Türk – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Thu, 14 Nov 2024 10:37:41 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 eety: Sözleşmesiz Uygun Tarifelerle Sınırsız Bağlantı https://www.haber60.com.tr/eety-sozlesmesiz-uygun-tarifelerle-sinirsiz-baglanti/ https://www.haber60.com.tr/eety-sozlesmesiz-uygun-tarifelerle-sinirsiz-baglanti/#respond Thu, 14 Nov 2024 10:37:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/eety-sozlesmesiz-uygun-tarifelerle-sinirsiz-baglanti/

eety sayesinde aylık 9,90 Euro karşılığında sunulan TOP tarifesi kapsamında kullanıcılar, 1.000 dakika konuşma, 500 SMS ve 60 GB LTE internet hakkına sahip olacak. İnternet paketinin 10,7 GB’lık kısmı tüm Avrupa’da kullanılabilecek. Hizmet, 150 Mbit/s’e varan indirme hızı sunuyor.

Kullanıcılar, kredi bakiyelerini manuel veya otomatik olarak yükleyebilecek ve ödemelerini kredi kartı veya Klarna üzerinden gerçekleştirebilecek. Sunduğu tüm bu kolaylıkların yanı sıra eety uygulaması ile kalan paketler görüntülenebilecek, tarife değişiklikleri yapılabilecek ve otomatik yükleme ayarları düzenlenebilecek.

Drei’nin altyapısını kullanan eety’nin sunduğu hizmetlerde aktivasyon ücreti bulunmuyor. SIM kartlar ve tarifeler çevrimiçi veya yetkili bayilerden temin edilebiliyor. Hizmet, Avrupa içinde roaming imkanı da sağlayarak hemen her noktaya kolaylıkla erişimi de mümkün hale getiriyor.

“AVUSTURYA’DA YARIM MİLYONDAN FAZLA İNSAN TÜRK KÖKENLİDİR.”
“Bu topluluk, Türkiye’deki veya diğer Avrupa ülkelerindeki akrabaları ve arkadaşlarıyla çok yakın temas içindedir ve bu nedenle bir mobil operatörden farklı ihtiyaçlar talep etmektedir. eety tarifeleri, bu özel ihtiyaçları dikkate alarak uygun fiyatlar, yüksek ağ kalitesi ve tam mali kontrol ile öne çıkmaktadır.”

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/eety-sozlesmesiz-uygun-tarifelerle-sinirsiz-baglanti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: İsrail yönetimi bölge barışına tehdit https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-israil-yonetimi-bolge-barisina-tehdit/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-israil-yonetimi-bolge-barisina-tehdit/#respond Sat, 03 Aug 2024 00:54:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43307 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “İsrail yönetimi bu tutumuyla bölge barışına ve küresel barışa bir tehdit olduğunu; barıştan yana olmadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Buna karşı yapabileceğimiz en doğru şey barıştan, insanlıktan, adaletten yana olanların birliğidir, beraberliğidir, güç birliğidir ve zalimlere karşı daha fazla baskı uygulamanın yollarını, yöntemlerini aramaktır.” dedi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığındaki Türkiye heyeti, İran’ın başkenti Tahran’da suikasta uğrayan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin Doha’daki cenaze töreninin ardından, Türkiye’nin Doha Büyükelçiliği tarafından bir otelde düzenlenen programa katıldı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Türkiye’den ve farklı ülkelerden siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin yer aldığı programda konuşan Yılmaz, Heniyye’nin ailesi başta olmak üzere Filistin halkı ile zulme ve adaletsizliğe karşı duran İslam dünyasına ve tüm insanlığa başsağlığı diledi.

Yılmaz, Heniyye’nin şehit edildiği menfur saldırının, direncini çok uzun zamandır sürdüren ve bugünlere taşıyan mazlum Filistin halkının gücünde, moralinde, maneviyatında en küçük bir zayıflamaya yol açmayacağına inandığını belirtti.

Heniyye’nin aynı zamanda siyasi bir kişilik olarak Gazze’de uzun süredir tüm dünyanın gözleri önünde cereyan eden soykırım, insanlık ve savaş suçlarının sona ermesi, Gazze’ye ateşkesin gelmesi, insani yardımların ulaşması için müzakereler yaptığını anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İsrail yönetiminin siyasi kişilikleri, sivilleri hedef alan bu saldırganlığı aynı zamanda insanlığa ve barışa yapılmış bir saldırıdır. İsrail yönetimi bu eylemiyle barıştan yana olmadığını; kan dökmeye, katliamlara devam etme niyetini çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. Şehit İsmail Heniyye’ye ve Lübnan’da ve başka bölgelerde gördüğümüz saldırılara baktığımızda, İsrail yönetiminin Gazze’deki yangını bölgeye taşımak ve genişletmek istediğini gayet net bir şekilde görüyoruz. Bu tutumuyla İsrail yönetimi bölge barışına ve küresel barışa bir tehdit olduğunu; barıştan yana olmadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Buna karşı yapabileceğimiz en doğru şey barıştan, insanlıktan, adaletten yana olanların birliğidir, beraberliğidir, güç birliğidir ve zalimlere karşı daha fazla baskı uygulamanın yollarını, yöntemlerini aramaktır.”

“Filistin halkıyla dayanışmamızı en güçlü şekilde devam ettireceğiz”

Heniyye’nin şehadetinin, farklı görüşten ve siyasi anlayıştan Filistinlilerin birliğine ve beraberliğine vesile olmasını dileyen Yılmaz, “İslam dünyasının daha fazla birlik ve beraberlik içinde olmasına ve gücünü yansıtmasına vesile olmasını diliyorum. İnsanlığın vicdanında bunun daha güçlü bir karşılık bularak erdemden, adaletten yana tüm insanlığın yaşadığımız bu katliamlara son vermek üzere daha fazla birlik ve baskı ortaya koymasına vesile olmasını diliyorum.” dedi.

Yılmaz, hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem de Türk milletinin başsağlığı dileklerini Hamas’ın Siyasi Büro Başkanlığı makamını üstlenen Halid Meşal’e ve Heniyye’nin ailesine ilettiklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Kendisi belki göremedi ama kendisinden sonrakilerin Filistin’in özgür, bağımsız bir devlet olarak kurulduğunu görmelerini yürekten temenni ediyorum. Bu hedef için Türkiye Cumhuriyeti olarak mazlum Filistin halkıyla dayanışmamızı bütün gücümüzü, imkanlarımızı kullanarak sürdüreceğimizi, Filistin halkıyla dayanışmamızı en güçlü şekilde devam ettireceğimizi belirtmek istiyorum.” diye konuştu.

Yılmaz, cenaze törenine ev sahipliği yapan Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile Katarlı yetkililere de teşekkür etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-israil-yonetimi-bolge-barisina-tehdit/feed/ 0
KKTC’nin 1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı Ankara’da Kutlandı https://www.haber60.com.tr/kktcnin-1-agustos-toplumsal-direnis-bayrami-ankarada-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/kktcnin-1-agustos-toplumsal-direnis-bayrami-ankarada-kutlandi/#respond Fri, 02 Aug 2024 00:21:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43169 (ANKARA) – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin “1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı” Ankara’da kutlandı. Resepsiyonda konuşan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “KKTC’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız” dedi.

Ankara Gazi Orduevi’nde, Kıbrıs’ın fethinin 453’üncü, Türk Mukavemet Teşkilatının kuruluşunun (TMT) 66’ncı ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın (GKK) 48’inci yıl dönümü olan “1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı” kutlandı. Resepsiyona Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile ataşeler katıldı. Saygı duruşu sonrası İstiklal Marşı ve Mücahitler Marşı okundu.

“Türkiye bu haklı mücadelesinde her zaman Kıbrıslı kardeşlerinin yanında yer almıştır”

Bakan Güler, 1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı’nı bir arada kutlamanın haklı gurur ve mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Güler, “Türkiye, bu haklı mücadelesinde her zaman Kıbrıslı kardeşlerinin yanında yer almıştır. Bu kapsamda soydaşlarımızla omuz omuza gerçekleştirdiğimiz ve birlikte şehitler verdiğimiz Kıbrıs Barış Harekatı şanlı tarihimizde ayrı bir yere sahiptir. Yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutladığımız bu harekatla soydaşlarımızın maruz kaldığı haksızlık, zulüm ve katliamlar engellenmiş, böylece adaya barış, huzur ve güvenlik getirilmiştir. Türkiye’nin adadaki varlığını farklı bir şekilde tanımlamak, bu konuda provokatif söylemlerde bulunmak ise tarihi gerçeklerin üstünü örtmeye, doğruları çarpıtmaya ve üçüncü tarafları etkilemeye yönelik bir algı çabasıdır” diye konuştu.

Güler, Kıbrıs’ta yaşananların sadece askeri ve güvenlikle ilgili olan meseleler değil, aynı zamanda siyasi ve diplomatik bir süreç olduğuna vurgu yaparak, adada çözüm ve barış için yıllardır yapıcı politika izlendiğine dikkati çekti. Güler, şunları söyledi:

“Her defasında uluslararası çözüm önerilerine olumlu yaklaşmamıza rağmen, karşılığını maalesef göremedik. Rumların tek taraflı ve soydaşlarımızın eşit egemen varlığını inkar eden yaklaşımı, çözümün önündeki yegane engel oldu, olmaya da devam ediyor. Yıllardır öne sürülen, ancak miadı dolmuş, sahadaki gerçeklerden kopuk söylemlerin çözüm çabalarına katkı sağlamadığını, hem muhataplarımız hem de üçüncü taraflar artık anlamalıdırlar. İki devletli çözüm düşünceleri sadece bizim tarafımızdan değil, artık tarafsız analistlerce de açıkça dile getirilmekte, akademik çalışma ve söylemlerde yer bulunmaktadır. Bu çerçevede, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınırlığını artırmaya ve uluslararası teşkilatlara üye olmasına yönelik girişimlerimizi de sürdürüyoruz. Önümüzdeki süreçte somut ve güzel gelişmelerin olmasını da bekliyoruz.”

“KKTC’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız”

Güler, KKTC’de bulunan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’na verilen desteklerin artarak devam edeceğini belirtti. Güler, “Kimsenin şüphesi olmasın ki hem ülkemizin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız ve buna da muktediriz. Çünkü bizim için milli olan bu davaya adanmışlığımız ve yüksek aidiyetimiz tamdır ve sarsılmazdır. Bu anlayışla Türk Silahlı Kuvvetleri olarak, kardeş Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığımıza verdiğimiz destekler artarak devam edecektir. Türkiye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da garanti ve ittifak anlaşmaları çerçevesinde Kıbrıslı kardeşlerimizin güvenliği, huzuru ve refahı için elimizden geleni yapmayı, yanlarında olmayı sürdüreceğiz” ifadesini kullandı.

Bakan Güler sözlerinin sonunda Kıbrıs Türkü’nün haklı mücadelesinde emeği geçen devlet büyüklerini, komutanları, şehit Mücahit, Mücahide ve Mehmetçiği, kahraman gazileri hayırla yad etti. Konuşmaların ardından yıl dönümü pastası kesildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktcnin-1-agustos-toplumsal-direnis-bayrami-ankarada-kutlandi/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: KKTC’nin hak ve çıkarlarını korumakta kararlıyız https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-kktcnin-hak-ve-cikarlarini-korumakta-kararliyiz/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-kktcnin-hak-ve-cikarlarini-korumakta-kararliyiz/#respond Fri, 02 Aug 2024 00:18:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43166 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Kimsenin şüphesi olmasın ki hem ülkemizin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız ve buna da muktediriz. Çünkü bizim için milli olan bu davaya adanmışlığımız ve yüksek aidiyetimiz tamdır ve sarsılmazdır” dedi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile Gazi Orduevi’ndeki KKTC Silahlı Kuvvetler Günü resepsiyonuna katıldı. Saygı duruşu sonrası okunan İstiklal Marşı ve Mücahitler Marşı’nın ardından konuşan Güler, Kıbrıs’ın fethinin 453’üncü, Türk Mukavemet Teşkilatının kuruluşunun 66’ncı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının ise 48’inci kuruluş yıl dönümleriyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Toplumsal Direniş Bayramını ve Silahlı Kuvvetler Gününü bir arada kutlamanın haklı gurur ve mutluluğunu yaşadıklarını vurguladı.

“Türkiye bu haklı mücadelesinde her zaman Kıbrıslı kardeşlerinin yanında yer almıştır”

Bakan Güler, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye de bu haklı mücadelesinde her zaman Kıbrıslı kardeşlerinin yanında yer almıştır. Bu kapsamda soydaşlarımızla omuz omuza gerçekleştirdiğimiz ve birlikte şehitler verdiğimiz Kıbrıs Barış Harekatı şanlı tarihimizde ayrı bir yere sahiptir. Yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutladığımız bu harekatla soydaşlarımızın maruz kaldığı haksızlık, zulüm ve katliamlar engellenmiş, böylece adaya barış, huzur ve güvenlik getirilmiştir. Türkiye’nin adadaki varlığını farklı bir şekilde tanımlamak, bu konuda provokatif söylemlerde bulunmak ise tarihi gerçeklerin üstünü örtmeye, doğruları çarpıtmaya ve üçüncü tarafları etkilemeye yönelik bir algı çabasıdır.”

Güler, Kıbrıs’ta yaşananların sadece askeri ve güvenlikle ilgili olan meseleler değil, aynı zamanda siyasi, diplomatik süreçler içeren bir süreç olduğuna vurgu yaparak, adada çözüm ve barış için yıllardır yapıcı politika izlendiğine dikkati çekerek, “Her defasında uluslararası çözüm önerilerine olumlu yaklaşmamıza rağmen, karşılığını maalesef göremedik. Rumların tek taraflı ve soydaşlarımızın eşit egemen varlığını inkar eden yaklaşımı, çözümün önündeki yegane engel oldu, olmaya da devam ediyor. Yıllardır öne sürülen, ancak miadı dolmuş, sahadaki gerçeklerden kopuk söylemlerin çözüm çabalarına katkı sağlamadığını, hem muhataplarımız hem de üçüncü taraflar artık anlamalıdırlar. İki devletli çözüm düşünceleri sadece bizim tarafımızdan değil, artık tarafsız analistlerce de açıkça dile getirilmekte, akademik çalışma ve söylemlerde yer bulunmaktadır. Bu çerçevede, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınırlığını artırmaya ve uluslararası teşkilatlara üye olmasına yönelik girişimlerimizi de sürdürüyoruz. Önümüzdeki süreçte somut ve güzel gelişmelerin olmasını da bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

“KKTC’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız”

KKTC’de bulunan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’na verilen desteklerin artarak devam edeceğini belirten Bakan Güler, “Kimsenin şüphesi olmasın ki hem ülkemizin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru hak ve çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde korumakta kararlıyız ve buna da muktediriz. Çünkü bizim için milli olan bu davaya adanmışlığımız ve yüksek aidiyetimiz tamdır ve sarsılmazdır. Bu anlayışla Türk Silahlı Kuvvetleri olarak, kardeş Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığımıza verdiğimiz destekler artarak devam edecektir. Türkiye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da garanti ve ittifak anlaşmaları çerçevesinde Kıbrıslı kardeşlerimizin güvenliği, huzuru ve refahı için elimizden geleni yapmayı, yanlarında olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-kktcnin-hak-ve-cikarlarini-korumakta-kararliyiz/feed/ 0
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, İsrail’e giremeyiz çünkü Kürecik üssü İsrail’e haber verir https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-genel-baskani-fatih-erbakan-israile-giremeyiz-cunku-kurecik-ussu-israile-haber-verir/ https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-genel-baskani-fatih-erbakan-israile-giremeyiz-cunku-kurecik-ussu-israile-haber-verir/#respond Fri, 02 Aug 2024 00:15:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43163 Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bir gece ansızın İsrail’e gireriz” sözüne ilişkin “Bir gece ansızın İsrail’e giremeyiz. Çünkü Kürecik üssü İsrail’e haber verir” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan İYİ Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi. İki lider, yaklaşık 40 dakika süren görüşmelerinin ardından ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. Görüşme sonrası ilk açıklamayı yapan Dervişoğlu, “Sayın Erbakan ile bu görüşmeyi daha önceden planlamıştık. Bazı aksaklıklar söz konusu olduğu için bugüne kaldı. Kendileri hayırlı olsun ziyaretinde bulunmak için bizleri şereflendirdiler. Kendilerine ve ekibine teşekkür ediyorum. Türkiye’nin yakın zaman içindeki bütün sorunlarını, Türkiye’deki adaletsizliği, ekonomiyi, emeklinin çektiği çileyi, geleceğe dair vizyonunu tüm konuları ele aldık. Dış politikadaki açmazlıkları, yanlış politikaları konuştuk. Rahmetli Erbakan hocamızı da andık. Türk siyasetine sağladığı yüksek katkıları konuştuk” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin gündemiyle ilgili meselelerde fikir alışverişinde ve değerlendirme bulunduklarını dile getiren Erbakan ise, “Biz Yeniden Refah Partisi olarak her zaman söylediğimiz gibi doğruya doğru yanlışa yanlış politikasını sürdürme noktasındayız. Tabii bu vesileyle İsmail Haniye’nin vefatı dolayısıyla duyduğumuz üzüntüyü de ifade etmek istiyorum. Tüm Filistin halkına ve bütün İslam alemine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Dün oğlu ile telefonda görüşerek taziyelerinizi kendisine ilettik. Bugün de inşallah akşam saatlerinde yarın Doha’da kılınacak cenaze namazına iştirak etmek üzere heyetimizle birlikte Katar’a hareket edeceğiz. Bu vahşi saldırıyı Yeniden Refah Partisi olarak lanetliyoruz” dedi.

“Bir gece ansızın İsrail’e giremeyiz. Çünkü Kürecik üssü İsrail’e haber verir”

Milli Görüş olarak 55 yıldır Amerika’dan Türkiye’ye dost olamayacağını söylediklerini vurgulayan Erbakan, “Tabii yine Amerikan Kongresi’nde katil bir soykırımcının alkışlanmasını insanlık adına utanç verici bir olay olduğunu ifade etmek istiyorum. ‘Amerikan yönetimi, Amerika kurulduğu günden itibaren Siyonizmin emrindedir’ sözümüzde, ne kadar haklı olduğumuz ve ‘bizim stratejik ortağımız olamaz’ tezimizde ne kadar haklı olduğumuz bu sahneyle bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yeniden Refah Partisi olarak uzun zamandan beri ifade ettiğimiz Kürecik Radar Üssü’nün kapatılmasıyla ilgili gerekli girişimlerin iktidar tarafından yapılmasını istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı bir gece ansızın Gazze’ye de gireriz, İsrail’e de gireriz dedi. Ancak kendisine şunu hatırlatmak istiyoruz ki Yeniden Refah Partisi olarak; bir gece ansızın İsrail’e giremeyiz. Çünkü her şeyden önce bizim kendi topraklarımızdaki Kürecik radar üssü bizim gireceğimizi İsrail’e önceden haber verir. Bu nedenle NATO üyeleri olan İngiltere ve Fransa, Amerika aracılığıyla NATO üssü olan Kürecik üssünden alınan bilgileri İsrail ile paylaşması dolayısıyla kendi topraklarımızda İsrail’in füze kalkanlarını destek vermiş oluyoruz. Kürecik Radar Üssü kapatılmasını söylüyoruz” şeklinde konuştu.

“Bu sistemin adı borç, faiz zam ve vergi ekonomisidir”

Bugün Türkiye’de açlık sınırının 20 bin 700 liraya geldiğini hatırlatan Erbakan, “Yoksulluk sınırı 62 bin lirayı aşmıştır. Bu hesaba göre Türkiye’de halkın yüzde 45’i açlık sınırının altında gelire sahip. Yüzde 85’i yoksulluk sınırının altında gelire sahip. Emekliler ve asgari ücretliler açlık sınırının altında. ve milyonlarca insan da yoksulluk sınırının altında Türkiye’de evine ayda 62 bin liranın üzerinde gelir giren kaç hane var? Türkiye’nin yüzde 15’i. Çünkü bunun dışındaki yüzde 85 bugün yoksul. En son yapılan ciddi araştırmalarda da AK Parti seçmeninin dahi yüzde 65’i ekonominin kötü yönetildiğine inandığını ortaya koydu. MHP seçmeninin yüzde 67’sinin ekonominin iyi yönetilmediğine inandığını ortaya koydu. Türkiye’de halkın yüzde 86’sı ekonominin iyi yönetilmediğine inandığını ortaya koydu. Yani açlık sınırının altında ve yoksulluk sınırının altındaki kesim olan yüzde 85’lik kesim açık bir şekilde haklı olarak, doğal olarak ekonomi iyi yönetilmiyor diyor. Tabii neden böyle oluyor? İmkanlar, her zaman söylediğimiz gibi kamudaki israfa bir avuç imtiyazlı holdinge ve faiz ödemelerine gidiyor. 1.4 trilyon liralık bir imkan, kur korumalı mevduat sahiplerine gitti. Bu sene 1.25 trilyon lira faize gidecek. 163 milyar lira garanti ödemesiyle imtiyazlı holdinglere para aktarılacak. ve yine bu senenin bütçesinden 1.65 trilyon lira kurumlar vergisi ve gelir vergisi muafiyeti yapıldı. Bu da büyük ölçüde bir elin parmakları kadar imtiyazlı holdingin vergi muafiyetlerine sağlanmış olacak. Böyle olunca bu trilyonlar, imtiyazlı holdinglere, korumalı mevduata, israfa ve faize gittiği için de dar gelirliye, emekli çiftçiye, işçiye imkan kalmıyor. Bu sistemin adı borç, faiz zam ve vergi ekonomisidir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Belediyeler SGK borçlarını ödesin” şeklindeki sözüne ilişkin Erbakan, “Tabii son olarak ifade etmek istediğim iktidarın yerel yönetimlerdeki seçimlerde görmüş olduğu büyük hezimet sonrasında Türkiye genelinde yüzde 70’lik kısımda yerel yönetimleri, yerel iktidarı kaybetmesi sonrasında birden aklına belediyelerin SGK borçları geldi. Yirmi senedir AK Partili belediyelerin yapmış olduğu bu borçlar tahsil edilmezken şimdi belediyeler el değiştirip muhalefet partilerine geçince bu borçların tahsil edilmesi akla geldi. Bu aslında hem muhalefet partilerine, hem de bu belediye seçimlerinde bu partilere oy veren seçmeni cezalandırma manasına taşıyor. Çifte standartçı bir yaklaşım ve bu yaklaşımı kabul etmediğimizi kınadığımızı ifade etmek istiyorum” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-genel-baskani-fatih-erbakan-israile-giremeyiz-cunku-kurecik-ussu-israile-haber-verir/feed/ 0
Recep Erçin Anlattı: E-Ticaret Yasası Bildiğiniz Gibi Değil! https://www.haber60.com.tr/recep-ercin-anlatti-e-ticaret-yasasi-bildiginiz-gibi-degil/ https://www.haber60.com.tr/recep-ercin-anlatti-e-ticaret-yasasi-bildiginiz-gibi-degil/#respond Thu, 01 Aug 2024 21:36:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43013 Erçin’in Ecomax’e özel yaptığı değerlendirmelere göre ise, “Bir defa yasada temel bir değişiklik yok. Özellikle son dönemde atağa geçen Temu benzeri sınır ötesi e-ticaret şirketlerine yönelik içeride yatırım ve istihdam sağlayan pazaryerlerini koruyacak bazı tedbirler alınıyor. Fakat düzenleme TBMM’de ilgili komisyondan geçse de tatile girileceği için yasa sonbahara kalabilir. O zamana kadar da atı alan Üsküdar’ı geçebilir.”

Lisans Ücreti Kalkmıyor

Mehmet Muş’un Ticaret Bakanı olduğu dönem hızlıca yasalaşan e-ticaret düzenlemesinin birçok eksik ve mantık hatası barındırdığını da öne süren Recep Erçin, “Medyada yazılıp çizilenin aksine lisans ücretlerinde bir af söz konusu değil. E-ticaret platformları şayet belirli bir ihracat tutarını başarabilmeleri halinde veya yaptıkları yatırım tutarı kapsamında yüksek lisans bedellerinden kurtulacaklar. O da tabi ki matrahtan düşülecek. Esas ödenmesi gereken tutardan değil. Türkiye’deki e-ihracatın gelişimi ile içerideki hacim kıyaslandığında lisans ücretlerinin anlamlı biçimde aşağı çekilemeyeceği zaten aşikar. Buna karşın sanki kanunen çok mantıklı bir şekilde hak edilmiş ödemeden vazgeçildiğine dair yorumlar yapılıyor. Oysa bu hatalı.” dedi.

Asıl Tehlikenin Farkında mısınız?

Erçin’e “Neden hatalı?” diye sorduğumuzda ise şunları anlattı: “Çünkü e-pazaryerlerinin ulaştıkları cirosal hacimler kendilerinin cirosu değil. Alan tanıdıkları esnafın, şirketlerin cirolarının bütünü. Bir semt pazarı düşünün. Bizim köyde cuma günleri pazar kurulur. Düşünün ki kaymakamlık geliyor; o pazardaki bütün pazarcıların yaptığı ciroyu toplayıp belediyeye sen şu kadar ciroya aracılık ettin onun üzerinden bize lisans bedeli ver diyor. İyi de o belediyenin cirosu değil ki! Burada bir mantık hatası var. Bir de tabi yüzde 20’nin üstüne çıkıldığında ihracat indirim hakkı da tanınmıyor yeni düzenlemede. Elbette burada benim Aydınlık’ta kaleme aldığım yazıda değindiğim Temu tehlikesi var. Ona Ekonomi gazetesindeki köşesinde Ussal Şahbaz’ın konuyu incelemesi benim dikkatimi çekti. Bakın Temu girdiği pazarlara reklam yatırımı dışında yatırım yapmıyor. O yatırım da büyük ölçüde zaten Meta, Google gibi kurumlar eliyle yine küresele gidiyor. Bir de Temu diyoruz ama Shein gibi benzerleri de var ve Amazon da yavaş yavaş aynı modele geçiş yapıyor; bunlar şu aşamada Türkiye’nin e-ihracat pazarları olan Kafkaslar ve Körfez ülkelerine girmiş durumda. Ülkemizde rekabetçi kurdan vazgeçilmiş ve maliyetler ortada iken rekabet etme ve e-ihracatı geliştirme şansımız yok denecek seviyede.”

Kim Çinli, Kim Amerikalı, Kim Türk?

“E-ticaret şirketlerinin vergi ödemediğine dair listeler dolaşıyor. Bu doğru olabilir mi?” şeklindeki sorumuz üzerine ise Erçin, “Halihazırda e-ticaret şirketleri tabiri caizse para yakan girişimler. Yatırımcıların fonlamaları ile devam ediyorlar. Trendyol’a odaklanıldığını görüyoruz ama bildiğimiz kadarı ile şirket son üç yılda milyarlarca lira vergi ödedi. Bunlar tabi kamuoyuna açık bilgiler değil o yüzden net bir tutar söyleyemem ama şirket yöneticileri bu iddialara yanıt verir diye düşünüyorum. Sadece kurumlar vergisi özelinde bakılsa da dijital işlem vergisi de var. Lisans ücreti de ayrı bir vergi olacak. Kaldı ki bu şirketlerin ciddi teşvikli yatırımları var. Devlet vergi borcu oldu mu kimsenin kara kaşına gözüne bakmaz alır. Bir de Çinli algısı öne çıkarılıyor özellikle Trendyol için; şirket Çinli Alibaba’nın uluslararası ticaret ve perakende şemsiyesi altında. Peki Alibaba ne kadar Çinli? Şirket New York borsasında halka arz oldu. O anlamda Alibaba Çin’de Amerikalı, Amerika’da Çinli gibi görülüyor. Bizim Türkiye’den Türk şirketimiz Hepsiburada da öyle. Amazon zaten Amerikalı. Bu ülkeye kim aş ve iş sağlıyorsa o bu ülkenin şirketidir. Yoksa ne kadar yabancı yatırım varsa şu bu diye ötelememiz gerekir. Doğru bir bakış açısı değil.”

E- İthalatçı Olmayalım

“Bir şirket için yasa yapılmaz.” diyen Erçin, yasaların öngörüler doğrultusunda bütün bir ekosistemi dikkate alarak şekillendirilmesinin ülke ekonomisi açısından faydalı olacağını vurguladı. Bu noktada, “Her alanda tekelleşmeye karşı durmak lazım. Tüpraş’ı ve Petkim’i, Turkcell ve Türk Telekom’u da konuşmak lazım. Gördüğüm kadarıyla Trendyol üzerinden bir söylem geliştirilmiş durumda. Elbette pazaryerleri özelinde bir denge şart bunu sağlayacak her düzenlemeyi desteklemek lazım. Bu yasa onu ne kadar sağlıyor tartışmak gerek. Bir de ülkenin yoğun tüketim malı ithalatını nereye koyacağız? Dijital platformlarda satılan elektronik eşyaların ne kadarı yerli? Ya otomobil piyasası?” sorusunu gündeme getirdi ve ekledi: “İçerideki şirketleri düzenleyelim derken artan ithalata yönelik bir çözüm bulmamız lazım. Türk KOBİ’lerini e-ihracatla dışa açacağız derken e-ithalatçı olmayalım.”

Alibaba Raporunda Ne Yazıyor?

Trendyol’un ödeyeceği lisans bedelleri konusunda çeşitli hesaplamalar var. Kimisi 30 milyar kimisi 70 milyar silinecek diyor. Erçin ise bu konudaki hesaplamaların afaki olduğunu belirtse de Alibaba Group’un son faaliyet raporuna bir göz atmak gerektiğini söyledi. Erçin bu konuda şu bilgileri aktardı: “Alibaba Group’un Uluslararası Ticaret Perakende bölümünde; AliExpress, Trendyol, Lazada, Daraz ve Miravia gibi şirketler var. Bunlar grubun yerelde kurulu alt şirketleri diyebiliriz. Faaliyet raporunda Trendyol için şu deniyor; ‘2023 yılında hem ürün hem de sipariş hacmi açısından Türkiye’nin açık ara önde gelen e-ticaret platformu olduğuna inandığımız Trendyol, e-ticaret işletmesi ve gıda ve bakkaliye için yerel tüketici hizmetleri aracılığıyla tüketicilere geniş bir ürün ve hizmet yelpazesi sunmaktadır. Tüketiciler ayrıca Trendyol’un lojistik ve dağıtım ağları tarafından sağlanan kaliteli ve rahat teslimat hizmetlerinden de yararlanmaktadır. Trendyol, Türkiye’nin ötesinde, bol ürün tedariğini ve hızlı ve güvenilir lojistik kabiliyetini kullanarak Körfez bölgesi de dahil olmak üzere diğer değerli gelişmekte olan pazarlara açılmıştır… Trendyol’un e-ticaret işletmesi için Trendyol Express ve yerel tüketici hizmetleri için Trendyol GO olmak üzere tedarik ve lojistik ağları tarafından sağlanan kaliteli ve rahat teslimat hizmetlerinden de tüketiciler yararlanmaktadır. Trendyol, Türkiye’nin ötesinde, bol ürün tedariğini ve hızlı ve güvenilir lojistik kabiliyetini kullanarak Körfez bölgesi de dahil olmak üzere diğer değerli gelişmekte olan pazarlara açılmıştır. 2024 mali yılında Trendyol yüzde 20’nin üzerinde sipariş büyümesi elde etmiştir.”

AIDC’de Trendyol’un Payı Ne Oldu?

“Alibaba’nın faaliyet raporları bizdeki gibi ocak-aralık değil nisan-mart dönemini kapsıyor. Malum Vodafone’un da öyle.” diyen Erçin bu yüzden raporda 2024 yılı ibaresinin yer aldığını kaydetti. “Alibaba Uluslararası Dijital Ticaret Grubu’nda (AIDC) dediğim gibi; AliExpress, Trendyol, Lazada, Daraz, Miravia ve Alibaba.com gibi çeşitli perakende ve toptan satış platformları yer alıyor.” bilgilerini veren Erçin, şunları aktardı: “İçerisinde Trendyol’un da olduğu Alibaba Uluslararası Dijital Ticaret Grubu için raporda deniyor ki; ‘Müşteri yönetim hizmetlerinden elde ettiğimiz geliri esas olarak AliExpress, Lazada ve Trendyol, doğrudan satış gelirimizi öncelikle AliExpress, Trendyol ve Lazada, lojistik hizmetlerinden elde ettiğimiz geliri de öncelikle Lazada ve Trendyol sağlıyor.’ Bundan sonra biraz finansallara bakalım: söz konusu grup 2024 mali yılında uluslararası ticaret ve perakende işletmesinden 11.3 milyar dolar gelir elde etmiş. Yuan cinsinden yüzde 60’lık bir artış (50.9 milyar yuandan 81.6 milyar yuana) söz konusu. Yıllık büyümenin esas olarak AliExpress ve Trendyol’un sırasıyla yüzde 36 ve yüzde 18 gelir artışının katkısıyla sağlandığı not ediliyor. Buradan hareketle görüyoruz ki; Trendyol’un AliExpress’in yarısı kadar gelir büyümesi bile toplam grup büyümesini yüzde 60 yukarı taşıyabiliyor. Şu halde geçen yıl benim de davetli olarak iştirak ettiğim geçen yıl Berlin’de düzenlenen Trendyol toplantısında Grup Başkanı Çağlayan Çetin’in ifade ettiği ‘Bu yıl 11 milyar dolar hacme ulaşılacağı’ ve ‘5 yıl içinde 8 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşacakları’ ifadeleri belirginleşiyor. 2023’te Türkiye’deki toplam hacim yaklaşık 78 milyar dolar olduğu düşünüldüğünde Trendyol’un tahmini payı hesaplanabilir. Elbette bu Trendyol’un cirosu değil sağladığı hacim ona dikkat etmek lazım. Diğer yandan raporda uluslararası işletmelerin bir kısmı yerel para birimlerinde gelir elde ettiği için raporlamada renminbi yani Çin yuanına çevrildiğinden gelirin döviz kuru dalgalanmalarından etkilendiği notu da düşülmüş. Grubun perakende tarafı böyle. Toptan ticarette ise 2024 mali yılında renminbi cinsinden gelir artışı yüzde 7 oldu ve yaklaşık 2.9 milyar dolara (19.5 milyar yuandan 20.9 milyar yuana) denk geliyor.”

Gelir Arttı Ama Grup Zarar Yazdı

Alibaba’nın uluslararası perakende ve toptan ticaret tarafında gelir artışı olsada faiz, vergi, amortisman ve amortisman öncesi kazanç yerine zarar söz konusu olduğuna dikkat çeken Ecomax Genel Yayın Yönetmeni Recep Erçin, “Faaliyet raporuna baktığımızda AIDC’nin 2023 mali yılındaki 4.9 milyar yuanlık kayba kıyasla, 2024 mali yılında 8 milyar yuan yani 1.1 milyar ABD doları zarara uğradığı gözleniyor. Zararların ise esas olarak AliExpress’ Choice, Trendyol’un sınır ötesi işletmesi ve Miravia gibi işletmelere yapılan yatırımların artmasından kaynaklandığı ifade ediliyor. Bunun yanında kısmen para kazanmadaki iyileştirmelerle de kaybın dengelendiği not edilmiş. Şimdi Alibaba der ki; ‘Uluslararası perakende ticaretinden elde edilen gelir, öncelikle AliExpress, Trendyol ve Lazada’dan elde edilmekte olup, müşteri yönetim hizmetleri, mal satışları ve lojistik hizmetlerinden elde edilen geliri içermektedir.’ Yani burada Trendyol’un katkısı nedir?” ifadelerini kullandı.

Bu noktada Alibaba’nın 2024 yılı geçici mali raporundaki “Trendyol, dönem içerisinde kârlılığını sürdürdü; bu gelişmenin başlıca nedenleri parasallaştırma ve operasyonel verimlilikteki iyileşmelerdi.” ifadesine dikkat çeken Erçin, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu dönem Mart 2023’te başlayıp Eylül 2023’te sona eren altı aylık dönem. Demek ki Trendyol kazançlı olmayı başarmış. O bakımdan Alibaba, geçen yıl eylül ayında Trendyol operasyonlarına 2 milyar dolar daha yatırım yapacağını açıkladı. Şirket e-ticaret yasasının değişmesi için de baskı yapıyor çünkü büyük maliyetler çıkacağından şirket mantıken büyümek yerine küçük ve kazançlı kalmayı tercih edecektir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/recep-ercin-anlatti-e-ticaret-yasasi-bildiginiz-gibi-degil/feed/ 0
BBP Lideri Mustafa Destici: İsrail’in hedefi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletidir https://www.haber60.com.tr/bbp-lideri-mustafa-destici-israilin-hedefi-turkiye-cumhuriyeti-devleti-ve-turk-milletidir/ https://www.haber60.com.tr/bbp-lideri-mustafa-destici-israilin-hedefi-turkiye-cumhuriyeti-devleti-ve-turk-milletidir/#respond Wed, 31 Jul 2024 21:51:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42836

BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Siyonistlerin yönettiği terörist İsrail devleti durmayacaktır. ve bunlardan da büyük bir cesaret alarak nasıl önce Filistin, Gazze’ye saldırmış ve orada soykırım katliamları yapmış. İnsanları açlığa, susuzluğa, ölüme mahküm etmişse işte şimdi Lübnan’da aynısını yapmaya başlamıştır. Peki oradan sonra sıra nereye gelecektir. Suriye’ye gelecektir. Hiçbirimiz aklımızdan çıkarmayalım ki, asıl hedef Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletidir” dedi.

BBP lideri Mustafa Destici, partisinin genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında konuştu. Destici, Tahran’da uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye için başsağlığı dileyerek “Öncelikle bu kalleş ve kahpece yapılmış saldırıyı şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz. Hayatı boyunca Filistin davası için mücadele etti. Filistin’in özgürlüğü için mücadele etti. Filistin’de Gazze’de yaşayan masum insanların güvenliği için mücadele etti. Önce evlatlarını, torunlarını ve yakınlarını şehit verdi. Arkadaşlarını, kardeşlerini şehit verdi ve bugün de kendisi şehit oldu. Artık sadece Filistin’de yaşayan Müslümanlar değil Gazze’de yaşayanlar değil tüm İslam aleminde yaşayanların hatta barıştan yana olan insanlıktan yana olan tüm insanların ayağa kalkma ve intifadaya durma zamanı gelmiştir. Çünkü bu yapılmazsa Siyonistlerin yönettiği terörist İsrail devleti durmayacaktır. ve bunlardan da büyük bir cesaret alarak nasıl önce Filistin, Gazze’ye saldırmış ve orada soykırım katliamları yapmış. İnsanları açlığa, susuzluğa, ölüme mahküm etmişse işte şimdi Lübnan’da aynısını yapmaya başlamıştır. Peki oradan sonra sıra nereye gelecektir. Suriye’ye gelecektir. Hiçbirimiz aklımızdan çıkarmayalım ki, asıl hedef Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletidir. Çünkü İsrail başta olmak üzere dünyadaki bütün Siyonistler ve emperyalistler şunu biliyorlar ki, Türkiye’yi yok etmedikçe Türkiye’ye boyun eğdirmedikçe emellerine, amaçlarına arz-ı mevud hayallerine ulaşamayacaklardır. Onun için Türkiye her zamankinden daha güçlü olmalı ve birliğini, kardeşliğini muhafaza etmelidir. Türkiye elbette ki bugünden itibaren de gerekli tüm tedbirleri almalı ve atılacak tüm adımları da atmalıdır” diye konuştu.

‘ONLARI DURDURACAK GÜÇ TÜRK ORDUSUDUR’

Destici, İsrail’in Filistin’de silahsız, on binlerce masum çocuğu katlettiğini söyleyerek “Kadınları, yaşlıları katlediyor ve oradan da bir zafer kazandığını düşünüyoruz. Onlara diyoruz ki siz ancak silahsız masum yaşlıları henüz daha kundaktaki bebekleri ve kadınları öldürebilirsiniz. Ancak onlara gücünüz yeter. ya da Amerikan desteğiyle elinizdeki bombalarla Beyrut’u vurabilirsiniz. ya da işte füzelerinizle İsmail Haniye hadisesinde olduğu gibi hedeflerini şehit edebilirsiniz. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin karşısına çıkmaya sizin yüreğiniz de cesaretiniz de yetmez. Türki milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yeryüzündeki hiçbir devletten ve kendisine saldıracak hiçbir güçten korkusu yoktur. Hepsine verecek cevabı vardır. Bunların niyeti asla ve kat’a durmak değildir. Ama onları durduracak bir güç vardır. O da Türk milletidir ve Türk Ordusu’dur. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanını tehdit ediyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanını tehdit etmek demek Türk milletini ve Türk Devleti’ni tehdit etmek demektir. Herkes aklını başına alsın ve ona göre söz söylesin, ona göre bir tavır içerisinde bulunsun” dedi.

‘UYUTMA TEDBİRLERİNİN DE OLMASI GEREKTİĞİNİ DEFALARCA İFADE ETTİK’

Destici, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen sahipsiz sokak hayvanlarına ilişkin, ‘Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişlik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ ile ilgili, şunları söyledi:

“Bu kanun teklifinin yasalaşmasına katkı sağlayan tüm siyasi partilerimize ve milletvekillerimize şahsım, camiam, bu husustan dolayı çocuklarını kaybeden, çocukları yaralanan, saldırıya uğrayan bütün vatandaşlarımız adına da teşekkür ediyorum. Hala bunu bir hayvan katliamı olarak sunmaya çalışıyorlar. Bu kadar kolay yalan söylüyorlar. Bu konuda, 2023 yılından itibaren en net şekilde çözüm üreten ve geri adım atmayan parti Büyük Birlik Partisi olmuştur. Birileri bazı kesimlerin tepkilerinden çekinirken, biz birileri gibi tepkilerden korkmadık. Biz açıkça dedik ki, ‘bizim önceliğimiz insandır’. Kısırlaştırmanın tek başına yeterli olmayacağını, bunun yanında uyutma tedbirlerinin de olması gerektiğini defalarca ifade ettik. Mama lobileri ile birtakım marjinal sol siyasetçi ve gazetecilerin iftiralarına maruz kalmamıza rağmen duruşumuzu bozmadık. Gelinen noktada da Büyük Birlik Partisi’nin haklılığı ortaya çıkmıştır. Bu sorunu Türkiye gündemine taşıyarak, meclis dışında olmasına rağmen sorunun çözülmesinde ve bu yasanın çıkmasında büyük katkılarımız oldu. Bundan sonra yasal düzenlemenin tavizsiz bir şekilde uygulanması gerekiyor. Bu yasayı uygulamayan belediye başkanlarına ve yetkililerine de hukuki işlemlerin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmelidir. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sahipsiz hayvanlara yönelik düzenlemeler içeren Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’u Anayasa Mahkemesi’ne götüreceklerini söyledi. Hiçbir çözüm önerisi getirmeyen, ülkemizde yaşanan sorunları ve bu sorunların mağdurlarını yok sayan bir siyaset anlayışının ülkemize ve milletimize fayda getirmediğini düşünüyorum. Yasanın bu hali ile ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bbp-lideri-mustafa-destici-israilin-hedefi-turkiye-cumhuriyeti-devleti-ve-turk-milletidir/feed/ 0
Türk Firmaları Dijital Dönüşüme İstekli https://www.haber60.com.tr/turk-firmalari-dijital-donusume-istekli/ https://www.haber60.com.tr/turk-firmalari-dijital-donusume-istekli/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:45:52 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42681 Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili ve Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Koordinatör Başkanı Ahmet Fikret Kileci, Türk firmalarının dijital dönüşüm konusunda istekli olduklarını vurguladı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili ve Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Koordinatör Başkanı Ahmet Fikret Kileci, Bloomberg HT’de yayınlanan Gündem Teknoloji Programında, dijital dönüşüm ve e-ihracat konularında değerlendirmelerde bulundu. Başkan Kileci, Türk sanayicisinin dijital dönüşümün önemini kavradığını, dijital dönüşüme büyük önem verdiğini ifade etti. Kileci, “Günümüzde e-ihracat tüm dünyanın olmazsa olmazlarından biri haline geldi. Türk sanayicisi, elinden geldiğince, gücünün yettiğince tüm yeniliklere uyum sağlamaya çalışıyor. Dijital dönüşümü gerçekleştiremeyen firmalar oyun dışı kalacaktır. Biz bu değişim ve dönüşüme daima dahil olmalıyız” dedi.

“Dijitalleşmeye karşı koymak mümkün değildir”

Devletin dijital dönüşümle ilgili önemli desteklerinin bulunduğunu vurgulayan Başkan Kileci, firmaları bu desteklerden yararlanmaya çağırdı. Kileci, dijital dönüşüm ve e-ihracatla ilgili, “Bundan sonraki süreçte veri çok önemli. Verilerin okunması, raporlanması, analiz edilmesi ve bu verilerden çıkan değerleri bundan sonraki üretim sürecine yansıtmak çok önemli olacaktır. Eski yöntemlerle yapılacak işler belli. Ama dijital dünyada bunun ucu açık. Her türlü raporlamayı, bilginin değerlendirmesini, geçmiş tecrübeleri daha iyi yapmak adına dijitalleşme bu işin en önemli mekanizmalarından bir tanesi. Dolayısıyla insanların dijitalleşmeye karşı koyma gibi bir lüksü, seçeneği yok. Siz global düzeyde işler yapmak istiyorsanız, şirketinizi, işinizi, ülkenizi daha iyi yerlere taşımak istiyorsanız değişime ayak uydurmanız gerek. Sanayicimiz de bu konuda son derece istekli” ifadelerini kullandı.

“Kilogram başına birim ihracat değerimiz 1,48 dolar”

Kileci, “İhracatta katma değeri sağlamak çok önemli. Nitelikli ihracat daha çok euro bölgesine yapılıyor. Kilogram başına birim ihracat değeri önemli bir veri olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye olarak tüm dünyaya yaptığımız ihracatta, birim ihracat değerimiz geçen yıl 1,48 dolar idi. Bu yıl 1,43 dolara düştü. Euro bölgesine baktığımızda ise, bir önceki yıl 2,03 dolar iken bu yıl 1,81’e düştü. Ama bu düşüş, pazarlardaki daralma ile alakalı bir konu. Sıkılaşma, daralma, arz-talep dengesindeki değişikliklerle ilgili. Sadece bizim değil tüm dünyanın yaşadığı bir sorun. Bizim en çok etkilendiğimiz noktalardan bir tanesi de ihracat yaptığımız ülkelerdeki problemler. O problemler bizi de doğrudan etkiliyor” ifadelerine yer verdi.

“Katma değerli ürünlere yönelmeliyiz”

Katma değerli ürünlerine yönelmenin önemine değinen Kileci, “Genel ihracat birim değerinin artması için çok ciddi çalışmalar var. Katma değerli, sürdürülebilir, çevreci üretimler için önemli çalışmalar yapılıyor. Bunlar öyle kısa sürede yapılacak şeyler değil. Kısa, orta ve uzun vadeli programlar yapıyoruz. Verileri iyi analiz edip, geleceği buna göre planlamak gerek. Dünyada tüm pazarlarda daralma var. Tüketim alışkanlıkları, öncelikler ve tercihler değişti. Bunu iyi okumak gerek. Artık dünyada artık kimsenin önceliği lüks tüketim değil. Çünkü kaynaklar sınırlı. Her şeyi daha ekonomik daha kısıtlı şartlarda, ihtiyacımız kadar kullanmamız gerek” şeklinde konuştu.

“E-ticaret katlanarak büyüyor”

TİM Başkan Vekili Ahmet Fikret Kileci, ülke olarak e-ticarete, e-ihracata büyük önem verdiklerini de vurgularken bu konuda TİM, TOBB ve Bakanlık olarak birlikte hareket ettiklerini söyledi. Kileci, e-ihracatla ilgili, “2023 yılında e-ticaretimiz yüzde 115 artışla 1,85 trilyon Türk lirası oldu. Ama bu yıl sonuna kadar bu rakamın 3,4 trilyon lira olması bekleniyor. Geçen yılki rakamları yakalamış ve geçmiş durumdayız. İşlem adedi de 5,9 milyar adetten 6,7 milyar adete çıktı. Elektronik ticaret, elektronik ihracat hızla artarak, katlanarak devam edecek. Ülke olarak e-ihracatla ilgili çok önemli çalışmalarımız var. Devletin bu konuda ciddi destekleri var. Bu destekleri değerlendirmek gerek” diye konuştu. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-firmalari-dijital-donusume-istekli/feed/ 0
Kıbrıs Zaferi’nin 50. yılı kutlandı https://www.haber60.com.tr/kibris-zaferinin-50-yili-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/kibris-zaferinin-50-yili-kutlandi/#respond Mon, 29 Jul 2024 21:15:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42574 20 Temmuz Kıbrıs ve Zafer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Emekli Albay İbrahim Öztek, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılı dolayısıyla

bir mesaj paylaştı.

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılı dolayısıyla Kıbrıs Zafer Derneği Başkanı Emekli Tümgeneral Cumhur Evcil, Emekli Korgeneral Kemal Yılmaz, Emekli Albay İbrahim Öztek, Emekli Albay Arif Alim, Emekli Albay Mithat Işık, Emekli Albay Atalay Erkin, Kd. Başçavuş Mehmet Ünaldı, Barış Harekatı’nda Doktor Asteğmen olarak görev yapmış olan Prof. Dr. Hasan Serdaroğlu ve Ahmet Saatçılar devlet misafiri olarak Kıbrıs’a gitti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Meclis Başkanı Zorlu Töre, Başbakan Ünal Üstel ile bir araya gelen heyet, Lefkoşa Meydanı’nda gerçekleştirilen tören ve resmi geçide de katıldı.

“Kıbrıs zaferinin 50 yılı tüm milletimize kutlu olsun”

20 Temmuz Kıbrıs ve Zafer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Emekli Albay İbrahim Öztek, Kıbrıs Barış Harekatı’na dair düşüncelerini şu cümlelerle paylaştı:

“Kıbrıs adasının geçmiş tarihine bakacak olursak, adaya ilk sahip olan medeniyetlerden biri Hititlerdir. 1571’den beri de yine Türk toprağı olmuştur. Adanın her tarafına yerleşmiş olan Türkler, kültür varlıkları, vakıf eserleri ve camileri ile her yere damgasını vurmuşlardır. Adada Türk varlığına tahammül edemeyen Rum, Yunan, AB ve ABD dün olduğu gibi bugün de haçlı zihniyetini terk edememiştir. Avrupa ve dünyanın birçok yerinde devletleri bölme gayretindeki bu zihniyet, adada Türk’ü Rum’a yamama gayretindedir.

Kıbrıs adası bugün BOP’nin bir parçası haline gelmiştir. Stratejik önemi büyüktür. Doğu Akdeniz’i, Orta Doğu’yu, Süveyş’i hatta uzak doğuyu kontrol edebilecek stratejik yapıya sahiptir. Adanın çevresinde bulunan zengin petro-gaz yatakları ise batının iştahını iyice kabartmıştır. 1925 yılından günümüze adada önce İngilizlerle, sonra da Türklerle savaşan EOKA teşkilatı, Mora ve Girit’te olduğu gibi ENOSİS için Akritas planları çerçevesinde Türk’ü yok etme gayretleri, 1974 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri ve Kahraman Mücahitlerimizin kutlu zaferi ile sona erdirilmiştir.

Kıbrıs Barış harekatı ile soydaşlarımızın can ve mal güvenliği sağlandı. Katliamlar son buldu. Hakları güvence altına alındı. Fakat her zaman olduğu gibi AB ve ABD’yi arkalarına alan Rumlar güneyde ayrı bir devlet kurdular. İki halkın birlikte yaşaması mümkün değildir. Zira 50 yıl önce orada da bir Gazze yaşanıyordu. Barış harekatı sonrası Türk halkı huzur içinde yaşamaktadır. Şimdi artık sıra Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının dünyaca tanınmasına gelmiştir. Bunun için en önemli konular sportif, kültürel ve folklorik etkinlikler, turizm ve eğitimdir. Artık tekvando ve bilardo başta olmak üzere Kıbrıslı Türk sporcular, birçok ülkede kendi bayrakları altında yarışmaktadırlar. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 20 yerel, 6 adet de uluslararası üniversite bulunmaktadır. Uluslararası üniversitelerde 50 bine yakın yabancı öğrenci eğitim görmektedir. Bunların etkinlik ve tanıtımları artırılmalıdır.

Bazı ülkeler adanın bölünmüşlüğünü haritalarda da göstermektedir. Kıbrıs Türk parlamenterleri BM’de birçok komisyonlarda görev almaktadır. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; Türksoy, Türk Devletler Teşkilatı ve İslam Teşkilatının gözlemci üyesidir. Bu üyelikler ivedi gerçek üyeliğe dönüştürülmelidir. Türkiye’de yapılan her çeşit uluslararası etkinliğe Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekipleri davet edilerek, gelen ülkelerle yakınlaşmaları sağlanmalıdır.

Türkiye, adada stratejik önem taşıyan tesislerin oluşturulmasına önem vermelidir. Ada çevresinde petrol ve gaz aramaları kesintisiz yapılmalıdır. Türkiye ile birlikte Azerbaycan, diğer Türk devletleri, Pakistan, Bengladeş ve yakın ilişki içinde olduğumuz Müslüman ülkelerin Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınmasında aktif rol almalı, hatta bu konuda Rusya’nın sempatisi kazanılmalıdır.

Kıbrıs Barış Harekatı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Hava, Kara ve Deniz Kuvvetleri’nin birlikte yürüttüğü eşsiz bir zaferdir. İkinci Viyana Savaşı’ndan sonra gerileyen Türk ordusu Kurtuluş Savaşı’ndan sonda Kıbrıs’ta ikinci büyük zaferini kazanmıştır. Tabii ki Çanakkale ayrı bir destandır. Türk milletinin çektiklerini yeni yetişen gençlerimize iyi anlatmalıyız. Unutmayalım ki, su uyur düşman uyumaz.

Kıbrıs zaferinin 50 yılı, o kara günler bir daha yaşanmamak üzere tüm milletimize kutlu olsun.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/kibris-zaferinin-50-yili-kutlandi/feed/ 0
Türkiye-Fransa arasındaki okul krizi: İki okulun hukuki statüsü ve müfredat anlaşmazlığı https://www.haber60.com.tr/turkiye-fransa-arasindaki-okul-krizi-iki-okulun-hukuki-statusu-ve-mufredat-anlasmazligi/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-fransa-arasindaki-okul-krizi-iki-okulun-hukuki-statusu-ve-mufredat-anlasmazligi/#respond Mon, 29 Jul 2024 03:27:50 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42518 Türkiye’de Fransa Büyükelçiliği’ne bağlı iki okulla ilgili yaşanan krizin temelinde bu kurumların hukuki statüsü ve müfredat ile ilgili anlaşmazlıklar yatıyor.

Türkiye’nin Fransa’da okul açma talebinin reddedilmiş olması da çözümü zorlaştırıyor.

Diplomatik kaynaklar okullarla ilgili anlaşmazlığı Ankara- Paris arasındaki siyasi ilişkilerin olumsuz gidişatının bir yansıması olarak yorumluyor.

Tartışmanın odağında iki okul var

İki ülke arasındaki eğitim krizinin temelinde iki okulla ilgili anlaşmazlık yatıyor: Ankara’da konuşlu Charles de Gaulle Lisesi ve İstanbul’da bulunan Pierre Loti Lisesi.

Her iki okul da Fransa Yurtdışı Eğitim Ajansı’na (AEFE) kayıtlı ve Türkiye’deki Fransa Büyükelçiliği’ne bağlı olarak faaliyet gösteriyor.

Anaokulundan lise sona kadar eğitim veren okullara, Fransız vatandaşlarının yanı sıra Türkiye’de yaşayan yabancılar ve ebeveynlerden birisinin Fransızca bilmesi koşuluyla Türk ailelerinin çocukları da kayıt yaptırabiliyor.

Charles de Gaulle Lisesi’nin tarihi 1950’lere dayanıyor. Okulun web sitesinde yer alan bilgilere göre 2023-2024 eğitim yılında 36 farklı ülkeden 1040 öğrenci burada eğitim gördü. Sitede bu öğrencilerin ne kadarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu belirtilmiyor.

Pierre Loti Lisesi’nde ise 1300’den fazla öğrenci eğitim alıyor.

Tam rakam bilinmiyor ancak Pierre Loti’deki öğrencilerin büyük çoğunluğunun Türk olduğu kaydediliyor. Özellikle Türk diplomat, akademisyen, siyasetçi ve diğer üst düzey bürokratların çocukları için Fransız okulunu tercih ettikleri belirtiliyor.

Müzakereler sonuçsuz kaldı

İki ülkeyi karşı karşıya getiren anlaşmazlığın temelinde iki okulun da Türkiye’de yasal bir statüsünün bulunmaması yatıyor.

Fransa Büyükelçiliği’nin okullar için vergi muafiyeti istemesinin de görüşmelerde aşılamayan noktalardan biri olduğu ifade ediliyor.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin geçen ay bir açıklama yaparak Fransa ile Aralık 2023’ten itibaren devam eden görüşmelerde sonuç alınamadığını duyurdu.

Fransa Büyükelçiliği’ni kendilerini oyalamakla suçlayan Tekin, elçiliğe Türk öğrencilerin bu okullara alınamayacağını belirten bir notanın iletildiğini kaydetti.

12 Temmuz’da okullardan velilere yapılan duyuruda, 2024-2025 dönemi için yeni Türk öğrenci alınmayacağı, mevcut Türk öğrencilerin durumunun da belirsiz olduğu vurgulandı.

Velilerin beklentisi, mevcut öğrencilerin eğitim düzenlerinin bozulmamasına dönük bir formülün işletilmesi.

Bu açıklamadan sonra Türk ve Fransız eğitim bakanlıkları arasında yeni görüşmelerin yapıldığı ancak sürecin kısa vadede sonuçlanmasının beklenmediği kaydedildi.

Fransa’da 30 Haziran ve 7 Temmuz’da yapılan son erken genel seçimin ardından yaşanan belirsizlik çözümü zorlaştıran etkenler arasında değerlendiriliyor.

Geçmiş süreçlerden farklı olarak Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın bu müzakerelerde aktif rol oynamaması da dikkat çeken bir unsur.

Konuyu 2013’te atandığı Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı döneminden itibaren yakından takip eden Yusuf Tekin’in mevcut süreci kendi kontrolünde götürdüğü değerlendiriliyor.

Türkiye’nin okul açma talebi reddedilmişti

Bakan Tekin kamuoyuna yaptığı açıklamalarda birkaç unsurun üzerinde durdu.

İki okulun statüsünün netleşmesi için Fransa ile uluslararası bir sözleşme imzalamak istediklerini kaydeden Tekin, bu okullardaki müfredatla ilgili de talepleri olduğuna işaret etti.

Tekin, “Amacımız, Türk vatandaşlarının çocuklarının kendi kültürlerini öğrenebileceği şekilde eğitim almasını sağlamaktır” dedi.

Milli Eğitim Bakanı, basındaki, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri verilmediği için bu okulların kapatılmasının istendiğine ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Bakan Tekin, “Gelin bu okulları meşru hale getirelim. Bunun karşılığında da sizden Fransa’daki Türk vatandaşları için bazı taleplerimiz olacak” ifadeleriyle Türkiye’nin asıl önemli talebini kamuoyuna duyurmuş oldu.

Türkiye, 2019 yılında karşılıklılık ilkesi doğrultusunca Fransa’da Türk okulları açmak istediğini iletmiş ancak bu kabul görmemişti.

Dönemin Fransa Eğitim Bakanı Jean-Michel Blanquer, Türkiye’yi laikliğe sırtını dönmüş, İslamcı bir ülke olarak tanımlamış ve bu girişime onay vermeyeceğini kaydetmişti.

Blanquer’e yanıt veren Dışişleri Bakanlığı ise “Türkiye’de Büyükelçilik destekli Fransız okulları bulunduğunu hatırlatmak isteriz. Türkiye’nin, Fransız eğitim sistemiyle uyumlu olarak açmayı öngördüğü okullar için müzakereler esasen Türkiye’deki bu okullarla mütekabiliyet çerçevesinde yürütülmektedir” ifadelerini kullanmıştı.

Fransa Büyükelçiliği’nden Temmuz ayında yapılan açıklamada Türkiye’nin bu iki temel talebinin dışında yeni bazı unsurları da gündeme getirdiği kaydedildi ancak ayrıntı verilmedi.

Olumsuz siyasi ilişkilerin yansıması mı?

Ankara ve Paris’teki diplomatik kaynaklara göre, Charles de Gaulle ve Pierre Loti liseleri üzerinden yaşanan sorun, iki başkent arasındaki olumsuz siyasi ilişkilerin ve güvensizliğin bir yansıması.

Türkiye ile Fransa, başta Libya, Afrika, Kafkasya gibi çatışma noktalarında karşıt pozisyonda yer alıyorlar ve karşılıklı suçlamalarda bulunuyorlar.

Fransa, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetini İslamcı anlayışı Avrupa’daki Türk nüfusu aracılığıyla Avrupa kıtasına yaymakla da itham ediyor.

Türkiye ise Fransa’nın katı laik anlayışının ülkede yaşayan Müslüman topluluğun inanç özgürlüğünü ihlal ettiğini savunuyor ve bu tür girişimlerin İslamofobik eğilimleri güçlendirdiğini iddia ediyor.

Siyasi alanda yaşanan olumsuzluğun Ankara-Paris arasında anlamlı ve kapsamlı bir diyaloğa da engel olduğu belirtiliyor. Özellikle Fransa’dan Türkiye’ye dönük temas girişimlerinin çok az olması büyük bir sıkıntı olarak değerlendiriliyor.

Almanya ve Pakistan okulları da mercek altında

Ankara’da Pakistan, İngiltere ve Almanya büyükelçiliklerine bağlı okullar da bulunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Fransa ile yaşanan sorun devam ederken diğer büyükelçilik okullarını da mercek altına aldığı ve gerekli adımları attığı kaydediliyor.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin geçen hafta Pakistan Büyükelçiliği Uluslararası Çalışma Grubu adıyla 1965’ten bu yana tamamen İngilizce eğitim veren okulun da Türkiye’de hukuki statüsü olmadığını, Pakistan ile bu sorunun çözümü için görüşme yapıldığını açıkladı.

Türkiye ile Almanya arasında 1957 Kültür Anlaşması çerçevesinde altı okul faaliyet gösteriyor. Bunlardan üçü Ankara, İstanbul ve İzmir’de eğitim veren Almanya Büyükelçiliği Özel Okulları. Diğer üçü ise İstanbul’da konuşlu Özel Alman Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi (Almanca Bölümü) ve İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı Lisesi.

Dışişleri Bakanlığı’ndan Almanya Büyükelçiliği’ne gönderilen notayla, 2024-2025 eğitim yılından itibaren Ankara, İstanbul ve İzmir’deki büyükelçilik okullarına Türk öğrenci kaydının yasaklandığı bildirildi. Okullardan 22 Temmuz’da yapılan açıklamada mevcut öğrencilerin eğitime devam edeceği belirtildi.

İngiltere Büyükelçiliği içinde eğitim veren ve The British Embassy School olarak bilinen okulla ilgili ise bir gelişme basına yansımadı. 1964’ten bu yana eğitim veren okulun çoğunlukla İngiliz ve yabancı diplomat ailelerinin çocuklarına hitap ettiği biliniyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-fransa-arasindaki-okul-krizi-iki-okulun-hukuki-statusu-ve-mufredat-anlasmazligi/feed/ 0
Yatırımcılara 6 önemli çağrıda bulunan Erdoğan, 30 milyar dolarlık teşvik paketi açıkladı https://www.haber60.com.tr/yatirimcilara-6-onemli-cagrida-bulunan-erdogan-30-milyar-dolarlik-tesvik-paketi-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/yatirimcilara-6-onemli-cagrida-bulunan-erdogan-30-milyar-dolarlik-tesvik-paketi-acikladi/#respond Fri, 26 Jul 2024 21:55:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42356 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yüksek Teknoloji Yatırım Programı’nın ayrıntılarını açıkladı. Erdoğan, 6 maddelik çağrı ile 20 milyar dolarlık yatırımı ülkeye kazandırmayı hedeflediklerini söyledi. Türk ekonomisinin kabuk değiştirdiğini belirten Erdoğan, “İş dünyamız şunu bilsin, bu sürecin sonunda ekonomimiz farklı bir lige yükselecek. Türkiye yeni dönemini forveti olacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tanıtım toplantısında yaptığı açıklamalardan öne çıkanlar şöyle; “Büyük dönüşüm sürecinde geleceği öngörerek atılan adımlar Türkiye’nin hedefleri açısından önemlidir. Programın doğru zamanda yapılmış bir stratejik hamle olduğuna inanıyorum. Yakın geçmişte yaşanan krizlere bakmak bile sistemin çoktan iflas bayrağını çektiğini göstermektedir.

Küresel ekonomik fırtınadan ülkemizin en az şekilde etkilenmesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Son dönemde açıklanan veriler doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Yurt dışındaki piyasa aktörlerinin de Türk ekonomisine güveni yükseliyor. Yatırım ortamının iyileştirilmesi için gereken adımları atıyoruz. Yerli ve milli elektrikli otomobilimiz Togg artık yollarda. Çamur atanlara rağmen hedefimize ulaştık. Togg’da gösterdiğimiz irade diğer sektörleri ilham kaynağı oldu. Kısa süre önce BYD ile 1 milyar doları aşan yatırım sözleşmesi imzaladık.Başka şirketlerle de görüşmelerimiz sürüyor. Uluslararası doğrudan yatırımlarda önümüzdeki dönemde daha güçlü canlanma göreceğiz.

“TÜRKİYE YENİ DÖNEMİN FORVETİ OLACAK”

Yüksek teknolojiye dayalı yatırımları daha fazla ülkemize çekmek istiyoruz. Yeni teşvik ve finansman enstrümanlarını devreye alıyoruz. 750 milyon dolarlık finansmanı sanayicilere, KOBİ’lere ve yeşil teknoloji girişimlerine sunduk. Türk ekonomisi kabuk değiştiriyor. İş dünyamız şunu bilsin, bu sürecin sonunda ekonomimiz farklı bir lige yükselecek. Türkiye yeni dönemini forveti olacak.

YATIRIM DESTEĞİNDE 4 ŞART

HIT-30 programı önemli bir kilometre taşı rolü üstlenecek. Yüksek teknolojili ve yüksek katma değerli yeni yatırımlar için avantajları pekiştirirken 2030’a kadar yüksek teknoloji yatırımının odak noktası haline gelmesi amaçlıyoruz. Yatırımlara nitelikli destekler sağlayacağız. Başlıca 4 nitelik arayacağız. Yeni teknolojileri odağa almasına, rekabet için ekonomik ölçeğe, teknik yeterliliğe ve teknolojik kazanıma bakacağız. Bu yatırımlara proje bazlı teşvik yanı sıra cazip finansman imkanları sunacağız.

YATIRIMCILARA 6 MADDELİK ÇAĞRI

6 çağrıyı paylaşıyoruz. Birincisi HIT elektrikli araçlar çağrısı. Bu alanda üretim kapasitesini en az yıllık 1 milyona çıkarmayı öngören 5 milyar dolarlık teşvik paketini devreye alıyoruz. Bu yatırımlar sayesinde yan sanayisiyle sektörü geleceğe hazırlamayı hedefliyoruz.

BATARYA İÇİN 4,5 MİLYAR DOLARLIK DESTEK

Batarya üretimini diğer öncelikli alan olarak belirledik. 2030’a kadar 80 gigavat kapasite inşa ederek bölgesel üretim üssü olmayı hedefliyoruz. Megavat saat başına 6 bin dolara kadar hibe desteğini içeren 4,5 milyar dolarlık teşvik paketini yatırımcılara sunuyoruz.

ÇİP YATIRIMINA YÜZDE 40 ORANINDA HİBE DESTEĞİ

Çip teknojlerinini stratejik önemi artıyor. Bizim de çip tasarlama ve üretme kapasitemizi geliştirmemiz önemli. Çip tasarımı konusunda büyüyen bir ekosisteme sahiptir. Çip çağrısını başlatıyoruz. Çip fabrikasını ülkemize kazandırmak için 5 milyar dolarlık teşvik paketini devreye alıyoruz. Yüzde 40’a varan oranda sermaye katkısı ve hibe desteği içerecek.

GÜNEŞ VE RÜZGAR İÇİN 3,2 MİLYAR DOLARLIK DESTEK

Yeşil enerji başlığı önemli odak alanlarından biri. Güneş hücresi ve paneli, rüzgar türbinlerinin kanat ve jeneratör üretiminde iyi konumdayız. Güneş ve rüzgar teknolojilerine yönelik güneşte 15 gigavatlık hücre yatırımlarına megavat başına 8 bin dolara kadar hibe desteği verilecek, 2,5 milyar dolarlık paketi buluyor. Rüzgar enerjisinde toplamda 1,7 milyar dolarlık kaynak ayırıyoruz.

AR-GE MERKEZİ KURANA PERSONEL GİDERİ DESTEĞİ

Son çağrımız da Ar-Ge merkezlerinin Türkiye’ye kazandırılmasını amaçlayan esnek model. Dünyanın en büyük ilk bin firmanın personel giderlerinin yarısını karşılayacağız. En az 20 milyar dolarlık özel sektör yatırımı kazandırmayı hedefliyoruz. 30 milyar dolarlık kaynağı yüksek teknoloji yatırımlarına yönlendireceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/yatirimcilara-6-onemli-cagrida-bulunan-erdogan-30-milyar-dolarlik-tesvik-paketi-acikladi/feed/ 0
Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi, Barış Harekatı’nın 50. Yılı Dolayısıyla Resepsiyon Düzenledi https://www.haber60.com.tr/kibris-turk-kultur-dernegi-istanbul-subesi-baris-harekatinin-50-yili-dolayisiyla-resepsiyon-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/kibris-turk-kultur-dernegi-istanbul-subesi-baris-harekatinin-50-yili-dolayisiyla-resepsiyon-duzenledi/#respond Fri, 26 Jul 2024 07:12:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42260 Kıbrıs Türk Kültür Derneği (KTKD) İstanbul Şubesi tarafından KKTC İstanbul Başkonsolosluğu himayelerinde Barış Harekatı’nın 50. yılı dolayısıyla resepsiyon düzenlendi.

Artistanbul Feshane’de yer alan resepsiyona, İstanbul’da bulunan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve eşi Sibel Tatar da katıldı.

Etkinlikte ayrıca, İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Ali Sivri, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gaziler, şehit aileleri ve çok sayıda davetli yer aldı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, resepsiyonda yaptığı konuşmada, 50 yıl önce 20 Temmuz tarihinde Kıbrıs Türk halkının etnik temizlik ve soykırımdan geçmesinin arifesinde, Türkiye’nin garantörlük hakkını kullanarak Harekat gerçekleştirdiğini kaydederek, “Mücahitlerimiz bir destan yazdı. Bu destan sayesinde bugün Kıbrıs’ta barış, huzur ve güvenlik var.” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, güzel ada Kıbrıs’ta gelecek nesillerin de huzur ve güvenlik içinde yaşayabilmesi için egemen eşitlik temelinde bir anlaşmanın vazgeçilmez olduğunu belirtti.

Bunun yanında, adada askerin caydırıcı gücünün yaşamsal bir öneme sahip olduğunu söyleyen Tatar, bugün Gazze’de yaşananlara dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Tatar, uluslararası toplumun bugün Gazze’de sessiz kaldığı gibi 1974 öncesi Kıbrıslı Türklerin yaşadıklarına da sessiz kaldığını hatırlattı.

Bu nedenlerle sağlam basılması, KKTC’nin görünürlüğünün artırılması için çaba harcanması gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC’nin kalkınması için Türkiye’nin elinden geleni yaptığına ve yapacağına inanç belirtti.

Cumhurbaşkanı Tatar, “Çünkü biz aynı milletin ayrılmaz ve kopmaz bir parçasıyız. Kıbrıs Türk halkı yalnız kalacak değildir. Bu Türkiye’nin de bir namusudur.” dedi.

En güneydeki bağımsız Türk devleti olarak da KKTC’nin Türk dünyasındaki statüsünün artmakta olduğunun görüldüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Tatar, “Milletimize yakışır bir şekilde orada varlığımızı sürdürmek bizlere yakışandır. Bunu başarmanın bahtiyarlığı ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu hepimizin bir görevidir. dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC’nin bugünlere gelmesinde bir merkez olan İstanbul’un rolünün de çok büyük olduğunu kaydederek, İstanbul ve KKTC arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel bağların her gün güçlendiğini, daha da güçlenmesi gerektiğini kaydetti.

Katılımcılara ve resepsiyona destek verenlere yürekten teşekkür eden Tatar, şehitleri rahmetle andı, hayatta olan gazilere sağlık ve esenlik diledi.

“Kardeşliğimiz sonsuza kadar devam edecektir”

İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut da Kıbrıs Barış Harekatı’nın ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 50. yılını en içten dilekleriyle kutladığını, sürece önderlik eden tüm devlet adamlarını, şehitleri rahmetle andığını kaydetti.

Karabulut, Kıbrıs’taki soydaşlarına uygulanan zulmü ortadan kaldırmak amacıyla düzenlenen Harekat’ın üzerinden tam 50 yıl geçtiğini hatırlatarak, “Kahraman ordumuz 20 Temmuz 1974’teki müdahalesiyle bölgesel ve küresel planları bugün de olduğu gibi elinin tersiyle ortadan kaldırdı.” dedi.

20 Temmuz’un her türlü acıya ve zorbalığa direnen Kıbrıs Türkü’nün kurtuluş tarihi, varoluş mücadelesinin şanlı günü olduğunu kaydeden Karabulut, KKTC’nin Anadolu’nun güvenliğinin başladığı nokta ve Doğu Akdeniz’in anahtarı olduğunu vurguladı.

Vali Yardımcısı Karabulut, Türkiye’nin Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın teminatı olmaya devam edeceğini belirtti, “Kardeşliğimiz sonsuza kadar devam edecektir.” dedi.

“Kıbrıs meselesi, kutuplaşmalara malzeme edilmeyecek kadar hayatidir”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ise, Artistanbul Feshane’deki resepsiyona ev sahipliği yapmaktan ve bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Türkiye’nin Kıbrıs Türkleri ile bağları nedeniyle dününe, bugününe ve geleceğine büyük önem verdiğini kaydeden İmamoğlu, Kıbrıs meselesi bugün Türkiye’nin dış politika anlamında en önemli maddelerinden biridir. Kutuplaşmalara malzeme edilmeyecek kadar hayatidir, önemlidir. Hepimizin ortak davasıdır.” dedi.

İmamoğlu, haklı davada omuz omuza mücadeleye devam edilmesi gerektiğini kaydederek, dünyada yaşanan olaylara işaret etti; böyle bir dönemde birlik ve beraberliğin daha da önem kazandığını belirtti.

Her zaman önceliklerinin barış olduğunu ancak Kıbrıs’ta olduğu gibi zulüm ve tehdit karşısında kararlı olunacağını söyleyen İmamoğlu, Kıbrıs Türklerinin varoluş mücadelesinde büyük rolü olan Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş’ı andı, şehitlere rahmet diledi.

Eğitim hayatının bir kısmını KKTC’de geçirdiğini ve KKTC’nin kendisi için özel bir yere sahip olduğunu söyleyen İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı iken yaptırdığı Kıbrıs ve Rauf Denktaş anıtını hatırlattı. İmamoğlu, “Türk Ocağı takımının kalecisi ve bir hayranı olduğumu buradan belirtmek isterim.” dedi.

KKTC’deki yerel yönetimlerle olan çalışmaları hakkında da konuşan İmamoğlu, ileriki dönemde de katkı ve yardımlaşma konularında görüşmelere devam edeceklerini kaydetti.

İmamoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti her zaman kardeş KKTC’nin yanındadır, öyle olacaktır.” ifadelerini kullandı.

“Aynı kararlılık ve cesaretle yürüyeceğiz”

KKTC İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel de Kıbrıs halkının özgürlüğe, Kıbrıs adasının barış ve özgürlüğe kavuştuğu gün olan 20 Temmuz’un 50. yıl dönümünü kutlamak için bir araya geldiklerini kaydederek, resepsiyonda emeği geçen herkese teşekkür etti.

Başkonsolos Demirel, bugünlere gelmenin kolay olmadığını vurguladı.

Konuşmasında, Osmanlı devletinin adadan ayrılmasıyla Kıbrıslı Türklerin yaşadığı olaylara yer veren Demirel, 1963 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dağılmasının ardından Kıbrıslı Türklerin tarihe geçen bir varoluş mücadelesi sergilediğini, çok acılar çekmelerine, sevdiklerini kaybetmelerine, işlerinden ve evlerinden olmalarına rağmen direnmekten asla vazgeçmediklerini belirti.

20 Temmuz’da Mehmetçiğin adaya gelmesiyle Kıbrıslı Türklerin etnik temizliğinin durdurulduğunu, Türklerin güvenle yaşayacağı bir ortam yaratıldığını söyleyen Demirel, şehitleri andı, gazilere şükran duygularını sundu.

Ömrünü halk mücadelesi için adayan liderlerden bayrağı devraldıklarını söyleyen Başkonsolos Demirel, aynı kararlılık ve cesaretle yürüyeceklerini vurguladı.

“KKTC sonsuza kadar yaşatılacak”

KTKD İstanbul Şubesi Başkanı Zehra Bilge Eray ise, 1974 yılına kadar Kıbrıs Türk halkının çektiği acılara dikkat çekerek, 20 Temmuz 1974 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan yıldırım harekatla soykırımın engellendiğini ve Kıbrıs Türklerinin özgürlüğe kavuştuğunu kaydetti.

Eray, Anavatan Türkiye’ye sonsuz şükran duyduklarını belirterek, o bayrağın indirilmeyeceğini, Kuzey Kıbrıs’ın Güney’e yama olmayacağını söyledi; “KKTC sonsuza kadar yaşatılacaktır.” dedi.

Resepsiyon plaket takdimi ve video gösterimiyle devam etti.


KAYNAK: KKTC Cumhurbaşkanlığı

]]>
https://www.haber60.com.tr/kibris-turk-kultur-dernegi-istanbul-subesi-baris-harekatinin-50-yili-dolayisiyla-resepsiyon-duzenledi/feed/ 0
Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi https://www.haber60.com.tr/milli-guvenlik-kurulu-toplantisi-sona-erdi/ https://www.haber60.com.tr/milli-guvenlik-kurulu-toplantisi-sona-erdi/#respond Thu, 25 Jul 2024 22:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42242 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki toplantı 2 saat 45 dakika sürdü. Toplantının ardından 9 maddeden oluşan yazılı açıklama yapıldı.

İşte MGK sonrası yapılan 9 maddelik açıklama;

“1. PKK/KCK-PYD/ YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla gerçekleştirilen operasyonlar ile son dönemde meydana gelen uluslararası gelişmeler hakkında kurula bilgi sunulmuştur.

2. 15 Temmuz ihanetinin faili FETÖ ile mücadelede gelinen aşama ve önümüzdeki süreçte atılacak adımlar değerlendirilmiş; Türkiye’ye hasım odakların güdümünde her türlü menfur eyleme tevessül eden ve mağduriyet kisvesiyle kendisini aklamaya çalışan terör örgütünün tamamen çökertilmesine yönelik sarsılmaz kararlılık vurgulanmıştır.

SURİYE TOPRAKLARININ TERÖRDEN TEMİZLENMESİ

3. Terörle mücadelede artan gayretlerimizin, bölge ülkelerinin samimi iş birliği ile müşterek güvenlik meselelerinin çözümüne sağlam bir zemin teşkil ederek komşularımız Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve refahına kalıcı katkıda bulunacağına işaret edilmiştir.

4. Meselelerin çözüme kavuşturulması sürecinde, Suriye’de tüm tarafları kapsayan gerçek bir toplumsal mutabakata ulaşılmasına yönelik desteğin sürdürüleceği ve nifak girişimleri ile iki halkın kadim dostluğunu hedef alan kışkırtmalara müsaade edilmeyeceği vurgulanmış; Suriye topraklarının bölücü terörden arındırılmasının, öncelikle Suriye’nin menfaatlerini ve bekasını teminat altına alacağının altı çizilmiştir.

İSRAİL’İN SÜRDÜRDÜĞÜ KATLİAMLAR

5. Uluslararası toplumun artan tepkisine rağmen gerçekleştirdiği katliamlarla hiçbir hukuk kuralı ve insani değerle ilişkisi kalmadığını açıkça ilan eden İsrail yönetimi’nin gecikmeksizin durdurulması gerektiği belirtilmiş; aksi hâlde, önce mücavir alanlara müteakiben tüm bölgeye yayılacak bir şiddet sarmalının tetiklenebileceği tekrar hatırlatılmıştır.

6. Türkiye’nin uluslararası antlaşmalar çerçevesinde ve garantör ülke sıfatıyla icra ettiği Kıbrıs Barış Harekâtı sayesinde, yarım asırdır Ada’nın tamamında hâkim kılınan barış, huzur ve güven ortamının; harekâtın meşruiyetini ve başarısını tarih önünde tartışmasız bir şekilde teyit ettiği kaydedilmiştir.

Millî davamız olan Kıbrıs meselesinin, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü temelinde iki devletli çözüm esasına göre neticelenmesi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumun eşit bir üyesi olarak tanınması istikametindeki kararlı tutumumuzun muhafaza edileceği vurgulanmıştır.

7. Ege ve Akdeniz’deki meselelerde diyaloğa öncelik veren ve yapıcı yaklaşımımızın istismarına fırsat verilmeyeceği belirtilmiş; hak, alaka ve menfaatlerimizin müdaafasına yönelik tavizsiz uygulamaların sürdürüleceği ifade edilmiştir.

8. Ukrayna’daki savaşa ilişkin gelişmeler ve son dönemdeki diplomatik çabalar ele alınmış; savaşın daha fazla tırmanmadan ve bölgeye yayılmadan adil ve kalıcı bir barışın tesisine yönelik çok taraflı samimi gayretlerin artırılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.

9. Somali, Libya, Sudan ve Nijer başta olmak üzere Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında uzun vadeli bir yaklaşımla geliştirilen ilişkiler değerlendirilmiş; Türkiye’nin, güven ve istikrarın tesisi hususunda üzerine düşen sorumluluğun gereklerini yerine getirerek kardeş Afrika halklarının huzur ve refahına katkıda bulunmaya devam edeceği kaydedilmiştir.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur”

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-guvenlik-kurulu-toplantisi-sona-erdi/feed/ 0
Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin Yunanistan’ın Samos Adası’ndaki belediyeleri ziyaret etti https://www.haber60.com.tr/seferihisar-belediye-baskani-ismail-yetiskin-yunanistanin-samos-adasindaki-belediyeleri-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/seferihisar-belediye-baskani-ismail-yetiskin-yunanistanin-samos-adasindaki-belediyeleri-ziyaret-etti/#respond Thu, 25 Jul 2024 21:27:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42194 Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin öncüğünüde oluşan heyet, Yunanistan’ın Samos Adası’ndaki Karlovassi ve Vathi belediyelerini ziyaret etti. Heyet gün boyunca karşılıklı turizm, ticaret ve diplomasinin gelişmesi için görüşmeler gerçekleştirdi.

Ziyarete ilişkin açıklamada bulunan Başkan Yetişkin, “Sınır kapımızın açık olması Seferihisar’ı dünyaya açan en önemli unsurlardan biri. Yunan adaları için verilen kapı vizesi ile birlikte Seferihisar tüm Türkiye’den gelen turistlerin geçiş noktası haline geldi. Hem bu potansiyeli değerlendirmek hem de Samos adası ile ticaret ve turizm konularında iş birliğimizin gelişmesi için ilişkilerin sıcak tutulması çok önemli. Bu yüzden komşumuzu ziyarete geldik” dedi.

İlk olarak Vathi Belediyesini ziyarete giden heyet, toplantıda Seferihisar ve Samos arasında öncelikli olarak İon Rotası’nın turizm destinasyonuna eklenmesi ve uluslararası pazarda yerini alması gerektiği konusunda uzlaştı. Ardından iki kentteki ticaretin gelişmesi için ticaret ve esnaf odalarının bir araya geldiği bir toplantı yapılmasına karar verildi.

Geliştirilen ilişkiler sayesinde Seferihisar’daki üreticilerin ve ticaret ile uğraşan kişilerin Yunanistan pazarına açılacağını belirten Başkan Yetişkin, “Özellikle adalar Türk turistlerin bu kadar yoğun ilgisi ile son 4-5 yıldır karşılaşıyor. Kapı vizesi sayesinde bir çok Türkiye Vatandaşı hayatında ilk kez yurtdışına gitmiş oluyor. Bu sevindirici bir durum. Öte yandan bu talep Türkiye için bir yeni bir pazar da oluşturuyor. Bu potansiyeli değerlendirmek için bizim siyasetçiler olarak aracı olmamız ve diplomatik ilişkileri geliştirmemiz gerekiyor” dedi.

Limanda uzun kuyruklara çözüm istedi

Türk turistlerin Samos Vathi Limanı’nda güneş altında uzun kuyruklarda beklediğini ve buna bir çözüm bulunması gerektiğini belirten Başkan Yetişkin, “Samos Belediye Başkanı’na durumdan rahatsızlığımızı dile getirdim. ‘Kapı vizesi uygulaması sayesinde gemiler tam kapasite geliyor. Yalnızca Samos’ta değil tüm adalarda durum aynı. Türk turistler saatlerce güneş altında bekliyor. Uygulamanın iyileştirilmesi için bu soruna çözüm bulmanız gerekiyor’ dedik. Bu konuda hükümet yetkilileri ile gerekli görüşmeyi sağlayacaklarını, en geç gelecek sene çözüm bulacaklarını söylediler. Umarım bir an önce çözüm bulunur. Bu konuda biz de üzerimize düşen sorumluluğu alacağız” dedi.

Belediyelerin önceliği üst siyaset değil, halkın refahı olmalı

Ardından Karlovassi Belediyesine giden heyet oldukça misafirperver karşılandı. Ziyaretten çok memnun olduğunu dile getiren Karlovassi Belediye Başkanı Themistoklis Papatheofanous; “Karşı komşumuz Seferihisar’ın bizi ziyaretinden dolayı çok mutluyuz. Üst siyasette her zaman gerginlik olur ama yerel siyasetçiler olarak bizim görevimiz halkımızı düşünmek. Bu sebeple her zaman dostluk ilişkilerimizin gelişmesi için öncü olacağız. Bunu sürdürülebilir kılmak için de çeşitli projelerde ortaklaşacağız” diye belirtirken Vathi Belediye Başkanı Papageorgiou Paraskevas ise, “Göreve Ocak ayında başladık ve kısa bir süre sonra Türk misafirlerimiz gelmeye başladı. Türkler sayesinde sokaklar canlanıyor. Seferihisar Belediyesi’nin ziyareti bizi hem onurlandırdı hem de mutlu etti. Çünkü birbirimize bu kadar yakınken iletişimsiz olmamızın iki tarafa da hiç bir faydası yok” dedi.

İki belediye başkanı ve beraberindeki ekipleri ile 28-29 Eylül tarihlerinde Seferihisar’da gerçekleşecek Dionysos Şenliği’ne katılacaklarını belirtti. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/seferihisar-belediye-baskani-ismail-yetiskin-yunanistanin-samos-adasindaki-belediyeleri-ziyaret-etti/feed/ 0
Milli Savunma Bakanlığı: Son bir haftada 94 terörist etkisiz hale getirildi https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakanligi-son-bir-haftada-94-terorist-etkisiz-hale-getirildi/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakanligi-son-bir-haftada-94-terorist-etkisiz-hale-getirildi/#respond Thu, 25 Jul 2024 21:00:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42170 Milli Savunma Bakanlığı son bir haftada, biri terörden arananlar listesinde kırmızı kategoride yer alan 94 teröristin etkisiz hale getirildiğini duyurdu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Son bir haftada, biri terörden arananlar listesinde kırmızı kategoride yer alan 94 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece, 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar Irak (726) ve Suriye’nin (795) kuzeyinde etkisiz hale getirilen terörist sayısı bin 521 olmuştur. Ayrıca, etkin ve kararlı operasyonlarımız neticesinde Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 3 PKK’lı terörist daha Habur’daki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur. Terör inlerine kilit vurmayı sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyon bölgesinde teröristlere ait çok sayıda mühimmat, mayın ve yaşam malzemesi de ele geçirmiştir” ifadelerini kullandı.

Tuğamiral Aktürk ayrıca Pençe-Kilit operasyonu bölgesinde el yapımı patlayıcı sebebiyle yaralanan ve tedavi gördüğü Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 19 Temmuz’da şehit olan Piyade Yarbay Abdullah Cem Demirkan’a bir kez daha Allah’tan rahmet diledi.

Hudut hattının Cumhuriyet tarihinin en etkin tedbirleri ve çok yönlü güvenlik sistemleriyle kesintisiz bir şekilde korunduğuna vurgu yapan Tuğamiral Aktürk, “Hudutlarımızda son bir hafta içerisinde, 8’i terör örgütü mensubu olmak üzere 395 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 7 bin 102 olmuştur. Son bir haftada engellenen 834 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 66 bin 59’a ulaşmıştır” şeklinde konuştu.

Tuğamiral Aktürk konuşmasın şöyle sürdürdü:

“17 Temmuz’da Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza ait insansız hava aracı ile gerçekleştirilen keşif ve gözetleme faaliyeti esnasında Yunanistan’a ait Sahil Güvenlik unsurlarının Midilli Adası’nın kuzeyinde kalan bölgede düzensiz göçmenleri taşıyan bir botu, kara sularımıza iterek bölgeden ayrıldığı tespit edilmiş, Sahil Güvenlik Komutanlığımız bilgilendirilerek söz konusu göçmenlerin kurtarılması sağlanmıştır.”

Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in yarın Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov ile bir araya geleceğini bildirdi.

İsrail’in Gazze’de insanlık dışı katliamlarına devam ettiğini dile getiren Tuğamiral Aktürk, “İsrail’in süregiden saldırıları ve İsrailli yetkililerin kışkırtıcı açıklamaları Gazze’de devam eden çatışmaların bölgesel savaşa dönüşme ve yeni felaketlere yol açma riskini artırmaktadır. İsrail uçaklarının Yemen’e gerçekleştirdiği hava saldırıları ve İsrail- Lübnan sınırında artan gerginlik bölgesel barış ve istikrarı tehdit etmektedir. 1967 sınırlarında, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin kurulması uluslararası hukukun gereğidir. Nitekim, Uluslararası Adalet Divanı da son Kararında Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur” şeklinde konuştu.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, insani yardım faaliyetleri ile orman yangınları başta olmak üzere afetlerle mücadeleye ilgili diğer kurumlarla koordinasyon içerisinde destek vermeye devam ettiğini vurgulayan Tuğamiral Aktürk, “Rezerv Güç kapsamında, bugüne kadar 16 ayrı yerde meydana gelen orman yangınlarının söndürülmesine 48 helikopter ile 968 sorti icra edilerek destek sağlanmıştır” ifadelerini kullandı.

Milli Savunma Sanayii ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetler’in imkan ve kabiliyetlerinin arttığına dikkati çeken Tuğamiral Aktürk, “Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca, muhtelif miktarda T-70 Genel Maksat Helikopteri ile, Sabit Kanatlı Dikey İniş Kalkışlı İnsansız Hava Aracının (BAHA) muayene ve kabul faaliyeti tamamlanmıştır. Ayrıca, Bakanlığımıza bağlı ASFAT ile BOTAŞ arasında ‘Deniz Temizlik ve Petrol Toplama Gemisi’ üretilmesine yönelik sözleşme imzalanmıştır” açıklamasında bulundu.

İtalyan bayraklı R/V IEVOLI RELLUME gemisinin Ege denizindeki faaliyetleri

Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, Ege’nin güneyinde Türk deniz yetki alanına girmeye çalışan bir İtalyan gemisiyle ilgili gerginlik yaşandığına ilişkin haberlerle ilgili şunları söyledi:

“Yunanistan tarafından 21 Temmuz tarihinde İtalyan bayraklı R/V IEVOLI RELLUME Kablo döşeme gemisinin icra edeceği faaliyetlere ilişkin bir kısmı Deniz Yeki Alanlarımıza giren seyir duyuruları yayınlanmıştır. Konuyla ilgili olarak tarafımızdan derhal itiraz nitelikli seyir duyuruları yayınlanmış ve Deniz Yetki Alanlarımıza giren bölgelerde çalışma yapılabilmesi için Türkiye Cumhuriyeti makamlarından izin alınması gerektiği bildirilmiştir.

22 Temmuzda söz konusu gemi Deniz Yetki Alanımıza girmemesi konusunda uyarılmış ve gemilerimiz tarafından engellenmiştir. Daha sonra yapılan koordinasyon neticesinde belirtilen koordinatlarda çalışma yapılmasına izin verilmiş ve Deniz Kuvvetlerimize ait gemiler refakatinde faaliyetini tamamlayarak kıta sahanlığımızdan ayrılmıştır. Bahse konu geminin faaliyetleri bölgede bulunan Deniz Kuvvetleri unsurlarımızca yakından takip edilmektedir. Deniz yetki alanlarımıza saygı duyan ve iş birliği yapan Yunan ve İtalyan makamlarına teşekkür ediyoruz.”

Irak Cumhurbaşkanı Eşi’nin Türkiye aleyhine açıklamaları

Bakanlık kaynakları, Irak Cumhurbaşkanı Abdüllatif Reşid’in eşi ve ülkenin eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin baldızı Shanaz İbrahim Ahmed’in ” TSK’nın operasyonları sivil halka zarar veriyor” şeklindeki sözlerine şu cevabı verdi:

“TSK’ya yönelik söz konusu iddialar asılsızdır. Ayrıca, bu açıklama ve ithamların, Irak’ın genelini yansıtmadığı açıktır. Kaldı ki Irak tarafı da PKK’yı yasaklı örgüt olarak ilan etmiştir. Ülkemiz kardeş Irak ile bu türden asılsız iddialar üzerine diyalog geliştirmemektedir. Türkiye olarak ikili ilişkilerimizi her alanda geliştirmek istiyoruz. Bu alanlardan biri de terörle mücadeledir. Irak’ın kuzeyinde kilit kapanacak ama terörle mücadele hiçbir zaman bitmeyecek. ‘Terör’ kelimesi bu coğrafyadan tamamen silinene kadar mücadelemiz devam edecek.”

ABD’nin Suriye’ye Avenger Stinger hava savunma sistemlerini nakletmesi

Bakanlık kaynakları, ABD’nin Suriye’ye Avenger Stinger Hava Savunma Sistemlerini naklederek bunları terör örgütü PKK/ YPG’ye verdiğine dair haberlere ilişkin şunları kaydetti:

“TSK, savunma ve güvenlik konusunda her gelişmeyi yakından takip etmektedir. ABD, bölgede bulunan kendi üslerinin hava savunmasını sağlamak maksadıyla Avenger stinger Hava Savunma Sistemleri göndermiştir. Müttefikimiz ABD’den beklentimiz, daha önce DEAŞ’la mücadele bahanesiyle terör örgütü PKK/YPG-SDG’ye verdiği tüm yardım ve desteği sonlandırması, bir terör örgütüyle işbirliği yapılarak başka bir terör örgütüyle mücadele edilemeyeceğini anlaması ve terörle mücadelemize samimi destek vermesidir.”

İdlib’deki M4 karayolunda Rusya ile yeniden devriyeler başlayacak mı

Bakanlık kaynakları, İdlib’deki M4 karayolunda Rusya ile yeniden ortak devriyelerin başlayıp başlamayacağına dair soruya şu cevabı verdi:

“Bölgenin barış ve huzura kavuşması için Türk Silahlı Kuvvetleri her türlü girişimde bulunmaktadır ve gelecekte de bulunmaya devam edecektir. Bu kapsamda, M4 karayolunun güvenliğinin kontrol edilmesi konusunu başından beri ifade etmekteyiz. Bu konuda muhataplar ile görüşmeler sürmektedir. Türkiye, bölgede istikrar ve barışa katkı sağlayacak hiçbir çabadan çekinmemekte, sorumluluk almaktan imtina etmemektedir.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakanligi-son-bir-haftada-94-terorist-etkisiz-hale-getirildi/feed/ 0
Erdoğan: Cumhur İttifakı olarak sokak hayvanları teklifini Meclis tatile girmeden yasalaştıracağız https://www.haber60.com.tr/erdogan-cumhur-ittifaki-olarak-sokak-hayvanlari-teklifini-meclis-tatile-girmeden-yasalastiracagiz/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-cumhur-ittifaki-olarak-sokak-hayvanlari-teklifini-meclis-tatile-girmeden-yasalastiracagiz/#respond Wed, 24 Jul 2024 22:06:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41960

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, sahipsiz hayvanlara ilişkin yasa teklifinin dün komisyonda kabul edildiğini belirterek, “Bu meseleyi Meclis tatile girmeden önce inşallah genel kurulun da takdirine sunacak, orada da taşkınlıklara prim vermeden, inanıyorum ki Cumhur İttifakı olarak, teklifi yasalaştırarak sokaklarımızı güvenli hale getireceğiz. Bu konuda tüm grubumuzdan, milletin vekili olarak bu yüce çatı altında bulunan her bir arkadaşımdan kararlı bir duruş bekliyorum. Asla taviz yok ve bu işi Allah’ın izniyle bitireceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, sahipsiz hayvanlara yönelik kanun teklifi ile ilgili tartışmalara değinerek, “Birileri ısrarla görmezden gelse de Türkiye’de bir başıboş köpek sorunu var. Daha önce de ifade ettim; dünyanın hiçbir medeni ülkesinde, modern şehrinde göremeyeceğiniz bir sokak köpeği popülasyonu ile karşı karşıyayız. Maalesef bu sayı her yıl asimetrik bir şekilde katlanarak artıyor. Üstelik bu başıboş köpekler, çocuklara, yaşlılara, yetişkinlere, başka hayvanlara, koyun sürülerine, keçilere saldırıyorlar. Trafik kazalarına sebep oluyorlar. En değerli varlıklarımız olan çocuklarımızı parçalamak suretiyle bizden kopartıyorlar. Artan kuduz vakalarını, yabancı ülkelerin Türkiye’ye gelen vatandaşlarına yaptığı uyarıları burada saymıyorum bile. Müdahale edilmedikçe sorun daha da büyüyor, kötüleşiyor, mesele tam anlamıyla çığırından çıkıyor. Milletimiz bu sorunu bizden çözmemizi istiyor. Halkımız sokakların güvenli hale gelmesini istiyor. Çocuklarımız gönül rahatlığıyla okula gitmek, parkta oynamak istiyor. Vatandaşımız hem şiddetin, hem sağlığımıza yönelik tehdidin, hem de istismarın sona ermesini arzuluyor. Bizim bu isteklere, bu arzulara, ülkemizin dört bir yanından yükselen feryatlara sessiz, tepkisiz kalmamız düşünülemez” diye konuştu.

‘KİMSE BİZE MERHAMET DERSİ VEREMEZ’

Erdoğan, hayvanlar konusunda kimsenin kendilerine merhamet dersi veremeyeceğini ifade ederek, “Hele hele bölücü terör örgütünün beşikteki bebeği katletmesine, canlı bombaların şehirlerimizde masum sivilleri aramızdan almasına, Gazze’de şuanda sayısı 16 bini bulan masum çocuğun, sayısı 40 bini geçen masum insanın katledilmesine ses çıkarmayanlar kalkıp da bize merhametten bahsetmesin. Dağdaki eli kanlı katil sürülerine methiyeler düzenler kimse kusura bakmasın ama bize vicdan nutku çekemez. Unutmayın timsahın gözyaşları merhametten değildir. Komisyon çalışmaları sırasında köpek yüzünden hayatını kaybetmiş 10 yaşındaki kızının acısını yüreğinde taşıyan annenin, 10 yaşındaki oğlu parçalanmış babanın üzerine yürüyen bir karakter fukarasının diline en son alacağı kelime merhamettir. Değil insana, değil masum çocuklara herhangi bir canlıya karşı yüreğinde zerre miskal merhamet olan biri kalkıp da o densizliği yapamaz. Ciğer paresini kaybetmiş yüreği yaralı bir anne ile empati kuramayan başka canlılarla nasıl kursun? İnsan sevmiyorlar ki bir köpeği nasıl sevecekler? Ayrıca birileri muhalefet milletvekillerinin desteğiyle kalkıp geliyor, daha doğrusu buraya, Meclis’e taşınıyor, Meclis koridorlarını işgal ediyor. Utanmadan sıkılmadan Meclis çatısı altında milletvekillerine ‘katil’ diye bağırabiliyor. Milletvekili milletin temsilcisidir. Milletvekiline hem de yüce Meclis çatısı altında ‘katil’ diye bağıran da onu oraya getirip o cesareti veren de bütün millete karşı saygısızlık yapmıştır, edepsizlik yapmıştır. Biz bu densizliğe, şımarıklığa pabuç bırakacak, boyun eğecek bir grup değiliz. ‘Biz 3-5 marjinal karakterin çığırtkanlık yaparak, bağırarak Meclisi çalışamaz hale getirmesine eyvallah etmeyiz. Burası gazi bir Meclistir, milletin Meclisidir. Kimse Gazi Meclisin şanına ve konumuna gölge düşüremez. Böyle bir edepsizliğin tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirler çok daha sıkı bir şekilde mutlaka alınmalıdır” dedi.

‘SAHİPLENME KAMPANYAMIZA GÜÇLÜ DESTEK BEKLİYORUM’

Erdoğan, utanç verici tüm sahnelere rağmen yasa teklifinin dün komisyonda kabul edildiğini vurgulayarak, “Sadece insanları değil sokak hayvanlarını da yaşatmayı amaçlayan kanun teklifimize ‘evet’ diyen tüm milletvekillerine teşekkür ediyorum. Bu meseleyi Meclis tatile girmeden önce inşallah genel kurulun da takdirine sunacak, orada da taşkınlıklara prim vermeden, inanıyorum ki Cumhur İttifakı olarak, teklifi yasalaştırarak sokaklarımızı güvenli hale getireceğiz. Bu konuda tüm grubumuzdan, milletin vekili olarak bu yüce çatı altında bulunan her bir arkadaşımdan kararlı bir duruş bekliyorum. Asla taviz yok ve bu işi Allah’ın izniyle bitireceğiz. Tabii teklifin yasalaşması sadece bir başlangıçtır. Bundan sonra esas önemli olan sahiplenme sürecidir. Son bir haftadır ortalığı ayağa kaldıran sanatçılar, dernekler, medya mensupları başta olmak üzere tüm hayvanseverlerden başıboş köpekleri sahiplenme kampanyamıza güçlü destek bekliyoruz. Burada sergilenen yüksek hassasiyetin çok daha fazlasını sahiplenme sürecinde göreceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı.

‘İHTİYAÇ HALİNDE MÜDAHALEDE BULUNURUZ’

Erdoğan, Batı Trakya’daki sorunların gündemlerinin ilk sırasında yer aldığını belirterek, “Özelikle din ve ibadet hürriyetiyle eğitim haklarına dair meseleler sürekli takibimizdedir. Yunanistan tarafından atılan bütün adımları takip ediyor, ihtiyaç halinde gerekli müdahalelerde bulunuyoruz. İnşallah bundan sonra da Batı Trakya Türk azınlığa kol kanat germeye devam edeceğiz. Aynı durumda Kıbrıs Türk halkının gasp edilen hakları için de geçerlidir. Kıbrıs Türk halkı, 1960’lardan beri neredeyse 3 çeyrek asırdır haksızlığa, hukuksuzluğa ve ayrımcılığa maruz kalıyor. 1963 ile 1974 yılları arasında yaşanan katliamları bir çoğumuz daha dün gibi hatırlıyoruz. Yakılan köyleri, öldürülen çocukları, adanın sadece yüzde 3’lük bölümüne sıkıştırılmak istenen Kıbrıslı kardeşlerimizin dramlarını asla unutamayız. Tüm bu zulümler işlenirken Batılı kurum ve kuruluşlar hiçbir şey yapmadı. Bugün Gazze soykırımını seyrettikleri gibi Kıbrıs Türk halkına yönelik etnik temizlik teşebbüslerini de uzaktan izlediler. 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı ile Kıbrıs Türk halkının varlığına uzanan kirli ve kanlı elleri kırmıştır. Kıbrıs Türkü’nün bağımsızlık iradesini kırmaya yönelik politikalar o günden bu yana artarak devam etti. Son olarak 2004 yılında Annan Planına ‘Evet’ diyen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti cezalandırılırken plana ‘hayır’ diyen Rum kesimi Avrupa Birliği’ne tam üye yapılarak ödüllendirildi. Daha sonra oturulan müzakere masalarından hiçbir sonuç çıkmadı. Eski yöntemlerle bir yere varılamayacağını artık görmüş durumdayız. Federalizme dayalı tekliflere bizim de Kıbrıs Türkü’nün de karnı tok. Ana vatan ve garantör ülke olarak duruşumuzu barış harekatının 50’inci yıl dönümünde çok net bir biçimde tekrar ortaya koyduk. Hedefimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin tanınırlığını artırmaktır. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde attığımız adımların devamını getirmekte kararlıyız. Aynı şekilde Kıbrıs Türk halkının kendi ayakları üzerinde durması için de desteklerimizi, yatırımlarımızı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

‘MUHALEFETİN ESKİ SİYASETİNİ TERK ETMEYE BAŞLAMASINI ÖNEMSİYORUZ’

Erdoğan, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’na iştirak etmek suretiyle Kuzey Kıbrıs’ta bulunan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Cumhur İttifakı ile milletvekillerine teşekkür ederek, “Özellikle muhalefetin Türkiye’yi yabancılara şikayet eden eski siyasetini terk etmeye başlamasını önemsiyoruz. Hatırlanacağı üzere sabık genel başkan döneminde Cumhuriyet Halk Partisi’nin dış politikada yaşadığı savrulmalar siyasi rekabet kavramıyla açıklanamayacak boyutlara ulaşmıştır. Kimi CHP’li milletvekilleri Avrupa’da ülke ülke dolaşıp, PKK’nın Suriye’deki uzantılarının gönüllü avukatlığını yapıyorlardı. Geçen hafta 8’inci yıl dönümünü geride bıraktığımız 15 Temmuz ihanetinin faillerini aklama görevini de yine CHP yönetimi üstlenmişti. Milletin bir gecede 252 evladını şehit vererek yazdığı milli irade destanını ‘kontrollü darbe’ yaftası vuranlar da bu kifayetsizlerden başkası değildi. Türkiye’ye ve Türk siyasetine yakışmayan bu tavrın değişim işaretleri göstermesine açık söyleyeyim muhalefetin normalleşmesi adına kayda değer buluyoruz. Lefkoşa’da sergilenen birlikteliğin başta terörle mücadele olmak üzere milli meselelerde ve milli mücadelelerde istikrarlı bir şekilde sürdürülmesini temenni ediyorum” diye konuştu.

