Sadece Van halkı tarafından değil, çevre il ve İranlılar tarafından da tercih edilen Van Ferit Melen Havalimanındaki uçak sefer azlığı büyük sıkıntılara ve tepkilere sebep oluyor. Bölgede artan seyahat talebine karşılık veremeyen ve sadece sefer azlığı değil, havalimanının yetersizliği, Türkiye’nin en yüksek iç hat bilet fiyatları ile gündeme gelen Van, bayram tatili ve Kültür Bakanlığı festivali süresince yaşanan uçuş iptalleri ve rötarlarıyla da bölge halkını zora sokuyor. Van’ın yanı sıra çevre illerin de yükünü alan, İran ve Iraklıların da batı şehirlerine gitmek için tercih ettiği Van Ferit Melen Havalimanı, 9 günlük festival için Van’a gelmek isteyenlere en büyük engeli oluşturdu.
Konuyla ilgili açıklamada bulunan Van Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Nayif Süer, kentteki uçak sefer sayılarının, her geçen günü arattığını ifade ederek, bu durumun Van için bölge için ve Türkiye için üzücü bir durum olduğunu söyledi. Hem uçak seferlerindeki azalma, hem bilet fiyatlarının yüksekliğinin vatandaşlara sıkıntı yaşattığını anlatan Süer, “Hastamız oluyor farklı illere götüremiyoruz. Van’ın 3 ay yazı var. Van’ı ziyaret etmek, tatillerini Van’da geçirmek isteyen halkımız var. İl dışında olan Vanlılar var, ama maalesef bırakın Van’ı, biz artık bölgedeki herhangi bir ile bilet bulamıyoruz. Keşke Van’da havalimanı olmasaydı. Çünkü eskiden insanlar araçlarıyla, imkanlarıyla farklı illere gidebiliyorlardı ama şimdi insanlar günlerce bilet bulamıyor. Ben aileme bilet bulamadım ama uçağa bindim. Baktım ön koltuklar boştu. Niye bu koltuklar boş gidiyor? Yolda mı yolcu alacaklar? Ben bunu anlamıyorum. Ayrıca Irak’ta, İran’da bizim dostlarımız, tanıdıklarımız var. Van’da birkaç gün geçirdikten sonra Van üzerinden farklı illere gitmek istiyorlar ama onlar da uçaklarda yer bulamıyorlar. Yine ülkemizin farklı illerinden gelip Van’a yatırım yapmak isteyen, Van’da yatırımı olan insanlar var. Onlar da zorlanıyorlar. Hakikatten Vanlılar, bölgede işi olanlar zor durumda kalıyorlar. Onun için Ulaştırma Bakanlığı yetkilerinin acilen buna bir çözüm bulması lazım” dedi.
Van’da geçtiğimiz günlerde düzenlenen ve 9 gün süren festivale il dışından katılımın olmadığına dikkat çeken Süer, “10 gün boyunca Van’da bir festival düzenlendi. İl dışındaki insanlar gelmek istediklerini, bu etkinliğe katılmak istediklerini ama maalesef gelemediklerini söylüyorlar. Bu şehre bir festival organize edilmiş, ama dışarıdan gelmek isteyenler yer bulamıyor, gelemiyor. Bu üzücü bir durum. Belki vekiller ya da siyasiler istedikleri zaman uçak bileti bulabiliyorlar ama ben Van Ticaret Borsası Başkanı olarak aileme bile bilet bulamadım. Biz Vanlılar çok sıkıntı yaşıyoruz. Buna bir çözüm bulsunlar” ifadelerini kullandı.
“Festivalde kendimiz çaldık, kendimiz oynadık”
Dünyayı etkisi altına alan 2020 yılındaki salgın sebebiyle, Van’da uçak seferlerinin azaltıldığını, aradan geçen 4 yıla rağmen uçak sefer sayılarında artışa gidilmediğine dikkat çeken TÜRSAB Doğu Anadolu Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı Cevdet Özgökçe ise Van’ın yıllardır bu konuda sancılı olduğunu söyledi. Yaşanan bu sıkıntıyı defalarca gündeme getirdiğini ancak bir netice alamadığını vurgulayan Özgökçe, “Bir festival yapıldı ama festivali sadece Van halkı görebildi. Deyim yerindeyse kendimiz çaldık, kendimiz oynadık. Bu festivaller 16 ilde yapılıyor. Geri kalan 15 ilde yapıldığında; o şehir festival boyunca nefes alıyor, esnaf para kazanıyor, bir ticari döngüsü oluyor. Ama maalesef bizde böyle bir hareketlilik olmadı. Bunun tek sebebi de uçak sefer sayılarımızın yetersizliği ile ilgili oldu. Çünkü metropol şehirlerden insanlar Van’a gelemedi. Biz bu konuda çok yoğun telefonlar aldık. Van’a gelmek isteyenler oldu ama uçakta yer bulamadıklarını söylediler. Uçaklarda yer bulamadıkları için ve ilave uçak seferleri bırakılmadığı için festival sönük bir şekilde geçti” dedi.
