteyerek, “Kayseri’de en kalabalık ilçeyiz. 585 bin nüfusumuz var. Bu çerçevede de en çok hizmet yapmaya çalıştığımız alanlar okul, sağlık ocağı, kütüphane, cami, sosyal tesis, park gibi tesislerimiz Başka bir çalışma da özellikle bu mahalleyi çok önemli bir şekilde ilgilendiriyor. Kentsel dönüşüm ve imar çalışmaları. Yıldırım Beyazıt şu anda birçok alanda bitti. Yeni yollar açacağız, yeni parklar yapacağız. Yıldırım Beyazıt’ın altın yılları bundan sonra başlıyor inşallah. Çünkü imar bitmeden çalışmalar başlamıyordu, kentsel dönüşümle birlikte buranın ufku da inşallah değişecek. Sayın bakanım sizden bir ricamız var. Bizim Melikgazimizde 4 tane yıkılan okul binamız var. Bir tanesi buraya taşıdığımız Mustafa Eminoğlu Anadolu Lisesi. Bir diğeri Osman Kavuncu’daki Ahmet Kirazgiller. Diğeri Essenyurt’ta Müncübe Cıngıllıoğlu ve Bahar Caddemizde bulunan yıkım veya güçlendirme yapılacak olan Besime Özderici. Bu 4 okulla ilgili sizden destek istiyoruz. Bu okullarımızı bir an önce yıkıldığı gibi yapmamız lazım. Çünkü öğrencilerimiz de ailelerimiz de bunu talep ediyorlar. Ben hayırsevelerimize ve katılımcılara teşekkür ediyorum. Hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.

“4 okulun lafı mı olur?”

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu’na okul konusunda destek çıktığını söyleyerek, “Mustafa Palancıoğlu başkanım, sana destek çıkıyorum. 4 okulun lafı mı olur? 1’i bana, 1’i valime, 2 bakanımıza verelim. Bu güzel birliktelikler berekete vesile oluyor. Teklifsiziz, büyükşehir ve 16 ilçe el ele gönül gönüle bütçesi bütçemiz diyoruz, personeli personelimiz diyoruz. Kaygısı kaygımız, sevinci sevincimiz diyoruz. Biz el ele gönül gönüle diyoruz. İnşallah hep beraber daha güzel günlere diyerek hepinizi sevgi ve saygıyla selamlarken doktor hanıma ve kıymetli ailesine bir meslektaşı olarak ayrıca teşekkür ediyorum” dedi.

Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından yapılan kurdele kesimi ile açılış töreni sona erdi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/melikgazi-belediyesi-ve-hayirsever-is-birligiyle-okullar-acildi/feed/ 0
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin ulaştırma ve haberleşme ağına yönelik yatırımları hakkında bilgi verdi https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-turkiyenin-ulastirma-ve-haberlesme-agina-yonelik-yatirimlari-hakkinda-bilgi-verdi/ https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-turkiyenin-ulastirma-ve-haberlesme-agina-yonelik-yatirimlari-hakkinda-bilgi-verdi/#respond Sat, 24 Feb 2024 22:24:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11760 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Biz tercihlerinden dolayı hiçbir ilimizi cezalandırmadık. Siz hiç duydunuz mu? Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de devletin bir yatırımının durdurulduğunu gördünüz mü tercihinden dolayı? Asla görmediniz.” dedi.

Uraloğlu, MÜSİAD Lojistik Sektör Kurulu tarafından Balçova Termal Otel’de organize edilen “Sürdürülebilirlik Odağında Lojistik Sektörü ve Gelecek Trendleri” ana temalı Türkiye İstişare Toplantısı’nın açılış oturumuna katıldı.

Konuşmasında bakanlığın ulaştırma ve haberleşme ağına yönelik yatırımları hakkında bilgi veren Uraloğlu, 2028’e kadar 1780 kilometre daha otoyol yapmayı, yaklaşık 14 bin kilometre olan demir yolu ağını 28 bin kilometreye, 57 olan havalimanı sayısını ise 61’e çıkarmayı planladıklarını belirtti.

Uraloğlu, şöyle konuştu:

“Hava yolunda ciddi gelişmelerimiz olacak ama demiryolu hem yük hem yolcuda çok büyük oranlarda gelişecek. Biz de yatırımımızı ona göre yapacağız. Her 15 saniyede bir uçak geçiyor ülkemizden. Böyle bir coğrafyadayız ve 173 ülkeyle hava yolları anlaşmamız var. Şu anda da 130 ülkede 143 noktaya doğrudan uçuş yapan bir ülkeyiz.

2023 yılında İstanbul ve Çanakkale boğazlarından yaklaşık 84 bin gemi geçti. Bu her boğazdan yaklaşık 40 bine yakın gemi demektir. 4 saatlik bir uçuş mesafesinde 67 ülkeye ulaşabiliyoruz. Bu 67 ülkede de 1,4 milyar insan yaşıyor. Bunların 40 trilyon dolar gayri safi milli hasılası var. 8 trilyon dolar da ticaret potansiyeli bulunuyor. Coğrafya haritasını bilmeyen birisine gösterirseniz ‘en kritik yer, en stratejik yer neresidir’ derseniz oranın Türkiye olduğunu size gösterebilir. Böyle kıymetli bir coğrafya üzerinde bulunuyoruz.”

“Projeler bitme aşamasında”

Uraloğlu, ticaretin genel anlamda doğu-batı ekseninde geliştiğini, son zamanlarda kuzey-güney aksında da çok ciddi gelişmeler olduğuna işaret etti.

Basra Körfezi’nden Ovaköy’e 1200 kilometrelik otoyol, demir yolu, enerji nakil ve iletişim hatlarını içeren Kalkınma Yolu Koridoru’nu bu gelişmeyi önceden görerek planladıklarını aktaran Uraloğlu, “Bugün bitirmiş olsaydık Süveyş Kanalı’ndaki sıkıntılar konuşulmuyor olurdu ve sadece 21 günde bu ulaşımı biz sağlamış olurduk. Projeler bitme aşamasında. Bu sene içerisinde başlayabilir miyiz diye gayret içerisindeyiz.” diye konuştu.

Ankara-İstanbul arasındaki yeni bir otoyol yapmayı planladıklarını vurgulayan Uraloğlu, Aydın-Denizli Otoyolu’nu bitireceklerini, devamında da bu yolu Antalya’ya bağlayacaklarını anlattı.

İhalesi yapılan ve proje aşamasında olan yatırımları anlatan Uraloğlu, İzmir-Ankara Yüksek Hızlı Tren Projesi’nin Polatlı’dan itibaren 508 kilometre olduğunu, 2026 sonu ya da 2027 başında tamamlanmasının hedeflendiğini aktardı.

İzmir için yeni çevreyolu projesi

Uraloğlu, İzmir’de geçmişte Karayolları Bölge Müdürü olarak görev yaptığını, kentin ihtiyaç duyduğu yatırım ve hizmetleri bildiğini ifade ederek şöyle konuştu:

“Biz tercihlerinden dolayı hiçbir ilimizi cezalandırmadık. Siz hiç duydunuz mu? Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de devletin bir yatırımının durdurulduğunu gördünüz mü tercihinden dolayı? Asla görmediniz. Ama şunu atlamamamız lazım; daha iyisini yapmak için mutlaka mahalli idarelerle, özellikle büyükşehirlerle iş birliği yapmamız lazım. Ekip halinde yürümemiz lazım. O anlamda biz İzmir’e daha iyi hizmet etmeye talibiz.”

Bakan Uraloğlu, İzmir’de yeni çevre yolu projesini de bitirdiklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Onunla ilgili ÇED süreçleri ve imar planı genel anlamda bitti diyebilirim. Yatırım programıyla, fizibiliteyle ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz. Artık özellikle Karşıyaka, Bayraklı tarafındaki günlük trafik 120 binleri geçti. Belki birazcık daha yukarı Buca’ya doğru giderken o rampaların olduğu kesimde trafik ciddi bir şekilde aksıyor. Bu sene yatırım programına aldırabilirsek bu sene, olmadı önümüzdeki sene mutlaka ona başlamalıyız. Ben şimdiden hayırlı uğurlu olsun diyeyim. Yüksek hızlı tren inşallah geliyor. İzmir’deki bu anlamda kavşak projelerinden bahsediyor Hamza Bey. Onlarda nasıl işbirliği yaparız, konuşacağız. İzmir mutlaka daha iyisine layık. ‘Biz ceketimizi koysak kazanır’ diyenlere 1 Nisan’da bunun böyle olmadığını, 1 Nisan şakasıyla beraber göstermiş olacağız.”

Diğer konuşmacılar

AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ da İzmir’in tarih boyunca medeniyetlerin buluşma noktası olduğunu, ticaretin ve kültürün merkezi olarak öne çıkmış bir şehir olduğunu söyledi.

İzmir’in sahip olduğu eşsiz potansiyeli en üst düzeye çıkarmak ve şehri daha da yaşanabilir hale getirmenin en büyük arzuları olduğunu bildiren Dağ, ” İzmir’imizin tarihini, kültürünü ve doğal güzelliklerini koruyarak, modern belediyecilik anlayışıyla kalkındırmayı hedefliyoruz. İş dünyasıyla olan işbirliğimizi güçlendirerek, İzmir’i bir yatırım cennetine dönüştüreceğiz.” dedi.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Mahmut Asmalı da taşımacılık sektörünün Türkiye’de ve dünyada önemini artırdığını söyledi.

Türkiye ekonomisinin depreme rağmen yılın ilk çeyreğinde yüzde 4 büyüyerek büyük bir direnç gösterdiğini vurgulayan Asmalı, şunları kaydetti:

“Yine geçtiğimiz yılın ikinci çeyreğinde ki o dönem biliyorsunuz genel seçimlerin de olduğu bir dönemdi, bu performansını sürdürerek yüzde 3,9 oranında büyüyerek küresel ekonomiler içerisinde pozitif olarak ayrışmıştır. Nihayet yılın 3. çeyreği yüzde 5,9 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi bu dönemde de G20 ülkeleri arasında en çok büyüyen ikinci ülke olmayı başarmıştır. Öncü ekonomilerle birlikte ülkemizin de enflasyon sorunuyla yüzleştiği ve parasal sıkılaşma sürecinde olduğu böyle bir dönemde Türkiye ekonomisinin büyüme hızının artması takdir edilmesi gereken bir gelişmedir.” diye konuştu.

İzmir Valisi Süleyman Elban, MÜSİAD Lojistik Sektör Kurulu Başkanı Mehmet Metin Korkmaz ile MÜSİAD İzmir İl Başkanı Gökhan Temur da toplantıda birer konuşma yaptı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-turkiyenin-ulastirma-ve-haberlesme-agina-yonelik-yatirimlari-hakkinda-bilgi-verdi/feed/ 0
Bolu’da yaşayan üçüz kardeşler Türkiye ve dünyayı geziyor https://www.haber60.com.tr/boluda-yasayan-ucuz-kardesler-turkiye-ve-dunyayi-geziyor/ https://www.haber60.com.tr/boluda-yasayan-ucuz-kardesler-turkiye-ve-dunyayi-geziyor/#respond Sat, 24 Feb 2024 08:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11679 Bolu’da yaşayan 24 yaşındaki üçüz kardeşler Furkan, Gürkan ve Serkan Özalp, kendi imkanlarıyla 6 yıl önce başladıkları seyahatleri kapsamında Türkiye’nin birçok ilinin yanı sıra dünyada farklı ülkeleri geziyor.

Hacı Bayram Veli Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü mezunu Gürkan, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Ziraat Fakültesinde eğitimini tamamlayan Serkan ile Abant İzzet Baysal Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü son sınıf öğrencisi Furkan Özalp, 2018 yılında arkadaşlarıyla tatil yapmak için İzmir’e gitti.

Beraber tatil yapmanın ve seyahat etmenin farklı bir duygu olduğunu keşfeden üçüzler, Türkiye’yi ve dünyayı gezmeye karar verdi.

Seyahatlerine otostop çekerek Ege kasabalarıyla başlayan üçüzler, çadır kurarak konaklama ihtiyaçlarını karşıladı.

Daha sonra yurt içi konaklamalarında Gençlik ve Spor Bakanlığının yurtlarda ücretsiz konaklama imkanı sunduğu “Seyahatsever” projesinden faydalanan gençler, bu sayede Türkiye’nin birçok ilini gezdi.

Ucuz bilet buldukları uçakla ve farklı ulaşım yollarıyla bazı ülkelere de giden üç kardeş, gezip gördükleri yerleri sosyal medya hesaplarından paylaşıyor. Yılın büyük bölümü evden uzak olmaları nedeniyle aileleriyle kısıtlı zaman geçiren üçüzler, imkanları dahilinde seyahatlerini sürdürmek istiyor.

“Seyahatsever projesi büyük avantaj”

Furkan Özalp, AA muhabirine, kardeşleri ve arkadaş grubuyla başlayan seyahatlerinin farklı bir boyuta ulaştığını söyledi.

Sosyal medyada gördükleri gezginlerden etkilendiklerini dile getiren Özalp, salgın nedeniyle bir süre ara verdikleri seyahatlerini 6 yıldır sürdürdüklerini belirtti.

Özalp, Gençlik ve Spor Bakanlığının “Seyahatsever” projesiyle gitmek istedikleri il sayısının arttığını aktararak, Türkiye’de 40’dan fazla şehri gezdiklerini anlattı.

Konaklama ihtiyacının karşılanması noktasında projenin büyük bir avantaj olduğunu belirten Özalp, “Konaklamayı hallettikten sonra gerisi bir şekilde halloluyor. Gürkan kardeşim bir yerlerde çalışarak geziyor, ben KYK kredimi biriktirerek yapıyorum bu işi.” dedi.

Özalp, kardeşlerine göre yurt dışı deneyiminin daha az olduğuna değinerek, şöyle devam etti:

“Gürcistan ve Fas’a gittim. Serkan; İran, Mısır ve Sri Lanka’ya gitti. Gürkan’ın gittiği ülke 13 oldu. Gürcistan, Azerbaycan, İran, Mısır, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Sri Lanka ve Balkan ülkelerini gezdi. Gürkan eğlence ağırlıklı seyahat ediyor. Şu anda Sri Lanka’da sörf öğrenmeye çalışıyorlar. Gürkan’ın amacı; daha çok yeni tecrübeler ve deneyimler elde etmek. Benimki biraz daha tarihi yerleri gezip görmek, insanlarla konuşup hayat hikayelerini dinlemek. Serkan’ın amacı da iş hayatına atılmadan önce bir daha fırsatı olmaz düşüncesiyle bir yerleri gezip görmek.”

“Görmek istediğim 30-40 ülke var”

Gürkan Özalp ise gezmekten keyif aldığını belirterek, Ege kıyılarında kamp yaparak başlayan serüvenlerinin, Bakanlığın projesiyle Türkiye turu, daha sonra ise dünya turu olarak devam ettiğini dile getirdi.

Vakti ve imkanı varken gidebildiği yerlere giderek farklı yerler görmek istediğini anlatan Özalp, “Çoğu gezgin bütün ülkeleri gezmek ister ama benim öyle bir hedefim yok. Görmek istediğim 30-40 ülke var. Onları görsem, ondan sonra Güneydoğu Asya’da herhangi bir ülkeye yerleşsem bana yeter.” dedi.

Serkan Özalp ise 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerin ardından gönüllü olarak gittiği bölgede 8 gün kaldığını aktararak, gördüklerinden etkilenerek önceliklerinin değiştiğini anlattı.

Maddi kazanımlar yerine zamanı iyi değerlendirmeye ağırlık verdiğini belirten Özalp, hayatına bu doğrultuda yön verdiğini, seyahat etmenin de bunun bir parçası olduğunu ifade etti.

“Biz belki 8 şehre gidemedik, çocuklarım 80 yere gitti”

Üçüzlerin annesi Ayşe Özalp, çocuklarının kendi başlarına seyahat etmelerine önce karşı çıktıklarını, daha sonra desteklediklerini söyledi.

Çocuklarının istediği yere özgürce seyahat ettiğini belirten Özalp, “Özlem var. Ertesi gün hatta gittikleri gün bile oluyor. Ama bazı şeyler artık alışkanlık haline geliyor. Alıştık uzakta olmalarına. Gidiyorlar 15 gün-1 ay, sonra tekrar geliyorlar. Sağlıklı olduklarını bilelim, nerede oldukları önemli değil.” diye konuştu.

Özalp, en önemli isteklerinin çocuklarının çalışıp evlenmesi olduğuna değinerek, “Biz okulları bittikten sonra işe girmelerini isteriz ama onlar gezmeyi tercih etti. Yaptıkları şey de küçümsenecek şey değil. Çok büyük bir iş başarıyorlar. Biz anne ve babaları olarak belki 8 ile gidemedik, çocuklarım 80 yere gitti. Yıl içinde belki 15 gün görüyoruz, 350 gün yoklar.” ifadesini kullandı.

Baba Rahmi Özalp ise çocuklarının gezmeye erken başladığını dile getirerek, “Bizimle beraber gezerken bir baktık ki kendileri gezmeye başladı.” dedi.

Çocuklarını özlediklerine ancak onların farklı yerler, insanlar, kültürler görmelerinin kendileri için avantaj olduğuna işaret eden Özalp, “Çadır ve otostopla başladılar, sonra KYK yurtları, projelerle bir anda yurt dışına çıkmaya başladılar.” sözlerine yer verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/boluda-yasayan-ucuz-kardesler-turkiye-ve-dunyayi-geziyor/feed/ 0
Türkiye’deki Ukraynalılar evlerine dönmenin hayalini kuruyor https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-ukraynalilar-evlerine-donmenin-hayalini-kuruyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-ukraynalilar-evlerine-donmenin-hayalini-kuruyor/#respond Sat, 24 Feb 2024 08:39:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11676 Savaşın acı yüzüyle iki yıldır mücadele eden Ukraynalılar, Türkiye’de yaşamlarını sürdürse de savaşın bir an önce bitmesini umut ettikleri ülkelerine dönmeyi hayal ediyor.

Rusya’nın, Ukrayna’ya 24 Şubat 2022’de askeri operasyon başlattığını ilan etmesinin üzerinden 2 yıl geçti.

Zaman zaman şiddetini artırarak süren savaş nedeniyle kimi Ukraynalılar ailelerinden, evlerinden ve memleketlerinden ayrılmak zorunda kaldı.

Yaşadıkları kentleri, okulları ve iş yerlerini bırakarak, dünyanın farklı ülkelerine göç eden Ukraynalıların, savaşın bitmesine dair bekleyişleri ve umutları devam ediyor.

Eşini geride bırakmanın hüznünü yaşıyor

Ailecek yaşadıkları Mikolayiv şehrini 12 yaşındaki oğlu Rostislav Shistirikov ile terk etmek zorunda kalan 33 yaşındaki ilkokul öğretmeni Olha Shistirikova, 9 yıl öğretmenlik yaptığını, mühendis olan eşi ve oğluyla ülkesinde mutlu bir hayat yaşadığını anlattı.

Shistirikova, 8 Mart 2022’de evi, eşi, ailesi başta olmak üzere sevdiği ülkesini terk etmek zorunda kaldığını vurgulayarak, 3 kadın ve 5 çocukla bindikleri araçla Moldova’ya gittiğini, oradan da oğluyla birlikte uçakla Romanya’ya geçtiğini, bir süre sonra da İstanbul’a geldiğini kaydetti.

Mühendis olan eşinin teknik konularda orduya destek vermesi için ülkesinde kaldığını belirten Shistirikova, “En büyük üzüntüm eşimi ve babamı savaşın ortasında bırakmak zorunda kalmak oldu. Savaşın başladığı süreçte zaten hasta olan annem yaşadığı acıya daha fazla katlanamadı ve hayatını kaybetti. Annemin dışında çok yakın dostlarımı da kaybettim. Geride bıraktığım akrabalarımla ancak telefonla görüşebiliyorum. En son yaptığım görüşmede bizim şehirde bombardımanın yine şiddetlendiğini öğrendim.” diye konuştu.

Shistirikova, Türkiye’de, oğluyla yaşadığını, eski okuluna online olarak ders vermeye devam ettiğini, ayrıca Ukrayna Kültür Derneği’nin etkinlilerine yardımcı olduğunu, Ukraynalı çocuklara kendi dillerini öğretmeye çalıştığını aktardı.

“Türkiye bizim ikinci memleketimiz, evimiz oldu”

Türkiye’de yaşamaktan çok mutlu olduğunu dile getiren Shistirikova, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de güvende olmak çok güzel ama yine de ülkemizi, toprağımızı özlüyoruz. Burada misafiriz bir an önce savaşın bitmesini ve ülkemize dönmeyi istiyoruz. Ukraynalılar bu yaşadıklarını hak etmiyor. Kimseye bir zararımız yoktu. Kimsenin bizim ülkemizi elimizden almaya hakkı yok. Savaşın bir gün biteceğine ve adaletin yerini bulacağına inanıyorum. Ukrayna’nın zaferini sabırsızlıkla beliyoruz. Benim gibi oğlumun da kendi topraklarımda büyümesini istiyorum. Oğlum her gün, ‘Anne ne zaman evimize döneceğiz? diye soruyor. Türkiye’ye gerçekten çok minnettarız, burası bizim ikinci memleketimiz, evimiz oldu. Savaş bittikten sonra da Türkiye’ye her zaman geleceğiz.”

“Her Ukraynalı gibi ben de evime dönmek istiyorum”

Savaştan yaklaşık iki ay sonra Ukrayna’dan Türkiye’ye gelen İryna Kuşnir, ülkesine dönmenin hayaliyle yaşıyor. Ülkesinde Harkiv vN Karazin Üniversitesi’nde Ukrayna Dili ve Edebiyatı üzerine dersler verirken Türkiye’ye gelen Kuşnir’in, yakınları ise Harkiv’de kaldı.

Türkiye’de bir yıldır İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Ukrayna Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda öğretim görevlisi olarak görev yapan Kuşnir, Ukrayna’daki ailesiyle her gün telefonda görüşüp, güvende olup olmadıklarını öğreniyor.

Ülkesindeki savaşın bir an önce bitmesini isteyen Kuşnir, 24 Şubat 2022’de saat 05.00’te yaşadıkları şehirde savaşın başladığını anlatarak, “Her yerden füze geliyordu ve patlamalar oluyordu. Çok korkunç bir durum vardı.” dedi.

Kuşnir, savaş başladığında Türk Hükümetinin çalıştığı üniversitedeki Türk öğrencileri Ukrayna’dan tahliye etmek için çalışmalara başladığını belirterek, Türklerin sadece kendi vatandaşları için değil, Ukraynalıların tahliyesi için de çaba gösterdiğini söyledi.

Türkiye’ye geldiğinde de her aşamada yardım gördüğünü ifade eden Kuşnir, İstanbul’da Ukrayna Dayanışma Derneği’nin de Türk halkıyla birlikte yardımına koştuğunu söyledi.

Kuşnir, “Türkiye çok güzel bir ülke ve bizi çok güzel karşıladı. Ancak her Ukraynalı gibi ben de evime dönmek istiyorum. Siz bize kapılarınızı açtınız ve bizi çok hoş karşıladınız. Türkiye’ye çok teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“Her gün onları merak ediyorum ve onların hayatını düşünüyorum”

Ukrayna Dayanışma Derneği Başkanı Tetiana Fetsan, 7 yıl önce Türklere Ukrayna kültürünü tanıtmak amacıyla kurulan derneğin, savaştan sonra Türk halkıyla dayanışma içinde savaş mağdurlarının yardımına koştuğunu anlattı.

Göç İdaresine göre Temmuz 2023’te Türkiye’de 44 bin Ukraynalı yaşadığını, ancak geri dönüşler nedeniyle bu sayının düştüğünü belirten Fetsan, “İş olmadan, gelir olmadan burada, her yerde yaşamak zor. O yüzden çoğu Ukraynalı, bombalar altında olan ülkesine dönmeyi tercih ediyor. Çünkü en azından orası kendi evi. Bir şekilde her gün bombalar, füzeler, sirenler altında hayatlarını devam ettirmeye çalışıyorlar.” diye konuştu.

Mariupol şehri gibi savaşın tamamen yok ettiği kentlerde yaşayan Ukraynalıların ise geri dönemediğini dile getiren Fetsan, Türkiye’deki savaş mağdurlarına yardımlarının devam ettiğini dile getirdi.

Annesi, babası ve kardeşinin Ternopil’de yaşadığını aktaran Fetsan, her gün annesiyle telefonda konuştuğunu anlattı.

Ukrayna’da devam eden savaş nedeniyle çok zor şartlar yaşandığını ifade eden Fetsan, “Her gün siren çalıyor. Çocuklar normal eğitim görmüyor. Çünkü ders başlayınca siren çalmaya başlıyor. Herkes sığınağa giriyor, bomba patlıyor. Mesela iki hafta önce Lviv’de bir sivil binaya bomba düştü ve tabii ki yaralı ve ölü var. Her gün nereye bomba düşer belli değil. Her gün onları merak ediyorum ve onların hayatını düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

“Biz Türk halkından büyük bir destek gördük”

Tetiana Fetsan, İstanbul’da 80 yaşlarındaki Türk bir kadınının pazar arabasıyla yaptığı alışverişi, savaş mağdurlarına vermesini hiç unutamadığını söyledi.

Türk halkına teşekkür etmek istediğini kaydeden Fetsan, şunları dile getirdi:

“Çünkü onlar olmadan biz hiçbir şey yapamazdık. Buraya gelenler ilk zamanlar hiçbir şey bilmiyordu. Türkçe bilmiyorlar, hastaneye gidemiyorlardı. Biz Türklerden, Türk halkından büyük bir destek gördük. Türk kurumları, uluslararası kurumlar bize yardım etti. Biz de gıda, hijyen malzemeleri, kıyafet, ayakkabı, iletişim gibi temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda hemşehrilerimize yardıma başladık. Buraya yardım malzemeleri getirenlerden kuyruk oluyordu. Mesela Türkler bize Ramazan kolisi veriyordu, biz dağıtıyorduk. Biz tabii ki bunu hiç unutmayacağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyedeki-ukraynalilar-evlerine-donmenin-hayalini-kuruyor/feed/ 0
Türkiye-ABD Yeşil Teknoloji heyetleri TOBB’da bir araya geldi https://www.haber60.com.tr/turkiye-abd-yesil-teknoloji-heyetleri-tobbda-bir-araya-geldi/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-abd-yesil-teknoloji-heyetleri-tobbda-bir-araya-geldi/#respond Fri, 23 Feb 2024 21:15:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11259 Türkiye-ABD Yeşil Teknoloji heyetleri TOBB’da bir araya geldi

ANKARA – Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Yeşil Teknoloji heyetleri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte bir araya geldi.

Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Yeşil Teknoloji heyetleri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin ev sahipliği yaptığı Greentech Tech Heyeti Çalışma Yemeği etkinliğiyle bir araya geldi. Türkiye ve ABD arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin ele alındığı toplantıda, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2023 yılında rekor kırarak 33 milyar Dolara ulaştığı belirtildi. Yükselişin devam ettiği kaydedilirken, ikili ticaret hedefinin gelecek yıllarda 100 milyar Dolar seviyesine ulaşması olduğu ifade edildi. Öte yandan Yeşil Teknoloji misyonunun bu hedefe ulaşmada önemli bir katkı sunacağı toplantıda vurgulandı.

Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Türkiye’nin ABD ile iyi ilişkiler içerisinde olduğunu dile getirerek, yeşil teknoloji odaklı bir misyonun ilişkilerin ilerletilmesi için bir dönüm noktası olacağını dikkati çekti. Tuzcu, “Biz ABD ile ekonomik ilişkileri daha fazla geliştirmek, ilerletmek istiyoruz. Daha fazla zaman kaybetmek istemiyoruz” açıklamasında bulundu.

“ABD şirketlerinin ekonomiye katkısı 60 milyar dolardan fazla”

İki ülke arasında rakamların yeteri kadar iyi olmadığını da söyleyen Tuzcu, “ABD dünyadaki en büyük ithalatçılardan, mal ve hizmet ihracatında da en büyüklerden birisi. Bizim karşılıklı ticaretimiz düşük. Bir ilerleme kaydettik fakat, aramızdaki ilişkinin potansiyelini yansıtacak kadar bir ilerleme kaydedemedik. Bu ilişkileri daha da artırmalıyız. Hem ülkelerimize hem de 3’üncü ülkelere de yatırım yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’de 2 bini aşkın ABD şirket mevcut. Son 20 yılda 14 milyar dolarlık yatırıma tekabül ediyor. Ekonomiye olan katkıları ise 60 milyar dolardan fazla. 100 binden fazla kişiyi Türkiye’de istihdam ediyorlar. Türkiye’den ABD’ye yatırım yapmış şirketler de var. Onlarda ABD’deki yatırımlarını bilhassa yeşil teknoloji alanındaki yatırımlarını artırıyorlar. ABD’deki yeni yönetmelik ışığında o pazara yatırım yapmay çok daha istekliler. Çünkü o piyasada büyük bir potansiyel görüyorlar” ifadelerine yer verdi.

Tuzcu, ABD’de Türkiye’den gelen çeliğe karşı uygulanan vergilerin kaldırılması gerektiğinin altını çizerek, çelik konusunda Türkiye’nin ABD’nin sorununun bir parçası olmak istemediğini aktardı.

“İlişkilerimizin ekonomik ayağının giderek güçlenmesinden mutluluk duyuyoruz”

TOBB Başkanı Mustafa Rifat Hisarcıklıoğlu ise, ABD Ticaret Odası ve Yeşil Teknoloji heyetini ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını söyleyerek, TOBB ve ABD Ticaret Odası’nın uzun bir süredir iki ülke arasındaki iş ilişkilerinin gelişimini desteklediğini dile getirdi. Hisarcıklıoğlu, “Üyelerimizin karşılıklı yararı için ortaklığımızı genişletmeyi ve derinleştirmeyi başardık. Türk iş dünyasının çatı kuruluşu olarak Türkiye – ABD ilişkilerine her zaman öncelik veriyoruz. Türkiye-ABD ilişkilerinin üç boyutu olduğunu düşünüyoruz: Askeri-politik ve ekonomik. İlişkilerimizin ekonomik ayağının giderek güçlenmesinden mutluluk duyuyoruz. Ekonomik ilişkiler, Türk-ABD askeri ve siyasi ortaklığına da ciddi destek verecektir. Ticari ilişkilerimizi arttırmaya ve daha iyi bir yatırım ve iş ortamı sağlamaya odaklandık. Yatırımlar hali hazırda ekonomik ilişkilerimizin önemli bir boyutu haline gelmiştir” dedi.

“Türk şirketleri ABD’de 9.7 milyar Dolar yatırım yapmıştır”

ABD’li yatırımcıların Türkiye’ye daha fazla yatırım yapmasını beklediklerini dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, “Hali hazırda Türkiye’de faaliyet gösteren 2000 civarında Amerikan şirketi bulunmaktadır. ABD şirketlerinin toplam yatırımı 15 milyar dolara yakındır. Öte yandan ABD, yurt dışındaki Türk yatırımları için bir numaralı destinasyondur. Türk şirketleri ABD’de 9.7 milyar Dolar yatırım yapmıştır. Dolayısıyla burada bir kez daha karşılıklı yatırım potansiyelinin altını çizmek istiyorum. TOBB olarak Chicago’da ikili yatırım ve ticarete yardımcı olacak bir Ticaret Merkezi açtık. Sizleri de bu Ticaret Merkezi’nin hizmetlerinden yararlanmaya davet ediyorum. İkili ticaret hacmi 2023 yılında 33 milyar dolar gibi rekor bir seviyeye ulaştı. Türk ekonomisinin üretim kapasitesi ve Türkiye’nin yatırım ortamı bu hedefe ulaşmamıza yardımcı olacaktır. Ticaret ve yatırım açısından birçok fırsatımız var. Türkiye olarak İtalya ve Çin arasında en büyük sanayi üretim hacmine sahip ülkeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

“AB’nin kendi dışında en çok otomobil ithal ettiği ülkeyiz”

Hisarcıklıoğlu, Türkiye ve ABD’nin ticaret ortaklığına yeni ürünler ve sektörler ekleyebileceklerini kaydetti. Yeşil teknoloji misyonunun da bu yönde önemli bir katkı vereceğini, yeşil ve dijital dönüşümün, sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin motoru olacağını belirten Hisarcıklıoğlu, “AB’nin kendi dışında en çok otomobil ithal ettiği ülkeyiz. Turizmde dünyada en çok ziyaret edilen ilk 5 ülke arasındayız. Küresel müteahhitlik hizmetlerinde dünyanın önde gelen 250 firmasının 42’si Türk firması. Bu açıdan da Çin’in ardından dünyada ikinci sırada yer alıyoruz. Tarımsal gıda endüstrileri alanında da Avrupa’nın en büyük üreticisiyiz. Ayrıca son dönemde yaşanan olumlu gelişmelerin devam edeceğini umuyoruz ve iki müttefikin olması gereken yere geri döneceğiz. Ülkelerimiz arasındaki ticaretin daha liberal olması gerektiğine inanıyoruz. Serbest ticaret anlaşması ya da tercihli ticaret anlaşması karşılıklı ticaretin önünü açacaktır. Türkiye farklı nedenlerle ABD’nin GSP sisteminin dışında bırakıldı. Türkiye’yi sisteme yeniden entegre etmenin yollarını aramalıyız” diye konuştu.

“Sektöre özel misyonun daha ileri işbirliği alanlarının önünü açacağını düşünüyorum”

Bu tedbirler nedeniyle 2017-2022 yılları arasında Türkiye’nin ABD çelik ithalatındaki payının önemli ölçüde düştüğü bilgisini veren Hisarcıklıoğlu, “ABD yönetimini Türkiye’yi Bölüm 232 tedbirlerinin dışında tutmaya ikna etmek için desteğinize ihtiyacımız var. Bir diğer konu da Türkiye’nin ürünlerine yönelik ‘yaptırımlar’. Bu sorunların üstesinden gelmeli ve daha fazla ticaret ve yatırıma odaklanmalıyız. Yeşil Teknoloji misyonu, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile gümrük birliğini modernleştirme sürecine de yardımcı olacaktır. Dolayısıyla sektöre özel bu misyonun daha ileri işbirliği alanlarının önünü açacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Toplantıya Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Başkanlık İklim Özel Temsilciliği Kıdemli Danışmanı Büyükelçi David Thorne ve ABD Ticaret Odası Kıdemli Başkan Yardımcısı Marty Durbin de katılım sağladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-abd-yesil-teknoloji-heyetleri-tobbda-bir-araya-geldi/feed/ 0
Türkiye ve ABD Yeşil Teknoloji Heyetleri TOBB Etkinliğinde Buluştu https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-abd-yesil-teknoloji-heyetleri-tobb-etkinliginde-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-abd-yesil-teknoloji-heyetleri-tobb-etkinliginde-bulustu/#respond Fri, 23 Feb 2024 07:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11210 Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Yeşil Teknoloji heyetleri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte bir araya geldi.

Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Yeşil Teknoloji heyetleri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ev sahipliği yaptığı Greentech Tech Heyeti Çalışma Yemeği etkinliğiyle bir araya geldi. Türkiye ve ABD arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin ele alındığı toplantıda, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2023 yılında rekor kırarak 33 milyar dolara ulaştığı belirtildi. Yükselişin devam ettiği kaydedilirken, ikili ticaret hedefinin gelecek yıllarda 100 milyar Dolar seviyesine ulaşması olduğu ifade edildi. Öte yandan Yeşil Teknoloji misyonunun bu hedefe ulaşmada önemli bir katkı sunacağı toplantıda vurgulandı.

Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Türkiye’nin ABD ile iyi ilişkiler içerisinde olduğunu dile getirerek, yeşil teknoloji odaklı bir misyonun ilişkilerin ilerletilmesi için bir dönüm noktası olacağını dikkati çekti. Tuzcu, “Biz ABD ile ekonomik ilişkileri daha fazla geliştirmek, ilerletmek istiyoruz. Daha fazla zaman kaybetmek istemiyoruz” açıklamasında bulundu.

“ABD şirketlerinin ekonomiye katkısı 60 milyar dolardan fazla”

İki ülke arasında rakamların yeteri kadar iyi olmadığını da söyleyen Tuzcu, “ABD dünyadaki en büyük ithalatçılardan, mal ve hizmet ihracatında da en büyüklerden birisi. Bizim karşılıklı ticaretimiz düşük. Bir ilerleme kaydettik fakat, aramızdaki ilişkinin potansiyelini yansıtacak kadar bir ilerleme kaydedemedik. Bu ilişkileri daha da artırmalıyız. Hem ülkelerimize hem de 3’üncü ülkelere de yatırım yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’de 2 bini aşkın ABD şirket mevcut. Son 20 yılda 14 milyar dolarlık yatırıma tekabül ediyor. Ekonomiye olan katkıları ise 60 milyar dolardan fazla. 100 binden fazla kişiyi Türkiye’de istihdam ediyorlar. Türkiye’den ABD’ye yatırım yapmış şirketler de var. Onlarda ABD’deki yatırımlarını bilhassa yeşil teknoloji alanındaki yatırımlarını artırıyorlar. ABD’deki yeni yönetmelik ışığında o pazara yatırım yapmaya çok daha istekliler. Çünkü o piyasada büyük bir potansiyel görüyorlar” ifadelerine yer verdi.

Tuzcu, ABD’de Türkiye’den gelen çeliğe karşı uygulanan vergilerin kaldırılması gerektiğinin altını çizerek, çelik konusunda Türkiye’nin ABD’nin sorununun bir parçası olmak istemediğini aktardı.

“İlişkilerimizin ekonomik ayağının giderek güçlenmesinden mutluluk duyuyoruz”

TOBB Başkanı Mustafa Rifat Hisarcıklıoğlu ise, ABD Ticaret Odası ve Yeşil Teknoloji heyetini ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını söyleyerek, TOBB ve ABD Ticaret Odası’nın uzun bir süredir iki ülke arasındaki iş ilişkilerinin gelişimini desteklediğini dile getirdi. Hisarcıklıoğlu, “Üyelerimizin karşılıklı yararı için ortaklığımızı genişletmeyi ve derinleştirmeyi başardık. Türk iş dünyasının çatı kuruluşu olarak Türkiye-ABD ilişkilerine her zaman öncelik veriyoruz. Türkiye-ABD ilişkilerinin üç boyutu olduğunu düşünüyoruz: Askeri-politik ve ekonomik. İlişkilerimizin ekonomik ayağının giderek güçlenmesinden mutluluk duyuyoruz. Ekonomik ilişkiler, Türk-ABD askeri ve siyasi ortaklığına da ciddi destek verecektir. Ticari ilişkilerimizi arttırmaya ve daha iyi bir yatırım ve iş ortamı sağlamaya odaklandık. Yatırımlar hali hazırda ekonomik ilişkilerimizin önemli bir boyutu haline gelmiştir” dedi.

“Türk şirketleri ABD’de 9,7 milyar dolar yatırım yapmıştır”

ABD’li yatırımcıların Türkiye’ye daha fazla yatırım yapmasını beklediklerini dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, “Halihazırda Türkiye’de faaliyet gösteren 2 bin civarında Amerikan şirketi bulunmaktadır. ABD şirketlerinin toplam yatırımı 15 milyar dolara yakındır. Öte yandan ABD, yurt dışındaki Türk yatırımları için bir numaralı destinasyondur. Türk şirketleri ABD’de 9,7 milyar dolar yatırım yapmıştır. Dolayısıyla burada bir kez daha karşılıklı yatırım potansiyelinin altını çizmek istiyorum. TOBB olarak Chicago’da ikili yatırım ve ticarete yardımcı olacak bir Ticaret Merkezi açtık. Sizleri de bu Ticaret Merkezi’nin hizmetlerinden yararlanmaya davet ediyorum. İkili ticaret hacmi 2023 yılında 33 milyar dolar gibi rekor bir seviyeye ulaştı. Türk ekonomisinin üretim kapasitesi ve Türkiye’nin yatırım ortamı bu hedefe ulaşmamıza yardımcı olacaktır. Ticaret ve yatırım açısından birçok fırsatımız var. Türkiye olarak İtalya ve Çin arasında en büyük sanayi üretim hacmine sahip ülkeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

“AB’nin kendi dışında en çok otomobil ithal ettiği ülkeyiz”

Hisarcıklıoğlu, Türkiye ve ABD’nin ticaret ortaklığına yeni ürünler ve sektörler ekleyebileceklerini kaydetti. Yeşil teknoloji misyonunun da bu yönde önemli bir katkı vereceğini, yeşil ve dijital dönüşümün, sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin motoru olacağını belirten Hisarcıklıoğlu, “AB’nin kendi dışında en çok otomobil ithal ettiği ülkeyiz. Turizmde dünyada en çok ziyaret edilen ilk 5 ülke arasındayız. Küresel müteahhitlik hizmetlerinde dünyanın önde gelen 250 firmasının 42’si Türk firması. Bu açıdan da Çin’in ardından dünyada ikinci sırada yer alıyoruz. Tarımsal gıda endüstrileri alanında da Avrupa’nın en büyük üreticisiyiz. Ayrıca son dönemde yaşanan olumlu gelişmelerin devam edeceğini umuyoruz ve iki müttefikin olması gereken yere geri döneceğiz. Ülkelerimiz arasındaki ticaretin daha liberal olması gerektiğine inanıyoruz. Serbest ticaret anlaşması ya da tercihli ticaret anlaşması karşılıklı ticaretin önünü açacaktır. Türkiye farklı nedenlerle ABD’nin GSP sisteminin dışında bırakıldı. Türkiye’yi sisteme yeniden entegre etmenin yollarını aramalıyız” diye konuştu.

“Sektöre özel misyonun daha ileri işbirliği alanlarının önünü açacağını düşünüyorum”

Bu tedbirler nedeniyle 2017-2022 yılları arasında Türkiye’nin ABD çelik ithalatındaki payının önemli ölçüde düştüğü bilgisini veren Hisarcıklıoğlu, “ABD yönetimini Türkiye’yi Bölüm 232 tedbirlerinin dışında tutmaya ikna etmek için desteğinize ihtiyacımız var. Bir diğer konu da Türkiye’nin ürünlerine yönelik ‘yaptırımlar’. Bu sorunların üstesinden gelmeli ve daha fazla ticaret ve yatırıma odaklanmalıyız. Yeşil Teknoloji misyonu, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile gümrük birliğini modernleştirme sürecine de yardımcı olacaktır. Dolayısıyla sektöre özel bu misyonun daha ileri işbirliği alanlarının önünü açacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Toplantıya; Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Başkanlık İklim Özel Temsilciliği Kıdemli Danışmanı Büyükelçi David Thorne ve ABD Ticaret Odası Kıdemli Başkan Yardımcısı Marty Durbin de katılım sağladı. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-abd-yesil-teknoloji-heyetleri-tobb-etkinliginde-bulustu/feed/ 0
İtalya, göçmenleri Arnavutluk’ta kurulacak merkezlere yollama planını kabul etti https://www.haber60.com.tr/italya-gocmenleri-arnavutlukta-kurulacak-merkezlere-yollama-planini-kabul-etti/ https://www.haber60.com.tr/italya-gocmenleri-arnavutlukta-kurulacak-merkezlere-yollama-planini-kabul-etti/#respond Fri, 23 Feb 2024 02:48:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11146 İtalya’nın sığınma başvurusunu değerlendirdiği göçmenleri Arnavutluk’ta kurulacak merkezlere yollama planı Arnavutluk parlamentosunda kabul edildi.

140 sandalyeli mecliste bugün yapılan oylamada 77 milletvekili göç anlaşmasını onaylarken, muhalefet oylamayı boykot etti.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile Arnavutluk Başbakanı Edi Rama anlaşmayı geçen Kasım’da imzalamıştı. Her iki ülkede muhalefetinin itirazlarına rağmen plan geçen hafta da İtalya Senatosu’ndan nihai onayı almıştı.

Anlaşmaya göre İtalya tarafından Akdeniz’de kurtarılan göçmenler Arnavutluk’un Shengjin limanına götürülecek. İtalya, Arnavutluk’ta iki göç merkezi kuracak ve sığınma başvuruları değerlendirilen göçmenler bu süreçte bu merkezlerde tutulacak.

Merkezlerin ayda 3 bin kişiyi ağırlayacak kapasiteye sahip olması planlanıyor. Bu kişiler arasında reşit olmayanlar, hamile kadınlar ve hassas durumda olanlar yer alamayacak.

Merkezlerin inşası, göçmenlerin ulaşım ve konaklama masrafları gibi yükümlülükler İtalya tarafından karşılanacak. Merkezlerin içinde güvenliği İtalyan yetkililer, dışında ise Arnavutluk güçleri sağlayacak. İtalyan personelin bazı durumlarda Arnavutluk yasalarından muaf olması öngörülüyor.

Göçmenlerin sığınma taleplerini de İtalya değerlendirecek ve sürecin sonucuna göre bu kişiler ya İtalya’ya yerleştirilecek ya da sınır dışı edilecek.

Anlaşmanın İtalya’ya en az 600 milyon euro’ya mal olması bekleniyor.

Muhalefet: Ulusal güvenliğe tehdit

Bir Avrupa Birliği üyesi ile birlik dışından bir ülke arasında türünün ilk örneği olan anlaşma, iki ülkenin muhalefet partilerinin yanı sıra insan hakları örgütlerinden de tepki çekmişti.

Arnavutluk’ta muhalefetteki Demokratik Parti bugün parlamentodaki oylamaya katılmadı. İtalyan ANSA ajansının haberine göre partinin Meclis Grup Başkanı Gazmend Bardhi “Tutumumuz İtalya ile ilişkilerle ya da geçmişte yaptıklarına olan minnettarlığımızla alakalı değil, ancak bu anlaşma bunun ötesine geçiyor çünkü kamu çıkarlarını ihlal ediyor ve ulusal güvenliği tehdit ediyor” dedi.

Plana itirazlar Arnavutluk’ta Anayasa Mahkemesi’ne de taşınmıştı ancak mahkeme geçen ay bu itirazları reddetmişti.

İtalya’da da anlaşmaya uluslararası hukukun ve göçmenlerin haklarının ihlal edileceği gerekçesiyle tepkiler gelmişti. Muhalefetteki Daha Fazla Avrupa partisi lideri Riccardo Magi, kurulacak merkezleri ‘İtalyan Guantanamosu’ diye nitelemiş ve “İtalya denizde kurtarılan insanları bir paket ya da eşyaymış gibi AB üyesi olmayan bir ülkeye taşıyamaz” demişti.

Uluslararası Af Örgütü de anlaşmanın uygulamada göçmenlerin Arnavutluk’ta “gözaltında tutulması” anlamına geldiğini ve hukuka aykırı olduğunu belirtmişti. Örgüt, “İtalyan makamları tarafından denizde kurtarılan kişiler İtalya’nın yargı yetkisi altındadır ve sığınma talepleri ve bireysel durumları incelenmeden başka bir devlete nakledilemezler” demişti.

Anlaşma geçen hafta İtalya parlamentosundan onay aldığında Katolik Kilisesi’nden de eleştiri aldı.

Katolik Kilisesi’nin İtalya yönetim birimi olan Piskoposlar Konferansı’na bağlı göç vakfı Fondazione Migrantes’in Başkanı Gian Carlo Perego, anlaşmayla 600 milyon euro’dan falza paranın ‘denize atıldığını’ söyledi. Perego, İtalya’nın nüfusa oranla sığınmacı kabulü açısından Avrupa’da 16. sırada yer aldığını belirtti ve buna rağmen ülke içinde etkili bir kabul sistemi kurmaktan ‘aciz’ olunmasını eleştirdi.

Türkiye ile anlaşma

İtalya Başbakanı Meloni, düzensiz göçü durdurma vaadiyle girdiği seçimleri kazanmış ancak iktidarının ilk yılında ülkeye gelen göçmen sayısı büyük artış göstermişti. Meloni hükümeti, Kuzey Afrika kıyılarından deniz yoluyla İtalya’ya ulaşan göçmenleri engellemek için hem bu kıyı ülkeleri hem de üçüncü ülkelerle anlaşmalar yapıyor.

Meloni geçen ayki Türkiye ziyaretinde de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile göç konusunu görüşmüştü. İki ülkenin Libya’dan İtalya’ya göçe karşı bir anlaşma üzerinde çalıştıkları bilgisi İtalyan basınında yer alırken bu anlaşmanın detayları halen resmi olarak açıklanmadı.

İtalya basınına göre Türkiye ile yapılması planlanan anlaşma, Libya’dan çıkışları önleme amacı taşıyor. Roma yönetimi bu amaçla Ankara’nın Libya’daki nüfuzundan faydalanmayı umuyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/italya-gocmenleri-arnavutlukta-kurulacak-merkezlere-yollama-planini-kabul-etti/feed/ 0
Erdoğan: 2028 yılı sonunda KAAN’ın Hava Kuvvetlerimize katılmasını planlıyoruz https://www.haber60.com.tr/erdogan-2028-yili-sonunda-kaanin-hava-kuvvetlerimize-katilmasini-planliyoruz/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-2028-yili-sonunda-kaanin-hava-kuvvetlerimize-katilmasini-planliyoruz/#respond Fri, 23 Feb 2024 02:03:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11098 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün gökyüzüyle buluşan milli muharip uçak KAAN’a ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. AK Parti’nin Denizli mitinginde konuşan Erdoğan, “Varsın birileri, ‘Yapamazsınız, başaramazsınız’ demeye devam etsin. Ne derseniz deyin, yaptık, gökle buluşturduk. 2028 yılı sonunda KAAN’ın Hava Kuvvetlerimize katılmasını planlıyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda Türk Havacılık Uzay Sanayii tarafından yürütülen Türkiye’nin en önemli teknoloji projelerinden milli muharip uçak KAAN, önceki gün ilk uçuşunu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün partisinin Denizli mitinginde yaptığı konuşmada, KAAN’a ilişkin önemli bilgiler verdi.

“KRİTİK BİR EŞİĞİ DAHA AŞTIK”

Milli muharip uçağı KAAN’ı gökle buluşturduklarını hatırlatan Erdoğan, 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın ilk uçuşunu başarıyla icra ettiğini söyledi. Erdoğan, yaklaşık 15 yıllık bir çabanın, gayretin ve azmin ürünü olan KAAN’ın, dünkü testiyle çok kritik bir eşiği daha aştığını bildirdi.

2028 YILI SONUNDA KAAN ENVANTERDE

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2028 yılı sonunda KAAN’ın Hava Kuvvetlerimize katılmasını planlıyoruz. Varsın birileri, ‘Yapamazsınız, başaramazsınız’ demeye devam etsin. Ne derseniz deyin, yaptık, gökle buluşturduk. Ne dediler? Kalorifer peteği, süpürge sapı. Kendi akıllarınca projelerimizle dalga geçtiler. Varsın birileri Türkiye’nin potansiyelini, Türk milletinin gücünü hafife alsın. Biz bunlara kesinlikle kulak asmayacağız. Ne kifayetsiz muhterislerin ne de ülkemizin başarılarından rahatsız olan beşinci kol elemanlarının umutlarımızı kırmasına izin vermeyeceğiz. İman varsa irade varsa Allah’ın izniyle imkan da vardır.” ifadelerini kullandı.

“ANKARA’DAKİ OFİSLERİNDEN YORUM YAPAN SABIK SİYASETÇİLERİ MİLLETİMİZİN TAKDİRİNE HAVALE EDİYORUM”

Erdoğan, konuşmasının devamında “Buradan KAAN’ın ilk uçuşunu yapması sonrasında milletimizin sevincini paylaşan tüm siyasetçilere ülkem, milletim ve projeye hayat veren TUSAŞ mühendislerimiz adına teşekkür ediyorum. Olur olmaz, ilgili ilgisiz her konuya Ankara’daki ofislerinden yorum yapan, ellerine geçirdikleri her fırsatı insanımızı kutuplaştırmak için kullanan ancak dünkü tarihi başarımızla tek kelime etmeyen sabık siyasetçileri milletimizin takdirine havale ediyorum.” dedi.

“YERLİ VE MİLLİ MUHALEFET NASIL YAPILIR BİR TÜRLÜ ÖĞRENEMEDİLER”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basit bir görüntülü konuşmayı dahi yere göğe sığdıramayan bu eski politikacıların “KAAN” gibi teknoloji harikası bir savunma projesi hakkında derin bir sessizliğe bürünmelerinin ibret verici olduğunu ifade ederek, “Bunlar Türkiye’de güya yıllarca siyaset yaptılar. Ülkenin ana muhalefet partisine genel başkan oldular. Ama yerli ve milli muhalefet nasıl yapılır bir türlü öğrenemediler. Şimdi Ankara’da bir apartman dairesi tutmuşlar, oradan siyaset yapıyorlar. Bunlar milletle aynı yere bakmayı öğrenemediler, aynı hissiyatı taşımadılar.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

Erdoğan, partisinin 29 Ekim Bulvarı Özay Gönlüm Meydanı’nda halka hitap etti. Sözlerine, “Bugün Denizli yine bir başka güzel. Esen yeller seni söyler Denizli, açan güller seni söyler Denizli, bütün yollar seni söyler Denizli, yarenimsin, cananımsın, canımsın Denizli. Rabb’im seni kem gözlerden korusun.” diyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havası ayrı güzel, insanı ayrı güzel, coğrafyası bir başka güzel Denizli’de olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.

Halk müziğe sanatçısı Özay Gönlüm’ün derlediği Denizli türküsünde? “Asmam yıkıldı, suyu sıkıldı. Bugün goca gızı görmedim canım sıkıldı.” dediğini aktaran Erdoğan, “Bizim de Denizli’ye gelip sizlerle kucaklaşmayınca canımız sıkılıyor.” ifadelerini kullandı. Yaklaşık on aylık hasretin ardından yine Denizlililerle beraber olduklarını dile getiren Erdoğan, geçen yıl mayıstaki seçimlerde Cumhur İttifakı’na, Cumhurbaşkanlığında yüzde 44, milletvekilliğinde yüzde 45 oranında verdiği destek için Denizlililere teşekkür etti.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ama bu oy oranlarının aramızdaki muhabbetin seviyesini yansıtmadığına inanıyorum. Denizli’den en az yüzde 50’nin üzerinde oy bekliyoruz. Buna hazır mıyız? Buna var mıyız? İnşallah 31 Mart’ta bu hedefimize ulaşacağımıza inanıyorum. Eksiklerimizi tamamlayacağız. Mesajlarımızı ulaştıramadığımız insanlarımız varsa bir yolunu bulup mutlaka onlara ulaşacağız. Ülkemize dair hayallerimizi ve hedeflerimizi çok daha etkili bir şekilde anlatmaya gayret edeceğiz. Cumhur İttifakı’na gönül veren kardeşlerimizle birlikte CHP başta olmak üzere muhalefetten umudunu kesen insanlarımızı da muhabbetle bağrımıza basacağız. Daha fazla çalışarak, daha fazla koşturarak Denizli’de hak ettiğimiz ve olmayı arzuladığımız yere mutlaka geleceğiz. Denizli’nin de Türkiye Yüzyılı mücadelemizde bizi yalnız bırakmayacağı kanaatindeyim.”

Türkiye’yi 21 yılda asırlık demokrasi ve kalkınma atılımlarıyla buluşturdukları gibi Türkiye Yüzyılı’nın inşasının da kendilerine nasip olacağını ifade eden Erdoğan, alandakilere buna hazır olup olmadıklarını sordu.

“BUNDAN 8-9 AY ÖNCE BERABER ÜLKEYİ YÖNETMEKTEN BAHSEDİYORLARDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Muhalefetin trajikomik hallerini görüyorsunuz değil mi? Kendi içlerinde horoz dövüşünden beter bir kavga halindeler. Horoz dövüşünün bile bir adabı var ama muhalefetin kavgasında onu bile göremiyorsunuz. Dün iltifat yağmuruna tuttuklarına, bugün en ağır hakaretleri savurmaktan çekinmiyorlar. Bundan 8-9 ay önce beraber ülkeyi yönetmekten bahsediyorlardı. Bugün birbirlerinin kuyusunu kazıyor, iç işlerine müdahale ediyorlar. Hem cumhurbaşkanı adayları hem de cumhurbaşkanı yardımcıları için bizim yaptığımız eleştirilerin daha fazlasını şimdi kendileri söylüyorlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin ülkeye eser kazandırmak ve millete hizmet etmek gibi en küçük bir derdi olmadığını, siyasetteki varlık amaçlarının sadece çıkarlarını korumak, iktidar alanlarını genişletmek, yoldaşlarını hançerleme pahasına da olsa siyasi kariyer basamaklarını tırmanmaktan ibaret olduğunu söyledi.

“Muhalefeti ise yapılan her işe takoz koymak olarak anlıyorlar. Halbuki doğru olan hayırlı işlere destek vermek, yanlış işlere karşı çıkmaktır.” diyen Erdoğan, doğru yanlış bakmadan her işe karşı çıkanın halinin yalancı çobanın işine benzeyeceğini, bir süre sonra kimsenin ne dediğine bakmayacağını, CHP başta olmak üzere Türkiye’deki muhalefetin durumunun tam da böyle olduğunu vurguladı.

“SEÇİMLERİ ŞEHİRLERİMİZİ TÜRKİYE YÜZYILI’NA HAZIRLAYACAK ADIMLARIN İLKİ OLARAK GÖRÜYORUZ”

Kendilerinin kimin ne yaptığına, ne dediğine, ne söylediğine aldırmadan sadece işlerine baktıklarını ifade eden Erdoğan, “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Ülkemizi cumhuriyetimizin ilk asrının en iddialı kalkınma projesi 2023 hedefleriyle biz buluşturduk. Aynı şekilde ülkemizi cumhuriyetimizin ikinci asrının vizyonu Türkiye Yüzyılı’na da biz kavuşturacağız. Bunun için yapmamız gereken önemli şey birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkmaktır. Önümüzdeki seçimleri işte bu anlayışla şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak adımların ilki olarak görüyoruz.” diye konuştu.

Alandakilere, “Şimdi Denizli’den öyle bir ses verin ki dünyanın dört bir yanındaki dostlarımızın yüreklerini ferahlık, düşmanlarımızın yüreklerini korku kaplasın. 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuza sıkı sıkıya sahip çıkmaya var mıyız? Seçim akşamı Denizli ile birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” diye seslenen Erdoğan, alandakilerden “Evet” yanıtı aldı.

Erdoğan yaptığı konuşmada, alanda resmi rakama göre 75 bin kişi olduğunu belirterek, “Denizli bugün coşmuş. Benim gönlümün sultanı Denizli bu.” ifadesini kullandı. Türkiye Yüzyılı vizyonunun en önemli ayaklarından birinin savunma sanayisinde ve teknolojide Türkiye’yi dünyanın en üst ligine çıkarmak olduğunu dile getiren Erdoğan, karşılaştıkları pek çok engele, gizli açık ambargoya rağmen bu alanda kendilerini sürekli geliştirdiklerini söyledi. Sadece son bir yılda hava, kara, deniz platformlarında onlarca projeyi hizmete aldıklarını anlatan Erdoğan, göreve geldiklerinde yüzde 20 civarında olan yerli üretimin payını ise yüzde 80’ler seviyesine çıkardıklarını bildirdi.

Terörle mücadelede kullanılan silahların çoğunu yurt dışından temin eden ülke tablosuna son verdiklerini aktaran Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Artık her şey bizim, kendimiz üretiyoruz. Artık ihtiyacımız olan silahların hemen tamamını kendi imkanlarımızla üretebiliyoruz. Bununla yetinmiyor, dost ve kardeş ülkelere de ihraç edebiliyoruz. Geçen sene 5,5 milyar dolar savunma ihracatı gerçekleştirdik. Kendi savaş gemisini yapan dünyadaki 10 ülkeden birisiyiz. Gemilerimizi sadece kendimiz tasarlamak ve üretmekle kalmıyor, silah sistemlerinden radarlara kadar birçok teknolojiyi de yine biz geliştiriyoruz. İnsansız hava araçları İHA, SİHA, Akıncı. En son KAAN’ımız çıktı. Bizim çok çok önemli bir adımımız daha var. Uzaya astronotumuzu gönderdik. Bir de KIZILELMA. ANKA-3’ün de hizmete girmesiyle bu alanda çığır açtık, çığır açıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada, enflasyonun sadece Türkiye’nin değil, Kovid-19 salgını sonrasında tüm dünyanın karşı karşıya kaldığı bir baş ağrısı olduğunu söyledi.

GAZZE’YE YAPILAN YARDIMLAR

Gazze’ye gönderilen insani yardımlar kapsamında, 21 ambulans ile 2 bin 380 tonluk yardım malzemelerini taşıyan bir geminin daha Mısır’ın El-Ariş Limanı’na ulaştığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin insani yardımlarıyla mazlumlara sahip çıktığını bildirdi.

Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılması için çalışmaların yoğun şekilde sürdüğünü dile getirerek, bugüne kadar 40 bine yakın deprem konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim ettiklerini, yıl sonuna kadar 200 bin konutu hak sahipleriyle buluşturmayı hedeflediklerini anlattı.

Deprem bölgesinde bunları yaparken diğer şehirleri ve toplumun diğer kesimlerini de ihmal etmediklerini vurgulayan Erdoğan, küresel ekonomi ve bölgenin içinden geçtiği sancılı döneme rağmen devletin imkanlarını millet için seferber ettiklerini söyledi.

“HER ALANDA HEDEFLERİMİZE ULAŞACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışanları ve emeklileri enflasyona ezdirmemek için verdikleri samimi mücadelenin en yakın şahidinin milletin bizatihi kendisi olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

“2024 yılı için asgari ücretlilerimize, kamu görevlilerimize ve emeklilerimize enflasyon oranlarının üzerinde artışlar yaptık. Hiçbir insanımızın serzenişlerine kulaklarımızı tıkamıyoruz. Bütçemizin sınırlarını zorlama pahasına vatandaşlarımızın taleplerini karşılamaya gayret ediyoruz. İnşallah bu yılın sonuna doğru enflasyonun hızla düşmeye başlamasıyla hep birlikte daha rahat bir nefes alacağız. Ne diyor kelamıkibar, men sabera zafera. Sabreden kimse zafere erer. Ekonomi başta olmak üzere her alanda hedeflerimize ulaşacağız. Bize ecdadın emaneti olan bu vatan topraklarını evlatlarımıza en güvenli, en huzurlu, en müreffeh şekilde teslim etmek boynumuzun borcudur.”

Türk milletinin, bin yıldır bu coğrafyada nice badireleri atlatarak varlığını sürdürdüğüne dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Sadece şu son 10 yılda yaşadıklarımız başka bir ülkenin başına gelse emin olun şimdiye darmadağın olmuştu. Bunun için bekleyenlerin hevesleri inşallah bir kez daha kursaklarında kalacak. Denizli ile, Denizlili kardeşlerimizle el ele yürek yüreğe vererek Türkiye Yüzyılı bayrağını zirveye çıkaracağız. Milli mücadeleyi nasıl ‘Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak’ diyerek kazandıysak Türkiye Yüzyılı mücadelesini de aynı hissiyatla, zaferle taçlandıracağız. Milletimizin karşısına yeni vizyonlar, yeni hedefler, yeni programlarla çıkarken birileri gibi boşa atıp dolu tutmanın peşinde koşmuyoruz. Tam tersine verdiğimiz her sözün önce altyapısını kuruyor, sonra sizlere de taahhüdümüzü beyan ediyoruz. Şehirlerimiz için hazır ve kararlı olduğumuzu söylerken de gücümüzü bunun gerisindeki 21 yıllık hazırlıktan alıyoruz.”

DENİZLİ’YE 110 MİLYAR LİRALIK YATIRIM

Denizli’ye bugüne kadar 110 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli’de eğitimde 4 bin 288 yeni derslik inşa ettiklerini, gençlik ve sporda 8 bin 104 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtıklarını, 63 spor tesisi kazandırdıklarını, ihtiyaç sahiplerine 4,3 milyar lira kaynakla destek olduklarını anlattı.

Sağlıkta 14’ü hastane olmak üzere 38 sağlık tesisini hizmete aldıklarını, aralarında bin yataklı şehir hastanesinin de olduğu 4 sağlık tesisinin yapımına devam edildiğini bildiren Erdoğan, TOKİ aracılığıyla 11 bin 495 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini, 1911 konutun inşasının sürdüğünü belirtti. Honaz’daki Akbaş Barajı yatırımını, içme suyu arıtma tesisinin bitmesiyle tamamladıklarını ifade eden Erdoğan, “Akbaş Barajı’ndan 70 kilometrelik hatla merkeze getirilen içme suyunun kentteki su depolarına ulaşması için ilk vanayı açtık. Denizli’mizin gelecek 50 yıldaki su ihtiyacını karşılayacak bu yatırımın şehrimize bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

Erdoğan, kentsel dönüşümde riskli yapı olarak belirlenen 6 bin 75 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdiklerini, daha önce hiç atık su arıtma tesisi bulunmayan kentte bugün 44 tesisle belediye nüfusunun yüzde 90’ından fazlasına hizmet verildiğini söyledi. Denizli’de 8 millet bahçesi projesinden 4’ünü tamamladıklarını, birinin yapımı, 3’ünün ise projelendirme çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Erdoğan, bölünmüş yol uzunluğunu 65 kilometreden 512 kilometreye çıkardıklarını anlattı.

“AYDIN-DENİZLİ OTOYOLU’NU YIL SONUNA KADAR TAMAMLAMAYI HEDEFLİYORUZ”

Erdoğan, inşası devam eden Aydın-Denizli Otoyolu’nu bu yıl sonuna kadar tamamlamayı hedeflediklerini işaret ederek, bağlantı yollarıyla uzunluğu 163 kilometreyi bulan bu otoyolun 80 kilometrelik ilk etabını trafiğe açtıklarını, kalan kısmı da tamamlanınca Denizli-Aydın arasındaki ulaşım süresinin bir saate düşürüleceğini vurguladı.

Denizli çevre yolunu 2 bin 649 metre uzunluğunda Honaz Tüneli ile birlikte 14 kilometre olarak tamamladıklarını dile getiren Erdoğan, Organize Sanayi Bölgesi köprülü kavşak projesiyle sanayi bölgesinde oluşan trafik yoğunluğunu da en aza indirdiklerini bildirdi. Kaklık Lojistik Merkezini şehre kazandırdıklarını söyleyen Erdoğan, Denizli il sınırlarındaki mevcut demir yolu hattını tümüyle yenilediklerini, Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren Projesi kapsamında yer alan Selçuk-Ortaklar yeni demir yolunun yapımına da yakında başlayacaklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çardak Havalimanı’nı yeni bir terminal binası yaparak büyüttüklerini, Denizli’ye 18 baraj, 2 içme suyu tesisi, 79 sulama tesisi, 7 arazi toplulaştırma projesi, 95 taşkın koruma tesisi, 13 gölet ve 11 hidroelektrik santrali tesisi yaptıklarını, ilde 938 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtıklarını anlattı.

Çiftçilere 37 milyar lira tarımsal hibe desteği verdiklerini, Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, Çivril Organize Sanayi Bölgesi, bir teknopark, 15 araştırma geliştirme merkezi ve 12 tasarım merkezi kurduklarını belirten Erdoğan, “Ayrıca 73 hektarlık bir alanda Sarayköy Organize Tarım Bölgesi’ni faaliyete geçirdik. İstihdamı desteklemek için Denizli’deki işverenlere toplam 5,5 milyar lira tutarında prim desteği verdik. Enerjide 294 bin abonesi bulunan Denizli ve 15 ilçesine doğal gaz arzını verdik. Önümüzdeki dönemde Bekirli’ye de doğal gaz arzı sağlamayı planlıyoruz.” diye konuştu. Erdoğan, Denizli’ye yapılan yatırımların anlatıldığı video gösteriminin ardından, bunların Denizli’ye kazandırılan eser ve hizmetlerin çok küçük bir kısmı olduğunu, daha çok eser ve hizmet kazandırılacağını sözlerine ekledi.

MİTİNGDEN NOTLAR

Denizli’ye gelişinde havalimanında yöresel kıyafetli çocuklar tarafından karşılanan Erdoğan, miting alanına geçişinde bazı partililerle selamlaştı, bu sırada bazı çocuklarla da ilgilendi.

Erdoğan’ın halka hitap ettiği miting alanına, “Sen yürüyeceksin, Denizli yürüyecek arkandan”, “Adı geçenlere rakip bile değilsin”, “Türkiye Yüzyılı için doğru zaman, doğru adam” ve üzerinde Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fotoğraflarının bulunduğu “Cumhur İttifakı Türkiye’dir” yazılı pankartlar asıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Cumhur İttifakı’nın Denizli Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediye başkan adaylarını sahneye çağırdı ve fotoğraf çektirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-2028-yili-sonunda-kaanin-hava-kuvvetlerimize-katilmasini-planliyoruz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Seçimleri şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak adımların ilki olarak görüyoruz” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-secimleri-sehirlerimizi-turkiye-yuzyilina-hazirlayacak-adimlarin-ilki-olarak-goruyoruz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-secimleri-sehirlerimizi-turkiye-yuzyilina-hazirlayacak-adimlarin-ilki-olarak-goruyoruz/#respond Fri, 23 Feb 2024 01:27:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11063 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kimin ne yaptığına ne dediğine ne söylediğine aldırmadan sadece işlerine baktıklarını belirterek; “Seçimleri şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak adımların ilki olarak görüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Denizli 29 Ekim Bulvarı Özay Gönlüm Meydanı’nda partisinin mitinginde halka hitap etti. Sözlerine, “Bugün Denizli yine bir başka güzel. Esen yeller seni söyler Denizli, açan güller seni söyler Denizli, bütün yollar seni söyler Denizli, yarenimsin, cananımsın, canımsın Denizli. Rabb’im seni kem gözlerden korusun.” diyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havası ayrı güzel, insanı ayrı güzel, coğrafyası bir başka güzel Denizli’de olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.

Halk müziğe sanatçısı Özay Gönlüm’ün derlediği Denizli türküsünde? “Asmam yıkıldı, suyu sıkıldı. Bugün goca gızı görmedim canım sıkıldı.” dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim de Denizli’ye gelip sizlerle kucaklaşmayınca canımız sıkılıyor.” ifadelerini kullandı.

Yaklaşık on aylık hasretin ardından yine Denizlililer’le beraber olduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl mayıstaki seçimlerde Cumhur İttifakı’na, Cumhurbaşkanlığında yüzde 44, milletvekilliğinde yüzde 45 oranında verdiği destek için Denizlililere teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ama bu oy oranlarının aramızdaki muhabbetin seviyesini yansıtmadığına inanıyorum. Denizli’den en az yüzde 50’nin üzerinde oy bekliyoruz. Buna hazır mıyız? Buna var mıyız? İnşallah 31 Mart’ta bu hedefimize ulaşacağımıza inanıyorum. Eksiklerimizi tamamlayacağız. Mesajlarımızı ulaştıramadığımız insanlarımız varsa bir yolunu bulup mutlaka onlara ulaşacağız. Ülkemize dair hayallerimizi ve hedeflerimizi çok daha etkili bir şekilde anlatmaya gayret edeceğiz. Cumhur İttifakı’na gönül veren kardeşlerimizle birlikte CHP başta olmak üzere muhalefetten umudunu kesen insanlarımızı da muhabbetle bağrımıza basacağız. Daha fazla çalışarak daha fazla koşturarak Denizli’de hak ettiğimiz ve olmayı arzuladığımız yere mutlaka geleceğiz. Denizli’nin de Türkiye Yüzyılı mücadelemizde bizi yalnız bırakmayacağı kanaatindeyim.”

“Bundan 8-9 ay önce beraber ülkeyi yönetmekten bahsediyorlardı”

Türkiye’yi 21 yılda asırlık demokrasi ve kalkınma hamleleriyle buluşturdukları gibi Türkiye Yüzyılı’nın inşasının da kendilerine nasip olacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, alandakilere buna hazır olup olmadıklarını sordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

“Muhalefetin trajikomik hallerini görüyorsunuz değil mi? Kendi içlerinde horoz dövüşünden beter bir kavga halindeler. Horoz dövüşünün bile bir adabı var ama muhalefetin kavgasında onu bile göremiyorsunuz. Dün iltifat yağmuruna tuttuklarına, bugün en ağır hakaretleri savurmaktan çekinmiyorlar. Bundan 8-9 ay önce beraber ülkeyi yönetmekten bahsediyorlardı. Bugün birbirlerinin kuyusunu kazıyor, iç işlerine müdahale ediyorlar. Hem cumhurbaşkanı adayları hem de cumhurbaşkanı yardımcıları için bizim yaptığımız eleştirilerin daha fazlasını şimdi kendileri söylüyorlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin ülkeye eser kazandırmak ve millete hizmet etmek gibi en küçük bir derdi olmadığını, siyasetteki varlık amaçlarının sadece çıkarlarını korumak, iktidar alanlarını genişletmek, yoldaşlarını hançerleme pahasına da olsa siyasi kariyer basamaklarını tırmanmaktan ibaret olduğunu söyledi.

“Muhalefeti ise yapılan her işe takoz koymak olarak anlıyorlar. Halbuki doğru olan hayırlı işlere destek vermek, yanlış işlere karşı çıkmaktır.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, doğru yanlış bakmadan her işe karşı çıkanın halinin yalancı çobanın işine benzeyeceğini, bir süre sonra kimsenin ne dediğine bakmayacağını, CHP başta olmak üzere Türkiye’deki muhalefetin durumunun tam da böyle olduğunu vurguladı.

“Seçimleri şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak adımların ilki olarak görüyoruz”

Kendilerinin kimin ne yaptığına ne dediğine ne söylediğine aldırmadan sadece işlerine baktıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Ülkemizi cumhuriyetimizin ilk asrının en iddialı kalkınma projesi 2023 hedefleriyle biz buluşturduk. Aynı şekilde ülkemizi cumhuriyetimizin ikinci asrının vizyonu Türkiye Yüzyılı’na da biz kavuşturacağız. Bunun için yapmamız gereken önemli şey birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkmaktır. Önümüzdeki seçimleri işte bu anlayışla şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak adımların ilki olarak görüyoruz.” diye konuştu.

Alandakilere, “Şimdi Denizli’den öyle bir ses verin ki dünyanın dört bir yanındaki dostlarımızın yüreklerini ferahlık, düşmanlarımızın yüreklerini korku kaplasın. 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuza sıkı sıkıya sahip çıkmaya var mıyız? Seçim akşamı Denizli ile birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” diye seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, alandakilerden “Evet” yanıtı aldı.

Türkiye Yüzyılı vizyonunun en önemli ayaklarından birinin savunma sanayisinde ve teknolojide Türkiye’yi dünyanın en üst ligine çıkarmak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, karşılaştıkları pek çok engele, gizli açık ambargoya rağmen bu alanda kendilerini sürekli geliştirdiklerini söyledi.

Sadece son bir yılda hava, kara, deniz platformlarında onlarca projeyi hizmete aldıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde yüzde 20 civarında olan yerli üretimin payını ise yüzde 80’ler seviyesine çıkardıklarını bildirdi.

Terörle mücadelede kullanılan silahların büyük kısmının yurt dışından temin eden ülke tablosuna son verdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Artık her şey bizim, kendimiz üretiyoruz. Artık ihtiyacımız olan silahların hemen tamamını kendi imkanlarımızla üretebiliyoruz. Bununla yetinmiyor, dost ve kardeş ülkelere de ihraç edebiliyoruz. Geçen sene 5,5 milyar dolar savunma ihracatı gerçekleştirdik. Kendi savaş gemisini yapan dünyadaki 10 ülkeden birisiyiz. Gemilerimizi sadece kendimiz tasarlamak ve üretmekle kalmıyor, silah sistemlerinden radarlara kadar birçok teknolojiyi de yine biz geliştiriyoruz. İnsansız hava araçları İHA, SİHA, Akıncı. En son KAAN’ımız çıktı. Bizim çok çok önemli bir adımımız daha var. Uzaya astronotumuzu gönderdik. Bir de KIZILELMA. ANKA-3’ün de hizmete girmesiyle bu alanda çığır açtık, çığır açıyoruz.”

Milli muharip uçağı KAAN’ı gökle buluşturduklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın ilk uçuşunu başarıyla icra ettiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 15 yıllık bir çabanın, gayretin ve azmin ürünü olan KAAN’ın, dünkü testiyle çok kritik bir eşiği daha aştığını bildirdi.

“Ülkemizin başarılarından rahatsız olanların umutlarımızı kırmasına izin vermeyeceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“2028 yılı sonunda KAAN’ın Hava Kuvvetlerimize katılmasını planlıyoruz. Varsın birileri, ‘Yapamazsınız, başaramazsınız’ demeye devam etsin. Ne derseniz deyin, yaptık, gökle buluşturduk. Ne dediler? Kalorifer peteği, süpürge sapı. Kendi akıllarınca projelerimizle dalga geçtiler. Varsın birileri Türkiye’nin potansiyelini, Türk milletinin gücünü hafife alsın. Biz bunlara kesinlikle kulak asmayacağız. Ne kifayetsiz muhterislerin ne de ülkemizin başarılarından rahatsız olan beşinci kol elemanlarının umutlarımızı kırmasına izin vermeyeceğiz. İman varsa irade varsa Allah’ın izniyle imkan da vardır. Buradan KAAN’ın ilk uçuşunu yapması sonrasında milletimizin sevincini paylaşan tüm siyasetçilere ülkem, milletim ve projeye hayat veren TUSAŞ mühendislerimiz adına teşekkür ediyorum. Olur olmaz, ilgili ilgisiz her konuya Ankara’daki ofislerinden yorum yapan ellerine geçirdikleri her fırsatı insanımızı kutuplaştırmak için kullanan ancak dünkü tarihi başarımızla tek kelime etmeyen sabık siyasetçileri milletimizin takdirine havale ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basit bir görüntülü konuşmayı dahi yere göğe sığdıramayan bu eski politikacıların “KAAN” gibi teknoloji harikası bir savunma projesi hakkında derin bir sessizliğe bürünmelerinin ibret verici olduğunu ifade ederek “Bunlar Türkiye’de güya yıllarca siyaset yaptılar. Ülkenin ana muhalefet partisine genel başkan oldular. Ama yerli ve milli muhalefet nasıl yapılır bir türlü öğrenemediler. Şimdi Ankara’da bir apartman dairesi tutmuşlar, oradan siyaset yapıyorlar. Bunlar milletle aynı yere bakmayı öğrenemediler, aynı hissiyatı taşımadılar.” diye konuştu.

Gazze’ye gönderilen insani yardımlar kapsamında, 21 ambulans ile 2 bin 380 tonluk yardım malzemelerini taşıyan bir geminin daha Mısır’ın El-Ariş Limanı’na ulaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin insani yardımlarıyla mazlumlara sahip çıktığını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılması için çalışmaların yoğun şekilde sürdüğünü dile getirerek bugüne kadar 40 bine yakın deprem konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim ettiklerini, yıl sonuna kadar 200 bin konutu hak sahipleriyle buluşturmayı hedeflediklerini anlattı.

Deprem bölgesinde bunları yaparken diğer şehirleri ve toplumun diğer kesimlerini de ihmal etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel ekonomi ve bölgenin içinden geçtiği sancılı döneme rağmen devletin imkanlarını millet için seferber ettiklerini söyledi.

“Her alanda hedeflerimize ulaşacağız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışanları ve emeklileri enflasyona ezdirmemek için verdikleri samimi mücadelenin en yakın şahidinin milletin bizatihi kendisi olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“2024 yılı için asgari ücretlilerimize, kamu görevlilerimize ve emeklilerimize enflasyon oranlarının üzerinde artışlar yaptık. Hiçbir insanımızın serzenişlerine kulaklarımızı tıkamıyoruz. Bütçemizin sınırlarını zorlama pahasına vatandaşlarımızın taleplerini karşılamaya gayret ediyoruz. İnşallah bu yılın sonuna doğru enflasyonun hızla düşmeye başlamasıyla hep birlikte daha rahat bir nefes alacağız. Ne diyor kelamıkibar, men sabera zafera. Sabreden kimse zafere erer. Ekonomi başta olmak üzere her alanda hedeflerimize ulaşacağız. Bize ecdadın emaneti olan bu vatan topraklarını evlatlarımıza en güvenli, en huzurlu, en müreffeh şekilde teslim etmek boynumuzun borcudur.”

Türk milletinin, bin yıldır bu coğrafyada nice badireleri atlatarak varlığını sürdürdüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Sadece şu son 10 yılda yaşadıklarımız başka bir ülkenin başına gelse emin olun şimdiye darmadağın olmuştu. Bunun için bekleyenlerin hevesleri inşallah bir kez daha kursaklarında kalacak. Denizli ile, Denizlili kardeşlerimizle el ele yürek yüreğe vererek Türkiye Yüzyılı bayrağını zirveye çıkaracağız. Milli mücadeleyi nasıl ‘Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak’ diyerek kazandıysak Türkiye Yüzyılı mücadelesini de aynı hissiyatla zaferle taçlandıracağız. Milletimizin karşısına yeni vizyonlar, yeni hedefler, yeni programlarla çıkarken birileri gibi boşa atıp dolu tutmanın peşinde koşmuyoruz. Tam tersine verdiğimiz her sözün önce altyapısını kuruyor, sonra sizlere de taahhüdümüzü beyan ediyoruz. Şehirlerimiz için hazır ve kararlı olduğumuzu söylerken de gücümüzü bunun gerisindeki 21 yıllık hazırlıktan alıyoruz.”

Denizli’ye 110 milyar liralık yatırım

Denizli’ye bugüne kadar 110 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli’de eğitimde 4 bin 288 yeni sınıf inşa ettiklerini, gençlik ve sporda 8 bin 104 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtıklarını, 63 spor tesisi kazandırdıklarını, ihtiyaç sahiplerine 4,3 milyar lira kaynakla destek olduklarını anlattı.

Sağlıkta 14’ü hastane olmak üzere 38 sağlık tesisini hizmete aldıklarını, aralarında bin yataklı şehir hastanesinin de olduğu 4 sağlık tesisinin yapımına devam edildiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOKİ aracılığıyla 11 bin 495 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini, 1911 konutun inşasının sürdüğünü belirtti.

Honaz’daki Akbaş Barajı yatırımını, içme suyu arıtma tesisinin bitmesiyle tamamladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Akbaş Barajı’ndan 70 kilometrelik hatla merkeze getirilen içme suyunun kentteki su depolarına ulaşması için ilk vanayı açtık. Denizli’mizin gelecek 50 yıldaki su ihtiyacını karşılayacak bu yatırımın şehrimize bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kentsel dönüşümde riskli yapı olarak belirlenen 6 bin 75 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdiklerini, daha önce hiç atık su arıtma tesisi bulunmayan kentte bugün 44 tesisle belediye nüfusunun yüzde 90’ından fazlasına hizmet verildiğini söyledi.

“Aydın-Denizli Otoyolunu yıl sonuna kadar tamamlamayı hedefliyoruz”

Denizli’de 8 millet bahçesi projesinden 4’ünü tamamladıklarını, birinin yapımı, 3’ünün ise projelendirme çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölünmüş yol uzunluğunu 65 kilometreden 512 kilometreye çıkardıklarını anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, inşası devam eden Aydın-Denizli Otoyolu’nu bu yıl sonuna kadar tamamlamayı hedeflediklerini işaret ederek bağlantı yollarıyla uzunluğu 163 kilometreyi bulan bu otoyolun 80 kilometrelik ilk etabını trafiğe açtıklarını, kalan kısmı da tamamlanınca Denizli-Aydın arasındaki ulaşım süresinin bir saate düşürüleceğini vurguladı. Denizli çevre yolunu 2 bin 649 metre uzunluğunda Honaz Tüneli ile birlikte 14 kilometre olarak tamamladıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Organize Sanayi Bölgesi köprülü kavşak projesiyle sanayi bölgesinde oluşan trafik yoğunluğunu da en aza indirdiklerini bildirdi. Kaklık Lojistik Merkezi’ni şehre kazandırdıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli il sınırlarındaki mevcut demir yolu hattını tümüyle yenilediklerini, Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren Projesi kapsamında yer alan Selçuk-Ortaklar yeni demir yolunun yapımına da yakında başlayacaklarını kaydetti.

“Denizli’deki işverenlere 5,5 milyar lira prim desteği verdik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çardak Havalimanı’nı yeni bir terminal binası yaparak büyüttüklerini, Denizli’ye 18 baraj, 2 içme suyu tesisi, 79 sulama tesisi, 7 arazi toplulaştırma projesi, 95 taşkın koruma tesisi, 13 gölet ve 11 hidroelektrik santrali tesisi yaptıklarını, ilde 938 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtıklarını anlattı.

Çiftçilere 37 milyar lira tarımsal hibe desteği verdiklerini, Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, Çivril Organize Sanayi Bölgesi, bir teknopark, 15 araştırma geliştirme merkezi ve 12 tasarım merkezi kurduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayrıca 73 hektarlık bir alanda Sarayköy Organize Tarım Bölgesi’ni faaliyete geçirdik. İstihdamı desteklemek için Denizli’deki işverenlere toplam 5,5 milyar lira tutarında prim desteği verdik. Enerjide 294 bin abonesi bulunan Denizli ve 15 ilçesine doğal gaz arzını verdik. Önümüzdeki dönemde Bekirli’ye de doğal gaz arzı sağlamayı planlıyoruz.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Denizli’ye yapılan yatırımların anlatıldığı video gösteriminin ardından, bunların Denizli’ye kazandırılan eser ve hizmetlerin çok küçük bir kısmı olduğunu, daha çok eser ve hizmet kazandırılacağını sözlerine ekledi. Denizli’ye gelişinde havalimanında yöresel kıyafetli çocuklar tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, miting alanına geçişinde bazı partililerle selamlaştı, bu sırada bazı çocuklarla da ilgilendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halka hitap ettiği miting alanına, “Sen yürüyeceksin, Denizli yürüyecek arkandan”, “Adı geçenlere rakip bile değilsin”, “Türkiye Yüzyılı için doğru zaman, doğru adam” ve üzerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin fotoğraflarının bulunduğu “Cumhur İttifakı Türkiye’dir” yazılı pankartlar asıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Cumhur İttifakı’nın Denizli Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediye başkan adaylarını sahneye çağırdı ve fotoğraf çektirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mitingin ardından Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun ve Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan’ı kabul ederek, kendilerinden kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-secimleri-sehirlerimizi-turkiye-yuzyilina-hazirlayacak-adimlarin-ilki-olarak-goruyoruz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Denizli mitinginde konuştu: (2) https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-denizli-mitinginde-konustu-2/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-denizli-mitinginde-konustu-2/#respond Fri, 23 Feb 2024 00:42:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11022 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, milli muharip uçak KAAN’a ilişkin, “Varsın birileri, ‘Yapamazsınız, başaramazsınız’ demeye devam etsin. Ne derseniz deyin, yaptık, gökle buluşturduk.” dedi.

Erdoğan, 29 Ekim Bulvarı Özay Gönlüm Meydanı’nda partisinin mitinginde yaptığı konuşmada, alanda resmi rakama göre 75 bin kişi olduğunu belirterek, “Denizli bugün coşmuş. Benim gönlümün sultanı Denizli bu.” ifadesini kullandı.

Türkiye Yüzyılı vizyonunun en önemli ayaklarından birinin savunma sanayisinde ve teknolojide Türkiye’yi dünyanın en üst ligine çıkarmak olduğunu dile getiren Erdoğan, karşılaştıkları pek çok engele, gizli açık ambargoya rağmen bu alanda kendilerini sürekli geliştirdiklerini söyledi.

Sadece son bir yılda hava, kara, deniz platformlarında onlarca projeyi hizmete aldıklarını anlatan Erdoğan, göreve geldiklerinde yüzde 20 civarında olan yerli üretimin payını ise yüzde 80’ler seviyesine çıkardıklarını bildirdi.

Terörle mücadelede kullanılan silahların çoğunu yurt dışından temin eden ülke tablosuna son verdiklerini aktaran Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Artık her şey bizim, kendimiz üretiyoruz. Artık ihtiyacımız olan silahların hemen tamamını kendi imkanlarımızla üretebiliyoruz. Bununla yetinmiyor, dost ve kardeş ülkelere de ihraç edebiliyoruz. Geçen sene 5,5 milyar dolar savunma ihracatı gerçekleştirdik. Kendi savaş gemisini yapan dünyadaki 10 ülkeden birisiyiz. Gemilerimizi sadece kendimiz tasarlamak ve üretmekle kalmıyor, silah sistemlerinden radarlara kadar birçok teknolojiyi de yine biz geliştiriyoruz. İnsansız hava araçları İHA, SİHA, Akıncı. En son KAAN’ımız çıktı. Bizim çok çok önemli bir adımımız daha var. Uzaya astronotumuzu gönderdik. Bir de KIZILELMA. ANKA-3’ün de hizmete girmesiyle bu alanda çığır açtık, çığır açıyoruz.”

Milli muharip uçağı KAAN’ı gökle buluşturduklarını hatırlatan Erdoğan, 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın ilk uçuşunu başarıyla icra ettiğini söyledi. Erdoğan, yaklaşık 15 yıllık bir çabanın, gayretin ve azmin ürünü olan KAAN’ın, dünkü testiyle çok kritik bir eşiği daha aştığını bildirdi.

“Ülkemizin başarılarından rahatsız olanların umutlarımızı kırmasına izin vermeyeceğiz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şöyle devam etti:

“2028 yılı sonunda KAAN’ın Hava Kuvvetlerimize katılmasını planlıyoruz. Varsın birileri, ‘Yapamazsınız, başaramazsınız’ demeye devam etsin. Ne derseniz deyin, yaptık, gökle buluşturduk. Ne dediler? Kalorifer peteği, süpürge sapı. Kendi akıllarınca projelerimizle dalga geçtiler. Varsın birileri Türkiye’nin potansiyelini, Türk milletinin gücünü hafife alsın. Biz bunlara kesinlikle kulak asmayacağız. Ne kifayetsiz muhterislerin ne de ülkemizin başarılarından rahatsız olan beşinci kol elemanlarının umutlarımızı kırmasına izin vermeyeceğiz. İman varsa irade varsa Allah’ın izniyle imkan da vardır. Buradan KAAN’ın ilk uçuşunu yapması sonrasında milletimizin sevincini paylaşan tüm siyasetçilere ülkem, milletim ve projeye hayat veren TUSAŞ mühendislerimiz adına teşekkür ediyorum. Olur olmaz, ilgili ilgisiz her konuya Ankara’daki ofislerinden yorum yapan, ellerine geçirdikleri her fırsatı insanımızı kutuplaştırmak için kullanan ancak dünkü tarihi başarımızla tek kelime etmeyen sabık siyasetçileri milletimizin takdirine havale ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basit bir görüntülü konuşmayı dahi yere göğe sığdıramayan bu eski politikacıların “KAAN” gibi teknoloji harikası bir savunma projesi hakkında derin bir sessizliğe bürünmelerinin ibret verici olduğunu ifade ederek, “Bunlar Türkiye’de güya yıllarca siyaset yaptılar. Ülkenin ana muhalefet partisine genel başkan oldular. Ama yerli ve milli muhalefet nasıl yapılır bir türlü öğrenemediler. Şimdi Ankara’da bir apartman dairesi tutmuşlar, oradan siyaset yapıyorlar. Bunlar milletle aynı yere bakmayı öğrenemediler, aynı hissiyatı taşımadılar.” diye konuştu.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-denizli-mitinginde-konustu-2/feed/ 0
Ali Babacan: Erdoğan Merkez Bankası kararlarını açıklamalı https://www.haber60.com.tr/ali-babacan-erdogan-merkez-bankasi-kararlarini-aciklamali/ https://www.haber60.com.tr/ali-babacan-erdogan-merkez-bankasi-kararlarini-aciklamali/#respond Thu, 22 Feb 2024 23:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10961 DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan,  “Sayın Erdoğan, Merkez Bankası kararlarının arkasındaysanız, çıkın açıklayın. Çıkın açıkça savunun. Yok Merkez Bankası’nın faiz artırması yanlışsa, o zaman da gereğini yapın. Sustu, susuyor. Her konuda konuşuyor, bu konuda susuyor. Belli, konuşacak yüzü yok. Açıklayacak yüzü yok. Ama arkadaşlar, ben açıklayayım ben. Bu vesileyle gerçek tezi ben açıklayayım. Erdoğan sebep, yüksek faiz sonuç. Erdoğan sebep, yüksek kur sonuç. Erdoğan sebep, yüksek enflasyon sonuç. Bu kadar” diye konuştu.

Ali Babacan, DEVA Partisi Kocaeli Aday Tanıtım Toplantısı’nda konuştu. Programda Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı İsmail Ensar Baturman’ı da tanıtan Babacan, Merkez Bankası’nın faiz kararlarına, muhalefetin siyaset anlayışına, ekonomi yönetimine değindi. Ali Babacan’ın konuşmasından başlıklar şu şekilde:

“Bugün Merkez Bankası’nın politika faiz kararını açıklama günü. Biliyorsunuz, seçimden bu yana 8 ayda 8 kez Merkez Bankası’nın faizi artırıldı ve bu konuda herkes görüş ifade etti. Akşam, şimdi televizyon kanallarına bakın, herkes bir şeyler söylüyor. Karar şöyle olsa da böyle olsa da, herkes konuşuyor. 8 aydır faiz konusunda bu ülkede konuşmayan hiç kimse kalmadı, bir kişi hariç. Her konuda konuşan, en az okunan gazetelerin köşe yazarlarına laf yetiştiren, partisinin küçük bir ilçedeki gençlik kolları başkanına kadar her konuya müdahale eden o bir kişiden hala ses yok.”

SİYANI ERDOĞAN, MERKEZ BANKASI’NIN KARARLARININ ARKASINDAYSANIZ, ÇIKIN AÇIKLAYIN”

Sayın Erdoğan, Merkez Bankası kararlarının arkasındaysanız, çıkın açıklayın.

Çıkın açıkça savunun. Yok Merkez Bankası’nın faiz artırması yanlışsa, o zaman da gereğini yapın. Sustu, susuyor. Her konuda konuşuyor, bu konuda susuyor. Belli, konuşacak yüzü yok. Açıklayacak yüzü yok. Ama arkadaşlar, ben açıklayayım ben. Bu vesileyle gerçek tezi ben açıklayayım. Erdoğan sebep, yüksek faiz sonuç. Erdoğan sebep, yüksek kur sonuç. Erdoğan sebep, yüksek enflasyon sonuç. Bu kadar.

FAİZ YÜKSELMEZ İNER, DAHA DA İNECEK’ DEMİYOR MUYDU?”

‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ diye tutturduğu bir tekerlemesi yok muydu? ‘Nass, nass’ demiyor muydu? ‘Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece faiz yükselmez iner, daha da inecek’ demiyor muydu? Hayırdır Sayın Erdoğan, şimdi size soruyoruz: İktidardan mı indiniz?

NE ZAMAN MERKEZ BANKASI BAĞIMSIZ ÇALIŞTI, ENFLASYON TEK HANEYE DÜŞTÜ”

Türkiye’de yakın tarihimiz o kadar açık ki. Ne zaman ki Merkez Bankası bağımsız çalıştı, enflasyon tek haneye düştü; ve uzun süre de tek hanede kaldı. Ne zaman ki Erdoğan Merkez Bankası’nı kendisine bağladı 2018’de, o gün bugündür enflasyon azdı, düşmüyor, bu kafayla düşmez de. Tablo çok net ortada.

‘Biz gidersek ülke batar’ demek dışında siyaset üretmeyenlerin, muhalefet etmeyi bir kazanç kapısı olarak görenlerin, işine geldiğinde şiddete karşı çıkan, işine geldiğinde bir yumruğu savunmak için yarışanların; kısacası ezber konuşan, ezber düşünen muhalefetin de bu ülkeye verebileceği hiçbir şey yok, bunu açık söylüyorum ben.

BİR KİMLİK SİYASETİDİR ALMIŞ YÜRÜMÜŞ”

Bir kimlik siyasetidir almış yürümüş. Şöyle bir açın bakın ne diyorlar diye; hep kimlik siyaseti. Diyor ki, ‘Ben falancıyım, filanım, onun için bana oy verin.’ Diyorlar ki, ‘Ben şucuyum bucuyum, bana oy verin.’ İyi de arkadaş, senin kim olduğunu anladık da, sen bu memleket için ne yapacaksın ya bu onu anlat hele ya. Bu ülkenin yarınları için hayalin nedir? Projelerin nedir, planların nedir onu anlat. Yok.

BAZI MUHALEFET PARTİLERİ ADINA KONUŞANLARI DİNLERKEN HİCAP DUYUYORUM”

İnanın, bazı muhalefet partilerinin sözcülerini dinlerken, muhalefet partileri adına konuşanları dinlerken hicap duyuyorum. ‘Al birini vur ötekine’ derler ya, aynı o hesap. Henüz daha iktidar ya da iktidar ortağı falan da değiller bakın. Şimdiden başlamışlar kavgaya, dövüşe. Sözüm ona, ülkenin yarınlarına siyaset vadediyorlarmış. Sözüm ona, bu iktidarın alternatifi olacaklarmış.

HÜKÜMET ÜLKENİN BİR YARISINI DİĞER YARISIYLA KAVGALI HALE GETİRDİ”

Türkiye’de kabaca arkadaşlar, yüzde 60- yüzde 40 gibi bir oran var ama, kabaca ülkenin yarısı ev sahibi, yarısı kiracı. Yani bu hükümet bu ülkenin bir yarısını diğer yarısıyla kavgalı hale, ihtilaflı hale getirdi. İşte, büyükşehir adayımız avukat. Avukatlara şöyle bir sorun; en çok hangi davalar geliyor bugün size diye, kiracı ev sahibi davası. Ama bu milletin zaten kabaca yarısı ev sahibi yarısı kiracı. Milletin yarısı diğer yarısıyla kavgalı, ihtilaflı.

99 DEPREMLERİYLE YAŞADIĞIMIZ ACIDAN MAALESEF DERS ÇIKARTILMADI”

Üzerinden 25 sene geçse de 99 depremleriyle yaşadığımız acıdan maalesef ders çıkartılmadı. Çünkü zihniyet değişmedi arkadaşlar, zihniyet. 6 Şubat günü, depremin olduğu saatte, Adıyaman’da binlerce insan saat 04.17’de o duran saat kulesine yürürken ‘Sahipsiz Memleket!’ diye haykırmıştı; ki ben tam 6 Şubat tarihinde Adıyaman’daydım. 5’inde Kahramanmaraş 6’sında Adıyaman. Oradaki vatandaşlarımızla şöyle bir dertleştik. Tam 1 yıl sonra durumu yerinde izledik, gözledik. Evet, sahipsiz memleket.

ÜLKEMİZİN HER KÖŞESİNDE ‘SAHİPSİZ MEMLEKET’ HİSSİ YAŞANIYOR”

Ülkemizin her köşesinde ‘sahipsiz memleket’ hissi yaşanıyor. Her afette, her felakette, yurdumun bir başka köşesi ‘sahipsiz’ kalıyor. Erzincan’da, altın aranıyor; madende çalışan işçilerimiz sahipsiz kalıyor. Marmara Denizi’nde bir gemi fırtınada denize açılıyor; denizcilerimiz sahipsiz kalıyor. Sokakta yürürken çatışmalar yaşanıyor, insanlar yaralanıyor; vatandaşlarımız sahipsiz kalıyor.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAVUNUYORLAR AMA SADECE KENDİLERİ İÇİN”

İdeolojik zıtlıklar, siyasi görüş ayrılıkları fark etmiyor. İfade özgürlüğünü savunuyorlar, ama sadece kendileri için. Şiddete karşı çıkıyorlar, ama sadece kendileri için. Hak-hukuk diyorlar, ama sadece kendileri için. İktidarıyla muhalefetiyle, yerel seçimlerdeki ‘matematikleri’ belli: Belediyecilik ‘eşittir’ komisyonla plaza dikilecek boş arsalar. Belediyecilik ‘eşittir’ eşe dosta dağıtılacak haksız hukuksuz ruhsatlar.