Erdoğan, komşularla ilişkilerinde asla gerilim peşinde olmadıklarını söyledi. Erdoğan, “Yakın çevremizden başlayarak tüm ülkelerle dostluğumuzu ilerletmeye, bölgemizde ve dünyada dostlarımızın sayısını artırmaya bakıyoruz. Bu politikamızda da son derece samimiyiz, kararlıyız, iyi niyetliyiz. Tokalaşmak amacıyla uzatılan hiçbir eli havada bırakmayız. Ortak çıkarlar ve karşılıklı saygı çerçevesinde hareket edildiği takdirde aşılamayacak hiçbir engel görmüyoruz. Nitekim son 1 yılda bu yönde önemli adımlar attık. Komşularımızın yanı sıra pek çok uluslararası kuruluşla işbirliğimizi ilerlettik. Artan güvenlik tehditleri karşısında Türkiye’nin manevra alanını genişletmek için gayretlerimizi inşallah daha da yoğunlaştıracağız” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-cumhur-ittifaki-olarak-sokak-hayvanlari-teklifini-meclis-tatile-girmeden-yasalastiracagiz/feed/ 0
Erdoğan’dan “Sokak Hayvanları” Açıklaması: “Timsahın Gözyaşları Merhametten Değildir” https://www.haber60.com.tr/erdogandan-sokak-hayvanlari-aciklamasi-timsahin-gozyaslari-merhametten-degildir/ https://www.haber60.com.tr/erdogandan-sokak-hayvanlari-aciklamasi-timsahin-gozyaslari-merhametten-degildir/#respond Wed, 24 Jul 2024 21:57:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41954 (ANKARA) – AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında, tepkilere neden olan sokak hayvanlarıyla ilgili kanun teklifi konusundaki tartışmalara ilişkin “Dağdaki eli kanlı katil sürülerine methiyeler düzenler, kimse kusura bakmasın ama, bize vicdan ve merhamet nutku çekemez. Unutmayın, timsahın gözyaşları merhametten değildir” diye konuştu. Erdoğan Orta Vadeli Program’ın olumlu sonuçlarını görmeye başladıklarını söyleyerek, “Enflasyonda en kötü tabloyu geride bıraktığımıza inanıyorum. Enflasyon inşallah bundan sonra daha hissedilir biçimde düşecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan konular şöyle:

“Bugün vefatının 29’uncu yıl dönümü olan Batı Trakya Türkleri’nin efsanevi lideri merhum doktor Sadık Ahmet’i bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Dr. Sadık Ahmet inandığı değerleri savunmaktan, bu uğurda bedel ödemekten çekinmeyen bir dava adamıydı. Batı Trakya Türk azınlığı bu sahip olduğu kazanımlarda merhum Sadık Ahmet’in duruşunun büyük bir payı vardır. Kendisini bir kez daha rahmetle anıyor, ailesine ve yol arkadaşlarına sabır diliyor, Türkiye olarak tüm imkanlarımızla Batı Trakya’daki kardeşlerimizin yanlarında olacağımızı burada tekrar vurgulamak istiyorum. Yunanistan ile gelişen diyaloğumuzdan Batı Trakya Türk azınlığının hak ve hukukunun korunması noktasında da istifade ediyoruz.

Kıbrıs Türk halkı 1960’lardan beri neredeyse üç çeyrek asırdır haksızlığa, hukuksuzluğa ve ayrımcılığa maruz kalıyor. 1963 ile 1974 yılları arasında yaşanan katliamları birçoğumuz daha dün gibi hatırlıyoruz. Yıkılan köyleri, öldürülen çocukları, Ada’nın sadece yüzde 3’lük bölümüne sıkıştırılmak istenen Kıbrıslı kardeşlerimizin dramlarını asla unutamayız. Tüm bu zulümler işlenirken Batılı kurum ve kuruluşlar hiçbir şey yapmadı. Bugün Gazze soykırımını seyrettikleri gibi Kıbrıs Türk halkına yönelik etnik temizlik teşebbüslerini de uzaktan izlediler.

Federalizme dayalı tekliflere bizim de Kıbrıs Türkü’nün de karnı tok. Anavatan ve garantör ülke olarak duruşumuzu Barış Harekatı’nın 50’inci yıl dönümünde çok net biçimde tekrar ortaya koyduk. 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı ülkemizden geniş bir heyetin de katılımıyla Kıbrıs Türkü kardeşlerimizle beraber büyük bir coşkuyla kutladık.

“Muhalefetin Türkiye’yi yabancı şikayet eden siyasetini terk etmeye başlamasını önemsiyoruz”

Muhalefetin Türkiye’yi yabancılara şikayet eden eski siyasetini terk etmeye başlamasını önemsiyoruz. Hatırlanacağı üzere sabık Genel Başkan döneminde CHP’nin dış politikada yaşadığı savrulmalar siyasi rekabet kavramıyla açıklanamayacak boyutlara ulaşmıştı. Kimi CHP milletvekilleri Avrupa’da ülke ülke dolaşıp PKK’nın Suriye’deki uzantılarının gönüllü avukatlığını yapıyorlardı. Geçen hafta 8’inci yıldönümünü geride bıraktığımız 15 Temmuz ihanetinin faillerini aklama görevini de yine CHP yönetimi üstlenmişti. Milletin, bir gecede 252 evladını şehit vererek yazdığı milli irade destanına, kontrollü darbe yaftası vuranlar da bu kifayetsizlerden başkası değildi. Türkiye’ye ve Türk siyasetine yakışmayan bu tavrın değişim işaretleri göstermesini, açık söyleyeyim, muhalefetin normalleşmesi adına kayda değer buluyoruz. Lefkoşa’da sergilenen birlikteliğin, başta terörle mücadele olmak üzere milli meselelerde istikrarlı bir şekilde sürdürülmesini temenni ediyorum.

Biz komşularımızla ilişkilerimizde gerilim peşinde asla değiliz. Yakın çevremizden başlayarak tüm ülkelerle dostluğumuzu ilerletmeye, bölgemizde ve dünyada dostlarımızın sayısını artırmaya bakıyoruz. Bu politikamızda da son derece samimiyiz, kararlıyız, iyi niyetliyiz. Tokalaşmak amacıyla uzatılan hiçbir eli havada bırakmayız. Ortak çıkarlar ve karşılıklı saygı çerçevesinde hareket edildiği takdirde aşılamayacak hiçbir engel görmüyoruz.

“Sene sonunda enflasyonu hedeflediğimiz seviyelere mutlaka indireceğiz”

Orta Vadeli Program’ın olumlu sonuçlarını görmeye başladık. Enflasyonda en kötü tabloyu geride bıraktığımıza inanıyorum. Enflasyon inşallah bundan sonra daha hissedilir biçimde düşecektir. Aşırı kar hırsının şişirdiği fiyat balonu kimi sektörlerde yavaş yavaş sönüyor. Fiyatlama davranışlarının tekrar piyasa gerçekleriyle uyumlu hale gelmeye başladığını görüyoruz. Bu dengelenme önümüzdeki dönemde güçlenerek devam edecektir. Sene sonunda enflasyonu hedeflediğimiz seviyelere mutlaka indireceğiz.

Daha 4 ay öncesinde meydanlarda bol keseden para dağıtıyorlardı, şimdi emeklilerimizi kapılarına dahi yaklaştırmıyorlar. Seçim bitti, sandıklar kapandı. Verilen sözlerin tamam rafa kalktı. CHP’li belediyelerin tamamı alameti farikası olan çöp, çukur, çamur, yolsuzluk, hırsızlık girdabına vatandaşlarımız tekrar kilitlendi. Vals ve dans gösterisi düzenlemeyi belediyecilik zannediyorlar. Beceriksizlik iş bilmezlik, ideolojik bağnazlık adeta bunların paçalarından akıyor.

“Cumhurbaşkanınız olarak yaşadığınız sıkıntıların tamamının farkındayım”

Şunu tüm kalbimle söylemek istiyorum: Benim çiftçim, üreticim, sanayicim, işçim şüphesiz en iyisine layıktır. Bilhassa ömrünün en güzel yıllarını; ailesine, ülkesine, milletine hizmet etmek için harcayan emeklilerimizin hakkını ödeyemeyiz. Hayatlarının ikinci baharında emeklilerimizin yanında yer almayı asli görevimiz olarak görüyoruz. Son 21 yılda emeklilerimizin hayat kalitesini yükseltecek birçok adım attık. Bizden önce emekli maaşları gerçekten insani standartların çok altındaydı. Kasım 2002’de nasıl bir ücret tablosuyla karşı karşıya olduğumuzu burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimizde en düşük emekli aylığı 66 lira, yani 43 dolardı. Yine bu dönemde asgari ücret 184 lira olarak uygulanıyor, bu rakam da 122 dolara tekabül ediyordu. Emeklilerimizin önemli bir kısmı asgari ücretin üçte biri civarında aylık almaktaydı. Bu dengesizliği giderecek pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik. En düşük emekli aylığını, geçtiğimiz hafta yapılan artışla 12 bin 500 liraya, yani 380 dolara yükselttik. Son 2 yılda en düşük emekli aylığını yüzde 257 oranında artırmış olduk.

Emekli kardeşlerimizin şunu bilmesini arzu ediyorum: gösterdiğimiz tüm bu çabalara rağmen, Cumhurbaşkanınız olarak yaşadığınız sıkıntıların tamamının farkındayım. Serzenişlerinizi duyuyorum. Sorunlarınızı çözmek için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Bizim popülizmle işimiz yok. Bizim hayal tüccarlığıyla da işimiz yok. Biz meydanlarda söz verip sonra unutanlardan değiliz; verdiği sözün her zaman dimdik arkasında duranlardanız.

Efendim, muhalefet ne der? Bize ne muhalefetten. Efendim, medyada ne yazarlar? bize ne medyadan ya? Efendim seçkinler rahatsız oluyorlarmış. Tuzu kuru cazgırlar gürültü yapıyorlarmış, sesi çok çıkanlar ortalığı velveleye veriyormuş. Bunların hiçbirine bakmayız, hiçbirine aldırmayız yola devam ederiz. Biz, sadece milletimize bakar, milletimizin ortak hissiyatına bakar, ortak beklentilerine bakar, adımımızı da ona göre atarız.

“Türkiye’de bir başıboş köpek sorunu var”

Bugün bazı şeyleri açık açık konuşmamız gerekiyor; birileri ısrarla görmezden gelse de Türkiye’de bir başıboş köpek sorunu var. Daha önce de ifade ettim, dünyanın hiçbir medeni ülkesinde, modern şehrinde göremeyeceğiniz, bir sokak köpeği popülasyonuyla karşı karşıyayız. Maalesef bu sayı, her yıl asimetrik bir şekilde katlanarak artıyor. Üstelik bu başıboş köpekler; çocuklara, yetişkinlere, yaşlılara, başka hayvanlara, koyun sürülerine, keçilere saldırıyorlar. Trafik kazalarına sebep oluyor; en değerli varlıklarımız olan çocuklarımızı parçalamak suretiyle bizden kopartıyorlar. Artan kuduz vakalarını, yabancı ülkelerin Türkiye’ye gelen vatandaşlarına yaptığı uyarıları burada saymıyorum bile. Müdahale edilmedikçe sorun daha da büyüyor; kötüleşiyor, mesele tam anlamıyla çığırından çıkıyor.

Milletimiz bizden bu sorunu çözmemizi istiyor. Halkımız, sokakların güvenli hale gelmesini istiyor. Çocuklarımız, gönül rahatlığıyla okula gitmek, parkta oynamak istiyor. Vatandaşımız hem şiddetin hem sağlımıza yönelik tehdidin hem de istismarın sona ermesini arzuluyor. Bizim bu isteklere, bu arzulara, ülkemizin dört bir yanından yükselen feryatlara sessiz, tepkisiz, bigane kalmamız düşünülemez. Daha önce de ifade ettim, hayvanlar konusunda kimse bize merhamet dersi vermeye kalkışmasın. Hele hele, bölücü terör örgütünün beşikteki bebeği katletmesine, canlı bombaların şehirlerimizde masum sivilleri aramızdan almasına, Gazze’de, şu anda sayısı 16 bini bulan masum çocuğun, sayısı 40 bini geçen masum insanın katledilmesine ses çıkarmayanlar, kalkıp da bize merhametten bahsetmesin. Dağdaki eli kanlı katil sürülerine methiyeler düzenler, kimse kusura bakmasın ama bize vicdan ve merhamet nutku çekemez. Unutmayın, timsahın gözyaşları merhametten değildir.

“İnsan sevmiyorlar ki, bir köpeği nasıl sevecekler?”

Komisyon çalışmaları sırasında, köpek yüzünden hayatını kaybetmiş 10 yaşındaki kızının acısını yüreğinde taşıyan annenin, 10 yaşındaki oğlu parçalanmış babanın üzerine yürüyen bir karakter fukarasının diline en son alacağı kelime merhamettir. Değil insana, değil masum çocuklara, herhangi bir canlıya karşı, yüreğinde zerre miskal merhamet olan biri, kalkıp da o densizliği yapmaz. Ciğerparesini kaybetmiş yüreği yaralı bir anneyle empati kuramayan, başka canlılarla nasıl kursun? Eşrefi mahlukat olan insana sevgi göstermeyen, başka canlılara nasıl sevgi beslesin? İnsan sevmiyorlar ki, bir köpeği nasıl sevecekler?

“3-5 marjinal karakterin Meclis’i çalışamaz hale getirmesine eyvallah etmeyiz”

Ayrıca birileri muhalefet vekillerinin desteğiyle kalkıp geliyor, daha doğrusu buraya Meclis’e taşınıyor, Meclis koridorlarını işgal ediyor, utanmadan, sıkılmadan Meclis çatısı altında katil diye bağırabiliyor. Milletvekili milletin temsilcisidir. Milletvekili sadece kendisini seçenlerin değil, tüm Türkiye’nin, 85 milyonun tamamının vekilidir. Milletvekiline, hem yüce Meclis çatısı altında ‘katil’ diye bağıran da onu oraya getirip o cesareti veren de bütün millete karşı saygısızlık yapmıştır, edepsizlik yapmıştır. Biz bu densizliğe, bu edepsizliğe, bu şımarıklığa pabuç bırakacak, boğun eğecek bir grup değiliz. Biz 3-5 marjinal karakterin çığırtkanlık yaparak, çağırarak, bağırarak Meclis’i çalışamaz hale getirmesine eyvallah etmeyiz.

Böyle bir edepsizliğin tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirler alınmalıdır. Utanç verici tüm sahnelere rağmen yasa teklifi dün komisyonda kabul edildi. Sadece insanları değil, sokak hayvanlarını da yaşatmayı amaçlayan kanun teklifimize ‘evet’ diyen tüm milletvekillerini tebrik ediyorum. Bu meseleyi, Meclis tatile girmeden önce inşallah Genel Kurul’un da takdirine sunacak; orada da taşkınlıklara prim vermeden, inanıyorum ki Cumhur İttifakı olarak, teklifi yasalaştırarak sokaklarımızı güvenli hale getireceğiz.

“Son bir haftadır ortalığı ayağa kaldıranlardan başıboş köpekleri sahiplenme kampanyamıza destek bekliyoruz”

Tabii teklifin yasalaşması sadece bir başlangıçtır. Bundan sonra esas önemli olan sahiplenme kampanyasıdır. Son bir haftadır ortalığı ayağa kaldıran sanatçılar, dernekler, medya mensupları başta olmak üzere tüm hayvanseverlerden başıboş köpekleri sahiplenme kampanyamıza güçlü destek bekliyoruz. Burada sergilenen yüksek hassasiyetin çok daha fazlasını, sahiplenme sürecinde de göreceğimize inanıyorum.

Sözlerimi tamamlamadan önce 2024 Paris Olimpiyat Oyunlarında yarışmak üzere dün Fransa’ya uğurladığımız sporcularımıza Mevla’dan başarılar diliyorum. Kendilerinden, milletçe göğsümüzü kabartacak müjdeli haberler bekliyoruz. Bu düşüncelerle her birinize 28’inci dönem, birinci yasama yılında gösterdiğiniz üstün gayretler dolayısıyla tekrar tebriklerimi iletiyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogandan-sokak-hayvanlari-aciklamasi-timsahin-gozyaslari-merhametten-degildir/feed/ 0
Erdoğan: Türkiye’de bir başıboş köpek sorunu var, Meclis tatile girmeden meseleyi çözeceğiz https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiyede-bir-basibos-kopek-sorunu-var-meclis-tatile-girmeden-meseleyi-cozecegiz/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiyede-bir-basibos-kopek-sorunu-var-meclis-tatile-girmeden-meseleyi-cozecegiz/#respond Wed, 24 Jul 2024 21:21:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41918 Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Komisyonda kabul edilen başıboş köpek düzenlemesiyle ilgili de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Halkımız sokakların güvenli hale gelmesini istiyor. Hayvanlar konusunda kimse bize merhamet dersi vermeye kalkışmasın. Türkiye’de bir başıboş köpek sorunu var. Meclis tatile girmeden meseleyi çözeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde; “Yunanistan’ın tüm adımlarını takip ediyor, ihtiyaç halinde müdahalede bulunuyoruz. Bundan sonra da Batı Trakya Türk Azınlığa kol kanat germeye devam edeceğiz. Aynı durum Kıbrıs Türk halkının gasbedilen hakları için de geçerlidir. Kıbrıs Türk halkı 1960’lardan beri haksızlığa ve ayrımcılığa maruz kalıyor. Federalizme dayalı tekliflere bizim de Kıbrıs Türkü’nün de karnı tok. Hedefimiz KKTC’nin tanınırlığını artırmaktır. Ana vatan ve garantör ülke olarak Barış Harekatı’nın yıldönümünde tavrımızı net bir şekilde ortaya koyduk.

KIBRIS’TAKİ TÖRENLERE CHP GENEL BAŞKANI ÖZEL’İN KATILMASI

Lefkoşa’da sergilenen birlikteliğin başta terörle mücadelede olmak üzere milli meselelerde sürdürülmesini temenni ediyorum.

“KOMŞULARIMIZLA İLİŞKİLERİMİZDE GERİLİM PEŞİNDE DEĞİLİZ”

Biz komşularımızla ilişkilerimizde gerilim peşinde değiliz. Tüm ülkelerle dostluğumuzu ilerletmeye, dostlarımızın sayısını artırmaya bakıyoruz. Tokalaşmak amacıyla uzatılan hiçbir eli havada bırakmayız.

“ENFLASYONDA EN KÖTÜ TABLOYU GERİDE BIRAKTIĞIMIZA İNANIYORUZ”

Ekonomide de sıkıntılarımızın üstesinden geliyoruz. Enflasyonda en kötü tabloyu geride bıraktığımıza inanıyoruz. Enflasyon bundan sonra daha hissedilir biçimde düşecektir. Aşırı kar hırsının şişirdiği fiyat balonu kimi sektörlerde yavaş yavaş sönüyor. Sene sonunda enflasyonu hedeflediğimiz seviyelere indireceğiz. Daha önce nasıl enflasyonu tek haneye indirdiysek aynısını yine başaracağız. Muhalefet havanda su dövmektedir. Moody’s’in 11 yıl sonra gelen not artırımı, Türkiye için çok geç kalmış bir adım. Türkiye’nin ekonomik kapasitesi bu oranların çok üzerinde.

“3-4 KEZ ZAM YAPTIKLARI HİZMETLERİN FİYATLARINI DÜŞÜRSÜNLER”

Buradan Sayın CHP Genel Başkanı’na şunu söylemek isterim dürüst siyaset verilen sözlerin arkasında durmayı gerektirir. Gücünüz yetiyorsa belediye başkanlarına söyleyin bedava yapacağız diyerek milletten oy istedikleri ancak 3 ayda 3-4 kez zam yaptıkları hizmetlerin fiyatlarını düşürsünler.

“BAKANLIĞIMIZ BORÇLARIN TAHSİLİNE BAŞLAYACAK”

Emeklilere faydanız dokunsun istiyorsanız talimat verin, belediyeleriniz Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan birikmiş borçlarını ödesin. Meydanlarda oy verene bedava traktör vereceğiz demek kolaydır zor olan sözünün eri olmaktır. Hazine ve Maliye Bakanlığımız belediyelerin borçlarının kaynağında tahsiline başlayacak. Milletin varlığını değişik yerlerde harcamaya müsaade yok.Öyle 25 kuruşa simit yok.

“EMEKLİ MAAŞLARINDA YÜZDE 78 İLA 86 ORANINDA ARTIŞA GİTMİŞ DURUMDAYIZ”

Emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıların farkındayım, sorunların çözümü için tüm kurumlarımız seferber. Son 21 yılda emeklilerimizin hayat kalitesini yükseltecek adımlar attık. 2024 yılında emekli maaşlarında yüzde 78 ila 86 oranında artışa gitmiş durumdayız. Yaptığımız bu artış, enflasyon beklentisinin oldukça üzerindedir. Amacımız, ekonomimizi enflasyonu körükleyecek bir kısır döngüye sokmadan insanlarımızın refahını kalıcı olarak artırmaktır. Depremin 104 milyar doları bulan faturası azaldıkça, politikalarımız sonuç verdikçe ortaya çıkan ilave kaynağı başta emekliler, halkımızın emrine sunacağız.

SOKAK HAYVANLARI DÜZENLEMESİ

Birileri ısrarla görmezden gelse de Türkiye’de bir başıboş köpek sorunu var. Dünyanı hiçbir medeni ülkesinde göremeyeceğiniz bir sokak köpeği popülasyonu ile karşı karşıyayız. Bu köpekler çocuklara yaşlılara başka hayvanlara saldırıyorlar, trafik kazalarına sebep oluyorlar. Müdahale edilmedikçe sorun daha da büyüyor. Milletimiz bu sorunu çözmemizi istiyor. Birileri ısrarla görmezden gelse de Türkiye’de bir başıboş köpek sorunu var. Dünyanı hiçbir medeni ülkesinde göremeyeceğiniz bir sokak köpeği popülasyonu ile karşı karşıyayız. Bu köpekler çocuklara yaşlılara başka hayvanlara saldırıyorlar, trafik kazalarına sebep oluyorlar. Müdahale edilmekdikçe sorun daha da büyüyor. Milletimiz bu sorunu çözmemizi istiyor. Bizim bu isteklere sessiz tepkisiz kalmamız düşünülemez. Hayvanlar konusunda kimse bize merhamet dersi vermeye kalkışmasın. Bölücü terör örgütünün beşikteki bebeği katletmesine Gazze’de masum çocukların katledilmesine ses çıkarmayanlar kalkıp da bize merhametten bahsetmesin. Dağdaki eli kanlı katil sürülerine methiyeler düzenler, kimse kusura bakmasın ama bize vicdan ve merhamet nutku çekemez. Unutmayın timsahın gözyaşları merhametten değildir. Milletvekiline, hem de yüce Meclis çatısı altında ‘katil’ diye bağıran da onu getirip o cesareti veren de millete karşı saygısızlık, edepsizlik yapmıştır.

“SAHİPLENME KAMPANYAMIZA GÜÇLÜ DESTEK BEKLİYORUZ”

Komisyon çalışmaları sırasında köpek yüzünden hayatını kaybetmiş 10 yaşındaki kızının acısını yüreğinde taşıyan annenin üzerine yürüyen karakter fukarasının diline en son alacağı kelime merhamettir. Değil insana herhangi bir canlıya karşı yüreğinde merhamet olan biri kalkıp da o densizliği yapamaz. Yüreği yaralı anneyle empati kuramayan başka canlılarla nasıl kursun? İnsan sevmiyorlar ki bir köpeği nasıl sevecekler? Bu meseleyi Meclis tatile girmeden önce Genel Kurul’un takdirine sunacak orada da taşkınlıklara prim vermeden inanıyorum ki Cumhur İttifakı olarak teklifi yasalaştırarak sokaklarımızı güvenli hale getireceğiz. Teklifin yasalaşması başlangıç. Önemli olan sahiplenme kampanyasıdır. Tüm hayvanseverlerden başıboş köpekleri sahiplenme kampanyamıza güçlü destek bekliyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiyede-bir-basibos-kopek-sorunu-var-meclis-tatile-girmeden-meseleyi-cozecegiz/feed/ 0
Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye’nin desteğiyle güçlenen Kuzey Kıbrıs’ı vurguladı https://www.haber60.com.tr/kuzey-kibris-cumhurbaskani-ersin-tatar-turkiyenin-destegiyle-guclenen-kuzey-kibrisi-vurguladi/ https://www.haber60.com.tr/kuzey-kibris-cumhurbaskani-ersin-tatar-turkiyenin-destegiyle-guclenen-kuzey-kibrisi-vurguladi/#respond Wed, 24 Jul 2024 00:57:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41819 Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü nedeniyle düzenlenen resepsiyona katılan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, ” Türkiye’nin sahip çıkmasıyla daha güçlü bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni hep birlikte görmeye devam ediyoruz” dedi.

İstanbul’da Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü nedeniyle resepsiyon düzenlendi. Resepsiyona, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Ali Sivri, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel, İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Zehra Bilge Eray, İstanbul Büyükşehir Başkanı Ekrem İmamoğlu, Belediye Başkanları ve Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri katıldı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “15 Temmuz 1974 Yunanistan’daki cuntaya Kıbrıs’taki iş birliklerine Makarios’un darbeyle indirilmesi ve Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanma noktasında ve Kıbrıs Türk halkının tamamıyla temizlik ve soykırımdan geçmesinin arifesinde Türk hükümeti 20 Temmuz bir cumartesi sabahında garantörlük hakkını kullanarak müdahale kararı alır. Merhum Bülent Ecevit ve yardımcısı Necmettin Erbakan’ın kararlı duruşu ile Mehmetçikler karadan, havadan ve denizden üçlü harekatla Kıbrıs’a müdahalesini gerçekleştirirken, mücahitlerimizle tekrar bir destan yazdılar. Bu destan sayesinde şimdi Kıbrıs’ta barış, huzur ve güvenliğin tesis edilmesiyle Kıbrıs Türk halkını gerçekten Doğu Akdeniz’de bağımsız bir Türk Devleti sahibi olarak oradaki her türlü başarımız ve geleceğe ümitle bakabilmemize oradaki başarılar yön vermektedir. Bütün bu zaferlerde bu başarılarda İstanbul’un rolü çok büyüktür çünkü İstanbul bir merkezdir. İstanbul ve Kıbrıs arasında her zaman bir bağlantı olmuştur” diye konuştu.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye’nin sahip çıkmasıyla daha güçlü olduğunu belirten Tatar, “Buradaki havalimanından bir saat 15 dakikada Ercan’a ulaşabilirsiniz. Şimdi yeni havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı’yla ve artan seferler ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne günde zaman zaman 10’dan fazla sefer var. İstanbul ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki bağlar güçlenmektedir. Dolayısıyla sosyal, ekonomik ve kültürel bağlarımız daha da güçlenmek suretiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne Türkiye ve özellikle İstanbul’un sahip çıkmasıyla daha güçlü bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni hep birlikte görmeye devam ediyoruz. 1974 yılında Mehmetçikler adaya ayak basarken, Türkiye Cumhuriyeti müdahale kararı alırken söylenen, ‘Biz Kıbrıs’a soydaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumaya gidiyoruz’. 50 yıl sonra öyle olaylar gelişmiştir ki iyi ki o hareket olmuş ve bugün Doğu Akdeniz gibi fevkalede önemli statüsü olan jeopolitik bakımdan, enerji kaynaklarıyla, güvenlik meseleleriyle, mavi vatanı ile hava sahasıyla artan stratejik ve milli değeriyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti milli bir devlet olarak her geçen gün değeri artması suretiyle Türkiye ile birlikte hem havada hem denizlerde ve her türlü tarihi bakımdan milli ve geleneklerimize ve milletimize yakışır bir şekilde oradaki varlığımızı sürdürmek bizlere yakışandı. Onu hep birlikte başarmanın bahtiyarlığı ve gururu içerisindeyiz” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/kuzey-kibris-cumhurbaskani-ersin-tatar-turkiyenin-destegiyle-guclenen-kuzey-kibrisi-vurguladi/feed/ 0
İmamoğlu: Türkiye Cumhuriyeti her zaman KKTC’nin yanında olmaya devam edecektir https://www.haber60.com.tr/imamoglu-turkiye-cumhuriyeti-her-zaman-kktcnin-yaninda-olmaya-devam-edecektir/ https://www.haber60.com.tr/imamoglu-turkiye-cumhuriyeti-her-zaman-kktcnin-yaninda-olmaya-devam-edecektir/#respond Wed, 24 Jul 2024 00:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41807 Haber: OKTAY YILDIRIM – Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT

(İSTANBUL) – İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen resepsiyona katıldı. İmamoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti her zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yanında olmaya devam edecektir. Kıbrıs konusu gerek KKTC için gerekse Türkiye için siyasi çekişmelere, kutuplaşmalara malzeme edilemeyecek kadar hayatidir. Hepimizin ortak davasıdır” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü münasebetiyle Artİstanbul Feshane’de düzenlenen resepsiyona katıldı.  Adada yaşayan Türkleri soykırımdan kurtaran, yaşadıkları zulme son veren  operasyonun yıl dönümü iç in düzenlenen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı 50. Yıldönümü Resepsiyonu’na Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)  Cumhurbaşkanı  Ersin Tatar, İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Ali Sivri,  KKTC İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Zehra Bilge Eray da katıldı. İBB’nin desteğiyle gerçekleşen resepsiyonda konuşan İmamoğlu’nun konuşması özetle şöyle:

“Si·yasi· çeki·şmelere, kutuplaşmalara malzeme edi·lemeyecek kadar hayati·di·r

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın resepsiyonunda, kutlamasında bir arada olmaktan çok mutluyum, gururluyum. Bu duygularla sizlerle bir aradayız. İstanbul’un bu ev sahipliğini çok önemli buluyorum. KKTC, Kıbrıs Türkleriyle olan tarihsel bağımız, ortak mücadelemiz ve yakın ilişkimiz nedeniyle bugün ve geleceğine önem verdiğimiz bir devlettir. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti her zaman KKTC ‘nin yanında olmaya devam edecektir. Kıbrıs meselesi, bugün Türkiye’nin dış politika alanında en önemli gündem maddelerinden biridir. Kıbrıs konusu gerek KKTC için gerekse Türkiye için siyasi çekişmelere, kutuplaşmalara malzeme edilemeyecek kadar hayatidir. Hepimizin ortak davasıdır. Hem Kıbrıs Türkleri’nin hem Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak çıkarlarını korumak, haklı davamızı uluslararası alanda savunmak için omuz omuza birlikte mücadele etmeyi sürdürmeliyiz.

“Her zaman önceli·ği·mi·z barıştan yana tavır almak olmalıdır ama…”

Dünyanın ve özellikle yakın coğrafyamızın savaşlarla, çatışmalarla çalkalandığı bir dönemdeyiz. Böylesi dönemlerde birlik ve beraberliğin önemi daha çok artıyor. Tabii ‘yurtta sulh, dünyada sulh” diyen bir liderin yolundan yürümekteyiz. Her zaman önceliğimiz barıştan yana tavır almak olmalıdır. Ama bu demek değil ki, soydaşlarımızın zulme uğramasına sessiz kalacağız ya da bir tehdit karşısında pasif ve savunmasız kalacağız. Hayır. Son ana kadar barış için çabalayacak, ama zaruret halinde gerekeni yapmak için de her zaman hazırlıklı olacağız. Tıpkı 1974 yılında, Rum tarafınca her türlü zulme maruz bırakılmış olan Kıbrıs Türk halkını korumak ve adada barışı hakim kılmak için yaptığımız gibi…

“Küçük ve Denktaş’ın adları Türk tari·hi·nde altın harflerle yazılıdır”

Bundan 50 yıl önce kahraman Türk ordusu Türkiye’nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan garantörlük hakkı uyarınca harekete geçti, Kıbrıslı mücahitlerle birlikte Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizi zulümden kurtardı. Bu uğurda hayatını ortaya koyan şehitlerimizi, aramızdan ayrılan gazilerimizi sonsuz minnet ve rahmetle anıyorum. O günlerin hafızasını ve gazilik onurunu bugün de yaşamaya devam eden kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Tabii Kıbrıs Türklerinin varoluş mücadelesi denildiğinde Doktor Fazıl Küçük’ün ve Rauf Denktaş’ın çok ayrı bir yeri vardır. Onların mücadele azimleri hepimize örnek olmalıdır. Türk tarihinde adları altın harflerle yazılıdır. Her ikisini de rahmet ve saygıyla anıyorum.

“Hem Kıbrıs Anıtı’nı hem de Rauf Rai·f Denktaş Anıtı’nı açmanın gururunu yaşadım”

Eğitim hayatının bir kısmını KKTC’nde geçirmiş birisi olarak Kıbrıs’ta çok ama çok güzel ve yakın dostluklar edindim. Yaşanılan acıları, verilen mücadeleyi tanıklarından dinleme, öğrenme ve izleme şansını yakaladım. O nedenle hiçbir zaman KKTC’ni, Kıbrıs mücadelesinin kişisel olarak sürecinin yanından, zihnimden ayırmadım ve her zaman oradaki dostlarımla iç içe oldum. Her zaman ayrı bir yeri olduğumu dünyamda belirtmek isterim. Tam da onun için Beylikdüzü Belediye başkanlığı yaptığın dönemde sayın Rauf Denktaş’ın Türkiye’deki evinin bulunduğu ilçemizde güzel Yaşam Vadi’mizin tam ortasında hem Kıbrıs Anıtı’nı hem de Rauf Raif Denktaş Anıtı’nı açmanın gururunu yaşadım.

“İBB ve TBB Başkanı olarak Kıbrıs’ı zi·yaret edeceği·m”

Bu yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak da KKTC’mizin bu kutlu gününü Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümüne özel birçok etkinlikler gerçekleştirdik. O güzel ruhu şehrimizin her köşesinde konserlerle, söyleşilerle, resepsiyonlarla ve sevgilerle karşılamanın gururunu yaşadık. Tarihimizin bu önemli sayfasını kardeşliğimizi, mücadelemizi hatırlayıp yeni nesillere aktarmayı görev edindik. Kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi andık ve anmaya devam edeceğiz. Tabii bizim KKTC’ye olan ilgimiz aynı zamanda oradaki mevkidaşlarımızla, yerel yönetimlerle olan güçlü çalışmalarımız bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edecek. Lefkoşa ve Girne belediye başkanlarımızla yeni dönemde göreve başladığım bu kısa zaman içerisinde bir araya geldik. En kısa zamanda hem İBB Başkanı olarak hem de Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı olarak KKTC ‘ni ziyaret ederek oradaki yerel yöneticilerle Türkiye’deki yerel yönetimler arasında hangi ilişkileri kurabiliriz, hangi seviyede yardım ve KKTC’nin yerel yönetim noktasındaki gelişmelerine katkı sunabiliriz görüşmelerimizi yapacağımızı buradan belirtmek isterim. Tabii ki bu arada Türk Ocağı takımının kalecisi olduğumu ve hayranı olduğumu da buradan bütün Kuzey Kıbrıs’a yollamak isterim.

“Barışı tehli·keye atacak söz ve eylemlerden her i·ki· kesi·m de uzak durmalıdır”

En büyük dileğimiz barıştır. Savaşların, çatışmaların, acıların tekrarlamamasıdır. Bunun için herkese ve başta yöneticilere büyük iş düşüyor. Gerginliği tırmandıracak açıklamalardan, siyasi çıkar uğruna halklar arası barışı tehlikeye atacak söz ve eylemlerden her iki kesim de uzak durmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti her zaman kardeş KKTC’nin yanındadır, ilelebet öyle olacaktır. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlarken tekrar KKTC Cumhurbaşkanımızı İstanbul’da ağırlamaktan kıymetli eşleri hanımefendiyi, İstanbul’da ağırlamaktan duyduğum onuru belirtmek isterim. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlarım.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglu-turkiye-cumhuriyeti-her-zaman-kktcnin-yaninda-olmaya-devam-edecektir/feed/ 0
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: Köpeklerimizi temizleyelim ve saldırgan olanları uyutalım https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-kopeklerimizi-temizleyelim-ve-saldirgan-olanlari-uyutalim/ https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-kopeklerimizi-temizleyelim-ve-saldirgan-olanlari-uyutalim/#respond Wed, 24 Jul 2024 00:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41783 Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Biz demiyoruz ki köpekleri toplayalım, toptan öldürelim. Biz diyoruz ki köpeklerimizden, sokaklarımızı temizleyelim ve saldırgan olanları sahipsiz olanları, bulaşıcı hastalık taşıyanları da uyutalım diyoruz.” dedi.

Destici, Süleymanpaşa Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, Vatan Şairi Namık Kemal’in memleketinden olmaktan dolayı mutlu olduğunu söyledi.

Yarın, Batı Trakya Türklerinin unutulmaz lideri Dr. Sadık Ahmet’i vefatının yıl dönümünde anacaklarını ifade eden Destici, “Partimiz kurulduğu günden bu yana Sadık Ahmet’in vefatının her ölüm yıl dönümünde kabri başında olan partidir. Çünkü Türk milliyetçisi olarak Türk dünyasına, Türk dünyasının değerlerine, Türk dünyasının kahramanlarına, Türk dünyasının şehitlerine sahip çıkmak bizim boynumuzun borcu. Batı Trakya’da, Balkanlarda, dünyanın her tarafında Türklüğün var olması için mücadele eden bütün soydaşlarımıza, dindaşlarımıza sahip çıkacağız.” şeklinde konuştu.

Destici, Türkiye’nin güçlü bir ülke olduğunu aktararak, Türkiye’nin güçlü olması için devletin güçlü olması gerektiğini dile getirdi.

Türkiye’nin terörle mücadelesinin devam ettiğini vurgulayan Destici, “Terörle asla müzakere olmaz mücadele olur. Kökünü kazıyana kadar, bir tane bırakmayana kadar. Terör konusunda mücadele olacaksa terörün tüm unsurlarına karşı mücadele olmalı. Dağdaki terörist öldürülünce terör bitmiyor. Sözde STK kurmuş, örgütün uzantısı, mecliste parti kurmuş, milletvekili mecliste terör örgütünü övüyor. Bunlarla da mücadele edeceksin. Dünyanın hangi ülkesinde bunun örneği var ama maalesef benim ülkemde var. Onun için bu topyekün mücadele olmadan, o meclisten o teröristler atılmadan terör bitmez arkadaşlar. Bakın artık öyle arsızlaştılar ki sahil kentlerimizde akşam PKK marşlarıyla halay çekecek kadar hadsizleşdiler. Elbette haklarında soruşturma başlatılmış, gözaltına alınanlar var ama iş bu noktaya kadar gelmiş. Daha önce bırakın bunu gerçekleştirmeyi bunu akıllarından dahi geçiremezlerdi. Ama bakın iş bu noktaya gelmiş. Demek ki burada bir vahamet var. Artık Türkiye’nin, Türk devletinin sabredecek vakti yoktur. Artık gereği eksiksiz ve noksansız bir şekilde yerine getirilmelidir.” diye konuştu.

Destici, partisinin sokak köpekleriyle ilgili görüşünün en başından bu yana net olduğunu belirtti.

Yurt dışında sokaklarda köpek görmenin mümkün olmadığını aktaran Destici, “İnsanların yoğun olarak yaşadığı mahalleler, caddeler, köpeklerin yaşam alanı değildir. Köpeklerin yaşam alanı çiftliklerdir. İnsan evine alır ve kendisi bakar saygı duyarım. Kendiniz bakarsınız, sahiplenirsiniz, saygı duyarım.” ifadelerini kullandı.

Köpekleri kısırlaştırmanın bir çözüm olmadığını vurgulayan Destici, şunları kaydetti:

“Biz demiyoruz ki köpekleri toplayalım, toptan öldürelim. Biz diyoruz ki köpeklerimizden, sokaklarımızı temizleyelim ve saldırgan olanları sahipsiz olanları, sahipsiz olanları, bulaşıcı hastalık taşıyanları da uyutalım diyoruz. Bu kadar basit. Avrupa bunu yapmış, dünya bunu yapmış. Bunu yapmadıktan sonra biz bu meseleyi çözemeyiz. Kısırlaştırmak çözüm olmuyor. Bakın, Türkiye kuduz riski en yüksek olan ülkeler arasında gösterilmeye başlandı. Allah korusun bu Kovid salgını gibi bir kuduz salgını ile karşı karşıya kalabiliriz. Yani bunun tedbirlerini almak zorundayız. Bu yasanın meclis kapanmadan yasalaşmasını beklediğimizi bir kere daha buradan ifade ediyorum. Meclisteki partilerimize ve milletvekillerimize bu sokak köpekleriyle ilgili düzenlemeye karşı koydukları direnci özellikle muhalefet partileri direnci, ekonomiyle ilgili vergiyle ilgili, asgari ücretle ilgili emekli maaşıyla ilgili olan konularda terörle mücadele konularında göstermelerini beklediğimizi de buradan ifade ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-kopeklerimizi-temizleyelim-ve-saldirgan-olanlari-uyutalim/feed/ 0
Türkiye’yi Olimpiyat Oyunları’nda temsil edecek olan milli sporcular için uğurlama töreni düzenlendi https://www.haber60.com.tr/turkiyeyi-olimpiyat-oyunlarinda-temsil-edecek-olan-milli-sporcular-icin-ugurlama-toreni-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyeyi-olimpiyat-oyunlarinda-temsil-edecek-olan-milli-sporcular-icin-ugurlama-toreni-duzenlendi/#respond Tue, 23 Jul 2024 23:12:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41723 Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenecek 2024 Paris Olimpiyatları’nda mücadele edecek sporcular için İstanbul Havalimanı’nda uğurlanma töreni düzenlendi. İstanbul Havalimanı VIP Salonu’nda düzenlenen uğurlama törenine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, İstanbul Valisi Davut Gül ve diğer ilgililer katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve Bakan Bak, Paris’e gidecek olan milli sporcularla tek tek ilgilendi. Milli sporcular Türk Hava Yolları (THY) ait özel uçakla saat 14.30’da Paris’e giderken, yolculuk öncesi uçak önünde hatıra fotoğrafı çekildi.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI YILMAZ: BİZE YENİ SEVİNÇLER YAŞATACAĞINA İNANIYORUZ

Havalimanında düzenlenen uğurlama töreninde bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Ülkemizi Paris 2024 yaz olimpiyat oyunlarında temsil edecek sporcularımızı uğurlamak üzere bu heyecana ortak olmaktan büyük mutluluk duyurum. Cumhurbaşkanımızın Recep Tayyip Erdoğan’ın sizlere selamlarını ve tüm sporcularımıza başarı dileklerini buradan iletiyorum. Son yıllarda ülkemiz spor alanında büyük başarılara imza atmış, uluslararası alanda adından sıkça söz ettirmiştir. Geçtiğimiz günlerde milli takımımızın Avrupa Futbol Şampiyonası’nda sergilediği performans milletimize sevinç ve gurur yaşatmıştır. Geleceğe çok daha umutla bakmaya vesile olmuştur. Filenin sultanlarının Avrupa Şampiyonası’ndaki birincilikleri, Mete Gazoz evladımızın okçuluktaki üstün başarıları, güreşte elde edilen altın madalyalar ve atletizmde kırılan rekorlar gibi daha pek çok alanda spor yükselen yıldızımız olmuştur. Bu başarılar sadece sahada kalmayıp, bir duygu seli olup ülkemizin dört bir yanına yayılıyor. 85 milyonu adeta birbirine kenetleyerek birlik ve beraberlik duygularını pekiştirmiş oluyor. 102 sporcudan oluşan olimpiyat kafilesi de geçmişten bu yana nice başarıyı tatmış ve milletimizin göğsünü kabartmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin olimpiyat oyunlarındaki 100’üncü yılında her birinizin üstün gayret göstereceğine ve bize yeni sevinçler yaşatacağınıza yürekten inanıyorum” şeklinde konuştu.

“2024 PARİS OLİMPİYATLARINDA 54 TÜRK KADIN SPORCU YARIŞACAK”

Türkiye’nin 54 kadın sporcuyla olimpiyatlara katıldığını ifade eden Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu başarının temelinde Cumhurbaşkanımızın, gençliğe ve spora verdiği önem ile sahip olduğu insan odaklı kalkınma vizyonu vardır. Tesisleşme hızımız, tesis sayımız ve tesislerimizin kalitesiyle spor dalında Avrupa’nın en iddialı ülkelerinden biri haline geldik. Doğu batı ayırt etmeksizin bugün 81 vilayetimizde farklı spor dallarına ve sporcularımıza tasarlamış 4 bin 547 modern spor tesisimiz var. 2002 yılında 278 bin olan lisanslı sporcu sayımız 2024 yılında 16 milyona ulaştı. Kadın sporcularımızın artan başarısı göz doldurmaktadır. Paris olimpiyat oyunları 48 erkek 54 kadın sporcu ile 18 branşta katılıyoruz. Kadın boks ve kadın güreş milli takımlarımızın en fazla sporcu ile katıldığı olimpiyat bu olimpiyat olacak.”

GENÇLİK VE SPOR BAKANI AŞKIN BAK: PARİS’TE ZİRVEYİ ZORLAYACAĞIMIZA İNANIYORUZ

Türkiye’nin Paris’te zirveyi zorlayacağına inandığını dile getiren Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “Yüzyıl önce genç Türkiye Cumhuriyeti Paris olimpiyatlarına kafile gönderiyor. Yine Yüzyıl sonra yine Paris’te yapılacak olan olimpiyatlara sporcularımızı gönderiyoruz. O zaman genç bir Cumhuriyet savaştan yeni çıkmış ve olimpiyat tutkusu var ve yola çıkmış. Şimdi de modern tesisleriyle güçlü alt yapısıyla güçlü Türkiye Cumhuriyeti yüzyıl sonra aynı ruhla orada olacağız. Pek çok sporcu için olimpiyatlarda yer almak büyük bir önem taşıyor. Daha önce olimpiyatlarda yarışmış sporcularımız tabi ki bu tecrübeleri görüyor. İlk defa yer alacak sporcularımız için büyük bir tecrübe. Çıtayı daha da yükseklerde tutuyoruz, iyi hazırlandık iyi çalıştık emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu bir heyecan bir tutku, olimpiyat 4 yılda bir yapılan uluslararası en güzide bir organizasyon. Olimpiyat şampiyonlarının ülke içerisinde çok önemli yerleri vardır. Biz çok şanslıyız ülke olarak sporun içinden gelen bir Cumhurbaşkanımız var. Son 22 yılda spora yapılan büyük yatırımlar var. Tüm dünyaya şunu söylüyoruz güçlü bir spor alt yapısıyla Türkiye geliyor. Güçlü olduğumuzu herkese göstereceğiz. Kulüplerimize ayrı teşekkür etmek istiyorum. En fazla sporcu gönderen kulüplerimizin başında Fenerbahçe’ye teşekkür ediyorum. Yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, Enka kulübü ve diğer kulüplerimize teşekkür ediyorum. Bütün kulüplerimizin olimpik yatırımlarını arttırmasını rica ediyorum. Yeni umutlar, yeni heyecanlar gelecek biz bu ülkeye güveniyoruz. Paris’te zirveyi zorlayacağımıza inanıyoruz. Orada Türklerin ne olduğun sporda göstereceğiz. Yolunuz açık olsun” şeklinde konuştu.

DURSUN ÖZBEK: ONLARIN HER ZAMAN YANINDAYIM

Olimpiyatlarda yarışacak olan Galatasaraylı sporcuları uğurlamak için İstanbul Havalimanı’na gelen Galatasaray Kulüp Başkanı Dursun Özbek, “Onları cesaretlendirmek lazım. Türkiye’nin onların arkasında olduğunu bilmeleri çok önemlidir. Onun için buradayım. Onlara başarılar diliyorum. İnşallah madalyalarla dönecekler. Onlar da gelirler herhalde. 1924’teki olimpiyatlarda, 100 yıl önce Galatasaray’ın kurucularından Ali Sami Yen beyefendi kafileye başkanlık yapmıştı. Bunun hatırasıyla oyuncularımızı desteklemek için onların yanındayım” diye konuştu.

ÇAKIROĞLU VE SÜRMENELİ’NİN HEDEFİ ALTIN MADALYA

2024 Paris Olimpiyatları’nda mücadele edecek olan kadın boksörlerden Buse Naz Çakıroğlu, “Tabii çok heyecanlıyız. Yaklaşık 3 yıldır bu anı bekliyorduk artık zamanı geldi çattı, gidiyoruz. Umarım sonu çok güzel olacak. 100’ncü yılda 100’ncü yıl takımı olarak 100 yıl sonra tekrar Paris’teyiz. Bence bize şans getirecek uğur getirecek. Umarım da sonu güzel olur. Her branşta yetenekli altın madalya alabilecek birçok takım arkadaşımız var. Bence bu sene tüm Türkiye olarak tarih yazacağız” şeklinde konuştu.

BUSENAZ SÜRMENELİ: GÜZEL ŞEYLERE İMZA ATACAĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUZ

Tokyo Olimpiyatları’nda altın madalya kazanan Busenaz Sürmeneli, “Heyecanlıyız, çok güzel çalıştık. Tokyo’nun devamında burada da inşallah ülkemize güzel sonuçlarla dönmek istiyoruz. Biz elimizden geleni yapıp ringde dövüşüp geri kalan da halkın duaları ile güzel şeylere imza atacağımızı düşünüyoruz. Tüm Türkiye olarak hazırız bence gerçekten. O yüzden bizden dualarını eksik etmesinler” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE ATLETİZM FEDERASYONU BAŞKANI ÇİNTİMAR: BÜTÜN SPORCULARIMIZA BAŞARILAR

Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Fatih Çintimar ise şunları söyledi:

“Bu benim 3’üncü olimpiyatım. Bu sporcularımız için de bizim için de inanılmaz büyük bir gurur. 80 milyonu temsil edecek 102 kişiyi oraya götürmek onlarla birlikte olmak o atmosferi yaşamak ve bu organizasyon içerisinde bulunmak son derece güzel ve önemli. Onun için ben öncelikle kota alan bütün sporcularımızı tebrik ediyorum. Burada mücadele edecek bütün arkadaşlarıma şimdiden başarılar diliyorum. Allah nasip ederse oradan da madalyalarla dönmeyi canı gönülden arzu ediyoruz. Allah’ım inşallah bunları bizlere nasip edecektir. Biz de çocuklarımızın oradaki İstiklal Marşı söylememizle ve madalya törenleriyle işi taçlandırmak istiyoruz. Bunun için inşallah hep birlikte sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği destekle sayın bakanlarımızın vermiş olduğu katkılar ve emekler doğrultuda sporcularımız antrenörlerimiz kulüplerimiz ve bütün teşkilat olarak buraya hazırlandık. Buradan da inşallah en güzel şekliyle döneceğimize inanıyoruz. Onun için Şimdiden herkese başarılar diliyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyeyi-olimpiyat-oyunlarinda-temsil-edecek-olan-milli-sporcular-icin-ugurlama-toreni-duzenlendi/feed/ 0
CHP TBMM Grup Toplantısı… Özgür Özel: Ulusal Egemenlik Parkı’nı Özgürlük Parkı Yapacağız, Meclis Sınırlarına Dahil Edeceğiz (1) https://www.haber60.com.tr/chp-tbmm-grup-toplantisi-ozgur-ozel-ulusal-egemenlik-parkini-ozgurluk-parki-yapacagiz-meclis-sinirlarina-dahil-edecegiz-1/ https://www.haber60.com.tr/chp-tbmm-grup-toplantisi-ozgur-ozel-ulusal-egemenlik-parkini-ozgurluk-parki-yapacagiz-meclis-sinirlarina-dahil-edecegiz-1/#respond Tue, 23 Jul 2024 23:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41714 (ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında CHP’nin 24 saat süren Anıt Park’ta yapılan Eğitim Maratonu’nu hatırlatarak; “Eğitim Maratonu, Meclis’in yanındaki Ulusal Egemenlik Parkı’nda yapılacaktı. Ama kapattılar çeşitli bahanelerle… Bu çok isteyip de özgürlük alanını açamayan Yerlikaya’ya ve özgürlük kürsüsünün isim sahibi Meclis Başkanımıza şu söylemek isteriz; Çankaya Belediyesi önümüzdeki toplantılarında gerek teknik çalışmalar tamamlanınca o parkı özgürlük parkı olmak ve Meclis’e sesini duyurmak isteyenlerin duyurabilmesi şartıyla Meclis sınırlarına dahil edeceğiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün TBMM’de, partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasına grup toplantısının yarım saat gecikme nedenini anlatarak aşlayan Özel şöyle devam etti:

“Yaklaşık yarım saat sizi beklettik. Bunun önemli bir gerekçesi var. Biraz önce İstanbul’da bir tören tamamlandı. O törene 2024 yılında bu sene yapılacak olan olimpiyatlar için 2024 Paris Olimpiyatları için. Ülkemizi olimpiyatlarda temsil edecek 102 sporcumuz İstanbul’dan uğurlanıyordu. o törenin tüm televizyonlarda eksiksiz yayınlanabilmesi için grup toplantımızı o törenin bitişine erteledik. Çünkü istedik ki orada milli formayı taşıyacak, kazanacakları madalyalarla hepimizi gururlandıracak, ay yıldızlı al bayrağı göklere çektirecek, İstiklal Marşımızı okuyacak çok kıymetli kafilemizi hep birlikte uğurlayalım, televizyonların bazılarında CHP2nin genel başkanı bazılarında milli sporcularımız olmasın. Ben hepiniz adına, CHP ailesi adına kafilemize başarılar diliyorum, en iyi sonuçlarla yurda dönmelerini bekliyorum.

” DEM Parti’ye de bir kez daha CHP olarak başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz”

Biraz önce üzücü bir haber aldık. Dem Parti’nin Sayın Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın annesi İpek anne Hakk’ın rahmetine kavuştu. Bakırhan ailesine Allah’tan rahmet diliyorum. DEM Parti’ye de bir kez daha CHP olarak başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

“Erzurum Kongresi’ne katılan herkesi ve Mili mücadelenin bütün kahramanlarını rahmetle ve minnetle anıyorum”

Bugün ulusal kurtuluş mücadelemizin dönüm noktalarından olan Erzurum Kongresi’nin 105. yıl dönümü. Trabzon’dan, Erzurum’dan, Sivas’tan, Bitlis’ten, Van’dan gelen delegelerle toplanan ve Mustafa Kemal Atatürk’ün kongre başkanlığını yaptığı Erzurum Kongresi manda ve himayeyi reddetmişti. 9. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir’in Mustafa Kemal’in yanında durduğu ve Milli mücadelenin seyrini değiştiren bir kongreydi bu. ve Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür parçalanamaz diyen Mustafa Kemal Atatürk ve kongre üyeleri o kongredeki kararlılıkla önce kurtuluşu gerçekleştirdiler sonra kuruluşu. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk o kongreye katılan herkesi ve Mili mücadelenin bütün kahramanlarını rahmetle ve minnetle anıyorum.

” Hatay’ın anavatana katılışının 85. yıl dönümü”

Bugün aynı zaman da Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘benim şahsi meselem’ dediği Hatay’ın ana vatana katılışının 85. yıl dönümü. 1918’den 1939’a kadar 21 yıllık bir mücadelenin sonunda Hatay 23 Temmuz günü Antakya’daki Fransız bayrağını indirerek Türk bayrağını kaldırdı. Bunun için o gün Hatay millet meclisinde oy kullanan ve Hatay’ı misakı milli sınırları içine katan ve bugünkü sınırlarımızın şekillenmesinin kararını alan o günkü tüm Hatay milletvekillerini rahmetle anıyoruz.

“Konu Türkiye’nin ve dostlarının çıkarıysa tek yumruğuz, tek yumruk olmaya devam edeceğiz”

Geçtiğimiz hafta geniş bir heyetle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeydik… Ve bir kez daha CHP olarak 50 yıl sonra Kıbrıs Türkü’nün, Kıbrıs davasının yanındayız. Giderken yanımızda 174 Kıbrıs Gazisi de vardı. Aslında 1974 gaziyi götürmek istedik. Öyle bir başvuru vardı CHP’ye ama ne otel ne uçak izin vermedi. 74 de olmasın 174 olsun hiç olmazsa dedik. Resmi törenlerde gözyaşlarıyla resmi geçitten geçtiler. Hepimiz çok duygulandık. Bir gün öncesinde Cumhurbaşkanını, Meclis Başkanını, Başbakanı, Dışişleri Bakanını, tüm siyasi partilerini Kıbrıs’ta ziyaret ettik… Bir kez daha CHP grubundan Kıbrıs’ı selamlıyoruz.

İktidarıyla muhalefetiyle 1974 Barış Harekatı çok önemli izler taşır bu parlamento çatısı altında. 15’inde Makarios’u indiren darbe gerçekleşmiştir. Kıbrıs’taki mezalim iyice tırmanmakta ve darbeciler zaten sürülmekte olan mezalime yeni bir hedef koyup orada Kıbrıs Helen Cumhuriyeti ilan etmektedirler. Buna karşılık bütün Türkiye ne yapacağız deyince 18 Temmuz günü, tutanakları açın çünkü tutanaklar artık gizli oturum değil, 10 yıl geçti açıldı, koalisyon hükümeti bu parlamentoyu gizli oturuma çağırmıştır. Başbakan dışarıdadır, Başbakan Yardımcısı Erbakan 18 Temmuz’da ‘olanların farkındayız. Hükümete güvenin, bize güvenin, gereği yapılacak’ diyerek parlamentoya o günkü bilgiler ışığında en kestirme, en doğru, en net bilgilendirmeyi yapmıştır. Kapıdan çıkınca hiç kimse başka bir şey konuşmamıştır. 20 Temmuz günü Ayşe tatile çıkıp, Kıbrıs’taki çocuklar paraşütleri görüp ‘bizimkiler’ dediğinde, bizimkiler yere inmeden Meclise çağrı yapılmıştır. ve Meclis bu sefer Başbakan Bülent Ecevit tarafından en ayrıntılı biçimde ne oldu, hangi görüşmeleri yaptık, niçin sonuç alamadık, ne yapıyoruz, hedefimiz ne, nerede duracağız bunu anlatmıştır. Kapının dışına çıkınca Süleyman Demirel’e mikrofon tutulmuş, ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti olması gerekeni yapmıştır. İktidarıyla muhalefetiyle birkaç kalp gibi Kıbrıs için atıyoruz. Hükümetin arkasındayız’ demiştir. Milli meseleler, iktidarıyla muhalefetiyle ülkenin çıkarını birlikte sahiplenmeyi, birinin eksik bıraktığını öbürünün tamamlamasını gerektirir. 74’ten alacak çok dersimiz, yürüyecek çok yolumuz, bu Meclis iradesine en yüksek saygıyı göstermek, en doğru bilgilendirmeyi yapmak, muhalefeti iktidar milletvekillerinden ayırmadan bilgilendirmek, muhalefet olarak da ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda kavgayı tartışmayı bir yere bırakıp tek yumruk olabilmek lazımdır. Biz konu Kıbrıs ise, Filistin ise, konu Türkiye’nin ve dostlarının çıkarıysa tek yumruğuz, tek yumruk olmaya devam edeceğiz.

“Yaz boyunca o Eğitim Maratonu’ndan çıkan 21 öneri 21 farklı şehirde konuşulacak”

Geçtiğimiz haftanın yoğun gündemi içinde Gölge Milli Eğitim Bakanımız Sayın Suat Özçağdaş, gölge bakan yardımcılarımızın ve onların temas ettiği gönüllü çok sayıda eğitimcinin, eğitim emekçisinin katkılarıyla Anıt Park’ta 24 saat süren bir Eğitim Maratonu gerçekleştirdik. Bu Eğitim Maratonu’na tam 92 konuşmacı, -ilk konuşmayı benden istediler, maraton ilk 100 metresini ben koştum, sonra Sayın Özçağdaş’a devrettim- 92 konuşmacı sabah 10’dan öbür saat 10’a kadar ara vermeden, 21 ana başlıkta 100 alt başlıkta Türkiye’de eğitimi konuştular. ÖMK’yı konuştular… Sadece eleştirmediler. Kitabı yapılacak, belgeseli yapılacak ama şöyle bir baktığınızda yüzde 20 eleştiri ise yüzde 80 öneri sundular… Ben o maratona katkı sağlayan tüm akademisyenlere, eğitim alanında örgütlü sendikaların sayın genel başkanlarına, eğitim emeklilerine, milletvekillerimize, genel başkan yardımcılarımıza, bakanlarımıza katkı sağlayan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Yaz boyunca o toplantıdan çıkan 21 öneri, 21 farklı şekilde aynı eğitim maratonu mantığıyla elbette tüm gün değil ama Türkiye coğrafyasındaki kilit 21 şehirde yaz boyunca konuşulacak, Meclis açılıncaya kadar konuşulacak, Türkiye’nin en önemli sorunu milli eğitim sorununu iktidar olup çözeceğimiz güne kadar gündemde tutmaya, eleştiri ve önerilerimizi dile getirmeye devam edeceğiz.

“Ulusal Egemenlik Parkı’nı Meclis’e sesini duyurmak isteyenlerin duyurabilmesi şartıyla Meclis sınırlarına dahil edeceğiz”

Burada biz müjde, bir açık çağrı Sayın Meclis Başkanı’na Kıbrıs’ta anlattım. Aslında bu Eğitim Maratonu hemen Meclis’in yanındaki Ulusal Egemenlik Parkı’nda yapılacaktı. Aslında Süleyman Soylu zamanında iki kişi parka girse üzerlerine su sıkıyordu, gaz atıyordu. Son dönemde Sayın Yerlikaya basın açıklama izin veriyordu. Ama bu maraton gelince kapattılar çeşitli bahanelerle.  Biz oraya ulaşamadık. Kendisiyle yapıcı görüşmeler yaptık, olmadı. Sorunun düğümlendiği yeri söylediler. Dediler ki; burası gösteri ve toplantı yapmaya, yürüyüş yapmaya uygun görülen alanlardan değil. O yüzden polisin kontrolünde ve izin veremeyiz. Sorun çözülsün diye temas halinde olduğumuz Sayın Kurtulmuş da arkadaşlarımız gidip anlatınca ‘Aman ne güzel. Keşke bu Milli Egemenlik Parkı böyle bir özgürlük kürsüsü olsa. Meclis’e sesini duyurmak isteyen gelip burada konuşsa. Sabit  bir kürsü olsa’ demiş. Biz sabit kürsüyü koymaya kalkıyoruz. Soylu deviriyordu. Sayın Yerlikaya da etrafını çeviriyor. Öyle olunca baktık Meclis Başkanı özgürlük kürsüsünden yana Çankaya Belediye Başkanımızla konuştuk çalışıyor. Şöyle bir şey yapacağız; bu çok isteyip de özgürlük alanını açamayan Yerlikaya’ya ve özgürlük kürsüsünün isim sahibi Meclis Başkanımıza şu söylemek isteriz; Çankaya Belediyesi önümüzdeki toplantılarında gerek teknik çalışmalar tamamlanınca o parkı özgürlük parkı olmak ve Meclis’e sesini duyurmak isteyenlerin duyurabilmesi şartıyla Meclis sınırlarına dahil edeceğiz. Sayın Yerlikaya üzülmeyecek ‘yetki böyle olunca yapamam’ diye zaten yetkisinden çıkacak. Meclis Başkanımız üzülmeyecek ‘Yetki bende olsa yaptırmam mı ama Yerlikaya yaptıramıyor’ demeyecek. Biz parkı Çankaya Belediyesi kararıyla, belediye meclis üyelerimiz uygun görürse ki AK Partili dört belediye meclis üyemizin de karara iştirak edeceğine hiç şüphem yok, Meclise dahil edeceğiz. Oradaki özgürlük kürsüsünden Türkiye’de bu Meclis’e sesini duyurmak isteyen kim varsa oradan söyleyecek. Bir iki yıl AK Parti’ye seslenecekler ondan sonra özgürce CHP iktidarına seslenecekler.

“Sahiplenmiyorsa öldürelim, ötenazi yapalım demek cinayettir, katliamdır, vicdansızlığın dik alasıdır”

Gelelim haftanın en yakıcı konularından bir tanesine. Sokak hayvanlarıyla ilgili düzenleme uzun süredir Türkiye’nin gündeminde. CHP olarak bu konuya en net yaklaşan, tutumunu en net ifade eden partiyiz. Sorunu doğru tespit edelim diyoruz. Sorun yoktur diyenlerden değiliz. Sorun var kaldırmak için çare ölüm diyenlerin karşısındayız. Çareyi cinayette görenlerin karşısındayız. Türkiye’de bir sokak hayvanları sorunu var mı? Evet var. Bu sorun maalesef daha önce de söyledim sınıfsal bir soruna evrilmek gibi de bir toplumsal riski, fay hattını işaret ediyor. Eğer çocuğunuz okula servisle gidiyorsa, sitenizin bahçesinden onu arabanıza bindirip götürüyorsanız, işinize kendi aracınızla gidebiliyorsanız sizin açınızdan belki de sokak hayvanları sorunu yoktur. Ama bir yoksul mahalledeyseniz, çocuk sabah okula yürüyerek, koşarak kendi gitmek zorundaysa, bir tekstil atölyesinin servisine yetişmek için metrelerce ana yola inmek zorundaysanız, evinizin biraz uzağındaki iş yerine yürüyerek gitmek durumundaysanız bir sokak hayvanları sorunu vardır. Bu soruna yok demek sorunun iki tarafına da yani tehdit altında olanlara da sokaktaki hayvanlara da en büyük kötülüktür. Ama bu sorunu görüp çözmek için toplayalım bir ay sonunda da sahiplenmiyorsa öldürelim. Ötenazi yapalım. Sahiplenmeyi imha edelim demek cinayettir, katliamdır, vicdansızlığın dik alasıdır. Hayvanseverlere, hayvan dostlarına, her yaştan ailesi hangi görüşte olursa olsun küçücük evlatlarımıza, her siyasi görüşten gençlere bu konuda gösterdikleri duyarlılık için başta grubum olmak üzere buna itiraz eden herkese bugün komisyonda hiç değilse ötanazi kelimesinin çıkarılmasını sağladıkları için hepinize öncelikle yürekten teşekkür ediyorum.

“Sorun çözülmemiştir. Sorun fiilen katliamlar devam etmektedir”

Ancak sorun çözülmemiştir. Sorun fiilen katliamlar devam etmektedir. ve çok daha riskli bir noktaya evrilebilir. O da şudur; kanun belediyeye bu konuda görev vermektedir ama para vermemektedir. Aksine belediyelere yolladıkları çeşitli tasarruf genelgeleriyle zaten belediyelerin ellerini, kollarını bağlamakta, belediyelerin barınak yapma süresini 2024’ten 2028’e ertelemekte, ayrıca belediyelerin yurt dışından buldukları 10 yıl sonra geri ödenecek paralara bile Cumhurbaşkanlığı ve Mehmet Şimşek tarafından imza atılmayıp belediyeler her yönden sıkıştırılmaya çalışılmakta. Diğer yandan da çok zor bir görev belediyelere verilip yapmayan hakkında cezai işlemler, Türk Ceza Kanunu’na göre işlemler, para cezaları gibi tehditler ortaya konmaktadır… Sorunun çözülmesi için belediyelerin, bütün belediyelerin en çok yapan yine bizimkiler ama bütün belediyelerin yeteri kadar barınak yapması, yeteri kadar personel alması, yeteri kadar araç alması, kısırlaştırma yapması, dijital alan başta olmak üzere etkin sahiplendirme kampanyaları yapması, onun lojistiğini planlaması lazım. ve para yok. İller Bankası kesintileri yapıyor. AK Partili belediyelerden belediyeleri borçla devraldık.

“AKP ve MHP samimi olsalar bu kanun teklifine kendi altlarında imzası olan hayvan hakları fonunu da koyarlar”

2019 yılında hayvan haklarının korunmasıyla ilgili komisyon kurduk. Komisyonda vardınız, Komisyonda öneriler yapıldı, altına imzayı attınız AK Parti ve MHP’liler olarak. Dediler ki ‘hayvan hakları meselesi önemlidir, çaresi bellidir, bunun için bir hayvan hakları fonu kurulmalıdır. Bu olmadan olmaz’ dediler. Fonun parayı nereden bulacağını da tarif ettiler. Alt yarışlarından, şans oyunlarından, Milli Piyango’dan, Spor Toto’dan, alınan vergilerin küçük bir kısmı kesilmek suretiyle bu yarışlardan, bu şans oyunlarından o vergiler kadar, o vergiler benzeri kesintiler yapılmak suretiyle. Yetmez, yerel yönetimler için alınan ve genelde alınan vergilerden çok küçük oranlar aktarılırsa devasa bir bütçe oluşuyor. Her şeye yeter. AK Parti ve MHP samimi olsalar bu kanun teklifine kendi altlarında imzası olan hayvan hakları fonunu da koyarlar. Niye koymuyorlar?”

(SÜRECEK)

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-tbmm-grup-toplantisi-ozgur-ozel-ulusal-egemenlik-parkini-ozgurluk-parki-yapacagiz-meclis-sinirlarina-dahil-edecegiz-1/feed/ 0 Altınordu Başkanı: Türkiye 25 günde bir yıldız yetiştirmeli https://www.haber60.com.tr/altinordu-baskani-turkiye-25-gunde-bir-yildiz-yetistirmeli/ https://www.haber60.com.tr/altinordu-baskani-turkiye-25-gunde-bir-yildiz-yetistirmeli/#respond Tue, 23 Jul 2024 22:51:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41702

Türk futbolunun yetiştirici kulübü olan Altınordu’da başkan Seyit Mehmet Özkan, Türkiye’nin 25 yılda bir değil, 25 günde bir yıldız yetiştirmesi gerektiğini söyledi.

İnciraltı Çağlar ve Cengiz Temel Futbol Eğitim Tesisleri’nde Altınordu U17 takımının sezon açılışına katılan Özkan, bu toprakların çocuklarına güvenmeye devam edeceğini vurgulayarak, “Akademi takımlarımız sezonlarını açmaya başladı. U17 takımımız geçen yıl ligde U16 olarak mücadele etti. Kendilerinden bir yaş büyüklere karşı oynadılar. Şu anda U17 takımımızda 8 tane milli oyuncumuz var. Bu çocukların hepsi bizim geleceğimiz. Onların gelişimlerini görmek bizleri mutlu ediyor” dedi.

Dünyada yaşanan pandemiden dolayı çocukların gelişimlerinin durduğunu ve yavaş yavaş toparlandıklarını dile getiren Özkan, “Şu anda bizim U17 takımımız iyi bir jenerasyon. Yine geçen yıl Türkiye Şampiyonluğu yaşayan bir U14 takımımız var. Bu sezon U15 takımı olarak mücadele edecekler. Önümüzdeki haftalarda onların da sezon açılışlarını yapacağız. Bu çocukların fiziksel gelişimlerini görmek bizleri mutlu ediyor. Çünkü bizim hayatımız bu toprakların çocukları ile geçiyor. 6 yaşından itibaren ilgilenmeye başladığımız çocuklara 20 yaşından sonra güle güle diyoruz. İçlerinden kalanlarla Athletic Bilbao’nun yaptığı gibi yapmaya çalışıyoruz. 3 milyonluk Bask bölgesindeki bu takım, La Liga’da 96 yıldır mücadele ediyor ve ligden düşmüyor. Her yıl ligi ilk 6-7 içinde tamamlıyorlar. Kasalarında her zaman 60-70 milyon Euro’ları var. Zaten bütün şehir takımına sahip çıkıyor. 53 bin kişilik stadın kombinelerinin ağustos ayında 48 bini satılıyor. Kasaya hemen 25-30 milyon Euro giriyor. Maç günü gelirlerini saymıyorum. Böyle olunca Avrupa ile aramızda dünya kadar fark var. Biz hala dünyanın en geri kalmış sistemi olan dernekçilikle futbol kulüplerini yönetmeye çalışıyoruz. Böyle yapınca da yıllar içinde bir çok yetenekli gencimiz kaybolup gidiyor” diye konuştu.

Türkiye’de yetişen yıldızlar konusunda da konuşan Altınordu Başkanı Özkan, “Emre Belözoğlu 1980 doğumlu. Onu Torbalı’da 96 veya 97 yılında izlemiştim. O maçta bile yüzde 50 kapasite ile oynamıştı. Sonrasında şimdi Arda Güler çıktı. 25 yılda bir uzaydan bir tane yıldız Türkiye’ye düşüyor. Bizim bunu 25 yılda bir değil, 25 günde bir yıldız çıkaracak sisteme geçmemiz lazım. Bunların olması için bu çocukların beslenmeleri başta olmak üzere hem fiziksel hem de mental gelişimlerinde yanlarında olmamız lazım. Bu işler tabi ki ekonomik durum ile ilgili. Paran ve bütçen varsa bu gençleri yurt dışına turnuvalara götürmek lazım. İşte burada dikkatimi çeken bir şey var. TFF’nin bütçesinden futbol gelişim sistemine verilen para sadece yüzde 2-3. Baştaki böyle yapınca diğerleri bu çocuklara hiç yatırım yapmıyor. Bunun için topluca isteyerek karar verilmesi lazım. Kulüplerimiz bir tane eksik yabancı oyuncu alacağım bunun yerine altyapıdaki çocuklara yatırım yapacağım demesi lazım. Bizim akademi bütçemizin büyük çoğunluğunu beslenme alıyor. Bu çocuklar iyi beslenmezse sahada rakipleri ile nasıl mücadele edecek, ikili mücadeleleri nasıl kazanacak” değerlendirmesinde bulundu.

BAŞKAN ÖZKAN, TFF SEÇİMLERİNİ YORUMLADI

Altınordu Başkanı Özkan, geçen hafta gerçekleştirilen Türkiye Futbol Federasyonu seçimleri hakkında ise şunları söyledi:

“Seçimler Türk futbolu için hayırlı olsun. Bir silkelenme lazımdı. Geçmişte çok şeyler oldu. Biz alt liglerdeyiz beni ilgilendirmiyor, ben çocuklarla ilgileniyorum. 18 yaşından sonra yokum. Bu işlerde ilahi bir adalet var. Nasıl oluyor bilmiyorum. Servet Yardımcı son anda adaylıktan çekildi aradan İbrahim Hacıosmanoğlu federasyon başkanı oldu. Türkiye’de 4 kulüp var. Bunların üçü çok önemli. Bu üçünden biri mutlu olurken ikisi kesinlikle mutsuz oluyor. Artık bizim Türk futbolunun gelişmesi için neler yapılmalı onlara bakmamız lazım. Hakemlerin gelişmesi için akademiler kurulmalı. Akademi liglerinde hakemleri görüyoruz. Yine çocuklarımızı yetiştirecek antrenörlere ihtiyaç var. BESYO’ların daha çok sistemin içine dahil olması gerekiyor. Ben BESYO’lardan iyi antrenörlerin çıkacağını düşünüyorum. TFF’nin genç takımlarda antrenörler için de kriter koyması lazım.”

“ARTIK OYUNU KONUŞALIM”

Liglerimizde her hafta maçlardan sonra hakemlerin konuşulmasından sıkıldığını kaydeden Özkan, “Maalesef maçlar bitiyor biz sadece hakemleri konuşuyoruz. Kimse oyunu ve sahayı konuşmuyor. Artık oyunu konuşalım. Hangi oyuncu milli takımda sol bek oynar onu konuşalım. Avrupa Şampiyonası’nda Montalla 4-6-0 oynattı. Süper Lig’de böyle oynayan bir takım yok. Biz böyle oynadık ne oldu. İyi sonuçlar aldık. Bazen ben de A Takım Teknik Direktörümüz Olcay Şahan’a 4-6-0 oynasak mı diye soracağım” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/altinordu-baskani-turkiye-25-gunde-bir-yildiz-yetistirmeli/feed/ 0
Barış Manço’nun Belçika’da kullandığı spor aracı Türkiye’ye getirildi https://www.haber60.com.tr/baris-manconun-belcikada-kullandigi-spor-araci-turkiyeye-getirildi/ https://www.haber60.com.tr/baris-manconun-belcikada-kullandigi-spor-araci-turkiyeye-getirildi/#respond Tue, 23 Jul 2024 22:42:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41692 1960’lı yıllarda Belçika’nın Liege kentine yerleşen ve aralıklarla yaşamını burada sürdüren Manço’nun 1991 model Honda Prelude aracı, oğulları Doğukan ve Batıkan Manço tarafından 3 sene önce bölgeyi vuran selde hasar almış halde bir depoda bulundu. Bunun üzerine oğulları, aracın Moda’daki Barış Manço Müzesi’ne getirilebilmesi için yasal işlemler başlattı. İşlemlerin ardından aracın Türkiye’ye nakledilmesine karar verildi.

“ARAÇ ÇALIŞILIR HALE GETİRİLECEK AMA TRAFİĞE ÇIKMAYACAK”

25 yıldır trafiğe çıkmayarak Türkiye’ye getirilmeyi bekleyen ancak yurt dışına çıkarılabilmesi için 30 yaşını doldurması gereken araç, sponsor lojistik firması tarafından konteynerle deniz yoluyla Türkiye’ye doğru yola çıkarıldı.
Barışseverlerin hatıralarında kırmızı rengiyle yer eden aracın konteynere yüklenmesinin hemen öncesinde, süreçte emeği geçenler, değerlendirmelerde bulundu. Batıkan Manço, Belçika ve Türk makamlarının işbirliğinde yürütülen 6-7 aylık sürecin sonuna gelinmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Ben buradan gönderiyorum, ağabeyim (Doğukan Manço) orada karşılayacak” dedi. Manço, “Aracın varmasından sonra bir süreç daha var. Mekanik kısmında ağabeyim devreye giriyor. Rötuşları olacak. Aracın sağlığı için çalışır hale gelecek ama trafiğe çıkmayacak. Barış Manço Müzesi’nde sergilenecek.” diye konuştu.

“BU ARACI KÜÇÜKKEN BELÇİKA’DA KULLANDIK”

“Araç, olması gereken yere gidiyor. Tüm Barışseverler için yerine getirmek istediğimiz bir görevdi. Barış Manço’nun yaşamına dair ipuçları o müzede sergileniyor. Dolayısıyla aracın yeri, Barış Manço Müzesi.” değerlendirmesini yapan Manço, aracın kendisi için ifade ettiklerini “Bu araç bana Belçika’daki yaşamımızı ifade ediyor. Ağabeyim ve ben burada doğduk. Okula burada başladık. Bizim buradaki aracımızdı.” sözleriyle özetledi.

“İKİ OĞUL BİR BABA OLARAK BU ARAÇLA İTALYA’DAN BELÇİKA’YA GİTTİK”

Manço, aracın ailesinin Türkiye tatillerinde kendilerine eşlik ettiğini dile getirerek, unutamadığı bir anısını şöyle paylaştı:
“Bir defasında dönüş yolunda, babam ve ağabeyim İzmir’den yola çıkarak aracı İtalya’ya getirmişlerdi. Onların yolcuğunu hep kıskanmışımdır. Biz İtalya’da buluştuk. Orada tatil yaptık. Yolun gerisini Belçika’ya karadan gittik. Bu araçtaki en uzun yolculuğum o. Muazzam bir tatildi. En güzel anılarımın arasındadır. Uzun bir yolda bir baba ve iki oğlu yolculuktaydık.”

Manço, bu araçla annesinin ağabeyi ile kendisini okula götürüp getirdiğini, kısa mesafe birçok gezi yaptıklarını anlattı.
Babasının koleksiyonculuğunu da anımsatan Manço, bu araç örneğindeki gibi sadece klasik değil spor modellere de ilgisi olduğunu belirtti. “Aslında bildiğim kadarıyla bu aracı babam, annem için almış. Ancak babamın Japon kültürüne olduğu kadar, Japon teknolojisine de merakı vardı. Tesadüfen alınmış bir araç değil.” diye konuşan Manço gülümseyerek, “Arabadan anlıyordu kendisi” ifadesini kullandı.

BRÜKSEL BAŞKONSOLOSU: BARIŞ MANÇO TÜRKİYE VE BELÇİKA’YI BİRLEŞTİRMEYE DEVAM EDİYOR

Aracın uğurlanması için orada bulunan Brüksel Başkonsolosu Umut Deniz de “Bugün bizim için çok büyük bir gün. Rahmetli Barış Manço’nun yıllar önce Belçika’da kullandığı arabasını Türkiye’ye gönderecek bir girişimin başlangıcındayız. Barış Manço bizim için Türkiye-Belçika arasında kurduğu köprülerle yıllar önce gönüllerde yer etmiş bir insan. Hepimiz onun şarkılarıyla büyüdük ama sanatçı kimliğinin bu iki ülke arasında güzel işlere imza atarak daha da pekiştirdiğini düşünüyorum” diye konuştu.

Bu senenin Türkiye-Belçika İşgücü Anlaşması’nın 60. yıl dönümü olduğuna değinen Deniz, “Barış Manço’nun böyle bir yılda bu sembolleri kuvvetlendirerek etkinliklerin merkezinde yer alması bizi ayrıca mutlu ediyor. Kısa süre önce Liege’de Manço’nun anısına yapılan duvar resminin açılışı yapıldı. Barış Manço, Türkiye ve Belçika’yı birleştirmeye devam ediyor. Bu güçlü sembolü hep beraber yaşatmaya devam edeceğiz.” dedi.

“GURUR VERİCİ BİR DURUM”

Sponsor firma Barsan Global Lojistik Benelüx Direktörü Mehmet Can Günaydın da böyle bir projenin parçası olmaktan duyduğu mutluluğu ifade etti. Günaydın, “Liege’de eski bir depoda sel nedeniyle kötü bir haldeydi. Oradan aracı Batıkan ve Doğukan beylerin yönlendirmesiyle teslim aldık. Temizlik işlerinden sonra depomuzda muhafaza etmeye çalıştık. Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığının desteğiyle evrak işlemleri tamamlandı. Bizim için gurur verici bir durum.” diye konuştu.
Barış Manço’nun ağabeyinin eşi Ebru Alkan Manço da aynı firmada proje yönetmesi vesilesiyle aracın transferiyle ilgili sürece ön ayak olduğunu belirterek, “Arabanın Türkiye’ye gitmesi en büyük hayallerimizdendi.” dedi. Transfer işlemlerinin fikrinin ortaya çıkması üzerine kısa sürede halledildiğini anlatan Alkan Manço, sürecin kendilerini çok duygulandırdığını kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/baris-manconun-belcikada-kullandigi-spor-araci-turkiyeye-getirildi/feed/ 0
TBMM Başkanı Kurtulmuş: Kıbrıs Türk Devleti’nin varlığı kıyamete kadar devam edecektir https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-kibris-turk-devletinin-varligi-kiyamete-kadar-devam-edecektir/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-kibris-turk-devletinin-varligi-kiyamete-kadar-devam-edecektir/#respond Tue, 23 Jul 2024 22:39:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41689

İSTANBUL Üniversitesi’nde düzenlenen Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. Yılında Uluslararası Kıbrıs Sempozyumu’nda konuşan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, “Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de fiziki bir ada, fiziki bir üs olan Kıbrıs’tan vazgeçmesi asla düşünülemez. Dolayısıyla Kıbrıs Türk Devleti’nin varlığı inşallah kıyamete kadar devam edecektir” dedi.

İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binasında, Cihannüma Dergisi ve İstanbul Üniversitesi ortaklığında ‘Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. Yılında Uluslararası Kıbrıs Sempozyumu’ düzenlendi. Programa, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cihannüma Derneği Başkanı Rıza Yorulmaz, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar ve çok sayıda davetli katıldı.

“Kıbrıs Barış Harekatı Belgeseliö gösterimi ile başlayan sempozyumda açılış konuşmasını gerçekleştiren Numan Kurtulmuş, “Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de fiziki bir ada, fizikİ bir üs olan Kıbrıs’tan vazgeçmesi de asla düşünülemez. Bundan sonra da düşünülemeyecektir” ifadelerini kullandı.

“BELKİ BUGÜN KIBRIS’TA BİR TEK TÜRKÜN BİLE VARLIĞINDAN BAHSEDEMİYOR OLACAKTIK”

Numan Kurtulmuş, Barış Harekatı’nda rol alan isimlere değinerek, “Eğer onların cesaretleri ve kararlılıkları olmasaydı; bugün Kıbrıs’ta bir Türk devletinin varlığından bahsedemiyorduk. Daha da acısı, eğer bu Barış Harekatı olmasaydı belki bugün Kıbrıs’ta bir tek Türkün bile varlığından bahsedemiyor olacaktık. Bugün de Doğu Akdeniz’e şöyle bir baktığınız zaman, herhalde dünyanın bütün büyük devletlerinin Doğu Akdeniz’de fiziki ve fiili varlığı söz konusudur. Herkes bir şekilde Doğu Akdeniz’de olabilmek için can atmaktadır. Çünkü dünyada egemenlik elde edebilmek için Doğu Akdeniz’in fevkalede geçiş noktalarından birisi olduğunu herkes biliyor. Burada Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de fiziki bir ada, fiziki bir üs olan Kıbrıs’tan vazgeçmesi de asla düşünülemez. Bundan sonra da düşünülemeyecektir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk Devleti’nin varlığı inşallah kıyamete kadar devam edecektir” dedi.

“KIBRIS’TA TEK BİR İŞGALCİ VARDIR”

Harekatın bir özgürlük mücadelesi olduğunu belirten Kurtulmuş, “Dublin’deki Avrupa Parlamento Başkanları Toplantısında Rum yönetiminin parlamento başkanı ‘Kıbrıs’ta işgalci ve Kıbrıs Devleti’ni ortadan kaldıran Türkler’ diye bir cümle kullandı. Sonra sıra bana geldi. Orada da ifade ettim; evet Kıbrıs’ta bir işgalci vardır, o işgalci Türk tarafı değil Kıbrıs Devleti’ni ortadan kaldıran Rum tarafıdır, Rum kesimidir. Kıbrıs Barış Harekatı sadece bir askeri başarı değildir. Askeri başarı olmasının üstünde ve ötesinde Kıbrıs Barış Harekatı, Türklerin özgürlük ve onur mücadelesidir.Eğer Kıbrıs’taki o olaylara sessiz kalınsaydı, böyle bir hareket olmasaydı: sadece Kıbrıs Türkleri işkence ve zulüm altında bırakılmış olmayacak aynı zamanda topyekün Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde yaşayan biz Türkler de onurumuzu, haysiyetimizi kaybedecektik. Dolayısıyla bu Barış Harekatı aynı zamanda Türkiye Türklerinin haysiyet mücadelesidir. Bu harekat sadece bir askeri başarı değil aynı zamanda uluslararası alanda bütün zorluklara rağmen başarıyla kazanılmış bir zaferdir. Bütün dünyanın nasıl karşı çıktığını dün gibi hatırlıyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bütün kurum ve kuruluşlarıyla tam manasıyla teşekkül etmiş bir devlettir. Bundan sonra da kıyamete kadar yaşayacaktır. Bir kere daha burada ilan ediyoruz ki; şartlar ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kuzey Kıbrıs Türk halkını hiçbir yerde hiçbir zaman yalnız bırakmayacaktır” şeklinde konuştu.

“BU DAVA MÜŞTEREK BİR MİLLİ DAVADIR”

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ise, “Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yılını kutlarken, gerçekten Doğu Akdeniz’de Türk devletinin ortaya çıkması ile her türlü esarete, her türlü tahakküme, her türlü saldırıya rağmen büyük bir başarı öyküsünü, bu destanı birlikte yazdığımızı da İstanbul Üniversitesi gibi bir irfan kurumunda beyan etmek istiyorum. Hepimiz büyük bir başarıya imza attık. ve netice itibariyle şu anda Doğu Akdeniz’de KKTC, anavatan Türkiye Cumhuriyeti’yle gerek havada, gerek denizde gerek karada iş birliği içerisinde. Ancak uluslararası toplum, bizleri ambargo ve izalasyonlarla bir bakıma diz çökertmeye çalışıyor

bizlere, gerçekten insan hakları ihlalini sonuna kadar, hala daha yapmak suretiyle, bizleri ambargo ve izalasyonlarla bir bakıma diz çökertmeye çalışıyorlar. Çünkü artık bu çağda seyahat özgürlüğü, ticaret hatta sporda bile ambargoların uygulanması onların ne kadar hüsniyetsiz, ne kadar samimiyetten uzak olduğunu gösterir. Biz, ENOSIS’e kapılarımızı açık bırakacak, Avrupa Birliği çerçevesinde bir anlaşmayı her zaman reddedeceğimizi belirtiriyoruz. Çünkü bizim kurumsal ve konjektörel varlığımız, her zaman olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti’yle birlikte bu yolu yürümemizden geçer. Onun için bu dava, müşterek bir milli davadır” diye konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-kibris-turk-devletinin-varligi-kiyamete-kadar-devam-edecektir/feed/ 0 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Kıbrıs Türk Devleti’nin egemen eşitliğini savunacak https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-kibris-turk-devletinin-egemen-esitligini-savunacak/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-kibris-turk-devletinin-egemen-esitligini-savunacak/#respond Tue, 23 Jul 2024 22:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41671 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Şartlar ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kuzey Kıbrıs Türk halkını hiçbir zaman yalnız bırakmayacaktır. Bütün uluslararası platformlarda Kıbrıs Türk Devleti’nin egemen eşitliğini savunacak, Kıbrıs Türk Devleti’nin tam manasıyla tanınabilmesi için uluslararası alanda diplomatik mücadelesini sonuna kadar sürdürecektir.” dedi.

Kurtulmuş’un himayelerinde, İstanbul Üniversitesi (İÜ) ve Cihannüma Dayanışma ve İşbirliği Derneği tarafından İÜ Rektörlük binasında, ” Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. Yılında Uluslararası Kıbrıs Sempozyumu” düzenlendi.

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın da katıldığı sempozyumun açılışında konuşan Kurtulmuş, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılı dolayısıyla hafta sonu Lefkoşa’da gerçekleştirilen programlara, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye’den iktidar ve muhalefetin katıldığını, güzel etkinliklerin yapıldığını söyledi.

Kurtulmuş, başta dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan olmak üzere Kıbrıs Barış Harekatı’nda emeği geçenlere rahmet diledi.

“Kıbrıs’ın geleceği için ciddi fikirler koymak durumundayız”

Onların cesaretleri olmasaydı bugün Kıbrıs’ta bir Türk devletinin varlığından bahsedilemeyeceğini anlatan Kurtulmuş, “Daha da acısı, eğer bu Barış Harekatı olmasaydı belki bugün Kıbrıs’ta bir tek Türk’ün bile varlığından bahsedemiyor olacaktık. Bu nedenle, Kıbrıs’ın geleceği için önümüze ciddi fikirler koymak durumundayız. Öncelikle ifade etmemiz gereken Kıbrıs’ın stratejik önemidir. Tarihi boyunca stratejik bakımdan Kıbrıs Adası, önemli bir yer olmuştur. Öyle olduğu için de bütün devletlerin, medeniyetlerin ilgi odağı olmuş, herkesin ele geçirmek için gayret sarf ettiği bir mücadele merkezi olmuştur.” diye konuştu.

Doğu Akdeniz’de dünyanın bütün büyük devletlerinin varlığının söz konusu olduğuna işaret eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Herkes bir şekilde Doğu Akdeniz’de olabilmek için can atmaktadır. Doğu Akdeniz, önemli geçiş noktalarından biridir. Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’de fiziki bir ada ve üs olan Kıbrıs’tan vazgeçmesi asla düşünülemez. Bundan sonra da düşünülemeyecektir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk Devleti’nin varlığı, kıyamete kadar devam edecektir. Kıbrıs devletini ortadan kaldıran Türk tarafı değildir. Bunun altını çizerek ifade etmek istiyorum. Dublin’deki Avrupa Parlamento Başkanları toplantısında, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin Parlamento Başkanı, ‘Kıbrıs Rum Devleti’ni ortadan kaldıran Türklerdir.’ diye bir cümle kullandı. Orada ifade ettim; ‘Evet Kıbrıs’ta bir işgalci vardır. İşgalci, Türk tarafı değil, Kıbrıs devletini ortadan kaldıran Rum tarafıdır.’ dedim.”

“Kıbrıs Adası’nda Müslüman Türklerin varlığı kıyamete kadar devam edecek”

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin acıları sonlandırmak için 1974’te Barış Harekatı’nı yaptığını hatırlatan Kurtulmuş, “Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile birlikte Kıbrıs Adası’nda Müslüman Türklerin varlığı kıyamete kadar tescil edilmiş oldu ve böyle devam edecektir.” ifadesini kullandı.

Kurtulmuş, Kıbrıs Barış Harekatı’nın sadece bir askeri başarı olmadığını dile getirerek şöyle devam etti:

“Bir askeri başarı olmasının ötesinde Kıbrıs Barış Harekatı hem Kıbrıslı Türklerin hem Türkiye’deki Türklerin özgürlük ve onur mücadelesidir. Eğer Kıbrıs’taki bu olaylara sessiz kalınsaydı, böyle bir harekat olmasaydı Kıbrıs Türkleri işkence ve zulüm altında bırakılmış olmayacak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde yaşayan biz Türkler de onurumuzu, haysiyetimizi kaybedecektik. Bu barış harekatı aynı zamanda Türkiye Türklerinin haysiyet mücadelesidir. Uluslararası alanda bütün zorluklara rağmen başarıyla kazanılmış bir zaferdir. “

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kıyamete kadar yaşayacaktır”

Numan Kurtulmuş, Kıbrıs Barış Harekatı’nın aynı zamanda bir turnusol kağıdı olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:

“Harekat, hakkı, hukuku, uluslararası alanda ülkelerin ve milletlerin egemen eşitliğini kabul edenlerle, etmeyenler arasında da ayrışmayı sağlayan bir turnusol kağıdı olmuştur. 50 yıllık mücadeleden sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bütün kurum ve kuruluşlarıyla teşekkül etmiş bir devlettir. Bundan sonra da kıyamete kadar yaşayacaktır. Şartlar ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kuzey Kıbrıs Türk halkını hiçbir yerde, hiçbir zaman yalnız bırakmayacaktır. Bütün uluslararası platformlarda, Kıbrıs Türk Devleti’nin egemen eşitliğini savunacak, Kıbrıs Türk Devleti’nin tam manasıyla tanınabilmesi için uluslararası alanda diplomatik mücadelesini sonuna kadar sürdürecektir.”

Bu çerçevede Türk Dünyası Parlamenter Asamblesinin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni gözlemci üye olarak kabul etmesinin önemli bir başarı olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, gelecek süreçte diplomatik mücadelenin devam edeceğini ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınırlığının arttırılacağını ifade etti.

“Kıbrıs’ın tanınırlığının artırılabilmesi için mücadeleyi sürdüreceğiz”

Kurtulmuş, konuşmasının içinde birkaç kere “Kıbrıs Türk Devleti” ifadesini kullandığını, bunun bir dil sürçmesi olmadığını belirterek, “18 Temmuz’da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluş yolunu açan Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir başkanlık tezkeresi ittifakla kabul edildi. ‘Kıbrıs Devleti’ ifadesini orada da kullandım. Şimdi yeni bir döneme giriyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için yeni bir dönemin başladığının altını çizmek isterim. Her platformda Kıbrıs’ın tanınırlığının artırılabilmesi için mücadele etmeyi sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu.

Türk Cumhuriyeti’nin bir varlık yokluk mücadelesinde, Kıbrıs’taki Türk varlığının devam edebilmesi için bu mücadeleyi yapmak mecburiyetinde olduğunun altını çizen Kurtulmuş, “Eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti, o müdahaleyi yapmasaydı Kıbrıs aynen bugün Gazze’de yaşananlara benzer şekilde bir soykırımla karşı karşıya kalacaktı. Buna müsaade edilmedi. Çünkü biliyoruz ki uluslararası sistem çözüm bulma yeteneğini kaybetmiştir. Uluslararası sistem, ne Kıbrıs meselesini çözmüştür ne de çözecek yeteneğe sahiptir. Dün de değildi bugün de değil. Uluslararası sistem aynı şekilde Gazze’deki insanlık dramını da çözecek bir kabiliyete sahip değildir.” değerlendirmesini yaptı.

“Türkiye, Kıbrıs Türk Devleti’nin devam etmesinin teminatıdır”

Uluslararası sisteme hakim olan düşüncenin insanların eşitliği fikrine oturmadığını dile getiren Kurtulmuş, böylesine bir uluslararası sistemin sürdürülmesinin de mümkün olmadığını kaydetti.

Kurtulmuş, Kıbrıslının ayağına diken batarsa bunun acısını Türkiye’de 85 milyonun hissedeceğini ve gereğini yapacağını dile getirerek, “Türkiye bundan sonra da Kıbrıs Türk Devleti’nin güçlenerek devam etmesinin teminatıdır. ” dedi.

Sempozyuma, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, Cihannüma Dayanışma ve İşbirliği Derneği Başkanı Rıza Yorulmaz, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, KKTC Cumhurbaşkanı Tatar ile görüştü

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sempozyum öncesinde KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile bir araya geldi.

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılı dolayısıyla KKTC’de düzenlenen programlara katıldıklarını dile getiren Kurtulmuş, Kıbrıs halkının 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı kutladı.

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar ise TBMM’de kabul edilen Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılına ilişkin tezkere dolayısıyla teşekkür etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-kibris-turk-devletinin-egemen-esitligini-savunacak/feed/ 0
Bahçeli: MHP’ye karşı yapılan haksızlıkların hesabını hukuk zemininde soracağız https://www.haber60.com.tr/bahceli-mhpye-karsi-yapilan-haksizliklarin-hesabini-hukuk-zemininde-soracagiz/ https://www.haber60.com.tr/bahceli-mhpye-karsi-yapilan-haksizliklarin-hesabini-hukuk-zemininde-soracagiz/#respond Tue, 23 Jul 2024 21:33:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41633

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Bazı çevreler 2024 yılının içerisinde MHP’ye karşı çok büyük haksızlıklar, iftiralar, yalanlar, hakir görmeler, küçük görmeler, suçlamalarda bulunmuşlardır. Bunların toplamı 154 kişidir. Onlarla muhatap olmayı dahi kabul etmeyiz; ama hukuk zemininde muhakkak hesaplaşacağız” dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, parti genel merkezde basın toplantısı düzenledi. Bahçeli, ABD Başkanı Joe Biden’ın, 5 Kasım 2024’te yapılacak başkanlık seçimlerinde adaylıktan çekilmesine ilişkin, “Muhalefetin umut bağladığı, siparişiyle siyaset yaptığı, bölücülerin ve teröristlerin kukla olarak hizmet ettiği Joe Biden’ın, ABD başkanlık yarışından çekilmesi bölgesel ve küresel zeminde etkileri olacak bir gelişmedir. Sayın Cumhurbaşkanımızı ve iktidarını devirme planı yapanların kendileri tasfiye olmaktadır. ABD’nin tazyikiyle güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen terör devletinin bağlantı noktaları, yol haritası, ana güzergahı, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mücadelesi ve iktidarın dirayetiyle berhava edilmiştir. Açılan kilidin kapatılmasıyla mücavir bölgelerde hiçbir terör örgütü nefes dahi alamayacaktır. Sürekli operasyon stratejisi Allah’ın izniyle başarıya ulaşacak, terörün ve bölücülüğün kökü kazınacaktır” diye konuştu.

‘CHP DEMOKRASİMİZE LEKE SÜRMEKTEDİR’

Doğu ve Güneydoğu’daki bazı il ve ilçelerde fiili durum yaratmak için belediye hizmetlerinin kötüye kullanıldığını söyleyen Bahçeli, “Bölücülüğü sokağa taşıma gayretleri son günlerde hızlanmıştır. Bu azgınlaşmış tahrikleri dikkatle ve yakinen takip ettiğimiz herkesçe bilinmelidir. Türkiye’nin bölünmesi hususunda kapalı devre iş birliği halinde olan ve siyasi ortaklık kuran CHP ile DEM’in ateşle oynadığı malumlarınızdır. Tam da bugünlerde CHP Genel Başkanı’nın, ‘Kürtler ben eşit hissetmiyorum diyorsa, onlar eşit hissedene kadar hep birlikte mücadeleye devam edeceğiz’ açıklaması yakından tanıdığımız bir bölücü ağzıdır. DEM’lenen CHP, milli güvenliğimize zarar vermektedir. DEM’lenen CHP, demokrasimize leke sürmektedir. Terörist Demirtaş ile ziyaretçi kuyruğuna girenler, profili çeşitlenen Soros’çu Kavala’ya siyasi geleceğini bağlayanların, ne milliyetçilikten ne de milli onurumuzu muhafaza temininden bahsetmeleri söz konusu değildir. CHP’nin şifreleri PKK’nın elinde, DEM’in kullanımındadır. Türk milleti köksüz ve kötü niyetli müflisleri görmektedir. Bu nedenle emperyalizmin içimize kadar yuva yapmış piyonları muhakkak çuvallayacak, alayının birden oyunları bozulacak, mahcubiyet ve mağlubiyet, akıbetleri olacaktır” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE EKONOMİSİ YÜKSELİŞ KULVARINDADIR’

Ekonomiye ilişkin karamsar tablolar çizenlerin, Türkiye’nin gücünü ve Türk milletinin iradesini kavramaktan aciz olduğunu belirten Bahçeli, “CHP Genel Başkanı’nın, tarihin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını iddia etmesi yalnızca ağır bir bühtan değil, aynı zamanda ülkesine ve milletine itibar etmeyen bir siyasetçinin deli saçmasıdır. Halbuki Türkiye ekonomisi, güven verici adım ve hamlelerle istikrarlı ve umut uyandıran bir yükseliş kulvarındadır. Dezenflasyon süreci her geçen gün tesirini göstermekte; büyüme, istihdam, ihracat, yatırım, üretim ve cari fazla hedefleri iyimser beklentileri kamçılamaktadır. Uluslararası kredi derecelendirme şirketlerinin ekonominin pozitif ivmesini teyit etmesi ayrıca değerli ve sevindirici bir gelişmedir. Azalan dış finansman ihtiyacıyla birlikte artan uluslararası rezervler ekonomik dengelenmeyi tetiklemektedir. Türkiye ekonomisi en kötü senaryoların engellemelerine takılmadan hızla ilerleme kaydetmektedir. Toplumun her kesimi büyümenin nimetlerinden elbette istifade edecek, özellikle istismar edilen emeklilerimiz hak ettikleri sosyal, ekonomik ve insani seviyeye kavuşacaklardır. MHP’nin ve Cumhur İttifakı’nın ortak gayesi de budur. Kaldı ki ülkenin bekası ile milletin refahı en üst düzeyde tesis edilecektir. CHP Genel Başkanı’nın her çiftçiye bedava traktör vaadiyle yoksul ve geliri olmayan vatandaşlarımıza tam altın sözü, hem aldatma hem de popülizmin ve demagojinin batağına saplanmış bir siyasetçinin kuyruklu yalanı olarak şu an bile hafızalardaki tazeliğini korumaktadır” açıklamasında bulundu.

‘KIBRIS TÜRKÜNÜN AĞITLARI DİNDİRİLMİŞTİR’

Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümüne değindiği açıklamasında, şöyle konuştu:

“Kıbrıs Türklüğünün zulümden ve zulmetten kurtuluş gününde soydaşlarımızla beraber olmaktan, bu kutlu günde kabaran milli coşkuya şahit olmaktan şahsım adına büyük bir memnuniyet duyduğumu bilvesile açıklamak boynumun borcudur. Kıbrıs, sadece üzerinde hayat sürülen bir Ada değil, Türk milletinin tarih, şehitlik, kardeşlik, var oluş anıtıdır. Kıbrıs, muhterem ceddimizin göz nuru, gönül yurdu olmasının yanı sıra; siyasi, stratejik, kültürel, ekonomik, jeopolitik miras ve müktesebatıyla bölgenin ve küresel sistemin kilit taşıdır. Bu nedenle tüm dikkatlerin odağı Kıbrıs’tır. Öteden beri açık veya gizli hesaplaşmaların, medeniyetler ve milletler arası devam edegelen seri ve sert mücadelelerin ağırlık merkezi Kıbrıs’tır. Kıbrıs Türklüğünün onuruyla, milli kimliğiyle, dahası var oluş haklarıyla birlikte bağımsız yaşama gayesine tahammülsüzlük gösterenlerin nasıl bir yanlışa düştükleri her türlü izahtan varestedir. Girit’te ne yapıldıysa Kıbrıs’ta da aynısı planlanmıştır. Şayet Türkiye’nin 50 yıl önce müdahalesi olmasaydı Kıbrıs Türklüğü Hocalı’da, Kerkük’te, Doğu Türkistan’da ve Gazze’de yaşanan dramların, acıların ve insani felaketlerin aynısıyla karşılaşması mukadderdir. 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Türkünün gözyaşları silinmiştir. 20 Temmuz 1974’de Kıbrıs Türkünün ağıtları dindirilmiştir. Bundan dolayı Türk düşmanları huzursuzdur, sancılıdır, uykuları kaçmıştır. Kıbrıs Türklüğü duruşuyla, haklı mücadelesiyle, uluslararası hukuk kapsamındaki tanınma çabalarıyla ve Türkiye’nin sonuna kadar desteğiyle muhasımları çileden çıkarmaya devam edecektir.”

‘BİDEN’IN GİDİŞİ MÜJDEDİR’

Daha sonra soruları yanıtlayan Bahçeli, ABD’deki seçimlerin Türkiye ile ilişkileri nasıl etkileyeceğine ilişkin, “Biden’ın gidişi bir müjdedir. Netanyahu’nun gidişi de 2’nci müjde olacaktır” dedi.

‘MHP ÜZERİNE DÜŞENİ YAPACAKTIR’

Sahipsiz sokak hayvanları ile ilgili kanun teklifine dair konuşan Bahçeli, “Türk milleti hayvanları sever. Köpekleri dost kabul eder. O sebepten dolayı, köpeklere karşı uygulanacak her türlü yanlışın karşısında durur. MHP de üzerine düşeni yapacaktır. Hiç kimse merak etmesin” ifadelerini kullandı.

‘YAKIN TAKİP ALTINDAYIZ’

Basın toplantısının sonunda, bir konuyu hatırlamak istediğine işaret eden Bahçeli, “Bazı çevreler 2024 yılının içerisinde MHP’ye karşı çok büyük haksızlıklar, iftiralar, yalanlar, hakir görmeler, küçük görmeler, suçlamalarda bulunmuşlardır. Bunların toplamı 154 kişidir. Bu gerçeği hatırlatmak istiyorum. Sizlerle çok zaman beraber oluyoruz; ama televizyonlarda ayrıldığımız şahsiyetler var. Onları kabul etmekte zorlanıyoruz. Ama yakın takip altındayız. Şu görmüş olduğunuz liste kimin hangi gün hangi saatte hangi programda nasıl konuştuklarının, kimlerle konuştuklarının, MHP’ye hangi hakaretleri yaptıklarının toplamıdır. Bu dosya elimizdedir. Günü geldiğinde bu dosya eyleme de geçecektir. Eylem hukuki nitelikte olacaktır. ‘Bizi hedef gösteriyorlar’ saçmalığından da korkaklığında da kendilerini kurtarsınlar. Onlarla muhatap olmayı dahi kabul etmeyiz; ama hukuk zemininde muhakkak hesaplaşacağız” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bahceli-mhpye-karsi-yapilan-haksizliklarin-hesabini-hukuk-zemininde-soracagiz/feed/ 0
Bahçeli: CHP’nin tarihin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını iddia etmesi deli saçmasıdır https://www.haber60.com.tr/bahceli-chpnin-tarihin-en-agir-ekonomik-krizinin-yasandigini-iddia-etmesi-deli-sacmasidir/ https://www.haber60.com.tr/bahceli-chpnin-tarihin-en-agir-ekonomik-krizinin-yasandigini-iddia-etmesi-deli-sacmasidir/#respond Tue, 23 Jul 2024 08:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41585 MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, muhalefeti sert sözlerle hedef aldı. Bahçeli “CHP’nin tarihin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını iddia etmesi deli saçmasıdır. Türkiye ekonomisi yükseliş kulvarındadır” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları şu şekilde; “Yeni yüzyıl Türkiye için emsalsiz fırsatlarla doludur. Milli birlik ve beraberlik içinde bu fırsatları yakalayacağımız düşüncesindeyim. Milletimizin hassasiyetleri üzerinde oynama yapanlar, çok tehlikeli provokasyonları birer birer sahneye sürmektedir. Muhalefetin umut bağladığı, bölücülerin ve teröristlerin kukla olarak hizmet ettiği Joe Biden’ın başkanlık yarışından çekilmesi etkileri olacak bir gelişmedir. Sayın Cumhurbaşkanımız ve iktidarını devirme planları yapanların kendileri tasfiye olmaktadır. Güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen bağlantı noktaları kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mücadelesi ve iktidarın dirayetiyle berhava edilmiştir. Açılan kilidin kapatılmasıyla hiçbir terör örgütü nefes alamayacaktır.