“Uçak sefer sayılarından dolayı otellerimiz sinek avlıyor”
Van’ın İran’dan, Irak’tan ve komşu illerden yoğun misafir aldığına vurgu yapan Özgökçe, “İlimizin nüfusu yaklaşık 2 milyon. Böylelikle o insanlar Van üzerinden metropol şehirlere uçuyorlar. Yaklaşık 4 yıldır bazı günler 10, bazı günler ise 11 sefer uçaklarımız var. Van gidişli ve Van dönüşlü uçaklara baktığınızda yaklaşık 30- 40 güne kadar uçaklarda yer yok. Yer olanlarda ise, çok fahiş fiyatlara bilet bulabiliyorsunuz. Komşu illere baktığınızda günü birlik uçuşlarda yer var ve neredeyse bizim üçte birimize insanlar uçabiliyor. Bugün Avrupa’nın birçok kentine İstanbul’dan, İzmir’den ya da Antalya’dan 2 bin 500 – 3 bin TL’ye insanlar uçarkenk, biz acil durumlarda 7-8 bin TL’ye Van’a bilet bulamıyoruz. Bu konuda ciddi anlamda sıkıntı çekiyoruz. Siyasi aktörlerimiz bu konuda şu ana kadar aktif bir rol alamadılar. Turizmde en büyük ulaşım imkanımız uçaktır. Uçak bulamayınca biz kültür turları yapamıyoruz, grupları getirip gönderemiyoruz. Artık insanlar rahata alıştı. Zaman insanlar için çok değerli. İnsanlar bu sıcakta otobüslere binmek istemiyorlar. Uçak sefer sayıları ile ilgili ciddi anlamda bu şehir sıkıntı yaşıyor. Hastalar, hasta yakınları, yatırımcı gidip gelemiyor. Taziyesi, düğünü olan insanlar gidip gelemiyor. Ben gün içerisinde yaklaşık 200 telefon alıyorum. Hastamız var, düğünümüz var deyip yer bulmamı isteyen insanlar var. Bu konuda iş yapamıyoruz, iş hacmimiz düştü. Sezonun pik dönemi ama otellerimiz yüzde 25 doluluk oranında. Antalya, İzmir İstanbul’da, Karadeniz’de otellerde yer bulamazken bizim otellerimiz sinek avlıyor. Yani ağlanacak bir haldeyiz. Sivil havacılık ve Türk Hava Yolları’nın yetkililerine sesleniyoruz. Lütfen artık sesimizi duysunlar. Bu şehir bunu hak etmiyor. Van turizm kenti ve turizm anlamında çok zengin bir değere sahip bir şehir ama uçak olmadığı için biz insanları bu tarafa getiremiyoruz. Bu konuda yetkililere sesleniyoruz” diye konuştu. – VAN
]]>Meslek yüksekokulu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” sözünü ilke kabul ederek çalışmalarını sürdürüyor.
Yüksekokulun eğitmenlerinden Ali Karademir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversite bünyesinde Ankara ve İzmir- Selçuk’ta havacılık meslek yüksekokullarının bulunduğunu söyledi.
Karademir, 2011’de 70 öğrenciyle eğitim vermeye başlayan Ankara Havacılık Meslek Yüksekokulu bünyesinde, öğrencilerin öğrenim gördüğü kampüste, 3 uçak ve 6 atölyenin bulunduğunu ifade ederek, eğitimlerin teorik ve pratik olarak devam ettiğini bildirdi.
“Sivil havacılık ve savunma sanayi kuruluşlarıyla işbirliği yapıyoruz”
Üniversitenin sivil havacılık ve savunma sanayinin önde gelen kuruluşlarıyla işbirliği protokolleri de imzaladığını anlatan Karademir, şunları kaydetti:
“İş yeri eğitimi kapsamında öğrencilerimizi son dönem uygulamalı eğitimler için bu kurumlara gönderiyoruz. Eğitimlerinin bir kısmını orada alıyorlar. Başarıyla mezun olan öğrencilerimiz, özellikle Türkiye’nin bayrak taşıyıcısı kurumu Türk Hava Yolları ve onun bağlı şirketleriyle, savunma sanayisinde faaliyet gösteren TUSAŞ, TEİ gibi kuruluşlarımızda tercihli olarak iş bulabiliyor.”
Karademir, havacılık sektöründe ara eleman ihtiyacının fazlalılığına dikkati çekerek, “Havacılık, sadece Türkiye’de değil dünya çapında yükselen bir trend. Dolayısıyla ara eleman dediğimiz teknisyen ihtiyacı çok yüksek. Bunun bir de nitelikli olması çok önemli.” diye konuştu.
“Kız öğrenciler daha disiplinli ve çok dikkatliler”
Karademir, havacılığın gelişmesine bağlı olarak istihdamın da arttığına işaret ederek, mezun olan öğrencilerin büyük kısmının sivil havacılık ve savunma sektöründe işe başladıklarını belirtti.
Uçak teknolojisi programında 155 öğrencinin eğitim gördüğüne dikkati çeken Karademir, “Uçak teknolojisi bölümünü 2015 yılından bu yana tercih eden kız öğrenci sayımız her geçen yıl artıyor. Şu anda 16 kız öğrencimiz bu ölümde eğitim görüyor. Kız öğrencilerimiz teknik bir alan olmasına rağmen erkek öğrencilerimiz kadar başarılılar. Kız öğrenciler daha disiplinli ve çok dikkatliler. Dolayısıyla verilen eğitimlerde çok başarılı oluyorlar.” ifadelerini kullandı.
Karademir, bugüne kadar 30 kız öğrenciyi “uçak teknisyeni” olarak mezun ettiklerini bildirerek, “Havacılığa ilgi duyan kız öğrencilerimizi, sahibi ‘Türk milleti’ olan üniversitemizi tercih etmeye davet ediyorum. Kızlarımız, rahatlıkla korkmadan bu bölümü tercih edebilirler.” değerlendirmesinde bulundu.
İstihdamda ilk zamanlarda kız öğrencilere yönelik pozitif ayrımcılık yapıldığını dile getiren Karademir, şu anda kız öğrencilerin bilgi ve becerilerinden dolayı da işe alımlarda tercih edildiklerinin altını çizdi.
“Uçaklarla dolu üniversitede eğitim görmek beni heyecanlandırdı”
Bölümün 2’nci sınıf öğrencilerinden Fatma Nur Kaya, İstanbul’da Sabiha Gökçen Havalimanı’nın yakınında oturduklarını belirterek, “Çocukken her uçak kalkışında cama koşar, uçağın havada süzülmesini seyrederken hayaller kurardım. Uçakları daha rahat görebilmek için karne hediyesi olarak teleskop isterdim.” dedi.
Kaya, üniversite sınavına hazırlanırken, tesadüfen THK Üniversitesinde “uçak teknolojisi” bölümü olduğunu duyduğunu ifade ederek, daha sonra bu konuda araştırma yaptığını ve üniversitenin eğitimini çok beğendiğini söyledi.