Bir, biz iyi yönetiriz diyoruz. İki, biz temiz yönetiriz diyoruz. ve bunu da laf olsun diye söylemiyoruz. Kocaeli’yi layık olduğu gibi, demokrasiyle, adaletle ve tertemiz yöneteceğimizi apaçık belgelerle ortaya koyuyoruz. Seçim geliyor diye değil, bundan tam iki yıl önce Yerel Yönetimler ve Şehircilik Eylem Planı’nı ortaya koyan biziz; DEVA Partisi’nden başka bunu yapan yok.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ali-babacan-erdogan-merkez-bankasi-kararlarini-aciklamali/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: Türkiye’de Tohum Üretimi Sorunu Yok https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyede-tohum-uretimi-sorunu-yok/ https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyede-tohum-uretimi-sorunu-yok/#respond Thu, 22 Feb 2024 22:57:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10931 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Türkiye’de üretimde kullanmış olduğumuz tohumların yüzde 97’si bu ülkenin topraklarında üretilmektedir. Bizim tohum açısından ya da bitkisel üretim açısından herhangi bir problemimiz yok.” dedi.

Nevşehir’in Gülşehir ilçesinde kayadan oyma doğal soğuk hava deposunda incelemede bulunan Yumaklı, dünyada farklı doğal depolama örnekleri bulunduğunu ancak kenttekilerin çok özel olduğunu dile getirdi.

Yumaklı, bu depolarda hem havalandırma hem de diğer hususlar için herhangi bir enerji harcamaya gerek kalmadan başta patates olmak üzere farklı ürünlerin depolanabildiğini belirtti.

Türkiye’de 5,7 milyon tonluk patates üretimi olduğunu aktaran Yumaklı, “Nevşehir, patates üretiminde Türkiye’de sekizinci sırada. Patates üretiminde kullanılan tohumların tamamı sertifikalı tohum. Bu, verimlilik açısından son derece önemli. Dünyadaki örneklerinden verimlilik açısından yaklaşık yüzde 80’e yakın daha fazla verim alınması söz konusu.” diye konuştu.

Türkiye’nin tohumculukta dünyada söz sahibi ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Yumaklı, şunları kaydetti:

“Türkiye, ilk 10 ülke arasındadır. Türkiye’de üretimde kullanmış olduğumuz tohumların yüzde 97’si bu ülkenin topraklarında üretilmektedir. Bizim tohum açısından ya da bitkisel üretim açısından herhangi bir problemimiz yok. Ancak bazı ürünler var ki bunların tohumlarıyla alakalı henüz istediğimiz seviyede değiliz. Bunlardan bir tanesi de patates tohumu. Ancak bu konuda gerçekten işletmelerimiz, firmalarımız Ar-Ge yaparak patatesteki tohum üretiminde şu anda yaklaşık yüzde 10-15’ler civarındayız. Yüzde 50-60’lara çıkarmakla ilgili ciddi bir çaba var. İçinde bulunduğumuz bu alan, yaklaşık 100 bin tonluk patatesin depolanması için gerekli potansiyele sahip.”

Bazı ürünler sembolleştirilerek bunların üzerinden siyaset yapıldığını vurgulayan Yumaklı, şöyle devam etti:

“Her zaman söylediğim gibi gıda ile alakalı konular, siyaset malzemesi yapılmamalı. Çünkü bu üreticiye de haksızlık, bu oluşan ortamdan olumsuz etkilenen tüketiciye de haksızlık. Geçtiğimiz yıllarda soğan ve patates konusunda maalesef bizim ülkemizde hakikaten çok kısa bir dönemi belki de 3-5 günlük ya da bir haftalık bir dönemi sanki o üretim yılının tamamında varmış gibi lanse etmekle alakalı maalesef gündemimiz oldu. Bu konunun tekrar altını çizmek istiyorum, sadece Nevşehir’de şu anda ki sezonun yeni ürünlerinin çıkmasına doğru gidiyoruz, sezonun toplamında şu anda Nevşehir’de 660 bin tonluk patates stoku var. Bunun 100 bin ton civarındaki kısmını eğer tohum olarak düşünürsek 500 bin tonluk sadece Nevşehir’de bir stok söz konusu.”

Diğer illerin depolarında da yeteri kadar ürün olduğunu belirten Yumaklı, “Türkiye, bazı ürünlerin üretimi konusunda kendi ihtiyaçları için ve ülkeye gelen turistlerin ihtiyacını karşılama anlamında yeterli. Yeterli olamadığımız kısımlar için de bunları yüzde 100’e tamamlamak için çok yoğun bir çaba var. O yüzden ben buradan başta patates üreticileri olmak üzere bu ülkenin gıda arz güvenliğine katkıda bulunan bütün üreticilere teşekkür ediyorum. Bu dönemde artık hepimiz de biliyoruz ki ne patatesle alakalı ne de soğanla alakalı aldığımız tedbirler neticesinde herhangi bir spekülasyon söz konusu değil, olmayacaktır da, olmaması için biz hükümet olarak her şeyi yapacağız.” diye konuştu.

Hem üretici hem de tüketici için haksızlık olan bu duruma hiçbir şekilde göz yummayacaklarını kaydeden Yumaklı, tüm ürünlerde haksız ortam oluşmasını engelleyeceklerini, bu konuda Ticaret Bakanlığıyla koordineli çalıştıklarını aktardı.

Türkiye’nin gıda arz güvenliğiyle alakalı bir sorununun olmadığını dile getiren Yumaklı, “Fiyat hareketlerini gıda arz güvenliği üzerinden tanımlamak mümkün değildir. Dolayısıyla bunun dışındaki hususlara da yani tüketicinin zararına olacak eylemlere de hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğiz. Bu konuda hem bizler Tarım ve Orman Bakanlığı hem de Ticaret Bakanlığı son derece kararlıyız.” dedi.

Açıklamasının ardından depodaki yetkililerden bilgi alan Yumaklı, burada çalışan işçilerle sohbet etti ve patates ayıkladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyede-tohum-uretimi-sorunu-yok/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: Türkiye’nin gıda arz güvenliği sorunu yok https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyenin-gida-arz-guvenligi-sorunu-yok/ https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyenin-gida-arz-guvenligi-sorunu-yok/#respond Thu, 22 Feb 2024 22:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10929 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Türkiye’nin gıda arz güvenliği ile alakalı bir sorunu yoktur. Fiyat hareketlerini gıda arz hareketleri üzerinden tanımlamak mümkün değildir. Dolayısıyla bunun dışındaki hususlara da tüketicinin zararına olacak eylemlere de müsaade etmeyeceğiz” dedi.

Bakan Yumaklı bir dizi açılış ve incelemelerde bulunmak üzere geldiği Nevşehir’de doğal soğuk hava deposunda incelemede bulundu. Bakan Yumaklı burada yaptığı açıklamada; an itibariyle Nevşehir’de 660 bin ton patatesin bulunduğunu belirtti. Bakan Yumaklı konuşmasına şöyle devam etti:

“Bugün Nevşehir’de bulunan doğal depolama alanlarından bir tanesindeyiz. Dünyada faktör örnekleri belki vardır ama burası hakikaten son derece özel bir yer. Hem havalandırma için, hem de diğer hususlar için herhangi bir enerji harcamaya gerek kalmaksızın başta patates olmak üzere farklı ürünlerin depolanabildiği doğal bir alandayız. Ülkemizde patates üretimiyle alakalı 5 milyon 700 bin tonluk patates üretiminin olduğunu söylemek istiyorum. Nevşehir patates üretimi açışından Türkiye’de sekizinci sırada. Patates üretiminde kullanılan tohumların tamamı sertifikalı tohum. Bunun önemi verimlilik açısından son derece önemli. Dünyadaki örneklerinden verimlilik açısından bu sebeple yaklaşık yüzde 80’e yakın daha fazla verim alınması söz konusu. Patates tohumculuğu konusunda dünyada söz sahibi ülkelerden bir tanesidir. Türkiye ilk 10 ülke arasındadır. Türkiye’de üretimde kullanmış olduğumuz tohumların yüzde 97’si bu ülkenin topraklarında üretilmektedir. Yani bizim tohum açısından ya da bitkisel üretim açısından herhangi bir problemimiz yok. Ancak bazı ürünler var ki bunların tohumlarıyla alakalı henüz istediğimiz seviyede değiliz. Bunlardan bir tanesi de patates. Ancak bu konuda gerçekten işletmelerimiz, firmalarımız arge yaparak patateste ki tohum üretimini şu andaki yaklaşık yüzde on beş civarından yüzde ellilere altmışlara çıkarmakla ilgili ciddi bir çaba var.”

Yumaklı, “Özellikle patates depolamasının yapıldığı bu alan yaklaşık 100 bin tonluk bir patatesin depolanması için gerekli potansiyele sahip. Bazı ürünler üzerinden onları sembolleştirilerek çok farklı bir ortam oluşturuldu. Bunların üzerinden siyaset yapılıyor. Her zaman söylediğim gibi gıda ile alakalı konular siyaset malzemesi yapılmamalı. Bu üreticiye tüketiciye de haksız. Şimdi geçtiğimiz yıllarda soğan ve patates konusunda maalesef bizim ülkemizde hakikaten çok kısa bir döneminde, sanki bütün sezonda sıkıntı varmış gibi lanse ettiler. Sadece Nevşehir’de 660 bin tonluk bir patates stoku var. Bunun 100 bin tonunu tohum olarak düşünürsek sadece 500 bin ton stok söz konusu. Diğer illerimizi de dahil edersek fazlamız bile var. Türkiye’nin bazı ürünlerin üretimi konusunda kendine yeterliliği ve kendi ihtiyaçları için ayrıca ülkeye gelen turistlerin ihtiyacını karşılamak anlamında yeterli. Yeterli olamadığımız kısımlar için de bunları yüzde 100’e tamamlamak için çok yoğun bir çaba var. O yüzden ben buradan başta patates üreticileri olmak üzere bu ülkenin gıda az güvenliğine katkıda bulunan bütün üreticilere teşekkür ediyorum” dedi.

Türkiye’nin gıda arz güvenliği ile alakalı bir sorununun olmadığını söyleyen Bakan Yumaklı, “Bu dönemde artık hepimizde biliyoruz ki ne patatesle ne de soğanla alakalı aldığımız tedbirler neticesinde herhangi bir spekülasyon söz konusu değil. Olmayacaktır da. Olmaması için biz hükümet olarak her şeyi yapacağız. Tekrar ediyorum, hem üretici için hem de tüketici için son derece büyük haksızlık olan bu duruma hiçbir şekilde göz yummayacağız. Sadece bu ürünlerde değil, önümüze gelen bu konuda haksız ortamların oluşmasının sebebi olan bütün hususlara da müdahil olmuş olacağız. Bu konuda ticaret bakanımızla birlikte çok koordineli bir şekilde çalışıyoruz. Türkiye’nin gıda arz güvenliği ile alakalı bir sorunu yoktur. Fiyat hareketlerini gıda arz hareketleri üzerinden tanımlamak mümkün değildir. Dolayısıyla bunun dışındaki hususlara da tüketicinin zararına olacak eylemlere de müsaade etmeyeceğiz” şeklinde konuştu. – NEVŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-turkiyenin-gida-arz-guvenligi-sorunu-yok/feed/ 0
Antalya’da Kurulan Şirket Sayısı Azalırken Kapanan Şirket Sayısı Arttı https://www.haber60.com.tr/antalyada-kurulan-sirket-sayisi-azalirken-kapanan-sirket-sayisi-artti/ https://www.haber60.com.tr/antalyada-kurulan-sirket-sayisi-azalirken-kapanan-sirket-sayisi-artti/#respond Wed, 21 Feb 2024 22:15:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10520 2023 yılında kurulan şirket sayısının Antalya’da ülke geneline göre daha fazla azaldığını, kapanan şirket sayısının daha fazla arttığına dikkat çeken ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, “2023 yılı toplamında kurulan şirket sayısı ülkede yüzde 8 azalırken, kentimizde bunun iki katı azaldı. Kapanan şirket ise ülkemizdeki yüzde 12’lik artışa karşılık bizde yüzde 27 arttı” dedi.

Antalya Ticaret Borsası Şubat ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında ATB Meclis Salonu’nda yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve kente ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geçen hafta Antalya’da yaşanan sel felaketinde bir kişinin yaşamını yitirdiğini, felakette hem şehrin hem tarım alanlarının büyük zarar gördüğünü belirten Çandır, “Hepimizin bildiği bir gerçek de bu tür iklim olaylarının giderek artan şiddette devam edeceğidir. O halde şimdiye kadar geç kalmış olsak da bugünden yapmamız gereken, gelecek aşırı yağışlar ve iklim değişikliği için etkili tedbirler almaktır” dedi.

Ekonomik değerlendirme

Başkan Çandır konuşmasında ekonomiyle ilgili değerlendirmelerde de bulundu. Yaşanan ekonomik zorluklara dikkat çeken Başkan Çandır, “Sadece ücret ve maaşla geçinenler değil üretim ve ticaret yapanlar da bu zorlukları iliklerine kadar yaşamaktadırlar. Aslında bu iki olay sadece bir yıldır değil, uzun yıllardır başımıza gelmektedir. Hayati derecede öneme sahip bu sorunlar gündemimizin ilk sıralarında yer almalıdır” diye konuştu. 2023 için yüzde 4 civarında milli gelir büyümesi ve yüzde sıfır civarında tarımsal mili gelir büyümesi tahmin edildiğini belirten Başkan Çandır, “Yani son 10 yıllık ortalama büyüme rakamlarının altında kaldığımız bir yılı geride bıraktık diye değerlendirmekteyiz. Kentimiz için durum ise ülkemiz ortalamasının üzerinde bir performans gösterdiğimiz yönündedir. Çünkü yıllık ihracatta, tarımda, ticarette ve diğer hizmetlerde ülkemiz ortalamasından daha iyi bir performans gösterdik. Buna rağmen potansiyelimizin altında bir büyüme gösterdiğimizin de farkındayız” dedi.

Antalya’da kurulan şirket azaldı, kapanan şirket arttı

2023 yılında kurulan şirket sayısının Antalya’da ülke geneline göre daha fazla azaldığını, kapanan şirket sayısının daha fazla arttığına dikkat çeken Başkan Ali Çandır, “2023 yılı toplamında kurulan şirket sayısı ülkede yüzde 8 azalırken, kentimizde bunun iki katı azalmıştır. Kapanan şirket ise ülkemizdeki yüzde 12’lik artışa karşılık bizde yüzde 27 artmıştır” dedi.

Karşılıksız çekte artış

Çekle işlem hacminde, ülke genelindeki yüzde 71’lik artışa karşılık Antalya’da yüzde 84’lük artış olduğunu belirten Çandır, “Karşılıksız çek tutarında nadir bir olay gerçekleşmiş ve ülkemizdeki yüzde 177’lik artışa karşılık kentimizde yüzde 281’lik artış yaşandı. Protestolu senet tutarlarında ise ülkemizdeki yüzde 59’luk artışa karşılık kentimizde yüzde 4 azalma oldu” dedi.

Tarım kentinde Antalya’da tarımsal kredi azaldı

2023 yılında toplam kredi büyümesi ülkede yüzde 57 olurken, Antalya’da yüzde 53 civarında kaldığını söyleyen Çandır, şunları söyledi:

“Bu büyümeler cari olduğu için yıllık resmi yüzde 65’lik enflasyonu dikkate alırsak aslında reel olarak kredi büyümesi negatif olmuştur. Sektörel kredi büyümesinde ise durum genel olarak sektörümüz aleyhine gerçekleşti. Örneğin ticari krediler ülkemizde yüzde 43 artmışken, Antalya’da yüzde 52 artmış, inşaat kredisi ülke genelinde yüzde 40 artmışken, Antalya’da yüzde 49 artmış ve turizmde ülke genelindeki yüzde 48’lik artışa yakın artış yaşandı. Tarım kredilerinde ise ülkemiz genelinde 2023 yılında yüzde 80’lik artış yaşanmışken kentimiz tarım kredilerinde yüzde 58’lik artış yaşanabildi. Yani reel olarak tarım kredileri ülke genelinde artmışken kentimizde yarı yarıya azalmıştır diyebiliriz.”

2024’e iyi başlamadık

2024 yılı Ocak ayı ekonomik rakamları da değerlendiren Çandır, “2024 Ocak ayında bazı öncü göstergeler Antalya’nın iyi bir başlangıç yapamadığını göstermektedir. Çekle işlem hacmi Ocak ayında ülkemiz ortalamasında artmışken karşılıksız çek tutarında ülkemiz genelindeki yüzde 257’lik artışa karşılık kentimizde yüzde 537’lik artış oldu. Yaş meyve sebze ihracatı ülkemizde yüzde 13’ten fazla artmışken kentimizde yüzde 11’den az artabildi. Benzer durum diğer tarım ürünleri ihracatında da yaşandı. Ancak toplam ihracatımız Ocak ayında yüzde 16’dan fazla artarak yüzde 2’lik ülke ortalamasının oldukça üzerinde gerçekleşti” diye konuştu.

Hale giren ürün miktarı azaldı

Antalya hallerindeki aylık işlem miktarı ve fiyatı olmak üzere meyve, sebze ve domates endekslerini Antalya Büyükşehir Belediyesi ile yapılan protokol kapsamında her ay düzenli olarak ilan ettiklerini belirten Çandır, paylaştıkları verilerin Antalya’daki meyve, sebze ve domates üretimi olmadığını, hallere getirilen miktarlar ve oluşan fiyatlarla ilgili olduğunu vurguladı. 2010 yılı öncesinde tüm meyve sebzelerin toptan ticaretinin hal sisteminden geçmek zorunda olduğunu, 2010 yılında çıkarılan 5957 Sayılı Hal Yasası gereğince hal içinde ve dışında yaş meyve sebze toptan ticaretinin mümkün hale getirildiğini anlatan Başkan Çandır, şunları söyledi:

“2015 yılından itibaren Antalya hallerindeki işlem miktarları her yıl giderek düşmüştür. Örneğin, yıllık işlem miktarı sebzede 2016 yılında 1.6 milyon tondan 2023 yılında 873 bin tona ve meyvede ise 320 bin tondan 210 bin tona geriledi. Yani sebzede yüzde 50’ye yakın meyvede ise yüzde 40’a yakın işlem miktarı azalması oldu. Buna karşılık aynı dönemde Antalya’mızın sebze üretimi yüzde 30’dan fazla ve meyve üretimi ise yüzde 60’dan fazla artmıştır. Yani hal sistemi dışında işlem görme miktarı çok ciddi arttı. Ancak bunların tamamının kayıt dışı olduğunu düşünmek doğru değil. Hal dışında işlem görme durumu da 5957 sayılı kanunla yasaldır. Mevzuata saygılı tüccarlarımız ve ihracatçılarımız kayıtlı ticaret yapmakta.”

Adaylara aynı yakınlıktayız

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerin barış ve kardeşlik içerisinde geçmesini dileyen Başkan Çandır, “Seçimler demokrasinin son kalesidir ve nihai tercih anlarıdır. Milletimiz ve devletimiz için en hayırlı tercihlerin yapılacağına olan inancım tam. Bizler tabii ki farklı oy tercihlerinde bulunmaktayız. Ama amaçlarımız ortak. Esas olan da bu ortak amaçlarımız. Dolayısıyla temsil ettiğimiz üyelerimize ve kurumlarımıza olan sorumluluklarımız, bireysel tercihlerimizden her zaman daha önemli ve öncelikli oldu. Bu anlayışımız gereği her seçimde olduğu gibi bu seçimde de tüm adaylara aynı yakınlıktayız” diye konuştu.

Antalya Tarım Konseyi’nin tarım sektörünün muhtarlıklar, ilçe ve büyükşehir belediye başkanlıkları ile belediye meclis üyelerinden tarım sektörünün ve kent için beklentilerinin belirlemek üzere yaptığı toplantıyı hatırlatan Başkan Çandır, “Bu toplantıdan çıkan sonuçları 2 ana başlık ve 32 alt başlıkta derledik ve toplantıya katılanlarla paylaştık. Böylece hem seçim döneminde iletişimde bulunduğumuz adaylara deklarasyonumuzu iletmeyi hem de seçimden sonra seçilenlerin icraatlarını somut göstergelerle değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Yerel seçimlerin milletimiz ve devletimiz için hayırlı sonuçlar doğurmasını diliyorum” dedi.

Meclis üyelerimiz bilgilendirildi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve iştiraklerinin kurumsal yapılarını ve hizmetlerini tanımak, Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmak, meclis üyelerine çeşitli yönetim becerileri kazandırmak amacıyla düzenlenen meclis üyeleri bilgilendirme seminerine katıldıklarını hatırlatan Çandır. “Seminerde, TOBB’un ticareti kolaylaştırmaktan eğitime yaptığı yatırımlara, lisanslı depoculuğun geliştirilmesinden yeşil dönüşüme hazırlığa ve uluslararası arenada iş dünyamızın temsilinden kurumsal kapasitesine kadar birçok faaliyeti hakkında bilgi aldık ve mensubu olmaktan gurur duyduk. Seminer kapsamında TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu ile bir araya geldik. Başkanımıza üyelerimizin bilgilendirilmesi ve tavsiyeleri için teşekkür ediyorum” dedi.

Mecliste, üyeler sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalyada-kurulan-sirket-sayisi-azalirken-kapanan-sirket-sayisi-artti/feed/ 0
Azerbaycan, Avrupa’ya doğal gaz ihracatını genişletiyor https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-avrupaya-dogal-gaz-ihracatini-genisletiyor/ https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-avrupaya-dogal-gaz-ihracatini-genisletiyor/#respond Wed, 21 Feb 2024 21:12:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10470 Petrol ve doğal gaz ülkesi Azerbaycan, son yıllarda doğal gaz ihracatını Avrupa’ya doğru genişleterek hem “Avrupa’nın enerji güvenliğine önemli katkılar sunan” hem de “Avrasya’nın enerji haritasını yeniden şekillendiren” ülke olarak ön plana çıktı.

AA’nın, “Türk devletlerinin enerjisi ve Avrupa’nın ilgisi” başlıklı dosya haberinin birinci bölümünde, AA muhabiri Azerbaycan’ın Avrupa ile enerji alanındaki işbirliklerini derledi.

Ukrayna’daki savaş nedeniyle doğal gaz krizi yaşayan Avrupa, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek için yeni arayışlara girdi. Bu arayışlar, Bakü’den Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan 3 bin 500 kilometrelik Güney Gaz Koridoru’nun paydaşları arasındaki Azerbaycan’a ilgiyi artırırken bu ülkeyle enerji alanındaki ilişkileri derinleştirdi.

Avrupa Birliği (AB) ile Azerbaycan arasında 18 Temmuz 2022’de “Enerji Alanında Stratejik Ortaklığa İlişkin Mutabakat Zaptı” imzalandı. İlk dönemde sadece Gürcistan ve Türkiye’ye doğal gaz sevk eden Azerbaycan, 5 Avrupa ülkesinin eklenmesiyle 7 ülkeye doğal gaz ihraç eden ülke haline geldi. Bugün Azerbaycan’ın doğal gaz ihracatının yüzde 50’si Avrupa ülkelerine yapılıyor. AB liderleri Azerbaycan’ı “güvenilir ortak” ve “Pan Avrupa gaz tedarikçisi” şeklinde nitelendiriyor.

Azerbaycan, İtalya, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Macaristan’a doğal gaz ihraç ediyor. Sırbistan, Arnavutluk, Bosna Hersek, Karadağ, Hırvatistan, Slovakya, Kuzey Makedonya gibi ülkelerin de ilerleyen dönemde Azerbaycan’dan doğal gaz alacağı öngörülüyor.

Avrupa’ya 2021’de 8 milyar metreküpten fazla doğal gaz ihraç eden Azerbaycan, 2023’te bu rakamı 11,8 milyar metreküpe çıkardı. AB ile imzalanan mutabakat zaptı gereği 2027’ye kadar Azerbaycan’dan Avrupa’ya gönderilen doğal gaz hacminin 20 milyar metreküpe çıkarılması bekleniyor.

Azerbaycan, 2021’de 19 milyar metreküp, 2022’de 22,6 milyar metreküp, 2023’te ise 23,8 milyar metreküp doğal gaz ihracatı gerçekleştirdi.

Boru hatlarının kapasitesinin artırılması gerekiyor

Azerbaycan’ın kanıtlanmış 2,6 trilyon metreküp doğal gaz rezervi bulunuyor ve Abşeron, Ümid, Babek ve Karabağ yataklarında yapılan keşif işlemlerinin ardından rezervin artması bekleniyor.

Azerbaycan’dan Avrupa’ya gönderilen gazın artırılması için ek yatırımlara ihtiyaç duyuluyor.

Güney Gaz Koridoru’nun Avrupa ayağı olan TAP’ın yıllık kapasitesi 10 milyar metreküp olarak hesaplanıyor. Bu boru hattının kapasitesinin iki kat artırılması planlanıyor.

Koridorun Türkiye ayağı TANAP’ın kapasitesinin de 16 milyar metreküpten önce 24 milyar metreküpe, daha sonra 31 milyar metreküpe çıkartılması, yatırımlarla gerçekleştirilebilecek hedef olarak değerlendiriliyor.

Rusya’dan yılda yaklaşık 155 milyar metreküp doğal gaz satın alan Avrupa’nın Azerbaycan’dan daha fazla doğal gaz satın alması durumunda yapılacak yatırımların daha da artması bekleniyor.

“Azerbaycan’ın kendisine ve ortaklarına en az 100 yıl yetecek doğal gazı var”

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev bir konuşmasında, Avrupa’ya doğal gaz sevkini, “Avrasya’nın enerji haritasını yeniden şekillendirdikleri” ve “Avrupa’nın enerji güvenliğine önemli katkılar sundukları” şeklinde değerlendirerek, “Bize ve ortaklarımıza en az 100 yıl yetecek kadar doğal gaz rezervimiz var.” bilgisini paylaşmıştı.

Azerbaycan’la “Enerji Alanında Stratejik Ortaklığa İlişkin Mutabakat Zaptı”na imza atan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise “AB, güvenilir enerji tedarikçilerine yöneliyor. Azerbaycan da bunlardan biri.” şeklinde açıklamada bulunmuştu.

“Azerbaycan, istikrarlı ve güvenilir doğal gaz sağlayıcısı”

Caspian Barrel Petrol Araştırmaları Merkezi Başkanı İlham Şaban, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Azerbaycan’ın 31 Aralık 2020’den beri Avrupa’ya doğal gaz ihraç ettiğini bildirdi.

Şaban, “Azerbaycan, geçen 3 yılda istikrarlı ve güvenilir doğal gaz sağlayıcısı olduğunu Avrupa pazarında kanıtladı. Bu sayede Avrupa’da Azerbaycan’a olan güven giderek artıyor.” dedi.

Azerbaycan’ın Abşeron yatağını da işletmeye başladığını, Ümid yatağında üretimi artırdığını bildiren Şaban, Babek ve Karabağ yataklarının da işletilmeye başlanılmasıyla ülkenin doğal gaz ihracatının artacağını belirtti.

Şaban, “Azerbaycan’ın yeteri kadar doğal gaz rezervi var. Üretimde ve ihracatta petrolden doğal gaza geçiş yapıyoruz. 21. yüzyıl Azerbaycan için doğal gaz yüzyılı olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Azerbaycan’ın zamanında yatırımlar yaparak petrol ve doğal gaz hatları inşa ettiğini hatırlatan Şaban, şu değerlendirmede bulundu:

“Bunun sonucu olarak Hazar’ın diğer ülkelerinin petrol ve doğal gazı Azerbaycan üzerinden transit olarak taşınıyor. Petrol üretimindeki azalmayı transit gelirleriyle kapatıyoruz. Kazakistan ve Türkmenistan petrolü Azerbaycan üzerinden taşınıyor. Türkmenistan’ın zengin doğal gaz kaynakları var. Buralardan çıkarılacak doğal gaz gelecekte Azerbaycan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya iletilecek. Sadece bunun için biraz zaman lazım.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-avrupaya-dogal-gaz-ihracatini-genisletiyor/feed/ 0
Beş soruda Ukrayna savaşının ikinci yılı https://www.haber60.com.tr/bes-soruda-ukrayna-savasinin-ikinci-yili/ https://www.haber60.com.tr/bes-soruda-ukrayna-savasinin-ikinci-yili/#respond Wed, 21 Feb 2024 03:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10398 Rusya’nın işgaliyle başlayan Ukrayna’daki savaşın üzerinden iki yıl geçti. Bugün, savaşın yakın zamanda biteceğini söylemek bir hayli güç.

Ne Ukrayna ne Rusya, ne de her iki tarafın da önemli müttefikleri için barış anlaşması zemini oluşmuş görünmüyor.

Kiev yönetimi, uluslararası alanda tanınan sınırlarının yeniden tesis edilmesi ve Rus birliklerinin ülkeden çıkarılması konusunda kararlı bir tutum sergiliyor. Moskova yönetimi ise Ukrayna’nın gerçek bir ülke olmadığını ve Rus güçlerinin amaçlarına ulaşana kadar savaşa devam edeceğini savunuyor.

Şu ana kadar neler olduğuna, çatışmaların gelecekte nereye doğru gidebileceğine baktık.

Kim kazanıyor?

Kış boyunca devam eden şiddetli çatışmalar nedeniyle her iki tarafta da çok sayıda can kaybı yaşandı.

Bin kilometre boyunca uzanan cephe hattının şekli 2022 sonbaharından bu yana çok az değişti.

İki yıl önceki geniş çaplı işgalden sonraki birkaç ay içinde Ukrayna, Rus güçlerini kuzeyden ve başkent Kiev çevresinden geri püskürttü. Aynı yılın sonlarında doğu ve güneydeki geniş toprak parçalarını da geri aldı.

Ancak şimdi Rus güçleri güçlü tahkimatlarla bölgeye yerleşmiş durumda. Ukraynalılar ise cephanelerinin azaldığını söylüyor.

Kısa süre önce ve Kremlin yanlısı bazı Rus askeri blog yazarları da dahil olmak üzere pek çok kişi askeri bir çıkmazdan söz ediyor.

Ukrayna birlikleri Şubat ortasında uzun süredir mücadele verdikleri ülkenin doğusundaki Avdiivka kasabasından çekildi.

Rus güçleri, potansiyel olarak daha derin bir işgalin önünü açabileceğinden dolayı bunu büyük bir zafer olarak gördü. Çünkü Avdiivka stratejik bir konuma sahip.

Kiev, geri çekilmenin askerlerinin hayatını korumayı amaçladığını, kuvvetlerinin sayıca ve silahça üstün olduğunu söyledi.

Bu, Rusya’nın geçtiğimiz Mayıs ayında Bahmut’u ele geçirmesinden bu yana elde ettiği en büyük kazanım olarak kayıtlara geçti. Ancak Avdiivka, 2014’ten beri Rus işgali altında olan Ukrayna şehri Donetsk’in sadece 20 km kuzeybatısında yer alıyor.

Bu denli küçük bir ilerleme, işgalin başında devlet propagandası olarak da yinelenen, askeri blog yazarlarının dile getirdiği başkent Kiev’i “üç gün içinde alma” hedefinden oldukça uzak.

Şu anda, Mart 2014’te ilhak edilen Kırım ve Rusya’nın kısa süre sonra ele geçirdiği doğudaki Donetsk ve Luhansk bölgelerinin büyük bir kısmı da dahil olmak üzere Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 18’i Rus işgali altında bulunuyor.

Ukrayna’ya destek azalıyor mu?

Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü’ne göre son iki yılda, Ukrayna’ya Avrupa Birliği kurumlarından yaklaşık 92 milyar dolar ve ABD’den Ocak 2024’e kadar 73 milyar dolar olmak üzere Ukrayna’ya büyük miktarlarda askeri, finansal ve insani yardım gönderildi.

Batı tarafından tedarik edilen tanklar, hava savunma sistemleri ve uzun menzilli toplar Ukrayna’ya önemli ölçüde yardımcı oldu.

Ancak müttefiklerin Ukrayna’yı ne kadar süreyle gerçekçi olarak destekleyebileceği tartışma konusuydu. Bu süre zarfında da yardım akışı azaldı.

ABD Kongresi’nde Ukrayna’ya yönelik 60 milyar dolarlık yeni bir yardım paketi iç siyasi çekişmelere takıldı.

Ukrayna destekçileri, Donald Trump’ın Kasım ayındaki başkanlık seçimlerinde Beyaz Saray’a geri dönmesi halinde ABD’nin desteğinin kesilmesinden endişe ediyor.

AB’de ise Putin müttefiki Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Ukrayna’yı desteklemeye açıkça karşı çıkıyor. Orban ile yapılan uzun tartışma ve pazarlıkların ardından AB, Şubat ayında .

Öte yandan AB, Mart 2024 sonuna kadar Kiev’e vermeyi hedeflediği bir milyon top mermisinin sadece yarısını teslim edebilecek gibi duruyor.

Rusya’yı destekleyenler arasında Ukrayna’nın komşusu Belarus da var. Minsk yönetimi Rus birliklerinin Ukrayna’ya erişmesi için topraklarını ve hava sahasını kullanmasına izin veriyor.

ABD ve AB, İran’ın Rusya’ya “Şahit” İnsansız hava araçları (İHA) tedarik ettiğini söylüyor. Tahran ise Rusya’ya savaştan önce az sayıda İHA tedarik ettiğini kabul ediyor.

İHA’ların Ukrayna’daki hedefleri vurmada etkili olduğu kanıtlandı. Savaşta, hava savunma sistemlerinden kaçma yetenekleri nedeniyle İHA’lar, her iki taraftan da talep görüyor.

Yaptırımlar Batılı ülkelerin umduğu kadar işe yaramadı ve Rusya hala hem petrolünü satmayı hem de askeri sanayisi için parça ve bileşen tedarik etmeyi başarıyor.

Çin’in her iki tarafa da silah sağladığı düşünülmüyor. Pekin, bu savaşta genel olarak dikkatli bir diplomatik çizgi izledi, Rus işgalini kınamadı ama Moskova’yı askeri olarak da desteklemedi. Ancak Pekin ve Hindistan, Rus petrolünü satın almaya devam etti.

Hem Rusya hem de Ukrayna, Afrika ve Latin Amerika’ya yaptıkları çok sayıda diplomatik ziyaretle gelişmekte olan ülkelere iyi ilişkiler geliştirmek için de büyük çaba sarf etti.

Rusya’nın hedefleri değişti mi?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in hala Ukrayna’nın tamamını istediğine dair yaygın bir inanış söz konusu.

Rusya Devlet Başkanı, ABD’li talk şov sunucusu Tucker Carlson’a verdiği son , tarih ve çatışma hakkındaki görüşlerini bir kez daha dile getirdi.

Putin, uzun zamandır, güçlü kanıtlar sunmadan, Ukrayna’daki sivillerin (özellikle de doğu Donbas bölgesindeki) Rusya’nın korumasına ihtiyaç duyduğunu savunuyor.

Rus lider, savaştan önce Ukrayna’nın egemen bir devlet olarak varlığını reddeden uzun bir makale yazdı ve Ruslar ile Ukraynalıların “tek bir halk” olduğunu söyledi.

Putin, Aralık 2023’te Rusya’nın “özel askeri operasyon” olarak adlandırdığı operasyona ilişkin hedeflerinin değişmediğini söyledi. Rusya Devlet Başkanı, bu hedefler arasında aşırı sağın etkisini işaret eden ve asılsız iddialara dayanan “denazifikasyon” fikrinin ya da başka bir deyimle “Nazilerden arındırmanın” da dahil olduğunu ifade etti.

Putin ayrıca “askerden arındırılmış tarafsız” bir Ukrayna istediğini söylüyor, NATO’nun nüfuz alanını doğuya doğru genişletmesine karşı çıkmaya devam ediyor.

Bağımsız bir devlet olarak Ukrayna hiçbir zaman herhangi bir askeri ittifaka dahil olmadı. Avrupa Birliği’ne katılmak siyasi hedefleri arasındaydı ve NATO ile daha yakın bir ittifak kurmak için görüşmeler yapıyordu. Kiev’in bu iki hedefi de şimdi, savaşın başlangıcına oranla daha yakın ihtimaller gibi görünüyor.

Kiev yönetiminin bu hedefleri ülkenin devlet yapısını güçlendirme ve Sovyetler Birliği’ni bir şekilde yeniden kurmaya yönelik jeopolitik projelerin içine çekilmesini engelleme amaçları taşıyordu.

Savaş nasıl sona erebilir?

Siyasi ve askeri analistler, iki tarafın da teslim olmaya niyetli görünmediği ve Putin’in iktidarda kalmayı sürdüreceği göz önüne alındığında, savaşın uzun süre devam edeceğini tahmin ediyor.

Küresel güvenlik düşünce kuruluşu Globsec, farklı sonuçların olasılığını değerlendirmek için çok sayıda uzmanın görüşlerini bir araya getirdiği bir çalışmaya imza attı.

Bu çalışmada ortaya çıkan en olası senaryo, 2025 sonrasına uzanan bir yıpratma savaşında, her iki tarafın da ağır kayıplar vereceği ve Ukrayna’nın müttefiklerinin silah tedarikine bağımlı kalmaya devam edeceği yönünde.

İkinci en olası senaryo ise Orta Doğu, Çin- Tayvan ve Balkanlar gibi dünyanın diğer bölgelerinde çatışmaların yaşanmasıyla birlikte Rusya’nın gerilimi tırmandırmak istemesi oldu.

Her ikisi de eşit derecede olası görülen diğer iki senaryo ise ya Ukrayna’nın bazı askeri ilerlemeler kaydetmesi ancak savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varılamaması; ya da Ukrayna’nın müttefiklerinin Kiev’e verdiği desteği azaltarak ve müzakere edilmiş bir çözüme ulaşması için baskı yapmaları yönünde oldu.

Ancak hem ABD başkanlık seçimlerinin potansiyel etkisi hem de İsrail-Hamas çatışması başta olmak üzere diğer savaşların Ukrayna ve Rusya’nın destekçilerinin önceliklerini ve bağlılıklarını nasıl etkileyeceği konusunda belirsizlik devam ediyor.

Çatışma daha da yayılabilir mi?

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Şubat ortasında yaptığı konuşmada “yapay” olarak tanımladığı ülkesinin silah açığının Putin’e yaradığını öne sürdü.

Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşan Zelenskiy, Batı’nın Putin’e karşı durmaması halinde Moskova yönetiminin önümüzdeki birkaç yılı daha pek çok ülke için “felaket” haline getireceğini savundu.

İngiltere’nin savunma konularında önde gelen düşünce kuruluşu Royal United Services Institute (RUSI), Rusya’nın ekonomisini ve savunma sanayisini başarılı bir şekilde askeri üretime geçirdiğini ve uzun bir savaşa hazırlandığını söylüyor. RUSI, Avrupa’nın ise buna ayak uyduramadığı görüşünde. Polonya Dışişleri Bakanı da aynı endişeyi dile getirdi.

Avrupa ülkeleri (Almanya Dışişleri Bakanı ve Estonya İstihbarat Servisi’nin uyarıları da dahil) son zamanlarda Rusya’nın önümüzdeki on yıl içinde bir NATO ülkesine saldırabileceğine dair korkularını dile getirdi.

Bu durum NATO ve AB’yi hem askeri kabiliyetler hem de toplumların çok farklı bir dünyada yaşamaya hazır olmaları açısından gelecek planlamalarını hızlandırmaya itti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bes-soruda-ukrayna-savasinin-ikinci-yili/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Bosna Hersek Temsilciler Meclisi Başkanı Marinko Cavara’yı kabul etti https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-bosna-hersek-temsilciler-meclisi-baskani-marinko-cavarayi-kabul-etti/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-bosna-hersek-temsilciler-meclisi-baskani-marinko-cavarayi-kabul-etti/#respond Wed, 21 Feb 2024 00:15:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10242 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Bosna Hersek Temsilciler Meclisi Başkanı Marinko Cavara’yı kabul etti.

TBMM Başkanlığı İstanbul Ofisi’ndeki kabulde konuşan Kurtulmuş, iki ülke arasında tarihi, kültürel, siyasi ve coğrafi ilişkilerin çok önemli ve mükemmel bir seviyede olduğunu söyledi.

Marinko Cavara ile ikili olarak kardeşlik ve dostluk ilişkilerini artırırken aynı zamanda parlamentoların da işbirliğini arttırmalarının karşılıklı sorumlulukları olduğunu belirten Kurtulmuş, “İki ülke arasında her alanda işbirliği artıyor. Daha fazla artırmamız gerekir. Bu anlamda en temel meselemiz bu kadar büyük bölgesel ve küresel sorunların yaşandığı bu coğrafyada güven ve istikrarı sağlamaktır.” dedi.

Balkanlar’da güven ve istikrarın sağlanmasının Türkiye’nin bir numaralı perspektifi olduğunu kaydeden Kurtulmuş, Balkanlar üzerinde farklı ülkelerin ve büyük güçlerin nasıl oyunlar oynadığını bildiklerini dile getirdi.

Balkan halklarına ve devletlerine düşen görevin bu oyunların tuzağına düşmeden işbirliğini ve birlikte dayanışmayı artırmak olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, “Güven ve istikrarın temin edilmesinin ilk şartı ise ülkelerin ve halkların karşılıklı olarak birbirine güvenmesidir. Onun için biz Türkiye olarak, Balkan ülkelerinin hepsine temel perspektifimizi sürekli anlatıyoruz. Balkanlar’da işbirliği yapmaktan, dayanışma içerisinde hareket etmekten başka bir çıkış yolu ve gelecek yoktur.” diye konuştu.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, bu ülkede birliğin sağlanmasının yolunun ayrışmayı körüklemekten değil, Bosna Hersek’in kurumsal varlığını güçlendirmek, devlet gücünü artırmak ve ülkeyi uluslararası alanda daha güçlü ve itibarlı bir hale getirmekten geçtiğini vurguladı.

Dayton Antlaşması’nın, Bosna Hersek’in yönetilmesini zor hale getirdiğinin farkında olduklarının altını çizen Kurtulmuş, “Dayton Antlaşması’nın zorluklarına rağmen bunu avantaja çevirebilmenin yolu, oradaki farklı etnik kimliklerin arasındaki farklılıkları körüklemek değil tam tersine bu farklılıklar içerisinde bu kültürel bütünlüğü temin edebilmektir.” ifadesini kullandı.

Kurtulmuş, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın, bölgeyi, Balkanlar’ı ve Karadeniz’i istikrarsızlaştırma potansiyeline sahip olduğunu gördüklerini, bunun için savaşın barışçıl şekilde iki tarafın da kabul edeceği adil bir çözüme kavuşturulması gerektiğini bildirdi.

“Soykırım boyutlarına varan açık bir katliamdır”

Kurtulmuş, büyük bir küresel çatışmanın fitilini ateşleme potansiyeli olan, İsrail’in Gazze ve Filistin halkına gerçekleştirdiği acımasız, bütün uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayan ve bütün insani değerlerden soyutlanmış katliamın, başka bir küresel sorun olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Bu saldırı insanlık tarihinin modern zamanlarda görmediği kadar ağır bir insanlık suçu içermektedir. Bunun adı savaş falan değildir. Bunun adı sadece ‘saldırı’ şeklinde de tanımlanacak bir şey değildir. Soykırım boyutlarına varan açık bir katliamdır. Bu özellikleriyle Srebrenitsa’ya benzemektedir. Buna insanlığın karşı çıkması ve bunu durdurması insanlık vazifesidir. İşlenen suçların dosyası son derece kabarıktır. Sadece Netanyahu ve çetesi değil, buna ses çıkarmayan bütün uluslararası camia da bu suçun altında yıkılacaktır. İnsanlık yakın dönemlerde, modern dönemlerde böyle büyük bir suçla hiç karşı karşıya kalmadı. Şimdiye kadar işlenmiş bütün savaş suçlarının hepsinden çok daha yukarıda, adi ve bütün uluslararası hukuku hiçe sayan suçlar, cürümler işlenmiştir. İsrail’i destekleyen ülkeler ve onların hükümetleri sessiz kalsa da bütün dünyada insanlık vicdanı harekete geçmiştir. Milyonlarca, yüz binlerce insan sokaklara çıkarak İsrail’in işlediği bu sistematik insanlık suçlarını lanetlemektedir.”

Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda görülen mahkemenin ve verilen ara kararın Filistin davasında yeni bir dönemin başlangıcına işaret ettiğini kaydeden Kurtulmuş, Güney Afrika Cumhuriyeti yöneticilerine insanlık adına teşekkür etti.

Kurtulmuş, mahkemenin bundan sonraki safhalarında çok sayıda müdahil ülke ve kurumun işin içerisine gireceğini, TBMM olarak 3 milletvekilini mahkemeyi takip etmesi için görevlendirdiklerini ifade ederek, “Savaş suçlarıyla ilgili delilleri mahkemeye sunmak için harekete geçiyoruz. Mahkemede, Güney Afrika’nın ortaya sunmuş olduğu açık deliller İsrail hükümetini telaşlandırmıştır. Ardından Brezilya Devlet Başkanı Lula’nın İsrail yönetimini, Netanyahu’yu Hitler’e benzetmesi iyice panikletmiştir. Mahkemedeki bu safahatın ve uluslararası camiadaki uyanışın ortaya koyduğu bu tavır tamamıyla İsrail’deki bu Siyonist yöneticileri, Netanyahu ve ekibini telaşlandırmıştır. Onun için yeni bir tehditte bulunuyorlar.” sözlerini sarf etti.

İsrail’in özellikle Gazze’nin güneyine sığınan sivil, masum, kadın ve çocukların bulunduğu Refah Kapısı etrafındaki insanlara karşı katliamlarını artıracaklarını vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Ramazan ayına kadar eğer esirler salıverilmezse oradaki halkın tamamını oradan sürmek üzere harekete geçeceklerini, savaşı çok daha yukarı seviyelere çıkararak insanlık suçlarını daha fazla artıracaklarını ve dünyanın gözü önünde çok daha büyük bir cinayete adım atacaklarını açıkça ilan ediyorlar. Aslında bu Netanyahu ve yönetiminin köşeye sıkışmışlığının ortaya koyduğu bir çaresizliktir. Sonu olmayan bir yola girmek istiyorlar ve dünyaya ‘Biz sonu olmayan bir yola gireriz ve buradaki insanları yok ederiz’ diyerek tehdit ediyorlar. Artık bu sözün bittiği yerdir. Bütün dünya kamuoyuna ve uluslararası camiaya düşen sorumluluk, İsrail hükümetinin bu sonu olmayan yola girmesini önlemektir. Yoksa bu sonu olmayan yola girerse Netanyahu ve hükümeti, bu yolun nereye çıkacağı belli değildir.”

“Bize göre en önemli şey ölümlerim durmasıdır”

Bosna-Hersek Temsilciler Meclisi Başkanı Cavara ise Gazze’nin zor bir durumda olduğunu, yaşanan vahim olaylara bakınca benzer duyguları paylaştıklarını belirtti.

Gazze’de her gün çok sayıda insanın öldüğünü, bütün dünyanın bu konuda sustuğunu, dünyadaki çoğu devletin gözünün Türkiye’de olduğunu dile getiren Cavara, “Biliyorum ki sizin çabalarınız hem Ukrayna’daki savaşın hem Gazze’deki saldırıların durmasından yanadır. Bize göre en önemli şey ölümlerin durmasıdır.” dedi.

Cavara, kendilerinin de 4 yıl boyunca böyle bir savaştan geçtiklerini, bu süre boyunca “barış” denilip hikaye dinlediklerini ifade ederek, hiç kimsenin elini ateşe sokmadığını, bütün dünyanın taraf tuttuğunu ve hiçbirinin barışı düşünmediğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-bosna-hersek-temsilciler-meclisi-baskani-marinko-cavarayi-kabul-etti/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Bosna-Hersek Temsilciler Meclisi Başkanı Marinko Çavara ile görüştü https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-bosna-hersek-temsilciler-meclisi-baskani-marinko-cavara-ile-gorustu/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-bosna-hersek-temsilciler-meclisi-baskani-marinko-cavara-ile-gorustu/#respond Tue, 20 Feb 2024 23:27:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10194 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Bosna-Hersek Temsilciler Meclisi Başkanı Marinko Çavara ile bir araya geldi. İki ülke arasındaki ilişkilerin konuşulduğu görüşmede İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları da ele alındı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Bu saldırı insanlık tarihinin modern zamanlarda görmediği kadar ağır bir insanlık suçu içermektedir. Savaş suçlarıyla ilgili delilleri mahkemeye sunmak için harekete geçiyoruz” dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Bosna-Hersek Temsilciler Meclisi Başkanı Marinko Çavara ile bir araya geldi. TBMM’nin Beşiktaş’ta bulunan İstanbul Ofisinde gerçekleşen görüşmede iki ülke arasındaki ilişkiler, bölgesel ve küresel konular ele alındı. Balkanlar üzerinde farklı ülkelerin, farklı büyük güçlerin çeşitli oyunlar oynadığını ve Balkan ülkelerinin bu tuzaklara düşmemesi gerektiğini söyleyen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Balkanlar’da güven ve istikrarın sağlanmasının bir numaralı siyasi perspektifleri olduğunu belirtti. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları hakkında da konuşan Kurtulmuş, bunun açıkça bir insanlık suçu olduğunu ve İsrail ile birlikte tüm destekçilerinin de bu suça ortak olduğunu ifade etti. Kurtulmuş, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda görülen davanın ara kararının İsrail’i telaşlandırdığını ve Türkiye olarak savaş suçlarıyla ilgili delilleri mahkemeye sunmak için harekete geçtiklerini dile getirdi.

“Balkanlar’da güven ve istikrarın sağlanması bir numaralı siyasi perspektifimizdir”

Konuşmasına Bosna-Hersek ile Türkiye arasında tarihi, kültürel, coğrafi ilişkilerin fevkalade önemli olduğunu belirterek başlayan Numan Kurtulmuş, “Tabii iki ülke arasında her alanda işbirliği artıyor. Daha fazla artırmamız gerekir. Bu anlamda en temel meselemiz; bu kadar büyük bölgesel ve küresel konuların yaşandığı bu coğrafyada güven istikrar sağlamaktır. Türkiye olarak özellikle Balkanlar’da güven ve istikrarın sağlanması bir numaralı siyasi perspektifimizdir. Balkanlar üzerinde farklı ülkelerin, farklı büyük güçlerin nasıl oyunlar oynadığını biliyoruz. Burada Balkan halklarına ve devletlerine düşen bu oyunların tuzağına düşmeden işbirliğini ve birlikte dayanışmayı artırmaktır. Ayrıca Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın da bölgeyi, özellikle Balkanlar’ı ve Karadeniz’i istikrarsızlaştırma potansiyeline sahip olduğunu görüyoruz ve bunun için başından itibaren Ukrayna-Rusya arasındaki savaşın barışçıl bir şekilde, iki tarafın da kabul edeceği adil bir çözüme kavuşturulması kanaatindeyiz” dedi.

“Bu saldırı insanlık tarihinin modern zamanlarda görmediği kadar ağır bir insanlık suçu içermektedir”

Kurtulmuş, İsrail’in Filistin’deki saldırıları konusunda ise, “Bir başka önemli bölgesel sorun da, büyük bir küresel çatışmanın fitilini ateşleme potansiyeli olan İsrail’in Gazze halkına, Filistin halkına gerçekleştirdiği acımasız, bütün uluslararası değerleri hiçe sayan ve bütün insani değerlerden soyutlanmış olan bu katliamdır. Bu saldırı insanlık tarihinin modern zamanlarda görmediği kadar ağır bir insanlık suçu içermektedir. Bunun adı savaş falan değildir. Bunun adı sadece saldırı şeklinde de tanımlanacak bir şey değildir; soykırım boyutlarına varan açık bir katliamdır. Bu özellikleriyle aynen Srebrenitsa’ya benzemektedir. Buna insanlığın karşı çıkması ve bunu durdurması insanlık vazifesidir. İşlenen suçların dosyası son derece kabarıktır. Bunun altında sadece Netanyahu ve çetesi değil, buna ses çıkarmayan bütün uluslararası camia da bu suçun altında yıkılacaktır” diye konuştu.

“Savaş suçlarıyla ilgili delilleri mahkemeye sunmak için harekete geçiyoruz”

Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda görülen davanın yeni bir dönemin başlangıcını işaret ettiğini vurgulayan Kurtulmuş konuşmasında, “İsrail’i destekleyen ülkeler ve onların hükümetleri sessiz kalsa da çok şükür bütün dünyada insanlık vicdanı harekete geçmiştir. Milyonlarca insan sokaklara çıkarak İsrail’in işlediği bu sistematik insanlık suçlarını lanetlemektedir. Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda görülen mahkemenin ara kararı bu anlamda Filistin davasında yeni dönemin başlangıcını işaret ediyor. Bir kere daha insanlık adına, Güney Afrika Cumhuriyeti’ni, bütün yöneticilerini tebrik ediyor, teşekkür ediyoruz. Böyle önemli bir mahkemeye başlangıç adımının atılmasını temin ettiler. Biz de Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak üç milletvekili arkadaşımızı mahkemelerin bütün safahatını takip etmesi üzerine görevlendirdik. Savaş suçlarıyla ilgili delilleri de mahkemeye sunmak için harekete geçiyoruz. Mahkemede iddia makamının yani Güney Afrika’nın ortaya sunmuş olduğu açık deliller İsrail hükümetini telaşlandırmıştır. Mahkemedeki bu safahatın ve uluslararası camiadaki bu uyanışın ortaya koyduğu bu tavır, İsrail’deki siyonist yöneticileri, Netanyahu ve ekibini telaşlandırmıştır. Bütün dünya kamuoyuna ve uluslararası camiaya düşen sorumluluk İsrail hükümetinin bu sonu olmayan yola girmesini önlemektir” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-bosna-hersek-temsilciler-meclisi-baskani-marinko-cavara-ile-gorustu/feed/ 0
Çevre Bakanı: İstanbul en riskli il, evler teslim olana kadar kira yardımları sürecek https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-istanbul-en-riskli-il-evler-teslim-olana-kadar-kira-yardimlari-surecek/ https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-istanbul-en-riskli-il-evler-teslim-olana-kadar-kira-yardimlari-surecek/#respond Tue, 20 Feb 2024 22:27:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10134 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Cennet gibi bir vatana sahibiz ama deprem bizim ülkemizin gerçeği. En riskli 5 ülkeden biriyiz. En riskli ilimiz ise İstanbul. Bütün evleri 1, 1 buçuk sene içerisinde teslim edeceğiz. Evler teslim olana kadar da kira yardımlarını sürdüreceğiz” dedi.

Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Adana’da Çukurova, Seyhan ve Sarıçam ilçelerinde yapımı tamamlanan bin 589 konutun kurası çekildi. ‘Deprem Konutlarının Kura Çekilişi Töreni’ Yüreğir Kültür Merkezi’nde düzenlendi.

“Cennet gibi bir vatana sahibiz”

Depremde hayatını kaybedenler için Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan törende konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, 1 ay içerisinde deprem bölgesinde teslim edilecek konut sayısının 75 bin olacağını anlatarak, “Öncelikle başımız sağ olsun. Ölenlere Allah rahmet eylesin. Bin yıllık Anadolu medeniyetini kurduğumuz bu güzel topraklarda başımıza gelen en büyük felaket bu depremlerdir. Allah bir daha böyle felaket yaşatmasın. Ölenlere rahmet, kalanlara sağlık diliyoruz. Hasarları giderip yaraları sarmak hepimizin ve devletimizin görevi. Mutluyuz, binlerce hak sahibini evlerine kavuşturduk. Gece-gündüz çalıştık ve hiç ara vermedik. Bu 1 ay içerisinde 46 bin konutu, gelecek ay vereceklerimizle birlikte 75 bin konutu vatandaşlarımıza vermiş olacağız. Bütün herkesten helallik alana kadar buradan gitmeyeceğiz. Bu coğrafya en eski yerleşim yeri olarak geçiyor. Medeniyet bu topraklardan, bilim bu topraklardan yayılmış. Cennet gibi bir vatana sahibiz. Bizim bu topraklarımızın da 2 kusuru var birisi depremsellik, diğeri de fitne odakları bitmiyor” ifadelerini kullandı.

“Artık şehirlerimiz, dağlarımız, ilçelerimiz tertemiz”

Türkiye’nin birçok bölücü örgüt ile mücadele ettiğini aktaran Özhaseki, “Birçoğunuzun yaşı geçmişi hatırlamaya yeter. Bir taraftan PKK gibi bölücü bir örgüt, bir taraftan meseleye diğer taraftan girip FETÖ’cü bir yapı, IŞİD gibi sapık bir grup. Hepsi aynı ülkeler tarafından destekleniyor. Bir seferinde Cizre’de yapılan açılış öncesi beni sosyal medyadan linç ettiler. Sabah ise onlara cevap verdim. Bana laf ediyorsunuz ama karşınızda Amerika’nın üsleri var dedim. Bana ise onlar demokrasi getiriyor dediler. Bunlar nereye gittiler de demokrasi, eşitlik götürdüler. Bunlar gittikleri her yere kan, bela, gözyaşı götürdüler. Yıllardır mücadele veriyoruz. Allah’a şükürler olsun artık şehirlerimiz, dağlarımız, ilçelerimiz tertemiz. Asker ve polislerimiz mücadelelerini hep sürdürüyor. Allah bu yavrularımızın ayaklarına taş değirmesin. Arada bir sızma yaparak canlarımızı yakmaya çalışıyorlar ama onlarla mücadele edecek gücümüz var” diye konuştu.

“5 riskli ülkeden birisi Türkiye”

Türkiye’nin deprem ülkesi olduğuna dikkat çeken Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, daha sonra şunları söyledi:

“Deprem konusunda hepimizin dikkatli olması gerekiyor. Bu ülke bir deprem ülkesidir. Her ne yaparsak onu bilerek yapacağız. Evlerimizi, iş yerlerimizi nereyi yaparsak yapalım bu deprem gerçeğini unutmamak gerek. 5 tane riskli ülke var ve birisi Türkiye. En riskli şehir ise İstanbul’dur. Yıkıcı deprem sayısı 231. Neredeyse her sene 2-3 yıkıcı deprem olmuş. 5 ve altındakileri saymıyoruz bile. Maddi hasar milyarlarca dolar. Biz doğa ile savaşamayız ve ona kafa tutamayız. İçeri de bir enerji var ve dışarı vuruyor. Biz bunu bilerek hareket edeceğiz. Tedbiri elden bırakmamak lazım. Her işimizi tedbirli, doğru yapmak zorundayız. Akıl, dize vurup ah etmek için değildir. Bizde böylece hareket etmek durumundayız. 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta çok şiddetli, yıkıcı ve uzun süren deprem meydana geldi. 11 ilimiz doğrudan hasar gördü. 14 milyon insanımız hasar gördü. 850 bin bağımsız bölüm yıkıldı. Böyle bir felaket ile karşı karşıya kaldık. Allah böyle bir acıyı bir daha göstermesin.”

“Onları vicdanlarıyla baş başa bırakıyoruz”

Depremde birçok siyasi partinin deprem bölgesinde hizmet verdiğini ancak bazı kişilerin göstermelik hareketler yaptığını aktaran Bakan Özhaseki, “Depremin manevi hasarı ölçecek alet ortaya çıkmadı. Biz şu ana kadar girdiğimiz bütün evlerden ağlayarak çıkıyoruz. O evlerden acı tütmeye devam ediyor. 04.17’de Cumhurbaşkanımıza haber verildi. Oda ilk MYK toplantısında bize neler yaptığını anlattı. Bizde ona neler yaptığımızı anlattık. Bin 390 belediyeden 810 tanesi AK Partili. Ben o gün, bütün belediye başkanlarını arayıp hepsine işlerini bırakıp deprem bölgelerine gitmelerini söyledim. Sağ olsun bazı CHP’li belediye başkanları da gelip deprem bölgesinde çalıştı. Fakat milyonlarca nüfusu olduğu halde, ellerinde koca koca imkanları ve ordusu olduğu halde bazı kişiler sosyal medya orduysa gelip öz çekim yapıp gittiler. Onları vicdanlarıyla baş başa bırakıyoruz” dedi.

“1 buçuk sene içerisinde bütün evleri teslim edeceğiz”

Depremde tüm Türkiye’nin ve birçok kardeş ülkenin kenetlendiğini anlatan Özhaseki, “85 milyon bir millet evinde sıcak çorbasını içmedi, doğru dürüst uyumadı. Haccını erteleyenleri mi dersiniz, küçücük eski arabasıyla gelen kardeşlerimizi mi dersiniz hepsinden Allah razı olsun. Bu milletin içinde bir birey olmak bile yeter. İnsanoğlu dünyaya gelirken Allah’a dilekçe vermiyor. Öyle bir şey yok. Allah’ın takdiriyle dünyaya geliyoruz. Bu dünyadaki yaptıklarımızdan sorumluyuz. Hepimiz kol kola girdik ve asrın dayanışmasını gerçekleştirdik. Mart, Nisan aylarında sağlam zeminleri tespit edip inşaatlara başladık. Şu anda deprem bölgesindeki rezerv alanlarda 207 bin bağımsız bölümün yapımı devam ediyor. Şehir merkezlerinde 50 bin konutun, köylerde ise 50 bin çelik köy evinin de yapımına başlanmış durumda. Toplamda 307 bin konutumuzun inşası hızla devam ediyor. Yerinde dönüşüm için bir proje açıkladık ve binlerce kardeşimiz müracaat etti. 256 bin kardeşimiz müracaat etti. Köy evlerini çelikten yapıyoruz. 9 şiddetinde bile depremde yıkılmayacak evler yapıyoruz. Bir fon bulduk ve bütün illerimizde altyapıyı baştan yapıyoruz. Toplam altyapı civarı 60 milyar lira civarında. Adana içinde 3 milyar liralık proje hazırladık. Bu yaz itibariyle başlayıp hiçbir belediyeye yük getirmeden altyapıyı biz yapıyoruz. Diyarbakır’da dağıtılacak konutlarla bugün 46 bin konut dağıtmış olacağız. Ondan sonrada her ay gelip konutları dağıtmaya devam edeceğiz. Bugün bin 589 konutu dağıtıyoruz. Adana’da 8 bin 138 konutun ihalesi yapılmış, devam ediyor. Onları da dağıtacağız 1 buçuk sene içerisinde” ifadelerini kullandı.

“Kol kola girelim ve birliğimizi devam ettirelim”

Depremden 2 ay sonra sağlam zeminde inşaat çalışmalarına başladıklarını söyleyen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, muhalefetin kendilerini eleştirdiklerini kaydederek, “Deprem olmuş 1 gün sonra muhalefetteki partinin ileri gelenleri, ‘Bu deprem iktidarı alır götürür’ diyor. Herkes enkazın altında ailesini kurtarmaya çalışıyorken bu laflar neyin nesi. Hangi hesabı yapıyorsunuz. İlk günlerde temel atarken ‘Acelenize ne oluyor’ diyorlardı. Aradan 1 sene geçince ise muhalefet çıkmış verilen 25 konut var diyor. Ben 75 binden bahsediyorum onlar ne söylüyor. Allah bunları ıslah etsin. 75 bin konut dağıtıyoruz. Geçen bir törende 1 tane tanıdığımız var mı diye soruyorum ama kimse çıkmadı. Burada hak yenmez. Deprem üzerinden, şehitlerimiz üzerinden siyaset olmaz. Eğer görmek istiyorlarsa tek tek gelsinler göstereceğim, inşaatları gezdireceğim. Bütün evleri 1, 1 buçuk sene içerisinde teslim edeceğiz. Nereden geldiğiniz hiç önemli değil, bizler Allah’ın kullarıyız. O yüzden kol kola girelim ve birliğimizi devam ettirelim” diye konuştu.

Öte yandan Bakan Özhaseki, vatandaşlara evleri teslim edilene kadar kira yardımlarının süreceğini söyledi.

Törene Adana Valisi Yavuz Selim Köşger’in yanı sıra kent protokolü ve vatandaşlar katıldı. – ADANA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-istanbul-en-riskli-il-evler-teslim-olana-kadar-kira-yardimlari-surecek/feed/ 0
AB Ülkeleri İsrail’e Gazze’de Ateşkes Çağrısı Yaptı, Macaristan Katılmadı https://www.haber60.com.tr/ab-ulkeleri-israile-gazzede-ateskes-cagrisi-yapti-macaristan-katilmadi/ https://www.haber60.com.tr/ab-ulkeleri-israile-gazzede-ateskes-cagrisi-yapti-macaristan-katilmadi/#respond Tue, 20 Feb 2024 00:48:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9979 Belçika’nın öncülüğünde 26 Avrupa Birliği (AB) üyesi ülke, İsrail’e “ Gazze Şeridi’nde kalıcı bir ateşkese yol açacak acil insani ara” çağrısında bulundu.

AB içinde İsrail’e en büyük desteği veren Macaristan ise bu çağrıya katılmadı.

Macaristan engeli nedeniyle, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddete karışan İsrailli radikal yerleşimcilere yönelik Avrupa yaptırımları konusunda da yine karar alınamadı.

Üye ülkeler, Macaristan engelini aşmak için İsrailli yerleşimcilere yönelik bireysel önlemler almaya hazırlanıyor.

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Brüksel’deki dışişleri bakanları toplantısı sonrası, 26 üye ülkenin Gazze’deki çatışmalara “derhal insani ara verilmesi çağrısında bulunan” bir bildiri yayımladıklarını açıkladı.

AB Dönem Başkanı Belçika’nın önerisiyle gündeme gelen ortak bildiride, Gazze’de “kalıcı bir ateşkese yol açacak şekilde çatışmalara acil insani ara, tüm rehinelerin koşulsuz serbest bırakılması ve insani yardım sağlanması” çağrısında bulunuldu.

AB üyesi 26 ülkenin dışişleri bakanları, Josep Borrell’in geçen hafta sonu İsrail’e yönelik yaptığı, “bir milyon Filistinlinin koruma aradığı Refah’a kara saldırısı başlatmaması” çağrısını da yineledi.

Ortak bildiride, İsrail’e, Refah’a askeri müdahale kararından vazgeçmesi istenerek, şu görüşlere yer verildi.

“İsrail Hükümeti’nden Refah’ta zaten felaket durumda olan insani durumu daha da kötüleştirecek ve acil olarak ihtiyaç duyulan temel hizmetlerin ve insani yardımın sağlanmasını engelleyecek askeri müdahalede bulunmamasını istiyoruz.”

Brüksel’deki kaynaklara göre, 7 Ekim’deki Hamas saldırıları sonrası İsrail’e güçlü bir şekilde destek veren bazı AB üyesi ülkeler, bölgede kötüleşen insani koşullar ve İsrail’in saldırılarına yönelik eleştiriler nedeniyle özellikle ateşkes konusunda tavır değişikliği sergilemeye başladı.

Ancak Macaristan hariç. AB içerisindeki en güçlü İsrail destekçisi olarak bilinen Macaristan, ortak bildiriye imza atmadı.

Belçika Dışişleri Bakanı Hadja Lahbib, 26 üye ülkenin Orta Doğu’daki duruma ilişkin farklı tutumlarına rağmen, acil ateşkes çağrısı kararı almasını, “son derece olumlu bir uzlaşma” diye değerlendirdi.

Bakan Lahbib, “27 üye ile hareketsiz kalmaktansa, 26 ülke ile ilerlemek daha iyi. İsrail’e açık bir mesaj gönderiyoruz ve önemli olan da bu” dedi.

Macaristan, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri gerçekleştiren radikal İsrailli yerleşimcilere karşı AB yaptırımları uygulanmasını da engelliyor.

Macaristan’ın vetosu nedeniyle diğer 26 AB üyesi ülke, radikal İsrailli yerleşimcilere yönelik ortak yaptırım kararı alamıyor.

İngiltere ve ABD, bu konuda yaptırımları hayata geçirmişti.

Fransa da, çok sayıda şiddet yanlısı yerleşimcinin ülkesine girişini yasakladığını açıkladı.

Pazartesi günü Brüksel’de yapılan AB Dışişleri Bakanları toplantısında, birlik içinde bu konuda kısa zamanda bir anlaşmaya varılacağına dair umut belirmedi.

Başta Belçika ve Hollanda olmak üzere birçok üye ülke, İsrailli radikal yerleşimcilere karşı yaptırım konusunda daha fazla beklememe kararı aldı.

AB Dönem Başkanı Belçika Dışişleri Bakanı Lahbib, Macaristan engelini aşmak için, diğer üye devletlerin bireysel önlemler alacağını duyurdu.

Hollanda Dışişleri Bakanı Hanke Bruins Slot da, Macaristan engeli nedeniyle, kısa vadede ortak yaptırım uygulanamayacağını vurgulayarak, “Bunu AB içinde yapamayacağımıza göre, Hollanda’da nasıl başarabileceğimize bakacağız” diye konuştu.

Hollandalı bakana göre, birçok AB ülkesinin yaptırım kararı alması durumunda, İsrailli yerleşimcilerin bir başka üye ülke üzerinden Schengen sınırları içinde dolaşmasının önüne geçilebilecek.

Bruins Slot, beklentisinin, birçok üye ülkenin bu konuda önlem alacakları yönünde olduğunu söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ab-ulkeleri-israile-gazzede-ateskes-cagrisi-yapti-macaristan-katilmadi/feed/ 0
Kürşad Zorlu: “Vatandaşın, İktidara Oy Verenler ve Vermeyenler Şeklinde Ayrılamayacağını İktidara 31 Mart’ta Anlatmamız Gerekiyor” https://www.haber60.com.tr/kursad-zorlu-vatandasin-iktidara-oy-verenler-ve-vermeyenler-seklinde-ayrilamayacagini-iktidara-31-martta-anlatmamiz-gerekiyor/ https://www.haber60.com.tr/kursad-zorlu-vatandasin-iktidara-oy-verenler-ve-vermeyenler-seklinde-ayrilamayacagini-iktidara-31-martta-anlatmamiz-gerekiyor/#respond Mon, 19 Feb 2024 22:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9891 İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ordu konuşmasındaki ” Biz varsak doğal gaz var, biz yoksak doğalgaz yok” sözlerini eleştirerek, “Muhalefette olmayı bir tarafa bırakın, nereden bakarsanız bakın kabul edilemeyeceğimiz bir açıklama bu. Günler öncesinde de Hatay’da, ‘Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse o şehre herhangi bir hizmet gelmez’ demişti Sayın Erdoğan. Bu tehdit siyasetine hep beraber karşı durmamız lazım. Böyle demokrasi olmaz. İllerin AK Partili olan ve olmayan belediyeler şeklinde ayrılamayacağını daha kaç kere hatırlatmamız gerekecek? Aslında vatandaşın, iktidara oy verenler ve vermeyenler şeklinde ayrılamayacağını da siyasi iktidara 31 Mart’ta anlatmamız gerekiyor” dedi.

İYİ Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Kürşad Zorlu, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zorlu şunları söyledi:

DAĞLARI SİYANÜRLE YERLE BİR OLURKEN SESSİZLİĞE GÖMÜLEN SİYASİ İKTİDARA SORUMLULARI AKLAMA FIRSATI VERMEYECEĞİZ”

“Erzincan’ın İliç’te bir felaket yaşadık. Kimsenin sorumluluk almadığı ve yanlışı üstlenmediği; konuşanların cezalandırıldığı ve yine vicdanlarımızın yaralandığı bir felaketle karşı karşıyayız. Günlerdir veriler, resmi rakamlar, belgeler, izinler, teknik ve bilimsel raporlarla ihmalin fotoğrafı açıkça ortaya çıkarıldı. Yani yalanın, talanın ve rantın fotoğrafından bahsediyoruz. Kamu sağlığı, sırf sermayenin daha fazla katkı sağlamadı için esasında bu yanlışlıklara kurban edilmiş. Zira toprağa, suya ve havaya karışan siyanür, bölge halkının sağlığını hala tehlikeye düşürüyor. 9 canımız hala bu göçüğün altında. Adeta ‘Al takke ver külah’ ilişkilerinde ülkemizin yeraltı ve yer üstü kaynaklarını talan eden bu iktidara seslenmek istiyoruz: Deprem oldu, enkaz altındaki vatandaşın üzerine sela okuttunuz. Heyelan oldu, maden ocağında göçük ortaya çıktı, yeri geldi şiddetli yağmurlar sel oldu, vatandaşlarımız hayatını kaybetti. Her türlü değerimizi oy almak için kullanan ama dağları siyanürle zehirlenip yerle bir olurken sessizliğe gömülen siyasi iktidara facianın sorumlularını aklama fırsatını vermeyeceğiz ve biz kamu vicdanının sesi ve vekili olacağız. Bu itibarla İliç’teki felaketin sorumlularının hukuk önünde hesap vermesi ve cezalandırılması için İYİ Parti olarak sürecin birebir takipçisi olduğumuzu buradan ifade etmek istiyorum.

“İKTİDAR HER GENCE ÜNİVERSİTE DİPLOMASI VERMEYE ANT İÇMİŞ AMA İŞ ÜNİVERSİTE MEZUNLARINI MUTLU ETMEYE GELİNCE SINIFTA KALMIŞ”

Memnuniyetsizlik ve mutsuzluk artışı, ‘Türkiye İleri Sallama Kurumu’ -ben onu öyle tarifliyorum- TÜİK tarafından bile artık göz ardı edilemez hale geldi. Ülkenin son dönemine baktığımızda genel olarak mutsuzluğun yaygınlaştığını ve yaşamından çok memnun olanların sayısının ciddi şekilde azalmakta olduğunu görüyoruz. Kamu hizmetlerinden duyulan memnuniyetsizlik de yine TÜİK rakamlarına yansımış. 2013-2023 dönemine baktığınızda, kamu hizmetlerinden memnun olduğunu beyan edenlerin oranı; eğitim, sağlık ve ulaştırma alanında yüzde 10 seviyesinde azalmış. Bir anlamda ‘vatandaştan vergi toplamaya gelince oranları istediğin gibi artır ama bu vergilerle yeterli hizmeti verme’ anlayışı siyasi iktidarın düsturu haline gelmiş. Çok övünülen hizmet anlayışının sayısal karşılığı işte burada yatıyor. Eğitim düzeyine göre en mutsuz kesiminin yükseköğretim mezunları olduğunu söyleyelim. Siyasi iktidar neredeyse her gence üniversite diploması vermeye ant içmiş ama iş üniversite mezunlarını mutlu etmeye gelince sınıfta kalmış. Yükseköğretim mezunlarının mutluluk oranında, 2006’dan 2023’e 17,2 puanlık bir azalma dikkat çekiyor. Peki üniversitelerin eğitim kalitesi her geçen yıl daha da düşerken üniversitelerdeki gençlerimiz ‘Ben neden burada zaman geçiriyorum’ diye düşünmeyecek mi sandınız? Üniversite sayısını ve kontenjanları çılgınlar gibi artırıp diğer yandan bütçe içinde yükseköğretimin payını azaltırken üniversitelerin hizmet kalitesinin düşeceğini hiç mi öngörmediniz? Yeni üniversite mezunlarının ortalama ücreti her geçen gün asgari ücrete biraz daha yakınsarken bu gençler ‘Biz neden üniversitede okuduk’ diye sormayacak mı zannettiniz? Bu soruları soran gençlerin mutsuz olacaklarını ve ilk fırsatta ‘Başka bir ülkeye nasıl yerleşirim’ diye düşüneceklerini hiç mi tahmin etmiyorsunuz? İnsan bunları sormadan edemiyor. Yoksa bunlar kasıtlı bir biçimde mi yapılıyor?

“BİR SİYASİ İKTİDAR DÜŞÜNÜN Kİ EMEKLİSİNİN FERYADINA KULAK TIKIYOR, EĞİTİM ORDUSUNU İSE GÖRMEZDEN GELİYOR”

Bugün emeklilerle öğretmenlerin feryadı artık ortaklaşmıştır. Açlık sınırının altında yaşamaya mecbur bırakılan milyonlarca emekli bir yanda, yıllarca öğrenim görüp mesleği için hak kazandığı halde açıkta bırakılan yüz binlerce öğretmen diğer yanda. Bir siyasi iktidar düşün ki emeklisinin feryadına kulak tıkıyor, eğitim ordusunu ise görmezden geliyor. Siyasi iktidarın beğenmediği eski Türkiye’de ikramiyesiyle ev alabilen bir emekli kesimi vardı. Emekli ikramiyesi toplumun büyük kısmını oluşturan asgari ücretlilerin mülk edinmesinin tek imkanıydı. Ev sahibi olan emekliler en azından maaşlarıyla kıt kanaat de olsa geçinebiliyordu. Bu imkan da ellerinden alındı ve ailesinden serveti olmayanlar mülksüzlüğe mahkum edildi. Bugün bırakın ev alabilmeyi, emekli ikramiyesiyle bir araba dahi alınamaz bir ekonomik ortamdayız. Emekliler çalışırken girdikleri borçları ancak ödeyip yetmeyen maaşları sebebiyle bir kez daha borçlanarak, ezilerek, kırılarak yaşamaya çalışıyorlar. Biz onun için acilen öğretmenler için atama, emekliye zam diyoruz. Gelinen bu koşullarda en düşük emekli maaşı asgari ücretten az olamaz. Verilen onca sözden, beylik laftan sonra öğretmene 100 binden aşağı bir kadro atamasını asla kabul etmiyoruz.

Mülakat konusuna gelince de bunu kaldırmaya yönelik kanun teklifine ilişkin bir ilerleme kaydedilmediğini de öğretmenlerimiz ve aileleriyle buradan paylaşmak isterim. Siyasi iktidar emeklilerin yaşam koşullarını yaşanamaz hale getirmekle kalmamış bir de kademeli emeklilik problemine neden olmuştur. Tıpkı aylık bağlama oranları düzeltilmeden emekli maaşlarına köklü bir çözüm üretilemeyeceği gibi EYT düzenlemesinin ardından adil bir emeklilik sistemi tesis etmeden iş ve emek barışı asla sağlanamayacaktır. Dün, EYT düzenlenmesinden yararlanamayan çok sayıda insan Ankara’da miting düzenlediler. Bir günlük farkla 17-20 yıl kaybetmenin adaletsizliğini dile getiriyorlar. Bu adaletsizliği ortadan kaldırmaya yönelik derhal bir çalışma yapılması gerekiyor. Biz böyle bir düzenlemeyi Meclis çatısı altında konuşmaya hazırız.

“VATANDAŞIN İKTİDARA OY VERENLER BE VERMEYENLER ŞEKLİNDE AYRILAMAYACAĞINI İKTİDARA 31 MART’TA ANLATMAMIZ GEREKİYOR”

Ocak ayındaki 15,1 milyar TL açıkla son 12 aydaki bütçe açığında rekor kırıldı. Hükümeti bu anlamda tebrik etmek lazım. Bütçe açığının ve faiz dışı açığın, GSYH’ye oranı 2001 krizinden beri en yüksek seviyeye ulaştı. ve dahası, vergi adaletsizliğinde sürekli el yükselttikleri için kendilerini tebrik etmek de istiyorum. Ocak 2024 bütçe gerçekleşmelerine baktığımızda, merkezi yönetimin vergi tahsilatı KDV’de yüzde 165, ÖTV’de yüzde 118, gelir vergisinde yüzde 107, kurumlar vergisinde ise sadece yüzde 10 arttı. Türkiye adeta sömürü ve rant ekonomisiyle can çekişiyor. Yoksuldan zengine servet transferiyse mevcut sistemin ana bir unsuru haline gelmiş durumda. Vatandaş artık iktidarın açılımını 3 şekilde yapıyor; Adaletsizliği Kutsama Partisi, Ağaları Kollama Partisi diğeri de Açlık ve Kutuplaştırma Partisi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Ordu’da yaptığı konuşmayı aynen okumak istiyorum: ‘Bizim olmadığımız bir büyükşehir belediyesi, kusura bakmayın açık konuşuyorum, doğal gazı nasıl getirecek? Biz varsak doğal gaz var, biz yoksak doğal gaz yok.’ Muhalefette olmayı bir tarafa bırakın, nereden bakarsanız bakın kabul edilemeyeceğimiz bir açıklama bu. Günler öncesinde de Hatay’da, ‘Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse o şehre herhangi bir hizmet gelmez’ demişti Sayın Erdoğan. Bu tehdit siyasetine hep beraber karşı durmamız lazım. Böyle demokrasi olmaz. İllerin AK Partili olan ve olmayan belediyeler şeklinde ayrılamayacağını daha kaç kere hatırlatmamız gerekecek? Aslında vatandaşın iktidara oy verenler ve vermeyenler şeklinde ayrılamayacağını da siyasi iktidara 31 Mart’ta anlatmamız gerekiyor. Bizim için 81 ilin, 922 ilçenin her biri Türkiyemizdir. Ülkemizdeki 85 milyon kişinin her biri Türkiyemizdir. Eğer Türkiye’yi temsil ediyorsanız, bunu böyle bilmek ve buna göre davranmak, gücümüzü de aldığınız bu milli iradeye olan borcumuzdur.

“SİYASİ İKTİDAR YANLIŞ POLİTİKALARIYLA, EKONOMİDE YARATTIĞI TAHRİBATLA ÜLKENİN DEMOGRAFİK DENGELERİNİ BOZMAYI BAŞARDI”

TÜİK, 2023 yılı nüfus verilerini açıkladı. Nüfusumuz, 2023’te sadece 92 bin 824 kişi artmış. Artış oranı da binde 1,1. Oysa 2002-2022 dönemine baktığınızda nüfusumuzun artış oranı yıllık ortalama yüzde 1,3’tür. Öte yandan 2023’ü nüfus açısından diğer yıllardan ayran 6 Şubat afetini de unutmamalıyız. Resmi kayıtlara göre, vefat eden kişi sayısı 53 bin 537 kişidir. Yani afet olmasaydı, afette hayatını kaybeden kimse olmasaydı dahi nüfus artışımız yüzde 0,17 olacaktı. Bu nüfus verilerine göre, ülkemizde üç kaygı verici gelişme veya ihtimal dikkatimizi çekiyor. Birincisi doğurganlık hızındaki azalmadır. Zira 2014’ten beri sıfır yaşındaki azalma devam ediyor. Sıfır yaşındaki nüfusta bir önceki seneye göre yüzde 7 buçukluk bir azalma yaşanmış. Oysa genç nüfusun fazlalığı ülkemizin en güçlü özelliklerinden biriydi. Ancak siyasi iktidar, yanlış politikalarıyla, ekonomide yarattığı tahribatla ülkenin demografik dengelerini bozmayı başardı. Peki bugün neden bu hız azalıyor? Çünkü AK Parti enflasyonla mücadele etmeyince, gelir dağılımını bozunca vatandaş bu yeni ekonomik düzene kendince uyum sağlamak durumunda kalıyor.

Cumhurbaşkanı her fırsatta ‘çocuk yapın’ dese de vatandaş gelecek kaygısıyla bu yönelime karşı duruyor. Gençler ise ‘Ne evlenmesi, daha kendimize bakamıyoruz cebimize giren üç kuruşla’ diyecek noktaya getirildi. Netice olarak da Türkiye’nin demografik fırsat penceresi yavaş yavaş kapanıyor. Üzülerek görüyoruz ki nüfus dinamizmini kaybolduğu ve nüfusu hızla yaşlanan bir ülke haline geliyor ülkemiz. İkinci kaygımız, depremde vefat edenlerin sayısının resmi açıklamadan fazla olması ihtimali. Nüfus artış hızının tarihsel ortalamasından bir yılda aşırı derecede sert bir sapma yapması, kolay açıklanabilir bir durum değil. Peki nedir bu sapmanın kaynağı? ya kaygı duyduğumuz gibi afette aslında açıklanandan daha fazla vatandaşımız vefat etti ya da çok ciddi dış göç verdik. Dış göç de zaten nüfus dinamikleriyle ilgili üçüncü kaygımız. 2022’de ülkemizden yurt dışına göç eden vatandaşlarımızın sayısı 140 bine yaklaşmış. 2018-2022 döneminde ise 500 binden fazla vatandaşımızın yurt dışına göç ettiğini görüyoruz. Henüz TÜİK’in 2023 göç verileri açıklanmadı ama dış göçte çok ciddi bir artış yaşanmış olma ihtimalini de burada saklı tutuyoruz.

“ÜLKEMİZDE YAŞAYAN KAÇAK AFGANLARA, İLTİCA SİSTEMİNE ALINARAK GEÇİCİ KORUMA VERİLMESİ İÇİN HAZIRLIK YAPILDIĞI DUYUMUNU ALDIK”

Genç nüfusu azalan ve dış göçün hızla arttığı bir ülke yaptılar ülkemizi. Dış göç diye sayılarla ifade edilen nüfus kaybının da büyük çoğunluğunun iyi yetişmiş insan kaynağımız olduğunu hatırlatmaya gerek yok. ya kalanlar ne durumda? Allah’a emanet yaşıyorlar. Çünkü biliyorlar ki bir depremde bina altında kalabilirler. Maden işçisi iseler yine her an toprak altında kalabilirler. Bunları da geçtim, ülkedeki adalet yoksunluğundan güç alan bir psikopat sokakta ya da trafikte ansızın canlarını alabilir. Sözün özü; ne yazık ki ülkemizi mutluluk vaat edemeyen bir yer kıldılar. Bugün ülkemiz, 10 milyondan fazla sığınmacıyla dünyanın en büyük sığınmacı deposu haline getirilmiştir. Bugün tamamlanan Münih Konferansı’nda en önemli tehlikenin savaş ve iklim değişikliğinden kaynaklanan göç olduğu ortaya konuldu. Siyasi iktidar buna çözüm bulmak yerine sığınmacıları kalıcı hale getirecek uyum projelerine var gücüyle devam ediyor. Geçen hafta gündeme getirdiğimiz bazı illerde Hazine arazilerinin Suriyeli sığınmacılara tahsisini hedefleyen BM destekli proje, bunun küçük bir örneğidir. Hükümet cephesi hızlıca bu iddiayı inkar etmeye kalksa da böyle bir tahsis projesi için illere gidildiği kayıtlarda mevcuttur. Şimdi duyuyoruz ki ülkemizde yaşayan kaçak Afganlara iltica sistemine alınarak geçici koruma verilmesi için bir hazırlık yapıldığı duyumunu aldık. Afganistan vatandaşları, Türkiye’ye Pakistan ve İran üzerinden gelmektedir. İran ilk iltica ülkesi ve Afganlar için güvenli üçüncü ülkedir. Bu nedenle Türkiye’nin gerek ulusal mevzuatı, gerekse taraf olduğu milletlerarası antlaşmalar kapsamında; Afganları Türkiye’ye alma yükümlülüğü yoktur. Suriyeliler konusunda yapılan yanlışlar, Afgan vatandaşlar yönünden de yapılmamalıdır. Ülkemizde bulunan Afganlar, gerekli girişimler yapılarak ivedilikle ülkelerine iade edilmelidirler. Bakın buradan İYİ Parti olarak uyarıyoruz: Bu yoldan dönün, bunu asla hayata geçiremezsiniz. Türk milleti olarak buna asla izin vermeyeceğiz. Konuyla ilgili tarafımca iBakanlığa bir soru önergesi de verdim, cevaplarını bekliyorum. Bu duyumun takipçisi olacağız.”

“BAŞKA PARTİNİN HATAY’DA GÖSTERDİĞİ ADAYLA İLGİLENMİYORUZ”

Zorlu, açıklamanın arından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

CHP Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Lütfü Savaş’ın isminin aday tanıtım toplantısında okunmaması ve adayların yapay zekayla belirlendiğinin açıklanmasıyla ilgili sorular üzerine Zorlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Başka bir partinin Hatay’da göstereceği adayla çok fazla ilgilendiğimizi söyleyemem ama bizim bir adayımız var. Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız, Nusret Cömert. İnanın, yarış daha da rekabetli bir iklimde geçecek. Bu yarışı İYİ Parti’nin göğüsleyeceğini ifade etmek isterim. İkinci husus ise, yapay zeka konusu. Bunu ben de takip ettim. Böyle teknolojilerin siyasete uyarlanması faydalı bir şey ama keşke bu anlayışı, 14 Mayıs’tan önce İYİ Parti bu kaygılarını ortaya koyduğunda, Sayın Meral Akşener; o masada bu iddiasını, bu teklifini getirdiğinde de yapmış olsalardı bugün belki çok farklı bir Türkiye’ye uyanmış olacaktık.”

İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Ayşen Kurt’un adının karıştığı suikast iddiaları sorulan Zorlu, “Yargıya intikal etmiş bir konu. Biz de takip ediyoruz. Soruşturma büyük bir özenle devam ettiriliyor. Bunun şahsi bir mesele olduğu kanaatindeyiz. Önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak somut delillere göre yeniden bir açıklama yapmayı planlarız” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kursad-zorlu-vatandasin-iktidara-oy-verenler-ve-vermeyenler-seklinde-ayrilamayacagini-iktidara-31-martta-anlatmamiz-gerekiyor/feed/ 0
Rusya Federasyonu İstanbul Başkonsolosu: Montrö Sözleşmesi’nin yerine getirilmesi önemli https://www.haber60.com.tr/rusya-federasyonu-istanbul-baskonsolosu-montro-sozlesmesinin-yerine-getirilmesi-onemli/ https://www.haber60.com.tr/rusya-federasyonu-istanbul-baskonsolosu-montro-sozlesmesinin-yerine-getirilmesi-onemli/#respond Mon, 19 Feb 2024 22:39:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9873 Rusya Federasyonu’nun İstanbul Başkonsolosu Andrey Buravov, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin hükümlerinin yerine getirilmesinin bölgede sükunetin sağlanması açısından çok önemli olduğunu söyledi.

Buravov, Rusya ile Ukrayna arasında 24 Şubat 2022’de başlayan savaşın 2’nci ve 2013-2014 yıllarında yaşanan Maidan olaylarının 10’ncu yılı vesilesiyle basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Rusya’nın Beyoğlu’ndaki İstanbul Başkonsolosluğu’nda yapılan basın açıklaması öncesi, Ukrayna’da 2013 ve 2014’te yaşanan olayların anlatıldığı “Maidan” isimli belgesel gösterildi.

Buravov, “?ubat 2014’te yaşanan ve sadece kan dökülmesiyle kalmayan, aynı zamanda bu ülkede kanlı bir iç savaşın da başlamasına sebep olan devlet darbesinden bahsediyoruz. Bunun sonuçlarını hala görüyoruz, 2 yıl önce yine şubatta Rusya’nın Ukrayna’da başladığı özel harekatı kastediyorum.” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği’nin o zaman konuya “Ya bizimlesiniz ya da Ruslarla” şeklinde yaklaştığını kaydeden Buravov, “Ukrayna ile ülkemiz arasındaki yakın ekonomik ve diğer bağlar çerçevesinde Ukraynalı yetkililer, bu sürecin tüm artılarını ve eksilerini tartmaya karar verdiler ancak daha sonra hükümet karşıtı ayaklanmaya dönüşen bu protestolar, Batı’nın aktif teşvikiyle milliyetçi ve Rus karşıtı çevrelerin hükümete baskı aracı haline geldi.” dedi.

Buravov, 16 Mart 2014’te Kırım halkının “demokratik bir referandum” ile Rusya’ya katıldığını ve eski Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in görevi devretmesinden sonra yeni Kiev yönetiminin kendi halkına karşı kanlı bir savaş başlattığını öne sürdü.

Yaşananların sebebi olarak Batı ülkelerinin politikalarına işaret eden Buravov, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu, Batı’nın farklı ülke ve halkları birbirine düşüren, devletler arası çatışmaları kışkırtan ‘böl ve yönet’ politikasının bir başka sonucudur. Bağımsızlığını kazandığı andan itibaren Ukrayna, Batı tarafından, Kiev yetkililerinin Nazi ve Rus düşmanı ideolojisini ve uygulamalarını teşvik eden Rusya karşıtı bir sıçrama tahtası olarak görüldü.”

Buravov, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı zorunlu bir “harekat” başlattığını, “harekat”ın Rusya’nın güvenliği sağlanmadan, Rus ve Rusça konuşan nüfusun meşru çıkarları güvence altına alınmadan sona ermeyeceğini belirtti.

Ukrayna’ya silah sevkiyatı devam ettiği sürece çatışmaların süreceğini kaydeden Buravov, Rusya’nın amacının “Ukrayna’yı askersizleştirmek” olduğunu ve Rusya’nın NATO ülkelerinden birine saldırı gerçekleştirebileceği yönündeki iddiaları reddettiklerini kaydetti.

“(Batı ülkelerinin savaş gemilerinin Karadeniz’e girmesi) Çok ciddi sonuçlarının olacağını düşünüyorum”

Buravov, Montrö Sözleşmesi’nin 1936’de imzalanmasına karşın bugün de sükunetin sağlanması açısından güncelliğini ve önemini aynen koruduğunu dile getirdi.

Türkiye ile Rusya’nın bu konuda aynı fikirde olduklarına dikkati çeken Buravov, “Montrö Sözleşmesi’nin hükümlerinin yerine getirilmesi çok önemli ve bunun devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz.” dedi.

Buravov, “Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin askeri güçlerinin, mayın arama faaliyeti kisvesi altında Karadeniz’e girmeye çalışmasını güçlü şekilde reddediyoruz. Bunun çok ciddi sonuçlarının olacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

“Sorunun çözümü bağımsız Filistin devletinin kurulmasında yatıyor”

Gazze konusunda Rusya’nın tutumunun bilindiğini dile getiren Buravov, sorunun temelinde Filistin devleti konusundaki çözümsüzlüğün yattığını söyledi.

Buravov, Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde çözüm konusunda birçok kez adım attığını ve ABD’nin tutumu sebebiyle ülkesinin başta yardımların Gazze’ye ulaştırılması olmak üzere çözüm tekliflerinin hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını belirtti.

Gazze’de sivillerin hayatını kaybettiğinin altını çizen Buravov, “Bu sorunun çözümü bağımsız Filistin devletinin kurulmasında yatıyor. Bunu gerçekleştirmek için Rusya, çeşitli seviyelerde girişimlerde bulunuyor, elinden geleni yapmaya çalışıyor.” dedi.

Buravov, Türkiye’nin “garantörlük” teklifine ilişkin, çeşitli fikirlerin ortaya çıktığını ve Rusya’nın da bu konuda girişimlerde bulunmaya hazır olduğunu sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/rusya-federasyonu-istanbul-baskonsolosu-montro-sozlesmesinin-yerine-getirilmesi-onemli/feed/ 0
Sol Parti’den Eskişehir’de Yürüyüş: “Hilafet Çağrılarına, Onların Sokaklarımızı Boğduğu Karanlığa Karşı Ülkenin Bütün Sokaklarında Yürüyeceğiz” https://www.haber60.com.tr/sol-partiden-eskisehirde-yuruyus-hilafet-cagrilarina-onlarin-sokaklarimizi-bogdugu-karanliga-karsi-ulkenin-butun-sokaklarinda-yuruyecegiz/ https://www.haber60.com.tr/sol-partiden-eskisehirde-yuruyus-hilafet-cagrilarina-onlarin-sokaklarimizi-bogdugu-karanliga-karsi-ulkenin-butun-sokaklarinda-yuruyecegiz/#respond Mon, 19 Feb 2024 08:54:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9780

MELTEM KARAKAŞ

SOL Parti, Eskişehir’de Genel Başkan Önder İşleyen’in katılımıyla dün “Aydınlık, Eşit, Özgür Yarınlar” yürüyüşü düzenlendi. İşleyen, “Hilafet çağrılarına, onların sokaklarımızı boğduğu karanlığa, şeriat çağrılarına karşı Eskişehir’den Samsun’a, Samsun’dan Adana’ya İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e bu ülkenin bütün sokaklarında yürüyeceğiz. Yürüyeceğiz ki bilsinler bu ülke sahipsiz değil” dedi.

Sol Parti tarafından Eskişehir’de dün “Aydınlık, Eşit, Özgür Yarınlar” yürüyüşü düzenlendi. Adalar Porsuk mevkisinde bir araya gelen yüzlerce SOL Partili, Ulus Anıtı’na yürüdü. “Karanlığı parçala, geleceğe sahip çık”, “Faşizme ölüm tek yok devrim” sloganları atan gruba Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şubesi ve Eğit Der Eskişehir Şubesi de destek verdi.

“BİLSİNLER BU ÜLKE SAHİPSİZ DEĞİL”

Ulus Anıtı’nda yapılan basın açıklamasında konuşan SOL Parti Genel Başkanı Önder İşleyen, şunları söyledi:

“Hilafet çağrılarına, onların sokaklarımızı boğduğu karanlığa, şeriat çağrılarına karşı Eskişehir’den Samsun’a, Samsun’dan Adana’ya İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e bu ülkenin bütün sokaklarında yürüyeceğiz. Yürüyeceğiz ki bilsinler bu ülke sahipsiz değil. Yürüyeceğiz ki ayaklarını denk alsınlar. Memleketimizi, geleceğimizi onlara teslim etmeyeceğimizi anlasınlar.

“BU ÜLKENİN İLERİCİ, DEVRİMCİ DEĞERLERİ, MÜCADELE TARİHİ ONLARDAN BÜYÜKTÜR”

Günlerdir, aylardır bu ülkenin sokaklarında Ortadoğu’dan devşirme cihatçı çeteler, karanlığa boğulmuş tarikatlar cemaatler ve iktidar sahipleri hilafet çağrıları yaparak, Cumhuriyet’e kin kusarak bu ülkenin ilerici, özgürlükçü değerlerine saldırarak sokaklarımızı karanlığa boğdular. Amerikan 6. filosuna karşı yürüyen Vedatları, Taylanları katledenler siz değil miydiniz? Biz sizi bu ülkedeki yolsuzluklarınızdan biliriz, hırsızlıklarınızdan biliriz. O yüzden bu memleketin böğrüne saplanmış bu zehirli kılıcı çıkarmak, bu hançeri bu memleketin böğründen çıkarmak boynumuzun borcudur. Onlar bu iktidar koltuklarında oturduklarında bütün gücü kendilerinde sanmasınlar. Bu ülkenin güzel insanları, yürekli insanları, aydınlık yüzlü insanları sakın ha kendilerini güçsüz sanmasınlar. Yalnız sanmasınlar. Bu ülkenin ilerici, devrimci değerleri, mücadele tarihi onlardan büyüktür.”

“BİZE DAYATILAN SEFALETİ KABUL ETMİYORUZ”

Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Ali Paşa Şanlı şunları söyledi:

“16 milyon emekliyiz. Saray iktidarı görüyor. İstediği kadar görmemezlikten gelsin, istediği kadar duymamazlıktan gelsin biz alanlarda insanca yaşam taleplerimizi, haklarımızı haykırmaya, mücadelemizi sürdürmeye, yükseltmeye kararlıyız. Saray iktidarı uluslararası sermaye ülkemize peşkeş çekerken, onlara milyon dolar hak tanırken biz emeklilere geldiğinde ‘para yok’ diyor ve bize dayattığı sefaleti kabul etmiyoruz.”

“HEPİMİZ BİRLEŞİK MÜCADELE VERMELİYİZ”

Eğit Der Eskişehir Şube Başkanı Emin Dağlı, “ÇEDES uygulamasına karşı hepimiz birleşik mücadele vermeliyiz. Duyarlı davranmalıyız. Buradan bilimsel eğitimden yana olan halkımızı ve eğitimcilerimizi selamlıyorum” dedi.

“HALKIMIZ, SEFALET İÇİNDE YAŞAM KAVGASI VERİYOR”

SOL Parti Eskişehir İl Başkanı Hüseyin Öztürk ise şunları söyledi:

“Ülkemiz rantçıların, hilafet yanlılarının, para babalarının kıskacında yoksullukla ve bağnazlıkla boğuşuyor. Emekçiler, emekliler, halkımız, ülkemiz tarihinde görülmemiş şekilde yoksullaştırılıyor, açlığa ve sefalet içinde yaşamaya mahküm ediliyor. Diğer yandan AKP’ye yakın bir avuç harami ülkemizin kaynaklarına, ulusal gelirimize el koymaktan çekinmiyor. Emperyalist şirketler, yerli işbirlikçileriyle birlikte madenler açarak Anadolu topraklarını yaşanmaz kılıyor. Topraklarımız çölleşiyor; ormanlarımız yok oluyor, derelerimiz kuruyor. İnsanlarımız iş cinayetlerinde ölüyor. Halkımız, sefalet içinde yaşam kavgası verirken; bir avuç sermayedarın ve emperyalist işbirlikçilerinin karlarını katladıkları bu rejimin sürmesi için her türlü baskı, zorbalık, hukuk dışı anti-demokratik uygulamalar en acımasızca uygulanıyor. Muhalif siyasetçiler, gazeteciler, aydınlar cezaevlerinde esir alınıyor. Ancak darbe dönemlerinde görülebilecek şekilde hukuk, anayasa ve yasalar askıya alınıyor, meclis fiilen işlemez kılınıyor. İşte ‘tek adam rejimi’nin 20 küsur yıldır ülkemizi getirdiği noktanın özeti budur.