CHP LİDERİ ÖZEL’İ HEDEF ALDI

Bölücülüğü sokağa taşıma gayretleri son günlerde hızlanmıştır. Bu tahrikleri dikkatle takip ettiğimiz herkes tarafından bilinmelidir. Kapalı devre işbirliği halinde olan ve siyasi ortaklık kuran CHP ile DEM ateşle oynadığı malumlarınızdır. Tam bu günlerde CHP Genel Başkanı’nın ‘Kürtler ben eşit hissetmiyorum diyorsa onlar eşit hissedene kadar hep birlikte mücadeleye devam edeceğiz’ açıklaması yakından tanıdığımız bölücü bir ağızdır.

Türkiye’nin bölünmesi hususunda iş birliği halinde olan DEM ve CHP’nin ateşle oynadığı malumlarınızdır. DEM’lenen CHP milli güvenliğimize zarar vermektedir. DEM’lenen CHP demokrasimize leke sürmekte, milli birlik ve kardeşlik hukukumuzu kundaklamaktadır. CHP’nin şifreleri PKK’nın elinde, DEM’in kullanımındadır. Karamsar tablolar çizenler, gerçek manada Türkiye’nin gücünü kavramaktan aciz düşenlerdir. CHP Genel Başkanı’nın tarihin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını iddia etmesi, ülkesine ve milletine itibar etmeyen bir siyasetçinin deli saçmasıdır. Ekonomi yükseliş kulvarındadır.

“DEZENFLASYON TESİRİNİ GÖSTERMEKTE”

Dezenflasyon süreci her geçen gün tesirini göstermekte, büyüme, istihdam, yatırım ve cari fazla hedefleri iyimser beklentileri kamçılamaktadır. Kredi derecelendirme şirketlerinin ekonominin pozitif ivmesini teyit etmesi sevindirici bir gelişmedir.

“BALDIRAN ZEHİRİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL”

Yumuşama dayatması altında Türkiye’nin Türk siyaset ve demokrasi sisteminin ilkelerinden uzaklaşması, ihanetin aklanma ve temize çıkarma uğraşları stratejik bir tuzak olarak karşımızdadır. Bu tuzağın kurnaz mimarı dış güdümlü zillet çephesidir. Politikasızlık içinde kıvranan CHP yönetiminin yumuşama veya normalleşme çağrıları zemzem diye ikram edilen baldıran zehrinden başka bir şey değildir.

“KIBRIS’TA BARIŞTAN ÖDÜ KOPANLAR VAR”

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıldönümü nedeniyle Kıbrıs Türk halkıyla kucaklaşmak kuşkusuz milli bir heyecan yaratmıştır. Kıbrıs Türklüğünün zulümden kurtuluş gününde soydaşlarımızla birlikte olmaktan şahsım adına büyük bir memnuniyet duyduğumu açıklamak boynumun borcudur. Kıbrıs Türk milletinin kardeşlik anıtıdır. Kıbrıs, bölgenin kilit taşıdır. Tüm dikkatlerin odağı Kıbrıs’tır. Kıbrıs Türklüğünün egemenlik haklarını yok sayan tacizler bitmemiştir. Kıbrıs’ta barıştan ödü kopanlar var.

DESPINA VANDI TEPKİSİ

Bir Yunan şarkıcının Çeşme’de Türk bayrağına ve Atatürk posterlerine karşı sergilediği saygısızlık ile egemenliğimiz altındaki bazı adalarda fiili durum yaratması sabrımızı zorlayan ilkel ahlaksızlığa bir başka örnektir. Bu kafa yapısı ile iyi komşuluk hukuku ilişkisi kurmanın ne kadar mümkün olduğu ayrıca ele alınmak durumundadır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bahceli-chpnin-tarihin-en-agir-ekonomik-krizinin-yasandigini-iddia-etmesi-deli-sacmasidir/feed/ 0
Deniz Yücel’den Bakan Şimşek’e: “Moody’s Kredi Notumuzu Yükseltince Ayşe Teyzenin Tenceresi Kaynamıyor, Ahmet Amcanın Borçları Bitmiyor” https://www.haber60.com.tr/deniz-yucelden-bakan-simseke-moodys-kredi-notumuzu-yukseltince-ayse-teyzenin-tenceresi-kaynamiyor-ahmet-amcanin-borclari-bitmiyor/ https://www.haber60.com.tr/deniz-yucelden-bakan-simseke-moodys-kredi-notumuzu-yukseltince-ayse-teyzenin-tenceresi-kaynamiyor-ahmet-amcanin-borclari-bitmiyor/#respond Mon, 22 Jul 2024 23:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41493 (ANKARA) – CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamalarına tepki göstererek, “Sayın Şimşek’ten, kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in kredi notumuzu iki kademe arttırmasını büyük bir başarı hikayesi olarak dinledik. Büyük bir müjde ile duyuruldu duyurulmasına ama; Moody’s’e göre hala yatırım yapılabilir ülkeler arasında bile değiliz. Kredi notumuz iki kademe yükseldiği halde dahi, ülkemizin yatırım yapılabilir ülkeler arasına girememesi, Türkiye’yi, kaç yıl geriye götürdüklerinin de bir kanıtı aslında… Anlayın artık kardeşim. Siz ‘başardık’ deyince başarmış olmuyoruz. Moody’s kredi notumuzu yükseltince Ayşe teyzenin tenceresi kaynamıyor, Ahmet amcanın borçları bitmiyor” dedi.

CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, partisinin MYK toplantısı devam ederken toplantının gündemine ilişkin açıklama yaptı. Yücel şöyle konuştu:

“Büyük bir gurur ve coşkuyla kutladığımız Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünü geride bıraktık. Kıbrıs Türklerinin bağımsızlık mücadelesi ve Türkiye’nin kararlı duruşu, barış ve adaletin zaferi olarak tarihe geçmiştir. Harekatın başarıya ulaşması için canlarını feda eden kahraman şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, gazilerimize minnetlerimizi sunuyoruz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, hepinizin bildiği gibi Kıbrıs’ta bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Bu ziyaretler diplomatik kurallar çerçevesinde, samimi ve nezaketli bir şekilde gerçekleşti. Fakat Lefkoşa’da son derece yakışıksız bir tavırla karşılaştık. Her şey olması gerektiği gibi diplomatik teamüller çerçevesinde ilerlerken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde görevli büyükelçi, Genel Başkanımızı karşılamaktan, yan yana görünmekten imtina etti. Aklı sıra kendince bir mesaj verdi. Bu yakışıksız ve saygısız davranışı eski genel başkanlarımıza ve dışişleri bakanlarımıza da yaptı. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’i karşılamayan Kıbrıs Büyükelçisi Metin Feyzioğlu’nun bu davranışı diplomatik teamüllere aykırıdır.

“Bu yakışıksız tavra kayıtsız kalmayacağız”

Bu saygısızlık, sadece CHP’ye değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin temsil ettiği demokratik değerlere ve diplomatik geleneklere de bir hakarettir. Bir büyükelçinin görevi, devletin ve milletin çıkarlarını en üst düzeyde gözetmektir. Büyükelçi Feyzioğlu’nun, CHP heyetini karşılamaması, bu görevin gerektirdiği tarafsızlıktan, ağırlıktan ve devlet ciddiyetinden uzak bir tutum sergilediğini göstermiştir. Geçmişi herkes tarafından bilinen, nerede durduğu belli olmayan, duruşu ve tavrı, anlık kişisel çıkarlarına göre şekillenen bu rüzgar gülü, kendini istediği kadar küçültebilir, istediği yere kadar alçaltabilir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti devletini temsil ederken bunu yapamaz. Devlet görevlilerinin, siyasi partiler arasında ayrım yapması, demokrasimize, devlet ciddiyetine ve hukukun üstünlüğüne zarar verir. O yüzden bu yakışıksız tavra kayıtsız kalmayacağız.

“Mehmet Şimşek’in her hafta gerçeklerden uzak bir başarı hikayesini dinler olduk”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in her hafta gerçeklerden uzak bir başarı hikayesini dinler olduk. Bir hafta sanki ülkeyi, içinde bulunduğu ekonomik buhrandan çıkarmışçasına ‘başardık’ diyorlar, diğer hafta ‘ekonomi programımız tıkır tıkır işliyor’ diyorlar. Ama halkın cebine yansıyan bir şey yok. Aksine açlık, yoksulluk ve sefalet her geçen gün daha da katmerleniyor. Bu hafta da Sayın Şimşek’ten, kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in kredi notumuzu iki kademe arttırmasını büyük bir başarı hikayesi olarak dinledik. Notumuz B3’ten B1’e yükselmiş. Büyük bir müjde ile duyuruldu duyurulmasına ama; Moody’s’e göre hala yatırım yapılabilir ülkeler arasında bile değiliz. Fakat kimse bu acı gerçekten bahsetmiyor. Kredi notumuz iki kademe yükseldiği halde dahi, ülkemizin yatırım yapılabilir ülkeler arasına girememesi, Türkiye’yi, kaç yıl geriye götürdüklerinin de bir kanıtı aslında. AKP iktidarının ve ekonomiyi kurtarsın diye göreve getirdikleri Mehmet Şimşek’in bu pişkin tavırları, artık milletin aklıyla alay etmekten ve sabrını sınamaktan başka bir şey değil. Bu artık pembe tablo çizmenin de ötesinde bir şey. İşçinin, emekçinin, emeklinin, çiftçinin emeğinin karşılığından tasarruf ederken, kendilerine kaynak yaratanların şatafatından gram eksilme yok. Hala bir eli yağda bir eli balda olan saray ve avaneleri, ekonomik krizi zerre dahi hissetmiyor. Anlayın artık kardeşim. Siz ‘başardık’ deyince başarmış olmuyoruz. Moody’s kredi notumuzu yükseltince Ayşe teyzenin tenceresi kaynamıyor, Ahmet amcanın borçları bitmiyor. Gerçek anlamda kazandığımızda; halk bunu evinde hissetmeli, bu durum fiyat etiketlerine, mutfaktaki tencereye yansımalı.

“Artan işsizlik ve enflasyon ortadayken, ekonomik programın başarısından söz etmek mümkün değil”

Sayın Şimşek, uyguladıkları program sayesinde kredi notunun yükseldiğini iddia ediyor. Ancak halkın alım gücü düşmüş; temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, hepimizin yaşadığı ekonomik kriz, artan işsizlik ve enflasyon ortadayken, ekonomik programın başarısından söz etmek mümkün değil. Bu tür manipülatif açıklamalarla halkı kandırmaya çalışmaları, en az ekonomik krizin yaşattıkları kadar acı. Beyefendi, ‘ekonomideki dengelenme ve azalan dış finansman ihtiyacından’ bahsediyor. Fakat gerçek durum, ‘dış borçlar ve kısa vadeli kredilerle ayakta durmaya çalışan, enkaz haline gelmiş bir ekonomi.’ Ülkemiz dış borç yükü altında ezilirken, nasıl olur da ekonominin dengelendiğini iddia edebilirler? Artan uluslararası rezervler ve dezenflasyon süreci iddiaları ise tam anlamıyla birer aldatmaca. Rezervlerin arttırılması geçici bir durumdur ve halkın günlük hayatında hissedilmediği sürece dezenflasyon süreci bir anlam ifade etmez. Gerçek enflasyon rakamları ve halkımızın yaşadığı ekonomik zorluklar ortada. Görünümün pozitif olarak korunması, programlarına duyulan güvenin bir göstergesi değil, uluslararası finans kuruluşlarının Türkiye’yi yakından izlediğinin bir işaretidir. Bu açıklamalarla halkımızın gözünü boyamaya çalışmak, sadece ve sadece ekonomik sorunları daha da derinleştirir.

“Öve öve bitiremediğiniz programınız neden halkın refahını yükseltemiyor?”

‘Ekonominin dayanıklılığını artıran, kurala dayalı ve öngörülebilir politikalar’ uyguladıklarını söyleyen Şimşek’e soralım; o kurallar neden sadece sokaktaki vatandaş için geçerli? O kurallar sizin çifter çifter maaş alan bürokratlarınıza, son model makam araçlarınıza, özel uçaklarınıza, geçiş garantili köprülerinize, otoyollarınıza, yolcu garantili havalimanlarınıza, hasta garantili şehir hastanelerinize neden işlemiyor? Öve öve bitiremediğiniz programınız neden halkın refahını yükseltemiyor? Neden ekonomik sıkıntılar her geçen gün daha da derinleşiyor? ve siz; halkımızın yaşam kalitesi her geçen gün düşerken, neden hala utanmadan ekonominin sağlam olduğunu iddia edebiliyorsunuz? Mehmet Şimşek’in Moody’s açıklamaları, gerçeklerden uzak ve halkımızı yanıltmaya yönelik, kelimenin tam anlamıyla bir kara propagandadır. Ekonomik sorunlarımızın çözümü, manipülatif açıklamalarla değil, halkın gerçek ihtiyaçlarına yönelik politikalarla mümkündür. Bu sistemden, bu yağma düzeninden beslenmeyen herkesin, bu gerçekleri görmesi ve dillendirmesi lazım.

“Siz emekliye verdiğiniz parayı cebinizden mi veriyorsunuz?”

AKP iktidarı, emekliye reva gördükleri açlık ve sefalet maaşı olan 12 bin 500 liralık emekli maaşının maliyetini, dillerinden düşürmüyor. ‘Beğenmiyorsunuz ama bize maliyeti 33 milyar lira’ diyorlar. İnsanda biraz vicdan olur. İnsanda biraz insaf olur. Bunu söylerken hiç utanmıyorlar ama aynı utanmazlar, SSK’dan işverene sağlanan 5 puanlık destek primini iptal ettiklerini ve buradan bütçeye kaynak sağladıklarını söylemiyorlar. İptal ettikleri destek priminin hazineye ilk 6 aylık getirisi 128 milyar Türk lirası. Emekliye verdiğiniz 2 bin 500 TL’lik zammın bütçeye maliyetinin 33 milyar lira olduğundan bahsediyorsunuz, iptal ettiğiniz destek priminin 128 milyar lira getirisinden bahsetmiyorsunuz. Siz emekliye verdiğiniz parayı cebinizden mi veriyorsunuz? Emekliye lütufta mı bulunuyorsunuz? Siz ülke yönetmeyi ne zannediyorsunuz?

“En düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine çekilmeli, asgari ücret de en az 25 bin lira olmalı”

Şimdi anlatacaklarım fıkra değil. SGK, ’emekliler.gov.tr’ adında bir siteyi faaliyete geçiriyor. Bu sitede emekliler için sağlıklı yaşam önerileri sıralanıyor. Mutfak masraflarına yetişemediği için pazarda çürük sebze-meyve aramak zorunda kalan emekliler, stresle başa çıkmak için meditasyon ve yoga yapacakmış. Ayrıca emekliler, yeni hobiler edinmeliymiş. Örneğin müzik aleti çalmalılarmış. Batırdığınız ülkede hayatta kalmaya çalışan emekliyle dalga geçmek için yapmadığınız bir bu kalmıştı. Karınlarını dahi zor doyuran vatandaşa yoga yap diyebilmek, eğer şakaysa hiç komik değil. Şaka değilse daha durum da vahim. Bu yapılan artık iyice akıllarını yitirdiklerinin bir kanıtıdır.

Şuna artık iyice kani olduk; AKP yöneticileri pazara gitmiyor, halkın içine karışmıyor, emeklilerin derdini dinlemiyor. Ama oturdukları yerden ‘her şey düzeliyor’ mesajı vermeye bayılıyorlar. Normalde yaz aylarında sebzenin meyvenin fiyatı düşer. Bu yıl her ürün gibi onların da fiyatı artıyor. Mazot, gübre, ilaç, tohum ve yem gibi tarımsal girdilerin tamamı ithal. Döviz arttıkça bunların fiyatları da artıyor. Ürünler zamlanıyor. Bir adet limon 12 lira olur mu? Bir kilo taze fasulye 60 lira. Bir kilo armut 200 lira. Yaz aylarında fiyatlar böyleyse, kim bilir kışın nasıl olacak? Fileler bomboş ama enflasyon düştü öyle mi? ÇAYKUR deseniz, çay üreticisine adeta zulmediyor. Önce 17 lira gibi bir fiyat belirlediler, şimdi de alım kotasını düşürdüler. Çay, üreticinin elinde kalıyor. Çay, çuvalların içinde çürüyor. Özel sektörse çayı daha da düşük fiyata alıyor. Bir iktidar bu kadar vicdansız olabilir mi? Hiç mi insafınız yok? İşte böyle bir ortamda emeklilere reva görülen maaş 12 bin 500 lira. Bir de Erdoğan, emekli maaşına verdikleri şaka gibi zammı eleştiren muhalefete hiç utanıp sıkılmadan ‘Bunların sırtında küfe yok. Biz ölçüyoruz, biçiyoruz’ demiş. Sayın Erdoğan… Sen farkında değilsin ama asıl küfe ’emeklinin, emekçinin, işçinin, esnafın sırtında.’ Neyi ölçüp biçiyorsanız, yanlış ölçüyorsunuz. Asgari ücret bile açlık sınırının altında kalmışken, ölçüp biçip hesapladığınız ücret 12 bin 500 lira öyle mi? İktidarı bir kere daha uyarıyoruz. En düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine çekilmeli, asgari ücret de en az 25 bin lira olmalı.

AKP iktidara geldiğinde, en düşük emekli maaşı sekiz çeyrek altın alıyordu. Bugün emekli maaşı, ne yazık ki 3 çeyrek altın alamıyor. Emeklinin cebinden en az beş buçuk çeyrek altını gitti. Emekli vatandaşlarımızdan çalınan altınların hesabını soracağız. Emekli vatandaşlarımıza da seslenelim; kaybettiğiniz 5,5 çeyrek altını sandıkta arayın. Çünkü ne demiştik; ‘geçim olmazsa seçim olur.’

“CHP olarak biz, emeklilerin sesi olmaya devam edeceğiz”

Emeklilerin maaşlarıyla ilgili tek tip düzenleme yapması gerekirken, intibak yasası çıkarılarak emekliler arasındaki ayrımların ortadan kaldırılması gerekirken, prim güncelleme katsayısının, aylık bağlama oranlarının, aylıkların alt sınırlarının hakkaniyetle belirlenmesi gerekirken, AKP’nin son planı, emeklilik yaşını 65’e yükseltmekmiş. AKP emeklilik ile ilgili ne zaman bir düzenleme yapılacağını söylese emekli haklarında bir gerileme yaşanmıştır. En yıkıcı olanı ise 2008 yılında yapılan değişikliktir. Bu değişiklik ile emeklilik yaşı yükseltilmiş, aylık bağlama oranları düşürülmüş ve emekliliğe hak kazanma koşulları ağırlaştırılmıştır. AKP’yi bir kere daha uyarıyoruz; emeklilik sistemini değiştirip insanlarımızı ‘mezarda emekliliğe’ zorlayacağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Hatırlatalım; EYT bizim zorlamamızla çıkarıldı. Mağdur olan binlerce kişi hakkını aldı. Eğer çalışanlara karşı yeni bir oyun oynamaya kalkarsanız karşınızda bizi bulacaksınız. Emeklilikle ilgili yapacağınız en hayırlı iş, emeklilik maaşlarını arttırmak olacaktır. CHP olarak biz, emeklilerin sesi olmaya devam edeceğiz.

“Milyonlarca lira tarikatlara, yandaşlara aktarılıyor, sonra memurun işçinin alın teri ile kazandıklarını göz dikiliyor”

Geçtiğimiz hafta ülkemizin, devlet kurumlarının kaynaklarının milletimize değil de; yandaşlara, belli kişilere ve gruplara aktarıldığının bir örneği daha ortaya çıktı. Türk Hava Yolları, milletimizin gururu filenin sultanlarını 13 saatlik ABD yolculuğuna ekonomi sınıfında daracık koltuklarla gönderirken; meğer bir taraftan da tarikatlara, yandaşlara, kendilerine yakın derneklere sınırsız ayrıcalıklar tanımış. 2018-2021 tarihleri arasında binlerce bedava bilet verilmiş. Tonlarca bagaj ve kargo bedava taşınmış. İndirimli yolculuklar yapılmış, üst sınıfta uçmuşlar. Tarikatlara, yakın görülen derneklere, eşe dosta kıyak çekilmiş. Bunlar Allah’tan korkmaz, kuldan utanmazlar. Milyonlarca lira tarikatlara, yandaşlara aktarılıyor, sonra memurun işçinin alın teri ile kazandıklarını göz dikiliyor.

“Bu ülkenin çocuklarının başına gelen en büyük talihsizliksin Yusuf Tekin”

Bir diğer değinmek istediğimiz konu ise geçtiğimiz günlerde, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye’deki Fransız Okulları’nın MEB’e bağlanması ve bu okullarda MEB’in müfredatına göre eğitim verilmesi gerektiğini söyledi. Bakanlık bu konuda taviz vermemekte kararlıymış. Ancak bu Fransız okullarından birinde; ‘Milli ve manevi değerlerimize bağlı çocuklar yetiştireceğiz’ diyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Göktaş’ın çocuğu da okuyormuş. Sayın Mahinur Göktaş, devlet okullarındaki eğitimi yada müfredatı mı beğenmiyor da çocuğunu Türk okullarına göndermek yerine Fransız okullarına gönderiyor? Yoksa konu kendi çocuğu olunca milli ve manevi değerlerinden vaz mı geçmiş? İki bakanı birbirine düşüren bu tartışma bize; ülkemizin eğitim sistemindeki çifte standardı, kaliteli ve nitelikli eğitimin artık bu ülkede sınıfsal bir mesele haline geldiğini bir kez daha göstermiştir. Parası olan yine bir yolunu bulup çocuğunu, bu tarikatların gölgesi düşmüş müfredattan uzak tutabiliyor da, çocuğunu özel okula gönderecek parası olmayanın çocuğu bilimden, çağdaşlıktan uzak bu müfredata maruz bırakılıyor. Bana bak Yusuf Tekin. Senin zihniyetinin yansıması olan bu karanlık müfredatı, sizinkiler bile beğenmiyor. Bu ülkenin pırıl pırıl çocuklarını atmaya çalıştığınız o kör karanlığa, kendi çocuklarınızı atmaya razı oluyor musunuz? Bu ülkenin çocuklarının başına gelen en büyük talihsizliksin Yusuf Tekin. Karanlık zihniyetinizin de, senin de karşında durmaya devam edeceğiz.

“Diyanet İşleri Başkanı kendini resmen şeyhülislam sanıyor”

Bir Diyanet İşleri Başkanı var ki akıllara zarar. Adam kendini resmen şeyhülislam sanıyor. Geçtiğimiz cuma günü Düzce Akçakoca Merkez Camisi’nde okuduğu cuma hutbesinde ‘Kadınların yüz, el ve ayakları hariç örtünmesi gerektiği, kadınların gençlerin erken yaşta evlenmesi gerektiğine’ dair bir şeyler saçmalamış. Diyanetin sınırsız bütçesiyle, saltanat süren bu hadsiz adam, Anayasamıza göre Türkiye Cumhuriyeti devletinin “Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” olduğunu unutmuşa benziyor. Unuttuysan hatırlatırız Ali Erbaş. İnsanların giyimine, yaşam tarzına, kaç yaşında evleneceklerine, telkin ve tavsiye yoluyla dahi karışamazsın. Haddini bil. Burası Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti. Türkiye’de kadınlar kaç yaşında evleneceklerine kendileri karar verebilirler.  Türkiye’de kadınlar, siz istiyorsunuz diye dört duvarın arasına sıkışıp kalmayacaklar.

“İki gün sonra  Lozan Barış Antlaşması’nın 101. yılını kutlayacağız”

İki gün sonra Türk Tarihi’nde eşi benzeri görülmemiş bir zaferin tescili, Cumhuriyetimizin tapusu addettiğimiz Lozan Barış Antlaşması’nın 101. yılını kutlayacağız. Lozan Antlaşması, ulusumuza yönelik büyük güçler tarafından hazırlanmış ve Sevr ile tamamlandığı sanılmış yok sayma ve yok etme girişiminin yine ulusumuzun direnci ile püskürtülmesinin belgesidir, bir siyasal zafer yapıtıdır. Sevr’i yırtıp atan, bir ulusun kaderini, dünya tarihini değiştiren büyük önderimiz, Cumhuriyetimizin birinci Cumhurbaşkanı, Kurucu Genel Başkanımız Mustafa Kemal Atatürk’ü; Lozan Kahramanı, 2. Cumhurbaşkanımız, 2. Genel başkanımız İsmet İnönü’yü ve kurtuluş savaşında can veren tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.”

“Genel Başkanımız Özgür Özel’in Esad’la görüşmesinin tarihi, yeri ve zamanı netleşmedi”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Yücel, “MYK toplantınızda Genel Başkanınız Özgür Özel’in Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile gündeme geldi mi? Bununla ilgili herhangi bir planlama var mı? Güncel durum nedir” sorusu üzerine “Bu konu zaten bizim gündemimizde olan bir konu. Bir süredir bu konuyla ilgili diplomatik yollardan gerekli iletişim gerekli çalışma yapılıyor. Önümüzdeki günlerde, önümüzdeki süreçte Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in Suriye Devlet Başkanı Sayın Esad’la görüşeceğini ifade edebiliriz. Ancak bu görüşmenin tarihi, yeri ve zamanı henüz keskinleşmiş, netleşmiş değil” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-yucelden-bakan-simseke-moodys-kredi-notumuzu-yukseltince-ayse-teyzenin-tenceresi-kaynamiyor-ahmet-amcanin-borclari-bitmiyor/feed/ 0
Gaziantep’te Baharat Sektörü Değerlendirme Toplantısı Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-baharat-sektoru-degerlendirme-toplantisi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-baharat-sektoru-degerlendirme-toplantisi-duzenlendi/#respond Mon, 22 Jul 2024 23:12:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41466 Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) ile Aromatik Bitkiler ve Baharat Üreticileri Derneği (ABÜDER) iş birliğinde, Gaziantep’te ‘Baharat Sektörü Değerlendirme’ toplantısı düzenlendi.

GTB’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen baharat üreticileri; Anadolu’da baharat üretimi, Türk baharatının markalaşmasının önemi, baharat ihracatı ile sektörde yaşanan sorun ve çözüm önerileri hakkında görüş alışverişinde bulundular.

GTB Meclis Salonunda düzenlenen değerlendirme toplantısına, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü Gıda İşletmeleri ve Kodeks Daire Başkanı Selim Kaplan, Gaziantep İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Karayılan, Gaziantep Üniversitesi Fitoterapi ve Tıbbi Aromatik Bitkiler Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nazım Şekeroğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü Gıda İşletmeleri ve Kodeks Daire Başkanlığı Uzmanı Ahmet Güngör ile Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen baharat üreticileri katıldı.

Toplantının açılışında konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep’in; Mezopotamya’yı, Doğu Akdeniz’e bağlayan bir hat içerisinde yer aldığını belirterek, bu hata bakıldığında baharat yolunun bir kalkınma yoluna nasıl dönüştüğünün görülebileceğini söyledi.

“Küresel ısınma var, iklim değişiklikleri var”

Bu hattın emanetçileri olduklarını belirten Şahin, “Bu kadim emanetin hakkını verirsek ve bu mirasa gerekli şekilde bakarsak önümüz çok açık. Çünkü dünya çeşitli sorunlarla karşı karşıya. Küresel ısınma var, iklim değişiklikleri var. Bu zor coğrafyada, bu zor dönemeçte değerlendirebileceğimiz güçlü potansiyellerimiz mevcut. Bunun için toprağa dönmemiz, bu toprakların ata tohumunu, ana tohumunu kullanmamız gerekiyor. Ecdadın bize verdiği mirası yüksek teknolojiyle, akıllı tarımla buluşturup, elimizdeki bu büyük potansiyeli geleceğe sürdürülebilir bir kalkınma modeli olarak bırakmamız gerekiyor” dedi.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi olarak 2014 yılında Tarım Daire Başkanlığını kurduklarını hatırlatan Şahin, burayı sahada öğreten ve çiftçilere destek sağlayan bir okul haline dönüştürdüklerini sözlerine ekledi.

GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ise konuşmasında, baharatın geleneksel Türk yemeklerindeki yeri ve önemine dikkat çekti.

İnsanlık tarihine yakın bir geçmişe sahip olan baharatın ticaret yolları aracılığıyla dünyayı dolaşan ender ürünlerden biri olduğunu belirten Akıncı, tıbbi ve aromatik bitkilerin artık günümüzde tüm dünya mutfakları ve kozmetik endüstrisi için stratejik öneme sahip olduğunu ifade etti.

“Baharat bizim gastronomideki gizli lezzet sırrımızdır”

Gaziantep yemeklerinin bugün bir Türk yemeği olarak tüm dünyada kabul görmesinde ve beğeniyle tüketilmesinde kullanılan baharatların önemli rolünün olduğunu kaydeden Akıncı, “Bizim yemeklerimize acısıyla, tatlısıyla lezzetini ve rengini veren en önemli unsur baharatlarımızdır. Baharat bizim gastronomideki gizli lezzet sırrımızdır. İç ve dış pazarlarda önemli bir ticaret hacmine sahip olan baharat sektörümüzün kaliteli ve bilimsel üretimle çok daha iyi noktalara taşınacağına inanıyorum. Bu anlamda bugün gerçekleştirdiğimiz toplantıyı sektörde yaşanan bazı sorunların çözümü ve izlenecek yol haritalarının belirlenmesi noktasında ortak akıl birlikteliği olarak değerlendiriyorum” ifadelerini kullandı.

Akıncı, konuşmasında ayrıca Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Şahin’e, Gaziantep’e Baharat Müzesi ve Baharatçılar Sitesi’ni kazandırmasından dolayı da teşekkür etti.

Aromatik Bitkiler ve Baharat Üreticileri Derneği (ABUDER) Başkanı Aydın Acun ise Türkiye’nin tarımsal üretimde ve gıda sanayinde önemli bir ülke olduğuna vurgu yaptı.

“Diğer taraftan çok önemli bir potansiyele sahip kategorinin parçası olmanın da avantajlarını görüyoruz”

Anadolu coğrafyasının baharat sektörünün hem üretim hem de ticaret tarafında yüzyıllardır var olduğuna dikkat çeken Acun, “Üretimde ülke olarak asırlık bir deneyime sahibiz, güçlü potansiyelimizin farkındayız ama sektör olarak organize olamayışımızın maalesef birtakım sorunlarını beraberinde yaşıyoruz. Diğer taraftan çok önemli bir potansiyele sahip kategorinin parçası olmanın da avantajlarını görüyoruz.

Türkiye baharat ve aromatik bitkilerde şu ana kadar geldiği hacimlerin artık çok daha üzerinde. Bunun yanına kozmetik ve sağlığı da eklediğimizde aromatik bitkiler tarafında aslında Türkiye’nin en fazla hacim sağlayan ürün grupları arasında yer alıyoruz diyebiliriz “diye konuştu.

Konuşmasında Gaziantep baharat üretimine de değinen Acun, Gaziantep’in Türkiye baharat üretiminde çok önemli bir yer tuttuğunu ve baharatın merkezi olmayı da fazlasıyla hak ettiğini dile getirdi.

Gaziantep Üniversitesi Fitoterapi ve Tıbbi Aromatik Bitkiler Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nazım Şekeroğlu’nun; Nane, Sumak ve Kırmızıbiber üretiminde yaşanan sorunları ve sahada alınması gereken tedbirleri anlattığı toplantıda, ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü Gıda İşletmeleri ve Kodeks Daire Başkanı Selim Kaplan ile Gaziantep İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Karayılan da baharat üreticilerinin talep ve önerilerini dinleyerek, yapılan çalışmalar ve denetimler hakkında açıklamalarda bulundular.

Toplantıda ayrıca sumak üretimine ve işlemesine yönelik yapılacak yatırımların önemi, nane üretiminde yabancı otla mücadelede etkili kontrol yöntemlerinin belirlenmesi ve kullanılması ile kırmızıbiberde yerel biber popülasyonlarının koruma altına alınması hakkında istişarelerde bulunuldu. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantepte-baharat-sektoru-degerlendirme-toplantisi-duzenlendi/feed/ 0
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş: Türk lirasına güven artmıyor https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turk-lirasina-guven-artmiyor/ https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turk-lirasina-guven-artmiyor/#respond Mon, 22 Jul 2024 22:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41427 (ANKARA)- Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Türkiye Futbol Federasyonu’nda (TFF) başkanlık seçimi ve ekonomi üzerine değerlendirmeler yaptı. Baş, Bakan Mehmet Şimşek’in “Türk lirasına güven artıyor” sözlerini eleştirerek, “Türk lirasına güven artsaydı yüzde 50 faiz vermek zorunda kalmazdın” dedi.

Hüseyin Baş, kişisel Youtube kanalında TFF başkanlık seçimine ve ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baş, şunları söyledi:

“Türkiye Futbol Federasyonu seçimi ile ilgili dikkat edilecek bence en önemli husus şu; ‘AK Parti kaybetti, Erdoğan kaybetti’ gibi gibi şeyler var. Öyle bir şey yok. Sayın Hacıosmanoğlu Trabzonspor Başkanlığı yapmış bir kişi. Trabzonspor Başkanı olacağı dönemde de aynı böyle bir siyasi ortam vardı, iktidarın adayı diye o dönem Muharrem Usta aday oldu ve delegeler de tepki olsun diye, iktidara tepki olsun diye Usta’ya oy vermeyip gidip Hacıosmanoğlu’nu seçti. Hacıosmanoğlu ertesi gün soluğu Tayyip Erdoğan’ın mitinginde aldı, kendisine forma hediye etti falan… Yani şuna katılmıyorum, Erdoğan kaybetti, Erdoğan karşıtlığı kazandı… Hayır, Erdoğan öyle bir güce ulaştı ki bu, muhalefetin bugüne kadar hiçbir işlev ortaya koyamaması kaynaklı bir durum. Erdoğan hem kendi adayını çıkarıyor hem kendi muhalefetini çıkarıyor. Bütün seçenekler Erdoğan’ın seçeneği. Cumhurbaşkanlığı seçiminde buna benzer bir durum oldu. Dolayısıyla ülkede Erdoğan böyle bir güce ulaşmış vaziyette ve bu ülkemiz için bir felaket.

“Erdoğan’ın onayı olmadan aday bile olamazsın”

Futbol dediğin zaman belki de ülkenin 50 milyon insanının yakından ilgilendiği bir sahadan bahsediyoruz ve iki tane aday var çünkü aday olabilmeniz için belli bir sayıda imza toplamanız lazım, belli referansları gösterebilmen lazım. Bu imza sayılarına, bu referanslara ulaşmanız için de sadece ve sadece Tayyip Erdoğan’ın onayını alabilmiş olmanız lazım. Bu Türkiye Futbol Federasyonu’nda da böyle, Voleybol Federasyonu’nda da böyle, Boks Federasyonu’nda da böyle… Aklınıza hangisi geliyorsa hepsinde aynı sistem var, aday olmanız için dahi Erdoğan’ın onayı gerek.

Servet Yardımcı neden adaylıktan el çektirildi?

Dolayısıyla Erdoğan seçilecek adamı da ortaya koyuyor, aman bu seçilmezse diye yerine seçilebilecek adamı da oraya koyuyor. Nitekim Servet Yardımcı aday oldu ve adaylıktan el çektirildi. Ne oldu, niye çektirildi, nasıl çektirildi hiç kimse bilmiyor. Ortada bir giz var, bir gizem var. Dolayısıyla bu Türkiye’nin aslında seçeneksiz bırakılmasının ve Erdoğan iradesinin Türkiye’de karabulut gibi üzerimize çöktü bir dönemden geçiyoruz zaten 20 yıllık iktidarın 15 yılını hemen hemen böyle yaşadık, hala yaşıyoruz.

“Bu Erdoğan’ın gücü değil arkasındaki küresel, emperyalist iradenin gücü”

Bu Erdoğan’ın başarısı, Erdoğan’ın uyanıklığı, iradesi, siyasi zekası kesinlikle değil. Bu, Erdoğan’ın arkasındaki iradenin, gücünden kaynaklanıyor. Kim bu irade? İşte o küresel emperyalist siyasi irade bunu anlamamız lazım. Türkiye’de iktidarı da, muhalefeti de, sporu da, milli eğitimini de, vakıflarını da, bilmem nesini de, birçok derneğini de eline almış istediği gibi yönetebilen bir küresel sermayenin, bir küresel iradenin olduğunun bir başka ispatı da Futbol Federasyonu seçimleri olmuştur. Bu seçim her şeye rağmen futbolumuz adına inşallah hayırlı olur. Önceki yönetimin mi başa gelmesi, bu yönetimin mi gelmesi desen ben önceki yönetime mesafeliydim. İnşallah Sayın Hacıosmanoğlu Türk futboluna fayda sağlar ama ‘Bu seçimde Erdoğan kaybetti’ demek saflık olur.

Mehmet Şimşek’e ‘Türk lirasına güven artıyor’ cevabı

Türk lirasına güven artıyormuş. Maliye Bakanı’nın söylediği ifade doğru bir ifade değil. Maliye Bakanı’nın aslında, ‘Yabancı için Türk lirasından fayda ve verim artıyor’ demesi lazım. Türk lirasına güven artsaydı yüzde 50 faiz vermek zorunda kalmazdı. Güven artsa sen yüzde 5 faiz verirsin hatta eksi faiz verirsin millet parasını yine buraya getirir, güven budur. İsviçre eksi faiz veriyor kasası dolu, Japonya eksi faiz veriyor kasası dolu, Amerika vakti zamanında sıfır faiz verdi, Almanya sıfır faiz verdi kasaları dolup taşıyordu, güven budur. Yüzde 50 faiz verip 3 – 5 kuruş para buldum diye kimse sevinmez. Güven artıyormuş, yüzde 50 faiz ile güven mi olur?

“Fethiye Almanların, Kaş İngilizlerin, Uzungöl Arapların”

Şimşek, ‘Türk milletinin emeğini, iş gücünü bedavaya sömüren irade çok mutlu’ desin ben buna fitim, bu cümle tamam ama kalkıp da bana ‘Türk lirasına güven artıyor’ demeyeceksin. Ekonomiyi biz şuradan bile ölçebiliriz, mesela Antalya Kaş’a git, her yer İngiliz. Kaş İngilizlerin olmuş. Trabzon Uzungöl’e git, her yer Arap. Uzungöl Arapların olmuş. Fethiye’ye git, her yer Alman. Fethiye Almanların olmuş. Gittiğin yerlerde Türk yok. Biz Türk milleti olarak, Türk vatandaşları olarak buralara gidemiyoruz, bizim insanımız gidemiyor. Bu aradaki uçurumun sebebi ne, böyle bir şey olabilir mi? Kendi insanının, kendi ülkesinde tatil yapamadığı bir vasatta yaşıyoruz.

“Türkiye’ye Alman vatandaşı kimlikle giriyor, Türk vatandaşı kimlikle giremiyor”

Bir gurbetçi aile düşünün. 2001 yılından sonra doğan gurbetçi ailelerin çocukları direkt Alman vatandaşlığı alabildi. 2002 yılında doğmuş 22 yaşında bir Türk genci, Alman vatandaşı olsun, babası da 50 yaşında Almanya’da oturumla yaşayan bir gurbetçi olsun. Evlatta Alman pasaportu var, babada Türk pasaportu var ve ikisi birlikte Türkiye’ye geliyor. Bunlar ülkeye giriş yaparken, pasaport kontrolünde oğlu Alman kimliğini veriyor Türkiye’ye giriyor ama baba Türk kimliğini verdiği zaman ‘Hayır pasaport ver’ deniyor. Baba, ‘Ben Türküm, burası vatanım’ diyor ama ‘Olmaz, pasaportla gireceksin’ cevabını alıyor. Adamın oğlu Alman kimliğiyle Türkiye’ye giriyor. Alman pasaportu olan Türk çocuğun babası kendi ülkesine Türk kimliğiyle giremiyor, pasaportla giriyor. Kimliğe, pasaporta ihtiyaç duymayıp ülkeye giren milyonları konuşmuyorum bile. O işin başka bir boyutu.

“Dünyada kendi milletine bu kadar zulmeden başka bir ülke yok”

Kendi milletine bu kadar zulmeden dünyada başka bir ülke yok ama bu kadar zulüm görüp de kendi idarecisine bu kadar boyun eğen de başka ülke de bence yok. Dolayısıyla bizim buna artık bir tepki vermemiz lazım. Bu iş çok saçma yerlere gidiyor, çok mantıksız yerlere gidiyor. Ülkesinden kovulan, ‘Giderseniz gidin’ denilen hiçbir şekilde hiçbir işe yaramadığı sürekli olarak yüzüne vurulmaya çalışılan bir millete dönüştük. Biz millet olarak bunu kabul edemeyiz.

“Siyasi iradenin beceriksizliklerinin bedelini ödemek istemiyoruz”

Siyasi iradenin beceriksizliklerinin bedelini ödemek istemiyoruz. Ekonomik tablonun sonucu da budur, bunların beceriksizliği… İşte faizi yüzde 50, yüzde 500 yapsan ekonomi mi düzelecek? Faiz yükselince ekonomisi düzeliyorsa yüzde 90 yap, faiz düşünce ekonomi düzeliyorsa yüzde sıfır yap. Demek ki senin faizi yükseltmenle, alçaltmanla bu ülkenin ekonomisi düzelmeyecek. Vergi artışı yapıyorsun, vergi artışı yapınca ekonomi düzeliyorsa sen vergileri iki kat daha artır. Asgari ücret artınca zarar ediyorsa bu devlet o zaman asgari ücreti düşür 10 bin liraya, emekli maaşını artıramıyorsan düşür 5 bin lira yap, kurtaracak mı bizi? Sen beceriksizsin, sen iş bilmezsin, senin yöntemlerin hiçbir işe yaramıyor. Bunu kabul edip görevden el çekmeleri lazım başka çaresi yok bu işin. Ekonominin geldiği özet budur. Son cümle; Türk lirasına olan güven artmıyor, güven artsaydı dediğim gibi yüzde 50 faiz vermek zorunda kalmazdın.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/btp-genel-baskani-huseyin-bas-turk-lirasina-guven-artmiyor/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bağcıoğlu: Somali tezkeresi tehlikeli sonuçlar doğurabilir https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-bagcioglu-somali-tezkeresi-tehlikeli-sonuclar-dogurabilir/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-bagcioglu-somali-tezkeresi-tehlikeli-sonuclar-dogurabilir/#respond Mon, 22 Jul 2024 08:12:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41339 (ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, TBMM’ye gönderilen Somali tezkeresiyle ilgili “Somali’nin deniz yetki alanlarında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görevlendirilmesi, mevcut operasyonlarımızı ve ülke güvenliğimizi riske atabilir. Bu nedenle, tezkerenin içerik ve uygulama açısından doğurabileceği tehlikeli sonuçlar dikkate alınmalıdır” açıklamasını yaptı.

CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, TBMM’ye gönderilen Somali tezkeresiyle ilgili yazılı açıklama yaptı. Bağcıoğlu, şunları kaydetti:

“Somali’nin deniz yetki alanlarında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görevlendirilmesi, mevcut operasyonlarımızı ve ülke güvenliğimizi riske atabilir. Bu nedenle, tezkerenin içerik ve uygulama açısından doğurabileceği tehlikeli sonuçlar dikkate alınmalıdır. CHP olarak, Somali Tezkeresi’ne ilişkin çekincelerimizi TBMM gündemine taşıyacak ve konunun titizlikle ele alınması için çaba harcayacağız.

Somali ile Türkiye arasında savunma ve güvenlik konularını da kapsayan ‘Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’ 08 Şubat 2024 tarihinde imzalanmıştır. Bu anlaşmanın Somali’nin artan iç sorunlarının ve 01 Ocak 2024 tarihli Somaliland- Etiyopya Anlaşması ile gerilen ilişkilerin gölgesinde sonuçlandırılması dikkat çekici bulunmuş, anlaşma hem Türkiye ve Somali’de, hem de uluslararası basında büyük yankı uyandırmıştır. Diğer yandan konu ile ilgili olarak Cumhurbaşkanlığı tarafından 19 Temmuz 2024 tarihinde TBMM’ye gönderilen bir yazı ile “TSK unsurlarının, Somali’nin terörizm, deniz haydutluğu, yasadışı balıkçılık, her türlü kaçakçılık ve diğer tehditlere karşı güvenliğinin sağlanması faaliyetlerine destek verilmesi amacıyla Somali’nin deniz yetki alanlarında görevlendirilmesi’ talep edilmiştir.

İçerik ve uygulama açısından birliklerimizin bekasına yönelik son derece tehlikeli sonuçları olabilecek, Türk Silahlı Kuvvetlerinin halen yürüttüğü mevcut harekat ve görevleri sekteye uğratarak ülke güvenliğimizi zayıflatma potansiyeli doğurabilecek bir süreci öngören bu talebe ilişkin ciddi kaygılarımız bulunmaktadır.

“Bizim Somali’de konuşlu birliklerimizin halihazırda muharebe görevi yoktur, gelecekte de olmamalıdır”

Bilindiği üzere Somali Silahlı Kuvvetlerine teknik destek ve eğitim veren Türkiye, Mogadişu’da bir askeri üsse (Anadolu kışlası) sahiptir ve 2017 yılından beri Somali Silahlı Kuvvetleri personeline çok başarılı şekilde hem Somali’de hem de Türkiye’de olacak şekilde teröristle mücadele harekatı dahil eğitim verilmektedir. Ayrıca irtibat ve danışman olarak görev yapan deniz ve hava kuvvetlerinden de askeri personel mevcuttur. Yani Türk Deniz Kuvvetleri zaten yıllardır Somali Deniz Kuvvetlerine danışmanlık yapmaktadır. Bizim Somali’de konuşlu birliklerimizin halihazırda muharebe görevi yoktur, gelecekte de olmamalıdır. Somali ayrılıkçı ‘Somaliland’ konusunda Etiyopya ile gerginlik yaşamakta, bölgedeki diğer aktörler, örneğin BAE bu çatışmaya bir şekilde dahil olabilecek konumda bulunmakta, Puntland merkezi hükümeti tanımamakta, ayrıca İŞİD bölgesel kolu El Şahab terör örgütü oldukça aktif ve ülkenin bir bölümünde kontrolü elinde bulundurmaktadır. Yani bir başka deyişle ve açıkça Türkiye Büyükelçiliği, Türk askeri üssü ve Türkiye’nin inşa edip işlettiği diğer birçok kurum zaman zaman El Şebab örgütünün hedefleri arasında yer almakta ve Somali-Etiyopya arasında gerilim artarak devam etmekte, Birleşik Arap Emirlikleri ve batılı emperyalist devletlerin Somali’ye yönelik bazı ajandaları bölgedeki istikrarsızlığı ve güvenlik zafiyetini yükseltmektedir.

“Cumhurbaşkanlığının talebinde ve ikili anlaşmada maalesef bu tanımlanmamıştır”

Türkiye’den özellikle deniz kuvveti konusunda destek isteyen Somali, dünya üzerinde hiçbir devlette benzeri görülmedik şekilde karasuları ile Münhasır Ekonomik Bölgesini eşit olacak şekilde 200 deniz mili olarak ilan etmektedir. Böylesine geniş bir alanda Türk Deniz Kuvvetlerinin görev yapması ve tam anlamıyla başarılı olması ancak ve ancak milli güvenliğimizi tehlikeye atacak şekilde kuvvet kaydırılması durumunda mümkün olabilir ki bu herhalde ülkemiz için arzu edilen bir durum değildir. Ancak yine de Somali’nin ihtiyaçlarını karşılamak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin muharip yönlü görevlendirilmesi zaruri ise; önce çok dikkatli bir ön hazırlık yapılmalı, net bir direktif hazırlanmalı ve bu doğrultuda planlama yapılmalıdır. Dolayısıyla, sorunsuz bir uygulama için öncelikle siyasi hedefin ve ayrıca anlaşmada konu edilen Deniz Güvenliği faaliyetlerine ilişkin görevlerin açıkça belirtilmesi gerekmektedir ki Cumhurbaşkanlığının talebinde ve ikili anlaşmada maalesef bu tanımlanmamıştır.

Diğer yandan bölgemizin adeta ateşten bir gömlek olduğu unutulmamalıdır. Türk Deniz Kuvvetleri milli ve NATO görevleri nedeni ile yoğun bir harekat temposu içerisindedir ve Somali’ye gemi gönderilmesi durumunda, başta Ege ve Doğu Akdeniz harekat alanları olmak üzere çevre denizlerimizde nisbikuvvet mukayesesinde diğer devletler ile zafiyet yaşanabilecektir. Ege, Doğu Akdeniz ve Karadeniz’deki kriz ve savaşların süratle büyüme ihtimali mevcuttur. Bu nedenle vatan savunması için asli görevler aksatılmamalı, elimizde harbe hazır gemi durumu da dikkate alındığında çevredeki muhtemel hasımlara cesaret verici bölge dışı gemi görevlendirmeleri asgaride tutulmalı, kısıtlı imkan ve kaynaklarımız dağıtılarak kuvvet azaltımına yol açacak şekilde harcanmamalıdır. Somali’ye gönderilecek gemi sayısı artırılırsa, ana vatanda milli güvenliğimiz tehlikeye düşebileceği, Ege’de emrivakilere maruz kalabileceğimiz, Doğu Akdeniz’de Kıbrıs eksenli kışkırtmalara açık hale gelebileceğimiz ve Karadeniz’de her an yeni gelişmelerin olabileceği unutulmamalıdır. Öncelikli hedefimiz Somali’nin kendine ait, yüksek kapasiteli Sahil Güvenlik gemilerine sahip olmasını sağlamak ve Somali’nin ihtiyaç duyacağı gemi, deniz araçları ve İHA gibi hava araçlarının Türkiye’den satın alınması konusunda her türlü girişimi yapmaktır. Somali’nin Türkiye’den satın alacağı gemi ve hava araçlarının, TSK tarafından eğitilmiş Somalili personel tarafından işletilmesi, hem Somali hem de Türkiye için en uygun çözümdür.

“Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi bu bağlamda çok hassas ve detaylı değerlendirilmeli, soru işaretleri giderilmelidir”

Sonuç olarak; öncelikle Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarımızda yürütmemiz gereken sismik ve sondaj çalışmalarını sonlandırarak, riskli ve sorunlu bir coğrafyada aynı çalışmaları yürütmenin arkasındaki ülke menfaatlerinin neler olduğu kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılmalıdır. Suriye politikasında da acı bir şekilde gördüğümüz gibi ülke menfaatlerine hizmet etmeyen ve hayalperest düşüncelerin birer sonucu olarak yürütülen dış politika uygulamalarının bedeli tüm ülke olarak ödemekteyiz. Bu bağlamda ‘gelir elde etmek için TSK personelini anavatandan çok uzakta başka bir devletin çıkarlarını korumak için ucu açık ve muğlak bir görev için mi göndereceğiz?’ sorusuna doğru ve vicdani bir cevap verilmelidir. Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi bu bağlamda çok hassas ve detaylı değerlendirilmeli, soru işaretleri giderilmelidir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-bagcioglu-somali-tezkeresi-tehlikeli-sonuclar-dogurabilir/feed/ 0
Alperen Şengün’den tartışma yaratacak Fenerbahçe sözleri: Hayatımın hatası olurdu https://www.haber60.com.tr/alperen-sengunden-tartisma-yaratacak-fenerbahce-sozleri-hayatimin-hatasi-olurdu/ https://www.haber60.com.tr/alperen-sengunden-tartisma-yaratacak-fenerbahce-sozleri-hayatimin-hatasi-olurdu/#respond Sun, 21 Jul 2024 22:09:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41290 NBA ekiplerinden Houston Rockets’ta forma giyen milli basketbolcu Alperen Şengün, Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtladı. Şengün, Beşiktaş kariyeri, Fenerbahçe’den aldığı transfer teklifi ve NBA günleriyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Alperen Şengün’ün açıklamaları şu şekilde;

“İDOLÜM SEMİH ERDEN’Dİ”

“Küçükken çok maç izliyordum ama idolüm yoktu. Semih Erden’i çok beğeniyordum, her yeri domine ediyordu. O zamanlar idolüm oydu diyebilirim, smaçları falan çok etkileyeciydi.

“BEŞİKTAŞ’TA ÇOK DİKKAT ETTİM”

Her zaman içimde NBA’e gideceğime dair bir his vardı. NBA’den teklif gelmiyor sana zaten, öyle bir teklif gibi bir şey yok. Beşiktaş’tayken önümde oynayacak kimse yoktu, ben oynayacaktım yani. Yediklerime, antrenmanlarıma çok dikkat ettim. Hamburger, tatlı yiyorlardı ama ben yemiyordum. Biraz kilo fazlam vardı ama aşırı zayıfladım. Sonuç olarak harika bir sezon geçirdim.

“FENERBAHÇE HAYATIMIN HATASI OLURDU”

Beşiktaş’ta sezon ortasında NBA konuşmaları başladı. ‘Ben ne olursa olsun gideceğim’ dedim ve gitim. Sonra bana Fenerbahçe’den teklif geldi. Türkiye’de kulüp oyuncuya soruyor ‘Gitmek istiyor musun?’ diye. İstemezsem gitmiyorum yani. Fenerbahçe çok uçuk bir teklif yapmıştı bana. Aylık 30 bin TL’ye oynuyorduk o zaman, İstanbul için hiçbir şeydi o para, ben ailemi de getirmiştim buraya. Fenerbahçe beni sezonun ortasında istiyordu ama ‘Ben istemiyorum, gitmeyeceğim’ dedim. Fenerbahçe’ye gitseydim bana büyük bir para vereceklerdi ama Beşiktaş’tayken NBA’den teklif geldiğinde bedelsiz gitme hakkım vardı, Fenerbahçe benim önümü kapatmayacaktı ama NBA için önemli bir para isteyecekti. Örneğin Fenerbahçe 3 milyon dolar isteseydi bunun 800 binini NBA ödüyor, kalanını sen ödüyorsun. Gitseydim hayatımın hatası olacaktı.

“DRAFT ANINDA ÇOK STRES OLMUŞTUM”

Beşiktaş’ta 30 dakika oynarken Fener’e gidip 15 dakika oynamak istemedim. Sezon sonuna doğru NBA scout ekipleri bütün idmanlarımı izlemeye geliyordu artık. Her yerde çok iyi idman yaptım ama en çok gitmek istediğim Orlando’da çok kötü idman yaptım, çok yorulmuştum çünkü. Ben ilk 10’dan seçileceğimi düşünüyordum çünkü çok iyi bir sezon geçirmiştim. Geçmişimde de arızalı bir durum yoktu. 13-14 açıklanmaya başladı ve benim ismim hala okunmadı. Draft masasında otururken stres yapmaya başladım ve ‘Türkiye’ye geri dönerim ben!’ falan demeye başladım. Sonra 16’dan Oklahoma seçti ve Houston’a takas ettiler beni. İyi ki de gitmişim oraya, bir sürü Türk de var orada. Oklahoma’nın çok sıkıcı bir yer olduğunu duydum.

“NBA’DE BİR MAÇTA BENİ BİTİRDİLER”

Saha dışında heyecan oluyor tabii oynadığım oyunculara karşı ama sahada onu hissetmiyorum. LeBron’a karşı oynarken onun LeBron olduğunun farkına varmıyorum, ‘Ben onu yiyeceğim’ diyorum. Bir kere maç içinde bençe geçtiğimde önümde LeBron’u gördüğümde ‘Vay be Alperen, buraya geldin’ hissine kapılmıştım sadece. Zorlandığım oluyor tabii ki ama iyi günümdeyken karşımdaki adamı yiyorum yani. Kötü günümdeysem de olmuyor bir türlü. İlk yılımda New York’a karşı bir maçım vardı, bir tane uzunları var Mitchell diye. Beni bitirmişti, öyle bir savunma yaptı ki bana hareket edemedim ama bir sonraki maç çok daha iyiydim.

“OBRADOVIC NBA’DE YAPAMAZ”

Avrupa koçlar ‘manyak’ gibi. NBA’de öyle bir şey yok. LeBron’a Curry’ye bağıramaz koçu, ‘Sen kimsin?’ derler hemen. NBA’de oyuncular daha güçlü. Obradovic’i NBA’e götür olmaz mesela, oyuncular onu orada barındırmaz. Burada yaptığı şeyi orada yapamaz.

“TÜRKİYE’YE DÖNMEK İSTEMİYORUM”

Ben Türkiye’ye dönmek istemiyorum. Allah izin verirse basketbol hayatımı NBA’de bitirmek istiyorum. Sakatlık olur, o farklı bir şey. Ben Türkiye’ye dönmek istemiyorum zaten açıkçası, sadece yazları buradayım. Sezon içinde burada olmak istemiyorum. Ben oranın kültürüne de çok çabuk alıştım. Burada İngilizce öğrenmeme sebeplerimden biri; Türk insanı dalga geçmeyi sever. Bir hata yap, hemen gülerler. Ben Amerika’da öğrendim bunu, çekiniyordum. Amerika’da yanlış konuşunca alkışlıyorlar, deniyorum çünkü.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/alperen-sengunden-tartisma-yaratacak-fenerbahce-sozleri-hayatimin-hatasi-olurdu/feed/ 0
AKPM Türk Delegasyonu Başkanı ve İYİ Parti Milletvekili Arasında Tartışma https://www.haber60.com.tr/akpm-turk-delegasyonu-baskani-ve-iyi-parti-milletvekili-arasinda-tartisma/ https://www.haber60.com.tr/akpm-turk-delegasyonu-baskani-ve-iyi-parti-milletvekili-arasinda-tartisma/#respond Sun, 21 Jul 2024 22:00:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41281 (ANKARA) – Gezi davası tutuklusu Osman Kavala’yı cezaevinde ziyaret edeceğini açıklayan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türk Delegasyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş ile kardeşi İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş arasında sosyal medya hesapları üzerinden tartışma yaşandı. Ayyüce Türkeş, “Başbuğ Türkeş ile Osman Kavala’yı aynı kefeye koymak kimsenin haddine değildir. Herkes haddini ve yerini bilecek” derken, Tuğrul Türkeş, “Mesele, Türkiye ve uluslararası arenada yaşananlar ve bunları nasıl çözüleceğini öngörerek hamle yapmaktır. Konuyu bu ana hedefinden çıkartıp meseleyi ailevi ve/veya başka mecralarda tartışmaya kalkmak işin özüne zarar verir. Umarım ve dilerim ki diğer 592 arkadaşımı da beni takip, kontrol ve denetlediğiniz gibi takip ediyorsunuzdur” ifadelerini kullandı.

AKPM Türk Delegasyonu Başkanı Tuğrul Türkeş, geçen hafta Gazete Duvar’dan Can Bursalı’ya verdiği röportajda Gezi davası tutuklusu Osman Kavala’yı cezaevinde ziyaret edeceğini açıklamıştı. Tuğrul Türkeş’in kardeşi İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, dün gece sosyal medya hesabından şu paylaşımda bulundu:

“Başbuğ Alparslan Türkeş, ömrünü Türk Milleti’ne Türk Devleti’ne adamış; ameli ile adını altın harflerle tarihe yazdırmış büyük bir devlet adamıdır. Vefatının üzerinden 27 yıl geçmiş olmasina rağmen sırf O’nun bıraktığı miras ile ama maalesef O’nu anlamadan, temsil edemeden Türk siyasetinde yer edinenler artik Başbuğ’un ruhunu rahat bırakın.. Her türlü siyasetinizi, pazarlığınızı kendi adınıza yapın. Başbuğ Türkeş eline kan bulaşanların/ruhunda hainlik ve bölücülük olanların ağzının sakızı değildir. Başbuğ Türkeş’ten öğrenilen “Milliyetçilik” de ne oturduğun koltuğun gücü ile sağa sola X hesabından saldırarak yapılır ne de siyasi pazarlıkların piyonu olarak yapılır. Hele hele ömrünün bir saniyesi bile hapishane de geçmemesi gereken Başbuğ Türkeş ile Osman Kavala’yı aynı kefeye koymak kimsenin haddine değildir. Herkes haddini ve yerini bilecek.

Ayrıca, Başbuğ Türkeş’in hatırlarını merak edenler, Başbuğ’un kendi anlatıp yazdırdığı Şahirlerin Dansı’nı okuyabilir. Başbuğ Türkeş, oğlunun düğününü hapiste olduğu için değil; oğlu babası hapisteyken düğün yaptığı için görememiştir. Şunu da vurgulamak isterim ki Başbuğ Türkeş kendi evladı dahil hiç kimseye bedel ödetmemiştir. Her türlü bedeli kendi ödemiş ve arkasında çok büyük gurur verici bir manevi miras bırakmıştır. Bedel ödediği olarak söylediğiniz şeylere de kendi hiçbir zaman bedel ödemek olarak bakmamış ve bir gün bile şikayet etmemiştir. Yaşadığı herşeyi büyük Türk milletine hizmet olarak gördü o yüzden hiç yılmadı/yıkılmadı. Büyük Türk milletinin gönlüne girerek ölümsüzlüğü kazandı. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.”

Tuğrul Türkeş’ten yanıt

Tuğrul Türkeş de sosyal medya hesabından, “Kamuoyuna duyuru” başlığıyla paylaşımda bulundu. Şair Mehmet Akif Ersoy’un dizeleriyle başlayan paylaşımda Tuğrul Türkeş, şu ifadeleri kullandı:

“Benim sosyal medyada paylaştığım mesajlarım ve yapılan söyleşi akabinde gelen sitem, eleştiri ve karşıt düşüncelere yönelik bir yorum beklendiği açıktır. Ben hiçbir yazımda ve/veya konuşmamda Rahmetli Türkeş’e atıf veya alıntı yapmadım, yapmam. Bunlar, olmayan konularda fikir yürütmek istiyorlar. Konu beni veya aileyi ilgilendiren bir konu değildir.

Daha önce de altını çizdiğimiz gibi mesele; Türkiye ve uluslararası arenada yaşananlar ve bunların nasıl çözüleceğini öngörerek hamle yapmaktır. Konuyu bu ana hedefinden çıkartıp meseleyi ailevi ve/veya başka mecralarda tartışmaya kalkmak işin özüne zarar verir. Bu nedenle bunu asla yapmayacağım.

Ben hala yaklaşık 3 ay önce sorduğum sorulara ve devamındaki ilave sorularıma cevap arıyorum. Ben TBMM çatısı altında görev yapan 593 milletvekilinden birisiyim. Umarım ve dilerim ki diğer 592 arkadaşımı da beni takip, kontrol ve denetlediğiniz gibi takip ediyorsunuzdur.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/akpm-turk-delegasyonu-baskani-ve-iyi-parti-milletvekili-arasinda-tartisma/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gerekirse deniz üssü ve deniz yapılarını Kuzey’de yaparız https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-gerekirse-deniz-ussu-ve-deniz-yapilarini-kuzeyde-yapariz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-gerekirse-deniz-ussu-ve-deniz-yapilarini-kuzeyde-yapariz/#respond Sun, 21 Jul 2024 21:27:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41249 (ANKARA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ” İsrail’deki katliama ortak olmak ne Rumlara ne Yunanistan’a fayda sağlar. Ayrıca gerekirse deniz üssü ve deniz yapılarını Kuzey’de yaparız. Bizim de denizimiz var. Mesela yeni bir doğalgaz gemisi alıyoruz. Sakarya Gaz Sahası’ndaki gaz üretiminde kullanılacak, yüzer gaz işletme platformu gemisi. Yaklaşık 2 ay sonra Türkiye’de olacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yılı kutlama programına katılmak üzere gittiği KKTC’nin başkenti Lefkoşa’dan dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Erdoğan, bundan 50 sene önce olduğu gibi Kıbrıs Türkü’nün yanında olduklarını belirterek, “İktidar ve muhalefet olarak verdiğimiz birlik, beraberlik ve dayanışma tablosunu bu bakımdan kıymetli görüyorum. Kıbrıs davasının sadece bizim değil, 85 milyonun davası, kırmızı çizgisi olduğu böylece anlaşılmıştır. Şunun bir defa anlaşılması gerekir, Ada’nın asli unsuru olan Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak görmeye ve göstermeye kimsenin gücü yetmez. Bugünkü ziyaretimizde bunu adeta perçinlemiş olduk. İki devletli modelin Kıbrıs meselesinin yegane çözüm yolu olduğu gün geçtikçe daha net ortaya çıkıyor. Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı, çözüm yolunda bugüne kadar her türlü fedakarlığı göstermiştir” ifadelerini kullandı.

“Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım”

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın açıklamasının sorulması üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

“Zaman zaman Yunanistan’daki popülist figürlerin bu tür söylemlerle iki ülke arasındaki ilişkileri dinamitleme gayretlerine şahit oluyoruz. Biz Yunanistan ile iyi komşuluk anlayışıyla ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Tabii bu durum, böylesi hezeyanlara sessiz kalmamızı gerektirmiyor. Herkesin çok iyi bildiği gibi Türkiye, Kıbrıs Barış Harekatı’nı adından da anlaşılacağı gibi barış için yapmıştır ve bu müdahale neticesinde huzur tesis edilmiştir.

Son NATO zirvesinde Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile konuştum. ‘Aynı gün ben Kuzey Kıbrıs’ta bulunacağım, orada Kuzey Kıbrıs halkına hitap edeceğim. Öğrendiğime göre siz de Güney’de olacakmışsınız, orada hitap edecekmişsiniz. Herhalde birbirimizi rahatsız edecek herhangi bir açıklama yapmayız’ dedim. O da benim gibi düşündüğünü söyledi. Fakat Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ne yazık ki farklı bir havada, belli ki Miçotakis ile yaptığımız görüşmeden haberi yoktu, ileri geri açıklamalar yaptı. Onun bir defa kalkıp da Türklerin orada işgalci olduğunu söylemesinden daha densiz, edep dışı bir ifade olamaz. Dolayısıyla, Sayın Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım. Bizim çok daha fazla konuşmamıza zaten gerek yok. Konuşacaklarımızı bugün zaten konuştuk. Yolumuza da aynen devam ediyoruz.”

“Gerekirse deniz üssü ve deniz yapılarını Kuzey’de yaparız”

Erdoğan, KKTC’de deniz ve hava üssü kurulmasının söz konusu olup olmayacağının sorulması üzerine şu yanıtı verdi:

“Herhalde bu üslerden daha önemli bir şey yok. Onlar askeri üs yapıyor, biz siyasi üs yapıyoruz. Çalışmayı en güzel şekilde devam ettireceğiz. Bu arada, tekrar bir kontrole gidip inşaat ne durumda onu görmem lazım. Gördüğüm kadarıyla Kıbrıs taşından hakikaten muhteşem bir eser meydana geliyor. Yani Türkiye gerektiği zamanda gereken adımları atar, yapılması gerekenleri yapar. Ada’nın huzuruna asla katkı sağlamayacak, gerginlikleri artıracak ve uluslararası hukuk ihlallerine yol açacak adımlardan özenle kaçınmak gerekir. İsrail’deki katliama ortak olmak ne Rumlara ne Yunanistan’a fayda sağlar. Ayrıca gerekirse deniz üssü ve deniz yapılarını Kuzey’de yaparız. Bizim de denizimiz var. Mesela yeni bir doğalgaz gemisi alıyoruz. Sakarya Gaz Sahası’ndaki gaz üretiminde kullanılacak, yüzer gaz işletme platformu gemisi. Yaklaşık 2 ay sonra Türkiye’de olacak. 300 metre boyunda 58 metre genişliğinde. 5 milyon hane halkına yetecek kadar doğalgazı üretecek bu platform belki orada 15-20 yıl kalacak. Adeta bir üs gibi. Önümüzdeki hafta yola çıkıyor ve Türkiye’ye gelecek. Zaten o üssü gördükleri zaman yeter onlara.”

“Terör meselesini kökünden bitireceğiz”

Terörle mücadele operasyonlarına ilişkin “Bu yaz döneminde bu iş biter mi” sorusu üzerine Erdoğan, terörle mücadelenin bir matematik olayı olmadığını belirterek şunları kaydetti:

“Pençe Kilit Harekat bölgesinde Piyade Yarbay Abdullah Cem Demirkan kardeşimiz yaralandı. 15 gün yaralı olarak kaldı ve maalesef şehit oldu. Bunların hepsinin intikamını alıyoruz. Faturayı çok ağır ödüyorlar, ödemeye de devam edecekler. Ama bilsek ki terörle mücadele bir matematik olayıdır, kalkarız açıklamayı da ona göre yaparız. Dolayısıyla da terörle mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Önünde sonunda kazanan inşallah yine biz olacağız. Artık onları bekleyen son yakındır. Bu ülkenin insanlarına çektirdikleri acıların hesabı soruluyor. Terör meselesini kökünden bitireceğiz. Sağa sola koşturmaları, destek arama çabaları da bu yüzden. Ne yaparlarsa yapsınlar fayda göremeyecekler. Bu ülkenin insanlarına yaşattıklarının hesabını öyle ya da böyle veriyorlar. Askerimiz, polisimiz, istihbaratçılarımız sahada ve onların güçlü nefesini sürekli enselerinde hissediyorlar. Burunlarını dahi çıkartamadıkları mağaralar onları koruyamayacak.”

“İsrail durdurulmalıdır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Adalet Divanı’nın kararına ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Uluslararası Adalet Divanı aynı zamanda İsrail’i tazminata mahkum etti. Miktarını henüz açıklamadılar. İsrail zaten bugüne kadar Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği kararların hiçbirini uygulamadı. Çünkü yanında başta ABD olmak üzere, Batı var. Biz şu anda Uluslararası Adalet Divanı’na karşı dünyanın değişik birçok ülkesiyle birlikte gerekli baskıyı yapıyoruz ve buna devam edeceğiz. İspanya’nın duruşu burada çok çok önemliydi. Finlandiya’nın, Norveç’in tüm bunların duruşları önemliydi. Biz bu işi takip edeceğiz, kovalayacağız ve en sonunda inşallah burada bir netice alacağız diye düşünüyorum. İsrail durdurulmalıdır. Bunu sağlamak hepimizin görevidir. İsrail’e destek olarak, mazlum Filistin halkının yıllardır yaşadığı sistematik zulmü görmezden gelerek bir yere varmak mümkün değildir. İsrail yaptıklarının cezasını çekmeli, bu ceza bir daha kimsenin böylesi bir zulmü aklından geçirememesini sağlayacak kadar ibretlik olmalıdır. Umarım bu karar ve bundan önce alınan ve İsrail tarafından uygulanmayan kararlar uluslararası toplumda bir uyanışı beraberinde getirir.”

“Bize düşen şu anda sabır”

ABD’de kasımda yapılacak seçimlerle ilgili Trump’ın anketlerde önde gittiği belirtilerek, Türkiye-Amerika ilişkilerine dair beklentisi sorulan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu konuya şimdi girmem pek doğru olmaz. Çünkü yapacağımız çok ilginç çalışmalar var. Geçen hafta çarşamba günü Macar Başbakanı Viktor Orban konuğumuzdu. Görüşmemizden sonra da ‘Trump’la bir akşam yemeği yiyeceğiz’ dedi. Bu arada aynı zamanda da NATO zirvesi devam ediyordu. Ertesi gün Viktor Orban’ı yoğun bir şekilde eleştirmeye başladılar. ‘Yok şöyle dedi, yok böyleler, biz Viktor’un dediklerine katılmıyoruz, söyledikleri doğru şeyler değil’ dediler. Sayın Orban malum Moskova’ya gitti, eleştirdiler. Çin’e gitti aynı şekilde eleştirdiler. Ardından Şuşa’daki toplantıya katıldı, eleştirdiler. Şimdi de Macaristan’ı AB dönem başkanlığından nasıl alırız, bunun hesabı içindeler. Bize de düşen şu anda sabır. Bu sabırla birlikte de inşallah gereğini vakti saati geldiğinde birlikte yaparız. Sayın Trump ile kendisine yapılan suikast girişimini konuştum. Kendilerini alçakça saldırı karşısında demokrasinin yanında durmaları nedeniyle tebrik ettim. Biz demokrasinin tarafındayız ve ülkelerin geleceklerine halkların özgür iradelerinin karar vermesinden yanayız.”

“Şu anda bizde sıkıntı yok”

Erdoğan, geçen cuma günü yaşanan küresel yazılım sorunu konusunda da şunları söyledi:

“Bu kriz nedeniyle bizde bir sıkıntı yok şu anda. Türk Hava Yolları’nda olsun, diğer tüm birimlerde olsun tedbirleri aldılar. Şu anda işlerimiz ufak tefek aksamalarla yürüyor. Yani dünyadaki sıkıntı bizde aynen yok. Daha iyiyiz. Bu konuda ek tedbirler almak gerekiyorsa alırız. Bununla ilgili arkadaşlarımız çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Hiçbir alanı boş bırakmadığımız gibi bu alanı da boş bırakmıyor ve atılması gereken adımları hızla, vatandaşlarımızı mağdur etmeden atıyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-gerekirse-deniz-ussu-ve-deniz-yapilarini-kuzeyde-yapariz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı: (1) https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kktc-ziyareti-donusu-ucakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-1/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kktc-ziyareti-donusu-ucakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-1/#respond Sun, 21 Jul 2024 21:15:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41237 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs’ta her iki tarafın masaya eşit oturup eşit kalktığı bir denklem kurulmadan yeni bir müzakere sürecinin başlamasını mümkün görmediklerini belirtti.

Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılı kutlama programına katılmak üzere gittiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) başkenti Lefkoşa’dan dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 50. yıl dönümü vesilesiyle KKTC’ye gerçekleştirilen ziyaretin tamamladığını kaydetti.

Bu tarihi günde Türkiye ile KKTC arasındaki sarsılmaz bağların bir kez daha vurgulandığını dile getiren Erdoğan, bundan 50 sene önce olduğu gibi bugün de ana vatan ve garantör devlet olarak Kıbrıs Türkü’nün yanında olduklarını ifade etti.

Erdoğan, “İktidar ve muhalefet olarak verdiğimiz birlik tablosunu kıymetli görüyorum. Kıbrıs davasının sadece bizim değil, 85 milyonun davası olduğu anlaşılmıştır. Şunun bir defa anlaşılması gerekir. Ada’nın asli unsuru olan Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak görmeye ve göstermeye kimsenin gücü yetmez. Bugünkü ziyaretimizde bunu adeta perçinlemiş olduk.” diye konuştu.

İki devletli modelin, Kıbrıs meselesinin yegane çözüm yolu olduğunun gün geçtikçe daha net ortaya çıktığını belirten Erdoğan, Türkiye ve Kıbrıs Türk halkının çözüm yolunda bugüne kadar her türlü fedakarlığı gösterdiğini vurguladı.

Annan Planı’na “Evet” diyen tarafın Kuzey Kıbrıs olduğu halde takdir edilenin maalesef yine Rumlar olduğunu ifade eden Erdoğan, bu anlayışla artık bir yere varılmasının mümkün olmadığının altını çizdi.

Kıbrıs Türkleri’nin müktesep hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin tescil edilmeden bir yere varılamayacağını kaydeden Erdoğan, “Her iki tarafın masaya eşit oturup eşit kalktığı bir denklem kurulmadan yeni bir müzakere sürecinin başlamasını açıkçası mümkün görmüyoruz. Bunu, Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar da tören hitabında şüpheye mahal verilmeyecek şekilde açıkça ifade etti.” dedi.

Ambargolara rağmen Kıbrıs Türkleri’yle devlet hizmetlerinin layıkıyla sürdürülebilmesi için birlikte çalıştıklarını hatırlatan Erdoğan, belediyelerin, devlet kurumlarının ve şirketlerin tüm imkanlarıyla Kıbrıs Türk halkına destek olduğunu söyledi.

Geçen yıl Ercan Havalimanı’nın yeni terminal binasının hizmete alındığını anımsatan Erdoğan, konut projelerinden, ulaştırma yatırımlarına, elektronik devlet hizmetlerinden sağlığa, savunmadan eğitime kadar her alanda KKTC’nin kalkınmasına katkı sağladıklarını aktardı.

Erdoğan, 2024 Yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması ile Kıbrıs Türk halkına büyük fayda sağlayacak yeni projeleri hayata geçireceklerini belirtti.

Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası alanda maruz kaldığı haksız izolasyonun kaldırılması için de gayretlerinin sürdüğünü anlatan Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında Kuzey Kıbrıs’ın hak ettiği yeri alması için gerekeni yaptıklarını ifade etti. Erdoğan, Tatar’ın, Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Zirvesi’ne katılmasının bu bakımdan son derece anlamlı olduğunu, gelecek süreçte bunu yeni adımların takip edeceğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1974 Barış Harekatı’yla kurulan, 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanıyla tahkim edilen kazanımları, tüm dünyada tanınan Kıbrıs Türk Devleti ile taçlandıracaklarını belirtti.

“Sayın Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım”

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın açıklamalarının Türk-Yunan ilişkilerini tekrar soğutma noktasına getirebilecek düzeyde olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan, zaman zaman Yunanistan’daki popülist figürlerin bu tür söylemlerle iki ülke arasındaki ilişkileri dinamitleme gayretlerine şahit olduklarını hatırlattı.

Türkiye’nin Yunanistan ile iyi komşuluk anlayışıyla ilişkileri geliştirmek istediğini dile getiren Erdoğan, “Tabii bu durum, böylesi hezeyanlara sessiz kalmamızı gerektirmiyor. Herkesin çok iyi bildiği gibi Türkiye, Kıbrıs Barış Harekatı’nı, adından da anlaşılacağı gibi barış için yapmıştır ve bu müdahale neticesinde huzur tesis edilmiştir. O tarihte Kıbrıs’ta hem Rum kesimi hem Yunanistan’daki darbeciler tarafından başlatılan soykırıma Türkiye, net ve keskin bir son vermek için bu harekatı yapmıştır. Yani uluslararası hukukun bize tanıdığı garantörlük hakkı kapsamında bu müdahale yapılmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

Türk askerinin, düşmanına bile zulmetmeyen ama mazlumun hakkını asla çiğnetmeyen şanlı bir maziye sahip olduğunu, aynı anlayışla bugün de gelecekte de hareket etmeye devam edeceğini ifade eden Erdoğan, Mehmetçiğin ayak bastığı topraklarda işgal kültürünün değil, huzurun hakim olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Son NATO zirvesinde Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile konuştum. ‘Aynı gün ben Kuzey Kıbrıs’ta bulunacağım, orada Kuzey Kıbrıs halkına hitap edeceğim. Öğrendiğime göre siz de Güney’de olacakmışsınız, orada hitap edecekmişsiniz. Herhalde birbirimizi rahatsız edecek herhangi bir açıklama yapmayız’ dedim. O da benim gibi düşündüğünü söyledi. Fakat Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ne yazık ki farklı bir havada, belli ki Miçotakis ile yaptığımız görüşmeden haberi yoktu, ileri geri açıklamalar yaptı. Onun bir defa kalkıp da Türklerin orada işgalci olduğunu söylemesinden daha densiz, edep dışı bir ifade olamaz. Dolayısıyla, Sayın Miçotakis’in, bu bakanına haddini bildirmesi lazım. Bizim çok daha fazla konuşmamıza zaten gerek yok. Konuşacaklarımızı bugün zaten konuştuk. Yolumuza da aynen devam ediyoruz.”

“Yeni bir doğal gaz gemisi alıyoruz”

“KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, ‘ Güney Kıbrıs, Yunanistan’la Larnaka kıyılarında deniz üssü inşa etme girişiminde. Amerika ve AB ile anlaştıkları haberleri çıkıyor. Bunlar yalanlanmadı’ diyor. Dolayısıyla artık Kuzey Kıbrıs’ta Türkiye’yle anlaşılarak deniz üssü kurma zamanı geldiğini söylüyor. Deniz ve hava üssü kurulması kısa zamanda söz konusu olur mu? Güney Kıbrıs’ı İsrail’in lojistik üs olarak kullandığına dönük haberler de çıkıyor. Sayın Tatar da bunun Kıbrıs’ı, Orta Doğu’daki bazı büyük terör örgütlerinin hedefi haline getireceği uyarılarında bulundu. Bu tür gelişme konusunda Türkiye hangi adımlara atmayı düşünür?” soruları üzerine Erdoğan, şu görüşleri paylaştı:

“Ada’da Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı binasıyla, Kuzey Kıbrıs Parlamento binası inşaatını yapıyoruz. Onları bir göreyim, durum nedir dedim. Her ikisi de muhteşem birer bina oluyor. Allah nasip ederse en geç kasım ayı ortalarında bitecek. Bu iki bina, başkanlık binasıyla parlamento binası bittiği zaman, yanında da oraya hizmet verecek gayet güzel bir mescit yapılıyor. Herhalde bu üslerden daha önemli bir şey yok. Onlar askeri üs yapıyor, biz siyasi üs yapıyoruz. Çalışmayı en güzel şekilde devam ettireceğiz. Bu arada, tekrar bir kontrole gidip inşaat ne durumda onu görmem lazım. Gördüğüm kadarıyla Kıbrıs taşından hakikaten muhteşem bir eser meydana geliyor. Yani Türkiye gerektiği zamanda gereken adımları atar, yapılması gerekenleri yapar.

Ada’nın huzuruna asla katkı sağlamayacak, gerginlikleri artıracak ve uluslararası hukuk ihlallerine yol açacak adımlardan özenle kaçınmak gerekir. İsrail’in katliamına ortak olmak ne Rumlara ne Yunanistan’a fayda sağlar. Ayrıca gerekirse deniz üssü ve deniz yapılarını kuzeyde yaparız. Bizim de denizimiz var. Mesela yeni bir doğal gaz gemisi alıyoruz. Sakarya Gaz Sahası’ndaki gaz üretiminde kullanılacak, yüzer gaz işletme platformu gemisi. Yaklaşık 2 ay sonra Türkiye’de olacak. 300 metre boyunda 58 metre genişliğinde. 5 milyon hane halkına yetecek kadar doğal gazı üretecek bu platform belki orada 15-20 yıl kalacak. Adeta bir üs gibi. Önümüzdeki hafta yola çıkıyor ve Türkiye’ye gelecek. Zaten o üssü gördükleri zaman yeter onlara.”

“Kendi uçağımızı yapıyoruz, kendi uydumuzu yapıp uzaya yolladık”

“Barış Harekatı yaptığı zaman Türkiye’ye ambargolar uygulandı. Külliyedeki ilk veya ikinci 29 Ekim resepsiyonunda ‘Uçaklarımıza tekerlek vermeyenlere karşı bizim de yapacaklarımız var’ demiştiniz. Aradan yıllar geçti. Şimdi, savunma sanayimiz var. Bu gelişmeyle ilgili bugün burada ne hissettiniz?” sorusuna Erdoğan, “Biliyorsunuz, uçaklarımızın lastiklerini dahi alamıyorduk ama şu anda Petlas, uçaklarımızın lastiklerini yapar hale geldi. Çok önemli bir adım. Üstelik Anadolu’nun göbeğinde. İnsansız hava araçlarından SİHA’lara kadar geldiğimiz nokta belli. ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, tüm bunlar şu anda savunma sanayisinde dünyayla adeta yarış halinde. Bundan dolayı da çok çok mutluyuz.” cevabını verdi.

Batı ülkelerinin, Türkiye’nin insansız hava araçlarıyla ilgili sipariş üstüne sipariş verdiğini ifade eden Erdoğan, ülkelerin hangileri olduğunu söylemeyeceğini ama Avrupa Birliği ülkelerinin artık Türkiye’den bu tür taleplerde bulunmasının devranın nasıl değiştiğini gösterdiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu bizi ayrıca mutlu ediyor. Kızılelma şu anda devreye giriyor. Bunların devreye girişinin o malum çevreleri çok daha çıldırtacağına eminim. Özellikle Amerika’daki seçimin de bu işte tayin edici bir rolünün olduğunu düşünüyoruz. Bu seçimin neticesiyle birlikte ne gibi adımlar atılabilir, bunları da ayrıca göreceğiz ama ibre Türkiye’nin lehine dönüyor diye düşünüyorum. Bundan dolayı da huzur içindeyim. Sizler de huzur içinde olun. Kendi uçağımızı yapıyoruz, kendi uydumuzu yapıp uzaya yolladık. Daha iyisini yapacak, daha ileri gideceğiz. Bizi en çok duygulandıran ise artık bizim gençlerimizin asla yılgınlığa kapılmadan ‘Ben yaparım’ demesidir. Biz çok güçlü tohumlar attık, onlar filizleniyor ve gelecekte boy verecekler.”

“Terörle mücadelemiz sonuna kadar devam edecek”

“Milli Savunma Bakanlığı uzun süredir ‘Kilit kapanıyor’ başlığıyla Kuzey Irak’a ilişkin operasyonları paylaşıyor. Siz de dönem dönem Irak’ın kuzeyinde PKK varlığının tamamen bitirileceğini belirttiniz. Bu konuda neredeyiz? Bu yaz döneminde bu iş biter mi, ne dersiniz?” sorusu üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Terörle mücadele bir matematik olayı değil. İki kere iki dört diyemezsiniz. Örneğin Pençe Kilit Harekat bölgesinde Piyade Yarbay Abdullah Cem Demirkan kardeşimiz yaralandı. 15 gün yaralı olarak kaldı ve maalesef şehit oldu. Bunların hepsinin intikamını alıyoruz. Faturayı çok ağır ödüyorlar, ödemeye de devam edecekler. Ama bilsek ki terörle mücadele bir matematik olayıdır, kalkarız açıklamayı da ona göre yaparız. Dolayısıyla da terörle mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Önünde sonunda kazanan inşallah yine biz olacağız. Artık onları bekleyen son yakındır. Bu ülkenin insanlarına çektirdikleri acıların hesabı soruluyor. Terör meselesini kökünden bitireceğiz. Sağa sola koşturmaları, destek arama çabaları da bu yüzden. Ne yaparlarsa yapsınlar fayda göremeyecekler. Bu ülkenin insanlarına yaşattıklarının hesabını öyle ya da böyle veriyorlar. Askerimiz, polisimiz, istihbaratçılarımız sahada ve onların güçlü nefesini sürekli enselerinde hissediyorlar. Burunlarını dahi çıkartamadıkları mağaralar onları koruyamayacak.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kktc-ziyareti-donusu-ucakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-1/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Sayın Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım” https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-sayin-micotakisin-bu-bakanina-haddini-bildirmesi-lazim/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-sayin-micotakisin-bu-bakanina-haddini-bildirmesi-lazim/#respond Sun, 21 Jul 2024 21:09:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41231 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın Kıbrıs Türklerine yönelik sözlerine tepki göstererek, “Sayın Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan KKTC ziyareti dönüştü uçakta gazetecilerle sohbet etti.

“Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak göstermeye kimsenin gücü yetmez”

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki sarsılmaz bağlara vurgu yapan Erdoğan, “Bundan 50 sene önce olduğu gibi bugün de ana vatan ve garantör devlet olarak Kıbrıs Türkünün yanındayız. İktidar ve muhalefet olarak verdiğimiz birlik, beraberlik ve dayanışma tablosunu bu bakımdan kıymetli görüyorum. Kıbrıs davasının sadece bizim değil, 85 milyonun davası, kırmızı çizgisi olduğu böylece anlaşılmıştır. Şunun bir defa anlaşılması gerekir. Ada’nın asli unsuru olan Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak görmeye ve göstermeye kimsenin gücü yetmez. Bugünkü ziyaretimizde bunu adeta perçinlemiş olduk. İki devletli modelin Kıbrıs meselesinin yegane çözüm yolu olduğu gün geçtikçe daha net ortaya çıkıyor. Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı, çözüm yolunda bugüne kadar her türlü fedakarlığı göstermiştir. Annan Planı’na ‘evet’ diyen taraf Kuzey Kıbrıs olduğu halde, takdir edilen maalesef yine Rumlar oldu. Bu anlayışla artık bir yere varılması mümkün değildir. Kıbrıs Türklerinin müktesep hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statüleri tescil edilmeden bir yere varılamaz. Her iki tarafın masaya eşit oturup eşit kalktığı bir denklem kurulmadan yeni bir müzakere sürecinin başlamasını açıkçası mümkün görmüyoruz. Bunu Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar da tören hitabında şüpheye mahal verilmeyecek şekilde açıkça ifade etti” diye konuştu.

“Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası alanda maruz kaldığı haksız izolasyonun kaldırılması için de gayretlerimiz sürüyor”

Ambargolara rağmen Kıbrıs Türkleri ile birlikte devlet hizmetlerinin sürdürülebilmesi için ortak çalıştıklarını söyleyen Erdoğan, “Belediyelerimiz, devlet kurumlarımız ve şirketlerimiz tüm imkanlarıyla Kıbrıs Türk halkına destek olmaktadır. Geçen yıl Ercan Havalimanı’nın yeni terminal binasını hizmete aldık. Konut projelerinden, ulaştırma yatırımlarına, elektronik devlet hizmetlerinden sağlığa, savunmadan eğitime kadar her alanda KKTC’nin kalkınmasına katkı sağlıyoruz. 2024 Yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması ile Kıbrıs Türk halkına büyük fayda sağlayacak yeni projeleri hayata geçireceğiz. Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası alanda maruz kaldığı haksız izolasyonun kaldırılması için de gayretlerimiz sürüyor. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında Kuzey Kıbrıs’ın hak ettiği yeri alması için gerekeni yapıyoruz. Sayın Tatar’ın Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Zirvesi’ne katılması bu bakımdan son derece anlamlı oldu. İnşallah önümüzdeki süreçte bunu yeni adımlar takip edecek. 1974 Barış Harekatı’yla kurduğumuz, 1983 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanıyla tahkim ettiğimiz kazanımları, tüm dünyada tanınan Kıbrıs Türk Devleti ile taçlandıracağız” şeklinde konuştu.

“Sayın Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım”

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın Kıbrıs Türklerine yönelik açıklamalarına tepki gösteren Erdoğan, “Zaman zaman Yunanistan’daki popülist figürlerin bu tür söylemlerle iki ülke arasındaki ilişkileri dinamitleme gayretlerine şahit oluyoruz. Biz Yunanistan ile iyi komşuluk anlayışıyla ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Tabii bu durum, böylesi hezeyanlara sessiz kalmamızı gerektirmiyor. Herkesin çok iyi bildiği gibi Türkiye, Kıbrıs Barış Harekatı’nı adından da anlaşılacağı gibi barış için yapmıştır ve bu müdahale neticesinde huzur tesis edilmiştir. O tarihte Kıbrıs’ta hem Rum kesimi hem Yunanistan’daki darbeciler tarafından başlatılan soykırıma Türkiye, net ve keskin bir son vermek için bu harekatı yapmıştır. Yani uluslararası hukukun bize tanıdığı garantörlük hakkı kapsamında bu müdahale yapılmıştır. Türk askeri düşmanına bile zulmetmeyen ama mazlumun hakkını asla çiğnetmeyen şanlı bir maziye sahiptir. Aynı anlayışla bugün de gelecekte de hareket etmeye devam edecektir. Bilsinler ki Mehmetçiğin ayak bastığı topraklarda işgal kültürü değil, huzur hakim olur. Son NATO zirvesinde Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile konuştum. ‘Aynı gün ben Kuzey Kıbrıs’ta bulunacağım, orada Kuzey Kıbrıs halkına hitap edeceğim. Öğrendiğime göre siz de Güney’de olacakmışsınız, orada hitap edecekmişsiniz. Herhalde birbirimizi rahatsız edecek herhangi bir açıklama yapmayız’ dedim. O da benim gibi düşündüğünü söyledi. Fakat Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ne yazık ki; farklı bir havada, belli ki Miçotakis ile yaptığımız görüşmeden haberi yoktu, ileri geri açıklamalar yaptı. Onun bir defa kalkıp da Türklerin orada işgalci olduğunu söylemesinden daha densiz, edep dışı bir ifade olamaz. Dolayısıyla, Sayın Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım. Bizim çok daha fazla konuşmamıza zaten gerek yok. Konuşacaklarımızı bugün zaten konuştuk. Yolumuza da aynen devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Onlar askeri üs yapıyor, biz siyasi üs yapıyoruz. Gerekirse Kuzey’de deniz üssü yaparız”

Güney Kıbrıs’ın Yunanistan ile birlikte Larnaka kıyılarında bir deniz üssü inşa etme girişimlerini değerlendiren Erdoğan, “Şu anda Ada’da Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı binasıyla, Kuzey Kıbrıs Parlamento binası inşaatı yapıyoruz. Onları bir göreyim, durum nedir dedim. Her ikisi de muhteşem birer bina oluyor. Allah nasip ederse en geç Kasım ayı ortalarında bitecek. Bu iki bina, başkanlık binasıyla parlamento binası bittiği zaman, yanında da oraya hizmet verecek gayet güzel bir mescit yapılıyor. Herhalde bu üslerden daha önemli bir şey yok. Onlar askeri üs yapıyor, biz siyasi üs yapıyoruz. Çalışmayı en güzel şekilde devam ettireceğiz. Bu arada, tekrar bir kontrole gidip inşaat ne durumda onu görmem lazım. Gördüğüm kadarıyla Kıbrıs taşından hakikaten muhteşem bir eser meydana geliyor. Yani Türkiye gerektiği zamanda gereken adımları atar, yapılması gerekenleri yapar. Ada’nın huzuruna asla katkı sağlamayacak, gerginlikleri artıracak ve uluslararası hukuk ihlallerine yol açacak adımlardan özenle kaçınmak gerekir. İsrail’deki katliama ortak olmak ne Rumlara ne Yunanistan’a fayda sağlar. Ayrıca gerekirse deniz üssü ve deniz yapılarını Kuzey’de yaparız. Bizim de denizimiz var. Mesela yeni bir doğal gaz gemisi alıyoruz. Sakarya Gaz Sahası’ndaki gaz üretiminde kullanılacak, yüzer gaz işletme platformu gemisi. Yaklaşık 2 ay sonra Türkiye’de olacak. 300 metre boyunda 58 metre genişliğinde. 5 milyon hane halkına yetecek kadar doğalgazı üretecek bu platform belki orada 15-20 yıl kalacak. Adeta bir üs gibi. Önümüzdeki hafta yola çıkıyor ve Türkiye’ye gelecek. Zaten o üssü gördükleri zaman yeter onlara” açıklamalarında bulundu.

“Batı ülkeleri bizden insansız hava aracı siparişi veriyor”

Türkiye’nin savunma sanayiinde geldiği noktaya dikkat çeken Erdoğan, “Biliyorsunuz, uçaklarımızın lastiklerini dahi alamıyorduk ama şu anda Petlas uçaklarımızın lastiklerini yapar hale geldi. Çok önemli bir adım. Üstelik Anadolu’nun göbeğinde. İnsansız hava araçlarından SİHA’lara kadar geldiğimiz nokta belli. Aselsan, Havelsan, Roketsan, tüm bunlar şu anda savunma sanayiinde dünyayla adeta yarış halinde. Bundan dolayı da çok çok mutluyuz. Özellikle de şu anda Batı ülkeleri bizim insansız hava araçlarımızla ilgili sipariş üstüne sipariş veriyor. Ülkelerin hangileri olduğunu söylemeyeceğim. Ama Avrupa Birliği ülkelerinin artık bizden bu tür taleplerde bulunması devranın nasıl değiştiğini gösteriyor. Bu bizi ayrıca mutlu ediyor. Kızılelma şu anda devreye giriyor. Bunların devreye girişinin o malum çevreleri çok daha çıldırtacağına eminim. Özellikle Amerika’daki seçimin de bu işte tayin edici bir rolünün olduğunu düşünüyoruz. Bu seçimin neticesiyle birlikte ne gibi adımlar atılabilir, bunları da ayrıca göreceğiz ama ibre Türkiye’nin lehine dönüyor diye düşünüyorum. Bundan dolayı da huzur içindeyim. Sizler de huzur içinde olun. Kendi uçağımızı yapıyoruz, kendi uydumuzu yapıp uzaya yolladık. Daha iyisini yapacak, daha ileri gideceğiz. Bizi en çok duygulandıran ise artık bizim gençlerimizin asla yılgınlığa kapılmadan ‘ben yaparım’ demesidir. Biz çok güçlü tohumlar attık, onlar filizleniyor ve gelecekte boy verecekler” dedi.

“Terör meselesini kökünden bitireceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milli Savunma Bakanlığı uzun süredir Kuzey Irak’a ilişkin operasyonları paylaşıyor. Siz de dönem dönem Irak’ın kuzeyinde PKK varlığının tamamen bitirileceğini belirttiniz. Bu konuda neredeyiz? Bu yaz döneminde bu iş biter mi, ne dersiniz” sorusu üzerine şunları söyledi:

“Terörle mücadele bir matematik olayı değil. İki kere iki dört diyemezsiniz. Örneğin Pençe Kilit Harekat bölgesinde Piyade Yarbay Abdullah Cem Demirkan kardeşimiz yaralandı. 15 gün yaralı olarak kaldı ve maalesef şehit oldu. Bunların hepsinin intikamını alıyoruz. Faturayı çok ağır ödüyorlar, ödemeye de devam edecekler. Ama bilsek ki terörle mücadele bir matematik olayıdır, kalkarız açıklamayı da ona göre yaparız. Dolayısıyla da terörle mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Önünde sonunda kazanan inşallah yine biz olacağız. Artık onları bekleyen son yakındır. Bu ülkenin insanlarına çektirdikleri acıların hesabı soruluyor. Terör meselesini kökünden bitireceğiz. Sağa sola koşturmaları, destek arama çabaları da bu yüzden. Ne yaparlarsa yapsınlar fayda göremeyecekler. Bu ülkenin insanlarına yaşattıklarının hesabını öyle ya da böyle veriyorlar. Askerimiz, polisimiz, istihbaratçılarımız sahada ve onların güçlü nefesini sürekli enselerinde hissediyorlar. Burunlarını dahi çıkartamadıkları mağaralar onları koruyamayacak.”

“İsrail durdurulmalıdır, bunu sağlamak hepimizin görevidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’i işgalci ilan etmesine yönelik değerlendirmelerde bulunarak, “Uluslararası Adalet Divanı aynı zamanda İsrail’i tazminata mahkum etti. Miktarını henüz açıklamadılar. İsrail zaten bugüne kadar Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği kararların hiçbirini uygulamadı. Çünkü yanında başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, Batı var. Biz şu anda Uluslararası Adalet Divanı’na karşı dünyanın değişik birçok ülkesiyle birlikte gerekli baskıyı yapıyoruz ve buna devam edeceğiz. İspanya’nın duruşu burada çok çok önemliydi. Finlandiya’nın, Norveç’in tüm bunların duruşları önemliydi. Biz bu işi takip edeceğiz, kovalayacağız ve en sonunda inşallah burada bir netice alacağız diye düşünüyorum. İsrail durdurulmalıdır. Bunu sağlamak hepimizin görevidir. İsrail’e destek olarak, mazlum Filistin halkının yıllardır yaşadığı sistematik zulmü görmezden gelerek bir yere varmak mümkün değildir. İsrail yaptıklarının cezasını çekmeli, bu ceza bir daha kimsenin böylesi bir zulmü aklından geçirememesini sağlayacak kadar ibretlik olmalıdır. Umarım bu karar ve bundan önce alınan ve İsrail tarafından uygulanmayan kararlar uluslararası toplumda bir uyanışı beraberinde getirir. Filistinlilerin acılarına alışmamalı, onların durumunu olağan görmemeliyiz. Her yeni günde daha çok artan bir tonda sesimizi zulme karşı yükseltmeliyiz. Bu bizim insani görevimiz, tarihe borcumuzdur. Bugün takınılan ya da takınılmayan her tavır tarihe geçmektedir. Herkesi tarihin doğru tarafında durmaya bir kez daha davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Bu zulmü sona erdirmek için ABD yönetiminin İsrail’e baskı yapması şart”

İsrail’in 1947 yılında yaptıklarının aynısı yapmaya devam ettiğini söyleyen Erdoğan, “Tüm mesele İsrail’in bu davranışlarına karşı haktan yana olanlar, adaletten yana olanların el ele verip bu Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği kararın yanında herkesin yer almasını sağlamaktır. Bu oyunu ancak, böylesi bir duruşla bozarız. Bu zulmü sona erdirmek için ABD yönetiminin İsrail’e baskı yapması, katil Netanyahu’ya ve beraberindekilere verdiği desteği çekmesi şarttır. İsrail’in coğrafyamızı kendi karanlığına çekip bölgeyi yangın yerine çevirme isteği ortadadır. Gazze’de onca zulme rağmen hedeflerine ulaşamamanın hıncı ile hareket etmektedir. Uluslararası toplumun bir ve kararlı karşı koyuşu İsrail’in en istemediği şeydir. İsrail zulmüne karşı birleşmeli ve onları uluslararası hukuka uymaya zorlamalıyız. Bu sayede sadece Gazze ya da Filistin değil, ateş çemberine dönmüş bölgemiz de büyük çatışmaların içine çekilmekten kurtulur” ifadelerini kullandı.

Amerika’daki başkanlık seçimlerine ilişkin görüşleri sorulan Erdoğan, “Bu konuya şimdi girmem pek doğru olmaz. Çünkü yapacağımız çok ilginç çalışmalar var. Geçen hafta çarşamba günü Macar Başbakanı Viktor Orban konuğumuzdu. Görüşmemizden sonra da ‘Trump’la bir akşam yemeği yiyeceğiz’ dedi. Bu arada aynı zamanda da NATO zirvesi devam ediyordu. Ertesi gün Viktor Orban’ı yoğun bir şekilde eleştirmeye başladılar. ‘Yok şöyle dedi, yok böyleler, biz Viktor’un dediklerine katılmıyoruz, söyledikleri doğru şeyler değil’ dediler. Sayın Orban malum Moskova’ya gitti, eleştirdiler. Çin’e gitti aynı şekilde eleştirdiler. Ardından Şuşa’daki toplantıya katıldı, eleştirdiler. Şimdi de Macaristan’ı AB dönem başkanlığından nasıl alırız, bunun hesabı içindeler. Bize de düşen şu anda sabır. Bu sabırla birlikte de inşallah gereğini vakti saati geldiğinde birlikte yaparız. Sayın Trump ile kendisine yapılan suikast girişimini konuştum. Kendilerini alçakça saldırı karşısında demokrasinin yanında durmaları nedeniyle tebrik ettim. Biz demokrasinin tarafındayız ve ülkelerin geleceklerine halkların özgür iradelerinin karar vermesinden yanayız” dedi.

Geçtiğimiz günlerde tüm dünyada yaşanan bilişim krizine ilişkin görüşlerini açıklayan Erdoğan, “Bu kriz nedeniyle bizde bir sıkıntı yok şu anda. Arkadaşlar, Türk Hava Yolları’nda olsun, diğer tüm birimlerde olsun tedbirleri aldılar. Şu anda işlerimiz ufak tefek aksamalarla yürüyor. Yani dünyadaki sıkıntı bizde aynen yok. Daha iyiyiz. Bu konuda ek tedbirler almak gerekiyorsa alırız. Bununla ilgili arkadaşlarımız çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Hiçbir alanı boş bırakmadığımız gibi bu alanı da boş bırakmıyor ve atılması gereken adımları hızla, vatandaşlarımızı mağdur etmeden atıyoruz” açıklamalarında bulundu.

“Emeklimizin daima yanındayız”

Emekli maaşlarında yapılan düzenleme ve vergi adımları ile ilgili sorulan soruya yanıt veren Erdoğan, “Bizler toplumumuzun her kesimi gibi emeklilerimizin de daima yanındayız. Emeklilerimizi enflasyona ezdirmemek için azami gayret gösteriyor, elimizden gelenin daha fazlasını imkanlar nispetinde yapıyoruz. Eldeki imkanlar dahilinde en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Engelleri aşmayı kendimize şiar edinmiş bir iktidar olarak sürekli tüm vatandaşlarımızın refahını artırmak için sürekli yeni yol haritaları oluşturuyoruz. Ekonomik istikrardan taviz vermeden, popülizm tuzaklarına düşmeden en rasyonel adımı nasıl atarız anlayışı içinde hareket ediyoruz. Aslında Grup Başkanımız Abdullah Güler gerekli açıklamaları yaptı. En düşük emekli maaşının 12 bin 500 lira olacağını açıkladı. Bütün bunlara rağmen muhalefet bakıyorsunuz, düşünmeden, görüşmeden, konuşmadan ‘asgari ücret 17 bin’ diyor. Bunların sırtında maalesef küfe yok. Biz ölçüyoruz, biçiyoruz. Nasıl bu işi ekonomik dengeleri bozmayacak biçimde götürürüz? Buna bakıyoruz, adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Onun için de yeni yasama döneminde inşallah bu konuyu gündeme alacağız. O şekilde de yola devam edeceğiz. Grup başkanımız ne açıkladıysa gündemimizde o konular var, gerisi söylentiden ibaret” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-sayin-micotakisin-bu-bakanina-haddini-bildirmesi-lazim/feed/ 0
Mersin Büyükşehir Belediyesi, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılı için yemek programı düzenledi https://www.haber60.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-kibris-baris-harekatinin-50-yili-icin-yemek-programi-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-kibris-baris-harekatinin-50-yili-icin-yemek-programi-duzenledi/#respond Sat, 20 Jul 2024 23:21:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41180 (MERSİN)- Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yılı ile 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla Büyükşehir Belediyesi tarafından şehit yakınları ve gaziler için düzenlenen yemeğe katıldı.

Mersin Büyükşehir Belediyesi, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yılı ile 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla bir yemek programı düzenledi. Programa, Vali Ali Hamza Pehlivan ve eşi Yıldız Pehlivan, Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve eşi Meral Seçer, Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Murat Fırat ve eşi Nuran Fırat, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Mersin Başkonsolosu Zalihe Mendeli ve eşi Salih Mendeli, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekilleri Gülcan Kış, Talat Dinçer ve Hasan Ufuk Çakır, Aydıncık Belediye Başkanı Özkan Kılıçarpa, CHP Mersin İl Başkanı Koral Ömür, Meclis üyeleri, kent protokolü, Mersin Büyükşehir Belediyesi bürokratları, şehit aileleri, gaziler ve gazi aileleri katıldı.

“Kıbrıs Barış Harekatı kararı adaya barışı ve huzuru götürmek adına alındı”

Konuşmasına 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın sadece Kıbrıslı soydaşların değil aynı zamanda Anavatan’da yaşayan yurttaşların da bayramı olduğunu belirterek başlayan Başkan Seçer, Kıbrıs Barış Harekatı kararının barışçıl tüm yolların denenmesine karşın muvaffak olunamamasından dolayı dönemin Başbakanı Bülent Ecevit tarafından adaya barışı ve huzuru götürmek adına alındığını söyledi. Cumhuriyet’in kurulduğu tarihten bu yana Türkiye’nin dış politikasının, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Savaş zorunlu değilse meşru müdafaa gerektirmiyorsa bir cinayettir. Yurtta sulh, cihanda sulh” anlayışıyla sürdürüldüğünü dile getiren Seçer, Bülent Ecevit’in de aldığı kararı yine bu anlayış ile aldığını kaydetti.

“Dünyada hiçbir askeri harekat yoktur ki ismine barış lafı yakışsın. Kıbrıs Barış Harekatı tam da barış harekatıdır” diyerek konuşmasını sürdüren Seçer, hiçbir koşulda savaşı öncelemeyen Türk milletinin, her zaman uzlaşma, anlaşma, hakkani bir zeminde buluşma ve barışı tesis etmek için mücadele ettiğinin altını çizdi. Seçer, sözlerini şöyle noktaladı:

“Kıbrıs’ta bağımsız, müstakil bir Türk Cumhuriyeti tesis edilecek ve bu devleti de bütün dünya tanıyacaktır”

“Kıbrıs konusunda hangi siyasi gelenekten gelirse gelsin iktidar olan başbakanlar aynı anlayışta Kıbrıs’a bakmıştır. Kıbrıs’ta önemli gelişmelerden sonra geldiğimiz noktada iki toplumlu egemen bir devlet yapısının oluşmasıdır. Tabii ki üzüntümüz KKTC’nin Türkiye dışındaki devletler tarafından tanınmamasıdır. Umut ediyorum, uzun tarihsel süreçler boyunca, Kıbrıs konusunda bağımsızlık mücadelesi veren Kıbrıslı soydaşlarımızın ve Kıbrıslı soydaşlarımızın bağımsızlığı için anavatan olarak Türk milletinin gayretleri bir gün olumlu netice verecek ve Kıbrıs’ta bağımsız, müstakil bir Türk Cumhuriyeti tesis edilecektir ve bu devleti de bütün dünya tanıyacaktır.”