Uçaklarla dolu bir üniversitede eğitim görme düşüncesinin kendisini çok heyecanlandırdığını vurgulayan Kaya, “Ailem bana her zaman destek oldu. Özellikle teorik eğitimde zorlanacağımı düşünmüştüm ancak iş güvenliğine uygun ekipmanlarla çalıştığımız için hiç zorlanmadım. Bugüne kadar da hem eğitim hem staj döneminde herhangi bir iş kazası yaşamadım. Sivil havacılık sektöründe çalışmak istiyorum.” diye konuştu.
“Küçükken uçaklarda çalışmayı hayal ediyordum”
Bölümün 1’inci sınıf öğrencilerinden Şeyma Nisan da çocukluğundan beri uçaklara ilgi duyduğunu, uçak sesi duyduğunda gökyüzüne bakarak, bir gün o uçaklarda çalışmayı hayal ettiğini anlattı.
Üniversite sınavına hazırlanırken bölümden haberdar olduğunu dile getiren Nisan, “Bölümü, hiç düşünmeden tercih ettim. Kazandığım ve burada eğitim gördüğüm için çok mutluyum. Ailem de bölümü tercih etmemde beni teşvik etti. Mezun olduğumda Türk Hava Yollarında çalışmak istiyorum.” dedi.
“Eğitimlerimizde uçaklar üzerinde uygulamalar yapıyoruz”
Aynı bölümdeki bir başka 1’inci sınıf öğrencisi Sude Altan da Türk Silahlı Kuvvetlerinde asker olan babası ve havacılık sektöründe çalışan ablası dolayısıyla sektöre aşina olduğuna işaret ederek, THK Üniversitesi Kampüsü’nün evine yakın olduğunu ve hep bu okulda okumak istediğini bildirdi.
Altan, üniversitede havacılığa ilişkin her türlü imkanın bulunduğuna dikkati çekerek, “Eğitimlerimizde bire bir uçaklar üzerinde uygulamalar yapıyoruz. Teorik eğitim gördüğümüz sınıftaki koltuklarımız, uçak koltuklarından oluşuyor. Bu da eğitimde havacılık sektörünü hissetmemizi sağlıyor. Sektöre ilişkin her türlü bilgi ve beceriyle mezun oluyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Türkiye’nin dört bir yanında ve gök semalarda özgürce uçan çelik kanatların arkasında büyük bir özveri ve takım çalışması yatıyor. Şavaşan Şahinlerin, Baba olarak nitelendirilen F-4 Phantomların ve Koca Yusufların göklerde saatlerce kesintisiz uçabilmesinde kahraman yer bakım personeli önemli bir rol oynuyor.
Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterinde bulunan helikopter, uçak ve jetler; Türkiye’nin çeşitli noktalarında bulunan Ana Jet Üsleri’nde Hat Bakım Komutanlıkları tarafından titizlikle göreve hazır hale getiriliyor. Hava araçlarının fabrika seviyesi bakımları hariç diğer tüm bakımları Ana Jet Üslerinde gerçekleştiriliyor. Çelik kanatlar periyodik olarak; 200, 400 ve 600 saatlik görevleri sonrası gövde bakımları ve motor bakımları yine uçak bakım ekipleri tarafından titizlikle yapılıyor.
‘Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır’ düsturu ile çalışan uçak bakım ekipleri, her bakım çalışmasının ardından hava aracını kahraman Türk pilotlarına teslim ediyor ve uçuşa hazırlanmış hava aracı o andan itibaren her türlü göreve hazır hale getiriliyor.
“Vatanını en çok seven görevini en iyi yapar prensibiyle işimizi en iyi yapma gayreti içerisindeyiz”
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Hava Kuvvetleri Komutanlığı Bakım Personeli, “Hat Bakım Bölük Komutanlığı olarak bünyemizde bulunan kalifiye personel ve seçkin yer destek teçhizatları ile bünyemizdeki uçaklarımızın uçuş öncesi, uçuşlar arası ve uçuş sonrası bakımlarını icra etmekteyiz. Bu bakımlar neticesinde uçaklarımız en kısa sürede bir sonraki sorti için harbe hazır hale gelmektedir. Vatanını en çok seven görevini en iyi yapar prensibiyle işimizi en iyi yapma gayreti içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.
“Bizim uçar dediğimiz bütün uçaklarımız uçar”
Yapılan kontrol aşamalarına dair açıklamalarda bulunan Bakım Personeli, “Yapmış olduğumuz bakımlar kontrol güvene mani değildir prensibiyle sürekli kontrol edilmekte ve bütün aksaklıklar başlamadan giderilmektedir. Bütün bakımlarımız kayıt altında yapılmaktadır. ‘Technical Order’ dediğimiz teknik emirlerimiz var. Bunlara harfiyen uyarak, bakımlarımızı yapmaktayız ve yapılan bütün bakımlar kayıt altına alınmaktadır. Bakım teşkilatı olarak bünyemizde bulunan Hava Kuvvetleri envanterindeki bütün uçaklarımızın bakımlarını titizlikle yapmaktayız. Bakımını yaptığımız; bizim uçar dediğimiz bütün uçaklarımız uçar” diye konuştu.
“Gün sonunda bizim bütün uçaklarımız faal olarak günü kapatırız”
Uçuş öncesi gerçekleştirilen bakımla mesailerinin başladığını belirten personel, “Titizlikle uçuş öncesi bakımları yapılır. Akabinde uçaklarımız servise verilir. Pilot gelir uçağı kabul eder. Daha sonra uçuşa gider. Uçuştan dönüşünde yine biz bu uçaklarımızı karşılarız. Uçuş sonrası bakımlar ve birtakım servisi ikmal işlemlerini yaparız. Daha sonra herhangi bir arızası varsa pilotla yaptığımız brifing sonrasında uçağımızı gerek sığınakta gerekse hangarda arızaya müdahale için teslim alırız. Herhangi bir arızası varsa en kısa sürede faal ederiz. Arızası olmayan uçaklarımızın da uçuş sonrası bakımlarını yaparak hemen bir sonraki sortiye hazır hale getiririz. Gün sonunda bizim bütün uçaklarımız faal olarak günü kapatırız” şeklinde aktardı.