“ERZİNCAN’IN İLİÇ İLÇESİNDEKİ ALTIN MADENİNDE YAŞANANLAR KAZA DEĞİL, FACİADIR”

20 yıllık AKP iktidarının yarattığı tablonun son örneği Erzincan’ın İliç ilçesinde bir kez daha görülmektedir. Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde yaşananlar kaza değil, faciadır. Bu felaketin sorumlusu yaşam alanlarımızın yeraltı ve yer üstü kaynaklarımızın talan edilmesine göz yuman AKP iktidarıdır. Yıllardır Erzincan’da bir facianın an meselesi olduğunu duyuranlar ve bu madene karşı mücadele edenler dikkate alınmamış; yaşanan felakete davetiye, bizzat AKP iktidarı tarafından çıkarılmıştır. İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargı ve toplum karşısında hesap vermeli, tüm ÇED kararları iptal edilmeli ve işletme derhal kapatılmalıdır.

“ÜLKEMİZİ GERİCİLİĞİN ESARETİ ALTINA SOKTULAR”

‘Tek adam rejimi’, Cumhuriyet’in tüm ilerici birikimlerini, laikliği, demokrasiyi ve özgürlükleri yok ederek ülkemizi gericiliğin esareti altına soktu. Şimdi de bu esaret zincirlerine yeni halkalar eklemek için uğraşıyorlar! Amerika’nın, NATO’nun, CIA’nın elinde büyüyen siyasal İslamcılar, onların desteğiyle ülkemizi bu karanlığa sürüklediler. Şimdi de onların desteğiyle sömürüyü ve gericiliği büyüterek emperyalizmin çıkarlarını hakim kılmaya çalışıyorlar.

“BU ÜLKENİN YURTTAŞLARI EMPERYALİZMİ ANADOLU TOPRAKLARINDA YENİLGİYE UĞRATAN İNSANLARIN TORUNLARIDIR”

Bu ülke sahipsiz değildir. Bu ülkenin onurlu yurttaşları, açlığa ve yoksulluğa rağmen emperyalist işgale karşı koyan ve emperyalizmi Anadolu topraklarında yenilgiye uğratan onurlu insanların torunlarıdır. Bedel ödenerek kazanılan ülkemizi ve Cumhuriyet’in onlarca yıllık ilerici birikimlerini; orta çağ karanlığından fırlamış gelmiş bir avuç tarikat-cemaat gerici güruhuna kolay kolay teslim etmeyecektir.

“ŞERİAT-HİLAFET ÇAĞRILARINA KARŞI LAİKLİĞİ KAZANMAK İÇİN YÜRÜYORUZ”

Şeriat çağrılarına, hilafet yürüyüşlerine, tarikatıyla cemaatiyle tüm bu karanlığa meydanları da ülkemizi de geleceğimizi de asla terk etmeyeceğiz. Bu ülkenin yurtseverleri var, bu ülkenin ilericileri var, bu ülkenin devrimcileri var. Şeriat-hilafet çağrılarına karşı laikliği kazanmak için yürüyoruz. Tarikat-cemaat yurtlarında istismar edilen çocukların hesabını sormak için yürüyoruz. Kadınların köleleştirilme çabasının, taciz, tecavüzlerin, cinayetlerin hesabını sormak için yürüyoruz. Tarikatlara aktarılan kamu kaynaklarının hesabını sormak için yürüyoruz. Okulları tarikatlardan arındırmak, bilimi ve aklı egemen kılmak için; emekçi halk çocuklarını karanlıktan kurtarmak için yürüyoruz. Amerikan emperyalizmine hizmet için dini kullanan, 6.Filo’ların önünde secdeye durup, BOP Eş Başkanlığı ile övünenleri tarihin çöplüğüne göndermek için yürüyoruz! Aydınlık bir Türkiye için, devrimci demokratik bir cumhuriyeti kurmak için yürüyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/sol-partiden-eskisehirde-yuruyus-hilafet-cagrilarina-onlarin-sokaklarimizi-bogdugu-karanliga-karsi-ulkenin-butun-sokaklarinda-yuruyecegiz/feed/ 0
Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı: Lisanslı sporcu sayısı 38 bine ulaştı https://www.haber60.com.tr/turkiye-universite-sporlari-federasyonu-baskani-lisansli-sporcu-sayisi-38-bine-ulasti/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-universite-sporlari-federasyonu-baskani-lisansli-sporcu-sayisi-38-bine-ulasti/#respond Mon, 19 Feb 2024 08:39:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9765 Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Günay, üniversitelerdeki lisanslı sporcu sayısının 38 bine ulaştığını söyledi.

Üniversite Sporları Masa Tenisi Türkiye Şampiyonası için Kırşehir’e gelen Günay, AA muhabirine, 2028 Avrupa Üniversite Spor Oyunları için resmi aday olduklarını, 2024 Avrupa Masa Tenisi Şampiyonası’nın da Burdur’da yapılacağını vurguladı.

Federasyon olarak faaliyette bulundukları 91 spor branşından 50’sinin olimpik ve “Türkiye Üniversiteler Ligi” adı altında devam ettiğini anlatan Günay, üniversite öğrencilerinin her geçen gün spora ilgisinin arttığını dile getirdi.

Lisanslı sporcu sayısının 38 bine ulaştığını vurgulayan Günay, şöyle konuştu:

“Bu sene daha yüksek rakamları hedefliyoruz. 2021’de görevi devraldığımızda 17 binlerdeydik. Son 3 yılda kademeli olarak 38 binlere çıkış oldu. Sayılar giderek artacak. Gençlerde spor bilincinin oluşması, devletimizin ve sponsorların destekleri de çok önemli. Geçen hafta açıklandığı üzere üniversitelerde ‘Spor Dostu Kampüsler’ başlayacak. Bu ilgiyi daha da arttıracak diye düşünüyoruz. Milli sporcularımız üniversitelerde okuyor ve bu da bize büyük avantaj olarak yansıyor. Dolayısıyla uluslararası başarılara da bu yansımış durumda. Biz bu yıl 52 bin hedefledik.”

“Türkiye bir spor ülkesi”

Günay, 2022 yılında masa tenisinde takım olarak Avrupa şampiyonu olduklarını, geçen yıl da Çin’de dünya üçüncülüğü elde ettiklerini anımsattı.

Bunun dışında boks, güreş, tekvando, karate ve kick boksta marka ülke haline geldiklerini aktaran Günay, “Türkiye hem başarılarıyla hem de organizasyon sahipliği yapma konusunda bir spor ülkesi. Bu yıl Avrupa şampiyonaları ve 7-8 branşta dünya şampiyonaları var. Dolayısıyla başarılı bir yıl olması için elimizden geleni yapıyoruz.” diye konuştu.

Günay, son zamanlarda E-sporda artış yaşandığına dikkati çekerek, ülke ve yetenek olarak en başarılı oldukları branşların güreş, tekvando, karate ve boks gibi dövüş sporları olduğunu belirtti.

Atletizmde de olumlu gelişmeler olduğunu ifade eden Günay, “Geçen yıl üniversite olimpiyatlarında kürek branşında dünya şampiyonu olduk. Bu bizi çok mutlu etti. Destekledikçe bunlar devam ediyor ama öncelikle ata sporumuz güreşten başlayarak tüm dövüş ve mücadele sporlarında başarımız biraz daha yüksek.” dedi.

Alınan madalya sayısı 1000’i geçti

Günay, 2023 yılında deprem nedeniyle 52 branşta faaliyet gösterebildiklerini anımsattı.

Geçen yıl 300’ün üzerinde faaliyet yapıldığını ve 2024’te bu sayının artacağını anlatan Günay, şunları kaydetti:

“Devam eden ligler, Türkiye şampiyonaları var. Uluslararası anlamda ise geçen yıl Dünya Üniversite Olimpiyatları’nda mücadele ettik. Tarihimizde ilk defa genel sıralamada 35 madalya ile dünya 6’ncısı olduk. Bu da çok büyük bir başarıydı. Avrupa Oyunları’nda genel sıralamada ülke olarak 2. sıradayız ve 1. olmak istiyoruz, onun için çalışıyoruz. Şu ana kadar federasyon olarak aldığımız madalya sayısı 1000’i aşmış durumda. Son 2 yılda aldığımız madalya sayısı ise 300. İnşallah bunu arttıracağız, büyük potansiyeli ve genci olan Türkiye’ye yakışıyor. Bunu daha da yukarıya çekmek, devletimizin ve bakanlığımızın birinci önceliği.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-universite-sporlari-federasyonu-baskani-lisansli-sporcu-sayisi-38-bine-ulasti/feed/ 0
AİHM Raporuna Göre Türkiye, İnsan Hakları İhlallerinde En Yüksek Başvuru Sayısına Sahip Ülke https://www.haber60.com.tr/aihm-raporuna-gore-turkiye-insan-haklari-ihlallerinde-en-yuksek-basvuru-sayisina-sahip-ulke/ https://www.haber60.com.tr/aihm-raporuna-gore-turkiye-insan-haklari-ihlallerinde-en-yuksek-basvuru-sayisina-sahip-ulke/#respond Mon, 19 Feb 2024 08:00:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9732 CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, “Ülkemizde iktidar insan yaşamını, özgürlüğü adeta görünmez zincire vurdu. AİHM’in yayınlanan yıllık raporuna göre, 2023 yılı sonu itibarıyla 68 bin 450 dosya karar için bekliyor. Türkiye ise geçen yıl mahkemede bekleyen 23 bin 397 davayla en yüksek başvuru sayısına sahip ülke oldu. Türkiye ile ilgili 78 kararın en az 72’sinde hak ihlali tespit edildi, ihlal tespit edilmeyen karar 3, uzlaşıya varılan dosya sayısı da 3 oldu oldu. Türkiye en fazla adil yargılanma hakkı, güvenlik ve özgürlük hakkı ihlallerinden mahküm edildi” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2023 yılı verilerini içeren yıllık raporuna ilişkin yazılı açıklama yaptı. Akkuş İlgezdi’nin açıklaması şöyle:

“AİHM VERİLERİNE GÖRE TÜRKİYE, 2023’TE MAHKEMEDE BEKLEYEN 23 BİN 397 DAVAYLA EN YÜKSEK BAŞVURU SAYISINA SAHİP ÜLKE OLDU”

“Ülkemizde iktidar insan yaşamını, özgürlüğü adeta görünmez zincire vurdu. AİHM’in yayınlanan yıllık raporuna göre, 2023 yılı sonu itibarıyla 68 bin 450 dosya karar için bekliyor. Türkiye ise geçen yıl mahkemede bekleyen 23 bin 397 davayla en yüksek başvuru sayısına sahip ülke oldu. Türkiye ile ilgili 78 kararın en az 72’sinde hak ihlali tespit edildi, ihlal tespit edilmeyen karar 3, uzlaşıya varılan dosya sayısı da 3 oldu oldu. Türkiye en fazla adil yargılanma hakkı, güvenlik ve özgürlük hakkı ihlallerinden mahküm edildi.

“İKTİDARIN POLİTİKALARI SONUCU 2023 YILINDA DA KAYGI VERİCİ BOYUTTA YAŞAM HAKKI İHLALLERİ YAŞANMIŞTIR”

İnsan hakları fikrini referans almaktan tümüyle vazgeçen siyasal iktidarın ekonomiden toplum sağlığına kadar ülkenin tüm meselelerini güvenlik sorunu haline getiren, toplumu kutuplaştıran, şiddeti esas alan, bilhassa uluslararası sorunların çözümünde çatışma ve savaşı tek yöntem haline getiren politikaları sonucu 2023 yılında da kaygı verici boyutta yaşam hakkı ihlalleri yaşanmıştır. Yaşam hakkı ihlalleri, sadece devletin güvenlik güçleri tarafında gerçekleştirilen ihlallerle sınırlı değil; yapısal şiddetin bir ürünü olarak üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen fakat devletin ‘önleme ve koruma’ yükümlülüğünü yerine getirmeyerek neden olduğu ihlalleri de kapsamakta. 6 Şubat 2023 tarihinde, Türkiye’nin de içinde yer aldığı coğrafyanın yakın tarihinde görülen en büyük doğal afetlerden biri yaşandı. Acısı yıllar geçse de dinmeyecek kayıplar yaşadık. Türkiye, aktif fay hatlarının bulunduğu bir deprem ülkesi; bu ilkokul çocuğunun bile bildiği bir gerçek. Peki iktidar ne yaptı?

“İŞKENCE OLGUSU, 2023 YILINDA DA TÜRKİYE’NİN EN BAŞAT İNSAN HAKLARI SORUNU OLDU”

Ülkemizde işkence ve diğer kötü muameleler yaşandı, büyük bir utanç vesikası… Anayasa’nın ve evrensel hukukun mutlak olarak yasaklamasına ve insanlığa karşı bir suç olma vasfına rağmen işkence olgusu, 2023 yılında da Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu oldu. İktidarın baskı ve kontrole dayalı yönetim tarzı sonucu günümüzde tüm ülke adeta işkence mekanı haline geldi. Siyasal iktidarın hukuku bir baskı ve sindirme aracı olarak kullanmasının sonucunda hem hapishane nüfusunda yıllar içinde büyük bir artış yaşanmıştır hem de kapasitenin çok üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunmakta. Adalet Bakanlığının verilerine göre, 2005 yılında bulunan tutuklu ve hükümlü sayısı 55 bin 870’ken 1 Aralık 2023 tarihi itibarıyla ceza infaz kurumlarında toplam 280 bin 584 tutuklu ve hükümlü bulunmakta. Avrupa Birliği (AB) İstatistik Ofisi Eurostat’ın 2021 verilerine göre, Türkiye Avrupa’da hapishanelerdeki mahpus sayısının ve oranının en yüksek olduğu ülke. Türkiye’de 100 bin kişiden 356’sı hapishanelerde bulunuyor. Bu oran AB ülkelerinde ise 106,3.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/aihm-raporuna-gore-turkiye-insan-haklari-ihlallerinde-en-yuksek-basvuru-sayisina-sahip-ulke/feed/ 0
Bakan Kacır: Sınırlarımızda Teröristan’a İzin Vermeyeceğiz https://www.haber60.com.tr/bakan-kacir-sinirlarimizda-teroristana-izin-vermeyecegiz/ https://www.haber60.com.tr/bakan-kacir-sinirlarimizda-teroristana-izin-vermeyecegiz/#respond Sun, 18 Feb 2024 22:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9639 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, hemşehirlileriyle bir araya geldiği toplantıda sınır ötesinde kullanılan savunma sistemleriyle alakalı konuştu. Bakan Kacır, “Sınırlarımızın ötesinde kurulmaya çalışılan ‘Teröristan’ haritalarını yırtıp atıyoruz. O teröristlerin arkalarında kimler olursa olsun güvendikleri ağababaları kim olursa olsun sınırlarımızda bir ‘Teröristan’a izin vermeyeceğiz” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Şebinkarahisar Yardımlaşma Derneği 50. Olağan Genel Kurul toplantısına katıldı. Eyüpsultan Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda Bakan Kacır, hemşehirlileriyle bir araya geldi. Toplantıya, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yanı sıra Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız ve Şebinkarahisar derneği üyeleri katıldı. Olağan kurul toplantısında konuşan Bakan Kacır, sınır ötesinde kullanılan savunma teknolojilerinden bahsederek, Türkiye’nin bugün kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen bir ülke haline geldiğini söyledi. Türkiye’nin ilk astronotunun, ilk uzay bilim misyonunu tamamladığını belirten Kacır, Türk çocuklarının başka milletin çocuklarına ait olduğu gerekçesiyle vazgeçecekleri hiçbir hayalinin kalmadığını ifade etti.

“Sınırları bin kilometreye yaklaşan Tayfun füzesini bu milletin yetiştirdiği evlatlar üretiyor”

Türkiye’nin yüksek teknolojik sistemlerini dünyaya rekabetçi bir şekilde ihraç edebilen bir ülke olduğunu belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir teknoloji hamlesi yolculuğundayız. Türkiye bugün kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve böylelikle başta güvenlik güçleri olmak üzere devletinin ihtiyaçlarını yerli ve milli sistemlerle karşılayabilen bir ülke olmuştur. Türkiye bugün yüksek teknolojik sistemlerini dünyaya rekabetçi bir şekilde ihraç edebilen bir ülke olmuştur. Hava araçlarından, insansız hava araçlarından Türkiye bugün dünyada 1 numara. BAYRAKTAR’ı, AKINCI’yı, KIZILELMA’yı, ANKA’yı, ANKA 1’i, ANKA 2’yi, ANKA 3’ü bu milletin evlatları yaptı, gökyüzünde buluşturdu. Sadece bunları mı? Helikopter platformlarını, ATAK’ı, ATAK 2’yi, GÖKBEY’İ, bu milletin mühendisleri, bu milletin teknisyenleri üretti. HÜRKUŞ’u, HÜRJET’i bu milletin yetiştirdiği evlatları, mühendisleri göklere yükseltti. Allah’a hamdolsun az önce değerli vekilim bahsetti. Şimdi artık sınırları bin kilometreye yaklaşan Tayfun füzesini bu milletin yetiştirdiği evlatlar üretiyor. Bu milletimiz için büyük bir kazanımdır. Allah’ın izniyle gidecek daha çok yolumuz var” dedi.

“Güvendikleri ağababaları kim olursa olsun sınırlarımızda bir ‘Teröristan’a izin vermeyeceğiz”

Bugün gelinen nokta itibariyle terörün topraklardan kazındığını ifade eden Bakan Kacır, “Biz bu yola bir mecburiyetle çıktık. Zira gördük ki, 40 yıla yakındır süren terör ile mücadelemizde parasını ödesek dahi dost bildiklerimiz ihtiyaç duyduğumuz savunma sistemlerini bizimle paylaşmıyorlardı. Evlatlarımızı kendi topraklarımızda şehit veriyorduk. Arkasında birileri olan bir terör örgütünün saldırıları yüzünden. Ama nihayetinde Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir yola çıktık. Bu ülkenin, bu milletin, bu devletin neye ihtiyacı varsa kendi evlatlarımızın alın teriyle, emeğiyle, gayretiyle yerli ve milli olarak geliştireceğiz ve silahlı kuvvetlerimize ve güvenlik güçlerimize teslim edeceğiz. İşte bugün geldiğimiz nokta itibariyle kendi topraklarımızdan terörü kazıdık attık. Sildik attık. Onlarca yıl kendi topraklarımızda şehit veriyorduk değil mi? Güneydoğu’da, Doğu Anadolu’da hatta Karadeniz’de. Hatırlayın Eren Bülbül komşumuz Trabzon’un evladı değil mi? Hatta Şebinkarahisar’ın tepelerinde teröristler gezmeye cesaret edecek noktaya gelmişlerdi. Allah’a hamdolsun bunların hepsini kazıdık attık, def ettik ülkemizden. Ama mücadele bitmedi biz her alanda olduğu gibi bu işte de sadece bugünü değil yarınını düşünmek zorundayız. Evlatlarımızın geleceğini bu zor coğrafyada, Türk milletinin başı dik, alnı açık şekilde yaşamına devam etmesini temin etmek, sağlamak zorundayız. İşte bunun için şimdi harekatı sınır ötesine taşıdık. Sınırlarımızın ötesinde kurulmaya çalışılan ‘Teröristan’ haritalarını yırtıp atıyoruz. O teröristlerin arkalarında kimler olursa olsun güvendikleri ağababaları kim olursa olsun sınırlarımızda bir ‘Teröristan’a izin vermeyeceğiz. İnşallah kahraman silahlı kuvvetlerimiz şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da bu mücadelede Allah’ın izniyle başarılı olacak” diye konuştu.

“Biz milletimizin evlatlarının hayalleri, ufkun üzerine gökyüzüne uzansın istiyoruz”

Türkiye’nin ilk astronotunun, ilk uzay bilim misyonunu tamamlayıp dünyaya dönüş yaptığını aktaran Bakan Kacır, “Az önce değerli vekilim ifade etti. Hamdolsun geçtiğimiz hafta Türkiye’nin ilk astronotu, ilk uzay bilim misyonumuzu tamamladı, uluslararası uzay istasyonundan dünyaya dönüş yaptı. Bu milletin çocuklarının başka milletin çocuklarına ait olduğu gerekçesiyle vazgeçecekleri hiçbir hayal kalmamıştır. Biz milletimizin evlatlarının hayalleri, ufkun üzerine gökyüzüne uzansın istiyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-kacir-sinirlarimizda-teroristana-izin-vermeyecegiz/feed/ 0
Hollanda’nın Lahey kentinde Eritreli gruplar arasında çatışma çıktı https://www.haber60.com.tr/hollandanin-lahey-kentinde-eritreli-gruplar-arasinda-catisma-cikti/ https://www.haber60.com.tr/hollandanin-lahey-kentinde-eritreli-gruplar-arasinda-catisma-cikti/#respond Sun, 18 Feb 2024 22:06:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9587 Hollanda’nın Lahey kentinde Eritreli hükümet muhalifleri ile hükümet yanlısı gruplar arasında yaşanan çatışma, kontrolden çıktı.

Taş ve sopalarla birbirine saldıran gruplar, polisle de çatıştı. Çatışma sırasında civardaki çok sayıda otomobil ile polis araçları da ateşe verildi.

Kentte acil durum ilan edildi. Lahey polisi, Eritreli gruplara göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla karşılık verdi.

Olaylar sonucu çok sayıda polis ve göstericinin yaralandığı bildirildi.

Hollanda medyasına göre olaylar, Eritreli hükümet yanlısı bir grubun Lahey’deki bir konferans salonunda yaptığı toplantıya, muhalif grupların müdahale etmesiyle başladı.

“Nhamedu Tugayı” adlı muhalif örgütün sosyal medya aracılığıyla yaptığı çağrı üzerine toplanan muhalifler, beyzbol sopası ve demir çubuklarla konferans merkezine saldırdı.

Bu arada başka bir etkinlik için Opera Konferans Merkezi’nde bulunan 200 kişilik grup içeride mahsur kaldı.

İki grup arasındaki gerginliğin büyümesi üzerine çatışma çıktı. Olaylar sokağa taştı. Konferans merkezi önündeki araçlar ile çok sayıda polis arabası ateşe verildi.

Ardından Eritreli grupların çatışması başka sokaklara yayıldı. Akşam saat 17:30’da başlayan çatışmalar, gece yarısına doğru kontrol altına alınabildi.

Hollanda, Eritre’deki baskı ortamı nedeniyle, bu ülke vatandaşlarının sığınma başvurusunu hızla işleme alıyor.

Bu nedenle Hollanda’da 25 binden fazla Eritreli sığınmacı bulunuyor. Hollanda’daki sığınmacılar arasında en fazla ücretli işe sahip olanlar da yine Eritreliler.

Doğu Afrika’da Sudan, Cibuti ve Etiyopya’ya komşu olan yaklaşık 6 milyon nüfuslu ülkede, 1993 yılından bu yana tek parti rejimi hüküm sürüyor.

Ülkenin ilk başkanı olan Adalet ve Demokrasi İçin Halk Cephesi (PFDJ) lideri Isaias Afewerki, 1993 yılından bu yana iktidarda.

Hollandalı kamu yayıncısı NOS’a göre, Afewerki rejimi, hiçbir muhalif görüşe karşı hoşgörülü değil. Örgütlenme özgürlüğü yok. İktidara karşı çıkanlar ağır baskı görüyor, hatta kimileri canlarından oluyor.

Kişi başına ulusal gelirin 150 dolar civarında olduğu ülkede, hem iktidar hem de muhalefet yanlıları, Eritre’den Sudan’a, Mısır’a, Libya’ya ve Akdeniz üzerinden Avrupa’ya kaçıyor.

Çok sayıda Eritreli, Batı ülkelerine sığınma başvurusu yapıyor.

Ancak haberlere göre, Isaias Afewerki yönetimi, yurt dışında da vatandaşlarının peşini bırakmıyor.

Medyaya göre, Hollanda’daki Afewerki taraftarlarının toplantıları, Eritreliler üzerinde baskı kurmak için kullanılıyor.

Örneğin Eritre rejiminin yurt dışındaki eski vatandaşlarını “diaspora vergisi” ödemeye zorlaması nedeniyle zaman zaman gerginlik yaşanıyor.

Hollanda’da Eritre’den kaçan kişileri diaspora vergisi ödemeye zorladığı gerekçesiyle, 2018 yılında bu ülkenin en üst düzeydeki diplomatı istenmeyen kişi ilan edilmişti.

Lahey’deki Eritre ofisinin başında bulunan Tekeste Ghebremedhin, ülkesinden kaçan sığınmacıları “diaspora vergisi” ödemeye ve “Eritre’den kaçtığı için pişman olduğunu söylemeye” zorladığının ortaya çıkmasının ardından sınır dışı edilmişti.

İngiltere’de yayımlanan The Guardian gazetesine göre, Eritre vatandaşları arasında İsveç ve Kanada’da yaşanan şiddet olayları sonrasında, yurtdışında yaşayan Eritreli bazı muhalifler, “Nhamedu Tugayı” adı altında birleşti.

Lahey Belediye Başkanı Jan van Zanen’e göre, kentte dün gece yaşanan çatışmalara Nhamedu Tugayı üyeleri de karıştı.

Geçen yıl da Lahey’e bağlı Rijswijk ilçesinde Eritreli rejim yanlıları ile muhalifler arasında büyük bir çatışma yaşanmıştı.

Başta Güvenlik ve Adalet Bakanı Dilan Yeşilgöz olmak üzere, Hollandalı yetkililer Lahey’de yaşanan olayları ve polise yönelik saldırıları “korkunç ve kabul edilemez” diye değerlendirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hollandanin-lahey-kentinde-eritreli-gruplar-arasinda-catisma-cikti/feed/ 0
Türk Dizileri Dünya Genelinde 750 Milyon Kişiye Ulaşıyor https://www.haber60.com.tr/turk-dizileri-dunya-genelinde-750-milyon-kisiye-ulasiyor/ https://www.haber60.com.tr/turk-dizileri-dunya-genelinde-750-milyon-kisiye-ulasiyor/#respond Sun, 18 Feb 2024 22:03:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9584 Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Türkiye’de üretilen dizilerin Amerika’dan Rusya’ya, Uzak Doğu’dan Latin Amerika’ya kadar dünya genelinde 170’ten fazla ülkede yayımlandığını ve yaklaşık 750 milyon kişiye ulaştığını söyledi.

Almanya’nın başkenti Berlin’de devam eden 74. Uluslararası Berlin Film Festivali (Berlinale) kapsamında temaslarda bulunan ve Türkiye standının da bulunduğu Avrupa Film Pazarı’nı (EFM) ziyaret eden Mumcu, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Mumcu, Berlinale’nin ve Avrupa Film Pazarı’nın dünyanın en önemli sinema etkinliklerinden biri olduğunu belirtti.

“Bakanlığımız destekli sinema filmleri ülkemizin tanıtımına katkı sağlıyor”

Tüm dünyanın takip ettiği ve binlerce sektör temsilcisinin bir araya geldiği bu organizasyonda yer almanın ve Türk sinemasını ve Türkiye’yi burada başarıyla temsil etmenin önemini vurgulayan Mumcu, şöyle konuştu:

“Daha önce Berlinale’de büyük ödül olan Altın Ayı dahil birçok ödül kazanmıştık. Bakanlığımız destekli sinema filmleri Berlin, Cannes, Venedik, Toronto, Tokyo gibi dünyanın en önemli uluslararası film festivallerinde yer alarak Türk sinemasının ve ülkemizin tanıtımına katkı sağlıyor. Biz de bunu çok önemsiyoruz ve hem film üretiminin hem de uluslararası temsiliyetin artırılması için desteklerimizi sürdürüyoruz.”

Mumcu, festival kapsamında açılan Türkiye standında Türk filmlerini yabancı sektör temsilcilerinin beğenisine sunduklarını aktararak, “Sinemacılarımızın ortak yapım ve diğer işbirliği görüşmelerine ev sahipliği yapıyoruz. Bu görüşmeler yeni ortak yapımların ve işbirliği olanaklarının geliştirilmesi için çok önemli. Ayrıca burada filmlerimizin yurt dışı satışı geçekleşiyor ve bu da bizim için çok önemli.” ifadelerini kullandı.

Türk dizilerinin dünyanın dört tarafında izlendiğine işaret eden Mumcu, “Dizilerimiz bugün Amerika’dan Rusya’ya, Uzak Doğu’dan Latin Amerika’ya kadar dünya genelinde 170’ten fazla ülkede yayımlanıyor ve yaklaşık 750 milyon kişiye ulaşıyor. Türk dizi-film sektörü ihracatta dünyada ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Türk dizileri satıldığı bölgelerde Türkiye’nin, Türk kültürünün tanıtılması anlamında büyük bir etkiye sahip.” değerlendirmesinde bulundu.

“2025 yılında İstanbul’da bir “Dizi ve TV içerik Fuarı” düzenleyeceğiz”

Dizilerin Türkiye’nin dünya nezdindeki bilinirliğine de önemli katkı sağladığını belirten Mumcu, “Dolayısıyla biz de etkisi böylesine büyük olan dizi sektörümüz ile işbirliğinde önemli çalışmaları hayata geçiriyoruz. Dünyanın en önemli dizi ve içerik fuarları arasında yer alan MIPCOM, MIPTV, ATF Singapur, Content Amerika ve Dubai Dizi ve İçerik Fuarı gibi etkinliklerde ülke standı açılmasına destek veriyoruz ve dizilerimizi tüm dünyaya sunuyoruz.” dedi.

Mumcu, bunun yanında dizi içeriği alanında dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri olan Türkiye’de bu konuda bir fuar yapılması gerektiği düşüncesiyle çalışmalara başladıkları bilgisini paylaşarak, “İnşallah 2025 yılında İstanbul’da bir Dizi ve TV içerik Fuarı düzenleyeceğiz. Bu organizasyonun alanındaki en önemli etkinliklerden birisi olacağını düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.

“Geçen yıla göre yüzde 30 artışla 40 milyon izleyiciyi aşacağımızı öngörüyoruz”

Sinema salonlarının salgın sürecinde uzun süre kapılarını kapatmak zorunda kaldığını ve tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de izleyici sayısında büyük düşüş yaşandığını anımsatan Mumcu, “Bu süreçte salonlarımızın faaliyetlerini sürdürebilmesi amacıyla sinema salonlarına 32 milyon TL destek sağladık. Bunun yanında yüzde 10 oranındaki ‘Eğlence Vergisini’ Hazine ve Maliye Bakanlığımız işbirliğinde yüzde 0’a indirdik ve bu sayede 2023 yılında sektöre 278 milyon TL destek sağlamış olduk.” dedi.

Mumcu, bunun yanında sinema izleyici sayısının artırılması amacıyla bir mevzuat değişikliğine gittiklerine ve iki yeni indirimli bilet türü ihdas ettiklerine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Bu sayede özel kurumların indirimli bilet almasının önünü açtık. Bu düzenlemenin 2024 yılı izleyici sayısına önemli katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz. Sinema sektörümüz bu yıla çok iyi başladı. İzleyici sayısı, Şubat 2024 tarihi itibarıyla geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 34 artış gösterdi. 2024 yılında önceki yıla göre yüzde 30 artışla 40 milyon izleyiciyi aşacağımızı öngörüyoruz. İnşallah sektörümüzle birlikte güzel bir yıl geçireceğiz.”

“Önümüzdeki dönemde çok sayıda yapımı Türkiye’de ağırlayacağız”

Bakan Yardımcısı Mumcu, Berlinale kapsamında yabancı film yapımlarının Türkiye’de çekilmesi ile ilgili çalışmalara da değinerek, Türkiye’nin zengin tarihi ve doğal güzellikleriyle baştan başa doğal plato özelliğine sahip olduğunu vurguladı.

Mumcu, şunları kaydetti:

“300’e varan güneşli gün sayısı, çeşitli çekim mekanları, rekabetçi fiyat avantajı, gelişmiş teknik altyapısı, tecrübeli ve nitelikli işgücü ve teşvik sistemiyle film yapımcılarına çok önemli avantajlar sunuyor. Biz de bu avantajların yanında ülkemizin rekabet gücünü artırmak amacıyla ülkemizde film çekecek olan yabancı film yapımcılarının Türkiye’de harcadıkları tutarın yüzde 30’una kadarını iade alabileceği ‘Yabancı Film Yapım Desteği’ni hayata geçirdik.”

Guy Ritchie, Jason Statham, Hugh Grant, Josh Hartnett, Henry Cavill, Salman Khan gibi dünya starlarının yer aldığı çok önemli yapımların Türkiye’de çekildiğine dikkati çeken Mumcu, “Çok sayıda Hollywood filmi çekimlerini ülkemizde geçekleştirmek istiyor. İnşallah önümüzdeki dönemde çok sayıda yapımı Türkiye’de ağırlayacağız.” diye konuştu.

Öte yandan, Mumcu, festival kapsamında düzenlenen ve uluslararası film ve medya endüstrilerinden yaklaşık 10 bin temsilcinin bir araya geldiği EFM direktörü Dennis Ruh ile uluslararası alandaki işbirliği olanakları ve gelecek dönemde gerçekleştirecekleri çalışmalar hakkında istişarelerde bulundu.

Bu arada, Mumcu, temasları sırasında ceketine taktığı Filistin bayrağı renklerinden oluşan mendille bu konudaki duyarlılığını da ortaya koydu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-dizileri-dunya-genelinde-750-milyon-kisiye-ulasiyor/feed/ 0
Türkiye Organ Nakli Vakfı, Afrika ülkelerine teknik yardım sağlayacak https://www.haber60.com.tr/turkiye-organ-nakli-vakfi-afrika-ulkelerine-teknik-yardim-saglayacak/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-organ-nakli-vakfi-afrika-ulkelerine-teknik-yardim-saglayacak/#respond Sun, 18 Feb 2024 00:06:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9263 Türkiye Organ Nakli Vakfı Başkanı Dr. Eyüp Kahveci, “Birçok Afrika ülkesi organ nakli programlarını başlatmak için bizden teknik yardım istedi. Şu anda Burkina Faso, Çad, Nijer, Mali ve Moritanya ile görüşmelerimiz devam ediyor. Türk ekipleri olarak bu ülkelerde kapasite geliştirme programları yürüteceğiz.” dedi.

Dr. Kahveci, Mısır Nefroloji ve Transplantasyon Derneğince, Mısır’ın başkenti Kahire’deki bir otelde düzenlenen 42. Mısır Ulusal Organ Nakli Kongresine konuşmacı olarak katıldı.

Eyüp Kahveci, sunumunda Türkiye’deki organ bağışı ve nakil sistemini anlattı, Türkiye’nin bu alandaki deneyimini meslektaşlarıyla paylaştı. Türkiye’nin organ naklinde önde gelen ülkelerden biri olduğunu söyleyen Dr. Kahveci, organ bağışı ve nakliyle ilgili yürüttükleri uluslararası işbirliği programları hakkında bilgi verdi.

Batı Afrika’nın nakillerini Senegal’de başlattık

Kongrenin ardından AA muhabirine açıklama yapan Dr. Kahveci, 42. Mısır Ulusal Organ Nakli Kongresine Türkiye’den 3 uzman doktorun davet edildiğini, 20 Türk doktorun da katılımcı olarak kongrede bulunduğunu söyledi.

Türkiye’nin organ naklinde bölgede lider ülke konumunda olduğunu, bazı uygulamalarda ise dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını ifade eden Dr. Kahveci, “Burada Türkiye’nin organ nakli alanındaki deneyimlerini paylaşma fırsatı bulduk. Kongreye Orta Doğu ve Afrika ülkelerinin bir çoğundan katılım oldu. Kongrede hem Mısır hem de diğer ülkelerle işbirliği fırsatlarını görüşme, tartışma imkanı bulduk.” diye konuştu.

Afrika ülkeleriyle yürüttükleri işbirliğine değinen Kahveci, “Senegal’de yürüttüğümüz teknik yardım ve işbirliği programı çerçevesinde 2 ay önce Batı Afrika’nın ilk organ nakillerini Senegal’de başlattık.” dedi.

Senegal’deki nakillerin uluslararası medyaya yansımasıyla birlikte diğer Afrika ülkelerinden de talepler geldiğini bildiren Dr. Kahveci, “Bir çok Afrika ülkesi organ nakli programlarını başlatmak için bizden teknik yardım istedi. Şu anda Burkina Faso, Çad, Nijer, Mali ve Moritanya ile görüşmelerimiz devam ediyor. Türk ekipleri olarak bu ülkelerde kapasite geliştirme programları yürüteceğiz.” ifadelerini kullandı.

Vatandaşlardan organ bağışı konusunda daha duyarlı olmasını da isteyen Dr. Kahveci, şunları söyledi:

“Sağlık Bakanlığı verilerine göre 30 bin civarında hastanın hayata dönmek için organ beklediğini görmekteyiz. Hiçbir canlı vericisi olmayan bu hastalar bekleme listesinde. Ancak ölen insanların bağışlanacak organlarıyla hayata tutunmak için bekleyen hastalar bunlar. Bu noktada toplumsal dayanışma önemli. Daha fazla desteğe ihtiyaç var. Vatandaşlarımızın organ bağışı konusunda daha duyarlı davranmasını, bekleme listelerinde bulunan çocuklara, gençlere, yetişkinlere hayata tutunma fırsatı sağlamasını istiyoruz. Biz ancak bu şekilde bir organa erişebilirsek organ nakli bekleyen hastalara çare üretebiliyoruz.”

“Afrika’ya önemli katkılarımız oldu”

Avrupa Transplantasyon Derneği Böbrek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Barış Akin ise böbrek nakli sonrası hemodiyaliz amaçlı açılan damar yollarıyla ilgili değerlendirmede bulundu.

Prof. Dr. Akin, Mısır Nefroloji ve Transplantasyon Derneğince düzenlenen kongrede, hem Türkiye’yi hem de böbrek kurulu başkanlığını yürüttüğü Avrupa Transplantasyon Derneğini temsilen bulunduğunu söyledi.

Organ nakli konusunda Türkiye’nin Afrika ülkelerine önemli destek sağladığını ifade eden Prof. Dr. Akin, “Özellikle eğitim konusunda yaptığımız çalışmalar sayesinde tüm Afrika’nın bir araya gelmesine, hatta Afrika Transplantasyon Derneğinin oluşup ileri gitmesine önemli katkımız oldu.” dedi.

Türkiye’nin böbrek ve karaciğer naklinde Avrupa’da öncü ülkelerden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Akin, şunları söyledi:

“Biz canlıdan nakil, yani yakınlarına böbrek veren kişilerden organların alınıp nakledilmesinde Avrupa’da öncü ülkelerden biriyiz. Bu konuda Orta Doğu ve Afrika’nın da aralarında olduğu pek çok bölgeye eğitim ve alt yapı desteği sağlıyoruz. Bu sayede Türkiye’nin tüm dünyaya organ nakli konusunda önemli bilimsel katkısı oluyor. Türkiye, organ naklindeki başarısını eğitim ve alt yapı desteğiyle tüm Afrika’ya ulaştırmış durumda. Pek çok ülkede önemli adımlar atılıyor. Geçtiğimiz dönemde Senegal’de ilk böbrek nakli yine Türkiye’nin eğitimi ve desteği sayesinde sağlandı. Bunların hepsi Türkiye’nin Afrika üzerindeki itibarına oldukça önemli katkı sağlıyor. Biz bu alandaki birikimimizi dünyayla paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.”

Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu da kongredeki sunumunda, böbrek yetmezliğinin son aşamasında bulunan hastalar için tedavi yöntemi olan periton diyalizindeki güncel uygulamalar hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Kazancıoğlu, sunumun ikinci bölümünde, kronik böbrek hastalarının tedavi süreçleri konusunda sağlık çalışanlarıyla iletişim halinde olmalarının ve güncel tedaviler konusunda bilgilendirilmelerinin önemini vurguladı. Kazancıoğlu kongrede, Türkiye’nin organ nakli konusundaki deneyimlerini Orta Doğu ve Afrika ülkelerinden gelen doktorlara aktarma fırsatı bulduklarını dile getirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-organ-nakli-vakfi-afrika-ulkelerine-teknik-yardim-saglayacak/feed/ 0
Tarım ve Orman Bakanı: Su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında yer alabiliriz https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-su-sikintisi-yasayan-ulkeler-arasinda-yer-alabiliriz/ https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-su-sikintisi-yasayan-ulkeler-arasinda-yer-alabiliriz/#respond Sat, 17 Feb 2024 21:45:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9116 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, çiftçilerin sulama sularını verimli kullanmaları için bireysel basınçlı sulama sistemlerini koruma durumunda maliyetin yarısını karşıladıklarını belirterek, “Eğer bu yatırımları yapmazsak, 2030 yılına kadar su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında yer alma tehdidiyle karşı karşıya kalacağız.” dedi.

Dünya Su Konseyi 86. Guvernörler Toplantısı, Tarım ve Orman Bakanlığı ev sahipliğinde, Bakan İbrahim Yumaklı, Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon ve çeşitli ülkelerden temsilcilerin katılımıyla yapıldı.

Yumaklı, buradaki konuşmasında, insanlığın siyasi zorluklar ve insani krizler, iklim değişikliği, su kıtlığı, gıda krizleri, artan enerji ihtiyacı, çevre kirliliği ve salgın hastalıklar yaşadığına işaret etti.

Geçen yıl şubat ayında Türkiye’de büyük bir deprem felaketi yaşandığını anımsatan Yumaklı, “14 milyon nüfusun yaşadığı 11 şehrimiz bundan etkilendi. Bu tahribatları hızlıca onararak, halkımızın en kısa sürede temiz suya erişimini sağladık. Bu gibi doğal afetler de dahil olmak üzere ortak refahımızı tehdit eden pek çok zorlukla karşı karşıyayız. Bu tür zorluklar ve felaketler bizlere, afetleri önlemek ve acil durumlara hazırlıklı olmak için hem ulusal hem de uluslararası yüksek düzeyde koordinasyon ve işbirliği sağlanmasının önemini hatırlatıyor.” dedi.

“Su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması için önemli yatırımlar yapıyoruz”

Bakan Yumaklı, Türkiye olarak, ülkede ve dünyada herkesin temiz suya erişiminin sağlanması için her zamankinden daha kararlı yol aldıklarını ifade etti.

Suyun tüm dünyada farklı platformlarda sıklıkla ele alınan, öncelikli bir konu haline geldiğini belirten Yumaklı, Konseyin faaliyetlerini her zaman yakından takip ettiklerini ve bu faaliyetlere aktif katkı sağladıklarını söyledi.

Türkiye’de küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkilerinin günden güne daha çok hissedilmeye başlandığını dile getiren Yumaklı, şöyle devam etti:

“Ülkemiz, Akdeniz Havzası’nda yer alması nedeniyle küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler içinde yer alıyor. Ayrıca, kişi başına düşen 1313 metreküp kullanılabilir su miktarıyla su stresi altında bir ülkeyiz. Bu nedenle şunun bilincindeyiz; Türkiye su zengini bir ülke değildir. Su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması için önemli yatırımlar yapıyoruz.

21 yılda bugünün fiyatlarıyla 2,4 milyar lira, yani 80 milyar dolar kaynak aktararak 10 binden fazla projeye imza attık. İçme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılamak için içme suyu tesisleri ve özellikle son dönemde iklim değişikliğinin diğer etkisi olan taşkınlardan korunmak için taşkın tesisleri ve atık su arıtma tesisleri kurmuş olduk. Ayrıca yer altı barajları inşa etmekle ilgili çalışmalarımız devam ediyor.”

“Su Verimliliği Seferberliği’ni başlattık”

Bakan Yumaklı, çiftçilerin sulama sularını verimli kullanmaları için bireysel basınçlı sulama sistemlerini koruma durumunda maliyetin yarısını karşıladıklarına dikkati çekerek, “Eğer bu yatırımları yapmazsak 2030 yılına kadar su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında yer alma tehdidiyle karşı karşıya kalacağız.” diye konuştu.

Yumaklı, bu tehditle mücadele etmek için somut adımlar atılmasının son derece önemli olduğunu, su kaynaklarını iyi yönetmenin geçmiştekinden daha önemli hale geldiğini vurguladı.

Türkiye’nin, suyun hakça, makul, etkin kullanılması ve korunması konusunda üzerine düşen küresel ve bölgesel sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğini söyleyen Yumaklı, son çeyrek asırda su kaynaklarını daha iyi yönetmek için yasal reformlar ve altyapı yatırımları yaptıklarını dile getirdi.

Yumaklı, bu kapsamda Su Verimliliği Seferberliği’ni başlattıklarına dikkati çekerek şunları ifade etti:

“Bu seferberlikte 4 temel amaç belirledik. Birincisi, su kayıplarının azaltılması için yağmur suyu hasadı, gri su kullanımı, arıtılmış atık suların yeniden kullanımı gibi yöntemlerle alternatif su kaynaklarının kullanımı. İkincisi, tarımda, sanayide, bireysel su kullanımlarında verimli teknolojilerin kullanımı ve bilinçli üretimin yaygınlaştırılması. Üçüncüsü, bireysel su kullanım alışkanlıklarının iyileştirilmesi ki bunların içine toplumun her kesiminden insanların katılımını sağlamak amacıyla okullarımızı dahil ederek devam ettik. Dördüncüsü, ‘Suyumuza Sahip Çıkalım’ temasıyla her bir paydaşımızı ve bütün su kullanıcılarını, çalıştaylar, eğitimler, farkındalığı artırıcı yayınlar gibi etkinliklerle bu konunun farkında olmaya davet ediyoruz.”

“Türkiye, dünyada milli gelirine oranla en fazla insani yardım yapan ülkelerin başında”

Bakan Yumaklı, ülkedeki ölçümler veya istatistiklere göre, tarım kesiminin suyun yüzde 77’sini kullandığını belirterek, Tarım Kanunu’nda değişikliğe giderek tarımsal üretim planlamasını suyu merkeze alarak yapma konusunu milli bir pozisyon haline getirdiklerini söyledi.

Türkiye’nin, suyun ülkeleri ve insanları ayırdığına değil birleştirdiğine inandığını dile getiren Yumaklı, “Bu anlayışla, su alanındaki çalışmalarımızı sınırlarımız ötesinde de sürdürüyoruz. Su sorunları ve krizler karşısında ortak bir sorumluluğu paylaştığımızın ve beraber harekete geçmemiz gerektiğinin altını bir kez daha çizmek isterim. Türkiye, dünyada milli gelirine oranla en fazla insani yardım yapan ülkelerin başında geliyor. Bu yardımlar içinde su alanında gerçekleştirilen yardım faaliyetleri de var.” dedi.

Yumaklı, küresel olarak 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşılması hedefiyle Afrika ülkeleri başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerindeki çok sayıda ülkeye su sektöründe eğitim, mali ve teknik yardım sağladıklarını vurguladı.

“Komşularımızla suyun hakça, makul ve etkin kullanılmasına büyük önem veriyoruz”

Bakan Yumaklı, suyun sınırları aştığına işaret ederek, Türkiye’nin 5 sınır aşan nehir havzasına sahip olduğunu ve bu havzadaki su kaynaklarının ülkedeki su kaynaklarının yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğunu söyledi.

Yumaklı, “Hem yukarı hem de aşağı kıyıdaş ülke konumundaki bir ülke olarak komşularımızla suyun hakça, makul ve etkin kullanılması esasıyla diyaloğumuzu ve işbirliğimizi sürdürmeye büyük önem veriyoruz. Sınır aşan sular alanında işbirliği, her bir nehir havzası için bilimsel gerçekler, havzanın kendine özgü özellikleri ve ihtiyaçlar dikkate alınarak kıyıdaş ülkeler arasında özel çözümler üretilmesini gerektiren karmaşık bir süreçtir.” diye konuştu.

Sınır aşan su kaynaklarının tüm havza ülkeleri tarafından adil kullanımının büyük önem taşıdığını belirten Yumaklı, sınır aşan havzalardaki su kaynaklarının korunması ve kullanılması için karşılıklı fayda esasına dayanılarak bilgi, deneyim ve teknoloji transferiyle işbirliği yapıldığını ve ortak teknik projeler geliştirildiğini kaydetti.

Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon da Türkiye’yi ve İstanbul’u çok sevdiklerini dile getirerek, burada olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Konuşmaların ardından Yumaklı ile Fauchon tarafından işbirliği mutabakat zaptı imzalandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tarim-ve-orman-bakani-su-sikintisi-yasayan-ulkeler-arasinda-yer-alabiliriz/feed/ 0
Ticaret Bakanı Bolat: “Türkiye’ye kimse yan bakamayacak” https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-bolat-turkiyeye-kimse-yan-bakamayacak/ https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-bolat-turkiyeye-kimse-yan-bakamayacak/#respond Sat, 17 Feb 2024 03:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9027 Ticaret Bakanı Bolat: “Türkiye’ye kimse yan bakamayacak”

“Türkiye savunma sanayinde ilerledikçe Türkiye’ye ambargo uygulayanlar sıra sıra bu ambargoları kaldırdılar”

“Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır”

“Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi”

“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata, 1987’de aylık bir milyar dolara çok sevinmiştik. Bugün günlük bir milyar dolara Allah’a şükür diyoruz. Ama hedefimiz günlük bir buçuk milyar dolara ulaşmak”

ANTALYA – Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türk savunma sanayisindeki başarısının uluslararası alanda övgüyle bahsedildiğini belirterek, “Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır” dedi.

Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı Antalya’nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezindeki bir otelde gerçekleştirildi. Konferansa katılan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, savunma sanayi ve teknoloji konularına değindi. Bakan Bolat, batı ülkeleri ve Rusya’nın sanayi ile teknolojideki gelişmeyi en hızlı 1 ve 2’nci dünya savaşlarında sağladığına dikkat çekerek, “Çünkü yenilmemek için, savaşı kazanmak için bütün güçleriyle savunma sanayine, teknolojiye önem verdiler. O dönemlerde olumlu yansımalarını savaşlardan sonra kullandılar. Biz savunma sanayimizde başarılı olmak için asla savaş çıkartmak istemiyoruz. Ama ülkemizi de savunmak istiyoruz. Güçlü bir savunması, ekonomisi olmayan bir ülkenin ayakta kalması çok zor. Hele ki bizim coğrafyamızda çok zor. Şöyle etrafımıza bakalım jeopolitik gerilimlere, savaşlara. Çok güçlü bir savunma sanayine sahip olursak bu vize ihracat yeteneği kazandıracak savunma gücü kazandıracak, diplomatik güç kazandıracak, diğer sanayilere olumlu etkilerle üretim ve ihracat kazandıracak. Döviz geliri kazandıracak, halkımızın refahı, ülkemizin gelişimi, zenginliği artacak” dedi.

“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik”

“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik, 1987’de aylık bir milyar dolara çok sevinmiştik” diyerek sözlerini sürdüren Bolat, “Bugün günlük bir milyar dolara Allah’a şükür diyoruz. Ama hedefimiz günlük bir buçuk milyar dolara ulaşmak. İnşallah önümüzdeki bu 12’nci kalkınma planı döneminde 2028’de 375 milyar dolar mal ihracatı hedefimiz var” dedi.

“Hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımızı 150 bine yükseltmek”

2002’de yılında AK Parti hükümetleri olarak 36,1 milyar dolar olan mal ihracatı, 2023 sonunda 7,5 kat artışla 255,8 milyar dolara ulaştığına işaret eden Bolat, “1980’de Türkiye’de 25 bin tane şirket bin ihracat firması vardı. 2002’de 34 bin ihracatçı vardı. Bugün 140 bin ihracatçıyla bu başarı elde edildi ve hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımız 150 bine yükseltmek” ifadelerine yer verdi.

“Milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor”

“Türkiye’de sanayi yok” sözlerini sert bir dille eleştiren Bolat, şunları söyledi:

“Sanayisi yok dedikleri ülkenin milli geliri 2023 yılı sonunda 4,5 katı artarak 230 milyar dolardan 1,1 trilyon dolara yükseldi. Bu milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor. Bir nokta birin üçte birini hesaplarsak rakamı yaklaşık 350 milyar dolardan bahsediyoruz. Yine sanayi yok dedikleri ülkede 256 milyar dolar mal ihracatının yüzde 94,2’si sanayi ürünlerinden geliyor. Demek ki sanayimiz varmış ve gelişiyor, büyüyor ve ülkemize büyük katma değer getiriyor. Üretimi, milli geliri ihracatı arttırıyor. 12 bin 886 ürün ihraç ediyoruz. 240 ülke ve farklı gümrüklü bölgeye ihracat yapılıyor ve bu anlamda 70 ülkeye yaptığımız ihracatta 2023 yılında o ülkelere yaptığımız ihracatın rekorunu kırdık. 54 fasılda bir milyar doların üzerinde ihracat yaptık. 2023 sonunda 39 fasılda ihracat rekoru kırdık. 30 vilayetimiz yıllık bir milyar dolar ihracat rakamını aştılar. Şimdi faaliyet bazlı ihracat takip sistemini başlattık. Bir Ocak’ta birçok Anadolu vilayetlerimizin artışlar olacak. 2024’de 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan vilayetlerin sayısı inşallah 40’ı bulacak diye ümit ediyoruz.”

“İhracat birim değerimizi 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik”

Bakan Bolat, “Türkiye’nin teknolojisini küçümseyenlere cevap niteliğinde söylüyorum” diyerek sürdürdüğü konuşmasında, 2002’de ihracatta orta ve yüksek teknolojili ürünlerinin toplam payı yüzde 30, 2022’de bu payın yüzde 36’ya, 2023’te ise yüzde 40,5’e yükseldiğine dikkat çekti, 2028 yılı hedefinin de yüzde 50 olduğunun altını çizdi. Bakan Bolat, “Bunun yanında kilogram ihracat birim değerimiz, 2002’de 55 sent civarındaydı, 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik. Savunma sanayinde bu rakam 65 dolar, kimi ürünlerde belki 10 bin doları geçmekte. Bazı konfeksiyon ürünlerinde, moda, marka ürünlerde de 70-80 doları bulan bir ihracat birim değeri olmaktadır” diye konuştu.

“Kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz”

Küresel üretimin 2023 yılında patinaj yaptığını belirten Bakan Bolat, “Özellikle Avrupa ve Amerika’da durgunluk hakimdi. Küresel ticarette bir gerileme söz konusu oldu. Küresel fiyatlardaki köpük, balon azaldı ama Türkiye’mizin mal ihracatı arttı, 256 milyar dolar hizmet ihracatı arttı. 89’dan 100 milyar dolara yükseldi. Büyümemiz de ilk 9 ayda 4,7 oldu. Şurada 14 gün kaldı. 1 Mart’ta TÜİK milli gelir rakamlarını açıkladığında inşallah 1 trilyon doların üzerinde olduğunu, kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz” dedi.

“Uluslararası alanda Türk savunma sanayisinden övgüyle bahsediliyor”

Uluslararası temaslarda her lider ve bakanın Türk savunma sanayinden övgüyle bahsettiğini aktaran Bolat, “Türk savunma sanayi araçlarını nasıl alabiliriz? İş birliği yapmak istiyoruz, birlikte üretim yapabilir miyiz?’ diye soruyorlar. Niçin biliyor musunuz? Tek taraflı olarak 1-2 tane büyük savunma sanayi ihracatçısına bağlı olmak istemiyorlar, onların ambargolarıyla, tehditleriyle, yüksek fiyatlarıyla karşı karşıya oldukları için kendilerine ambargo uygulamayan, dostça davranan, birlikte işbirliğine açık olan ve uygun fiyatlarda satış yapan alternatif bir tedarikçi buldular. Onun için bu ilgiyi ve takdiri gösteriyorlar. O yüzden savunma sanayimizin genel anlamda üretim ve ihracatta önü açık” açıklamasında bulundu.

“Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır”

Bolat, Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayinde 80 bin kişi istihdam ettiğine işaret ederek, “12 milyar dolarlık üretimimiz var. 180 ülke ve bölgeye ihracat yapıyoruz. 2022’te 4,4 2023’te yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolarlık ihracatlar gerçekleştirdik. Savunma sanayinde ihracatı, Türkiye’nin toplam mal ihracatından aldığı payı yüzde 2,2’ye yükselti. Bu rakamlar çok daha yükseklere sizlerin başarısıyla, bizlerin de sizlere destek olmasıyla ulaşacaktır. Türkiye savunma sanayinde ilerledikçe Türkiye’ye ambargo uygulayanlar sıra sıra bu ambargoları kaldırdılar. Son 1 ay içinde 3-4 önemli ülke bu ambargoları kaldırdı. Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı tek bir alana da hapsolmuyor. Kara, hava, deniz, her unsur bu alanlarda yer alıyor. Bütüncül bir politika izleniyor. Hepsinin gereği olan alanlar var. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır” şeklinde konuştu.

“Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi”

NATO üyesi ülkelerin savunma sanayi harcamalarının milli gelire oranla yüzde 2 olması gerektiği yönünde kriterini de hatırlatan Bolat, “ABD ve Türkiye dışında bunu ciddi olarak uygulayan hemen hemen hiçbir ülke yoktu. Görüyoruz ki, biraz da Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği mecburiyet karşısında NATO ülkelerinin hepsi savunma sanayi harcamalarını hızla arttırdılar ve devam ediyorlar. Japonya bile aynısını yapıyor. Avrupa coğrafyası için Afrika’sı, orta doğusu, Asya’sı, ön Asya’sı, uzak doğu açısından Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi. Bu açıdan da sektörümüz inşallah daha da büyüyecek” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-bolat-turkiyeye-kimse-yan-bakamayacak/feed/ 0
Ticaret Bakanı: Savunma Sanayisi Prestij ve Saygınlık Kazandırıyor https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-savunma-sanayisi-prestij-ve-sayginlik-kazandiriyor/ https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-savunma-sanayisi-prestij-ve-sayginlik-kazandiriyor/#respond Sat, 17 Feb 2024 02:51:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8989 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Savunma sanayisi diplomaside, savunma alanında ve uluslararası alanda çok büyük bir prestij, saygınlık kazandırıyor.” dedi.

Bakan Bolat, Antalya’daki Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı”nın açılışında, 8,5 aylık bakanlık görevinde 25 ülkede toplantılara katıldığını, 100’e yakın başka ülkelerin bakanlarının ziyaretlerinin olduğunu söyledi.

Savunma sanayisinde yapılanların Türkiye’ye sadece 5,4 milyar dolarlık ihracat geliri ya da 12 milyar dolarlık üretim anlamına gelmediğini ifade eden Bolat, şöyle konuştu:

“Savunma sanayisi diplomaside, savunma alanında ve uluslararası alanda çok büyük prestij, saygınlık kazandırıyor. Türkiye ile iyi geçinme, yakınlaşma ve işbirliğinden istifade etme arayışlarını da beraberinde getiriyor. Yani çarpan etkisi çok yüksek. O nedenle savunma sanayiini başlatanlardan Cumhurbaşkanı’mızın, son 20 yılda büyük azim ve kararlılıkla bu büyük başarılara liderlik etmesinden gerçekten ülkemiz olarak çok büyük kazanç elde ettik. Bunun dış politikaya, genel ihracata etkisi çok büyük oldu. Savunma sanayi sadece savunma araçları üretimi ya da ihracatı anlamına gelmiyor. Türk sanayisinin, ihracatının kalitesi ve başarısı anlamına geliyor. Bunun diplomasideki yansımaları anlamına geliyor. Diplomaside söz var, ‘Sizin gücünüzün gölgesi masaya düşmedikçe müzakere başlamaz’ derler. İşte böylesine güçlü savunma sanayiine sahip olduğunuz zaman sizin gücünüzün gölgesi masanın üstüne düşer ve müzakereler başlar. Başlayan müzakerelerde de eliniz yüksek olur, görüşlerinizi kabul ettirme noktasında avantajlı duruma geçersiniz.”

“Milli gelirin üçte biri sanayiden sağlanıyor”

Batı’nın ve Rusya’nın sanayide ve teknolojideki gelişmeyi en hızlı 1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında ve sonrasında gerçekleştirdiklerini belirten Bolat, “Savunma sanayimizde başarılı olmak için asla savaş çıkartmak istemiyoruz ama ülkemizi de savunmak istiyoruz. Güçlü savunması olmayan bir ekonominin, bir ülkenin bizim coğrafyamızda ayakta kalması çok zordur.” diye konuştu.

Bolat, güçlü savunma sanayinin ihracat yeteneği, savunma ve diplomatik güç kazandırdığını, halkın refahını ve ülkenin zenginliğini artırdığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“1973’te 1 milyar dolar yıllık ihracata, 1987’de aylık 1 milyar dolara çok sevinmiştik. Bugün günlük 1 milyar dolara Allah’a şükür diyoruz. Ama hedefimiz günlük 1,5 milyar dolara ulaşmak. İnşallah önümüzdeki 12. Kalkınma Planı döneminde, 2028’de 375 milyar dolar mal ihracatı hedefimiz var. 2002’de yola çıktığımızda AK Parti hükümetleri olarak 36,1 milyar dolar olan mal ihracatı, 2023 sonunda yedi buçuk kat artışla 255,8 milyar dolara ulaştı. 1980’de Türkiye’de 25 bin şirket, bin ihracat firması vardı. 2002’de 34 bin ihracatçı vardı. Bugün 140 bin ihracatçıyla bu başarı elde edildi. Hedefimiz bu yıl sonuna kadar ihracatçı sayımızı 150 bine yükseltmek. Bu yıl ilk defa 10 bine yakın ihracatçı firma, ihracatçı ailesine katıldı. Toplam 6,6 milyar dolarlık bir katkı yaptılar. Bazen ‘Türkiye’de sanayi yok. Türkiye ekonomisi az gelişmiş.’ diye söyleniyor. Sanayisi yok dedikleri ülkenin milli geliri 2023 sonunda 4,5 kat artarak 230 milyar dolardan 1,1 trilyon dolara yükseldi. Bu milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor.”

Sanayinin gelişip büyüdüğünü ve ülkeye büyük katma değer getirdiğini aktaran Bolat, “Üretimi, milli geliri, ihracatı arttırıyor. 12 bin 886 ürün ihraç ediyoruz. 240 ülke ve farklı gümrüklü bölgeye ihracat yapılıyor. 70 ülkeye yaptığımız ihracatta, 2023’te o ülkelere yaptığımız ihracatın rekorunu kırdık. 2023 sonunda 54 fasılda 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptık. 39 fasılda ihracat rekoru kırdık.” değerlendirmesinde bulundu.

Bolat, 2002’de ihracatta orta ve yüksek teknolojili ürünlerinin toplam payının yüzde 30 olduğunu, 2022’de bu payın yüzde 36’ya, 2023’te ise yüzde 40,5’e yükseldiğini hatırlatarak, 2028’de yüzde 50’ye yükseltmeyi hedeflediklerini söyledi.

Kilogram ihracat birim değeri 2002’de 55 sent civarındayken 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttiklerine işaret eden Bolat, savunma sanayiinde bu rakamın 65 dolar, kimi ürünlerde 10 bin doları geçtiğini bildirdi.

“Türkiye çok önemli üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi”

Küresel üretimin 2023’te patinaj yaptığını, özellikle Avrupa ve Amerika’da durgunluk yaşandığını aktaran Bolat, “Küresel fiyatlardaki köpük azalırken Türkiye’nin mal ihracatı arttı. 1 Mart’ta TÜİK milli gelir rakamlarını açıkladığında inşallah 1 trilyon doların üzerinde olduğunu, kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz.” dedi.

Bakan Bolat, Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayisinde 80 bin kişinin istihdam edildiğini ve 12 milyar dolarlık üretimin, 180 ülke ve bölgeye ihraç edildiğini belirtti.

Savunma sanayisinde 2022’deki 4,4 milyar dolarlık ihracatın, 2023’te yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolara yükseldiğine dikkati çeken Bolat, şunları kaydetti:

“Türkiye savunma sanayiinde ilerledikçe Türkiye’ye ambargo uygulayanlar sıra sıra bu ambargoları kaldırdılar. Son bir ay içinde üç, dört önemli ülke bu ambargoları kaldırdı. Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı tek bir alana da hapsolmuyor. Kara, hava, deniz, her unsur bu alanlarda yer alıyor. Bütüncül politika izleniyor. Hepsinin gereği olan alanlar var. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır. NATO üyesi ülkelerin savunma sanayi harcamalarının milli gelire oranla yüzde 2 olması gerektiği yönünde kriter vardı. ABD ve Türkiye dışında bunu ciddi olarak uygulayan hemen hemen hiçbir ülke yoktu. Görüyoruz ki biraz da Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği mecburiyet karşısında NATO ülkelerinin hepsi savunma sanayi harcamalarını hızla arttırdılar ve devam ediyorlar. Japonya bile aynısını yapıyor. Avrupa coğrafyası, Afrika, Orta Doğu, Asya, ön Asya ve Uzak Doğu açısından Türkiye artık çok önemli üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi.”

“10 yılda savunma sanayimiz özellikle ihracatta 4,3 kat arttı”

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ise özellikle son yıllarda savunma sanayi sektörünün uluslararası rekabetin çok yüksek olduğu pazarlarda hem ekonomik hem teknik üstünlükleriyle tercih edilebilir duruma geldiğini söyledi.

Kara, deniz, hava platformlarının artık birden fazla ülkeye ihraç edildiğini anlatan Görgün, bu platformların içinde var olan alt sistemlerin, faydalı yüklerin, mühimmatların her birinin ayrı ayrı alıcısının olmasının kendilerini memnun ettiğini aktardı.

Görgün, sözlerini şöyle tamamladı:

“Son 10 yılda savunma sanayimiz özellikle ihracatta 4,3 kat arttı. Sektörümüzde, ihracatın ithalatı karşılama seviyesi yüzde 250. Kilogram başına ihracat değerimiz 65 doları buldu. Tabii bazı ürünlerimiz var ki kilogram başı ihracatı 10 bin doların üzerinde. Yüksek teknolojiyle çalışan, yüksek teknoloji üreten ve bu teknolojiyi özellikle dost ve müttefik ülkelerimizle de paylaşarak, sadece teknolojik bağımsızlığımıza değil, ekonomik bağımsızlığımıza da katkı sağladığımızı bilerek onurla ve gururla çalışan bir sektörüz. Geçtiğimiz sene 5,4 milyar dolar olan ihracatımız bir önceki seneye göre yüzde 27’lik bir artış göstermişti. En az bu kadar bizi memnun eden ise yaptığımız sözleşmelerin, teslim ettiğimiz ürünlerin iki katı olması.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-savunma-sanayisi-prestij-ve-sayginlik-kazandiriyor/feed/ 0
Ticaret Bakanı: Türkiye Savunma Sanayisinde Uluslararası Alanda Övgüyle Bahsediliyor https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-turkiye-savunma-sanayisinde-uluslararasi-alanda-ovguyle-bahsediliyor/ https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-turkiye-savunma-sanayisinde-uluslararasi-alanda-ovguyle-bahsediliyor/#respond Sat, 17 Feb 2024 02:42:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8980 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türk savunma sanayisindeki başarısının uluslararası alanda övgüyle bahsedildiğini belirterek, “Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır” dedi.

Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı Antalya’nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezindeki bir otelde gerçekleştirildi. Konferansa katılan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, savunma sanayi ve teknoloji konularına değindi. Bakan Bolat, batı ülkeleri ve Rusya’nın sanayi ile teknolojideki gelişmeyi en hızlı 1 ve 2’nci dünya savaşlarında sağladığına dikkat çekerek, “Çünkü yenilmemek için, savaşı kazanmak için bütün güçleriyle savunma sanayine, teknolojiye önem verdiler. O dönemlerde olumlu yansımalarını savaşlardan sonra kullandılar. Biz savunma sanayimizde başarılı olmak için asla savaş çıkartmak istemiyoruz. Ama ülkemizi de savunmak istiyoruz. Güçlü bir savunması, ekonomisi olmayan bir ülkenin ayakta kalması çok zor. Hele ki bizim coğrafyamızda çok zor. Şöyle etrafımıza bakalım jeopolitik gerilimlere, savaşlara. Çok güçlü bir savunma sanayine sahip olursak bu vize ihracat yeteneği kazandıracak savunma gücü kazandıracak, diplomatik güç kazandıracak, diğer sanayilere olumlu etkilerle üretim ve ihracat kazandıracak. Döviz geliri kazandıracak, halkımızın refahı, ülkemizin gelişimi, zenginliği artacak” dedi.

“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik”

“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik, 1987’de aylık bir milyar dolara çok sevinmiştik” diyerek sözlerini sürdüren Bolat, “Bugün günlük bir milyar dolara Allah’a şükür diyoruz. Ama hedefimiz günlük bir buçuk milyar dolara ulaşmak. İnşallah önümüzdeki bu 12’nci kalkınma planı döneminde 2028’de 375 milyar dolar mal ihracatı hedefimiz var” dedi.

“Hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımızı 150 bine yükseltmek”

2002’de yılında AK Parti hükümetleri olarak 36,1 milyar dolar olan mal ihracatı, 2023 sonunda 7,5 kat artışla 255,8 milyar dolara ulaştığına işaret eden Bolat, “1980’de Türkiye’de 25 bin tane şirket bin ihracat firması vardı. 2002’de 34 bin ihracatçı vardı. Bugün 140 bin ihracatçıyla bu başarı elde edildi ve hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımız 150 bine yükseltmek” ifadelerine yer verdi.

“Milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor”

“Türkiye’de sanayi yok” sözlerini sert bir dille eleştiren Bolat, şunları söyledi:

“Sanayisi yok dedikleri ülkenin milli geliri 2023 yılı sonunda 4,5 katı artarak 230 milyar dolardan 1,1 trilyon dolara yükseldi. Bu milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor. Bir nokta birin üçte birini hesaplarsak rakamı yaklaşık 350 milyar dolardan bahsediyoruz. Yine sanayi yok dedikleri ülkede 256 milyar dolar mal ihracatının yüzde 94,2’si sanayi ürünlerinden geliyor. Demek ki sanayimiz varmış ve gelişiyor, büyüyor ve ülkemize büyük katma değer getiriyor. Üretimi, milli geliri ihracatı arttırıyor. 12 bin 886 ürün ihraç ediyoruz. 240 ülke ve farklı gümrüklü bölgeye ihracat yapılıyor ve bu anlamda 70 ülkeye yaptığımız ihracatta 2023 yılında o ülkelere yaptığımız ihracatın rekorunu kırdık. 54 fasılda bir milyar doların üzerinde ihracat yaptık. 2023 sonunda 39 fasılda ihracat rekoru kırdık. 30 vilayetimiz yıllık bir milyar dolar ihracat rakamını aştılar. Şimdi faaliyet bazlı ihracat takip sistemini başlattık. Bir Ocak’ta birçok Anadolu vilayetlerimizin artışlar olacak. 2024’de 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan vilayetlerin sayısı inşallah 40’ı bulacak diye ümit ediyoruz.”

“İhracat birim değerimizi 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik”

Bakan Bolat, “Türkiye’nin teknolojisini küçümseyenlere cevap niteliğinde söylüyorum” diyerek sürdürdüğü konuşmasında, 2002’de ihracatta orta ve yüksek teknolojili ürünlerinin toplam payı yüzde 30, 2022’de bu payın yüzde 36’ya, 2023’te ise yüzde 40,5’e yükseldiğine dikkat çekti, 2028 yılı hedefinin de yüzde 50 olduğunun altını çizdi. Bakan Bolat, “Bunun yanında kilogram ihracat birim değerimiz, 2002’de 55 sent civarındaydı, 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik. Savunma sanayinde bu rakam 65 dolar, kimi ürünlerde belki 10 bin doları geçmekte. Bazı konfeksiyon ürünlerinde, moda, marka ürünlerde de 70-80 doları bulan bir ihracat birim değeri olmaktadır” diye konuştu.

“Kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz”

Küresel üretimin 2023 yılında patinaj yaptığını belirten Bakan Bolat, “Özellikle Avrupa ve Amerika’da durgunluk hakimdi. Küresel ticarette bir gerileme söz konusu oldu. Küresel fiyatlardaki köpük, balon azaldı ama Türkiye’mizin mal ihracatı arttı, 256 milyar dolar hizmet ihracatı arttı. 89’dan 100 milyar dolara yükseldi. Büyümemiz de ilk 9 ayda 4,7 oldu. Şurada 14 gün kaldı. 1 Mart’ta TÜİK milli gelir rakamlarını açıkladığında inşallah 1 trilyon doların üzerinde olduğunu, kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz” dedi.

“Uluslararası alanda Türk savunma sanayisinden övgüyle bahsediliyor”

Uluslararası temaslarda her lider ve bakanın Türk savunma sanayinden övgüyle bahsettiğini aktaran Bolat, “Türk savunma sanayi araçlarını nasıl alabiliriz? İş birliği yapmak istiyoruz, birlikte üretim yapabilir miyiz?’ diye soruyorlar. Niçin biliyor musunuz? Tek taraflı olarak 1-2 tane büyük savunma sanayi ihracatçısına bağlı olmak istemiyorlar, onların ambargolarıyla, tehditleriyle, yüksek fiyatlarıyla karşı karşıya oldukları için kendilerine ambargo uygulamayan, dostça davranan, birlikte işbirliğine açık olan ve uygun fiyatlarda satış yapan alternatif bir tedarikçi buldular. Onun için bu ilgiyi ve takdiri gösteriyorlar. O yüzden savunma sanayimizin genel anlamda üretim ve ihracatta önü açık” açıklamasında bulundu.

“Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır”

Bolat, Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayinde 80 bin kişi istihdam ettiğine işaret ederek, “12 milyar dolarlık üretimimiz var. 180 ülke ve bölgeye ihracat yapıyoruz. 2022’te 4,4 2023’te yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolarlık ihracatlar gerçekleştirdik. Savunma sanayinde ihracatı, Türkiye’nin toplam mal ihracatından aldığı payı yüzde 2,2’ye yükselti. Bu rakamlar çok daha yükseklere sizlerin başarısıyla, bizlerin de sizlere destek olmasıyla ulaşacaktır. Türkiye savunma sanayinde ilerledikçe Türkiye’ye ambargo uygulayanlar sıra sıra bu ambargoları kaldırdılar. Son 1 ay içinde 3-4 önemli ülke bu ambargoları kaldırdı. Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı tek bir alana da hapsolmuyor. Kara, hava, deniz, her unsur bu alanlarda yer alıyor. Bütüncül bir politika izleniyor. Hepsinin gereği olan alanlar var. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır” şeklinde konuştu.

“Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi”

NATO üyesi ülkelerin savunma sanayi harcamalarının milli gelire oranla yüzde 2 olması gerektiği yönünde kriterini de hatırlatan Bolat, “ABD ve Türkiye dışında bunu ciddi olarak uygulayan hemen hemen hiçbir ülke yoktu. Görüyoruz ki, biraz da Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği mecburiyet karşısında NATO ülkelerinin hepsi savunma sanayi harcamalarını hızla arttırdılar ve devam ediyorlar. Japonya bile aynısını yapıyor. Avrupa coğrafyası için Afrika’sı, orta doğusu, Asya’sı, ön Asya’sı, uzak doğu açısından Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi. Bu açıdan da sektörümüz inşallah daha da büyüyecek” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-turkiye-savunma-sanayisinde-uluslararasi-alanda-ovguyle-bahsediliyor/feed/ 0
Azerbaycan-Ermenistan Sınırında Çatışmalar Yeniden Tırmanıyor https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-ermenistan-sinirinda-catismalar-yeniden-tirmaniyor/ https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-ermenistan-sinirinda-catismalar-yeniden-tirmaniyor/#respond Sat, 17 Feb 2024 01:30:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8908 Salı günü Azerbaycan-Ermenistan sınır bölgesinde çıkan çatışmalarda dört Ermeni askerinin ölmesiyle birlikte yeniden başlayan gerilim, iki ülke liderinin karşılıklı açıklamalarıyla tırmanışa geçti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Perşembe günü yaptığı açıklamada Azerbaycan’ın “geniş çaplı bir savaşa” hazırlandığı uyarısında bulundu.

AFP haber ajansının aktardığına göre, Paşinyan kabine toplantısında yaptığı açıklamada, değerlendirmeleri neticesinde Azerbaycan’ın sınırın bazı bölgelerinde askeri hareketlilik gösterdiğini ve bunun Erivan yönetimine karşı tam ölçekli bir savaşa dönüştürme ihtimaline işaret ettiğini söyledi.

Paşinyan, “Azerbaycan’ın tüm açıklamalarında ve eylemlerinde bu niyet okunabilir” dedi.

AFP’nin aktardığına göre, Erivan yönetimi, Bakü’nün Karabağ’daki başarısından hareketle, Azerbaycan’a bağlı özerk bir yönetim olan Nahçıvan’a bir kara köprüsü oluşturmak amacıyla Ermenistan topraklarını işgal edebileceğinden endişe ediyor.

Dağlık Karabağ, iki ülke arasında yaşanan uzun süreli çatışmaların ardından, geçen sene Azerbaycan’ın kontrolüne geçmişti. Bölgede yaşayan on binlerce Ermeni, Ermenistan’a göç etmişti. Ardından da sürdürülen müzakereler sonucunda iki ülke arasında ateşkes sağlandı.

Bakü ise Ermenistan’ın Anayasasını değiştirmesini ve toprak iddiası olarak gördüğü “Dağlık Karabağ”a ilişkin atıfların kaldırılmasını istiyor.

Bu ay yeniden seçilen Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Çarşamba günü yemin töreninde yaptığı konuşmada, toprak taleplerinin Azerbaycan’a değil Ermenistan’a ait olduğunu söyledi.

Aliyev, “Bizim Ermenistan’dan toprak talebimiz yok. Onlar da bu iddialarından vazgeçmelidir. Bizimle şantaj diliyle konuşmaları onlara pahalıya mal olur. Ermenistan mevzuatını normalleştirmezse elbette barış anlaşması da olmayacak” dedi.

İki lider de daha önce yaptıkları açıklamalarda iki ülke arasında yapılacak bir barış anlaşmasının geçen yılın sonuna kadar imzalanabileceğini söylemişti, ancak uluslararası arabuluculukla yürütülen barış görüşmelerinde bir ilerleme sağlanamadı.

Salı günü, Ermenistan’ın dört askerinin öldüğünü söylediği çatışmada her iki taraf da birbirlerini sınır bölgelerinde ateş açmakla suçladı.

Azerbaycanlı yetkililer önceki günlerde dış basına verdikleri röportajlarda iki komşu ülke arasındaki ilişkilerin son altı ayda hiç olmadığı kadar sakinleştiğini belirtti.

Azerbaycan’da 7 Şubat’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimini ülkeyi 20 senedir yöneten İlham Aliyev kazanmıştı. Aliyev, bazı usulsüzlüklerin olduğu raporlanan seçimde elde ettiği bu zaferle birlikte yedi sene daha görevde kalacak.

Çatışmalarda neler yaşandı?

BBC Azerbaycanca Servisi’nin aktardığına göre, 13 Şubat’ta Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Ermeni ordusuna ait bir askeri karakolu imha ettiğini duyurdu. Bir gün önce de bir Azeri asker o karakoldan açılan ateş sonucu yaralandı. Ermenistan olayın nedenini araştıracağını söyledi.

Ermenistan Savunma Bakanlığı ölen dört askerin Yerkrapah birliğine bağlı üyeler olduğunu söyledi.

1993 yılında kurulan Yerkrapah (Toprağın Savunucuları) Gönüllü Birliğinin temel amacı “Ermenistan Silahlı Kuvvetlerini güçlendirmek, Dağlık Karabağ savaş gazilerinin sosyal koşullarını iyileştirmek ve gençler arasında askeri-vatanseverlik eğitimini teşvik etmek” şeklinde tanımlanıyor.

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, yaşananların Ermenistan tarafından yapılan bir “provokasyon” olduğunu, son dönemde yaşanan istikrara karşı, barış sürecine ciddi bir darbe indirildiğini söyledi.

Bakanlık ayrıca, olayın Ermenistan’daki Avrupa Birliği misyonunun kontrolü altındaki bölgelerde meydana gelmesi nedeniyle “bu misyonun amaç ve hedeflerine ilişkin ciddi soru işaretleri uyandırdığını” kaydetti.

‘Ermenistan hükümeti Rusya’dan uzaklaşmaya çalışıyor’

BBC Azerbaycanca Servisi’nden Könül Halilova, Avrupa Birliği’nin Azerbaycan’daki misyonuna yönelik eleştirilerin yanı sıra, dile getirilen bazı olasılıkların Rusya’yı hedef aldığını belirtiyor.

Halilova, “Hükümet yanlısı analistlere göre, Azerbaycan ile Ermenistan arasında barış anlaşması imzalanması Rusya’nın çıkarına değil. Rusya, barış güçlerini Azerbaycan topraklarında tutmak için Karabağ’daki Ermeni nüfusunu geri göndermeye çalışıyor ve Azerbaycan da buna yanaşmıyor” dedi.

Azerbaycan’da hükümete yakın bazı siyasi yorumcuların görüşlerini de aktaran Halilova, “Bu kişiler, Ermenistan’ın bazı muhalif temsilcilerinin bazı ordu birimleri üzerinde nüfuzunun bulunduğunu öne sürerek, sınırdaki gerginlikten Ermenistan Başbakanı’nı değil muhalefeti sorumlu tutuyor” değerlendirmesinde bulundu ve şöyle devam etti:

“Azerbaycan-Ermenistan sınırındaki son çatışma, Rusya destekli Azerbaycan’ın herhangi bir barış anlaşmasını imzalamadan önce Erivan’ı ‘Zengezur Koridoru’ olarak bilinen demiryolu ve kara yollarını açmaya zorlayabileceği olasılığını da artırdı.

“Azerbaycan’ın Karabağ’ın kontrolünü yeniden ele geçirmesinin ardından Moskova’nın desteğinden memnun olmayan Ermenistan hükümeti, geleneksel müttefiki Rusya’dan uzaklaşmaya çalışıyor.

“Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan bu ay yaptığı bir konuşmada, Erivan’ın artık Moskova’yı ana bir savunma ortağı olarak görmediğini, Fransa ve Hindistan’ı en büyük silah tedarikçileri olarak gördüğünü söyledi.”

Ancak Halilova’ya göre Rusya’nın etkisinden kurtulmak Ermenistan için kolay değil.

Ülkenin altyapısının Rusya’nın kontrolü altında olduğunu belirten Halilova, ülkede Rus askeri üssünün bulunduğunu ve Ermenistan’ın Putin’in askeri ve siyasi blokunun da üyesi olduğunu kaydetti.

Öte yandan olası bir barış anlaşması kapsamında Azerbaycan’ın talep ettiği Ermenistan anayasasının değiştirilmesi konusunun ülkede tartışıldığını da belirten Halilova, on binlerce Ermeninin, anayasa değişikliği önerisini reddetmek için dilekçe imzaladığını hatırlattı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-ermenistan-sinirinda-catismalar-yeniden-tirmaniyor/feed/ 0
ASO Başkanı: Yüksek enerji fiyatları sektörü olumsuz etkiliyor https://www.haber60.com.tr/aso-baskani-yuksek-enerji-fiyatlari-sektoru-olumsuz-etkiliyor/ https://www.haber60.com.tr/aso-baskani-yuksek-enerji-fiyatlari-sektoru-olumsuz-etkiliyor/#respond Fri, 16 Feb 2024 23:18:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8762 Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, yüksek enerji fiyatlarının sektörü olumsuz etkilediğini belirterek, “Sanayinin hane halkını sübvanse ettiği tek ülkeyiz. Konutların kullandığı elektrik fiyatı ile sanayicinin kullandığı elektrik fiyatı arasında üç kat fark var. Şirketlerin enerji maliyetleri düşürülürse, TL’deki reel değerlenmenin ihracat üzerindeki etkisi bir nebze de olsa telafi edilebilir” dedi.

Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği tarafından Cam Sektörü Çalıştayı düzenlendi. Sektörün ihracatını artıracak stratejilerin ele alındığı çalıştaya ASO Başkanı Seyit Ardıç, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü Kimya, Toprak ve Sağlık Endüstrileri Daire Başkanı Alper Eriten, Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Tansu Kumru ve sektörde faaliyet gösteren firmaların temsilcileri katıldı.

ASO Başkanı Seyit Ardıç, çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada teknolojik gelişmeleri takip eden, yeniliklere odaklanan Türk cam sektörünün uluslararası pazarda kalitesiyle öne çıkarak birçok ülkede tercih edilen bir marka haline geldiğini belirtti. Cam üretiminde enerjinin yoğun kullanıldığına dikkat çeken Ardıç, “Ülkemizdeki enerji fiyatları rakiplerimize göre yüksektir. Adil rekabet koşullarının sağlanması için elektrik fiyatının ucuzlatılması, sektörel bazda teşvik sisteminin uygulanması gerekmektedir” dedi.

Ardıç, konut ve sanayide kullanılan elektrik fiyatı arasında üç kat fark olduğunu belirterek, “Sanayinin hane halkını sübvanse ettiği tek ülkeyiz. Konutların elektrik fiyatı ile sanayicinin kullandığı elektrik fiyatı arasında üç kat fark var. Şirketlerin enerji maliyetleri düşürülürse, TL’deki reel değerlenmenin ihracat üzerindeki etkisi bir nebze de olsa telafi edilebilir. Sektörümüz mevcut makroekonomik gelişmelerden son dönemde olumsuz etkilenmekte, rekabet avantajı zayıflamaktadır. Asgari ücretin işverene maliyetinin bin dolar seviyesine yaklaşması, işçisizlik problemi ve kur baskısı nedeniyle adil değerlenmeyen kur başlıca sorunlarımız” açıklamasında bulundu.

“Teşvik politikaları uygulanmalı”

Cam sektörünün dinamizminin artması için uygun ihracat ya da teşvik politikalarının uygulanması ve üretim maliyetlerini azaltıcı vergi düzenlemelerine gidilmesi gerektiğini söyleyen Ardıç, “Sektörün yüksek enerji fiyatlarından etkilenmemesi için önlemler alınmalıdır. Özellikle son dönemde firmalar için önemli bir sorun olan ara malı ve girdi maliyetleri konusunda kapsamlı politikalar üretilmelidir” diye konuştu.

Mevcut sorunlara rağmen sektörün üretmeye ve ülke ekonomisine katma değer oluşturmaya devam ettiğini vurgulayan Ardıç, güçlü üretim ve ihracat kapasitesiyle stratejik öneminin her geçen gün artığını söyledi. Gelişen üretim teknolojilerine uyum sağlayan ve önemli bir potansiyele sahip olan Türk cam sektörünün ülke ekonomisine katma değer oluşturmaya devam ettiğini belirten Ardıç, “Ankaralı bir firma Türkiye’de ilk defa büyük ölçekli projelerin ihtiyaçlarına cevap verebilmek, estetik ve fonksiyonellik açısından yeni standartlar belirlemek amacıyla 12 metrelik mimari cephe cam işleme tesisini hizmete açtı. Bunlar sektörümüzün önemli başarılarından sadece bir örnek” dedi.

Ardıç, sektörün daha da güçlenmesi için Ar-Ge çalışmalarına ve inovasyona daha fazla yatırım yapılarak ürün çeşitliliğinin artırılması, daha sürdürülebilir üretim yöntemlerine odaklanılması gerektiğini vurguladı.

“Uluslararası düzeyde rekabet edebilecek marka firmalar oluşturmaya önem vermemiz gerekiyor”

Markalaşma konusuna da değinen Ardıç, “Uluslararası düzeyde rekabet edebilecek, sektöründe marka firmalar oluşturmaya önem vermemiz gerekiyor. Türkiye’nin cam sektöründeki gücünü tüm dünyaya duyurmak ve marka değerini güçlendirmek amacıyla Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği çatısı altında ‘TurkishGlass’ markasının kurulması önemli bir adım” dedi.

Ardıç, görüş ve önerilerin değerlendirileceği çalıştayın cam sektörünün potansiyelini arttırmaya katkı sağlayacağını belirterek, çalıştayın düzenlenmesinde katkısı olanlara teşekkür etti. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/aso-baskani-yuksek-enerji-fiyatlari-sektoru-olumsuz-etkiliyor/feed/ 0
ABD Dışişleri Bakanı Blinken Arnavutluk’a ziyarette bulundu https://www.haber60.com.tr/abd-disisleri-bakani-blinken-arnavutluka-ziyarette-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/abd-disisleri-bakani-blinken-arnavutluka-ziyarette-bulundu/#respond Fri, 16 Feb 2024 02:45:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8554 ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Arnavutluk’a ziyarette bulundu.

Blinken, başkent Tiran’daki temasları kapsamında Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile bir araya geldi.

Arnavutluk Başbakanlığında gerçekleşen görüşme sonrası Blinken ve Rama, ortak basın toplantısı düzenledi.

Rama, görüşmede ikili işbirliğin boyutlarını ele aldıklarını belirterek, bunun sadece güvenlik alanında kesintisiz bir stratejik işbirliği değil, aynı zamanda giderek ekonomik boyuta da ulaşan bir işbirliği olduğunun altını çizdi.

Bu ziyaretin aynı zamanda Arnavutluk’un (BM) Güvenlik Konseyindeki misyonunun sona ermesiyle aynı zamana denk gelmesinden büyük memnuniyet duyduğunu dile getiren Rama, “ABD ve BM’deki ABD misyonundan aldığımız paha biçilmez destek için Dışişleri Bakanı’na şükranlarımı sundum.” diye konuştu.

Kosova ve Sırbistan arasında diyaloğu teşvik ettiklerini anımsatan Rama, “Malumunuz, Arnavutluk’un tüm bölge ülkelerine dostluk elini uzatma politikası mevcut. Bölgenin tamamının ilerlemesi için yatırım yaptık ve kararlılıkla yatırım yapacağız. Çünkü her şeyden önce bu bizim stratejik çıkarımızadır.” dedi.

ABD’nin Kosova’nın nihai tanınmasının kararlı destekçisi olduğunu dile getiren Rama, Kosovalı yetkililere “stratejik müttefiklere danışmadan ve koordinasyon sağlamadan hiçbir adım atılmaması” çağrısını yinelediğini ifade etti.

Orta Doğu’daki gelişmelere de değinen Rama, “Durum trajik. Çünkü bir yandan İsrail’in meşru müdafaa hakkı var, diğer yandan ise Filistinlilerin yıkımı ve can kaybı çok daha fazla. Aslında gerilimin yükselmesi sorunu, bunun nihai olarak Hamas’ı yok edecek ya da büyüyebilecek herhangi bir Hamas biçimini yok edecek bir eylem olmamasıdır. Elbette ki tek yol iki devletli çözümdür.” değerlendirmesinde bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken ise ülkesi ve Arnavutluk arasında olağanüstü ortaklık ilişkisi olduğunu belirtti.

AB üyeliği kapsamında Arnavutluk’u desteklemeye devam edeceklerini dile getiren Blinken, Arnavutluk halkının da bunu hak ettiğini vurguladı.

İki ülke arasındaki ortaklığın, daha önce hiç olmadığı kadar güçlü olduğunu ifade eden Blinken, bu ilişkinin, iki ülke halkları için önemli bazı konuları ele almak açısından kritik önem taşıdığını söyledi.

Arnavutluk’un ilk günden itibaren Ukrayna’nın çok güçlü bir destekçisi olduğuna dikkati çeken Blinken, NATO’daki 15 yılı boyunca Arnavutluk’un ittifaka önemli katkılarda bulunduğunu kaydetti.

Blinken, Arnavutluk’un Kuçova bölgesindeki NATO hava üssünün açılışının önümüzdeki ay gerçekleştirileceğini söyledi.

Öte yandan Blinken, “Arnavutluk’un kritik altyapısını hedef alan son İran siber saldırıları”nın ardından ABD’nin, ekipmanları ve teknolojiyi geliştirme noktasında uzmanların eğitilmesine de yardımcı olduğunu kaydetti.

Blinken, şöyle konuştu:

“Ayrıca Başbakan’a (Rama’ya) hem benim kalbime hem de pek çok Amerikalının kalbine dokunan bir mesele için teşekkür etmek istiyorum; o da Arnavut halkının, tahliye edilen binlerce Afgan’a ev sahipliği yaparken gösterdiği olağanüstü cömertliktir. Arnavutluk dünyada bunu teklif eden ilk ülke oldu. Ayrıca bugün erken saatlerde Arnavutluk’ta tahliye edilen bazı Afganlarla tanışma fırsatım oldu ve onlar özel göçmenlik vizesi alma sürecindeler.”.

Gazze’deki çatışmalar ve bunların durdurulmasına yönelik müzakerelere ilişkin soruya Blinken, şu yanıtı verdi:

“Rehine meselesine gelince; Katar, Mısır ve ABD’nin İsrail’le çalışmak için yaptıklarını özetleyen bir teklif verdik, bu da ortaklaşa yapılmış bir teklif. Aynı zamanda bir anlaşmaya varmak için çalışma fırsatı da sunar. Zaten ortaklarımız Katar, Mısır ve İsrail ile bunun üzerinde çalıştığımız bir süreçteyiz. Bir anlaşma bulma hedefiyle çok yoğun şekilde çalışıyoruz ve bunun mümkün olduğuna inanıyorum.”.

Kosova ve Sırbistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesine de değinen Blinken, “AB’nin kolaylaştırdığı diyalog gerekli bir diyalogdur. Aslında tek doğru yol budur ve biz her iki ülkeyi de bu yolda ilerlerken desteklemek için elimizden gelen her şeyi yapmaya kararlıyız. Biz aslında AB’nin kolaylaştırdığı diyaloğu destekliyoruz.” dedi.

Blinken, Cumhurbaşkanı Begaj ile görüştü

Blinken, başkent Tiran ziyareti kapsamında Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bajram Begaj ile de bir araya geldi.

Arnavutluk Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Begaj ve Blinken’in görüşmede, ikili stratejik ilişkilerin önemi, bölgedeki gelişmeler, Ukrayna’ya yönelik dayanışma ve NATO gibi konuların ele alındığı belirtildi.

Ziyaret kapsamında Arnavutluk ve ABD arasında, “Fulbright Akademik Değişim Programı Mutabakat Zaptı” ile “Yabancı Devlet Bilgilerinin Manipüle Edilmesiyle Mücadeleye İlişkin Mutabakat Zaptı” imzalandı. İmzalar, Blinken ve Arnavutluk Avrupa ve Dışişleri Bakanı Igli Hasani tarafından atıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/abd-disisleri-bakani-blinken-arnavutluka-ziyarette-bulundu/feed/ 0
Litvanya Restorasyon Günü’nün 106. yıl dönümü Ankara’da kutlandı https://www.haber60.com.tr/litvanya-restorasyon-gununun-106-yil-donumu-ankarada-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/litvanya-restorasyon-gununun-106-yil-donumu-ankarada-kutlandi/#respond Fri, 16 Feb 2024 02:27:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8537 Litvanya Restorasyon Günü’nün 106. yıl dönümü vesilesiyle Ankara’da resepsiyon düzenlendi.

Ankara’da bir otelde, Litvanya Restorasyon Günü’nün 106. yıl dönümü münasebetiyle resepsiyonuna, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Litvanya’nın Ankara Büyükelçisi Ricardas Degutis, Ankara’da görevli yabancı misyon temsilcileri ve birçok davetli katıldı.

Bakan Yardımcısı Bozay, Türkiye ile Litvanya’nın son derece dostane ilişkileri olduğuna ve bunun daha da güçlendirilebileceğine işaret ederek, geçen yıl ziyaret ettiği Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yaptığı kapsamlı görüşmelerde, taraflar arasındaki işbirliğinin geliştirilme potansiyelinin teyit edildiğini söyledi.

İkili ticaret hacminin son yıllarda artış göstererek 1 milyar doların üzerine çıktığını hatırlatan Bozay, firmaları hem Litvanya ve Türkiye’de hem de farklı ülkelerde daha fazla işbirliği ile ticarete teşvik etmeyi sürdürdüklerini belirtti.

Bozay, ulaştırma, enerji, yeşil dönüşüm, teknoloji ve savunma sanayi gibi alanlarda ikili işbirliğini geliştirmeye yönelik fırsatlar olduğuna inandığını ifade ederek, “Tedarik ve değer zincirlerini ortak fayda temelinde genişletmek, bağlantısallığı artırmak için de birlikte çalışabiliriz. Bu bağlamda akla ilk gelen Üç Deniz Girişimi’dir. Girişim, bu yönde değerli fırsatlar sunabilecektir.” diye konuştu.

Türkiye’nin Litvanyalı turistler için popüler turizm güzergahı olduğunun, Litvanya’nın da Türk öğrenciler tarafından en sevilen ülkeler arasında yer aldığının altını çizen Bozay, iki ülke arasındaki beşeri bağların gelişmesinden memnuniyetini dile getirdi.

Bozay, dünyanın “Filistin’deki katliam” ve Ukrayna’daki savaş gibi pek çok sorunla uğraştığına dikkati çekerek, iki ülkenin NATO müttefiki olarak müşterek güvenlik için birlikte çalıştığını söyledi.

Litvanya’nın 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından gösterdiği desteğin unutulmadığını dile getiren Bozay, zor zamanlarında Türkiye’nin yanında olan tüm ülkelere müteşekkir olduklarını ifade etti.

Bozay, Litvanya’nın, Türkiye’nin AB üyelik sürecine sağladığı desteğin sürmesini dilediğini sözlerine ekledi.

“Türkiye’nin AB ile entegrasyon çabalarını destekliyoruz”

Degutis de Litvanya Konseyi’nin 16 Şubat 1918’de açıkladığı kararla Litvanya halkının birliğini uyandırdığını ifade ederek, Konseyin uzun yıllar süren “Sovyet işgalinden” sonra Mart 1990’da, ülkenin bağımsızlığının yeniden kazanılmasının temelini attığını söyledi.

Türkiye ile Litvanya’da birbirine yakın zamanlarda Cumhuriyetin kurulması kararı alındığına işaret eden Degutis, Türkiye’nin 100. yıl dönümünü kutladı.

Degutis, iki ay önce İstanbul’daki Osmanlı arşivlerinde Türkiye-Litvanya diplomatik ilişkileriyle ilgili sergi açtıklarını hatırlatarak, serginin iki ülkenin ortak mirası ile ikili ilişkilerinin gelişimini yansıttığını dile getirdi.

Litvanya’nın NATO üyelik sürecinde Türkiye’nin desteğine büyük değer verdiklerini vurgulayan Degutis, ülkesinin, Türkiye’nin AB ile entegrasyon çabalarını desteklediğini ifade etti.

Degutis, geçen sene ülkesinde düzenlenen NATO Zirvesi’nin karmaşık ve istikrarsız ortamla karşı karşıya olunan bir dönemde yapıldığını kaydederek, ittifakın caydırıcılığının güçlendirilmesi ve Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesi açısından önemini belirtti.

İsveç’in NATO üyeliğinin kesinleşmesi hakkında değerlendirme yapan Degutis, bunun ittifakın savunma yeteneklerine ve savunma sanayi potansiyeline katkı sağlayacağının altını çizdi.

Degutis, “Gazze’deki felaket niteliğindeki duruma” çözüm bulunmasına ve Orta Doğu’da barış sürecinin yeniden başlatılmasının aciliyetine işaret etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/litvanya-restorasyon-gununun-106-yil-donumu-ankarada-kutlandi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu’nun galasında konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-turkiye-suudi-arabistan-yatirim-ve-is-forumunun-galasinda-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-turkiye-suudi-arabistan-yatirim-ve-is-forumunun-galasinda-konustu-aciklamasi/#respond Fri, 16 Feb 2024 02:21:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8528 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Suudi Arabistan ile 2023’te ikili ticaret hacminin 6,8 milyar dolara ulaştığını belirterek, “Ticaret hacmimizi, dengeli ve hızlı bir şekilde artırarak kısa vadede 10 milyar doların üzerine çıkarmanın gerçekçi bir hedef olduğunu düşünüyoruz. Orta vadedeki hedefimiz ise ikili ticaretimizdeki sektörel çeşitliliği artırarak 30 milyar dolara ulaşmak ve bunun ötesine geçmektir.” dedi.

Yılmaz, Beşiktaş’taki bir otelde düzenlenen Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu’nun galasında yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan heyetini İstanbul’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, geniş kapsamlı bir perspektifle karşılıklı yatırımlar ve turizm işbirliklerini artırmak için organize edilen forumun hayırlara vesile olmasını diledi.