“Kıbrıs bizim gözümüz, göz bebeğimizdir”

Konuşmasında KKTC’nin Türk Devletleri Topluluğu’na misafir üye olarak iştirak etmeye başladığını aktaran Vali Ali Hamza Pehlivan da  “Dileğimiz odur ki bir gün başta Türk Cumhuriyetlerinin kabulüyle KKTC’ni tanımasıyla o tür organizasyonlara ve uluslararası diğer örgütlerin yapılarının içine de üye olarak bir gün girecektir. İnanıyoruz ki bugünleri hep birlikte göreceğiz ve o günlerin de gururunu hep birlikte yaşayacağız. Kıbrıs bizim canımız, Kıbrıs bizim gözümüz, göz bebeğimizdir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile etle tırnak gibi bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da iş birliğini ve beraberliğini pekiştirecek, yarınlara yönelik bu tanıma süreçleriyle ilgili adımları birlikte atacak ve egemen iki ayrı devlet olarak biz o günleri hep beraber göreceğiz” ifadelerini kullandı.

“Anavatanımız ile daha müreffeh yarınlara omuz omuza ilerlemeye devam edeceğiz”

KKTC Mersin Başkonsolosu Zalihe Mendeli ise  “Geçtiğimiz gün TBMM tarafından kabul edilen Kıbrıs konusunda iki devletli çözüm siyasetimizi destekleyen tezkere bizim için büyük önem arz etmektedir. Şimdi ise sıra uluslararası camianın, cesur ve kararlı adımlar atarak Rum tarafını egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüzün tevdi hususunda zorlamalarıdır. Tanınma olur ya da olmaz. Anavatan Türkiye’nin koşulsuz desteğiyle ülkemiz her geçen gün kalkınarak güçlenecek, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Türk Devletleri’nin vazgeçilmez kalesi olmaya devam edecektir. Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılında anavatanımız ile daha müreffeh yarınlara omuz omuza ilerlemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-kibris-baris-harekatinin-50-yili-icin-yemek-programi-duzenledi/feed/ 0
Osmangazi Belediyesi, Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi ve Genç Kafe’yi Hizmete Açtı https://www.haber60.com.tr/osmangazi-belediyesi-hasan-ali-yucel-dunya-klasikleri-kutuphanesi-ve-genc-kafeyi-hizmete-acti/ https://www.haber60.com.tr/osmangazi-belediyesi-hasan-ali-yucel-dunya-klasikleri-kutuphanesi-ve-genc-kafeyi-hizmete-acti/#respond Sat, 20 Jul 2024 22:03:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41134 (BURSA)- Osmangazi Belediyesi, Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi ve Genç Kafe’yi düzenlenen törenle hizmete açtı. Kitapseverler, zengin kitap koleksiyonuna sahip kütüphanenin raflarından aldıkları Türk ve dünya klasiklerini konforlu bir ortamda okurken, gençler de uygun fiyata aldıkları lezzetli kahvelerini yudumlayacak.

Osmangazi Belediyesi, ilçenin eğitim, kültür ve sosyal yaşamına değer katan iki önemli eseri, tek çatı altında vatandaşlarla buluşturdu. Meydan’da iki kat olarak hayata geçirilen projenin ilk katında yer alan Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi, zengin kitap koleksiyonu ile kitapseverlerin vazgeçemediği adres olacak. Türkiye Cumhuriyeti’nin eski Milli Eğitim Bakanlarından ve Köy Enstitüleri’nin kurucusu Hasan Ali Yücel’in adını taşıyan kütüphane, ders çalışmak, kitap okumak ve araştırma yapmak isteyenlere konforlu bir ortam sunuyor. Türk klasikleri, dünya klasikleri ve güncel edebiyat kitaplarından oluşan 10 bin kitap kapasitesine sahip kütüphane, Belediye’nin ilçeye kazandırdığı dokuzuncu kütüphane oldu.

Kütüphanenin üst katında yer alan Genç Kafe ise kaliteli ve uygun fiyatlı kahvelerinin yanı sıra lezzetli atıştırmalıkları ile gençler için keyifli bir mola yeri olacak.Kütüphane ve kafe, metro istasyonu çıkışının hemen yanındaki konumu ile kolay ulaşım imkanı da sunuyor.

“Bir sonraki kütüphanemizin ismi İsmail Hakkı Tonguç olacak”

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yılını kutlayarak sözlerine başlayan Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Kıbrıs’ta 50 yıl önce barışın temelini atan başta dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan olmak üzere, tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, sevgi, minnet ve rahmetle anıyorum. Günümüzde Milli Eğitim’in durumunun içler acısı olduğunu görüyoruz. O yüzden Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç gibi isimler çok önemli. Bu değerli eğitim neferlerimizi bir kez daha saygıyla anıyorum. Hasan Ali Yücel gibi kıymetli bir öğretmen ve eğitim adamının ismini, burada yaşatıyor olmaktan dolayı büyük mutluluk duyuyoruz. İnşallah bir sonraki kütüphanemize de İsmail Hakkı Tonguç’un adını vereceğiz” diye konuştu.

“Özlediğimiz, aydınlık güzel günlere ulaşacağız”

Yaşanan fiyat artışlarından ve enflasyondan dolayı gençlerin bir kafeteryaya giderek sosyalleşmesinin çok zor hale geldiğine dikkat çeken Başkan Aydın, şöyle devam etti:

“Genç Kafe’ye gelecek olan gençlerimize ücretsiz kablosuz internet hizmet vereceğiz. Aynı zamanda okullar açıldığında akşamları çorba hizmetimiz olacak. Gençlerimiz kütüphaneden kitaplarını alarak, kafe bölümünde okuyabilecekler. Hasan Ali Yücel, dünya klasiklerini Türkçe’ye çeviren ilk milli eğitim bakanıdır. Bu sebeple de kütüphanemizin adını Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi koyduk. Umarım kitapseverlerimiz ve gençlerimiz bu hizmetimizden faydalanır. Osmangazi Belediye Başkanlığı görevimizde yüz günümüzü doldurduk. Hizmetlerimize devam ediyoruz. İnşallah birkaç hafta sonra kadınlarımıza özel bir jimnastik salonunun açılışını yapacağız. Yeni kreşlerin temellerini atacağız. Temelini attığımız tesislerin ise açılışını gerçekleştireceğiz. Osmangazi’de hep birlikte özlediğimiz, aydınlık güzel günlere ulaşacağız.”

“Osmangazi’de çok güzel şeyler oluyor”

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk de şunları kaydetti:

“Osmangazi’de çok güzel şeyler oluyor. Bir tarafta çağdaşlığı hedefleyerek, Cumhuriyet değerlerimizi en güzel şekilde yaşatmış olan Hasan Ali Yücel’in adını taşıyan Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi, diğer tarafta ise geleceğe dair umudumuz olan gençlerimize hizmet verecek olan Genç Kafe. Hasan Ali Yücel, dünyanın önünde bir Türkiye ve Türk milli oluşturmak için çok emek vermiş bir aydınımız. Bu mücadelenin en güzel örneği de Köy Enstitüleri’ni kurmasıdır Hasan Ali Yücel demek, ne çocuklarımızı, ne gençlerimizi ne de ülkemizin bir karış toprağını terk edemeyiz, demektir. Türkiye’nin tek bir çocuğunun dahi kaderine terk edilme lüksü yok. O çocuk, Nobel ödülü alan bir kimya profesörü olabilir. Türkiye, çağdaş, bilimsel ve dünyanın önünde bir ülke olacaktır; diyorum. Bizim amacımız, aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür gençler yetiştirip, devletin tüm imkanlarından eşit şartlarda faydalanmasını sağlamaktır.”

“Bilgiyi üretmek, çoğaltmak ve yaymak zorundayız”

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Hasan Ali Yücel’in çağdaşlık, bilim, yurttaşlıkve gericiliğe karşı demokrasi demek oluğunu belirterek, herkesin bu değerleri bilmesi gerektiğini söyledi. Sarıbal,”Neden Köy Enstitüleri’nin kapatıldığını ve bunun bizlere ne gibi olumsuzluklar yaşattığını bilmemiz gerekiyor. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin en temel sorunu, bilgi. Bilgiyi üretmek, çoğaltmak ve o bilgiyi yaymamız gerekiyor. Televizyonlardan veya internetten yapılan biz sizin yerinize düşünürüz algısına yenik düşmemeliyiz. Herkesin bir fikri ve düşüncesi olmalı. Bu fikir ve düşünce de çok okuyarak elde edilmelidir. Birey demek, düşünen, tartışan, konuşan, fikri olan demektir. Ancak tüm bunların altını bilgi ile doldurmalıdır. İşte o zaman millet olarak güçlü olacağız. Nasıl bir Türkiye istiyorsak ve nasıl bir Türkiye hayal ediyorsak, bunu oluşturmamız için mutlaka okumalıyız” dedi.

“Gençlerimizin bu kütüphanede yollarını bulmasını diliyorum”

CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu ise açılan kütüphane ve kafenin hayırlı olmasını dileyerek, şunları söyledi:

“Eğitimin ne kadar önemli olduğunu son günlerde fazlaca konuşuyoruz. Mustafa Kemal Atatürk, bir yandan kurtuluş mücadelesi verirken, diğer yanda da geri kalmışlığa karşı da mücadele ortaya koydu. Atatürk’ün eğitim alanında ortaya koyduğu vizyonu devam ettirerek, dünyada eğitim anlamında örnek bir model ortaya çıkaran kişi ise Hasan Ali Yücel oldu. Dünya klasiklerinin Türkçe’ye çevrilmesi, üniversitelerin ve bilimin özgürleşmesi adına gerçekleştirdiği adımlar ve çıkardığı kanunlar, bugün Cumhuriyetimizin ayakta kalmasının temel sebeplerinden biri oldu. Bugün buradan saygıyla ve minnetle kendisini anıyoruz. Kütüphaneye, bu değerli aydınımızın isminin verilmesinden dolayı da büyük bir mutluluk duyuyorum. Gençlerimizin burada yollarını bulmasını, cumhuriyetin temel niteliklerini ileriye taşımasını ve aydınlık yarınları oluşturması için bu kütüphaneden faydalanmasını diliyorum. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/osmangazi-belediyesi-hasan-ali-yucel-dunya-klasikleri-kutuphanesi-ve-genc-kafeyi-hizmete-acti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Tatar ile görüştü https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kktc-cumhurbaskani-tatar-ile-gorustu/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kktc-cumhurbaskani-tatar-ile-gorustu/#respond Sat, 20 Jul 2024 21:39:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41125 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, “Adadaki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. Biz müzakereye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız. Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalı” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lefkoşa’daki Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kapsamında düzenlenen törende konuştu. Ada’nın dört bir yanındaki vatandaşlara şahsi selamları ile 85 milyon vatandaşın selam ve sevgilerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri bağrınıza bastığınız, muhabbetle kucakladığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yurdu yaşatmak için can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle, minnetle yad ediyorum. Vatan, bayrak, istiklal ve istikbalimiz için toprağa düş yiğitlerin aziz ruhları şad olsun” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türkü’nün varlığı, hakları ve hürriyeti için cesaretle savaşan gazilerin ellerinden öptüğünü belirterek her birine şükranlarını sundu, sağlıklı, hayırlı ve bereketli ömürler diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Barış Harekatı’nın mimarları olan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı ve son nefesine kadar Kıbrıs davası için mücadele eden Alparslan Türkeş ile diğer devlet ve siyaset adamlarını rahmetle andı. Kıbrıs Türklerinin egemenlik ve özgürlük mücadelesinin önderleri merhum Dr. Fazıl Küçük ve merhum kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs’ın hürriyeti için “Allah Allah” nidalarıyla omuz omuza çarpışan, kanları kanlarına karışan Mehmetçikleri ve mücahitleri kemali edeple yad ettiğini anlattı.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı yürekten tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Burada öncelikle bir hususu ifade etmek isterim. Bugün, tıpkı yarım asır önce olduğu gibi yine tek yüreğiz, tek bileğiniz. Anavatan Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak sırt sırtayız. İktidar, muhalefet ayrımı olmadan bugün burada bulunmamız, Türkiye’nin ve Türk milletinin Kıbrıs davasına verdiği önemin göstergesidir. Kuzey Kıbrıs bizim göz bebeğimizdir, canımızdan bir parçadır. Burası bize sadece şehitlerimizin değil, aynı zamanda Hazreti Osman’ın, sahabenin, bu toprakları fetheden kahraman ecdadımızın da emanetidir. İnşallah bu emanete sıkı sıkıya sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Varlıklarıyla, Kıbrıs Türkü’ne cesaret aşılayan, ortak gururumuzu paylaşan 85 milyonun, sizlerin yanında olduğunu haykıran tüm siyasetçilere, siyasi partilerimizin genel başkanlarına da hassaten teşekkür ediyorum. Milli meselelerde ortaya koyduğumuz ortak dayanışma tablosunu inşallah güçlendirerek devam ettireceğiz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.”

“Birleşmiş Milletler Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün sadece kahramanca bir mücadeleyi anmak için değil, aynı zamanda tarihi gerçekleri bir kez daha haykırmak için de burada bulunduklarını dile getirdi. Kıbrıs, Barış Harekatı’nın ne için yapıldığını, Türkiye’nin böyle bir kararı niçin aldığını daima akılda tutmak zorunda olduklarına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1963-1974 yılları, Kıbrıs Türkleri için adanın yüzde 3’lük bir kısmına hapsedildikleri, kan, gözyaşı, zulümle dolu bir dönem demektir. Kıbrıs Türk halkı hem kurucusu ve ortağı olduğu devletten dışlanıyor hem de eli kanlı EOKA’nın insanlık dışı baskı ve saldırılarına maruz kalıyor. Adaya konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barış Gücü bile cinnet furyasını durduramadı, katliamın önüne geçemedi. 1974 yılına gelindiğinde Kıbrıs Türkü’nün varlığına kasteden, insanlık dışı saldırılar zirveye ulaşmıştır. Tam 50 yıl önce bugün kahraman Mehmetçik, Kıbrıs Türkü’nün istiklaline vurulmak istenen hançeri sökmek üzere tarihi bir adım attı. 20 Temmuz 1974 Anavatan ve garantör ülke olarak uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerimiz ile tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumlulukla harekete geçtiğimiz tarihtir” ifadelerini kullandı.

“Türkiye olarak bu sorumluluğu gereğini yerine getirdik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan olmak, vicdan sahibi olmak bize ne sorumluluk yüklüyorsa Türkiye olarak bu sorumluluğun gereğini yerine getirdik. O gün tüm dünyaya Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını ve asla yalnız bırakılmayacağını gösterdik” dedi. Erdoğan, “Rumların ateşe verdiği ekin tarlalarına, gül bahçesine girer gibi paraşütle indirme yapan Mehmetçiğimiz, mayın döşenmiş sularda Barbaros misali ilerleyen denizci leventlerimiz cesaretlerini bir kez daha tarihe kazımıştır. Kıbrıs Barış Harekatı, Kıbrıs Türkü’nün zulümden kurtararak özgürlük ve refaha kavuşturmuş, geleceğe güvenle bakmasını sağlamıştır. Doktor Fazıl Küçük, o tarihi günü şöyle anlatıyor; ’20 Temmuz sabahı doğan güneş, Kıbrıs Türkü’nün 11 yıllık karanlığını silip götürmüş, özgürlüğü getirmiştir.’ Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise ’20 Temmuz ömrümün en mutlu günü’ diyerek yaşadığı duygu selini ifade ediyor. Şunun bilinmesini isterim, o gün burada hangi coşku, sevinç ve gurur hakimse Türkiye’de aynı bayram havası hakimdir. Bugün de bayram olarak kutladığımız 20 Temmuz’u Kıbrıs Türk halkının barış ve istikrar özlemi ve idealleri doğrultusunda egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolü olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.

“Yunanistan Savunma Bakanı, yine akla ziyan açıklamalar yaptı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adanın güneyinde ise maalesef kendilerini Kıbrıs adasının tek hakimi olarak gören şımarık bir zihniyet var. Öyle bir vahametle karşı karşıyayız ki Rum lider, EOKA teröristlerini anma törenlerine katılıyor, Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizi güneye geçtiklerinde saldırıya uğruyor, tutuklanıyor, güneydeki camiler kundaklanıyor. Rumlar, Kıbrıs Türkü’yle, siyasi gücü ve adanın doğal kaynakları da dahil ekonomik refahı paylaşma niyetlerinin olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Geçenlerde maalesef Yunanistan Savunma Bakanı (Nikos Dendias), yine akla ziyan açıklamalar yaptı. (Yunanistan Başbakanı) Sayın Miçotakis ile yurt dışında bir araya geldik ve kendilerine ‘Ayın 20’sinde biz Kuzey Kıbrıs’tayız. Duydum ki sen de güneydesin. Herhalde oradan Dendias gibi bizlere sataşma yapmazsın.’ Böyle bir şey düşünmediğini söyledi. ‘Böyle bir şey düşünmüyorsan mesele yok’ dedik, yola devam” ifadelerini kullandı.

“Biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız”

Bölgede devam eden çatışmalar karşısında tüm adanın güvenliğini tehdit etme riski olan son derece sorumsuz adımlar atıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı suda iki kez yıkanılmaz. Adadaki gerçekleri görmezden gelerek hiçbir yere varılmaz. Kıbrıs’ta federal bir çözümün mümkün olmadığına inanıyoruz. ‘Müzakerelere, yıllar önce İsviçre’de bıraktığımız yerden devam edelim’ demenin kimseye faydası yoktur. Bakın biz müzakereye, görüşmeye, Kıbrıs’ta kalıcı barışı ve çözümü sağlamaya hazırız. Çözüm yolunda uzatılan hiçbir eli havada da bırakmayız” diye konuştu.

“Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca bu konudaki hüsnüniyetin defalarca gösterildiğini ifade ederek, “Bugüne kadar çözümü samimiyetle isteyen, bunun için fedakarlıkta bulunan, riski alan, irade sergileyen taraf Kıbrıs Türkü ve Türkiye olmuştur. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın 2023 Nisan ayında Cenevre’de yapılan toplantıda ortaya koyduğu iki devletli çözüm vizyonu çok kıymetlidir. Kıbrıs Türk tarafı, Rum tarafıyla her alanda eşit olarak müzakere masasına oturmalıdır. O yüzden ‘çözüm istiyorsanız Kıbrıs Türkü’nün müktesep haklarını tescil edin’ diyoruz. Adanın garantör ülkelerinin liderlerinin her iki devleti de beraberce ziyaret edecekleri günleri de göreceğimizi ümit ediyorum” dedi. Bu içten temenniyi Washington’daki NATO Zirvesi’nde görüştüğü Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis’e de bizzat söylediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki diyalog zemininin güçlendirilmesinin, Kıbrıs meselesinin çözümüne de şüphesiz katkı yapacağını söyledi.

“Adanın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası alanda etkin iç hukuk yolu olarak tanınan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Ada’da mülkiyet konusunda çözümün yegane adresi olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Bunun dışında başka yollara tevessül edenler, Kıbrıs Türkü’nü baskı altına alarak hedeflerine ulaşacağını zannedenler büyük bir yanılgı içindedir. Ne biz oldu bittilere müsaade ederiz, ne de Kıbrıs Türk halkı tehditlere boyun eğer. Ada’nın kadim ve asli unsuru Kıbrıs Türklerinin yok sayılması mümkün değildir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve iki devletli çözümün hayata geçmesine yönelik gayretlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi’ne, Cumhurbaşkanı Tatar’ın iştiraki bunun en son örneği oldu. Bu süreçte sergilediği dirayet için Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Aliyev’e de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Kıbrıs Türkü’nün haksız ve hukuksuz şekilde maruz bırakıldığı izolasyonun kırılması, ambargonun kaldırılması için çabalarının daha da artacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin kanları üzerine kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlü, müreffeh, itibarlı bir devlet haline gelmesi için desteklerinin baki olduğunu söyledi.

“Her alanda Kıbrıs Türk halkının yanındayız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nda yer alan bütün hususların süratle uygulanması için gereken desteği verdiklerini, sonuna kadar da vereceklerini vurguladı. Erdoğan, “Belediyelerimiz ve resmi kurumlarımız geniş bir yelpazede pek çok projeyi Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanında hayata geçiriyor. Ulaştırmadan tarım ve sulamaya, turizmden güvenliğe, konuttan afetlere hazırlığa kadar her alanda Kıbrıs Türk halkının yanındayız ve destekçisiyiz. Bu vesileyle Kıbrıslı genç kardeşlerimle şu müjdeyi paylaşmak istiyorum. Temmuz ayı itibarıyla artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin katkı payı ve öğrenim ücreti bakımından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerle aynı esaslara tabi olmasını kararlaştırdık. Aldığımız bu kararın Türk üniversitelerinde eğitim görmek isteyen Kıbrıs Türkü öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye olarak Kıbrıslı kardeşlerimizle ekmeğimizi de suyumuzu da geleceğimizi de paylaşmaya devam edeceğiz. 50 yıl önce bu topraklarda tesis ettiğimiz barış ve huzur ortamını inşallah muhafaza edecek, bunun zedelenmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın Kıbrıs Türk halkına ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Barış Harekatı’nda şehit olan Mehmetçik ve mücahitleri tekrar rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyorum. Kuzey Kıbrıs’ın özgür, bağımsız, güvenli ve huzur dolu bir devlet olarak geleceğe yürümesi için mücadele eden, ter döken herkesi, tüm devlet ve siyaset adamlarımızı rahmetle yardım ediyorum” dedi. – LEFKOŞA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kktc-cumhurbaskani-tatar-ile-gorustu/feed/ 0
Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. Yıl Dönümü Mersin’de Kutlandı https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekatinin-50-yil-donumu-mersinde-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekatinin-50-yil-donumu-mersinde-kutlandi/#respond Sat, 20 Jul 2024 21:36:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41122 Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Mersin’de düzenlenen törenle kutlandı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Zalihe Mendeli, “Bizler 11 yıl boyunca, bugün Gazze’de, dün Bosna Hersek’te yaşanılanlara benzer şekilde etnik temizlik ve soykırıma varan saldırılara hedef olduk” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Mersin Başkonsolosluğu tarafından Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törene KKTC Mersin Başkonsolosu Zalihe Mendeli, gaziler ve kent protokolü katıldı. Mersin Başkonsolosu Zalihe Mendeli ile TMT Mücahitler Derneği, Türkiye Muharip Gaziler Derneği, Kıbrıs Türk Kültür Derneği, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği ve Türkiye Harp Malulü, Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri derneği Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Mersin Kültür Merkezi’nde devam etti.

“Barış Harekatı, ‘ne mutlu Türk’üm diyen’ herkes için mutlu bir gün ve bayramdır”

KKTC Mersin Başkonsolosu Mendeli, törende yaptığı konuşmada, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı hep birlikte kutlamanın mutluluğunu ve gururunu yaşadıklarını söyledi. Kıbrıs Barış Harekatı’nın, kendi yurdunda sonsuza dek var ve hür olma mücadelesini kazanan Kıbrıs Türk halkının, ana vatan Türkiye ile omuz omuza her türlü zorluğa göğüs gelebileceğinin ispatı olduğunu vurgulayan Mendeli, “Barış Harekatı, ‘ne mutlu Türk’üm diyen’ herkes için mutlu bir gün ve bayramdır. Bizler de bugün burada bir savaşın değil Kıbrıs adasında barışın, huzurun ve insanca yaşanılabilmenin yıl dönümünü kutluyoruz. Bugün KKTC’de korkusuzca, özgürce yaşıyorsak, bunu halkımızın büyük fedakarlığına, direnişlerine, vatanımız uğruna can veren aziz şehitlerimize, kahraman mücahit ve Mehmetçiklerimize borçluyuz. Bu kutlu yıl dönümünde başta özgürlük mücadelesi liderimiz doktor Fazıl Küçük, kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş, 1974 Barış Harekatı’nın önünü açarak, bizi soykırımdan kurtaran dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ve kabine üyeleri olmak üzere, istiklal ve istikbal uğruna canlarını feda etmiş tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi, mücahitlerimizi minnetle yad ediyorum” dedi.

“50 yıl önce Türkiye’nin Kıbrıs’a tesis ettiği barış bugün hem adada hem de bölgede huzurun teminatı olmuştur”

Kıbrıs Türk halkının, egemen eşit ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’nden silahla zoruyla dışlanarak 11 yıl boyunca en zor ve en ağır şartlar altında göçmen çadırlarında yaşayarak, utanç barikatlarından işkenceye tabi tutularak vahşetin her türlüsünü gördüğüne dikkat çeken Mendeli, şöyle devam etti:

“O dönem hastalıklı bir zihniyetin neler yapabileceğini çok acı bir şekilde gördük. O dönem bizler için kan, gözyaşı, katliam demekti. Üzülerek ifade etmek isterim ki 1964 yılında alınan 186 sayılı talihsiz kararla adaya konuşlandırılan Barış Gücü Kıbrıs’ta akan kanı durdurmamıştır, daha doğrusu durdurmamıştır. Bizler 11 yıl boyunca, bugün Gazze’de, dün Bosna Hersek’te yaşanılanlara benzer şekilde etnik temizlik ve soykırıma varan saldırılara hedef olduk. Ancak halkımız direnerek, başı dik, alnı açık şekilde mücadele edip, Türklüğün onur ve şerefini ayaklar altında çiğnetmemiş, bayraklarımızı gönderden indirmemiştir. 50 yıl önce Türkiye’nin Kıbrıs’a tesis ettiği barış bugün hem adada hem de bölgede huzurun teminatı olmuştur. Şu anda tek eksik kalan şey çözümdür ve çözümsüzlüğün nedeni de elbette ki Rum ve Yunan ikilisidir. Rumların hedefi özden gelen egemen eşitliğimizi inkar ederek ana vatan Türkiye’nin garantörlüğünü ortadan kaldırmak, bizleri azınlık durumuna düşürüp devletimizi ve egemenliğimizi yok etmektir.”

“Ülkemiz Doğu Akdeniz’deki Türk bayrağının serhat bekçisi olmaya devam edecektir”

Kıbrıs’ta işlenen katliamları ne unutacaklarını ne de unutturacaklarını vurgulayan Mendeli, “Dünyanın da unutmasına asla izin vermeyeceğiz. Halkımız ve ana vatanımız bugüne kadar kin ve intikam peşinde koşmak yerine, iyi niyetle her iki halkın barış içinde yaşayabilmesinin yollarını aramıştır. Ancak Rumların uzlaşmaz tutumuyla ve yürütülen süreçlerin çökmesinin ardından Kıbrıs Türk tarafı yeni bir siyaset gündeme getirmiştir. Kıbrıs’ta çözüm ancak egemen ve uluslararası eşit statüye sahip iki devlet temelinde gerçekleşebilir. Ortaya koyduğumuz yeni siyaset doğrultusunda başta Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası camiadan beklentimiz cesur ve kararlı adımlar atarak özden gelen eşitliğimiz için Rum tarafını egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüzün tesisi hususunda zorlamalarıdır. Tanınma olur ya da olmaz, ülkemiz maruz bırakıldığı haksız izolasyonlara rağmen, küresel ve bölgesel rolü yükselen ana vatan Türkiye’nin şartsız desteğiyle her geçen gün kalkınarak güçlenecek, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olarak Doğu Akdeniz’deki Türk bayrağının serhat bekçisi olmaya devam edecektir. Canla, kanla aldığımız her parçası candan kıymetli yurdumuzu ölürüz ama tek bir zerresini bile vermeyiz. Şanlı zaferimizin 50. yıl dönümü kutlu olsun” diye konuştu.

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümüne ilişkin video gösteriminin yapıldığı etkinlikte, Mehmet Akif Ersoy Sosyal Bilimler Lisesi öğrencisi Ali Efe, ‘Benim iki bayrağım var’ adlı şiiri okudu. Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanlığı Bando ekibinin mini konser verdiği etkinlikte, Büyükşehir Belediyesi halk oyunları ekibi gösteri sundu, Jandarma komandoları Zeybek oynadı.

Programa Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan, Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Murat Fırat, İl Emniyet Müdürü Kamil Karabörk, AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı, CHP Mersin Milletvekili Talat Dinçer ile Kıbrıs gazileri katıldı. – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekatinin-50-yil-donumu-mersinde-kutlandi/feed/ 0
Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. Yıl Dönümü Törenlerine Türkiye’den Geniş Katılım https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekatinin-50-yil-donumu-torenlerine-turkiyeden-genis-katilim/ https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekatinin-50-yil-donumu-torenlerine-turkiyeden-genis-katilim/#respond Sat, 20 Jul 2024 21:27:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41117 Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünde gerçekleştirilen 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenlerine Türkiye’den geniş bir heyet katıldı.

Törenler kapsamında ilk olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Atatürk Anıtı’na çelenk sundu.

Daha sonra Erdoğan ve Tatar, aynı araçla Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki tören alanına geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören alanında yerini alırken, protokolü ve vatandaşları selamladı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Türk ve KKTC bayrakları göndere çekildi.

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, daha sonra tören birliklerini denetledi, vatandaşların bayramlarını kutladı.

Türk askerinin Kıbrıs’a ilk çıkarma yaptığı yer olan Yavuz Çıkarma Plajı’ndan getirilen bayraklar, Cumhurbaşkanı Tatar’a teslim edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, katılımcılara hitap etti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, günün anısına KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a üzerinde KKTC ve Türk bayraklarının yer aldığı tabloyu hediye etti.

Mehter takımının konser verdiği törende, Türkiye Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı, tüfekli grup gösterisi sırasında Cumhurbaşkanlığı forsu ve tarihte yer alan Türk devletlerini simgeledi.

Tören esnasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bir süre sohbet etti.

Kıbrıs Barış Harekatı’na katılan paraşütçü komandoları temsilen paraşütle atlarken, Bayraktar İHA ve helikopterler tören alanı üzerinde uçuş gerçekleştirdi.

Tören alanı üzerinden uçan Türk Yıldızları Akrobasi Timi katılımcıları selamladı.

Tören askerler, gaziler ve mücahitler ile son dönemde üretilen savunma sanayi araçlarının geçişiyle sona erdi.

Türkiye’den geniş katılım

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski bakanlardan Kürşad Tüzmen’in de aralarında yer aldığı Türkiye’den yüzerek Ada’ya gelen yüzücülerle fotoğraf çektirdi.

Kıbrıs Barış Harekatı’na katılan gazilerle fotoğraf çektiren vatandaşlar, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığınca açılan Kıbrıs Barış Harekatı 50. Yıl Dönümü Savunma Sanayii Sergisini ziyaret etti.

Törene TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir, TBMM Başkanvekilleri Bekir Bozdağ ve Celal Adan, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekilleri Efkan Ala, Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Zafer Sırakaya, Hamza Dağ, Ömer İleri, AK Parti Grup Başkanvekilleri Özlem Zengin, Muhammet Emin Akbaşoğlu, Abdulhamit Gül, MHP Grup Başkanvekilleri Erkan Akçay, Muhammed Levent Bülbül, Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve kuvvet komutanları, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, eski TBMM Başkanı Hikmet Çetin, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Çağatay Özdemir, milletvekilleri, eski bakanlar, siyasi parti temsilcileri, Kıbrıs Barış Harekatı gazileri ve yakınları ile çok sayıda vatandaş katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekatinin-50-yil-donumu-torenlerine-turkiyeden-genis-katilim/feed/ 0
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar: Kıbrıs Türk halkı Türk dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ersin-tatar-kibris-turk-halki-turk-dunyasinin-ayrilmaz-bir-parcasidir/ https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ersin-tatar-kibris-turk-halki-turk-dunyasinin-ayrilmaz-bir-parcasidir/#respond Sat, 20 Jul 2024 21:15:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41105 (ANKARA) – KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi’nde de ifade edildiği gibi Kıbrıs Türk halkı, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır. KKTC, Türk devletleriyle her alanda ilişki kurmaya hazır bir devlet yapısına sahiptir. 21’nci yüzyılda tüm siyasi dengeleri derinden etkileyebilme potansiyeline fazlasıyla sahip olan TDT’nin sınırları Doğu Akdeniz’e kadar genişletilerek en güneydeki Türk devleti olan KKTC’nin katılımlarıyla daha da güçlenmiştir” dedi.

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı KKTC’de kutlanıyor. Lefkoşa’daki resmi törene katılmak üzere KKTC’ye gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ercan Havalimanı’nda KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve kalabalık bir heyet tarafından karşılandı. Heyette KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu da yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, HÜDA PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu KKTC’ye geldi.

Cumhurbaşkanı Tatar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile beraberindeki devlet erkanı, önce Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı, ardından Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Geçit Töreni’ne katıldı.

Törene, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ve diğer yetkililer katıldı.

Törende konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, şunları kaydetti:

“Bu yol özgürlük, bağımsızlık ve hürriyet yoludur”

“Rum-Yunan ikilisi 1963-74 arasında bir taraftan katliamlar yaparken diğer yandan da adanın Yunanistan’a ne zaman bağlanacağının hesabını yapmaya devam ediyordu. Nitekim Yunanistan’daki askeri cunta yönetimiyle EOKA milisleri 14 Temmuz 1974 darbesiyle Kıbrıs Helen Cumhuriyeti’nin ilan ederken ana hedefleri halkımızı yok edip Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak etmekti. Bu süreçte halkımızın gözü Toroslar’da kulağı da Ankara’daydı. 15 Temmuz darbesinden sonraki günlerde sanki aylar geçiyordu.

Kıbrıs Türk halkının artık tahammülü kalmamıştı. Anavatan Türkiye Cumhuriyeti uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan garantörlük hakkını kullanarak 20 Temmuz 1974 sabahı Barış Harekatı’nı gerçekleştirme kararı almış, 20 Temmuz 1974 sabahı Türk askeri Girne sahillerine ayak basarken, paraşütlerle gökten yağmur gibi toprağa iniyordu.

Doktor Fazıl Küçük ile Rauf Raif Denktaş’ın yakmış oldukları meşaleler yolumuzu aydınlatırken ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkeleriyle yolumuzu çizmiştir. Bu yol özgürlük, bağımsızlık ve hürriyet yoludur.

“Türk tarafı olarak çözüm önerilerine olumlu ve yapıcı bir tutum gösterdik”

Türk tarafı olarak müzakere süreçlerinde uluslararası çözüm önerilerine her zaman samimi, olumlu ve yapıcı bir tutum gösterdik. Amacımız Kıbrıs’ın ve bölgenin yararına olacak adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir anlaşmaya ulaşmaktı. Ama ne var ki, değişmeyen Rum zihniyetinin hakimiyetçi ve dayatmacı tutumu tüm müzakere süreçlerini başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olmuştur. Rum tarafı hala daha federal çözüm adı altında Kıbrıs Türkünün azınlık pozisyonunda olacağı ve AB içinde üniter bir yapıya dönüşeceği bir çözümde ısrar etmektedir.

Beklentimiz egemen eşit ve eşit uluslararası statü temelinde pozisyonumuzun teyit edilmesidir. Cenevre Zirvesi’nin ardından BM Genel Sekreteri sayın Guterres tarafından tespit çok nettir. Sayın Guterres bir sürecin başlamasına yönelik olarak iki taraf arasında ortak zeminin bulunmadığını ortaya koymuştur. Sayın Guterres’in bu söylemleri Kıbrıs gerçekleriyle uyum sağlamaktadır.

“Dendias’ın yalan ve iftara dolu açıklamasını şiddetle kınıyoruz”

Yunanistan Savunma Bakanı Dendias, 16 Temmuz 2024 günü Güney Kıbrıs Rum kesimine yaptığı bir ziyarette, Larnaka yakınlarındaki Mari’de bir deniz üssü inşa edilmesi konusunda Rum yönetimiyle anlaştıklarını açıklamıştır. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Savunma Bakanlığı’ndan 17 Temmuz 2024 tarihinde yapılan açıklamada da ifade edildiği gibi Kıbrıs Türklerini ve kahraman Türk ordusunu hedef alan Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ın yalan ve iftira dolu açıklamasını biz de şiddetle kınıyoruz.

20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile Kıbrıs Adası’nda son 50 yıldır sürdürülen barışı bu şekilde tarihi hatalarla bir çatışmaya veya birilerinin hedef tahtası yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Rum tarafının provokatif adımları, üçüncü ülkelerle yaptığı askeri anlaşmalar, ortak tatbikatlar gerginliğe hizmet etmektedir.

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi’nde de ifade edildiği gibi Kıbrıs Türk halkı, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır. KKTC, Türk devletleriyle her alanda ilişki kurmaya hazır bir devlet yapısına sahiptir. 21’nci yüzyılda tüm siyasi dengeleri derinden etkileyebilme potansiyeline fazlasıyla sahip olan TDT’nin sınırları Doğu Akdeniz’e kadar genişletilerek en güneydeki Türk devleti olan KKTC’nin katılımlarıyla daha da güçlenmiştir. Doğu Akdeniz’de Türk dünyasının kalesi konumunda olan KKTC, Mavi Vatan’daki ve hava sahasındaki hak ve hukukumuzun korunması için gemileriyle, İHA ve SİHA’larıyla mücadelemize devam etmektedir.

“Kınanması gerekenlerin en başında Yunanustan gelmektedir”

Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in kendi ifadeleriyle Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümünü kınamak üzere Güney Kıbrıs’ta bulunuyor. Kıbrıs konusunda kınanması gerekenlerin en başında Yunanistan gelmektedir.

Merhum Bülent Ecevit’in vurguladığı gibi 20 Temmuz Barış Harekatı hem Güney Kıbrıs’ta hem de Yunanistan’da barış ve demokrasinin tesis edilmesini sağlamıştır.

KKTC’yi tanıtmak, ekonomisini güçlendirmek, refahını arttırmak için Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle canla başla çalışıyoruz. Çalışmalarımıza ve bizlere her alanda desteğini esirgemeyen sayın Recep Tayyip Erdoğan’a sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.”

Cumhurbaşkanı Tatar’ın konuşmasının ardından MHP Genel Başkanı Bahçeli, Tatar’a Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü dolayısıyla hediyeyi takdim etti.

(SÜRECEK)

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ersin-tatar-kibris-turk-halki-turk-dunyasinin-ayrilmaz-bir-parcasidir/feed/ 0
Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılı Malatya’da kutlandı https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekatinin-50-yili-malatyada-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekatinin-50-yili-malatyada-kutlandi/#respond Sat, 20 Jul 2024 21:06:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41089 Malatya’da, Kıbrıslı Türklerin özgürlüğünü ve güvenliğini sağlayan Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılı düzenlenen törenle kutlandı.

Yunanistan destekli darbenin ardından Türkiye’nin 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a yaptığı müdahalenin yarım asrı geride bıraktığı bu anlamlı gün, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kapsamında Malatya’da düzenlenen etkinliklerle anıldı.

Türkiye Muharip Gaziler Derneği Malatya Şube tarafından Kanalboyu’ndaki Atatürk Anıtı’na çelenk sunmasıyla başlayan etkinliklerde saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile devam etti. Daha sonra burada bir konuşma yapan Türkiye Muharip Gaziler Derneği Malatya Şube Başkan İbrahim Cengiz, “Bundan 50 sene önce Kıbrıs’ı ilhak ederek, Türkiye’yi batıdan güneye kuşatmak ve bu suretle Türkiye’nin yaşam alanını daraltmak isteyen Yunanistan, 15 Temmuz 1974’de, EOKA’cı katillere darbe yaptırarak adaya kan ve gözyaşı getirmiştir” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Enosisi gerçekleştirilmek üzere planlanan darbe girişimine gereken karşılığı vermek üzere derhal harekete geçtiğini belirten Cengiz, “Londra ve Zürih antlaşmaları gereği garantör devlet olan Türkiye; Kıbrıs’ta barışı tesis etmek, soydaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlamak, Türkiye’ye yönelik tehdidini bertaraf etmek maksadıyla adaya müdahale kararı almıştır. Türk Ordusu, 20 Temmuz 1974 sabahı denizden ve havadan Kıbrıs’a başarılı bir harekat icra ederek, Kıbrıs Türk’ünü yok olmaktan kurtarmış, Kıbrıs Türkü’nün 1878 yılından beri hasret duyduğu özgürlüğüne kavuşturmuştur. Böylece Yunanistan’ın enosis hayali de Akdeniz’in karanlık ve derin sularına ebediyen gömülmüştür. Senelerdir Kıbrıs’ta her türlü şiddet ve zulme uğrayan Kıbrıs Türk’ü, hiçbir zaman pes etmemiş; 20 Temmuz’da, Mehmetçik’le kucaklaşana kadar, kimliğini ve varlığını gerektiğinde canını ortaya koyarak korumasını bilmiştir” ifadelerine yer verdi.

20 Temmuz’un Kıbrıs Türkü’nün esaretten kurtulduğu bir gün olduğunu dile getiren Cengiz, “20 Temmuz, yavru vatanın anavatana kavuştuğu bir gündür. Kıbrıs adası 50 yıldır barış ve huzur içindedir. Kıbrıs Türk’ünün can ve mal emniyeti sağlanmıştır. Kıbrıslı Türkler kendi öz vatanlarında hür ve bağımsız yaşamaktadırlar. Türkiye cumhuriyeti gibi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de, sonsuza dek, hür ve bağımsız yaşayacaktır. Kıbrıs’ta geri dönüş asla düşünülmemelidir, kanla alınan toprak artık vatan toprağıdır, düşmana terk edilemez. Kıbrıs’ta Türk varlığını yaşatmak; gelecek nesillere ve bu topraklar uğruna şehit düşenlere karşı bir namus borcudur. Türk ordusu ve onun kahraman askeri cumhuriyet tarihi boyunca kendilerine verilen her türlü savunma ve savaş görevini, üstün cesaret ve kahramanlık örnekleri sergileyerek başarıyla yerine getirmiştir. İç ve dış terör örgütleri, tüm vatan hainleri her zaman ve her yerde Türk ordusunun demir yumruğu ile ezilmiş ve ezilmeye mahkümdur. Kurtuluş Savaşı’nda, Kore Savaşı’nda ve Kıbrıs Barış Harekatı’nda destana imza atan Türk ordusu, yurt içinde ve yurt dışında her zaman güç ve kudret sembolüdür. Türk ordusu bağımsızlığın, üniter yapının ve toprak bütünlüğünün tek teminatıdır. Kahraman Kıbrıs gazileri, 50 sene önce Kıbrıs’ta canınızı ortaya koyarak fedakarca ve cesaretle savaştınız. Türk Devleti’nin iradesini, kararlılığını ve haklılığını düşmana kabul ettirdiniz. Sizler, 50 yıl önce kahramanca savaşarak soydaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlayarak Kıbrıs Türk’ünün lideri Rauf Denktaş’ın kurucu cumhurbaşkanı olduğu KKTC’nin kuruluşunda kale taşları oldunuz. Bu vesileyle gazı olmanın haklı gururunu yaşıyorsunuz. Sizleri, gösterdiğiniz kahramanlık ve cesaretinizden dolayı kutluyorum” şeklinde konuştu.

Atatürk Anıtı önünde gerçekleşen törene 2. Ordu Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı Tümgenerale Tuncay Altuğ, İl Emniyet Müdürü Arif Çankal, İl Jandarma Komutanı Ercan Altın, Kıbrıs gazileri ve askeri erkan katıldı. Buradaki törenin ardından katılımcılar Şehir Mezarlığı’nda bulunan şehitliği de ziyaret etti. – MALATYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekatinin-50-yili-malatyada-kutlandi/feed/ 0
Kıbrıs Gazisi Akar, 50 yıldır aynı gururla yaşıyor https://www.haber60.com.tr/kibris-gazisi-akar-50-yildir-ayni-gururla-yasiyor/ https://www.haber60.com.tr/kibris-gazisi-akar-50-yildir-ayni-gururla-yasiyor/#respond Sat, 20 Jul 2024 06:12:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41044 Kıbrıs Gazisi Akar, 50 yıldır aynı gururla yaşıyor

Kıbrıs Gazisi Mehmet Hikmet Akar:

“Orada bulunmak ve savaşmak bir gurur vesilesi”

KONYA – Konya’da yaşayan Kıbrıs Barış Harekatı gazisi Mehmet Hikmet Akar, Kıbrıs’taki Türklerin haklarını savunduklarını belirterek, 50 yıldır bu gururla yaşadığını söyledi.

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50 yıldönümünde Kıbrıs Gazisi Mehmet Hikmet Akar (71), Kıbrıs’ta yaşadıklarını anlattı. Akar, Osmaniye 57. Piyade Alayında vatani görevini ifa ederken bir anda ilk olarak Mersin’e daha sonra da Kıbrıs’a gideceğini bilmeden bindiği gemide harekatı öğrendi. Bir gece denizde kalan ve 20 Temmuz günü Girne’ye ayak basan askerlerin içinde olan Akar, ilk gün Beşparmak Dağlarının eteklerine kadar ilerledikleri ifade etti. İkinci gün ise arkadaşı ve hemşehrisi olan Adem Erim’in şehit olmasına tanık olan Akar, düşmanla arasında sadece bir dere olduğunu belirtti. Gençlerin Kıbrıs Barış Harekatı başta olmak üzere Kore Savaşını da pek fazla bilmediğinin altını çizen Akar, bu konuların okullarda ders olarak işlenmesini istedi. Kıbrıs’taki Türklerin haklarını savunduklarını ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasında şehitlerin ve onun gibi gazilerin emeğinin olduğunu ifade eden Akar, şehit olanlara Allah’tan rahmet gazilere ise uzun ömür diledi.

“20 Temmuz saat 10.30 gibi Girne’ye ayak bastık”

Harekata gitmeden öncesi ve hareket anında yaşadıklarını anlatan Kıbrıs Gazisi Mehmet Hikmet Akar, “Kıbrıs Barış Harekatı olduğunda Osmaniye 57. Piyade Alayında askerdim. 16 Temmuz günü alayda alarm oldu. Komutanlar ‘hazırlanın’ dedi. Bizi Mersin’e getirdiler. Biz de oraya yerleştik ama Kıbrıs’a gideceğimizi kimse söylemedi. Biz aynı bölgede 1 yıl önce tatbikat yapacaktık, onun için geldik diye düşünüyorduk. Sabaha doğru ormanın içerisinde tekrardan alarm oldu. Toplandık ve sahile indik. Her bölüğü birer gemiye bindirdiler. Bize 3 gün bu şekilde gemi eğitimi yaptırdılar. Ayın 19’unda bu sefer ‘her şeyi toplayın’ dediler. Mersin Limanına getirdiler. Saat 10.30 gibi gemilere binerek hareket ettik. Biz nereye gittiğimizi bilmiyoruz. Gemiler çok yavaş gidiyordu. Öğlene doğru komutanımız ‘Gazamız mübarek olsun, Kıbrıs’a çıkartma yapacağız. Orada ki Türklerin haklarını korumaya gidiyoruz’ dedi. Gemi çok yavaş gidiyordu, geceyi denizde geçirdik. 20 Temmuz saat 10.30 gibi Girne’ye ayak bastık. Çıkarma gerçekleşti ama biz orada liman olmadığı için gemiden indiğimizde su benim boğazıma kadar geliyordu. İlk gün Beşparmak Dağlarının eteklerine kadar ilerledik” şeklinde konuştu.

“Alay komutanımız şehit oluyor, yanında da yarbayı yaralanıyor”

Akar, ilk gün alay komutanlarını daha sonraki gün de hemşehrisinin şehit olduğunu söyledi. Akar, “Düşman dağlardan bizim olduğumuz sahile bomba atıyor. Orada da Alay Komutanımız taarruz hazırlığı içerisindeydi. Bir tane mermi buraya isabet ediyor. Alay komutanımız şehit oluyor, yanında da yarbayı yaralanıyor. Bize bu haber geldi, tabii askerde dağılmalar oluyor. Biraz daha da zaman geçince askerlerin hepsinde heyecan oluşuyor. Kıbrıs’ta ilk günümüz bu şekilde geçti. Ertesi gün Güzelyurt tarafında taarruz ederken Meram Dere’den Adem Erim arkadaşım şehit oldu” diye konuştu.

“Orada bulunmak ve savaşmak bir gurur vesilesi”

Orada savaşmanın, Kıbrıs’taki Türklerin haklarını savunmanın kendisi için gurur kaynağı olduğunu belirten Akar, “Oradaki Türkleri biz yer değiştirirken görüyorduk, çünkü cephede biz savaşıyorduk sürekli. Bizi alkışlıyorlardı, memnuniyetlerini bildiriyorlardı. Benim için orada bulunmak ve savaşmak bir gurur vesilesi. Herkese nasip olmuyor. Arkadaşıma şehitlik nasip oldu, bize de gazilik nasip oldu. Düşmanla aramızda bir dere vardı. Onlar mağaraların içerisinde, biz ise iki taş bulduysak onun arkasında siper alıyoruz. Orada öyle bir yoğun ateş var ki Çanakkale’de mermiler birbirini vurmuş o şekilde. Açlık var, susuzluk var, her şey var. Orada sadece savaşmayı düşünüyorsun. Boş kaldığın zaman aileni düşünüyorsun. Ben mesela evliydim. Onlar falan aklına gelmiyordu, sadece boş kaldığın zaman düşünüyordun” ifadelerini kullandı.

Akar, bu savaşların okullarda ders olarak gösterilmesi gerektiğini de sözlerine ekleyerek, “Okullarda bu savaşların ders olarak işletilmesi lazım. Kore gibi Kıbrıs gibi olayların ders olarak koyulması gerekiyor. Kore’deki amcalarımız, Güney Kore Cumhuriyetini kurmuşlar. Kıbrıs’a gittik, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini kurduk. İstiklal Savaşında Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Bunların hepsi gurur verici bir kahramanlık” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kibris-gazisi-akar-50-yildir-ayni-gururla-yasiyor/feed/ 0
Kıbrıs Harekatı’nın 50. yılı: Sorun neden çözülemiyor, girişimler hangi aşamada? https://www.haber60.com.tr/kibris-harekatinin-50-yili-sorun-neden-cozulemiyor-girisimler-hangi-asamada/ https://www.haber60.com.tr/kibris-harekatinin-50-yili-sorun-neden-cozulemiyor-girisimler-hangi-asamada/#respond Fri, 19 Jul 2024 23:45:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41032 Türkiye’nin Kıbrıs Harekatı’nın üzerinden 50 yıl geçti. Kıbrıs sorununun çözümü için son 20 yılda gerçekleştirilen iki girişim de sonuçsuz kaldı. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Türkiye- Yunanistan yakınlaşmasından yararlanmak amacıyla Kuzey ve Güney Kıbrıs liderlerini Eylül’de görüşmeye çağırmaya hazırlanıyor.

Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti, BM parametreleri kapsamında yeni bir çözüm sürecine olumlu yaklaşıyor. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs ise eşit egemenlik ve eşit uluslararası statü dışında bir formüle sıcak bakmadığını kayda geçiriyor.

Kıbrıs’ta çözüme en çok yaklaşılan dönem 2004’te Annan Planı’nın referanduma sunulmasıydı. Türklerin yüzde 65 oranında “Evet” oyuna karşın Rumların plana yüzde 75 oranında “Hayır” demesi nedeniyle Ada’da yeni bir ortak devlet kurulamadı.

2017’de yapılan Crans Montana görüşmeleriyle, Kıbrıslı Türklerin ve Rumların BM parametreleri çerçevesinde bir federasyon çatısı altında bir araya getirilmesi amaçlandı. Ancak bu görüşmeler de Rumların son anda masadan kalkmasıyla sonuçsuz kaldı.

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs, bu görüşmelerden sonra, bir daha BM parametreleri çerçevesinde Kıbrıslı Rumlarla ortak bir devlet kurmayı değil, Ada’da iki devletin yan yana yaşamasını sağlayacak modeli müzakere edeceklerini ilan etti.

Türk tarafı, buna ilişkin politikasını “egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün tescil edilmesi” formülü üzerine inşa ettikten sonra ancak bu koşulların sağlanması durumunda çözüm için adım atacağını kayda geçirdi.

Daha sonra da Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin hiçbir adım atılamadı.

Müzakere süreci için kritik rapor tamamlandı

Ancak Türkiye ile Yunanistan arasında 2 yıldır yaşanan yakınlaşma ve Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki ilişkilerde yeniden Kıbrıs başlığının öne çıkması, sorunun çözümü açısından yeni bir adımın atılmasının zeminini yarattı.

BM Genel Sekreteri Guterres, Kıbrıs’ta Rumların ve Türklerin onayını aldıktan sonra Kolombiyalı diplomat Maria Angela Holguin Cuellar’ı Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak atadı.

Guterres, Cuellar’ı, “Kıbrıs’ta yeni bir çözüm süreci başlatmak için elverişli ortam olup olmadığını araştırmakla” görevlendirdi.

Ankara, Cuellar’ın 6 ay olan görev süresinin uzatılmaması koşuluyla sürece yeşil ışık yaktı.

Cuellar, Kıbrıs’taki iki yönetim ve sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’deki temaslarının ardından, müzakerelerin geleceğine ilişkin raporunu 10 Temmuz’da BM Genel Sekreteri’ne sundu.

İçeriği açıklanmayan rapordaki unsurlar ışığında Guterres’in bir çalışma yapacağı ve Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides ile Kuzey Kıbrıs lideri Ersin Tatar’ı Eylül ayında New York’ta görüşmeye çağıracağı kamuoyuna duyuruldu.

Guterres benzer şekilde 3 garantör ülkenin liderleriyle konuyu ele almaya ve bir yol haritası oluşturulmaya çalışabilir.

Atina’da yapılan değerlendirmelerde, müzakere sürecinin başlatılmasına ilişkin Ankara’ya oranla daha iyimser bir havanın olduğuna işaret ediliyor.

Ankara’daki diplomatik kaynaklar ise 2004 ve 2017’den elde edilen deneyimler ışığında hareket edileceğini, bu aşamada süreçten sonuç alınmasını beklemenin gerçekçi olmadığını söylüyor.

‘Farklı düşünmek gerek’

BM Genel Sekreteri Guterres’in Kıbrıs Özel Temsilcisi Cuellar, raporunu sunmadan önce Kıbrıs’ta Rumlara ve Türklere yazdığı açık mektupta, geçmişi suçlamak yerine ortak geleceği inşa etmenin yollarının aranması gerektiğini kaydeddi. Cuellar, “Bunun için de tarafların farklı düşünmeye başlamaları gerek” dedi.

Kolombiyalı diplomat, “Genel Sekreter önümüzdeki aylarda atılacak adımlara karar verecek. İyimserliğimi koruyorum ve tüm Kıbrıslılardan, liderlerini daha iyi ve güvenli bir gelecek için çalışmaya teşvik etmelerini, onlara baskı yapmalarını istiyorum. Liderler, gerçek ilerleme için irade ve kararlılık göstermelidir” ifadelerini kullandı.

Cuellar’ın görev süresinin uzatılması konusunda henüz resmi bir gelişme yok.

Ancak diplomatik kaynaklar, Guterres’in süreci devam ettirmek için özel temsilci sıfatıyla ya da başka bir formülle Kolombiyalı diplomattan yararlanmak istediğini söylüyor.

Türk-Yunan yakınlaşması etki eder mi?

Kıbrıs’ta çözüm açısından en önemli parametrelerden biri, Türkiye-Yunanistan arasındaki ilişkilerin normalleşme sürecinde olması ve tarafların Ege ve Kıbrıs’ta gerilim yerine iş birliğine odaklanmış olmaları.

Yunanistan Başbakanı Kyirakos Miçokatis ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın NATO Zirvesi kapsamında geçen hafta Washington’da yaptıkları görüşmede ele aldıkları konulardan birinin de Kıbrıs sorunu olduğu basına yansıdı.

İki lider, Eylül ayında BM Genel Kurulu için gidecekleri New York’ta bir görüşme daha yapmayı kararlaştırdı.

Miçotakis, Kıbrıs sorununun çözümü için yeni bir BM sürecinin başlatılmasından yana olduklarını, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de aynı noktada olduğunu söyledi.

Miçotakis’in, Erdoğan gibi Kıbrıs Harekatı’nın 50. yılını anma toplantıları kapsamında Ada’da olacağı ve Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile görüşeceği biliniyor.

Ankara da Türk-Yunan yakınlaşmasının Kıbrıs’a olumlu etkileri olacağını düşünüyor.

Ancak Türkiye sadece bu etkenle kapsamlı çözüm için yola çıkılamayacağını da vurguluyor.

Kıbrıs Harekatı’nın 50. yılı kutlamaları için Ada’ya gidecek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vereceği mesajların, Kıbrıs sorunun çözümü açısından oldukça önemli olacağı değerlendiriliyor.

Taraflar birbirini suçluyor

Kıbrıs sorununun çözülememesinde her iki taraf da, birbirini suçluyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti, sorunun arkasında Ankara’nın olduğunu öne sürüyor ve Kuzey Kıbrıs yerine Türkiye’yi muhatap almak istiyor.

Kuzey Kıbrıs ise 2004 ve 2017 süreçlerinin başarısız olmasından Kıbrıslı Rumları sorumlu tutuyor ve aslında Rumların Türklerle egemenliği paylaşmak niyetinde olmadığını kaydediyor.

Kıbrıslı Türklere göre, Rumların tek amacı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin mevcut yasaları ve kurumlarında yapılacak değişikliklerle, kendilerini Ada’da azınlık konumuna düşürmek.

AB, Kıbrıs sorununun sorunun çözülmemesine karşın, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni 2004’te tam üye olarak birliğe kabul etmişti.

Kıbrıs Cumhuriyeti, AB’ye tam üye olduktan sonra Yunanistan ile birlikte birliğin Kıbrıs politikasını da tamamen etkilemişti.

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs, bunun da, sorunun çözülememesinin en önemli nedenleri arasında olduğunu vurguluyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kibris-harekatinin-50-yili-sorun-neden-cozulemiyor-girisimler-hangi-asamada/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, KKTC’yi ziyaret etti https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-kktcyi-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-kktcyi-ziyaret-etti/#respond Fri, 19 Jul 2024 23:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41017 HABER: GÜLARA SUBAŞI/ KAMERA: DURSUN ALKAYA

(LEFKOŞA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü dolayısıyla geldiği KKTC’de, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nu ziyaretinde, “‘Ayşe hanımın tatile çıkması’ Ada’ya barış getirdi. Bugün de onun heyetimizde olması aynı duyguları muhafaza ettiğimizi ifade ediyor” dedi.  Ertuğruloğlu ise “20 Temmuz bir anlamda Kıbrıs Türkünün hayata yeniden bağlandığı bir tarihtir. Soykırım tehlikesiyle karşı karşıya kalan Kıbrıs Türkünün ve Ada’nın bir Helen adasına dönüştürülmesi olasılığının sonlandırıldığı bir tarihtir” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü dolayısıyla 20 Temmuz’da Lefkoşa’da düzenlenecek resmi törene katılmak üzere, KKTC’ye geldi. CHP heyetinde; CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Dışişleri Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel ve Milli Savunma Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, İstanbul Milletvekili Namık Tan ve Parti Meclisi Üyesi Selin Kırçiçek yer aldı.

Özel’e ayrıca önceki CHP Genel Başkanları Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın’ın yanı sıra Özel’in davetiyle KKTC’ye gelen; Kıbrıs Barış Harekatı’nı başlatan hükümetin Çalışma Bakanı Önder Sav ile harekatın “Ayşe tatile çıksın” parolasına ilham veren dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in kızı Ayşe Güneş Ayata da temaslarda Özel’e eşlik etti.

Özel, KKTC temaslarına Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile devam etti. Ertuğruoğlu ve Özel, görüşme öncesinde açıklama yaptı. Ertuğruloğlu, şöyle konuştu:

“20 Temmuz Kıbrıs Türkü’nün hayata yeniden bağlandığı bir tarihtir”

“20 Temmuz bir anlamda Kıbrıs Türkü’nün hayata yeniden bağlandığı bir tarihtir. Soykırım tehlikesiyle karşı karşıya kalan Kıbrıs Türkü’nün ve Ada’nın bir Helen adasına dönüştürülmesi olasılığının sonlandırıldığı bir tarihtir. Tarihi bir yıl dönümüdür.

Çözümsüzlüğün suçlusu Türk tarafıymış gibi bir oyun oynayarak Kıbrıs Türkü’nü ve anavatan Türkiye Cumhuriyeti’ni Kıbrıs konusunda suçlanan taraflar olarak gösterme pişkinliğini sergilediler. Bütün bunlara karşı yıllardır verilmekte olan ulusal dava mücadelemiz var. Bunu taçlandırdığımız süreçlerden geldik, devletimizi kurduk, devletimizi yaşatıyoruz. Dün TBMM’de tezkerenin oy birliğiyle kabul edilmesi bizler için son derece anlamlıdır, son derece önemlidir. Buna katkı sunan herkese müteşekkiriz.”

Özel: “CHP yurt dışına çıktığında Türkiye’nin partisidir”

CHP Genel Başkanı Özel ise şunları kaydetti:

“50 yıl önceki dostlukla, 50 yıl önceki kararlılıkla Kıbrıs Türkünün, KKTC’nin yanında, arkasında olduğumuzu bir kez daha teyit etmek üzere Kıbrıs’tayız. Yarınki resmi törenlere de heyetimizle birlikte katılacağız.

CHP yurt dışına çıktığında Türkiye’nin partisidir. Aynı zamanda KKTC’nin, Kıbrıs Türkü’nün davasını savunmakla yükümlü, bunu büyük bir inançla yapan bir partidir. Geçmişten bugüne kadar tüm zorlu süreçlerde bu çizgimizi hiç terk etmedik. Göreve geldiğimizde ilk ziyareti KKTC’ye yapmıştım.

Dünkü birlikteliğin, Türkiye’de sağlanan birlikteliğin Kıbrıs’ta da sağlanması, elbette farklı fikirler, farklı öneriler olacak ama sonuçta hepimiz birden Kıbrıs Türkleri’nin sorunlarının çözülmesinin, seyahat engellerinin, serbest ticaret engelinin ortadan kalkmasını, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliği’ne tam üye yapılmasıyla ortaya çıkan adaletsiz durumun bir an önce ortadan kalkmasını arzu ediyoruz.

Türkiye’nin garantörlük haklarının temel prensip olarak sürmediği hiçbir çözümün içinde bulunulmaması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bu adada bizim askerimiz bir işgal kuvveti değil, barış kuvveti. Gelmeden önce Ada’da kan akıyordu, geldikten sonra kan durdu. Ada’nın sadece kuzeyine değil güneyine de barış getirdik. Hatta bu süre içerisinde demokrasinin yerleşmesini, cunta hükümetinin uzaklaşmasına katkı sağlayan bir Barış HarekAtı idi. ‘Ayşe hanımın tatile çıkması’ Ada’ya barış getirdi. Bugün de onun heyetimizde olması aynı duyguları muhafaza ettiğimizi ifade ediyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-kktcyi-ziyaret-etti/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, KKTC Başbakanı Ünal Üstel’i ziyaret etti https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-kktc-basbakani-unal-usteli-ziyaret-etti-2/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-kktc-basbakani-unal-usteli-ziyaret-etti-2/#respond Fri, 19 Jul 2024 22:54:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40987

HABER: GÜLARA SUBAŞI/ KAMERA: DURSUN ALKAYA

(LEFKOŞA) – KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü dolayısıyla geldiği KKTC’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i kabul etti. Özel, “Biz yapılacak ilk seçimlere kadar muhalefet partisiyiz ama yurt dışında Türkiye’nin partisiyiz. Dolayısıyla KKTC’nin de partisiyiz. KKTC’nin haklı davasını anlatmakla mükellefiz. Biz tüm platformlarda, bulduğumuz her kürsüde, her fırsatta sizlerin yanında olduğumuzu ifade etmeye devam edeceğiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü dolayısıyla 20 Temmuz’da Lefkoşa’da düzenlenecek resmi törene katılmak üzere, dün KKTC’ye geldi. Özel’ ile birlikte CHP heyetinde; CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Dışişleri Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel ve Milli Savunma Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, İstanbul Milletvekili Namık Tan ve Parti Meclisi Üyesi Selin Kırçiçek yer aldı.

Özel’e ayrıca önceki CHP Genel Başkanları Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın’ın yanı sıra Özel’in davetiyle KKTC’ye gelen; Kıbrıs Barış Harekatı’nı başlatan hükümetin Çalışma Bakanı Önder Sav ile harekatın “Ayşe tatile çıksın” parolasına ilham veren, dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in kızı Ayşe Güneş Ayata da temaslarda Özel’e eşlik etti.

CHP Lideri Özel’in KKTC temasları Başbakan Ünal Üstel ile devam etti. Başbakanlık’ta gerçekleşen görüşme öncesinde Üstel ve Özel açıklama yaptı.

“Bizim zamanında yaşadığımız zulmü bugün Filistin halkı yaşıyor”

KKTC Başbakanı Ünal Üstel şunları söyledi:

“50. yıl dönümümüzde böyle güzel bir kadroyla sizleri KKTC’de ağırlamaktan onur ve mutluluk duyuyoruz. Biz 50’lerden 74’e kadar baskı, zulüm ve ambargoların altında varoluş mücadelemizden vazgeçmeden bir Kıbrıs Türk toplumu ve nihayet 1974’te Barış Harekatı’yla birlikte en büyük şansımız Bülent Ecevit, Erbakan olmuştur. Sizler gibi cesur yüreklerin aldıkları kararlar ışığında bugün en büyük özgürlüğü yaşıyoruz. Ben bir kez daha Cumhuriyet Halk Partisi’ne, halkım ve şahsım adına yürekten teşekkür ediyorum. Bu barış yalnız Türk toplumuna gelmedi, Rum’a da aynı barış getirildi ama o zamanki zihniyet maalesef devam etti. Biz burada özgürlüğümüzün 50. yılını kutlarken, o tarafta Yunanistan ile birlikte savunma iş birliği ve Yunanistan üs vermek ve oralara savaş uçakları getirmek için hazırlık içerisindeler. Böyle bir zihniyet ile karşı karşıyayız. Meclis’te dün alınan tarihi kararda sizlerin de imza vermenize biz çok mutlu olduk. Bu tarihi karar, 50. yılımızın üzerine bizim için ikinci bir bayram havası estirdi. Bizim zamanında yaşadığımız zulmü bugün Filistin halkı yaşıyor. İsrail, Filistin’deki masum insanlarımızı çoluk çocuk, yaşlı demeden her gün bombalar yağdırıyor. Ne hastane ne sivil insan dinliyor. Avrupa Birliği sadece seyrediyor. Hani nerede Birleşik Milletler? Biz şanslıydık ki Türkiye Cumhuriyeti ve Cumhuriyet Halk Partisi vardı.”

“Kıbrıs’a uygulanan ambargolar büyük bir haksızlık”

Özgür Özel ise şunları söyledi:

“Göreve geldikten sonra ilk ziyareti KKTC’ye gerçekleştirmiştim. O zaman da çok değerli bir sohbet gerçekleştirmiştik. Bugün de harekatın 50. yıl dönümü törenlerine katıldık. Biz de tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Öyle acılı günlerin ne Kıbrıs’a ne dünyadaki herhangi bir coğrafyaya bir daha gelememesini temenni ediyoruz. Filistin vurgunuza yürekten katılıyorum. Geçtiğimiz günlerde Aliya İzzetbegoviç’in mezarı başında katliamın 29. yılında Aliya İzzetbegoviç’in başında onun şu sözünü tekrar etmiştim; ‘unutulan katliamlar tekrarlanır.’ Ada’da büyük bir katliam yapıldı ve o katliamın ilk başladığı aşamalarda uluslararası toplum üzerine düşeni yapsaydı bu büyük acılar yaşanmamış olacak. Sonrasında da bir Barış Harekatına da ihtiyaç olmayacaktı. Aynı şey şimdi de Filistin’de aynı mezalim İsrail tarafından yapılıyor ve uluslararası toplum yine sessiz. Elbette ses çıkaranları çok önemsiyoruz. Ama uluslararası toplumun Filistin konusunda çok daha kararlı bir tutum sergilemesi, artık bir ‘dur’ demesi gerekiyor.

Hastanelerin vurulduğu, BM’nin gözlemcilerinin gözünün önünde ambulansların vurulduğu ve dünyanın görmezden geldiği bir sürecin içindeyiz. Bunun derhal durdurulması gerekiyor.

Biz 50 yıl önceki samimiyetle, kararlılıkla, bağlılıkla Kıbrıs’tayız tekrar. Tabii Kıbrıs Türkünün çok önemli sorunları var ve bu sorunların aşılması için hep birlikte yapmamız gerekenler var. Ben gerek Başkan Yardımcısı görevini üstlendiğim Sosyalist Enternasyonel’de, gerek başkanlık düzeyinde katıldığımı Avrupa Sosyalist Partisi ki bütün sos, sosyalistlerin çatı örgütüdür, gerek arkadaşlarımız Avrupa Konseyi’nde, ben de yaptığım bütün konuşmalarda Kıbrıs meselesine, adil bir şekilde çözülmesine vurgu yapıyoruz. Ayrıca büyük bir haksızlık, Kıbrıs’a uygulanan ambargolar, Kıbrıs’a yaşatılan tecrit, doğrudan uçuşların olmaması, gibi durumları kabul edilebilir bulmuyoruz.

“Tüm platformlarda sizlerin yanında olduğumuzu ifade edeceğiz”

Kıbrıs’ın taleplerinin çok haklı talepleri var, bunların ortak çözümlerle yerine getirilmesi gerekir. Sporcularımızdan tutun hastanelerimize kadar, uçuş zorluklarına kadar bir sürü olmadık sorunlar var. Hepsinin üzerinde titizlikle durmak gerekiyor. Biz yapılacak ilk seçimlere kadar muhalefet partisiyiz ama yurt dışında Türkiye’nin partisiyiz. Dolayısıyla KKTC’nin de partisiyiz. KKTC’nin haklı davasını anlatmakla mükellefiz. Türkiye’de konuları farklı şekilde değerlendiriyor olabiliriz ama Kıbrıs’ın arkasında tek yumruk olmak, Kıbrıs Barış Harekatında Bülent Ecevit o cesareti gösterdiğinde Necmettin Erbakan ve koalisyon hükümeti o adımı attığında Süleyman Demirel’in ‘Türkiye şimdi tek kalp gibi çarpmalıdır’ demesi çok önemlidir. İktidar- muhalefet çelişkileri bir yana, doğruları hep birlikte yapmak lazım. O yüzden dün metnin oylamasında hep birlikte poziyonumuzu bir kez daha teyit ettik. Kıbrıs’ta bir birliğin olması çok önemli. Burada ortak doğrular etrafında buluşulduğunu ve Kıbrıs’ın geleceği için beklentilerin ve geçmişte Rum tarafının masayı terk etmeleri veya anlaşmazlık çıkartıp ödüllendirilmesini ve bizlerin boşu boşuna çektiği sıkıntılardan ders çıkartılarak çok doğru bir strateji izlemek gerekiyor. Biz tüm platformlarda, bulduğumuz her kürsüde her fırsatta sizlerin yanında olduğumuzu ifade etmeye devam edeceğiz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-kktc-basbakani-unal-usteli-ziyaret-etti-2/feed/ 0 KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’nu kabul etti https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-iyi-parti-genel-baskani-dervisoglunu-kabul-etti/ https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-iyi-parti-genel-baskani-dervisoglunu-kabul-etti/#respond Fri, 19 Jul 2024 22:33:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40963 – KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu’nu kabul etti

“Türk askerinin varlığının devamı hem Kıbrıs Türklerine hem de Rumlara fayda sağlamaktadır”

LEFKOŞA – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile gerçekleştirdiği görüşmede, “Türk askerinin varlığının devamı hem Kıbrıs Türklerine hem de Rumlara fayda sağlamaktadır” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü kutlamaları kapsamında KKTC’de bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve beraberindeki heyeti kabul etti. Kabulde, Adana Milletvekili, Türk Dünyası ve Yurtdışı Teşkilatlandırma Başkanı Ayyüce Türkeş Taş, Uluslararası İlişkler Başkanı Ahmet Kamil Erozan, İstanbul Milletvekili Cihan Paçacı, Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın ve İYİ Parti KKTC Temsilcisi Cihangir Bütün de yer aldı.

Cumhurbaşkanı Tatar kabulde yaptığı konuşmada, İYİ Parti heyetini Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü kutlamaları dolayısıyla KKTC’de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek Türkiye ve Azerbaycan’dan çok sayıda misafirin coşkulu kutlamalara katılması dolayısıyla duyduğu mutluluğu da ifade etti.

Cumhurbaşkanı Tatar, Güney Kıbrıs ve Avrupa Birliği’nin federal temelde bir anlaşma için ortaya koyduğu zorlamalarına rağmen federal temelde görüşmelerin artık geride kaldığını tüm dünyaya ifade ettiklerini belirtti. Güney Kıbrıs’ın tek taraflı olarak AB’ye üye yapılması ile Kıbrıs Türklerine büyük haksızlık yapıldığını vurgulayan Tatar, izolasyonların kaldırılacağı sözünün ise üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen tutulmadığını hatırlattı. Kıbrıs Türk halkının baskılara uğratılarak çoğunluğun azınlığı yöneteceği bir yapıda Türkiye Cumhuriyeti’nin adadan çekilmesinin hedeflendiğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, oynanan bu oyunlara izin verilmeyeceğini söyledi.

“Türk askerinin varlığının devamı hem Kıbrıs Türklerine hem de Rumlara fayda sağlamaktadır”

Tatar, “İki devletli siyasetin temelinde bir antlaşmada kuzeydeki Türk devleti antlaşmanın bir parçası olacaktır” dedi. Tatar, egemen halk olarak Kıbrıs Türk halkının geleceğini kendi isteğine göre tayin etmesi gerektiğini belirtti. Anavatan Türkiye’nin garantörlüğünün devamının Kıbrıs Türk halkı için barış, huzur ve güvenliği bakımından öneminin altını çizen Cumhurbaşkanı Tatar, “Türk askerinin varlığının devamı hem Kıbrıs Türklerine hem de Rumlara fayda sağlamaktadır” şeklinde konuştu. Rumların milli siyasetinin ve emelinin Türkiye’nin adadan çekilmesini ve kuzeyi de Yunanlaştırmak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, “Bizim kimsenin hakkında gözümüz yoktur. Biz kendi müktesep haklarımızı korumaya çalışıyoruz. Tarihi mücadeleden ve özden gelen haklarımız uluslararası anlaşmalardan kaynaklanmaktadır. Buna herkesin saygı duyması gerekmektedir” ifadelerini kullandı. Kıbrıs’ta iki ayrı devlet, iki ayrı demokrasi, iki ayrı halkın olduğunu tüm dünyanın da gördüğüne işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC ile Türkiye Cumhuriyeti’nin uyum içinde hareket ederken hak ve hukukun korunması bakımından güçlü bir pozisyonda olduklarını belirtti. Türk Devletleri Teşkilatı’nda da ifade ettiği gibi KKTC’nin en güneydeki Türk devleti olarak Akdeniz’e açılan bir pencere olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, “Akdeniz’de bir serhat bekçisi olarak Türk dünyasının hak ve hukukunu korumakla varlığımızı sürdürmekteyiz” dedi. Tatar, “Anavatan Türkiye ile her konuda uyum içerisinde hareket etmek bizi güçlü kılacaktır” şeklinde konuştu.

“Türkiye’nin 50 yıl önce yapmış olduğu hamle, tüm adaya barış getirdi”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da konuşmasında, vatanlarının bir parçası olarak gördükleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tarihinin ve mücadelesinin bilinci içerisinde hareket ederek verilen mücadeleden iftihar ettiklerini kaydetti. Bugün Barış Harekatının 50. yılında davet üzerine Kıbrıs’ta bulunduklarından dolayı duydukları memnuniyeti dile getiren Dervişoğlu, kendilerine gösterilen misafirperverlik için teşekkürlerini ve şükranlarını sundu. Türkiye’nin 50 yıl önce yapmış olduğu hamlenin tüm adaya barış getirdiğini ve o günden sonra olumsuz herhangi bir çatışmayı da engellediğini belirten Dervişoğlu, ambargo ve izolasyonlara da atıfta bulunarak uluslararası platformlarda Kıbrıs’ın hak ve hukukunun savunulması noktasında üzerlerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiklerini ve getirmeye de devam edeceklerini belirtti. Dervişoğlu, bu uğurda yaşamının tüm şehitleri rahmetle andı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-iyi-parti-genel-baskani-dervisoglunu-kabul-etti/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre’yi ziyaret etti https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-kktc-cumhuriyet-meclisi-baskani-zorlu-toreyi-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-kktc-cumhuriyet-meclisi-baskani-zorlu-toreyi-ziyaret-etti/#respond Fri, 19 Jul 2024 22:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40957 HABER: GÜLARA SUABŞI/ KAMERA: DURSUN ALKAYA

(LEFKOŞA) – KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre’yi ziyaret eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ” Kıbrıs’ı yavru vatan olarak gören değil, Kıbrıslı bir kardeş vatan olarak gören, kardeş devlet olarak gören bir anlayışa sahibiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü dolayısıyla 20 Temmuz’da düzenlenecek resmi programa katılmak üzere dün KKTC’ye geldi. Özel’e; CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Dışişleri Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel ve Milli Savunma Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, İstanbul Milletvekili Namık Tan ve Parti Meclisi Üyesi Selin Kırçiçek’ten oluşan CHP heyeti eşlik etti.

Özel’e ayrıca önceki CHP Genel Başkanları Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın’ın yanı sıra Özel’in davetiyle KKTC’ye gelen; Kıbrıs Barış Harekatı’nı başlatan hükümetin Çalışma Bakanı Önder Sav ile harekatın “Ayşe tatile çıksın” parolasına ilham veren, dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in kızı Ayşe Güneş Ayata da temaslarda Özel’e eşlik etti.

Özel, KKTC temasları kapsamında, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre’yi ziyaret etti. Görüşme öncesinde Töre ve Özel açıklama yaptı.

Zorlu Töre: “Cumhuriyet’i yaşatmak hepimizin görevi”

23 Aralık 1963’te Lefkoşa’nın Ayvasıl köyünde yaşayan Kıbrıs Türklerine karşı yapılan saldırıyı ve Kıbrıs Barış Harekatı’nı hatırlatan KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, “Devletimizi yaşatmak bizim önceliğimizdir, devletten vazgeçmek Türkiye’den vazgeçmek mümkün değildir. Bugün sabahleyin dönemin başbakanı Bülent Ecevit için tören düzenledi. Her yıl ben o törene katılıyorum. ve orada konuşma da yapıyorum. Çünkü Ecevit Kıbrıs Türk halkı arasında çok seviliyor. Bu sevgi ölümsüzleşmiş bir şekilde devam ediyor. Günün kabinesinde görev alan Profesör Doktor Necmettin Erbakan’a, ona da rahmet diliyoruz. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı ne kadar önemliyse Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsız bir Türk devleti olarak yoluna devam etmesi de o kadar önemlidir. Çözüm arayışları Kıbrıs’ta olabilir. 50 senedir devam ediyor. Hatta 1967’den beri devam ediyor. 1950-1960’larda da Kıbrıs’ta kapsamlı bir anlaşma oldu. Ama o kapsamlı anlaşmayı yıkan Rumlar, Yunanlılardır. Şimdi bizim artık bağımsız bir devletimiz var, Cumhuriyet var. Cumhuriyet’i yaşatmak hepimizin görevi” dedi.

Özgür Özel: “Kıbrıs Türklerinin haklarının, menfaatlerinin büyük bir dikkatle savunulması gerek”

Töre’nin ardından açıklama yapan CHP Genel Başkanı Özel, “Kıbrıs’ı yavru vatan olarak gören değil, Kıbrıslı bir kardeş vatan olarak gören, kardeş devlet olarak gören bir anlayışa sahibiz. Kuzey Kıbrıs’ı bir bütün olarak destekliyoruz, sahipleniyoruz ve Türkiye’deki herkesin elbette siyasi görüş farklılık olabilir ama Kıbrıs’ı bir bütün olarak sahiplenmesini, Türkiye’deki iç politik tartışmaların dışında tutulmasını, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin menfaatlerinin, Kıbrıs Türklerinin haklarının, menfaatlerinin büyük bir dikkatle savunulması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin zor durumda kalacağı, yalnızlaşacağı hiçbir şeye geçit vermemek gerek”

Özel, şöyle devam etti:

“Önümüzdeki süreçte çok farklı gelişmeler olabilir. Ama burada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin zor durumda kalacağı, yalnızlaşacağı hiçbir şeye geçit vermemek gerekiyor. Bu konuda çok dikkatli olmak gerekiyor. Partinin genel başkanı olarak bana dış politika konularında ve Kıbrıs konusunda en önemli yol göstericiliği yapan genel başkanlarımızla birlikte buradayız. Partimizin Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İlhan Bey ve Genel Sekreterimiz Selin Sayek Böke ile Milli Savunma Bakanımız, Emekli Tümamiral Yankı Bağıcıoğlu’yla ve İstanbul Milletvekilimiz ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Sözcümüz Namık Tan ile birlikte bugün burada olmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. 50 yıl önceki sevgiyle, 50 yıl önceki cesaretle, 50 yıl önceki kararlılıkla bir kez daha sizin şahsınızda Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarımıza selam olsun.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-kktc-cumhuriyet-meclisi-baskani-zorlu-toreyi-ziyaret-etti/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, KKTC Başbakanı Ünal Üstel’i ziyaret etti https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-kktc-basbakani-unal-usteli-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-kktc-basbakani-unal-usteli-ziyaret-etti/#respond Fri, 19 Jul 2024 22:24:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40954 (LEFKOŞA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, KKTC Başbakanı Ünal Üstel’i ziyaret etti. Ziyaret sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özel, KKTC’den Türkiye’ye gelecek olan vatandaşların, yaptıkları sosyal medya paylaşımları nedeniyle “kara listeye” alınması uygulanmasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşeceğini bildirdi. Özel, “Erdoğan’a da yarın ifade edeceğim bu uygulamanın sonlandırılması lazım” dedi.

Barış Harekatı’nın 50’inci yıl dönümünde KKTC’de temaslarına devam eden Özgür Özel, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ile bir araya geldi. Görüşme sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan CHP Lideri Özel, ziyaretini değerlendirdi. ” Kıbrıs’ı bir bütün olarak sahiplendiklerini” belirten Özel, şöyle konuştu:

” Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’inci yılındayız ve 50’inci yıl resmi törenlerine katılmak üzere heyetimizle birlikte buradayız. Heyetimizde sayın Ayşe Ayata var. Onlarla birlikte resmi ziyaretlerimizi yapıyoruz. CHP olarak Kıbrıs’taki hiçbir partiyi ayırmadan hem Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanımızı hem siyasi partilerin sayın liderlerini hem de hayatta olan tüm Cumhurbaşkanlarımızı ve Dışişleri Bakanımızı da ziyaret ederek, bu 50’inci yılda mümkün olan en geniş yelpaze ile Kıbrıs’taki tüm taraflara Kıbrıs’ı bir bütün olarak sahiplendiğimizi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin mücadelesinin arkasında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’nin güvenliğinden ayırmayın dediği Türkiye’yle Kıbrıs’ın güvenliği ve çıkarları ortaktır dediği, İsmet Paşa’nın Lozan’da kazanımlar elde ettiği bu güzel memleketin barış, huzur içinde birlik ve dirlik içinde olması için biz elimizden gelen katkıyı yapmaya devam edeceğiz. Temsil edildiğimiz yurt dışı bütün yapılarda Kıbrıs’ın haklı tezlerini dile getiriyoruz. Dile getirmeye devam edeceğiz.”

“Bu uygulamanın hukuki tarafı yok”

KKTC’de yaptıkları sosyal medya paylaşımları nedeniyle Türkiye’ye girişlerde “kara listeye” alınan vatandaşlar olduğunu vurgulayan Özel, yapılan uygulamanın sona erdirilmesi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşeceğini açıkladı. Özel, şunları söyledi:

“Kıbrıs’ın içinde de Türkiye’de de farklı siyasi partilerin farklı görüşleri, farklı çözüm önerileri olabilir ama biz farklılıkları, ayrılıkları değil, ortaklıkları ve ortak geleceği konuşmak üzere yapıcı bir siyaset izliyoruz. Bunun da buradaki tüm siyasi muhataplarımız tarafından takdir gördüğünü, memnuniyetle karşılandığını biz de takip ettik. Bu tutumumuza da devam edeceğiz. Kıbrıs’ta sosyal medya paylaşımı yapmış ya da bir yerde görüşünü açıklamış ve bu görüş Türkiye Cumhuriyeti’ni rahatsız etmiş, Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenleri rahatsız etmiş. Bir lafı eğip bükmeden söylemek gerekirse Türkiye’de nasıl çok geniş bir şekilde Cumhurbaşkanı’na hakaret suçu kapsamı içinde değerlendirmeler yapılıyorsa buradaki basit eleştirileri dahi not edilmiş ve 18 Kıbrıs vatandaşı Türkiye’ye uçaklar indiğinde yanında küçük çocuğu ‘giremezsin’  Neden? ‘Kara listedesin’ diye geri yollanmış. 100 kişilik böyle bir liste olduğu söyleniyor. 100’ün üzerinde olduğu söyleniyor ama binlerce, on binlerce kişi o listedesin diye Türkiye’ye gelmiyor. Bunda ne Kıbrıs’ın menfaati var, ne bizim menfaatimiz var. Madem ki 50’inci yıldır, madem ki birlik beraberlik halindeyiz, Sayın Erdoğan’a da yarın ifade edeceğim bu uygulamanın sonlandırılması lazım, hukuki tarafı da yok. Bir de dünya kadar insan ‘ya geçmişte Facebook’ta ben diyor bir beğenide bulunmuştum, birinin yorumuna kalp koymuştum acaba Türkiye’ye girebilir miyim’ endişesine Türkiye gibi çok sevdikleri vatanlarına gelemiyorlar. Bunun hiç kimseye faydası yok. Bunun da terk edilmesi lazım. Bunu basın toplantısına da ifade ettim. Yarın sayın Cumhurbaşkanı’na, Dışişleri Bakanı’na da ifade edeceğim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-kktc-basbakani-unal-usteli-ziyaret-etti/feed/ 0
Türkiye’de İnternet Aksaklıkları Yaşandı https://www.haber60.com.tr/turkiyede-internet-aksakliklari-yasandi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyede-internet-aksakliklari-yasandi/#respond Fri, 19 Jul 2024 22:21:57 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40951 Dünya genelinde internet teknolojileriyle bağlantılı işlemlerde yaşanan aksaklıklar, Türkiye’yi de etkiledi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Cuma günü erken saatlerde yaptığı açıklamada, “aksaklığın önemli bölümünün atlatıldığını” söyledi.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ise sorunun çözümünün tüm Siber Olaylara Müdahale Ekipleri ile paylaşıldığını belirtti.

Aralarında Türk Hava Yolları (THY), Denizbank ve Tüvtürk Araç Muayene İstasyonları’nın da bulunduğu çeşitli kurum ve kuruluşlar, aksaklıklarla ilgili açıklama yaptı.

‘Aksaklığın önemli bölümünü atlattık’

Bakan Uraloğlu, “Zarara uğrayan, etkilenen sistemlerle ilgili bazı kurumlarımızda hemen müdahaleyle aksaklığın önemli bir bölümünü atlattık” dedi.

Bir siber saldırının söz konusu olmadığını belirten Uraloğlu, “Bunun tekrar etmemesi için gereken önlemleri arkadaşlarımızla planladık. İlgili kurumlarımızla özel sektör ve kamu ile iletişim halindeyiz” diye konuştu.

BTK’dan yapılan açıklamada, “Söz konusu kesintinin Crowdstrike ürününü kullanan kurum ve kuruluşlarda meydana geldiğinin tespit edildiği” belirtildi.

Açıklamada, “Çözüm önerileri SİP (SOME İletişim Platformu) platformu üzerinden tüm SOME’lerimiz (Siber Olaylara Müdahale Ekipleri) ile paylaşılmıştır. Ülkemizin siber sınırlarını korumak için yerli ve milli ürünlerimizle 7 gün 24 saat aralıksız çalışmaya devam ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

BTK’da Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) bulunuyor.

Kurum ve kuruluşlar bünyesinde de Siber Olaylara Müdahale Ekipleri (SOME) yer alıyor.

USOM ve SOME’ler; siber olayları bertaraf etme, oluşması muhtemel zararları önleme veya azaltma, siber olay yönetiminin ulusal düzeyde koordinasyon ve işbirliği içerisinde gerçekleştirilmesi için çalışma yürütüyor.

THY’nin bazı seferleri iptal edildi

THY’den yapılan ilk açıklamada; global çapta meydana gelen aksaklıklar nedeniyle biletleme, check-in ve rezervasyon işlemlerinde sorunlar yaşandığı belirtildi.

İlerleyen açıklamalarda ise aksaklıklar neticesinde bazı seferlerin iptal edildiği bilgisi paylaşıldı.

84 uçuşun iptal edildiğini belirten THY, yaşananlardan etkilenen yolcular için ilave haklar tanındığını duyurdu.

Kurumun basın müşaviri Yahya Üstün, operasyonlarının “kısmi olarak” etkilendiğini söyledi.

Denizbank ve Tüvtürk de etkilendi

Denizbank’tan yapılan açıklamada ise “Kullandığımız global yazılım sisteminin dünya genelinde yaşadığı teknik aksaklık nedeniyle ülkemizde de birçok kurumu etkileyen kesintiler yaşanmaktadır. Bankamız, söz konusu aksaklığın giderilmesi ve tüm kanallarımızın en kısa sürede hizmete açılması için çalışmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

Denizbank şubelerindeki bilgisayarlar sabah saatlerinde hata mesajları ile açıldı. Akşam saatlerine doğru sisteme erişilebilse de EFT gibi işlemlerde sıkıntı yaşanmaya devam ediyor.

Açıklama yapan bir diğer şirket de periyodik araç muayenesinde yetkili Tüvtürk oldu.

Şirket, dünya genelindeki teknik aksaklıkların Türkiye’de de birçok kurumu etkilediğini, araç muayene işlemlerinin de bu durumdan etkilendiğini aktardı.

Açıklamada, “Kurumumuz, söz konusu aksaklığın giderilmesi ve en kısa sürede muayene işlemlerine devam edilebilmesi için çalışmaktadır” dendi.

Denizbank ve Tüvtürk’ün internet sitelerine erişimde de sorun yaşandığı görüldü.

Yaşanan sorunları BBC Türkçe’ye değerlendiren siber güvenlik uzmanı Eyüp Çelik, alanın uzmanları olarak aralarında paylaştıkları bilgilere göre Türkiye’de bazı banka, havayolu şirketi ve e-ticaret şirketlerinin aksaklıklardan etkilendiğini anladıklarını belirtti.

Crowdstrike’ın Cloud (Bulut) tabanlı çalıştığını belirten Çelik, Türkiye’de kamu kuruluşlarının Cloud tabanlı çalışan güvenlik uygulamalarını kullanmadığı için yaşananlardan etkilenmediğini düşündüğünü belirtti.

Bankacılık sektörünü de yorumlayan Çelik, “Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun daha önceden bankalar için geçerli, Cloud tabanlı güvenlik ürünlerinin kullanılmaması yönünde bir regülasyonu vardı. Bu regülasyon son üç – dört yılda yumuşatıldı” dedi ve yaşananların bu yeni düzenlemelerle bağlantısına dikkat çekti.

Yaşanan sorunun çözümü için BTK’nın, etkilenen bilgisayarlarda çözüm için önerdiği yolun üreticinin çözümü olduğunu ve mantıklı bulunduğunu belirten Çelik, ancak bunu uygulamanın yaklaşık beş dakika sürebildiğini, çok fazla bilgisayarın olduğu yerlerde bunun zaman aldığını, dolayısıyla bazı kurumların zamana karşı yarıştığını tahmin ettiğini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyede-internet-aksakliklari-yasandi/feed/ 0
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i kabul etti https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ersin-tatar-chp-genel-baskani-ozgur-ozeli-kabul-etti/ https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ersin-tatar-chp-genel-baskani-ozgur-ozeli-kabul-etti/#respond Fri, 19 Jul 2024 22:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40939 HABER: GÜLARA SUBAŞI/ KAMERA: DURSUN ALKAYA

(LEFKOŞA) – KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü dolayısıyla geldiği KKTC’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i kabul etti. Tatar, “Biz Kıbrıs Türkleri olarak 20 Temmuz 1974’teki Barış Harekatı bizim tekrar doğumumuzdur. Bağımsızlığımıza ve özgürlüğümüze ve küllerimizden tekrar doğduğumuz bir gündür” dedi. Özel ise, ” Türkiye, Ada’ya Ada’daki varlığını korumak, Ada’daki soydaşlarını, Türk varlığını korumak ve yüz yıllardır kazanılmış egemenlik hakkını teyit için oraya gitti. Ne eksik yaptı ne fazla yaptı” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü dolayısıyla 20 Temmuz’da Lefkoşa’da düzenlenecek resmi törene katılmak üzere dün, KKTC’ye geldi. Özel’ ile birlikte CHP heyetinde; CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Dışişleri Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel ve Milli Savunma Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, İstanbul Milletvekili Namık Tan ve Parti Meclisi Üyesi Selin Kırçiçek yer aldı.

Özel’e ayrıca önceki CHP Genel Başkanları Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın’ın yanı sıra Özel’in davetiyle KKTC’ye gelen; Kıbrıs Barış Harekatı’nı başlatan hükümetin Çalışma Bakanı Önder Sav ile harekatın “Ayşe tatile çıksın” parolasına ilham veren, dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in kızı Ayşe Güneş Ayata da temaslarda Özel’e eşlik etti.

Özel’in KKTC temasları kapsamında ilk ziyareti, CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’a oldu. Özel buradan sonra, KKTC’nin Üçüncü Genel Başkanı Derviş Eroğlu’nu ziyaret etti. Heyetlerarası yapılan görüşme, basına kapalı olarak gerçekleşti.

Özel’in KKTC temasları, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile devam etti. Cumhurbaşkanlığı’ndaki görüşme öncesi Tatar ve Özel açıklamalarda bulundu. Açıklamanın ardından yapılan görüşme basına kapalı devam etti.

Tatar şöyle konuştu:

” 15 Temmuz’dan 20 Temmuz’a kadar Kıbrıs Türkü adeta tekrar doğmuş ve tekrar ölmüştür”

“15 Temmuz 1974 çok önemli bir tarihtir. İkinci darbeyi yapan yine Yunanistan’dır. 21 Aralık 1963 ve 15 Temmuz 1974 Yunanistan’daki cunta ve buradaki iş birlikçileri, yavaş yavaş Enosis’i gerçekleştirmek üzere Makarios’a darbe yapmak suretiyle ikinci Helen Cumhuriyeti ilan edildi. 15 Temmuz’dan 20 Temmuz’a kadar Kıbrıs Türkü adeta tekrar doğmuş, tekrar ölmüş ve tekrar doğmuştu. Çünkü gelecekler mi gelmeyecekler mi diye.

İsmet İnönü diyor ki, ‘Biz Kıbrıs’taki soydaşlarımızın katliamına seyirci kalamayız. Bu katliamlar devam ederse mutlak surette müdahalemizi yapacağız.’ Türkiye hazırlıklarına devam eder. Ama Yunanistan da durmaz ve acayip silahlanır. 15 Temmuz 1974’te buradaki darbeden sonra Türkiye Cumhuriyeti gereğini yaparak sayın Bülent Ecevit, diğer garantör İngiltere’ye gitti.

İstişarelerden sonra Türkiye Cumhuriyeti o harekatı gerçekleştirme kararı aldı. 20 Temmuz bir Cumartesi sabahında Mehmetçik buraya hem denizden hem havadan hem karadan çıkartmasını yaptı.

Biz Kıbrıs Türkleri olarak 20 Temmuz 1974’teki Barış Harekatı bizim tekrar doğumumuzdur. Bağımsızlığımıza ve özgürlüğümüze ve küllerimizden tekrar doğduğumuz bir gündür. Sizlerin ziyaretiyle bu coşkuyu birlikte kutlamanın mutluluğu içerisindeyim. Yarın sabahki törenlerde büyük bir coşkuyla kutlayacağız.

Federal temelde bir anlaşma için Sayın Rauf Denktaş, kurucu Cumhurbaşkanımız yıllarca müzakere masalarında omuz çürütmüş, çok büyük fedakarlıklar yapmıştır. Büyük sabırla orada hakkımızı hukukumuzu korumuş ama hiçbir zaman bir anlaşmaya ulaşılması mümkün olamamıştır. Çünkü bize söylediği, Kıbrıslı Rumlar hiçbir zaman kapıyı Enosis’e kapatmayacakları yönündeydi. Herhangi bir anlaşma durumunda buranın tamamıyla bir Helen adası olması için şartları zorlayacaklardı.

“Egemen eşitliğimiz teyit edilmeden müzakere masasına oturmayacağımız anlayışıyla pozisyon aldık”

Bütün seçenekler denendiği için, bunların üzerinden yıllar geçtiği için biz de artık yeni bir yola girdik. Türkiye’nin desteğiyle egemen eşitliğimizin ve eşit uluslararası temsil teyit edilmeden tekrar müzakere masasına oturmayacağız anlayışıyla pozisyon aldık.

Ambargolar ile Kıbrıs Türkü’nü çökertmek ve diz çöktürmek için her şeyi yapıyorlar. Dayatmayla ve zorla bir çözüme götürmek için. ‘Biz bunu kabul etmeyeceğiz’ dedik ve egemenliğimiz tanınmadan masaya oturmayacağımızı söyledik. Şimdi onu bekliyoruz.

Bir anlaşma olacaksa mutlak surette KKTC’nin, yani Kıbrıs’ın kuzeyindeki egemen Türk devleti bu anlaşmanın bir parçası olmak zorundadır.”

Özel: Tüm temaslarımda KKTC’ye haksızlık yapıldığını söyledik

CHP Genel Başkanı Özel de şöyle konuştu:

“Genel Başkan seçildikten sonra ilk ziyaretimi Türk dış politikasının da geleneği olduğu gibi KKTC’ye yapmıştım. O zaman da şunu ifade etmiştim, bundan sonra yurt dışında çok sayıda temasımız olacak. Türkiye’de ana muhalefet partisiyiz ama yurt dışında Türkiye’nin partisiyiz. Gerek İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in Başkanı olduğu ve benim de yardımcısı olduğum Sosyalist Enternasyonal’de gerek Avrupa’daki tüm sol, sosyal demokrat partilerin çatı örgütü olan Avrupa Sosyalist Partisi gerek resmi görev yaptığımız Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde yaptığımız tüm temaslarda konu Kıbrıs’a geldiğinde KKTC’ye büyük bir haksızlık yapıldığını, Annan Planı’nı onaylamayan tarafın ödüllendirildiğini söyledik.

Türkiye, Ada’ya; Ada’daki varlığını korumak, Ada’daki soydaşlarını, Türk varlığını korumak ve yüz yıllardır kazanılmış egemenlik hakkını teyit için oraya gitti. Ne eksik yaptı ne fazla yaptı. Bundan sonra da bu çizgiyi korumaya devam edeceğiz. Elbette barışı savunuyoruz, çözümü savunuyoruz. Bugün Kıbrıs Türkleri’nin elbette sorunları var. Sporcularımızın sorunları var, ticaret hayatında olanların sorunları var, üniversitelerimiz sorun yaşıyor. Bu zorlukların hepsinin aşılması için en güçlü şekilde KKTC’nin arkasında durma zaruretimiz var.

“Kıbrıs’ı bir bütün olarak sahipleniyoruz”

Biz Kıbrıs’ı bir bütün olarak sahipleniyoruz. Dün TBMM’nin bütün dünyaya verdiği kuvvetli mesajı Kıbrıs’ta da iktidarıyla muhalefetiyle hep birlikte verilmesinin son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Bugün fikir ayrılıklarının değil KKTC’nin ve Türkiye’nin ortak menfaatleri için bir ve birlikte olmak zamanıdır, bunun için buradayız.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti AB’ye tam üyelik başvurusunu İsmet Paşa zamanında yapıldı. Bu hedefin sonuna kadar arkasındayız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ersin-tatar-chp-genel-baskani-ozgur-ozeli-kabul-etti/feed/ 0
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu ile görüştü https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-ile-gorustu/ https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-ile-gorustu/#respond Fri, 19 Jul 2024 22:00:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40930 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile gerçekleştirdiği görüşmede, “Türk askerinin varlığının devamı hem Kıbrıs Türklerine hem de Rumlara fayda sağlamaktadır” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü kutlamaları kapsamında KKTC’de bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve beraberindeki heyeti kabul etti. Kabulde, Adana Milletvekili, Türk Dünyası ve Yurtdışı Teşkilatlandırma Başkanı Ayyüce Türkeş Taş, Uluslararası İlişkler Başkanı Ahmet Kamil Erozan, İstanbul Milletvekili Cihan Paçacı, Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın ve İYİ Parti KKTC Temsilcisi Cihangir Bütün de yer aldı.

Cumhurbaşkanı Tatar kabulde yaptığı konuşmada, İYİ Parti heyetini Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü kutlamaları dolayısıyla KKTC’de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek Türkiye ve Azerbaycan’dan çok sayıda misafirin coşkulu kutlamalara katılması dolayısıyla duyduğu mutluluğu da ifade etti.

Cumhurbaşkanı Tatar, Güney Kıbrıs ve Avrupa Birliği’nin (AB) federal temelde bir anlaşma için ortaya koyduğu zorlamalarına rağmen federal temelde görüşmelerin artık geride kaldığını tüm dünyaya ifade ettiklerini belirtti. Güney Kıbrıs’ın tek taraflı olarak AB’ye üye yapılması ile Kıbrıs Türklerine büyük haksızlık yapıldığını vurgulayan Tatar, izolasyonların kaldırılacağı sözünün ise üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen tutulmadığını hatırlattı. Kıbrıs Türk halkının baskılara uğratılarak çoğunluğun azınlığı yöneteceği bir yapıda Türkiye Cumhuriyeti’nin adadan çekilmesinin hedeflendiğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, oynanan bu oyunlara izin verilmeyeceğini söyledi.

“Türk askerinin varlığının devamı hem Kıbrıs Türklerine hem de Rumlara fayda sağlamaktadır”

Tatar, “İki devletli siyasetin temelinde bir antlaşmada kuzeydeki Türk devleti antlaşmanın bir parçası olacaktır” dedi. Tatar, egemen halk olarak Kıbrıs Türk halkının geleceğini kendi isteğine göre tayin etmesi gerektiğini belirtti. Anavatan Türkiye’nin garantörlüğünün devamının Kıbrıs Türk halkı için barış, huzur ve güvenliği bakımından öneminin altını çizen Cumhurbaşkanı Tatar, “Türk askerinin varlığının devamı hem Kıbrıs Türklerine hem de Rumlara fayda sağlamaktadır” şeklinde konuştu. Rumların milli siyasetinin ve emelinin Türkiye’nin adadan çekilmesini ve kuzeyi de Yunanlaştırmak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, “Bizim kimsenin hakkında gözümüz yoktur. Biz kendi müktesep haklarımızı korumaya çalışıyoruz. Tarihi mücadeleden ve özden gelen haklarımız uluslararası anlaşmalardan kaynaklanmaktadır. Buna herkesin saygı duyması gerekmektedir” ifadelerini kullandı. Kıbrıs’ta iki ayrı devlet, iki ayrı demokrasi, iki ayrı halkın olduğunu tüm dünyanın da gördüğüne işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC ile Türkiye Cumhuriyeti’nin uyum içinde hareket ederken hak ve hukukun korunması bakımından güçlü bir pozisyonda olduklarını belirtti. Türk Devletleri Teşkilatı’nda da ifade ettiği gibi KKTC’nin en güneydeki Türk devleti olarak Akdeniz’e açılan bir pencere olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, “Akdeniz’de bir serhat bekçisi olarak Türk dünyasının hak ve hukukunu korumakla varlığımızı sürdürmekteyiz” dedi. Tatar, “Anavatan Türkiye ile her konuda uyum içerisinde hareket etmek bizi güçlü kılacaktır” şeklinde konuştu.

“Türkiye’nin 50 yıl önce yapmış olduğu hamle, tüm adaya barış getirdi”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da konuşmasında, vatanlarının bir parçası olarak gördükleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tarihinin ve mücadelesinin bilinci içerisinde hareket ederek verilen mücadeleden iftihar ettiklerini kaydetti. Bugün Barış Harekatının 50. yılında davet üzerine Kıbrıs’ta bulunduklarından dolayı duydukları memnuniyeti dile getiren Dervişoğlu, kendilerine gösterilen misafirperverlik için teşekkürlerini ve şükranlarını sundu. Türkiye’nin 50 yıl önce yapmış olduğu hamlenin tüm adaya barış getirdiğini ve o günden sonra olumsuz herhangi bir çatışmayı da engellediğini belirten Dervişoğlu, ambargo ve izolasyonlara da atıfta bulunarak uluslararası platformlarda Kıbrıs’ın hak ve hukukunun savunulması noktasında üzerlerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiklerini ve getirmeye de devam edeceklerini belirtti. Dervişoğlu, bu uğurda yaşamının tüm şehitleri rahmetle andı. – LEFKOŞA

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-ile-gorustu/feed/ 0
Özgür Özel KKTC’de: “Kıbrıs Halkının Çözüme Yönelik İradesinin Her Zaman Arkasında Olduk, Bundan Sonra da Olacağız” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-kktcde-kibris-halkinin-cozume-yonelik-iradesinin-her-zaman-arkasinda-olduk-bundan-sonra-da-olacagiz/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-kktcde-kibris-halkinin-cozume-yonelik-iradesinin-her-zaman-arkasinda-olduk-bundan-sonra-da-olacagiz/#respond Fri, 19 Jul 2024 21:33:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40903 HABER: GÜLARA SUBAŞI/ KAMERA: DURSUN ALKAYA

(LEFKOŞA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü dolayısıyla bulunduğu KKTC’de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman ile görüşmesinin ardından; “Kıbrıs’ı bir bütün olarak sahipleniyoruz. Kıbrıs halkının çözüme yönelik olan iradesinin her zaman arkasında olduk, bundan sonra da arkasında olacağız” açıklamasını yaptı. Erhürman ise, “Yıllar boyunca gene masada dirsek çürütmek istemiyoruz. Biz çözüm istiyoruz, dolayısıyla takvimli, sonuç odaklı bir görüşme istiyoruz. Kıbrıs Rum liderliği masadan bir biçimde kaçarsa bugünkü statükoya dönüşü de kabul etmiyoruz” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 20 Temmuz’da Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü resmi programına katılmak üzere KKTC’ye geldi. Özel’in KKTC temasları kapsamında, bugün ilk ziyareti Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Merkezi’ne oldu. Özel’e, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Genel Başkan Yardımcıları İlhan Uzgel ve Yankı Bağcıoğlu, İstanbul Milletvekili Namık Tan ve Parti Meclisi Üyesi Selin Kırçiçek’ten oluşan heyet eşlik etti.