Bakım ekiplerinin gerçekleştirdiği bakım sonrasında güvenle uçtuğunu belirten Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı pilot, “Bakım ekibi tarafından faal edilerek uçuşa verilen tüm uçaklara emniyetli bir şekilde göksemalarımızın her alanında uçurarak emniyetli bir şekilde görevimizi icra etmekteyiz. Bu konuda tüm çalışan bakım ekibine sonuna kadar güvenmekteyiz. Özellikle kendini geliştirmiş personelle bakım ekibi bize her türlü göreve hazırlanmamızda büyük bir şekilde yardımcı olmakta. Biz kendi görevlerimizi hazırlanırken arkamızda hiçbir şekilde uçakla alakalı bir emniyetsizlik düşünmüyoruz. Bakım ekibi uçaklarımızı son derece emniyetli bir şekilde bize hazır ediyor. Özellikle uçuşlardan sonra bütün bakım faaliyetlerini kendileri bizzat dikkatli bir şekilde yerine getiriyorlar. Hiçbir şekilde gözümüzde arkada kalmıyor. Biz bu şekilde kendi görevimize daha yoğun bir şekilde odaklanarak ve görevimizi icra ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Yer bakım personeli sayesinde güvenle Türk semalarında uçan çelik kanatlar yedi gün yirmi dört saat Türkiye’nin hava sahasını titizlikle korumaya devam ediyor. – ANKARA
]]>CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Balıkesir Havaalanı’nın yapımına 2017 yılında başlandığını, 2020 yılında tamamlandığını belirterek yaklaşık 4 yıldır buraya hiçbir yolcu uçağının inmediğini belirtti. Sarı, “Bakanlığa vermiş olduğumuz bir soru önergemiz vardı. Bakan gelmeden cevabı geldi. Bakan diyor ki ‘Havalimanı mevcut altyapı ve üstyapı tesisleri ile her türlü sefer talebine cevap verebilecek kapasitededir.’ Fakat buraya bir tek uçak inmiyor. Siz buraya yaklaşık 550 milyon lira para yatırdınız. Siz iktidar olarak ne yapıyorsunuz” dedi.
CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Balıkesir Havaalanı’na yaklaşık 4 yıldır yolcu uçağı inmemesine ilişkin konuştu. Sarı, şunları söyledi:
“Balıkesir’e verdiği sözleri tutmayan. Balıkesir’e bugüne kadar verdiği sözlerin dörtte birini bile hayata geçiremeyen makyajcı Belediye Başkanı Yücel Yılmaz bütün tuşlara basmaya karar verdi. Her gün bir bakan çağırıyor. Balıkesir’de yapamadıklarını bakanların vaatleri ile sözleri ile Balıkesirlileri kandırmaya çalışıyor. Bakan gelmeden Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’na bir çağrıda bulunmak istiyorum. Balıkesir Merkez havaalanındayız. Bu havaalanının 2017 yılında yapımına başlandı 2020 yılında bitti. Yaklaşık 4 yıl oldu ve bu havalimanına hiçbir yolcu uçağı inmedi.
“FAKAT BURAYA BİR TEK UÇAK İNMİYOR”
Bakanlığa vermiş olduğumuz bir soru önergemiz vardı. Bakan gelmeden soru önergemizin cevabı geldi. Geçtiğimiz günlerde bakan Uraloğlu’na sorduğumuz önergenin cevabı bakan gelmeden geldi. Bakan diyor ki ‘Balıkesir Havalimanı mevcut altyapı ve üstyapı tesisleri ile her türlü sefer talebine cevap verebilecek kapasitededir.’ Fakat buraya bir tek uçak inmiyor. Uçak inmeyen havaalanına yapılan bakımlarla ilgili sorular sormuştuk. 2023 yılındaki ihale ile ilgili. Bir tane uçak inmiyor bir tek vatandaşa hizmet etmiyor bu havaalanı. Siz buraya yaklaşık 550 milyon lira para yatırdınız. Siz iktidar olarak ne yapıyorsunuz?
“YÜCEL YILMAZ’A SORDUĞUMUZDA BURANIN YOLCU HAVAALANI DEĞİL, LOJİSTİK HAVAALANI OLDUĞUNU İDDİA ETTİ”
Balıkesir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’a sorduğumuzda buranın yolcu havaalanı değil, lojistik havaalanı olduğunu iddia etti. Bu bahsettiği havaalanında bir tek hangar yok. Sorun çözemediği gibi yalan üretmekten başka da söylediği hiçbir şey yok. Vatandaşın gözünün içine baka baka yalan söylemeyin. ‘Biz beceremiyoruz, bu kenti yönetemiyoruz’ çıkın bunu İtiraf edin. Vatandaş da en azından kimin ne yaptığını bilsin.
“BALIKESİR HALKINA BİR UÇAK DAHİ İNDİREMEDİNİZ”
Bakan gelmiş 20 yıldan beri bitiremedikleri, yapmadıkları bir adım dahi atmadıkları Kepsut yoluna bölünmüş yol yapacağı vaadinde bulunacakmış. Kepsut Belediye Başkanı çağrıda bulunuyor. ’20 yıldır yapmadık. Seçimlere iki hafta kala bu yolu yapacağız’ sözü veriyorlar. Söz vermeye devam ediyorlar. Makyajcı başkanının makyajcı bakanları yine tutamayacakları sözler vererek millete rezil olmaya devam edecekler. Biz buradan bakana çağrıda bulunuyoruz. Bu havaalanı ile ilgili 6 bakan söz verdi ne yazık ki hiçbiri sözünü tutmadı. Görüyoruz ki siz de göreve geleli bir yıl oldu. Soru önergeleriyle, Meclis konuşmalarıyla gündeme taşımış olmamıza rağmen hala Balıkesir halkına bir uçak dahi indiremediniz. Bu kente hizmet etmek için yapılmış bu havaalanı atıl, iş görmez bir vaziyette duruyor Bu da sizin ayıbınız olsun. Bu da sizin beceriksizliğiniz olsun. İnşallah bu çağrımıza kulak verirsiniz ve kentimize hizmet üretecek ve katkı sunacak bir adım atmış olursunuz.”