Türkiye ve Suudi Arabistan ekonomilerinin birbirini tamamlayıcı nitelikte olmasının ticari ilişkilerin gelişmesinde itici bir rol oynadığını belirten Yılmaz, Suudi Arabistan ile ilişkilerinin yeni döneminde, ticari ilişkileri iki ülkenin potansiyeline yakışır noktalara getirme gayretinde olduklarını ifade etti.

Yılmaz, iki ülke liderlerinin sergilediği güçlü siyasi irade sayesinde ikili ticari ilişkileri geliştirme yönünde önemli adımlar attıklarına işaret ederek, “2023 yılında ikili ticaret hacmimiz 6,8 milyar dolara ulaştı. Burada ticaret hacminde iki yılda yüzde 50’ye yakın bir artış söz konusu. Ticaret hacmimizi, dengeli ve hızlı bir şekilde artırarak kısa vadede 10 milyar doların üzerine çıkarmanın gerçekçi bir hedef olduğunu düşünüyoruz. Orta vadedeki hedefimiz ise ikili ticaretimizdeki sektörel çeşitliliği artırarak 30 milyar dolara ulaşmak ve bunun ötesine geçmektir.” diye konuştu.

Suudi firmalarının bugüne kadar Türkiye’ye 2 milyar dolar yatırım yaptığını aktaran Yılmaz, özellikle ülkelerin iş çevrelerini bir araya getirebilecek etkinliklerin sıklaştırılmasıyla karşılıklı yatırımların kolaylıkla arttırılabileceğine inandıklarını dile getirdi.

Yılmaz, Suudi Kamu Yatırım Fonu ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin başlattığı yakın temas ve işbirliğinin ülkeler için büyük ekonomik faydalar sağlayacağına inandığını ifade etti.

“Yatırım ortamını reformlarla iyileştirmeye devam ediyoruz”

Türkiye’nin geride kalan 21 yıllık dönemde ekonomik gelişimine katkı sağlayan en temel unsurlardan birinin uluslararası doğrudan yatırımlar olduğuna değinen Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Uluslararası yatırımlar, ülkemiz ekonomisinin büyümesine, teknolojik dönüşümüne, nitelikli istihdamın oluşumuna, kaynaklarımızın etkin kullanılmasına ve ihracatımızın artmasına etki etmiştir. Bu süreçte, uluslararası yatırımların ülkemize çekilmesi amacıyla birçok reform gerçekleştirilmiş, Türkiye’nin iş ve yatırım ortamının cazibesi ve rekabetçiliği artırılmıştır. Nitekim, 2002 yılından bugüne 260 milyar doların üzerinde bir doğrudan yatırım Türkiye’ye gelmiştir. Özellikle salgın sonrası süreçte Türkiye, uluslararası araştırmaların sonuçlarına göre hem tedarik hem de yatırım yeri olarak ön plana çıkmaktadır. Uluslararası yatırımcıların farklı ihtiyaç ve beklentilerini karşılayan kapsamlı bir ekosistem sunarken, yatırım ortamını reformlarla iyileştirmeye devam ediyoruz.”

Başkanlığını yaptığı Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulunun son dönemlerde yoğun mesai sarf ettiğini, yeni bir eylem planı hazırladıklarını dile getiren Yılmaz, gelecek dönemde bu eylem planının da hayata geçmesiyle yatırım ortamının daha da iyileşeceğini düşündüklerini söyledi.

Yılmaz, uluslararası yatırımlar kapsamında teknoloji, savunma, yenilenebilir enerji, petro-kimya, finans, turizm ve konut gibi çeşitli sektörlerin yatırımcılar için fırsatlar sunduğunu kaydetti.

Suudi Arabistan’dan yatırımcılara hitap eden sektörler arasında özellikle kimyasallar, makineler, gıda ve içecek işleme, otomotiv, havacılık, ilaç ve biyoteknoloji, tıbbi cihazlar ve malzemeler, askeri üretim, yenilenebilir enerji, inşaat malzemeleri ve madencilik alt sektörlerinin öne çıktığına dikkati çeken Yılmaz, “Her alanda Suudi Arabistan’ın Kamu Yatırım Fonu’nun (PIF) yatırım vizyonuyla örtüşen Türk şirketlerinin fizibilitelerini değerlendirmek üzere işbirliğine açığız.” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu ile ekonomisini çeşitlendirmeyi, petrole olan bağımlılığını azaltmayı ve daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi amaçladığını aktararak, “Türkiye Yüzyılı ve 2053 vizyonlarımız ile Suudi 2030 Vizyonu’nun sadece iki ülkeye değil, tüm bölgeye önemli büyük ekonomik faydalar sağlayacağına inanıyoruz. 3,3 trilyon dolarlık bir yatırımı içeren Suudi 2030 Vizyonu kapsamında Neom, Diriyah Gate, Qiddiya ve Kızıldeniz projesi gibi mega projelerde firmalarımızın aktif rol almasını arzu ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Irak Kalkınma Yolu Projesi’nde de yakın bir işbirliği yürütebileceğimize inanıyoruz”

Suudi Arabistan’ın, müteahhitlik sektörü için dünyadaki en önemli ülkelerden biri olduğunu belirten Yılmaz, Türk müteahhitlerinin Suudi Arabistan’da bugüne kadar 27,6 milyar dolar tutarında 402 proje üstlendiğini, bu rakamlarla Suudi Arabistan’ın, Türkiye’nin değer bazında en fazla proje üstlendiği 6’ncı ülke konumunda olduğunu söyledi.

Yılmaz, bu minvalde, özellikle Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu vasıtasıyla finanse edilen dev projelerde, Türk müteahhitlerinin beceri ve kabiliyetlerinden istifade edilmesinde fayda gördüklerini dile getirerek, şöyle devam etti:

“Türk müteahhitlik firmalarının Yeşil Mutabakat alanındaki ilerlemelerinin de Suudi 2030 Vizyonu kapsamındaki hedeflerinizle son derece uyumlu olduğunu belirtmek isterim. Bizler de iş modellerini daha sürdürülebilir bir geleceğe doğru yeniden yapılandırıyoruz. Gerek Suudi Arabistan’ın fosil yakıtların giderek payının düşeceği bir dünyaya gerçekçi bir şekilde hazırlandığı yeni vizyonu gerekse bizim 2053 Karbon Nötr Ekonomi Vizyonumuz birbiriyle örtüşen vizyonlardır. Bu konuda da çok önemli işbirliği alanlarının olduğunu ifade etmek isterim. Bildiğiniz üzere Türkiye olarak Paris Anlaşması’nı onayladık ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefini belirledik. Bu bağlamda yeşil ve dijital dönüşümü, bütün planlarımızda, programlarımızda önemli bir eksen olarak tarif etmiş durumdayız.”

İş çevrelerinin üçüncü ülkelerde de işbirliği yapabileceğine inandıklarını, Suudi Arabistan’ın başta Afrika ve diğer gelişmekte olan ülkeler olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yatırım yapmak istediğini gördüklerini belirten Yılmaz, “Türkiye olarak Afrika ve diğer gelişmekte olan ülke pazarlarına erişim konusunda önemli fırsatlara sahibiz. Ayrıca, Ukrayna’nın yeniden inşası sürecinin yanı sıra bölgemizin refahına katkıda bulunacak olan Irak Kalkınma Yolu Projesi gibi yeni projelerde de işbirliği imkanlarının olduğunu düşünüyoruz. Körfez İşbirliği Konseyi ve ülkemiz arasında imzalanacak bir serbest ticaret anlaşması, ülkelerimiz arasındaki büyüyen ekonomik ortaklığı daha ileriye taşıyacaktır. Bu konuda da özellikle önümüzdeki dönem özellikle Suudi yetkililerin desteğini beklediğimizi ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.

“Önceki yıla göre Suudi Arabistan’dan ülkemize gelen turist sayısı yüzde 65 artış göstermiştir”

Kültür ve turizm alanında işbirliğinin geliştirilmesinin önemine dikkati çeken Yılmaz, Suudi makamlarının Türk vatandaşlarının elektronik vize uygulamasına imkan tanıyan yeni düzenlemeleri hayata geçirmesinden büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Yılmaz, bu durumun, iş insanlarının vize sorunlarının çözülmesine büyük katkı sağlayacağını, ikili ticari ve ekonomik ilişkilerde önemli bir ilerleme kaydedilmesini getireceğini söyledi.

Türkiye’nin son 20 yılda turizm alanında büyük bir aşama kaydettiğini, geçen yıl itibarıyla 50 milyon turisti ve 54 milyar dolar geliri aşan bir performansın söz konusu olduğunu aktaran Yılmaz, 2024 yılında ise 60 milyon turist ve 60 milyar dolar turizm geliri hedeflediklerini dile getirdi.

İki ülke arasındaki turizm verilerine değinen Yılmaz, şunları kaydetti:

“Geçtiğimiz yıl, bir önceki yıla göre Suudi Arabistan’dan ülkemize gelen turist sayısı yüzde 65 artış göstererek 830 bini buldu. Kısa vadede 1 milyonu geçmemiz ve uzun vadede çok daha yüksek rakamlara çıkmamız gerekiyor. Türkiye’den de Suudi Arabistan’a sadece hac ve umre için değil, Suudi Arabistan’ın yaptığı yeni yatırımlarla oluşturduğu fırsatları düşündüğümüzde farklı amaçlarla Türkiye’den Suudi Arabistan’a turizmin de yakın gelecekte çok farklı noktalara geleceğine inanıyorum.”

Yılmaz, forum kapsamında turizm alanında işbirliği anlaşması imzalayacak firmaların yeni işbirliklerine örnek olacağına ve turizmde yeni kapılar açacağına inandığını ifade ederek, “Dünya çapında bir etkinlik olan World Expo 2030’a ev sahipliği yapmak üzere seçilmesinden dolayı Suudi Arabistan’ı kutluyoruz. Bu başarı sadece Suudi Arabistan’ın uluslararası imajını güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda bölgesel katkılar da sağlayacaktır. Çok sayıda saygın Türk firmasının katılacağı World Expo 2030’da inşallah Türkiye’yi prestijli pavilyonumuzla temsil edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan’ın turizm sektöründe mega projelere yönelik vizyonunu takdirle takip ettiklerini aktaran Yılmaz, Türkiye’nin bu projelerde işbirliğini artırmak istediklerini ve mega projeler alanında önemli turizm ortaklıkları kurabileceklerine inandıklarını dile getirdi.

Ülkelerinin potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme içinde işbirliğini artırmak ve iş çevrelerini küresel rekabetin zirvesine taşımak için birlikte çalışmaya kararlı olduklarının altını çizen Yılmaz, forumda imzalanacak işbirliği anlaşmalarının pek çok başarı hikayesine vesile olacağına inandığını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-turkiye-suudi-arabistan-yatirim-ve-is-forumunun-galasinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Bakan Fidan: “Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir” https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-turkiye-ab-iliskileri-bazi-ulkelerin-siyasi-hesaplarina-da-kurban-edilmemelidir/ https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-turkiye-ab-iliskileri-bazi-ulkelerin-siyasi-hesaplarina-da-kurban-edilmemelidir/#respond Fri, 16 Feb 2024 01:12:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8469 Bakan Fidan: “Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir”

Bakan Fidan, Macaristan Dışişleri Bakanı Szijjarto ile ortak basın toplantısı gerçekleştirdi.

ANKARA – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir. Neticede, AB’nin ülkemizin üyeliğine yönelik tavrında daha rasyonel düşünmesi ve bölgesel refaha ve istişareye katkı sağlayacak bir tutum benimsemesini bekliyoruz” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Macar mevkidaşı Szijarto’nun Türkiye-Macaristan Ekonomi ve Ticaret Ortak Komisyonu’nun ilk toplantısı için Türkiye’yi ziyaret ettiğini hatırlatan Bakan Fidan, Ticaret Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleşen toplantının başarıyla gerçekleştiğini öğrendiğini söyledi. Macaristan ve Türkiye’nin köklü dostluk bağlarına sahip olduğunu ve ikili ve çok taraflı platformlarda yakın iş birliklerinin devam ettiğini belirten Fidan, karşılıklı üst düzey ziyaretlerle iki ülke arasındaki kapsamlı iş birliklerinin daha da geliştiğini ve Macaristan Başbakanı Orban ile Bakan Szijarto’yu 1-3 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek Antalya Diplomasi Forumu’na katılacağını söyledi.

“Savunma sanayii alanındaki yakın iş birliğimizde somut projeler geliştirmekteyiz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’In 2023 yılında Macaristan’a gerçekleştirdiği iki resmi ziyarete dikkat çeken Fidan, aralık ayındaki ziyaret kapsamında Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi’nin 6’ncı toplantısında alınan kararla iki ülke arasındaki iş birliğinin seviyesinin geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine çıktığını belirterek, şu ifadelere yer verdi:

“İş birliğimizi çeşitli alanlarda güçlendiren, çeşitlendiren ve güncelleyen 17 ayrı anlaşma imzaladık. 2024 Türkiye-Macaristan Kültür Yılı’nın açılış törenini gerçekleştirdik. Gerçekten muazzam bir törendi. 2025 yılını Bilim ve İnovasyon yılı ilan ettik. Geliştirilmiş stratejik ortaklık temelindeki iş birliğimizi daha da güçlendirmeye kararlıyız. Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi Mekanizması, 6 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmamıza önemli katkılar sağlayacak çalışmalar başlattı. İki NATO müttefiki olarak da savunma sanayii alanındaki yakın iş birliğimizde somut projeler geliştirmekteyiz.”

“Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir”

Macaristan’ın yılın ikinci yarısında itibaren Avrupa Birliği Dönem Başkanı olacağını aktaran Bakan Fidan, “AB’nin stratejik düşünerek artık Türkiye’ye olan yaklaşımında kimlik siyasetini sona erdirmesi gerekmekte. Aynı zamanda Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir. Neticede, AB’nin ülkemizin üyeliğine yönelik tavrında daha rasyonel düşünmesi ve bölgesel refaha ve istişareye katkı sağlayacak bir tutum benimsemesini bekliyoruz. AB üyeliğimizin önündeki engellerin açılmasında ve AB ile ilişkilerimizin geliştirilmesinde Macaristan’ın değerli katkı ve desteğinin devamına güveniyoruz. Macaristan’ın AB dönem başkanlığında Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbesitesi gibi konularda ilerleme sağlanmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

Fidan, Macar mevkidaşı ile olan görüşmelerde Balkanlar’da yaşanan gelişmeler ile Ukrayna-Rusya arasındaki savaşa yönelik de görüş alışverişinde bulunulduğunu bildirdi. Fidan, iki ülkenin Ukrayna’daki savaşın bir an önce bitmesi, uluslararası hukuk temelinde adil barış yoluyla sonlandırılması ve barış müzakerelerine şans verilmesi noktasında hemfikir olunduğunu vurguladı.

Türkiye’nin hem Macaristan hem de Avrupa’nın güvenliği açısından anahtar bir ülke olduğunu vurgulayan Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Szijjarto, ekonomi ve enerji güvenliği konularında Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu söyledi.

Yasadışı göç konusunda Türkiye ile hemfikir olduklarını belirten Szijjarto, “Yasadışı göçmenlerin Avrupa’ya ulaşmasını engelleyemezsek Avrupa’yı kaybedeceğiz. Biz bunu istemiyoruz. Yasadışı göç baskısının frenlenmesi için Türkiye’yi destekliyoruz. Eğer güvenlik konuları müsaitlik verirse göçmenlerin geldikleri yere derhal geri gitmeleri gerekmektedir. Bu konuda Türkiye ile hemfikiriz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin enerji güvenliği konusunu siyasi ya da ekonomik bir silah olarak kullanmadığını belirten Szijjarto, doğalgaz tedariği konusunda Türkiye’nin en güvenilir transit ortak olduğunu aktardı.

Ekonomik işbirliğine ilişkin AB’nin Türkiye gibi ortaklara ihtiyacı olduğunu hatırlatan Szijjarto, AB ve Türkiye arasındaki gümrük anlaşmasının modernleşmesi konusunda olumlu adımların atılması için çalışmaların yürütüleceğini söyledi.

Ayrıca Szijjarto, Ukrayna-Rusya savaşında arabuluculuk konusunda Türkiye tarafından başarılı adımlar atıldığını belirterek savaşın uzun sürmesi ve bölgeye silah taşınmasının devam etmesi bölgedeki yıkımı artıracağını ifade etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-turkiye-ab-iliskileri-bazi-ulkelerin-siyasi-hesaplarina-da-kurban-edilmemelidir/feed/ 0
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-turkiye-ab-iliskileri-bazi-ulkelerin-siyasi-hesaplarina-da-kurban-edilmemelidir/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-turkiye-ab-iliskileri-bazi-ulkelerin-siyasi-hesaplarina-da-kurban-edilmemelidir/#respond Fri, 16 Feb 2024 00:54:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8454 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir. Neticede, AB’nin ülkemizin üyeliğine yönelik tavrında daha rasyonel düşünmesi ve bölgesel refaha ve istişareye katkı sağlayacak bir tutum benimsemesini bekliyoruz” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Macar mevkidaşı Szijarto’nun Türkiye-Macaristan Ekonomi ve Ticaret Ortak Komisyonu’nun ilk toplantısı için Türkiye’yi ziyaret ettiğini hatırlatan Bakan Fidan, Ticaret Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleşen toplantının başarıyla gerçekleştiğini öğrendiğini söyledi. Macaristan ve Türkiye’nin köklü dostluk bağlarına sahip olduğunu ve ikili ve çok taraflı platformlarda yakın iş birliklerinin devam ettiğini belirten Fidan, karşılıklı üst düzey ziyaretlerle iki ülke arasındaki kapsamlı iş birliklerinin daha da geliştiğini ve Macaristan Başbakanı Orban ile Bakan Szijarto’yu 1-3 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek Antalya Diplomasi Forumu’na katılacağını söyledi.

“Savunma sanayii alanındaki yakın iş birliğimizde somut projeler geliştirmekteyiz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 yılında Macaristan’a gerçekleştirdiği iki resmi ziyarete dikkat çeken Fidan, aralık ayındaki ziyaret kapsamında Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi’nin 6’ncı toplantısında alınan kararla iki ülke arasındaki iş birliğinin seviyesinin geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine çıktığını belirterek, şu ifadelere yer verdi:

“İş birliğimizi çeşitli alanlarda güçlendiren, çeşitlendiren ve güncelleyen 17 ayrı anlaşma imzaladık. 2024 Türkiye-Macaristan Kültür Yılı’nın açılış törenini gerçekleştirdik. Gerçekten muazzam bir törendi. 2025 yılını Bilim ve İnovasyon yılı ilan ettik. Geliştirilmiş stratejik ortaklık temelindeki iş birliğimizi daha da güçlendirmeye kararlıyız. Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi Mekanizması, 6 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmamıza önemli katkılar sağlayacak çalışmalar başlattı. İki NATO müttefiki olarak da savunma sanayii alanındaki yakın iş birliğimizde somut projeler geliştirmekteyiz.”

“Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir”

Macaristan’ın yılın ikinci yarısında itibaren Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanı olacağını aktaran Bakan Fidan, “AB’nin stratejik düşünerek artık Türkiye’ye olan yaklaşımında kimlik siyasetini sona erdirmesi gerekmekte. Aynı zamanda Türkiye-AB ilişkileri bazı ülkelerin siyasi hesaplarına da kurban edilmemelidir. Neticede, AB’nin ülkemizin üyeliğine yönelik tavrında daha rasyonel düşünmesi ve bölgesel refaha ve istişareye katkı sağlayacak bir tutum benimsemesini bekliyoruz. AB üyeliğimizin önündeki engellerin açılmasında ve AB ile ilişkilerimizin geliştirilmesinde Macaristan’ın değerli katkı ve desteğinin devamına güveniyoruz. Macaristan’ın AB dönem başkanlığında Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbesitesi gibi konularda ilerleme sağlanmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

Fidan, Macar mevkidaşı ile olan görüşmelerde Balkanlar’da yaşanan gelişmeler ile Ukrayna-Rusya arasındaki savaşa yönelik de görüş alışverişinde bulunulduğunu bildirdi. Bakan Fidan, iki ülkenin Ukrayna’daki savaşın bir an önce bitmesi, uluslararası hukuk temelinde adil barış yoluyla sonlandırılması ve barış müzakerelerine şans verilmesi noktasında hemfikir olunduğunu vurguladı.

Türkiye’nin hem Macaristan hem de Avrupa’nın güvenliği açısından anahtar bir ülke olduğunu vurgulayan Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Szijjarto, ekonomi ve enerji güvenliği konularında Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu söyledi.

Yasadışı göç konusunda Türkiye ile hemfikir olduklarını belirten Szijjarto, “Yasadışı göçmenlerin Avrupa’ya ulaşmasını engelleyemezsek Avrupa’yı kaybedeceğiz. Biz bunu istemiyoruz. Yasadışı göç baskısının frenlenmesi için Türkiye’yi destekliyoruz. Eğer güvenlik konuları müsaitlik verirse göçmenlerin geldikleri yere derhal geri gitmeleri gerekmektedir. Bu konuda Türkiye ile hemfikiriz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin enerji güvenliği konusunu siyasi ya da ekonomik bir silah olarak kullanmadığını belirten Szijjarto, doğalgaz tedariği konusunda Türkiye’nin en güvenilir transit ortak olduğunu aktardı.

Ekonomik işbirliğine ilişkin AB’nin Türkiye gibi ortaklara ihtiyacı olduğunu hatırlatan Szijjarto, AB ve Türkiye arasındaki gümrük anlaşmasının modernleşmesi konusunda olumlu adımların atılması için çalışmaların yürütüleceğini söyledi.

Ayrıca Szijjarto, Ukrayna-Rusya savaşında arabuluculuk konusunda Türkiye tarafından başarılı adımlar atıldığını belirterek savaşın uzun sürmesi ve bölgeye silah taşınmasının devam etmesi bölgedeki yıkımı artıracağını ifade etti. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-turkiye-ab-iliskileri-bazi-ulkelerin-siyasi-hesaplarina-da-kurban-edilmemelidir/feed/ 0
Adana’da Geri Dönüşüm ve Atık Yönetimi Fuarı Başladı https://www.haber60.com.tr/adanada-geri-donusum-ve-atik-yonetimi-fuari-basladi/ https://www.haber60.com.tr/adanada-geri-donusum-ve-atik-yonetimi-fuari-basladi/#respond Fri, 16 Feb 2024 00:06:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8413 Adana’da düzenlenen “Geri Dönüşüm ve Atık Yönetimi Fuar ve Konferansı” başladı.

Valilik, Büyükşehir Belediyesi, Adana Ticaret Odası, Adana Sanayi Odası ve Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi destekleriyle gerçekleştirilen etkinlik TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde yapıldı.

Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, açılış töreninde, Adana’da önemli bir fuarın ilkini gerçekleştirdiklerini söyledi.

Sanayi devrimiyle insanların doğayı kirletmeye başladığını belirten Köşger, “Her zaman söylüyorum, bunu da en çok Batılı dostlarımız yaptılar. En gelişmiş ülkeler, en çok doğayı tahrip ederler. En çok doğayı kirletenler, zarar verenler onlar. Şimdi de ceremesini tüm dünyaya, hepimize çektirmeye çalışıyorlar. Batılılar böyle yaptı diye bizler öyle yapacak değiliz. Dünya hepimizin müşterek gezegeni ve başka gideceğimiz bir yerde yok. Dolayısıyla biz burayı korumak, kollamak bu hususta da onlara örnek olmak durumundayız.” diye konuştu.

Adana’nın geri dönüşüm sektöründe önemli bir yere sahip olduğunu aktaran Köşger, kentte bu konuda çok sayıda firma bulunduğunu ifade etti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) rakamlarına göre Türkiye’de geçen yıl 29,4 milyon tonu tehlikeli olmak üzere 109 milyon ton atık üretildiğini belirten Köşger, şöyle devam etti:

“109 milyon ton atık ürettik ama bir taraftan da Adana başta olmak üzere Batı ülkelerinden tırnak içinde söylüyorum ‘çöp’ ithal ediyoruz. Ayrıştırılmış atık ithal ediyoruz. Bu, aslında bizim için bir soru işareti, üzerinde durmamız gereken bir husus. Özellikle yerel yönetimlerimizin üzerinde durması gereken bir husus. Atık aynı zamanda ham madde, aynı zamanda doğal kaynak. Dönüştürmeyi bilirseniz atık dediğimiz şeylerin hepsi plastiği de metali de organik maddesi de faydalı bir şey, dönüştürülmesi lazım. Belediyelerimizin, yerel yönetimlerimizin bu konuda bir an önce aksiyon alması ve bu atıkları ayrıştırarak vahşi depolamadan vazgeçerek bunları ayrıştırıp doğal kaynak haline dönüştürmesi lazım. Bizim de bu ithalatı kesmemiz lazım. Yani 109 milyon ton atık üretiyoruz ülke olarak. Bunları ayrıştırmayı ve ham madde haline getirmeyi becerebilmemiz lazım.”

Kosova Bölgesel Kalkınma Bakanı ve Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Genel Başkanı Fikrim Damka da Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından tüm dünyanın Türkiye ile dayanışma içinde olduğunu, bu dayanışma duygusunun doğayı korumaya yönelik devam etmesi gerektiğini söyledi.

Buna da gelişmiş ülkelerin öncülük edeceğini aktaran Damka, “Bizim coğrafyamız açısından bize öncülük edecek olan en yakın ülke Türkiye Cumhuriyeti’dir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin, hem Türk Cumhuriyetleriyle hem Balkanlarla bu geri dönüşüm konusunda bizlere de öncülük etmesi lazım. İnşallah bugün burada hem özel sektörün hem devletin hem de belediyelerin yapmış olduğu çalışmaları yakından inceleyeceğiz. Kendi ülkelerimize bunun transferinin sağlanması için çaba sarf edeceğiz.” ifadesini kullandı.

Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Cafer Poyraz da yaptıkları çalışmaları anlatarak, sürdürülebilir enerji ve iklim değişikliği eylem planı raporu çıkardıklarını söyledi.

ÇOİM yararına atıl metal parça sergisi

Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Meryem Tuncel, fuarda yer alan Sema Akbel’in atık metal parçalardan yaptığı “Yarım Kalmasın Koleksiyonu’nun” satışından elde edilecek gelirin Kahramanmaraş merkezli depremlerde uzuvlarını kaybeden çocukların rehabilitasyonu için hayata geçirdikleri Çocuk İyilik Merkezi’nin çalışmalarında kullanılacağını söyledi.

Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç da iş dünyasındaki yeşil dönüşüm adımlarını hızlandırmaları gerektiğine dikkati çekti.

REWA Anatolia İcra Komitesi Başkanı Ebru Can da üç gün sürecek fuarda sektörün önde gelen firmalarının yanı sıra Kırgızistan, Kosova, Macaristan, Orta Doğu ve Avrupa’dan ziyaretçilerin bulunacağını bildirdi.

Kırgızistan heyeti başkanı Elvira Borombaeva da fuara iş adamlarının yanı sıra Kırgızistan Cumhurbaşkanlığına bağlı yatırım ajansı direktör yardımcısı ve ekibinin de yer aldığı bir heyetle katıldıklarını söyledi.

Konuşmaların ardından tasarımcı Zeliha Sunal’ın kağıt, metal, plastik ve tekstil atıkları gibi ham maddeye dönüşen malzemelerden oluşturduğu kıyafetler “Bir İleri Dönüşüm Defilesi”nde sergilendi.

Fuar 17 Şubat’a kadar açık kalacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adanada-geri-donusum-ve-atik-yonetimi-fuari-basladi/feed/ 0
Halkbank’ın öz kaynakları yüzde 42,9 arttı https://www.haber60.com.tr/halkbankin-oz-kaynaklari-yuzde-429-artti/ https://www.haber60.com.tr/halkbankin-oz-kaynaklari-yuzde-429-artti/#respond Thu, 15 Feb 2024 01:54:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8129 Halkbank, geçen yıl toplam 10 milyar 112 milyon lira net kar elde ederken, bankanın bu dönemdeki öz kaynakları 2022 yıl sonuna göre yüzde 42,9 oranında artarak 128,4 milyar TL oldu.

Halkbank’tan yapılan açıklamaya göre, 2023 yıl sonunda aktif büyüklüğünü 2022 yıl sonuna göre yüzde 57,7 artışla 2,2 trilyon TL seviyesine ulaştıran banka, bu dönemde toplam kredi büyüklüğünü ise, yüzde 61,6 artışla 1,9 trilyon TL’ye yükseltti.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, küresel ekonominin, resesyon endişeleri ve finansal göstergelerdeki dalgalanmalarla geçirdiği bir dönemi, ülkenin dirençli ekonomisi, güçlü liderliği ve rekabet avantajıyla büyüyerek geride bıraktığının altını çizdi.

Arslan, ülke ekonomisinin ekonomi yönetiminin kararlı tutumu ve bankacılık sisteminin güçlü altyapısı sayesinde küresel ekonomiden kaynaklanan negatif etkilerden en az düzeyde etkilendiğini ifade etti.

Ülkemizin bu istikrarlı büyümesinde kuşkusuz Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen akabinde hayata geçirilen yapısal reformların ve kararlı ekonomi politikalarının önemli etkisi olduğunu belirten Arslan, ” Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS), 2023’te olumlu bir ivme yakalayarak günümüzde 310 baz puan seviyesine gelmesi atılan adımların meyvelerini vermeye başladığının en net göstergelerindendir.” ifadelerini kullandı.

Arslan, KOBİ’lerin güvenli limanı olduklarının altını çizerek, şöyle devam etti:

“Ülkemiz, istiklalden istikbale giden yolda bir asrı geride bırakırken, Türkiye Yüzyılı hedeflerine odaklanmış KOBİ’lerimizin, esnaf ve sanatkarımızın, girişimcilerin gayretiyle ekonomimizin güçlenmesine katkı sunmayı sürdüreceğiz. KOBİ kredileri büyüklüğümüz 2023’te 615,5 milyar TL’ye ulaşmıştır.

KOBİ kredileri alanındaki yüzde 19 pazar payımız ile sektörümüzün lider KOBİ bankası olmaya devam etmekteyiz. Güçlü finansal altyapımızla, KOBİ’lerimizin, esnaf ve sanatkarımızın, girişimcilerimizin yanında olmaktan, ekonomimizi büyütmek için çalışmaktan ve ülkemizin kalkınma hamlesine katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz.”

Halkbank’ın esnaf ve sanatkarların ihtiyaçlarını en iyi bilen banka olduğunu belirten Arslan, “Bankamızın kuruluş harcında esnafımızın alın teri ve emeği var. Bugün bankamızda kredili esnaf sayımız 841 bin iken, esnaf kredi büyüklüğümüz ise 235,1 milyar TL’ye ulaşmış durumdadır.” açıklamasını yaptı.

“Her yaştan ve eğitim düzeyinden 142 bini aşkın girişimciye 25 milyar TL kredi kullandırdık”

Osman Arslan, Türkiye Yüzyılı’nda gelişen teknolojiyi takip ettiklerini, değişen koşullara uygun projeler üreterek, genç girişimcileri de sektör ayrımı yapmaksızın geniş bir yelpazede desteklediklerini ifade etti.

2021 yılından bu yana kendi işini kurmak isteyen her yaştan ve eğitim düzeyinden 142 bini aşkın girişimciye 25 milyar TL kredi kullandırdıklarını vurgulayan Arslan, şunları kaydetti:

“Geleceğin girişimciliğini bugünden inşa etmek için Dijital Gelecekte Genç Girişimciler Vizyon Buluşması’nı ve Jet Luck Projesi’ni hayata geçirdik. Halk Yatırım hizmeti olan kitle fonlama platformu ‘Fonlabüyüsün’ ile girişimcilere ihtiyaç duydukları finansal kaynaklara kitle fonlarıyla erişim olanağı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de Yıldız Teknik Üniversitesi Startup House işbirliğiyle, HUBrica adını verdiğimiz bir girişim hızlandırma programına başlayacağız. Yakın zamanda ekosisteme yönelik buluşmalar ve seminerler düzenleyeceğimiz Girişimcilik Merkezimizi de hizmete sunacağız.”

Arslan, Halkbank’ın, kadın girişimciliğini desteklediğini belirterek, “Sürdürülebilir kalkınma için öncelikli hedefimiz ülkemizde yüzde 14 düzeyinde seyreden kadın girişimciliği oranını dünya ortalaması olan yüzde 35 seviyesine çıkarmaktır. 2021’de hayata geçirdiğimiz Kadın Girişimci Kredi Destek Paketi ile bugüne kadar, farklı meslek gruplarından 217 bin kadın girişimciye ulaşarak 57 milyar TL finansal destek sunduk.” değerlendirmesinde bulundu.

Üreten Kadınlar Buluşmalarını, Üreten Kadınlar Yarışması ile Türkiye’nin en güçlü girişimcilik markalarından birine dönüştürdüklerini belirten Arslan, “Üreten Kadınlar Değişken Fonu, İhracatta Kadın İzi Projesi ve Üreten Kadınlar Akademisi MasterClass Marka Eğitimleri, Kadınlar Liderler ve Girişimciler Vizyon Buluşması ile kadın girişimciliği ekosisteminin gelişmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” açıklamasını yaptı.

Arslan, Cumhuriyetin 100’üncü, bankanın 85’inci yılına ulaşmanın gururuyla girdikleri 2023 yılında, üzerlerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiklerini belirterek, “Halkın Bankası olarak, yeni ekonomi modelimiz ve Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda üretime, ihracata, istihdama ve yatırıma yönelik desteğimiz sürecek; tüm sektörlerde inovatif dönüşümle yerli ve milli kalkınma stratejilerinin ülkemiz ekonomisine katkı sunması için çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/halkbankin-oz-kaynaklari-yuzde-429-artti/feed/ 0
İBB Başkanı İmamoğlu, Beyoğlu turunda vatandaşlarla buluştu https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-beyoglu-turunda-vatandaslarla-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-beyoglu-turunda-vatandaslarla-bulustu/#respond Thu, 15 Feb 2024 00:30:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=8046 İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı İnan Güney ile birlikte kısa bir ilçe turu yaptı. Bir vatandas İmamoğlu’na, “Kocaeli’de doktorum. İkametgahımı almıyorum size oy vermek için” diyen de oldu, “Seçimi kazandığınızdan beri, zamanında topal ördek dediler size. ‘Seçilse bile topal ördek olacak’ dediler. Seçildiniz; bu kez, ‘Bir iş yapmıyor’ dediler. Fakat yaptınız. Ben evlendim, evlilik yardımı aldım. Fakat Beyoğlu Belediyesi’ne nikah ücreti ödedim, Büyükşehir Belediyesi yardım verdi. Ben eşime yüzüğü, Büyükşehir’den aldığım parayla aldım” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı İnan Güney ile birlikte Beyoğlu turu yaptı. İlk olarak Odakule’den Galatasaray’a kadar İstiklal Caddesi boyunca yürüyen İmamoğlu ve Güney, vatandaşların ilgi odağı oldu.

Vatandaşlar, desteklerini ilettikleri İmamoğlu ile anı fotoğrafları çektirdi. Bir kadın vatandaşın, “Başkanım, deli oluyorum size. Allah seni başımızdan eksik etmesin” sözleri, İmamoğlu’nu ve etraftakileri gülümsetti. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Sağ olun. Harikasınız” oldu. İmamoğlu, “Kocaeli’de doktorum. İkametgahımı almıyorum size oy vermek için. Araba falan hiç mesele değil. İki defa daha olsa geleceğim oy vermeye” diyen vatandaşa ise, “Sağ olun hocam. Onur duydum” karşılığını verdi.

SEVGİLİLER GÜNÜ MESAJINI İSTİKLAL CADDESİ’NDEN VERDİ: “SEÇİMLER, ŞUNLAR, BUNLAR GELİR GEÇER; MİLLETÇE BİRBİRİMİZİ SEVELİM”

İmamoğlu, “14 Şubat Sevgililer Günü” mesajını da sevgililerin uğrak mekanı İstiklal Caddesi’nden cep telefonu üzerinden yapılan canlı yayınla verdi:

“Beyoğlu bugün Sevgililer Günü’nün ışıltısını taşıyor. Çok güzel hanımefendiler, çok yakışıklı beyefendiler, güzel buluşmalarla sevgililer gününü yaşayacaklar. Bütün İstanbul’un birbirini sevmesini, tabii ki Beyoğlu’nun da birbirini sevmesini istiyoruz. Aynı şekilde bütün Türkiye’nin birbirini seven, birbirine saygı duyan bir toplum olmasını istiyoruz. Seçimler, şunlar, bunlar gelir geçer. Milletçe birbirimizi sevelim. Sevgi dolu insanlarımız var. Aranıza ne olur nifak sokmayın. Aranıza yalan sokmayın. Aranıza ön yargıları sokmayın. Aranıza empatiyi koyun. Birbirinizi düşünmeye gayret edin. Bugün İliç’te canımız yandı. İliç için üzülelim. Ama milletçe birbirimizi sevelim. Acıları beraber paylaşarak azaltalım, birlikte paylaşarak büyütelim. Güzel bir gelecek hem İstanbul’u hem Beyoğlu’nu hem bütün Türkiye’yi bekliyor. Kocaman, sevgi dolu selamlar İstanbul’daki bütün hemşehrilerimize.”

GURBETÇİ VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: “BU ÜLKENİN SİZE İHTİYACI VAR”

İmamoğlu, İstiklal Caddesi’ni gezen turistlerin de ilgi odağı oldu. Yurt dışında yaşadığını belirten bir vatandaş da imamoğlu’na, “Ben bu şehirde yaşamıyorum. Bu şehri bilmiyorum ama bu ülkenin size ihtiyacı olduğunu biliyorum. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. Neden biliyor musunuz? Ben, 10 yıl önce bu şehirde, bu ülkede yaşıyordum. Dün bu ülkeye tekrar yeniden geldim. Ülke bitmiş. Bunu siyaset olsun diye söylemiyorum. Gerçekten de size ihtiyaç var. Kendinize iyi bakmanızı istiyorum” sözleriyle seslendi.

İKİNCİ ADRES: OKMEYDANI

İstiklal Caddesi’nden Okmeydanı’na geçen İmamoğlu ve Güney’in ikinci adresi, Kaptanpaşa Mahallesi Fatih Sultan Minberi Caddesi oldu. Mahalle halkı tarafından sevgi gösterileriyle karşılanan İmamoğlu ve Güney, yoğun ilgi altında zorlukla da olsa esnaf ziyaretlerini gerçekleştirdi. Bir tostçu dükkanına giren İmamoğlu, esnaf ve müşterilerle sohbet etti. Ziyarete, bir müşterinin İmamoğlu’na söylediği şu sözler damga vurdu:

“EŞİME YÜZÜĞÜ BÜYÜKŞEHİR’DEN ALDIĞIM PARAYLA ALDIM”

“Seçimi kazandığınızdan beri, zamanında topal ördek dediler size. ‘Seçilse bile topal ördek olacak’ dediler. Seçildiniz; bu kez, ‘Bir iş yapmıyor’ dediler. Fakat yaptınız. Ben evlendim, evlilik yardımı aldım. Fakat Beyoğlu Belediyesi’ne nikah ücreti ödedim, Büyükşehir Belediyesi yardım verdi. Ben, eşime yüzüğü Büyükşehir’den aldığım parayla aldım. Yani bunları ben gördüm. Allah razı olsun sizden. Şehidimiz de vardı bizim Pençe-Kilit’te. Baktım Sayın Kılıçdaroğlu’nun gönderdiği çelenkleri parçaladılar. Basına baktım, ‘Çelenkleri parçaladılar…’ Biz yapmadık. Şehidin babası da rahatsız oldu bu durumdan. Yapanları buldum ben. ‘Niye yaptınız, ayıp. Bizim herkese kapımız açık. Biz CHP’li değiliz, AK Parti’li de değiliz. Fakat niye çelenkleri parçaladınız’ dediğimde, ‘Ya onlar işte şunla, bunla bir…’ ‘Ya geçin onları’ dedim, Bu ülkede CHP’li şehit de var, AK Parti’li şehit de var. Biz aynı vatanın evladıyız. Ülkeyi böyle kutuplaştırdılar. Bu dönemde de ben, Büyüşehir’de size oy vereceğim. Aileme de eşime de söyledim.”

GENÇLERDEN İMAMOĞLU’NA: “İNŞALLAH BİZİM GİBİ İSTANBUL YİNE KAZANACAK”

İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “İnşallah mahcup olmayız. Ailene sevgilerini ilet. Allah mutlu etsin” oldu. Bir grup genç de bir anda karşılarında gördükleri İmamoğlu’na, “Kütüphaneler için çok teşekkür ederiz. Üniversite sınavına sizin hazırladığınız kütüphanelerde çalıştık, kazandık. Vize ve finaller yine hep orada çalışıyoruz. İnşallah bizim gibi İstanbul yine kazanacak. Çok mutluyuz. Arkanızdayız. Allah yolunuzu açık etsin” sözleriyle teşekkürlerini sundu. İmamoğlu da gençlere, “Ne hoş. Teşekkürler” karşılığını verdi. İmamoğlu’yla fotoğraf çeken bir başka genç de “İlk resim, ilk oy Başkanım. Doğru mu” diyerek, vereceği oyun rengini belli etti. İmamoğlu’nun gence yanıtı, “Ne mutlu bana” oldu. Yol üstündeki AK Parti seçim bürosunu ziyaret etmeyi de ihmal etmeyen İmamoğlu, ellerini sıktığı görevlilere, “Sağlıklı, sıhhatli bir mücadele olsun inşallah. Gürültüsüz, sevgiyle, saygıyla, herkesin becerisiyle kendini anlattığı bir seçim olsun” temennisinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-baskani-imamoglu-beyoglu-turunda-vatandaslarla-bulustu/feed/ 0
Bir Kültür İnsanı: Xi Jinping https://www.haber60.com.tr/bir-kultur-insani-xi-jinping/ https://www.haber60.com.tr/bir-kultur-insani-xi-jinping/#respond Sun, 11 Feb 2024 13:36:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7317 BEİJİNG, 11 Şubat (Xinhua) — Kültür üzerine Xi Jinping Fikriyatı’nın Ekim 2023’te takdim edilmesinden bu yana “kültür” Çin genelinde dillere pelesenk olan bir kelime haline geldi.

Çin Ay Yeni Yılı’na girerken, tüm ülkede bu yeni trendi kucaklayan türlü türlü kültürel etkinlikler düzenlendi.

Ülkenin doğusundaki Zhejiang eyaletinde bulunan bir müze, 8.000 yıl önce yaşamış insanların günlük yaşam ve çalışmalarından sahnelerin canlandırıldığı artırılmış gerçeklik (AR) teknolojisiyle turistlerin ilgisini cezbediyor. Kuzeybatıdaki Shaanxi eyaletinde ise müze ziyaretçileri antik Çin şiirlerinde betimlenen geleneksel lezzetleri tatma imkanı buluyor.

Öte yandan, Beijing’de yeni kurulan bilim kurgu film komitesinin üyeleri, “The Wandering Earth” (Gezegenler Savaşı) filminin büyük başarısının ardından Hollywood bilim kurgu filmlerine alternatifler sunmak amacıyla gişe rekorları kıracak bir sonraki film için hazırlıklarını sürdürüyor.

Ocak ayında düzenlenen kamu iletişimi konulu kilit önemdeki bir politika toplantısında Xi’nin kültür düşüncesi alkışlarla karşılanırken, bu düşüncenin “Çin’i daha güçlü bir ülke haline getirmek ve Çin ulusunu tüm cephelerde canlandırmak üzere sağlam ideolojik güvenceler, güçlü bir ilham ve elverişli kültürel koşullar sunduğu” vurgulandı.

Yüzyılı aşkın bir süre önce ülkede Yeni Kültür Hareketi ve Marksizmin yayılmasının ardından doğan Çin Komünist Partisi (ÇKP), kültürel özüyle her zaman gurur duydu. Parti bugün Xi’nin liderliğinde kendi yönetişimini geliştirmek ve Çin modernleşmesini ileri taşımak için yine kültürden besleniyor.

KÜLTÜR TUTKUNU

Xi, 1953 yılında devrimci bir ailede dünyaya geldi. Çocukluğunda Çin’in geleneksel kültüründen büyük ilham aldı. Xi, annesinin anlattığı Yue Fei hikayesini her daim hatırlayacağını söylüyor. 12. yüzyılda yaşamış yurtsever bir komutan olan Yue’nin annesi, oğlunun sırtına “ülkene en büyük bağlılıkla hizmet et” düsturunu dövme ile kazımış. Bu ifade, “Konfüçyüs felsefesindeki “Zhong” (sadakat) düşüncesinin vücut bulmuş hali. Xi de bu düsturu izlemeyi hayat amacı haline getirmiş.

Xi, en büyük hobisinin kitap okumak olduğundan bahsediyor. Okuldaki öğretmenleri Xi’yi klasik edebiyatı tutkuyla seven, özelikle Tang Hanedanlığı (618-907) döneminin ünlü realist şairi Du Fu’ya hayran olan müstesna bir öğrenci olarak hatırlıyor.

Xi, 1960’ların sonlarında “eğitimli bir genç” olarak zorlu çiftlik işlerine katılmak üzere Beijing’den Loess Platosu’ndaki Shaanxi eyaletinde bulunan küçük Liangjiahe köyüne gönderildi. Köye bir sandık dolusu kitapla giden Xi, burada bir okuma serüvenine girişerek Çin’in edebi başyapıtlarından Shakespeare ve Tolstoy’un eserlerine, dönemin başkanı Mao’nun “Halka Hizmet” (Serve the People) başlıklı konuşmasından Karl Marx’ın “Das Kapital” kitabına kadar birçok eseri detaylıca inceledi.

O dönem yaşadığı mağara evde gazyağı lambasının loş ışığında gece geç saatlere kadar kitap okuyan bu genç, 40 yıl sonra Çin Cumhurbaşkanı olarak UNESCO merkezindeki kürsüde kültür ve medeniyet hakkındaki görüşlerini paylaşıyordu. Medyada yer alan haberlerde, “Xi, ülkesinin uzun tarihini ve kültürel çeşitliliğin önemini vurgulamak için ünlü şair ve yazarlardan besleniyor” yorumu yapılıyordu.

Xi, Liangjiahe köyünden, Çin’in geleneksel değerlerini öğrendiği bir “üniversite” olarak bahsediyor. Köyde geçirdiği yedi yıl boyunca zorlu bir yaşantı sürdüren Xi, yoksul köylülerle işleri ve yemeğini paylaştı. Xi, bir yandan kendisine yaşam ve iş hakkında değerli dersler aktaran, bir yandan da ne kadar az şeye sahip olurlarsa olsunlar paylaşmaktan çekinmeyen köylülerin cömertliğini dün gibi hatırlıyor.

Xi de köylülere aynı incelikle karşılık vermiş. Öğünlerini ihtiyaç sahipleriyle paylaşmış, ayakkabısı olmayan genç bir köylüye yedek ayakkabılarını vermiş, soğuk havada şapkası olmayan birine şapkasını uzatmış ve okuyup öğrenmeye kıymet veren köylülere kitap ve defterlerini cömertçe hediye etmiş. Köylüler, bu genç adamı geleneksel ahlaki doğruluğun en üst mertebesi olan hayırseverlik ve doğruluk anlamına gelen “Ren Yi” unvanını kullanarak övüyordu.

Şimdilerde 70’li yaşlarında olan çiftçi Liang Yujin, Xi’yi Liangjiahe’den ayrıldıktan sonra haber vermeden dört kez ziyaret ettiğini anlatıyor. Xi, üst düzey bir yetkili olduktan sonra da Liang’ı evine davet etmiş ve eşi Peng Liyuan’ın hazırladığı yemekleri birlikte yemişler. Liang, Xi’ye darı, balkabağı ve tatlı patates getirmiş; Xi de ona çay ve kurabiye ikram etmiş. Liang, Xi için “Köydeki her aileyi tek tek sordu” diyor.

1982’de Hebei eyaletindeki tarihi bir ilçe olan Zhengding’de Parti başkan yardımcısı olarak çalışmaya başlayan Xi, sonrasında Parti başkanı oldu. Çalıştığı yerde iki antik akasya ağacı bulunduğunu fark eden Xi, ağaçların yaşlarını kontrol ettirip koruma amacıyla etraflarına çit yaptırmış. Tüm ilçedeki kültürel kalıntılar için de kapsamlı bir tarama başlatan Xi, bütüncül koruma çalışmalarına önayak olmuş.

Xi’nin tarih ve kültüre duyduğu derin tutku, kendisini arkeoloji dalında ilerlemeyi düşünme noktasına getirmiş. Bu ilgisi kişisel merakın ötesine de uzanmış.

Yetkililerle ve yabancı dostlarıyla sık sık eski Çin atasözlerini paylaşan Xi, mevcut ve gelecekteki teşebbüslerde tarihin bir pusula olarak kullanılmasını savunuyor. Gelenekten dersler çıkarmanın, politika kararlarına şekil vermede yararlı olduğuna inanıyor.

Zhejiang eyaletinde bulunan ve günümüzde UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş olan Liangzhu arkeolojik kalıntıları, 2000’li yılların başlarında maden sahalarıyla çevriliydi. Aşırı miktardaki endüstriyel toz ve gürültü kirliliği, arkeolojik alanın yönetim komitesinden yetkili Jiang Weidong’un ifadesiyle tüm bölgeyi “savaş alanına” çevirmişti.

Temmuz 2003’te durumdan haberdar olan Xi, dönemin Zhejiang Parti başkanı olarak derhal madenlerin kapatılması talimatını verdi. Xi’nin Liangzhu’ya bağlılığı sonraki yıllarda da devam etti. Arkeologların, Çin medeniyetinin 5.000 yılına tanıklık eden Liangzhu’nun önemini teyit etmesiyle Xi, bölgenin korunması için detaylı talimatlar verdi. Xi, geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen Liangzhu Forumu’na gönderdiği tebrik mesajında, bölgeyi dünya medeniyetlerinin hazinesi olarak niteleyip övdü.

Xi, 2012’de ÇKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri olarak Parti’nin liderlik rolünü üstlendiğinden beri kültürel kalıntılar, arkeoloji ve somut olmayan kültürel miras alanlarında 170’i aşkın önemli talimat verdi. Xi ayrıca tarihi ve kültürel alanlara 100’den fazla ziyaret gerçekleştirdi.

“Kızıl Kültür” için de derin bir sevgi besleyen Xi, yıllar içinde devrim tarihinin kritik dönemlerine ait hemen hemen tüm önemli tarihi alanları ziyaret etti. Bu alanlar arasında Zhejiang’da 1921 yılında ilk ÇKP Ulusal Kongresi’nin düzenlendiği göl ve eski Parti liderlerinin Yeni Çin’in kuruluşunun temellerini attığı Beijing’in dış mahallelerindeki Xiangshan Tepesi de yer alıyor.

Xi, “Başarıya giden yolda nereden geldiğimizi unutmayın” diyor.

Xi, insanlığın zengin kültürlerinin de hayranı. Dünyanın dört bir yanına gerçekleştirdiği kapsamlı seyahatler hakkında konuşan Xi, “Beş kıtadaki farklı medeniyetleri yakından incelemek bana sonsuz mutluluk veriyor” ifadesini kullanıyor.

Cumhurbaşkanı olduktan sonra 70’ten fazla ülkeye ziyarette bulunan Xi, Yunanistan ziyaretinde savaşların durdurulması hakkında eski bir Çin deyiminden bahsederek, Yunan mitolojisindeki bilgelik tanrıçası Athena’nın savaş ve barış düşüncesine değindi. Belçika ziyaretinde Çin çayı ile Belçika birası arasında paralellik kuran Xi, farklı kültürleri takdir etmenin değerini vurguladı. Meksika’da Maya uygarlığının unsurlarıyla Çin’in ejderha gibi unsurları arasındaki benzerliklere yakın ilgi gösterdi. Mısır’daki Luksor Tapınağı’nda antik medeniyetlerin kökenleri ve gelişimleri hakkında konuştu.

Edebiyat ile ilgili kişisel fikirlerini de paylaşan Xi, Ernest Hemingway’in “Yaşlı Adam ve Deniz” romanı hakkındaki izlenimlerini ve Küba’da Hemingway ile bağlantılı yerleri ziyaret ettiğinde yaşadığı deneyimleri paylaştı.

Xi’yi yakından tanıyanlar, onun kültürel yetiştirilme tarzının, güçlü idealizm algısını ve çalışmakla ilgili pragmatik yaklaşımını derinden etkilediğini söylüyor. Çin filozofu Wang Yangming’in (1472-1529) savunucusu olduğu “Zhi Xing He Yi” yani bilgi ve eylem bütünlüğü felsefesine sıklıkla atıf yapan Xi, bu düşüncenin geleneksel Çin kültürünün özünü teşkil ettiğini düşünüyor.

YÖNETİŞİM SANATI

Xi, 2012 yılında 18. ÇKP Ulusal Kongresi’ne sunduğu raporda “kültürel güven” kavramını zikretmişti. Kültürel güveni “daha köklü, daha derin ve daha kalıcı bir güç” olarak tanımlayan Xi, daha sonra bu kavramı Çin’e özgü nitelikleri olan sosyalizmin “Dört Güveni” kapsamına dahil etti.

Xi, “Çin ulusu kendi kültürüne tam olarak güvenmeksizin, zengin ve müreffeh bir kültüre sahip olmaksızın kendisini yeniden canlandıramaz” diyor.

Dünya son asırda görülmemiş büyük değişiklikler yaşarken, Xi liderliğinde Çin yeni bir döneme doğru ilerliyor.

Kuramcılar, 21. yüzyılda ülkenin yüz yüze geldiği ciddi zorlukların, farklı medeniyet ve değer sistemlerinin birbirleriyle rekabet ettiği ve bir arada yaşadığı Soğuk Savaş sonrası dünyada ulusal kimliğin yeniden inşasına yönelik bir kültürel rönesans gerektirdiğine inanıyor. Hatta son 500 yılda büyük ülkelerin yükseliş ve çöküşlerinin bile kültürlerin gücünün bir sonucu olduğunu vurguluyorlar.

Gözlemcilere göre, ulusal yeniden canlanma doğrultusunda Çin kültürüne güven tohumları eken Xi, Batı kültüründeki olumsuz unsurlara karşı da aşılmaz bir bariyer kurmuş durumda.

Parti’nin 100. yıldönümünü kutladığı 1 Temmuz 2021’de “iki entegrasyon” öneren Xi, “Marksizmin temel öğretileriyle Çin’e özgü gerçeklikleri ve mükemmel geleneksel kültürü entegre etme” gereğini vurguladı. Xi, mükemmel geleneksel kültürü içeren “ikinci entegrasyonun” derin bir “kimyasal tepkimeyi” ve zihnin özgürleşmesini temsil ettiğini dile getirdi.

Xi, Haziran 2023’te Beijing’de düzenlenen kültürel miras ve kalkınma konulu önemli bir toplantıda, Çin medeniyetinin ayırt edici beş özelliğini olağanüstü devamlılık, yenilikçilik, birlik, kapsayıcılık ve barışçıl yapı olarak özetledi.

Xi, bu toplantıdan bir ayı aşkın bir süre sonra Sichuan eyaletindeki Sanxingdui arkeolojik alanını ziyaret etti. Ziyareti sırasında binlerce yıl önceye tarihlenen arkeolojik eserleri ayrıntılı şekilde inceledi.

Xi’nin eserlerin kaynağına ilişkin sorduğu soruya müze rehberi, “Yangtze Nehri ve Sarı Nehir medeniyetlerinin beşiğinden geliyorlar ve antik dönemdeki yerel halkın yenilikçi yaratıcılıklarından doğdular” diye cevap verdi.

Xi, 2023 sonunda Beijing’in merkezindeki ofisinden Yeni Yıl mesajını verdiği esnada, Sanxingdui eserlerini büyük bir dikkatle incelerken çekilmiş bir fotoğrafı da kitaplığında göze çarpıyordu.

Resmi olarak Ekim 2023’te ortaya konulan Kültür Üzerine Xi Jinping Fikriyatı, kamu iletişimi ve kültür konusunda Parti liderliğinin güçlendirilmesi ve Çin’in mükemmel geleneksel kültürünün yaratıcı dönüşümü ile yenilikçi gelişiminin teşvik edilmesi gibi kilit önemdeki birçok unsuru içeriyor.

Kuramcılara göre bu fikriyatın oluşturulması, Parti’nin tarihi ve kültürel güveninin yeni zirvelere ulaştığını ortaya koyuyor.

Xi, bir keresinde, “Eğer 5.000 yıllık Çin uygarlığı olmasaydı, ‘Çin’e özgü nitelikler’ kaynağını nereden alacaktı? Çin’e özgü bu nitelikler olmasaydı, bugün Çin’e özgü sosyalizmin başarılarla dolu yoluna nasıl erişirdik?” demişti.

Kuramcılar, Xi’nin kültürden istifade ederek ülkenin yönetiminde yeni bir yola öncülük ettiğini söylüyor.

Xi, kitleleri tarihin yaratıcıları olarak gören Marksist tarihi materyalizme derinden inanıyor. Xi, “ülkenin temeli halktır; sağlam temeli olan bir ülke ise sulh içinde olur” düsturuna dayanan antik “Min Wei Bang Ben” düşüncesini, Parti’nin “halka öncelik verme” ilkesi seviyesine çıkarıyor.

Mutlak yoksulluğun ortadan kaldırılmasında Çin’e liderlik eden Xi, şimdi de bir sonraki hedefi olan ortak refah için çalışıyor.

Antik filozoflardan alıntı yapan Xi, Parti yetkililerine, “Ortak refah Marksizmin temel hedeflerinden biri olup, aynı zamanda eski dönemlerden bu yana Çin halkının da temel arayışı olagelmiştir” demişti. Konfüçyüs, “Sorun kaynakların azlığında değil dengesiz dağılımında, yoksullukta değil güvensizlikte” derken, Mensiyüs ise insanları “kendi ailelerindeki yaşlılara ve çocuklara baktıkları gibi başka yaşlılara ve çocuklara da bakmaya” çağırıyordu.

Xi, “Amacımız hem ilham verici hem de basit. Son tahlilde, mesele halka daha iyi bir hayat sunmaktır” diyor.

Xi, Parti’nin “ülke halka aittir ve halk da ülkenin temelidir” düsturundaki yönetim felsefesini, “siyasi iktidarın yükselişi ya da düşüşü, halkın iradesine uyup uymamasına bağlıdır” şeklindeki geleneksel düşünceyle harmanlıyor.

Xi, Parti’nin birinci adamı olarak göreve başladığı gün, bir Çin atasözüne atıfla “sarsılmaz öz disiplin” çağrısı yaparak ÇKP tarihindeki en kapsamlı yolsuzlukla mücadele seferberliğini başlattı. Parti yetkilileriyle sık sık dürüstlükleriyle ön plana çıkan eski dönemlerde yaşamış insanlar hakkında hikayeler paylaşan Xi, yetkililerden öz disiplinlerine dikkat etmelerini talep ediyor. “Çok sayıda kurtçuk, ağacı yer; yeterince büyük bir çatlak ise duvarın çökmesine neden olur” diyen Xi, bir Çin atasözüyle tüm Parti’yi uyarıyor.

Mart 2018’de Anayasa önünde görev yemini eden ilk Çin cumhurbaşkanı olan Xi, “Yasaları uygulayanlar güçlüyse devlet de güçlüdür; zayıflarsa devlet de zayıftır” şeklindeki eski bir atasözünü zikrederek, reformları hukukun üstünlüğünü gözeterek ileri taşımak ve reform sürecinde hukukun üstünlüğünü iyileştirmek gereğini vurguladı.

Xi, “Hukukun üstünlüğüne karşı kişinin üstünlüğü meselesi siyaset tarihinde köklü bir sorun olup, aynı zamanda tüm ülkelerin modernleşmeyi gerçekleştirme sürecinde yüzleşip çözmesi gereken önemli bir sorun” ifadesini kullandı.

“ÇKP’nin manevi kökenini” inşa edip mükemmelleştiren Xi, tarihinin kilit an ve dönemlerinde Parti’nin sergilediği muazzam zihinsel gücün de altını çiziyor. Xi, “tarihsel nihilizme” karşı güçlü bir muhalif duruş sergiliyor. Bazı kişilerin çevrimiçi platformlarda Qiu Shaoyun gibi devrim şehitlerini itibarsızlaştırmaya kalkışması üzerine Çin Komünist Gençlik Birliği’nin yüz binlerce üyesi bunu çürüten paylaşımlar yaptı. Bunun üzerine Xi, “Doğruluk, kabahate galebe çaldı. Tebrikler!” diyerek üyelerin verdiği yanıtı takdir etti.

Marksist tarih anlayışından ve “değişimler” hakkındaki antik Çin felsefesinden fikirleri bir araya getiren Xi, “son asırda görülmemiş büyük değişiklikler” kavramını ortaya koydu. Xi, 20. ÇKP Ulusal Kongresi’ne sunduğu raporda, kilit önemdeki alanlarda reformların ileri taşınmasında “Değişimler Kitabı” eserinden “tarihi geçenlerin yenilerle değiştirilmesi” düşüncesini benimsedi.

Kendini kanıtlamış bir değişimci olan Xi, şüphecilere aldırış etmeden Shaanxi eyaletindeki ilk metan üretim çukurunu inşa ettirdiği Liangjiahe’deki dönüştürücü deneyimlerinden güç alıyor.

Xi, Çin’i inovasyon dönemine taşımak için Çin ulusunun girişimci ve yenilikçi ruhunun benimsenmesi gerektiğini savunuyor.

Akademisyenlerle görüşen Xi, 18. yüzyılda Qing hükümetinin yönlendirmesiyle Batılı misyonerlerin 10 yıl içinde benzeri görülmemiş şekilde gelişmiş bir “Çin İmparatorluğu Haritası” hazırladığından bahsetti. Bu harita imparatorluk sarayında saklanırken, misyonerler bu bilgileri Batı’ya götürüp düzenlemiş ve yayımlamış; bu sayede Batı, Çin coğrafyasını daha iyi öğrenmişti.

Xi, bu örnekle bilimsel ve teknolojik gelişmenin sosyal ilerlemeyle entegre edilmesi gerektiğini vurguluyor. Bilim ve teknoloji yönetiminde reformların derinleştirilmesi gereğini vurgulayan Xi, tüm inovasyon kaynaklarının serbest akışına izin verilmesini savunuyor.

Hem Marksist kalkınma kuramının hem de geleneksel Çin diyalektiğinin ilkelerini bir potada eriten Xi, herkesin erişimine açık yenilikçi, eşgüdümlü, yeşil ve açık kalkınmayı destekleyen yeni bir felsefe ortaya koydu. “İlerleme yoluyla istikrarın pekiştirilmesi ve eskiyi kaldırmadan önce yeninin kurulması” yaklaşımını şart koşan Xi, ülkenin ekonomik girişimlerine kılavuz etmede Çin felsefesinin sunduğu bakış açılarından istifade ediyor.

Sıkı bir edebiyat ve sanatsever olan Xi, Çin kültürünün gelişimine can-ı gönülden destek veriyor. 2014 yılında, ilkinden tam 72 yıl sonra ÇKP tarihindeki ikinci edebiyat ve sanat seminerine başkanlık eden Xi, “ahlakın aktarılmasında edebiyatın kullanımı” ve “kültür yoluyla halkın yetiştirilmesi” gibi kavramları ortaya koydu. Seminere katılanlar, Xi’nin “adeta dostları ve ailesiyle sohbet eder gibi” konuştuğunu ve üç saat süren seminerden sonra herkesle tokalaştığını anımsıyor.

Mitler, destanlar, hikaye anlatıcılığı ve yerel operalar gibi halk kültürü ve sanatlarına da coşkun bir ilgi duyan Xi, genç romancıları, şairleri ve ressamları yenilikler konusunda cesaretlendirirken, yerli bilim kurgu film sektörüne de destek veriyor. Tüm bunlar onun, Çin kültürel mirasının çeşitli boyutlarını ve çağdaş sanatsal anlatımları koruyup teşvik etmeye yönelik adanmışlığına işaret ediyor.

Vatanın bölünmezliği, devlet düzeni, ulusun birliği ve medeniyetin devamlılığı gibi Çin kültüründe aktarılan hazinelerin altını çizen Xi, “Ülkemiz yeniden birleşmelidir ve mutlak surette de birleşecektir” diyor.

Xi, doğa ile insanın birlikteliğini simgeleyen geleneksel “Tian Ren He Yi” felsefesini benimseyerek ekolojik restorasyon ve korumaya yönelik eşi görülmemiş bir seferberlik başlattı. Bu kapsamda sudaki yaşamı korumak amacıyla Yangtze Nehri’nde 10 yıl boyunca avlanma yasağı getirildi. Yangtze Nehri’nin korunmasını geleneksel Çin tıbbı tedavisine benzeten Xi, mevcut hastalıkların tedavi edilmesi ve gelecekte ortaya çıkabilecek hastalıkların önlenmesi çabalarına vurgu yapıyor. Onun liderliği altında doğal çevresinde tarihi değişikliklere tanıklık eden Çin’de gökyüzü artık daha mavi, dağlar daha yeşil ve sular daha berrak.

Dış politikanın oluşturulmasında barışın ve uyumlu birlikteliğin tercih edilmesini salık veren antik felsefeden yararlanan Xi, insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk inşa etme kavramını önerdi. Xi, bir keresinde yabancı ülke liderlerine hitap ederken Çin’in sadece kendi arka bahçesini değil, tüm ülkelerin paylaştığı bir bahçeyi geliştirmeyi arzuladığını ifade etmişti.

YENİ MEDENİYET YOLU

ABD merkezli bir araştırma enstitüsü, Xi’nin artık sadece büyük bir medeniyetin mirasçısı ya da koruyucusu olarak görülmediği, aynı zamanda büyük bir medeniyetin yaratıcısı olarak da görüldüğü tespitinde bulundu.

Çin’in kültürel gelenekleri ve ulusal koşulları, Xi’nin önderliğindeki yeni bir insan medeniyeti biçimi olan Çin modernleşmesinin Batı’nınkinden farklı bir yol alacağını ortaya koyuyor.

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini kapsayan bu hamle, refah uçurumunu azaltmayı, maddi ve manevi boyutlar arasında uyum yaratmayı, çevreden fedakarlık etmeden kalkınma arayışını sürdürmeyi ve hiçbir zaman yurtdışında genişleme ya da egemenlik peşinde koşmamayı hedefliyor.

Xi, gençliğinde Herbert Marcuse’un “Tek Boyutlu İnsan” kitabını okudu. Batı modernleşmesinde sermaye istilasının yarattığı “tek boyutlu” insan varlığının kusurlarını gören Xi, maddi ihtiyaçlarla manevi ihtiyaçlar ve insanla doğa arasındaki dengesizlikleri giderme umudunu hep korudu. Çin; maddi, siyasi, manevi, sosyal ve ekolojik medeniyetlerin eşgüdümlü gelişimine adanmış durumda. Xi, bunu “Çin ulusunun modern medeniyetinin” ayırt edici özelliği olarak niteliyor.

Xi, fizik terimlerini kullanarak Çin modernleşmesinin eşsizliğini bir metaforla betimliyor: Gelişmiş Batılı ülkeler, bir “dizi” kalkınma sürecinden geçti. “Kayıp 200 yılı” telafi etme arayışındaki Çin’in sanayileşme, bilişim teknolojilerinin yayılması, kentleşme ve tarımsal modernleşmenin eş zamanlı gelişimini içeren benzer bir “paralel” süreci takip etmesi gerekiyor.

Xi, Shenzhen kentini Çin’e Özgü Sosyalizmin Pilot Gösterim Alanı olarak belirledi. Hong Kong’un yanı başındaki Shenzhen kenti, 40 yıl önce Çin’in eski lideri Deng Xiaoping tarafından kurulan bir özel ekonomik bölge olma özelliğini taşıyor. Sıklıkla “inovasyon kenti” olarak anılan Shenzhen, New York kentinin iki katı nüfusuyla Çin modernleşmesinin geleceğine ışık tutuyor.

Kente gelen ziyaretçileri, havalimanında Jules Verne’in “Tek bir insanın kurduğu hayali diğer insanlar gerçekleştirebilir” sözü karşılıyor. Kentin simge bölgesi olan Shekou’da ise geleneksel Çin bilgeliğini yansıtan diğer bir slogan göze çarpıyor: “Boş lafın ülkeye yararı yok; yalnızca somut çalışmalar ülkeyi geliştirir.”

Kent, elektrikli otomobillerden son teknolojili insansız hava araçlarına, düşük karbonlu girişimlerden akıllı kent projelerine kadar birçok alanda inovasyonu beslemeye devam ediyor. Birkaç yüz metrede bir parklara yahut kütüphanelere rastlamak mümkün. Elverişli kamu hizmeti sistemi, çeşitli sosyal örgütler, halka hizmet eden ve işletme dostu resmi ekibiyle kent, geleceğin bir modelini teşkil ediyor.

Kuzey uçta ise Beijing yakınlarındaki Xiong’an Yeni Bölgesi, Xi’nin planladığı sosyalist modernleşmenin yeni kenti olarak öne çıkıyor. Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında inşaat halindeki “geleceğin kentini” ziyaret eden Xi, Baiyangdian Gölü’ndeki ekolojik durumla özel olarak ilgilendi. Su kaynaklarının korunması ve yeşil kalkınmayı vurgulayan kent inşası, “doğanın sunduğunu kullanma ve aşırıya kaçmama” şeklindeki antik ekolojik bilgeliği yansıtıyor.

Öte yandan Xi, Zhejiang eyaletini da ortak refahın gösterim bölgesi olarak belirledi. Geçtiğimiz yıl Lizu köyünü ziyaret eden Xi, bir zamanlar kirli, kaotik ve yoksul durumdaki köyün, ortak refahın temiz ve güzel bir alana dönüştüğüne tanıklık etti. Köylülerin gelirlerinin ulusal kırsal ortalamayı aştığı köy, zengin kültürel atmosferiyle tanınıyor. Ülkedeki çeşitli kentlerden köylerine dönüş yapan genç girişimcilerle sohbet eden Xi, kırsal kalkınmada oynadıkları rolden dolayı bu girişimcilere memnuniyetini iletti.

Xi’nin liderliğindeki yeni modern sosyalist ülke tipi, tüm ulusların Batılı bir modeli takip etmesi gerektiği yönündeki doğrusal tarihi görüşü etkin biçimde çürütmüş oldu.

Xi, dünya sahnesinde medeniyetler arası etkileşim ve uluslararası ilişkiler konusunda bir dizi yeni kavram önererek Çin’in dünya barışının kurucusu, küresel kalkınmaya katkıda bulunan ve uluslararası düzenin savunucusu olma konusundaki kararlılığını ortaya koydu.

Xi’nin insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk inşa etme önerisi, ülkenin barış ve istikrara bağlılığını yansıtıyor. 2013 yılında ortaya atılan bu düşünce, Çin ulusunun zamana meydan okuyan ve evrensel uyumun hüküm sürdüğü bir dünya öngören “tüm dünya büyük bir ailedir” yönündeki vizyonuyla uyumlu. Küresel medeniyetlerin ileri taşınması için yeni bir yol çizen bu düşünce, Karl Marx’ın öngördüğü üzere her bireyin tam ve özgür gelişiminin nihai olarak gerçekleşmesinin yolunu açıyor.

Öte yandan iddialı bir Çin’in mevcut dünya düzeninde sorun yaratabileceği yönünde endişeler de mevcut. Ancak Xi, Çin medeniyetinin kapsayıcı doğasının diğer uluslarla “çeşitlilik içinde uyum” imzası taşıyan bir birlikte yaşama deneyimini geliştirebileceği konusunda iyimser.

Yabancı konuklarla Sun Tzu’nun “Savaş Sanatı” adlı eseri hakkında sohbet eden Xi, bu klasik antik dönem Çin askeri eserinin temel mesajının, savaştan kaçınmak için her türlü çabayı göstermenin ve çatışma kaçınılmaz hale gelince de son derece ihtiyatlı davranmanın önemine işaret ettiğini vurguluyor. Xi, Çin ulusunun barışa olan köklü bağlılığına uygun olarak Küresel Güvenlik İnisiyatifi’ni önermek suretiyle dünya barışı ve istikrarının korunmasına yönelik ortak çaba çağrısında bulundu.

Geçtiğimiz Ekim ayından bu yana Filistin-İsrail çatışmasının tırmanması bir insani felakete yol açtı. Yabancı liderlerle görüşen ve çok taraflı etkinliklere katılan Xi, defaatle ateşkes çağrısı yaparak çatışmanın temel çözümünün iki devletli çözümün uygulanmasında yattığını vurguladı.

Çin, çatışmaların hafifletilmesi ve bölgede barışın yeniden tesis edilmesi amacıyla Filistin-İsrail meselesi konulu üst düzey bir Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi toplantısı düzenleyip toplantıya başkanlık ederek, çatışmanın başlangıcından bu yana ilk BM Güvenlik Konseyi kararının alınmasını kolaylaştırdı. Barış görüşmelerini teşvik etmek için özel temsilcisini gönderen Çin, insani yardımları artırdı ve Gazze halkına zor zamanda yardım eli uzattı.

Arabuluculuk görevi de üstlenen Çin, geçtiğimiz yıl Suudi Arabistan ile İran arasında diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasını başarıyla sağladı. Hong Kong Üniversitesi’nde siyaset kuramı kürsüsü bulunan profesör Daniel A. Bell, “ilham verici bir örnek” olarak nitelediği Çin’in çabalarından övgüyle bahsetti. Bell, daha fazla güç ve nüfuza sahip olan büyük ve etkili ülkelerin savaşan tarafları masaya getirmek için arabulucu rolü üstlenebileceğini kaydetti.

Xi, “Devletler arasında ilişkilerin geliştirilmesi için halklar arasında dostluklar kurmak hayati önemdedir” şeklindeki Çin özlü sözünü yurtdışı seyahatlerinde sık sık telaffuz ediyor. Çin, Xi’nin liderliğinde eşitlik, açıklık ve işbirliği ilkelerini temel alarak küresel ortaklıklarını güçlendirip genişletiyor.

İnsanlığın müşterek değerlerinin savunucusu olan Xi, Küresel Medeniyet İnisiyatifi’ni başlatarak medeniyetlerin çeşitliliğine saygı gösterilmesi ve çağdaş dünyada medeniyetlerin tarih ve kültürlerinin derin öneminden faydalanılması için işbirliği çabaları çağrısında bulundu. Bu inisiyatif; yabancılaşma, çatışma yahut medeniyetlerin üstünlüğünü destekleyen kavramlara güçlü bir yanıt niteliği taşıyor.

Xi’nin Küresel Kalkınma İnisiyatifi, kalkınmaya öncelik vermenin ve “küresel modernleşme sürecinde hiçbir ülkenin geride bırakılmamasını” sağlayacak halk merkezli bir felsefe benimsemenin önemini vurguluyor.

Xi, Çin halkının kazan-kazan işbirliğine bağlılığının arkasında yatan değer ve duyguları açıklamak için çoğunluğun iyiliğine yönelik eylemleri teşvik eden eski Çin deyişlerine başvuruyor. Kuşak ve Yol İnisiyatifi ise bunun en büyük örneğini teşkil ediyor. Modern zamanların İpek Yolu olarak da adlandırılan bu inisiyatif, yaklaşık 1 trilyon ABD doları tutarında yatırımla 150’den fazla ülke ve 30’u aşkın uluslararası kuruluşun işbirliğiyle hasıl oldu.

Xi, gençliğinde Konfüçyüs’ün “Ping Tian Xia” yani dünyaya barış ve düzen getirme düşüncesini açıklamaya girişmişti. Bu, insanın kişisel arayışının dört aşamasının sonuncusunu temsil ediyor. Diğer üç aşama ise ahlaki benliğin geliştirilmesi, aile yönetimi ve devlet idaresinden oluşuyor.

Xi, “Ping Tian Xia” düşüncesinin, dünyanın fethedilmesi yahut yönetilmesini içermediğini; bundan ziyade sıradan insanların yoksulluktan kurtarılıp yeterli yiyecek ve giyeceğe erişerek barış içinde yaşamasını sağlamayı amaçladığını söylüyor. Xi, tüm ülkelerin barışçıl kalkınma arayışına girip birlik ve uyum için çabalamaları halinde dünyanın bu hedefe daha da yaklaşacağını vurguluyor.

Xi, geçtiğimiz Aralık ayında 130. doğum yıldönümünde Mao Zedong’un anısına saygı duruşu için çalışma arkadaşlarına liderlik ederken, merhum Çinli lideri anmanın en iyi yolunun, onun öncülük ettiği davayı ileri götürmeye devam etmek olduğunu kaydetmişti. Xi, Mao’nun şu sözlerini hatırlattı: “Her daim çalışmalıyız! Her daim ilerlemeliyiz! Fırsatlarla dolu, parlak ve görkemli dünyamız önümüzde bizi bekliyor.”

Xi, “Tarihin en iyi mirası yeni bir tarih yaratmaktır; insan medeniyetine yapılacak en büyük katkı ise yeni bir insan medeniyeti biçimi yaratmaktır” diyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bir-kultur-insani-xi-jinping/feed/ 0
Bakan Uraloğlu, yeni nesil akıllı demir yolu bakım araçları teslim töreninde konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/bakan-uraloglu-yeni-nesil-akilli-demir-yolu-bakim-araclari-teslim-toreninde-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/bakan-uraloglu-yeni-nesil-akilli-demir-yolu-bakim-araclari-teslim-toreninde-konustu-aciklamasi/#respond Sun, 11 Feb 2024 13:06:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7302 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Küçükçekmece’de AK Parti’nin seçim çalışması sırasında düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin, “Tam bir demokratik yaklaşımla seçim sürecini yürütüyoruz. Maalesef bunu zehirlemeye, sabote etmeye çalışanlar var. Bunların sonuç alamayacağını, emellerine ulaşamayacaklarını hepimiz biliyoruz.” dedi.

Bakan Uraloğlu, ÖZBİR Vagon Sanayi AŞ tarafından Sakarya’nın Arifiye ilçesindeki tesislerinde İsviçre Devlet Demiryolları için üretilen yeni nesil akıllı demir yolu bakım araçlarının teslim törenine katıldı.

Konuşmasının başında ülke için önemli olan mahalli seçimlere yaklaşıldığına işaret eden Uraloğlu, AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Aziz Yeniay’ın seçim çalışması sırasında düzenlenen silahlı saldırıya da değindi.

Uraloğlu, tam demokratik yaklaşımla seçim sürecinin yürütüldüğünü vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Maalesef bunu zehirlemeye, sabote etmeye çalışanlar var. Dün akşam saatlerinde maalesef Küçükçekmece’deki seçim çalışmaları sırasında düzenlenen saldırıyla süreç sabote edilmeye çalışılmıştır. Bunların sonuç alamayacağını, emellerine ulaşamayacaklarını hepimiz biliyoruz; böyle inanıyoruz, yolumuza da böyle devam ediyoruz. Allah’ın izniyle başarılı olamayacaklar. Saldırıyı şiddetle kınıyorum ve yaralanan vatandaşımıza acil şifalar diliyorum.”

“Demir yollarımızın tamamını elden geçirdik ve yeniledik”

Vatan bilinci ve millete hizmet aşkıyla Türkiye’nin dört bir yanında yatırım ve projeleri hayata geçirdiklerini anlatan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, demir yollarını 2002’den itibaren başlatılan gelişim hamleleriyle öncelikli sektör belirlediklerini vurguladı.

Uraloğlu, demir yolu hatlarını, limanlara, havaalanlarına, lojistik merkezlere bağlayıp kombine taşımacılığa uygun yeni anlayışla ele aldıklarına dikkati çekerek, “Projelerimizle sadece doğu-batı hattında değil, kuzey-güney kıyılarımız arasında da demir yolu ulaşımını ekonomiye katkı sağlar hale getirmeyi planladık. Bu kapsamda son 22 yılda demir yollarına 22,1 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdik. Demiryollarımızın tamamını elden geçirdik ve yeniledik.” şeklinde konuştu.

Tarihi İpek Yolu’nun canlandırılmasını amaçlayan “Tek Yol Tek Kuşak” girişiminin en önemli halkasını oluşturan Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattını inşa ettiklerini anımsatan Uraloğlu, bu proje kapsamında Asya-Avrupa kıtaları arasında kesintisiz demir yolu ulaşımını mümkün hale getiren MARMARAY ile Londra’dan Pekin’e kadar güvenli, kısa ve ekonomik uluslararası demir yolu koridorunu da inşa ettiklerini söyledi.

Kalkınma Yolu Projesi’yle hayati bağlantı tesis edilecek

Bakan Uraloğlu, 2002’de 10 bin 948 kilometre olan demir yolu ağını 14 bin 165 kilometreye çıkardıklarını, ülkeyi sıfırdan hızlı trenle buluşturarak 2 bin 251 kilometre hızlı tren ağı inşa ettiklerini, Ankara-Eskişehir, Eskişehir-İstanbul, Ankara-Konya, Konya-Karaman ve Ankara-Sivas hızlı tren hatlarını hizmete sunduklarını anımsattı.

Son olarak gündeme aldıkları “Ankara-İstanbul Süper Hızlı Tren Hattı”nda ön proje çalışmalarını tamamladıklarını bildiren Uraloğlu, şöyle devam etti:

“Süper hızlı tren hattımızın güzergah uzunluğu 344 kilometre olacak. Saatte 350 kilometre hıza ulaşacak trenlerimizle İstanbul-Ankara arasındaki seyahat süresinin 80 dakika olmasını planlıyoruz. Burada sadece yeni sistem, hız ve zaman kazandırmamış oluyoruz, saatte 350 kilometre hız yapan teknolojiyi de ülkemize inşallah getirmiş olacağız. Ayrıca Gebze’den Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçerek İstanbul Havalimanı’na ve son olarak Çatalca’ya ulaşacak Kuzey Marmara Hızlı Tren Hattı projesinde de planlamalarımızı bitirdik. 2053 Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı ve Yol Haritası ile hızlı tren hizmeti alan il sayımızı Ankara-İzmir, Mersin-Adana-Gaziantep, Halkalı-Kapıkule gibi tüm hızlı tren projelerimizi tamamladığımızda 52’ye ulaştırmış olacağız. Demir yolu hat uzunluğumuzu da 28 bin 590 kilometreye eriştirmiş olacağız.”

Uraloğlu, Türkiye’nin uluslararası alandaki en önemli projelerinden “Kalkınma Yolu Projesi’yle, Hindistan, Doğu Asya ve Basra Körfezi ülkelerinden Irak’ın güneyinde inşa edilen Fav Limanı’na gelecek yüklerin, 1200 kilometrelik çift yönlü otoyol ve demir yolu inşa edilerek Türkiye’ye ulaştırılmasını planladıklarını anlatarak, “Buradan da ulusal ağımıza bağlayarak limanlarımıza ve diğer ülkelerle sınır geçişlerimizden ulaşımı sağlamış olacağız. Böylece Güney Asya ve Orta Doğu’yu, Avrupa, Kafkasya ve Kuzey Afrika’ya yeni bir güzergah üzerinden bağlayacağız. Bu projenin hayata geçirilmesiyle, kuzey-güney yönünde bölgemiz için hayati bir bağlantı daha tesis etmiş olacağız. Bu koridorun ülkemizden Avrupa’ya demir yolu geçişi 2 bin 88 kilometre olacaktır. Önemli bölümü halen işletmede olan güzergahın 130 kilometresini de yeni inşa edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Yerli ve milli elektrikli tren seti üretiminde 2030 hedefi

Bakanlık olarak hayata geçirilen tüm projelerde yerlilik ve milliliği ön planda tuttuklarına dikkati çeken Uraloğlu, yeni teknolojilerle donatılmış demir yolu ağını geliştirmedeki başarıları, aynı dönemde gelişen yerli ve milli demir yolu endüstrisiyle taçlandırdıklarını dile getirdi.

Bakan Uraloğlu, TÜRASAŞ’ı, Orta Doğu’nun en büyük raylı sistem araç üreticilerinden birine dönüştürdüklerini, uluslararası standartlarda yeni nesil lokomotifler, dizel ve elektrikli tren setleri, yolcu ve yük vagonları; cer konvertörü ve motoru; dizel motor, tren kontrol yönetim sistemi gibi ana, kritik ve alt-üst ürünleri ürettiklerini aktardı.

Cumhuriyet’in 100. yılında ilk milli elektrikli tren setlerinin hizmete alındığını, yüzde 70 yerlilikle üretilen sürücüsüz milli metro aracının raylara indirildiğini, ilk yerli ve milli metro sinyalizasyon sistemlerini kullanmaya başladıklarını aktaran Uraloğlu, “Ülkemizin saatte 160 kilometre hıza sahip ‘Yeni Sakarya’ ismini verdiğimiz ilk milli ve yerli elektrikli tren seti projemizde, 2 prototip seti tamamlayarak hizmete sunduk. Seri üretime başladık, 2030 yılına kadar bu tren setlerinin sayısının 56’ya tamamlanmasını planlıyoruz. Saatte 225 kilometre hıza sahip Milli Elektrikli Hızlı Tren Seti Projesi’nde de tasarım çalışmalarında son aşamaya geldik. 2024’te prototip üretimin tamamlanmasını planlıyoruz.” ifadesini kullandı.

Uraloğlu, “Eskişehir 5000 Milli Elektrikli Anahat Lokomotifi Projesi”nde de prototii imalatını tamamlayarak raylara indirdiklerini, “Milli Banliyö Tren Seti” prototip araç üretiminde de çalışmaların sürdüğünü belirterek, milli tren vizyonuyla milli banliyo ve hızlı tren projesinde cer motoru, cer konvertörü ve tren kontrol yazılımını da TÜBİTAK RUTE ile TÜRASAŞ markalı olarak geliştirdiklerini söyledi.

Türk firmaları başarılı projeleriyle dünyada marka oluşturuyor

Kayseri’de faaliyet gösteren ASPİLSAN tarafından yüzde 51 yerlilik oranıyla üretilen ilk ihtiyaç aküsü bataryalarına sahip metro araçlarını da kullanacaklarını bildiren Uraloğlu, Türk firmalarının hayata geçirdikleri projelerle dünyanın her yerinde marka oluşturmaya devam ettiğini vurguladı.

Bakan Uraloğlu, bu kapsamda “Gaziray Milli Banliyö Projesi” için taban sistemi, yan duvar kaplamaları, sürücü masası, alt ve üst etekler ile buji bağlantı elemanları üretiminin ÖZBİR tarafından yapıldığını aktararak, şunları kaydetti:

“Milli elektrikli tren seti projemiz için sürücü masası ve üst etekler üretimi gerçekleştiren ÖZBİR, bu projelerdeki önemli paydaşlarımızdan biri olmuştur. Ayrıca 17 yıldır demir yolu sektöründe kazandıkları tecrübe ve 6 farklı ülkede bitirdikleri işlerle ülkemize büyük katkılar sağladılar. İsviçre Devlet Demiryolları için üretecekleri 8 yeni nesil katener hattı monte ve demonte aracı ile 28 adet vinçli yol bakım aracı projeleriyle toplamda ülkemize 7 milyon avro değerinde katma değer sağlayacaklar. Bu projelerin yanı sıra Almanya Devlet Demiryolları için 5 milyon avro değerinde hibrit yol bakım kabinleri üretimi ile İsviçre Müller Technologies firması için tasarımı, üretimi ve montajı tamamen Özbir Vagon tarafından yapılan 1,5 milyon avro değerinde hibrit lokomotif kabini gibi yüksek katma değerli çalışmalara da devam ediyorlar. Kendilerini hem demir yolu sanayimiz hem de ülkemiz ekonomisinin gelişimine yaptıkları katkılardan dolayı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.”

Kurulduğu yıllarda sadece demir yolu araçlarının bakım onarımını yapmayı düşünen şirketin, vizyon sahibi yöneticileri sayesinde üretim yelpazesini genişletip artık sektörde tercih edilen firmalar arasında ön sıralarda yer aldığını anlatan Uraloğlu, vizyon sahibi başarılı firmalarla, katma değer üreten, yüksek teknolojili ve özgün tasarımlı ürünlerle, küresel pazarlarda yer edinmiş ülke olmanın önünde hiçbir engel bulunmadığının altını çizdi.

Bakan Uraloğlu, “Türkiye Yüzyılı”na raylı sistem üreticileri arasında en üst sınıfta yer alarak başlamanın gururunu yaşadıklarını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde daha nice büyük proje ve hizmetlere imza atılacağına inandığını sözlerine ekledi.

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan Atabek, ÖZBİR Vagon Sanayi AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Zeki Çelebi ve TEKNOPARK İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Metin Yerebakan da birer konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından protokol üyeleriyle kurdele kesen Bakan Uraloğlu, üretilen araçları inceledi, çalışanlarla hatıra fotoğrafı çektirdi. Fabrikayı da gezen Uraloğlu, Çelebi’den çalışmalar hakkında bilgi aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-uraloglu-yeni-nesil-akilli-demir-yolu-bakim-araclari-teslim-toreninde-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Bakan Yumaklı: “2050 yılında yüzde 55 daha fazla suya, yüzde 65’te daha fazla gıdaya ihtiyacımız olacak” https://www.haber60.com.tr/bakan-yumakli-2050-yilinda-yuzde-55-daha-fazla-suya-yuzde-65te-daha-fazla-gidaya-ihtiyacimiz-olacak/ https://www.haber60.com.tr/bakan-yumakli-2050-yilinda-yuzde-55-daha-fazla-suya-yuzde-65te-daha-fazla-gidaya-ihtiyacimiz-olacak/#respond Sat, 10 Feb 2024 11:15:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6901 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, dünyanın son dönemdeki gidişatına bakıldığında, tarımsal üretimin stratejik öneminin belirgin bir şekilde hissedildiğini vurgulayarak, “Artık enerji için olan dünya ülkeleri arasındaki rekabet ve çekişme, bundan sonra su için olacak. 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyar, Türkiye’nin nüfusu ise 105 milyon olacak. Nüfus artışına bağlı olarak 2050 yılında yüzde 55 daha fazla suya, yüzde 65’te daha fazla gıdaya ihtiyacımız olacak” dedi.

Bakan Yumaklı, Mersin’de düzenlenen ‘topraktan geleceğe’ ana temalı, ‘Türkiye Yüzyılında Üretim Zirvesi’ne katıldı. Bir otelde düzenlenen toplantıda konuşan Yumaklı, tarımın avantajlı ya da dezavantajlı durumu olduğunu belirterek, “Şöyle bir gözlerimizi kapatalım ve tarımsal üretimin olmadığını düşünelim bir an. 3 gün olsun, 5 gün olsun, 1 hafta olsun, 1 ay olsun. Yok, yani tahayyül bile edemiyorsunuz. ya da suyu düşünelim. Suyla alakalı konularda şu anda problemiyle ilgili bizlerin de özellikle su verimliliğiyle alakalı çalışmalarımızı da dikkate alarak, suyun olmadığını düşünelim. Her ikisinde de belli bir süre sonra adeta hayatın yok olduğunu görmek mümkün. Peki bereketli hilalin merkezindeki Anadolu coğrafyasında, bizlere önemli zenginlikler sağlayan tarım arazilerimizi biz nasıl değerlendiriyoruz ya da nasıl değerlendirmeliyiz. İşte çok farklı toplantılarda, çok farklı konuşmacılar bunlara değinirken, biraz önce dedim ya tarımsal üretimin avantajları veya dezavantajları var zaman zaman. Maalesef çok zorlukla karşılaşma potansiyeli olmadan bunları konuşmuyoruz. Halbuki hayatın kaynağı olan bu hususları çok daha öncesinde konuşmalıyız. Geleceğe matuf bütün unsurları dikkate almalıyız ve hem kendi ülkemizin, hem de bizim ihracatını yaptığımız ülkelerin ihtiyacını karşılamak üzere planlamamızı tamamlamalıyız” diye konuştu.

“Tarımsal üretim planlaması, suyu merkeze alarak hangi alanda, hangi ürünü ne kadar üretmemiz ve nasıl üretmemiz gerektiğini ortaya koyan bir programdır”

2023 yılında planlı tarımla ilgili bütün yasal düzenlemeleri bitirdiklerini kaydeden Bakan Yumaklı, “O dönemden itibaren bunun alt çalışmalarını da yaptık. Şu anda bütün arkadaşlarımız nisan ayı itibariyle kendi iç süreçlerini de bitirecekler ve sahada konuşmaya, anlatmaya başlayacağız. Tarımsal üretim planlaması, sadece toplantılarda konuşulan, tartışılan ondan sonra da bakalım nasıl olacak diyeceğimiz bir husus değil. Katılımcılığı gerektirir. Biz ne kadar iyi yasal düzenlemeler yaparsak yapalım, siz paydaşların mutlak surette desteğine ve omuz omuza olunmasına ihtiyacımız var. Tarımsal üretim planlaması, suyu merkeze alarak hangi alanda, hangi ürünü ne kadar üretmemiz ve nasıl üretmemiz gerektiğini ortaya koyan bir programdır, bir disiplin manzumesidir. Eğer biz bunu yapar isek, bundan sonraki dönemde tarımsal üretimimizle alakalı hem kendi nüfusumuzu, hem gelecek olan misafirlerimizi hem de bu yıl 31 milyar dolar civarında tamamlanmış olan ihtiyacımızı çok daha yukarı rakamlara taşımız olacağız” ifadelerini kullandı.

“9 trilyon dolarlık bir ticaret hacminin döndüğü bir coğrafyada, daha fazla gayret göstermeliyiz”

Bu topraklarda yaşıyor olmanın çok önemli avantajları olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, “Bu topraklarda aynı anda 4 mevsim ve 7 iklim yaşanıyor. Anadolu’nun, Avrupa’dan kat kat daha fazla bitki ve hayvan türleri barındırmasına sebep oluyor. ve hepsinden önemlisi sadece 4 saatlik bir uçuşla dünyanın 67 ülkesine ulaşacak Avrupa’nın, Asya’nın, Afrika’nın kesişim noktasında olan bir coğrafi pozisyonumuz var. Bizim bu bahsetmiş olduğumuz enerji kaynaklarına da yakın olmamızı gösteren veya bize önemli bir avantaj sağlayan bu coğrafi üstünlük, 9 trilyon dolarlık bir ticaret hacminin döndüğü bir coğrafyada, bizim çok daha fazla gayret göstermemizi de bize ortak akılla hareket etmeyi de getiriyor” şeklinde konuştu.

“Artık enerji için olan dünya ülkeleri arasındaki rekabet ve çekişme, bundan sonra su için olacak”

Dünyanın son dönemdeki gidişatına bakıldığında, tarımsal üretimin stratejik öneminin belirgin bir şekilde hissedildiğini vurgulayan Bakan Yumaklı, şöyle devam etti; “Bunu zaten hem burada hem de buna benzer toplantılarda konunun tarafları dile getiriyor. Örneğin çeyrek yüzyıl önce gelecekte savaşların gıda ve su nedeniyle olacağı söyleniyordu, yazılıyordu. Ancak şöyle bir husus var. Bunun biz bu kadar da yakın olacağını tahmin etmiyorduk. Ama geldiğimiz noktada bu gerçeğe bizzat şahit oluyoruz. Artık enerji için olan dünya ülkelerinin arasındaki rekabet ve çekişme, bundan sonra su için olacak. Bunun da altını çizmek gerekir. 2050 yılındaki dünya nüfusundan bahsedelim; 10 milyar olacak. Türkiye’nin 2050 nüfusu ise 105 milyon olacak. Gelecek bir o kadar misafirimizi de düşünürsek, 2050 yılında 210 milyonluk en azından, en temel itibariyle bir nüfusun gıda ve su ihtiyacını karşılamamız gerektiği ortaya çıkıyor. Demek ki nüfus artışı ile birlikte iklim değişikliği gibi, göç gibi birtakım daha önce hiç adını duymadığımız hastalıklar gibi hususların bizi kısıtlayacağını da düşünürsek buradaki risk faktörünü görmüş oluruz. Biz bunların hepsini yeni normal olarak niteledik ve bakanlığımız bütün çalışmalarını buna göre dizayn etmeye başladı ve devam ediyor. Şöyle bir veri var. Nüfus artışına bağlı olarak 2050 yılında yüzde 55 daha fazla suya, yüzde 65’te daha fazla gıdaya ihtiyacımız olacak.”

Tarım politikalarını, hem bugüne hem de gelecek kuşaklara bırakacak bir vizyonla oluşturduklarını ve 2024-2028 stratejik planını yayınladıklarını aktaran Bakan Yumaklı, “Elbette son 21 yılda güçlü bir tarım ve orman altyapısı kurulmak için birçok çalışmalar yapıldı. Daha önce herhangi bir kurala bağlı olmayan konular, yasal mevzuata kavuştu. Ülke tarımının rekabeti için, dünya rekabeti için gerekli referansları oluşturuldu. Tarımsal desteklerle alakalı geçtiğimiz yıl bu rakam 64 milyar lira civarındaydı ki, bu yıl yaklaşık 91,5 milyar olacak bu. Aynı zamanda çiftçilerimizin finansman ihtiyaçları, kırsal kalkınma programları ile birlikte ülke tarımına getirilen modern boyut. Tarsim uygulaması ile yani sigorta kavramının ortaya konulması ile artık bundan sonra da bizleri çok daha fazla etkileyeceğini gördüğümüz dış etkenlerden üretimimizin, alın terimizin, emeğimizin yok olmasının bir şekilde tazminini sağlayacak sigorta konusu yine gündeme getirildi ve uygulanmaya başlandı” dedi.

“Türkiye, 1313 metreküp ile su stresi altında olan ülkelerden bir tanesi”

Dünyada uygulanan bir endeks olduğunu, bu endekse göre suyun eğer kişi başına miktarı 1700 metreküp ve üzeri ise ülke olarak zengin bir ülke olunduğuna dikkat çeken Bakan Yumaklı, şu ifadeleri kullandı; “Ancak 1000 metreküpün altında ise siz fakir bir ülkesiniz. Peki Türkiye nerede? Türkiye, 1313 metreküp ile su stresi altında olan ülkelerden bir tanesi. Eğer bizler hiçbir şeye dokunmayıp, bu şekilde devam edersek, suyun yüzde 77’sini kullanan tarımı, geri kalan yüzde 11’ni kullanan sanayisini, kentsel ve diğer oranlarda hiçbir şey yapmayıp bu şekilde bırakırsak, 2030 yılında bin metreküpün altına düşüyoruz. O yüzden böyle geniş bir perspektifi anlattım. Tarımsal üretim planlaması, suyu merkeze alarak yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Bütün şehirlerde o şehrin dinamiklerinin, üreticilerinin, üretici birliklerinin, ticaret odalarının, sivil toplum kuruluşlarının bu üretim planlamasının ilk safhasında çalışması üzerine bir model kuruldu. Daha sonra bütün bunlar Türkiye bazında konsolide edilerek, Türkiye’nin üretim planlaması tamamlanacak.”

Arazi toplulaştırma konusunun da son derece önemli olduğuna dikkat çeken Bakan Yumaklı, “Bütün hızıyla devam ediyor. ve ormanla alakalı da yeşil vatanımızı koruma adına 7 milyar fidanı da toprakla buluşturarak tarihi ve doğal güzelliklerin bir arada olmasını sağladık. Bütün bunların hepsi, bu genel değerlendirmelerde, bizler ülkemizin tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada da 10. sırada yer almasını sağlamış olduk” ifadelerini kullandı.

“Güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiğine inanıyoruz”

Kendilerine verilen sorumluluk kapsamında millete en iyi hizmeti yapma gayreti içerisinde olduklarını dile getiren Bakan İbrahim Yumaklı, şöyle devam etti; “Sektörümüz altyapısı itibariyle, üst yapısı itibariyle, kurumları itibariyle güçlü bir yapıya sahip. Bizlerin gerekli altyapı çalışmaları ve teşvikleriyle, sizlerin, sizler gibi ülkesini seven üreticilerimiz ve girişimcilerimiz sayesinde üstesinden gelemeyeceğimiz herhangi bir sorun olmadığını düşünüyorum. Ama tekraren altını çizmek istiyorum. Tarımsal üretim konusuna yaklaşım, çok önemli, her şeyden daha önemli, milli güvenlik sorunu diyerek konunun önemini anlatıp, ona mütenasip değeri vermemekle sonuçlanmamalıdır. Altını çizerek tekrar ediyorum. Teorik olarak değil pratik olarak. Devletiyle milleti, yani üreticisi ile girişimcisi omuz omuza vererek, bizim etki edebileceğimiz ya da edemeyeceğimiz birçok gelişmenin, bizi neden hangi yöne götüreceğine hep birlikte karar vermemiz gerekiyor ki, öyle yapacağız inşallah. Bizler Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi, güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiğine inanıyoruz.”

Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan, MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı, MÜSİAD Mersin Başkanı Mehmet Sait Kayan, AHBİB Başkanı Veysel Memiş ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir ve MÜSİAD Gıda Tarım Hayvancılık Sektör Kurulu Başkanı Cemal Özen’in konuşma yaptığı toplantıya, Akdeniz Belediyesi Başkanı Mustafa Gültak ile Cumhur İttifakı Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Serdar Soydan ve sektör temsilcileri katıldı.

Konuşmaların ardından ihracatçılara ödül verilirken, MÜSİAD Başkanı Asmalı, Bakan Yumak’a Filistin müzayedesinden aldıkları çalışmayı hediye etti. – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-yumakli-2050-yilinda-yuzde-55-daha-fazla-suya-yuzde-65te-daha-fazla-gidaya-ihtiyacimiz-olacak/feed/ 0
Tunus’ta binlerce düzensiz göçmen zor şartlar altında Avrupa’ya gitmek istiyor https://www.haber60.com.tr/tunusta-binlerce-duzensiz-gocmen-zor-sartlar-altinda-avrupaya-gitmek-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/tunusta-binlerce-duzensiz-gocmen-zor-sartlar-altinda-avrupaya-gitmek-istiyor/#respond Sat, 10 Feb 2024 09:54:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6874 Tunus’un güney kıyısında yer alan Sfaks kentinde bulunan binlerce Afrikalı düzensiz göçmen, zor hayat şartları altında bir an önce Avrupa’ya gitmenin yollarını arıyor.

Sfaks’ın 25 kilometre kuzeyindek Amra kasabasına bağlı Bin Ziyad Çiftliği yakınındaki zeytinlik alanda kurulan binlerce derme çatma çadırda 20 bine yakın Afrikalı düzensiz göçmen altyapısı olmayan bölgede zor şartlar altında yaşıyor.

Düzensiz göçmenlerin geçen yıl eylül ayında Sfaks şehrinin merkezinden çıkarılmasından bu yana bölgedeki kamp, kontrolsüz bir şekilde genişlemeye devam ediyor.

En yakın alışveriş merkezine yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta olan kamp alanında kurulan derme çatma bakkallardan alınan yiyecek ve içeceklerin ambalajları çevrede “çöp dağlarına” neden oluyor.

AA ekibi, mültecilerin yaşadığı sıkıntıları yerinde takip ederek kamp sakinlerine mikrofon uzattı.

“Avrupa bizi neden kabul etmiyor?”

Düzensiz göçmelerden Leo Lio, kampta birçok ülkeden kişinin bulunduğunu belirterek, “Kamerun, Liberya, Burkina Faso bunlardan bazıları. Yaşadığımız zorlu hayat şartlarından bıktık, gece gündüz bölgedeki güvenlik güçleri kamp dışına çıkmamıza engel oluyor. En ufak ihtiyaçlarımız için dahi özgürce davranamıyoruz.” dedi.

Yaşadıkları ülke yöneticileri tarafından Avrupa’ya iltica etmelerinin engellendiğini dile getiren Lio, “Avrupa bizi neden kabul etmiyor? Neden ülke yöneticilerimizi bizi durdurmaları için teşvik ediyor.” sorusunu yöneltti.

Kamerunlu Joko Guyton ise 9 aydır Tunus’ta olduğunu ve yaşam şartlarının çok zorlu olduğunu anlatarak, “Buraya ulaşmak için birçok zorluğu göğüsledim. Tunuslu güvenlik güçleri ülkeye girmemize engel oluyor, civardaki başka ülkelere gitmemizi istiyorlar. Libya’ya gitmek istediğimizde onlar da bizi Cezayir sınırına yönlendiriyor. Diğer bir zorluk sebebimiz bölge halkının bize karşı tavrı. Sokakta yürüyemiyoruz, kimse bize ihtiyaçlarımızı satmak istemiyor. Taksiciler bile bizi almıyor. Sadece fırınlardan ekmek alabiliyoruz.” diye konuştu.

“Cumhurbaşkanı Kays Said’den yardım istiyoruz”

Basın mensupları aracılığıyla seslerini Cumhurbaşkanı Kays Said’e ulaştırmaya çalıştıklarını söyleyen Guyton, şöyle devam etti:

“Tunus Cumhurbaşkanı bizim de başkanımız, o bizden sorumlu babamız gibi, ondan bize yardım etmesini talep ediyoruz. Hepimiz Afrikalıyız, buradaki çocukların yaşadıkları şartları görüp bize yardım eli uzatması için yalvarıyoruz. Doğru dürüst yiyeceğimiz bile yok, lütfen bir an önce bize yardım etsinler.”

Hedeflerinin İtalya’ya ulaşmak olduğunu vurgulayan Guyton, “Sadece hedefimize (Avrupa) ulaşana kadar bize kötü davranmasınlar başka bir şey istemiyoruz. Ufak işlerde çalışmamıza izin versinler ki yiyecek bulmak için hırsızlık yapmayayım. Bırakın sokaklarda gezebilelim, bize yiyecek satsınlar ki aç kalmayalım. Aşağılanmalardan bıktık, bizi hayvan yerine koymasınlar yeter.” ifadelerini kullandı.

“Geleceğimizi güven altına almak için buradayız.”

Sokakta gezmelerine izin verilmediği gibi “camiye dahi alınmadıklarını” bu yüzden çok üzüldüğünü dile getiren Malili Saga Jakti ise “Uyuyacak doğru düzgün yerimiz yok, yemek yemiyoruz, ilacımız yok, şehre inmek istesek güvenlik güçleri izin vermiyor. Tek derdimiz geleceğimizi güven altına alabilmek için Avrupa ülkelerine iltica etmek. Biz burada geçici olarak kalıyoruz.” dedi.

Tunus’ta 2 yıldır yaşadığını ve Avrupa’ya gidebilmek için para biriktirmeye çalıştığını söyleyen Gineli Soko Kamara da “Geleceğimizi güven altına almak için buradayız, hedefimiz bir an önce Avrupa’ya gitmek. Hepimiz Afrikalıyız, kimseyi rahatsız etmek istemiyoruz. Çok acı cektik, bizden birileri kötü bir şey yaptı diye neden hepimizi sorumlu tutuyorlar ki? Hastamız olduğuna ne yapacağımızı bilemiyoruz. Hastaneler bizi kabul etmiyor.” diye konuştu.

Tunus Hükümetinden yardım beklediklerini belirten Kamara, geride bıraktığı ailesinin ondan para beklediğini aktararak bu nedenle ülkesine dönmek istemediğini vurguladı.

Tunus’ta düzensiz göçmen sorunu

Tunus, düzensiz göçmenlerin Afrika’dan Avrupa’ya geçiş yolu olarak kullandığı uğrak noktalardan biri.

Orta Akdeniz’deki düzensiz göç rotası üzerinde yer alan İtalya’nın Kuzey Afrika’ya en yakın kara parçası Lampedusa Adası, Tunus kıyılarına yaklaşık 130 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Tunus’un Sfaks kenti, düzensiz göçmenlerin Lampedusa’ya ulaşma çabaları için sıklıkla geldiği noktaların arasında öne çıkıyor.

Sfaks’ta 3 Temmuz 2023’te düzensiz göçmenler ile bölge halkı arasında çıkan olaylarda 1 Tunuslu hayatını kaybetmiş, onlarca düzensiz göçmen tutuklandı.

Sfaks’ta yaşanan olayın ardından şehir merkezinde yaşayan binlerce düzensiz göçmenlerden imkanı olanlar Tunus’tan çıkmış, ülkeyi terk edemeyen göçmenler ise çeşitli bölgelerde kurdukları barakalara yerleşmişti.

Tunus ile Avrupa ülkeleri arasında düzensiz göç ile ilgili birçok görüşme yapıldı.

Geçen yıl İtalya’nın başını çektiği görüşmeler neticesinde Avrupa Komisyonu, 2023 Eylül ayında, Tunus ile Avrupa Birliği (AB) arasında imzalanan ve bir kısmı düzensiz göçmen akışının azaltılmasını amaçlayan mutabakat zaptı kapsamında Tunus’a 127 milyon avroluk yardım tahsis edildiğini duyurmuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tunusta-binlerce-duzensiz-gocmen-zor-sartlar-altinda-avrupaya-gitmek-istiyor/feed/ 0
Tzob Başkanı Bayraktar: “Ülkemizde 1990 Yılında Toplam 20 Milyon Dekar Olan Baklagil Ekim Alanı Bugüne Geldiğimizde 9 Milyon Dekara Geriledi” https://www.haber60.com.tr/tzob-baskani-bayraktar-ulkemizde-1990-yilinda-toplam-20-milyon-dekar-olan-baklagil-ekim-alani-bugune-geldigimizde-9-milyon-dekara-geriledi/ https://www.haber60.com.tr/tzob-baskani-bayraktar-ulkemizde-1990-yilinda-toplam-20-milyon-dekar-olan-baklagil-ekim-alani-bugune-geldigimizde-9-milyon-dekara-geriledi/#respond Sat, 10 Feb 2024 08:36:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6832 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Ülkemizde 1990 yılında toplam 20 milyon dekar olan baklagil ekim alanı bugüne geldiğimizde 9 milyon dekara geriledi. Yani ekim alanlarında yüzde 55,4 oranında azalma yaşandı. Aynı şekilde üretimde de yüzde 34,8 oranında bir gerileme gerçekleşti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın girişimleriyle 2016 yılı FAO tarafından ‘Uluslararası Bakliyat Yılı’ olarak ilan edilmişti. Bu yıldan sonra baklagillerde ekim alanlarının artırılmasına yönelik çalışmalar yapılsa da belirli ürünlerde istenilen düzeye maalesef ulaşılamadı. Halen üretim açığı yeşil mercimekte yüzde 49, kırmızı mercimekte yüzde 43 oranındadır” dedi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 10 Şubat Dünya Bakliyat günü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Beslenmede baklagillerin önemine dikkat çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“SON YILLARDA ÜLKEMİZDE SAĞLIKSIZ FAST FOOD VE HAZIR GIDA TÜKETİMİNİN ARTMASIYLA BAKLAGİLLER, DİYETİSYENLER VE DOKTORLAR TARAFINDAN DAHA FAZLA ÖNERİLMEYE BAŞLANDI”

“Yağ oranı düşük, karbonhidrat oranı yüksek ve besleyici olan baklagiller, beslenmede bitkisel proteinin ana kaynağını oluşturuyor. En çok protein içeren besin gruplarından olan baklagiller günümüzde sağlıklı beslenme konusunda önemini artıran ürün grubudur. Baklagillerin her biri ayrı besin değerlerine sahip olmanın yanında ülkemizin kültürel değerleridir. Son yıllarda ülkemizde sağlıksız fast food ve hazır gıda tüketiminin artmasıyla baklagiller diyetisyen ve doktorlar tarafından daha fazla önerilmeye başlandı. Baklagillerin toplum olarak öneminin vurgulanması amacıyla, Birleşmiş Milletler tarafından 2016 yılı ‘Uluslararası Bakliyat Yılı’ olarak ilan edildi ve takip eden süreçte her yıl 10 Şubat günü ‘Dünya Bakliyat Günü’ olarak belirlendi.

“DÜNYADA 2 MİLYARDAN FAZLA İNSAN İÇİN ÖNEMLİ PROTEİN KAYNAĞIDIR”

“Baklagiller dünyada 2 milyardan fazla insan için önemli bir protein kaynağıdır. Bu rakam dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Baklagiller dünyada yaklaşık 96 milyon hektar alanda 96 milyon ton üretimle, ortalama 135,2 milyar dolarlık piyasa değeri, 14,6 milyar dolar ihracat ve 16 milyar dolar ithalat değeri olmak üzere toplam 30,6 milyar dolarlık dış ticaret değerine sahip bir ürün grubudur. Dünya toplam baklagil üretiminde yüzde 28,8’lik payla Hindistan ilk sırada yer alıyor. Ülkemizin toplam baklagil üretiminden aldığı pay yaklaşık yüzde 1,3 civarındadır.

Türkiye’de üretimi gerçekleştirilen 7 çeşit yemeklik baklagiller arasında en fazla üretilenler nohut, kuru fasulye ve mercimektir. Baklagil üretimi ülke geneline yayılmış olsa da Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi ve Marmara Bölgesi’nin güneyinde yoğunlaşmıştır. Genel olarak, kırmızı mercimek Güneydoğu’da, yeşil mercimek İç Anadolu’da, bakla Ege ve Güney Marmara’da, nohut ve kuru fasulye ise birçok bölgemizde yetiştiriliyor. Toplam yemeklik baklagil üretiminin, yüzde 44’ünü nohut, yüzde 30 buçuğunu kırmızı mercimek, yüzde 20,6’sını kuru fasulye oluşturuyor. Geri kalan yüzde 4,9’unu ise yeşil mercimek, bakla, bezelye ve börülce oluşturuyor.

BAKLAGİL EKİM ALANLARINDA YÜZDE 55,4 ORANINDA AZALMA YAŞANDI”

Ülkemizde 1990 yılında toplam 20 milyon dekar olan baklagil ekim alanı bugüne geldiğimizde 9 milyon dekara geriledi. Yani ekim alanlarında yüzde 55,4 oranında azalma yaşandı. Aynı şekilde üretimde de yüzde 34,8 oranında bir gerileme gerçekleşti. Tarım ve Orman Bakanlığının girişimleriyle 2016 yılı FAO tarafından ‘Uluslararası bakliyat yılı’ olarak ilan edilmişti. Bu yıldan sonra baklagillerde ekim alanlarının artırılmasına yönelik yapılan çalışmalar yapılsa da belirli ürünlerde istenilen düzeye maalesef ulaşılamadı. Halen üretim açığı yeşil mercimekte yüzde 49, kırmızı mercimekte yüzde 43 oranındadır.

HALKIMIZIN SAĞLIKLI BESLENMESİ İÇİN BU TEMEL GIDA ÜRÜNLERİNDE ÜRETİM ARTIRILMALI, İTHALATTAN VAZGEÇİLMELİ”

Et fiyatlarının yüksekliği karşısında halkımız baklagil tüketiyor. Üretim tüketimi karşılamıyor.  Alternatif protein kaynağı olan baklagillerde de ithalat artarak devam ediyor. Baklagillerde son 5 yılda toplam ithalatımız yüzde 90,6 oranında artarak 702 bin ton oldu. Yine son 5 yılda baklagil ithalatına ödediğimiz tutar yüzde 227,6 oranında artarak 544 milyon dolara ulaştı. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. İnsanımızın protein ihtiyacı karşılamasında önemli bir yere sahip olan baklagillerin üretimini artırmak zorundayız. En önemli protein kaynaklarından olan et ve baklagilde ithalatçı olmamız kabul edilemez. Halkımızın sağlıklı beslenmesi için bu temel gıda ürünlerinde üretim artırılmalı, ithalattan vazgeçilmelidir. Ayrıca tüketicilerimizin ucuz gıdaya ulaşabilmesi için üretici tüketici arasındaki makas kapatılmalıdır. Nitekim son yaptığımız çalışmada baklagillerde de bu makasın çok açık olduğu görülüyor. Üreticide 17 buçuk lira olan kırmızı mercimek 47 liraya, 29 buçuk lira olan nohut 76 liraya, 29 lira olan kuru fasulye 85 liraya, 26 lira olan yeşil mercimek 64 liraya markette satılıyor. Protein ihtiyacının yeterince karşılanması bakımından üreticide ucuz olan bu ürünleri tüketicilerin pahalı yemesi kabul edilemez. Bu gibi temel gıda ürünlerine yönelik yasal düzenlemeler yapılmalı, marketlerde tavan fiyat uygulaması getirilmelidir.

VERİLEN DESTEKLERİN AMACINA UYGUN OLMASI İÇİN GÜNÜN ŞARTLARINA GÖRE ARTIRILMALIDIR”

Ülkemizde baklagiller üretim maliyetlerinin yüksekliği ve alternatif ekilen ürünlerden elde edilen kazancın daha yüksek olması üreticilerin baklagil üretiminden uzaklaşmasına neden oldu. Ülkemiz baklagil ihracatında görülen azalış hem üretimde yaşanan sorunlar hem de dünya piyasasında rakip ülkelerin elde ettikleri rekabet üstünlüklerinden kaynaklanıyor. Baklagil üretimini arttırmak ülkemizi önce kendine yeter, sonrasında ihracatçı ülke konumuna getirir. Bunun için baklagiller üretim planlamasında öncelikli ürün grubuna alınmalıdır. Kurak ve yarı kurak alanlarda nohut ve mercimeğin, sulu alanlarda ise fasulyenin ekim nöbetine girmesi sağlanmalıdır. Baklagillere verilen prim desteği kiloya 50 kuruş olarak veriliyor. Ancak bu destek 2018 yılından bu yana değişmedi. Verilen desteklerin amacına uygun olması için günün şartlarına göre artırılmalıdır. Baklagillerde ülkemizin arz güvenliğini ve üretimin devamlılığını sağlamanın yolu, üreticiyi memnun edecek bir fiyatın piyasada oluşmasıdır. Bu nedenle hasat dönemine yakın baklagil ithalatı yapılmamalı, piyasanın dengesi bozulmamalıdır. Ülkemizin az da olsa yapmış olduğu baklagil ihracatında yurt dışı piyasaların talepleri göz önünde bulundurularak istenen kalitede ve Türkiye orijinli ürün üretimi teşvik edilmelidir. Geçmiş yıllarda uygulanan nadas alanlarda üretim uygulaması yeniden başlatılması, sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması ve tohum desteğinin artarak devam etmesi gereklidir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tzob-baskani-bayraktar-ulkemizde-1990-yilinda-toplam-20-milyon-dekar-olan-baklagil-ekim-alani-bugune-geldigimizde-9-milyon-dekara-geriledi/feed/ 0
AK Parti Erzincan İlçe ve Belde Adayları Tanıtım Toplantısı Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/ak-parti-erzincan-ilce-ve-belde-adaylari-tanitim-toplantisi-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-erzincan-ilce-ve-belde-adaylari-tanitim-toplantisi-gerceklestirildi/#respond Sat, 10 Feb 2024 08:30:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6826 Adalet ve Kalkınma Partisi Erzincan İlçe ve Belde Adayları Tanıtım Toplantısı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Vedat Demiröz’ün katılımı ile gerçekleştirildi.

Erzincan Belediyesi Nikah Salonu’nda düzenlenen tanıtım toplantısında ilçe ve belde adayları seçmene tanıtıldı. Tanıtım toplantısında ilk olarak konuşan AK Parti Erzincan İl Başkanı Mehmet Cavit Şireci, “Bugün Erzincan’da AK Parti’nin 31 Mart Zaferi’nin temelini atmak üzere bir araya geldik. AK Parti’ye gönül veren hizmete oy veren milletimize olan inancımız tam olduğundan Türkiye’de ve Erzincan’ımızın ilçelerinde ve beldelerimizde AK Parti’mizin kazanacağını biliyoruz” diyerek, belediye başkan adaylarının halka hizmet bayrağını devralıp, millete hizmetkar olacağını ifade etti.

Daha sonra konuşan AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman ise, dostluğun ve kardeşliğin şehri Erzincan’da Cumhur İttifakı adayı Bekir Aksun ile seçime gidileceğini ve Bekir Aksun’a güvendiklerini söyledi. Karaman açıklamasında; “Dostluğun kardeşliğin ve hoşgörünün şehri Erzincan’dayız, 2024 yılında yani Erzincan yılındayız. Geçen yıl Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutladık ve şimdide Türkiye yüzyılının başındayız. Çok önemli bir tarihi birlikte yaşıyor ve bunu en iyi şekilde değerlendirmek için hepimiz gayret ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Bildiğiniz gibi geçen yıl ülkemizde birlikte iki seçim geçirdik. Bu seçim Erzincan’ımızda barış, kardeşlik ve hoşgörü içinde geçti. Seçimin kardeşlik içinde geçmesinde AK parti ve MHP başta olmak üzere bütün partilerin, sizlerin ve tüm hemşerilerimizin katkısı dolayısıyla herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu seçim sonunda liderimiz Cumhurbaşkanımız, Genel başkanımız Cumhur İttifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan yeniden Cumhurbaşkanı seçildi.

Allah’a şükrediyor ve tüm halkımıza teşekkür ediyoruz. Ayrıca halkımız TBMM’de, Cumhur İttifakı’na verdi ve meclisimizde kesintisiz görevine devam ediyor, ne kadar şükretsek azdır. Erzincan siyasi olarak da ülkemizin siyasetine çok katkıda bulunmuştur. Ülke siyasetine yön veren Cumhurbaşkanı ve başbakanlarımızla her zaman gurur duyuyoruz. Adaylarımıza başarılar diliyor ve güveniyorum” diye konuştu.

Tanıtım toplantısında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Vedat Demiröz ise, ülke gündemine dair bazı açıklamalarda bulundu.

Demiröz açıklamasında şu ifadeleri kullandı; “Bana dün akşam bilgi geldi ve apar topar önce Bayburt’a daha sonra Erzincan’a geldik. Şu an Cumhur İttifakı ile beraber bütün Türkiye’yi ittifak rengine boyayacağız. Yerel yönetimler seçilen belediye başkalarımız sizlere hizmet için geliyor. Aday adaylarımız vardı hepsi birbirinden değerli. Genel merkezimiz gece gündüz çalıştı. Anketler yaptık Erzincanlı kardeşlerimize soruyoruz, teşkilatlarımıza soruyoruz ve onlar kimi istiyorsa kimi öne çıkarıyorsa ilçelerimizde biz onlar üzerinde Cumhurbaşkanımızın da onayıyla çalışmalar yapıyoruz. Karşımızdaki muhalefeti hepimiz takip ediyoruz. Geçen seçimlerde karşımıza gelen 6’lı masalar 7’li masalar 8’li masalar durumunu şu anda izliyorsunuz. Sadece kurumsal bir parti var, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ve cumhur ittifakı ile beraber Türkiye’yi yönetmeye talip bir ittifak var. Bunun dışında darmadağınlar. Parti başkanları kim belli değil, kim kimin üstünde belli değil. Bir gün bakıyoruz birinin açıkladığı ismi diğer gün biri yalanlıyor.

Son yıllarda 2016 yılından beri bir hayli sıkıntılar yaşadık. Bütün emperyalist güçler ve Avrupa’nın baskısı altındayız. Avrupa Birliği’ne alın deriz 60 yıl geçmiştir bizi almazlar, kapıda bekletirler. Bizim ekonomimiz Avrupa ülkelerinin 14’ünün toplamından büyük. Coğrafi olarak Avrupa’nın en büyük ülkesiyiz. Nüfus bakımından Almanya ile birlikte en büyük ülkeyiz. Niye almadıklarını hepiniz az çok biliyorsunuz. Ama bütün bunlara rağmen son 20 yılda Türkiye’nin Avrupa’da ki sesini duyuran, oradaki Avrupa’da yaşayan soydaşlarımızın göğsünü geren bir yönetim sergiliyoruz. Etrafı ateş çemberi, bunun yanında pandemi ve arkasından ekonomik bunalımlar ve nihayet deprem. Asrın felaketini yaşadık bir yıl önce ve orada bu milletin ferasetini herkes gördü. Hiç kimse şu partiden bu partiden demedi. Evindeki ekmeğini böldü oraya gitti. Dünyada hiçbir yerde bir yıl içerisinde böyle bir felaketi kaldırabilen başka bir ülke yok.”

Yapılan konuşmaların ardından adaylar, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Vedat Demiröz tarafından tek tek platforma çağırılarak katılımcılara tanıtıldı. Tanıtım toplantısı toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Düzenlenen tanıtım toplantısına, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Vedat Demiröz, AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, Cumhur İttifakı Belediye Başkan adayı Bekir Aksun, AK Parti İl Başkanı Mehmet Cavit Şireci, belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı.

Erzincan İlçe ve belde adayları ise şu şekilde;

Çayırlı – Atınç Bahadır,

İliç – Mustafa Gürbüz,

Kemah – Recep İlter,

Kemaliye – Erdem Atmaca,

Otlukbeli – Vahdet Ercan,

Refahiye – Çakmak Paçacı,

Tercan – Alper Murat Müftüoğlu,

Üzümlü – Kenan Tat,

Çağlayan Beldesi – Musa Zengin,

Mollaköy Beldesi – Kadir Akar,

Çadırkaya Beldesi – Emrullah Selçuk,

Kargın Beldesi – Zafer Kaya,

Mercan Beldesi – Enver Akyıldız,

Altınbaşak Beldesi – Onur Bilen – ERZİNCAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-erzincan-ilce-ve-belde-adaylari-tanitim-toplantisi-gerceklestirildi/feed/ 0
Emine Erdoğan: Tüm çabamız, Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir https://www.haber60.com.tr/emine-erdogan-tum-cabamiz-alev-alatlilar-yetistirebilmek-icindir/ https://www.haber60.com.tr/emine-erdogan-tum-cabamiz-alev-alatlilar-yetistirebilmek-icindir/#respond Sat, 10 Feb 2024 07:36:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6802

Emine Erdoğan: Tüm çabamız, Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tıpkı ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Ankara’da ‘Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılışını yaparak, burada düzenlenen ‘Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Etkinliği’ne katıldı. Programda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ankara Valisi Vasip Şahin, Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Hasan Mandal da yer aldı.Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmasında, tarihsel süreçte kadınların bilimden uzak tutulduğunu belirtti. Bugün kız çocuklarının ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ sorusuna ‘mucit’, ‘astronot’, ‘uçak tasarımcısı’, ‘yazılım mühendisi’ cevaplarının verdiği bir Türkiye olduğuna işaret eden Erdoğan, “Milli ve manevi değerlerinden beslenerek, ilmini ülkesinin ve insanlığın yararına kullanmaya gönüllü, vicdanı da zekası gibi güçlü bir TEKNOFEST gençliğimiz var. Türkiye Yüzyılı’nda Mevlana’nın pergel benzetmesindeki gibi genç kızlarımızın bir ayağı Türkiye’ye sabit, diğer ayağı ise sınır çizilmemiş ufuklara seyahat eden mütefekkirler olmalarını diliyorum. Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tarihimizden aldıkları ilmi mirastan korkmadan, bugünün dünyasının ilerlemesine vicdanlı bir akılla öncülük etmelerini sağlamak içindir. Tıpkı bu merkezin adını aldığı, ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir” dedi.

‘ALATLI, BİR ÜLKE UĞRUNA SAVAŞTI’

Alev Alatlı’nın, halktan beslenen vicdanla güçlü bir aklı birleştiren, birikimini bu topraklarda edinip yine bu topraklara ekmiş çok kıymetli bir dava insanı olduğunu söyleyen Erdoğan, “Alev Alatlı, idrakimize vurulan zincirleri kırmaya, bizi bizden ayıran, özümüze ve medeniyetimize yabancılaştıran bütün duvarları yıkmaya adamıştı kendisini. Kaleminin keskinliğiyle bir nesil, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı. Ardında ise bilhassa sevgili gençlere paha biçilmez bir fikir ve düşünce mirası bıraktı. Vasiyetindeki şu sözleri yeniden paylaşmak istiyorum; ‘Unutmayın ki düz akıllı anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye’nin.’ Bizlerin, onun ifadesiyle, ‘Gezegenin iyiliği yaşatılması elzem bir medeniyetin son temsilcileri’ olduğumuzu aklınızdan çıkarmayın” diye konuştu.

BAKAN KACIR: BİLİMSEL YAYIN SAYISI 48 BİN 619’A YÜKSELDİ

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise Türkiye’nin son 22 yılda bilimde ve teknolojide büyük adımlar attığını dile getirdi. Bilimin kapılarının milletin her ferdine açıldığını belirten Bakan Kacır, “2002’de 40 şehrimizde 76 üniversitemiz varken, bugün 81 şehrimizde 208 üniversitemizde milyonlarca gencimizi yükseköğretimle buluşturuyoruz. Aynı dönemde ülkemizdeki bilimsel yayın sayısının 9 bin 13’ten 48 bin 619’a yükseldiğine şahitlik ediyoruz. Bilimsel üretimde sadece nicelikte değil, nitelikte de belirgin gelişmeler kaydediyoruz. Araştırmacılarımız, uluslararası ortak yayınlar içinde artık 9 kat daha fazla yer alıyor. Ar-Ge harcamalarımızı 22 yılda 10 kat artırarak 12 milyar dolara yükseltirken, patent başvuru sayımızı 414’ten 21 misline, 8 bin 663’e çıkardık. 2002’de ancak bin bilim insanı ve öğrenciyi destekleyen TÜBİTAK, geçtiğimiz yıl 57 bin bilim insanı ve öğrenciye destek verdi” ifadelerini kullandı.

‘143 BİN KADIN ARAŞTIRMACIYA 15,7 MİLYAR LİRA DESTEK VERDİK’

Türkiye’nin kadınlarının bilim ve teknolojide birçok Avrupa ülkesindeki kadınlardan daha fazla temsil edildiğini ve önemli başarılara imza attığını belirten Bakan Kacır, “Öğretim üyelerimizin yüzde 46’sını oluşturan 85 bin kadın bilim insanımız; Ar-Ge, ve inovasyon kültürümüzün gelişiminde öncü rol üstleniyor. Bugün, insansız hava araçlarında dünya lideri olmamızda, yerli ve milli otomobilimizi milletimizin hizmetine sunmamızda, Antarktika’da Türk bayrağını dalgalandırmamızda, kadınlarımız irade ve çalışkanlıklarıyla büyük pay sahibidir. Hayatın her alanında olduğu gibi bilim dünyasında da kadınlarımızın yetenek ve üretkenliklerinin önünü açıyoruz. Son 22 yılda TÜBİTAK eliyle, bilim insanlarına yönelik destek programlarımız kapsamında 143 bin kadın araştırmacıya 15,7 milyar lira destek verdik. Akademi ve kamuya yönelik programlarımızda 18 bin kadın araştırmacımızı destekledik. TEKNOFEST kuşağında da kadınların güçlü yeri, gelecek adına bizleri umutlandırıyor. TEKNOFEST’i düzenlediğimiz ilk yıl sadece yüzde 17 olan kadın yarışmacı oranı, 2023’te aldığımız 407 bin başvuruyla yüzde 40’a ulaştı. 81 şehrimizdeki 125 Deneyap Teknoloji Atölyemizde 6 bin 500’den fazla kız öğrencimiz; geleceğin bilim insanı, mühendisi, astronotu olma yolunda, yenilikçi teknolojilerde eğitim görüyor” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/emine-erdogan-tum-cabamiz-alev-alatlilar-yetistirebilmek-icindir/feed/ 0
Emine Erdoğan: Tüm çabamız, çocuklarımızın hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir https://www.haber60.com.tr/emine-erdogan-tum-cabamiz-cocuklarimizin-hayallerine-giden-yoldaki-engelleri-kaldirmak-icindir/ https://www.haber60.com.tr/emine-erdogan-tum-cabamiz-cocuklarimizin-hayallerine-giden-yoldaki-engelleri-kaldirmak-icindir/#respond Sat, 10 Feb 2024 07:18:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6790

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tıpkı ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Ankara’da ‘Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılışını yaparak, burada düzenlenen ‘Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Etkinliği’ne katıldı. Programda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ankara Valisi Vasip Şahin, Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Hasan Mandal da yer aldı.

Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmasında, tarihsel süreçte kadınların bilimden uzak tutulduğunu belirtti. Bugün kız çocuklarının ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ sorusuna ‘mucit’, ‘astronot’, ‘uçak tasarımcısı’, ‘yazılım mühendisi’ cevaplarının verdiği bir Türkiye olduğuna işaret eden Erdoğan, “Milli ve manevi değerlerinden beslenerek, ilmini ülkesinin ve insanlığın yararına kullanmaya gönüllü, vicdanı da zekası gibi güçlü bir TEKNOFEST gençliğimiz var. Türkiye Yüzyılı’nda Mevlana’nın pergel benzetmesindeki gibi genç kızlarımızın bir ayağı Türkiye’ye sabit, diğer ayağı ise sınır çizilmemiş ufuklara seyahat eden mütefekkirler olmalarını diliyorum. Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tarihimizden aldıkları ilmi mirastan korkmadan, bugünün dünyasının ilerlemesine vicdanlı bir akılla öncülük etmelerini sağlamak içindir. Tıpkı bu merkezin adını aldığı, ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir” dedi.

‘ALATLI, BİR ÜLKE UĞRUNA SAVAŞTI’

Alev Alatlı’nın, halktan beslenen vicdanla güçlü bir aklı birleştiren, birikimini bu topraklarda edinip yine bu topraklara ekmiş çok kıymetli bir dava insanı olduğunu söyleyen Erdoğan, “Alev Alatlı, idrakimize vurulan zincirleri kırmaya, bizi bizden ayıran, özümüze ve medeniyetimize yabancılaştıran bütün duvarları yıkmaya adamıştı kendisini. Kaleminin keskinliğiyle bir nesil, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı. Ardında ise bilhassa sevgili gençlere paha biçilmez bir fikir ve düşünce mirası bıraktı. Vasiyetindeki şu sözleri yeniden paylaşmak istiyorum; ‘Unutmayın ki düz akıllı anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye’nin.’ Bizlerin, onun ifadesiyle, ‘Gezegenin iyiliği yaşatılması elzem bir medeniyetin son temsilcileri’ olduğumuzu aklınızdan çıkarmayın” diye konuştu.

BAKAN KACIR: BİLİMSEL YAYIN SAYISI 48 BİN 619’A YÜKSELDİ

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise Türkiye’nin son 22 yılda bilimde ve teknolojide büyük adımlar attığını dile getirdi. Bilimin kapılarının milletin her ferdine açıldığını belirten Bakan Kacır, “2002’de 40 şehrimizde 76 üniversitemiz varken, bugün 81 şehrimizde 208 üniversitemizde milyonlarca gencimizi yükseköğretimle buluşturuyoruz. Aynı dönemde ülkemizdeki bilimsel yayın sayısının 9 bin 13’ten 48 bin 619’a yükseldiğine şahitlik ediyoruz. Bilimsel üretimde sadece nicelikte değil, nitelikte de belirgin gelişmeler kaydediyoruz. Araştırmacılarımız, uluslararası ortak yayınlar içinde artık 9 kat daha fazla yer alıyor. Ar-Ge harcamalarımızı 22 yılda 10 kat artırarak 12 milyar dolara yükseltirken, patent başvuru sayımızı 414’ten 21 misline, 8 bin 663’e çıkardık. 2002’de ancak bin bilim insanı ve öğrenciyi destekleyen TÜBİTAK, geçtiğimiz yıl 57 bin bilim insanı ve öğrenciye destek verdi” ifadelerini kullandı.

‘143 BİN KADIN ARAŞTIRMACIYA 15,7 MİLYAR LİRA DESTEK VERDİK’

Türkiye’nin kadınlarının bilim ve teknolojide birçok Avrupa ülkesindeki kadınlardan daha fazla temsil edildiğini ve önemli başarılara imza attığını belirten Bakan Kacır, “Öğretim üyelerimizin yüzde 46’sını oluşturan 85 bin kadın bilim insanımız; Ar-Ge, ve inovasyon kültürümüzün gelişiminde öncü rol üstleniyor. Bugün, insansız hava araçlarında dünya lideri olmamızda, yerli ve milli otomobilimizi milletimizin hizmetine sunmamızda, Antarktika’da Türk bayrağını dalgalandırmamızda, kadınlarımız irade ve çalışkanlıklarıyla büyük pay sahibidir. Hayatın her alanında olduğu gibi bilim dünyasında da kadınlarımızın yetenek ve üretkenliklerinin önünü açıyoruz. Son 22 yılda TÜBİTAK eliyle, bilim insanlarına yönelik destek programlarımız kapsamında 143 bin kadın araştırmacıya 15,7 milyar lira destek verdik. Akademi ve kamuya yönelik programlarımızda 18 bin kadın araştırmacımızı destekledik. TEKNOFEST kuşağında da kadınların güçlü yeri, gelecek adına bizleri umutlandırıyor. TEKNOFEST’i düzenlediğimiz ilk yıl sadece yüzde 17 olan kadın yarışmacı oranı, 2023’te aldığımız 407 bin başvuruyla yüzde 40’a ulaştı. 81 şehrimizdeki 125 Deneyap Teknoloji Atölyemizde 6 bin 500’den fazla kız öğrencimiz; geleceğin bilim insanı, mühendisi, astronotu olma yolunda, yenilikçi teknolojilerde eğitim görüyor” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/emine-erdogan-tum-cabamiz-cocuklarimizin-hayallerine-giden-yoldaki-engelleri-kaldirmak-icindir/feed/ 0
TZOB Başkanı: Baklagil destekleri günün şartlarına göre artırılmalı https://www.haber60.com.tr/tzob-baskani-baklagil-destekleri-gunun-sartlarina-gore-artirilmali/ https://www.haber60.com.tr/tzob-baskani-baklagil-destekleri-gunun-sartlarina-gore-artirilmali/#respond Sat, 10 Feb 2024 07:00:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6778 Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar, “Baklagillere verilen prim desteği kiloya 50 kuruş olarak veriliyor. Ancak bu destek 2018 yılından bu yana değişmedi. Verilen desteklerin amacına uygun olması için günün şartlarına göre artırılmalıdır” dedi.

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 10 Şubat Dünya Bakliyat günü dolayısıyla görüntülü basın açıklaması yaptı. “Beslenmede baklagillerin önemi tartışılmaz” vurgusu yapan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Yağ oranı düşük, karbonhidrat oranı yüksek ve besleyici olan baklagiller, beslenmede bitkisel proteinin ana kaynağını oluşturuyor. En çok protein içeren besin gruplarından olan baklagiller günümüzde sağlıklı beslenme konusunda önemini artıran ürün grubudur. Baklagillerin her biri ayrı besin değerlerine sahip olmanın yanında ülkemizin kültürel değerleridir. Son yıllarda ülkemizde sağlıksız fast food ve hazır gıda tüketiminin artmasıyla baklagiller diyetisyen ve doktorlar tarafından daha fazla önerilmeye başlandı. Baklagillerin toplum olarak öneminin vurgulanması amacıyla, Birleşmiş Milletler tarafından 2016 yılı ‘Uluslararası Bakliyat Yılı’ olarak ilan edildi ve takip eden süreçte her yıl 10 Şubat günü ‘Dünya Bakliyat Günü’ olarak belirlendi.”

“Ülkemizin toplam baklagil üretiminden aldığı pay yaklaşık yüzde 1,3 civarındadır”

Baklagillerin dünyada 2 milyardan fazla insan için önemli bir protein kaynağı olduğunu belirten Bayraktar, bu rakamın dünya nüfusunun dörtte birini oluşturduğunu söyledi.

“Baklagiller dünyada yaklaşık 96 milyon hektar alanda 96 milyon ton üretimle, ortalama 135,2 milyar dolarlık piyasa değeri, 14,6 milyar dolar ihracat ve 16 milyar dolar ithalat değeri olmak üzere toplam 30,6 milyar dolarlık dış ticaret değerine sahip bir ürün grubudur” diyen Bayraktar, “Dünya toplam baklagil üretiminde yüzde 28,8’lik payla Hindistan ilk sırada yer alıyor. Ülkemizin toplam baklagil üretiminden aldığı pay yaklaşık yüzde 1,3 civarındadır” dedi.

Türkiye’de üretimi gerçekleştirilen 7 çeşit Baklagiller arasında en fazla nohut, kuru fasulye ve mercimek olduğunu dile getiren Bayraktar, şöyle konuştu:

“Baklagil üretimi ülke geneline yayılmış olsa da Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi ve Marmara Bölgesi’nin güneyinde yoğunlaşmıştır. Genel olarak, kırmızı mercimek Güneydoğu’da, yeşil mercimek İç Anadolu’da, bakla Ege ve Güney Marmara’da, nohut ve kuru fasulye ise birçok bölgemizde yetiştiriliyor. Toplam yemeklik baklagil üretiminin, yüzde 44’ünü nohut, yüzde 30 buçuğunu kırmızı mercimek, yüzde 20,6’sını kuru fasulye oluşturuyor. Geri kalan yüzde 4,9’unu ise yeşil mercimek, bakla, bezelye ve börülce oluşturuyor.”

“Ülkemizde 1990 yılında toplam 20 milyon dekar olan baklagil ekim alanı bugüne geldiğimizde 9 milyon dekara geriledi. Yani ekim alanlarında yüzde 55,4 oranında azalma yaşandı. Aynı şekilde üretimde de yüzde 34,8 oranında bir gerileme gerçekleşti” diye Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:

“Tarım ve Orman Bakanlığının girişimleriyle 2016 yılı FAO tarafından ‘Uluslararası bakliyat yılı’ olarak ilan edilmişti. Bu yıldan sonra baklagillerde ekim alanlarının artırılmasına yönelik yapılan çalışmalar yapılsa da belirli ürünlerde istenilen düzeye maalesef ulaşılamadı. Halen üretim açığı yeşil mercimekte yüzde 49, kırmızı mercimekte yüzde 43 oranındadır.”

“Et ve baklagilde ithalatçı olmamız kabul edilemez”

Et fiyatlarının yüksekliğine dikkati çeken Bayraktar, bu nedenle vatandaşların baklagil tükettiğini vurgulayarak, “Alternatif protein kaynağı olan baklagillerde de ithalat artarak devam ediyor. Baklagillerde son 5 yılda toplam ithalatımız yüzde 90,6 oranında artarak 702 bin ton oldu. Yine son 5 yılda baklagil ithalatına ödediğimiz tutar yüzde 227,6 oranında artarak 544 milyon dolara ulaştı. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. İnsanımızın protein ihtiyacı karşılamasında önemli bir yere sahip olan baklagillerin üretimini artırmak zorundayız. En önemli protein kaynaklarından olan et ve baklagilde ithalatçı olmamız kabul edilemez. Halkımızın sağlıklı beslenmesi için bu temel gıda ürünlerinde üretim artırılmalı, ithalattan vazgeçilmelidir” açıklamalarında bulundu.

“Tüketicilerin pahalı yemesi kabul edilemez”

Ucuz gıdaya ulaşım için Üretici ile tüketici arasındaki makasın kapatılması gerektiğini dile getiren Bayraktar, “Üreticide 17 buçuk lira olan kırmızı mercimek 47 liraya, 29 buçuk lira olan nohut 76 liraya, 29 lira olan kuru fasulye 85 liraya, 26 lira olan yeşil mercimek 64 liraya markette satılıyor. Protein ihtiyacının yeterince karşılanması bakımından üreticide ucuz olan bu ürünleri tüketicilerin pahalı yemesi kabul edilemez. Bu gibi temel gıda ürünlerine yönelik yasal düzenlemeler yapılmalı, marketlerde tavan fiyat uygulaması getirilmelidir” ifadelerini kullandı.

“Baklagillere verilen prim desteği kiloya 50 kuruş olarak veriliyor”

“Ülkemizde baklagiller üretim maliyetlerinin yüksekliği ve alternatif ekilen ürünlerden elde edilen kazancın daha yüksek olması üreticilerin baklagil üretiminden uzaklaşmasına neden oldu. Ülkemiz baklagil ihracatında görülen azalış hem üretimde yaşanan sorunlar hem de dünya piyasasında rakip ülkelerin elde ettikleri rekabet üstünlüklerinden kaynaklanıyor” diyen TZOB Başkanı Bayraktar, “Baklagil üretimini arttırmak ülkemizi önce kendine yeter, sonrasında ihracatçı ülke konumuna getirir. Bunun için baklagiller üretim planlamasında öncelikli ürün grubuna alınmalıdır. Kurak ve yarı kurak alanlarda nohut ve mercimeğin, sulu alanlarda ise fasulyenin ekim nöbetine girmesi sağlanmalıdır. Baklagillere verilen prim desteği kiloya 50 kuruş olarak veriliyor. Ancak bu destek 2018 yılından bu yana değişmedi. Verilen desteklerin amacına uygun olması için günün şartlarına göre artırılmalıdır. Baklagillerde ülkemizin arz güvenliğini ve üretimin devamlılığını sağlamanın yolu, üreticiyi memnun edecek bir fiyatın piyasada oluşmasıdır. Bu nedenle hasat dönemine yakın baklagil ithalatı yapılmamalı, piyasanın dengesi bozulmamalıdır” diye konuştu.

Öte yandan, Bayraktar, Türkiye’de sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması ve gereken desteğin arttırılması gerektiğine de dikkat çekti. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/tzob-baskani-baklagil-destekleri-gunun-sartlarina-gore-artirilmali/feed/ 0
TOBB Başkanı: Türkiye-Kırgızistan ticaret hedefini aştık https://www.haber60.com.tr/tobb-baskani-turkiye-kirgizistan-ticaret-hedefini-astik/ https://www.haber60.com.tr/tobb-baskani-turkiye-kirgizistan-ticaret-hedefini-astik/#respond Fri, 09 Feb 2024 21:27:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6756 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, Kırgızistan ile alınmış olan 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefini aştıklarını belirterek, “Şimdi belirlenen 5 milyar dolar ticaret hedefinin de gerçekçi olduğuna ve bunu da başaracağımıza inanıyoruz” dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) işbirliğinde Türkiye-Kırgızistan İş Formu gerçekleştirildi. TOBB ev sahipliğinde gerçekleşen iş formunda kamu kurum ve kuruluşları, farklı sektörlerde faaliyet gösteren iş insanlarının katılımı öngörülmekte olup, iş forumunda iki ülke arasındaki iş ve yatırım imkanlarının değerlendirildi.

“Türk müteahhitleri Kırgızistan’da 1 milyar dolar değerinde olan 93 proje gerçekleştirdi”

Burada bir konuşma gerçekleştiren TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerde mesafeler alındığını ancak arzu edilen seviyelerin çok çok gerisinde olunduğunu ifade ederek, “Kırgızistan’da çeşitli sektörlerde 500’e yakın Türkiye sermayeli firma faaliyet gösteriyor. Bu firmalarımız, binlerce Kırgız kardeşimize istihdam sağlıyor. Türk müteahhitleri Kırgızistan’da bugüne kadar yatırım bedeli 1 milyar dolar civarında 93 proje gerçekleştirdi. Bu projelerle firmalarımız, Kırgızistan’ın bağımsızlığından itibaren hayata geçirdiği kalkınma hamlesine destek verdiler. Türkiye olarak firmalarımızın Kırgızistan’da 1 milyar doları aşan yatırımlarından gurur duyuyoruz. İnşallah bu yeni dönemde çok daha başarılı projelere imza atacağımıza inanıyorum” açıklamasında bulundu.

“Kırgızistan ile 5 milyar dolar ticaret hedefini gerçekleştireceğimize inanıyoruz”

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un ziyaretinde sırasında alınmış olan 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefini aştıklarını dile getiren Hisarcıklıoğlu, “Şimdi belirlenen 5 milyar dolar ticaret hedefinin de gerçekçi olduğuna ve bunu da başaracağımıza inanıyoruz. Ticaret ve yatırım açısından pek çok imkanımız var Türkiye olarak İtalya ile Çin arasında en büyük sanayi üretim hacmine sahip ülkeyiz. Otomotiv, beyaz eşya, seramik ve konfeksiyonda Avrupa’nın ana tedarikçisiyiz. AB’nin kendi dışında, en çok otomobil ithal ettiği ülkeyiz. Avrupa birliğine 1 milyonun üzerinde araba satıyoruz. Karayolu taşımacılığında dünyada ikinciyiz. Turizmde Dünya’da en çok ziyaret edilen ilk 5 ülke arasındayız. Küresel müteahhitlik hizmetlerinde dünyanın önde gelen 250 firmasından 42’si Türkiye’dendir ve bu açıdan da dünyada ikinci sırada gelmekteyiz” ifadelerine yer verdi.

“Kırgızistan’la ticaret yapılırken Çin pazarı da göz ardı edilmemelidir”

Hisarcıklıoğlu, Kırgızistan’ın dost ve kardeş bir ülke olduğu vurgusunu yaparak, ” Kırgızistan’a yapacağınız yatırımlarda, ölçek sadece Kırgızistan pazarı değildir. Kırgızistan’a yapılan yatırımlar, Avrasya Gümrük Birliği sebebiyle çok daha geniş bir coğrafyaya ulaşmak demektir. Bu da 180 milyonluk bir pazar demektir. Kırgızistan’la ticaret yapılırken Çin pazarı da göz ardı edilmemelidir. Tabii ki, orta ve uzun vadeli vizyonumuzda, mutlak surette Türk devletleri teşkilatı bünyesinde, kendi gümrük birliğimizin kurulması olmalıdır. Kırgızistan, Bağımsız Devletler Teşkilatın coğrafyasında Dünya Ticaret Örgütüne üye olan ilk ülkedir. Son 30 yılda yeniden şekillenen Avrasya siyasi haritası bizlerin işbirliği içinde hareket etmesini zorunlu kılmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

Dünya’nın yeni düzeni içerisinde, Kırgızistan’ın Türkiye için ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu da sözlerine ekleyen Hisarcıklıoğlu, Türkiye ile Kırgızistan arasındaki ortak dil, tarih ve kültür paydasının iki ülkeyi daha da yakın kıldığını aktardı.

“Kırgızistan gümrüklerinin modernizasyonu için de deneyimlerini aktarmak aktarmaya hazırız”

İki ülkenin yakınlığı doğrultusunda Kırgızistan’a desteklerinin devam edeceğini de vurgulayan Hisarcıklıoğlu, “Kırgızistan gümrüklerinin modernizasyonu için de deneyimlerini aktarmak aktarmaya hazırız. Zira TOBB olarak biz, Türkiye’nin kara gümrük kapılarını modernize ederek ihracatçılarımıza önemli maliyet avantajı sağladık. Aynı şeyi burada da yapmaya hazırız. Lojistik alanında da ciddi işbirliği fırsatları vardır. İkili ticaretin artması için taşıma maliyetlerinin azaltılması lazım. Karayoluna alternatif ulaştırma imkanları geliştirilmeli ve bu çerçevede İpek Yolunun canlandırılması yeniden önem kazanmaktadır” ifadelerine yer verdi.

Orta Kuşağın kendileri için öncelikli tercih olduğunu da ifade eden Hisarcıklıoğlu, Hazar denizi, Karadeniz ve Akdeniz birbirine bağlanacağını, Türkiye’nin de küresel ekonomiye daha güçlü bir şekilde entegre olacağını söyledi. Diğer bir işbirliği alanı da Kırgızistan’da bulunan zengin su kaynaklarından elektrik üretimi olduğunu sözlerine ekleyen Hisarcıklıoğlu, Gerekli yatırım şartları tesis edildikten sonra, Kırgızistan’ın hidroelektrik potansiyelinin ekonomiye kazandırılması için ortak projeler geliştirebileceklerini ifade etti.

Program, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Kırgız Cumhuriyeti Kırgız Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Başkanı Akylbek Japarov’un konuşmalarıyla devam etti. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/tobb-baskani-turkiye-kirgizistan-ticaret-hedefini-astik/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Forumu’na video mesaj gönderdi https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-islam-isbirligi-teskilati-genclik-forumuna-video-mesaj-gonderdi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-islam-isbirligi-teskilati-genclik-forumuna-video-mesaj-gonderdi/#respond Fri, 09 Feb 2024 08:09:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6655

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Forumu 5’inci Genel Kurulu’na video mesaj gönderdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında, “İslam ülkelerinin Gazze’deki İsrail zulmüne ortak tepki vermesi ve ortak hareket etmesi için diplomatik temaslarımızı sürdürüyoruz. Filistin’de işgal politikaları ve katliamlar sona erince 1967 sınırları temelinde başkenti Kudüs olan bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğü haiz bir Filistin Devleti kuruluncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz” dedi.

İstanbul’da 56 üye ülke temsilcisinin katılımıyla İslam İşbirliği Gençlik Forumu 5’inci Genel Kurulu düzenlendi. Şişli’deki bir otelde gerçekleşen genel kurula Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da video mesaj gönderdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında forum üyelerini selamlayarak, davetleri için teşekkür etti ve Müslüman gençlerin birlikte hareket etmesinin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.

GENÇLİK FORUMU GİDEREK ADINDAN DAHA FAZLA SÖZ ETTİRİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Forumu’nun değerli üyeleri, sevgili genç kardeşlerim, kıymetli misafirler, sizleri şahsım ve milletim adına en kalbi duygularımla selamlıyorum. Nazik davetiniz için teşekkür ediyor, İslam İşbirliği Gençlik Forumu 5. Genel Kurulu’nun başarılı geçmesini diliyorum. Genel Kurulun siz gençlerimizle birlikte tüm İslam alemi ve insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. İslam Dünyası’nın dört bir yanından forum vesilesiyle ülkemizi teşrif eden misafirlerimize hoş geldiniz diyorum. 2004 yılında tohumunu aziz gardaşım Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev ile birlikte attığımız Gençlik Forumu başkanımızın ve ekibinin de gayretleriyle giderek adından daha fazla söz ettiriyor. İslam Gençlik Forumu’nun bugün Asya’dan Afrika’ya, Amerika’dan Arap Yarımadası’na kadar geniş bir coğrafyada, Müslüman gençlere yönelik yürüttüğü faaliyetleri yakından takip ediyoruz. Müslüman gençlerin, ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda güçlenerek özgüvenli yetişmeleri için geniş bir yelpazede çalışmalar gerçekleştiren forumumuzu tebrik ediyorum” dedi.

SİVİL ALT YAPIYA DAİR NE VARSA İSRAİL’İN NAZİLERİ ARATMAYAN SALDIRILARININ HEDEFİ OLDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müslüman gençler olarak sizlerin birlikte hareket etmenizin ne kadar hayati öneme sahip olduğunu, 7 Ekim’den bu yana Gazze’de ve işgal edilmiş Filistin topraklarında yaşanan katliamlarda bir kez daha müşahede ettik. Tüm dünyanın gözleri önünde İsrail’in işgalci güçleri çoğu çocuk ve kadın, 28 bin Filistinli kardeşimizi canice şehit etti. İsrail’in doğrudan sivilleri hedef alan bombardımanları sonucu 67 binden fazla Filistinli masum yaralandı. İbadethaneler, okullar, hastaneler ve sivil alt yapıya dair ne varsa İsrail’in Nazileri aratmayan saldırılarının hedefi oldu. Bu saldırılar karşısında Türkiye olarak Filistinli kardeşlerimizle tam bir dayanışma içindeyiz. İnsani yardım malzemelerinin ulaştırılmasından kanser hastalarının ülkemize getirilerek tedavilerinin sağlanmasına kadar pek çok adım attık. Uluslararası alanda İsrail’in işlediği insanlık ve savaş suçlarının gözlerden kaçırılmaması adına yoğun çaba harcıyoruz” dedi.

DİPLOMATİK TEMASLARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam ülkelerinin Gazze’deki İsrail zulmüne ortak tepki vermesi ve ortak hareket etmesi için diplomatik temaslarımızı sürdürüyoruz. Filistin’de işgal politikaları ve katliamlar sona erince 1967 sınırları temelinde başkenti Kudüs olan bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğü haiz bir Filistin Devleti kuruluncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz. İslam İşbirliği Gençlik Forumu’nun Filistin davasında her daim sergilediği dirayetli ve aktif duruşu takdirle karşıladığımızı belirtmek isterim. Rabbim sizlerden razı olsun diyorum. Sizlerden ülkelerinize döndüğünüzde tüm vatandaşlarınıza özellikle genç kardeşlerimize bizden selam iletmenizi rica ediyorum. İslam İşbirliği Gençlik Forumu 5. Genel Kurulu’nun başarılı geçmesini diliyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-islam-isbirligi-teskilati-genclik-forumuna-video-mesaj-gonderdi/feed/ 0
Pakistan Seçim Komisyonu Başkanı: Seçim sonuçları en kısa sürede açıklanacak https://www.haber60.com.tr/pakistan-secim-komisyonu-baskani-secim-sonuclari-en-kisa-surede-aciklanacak/ https://www.haber60.com.tr/pakistan-secim-komisyonu-baskani-secim-sonuclari-en-kisa-surede-aciklanacak/#respond Thu, 08 Feb 2024 21:51:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6604 Pakistan’daki seçimlerde oy sayımı saat 17.00’da bitmesine rağmen sonuçlar saatler geçmesine hala açıklanmadı. Pakistan Halk Partisi lideri Bilaval Butto Zerdari, “Sonuçlar, son derecede yavaş geliyor.” ifadesini kullandı. Tutuklu eski Başbakan İmran Han’ın partisi Pakistan Adalet Hareketi’nin (PTI) üst düzey politikacılarından Seyid Zülfikar Buhari de oy sayımının durdurulduğunu ve birçok yerde sonuçların değiştirildiğini iddia etti. Pakistan Seçim Komisyonu Başkanı Sikandar Sultan Raja, seçim sonuçlarının derlendiğini ve “en kısa sürede” açıklanacağını belirtti.

SEÇİM KOMİSYONU BAŞKANI: SEÇİM SONUÇLARI ‘EN KISA SÜREDE’ DUYURULACAK

Raja, siyasi partilerden “seçim sonuçlarının yavaş geldiğine” yönelik açıklamalar üzerine sosyal medyadan görüntülü mesaj paylaştı. Seçim sonuçlarının derlendiğini vurgulayan Raja, “en kısa sürede” sonuçların duyurulacağını bildirdi.

OY SAYIMLARIN DURDURULDUĞU VE BİRÇOK YERDE SONUÇLARIN DEĞİŞTİRİLDİĞİ İDDİASI

Pakistan Halk Partisi lideri Bilaval Butto Zerdari, X’ten yaptığı açıklamada da “Sonuçlar, son derecede yavaş geliyor.” ifadesini kullandı.

Tutuklu eski Başbakan İmran Han’ın partisi Pakistan Adalet Hareketi’nin (PTI) üst düzey politikacılarından Seyid Zülfikar Buhari de oy sayımının durdurulduğunu ve birçok yerde sonuçların değiştirildiğini iddia etti.

İmran Han

NAVAZ ŞERİF VE TUTUKLU ESKİ BAŞBAKAN İMRAN HAN’IN PARTİLERİ ARASINDA REKABET VAR

Ulusal Meclis ve eyalet meclisleri için seçimlerin düzenlendiği Pakistan’da oy sayımı devam ederken, sonuçlar heyecanla bekleniyor.

Eski Başbakan Navaz Şerif’in liderliğini yaptığı Pakistan Müslüman Ligi-Navaz (PML-N) ile tutuklu eski Başbakan İmran Han’ın partisi Pakistan Adalet Hareketi destekli bağımsız milletvekilleri arasında rekabet göze çarpıyor.

Ulusal basının paylaştığı resmi olmayan sonuçlara göre, ülke genelinde PTI’nın bağımsız milletvekilleri seçimi önde götürüyor.

Navaz Şerif

Eski Başbakan Han’ın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, PTI’nın bağımsız milletvekillerinin seçimleri açık ara önde götürdüğü ifadesi paylaşılmıştı.

PML-N’den ise seçim sonuçlarına ilişkin henüz açıklama yapılmamıştı.

OY SAYIMI 17.00’DA SONA ERDİ

Pakistan’da 5 yıl yasama görevini yürütecek Pakistan Ulusal Meclisi (NA) ve eyalet meclislerinin seçimi için yerel saatle 08.00’de başlayan oy verme işlemi, 17.00’de sona ermişti.

SEÇİM GÜNÜ ÜLKENİN DÖRT BİR YANINDA TERÖR SALDIRISI: 12 ÖLÜ, 39 YARALI

Pakistan’da ulusal meclis ve eyalet meclisleri seçimleri kana bulandı. Seçim günü ülke genelinde düzenlenen 51 terör saldırısında 10’u güvenlik görevlisi, 2’si sivil 12 kişi hayatını kaybetti. Pakistan ordusu yaptığı açıklamada 5 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirtirken, 39 güvenlik görevlisi yaralandı.

OY VERME İŞLEMLERİ SIRASINDA ÜLKE GENELİNDE TELEFON VE İNTERNET HİZMETLERİ ASKIYA ALINDI

İçişleri Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, devam eden genel seçimlerde “kanun ve düzeni korumak” amacıyla ülke genelinde cep telefonu ve mobil internet hizmetlerinin geçici olarak askıya alındığı doğrulandı.

Açıklamada, son saldırılarda masumların hayatını kaybettiğine işaret edilerek, kamu düzeninin korunması ve potansiyel tehditlerle mücadele için güvenlik tedbirlerinin önemli olduğu kaydedildi.

Sosyal medyada binlerce kullanıcı, cep telefonu ve internet hizmetlerinin askıya alınmasına tepki gösterdi.

SON GENEL SEÇİMLER 2018’DE YAPILMIŞTI

Pakistan’da son genel seçimler 25 Temmuz 2018’de yapılmış ve İmran Han hükümeti göreve gelmişti.

Pakistan Ulusal Meclisinde 10 Nisan 2022’de yapılan güven oylamasında, 174 “hayır” oyuyla İmran Han hükümeti düşmüştü.

Üç dönem başbakanlık yapan Navaz Şerif’in kardeşi Şahbaz Şerif, 11 Nisan 2022’de Mecliste düzenlenen seçimde 174 oyla çoğunluğun desteğini alarak Başbakan seçilmiş ve ülkeyi Ağustos 2023’e kadar yönetmişti.

Ülkeyi genel seçimlere kadar yönetecek geçici hükümetin Başbakanı Anvarul Hak Kakar ise 14 Ağustos 2023’te yemin ederek göreve başlamıştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/pakistan-secim-komisyonu-baskani-secim-sonuclari-en-kisa-surede-aciklanacak/feed/ 0
Azerbaycan’da Devlet Başkanı İlham Aliyev’in beşinci dönem seçimi kazanması bekleniyor https://www.haber60.com.tr/azerbaycanda-devlet-baskani-ilham-aliyevin-besinci-donem-secimi-kazanmasi-bekleniyor/ https://www.haber60.com.tr/azerbaycanda-devlet-baskani-ilham-aliyevin-besinci-donem-secimi-kazanmasi-bekleniyor/#respond Wed, 07 Feb 2024 05:57:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=6363 BBC İzleme Servisi ve BBC Azerbaycanca

Azerbaycan’da Devlet Başkanı İlham Aliyev’in bugünkü seçimi kazanacağından şüphe eden pek yok.

Aralık ayında erken seçim ilan edildiğinde, seçmenler bu seçimin neyi değiştireceğini sorguluyordu.

Aliyev “Galip Halkın Galip Lideri” sloganıyla devlet başkanlığında beşinci dönemine hazırlanıyor.

Azerbaycan onun liderliğinde, 1990’ların başında Sovyetler Birliği’nin çöküşünden beri Ermenistan işgalinde olan topraklarını geri almayı başardı.

Böylece Azerbaycan’da ilk defa bir seçim ülke genelinde düzenlenecek.

Ermenistan’dan geri alınan topraklarda yaklaşık 22 bin Azerbaycanlı oy kullanacak.

Dağlık Karabağ’da kalıp Ermenistan’a gitmemiş bir avuç Ermeni’nin oy verip vermeyeceği ise merak konusu.

Yetkililer, yıllardır muhalif sesleri bastırmak ve potansiyel rakipleri saf dışı bırakmak için kullandıkları teknikleri bu seçimde de kullanmaya devam ediyor.

Bu da halkın seçime ilgisiz kalmasına yol açan nedenlerden biri.

Adaylar kim?

Aliyev’in dışında altı aday daha var. Onlardan dördü iktidar yanlısı milletvekilleri: Zahid Oruc, Razi Nurullayev, Fazıl Mustafa ve Qudrat Hasanquliyev.

Geri kalan iki adaysa küçük bir muhalefet partisi olan Büyük Azerbaycan Partisi’nden Elsad Musayev ve bağımsız aday Fuad Aliyev.

Muhalefette yer alan Azerbaycan Halk Cephesi Partisi, Klasik Halk Cephesi Partisi ve Müsavat Partisi, ülkede demokratik bir ortam olmaması ve Aliyev’in dışındaki adaylara eşit imkan tanınmaması nedeniyle seçimi boykot ediyor.

Meclis’te bir vekille temsil edilen Cumhuriyetçi Alternatif Partisi de devlet başkanlığı için aday çıkarmayarak önümüzdeki aylarda yapılacak milletvekilliği seçimlerine odaklanacaklarını açıkladı.

Adaylar arasında en farklı siyasi programı olan kişi ise Azerbaycan Birleşik Halk Cephesi lideri Qudrat Hasanquliyev.

Vadettiği büyük reformlar arasında anayasayı değiştirmek, ülkeyi parlamenter sisteme geçirmek ve ülkenin adını Kuzey Azerbaycan Cumhuriyeti’ne çevirmek var. Bakü’de Güney Azerbaycan ifadesi, İran’ın kontrolünde bulunan ve etnik Azerilerin yaşadığı bölgeler için kullanılıyor.

Hasanquliyev, televizyonlardaki tartışma programlarında iktidarın politikalarına ciddi itirazlar getiren tek aday olarak öne çıkıyor.

Öte yandan adayların Ermenistan’la barış anlaşması, Karabağ’ın geleceği ve Rus barış güçlerinin çekilmesi gibi konularda net bir vizyon ortaya koyamadığı eleştirileri de var.

Adaylar genellikle Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkiler hakkında yorum yapmazken Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı, Pakistan, Rusya ve İran’la ilişkilere odaklanıyor.

Medya ve insan hakları ne durumda?

Azerbaycan’da hükümetin sıkı kontrolü altında olan medyada hiçbir eleştirel ses yer almıyor.

Önceki yıllarda olduğu gibi yetkililer seçimin adil olmamasına karşı yapılan küçük çaplı protestolara bile izin vermedi.

Sosyal medyadaki eleştirilere de aynı sertlikte yaklaştı.

Kasım’dan bu yana 10’dan fazla gazeteci ve siyasi aktivist tutuklanırken bu durum 2011’den bu yana ülkedeki bağımsız medyaya yönelik en büyük baskı olarak nitelendiriliyor.

Yorumculara göre bu iktidar bu baskıyla araştırmacı gazeteciliği engellemek istiyor.

Seçim sürecini takip eden Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi’nin 23 Ocak’ta yayımladığı ara raporda bu gözaltıların yanı sıra yeni medya yasasının gazeteciliği kısıtladığına, yabancılardan fon alan medyaya izin verilmediğine ve bazı eleştirilen internet sitelerinin yasaklandığına dikkat çekildi.

Ülkedeki bağımsız uzmanlar insan hakları kısıtlamaları, basın özgürlüğü sorunları ve adil olmayan seçim koşullarının bu seçimlere özgü olmadığını, yıllardır devam ettiğini aktarıyor.

Fransa merkezli Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve ABD merkezli Freedom House kuruluşları basın özgürlüğü konusunda bu ülkeye “özgür olmayan ülkeler” kategorisinde yer veriyor.

RSF, “Devlet Başkanı Aliyev ülkede çoğulculuğun tüm emarelerini yok etti ve 2014’ten bu yana da kendini eleştiren herkesi zalimce susturuyor” ifadelerini kullanıyor.

Aliyev, devlet başkanı adaylarının televizyon tartışmalarına da katılmıyor. Onu, partisinin diğer üyeleri temsil ediyor.

Kamu yayıncısı kuruluş, adayların tartıştığı programlara haftada üç kere birer saatlik yer verse de televizyonun YouTube sayfasında çok sayıda kullanıcı bu yayınların göstermelik olduğu yorumlarını yapmış, bunun üzerine kanalın YouTube hesabı yorumlara kapatılmıştı.

Son olarak 24 Ocak’ta Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, “ülkede adil bir seçim ortamı olmaması” ve Avrupa Konseyi’nin seçimi gözleme davet edilmemesi nedeniyle Azerbaycan heyetine akreditasyon vermemişti.

Şangay İşbirliği Örgütü, Bağımsız Devletler Teşkilatı ve Rusya Meclisi seçim gözlemi için heyet gönderecek.

2021’de Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 128. sırada yer alan ülke, 2023’te 157’inci sıraya geriledi.

Azerbaycan hükümeti ise baskıcılık ve yolsuzluk suçlamalarının “asılsız” olduğunu söylüyor.

Azerbaycan’ın küresel siyaset sahnesindeki rolü ne?

Büyük güçler arasında denge politikası izleyen petrol zengini ülke, 1990’ların başından itibaren dış yatırım çekmeyi başardı.

Bakü şimdi de, Ukrayna’nın işgalinin ardından Avrupa Birliği’nin Rus gazına bağımlılığını azaltma çabalarının faydasını görüyor.

2022’de Bakü’yü ziyaret eden Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Azerbaycan’ı “kritik ve her zaman güvenilir bir enerji partneri” olarak niteledi.

Analistler 2027’ye kadar Azerbaycan’ın AB’ye gaz ihracatının iki katına çıkarak yıllık 20 milyar metreküpe ulaşacağını tahmin ediyor.

Azerbaycan’ı neler bekliyor?

Azerbaycan son yıllarda konumunun ve doğal kaynaklarının avantajını son derece iyi kullandı.

Rusya, İran, Türkiye ve Batı arasında bir denge politikası izleyerek uzun yıllardır devlet politikası olan Dağlık Karabağ’ı geri almayı başardı.

Bu başarı, Aliyev’in ülke içindeki popülerliğini artırırken dikkatleri yolsuzluk, ifade özgürlüğü sorunları veya yoksulluk gibi sorunlardan uzaklaştırdı, Aliyev’in muhalifleri susturmasını da kolaylaştırdı.

Büyük güçlerin dikkatinin Ukrayna, Gazze ve Kızıldeniz’e çevrilmiş olması, Azerbaycan üstündeki baskıyı da azalttı.

Fakat küresel kutuplaşmanın artması, Bakü’nün bir denge politikası güderek tüm kamplarla iyi ilişkilere sahip olmasını zorlaştıracak.

Bir noktada Rusya ve Batı, Ankara ve Tahran arasında seçim yapmak zorunda kalacak.

Bu karar hem bölgenin hem de dünyanın geleceğini etkileyecek.

Belki de bu yüzden Aliyev sürpriz bir şekilde erken seçim yapmaya karar verdi: Amacı, önümüzdeki yıllarda yaşanabilecek gelişmeler karşısında gücünü pekiştirmek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/azerbaycanda-devlet-baskani-ilham-aliyevin-besinci-donem-secimi-kazanmasi-bekleniyor/feed/ 0
Türkiye, Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 115. sırada yer aldı https://www.haber60.com.tr/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-115-sirada-yer-aldi/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-115-sirada-yer-aldi/#respond Sun, 04 Feb 2024 08:18:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5940 CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir, “2023 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye, 34 puanla 115’inci sırada yer almıştır. 2022 yılında kıyasla bu sene 2 puan daha kaybeden Türkiye’nin ülke sıralamasında da 14 sıra gerilediği görülmektedir. Ayrıca Türkiye, son yıllarda endekste en ciddi ölçüde düşüş gösteren 12 ülkeden biri seçilmiştir. Öyle ki 2014 yılından beri son 10 senede endekste 10 puan birden kaybetmiştir. Bu puanla ülkemiz Burkina Faso, Vietnam, Tanzanya, Tunus, Hindistan, Arjantin, Zambiya gibi ülkelerin de gerisinde kalmıştır. Ekonomide gelişme kaydedilmesi için yolsuzluğun önlenmesi, her alanda yolsuzlukla mücadelenin artırılması gerekir. Hukuk ve adalet sistemine güvenin azaldığı, demokrasi konusunda gelişme kaydedemeyen ve yolsuzluk algısı yüksek olan bir ülkeye yatırım da sıcak para da gelmez” dedi.

CHP Ticaret Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Gölge Bakan Volkan Demir, 2023 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye’nin durumuna dikkat çekti. Demir, yaptığı yazılı açıklamada, 2023 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye’nin 34 puanla 115’inci sırada yer aldığını belirterek şunları söyledi:

“RAPORDA KAMU ALANINDA 180 ÜLKE BAZINDA YOLSUZLUK ALGISININ ÖLÇÜLMESİ HEDEFLENMEKTEDİR”

“Uluslararası Şeffaflık Organizasyonu’nu (Transparency International) dünyanın her yerinde; hükümetlerle, şirketlerle, çalışanlarla, sivil toplumla birlikte yolsuzluğun olmadığı bir dünya amacıyla 1993 yılından itibaren çaba sarf eden bir kuruluştur. Bu kuruluş ocak ayı sonunda, 2023 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi Raporu’nu yayınlandı. Bu raporda kamu alanında dünyada 180 ülke bazında yolsuzluk algısının ölçülmesi hedeflenmektedir. Raporda ülkeler ve bölgeler 100 puan üzerinden değerlendirilmekte; 0 puan çok yüksek derecede yolsuzluk algısı olan, 100 puan ise yolsuzluk algısının olmadığı çok temiz anlamına gelmektedir.

“TÜRKİYE, YOLSUZLUK ALGI ENDEKSİNDE EN CİDDİ ÖLÇÜDE DÜŞÜŞ GÖSTEREN 12 ÜLKEDEN BİRİ SEÇİLMİŞTİR. SON 10 SENEDE ENDEKSTE 10 PUAN BİRDEN KAYBETMİŞTİR”

Yolsuzluk Algı Endeksinde ilk sıralarda yer alan (en temiz) bazı ülkeler: Danimarka (90), Finlandiya (87), Yeni Zelanda (85), Norveç (84), Singapur (83), İsveç (82), İsviçre (82), Hollanda (79), Almanya (78), Lüksemburg (78), İrlanda (77). 2023 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye, 34 puanla 115’inci sırada yer almıştır. 2022 yılında kıyasla bu sene 2 puan daha kaybeden Türkiye’nin ülke sıralamasında da 14 sıra gerilediği görülmektedir. Ayrıca Türkiye, son yıllarda endekste en ciddi ölçüde düşüş gösteren 12 ülkeden biri seçilmiştir. Öyle ki 2014 yılından beri son 10 senede endekste 10 puan birden kaybetmiştir. Bu puanla ülkemiz Burkina Faso, Vietnam, Tanzanya, Tunus, Hindistan, Arjantin, Zambiya gibi ülkelerin de gerisinde kalmıştır.

“YOLSUZLUK ALGISI YÜKSEK OLAN BİR ÜLKEYE YATIRIM DA SICAK PARA DA GELMEZ”

Ekonomide gelişme kaydedilmesi için yolsuzluğun önlenmesi, her alanda yolsuzlukla mücadelenin artırılması gerekir. Hukuk ve adalet sistemine güvenin azaldığı, demokrasi konusunda gelişme kaydedemeyen ve yolsuzluk algısı yüksek olan bir ülkeye yatırım da sıcak para da gelmez. Yüksek bedeller ödeyerek getirilecek sıcak para da şu sıralar yaşadığımız gibi gelir dağılımını bozar. Zengin daha zengin fakir de daha fakir olur. Dünyada ciddi araştırmalarla ölçülen hukuk ve demokrasi, yolsuzluk, mutluluk gibi tüm alanlarda çok geride kaldık. Artık bu açmazdan kurtulmamız gerekir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-115-sirada-yer-aldi/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: Savunma sanayi endüstrimizin dünya çapındaki etkisi ve pazar payının geliştirilmesi hedefimiz https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-savunma-sanayi-endustrimizin-dunya-capindaki-etkisi-ve-pazar-payinin-gelistirilmesi-hedefimiz/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-savunma-sanayi-endustrimizin-dunya-capindaki-etkisi-ve-pazar-payinin-gelistirilmesi-hedefimiz/#respond Sat, 03 Feb 2024 09:00:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5841 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Cumhuriyetimizin ikinci asrında ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda Silahlı Kuvvetlerimizin üstün teçhizat ve sistemlerle donatılması ve savunma sanayi endüstrimizin tüm dünya çapındaki etkisi ve pazar payının geliştirilmesi yegane hedefimizdir.” dedi.

Bakan Güler, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı Nuri Demirağ Konferans Salonu’nda düzenlenen “Kara Füze Sistemleri İmza Töreni”ne katıldı.

Güler, buradaki konuşmasında, anlaşmalar kapsamında üretilen değişik çap ve özelliklerdeki sistemlerin ordunun ihtiyaçlarını karşılayarak harekat, imkan ve kabiliyetlerini artıracağına olan inancının tam olduğunu belirtti.

Yıllar önce hayal olan birçok savunma sanayi ürününün artık Türkiye’nin kendi imkanlarıyla tasarlanıp üretildiğine dikkati çeken Güler, “Ayrıca yerli ve milli ürünlerimiz çok sayıda kardeş ve dost ülkeye ihraç edilerek onların da ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bu sayede ülke ekonomimize de ciddi kazançlar temin ediliyor.” şeklinde konuştu.

Bakan Güler, yerli ve milli savunma sanayinin birçok ülkeyle ilişkilerin geliştirilmesi ve işbirliğin arttırılması hususunda önemli katkılar sağladığına işaret ederek, şöyle konuştu:

“Gururla ifade etmeliyim ki, savunma sanayi ekosistemimiz, güçlü altyapısı ve ileri teknolojisiyle uluslararası sektöre de yön veren bir konuma ulaşmıştır. Ülkemiz yapılan her türlü engellemeye, uygulanan gizli ve açık ambargolara rağmen başta Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu yüksek irade ve stratejik vizyon ile tüm zorluklara meydan okudu ve muhteşem bir hikaye yazdı. Şu ana kadar elde ettiğimiz tüm bu başarılar daha büyük hedeflere emin adımlarla ilerleyeceğimizin de en açık göstergesidir.”

“Güçlü bir Silahlı Kuvvetlere sahip olmamız hayati öneme haizdir”

Başta yakın coğrafya olmak üzere tüm dünyada çoklu krizlerin, çatışmaların arttığı, hatta savaşlara dönüştüğü bir sürece şahit olunduğuna vurgu yapan Yaşar Güler, şöyle devam etti:

“Bu kaotik ortam, risk ve tehlikeler, her zamankinden daha öngörülemez hale gelmiştir. Dolayısıyla bu hassas dönemde ülkemizin hakkını ve hukukunu korumak için güçlü bir Silahlı Kuvvetlere sahip olmamız hayati öneme haizdir. Bu anlayışla binlerce yıllık şanlı mazisiyle dünyadaki emsalleri arasında seçkin ve saygın bir konuma sahip olan Kara Kuvvetlerimizi daha modern, daha etkin ve daha güçlü kılmak için çalışmalarımızı yoğun şekilde gayretle sürdürüyoruz. Bu çalışmalarımızın bir yansıması olarak bugün de 4 önemli füze sistemimizin tedarik sözleşmelerini imzalıyoruz.”

Bakan Güler, imzalanan sözleşme kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterine girecek silah sistemleri dolayısıyla gurur duyduğunu belirterek, “Bu ürünler yurt içi ve sınır ötesinde başta terörle mücadele olmak üzere yoğun ve kapsamlı faaliyetler icra eden Kara Kuvvetlerimize çok değerli katkılar sağlayacaktır.” ifadesini kullandı.

“Yerli ve milli savunma sanayimizi bekamızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz”

Milli Savunma Bakanı Güler, ordunun envanterine kazandırdıkları sistemlerin ne kadar kritik ve gerekli olduğunun, savunma ve güvenlik konularının her geçen yıl daha fazla önem kazandığı son günlerde daha da ön plana çıktığını vurguladı.

Güler, “Bir yandan ülkemizin ve asil milletimizin güvenlik ve huzuru için her türlü tedbiri proaktif bir şekilde alırken, yerli ve milli savunma sanayimizi de bekamızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.” dedi.

Bakan Güler, savunma sanayi ürünleri üretilirken, değişim ve yeniliklere hızlıca uyum sağlanması, modern teknolojiye entegre şekilde geliştirilmesi, üretim, imkan ve kapasitelerinin en üst seviyeye çıkartılması, ayrıca alanda istihdam edilecek donanımlı ve yeterli sayıda personele sahip olunması gibi olgularla ulaşılan seviyenin önemine de dikkati çekti.

Durmadan, yorulmadan daha çok çalışma, daha çok üretme mecburiyetinde olduklarını söyleyen Güler, şöyle konuştu:

“Kaybedecek, boşa harcayacak tek bir günümüz dahi yok. Bu anlayışla başta Savunma Sanayii Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla güçlü işbirliğimizi sürdürüyoruz. Cumhuriyetimizin ikinci asrında ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda Silahlı Kuvvetlerimizin üstün teçhizat ve sistemlerle donatılması ve savunma sanayi endüstrimizin tüm dünya çapındaki etkisi ve pazar payının geliştirilmesi yegane hedefimizdir.”

“TSK milletin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumaya devam ediyor”

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak da son yıllarda dünyada ve bölgede yaşanan gelişmelerin yarattığı risk, tehdit ve belirsizlik ortamının güçlü bir Silahlı Kuvvetlere sahip olunmasına yönelik gerekliliği artırdığına dikkati çekti.

Gürak, “Bu kapsamda gücünü asil milletimizin sevgisi, güveni ve duasından alan, mazisi şan ve şeref dolu kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, başta terörle mücadele harekatı olmak üzere, hudut hattında ve hudut ötesinde, mavi ve gök vatanımızda, dünyanın farklı coğrafyalarında ülkemizin ve asil milletimizin güvenini sağlamakta, hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumaya devam etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Orgeneral Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanlığının Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçası olduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:

“Savunma sanayimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği, teşvik ve desteğiyle, artan millilik ve yerlilik oranıyla, son yıllarda çok önemli projeler gerçekleştirerek, silahlı kuvvetlerimize başta ana muharebe platformları, hava savunma sistemleri, insansız hava araçları, sensör ve mühimmat sistemleri olmak üzere bir çok alanda yeni yetenekler kazandırmış ve bu çalışmalarını artan bir ivme ile sürdürmeye devam etmektedir.”

“Kara Kuvvetleri görevlerini üstün disiplin anlayışıyla sürdürüyor”

İmza törenine katılan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ise Kara Kuvvetleri Komutanlığının Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en önemli gücü olduğunu vurguladı.

Bayraktaroğlu, sorumluluklarının bilincinde olduklarını, nitelikli personel ve üstün teknolojik yetenekler sayesinde, yurdun güvenliğinin yanı sıra milletin hak ve menfaatlerini korumak için gece gündüz demeden üstün disiplin anlayışıyla görevlerine devam ettiklerini söyledi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin farklı coğrafyalarda üstlendiği vazifeleri başarıyla yerine getirmesinde, yerli ve milli imkanlarla üretilen silah sistemlerinin büyük bir katkı sağladığını belirten Bayraktaroğlu, “Özellikle Kara Kuvvetlerinin kullandığı yerli ve milli savunma sanayimizin ürünü olan sistemler kendini muharebe sahasında ispat etmiş, muharebenin seyrini değiştirerek ezber bozmuş ve kuvvet çarpanı olduğunu göstermiştir.” ifadelerini kullandı.

“Füze sistemlerinin envantere girecek olması son derece önemli”

Orgeneral Bayraktaroğlu, alçak ve orta irtifa hava savunma sistemlerinin envantere girmesinin kritik birlik, tesis ve kara unsurlarının korunmasında büyük bir etki sağladığına dikkati çekti.

Kara Kuvvetlerini, güncel ve gelebilecek tehditlere karşı milli savunma sanayinin desteği ile güçlendirdiklerine vurgu yapan Bayraktaroğlu, şöyle devam etti:

“Gücümüze güç katan ateş destek sistemlerinin üstün versiyonu olan füze sistemlerinin kısa süre sonra envantere girecek olması son derece önemlidir. Bu kapsamda geliştirilen TAYFUN füzesi ve TRG-230 füzelerini muharebe sahasının derinliğindeki yüksek öncelikli taktik, operatif ve stratejik hedeflerin hassas angajman ile ilk atışta etkisiz hale getirilmesi, KARAOK projesiyle komando birliklerimize ‘at-unut’ özelliğine sahip milli modern güdümlü tank savaş silahı yeteneği kazandırarak harekat etkinliğinin arttırılması ve taşınabilir yeni nesil tanksavar silahıyla muharebe etkinliğinin artırılması, halen kullandığımız silah sisteminden daha iyi, daha kaliteli ve daha kullanışlı olan SUNGUR Hava Savunma Füze Sistemi’yle nokta hava savunma kapsamında tehditlerin bertaraf edilmesi ve kademeli hava savunma şemsiyesine katkı sağlanması hedeflenmektedir.”

Orgeneral Bayraktaroğlu, imzalanan sözleşme sonrasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterine alınacak füze sistemlerinin muharebe sahasında ellerini güçlendireceğine dikkati çekerek, milli menfaatlerin korunmasında, bölgesel barış ve istikrara daha fazla katkı sunulmasına imkan sağlayacak projelerin ülkeye kazandırılmasından da gurur duyduklarını ifade etti.

İmza töreni sonrası Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Milli Savunma Bakanı Güler’e “TAYFUN Füze Sistemi”nin maketini hediye etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-savunma-sanayi-endustrimizin-dunya-capindaki-etkisi-ve-pazar-payinin-gelistirilmesi-hedefimiz/feed/ 0
ASO, 6 firmanın daha Yalın Üretim Sistemi ile karlılık oranlarını artırdı https://www.haber60.com.tr/aso-6-firmanin-daha-yalin-uretim-sistemi-ile-karlilik-oranlarini-artirdi/ https://www.haber60.com.tr/aso-6-firmanin-daha-yalin-uretim-sistemi-ile-karlilik-oranlarini-artirdi/#respond Fri, 02 Feb 2024 21:00:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5758 Ankara Sanayi Odası (ASO) Model Fabrika 14. ‘Öğren Dönüş Programı’ ile, üyesi olan 6 firmaya yeni yatırım yapmadan, Yalın Üretim Sistemi’ne geçilmesi sayesinde karlılık oranları, günlük üretim adedi, toplam ekipman verimliliği gibi noktalarda yüzde 160’a varan artış sağladı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından, Aralık 2018’de ASO Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi’nin (Model Fabrika) hayata geçirilmişti. Üretimde verimliliğin arttırılması, dijital dönüşüm sürecinin hızlandırılması amacıyla kurulan Model Fabrika’da; hata yapma özgürlüğünün olduğu gerçek bir üretim ortamında, deneyimsel öğrenme teknikleri kullanılarak operasyonel mükemmeliyet ilkelerinin öğretilerek, eğitim ve danışmanlık hizmetleri veriliyor. Model Fabrika’da yüzde 65 uygulamalı, yüzde 35 ise kurumsal eğitimden faydalanılarak, deneyimsel öğrenme ilkelerine dayalı programları benimseniyor.

Model Fabrikanın ana hizmet alanlarından biri olan Öğren Dönüş Programı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, ASO, ASO 1. Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) destekleri ile Mayıs 2019’da resmi olarak başlamıştı. Öğren-Dönüş Programı ile KOBİ ve ufak işletmelerin hiçbir yeni yatırım yapmadan sadece üretime bakış açılarını değiştirerek, “Yalın Üretim Metodolojisi” ile verimliliklerini önemli ölçüde artırmalarını, elde ettikleri kazanımları kendi içlerinde yayarak sürdürebilir kılmalarını, iş hacimlerini ve istihdamlarını artırmaları sağlanıyor.

Bu kapsamda, ASO Hizmet Binası Zafer Çağlayan Meclis Toplantı Salonu’nda ASO Model Fabrika 14. Öğren Dönüş Programı için tanıtım toplantısı düzenlendi. Toplantıya ASO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Ata ve ASO 1. OSB Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Tütek’in yanı sıra Öğren-Dönüş Programı’na katılan 6 firmanın temsilcileri ve ASO üyeleri katıldı.

ASO Başkan Yardımcısı Ercan Ata, burada yaptığı konuşmada, inovasyon ve teknoloji alanında önemli bir dönemeçten geçildiğini aktararak, “15-19 Ocak tarihleri arasında İsviçre’nin Davos kasabasında ‘Güvenin Yeniden İnşası’ ana temasıyla düzenlenen zirvede tartışılan ana konuların teknolojideki yenilikler, robotik gelişmeler, yapay zeka ve dijitalleşme olduğunu gördük. Dijital teknolojiler ve inovasyon, sürdürülebilir ekonomi için en önemli araçlar artık. Bu yetkinlikleri elde edebildiğimizde verimliliği arttırarak önemli rekabetçi avantajı sağlayacağımız aşikardır” dedi.

Dünyada rekabetçiliğin hızla değiştiğini savunan Ata, “Dolayısıyla biz de ülke olarak ikiz dönüşüm ve verimliliğe odaklanmalı, bunu yanında üretken yapay zeka seferberliğini de ortaya koymalıyız. Bunları gerçekleştirmez isek, ülke olarak hem coğrafi konum avantajını hem de yetenekli iş gücümüz nedeniyle kazanmış olduğumuz rekabetçi iş gücümüzü kaybedebiliriz” diye konuştu.

Sanayileşme ve bilgi toplumu olma yolunda endüstriyel robotların kullanımının dünya ülkelerinde yaygınlaştığı bilgisini veren Ata, “Gelişmiş ülkelerde, endüstriyel robotlar artık sadece büyük birkaç şirketin kullanım tekelinden çıkıp tüm endüstriyel sektörlerde ve orta ölçekli şirketlerde kullanılır hale geldi. Ülkelerin endüstriyel robotları kullanma durumu, sanayide 10 bin çalışan başına düşen robot sayısı ile ölçülüyor, Robot Yoğunluğu olarak adlandırılıyor. 2022 yılında dünya genelinde ortalama Küresel Robot Yoğunluğu 10 bin çalışan başına 151 robotla en yüksek seviyeye yükseldi. Bu oran Güney Kore’de bin, Singapur’da 730, Almanya’da 415 seviyesinde. Ülkemiz ise 40 robotla bu konuda oldukça gerilerde” ifadelerini kullandı.

ASO Başkan Yardımcısı Ata, 5 yıldır, ASO Model Fabrika olarak, gelişen, değişen ve dönüşen dünyada öncü rol oynamaya çalıştıklarını savunarak, “Bu süre zarfında, teknolojinin sınırlarını zorlamak, sürdürülebilir çözümler üretmek ve geleceği şekillendirmek adına birçok başarıya imza attık” değerlendirmesini yaptı.

Ata, 4 ayda hiçbir yeni yatırım yapmadan, sadece üretime bakış açısını değiştiren ‘Yalın Sistem Yaklaşımı’nın sahada nasıl bir fark oluşturduğuna, sonuçlarını paylaştıkları Öğren Dönüş Programı tanıtımlarında herkesin tanık olduğunu kaydetti.

Ata, konuşmasına şöyle devam etti:

“Pilot alanda elde edilen kazanımların ciroya yansımasıyla Öğren Dönüş Programlarımızın aslında kendi kendini ödeyen bir yapısı olduğunu tekrar hatırlatmak isterim. Hesaplanan yatırım yani program hizmet bedeli geri dönüş sürelerinin günler bazına inmesi bunun en somut kanıtıdır.”

ASO 1. OSB Yönetim Kurulu Üyesi Tütek ise ASO Model Fabrikalarının önemli olduğunu söylediği görevleri yerine getirdiğini belirterek, “Türkiye’deki sanayicilerin verimliliğinin artmasını yanı karlılığının artmasını sağlıyor. Eğer ülkemizi hep beraber bir yere getirmek istiyorsak öncelikle sanayicilerimizi sanayi tesislerinden para kazanır hale getirmemiz gerekiyor. Çünkü eskiden biz bir ürüne fiyat verirken müşterimiz bizden teklif istiyordu. Biz de bu fiyatları verirken maliyetlerimizi çıkarıyorduk, ardından maliyetlerimizin üzerine makul bir kar koyarak müşterimize sunuyorduk. Artık her ürünün kendi coğrafyasına göre bir market fiyatı var. Yani bir ürün Alman ise farklı bir fiyatı var, Türk ise farklı fiyatı var. Ama siz bu fiyatın dışında bir fiyatla karşılaşamıyorsunuz. Demek ki bizim karımızı artırmamız için iki tane şeye ihtiyacımız var. İlki maliyetlerimizi düşürmemiz, ikincisi de ülkemizin toplumsal kalite değerini yukarı almamız gerekiyor. Her iki konuda da Model Fabrika bu görevi yerine getirmeye çalışıyor. Tam da o noktaya atış yapıyor” dedi.

Model Fabrika’da yaptıklarının teknik bir konu olmadığını dile getiren Tütek, “Bir şeyin kullanımını öğretmiyoruz. Kültür değişimi yapıyoruz. İnanın bana bu çok zor ve zaman alıcı. Yapmaktan başka şansımız yok. Eğer yarın başlarsa bugüne göre bir gün daha geriden gideceğiz. Amaç, Türkiyemizin gelişmesi ise amaç ülkemizde daha iyi şartlarda yaşamaksa gömleğin ilk düğmesi Yalın Üretim’e geçiş olmalı. Eğer gömleğin ilk düğmesini doğru iliklersek arkasından diğer doğrularımız gelecek. Maalesef bir Yalın Üretim’in sanayide yaygınlaşması konusunda çok geç kaldık. Artık kaybedecek bir dakikamız bile yok. Çok hızlı, çok çabuk davranmamız gerekiyor. Eğer birileri Model Fabrika sayesinde bu ihtiyacı kendilerinde hissetmişlerse hızlı bir şekilde cesaretimizi toplayıp yürümemiz gerekiyor” diye konuştu.

Tanıtım toplantısının ardından Öğren-Dönüş Programı’na katılan 6 firmanın üst düzey yöneticileri, program sonucunda, firmalarının saha çalışmalarında elde edilen sonuçları yanı sıra firmaların program süresince yaşadıkları deneyimleri aktarması ile sona erdi.

Programın sonuçları

ASO Model Fabrika 14. Öğren Dönüş Programı kapsamında acil aydınlatma sistemleri üzerine üretim yapan bir fabrikada 2 ürün ortalamasında üretim adedi/gün artışında yüzde 131 artış, çalışma süresinde yüzde 56 azalma sağlandı. Ayrıca söz konusu firmada program ile ürün başı işçilik maliyetlerinde 59 azalma gerçekleşirken yatırımı geri kazanma süresi ise 8 güne düştü.

Program ile bulaşık makinesi sepeti, buzdolabı rafı ve çekilmiş tel üreten bir firmada ise tel kesme üretim miktarında yüzde 21, tapa çakma üretim miktarında ise yüzde 13,2 artış sağlandı. Firmada yapılan personellere yapılan yetkinlik matrisleri ile mevcut durumun belirlenmesi, eğitim yapılması konusunda çalışma adımlarının atılması gibi iyileştirmelerle kalıp değişim süresinde yüzde 22 azalmanın yanı sıra yatırımı geri kazanma süresi de 11 güne düşürüldü.

10 ülkeye ihracat yapan askeri ve mobilizasyon kampları, okul, konut, hastane, yatakhane ve GSM kabinleri kuran bir firmada ise program kapsamında toplam ekipman verimliliği artışında yüzde 74 artış, kalıp değişim süresindeki azalma ise yüzde 60 azalma sağlandı.

1996’da OSTİM’de kurulan asansör güvenlik ekipmanları üzerine üretim yapan bir fabrikada ise program ile üretim takip formaları oluşturulması, 150 metrekare alan tasarrufu sağlanması ve yetkin operatör kalıp model ayarı için tezgah duruşları yüzde 12 azaltılması sonucunda toplam ekipman verimliliği yüzde 42 artarken, kalıp ve model değişim süresi yüzde 33 azaldı.

230 çalışanlı otomotiv, mimari, endüstriyel, balistik ve ısı yalıtımlı cam imalatı yapan bir fabrikada ise program kapsamında fazla mesai oranında yüzde 100 azaltma yapılması, üretim hedeflerinin belirlenerek günlük performans takibi yapılması sonucunda laminede ortalama günlük üretim adedi yüzde 67, cam işlemede ise yüzde 80 artış sağlandı. Bunun yanı sıra fabrikada toplam ekipman verimliliğinde yüzde 58 artış meydana gelirken, fazla mesai ihtiyacında yüzde 100 azalma sağlandı.

Program ile 15 ülkeye ihracat yapan endüstriyel mutfak ekipmanları üretimi yapan bir fabrikada tek parça akış üretim modeline geçilmesi, anlık performans takibi sağlanması ve 120 metrekare alan tasarrufu sağlanması sonucunda, günlük üretim adedinde yüzde 192, adam başı üretim adedinde ise yüzde 133 artış sağlandı. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/aso-6-firmanin-daha-yalin-uretim-sistemi-ile-karlilik-oranlarini-artirdi/feed/ 0
Gabonlu genç, Türkiye’deki operasyonla devasa çene tümöründen kurtuldu https://www.haber60.com.tr/gabonlu-genc-turkiyedeki-operasyonla-devasa-cene-tumorunden-kurtuldu/ https://www.haber60.com.tr/gabonlu-genc-turkiyedeki-operasyonla-devasa-cene-tumorunden-kurtuldu/#respond Wed, 31 Jan 2024 21:27:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5595 Gabonlu 23 yaşındaki Yamayong Yamayong, 2015’ten bu yana mücadele ettiği ve çenesinde ikinci bir baş varmış gibi “devasa” boyuta ulaşan ileri evre çene kemiği tümöründen Türkiye’deki 10 saatlik operasyonla kurtuldu.

Orta Afrika ülkesi Gabon’da yaşayan Yamayong’un çene bölgesindeki tümör, ilk olarak 2015’te şişlik olarak kendini gösterdi.

Genç hasta, zamanla büyümeye başlayan bu kitleden kurtulmak için ülkesindeki birçok sağlık kuruluşuna başvursa da tedavi edilemedi.

Yamayong’un tümörü yıllar içerisinde çenesinden aşağıya sarkarak kafa büyüklüğüne ulaştı.

Dudaklarının şekli bozuldu, dişleri döküldü, konuşması zorlaştı

Kitle nedeniyle dudaklarının şekli bozulan, birçok dişi dökülen ve ağzını kapatamadığı için tükürük salgısını kontrol edemeyen hasta, katı gıdaları tüketemezken nefes almakta ve konuşmakta zorluk çekti.

Gabonlu hasta, tümörün neden olduğu fiziksel sıkıntıların yanı sıra görünüşünde meydana getirdiği değişimden dolayı ruhsal çöküntü de yaşadı.

Ülkesindeki doktorların önerisiyle son çare olarak Türkiye’ye gelen Yamayong, KBB Baş ve Boyun cerrahları Prof. Dr. Ozan Seymen Sezen ve Doç. Dr. Sertan Şahin tarafından ameliyat edildi.

Prof. Dr. Sezen’in öncülüğündeki operasyonda, Yamayong’un yaklaşık 15 santimetre çapındaki iyi huylu tümörü tamamen temizlendi, doku nakliyle hastaya yapay çene kemiği de yapıldı.

Gabonlu genç, Türk doktorların başarılı operasyonu sayesinde hem sağlığına kavuştu hem de öz güvenini yeniden kazanmış olarak ülkesine döndü.

Hayati sinir ve damarların geçtiği bölgede “ince işçilik” yapıldı

Prof. Dr. Sezen, AA muhabirine, çok uzun süren bu ameliyatların iyi planlama ve ekip işi gerektirdiğini söyledi.

Hasta büyük bir operasyon geçirse de ciddi ağrıları olmadığını dile getiren Sezen, hastanın iyileşme sürecinin de hızlı gerçekleştiğini, 7 ila 10 gün içerisinde normal hayatına dönebildiğini belirtti.

Bu operasyonların hastalardan ziyade doktorlar için zorlu olduğunu, vücudun en karışık anatomilerinden birinin boyun, çene ve baş bölgesinde bulunduğunu aktaran Sezen, hayati sinirlerin ve damarların bu noktalardan geçtiğini dile getirdi.

Prof. Dr. Sezen, operasyondaki bir diğer zorluğun ise tümörlü bölgenin onarım aşaması olduğunu çünkü bölgeyi onaracak doku damarlarının nakil sırasında çalışması ve sonrasında bu dokuların ölmemesi gerektiğini kaydetti.

“Bir yılın sonunda eskisinden daha iyi şekilde hayatını devam ettirebilecek”

Ameliyatın çok incelikli olduğunu ifade eden Sezen, “Operasyon 10 saate yakın sürdü. Öncelikle buradaki damarlara, sinirlere, önemli yapılara zarar vermeden ve tümörü bırakmadan, tam olarak sınırlarından güvenli bir şekilde çıkarttıktan sonra dokuyu onarmak gerekiyordu. Dokunun zarar verilmeden, hazırlanarak nakledilmesi ve sonrasında iyi yaşaması için orada güzel bir hazırlık yapılması gerekiyordu.” dedi.