Özel ve CHP heyetini, CTP Dışilişkiler Sekreteri Fikri Toros ile Grup Başkanvekili Sıla Usar İncirli karşıladı. Özel burada; kendisini geçtiğimiz haftalarda Ankara’da, CHP Genel Merkezi’nde ziyaret eden CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman ile görüştü. İki lider, basına kapalı olarak gerçekleşen görüşmenin ardından ortak açıklama yaptı. Erhürman, şöyle konuştu:

“Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesi devam ediyor”

“20 Temmuz bizim varoluş mücadelemizin çok önemli adımlarından biridir. Bu dönemde sayın Genel Başkan ve heyeti adamızı ziyaret ediyor ve bu görüşmeleri bizimle gerçekleştirdi. Kuzey Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesi devam ediyor. Sıkıntılı koşullar ortadan kalkmış değil. Bugün KKTC’de çok ciddi bir nüfus meselesi var. Nüfus politikasızlığı meselesi var. KKTC’deki mülkiyet rejiminin öngörülebilirliği ciddi şekilde sarsılmış durumda, Kıbrıs Rum liderliğinin hukuku ve mülkiyeti siyasetin enstrümanı  haline getirme çabaları sonucunda. Dolayısıyla Kıbrıs Türk halkı varoluşunu sürdürmek açısından maalesef hala sıkıntılar içerisinde. Çocuklarımız göç etmesin, tırnaklarını bu topraklara geçirsin diye halk olarak mücadelemiz devam ediyor. Kıbrıs Türk halkının bu mücadelesinde CTP’nin pozisyonu da her zaman ret oldu: bu varoluş mücadelesinin öncüsü olan bir partiyiz biz.

“Yıllarca masada dirsek çürütmek istemiyoruz”

Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili de çok net duruşu olan bir partiyiz. CTP bugün de Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili tek gerçekçi yolun iki toplumlu, iki bölgeli siyasi eşitliğe dayalı federal çözüm olduğu bilgisiyle hareket ediyor. Ama bu bilgiye sahip olan parti olarak geçmiş tecrübelerden de dersler çıkararak devam ediyor. Birleşmiş Milletler yetkililerine şunu söylüyor, Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliği, pazarlık konusu değildir. Bir müzakere masası kurulacaksa siyasi eşitlik onun öncesinde kabul edilmesi gereken bir şeydir. Yıllar boyunca gene masada dirsek çürütmek istemiyoruz. Biz çözüm istiyoruz Dolayısıyla takvimli, sonuç odaklı bir görüşme istiyoruz. Kıbrıs Rum liderliği masadan bir biçimde kaçarsa bugünkü statükoya dönüşü de kabul etmiyoruz. Bu noktada CTP’nin görüşleri açık. CTP, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm yetkililerine elbette kardeş partimiz CHP ile de yoğun diyalog içerisinde olmak istiyor. Çünkü CTP, Türkiye ile ilişkilerinin doğru zeminde, en iyi ilişkiler olması gerektiğini düşünen bir parti.”

Özel: “Kıbrıs’ta vatandaşların yüzleri gülmemektedir”

CHP Genel Başkanı Özel, şunları kaydetti:

“Bundan 50 yıl önce Kıbrıs çok zor günler geçiriyordu ve mezalimin durdurulması için barışa ihtiyaç vardı. Partimizin üçüncü Genel Başkanı, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Bülent Ecevit Ada’ya barışı getirmek için harekete geçtiklerini müjdeledi. Yok olmak ve yok edilmek istenen Kıbrıs’taki Türk toplumu için 50 yıl önce çok anlamlı, çok önemli bir harekat gerçekleştirildi.

Annan Planı’na ‘hayır’ dedikten sonra Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyeliğinin kabulü bugünkü çıkmazı ortaya çıkarmış durumdadır. Bugün Kıbrıs’ta 50’nci yılda birbirimizi gördüğümüz için yüzler gülmektedir ama Kıbrıs’ta vatandaşların yüzleri gülmemektedir. Çok sayıda sorun var. Ticarette sorun vardır, kişi başına düşen milli gelirde sorun vardır, seyahatte sorun vardır, sporcuların müsabakaları katılmasında sorun vardır. Hatta ve hatta geçmişte iyi giden Kıbrıs turizminde dahi şu anda ciddi sıkıntılar vardır. Eğitimde, üniversitelerde ciddi sıkıntılar vardır. Bu sorunların hepsine birden çözüm istenmektedir. Bu noktada Kıbrıs Türklerinin iradesine bakıldığında da herkes bu durumdan bir an önce çıkılmasını istemektedir. Biz CHP olarak Türkiye için, AB’ye tam üyelik hedefi olan bir partiyiz ve bunun için çok ciddi şekilde çalışıyoruz. CTP bizim Sosyalist Enternasyonal’deki kardeş partimiz.

50’nci yıl dolayısıyla burada olmanın önemini biliyoruz. Kıbrıs’ı bir bütün olarak sahipleniyoruz. Kıbrıs halkının çözüme yönelik olan iradesinin her zaman arkasında olduk, bundan sonra da arkasında olacağız.

“Rakamları 100 ile anılan bir kara liste olduğu söyleniyor. Cumhurbaşkanı’na yarın bunu söyleyeceğim”

50 yıl önce olduğu gibi 50 yıl sonra da barışı savunuyoruz. Kıbrıs Türkler’nin mutluluğunu savunuyoruz. İyi bir yaşam sürmelerini, özgür olmalarını savunuyoruz. Bu arada 50’nci yıl dolayısıyla hem Türkiye’deki normalleşme sürecine de dahil olması gereken bir noktayı ifade etmek isterim. Hiçbir hukuki dayanağı olmayan, sadece geçmişte yapılmış sosyal medya paylaşımları ya da birtakım düşünce beyanları yüzünden bazı kişiler bazen yanlarında küçük çocukları olduğu halde bile Türkiye’ye indiklerinde Türkiye’ye kabul edilmiyorlar. Şimdiye kadar 18 Kıbrıs vatandaşının başına gelen bu durumla ilgili rakamları 100 ile anılan bir kara liste olduğu söyleniyor. Ben sayın Cumhurbaşkanı’na bunu yarın da söyleyeceğim. 50’nci yılda temiz bir sayfa açmanın, kin gütmeyi bırakmanın ve hukuk dışı birtakım uygulamaların hiç yeri yoktur. Bu uygulamadan bir an önce dönülmelidir. Belki 18 kişi bu uygulamaya muhatap olmuştur ama binlerce kişi, ‘Acaba ben de gidersem bu durumla karşılaşır mıyım’ diye Türkiye’ye seyahatten endişe etmektedir. Binlerce kişi de özgür düşüncelerini açıklarken, ‘Acaba ben de böyle bir görünmez cezaya çarptırılır mıyım, kara listeye girer miyim’ diye özgür düşüncelerini ifade etmekten endişe etmektedirler. Bu konunun da artık yarından itibaren geride bırakılan bir süreç olması gerektiğini düşünüyoruz.”

“Türkiye’nin garantörlüğünün olmadığı bir durumu son derece riskli”

Bir gazetecinin, “İki devletli çözüm adada kalıcı barışı sağlamanın yegane yoludur” ifadesini içeren TBMM Genel Kurulu’nda dün kabul edilen Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. Yılı’na ilişkin tezkeresini ilişkin bir soruyu Özel, şöyle yanıtladı:

“CHP olarak biz Kıbrıs Türkü’nün evet demediği hiçbir şeye ‘evet’ demeyiz. Bir kez bunun bilinmesi gerekir. İkincisi, biz her zaman müzakereden ve çözümden yanayız ama bu çözümün adı bugünkü statüko göz önüne alındığında sizin yaptığınız tanımlama mıdır, ki biraz önce sayın Genel Başkan da söyledi, ‘biz bunun böyle olduğunu biliyoruz’ dedi. Bilmek geçmişteki müzakerelerde atılan adımlardan, yaşanmışlıklardan çıkarılan sonuçtur. Bugün Kıbrıs Türkleri açısından bir hak kaybına sebebiyet verecek ya da Kıbrıs Türkleri’nin, örneğin Türkiye’nin garantörlüğünün olmadığı bir durumu biz son derece riskli görüyoruz.

Ancak pek çok açıklama yapılıyor. Mesela, iki toplumlu iki devletli çözümden bahsediliyor ama bir yandan da garantörlük haklarının devamından bahsediliyor. Ada’daki, tüm hakların herkesin almasından bahsediliyor. Çok fazla kavram, çok iç içe geçmiş durumda. Dün Meclis’te ortaya konan ve Meclis Başkanı tarafından teklif edilen metne CHP metnin içinde Kıbrıs’ın egemenlik haklarına yapılan vurgulardan, Kıbrıs ile dayanışma duygularından ve metin genelinde, her bir satırına katılamazsınız, çünkü Türkiye’deki bütün siyasi partileri düşünün, hepsinin birden altına imza atabileceği veya el kaldırabileceği bir muhteşem metnin ortaya çıkarmak her zaman mümkün olmaz. 50’nci yılda dünyanın gözünün önünde de Kıbrıs meselesinde iktidar-muhalefet ayrışmak da doğru bir yaklaşım olmaz.

“Sayın Erdoğan’ı Kıbrıs’taki tüm partilerle görüşmeye davet ediyorum”

Türkiye’de Kıbrıs üzerinden iç siyaset kavgası yapmak kolay. Bu zamanında çok yapıldı. Ama kimseye bir faydası olmadı. Biz Türkiye’de iktidarla muhalefetin müzakere de ettiği mücadele de ettiği bir süreci yaşıyoruz. Biz Türkiye’deki tüm siyasi partilerin Kıbrıs’taki tüm siyasi partilerle görüşmesi gerektiğini savunuyoruz. Benim bugün ve yarın ayırıp da görüşmediğim hiçbir siyasetçi yok. Herkesin görüşlerini dinlemen lazım. Ama örneğin AKP’nin de CTP’yi de mutlaka dinlemesi gerekiyor, görüşlerini dinlemesi gerekiyor. Çünkü ortak fikirler ortaya konmadan, özgürce tartışılmadan çözüme ulaşmak mümkün değildir. Bugünkü durumdan Kıbrıs’taki hiç kimse ve Türkiye’deki hiç kimse memnun değildir. Kıbrıs Türkü çok daha iyisini hak etmektedir. Bunun için de müzakere edilmelidir. Ben AKP’yi, Genel Başkanı sayın Erdoğan’ı Kıbrıs’taki tüm partilerle görüşmeye ve Kıbrıs’ta her geçen gün gücü artan, anketlerde güçlendiğini hep birlikte takip ettiğimiz CTP gibi bir partiyi mutlaka, belki de bu ziyaretinde kabul edip görüşmeli ve bundan sonra diyalog zemini içinde olmaya davet ediyorum. Bu hepimizin faydasınadır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-kktcde-kibris-halkinin-cozume-yonelik-iradesinin-her-zaman-arkasinda-olduk-bundan-sonra-da-olacagiz/feed/ 0
KKTC Başbakanı Üstel: Kıbrıs Türk halkı özgürlük için büyük mücadele verdi https://www.haber60.com.tr/kktc-basbakani-ustel-kibris-turk-halki-ozgurluk-icin-buyuk-mucadele-verdi/ https://www.haber60.com.tr/kktc-basbakani-ustel-kibris-turk-halki-ozgurluk-icin-buyuk-mucadele-verdi/#respond Fri, 19 Jul 2024 08:51:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40843 MEHMET KEMAL FİRİK/CAN EFESOY – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Kıbrıs Türk halkının özgürlük için büyük mücadele verdiğini vurgulayarak, “Mücadeleden vazgeçmedik çünkü inanıyorduk, inancımız vardı. Bir gün Türkiye Cumhuriyeti 1960 Anayasası’ndan kaynaklanan garantörlük hakkını kullanarak bizi özgürlüğümüze kavuşturacak inancıyla bu mücadeleyi verdik. O inancımız 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekatı ile gündeme geldi.” dedi.

Üstel, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yılı ile 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı vesilesiyle AA muhabirine konuştu.

Başbakan Üstel, Kıbrıs Türklerinin 1950’lerden bu yana varoluş mücadelesi verdiğine dikkati çekerek, bu mücadelenin Dr. Fazıl Küçük tarafından başlatıldığını anımsattı.

1974’teki Kıbrıs Barış Harekatı’na (Mutlu Barış Harekatı) kadar baskı ve zulüm altında yaşayan bir toplum olduklarını dile getiren Üstel, “Bütün baskılara, bütün zulümlere rağmen biz yaşam mücadelemizi vermeye devam ediyorduk.” diye konuştu.

Üstel, Kıbrıs Türklerinin yaşam mücadelesi verirken “anavatan” Türkiye ile devamlı istişare içinde olduğuna dikkati çekerek, “Bize hep moral verilirdi. ‘Mücadelenizden yılmayın, korkmayın, devam edin mücadelenize, bir gün mutlaka özgürlüğünüze kavuşacaksınız.’ Bizim için, büyüklerimiz için bunlar toplumda bir heyecan yaratırdı ve bu varoluş mücadelesine daha çok azim katardı.” ifadelerini kullandı.

“Mücadeleden vazgeçmedik çünkü inanıyorduk”

Rumların bütün kışkırtmalarına rağmen Kıbrıs Türklerinin o dönemde adayı terk etmediğini ve kendi ürettiğiyle beslenen içine kapalı bir toplum haline geldiğini belirten Üstel, “Ama mücadeleden de vazgeçmedik çünkü inanıyorduk, inancımız vardı. Bir gün Türkiye Cumhuriyeti 1960 Anayasası’ndan kaynaklanan garantörlük hakkını kullanarak bizi özgürlüğümüze kavuşturacak inancıyla bu mücadeleyi verdik. O inancımız 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekatı ile gündeme geldi.” dedi.

Üstel, Kıbrıs Türk halkının başlattığı mücadeleden duyduğu mutluluğu dile getirerek, toplum olarak özgürlüğe kavuşmalarının 50’nci yılını kutladıklarını söyledi.

KKTC’nin 14 Kasım 1983’te kurulduğunu hatırlatan Üstel, “Dünyadan ne kadar izolasyon olsa bile anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti bize yaptığı yardımlarla ve bizim önümüzü açarak dünyayla her zaman bizi kucaklaştırdı. Dolayısıyla çok mutluyuz. Bu bizim en büyük özgürlük bayramımız.” diye konuştu.

“Rum’un attığı bombaları vücudumuzda taşıyoruz”

Üstel, EOKA terör örgütü lideri Nikos Sampson’un tüm Kıbrıs Türklerini denize dökmeyi hedeflediğini, Kıbrıs Türklerinin Türkiye’nin kendilerini kurtaracağı inancıyla mücadele verdiğini söyledi.

Kendisinin gençken cephede savaştığını ve hırsla mücadele verdiğini aktaran Üstel, Kıbrıs Barış Harekatı kapsamında Girne’de çıkartma başlamasının ardından Rumların Baf kentindeki Türk köylerinde birçok insanı attıkları havan bombalarıyla öldürdüklerini anlattı.

Üstel, kişisel tecrübesini paylaşarak, “Biz de o havan bombalarından nasibimizi aldık ve sağ ayağım yaralandı. Uzun müddet tedavi gördük. Ama bu esnada tabii yaralar kapandığı için ve kemik de oralarda bağladığı için hala Rum’un attığı bombaları vücudumuzda taşıyoruz.” dedi.

Mehmetçiğin adaya çıkışı

Yaşananların verilen mücadelenin bir hatırlatıcısı olduğunu kaydeden Üstel, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’a Allah’tan rahmet diledi. Onların cesaretli girişimleriyle Kıbrıs Türk halkının özgürlüğüne kavuştuğunun altını çizen Üstel, “50’nci yılımız en büyük bayramımızdır. Bir kez daha özgürlük bayramımız mutlu ve kutlu olsun.” diye konuştu.

Türk askerinin Ada’ya gelişini, KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın radyo üzerinden halka seslenişiyle duyduklarını belirten Üstel, “Tabii herkes çok heyecanlandı, çok duygulandı. Herkes birbirine sarıldı ve bir an önce Mehmetçiğin Baf’a da gelmesi ve bizi de kurtarması için adeta hepimiz dualar etmeye başladık. Ne mutlu bizlere ki o heyecanı yaşadık.” dedi.

Üstel, Ada’da şehit olan Mehmetçiklere ve Kıbrıslı mücahitlere rahmet diledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-basbakani-ustel-kibris-turk-halki-ozgurluk-icin-buyuk-mucadele-verdi/feed/ 0
Fırat Neziroğlu, Bahçeşehir Üniversitesi’nde öğrencilere kumaş tasarımı ve dokuma pratiği öğretecek https://www.haber60.com.tr/firat-neziroglu-bahcesehir-universitesinde-ogrencilere-kumas-tasarimi-ve-dokuma-pratigi-ogretecek/ https://www.haber60.com.tr/firat-neziroglu-bahcesehir-universitesinde-ogrencilere-kumas-tasarimi-ve-dokuma-pratigi-ogretecek/#respond Fri, 19 Jul 2024 08:18:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40819

Tayland kraliçesinden Katar emirine kadar birçok ünlü isim için kumaş tasarlayan, İngiliz kraliçesine portre dokuyan Türkiye’nin önemli modacılarından Fırat Neziroğlu, bilgi ve deneyimlerini öğrencilerine aktaracak. Neziroğlu, Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’nde bu yıl açılan ‘Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü’nde sektördeki yenilikleri ve dünyada hak ettiği yeri bulamayan geleneksel Türk kumaşlarının dokumasını öğretecek.

Tasarladığı kumaşlarla bilinen, İngiltere kraliçesi Elizabeth’in ölümünden birkaç yıl önce istediği tablosunu dokuyan, kültür elçiliğini yaptığı Tayland kraliçesinin özel olarak doğum günü kutlamasına davet ettiği, Katar emiri Şeyh Tamim Bin Al Thani’ye kıyafet tasarlayan, Londra, Paris gibi moda başkentlerinde tasarımları sergilenen Fırat Neziroğlu, deneyimlerini aktaracağı öğrenciler yetiştirecek. New York Fashion Week’e katılma başarısı gösteren Neziroğlu’nun donanımlı genç modacılar yetiştirme hayalini gerçekleştirmeyi hedeflediği BAU Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü, bu yıl ilk öğrencilerini alarak eğitime başlayacak.

TEORİK VE PRATİK EĞİTİM

Eğitim planlamasını daha önce de birlikte çalıştığı Tekstil ve Moda Tasarım Bölüm Başkanı Doç. Ayşe Günay ve Dr. Öğr. Üyesi Özge Nalbantoğlu ile birlikte yaptıklarını söyleyen Fırat Neziroğlu, mesleki deneyimlerini aktarmaktan büyük mutluluk duyacağını söyledi. Sadece teorik bilgiyle mezun edilen öğrencilerin sektöre girişte ciddi zorluklar yaşadığını belirten Neziroğlu, pratik eğitimin gerekliliğini vurguladı. Dünyadaki moda çalışmalarını, sektörü ve kendi öz kültür kaynaklarını tanımanın önemli olduğuna değinen modacı, eğitimde atölye çalışmaları, teknoloji ve dünya kumaşlarıyla birlikte özellikle Türk kumaşlarını dokuma pratiğine önem vereceklerini söyledi.

“ATÖLYE VE DOKUMA PRATİĞİ ALMALILAR”

Öğrencilerin okul kampüsünde atölye ve kumaş dokuma eğitimi de alacaklarını vurgulayan Fırat Neziroğlu, “Okulun bana verdiği en büyük imkanlardan bir tanesi, burada bir dikiş atölyesi olması. Bu sayede koleksiyonlarımı burada hazırlayabiliyorum. Ünlü markalara ait bu koleksiyonları yurt dışına, yurt içine gönderebiliyorum. Öğrencilerin, bu ürünlerin nasıl tasarlandığını ve hazırlandığını gözlemlemeleri ve burada ürün dokuyabilmeleri en önemli gerekliliğimizden birini karşılıyor. Üniversitenin bu imkanı sunmasını, genç yetenekler için çok önemsiyorum” dedi.

“TÜRK KUMAŞI HAK ETTİĞİ YERİ BULMALI”

Fırat Neziroğlu, en önemli ideallerinden birinin de Türk kumaşının dünyada hak ettiği yeri görmesi olduğunu belirterek, öğrencilerine dünya kumaşları yanında Anadolu’daki bilinen 47 kumaşı dokumayı da öğreteceklerini söyledi. Anadolu kumaşlarıyla ilgili geçmiş yıllarda da çalışmaları bulunan ünlü modacı, “Türkiye kendi kültürünü unutmuş vaziyette. Biz daha çok doğu ya da batıya özenip hareket ediyoruz. Türk kültürü diye bir şey var. Biz içinde olduğumuz için buna çok alışığız. Ne kadar önemli olduğunu bir türlü fark etmiyoruz. Bugüne kadar tasarımlarda Türk kültürüyle, modern yorumlar bir yere kadar başarılı oldu. Çünkü sadece şekilde kaldı. Şekle takıldığımızda biz her zaman kaybediyoruz. Yapılan çalışmalar, elbiselerin üstüne halı, kilimleri parçaları monte etmek, desenleri onun üstüne bezemekle sınırlı kaldı. Ancak kumaş dokununca anlaşılır ve tanınır. Bunun için öncelikli olarak kendi kültürümüzü bilmemiz lazım. Anadolu’da farklı coğrafyalarda çok kıymetli kumaşlar üretiliyor. Bunları tanımak ve üretmek gerekiyor” diye konuştu.

ÖĞRENCİLER DOKUMA YAPAN ANADOLU KADINLARIYLA TANIŞACAK

Hayata geçirdikleri bir projede Anadolu kumaşlarını, ortaya çıktıkları yörelerdeki kadınlara dokuttuklarını söyleyen Fırat Neziroğlu, BAU’nun içinde olduğu bu çalışmayla Anadolu kumaşlarını bir araya getiren önemli bir merkeze dönüştüğünü belirtti. Yeni öğrencilerini dokuma yapan kadınlarla bir araya getireceklerini ve ilk elden etkileşim oluşturacaklarını belirten ünlü modacı, Türk kumaşının dünyada hak ettiği yeri almasını da hedeflediğini söyledi.

“TÜRK KUMAŞINI KOSTÜM OLMAKTAN ÇIKARMAMIZ GEREKLİ”

Türk kumaşlarını, kültürel giysilerde kostüm olarak kullanılmaktan çıkaracaklarını söyleyen Neziroğlu, bu kumaşları çağdaş bir dili olan giyilebilecek giysilerde kullanacaklarını ifade ederek “Birçoğu kültürel kostüm olarak kalan Türk kumaşlarından, büyükşehirde çağdaş bir dili olan, giyilebilecek giysiler hazırlamak istiyorum. Bu değerli kumaşlardan bu işi çıkarmak, özgün bir çalışma olduğu için ülkemizi rekabette de öne çıkaracaktır. Türkiye’nin zenginlikleri olan bu kumaşları öğrencilerin de dokuyor olabilecek olmasını ve bunlarla tasarımlar yapmalarını çok önemsiyorum” ifadelerini kullandı.

DÜNYA KUMAŞLARINI TANIYACAKLAR

Türk kumaşının eğitimin önemli parçası olacağını belirten ünlü modacı, öğrencilerin kumaş ve tekstille ilgili tüm detayları bilmeleri gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Öğrencilere elbette ki dünyada sektörün kullandığı birçok kumaşı öğreteceğiz. Türk kumaşının yeri tabi ki ayrı olacak. Tekstilin sadece desenden ve renkten ibaret olmadığını öğretmek istiyorum çocuklara. İşin içerisinde bilişim de teknoloji de olacak. Ama keçinin tüyünün biyolojik olarak yapısını, deniz tuzunun kumaşa etkisini bilmek zorundalar. Fethiye’deki bir konar göçer yörüğün kendi yetiştirdiği koyunun bize faydası gibi, yani bir doğal lifin -hayvansal ya da bitkisel- kendi varoluşuyla bize ve dünyaya ne faydası var? Ben zaten bunu araştırıyorum. Dolayısıyla buradaki çocuklar hem bu malzemeleri tanıyacak hem hocalarımla birlikte onların hangi kalıplarla bugün nasıl giyilebileceğini, kullanılacağını, nasıl sanat ve tasarım değeri taşıyan ürünler yapabileceklerini görecekler.”

ÜNLÜ MERKEZLERDE SERGİLENEN ÜRÜNLERİ GÖRECEKLER

BAU kampüsü içindeki sanat galerisinde, adı çağdaş sanatta yer alan sanatçıların sergilerine yer verdiklerini belirten Fırat Neziroğlu, öğrencilerin İtalya’da, New York’ta sergilenen ürünleri burada görme şansı olacağını söyledi. Neziroğlu, “Sergilere katılan insanlarla görüşme imkanı bulacaklar. Bunu, öğrencilerin gelişimi açısından çok önemsiyorum. En büyük hayallerimden biri, dünyada ses getirecek modacıları yetiştirmek” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/firat-neziroglu-bahcesehir-universitesinde-ogrencilere-kumas-tasarimi-ve-dokuma-pratigi-ogretecek/feed/ 0
Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılında TBMM’den anlamlı tezkere https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekatinin-50-yilinda-tbmmden-anlamli-tezkere/ https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekatinin-50-yilinda-tbmmden-anlamli-tezkere/#respond Fri, 19 Jul 2024 01:01:47 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40741 TBMM Genel Kurulu, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümüne ilişkin önemli bir tezkereyi kabul etti. Böylelikle Kıbrıs Türk halkının Barış ve Özgürlük Bayramı resmiyet kazandı.

“KARANLIK DÖNEM BU HAREKATLA SON BULMUŞTUR”

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünün büyük bir gurur ve mutlulukla idrak edildiği belirtilen tezkerede, Kıbrıs Türk halkının Barış ve Özgürlük Bayramı’nın içtenlikle tebrik edildiği aktarıldı. Tezkerede, “20 Temmuz, yıllardır çektiği acı ve zorluklara cesaret ve sabırla karşı koyan Kıbrıs Türk halkının kurtuluş günüdür. Ada’daki egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolüdür. 1963 yılında, Kıbrıslı Rumların ortaklık devletini gasbetmesiyle başlayan, sürgün ve katliamlarla devam eden karanlık dönem bu harekatla son bulmuş, Kıbrıs Türkü’nün varlık ve güvenliği teminat altına alınmış, Ada’da huzur ve güven ortamı tesis edilmiştir.” ifadelerine yer verildi.

“ADA’DAKİ ENOSİS HAYALLERİNİN ÖNÜNE GEÇİLMİŞTİR”

İzleyen yarım asır boyunca Kıbrıs Adası’nda kan dökülmemiş olmasının Barış Harekatı’nın kalıcı mirası ve başarısının tartışılmaz kanıtı olduğunun altı çizilen tezkerede, “Adını barıştan alan, Kıbrıs Türkü’nü mutlak bir yok oluştan kurtaran bu harekat, Türkiye Cumhuriyeti’nin 1960 Garanti Anlaşması’ndan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri temelinde icra edilmiştir. Bu sayede Ada’nın Enosis hayalleriyle ve bir oldubittiyle ilhakının da önüne geçilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin kahraman askerleri ve Kıbrıslı mücahitlerin el ele ulaştıkları zaferin, bağımsız Kıbrıs Türk Devleti’nin teşekkülünde atılan ilk adım olduğu kaydedilen tezkerede, şu ifadelere yer verildi: “Harekat kararını alan Başbakan Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı, zorluklarına rağmen harekatı büyük bir başarıyla icra edip zaferle sonuçlandıran Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’ı, bağımsızlık mücadelesinin öncü isimleri Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ı saygıyla, minnetle ve rahmetle anıyoruz. Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesinde omuz omuza çarpışan Mehmetçik ve mücahitlerimizi, harekatın isimsiz kahramanlarını, şehit ve gazilerimizi rahmet ve şükranla yad ediyoruz. Geride bıraktığımız 50 yılda Barış Harekatı’nın açtığı yolda başarı ve güvenle yürüyen Kıbrıs Türkleri, 1983 yılında, Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş’ın önderliğinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan ederek egemenlik mücadelelerini taçlandırmıştır.”

“RUM TARAFININ UZLAŞMAZ TAVRI NEDENİYLE SONUÇ ALINAMADI”

Kıbrıs Türk halkının Türkiye’nin de desteğiyle adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm için iyi niyetle çaba sarf ettiği vurgulanan tezkerede, “Ancak, 50 yılı aşkın süredir devam eden müzakere sürecinde Türk tarafının yapıcı rolüne rağmen, Rum tarafının uzlaşmaz tavrı nedeniyle sonuç alınamamıştır. Kıbrıslı Rumlar Avrupa Birliği üyeliği ile ödüllendirilirken Kıbrıslı Türkler haksız ve insanlık dışı bir izolasyona, kısıtlama ve ambargolara maruz bırakılmıştır. Kıbrıs Türkü bu duruma ne layıktır ne de razıdır. Oyalanmaya, siyasi eşitliği ve Ada’nın doğal kaynaklarını eşitlik temelinde paylaşımı öngörmeyen önerilerle zaman kaybına tahammülleri de kalmamıştır.” görüşleri ifade edildi.

“İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM SİYASETİ, KALICI BARIŞI SAĞLAMANIN YEGANE YOLUDUR”

Ada’da tek ve kesin çözümün, Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının teslim edilmesi, egemen eşitliğin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesiyle mümkün olacağı aktarılan tezkerede, şu ifadelere yer verildi: “İki devletli çözüm siyaseti, Akdeniz bölgesinde istikrar ve kalıcı barışı sağlamanın da yegane yoludur. Ada’da iki ayrı halkın ve iki ayrı devletin varlığı daha fazla göz ardı edilmemelidir. Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik teşebbüslerin, bu gerçek üzerine inşa edilmesi şarttır. Kıbrıs Türk Devleti’nin, uluslararası toplumun bağımsız ve eşit egemen bir üyesi olarak hak ettiği yeri alması daha fazla tehir edilemez. Bu çerçevede, Türk Dünyası’nın ayrılmaz bir parçası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Devletleri Teşkilatında ve Türk Devletleri Parlamenter Asamblesinde gözlemci üye statüsü kazanması memnuniyet vericidir. Bu gelişmelerin ileri adımlarla tamamlanması en tabii beklentimizdir.”

“TÜRKİYE, KIBRIS TÜRKLERİNİN ÖZGÜRLÜK VE REFAHININ TEMİNATI OLMAYA DEVAM EDECEK”

“Uluslararası toplumu Ada’daki gerçekleri kabul ederek, Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı insanlık dışı izolasyona bir an önce son vermeye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni hak ettiği şekilde tanımaya davet ediyoruz.” ifadeleri kullanılan tezkerede, şunlar kaydedildi: “Kıbrıs Türkü kardeşlerimizle birlikte bu yöndeki gayretlerimizi sonuca ulaşana dek sürdüreceğimizi vurguluyoruz. Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de Kıbrıs Türklerinin özgürlük ve refahının teminatı olmaya devam edecek, ‘garantör devlet’ ve ‘Anavatan’ olarak sorumluluklarını hassasiyetle yerine getirmeyi sürdürecektir. Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarının aşındırılmasına hiçbir şekilde müsaade etmeyecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne tam desteği her koşulda ve kesintisiz olarak devam edecektir. Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu tarihi günde, Kıbrıslı soydaşlarımızla gönül ve dava beraberliğimizi teyit ediyoruz, sarsılmaz birlik ve dayanışmamızı bir kez daha tüm dünyaya ilan ediyoruz. Kıbrıs Türkleri, sonsuza kadar bağımsız devletlerinin çatısı altında ve kendi bayraklarının gölgesinde barış, huzur ve güvenle yaşamaya devam edecektir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekatinin-50-yilinda-tbmmden-anlamli-tezkere/feed/ 0
TBMM’de Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü kabul edildi https://www.haber60.com.tr/tbmmde-kibris-baris-harekatinin-50-yil-donumu-kabul-edildi/ https://www.haber60.com.tr/tbmmde-kibris-baris-harekatinin-50-yil-donumu-kabul-edildi/#respond Fri, 19 Jul 2024 00:48:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40729 (TBMM) – TBMM Genel Kurulu’nda, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümüne ilişkin Meclis Başkanlığı tezkeresi kabul edildi. Tezkerede, “Kıbrıs Türk Devleti’nin, uluslararası toplumun bağımsız ve eşit egemen bir üyesi olarak hak ettiği yeri alması daha fazla tehir edilemez” denildi.

TBMM Genel Kurulu’nda bugün Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü dolayısıyla Meclis Başkanlığı tezkeresi okundu. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş imzalı tezkerede şu ifadeler yer aldı:

“Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü büyük bir gurur ve mutlulukla idrak ediliyor. Kıbrıs Türk halkının barış ve özgürlük bayramını içtenlikle tebrik ediyoruz.

“Enosis hayalleriyle ve bir oldubittiyle ilhakının da önüne geçilmiştir”

20 Temmuz yıllardır çektiği acı ve zorluklara cesaret ve sabırla karşı koyan Kıbrıs Türk halkının kurtuluş günüdür. Adadaki egemenlik haklarının ve eşit statüsünün korunmasının sembolüdür. 1963 yılında Kıbrıslı Rumların ortaklık devletini gasp etmesiyle başlayan sürgün ve katliamlarla devam eden karanlık dönem bu harekatla son bulmuş, Kıbrıs Türkü’nün varlık ve güvenliği teminat altına alınmış, adada huzur ve güven ortamı tesis edilmiştir. İzleyen yarım asır boyunca Kıbrıs adasında kan dökülmemiş olması Barış Harekatı’nın kalıcı mirası ve başarısının tartışılmaz kanıtıdır. Adını barıştan alan Kıbrıs Türkü’nü mutlak bir yok oluştan kurtaran bu harekat, Türkiye Cumhuriyeti’nin 1960 Garanti Anlaşması’ndan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri temelinde icra edilmiştir. Bu sayede adanın Enosis hayalleriyle ve bir oldubittiyle ilhakının da önüne geçilmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kahraman askerleri ve Kıbrıslı mücahitlerin el ele ulaştıkları zafer, bağımsız Kıbrıs Türk Devleti’nin teşekkülünde atılan ilk adım olmuştur. Bu vesileyle harekat kararını alan Başbakan Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı, zorluklarına rağmen harekatı büyük bir başarıyla icra edip zaferle sonuçlandıran Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’ı, bağımsızlık mücadelesinin öncü isimleri Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ı saygıyla, minnetle ve rahmetle anıyoruz. Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesinde omuz omuza çarpışan mehmetçik ve mücahitlerimizi, harekatın isimsiz kahramanlarını, şehit ve gazilerimizi rahmet ve şükranla yad ediyoruz.

“Kıbrıs Türkleri, sonsuza kadar bağımsız devletlerinin çatısı altında huzur ve güvenle yaşamaya devam edecektir”

Geride bıraktığımız 50 yılda Barış Harekatı’nın açtığı yolda başarı ve güvenle yürüyen Kıbrıs Türkleri, 1983 yılında kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş’ın önderliğinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan ederek egemenlik mücadelelerini taçlandırmıştır. Kıbrıs Türkü, Türkiye’nin de desteğiyle adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm için iyi niyetle bir çaba sarf etmiştir. Ancak 50 yıldır devam eden müzakere sürecinde Türk tarafının yapıcı rolüne rağmen Rum tarafının uzlaşmaz tavrı nedeniyle sonuç alınamamıştır. Kıbrıslı Rumlar, Avrupa Birliği üyeliğiyle ödüllendirilirken haksız ve insanlık dışı bir izolasyona, kısıtlama ve ambargolara maruz kalmıştır. Kıbrıs Türkü, bu duruma ne layıktır ne razıdır. Oyalanmaya siyasi eşitliği ve adanın doğal kaynaklarını eşitlik temelinde paylaşımı öngörmeyen önerilerle zaman kaybına tahammülleri de kalmamıştır. Artık adada tek ve kesin çözüm, Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının teslim edilmesi. Egemenlik eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesidir. İki devletli çözüm siyaseti, Akdeniz bölgesinde istikrar ve kalıcı barışı sağlamanın da yegane yoludur. Adada iki ayrı halkın ve iki ayrı devletin varlığı daha fazla göz ardı edilmemelidir. Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik teşebbüslerin bu gerçek üzerine inşa edilmesi şarttır. Kıbrıs Türk Devleti’nin uluslararası toplumun bağımsız ve eşit, egemen bir üyesi olarak hak ettiği yeri alması daha fazla tehir edilemez. Bu çerçevede, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Devletleri Teşkilatında ve Türk Devletleri Parlamenter Asamblesinde gözlemci üye statüsü kazanması memnuniyet vericidir. Bu gelişmelerin ileri adımlarla tamamlanması en tabii beklentimizdir. Uluslararası toplumu Ada’daki gerçekleri kabul ederek Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı insanlık dışı izolasyona bir an önce son vermeye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni hak ettiği şekilde tanımaya davet ediyoruz. Kıbrıs Türkü kardeşlerimizle birlikte bu yöndeki gayretlerimizi sonuca ulaşana dek sürdüreceğimizi vurguluyoruz. Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de Kıbrıs Türklerinin özgürlük ve refahının teminatı olmaya devam edecek, garantör devlet ve anavatan olarak sorumluluklarını hassasiyetle yerine getirmeyi sürdürecektir, Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarının aşındırılmasına hiçbir şekilde müsaade etmeyecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne tam desteği her koşulda ve kesintisiz olarak devam edecektir.

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu tarihi günde Kıbrıslı soydaşlarımızla gönül ve dava beraberliğimizi teyit ediyoruz, sarsılmaz birlik ve dayanışmamızı bir kez daha tüm dünyaya ilan ediyoruz. Kıbrıs Türkleri, sonsuza kadar bağımsız devletlerinin çatısı altında ve kendi bayraklarının gölgesinde barış, huzur ve güvenle yaşamaya devam edecektir.”

Tezkere, Genel Kurul’da okunduktan sonra oylanarak kabul edildi.

]]> https://www.haber60.com.tr/tbmmde-kibris-baris-harekatinin-50-yil-donumu-kabul-edildi/feed/ 0 TSK, Bu Yılın Başından Beri 1427 Teröristi Etkisiz Hale Getirdi https://www.haber60.com.tr/tsk-bu-yilin-basindan-beri-1427-teroristi-etkisiz-hale-getirdi/ https://www.haber60.com.tr/tsk-bu-yilin-basindan-beri-1427-teroristi-etkisiz-hale-getirdi/#respond Thu, 18 Jul 2024 21:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40532

MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz (TSK), Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil, 72’si son bir haftada olmak üzere, bu yılın başından itibaren 1427 teröristi etkisiz hale getirmiştir” dedi.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, son 1 haftada yapılan faaliyetlere ilişkin bakanlıkta basın toplantısı düzenledi. Aktürk, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yılı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Barış ve Özgürlük Bayramı’nı kutlayarak, “KKTC makamlarının koordinesinde; 19 Temmuz’da Yavuz Çıkarma Plajı’nda, Armoni Mızıkası Komutanlığı ve Mehteran Birliği tarafından, ünlü sanatçıların katılımıyla konser ve ‘Şafak Nöbeti’ etkinliği, 20 Temmuz’da Türk Yıldızları Akrobasi Timimiz tarafından gösteri uçuşu ve F-16 uçaklarımız ile muharip uçak geçişi, 50 gemi ve 12 deniz, hava vasıtası ile Denizde Geçit Töreni, 50 pare top atışı yapılacak. 20 Temmuz-30 Eylül tarihleri arasında Lefkoşa’da bulunan Kıbrıs Türk Tarih, Kültür ve Milli Mücadele Müzesi’nde 50’nci Yıl Sergisi açılacaktır. 20 Temmuz’da Yeni Girne Asker Hastanesi’nin hizmete açılması planlanmaktadır” diye konuştu.

‘1427 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ’

Zeki Aktürk, terörle mücadele operasyonlarına ilişkin, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil, 72’si son bir haftada olmak üzere, bu yılın başından itibaren 1427 teröristi (681’i Irak, 746’sı Suriye’nin kuzeyinde) etkisiz hale getirmiştir. Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist Habur’daki hudut karakolumuza teslim olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz terör yuvalarına kilit vurmaya kararlılıkla devam etmektedir. Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyon bölgesinde devam eden arama-tarama faaliyetleri kapsamında, teröristlere ait depo, sığınak ve mağaralarda tonlarca patlayıcı madde ile çok sayıda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirilmiştir” dedi.

‘IRAK İLE İŞ BİRLİĞİ GÖRÜŞMELERİ DEVAM EDİYOR’

Terörle mücadelede Irak ile iş birliği ve görüşmelerine devam edildiğini aktaran Aktürk, şöyle konuştu:

“Irak merkezi hükümeti ve bölgesel yönetim ile son dönemde atılan olumlu adımlardan memnuniyet duyuyor, terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hale getirmeyi arzuluyoruz. Terör örgütüne karşı sahadaki ortak mücadelemiz, örgütteki çözülmeyi hızlandırmış, kalıcı istikrar ve güvenlik için zemin hazırlamıştır. İş birliği, tecrübe paylaşımı ve karşılıklı destekle kazanılan müşterek kabiliyetler, bölgenin teröristlerden arındırılması ve yerel unsurların terörle mücadele yeteneği kazanmasına katkı sağlamaktadır. Bölgede 800 köyü zorla boşaltan, köyleri ateşe veren, yerleşim yerlerini ve ibadethaneleri dahi el yapımı patlayıcılarla tuzaklayan, sivil halkı canlı kalkan olarak kullanan ve ormanları yakan eli kanlı teröristlerin, bu eylemlerini sanki Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yapıyormuş gibi algı yaratmaya çalışması, halkı kışkırtma girişimleri, kara propagandaya başvurması ve bu yolla uluslararası kamuoyunu yanıltma gayretleri, içine düştüğü acziyetin ve başarılı operasyonlarla bitme noktasına geldiğinin açık bir göstergesidir.”

‘863 ŞAHIS HUDUDU GEÇEMEDEN ENGELLENDİ’

Birliklerin imkan ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirildiğini, hudutların dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemlerle korunduğunu ifade eden Zeki Aktürk, “Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 4’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 340 şahıs yakalanmış, 863 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 6 bin 707, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 65 bin 225 olmuştur” açıklamasında bulundu.

ABD’DEN F-16 TEDARİKİ

Tuğamiral Zeki Aktürk’ün açıklamalarının ardından Bakanlık kaynakları gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı. ABD’den F-16 savaş uçakları ve modernize kitlerinin alımının azaltılacağı iddialarına ilişkin, sözleşmelerin imzalandığını kaydeden kaynaklar, detaylar üzerindeki çalışmaların heyetler arası görüşmeler vasıtasıyla sürdürüldüğünü bildirdi. Sürecin çok faktörlü ve çok etkenli olduğunu belirten Bakanlık kaynakları, verilecek kararlar sonrasında ortaya çıkacak ayrıntıların kamuoyu ile paylaşılacağını aktardı.

IRAK İLE ORTAK HAREKAT MERKEZİ KURULUMU

Irak ile kurulacak Ortak Harekat Merkezi’ne yönelik çalışmalardaki son duruma ilişkin, Iraklı makamlarla olumlu ve koordineli çalışmalar yürütüldüğü, Ortak Harekat Merkezi’nin kurulmasına ilişkin teknik çalışmaların problemsiz sürdüğü bildirildi.

SURİYE İLE İLİŞKİLER

Bakanlık kaynakları, Suriye ile ilişkilerdeki son duruma yönelik soruları da yanıtladı. Yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diyalog konusunda bir irade ortaya koyduğu kaydedilerek, Türkiye’nin ‘Meşru müdafaa ilkesi’ kapsamında topraklarına yönelik terör saldırılarını ve tehditleri bertaraf etmek, hudutlarını korumak ve Suriye’nin kuzeyinde oldubittiye getirilerek bir terör koridorunun kurulmasını engellemek için Suriye’de bulunduğu vurgulandı. Suriye’nin toprak bütünlüğüne en fazla katkı sağlayan ülkenin Türkiye olduğu belirtilerek, Türkiye’nin gerçekleştirdiği sınır ötesi harekatların, Suriye toprak bütünlüğünün korunmasına büyük katkılar yaptığı, Suriye’de terörün yok edilmesi ve toprak bütünlüğünün sağlanması, siyasi istikrarın yeniden tesisi ve Suriye halkının huzur ve güven içinde yaşamasının arzulandığı ifade edildi.

BAKANLARIN NİJER ZİYARETİ

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün ile birlikte gerçekleştirdiği Nijer ziyaretinde, ikili iş birliği ve bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunulduğu aktarıldı. Bakan Güler’in muhatapları ile savunma ve askeri eğitim alanında iş birliğinin geliştirilmesi kapsamında atılabilecek adımları görüştüğü açıklandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tsk-bu-yilin-basindan-beri-1427-teroristi-etkisiz-hale-getirdi/feed/ 0
Tuğamiral Zeki Aktürk: Son Bir Haftada 72 Terörist Etkisiz Hale Getirildi https://www.haber60.com.tr/tugamiral-zeki-akturk-son-bir-haftada-72-terorist-etkisiz-hale-getirildi/ https://www.haber60.com.tr/tugamiral-zeki-akturk-son-bir-haftada-72-terorist-etkisiz-hale-getirildi/#respond Thu, 18 Jul 2024 21:16:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40523 (ANKARA) – Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil; 72’si son bir haftada olmak üzere, bu yılın başından itibaren bin 427 teröristi etkisiz hale getirmiştir” dedi. Aktürk, terörle mücadele konusunda Irak ile iş birliği ve görüşmelere devam edildiğini kaydederek; “Irak merkezi hükümeti ve bölgesel yönetim ile son dönemde atılan olumlu adımlardan memnuniyet duyuyor, terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hale getirmeyi arzuluyoruz” ifadelerini kullandı.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Salonu’nda haftalık bilgilendirme toplantısı yaptı. 15 Temmuz şehitlerini anarak sözlerine başlayan Aktürk, şunları kaydetti:

“Kıbrıs Türkü’ne yönelik insanlık dışı zulüm ve katliamları durduran Kıbrıs Barış Harekatı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 50’nci yıl dönümünü ise şimdiden kutluyor; aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.

Bu kapsamda Bakanlığımız ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarının koordinesinde; 19 Temmuz’da Yavuz Çıkarma Plajı’nda Armoni Mızıkası Komutanlığı ve Mehteran Birliği tarafından, ünlü sanatçıların katılımıyla konser ve Şafak Nöbeti etkinliği, 20 Temmuz’da Türk Yıldızları Akrobasi Timimiz tarafından gösteri uçuşu ve F-16 uçaklarımız ile muharip uçak geçişi, 50 gemi ve 12 deniz-hava vasıtası ile Denizde Geçit Töreni, 50 pare top atışı yapılacak, 20 Temmuz-30 Eylül tarihleri arasında Lefkoşa’da bulunan Kıbrıs Türk Tarih, Kültür ve Milli Mücadele Müzesi’nde 50’nci Yıl Sergisi açılacaktır. Ayrıca, 20 Temmuz’da Yeni Girne Asker Hastanesi’nin hizmete açılması planlanmaktadır.”

Aktürk, terörle mücadele operasyonlarına ilişkin şunları kaydetti:

“Başta PKK/KCK/PYD- YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini kesintisiz olarak sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil; 72’si son bir haftada olmak üzere, bu yılın başından itibaren bin 427 (681’i Irak’ın, 746’sı Suriye’nin kuzeyi) teröristi etkisiz hale getirmiştir. Ayrıca, Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist Habur’daki hudut karakolumuza teslim olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz terör yuvalarına kilit vurmaya kararlılıkla devam etmektedir.

12 Temmuz’da Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde, teröristler tarafından önceden yerleştirilen el yapımı patlayıcı maddenin patlaması sonucu şehit olan kahraman silah arkadaşımız istihkam astsubay kıdemli çavuş Bahadır Rıdvan Talay’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz.”

“Irak merkezi hükümeti ve bölgesel yönetim ile atılan olumlu adımlardan memnuniyet duyuyoruz”

Aktürk, terörle mücadele konusunda Irak ile iş birliği ve görüşmelere devam edildiğini belirterek; “Irak merkezi hükümeti ve bölgesel yönetim ile son dönemde atılan olumlu adımlardan memnuniyet duyuyor, terörle mücadelede ülkelerimiz arasındaki iş birliğini kalıcı hale getirmeyi arzuluyoruz. Terör örgütüne karşı sahadaki ortak mücadelemiz, örgütteki çözülmeyi hızlandırmış, kalıcı istikrar ve güvenlik için zemin hazırlamıştır. İş birliği, tecrübe paylaşımı ve karşılıklı destekle kazanılan müşterek kabiliyetler, bölgenin teröristlerden arındırılması ve yerel unsurların terörle mücadele yeteneği kazanmasına katkı sağlamaktadır” ifadelerini kullandı.

“Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 340 şahıs yakalandı”

Sınırlardan yasa dışı geçişlere ilişkin ise Aktürk, “Birliklerimizin imkan ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirildiği, dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemlerle korunan hudutlarımızda; son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 4’ü terör örgütü mensubu olmak üzere 340 şahıs yakalanmış, 863 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 6 bin 707, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 65 bin 225 olmuştur” dedi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in 9-11 Temmuz 2024 tarihinde Washington’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamındaki temaslarına ilişkin bilgi veren Tuğamiral Aktürk, “Düzenlenen oturumlar ile Macaristan, Yunanistan, İtalya, Almanya, Ukrayna, Fransa ve Birleşik Krallık ile icra edilen heyetler arası görüşmelerde Sayın Cumhurbaşkanımıza refakat etmiş, Hollanda Savunma Bakanı ile ikili görüşme gerçekleştirmiştir. Sayın Bakanımız NATO Zirvesi kapsamında ayrıca, NATO Müttefik Uzaydan Daimi Gözetleme (APSS) Girişimi’ne katılıma ilişkin Mutabakat Muhtırası ile, Müttefik Bulut ve Uç Hizmetler (ACE) için Çokuluslu İş Birliği Projesi’ne iştirake yönelik Niyet Mektubu’nu imzalamıştır. Sayın Bakanımız söz konusu ziyaret vesilesiyle 10 Temmuz’da Türk-Amerikan Savunma Ortaklarını Güçlendirme Temalı Çalışma Grubu Toplantısına da katılım sağlamıştır” diye konuştu. Aktürk, şöyle devam etti:

“Sayın Bakanımız; 17 Temmuz’da Dışişleri Bakanı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı, Savunma Sanayii Başkanı ve Ticaret Bakan Yardımcısı ile birlikte Nijer’e resmi bir ziyarette bulunmuş, Nijer Başbakanı’nın başkanlığında gerçekleştirilen ortak çalışma toplantısına katılmış, Nijer Savunma Bakanı ile de ayrı bir görüşme gerçekleştirmiştir.

6 Şubat 2023’te meydana gelen deprem felaketi sonrası NATO tarafından ülkemize gönderilen ve hizmet sürelerini tamamlayan çadır kentlerin ve sağlık destek ünitelerinin söküm işlemlerinin, NATO tarafından, Bakanlığımız ile koordineli olarak 30 Temmuz’a kadar tamamlanması öngörülmektedir. NATO makamlarına sağlanan destek ile gösterdikleri dayanışma ve iş birliği için bir kez daha teşekkür ediyoruz.”

“İsrail uyguladığı zulme bir an önce son vermeli”

İsrail’in Han Yunus kentindeki güvenli bölge olan El Mevasi’ye yaptığı saldırıları kınayan Aktürk, “İsrail, adeta tek bir Filistinli kalmayana kadar Filistin halkını topyekun katletmeye ve soykırım uygulamaya devam etmektedir. Gazze’de kanser hastalarına hizmet veren tek merkez olan Türk-Filistin Dostluk Hastanesi’ne verdiği zarar ve buranın askeri üs olarak kullanılması İsrail’in uluslararası insancıl hukuku ihlalinin açık bir kanıtıdır. İsrail’in saldırılarını hiçbir şekilde durdurmaması, uluslararası hukuku hiçe sayması ve masum Filistin halkına yaptığı zulümler karşısında uluslararası toplumun almış olduğu kararların göstermelik olduğu anlaşılmaktadır. Bölgemizde huzursuzluğa ve istikrarsızlığa sebep olan İsrail, uyguladığı zulme bir an önce son vermeli ve kalıcı ateşkese razı gelmelidir” diye konuştu.

“12 ayrı yerdeki orman yangınlarının söndürülmesine 28 helikopter ile destek sağlandı”

Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin orman yangınlarına ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde destek verildiğini belirterek; “Rezerv Güç kapsamında, bugüne kadar 12 ayrı yerde meydana gelen orman yangınlarının söndürülmesine 28 helikopter ile 723 sorti icra edilerek destek sağlanmıştır. Ayrıca, Aydın/Söke’deki kağıt fabrikasında çıkan yangının söndürülmesine 2 helikopter ile 32 sorti yapılarak destek verilmiştir” bilgilerini paylaştı.

Personel ve askeri öğrenci alım faaliyetlerinin devam ettiğini söyleyen Aktürk, Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2024 Yılı Uzman Erbaş Temini aday değerlendirme sürecinin devam ettiğini kaydetti. Aktürk, Mili Savunma Üniversitesi 2024 Yılı Askeri Öğrenci Temini Seçim Aşaması’nın ise 20 Temmuz’da tamamlanacağını bildirdi.

MSB yetkilisi: Ortak Harekat Merkezi’nin kurulmasına ilişkin teknik çalışmalar problemsiz sürüyor

Öte yandan, ABD’den F-16 ve modernize kitlerin alımında azaltmaya gidileceği iddialarına ilişkin üst düzey bir Bakanlık yetkilisi, “Sözleşmeler imzalanmıştır, detayları üzerindeki çalışmalar heyetler arasında görüşmeler vasıtasıyla sürdürülmektedir. Bu çok faktörlü ve çok etkenli bir süreçtir. Verilecek kararlar sonrasında ortaya çıkacak ayrıntılar bilahare kamuoyu ile paylaşılacaktır” bilgisini verdi.

MSB yetkilisi, Irak ile kurulacak Ortak Harekat Merkezi ile ilgili çalışmaların son durumuna ilişkin, “Sahada terörle mücadelemiz başarılı şekilde sürmektedir. Iraklı makamlarla ve bölgesel yönetimle olumlu ve koordineli çalışmalar yürütmekteyiz. Ortak Harekat Merkezi’nin kurulmasına ilişkin teknik çalışmalar da problemsiz olarak sürmektedir” dedi.

” Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğüne en fazla katkı sağlayan ülke”

Suriye ile normalleşme sürecine dair son günlerdeki açıklamaların anımsatılması ve Suriye ile ilişkilerdeki son durumun sorulması üzerine yetkili şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanımız diyalog konusunda bir irade ortaya koymuştur. Türkiye, meşru müdafaa ilkesi kapsamında topraklarına yönelik terör saldırılarını ve tehditlerini bertaraf etmek, hudutlarını korumak ve Suriye kuzeyinde adeta oldubittiye getirilerek bir terör koridorunun kurulmasını engellemek için Suriye’de bulunmaktadır. Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğüne en fazla katkı sağlayan ülkedir. Bizim yaptığımız harekatlar, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına büyük katkılar yapmıştır. Suriye’de terörün yok edilmesini ve toprak bütünlüğünün sağlanmasını, siyasi istikrarın yeniden tesisini ve Suriye halkının huzur ve güven içinde yaşamasını arzu ediyoruz.”

Bakan Güler’in Nijer ziyaretine ilişkin ise, “Görüşmelerde, Nijer ile iş birliğimizin ilerletilmesi imkanları ele alınmış ve bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunulmuştur. Sayın Bakanımız da muhatapları ile savunma ve askeri eğitim alanında iş birliğinin geliştirilmesi kapsamında atılabilecek adımları görüşmüştür” denildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tugamiral-zeki-akturk-son-bir-haftada-72-terorist-etkisiz-hale-getirildi/feed/ 0
Konser krizi büyüyor! Lal Denizli’den kendisini eleştiren Mustafa Varank’a sert yanıt https://www.haber60.com.tr/konser-krizi-buyuyor-lal-denizliden-kendisini-elestiren-mustafa-varanka-sert-yanit/ https://www.haber60.com.tr/konser-krizi-buyuyor-lal-denizliden-kendisini-elestiren-mustafa-varanka-sert-yanit/#respond Thu, 18 Jul 2024 07:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40447 Yunan şarkıcı Despina Vandi, İzmir’in Çeşme ilçesinde düzenlenen eğitim yararına konsere alanda Türk Bayrağı ve Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafları olduğu için çıkmadı. Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli de “Hanımefendi ivedilikle bu şehrin sınırlarını terk etsin” diyerek sanatçıyı kovdu. Yaşanan krizin ardından Sanayi ve Teknoloji eski bakanı, AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, Lal Denizli’ye sert sözlerle yüklenince ikili arasında tartışma çıktı.

VARANK: KÖPEK BİLE YUNAN SANATÇI ÇIKARMAMANIZI SÖYLERDİ

Konser geriliminin ardından Lal Denizli’nin geçtiğimiz günlerde makamına bir köpek oturtmasını hatırlatan Varank, X hesabından yaptığı paylaşımda “Makamınıza oturttuğunuz köpeğe sorsanız, o bile Türk Eğitim Vakfı için düzenlenen bağış gecesine Yunan sanatçı çıkarılmaması gerektiğini size söylerdi. Ama siz önce Milli değerlerimize saldıranlara sahne verdiniz, sonra hamasete sarılıp marşlar okudunuz. Klasik CHP” dedi.

LAL DENİZLİ: KÖPEĞİM KONUŞMUYOR AMA HAREKETLERİYLE BİLE SİZDEN DAHA MANTIKLI

Mustafa Varank’ın sözlerine sert bir şekilde karşılık veren Lal Denizli de “Sayın Varank, sizin yönetim anlayışınızda, kurumların kendi özgür fikirlerine ve programlarına saygı göstermek gibi bir gelenek olmadığından Çeşme’de düzenlenen bir yardım konserinde, Türk Eğitim Vakfı’na ait organizasyonda yine sanatçı tercihinin kendilerine ait olabileceği aklınıza bile gelmemiştir. Evet bayran ve Atatürk, sadece biz CHP’lilerin değil 85 milyonun kırmızı çizgisidir ve milli değerlerimizi şanlarına yakışır şekilde korumak da biz CHP’lilerin en iyi bildiği şeydir.

Sizin aksinize biz bunu hamaset için değil; Onları ilelebet koruma amacıyla hareket ederiz. Belediye Başkanı olduğumdan bu yana hiçbir söylem, iddia ve gereksiz yaklaşıma cevap vermedim, bundan sonra da bu tavrım aynen devam edecek. Lakin sizin gibi bu ülkede bakanlık yapmış bir kişinin, sırf CHP’ye muhalefet etmek için değerlerimizi ayak altına almak isteyenlerle bile nasıl yan yana gelebileceğinizi tüm milletimiz görsün diye cevap veriyorum. Bu arada, köpeğim konuşmuyor malum öyle bir genetik özelliği bulunmuyor fakat emin olun sadece hareketleriyle bile sizden daha mantıklı davranışlara sahip. Şükür. Selametle.”

YUNAN ŞARKICI SAHNEYE ÇIKMAK İSTEMEDİ

Türk Eğitim Vakfı İzmir Şubesi tarafından Çeşme Açıkhava Tiyatrosu’nda eğitim yararına konser organize edildi. Yunan şarkıcı Despina Vandi’nin konseri iddiaya göre sahnedeki Türk bayrağı ve Atatürk posterinin indirilmesini talep etmesi nedeniyle iptal edildi.

LAL DNEİZLİ: HANIMEFENDİ İVEDİKLE BU ŞEHRİN SINIRLARINI TERK ETSİN

Sahneye çıkan Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli “Türk bayrağı ve Atatürk’ün posterinin inmesini istiyormuş. Hiç yuhlamayın, bu güzel nefeslerinizi yoracağınız bir insan bile olmadığını düşünüyorum kendisinin. Biz bu toprakları kazanmak için çok fazla şehit verdik ve biz her zaman kardeşliğin ve ebedi dostluğun kazanacağına inanan ve bu inançta olan insanlarız. Hiçbir güç ne bayrağımızı ne de Atatürk’ün posterini indirmeye yeltenemez. Bunu aklından da geçiremez. Hanımefendi ivedilikle bu şehrin sınırlarını terk etsin. Sakinlikle, sükunetle. Ama dilerim bir daha gittiği hiçbir ülkede o ülkenin kanla elde edilmiş bayrağını, bir sürü vatan evladını gömdükleri ve onun sembolü yaptıkları bayraklarını indirmeyi aklından dahi geçirmez. Dilerim bu ona tarihi bir ders olur.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/konser-krizi-buyuyor-lal-denizliden-kendisini-elestiren-mustafa-varanka-sert-yanit/feed/ 0
Yunan şarkıcı, Atatürk posteri ve Türk bayrağı indirilmeyince konsere çıkmadı https://www.haber60.com.tr/yunan-sarkici-ataturk-posteri-ve-turk-bayragi-indirilmeyince-konsere-cikmadi/ https://www.haber60.com.tr/yunan-sarkici-ataturk-posteri-ve-turk-bayragi-indirilmeyince-konsere-cikmadi/#respond Thu, 18 Jul 2024 00:51:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40394

İZMİR’in Çeşme ilçesinde, Türk Eğitim Vakfı (TEV) İzmir Şubesi öncülüğünde Çeşme Açıkhava Tiyatrosu’nda eğitim yararı için düzenlenen konserde sahne alacak olan Yunan sanatçı Despina Vandi, sahnede olan Atatürk posteri ve Türk bayrağının indirilmesini isteyince kriz yaşandı. İsteği yerine getirilmeyen Vandi, konsere çıkmaktan vazgeçti. Konuyla ilgili sahneden açıklamada yapan Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, “Bizim topraklarımızda, benim belediye başkanı olduğum bir kentte hiç bir güç ne bayrağımızı ne de Atatürk’ün posterini indirmeye yeltenemez. Hanımefendi, ivedilikle bu şehrin sınırlarını sakinlik ve sükunetle terk etsin. Dilerim bir daha gittiği hiç bir ülkede o ülkenin kanla elde edilmiş ve onun sembolü olan bayrağını indirmeyi aklından dahi geçirmez.” dedi.

Çeşme’de düzenlenen Çeşme Açıkhava Tiyatrosu’nda Türk Eğitim Vakfı (TEV) İzmir Şubesi öncülüğünde eğitim yararına verilen konserde bayrak krizi yaşandı. Konserde sahne alacak olan Yunan sanatçı Despina Vandi, TEV İzmir Şubesi Başkanı Gülnur Soybayraktar tarafından yapılan açıklamada son dakikada elde olmayan nedenlerle sahneye çıkamadığını belirtti. İddiaya göre Vandi, sahnede asılı olan Atatürk posteri ve Türk bayrağının indirilmesini istedi. Bu isteği reddedilen şarkıcı, sahneye çıkmaktan son anda vazgeçti. Vandi’nin Atatürk ve Türk düşmanı olmadığını, ancak kariyerini de düşünmek zorunda olduğunu belirttiği öğrenildi.

BAŞKAN DENİZLİ: HİÇ BİR GÜÇ NE ATATÜRK POSTERİNİ NE DE BAYRAĞIMIZI İNDİREMEZ

Konuyla ilgili sahneden konuklara açıklamada bulunan Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, “Bu bir yardım konseri, burada hiç bir yardım kuruluşu ve belediyenin menfaati yok, olamaz da. Çünkü bu çocuklar için, eğitim için verilen bir konser. Bu düşünceyle, Ata’mızın ‘dostluk ve ebedi kardeşlik’, yani savaşları zaruri olmadıkça cinayet olarak gören bir liderin sözleri bunlar. Eğitime, bu hayatta en çok kıymet veren liderin sözleri bunlar. Bu inançla TEV ekipleri bize geldiğine Despina Vandi’ye de sahne vermek istediler. Biz de elimizden geldiğince destek olduk. Sonra sahneye çıkmayacakmış dediler. Çünkü Türk bayrağı ve Atatürk posterinin inmesini istiyormuş.” diye konuştu.

Bu açıklamalara konsere gelenler tepki gösterince Başkan Denizli, “Kendisini yuhalamayın, güzel nefesinizi yoracağınız bin insan olmadığını düşünüyorum.” dedi.

‘BAYRAK, MİLLETİN ONURUDUR’

Açıklamasına devam eden Denizli, Atatürk’ün bir anısına yer vererek, “Bayrak milletin onurudur. İzmir işgal altındayken, Yunan generallerin ayaklarının altına Türk bayrağını sererlermiş. İzmir işgalden kurtulduktan sonra ve askerlerimiz İzmir’i özgürleştirdikten sonra Atatürk konutuna çıkarken ayaklarının altına Yunanistan bayrağı sermişler. Demiş ki, ‘Hiç bir milletin bayrağı ayaklar altına alınamayacak kadar kıymetlidir.’ dedi. Biz bu toprakları kazanmak için çok şehit verdik. ve biz her zaman kardeşliğin ve ebedi dostluğun kazanacağına inanan insanlar topluluğuyuz. Bizim topraklarımızda, benim belediye başkanı olduğum bir kentte hiç bir güç ne bayrağımızı ne de Atatürk’ün posterini indirmeye yeltenemez. Hanımefendi, ivedilikle bu şehrin sınırlarını sakinlik ve sükunetle terk etsin. Dilerim bir daha gittiği hiç bir ülkede o ülkenin kanla elde edilmiş ve onun sembolü olan bayrağını indirmeyi aklından dahi geçirmez. Dilerim bu ona tarihi bir ders olur, bizim hiç kimseye ihtiyacımız yok. Biz bize yeteriz. Ben hanımefendi adına utanıyorum.” İfadesini kullandı.

Konsere gelen izleyiciler daha sonra hep bir ağızdan İzmir Marşı ve Onuncu Yıl Marşı’nı söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yunan-sarkici-ataturk-posteri-ve-turk-bayragi-indirilmeyince-konsere-cikmadi/feed/ 0
Ümit Özdağ: En düşük emekli maaşı 27 bin lira olmalı https://www.haber60.com.tr/umit-ozdag-en-dusuk-emekli-maasi-27-bin-lira-olmali/ https://www.haber60.com.tr/umit-ozdag-en-dusuk-emekli-maasi-27-bin-lira-olmali/#respond Wed, 17 Jul 2024 22:36:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40261

ZAFER Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “2002 rakamları üzerinden hareket edersek bugün en düşük emekli maaşının olması gereken ücret 27 bin liradır. Onun için 12 bin 500 olarak bu zammı yapanlar, bu parayla bir ay geçinmeyi denesinler ve ondan sonra Türk halkına böyle bir rakam önersinler” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, İzmir iş dünyası ziyaretleri kapsamında Ege Giyim Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hayati Ertuğrul ve yönetim kurulunu ziyaret etti. Burada konuşan Özdağ, Libya’da şehit edilen 2 Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubunun isimlerini başsağlığı dilerken ifşa ettiği suçlamasıyla hakkında 3 ila 7 yıl arasında hapis istemiyle dava açılmasına ilişkin, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde basın toplantısı düzenledim. Libya’da şehit edilen 2 MİT mensubuna Allah’tan rahmet diledim. MİT mensuplarının adlarını vererek rahmet dilediğim zaman isimler zaten birçok yerde yayınlanmıştı. Yani ilk kez ben kamuoyu ile paylaşmadım. Yüzlerce yerde, sosyal medyada, gazetelerde çıkmıştı” diye konuştu.

‘SİYASİ BİR YAKLAŞIM’

Basın toplantısının TBMM’de bir Meclis faaliyeti çerçevesinde Meclis televizyonundan yayınlanan, yerini Meclis Başkanlığının tahsis ettiği bir ortamda yapıldığını söyleyen Özdağ, “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri dışında kimsenin de basın toplantısı yapamayacağı bir yer. Anayasanın tanımladığı anlamda yasama sürecinin bir parçası. Hem böyle olmasına rağmen hem de aynı ifade iki kez ifşa edilemeyeceğine rağmen savcılık 3-7 yıl arasında hapis cezası istemiyle hakkımda bir dava açtı. İlginç olan davayı ilk olarak ağır cezaya yollamışlar. Halbuki bu ağır cezalık bir dava değil. Bunu bilmemelerine şaşırıyorum. Bilerek yolladılarsa daha da şaşırırım. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi geri çevirmiş, şimdi başka mahkemede bekliyor. Bu Zafer Partisi’ni baskı altına almak amacıyla yapılmış bir siyasi yaklaşımdır” ifadelerini kullandı.

Muhalefetteki başka milletvekillerinin de benzer bir durumla karşı karşıya kalabileceğini belirten Özdağ, “Bu anlamda benim hukukuma değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin hukukuna ve anayasaya, anayasa koyucunun iradesine yapılan bir saldırıdır. Eğer bir bilginin ifşasının tekrar ifşası ve tekrar ifşası olursa savcılar yazdıkları fezlekede Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne MİT mensuplarının açık şekilde isimlerinde yazmışlar. O zaman savcılarla ilgili de soruşturma başlatılması gerekir. Neresinden bakarsanız bakın, bu kabul edilebilir ve hukuki yaklaşım değil. Biz Zafer Partisi olarak bugüne kadar nasıl Türkiye’nin örtülü istilasına karşı çıktıysak, bundan sonra da bu açılan davalara ve başka açılacak davalara rağmen mücadelemizi geri adım atmadan sürdüreceğiz” dedi.

EMEKLİ MAAŞI

Ümit Özdağ, emekliye yapılan zammı ve vergi paketini değerlendirerek, “Emeklilere yapılan 2 bin 500 TL komik bir zamdır. En düşük emekli aylığının olması gereken şey asgari ücrettir. Ancak 2008’de yapılan bir düzenlemeyle insanlara emekli olduklarında eskiden yüzde 70’ini alırken maaşının şimdi bu yüzde 30’a düşürüldü. Yapılması gereken şey yine yüzde 70’e çıkartmaktır. 2002 rakamları üzerinden hareket edersek bugün emekli maaşının en düşük emekli maaşının olması gereken ücret 27 bin liradır. Onun için 12 bin 500 olarak bu zammı yapanlar, bu parayla bir ay geçinmeyi denesinler ve ondan sonra Türk halkına böyle bir rakam önersinler” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE’DE SIĞINMACI SAYISI 13 MİLYONU GEÇİYOR’

Türkiye’de 5 milyon kayıtlı, 2 milyon da kayıtsız Suriyeli sığınmacı olduğunu söyleyen Özdağ, “2 milyon Afgan var, 2 milyon Afrikalı var, etti 11 milyon. 2 milyon dünyanın değişik bölgelerinden gelmiş, Mısırlı, İranlı, Iraklı, Rus, Ukraynalı, Pakistanlı var. Dünyanın 160 ülkesinden insan var. Bunlarla birlikte 13 milyonu geçiyor. Her gün Türkiye’ye bin ile 1250 arasında kaçak giriş var. Bu yılda 400 bin eder, 10 yılda 4 milyon eder” dedi.

Küresel ısınma ile ilişkili küresel göçün daha büyük ölçüde harekete geçmediğini aktaran Özdağ, “Himalaya’da buzullar eridiği zaman Ganj Vadisi’nden, yani bugün Hindistan’ın kuzeyi olan alandan Pakistan, Bangladeş’ten harekete geçmesi beklenen kitle 300 milyon. Bu gelecek yüzyılda değil, bizim göreceğimiz bir süreç. Bugün Akdeniz kuşağındaki illerimiz ortalama yıllık 21,5 derece. Kahire iklim kuşağına kayıyor. Kahire’de iklim kuşağı yıllık ortalama 27 derece. Biliyorsunuz, küresel ısınmada 1,5 derece bile olağanüstü büyük bir sonuç doğuruyor. Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay, Adana, Mersin en yoğun Suriyeli nüfusunun olduğu yerler. Bir Türk kadın 29 yaşında evleniyor, 30 yaşında ilk çocuğunu yapıyor. Suriyeli kadın 30 yaşında ilk torununu kucağına alıyor. Bu arada 6 tane doğurmuş oluyor. Devlet matematikle yönetilir. Bizim dışımızdaki partiler diyorlar ki, gönüllü geri dönecekler. Tamam, doğru kabul ettik, bunu bir an için gönüllü geri döndüler. Yüzde 3’ü geri döndü. Yüzde 97’si kalıyor. Çözümünüz ne? Hakan Fidan dedi ki, gönüllü dönecekler. Soruyorum Hakan Bey; yüzde 97’sini evlat edinip siz mi bakacaksınız kardeşim? Bir de yasaya aykırı bu söyledikleri. Yasa ve yönetmelik geçici sığınmacıyla ilgili Suriye’de iç savaş bittiği zaman geri dönüş esastır, diyor. Biz gerekirse zorla yollayacağız derken yasayı uygulayacağız diyoruz” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/umit-ozdag-en-dusuk-emekli-maasi-27-bin-lira-olmali/feed/ 0
Kıbrıs Barış Harekatı Gazileri KKTC’deki Etkinliklere Katılacak https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekati-gazileri-kktcdeki-etkinliklere-katilacak/ https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekati-gazileri-kktcdeki-etkinliklere-katilacak/#respond Wed, 17 Jul 2024 21:42:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40210 Kıbrıs Barış Harekatı’na katılan gaziler, harekatın 50. yıldönümü nedeniyle KKTC’de düzenlenecek etkinliklere katılacak.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü tarafından Kıbrıs Barış Harekatı 50. Yıl Programı çerçevesinde Türkiye Muharip Gaziler Derneği tarafından belirlenen 90 gazi, Ankara’dan Mersin’e uğurlandı. Program çerçevesinde 90 gazi için önce 75. Yıl Huzurevi’nde kahvaltı düzenlendi. Ardından gaziler Muharip Türkiye Muharip Gaziler Derneği Genel Merkezi’ne geçerek, çocuklarla bir araya geldi. Saray Engelsiz Yaşam ve Bakım Rehabilitasyon Merkezi Mehteran Takımı ile Mersin’e uğurlanan gaziler, buradan gemiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne hareket edecek.

“Refakatin en büyüğünü sizler milletimiz için yaptınız”

Programda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Sevim Sayım Madak, “Çalışma arkadaşlarımızın büyük bir özveriyle hazırladığı bu programın siz değerli gazilerimiz için en güzel şekilde geçmesini temenni ediyorum. Siz kıymetli büyüklerimiz için her ayrıntısı düşünülen 3 gün sürecek bu programda Bakanlığımızda görevli çalışma arkadaşlarımız daha iyi zaman geçirmeniz için sizlere refakat edecek, her an yanınızda olacaklar. Refakatin en büyüğünü sizler milletimiz için yaptınız” ifadelerini kullandı.

“Türkiye Cumhuriyeti her zaman Kıbrıs Türklerinin kararlı mücadelesinde yanlarında olmuştur”

Türkiye’nin Kıbrıslı Türkleri her zaman destekleyeceğini belirten Madak, “Sizler için ne yapsak az. Sizler birlik ve beraberliğimizin, şanlı tarihimizin kahramanları, aziz milletimizin medarı iftiharısınız. 50 yıl önce canlarınızı ortaya koyarak huzur ve barışı tesis ettiğiniz anavatanımızın göz bebeği Kıbrıs’tan 21 Temmuz günü askeri uçakla dönüşünüzü sağlayıp, sizleri memleketlerinize uğurlayacağız. Barış Harekatı, tarihten silinmek istenen milletimizin yazdığı destanın adıdır. Toprağın üstünde camilerimiz, al bayrağımız; altında ecdadımız varsa orası bizim canımızdır, vatanımızdır. Bu harekat, Kıbrıs Türklerinin yaşam ve temel hakları yok edilmeye çalışıldığında, özgürlüğü tehdit edildiğinde, varlıklarına kast edildiğinde aziz milletimizin neleri göze alabileceğini tüm dünyaya göstermiştir. Türkiye Cumhuriyeti her zaman Kıbrıs Türklerinin kararlı mücadelesinde yanlarında olmuştur” diye konuştu.

“Bu bayrak altında olduğumuz sürece her zaman canımı seve seve vereceğim”

Kıbrıs Barış Harekatı’nda yaralanarak gazi olan 70 yaşındaki Cemil Yaralı ise o yıllarda yaşadıklarını şöyle anlattı:

“1974 yılında batan Kocatepe personeliyim. Bir gün savaştıktan sonra ikinci gün yanlışlıkla batırılan Kocatepe’den kurtulan bir personel olarak 49 saatte 3 kafile halinde kurtulduk. 40 saat kalan arkadaşlar, İsrail botları tarafından kurtarıldı. Biz 49 saat kaldık, Lübnan tarafından kurtarıldık. 72 saat suda kalan arkadaşları da İngiliz helikopterleri, İngiliz muhripleri denizden topladılar. Daha sonra yaralı olanlar Gülhane’ye, biz de Lübnan’dan geldikten sonra Gülhane Hastanesine Başbakan Ecevit, Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı Işık Biren ve ilgili kişiler ziyaret ettiler. Şu anda Harbiye Müzesi’nde bana açılan bir köşe var. Ben 49 saat kaldım denizde dalgalar arasında aç susuz. Bir 49 saat daha değil, 149 saat daha kalabilirim. Bu devlet, bu millet, bu bayrak altında olduğumuz sürece her zaman canımı seve seve vereceğim.”

Gaziler, Türkiye Muharip Gaziler Derneği’nde düzenlenen törenin ardından otobüslerle Mersin’e doğru yola koyuldu. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/kibris-baris-harekati-gazileri-kktcdeki-etkinliklere-katilacak/feed/ 0
MATSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör, Manavgat iş dünyasının sorun ve taleplerini Ankara’ya taşıdı https://www.haber60.com.tr/matso-baskani-seydi-tahsin-gungor-manavgat-is-dunyasinin-sorun-ve-taleplerini-ankaraya-tasidi/ https://www.haber60.com.tr/matso-baskani-seydi-tahsin-gungor-manavgat-is-dunyasinin-sorun-ve-taleplerini-ankaraya-tasidi/#respond Tue, 16 Jul 2024 23:30:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40084 MATSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör, Oda üyelerinin ve Manavgat iş dünyasının sorun ve taleplerini Ankara’ya taşıdı.

Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) Başkanı Seydi Tahsin Güngör, Manavgat İş dünyasının sorun, talep ve çözüm önerilerini Ankara’ya taşıdı. Başkan Güngör, TOBB İkiz Kuleler’de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Antalya Milletvekilleri Tuba Vural Çokal, İbrahim Etem Taş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekilleri Aliye Coşar, Cavit Arı, Mustafa Erdem, Aykut Kaya ve Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç’ı ziyaret etti. Başkan Güngör, ziyaretlerde turizmden ticarete kadar üyelerden gelen talep ve sorunları Ankara’ya taşıdıklarını belirterek son günlerde üyelerden gelen talepler arasında turizmci üyelere yönelik “Turizm Destek Paketi” talebini TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Antalya milletvekillerine ilettiklerini açıkladı.

Turizm doluluk oranlarının düşmesi ve iş hacminin önemli ölçüde azalması nedeniyle üyelerden bu konuda yoğun talep geldiğini belirten Başkan Güngör, özellikle Manavgat bölgesinde faaliyet gösteren firmaların ve işletmelerin turizm ile doğrudan veya dolaylı olarak ilişkili olduğunu vurguladı. Bu durumun tüm sektörleri etkilediğini dile getiren Güngör, turizmci üyelere yönelik destek paketi verilmesinin önemini vurguladı. Turizm sektöründe doluluk oranlarının yeterince sağlanamaması sebebiyle turizmcilerin iyi bir sezon geçiremediğini ve sektördeki işletmelerin zorlandığını vurgulayan Başkan Güngör, “Devletimizin tasarruf tedbirleri aldığını biliyoruz, ancak turizm sektöründe faaliyet gösteren üyelerimiz sezonun yarısının tamamlanmasına rağmen işlerinde büyük oranda düşüş yaşandığını belirterek, destek talebi konusunda Odamıza talepte bulunuyor. Üyelerimizden gelen talepleri Ankara’ya taşıdık” dedi.

Başkan Güngör, AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal ile Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan’ı ziyaret ederek Manavgat Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) planlamasıyla ilgili son durum hakkında bilgiler aldı. Güngör ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, “Bakan Yardımcımız Sayın Oruç Baba İnan’dan aldığımız bilgiler OSB ile ilgili heyecanımızı daha da artırdı. En kısa sürede Manavgat OSB’yi faaliyete geçirip Manavgat ekonomisine değer katacak işletmelerin kurulmasını hedefliyoruz. Bakan Yardımcımız Sayın Oruç Baba İnan’a, Antalya milletvekilimiz Sayın Tuba Vural Çokal’a yapmış oldukları katkı, yakın ilgi ve alakalarından dolayı şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

Başkan Güngör, ayrıca Türk Patent Kurumu (TÜRKPATENT) Yenilik ve Tanıtım Daire Başkanı Salih Koca’yı ziyaret etti. Ziyarette MATSO ve TÜRK PATENT ve Marka Kurumu tarafından protokolü imzalanan ve yakında zamanda MATSO’da faaliyete geçecek olan TÜRKPATENT Sınai Mülkiyet Danışma Birimi ile ilgili detayları konuşulup fikir alışverişinde bulunuldu. Manavgat’ın ulusal çapta markalaşabilecek pek çok firmayı barındırdığını vurgulayan MATSO Başkanı Güngör, “TÜRKPATENT Sınai Mülkiyet Danışma Birimi sayesinde bu firmalara destek sağlayıp kentimizin ve firmalarımızın marka değerini daha da yükseltebileceğiz. TÜRKPATENT Sınai Mülkiyet Danışma Biriminin Manavgat’ımıza, Odamıza ve üyelerimize hayırlı olmasını diliyorum. Sayın Daire Başkanıma yakın ilgileri ve misafirperverliği için teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum” diye konuştu.

Başkan Güngör ayrıca TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun başkanlığında gerçekleştirilen Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Türkiye Milli Komitesi’nin 70. Genel Kurul Toplantısı’na katıldı. Güngör, genel Kurulun iş dünyasına hayırlı olmasını diledi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/matso-baskani-seydi-tahsin-gungor-manavgat-is-dunyasinin-sorun-ve-taleplerini-ankaraya-tasidi/feed/ 0
Yeni Taipei Ticari Heyeti İstanbul’da Türk İş İnsanlarıyla Buluştu https://www.haber60.com.tr/yeni-taipei-ticari-heyeti-istanbulda-turk-is-insanlariyla-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/yeni-taipei-ticari-heyeti-istanbulda-turk-is-insanlariyla-bulustu/#respond Tue, 16 Jul 2024 22:48:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40051

Beril SÖNMEZ-Harun ŞAHBAZOĞLU/İSTANBUL, – İSTANBUL Ticaret Buluşması 2024 kapsamında Türkiye’ye gelen Yeni Taipei şehri ticari heyeti, bilişim sektöründen 20 şirketle birlikte bugün İstanbul’da Türk iş insanlarıyla buluştu.

Taipei Ekonomik ve Kültür Misyonu Ankara Temsilcisi Volkan Chi-Yang Huang’ın yanı sıra Yeni Taipei Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Chu Tih-Ju, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye- Tayvan İş Konseyi Başkanı Necmettin Uzun’un konuşmalarıyla başlayan etkinlikte, Yeni Taipei’den bilişim teknolojileri alanında önde gelen şirket temsilcileri ürün gruplarını tanıttı. 300 binden fazla şirket ve fabrikaya ev sahipliği yapan Yeni Taipei şehri Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Chu Tih-Ju, iş insanlarıyla yakın bağlar kurmak için sabırsızlıkla beklediklerini vurgulayarak ikili ticaretin teşvik edilmesi amacıyla 2019 yılında DEİK ile imzalanan MOU sonrasında karşılıklı çalışmaların başladığını belirtti.

TÜRKİYE, İSLAM DÜNYASI PAZARI İÇİN EN İYİ GİRİŞ KAPISI

Denizden, havadan ulaşım altyapısıyla lojistik açıdan hızla büyüyen Yeni Taipei şehri Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Chu Tih-Ju, Türkiye’nin ekonomik büyümesinin hızlandığını belirterek “Geniş İslam dünyası içinde Türkiye, en hızlı açılım gösteren ülkedir. Eşsiz coğrafi konumu, farklı kültürleri harmanlamasına olanak tanımaktadır ve iş dünyası hem olgun hem de genişlemektedir. Tayvan iş dünyası için Türkiye, Ortadoğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika’daki İslam dünyasının pazarına giriş için en iyi sıçrama tahtasıdır” dedi.

“TÜRKİYE, TAYVAN İÇİN EN ÖNEMLİ TİCARİ ORTAKLARINDAN BİRİDİR”

Taipei Ekonomik ve Kültür Misyonu Ankara Temsilcisi Volkan Chi-Yang Huang konuşmasında Tayvan’ın geniş çaplı ticaret yapan ve endüstriyel üretim kapasitesi olan ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak “Yeni Taipei şehri, Tayvan’nın büyüklük açısından bir numaralı belediyesidir. Türkiye, Tayvan için en önemli ticari ortaklarından biridir. İki ülke arasındaki ikili ticaret 1.9 milyar dolardır” ifadelerini kullandı.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Tayvan İş Konseyi Başkanı Necmettin Uzun konuşmasında şunları kaydetti;

“Tayvan-Türkiye Ticaret Merkezi koordinasyonunda Tayvan heyetinin İstanbul temasları vesilesiyle gerçekleştirilen toplantıda sizlerle bir araya gelmekten büyük memnuniyet duymaktayız. Tayvanlı dostlarımızın büyük ilgi gösterdiği ortak toplantıda karşılıklı işbirliği olanaklarını birçok açıdan değerlendirme fırsatı bulduk. Temennim ikili ilişkilerimizde yakaladığımız pozitif ivmenin devam etmesidir.”

Yeni Taipei Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Chu Tih-Ju ayrıca verdiği röportajında şu açıklamalarda bulundu:

“2019 yılında biz Tayvan ve DEİK ile anlaşmalara imza attık, Türkiye’deki ve Tayvan’daki sanayiler arasında ticari bağlantılar kurmak istiyoruz. Bu amaçla bugün 20 şirket ile buradayız. Şirketlerin hizmetleri arasında elektronik bileşen parçaları üreticileri, işlemci üreticileri, mekanik imalat ve sağlık hizmetleri için teknoloji ürünleri gibi sektörler yer alıyor. Bu ticaret buluşmasının başarılı olmasını dilerim.”

YATIRIM İÇİN DÜŞÜK ALTYAPI MALİYETİ

Yeni Taipei şehri ticari heyeti ile İstanbul’a gelen 20 şirket, sağlık alanındaki teknolojik cihazlardan yarı iletken test çözümlerine, dijital para kasasından ortopedik ekipmanlara, terminal blok konnektörlerden sentetik kağıtlara, elektronik birleşenlerden makine parçalarına kadar birçok ürünlerini tanıttı. Konuşmacılar, Yeni Taipei’in son yıllarda gösterdiği endüstriyel büyümeye dikkat çekerek yatırım için düşük altyapı giderleriyle en avantajlı şehirler arasında olduğunu belirtti. 2.7 milyon çalışan nüfusun yüzde 60’ının yüksek öğrenim gördüğü Yeni Taipei şehri endüstriyel olarak hızla büyümeye devam ediyor.

]]> https://www.haber60.com.tr/yeni-taipei-ticari-heyeti-istanbulda-turk-is-insanlariyla-bulustu/feed/ 0 Tuğrul Türkeş, Osman Kavala’yı ziyaret edeceğini açıkladı https://www.haber60.com.tr/tugrul-turkes-osman-kavalayi-ziyaret-edecegini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/tugrul-turkes-osman-kavalayi-ziyaret-edecegini-acikladi/#respond Tue, 16 Jul 2024 21:24:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39967 (ANKARA) – Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Delegasyonu Başkanı ve AKP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, Gezi davası tutuklusu Osman Kavala’yı cezaevinde ziyaret edeceğini “İşte gerçek millilik, yurtseverlik bu” diyerek açıkladı. Türkeş, Kavala’nın yeniden yargılama talebinin reddedilmesini ise “Yarım saat içinde karar veriyorsanız, dosyanın 30 klasörüne hakimsiniz demek ki” şeklinde değerlendirdi.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Delegasyonu Başkanı ve AKP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, Avrupa Konseyi’nde de tartışmalara yol açan Gezi davası tutuklusu Osman Kavala’nın durumuna ilişkin konuştu. MHP kurucusu Alparslan Türkeş’in oğlu Tuğrul Türkeş, Gazete Duvar’dan Can Bursalı’ya verdiği röportajda, Gezi davası tutuklusu iş insanı Osman Kavala’yı cezaevinde ziyaret edeceğini açıkladı.

Türkeş, Kavala’yı ziyaret etmek için Adalet Bakanı’ndan izin istediğini açıkladı

Avrupa Konseyi Türkiye Raportörü Stefan Schennach’ın Kavala ve HDP’nin tutuklu eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ziyaretlerinde aracı olduğunu söyleyen Türkeş, kendisinin de Kavala’yı ziyaret edeceğini, ziyaret için Adalet Bakanı’ndan izin istediğini şöyle açıkladı:

“Bakanımız Yılmaz Tunç’tan rica ettim. Uygun bir zamanda görüşmek için izin istedim. Bir ara ziyaret edeceğim. Osman Kavala’yı ilk kez o ziyarette görmüş olacağım. İşte gerçek millilik, yurtseverlik bu. Bana öğretilen milliyetçilik bu. Türkiye için en iyi şartlarda kaynak bulmak gerekir. Ayrıca, ben hayatının 7 yılını, ömrünün 10’da 1’ini cezaevinde geçirmiş bir babanın çocuğuyum.”

Türkeş, isim vermeden Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanı Mehmet Uçum’un “milli yargı” tarifini “Ülkenin yararına bir şey yapıyor musun yapmıyor musun, millilik böyle ölçülür. Türkiye çok önemli bir coğrafyadadır, bir devlet geleneği vardır” diyerek eleştirdi.

“Hilal Zengin benim arkadaşım olan Mürteza Zengin’in yeğeni. Böyle olmasa ben ilgilenmeyecek miydim?”

Türkeş, eski dostu AKP Milletvekili Mürteza Zengin’in yeğeni Hilal Zengin’in Osman Kavala’nın avukatlığını üstlendiği için davayla ilgilendiği iddialarına ise şöyle yanıt verdi:

“Sosyal medyada, ‘Tuğrul Türkeş’in bu davayla niye ilgilendiği belli oldu’ diyenler var. Hilal Zengin benim arkadaşım olan Mürteza Zengin’in yeğeni. Böyle olmasa ben ilgilenmeyecek miydim? Kafaya bak sen. Adama kızıl milyarder diyorlar. Milyarder olmanın Türk Ceza Kanunu’nda bir yeri mi var? Açık yeşil milyarder, turuncu milyarder mi diyeceğiz? Kaldı ki iddialar doğruysa Osman Kavala bir turuncu milyarder.”

“Yarım saat içinde karar veriyorsanız, dosyanın 30 klasörüne hakimsiniz demek ki”

Türkeş, Osman Kavala’nın yeniden yargılama talepli başvurusunun reddedilmesine ilişkin “Heyet oluşturulduktan yarım saat sonra ret kararı verdi. Ben buna ‘manidar’ derim. 16 sayfalık bir dilekçeyi ben yaklaşık bir saatte okudum. Hukukçu değilim ama iyi kötü anlarım bu işlerden. O yarım saat içinde savcıdan da mütaala almışlar. Muhakkak ki çok etkin ve dehşetli çalışıyorlar. Ama yarım saat içinde karar veriyorsanız, dosyanın 30 klasörüne hakimsiniz demek ki. Halbuki adam 7 senedir içeride, 7 gün daha beklerdi. Allah razı olsun, mevzu bahis uzun tutuklama süresi olunca hassasiyet göstermişler anlaşılan” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tugrul-turkes-osman-kavalayi-ziyaret-edecegini-acikladi/feed/ 0
Şehit Akif Altay’ın oğlu: Varlığım Türk varlığına armağan olsun https://www.haber60.com.tr/sehit-akif-altayin-oglu-varligim-turk-varligina-armagan-olsun/ https://www.haber60.com.tr/sehit-akif-altayin-oglu-varligim-turk-varligina-armagan-olsun/#respond Tue, 16 Jul 2024 02:24:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39824 Burdur’da düzenlenen 15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü programında konuşan Şehit Özel Harekat Polisi Akif Altay’ın oğlu Niyazi Altay; “Babamızın şehit olmadan önce dinlediği ve bize vasiyeti gibi olan son türkü ‘Bayağımı yere düşürmeyin sakın’ olmuştu. O halde Şehit Akif Altay ve bütün aziz şehitlerimiz için şimdi de sözü ben veriyorum. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.” dedi.

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından 15 Temmuz 2016 yılında düzenlenen hain darbe girişiminin engellenmesinin 8. yılında Burdur’da şehitleri ve gazileri anma programı düzenlendi. Gazi Caddesi üzerinde gerçekleştirilen 100 metre Türk bayrağı eşliğinde kortej yürüyüşü sonrasında Cumhuriyet Meydanı’nda toplanıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan Cumhuriyet Meydanı’nda ki etkinlik Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti.

Babamın bize vasiyeti gibi son türküsü “Bayrağımı yere düşürmeyin sakın”

15 Temmuz gecesi Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı’na F16 uçağıyla düzenlenen bombalı saldırıda şehit olan Özel Harekat Polisi Akif Altay’ın oğlu Niyazi Altay programda Hüseyin Nihal Atsız’ın “Bayrak ki onun gölgesi bozkurtları toplar. Bayrak ki bütün kaybedilen yurtları toplar.” sözleriyle başladığı konuşmasında; “Bu dizelerle başlamamın sebebi babamın bizlere adeta vasiyeti gibi olan son dinlediği türküsüdür. “Bayrağımı yere düşürmeyin sakın!” Ömrünü adeta Polis Özel Harekat’a adayan babama her göreve gidişinde bu sefer olsun gitme dediğimizde adım yazıldı bir kere derdi. Yazıldı, bayrağımızın ilmek ilmek kanlar ile işlendiği yere, yerlerin hakimi göklere. Bir gece olur üstümüzü örter şehit olmaya giderdi. Belki bir ay belki birkaç ay. Kavuşacağımız günleri beklerdik. Geldiğinde ise bayram estirirdi. Sarılırdı kocaman, evinde dört dolanırdı. Fakat bir an olsun derin düşüncelere dalardı. Sorduğumuzda çoğu zaman cevap bile veremezdi. Çok zor bir süreçti, ona giderken, morga giderken, namazını kılarken, ilk toprağını atarken. O sonsuz varlığın kendisini sonsuzluğa uğurlarken. Fakat o gülüyordu. Dudaklarında alabildiğine bir gülümseme vardı. Ellerini de bize doğrultmuş ‘Gidiyorum sonsuzluğa, beni de öyle gülümserken karşılayacaklar elbet. Öpün elimden. Şimdilik sonsuz bir veda’ diyordu. O öğretti bize bu vatan için göz kırpmadan öne atılmayı. Bu vatan için vatan toprağını kanımızla sulamayı. Bu ezanlar için dimdik durmayı. Çünkü Mustafa Kemal’in de dediği gibi ‘Bu millet istiklalsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.’ O halde şehit Akif Altay ve bütün aziz şehitlerimiz için şimdi de sözü ben veriyorum. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.” dedi.

7’den 70’e her kesimin katıldığı programda Burdur Valisi Dr. Türker Öksüz, Ak Parti Burdur Milletvekilleri Prof. Dr. Adem Korkmaz, Mustafa Oğuz da birer konuşma yaptı.

Allah birliğimizi bozmasın, Türk’ü korusun ve yüceltsin

Vali Dr. Türker Öksüz konuşmasında; “Necip Türk milleti için 15 Temmuz 2016 tarihi bu nevi bir milat, bir mihenktir. Sureti haktan görünerek on yıllar boyunca kutsal değerlerimizi istismar etmekten çekinmeyen FETÖ’nün kamuflaj giymiş militanları, son ve akıl almaz bir cüretle bağımsızlığımıza kast etme teşebbüsünde bulunmuşlardır. Üç bin yıllık tarihimizde bize düşmanlık etme cesareti gösterebilenlerin bildiği ve fakat akıl tutulması yaşayan bu güruhun ön göremediği şey damarlarında Türk kanı taşıyan aslanların ve havsaların vatan uğruna can alıp can vermeye daima hazır olma hasletiydi. Cümle cihan bilir ki savaş Türk’ün düğünüdür. Şerefle ölmeyi, ayağında prangayla korkakça yaşamaya yeğ tutan milyonların, ‘Ölürsek cennet bizim, kalırsak devlet bizim’ diyerek akın akın sokaklara dökülüşünü hatırlayın. O gece aralarında, yıllarını Terörle Mücadeleye adamış hemşehrimiz Özel Harekat Polisi Şehit Akif Altay’ın da bulunduğu 252 vatan evladı şehadetle, 2196 vatan sevdalısı ise gazilik payesiyle şereflendi. Sekiz sene önce mukaddesatı uğruna şehit düşen 252 vatan evladını tekrar rahmetle anıyorum. Allah onlardan ebeden razı olsun. Bedir, Uhud, Kerbela, Malazgirt, Sarıkamış, Çanakkale ve tüm milli mücadele şehitlerine komşu eylesin. Gazilerimizi ve hayasız haine dur diyebilmek için elinde bayraklarla meydanlara dökülen milyonları da sevgi ve saygıyla selamlıyor, böyle bir milletin ferdi olmaktan gurur duyduğumu belirtmek istiyorum. Allah birliğimizi bozmasın, Türk’ü korusun ve yüceltisin!” ifadesinde bulundu.

Konuşmaların ardından sancak koşusuna katılan sporcular tarafından getirilen sancak Vali Dr. Türker Öksüz’e takdim edilirken koşuda dereceye giren sporculara ödülleri takdim edildi.

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma programı İl Müftülüğü İlahi Grubu tasavvuf musikileri dinletisi, Halk Şairi Hüseyin Yıldız’ın 15 Temmuz Destanı şiiri dinletisi, 15 Temmuz Otuz Kuş temalı oratoryo gösterisi, Güzel Sanatlar Lisesi Öğretmenlerinin saz ve ses sanatçılarının kahramanlık türküleri konseri ile devam etti. Saat 00.13’te tüm camilerde sala okunurken vatandaşlar tarafından gecenin geç saatlerine kadar demokrasi nöbeti tutuldu. – BURDUR

]]>
https://www.haber60.com.tr/sehit-akif-altayin-oglu-varligim-turk-varligina-armagan-olsun/feed/ 0
Kırıkkale’de 15 Temmuz Ruhu Mehter Takımı Eşliğinde Yaşatıldı https://www.haber60.com.tr/kirikkalede-15-temmuz-ruhu-mehter-takimi-esliginde-yasatildi/ https://www.haber60.com.tr/kirikkalede-15-temmuz-ruhu-mehter-takimi-esliginde-yasatildi/#respond Tue, 16 Jul 2024 02:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39809 Kırıkkale’de 15 Temmuz ruhu, mehter takımı eşliğinde yapılan coşkulu demokrasi yürüyüşü ve nöbetiyle yaşatıldı. Selaların okunduğu ve şehitler için duaların edildiği etkinlikte, vatandaşlar ellerinde Türk bayraklarıyla meydanı doldurdu.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişiminin 8’inci yıl dönümünde, vatandaşlar demokrasiye olan bağlılıklarını bir kez daha gösterdi. Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelen Kırıkkaleliler, mehter takımının eşliğinde coşkulu bir yürüyüş gerçekleştirdi ve gece yarısına kadar demokrasi nöbeti tuttu. Ellerinde Türk bayraklarıyla meydana akın eden vatandaşlar, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinliklerine büyük ilgi gösterdi.

Vali Mehmet Makas, Garnizon ve Mühimmat Komutanı Tuğgeneral Mehmet Ali Durmuş, Belediye Başkanı Ahmet Önal ve il protokolü ve vatandaşlar, Türk bayraklarıyla mehter takımı eşliğinde demokrasi yürüyüşü yaptı. Yürüyüş sırasında vatandaşlar, ellerinde Türk bayraklarıyla sloganlar atarak birlik ve beraberlik mesajları verdi. Yürüyüşün ardından yeniden meydana toplanan vatandaşlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halka sesleniş konuşmasını kurulan dev ekrandan dinledi.

“Birliktelik sayesinde hain darbe girişimini bertaraf edildi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından vatandaşlara seslenen Vali Makas, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a duyduğu minnettarlığı dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “One minute” ve “Dünya 5’ten büyüktür” sözleriyle mazlumların sesi olduğunu vurgulayan Makas, “15 Temmuz, böylesine bir idealin, böylesine bir güzelliğin, son kalemizin düşürülme projesidir. Elhamdülillah yüce Türk milleti, bir ve beraber olarak kenetlendi ve bu birliktelik sayesinde hain darbe girişimini bertaraf etti” dedi.

Vali Makas, açıklamasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinin önemine ve Türk milletinin birlik ve beraberliğinin değerine dikkat çekti. Erdoğan’ın uluslararası platformda güçlü bir duruş sergilediğini ve mazlumların haklarını savunduğunu ifade etti.

Başkan Önal’da, demokrasinin ve hukukun önemine vurgu yaptı. Önal, “Demokrasi, hukuk; ekmek kadar su kadar hayatidir. Demokrasi vazgeçilmezimizdir” ifadelerini kullanarak demokrasinin toplum için hayati önem taşıdığını söyledi.

“O gün de meydanlardaydık”

Demokrasi nöbetine katılan vatandaşlar, yaşadıkları duyguları ve düşüncelerini paylaştı. Hüsne Arslan, meydanda bulunmanın kendisi için bir görev olduğunu belirtti. Arslan, “Geldik meydana. O gün de meydanlardaydık. Allah ömür verdiği sürece her 15 Temmuz’da burada olacağız inşallah” diyerek, bu nöbetin kendileri için büyük bir anlam taşıdığını ifade etti.

“O ihanetin bedelini onlar ödediler”

Musa Keskinkılıç ise 15 Temmuz gecesi yaşanan hain darbe girişimine karşı halkın gösterdiği direnişi vurguladı. Keskinkılıç, “Çok farklı bir şekilde çıktılar. Çabukta söndüler. Kolay değil ülkende ihanet yaşıyorsun. O ihanetin bedelini onlar ödediler. Halkımız da dirayetiyle ihaneti ödetti,” sözleriyle, halkın birlik ve beraberlik içinde hainlere karşı durduğunu belirtti.

Kuran-ı Kerim’i güzel okuma dünya birincisi ve Beştepe Millet Camii imam-hatibi Fatih Kaya, sunduğu Kur’an-ı Kerim ziyafetiyle dinleyenleri mest etti.

Programın son bölümünde, 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında millete ihanete karşı birlik ruhu aşılayan ve manevi bir güç sağlayan sela sesi, saat 00.13 itibarıyla il genelindeki camilerden aynı anda yeniden yükseldi. Sela sesinin yükseldiği Nur Camii dron ile havadan görüntülendi. – KIRIKKALE

]]>
https://www.haber60.com.tr/kirikkalede-15-temmuz-ruhu-mehter-takimi-esliginde-yasatildi/feed/ 0
Bursa ve çevre illerinde 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma etkinlikleri düzenlendi https://www.haber60.com.tr/bursa-ve-cevre-illerinde-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-etkinlikleri-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/bursa-ve-cevre-illerinde-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-etkinlikleri-duzenlendi/#respond Tue, 16 Jul 2024 01:48:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39788 Bursa, Eskişehir, Kütahya, Bilecik, Çanakkale, Yalova ile Balıkesir’de 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma programları düzenlendi.

Tarihi Heykel Meydanı’nda bir araya gelen Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, AK Parti Bursa Milletvekilleri Refik Özen ve Ahmet Kılıç, Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, kurum ve kuruluş müdürleriyle vatandaşlar, 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’na kadar ellerinde bayraklarla yürüyüş gerçekleştirdi.

15 Temmuz Demokrasi Meydanı’ndaki anma programı saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunmasıyla başladı. Ardından Kur’an’ı Kerim tilavetiyle devam eden programda şehitler için dualar edildi.

Anma programında bir konuşma yapan Mahmut Demirtaş, 15 Temmuz’un kutlu bir destan olduğunu söyledi.

Demirtaş, kanla, şanla ve şerefle 15 Temmuz destanının yazıldığını belirterek, “Ölümü korkuttuk. Göğsümüzü bombalara siper ettik. Tankların altına yatıp, uçakların yağdırdığı bombalara tekbirlerle karşılık verdik. Selalarla, tekbirlerle meydanı darbecilere, hainlere dar ettik. En nihayetinde kanla, şanla ve şerefle 15 Temmuz destanını yazdık.” dedi.

15 Temmuz milletin zaferi olduğunu vurgulayan Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“15 Temmuz başta bağımsızlığımızın, birlik ve beraberliğimizin zaferidir. Zira, o karanlık gecede ülkemizin dört bir yanında sırt sırta vermiş, birbirine kenetlenmiş kocaman bir millet gördük. Öyle ki 15 Temmuz’da koskoca bir millet kıyama durmuştu. Milletin zaferi, bir diğer yönüyle, eşi benzeri olmayan demokrasi zaferidir. Yıllarca darbelerle, muhtıralarla bildirilerle vesayet güçleriyle hizaya çekilen aziz milletimiz, kendisini hizaya çekmek isteyenleri yerle yeksan etmiştir. Aziz milletimiz, kendisini hesaba katmayanlara milli iradenin ne demek olduğunu en ağır şekilde göstermiş. Adeta milli irade dersi vermiştir. Üzerinden 8 yıl geçse de o gece yaşadıklarımız hafızalarımızda hala ilk günkü gibi canlılığını koruyor.”

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ise hiçbir gücün milletin iradesinin üzerinde olmayacağını söyledi.

Milletin iradesine karşı yapılan darbenin milletin zaferiyle sonuçlandığını ifade eden Bozbey, “Bu milletin darbelere karşı nasıl bir dayanışma gösterdiğini o gece hep beraber gördük. Onun için o günkü o insanlara selam olsun. 15 Temmuz, milletimizin demokrasiye olan bağlılığı ve cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkma kararlılığının en somut göstergesidir. O gece milletimiz iradesine, haklarına ve özgürlüklerine yönelik hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya ilan ettiği gündür.” dedi.

AK Parti Milletvekilleri adına Bursa milletvekili Refik Özen ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da bir konuşma yaptı.

Protokol konuşmalarının ardından 15 Temmuz Sancak Koşusu’nda yarışan sporcu Ceylin Algül, Vali Demirtaş’a bayrak takdim etti.

Program Prusa Sanat Tiyatro ekibinin “Türkiyem Benim” gösterisi ve Hayati İnanç’ın şiir dinletisiyle devam etti

Aslanbek Sultanbekov konserinin de yer aldığı program, 15 Temmuz temalı belgesel gösteriminin sunulmasının ardından sona erdi.

Orhaneli ilçesinde 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlerine kapsamında yapılan ve ilçe Kaymakamı Muhammed Furkan Tuna, Belediye Başkanı Ali Osman Tayir ile vatandaşların katıldığı AK Parti Orhaneli İlçe Başkanlığı önünde başlayan bayrak yürüyüşü Durdubey Cami önünde sona erdi.

Eskişehir

Vilayet Meydanı’nda ellerinde Türk bayraklarıyla toplanan vatandaşlar, darbe girişimde hayatını kaybedenler için okunan Kur’an-ı Kerim’i dinledi.

Programa Vali Hüseyin Aksoy, AK Parti Eskişehir Milletvekilleri Fatih Dönmez, Ayşen Gürcan ve Nebi Hatipoğlu, Muharip Hava Kuvvetleri ve Garnizon Komutanı Orgeneral İsmail Güneykaya, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Erhan Demir, İl Emniyet Müdürü Yaman Ağırlar, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ve diğer ilgililer ile vatandaşlar katıldı.

Vali Aksoy, burada yaptığı konuşmada, takvim yapraklarının 15 Temmuz 2016’da gösterdiği o karanlık gece Türk milletinin, hainlerce gerçekleştirilen en kanlı, en alçak ve en sinsi darbe girişimine maruz kaldığını anımsatarak, şerefli orduya, kahraman polis teşkilatına ve kamu kurumlarına sızan hainlerin 15 Temmuz gecesi tarihte eşi benzeri görülmemiş bir saldırıya kalkıştığını hatırlattı.