]]>Oğlu Yanlin’in de içinde bulunduğu MH370 sefer sayılı uçak kaybolduğunda Malezya Havayolları’nın ona söylediği buydu.
Li, “Yıllardır ‘bağlantı kaybedildi’ ile ne demek istediklerini soruyorum. Eğer biriyle bağlantınızı kaybederseniz, onunla yeniden bağlantı kurabilmelisiniz” diyor.
Pekin’in güneyindeki bir köyde çiftçi olan Liu Shuangfeng ve eşi, havacılık tarihinin en gizemli olayını hâlâ anlamlandırmaya çalışan aileler arasında.
8 Mart 2014 tarihinde, Kuala Lumpur’dan Pekin’e yapılan rutin bir gece uçuşunun ilk saatinde uçağın pilotu Malezya hava trafik kontrolüne ‘iyi geceler’ dedi.
227 yolcu ve 12 mürettebat taşıyan Boeing 777 uçağı Vietnam hava sahasına girmek üzereydi.
Uçak daha sonra aniden yön değiştirdi ve tüm elektronik iletişim hatları kesildi.
Geri dönen uçak önce Malezya üzerinde, sonra da yakıtının bittiği tahmin edilene kadar Hint Okyanusu üzerinde ilerledi.
Bugüne kadar yapılan en büyük ve en masraflı arama operasyonu dört yıl sürdü ancak kayıp uçağın izine rastlanamadı.
Binlerce oşinograf, havacılık mühendisi ve amatör dedektif, uçuştan elde edilen bölük pörçük verileri inceleyerek yolculuğun nerede sona erdiğini hesaplamaya çalıştı.
Uçakta bulunanların aileleri için son 10 yıl, MH370’e tam olarak ne olduğunu ve neden olduğunu anlama ve arama çalışmalarını sürdürme mücadelesiyle geçti.
10 yıldır uçağı arayan aileler
Li Eryou bu mücadelenin parçası olarak dünyayı dolaştı. Birikimlerini Avrupa ve Asya’ya seyahat ederek ve kayıp uçağın enkaz parçalarının bulunduğu Madagaskar’daki plajlara giderek bitirdiğini söylüyor.
Oğlunun kıyıya vurmuş olabileceği bir yerde kumu hissetmek istediğini söyleyen Li, Hint Okyanusu’na doğru bağırarak Yanlin’e onu eve götürmek için orada olduğunu söylediğini hatırlıyor:
“Oğlumu bulmak için dünyanın öbür ucuna seyahat etmeye devam edeceğim.”
60’lı yaşlarındaki Li ve eşi, Çin’in Hebei eyaletinin kırsal bir bölgesinde yaşıyor.
Gelirlerinin çoğu çocuklarının okul masrafları için harcanıyordu ve hiçbir zaman seyahat edecek paraları olmamıştı.
Oğulları Yanlin, köylerinde üniversiteye giden ve bir telekom şirketi için çalışarak, yurt dışında iş bulan ilk kişiydi.
Uçak kaybolduğunda bir vize randevusu için Çin’e dönüyordu. Li, “Bu olay yaşanmadan önce yakındaki Handan şehrine bile hiç gitmemiştik” diyor.
Şimdiyse sık sık seyahat eden aile, uçağın kayboluşunun 10. yıldönümünü diğer ailelerle birlikte anmak için Malezya’ya geri döndü.
Yanlin uçakta bulunan 153 Çinli yolcudan biriydi.
Ailesi, Malezya hükümetinin tazminat ödemelerini reddeden ve Çin’de havayolu şirketine, uçak üreticisine ve diğer taraflara karşı dava açan yaklaşık 40 aile arasında yer alıyor.
Olaydan etkilenenler, hayatları devam etse de 10 yılı aşkın süredir kendilerini kayıp uçağa zincirlenmiş hissediyorlar.
Grace Nathan, MH370 uçağı kaybolduğunda İngiltere’de hukuk bölümünde son sınavlarına giriyordu.
Annesi Ann uçaktaydı. Grace bugün Malezya’da çalışıyor ve iki küçük çocuğu var.
Kuala Lumpur’daki 10. yıl dönümü anma törenine katılan Grace, düğününde annesinin fotoğrafını elinde tuttuğunu ve iki zor hamilelik geçirirken onun tavsiyelerini özlediğini hatırlıyor.
Bulunan ilk parçalar
Anma töreninde, bulunan tek fiziksel kanıt olan birkaç hırpalanmış parça sergilendi.
Aralarında uzun süre denizde kaldığı için aşınmış kanat parçaları ve şaşırtıcı derecede dayanıksız görünen bir iç petek bulunuyor.
Kalabalığın içinde MH370’e ait herkesten daha fazla parça bulan Blaine Gibson da var.
Gibson amatör bir maceracı olarak tanımlanabilir. Indiana Jones gibi giyiniyor ve California’daki aile evinin satışından elde ettiği geliri seyahat aşkını finanse etmek için kullanıyor. Hedefi dünyadaki her ülkeyi ziyaret etmek.
“Birinci yıl dönümü etkinliğine katıldığımda, kıyı şeridinde enkaz için organize bir arama yapılmadığını öğrendim” diyen Gibson şöyle devam ediyor:
“O zamanlar su altında arama yapmak için milyonlarca dolar harcıyorlardı. Ben de muhtemelen uçağın ilk parçasının sahilde yürüyen biri tarafından bulunacağını düşünerek bunu kendim yapmaya karar verdim.”
Gibson, Mozambik’te bir kumsalda uçağın arka dengeleyicisine ait ilk parçayı bulmadan önce Myanmar’dan Maldivler’e kadar sahillerde bir yıl boyunca arama yaptığını söylüyor.