Hastaneden taburcu ettikten 4 gün sonra muayeneye gelen hastada olumlu değişimler yaşandığını belirten Sezen, şöyle devam etti:

“Hastamız rahatlıkla yutabiliyor, yemek yiyebiliyor. Eskiden çok zorlandığı konuşması oldukça düzeldi. Görünüşü de ameliyattan sonraki şişliğe rağmen eskisinden çok daha iyi bir halde. İletişim kurarken göz teması kuramayan, üzgün, kendine güveni az olan o genç beyefendi gitti, yerine neşeli, konuşan, kendisine güvenen bir beyefendi geldi. İlk başta sıvı gıdalar yerken sonra yarı katı gıdalar yemeye başladı. Çenesinde biraz şişlik var. Ama 1 yılın sonunda şişlik iyice gerileyecek, tam olarak normale dönmese bile eskisinden çok daha iyi şekilde günlük hayatını devam ettirebilecek.”

“Türkiye insanlığa hizmet ediyor”

Prof. Dr. Sezen, birçok ülkede pek çok kişinin sağlık sistemine bu kadar kolay erişip problemlerini halledemediğini, bu ülkelerin başında da Afrika ülkeleri ile Türk cumhuriyetlerinin geldiğini söyledi.

Avrupa’daki birçok gelişmiş ülkede bile burada rahatça elde edilen sağlık hizmetinin elde edilemediğini, bunun da insanların tedavisinde gecikmelere yol açtığını ifade eden Sezen, “Son yıllarda sağlık turizminin artmasıyla bu tarz hastaları çok görmeye başladık. Aklımızın almayacağı ülkelerde çok basit bir sağlık problemini halledemeyip 3-4 saatlik uçak yolculuğuyla bize gelen hastalar var. Öncelikle herkese şunu söylemek isterim. Ufak tefek, günlük problemler olabilir ama ülkemizin sağlık sistemi yine de pek çok ülkeden çok daha iyi işliyor.” diye konuştu.

Prof. Dr. Sezen, Türkiye’nin sağlık hizmeti alamayan, gerçekten ihtiyacı olan diğer ülke vatandaşlarına ve insanlığa hizmet ettiğini sözlerine ekledi.

Boyun bölgesindeki ufak şişlikler önemsiz görülerek ihmal edilmemeli

Doç. Dr. Şahin ise Yamayong’da görülen tümörlerin tekrarlama riskini en aza indirmek adına kitleleri geniş sınırlarla çıkarttıklarını ve hastayı takip altına aldıklarını anlattı.

Şahin, hastalarıyla 6 ay sonra tekrar planladıkları görüşmede görüntülemelerini yapıp, herhangi bir problemi olup olmadığını takip edeceklerini dile getirdi.

Yamayong’da gelişen kitleyi örnek göstererek, dil, dudak ve damakta geçmeyen yaraları önemsemek gerektiğinin altını çizen Şahin, “Boyun bölgesindeki ufak tefek şişlikleri, ‘Önemli bir şey değil’ diyerek ihmal etmek çok doğru bir yaklaşım değil. Böyle durumlarda işin uzmanına ulaşmak ve bir an önce bunun adının konulması gerekiyor.” uyarısında bulundu.

“İyi olacak mıyım?” tedirginliği yerini mutluluğa bıraktı

Gabonlu Yamayong da çenesindeki tümör için ülkesinde başvurduğu doktorların kendisine çözüm olarak protez önerdiklerini söyledi.

Hastalığına müdahale edilemeyince Türkiye’de tedavi olmasının önerildiğini ve devletinin yardımıyla buraya geldiğini aktaran Yamayong, ameliyat edildiğinde hiç yemek yiyemeyeceğini, konuşmakta çok zorlanacağını düşündüğünü ancak durumun korktuğu gibi olmadığını dile getirdi.

Genç hasta, ameliyat öncesinde yaşadığı tedirginliği ve operasyon sonrasında kendinde gözlemlediği değişiklikleri ise şöyle ifade etti:

“Ameliyat öncesinde sürekli ‘İyi olacak mıyım, olmayacak mıyım?’ diye düşünüyordum. Ameliyat sonrasında biraz ağrım vardı ama bana ağrı kesiciler verdiler ve o sorun da ortadan kalktı. Ameliyattan önce yemek yiyordum ama çok zorlanıyordum, ağrılarım oluyordu. Yerken çaba göstermem gerekiyordu. Daha çok sıvı gıdayla besleniyordum, et tarzı sert yemekleri yiyemiyordum. Tükürük akıntısı artık hiç olmuyor. Eskiden böyle değildi. Çünkü konuşurken akıntılarım vardı ama şimdi kendimi çok iyi ifade edebiliyorum. Çok mutluyum, teşekkür ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/gabonlu-genc-turkiyedeki-operasyonla-devasa-cene-tumorunden-kurtuldu/feed/ 0
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucusu Mehmet Emin Resulzade anılıyor https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-cumhuriyetinin-kurucusu-mehmet-emin-resulzade-aniliyor/ https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-cumhuriyetinin-kurucusu-mehmet-emin-resulzade-aniliyor/#respond Wed, 31 Jan 2024 08:51:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5561 Müslüman Doğu’nun ilk demokratik cumhuriyeti kabul edilen ve 28 Mayıs 1918’de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucusu Mehmet Emin Resulzade, doğumunun 140. yılında anılıyor.

Modern Azerbaycan milli kimliğinin oluşmasında büyük rol oynayan, basın ve siyasi faaliyetleriyle hayatı boyunca ülkesinin bağımsızlığı ve toplumun aydınlanması için çalışan Resulzade’nin anısı, hem Azerbaycan’da hem de hayatının bir kısmını geçirdiği Türkiye’de yaşatılıyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Resulzade’nin ülke için yaptığı hizmetleri göz önünde bulundurarak yıl boyunca çeşitli etkinliklerle anılması için kararname imzaladı.

Azerbaycanlılar için bağımsızlığın sembolü olan bir slogan haline gelen “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez” sözlerinin sahibi Resulzade, 31 Ocak 1884’te Bakü’nün Novhanı köyünde doğdu.

Genç yaşından itibaren siyasetle ilgilenen Resulzade, Çarlık rejimi aleyhtarı bazı siyasi parti ve örgütlerde çalışmalar yürüttü, çeşitli gazete ve dergilerde yazdı.

Çar rejiminin baskıları karşısında 1909’da İran’a giderek burada gazetecilik yapan, siyasetle uğraşan Resulzade, meşrutiyet rejimi feshedildikten sonra İran’da da baskılarla karşılaşınca 1911’de Türkiye’ye gitmek zorunda kaldı.

Resulzade, daha sonra Bakü’ye dönerek Müsavat Partisine üye oldu ve 1917’de bu partinin Genel Başkanı seçildi.

Milli Konsey, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulmasını ilan etti

Resulzade, 1918’de Azerbaycanlı aydınların oluşturduğu Milli Konseyin Başkanı seçildi ve 28 Mayıs 1918’de Milli Konsey, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulmasını resmen ilan etti.

Resulzade, 4 Haziran 1918’de Azerbaycan ve Osmanlı devleti arasında imzalanan dostluk ve işbirliği anlaşmasına Azerbaycan adına imza attı.

18 Haziran 1918’de Resulzade başkanlığındaki bir heyet, yeni kurulan Kafkasya devletlerinin tanıtılması için düzenlenen konferansa katılmak üzere İstanbul’a geldi. 15 Eylül 1918’de, “Kafkas İslam Ordusu” ismi verilen Osmanlı ordusu, Bakü’yü Ermeni ve Bolşevik çetelerden kurtardı ve bu haberi, Resulzade’ye dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa verdi.

Bakü’ye dönen Resulzade, hükümette yer almasa da Müsavat Partisi Genel Başkanı olarak parlamentoda aktif çalışmalar yürüttü, hükümetin faaliyetini yönlendirdi.

Resulzade, 1947’de Türkiye’ye yerleşti ve Türk vatandaşı oldu

Bolşeviklerin, Azerbaycan’ı işgalinin ardından tutuklanarak Moskova’ya götürülen Resulzade, Stalin’in ısrarlarına rağmen işbirliği yapmayı kabul etmeyerek Sovyetler Birliği’ni terk etti.

Fransa, Finlandiya, Polonya ve Almanya’da yaşayan Resulzade, Sovyet karşıtı yayımlar yaptı, Azerbaycan’ın işgal altında olduğunu dünyaya duyurmaya çalıştı.

Resulzade, 1947’de Türkiye’ye yerleşti, Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşı oldu.

Ankara’da 1949’da Azerbaycan Kültür Derneğini kuran Resulzade, kitaplar yazarak, konferanslar düzenleyerek ülkesinin durumunu anlatmayı sürdürdü.

Resulzade, 6 Mart 1955’te Ankara’da vefat etti ve cenazesi Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedildi.

Resulzade’nin kurduğu ve merkezi Ankara’da bulunan Azerbaycan Kültür Derneği, Türkiye’de faaliyet gösteriyor.

Türkiye’de birçok il ve ilçede sokak ve caddelere ismi verilen Resulzade’nin anısı, Ankara Çankaya’daki Mehmet Emin Resulzade Anadolu Lisesi’nde de yaşatılıyor.

“Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesini yaşamının sonuna kadar sürdürdü”

Resulzade konusunda çok sayıda kitap kaleme alan Çapar Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Dr. Dilgam Ahmad, Resulzade’nin sadece Azerbaycan ve o dönemki tabirle Rusya Müslümanları için değil tüm Türk dünyası için çok önemli şahsiyet olduğunu söyledi.

Ahmad, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Resulzade’nin Azerbaycan’da kurulan ilk siyasi partinin lideri olduğunu belirterek “Resulzade, demokratik, çağdaş ve laik bir devlet kurmuştur. Çağdaş Azerbaycan Anayasası’nda, ülkenin, Resulzade’nin kurduğu cumhuriyetin hukuki varisi olduğu belirtiliyor. 7 Aralık 1918’de Azerbaycan Parlamentosunun açılışında söylediği ‘Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez’ sözü bugün tüm Azerbaycanlıların ön önemli şiarıdır.” dedi.

Azerbaycan’ın Sovyet Rusya tarafından ilhak edilmesiyle Resulzade’nin ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını hatırlatan Ahmad, “Resulzade, Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesini muhaceret hayatında da yaşamının sonuna kadar sürdürdü.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/azerbaycan-cumhuriyetinin-kurucusu-mehmet-emin-resulzade-aniliyor/feed/ 0
Arjantin’de Ekonomik Kriz: İneklerin Etini Satın Alamayanlar https://www.haber60.com.tr/arjantinde-ekonomik-kriz-ineklerin-etini-satin-alamayanlar/ https://www.haber60.com.tr/arjantinde-ekonomik-kriz-ineklerin-etini-satin-alamayanlar/#respond Wed, 31 Jan 2024 08:24:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5535 Bir zamanlar dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alan ve refah seviyesinin Fransa veya Almanya’dan daha yüksek olduğu Arjantin bugün çok farklı bir konumda.

100 yıl önceki o refahta, İngiltere’ye yaptıkları kırmızı et ihracatının büyük payı vardı.

Bugün ise, içinde bulundukları ekonomik kriz nedeniyle Dünya Bankası’nın kişi başı gayrı safi yurtiçi hasıla listesinde 70.’liğe gerilemiş durumdalar.

Artık ülkedeki pek çok kişi, çayırlarda otlamaya devam eden ineklerin etini satın alamıyor.

20’lerinin başında, başkent Buenos Aires’in izbe bir mahallesinde yaşayan Oriana ve Samir çifti de onlardan biri.

Oriana “Çok zor durumdayız. Sürekli ay sonunu nasıl getireceğiz diye düşünüyoruz” diyor ve ekliyor:

“Biftek ülkesiyiz ama paramız yalnızca tavuk almaya yetiyor.”

Hatta tavuk da artık bir lüks haline gelmiş.

Geçen yıl enflasyon yüzde 211 ile 30 yılın zirvesine çıkmıştı.

Yalnızca Aralık’taki aylık enflasyon yüzde 25 oldu.

Genç çift kızları Ciara, Samir’in ebeveynleri ve erkek kardeşiyle küçük bir evi paylaşıyor.

Faturaları ödeyebilmek için büyük bir çaba harcamaları gerekiyor.

Gıda fiyatlarının yanı sıra kira, elektrik ve ulaşım maliyetleri de her ay artıyor.

Her şeyin fiyatı artarken kuryelik yapan Samir’in geliri ekonomik kriz nedeniyle azalmış.

Sokaklardaki insanların artan çaresizliği de onu endişelendiriyor.

“Elinizden cep telefonunuzu almak için sizi öldürebilirler” diyor.

Resmi verilere göre nüfusun yüzde 40’ından fazlası yoksulluk sınırı altında.

Pek çokları, gerçek oranın daha yüksek olduğunu düşünüyor.

Oriana da, Samir de Arjantin’in yeni lideri Javier Milei’ye oy verdi.

Radikal sağcı Milei geçen yıl oyların yüzde 55’ini alarak iktidara geldi.

Samir “O halkın sorunlarını anlıyor. Arjantin’in enflasyonla mücadele için ihtiyacı olan kişi o” diyor.

Fakat herkes bu kadar emin değil.

12 adet tatlıcı ve bakkal zinciri olan Claudio Paez bir zamanlar başarılı bir iş insanıydı.

Fakat halkın alım gücünün düşmesi sonucu dükkanlarını kapatmak zorunda kalmış.

Bugün yalnızca iki dükkanı açık ve işlerin daha da kötüleşmesini bekliyor:

“Ekonomik sorunlar üç ay daha devam ederse giderlerim gelirlerimden daha fazla olacak.”

Maddi sorunlar karşısında halk yeni çözümler üretmeye çalışıyor.

Claudio’nun dükkanlarından birinin yanına park eden bir minivan 1 ABD dolarına 12 yumurta satıyor.

İlgi yüksek, aracın önünde kuyruk oluşmuş. Fakat polisin gelip bu kayıt dışı satışı cezalandırmasından korkan satıcı, fazla kalamadan hareket ediyor.

Buenos Aires sokakları hâlâ 19. yüzyıldaki hızlı ekonomik büyüme döneminde yapılmış gösterişli binalarla dolu.

Fakat önlerinde kayıt dışı sokak satıcıları ve korsan taksiler bekliyor.

Salta Ulusal Üniversitesi’nin resmi verileri kullanarak yaptığı bir analiz, işgücünün yarısının gayrı resmi bir şekilde çalıştığını gösteriyor.

Seçimden hemen önce eski hükümetin çıkardığı bir yasa sonucu ülkede gelir vergisi ödeyen kişi sayısı epey azaldı.

Bu, kasasında para kalmamış ve gelire ihtiyacı olan bir ülke için kötü haber.

Arjantin kazandığından daha fazlasını harcıyor.

Uluslararası Para Fonu’na (IMF) borcu 44 milyar dolar civarında.

Aynı zamanda IMF’ye en fazla borcu olan ülke konumunda.

President Milei says he has answers to the economic crisis. An economist by training, he’s a devout believer in untrammelled free markets and a shrunken state. On the campaign trail, he garnered plenty of attention by waving a real chainsaw in the air, to signal his commitment to cost-cutting.

He also promised to blow up the central bank and get rid of the local currency – the peso – altogether, and replace it with the US dollar. Both those ideas are currently on the back-burner, not least because the government itself is so short of dollars.

Instead, President Milei has devalued the peso by half to boost competitiveness. And he’s slashed the number of government ministries by a similar amount.

And, with a raft of proposals known as the “Omnibus” bill currently before Congress, it’s now the turn of public spending.

“For the last 30 years,” says analyst Sergio Berensztein, “we’ve been printing money like maniacs, which is why we have such high inflation. Now, for the first time, we have a president who understands the problem.”

The only solution, says Mr Berensztein, is to try to balance the budget, something the government’s promised to do by the end of this year. But it’s going to be “rough”, he adds.

Milei net bir oy farkıyla iktidara gelmiş olsa da partisinin Kongre’de çoğunluğu yok. Hatta bir çoğunluktan epey uzaklar.

Özgürlük Gelişimi adlı partisi 2021’deki yasama seçiminde sandalyelerin yalnızca yüzde 15’ini kazanabilmişti.

Buna ek olarak ülkedeki güçlü muhalefet, sendikalarda etkili.

Sendikalar geçen hafta bir genel grev yaptı ve ülkede on binlerce insanın katıldığı büyük gösteriler düzenledi.

Danışmanlık şirketi Cafeidas Group’tan Juan Cruz Diaz, Milei’nin önerdiği değişikliklerin ülkeye zarar verebileceğini söylüyor:

“Milei’ye oy verenlerin çoğu bir değişim istiyordu. Fakat bu, ekonomi ve devlet yapısına dair liberter yaklaşımını destekledikleri anlamına gelmiyor.”

Kongre önümüzdeki hafta Milei’nin önerilerini oylayacak.

Kabul edilip edilmeyeceklerini kestirmek zor.

Dahası kabul edilseler bile enflasyonun düşeceğinin bir garantisi yok.

Ve seçmenler için en önemli konu da enflasyonun düşmesi.

Diaz, yeni devlet başkanının ekonomideki durumu değiştirip insanlara nefes aldırması için “birkaç ayı olduğunu” söylüyor.

Milei’nin seçmenleriyle balayı kısa sürecek gibi gözüküyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/arjantinde-ekonomik-kriz-ineklerin-etini-satin-alamayanlar/feed/ 0
İtalya, Afrika’ya yönelik kalkınma-istikrar projelerini içeren Mattei Planı’nı açıkladı https://www.haber60.com.tr/italya-afrikaya-yonelik-kalkinma-istikrar-projelerini-iceren-mattei-planini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/italya-afrikaya-yonelik-kalkinma-istikrar-projelerini-iceren-mattei-planini-acikladi/#respond Tue, 30 Jan 2024 08:27:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5432

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında Afrika’dan göç akşının ilk duraklarından olan İtalya, Roma’da düzenlenen İtalya-Afrika Zirvesi kapsamında, bu kıtaya yönelik kalkınma-istikrar projelerini içeren Mattei Planı’nı açıkladı. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, bu planla Afrika’nın enerjisini özgürleştireceklerini, bu kıtadan gençlerin göç etmeme ve köklerinden kopmama hakkını garanti altına almak istediklerini belirtti.

Başkent Roma’daki Senato binasında dün akşam saatlerine kadar süren “İtalya-Afrika: Ortak Büyüme İçin Bir Köprü” başlıklı zirveye 45 Afrika ülkesinden devlet ve hükümet liderleri ile dışişleri bakanları ve İtalyan hükümetinin yanı sıra Afrika Birliği (AfB), Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletlerin bazı kuruluşları, Uluslararası Enerji Ajansı ve Uluslararası Para Fonu gibi 25 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcileri katıldı.

Daha önce bakanlar seviyesindeyken ilk kez liderlerin katılımıyla düzenlenen zirve, İtalya’nın G7 başkanlığını yılbaşında üstlenmesinin ardından gerçekleştirdiği ilk uluslararası etkinlik olma özelliğini taşıyor. Ev sahibi Başbakan Giorgia Meloni, bu girişimin, G7 gündeminde Afrika’ya onurlu bir yer verilmesine yol açacak son derece kesin bir dış politika tercihinin sonucu olduğunu ifade etti.

MATTEI PLANI

Afrika’dan Avrupa’ya göç akışının önüne geçmek için göçe yol açan sebepleri zayıflatarak bu kıtadaki ülkeleri ekonomik açıdan istikrara kavuşturmayı amaçlayan İtalya’nın Mattei Planı adını, enerji devi ENI’nin kurucusu Enrico Mattei’den alıyor. Bunun için Afrika ülkeleriyle ikili ilişkilerin güçlendirilmesinin yanı sıra, Afrika Kalkınma Bankası bünyesinde çok taraflı bir fon oluşturulması da bekleniyor.

5.5 MİLYAR EUROLUK PİLOT PROJELER

2022’nin sonbaharında bu göreve gelmesinden önce seçim kampanyasının hatırı sayılır bir kısmını Afrika’dan göç akışına karşıtlık üzerine kurarak “Bu meseleyi kaynağından çözmek gerek” diye Afrika’yı işaret etmiş olan Meloni, Roma’daki zirvenin başarılı geçtiğini, ancak önlerinde yapacak çok iş olduğunu söyledi. İlk etapta 9 Afrika ülkesinde başlatılacak eğitim ve öğretim ile sağlık, tarım, enerji ve su alanlarında bazı pilot projeleri hayata geçirmeyi hedefleyen İtalya, 5.5 milyarlık Euroluk bir kaynakla bu planı devreye soktu.

Başbakan Meloni, bunun 3 milyar Euro’sunun ülkesinin iklim fonundan, 2.5 milyar Euro’sunun ise kalkınma işbirliği fonundan sağlandığını aktardı. Meloni, bunun yeterli olmadığını, bu nedenle uluslararası kuruluşların ve bağışçıların bu plana dahil olmasının gerekliliğini de ifade etti.

“AFRİKALILAR GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALMAMALI”

Afrika uluslarıyla işbirliği, kalkınma ve eşit ortaklık modeli yoluyla birlikte büyümeyi hedefleyen Mattei Planı’nın başarılı olacağına inanan Başbakan Meloni, Afrikalı gençlerin göç etmek zorunda kalmaması gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu:

“Bu, Afrika’nın enerjisinin özgürleşmesine katkı sağlamasını istediğimiz bir müdahale planıdır. Aynı zamanda oradaki genç nesillerin şimdiye kadar reddedilen hakkını garanti altına almak istiyoruz; Avrupa’da sık sık göç etme hakkından bahsettik, ancak göç etmeye zorlanmama hakkının nasıl garanti altına alınacağından neredeyse hiç bahsetmedik. Onlar, Avrupa’da elde edilmesi giderek zorlaşan daha iyi bir yaşam arayışı için köklerinden kopmak zorunda kalmamalı.”

Başbakan Meloni, eğer Afrika’daki insanların evini terk etmeye iten nedenler ele alınmazsa kitlesel yasadışı göçün asla durdurulamayacağını ve insan kaçakçılarının asla yenilmeyeceğini de ekleyerek, “Bir yandan üçüncü binyılın köle tüccarlarına savaş ilan edip, diğer yandan Afrika halklarına fırsatlar, iş, eğitim ve yasal göç yollarından oluşan bir alternatif sunmaya çalışmak, yapmak istediğimiz şey tam olarak budur,” diye sözlerini sürdürdü.

MELONI: ZENGİN OLANIN DOĞAL, FAKİR OLANIN SENTETİK GIDA YEMESİNE MÜSAADE EDEMEYİZ

Zirvede konuşan Başbakan Giorgia Meloni, Afrika’yı İtalya’nın stratejik önceliği olarak tanımlarken Afrika ülkeleri olmadan geleceği düşünemeyeceklerini söyleyerek, “Afrika’nın fakir bir kıta olduğuna ilişkin bazı yanlış anlatıları ortadan kaldırmalıyız. Çünkü öyle değil; Afrika dünya maden kaynaklarının yüzde 30’unu, ekilebilir arazinin de yüzde 60’ını barındırıyor. Nüfusunun yüzde 60’ı 25 yaşın altında; dünyanın en genç kıtası ve bu aynı zamanda onu insan sermayesi için muazzam potansiyele sahip bir ülke haline getiriyor,” ifadelerini kullandı.

Bugün Afrika ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açıldığını belirten Meloni, “Hayırsever ya da vahşi bir tavırla değil, eşitlerin işbirliğinden bahsedilen bir işbirliğini düşünüyoruz,” dedi.

Zirvenin önemli başlıklarından biri olan tarıma ve gıda güvenliğine de değinen Meloni, Afrika kıtasındaki ekilebilir arazilerin çoğunun bir dizi nedenden dolayı kullanılamadığını ve amaçlarının onları kullanmaya uygun hale getirmek olduğunu dile getirerek, “Amaçlarımızdan biri herkese sadece güvenli gıda değil, kaliteli gıda da sağlamak. Zengin olanın parası olduğu için doğal gıdayı yiyebilmesi ve fakirin de sentetik gıdaya muhtaç edilmesi, inşa etmek istediğimiz bir dünyayı temsil etmiyor,” diye konuştu.

Zirveye katılan Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Moussa Faki Mahammed, kıtada büyük sorunlar olduğunu, ancak bu planla ilgili kendilerine danışılmadığını söyleyerek soğuk rüzgarlar esmesine neden oldu. Muhammed, yine de bu planı tartışmaya hazır olduklarını, verilen sözlerin ötesine giderek artık harekete geçilmesi gerektiğini dile getirerek, “Hiçbir zaman yerine getirilmeyen basit vaatlerle artık bizi mutlu etmelerine izin veremeyiz,” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/italya-afrikaya-yonelik-kalkinma-istikrar-projelerini-iceren-mattei-planini-acikladi/feed/ 0
ATSO Başkanı: İhracatın belirleyicisi kur değil, dış taleptir https://www.haber60.com.tr/atso-baskani-ihracatin-belirleyicisi-kur-degil-dis-taleptir/ https://www.haber60.com.tr/atso-baskani-ihracatin-belirleyicisi-kur-degil-dis-taleptir/#respond Tue, 30 Jan 2024 08:18:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5423 Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar, istikrarlı ekonominin önemine vurgu yaparak, “Kur yükselince ihracat artar mantığı doğru olsaydı tüm ülkeler sürekli olarak paralarının değerini düşürmeye çalışırlardı. Biz ne değerli TL istiyoruz ne de değersiz TL. İstediğimiz şey paramızın reel olarak istikrarlı bir seyir izlemesi” dedi.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ihracata ilişkin değerlendirmesini desteklediklerini kaydetti. İhracatın ana belirleyicisinin yurt dışı talep olup kurun önemli bir etkisi olmadığına ilişkin açıklamada bulunan Şimşek’in sözlerine katıldıklarını kaydeden Bahar, “Türkiye ihracat artışını kura bağlayan sığ mantıktan artık kurtulmalıdır. ‘Kur yükselince ihracat artar’ mantığı doğru olsaydı tüm ülkeler sürekli olarak paralarının değerini düşürmeye çalışırlardı. Bu mantık doğru olsaydı, 2021 sonunda kurda yaşadığımız sıçrama ihracatımızın da artmasını sağlamalıydı ama öyle olmadı” ifadelerini kullandı.

“İhracatın temel belirleyicisi dış taleptir”

Bir ülkenin ihracatını en başta o ülkede üretilen ürünlerin niteliğinin belirlediğini dile getiren Başkan Bahar, “Siz, ancak dünyada rağbet gören, katma değeri yüksek mallar üretiyorsanız bunları ihraç edebilirsiniz. Ürünlerinizin niteliği kısa vadede değişemez. Ar-Ge, tasarım, markalaşma, döngüsel üretim ile orta ve uzun vadede ihracatınızı geliştirebilirsiniz. Kısa vadede ihracatın temel belirleyicisi dış taleptir” dedi. İhracat yapılan ülkelerdeki büyümenin güçlenmesinin ülke talebini de artıracağına işaret eden Bahar, “Nitekim bunu 2022’den beri yaşıyoruz. İnşallah, bu yılın sonuna doğru hedef pazarlarımızın ekonomileri canlandıkça, ihracatımız da artışa geçecek” diye konuştu.

“Akademik çalışmalar ve fiili uygulamalar destekliyor”

Bakan Şimşek’in “ihracatın ana belirleyicisi yurt dışı talep olup kurun önemli bir etkisi yoktur” açıklamalarını hatırlatan Başkan Bahar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bakan sanıyorum ki, kurun önemli bir etkisi yok derken, kurdaki yükselişin önemli bir etkisi yok demek istiyor. Akademik çalışmalar ve fiili uygulamalar da bunu destekliyor. Yalnız burada bir yanlış anlamayı engellemek adına şunu daha açık ortaya koymak gerekiyor. Kurun aşırı yükselmesi, yani TL’nin reel olarak aşırı değersiz hale gelmesi ihracata fayda vermediğini biliyoruz. Ancak TL’nin aşırı değerli hale gelmesi ürün gamımız nedeniyle ihracata zarar veriyor.”

“TL’nin aşırı değerlenmesinin önüne geçmeliyiz”

Türkiye’nin mevcut durumda orta-düşük ve orta-yüksek teknoloji düzeyinde bir ihracat gamına sahip olduğunu belirten Bahar, “Ayrıca, tekstil, hazır giyim ve mobilya gibi küresel talebin düşük fiyatlı tedarikçilere kaydığı sektörlerdeki ihracatı yüksek olan bir ülkeyiz. Bu nedenle TL’nin aşırı değerlenmesinin de önüne geçmeliyiz. Biz ne değerli TL istiyoruz ne de değersiz TL. İstediğimiz şey paramızın reel olarak istikrarlı bir seyir izlemesi” diye konuştu. Ülke olarak bazı konuları tekrar açmamak üzere rafa kaldırmamız gerektiğini kaydeden Başkan Bahar, “Bunlar bize enerji kaybettiriyor. Bakanımızın dediği gibi dünya ticaretinden daha çok pay almak ve kazanımlarımızı kalıcı hale getirmek ancak verimlilik artışı, inovasyon, yüksek katma değer ve markalaşma ile mümkün” şeklinde konuştu.

“Enflasyon önceliğimiz olmalı”

İstikrarlı ekonominin önemini vurgulayan Bahar, “Daha fazla üretim, daha fazla yatırım, daha fazla ihracat ve istihdam ancak istikrarlı bir ekonomi ile mümkün olabilir. İstikrarın olmazsa olmazı ise düşük enflasyondur. Önceliğimiz enflasyonu aşağı çekmek olmalı. İş dünyamıza da bu süreçte önemli bir görev düşüyor. Enflasyon ile mücadele sonuçlanana kadar, bu mücadeleyi zayıflatacak taleplerden, şikayetlerden mümkün olduğunda uzak durmalıyız” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/atso-baskani-ihracatin-belirleyicisi-kur-degil-dis-taleptir/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Alper Gezeravcı’nın yaptığı işe ‘turistik gezi’ demeleri ayıptır (2) https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-alper-gezeravcinin-yaptigi-ise-turistik-gezi-demeleri-ayiptir-2/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-alper-gezeravcinin-yaptigi-ise-turistik-gezi-demeleri-ayiptir-2/#respond Mon, 29 Jan 2024 21:21:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5357

‘CHP’NİN YAPISI BU, KARAKTERİ BU, CİBİLLİYETİ BU’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının ardından programa katılan gençlerin sorularına yanıt verdi. Erdoğan, mevcut muhalefet partilerine ilişkin düşüncelerinin sorulması üzerine, “Muhalefet gün geçtikçe daha da kötüye gidiyor. Zaten şu anda paramparça olmuş durumdalar. İşte örneğin Eskişehir. Eskişehir’de bunların yaptığı ne var? Çünkü yönetim dediğiniz zaman akla altyapı gelir, üstyapı gelir. Peki bunlarda bu var mı? Yok. Şimdi biz inşallah Nebi kardeşimle bir taraftan yerel idareyi alacağız, onunla birlikte Tepebaşı, Odunpazarı, diğer ilçeler bunları toparlayacağız ve merkezi yönetim olarak da biz onların yanında olacak ve Eskişehir’in ne eksiği varsa, buraya gelirken şimdi baktık ki kentsel dönüşüm noktasında atılmış bir adım yok. Yahu ne işe yarıyorsun sen? Bu gecekondular, çarpık yapılaşma, Eskişehir’e bu yakışıyor mu? Yakışmıyor. Öyleyse Eskişehir’i yeniden ayağa farklı bir şekilde kaldırmak için nasıl spor tesislerini Eskişehir’e biz yaptıysak inşallah kentsel dönüşümle de Eskişehir’imizi farklı bir şekilde ayağa kaldıracağız. Biz İstanbul’u aldığımız zaman çöp, çukur, çamur, öyle aldık. İstanbul susuzdu ve tankerlerle İstanbul’da su dağıtıyorlardı, öyle su filan bulamazsın, yok. CHP’nin yapısı bu, karakteri bu, cibilliyeti bu. Şimdi inşallah Nebi kardeşimle biz burayı aldığımızda, burada susuzluğu çözmek bizim işimiz. AK Parti bu işlerin imtihanını başarıyla vermiş. Bundan sonra da nerede böyle bir imkansızlık varsa bu işi biz çözeriz. Bu bizim mesleğimiz hale gelmiş” dedi.

‘BUNLAR YENİLE YENİLE DOYMAZLAR’

Erdoğan, “Sizce bu seçimlerden sonra aynı kurultay tablosu yaşanacak mı? Bir yenilgi ile gönderdiğiniz Kılıçdaroğlu’nu yine bir yenilgi ile geri getirecek gibisiniz” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Sayın Kılıçdaroğlu’nu ben niye geri getireyim? Zaten 18 kez gitmiş. Onu gönderenler onu düşünsün, biz işimize bakalım. Bizim yapacak çok işimiz var. Biz işimize bakacağız. Bunlar yenile yenile doymazlar. Ama biz işimize bakacağız, çok daha fazla neler yaparız, buna bakacağız. Şimdi bu yerel seçimlerde inşallah bizler ciddi manada mevcut büyükşehir belediyelerimizi, il belediyelerimizi kaça çıkartacağız, onun hesabı içerisindeyiz. Cumhur İttifakı olarak bu sayıyı ne kadar yükselteceğiz buna bakacağız ve gümbür gümbür inşallah geleceğiz.”

‘BUNLAR, TURİST GEZİNİN TANIMINI SORSANIZ BİLEMEZLER’

Erdoğan, Türkiye’nin insanlı ilk uzay yolculuğunun bazı kesimlerce ‘turistik gezi’ olarak nitelendirilmesiyle ilgili soruya ise “Bunlar, turistik gezinin tanımını sorsanız bilemezler. Sen uzaya gidiyorsun bunun adını ‘turistik gezi’ koyuyorlar. Bunlar, bunun getirisi nedir, bunu düşünemeyecek kadar zavallı. Biz, inşallah çok daha kısa bir zamanda artık uzaya gidişlerde bütün imkanlarımızı, kendi araçlarımızı yapar hale geleceğiz, savunma sanayisinde yaptıklarımız gibi” yanıtını verdi.

‘2’NCİ UÇAK GEMİMİZİ KENDİ TERSANEMİZDE YAPACAĞIZ’

Erdoğan, Türkiye’nin uçak gemisini ve çeşitli robotları yaptığını belirterek, “Göreve geldiğimizde yüzde 20 olan Türkiye’nin savunma sanayisindeki gücünü yüzde 80’e çıkarttık. Hedef yüzde 100’e ulaşmak. Çünkü bunu yapamadığınız zaman önüne gelen pısırıklar size kafa tutar. Şimdi 2’nci uçak gemisini yapacağız ve bunu da kendi tersanemizde yapacağız” dedi.

‘NETANYAHU KENDİ ÜLKESİNDE LANETLİ HALE GELDİ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’le ilgili kararına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, “Şu anda çıkan bu karar, İsrail’in beklemediği bir karar oldu. Biz, beklediğimiz neticeyi aldık. Ancak bu yeterli değil ve bunu genişletmenin gayreti içerisindeyiz. Onun için de bu davayı açan Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’na teşekkür ettim ve bundan sonraki süreçte de yanınızdayız ama bunu devam ettirelim dedik. Bunun yanında başka bazı ülkeler de bu yola başvuracaklar. Hepsinden ötesi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda çıkan netice çok önemliydi. 121 ülke, İsrail’in soykırımını kabul ettiler. Amerika, yanında sadece 9-10 ülkeyle kaldı. 40 ülke çekimser kaldı. Onlar da yavaş yavaş bizim yanımıza gelmeye başladılar. Biz bu süreci devam ettireceğiz. Netanyahu kan kaybediyor. Çok daha kan kaybedecek. Şu anda Netanyahu kendi ülkesinde lanetli hale geldi ve lanetlenecek. İnsanlık lanetleyecek onu. O çocukların ahı, kadınların ahı yerde kalmaz. Biz kovalıyoruz o kaçacak. Sonunda zafer hakka inananların olacak” diye yanıt verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-alper-gezeravcinin-yaptigi-ise-turistik-gezi-demeleri-ayiptir-2/feed/ 0
Güney Kore Büyükelçisi Türkiye’ye Saksafonla Veda Etti https://www.haber60.com.tr/guney-kore-buyukelcisi-turkiyeye-saksafonla-veda-etti/ https://www.haber60.com.tr/guney-kore-buyukelcisi-turkiyeye-saksafonla-veda-etti/#respond Fri, 26 Jan 2024 09:06:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5119 Güney Kore’nin Ankara Büyükelçisi Lee Won-Ik, Türkiye’deki görev süresinin sona ermesinin ardından saksafonla “Memleketim” ve “Katibim” şarkılarını çalarak Türkiye’ye veda etti.

Lee, Türkiye’deki görevinin ardından, buradaki yaşantısı ve hatıralarını AA muhabirine anlattı.

Türkiye’nin birçok bölgesinde ve çeşitli vesilelerle Türk insanlarıyla tanışma fırsatı bulduğunu belirten Lee, “(Türklerin) Korelilere ne kadar çok benzediklerini öğrendiğimde hem şaşırdım hem de mutlu oldum. Sadece görünüş olarak bizden farklı görünen Koreliler gibiler. Hepsi dost canlısı, nazik ve son derece temiz kalpliler.” dedi.

Lee, Türkiye’de seyahat etmenin kendisini mutlu ettiğini, 3 yıllık görev süresi boyunca diğer büyükelçilerden daha fazla ziyaretlerde bulunduğunu düşündüğünü söyledi.

Hafta sonları eşiyle beraber arabayla birçok yere gittiğini ifade eden Lee, “Oğlum, kızım, anne-babam ve yakın arkadaşlarım Ankara’ya geldiğinde onları Türkiye’nin dört bir yanındaki güzel manzaralı ve tarihi yerlere götürdüm. Herkes Türkiye’ye hayran kalmıştı ve Türkiye’ye hayran kalan onları gururla izlemek benim için en güzel anıydı.” değerlendirmesini paylaştı.

“Bodrum’un sakin bir kırsal kesiminde balık tutarak yaşamak isterim”

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremleri unutamadığını dile getiren Lee, depremlerin hemen ardından Güney Kore’den gelen arama-kurtarma ekibine destek amaçlı deprem bölgesine gittiğini ve birkaç gün arabada kaldığını kaydetti. Lee, “Arama-kurtarma çalışmalarından, konteyner kentin inşaatı ve konteyner kentin açılış törenine kadar hiçbiri unutacağım bir şey değildi ama arama kurtarma ekipleriyle vardığımızda gördüğüm Antakya’nın yürek burkan perişan görüntüsünü ve enkazdan canların kurtarılmasının sevincini asla unutmayacağım.” diye konuştu.

En çok sevdiği yerin Kapadokya olduğunu, oraya en az on kez gittiğini ama Türkiye’de yaşamayı tercih ettiği takdirde, Eskişehir veya Bodrum’da yaşamayı düşünebileceğini anlatan Lee, “Bodrum’un çok güzel bir doğası ve denizi var. Özellikle emekli olup eşimle birlikte Bodrum’un sakin bir kırsal kesiminde balık tutarak yaşamak isterim.” dedi.

Türkiye-Güney Kore ilişkilerine de değinen Lee, iki ülke arasında tarihsel gönül bağlarının olduğunu, iki ülke arasındaki ilişkilerin, diplomatik bağların kurulduğu 1957’den bu yana siyasetten ekonomiye, toplumdan kültüre kadar pek çok alanda gelişmiş ve her zaman en iyi halini aldığını vurguladı.

Lee, ülkesinin ekonomik gücüyle Türkiye’nin “muazzam potansiyeli” ve iş bağlantılarının olduğuna dikkati çekerek, “İki ülke arasındaki ekonomik işbirliğin gelişme potansiyelinin sonsuz olduğunu düşünüyorum.” ifadesini kullandı.

“Türk yemekleri arasında baklava, katmer, dondurma gibi birçok tatlıyı özleyeceğimi düşünüyorum. Türkiye’nin tatlılarını özleyeceğim. Türkiye’de çok fazla Türk çayı da içtim. Onu da çok özleyeceğim.” diyen Lee, Türkiye’nin zengin bir yemek ve tatlı kültürünün olduğunu anlattı.

“Türkiye, uluslararası politika ve diplomasiyi doğrudan deneyimleyebileceğiniz bir yer”

Büyükelçi Lee, Türkiye’de görev yapacak genç diplomatlara da şu tavsiyelerde bulundu:

“Türkiye, binlerce yıla yayılan kadim bir tarihe sahip. Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya’yı jeopolitik açısından birbirine bağlayan bir ülke olarak uluslararası topluluğun karmaşık değişimler ve geçişlerin yaşanan bir döneminde uluslararası politikayı ve diplomasiyi doğrudan deneyimleyebileceğiniz bir yer olduğundan diplomatik faaliyetlere hassasiyeti ve sorumluluk duygusuyla katılmalarını tavsiye ederim. Kardeş ülke olan iki ülke arasındaki özel ilişkiler nedeniyle ekonomik işbirliği dahil yapılabilecek işlerin sınırsız olduğu, emeğin hemen sonuçlara yansıdığı ödüllendirici bir yer olması nedeniyle sizlere de elinizden gelenin en iyisini yapmanızı önereceğim.”

Ülkedeki görev süresince çok az Türkçe öğrenebildiğini belirten Lee, “Türk diline o kadar aşina oldum ki bana yaklaşık 6 ay verirseniz bu konuda başarılı olabileceğimi düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

Türkiye’de çalıştığı dönemde kendisine gösterilen misafirperverlik için teşekkür eden Lee, “Türkiye’yi özleyeceğim.” dedi.

Lee, saksafonla Türkiye’deki dostları için “Memleketim” ve “Katibim” şarkılarını da çaldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/guney-kore-buyukelcisi-turkiyeye-saksafonla-veda-etti/feed/ 0
MKK, yatırımcı sayısıyla birlikte finansal okuryazarlık düzeyini artırmak için çalışıyor https://www.haber60.com.tr/mkk-yatirimci-sayisiyla-birlikte-finansal-okuryazarlik-duzeyini-artirmak-icin-calisiyor/ https://www.haber60.com.tr/mkk-yatirimci-sayisiyla-birlikte-finansal-okuryazarlik-duzeyini-artirmak-icin-calisiyor/#respond Wed, 24 Jan 2024 21:15:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4857 Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ekrem Arıkan, borsanın bir oyun değil yatırım alanı olduğuna işaret ederek, MKK’nin yatırımcı sayısıyla birlikte “finansal okuryazarlık” düzeyini de artırmak için çalıştığını dile getirdi.

Arıkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, eskiden borsadaki gelişmeler çoğunlukla sadece endeks değeri üzerinden takip edilirken, MKK tarafından son yıllarda yatırımcıya ilişkin verilerin detaylı ve güncel olarak paylaşılmaya başlanmasıyla, yatırımcı sayısı ve demografisi, portföy değerleri, risk eğilim endeksi gibi çeşitli verilerle yatırımcı analizinin daha dinamik takip edilmeye başlandığını söyledi.

Bu tür verilerle piyasa aktörlerine olduğu gibi yatırımcılara da finansal okuryazarlık düzeylerini geliştirmede destek olmaya çalıştıklarını belirten Arıkan, bazı ülkelerde, toplumun finansal okuryazarlık seviyesini, yatırım ve birikim kültürünü geliştirmek için ilkokul çağlarından itibaren çeşitli eğitimler verildiğini ifade etti.

Arıkan, “MKK olarak yayınladığımız verilerle ülkemizdeki finansal okuryazarlık düzeyini geliştirmek için de çalışıyoruz.” dedi.

2023 yılının hem dünya hem de Türkiye için zorlu bir yıl olduğunu dile getiren Arıkan, şöyle devam etti:

“Bir yandan Kovid-19 salgını sonrası normalleşme süreci devam ederken, öte yandan Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sebep olduğu belirsizlikler söz konusuydu. Salgın sonrası oluşan ekonomik şartlarda ise birçok ülke merkez bankasının uyguladığı sıkı para politikası, finansal piyasalarda daralmaya sebep olmuştu. Bunların üzerine şubatta ülkemizde hepimizi yasa boğan ve büyük yıkımlara sebep olan depremlerle karşılaştık. Filistin’de yaşanan insanlık dramına ise ne yazık ki hep birlikte büyük üzüntüyle şahit olmaya devam ediyoruz. Sermaye piyasalarımız, küresel ve yerel boyuttaki ekonomik, sosyal ve politik tüm bu gelişmelerden kaynaklı belirsizlikler ve zorluklara rağmen güçlenerek gelişimini sürdürmeye devam ediyor.”

“Halka arzlarla yatırımcı ilgisinin zamanla tabana yayılmaya devam edeceğine inanıyoruz”

Arıkan, geçen yıl yatırımcı sayısı ve endeks değerinde rekorlara şahit olunduğuna işaret ederek, “2 tanesi 2022 Aralık sonunda, 54 tanesi ise 2023 içinde SPK’den halka arz onayı alan 56 şirket, 2023 takvim yılında borsada işlem görmeye başladı. Böylece, 2023 yılı ülke tarihimizde en çok şirketin borsada işlem görmeye başladığı yıl olarak kayıtlara geçti.” dedi.

Halka arzlardan 2023’te 79,79 milyar liralık fon sağlandığını dile getiren Arıkan, bu halka arzlara yaklaşık 124 milyon yatırımcı katılımı olduğunu ve arz başına ortalama 2,2 milyon yatırımcıya pay dağıtımı yapıldığını ifade etti.

Arıkan, 2022 sonunda pay piyasalarında 3 milyon civarında olan yatırımcı sayısının 20 Aralık 2023 itibarıyla 8,6 milyonu aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktığını ve 2024 Ocak ayı itibarıyla da 7,5 milyon seviyelerinde olduğunu belirterek, 2023 boyunca halka arzların da etkisiyle yatırımcı sayısındaki artışın ardından kaydedilen gerilemenin bu hızlı artış sonrası normal olduğunu söyledi.

Türkiye genelinde yeni şirketlerin de halka arz edilmesiyle yatırımcı ilgisinin zamanla tabana yayılarak devam edeceğine inandıklarını vurgulayan Arıkan, yeni yatırımcıların demografik yapılarına bakıldığında kadın yatırımcı oranının erkeklere yaklaştığına dikkati çekti.

Arıkan, yeni yatırımcıların 21-40 yaş aralığında yoğunlaştığının göze çarptığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Yatırımcıların büyük kısmının portföy büyüklüğünün küçük olduğu dile getiriliyor, ancak bu normal bir durum. Nitekim genç ya da yeni yatırımcı olan kitlelerin yüksek tutarlarla yatırım yapması zaten beklenmez ve pek de uygun olmaz. Finansal okuryazarlığı gelişmiş ve yatırım kültürü edinmiş yatırımcıların büyük tutarlarla yatırım yapması daha sağlıklıdır. Yatırımcıların öncelikle kendilerine yatırım yaparak finansal okuryazarlık seviyelerini artırmalarını, verileri doğru okuyarak yatırımlarını ona göre planlamalarını öneriyoruz.”

“AECSD Dönem Başkanı olarak İstanbul’da Genel Kurul ve zirve düzenleyeceğiz”

14 ülkenin üye olduğu Avrasya Merkezi Saklama Kuruluşları Birliğinin (AECSD) geçen yıl dönem başkanlığını devralmalarının yanı sıra World Forum of CSDs, Dünya Saklamacı Kuruluşlar Forumu yönetim kurulu üyesi olduklarını söyleyen Arıkan, bu görevlerle birlikte sorumluluklarının, Türkiye ve bölge adına da arttığını dile getirdi.

Arıkan, bu yıl AECSD Genel Kurulunun İstanbul’da yapılacağını ve üye ülkelerin katılımıyla program düzenleneceğini belirterek, “Aralarında Rusya, Hindistan, Güney Kore, İran ve Türki cumhuriyetlerin de yer aldığı 14 ülke ve diğer yabancı birlik temsilcilerini ülkemizde ağırlayacağız. Zirve programı, hem MKK olarak bölge ülkeleriyle işbirliklerimizi geliştirme, hem de bölge olarak sermaye piyasalarımızın konularını masaya yatırarak istişare etme açısından önemli olacak.” ifadesini kullandı.

“2024’te yeni finansal teknoloji ürün ve hizmetleri, yeni ülkelere ihraç etmek için özellikle çalışıyoruz”

Finansal okuryazarlığı artırma ve yatırım kültürünü yaymaya yönelik çalışmalarına devam edeceklerini söyleyen Arıkan, “Piyasalarımızı daha ilerilere taşımak için kamuyu aydınlatma ve finansal bilgi paylaşımı amacıyla işlettiğimiz platformlarımızı geliştirmeyi sürdürüyoruz.” diye konuştu.

Arıkan, özellikle son yıllarda önemi artan veriye dayalı ürün ve hizmetlerini daha da geliştirme gayretinde olduklarını vurgulayarak, Sermaye Piyasası Kurulu ile Sermaye Piyasası Risk Merkezi gibi kritik altyapılar üzerinde çalıştıklarını bildirdi.

MKK olarak geliştirdikleri finansal teknoloji ürünlerini ihraç ettiklerini, gurur verici bir konumda bulunduklarını kaydeden Arıkan, Endonezya sermaye piyasalarında e-GKS Elektronik Genel Kurul Sistemi’nin kullanıldığını, 2024’te yeni finansal teknoloji ürün ve hizmetlerini yeni ülkelere ihraç etmek için özellikle çalıştıklarını söyledi.

Arıkan, yakın zamanda Risk Eğilim Endeksi (REKS) isimli yeni bir endeks yayınlamaya başladıklarını belirterek, “REKS ile yatırımcıların yatırım eğilimlerinin karşılaştırılabilir şekilde ölçülmesine imkan sağlıyoruz. Yabancı ve yerli yatırımcılar REKS üzerinden risk iştahının artıp azaldığını rahatlıkla takip edilebilirler.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mkk-yatirimci-sayisiyla-birlikte-finansal-okuryazarlik-duzeyini-artirmak-icin-calisiyor/feed/ 0
İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi https://www.haber60.com.tr/isvecin-natoya-katilimina-iliskin-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/ https://www.haber60.com.tr/isvecin-natoya-katilimina-iliskin-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/#respond Tue, 23 Jan 2024 23:03:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4734 İsveç’in, Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Teklif görüşmelerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, Türkiye’nin menfaatine gördükleri önemli konulara bugüne kadar destek verdiklerini, destek vermeye de devam edeceklerini söyledi.

İsveç’in NATO üyeliği konusunda üzerine düşen sorumluluklar olduğuna dikkati çeken Şahin, şöyle devam etti:

“TBMM’nin tercihi, bugün artık neredeyse tam üye gibi kabul gören, NATO toplantılarına ev sahipliği yapan ve tatbikatlara katılan İsveç’in üyeliğinin onayı yönünde gerçekleşirse İsveç’in ülkemize yönelik taahhütlerini yerine getirmesi hususunun da yakın takipçisi olacağız. Bunlardan hareketle oy tercihimiz, iktidarın dış politikasındaki yanlış politikaları not ederek, bunların her zaman karşısında olarak, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bölgede ve uluslararası arenada yalnızlaşmaması ve dışlanmaması adına Gelecek Partisi olarak İsveç’in NATO üyeliğine karşı çıkmadığımızı beyan etmek istiyorum.”

Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya ise İsveç’in NATO’ya üye olabilmesi için Türkiye’nin taleplerini yerine getirmesi gerektiğini belirterek, “Dışarıdaki tartışmalar ne olursa olsun 1 Mart 2003’te gösterdiğimiz iradeyi göstererek bu tezkereye, İsveç’in NATO’ya girişine ‘hayır’ demeliyiz. Saadet Partisi olarak kararımızın ‘hayır’ olacağını ifade ediyorum.” diye konuştu.

“Talepler tam olarak gerçekleşinceye kadar İsveç’in NATO üyeliğinin karşısında duracağız”

İYİ Parti Grup Başkanı Koray Aydın ise Türkiye’nin, İsveç’in NATO’ya katılımı konusunda vereceği karardan geri dönüş olmayacağını, bir kez “evet” dedikten sonra elindeki tüm müzakere ve pazarlık imkanından yoksun kalacağını savundu.

ABD ve İsveç’in vaatleri ile sözlerinin İsveç’in NATO’ya üyeliğinin onaylanması için asla yeterli olmadığını ifade eden Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu üyeliğe ‘evet’ denildiğinde Stockholm sokaklarında yarın yine bebek katili terörist Öcalan’ın posterlerinin sallanmayacağının garantisi var mıdır? Kısa bir süre sonra idrak edeceğimiz ramazan ayında yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’e şerefsizce bir saldırı girişimi olursa saldırganların İsveç polisince korunmayacağının garantisi var mıdır? FETÖ’cü hainlerin İsveç göçmen bürolarında cirit atmayacağına dair size bir garanti verilmiş midir? Türk milletinin tamamı da bu soruların cevabını merak etmektedir. Ne oldu da değiştiniz, vazgeçtiniz? Bu cevaplar verilmedikçe de tarih ve millet huzurunda yargılanacaksınız.”

Teklifin geri çekilerek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Genel Kurulda milletvekillerini bilgilendirmesini talep ettiklerini söyleyen Aydın, “Bu gerçekleşmediği sürece İsveç’e verilecek onayın vebaline İYİ Parti asla ortak olmayacaktır. Türk milletinin yüksek çıkarları doğrultusunda ifade ettiğimiz bu talepler tam olarak gerçekleşinceye kadar İYİ Parti olarak İsveç’in NATO üyeliğinin karşısında duracağız.” dedi.

İYİ Parti Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu da Türkiye’nin güvenliğine katkı sağlayacak gelişmelerin değil, Türkiye’ye ve Türk milletine yapılabilecek her türlü dayatmanın karşısında olduklarını dile getirerek, “Makul ve kabul edilebilir adımlar atılmadığı takdirde en başından bu yana sürdürdüğümüz tutarlı çizgimizi koruyacağımızı ve ‘hayır’ oyu vereceğimizi Türk milletine beyan ederiz.” diye konuştu.

“MHP Grubu olarak ilgili protokolün onaylanmasına katkı sağlayacağız”

MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın da İsveç’in NATO üyeliği konusunda Türkiye’nin endişe, beklenti ve taleplerinin Dışişleri Bakanlığınca yürütülen çalışmalar kapsamında en yetkili ağızlardan dile getirildiğini söyledi.

Üçlü Madrid mutabakatında ve Vilnius’taki görüşmelerde kayıt altına alınan hususların taraflarca dikkate alınıp uygulama sürecinin başlatıldığını aktaran Aydın, “Gerek bu konuyla ilgili aralık ayı sonunda yapılan komisyon toplantısında Dışişleri Bakan Yardımcımızın açıklamalarından ve gerekse tarafların resmi açıklamalarından, iki ülke arasında özellikle Türkiye’nin beklenti ve talepleri karşılık bulmaya devam etmektedir. Diğer bir ifadeyle, terörle mücadele ve kutsal değerlerimize yönelik hakaretlerle ilgili kanuni ve anayasal değişiklikler yapılmıştır, yapılmaya devam etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin savunma sanayi ürün taleplerine yönelik uygulanan ambargoların kaldırılması ve savunma sanayi ürün ticaretini kolaylaştırıcı önlemlerin alınmasının da etkinleştirildiğine dikkati çeken Aydın, şöyle devam etti:

“Yetkili irtibat savcılığı sistemi kurularak, karşılıklı ziyaretlerin yapılıp, hassasiyetlerin, beklentilerin, meselelerin yerinde görüşülüp sonuca bağlanması süreci de 16 Kasım’dan itibaren devreye sokulmuş ve anlaşma onayı sonrası da bu ilişki ve işbirliğinin devam edeceği kayıt altına alınmıştır. Dolayısıyla, MHP Grubu olarak komisyondaki tavrımızın sürecek ve ilgili protokolün onaylanmasına katkı sağlayacağız.”

“Dünya siviller için daha güvenli bir yer olmayacak”

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit ise İsveç’in NATO’ya katılımına dair süreçte AK Parti’nin ikiyüzlü politikalar sergilediğini iddia ederek, sürecin bir başka boyutunun Orta Doğu başta olmak üzere dünyada yaşanan savaşlar ve bunların yarattığı küresel sonuçlar olduğunu anlattı.

Koçyiğit, dünyanın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra düşük ve orta yoğunluklu savaşlarla hiçbir zaman daha özgür, daha demokratik ve daha güzel bir yer olmadığını belirterek, “Bugün de Putin’in Ukrayna’yı işgaline karşı NATO’nun genişlemesiyle dünya siviller için daha güvenli bir yer olmayacak. Başta Orta Doğu olmak üzere, dünya kesintisiz bir şiddet girdabındadır ve hükümetler dünya halklarını bu girdaptan çıkarmak yerine savaşa savaşla karşılık vererek, daha fazla silahlanarak halkları korkunç ve ölümcül bir geleceğe taşımaktadırlar.” diye konuştu.

CHP’den destek

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı da Türkiye’nin İsveç’ten taleplerinin yüzde yüz meşru olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Türkiye aleyhine faaliyet gösteren çeşitli terör örgütleri İsveç’in ve birçok benzer ülkenin demokratik sistemindeki boşluklardan yararlanmıştır. Oralarda terör lehine propaganda yapmışlardır, yardım, maddi katkı toplamışlardır. İsveç’in terörle mücadelede bize yeterince destek verememesi, vermemesi bizi derinden üzmüştür. Bu konuda müttefiklerinden kanunlar çerçevesinde adımlar beklemekte Türkiye sonuna kadar haklıdır. Bu meselenin hukuki birtakım düzenlemelerle aşılmasından dolayı mutluyuz. İsveç’teki yasa değişikliklerinin kağıt üstünde kalmaması için sürecin de takipçisi olacağız. İsveç NATO üyesi olduğunda NATO’nun terörle mücadele kapsamındaki yükümlülüklerine de dahil edilecektir. NATO’nun 2. büyük ülkesi olan ülkemiz NATO’da etkin bir diplomasi ilerlettiği ölçüde İsveç üzerindeki etkisini artırabilecektir. Bu nedenle İsveç’in NATO üyeliği çıkarlarımızla örtüşmektedir. AK Parti’nin uygulamış olduğu siyaset her ne kadar yanlış olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ile İsveç’in NATO’ya üyeliği örtüşmektedir.”

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de yapılan müzakereler ışığında İsveç’te bir farkındalık oluşmaya başladığını ifade ederek, anayasa, yasa değişiklikleri, örgüte üye devşirmenin engellenmesi, finansman ve propagandanın önlenmesi gibi konularda atılan adımların ve yapılan niyet beyanlarının önemli olduğunu kaydetti.

Üyelik sonrasında da teröre karşı net bir duruş sergilemesinin İsveç’in Türkiye ve ittifaka karşı sorumluluğu ve kendi iç huzuru açısından önemli olduğunu belirten Çakırözer, “Biz CHP olarak İsveç’in verdiği sözlerin sıkı bir biçimde hayata geçirilmesinin mutlaka yakın takipçisi olacağız.” dedi.

“Çözüm odaklı, sorumluluk almaya hazır bir dış politika uygulamaktayız”

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili ve Fuat Oktay ise NATO’nun güçlü ve etkin caydırıcılığa sahip kalmasının Türkiye’nin siyasi ve askeri öncelikleri arasında olduğunu belirterek, “Bu çerçevede, NATO’nun genişlemesini hem ittifakın gücünü ve caydırıcılığını artıracağı hem de ülkemizin de faydalanacağı bir güvenlik ve istikrar alanı oluşturduğu için desteklemekteyiz.” ifadelerini kullandı.

Oktay, İsveç’in üçlü muhtıradan kaynaklanan taahhütleri çerçevesinde adımlar attığını ancak Türk hükümetinin yapılan değişiklilerin özellikle terörle mücadele alanındaki somut sonuçlarını görmek istemesi nedeniyle bu ülkenin üyelik sürecinin Finlandiya’nın gerisinde kaldığını belirtti.

İsveç makamlarıyla yürütülen temaslar sonucunda İsveç’in taahhütlerini uygulama düzeyi ve samimiyeti dikkate alınarak konunun 2023 Ekim ayında TBMM’nin onayına sunulduğunu ve Dışişleri Komisyonunda İsveç’in NATO’ya katılımının Türkiye’nin çıkarları açısından yaratacağı etkilerinin ciddiyetle ve özenle tartışıldığını anlatan Oktay, İsveç’in bu süreçte Türkiye’nin taleplerine yönelik yaptığı düzenlemelere ilişkin de bilgi verdi.

Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliği sürecindeki kararlı yaklaşımı sayesinde NATO içerisinde terörle mücadele konusundaki farkındalığın da arttığını dile getiren Oktay, sözlerini şöyle tamamladı:

“Terörle mücadele bahanesiyle ülkemizi hedef alan terör yapılanmalarıyla işbirliği yapılmasını, ülkemize yönelik olarak uygulanan kapalı veya açık ambargoları ifade özgürlüğü çerçevesinde en kutsal değerlerimize karşı yapılan saldırılar karşısında sessiz kalınmasını, ülkemizle ilişkilerin birbirinden farklı konularla irtibatlandırılmaya çalışılmasını asla kabul etmediğimizi ve etmeyeceğimizi buradan bir kez daha kuvvetle vurgulamak istiyorum. Bu çerçevede, Finlandiya ve İsveç tarafından bu konularda atılan adımların diğer dost ve müttefiklerimize de örnek teşkil etmesini bekliyoruz.”

AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız da Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliği sürecindeki adımlarının, her safhasının iyi planlanmış, iyi tasarlanmış, ustalıkla hayata geçirilmiş ve sonuçlarının garanti edilmiş bir süreç olduğunu belirterek, “Bu süreci diplomasi ustalığıyla yönetmiştir ülkemiz. Savaşın değil barışın hüküm sürdüğü bir dünyayı tesis etmek için müttefiklik sorumluluğu anlayışı içerisinde işbirliği ve eş güdümü önceleyen bir NATO yapısı içerisinde Türkiye olarak katkılarımızı vermeye devam edeceğiz.” dedi.

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir ve EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan teklifi desteklemediklerini açıkladı.

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ise teklife destek verdiklerini bildirdi.

İsveç’in NATO’ya üyeliğini onaylayan teklifin kabul edilmesinin ardından, Türkiye ile Malezya Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasına Ek 1. Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi ile Türkiye ile Kore Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığı ile Vergiden Kaçınmaya Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi de kabul edilerek yasalaştı.

Çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeler içeren teklifin görüşmelerine geçildi

Genel Kurulda daha sonra en düşük emekli aylığının 10 bin liraya yükseltilmesi ile SSK ve Bağkur emekli maaşlarına ilave artış öngören İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde görüşmelere geçildi.

Teklifin tümü üzerinde söz alan İYİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında en düşük emekli maaşının asgari ücretin 1,5 katı olduğunu, şu anda en düşük emekli maaşının 25 bin lira civarında olması gerekirken asgari ücretin yarısı olduğunu söyledi.

Türkiye’de yoksulluğun yönetildiği bir durumla karşı karşıya olduklarını anlatan Özlale, “Bugün ülkemizde kayıtlı çalışanların yaklaşık yarısı asgari ücrete tabi. Asgari ücret de birkaç ay sonra açlık sınırının altında kalacak. Emekli vatandaşlarımızın yarısı en düşük emekli maaşını alıyor ve bunlar da halihazırda açlık sınırının altında. Bizim, milyonlarca emekli vatandaşımıza, milyonlarca asgari ücretle hayatını geçirmeye çalışan vatandaşımıza, gencimize mutlaka kulak vermemiz lazım.” diye konuştu.

Özlale’nin konuşmasının ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara verdi. Adan, aranın ardından komisyonun yerinde olmaması üzerine birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/isvecin-natoya-katilimina-iliskin-kanun-teklifi-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/feed/ 0
Türkiye Bisiklet Turizmi Derneği Başkanı: Bisiklet turizmi popüler hale getirilirse futbolu ve golfü geçer https://www.haber60.com.tr/turkiye-bisiklet-turizmi-dernegi-baskani-bisiklet-turizmi-populer-hale-getirilirse-futbolu-ve-golfu-gecer/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-bisiklet-turizmi-dernegi-baskani-bisiklet-turizmi-populer-hale-getirilirse-futbolu-ve-golfu-gecer/#respond Mon, 22 Jan 2024 08:03:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4488

BİSİKLET Turizmi Derneği Başkanı Recep Şamil Yaşacan, Avrupa’nın bisiklet turizminden 52 milyar euro gelir elde ettiğini belirterek, Türkiye’de de bisiklet turizminin popüler hale getirilmesi için çalışmalar yapıldığını söyledi. Yaşacan, “Futbolu da geçecek, golfü de geçecek. Bunun yapısı hazırlanırsa tabi” dedi. Uluslararası Bisiklet Federasyonu ve Türkiye Bisiklet Turizmi Derneği tarafından geçen yıl ilki düzenlenen Türkiye Kış Bisiklet Yarışları Serisi’nin kapsamı bu yıl genişletildi. ‘Türkiye Kış/Yaz Bisiklet Yarışları Serisi’ adı altında düzenlenecek yarışlar, Antalya ve Kayseri’de gerçekleştirilecek. 27 Ocak’ta başlayacak yarışın kış bölümü toplam 8 etaptan oluşacak. Serik, Aksu, Manavgat ve Alanya ilçelerinin Aspendos ve Side gibi tarihi ve turistik bölgelerinde yapılacak yarış, 3 Mart’ta tamamlanacak. Serinin yaz bölümü ise Kayseri Erciyes’te devam edecek. Toplam 9 etabın koşulacağı Erciyes yarışları, 6 Temmuz’da başlayıp, 25 Ağustos’ta sona erecek. Türkiye Kış/Yaz Bisiklet Yarışları Serisi’nde dünyanın en önemli yarışçıları ve takımları mücadele edecek.

‘ANTALYA’DA BİSİKLET DOSTU 38 OTEL’

Bisiklet Turizmi Derneği Başkanı Recep Şamil Yaşacan, gerçekleştirilecek yarışın dünyanın en büyük bisiklet yarışı serisi olduğunu belirterek, ocak, şubat, mart aylarında Antalya bölgesinde yarışlar yapılacağını, temmuz ve ağustos aylarındaki etapların ise Erciyes’te düzenleneceğini söyledi. Bisiklet turizminin önemine vurgu yapan Yaşacan, bisiklet dostu otellere ağırlık verilmesi gerektiğine işaret etti. Antalya’da bisiklet dostu 38 otel bulunduğunu anlatan Yaşacan, İspanya’da bu rakamın 1200 dolayında olduğuna vurgu yaptı.

‘SOSYAL MEDYADA MÜTHİŞ DERECEDE ÜLKEMİZİ TANITIYORLAR’

Türkiye’nin bisiklet turizmine uygun olduğunu göstermek için bu tür yarışlar düzenlendiğini anlatan Yaşacan, “Bu yarışlarla ülkemizin bisiklete uygun ülke olduğunu gösteriyoruz. Onun için dünyanın en büyük bisiklet yarış serisini Türkiye’ye aldık. Çin’den, Endonezya’dan, Japonya’dan, Arabistan’dan, Afrika’dan, ABD’den, Avrupa’nın her yerinden, BDT ülkelerinden çok takım geliyor. Burada yarışa katılıyorlar. Çünkü bu uluslararası yarış serisi. Özel sektörün düzenlediği herhangi bir yarış serisi değil. Her gelen takım buraya katıldığı zaman ülke puanı topluyor ve olimpiyata katılıyor. Resmi federasyonla beraber organize ettiğimiz, resmi bir yarış serisi. Bu da şu anda ülkemize ve bu ülke turizmine müthiş katkı sağlayacak. Hem tanıtım hem de gelecek olan ‘veteran’ dediğimiz bisiklet turisti için. Bu bisikletçilerin hepsi bir Maradona, hepsi bir Ronaldo. Sosyal medyada müthiş derecede ülkemizi tanıtıyorlar. Milyonlarca takipçileri var” dedi.

‘AVRUPA’YA 52 MİLYAR EURO GETİRİSİ VAR’

Avrupa’nın bisiklet turizminden şu anda 52 milyar euro gelir elde ettiğini kaydeden Yaşacan, “Bunu 75 milyar euroya nasıl çıkarabiliriz, bunun mücadelesi veriyorlar. Kültür ve Turizm Bakanımız da konuyu çok iyi bildiği için her türlü tanıtımda ve fuarlara gidip, katılıyor. Yavaş yavaş iki, üç sene içinde bu çok popüler bir hale gelecek. Futbolu da geçecek, golfü de geçecek, her şeyi geçecek. Bunun yapısı hazırlanırsa tabi. Yoldu, oteldi gibi. Bakanlık bu konuda da çok çalışma yapıyor” diye konuştu.

‘HEDEF, 5-10 MİLYAR EURO ALABİLMEK’

Bisiklet müşterisinin Avrupa’da 52 milyar euro cirosu olduğunu belirten Yaşacan, “Dünyada demiyorum bu rakam sadece Avrupa’da. Hedefimiz, bunun 5-10 milyar eurosunu alabilmek. Bu rakamları 1-2 sene içerisinde alabilirsek, kendimizi başarılı sayacağız. Ülkemize bisiklet yarışları aldık ve birçok ülkeden sporcu yarışlara gelecek. Bu da ülkemizin tanıtımı için çok önemli. Etap etap ilerliyoruz. Gelecekte bisiklet turizmi bu hızda giderse, 5 milyar euro hayal değil. 5 milyar euroyu bile beğenmeyeceğiz. Hedef, en az 10 milyar euro olacak. Şu andaki süreci güzel işleterek gidebilirsek, bu rakamlara ulaşabiliriz” dedi.

‘İŞİN CİDDİYETİNİ ANLARSAK AVRUPA’YI GEÇERİZ’

?Yaşacan, otelcilerin bu konuya destek vermesi halinde Avrupa’yı geçeceklerini kaydetti. Yaşacan, “Bisiklet turizminde daha yemek yemedik. Otel sayımız sadece 38 ama çığ gibi büyüyerek gidiyor. 1996’da ülkemizde neredeyse futbol sahası yoktu. Şimdi özel sektörün bölgemizde 200’den fazla futbol sahası var. Bisiklet dostu oteller de bu işin ciddiyetini anlarsa çığ gibi büyüyerek Avrupa’yı geçeriz. Futbolda nasıl dünyayı uzak ara geçtiysek, bisiklette de aynı şekilde ilerleriz. Sahip çıkarsak Avrupa’daki 75 milyar euro cironun yüzde 30-40’ını alırız. Doğamız, tarihi yerlerimiz hepsi daha iyi. Avrupa’da bisiklete binilecek ay sayısı 4’ü geçmezken, bizde 12 ay boyunca binebilirler” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-bisiklet-turizmi-dernegi-baskani-bisiklet-turizmi-populer-hale-getirilirse-futbolu-ve-golfu-gecer/feed/ 0
Türkiye Bisiklet Turizmi Derneği Başkanı: Bisiklet turizmi popüler hale getirilmeli https://www.haber60.com.tr/turkiye-bisiklet-turizmi-dernegi-baskani-bisiklet-turizmi-populer-hale-getirilmeli/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-bisiklet-turizmi-dernegi-baskani-bisiklet-turizmi-populer-hale-getirilmeli/#respond Mon, 22 Jan 2024 08:00:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4485 BİSİKLET Turizmi Derneği Başkanı Recep Şamil Yaşacan, Avrupa’nın bisiklet turizminden 52 milyar euro gelir elde ettiğini belirterek, Türkiye’de de bisiklet turizminin popüler hale getirilmesi için çalışmalar yapıldığını söyledi. Yaşacan, “Futbolu da geçecek, golfü de geçecek. Bunun yapısı hazırlanırsa tabi” dedi. Uluslararası Bisiklet Federasyonu ve Türkiye Bisiklet Turizmi Derneği tarafından geçen yıl ilki düzenlenen Türkiye Kış Bisiklet Yarışları Serisi’nin kapsamı bu yıl genişletildi. ‘Türkiye Kış/Yaz Bisiklet Yarışları Serisi’ adı altında düzenlenecek yarışlar, Antalya ve Kayseri’de gerçekleştirilecek. 27 Ocak’ta başlayacak yarışın kış bölümü toplam 8 etaptan oluşacak. Serik, Aksu, Manavgat ve Alanya ilçelerinin Aspendos ve Side gibi tarihi ve turistik bölgelerinde yapılacak yarış, 3 Mart’ta tamamlanacak. Serinin yaz bölümü ise Kayseri Erciyes’te devam edecek. Toplam 9 etabın koşulacağı Erciyes yarışları, 6 Temmuz’da başlayıp, 25 Ağustos’ta sona erecek. Türkiye Kış/Yaz Bisiklet Yarışları Serisi’nde dünyanın en önemli yarışçıları ve takımları mücadele edecek.

‘ANTALYA’DA BİSİKLET DOSTU 38 OTEL’

Bisiklet Turizmi Derneği Başkanı Recep Şamil Yaşacan, gerçekleştirilecek yarışın dünyanın en büyük bisiklet yarışı serisi olduğunu belirterek, ocak, şubat, mart aylarında Antalya bölgesinde yarışlar yapılacağını, temmuz ve ağustos aylarındaki etapların ise Erciyes’te düzenleneceğini söyledi. Bisiklet turizminin önemine vurgu yapan Yaşacan, bisiklet dostu otellere ağırlık verilmesi gerektiğine işaret etti. Antalya’da bisiklet dostu 38 otel bulunduğunu anlatan Yaşacan, İspanya’da bu rakamın 1200 dolayında olduğuna vurgu yaptı.

‘SOSYAL MEDYADA MÜTHİŞ DERECEDE ÜLKEMİZİ TANITIYORLAR’

Türkiye’nin bisiklet turizmine uygun olduğunu göstermek için bu tür yarışlar düzenlendiğini anlatan Yaşacan, “Bu yarışlarla ülkemizin bisiklete uygun ülke olduğunu gösteriyoruz. Onun için dünyanın en büyük bisiklet yarış serisini Türkiye’ye aldık. Çin’den, Endonezya’dan, Japonya’dan, Arabistan’dan, Afrika’dan, ABD’den, Avrupa’nın her yerinden, BDT ülkelerinden çok takım geliyor. Burada yarışa katılıyorlar. Çünkü bu uluslararası yarış serisi. Özel sektörün düzenlediği herhangi bir yarış serisi değil. Her gelen takım buraya katıldığı zaman ülke puanı topluyor ve olimpiyata katılıyor. Resmi federasyonla beraber organize ettiğimiz, resmi bir yarış serisi. Bu da şu anda ülkemize ve bu ülke turizmine müthiş katkı sağlayacak. Hem tanıtım hem de gelecek olan ‘veteran’ dediğimiz bisiklet turisti için. Bu bisikletçilerin hepsi bir Maradona, hepsi bir Ronaldo. Sosyal medyada müthiş derecede ülkemizi tanıtıyorlar. Milyonlarca takipçileri var” dedi.

‘AVRUPA’YA 52 MİLYAR EURO GETİRİSİ VAR’

Avrupa’nın bisiklet turizminden şu anda 52 milyar euro gelir elde ettiğini kaydeden Yaşacan, “Bunu 75 milyar euroya nasıl çıkarabiliriz, bunun mücadelesi veriyorlar. Kültür ve Turizm Bakanımız da konuyu çok iyi bildiği için her türlü tanıtımda ve fuarlara gidip, katılıyor. Yavaş yavaş iki, üç sene içinde bu çok popüler bir hale gelecek. Futbolu da geçecek, golfü de geçecek, her şeyi geçecek. Bunun yapısı hazırlanırsa tabi. Yoldu, oteldi gibi. Bakanlık bu konuda da çok çalışma yapıyor” diye konuştu.

‘HEDEF, 5-10 MİLYAR EURO ALABİLMEK’

Bisiklet müşterisinin Avrupa’da 52 milyar euro cirosu olduğunu belirten Yaşacan, “Dünyada demiyorum bu rakam sadece Avrupa’da. Hedefimiz, bunun 5-10 milyar eurosunu alabilmek. Bu rakamları 1-2 sene içerisinde alabilirsek, kendimizi başarılı sayacağız. Ülkemize bisiklet yarışları aldık ve birçok ülkeden sporcu yarışlara gelecek. Bu da ülkemizin tanıtımı için çok önemli. Etap etap ilerliyoruz. Gelecekte bisiklet turizmi bu hızda giderse, 5 milyar euro hayal değil. 5 milyar euroyu bile beğenmeyeceğiz. Hedef, en az 10 milyar euro olacak. Şu andaki süreci güzel işleterek gidebilirsek, bu rakamlara ulaşabiliriz” dedi.

‘İŞİN CİDDİYETİNİ ANLARSAK AVRUPA’YI GEÇERİZ’

?Yaşacan, otelcilerin bu konuya destek vermesi halinde Avrupa’yı geçeceklerini kaydetti. Yaşacan, “Bisiklet turizminde daha yemek yemedik. Otel sayımız sadece 38 ama çığ gibi büyüyerek gidiyor. 1996’da ülkemizde neredeyse futbol sahası yoktu. Şimdi özel sektörün bölgemizde 200’den fazla futbol sahası var. Bisiklet dostu oteller de bu işin ciddiyetini anlarsa çığ gibi büyüyerek Avrupa’yı geçeriz. Futbolda nasıl dünyayı uzak ara geçtiysek, bisiklette de aynı şekilde ilerleriz. Sahip çıkarsak Avrupa’daki 75 milyar euro cironun yüzde 30-40’ını alırız. Doğamız, tarihi yerlerimiz hepsi daha iyi. Avrupa’da bisiklete binilecek ay sayısı 4’ü geçmezken, bizde 12 ay boyunca binebilirler” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-bisiklet-turizmi-dernegi-baskani-bisiklet-turizmi-populer-hale-getirilmeli/feed/ 0
Türkiye, Örtü Altı Tarım Alanlarında Avrupa’da İkinci, Dünyada Dördüncü Sırada https://www.haber60.com.tr/turkiye-ortu-alti-tarim-alanlarinda-avrupada-ikinci-dunyada-dorduncu-sirada/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ortu-alti-tarim-alanlarinda-avrupada-ikinci-dunyada-dorduncu-sirada/#respond Sat, 20 Jan 2024 21:24:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4352 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin örtü altı tarım alanları açısından Avrupa’da ikinci, dünyada dördüncü sırada yer aldığını belirterek, “Son 21 yılda seracılık, yüzde 123 büyüyerek piyasaya 9,4 milyon tonluk sebze ve meyve arz ediyor.” dedi.

Yumaklı, Antalya’da Kundu Turizm Merkezi’ndeki bir otelde düzenlenen Seracılık Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada, Antalya’nın seracılığın başkenti olduğunu ve seracılık alanında önemli gelişmeler kaydedildiğini söyledi.

Üreticilerin 365 gün boyunca durmadan üretim yaptıklarını, sadece Türkiye’yi değil, dünyayı beslediklerini dile getiren Yumaklı, özellikle Antalya’nın bu noktada önemli bir kent olduğunu kaydetti.

Çalıştayda bitkisel üretim alanında mevcut sorunların ve sektörün geleceğinin değerlendirileceğini anlatan Yumaklı, çıkacak sonuçları ve raporları, karar alma noktasında dikkate alacaklarını vurguladı.

Türkiye’nin, bulunduğu coğrafi konum itibarıyla 4 saatlik bir uçuşla 67 ülkeye ulaşabildiğini aktaran Yumaklı, dünya nüfusunun yüzde 20’sine ulaşılabilecek imkanın bulunduğunu kaydetti.

Bakan Yumaklı, son 21 yılda etkin politikalarla üretimi iyi bir şekilde yönetme gayreti içinde olduklarını belirtti.

Küresel salgın döneminde, dünyadaki tüm marketlerde raflar boşalırken Türkiye’de üreticilerin hiç durmadan üretmeye devam ettiğini, hiçbir vatandaşın aradığı gıdayı bulmakta zorlanmadığını anlatan Yumaklı, 11 ili etkileyen asrın felaketi olarak nitelendirilen depremde de ülkede herhangi bir şekilde gıda eksikliğinin hissedilmediğini kaydetti. Yumaklı, bu deneyimlerin sektörün güçlü bir altyapıya sahip olduğunu gösterdiğini bildirdi.

Kayıtlı olmayan seralar için düzenleme

Tarım sektörünü tarımsal, kırsal kalkınma hibe destekleriyle, uygun faizli finansman seçenekleriyle, TARSİM’le, Ar-Ge çalışmalarıyla, yapısal reformlarla, ürün alım politikalarıyla hep desteklediklerini anlatan Yumaklı, “Bugün toplamda 137 milyon tonluk bitkisel üretime ulaştık. Son 21 yıldaki gelişim yüzde 40.” dedi.

Bu artışta, çiftçilerin, mühendislerin, akademisyenlerin, müteşebbislerin, STK’lerin, büyük tarım ailesinin alın teri ve emeği bulunduğunu dile getiren Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu başarı, sadece ülke literatürümüze giren bir başarı değil. Bugün Türkiye, tarımsal hasıla bakımından Avrupa’da birinci sırada, dünyada ise ilk 10 ülke arasında yer alıyor. Bu başarının tesadüfü yok. Ülkemizin, bitkisel üretiminde rekorlar kırmasını sağlayan yöntemlerden birisi de elbette seracılık. Son 21 yılda seracılık yüzde 123 büyüyerek piyasaya 9,4 milyon tonluk sebze ve meyve arz ediyor. Örtü altı üretim alanları olarak Avrupa’da 2. sırada, dünyada ise 4. sıradayız. Bugünkü konu başlıklarından bir tanesi de hem bu alanların hem de üretim miktarının artırılmasına yönelik olacak. Ülkemizdeki seracılık üretim alanlarının yüzde 92’si Hatay’dan, İzmir’e kadar olan sahil şeridimizde. 61 binden fazla üreticimiz var, 485 bin dekar kayıtlı alanda üretim yapıyorlar. Kayıt altında olmayan yüzde 40 alan var, bunu kayıt altına almaya çalışıyoruz. Çünkü analiz edemediğiniz, bilmediğiniz bir şeyi ölçemezsiniz. Yüzde 40, az bir rakam değil. Bunun üzerinde durmaya devam edeceğiz.”

Sera üreticilerini birçok alanda destekleyerek sektörün gelişmesine önemli katkılar sağladıklarını aktaran Yumaklı, bu kapsamda kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesinin, IPARD uygulamalarının ve Ziraat Bankası ile Tarım Kredi Kooperatiflerince yatırım ve işletme kredisi kullanımlarında faiz indiriminin devam edeceğini belirtti.

Mevzuatları, seracılığın teşvik edilmesi için revize ettiklerini dile getiren Yumaklı, bakanlık olarak sadece mevzuat değişikliği yapmadıklarını, sektöre yatırım yapan, üreten herkesi desteklediklerini, her zaman üreticinin yanında yer aldıklarını söyledi.

Bakan Yumaklı, Türkiye’nin jeotermal enerji kaynağı bakımından da dünyada 7’nci, Avrupa’da ise birinci sırada yer aldığını söyledi.

Dünyanın en büyük OTB’si Balıkesir’e kuruluyor

Tarımdaki potansiyeli en verimli şekilde kullanmak için Organize Tarım Bölgeleri’ne (OTB) yönelik çalışmalara da hız verdiklerini anlatan Yumaklı, Aydın ve Denizli’deki OTB’lerde üretimin başladığını bildirdi.

12 OTB’nin yatırım aşamasında olduğunu belirten Yumaklı, Balıkesir Gönen’de dünyanın en büyük OTB’sinin kurulması için çalıştıklarını kaydetti.

Üretimin, alanların verimli kullanılarak ve teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanılarak artırılabileceğini dile getiren Yumaklı, dünyanın önemli örtü altı üretim yapan ülkelerinden biri olarak önemli ve güçlü bir altyapıya, insan gücüne sahip olduklarını kaydetti.

Bakan Yumaklı, çalıştayın başarılı geçmesini temenni etti.

Sera yatırımları, Türkiye’deki ve dünyadaki üretim metotları, arazi koşulları ve mevzuat alanlarına ilişkin oturumların yapılacağı çalıştay, yarın sona erecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ortu-alti-tarim-alanlarinda-avrupada-ikinci-dunyada-dorduncu-sirada/feed/ 0
Türkiye, Milli Uzay Programı ile İlk Astronotunu Uzaya Gönderiyor https://www.haber60.com.tr/turkiye-milli-uzay-programi-ile-ilk-astronotunu-uzaya-gonderiyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-milli-uzay-programi-ile-ilk-astronotunu-uzaya-gonderiyor/#respond Thu, 18 Jan 2024 08:36:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3985

SANAYİ ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Gelecekte yerli uzay aracımızla insansız ay misyonunu da gerçekleştireceğiz. Milli roket sistemlerimizle uzaya erişim kabiliyetimizi artıracak, kendimize ait bir uzay limanı kuracağız. Konumlama ve zamanlama sistemi oluşturan uydu takımlarını yerli üreteceğiz” dedi.

Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğuna ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Kacır, “Millet olmak, acıda ve kederde olduğu gibi, sevinçte, heyecanda ve gururda da bir ve beraber olabilmektir. Türkiye, Milli Uzay Programı ile bir ilki daha gerçekleştiriyor. İlk kez bir Türk vatandaşımız Uzay Bilim Misyonunu gerçekleştirmek üzere uzay yolculuğuna çıkıyor. İlk Türk Astronotumuz Alper Gezeravcı Uluslararası Uzay İstasyonunda 14 gün boyunca yürüteceği Bilim Misyonu kapsamında, uzay görevleri için mikroalg yaşam destek ünitelerinden mikro yer çekiminin insan solunum sistemine etkilerine, yeni nesil alaşımlar geliştirmeden mikro yer çekiminde bitkilerde gen düzenleme verimliliğine, Türk Bilim İnsanları tarafından hazırlanan 13 bilimsel deney gerçekleştirecek. Bu misyonun amaçları; Türk bilim insanlarına dünyadaki mevcut çalışmaların ötesine geçen araştırma imkanları sunmak, gelecekte devam edecek insanlı uzay araştırmaları ve keşifleri için tecrübe kazanmak, 0-21 yaş arasındaki 27 milyon çocuk ve gencimi başta olmak üzere toplum için ilham kaynağı olmak, bilimi, Ar-Ge’yi, inovasyonu, teknolojiyi milletçe daha fazla sahiplenmemizi sağlamak” dedi.

‘SADECE 3 ÜLKENİN İNSANLI UZAY GÖREVLERİ GERÇEKLEŞTİRME YETENEĞİ VAR’

Bu misyonda Türk astronotun yalnız olmayacağını, İtalya’dan ve Avrupa Uzay Ajansı aracılığıyla İsveç’ten astronotların da aynı uzay aracıyla yolculukta olacağını söyleyen Kacır, “Bugüne dek 40’tan fazla milletten astronotlar uzay yolculuklarına katılmış. Biz, yıllık bilimsel yayın sayısı 20 yılda 9 bin 5’ten 48 bin 619’a yükselen bilim ve araştırma ekosistemimiz için bu bilim misyonunu gerçekleştirmenin çok anlamlı ve doğru olduğuna inanıyoruz. Biliyoruz ki yetkin bilim insanlarımız ülkemizde en ileri araştırma imkanına sahip olduklarında çok daha büyük işlere imza atacaklardır. Belki bazılarımız, bu misyonun neden kendi roketimizle kendimize ait ya da ortağı olduğumuz bir uzay istasyonuna yapılmadığını sorgulayabilirler. Bugüne dek, 40’tan fazla milletten 600’e yakın astronot uzaya gitmişken, sadece 3 ülkenin insanlı uzay görevleri gerçekleştirme yeteneği var. Kendi uydularını uzaya gönderme kabiliyetine sahip pek çok ülkenin dahi insanlı uzay görevleri gerçekleştirme kapasiteleri henüz yok. Uluslararası Uzay İstasyonu 1998’de 15 ülke ve 5 uzay ajansı tarafından kurulurken Türkiye, bu istasyonun paydaşı olmamış, zaten o tarihte maalesef bir uzay ajansımız da yokmuş. Bu, bizim bu yarışta olmayacağımız anlamına elbette gelmez. Bir yandan roket teknolojisinde Roketsan, Delta-V, TÜBİTAK SAGE gibi kurumlarımızla çalışmalarımızı yürütürken, bir yandan da insanlı uzay görevlerine tıpkı pek çok ülkenin yaptığı gibi başlamak, yapmamız gereken işlerden biri” ifadelerini kullandı.

‘BU, TÜRK MİLLETİNİN ORTAK KAZANIMIDIR’

2000’li yıllara gelinceye dek Türkiye’de uzay araştırmalarının çok kısıtlı düzeyde olduğunu belirten Kacır, şunları söyledi:

“Son 22 yılda görüntüleme uydularımız Rasat, Göktürk ve İmece’yi yerli ürettik. İlk milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’yı bu yıl uzaya göndermeye hazırlanıyoruz. Sıvı yakıtlı ve hibrit yakıtlı roket teknolojileriyle uzaya erişim kabiliyeti kazandık. Uzay bilimi ve teknolojilerine yönelik geliştireceğimiz yeni projeler, ülkemize hem stratejik hem ekonomik getiriler kazandıracak. Gelecekte yerli uzay aracımızla insansız ay misyonunu da gerçekleştireceğiz. Milli roket sistemlerimizle uzaya erişim kabiliyetimizi artıracak, kendimize ait bir uzay limanı kuracağız. Konumlama ve zamanlama sistemi oluşturan uydu takımlarını yerli üreteceğiz. Kalkınma yarışında asla yeniden geri düşmeyecek, Milli Teknoloji Hamlesi’ni gerçekleştirmekten vazgeçmeyeceğiz ve şimdi insanlı uzay araştırmalarına başlıyoruz. Bu, Türk milletinin ortak kazanımıdır. İşte o nedenle; gurur duy Türkiye.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-milli-uzay-programi-ile-ilk-astronotunu-uzaya-gonderiyor/feed/ 0
Türkiye sigara kullanımında dünya birincisi https://www.haber60.com.tr/turkiye-sigara-kullaniminda-dunya-birincisi/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-sigara-kullaniminda-dunya-birincisi/#respond Thu, 18 Jan 2024 08:18:47 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3972 Türkiye, kişi başına düşen ortalama günlük sigara tüketim adedi sayısında dünya birincisi olduğu belirtildi. Sigarayı bırakmak isteyenlerin yöneldiği elektronik sigaraların da en az sigara kadar zararlı olduğunu belirten uzmanlar, bazı kesimlerce sigaraya göre masum gösterilmek istenen elektronik sigaraların ‘ağır solunum yetmezliği ile akciğer hasarına yol açtığı’ belirtildi.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ ACİL EYLEM ÇAĞRISI YAPTI

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), toplum sağlığına yönelik zararları en aza indirmek amacıyla elektronik sigara kullanımının kontrol altına alınması için acil eylem çağrısında bulundu. Sigaradan daha az zararlı olarak kabul edilen ve kullanımı gittikçe yaygınlaşan elektronik sigaranın içeriğindeki kimyasalların en az sigara dumanında bulunanlar kadar zararlı olduğunu söyleyen uzmanlar sigarayı bırakmak için farklı yöntemler denemek yerine kararlı olmak gerektiğini belirttiler.

TÜRKİYE’DE SAYI 15 MİLYONDAN FAZLA

Dünya genelinde 2 milyar insanın sigara ve diğer tütün ürünlerinin bağımlısı olduğunu belirten uzmanlar 2018-2023 Tütün Kontrolü Planı’na göre Türkiye’de sigara içenlerin sayısının 15 milyondan fazla olduğunu belirtti. Türkiye’de 15 yaş ve üzeri toplam nüfusta her 4 kişiden en az 1’inin sigara kullandığı belirtilen açıklamada; bu orana göre yaklaşık 20 milyona yakın kişinin düzenli sigara içicisi olduğu açıklandı.

AVRUPA ÜLKELERİ ARASINDA 2. SIRADAYIZ

Avrupa Birliği (AB) İstatistik Ofisi raporuna göre Avrupa ülkelerinde en fazla sigara içilen ülke yüzde 29 ile Bulgaristan olurken 2. sırada yüzde 27,3 ile Türkiye geliyor. Araştırmada AB ülkelerinde sigara kullanma ortalamasının ise yüzde 18.4 olduğu açıklandı. Sigara bağımlılarının büyük bir bölümünün sigara içmeyi çocukluk ve ergenlik döneminde denedikleri belirtilirken sigara bağımlılarının yüzde 70’inin düzenli sigara içmeye 18 yaş civarında başladığını ve düzenli sigara içmeye başlayanların da birkaç yıl içinde günlük sigara içimini önemli oranda artırdıkları kaydedildi.Yapılan araştırmalarda Türkiye’de, kişi başına düşen ortalama günlük sigara tüketim adedi sayısında 17,1 ile dünya birincisi olduğu belirtildi. Bu rakamın Yunanistan’da 15.7, İsrail’de, 15.5 ile Japonya ve Avusturya’da 15.4 adet olduğu açıklandı.

“TÜKETİCİYİ ÖLDÜREN VE SATIŞI YASAL OLAN TEK ÜRÜN”

Yapılan açıklamada “Üreticinin önerdiği şekilde kullanıldığında tüketiciyi öldüren ve satışı yasal olan tek ürün tütün. Gelişmiş ülkelerin çok uluslu tütün şirketleri tütün satarak insanları hastalandırıyor ve sonra bu hastalıkların ilaçlarını satarak kazançlarını katlayarak artırıyorlar. Dolayısıyla tütün sektörü kelimenin tam anlamıyla bir sömürü düzeni oluşturmaktadır. Bu firmalar savaşlardan çok daha fazla insanı öldürerek bir ölüm makinası gibi çalışıyorlar” ifadelerine yer verildi.

PASİF İÇİCİLİKTEN EN ÇOK ÇOCUKLAR ETKİLENİYOR

Yayınlanan raporlarda pasif içiciliğin sağlık üzerindeki zararlarının kesin olarak kanıtlandığı da belirtilirken ‘Pasif içicilikten’ en çok çocukların etkilendiği belirtildi. Açıklamada ayrıca sigarayı bırakmak isteyenlerin öncelikle kararlı olması gerektiği, sigaradan daha az zararlı olarak kabul edilen ve kullanımı gittikçe yaygınlaşan elektronik sigaranın içeriğindeki kimyasalların en az sigara dumanında bulunanlar kadar zararlı olduğu kaydedildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-sigara-kullaniminda-dunya-birincisi/feed/ 0
İran’ın Pakistan’daki saldırıları bölgedeki çatışma endişelerini artırıyor https://www.haber60.com.tr/iranin-pakistandaki-saldirilari-bolgedeki-catisma-endiselerini-artiriyor/ https://www.haber60.com.tr/iranin-pakistandaki-saldirilari-bolgedeki-catisma-endiselerini-artiriyor/#respond Thu, 18 Jan 2024 02:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3918 İran’ın Pakistan’da gerçekleştirdiği ve Ceyş el Adl isimli militan grubu hedef aldığı son saldırıları, Orta Doğu’daki çatışmanın bölge dışına taşacağı yönündeki endişeleri arttırdı.

Pakistan hükümeti saldırıda iki çocuğun öldüğünü ve üç kişinin de yaralandığını .

Füze saldırılarının “kabul edilemez” olduğunu söyleyen İslamabad hükümeti saldırılara misilleme yapılacağı uyarısında bulundu.

İran, Pakistan’la sınırında faaliyet gösteren Sünni militan grup Ceyş el Adl’ın ABD ve İsrail tarafından desteklendiğini iddia ediyor. Grup geçmişte İran güvenlik güçlerine yönelik bazı saldırıların sorumluluğunu üstlenmişti.

Birçok siyasi analist, sert eleştirilerine rağmen İslamabad yönetiminin, risklerin yüksek olduğunu anladığını ve kısasa kısas bir hareketten kaçınacağını söylüyor.

Ceyş el Adl: ‘Adalet Ordusu’

Ceyş el Adl ya da “Adalet ve Eşitlik Ordusu” İran hükümetine muhalif silahlı bir militan grup. Örgüt kendisini İran’ın Sistan-Beluçistan eyaletinde “Sünni haklarının savunucusu” olarak tanımlıyor.

İran, daha önce Cundullah (Allah’ın Askerleri) olarak bilinen militan grubun lideri Abdülmalik Rigi’yi 2009 yılında İran güvenlik güçlerini bombalamak ve İngiltere ile ABD’nin ajanı olmak suçlamalarıyla tutukladı. Rigi 2010’da da asılarak idam edildi.

O dönemde İran’da görev yapan eski bir Pakistanlı diplomat olan Muhammed Abbasi, Pakistan’ın Rigi’nin tutuklanmasında önemli bir rol oynadığını söyledi.

ABD istihbaratına göre Ceyş el Adl’in birçok patlama ve saldırıya karışmış durumda. 2005 yılında İran’da eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’a düzenlenen saldırı da bunlardan birisi.

Ceyş el Adl tarafından üstlenilen operasyonlar genelde Sistan-Beluçistan eyaletinde gerçekleştirildi.

İran neden Pakistan’ı vurdu?

İran Devrim Muhafızları, önce Irak ve Suriye’deki hedeflere saldırdı. Bir gün sonra da Pakistan’daki hedeflere balistik füzeler fırlattı.

Eski bir bakan ve dış politika uzmanı olan Müşahid Hüseyin Sayed, bu hamlenin Pakistan için bir sürpriz olduğunu söyledi.

Eski bakan, “Şahsi kanaatimce, bu onların derin devletinin – İran Devrim Muhafızları’nın – gizli operasyonu gibi duruyor ve daha geniş bir bakış açısını gerektiriyor” dedi.

Sayed, saldırının ikili anlaşmaların ve uluslararası protokollerin ihlali olduğunu belirtti ve “Gazze’de bir soykırım yaşandığını” hatırlatarak, böylesi bir dönemde İslami birlik ruhunun baltalandığını savundu.

Öfkesini İsrail’e yöneltmek yerine Tahran’ın 24 saat içinde üç Müslüman ülkeyi vurduğunu söyleyen Sayed şöyle devam etti:

“Böylesi bir ikiyüzlülük ve çifte standart güçlü bir kınamayı hak ediyor.”

Pakistan-İran gerilimleri

Tarihsel olarak Pakistan-İran ilişkileri inişli çıkışlı bir seyir sergiledi.

İran, 1947 yılında Pakistan’ın bağımsızlığını tanıyan ve İslamabad yönetiminin yurtdışındaki ilk büyükelçiliğine ev sahipliği yapan ilk ülkeydi. Her iki ülke de Soğuk Savaş sırasında işbirliği yapmış ve jeopolitik olarak geniş ölçüde aynı çizgide yer almıştı.

Pakistan ve Hindistan arasında Ağustos-Eylül 1965 arasında yaşanan 1965 Hint-Pakistan Savaşı sırasında Tahran İslamabad’ı destekledi.

Ancak 1979’daki İran Devrimi ve Suudi Arabistan’dan ilham alan Vahabi İslamcılığın Pakistan’daki artan etkisi (Afganistan’daki çatışmaların da etkisiyle) İran ve Pakistan arasındaki güvensizliğin artmasına neden oldu.

İran 1990’larda Pakistan’da mezhepçiliği ve Şii vekilleri teşvik etmekle suçlandı. Tahran da İslamabad’ın Kabil merkezli Taliban hükümetine verdiği destekle ilgili rahatsızdı.

İran’ın Hindistan ile artan işbirliği ve Pakistan’ın ABD ile yürüttüğü stratejik ittifakı, iki ülkenin arasının daha da açılmasına neden oldu.

2018 yılında İran, Hindistan ile İran’ın Çabahar limanının bir bölümünün kontrolünü Yeni Delhi yönetimine devretmek üzere bir anlaşma imzaladığında İslamabad bu durumla ilgili şüpheci bir yaklaşım sergiledi.

Bu gelişme Pakistan’da Hindistan ve İran’ın, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun önemi noktası Gwadar limanının stratejik önemini azaltmaya yönelik karşı hamleleri olarak yorumlandı.

Tüm bunlara rağmen iki ülke hiçbir zaman büyük bir anlaşmazlığa düşmedi. Ancak ikili ilişkilerinin potansiyelini de tam olarak kullanamadılar.