15 Temmuz’da Türkiye’nin tarihinin en karanlık, en acı günlerini yaşadığını anlatan Aksoy, şöyle konuştu:

“Darbe ile, iç savaş ile karşı karşıya bırakılmak istenmiştir. 15 Temmuz, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yüzyılında FETÖ terör örgüte eliyle yok etmenin hamlesidir. Dünya darbeler tarihinde kullanılan uçak sayısı itibariyle bir benzeri daha olmayan bu alçak girişimi, bu millet birkaç saat içerisinde akamete uğratmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bir işaretiyle yüz binler, milyonlar meydanlara inmiş ve Türk milleti iradesini ortaya koymuştur. Kahraman Türk ordusunun kılcal damarlarına kadar sızan ve emir komuta zincirini tanımayarak hain bir darbe teşebbüsünde bulunanları, bu millet tüm dünyanın gözü önünde mağlup etmiştir.”

Aksoy, 15 Temmuz’un rengini şehitlerin kanından alan ay yıldızlı bayrağın gölgesi altında sonsuza kadar hür ve bağımsız yaşamaya ant içmiş olan aziz milletin gurur günü olduğunun altını çizdi.

15 Temmuz’un, kuşaklar boyu anılacak ve anlatılacak bir destan günü olduğuna değinen Aksoy, “Darbeyle, terörle, istikrarsızlıkla, hiçbir fitneyle bu milletin iradesi kırılamayacaktır. Tarihin her döneminde, her tehditte milletimizin gösterdiği vatan sevgisi 15 Temmuz’da da görülmüştür. Aynı bilinç, irade ve kararlılık, demokrasi nöbetlerinde, her yıl 15 Temmuz anmalarında görülmektedir. 15 Temmuz, bu yüzden demokrasi bayramıdır. Milli bayram ruhuyla kutlanmakta, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bir kez daha haykırılmaktadır.” diye konuştu.

“Bu millet, geleceğine, demokrasiye ve cumhuriyetimize sahip çıktı”

AK Parti Milletvekili Dönmez ise 15 Temmuz 2016’da, hain bir darbe girişimiyle Türkiye’nin huzuru, demokrasisi ve geleceğinin hedef alındığını belirterek, milletin azim ve kararlılığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cesareti ve liderliği, güvenlik güçlerinin kahramanca direnişiyle bu girişimin boşa çıkarıldığını kaydetti.

15 Temmuz 2016 gecesi, Türk milletinin vatanına sahip çıkma kararlılığının onurlu tanıkları olduklarını ifade eden Dönmez, şunları söyledi:

“Bugün yüzümüzü geleceğe dönebiliyorsak sebebi kahramanlar yetiştiren analardır. Hain darbe girişiminin üzerinden tam 8 yıl geçti. O karanlık geceyi de aydınlık sabahını da unutmadık. 15 Temmuz gecesi, milletimizin bağrından çıkan kahramanlar, demokrasiye ve özgürlüğümüze sahip çıkmak için canlarını en değerli varlıklarını feda ettiler. Onların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Şehitlerimizin ruhu şad, gazilerimizin ömrü uzun olsun. Milletimiz tankların, tüfeklerin, uçakların karşısında dimdik durdu. Bu millet, 15 Temmuz gecesi meydanları doldurarak, kendi geleceğine, demokrasiye ve cumhuriyetimize sahip çıktı. İşte o kararlılık, bugün burada, bu meydanda bir kez daha hayat buluyor.”

AK Parti İl Başkanı Albayrak, MHP İl Başkanı İsmail Candemir ve BBP İl Başkanı Taha Baksan da meydanda bulanlara hitap etti.

Törende ayrıca Vali Aksoy’a milli sporcular tarafından sancak teslim edildi.

Meydanı dolduranlar, kurulan dev ekranlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hitabını takip etti.

Balıkesir

Milli İrade Meydanı’nda düzenlenen etkinlik şehitler için saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunmasıyla başladı.

Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, yaptığı konuşmada, 8 yıl önce yaşanan darbe girişiminin unutulmaması, meydanların dolu kalması gerektiğini söyledi.

Meydana gelen vatandaşlara teşekkür eden Ustaoğlu, “Aziz milletimiz bu hıyanet karşısında Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde yaşlısıyla genciyle bütün fertleriyle tek vücut olarak demokratik değerlerine sahip çıkarak destansı bir mücadele vermiştir.” dedi.

AK Parti Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey de vatan toprağına ve devletine sahip çıkan vatandaşlara teşekkür etti.

Canbey, Türkiye’nin büyümeye devam edeceğini belirterek, “İnşallah bundan sonra da el birliğiyle hep birlikte görevimizi yerine getirmeye devam edeceğiz. Şehitlerimizi rahmetle anıyor gazilerimizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.” ifadelerini kullandı.

AK Parti Balıkesir Milletvekili İsmail Ok da Türk Milleti’nin Ay Yıldızlı bayrağı ebediyen dalgalandıracağını ve bunun önüne kimsenin geçemeyeceğini dile getirdi.

Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından etkinlikler kapsamında düzenlenen “Sancak Koşusu” tören alanında tamamlandı.

Alanlarında başarılı sporcuların taşıdığı sancak, daha sonra Vali Ustaoğlu’na teslim edildi.

İl Gençlik ve Spor Müdürlüğünce yapılan spor müsabakalarında dereceye giren sporculara ödülleri verildi.

Program, müzik dinletisi, Kur’an-ı Kerim tilaveti, ilahiler ve sela okunmasının ardından sona erdi.

Çanakkale

Çanakkale’de 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla anma programı düzenlendi.

Program, Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na Çanakkale Valisi İlhami Aktaş tarafından çelenk konulmasıyla başladı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından protokol üyeleri ve vatandaşlar, 15 Temmuz Şehitleri Sancak Koşusu ve Milli Birlik Yürüyüşü’ne katıldı.

İskele Demokrasi Meydanı’nda devam eden program kapsamında Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne ait römorkörler su gösterisi yaptı.

15 Temmuz Şehitleri Sancak Koşusu ve Milli Birlik Yürüyüşü sonunda, sancak devir teslim töreni gerçekleştirildi.

Anma programı kapsamında Kur’an-ı Kerim tilaveti okundu, dua edildi.

Çanakkale Valisi İlhami Aktaş, programda yaptığı konuşmada, 8 yıl önce gece bu saatlerde başlayan, dünyanın hiçbir yerinde karşılaşılamayacak büyük bir akıl tutulmasıyla milletin parasıyla alınan mermilerin, milletin parasıyla alınan uçakların, milletin meclisini bombalamaya başladığını, milletin üzerine kurşunlar yağdırıldığını, milletin üzerine tankların sürüldüğünü hatırlattı.

Çok iyi yetiştirilmiş olan o F-16 pilotlarının maalesef kendi halkının üzerine hiçbir gerekçesi ve hiçbir haklı tarafı olmadan kurşun yağdırdığını aktaran Aktaş, sözlerine şöyle devam etti:

“Tarihimize kara harflerle, kara saatlerle geçecek o direnişle hesaba katılmayan bir şey vardı o da milletin iradesi ve onun temsilcisi olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının iradesiydi. Sayın Cumhurbaşkanımızın istekleriyle tüm halkımız bugün olduğu gibi meydanları doldurmuş, bugün olduğu gibi sokaklara dökülmüş, bugün olduğu gibi o kargaşaya, o kalkışmaya, o hain FETÖ girişimine ‘Dur.’ demiştir.”

Vali Aktaş’ın konuşmasının ardından Çanakkale Mehter Takımı tarafından marşlar çalındı, katılımcılar marşlara ellerindeki Türk bayraklarıyla eşlik etti, öğrenciler şiirler okudu. 15 Temmuz Belgeseli gösterimi gerçekleştirildi.

Kütahya

Kütahya’da Zafer Meydanı’nda düzenlenen program, Kur’an-ı Kerim okunması ve dua edilmesiyle başladı. Binlerce vatandaş ellerinde Türk bayraklarıyla etkinliğe katıldı.

Kütahya Valisi Musa Işın, programda yaptığı konuşmada, FETÖ’nün darbe girişimin altında Türkiye’yi bölmek ve parçalamak olduğunu söyledi.

15 Temmuz’un Türkiye’nin ikinci kurtuluş mücadelesi olduğunu belirten Işın, “Büyük kahramanlıkla 85 milyon insanımız hain FETÖ darbe girişimine karşı durdu. Bu millet aziz bir millettir. Bu milleti kimse sindiremez. Bu millet Allahu Ekber Dağları kadar Müslüman, Tanrı Dağları kadar Türk’tür. Biz Altaylardan dağları söke söke gelmişiz. Ovada kim bizi yenebilir. Biz Çanakkale’de emperyalizme karşı mücadele etmiş ve zafer kazanmış bir milletiz. Biz Kurtuluş Savaşı’nda zafer kazanmış milletiz.” ifadelerini kullandı.

Programda, Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, AK Parti Kütahya milletvekilleri Mehmet Demir ve İsmail Çağlar Bayırcı da birer konuşma yaptı.

???????Etkinlikte şiirler olundu, mehter takımı gösteri yaptı.

Bilecik

Bilecik’te, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı’nda program düzenlendi.

Protokol üyelerince sabah saatlerinde Bilecik Şehitliği’ndeki mezarlara karanfil bırakılması ve 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nın ziyaret edilmesinin ardından başlayan etkinlikte saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vatandaşlara hitabının dev ekranda gösterimi, mehteran gösterisi ve Bilecik Halk Eğitimi Merkezi Korosu’nun müzik dinletesiyle süren organizasyonda, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilara Uslu, “15 Temmuz” konulu sunum gerçekleştirdi.

Katılımcılar, ayrıca yerli savunma sanayi ürünlerinin bulunduğu sergiyi gezdi.

Vali Şefik Aygöl, yaptığı konuşmada, 8 yıl önce bugün kahraman Türk milletinin Çanakkale’de olduğu gibi birbirine kenetlendiğini, böylece yenilmezliğini ve istiklaline bağlılığını dünyaya gösterdiğini söyledi.

Çanakkale’yi geçilmez kılan vatan sevgisinin 15 Temmuz 2016’da tüm Türkiye’yi geçilmez kıldığını vurgulayan Aygöl, şöyle devam etti:

“15 Temmuz dünya tarihinde görülmüş, en haince planlanmış darbe girişimidir. Bu hain girişimle milletimizin üzerine bombalar yağdırarak diz çöktürmek isteyenlerin hesapları, milli iradenin kahramanları sayesinde bozulmuştur.”

Vali Aygöl, 15 Temmuz ruhunun sadece geçmişi yad etmek değil aynı zamanda geleceğe de güvenle bakmak olduğunu dile getirdi.

Kanlı 15 Temmuz gecesinde verilen demokrasi zaferiyle Cumhuriyet’in korunduğunun altını çizen Aygöl, “Gelecek nesillere daha güçlü bir Türkiye bırakmak için bu millet, vatanına, bayrağına ve kendisine sahip çıkmıştır. Bu birlik ve beraberlik ruhu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilelebet payidar kalacağının en önemli göstergesi olmuştur.” dedi.

Konuşmanın akabinde Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı, dualar okundu.

Daha sonra 15 Temmuz 2016’da yaşananların konu alındığı belgesellerin gösterimi yapılarak saygı nöbeti tutulmaya başlandı.

Programda, Jandarma Eğitim Komutanı Jandarma Tuğgeneral Uğur Ertekin, Cumhuriyet Başsavcısı Burak Olgun, AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Eldemir, İl Emniyet Müdürü Beyti Kalaycı, BŞEÜ Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, AK Parti İl Başkanı Serkan Yıldırım, İl Müftüsü Ali Erhun, kurum müdürleri ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de yer aldı.

Yalova

Kentteki programda Deprem Anıtı’nda bir araya gelen kalabalık, jandarmanın taşıdığı büyük Türk bayrağının arkasından yürüyerek 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’na geldi.

Meydanda saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam eden programda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması kurulan dev ekranlardan takip edildi.

Kuran-ı Kerim tilaveti ve okunan duaların ardından Vali Hülya Kaya, yaptığı konuşmada, 15 Temmuz gecesi vatan, bayrak, ezan ve bağımsızlık uğruna canlarını feda eden 251 şehidi andı.

Yanı başlarında şehit olan kardeşlerini gördüğü halde geri durmayan, cesaret ve fedakarlıkla hareket eden 2 bin 742 kahraman gaziye de minnetlerini sunan Vali Kaya, şunları kaydetti:

“Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın meydanlara çıkın çağrısı üzerine milletimiz, bağımsızlığımıza sahip çıkmış ve büyük bir işgal girişimine engel olmuşlardır. 15 Temmuz, milletimizin azim ve kararlılığının, milli birlik ve beraberliğinin tüm dünyaya bir kez daha gösterildiği bir gün olarak tarihe geçmiştir. Bu hain darbe girişimine karşı duruşumuz, milletimizin demokrasisine, devletine, anayasal düzenine ve özgürlüğüne olan bağlılığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu mücadele, milletimizin asaletini ve cesaretini ortaya koymuş, esaret altına girmemek için canını ortaya koyan bir milletin varlığını tüm dünyaya göstermiştir. 15 Temmuz gecesi, geçmişteki destanlarımızın ruhunu yeniden diriltmiş, Çanakkale ruhunu, Kuvayımilliye ruhunu ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğindeki ruhu hatırlatmıştır. Bu zaferlerimiz, milletimizin acıyla, gözyaşıyla, cesareti ve vatan aşkıyla yazdığı, uğruna çok büyük bedeller ödediği koskoca bir destandır.”

15 Temmuz’un milletin unutulmaz destanları arasına girdiğini, vazgeçmeyenler ve gerisini asla düşünmeyenler tarafından yazıldığına vurgu yapan Kaya, Türkiye’nin yazdığı kahramanlık destanının dünya demokrasileri için büyük bir ders olduğunu ifade etti.

Kaya, “Tanka, topa, uçağa karşı çıplak elleriyle bu destanı yazan bizim milletimizdir. Milletimizin her bir ferdi, bu destanın sesi, soluğu, nefesidir. O gece hep birlikte cesaret olduk, destan olduk, hainleri bi rkez daha topraklarımızdan kovduk. O gece biz kazandık kardeşlerim. Düşmanı bir kez daha yendik. Vatanı hainlere teslim etmedik. Birlik ve beraberlik içinde olduğumuz sürece, bağımsızlığımızın ve milli birliğimizin her daim güvende olacağı şuurundayız.” dedi.

Konuşmanın sonunda İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü’ne bağlı sporcuların alana getirdiği sancak Vali Kaya’ya teslim edildi.

Alanı dolduran vatandaşların Türk bayrakları ile güzel görüntüler oluşturduğu program, verilen konserle devam etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursa-ve-cevre-illerinde-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-etkinlikleri-duzenlendi/feed/ 0
Sakarya ve çevre illerde 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma programı düzenlendi https://www.haber60.com.tr/sakarya-ve-cevre-illerde-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-programi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/sakarya-ve-cevre-illerde-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-programi-duzenlendi/#respond Tue, 16 Jul 2024 01:45:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39785 Sakarya, Düzce, Zonguldak, Bartın, Karabük, Kocaeli ve Bolu’da, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla çeşitli etkinlikler yapıldı.

Sakarya’da Çark Caddesi’nden Demokrasi Meydanı’na kadar yapılan yürüyüşle başlayan etkinlik, burada Sakarya Büyükşehir Belediyesi mehteran takımının gösterisiyle devam etti.

Kur’an-ı Kerim okunması ve şehitler için dua edilmesinin ardından “Özgür Filistin, Özgür Doğu Türkistan” tişörtü giyen Büyükşehir Belediyesi Gençlik Korosu üyeleri, “Kardan Aydınlık” eserini seslendirdi.

İl Müftülüğü Tasavvuf Musikisi Korosu’nun dinletisinin ardından 30 kuş şiiri okundu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı”nda yaptığı konuşma izlendi.

15 Temmuz gecesini anlatan kısa filmin gösterilmesinden sonra o gece Sakarya Valiliği’nde yaralanan gaziler katılımcıları selamladı.

Vali Yaşar Karadeniz, buradaki konuşmasında, Ankara, İstanbul, Sakarya ve birçok şehirde 15 Temmuz’da ülkenin bağımsızlığının ve bütünlüğünün korunmasının mücadelesinin verildiğini söyledi.

Hain kalkışmanın, diğerleri gibi milletin Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının etrafında toplanarak büyük fedakarlık ve kahramanlıkla yırtıp attığı Sevr Antlaşması’nı tekrar uygulamaya koyma hayalperestliğini gösterenlerin çırpınışlarından birisi olduğunu dile getiren Karadeniz, “FETÖ’nün devleti ele geçirme amacıyla yaptığı tüm girişimler de yine ülkemizin üzerindeki emellerinden vazgeçmeyen emperyalistlerin maşalığını yapmaktan başka bir şey değildi.” dedi.

Karadeniz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı üzerine meydanlarda toplanan vatandaşların mermilere ve tanklara göğüslerini siper etmesi ve vatansever askerlerin mücadeleleriyle hainlerin heveslerinin kursaklarında kaldığını ifade etti.

AK Parti Sakarya Milletvekili Ertuğrul Kocacık ile Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ın da bir konuşma yaptığı programa, AK Parti Sakarya milletvekilleri Çiğdem Erdoğan ve Murat Kaya, Garnizon Komutan Vekili Albay Tarık Demirci, İl Emniyet Müdürü Selçuk Doğuş, İl Jandarma Komutanı Albay Nejdet Karaca, gaziler, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle vatandaşlar katıldı.

Düzce

Büyük Cami önünde Türk bayraklarıyla toplanan vatandaşlar, mehteran eşliğinde Anıtpark Meydanı’na yürüdü.

Burada şehitler için saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu, mehteran takımının gösterisi izlendi.

Şehitler için Kur’an-ı Kerim ve duaların okunduğu programda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması izletildi.

Türk Kızılay Düzce Şubesi tarafından vatandaşlara çeşitli ikramlarda bulunuldu.

Programa, Vali Selçuk Aslan, Düzce Cumhuriyet Başsavcısı Yasin Emre, AK Parti Düzce Milletvekili Ercan Öztürk, Belediye Başkanı Faruk Özlü, İl Jandarma Alay Komutanı Murat Kılıç, İl Emniyet Müdürü İbrahim Ergüder, AK Parti İl Başkanı Hasan Şengüloğlu, darbe girişimi sırasında Gölbaşı’ndaki Özel Harekat Daire Başkanlığına düzenlenen saldırıda şehit olan 3. Sınıf Emniyet Müdürü Ufuk Baysan’ın babası Ramazan ve annesi Hanife Baysan, kurum müdürleri, siyasi partiler ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Zonguldak

Zonguldak’ta, Vali Osman Hacıbektaşoğlu ve il protokolünün katılımıyla İstasyon Caddesi’nde başlayan yürüyüş, kent merkezindeki Madenci Anıtı önünde sona erdi.

Burada saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim okundu, şehitler için dua edildi.

Vali Hacıbektaşoğlu, 15 Temmuz gecesi milletin iradesine kasteden, demokrasiyi ve bağımsızlığı hedef alan, ordunun ve diğer stratejik kurumların içine sızmış FETÖ tarafından organize edilen hain bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalındığını, ancak milletin cesareti, feraseti ve vatan sevgisiyle bu hain planın bertaraf edildiğini söyledi. Hacıbektaşoğlu, “O gece Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla meydanlara çıkan milyonlar, tankların, tüfeklerin ve uçakların karşısında durarak demokrasimizi savunmuş, ülkemizin geleceğini FETÖ ve karanlık ellere teslim etmemiştir. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü, milletimizin birliğini, beraberliğini ve demokrasimize olan inancını tüm dünyaya gösterdiği bir gün olarak tarihimize altın harflerle kazınmıştır.” diye konuştu.

Hacıbektaşoğlu, kadın erkek, genç yaşlı demeden her kesimden vatandaşın, ellerinde bayraklarıyla meydanları doldurarak ülkeye sahip çıktığını dile getirerek, “Bağımsızlık ve özgürlük aşkıyla dolu yürekleriyle bir destan yazmıştır. O gece, milletimizin her bir ferdi, demokrasimize ve bağımsızlığımıza olan bağlılığını ve iradesini göstermiştir. Bu kahramanlık, sadece ülkemizin sınırları içinde değil, tüm dünyada yankı bulmuş ve Türk milletinin demokrasiye olan bağlılığı çok büyük takdir kazanmıştır.” ifadesini kullandı.

Sancak devir teslim töreni ile yarışmalarda dereceye girenlere ödüllerinin verildiği programda, öğrenciler şiirler okudu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması, sinevizyondan alandakilere izletildi.

Kahramanlık türküleri seslendiren Grup Derun’un ardından Zonguldak Madenci Korosu konser verdi.

Program, İlahi Grubu dinletisinin sonrasında demokrasi nöbetleriyle devam etti.

Bartın

Bartın Valiliği önünde başlayan 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü yürüyüşünün ardından vatandaşlar Cumhuriyet Meydanı’nda toplandı.

Burada İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim okundu, dua edildi.

15 Temmuz Sancak Koşusu’nda dereceye girenlere ödüllerinin verildiği etkinlikte, Milli Eğitim Müdürlüğü Korosu dinleti sundu.

Vali Nurtaç Arslan, yaptığı konuşmada, 15 Temmuz’un sıradan bir darbe girişimi olmadığını söyledi.

Girişimin arkasında çok büyük hesapların bulunduğunu dile getiren Arslan, ” Malazgirt’te, İstanbul’un Fethi’nde, Çanakkale’de, İstiklal Harbi’nde, bölücü terör örgütüyle mücadelede ne olmuşsa 15 Temmuz’da da aynısı olmuştur. 15 Temmuz bu topraklarda asırlar boyunca verdiğimiz varlık yokluk mücadeleleri zincirinin en son halkasıdır.” dedi.

Arslan, Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük ve güçlü bir devlet olduğunu ve tarihi boyunca pek çok saldırıya, tuzağa ve kirli oyunlara maruz kaldığını belirterek şunları ifade etti:

“Ülkemizin gelişip büyümesini, hızlı yükselişini, bölgemizdeki fark edilen gücü ve etkinliğini, toplumsal birlik ve beraberliğimizi hazmedemeyen karanlık güçlerin devletimizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğünü yok etmeye yönelik oyunları ve teşebbüsleri hiçbir zaman bitmeyecektir. Ancak aziz milletimiz, ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefleri doğrultusunda büyüyen ve gelişen, dünyanın önde gelen devletleri arasında yerini alan ülkemizin güvenliğine, birlik ve beraberliğine yöneltilen her türlü tehdide asla izin vermeyecektir.”

Programa, AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Garnizon Komutanı Deniz Kıdemli Albay Erkan Şahin ile il protokolü, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Karabük

Karabük Valiliği tarafından Kemal Güneş Caddesi’nde düzenlenen program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dua edilmesinin ardından 15 Temmuz belgeseli izletildi.

Karabüklü 15 Temmuz şehitleri Metin Arslan ve Barış Efe ile gazi Hüseyin Yılmaz’ın öz geçmişlerinin okunduğu programda Vali Mustafa Yavuz, Türk milletinin iradesine, demokrasisine ve vatanın bölünmez bütünlüğüne kasteden hain darbe girişiminin, destansı bir direniş, kararlı bir duruş ve sarsılmaz bir inançla bertaraf edilişinin 8. yılında, milli birlik ve beraberliğin gücüyle kazanılan “Milletin Zaferini” tüm dünyaya yeniden ilan ettiklerini söyledi.

AK Parti Karabük milletvekilleri Cem Şahin ve Ali Keskinkılıç ile Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya da birer konuşma yaptı.

Sancak devir teslim töreni ile yarışmalarda dereceye girenlere ödüllerinin verildiği programda, öğrenciler şiirler okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının izletildiği programda, türküler ve ilahiler okundu.

Safranbolu ilçesinde de yürüyüşle başlayan programda mehteran gösterisi yapıldı.

Kocaeli

Kocaeli’de Sekapark’ta düzenlenen programda saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.

Vali Seddar Yavuz, FETÖ’nün ve işbirlikçilerinin karşılarına ölüme meydan okuyacak bir milletin çıkacağını hesaplayamadıklarını belirterek, “Yüreğinde vatan ve millet sevdası taşıyan aziz milletimiz, kirli hesap ve planları bozarak milletin zaferini kazanmıştır.” dedi.

Yavuz, milletin tarihteki şanlı zaferlerde olduğu gibi demokrasi nöbetleriyle de milli iradeye sahip çıktığını dile getirerek, “İstiklal ve bütün mukaddes değerler adına canlarını feda eden bütün şehitlerimiz ve aramızdan ayrılan kahraman gazilerimizi sonsuz minnet, rahmet ve saygıyla yad ediyorum.” diye konuştu.

AK Parti Kocaeli Milletvekili Sadettin Hülagü de tarihte eşi benzeri görülmemiş hainlikten duyulan acının ilk günkü tazeliğiyle kalplerde yaşadığını kaydetti.

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, milletin aziz evlatlarının hainlerin karşısında durduğunu ifade ederek, “O gece bu milletin, damarlarındaki asil kan, kalplerindeki imanla akla karayı net bir şekilde ayırt ettiklerini, tankların karşısına dikildiklerini gördük. Bu milletin asil evlatları gerektiğinde bu millet için, bayrak için, devlet için bütün siyasi hesapları bir kenara bırakarak birlik olmayı hep bilmiştir. Bundan sonra da hep bilecektir.” dedi.

Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması ekrandan alandakilere izletildi, daha sonra milli sporcular tarafından Vali Yavuz’a sancak teslimi yapıldı.

Darbe girişimde hayatını kaybedenler için Kur’an-ı Kerim okundu.

Programa, Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanı Tümamiral Erhan Aydın, Deniz Hava Komutanı Tuğamiral Mehmet Savaş Eser, Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Nihat Baran, Gölcük Tersanesi Komutanı Tuğamiral Mustafa Saygılı, Donanma Komutanlığı Harekat Başkanı Tuğamiral Kenan Kaan Türkkan, Kuzey Görev Grup Komutanı Tuğamiral Erdinç Altıner, Denizaltı Filosu Komutanı Tuğamiral Timur Yılmaz, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Kapıcı, İl Jandarma Komutanı Albay Murat Bozkurt, İl Emniyet Müdürü Faruk Karaduman, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, şehit aileleri, gaziler ve vatandaşlar katıldı.

Bolu

Bolu’da Kent Meydanı’nda düzenlenen tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Daha sonra şehitler için Kur’an-ı Kerim okundu, 15 Temmuz temalı sinevizyon gösterisi izlendi.

Protokol konuşmalarının ardından sancak koşusu ile getirilen Türk bayrağı takdim edildi, tasavvuf müziği dinletisi sunuldu.

Mehteran takımı gösterisi eşliğinde kahramanlık türkülerinin söylendiği programda, 15 Temmuz Sancak Koşusu ile kent meydanına ulaştırılan Türk bayrağı sporcular tarafından Vali Erkan Kılıç’a teslim edildi.

Programa, AK Parti Bolu Milletvekili Yüksel Coşkunyürek, MHP Bolu Milletvekili İsmail Akgül, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, Garnizon Komutanı Tankçı Kıdemli Albay Cavit Nartop, BAİBÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ali Şarlı, şehit ve gazi yakınları ile vatandaşlar katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sakarya-ve-cevre-illerde-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-programi-duzenlendi/feed/ 0
İç Anadolu’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla yürüyüş düzenlendi https://www.haber60.com.tr/ic-anadoluda-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-dolayisiyla-yuruyus-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/ic-anadoluda-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-dolayisiyla-yuruyus-duzenlendi/#respond Tue, 16 Jul 2024 01:15:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39755 Sivas, Niğde, Yozgat, Kayseri, Kırıkkale, Nevşehir ve Kırşehir’de, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla yürüyüş yapıldı.

Sivas’ta ellerinde Türk bayraklarıyla Tren Garı önünde bir araya gelen protokol üyeleri ve vatandaşlar, İnönü Bulvarı’ndan törenin yapılacağı Atatürk ve Kongre Müzesi bahçesine yürüdü.

Yürüyüşe, Vali Yılmaz Şimşek, AK Parti Sivas Milletvekili Hakan Aksu, Garnizon ve 5. Piyade Eğitim Tugay Komutanı Piyade Albay Cüneyt Mutlu, Belediye Başkanı Adem Uzun, il protokolü, siyasi partilerin il başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Niğde

Niğde Belediyesi Mehter Takımı eşliğinde Derbent Kavşağı’ndan Valilik önüne kadar yürüyüş düzenlendi.

Burada devam eden programda, katılımcılara darbe girişimiyle ilgili belgesel izletildi.

Vali Cahit Çelik, etkinlikte yaptığı konuşmada, 15 Temmuz’da Türk milletinin canı pahasına vatan müdafaası yaptığını belirtti.

Belediye Başkanı Emrah Özdemir de konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı”ndaki konuşması, burada kurulan dev ekranlardan izlendi.

Şair İbrahim Sadri sevilen şiirlerini okudu, Türk Tasavvuf Müziği sanatçısı Agah ilahi dinletisi sundu.

Yozgat

Yozgat’ta otogardan başlayan yürüyüş, Cumhuriyet Meydanı’nda sona erdi.

Meydanda saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.

Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, Kur’an-ı Kerim okunmasının ardından yaptığı konuşmada, Yozgat halkının gönlüyle, gözüyle, yiğitliği ve yiğitleriyle meydanda olduğunu belirterek katılımcılara teşekkür etti.

MHP Yozgat Milletvekili İbrahim Ethem Sedef ve Belediye Başkanı Kazım Arslan da birer konuşma yaptı.

Katılımcılar daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasını izledi.

Programa, il protokolü ve vatandaşlar katıldı.

Kayseri

Kayseri’de Kartal Şehitliği’nden Cumhuriyet Meydanı’na kadar “15 Temmuz Milletin Zafer Yürüyüşü” yapıldı.

Meydanda saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim okundu, dua edildi.

Katılımcılar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasını meydana kurulan dev ekrandan canlı olarak izledi.

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, burada yaptığı konuşmada, 15 Temmuz’un hainlere karşı milletin verdiği önemli bir cevap olduğunu söyledi.

İnsanlıktan yoksun hainlerin vatandaşlara silah doğrulttuğunu belirten Akar, insanlık dışı vahşeti unutmayacaklarını ve unutturmayacaklarını dile getirdi.

Vali Gökmen Çiçek ile Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da konuşma yaptı.

Talas ilçesinde paraşüt indirme alanında düzenlenen etkinlikte ise 45 metre genişliğinde, 67,5 metre uzunluğunda, 3 bin 38 metrekare büyüklük ve 418 kilogram ağırlığa sahip dev Türk bayrağı, il protokolü, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Talas Belediyesi personeli ve vatandaşlar tarafından açıldı.

Etkinliklere, AK Parti Kayseri milletvekilleri Şaban Çopuroğlu, Bayar Özsoy, Ayşe Böhürler, Garnizon Komutanı Hava Tuğgeneral Haldun Taşan, İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın ile protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı.

Kırıkkale

Kırıkkale Valisi Mehmet Makas, Mühimmat ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mehmet Ali Durmuş, Belediye Başkanı Ahmet Önal, protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş, 15 Temmuz dolayısıyla düzenlenen yürüyüşe katıldı.

Kırıkkale Belediyesi Mehter Takımı eşliğinde Türk bayraklarıyla yürüyenler, Nur Geçit, Atatürk Bulvarı ve Fevzi Çakmak Caddesi’nden geçerek Cumhuriyet Meydanı’na geldi.

Meydanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması izlendi, ardından saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.

Vali Makas, burada yaptığı konuşmada, Türk milletinin 15 Temmuz’da bir ve beraber olup kenetlenerek hain darbe girişimini bertaraf ettiğini söyledi.

Belediye Başkanı Önal’ın konuşmasının ardından resim, şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi, Kırıkkale Belediyesi ikramda bulundu.

Nevşehir

Nevşehir’de Hükümet Konağı önündeki programda, saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim okundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasının izlendiği programda, 15 Temmuz 2016 gecesinde yaşananların anlatıldığı kısa film izlendi.

Nevşehir Valisi Ali Fidan, AK Parti Nevşehir Milletvekili Süleyman Özgün ve Belediye Başkanı Rasim Arı, konuşma yaptı.

15 Temmuz konulu kompozisyon ve şiir yarışmasında dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi.

Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü sporcuları, Atatürk Bulvarı ve Milli İrade Caddesi’nde koşarak taşıdıkları Türk bayrağını Vali Fidan’a teslim etti.

Etkinlik alanında kentteki sivil toplum kuruluşlarınca kurulan stantlarda vatandaşlara ikramda bulunuldu.

Kırşehir

Kırşehir’de Vali Hüdayar Mete Buhara, il protokolü ve vatandaşlar, ellerinde Türk bayraklarıyla mehter takımı eşliğinde Valilik önünden Cacabey Meydanı’na yürüdü.

Meydandaki saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim okundu.

Vali Buhara, yaptığı konuşmada, gaflet, dalalet ve hıyanet içinde olanların devletin bekasına, milletin birlik ve beraberliğine kast ettiklerini söyledi.

“15 Temmuz Darbe Girişimi” konulu film gösteriminin ardından katılımcılar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasını izledi.

Mehteran gösterisinin ardından kahramanlık türküleri ve şiirler okundu, halk oyunları sergilendi.

Programda, 2016’dan bu yana Kırşehir’de 15 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilen etkinliklerle ilgili hazırlanan slayt izletildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ic-anadoluda-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-dolayisiyla-yuruyus-duzenlendi/feed/ 0
Çankırı, Kastamonu, Amasya ve Çorum’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Etkinlikleri https://www.haber60.com.tr/cankiri-kastamonu-amasya-ve-corumda-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinlikleri/ https://www.haber60.com.tr/cankiri-kastamonu-amasya-ve-corumda-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinlikleri/#respond Tue, 16 Jul 2024 01:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39749 Çankırı, Kastamonu, Amasya ve Çorum’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla etkinlikler gerçekleştirildi.

Çankırı’da Dedeler Köprüsü mevkisinden başlayan yürüyüşe katılanlar, ellerinde Türk bayraklarıyla Milli İrade Meydanı’na kadar yürüdü.

Burada düzenlenen programda, İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi.

Vali Mustafa Fırat Taşolar, burada yaptığı konuşmada, ülkede kahraman ve vatan evlatlarının her zaman olduğunu ancak hainin de bulunduğunu belirterek, “Arkamızdan vuranlar, milletin huzurunu bozmaya çalışanlar Kurtuluş Savaşı’nda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Türk ordusunu geçemeyip de hala uğraşan Batılıların uşaklığını yapan hainler, satılmışlar hep oldu. Daha önce de darbeler gördük biz, çok acılar çektik. Ülkenin kalkınmasında, gelişmesinde yıllar yılı ayağımıza prangalar oldular. Elbette ki bu sebeple bunu her zaman denemek isteyeceklerdir. Belki senaryoları farklı olabilir ancak amaçları hep ayın kalacak.” ifadelerini kullandı.

Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen de 8 yıl önce aynı meydanın vatanseverler tarafından dolu olduğunu vurgulayarak, “Demokrasi şehitlerimize Allah’tan rahmet gazilerimize sağlıklı ömür diliyorum. O gece Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın birlik çağrısına destek veren MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli başta olmak üzere vatanımızın ve milletimizin selameti için ortak akıl ve irade sergileyebilen herkesi bir kez daha kutluyorum.” dedi.

Konuşmaların ardından “Türk Milletinin Zaferi” adlı sinevizyon gösterisi sunuldu, kahramanlık türküleri dinletisi gerçekleştirildi, şiirler okundu, şehitler için dua edildi.

Kastamonu

Kastamonu’da Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen etkinlikler, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim tilavetiyle devam etti.

Kastamonu Valisi Meftun Dallı, konuşmasında, o akşam olduğu gibi bu akşam da meydanları dolduran vatandaşlara teşekkür etti.

Milletin ilk dakikalardan itibaren sokağa çıkarak demokrasiye sahip çıktığına işaret eden Dallı, “Milletimiz, bütün dünyaya, demokrasiye olan inancını bir kez daha ilan etmiş, kendisi üzerinde oynanacak oyunları yine kendi azim ve kararlılığıyla yok edeceğini göstermiştir.” dedi.

“Sancak Koşusu”na katılanlara katılım belgelerinin verilmesinin ardından Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Atalan tarafından “15 Temmuz” konulu konuşma yapıldı.

Amasya

Yavuz Selim Meydanı’nda düzenlenen etkinlik, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Ardından Cumhurbaşkanı millete sesleniş konuşması dinlendi.

Törende konuşan Amasya Valisi Yılmaz Doruk, 15 Temmuz’un Türk milletinin tarihine altın harflerle yazıldığını vurguladı.

Doruk, 15 Temmuz gecesi, Türk milletinin umutlarına, hayallerine, özgürlüğüne ve geleceğine pranga vurulmak istendiğine dikkati çekerek, “Aziz milletimiz o gece verdiği mücadele ile istiklali ve istikbali söz konusu olduğunda, şartlar ne olursa olsun neleri başarabileceğini, neleri göze alabileceğini tüm dünyaya bir kez daha göstermiş, ölümü göze alarak sokakları, meydanları dolduran milyonlarca vatandaşımız içinden şehitlik ve gazilik şerefine layık olanlar isimlerini tarihe altın harflerle yazdırmıştır.” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Kur’an-ı Kerim ve ilahiler okundu.

Programa AK Parti Amasya Milletvekilleri Hasan Çilez ve Haluk İpek, Amasya Belediye Başkanı Turgay Sevindi ile vatandaşlar katıldı

Çorum

Çorum’da tarihi Kent Meydanı’nda toplanan vatandaşlar, Gazi Caddesi’nden Kadeş Barış Meydanı’na yürüdü.

Burada düzenlenen programda Kur’an okunduktan sonra Çorum Müftüsü Şahin Yıldırım tarafından şehitlerin ruhu için dua edildi.

Etkinlikte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı”nda yaptığı konuşma dinlendi.

Vali Zülkif Dağlı, törende yaptığı konuşmada, terör örgütü FETÖ’nün darbe girişimine karşı direnen 13 Çorumlunun şehit olduğunu, 38’inin de yaralandığını söyledi.

15 Temmuz hain darbe girişiminin Türk milletinin birliğine, bütünlüğüne ve bağımsızlığına kastettiğini anlatan Dağlı, “Bu alçakça bir girişimdi. Demokrasimize yapılan çok büyük bir saldırı idi. Ancak biz millet olduğumuzu gösterdik ve millet olarak 15 Temmuz destanını yazdı. Türk halkı demokrasiyi ve seçilmiş iradeyi korumak için bu destansı direnişi gösterdi.” dedi.

15 Temmuz darbe girişiminde Genelkurmay Başkanlığı önünde şehit olan Mustafa Avcu’nun babası Ayhan Avcu ise oğlunun darbe girişimi sırasında amcasının oğluna “Fatih, bugün şehitlik günü, fırsat geldi.” diyerek öne çıktığını ve açılan ateş sonucu şehit olduğunu anlattı.

AK Parti Çorum Milletvekilleri Yusuf Ahlatcı ve Oğuzhan Kaya, Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, AK Parti İl Başkanı Murat Günay, MHP İl Başkanı Mehmet İhsan Çıplak, İYİ Parti İl Başkanı Erkan Yıldız ve Yeniden Refah Partisi İl Başkanı Nuri Kuşçu da konuşmalarında, 15 Temmuz hain darbe girişimi gibi bir olayın tekrar yaşanmaması temennisinde bulundu.

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü kapsamında düzenlenen sancak koşusunu tamamlayan sporcuların sancağı Vali Zülkif Dağlı’ya teslim etmesinin ardından 15 Temmuz konulu resim, şiir, kompozisyon ve spor yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi.

Halkoyunları gösterisiyle devam eden etkinlikte müzisyen Uğur Işılak sahne aldı.

Törene Çorum Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Bektaş, İl Jandarma Komutanı Albay Naim Çetinkaya, İl Emniyet Müdürü Arif Pehlivan da katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cankiri-kastamonu-amasya-ve-corumda-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinlikleri/feed/ 0
Dünyanın en büyük Türk bayrağı Kayseri’de açıldı https://www.haber60.com.tr/dunyanin-en-buyuk-turk-bayragi-kayseride-acildi/ https://www.haber60.com.tr/dunyanin-en-buyuk-turk-bayragi-kayseride-acildi/#respond Tue, 16 Jul 2024 00:51:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39731 Kayseri’de 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri çerçevesinde Erciyes Anadolu Holding tarafından yaptırılan dünyanın en büyük Türk bayrağı açıldı.

15 Temmuz anma etkinlikleri çerçevesinde Talas paraşüt indirme alanında düzenlenen programda konuşan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, “8 yıl önce bugün bu saatlerde belki de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üniformasını gasp eden hainlerin bir kalkışmasını yaşadık. Hayatımızın en sıkıntılı gecesiydi. Anlaşılan savaş kavramı değişmişti. Ülkemiz üzerinde emeli olanlar, ordumuzun ve bürokratlarımız içinden birçok kişiyi ağına düşürmüş, beynini yıkamış, kendi vatandaşını öldürecek kadar gözü dönmüş hainler haline getirmiş, FETÖ olarak vatanımızın ve milletimizin üzerine salmışlardı. Çocukluğundan beri çorabından gömleğine, postalından üniformasına kadar karşılanan ve okutulan sözde vatan evlatları, silahlarını ve füzelerini devletine ve milletine karşı kullanıyordu. Cephe savaşında düşman karşımızda olurdu ama şimdi donduk kaldık. Bin yıllık hesap yapmışlardı. 40 yıldır sinsi sinsi, ince ince STK’lardan resmi kurumlara kadar içimize sızmışlardı. O gece inanılır gibi değildi. Bizi korumakla görevlilerdi, bizi vurdular. FETÖ’cü hainler milletin vergisiyle alınan uçak ve mühimmatlarla Türkiye Büyük Millet Meclisini bombaladılar. Sayın Cumhurbaşkanımızın hayatını hedef aldılar ama çabuk toparlandık. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı ve davetiyle stratejik yerlerde ve meydanlarda toplandık. Selalar okundu, ezanlar okundu, daha bir duyguluydu, daha farklı selalar vardı. İstanbul’da gömleğini tankın egzozuna tıkayıp tankı durduran kardeşim ile Kahramankazan’da tarlasındaki ekini yakıp uçakların kalkışını engelleyen kardeşimizin inancı ve heyecanı tüm meydanlarda kendini gösterdi” dedi.

15 Temmuz gecesi Türk milleti ve egemenliğinin hedef alındığını söyleyen Yalçın, “15 Temmuz gecesinde yaşadıklarımızı hepimiz biliyoruz. 15 Temmuz gecesinde sadece Cumhurbaşkanımız ve hükümeti, meclisi hedef aldılar dersek olayın gerçek boyutlarını göz ardı etmiş oluruz. Sadece darbe girişimi dersek hafife almış oluruz. 15 Temmuz’da FETÖ’cü hainler doğrudan Türk milletini, egemenliğimizi hedef almışlardır. İç savaş çıkararak vatanımızı bölüp parçalamak istemişlerdir. 15 Temmuz’da aziz Türk milleti, iradesine ve vatanın bölünmez bütünlüğüne sahip çıkmıştır. 15 Temmuz, bu topraklarda asırlar boyunca verdiğimiz varlık mücadelesi zincirinin son halkasıdır. Çünkü egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. 15 Temmuz’da bölmeye cüret edip bizi sırtımızdan vuranların, kendilerini bizden gösterenler olduğunu uzun yıllar gelecek nesillere anlatmakta zorluk çekeceğiz. Çünkü içimiz acıyacak ama bizlere düşen 15 Temmuz 2016 gününü unutmamak ve unutturmamaktır. Bize düşen, İstiklal Marşımızı ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni daha bir hissederek tekrar tekrar düşünerek okumaktır. Bize düşen, adı ister FETÖ ister PKK olsun terör örgütlerini ve arkasındakileri görmektir. Bize düşen, şu anda topraklarımızda ve sınır ötesinde mücadeleye devam eden güvenlik güçlerimiz ve özel görevli kardeşlerimizle helalleşebilme hassasiyeti içerisinde yaptığımız her işin en güzelini yapmaktır. 15 Temmuz şehitlerimiz de tüm şehitlerimiz gibi her birimizin evladı, kardeşi anası babası olmuştur. 251 şehit verdik ve binlerce gazi. Ömer Halisdemir’den Cennet Yiğit’e, Erol Olçak’tan Özel Harekat’ta görevli 44 şehidimize kadar ‘ben buraya devletimi korumaya geldim’ diyen, ‘bugün şehit olmazsam yarın zillet içerisinde yaşayamam’ diyen kahramanlara ve tüm şehitlerimize sonsuz minnet duygusu içinde olmaktır. Bize düşen, sosyal dokumuzu sıkılaştırmak, akraba, aile, komşuluk yani millet olma duygularımıza sahip çıkmaktır. Bize düşen, başta dil birliğimiz, din birliğimiz ve milli hassasiyetimize sahip çıkarak milli birliğimizi tehdit eden istismarcılara ve ikiyüzlülere fırsat vermemektir. 15 Temmuz gecesi ve sonrasında günlerce meydanlarda ‘evim demeden vatanım’ diyen, ‘ailem demeden milletim’ diyen, ‘işim demeden istiklalim’ diyen, ‘bugün demeden yarınım’ diyen, devletin millet, milletin de devlet demek olduğunu ispatlayan, bu vatanın kimin olduğunu dosta düşmana gösteren, kara ihanete dur diyen, yeter diyen, düşmana, işbirlikçisine, hatta ihanet içinde olan tüm insanlara, zavallı yaratıklara bizzat varlıklarıyla, ruhlarıyla, düşünceleriyle, yüksek ahlakıyla, vatana ve demokrasiye sahip çıkan, meydanları dolduran siz vatan sevdalısı tüm kardeşlerimizle gurur duyuyoruz. Sayenizde bugünün adı Demokrasi ve Milli Birlik Günü olmuştur ve böyle kalacaktır. Bugün burada en büyük Türk bayrağını açacağız. Hiçbir zaman 15 Temmuz’u unutturmayacağız. Tıpkı Çanakkale’yi, diğer bağımsızlık savaşlarımızı unutturmadığımız gibi. Bayrağımızın rengini kanından aldığı tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun. Sayın Cumhurbaşkanımıza minnetlerimizi, sayın Devlet Bahçeli’ye teşekkürlerimizi arz ediyorum. Erciyes Anadolu Holding tarafından temin edilen bu en büyük bayrak için CEO Sayın Alpaslan Baki Ertekin’e teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Erciyes Anadolu Holding tarafından yaptırılan 45 metre genişliğinde ve 67,5 metre uzunluğundaki 3 bin 38 metrekarelik dünyanın en büyük Türk bayrağı, protokol üyeleri, personel ve vatandaşlar tarafından açıldı. Programa Vali Gökmen Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, protokol üyeleri, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/dunyanin-en-buyuk-turk-bayragi-kayseride-acildi/feed/ 0
Konya’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/konyada-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-programi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/konyada-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-programi-duzenlendi/#respond Tue, 16 Jul 2024 00:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39719 Konya’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü çerçevesinde çeşitli etkinlikler düzenlendi.

15 Temmuz darbe girişiminin 8. yılında Mevlana Meydanı’nda anma programı gerçekleştirildi. Program mehter takımı eşliğinde anma yürüyüşüyle başladı. Saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı’nın okunması ve Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından alana kurulu ekrandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın millete seslenişi izlendi. Programda konuşan Konya Valisi Vahdettin Özkan, “Konya denilince gerçekten hem Türk milletin, Türk İslam geleneğinin en fazla merkezlendiği şehir akla geliyor. Bütün Konyalıları tebrik ediyoruz. Konya denilince bütün Anadolu’nun Türk İslam geleneğinde öncü olarak akla geliyor. Konya denilince hükümet ile beraber ilimin, irfanın bütün güzelliklerin merkezlendiği, hikmetin adete ortaya çıktığı hepimiz tarafından müsaade edildiği yer akla geliyor. Böyle bir Konya, böyle bir millet böyle bir insanlık ancak ve ancak kendi milletin değerlerini esas alıyor. Kendi milletin değerlerinin şekillendirdiği kurumlara itibar ediyor. Böyle bir millete mensup olmaktan gurur duyuyoruz. Türk Devleti’nin İslam medeniyeti ile beraber bu güzel hasretini kurumlaşırken ne kadar fitne, fesat var ise bütün bunlar hem Türk devletleri, hükümetleri tarafından hem de hikmeti esas alan alimleri, arifleri yani Türk milletin hissiyatına tercüman olan siz Konyalı hemşehirimiz, Anadolu insanı bu tür kayıt dışı hiçbir fitneye taviz vermemiştir, alan bırakmamıştır. İşte 15 Temmuz’da bu milletin dünyaya, demokrasiye insanların hissiyatına tercüman olan bu direnişi milletimiz tarihten süzülüp gelen bir özetirdir” dedi.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, ihanet girişimine karşı canlarını siper ederek şehadete eren 251 şehide Allah’tan rahmet diledi. Başkan Altay, “Hiç şüphesiz ki bu vatan uğruna toprağa düşen tüm şehitlerimiz, milletimizin kalbinde ebediyete kadar yaşayacak. Yine, hain FETÖ ve işbirlikçilerinin darbeye kast ettiği o çetin gecede; tanklara, tüfeklere karşı elinde ay yıldızlı bayrağımızla ve göğsünde sarsılmaz imanıyla mücadele ederken gazilik payesiyle müşerref olan 2 bin 193 kahramanımıza sağlık ve afiyet diliyorum. 15 Temmuz gecesi şehirlerin meydanlarına akın ederek, canları pahasına istiklal ve istikbalimize sahip çıkan aziz milletimizin 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü gönülden tebrik ediyorum. O gece, vatan ve millet gayesiyle hareket eden tüm kardeşlerim birer kahramandır. Yüce Allah hepinizden razı olsun. Kahramanlarla yoğrulan bu toprakları kahramansız bırakmasın. Devletimize, milletimize pranga vurmak isteyenlere fırsat vermesin. Dayanışmamızı ve kardeşliğimizi daima diri tutsun. Bize düşen; bundan sonra da bu hainlere ve işbirlikçilerine karşı her zaman uyanık olmaktır. 15 Temmuz’u unutmamak ve unutturmamaktır. İntikam duygusuyla ülkemizdeki her olayı provoke etmeye çalışan hain FETÖ’ye ve tüm terör örgütlerine karşı savaşta, her zaman devletimizin, milletimizin ve bayrağımızın yanında durmaya devam etmektir. Allah istikametimizi daim eylesin. Kimsenin şüphesi olmasın ki, o gece şehadet mertebesine ulaşan kahramanlarımız başta olmak üzere, tüm şehit ve gazilerimizin aziz hatıralarını ilelebet yaşatacağız” şeklinde konuştu.

Programa protokol mensupları ve Mevlana Meydanı’nı bayraklarla dolduran vatandaşlar katıldı. – KONYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/konyada-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-programi-duzenlendi/feed/ 0
Kayseri’de 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Etkinliği Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/kayseride-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinligi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/kayseride-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinligi-duzenlendi/#respond Tue, 16 Jul 2024 00:15:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39695 Kayseri’de 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü nedeniyle düzenlenen etkinlikte vatandaşlar Cumhuriyet Meydanı’nı doldurdu. Kayseri protokolü ‘Demokrasi Yürüyüşü’nde buluşurken, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar da yaptığı konuşmada, “Yapacakları bu tarz girişimlerle bizi durduramayacaklarını mutlaka görecekler” dedi.

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ve diğer protokol üyeleri, Kartal Şehitliği’nden Cumhuriyet Meydanı’na kadar ‘Demokrasi Yürüyüşü’ yaptı. Atlı polislerinde eşlik ettiği yürüyüşte, Türk Bayrakları dalgalandırıldı. Yürüyüşün ardından Cumhuriyet Meydanı’na gelen protokol üyeleri, meydanı dolduran vatandaşları selamladı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan programda; Kuran-ı Kerim tilavetinin ardından Kayseri İl Müftüsü Yusuf Akkuş, 15 Temmuz şehitleri için dua etti. Programda açılış konuşması yapan Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç; “Bundan tam 8 yıl önce bu meydanlarda ellerinde yüzbinlerce Türk bayrağıyla birlikte vatandaşlarımız doldurmuştu. Vatandaşlarımızla bu vatanın bölünmeyeceğini, bu bayrağın inmeyeceğini, bu ezanın dinmeyeceğini, bu salaların susmayacağını haykırmıştık. Sizler iyi ki varsınız. Siz sağduyunun sesisiniz. Siz yerli ve milli anlayışın sesisiniz. Sizler olmazsanız biz olmayız. Sizler olmazsanız Türkiye’miz olmaz. O açından el ele, gönül gönüle vermek suretiyle hep beraber Kayseri’mizin vatan hainlerine karşı gür sesini haykırdınız ve hep beraber o karanlık geceyi aydınlatmak suretiyle, zalimlere ‘dur’ dediniz” ifadelerini kullandı.

Kayseri Valisi Gökmen Çiçek de konuşmasında; “Bundan tam 8 yıl önce memleketimizin istikbalini karartmak istediler. Bundan tam 8 yıl önce bugün milletimizin geleceğini karartmak istediler. Birlik ve beraberliğimizi hedef aldılar. İstediler ki Türkiye’nin yolu kesilsin. İstediler ki büyüyen ve gelişen Türkiye dursun. Bunun için direkt demokrasimizi hedef aldılar. Ancak bu millet çoluğu çocuğu, yaşlısı genciyle bir oldu. Sokakları doldurdu ve bu hainlere alçaklara izin vermedi. O günden beri her sene yıldönümlerinde coşkuyla bir araya geliyoruz. O günün Kayseri için başka bir anlamı vardı. Kayseri’nin 2 yiğit kız evladı Kübra Doğana ve Cennet Yiğit Özel Harekat Binası’nda şehit oldular. Kübra ve Cennet birlikte okumuşlardı. Birlikte Özel Harekata gitmişlerdi. Onlar el ele şehit oldular. Şunu bilsinler ki Kübra’lar ve Cennet’ler her gün bu memlekette binlerce doğuyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar bizi bölemeyecekler” dedi.

15 Temmuz’da Türkiye olarak bir bütün halinde darbe girişimine ‘dur’ denildiğini söyleyen TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, “Tarihimize altın harflerle yazılan bir direnişi, bu özel ve anlamlı günü anmak için burada toplanmış bulunuyoruz. Gerçekten bunu hak ediyorsunuz, hak ediyoruz. Hainlere karşı bu emperyalist güçlerin maşalarına, aparatlarına, kuklalarına ve maymunları her zaman olduğu gibi ülkemize karşı üretilen fitne ve fesatlıklar doğrultusunda kendilerince bizim istiklalimize, istikbalimize, demokrasimize hürriyetimize, özgürlüklerimize el koymak için el koymak için bunları önlemek için bunları yok etmek için bir girişimde bulundular. Bunlara karşı hepinizin bildiği gibi Cumhurbaşkanımızın liderliğinde askeriyle, polisiyle gerçekten vatanına, milletine ve bayrağına inanmış evlatlarıyla bir bütün halinde bu girişime karşı koyuldu ve bunu girişim akamete uğratıldı. Biz bunları milletimizle yaptık, tek başımıza yapmadık. Milletimizin de büyük bir kısmı tek yumruk ve tek yürek olarak bun hainlerin tepesine indi ve onları ezdi” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin büyüyeceğini, güçleneceğini bunu kimsenin engelleyemeyeceğini dile getiren Akar, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Buna karşı duramayacaklar. Allah’ın izniyle 86 milyon birlik ve beraberlik içerisinde ilerlemeye devam edeceğiz. Bunun için bir gün PKK, bir gün YPG, bir gün DEAŞ, bir gün FETÖ devamlı önümüze engeller çıkardılar. Çıkarmaya devam edecekler. Bizde bunlara karşı gerekli mücadeleyi verdik, vermeyi de sürdüreceğiz. Bunlar bize karşı yapacakları bu tarz girişimlerle bizi durduramayacaklarını mutlaka görecekler. Binlerce yıllık tarihimizden süzülüp gelen milli ve manevi değerlerimiz var. Bunlar doğrultusunda sizden aldığımız güçle bugüne kadar bu mücadeleyi verdik. Bundan sonrada inşallah ölürsek şehit, kalırsak gazi anlayışıyla mücadelemizi sürdürdük, sürdürmeye devam edeceğiz. Özellikle 15 Temmuz gecesi bu hainlere karşı onların tabancalarına tüfeklerine karşı ezan sesleriyle, salalarla hep birlikte ‘sıkın ulan’ diyebilmeyi Allah bize nasip ettiği için ne kadar şükretsek azdır.”

Konuşmaların ardından, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında TÜRKSAT Gölbaşı yerleşkesinde açılan ateş sonucu yaralanan ve gazi olan Bilal Davut Hasetçi vatandaşlara yaşadıklarını anlattı. Şiirlerle devam eden program, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Konservatuarı Koro Şefi Namık Kemal Bilgin’in konseriyle son buldu. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseride-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-etkinligi-duzenlendi/feed/ 0
İsviçre’de 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma programı düzenlendi https://www.haber60.com.tr/isvicrede-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-programi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/isvicrede-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-programi-duzenlendi/#respond Mon, 15 Jul 2024 23:27:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39656 İsviçre’nin başkenti Bern’de, 15 Temmuz hain darbe girişiminin 8. yıl dönümü vesilesiyle “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” anma programı düzenlendi.

Türkiye’nin Bern Büyükelçiliğindeki anma törenine Büyükelçi Emine Ece Özbayoğlu Acarsoy başta olmak üzere Türkiye’nin Zürih Başkonsolosu Hasan Emre Uygun, diplomatlar ve sivil toplum temsilcileri ile İsviçre Türk toplumundan vatandaşlar katıldı.

15 Temmuz şehitleri için yapılan saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda konuşan Büyükelçi Acarsoy, “252 kardeşimizin şehadetle şereflendiği, 2 binden fazla vatandaşımızın yaralandığı, milletimizin canı pahasına bu devletin de bu ülkenin de yegane sahibinin kendisi olduğunu ve hür iradesine asla zincir vurdurmayacağını tüm dünyaya ilan ettiği 15 Temmuz gecesinden 8 yıl sonra ülke olarak yine tek yürek, tek bileğiz.” dedi.

Büyükelçi Acarsoy, 15 Temmuz darbe girişiminin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından organize edildiğine dair son zamanlarda örgüt içerisinden gelen ifşaatlar ve itiraflara dikkati çekerek, “Buna rağmen iradesini, aklını, vicdanını böyle bir şebekeye kaptıran birçok şahsın bu yalın gerçeği kabullenmediği görülmektedir.” dedi.

Zürih Başkonsolosu Uygun ise Türk halkının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, kendi iradesi üzerinde bir güç tanımadığını, devletini ve demokratik kazanımlarını korumak için hayatını vermeye hazır olduğunu 15 Temmuz gecesi en açık şekilde gösterdiğinin altını çizdi.

Uygun, “Bu yapılanma içerisinden gelen itiraflar ve sunulan kanıtlar, hain girişimin FETÖ tarafından yapıldığını kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya koymuştur. Buna rağmen her şeyin apaçık ortada olduğu bir durum da dahi hala iradesini, aklını ve vicdanını bu örgüte kaptırmış birçok şahsın hakikati kabullenmediğini görmekteyiz. Ancak FETÖ son çırpınışlarını gerçekleştirirken dünyanın her yerinde artık etkisini kaybetmektedir.” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Büyükelçi Acarsoy ve Başkonsolos Uygun, 15 Temmuz temalı kompozisyon yarışmasında dereceye giren İsviçre Türk toplumundan öğrencilere ödüllerini takdim etti.

– 15 Temmuz anma programı

İsviçre Türk Toplumu (İTT) ve Türkiye Cumhuriyeti Bern Büyükelçiliği İletişim Müşavirliği’nin ortak organizasyonuyla “15 Temmuz’un Ruhunu Anlamak: Milletin Zaferi” başlıklı 15 Temmuz anma programı düzenlendi.

Sunuculuğunu ses sanatçısı ve oyuncu Necip Karakaya’nın yaptığı program, saygı duruşu, İstiklal Marşı’nın okunması ve Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

İTT’nin, Zürih kantonuna bağlı Dietikon kentindeki merkezinde düzenlenen etkinlikte İTT Başkanı Suat Şahin, Zürih Başkonsolosluğundan Muavin Konsolos Furkan Yılmaz, Bern Büyükelçiliği İletişim Müşaviri Bayram Altuğ, Türkiye’nin Bern Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Prof.Dr. Bünyamin Bezci, İsviçre Türk Federasyonu Başkanı İrfan Okutan, İTT Onursal Başkanı Kahraman Tunaboylu birer konuşma yaptı.

İTT Başkanı Şahin, 15 Temmuz 2016 gecesi Zürih’te vatandaşları toplayarak FETÖ’nün darbe girişimine en sert şekilde tepki verdiklerini anlattı. Şahin,”15 Temmuz’u unutmadık ve unutturmayacağız.” dedi.

Türkiye’nin Zürih Başkonsolosluğu Muavin Konsolosu Furkan Yılmaz ise 15 Temmuz’un Türk milletinin demokrasiye ve bağımsızlığa olan inancının bir göstergesi olduğunu belirtti. Yılmaz, İsviçre’de yaşayan Türk vatandaşlarının gösterdiği duyarlılıktan dolayı gurur duyduğunu ifade etti.

Türkiye Cumhuriyeti Bern Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Prof. Dr. Bünyamin Bezci de yaptığı konuşmada 15 Temmuz darbe girişiminin diğer darbelerden farklı olduğunun altını çizerek, Türk milletinin 15 Temmuz’da adeta bir varoluş mücadelesi verdiğini ve vatanını korumasını bildiğini söyledi.

Bern İletişim Müşaviri Bayram Altuğ ise 15 Temmuz ruhunun İsviçre Türk toplumunun hafızasında canlı tutulması için düzenledikleri programa İTT’nin verdiği destekten ötürü teşekkür etti. Altuğ, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın 15 Temmuz’da “Milletin Zaferi” temasıyla anma etkinlikleri düzenlediğini belirterek, etkinlikler hakkında bilgi verdi.

Programda, İletişim Başkanlığı’nın bu yıl 15 Temmuz anma programları için hazırladığı videolar ve görseller katılımcılara gösterildi. Necip Karakaya’nın şehitler için yaptığı dua ile sona eren programa ayrıca UID İsviçre Başkanı Murat Şahin ile birlikte pek çok dernek başkanı temsilcisi ve vatandaşlar katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/isvicrede-15-temmuz-demokrasi-ve-milli-birlik-gunu-anma-programi-duzenlendi/feed/ 0
ERÜ’de düzenlenen 15 Temmuz programına Hulusi Akar katıldı https://www.haber60.com.tr/erude-duzenlenen-15-temmuz-programina-hulusi-akar-katildi/ https://www.haber60.com.tr/erude-duzenlenen-15-temmuz-programina-hulusi-akar-katildi/#respond Mon, 15 Jul 2024 23:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39635 Erciyes Üniversitesi (ERÜ) tarafından düzenlenen 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü programına katılan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, “85 milyonun birliğini takip edeceğiz ve her türlü şer odağına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

ERÜ 15 Temmuz Şehitler Caddesi’nde saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan programa Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, AK Parti Kayseri milletvekilleri Sayın Bayar Özsoy ile Ayşe Böhürler, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, ERÜ Rektörü Prof. Dr Fatih Altun, protokol üyeleri, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı. Programın başlangıcında şehitler için Kur’an-ı Kerim okundu, dualar edildi.

Programda açılış konuşması yapan ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, “15 Temmuz 2016’da Türk Silahlı Kuvvetlerimizin içine sızmış FETÖ/PDY mensubu hain teröristler, anayasal düzeni ve parlamenter sistemi yıkarak bir cunta hükümeti kurmayı hedeflemişlerdir. Devletin imkanları ile bu hainler gece boyunca ise Türkiye Büyük Millet Meclisimizi bombalamış; Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, polis karargahları ile Milli İstihbarat Teşkilat binalarına saldırılmış ve medya kuruluşlarını hedef alarak hain emellerine ulaşacaklarını sanmışlardır. O gece kendini bilmez bir avuç azınlık olan FETÖ’cü teröristler, Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı ile vatanına, bayrağına, milletine ve demokrasiye sahip çıkmak amacıyla sokaklara inen Türk milletine gözlerini bile kırpmadan haince saldırmışlar ve 251 kahramanımızı şehit, 2 bin 700’ü aşkın kahramanımızı da gazi bırakmışlardır. 15 Temmuz gecesi bu hainlerin emellerine ulaşamamaları için ellerinde bayrak, dillerinde tekbir ile sokaklara inen yüz binlerce vatandaşımız sayesinde hain kalkışma bertaraf edilmiş ve gereken cevap misli ile verilmiştir. Yurdumuzun dört bir tarafında uçaklara, tanklara, kurşunlara ve bombalara göğsünü siper eden yüce Türk milleti o gece sadece ‘ölürsem şehit, kalırsam gazi’ olurum inancıyla bir an bile tereddüt etmeden cumhuriyetine sahip çıkmıştır. Şanlı tarihi boyunca kahramanlık destanlarına adını yazdıran aziz Türk milleti, 15 Temmuz gecesi de birlik ve beraberliğini bir kez daha göstermiş, asla ülkesi üzerinde oynanan oyunlara izin vermeyeceğini meydanlarda haykırmıştır. O karanlık gecede canları pahasına kendilerini siper ederek vatanına, bayrağına ve bölünmez bütünlüğüne sahip çıkan Türk milletini kimse bölmeyi ve parçalamayı dün olduğu gibi bugün de başaramayacaktır. Şunu herkes iyi bilmelidir ki, büyük ülke Türkiye yolunda emin adımlar ile ilerleyen bizleri kimse durduramayacaktır. 15 Temmuz gecesi yaşanılanları unutmamak ve unutturmamak için bugün bir araya geldiğimiz üniversitemiz kampüsünde yer alan 15 Temmuz Şehitler Caddesi, o gece şehadet şerbeti içen her bir şehidimizin adına dikilen fidanlar ve 15 Temmuz Şehitler Anıtı, üniversitemizin en önemli değerlerinden birisidir. Türkiye’nin önemli araştırma üniversitelerinden birisi olan Erciyes Üniversitesi mensupları olarak bizler gerek eğitim-öğretim, gerek ar-ge faaliyetlerimiz gerekse de insanlığa kazandırdığımız bilimsel katkılarımız ile bizleri geride bırakmaya, yavaşlatmaya çalışan hain şer odaklarına asla izin vermeyeceğiz. Milli ve manevi değerlerine bağlı, ülkesine sahip çıkan, bayrağı ve milleti için var gücü ile çalışan genç nesilleri yetiştirerek bizler, üzerimize düşen görevi dün olduğu gibi bugün de yerine getirmeyi devam ettireceğiz. Ben sözlerime son verirken, 15 Temmuz gecesi canlarını feda eden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyor, katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum” dedi.

Millet olarak dikkat edilmesi gereken hususun emperyalistler olduğunu söyleyen TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar ise, “Bugün tabi önemli ve anlamlı bir gün. 15 Temmuz’da tarihimizde olmadığı kadar iğrenç ve alçak bir girişimle karşı karşıya kaldık. Çok şükür bu alçaklığa karşı asil milletimiz binlerce yıllık tarihinden gelen milli ve manevi değerlerimiz çerçevesinde asil milletimizin sevgisi, güveni ve duasından aldığımız ilhamla sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde memleketini, vatanını seven, bayrağına, sancağına, cumhuriyetine sahip çıkan asker, sivil, jandarma, polis kim varsa onlarla beraber milletimiz tek yumruk oldu. Tek yürek oldu ve bu alçakların girişimini akamete uğrattı. Burada bizim dikkat etmemiz gereken önemli bir nokta emperyalist güçler. Türkiye’ye karşı hepinizin çok iyi bildiği gibi yıllardan beri çeşitli girişimlerle bizim, milletimizin, ülkemizin ilerlemesini engellemek için dün olduğu gibi bugün de aynı anlayışla her gün bir vesile ile bizi engellemeye çalışıyorlar. Geçmişe bakın PKK, YPG çıktı en sonunda da FETÖ çıktı. Yarın bir gün Allah bilir kim çıkacak. Dolayısıyla bizim buradan çıkaracağımız ders, bizim her zamankinden daha bilinçli, daha güçlü ve kuvvetli olmamız lazım. Güçlü olmaktan başka çaremiz yok. Güçlü olmak için de çalışmaktan başka çaremiz yok. Biz tek yumruk tek yürek olduğumuz takdirde geleceğe güvenle bakabiliriz. Aksi halde topumuz tüfeğimiz de olsa şayet bu birlik ve beraberliğimizi sağlayamazsak bu konuda çok ciddi sıkıntılar yaşarız. Biz Türk’ü ile Kürt’ü ile 85 milyon bir milletiz. Unutmayın Kürtler PKK’lı değil, PKK da Kürt değil. Burada bir illüzyon var, burada bir algı var. Biz biriz, beraberiz. Dolayısıyla inadına 85 milyonun birlik ve beraberliğini takip edeceğiz ve buna göre bu mücadelemizi, karşımıza çıkacak her türlü şer odağına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/erude-duzenlenen-15-temmuz-programina-hulusi-akar-katildi/feed/ 0
MHP Aydın İl Başkanı Haluk Alıcık’tan 15 Temmuz Mesajı https://www.haber60.com.tr/mhp-aydin-il-baskani-haluk-aliciktan-15-temmuz-mesaji/ https://www.haber60.com.tr/mhp-aydin-il-baskani-haluk-aliciktan-15-temmuz-mesaji/#respond Mon, 15 Jul 2024 22:12:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39599 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Aydın İl Başkanı Haluk Alıcık ’15 Temmuz Milli Birlik Günü’ dolayısıyla yayınladığı mesajda, “15 Temmuz; Şehadete inanmış, ölüme kafa tutmuş, esaret altında yaşamaktansa kendini feda etmeye hazır kahraman Türk milletinin evlatlarının, paralı cellatlara hayatı zehir ettiği gündür” dedi.

“Konu yüzeysel ele alınacak bir konu hiç değildir” diyen MHP Aydın İl Başkanı Haluk Alıcık mesajında; “Fetihlerimizin intikamını, zaferlerimizin rövanşını almak için kuyruğa giren Türk düşmanlarının hiç boş durmadığı, ya doğrudan ya da devşirdikleri hainlerle rehavetimizi kollayıp müsait bir ortam yokladıkların farkında olan Milliyetçi Hareket Partisi ve Bilge Liderimiz Dr. Devlet Bahçeli, başkentte, Ankara’nın göbeğinde, haine, zalime, katile meydan okumuştur. 15 Temmuz, sadece ve sıradan bir darbe teşebbüsü değildir. 15 Temmuz, zaman içinde TSK içinde habis ur gibi üreyen bir cuntanın, dar kadrolu bir avuç satılmış üniformalı alçağın başıbozuk saldırı ve suikast mekaniği de değildir. Konu yüzeysel ele alınacak bir konu hiç değildir. 15 Temmuz’da Türk milletine karşı yüzyıllara sari kapanmamış bir hesabın görülmesi hedeflenmiş; stratejik rotası kin, nefret ve öfkeyle çizilmiş tarihi nitelikli husumet ve huşunetin ölümcül vuruşu olan bir kalkışmadır. Ancak imanla dolu kalpler ihanetle bezenmiş çürümüş bedenleri ülkemizin her yerinde cesaretle engellemiş ve nihayet etkisiz hale getirmiştir. Türk milletinin istiklal ve irade gücü FETÖ’cü canilere 15 Temmuz’u zindana çevirmiştir. Milli iradeye sürülmek istenen kara leke yine Türk milletimizin azim ve kararlığıyla temizlenmiş, küresel komplo ve kumpas kahramanca ezilmiştir. Unutmayalım ki, Halaskar Zabitanlar dönemi çok geride kalmıştır İhtilaleler, muhtıralar, cunta devirleri tarihin çöplüğüne çoktan atılmış ve üzeri küllenmiştir. Türk milletinin ortak geleceğinin temeli; kardeşlik, milli birlik, hukukun üstünlüğü ve demokratik onurdur. Türkiye’mizin dayandığı zemin milli ve manevi ilkelere, tartışılmaz anayasal esaslara bağlıdır. Hiçbir çete, hiçbir paralel yapı, hiçbir terör örgütü, hiçbir darbe ve dağılma heveslisi mihrak bu zemini imha edemeyecek, nitekim huzur cellatlarının sonu her daim hüsran olacaktır. Parti aidiyetimiz ne olursa olsun; siyasi, ideolojik ve dünya görüşümüzün pusulası nereyi işaret ederse etsin, hepimiz Türk milletinin mensubuyuz ve hepimiz bu cennet vatanın sahibiyiz. Bizim müştereklerimiz zaman zaman bahse konu olan farklılıklardan çok daha fazladır. Anıda birsek, atide bir ve beraber olacağız. Tarihimiz birse talihimiz de bir olacaktır. Ne yapacaksak, neyi başaracaksak, nereye varacaksak demokrasinin sınır ve tahammül çemberinde kalarak bunları yapacak ve Allah’ın izniyle de başaracağız. Muzaffer bir millete hezimet yaşatmaya hiçbir melunun nefesi yetmeyecektir” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin her musibeti def edecek kararlılık, yeterlilik ve kuvvette olduğunu sözlerine ekleyen İl Başkanı Alıcık, “15 Temmuz 2016’da, Gazi Meclis’e bomba atacak kadar gözü dönen şerefsizler Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir parçası, bir üyesi ahlaken ve esasen asla olamayacaklardır. Bundan sonra da ülkemize kast eden vatan hainlerinden hesap sormak, bunların yediğini içtiğini burunlarından fitil fitil getirmek hepimizin namus borcudur. Demokrasiye sahip çıkarak büyüyeceğiz. Türkiye darbelerin ceremesini çok çekmiş, acı ve ağır faturalarına belirli aralıklarla katlanmak durumunda kalmıştır. Demokrasi dışı müdahaleler her defasında yıkım getirmiştir. İhtilaller Türkiye’yi tarihin gerisine sürüklemiş, on yıllarımızı kaybettirmiştir. Demokrasiye ket vuran söylem, eylem ve her türlü girişim bu ülkenin hem önünü kapatmış, hem de ufkunu karartmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yıldönümünde tertemiz bir sayfa açarak yeni yüzyıla Türk milletinin mührünü vurmanın, çağın alnına milli birlik ve kardeşliğimizi altın harflerle yazmanın arayış ve amacıyla bütünleşmek yegane arzumuzdur. Bunu başarırsak bizi hiç kimse tutamaz. Bunu başarırsak Türkiye’nin önüne hiç kimse geçemez. 15 Temmuz’da vatan, millet ve devletin kurtulmasının yanında demokrasiyle milli birliğimiz de uçurumun kenarından dönmüştür. Bu nedenle 15 Temmuz hem demokrasinin hem de milli birliğin günüdür ve elbette muhafaza edilecektir. Sanal ayrılıkların, bayağı kutuplaşmaların, demokrasimizi tahrip eden sakat ve sancılı teşebbüslerin raf ömrü artık dolmuştur. Kardeşliğimize hançer vurdurmayacağız. Demokrasimizi istismar ve ihanetle yıkmayı hedefleyenlere izin vermeyeceğiz. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü; büyük düşünme, istiklalimize, istikbalimize sahip çıkma, küçük hesap yapanları, bölünmemizi ve dağılmamızı gözleyenleri mağlup etme günüdür. 15 Temmuz 2016’da asrın yüzüne kahramanlık ve fedakarlık mesajını kanlarıyla, canlarıyla haykıran, içinden geçtiğimiz dönemde terörle mücadele esnasında kara toprağa düşen aziz şehitlerimizi rahmetle, minnetle, hürmetle yad ediyor, gazilerimize uzun ömürler diliyorum” ifadelerini kullandı. – AYDIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-aydin-il-baskani-haluk-aliciktan-15-temmuz-mesaji/feed/ 0
Devlet Bahçeli’den “15 Temmuz” Mesajı: “Yeni Yüzyılda Ne PKK’nın Ne de Fetö’nün Ayakta Kalma Şansı Yoktur” https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceliden-15-temmuz-mesaji-yeni-yuzyilda-ne-pkknin-ne-de-fetonun-ayakta-kalma-sansi-yoktur/ https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceliden-15-temmuz-mesaji-yeni-yuzyilda-ne-pkknin-ne-de-fetonun-ayakta-kalma-sansi-yoktur/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:03:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39533 (ANKARA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, “PKK neyse FETÖ aynısıdır. Türkiye Cumhuriyeti hem PKK’yla hem de FETÖ’yle kıran kırana mücadele edip silindir gibi ezip geçmeye muktedirdir. Yeni yüzyılda ne PKK’nın ne de FETÖ’nün ayakta kalma şansı yoktur” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Bahçeli, mesajında şunları kaydetti:

“Küresel ve bölgesel merkezli, aynı zamanda kaotik mahiyetli sorun başlıkları gittikçe dallanıp budaklanmakta, özellikle milli huzur ve güvenliğimize çoklu tehditler saçmaktadır. Türkiye’nin ilerleyiş ve yükseliş azminden ürken, bu suretle ürpertici korku nöbetleri geçiren odaklar yeni arayışlar, farklı oyunlar peşindedir. Bu kapsamda terör örgütleri kanlı tetikçi, kiralık katil ve kirli taşeron olarak kullanılıp alenen belirlenmiş siyasi ve stratejik hedeflere karşı vahşice kışkırtılmaktadır. Bilinmelidir ki emperyalizmin hain ve haşhaşi maşaları kurulan şiddet ve dehşet sahnesinde ederi bir dolarlık rolleriyle zehir, zelil ve zilletin fail ve figüranları olarak ilelebet anılacaklardır.

15 Temmuz 2016’da Türkiye teslim alınmak istenmiştir. O tarihte Türk milleti, son iki asrın en vahim, işbirliği ve irtibat ağı en geniş saldırı ve suikast dalgasına maruz kalmıştır. Yıkım senaryosu, ‘hizmet ve himmet’ kisvesi altında saklanan vatan, millet ve din düşmanlarının refakatiyle devreye alınmıştır. 15 Temmuz Türk tarihinde bir milat olmakla birlikte devlet ve millet dayanışmasının gıpta edilecek zirve günü olarak da maşeri hafızaya kazınmıştır.

On yıllardır kuluçkaya yatan, sistemli biçimde her alana sızan, aşama aşama her yere sirayet eden; siyasi, sosyal, ekonomik, diplomatik, akademik, askeri, emniyet, bürokratik, medya alanlarında paralel bir örgütlenme çarkı kurmasıyla devlete adeta rakip bir yapı inşa eden FETÖ, haçlı emellerinin ne ilk operasyon aracı, ne de sonuncusu olacaktır. Türk milleti var olduğu müddetçe, muhasım çevrelerle ve müstevli çemberdeki zalimlerle kaçınılmaz hesaplaşma, görüş açısının sıfıra indiği mukadder karşılaşma elbette devam edecektir.

“Sekiz yıl önce kapatılan dipsiz uçurumun tekrar açılmaya çalışıldığı gözlemlenmektedir”

Sekiz yıl önce Türkiye’nin son anda kurtulduğu, bundan mülhem kapatılan dipsiz uçurumun tekrar açılmaya ve kazılmaya çalışıldığı gözlemlenmektedir. Güney sınırlarımız boyunca terör devleti, bir başka ifadeyle sözde garnizon devleti veya ikinci İsrail kurma çabalarıyla eşzamanlı olarak FETÖ’nün belini doğrultmaya, nefes borusunu açmak için ilk yardım almaya, enerji ve motivasyon kaynaklarını çeşitlendirmeye başladığı da gayet berrak bir gerçektir. FETÖ’nün yabancı ülkelere sığınan elebaşlarının sosyal medya anarşisinin ateşiyle fitne kazanını kaynatmalarının yanı sıra, Pensilvanyalı caninin iç işgal cephesinde konuşlanan gizil ve gizemli uzantılarının, hatta bu terör örgütünün şeref muhalifi telkin ve vaatlerine aldanarak kafese alınan bazı siyasi partilerin eşgüdüm ve elbirliği halinde Türkiye’nin tekrar 15 Temmuz öncesine taşınmasına hizmet ettikleri inkar edilemeyecek netliktedir.

Dünün altılı masa partileri; bugünün uzaktan kumanda edilen, iradeleri rehin alınan partilerine tam manasıyla dümen kırmışlardır. Bu kimliksiz siyasi zihniyetlerin ziyan ve zillet içinde olmaları şöyle dursun, kademe kademe gerçekleşen rota değişiklikleri esasen Türkiye’nin 15 Temmuz sonrası elde ettiği demokratik kazanımların rafa kaldırılmasına yönelik olup çok ciddi tehlikeler içermektedir.

15 Temmuz’un sekizinci yıldönümünde, FETÖ’nün devlet ve toplum hayatına son bir hamleyle nüfuz ederek, bununla birlikte uyuyan hücrelerini günbegün harekete geçirerek bir kumpas döngüsü yaratmak, iç barış ve huzur ortamını bozmak, güvensizlik aşılamak ve milli güvenliğimizde hasar oluşturmak amacıyla fırsat kolladığı, buna çanak tutanların daha görünür hale geldikleri anlaşılmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, ‘Mürekkep Damlası Stratejisi’yle PKK/ YPG’ye karşı sürekli operasyon evresine nasıl geçmişse, FETÖ’yü, FETÖ’nün iç ve dış uzantılarını yıldırıcı ve yok edici, bununla mündemiç proaktif nitelikli seri operasyonların bir an evvel icra ve ifa edilmesi beka düzeyinde mecburiyettir. Çünkü PKK neyse FETÖ aynısıdır. Türkiye Cumhuriyeti hem PKK’yla hem de FETÖ’yle kıran kırana mücadele edip silindir gibi ezip geçmeye muktedirdir. Yeni yüzyılda ne PKK’nın ne de FETÖ’nün ayakta kalma şansı yoktur.

“Alçaklar koalisyonuna en küçük merhametimiz olmayacaktır”

Türk tarihinde çok nadir görülen dehşet vakalarından birisi olan mahut kanlı ve meşum gecede FETÖ’nün hain saldırısı nasıl boşa çıkarıldıysa, Türkiye’yi bölme ve ele geçirme arzuları da aynı şekilde berhava edilecektir. Bugünlerde 15 Temmuz’un intikamını almak amacıyla faaliyete geçen örgütlü ve organize casus şebekesine, kripto damarına, gizli saklı hesap yapan işbirlikçilerine cesaretle ve dirayetle karşı koyulacak, ezcümle nihai hesaplaşma kaçınılmaz olacaktır. Etrafımızı saran, sinir uçlarımıza basan, tahrik ve karalama kampanyalarına hız katan, yalan ve iftiralarını seriye bağlayan alçaklar koalisyonuna en küçük merhamet ve müsamahamız olmayacaktır. Terör örgütlerine acımak mazlum ve masumlara en büyük haksızlıktır.

“Cumhur İttifakı her türlü terör örgütüyle amansız mücadelesini sürdürecektir”

Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonunu gölgelemek, Cumhuriyet’in yeni yüzyılını sekteye uğratmak beyhude bir heves olduğu gibi, böylesi bir hataya tevessül edenler kuşkusuz pişman edilecektir. Cumhur İttifakı FETÖ ve PKK başta olmak üzere her türlü terör örgütüyle amansız mücadelesini sürdürecektir. Bilhassa FETÖ’nün iç ve dış uzantılarının son günlerde biteviye yaydıkları fitne ve dedikodu salgının kökü Türk yargısının huzurunda ve şaşmaz adalet teraziyle kazınıp atılacaktır. Hak, haysiyet ve hukuk inkarcısı devşirilmiş istismarcıların esasen insan içine çıkacak yüzleri kalmayacaktır.

15 Temmuz’da yarım kalan hayallerini yeniden uygulamaya niyetlenenleri Türk milleti çok daha güçlü şekilde tepeleyecek, ülkemize ve milletimize yapılan çok boyutlu ve hain saldırılar Allah’ın izni ve inayetiyle ademe mahkum edilecektir. 15 Temmuz şehitlerimize ve bilcümle aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, gazilerimize uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü münasebetiyle Türkiye aleyhine karanlık senaryo hazırlığı içinde olanlara sadece felaket günlerinde Türk milletinin hangi fedakarlıkları göze alacağını titizlikle idrak etmelerini ikazen tavsiye ediyorum. Rüzgar eken mihrakların fırtına biçmek durumunda kalacağını yalnızca Türk tarihine bakarak görmek, bundan ders ve ibret almak menfur ve melun emel sahiplerinin hayrına olacağını muhataplarına ilanen duyuruyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceliden-15-temmuz-mesaji-yeni-yuzyilda-ne-pkknin-ne-de-fetonun-ayakta-kalma-sansi-yoktur/feed/ 0
Hepsi aynı noktaya dikkat çekti! Süper Lig’in devlerinden 15 Temmuz mesajı https://www.haber60.com.tr/hepsi-ayni-noktaya-dikkat-cekti-super-ligin-devlerinden-15-temmuz-mesaji/ https://www.haber60.com.tr/hepsi-ayni-noktaya-dikkat-cekti-super-ligin-devlerinden-15-temmuz-mesaji/#respond Mon, 15 Jul 2024 07:00:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39479 Trendyol Süper Lig’in devleri Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla sosyal medya hesaplarından mesajlar yayımladı. Birlik ve beraberlik vurgusu yapılan açıklamalarda şehitler rahmet, gaziler saygıyla anıldı.

BEŞİKTAŞ

Siyah-beyazlılardan yapılan açıklamada, ’15 Temmuz Demokrasi Şehitlerimizi Saygıyla ve Rahmetle Anıyoruz Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucusu olduğu Cumhuriyetimizi, laik ve demokratik düzeni canları pahasına koruyarak destan yazan aziz milletimizin 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü kutluyor, bu uğurda şehit düşen vatandaşlarımızı saygıyla ve rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz” denildi.

GALATASARAY

Sarı-kırmızılılardan yapılan paylaşımda, ‘Ülkemizin bütünlüğünü bölmeye yönelik hain darbe girişiminin 8. yılında demokrasi şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Türk milletinin kendi geleceğini belirleme hakkını gasp etmeye çalışanların, karanlık emellerine asla ulaşamamalarını yürekten diliyoruz. Cumhuriyetimizin çağdaşlık ufku daima açık, 15TemmuzDemokrasiveMilliBirlikGünü birlik beraberliğimizin güçlü temellerinden olsun” ifadeleri yer aldı.

FENERBAHÇE

Sarı-lacivertlilerden yapılan paylaşımda ise, ’15 Temmuz 2016’da hain terör örgütü Fetö tarafından ülkemizde yapılan darbe girişimi, Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde devletimiz ve milletimizin birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuyla aşılmıştır. O gün, kadınıyla-erkeğiyle, 7’den 70’e her bireyi ve kurumuyla devletimizin ve vatanımızın bölünmez bütünlüğü uğruna destansı mücadele gösterenlere minnet ve şükranlarımızı sunuyor; vatanımız için canlarını ortaya koyan şehitlerimizi ve gazilerimizi minnet ve saygıyla anıyoruz. 15 Temmuz’da ülkemizi ele geçirmeye teşebbüs eden, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne saldıran, Cumhurbaşkanımızı ve ailesini hedef alan bu örgüt; geçmişte Türk futbolunu da hedefine almış, 3 Temmuz 2011’de kurduğu kumpas ile Fenerbahçemize saldırmıştır. Ancak, pek çok kurum ve kişiye kurduğu kumpaslarda başarılı olan örgüt, sarı lacivert duvarı aşamamıştır.Kulübümüz, bu karanlık örgüte hiçbir değerini teslim etmemiş, bu kirli yapıyla başkanı, yöneticisi, sporcusu ve taraftarıyla birlikte topyekûn mücadele ederek ülkemizde bu yapıya karşı isyanı ilk başlatan olmuştur. Bugün bu gerçeği bir kez daha hatırlatma gereği duyuyor; camiamızın verdiği o eşsiz mücadelenin her geçen gün daha da anlam kazandığını, gerektiğinde aynı duruşu sergilemekten geri durmayacağımızı vurguluyoruz. Hain darbe girişiminin 8. yıl dönümünde bir kez daha altını çizerek söylüyoruz ki; Büyük Türkiye Cumhuriyeti, sahip olduğu asil değerlerle Atatürk’ün izinde ilelebet yaşayacak, Fetö ve benzeri örgütlere hiçbir zaman teslim olmayacaktır. Bugün de, kendisine atılan iftiralar ve yapılan algı çalışmaları ile hala bazı güçlerin hedefinde olan Fenerbahçe, doğru bildiklerinden, ilkelerinden ve değerlerinden taviz vermeden mücadelesine devam edecektir. Dünyanın en büyük spor kulübü Fenerbahçemiz, her zaman kıymetli vatanı ve milleti için var gücüyle çalışmaya, ay yıldızlı bayrağı dünyanın her yerinde gururla temsil etmeye devam edecektir. Bugün bu hain örgüt ve yapının kalıntılarının türlü mecra ve kurumlarda mevcudiyetini sürdürme gayretlerini ne yazık ki görüyor ve yaşıyoruz. Bu bağlamda, Türk futbolu içinde var olma ve futbol üzerinden kaos yaratarak toplumu kutuplaştırma yönünde risk ve tehlikeleri taşıyan çaba ve eylemlere müdahale edilmemesini de büyük endişe ve üzüntü ile izliyoruz. Ülkemizi 15 Temmuz’a sürükleyen olayların yaşanmaması için aynı hataların içine düşülmemesini; Fetö ve benzeri oluşumların, Türk futbolu başta olmak üzere tüm kurumlardan geri dönüşü olmayacak şekilde temizlenmesi gerekliliğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Şehitlerimizin anısına sonsuz saygıyla…” ifadeleri kullanıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hepsi-ayni-noktaya-dikkat-cekti-super-ligin-devlerinden-15-temmuz-mesaji/feed/ 0
15 Temmuz Darbe Girişimi Konferansında Konuşmacılar Türkiye’nin Birlik ve Mücadele İradesini Vurguladı https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-darbe-girisimi-konferansinda-konusmacilar-turkiyenin-birlik-ve-mucadele-iradesini-vurguladi/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-darbe-girisimi-konferansinda-konusmacilar-turkiyenin-birlik-ve-mucadele-iradesini-vurguladi/#respond Mon, 15 Jul 2024 06:39:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39470 15 Temmuz hain darbe girişiminin sekizinci yılında Altınbaş Üniversitesinde gerçekleştirilen konferansa konuşmacı olarak katılan Dr. Eray Güçlüer, Türkiye’yi parçalamak için planların 1961 yılında başladığını söyleyerek, “FETÖ bitmezse PKK da DEAŞ da bitmez çünkü üçü de birbiri ile bağlantılı. O yüzden mücadele tam anlamıyla bitene kadar devam etmeli” dedi.

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 8. yıl dönümü dolayısıyla Altınbaş Üniversitesi hem özel bir konferansa ev sahipliği yaptı hem de 7 yıl önce şehitler adına üniversite bünyesinde oluşturulan “15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Ormanı”na fidan dikimi gerçekleştirdi. Ağaç dikme törenine Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, akademisyenler ve çok sayıda personel katılırken Gayrettepe Kampüsü 100. Yıl Konferans Salonu’nda da “8. Yılında 15 Temmuz ‘Milletin Zaferi'” adlı konferans düzenlendi. Konferansa moderatör olarak İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tolga Demiryol eşlik ederken konuşmacılar arasında Dr. Eray Güçlüer, Doç. Dr. Ufuk Adak ve Doç. Dr. Kenan Özkan yer aldı.

15 Temmuz 2016’da yaşanan hain darbe girişimi ve sonrasındaki süreçte yaşananların ele alındığı konferansta, 8 yıl sonra Türkiye’nin geldiği nokta da değerlendirildi. Konuşmacılar, 15 Temmuz’un Türk milletinin demokrasiye bağlılığını, birlik ve beraberlik ruhunu tüm dünyaya gösteren bir dönüm noktası olduğunu vurguladılar.

“Planlar 55 yıl öncesine dayanıyor”

Dr. Eray Güçlüer 15 Temmuz 2016 gecesinde yaşananların 55 yıllık bir sürecin sonucu olduğunu, çok uzun yıllardır devletin her bir noktasına sessizce sızıldığını aktardığı konuşmasında şunlara değindi:

“Öncelikle bu işin kökenine bakmak lazım. 55 yıl öncesine, 1961 yılına kadar inebildim. 1961 yılında rahmetli Adnan Menderes’in idamından sonra, anayasa değiştiriliyor ve halkın egemenliğinin ötesinde yeni oluşumlar ortaya çıkıyor. Bunlardan biri de Özel Harp Dairesi. ABD tarafından Türkiye’de kuruluyor ama devlet erkanının haberi yok. Yıllık 10 milyon dolar da para harcanıyor buna. CIA’in Türkiye’ye yönelik derin planları vardı ve 1961’den itibaren bu planları uygulamaya çalıştılar. Türkiye’ye sızma, Türkiye’de bir alternatif oluşum kurup ülkeyi ele geçirme planı 55 yıl önce başlatıldı ve sürdürüldü.”

“Ellerinde alçak ve kanlı bir plan vardı ama bunu gerçekleştiremediler”

Eğer 15 Temmuz’da başarılı olsalardı Türkiye’de neler olunacağına dair de konuşan Dr. Eray Güçlüer, “Bu, aslında bir darbe girişimi değil, Türkiye Cumhuriyeti devletini Suriyelileştirme, Iraklaştırma ve parçalama projesiydi. Amaçları, İstanbul’da bir Vatikan gibi devletçik kurup, Anadolu’dan ayırarak diğer bölgeleri küçük, yönetilebilir eyaletler haline dönüştürmekti. Ellerinde çok daha alçak ve kanlı bir plan vardı ama bunu gerçekleştiremediler. O gece, yani 15 Temmuz’da, sınır hatlarındaki FETÖ’cü generaller askerleri Suriye ve Irak sınırından çektiler. Sınırları boşalttılar çünkü helikopterlerle Irak’ta toplanan DEAŞ’lılar ABD’ye bağlı helikopterlerle Türkiye’ye girecekti. PKK da DEAŞ ile mücadele bahanesiyle Türkiye’ye girecekti ve PKK kahramanlaştırılacaktı. Bunu yapamadılar ama Türkiye’nin birçok yerinde iç savaş çıkacaktı. ABD’deki o alçak, Türkiye’ye getirilip İstanbul’da bir Vatikan kuracaktı ve Türkiye 22 eyalete bölünecekti. Bu şekilde, sürekli Batı’ya ve Amerika’ya bağımlı, Türkiye Cumhuriyeti’nin olmadığı bir düzen kurulacaktı. Ülkemiz olmayacaktı ve istedikleri şey buydu. Ama olmadı; başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere güçlü bir irade ortaya konuldu. Bu durumda Türk’ün sosyo-genetik kodlarını gerçekten hesaba katamadılar” dedi.

“FETÖ bitmeden PKK ve DEAŞ bitmez”

Son olarak FETÖ ile mücadelenin PKK ve DEAŞ ile mücadeleyle aynı olduğunu ve mücadelenin son bir kişi kalana kadar devam ettirilmesi gerektiğinin de altını çizen Dr. Güçlüer, “Evet, hala FETÖ ile mücadele arzu ettiğimiz seviyede olmayabilir ama 55 yıl sabırla, sessiz sedasız bir şekilde eğittiler, donattılar, istihbarat verdiler ve en üst seviyede finanse ettiler. Devletin çok çeşitli yerlerine sızdılar ve gerçekten başka bir ülke olsaydı, bu belayı defetmesi hiç kolay değildi. Ama biz milletçe bu belayı defetmeyi başardık. Bundan sonra da bu alçakların yapmak istediği planı gördükten sonra, mücadele kesinlikle hız kesmeden bitirilene kadar devam etmelidir. Konuyla ilgili kalıcı birimler oluşturulmalı. Kolay değil ama FETÖ bitmeden PKK ve DEAŞ bitmez. Yani, FETÖ bitmezse, hiçbiri bitmez. Üçü birbiri ile bağlantılıdır” diyerek sözlerini sonlandırdı.

“15 Temmuz’a darbe ya da darbe girişimi demek yanlış, diğer darbelerden farklı faktörler var”

Doç. Dr. Ufuk Adak ise Türkiye tarihindeki darbelerle 15 Temmuz arasındaki farkın ayırt edilmesi gerektiğini söylediği konuşmasında özellikle 15 Temmuz’un halkın iradesi ile durdurulmasının en önemli özelliği olduğunu hatırlattı. Doç. Dr. Adak konuşmasını şöyle sürdürdü:

“15 Temmuz’a darbe ya da darbe girişimi demek aslında yanlış olur. Çünkü diğer darbelerden farklı birçok faktör söz konusu. FETÖ her şeyden önce uluslararası bir örgüt ve uzun yıllar boyunca bu uluslararası istihbarat teşkilatları ile çalışıyordu. Dijital çağda yaşadığımız bir olay sonucunda, halkın bu teşkilatlar vasıtasıyla nasıl yanlış yönlendirildiğini gördük. Diğer önemli fark, bu darbenin halkın iradesi ile durdurulmasıdır. 12 saat içinde binlerce vatandaş sokağa döküldü. Tarihteki darbelerle hep benzerlikler kuruluyor, fakat 15 Temmuz’u ayrı bir yerde konumlandırmak zorundayız. Darbe sonrasındaki süreçlerde de gayet başarılı olduk. Çok kısa sürede çok sayıda gözaltı ve tutuklama oldu. Binlerce insan cezaevlerine girdi. Devlet kurumları açısından yönetsel olarak çok zor bu durumla da baş edildi. Sonuç olarak, 15 Temmuz’u değerlendirirken birçok farklı açıdan ele almalıyız. Ayrıca, süreçle ilgili olarak bu unsurlardan tamamen kurtulana dek mücadele devam etmeli; akademik anlamda da çalışmalar ve araştırmalar aynı şekilde sürdürülmelidir.”

“Halkın iradesinin arkasında sosyo-genetik kodlarımız yatıyor”

15 Temmuz’da halkın iradesinin sosyo-genetik kodlar vasıtasıyla ortaya çıktığını ifade eden Doç. Dr. Kenan Özkan ise geçmiş yaşantılar sonucunda oluşan kitle psikolojisinde Türkler için vatan, millet ve bağımsızlık duygularının son derece yüksek ve önemli olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Kenan Özkan, “Bu kavramlar özellikle 15 Temmuz gibi önemli durumlarda bizim toplumumuzda diriliyor. Sosyo-genetik kodlarımızdaki bu ifadelere insanlar her zaman kendi namusları gibi sahip çıkmışlardır. Türk siyasi tarihinde vatan kavramı Namık Kemal ile siyasi literatürü girmiş bir kavramdır. Vatan eşittir namustur çünkü vatan anneye benzetilir ya da genç kızlara benzetilir ki bu Milli Mücadele yıllarında da kullanılan ve milli değerlerimizde zaten var olan bir kavramdır. İşte bu yüzden 15 Temmuz gecesi halk sokaklara dökülerek Saraçhane Meydanı’ndan tutun da Hakkari’ye Kars’a kadar yurdun dört bir köşesinde halk vatanına ve toprağına sahip çıkmıştır. Bu davranışlar bizim DNA’mızda var. Ayrıca 15 Temmuz’u gerçekten tarihi konumlandırma, tanımlama, analiz etme ve değerlendirmeyi çok farklı bir bakış açısıyla yapmalıyız. Yoksa birçok yanlışa düşebiliriz. Uzun yıllardan bu yana süren gelen bir yapı ve zihniyetle mücadele edebilmek ancak köklü geleneklere sahip çıkarak mümkün olabilir. İşte bizim Türk insanının, vatandaşının ve gençliğinin bu farkındalıkla olaylara bakması ve buna göre bir tavır sergilemesi gerekiyor. Neticede Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlülüğü aslında burada karşımıza çıkıyor: ‘Ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru en gerçek tarikat, medeniyet tarikatıdır.’ 15 Temmuz’dan almamız gereken dersler, güçlü bir istihbarat, iyi bir teknolojidir. İşin bir de felsefi ve düşünsel boyutu var o da Mustafa Kemal’in bize bıraktığı miras olan, akıl ve bilime sıkı sıkı tutunmak ve laik, demokratik, çağdaş cumhuriyetin kıymetini ve değerini bilmektir” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-darbe-girisimi-konferansinda-konusmacilar-turkiyenin-birlik-ve-mucadele-iradesini-vurguladi/feed/ 0
15 Temmuz’dan Gazze’ye özgürlük için pedal çevirdiler https://www.haber60.com.tr/15-temmuzdan-gazzeye-ozgurluk-icin-pedal-cevirdiler/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuzdan-gazzeye-ozgurluk-icin-pedal-cevirdiler/#respond Sun, 14 Jul 2024 23:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39448 15 Temmuz’dan Gazze’ye özgürlük için pedal çevirdiler

Bakan Osman Aşkın Bak: “15 Temmuz’da Türk’ün gücü tankları ezmiştir”

İSTANBUL – 15 Temmuz Derneği, “15 Temmuz’dan Gazze’ye Özgürlük için Pedal Çeviriyoruz” etkinliği düzenledi. Dolmabahçe’de başlayan etkinlik, Hafıza 15 Temmuz Müzesi’nde son buldu. Etkinlikte pedal çeviren Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “15 Temmuz FETÖ’cü hain darbecilerin Türk milletinin yumrukları altında meydanlarda ezildiği, yok edildiği destansı bir mücadele. O gün adeta Türk’ün gücü tankları ezmiştir” dedi.

15 Temmuz Derneği, 15 Temmuz destanının 8’inci yılında “15 Temmuz’dan Gazze’ye Özgürlük için Pedal Çeviriyoruz” etkinliği düzenlendi. Dolmabahçe’de başlayan etkinlik, Hafıza 15 Temmuz Müzesi’nde son buldu. Etkinliğe, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç ve eski Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın ile birlikte çok sayıda vatandaş katıldı.

Etkinlikte pedal çeviren Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “15 Temmuz Derneği, Bisiklet Federasyonu ve Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak destansı bir mücadele olan 15 Temmuz’la alakalı bir aktivite gerçekleştirmek üzere buradayız. 15 Temmuz milletimizin tüm dünyaya ifade ettiği, ‘geleceğimle ilgili ben karar veririm’ dediği bir gün. Hain darbe girişimine karşı Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla meydanlara dolan vatandaşlarımız, o gün tüm dünyaya sadece kendisini yönetecek kişinin, kişilerin ve demokrasinin kendisi tarafından karar verebileceğini göstermiştir. O gün adeta Türk’ün gücü tankları ezmiştir. Aziz milletimize şükranlarımızı sunuyoruz” dedi.

15 Temmuz Derneği tarafından çeşitli etkinliklerin düzenlendiğini kaydeden Bakan Bak, “Biz de bu yıl yine 15 Temmuz Derneği ile beraber bir aktivite gerçekleştirerek Boğaz Köprüsü’nden bisikletlerle geçeceğiz. Biz herkes İstanbul’da Türkiye’de bisiklet kullanmaya davet ediyoruz, bisiklet çok çevre dostu bir spor dalı ve aktivite. Yarın 15 Temmuz’la ilgili çeşitli aktiviteler olacak. Biz de gençlerimize 15 Temmuz’u hatırlatmak üzere pek çok aktivite yapıyoruz. 15 Temmuz şehitler Köprüsü’nün orada bir müze var ve onu da ziyaret edeceğiz. İstanbul güzel bir şehir, bisiklet binmek için güzel bir pazar günü. Bütün vatandaşlarımızı şehitlerimize anmaya yarın bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “15 Temmuz FETÖ’cü hain darbecilerin Türk milletinin yumrukları altında meydanlarda ezildiği, yok edildiği destansı bir mücadele. 256 şehidimizi rahmetle anıyoruz, gazilerimize uzun ömürler diliyoruz. Türk milleti tüm dünyaya şunu göstermiştir; ‘Ben geleceğimle ilgili kararı sadece ve sadece ben veririm, demokrasinin kararını ben veririm, sandıkta karar veririm, darbe gibi bu tip oyunlara asla prim verme.’ O yüzden yüce milletimizi, aziz milletimizi ve tüm kahramanlarımızı saygıyla yad ediyoruz. O destansı direnişi unutmayacağız, askerimizin, milletimizin ne kadar birbirini tamamladığını görüyoruz. Bu coğrafya zor bir coğrafya, bu coğrafyada güçlü olmak için böylesine güçlü tanka atan, uçağa levye sallayan ve yüreğiyle vatanını savunan, vatan millet aşkına mücadele eden bir millet olmak gerekiyor. Türk milleti de böyle bir millet, aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/15-temmuzdan-gazzeye-ozgurluk-icin-pedal-cevirdiler/feed/ 0
Eskişehir’de Kurumlar 15 Temmuz’u Anma Mesajları Yayımladı https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-kurumlar-15-temmuzu-anma-mesajlari-yayimladi/ https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-kurumlar-15-temmuzu-anma-mesajlari-yayimladi/#respond Sun, 14 Jul 2024 22:18:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39409 Eskişehir’de bulunan birçok kurum ve kuruluş 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü nedeniyle özel mesajlar yayımladı.

15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişiminin üzerinden 8 yıl geçti. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) personelinin düzenlediği operasyonlar sonucunda bastırılan askeri darbe girişiminin gerçekleştiği gün Demokrasi ve Milli Birlik Günü olarak anılırken, Eskişehir’de birçok kurum ve kuruluş 15 Temmuz nedeniyle özel mesajlar yayımladı. Mesajlarında Türk halkının siyasi parti ve etnik köken gözetmeksizin gerçekleşen saldırı karşısında dimdik durduğuna dikkat çeken kurum ve kuruluşlar şehitleri rahmetle, gazileri minnetle andıklarını belirtti.

“15 Temmuz, Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğunun dünyaya ilan edildiği gündür”

Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, mesajında, “15 Temmuz, devlet içine sızmış, kendisine emanet edilen yetkiyi suistimal etmekten ve devletin silahlarını kendi vatandaşlarına kullanmaktan çekinmeyen, ülkemizi parçalamak ve milli iradeyi yok etmek isteyen hainlere karşı milletimizin sarsılmaz azmi, yüksek iradesi ve vatanseverliği ile kazanılmış bir demokrasi zaferidir. 15 Temmuz gecesi aziz milletimiz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla meydanlara inerek güvenlik güçlerimizin yanında yer almış ve vatanı her ne pahasına olursa olsun koruyacağını göstermiştir. 15 Temmuz, Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğunun dünyaya ilan edildiği gündür” dedi.

“Türk milletinin böyle hain emel ve hedeflere asla geçit vermeyeceği tüm dünyaya gösterilmiştir”

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, mesajında, “Ülkemizi karanlığa sürükleyerek yıllarca geriye götürebilecek bu hain girişim, demokrasisine ve özgürlüğüne yürekten bağlı milletimizin kararlılığı ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sergilenen şanlı direnişle durdurulmuş ve Türk milletinin böyle hain emel ve hedeflere asla geçit vermeyeceği tüm dünyaya gösterilmiştir. 15 Temmuz’da iradesini demokrasiden yana koyan aziz milletimiz, birliğimize kastetmeyi planlayan karanlık odaklara, bundan sonra da karşılarında tam bir birliktelik şuuruyla kenetlenmiş olarak bulunacağının mesajını açıkça vermiştir. Bugün bizlere düşen ise 15 Temmuz 2016 gecesi yaşananları ve bunların arkasındakileri çok iyi bilmek, asla unutmamak ve gelecek nesillere de tüm yönleriyle aktararak gençlerimize bayrak, vatan ve millet sevgisini aşılamaktır” ifadelerini kullandı.