O zamana kadar kanattan kopan ve flaperon olarak bilinen bir başka büyük parça da Reunion Adası’nda bulunmuş ve ailelere MH370’in gerçekten de Hint Okyanusu’na düştüğü teyit edilmişti.
Bulunan parçaların hepsi, MH370 kaybolduktan 16 ay ya da daha uzun bir süre sonra, çeşitli Doğu Afrika sahillerine vurmuş olarak bulundu.
Güney Hint Okyanusu’ndaki deniz akıntılarının analizleri, bulunan parçaların MH370’in denize düştüğüne inanılan yerden gelmiş olabileceğini gösteriyor.
Soruşturmanın eski baş sorumlusu Aslam Khan, bazı parçaların seri numaralarının üretici firma tarafından tutulan kayıtlarla eşleştirilerek Malezya Havayolları’nın Boeing uçağına ait oldukları şüpheye yer bırakmayacak şekilde teyit edildiğini söylüyor.
Khan, diğer parçalardaki ayırt edici yazı tiplerinin ise aynı uçaktan geldiklerini neredeyse kesinleştirdiğini söylüyor.
Hint Okyanusu’nda daha önce bir Boeing 777 uçağı düşmedi.
Flaperon bulunana kadar, uçağın yolundan geri döndüğüne dair tek kanıt, Malezya ve Tayland’daki askeri radarların uçağın Malay Yarımadası üzerinde batıya doğru uçtuğunu tespit eden verilerdi.
Ardından İngiltere merkezli Inmarsat adlı şirket, güneye doğru ilerleyen MH370 ile uydularından biri arasında her saat başı yapılan 6 adet etkileşim tespit etti. Uçaktaki diğer tüm iletişim kanalları kapatılmıştı.
Bu seyrek veriler, bir dizi dairesel yay boyunca her saatte uçak ile uydu arasındaki mesafeyi üçgenlere bölerek ölçmek için kullanıldı ve böylece tahmini bir düşme konumu ortaya çıktı.
Ancak burası hâlâ çok dalgalı ve çok derin denizden oluşan büyük bir alandı.
26 ülkeden 60 gemi ve 50 uçağın katıldığı arama çalışmaları Mart 2014’ten Ocak 2017’ye kadar sürdü.
Çalışmalar, ABD merkezli Ocean Infinity adlı özel bir şirket tarafından deniz tabanını taramak için su altı dronelar kullanılarak 2018’in başlarında beş ay süreyle yeniden başlatıldı.
Somut bilgi eksikliği, MH370’e ne olduğuna dair çeşitli teorilere yol açtı. Kimileri uçağın kaçırılıp Rusya’ya veya Diego Garcia adasındaki ABD hava üssüne götürüldüğünü iddia etti. Bazıları uçağa ateş edildiğini ve düşürüldüğünü öne sürdü.
Hangi teoriler değerlendirildi?
Fransız gazeteci Florence de Changy, MH370 hakkında titizlikle araştırılmış bir kitabın yazarı.
Onun kitabı, olayla ilgili yazılan 100’den fazla kitaptan bir tanesi.
Changy uçağın geri dönüp güneye gittiği yönündeki teorinin yanlış olduğuna, bulunan enkazın MH370’e ait olmadığına inanıyor.
Uçaktaki kargo ile ilgili soruları gündeme getirdiği kitabında Changy uçağın bu kargo nedeniyle Güney Çin Denizi üzerinde ABD uçakları tarafından vurulmuş olabileceğini öne sürüyor.
Ancak Malezya ve Inmarsat tarafından sunulan radar ve uydu verileri kabul edilirse, ki çoğu uzman bunları kabul ediyor ve uçağın güneye uçmaya devam ettiği düşünülürse, akla yatan tek bir açıklama var, bu da birinin uçağı kasten oraya uçurduğu.
BBC’de yayınlanan “Uçaklar Neden Kaybolur” adlı yeni bir belgeselde, biri deneyimli bir pilot olan iki Fransız havacılık uzmanı, Boeing 777’nin Malezya hava trafik kontrolüyle son temasından hemen sonra Güney Çin Denizi üzerinde yaptığı düşünülen keskin dönüşü yeniden canlandırmak için bir uçuş simülatörü kullandı.
Uzmanlar, bu dönüşün ancak yetenekli ve deneyimli bir pilot tarafından manuel olarak yapılabileceği sonucuna vardı.
Bunun tam da MH370 Malezya hava sahasından Vietnam hava sahasına geçerken yapılmış olması, onlara pilotun manevrayı gizlemeye çalıştığını ve Vietnam hava trafik kontrolünün uçakla henüz temasa geçilmediğini bildirmesinin biraz zaman alacağını bildiğini düşündürdü.
Başka teoriler de var. Örneğin uçakta bulunan herkesin, fark edilmeyen bir basınç kaybının ardından oksijen yetersizliği nedeniyle bayıldığı ya da ani bir yangın veya patlamanın iletişimi keserek pilotları geri dönmeye zorladığı.
Ancak gerçekleştirilen zor manevralar ve ardından yedi saat boyunca güneye doğru devam eden istikrarlı uçuş, bu ihtimallerin zor olduğunu gösteriyor.
Yine de pilotlardan birinin uçağı ve tüm yolcuları kasıtlı olarak ölüme uçurduğu fikrini kabul etmek oldukça zor.
İki pilotun da böyle bir eylemi açıklayabilecek herhangi bir geçmişi yok.
MH370’in Uçak İçi Sorumlusu Patrick Gomes’in eşi Jaquita Gonzalez, “Bunu en kötü düşmanımın bile başına getirmek istemezdim” diyor ve devam ediyor:
“İnişli çıkışlı bir dönemden geçiyoruz. Aramaya ilk başladıklarında bir şey gördüklerini duyuyorduk ve o zaman umutlanıyorduk. Sonra MH370 olmadığı haberi geliyordu ve yeniden üzülüyorduk. Her seferinde sanki biri tepemizde dikilmiş ve nefesimizi kesmiş gibiydi.”