İslamabad Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nde araştırma görevlisi Arhama Siddiqa’ya göre iki ülke arasındaki ilişkiler 2021’den bu yana olumlu bir seyir izliyor.

Yine de Pakistan son gelişmeleri ihtiyatlı bir biçimde izliyor.

BBC’ye konuşan Arhama, “Pakistan toprak bütünlüğünden ödün veremez ama aynı zamanda başka bir cephe açmak da istemiyor. Hindistan ve Afganistan ile ilişkiler sorunlu. İslamabad başka bir komşusunun iyi niyetini kaybetmeyi göze alamaz” diyor.

Savunma analisti Ikram Sehgal BBC’ye yaptığı değerlendirmede Pakistan’ın İran’la makul ilişkiler kurabildiğini söyledi.

Pakistan’ın “Suudi kampının” bir parçası olmayı reddettiği zamanlar oldu. Özellikle de 2015’te Suudi liderliğindeki Sünni koalisyon Yemen’deki iç savaşa müdahale ettiğinde Pakistan bunun bir parçası olmayı reddetti.

Pakistan, ülke içindeki Sünni ve Şii nüfus arasında yeni fay hatları yaratabileceğini düşündüğü mezhepsel bir bölgesel çatışmaya katılmanın tehlikesini gördü.

Ancak İran ve Suudi Arabistan arasındaki son yakınlaşma bu tür baskıları azalttı.

Sehgal, İran’ın da başka bölgesel çatışmalara dahil olurken komşusuyla yeni bir çatışma başlatamayacağını anladığına inanıyor. Ülke ayrıca ABD yaptırımları altında zorluklar yaşıyor.

Pakistan’ın militan gruplara karşı harekete geçmesi ve topraklarının başka ülkelere saldırmak için kullanılmasına izin vermemesi gerektiğini savunan Sehgal, şunları diyor:

“İran da bu tür yıkıcı eylemlerden kaçınmalı. İletişim ve koordinasyon içinde olmalılar. Aksi takdirde bu tür hamleler bölgeyi, halkının göze alamayacağı başka bir savaşın eşiğine getirme potansiyeline sahip.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranin-pakistandaki-saldirilari-bolgedeki-catisma-endiselerini-artiriyor/feed/ 0
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: Emekliler 2024 yılını unutmayacak https://www.haber60.com.tr/deva-partisi-genel-baskani-ali-babacan-emekliler-2024-yilini-unutmayacak/ https://www.haber60.com.tr/deva-partisi-genel-baskani-ali-babacan-emekliler-2024-yilini-unutmayacak/#respond Wed, 17 Jan 2024 14:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3747 DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Dün akşam kabine toplantısından sonra Sayın Erdoğan Türkiye’nin beklediği müjdeyi verdi. ‘2024 yılı emeklilerimizin yılı olacak’ dedi. Gerçekten emeklilerimiz 2024 yılını hiç unutmayacak. 2024 yılı gelmiş geçmiş en zor hayat şartlarının olacağı, emeklilerimizin barınma, gıda ihtiyaçlarının karşılanamayacağı bir yıl olacak? dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İzmir’in Tire, Karabağlar, Çiğli ve Menemen ilçelerindeki seçim koordinasyon merkezlerinin açılışını gerçekleştirmek amacıyla İzmir’e geldi. Karabağlar’da gerçekleştirilen açılışta yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, “Muhalefetle de aynı masaya oturduk kalktık ya pek çok partinin de içini biraz anladık ya seçimden sonra muhalefet partilerinin çoğunda yaşanılanları gördük ya ‘İyi ki DEVA’yı kurmuşuz’ diyoruz. Eğer bugün Türkiye’de DEVA Partisi kurulmamış olsaydı, hemen kolları sıvar, partiyi sıfırdan kurardık. Türkiye’nin her alanda çözümlerini ansiklopedi halinde çıkaran bir parti gösterin. Sağlıktan eğitime, güvenlikten adalete kadar her şey var. Yerel yönetimler, belediyecilik eylem planlarını 2 sene önce yayınladık. 2 senedir nokta koyamadılar. Tek bir eleştiri gelmedi. Biz temiz yönetiriz. DEVA Partisi’nin Etik Kurallar Bildirisi var. Daha önce hiçbir parti böyle bir şey yapmamış. Bizim adaylarımız belediye başkanı olduklarında bu ahlaki kurallar çerçevesinde yöneteceklerine dair bu bildiriyi imzalıyor. Belediye denilince gözlerde dolar işaretleri oluşuyor. Belediye denilince akla rant kelimesi geliyor. Oysa bizim için belediyecilik demek, hizmet demek. Belediyecilik demek, bu ülkenin kaynaklarını adil bir şekilde ülke için kullanmak demek” ifadelerini kullandı.

‘ÜLKEMİZ SIKINTILI GÜNLERDEN GEÇİYOR’

Şehit haberlerine dikkati çeken Babacan, “Ülkemiz sıkıntılı günlerden geçiyor. Geçtiğimiz hafta Irak’ın kuzeyinde kaybettiğimiz şehitlerimizi rahmetle anmak istiyorum. Ailelerine sabır diliyorum. Milletçe başımız sağ olsun. 40 yılı aşkın bir süredir terör hadiseleri bizleri çok yoruyor, üzüyor. Biz, bu haberlere alışmayacağız. Biz, bu sorunu çözmek için sorunun kök sebeplerine inip, terör sorununu ortadan kaldırmanın büyük bir çabası, gayreti içinde olacağız. Bunun sadece askeri güçle çözülemeyeceğini biliyoruz. Silahlı bir örgüt varsa, silahlı gücünüz olması gerekiyor ama çözüm için çok daha geniş bir çerçevede çalışma gerektiğini bilmemiz lazım. Ülkeler arası siyasi diyaloğun ve diplomasinin iyi çalışması lazım. İşin kök sebeplerine inmek lazım” dedi.

‘YOKSULLUK ŞU ANDA ÇOK YAYGIN VE ÇOK DERİNLEŞİYOR’

Emekli maaşlarının zam oranlarına da değinen Babacan, “Dün akşam kabine toplantısından sonra Sayın Erdoğan Türkiye’nin beklediği müjdeyi verdi. ‘2024 yılı emeklilerimizin yılı olacak’ dedi. Gerçekten emeklilerimiz 2024 yılını hiç unutmayacak. 2024 yılı gelmiş geçmiş en zor hayat şartlarının olacağı, emeklilerimizin barınma, gıda ihtiyaçlarının karşılanamayacağı bir yıl olacak. ‘Ben ekonomistim’ diyor. Arkadaş hesap kitap bilmiyor musun? TÜİK’in açıkladığı enflasyon yüzde 65 değil mi? Bağımsız araştırmalar yüzde 127 diyor. ‘Müjde’ diye açıklanan emekli maaş zammı ne kadar? Memur emeklisiysen yüzde 49. Yüzde 49 mu büyük, yüzde 65 mi? Demek ki memur emeklisi enflasyonun altında zam almış. ‘İşçi ve BAĞ-KUR emeklisine büyük müjde’ deniyor. ‘Yüzde 37 yerine yüzde 42 arttırıyorum’ dedi. TÜİK bile yüzde 65 enflasyon açıklarken yüzde 42 emekli zammını müjde diye verdi. En düşük emekli maaşı alan vatandaşlarımız var ya zam oranı yüzde 33’e geliyor. Maaşlarının sadece ve sadece yüzde 33 arttığını hiç unutmayacaklar. Bu ülkede başta emeklilerimiz olmak üzere asgari ücretle geçinmek zorunda olan, TL ile maaş alan herkes fakirleşmiş durumda. Yoksulluk şu anda çok yaygın ve çok derinleşiyor” diye konuştu.

‘SADECE ÜZÜLÜP OTURMA LÜKSÜMÜZ YOK’

Hukuk ve adalet olmayınca ekonominin olmayacağını söyleyen Babacan, “Sürekli bunu söylüyoruz. Sen her gün Anayasa’yı çiğnersen, ‘Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararlara uymuyorum’ dersen, o zaman bu ülkede ekonomi düzelmez. Adalet, aynı zamanda sosyal adalet. Adalet, aynı zamanda fırsat eşitliği. Gerçekten üzülüyoruz ve çok da kızıyoruz. Bizim sadece üzülüp oturma gibi bir lüksümüz yok. Zamanında devlet yönetmiş, zamanında bu ülkenin en iyi döneminde sorumluluklar almış insanlar olarak çaba göstermemiz gerekiyor. Bu ülkeyi düştüğü durumdan kurtarmak için yoğun bir çalışma ve gayret içinde olmamız gerekiyor. Bu bizim hem ahlaki hem vicdani sorumluluğumuz. Onun için DEVA Partisi’ni kurduk. İyi ki de kurmuşuz” diye konuştu. (DHA)

Görüntü Geçiliyor

Haber: Hande NAYMAN Kamera: Gökhan KILIÇ/ İZMİR, (DHA)

]]>
https://www.haber60.com.tr/deva-partisi-genel-baskani-ali-babacan-emekliler-2024-yilini-unutmayacak/feed/ 0
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: Emeklilerimiz 2024 yılını hiç unutmayacak https://www.haber60.com.tr/deva-partisi-genel-baskani-ali-babacan-emeklilerimiz-2024-yilini-hic-unutmayacak/ https://www.haber60.com.tr/deva-partisi-genel-baskani-ali-babacan-emeklilerimiz-2024-yilini-hic-unutmayacak/#respond Wed, 17 Jan 2024 13:42:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3720

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Dün akşam kabine toplantısından sonra Sayın Erdoğan Türkiye’nin beklediği müjdeyi verdi. ‘2024 yılı emeklilerimizin yılı olacak’ dedi. Gerçekten emeklilerimiz 2024 yılını hiç unutmayacak. 2024 yılı gelmiş geçmiş en zor hayat şartlarının olacağı, emeklilerimizin barınma, gıda ihtiyaçlarının karşılanamayacağı bir yıl olacak” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İzmir’in Tire, Karabağlar, Çiğli ve Menemen ilçelerindeki seçim koordinasyon merkezlerinin açılışını gerçekleştirmek amacıyla İzmir’e geldi. Karabağlar’da gerçekleştirilen açılışta yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, “Muhalefetle de aynı masaya oturduk kalktık ya pek çok partinin de içini biraz anladık ya seçimden sonra muhalefet partilerinin çoğunda yaşanılanları gördük ya ‘İyi ki DEVA’yı kurmuşuz’ diyoruz. Eğer bugün Türkiye’de DEVA Partisi kurulmamış olsaydı, hemen kolları sıvar, partiyi sıfırdan kurardık. Türkiye’nin her alanda çözümlerini ansiklopedi halinde çıkaran bir parti gösterin. Sağlıktan eğitime, güvenlikten adalete kadar her şey var. Yerel yönetimler, belediyecilik eylem planlarını 2 sene önce yayınladık. 2 senedir nokta koyamadılar. Tek bir eleştiri gelmedi. Biz temiz yönetiriz. DEVA Partisi’nin Etik Kurallar Bildirisi var. Daha önce hiçbir parti böyle bir şey yapmamış. Bizim adaylarımız belediye başkanı olduklarında bu ahlaki kurallar çerçevesinde yöneteceklerine dair bu bildiriyi imzalıyor. Belediye denilince gözlerde dolar işaretleri oluşuyor. Belediye denilince akla rant kelimesi geliyor. Oysa bizim için belediyecilik demek, hizmet demek. Belediyecilik demek, bu ülkenin kaynaklarını adil bir şekilde ülke için kullanmak demek” ifadelerini kullandı.

‘ÜLKEMİZ SIKINTILI GÜNLERDEN GEÇİYOR’

Şehit haberlerine dikkati çeken Babacan, “Ülkemiz sıkıntılı günlerden geçiyor. Geçtiğimiz hafta Irak’ın kuzeyinde kaybettiğimiz şehitlerimizi rahmetle anmak istiyorum. Ailelerine sabır diliyorum. Milletçe başımız sağ olsun. 40 yılı aşkın bir süredir terör hadiseleri bizleri çok yoruyor, üzüyor. Biz, bu haberlere alışmayacağız. Biz, bu sorunu çözmek için sorunun kök sebeplerine inip, terör sorununu ortadan kaldırmanın büyük bir çabası, gayreti içinde olacağız. Bunun sadece askeri güçle çözülemeyeceğini biliyoruz. Silahlı bir örgüt varsa, silahlı gücünüz olması gerekiyor ama çözüm için çok daha geniş bir çerçevede çalışma gerektiğini bilmemiz lazım. Ülkeler arası siyasi diyaloğun ve diplomasinin iyi çalışması lazım. İşin kök sebeplerine inmek lazım” dedi.

‘YOKSULLUK ŞU ANDA ÇOK YAYGIN VE ÇOK DERİNLEŞİYOR’

Emekli maaşlarının zam oranlarına da değinen Babacan, “Dün akşam kabine toplantısından sonra Sayın Erdoğan Türkiye’nin beklediği müjdeyi verdi. ‘2024 yılı emeklilerimizin yılı olacak’ dedi. Gerçekten emeklilerimiz 2024 yılını hiç unutmayacak. 2024 yılı gelmiş geçmiş en zor hayat şartlarının olacağı, emeklilerimizin barınma, gıda ihtiyaçlarının karşılanamayacağı bir yıl olacak. ‘Ben ekonomistim’ diyor. Arkadaş hesap kitap bilmiyor musun? TÜİK’in açıkladığı enflasyon yüzde 65 değil mi? Bağımsız araştırmalar yüzde 127 diyor. ‘Müjde’ diye açıklanan emekli maaş zammı ne kadar? Memur emeklisiysen yüzde 49. Yüzde 49 mu büyük, yüzde 65 mi? Demek ki memur emeklisi enflasyonun altında zam almış. ‘İşçi ve BAĞ-KUR emeklisine büyük müjde’ deniyor. ‘Yüzde 37 yerine yüzde 42 arttırıyorum’ dedi. TÜİK bile yüzde 65 enflasyon açıklarken yüzde 42 emekli zammını müjde diye verdi. En düşük emekli maaşı alan vatandaşlarımız var ya zam oranı yüzde 33’e geliyor. Maaşlarının sadece ve sadece yüzde 33 arttığını hiç unutmayacaklar. Bu ülkede başta emeklilerimiz olmak üzere asgari ücretle geçinmek zorunda olan, TL ile maaş alan herkes fakirleşmiş durumda. Yoksulluk şu anda çok yaygın ve çok derinleşiyor” diye konuştu.

‘SADECE ÜZÜLÜP OTURMA LÜKSÜMÜZ YOK’

Hukuk ve adalet olmayınca ekonominin olmayacağını söyleyen Babacan, “Sürekli bunu söylüyoruz. Sen her gün Anayasa’yı çiğnersen, ‘Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararlara uymuyorum’ dersen, o zaman bu ülkede ekonomi düzelmez. Adalet, aynı zamanda sosyal adalet. Adalet, aynı zamanda fırsat eşitliği. Gerçekten üzülüyoruz ve çok da kızıyoruz. Bizim sadece üzülüp oturma gibi bir lüksümüz yok. Zamanında devlet yönetmiş, zamanında bu ülkenin en iyi döneminde sorumluluklar almış insanlar olarak çaba göstermemiz gerekiyor. Bu ülkeyi düştüğü durumdan kurtarmak için yoğun bir çalışma ve gayret içinde olmamız gerekiyor. Bu bizim hem ahlaki hem vicdani sorumluluğumuz. Onun için DEVA Partisi’ni kurduk. İyi ki de kurmuşuz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/deva-partisi-genel-baskani-ali-babacan-emeklilerimiz-2024-yilini-hic-unutmayacak/feed/ 0
Bosna Hersek Devlet Başkanı Türkiye ile Dostluğun Değerini Vurguladı https://www.haber60.com.tr/bosna-hersek-devlet-baskani-turkiye-ile-dostlugun-degerini-vurguladi/ https://www.haber60.com.tr/bosna-hersek-devlet-baskani-turkiye-ile-dostlugun-degerini-vurguladi/#respond Tue, 16 Jan 2024 08:54:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3649 Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Zeljko Komsic, ülkesi için Türkiye ile dostluğun değerli olduğunu söyledi.

Komsic, Bosna Hersek ve Türkiye ilişkilerini, Bosna Hersek’in Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecini ve gündemlerindeki konuları AA muhabirine değerlendirdi.

Türkiye’nin oldukça önemli bir ülke olduğuna dikkati çeken Komsic, “Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetiminde önemli ölçüde büyüyen bir ülke. Bunu da ancak kötü niyetli olanlar durdurabilir. Türkiye’nin kilit bir jeopolitik oyuncu haline geldiği çıplak gözle görünür bir gerçek.” dedi.

Komsic, Türkiye’nin jeopolitik bir güç haline de geldiğini vurgulayarak, “Bizim için değerli olan Türkiye’nin dostluğu. Bunu daha çok geliştirmeliyiz. Türkiye, zararına olsa bile Bosna Hersek’in bazı somut adımlarını destekliyor. Bosna Hersek’te herkesin dostça karşıladığı yabancı bir ülkenin olması inanılmaz. Siyasi görüşü ne olursa olsun her yetkili ‘Türkiye kardeş ülkedir.’ diyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye ile ilişkilerimizi geliştirmeli ve güçlendirmeliyiz”

Bosna Hersek’te her kesimin Türkiye ile işbirliğine açık olduğunu belirten Komsic, “Türkiye ile ilişkilerimizi geliştirmeli ve güçlendirmeliyiz. Yönetimde olacağım 3 yıl boyunca Türkiye ile ilişkilerin daha da güçlenmesi için çalışacağımı temin ederim.” görüşünü aktardı.

Komsic, Türkiye’nin, siyasi anlamda her zaman Bosna Hersek’in yanında olduğunu ifade ederek, “NATO üyeliği söz konusu olduğunda da Türkiye, en büyük destekçimiz. Ne zaman yardım isterseniz, her zaman orada. Önümüzdeki dönemde özellikle savunma ve özel sektör alanlarında işbirliğimizin güçlenmesini çok isterim zira, Türkiye bu alanlarda oldukça ileride.” diye konuştu.

” Brüksel, Bosna Hersek ile katılım müzakerelerine sıcak bakmıyor”

Bosna Hersek’in, Mart 2024’e kadar belirli koşulları yerine getirmesi durumunda AB ile katılım müzakerelerine başlamak için yeşil ışık aldığını anımsatan Komsic, “Katılım müzakerelerine tam olarak ne zaman başlanır, bunu kimse bilmiyor. Brüksel’dekiler bile öngöremiyor.” dedi.

Brüksel’in de Bosna Hersek ile katılım müzakerelerine başlamaya sıcak bakmadığını savunan Komsic, “Avrupa, bazı sorunlarını kendi içinde halletmek istiyor ve şu anda Batı Balkanlar’ı kabul edebilecek durumda değil. Avrupa’nın kendi iç meseleleri var. AB üye ülkeleri, birbirleriyle olan ilişkileri değiştirmedikçe Bosna Hersek ve Batı Balkanlar’ın bekleme listesinde kalacağı kanaatindeyim.” yorumunu yaptı.

Komsic, ABD’nin Bosna Hersek’teki etkisini, “ABD gibi güçlü bir ülkenin dostluğunu kaybetmeyi riske edecek durumda değiliz ancak bir şeyleri yanlış yaptıklarında bunu söyleyebilecek cesaretimiz olmalı. ABD’nin, Bosna Hersek’te Hırvatistan’ın konumunu desteklemesi kabul edilebilir değil.” sözleriyle değerlendirdi.

ABD’nin, Hırvatistan’ın Bosna Hersek’teki çıkarlarını gözettiğini vurgulayan Komsic, Hırvatistan’ın da ülkesinde etkili olmak istediğini ve yalnız karar alınmasına izin vermediklerini savundu.

“Dodik, kurnazca bir oyun oynuyor”

Bosna Hersek’te 1992-1995’te yaşanan savaşı sonlandıran Dayton Barış Antlaşması ile oluşturulan ülkedeki iki entiteden biri Sırp Cumhuriyeti’nin (RS) de Sırbistan ile “ipleri tutmaya” olanak sağladığına işaret eden Komsic, RS Başkanı Milorad Dodik’in ise ayrılıkçı söylemlerini 20 yıldır devam ettirdiğini söyledi.

Komsic, ülkesinin bir “paradoks” içinde bulunduğunu aktararak, “Dodik, Dayton Barış Antlaşması’ndan vazgeçilmesini sabırsızlıkla bekliyor. Böylece, RS’nin bağımsızlık projesinin son safhasını hayata geçirebilir. Bunların hepsi siyasi anlamda depresif görünebilir zira, takibinde birçok soru geliyor.” dedi.

Dodik’in son dönemde artan ayrılıkçı söylemlerine ilişkin Komsic, “Dodik’in çatışma çıkaracak kapasitesi yok. Bunun farkında. Bizim de yok. Dodik, kurnazca bir oyun oynuyor ve işin kötüsü iyi de gidiyor. Bizi, Bosna Hersek’ten vazgeçeceğimiz bir konuma itmek istiyor. Çünkü Bosna Hersek’in ancak biz istersek yok olabileceğini biliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Bosna Hersek’te güncel durumun çok da parlak olmadığını belirten Komsic, mücadeleye devam ettiklerini vurguladı.

Komsic, yine son dönemde RS içindeki Boşnaklara yönelik saldırılar ve provokasyonların artmasına ilişkin de şunları söyledi:

“Her şeyden önce adli sürecin doğru işlemesini sağlamalıyız. Burada en saçma durum ne biliyor musunuz? Polis, ilgili saldırıların ardından gerekeni yapıyor ve sorumluları gözaltına alıyor. Ancak adli süreç başlatılmıyor. Bu ülkede bazı şeylerin rayına oturması için adli sürece ihtiyaç var.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bosna-hersek-devlet-baskani-turkiye-ile-dostlugun-degerini-vurguladi/feed/ 0
Türkiye, mermer ve traverten ihracatında zirvede https://www.haber60.com.tr/turkiye-mermer-ve-traverten-ihracatinda-zirvede/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-mermer-ve-traverten-ihracatinda-zirvede/#respond Mon, 15 Jan 2024 07:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3468 Doğal taş sektöründe iyi bir konumda olan Türkiye, mermer ve traverten ihracatında dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Blok mermer, traverten ihracatının yanı sıra katma değeri artırmak isteyen sektör, ürünleri işleyerek ihracattaki payını artırıyor.

Dünya doğal taş rezervinin yüzde 35’ine sahip Türkiye’nin madencilik sektöründe Manisa’nın Kula ilçesindeki traverten rezervi, ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Kula’daki tesislerinden çıkarılan travertenlerin büyük bölümünü doğrudan işlenmiş olarak ihraç ediliyor. Kula’daki 900 bin metrekarelik alanı kaplayan ve 300 metre derinliğe inen ocağında, 270 milyon metreküplük rezervle dünyanın en büyük traverten ocaklarından birine sahip. Ocakta, dev traverten blokları iş makinesi yardımıyla önce kaynaktan ayrılıyor. Blok taşlar daha sonra iş makinesiyle kamyonlara yükleniyor. Fabrikaya taşınan traverten bloklar daha sonra kesilerek plaka haline getiriliyor. Cilalama ve dolgulama gibi işlemlerden geçen plakalar istenilen ebatta kesilerek satışa hazır hale getiriliyor.

Blok mermer ithalatının 2,22 milyar dolar bandındaki paydan 650 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren Türkiye, yüzde 29’la birinci sırada yer alıyor. 4,66 milyar dolar işlenmiş mermer-traverten ithalatında ise Türkiye 1,31 milyar dolarlık payla Çin’in ardından ikinci sırada yer alıyor.

Yaptıkları tanıtım ve yatırım faaliyetleriyle Pazar paylarını büyüttüklerini söyleyen Cemar Mermer ve Traverten’in Genel Müdürü Yusuf Yalçın, “Gerek üretim ocağımız gerekse fabrika kısmımız kapalı alanlarımızla sektörde üçüncü nesil geldiğimiz için Yönetim Kurulu Başkanımızın üçüncü nesil bu sektörde olmasından dolayı bu bilgi birikim ve tecrübenin vermiş olduğu özgüvenle bu alanda hem Türkiye’de çok önemli bir pay sahibi olduğumuzu düşünüyorum hem istihdama, üretime, ihracata önemli ölçüde katkı yaptığımızı düşünüyoruz. Aynı zamanda son yıllarda sektörde özellikle Türkiye’nin doğal taşının tanıtımı konusunda önemli hamleler yapıyoruz. Dünya çapında hatırı sayılan Verona Fuarı ve Uluslararası İzmir Fuarında son yıllarda son yıllarda özellikle anasponsor olduk. Bu anasponsorluğun ve ihracat rakamlarının vermiş olduğu güvenle insanların bizi tercih etme oranı son yıllarda çoğaldı. Bizim 15 tane tanıtım uzmanımız var. Hem şirketimizi hem de ürünlerimizi tanıtan bu arkadaşlarımız dünyanın bütün ülkelerini dolaşarak hem ülkemizi, hem taşımızı hem de şirketimizi tanıtıyorlar” dedi.

“Üretim kapasitemizi 3,5 katına çıkaracak bir yatırım yapıyoruz”

Üretim kapasitesini arttırarak Türkiye ihracatına da önemli bir katkı sağlamayı hedeflediklerini söyleyen Yalçın, “Ocağımızın ve fabrikamızın kapalı alan büyüklüğüyle yetinmiyoruz. Her geçen gün büyüyen bir organizasyon olduğumuz için üretim kapasitemizi 3,5 katına çıkaracak bir yatırım yapıyoruz. Bu özellikle birkaç ay sonra devreye girecek. Sektördeki rolümüz de daha da fazla büyüyecek. Şu anda ortalama 400-450 civarında çalışanımız 600-700’lere çıkmış olacak. Şu anki yapmış olacağımız ciro da yükselmiş olacak. Bunun sonucunda da Türkiye’nin ihracat rakamlarında önemli bir pay sahibi olacağımızı düşünüyorum” diye konuştu.

Travertenin doğal bir taş olması nedeniyle çok tercih edildiğini söyleyen Yalçın, “İnsanoğlunun yaşadığı her alanda kullanılabilir. Doğal olması tercih sebebi oluyor. Nefes alabilen bir taş, herhangi bir katkı maddesi istemeyen bir taş. Özellikle 54 ülkeye ihracat yapıyoruz. Ama en çok Avrupa ve Amerika’da tercih ediliyor. Bunun nedeni ise doğal ve sağlıklı olması” dedi.

“Son yıllarda birinci olmamızla yetinmeyip bu aradaki makası da arttırdığımızı görüyoruz”

Son yıllarda yaptıkları yatırımlarla ihracat paylarını arttırarak makası açmak istediklerini söyleyen Yalçın, “Mermer sektöründe 2013 yılından beri açık ara Türkiye ihracat rakamlarında en çok mermer ihracatı yapılan ülkeler arasında açık ara birinci. Bu da bizi mutlu ediyor. Özellikle son yıllarda birinci olmamızla yetinmeyip bu aradaki makası da arttırdığımızı görüyoruz. Daha da fazla mutlu olmamız için biz de bu doğal taş konusunda da farkındalığın gelişimi için nasıl ki mermer sektöründe bu açık ara liderliği yakaladıysak traverten ve doğal taş sektöründe de bu liderliği yakalamak makası mermer sektöründe olduğu gibi açmak istiyoruz. Bu çerçevede biz şirket olarak üzerimize düşeni olabildiğince fazla yapmak istiyoruz. Özellikle son yıllarda bizim rakamlarımıza da yansıması, fuarda aldığımız güzel tepkilerin, fuardan sonra şirketimizle girilen diyaloglardan anladığımız kadarıyla iyi bir yolda gittiğimizi düşünüyorum. Bu üretim kapasitemizi arttırdığımız zaman telaffuz ettiğimiz rakam ve planlamaların çok daha anlamlandığını göreceğiz. Bu anlamda ülkemizle paralel bir şekilde hamlelerimize devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Travertenin Avrupa ve Amerika’da sıklıkla kullanıldığını belirten Yalçın, “Sektörün geneline baktığımız zaman Amerika, Hindistan gibi ülkelerde çok tercih edildiğini görüyoruz. Bazı ülkelerde blok talebi var, bazı ülkelerde işlenmiş talebi var. Biz bloktan çok işlenmiş taş olarak ihracat ediyoruz. Bu çerçevede başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerinin ve Amerika’nın daha fazla tercih ettiğini görüyoruz. İşlenmiş olması da metrekarede daha fazla fiyatı yükseltiyor. Bazı ülkeler blok olarak alarak kendi fabrikalarında işliyorlar. Bizim dünya standartlarında bir kasalama sistemiyle Avrupa Birliği normlarına uygun, Amerika standartlarına uygun bir paketlemeyle gönderiyoruz” dedi.

“Blok mermer-traverten ihracatında birinci sıradayız”

Blok mermer-traverten ihracatında Türkiye’nin birinci sırada yer aldığını söyleyen Yalçın, “Dünya blok mermer-traverten ithalatı 2,22 milyar dolar bandında. Türkiye tüm dünyada 650 milyon dolarlık blok mermer-traverten ihracatı gerçekleştirerek pazarda yüzde 29 payla birinci sırada olduğunu görüyoruz. Bunun yanında aynı zamanda dünyada işlenmiş mermer-traverten ithalatındaysa 4,66 milyar dolar bandında. Türkiye 1,31 milyar dolarlık işlenmiş mermer-traverten ihracatı gerçekleştirerek pazarda yüzde 25’lik payla Çin’in ardından ikinci sırada yer aldığını görüyoruz” ifadelerini kullandı. – MANİSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-mermer-ve-traverten-ihracatinda-zirvede/feed/ 0
İranlı Hukukçular İsrail’e Destek İçin Gösteri Düzenledi https://www.haber60.com.tr/iranli-hukukcular-israile-destek-icin-gosteri-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/iranli-hukukcular-israile-destek-icin-gosteri-duzenledi/#respond Sun, 14 Jan 2024 18:42:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3435 İran’ın başkenti Tahran’da, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ” Gazze’deki Filistin halkına soykırım yaptığı” gerekçesiyle İsrail’e açtığı davaya destek için İranlı hukukçular tarafından gösteri düzenlendi. Gazze’de soykırımın durdurulması için toplanan 20 bin imza Birleşmiş Milletler (BM) temsilciliğine teslim edildi.

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin 29 Aralık 2023’te Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları nedeniyle İsrail’e 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı soykırım davasına destek için İran genelinde hukukçular tarafından gösteri düzenlendi. Gösteride “Kahrolsun İsrail, kahrolsun ABD” ve “İsrail’in cinayeti ABD’nin de cinayetidir” sloganları atılırken, “İsrail cinayet işliyor, ABD destekliyor”, “Kahrolsun çocuk katili İsrail” ve “ABD ve İsrail soykırıma devam ediyor” yazılı pankartlar açıldı. Uluslararası Adalet Divanı’na hitaben yapılan basın açıklamasında, İsrail’in yargılanması talep edilerek, İsrail’in işlediği soykırım ve saldırıların derhal durdurulması ve Filistin devletinin kurulması için gereken desteğin sağlanması gerektiği ifadelerine yer verildi.

“BM ilkelerine bağlı olunması gerektiğini ilan ediyoruz”

Gösteriye katılan Avukat Hamed Cemişidi, “Hukukçular olarak BM’ye İsrail aleyhine verdiğimiz imzalar BM Ceza Mahkemesi ve BM Güvenlik Konseyi Başkanı tarafından incelenmelidir. En önemlisi eğer BM gerçekten haklının tespitini ve hakkı ortaya çıkarmak istiyorsa bunları incelemelidir. Neden Gazze dosyasını ele almıyorlar? Eğer hakkı savunmuyor ve hakkı ortaya çıkarmanın peşinde değillerse bu tamamen farklı bir konu ve bu durumda mesela İran gibi bir ülkenin aleyhine verilen her türlü önergeler de geçersizdir. Nitekim pratikte, görüşte ve teoride tüm bu süreç boyunca kesinlikle hakkın ortaya çıkması için çaba gösterilmedi. Öte yandan bu konuyla ilgisi olmayan, adalet ve haktan uzak siyasetler ve meseleler her zaman işin içindeydi. Biz hukukçular olarak eğer adalet peşindeyseler, BM ilkelerine bağlı olunması gerektiğini ilan ediyoruz. Eğer bunlara uyulmazsa söylenen söz ve yapılan eylemlerin bir değeri olmayacaktır” dedi.

“Siyonist rejim, Filistin halkını kendi ülkesinde mülteci konumuna düşürdü”

Avukat Zehra Sadeglu ise, “70 yıldan fazladır katil siyonist rejim, Filistin halkını kendi ülkesinde mülteci konumuna düşürdü. Şimdi ise 100 gündür gerçekten bu katliamları iyice ayyuka çıktı ve masum çocukları, kadınları, yaşlıları ve hastaları öldürmeye başladı. Bu rejim uluslararası savaş suçları kanunları karşısında suçludur. Şu an gıda ve tıbbi malzemelerin ulaşmasını engelliyorlar. Biz acil bir ateşkes ilan edilmesini ve bu mazlum halkın haklarına kavuşmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bu soykırımda birçok aile tamamen öldürülmüş ve aileden geriye kimse kalmamıştır”

Gösteriye katılan Avukat Ali Ekber Notaş, “Dünyadaki tüm özgürlük taraftarları ve İran halkının her bir ferdi İsrail’in işlediği cinayetler karşısında itiraz ve rahatsızlıklarını, Filistin halkının mazlumiyetini dile getirdiler. Ülkenin hukukçularının da bu konuda girişimlerde bulunmaları gerekir. Sanırım ülkemizin hukukçuları tarafından uluslararası zeminde bir takım hukuki girişimlerde bulunacaklardır. Uluslararası divan ve mahkemelerde soykırım uygulanan Filistin halkını savunmak için girişimler başlamalıdır. Bu soykırımda birçok aile tamamen öldürülmüş ve aileden geriye kimse kalmamıştır. İnsanlık tarihinin bu döneminde işlenen bu cinayetler gerçekten dehşet verici. Bu konuda hukuki girişimlerde bulunulması gerekiyor” dedi.

Soykırımın durdurulması için toplanan imzalar BM temsilciliğine teslim edildi

Başkent Tahran’daki gösteri Birleşmiş Milletler (BM) temsilciliği binası önünde düzenlenirken, ülke genelinde 20 bin hukukçu tarafından İsrail’in işlediği soykırımın durdurulması için toplanan imzalar BM temsilciliğine teslim edildi. – TAHRAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranli-hukukcular-israile-destek-icin-gosteri-duzenledi/feed/ 0
Tunus’ta “Yasemin Devrimi”nin 13’üncü yılında sokak gösterilerine katılanlar AA muhabirine konuştu https://www.haber60.com.tr/tunusta-yasemin-devriminin-13uncu-yilinda-sokak-gosterilerine-katilanlar-aa-muhabirine-konustu/ https://www.haber60.com.tr/tunusta-yasemin-devriminin-13uncu-yilinda-sokak-gosterilerine-katilanlar-aa-muhabirine-konustu/#respond Sun, 14 Jan 2024 13:30:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3388 ADİL SABİTİ/MEHMET AKİF TURAN – Tunusluların “Yasemin Devrimi” olarak adlandırdığı 14 Ocak 2011’deki devrim sürecine aktif olarak katılanlar, Zeynel Abidin Bin Ali’nin 23 yıllık iktidarını yıkan ve Arap Baharı’nı başlatan gösterilere ilişkin tanıklıklarını AA’ya anlattı.

Ülkeyi 23 yıl demir yumrukla yöneten Zeynel Abidin Bin Ali’nin 14 Ocak’ta ülkeyi terk etmek zorunda kaldığı “Yasemin Devrimi”ne katılan aktivistlere AA ekibi, Habib Burgiba Caddesinde mikrofon uzattı.

Devrim sürecinde sokaklara çıkan Tunuslu hukukçu Fethi el-Gazvani, “14 Ocak 2011 devrimi münferit bir olay değildi, başkent ağırlıklı olmak üzere daha ziyade ülke genelinde halkın sokağa çıkmasıyla gerçekleşti. Başkentin kenar mahallelerinde Aralık 2010’da başlayan gösteriler yavaş yavaş başkentin kalbine doğru ilerledi.” ifadelerini kullandı.

14 Ocak günü gösterilere katılmak için sabah saatlerinde evden çıktığını belirten Gazvani, “Günlerdir gösterilere katılıyorduk fakat 14 Ocak diğer günlerden farklıydı. Sabah gösterilere katılmak için evden çıkarken eşime şunları söylediğimi hatırlıyorum; ‘bugün Tunus’ta tarihi bir gün yaşanacak’ ve bu unutulmaz gün için sokağa çıktım.” diye konuştu.

Gazvani, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Sokakta neler yaşandığını bilmiyordum, olayların ne kadar derinleşeceğini de kestiremiyordum ama 14 Ocak’ın tarihi bir gün olacağını hissetmiştim. Göstericilerin toplandığı Habib Burgiba Caddesi’ndeki gösteriye katılmak üzere Tunus Adalet Sarayı’nın önüne gittim. Gösteriye yoğun katılım vardı, özellikle kenar mahalle sakinleri ve avukatlar gösteride dikkat çekiyordu. Göstericiler ile beraber Habib Burgiba Caddesi’ne doğru yürüyüşe geçtik.”

“Bin Ali rejimin bize tattırdığı acı tarif edilemez”

Öğlen vaktine doğru göstericilerin Burgiba Caddesi’ni tıka basa doldurduğunu aktaran Gazvani, “Herkes hep bir ağızdan ‘İçişleri Bakanlığı… terör bakanlığı’ sloganını atıyordu. Sivil ve resmi elbiseli güvenlik güçleri korkuyla gösteriyi takip ediyordu. ‘Defol’ sloganı da en çok söylenen sloganlar arasındaydı. Her ne kadar İçişleri Bakanlığının çatısında keskin nişancılar olsa da göstericiler korkusuzca İçişleri Bakanlığı’na doğru yürüdü.” ifadelerini kullandı.

Gösterilerin akşama kadar devam ettiğini belirten Gazvani, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Akşam saatlerinde Bin Ali’nin ülkeden kaçtığı haberi yayılırken bizde anlatılması zor bir duygu oluştu. Fransa’da yaşayan bir arkadaşımla yaptığım telefon görüşmesinde Bin Ali’yi taşıyan uçağın Fransa semalarında olduğunu öğrendim. Bazıları ise Bin Ali’nin Libya’ya kaçtığını söylüyordu. Bin Ali’nin eşiyle beraber kaçtığını duymak beni inanılmaz derecede mutlu etti. Çünkü Bin Ali rejiminin bize tattırdığı acı tarif edilemez.”

Tunus Genel Öğrenci Birliği’nin lider kadrosunda yer alan Gazvani, Bin Ali rejiminin iktidarında 90’lı yıllarda, Tunus çölünde zorunlu askerlik yapmaya maruz kalmasının ardından öğrenci birliğindeki faaliyetlerinden dolayı yıllarca hapis yattığını söyledi.

“Anne Bin Ali kaçtı”

Tunuslu öğretmen Cemile Şemlali de 14 Ocak’ta yaşadığı duyguların çok karışık olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Devrimin, yoksul ve dışlanmış bölgelerde başladığına dikkat çeken Şemlali, “Ülke genlinde bir aya yakın süredir devam eden gösterilere rağmen devrik diktatör Bin Ali 13 Ocak’ta yaptığı basit bir açıklama ile yalan vaatlerini sırlamaya devam etti. Bu konuşmadan Tunus halkının etkilenip tekrar kandırılabileceği korkusuna kapıldım. Ama Allah’a şükür, diktatörlük rejiminin sahtekarlığı ortaya çıktı ve kimse ona inanmadı. Gösteriler o kaçana kadar devam etti.” ifadelerini kullandı.

Özelikle 14 Ocak gününü unutamadığını belirten Şemlali, şöyle devam etti:

“Her kesimden gösterici meydanlardaydı. Genç, erkek, kadın hep bir ağızdan slogan atıyorduk. Gösterilerin Bin Ali’nin sonu olacağını kimse hayal etmemişti. Tüm korkularımız halkın sokağa çıkmasıyla son bulmuştu. Biz daha çok Bin Ali’nin yakalanarak adalete teslim edileceğini ve yargılanacağını düşünüyorduk. Devlete, topluma ve halka karşı işlediği suçlardan mahkum olacağını hayal ediyorduk. Bin Ali’nin ülkeden kaçtığı haberini duyunca büyük bir gururla anneme haykırdım: ‘Anne Bin Ali kaçtı'”

“Bin Ali’nin açtığını bilmiyorduk”

İşçi Partisine bağlı Tunus Komünist Gençlik Birliği üyesi Hamza Bin Avn ise 10 Ocak’ta katıldığı gösteride gözaltına alındığını, bu yüzden 14 Ocak’ta İçişleri Bakanlığı binasının altında yer alan hücrede olduğunu söyledi.

Gösterilere katıldığı gerekçesiyle gözaltına alınan yüzlerce kişiden biri olduğunu belirten Bin Avn, “10 Ocak’ta aralarında öğrenci, sendikacılar ve siyasetçilerin olduğu siyasiler ile beraber gözaltına alındım. Gösterilere katılmak üzere mahallemizden Burgiba Caddesine gelmek üzereyken güvenlik güçleri bizi durdurarak gözaltına almıştı.” dedi.

Gözaltında oldukları için Bin Ali’nin kaçtığını duymadıklarını belirten Avn, “14 Ocak’tan sonra güvenlik güçlerinin bize karşı tavırları olumlu olarak değişti. Bin Ali’nin kaçtığını bilmiyorduk ama bu değişiklikten bir şeylerin olduğunu hissediyorduk. Bin Ali’nin vatana ihanetten gözaltına alındığını düşünüyorduk. 17 Ocak’ta salıverildiğimde tuhaf bir manzara ile karşılaştım. Sokaklarda tanklar, dikenli teller ve güvenlik görevlerinin taşıyan çok sayıda araç vardı. Bunlar savaş bölgeleri dışında olağandışı görüntülerdi. 14 Ocak 2011, Tunus halkı için rejim liderinin kaçtığı önemli bir dönüm noktasıydı.”

Tunus’ta “Yasemin Devrimi”

Tunus’ta 17 Aralık 2010’da ülkenin orta kesiminde yer alan Sidi Buzid kentinde kendini ateşe veren seyyar satıcı Muhammed Buazizi, ülkeyi 23 yıl boyunca yöneten Zeynel Abidin bin Ali’nin 14 Ocak 2011’de ailesiyle beraber ülkeyi terk etmesiyle sonuçlanan sokak eylemlerinin fitilini ateşledi.

Tunus’un “Yasemin Devrimi”, Arap dünyasının ise “Arap Baharı” olarak adlandırdığı sürecin başlamasına neden olan 26 yaşındaki üniversite mezunu seyyar satıcı Buazizi’nin, zabıta tarafından tezgahına el konulması ve yetkililerce hakarete uğramasının ardından hayatını kaybettiği eylemi gerçekleştirmesi halkı sokaklara taşıdı.

Bin Ali’nin ailesiyle beraber Tunus’tan kaçtığı 14 Ocak tarihine kadar devam eden halk gösterilerinin ardından ülkede siyasi olarak yeni bir sayfa açıldı.

Demokrasi adına birçok adımı başarılı şekilde atan Tunus’ta, devrimin üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen siyasi istikrar ise bir türlü sağlanamadı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tunusta-yasemin-devriminin-13uncu-yilinda-sokak-gosterilerine-katilanlar-aa-muhabirine-konustu/feed/ 0
Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Şen: “İş insanlarımızın Almanya’ya gelişlerinde vize sorunuyla karşılaşmalarını istemiyoruz” https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-berlin-buyukelcisi-sen-is-insanlarimizin-almanyaya-gelislerinde-vize-sorunuyla-karsilasmalarini-istemiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-berlin-buyukelcisi-sen-is-insanlarimizin-almanyaya-gelislerinde-vize-sorunuyla-karsilasmalarini-istemiyoruz/#respond Sat, 13 Jan 2024 08:27:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3321 Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ahmet Başar Şen, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile vize serbesti sürecinde en kısa zamanda sonuç almayı arzu ettiklerini belirterek, iş insanlarının Almanya’ya gelişlerinde vize sorunuyla karşılaşmalarını istemediklerini söyledi.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), Avrupa’daki MÜSİAD şubelerinin yönetim kurullarının bir araya gelerek deneyimlerini paylaştığı ve yeni stratejik hedefler belirlenmesine yönelik yıllık toplantılar serisi kapsamında Berlin’de “MÜSİAD Avrupa Genel İdare Kurulu Gala Yemeği” düzenledi.

Şen, programda, Türkiye ile Almanya’nın iyi ekonomik ilişkilere sahip olduğunu ifade ederek, “Almanya ülkemizin önde gelen ticaret ve yatırım ortaklarından biri olmayı sürdürmektedir.” dedi.

Konuşmasına Irak’ın kuzeyinde Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde şehit olanları anarak başlayan Şen, “Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralı kahramanlarımıza acil şifalar diliyoruz. Allah bir daha böyle musibetler vermesin diyoruz. Allah teröristlerin üzerine lanet yağdırsın diliyoruz. İnşallah bu terör belasıyla en kısa zamanda kökünü kurutup başa çıkmış olacağız, son vermiş olacağız. Şehitler ölmez, vatan bölünmez.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile Almanya arasında her alandaki yakın ilişkilerin 2023 yılında daha da pekiştiğini vurgulayan Şen, kasım 2023’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya ziyaretleri vesilesiyle iki ülke arasında işbirliği imkanlarının en üst düzeyde ele alındığını, geleceğe yönelik projeksiyonlar yapıldığını ve perspektifler üzerinde kararlar alındığını anlattı.

Şen, “Almanya’da yaşayan 3,5 milyon insanımız, her yıl olduğu gibi 2023’te de Almanya’ya her alanda değer kattı ve Almanya ile ilişkilerimizin temeli olan beşeri bağlarımızı daha da güçlendirdi.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin İhracatta birinci, ithalatta ise üçüncü sırada yer alan Almanya ile dış ticaret hacminin 2022 yılında 50 milyar avronun üzerinde olduğunu belirten Şen, “2023 yılında üzerine 1-2 milyar avro daha koydu. Hem devlet temsilcileri ve hem de özel sektör temsilcileri olarak karşılıklı ticaret ve yatırım hacmimizi artırmak için el ele birlikte çalışıyoruz. Çünkü hala kullanılmamış çok büyük potansiyel mevcut.” değerlendirmesinde bulundu.

Şen, Almanya’da Türk toplumunca kurulmuş ve faaliyet gösteren irili ufaklı 100 bin civarında işletme bulunduğunu anlatarak, bunların 500 binden fazla kişiye istihdam sağladığını ve 50 milyar avronun üzerinde ciro yaptıklarını kaydetti.

Büyükelçi Şen, “Alman istihdam ve ekonomisine Türk insanının yaptığı katkılar artarak devam ediyor.” dedi.

Kovid-19 pandemisi nedeniyle önce tedarik zincirlerinin kesintiye uğradığını ve “pandeminin etkileri ortadan kalkıyor” derken Avrupa’nın ortasında çıkan savaş sebebiyle arzda talepte dalgalanmalar, üretimde sıkıntılar meydana geldiğini anlatan Şen, “İşte tam da bu noktada Türkiye, tedarik zincirinde önemli roller üstlendiği gibi ileride küresel bir potansiyel olarak ortaya çıkıyor. Daha da fazla çıkmaya devam edecek.” diye konuştu.

Son zamanlarda şirketlerin “friendshoring (ticareti ve yatırımı dost ile yap)” ve “nearshoring (tedarikini ve yatırımını yakın coğrafyadan yap)” seçeneklerini giderek daha fazla değerlendirmeye başladığını ifade eden Şen, Türkiye’nin küresel ekonomideki değişikliklere hızlı tepki verme kabiliyetine sahip olması ve ülkenin daha kısa teslimat süreleri sunması nedeniyle başta Almanya olmak üzere Avrupa ile yeni iş birliği fırsatlarının ortaya çıktığını kaydetti.

Şen, uluslararası planda büyük miktarda daha kısa teslimat süreleri ile üretim yapan Türk ekonomisinin Avrupa için tedarikte bir numaralı ülke potansiyelini taşıdığını belirterek, şunları söyledi:

“Günümüzde enerji güvenliği, kaynakların ve tedarik yollarının çeşitlendirilmesi, yenilenebilir enerji, sürdürülebilir ve iklim dostu ekonomi her zamankinden daha önemli hale geldi. Enerji hatlarının merkezi ve transit ülkesi konumundaki Türkiye jeostratejik konumu ile Avrupa’nın ve dünyanın enerji güvenliğinde de hayati bir rol oynamaya başladı. Bu gerekçeler Almanya ile işbirliği için yeni fırsatları da beraberinde getirmektedir. MÜSİAD’ın Türkiye’de ve Almanya’daki değerli üyeleri olarak sizler, bu fırsatların hayata geçirilmesi ile ikili ticareti ve karşılıklı yatırımları daha da artırmak için çok önemli katkılarda bulunmaktasınız, eminiz ki daha da bulunacaksınız.”

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi

AB ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da güçlendirilmesi için Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin şart olduğunu vurgulayan Şen, şöyle konuştu:

“Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası ve AB’nin de aday ülkesi ve en önemli ortaklarından biri Türkiye. 1995’ten beri geçerli olan Gümrük Birliği, Türkiye-AB ilişkilerinin en önemli zemini ve Türk ve Alman işadamlarının ekonomik faaliyetlerine temel oluşturan katkı sağlayan bir unsur. Ancak ekonomik ilişkilerimizi daha da güçlendirmek için Gümrük Birliği’nin modernizasyonu artık bir şart haline gelmiştir. Bu konuda Almanya’nın desteğiyle önümüzdeki aylarda bazı adımların atılmasını ve bazı gelişmelerin sağlanmasını bekliyoruz.”

“Vize kısıtlamaları ticari ve yatırım ilişkilerine engel oluyor”

Ahmet Başar Şen, Türk iş insanlarına yönelik vize kısıtlamalarının Almanya ile Türkiye arasındaki ticari ve yatırım ilişkilerine engel olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Ne yazık ki vize kısıtlamaları iş insanları için halen büyük bir engel teşkil ediyor. AB ile vize serbesti sürecimizde en kısa zamanda sonuç almak istiyoruz. Almanya’da yatırım yapan firmalarımızın daha ülkeye gelişlerinde, iş insanlarımızın bu ülkeye girişlerinde bu tür sorunlarla karşı karşıya kalmalarını artık istemiyoruz.

Vize kısıtlamalarının yanı sıra, ulaştırma/lojistik sektörünün sorunları, ihracat lisansları meseleleri, Almanya’da banka hesabı açtırmak ve firma ihtilafları bağlantılı meseleler dahi başlıca sorunlar olarak önümüze çıkıyor. Neticede iş insanlarımız ve Türkiye’nin ekonomisi bakımından hakkaniyetli olmayan durumlar ortaya çıkabiliyor. Bazıları ikili düzeyde, bazılarınız AB düzeyinde ele aldığımız söz konusu sorunların çözümüne yönelik olarak da biz Almanya’da Alman muhataplarımızla farklı vesilelerle görüşmelerimizde görüşlerimizi, argümanlarımızı aktarıyoruz. Bu konularda da yakın zaman gelişme olmasını bekliyoruz.”

“Ticari diplomasiyi en üst seviyelere çıkarma yönünde çabalarımız sürecek”

MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı ise yeni yılın ilk genel idare kuruluna, Türkiye’nin en büyük ekonomik ve ticari ortağı olan Almanya’da başladıklarını belirtti.

MÜSİAD’ın Almanya da 10 farklı şehirde şubeleriyle temsil edildiğini aktaran Asmalı, yakın zamanda ülkede 11’inci şubenin Hamburg’da açılacağını söyledi.

Avrupa ülkeleri içinde nüfus gücü bakımından Almanya’nın ilk sırada olduğunu belirten Asmalı, şunları kaydetti:

“Özellikle Avrupa Birliği içindeki liderlik konumu, sanayi altyapısı, güçlü¨ ekonomisi, ticari ve teknolojik yapısıyla dünya ekonomisi ve siyasetinde kilit bir noktadadır. Alman ekonomisinin kalbini, bilhassa imalat sanayi ve bununla ilgili hizmet sektörleri oluşturmaktadır. En önemli imalat sektörleri; sanayi makineleri, otomotiv ve kimya sanayisidir; ancak özellikle son yıllarda telekomünikasyon sektörü de önde gelen faaliyet alanlarından biri haline gelmiştir.

Almanya, bugün yenilenebilir enerji konusunda tüm dünyada lider ülke konumda. Bu anlamıyla, dünyanın gelişmiş ekonomileri arasında ilk büyük yenilenebilir enerji ekonomisi durumunda. Bu konuya özellikle dikkati çekmek istiyorum, çünkü sürdürülebilirlik ve enerji teknolojileri gitgide önem kazanan başlıklar olarak önümüzde duruyor. Son yıllarda MÜSİAD olarak yeşil enerji, sürdürülebilirlik ve enerji de verimlilik konularına özellikle odaklanıyoruz. Çünkü biliyoruz ki çok yakın gelecekte tüm işler yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği üzerinden yol alacak.”

Asmalı, Almanya’ya birçok kez geldiğini, fakat son gelişinde Alman iş insanlarının Türk iş insanlarıyla işbirliğine daha çok istekli gördüğünü anlatarak, Almanya ile Türkiye arasında iş birliği faaliyetlerini artırdıkça, her iki ülke için de büyük ekonomik kazanımlar ortaya çıkacağına işaret etti.

Almanya ile olan stratejik ortaklığın hız kesmeden süreceğine, ticari temasların ilerleyen dönemlerde çok daha fazla artacağına, daha iyi seviyelere geleceğine inandıklarını dile getiren Asmalı, “Bu hususta, Almanya’da bulunan MÜSİAD şubelerimiz ve temsilciliklerimiz vasıtasıyla da ticari diplomasiyi en üst seviyelere çıkarma yönünde çabalarımızın süreceğini ifade etmek istiyorum. Bu ülkede medeniyetimizin değerlerini temsil etmek, bir arada barış içinde yaşama kültürümüzü geliştirmek gelecek nesillerimiz için çok büyük önem taşıyor.” dedi.

“Almanya’daki Türk kökenli girişimciler zor zamanlarda refahımıza katkıda bulunuyor”

Almanya Dış Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Birliği (BWA) Yönetim Kurulu Başkanı Michael Schumann ise Türkiye ve Almanya arasında “derin dostane ve çok yönlü ilişkiler” bulunduğuna dikkati çekerek, Kovid-19 pandemisi ve siyasi farklılıklarına rağmen iki ülke arasındaki ilişkilerin son yıllarda faydalı bir gelişim gösterdiğini belirtti.

Schumann, Almanya Dış Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Birliği 20 yıla yakın bir süredir iyi iş için köprüler kurmaya kendilerini adadıklarını anlatarak, Almanya’da ekonomi diplomasi alanında önde gelen düşünce kuruluşlarından biri olarak uzun yıllardır Türk-Alman ekonomik ve ticari ilişkilerini desteklediklerini vurguladı.

İkili ekonomik ilişkilerin genişletilmesinin yanında, Türkiye ve Almanya’nın üçüncü pazarlarda ortak işbirliğinin genişletilmesi konusunda mükemmel başlangıç koşullarına sahip olduğuna işaret eden Schumann, “Özellikle Asya ve Afrika ülkelerinin yanı sıra Hazar Bölgesi ve Orta Asya’yı düşünüyorum. Bu bağlamda BWA olarak MÜSİAD üyeleriyle gelecekte işbirliğimizi yoğunlaştırmayı dört gözle bekliyoruz.” diye konuştu.

Schumann 2024 yılına zor bir dönemde girildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“İçinde bulunduğumuz çok kutuplu dünyanın yeni gerçekleri sadece riskleri değil, aynı zamanda değerlendirilmesi gereken çok sayıda fırsat da barındırıyor. Siyasi uçurumların açıldığı yerlerde ekonomik diplomasi ve girişimciler anlayış köprüleri kurabilirler. Cehalet ve önyargıların hüküm sürdüğü yerlerde kişisel diyalog gözleri açabilir. Ayrıca özellikle bugünlerde Alman medyasında bazılarının yabancı vatandaşları ülkelerine geri gönderme planlarını okuduğumuza göre bir şeyi açıklığa kavuşturmama izin verin. Almanya’daki Türk vatandaşlarımız ülkemizin kalkınmasına önemli katkılarda bulunmuşlardır.”

“Almanya’daki Türk kökenli girişimciler zor zamanlarda refahımızı sürdürmek, istihdam oluşturmak ve istihdamı korumak için halen önemli katkılarda bulunmaktadır. Almanya’daki tanıdığım birçok Türk kökenli girişimci Alman tarihi hakkında daha fazla bilgileri var.” diyen Schumann, şöyle devam etti:

“Bu ülkeye ve ülkeyi büyük yapan değerlerine konuştuğum bazı Alman vatandaşlarından daha yakından bağlılar. Siz Alman kültürünü zenginleştirdiniz. Ülkemizin, toplumumuzun ve daha da ötesi bu güzel Berlin şehrinin bir parçasınız. Türk ve Türkiye doğumlu sakinleri olmasaydı ne olurdu. Aynı zamanda köklerinize uzanan bir köprüsünüz. Bizi Türkiye’ye bağlıyor ve iki ülke arasındaki dostluğu güçlendiriyorsunuz. BWA olarak bu doğrultuda çalışmaya devam edeceğiz ve desteğinizi bekliyoruz.”

“Almanya-Türkiye arasında köprüyüz”

MÜSİAD Berlin Başkanı Fikret Doğan da üyelerinin Almanya’da istihdam oluşturduğunu ve vergilerle devletin çalışmasına katkıda bulunduklarını vurgulayarak, “Biz diyoruz ki, biz bu topraklarda çalışıyorsak ve kazanıyorsak, bu topraklarda da hakkını vermemiz gerekiyor.” dedi.

Almanya’nın iş dünyası için demografik sorunları çözmeye talip olduklarını belirten Doğan, “Biz Almanya-Türkiye, Almanya dünya arasında bir köprüyüz.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-berlin-buyukelcisi-sen-is-insanlarimizin-almanyaya-gelislerinde-vize-sorunuyla-karsilasmalarini-istemiyoruz/feed/ 0
Dyson’ın Küresel Hava Kalitesi Bağlantılı Veri Projesi Sonuçları Açıklandı https://www.haber60.com.tr/dysonin-kuresel-hava-kalitesi-baglantili-veri-projesi-sonuclari-aciklandi/ https://www.haber60.com.tr/dysonin-kuresel-hava-kalitesi-baglantili-veri-projesi-sonuclari-aciklandi/#respond Thu, 11 Jan 2024 21:09:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3107 Dyson’ın ilk kez gerçekleştirdiği Küresel Hava Kalitesi Bağlantılı Veri Projesinin sonuçları belli oldu.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, 2022’den 2023 yılına kadar 2,5 milyondan fazla Dyson hava temizleyiciden alınan iç mekan hava kalitesi verileri incelendi.

Dünyanın dört bir yanındaki evlerde, MyDyson uygulamasına bağlı Dyson hava temizleyicilerden gelen yarım trilyondan fazla verinin baz alındığı incelemede, hava kirliliği; gaz, partikül ve kirleticilere ayrılarak, günler, aylar, mevsimler ve tüm yıl boyunca trendlerin profili çıkartıldı.

Açıklamada, araştırmaya ilişkin görüşlerine yer verilen Dyson Hava Temizleme Mühendislik Direktörü Matt Jennings, “Bağlantılı hava kalitesi verilerimiz, dünyanın dört bir yanındaki evlerde iç mekan hava kirliliğinin gerçek sorunlarını anlamamızı sağlıyor. Bu, bize Dyson hava temizleyicilerin kullanıldığı gerçek ortamlarda yaşanan kirlilik problemini doğrudan anlama ve problemin üstesinden gelmek için daha iyi teknolojiler tasarlama imkanı sunuyor.” ifadelerini kullandı.

Londra Üniversitesi Akademisi Yoğun Bakım Bölümü ve Dyson Bilimsel Danışma Kurulu Başkanı Profesör Hugh Montgomery de hava kirliliğinin açık havada yaşanan bir sorun olduğunun düşünüldüğünü belirterek, şu açıklamalarda bulundu:

“İç mekan hava kirliliği araştırmaları giderek artıyor ancak henüz yeterince gelişmedi. Dyson’ın araştırmasının sonuçları, dünya genelinde evlerdeki gerçek kirlilik seviyeleri hakkında değerli bir fikir vererek günlük, aylık ve mevsimsel kirlilik seviyelerini anlamamıza yardımcı oluyor. Dyson verileri inanılmaz derecede güçlü bir eğitim aracı ve olumlu etki yaratma noktasında sayısız fırsat sunuyor. Çevremizdeki kirliliği anlamak, kirliliğe maruz kalmamızı azaltmanın ilk adımıdır.”

İstanbul’da iç mekanlar, dışa göre daha kirli

Araştırmada, insan saçının 25’te biri kadar olan 2,5 mikron çapındaki partikülleri ifade eden “P.M2.5” değerleri incelendiğinde, çoğu ülkede iç mekan hava kirliliğinin dışarıya oranla daha yüksek olduğu ortaya çıktı.

Türkiye’de, genel olarak iç mekan hava kirliliği dıştan daha düşükken, İstanbul’da ise tersi bir durum görüldü. İstanbul, araştırmadaki şehirler arasında en yüksek P.M2.5 değerlerine sahip 10. şehir olarak sıralandı.

En yüksek kirlilik seviyeleri, kış aylarında görülüyor

Dyson hava temizleyici verileri, kış döneminin küresel olarak en kirli mevsim olduğunu gösterdi. Araştırmada yer alan tüm ülkeler, en kirli zamanlarını kış aylarında yaşadı.

Türkiye’de hava kirliliğinin en yüksek olduğu ay aralık iken, İstanbul’da şubat oldu. Megakentin yıllık ortalama PM2.5 seviyesinin, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yıllık maruziyet kılavuzunun 4 katı üstünde olduğu görüldü.

Ulusal ortalama verilerinde ise aralık ayında DSÖ kılavuzunun 5,5 katına ulaşıldı. İstanbul, iç mekan hava kalitesi verilerinde şubat ayında DSÖ maruziyet kılavuzunun 5 katına ulaşırken, aralık, ocak ve mart aylarının ortalaması da 5 kata yakın gerçekleşiyor.

Araştırmada, 2022 yılı verilerine küresel olarak bakıldığında, iç mekan değerlerinin, pek çok ülkede DSÖ ortalamasını aştığı belirlendi. Değerler, Hindistan’da 11; Çin’de 6; Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde 4; Güney Kore, Romanya, Meksika, Hong Kong, Suudi Arabistan ve İtalya’da 3 kat aşıldı.

Ülkelerin P.M2.5 değerleri yıllık olarak incelendiğinde ise Türkiye; Hindistan, Çin, BAE, Güney Kore, Romanya, Meksika, Hong Kong, Suudi Arabistan, İtalya, Polonya ile en yüksek değerlere sahip 11 ülke arasında 3. sırada konumlandı. Türkiye’nin, Avrupa ülkeleri arasında ise en yüksek P.M 2.5 değerine sahip ülke olduğu görüldü.

Dyson hava temizleyicilere göre, temizlik veya yemek pişirme gibi faaliyetlerin yanı sıra deodorant ve vücut spreyi, mum, mobilya ve döşeme gibi ürünlerden yayılabilen benzen ve formaldehit gibi gaz kirleticileri ifade eden “VOC” seviyesi en yüksek olan ülkelerin çoğu, Avrupa’da yer aldı. Yıllık VOC seviyeleri sıralamasında Avusturya listenin başında bulunurken, onu Romanya, Almanya, İsviçre, Polonya ve Türkiye takip etti.

Benzer şekilde, Avrupa şehirleri de diğer bölgelere kıyasla iç mekanlarda yüksek VOC seviyelerine maruz kaldı. Münih, en üst sırada bulunan şehir olurken, onu Pekin, Köln, Berlin ve Viyana izledi.

Akşam kirliliği, günün diğer saatlerinden daha yüksek

İncelenen 37 ülkeden 30’unda, iç mekan PM2.5 seviyeleri akşam ve gece saatlerinde en yüksek seviyeye ulaştı. Küresel olarak PM2.5 seviyelerinin en yoğun olduğu saatlerin çoğu coğrafyada 18.00 ile gece yarısı arasında yer aldığı görülürken, Güney Doğu Asya’da ( Tayland, Filipinler, Hindistan) saat 7.00 ile öğlen arasına denk geldi.

Bazı coğrafyalar, günün yüzde 50’sinden fazlasını, DSÖ’nün PM2.5 için tavsiye ettiği günlük maruziyet kılavuzunun üzerinde geçirdi. Bu ülkeler arasında Çin, Hindistan, Güney Kore, Meksika, BAE ve Türkiye de yer aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dysonin-kuresel-hava-kalitesi-baglantili-veri-projesi-sonuclari-aciklandi/feed/ 0
Afrika, 2024’e eski sorunlar ve yeni umutlarla girdi https://www.haber60.com.tr/afrika-2024e-eski-sorunlar-ve-yeni-umutlarla-girdi/ https://www.haber60.com.tr/afrika-2024e-eski-sorunlar-ve-yeni-umutlarla-girdi/#respond Wed, 10 Jan 2024 08:54:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2953 Afrika 2024’e Etiyopya ile Somali arasındaki Somaliland krizi, Sudan’daki iç savaş ve doğal afetlerin gölgesinde girerken bu yıl yapılacak seçimler, kıta halkının umutlarını yeşertiyor.

Milyonlarca Afrikalı bu yıl genel ve yerel seçimler için sandık başına gitmeyi hazırlanıyor. Afrika’nın genç nüfusu ve ekonomik potansiyeline rağmen iktidara gelen liderlerin halkları için çalışmak yerine kendi çıkarlarını gözetmesi, kalkınmanın en büyük engeli olarak gösteriliyor.

Afrikalı uzmanlara göre ise 2024’ün daha iyi geçmesi ve sorunların kalıcı bir şekilde çözülebilmesi için dışa bağımlılığın sonlandırılması ve bu sorunlara Afrikalılar tarafından çözüm üretilmesi gerekiyor.

Sudan 2024’te bölünme tehlikesiyle karşı karşıya

Sudan’da 2023’ün nisan ortasında Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan komutasındaki ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında başlayan çatışmalar 2024’te de devam ediyor. Ülkedeki siyasi istikrarsızlık ise bu yıl 6’ncı yılına girdi.

Ülkedeki iç savaşta ölenlerin sayısı 12 bini geçti, 33 binden fazla kişi de yaralandı. Nüfusun yaklaşık yarısına denk gelen 25 milyon kişi insani yardıma muhtaç hale geldi.

Sudan’da iç savaş devam ederken orduyla çatışan HDK Komutanı Muhammed Hamdan Dagalu’nun destek arayışı için Afrika ülkelerini ziyareti ve Sudan’daki siyasi bir grupla imzaladığı anlaşma, ülkedeki insani krizin 2024’te de süreceğini gösteriyor ve bölünme riskini artırıyor.

Afrika Boynuzu’nun 2024 gündemi Somaliland krizi

Afrika Boynuzu ülkelerinden Somali ve Etiyopya, 2024’e Somaliland kriziyle girdi.

Etiyopya ile Somaliland arasında 2024’ün ilk gününde liman kullanımı ve denize erişim için imzalanan mutabakat zaptı hem Somali ile Etiyopya arasında hem de Somaliland hükümetinde krize neden oldu.

Somaliland ile Etiyopya arasındaki anlaşmanın tamamlandığında Etiyopya, Somaliland’i “bağımsız” olarak tanıyan ilk devlet olacak.

Etiyopya’nın ticari ve askeri olarak Somaliland kıyılarında faaliyet yürütmesine izin veren adıma Somali, “iç işlerine müdahale” gerekçesiyle şiddetle karşı çıktı.

2024’e girerken yeni bir bölgesel krizin oluşmasına neden olan bu adımı, Arap Birliği ve Afrika Birliği kınadı.

İki ülke arasındaki krizin yanı sıra Somaliland’de hükümet krizi de patlak verdi. Somaliland’in Savunma Bakanı Abdiqani Mohamud Ateye, Somaliland ile Etiyopya arasında atılan adımı “hukuksuz anlaşma” olarak değerlendirerek görevinden istifa etti.

Etiyopya’nın, Somaliland topraklarında gözü olduğunu savunan Ateye, Somaliland Başkanı Musa Bihi Abdi’yi, Etiyopya ile Kızıldeniz’de liman ve deniz üssü anlaşması konusunu bakanlarına danışmamakla suçladı.

Birçok ülkede seçim yapılacak

Senegal, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gana, Komorlar, Ruanda, Cezayir, Tunus ve Mozambik 2024’te seçime gidecek ülkeler arasında yer alıyor.

Mali, Burkina Faso, Sudan, Gabon ve Nijer gibi ülkelerde ise ordunun sivil idareyi yıkarak yönetimi ele geçirmesi ya da sivil yöneticilerin, vatandaşları yerine kendi çıkarlarını gözetmesi eleştirilere neden oluyor.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Bizim Afrika Platformu Koordinatörü Faruk Mintoiba, birçok Afrika ülkesinde sorunların 2024’te de devam ettiğini ancak iktidarı ele geçirenlerin bu sorunlara kayıtsız kaldığına dikkati çekti.

Aynı zamanda “Bir Afrikalı Gözünden Afrika” kitabının yazarı olan Togolu Mintoiba, kıta ülkelerinde sorunların devam etmesinin ana nedenlerinden birinin, iktidarı ele geçiren Afrikalı liderlerin kendi halkları ve ülkeleri için çalışmamaları olduğunu vurguladı.

Mintoiba, “Yeni yıla girdik ancak Afrika ülkelerine baktığımızda çok fazla bir değişikliğin olmadığını ve maalesef olmayacağını görüyoruz. Çünkü iktidara gelenler çoğunlukla kendi çıkarları için çalışıyorlar. İktidar değişimlerinde ise kendilerine yakın gruplarla çıkarlarını korumak istiyorlar.” dedi.

Afrika’daki seçimlerin işlevsizliğiyle ilgili Kamerun’u örnek gösteren Mintoiba, Afrika’da en uzun süre görev yapan lider özelliğini taşıyan Devlet Başkanı Paul Biya’nın 90 yaşında olduğunu ve ülkeyi 40 yıldır yönettiğini hatırlattı.

Zengin kaynaklara rağmen ekonomik bağımlılık devam ediyor

Afrika’nın zengin doğal kaynakları, genç nüfusu ve ekonomik potansiyeline rağmen dışa bağımlılığın devam etmesi 2024’te kalkınmayı engelleyecek nedenler arasında yer alıyor.

Kıtada yaşanan siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlara kalıcı bir şekilde çözüm üretilebilmesi için kıta dışı devletler ya da kuruluşların desteği olmadan Afrikalılar tarafından adım atılması gerektiğini belirten Mintoiba, Afrika Birliğinin (AfB) kendi güvenliğini finanse edemediğine dikkati çekti.

Bu durumdaki bir birlikteliğin Afrikalılar için çözüm üretemeyeceğine dikkati çeken Mintoiba, bağımsızlıklarından bugüne Afrika’da sorunların devam etmesinin ana nedeninin finansman desteğinin dışarıdan sağlanması olduğunu söyledi.

Siyasi istikrarsızlık ve güç rekabeti güvenlik sorunlarını derinleştiriyor

Son 4 yılda Sahel bölgesinde 4 darbe, 2 darbe girişimi yaşanırken siyasi istikrarsızlık, kötü yönetişim ve etnik kutuplaşma, DEAŞ ile El Kaide bağlantılı grupların elini güçlendiriyor.

Başta Rusya ile Fransa olmak üzere kıta dışı aktörlerin Afrika’daki güç mücadelesi ve jeopolitik rekabet de birçok ülkeyi doğrudan etkiliyor.

Uganda İslam Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Yusuf Serunkuma 2023’te yaşanan sorunların 2024’te de süreceğini ve sorunların küçük farklılıklar dışında büyük ölçüde aynı kalacağını belirtti.

Serunkuma, “Sudan’da iç savaş çıkmazı ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki (KDC) çatışmalar devam ediyor. Bu bölgelerde kıta dışı aktörlerin müdahalesi ve yeraltı kaynaklarına yönelik talep devam ettikçe bu krizler de devam edecek. Devletler haricinde IMF (Uluslararası Para Fonu) ve Dünya Bankası hayatlarımıza müdahale etmeye devam ettiği sürece 2023’te yaşadığımız olaylara 2024’te de şahit olacağız.” diye konuştu.

Afrika gelecek için umut vadediyor

Afrika ülkelerinde yaşanan krizlere rağmen kıta birçok aktör için 2024’te de çekim merkezi olma özelliğini koruyor.

Afrika ülkelerinin siyasal ve ekonomik özgürlüklerini kazanma yolundaki çabaları, toplumsal değişimleri, kültürel ve doğal zenginlikleri, teknoloji alanındaki gelişmeleri, pazar hacmi, genç nüfusu ve geleceğe yönelik adımlarla Afrika birçok kişi için umut vadetmeye devam ediyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/afrika-2024e-eski-sorunlar-ve-yeni-umutlarla-girdi/feed/ 0
Türkiye, Romanya ve Bulgaristan Karadeniz’de Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı İmzalayacak https://www.haber60.com.tr/turkiye-romanya-ve-bulgaristan-karadenizde-mayin-karsi-tedbirleri-gorev-grubu-mutabakati-imzalayacak/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-romanya-ve-bulgaristan-karadenizde-mayin-karsi-tedbirleri-gorev-grubu-mutabakati-imzalayacak/#respond Wed, 10 Jan 2024 07:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2900 TÜRKİYE, Romanya ve Bulgaristan Savunma Bakanlıkları arasında, Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı (MCM Black Sea) 11 Ocak Perşembe günü, İstanbul’da imzalanacak. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek imza töreni, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Romanya Savunma Bakanı Angel Tilvar ve Bulgaristan Savunma Bakan Yardımcısı Atanas Zapryanov’un katılımıyla gerçekleşecek. Anlaşmanın detayları arasında, her ülkeden birer Mayın Karşı Tedbirleri gemisi ve bir komuta kontrol gemisi ile harekat icrası, 6 ayda en az 2 defa 15 günlük periyotlarla gerçekleştirilecek operasyonlar gibi önlemler bulunuyor. Bu iş birliği ile Karadeniz’deki seyrü-sefer emniyetine önemli katkılar sağlanması amaçlıyor.

Türkiye, Romanya ve Bulgaristan Savunma Bakanlıkları arasında, Karadeniz’deki mayın tehlikesine karşı alınacak tedbirleri içeren Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı (MCM Black Sea) 11 Ocak Perşembe günü İstanbul’da imzalanacak. Türkiye, bölgesel güvenliğe ve Karadeniz’deki istikrara katkı sağlayacak bu mutabakatın imza törenine ev sahipliği yapacak. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Romanya Savunma Bakanı Angel Tilvar ve Bulgaristan Savunma Bakan Yardımcısı Atanas Zapryanov’un katılımıyla imzalanacak mutabakat metni ile Karadeniz’de seyrü-sefer emniyetine katkı sağlamayı hedefleniyor.

11 Ocak Perşembe günü gerçekleştirilecek olan anlaşma imza töreni öncesi Milli Savunma Bakanlığı’ndan açıklama yapıldı. Yapılan açıklama da, ‘2022 yılı Şubat ayında Ukrayna’da başlayan savaş sonrası Karadeniz’e kıyıdaş ülkeler bu savaştan etkilenmeye başlamıştır. 1907 Lahey Sözleşmesi, deniz mayınlarının herhangi bir sebeple demirleme donanımlarından ayrılmaları halinde, 1 saat sonra kendiliğinden zararsız hale gelmeyenlerin kullanılmasını yasaklamaktadır. Ancak mayınların sürüklenmesi halinde ateşleme mekanizmalarının devre dışı kalıp kalmayacağı konusunda bir hüküm bulunmamaktadır denildi.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından; 26 Mart 2022 tarihinden itibaren deniz karakol uçakları, İnsansız Hava Araçları, Tuzla sınıfı karakol gemileri, mayın avlama gemileri, ani müdahale botları, sahil gözetleme radarları ve elektro optik sistemler ile mayın gözetleme faaliyetlerinin kesintisiz olarak sürdüğü belirtilen açıklamada, Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde başlatılan çalışmalarla Romanya ve Bulgaristan ile Karadeniz’de sürüklenen mayın tehdidine karşı bir Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu oluşturulması hususunda mutabık kalınmış, teknik heyetler seviyesinde, geçtiğimiz Eylül ayında görüşmelere başlanmıştır ifadelerine yer verildi.

3 ÜLKE KARADENİZ’İ TEKRAR GÜVENLİ BİR BÖLGE HALİNE GETİRMEK İÇİN ÇALIŞMALARINA DEVAM EDECEKTİR

Mayına Karşı Tedbirler Görev Grubu herhangi bir ülkeye veya yapıya karşı ya da alternatif olarak teşkil edilmemekte olup sadece savunma amaçlıdır vurgusu yapılan açıklamada, İnisiyatifin yürütme organı olarak tarafların Deniz Kuvvetleri komutanlarının katılımı ile bir komite oluşturulması ve yılda en az iki defa toplantı icra edilmesi, inisiyatifin komutasının altı aylık periyotlarla dönüşümlü olarak yürütülmesi, görevi yürütecek birlik ve filo komutanlarının, komutayı devralacak ülkeden görevlendirilmesi, inisiyatifin her ülkeden birer Mayın Karşı Tedbirleri gemisi (toplam üç) ile bir komuta kontrol gemisinden oluşması, altı ayda en az iki defa 15’er günlük periyotlarla harekat icra edilmesi, Yıllık Harekat Planının, tatbikat, eğitim, liman ziyaretleri ve benzeri hususları da içerecek şekilde yıllık olarak belirlenmesi hususlarında uzlaşılmıştır. Üç kıyıdaş NATO müttefiki ülke, halihazırda MCM BLACK SEA inisiyatifini operasyonel olarak işlevsel hale getirerek Karadeniz’i tekrar güvenli bir bölge haline getirmek için çalışmalarına devam edecektir. İmza törenini müteakip, imzalanan muhtıranın her üç ülkenin iç hukuk prosedürlerinden de geçmesini müteakip görev grubunun aktif hale getirilmesi planlanmaktadır. 11 Ocak 2024 tarihinde imzalanacak Mutabakat Muhtırası ile birlikte ortaya konulacak iş birliği, deniz mayınlarına karşı Karadeniz’deki seyrü-sefer emniyetine büyük katkılar sağlayacaktır denildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-romanya-ve-bulgaristan-karadenizde-mayin-karsi-tedbirleri-gorev-grubu-mutabakati-imzalayacak/feed/ 0
Türkiye, Romanya ve Bulgaristan Arasında Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı İmzalanacak https://www.haber60.com.tr/turkiye-romanya-ve-bulgaristan-arasinda-karadeniz-mayin-karsi-tedbirleri-gorev-grubu-mutabakati-imzalanacak-2/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-romanya-ve-bulgaristan-arasinda-karadeniz-mayin-karsi-tedbirleri-gorev-grubu-mutabakati-imzalanacak-2/#respond Wed, 10 Jan 2024 07:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2895

TÜRKİYE, Romanya ve Bulgaristan Savunma Bakanlıkları arasında, Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı (MCM Black Sea) 11 Ocak Perşembe günü, İstanbul’da imzalanacak. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek imza töreni, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Romanya Savunma Bakanı Angel Tilvar ve Bulgaristan Savunma Bakan Yardımcısı Atanas Zapryanov’un katılımıyla gerçekleşecek. Anlaşmanın detayları arasında, her ülkeden birer Mayın Karşı Tedbirleri gemisi ve bir komuta kontrol gemisi ile harekat icrası, 6 ayda en az 2 defa 15 günlük periyotlarla gerçekleştirilecek operasyonlar gibi önlemler bulunuyor. Bu iş birliği ile Karadeniz’deki seyrü-sefer emniyetine önemli katkılar sağlanması amaçlıyor.

Türkiye, Romanya ve Bulgaristan Savunma Bakanlıkları arasında, Karadeniz’deki mayın tehlikesine karşı alınacak tedbirleri içeren Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı (MCM Black Sea) 11 Ocak Perşembe günü İstanbul’da imzalanacak. Türkiye, bölgesel güvenliğe ve Karadeniz’deki istikrara katkı sağlayacak bu mutabakatın imza törenine ev sahipliği yapacak. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler,  Romanya Savunma Bakanı Angel Tilvar ve Bulgaristan Savunma Bakan Yardımcısı Atanas Zapryanov’un katılımıyla imzalanacak mutabakat metni ile Karadeniz’de seyrü-sefer emniyetine katkı sağlamayı hedefleniyor.

11 Ocak Perşembe günü gerçekleştirilecek olan anlaşma imza töreni öncesi Milli Savunma Bakanlığı’ndan açıklama yapıldı. Yapılan açıklama da, “2022 yılı Şubat ayında Ukrayna’da başlayan savaş sonrası Karadeniz’e kıyıdaş ülkeler bu savaştan etkilenmeye başlamıştır. 1907 Lahey Sözleşmesi, deniz mayınlarının herhangi bir sebeple demirleme donanımlarından ayrılmaları halinde, 1 saat sonra kendiliğinden zararsız hale gelmeyenlerin kullanılmasını yasaklamaktadır. Ancak mayınların sürüklenmesi halinde ateşleme mekanizmalarının devre dışı kalıp kalmayacağı konusunda bir hüküm bulunmamaktadır” denildi.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından; 26 Mart 2022 tarihinden itibaren deniz karakol uçakları, İnsansız Hava Araçları, Tuzla sınıfı karakol gemileri, mayın avlama gemileri, ani müdahale botları, sahil gözetleme radarları ve elektro optik sistemler ile mayın gözetleme faaliyetlerinin kesintisiz olarak sürdüğü belirtilen açıklamada, “Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde başlatılan çalışmalarla Romanya ve Bulgaristan ile Karadeniz’de sürüklenen mayın tehdidine karşı bir Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu oluşturulması hususunda mutabık kalınmış, teknik heyetler seviyesinde, geçtiğimiz Eylül ayında görüşmelere başlanmıştır” ifadelerine yer verildi.

“3 ÜLKE KARADENİZ’İ TEKRAR GÜVENLİ BİR BÖLGE HALİNE GETİRMEK İÇİN ÇALIŞMALARINA DEVAM EDECEKTİR”

“Mayına Karşı Tedbirler Görev Grubu herhangi bir ülkeye veya yapıya karşı ya da alternatif olarak teşkil edilmemekte olup sadece savunma amaçlıdır” vurgusu yapılan açıklamada, “İnisiyatifin yürütme organı olarak tarafların Deniz Kuvvetleri komutanlarının katılımı ile bir komite oluşturulması ve yılda en az iki defa toplantı icra edilmesi, inisiyatifin komutasının altı aylık periyotlarla dönüşümlü olarak yürütülmesi, görevi yürütecek birlik ve filo komutanlarının, komutayı devralacak ülkeden görevlendirilmesi, inisiyatifin her ülkeden birer Mayın Karşı Tedbirleri gemisi (toplam üç) ile bir komuta kontrol gemisinden oluşması, altı ayda en az iki defa 15’er günlük periyotlarla harekat icra edilmesi, Yıllık Harekat Planının, tatbikat, eğitim, liman ziyaretleri ve benzeri hususları da içerecek şekilde yıllık olarak belirlenmesi hususlarında uzlaşılmıştır. Üç kıyıdaş NATO müttefiki ülke, halihazırda MCM BLACK SEA inisiyatifini operasyonel olarak işlevsel hale getirerek Karadeniz’i tekrar güvenli bir bölge haline getirmek için çalışmalarına devam edecektir. İmza törenini müteakip, imzalanan muhtıranın her üç ülkenin iç hukuk prosedürlerinden de geçmesini müteakip görev grubunun aktif hale getirilmesi planlanmaktadır. 11 Ocak 2024 tarihinde imzalanacak Mutabakat Muhtırası ile birlikte ortaya konulacak iş birliği, deniz mayınlarına karşı Karadeniz’deki seyrü-sefer emniyetine büyük katkılar sağlayacaktır” denildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-romanya-ve-bulgaristan-arasinda-karadeniz-mayin-karsi-tedbirleri-gorev-grubu-mutabakati-imzalanacak-2/feed/ 0
Türkiye, Romanya ve Bulgaristan Arasında Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı İmzalanacak https://www.haber60.com.tr/turkiye-romanya-ve-bulgaristan-arasinda-karadeniz-mayin-karsi-tedbirleri-gorev-grubu-mutabakati-imzalanacak/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-romanya-ve-bulgaristan-arasinda-karadeniz-mayin-karsi-tedbirleri-gorev-grubu-mutabakati-imzalanacak/#respond Wed, 10 Jan 2024 07:12:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2889

TÜRKİYE, Romanya ve Bulgaristan Savunma Bakanlıkları arasında, Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı (MCM Black Sea) 11 Ocak Perşembe günü, İstanbul’da imzalanacak. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek imza töreni, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Romanya Savunma Bakanı Angel Tilvar ve Bulgaristan Savunma Bakan Yardımcısı Atanas Zapryanov’un katılımıyla gerçekleşecek. Anlaşmanın detayları arasında, her ülkeden birer Mayın Karşı Tedbirleri gemisi ve bir komuta kontrol gemisi ile harekat icrası, 6 ayda en az 2 defa 15 günlük periyotlarla gerçekleştirilecek operasyonlar gibi önlemler bulunuyor. Bu iş birliği ile Karadeniz’deki seyrü-sefer emniyetine önemli katkılar sağlanması amaçlıyor.

Türkiye, Romanya ve Bulgaristan Savunma Bakanlıkları arasında, Karadeniz’deki mayın tehlikesine karşı alınacak tedbirleri içeren Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı (MCM Black Sea) 11 Ocak Perşembe günü İstanbul’da imzalanacak. Türkiye, bölgesel güvenliğe ve Karadeniz’deki istikrara katkı sağlayacak bu mutabakatın imza törenine ev sahipliği yapacak. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler,  Romanya Savunma Bakanı Angel Tilvar ve Bulgaristan Savunma Bakan Yardımcısı Atanas Zapryanov’un katılımıyla imzalanacak mutabakat metni ile Karadeniz’de seyrü-sefer emniyetine katkı sağlamayı hedefleniyor.

11 Ocak Perşembe günü gerçekleştirilecek olan anlaşma imza töreni öncesi Milli Savunma Bakanlığı’ndan açıklama yapıldı. Yapılan açıklama da, “2022 yılı Şubat ayında Ukrayna’da başlayan savaş sonrası Karadeniz’e kıyıdaş ülkeler bu savaştan etkilenmeye başlamıştır. 1907 Lahey Sözleşmesi, deniz mayınlarının herhangi bir sebeple demirleme donanımlarından ayrılmaları halinde, 1 saat sonra kendiliğinden zararsız hale gelmeyenlerin kullanılmasını yasaklamaktadır. Ancak mayınların sürüklenmesi halinde ateşleme mekanizmalarının devre dışı kalıp kalmayacağı konusunda bir hüküm bulunmamaktadır” denildi.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından; 26 Mart 2022 tarihinden itibaren deniz karakol uçakları, İnsansız Hava Araçları, Tuzla sınıfı karakol gemileri, mayın avlama gemileri, ani müdahale botları, sahil gözetleme radarları ve elektro optik sistemler ile mayın gözetleme faaliyetlerinin kesintisiz olarak sürdüğü belirtilen açıklamada, “Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde başlatılan çalışmalarla Romanya ve Bulgaristan ile Karadeniz’de sürüklenen mayın tehdidine karşı bir Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu oluşturulması hususunda mutabık kalınmış, teknik heyetler seviyesinde, geçtiğimiz Eylül ayında görüşmelere başlanmıştır” ifadelerine yer verildi.

“3 ÜLKE KARADENİZ’İ TEKRAR GÜVENLİ BİR BÖLGE HALİNE GETİRMEK İÇİN ÇALIŞMALARINA DEVAM EDECEKTİR”

“Mayına Karşı Tedbirler Görev Grubu herhangi bir ülkeye veya yapıya karşı ya da alternatif olarak teşkil edilmemekte olup sadece savunma amaçlıdır” vurgusu yapılan açıklamada, “İnisiyatifin yürütme organı olarak tarafların Deniz Kuvvetleri komutanlarının katılımı ile bir komite oluşturulması ve yılda en az iki defa toplantı icra edilmesi, inisiyatifin komutasının altı aylık periyotlarla dönüşümlü olarak yürütülmesi, görevi yürütecek birlik ve filo komutanlarının, komutayı devralacak ülkeden görevlendirilmesi, inisiyatifin her ülkeden birer Mayın Karşı Tedbirleri gemisi (toplam üç) ile bir komuta kontrol gemisinden oluşması, altı ayda en az iki defa 15’er günlük periyotlarla harekat icra edilmesi, Yıllık Harekat Planının, tatbikat, eğitim, liman ziyaretleri ve benzeri hususları da içerecek şekilde yıllık olarak belirlenmesi hususlarında uzlaşılmıştır. Üç kıyıdaş NATO müttefiki ülke, halihazırda MCM BLACK SEA inisiyatifini operasyonel olarak işlevsel hale getirerek Karadeniz’i tekrar güvenli bir bölge haline getirmek için çalışmalarına devam edecektir. İmza törenini müteakip, imzalanan muhtıranın her üç ülkenin iç hukuk prosedürlerinden de geçmesini müteakip görev grubunun aktif hale getirilmesi planlanmaktadır. 11 Ocak 2024 tarihinde imzalanacak Mutabakat Muhtırası ile birlikte ortaya konulacak iş birliği, deniz mayınlarına karşı Karadeniz’deki seyrü-sefer emniyetine büyük katkılar sağlayacaktır” denildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-romanya-ve-bulgaristan-arasinda-karadeniz-mayin-karsi-tedbirleri-gorev-grubu-mutabakati-imzalanacak/feed/ 0
Türkiye’nin Temiz Enerji Durumu ve Geleceği Semineri Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-temiz-enerji-durumu-ve-gelecegi-semineri-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-temiz-enerji-durumu-ve-gelecegi-semineri-duzenlendi/#respond Tue, 09 Jan 2024 21:03:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2825 Türkiye’nin 2050’de enerji üretiminin yüzde 91’inin temiz enerji kaynaklarından sağlanabilmesi hedeflenirken, başta iklim krizi ve temiz enerji kaynakları gibi başlıklarda üyelerini bilgilendirerek güncelleyen Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), “Türkiye’nin Mevcut Temiz Enerji Durumu ve Geleceği” başlıklı seminer ile Enerji Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kalaycı’yı ağırladı.

Türkiye’nin Karbonsuzlaşma yolundaki çalışmalarını ve iklim krizine yönelik alınması gereken önlemleri her fırsatta masaya yatırarak iş dünyası için yol haritası çizme hedefiyle hareket eden EGİAD, dernek merkezinde düzenlediği etkinlik ile Türkiye’nin Mevcut Temiz Enerji Durumu’nu değerlendirdi.

EGİAD Başkan Vekili Kaan Özhelvacı’nın açılış konuşmasını gerçekleştirdiği etkinlikte, yenilenebilir ve temiz kaynaklarına dayalı bir enerji sistemiyle 2053’te net sıfır emisyon hedefine ulaşmanın mümkün olduğu belirtilerek, Yenilenebilir enerjide dünya sıralamasında basamakları tırmanan Türkiye’nin temiz enerji haritasında İzmir’in güneş ve rüzgar gücüyle önemli bir yer edinebileceği vurgulandı.

Enerji sektöründeki değişimler, küresel iklim sorunları ve sürdürülebilirlik hedeflerinin, herkesi temiz enerji çözümlerine yönlendirdiğini hatırlatan Özhelvacı, “Hiç kuşkusuz, Türkiye, enerji sektöründe önemli bir potansiyele sahip. Özellikle temiz enerji kaynaklarının tümüne sahip olan ülkemizde, rüzgar, güneş, hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının arttığını görmekteyiz. Ancak, bu alanda daha fazla yatırım ve yenilik gerekiyor. Teknolojik gelişmelerle birlikte, enerji verimliliği ve temiz enerji üretimi konusunda önemli adımlar atılabilir. Sürdürülebilir bir geleceğe ulaşmak için temiz enerji kaynaklarına yönelmemiz şart. Temiz enerji hem kaynakların verimli kullanımı hem çevresel sürdürülebilirlik hem de enerji güvenliği açısından kritik bir öneme sahip. Bildiğiniz gibi EGİAD olarak sürdürülebilirlik ana başlığında pek çok konuyu ele alıyoruz. Yeşil dönüşüm, hidrojen, karbon gözüyle enerji yönetimleri gibi konularda düzenlediğimiz seminerle iş dünyasında farkındalık oluşturmaya devam ediyoruz. Bugün de burada yenilenebilir olan ve enerjiye dönüştürülürken çevreye zarar vermeyen temiz enerji kavramını ele alacağız” dedi.

Doğada tükenmeksizin var olan bu enerji kaynaklarının, fosil yakıtlara çevreci bir alternatif sunarak karbon emisyonu meydana getirmeden enerji ürettiğini hatırlatan Özhelvacı, “Günümüzde gelişen teknolojiler ile bu kaynakların farklı kullanımları ile alternatif üretimleri de mümkün oluyor. Örneğin ülkemizde ve dünyada giderek artan güneş enerjisi tarlaları görürken diğer taraftan birçok ülkede artık su yüzeylerinde güneş panelleri kullanılarak üretilen floating solar (yüzen güneş enerjisi) projeleri hayata geçiyor. Su üzerinde yüzen güneş panelleri, daha fazla elektrik üretirken aynı zamanda buharlaşma kayıplarını azaltmak için suyu da gölgelendiriyorlar. Ayrıca deniz üstü rüzgar enerji santralleri de başka bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor. Diğer taraftan birçok ülkede yeşil hidrojen üretimine yönelik projeler geliştiriliyor. Güneş veya rüzgar enerjisi kullanılarak suyun elektrolizi ile elde edilen “yeşil hidrojen,” enerji depolama ve temiz enerji taşıma konularında çözüm sunma potansiyeli taşıyor. Özetle, gelişen teknolojiler pek çok entegre sistemi de beraberinde getiriyor. Bize doğanın sunduğu bu kaynakları doğru değerlendirmek için doğru stratejiler belirlemek ve bu stratejilerle yatırım yapmak hem ülkemizin kalkınmasını doğrudan etkileyecek hem de gelecek nesiller için sürdürülebilir bir çevrede yaşam ve üretim fırsatı verecektir. Hep birlikte, daha temiz, daha sürdürülebilir bir enerji geleceğine doğru ilerlemek için elbirliğiyle çalışacağımıza olan inancımı ifade etmek isterim” dedi.

Türkiye’yi yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanında teknoloji ve proje üreten uluslararası bir merkeze dönüştürmek amacı ve vizyonu ile hareket eden; temiz enerji alanında ülkemizin en kapsamlı kümelenme adresi olarak faaliyetlerini sürdüren Enerji Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Alper Kalaycı ise temiz enerji, Türkiye’nin bu alandaki potansiyeli ve geleceği konusunda değerli bilgiler sundu. Ülkemizin bu alandaki üstünlüklerini ve yatırım potansiyelinin altını çizen Kalaycı, “Türkiye dünyada temiz enerji kaynaklarının tümüne ve en yüksek seviyede sahip olan ülke, bazı ülkelerin güneşi var ama rüzgarı yok. Rüzgar olan ülkelerde jeotermal enerji yok. Bizde bu kaynakların hepsi var ve en yüksek potansiyel seviyesinde var. İçinde bulunduğumuz hafta Enerji Verimliliği Haftası ve herkesin söylediği gibi en ucuz enerji kullanmadığımız enerji. Biz enerji verimlilik konusunda bile o farkındalığı daha tam oluşturamadık. Türkiye hala enerji tüketimini arttıran bir ülke yani kişi başı enerji tüketimi artarak devam ediyor” diye konuştu – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-temiz-enerji-durumu-ve-gelecegi-semineri-duzenlendi/feed/ 0
Kim Jong Un: Kuzey Kore lideri hakkında cevaplanmamış beş soru https://www.haber60.com.tr/kim-jong-un-kuzey-kore-lideri-hakkinda-cevaplanmamis-bes-soru/ https://www.haber60.com.tr/kim-jong-un-kuzey-kore-lideri-hakkinda-cevaplanmamis-bes-soru/#respond Tue, 09 Jan 2024 04:57:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2738 Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’un 8 Ocak’ta 40 yaşına girdiği tahmin edilirken, kesin doğum tarihi konusunda fikir birliği yok.

Kim hakkındaki tek bilinmeyen de bu değil. 2011 yılında iktidara gelen Kuzey Kore lideri hakkında cevaplanmamış beş soruyu derledik.

1. Kim Jong Un ne zaman doğdu?

Kim’in doğum tarihini kesin olarak bilmiyoruz.

Oxford Üniversitesi Siyaset Bilimi öğretim üyesi Dr. Edward Howell, “Doğduğu yılla ilgili pek çok tartışma var; 1982, 1983 ya da 1984 olabilir” diyor.

Doğum günü olduğu varsayılan 8 Ocak, Kuzey Kore’de normal bir iş günü iken, babası Kim Jong İl’in doğum günü her yıl 16 Şubat’ta Parlayan Yıldız Günü olarak kutlanıyor.

Büyükbabası Kim Il Sung’un 15 Nisan’daki doğum günü de Güneş Günü olarak kutlanıyor.

Ancak daha geniş aile konusunda pek çok ayrıntı gizemini koruyor.

Kuzey Kore uzmanı Dr. Howell, Kim’in üvey kardeşleri olduğunu ve bunlardan biri olan Kim Jong Nam’ın 2017 yılında Malezya’da suikasta kurban gittiğini söylüyor.

Kim Jong Un’un babasının en az dört farklı partneri olduğu iddia ediliyordu; ancak ilişkileri çoğunlukla gözlerden uzak tutuldu.

Annesi Ko Young Hui’nin Japonya’da doğduğu ve 1960’larda dansçı olarak çalışmak üzere Kuzey Kore’ye gittiği düşünülüyor.

2018 yılında, Ko Young Hui’nin 1973 yılında Japonya’yı ziyareti sırasında çekilmiş fotoğrafları bulundu.

2. Kim Jong Un’un eşi kim?

Bu konuda da net bilgi yok. Ri Sol Ju adında bir eşi olduğu biliniyor, ancak ne zaman evlendiklerine dair kesin bilgi yine yok; 2009’da evlenmiş olabileceklerine dair spekülasyonlar var.

Ri Sol Ju hakkında çok az şey biliniyor. Bir performans sırasında Kim’in dikkatini çeken eski bir şarkıcı olduğuna dair söylentiler gündeme gelmişti.

Bu isimde bir Kuzey Koreli sanatçı var ama aynı kişi oldukları hiçbir zaman resmi olarak teyit edilmedi.

İstihbarat yetkililerinden alıntı yapan bir milletvekili, Ri Sol Ju’nun 2005 yılında Asya Atletizm Şampiyonası için Kuzey’in amigo takımında Güney Kore’yi ziyaret ettiğine ve Çin’de şarkıcılık eğitimi aldığına inandıklarını söyledi.

Kuzey Kore, Ri’nin Kim’in eşi olduğunu söylemenin ötesinde herhangi bir ayrıntı vermedi.

3. Kim Jong Un’un kaç çocuğu var?

Burada, kesinleştirilmesi zor bir başka aile ayrıntısıyla karşı karşıyayız.

Ri Sol Ju’nun hamile olduğuna dair spekülasyonlar 2016 yılında bir süre gözden kaybolmasının ardından başladı, ancak hiçbir zaman resmi olarak doğrulanmadı.

Daha önceki iki çocuğunun 2010 ve 2013 yıllarında doğduğuna inanılıyor, ancak herhangi birinin erkek olup olmadığı ve dolayısıyla potansiyel bir halef olup olmadığı bilinmiyor.

Kuzey Kore lideri, yaklaşık 10 yaşındaki kızı Kim Ju Ae ile birçok kez kamuoyunun karşısına çıktı.

“Çocuklarının hikayesini hala tam olarak bilmiyoruz” diyen Howell, Kim Jong Un’un yakın arkadaşı olan ABD’li eski basketbol yıldızı Dennis Rodman’ın 2013 yılında verdiği bir röportajda kızının adını açıkladığını hatırlatıyor.