” Çanakkale’de düşmana gövdesini siper eden kahramanlarımızın cesareti 15 Temmuz’da da aynı kararlılıkla devam etmiştir”

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuat Erdal, mesajında, “İstiklal Mücadelemiz ve Çanakkale Zaferinde olduğu gibi 15 Temmuz gecesinde de aziz milletimiz, vatanını savunmak için canını ortaya koyarak ülkemizin bütünlüğüne yönelik tehditlere karşı sarsılmaz bir irade sergilemiştir. Çanakkale’de düşmana karşı gövdesini siper eden kahramanlarımızın cesareti ve Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu topraklarını işgalcilere karşı savunan milletimizin fedakarlığı, 15 Temmuz’da da aynı inanç ve kararlılıkla devam etmiştir. 15 Temmuz gecesinde milletimiz, milli irade ve demokrasiyi her şeyin üstünde tuttuğunu, vatanımızın bütünlüğüne ve milli birliğimize kasteden terör örgütlerinin asla başarılı olamayacaklarını tüm dünyaya göstermiştir” şeklinde konuştu.

“Ülkesine canı pahasına sahip çıkan şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz”

Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş ise, mesajında şunları paylaştı:

“Millet iradesi dışında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni hiçbir güç yönetemez gerçeğinin kalıcı olarak ortaya konduğu ve demokrasimize sahip çıktığımız 15 Temmuz’un 8’inci yıl dönümündeyiz. Ülkemizi tarihimizde görülmemiş bir kaosa sürüklemek, kardeş kavgası başlatmak, Türkiye’yi iç savaş ortamına sokmak isteyenlere halkımız en güzel cevabı vermiş, demokrasisini kaba kuvvete teslim etmemiştir. Türk milletinin birlikte duruşu ve kararlı tutumu sayesinde kardeş kavgası başlatmak isteyenler amaçlarına da ulaşamamıştır. Bir 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde daha ülkesine canı pahasına sahip çıkan şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz.”

“Atatürk’ün ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya sarılmalıyız”

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Bu saldırı karşısında tüm siyasi partilerin kararlı duruşu, yüce Türk Milleti’nin Cumhuriyet ve demokrasimize sahip çıkması demokrasi dışı bu girişimin başarılı olmasına engel oldu. Bu süreçte birçok vatandaşımız ve güvenlik görevlimiz hayatını kaybederken, tarihinde ilk defa Türkiye Cumhuriyeti’nin ve demokrasimizin temsil merkezi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bombalar düştü. Darbelerin karanlık yüzünü defalarca görmüş Türk Halkı bir bütün olarak bu saldırı karşısında dimdik durdu. Bir daha bu acıların yaşanmaması için başta laiklik olmak üzere, bilimsel, çağdaş eğitime, Atatürk’ün ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya sarılmalıyız” dedi.

“Türk halkı, siyasi parti ve etnik köken gözetmeksizin bu saldırı karşısında dimdik durdu”

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç da, Türk milletinin hiçbir otoriteye karşı boyun eğmeyeceğini vurgulayarak şunları kaydetti:

“Darbelerin karanlık yüzünü defalarca görmüş Türk halkı, siyasi parti ve etnik köken gözetmeksizin bu saldırı karşısında dimdik durdu. Çok iyi bilinmelidir ki, Türk Milleti sivil ya da askeri hiç bir otoriter gücün kendi egemenliğini yok saymasına, laik ve demokratik yönetim şeklinin ortadan kaldırılmasına izin vermeyecektir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de söylediği gibi, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.’ Unutulmamalıdır ki; hiçbir güç laik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik, beraberlik ve barış içinde yaşama arzusunun önüne geçemez.” – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-kurumlar-15-temmuzu-anma-mesajlari-yayimladi/feed/ 0
15 Temmuz Derneği, “15 Temmuz’dan Gazze’ye Özgürlük için Pedal Çeviriyoruz” etkinliği düzenledi https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-dernegi-15-temmuzdan-gazzeye-ozgurluk-icin-pedal-ceviriyoruz-etkinligi-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-dernegi-15-temmuzdan-gazzeye-ozgurluk-icin-pedal-ceviriyoruz-etkinligi-duzenledi/#respond Sun, 14 Jul 2024 21:39:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39376 15 Temmuz Derneği, “15 Temmuz’dan Gazze’ye Özgürlük için Pedal Çeviriyoruz” etkinliği düzenledi. Dolmabahçe’de başlayan etkinlik, Hafıza 15 Temmuz Müzesi’nde son buldu. Etkinlikte pedal çeviren Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “15 Temmuz FETÖ’cü hain darbecilerin Türk milletinin yumrukları altında meydanlarda ezildiği, yok edildiği destansı bir mücadele. O gün adeta Türk’ün gücü tankları ezmiştir” dedi.

15 Temmuz Derneği, 15 Temmuz destanının 8’inci yılında “15 Temmuz’dan Gazze’ye Özgürlük için Pedal Çeviriyoruz” etkinliği düzenlendi. Dolmabahçe’de başlayan etkinlik, Hafıza 15 Temmuz Müzesi’nde son buldu. Etkinliğe, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç ve eski Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın ile birlikte çok sayıda vatandaş katıldı.

Etkinlikte pedal çeviren Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “15 Temmuz Derneği, Bisiklet Federasyonu ve Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak destansı bir mücadele olan 15 Temmuz’la alakalı bir aktivite gerçekleştirmek üzere buradayız. 15 Temmuz milletimizin tüm dünyaya ifade ettiği, ‘geleceğimle ilgili ben karar veririm’ dediği bir gün. Hain darbe girişimine karşı Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla meydanlara dolan vatandaşlarımız, o gün tüm dünyaya sadece kendisini yönetecek kişinin, kişilerin ve demokrasinin kendisi tarafından karar verebileceğini göstermiştir. O gün adeta Türk’ün gücü tankları ezmiştir. Aziz milletimize şükranlarımızı sunuyoruz” dedi.

15 Temmuz Derneği tarafından çeşitli etkinliklerin düzenlendiğini kaydeden Bakan Bak, “Biz de bu yıl yine 15 Temmuz Derneği ile beraber bir aktivite gerçekleştirerek Boğaz Köprüsü’nden bisikletlerle geçeceğiz. Biz herkes İstanbul’da Türkiye’de bisiklet kullanmaya davet ediyoruz, bisiklet çok çevre dostu bir spor dalı ve aktivite. Yarın 15 Temmuz’la ilgili çeşitli aktiviteler olacak. Biz de gençlerimize 15 Temmuz’u hatırlatmak üzere pek çok aktivite yapıyoruz. 15 Temmuz şehitler Köprüsü’nün orada bir müze var ve onu da ziyaret edeceğiz. İstanbul güzel bir şehir, bisiklet binmek için güzel bir pazar günü. Bütün vatandaşlarımızı şehitlerimize anmaya yarın bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “15 Temmuz FETÖ’cü hain darbecilerin Türk milletinin yumrukları altında meydanlarda ezildiği, yok edildiği destansı bir mücadele. 256 şehidimizi rahmetle anıyoruz, gazilerimize uzun ömürler diliyoruz. Türk milleti tüm dünyaya şunu göstermiştir; ‘Ben geleceğimle ilgili kararı sadece ve sadece ben veririm, demokrasinin kararını ben veririm, sandıkta karar veririm, darbe gibi bu tip oyunlara asla prim verme.’ O yüzden yüce milletimizi, aziz milletimizi ve tüm kahramanlarımızı saygıyla yad ediyoruz. O destansı direnişi unutmayacağız, askerimizin, milletimizin ne kadar birbirini tamamladığını görüyoruz. Bu coğrafya zor bir coğrafya, bu coğrafyada güçlü olmak için böylesine güçlü tanka atan, uçağa levye sallayan ve yüreğiyle vatanını savunan, vatan millet aşkına mücadele eden bir millet olmak gerekiyor. Türk milleti de böyle bir millet, aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/15-temmuz-dernegi-15-temmuzdan-gazzeye-ozgurluk-icin-pedal-ceviriyoruz-etkinligi-duzenledi/feed/ 0
İYİ Parti: Sığınmacıların geri dönüşü için Suriye hükümetiyle müzakere ve işbirliği gerekiyor https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-siginmacilarin-geri-donusu-icin-suriye-hukumetiyle-muzakere-ve-isbirligi-gerekiyor/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-siginmacilarin-geri-donusu-icin-suriye-hukumetiyle-muzakere-ve-isbirligi-gerekiyor/#respond Sun, 14 Jul 2024 08:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39331 HABER: EREN CESUR – KAMERA: BERKİN GÜLSOY

(AFYONKARAHİSAR) – İYİ Parti Milli Güvenlik ve Göç Politikaları Başkanı Cenk Özatıcı, sığınmacıların vatanlarına geri gönderilmesine ve Suriye hükümetiyle yapılacak olası müzakerelere ilişkin; “Bu süreç doğru ama çok geç kalınmış, Türkiye’ye çok büyük bedellerin ödetildiği bir süreç ve bunun bazı riskleri de var. Dün Tel-Abyad’da, Afrin’de olan saldırılar, görüşmeler başladığı zaman Türkiye’nin farklı noktalarında olabilir. Bu işin çözümü Suriye hükümetiyle görüşmektir. Bizim de görüşümüz, Suriye ile müzakere ve işbirliği ile sığınmacıların kesin geri dönüşü” diye konuştu.

İYİ Parti Milli Güvenlik ve Göç Politikaları Başkanı Cenk Özatıcı, İYİ Parti’nin Afyonkarahisar’daki Değerlendirme Kampı’nda Suriyeli ve diğer sığınmacı ve kaçak göçmenlerin vatanlarına gönderilmesine ilişkin hazırlanan Strateji Belgesi ve Eylem Planı Milli Göç Doktrini’ne ilişkin konuştu. Özatıcı, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada sığınmacıların güvenli ve hızlı geri dönüşü, geri dönüş sırasında yaşanabilecek olası sorunların çözümleri ve Suriye hükümeti ile yapılacak olası müzakere ve işbirliklerine ilişkin hazırlanmış planlara değindi.

Sığınmacıların geri gönderilmesi için üç aşamalı bir plan hazırladıklarını belirten Özatıcı, sığınmacıların çalıştığı iş kollarında yaşanabilecek olası boşlukları dikkate alacaklarını söyledi. Özatıcı’nın konuya ilişkin yaptığı açıklama şöyle:

“Bir plan çerçevesinde sığınmacılra geri gönderirken aşamalandırma yapacağız”

“Bazı sektörlerde sığınmacılar sektörü ciddi anlamda domine ediyorlar ve siz sığınmacıları geri gönderirseniz bu sektörlerde bir boşluk olacağı söyleniyor. Bizim buradaki planımız şu: Bütün sığınmacıların 3 yıl içerisinde vatanlarına geri dönecekleri çok ayrıntılı bir plan hazırladık ve bu plan içerisinde bir aşamalandırma yaptık. Birinci aşamada işssiz olanlar, çalışmayanlar, çocuğu okula gitmeyenler; İkinci aşamada daha az stratejik alanlarda çalışanlar; üçüncü aşamada daha dezavantajlı gruplar olmak üzere aşamalandırma yaparak Suriyeli sığınmacıların geri dönüşünü sağlayacağız. Böylece halkımızın da merak ettiği bazı sektörlerde boşluk oluşmayacak. Onları tespit edeceğiz, bir plan çerçevesinde sığınmacılara geri gönderirken aşamalandırma yapacağız ve o aşamalarda Suriyeli sığınmacıların Türkiye’de çalıştığı sahaların fonksiyonu dikkate alınacak. Ona göre geri gönderme planı uygulanacak.”

Türkiye’de resmi olmayan rakamlara göre 5 milyon sığınmacı olduğuna dikkat çeken Özatıcı, bu sayıdaki bir kitlenin entegre edilemeyeceğini belirtti. Doğum oranlarına bakıldığında sığınmacı sayısının 10-15 yıllık süre içerisinde 20 milyonu aşacağını söyleyen Özatıcı, şöyle konuştu:

“İYİ Parti’nin göç politikasında entegrasyon yok”

“İYİ Parti’nin entegrasyon diye bir politikası yok. Suriye iç savaşı başladıktan sonra 2015 yılında dünyada en fazla sığınmacı ve kaçak barındıran ülke konumuna geldik. Şu anda Göç İdaresi’nin verilerinin doğru olduğu kanaatinde değilim, 3.1 milyon diyorlar. Sadece son 10 yılda Türkiye’de doğan Suriyeli bebek sayısı 1 milyonun üzerinde zaten. Bu sayının azalması mümkün değil. Dolayısıyla bizim tahminimiz Türkiye’de 5 mliyonun üzerinde Suriyeli sığınmacı var. Hacettepe Üniversitesi’nin verilerine göre Suriyeli sığınmacıların doğum oranı 5,3. Türk vatandaşlarının yalnızca 1,4. geleceğe bir projeksiyon yaptığımız zaman önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde Suriyeli sığınmacı sayısı 20 milyonu aşacak. Böyle bir kitleyi entegre etmeniz mümkün değil. Onun için Suriyeli sığınmacıların vatanlarına geri dönüşünü sağlayacak bir politikayı savunuyoruz. İYİ Parti’nin göç politikasında entegrasyon yok çünkü mümkün değil. Belki 50 bin kişiyi entegre edersiniz ama 5 milyon kişiyi entegre edemezsiniz. Herhangi bir ayrım yapmadan tüm sığınmacıların vatanlarına güvenli geri dönüşünü savunuyoruz.”

“AKP hükümetinin çok defalar kanuna aykırı olarak kitleler halinde vatandaşlık dağıttığını biliyoruz”

Özatıcı, 2006 yılında AKP hükümeti tarafından kaldırılan yerleşim birimlerindeki yüzde 10 yabancı kotası ve sığınmacıların vatandaşlık almasına ilişkin de şu ifadeleri kullandı:

“1934 yılında Atatürk döneminde çıkan bir İskan Kanunu var. Bu kanunda, ‘Bir belde, bölge, ilçe, mahalleda yüzde 10’u geçemez yabancı varlığı’ diyor. AKP bunu 2006 yılında kaldırdı. Eğer AKP bunu kaldırmamış olsaydı bugün İstanbul, Kilis, Hatay, Şanlıurfa, Gaziantep, Adana bu durumda olmayacaktı. Bu yüzde 10 kotasının yine gelmesi gerekiyor. Bir memlekette sığınmacı nüfusu hiçbir şartta yüzde 10’u geçmemeli. Sayı o kadar artıyor ki bunu sağlamak da mümkün değil. En azından büyük şehirlerde geri dönüş ikmal edilinceye kadar yüzde 10 kotasını uygulama konusunda kararlıyız.

2013 yılında bir kanun çıkarıldı, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ve onun bir ek yönetmeliği var ve bu kanun ile yönetmelik diyor ki, ‘Suriyeli sığınmacılar, geçici koruma statüsündeler kaç yıl kalırlarsa kalsınlar vatandaşlık alamazlar.’ Eğer hükümet, kanunun hilafına bu vatandaşlıkları vermiş ise bunlar iptal edilecek çünkü kanuna aykırı olarak verilmiş. Ama kanunlara uygun olarak istisnai yollarla vatandaşlık verildiyse bunları iptal etmek hukuki olmaz. Ama biz, AKP hükümetinin çok defalar kanuna aykırı olarak kitleler halinde vatandaşlık dağıttığını biliyoruz. Bu vatandaşlıklar iptal edilecek. Geri dönüşün zemini oluşturulduktan sonra geçici koruma statüsü iptal edilecek ve tüm sığınmacı ve kaçaklar vatanların geri dönecekler.”

“Bu işin çözümü çok geç kalınmış da olsa Suriye hükümetiyle görüşmektir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’a yaptığı çağrının Suriye’nin kuzeyini ve sonrasında Türkiye’yi karıştırabileceğine dikkati çeken Özatıcı, Suriye devletiyle olabilecek müzakare ve işbirliklerine ilişkin şöyle konuştu:

“Sayın Erdoğan’ın ‘Kardeşim Esad’dan ‘Katil Esed’e, ‘Katil Esed’den ‘Sayın Esed’e dönmesi arasında Türkiye ve Türk milleti çok büyük bedeller ödedi. Dünyada en fazla sığınmacı barındıran bir ülke konumuna geldik, Türk milli kimliği varoluşsal bir tehditle karşı karşıya, sığınmacılara ve kaçaklara 100 milyar dolardan fazla para harcadık, güney hattında Rusya ve Amerika’yla komşu haline geldik. Çok büyük bedeller ödedik fakat buradaki doğru çözüm, Türkiye ile Suriye arasında bir müzakere ve işbirliği sağlanmasından geçer. Bu sürecin 3 ana başlığı olmalı; Suriye’nin toprak bütünlüğü, Suriye’de siyasi istikrar ve bununla beraber sığınmacıların geri dönüşü. Dolayısıyla bu süreç doğru ama çok geç kalınmış, Türkiye’ye çok büyük bedellerin ödetildiği bir süreç ve bunun bazı riskleri de var. Bazıları dediler ki, ‘Pazar günü Kayseri’de elim bir hadise oldu. Sonra Pazartesi günü Suriye’de ortalık karıştı.’ Halbuki hiç alakası yok. Suriye’nin kuzeyinde bizim bayraklarımıza ve askerimize gösterilen mukavemetin ve saldırının asıl sebebi Sayın Erdoğan’ın açıklamasıydı. ‘Ben görüşebilirim’ dediği anda Suriye’nin kuzeyi karıştı çünkü siz yıllarca Suriye’nin kuzeyinde Özgür Suriye Ordusu’nu beslediniz. Şimdi, ‘Ben Esad’la görüşeceğim’ demek onlar için bir ölüm fermanıdır. Dolayısıyla çok dikkatli olmamız lazım. Dün Tel-Abyad’da, Afrin’de olan saldırılar, görüşmeler başladığı zaman Türkiye’nin içerisinde farklı noktalarda olabilir. Uyanık olması lazım hükümetin ama bu işin çözümü çok geç kalınmış da olsa Suriye hükümetiyle görüşmektir. Bizim de buradaki görüşümüz, Suriye ile müzakere ve işbirliği ve sığınmacıların kesin geri dönüşü.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-siginmacilarin-geri-donusu-icin-suriye-hukumetiyle-muzakere-ve-isbirligi-gerekiyor/feed/ 0
AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı Hacılar’da Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/ak-parti-il-danisma-meclisi-toplantisi-hacilarda-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-il-danisma-meclisi-toplantisi-hacilarda-gerceklestirildi/#respond Sat, 13 Jul 2024 23:48:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39271 AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş’ın da yer aldığı Hacılar ilçesinde gerçekleştirilen AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı yapıldı. İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuşan Elitaş; “Kooperatif mağduru arkadaşlarımızla görüşeceğiz, yeniden bakacağız” ifadelerini kullandı.

Hacılar ilçesinde gerçekleştirilen AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı’na Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç’ın yanı sıra AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı İsmail Tamer, AK Parti İl Başkanı Fatih Üzüm, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Şaban Çopuroğlu, Murat Cahid Cıngı, Sayın Bayar Özsoy, AK Parti Kayseri İl Kadın Kolları Başkanı Meral Koşar, AK Parti Kayseri İl Gençlik Kolları Başkanı Hayri Danacı, eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ilçe belediye başkanları ve partililer katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan İl Danışma Meclisi Toplantısı, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, eski Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki ve diğer partililerin de tebrik mesajının okunması ile devam etti. Meclisin açılışında konuşan AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm yapılacak kongreler ile ilgili bilgiler vererek; “Birlikte Türkiyeyiz’ diyerek yaklaşık 23 yılı geçirdik. 2 gün sonra 8. yıldönümü olacak olan 15 Temmuz hain darbe girişimini hepimiz hafızalarımızda yaşıyoruz. Maalesef 248 canımız o gün şehit oldu, Allah inşallah o günleri bir daha yaşatmasın. Türk Milleti; o gece kendi özgür iradesiyle cumhurbaşkanımıza ve onun yol arkadaşlarına sahip çıkmış ve iradelerine göz diken elleri kıracağını açıkça ortaya koymuş ve hain kalkışma girişimini engellemiştir. Göreve kim gelirse gelsin cumhurbaşkanımıza sadakatten, bu davaya itaatten ve bu davaya omuz vermekten hiçbir şekilde geri kalmayacaktır. Hiç kimse bizim vefa duygumuzu, davaya olan sadakatimizi ve birbirimize olan bağlılığımızı tartamaz, teraziye koyamaz” dedi. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç; “Belediyeler olarak israfa fırsat vermeden yatırımdan yatırıma, hizmetten hizmete koştuklarını dile getiren Büyükkılıç, “Belediyeler olarak bizler, hiçbir mazerete sığınmadan sizlerin bizlere olan güvenine layık olma anlayışı içerisinde gerek merkezimizde gerekse taşramızda çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruz. Vatandaşlarımızın beklentilerine cevap veriyoruz. İhtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz, daha önce vatandaşlarımızla paylaşmış olduğumuz projeleri de elbette ki hayata geçiriyoruz. Bizler işimize bakıyor, önümüze bakıyor, israfa fırsat vermeden yatırımdan yatırıma, hizmetten hizmete koşuyoruz. Cenab-ı Allah’a şükürler olsun. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde kıymetli bakanlarımızla el birliği ve dayanışma içerisinde, teşkilatlarımızla yine el birliği ve dayanışma içerisinde sizlere layık olmaya çalışıyoruz” dedi. AK Parti Kayseri Milletvekili Sayın Bayar Özsoy ise yeni Türkiye yüzyılında Büyük Türkiye için çalıştıklarını ve çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı da muhteşem bir danışma meclisinde olmaktan gurur duyduğunu dile getirerek, yüzlerce badire atlatmış ve bunca yıldır iktidarda olan bir parti olan AK Parti’nin, Kayseri’yi de Türkiye’yi de daha iyi noktalara getireceğini ifade etti. AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu ise; “Bizim gücümüz gençliğimiz, kadın kollarımız, belediye başkanlarımız, teşkilatlarımız” diyerek özveri gösteren partililere teşekkürlerini iletti. Bugüne kadar 27 çalışmaya imza attıklarını bunların bir kısmının tamamlandığını bir kısmının sürdüğünü bildiren Çopuroğlu, partilileri daha efektif olmaya davet etti. Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da İl Danışma Meclisi’nin hayırlar getirmesini temenni ederek, AK Parti ile Türkiye’nin dünyadaki yaşanan zor süreçleri yönetmek noktasında büyük bir görev üstlendiğini ve süreci başarı ile yönettiğini dile getirdi.

“Kooperatif mağdurlarıyla yeniden görüşeceğiz”

AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş; AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da yer aldığı Türkiye’deki demokrasi serüveni ve mücadele dolu yılları konu ettiği konuşmasında, sözü 15 Temmuz darbe girişimine getirdi. AK Parti ve millet iradesi ile o hain girişimi önledikleri belirten Elitaş, Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde AK Parti’nin güçlü bir irade ortaya koyduğunu paylaştı. Elitaş, 50 yılda yapılmayan işleri 20 yılda, 80 yılda yapılamayacak işleri 15 yılda gerçekleştirdiklerini belirtti. Kooperatif mağdurlarının sorunları ile ilgili görüşme yapacaklarını kaydeden Elitaş; “Kooperatif mağduru arkadaşlarımız var. Onlarla 2022 tarihinde görüştük. Bakanımız Mehmet Özhaseki ile beraber oturduk, bu meseleyi nasıl çözebileceğimizle ilgili bir formül bulduk. Bu formülü yaparken değişik bakanlıklar itiraz etmeye başladı. Dediler ki; ‘Kooperatif Kanunu’nda eğer böyle bir şey yaparsanız 100 binlerce kooperatif üyesini, 10 binlerce kooperatifi yok edersiniz. Muhalefet partisi ile baş başa verdik, dedik ki ‘bunu çözmemiz lazım’. Çünkü bazı kooperatifler vatandaşlarımıza kazık atmış, onları kandırmış; ‘bu kadar borcunu ödersen hiç borcun yok’ demiş. Yazılı kağıt vermiş. ama Kooperatif Kanunu’ndaki bir eksik maddeden dolayı demişler ki; ‘sizin kooperatif üyeliğiniz bitmedi. Borcunuz devam ediyor, kooperatifin ihtiyaçlarını karşılayacaksınız’ demiş. Bu kanunu çıkarırken Kayseri özelinde kooperatiflerle ilgili ‘borçlarını ödedilerse etkilenmez’ dedik. O kooperatifler gider, mahkemeye itiraz eder. Mahkeme de Anayasa Mahkemesi’ne taşır. Anayasa Mahkemesi de bu kanunun diğer kooperatif ve üyeleri mağdur edebileceğinden dolayı iptal eder. Arkadaşlarımızla görüşeceğiz, yeniden bakacağız” ifadelerini kullandı.

Salon girişinde kooperatif mağduru olduğunu ifade eden bazı vatandaşlar; AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu ile görüşerek sorunlarını dile getirmiş, konu salonda da devam edince AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı İsmail Tamer; “Hiç bir provokasyon bizi durduramaz” sözleriyle tepki gösterdi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-il-danisma-meclisi-toplantisi-hacilarda-gerceklestirildi/feed/ 0
TFF Başkan Adayı Hacıosmanoğlu: Bize kimse Fenerbahçe düşmanı diyemez https://www.haber60.com.tr/tff-baskan-adayi-haciosmanoglu-bize-kimse-fenerbahce-dusmani-diyemez/ https://www.haber60.com.tr/tff-baskan-adayi-haciosmanoglu-bize-kimse-fenerbahce-dusmani-diyemez/#respond Sat, 13 Jul 2024 07:00:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39062 Trabzon spor’un eski başkanı ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkan Adayı İbrahim Hacıosmanoğlu, katıldığı bir programda gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Hacıosmanoğlu’nun konuşmasından satır başları;

Futbolun içinden geliyoruz. Daha önce de talep gelmişti bana. O zamanlar uzak durmak istiyordum ama şu an baktığınızda adil ve adaletli bir yönetime, iradeye ihtiyacı var Türk futbolunun. İrade eksikliği var Türk futbolunda. Baştaki bakanın iradesi çok önemli. Genel kurul üyeleri görevi bize verirse adil ve iradeli bir yönetim ortaya koyarak güzel günlere taşıyacağız Türk futbolunu.

“BİZ HAKEMLERE ÇIKIP MAÇLARINI ADALETLİ BİR ŞEKİLDE YÖNETMELERİNİ SÖYLEYECEĞİZ”

En büyük sorunun hakemler olduğunu söyleyen Hacıosmanoğlu, “Başkanın duruşu, iradesi çok önemli. Ona, buna, Ahmet’e, Mehmet’e, Hüseyin’e yarandığınızda kargaşa çıkıyor. Her hafta birine yaranabilirsiniz çünkü. Halbuki TFF statüsü ne diyor size; kurallar, kaideler belli. Adil ve eşit mesafede durarak herkese kuralları uygulamak. Başkan bu iradeyi ortaya koyarsa aşağıdaki tüm unsurlara bu duruş sirayet eder. Hakemler de bakıyor ki; başkan bir gün ona, bir gün buna yaranmaya çalışıyor. Onlar da ona uyuyor ve bu sorunlar ortaya çıkıyor. Böyle olunca sahada adalet olmuyor, kargaşa çıkıyor. En büyük sorun hakemler. Biz hakemlere çıkıp maçlarını adaletli bir şekilde yönetmelerini söyleyeceğiz. Buna rağmen size tepki gösteren bize gösteriyordur ve onlara da haddini bildirmek bize ait.

“BİZİM İÇİN VAZGEÇİLMEZ OLAN VATANDIR”

Amedspor’un kendisini desteklediğini ifade eden İbrahim Hacıosmanoğlu, “Evet, görüştüm. Biz Türkiye’nin takımıyız diyorlar. Bu vatan bizim, spor kardeşliktir diyorlar. Bizimle bu diyaloga girdiğiniz için çok mutluyuz ve bunu da ancak sizinle yaparız diyorlar. Bizim için vazgeçilmez olan vatandır. Vatanını seven, sporda kardeşliği isteyene neden ön yargılı olalım ki? Allah nasip eder de federasyon başkanı seçilirsem ilk maçımı da Diyarbakır’da izleyeceğim.

“BİZE KİMSE FENERBAHÇE DÜŞMANI DİYEMEZ”

Tüm kulüplere aynı gözle baktığını söyleyen Türkiye Futbol Federasyonu Başkan Adayı İbrahim Hacıosmanoğlu, “Bize kimse Fenerbahçe düşmanı diyemez. Ben hep söyledim; Fenerbahçe taraftarı bu ülkenin en muhteşem, takımına en çok sahip çıkan, gelir sağlayan taraftarı. Daha önce de söyledim bunu. Fenerbahçe’nin ileri gelenleri benim dostum, arkadaşım. Ama yönetici bazında biz bir kurumu temsil ederken o kurumu temsil edenlerin de sözlerine dikkat etmesi gerekiyor. Saha içinde başarıyı isteyen, arzulayan herkes bizim adil ve adaletli tarzımızdan faydalanacak. Tüm kulüplere aynı gözle bakıyoruz” açıklamasında bulundu.

“BİZE SÜREKLİ TEHDİTLER GELİYORDU AMA DİKKATE ALMADIK”

Başkan seçilirse hakemlerin hakkının verileceğini, herkesin istediği ortamın sağlanacağını ifade eden İbrahim Hacıosmanoğlu, “Hakem kapaması olarak düşünmeyelim onu. FETÖ’nün kumpası vardı o dönem. Bize de sürekli tehditler geliyordu ama çok dikkate almadık. İyi transferler yapmıştık, iyi gidiyorduk. Bir Galatasaray maçında Denayer voleybolcu gibi blok yaptı, Cüneyt Çakır penaltımızı vermedi. Sonra Konya maçı, Antep maçı… Özellikle de Trabzon’da yapıyorlar, kaos çıksın diye. Hollanda’dan dava açıyorlar, Türkiye’den de değil. O konuyla ilgili. FETÖ’nün operasyonu. Bizim dönemimizdeyse hakemlerin hakkı verilecek, herkes bu hakemler şimdiye kadar neredeydi diyecek. O dönemlerden bu dönemlere geldik” diye konuştu.

“HERKESLE DOST OLACAĞIZ, HER MAÇA GİDECEĞİZ”

Türk futbolunun birliğe ihtiyacı olduğunu dile getiren Hacıosmanoğlu, “Şike gündemdeydi, konuşuluyordu. Bir genel kurulda ben bir konuşma yaptım. Trabzonspor’un Sivasspor’a şike ettiği konuşuluyordu. Ben de o zaman, Trabzonspor’un Sivasspor’a şike teklif etmesi Fenerbahçe’nin gelip Ofspor’a şike teklif etmesi gibi dedim ama sonra üzüldüm bunu dediğim için. Dostluğumuz var, Türk futbolunun birliğe ihtiyacı var. Daha dikkatli konuşacağım, orada ufak bir eksikliğim vardı benim. Önce gel bir kucaklaşalım dedim, sonra herkesi kucaklayacağız. Ben başkan, Mecnun Bey başkanvekili. Biz herkesle dost olacağız, her yerde maça gideceğiz.”

“BU İNSANLARI TERK EDİP GİTME DURUMUMUZ OLMAZ”

100’ün üzerinde kulübün kendisine imza verdiğini söyleyen İbrahim Hacıosmanoğlu, “Bizim doğuştan geri vites dişlilerimiz kırılmış. 100’ün üzerinde kulüp imza verdi bize. Devletin içinde, sivilde dostlarımız var önayak olan. Bu insanları terk edip gitme durumumuz olmaz. Bana ulaşan bir şey yok, ulaşma imkanı da yok. Bu ülkeyi yöneten sayın cumhurbaşkanımıza benim sonsuz saygım ve sevgim var”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tff-baskan-adayi-haciosmanoglu-bize-kimse-fenerbahce-dusmani-diyemez/feed/ 0
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu: Türkiye çaresiz değildir, umutsuz değildir https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-turkiye-caresiz-degildir-umutsuz-degildir/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-turkiye-caresiz-degildir-umutsuz-degildir/#respond Fri, 12 Jul 2024 23:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39009

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Türkiye çaresiz değildir, umutsuz değildir. Bugün iş başında bulunan iktidara da mecbur ve mahkum değildir. Herkes rahat ve müsterih olsun. Biz varız, iyiler var, iyilerin teşekkür ettirdiği tarihi sorumlulukları yüklenmiş kadrolarımız var. Bu kadrolarla Türkiye’yi bu karanlık günlerden kurtarıp, yarını aydınlık ufuklarıyla buluşturmak üzere mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin il başkanlığı ve yerel seçimlerde kazandıkları 2 ilçe belediyesini ziyaret etmek üzere Isparta’ya geldi. Parti binası önünde İl Başkanı İbrahim Tekeli, yönetim kurulu üyeleri ve partililer tarafından karşılanan Dervişoğlu’na, Kadın Politikaları Başkanı Duygu İşler tarafından çiçek takdim edildi. Parti binasına çıkan ve il başkanlığı makamında basın açıklaması yapan Müsavat Dervişoğlu, Isparta’nın siyasi anlamda önemli bir yer tuttuğundan söz etti. Genel Başkan Dervişoğlu, “Babanın memleketindeyiz, burası bizim için çok önemli, Süleyman Demirel’in doğduğu, büyüdüğü, serpildiği ve Türk milletinin hizmetine koşulduğu bir yer. Kendisinin demokrasi tarihimizde de önemli izleri var. 6 kere gitmeyi halkın iradesi ve tercihi sayan, 7 defa gelmeyi de demokrasinin erdemi olarak zihinlerimize işleyen, kalkınmış Türkiye’nin, büyük Türkiye’nin, demokrat, hür, müreffeh Türkiye’nin mimarlarından biridir. Onun mirasının takipçisi olmak bizim açımızdan da bir görev ve sorumluluktur” dedi.

‘UMUTSUZ BİR TÜRKİYE TABLOSU İLE KARŞI KARŞIYAYIZ’

Ülkenin ekonomik durumuna da değinen Dervişoğlu, “Ülkenin çok önemli problemleri var. Bu problemlerin müsebbiplerini vatandaşa şikayet etmek için Anadolu’yu karış karış dolaşacağız. Türkiye’de olup bitenler herkesin malumu. Çiftçi toprağa düşürdüklerinin karşılığını alamıyor. Gençlerimiz vize kuyruklarında kendilerine gelecek arıyor. Emeklilerimiz tencerelerini kaynatamıyor. Umutsuz bir Türkiye tablosuyla karşı karşıyayız. Ben bugün Isparta’ya yeni bir umudun yeşertileceğinin sözünü vermeye geldim. Türkiye çaresiz değildir, umutsuz değildir. Bugün iş başında bulunan iktidara da mecbur ve mahkum değildir. Herkes rahat ve müsterih olsun. Biz varız, iyiler var, iyilerin teşekkür ettirdiği tarihi sorumlulukları yüklenmiş kadrolarımız var. Bu kadrolarla Türkiye’yi bu karanlık günlerden kurtarıp, yarını aydınlık ufuklarıyla buluşturmak üzere mücadelemizi sürdüreceğiz. Türk milletine buradan sesleniyorum; umutsuz olmasınlar, müsterih olsunlar. Türkiye’nin sorunlarını çözme iradesi sergileyen yetişmiş kadrolarımızla, milletimizin hizmetine talibiz” diye konuştu.

‘İSTİFALAR TEK TARAFLIDIR’

Genel başkan değişiminden sonra İYİ Parti’de istifalarla gelen kopmalar olduğu yönünde kendisine yöneltilen soruya cevap veren Müsavat Dervişoğlu, şunları söyledi:

“Biz bir siyasi yolculuğa çıktık, ayrıca anketler öyle söylediğiniz gibi kabus haberler vermiyor. Yerel seçimlerden sonra belki uyguladığımız yanlış stratejiler ve aldığımız yanlış kararlar nedeniyle ki bundan hepimiz sorumlusuyuz. Yani bu geçmiş dönemle falan ilgili bir şey değil, parti kurumsal bir kimliği de aynı zamanda temsil eder. Bugün ciddiye alınan kamuoyu araştırmalarında İYİ Parti’nin oyları bizim görevi teslim aldığımız güne bakarsanız 3 misli artmış durumda. Yani burada İYİ Parti içinde birtakım istifalar var doğru, bu istifalar keşke olmasaydı diyorum ama istifa biliyorsunuz tek taraflı bir karardır. Partimiz yükselmeye devam ediyorsa günün şartları içerisinde demek ki bu istifalardan olumsuz etkilenmediğimiz sonucu çıkıyor.”

‘TASARRUF ETMESİ GEREKEN CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMIDIR’

Tasarruf tedbirleriyle ilgili yöneltilen soruyu da yanıtlayan Genel Başkan Dervişoğlu, “Hükümet aslında beklentilere karşılık vermeyeceği alanda tasarruf tedbirleri uygulamaya çalışıyor. Bize göre Türkiye’de tasarruf etmesi icap eden tek makam var o da Cumhurbaşkanlığı makamıdır. Tek şahıs var o da Recep Tayyip Erdoğan’dır. Türkiye nasıl tasarruf edecek? Amerika Birleşik Devletleri’ndeki toplantıya 5 ayrı uçakla giden bir Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, vatandaşından hangi fedakarlığı isteyebilir? Ayrıca Tasarruf Tedbirleri Paketi’nin tebessüm edilecek tarafları da var. Yani servislerin kaldırılması tasarruf sayılıyor. Bütün paketin tamamında 100 milyar liralık tasarruf bekleniyor ama kur korumalı mevduattan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası 818 milyar lira zarar ediyor. Öyleyse bu tedbirler paketi diye kamuoyunun önüne koydukları bu paket nereden bakarsanız bakın bir aldatma ve kandırma paketidir” diye konuştu.

DEMOKRASİ MÜZESİ VE ANIT MEZARI ZİYARET ETTİ

Müsavat Dervişoğlu, parti ziyaretinin ardından cuma namazını kıldı, sonrasında merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in doğup büyüdüğü Atabey ilçesine bağlı İslamköy’e giderek burada Demokrasi Müzesi’ni ve Çalcatepe’de bulunan Demirel’in anıt mezarını ziyaret etti. Demirel’in kabrine karanfil bırakan ve dua eden Dervişoğlu, anı defterine duygularını yazdıktan sonra Gelendost ilçesine hareket etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-turkiye-caresiz-degildir-umutsuz-degildir/feed/ 0
Davutoğlu: 13 yıllık Suriye krizinin 8 yılında ben yokum https://www.haber60.com.tr/davutoglu-13-yillik-suriye-krizinin-8-yilinda-ben-yokum/ https://www.haber60.com.tr/davutoglu-13-yillik-suriye-krizinin-8-yilinda-ben-yokum/#respond Fri, 12 Jul 2024 23:36:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39006 (ANKARA) – Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu parti merkezinde ziyaret etti. Görüşme sonrası yapılan açıklamada Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı döneminde ortaya koyduğu Suriye politikasına ilişkin, “13 yıllık Suriye krizinin 8 yılında ben yokum. Yönetimde olmadığım gibi, dışlanmışım. Siyasetçi insandır, hata yapabilir” dedi. Davutoğlu, “8 yıldır görevde olmayan birine saldırmak kolay. Hesap sormak kolay. Peki 13 yıldır bu ülkeye yöneten insanlara, niye bu sorulmuyor?” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu parti genel merkezinde ziyaret etti. Gelecek Partisi Genel Merkezi’ne ilk kez gelen Özdağ’ı kapıda Ahmet Davutoğlu karşıladı. Saat 14.00’de başlayan görüşme 2 saat sürdü. İki liderin görüşmesinde Türkiye’nin göç ve mülteci politikasının yanı sıra gündeme ilişkin gelişmeler değerlendirildi.

Özdağ ve Davutoğlu görüşme sonrası kameraların karşısına geçerek açıklama yaptı. Davutoğlu, “Ortak sorun alanlarını açık yüreklilikle konuştuk, tartıştık. Karşılıklı olarak güzel değerlendirmeler yaptık” dedi.

“Dosyalarımızı sunduk”

Özdağ ise görüşmeye ilişkin “Burada olma amacımız çok teknik bir konuda görüşmek. Mesele sınırda Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının, silah kullanma yetkisinin hukuken yeniden belirlenmesiyle ilgili bir düzenleme yapılması ve yine sınırda Ottawa Anlaşması’ndan çekilerek mayın döşenmesi hususuydu. Bu iki konuyu görüşürken, Orta Doğu’nun genel jeopolitik durumu ve jeopolitiğin nasıl geliştiği konularını da sayın genel başkan bizzat yaşadığı deneyimlerle izah etti. Bizim sunduğumuz dosyayı değerlendirecekler. Teknik görüşmeler olacak. Daha sonra bu konuların Meclis gündemine gelip gelmeyeceği de bu görüşmelerden sonra netleşecek” diye konuştu.

“Hukukçularımız dosyaya bakacak”

Özdağ sonrası konuşan Davutoğlu ise görüşmenin içeriğine dair “Sınırda bir müdahale dolayısıyla hukuki bir yargılama sürecine tabi olan bir askerimizle ilgili bir dosya, hukukçularımız dosyaya bakacaklar. Türkiye’de sınır güvenliği konusunda Silahlı kuvvetlerimize ve emniyet yetkililerimize verilen yetkiler açıktır. Terörle mücadele esnasında birlikte görev yaptığımız Şanlıurfa Valimiz İzzet Küçük de yanımızdaydı onun da tecrübelerini dinledik” ifadelerini kullandı.

“13 yıllık Suriye krizinin 8 yılında ben yokum”

“Türkiye’de büyük bir göç ve sığınmacı sorunu var. Bunu görmemiz ve tedbir almamız lazım. Halkımızda karşıtlı açıklamalarla ortaya çıkmış biriken bir öfke ve tedirginlik var. Bu gerçeği görüp, buna göre tedbir almak lazım. Ancak tedbirlerin hepsi, Türkiye’nin hukuk kurallarına uygun olmalı” diyen Davutoğlu’nun açıklamasından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

“Hukuk devletinin temel ölçüsü, kamu düzenidir. Kamu düzenini kim tehdit ederse etsin, ister Türk ister yabancı kamu düzeninin korunması konusunda gerekli tedbirleri almak devletin görevidir. Göç dünyada küresel bir sorun. Açık ifade edeyim. Birçok çevreler haksız ithamlarla üzerime gelirler. 13 yıllık Suriye krizinin 8 yılında ben yokum. Yönetimde olmadığım gibi, dışlanmışım. Türkiye’de büyük bir göç idaresi sorunu var ve bunun sorumlusu iktidardır. Türkiye devletinin paşası, insan kaçakçılığından tutuklanmışsa tuz kokmuş demektir. Paşa, insan kaçakçılığı yapmaz. Mayın olması bu durumu değiştirmez. Araya ne koyarsanız koyun bu sorunun gerçek müsebbibi Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumlarındaki çürümeye sebep olanlardır.

” Kayseri’de yaşananlar göç sorunu olduğunu ortaya çıkardı”

Mülteci sorununu çözerken Göç İdaresi yeniden yapılandırılmalı. Göç Bakanlığı kurulmalı. Net kurallar ortaya koyulmalı. 250 bin dolarlık vatandaşlık verme işlemi derhal durdurulmalı. Sınır boyunda Ocak 2016’dan beri başlatılan modül duvar uygulaması etkin biçimde hayata geçirilmeli. İran – Türkiye sınırından gelen Afganlar için İran ile görüşülmeli. Her türlü tedbir alınmalı. Bu konuda çok ciddi bir zaaf görüyorum. Ama bu zaafın bedeli Türkiye’nin kamu düzenini bozmak olmamalı. Kayseri’de yaşanan olaylar Türkiye’de kamu düzeni sorununa dönüşebilecek bir göç sorunu olduğunu ortaya çıkardı.

“Örgütlü yapı, Türkiye’de kaos çıkarmak istiyor”

Kayseri olaylarında çarpıcı bir istatistik beni çok ciddi bir şekilde kaygılandırdı. 855 kişi gözaltına alındı. Bunun 468 kişisi, içinde cinsel taciz de dahil olmak üzere uyuşturucu kaçakçılığı da dahil olmak üzere sabıkalılar. Bu işlemleri yapanların yarısından çoğu sabıkalıysa ben çok ciddi kaygılanırım. Bu demektir ki örgütlü bir yapı Türkiye’de kaos çıkarmak istiyor. Suriye’deki Şebbiha’lara benzer şekilde Türkiye’de birileri kendi hukukunu uygulamaya kalkarsa o zaman düşünmeye başlamamız lazım. Kayseri olayları için de ayrıca bir Meclis araştırma kurulu kurulusun.

“Geri Kabul Anlaşması bahane edilerek herhangi bir mülteci Türkiye’ye girmişse girenler suç işlemiştir”

Geri Kabul Anlaşması’nın mülteci sorunuyla hiçbir alakası yoktur. Geri Kabul Anlaşması 2009 yılında serbest vize uygulaması için başlayan bir süreçle imzalanan bir anlaşmadır. Suriye krizi yokken. Serbest vize uygulaması başlamadıkça da devreye girmemiştir. Geri Kabul Anlaşması bahane edilerek herhangi bir mülteci Türkiye’ye girmişse girenler suç işlemiştir. Buna izin verenler suç işlemiştir.

“Göç yönetimini düzene koyacağız”

Geri Kabul Anlaşması feshedilse bile sadece Türkiye’nin Avrupa’ya serbest vize uygulamasında geri gidilmiş olur, mülteci sorunu çözülmez. Yapmamız gereken, içerde düzeni sağlayacağız, göç yönetimini düzene koyacağız. Sınırları kontrol edeceğiz. Bütün ülkelere gerekli uyarılarda bulunup, sınırlarımızdan geçişi engelleyeceğiz. Ama her zaman hukukla kamu düzenini sağlayacağız.”

Davutoğlu, kendisine yöneltilen ve Dışişleri Bakanı olduğu dönemde uygulanan Suriye politikasına ilişkin özeleştirisinin ne olduğu sorusuna şu yanıtı verdi:

“Siyasetçi insandır, hata yapabilir. Bir devlet adamı, hata varsa gözden geçirir. Şunu ifade edeyim, 8 yıldır görevde değildim derken şunu kast ediyordum. 8 yıldır görevde olmayan birine saldırmak kolay. Algı operasyonu yapmak kolay. Hesap sormak kolay. Çünkü bedeli yok. Peki niye 13 yıldır bu ülkeye yöneten insanlara, 8 yıldır da bensiz yönetenlere bu soru sorulmuyor? Bahsettiğiniz dönemde Dışişleri Bakanı olarak benim görevim, Türkiye’nin diplomatik ilişkilerini yönetmek, uluslararası sorunlara çözüm bulmak ve Türkiye’yi temsil etmek. Yani sınırları korumak benim görevim değil. Türkiye içindeki göçmenlerin, kamptaki düzeni benim alanıma girmez. Şehirlerdeki demografik değişim benim görev alanıma girmez. O dönemde Milli Güvenlik Kurulu toplantıları yapıldı, kararlar oradan geçti. O toplantılar açıklansa, görülür ki her aşamasında Dışişleri Bakanı olarak gerekli uyarıları yapmışımdır. Tampon bölge kurulsun dedim. Ben mi kuracağım tampon bölgeyi Dışişleri Bakanı olarak? Kravatlı diplomatları mı göndereceğim tampon bölgeye. Kimseyi suçlamıyorum ama eğer bu ülkeye hizmetten başka hayatında hiçbir rant elde etmemiş bir devlet adamına yıllardır alçakça medya algı operasyonları yapılıyor da onun arkadaşları susuyorsa konuşmak zorundadır.”

“Temurci’nin AK Parti’ye geçme iddiası üretilen bir senaryo”

Davutoğlu, Gelecek Partisi İstabul Mileltvekili Selim Temurci’nin partiden istifa edip, AK Parti’ye katılacağı iddialarına ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeye ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Bu haberle Gelecek Partisi’ne algı operasyonu yapıyorlar. Temurci bizim kurucumuz. Birileri Gelecek Partisi mevcudiyetinden rahatsız. Birileri Gelecek- Saadet Grubu’ndan rahatsız. Bizim muhalefetimiz, CHP muhalefeti gibi olmuyor. İçeriden ve doğrudan hitap eden bir muhalefet oluyor. Selim Temurci, Cumhurbaşkanımızla görüştü. Bunda hiçbir yanlış görmüyorum. Benim arkadaşlarıma güvenim tam. Herkes, herkesle görüşür. Bizi bilgilendirmek kaydıyla… AK Parti’ye geçme üretilen bir senaryo.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/davutoglu-13-yillik-suriye-krizinin-8-yilinda-ben-yokum/feed/ 0
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu: Bize insanların çantaları değil gönülleri lazım https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-bize-insanlarin-cantalari-degil-gonulleri-lazim/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-bize-insanlarin-cantalari-degil-gonulleri-lazim/#respond Fri, 12 Jul 2024 22:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38955 İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti’de yaşanan istifalara ilişkin, “Bugünün şartları içerisinde partiniz eğer yükselmeye devam ediyorsa demek ki bu istifalardan olumsuz bir şekilde etkilenmediği sonucu çıkıyor. Bir kısım insan çantalarını alıp gidebilir. Bize insanların çantaları değil gönülleri lazım” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu bir dizi ziyaret çerçevesinde Isparta’ya geldi. Dervişoğlu ve beraberindeki heyet ilk olarak İYİ Parti Isparta İl Başkanı İbrahim Tekeli ve partililerle parti binasında bir araya geldi. İYİ Parti Isparta İl binasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Isparta’da olmaktan yaşadığı memnuniyeti dile getiren Dervişoğlu, ” Süleyman Demirel’in doğduğu, büyüdüğü, Türk milletinin hizmetine koştuğu bir yer Isparta. Kendisinin demokrasi tarihinde önemli izleri de var. Altı kere gitmeyi halkın iradesi ve tercihi sayan, yedi kere gelmeyi de demokrasinin erdemi olarak sevgimize işleyen, kalkınmış, büyük, demokrat Türkiye’nin mimarlarından biri. Onun mirasının takipçisi olmak, bizim görev ve sorumluluğumuzdur. İYİ Parti olarak bu önemli şahsiyetlerin ayak izlerine basarak bu yolculuğumuzu sürdüreceğiz. Türkiye’nin çok önemli problemleri var. Bizi doğruların dışında konuşurken görmeyeceksiniz. Ben bugün Isparta’ya yeni bir umudun yeşertilebileceğinin sözünü vermeye geldim” dedi.

“Türkiye’de olan yanlışlıklara parti olarak öncülük edeceğiz”

Isparta’da Dereboğazı yolu ve Eğirdir Gölü’nde yaşanan su çekilmesine dikkat çeken Dervişoğlu, “Türkiye’nin her yerinde olan sorunların benzerleri, Isparta’da da yaşanıyor. Çağımızda yaşanmaması icap eden sorunlar, böyle bir dönemde de yoldan kaynaklı, ulaşımdan kaynaklı sorunların olmaması lazım. Ayrıca çevresel duyarlılıkları olmayan bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Derelerimize, göllerimize, ormanlarımıza sahip çıkma noktasında birtakım eksiklikler içerisinde bu hükümet. Bunlara toptancı bir şuur ve tarih anlayışıyla yaklaşıp, sadece sorunları tespit değil, çözüm yolunda da önerilerimizi hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hem de kamuoyu huzurunda sıklıkla açıklıyoruz. Çevresel duyarlılık sahibi olmak kolay bir şey değil, bir kültür gerektiriyor. Zaten buranın yetiştirdiği en önemli evlatlarından biri olan Süleyman Demirel de biliyorsunuz, bozkırın yeşille olan kavgasından bahsediyor. Biz o kavganın takipçisi olacağımızı söylüyoruz. O bahsettiğiniz şeyler, devletin otonom yatırımlarıdır yani yapmak zorunda olduğu yatırımlarıdır. Yıllara şamil bir ihmalden kaynaklıdır bütün bu bahsettikleriniz ama fiziki hatalar da var. Ölümlü kazalara sebep oluyor. Onun dışında Isparta çiftçilikle uğraşan, tarla ve bahçe bitkilerinin yetiştirildiği bir yöredir. Burası göller bölgesi, dolayısıyla ürün çeşitliliği de çok yüksek ama takdir edersiniz ki Türkiye’de bankalar para kazanıyor, üreticiler zarar ediyor. Eğer böyle bir tabloyla karşı karşıyaysanız bir yanlışlık var demektir. O yanlışın müsebbipleri vatandaş tarafından belirlenmesi lazım. Biz de buna parti olarak öncülük edeceğiz” şeklinde konuştu.

“Bir kısım insan çantalarını alıp gidebilir. Bize insanların çantaları değil gönülleri lazım”

Konuşmasının devamında 2024 yerel seçimlerini değerlendiren ve İYİ Parti’de yaşanan istifaları dile getiren Genel Başkan Dervişoğlu, “Uyguladığımız yanlış stratejiler ve aldığımız yanlış kararlar nedeniyle hepimiz sorumlusuyuz. Bu geçmişle alakalı bir durum değil, parti kurumsal bir kimliği de temsil eder. Bugün ciddiye alınan kamuoyu araştırmalarında bizim görevi teslim aldığımız günden bakılırsa üç misli artmış durumda. İYİ Parti içerisinde birtakım istifalar var evet, bu istifalar keşke olmasaydı diyorum ama istifalar biliyorsunuz tek taraflı bir karardır. Bugünün şartları içerisinde partiniz eğer yükselmeye devam ediyorsa demek ki bu istifalardan olumsuz bir şekilde etkilenmediği sonucu çıkıyor. Bir kısım insan çantalarını alıp gidebilir. Bize insanların çantaları değil gönülleri lazım. Gönlümüzde olanlarla yolculuğumuzu sürdürüyoruz” açıklamalarında bulundu.

Buradaki açıklamaların ardından Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu, Süleyman Demirel anıt mezarı ve Gelendost, Yalvaç ilçe belediyelerini ziyaret etti. – ISPARTA

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-bize-insanlarin-cantalari-degil-gonulleri-lazim/feed/ 0
UEFA, TFF başkan adaylığından çekilen Servet Yardımcı’yı Berlin’e çağırdı https://www.haber60.com.tr/uefa-tff-baskan-adayligindan-cekilen-servet-yardimciyi-berline-cagirdi/ https://www.haber60.com.tr/uefa-tff-baskan-adayligindan-cekilen-servet-yardimciyi-berline-cagirdi/#respond Fri, 12 Jul 2024 00:36:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38772 Servet Yardımcı, 18 Temmuz’da yapılacak olan TFF başkan adaylığından çekildiğini duyurdu. UEFA’dan ise Yardımcı’yı Berlin’e çağırdı.

Mehmet Büyükekşi’nin karşısındaki en büyük aday olarak duran Servet Yardımcı, TFF başkan adaylığından çekildiğini duyurdu. Yardımcı, UEFA İcra Kurulu Üyeliği ve UEFA Avrupa Ulusal Federasyonlar Komitesi Başkanlığı görevlerinden de çekildiğini belirtti.

Yağız Sabuncuoğlu’nun haberine göre; UEFA, Servet Yardımcı’yı aradı ve TFF seçimlerinden çekilmesi ile istifa nedenini sordu. Yardımcı, 14 Temmuz’da Almanya’nın başkenti Berlin’e gidecek ve UEFA yetkililerine yaşanan süreci anlatacak.

SERVET YARDIMCI’NIN ADAYLIKTAN ÇEKİLMESİ

Servet Yardımcı, 18 Temmuz’da yapılacak olan TFF başkan adaylığından çekildiğini açıkladı.

Servet Yardımcı’nın açıklaması şu şekilde;

“TFF’nin 18 Temmuz 2024 tarihinde olağanüstü seçim kararı almasının ardından, Türk futbolunda ve UEFA yönetiminde elde ettiğim bilgi ve deneyimleri, futbolumuzda temiz, şeffaf ve kurumsal bir yapı kurulması için seferber etmek amacıyla başkanlığa aday olmaya karar verdim. UEFA’da yedi yılı aşkın zamandır devam eden görevim sırasında; 2019 Süper Kupa finalinin, Cumhuriyetimizin ve TFF’nin 100. yılını taçlandırmak adına 2023 Şampiyonlar Ligi finalinin, 2026 UEFA Avrupa Ligi finalinin, 2027 UEFA Konferans Ligi finalinin ülkemize kazandırılmasında, sayısız toplantı ve etkinliğin Türkiye’de gerçekleştirilmesinde, İtalya ile ortak düzenleyeceğimiz Euro 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın ev sahipliğinin kazanılmasında, kulüplerimiz için Avrupa kupalarına katılma izinlerinin alınmasında, yüzlerce konu ve davada kritik rol oynadım.

En büyük hedefim ve hayalim, Türk futbolunda ve UEFA’da elde ettiğim birikimi ülkemize kazandırmak ve Türk Futbolu’nun hak ettiği marka değerini elde etmesini sağlamak olduğu halde; sahip olduğum karakter ve terbiye ile tamamen ters, yaptıklarımla ve tecrübelerimle asla örtüşmeyecek iftiralarla dolu kirli bir operasyona maruz kaldım. TFF başkanlığına adaylığımı açıklamamın ardından, malum kirli yapı tarafından mevcut sistemin devam edebilmesi adına başlatılan kumpas, Rizeli Yardımcı ailesinin ve benimle birlikte yola çıkan insanların geçmişiyle ve ahlâkıyla asla bağdaşmayacak şekilde, yalanlarla, iftiralarla, kumpaslarla, şahsımı, ailemi, onurumu, haysiyetimi, itibarımı, hedef almaktadır.

Sahip olduğum aile terbiyem, edebim, yetiştirilme şeklim, böyle kirli bir düzenin karşısında durmama, bana inanan, benimle birlikte yola çıkan insanların da kumpaslarla karşı karşıya kalmasına asla izin vermez. Türkiye’nin her kesimi tarafından değişmesi talep edilen bir futbol yapısının devam edebilmesi adına böyle bir operasyonla karşı karşıya kalmak, tüm futbol ailemiz adına büyük bir sorundur.

Halen, seçimi kazanabilmek için yeterli imza sayısı ve destek elimizde olmasına rağmen, TFF başkan adaylığımdan, yedi yıldır devam eden UEFA İcra Kurulu Üyeliği ve UEFA Avrupa Ulusal Federasyonlar Komitesi Başkanlığı görevlerimden çekildiğimi saygılarımla yüce milletimize arz ederim. Bugüne dek bana güvenen, destek olan, yanımda olan herkese teşekkür ediyor, başta kulüp başkanlarımız olmak üzere herkesin haklarını helal etmelerini rica ediyorum.”

TFF’DE SEÇİM NE ZAMAN?

Türkiye Futbol Federasyonu’ndan Nisan ayında yapılan açıklamada 31 Temmuz tarihine kadar yapılması gereken TFF Olağan Genel Kurul toplantısının; Türkiye A Milli Futbol Takımının EURO 2024 Finallerine katılmaya hak kazanması ve turnuvanın başlangıç ve bitiş tarihi de göz önüne alınarak, 18 Temmuz 2024 tarihinde seçimli olarak yapılmasına karar verildiği açıklandı. TFF Başkanlık seçimi 18 Temmuz Perşembe günü gerçekleştirilecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/uefa-tff-baskan-adayligindan-cekilen-servet-yardimciyi-berline-cagirdi/feed/ 0
Bakan Şimşek: Enflasyonda en zoru geride kaldı https://www.haber60.com.tr/bakan-simsek-enflasyonda-en-zoru-geride-kaldi/ https://www.haber60.com.tr/bakan-simsek-enflasyonda-en-zoru-geride-kaldi/#respond Thu, 11 Jul 2024 23:12:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38680

“Şu anda dezenflasyon döneminin başındayız, başaracağız”

“Amaç vergilendirilmemiş bir alan bırakmamak”

“Kamuda bütün harcamaları gözden geçiriyoruz”

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısı yapıldı

Gül KABA DEMİR-Özenç KILINÇ/İSTANBUL, – TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Enflasyonda en zoru geride kaldı. Şu anda dezenflasyon döneminin başındayız. Önümüzdeki ay enflasyon yüzde 60 civarına bir sonraki ay yüzde 50 bir sonraki ay da 50’nın bir tık altına inebilir. Dezenflasyon programı 3 yıllıktır. Program çalışıyor en zoru geride bıraktık ve başaracağız. Kamuda harcama disiplini çok önemsiyoruz. Bütün harcamaları gözden geçiriyoruz. 2025, 2026 ve 2027 orta vadeli mali çerçeveyi bu gözden geçirmeye göre yapacağız. Vergi politikalarında amacımız kayıt dışılıkla mücadelede amasız ve amansız bir döneme girmektir. Yük hiçbir şekilde dar gelirliye yüklenmeyecek. Kayıt dışı olanlar üzerinden vergi adaleti sağlanacak” dedi.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi toplantısı Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in katılımıyla yapıldı. Çok sayıda iş insanın katıldığı toplantının açılış konuşmasını TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras yaptı.

Toplantıda İstikrar ve Reform Programına yönelik bir sunum yapan Bakan Mehmet Şimşek, 1 yılda alınan yola ilişkin bilgi verdi. Türkiye’nin yapısal dönüşümü ve küresel rekabetteki konumlandırılmasına yönelik perspektiflerini anlatan Bakan Şimşek, “Programla esas amacımız kazanımların kalıcı hale getirilmesi için yapısal dönüşümdür. En önemli hedefimiz sürdürülebilir yüksek büyümedir. Sürdürülebilir olması için dengeli bir büyüme gerekiyor. Türkiye ekonomisi, hala yüksek ve çok daha dengeli büyüme patikasına doğru yol aldı. Dengesizliklerin giderildiği, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyüme sürecinin arifesindeyiz. Geçen sene bu dönemde iç talep çok düşüktü. Bugün net ihracat katkısı pozitife döndü. İç talep makul düzeyde devam etti. Dolayısıyla küresel konjonktürde iyi bir büyüme patikasıyla karşı karşıyayız” diye konuştu.

“CARİ AÇIĞI ENDİŞE KAYNAĞI OLMAKTAN ÇIKARTACAĞIZ”

Programın diğer önemli hedeflerinden birinin sürdürülebilir cari açık olduğunu belirten Bakan Şimşek, “Son 20 yıla baktığımız zaman ortala cari açığımız milli gelire oranla 3,8, geçen yıl program öncesinde yüzde 6 civarındaydı. Bunu nisan ayı itibariyle yüzde 2,7’ye kadar düşürdük. Yarın mayıs ayı rakamları açıklanacak. Büyük ihtimalle cari açığın milli gelire oranı yüzde 2,5’in altına düşmüş olacak. Bu yıl yüzde 2’nin altında bir cari açıkla devam edeceğiz. Bu Türkiye’de dış borcun milli gelire oranının aşağı yönlü bir patikaya evrildiğini gösterir. Aynı zamanda kalıcı rezerv birikiminin de önün açmaktadır. Dolayısıyla cari açığı endişe kaynağı olmaktan çıkartacağız. Bunun kalıcı bir şeklide sağlanması için yapısal dönüşüme ihtiyaç olduğu nettir” ifadelerini kullandı.

NET REZERV EKSİ 61 MİLYAR DOLARDAN 18 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNE ÇIKTI

Bakan Şimşek, “Uluslararası rezervlerde tarihte eşi benzeri görülmemiş bir hızda düzeltmeyle karşı karşıyayız. Geçmişte 10 yıl alan birikim son 1 yıl içerisinde sağlandı. Bu programa olan güveni gösteriyor. Swap hariç net rezerv eksi 61 milyar dolardan 18 milyar doların üzerine çıktı. Net rezervlerdeki düzelme neredeyse 80 milyar dolar seviyesine ulaştı. Daha önce böyle bir iyileşmeyi 11 yılda sağlamışız. IMF’nın tanımladığı rezerv yeterliliğinde arzuladığımız noktaya ulaştık önemli olan bunun kalıcı hale getirilmesidir” dedi.

TÜRKİYE BU FASLI KAPATMIŞ OLACAK

Kur korumalı mevduatın toplam mevduattaki payının yüzde 26’lardan 12’lere düştüğünü söyleyen Bakan Şimşek, “Diğer bir hedefimiz kur korumalı mevduattan çıkıştı. Geçen yıl 143 milyar dolarla zirveyi bulan kur korumalı mevduat bugün 60 milyar doların altına inmiştir. Temmuz ayı itibariyle vergi teşviklerini kaldırdığımız için kur korumalı mevduattan çıkış hızlanacak ve Türkiye bu faslı kapatmış olacak. Rezervlerdeki artışın büyük bir kısmı vatandaşların ve şirketlerin programa olan güveniyle dövizden TL’ye geçişiyle açıklanır. Yine program sayesinde bankaların ve reel sektörün dış kaynağa yüzde 100’ün üzerinde ulaşmasından kaynaklanıyor. Program kredi notu artışı da getirdi bu devam edecek. Küresel piyasaların programa olan güveni kredi notumuzun çok üzerinde bir fiyatlamayla kendisini göstermiştir” diye konuştu.

ENFLASYONDA EN ZORU GERİDE KALDI

Bakan Şimşek, “Ülkemizi gri listeden çıkarma başarısını elde ettik. Türkiye oy birliğiyle muazzam bir alkışla bütün devletlerin desteği ve takdiriyle gri listeden çıkmıştır. Enflasyonda en zoru geride kaldı. Tutarlılığı olan güçlü bir dezenflasyon politikasını uyguluyoruz. Para politikası gecikmeli olarak dezenflasyonu şekillendiriyor. Geçen yıl ağustosta dezenflasyon için 1 yıllık sürece ihtiyacımız var, bu dönemde enflasyon yükselecek dedik. Şu anda dezenflasyon döneminin başındayız. Önümüzdeki ay enflasyon yüzde 60 civarına bir sonraki ay yüzde 50 bir sonraki ay da 50’nın bir tık altına inebilir. Yılı yüzde 38 enflasyonla kapatmayı ümit ediyoruz ama 42’ye kadar da bir bandımız var. Gelecek yıl da enflasyonu kalıcı olarak yüzde 20’nın altına çekmek, bir sonraki sene de yüzde 10’un altına çekmek hedefimizdir. Dezenflasyon programı 3 yıllıktır. Program çalışıyor en zoru geride bıraktık ve başaracağız. Enflasyon beklentilerinde ciddi bir iyileşme var. Önümüzdeki aylarda enflasyondaki ciddi düşüşle toplumun, piyasanın beklentileri ile bizim hedeflerimiz arasında yakınsama olacağına inanıyoruz” dedi.

PROGRAMIN YÜKÜNÜ TOPLUMUN DAR GELİRLİ KESİMİN SIRTINA YÜKLEMEYECEĞİZ

Esas gündemlerinin kalıcı refah artışı olduğuna dikkat çeken Bakan Mehmet Şimşek, “Türkiye 1950’li yıllarda orta gelirli ülkeler grubuna girdi. Bu sene çok büyük ihtimalle kişi başına düşen milli gelirde Dünya Bankası tanımına göre Türkiye, ilk defa yüksek gelirli ülkeler grubuna girecek. Sürdürülebilir yüksek büyüme nihai amaçtır. Daha adil gelir dağılımı bunun olmazsa olmaz bileşenidir. Sürdürülebilir yüksek büyüme için fiyat istikrarı lazım. Fiyat istikrarı dar gelirli vatandaşlar için alım gücünün korunması demektir. Biz bu programın yükünü toplumun dar gelirli kesimin sırtına yüklemeyeceğiz. Bu programın yükü herkes tarafından adil bir şekilde paylaşılmak zorundadır. Vergide adalet ve etkinliği sağlamaya yönelik çaba içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.

BAZI BİRİMLERİ, PROGRAMLARI KAPATACAĞIZ

Verimliliğe dayalı ihracat odaklı bir büyüme peşinde olduklarını aktaran Bakan Şimşek, “Kamuda harcama disiplini çok önemsiyoruz. Bütün harcamaları gözden geçiriyoruz. 2025,2026 ve 2027 orta vadeli mali çerçeveyi bu gözden geçirmeye göre yapacağız. Bazı birimleri, programları kapatacağız. Biz zaten bakanlık olarak başladık. O çalışanlarımızı yeniden eğiteceğiz vergide adalet ve etkinliği yani kayıt dışılıkla mücadeleyi güçlendirmek için Gelir İdaresi bünyesinde yeniden görevlendireceğiz. Yakında hazinede bazı birimleri birleştirmeyi hedefliyoruz. Benzer çalışmaları diğer bakanlıklardan da istedik onlar da çalışıyor. Cari harcamalarda yüzde 10’luk kesinti yaptık. Yatırım harcamaların yüzde 15’lik kaynağı dondurduk. Bunu üç alana yönlendireceğiz. Bunlar; gıda arzı, yeşil dönüşüm ve OSB’lerin liman yoluyla bağlanmasıdır. Program geçici bir döngüden ibaret değildir” diye konuştu.

AMAÇ VERGİLENDİRİLMEMİŞ BİR ALAN BIRAKMAMAK

Yeni bir çalışma içerisinde olduklarını söyleyen Bakan Şimşek, “Vergi politikalarında amacımız kayıt dışılıkla mücadelede amasız ve amansız bir döneme girmektir. İşletmelerde pos cihazı ile yazar kasayı birleştirdik. Yapa zeka vergi müfettişleri tarafından herkesin denetlenip bunu bir rapora dönüştürüp bu raporu mükellefe gönderip ‘bu çalışmaya bir bakın’ diyeceğiz şimdi bunun alt yapısını hazırlıyoruz. Maliyede bir ekip kurduk, bu konuda kapasitemize bakacağız yoksa da dışarıdan destek alacağız. Amaç vergilendirilmemiş bir alan bırakmamak vergide adaleti ve etkinliği sağlamaktır. Yük hiçbir şekilde dar gelirliye yüklenmeyecek. Kayıt dışı olanlar üzerinden vergi adaleti sağlanacak. Yeşil dönüşüm önemli bir başlıktır. Dünyadaki bu dönüşümü asla ıskalayamayız. Özellikle kadınların iş gücüne katılımını artırmak için yoğun bir çaba içerisine gireceğiz. OECD ortalamasını yakalarsak Türkiye’nin milli geliri yüzde 20 daha yüksek olacak. Zorlu bir dönemi geride bıraktık ama daha epey mesafe kat etmeliyiz” dedi.

TURAN: ENFLASYONU, ARZU ETTİĞİMİZ NOKTALARA DÜŞÜRENE KADAR, KARARLILIKLA BU SÜRECE DEVAM ETMELİYİZ

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ise “Türkiye enflasyonla mücadele konusunda, çok tecrübeli bir ülkedir. Çünkü çok uzun bir enflasyonist geçmişi var. 2011 yılında yüzde 4’ün bile altına indiğini görmüştük. Fakat 2016 sonrası dönemde uyguladığımız hatalı politikalar sonucunda, enflasyon performansı kötüleşti. Bu olumsuz süreç, 2021 sonrası dönemde daha da hız kazandı. Son bir yıldır yeniden doğru para politikasına dönmüş olmamızı çok önemsiyoruz. Enflasyonu yılsonunda yüzde 40’ın altına çekebilmeyi umuyoruz. Enflasyonu, arzu ettiğimiz noktalara düşürene kadar, kararlılıkla bu sürece devam etmeliyiz” ifadelerini kullandı.

DİJİTAL DÖNÜŞÜM TÜRKİYE İÇİN BİR LÜKS DEĞİLDİR

Turan, “Önümüzdeki yılları esas belirleyecek olan yeşil ve dijital dönüşüm konusunda da doğru adım atılmasını zorlaştıran tereddütler var. İklim değişikliği ile mücadele ve çevreye duyarlı bir ekonomik büyüme modeli Türkiye’nin rekabet gücünü azaltmaz. TÜSİAD olarak biz yeşil ve dijital dönüşümü iş dünyamız için bir risk ve maliyet kalemi olarak görmüyoruz. Tam tersine, Türkiye’nin rekabet gücünü koruyabilmesi için, bu politikaları benimsemesi gerekiyor. Çünkü birçok ülke kendi ekonomisini bu doğrultuda dönüştürüyor. Dijital dönüşüm Türkiye için bir lüks, uyulması neredeyse imkansız bir fantezi değildir. Her teknoloji devriminde olduğu gibi, teknolojiye ayak uyduramayanlar silinir gider. Bu bireyler için de, firmalar için de, ülkeler için de geçerlidir. Türkiye’nin dijital dönüşümü kaçırma lüksü yoktur” diye konuştu.

EĞİTİMDE YENİ MÜFREDATA DİKKAT ÇEKİLDİ

Eğitimin önemini 50 yıldan beri vurgulayan bir kuruluş olduklarını söyleyen Turan, “Müfredatta yakın zamanında yapılmış olan değişiklik hepimizin dikkatini çekti. Bu değişiklik toplumda da önemli tepkilere yol açtı. Daha önce de dile getirmiş olduğumuz gibi, Cumhuriyet değerlerine, bilimselliğe ve çağdaş eğitim normlarına uygunluk konusundaki eleştiriler giderilmeden uygulamaya alınacak bir müfredatın, çocuklarımızın geleceğine ve kalkınma hedeflerimize katkı sağlamayacağına inanıyoruz. Toplumun tümünü ilgilendiren eğitim konusunda, müfredattan öğretmene kadar her alanda düzenlemeler yapılırken, tarafların desteğini alarak, katılımcı şekilde planlama yapılmalı” ifadeleri kullandı.

KADININ ROLÜNÜ SADECE AİLE İÇİNDE TANIMLAMIYORUZ

Turan, “TÜSİAD Yönetim Kurulu olarak, bu dönem yoğunlaştığımız başlıklardan birisi de, kadınların yönetimdeki rolünün güçlendirilmesi. TÜSİAD olarak yönetimde kadın oranının artırılmasını ivmelendirmek amacıyla, kendi üyelerimizden başlayarak iş dünyasını harekete geçirmek üzere bir çağrıda bulunduk. Bu çağrımıza çok olumlu bir cevap aldık. Üyelerimizin artan şekilde bu çağrımıza destek olmasını ve daha fazla kadını şirketlerimizin yönetim kademelerinde görmeyi bekliyoruz. Kadının rolünü sadece aile içinde tanımlamıyoruz. Kadınlar ve erkekler hayatın her alanında eşit haklara, fırsatlara ve sorumluluklara sahip olmalı. Bunu hayata geçirebilmek için kadın haklarını her boyutu ile gündemimizde bulunduruyoruz. Toplumsal gelişmenin düz bir çizgide hareket etmediğini, zikzaklarla ilerlediğini biliyoruz” dedi.

Turan, “Zor bir dönemden çıktık. Konjonktürün geçmişe oranla daha elverişli olacağı bir döneme giriyoruz. Her ne kadar kapsamı, derinliği, hızı itibariyle tartışmaya açık olsa da, geçmişe oranla daha umutlu bir yerdeyiz. Türkiye’de demokratikleşme ve kalkınma mücadelesini çok uzun bir koşu olarak görüyoruz. Ama bizler bu koşunun 100 metresi için burada değiliz. Bunun bir maraton olduğunu biliyoruz. Hızımızı bazen düşüreceğiz; bazen artıracağız. Ama sonunda hedefimize varacağız” diye konuştu.

ARAS: VERGİ VERMEYENLERDEN VERGİ ALMALIYIZ

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras da ‘Değişimi kaçırmamak için ne yapmalıyız’ başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Aras, “Türkiye ekonomisinin verimliliğe dayalı büyüme modeline geçmesi şarttır. Enflasyonu kalıcı olarak düşük seviyelere çekmenin uzun ve zor bir süreç olduğunu biliyoruz ve sürecin istikrarla yürütülmesinin önemini vurguluyoruz. Para politikası doğru bir zemine oturtulurken maliye politikasının da dezenflasyon sürecine destek vermesi gerekiyor. Kayıt dışı ekonomiyle mücadeleyi etkinleştirmeli, vergi denetim ve tahsilatını artırmalıyız. Vergi vermeyenlerden vergi almalıyız. Hiç şüphesiz, sıkı para ve maliye politikaları enflasyonu düşürmek için şart olsa da yeterli değil. Yapısal reformları da gündeme almak gerekiyor” dedi.

ÖNEMLİ BİR KAVŞAKTAYIZ

Aras, “Rekabetçi, kural bazlı, güvenilir, öngörülebilir bir ekonomi yaratmak konusunda ihtiyaç duyduğumuz yapısal reform gündemi için AB ile Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi çok önemli bir çıpa işlevi görecektir. Gümrük Birliğinin yeşil ve dijital dönüşüm politikalarını içerecek şekilde modernizasyonu, Türkiye ile AB arasında mevzuat yakınsamasını beraberinde getirecek ve Türkiye’nin rekabet gücünü artıracaktır. Önemli bir kavşaktayız. Doğru zamanda doğru kararları vermek zorundayız. Dünyada odaklanmamız gereken çok boyutlu bir değişim yaşanıyor. Bu değişimi kaçırmamalıyız. Siyasi çatışmalarla vakit ve enerji kaybetmemeliyiz” diye konuştu.

Aras, “Hukukun üstünlüğünü ve yargı bağımsızlığını sağlamış, bilime ve beceriye odaklı eğitimi benimsemiş, yenilikçi teknolojiyi esas alan, verimliliği yüksek, rekabet avantajı olan, yüksek katma değer yaratan, dünyaya mal ve hizmet satabilen, Avrupa ile gümrük birliğini güncellemiş, AB ilişkileri entegrasyon perspektifiyle ilerleyen, vatandaşlarının ve tüm dünyanın güvendiği bir ülke yaratabiliriz. Ön yargılarımızı bir kenara bırakalım. Politikalarımızı değiştirelim. ve el birliği ile ülkemizi layık olduğu yere taşıyalım” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-simsek-enflasyonda-en-zoru-geride-kaldi/feed/ 0
Prof. Dr. İbrahim Öztek, Kıbrıs Barış Harekatı’nı anlattı https://www.haber60.com.tr/prof-dr-ibrahim-oztek-kibris-baris-harekatini-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/prof-dr-ibrahim-oztek-kibris-baris-harekatini-anlatti/#respond Thu, 11 Jul 2024 23:03:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38671 20 Temmuz Kıbrıs ve Zafer Derneği yönetim kurulu üyesi Prof. Dr. emekli Albay İbrahim Öztek yıl dönümünde Kıbrıs Barış Harekatı’nı anlattı.

20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü. Yıl dönümü dolayısıyla da 20 Temmuz Kıbrıs ve Zafer Derneği yönetim kurulu üyesi Prof. Dr. emekli Albay İbrahim Öztek Kıbrıs Barış Harekatı’nı anlattı. Öztek, “Birçok imparatorluklara ve medeniyetlere ev sahipliği yapan Kıbrıs adası 1571 yılında 70 bin şehit verilerek, Venediklilerden alındı. 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sonrası Ruslara yenilmemiz üzerine, Ruslar İstanbul önlerine kadar geldiler. Rusları durdurma karşılığında ada, 2. Abdülhamit tarafından İngilizlere kiralandı. Birinci dünya savaşında İngiltere’ye karşı cephe almamızla beraber İngiltere Kıbrıs’a tamamen sahiplendi. Adada yaşayan ve çoğunlukta olan Rumlar 1921 yılından itibaren, İngilizlere ve Türklere karşı savaşmaya başladılar. Adaya hakim olma ve adayı Yunanistan’a bağlama düşüncesi (ENOSİS) ile Akritas planı çerçevesinde 1925 yılında Emekli Albay Grivas tarafından Kıbrıslı Rum Milli Birliği (EOKA) kuruldu. 1919 yılında Yunan ordusunda teğmen olarak İzmir’e çıkan, Sakarya savaşındaki yenilgi sonrası Yunanistan’a dönen Grivas, Ada Hristiyan halkının papazı olan Makarios ve daha sonra Makarios’u tahtından indiren Sampson isimli kana susamış caniler, adanın tamamına yayılmış olarak yaşayan Türklere karşı 1954, 1958, 1960, 1963 ve 1964 yıllarında can, mal ve namuslarına kastetmişler, hayat hakkı tanımamışlardır” diye konuştu.

“1963 yılında Türk köy ve mahallelerinde 364 soydaşımız katledildi” diyen Öztek, “Kıbrıs bunalımı, 1959’da Zürih ve Londra antlaşmaları sonucu 16 ağustos 1960 tarihinde Rum ve Türklerin ortaklığı ile bağımsız bir Cumhuriyet kurularak duruldu. Türkiye, İngiltere ve Yunanistan Kıbrıs için garantör devlet oldular. Makarios Cumhurbaşkanı, Dr. Fazıl Küçük ise Cumhurbaşkanı yardımcısı oldu. Fakat Türk nüfuz, adada Enosis için engeldi. 1963 yılında Rumlar, Kıbrıs’ı Türklerden temizleme amacı ile Akritas planına hız verdi. Paramiliter güçler oluşturdular ve ortak cumhuriyeti sonlandırmaya kararlıydılar. 1963 yılında Türk köy ve mahallelerinde 364 soydaşımız katledildi. Kıbrıs tarihinde, “küvet katliamı” ya da “Kanlı Noel” olarak anılan Rum katliamı, 21 Aralık 1963’te, Lefkoşa’da yaşandı. Rum terör örgütü EOKA militanları, Türk alayında görev yapan Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın evine baskın düzenleyerek, küvete saklanan eşi Mürüvvet hanım ile küçük oğulları Kutsi, Murat ve Hakan’ı hunharca katlettiler” şeklinde konuştu.

Yzb Cengiz Topel’den bahseden Öztek, “6 Ağustos 1964 günü Grivas birlikleri Erenköy’e saldırdı. Gazilerimiz ölüm kalım savaşı verirken, Türk hava kuvvetleri ilk kez ada ufuklarında görüldü ve mücahitlerimizi kurtardı. Bu arada filo komutanı Yzb. Cengiz Topel’in uçağı düşürüldü. Paraşütle atlayan Topel, Rumların eline geçti ve çok ağır işkencelere tabi tutularak şehit edildi. 5 Haziran 1964 tarihinde Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale girişimini maalesef ABD başkanı Lyndon B. Johnson, Başbakanımız İnönü’ye yazdığı mektupla engelledi. Katliamlar 1967 ve 1968 yıllarında da sürdü. Türkiye olaylar karşısında adata ayağa kalkmış, bıraksalar bir kartal gibi adaya inecek ve avını parçalayacak hale gelmişti. Nikos Sampson, Yunanistan’daki cunta hükümetinin de desteği ile Rum subaylarını ve Rum milli muhafız güçlerini yanına alarak, 15 Temmuz 1974’te Cumhurbaşkanı Makarios’u devirdi. Ulusal kurtuluş hükümeti kurduklarını ve Kıbrıs’ta bir Helen/Yunan cumhuriyeti oluşturduklarını ilan ettiler” dedi.

“Türk ordusu Havadan ve denizden Kıbrıs’a çıkarak adadaki Türklerin haklarını güvence altına aldı”

Barış Harekatının detaylarını ifade eden Öztek, “Türkiye önce barışçıl yollara başvurdu. Başbakan Bülent Ecevit’in barışçıl girişimleri sonuç vermeyince Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 sabahı Barış Harekatını gerçekleştirdi. Türk ordusu Havadan ve denizden Kıbrıs’a çıkarak adadaki Türklerin haklarını güvence altına aldı. Can güvenliğini sağladı ve Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını engelledi. 13 Ağustos 1975 te Kıbrıs Türk federe devleti, 15 Kasım 1983 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu. Kıbrıs’ta yapılan bu sınırlı harekat, Yunanistan ve Kıbrıslı Rumları giderek azdırmış, ABD ve AB’yi arkasına alan Rumlar adada Türk varlığını hiçe sayarak, kendi başlarına batının tanıdığı bir devlet kurmuşlardır. Büyük Ortadoğu Projesinin önemli bir parçası olan Kıbrıs adası çevresinde ortaya çıkan zengin petro-gaz yatakları Rumlar tarafından gelişmiş ülkelere pazarlanmış ve Türkiye bu ülkelerle de karşı karşıya getirilmiştir. Kıbrıs adası, doğu Akdeniz, Süveyş kanalı ve Orta doğuyu kontrol açısından son derece stratejik bir öneme sahiptir. Zengin petro-gaz yatakları ise adanın önemini daha da artırmaktadır. Türkiye’nin petrol ve gaz sondajları, Libya ile işbirliği ve Mavi Vatan uygulamaları önem kazandıkça ve doğu Akdeniz’deki haklarımıza kararlılıkla sahip çıkıldıkça Yunanistan ve Rumlar geri adım atmak zorundadırlar” dedi.

Öztek,”Bugün artık sıra Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin uluslararası alanda tanınmasına gelmiştir. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; pek çok uluslararası spor alanlarında, kültürel aktivitelerde, turizmde ve birçok yüksek eğitim kurumları içinde yer almıştır. Bazı haritalarda ayrı sınırlar içinde gösterilmektedir. Parlamenterleri BM’de tanınmaktadır. Türksoy, Türk Devletler Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı içinde gözlemci olarak bulunmaktadır. Böylece hayli yol kat etmiştir. Bundan sonra da Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin tanınmasında Türkiye’nin yanı sıra, Azerbaycan, diğer Türk devletleri, Afganistan, Pakistan, Bengladeş ve Müslüman ülkelere önemli görevler düşmektedir. Hatta bunun için Rusya zorlanmalıdır. Bundan böyle tüm Türk sivil toplum örgütleri ve medya, bilinçli bir şekilde Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bağımsızlığı için var gücüyle çalışmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin uluslararası birçok televizyonu vardır. Bu organ, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için hazırladığı özel programları yayınlandığı ülkelerde hayata geçirilmelidir. Kıbrıs Türk Cumhuriyetindeki üniversitelerde 45 bin yabancı öğrenci eğitim görmektedir. Bu üniversitelerin uluslararası etkinliği ve tanıtımı artırılmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dünyaya turizm cenneti olarak açılmalıdır”

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyaya turizm cenneti olarak açılması gerektiğini vurgulayan Öztek, “Türkiye’de düzenlenen tüm sportif organizasyonlar ve kültürel etkinliklere Kıbrıs Türk ekipleri dahil edilmelidir. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dünyaya turizm cenneti olarak açılmalıdır. Türkiye Kıbrıs’ta, Türk Kıbrıs için sağlam temellere dayanan kuruluşlara yer vermelidir. Doğu Akdeniz’de petro-gaz aramaları aralıksız sürdürülmelidir. Yurt içi ve yurt dışı her çeşit kültürel etkinliklerde Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin varlığı ortaya koyulmalıdır. Zira Kıbrıs 500 yıldır Türk toprağıdır ve burada işgalci olan Rumlardır. Bu vesile ile Kıbrıs Zaferinin 50. Yılı kutlu olsun. 20 Temmuz günü Kıbrıs’a büyük bir coşku ile yeniden çıkıyoruz. Kıbrıs Türk’lerinin özgürlük mücadelesine öncülük eden Kıbrıs’ın büyük mücahitleri Dr. Fazıl Küçük ve kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ı, Denktaş ile birlikte İlk TMT kurucuları Burhan Nalbantoğlu ve Mustafa Kemal Tanrısevdi’yi, Teşkilatın yöneticileri Daniş Karabelen paşayı, ilk Bayraktar Rıza Vuruşkan Albayı, tüm Bayraktarları, Mehmetçik’le omuz omuza savaşan kahraman mücahitleri her zaman şükran ve rahmetle anacağız. Ruhları şad olsun” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/prof-dr-ibrahim-oztek-kibris-baris-harekatini-anlatti/feed/ 0
Servet Yardımcı, TFF Başkan adaylığından çekildi https://www.haber60.com.tr/servet-yardimci-tff-baskan-adayligindan-cekildi/ https://www.haber60.com.tr/servet-yardimci-tff-baskan-adayligindan-cekildi/#respond Thu, 11 Jul 2024 22:54:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38662 Servet Yardımcı, 18 Temmuz’da yapılacak olan TFF başkan adaylığından çekildiğini duyurdu.

ADAYLIKTAN ÇEKİLDİ

Servet Yardımcı açıklamasında, “Halen, seçimi kazanabilmek için yeterli imza sayısı ve destek elimizde olmasına rağmen, TFF başkan adaylığımdan, yedi yıldır devam eden UEFA İcra Kurulu Üyeliği ve UEFA Avrupa Ulusal Federasyonlar Komitesi Başkanlığı görevlerimden çekildiğimi saygılarımla yüce milletimize arz ederim.” ifadelerini kullandı. TFF seçimi için daha önce başkan adaylığını açıklayan İsmail Uyanık da adaylıktan çekilme kararı almıştı.

Servet Yardımcı’nın açıklaması şu şekilde;

“TFF’nin 18 Temmuz 2024 tarihinde olağanüstü seçim kararı almasının ardından, Türk futbolunda ve UEFA yönetiminde elde ettiğim bilgi ve deneyimleri, futbolumuzda temiz, şeffaf ve kurumsal bir yapı kurulması için seferber etmek amacıyla başkanlığa aday olmaya karar verdim.

UEFA’da yedi yılı aşkın zamandır devam eden görevim sırasında; 2019 Süper Kupa finalinin, Cumhuriyetimizin ve TFF’nin 100. yılını taçlandırmak adına 2023 Şampiyonlar Ligi finalinin, 2026 UEFA Avrupa Ligi finalinin, 2027 UEFA Konferans Ligi finalinin ülkemize kazandırılmasında, sayısız toplantı ve etkinliğin Türkiye’de gerçekleştirilmesinde, İtalya ile ortak düzenleyeceğimiz Euro 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın ev sahipliğinin kazanılmasında, kulüplerimiz için Avrupa kupalarına katılma izinlerinin alınmasında, yüzlerce konu ve davada kritik rol oynadım.

En büyük hedefim ve hayalim, Türk futbolunda ve UEFA’da elde ettiğim birikimi ülkemize kazandırmak ve Türk Futbolu’nun hak ettiği marka değerini elde etmesini sağlamak olduğu halde; sahip olduğum karakter ve terbiye ile tamamen ters, yaptıklarımla ve tecrübelerimle asla örtüşmeyecek iftiralarla dolu kirli bir operasyona maruz kaldım.

TFF başkanlığına adaylığımı açıklamamın ardından, malum kirli yapı tarafından mevcut sistemin devam edebilmesi adına başlatılan kumpas, Rizeli Yardımcı ailesinin ve benimle birlikte yola çıkan insanların geçmişiyle ve ahlâkıyla asla bağdaşmayacak şekilde, yalanlarla, iftiralarla, kumpaslarla, şahsımı, ailemi, onurumu, haysiyetimi, itibarımı, hedef almaktadır.

Sahip olduğum aile terbiyem, edebim, yetiştirilme şeklim, böyle kirli bir düzenin karşısında durmama, bana inanan, benimle birlikte yola çıkan insanların da kumpaslarla karşı karşıya kalmasına asla izin vermez.

Türkiye’nin her kesimi tarafından değişmesi talep edilen bir futbol yapısının devam edebilmesi adına böyle bir operasyonla karşı karşıya kalmak, tüm futbol ailemiz adına büyük bir sorundur.

Halen, seçimi kazanabilmek için yeterli imza sayısı ve destek elimizde olmasına rağmen, TFF başkan adaylığımdan, yedi yıldır devam eden UEFA İcra Kurulu Üyeliği ve UEFA Avrupa Ulusal Federasyonlar Komitesi Başkanlığı görevlerimden çekildiğimi saygılarımla yüce milletimize arz ederim.

Bugüne dek bana güvenen, destek olan, yanımda olan herkese teşekkür ediyor, başta kulüp başkanlarımız olmak üzere herkesin haklarını helal etmelerini rica ediyorum.”

SEÇİM NE ZAMAN?

Türkiye Futbol Federasyonu’ndan Nisan ayında yapılan açıklamada 31 Temmuz tarihine kadar yapılması gereken TFF Olağan Genel Kurul toplantısının; Türkiye A Milli Futbol Takımının EURO 2024 Finallerine katılmaya hak kazanması ve turnuvanın başlangıç ve bitiş tarihi de göz önüne alınarak, 18 Temmuz 2024 tarihinde seçimli olarak yapılmasına karar verildiği açıklandı. TFF Başkanlık seçimi 18 Temmuz Perşembe günü gerçekleştirilecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/servet-yardimci-tff-baskan-adayligindan-cekildi/feed/ 0
MSB’de basın bilgilendirme toplantısı yapıldı https://www.haber60.com.tr/msbde-basin-bilgilendirme-toplantisi-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/msbde-basin-bilgilendirme-toplantisi-yapildi/#respond Thu, 11 Jul 2024 21:39:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38594 Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dahil yürütülen operasyonlarda son bir haftada 28 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Aktürk, bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, 11 Temmuz “Srebrenitsa Soykırımını Uluslararası Düşünme ve Anma Günü” münasebetiyle, 29 yıl önce soykırıma uğrayan Srebrenitsa şehitlerini rahmetle anarak, Bosna Hersek halkının acısını paylaştıklarını ifade etti.

Aktürk, yaklaşan 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle de demokrasiye ve milli iradeye kasteden FETÖ’cü hainlere karşı dimdik durarak vatanı ve bayrağı için canlarını feda eden şehitlere Allah’tan rahmet, gazilere sağlıklı uzun ömürler diledi.

Terörle mücadele operasyonlarına ilişkin, “Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, sahanın gerekliliğine uygun, alışılmadık ve öngörülemez düzeyde sürekli ve kapsamlı olarak gerçekleştirdiği kararlı operasyonlarla son bir haftada 28, 1 Ocak’tan bugüne kadar ise 632’si Irak’ın, 723’ü Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 1355 terörist etkisiz hale getirilmiştir.” bilgisini veren Aktürk, Irak’ın kuzeyindeki Pençe Harekatı bölgesinde yürütülen faaliyetler hakkında da şunları söyledi:

“Teröristlerin Dergele, Miska köylerinde savunmasız sivillerden gasbettiği evler ile Hakurk ve Metina bölgelerinde gerçekleştirilen arama tarama faaliyetleri kapsamında çok sayıda tanksavar silahı, çok namlulu roket atar lançer sistemi, roketatar, bombaatar, Doçka makineli tüfek, piyade tüfeği ile bunlara ait mühimmat, el ve sis bombaları, el yapımı patlayıcı, antipersonel mayını, telsiz, termal ve el dürbünü, çeşitli çaplarda top ve havan mühimmatı ile muhtelif malzeme ele geçirilmiştir.”

Aktürk, bu vesileyle, 4 Temmuz’da Pençe Kilit Operasyonu bölgesinde teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Uzman Çavuş Cebrail Acar’a da Allah’tan rahmet diledi.

Hudut güvenliği

Hudutların, Cumhuriyet tarihinin en yoğun tedbirleri ve tesis edilen çok katmanlı emniyet sistemi ile korunduğunu kaydeden Aktürk, son bir haftada hudutlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 338 kişinin yakalandığını, yakalananlardan 3’ünün terör örgütü mensubu olduğunu bildirdi ve şöyle konuştu:

“929 şahıs hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle, 1 Ocak’tan itibaren hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 6 bin 367, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 64 bin 362 olmuştur. Ayrıca, son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda 38 kilogramdan fazla uyuşturucu madde (metamfetamin) ele geçirilmiştir.”

Bölgesel ve küresel barışa katkılar

TSK’nın terörle mücadele ve hudut güvenliği ile mavi ve gök vatandaki hak ve menfaatleri korumanın yanı sıra bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkıda bulunmaya devam ettiğine dikkati çeken Tuğamiral Aktürk, şunları söyledi.

“5 Temmuz’da Nijer’in Ankara Büyükelçisini kabul eden Sayın Bakanımız, Washington’da icra edilen ‘NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde Sayın Cumhurbaşkanımıza refakat etmektedir. Sayın Bakanımız zirve kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımızın ikili ve heyetler arası görüşmelerine katılmakta, bazı müttefik ve ortaklık ülkeleri savunma bakanları ile görüşmeler gerçekleştirmekte, çeşitli forum ve oturumlara iştirak etmektedir. Öte yandan, Türkiye ile Yunanistan arasında ‘Güven Artırıcı Önlemler 2024 Yılı Uygulama Planı’ kapsamında, Donanma Komutanımız Koramiral Kadir Yıldız tarafından 8-9 Temmuz’da Yunanistan Donanma Komutanı ziyaret edilmiştir.”

Aktürk, 50. yıl dönümü idrak edilecek Kıbrıs Barış Harekatı’nın anlam ve önemini vurgulamak, adaya huzur getiren harekatın başarısını geniş katılımlı şekilde kutlamak maksadıyla MSB ile KKTC makamları koordinesinde, Kıbrıs gazileri ve yakınlarının da katılacağı etkinlikler düzenleneceğini kaydetti. Aktürk, şu bilgileri paylaştı:

“Resmi törenler, anma yürüyüşleri ve şehitlik ziyaretleri, TCG Anadolu’nun KKTC liman ziyareti ve 50 gemi ile denizde geçit töreni, Türk Yıldızları Akrobasi Timi gösterisi ve muharip uçak geçişi, 50 pare top atışı, bando ve mehteran birliği ile ünlü sanatçıların katılımıyla konserler, Mutlu Barış Harekatı Semineri, konferansı, sempozyumu, makale yarışması, spor müsabakaları, ağaç dikimi, belgesel ve film gösterimleri ve kardeş ülke etkinlikleri başta olmak üzere birçok anlamlı ve özel faaliyetin icra edilmesi planlanmaktadır. Ayrıca, 50. yıla özel anı pulu ve madeni para basımı yapılacaktır.”

Tuğamiral Aktürk, MSB ile KKTC Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı ile Lefkoşa Büyükelçiliğinin işbirliğiyle 20 Temmuz-30 Eylül arasında Lefkoşa’da bulunan Kıbrıs Türk Tarih, Kültür ve Milli Mücadele Müzesinde 50. Yıl Sergisi açılmasının, 19 Temmuz’da Girne Yavuz Çıkarma Plajında “Şafak Nöbeti” etkinliği düzenlenmesinin de planlandığını paylaştı.

??????? İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına da değinen Aktürk, şöyle devam etti:

“İsrail, Filistinlileri katletmekle kalmadığı gibi hayatta kalan Filistinlilere de her türlü zulmü ve işkenceyi yaşatmaktadır. Hastane ve okulları hedef alan ve her geçen gün saldırılarının şiddetini artıran İsrail’in, uluslararası hukuku ihlal ederek Filistin topraklarına yönelik bazı yerleşimleri ‘yasallaştırma’ kararı, işgali kalıcı hale getirmeye çalıştığının açık bir göstergesidir. Saldırılarını bitirme, ateşkes görüşmelerine ve bu yönde alınan kararlara uyma niyetinde olmadığını gösteren İsrail karşısında, uluslararası toplumun kararlı ve ilkeli bir tutum sergilemesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.”

Eğitim ve tatbikatlar

TSK’nın halihazırda yürüttüğü tüm operasyonları ve görevleri ile eş zamanlı olarak eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürdüğünü bildiren Aktürk, bu kapsamda 1-12 Temmuz arasında Ankara’da Türkiye- Özbekistan Özel Kuvvetler, 4-14 Temmuz arasında ise Batı Karadeniz’de Breeze tatbikatlarının devam ettiğini belirtti.

Aktürk, şöyle devam etti:

“Belçika Deniz Kuvvetlerine ait Louise Marie gemisi tarafından 4-7 Temmuz tarihleri arasında, Romanya Deniz Kuvvetlerine ait Vice Admiral Constantin Balescu gemisi tarafından ise 6-8 Temmuz arasında İzmir’e liman ziyaretleri yapılmıştır. İtalya Deniz Kuvvetlerine ait Francesco Mimbelli gemisi tarafından 11-15 Temmuz tarihleri arasında Antalya’ya liman ziyareti gerçekleştirilmektedir. Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait Oriku gemisi tarafından 12-17 Temmuz arasında, Almanya Deniz Kuvvetlerine ait Pegnitz gemisi tarafından ise 16-19 Temmuz arasında İzmir’e liman ziyaretleri icra edilecektir.”

Aktürk, NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 kapsamında TCG Gaziantep firkateyni tarafından Kanada ve Bulgaristan’a ait gemilerle, 3 Temmuz-15 Ağustos arasında Doğu Akdeniz’de “Çok Yüksek Hazırlıklı Deniz Görev Kuvveti” görevine katılım sağlandığını söyledi.

Japonya’dan dönüş seyrine devam eden TCG Kınalıada korvetinin Singapur’un ardından Sri Lanka’ya liman ziyareti gerçekleştirdiğini bildiren Aktürk, korvetin, 18-21 Temmuz arasında Umman’ın Maskat limanını ziyaret edeceğini aktardı.

Aktürk, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı himayesinde, Türkiye Açıkdeniz Yarış Spor Kulübü (TAYK) organizasyonuyla “TAYK-AKPA 53’üncü Deniz Kuvvetleri Kupası Uluslararası Yat Yarışı”nın 13 Temmuz’da İstanbul’da başlayacağını ve 18 Temmuz’da Göcek Muğla’da son bulacağını söyledi.

Romanya hava sahasında eğitim görevi

12 Temmuz’a kadar “Açık Semalar Anlaşması” kapsamında, nakliye uçağı tarafından Gürcistan hava sahasında gözlem uçuşu gerçekleştirileceğini bildiren Aktürk, “Bugün, NATO Geliştirilmiş Hava Polisliği görevi kapsamında Romanya hava sahasında Birleşik Krallık’a ait uçaklarla icra edilen ikili eğitim görevine dört F-16 uçağı ile tanker uçağımız katılım sağlamaktadır. Söz konusu görevde Finlandiya ve İspanya’ya ait uçaklar da yer almaktadır.” dedi.

TSK’nın insani yardım faaliyetleri ile orman yangınları başta olmak üzere afetlerle mücadeleye de destek verdiğini ifade eden Aktürk, “Rezerv Güç” kapsamında, bugüne kadar 8 ayrı yerde meydana gelen orman yangınlarının söndürülmesine 21 helikopter ile 671 sorti icra edilerek destek sağlandığını bildirdi.

Bedelli askerlik tutarı

Yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle TSK’nın etkinlik ve caydırıcılığının artırılması faaliyetlerine de devam edildiğini bildiren Aktürk, bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarda tekerlekli konteyner taşıyıcı aracın (DROPS) muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını kaydetti.

Aktürk, bedelli askerlik tutarı hakkında da bilgi vererek şöyle devam etti:

“Hazine ve Maliye Bakanlığınca ‘Mali ve Sosyal Haklar’ genelgesi yayımlanmış ve buna göre bedelli askerlik tutarı 2024 yılının ikinci altı ayı için 217 bin 871 lira 4 kuruş olmuştur. 8 Temmuz 2024’ten itibaren bedelli askerlik müracaat işlemleri başlamıştır.”

Sorular

Öte yandan bakanlık kaynakları, ABD’de icra edilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a refakat eden Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in yapacağı ikili görüşmelerde F-16 tedarik/modernizasyon sürecinin gündeme gelip gelmediği ve son durum hakkındaki sorular üzerine şunları söyledi:

“Bilindiği üzere sözleşmeler imzalandı ve detayları üzerindeki çalışmalar heyetler arasında görüşmeler vasıtasıyla devam etmektedir. Çok fazla etkenin olduğu bu süreçte teknik detaylar ile ilgili hususlar zirve kapsamında da ele alınacaktır. Verilecek kararlar sonrasında ortaya çıkacak ayrıntılar bilahare kamuoyu ile paylaşılacaktır.”

Kilit kapanmaktadır

Bakanlık kaynakları, Pençe Kilit Harekatının alışılmadık, öngörülemez, süratli ve sürekli olarak planlandığı şekilde ve başarıyla devam ettiğini bildirerek şunları paylaştı:

“Kilit kapanmaktadır. Kendisini bekleyen sona yaklaştığını anlayan terör örgütü, dezenformasyona başladı. Ormanları yakan, bölgedeki halkı kalkan olarak kullanan, yerleşim yerlerini el yapımı patlayıcılarla tuzaklayan eli kanlı teröristler bu eylemlerini sanki Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yapıyormuş gibi algı yaratmak maksadıyla kara propagandaya başvurmakta ve uluslararası kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktadır. Bunlar beyhude çabalardır. Terör örgütü kendini bekleyen sondan kaçamayacaktır.”

Bakanlık kaynakları, Türk-Amerikan Savunma Ortaklarını Güçlendirme Temalı Çalışma Grubu Toplantısı’nda konuşma yapan Bakan Güler’in temaslarına ilişkin sorulara şu yanıtı verdi:

“Türk savunma sanayisinin son dönemde ulaştığı seviye tüm dünyanın olduğu gibi ABD ve NATO’nun da dikkatini çekmektedir. Bahse konu toplantıda Türk ve Amerikan savunma sanayisi kuruluşları arasında işbirliğinin geliştirilmesi ve elde edilecek kazanımların NATO’nun güçlendirilmesine nasıl katkı sağlayacağı konuları ele alınmıştır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/msbde-basin-bilgilendirme-toplantisi-yapildi/feed/ 0
Özbekistan Cumhuriyeti Navoi Valisi Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirdi https://www.haber60.com.tr/ozbekistan-cumhuriyeti-navoi-valisi-turkiyeye-ziyaret-gerceklestirdi/ https://www.haber60.com.tr/ozbekistan-cumhuriyeti-navoi-valisi-turkiyeye-ziyaret-gerceklestirdi/#respond Thu, 11 Jul 2024 21:21:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38576 Bir dizi ziyaret için beraberindeki ticari heyet ile Türkiye’ye gelen Özbekistan Cumhuriyeti Navoi Valisi Normat Tursunov, Gaziantep programı kapsamında Gaziantep Ticaret Odası (GTO) üyeleriyle bir araya geldi.

Özbekistan heyetinin ziyareti kapsamında GTO’da gerçekleştirilen toplantıda “Özbekistan ile İş ve Yatırım Fırsatları” konuşuldu.

Toplantının açılış konuşmasına Türk dünyasının edebiyat, sanat, bilim ve kültür hayatının gelişmesine büyük katkı sağlayan ünlü şair ve devlet adamı Ali Şir Nevai’nin “Dünya halkı! Biliniz ki, düşmanlık iş değil. Birbirinize dost olun. Zira asıl iş dostlukta.” dizeleriyle başlayan GTO Başkanı Tuncay Yıldırım, “Ali Şir Nevai’nin dediği gibi asıl iş dost olabilmekte. Bizim baki olan dostluğumuz ve ortak kültürümüz inanıyorum ki ticari ilişkilerimizin güçlenmesine vesile olacak en kıymetli değerlerimiz” dedi.

“Özbekistan ile ticaretimiz arzu edilen seviyede değil”

Konuşmasında Gaziantep ekonomisi hakkında Özbek heyeti bilgilendiren ve Özbekistan ile olan ticari ilişkilere değinen Başkan Yıldırım, “Güçlü ihracatçı kimliğimiz ile dünyanın 193 ülkesine ihracat yapıyoruz. Bu ülkelerden biri de Özbekistan Ancak karşılıklı ticaret hacmimizi geliştirecek büyük bir potansiyel olmasına rağmen rakamlar arzu edilen seviyede değil. 2023 yılında 110 milyon dolarlık bir ticaretimiz olmuş. Bu da Türkiye – Özbekistan arasındaki ticaretin yaklaşık yüzde 4’üne tekabül ediyor” şeklinde konuştu.

“İş birliği yapacağımız çok fazla fırsat var”

Gaziantep’in Özbekistan ile hem ticari hem de kültürel alanda iş birliği yapabileceği çok fazla fırsatı olduğunu söyleyen Yıldırım, “Girişimde bulunmak, üretmek, satmak Gaziantep insanının doğal bir yeteneğidir. Şehir olarak elimizde üretime ve ticarete ilişkin çok güçlü bir know-how var Bu know-how ile Türkiye ekonomisinin lokomotif kentlerinden biri olarak aynı zamanda küresel ekonomide de fark edilen başarılara imza atıyoruz. Özbek iş insanları ile de bu bilgi ve deneyimimizi paylaşmak, onların tecrübelerinden yararlanmak, iş birlikleri geliştirmek isteriz. İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi, hem Türkiye hem de Özbekistan ekonomilerine büyük katkılar sağlayacaktır. Gaziantep’in girişimci iş insanları ve dinamik ekonomisi, Özbekistan’dan gelecek yatırımlar ve işbirlikleri için ideal bir partnerdir” ifadelerine yer verdi.