Malezya hükümeti en başından beri aileler tarafından eleştiriliyor.
Hükümet ilk olarak, MH370’in askeri radarda tespit edilmesi üzerine hızlıca harekete geçmemesi nedeniyle tepki almıştı.
Daha sonra ise, Ocean Infinity’nin son operasyonunun 2018 ortalarında sona ermesinin ardından, daha fazla arama yapılmasına izin vermek konusundaki isteksizliği nedeniyle.
Ocean Infinity, arama çalışmalarını bir şey bulmadığı durumda ödeme almama şartıyla sürdürmeyi teklif etti ancak bunu hükümetin onaylaması gerekiyor.
Bazı Malezyalı yetkililer hükümetin daha fazlasını yapabileceğini düşünüyor.
Hükümete yöneltilen şikayetlerin bir kısmı belki de ülkenin son yıllarda olağanüstü bir siyasi çalkantı yaşamasıyla açıklanabilir.
Ayrıca pandemi dikkat dağıtıcı bir unsur oldu.
Malezya Ulaşım Bakanı Anthony Loke, Kuala Lumpur’da düzenlenen anma törenine katılarak bu şikayetlere yanıt vermek istedi.
Ocean Infinity ile arama çalışmalarını yeniden başlatmaya yönelik görüşmeler yaptığını belirten Loke, kayıp uçağı bulmak için elinden geleni yapacağını söyledi.
Ocean Infinity, 2018 yılında deniz altında 112 bin kilometrelik bir alanı taramıştı.
Ancak bu çalışmalar son derece zorlu bir araziyi kapsıyordu ve uçağın gözden kaçırılmış olması mümkün.
MH370 üzerine çalışan emekli İngiliz havacılık ve uzay bilişim uzmanı Richard Godfrey, amatör radyo meraklıları tarafından rutin olarak yapılan kısa dalga radyo test yayınlarının yenilikçi analizini kullanarak çok daha dar bir arama alanı belirlediğine inanıyor.
Bu da insansız hava araçlarının aynı alan üzerinden birkaç geçiş yaparak daha konsantre bir arama yapmasına olanak sağlayabilir.
Aileler, ulaştırma bakanı tarafından verilen son sözlerin kendilerini cesaretlendirdiğini ancak temkinli olmaya devam ettiklerini söylüyor.
Gonzalez, “Sadece uçağın bulunmasını istiyorum” diyor ve devam ediyor:
“En azından o zaman kocamın huzur içinde yatmasına izin verebilirim. Şu anda onun için bir tören bile yapamadım. Yapamam, çünkü elimizde ondan kalan somut bir şey yok.”
Anma töreninde, insanların üzerine mesajlar yazabileceği büyük bir pano asılıydı.
Li diz çökerek Yanlin’e büyük Çince karakterlerle bir mesaj yazdı ve sonra gözyaşları içinde oturup mesaja baktı.
Mesajda, “Oğlum, 10 yıl oldu. Annen ve baban seni eve geri götürmek için buradalar. 3 Mart 2024” yazılıydı.
]]>“ADANA’YI MALUM ELLERDEN ALMAYA HAZIR MIYIZ?”
Erdoğan, ilk uçuşunu gerçekleştiren yerli savaş uçağı KAAN’dan bahsederek “Türkiye adeta destan yazıyor. Dünyada söz sahibi olduk. Milli muharip uçağımız KAAN ilk uçuşunu başarı ile gerçekleştirdi. 5. nesil uçak üretebilen dünyadaki 4 ülkeden biri olduk. Şimdi uçak modelimizin bir üst segmentini yapacağız. Yeni müjdelerimiz yolda. Dostlarımız güven duyarken rakiplerimiz endişeye kapılıyor.” İşte Erdoğan’ın Adana’daki konuşmasından öne çıkanlar:
“Adana’da şu anda meydanda 75 bin kişi var. Adana’yı malum ellerden almaya hazır mıyız? Adana, eser ve hizmet nasipsizlerini sırtında taşır mı? Adana’nın gerçek belediyeciliğe olan hasretini dindirmeye az kaldı. Geçtiğimiz mayıs ayındaki seçimlerde verdiğiniz destek için siz teşekkür ediyorum. 31 Mart’ta Adana sandıklarını patlatarak gerçek potansiyelini ortaya çıkaracaktır.
“ŞAİBELİ PAZARLIKLARLA SEÇİM KAZANMA PEŞİNDELER”
Muhalefet birbirleriyle uğraşmaktan, parti için kavgalardan fırsat bulamadıkları için başka bir konuyla ilgilenemiyorlar. Şaibeli pazarlıklarla seçim kazanma peşinde koşuyorlar. Kendi seçmenleri başta olmak üzere milleti tıpış tıpış sandığa gidip oy verecek bir cendereye sıkıştırmak isteyenlere milletimiz dersini verecek ben inanıyorum. Biz Türkiye Yüzyılı diyoruz onlar birbirlerinin kuyusunu kazıyor. Adana kendi iradesini çantada keklik kabul edenlere yol vermez. CHP yönetimi bu ülkenin muhalefet enerjisini sömürüp işe yaramaz hale getirmektedir.
Yıllar önce başlattığımız projeler bugün hepimizin iftihar meselesi olan uçaklara, tanklara, gemilere, füzelere dönüşüyor. Türkiye, savunma sanayi alanında adeta bir destan yazıyor. Bugün 34 farklı ülkenin semalarını Türk İHA ve SİHA’ları koruyor. İHA ve SİHA’lar ile dünyada ilk 3 ülkeden biriyiz. Güçlü savunma sanayii ile dünyada söz sahibi olduk. Geçtiğimiz günlerde KAAN ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. KAAN ile 5. nesil uçak üretebilen dünyadaki 4 ülkeden biri olduk. Tüm dünya KAAN’ı konuşuyor. Bizdeki mankurtlaştırılmış zihinler KAAN’a bakınca kalorifer peteği, süpürge sapı görüyor. Ama Asya’dan Afrika’ya yüz milyonlar, güçlenen Türkiye görüyor.