Kuzey Kore uzmanı “Başka çocukları da var ama onlar hakkında çok az şey biliniyor. Annelerinin kim olduğunu bilmiyoruz” diye ekliyor.

Pek çok uzmanın (ve Güney Kore istihbarat teşkilatının) aksine Howell, Kim Ju Ae’nin bir sonraki lider olmak üzere yetiştirildiğine inanmıyor.

Zira henüz çok küçük ve Kim Jong Un’un nüfuzlu kız kardeşi Kim Yo Jong’un daha fazla deneyimi ve elitlerle daha iyi bağlantıları var, bu da onu kardeşinin yerine geçmesi daha muhtemel bir aday haline getirebilir.

Howell, “Kuzey Kore lideri füze fırlatmalarında, ziyafetlerde ya da futbol maçlarında kızıyla görülüyor çünkü aile babası ve yardımsever bir lider olarak görülmek istiyor” diyor.

4. Ülke bu kadar fakirken Kim Jong Un lüks içinde mi yaşıyor?

Kuzey Kore ve lideri, nükleer silahlar ve balistik füzeler geliştirmesi nedeniyle yıllardır Birleşmiş Milletler ve Batılı ülkeler tarafından uygulanan sert yaptırımlarla karşı karşıya.

Ancak Dr. Howell, Kim Jong Un’un yaptırımlardan kaçmak için elinden gelen her şeyi yaptığını söylüyor.

“Ülkede özellikle rejim tarafından kullanılmak üzere tasarlanmış bir örtülü ödenek var. Kim; kendisinin ve ailesinin lüks bir yaşam tarzını sürdürebilmesini istiyor.”

Howell, dünya çapında Kuzey Kore’ye para sağlamaya istekli ülkeler olduğuna inanıyor ve başka yollarla da fon sağlayabileceğine dair iddialar var.

Kuzey Kore’nin interneti olmayan izole bir ülke sanıldığını belirten Howell, bunun yanıltıcı olduğunu ve devlet tarafından işletilen bir interneti bulunduğunu, siber savaşın önemli bir strateji haline geldiğini ve rejimin “ekonomisini ve nükleer programını yürütmek için para çalmak amacıyla diğer ülkelerin bilgisayar sistemlerini hacklediğini” savunuyor.

5. Kim Jong Un halkını önemsiyor mu?

2020’de bir askeri geçit töreninde yaptığı konuşma Kim Jong Un’un farklı bir yönünü gösterdi.

Birliklerine pandemi ve son doğal afetlere karşı gösterdikleri çabalar için teşekkür etti. Bir noktada, ülkenin mücadelelerinden bahsederken gözyaşlarını tutamadı. Bu, bir Kuzey Kore lideri tarafından nadir görülen bir duygu gösterisiydi.

Bazı gözlemciler, ülke artan bir ekonomik krizle karşı karşıyayken Kim’in üzüntüsünü göstermeye çalışıyor olabileceğini öne sürdüler.

Bununla birlikte Kuzey Kore lideri, büyükbabası Kim İI Sung tarafından başlatılan lüks trenlerle uzun mesafeli seyahat geleneğini sürdürüyor.

Kim Jong Un’un babası Kim Jong İl’e 2001 yılındaki yolculukta eşlik eden bir Rus askeri komutan, Orient Express adlı anı kitabında bu yolculuğun zenginliğinden bahsetmişti.

“Rus, Çin, Kore, Japon ve Fransız mutfağından her türlü yemeği sipariş etmek mümkündü” diye yazmıştı. “Canlı ıstakozlar ve prestijli Bordeaux ve Burgundy şarapları da Paris’ten uçakla getiriliyordu.”

BBC’ye konuşan Kuzey Kore halkıysa, yiyecek kıtlığı nedeniyle söyledi. Uzmanlar durumun 1990’lardan bu yana görülen en kötü durum olduğunu söylüyor.

Howell’a göre “Kim Jong Un kendi baskıcı liderliğini ve rejimini korumak istiyor. Ülkesindeki 26 milyon insanı umursuyor görünmüyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kim-jong-un-kuzey-kore-lideri-hakkinda-cevaplanmamis-bes-soru/feed/ 0
Fransa Başbakanı Elisabeth Borne, Görevinden İstifa Etti https://www.haber60.com.tr/fransa-basbakani-elisabeth-borne-gorevinden-istifa-etti/ https://www.haber60.com.tr/fransa-basbakani-elisabeth-borne-gorevinden-istifa-etti/#respond Tue, 09 Jan 2024 02:00:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2735 Fransa Başbakanı Elisabeth Borne, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un hükümette yapması beklenen değişiklikler öncesi görevinden istifa etti.

Ülkede Aralık ayında yeni göçmen yasası ile yaşanan krizin ardından, Başbakan’ın istifa edebileceği tahminleri yapılıyordu.

Bu görevde iki yıldan kısa bir süre kalmış olan Borne’un yerini kimin alacağı henüz netleşmedi. Borne, yeni isim belirlenene kadar başbakanlık görevini sürdürecek.

62 yaşındaki Borne, 1991-1992 yıllarında görev yapmış olan Édith Cresson’dan sonra Fransa’nın ikinci kadın başbakanı olmuştu.

Fransız haber ajansı AFP, Borne’un Macron’a gönderdiği istifa mektubunun, “görevde kalmayı tercih edebileceğine dair izler” taşıdığını aktardı.

Borne, Macron tarafından kabul edilen mektubunda “Hükümetime istifamı sunmam gerekirken, bu görevde ne kadar tutkulu olduğumu da size söylemek isterim” ifadelerini kullandı.

Macron hükümeti, emeklilik yasasıyla başlayan ve Aralık ayında kabul edilen yeni göçmen yasasıyla birlikte iyice artan, sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Macron’un Haziran ayındaki Avrupa Parlamentosu seçimlerinden önce kabinesinde büyük bir değişiklik yapması bekleniyor.

Siyasi yorumcular, başkanlığının bitmesine üç yıl kalan Macron’un, bazı tartışmalı politikalar ve yasama yenilgilerinin ardından, hükümetine siyasi ivme kazandıracak değişiklikler yapması gerektiğini düşünüyor.

Göç yasası tartışmasında neler yaşanmıştı?

Fransa Parlamentosu, aylarca süren siyasi tartışmaların ardından Aralık ayında, ülkenin göç politikasını sertleştiren yasa tasarısını onaylamıştı.

Senato’nun ardından Ulusal Meclis’ten de geçen tasarıya hem Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un merkezdeki Rönesans Partisi, hem de Marine Le Pen’in lideri olduğu aşırı sağcı parti Ulusal Cephe destek verdi.

Sol partiler ise Macron’u, aşırı sağa taviz vermekle suçladı.

Yasa tasarısının önceki versiyonları, aşırı sol ve aşırı sağ partilerin farklı itirazları nedeniyle Parlamento’dan geçmemişti.

Düzenlemeyle göçmenlerin aile fertlerini Fransa’ya getirmeleri zorlaştırılıyor, sosyal yardımlara erişimleri de geciktiriliyor.

Fransa’da geçen yıl başında da yeni emeklilik yasası nedeniyle ülke çapında grevler ve protestolar düzenlenmişti. Hükümet, emeklilik yaşını 2 yıl yükseltmeyi öngören tartışmalı yasayı geçirebilmek için, anayasadaki özel bir maddeyi kullanarak Meclis’i de devre dışı bırakmıştı.

Yeni başbakan kim olabilir?

Henüz netlik kazanmamış olsa da, Fransa’nın yeni başbakanlığı için üç isim öne çıkıyor.

İlki, 34 yaşındaki Eğitim Bakanı Gabriel Attal. Başbakan olması durumunda Attal ülkenin en genç ve eşcinsel olduğunu açıkça ifade eden ilk başbakanı olacak.

37 yaşındaki Savunma Bakanı Sebastien Lecornu da başbakanlık için adı geçenler arasında. Lecornu da bu göreve getirilirse Fransa’nın en genç başbakanı olmuş olacak.

Tarım Bakanı Julien Denormandie de bir diğer olasılık olarak konuşuluyor.

Macron’un partisi 2022’deki seçimlerde parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmişti. Bu nedenle Cumhurbaşkanı’nın çıkarmak istediği yasalar Meclis’te muhalefetle karşı karşıya kalıyor.

Görevlendirilecek yeni başbakan, başkanlık koltuğuna ilk kez 2017’de oturan Macron’un dördüncü başbakanı olacak.

Yeni ismin bugün açıklanması bekleniyor.

Tüm bunların yanında Fransa ayrıca bu yıl Yaz Olimpiyatları’na da ev sahipliği yapacak. 26 Temmuz’da başlayacak Paris 2024 Olimpiyatları, ülkenin bu yıl daha da göz önünde olacağı anlamına geliyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/fransa-basbakani-elisabeth-borne-gorevinden-istifa-etti/feed/ 0
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Düzce’de ‘Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı Projesi’ açılışında konuştu https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-duzcede-surdurulebilir-kentsel-ulasim-plani-projesi-acilisinda-konustu/ https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-duzcede-surdurulebilir-kentsel-ulasim-plani-projesi-acilisinda-konustu/#respond Mon, 08 Jan 2024 21:06:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2712

DÜZCE’de, ‘Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı Projesi’nin açılış programına katılan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Ulaşım ve iletişim yatırımlarını; kesintisiz kalkınmanın, rekabetçi bir ekonominin, sosyal etkileşimin, sürdürülebilir şehirciliğin ve refahın temeli olarak görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde son 21 yıla 100 yıllık işler sığdırdık” dedi.

Düzce Belediyesi tarafından hazırlanan ‘Düzce Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı Projesi’nin açılış toplantısı Erol Güngör Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Toplantıya Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile AK Parti Düzce milletvekilleri Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk, Düzce Valisi Selçuk Aslan, Belediye Başkanı Faruk Özlü, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bürokratları, siyasi parti il başkanları, kurum müdürleri ile davetliler katıldı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, konuşmasında, ulaşım ve altyapı alanında yaptıkları çalışmaları anlatarak, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle, ‘Siyaset demek; ülke için eser üretmek, millete hizmet etmek’ demektir. Son 21 yıldır bu anlayışla çalışıyor, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin her köşesini büyük eser ve hizmetlerle buluşturuyoruz. Birbiri ardına tamamladığımız projeleri, eser ve hizmet siyasetimizin en önemli unsuru olarak görüyor, milli kalkınma yolunda hızla ilerliyoruz. Ulaşım, haberleşme ve şehircilik alanında gerçekleştirilen yatırımlarla çehresi aydınlanan Türkiye’mizin gelecek vizyonunu; dünyanın nabzını tutarak, teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek ve daima entegrasyonu merkeze koyarak şekillendiriyoruz. Tesis ettiğimiz ulaşım ağlarıyla, ekonomik faaliyetlerin, kültür ve medeniyetin yurt sathına yayılması idealine tüm imkan ve gayretimizle hizmet etmekteyiz. Güçlü, modern ve sağlam altyapı ve üstyapı temelinde ‘Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edecek, milletimizin hayat kalitesini devamlı yükselteceğiz. Ulaşım ve iletişim yatırımlarını; kesintisiz kalkınmanın, rekabetçi bir ekonominin, sosyal etkileşimin, sürdürülebilir şehirciliğin ve refahın temeli olarak görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde son 21 yıla 100 yıllık işler sığdırdık. Ülkemizin ulaşım ve haberleşme altyapısına yaklaşık 250 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik. Marmaray, Avrasya Tüneli, İstanbul Havalimanı, Yavuz Sultan Selim, Osmangazi, 1915 Çanakkale köprüleri, İzmir-İstanbul, Ankara-Niğde ve Kuzey Marmara Otoyolları gibi dev projeleri birbiri ardına hayata geçirdik. Yüksek standartlı, bölünmüş yollarla ülkemizin her noktasını hızlı, güvenli ve konforlu bir şekilde erişim sağlar hale getirdik” diye konuştu.

‘YAVUZ SULTAN SELİM KÖPRÜSÜNDEN DEMİR YOLUNU GEÇİRMEK İÇİN ÇALIŞILIYOR’

Bakan Uraloğlu, açıklamasında, “6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol ağımızı 29 bin 373 kilometreye, 1714 kilometre olan otoyol ağımızı ise 3 bin 726 kilometreye yükselttik. 10 bin 948 kilometre olan demir yolu ağımızı 14 bin 165 kilometreye yükselttik. Ülkemizi sıfırdan hızlı trenle buluşturarak 2 bin 251 kilometre hızlı tren ağı inşa ettik. 2002’den bu yana aktif havalimanı sayımızı 26’dan 57’ye ve terminal kapasitemizi 55 milyon yolcudan 337,5 milyon yolcuya çıkardık. Dış hatlarda 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştiriliyorken, uçuş ağımıza 283 yeni nokta ekleyerek 343 noktaya yükselttik. Denizcilik alanında 152 olan uluslararası liman sayımızı 190’a, 37 olan tersane sayımızı 85’e, 8 bin 500 olan yat bağlama kapasitemizi de 25 binin üzerine çıkardık. 12’nci Kalkınma Planımız doğrultusunda 2028 yılında bölünmüş yol ağımızı 31 bin kilometrenin üzerine, 2053 hedefimiz kapsamında ise 38 bin kilometrenin üzerine çıkarmayı planlıyoruz. Avrasya Tüneli ve Marmaray ile İstanbul Boğazı’nın altından hem kara yolu hem de demir yolu geçişi tesis ettik. Kara yolu geçişini hizmete aldığımız Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden şimdi de demir yolunu geçirmek için çalışmalar yürütüyoruz. Geleceği bugünden tasarlarken; lojistik, mobilite ve dijitalleşme odağında, bilimsel temelli, çevreci, sürdürülebilir ve tarihe duyarlı bir ulaşım altyapısını ülkemize kazandırmak için çalışmaya devam ediyoruz. 2053 vizyonumuzla ülkemizin ihtiyaç duyduğu ulaştırma ve altyapı yatırımlarını önümüzdeki 30 yıl için planladık” ifadelerini kullandı.

‘ÜLKEMİZ ÖNEMLİ HAVZALARDA BULUNUYOR’

Yer altı kaynakları açısından Türkiye’nin önemli noktada olduğunu söyleyen Bakan Uraloğlu, “Dünyanın en önemli petrol rezervlerine sahip Orta Doğu ve Hazar Havzası, önemli deniz ulaştırma yollarının kavşağı durumunda bulunan Akdeniz Havzası, tarihte her zaman önemini sürdürmüş olan Karadeniz Havzası ve Türk boğazlarının oluşturduğu coğrafyanın merkezinde etkili bir konumda bulunuyor. Konumumuzun avantajından hareketle ulaşım stratejilerimizi küresel ve bölgesel şartlar ışığında yeniden tanımlamak ve bu stratejileri her daim güncel tutmak Türkiye için vazgeçilmezdir. Bu kapsamda ülkemiz, ‘Orta Koridor’ güzergahının kısa, orta ve uzun vadede geliştirilmesinde ve iyileştirilmesinde kararlıdır. Gerek son dönemde yaşanan gelişmeler sebebiyle, kuzey koridoru yerine orta koridoru kullanma isteği gerekse giderek artan ticaret hacmi, Orta Koridor’da yük taşımacılığı hacmini arttırmak için tarihi bir fırsat ortaya koymaktadır. Bunun sağlanması için de büyük projeler üstlenerek hem Orta Doğu hem de Afrika kıtasıyla ortak projeler geliştirmeye odaklanmış durumdayız” dedi.

‘İPEK YOLU’NU AVRUPA’YA BAĞLIYORUZ’

Bakan Uraloğlu, İpek Yolu’nun Marmaray aracılığıyla Avrupa’ya bağlanacağını belirterek, “Bakü-Tiflis-Kars demir yolu ile Çin’den ülkemize ulaşan yeni İpek Yolu’nu Marmaray üzerinden Avrupa’ya bağlıyoruz. Azerbaycan ile ülkemiz arasındaki mesafeleri kısaltacak olan Zengezur Koridoru ile Bakü Limanı doğrudan ülkemize bağlanacaktır. Hindistan, Doğu Asya ve Basra Körfezi üzerinden Irak’a gelecek yükleri Avrupa’ya ulaştıracak Kalkınma Yolu projesinde çalışmalar devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

‘YATIRIMLARIMIZI ARTAN NÜFUSU KARŞILAYACAK ŞEKİLDE YAPIYORUZ’

Bakan Uraloğlu, yatırımları illerin büyümesine göre planladıklarını ifade ederek, “Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ülkemizde 2007 yılında nüfusun yüzde 70’i il ve ilçelerde yaşarken, bugün 85 milyonu aşan nüfusumuzun yaklaşık yüzde 93’ünün il ve ilçelerde yaşadığını görüyoruz. İl ve ilçe merkezlerinde yaşanan bu nüfus artışına paralel olarak şehirlerimiz de yeni konut projeleriyle büyük bir değişim içine girmiş durumda. Ancak tabii ki sadece konut yapmayla iş bitmiyor. Bu değişim yanında ulaşım ve lojistik hizmetleri, etkili sağlık hizmetleri, gelişmiş eğitim hizmetleri ve benzeri tüm konularda yeni ihtiyaçları ortaya çıkarıyor. Artan nüfus oranları da artık geleneksel yaklaşımların dışında, sürdürülebilir politika ve projelerle, ileri teknolojileri içeren çözüm arayışlarını zorunlu kılıyor. Bu noktada bugün hem ülkemizde hem de dünyada birçok şehrin dijital dönüşüm sürecinden geçtiğini ve bu değişeme adapte olmayı çalıştığını görüyoruz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-duzcede-surdurulebilir-kentsel-ulasim-plani-projesi-acilisinda-konustu/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı: Türkiye’de gıda fiyatları düşmezken dünyada düşüyor https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-turkiyede-gida-fiyatlari-dusmezken-dunyada-dusuyor/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-turkiyede-gida-fiyatlari-dusmezken-dunyada-dusuyor/#respond Sun, 07 Jan 2024 21:33:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2625

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, “Dünyada gıda fiyatları düşerken Türkiye’de 40 aydır aralıksız artıyor. FAO Gıda Fiyat Endeksi’ne göre 2023 yılında dünyada gıda fiyatları yüzde 10 düştü. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre ise aynı dönemde Türkiye’de gıda fiyatları yüzde 72 yükseldi. ‘Tarım ülkesiyiz, Avrupa’da tarımda birinciyiz’ diyoruz ama dünyada en fazla gıda fiyatı yüksek olan ülkelerden biriyiz. Temel neden AKP zihniyetinden kaynaklanıyor” dedi.

CHP Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, Türkiye’de gıda fiyatlarındaki artışa dikkat çekti. TÜİK’in açıkladığı gıda endeksini değerlendiren Adem bugün yaptığı yazılı açıklamada şunları ifade etti:

“HALKIN HİSSETTİĞİ ENFLASYON YÜZDE YÜZÜ AŞMIŞ DURUMDA: Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’nün, geçtiğimiz gün açıkladığı gıda ürünlerinin uluslararası fiyatlarındaki aylık değişiklikleri izleyen FAO Gıda Fiyat Endeksi’ne göre 2023 yılında dünyada gıda fiyatları yüzde 10 düştü. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre ise aynı dönemde Türkiye’de gıda fiyatları yüzde 72 yükseldi. Türkiye, gıda fiyatlarında son bir yıllık dönemde dünya ile tamamen ayrıştı. Dünyada 40 aydır gerileyen gıda fiyatlarının, Türkiye’de artmaya devam etmesi nedeniyle aradaki makas tümden açıldı. Türkiye’de yıllık gıda enflasyonundaki artış oranı bile örtülü TÜİK verilerine göre yüzde 72. Türkiye; Venezuela, Arjantin, Zimbabve, Surinam, Lübnan, Mısır’dan sonra dünyanın en yüksek gıda enflasyonuna sahip 7’nci ülke. Halkın hissettiği enflasyon zaten reelde yüzde 100’ü aşmış durumda.

TARIM ÜRÜNLERİNDEKİ FİYAT ARTIŞININ EN ÖNEMLİ NEDENİ YÜKSEK GİRDİ MALİYETLERİ: Ülkemizdeki yüksek enflasyonun en önemli etkenlerinden birini yüksek gıda fiyatları oluşturmaktadır. Her ay açıklanan enflasyon verilerinde fiyatı en fazla yükselen ürünler incelendiğinde ilk sırada yer alan 20 ürünün yarısından fazlasını her zaman gıda ürünleri oluşturmaktadır. Tarım ürünlerindeki fiyat artışının en önemli nedeni yüksek girdi maliyetleridir. Ülkemizde mazot, gübre, ilaç tohum başta olmak üzere tarımsal üretimin temel girdilerinin hepsi ya tamamen ya yüzde 80’e yakını ithal ediliyor. Kur artışı oldukça girdi maliyetleri de yükseliyor. Bu da tarımsal ürün fiyatlarını doğrudan etkiliyor.

TEMEL NEDEN AKP ZİHNİYETİNDEN KAYNAKLANIYOR: Dünyanın hiçbir ülkesinde kendi ürettiğine kota koyup o ürünü dışarıdan alan ve ona pazar oluşturan bir başka ülke yoktur. Tarımda üretimin ithalata dayalı olması ve üretimi gerçekleştirmeye yarayan gübre, ilaç ve mazot gibi ürünler ile ham madde maliyetlerinin yüksek olması. ‘Daha pahalı üretim, daha pahalı tüketime’ yol açıyor. AKP’nin genel hamlesi hiçbir hatayı kabul etmeme üzerine kurulu olduğu için her seferinde ‘sorun yok, hata yok’ deniliyor. O süreç bir şekilde geride bırakılmış gibi oluyor ama sorun çözülmediği için sonrasında tekrar ortaya çıkıyor. Tarım ülkesiyiz’, Avrupa’da tarımda birinciyiz’ diyoruz ama dünyada en fazla gıda fiyatı yüksek olan ülkelerden biriyiz. Temel neden AKP zihniyetinden kaynaklanıyor.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-turkiyede-gida-fiyatlari-dusmezken-dunyada-dusuyor/feed/ 0 Sierra Leone’de bulunan dev elmas umutları gerçekleştiremedi https://www.haber60.com.tr/sierra-leonede-bulunan-dev-elmas-umutlari-gerceklestiremedi/ https://www.haber60.com.tr/sierra-leonede-bulunan-dev-elmas-umutlari-gerceklestiremedi/#respond Thu, 04 Jan 2024 02:15:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2155 2017 yılının en umut veren haberlerinden biriydi. Dünya medyasındaki başlıklar Sierra Leone’nin ‘barış elmasını’ duyuruyordu.

Elmasın, dökülen kan ve sefaletle eş anlamlı hale geldiği bu Afrika ülkesinde, bu elmasın getireceği refah, yerel halkın yaşamını iyileştirecekti.

Ancak bu medya çılgınlığının ötesinde kazıcılar vardı. Bu çok ağır işi yaparak, elması bulanlar.

Kamba Johnbull ve Andrew Saffea, elması bulan beş kişilik grubun en genç üyeleriydi ve sadece ergenlerdi.

O büyük, parlayan taşı gördüklerinde tüm düşleri gerçek olmuş gibiydi.

Ama altı yıl sonra mucizevi buluşları, hayalkırıklıklarıyla gölgelendi.

Plan for survival

Saffea, yoksulluk yüzünden okulu bırakmak zorunda kaldığında parlak bir öğrenciydi. Johnbull’un ailesi ise1991-2002 arasındaki iç savaşta parçalanmıştı.

Birlikte, bir papazın masraflarını karşıladığı beş kişilik kazı grubuna katıldılar. Para almıyorlardı, ancak basit kazı malzemeleri ve hem kendileri hem de aileleri için yiyecek veriliyordu. Bir elmas bulunursa da, aslan payını masrafları karşılayan sponsor alıyordu.

İkili, çok ağır koşullarda çalışıyordu. Şafak sökerken kalkıp, bir palmiye çiftliğinde çalışmaya başlıyorlar, kahvaltıdan sonra da günün geri kalanında kazı yapıyorlardı. Okula geri dönecek kadar para biriktirmeyi umuyorlardı ama çalışma koşulları çok yorucuydu.

Saffea “Johnbull’a hayalimin yıkıldığını söyledim” diyor.

Johnbull, yoğun yağış ve zorlu yaz sıcaklarıyla nasıl başa çıkmak zorunda kaldıklarını hatırlıyor.

“Motive olmak için birbirimize teşvik edici şeyler söylüyorduk. Şakalar yapıyorduk. Bir Bluetooth cihazımız da vardı, müzik bile çalıyorduk.”

İkili, aniden zengin olurlarsa, neler yapmayı hayal ettiklerini de konuşuyordu.

Johnbull iki katlı bir evle, Toyota FJ Cruiser marka bir araç, Saffea da eğitimini tamamlamak istiyordu.

Dev elmas

Şanslarının güleceği gün, diğer günlerden farksız başlamıştı. Kaynamış muzla kahvaltı yapıp, dua ettikten sonra madene gittiler.

Kazıcılar, aslında zamanlarının çok küçük bir bölümünü elmas arayarak geçiriyor.

13 Mart 2017 Cuma günü planları hazırlıkları yapmak, toprağı yarmak, çakıl taşlarını çıkartmak ve yağmur mevsiminin ilk günlerinden kalan yağmur sularıyla uğraşmaktı.

Sonra Johnbull’un gözü bir parıltıya takıldı.

“Akan suyun altında, suyla birlikte sürüklenenen taşı gördüm. Benimkisi bir içgüdüydü, çünkü daha önce hiç elmas görmemiştim.”

“Taşa bir dakikadan fazla baktım. Sonra amcama ‘Amca, şu taş parıldıyor, ne taşı bu?’ dedim.”

Johnbull uzanıp, taşı sudan çıkarttı.

“Çok soğuktu taş. Alır almaz elimden kapıp ‘Bu bir elmas!’ dediler.”

Elmas 709 karattı ve dünyada kayıtlara geçen en büyük 14.üncü büyük taştı.

Kazıcılar, sponsorları Papaz Emmanuel Momoh’a haber verdiler. Momoh da elması karaborsada satmak yerine, yetkililere götürerek tarihe geçti.

Elmas, müzayedede 6,5 milyon dolara satıldı.

Johnbull ve Saffea gibi yüzbinlerce Sierra Leoneli kayıt dışı madenlerde çalışıyor. Şansları yaver giderse, küçük bir elmas buluyorlar, ancak herkesin hayali, herkesi motive eden böyle büyük bir elmas bulma ihtimali.

Sonunda, kazıcıların her birine pay verilmesi, kârın bir kısmının da yerel kalkınma için hükümete verilmesi üzerinde anlaşıldı.

Kazıcılara ilk olarak sadece 80’er bin dolar verildi. Saffea ve Johnbull’un bu işe ilk girdiklerinde umduklarından çok daha büyük bir paraydı bu miktar. Ancak yine de bu kadar küçük bir pay aldıkları için aldatılmış hissediyorlar.

Johnbull “Payımı ilk aldığımda, bir hafta boyunca dokunmadan elimde tuttum. En sonunda bir ev satın almak için başkent Freetown’a gittim” diyor.

Saffea eğitim için Kanada’ya gitmek ve Johnbull da ona katılmak istiyordu.

Bir aracıya seyahat ve barınma ve üniversite harcı için 15 bin dolar ödediler. Sonra Gana’ya gittiler ve burada altı ay kalıp, paralarının büyük kısmını harcadılar.

Vize başvuruları reddedilince planları çöktü. Johnbull, Sierra Leone’ye geri döndü. Elmastan aldığı paranın çoğu gitmişti. Saffea ise yeni bir yolculuğa başladı.

Güvenliği için açıklamadığımız üçüncü bir ülkeye geçti. Burada gündüz şoförlük yapabileceği, akşamları da okula gidebileceği söylenmişti. Ancak Saffea bu ülkeye ulaştığında, gerçek çok farklıydı.

“Bir ahırda atlara baktım ve orada yatıp, yiyordum. Diğer işçilere barınacak yer veriliyordu ama ben ahırda yatmak zorunda kaldım.”

Saffea’nın elmastan beklediği müreffeh yaşam bu değildi. Oturumu olmadığından da savunmasız bir durumda.

Sierra Leone’de satın aldığı mülk dışında, elmastan elde ettiği para tükendi. Şimdiyse, evine dönmek istediğini söylüyor.

Takdir edilmemek

İkiliyi en çok üzen de, yaptıkları keşif için düzgün bir şekilde takdir edilmemiş olması.

Elmasla ilgili haberlerde, madene sponsorluk yapan papazın adı geçiyordu. Kazıcılardan pek bahsedilmemişti. Saffea, dışlanmış hissediyor.

Johnbull, parasını farklı bir şekilde kullanmış olmayı diliyor.

“Param olduğunda çok gençtim. Geriye baktığımda iyi hissetmiyorum. O zaman kıyafetler alıp hava atıyordum. Bilirsiniz işte, gençler böyle.

“Keşke orada daha fazla para kazanma umuduyla ülke dışına gitme hırsım olmasaydı. Ziyan ettiğim parayla, burada çok şey yapabilirdim.”

Belki bekledikleri yaşama kavuşmadılar, ancak Johnbull şimdi Freetown’da alüminyum pencere yaparak iyi bir yaşam sürüyor ve ülke dışındaki umutları gerçekleşmezse, Saffea’nın da dönmesini umuyor.

Johnbull “Ben dünyaya geldiğimde, anne ve babamın evi yoktu. Çocuklarım, Freetown’da babalarının evinde büyüyor. Bu çok önemli. Çocuklarım benim çektiğim zorlukları çekmeyecek” diyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sierra-leonede-bulunan-dev-elmas-umutlari-gerceklestiremedi/feed/ 0
Türk Müteahhitlerinin Yurtdışındaki Başarıları Artıyor https://www.haber60.com.tr/turk-muteahhitlerinin-yurtdisindaki-basarilari-artiyor/ https://www.haber60.com.tr/turk-muteahhitlerinin-yurtdisindaki-basarilari-artiyor/#respond Wed, 03 Jan 2024 21:18:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2129 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Makedonya ve İspanya’da müteahhitlerimiz önemli görevler üstlendi. İspanya’da Barcelona Futbol Kulübü’nün stadyum yenileme projesi yurt dışında kazanılan sembol projelerimizden biridir” dedi.

Türkiye Müteahhitler Birliği ev sahipliğinde ‘Yurtdışı Müteahhitlik ve Teknik Müşavirlik Hizmetleri 2023 Yılı Değerlendirme’ toplantısı gerçekleşti. Toplantıda konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türk müteahhitlerinin yurtdışındaki başarılarına dikkati çekti. Bakan Bolat, hizmet ihracatında yüzde 13’lük artışla 100 milyar dolar sınırına ulaşıldığını belirterek, “Ticaret ve cari açığımız ağustos ayından bu yana gerilemektedir. 2024 yılının ilk çeyreğinde de cari açıkta yıllık rakam olarak azalma devam edecektir” diye konuştu.

Rusya ve Ukrayna arasında devam eden savaşın yalnızca müteahhitlik sektörünü değil, küresel mal ve hizmet ticaretini de olumsuz etkilediğini kaydeden Bakan Bolat, “7 Ekim’den bu yana Ortadoğu’da yaşanan ve yüreğimizi kanatan İsrail katliamının, bitmek bilmeyen insanlık dışı saldırıların küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri giderek belirginleşmektedir” ifadelerini kullandı.

“Yurtdışı müteahhitlik sektörümüz 2023 yılını 27 milyar 400 milyon dolar ile kapattı”

Yurtdışı Türk müteahhitlik sektörünün 2023 yılında başarıdan başarıya koştuğunu aktaran Bakan Bolat, “Yurtdışı müteahhitlik sektörümüz 2023 yılını 27 milyar 400 milyon dolar gibi büyük bir proje değeri ile kapatmış bulunmaktadır. Tüm müteahhitlerimizi, müşavirlerimizi, mühendislerimiz ve işçilerimizi yürekten tebrik ediyorum” ifadelerine yer verdi.

“135 ülkede üstlenilen 12 bin 71 projede toplam değeri 501 milyar 900 milyon dolara yükselmiştir”

2023 yılı sonu itibarıyla Türk müteahhitlerinin 135 farklı ülkede toplam 12 bin 71 projenin altına imza attığını dile getiren Bolat, “1972’den bu yana 135 ülkede üstlenilen 12 bin 71 projede toplam değeri 501 milyar 900 milyon dolara yükselmiştir. Bu 502 milyar doların 452 milyar doları son 21 yılda elde edilmiştir” açıklamalarında bulundu.

Türk müteahhitlerinin 2023 yılında aldıkları 27,4 milyar dolarlık inşaat işlerinin bölgesel dağılımına ilişkin Bakan Bolat, şunları kaydetti:

“Proje büyüklüğü bakımından bağımsız devletler ülkeleri yüzde 38 ile yine birinci sırada geliyor. İkinci sırada ise payı yüzde 27,1’e çıkan Avrupa Bölgesi bulunuyor. Ortadoğu ise yaklaşık yüzde 20 ile bu sene üçüncü sırada yer alıyor. Afrika kıtası ise yüzde 11,6’lık bir pay ile yerini sağlamlaştırmış bulunuyor.”

Türk müteahhitlerinin yurt dışında gerçekleştirdikleri projeleri anlatan Bakan Bolat, Rusya’nın projelerin büyüklüğü bakımından ilk sırada yer aldığını belirtti. İkinci sırayı demiryolu, metro ve karayolu projeleri ile 3,6 milyar dolarlık büyüklükle Romanya’nın aldığını aktaran Bakan Bolat, Türkmenistan ve Suudi Arabistan’ın ise üçüncü ve dördüncü sırada yer aldığını kaydetti. Karabağ savaşından sonra Azerbaycan’ın alt yapı konusunda büyük ihtiyacı olduğunu dile getiren Bakan Bolat, söz konusu ihtiyaçları yine Türk müteahhitlerinin kapattığını aktardı.

“Türk müteahhitlerinin Barcelona stadyumunu yenileme projesi semboldür”

Avrupa’da Türk müteahhitlerinin kazandığı proje sayısının arttığını vurgulayan Ticaret Bakanı Bolat, şöyle konuştu:

“En fazla proje üstlenilen ikinci ülke konumunda olan Romanya’dan başka Makedonya ve İspanya’da müteahhitlerimiz önemli görevler üstlendi. İspanya’da Barcelona Futbol Kulübünün stadyum yenileme projesi yurt dışında kazanılan sembol projelerimizden biridir.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-muteahhitlerinin-yurtdisindaki-basarilari-artiyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye Yüzyılıyla 2024’e Başlıyoruz https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-yuzyiliyla-2024e-basliyoruz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-yuzyiliyla-2024e-basliyoruz/#respond Sun, 31 Dec 2023 21:21:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1797

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni yıl nedeniyle yayınladığı video mesajında ” 2023 hedefleri başlangıçtı, asıl çıkışımızı Türkiye yüzyılıyla 2024 ile birlikte başlatıyoruz. Bu mücadeleyi de sizlerin desteğiyle zafere ulaştıracağımıza yürekten inanıyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni yıl dolayısıyla video mesaj yayınladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında  “Bu gece 2023 yılını tamamlıyor, 2024 yılına adım atıyoruz. Yeni takvim yılının ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.  Aslında her yeni yılın sevinçle, umutla ve heyecanla karşılanması gerektiğine inanıyoruz. Ancak bu yeni yıla hem bölgemizdeki, hem dünyadaki olumsuzluklar hem de geçtiğimiz günlerde verdiğimiz şehitlerimiz sebebiyle buruk bir şekilde giriyoruz. İnsanlığın tamamı için daha güzel, daha huzurlu, daha müreffeh bir gelecek umudumuzu elbette muhafaza ediyoruz. Bunun için önce sözde demokrat ve özgürlükçü ülkelerin eli kanlı terör örgütlerine verdikleri destekleri kestiğini görmemiz gerekiyor. Bunun için önce Gazze’de masum çocukların, kadınların katledilmesine karşı tüm ülkelerin ve kurumların ortak tavır aldığını görmemiz  gerekiyor. Bunun için önce Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere bireyleri acıya boğan, ülkelerin kaynaklarını heba eden çatışmaların durdurulması için adil ve samimi çaba gösterildiğini görmemiz gerekiyor. Bunun için  önce asırlardır sömürülen  ve onurları çiğnenen toplumların zenginliklerinin kendi gelecekleri, refahları, güvenlikleri için kullanıldığını görmemiz gerekiyor.  Velhasıl umutları fiiliyata dönüştürmek için dünyadaki tüm ülkelerin, kurumların, fertlerin ortak değerler ve ilkeler etrafında bütünleşmesini temin etmemiz gerekiyor” dedi.

HERKES İÇİN AYNI STANDARTLARI DİLİYORUZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajının devamında “Türkiye olarak biz bu dünya fotoğrafında farklı bir yeri, farklı bir misyonu, farklı bir anlayışı temsil ediyoruz. Devlet ve millet olarak biz sadece kendi güvenlik ve refah çabamızı neticeye ulaştırma mücadelesi vermekle kalmıyoruz, Dünyaya ve bölgemize huzur iklimi hakim olmadan bizim de huzur bulamayacağımız anlayışıyla herkes için aynı standartları diliyoruz.

Bu anlayışla bölgemizdeki barış çabalarını neticeye ulaştırmaya çalışıyoruz. Dostlarımızla ilişkilerimizi her alanda geliştiriyoruz, kardeşlerimizin dertleriyle dertleniyoruz. Dünyayı daha iyi, daha adil, daha müreffeh bir geleceğe hazırlamaya dönük her çabaya destek veriyoruz. Cumhuriyetimizin ilk asrını bitirip Türkiye yüzyılı dediğimiz yeni asrına ayak bastığı bir dönemde daha büyük hedeflere yönelirken azmimizi ve gayretimizi sürekli perçinliyoruz. Zalimin zulmünün ilanihaye sürüp gitmeyeceğine inanıyoruz. Adaletsiz ve dengesiz küresel yönetim  sisteminin son çırpınışlarını yaşadığına inanıyoruz.

Mazlumların sesinin derinden derine tüm dünyayı sardığına, bu çığlıkların büyüyerek insanlığın ortak vicdanı haline dönüşeceğine inanıyoruz. Nitekim Türkiye’nin kendi vatandaşları, dostları ve kardeşleriyle birlikte insanlığın tamamına hitap eden beyan ve tutumlarının gönüllerde giderek daha fazla makes bulduğunu görüyoruz” diye konuştu.

TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUNU HAYATA GEÇİRDİKÇE ALLAH’IN İZNİYLE AY YILDIZLI BAYRAĞIMIZIN YÜKSELİŞİ HEP SÜRECEKTİR.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Aziz milletim elbette bu meşakkatli yolda sürekli yeni sınamalarla, yeni sıkıntılarla, yeni engellerle karşılaşıyoruz. Terörle mücadeleden ekonomik tuzaklara kadar pek çok alanda yaşadığımız sorunların temelinde büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını engelleme amacı vardır. Ülke olarak biz kendi potansiyelimizi ve imkanlarımızı etkin şekilde kullanmayı sürdürdükçe bu mücadele daha da sertleşecektir.  Çünkü Türkiye’nin büyümesi demek asırlardır bizim tökezlememiz sayesinde dört bir yanımızda rahatça at koşturanların hesaplarının bozulması demektir. Bizim güçlenmemiz demek kendi refah ve güvenlikleri için diğer herkesi araç olarak kullananların, sömürenlerin, ezenlerin düzenlerinin sonuna gelinmesi demektir. Bizim sesimize daha çok kulak verilmesi demek dünyanın her yerindeki hak, adalet, özgürlük ve vicdan arayışlarının güçlenmesi demektir. Milletimiz tarihinin hiçbir döneminde kendi hedeflerine ulaşmak için bedel ödemekten fedakarlık yapmaktan elini  taşın altına koymaktan çekinmedi.

Son 21 yılda yaşadığımız nice kritik hadise karşısında milletimizin sergilediği güçlü duruş ve kararlılığın bugün de devam ettiğini gösteriyor. Evet, buradan bir kez daha tekrarlamak istiyorum; milletimiz birliğine, beraberliğine, kardeşliğine sahip çıktıkça Allah’ın izniyle bizi kimse bölemeyecektir. Devletimiz 2023 hedeflerinin bir sonraki safhası olan Türkiye yüzyılı vizyonunu hayata geçirdikçe Allah’ın izniyle ay yıldızlı bayrağımızın yükselişi hep sürecektir.

Siyasi, ekonomik, askeri, diplomatik başarılarımızla dostlarımıza güven düşmanlarımıza korku vermeye devam ettikçe önümüzdeki sisler giderek dağılacaktır. Velhasıl biz istiklalimizden ve istikbalimizden taviz vermedikçe kimse kutlu yürüyüşümüzün önüne geçemeyecektir. Geçmişte emperyalistlerin birer aracı olarak başımıza musallat edilen vesayet güçleriyle, darbecilerle, terör örgütleriyle siyasi ve sosyal mühendislik projeleriyle çok vakit, çok enerji, çok insan kaybettik. Artık bu numaralara karnımız tok olduğu gibi böyle ağır faturalar ödemeye  niyetimiz de yok.

BÜYÜYEN GELİŞEN TÜRKİYE’NİN YILDIZINI YÜKSELTECEĞİZ

Ülkemizi kendi iç mücadeleleriyle  meşgul ederek tarihi mirasından ve sahip olması gereken imkanlardan mahrum edenlerle yollarımızı ayıralı çok oldu. Her fırsatta tekrarladığımız, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet düsturumuzun anlamı budur. İnşallah, 2024 darbe girişimiyle başlayıp kovid-19 salgınıyla büyüyen, bölgemizdeki çatışmalarla derinleşen sıkıntılı dönemden kurtulup hedeflerimize kilitlendiğimiz bir yıl olacaktır. Küresel krizlerin artarak sürdüğü bir dönemde biz farkımızı bir kez daha göstererek üreten,  istihdam eden büyüyen gelişen Türkiye’nin yıldızını yükselteceğiz. Evet, 2023 hedefleri başlangıçtı, asıl çıkışımızı Türkiye yüzyılıyla 2024   ile birlikte başlatıyoruz. Bu mücadeleyi de sizlerin desteğiyle zafere ulaştıracağımıza yürekten inanıyoruz. Bu duygularla  bir kez daha yeni takvim yılının milletimizin tüm fertlerine ve insanlığa hayırlı olmasını diliyorum. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla” ifadelerini kullandı .

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-yuzyiliyla-2024e-basliyoruz/feed/ 0
Türkiye, Etiyopya’da en büyük yatırımcılar arasında https://www.haber60.com.tr/turkiye-etiyopyada-en-buyuk-yatirimcilar-arasinda/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-etiyopyada-en-buyuk-yatirimcilar-arasinda/#respond Sun, 31 Dec 2023 09:06:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1773 Türkiye’nin Addis Ababa Büyükelçisi Berk Baran, Türkiye’nin Etiyopya’daki en büyük yatırımcılar arasında yer aldığını belirterek, “Ülkede 200 civarında Türk şirket faaliyet gösteriyor. Bunların başında inşaat, ilaç ve gıda şirketleri var.” dedi.

Büyükelçi Baran, Türkiye ile Etiyopya arasındaki siyasi, ekonomik ve diplomatik ilişkileri AA muhabirine değerlendirdi.

İki dost ülke arasındaki ilişkilerde son yıllarda yaşanan olumlu gelişmelerin son derece memnuniyet verici olduğunu belirten Baran, diplomatik ilişkilerde yaşanan gelişmelerin yanı sıra ticaret hacminde de henüz istenilen seviyelerde olunmasa da gidişatın güzel olduğunu dile getirdi.

Baran, Türkiye’nin Etiyopya’ya ihracatının, bu yılın 11 ayında, geçen yılın aynı dönemine paralel olarak gerçekleşerek, 290 milyon dolara yaklaştığını aktardı.

Etiyopya’da döviz piyasasından ve bankacılık transferlerinden kaynaklanan birtakım sıkıntılar yaşanabildiğini aktaran Baran, ithalat ve ihracatta bazı kısıtlamalar uygulandığını, bu sıkıntıların ortadan kalkması halinde ihracatın çok daha yüksek rakamlara çıkabileceğini vurguladı.

Baran, ülkeler arasındaki dış ticaretin artırılması için sürekli faaliyet halinde olduklarını ifade ederek, bu yıl 2022’ye göre ihracat rakamında çok büyük bir artış görülmese de gelecek yıl ile alakalı hedeflerinin yüksek olduğunu bildirdi.

En büyük ihracat payı çelik sektöründe

Büyükelçi Berk Baran, Türkiye’nin Etiyopya’ya gerçekleştirdiği ihracatta en büyük payı çelik sektörünün aldığını söyledi.

Sektördeki ihracatın bu yılın 11 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 99 artışla 156 milyon dolara yaklaştığını aktaran Baran, “Bu artış inşaat sektöründen kaynaklanıyor. Ülkede bir inşaat patlaması var. Bu ülkede çelik ile inşaat malzemeleri alanında çok yüksek bir potansiyel var. Likidite gibi bazı problemler olsa da buranın alım gücü de yüksek. Etiyopya’da ekonomik koşullar düzeldikten sonra çelik ihracatımızın daha da artacağına inanıyorum.” diye konuştu.

Diğer sektörlerde de çelik ihracatındaki artışı yakalayabilmek için yapılması gerekenlere değinen Baran, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yıl içinde Ticaret Bakanlığımızın teşvikiyle gerçekleştirilen birtakım alım heyeti etkinlikleri sayesinde otomotiv, yedek parça, gıda, tıbbi malzeme, ilaç ve benzeri alanlarda da benzer ilerlemeler kaydettik. Bunları daha da artıracağımızı düşünüyorum. Dış ticaret hacmimizi artırmak için de daha fazla alım heyetleri oluşturmalı, ticaret anlaşmaları imzalamalı ve bunların sayısını artırmalıyız. Mesela tercihli ticaret anlaşmasında ilerleme kaydedersek bu her iki ülkenin de yararına olacaktır.”

Baran, Türkiye’nin Afrika’ya kazan-kazan prensibiyle yaklaştığını, kardeşlik hukuku çerçevesinde ilişkilerini geliştirdiğini, bu kıtayı ticari ilişkilerden ibaret görmediğini vurguladı.

Türkiye tarafından hayata geçirilen Türkiye-Afrika İş Forumlarının ülkeler arası ticari ve diplomatik ilişkilere katkısından bahseden Baran, kendilerinin de bu organizasyonlara katkı sunmaya devam edeceklerini bildirdi.

Baran, “Türkiye, Etiyopya’da en büyük yatırımcılar arasında yer alıyor. Ülkede 200 civarında Türk şirket faaliyet gösteriyor. Bunların başında inşaat, ilaç ve gıda şirketleri var.” dedi.

“Türk şirketler bu ülkeye birçok alanda yatırım yapabilir”

Etiyopya’daki kahve üretimine de değinen Baran, şunları dile getirdi:

“Bu alanda da önemli yatırımlar ve yatırım fırsatları bulunuyor. Kahve denilince belki Etiyopya çok fazla bilinmiyor. Türk kahvesi akla geliyor belki ama kahvenin ana vatanı gerçekten de Etiyopya. Eskiden ‘Kahve Yemen’den gelir.’ diye bilinirmiş. Doğrusu, kahve Yemenli tüccarlar tarafından Etiyopya’dan getirilirmiş. Burada çok lezzetli kahveler üretiliyor. Bu alanda daha fazla yatırım da yapılabilir diye düşünüyorum. Bu durum iki ülke arasındaki dış ticaret hacmini de olumlu etkileyecektir.”

Bu konuda çalışmalar yapan Türk işletmeler olduğunu belirten Baran, Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) Etiyopya Temsilcisi Ozan Semerci’nin de Etiyopya’da kahve alanında yatırımları olduğunu aktardı.

Baran, “Afrika’nın en kalabalık ikinci ülkesi Etiyopya’da geniş tarım alanları var ve bu ülke verimli topraklara sahip. Türk şirketler bu ülkeye birçok alanda yatırım yapabilir. Burada ciddi potansiyel mevcut.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye Maarif Vakfının 7 okuluyla verdiği çok kaliteli bir eğitim var”

Berk Baran, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 128. yılında olduğunu, Etiyopya ile Türk halkı arasındaki ilişkilerin ise 1500’lü yıllara dayandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yurt dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından verilen hükümet bursları, ülkeler arasındaki ticari ve diplomatik ilişkilere büyük katkı sunuyor. Türkiye Maarif Vakfının burada 7 okuluyla verdiği çok kaliteli bir eğitim var. Bunu da açıkçası Türkiye’nin buradaki marka yatırımlarından biri olarak görüyoruz. Keza Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) buradaki kalkınma alanındaki yardımlarına da çok büyük önem verildiğini görüyoruz. TİKA da sadece Etiyopya’daki değil Afrika’daki markalarımızdan biri. Türk Hava Yolları, Afrika kıtasında 62 noktaya uçuyor. Dolayısıyla sadece Türkiye ile Etiyopya arasında değil ülkemizin bütün Afrika ile bağlarını da kuvvetlendiriyor.”

Etiyopya’da Türk dizilerinin de çok ciddi bir izleyici kitlesi olduğunu belirten Baran, “Bunu sadece halklar arasındaki yakınlaşmaya bir katkı olarak değil ekonomiye de bir katkı olarak görmek lazım. Buradaki moda ve mobilya sektörlerini gerçekten Türk dizileri etkilemeye başladı. Ülkemizde eğitim gördükten sonra Türkiye sevgisiyle geri dönen Etiyopyalı mezunların altını tekrar çizmek istiyorum. Onlar ülkemizin adeta birer temsilcisi, elçisi oluyorlar burada.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-etiyopyada-en-buyuk-yatirimcilar-arasinda/feed/ 0
Latin Amerika’da 2023’e seçimler damga vurdu https://www.haber60.com.tr/latin-amerikada-2023e-secimler-damga-vurdu/ https://www.haber60.com.tr/latin-amerikada-2023e-secimler-damga-vurdu/#respond Sun, 31 Dec 2023 08:45:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1755 Latin Amerika, 2023’de devlet başkanlığı seçimlerinde sol ve sağ partilerin zaferinin yanı sıra Brezilya’da aşırı sağcı Jair Bolsonaro yanlılarının Kongre Sarayı baskınına sahne oldu.

Arjantin’de ve Ekvador’da yapılan seçimlerde sağ iktidarlar, sol partilere “büyük” üstünlük sağlarken Orta Amerika ülkesi Guatemala’da ise sol parti adayı sağ adaya ciddi fark atarak seçimden galip ayrıldı.

Güney Amerika’nın en büyük ülkesi Brezilya’da, Bolsonaro yanlılarının, önce Kongre Sarayı ardından Başkanlık Sarayı ile Federal Yüksek Mahkeme binasına saldırması dünyada büyük ses getirdi.

Kolombiya hükümeti ile ülkedeki en büyük silahlı isyancı örgüt Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) arasında Küba’da başlayan uzun soluklu görüşmeler, “6 aylık geçici ateşkes anlaşması” imzalanarak sona erdi.

Venezuela halkı, 3 Aralık’ta düzenlenen referandumda yüzde 96 evet oyu vererek komşu ülke Guyana ile ihtilaflı olunan Esequibo bölgesine ilişkin hükümete “tam” destek verdi.

İsrail’in Gazze’de devam eden saldırılarına tepki gösteren Kolombiya, Şili ve Honduras, Tel Aviv büyükelçilerini “istişare” için ülkeye geri çağırırken Bolivya ise İsrail ile diplomatik ilişkilerini tamamen kesti.

Brezilya

Ülkede, 8 Ocak’ta Bolsonaro destekçisi yüzlerce kişinin Ulusal Kongre, Başkanlık Sarayı ve Federal Yüksek Mahkeme binasını basmasının ardından takviye ekiplerle harekete geçen polis, 1500 kişiyi gözaltına aldı, bir sonraki gün de olayları tamamen kontrol altına aldı.

Yüksek Mahkeme, olaylardan sorumlu gördüğü Brasilia Federal Bölgesi Valisi’ni 9 Ocak’ta “90 gün süreyle” görevden aldı.

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva da 22 Ocak’ta Kongre baskınında ihmali olduğu gerekçesiyle Ordu Komutanı General Julio Cesar de Arruda’nın görevine son verdi.

Yüksek Mahkeme, 14 Ocak’ta eski Devlet Başkanı Bolsonaro hakkında Kongre baskınını “kışkırttığı” suçlamasıyla soruşturma başlatılmasına karar verdi.

Diğer yandan ülkenin Sao Paulo eyaletinde, şiddetli yağışların yol açtığı sel ve toprak kaymalarında şubat ayında 65 kişi öldü.

Eski Devlet Başkanı Bolsonaro’nun adı bu kez de “görevi suistimal ve medyayı kötüye kullanma” davasında geçti. Mahkeme, suçlu olduğuna hükmettiği Bolsonaro’ya 30 Haziran’da 8 yıl siyasi yasak getirdi.

Brezilya’nın Rio de Janeiro kenti, Sao Paulo ve Bahia eyaletlerinde polisin uyuşturucu çetelerine düzenlediği baskınlarda 2 Ağustos’ta 43 kişi öldü.

Ülkenin güney bölgesinde 6-14 Eylül tarihlerinde etkili olan tropikal kasırgada 48 kişi hayatını kaybetti.

Brezilya hükümeti, 6 Eylül’deki açıklamasında, Amazon yağmur ormanlarındaki ormansızlaşma oranının, ağustosta üçte iki oranında azaldığını bildirdi.

Brezilya, ihtilaflı Esequibo bölgesini topraklarına katma planları yapan Venezuela sınırına 7 Aralık’ta asker konuşlandırdı.

Kolombiya

Ülkede, 1 Mayıs’ta içindeki 7 kişiyle kaybolan ve 17 Mayıs’ta enkazı bulunan küçük uçaktaki 4 çocuğun sağ bulunduğu 10 Haziran’da resmen teyit edildi.

Kolombiya hükümeti ile ELN arasında, uzun süre devam eden barış müzakereleri, 9 Haziran’da Küba’da, “6 aylık geçici ateşkes anlaşması” imzalanarak tamamlandı.

Kolombiyalı ünlü ressam ve heykeltıraş Fernando Botero, 15 Eylül’de 91 yaşındayken Monako Prensliği’ndeki evinde hayatını kaybetti.

Kolombiya Dışişleri Bakanı Alvaro Leyva, İsrail’in Bogota Büyükelçisi Gali Dagan’ın Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’ya “saygısızlık” yaptığını belirterek 16 Ekim’de ülkeyi terk etmesi çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Petro, 16 Ekim’de İsrail’in Kolombiya’ya güvenlik malzemeleri ihracatını durdurma kararının ardından “İsrail ile dış ilişkileri askıya alma” kararı aldı.

Petro, İsrail’in ve Filistin’in Bogota büyükelçilikleriyle görüşmesinin ardından Ramallah’ta büyükelçilik açacağını 20 Ekim’de duyurdu.

Kolombiya, İsrail’in Gazze’de devam eden saldırıları nedeniyle Tel Aviv Büyükelçisi’ni istişarelerde bulunmak amacıyla 1 Kasım’da geri çağırdı.

İngiltere Premier Lig ekiplerinden Liverpool’da forma giyen futbolcu Luis Diaz’ın, silahlı isyancı örgüt ELN tarafından 28 Ekim’de kaçırılan babası Luis Manuel Diaz, 9 Kasım’da serbest bırakıldı.

Petro, İsrail ordusunun Gazze’deki Şifa Hastanesine saldırısına tepki göstererek saldırıyı düzenleyenleri 10 Kasım’da “soykırımcı” olarak nitelendirdi.

Cumhurbaşkanı Petro, 13 Kasım’da yaptığı açıklamada, Filistin’in tam bağımsız bir devlet olarak tanınması için Birleşmiş Milletler’e (BM) teklif sunacaklarını duyurdu.

Sosyal medya hesabı X’teki paylaşımlarıyla Filistin’e sık sık destek açıklamasında bulunan Petro, İngiliz müzisyen ve besteci George Roger Waters ile 8 Aralık’ta dev “Filistin” bayrağı açtı.

Meksika

Meksika’da, 2 Ocak’ta bir hapishanede çıkan isyan ve çatışmada 19 mahkum hayatını kaybetti.

“El Chapo” lakaplı uyuşturucu baronu Joaquin Guzman’ın oğullarından Ovidio Guzman Lopez’in 6 Ocak’ta gözaltına alınması üzerine çıkan çatışmalarda 10’u asker 29 kişi öldü.

Meksika’nın ABD sınırına yakın bölgedeki göçmen merkezinde 28 Mart’ta çıkan yangında 39 kişi hayatını kaybetti.

Ülkede, nisan-temmuz aylarında kavurucu sıcaklar nedeniyle 249 kişi öldü.

Meksika’da, 2024’de yapılacak devlet başkanı seçimlerinde iktidar partisinin adayının, eski Meksiko Belediye Başkanı solcu Claudia Sheinbaum’un olduğu 7 Eylül’de belli oldu.

“El Chapo” lakaplı uyuşturucu baronun oğullarından Ovidio Guzman Lopez, 16 Eylül’de ABD’ye teslim edildi.

Meksika’nın güneyindeki sahil kenti Acapulco’da karaya vuran Otis Kasırgası nedeniyle 25 Ekim’de 48 kişi yaşamını yitirdi.

Venezuela

Eski Ulusal Meclis Başkanı (AN) muhalif lider Juan Guaido, uluslararası konferansa katılmak için gittiği Kolombiya’dan 25 Nisan’da sınır dışı edildi.

Venezuela’da başsavcılık, ABD’de yaşayan Guaido hakkında 6 Ekim’de “yakalama kararı” çıkartıldığını duyurdu.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 10 Ekim’deki açıklamasında, Gazze’de ayrım gözetmeksin sivillerin yaşadığı binaların bombalandığını belirterek İsrail’i Filistin halkına karşı “soykırım” yapmakla suçladı.

Venezuela hükümeti ile muhalefet arasında, 18 Ekim’de diyaloğun yeniden başlamasının ardından taraflar, seçimlerin 2024’ün ilk yarısında yapılması konusunda anlaşmaya vardı.

Muhalefet partilerince yapılan ön seçimlerde, adaylık yarışını eski milletvekili Maria Corina Machado’nun kazandığı 27 Ekim’de açıklandı.

Venezuela halkı, 3 Aralık’ta düzenlenen referandumda yüzde 96 evet oyu vererek komşu ülke Guyana ile ihtilaflı olunan Esequibo bölgesine ilişkin hükümete “tam” destek verdi. Maduro, 6 Aralık’ta komşu ülke Guyana ile ihtilaflı olunan Esequibo bölgesini Venezuela’nın yeni haritasına dahil etti.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve Guyana Devlet Başkanı Irfaan Ali, Esequibo sorununu “yüz yüze” konuşmak için 14 Aralık’ta bir araya geldi ve “güç kullanmama” konusunda anlaştı.

Venezuela, Guyana’ya askeri gemi gönderen İngiltere’ye “sert” tepki gösterdi. Maduro, 28 Aralık’ta orduya “kapsamlı tatbikat yapılmasını emretti.

Arjantin

Arjantin’de, genel seçimler öncesi 14 Ağustos’ta yapılan ön seçimlerde en çok oyu aşırı sağcı popülist aday Javier Milei aldı. 19 Kasım’daki devlet başkanı seçimini ikinci turda açık ara kazanan Milei, 10 Aralık’ta yemin ederek görevi solcu Alberto Fernandez’ten devraldı.

Ülkenin liman kenti Bahia Blanca’yı 18 Aralık’ta vuran şiddetli fırtına sonucunda 14 kişi hayatını kaybetti.

Ülkede yıllık enflasyon yüzde 160’ı aşarken Arjantin pesosu 13 Aralık’ta dolar karşısında yüzde 50’den fazla devalüe edildi.

Ekvador

Güney Amerika ülkesi Ekvador’da, 18 Mart’ta 6,7 büyüklüğündeki depremde 13 kişi hayatını kaybetti.

Ekvador’da, 27 Mart-16 Haziran’da meydana gelen toprak kaymasında 65 kişi yaşamını yitirdi.

Ülkede 20 Ağustos’ta yapılması planlanan devlet başkanı seçimi öncesinde “yolsuzluğa karşı duruşuyla” tanınan başkan adayı Fernando Villavicencio, silahlı saldırı sonucu 9 Ağustos’ta hayata gözlerini yumdu.

15 Ekim’de yapılan devlet başkanlığı seçimini ikinci turda kazanan Daniel Noboa, yeni devlet başkanı olarak 24 Kasım’da parlamentoda yemin etti.

Peru

Peru, iç işlerine müdahale ettiğini ileri sürdüğü Honduras’taki büyükelçisini 26 Ocak’ta süresiz geri çağırdı.

Peru Kongresi, polise yönelik ifadeleri nedeniyle 18 Şubat’ta Kolombiya Cumhurbaşkanı Petro’yu ülkede “istenmeyen kişi” ilan etti.

Peru Cumhurbaşkanı Dina Boluarte, Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador’un, ülkesinin içişlerine müdahale ettiğini ileri sürerek 26 Şubat’ta bu ülkedeki büyükelçisini süresiz geri çekti. Kongre, ülkenin içişlerine karıştığını öne sürdüğü Lopez Obrador’un ülkede “istenmeyen kişi” ilan edilmesi kararını 23 Mayıs’ta onayladı.

Şiddetli kasırga ve sellerde mart ayında 65 kişi yaşamını yitirdi, 5 kişi kayboldu.

Peru’da Anayasa Mahkemesi, yolsuzluk ve görevi suistimal suçlarından 25 yıl hapis cezası alan eski Devlet Başkanı Alberto Fujimori’nun acilen serbest bırakılmasını 6 Aralık’ta hükmetti.

Şili

Şili’nin orta ve güney kesimlerinde etkili olan orman yangınlarında 3-5 Şubat tarihlerinde 22 kişi yaşamını yitirdi.

Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric, İsrail’in Gazze’de devam eden saldırıları nedeniyle Tel Aviv Büyükelçisini istişarede bulunmak amacıyla 1 Kasım’da geri çağırdı.

Ülkede iki binada çıkan yangın sonucu 8’i çocuk 14 Venezuelalı göçmen 7 Kasım’da hayatını kaybetti.

Şili’de, darbe döneminden kalma anayasanın değiştirilmesi için ikinci kez sandık başına giden halk, bir kez daha tercihini 18 Aralık’ta “hayır”dan yana kullandı.

Paraguay

Paraguay’da, devlet başkanlığı seçimini, iktidar partisi adayı eski Ekonomi Bakanı Santiago Pena’nın kazandığı 1 Mayıs’ta kesinleşti.

Bolivya

Bolivya’da 1967 yılında Ernesto “Che” Guevara’yı yakalayan emekli General Gary Prado Salmon, 8 Mayıs’ta 84 yaşında hayatını kaybetti.

Bolivya 31 Ekim’de, Gazze’ye yönelik devam eden saldırıları nedeniyle “İsrail ile diplomatik ilişkileri kestiğini” duyurdu.

El Salvador

El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele, Amerika kıtasının 40 bin kapasiteli en büyük hapishanesinin açılışını 2 Şubat’ta yaptı.

Bukele, gelecek yıl yapılması planlanan genel seçimlerde, anayasal tartışmalara rağmen 10 Temmuz’da Yeni Fikirler Partisi tarafından yeniden aday gösterildi.

Guatemala

Guatemala’da devlet başkanı seçiminin ikinci turunda Ulusal Umut Partisi (UNE) lideri Sandra Torres’e karşı yarışan sol görüşlü Bernardo Arevalo, büyük farkla 21 Ağustos’ta galip geldi.

Honduras

Çin ile egemenlik ihtilafı içindeki Tayvan’ı tanıyan az sayıdaki ülkeden Honduras, 26 Mart’ta Tayvan ile diplomatik ilişkilerini kestiğini duyurdu.

Kadınlar hapishanesinde çıkan kavgada 22 Haziran’da 46 kadın mahkum hayatını kaybetti.

Honduras, İsrail’in Gazze’de devam eden saldırıları nedeniyle Tel Aviv Büyükelçisini istişarede bulunmak amacıyla 4 Kasım’da geri çağırdı.

Dominik Cumhuriyeti

Karayip ülkesi Dominik Cumhuriyeti’nde şiddetli yağışların neden olduğu sellerde 20 Kasım’da 30 kişi öldü.

Dominik Cumhuriyeti yönetimi, komşu ülke Haiti ile kara, deniz ve hava sınırlarını 15 Eylül’de tamamen kapatma kararı aldı.

Haiti

Karayip ülkesi Haiti’de, 2023’ün ilk 6 ayında 3 bin 500 kişinin cinayete kurban gittiği ve şiddet olaylarının durdurulamaz şekilde yükseldiği bildirildi.

Haiti’de şiddetli yağışların yol açtığı sel ve heyelanlarda 7 Haziran’da 51 kişi hayatını kaybetti.

Küba

Küba’da halk, 27 Mart’ta Ulusal Meclis üyelerini 5 yıllığına seçmek için sandık başına gitti.

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz Canel’in ev sahipliğinde 17 Eylül’de düzenlenen ve çok sayıda devlet başkanını bir araya getiren “G77+Çin” zirvesi, yayımlanan ortak deklarasyonla sona erdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/latin-amerikada-2023e-secimler-damga-vurdu/feed/ 0
Dental turizmi 2023’te 300 milyon dolar getiri sağlayacak https://www.haber60.com.tr/dental-turizmi-2023te-300-milyon-dolar-getiri-saglayacak/ https://www.haber60.com.tr/dental-turizmi-2023te-300-milyon-dolar-getiri-saglayacak/#respond Sat, 30 Dec 2023 08:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1643 İstanbul Diş Hekimleri Odası Denetleme Kurulu ve Sağlık Turizmi Komisyonu Başkanı Doç. Dr. Cenker Koyuncuoğlu, ülkenin toplam sağlık turizmi gelirinden ortalama yüzde 15 pay aldığı tahmin edilen dental turizmin 2023’te yaklaşık 300 milyon dolarlık bir getiri sağlamasının öngörüldüğünü söyledi.

Uluslararası sağlık turizmine ilişkin AA muhabirine bilgi veren Koyuncuoğlu, sağlık turizminde yıllık 50 milyonluk bir insan trafiğinden söz edildiğini belirtti.

Dünyadaki sağlık turizmi harcamalarının 2021’de 17,35 milyar dolar olduğunu ifade eden Koyuncuoğlu, 2022’de ise bu rakamın 21,42 milyar dolar olduğunu söyledi.

Koyuncuoğlu, her yıl yüzde 21,2 artış ile 2022-2032 yılları arasındaki 10 yıllık projeksiyonla, 2032 yılı için sağlık turizmi harcamalarının 121,8 milyar dolar olacağının tahmin edildiğini kaydetti.

Türkiye’nin sağlık turizminde en çok tercih edildiği branşların başında göz, diş ve saç ekiminin geldiğini vurgulayan Koyuncuoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Uluslararası Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi (USHAŞ) verilerine göre, 2023’ün ilk yarısında Türkiye’ye uluslararası sağlık hizmeti almak için 746 bin 290 kişinin geldiği görülüyor. Bu süreçte elde edilen gelir 1 milyar 33 milyon 942 bin dolar oldu. Yani bu yıl 2 milyar doların üzerinde bir gelir elde edileceği düşünülüyor. Toplam sağlık gelirinden ortalama yüzde 15 pay alan dental turizmin yaklaşık 300 milyon dolarlık bir getiriye sahip olması öngörülüyor.”

Türkiye’nin sağlık turizminde küresel bir marka olma yolunda “Health Türkiye” projesini geliştirdiğini aktaran Koyuncuoğlu, bu projeyle Türkiye’nin sağlık hizmetlerinin kalitesini dünyaya tanıtma ve bu alanda üst sıralara erişmenin amaçlandığını söyledi.

Koyuncuoğlu, sağlık turizmiyle ilgili devletin de çok önemli teşvikler verdiğini vurgulayarak, turist sağlığını ve güvenliğini temel alan önemli stratejiler belirlendiğini anlattı.

“Dünyada diş turizmi 2032’de 24,3 milyar dolar ciroya ulaşacak”

Koyuncuoğlu, dünyada diş ile ilgili sağlık turizmi harcamalarının 2022’de 6,7 milyar dolar olduğuna dikkati çekerek, “Her yıl yüzde 13,6’lık artış ile 2022-2032 yılları arasındaki 10 yıllık projeksiyonda bu gelirin 2032 yılı için 24,3 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor.” dedi.

Dental turizm alanında Türkiye’nin rakipleri arasında Macaristan, Hırvatistan, Polonya, Hindistan, Tayland ve Singapur’un bulunduğunu aktaran Koyuncuoğlu, İngiltere, Almanya, Hollanda ve Belçika gibi gelişmiş ülkelerdeki diş hekimlerinin de potansiyel hastalarını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi.

“Kişi başı 3 ila 10 bin dolar ciro elde ediliyor”

Koyuncuoğlu, diş ile ilgili tedavilerin genellikle yüksek maliyetli olduğuna işaret ederek, “Ülkemize gelen diş ile ilgili sağlık turizmi hastalarından kişi başı 3 ila 10 bin dolar ciro elde ediliyor. Bu hastaların temel geliş amaçları implant uygulamaları, lamine, tam porselen, zirkon protezler ile gülüş tasarımı, botoks uygulamaları olarak öne çıkıyor.” diye konuştu.

Dental turizmde Türkiye’nin dezavantajlarına da dikkati çeken Koyuncuoğlu, izinsiz açılan poliklinikler ile diş hekimi olmayan kişilerin açtığı kliniklerin dental turizmdeki kaliteyi düşürdüğünü ve hastaların sağlığını tehlikeye atabildiğini belirtti.

Yabancı uyruklu ve çalışma belgesi olmayan hekimlerin de ülkede hızla gelişmekte olan sağlık turizmi alanını istismar ettiğini aktaran Koyuncuoğlu, kalite ve etik ilkelerden ödün verilerek tıbbi anlamda doğru tedaviler yapılmasının mümkün olmayacağını vurguladı.

“Avrupa’da 6 ayda yapılan tedavi, Türkiye’de daha kısa sürede yapılıyor”

Diş Hekimi Halil Dayıoğlu ise 25 yıldır klinik işlettiğini, aynı zamanda Hollanda, Belçika gibi ülkelerde de dental turizmle ilgili ofisleri olduğunu aktardı.

Dayıoğlu, hastaların daha çok estetik tedaviler için Türkiye’yi tercih ettiğini, aynı zamanda Türk diş hekimlerinin cerrahi ve implant uygulamalarında da oldukça profesyonel oldukları için rağbet gördüklerini söyledi.

Fiyat avantajı nedeniyle Avrupa ülkelerinin genellikle Türkiye’yi tercih ettiğini vurgulayan Dayıoğlu, şöyle devam etti:

“Sadece fiyat avantajı nedeniyle ön plana çıkmak gibi önceliğimiz yok ancak Hollanda, İngiltere, Belçika, Fransa gibi ülkelerde diş tedavi maliyetleri oldukça yüksek. Avrupa’da ayrıca diş hekimi sayıları yeterli değil, randevu almak çok zor. Avrupa’da 6 aya yayılan tedavi, Türkiye’de tıbbi ilkeler gözetilerek 15-30 günde yapılabiliyor. Zira bizim hekimlerimiz hızlı çalışmaya, yoğun iş temposuna ve uzun mesai saatlerine alışkın. Aynı zamanda bizim destek aldığımız laboratuvarlarımız çok ileri düzeyde. Çok hızlı ve profesyonel işler çıkartıyorlar. Vakit gerçekten önemli bir avantaj.”

“Sağlık turizmi için gelenler memnun ayrılıyor”

Dayıoğlu, Türkiye’de çok genç ve profesyonel bir diş hekimi kadrosu olduğunun altını çizerek, “Bu da güzel ve başarılı tedavileri beraberinde getiriyor. Türkiye’de tedavi gören hastaların yurt dışında çevrelerine olumlu referans olması ülkenin de tanıtımına katkı sağlıyor.” dedi.

Türkiye’ye gelen sağlık turistlerinin çok büyük bir kısmının memnun ayrıldığının altını çizen Dayıoğlu, “Ancak Hollanda, İngiltere, Fransa gibi Avrupa ülkelerinin diş hekimleri, hastalarının başka bir ülkeye tedavi için gitmesini istemiyor. Dolayısıyla medyayı da etkiliyorlar ve sürekli Türkiye aleyhinde olumsuz haberler çıkıyor.” ifadelerini kullandı.

Ticari kaygılarla yapılan bazı gereksiz tedavilerin ciddi hukuki problemler doğurduğunu ve ülke hakkında olumsuz propaganda yapanların elini güçlendirdiğini belirten Dayıoğlu, önlem alınmazsa gelecek süreçte bu problemlerin daha fazla öne çıkacağını söyledi.

Özellikle son dönemlerde Orta Doğu ülkelerinden saç ve diş tedavisi konusunda Türkiye’ye yoğun bir ilgi olduğunu aktaran Dayıoğlu, THY’nin çok büyük bir uçuş ağına sahip olmasının bunda etkili olduğunu, Amerika, Kanada ve Avustralya’dan bile hasta geldiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dental-turizmi-2023te-300-milyon-dolar-getiri-saglayacak/feed/ 0
Türkiye’nin helal ekonomi payı artıyor, ilk 10’a girme potansiyeli var https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-helal-ekonomi-payi-artiyor-ilk-10a-girme-potansiyeli-var/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-helal-ekonomi-payi-artiyor-ilk-10a-girme-potansiyeli-var/#respond Fri, 29 Dec 2023 09:12:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1548

Türkiye’nin helal ekonomiden aldığı payı artırarak ilk 10’a girme potansiyelinin bulunduğunu belirten Dünya Helal Zirvesi Konsey Başkanı Yunus Ete, “Cumhurbaşkanımızın stratejik önemine dikkat çektiği helal sektörü her geçen gün büyüyor. Ülkeler arası savaşlar ve salgınlar gıda güvenliğinin önemini daha da artırırken bu durum piyasada bir talep ve hareketlilik yaratıyor. İhracat oranları da hızla artıyor” dedi. 2024’te Helal Expo Fuarı’nı 10’uncu kez düzenleyeceklerini anlatan Ete, özellikle yabancı firmaların ilgisinin çok yüksek olduğunu ve şimdiden yerlerini ayırdıklarını kaydetti.

Dünyada en hızlı büyüyen pazarlar arasında yer alan ‘Helal’ pazarının büyüklüğü 5 trilyon doları aştı. Gelecek 5 yılda 10 trilyon doları bulması beklenen helal ekonomisi, dünyada en çok yatırım yapılan alanlar arasında yerini aldı. Bu kapsamda Türkiye de çalışmalarını hızlandırdı. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İTT) Helal Ekonomi Raporu’na göre Türkiye, Endonezya ve Malezya, helal ekonomi ürünlerinde ilk 20 ihracatçı arasına girmeyi başardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9. Dünya Helal Zirvesi ve 10. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Helal Expo Fuarı 2023’e gönderdiği video mesajda da, helal sektörünün stratejik önem arz ettiğine dikkati çekmişti.

Müslüman ülkelerdeki tüketiciler tarafından gıdaya yapılan harcamaların 2022’de 1 trilyon doları aştığını belirten Dünya Helal Zirvesi Konsey Başkanı ve Discover Events Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Ete, bunun 2026 yılına kadar 1.5 trilyon dolara çıkmasının beklendiğini kaydetti. Bu kapsamda helal ihracatın da hızla arttığının altını çizen Ete, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın stratejik önemine dikkat çektiği helal sektörü her geçen gün büyüyor. Ülkeler arası savaşlar ve tüm dünyayı etkisini alan salgın sebebi ile gıda güvenliğinin önemi daha da artıyor” dedi.

BOYKOT TALEBİ ARTIRDI

Helal belgeli ürünlerin hem temiz hem de sağlıklı olması sebebi ile helal hassasiyetine sahip olan Müslümanlar tarafından tercih edildiğini anlatan Ete, “Diğer inançlara mensup kişiler tarafından da sağlıklı olması sebebi ile helal belgeli ürünler tercih edilmeye başlandı. Ayrıca Filistin’de yaşanılan savaş ile yayılan boykotlarda helal ürünlere olan talebi artırdı. Tüm bu sebeplerin piyasada yarattığı hareketlilik ihracat oranlarını da hızla artırmaya başladı” diye konuştu.

Türkiye’nin helal ekonomi ürünlerinde ilk 20 ihracatçı arasına girmeyi başardığını aktaran Ete, bu payı daha da yukarı taşıyarak ilk 10 arasına girme potansiyelinin bulunduğunu ifade etti.

SEKTÖRDEN ALDIKLARI PAY BÜYÜYOR

Helal ürünlere artan talebin dünyanın en büyük ‘helal organizasyonu’ olan Helal Expo Fuarı’na olan ilgiyi artırdığını anlatan Ete, “Helal Expo fuarının düzenlenme sebebi, helal piyasasında hizmet veren ve verebilme potansiyeli olan yerli ve yabancı firmaları bir araya getirmek ve ticari iş fırsatları oluşturmak. Helal fuarına her yıl gıdadan kozmetiğe, finanstan turizme, tekstilden ilgili tüm tedarik zincirlerinde yer alan firmalar katılıyor. ve bu fuara katılan firmaların bu sektörden aldığı pay her geçen gün artıyor. Bu fuardan ciddi verim elde eden firmaların ilgisi de her geçen gün artıyor” ifadelerini kullandı.

10 YILDIR İLGİ KATLANARAK ARTTI

2024 yılının kendileri için çok büyük önem arz ettiğini anlatan Ete, “2024’te Helal Expo Fuarı’nın (World Halal Summit-WHS) 10’uncu kez düzenleyeceğiz. İlk düzenlendiğimiz yıldan beri ilgi katlanarak yükseldi. Her geçen yıl istikrarlı bir şekilde büyüttüğümüz fuarımıza katılımcı firma sayısı da düzenli olarak arttı. Fuarın 10’uncu yılında 500’e yakın firmayı bu potansiyel ile bir araya getireceğiz” dedi.

YABANCI ŞİMDİDEN YERİNİ AYIRTTI

2023’te düzenlenen Dünya Helal Zirvesi ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Helal Expo 2023 Fuarı’na 110’u aşkın ülkeden 10 bini yabancı, 40 bine yakın kişinin katıldığını aktaran Ete, “1.5 günde işletmeler arası 2 bin B2B görüşme gerçekleştirildi” diye konuştu.

Fuara katılan yabancı firmaların özellikle B2B görüşmelerden çok büyük verim elde ettiklerini anlatan Ete, “O nedenle özellikle birçok yabancı firma 2024 fuarı için şimdiden yerlerini ayırttılar” dedi.

Yabancı firmaların helal ekonominin önemini fark ettiğini ancak yerli firmaların bu alanı tam anlamıyla keşfedemediğini aktaran Ete, Türk firmaların helal ekonomiye daha çok ilgisini çekmek için çalıştıklarını kaydetti.

HEDEFTE YERLİ FİRMALAR VAR

2024’te düzenlenecek fuar için çalışmalara başladıklarını kaydeden Ete, yeni dönem fuar takvimi için şu bilgileri verdi:

“Fuar özellikle yabancı ülkelerden katılımı yoğun şekilde alırken, Türkiye’den katılımcı sayısını da her yıl artırıyor. 2024 ve sonrası için hedefimiz yurt dışından her yıl katlanarak artan katılımcı sayısını, yerli firmalar için de aynı istikrarda artırmak. Ayrıca zirve kapsamında yapılan Uluslararası Aşçılar Şampiyonası için de kapsamı genişletip, başta ülkemiz olmak üzere, tüm İslam dünyasındaki gastronomi sektörüne ve turizmine potansiyel oluşturmaya devam edeceğiz. Aynı tarihlerde aynı mekanda yapmış olduğumuz ülke iş forumlarımızın sayısını daha da artırmayı planlıyoruz.”

SAĞLIK TURİZMİNE KATKI SAĞLAYACAK

Bu yıl ilk kez Ticaret Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Hizmet İhracatçıları Birliği tarafından desteklenen ETHEXPO 2023 Fuarı’nın Dünya Helal Zirvesi ve Uluslararası Helal Expo ile aynı tarihte düzenlendiğini anlatan Ete, “20’den fazla ülkenin milli katılım gösterdiği fuarda 100’ün üzerinde yerli ve yabancı firma stant açtı. 119 ülkeden 9 bin yabancı ziyaretçinin katıldığı fuarda 30 bine yakın kişi ağırlandı. Henüz 1. yılı olmasına rağmen fuarda 1.5 günde işletmeler arası binden fazla B2B görüşme gerçekleştirildi” dedi.

Türkiye’nin sağlık turizminde 2023 yılında 2 milyon yabancı hastaya hizmet vererek 10 milyar dolar gelir elde etmeyi hedeflediğine dikkat çeken Ete, “Bu rakamın yüzde 10’luk payının kamu hastanelerinden gelmesi bekleniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2028’de 100 milyar dolarlık turizm hedefi konuldu, yine 2028 yılında 5 milyon yabancı hastanın ülkede ağırlanması hedefleniyor.  ETHEXPO Avrasya Turizm ve Sağlık Fuar bu hedeflere ulaşmak için katkı sağlayacak” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-helal-ekonomi-payi-artiyor-ilk-10a-girme-potansiyeli-var/feed/ 0
İstanbul, BM Kalkınma Eşgüdüm Bölgesel Ofisi’ne ev sahipliği yapacak https://www.haber60.com.tr/istanbul-bm-kalkinma-esgudum-bolgesel-ofisine-ev-sahipligi-yapacak/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-bm-kalkinma-esgudum-bolgesel-ofisine-ev-sahipligi-yapacak/#respond Thu, 28 Dec 2023 21:27:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1422 Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak Akçapar, İstanbul’da kurulacak Birleşmiş Milletler (BM) Kalkınma Eşgüdüm Bölgesel Ofisine ilişkin, “Kalkınma Ofisinin kuruluşu aynı zamanda İstanbul’un New York veya Cenevre gibi bir BM merkezi haline gelmesi vizyonumuzla da uyumlu, ona hizmet eder nitelikte.” dedi.

Türkiye, uluslararası kurum ve kuruluşlarla ilişkilerini Meclis gündemine gelen kanun teklifleriyle de pekiştiriyor. Bu kapsamda TBMM Dışişleri Komisyonu, son toplantısında, Türkiye ile Birleşmiş Milletler Arasında Birleşmiş Milletler Kalkınma Eşgüdüm Ofisi Bölgesel Ofisinin İstanbul’da Kurulmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’ni görüşerek kabul etti.

Komisyonda kabul edilen teklifin, yeni yılda TBMM Genel Kurulunda görüşülerek yasalaşması bekleniyor.

ABD’nin New York kentinde 9 Kasım 2022’de Türkiye ile Birleşmiş Milletler arasında imzalanan anlaşmanın gerekçesinde, BM tarafından başlatılan reform sürecinin bir parçası olan BM kalkınma sisteminin gözden geçirilmesi çerçevesinde, mukim koordinatörlükler arasında bölgesel koordinasyonun sağlanması amacıyla 5 Kalkınma Eşgüdüm Bölgesel Ofisi kurulduğu belirtildi.

Söz konusu ofislere Panama, Addis Ababa, Amman ve Bangkok’un yanı sıra İstanbul’un ev sahipliği yapmasının kararlaştırıldığı; İstanbul’da kurulacak BM Kalkınma Eşgüdüm Bölgesel Ofisinin Avrupa ve Orta Asya’daki BM Mukim Koordinatörlerini destekleme görevini icra edeceği kaydedildi.

Gerekçede, BM Kalkınma Eşgüdüm Bölgesel Ofisinin İstanbul’da kurulmasına ilişkin anlaşmanın, Türkiye’nin, “İstanbul’un bir BM merkezi haline getirilmesi” hedefi kapsamında atılmış somut bir adım niteliğinde olduğu vurgulandı.

“Avrupa ve Orta Asya’da görev yapan 18 BM mukim koordinatörünü destekleyecek”

Komisyonda teklife ilişkin milletvekillerine bilgi veren Dışişleri Bakan Yardımcısı Akçapar, Türkiye’nin de kurucu üyeleri arasında yer aldığı Birleşmiş Milletler teşkilatının temel faaliyetlerinden birinin, ülkelerin kalkınma alanındaki çabalarının hükümetlerin gösterdiği yön ve uygun gördüğü programlar temelinde desteklenmesi olduğunu söyledi.

Türkiye’deki çeşitli BM ajans ve programlarının, ilgili kurum ve kuruluşlarla yakın işbirliği halinde uzun yıllardır görev yaptığının altını çizen Akçapar, söz konusu BM kuruluşları arasında etkin eşgüdümün sağlanmasının kısıtlı kaynakların etkin kullanımı bakımından önem arz ettiğini belirtti.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in son yıllarda BM’nin ülkelerin kalkınma çabalarına verdiği desteği daha etkin hale getirmek ve 2030 sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hayata geçirilmesine ivme kazandırmak amacıyla BM’nin kalkınma sisteminde de bir reform gerçekleştirdiğini aktaran Akçapar, şunları kaydetti:

“Bu bağlamda ülkelerde görev yapan BM ajans ve programlarının koordinasyonundan sorumlu mukim koordinatörlerin konumu güçlendirildi ve ülke ekiplerindeki tüm ajans temsilcilerinin mukim koordinatöre bağlanmaları sağlandı. Halihazırda dünyada 130 mukim koordinatör bu şekilde 162 ülkeyi kapsayacak şekilde görev yapıyor. BM mukim koordinatörünün eş güdüm görevinin önemini son olarak ülkemizi derinden sarsan 6 Şubat depremlerinin ardından gördük. BM’nin yayınladığı uluslararası acil yardım çağrısı aracılığıyla uluslararası donörlerden toplanan 550 milyon doları aşan kaynak, milyonlarca vatandaşımızın acil ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı oldu. Bu çabalarda BM mukim koordinatörü hem ilgili kurumlarımızla hem de sahada görev yapan BM personeliyle yakın temas halinde eş güdümü sağladı.”

Akçapar, İstanbul’da kurulacak BM Kalkınma Eşgüdüm Bölgesel Ofisine ilişkin, “Söz konusu ofisin kuruluşu aynı zamanda İstanbul’un New York veya Cenevre gibi bir BM merkezi haline gelmesi vizyonumuzla da uyumlu, ona hizmet eder nitelikte. İstanbul’da kurulacak BM Kalkınma Eşgüdüm Bölgesel Ofisi, Avrupa ve Orta Asya’da görev yapan 18 BM mukim koordinatörünü destekleyecek.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-bm-kalkinma-esgudum-bolgesel-ofisine-ev-sahipligi-yapacak/feed/ 0
Türk Kültür ve Miras Vakfı, Türk devletleri arasındaki ilişkileri güçlendirmeyi amaçlıyor https://www.haber60.com.tr/turk-kultur-ve-miras-vakfi-turk-devletleri-arasindaki-iliskileri-guclendirmeyi-amacliyor/ https://www.haber60.com.tr/turk-kultur-ve-miras-vakfi-turk-devletleri-arasindaki-iliskileri-guclendirmeyi-amacliyor/#respond Thu, 28 Dec 2023 21:24:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1419 Uluslararası Türk Kültür ve Miras Vakfı Kurucu Başkanı Büyükelçi Günay Efendiyeva, Vakıf bünyesindeki faaliyetlerle Türk devletleri arasındaki kültürel ve manevi ilişkileri güçlendirmeyi, onları birbirine daha da yakınlaştırmayı ve geliştirmeyi amaçladıklarını belirterek kültürel diplomasiyle başka devletlerle işbirliği sağladıklarını ve Türk kültürel mirasının tanıtılmasında da rol oynadıklarını söyledi.

Türk Devletleri Teşkilatından (TDT) yapılan açıklamaya göre, Efendiyeva, Uluslararası Türk Kültür ve Miras Vakfının kuruluş süreci, amacı, üye devletler ve vakfın faaliyetleri hakkında Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de değerlendirmelerde bulundu.

Uluslararası Türk Kültür ve Miras Vakfındaki başkanlık görevini, dönem başkanı olarak atanan eski Kazakistan Kültür Bakanı Aktotı Raimkulova’ya kasımda devreden Efendiyeva, 8 yıldır vakıf faaliyetleri kapsamında Türk dünyasının kültürünü, sanatını ve tarihini araştırmak, Türk devlet ve halkları arasındaki kültürel ilişkileri geliştirmek için çalışıyor.

Efendiyeva, Vakfın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in teşebbüsü; Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye devlet başkanlarının desteğiyle kurulduğunu belirterek 15 Ekim 2019’da Bakü’de düzenlenen TDT (o dönemki adıyla Türk Keneşi) Zirvesi’nde, Özbekistan’ın teşkilata üye, Macaristan’ın vakfa “gözlemci” ülke olduğunu dile getirdi.

Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye’nin ortak kararıyla 8 yıl önce Astana’da vakfın ilk başkanı olarak atandığını aktaran Efendiyeva, “Türk dünyasının kadim kültürünü tanıtmak, köklerimizi, geleneklerimizi ortaya çıkarmak ve Türk halklarını birbirine yakınlaştırmak amacıyla oluşturulan, yeni bir uluslararası teşkilatın kurulması ve faaliyete başlamasıyla büyük bir sorumluluk gerektiren bu görevi üstlenmiş oldum.” dedi.

Günay Efendiyeva, vakfın geniş kapsamlı ve prestijli etkinliklerde temsil olunan, nüfuzlu, tam hukuklu uluslararası bir teşkilat olarak faaliyetlerini başarı ile yaptığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Biz Türk devletleri arasındaki kültürel ve manevi ilişkileri güçlendirmek, onları birbirine daha da yakınlaştırmak ve geliştirmek gibi önemli görevlerin yanı sıra kültürel diplomasi yoluyla başka devletlerle de ilişkiler kurarak işbirliği sağladık. Bu, kadim ve zengin Türk kültürel mirasının tanıtılmasında önemli bir rol oynadı.”

Cumhurbaşkanı Aliyev’in talimatıyla vakıf için ayrılmış binanın tamir edildiğini ve bunun vakfın faaliyetine verilen önemin göstergesi olduğunu kaydeden Efendiyeva, çalışmalarında Haydar Aliyev Vakfının zengin tecrübesi ve Vakfın Başkanı Mihriban Aliyeva’nın büyük bir vatanseverlikle yürüttüğü uluslararası faaliyetlerin önem arz ettiğine dikkati çekti.

Efendiyeva, kültürel diplomasinin edebiyat, müzik, sanat ve diğer benzeri manevi kavramların “dili” ile uluslararası diyaloğun ve halklar arası iletişimin güçlendirilmesi olduğunu belirterek halkların milli ruhlarını ve kimliklerini birbirleriyle paylaştıklarını ve böylece beşeri değerlerin ön plana çıktığını, ortaklıkların hissedildiğini, karşılıklı anlayış ve sempati oluştuğunu, manevi sınırların aşıldığını, ülkeler arasında münasebetlerin derinleşmesini ve uluslararası işbirliklerini etkilediğini söyledi.

Karabağ konusunda da faaliyetler düzenlendi

Günay Efendiyeva, bir Azerbaycanlı olarak Karabağ konusunun kendisini mutlu ettiğini dile getirerek, 3 yıl önce Cumhurbaşkanı Aliyev’in önderliğinde, Azerbaycan ordusunun işgal altındaki toprakları kurtararak tarihi adaleti yeniden sağladığının altını çizdi.

Vakıfta, Karabağ ile ilgili projeler de yapmaya başlayabildiklerini anlatan Efendiyeva, bizzat sürece katıldıklarını ve işgalden kurtarılan şehirleri, köyleri büyükelçiler ve kordiplomatik temsilcilerle ziyaret ettiklerini belirtti.

Efendiyeva, bu tarihte Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında olmasının mevcut kardeşliğin, birbirine bağlılığın simgesi olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

“Aslında bu büyük zaferin, tüm Türk devletlerini hem manevi hem de miras açısından birleştirdiğini kesin olarak söyleyebilirim. İkinci Karabağ Savaşı sırasında, Karabağ hakkındaki gerçekleri üye devletlere, işbirliği yaptığımız yabancı ülkelere ve aynı zamanda dünyaya aktarmak için beyanatlarda bulunduk. Karabağ’daki kültürel abidelerle, onlara haince verilen büyük zararlarla, tarihi sözleşmelerle ilgili kitaplar yayınladık.”

Şuşa: 2023 Yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti

Vakfın, Azerbaycan’ın Şuşa şehrinin “2023 Yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti” ilan edilmesi münasebetiyle 2022’de Bursa’da “Şuşa Günleri” düzenlenmesi teşebbüsünde bulunduğunu belirten Efendiyeva, bunun, TDT Semerkant Zirvesi’nde devlet başkanlarınca kabul edilen ve imzalanan bildiride de aksettirildiğini söyledi.

Efendiyeva, “Şuşa Günleri”nin çeşitli programları kapsayan büyük bir proje olduğunu aktararak edebiyat, tiyatro, film, müzik, fotoğrafçılık, milli giyim sanatı gibi kültürün birçok alanının ihtiva edildiğini dile getirdi.

Projeler sayesinde Şuşa’nın tarihi mirasının ve Karabağ’ın kültür ve sanatının kapsamlı şekilde gösterildiğini ifade eden Efendiyeva, Türk dünyasının farklı şehirlerinde, Bursa, Taşkent, Astana, Türkistan’ın yanı sıra Budapeşte’de Şuşa şehrine adanmış etkinlikler düzenlendiğini belirtti.

Haydar Aliyev’e ilişkin etkinlikler düzenlendi

Haydar Aliyev’in doğumunun 100. yılının Azerbaycan ve pek çok ülkede coşkuyla kutlandığını belirten Günay Efendiyeva, bu kapsamda uluslararası düzeyde çeşitli proje ve etkinlikler düzenlediklerini anlattı.

Efendiyeva, Aliyev’in Türk dünyası için yaptığı hizmetleri ve onun mirasını farklı ülkelerde daha fazla tanıtmak yönünde faaliyetler gösterdiklerini ifade ederek Türk Akademisi ile işbirliği çerçevesinde Kazakistan Milli Akademik Kütüphanesi’nde “Haydar Aliyev ve Türk Dünyası” adlı uluslararası konferans düzenlediklerini anımsattı.

Bu yıl Avrupa’nın Budapeşte, Bern ve Lahey şehirlerinde Aliyev’in hatırasını anmak maksadıyla Vakıf himayesinde oluşturulan “Yedi Güzel” müzik grubunun konserler düzenlediğini söyleyen Efendiyeva, Aliyev’in 100. doğum yılına ilişkin “Haydar Aliyev ve Türk Kültür Mirası” adlı geniş kapsamlı bir kitap hazırladıklarını bildirdi.

Üye ülkelere ilişkin etkinlikler de yapıldı

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı kapsamında Efendiyeva, İstanbul’da Milli Saraylar Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde “Yıldız Sarayı Fotoğraf Koleksiyonu’nda 19. Yüzyıl Türk Dünyasının Kültür Mirası” adlı bir sergi düzenlediklerini anlatarak sergide Vakfın Büyük Osmanlı dönemine ait Yıldız Sarayı arşivlerinden seçtiği, Türk Dünyası’nın ortak mirasını, mimarisini, milli giyimlerini ve birçok diğer unsurları kapsayan fotoğrafların yer aldığını ifade etti.

6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle “Tek Yürek” sloganıyla depremden etkilenen insanlara yardım etmek için çeşitli projeleri hayata geçirdiklerini vurgulayan Büyükelçi Günay Efendiyeva, Türk dayanışmasının muazzam gücüyle el ele, maddi ve manevi destek vererek tüm zorlukları birlikte aştığını göstermeyi amaçladıklarını dile getirdi.

Efendiyeva, Kırgızistan’ın dünyaca ünlü yazarı Cengiz Aytmatov’un doğumunun 95. yılının kutlanmasına ilişkin Vakıf olarak birçok edebi ve kültürel projeler hayata geçirdiklerini ve Bakü Belediye Tiyatrosu ile işbirliği çerçevesinde yazarın “Ana Tarla” adlı romanının sahnelendiğini anlattı.

Türk dünyasının zengin mirasının, uluslararası düzeyde tanıtılmasına yönelik yayın projelerinin hayata geçirilmesinin Vakfın temel faaliyet alanlarından olduğuna değinen Efendiyeva, konferanslar, yuvarlak masa toplantıları, sergiler, konserler gibi birçok farklı etkinlik de düzenlediklerini söyledi.

Efendiyeva, Türk dünyasının maddi ve manevi değerlerinin tanıtılmasına yönelik çok sayıda proje hayata geçirdiklerini aktararak Avrupa, Asya, Kuzey ve Güney Amerika olmak üzere farklı kıtalar, ülkeler ve dillerde Türk dünyasının büyük şahsiyetlerinin yıl dönümlerini çeşitli etkinliklerle kutladıklarını kaydetti.

Vakfın faaliyetleri kapsamında eğitim konusuna da değinen Efendiyeva hem üye ülkelerin hem de diğer birçok yabancı ülkelerin üniversiteleriyle mutabakatlar imzaladıklarını ve çeşitli ortak projeleri hayata geçirmeye başladıklarını belirtti.

Türk tarihinin tanıtılması

Efendiyeva, Türk tarihiyle ilgili de büyük projeler yaptıklarını ifade ederek Avrupa’nın çeşitli başkentlerinde petroglifler, tamgalar ve runik işaretler gibi eski Türk yazılarına dair sergi düzenlediklerini söyledi.

Bu sergide, Türk Dünyasının tanınmış sanat ustalarının eski Türk yazı ve sembollerinin taş ve seramik üzerine, sanatsal oymalarından ibaret çeşitli el sanatları örneklerinin bulunduğunu ve tarihi işaretlerle ilgili dersler verildiğini anlatan Efendiyeva, bu yıl Bakü’de, Türk Akademisi ve UNESCO Azerbaycan ve Türkiye Milli Komisyonları ile Eski Türk yazısının okunmasının 130. yılına adanan uluslararası konferans düzenlendiğini anımsattı.

Efendiyeva, “Türk devletleri Büyük İpek Yolu üzerinde” adlı büyük ölçekli projede, Türk devletlerini birleştiren Büyük İpek Yolu konusu etrafında müzakereler yapıldığını belirterek proje kapsamında Azerbaycan’ın tanınmış bilim insanlarınca hazırlanan “Azerbaycan İpek Yolu üzerinde” adlı akademik kitabın da yayımlandığını söyledi.

Sadece Türk devletleriyle değil, Litvanya’da yaşayan az sayıda Tatar ve Karaimler, Polonya ve Romanya Tatarları ile Moldova’da yaşayan Gagavuzlar gibi Türk kökenli halklarla münasebetler kurarak işbirliğini de genişlettiklerini kaydeden Efendiyeva, “Türk Dünyası 2040 Vizyonu” çerçevesinde sorumluluğu vakfa verilen Türk kültür mirasının korunmasına ilişkin sözleşmeyi de hazırlamaya başladıklarını söyledi.

Kazakistan’ın dönem başkanlığı

Uluslararası Türk Kültür ve Miras Vakfının başkanının, teşkilata üye ülkelerin devlet başkanlarınca 4 yıllığına atandığını belirten Efendiyeva, sadece vakfın kurucu başkanının bir dahaki 4 yıllık dönemde yeniden bu göreve seçilebileceğini ve bundan dolayı kendisinin teşkilatın başkanlığını 8 yıl icra ettiğini söyledi.

Efendiyeva, vakfın dönem başkanlığı sırasının Kazakistan’da olduğuna işaret ederek yeni dönemde başkanlığı yürütecek Raimkulova’ya başarı diledi.

Raimkulova’nun yönetiminde de Vakıfın yeni başarılı hizmetlere imza atacağına inandığını dile getiren Efendiyeva, 8 yıl boyunca Türk dünyası kültürüne hizmet edebilmenin mutluluğunu yaşadığını ve bir Azerbaycanlı kadın olarak, Uluslararası Türk Kültür ve Miras Vakfının ve genel olarak uluslararası bir teşkilatın ilk başkanı olarak ne yaptıysa, sevgiyle ve gönülden yaptığını kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-kultur-ve-miras-vakfi-turk-devletleri-arasindaki-iliskileri-guclendirmeyi-amacliyor/feed/ 0