“UÇAK GEMİMİZİN BİR ÜST SEGMENTİNİ YAPACAĞIZ”
Bu gurur 85 milyon olarak hepimizin. Önümüzdeki yıllarda daha modernini, daha güçlüsünü ve ilerisini yapacağız. Uçak gemimizin bir üst segmentini yapacağız, Deniz Kuvvetlerimiz var gücüyle çalışıyor. Türkiye’nin başarıları bizim azmimizi artırırken dost ülkelere örnek oluyor. Türkiye’yi her alanda güçlendirmeye, kalkındırmaya devam edeceğiz.
AK PARTİ ADANA ADAYLARI BELLİ OLDU
Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl sahibi herkes kabul edecektir. Adana’ya 21 yılda 279 milyar liralık yatırım yaptık. Adana, Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzün lokomotifliğini üstlenecektir. Adana’da TOKİ vasıtasıyla 18 bin 400 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. Adana’yı yerel yönetimlerle de hak ettiği hizmetlere kavuşturacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması sonunda açıkladığı Adana büyükşehir belediye ve ilçe adayları şu şekilde:
Adana Büyükşehir Belediye Başkan Adayı: Fatih Mehmet Kocaispir
Aladağ: Mustafa Akgedik
Ceyhan: Erol Kahraman
Çukurova: Firdevs Cingözler
Feke: Ahmet Şener
İmamoğlu: Aydın Kangur
Karaisalı: Bekir Şimşek
Karataş: Necip Topuz
Kozan: Mustafa Atlı
Pozantı: Ali Avan
Saimbeyli: Vedat Cengiz
Sarıçam: Bilal Uludağ
Seyhan: Erdal Hatipoğlu
Tufanbeyli: Ekrem Keçe
Yumurtalık: Aydın Kütükoğlu
Yüreğir: Halil Nacar
]]>United Havayolları incelemelerinde, bu uçaklarda bazı cıvataların gevşediğinin ve ek sıkılmaya ihtiyaç duyduğunun tespit edildiğini duyurdu. Şirket, kapı tapalarındaki “kurulum sorunları” iyileştirilene kadar bu uçakların yerde tutulacağını belirtti.
Cuma günü meydana gelen olayda uçakta bazı hava yolları tarafından ek acil çıkış kapısı olarak kullanılan ancak Alaska Havayolları’nın kullanım dışı bıraktığı kapı, yaklaşık 5 bin metre yükseklikte koparak düşmüştü.
Olayın ardından ABD Federal Havacılık Dairesi (FAA) olaya ve bu tip uçaklara yönelik inceleme başlattı. ABD’de farklı havayollarına ait toplam 171 adet Boeing 737 Max 9 uçağı hangara çekilirken yüzlerce uçuş iptal oldu.
United Havayolları Pazartesi itibarıyla 200 uçuşunu iptal ettiğini ve Salı günü de ciddi oranda uçuş iptali olacağını aktardı.
Şirket Boeing 737 Max 9’la yapılması planlanan bazı uçuşları başka tip uçaklara kaydırarak yaklaşık 30 kadar ek iptali engellediklerini de ekledi.
Alaska Havayolları da Pazar günü 170, Pazartesi de 60 uçuşunu iptal etmek zorunda kaldığını açıkladı.
Türk Hava Yolları da filosunda bulunan aynı tip 5 uçağa yönelik inceleme başlattı.
ABD’de filosunda en fazla 737 Max 9 tipi uçak bulunduran havayolu şirketleri United ve Alaska Havayolları. Dünya çapında ise Türk Hava Yolları ile Panama’nın Copa Havayolları ve Meksika havayolu şirketi Aeromexico başı çekiyor.
Alaska Havayolları’nın 1282 sefer sayılı uçuşu olayın ardından acil iniş yaptı ve uçaktaki 171 yolcu ve 6 mürettebat şans eseri olayda zarar görmedi.
ABD Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu’nun (NTSB) açıklamasına göre uçakta şans eseri kopan bölgeye yakın yerdeki koltuklar boştu.
Kontrol listesi yayımlandı
ABD’deki hava trafiğini düzenleyen FAA, Boeing 737 Max 9’larda incelemeleri yürüten ekiplerin izlemesi gereken bir kontrol listesi de yayımladı
FAA’dan yapılan açıklamada “Operatörler uçağın sağ ve sol acil çıkış kapılarının tapaları, kapı bileşenleri ve kilitlerindeki geniş incelemeleri tamamlayana kadar tüm Boeing 737 Max 9 tipi uçaklar yerde kalacak” dendi.
Olayla ilgili soruşturma yürüten bir diğer kurum olan NTSB de, aynı uçakla olay öncesi yapılan üç uçuşta pilotların basınç uyarısı ışıklarının yandığını raporladığını ekledi.
Uyarıların ardından uçağın “acil durumda geri dönebilmesi için” su üzerinde uzun mesafe uçuşlar yapmasının yasaklandığı da eklendi.
Bu uyarılara yol açan sorunlar ile Cuma günü yaşanan olay arasında bir bağlantı olup olmadığı henüz netleşmedi.
Boeing’in yayımladığı açıklamadaysa “Güvenlik bizim önceliğimiz ve yaşanan olayın müşterilerimiz ve yolcular üzerindeki etkisinden büyük üzüntü duyuyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Şirketin 737 Max serisi havacılık tarihine “en çok incelemeye maruz kalmış” uçak serisi olarak geçti.
Daha önceki Boeing kazaları
Boeing’in 737 Max serisi 2018 ve 2019’da beş ay arayla iki büyük kaza ile gündeme gelmişti.
Endonezya ve Etiyopya’da düşen 737 Max uçaklarında toplam 346 kişi yaşamını yitirmişti.
Bu iki kaza sonrası dünya çapında 737 Max uçaklarına uçuş yasağı uygulanmıştı.
Araştırmacılar, her iki kazada da uçakların burnunu aşağı doğru çeken arızalı MCAS sistemi sensörlerin sorumlu olduğunu rapor etmişti.
]]>