“Gelin birlikte çalışalım birlikte kazanalım”

Başkan Yıldırım’ın ardından kürsüye gelen Özbekistan Cumhuriyeti Navoi Valisi Normat Tursunov ise Özbekistan’ın en gelişmiş şehirlerinden olan Navoi’nin Valisi olarak geniş katılımlı bir heyete önderlik ederek Gaziantep’e geldiklerini belirterek “Gaziantep’i ve Gazianteplileri çok sevdik. Burada bulunduğumuz süre içerisinde kardeşlerimizin yanında kendi evimizde gibi hissettik” ifadelerini kullandı.

Navoi’nin Özbekistan ekonomisinde yüzde 15 paya sahip olduğunu vurgulayan Vali Tursunov, “Özbekistan Orta Asya’nın ortasında Navoi de Özbekistan’ın ortasında Altın ve uranyumda önemli bir üretim merkeziyiz. Navoi şehri doğal kaynaklar bakımından oldukça zengin bir şehir. Bu doğal kaynakların ekonomiye kazandırılmasında Gazianteplilerle çalışmayı çok isteriz. Bizler bu kaynakları Türk kardeşlerimizle paylaşmayı istiyoruz. Gelin birlikte çalışalım, birlikte kazanalım” diye konuştu.

Özbekistan’ın inşaat alanında da büyük gelişmeler kat ettiğini, her bölgede büyük inşaat projelerinin hayata geçirildiğini söyleyen Tursunov, bu projeler için inşaat malzemeleri ve ham maddelerin gerekli olduğunu, bu anlamda Gaziantepli iş insanlarına büyük fırsatlar sunulduğunu aktardı.

Tursunov ayrıca Özbekistan’ın dünyaya açıldığını fakat Türk iş insanları için özel avantajlar sunduklarını ekledi.

Açılış konuşmaları ardından Özbekistan heyetinde yer alan Yatırımlar, Sanayi ve Ticaret Bakanı Yardımcısı Aliyev Akram da sunum gerçekleştirerek Özbekistan’ın ekonomisi ve sunduğu fırsatlar hakkında GTO üyelerini bilgilendirdi.

Toplantı soru-cevap bölümü ve Özbekistan heyeti içerisinde yer alan iş insanları ile GTO üyelerinin B2B görüşmesiyle sona erdi. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/ozbekistan-cumhuriyeti-navoi-valisi-turkiyeye-ziyaret-gerceklestirdi/feed/ 0
TDK Başkanı: Dil ve kültür farkındalığı artırılmalı https://www.haber60.com.tr/tdk-baskani-dil-ve-kultur-farkindaligi-artirilmali/ https://www.haber60.com.tr/tdk-baskani-dil-ve-kultur-farkindaligi-artirilmali/#respond Thu, 11 Jul 2024 08:57:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38551 Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, başta çocuklar ve gençler olmak üzere toplumda dil ve kültürle ilgili farkındalık düzeyinin artırılması gerektiğini belirtti.

Prof. Dr. Mert, TDK’nin 12 Temmuz’daki 92. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla kurumun çalışmalarını AA muhabirine anlattı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Ulu Önder Atatürk’ün, önce 15 Nisan 1931’de Türk Tarih Kurumunu ardından da 12 Temmuz 1932’de Türk Dil Kurumunu kurduğunu söyleyen Prof. Dr. Osman Mert, “Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, milletin hayatında dilin ne kadar önemli olduğunu bilen bir liderdi. Türk Dil Kurumu, kurulduğu günden bugüne kadar da ilke ve amaçlarından sapmadan günümüze kadar Türkçenin zenginliklerini ortaya çıkarmak, Türkçeyi dünyada kendine yaraşır bir düzeye yükseltmek ve bugün de Türk dünyasının ortak iletişim dili olması konusunda var gücüyle çalışmaktadır.” ifadesini kullandı.

“Medyada Türkçenin kullanımıyla ilgili bir strateji belirlemek amacındayız”

Prof. Dr. Mert, kurumun bu zamana kadar büyük oranda yazılı eserler ve yazı dili üzerinde yoğunlaştığını fakat doğal dilin de konuşma dili olduğunun unutulmaması gerektiğini söyledi.

Günlük hayatta ve medyada kullanılan Türkçeye yönelik çalışma yapmak için TRT’de çalışan ve emekli olan 21 spiker, editör, yönetmen, yazar, tiyatro sanatçıları ve akademisyenlerle yakın zamanda “Konuşma Dili Olarak Türkçe Çalıştayı” yaptıklarını belirten Mert, şunları kaydetti:

“Çalıştayda, çeşitli medya organlarında Türkçenin kullanımına ilişkin problemleri tespit etmeye çalıştık. Bunları sınıflandırdık ve sorunların çözümüne yönelik neler yapabileceğimiz üzerinde istişarede bulunduk. Bu konuyla ilgili yaptığımız birinci toplantıydı. Önümüzdeki günlerde konunun taraflarını bir araya getirerek, ekibimizi biraz daha genişleterek çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Çalıştayımızda Türkçenin medyada kullanımı üzerine bir sonuç bildirgesi hazırlandı ve çalışmalar devam ediyor. Medyada Türkçenin kullanımıyla ilgili bir strateji belirlemek amacındayız. Bunun için de somut sonuçlar elde ettiğimizi düşünüyorum.”

Osman Mert, Türkçe’nin Türk milletinin yani herkesin dili olduğunu belirterek, başta çocuklar ve gençler olmak üzere dil konusunda toplumda farkındalık düzeyinin artırılması gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Mert, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle sokaklarımıza, tabelalara bakarsanız toplumumuzda dille ilgili bilinç düzeyinin istenen seviyede olmadığını görürsünüz. Başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere toplumumuzda dil ve kültürle ilgili farkındalık düzeyini artırmamız gerekiyor. Bu noktada bizim en önemli paydaşlarımız Milli Eğitim Bakanlığı ve medya organlarıdır. Milli Eğitim Bakanlığı ile bu konularda yakın çalışıyoruz. Üyelerimiz ve uzmanlarımız başta Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki eğitim kurumlarında dil-birey ve millet, dil-kimlik, dil-kültür ilişkisi konularında sürekli konferanslar veriyorlar.”

Türkçenin sahibinin Türk milleti olduğunu, dolayısıyla Türkçeyi koruyacak ve yaşatacak olanın da Türk milleti olduğunu ifade eden Mert, dillerin yasayla korunmayacağını, dilleri sahiplerinin koruyacağını kaydetti.

Yazı dili düzeyinde özellikle tabelalar konusunda devletlerin düzenleme yapabileceğini, yapması gerektiğini vurgulayan Mert, bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlarla, sivil toplum örgütleriyle ilgili toplum kesimleriyle geniş bir uzlaşı sağlanarak Türkçenin korunmasına ilişkin düzenlemelerin yapılması gerektiği kanaatinde olduklarını belirtti.

Osman Mert, bu konuda çalışmaları olduğunu, Devlete, Gazi Meclise ellerinden gelen desteği vermeye her zaman hazır olduklarını ifade etti.

“Az kelimeyle yazmak beyni kısırlaştırabilir”

Sosyal medyada dil kullanımına ilişkin de değerlendirmede bulunan Mert, insanlığın tarih boyunca en ekonomik yolla ve mümkün olduğu kadar eksiksiz mesaj iletme çabası içerisinde olduğunu anlattı.

Bazı sosyal medya organlarında sınırlı kelime ve harf kullanma zorunluluğunun da bu eğilimi artırdığını belirten Mert, bireylerin en az kelime, en az harf ile mümkün olduğu kadar fazla ve eksiksiz mesaj iletme alışkanlığı kültürü geliştirdiklerini, bunun neticesinde de dijital ortamlarda “slm, mrb” gibi kullanımların yaygınlaştığını söyledi.

Mert, “Kelimelerdeki kısaltmalar sosyal medya ile sınırlı bir uygulama. Sosyal medya platformlarında bir kelime sınırı var. Kelime sınırı dolayısıyla insanlar daha az kelimeyle, harfle düşüncesini ifade etme yoluna girdi ve böyle bir alışkanlık gelişecek. Bu da uzun vadede insanlarda dil becerilerini sınırlayabilir, beyni kısırlaştırabilir. Bunun sonuçlarını zaman içerisinde yapacağımız saha araştırmalarıyla daha net göreceğiz.” dedi.

“Sözlüğümüzü devamlı güncelliyoruz”

Prof. Dr. Osman Mert, Türkçe Sözlük kolunun kurumun kuruluşundan beri aktif olduğunu, Türkçe Sözlük için 10 akademisyen ve 13 Yüksek Kurum uzmanının haftalık düzenli çalışmalarını sürdürdüğünü aktardı.

Çalışmalarda vatandaşlardan gelen teklifleri de değerlendirdiklerini ifade eden Mert, şunları söyledi:

“İnsanlık gelişme sürecinde olduğu için güncel sözlükler dünyada aktiftir ve kelime konusunda açık bir listeye sahiptirler. Bu manada tamamlanmış bir sözlük yoktur, olmaz. Bizim sözlüğümüz de devamlı güncelleniyor. Güncel Türkçeyle ilgili iki sözlüğümüz var. Birisi basılı olan, biri de genel ağ sayfamızda ve mobil uygulamadaki sözlüğümüz. Genel ağdaki sözlüğümüzü devamlı güncelliyoruz. Sürekli güncellemeler, eklemeler oluyor. Güncel Türkçe Sözlüğe en son ‘alan yazını’ kelimesi eklendi. Akademide çok sık kullanılan bir kavram işareti. Sözlüğe son 5 yılda 5 binin üzerinde kelime eklendi.”

“Kültürel birliğin birinci şartı yazıda birliktir”

Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonunun çalışmalarına ilişkin de bilgi aktaran Mert, yaklaşık 2 yıl önce kurulan komisyonun düzenli olarak çalışmalarını sürdürdüğünü, akademik zeminde yapılması gereken her şeyin yapıldığını söyledi.

Alfabenin bir siyasi, bir de akademik tarafı olduğunu, alfabe değişikliğinin ise siyasi bir konu olduğunu ve Meclisler tarafından yapılabileceğini söyleyen Başkan Osman Mert, alfabeyle ilgili niteliklerin evrensel olduğu için akademik uzlaşının daha kolay olduğunu belirtti.

TDK Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, şunları kaydetti:

“2024 itibarıyla Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkeler arasında Latin alfabesine geçmeyen iki ülke Kazakistan ve Kırgızistan kaldı. Fakat Kazakistan ve Kırgızistan’da ilgili toplum kesimlerinin tamamı Latin alfabesini bilirler ve kullanırlar. Yine her iki ülkede tabelaların yüzde ellisi Latin alfabesine geçmiş durumda. Halklardan da ciddi bir talep var. Bizi ilgilendiren tarafı, kültürel birliğin birinci şartı yazıda birlik olmasıdır. Yazıda birliği sağladığımızda pek çok adımı ardından atabileceğiz. Alfabe konusunda Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan ile akademik zeminde uzlaşıldığını, Türkmenistan’ın da her ne kadar farklı karakterlere yer verse de Latin alfabesini kullandığını söyleyebilirim. Kısacası iki ülkemizde siyasi liderlerin, Meclislerin bu konuda karar vermesini sabırsızlıkla bekliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız bu çalışmalara tam destek verdiler. Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkeler arasında 34 harf üzerinde uzlaşıldı, bunun 29’u Türkiye Cumhuriyeti’nin kullandığı harfler. Her ülke bu 34 harflik listeden kendi ihtiyacını alacak ve kullanacak. Alfabelerimizdeki harf sayısında 1 ile 5 arasında farklılık olacak. Ama bu anlaşılabilirliği ve okumayı engelleyecek düzeyde olmayacak.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tdk-baskani-dil-ve-kultur-farkindaligi-artirilmali/feed/ 0
Türk Dünyasının Satın Alma Paritesi 4 Trilyon Doların Üzerinde https://www.haber60.com.tr/turk-dunyasinin-satin-alma-paritesi-4-trilyon-dolarin-uzerinde/ https://www.haber60.com.tr/turk-dunyasinin-satin-alma-paritesi-4-trilyon-dolarin-uzerinde/#respond Wed, 10 Jul 2024 23:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38496 Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreter Yardımcısı Ömer Kocaman, Türk dünyasının satın alma paritesinin 4 trilyon doların üzerinde olduğunu bildirdi.

7-9 Kasım tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde (İFM) düzenlenecek Türk Ticaret Fuarı öncesi toplantı düzenlendi.

Toplantıda konuşan Kocaman, 2040 vizyonu ve 2026 stratejisi olduğunu söyledi.

“Türk dünyasının satın alma paritesine göre baktığımız zaman 4 trilyon doların üzerindeyiz.” diyen Kocaman, “Bu çok ciddi bir rakam. Nüfus 170 milyon, en büyük parçası dinamik ve iyi yetişmiş.” açıklamasında bulundu.

Kocaman, “İçeride birbirimizle ticaret maalesef iyi değil. Yani gerçek potansiyelimizi yansıtamıyoruz. Rakamlara baktığınız zaman kendi içinizdeki ticaret 50 milyar dolara yeni geldi.” diye konuştu.

Bu rakamın 2015 yılında 10 milyar dolar civarında olduğunu belirten Kocaman, “Son 2-3 sene içerisinde ciddi bir tabii artış var ama yeterli değil. Çünkü bizim en az 100 milyar dolar iç ticaretimiz olmalı.” dedi.

Kocaman, “Aksakallar Konseyimiz bir yeni proje üzerinde çalışıyor, ortak alfabe üzerinde çalışıyor. Bir komisyon kuruldu. Ülkelerimiz temsilciler verdi. 34 harften oluşan bir orta alfabe konusunda ümit verici gelişmeler var. İnşallah önümüzdeki dönemde Kazakistan ve Kırgızistan’ın bu konuda önemli adımlara atacağına inanıyoruz.” diye konuştu.

Kazakistan’da hazırlanmış yeni alfabenin gerçekten 34 harfli ortak alfabeye çok yakın olduğunu belirten Kocaman, burada da bir birlikten bahsedebildiğini, dilde, işte, fikirde birliğin artık Türk dünyasında oluşmakta olduğunun altını çizdi.

“Ortak bir çalışma kültürü inşa ettik”

Ömer Kocaman, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Artık bu sözle değil eylemle, fikirle, projeyle. Bunun belki de Türk dünyasında birliğin, beraberliğin en güzel vücuda geldiği teşkilat Türk Devletleri Teşkilatı. Yani tarihte bizler de ilk defa gönüllülük esasında bir araya geldik. Hiçbir dayatma, zorlama, bir savaş bir dış güç nedeniyle değil gönüllü olarak bir araya geldik, Türk devletinin teşkilatını kurduk. Bugün ekonomide siyasete gençlikten turizme, ulaştırmadan enerjiye birçok alanda proje yapıyoruz, işbirliği geliştiriyoruz. Biz her alanda, enerji, ekonomi, eğitim, turizm olsun mutlaka bir proje koyuyoruz ortaya. Tüm bürokrasilerimizi bu projenin etrafında topluyoruz. Bugün size örneğin enerji veya ulaştırma diyelim. Bakanlarımızı bir araya getiriyoruz en az iki defa. Çalışma grupları yapıyoruz. Online veya fiziki toplantı yapıyoruz.

Daire başkanları, uzmanlar bir araya geliyor. Türk dünyasında örneğin ulaştırma alanına nasıl işbirliği yapabiliriz? Hangi projeleri geliştirebiliriz? Geliştirilmiş, büyük projeler varsa Orta Koridor gibi bunu daha nasıl işlevsel hale getirebiliriz diye çalışıyorlar. Bu sayede ortak bir çalışma kültürü inşa ettik. Hem de bugünkü sistem içerisinde üye devletlerimizin ikili ilişkileri de çok çok hızlı gelişmeye başladı.”

“Fuar, Türk dünyasının birliğini, dostluğunu, gücünü gösterecek”

Özbekistan’ın İstanbul Başkonsolosu Şerzad Abdunazarov ise İstanbul’da çeşitli fuarlar olduğunu Türk Ticaret Fuarı’nın herkese fayda getireceğini Türk dünyasının birliğini, dostluğunu, gücünü göstereceğini açıkladı.

Abdunazarov, katılımcıları, insanlarının güler yüzlü olduğunu söylediği Özbekistan’a davet etti.

” Azerbaycan’ın geçen yıl dış ticaret cirosu yaklaşık 45 milyar dolar oldu”

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin İstanbul Başkonsolosluğunda Ticaret Temsilcisi Başdanışmanı olan Cavid Abdullayev de “2023 yılında Azerbaycan’ın Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYH) 72 milyar dolardan fazla olmuştur. 2023 yılında aslında 193 ülkeyle dış ticaret ilişkisi kurmuştur.” diye konuştu.

Türk devletleri de dahil Azerbaycan’ın geçen yıl dış ticaret cirosunun yaklaşık 45 milyar dolar olduğunu kaydeden Abdullayev, bugün Azerbaycan’da faaliyetlere başlamanın girişimciler ve yatırımcılar için çok avantajlı olduğunu dile getirdi.

Abdullayev, “Azerbaycan 10 milyonluk bir nüfusa sahip, aynı zamanda 10 ülkeye gümrüksüz çıkışı olan bir ülke. O yüzden Azerbaycan’a yatırım yapanlar aslında 280 milyonluk bir pazara çıkış fırsatı elde etmektedir.” açıklamasında bulundu.

“Bu fuar, Türk devletleri arasında güçlü ticaret köprüleri oluşturacak”

Rok Uluslararası Danışmanlık Kurucusu ve Türk Ticaret Fuarı Organizatörü Aygün Aliyeva, “170 milyonluk nüfus ve 1,9 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip, doğu-batı arasında ticaretin kesişim noktasında bulunan Türk devletleri, zengin doğal kaynakları ve orta koridor olarak adlandırılan stratejik ticaret yolu üzerinde bulunmaları sebebiyle büyük fırsatlar sunuyor.” dedi.

Aliyeva, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mevcut ekonomik potansiyelin artırılması, taraflar arasındaki entegrasyonun derinleşmesiyle mümkün hale gelebilecektir. Türk kimliği çatısı altında son 30 yıldır üst düzeyli ilişkiler geliştiren Türk Devletleri gümrük, ticaret, turizm, eğitim, ulaşım ve bir çok alanda işbirliğine gidiyor. Özel sektör temsilcileri de sürecin dışında tutulmamalı, karşılıklı yatırım, proje ve yardım girişimleri farklı alanları kapsayacak şekilde genişletilmelidir. Türk Ticaret Fuarı’nda ana amacımız, Türk devletlerinin iş insanlarının ekonomik ilişkilerini geliştirmek ve güçlendirmektir. Türk Ticaret Fuarı, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye, Özbekistan, Macaristan, Türkmenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında ticaret, sanayi, yatırımlar, teknoloji ve hizmetlerin geliştirilmesini amaçlayan, devlet kurumlarınca desteklenen bir platformdur.

Bu fuar, firmaların doğru iş birlikleri kurmalarını sağlayacak ve Türk devletleri arasında güçlü ticaret köprüleri oluşturacaktır. Fuarda ülkelerdeki tüm ürün grupları ve yeni teknolojiler sergilenecek, ülkelerin yatırım fırsatları, önemli sektörler, iş insanlarının sorunları, çözüm önerileri ve diğer güncel konular, alanında uzman konuşmacılarla konferanslarda masaya yatırılacak, düzenlenecek olan ikili görüşmeler ve franchise görüşmeleriyle firmaların stratejik ortaklıklar kurmaları ve Türk devletlerinin ortak markalarının oluşturulması sağlanacaktır. Her sene düzenli olarak hem Türkiye hem diğer Türk Devletlerinde düzenleyeceğimiz Türk Ticaret Fuarı’nı bu hedeflere ulaşmamızı sağlayacak stratejik açıdan önemli bir adım olarak görmekteyiz.”

Fuarların, sağlam işbirlikleri için firmaların doğru buluşma noktaları olduğunu belirten Aliyeva, bu anlamda birlik içinde çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

Aliyeva, “Azerbaycan Cumhurbaşkanımız İlham Aliyev’in dediği gibi, Bizim ailemiz Türk Dünyasıdır. Biz ortak çabalarımızla öyle yapmalıyız ki, Türk Devletleri Teşkilatı küresel arenada güç merkezi haline gelsin. Bunu ancak birlikte başarabiliriz.” açıklamasında bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-dunyasinin-satin-alma-paritesi-4-trilyon-dolarin-uzerinde/feed/ 0
EMNİYET Genel Müdür Yardımcısı: FETÖ, dünyayı ele geçirmeyi hedefe koymuş bir örgüt https://www.haber60.com.tr/emniyet-genel-mudur-yardimcisi-feto-dunyayi-ele-gecirmeyi-hedefe-koymus-bir-orgut/ https://www.haber60.com.tr/emniyet-genel-mudur-yardimcisi-feto-dunyayi-ele-gecirmeyi-hedefe-koymus-bir-orgut/#respond Wed, 10 Jul 2024 22:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38432

EMNİYET Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan, “FETÖ öyle bir örgüt ki sizin ve bizim düşündüğümüzden daha büyük bir örgüt. Bu örgüt, arkasında birkaç devletin kurmay aklının olduğu bir örgüt. FETÖ, dünyayı ele geçirmeyi hedefe koymuş bir örgüt. Türkiye’yi ele geçirmek onlar için çok basit gibi görünen bir şeydi. Sadece ordudan 30 bine yakın insan atıldı. Polisten 40 bine yakın insan atıldı. Bütün kurumlardan binlerce insan atıldı” dedi.

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Turizm Fakültesi Prof. Dr. Cengiz Utaş Konferans Salonu’nda ’15 Temmuz Darbe Girişimi ve Milletin Zaferi’ konulu konferans düzenlendi. Konferansa Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan, İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın ve ERÜ Rektörü Fatih Altun katıldı. Burada konuşan Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan, “15 Temmuz tarih olarak rastgele seçilmiş bir tarih değildir. Hiçbir şey hayatta tesadüf değil. Batılıların planladığı hiçbir şeyin tesadüf olmadığını tecrübelerimizle görmüş bulunuyoruz. 7 Haziran- 16 Temmuz Kudüs’ün işgalidir. Bazen, ’15 Temmuz niye seçildi?’ gibi akılınıza gelirse Kudüs’ün işgali 15 Temmuz’dur. Maalesef darbe kültürümüz ve ona paralel bir darbeler tarihimiz var. 2004 yılına gelindiğinde devletin bütün kademelerine siyaset, basın, ekonomi, bürokrasi, askeriye, güvenlik teşkilatları, üniversiteler, sayabileceğiniz her yere ya hakim olmuşlar ya oraları yönlendirecek konuma gelmişler veya oralara bir şekilde sızmışlar. 2004’ten itibaren FETÖ, kuruluşundan bu yana bir gladyo yapılanması olarak ülkedeki yönetimin kılcal damarlarına kadar sızmıştı. 2004’ten itibaren her yerde FETÖ ile karşılaşırdık” diye konuştu.

‘ANAHTAR TESLİMİ GİBİ ÜLKE TESLİM EDİLECEKTİ’

Sözlerini sürdüren Çalışkan, “Eğer 15 Temmuz 2016’da bu darbeyi yapmasalardı veya bu darbe bastırılmasaydı, 2 ya da 3 yıl daha sabretselerdi inanın anahtar teslimi gibi ülke teslim edilecekti. Bunu bütün kurumlar için söylüyorum. 2016’da değil de 2018-2019’a kadar sabretselerdi, o tarihte tuğgeneral seviyesinde inanılmaz sayıya ulaşmışlar. Çok az sayıda korgeneral, tümgeneraller var. Hatta bir tane orgenerallerinin olduğu da söylenir. 300 generalin 150’si yargılandı ve oradan atıldı. Yani neredeyse 200-250’si bunların adamı olacaktı. Dolayısıyla bu tarihte söyleyecek söz kalmayacaktı” ifadelerini kullandı.

‘BÜTÜN KURUMLARDAN BİNLERCE İNSAN ATILDI’

Askeri üniformaya büyük zarar verildiğini belirten Çalışkan, “Anadolu insanı ‘her Türk asker doğar’ diye eğitilir. Asker çok kıymetli ve özeldir. Üniforması bile kıymetlidir. Bizde askerlik yapmayanı ciddiye almazlar. Türk toplumundaki yeri çok farklıdır. Bu olayla çok yıprandı. Bunu askerler de hissetti. Çünkü masum insanlara silah sıkılmaz. Türk askeri bunu yapmaz. Bu dönemde böyle bir şeye teşebbüs ederek üniformaya zarar verdiler. FETÖ öyle bir örgüt ki sizin ve bizim düşündüğümüzden daha büyük bir örgüt. Bu örgüt arkasında birkaç devletin kurmay aklının olduğu bir örgüt. FETÖ, dünyayı ele geçirmeyi hedefe koymuş bir örgüt. Türkiye’yi ele geçirmek onlar için çok basit gibi görünen bir şeydi. Sadece ordudan 30 bine yakın insan atıldı. Polisten 40 bine yakın insan atıldı. Bütün kurumlardan binlerce insan atıldı” dedi.

‘MEYDANLARDA İNSANLARIMIZA SİLAH DOĞRULTARAK ZULMETMİŞLERDİR’

ERÜ Rektörü Fatih Altun ise “15 Temmuz 2016 günü ordumuz başta olmak üzere, devletimizin kolluk kuvvetlerine sinsice sızmış kendini bilmez bir avuç hain FETÖ/PDY terör örgütü mensupları milli irademiz ve ülkemizin geleceğini hedef alan menfur bir darbe teşebbüsüne kalkışmışlardır. Yaşanılan o kara gecede kendini bilmez hainler devletimizin tüm imkanlarını kullanarak meydanlarda insanlarımıza silah doğrultarak zulmetmişlerdir. 1071’de Türklere Anadolu’nun kapılarını açan Büyük Selçuklu Devleti’nin hükümdarı Sultan Alparslan’dan bu güne kadar vatanına ve bayrağına sahip çıkan aziz Türk milleti, tarihi boyunca da 15 Temmuz gecesi şehadet şerbeti içen Ömer Halis Demir’i, Cennet Yiğit ve Kübra Doğanay ile şehit olan kahramanlarımızı unutturmayacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/emniyet-genel-mudur-yardimcisi-feto-dunyayi-ele-gecirmeyi-hedefe-koymus-bir-orgut/feed/ 0
Emniyet Genel Müdür Yardımcısı: 15 Temmuz Türk milletinin ve Cumhurbaşkanımızın duruşu dünyadaki darbelerin kaderini değiştirdi https://www.haber60.com.tr/emniyet-genel-mudur-yardimcisi-15-temmuz-turk-milletinin-ve-cumhurbaskanimizin-durusu-dunyadaki-darbelerin-kaderini-degistirdi/ https://www.haber60.com.tr/emniyet-genel-mudur-yardimcisi-15-temmuz-turk-milletinin-ve-cumhurbaskanimizin-durusu-dunyadaki-darbelerin-kaderini-degistirdi/#respond Wed, 10 Jul 2024 22:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38423 Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan, ” 15 Temmuz’da Türk milleti ve Cumhurbaşkanımızın duruşu dünyadaki darbelerin kaderini değiştirdi” dedi.

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) tarafından Turizm Fakültesi Konferans Salonu’nda “15 Temmuz Darbe Girişimi ve Milletin Zaferi” konulu konferans düzenlendi. Konferansta darbe kültürünün kansere ya da bir virüse benzediğini söyleyen Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan, “Maalesef bir darbe kültürümüz ve ona paralel olarak darbeler tarihimiz var. 2016’da biz isim olarak ‘hain darbe girişimi’ diyoruz ve ondan öncesinde de yapılan darbeler var. Bunlar bizim tarihimizde birebir yaşadığımız, ülkemizi ve bizleri etkileyen darbeler veya darbe girişimleridir. Darbeyi virüse ya da kansere benzetebilirsiniz. Bünyeye girdikten sonra çıkması çok zordur. Maalesef bizim ordumuzda da böyle bir hastalık, Osmanlı’nın son zamanlarından böyle bir virüs bizim ordumuza sirayet etmiştir. 15 Temmuz 2016’daki darbe bir konsorsiyumdur. Amerika vardır, NATO vardır, İngiltere vardır, Almanya vardır, İsrail vardır. Daha birçok devlet de bu darbeyi desteklemiştir. İç dinamikler kadar dış dinamiklerin de çok önemli olduğu darbelerde, iç dinamiklerle ilgili bütün sinir uçlarımıza dokunmuşlardır. Nedir bizim sinir uçlarımız? Mezheple ilgili sinir uçlarımız var. Laik-antilaik gibi bir takım sinir uçları var. Alevi-Sünni gibi, Türk-Kürt gibi bir takım sinir uçlarımız var. Aslında büyük sorunlarımız yok ama bu sinir uçlarımıza dokunduğunuzda iç dinamikler faaliyete geçebiliyor” dedi.

“15 Temmuz gecikseydi anahtar teslim olarak ülke teslim edilecekti”

Çalışkan, 15 Temmuz darbe girişiminin 2-3 yıl daha gecikmesi halinde ülkenin darbeciler tarafından teslim edileceğini söyleyerek, “15 Temmuz 2016’ya gelindiğinde, darbeler NATO üyeliğimizle beraber daha kontrollü ve neye hizmet edeceği önceden belirlenen kısaca ‘gladyo’ diye özetlenen yapıca yönetilmektedir. 2004’te başlayan yapılanma ile kurum ve kuruluşların birçok noktasına nüfus ederek, kılcal damarlarına indiler. 2016’ya gelindiğinde onlarca general, rektör, vali, emniyet müdürü, STK başkanı pozisyonlarını işgal ettiler. Neredeyse ülkeyi anahtar teslimi yapacak duruma geldiler. Anadolu’da çok konuşulan bir söz vardır; ‘Olanda hayır vardır’ deriz. 15 Temmuz’un hayrı neydi? Eğer 15 Temmuz 2016’da bu darbeyi yapmasalardı veya bu darbe bastırılmasaydı, ortaya çıkmasaydı ve 2-3 yıl daha sabretselerdi inanın anahtar teslim olarak ülke teslim edilecekti. Bunu bütün kurumlar üzerinden söylüyorum” ifadelerini kullandı.

” Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanımızın duruşu dünyadaki darbelerin kaderini değiştirdi”

15 Temmuz’da Türk milletinin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın duruşunun dünyadaki darbelerin kaderini değiştirdiğini söyleyen Çalışkan, sözlerine şöyle devam etti:

“15 Temmuz’dan sonra halkın gücü görüldü, dünya siyaset tarihine örnek bir mücadele olarak geçti. Türk siyasi tarihinde ilk defa darbeciler tarumar edildi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Türk milletinin darbeye karşı başarılı duruşu dünyadaki darbelerin de kaderini değiştirdi. Bunu bu günlerde yaşıyoruz. Rusya’da darbe yapmaya kalktı birisi, cevabını aldı. Venezuela’da darbe yapıldı, Amerika destekledi ama başarısız oldu. Kolombiya’da çok yakın zamanda darbe girişimi oldu ama başaramadılar. Mali’de, Çad’da, Gine’de, Nijer’de, Kırgızistan’da 15 Temmuz’dan sonraki dönemden bahsediyorum 12 tane darbe girişimi oldu. Başarısız oldular. Burada hiç mütevazı davranmaya gerek yok; Türkiye’nin duruşu, Türk halkının duruşu, Türk devletinin duruşu ve Cumhurbaşkanı’nın duruşu dünyaya örnek oldu.”

ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ise konuşmasında, “Özellikle 15 Temmuz 2016 günü ordumuz başta olmak üzere devletimizin kolluk kuvvetlerine sinsice sızmış kendini bilmez bir avuç hain, azınlık olan FETÖ/PDY terör örgütü mensupları milli irademizi ve ülkemizin geleceğini hedef alan menfur bir darbe teşebbüsüne kalkışmışlardır. Yaşanılan o kara gecede kendini bilmez hainler devletimizin maalesef tüm imkanlarını kullanarak meydanlarda insanlarımıza silah doğrultarak zulüm etmişlerdir. 15 Temmuz 2016’da yaşanılan bu hain kalkışmayı unutmamaları ve unutturmamaları için yaşanılanları anlatmaya devam edeceğiz. 15 Temmuz gecesi milletimizin varlığına, istikbaline kast ederek darbe girişiminde bulunmak isteyen hainlere karşı canlarını feda eden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Programa Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Çalışkan, ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın, protokol üyeleri, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/emniyet-genel-mudur-yardimcisi-15-temmuz-turk-milletinin-ve-cumhurbaskanimizin-durusu-dunyadaki-darbelerin-kaderini-degistirdi/feed/ 0
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu: Esad’la görüşmede somut bir eylem planı ortaya çıkarmaları gerekiyor https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-esadla-gorusmede-somut-bir-eylem-plani-ortaya-cikarmalari-gerekiyor/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-esadla-gorusmede-somut-bir-eylem-plani-ortaya-cikarmalari-gerekiyor/#respond Wed, 10 Jul 2024 21:18:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38356

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Mevcut hükümetten beklentimiz, yanlışta ısrarcı olmamaları ve Esad’la görüşmede somut bir eylem planı ortaya çıkarmalarıdır. Aksi halde son 13 yılda yapılan yanlışlara bir yenisi daha eklenecek, olası çözüm fırsatı bir kez daha ıskalanmış olacaktır” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM’de partisinin haftalık grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu, A Milli Futbol Takımı’nın Almanya’da düzenlenen 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda gerçekleştirdiği çeyrek final başarısını tebrik etti. Son 16 turunda Avusturya karşısında attığı gol sonrası ‘Bozkurt’ işareti yaparak sevinen milli futbolcu Merih Demiral’ı, sadece Türklüğün sembolü olan ‘Bozkurt’ selamı yaptığı için değil, ‘Türk, öğün, çalış, güven’ sözünün timsali olduğu için alnından öptüğünü belirten Dervişoğlu, “Öte yandan, kendi tarihsel hezeyanlarıyla her sakallıyı dedesi zanneden ve Alman devletinin amacı belli söylemleri etrafında sevinçlerimize ortak olmaktan imtina edenlere de birkaç kelam etmek isterim. Türklük, tarih bilindi bilineli dünya coğrafyasının dört bir yanında insanlık serüveninin en önemli yazarlarındandır. Bu serüven esnasında şüphesiz ki birçok badire atlatmıştır. Savaşlar, zaferler, atılımlar, gerilemeler yaşamıştır. Ancak yaşamadığı ve tecrübe etmediği tek bir şey vardır, o da esarettir. Türk, tarih karşısında asla pes etmemiş, hürriyet ve istiklalinden vazgeçmemiş, destansı yolculuğuna haysiyetli bir şekilde daima devam etmiştir. Bu da ‘Bozkurt’la sembolleşmiştir” ifadelerini kullandı.

‘MEYDANI MANKURTLARA BIRAKMAMAK İÇİN BURADAYIZ’

‘Bozkurt’ sembolünün arkasına sığınan çakalları ve sırtlanları bildiklerini söyleyen Dervişoğlu, “Bugüne kadar ‘Türklüğü ayaklar altına aldık’ diyen güruhların ‘Bozkurt’u, bu şuuru, bu ruhu, pisliklerine alet etme girişimlerini görüyor, biliyor ve buradan ihtar ediyoruz. Biz varız ve buradayız. Türklüğe adalet yeminiyle, milletine sadakat yeminiyle, Cumhuriyetine hürriyet yeminiyle, atasına ise vefa yeminiyle bağlıyız. Meydanı mankurtlara bırakmamak, bozkurtları diriltmek için buradayız. ve elbette Sinan Ateş için tüm Sinanlar için adalet için buradayız. Anaların gözyaşlarını görmeyip, muktedirlerin tebessümlerine bakan; milletin çığlığına sağır, efendilerinin fısıltılarını dahi duyanlara karşı milletin sesi, anaların gözyaşı, çocukların çığlığı olarak buradayız. ve bozkurtça haykırıyoruz; adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. ya adalet ya kıyamet” diye konuştu.

Dervişoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri devam eden Öğretmenlik Mesleği Kanun Teklifi ile ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“Müfredat yıkımından sonra şimdi de yeni hedef, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile öğretmenlerimizdir. Yeni hazırlanan ve Meclis gündemine getirilen Öğretmenlik Meslek Kanun Teklifi, yıllardır zıvanasından çıkardıkları öğretmenlik mesleğine son darbe planlarıdır. Bu taslak, meslek kanunu değil, öğretmenlere mobbing kanunudur. ‘Meslek kanunu’ adı altında ceza dayatmasıdır. Öğretmen atamalarının tamamen saray ve tarikat kontrolü altına alınmasıdır. Eğitim fakültelerinin kapatılması, paralel eğitim fakülteleri kurulması çabasıdır. Özlük hakları ve mesleki saygınlık, maalesef ayaklar altına alınmak istenmektedir. Maaşlar ise zaten yerlerde sürünmektedir. Üzülerek söylüyorum, can güvenliği dahi kalmamış öğretmenlerimizin haklarında ufacık bir iyileştirme yapmak yerine; Tevhid-i Tedrisat’a değil, tarikat tedrisatına bağlı; müdür ve yöneticilerin keyfince at koşturacağı bir medrese düzeni istenmektedir. Mesleğe girişteki mülakat inadı bir şekilde aşılırsa diye de sürekli mülakatlarla; yani sözde Milli Eğitim Akademisi’yle milli eğitim kadrolarını bir partizan çöplüğü haline getirmeyi amaçlamaktadırlar. Her konuşması ve eylemi ile gerek müsteşarlığı gerekse bakanlığı döneminde eğitim camiasının nefretini kazanan bu Milli Eğitim Bakanı’nın altında imzası olan bir metinden, kime ne hayır gelecek ki? Oldubittiye getirdiği eğitim öğretim müfredatı nedir ki, Öğretmenlik Meslek Kanunu ne olsun?”

‘NE ŞARTTA OLURSA OLSUN SURİYELİLER DÖNMELİDİR’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la görüşme açıklamasına değinen Dervişoğlu, “Her ne şartta olursa olsun Suriyeli sığınmacılar ülkelerine dönmelidir. Her ne kadar Basra harap olmuş olsa da geride bize kalan kadim bir vatan, iş sahibi olmayı bekleyen milyonlarca vatandaşımız, parkta, sokakta, otobüste rahatça gezmek isteyen çocuklarımız ve gençlerimiz vardır. En önemlisi de tamir edilmeyi bekleyen bir ulus kimliğimiz vardır. Milli gururumuz vardır. Mevcut hükümetten beklentimiz, yanlışta ısrarcı olmamaları ve Esad’la görüşmede somut bir eylem planı ortaya çıkarmalarıdır. Aksi halde son 13 yılda yapılan yanlışlara bir yenisi daha eklenecek, olası çözüm fırsatı bir kez daha ıskalanmış olacaktır” dedi.

‘HİLELİ ZARLAR ATMAYA KALKIŞMAYIN’

Haftaya yıl dönümü olacak 15 Temmuz darbe girişiminde, Türk milletinin devletini sokaklardan topladığını belirten Müsavat Dervişoğlu, “Milletin devletini yine sokaktan toplamak zorunda kalmaması için 10 milyonu aşkın sığınmacı ve kaçakla yürüyen bu yıkım sürecini durdurmanın yolu ve adresi bellidir; yeri milli Meclis, yöntemi milli mutabakattır. ‘Dostum falanca’, ‘Katil filancaya’ dayalı şahıs siyasetiniz yerine, devlet siyaseti yürütmektir. Yıllara yayılacak bir görüşme trafiği ve sözde bir geri gönderme planı ile bu milletin karşısına tekrar çıkmaya çalışmayın. Yapmayın; çünkü bu yangın her şeyi yakmaya muktedirdir. Tarih şuurundan mahrum aklınızla, 13 yıl sonra ancak fark ettiğiniz freni patlak iktidar kamyonunuzun geri vitesine bakarken, hileli zarlar atmaya kalkışmayın. Bu milletin kaderiyle kumar oynamayın. Bedeli herkes için başta da sizin için çok ama çok ağır olur. Sizi bir kere daha meseleleri doğru anlamaya ve yorumlamaya ve çözüm için devlet aklıyla hareket etmeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-esadla-gorusmede-somut-bir-eylem-plani-ortaya-cikarmalari-gerekiyor/feed/ 0
Yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörleri 2024 yılında ihracatını artırdı https://www.haber60.com.tr/yas-meyve-sebze-ve-meyve-sebze-mamulleri-sektorleri-2024-yilinda-ihracatini-artirdi/ https://www.haber60.com.tr/yas-meyve-sebze-ve-meyve-sebze-mamulleri-sektorleri-2024-yilinda-ihracatini-artirdi/#respond Wed, 10 Jul 2024 07:39:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38300 Yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörleri 2024 yılının ilk yarısında ihracatını yüzde 9’luk artışla Türkiye’ye 3 milyar 8 milyon dolar döviz kazandırdı. 2024 yılı için 6 milyar dolar ihracat hedefi olan iki sektör, 2024 yılının ilk yarısında hedefin yüzde 51’ini gerçekleştirdi.

Yaş meyve sebze ihracatı yüzde 1’lik artışla 1 milyar 718 milyon dolar olurken, meyve sebze mamulleri ihracatı yüzde 20’lik yükselişle 1 milyar 42 milyon dolardan 1 milyar 290 milyon dolara ilerledi.

Türkiye’de 60 milyon ton taze meyve sebze üretildiği bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, 60 milyon ton üretimin katma değere dönüşmesi, üreticinin emeklerinin karşılığını alması için ihracatın üreticinin sigortası konumunda olduğunu, Türk lezzetlerini dünyanın dört bir tarafına ihraç ederek hem ülkeye döviz kazandırdıklarını hem de üreticilerinin emeklerinin karşılığını aldığını dile getirdi.

TURQUALITY, UR-GE ve Fuarlarla ihracat hedefine koşuyoruz

” Kiraz, ayva, incir, kayısı üretiminde dünya birincisiyiz” diyen Uçak, “Vişne, salatalık, kavun ve karpuz üretiminde 2.sırada, Elma, biber, mandalina ve domates üretiminde 3.sırada bulunuyoruz. Meyve sebze üretiminde ilk 5’te olduğumuz toplam 15 ürün bulunuyor. Meyve sebze mamullerinde turşu ihracatında dünya lideriyiz. Meyve suları, kurutulmuş ve dondurulmuş meyve sebze üretim ve ihracatında dünyanın en modern tesislerine sahibiz. Sürdürdüğümüz Turkish Fresh and Processed Fruits and Vegetables Cluster URGE Projesiyle 41 firmamızın kümelenerek ihracatımızı artırmasını hedefliyoruz. Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki 6 gıda birliği ABD pazarına yönelik sürdürdüğümüz Turkish Tastes isimli TURQUALITY Projesi sayesinde ABD’de taze meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatında önemli başarılar elde ettik. Uzakdoğu ülkelerine ihracatımızı artırmak için 2024 yılında 4 fuara katılım sağlamış olacağız. İhracat rakamları bu çabalarımızın karşılığını aldığımızı, meyvelerini topladığımızı ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.

Tazede domates, mamulde elma suyu ihracat lideri

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 2024 yılının ilk yarısında ihracatının yüzde 4’lük artışla 595 milyon dolardan 618 milyon dolara çıktığını vurgulayan Başkan Uçak şöyle devam etti; “Türkiye geneli taze meyve sebze ihracatında domates 256 milyon dolarlık ihracatla zirvede yer alırken, mandalina 170 milyon dolarla ikinci, kiraz 143,5 milyon dolarla en çok ihraç edilen üçüncü ürün oldu. Meyve sebze mamulleri ihracatında elma suyu 131 milyon dolarlık performansla birinci olurken, domates salçası 106 milyon dolar, biber turşusu 88 milyon dolar döviz kazandırdı.”

Yaş meyve sebzede Rusya, meyve sebze mamullerinde ABD en çok ihracat yapılan ülkeler oldu

Taze meyve sebze ihracatında Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülke 436,5 milyon dolarla Rusya Federasyonu olurken, meyve sebze mamulleri ihracatında en çok ihracat yapılan ülkeler listesinin bir numarasında 209 milyon dolarlık tutarla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı.

Taze meyve sebze ihracatında Irak’a ihracat yüzde 200’lük artışla 50 milyon dolarlak 200 milyon dolara çıkarken, üçüncü ülke 174 milyon dolarlık ihracatla Almanya oldu. Almanya, meyve sebze mamulleri ihracatında ise; 176 milyon dolarlık Türk lezzeti talebiyle adını ikinci sıraya yazdırdı. Meyve sebze ihracatında üçüncü büyük pazarımız 89 milyon dolarlık ihracatla İngiltere oldu. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/yas-meyve-sebze-ve-meyve-sebze-mamulleri-sektorleri-2024-yilinda-ihracatini-artirdi/feed/ 0
HÜDA-PAR’ın kanun teklifi genel kurul gündemine alındı https://www.haber60.com.tr/huda-parin-kanun-teklifi-genel-kurul-gundemine-alindi/ https://www.haber60.com.tr/huda-parin-kanun-teklifi-genel-kurul-gundemine-alindi/#respond Tue, 09 Jul 2024 23:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38272

Dava Partisi’nin (HÜDA-PAR) ‘Türk Ceza Kanunu, Türk Vatandaşlığı Kanunu ve Aile ve Gençlik Fonu Kurulması Hakkında’ kanun teklifinin genel kurul gündemine alınması kabul edildi. Teklifin içeriğinde, Türk – İsrail çifte vatandaşı olan kişilerin İsrail ordusuna katılarak savaş suçu işlediği ve bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılması, mal varlıklarına el konulmasını içeriyor.

TBMM Genel Kurulu, ‘Öğretmenlik Mesleği Kanunu Teklifini’ görüşmek üzere Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder başkanlığında toplandı. Parti gruplarının Meclis Başkanlığı’na sunduğu araştırma önergelerinin ardından Hür – Dava Partisi’nin, ‘Türk Ceza Kanunu, Türk Vatandaşlığı Kanunu ve Aile ve Gençlik Fonu Kurulması Hakkında’ kanun teklifinin genel kurul gündemine alınması kabul edildi. Teklifin içeriğinde, Türk – İsrail çifte vatandaşı olan kişilerin İsrail ordusuna katılarak savaş suçu işlediği ve bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılması, mal varlıklarına el konulmasını içeriyor. Kanun teklifinin gerekçesini açıklamak üzere kürsüye çıkan Hür-Dava Partisi Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Zekeriya Yapıcıoğlu, “Maalesef Türk vatandaşlığına sahip binlerce kişi de siyonist İsrail’in Gazze’deki soykırım suçuna fiilen iştirak ediyor. Türkiye Cumhuriyeti pasaportu taşıyan en az 4 bin kişinin Gazze’ye giderek soykırım suçuna fiilen iştirak ettiği bilgisi basına yansıdı. Türkiye pasaportu taşıyan ve siyonist İsrail hedefleri için askerlik yapanların toplam sayısı ise bunun çok daha üzerinde. Gazze’de ve dünyanın herhangi bir yerinde kadınları, çocukları, bebekleri vahşice katleden bu suretle bütün insanlığa karşı suç işleyen soykırımcı katillerin daha sonra Türkiye’ye gelip hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmeleri kabul edilemez. Bilindiği üzere Türkiye Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesini, 23 Mart 1950 tarih ve 5630 sayılı kanunla onaylamıştır ve bu sözleşmede taraf olmakla soykırımı önlemeyi ve cezalandırmayı taahhüt etmiştir. Bu sözleşmenin 5’nci maddesine göre; sözleşmeci devletler bu sözleşmenin hükümlerine etkinlik kazandırmak ve özellikle soykırımdan suçlu bulunan kimselere etkili cezalar verilmesini sağlamak için kendi anayasalarında öngörülen usulü uygun olarak gerekli mevzuatı çıkarmayı taahhüt eder” ifadelerini kullandı.

‘SOYKIRIM SUÇUNA BULAŞANLAR TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLIĞINDAN ÇIKARILSIN’

Yapıcıoğlu, soykırım suçunun Türk Ceza Kanunu’nun 76 ve 77’nci maddelerinde tanımlandığını belirterek, “Ancak bu suçlar yurt dışında bir yabancı tarafından, başka bir yabancıya karşı işlenmiş ise sadece Adalet Bakanlığı’nın talebi üzerine, Türkiye’de cezai tahkikata başlanabilmektedir. Uluslararası siyasi dengeler gözetilerek münhasıran Adalet Bakanına verilen soruşturma talep etme yetkisinin, TBMM’ye verilmesi, yargı makamlarının millet adına karar verdiği de düşünüldüğünde isabetli olacaktır. Bu anlamda soruşturma açılmasını talep etme yetkisinin salt yürütme eliyle değil, yasama organı eliyle de kullanılması, suçluların siyasi mülahazalarla yargılanmaktan kurtulması sonucunu engelleyebilecektir. Gerektiğinde savaş kararı alma, yurt dışına asker gönderme ve barış anlaşmalarını onaylama yetkisi olan Meclis’in, soykırım ile insanlığa karşı suçların önlenmesi ve cezalandırılması konusunda da soruşturma talep etme yetkisine sahip olması gerekir. Genel Kurul gündemine alınması oylarınıza sunulacak olan kanun teklifimiz, dünyanın neresinde olursa olsun hangi dine ve hangi millete mensup olursa olsun; soykırım suçunu işleyen katillerin suçu kime karşı işlediklerine de bakılmaksızın Türkiye’de yargılanıp cezalandırılmasını, çifte vatandaşlığı olanlara yapılan, ‘Yurda dön’ çağrısına rağmen 3 ay içinde dönmeyenlerin vatandaşlıklarının kaybettirilmesini ve bu nedenle vatandaşlıkları kaybettirilen kişilerin mal varlıklarına el konularak aile ve gençlik fonuna aktarılmasını öngörmektedir” diye konuştu.

‘SAVCILIĞA ‘SORUŞTURMA AÇ’ DEME YETKİMİZ YOK’

Kanun teklifi ile ilgili söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, “Son derece önemli ve hassas bir konuyu konuşuyoruz. Söz konusu haberi biz de gördük, geçen hafta gündeme gelmişti. Tabi burada 45 günlük bekleme süresini nasıl bekledi onu bilmiyorum. Çünkü geçen haftaki bir mesele bu. Elbette Gazze’de yapılan soykırıma varan insanlık dışı katliamı, ‘İnsanım’ diyen hiç kimse kabul edemez. Herkes buna en üst seviyeden karşı çıkar. Bu ülkenin insanları da, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da istisnasız buna karşı çıkacaktır, diye düşünüyorum. Ama önü arkası belli olmayan delillerin, desteklenmiş bir haber üzerinden gelip burada bir konuşma yapmayı da doğru bulmuyorum. Türkiye bir hukuk devleti, Türkiye’de İçişleri Bakanlığı var, Türkiye’yi AKP yönetiyor hatta sayın milletvekili o AKP sıralarında oturuyor. Meclis olarak savcılığa, ‘Bir soruşturma aç deme’ yetkimize ihtiyaç yok. Bizim görevlerimiz belli ama Türkiye’de eğer savcı varsa eğer kolluk varsa Türkiye yönetiliyorsa; eğer Türkiye’den birileri kalkıp, Türkiye Cumhuriyeti pasaportu ile gidip Gazze’de insanlık suçu işliyorlarsa zaten çoktan harekete geçmiş olması gerekir. Eğer değilse, birileri bulanık suda balık avlıyordur, birileri halkı kin ve nefret üzerinden tahrik ediyordur bu da çok tehlikelidir. Dolayısıyla hukuka, adalete en azından Türkiye’nin kolluk güçlerine inanmak zorundayız. Bu yasamanın işi değildir ama eğer kaygıları varsa bu sözleri AKP grubuna, saraya ve Adalet Bakanı ile İçişleri Bakanı’na söylemeliler. Yanlış yerde konuşuyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

‘MİLLETİMİZİN KABUL EDEBİLECEĞİ BİR DAVRANIŞ DEĞİLDİR’

Saadet Partisi adına söz alan Grup Başkanvekili Bülent Kaya ise kanun teklifini desteklediklerini vurgulayarak, “İsrail’in soykırım suçu işlediği uluslararası hukuk tarafından da kayıt altına alındığı bir dönemde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herhangi bir kişinin bu soykırım suçuna iştirak etmesi milletimizin asla kabul edebileceği bir davranış değildir. Dolayısıyla elbette ilgili kişilerin bu soykırım suçuna iştirak edip etmediği bir yargılama sonucunda ortaya çıkmış olacaktır. Biz de bu kanun teklifini desteklediğimiz ve evet oyu vereceğimizi grubumuz adına da ifade etmiş oluyoruz” dedi.

‘ÖNERGE KABUL EDİLDİ’

Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, kanun teklifinin TBMM Genel Kurulu gündemine alınıp alınmamasına ilişkin oylama yaptı. Yapılan oylama sonucunda teklif kabul edilerek Meclis gündemine alındı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/huda-parin-kanun-teklifi-genel-kurul-gundemine-alindi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çinli BYD firmasıyla yatırım anlaşması imzaladı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-cinli-byd-firmasiyla-yatirim-anlasmasi-imzaladi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-cinli-byd-firmasiyla-yatirim-anlasmasi-imzaladi/#respond Mon, 08 Jul 2024 22:24:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38128 Dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi Çinli BYD firması ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında, Türkiye’de yatırıma yönelik yaklaşık 1 milyar dolarlık anlaşma imzalandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BYD firması ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında Türkiye’de yatırıma yönelik imzalanan anlaşma törenine katıldı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, dev yatırıma ilişkin imzalar Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile BYD Yönetim Kurulu Başkanı Wang Chuanfu tarafından atıldı.

1 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM

Anlaşma çerçevesinde, BYD’nin Türkiye’de yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırımla yıllık 150 bin araç kapasiteli elektrikli ve şarj edilebilir hibrit otomobil üretim tesisi ile sürdürülebilir mobilite teknolojilerine yönelik AR-GE merkezi kurması öngörülüyor. 2026 sonunda üretime başlaması hedeflenen tesiste, 5 bin kişiye kadar doğrudan istihdam sağlanması planlanıyor. Elektrikli araç satışlarında yılda yaklaşık 3 milyon otomobil üretimiyle zirvede yer alan BYD’nin, Türkiye’nin gelişen teknoloji ekosistemi, güçlü tedarikçi tabanı, olağanüstü konumu ve nitelikli iş gücü gibi sahip olduğu eşsiz avantajlarla yeni üretim tesisine yaptığı yatırımın, markanın yerel üretim yeteneklerini ve lojistik verimliliğini artırması bekleniyor. Bölgede yeni enerji araçlarına yönelik artan taleple birlikte Avrupa’daki tüketicilere de ulaşılması hedefleniyor.

“BU YATIRIM, OTOMOTİV SEKTÖRÜMÜZE GÜÇ KATACAK”

Açıklamada, görüşlerine yer verilen Bakan Kacır, anlaşmadan duyulan memnuniyeti dile getirdi. Kacır, “Elektrikli araç ve batarya teknolojilerinde lider küresel marka BYD’nin ülkemize yatırım kararı almasından memnuniyet duyuyoruz. Bu yatırım kararı, aralık ayında Çin’e yaptığımız ve BYD’nin 110 bin mühendisiyle günde 32 patent ürettiğine bizzat tanık olduğumuz ziyaretten bu yana uzun süredir devam eden görüşme ve istişarelerin ürünüdür. Yeni teknolojileri ve AR-GE’yi Türkiye’ye getirme çabalarımız, ülkemizin yalnızca uluslararası yatırımlar için bir merkez değil, aynı zamanda bir inovasyon ve ileri yeşil teknoloji merkezi olma potansiyelini de vurgulamaktadır. Yeni nesil araçların yüksek yerli katma değerle üretimine yönelik bu yatırım, otomotiv sektörümüze güç katacak.” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE, OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE DÖNÜŞÜMÜN LİDER ÜLKESİ OLACAK”

Avrupa’nın en büyük üçüncü otomobil üreticisi olan Türkiye’de, 35 milyar doların üzerinde yıllık tutarla ihracatın lider sektörü olan otomotiv sektöründe yeni nesil ve çevre dostu elektrikli araçlara yönelik dönüşümü öncelikli hedef olarak gördüklerini vurgulayan Kacır, şöyle devam etti: “Bu kapsamda milli markamız Togg, ülkemiz için öncü bir adım olmuştur. Ülkemizde üretim yapmakta olan diğer markaların da elektrikli araçlara yönelik yatırımları Bakanlığımızca desteklenmektedir. Elektrikli araçların yaygınlaşmasını destekleyici önemli unsurlardan biri olan şarj istasyonlarının tüm şehirlerimizde hızla yaygınlaşmasını sağladık. Türkiye, yeni yatırımlarla otomotiv sektöründe dönüşümün lider ülkesi olacak.”

“TÜRKİYE’YE GÜVENEN VE YATIRIM YAPANLAR KAZANMAYA DEVAM EDECEK”

Kacır, Türk otomotiv sanayisi için tarihi bir güne şahitlik ettiklerine dikkati çekerek, otomotiv sektöründe 8’i küresel marka olmak üzere 13 markanın üretim yaptığını bildirdi. 2002’de yaklaşık 300 bin olan araç üretiminin geçen yıl 1 milyon 400 bini aştığı bilgisini veren Kacır, şunları kaydetti: “Mevcut üreticilerimizin kapasite artışlarını her daim destekledik. Bunun yanında, ülkemize yeni marka yatırımları çekmek için de gayretlerimizi artırdık. BYD’nin yatırım kararı, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde sürdürdüğümüz yatırımcı dostu politikaların ve yatırımlara sunduğumuz desteklerin sonucudur. Türkiye, yatırımcılar için Gümrük Birliği yoluyla Avrupa pazarına ve 23 ülkeyle imzalamış olduğu serbest ticaret anlaşmalarıyla pek çok ihracat pazarına erişim kapısıdır. Türkiye’ye güvenen ve yatırım yapanlar kazanmaya devam edecektir.”

YATIRIM SİNYALİ 1 YIL ÖNCE VERİLDİ

Bakan Kacır, milyar dolarlık yatırımın sinyalini yaklaşık bir yıl önce vermişti. Kacır, 27 Temmuz 2023’te katıldığı bir yayında, “Bu ülkeye değer katacak her markaya veya firmaya Türkiye’nin kapısı açıktır. Türkiye’de üretim yapmayı arzu eden Avrupa markaları da var, Uzak Asya markaları da var. Onlarla yoğun şekilde görüşüyoruz. İnşallah hem o Manisa’daki araziyi bir yatırımla buluşturmak hem de başka yatırımları ülkemize çekmek için çaba gösteriyoruz. Önümüzdeki dönemde Türkiye’ye yeni küresel yatırımlar kazandıracağız.” ifadelerini kullanmıştı.

Aralık 2023’te Çin’de üretim yapan firmaları ziyaret eden Kacır, görüşmelerinin yatırıma dönüşeceğinin ipucunu vererek, şu değerlendirmeyi yapmıştı: “2022 yılında dünyada 23 milyon elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç satışı gerçekleşti. Bunun yüzde 60’ı yani 14 milyondan fazlası Çin’de gerçekleşti. Bu Çin’deki otomotiv firmalarının özellikle yenilikçi teknolojiler alanında dünyanın önüne geçmesine imkan tanıdı. Böylelikle çok sayıda Çin firması sadece Çin pazarına değil, artık küresel pazarlara da geliştirdikleri ürettikleri elektrikli araçları ihraç edebilir hale geldi. Önümüzdeki dönemde muhtemel ki pek çok ülkede otomobil pazarında yeni oyuncuların ortaya çıktığına şahitlik edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-cinli-byd-firmasiyla-yatirim-anlasmasi-imzaladi/feed/ 0
Bizim Çocuklar’dan mesaj var! Samet’in paylaşımını görmeniz lazım https://www.haber60.com.tr/bizim-cocuklardan-mesaj-var-sametin-paylasimini-gormeniz-lazim/ https://www.haber60.com.tr/bizim-cocuklardan-mesaj-var-sametin-paylasimini-gormeniz-lazim/#respond Sun, 07 Jul 2024 22:09:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37973 Çeyrek finalinde Hollanda’ya 2-1 mağlup olarak 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’na veda eden A Milli Takım’da futbolcularımız turnuva sonrası sosyal medya hesaplarından dikkat çeken paylaşımlar yaptı.

Milli yıldızların paylaşımları şu şekilde;

ARDA GÜLER: BU FORMAYI GİYMEK EN BÜYÜK GURUR

“Herkesin izlerken gurur duyacağı bir takım, halkımızın yüzünde bir gülümseme, geleceğe dair bir umut olmak isteyerek çıktığımız bu yolda; daha da ileri gidebilmeyi çok isterdik, çok üzgünüz… İlk günden itibaren muhteşem bir destek veren halkımıza sonsuz teşekkür ediyorum. Bu formayı giymek en büyük gurur!”

HAKAN ÇALHANOĞLU: NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE

“Hayallerimiz sınırsızdı ama ne kadar çabalamış olsak da maalesef dün bu hayallerimiz son buldu. Çok özlediğimiz duyguları tekrar hissetmek, hissettirmek için de çıkmıştık bu yola. Aynı hedefi gerçekleştirmek için bir araya geldiğimizde ne kadar güzel olduğumuzu hatırlamak da çok önemliydi. Ülke olarak bunu başardığımızı düşünüyorum. Bu turnuva ileride bizim için bir dönüm noktası olarak hatırlanabilir. Şimdi tek yapmamız gereken hep beraber çalışmaya devam etmek ve Türk futbolunun hak ettiği yerlerde devamlı var olmasını sağlamak. Bu turnuvada emeği geçen hocalarımıza, tüm ekibe, takım arkadaşlarıma, Almanya’da ve evlerinde bizi müthiş destekleyen taraftarımıza çok teşekkürler. Biz birlikte çok güzeliz. Ne mutlu Türk’üm diyene”

FERDİ KADIOĞLU: EŞSİZ DESTEK İÇİN SONSUZ TEŞEKKÜRLER

“Ülkemi temsil etmekten ve bu takımın bir parçası olup Ay-Yıldızlı formayı giymekten dolayı gurur duyuyorum. Gittiğimiz her yerde karşılaştığımız eşsiz destek için sonsuz teşekkürler.”

ABDÜLKERİM BARDAKCI: DERİN ÜZÜNTÜ YAŞIYORUZ

“Euro 2024 turnuvasından çeyrek finalde elenmiş olmanın derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Ben ve tüm takım arkadaşlarım, ülkemizi en iyi şekilde temsil edebilmek için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Bu süreçte bizlere olan inancını kaybetmeyen, gerek televizyon başında gerek ise stadyumda bizi canı gönülden destekleyen, her daim yanımızda olan dualarını eksik etmeyen tüm halkımıza sonsuz teşekkürler. Ne mutlu TÜRK’üm diyene.”

SAMET AKAYDİN: TANRI DAĞLUM DAĞLAR AŞAR, ÖLMEZSE DE DERTLİ YAŞAR

“EURO 2024 turnuvası maalesef bizim için çeyrek final aşamasında sona erdi fakat yine de yıllar sonra milletimize bu heyecanı yaşatabilmenin buruk mutluluğunu yaşıyoruz. Öncelikle, beni her zaman destekleyen aileme ve iyi günde kötü günde yanımda olan çok sevdiğim dostlarıma teşekkür etmek istiyorum. Takım arkadaşlarıma ve teknik ekibe de teşekkür borçluyum. Birlikte ter döktüğümüz her an, bizim için çok değerliydi. Turnuva boyunca Almanya’nın her şehrinde bayrağımız için tribünleri dolduran vatandaşlarımıza da özel bir teşekkür etmek istiyorum. Sizin coşkunuz ve desteğiniz olmasaydı, sahada gösterdiğimiz performansı bu kadar ileriye taşıyamazdık. Son olarak, doktorumuza, fizyoterapistlerimize, masörlerimize, malzemecilerimize, medya ekibimize, güvenlik ekibimize,Riva personeline ve idarecilerimize teşekkür ediyorum. Tanrıdağlım dağlar aşar, birgün güler, birgün şaşar, ölmezse de dertli yaşar, o günleri görmeyince…”

İRFAN CAN KAHVECİ: GÜZEL GÜNLERİ YAŞATMAYI HAYAL EDEĞİZ

“Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar.” Şimdi biz; daha iyisi için daha fazla çalışıp halkımıza hak ettiği güzel günleri yaşatmayı hayal edeceğiz. Yüreğiyle oynayan tüm arkadaşlarımın ayaklarına sağlık. Tarifsiz destekleri için tüm halkımıza teşekkür ederiz.”

MERT MÜLDÜR: TÜRK FUTBOLUNA İSTİKRARI GETİRMEK İÇİN DAHA ÇOK ÇALIŞICAĞIZ

“Turnuvanın başından sonuna kadar gördüğümüz destek inanılmazdı. Günün sonunda söylenebilecek çok fazla bir şey yok. Çok istedik, çok arzuladık, çok çabaladık, güzel anlar yaşadık ülkece ama maalesef buraya kadarmış. Yarınlara umutla bakıyoruz çünkü dün üzüldük, bugün o üzüntülerimizden ders alıp Türk futboluna istikrarı getirmek için çok çalışacağız. Bu forma, bu bayrak, bu ülke ve bu millet için oynamaktan dolayı gurur duyuyoruz. Ne mutlu Türk’üm diyene!”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bizim-cocuklardan-mesaj-var-sametin-paylasimini-gormeniz-lazim/feed/ 0
Hollanda, zorlu Türkiye’yi yenerek yarı finale yükseldi https://www.haber60.com.tr/hollanda-zorlu-turkiyeyi-yenerek-yari-finale-yukseldi/ https://www.haber60.com.tr/hollanda-zorlu-turkiyeyi-yenerek-yari-finale-yukseldi/#respond Sun, 07 Jul 2024 21:15:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37917 Cumartesi akşamı Berlin Olimpiyat Stadyumu’nda ilk yarının bitiş düdüğünün ardından 1-0 geride olan Hollanda Milli Takımı teknik heyetinde ve basınında büyük bir tedirginlik vardı.

Futbol yorumcuları, Hollanda milli takımının etkisiz futbolunu eleştirirken, özellikle Denzel Dumfries’i etkisiz hale getiren Ferdi Kadıoğlu, sürekli derinlemesine koşularla rakip defans için “ayak bağı” olan Barış Alper Yılmaz ve “Türk futbolunun harika çocuğu” Arda Güler başta olmak üzere Türk Milli Takımı’ndan övgüyle söz ediyordu.

Teknik Direktör Ronald Korman’ın, ikinci yarıya Steven Bergwijn’ın yerine Wout Werghorst’la başlamasına rağmen, son 20 dakikaya kadar Hollanda’nın tedirginliği devam etti.

Ancak Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) çeyrek final karşılaşmasının son anlarında bulduğu gollerle Türkiye’yi 2-1 yenmeyi başaran Hollanda, 20 yıl sonra ilk kez yarı finale yükseldi.

‘Hırçın Hollanda zorlu Türkiye’yi geçerek yarı finale yükseldi’

Hollanda medyası, Türkiye ile oynanan karşılaşmaya geniş yer verdi.

Maçı canlı veren Hollandalı kamu yayıncısı NOS, gelişmeleri, “Türkiye karşısında direnç gösteren Turuncular, 20 yıl sonra Avrupa Şampiyonası yarı finaline geri döndü” başlığıyla aktardı.

NOS’a göre sahada uzun süre “özensiz” bir Hollanda Milli Takımı vardı. Depay, Gakpo ve Xavi Simons’un özensizliği giderek arttı ve takımın geri kalanına da yayıldı.

Bu da Türkiye’nin maça ağırlığını koymasını sağladı ve Türk taraftarlar da maça dahil oldu.

Hollanda Televizyonu’na göre, Teknik Direktör Koeman’ın zamanında müdahale ederek Weghorst’u oyuna alması, dengeleri değiştirdi.

Bu da, Hollanda takımının, 2004’ten bu yana ilk kez Avrupa Şampiyonası’nda yarı finale yükselmesin sağladı.

NOS’a göre, Avusturya ve Türkiye karşısında “modern pres futbolu dersi alan” Teknik Direktör Koeman, paniğe kapılmadan kendi oyun sistemine sadık kaldı ve karşılığını da aldı.

Özel kanal RTL Haber de, “Hırçın Hollanda zorlu Türkiye’yi geçerek yarı finale yükseldi” başlığını kullandı.

RTL, “enerjik ve bir o kadar da mücadeleci Türkiye’nin 70 ve 76. dakikalarda gelen gollere engel olamadığını vurguladı.

Türkiye’nin, eşitliği sağlamak için var gücüyle çalıştığını ve birkaç kez gole yaklaştığını aktaran RTL, van de Ven kaleci Verbruggen’in çabalarının buna engel olduğunu belirtti.

RTL’e göre maçın son bölümünde zor anlar yaşayan Hollanda, yine de tutunmayı başararak yarı finale yükseldi.

‘Ay-yıldızlılar uzun süre açık ara en çok ses getiren takım oldu’

Maça oldukça geniş yer ayıran AD gazetesi’ne göre, Hollanda milli takımı uzun süre güçsüzdü.

Koeman’ın, Romanya karşısındaki 11’in aynısını tercih ettiğini belirten gazeteye göre, Türk milli takımı, bu kadroya Romanya’dan çok daha iyi adapte oldu.

AD’nin analizinde, “Türkiye, Hollanda’yı tuzağa düşürdü ve uzun süre korkacak pek bir şeyi yoktu. Hollanda takımı ne zaman Türk bloğunda sıkışıp kalsa, derinlemesine karşı saldırı neredeyse anında tehdit oluşturuyordu” dendi.

Barış Alper Yılmaz’ın sürekli derinlemesine tehditleri nedeniyle Türkiye’nin çok kolay bir şekilde tehlikeli hale geldiğini vurgulayan AD’ye göre, Ay-yıldızlılar, uzun süre açık ara en çok ses getiren takım oldu.

AD’nin yorumunda, maça enerji, mücadele gücü ve biraz da fırsatçılık getiren Weghorst’un oyuna girişi, Hollanda’ya büyük bir katkı sağladı.

Gazeteye göre, artık dünya “Hollanda’nın da savaşabileceğini”gördü.

De Telegraaf gazetesi de, “Hollanda olağanüstü bir geri dönüşün ardından yarı finale yükseldi” başlığını kullandı.

Gazete, Türkiye’nin Arda Güler’in vuruşu uzun savunma oyuncularının kafası ile duran toplarda tehlikeli olduğunu Avusturya maçında gösterdiğini belirterek, Merih Demiral’ın yokluğunda da bu geleneğin sürdüğünü vurguladı.

De Telegraaf’ın haberinde, “Ancak diğer Türk defans oyuncularının da kafalarının ne kadar güçlü olduğu, Türk futbolunun 19 yaşındaki harika çocuğu Güler’in, Hollanda’nın savunma organizasyonunun düzgün olmadığı uzak direğe topu iyi bırakması ve Samet Akaydın’ın 0-1’i ağlara göndererek avantaj sağlamasıyla kanıtlandı” dendi.

De Telegraaf’ın haberinde, Ferdi Kadıoğlu için de ayrı bir paragraf açıldı.

İlk yarıda Hollanda’nın maçtaki inisiyatifi giderek kaybettiği vurgulanan haber şöyle devam ediyor:

“Türkler, Arnhem kentinden Türk bir baba ve Hollandalı bir annenin oğlu olan Ferdi Kadıoğlu’nun koşularıyla tehdit yaratarak büyük bir enerjiyle sahaya çıktı. Eski NEC oyuncusu Kadıoğlu Türk takımı için önemli bir dayanak noktası.”

Gazeteye göre, Cumartesi akşamı Berlin Olimpiyat Stadyumu adeta İstanbul, Ankara ya da İzmir’de herhangi bir stad gibiydi.

Hollanda takımının topa sahip olduğu anlarda sağır edici bir ıslık ve tezahürat duyuldu. Tribünlerdeki Hollandalıların sesi, onbinlerce Türk’ün çıkardığı büyük gürültünün etkisiyle tamamen boğuldu.

‘Boyun eğmez görünümlü Türklere karşı Turuncular özensiz bir ilk yarı oynadı’

NRC gazetesine göre, Hollandalıların Türklere karşı galibiyet elde etmek için “direnç ve şansa” ihtiyacı vardı.

Haberde, Hollanda takımının uzun süre pasif ve savunmasız olduğu vurgulanarak, “Boyun eğmez” görünümlü Türklere karşı Turuncuların “özensiz bir ilk yarı” oynadığı belirtildi.

NRC’nin yorumunda Türk milli takımının enerjik yapısına da işaret edilerek, “Ancak iki yarıdan oluşan bir karşılaşmada erken saatlerde çok fazla enerji harcadıkları da görülüyordu” dendi.

Ulusal gazetelerden Volkskrant da, gelişmeleri, “Hollanda takımının Türkiye karşısındaki dönüşü, stadı Hollandalıların mutluluğuyla sarstı: Hollanda, Avrupa Şampiyonası yarı finalinde” başlığıyla duyurdu.

Haberde, “İkinci yarıda yaşanan kısa ve güçlü canlanma ve fırsatçılığın ruhsuzluğu ortadan kaldırması, Hollanda ekibinin Avrupa Futbol Şampiyonası yarı finalinde Türkiye’yi 2-1 yenmesini sağladı” dendi.

Voetbal International de, Hollanda milli takımının, Türkiye’ye karşı aldığı zorlu galibiyet sayesinde Avrupa Şampiyonası’nda yarı finaline yükseldiğini yazdı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hollanda-zorlu-turkiyeyi-yenerek-yari-finale-yukseldi/feed/ 0
KKTC Cumhurbaşkanı Özel Danışmanı Balıkesir’de Seminer Verdi https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ozel-danismani-balikesirde-seminer-verdi/ https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ozel-danismani-balikesirde-seminer-verdi/#respond Sun, 07 Jul 2024 21:00:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37902 KKTC Cumhurbaşkanı Özel Danışmanı Orhan Tuğbay, Balıkesir 5. Aromaterapi Festivali’ne katılarak “Kazdağları’ndan Beşparmak Dağları’na Bitkilerin Kardeşliği” adlı bir seminer verdi. Kıbrıs Barış Harekatı’nda en çok gazisi bulunan Balıkesir’e ayrıca müteşekkir olduklarını vurgulayan Tuğbay, Başkan Ahmet Akın ile görüştüklerini ve Kıbrıs’tan bir şehir ile Balıkesir’i, “Kardeş Şehir” yapacaklarını söyledi.

Balıkesir 5. Aromaterapi Festivali’ne katılmak için Türkiye’ye gelen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Özel Danışmanı Orhan Tuğbay, BAÇEM’de “Kazdağları’ndan Beşparmak Dağları’na Bitkilerin Kardeşliği” konulu bir seminer verdi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın ve Kıbrıs Türk halkının selamlarını ve sevgilerini ileterek konuşmasına başlayan Orhan Tuğbay, “1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı’nın yapılmasıyla Türk Ordusu’nun ve Türkiye’mizin başarılı bir çıkartması sonrasında Kıbrıs’a gelen barışın 50. yılını, 20 Temmuz’da kutlayacağız. Bizim için gurur, sevgi ve birlikteliğin anlamını taşıyan Türkiye’de özellikle bu konuyu sizlerle paylaşmamı ve bu sevincimizi gururumuzu sizlerle de paylaşmamı istedi sayın cumhurbaşkanım. Bizler, 1974’ten sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Türkler olarak hiçbirimizin; burnu kanamadan, kötü muameleye maruz kalmadan Türkiye’mizin güvencesi, garantörlüğü ve Türkiye’mizin askeri sayesinde orada mutlu bir şekilde yaşıyoruz. Bu bizim için çok önemlidir. Bunun hayat boyu devam etmesi ve anavatanımızın her zaman bizim başımızda olmasını da istiyoruz. Bu yönden de tüm anavatanımıza tüm Anadolu’muza teşekkür ediyoruz” dedi.

Tarih, şifa ve kültür temasıyla gerçekleştirilen Balıkesir 5. Aromaterapi Festivali’nin daha çok kültür yönüne değinmek istediğini söyleyen Orhan Tuğbay “Kazdağları’yla Beşparmakdağları’nın kardeşliği için güzel işler yapacağız, Ahmet Akın Başkanımızla birlikte. Bir tane dağımız var o da Beşparmakdağları. Sizin o güzel Kazdağları’nın altında. Kıbrıs; aslında yüzölçümü çok da büyük olmayan doğusundan batısına 242 kilometre, kuzeyinden güneyine de 36 kilometre olan küçük bir ada. 189 bin hektar tarım arazisine sahip. Kendine has ürünlerin yetiştiği bir ada. Özellikle Akdeniz kültürü olduğu içinde narenciye ön plana çıkıyor. Portakal, limon gibi ürünlerde kendimizi geliştirdik, bunların kabuklarından uçucu yağ elde ettik. Onun dışında 600 bin civarında zeytin ağacımız var. Bunlardan toplamda yıllık 8-15 bin ton arasında rekolte elde ediyoruz. Adamız, maki bitki örtüsüne sahip. Patatesimiz dünyanın en iyi patatesi. Onun tohumlarını sizlere gönderebiliriz, burada yetiştirebilirsiniz. Bu güzel ortamda her şey çok güzel bir şekilde deneyimli ellerde yetişiyor, tebrik ediyorum” dedi.

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’a düzenlemiş oldukları bu güzel organizasyonda kendilerine de yer verilmesinden dolayı teşekkürlerini ileten Orhan Tuğbay, “Sayın Cumhurbaşkanımızın selamlarını, sevgilerini iletiyoruz kendisine. Çok başarılı bir festival izliyorum, görüyorum. Sayın başkanımızla da yapmış olduğum görüşmelerde Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’yle Kıbrıs’ta “Kardeş Şehir” projesini başlatacağız. Şöyle de bir şey var; Kıbrıs’taki 1974’teki Barış Harekatı’nın en fazla gazisi, Balıkesir’den ve bu da bizi onurlandırıyor, gururlandırıyor. Balıkesir’e ayrı bir müteşekkiriz. Başkanımızla projeler yapıp daha büyük kardeşlik projeleri ve kültür projeleriyle bu birlikteliği bu güzelliği ileriye taşımak istiyoruz” ifadelerine yer verdi. – BALIKESİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ozel-danismani-balikesirde-seminer-verdi/feed/ 0
ASELSAN, Türksat 6A’ya Milli Haberleşme Görev Yükleri Ekledi https://www.haber60.com.tr/aselsan-turksat-6aya-milli-haberlesme-gorev-yukleri-ekledi/ https://www.haber60.com.tr/aselsan-turksat-6aya-milli-haberlesme-gorev-yukleri-ekledi/#respond Sun, 07 Jul 2024 08:33:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37890 Türk savunma sanayisinin önde gelen firmalarından ASELSAN, uzay alanında sahip olduğu bilgi birikimini Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A’ya aktararak, uydunun haberleşme görev yüklerini millileştirdi.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, ASELSAN, Türkiye’nin uzay alanındaki ihtiyaçlarını milli çözümlerle karşılamak için çalışmalarını sürdürüyor.

Şirket, uydu ve uzay teknolojileri alanındaki faaliyetlerini yer sabit yörünge (GEO), alçak yörünge haberleşme (LEO), uydu tabanlı navigasyon, uzaydan istihbarat, gözetleme ve keşif alanlarında gerçekleştiriyor.

GEO haberleşme alanında Türksat 5B’deki işbirlikleriyle Türkiye’nin ilk milli ekipmanları Ku-Bant Almaç ve Ka-Bant LNA’yı geliştiren ASELSAN, 2022’den bu yana uzayda operasyonel olarak görev yapan ekipmanlarıyla ilk “milli uydu haberleşme görev yükü ekipmanlarını” geliştiren kuruluş unvanını kazandı.

ASELSAN’ın geliştirdiği Uydu Tabanlı Düzeltme Sistemi, ilk etapta GPS ve takiben diğer GNSS sistemlerinin kaynak sinyallerini, bu sistemlere ait verilerin doğruluk, güvenilirlik, elverişlilik değerleri ile bütünlük bilgisini içerecek düzeltme verileri vasıtasıyla iyileştirerek, kapsanacak coğrafyadaki kullanıcılar için performans artışı getirecek.

Bilgi birikimleri Türksat 6A’ya aktarıldı

Türksat 5B’de edindiği bilgi birikimiyle Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A’da da görev alan ASELSAN, Ku-Bant ve X-Bant haberleşme görev yükleri çözümlerini bir üst seviyeye çıkardı.

Proje kapsamında uzay kalifiye tasarım, üretim, entegrasyon ve test süreçleri ASELSAN bünyesine kazandırıldı. Ayrıca, projede görev alan 100’den fazla personelle uzaya yönelik tecrübeli insan kaynağı Türkiye’nin diğer uzay projelerinde görev almak üzere deneyim elde etti.

Türksat 6A ile yeryüzünden her türlü haberleşmeye imkan sağlayacak “haberleşme görev yükleri”ni geliştiren ASELSAN, Türkiye’nin gelecekteki alçak yörünge haberleşme ihtiyaçlarını karşılayacak görev yükleri için teknoloji yatırımlarını öz kaynaklarla gerçekleştirdi.

ASELSAN, bu uydulardan elde ettiği deneyim, tecrübe ve kazanımlarla Türkiye’nin gelecekte sahip olacağı takım uydulardaki tüm görev yüklerini ve haberleşme alt sistemlerini takvim ve maliyet etkin bir şekilde milli olarak sağlamayı hedefliyor.

24 çeşit ekipman yerlileştirildi

Alt sistemleri, uydu yer istasyonu yazılımları, uçuş bilgisayarları, güç dağıtım düzenleme birimleri yerli ve milli geliştirilen Türksat 6A, yüzde 80’in üzerinde yüksek yerlilik oranıyla üretildi. Kurumların kendi temiz odaları kullanılarak geliştirilen ve üretilen ekipmanlar Ankara TUSAŞ’taki Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi’nde bir araya getirildi ve sistem seviyesi testlerine tabi tutuldu.

Bu süreçte 24 çeşit ekipman yerlileştirilirken uçuş modelinde 84 yerli ekipman kullanıldı. Proje süresince 400’e yakın çevresel ve fonksiyonel testler tamamlandı.

Türksat 6A, TÜBİTAK, TUSAŞ, ASELSAN, CTech ekiplerinden dönem dönem 400’e yakın kişinin ortak çalıştığı ve Türkiye’nin uzay alanında yetişmiş personel gücünün artırılmasını sağlayan bir proje olarak kayıtlara geçti.

Bu kurum ve şirketlerin küresel deneyim kazanma fırsatı yakaladığı projeden elde edilen bilgi birikiminin, gelecek dönemde uydu geliştirme faaliyetlerinde artan oranda kullanılması amaçlanıyor.

Türkiye, Türksat 6A ile uzaydaki iddiasını daha ileri boyuta taşırken bundan sonra milli bir uydu markası oluşturmayı amaçlıyor.

Türkiye’yi kendi yerli ve milli uydusunu geliştirebilen 11 ülkeden biri yapan Türksat 6A, fırlatma merkezinden Falcon 9 roketi ile ABD yerel saati ile 8 Temmuz saat 17.20’de, Türkiye saati ile 8 Temmuz’u 9 Temmuz’a bağlayan gece 00.20’de uzaya gönderilecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/aselsan-turksat-6aya-milli-haberlesme-gorev-yukleri-ekledi/feed/ 0
Her Geçen Gün Fakirlik Derinleşiyor https://www.haber60.com.tr/her-gecen-gun-fakirlik-derinlesiyor/ https://www.haber60.com.tr/her-gecen-gun-fakirlik-derinlesiyor/#respond Sat, 06 Jul 2024 22:06:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37836

‘HER GEÇEN GÜN FAKİRLİK DERİNLEŞİYOR’

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, İzmir programı kapsamında partisinin Buca ilçe Başkanlığı’nda gerçekleştirilen kongreye katıldı. Kongrede konuşan Ümit Özdağ, halkın gelir seviyesinin her geçen gün hızla düştüğünü, işsizliğin her geçen gün biraz daha arttığını söyleyerek, “Enflasyon kontrol dışına çıkmış. Bir hafta pazarda aldığınız meyveyi, sebzeyi diğer hafta gittiğinizde fiyat itibarıyla tanımakta zorlanıyorsunuz. Her geçen gün fakirlik derinleşiyor. Tarım girdileri o kadar artmış durumda ki insanlar beslenmek için ihtiyaç duyduğu gıdaya ulaşmakta sıkıntı çekiyor. Et, birçok aile için artık bir lüks haline geldi” dedi.

‘ÜRETEN KÖYLÜ ŞEHRİN KENARLARINDA SOSYAL YARDIMLA GEÇİNEN KİTLELERE DÖNÜŞTÜ’

Türk hayvancılığının 20 seneden bu yana adım adım tasfiye edildiğini ifade eden Özdağ, “Büyükşehir Yasası’nı çıkarttılar ve köylere ağır bir darbe indirdiler. Köyler boşaldı ve köylerden insanlar şehirlerin periferisine doldu, üretimden koptu. Hükümetin yanlış sosyal yardım politikasıyla üreten köylü, şehirlerin kenarlarında sosyal yardımla geçinen kitlelere dönüştü. Şimdi çoban bulamadıklarını ve bunun için Afgan’a muhtaç olduklarını dile getiriyorlar. Eğer köyleri mahalle yaparsanız, köylünün bedava suyunu kendisine parayla satarsanız, köylünün sürülerini dolaştırdığı meraları inşaata açarsanız, sonucunda bunun olması şaşırtıcı mı? Bunun neticesinde Almanya’da, Avusturya’da bir koyun almak isteyen 100 euro, 120 euro’ya alırken, tarım ülkesi dediğimiz Türkiye’de aynı koyunu ancak 22 bin liraya alabiliyoruz” diye konuştu.

‘SANAYİ DE ÇÖKÜYOR’

“Sadece hayvancılık ve tarım değil, sanayi de çöküyor” diyen Özdağ, şöyle devam etti:

“Yüksek teknoloji ihracatımız, genel ihracatımız içerisinde ancak yüzde 2 seviyesinde. Özetle Türkiye olağanüstü kötü yönetimin sonucunda cennet içinde cehennemi yaşıyor. Bu verimli ülkenin kaynakları küçük bir azınlık grubuna peşkeş çekilirken, onlar bu ülkenin kaynaklarını sömürüyor. Bu sömürüden elde ettiklerini yurt dışına transfer ederken Londra’da sokaklar, villalar alırken, Türk insanı burada pazar yerleri toplanmaya başladığı zaman pazardan geriye kalan artıkları toplayıp, evine götürmek gibi bir durumu yaşıyor.”

‘KAMUYA AİT EĞİTİMİN SEVİYESİNİ DÜŞÜRDÜLER’

Ağır ekonomik krizin bedelini yine dar gelirli ve emeklinin ödediğini vurgulayan Özdağ, “Bu ülkede 16 milyon emekli, dul ve yetim var ve en az 9 milyonu 10 bin lira maaşla geçinme mücadelesi veriyor. Toplumun çok az bir bölümü ekonomik krizden etkilenmezken, toplumun yüzde 97’sindeki bütün gelir grupları ekonomik krizin yükü altında. Her geçen gün hayat seviyeleri düşerek bu krizden çıkma mücadelesi veriyorlar. İktidarın çözüm olarak getirdiği neoliberal IMF politikaları; zenginlerin daha zengin, fakirlerin daha fakir olduğu adaletsiz bir vergi sistemi üzerine oturan, dolaylı vergilerle halkın ümüğünü sıkan bir vergi politikası. Türk milleti geçmişte IMF politikalarının bedelini çok ağır ödedi. Şimdi de IMF’siz IMF politikalarının bedelini ödüyoruz. 20 yıldan beri eğitimde kamucu politikaları terk ettiler ve özel okulları, cemaat, tarikat okullarını desteklediler. Kamuya ait eğitimin seviyesini düşürdüler. Artık özel okulda çocuğunu okutan insanlar önlerine konulan yıllık masraf makbuzu karşısında hayretler içinde kalıyor. Üniversite eğitimin kalitesini olağanüstü düşürdüler. Bu kalitesiz eğitimle yeni diplomalı genç işsizler ortaya çıkarttılar ve yine cemaatlerin, tarikatların yurtları para kazansın diye devlet yurtları açmayı bıraktılar. Bu ekonomik krizden ne sarayın ne de diğer muhalefet partilerinin neoliberal ekonomik politikalarıyla çıkmak mümkün değil. Artık AVM’ler istemiyoruz, teknoparklara ihtiyacımız var. Rezidanslara değil, laboratuvarlara ihtiyacımız var. Artık sahibine para kazandırmaktan başka hiçbir hedefi olmayan sözde üniversitelere değil, bizim meslek liselerde ihtiyacımız var” dedi.

Özdağ, ardından partisinin Buca İlçe Başkanlığı yeni binasının açılışını yaptı.

Yağmur ÖNGÜN/ İZMİR,

]]>
https://www.haber60.com.tr/her-gecen-gun-fakirlik-derinlesiyor/feed/ 0
Türkiye A Milli Futbol Takımı, Hollanda ile Avrupa Futbol Şampiyonası çeyrek finalinde karşılaşacak https://www.haber60.com.tr/turkiye-a-milli-futbol-takimi-hollanda-ile-avrupa-futbol-sampiyonasi-ceyrek-finalinde-karsilasacak/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-a-milli-futbol-takimi-hollanda-ile-avrupa-futbol-sampiyonasi-ceyrek-finalinde-karsilasacak/#respond Sat, 06 Jul 2024 21:24:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37815 Türkiye A Milli Futbol Takımı, Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) çeyrek finalinde bu akşam Hollanda ile karşılaşacak.

Berlin Olimpiyat Stadyumu’nda Türkiye saati ile 22.00’de başlayacak karşılaşmayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da izleyecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Berlin’e gitme kararı, Almanya siyasetinde tepkilere neden oldu. Hem merkez sağ hem de merkez soldaki bazı Alman siyasetçiler, Erdoğan’ın stadyumda bulunmasının gerilimi arttıracağını savunuyor.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise birçok ülke liderinin EURO 2024 kapsamında ülkesini ziyaret ettiğini anımsatarak, Erdoğan’ın ziyaretinden de memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) tarafından Türk Milli Takımı oyuncusu Merih Demiral’e verilen ceza nedeniyle gergin bir ortamda oynanacak karşılaşma için Berlin’de olağanüstü güvenlik önlemleri alındı.

Avusturya karşısında attığı iki golle Türkiye’ye çeyrek final yolunu açan ve maçın oyuncusu seçilen Merih Demiral, cezalı olduğu için Hollanda karşısında forma giyemeyecek.

UEFA, Avusturya maçında attığı ikinci golden sonra “bozkurt işareti” yapması nedeniyle Merih Demiral’a 2 maç ceza verdi.

Sarı kart cezalısı olan İsmail Yüksek ile Orkun Kökçü de Hollanda maçında oynayamayacak.

Kart cezası sona eren milli takım kaptanı Hakan Çalhanoğlu’nun ise ilk 11’de yer alması bekleniyor.

Hollanda Milli Takımı’nda ise hafif sakatlığı bulunan Steven Bergwijn’ın yerine büyük olasılıksa Donyell Malen forma giyecek.

Hollanda’nın Türkiye karşısına Romanya’yı 3-0 yendiği kadroyla çıkması bekleniyor.

Hollanda Milli Takımı, Cody Gakpo, Memphis Depay ve Virgil van Dijk gibi yıldız oyuncularıyla Türkiye karşısında şans arayacak.

Türkiye-Hollanda maçını 42 yaşındaki Fransız hakem Clément Turpin yönetecek.

Turpin’in yardımcılıklarını yine Fransa Federasyonu’na bağlı Nicolas Danos ve Benjamin Pages yapacak.

Alman Felix Zwayer’in dördüncü hakem olacağı maçta, Fransa’dan Jérôme Brisard da VAR hakemi olarak görev yapacak.

Karşılaşma sonrası çeyrek finale yükselen takım İngiltere- İsviçre maçının galibiyle 10 Temmuz’da yarı finale kalmak için mücadele edecek.

‘Türkiye öngörülemez bir rakip’

Türkiye ve Hollanda milli takımları şu ana kadar 14 kez karşılaştı.

Bu maçlardan 6’sını Hollanda, 4’ünü Türkiye kazandı. 4 maç da berabere sonuçlandı.

Türkiye, 6 Eylül 2015’te Konya’da oynanan Avrupa Şampiyonası elemelerinde Hollanda’yı 3-0 yendi.

İki takım 2021 yılında Dünya Kupası grup elemelerinde yeniden karşı karşıya geldi.

Burak Yılmaz’ın 3 gol attığı ilk maçı Türkiye 4-2 kazandı. İkinci maç ise, 6-1 Hollanda’nın üstünlüğüyle sona erdi.

2008’den bu yana ilk kez Avrupa’da çeyrek finale kalan dünya sıralamasında 7. durumdaki Hollanda, 42. sıradaki Türkiye karşısında kağıt üzerinde favori olarak gösteriliyor.

Ancak Hollanda Milli Takımı Teknik Direktörü Ronald Koeman, Türkiye maçının Romanya karşılaşması kadar kolay geçmeyeceğini düşünüyor.

Romanya’nın Hollanda karşısında boşluklar verdiğini vurgulayan Hollandalı teknik direktör, Türkiye’nin bu konuda daha hazırlıklı olacağını ve benzer hatalar yapmayacağını düşünüyor.

Koeman, “Türkiye’nin bizi iyi analiz ettiğini varsayıyorum. Türkler kendilerini silahlandırmak için şüphesiz gerekli planı yapacaktır” dedi.

Hollanda spor medyasına göre oldukça genç bir ekipten oluşan Montella’nın takımı ile ilgili gizemli hava, Türkiye’yi Hollanda milli takımı için öngörülemez bir rakip haline getiriyor.

Medyaya göre, Montella’nın düzenli olarak iki kanat bekiyle 3-4-3 düzeninde oynattığı Türkiye, arkadaki boşlukları daha küçük tutmayı başardığı için, Gakpo ve diğer Hollandalı oyunculara aradıkları fırsatı kolay vermeyecek.

‘Çağın en büyük futbol yeteneklerinden biri Arda Güler’

Hollanda medyasına göre Türkiye, Romanya’dan tamamen farklı ve bireysel olarak çok daha iyi oyunculara sahip bir takım.

Medyada özellikle “Türkiye’nin dahisi” ve “Türk Messi” olarak adlandırılan Arda Güler ile Ferdi Kadıoğlu, Orkun Kökçü ve Hakan Çalhanoğlu ile kaleci Mert Günok’un isimleri öne çıkarılıyor.

Arda Güler için, “19 yaşındaki orta saha oyuncusu potansiyel bir dünya yıldızı. Top sürmesi, şutları ve tekniği sayesinde çağın en büyük futbol yeteneklerinden biri olarak kabul ediliyor” değerlendirmesi yapılıyor.

Ferdi Kadıoğlu ve Hakan Çalhanoğlu’nun da çeyrek final maçında önemli rol oynayacağını vurgulayan Hollanda medyasına göre, Merih Demiral, Orkun Kökçü ve İsmail Yüksek’in oynamaması Hollanda için bir avantaj.

Berlin’deki karşılaşma öncesi Hollanda’yı endişelendirilen etkenlerin başında seyirci faktörü ve Merih Demiral’a verilen cezanın yarattığı motivasyon geliyor.

Seyirci avantajı Türkiye’den yana

Hollandalı kamu yayıncısı NOS’a göre, “Türkiye dışındaki en büyük Türk kenti” olan Berlin’deki maça A milliler büyük bir seyirci avantajıyla çıkacak.

Hollanda medyası, günlerdir ‘Küçük İstanbul’ olarak adlandırılan Berlin’in Kreuzberg semtinden yayınlar yapıyor.

Hollanda medyasına göre yaklaşık 300 bin Türkiye kökenli göçmenin yaşadığı kentte, Cumartesi akşamı Berlin Olimpiyat Stadyumu ve çevresinde çoğunluk Türk Milli Takımı taraftarlarından oluşacak.

Hollandalı milli futbolcu Daley Blind, “Türk taraftarlar duygusal ve tutkulu. Onları susturmaya çalışmalıyız ama aynı zamanda stadyumdaki atmosferin de tadını çıkarmalıyız. Kendimizi kaptırmadan pozitif enerjiyi dışarı çıkarmalıyız” diyor.

Teknik Direktör Koeman’a göre de Berlin’de geniş bir taraftar kitlesine sahip olan Türkler, Hollandalı taraftarları bastıracak.

Bu konuda Türk takımlarına karşı deneyimli olduklarını belirten Koeman, Hollandalı futbolculardan topa daha fazla sahip olmalarını istiyor.

Top kendilerinde olduğunda Türk taraftarların otomatik olarak sessizleşeceğini savunan Hollandalı çalıştırıcı, “İyi konsantre olmamız önemli. Türkler coşkulular, kocaman bir yürekleri var ve topla iyi oynuyorlar ama topa sahip olan taraf biz olmalıyız” görüşünü dile getiriyor.

Hollandalı oyuncu Denzel Dumfries ise, Türk taraftarlarının yoğun baskısının kendilerini etkilemeyeceğini savunuyor.

Van Basten’den UEFA’ya Demiral tepkisi

Hollanda spor kamuoyu, UEFA’nın Merih Demiral’a verdiği 2 maçlık cezanın da, hem seyirciyi hem de duygusal Türk takımını daha fazla motive edeceğini düşünüyor.

Türk Milli Takımı’nın Hollanda doğumlu yıldızı Ferdi Kadıoğlu ve Teknik Direktör Montella da Hollanda medyasına yaptıkları açıklamalarda bunun altını çizdi.

Kadıoğlu, Demiral’ın attığı gol sonrası yaptığı “bozkurt işareti”nin siyasetle hiçbir ilgisi olmadığını belirterek, “Sadece golünü dünyanın her yerindeki tüm taraftarlarla kutlamak istedi. Verilen cezanın haksız olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Hem Montella hem de Ferdi Kadıoğlu, Türk Milli Takımı’na yönelik bu cezanın aynı zamanda kendilerine ekstra motivasyon sağladığını da vurguladılar.

EURO 2024 maçlarını canlı veren Hollandalı kamu yayıncısı NOS’un stüdyo yorumcusu eski ünlü futbolcu Marco van Basten de, UEFA tarafından Demiral’a verilen cezayı eleştirdi.

“Demiral’a verilen cezayı garip bulduğunu” dile getiren Van Basten, NOS canlı yayınında şunları söyledi:

“Bu davranışın mümkün olmadığı hissine kapıldıklarında cezayı Türklerin vermesi gerekmez mi? UEFA kim oluyor da ‘bunu yapamazsınız’ diyor. Şimdi yine siyasetin devreye girmesine izin veriyorsunuz, çünkü bir oyuncunun uzaklaştırılmasına karar veriyorsunuz. Sonra da siyaset yapıyorlar diyorsunuz, değil mi? Bunu çok garip buluyorum. Futbola sadık kalın!”

Hollanda’da yoğun önlemler alınıyor

Türkiye-Hollanda maçı öncesi Hollanda’daki birçok kentte geniş güvenlik önlemleri alındı.

Türkiye kökenli göçmenlerin yoğun olduğu Rotterdam’da kent merkezindeki ana cadde futbol taraftarları için düzenlendi.

Ana cadde maç saatinden itibaren araç ve tramvay trafiğine kapatılacak ve sadece yayalara izin verilecek.

Bazı kent merkezlerinde de de Pazar sabahına kadar cam bardak ve şişede içki satışı yasaklanacak.

Amsterdam ve Utrecht başta olmak üzere birçok kentte Türkiye-Hollanda çeyrek final karşılaşması, açık havada dev ekrandan yayınlanacak.

Cumartesi akşamı Hollanda genelindeki birçok yaz festivali sırasında da dev ekranlardan maç yayını yapılacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-a-milli-futbol-takimi-hollanda-ile-avrupa-futbol-sampiyonasi-ceyrek-finalinde-karsilasacak/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirve Toplantısı’nda konuştu https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-turk-devletleri-teskilati-gayriresmi-zirve-toplantisinda-konustu/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-turk-devletleri-teskilati-gayriresmi-zirve-toplantisinda-konustu/#respond Sat, 06 Jul 2024 21:21:50 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37812

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Azerbaycan’ın Şuşa kentinde Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirve Toplantısı’nda konuştu. Yılmaz, “Günümüzdeki küresel sınamalar karşısında en güçlü dayanağımız Türk dünyasının birlik ve beraberliğidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Cevdet Yılmaz, Azerbaycan’ın Şuşa kentinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirve Toplantısı’nda, Türk Devletleri arasındaki ikili ilişkilere, bölgesel ve küresel problemlere dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Türkiye yüzyılı vizyonumuz çerçevesinde yürüttüğümüz dış politikamızın esaslarından biri ülkemizin ötesinde Türk dünyasında da barış, refah ve güvenliğe katkı sunmaktır. Günümüzdeki küresel sınamalar karşısında en güçlü dayanağımız Türk dünyasının birlik ve beraberliğidir. Türk Devletleri Teşkilatı bu birlik ve beraberliğin en somut tezahürüdür. Büyük çabalarla gerçekleştirdiğimiz atılımlar sayesinde aile meclisimiz Türk Devletleri Teşkilatı’nın geldiği işbirliği düzeyinden hepimiz gurur duyuyoruz. Dünyanın ekonomi ağırlık merkezlerinin değiştiği ve coğrafyamızın öneminin giderek arttığı bir dönemde Türk dünyası olarak ülkelerimiz arasındaki bağları daha da güçlendireceğimize inanıyorum. Türk yatırım fonunun 18 Mayıs 2024 itibarıyla açılış toplantılarının yapılması bu yöndeki ortak irademizin açık göstergesidir. İstanbul’da gerçekleşen söz konusu toplantıya ben de bizzat katıldım. Türk yatırım fonunun, Türk dünyasının ekonomik ve ticari kalkınmasına önemli katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Macaristan’ında fona üye olmak için başvurmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Umuyoruz ki geçtiğimiz yıl Ankara’da kurulmasına karar verdiğimiz Sivil Koruma Mekanizması başta olmak üzere müzakerelerini sürdürdüğümüz çalışmalarımızı birer birer hayata geçireceğiz. Bu çalışmalarımızın süratli bir şekilde takip edilebilmesi için sekretaryamızın güçlendirilmesinin öncelikli bir mesele olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda atılan tüm adımları destekleyeceğiz” dedi.

“KARABAĞ AZERBAYCANDIR VE HEP AZERBAYCAN KALACAKTIR”

Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki müzakereler hakkında değerlenirmelerde bulunan Yılmaz, “Bundan 3 yıl önce 15 Haziran 2021’de bu kadim şehirde Türkiye ve Azerbaycan arasındaki eşsiz ilişkileri taçlandıran Şuşa Beyannamesi imzalandı. 8 Kasım 2020 tarihinde Şuşa’nın işgalden kurtarılmasıyla Azerbaycan’ın 44 günlük vatan muharebesindeki zaferi de resmi olarak ilan edilmişti. Aradan geçen sürede azad olan tüm bölgelerde olduğu gibi Şuşa’daki kalkınma ve gelişme gururla şahit oluyoruz. Bir kez daha Karabağ Azerbaycandır ve hep Azerbaycan kalacaktır diyoruz. Biz başından beri bu zaferi sadece işgalin sonu değil, Güney Kafkasya’da barış, refah ve istikrar yolunda tarihi bir fırsat penceresinin açılışı olarak gördük. Bu çerçevede müzakereleri büyük emek ve titizlikle yürütülen Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış anlaşmasının biran önce imzalanmasının Güne Kafkasya’da kapsamlı bölgesel çözümün önümüzdeki en büyük engeli ortadan kaldıracağına inanıyorum. Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve istikrarın tesisi sadece bölge ülkeler için değil, bölgesel ulaşım hatlarının nihayet açılacak olması nedeniyle küresel güvenlik ve bağlantısallık bakımından da büyük önem taşımaktadır. Söz konusu hatların açılması bölgesel işbirliğini arttırarak, Orta Asya, Karadeniz ve Hazar havzalar dahil tüm Türk dünyası için büyük avantajlar yaratacak yeni fırsatları beraberinde getirecektir. Uluslararası kurumların on yıllar boyunca Azerbaycan’a karşı adaletsizliğe kayıtsız kalmasına rağmen, Azerbaycan halkı Sayın Cumhurbaşkan İlham Aliyev’in kararlı liderliğinde kendi kahramanlığı sayesinde hakkını geri almıştır. Birinci Karabağ Savaşı sonrasında yerlerinden edilen 1 milyon Azerbacanlı kardeşimiz için sesini çıkarmayan devletlerin bugün haksız ve temelsiz suçlamalarla kardeş Azerbaycan’ı hedef almaları hiçbir şekilde kabul edilemez. Türk dünyası olarak bu temelsiz suçlamalara karşı Azerbaycan’a güçlü destek vermemiz kardeşliğimizin olduğu kadar adaletin de gereğidir” İfadelerini kullandı.

Türk Devletlerinin coğrafi açıdan enerji projelerindeki rolüne vurgu yapan Yılmaz, “Küresel düzlemde yaşanan gelişmeler enerji arz güvenliğinin ve enerji alanında işbirliğinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Kaynak açısından zengin ve önemli coğrafi konumda yer alan Türk devletlerinin rolü bu düzlemde kritik önem taşımaktadır. Doğu ile batıyı birbirine bağlayan büyük ölçekli enerji ve ulaşım altyapı projelerini hep birlikte başarıyla hayata geçiriyoruz. Azerbaycan ile bu alanda hayata geçirdiğimiz projeler örnek niteliğindedir. Başta Türkmen doğalgazı olmak üzere Hazar ötesi kaynakların Türkiye ve Avrupa’ya taşınması hem bizlerin ulusal refahına hem de Avrupa’nın enerji güvenliğine katkı sağlayacaktır. Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde enerji mekanizmasının kurulmasından memnunuz. Bu kapsamda ortak projeler geliştirilmesini desteklemekteyiz. Başta yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve piyasa regülasyonları olmak üzere üye ülkelerin ihtiyaç duyabilecekleri konularda deneyim paylaşımına hazırız. Günümüzde doğu batı ekseninde artan ticaret akışıyla birlikte bölgemiz önemli ulaşım koridorlarının kavşağında merkezi bir konuma yerleşti. Bu çerçevede biz de bölgesel bağlantısallığı kolaylaştıracak şekilde altyapı projelerine yatırımlarımızı ve Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde çalışmalarımızı arttırdık. Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri arasında ulaştırma alanında imzalanan belgelerin hayata geçirilmesine büyük önem atfediyoruz. Orta koridoru geliştirme konusunda ülkelerimizce yapılacak çalışmalar hem işbirliğimizi güçlendirecek hem de Türk dünyasının küresel rolünü ortaya koyacaktır” diye konuştu.

“BM İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ 31’İNCİ TARAFLAR KONFERANSI’NA EV SAHİPLİĞİ İÇİN ADAYLIĞIMIZI DUYURDUK”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Bu yıl 29’uncusu yapılacak olan BM iklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na Azerbaycan’ın ev sahipliği yamasından memnuniyet duyduğunu belirterek, ” İklim değişikliği ve çevre sorunları yüzleşmemiz gereken en zorlu küresel krizler arasında yer alıyor. İklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik çabalara sürdürülebilir kalkınma ve yeşil dönüşüm temelinde katkıda bulunuyoruz. Bu kapsamda 2053 yılı için net sıfır emüsyon hedefimizi ve yeşil kalkınma vizyonumuzu ilan ettik. Ulusal katkı beyanımızda sera gazı emüsyon azaltım hedefimizi 2 katına çıkarttık. 2026 yılında düzenlenecek BM iklim Değişikliği 31’inci Taraflar Konferansı’na ev sahipliği için adaylığımızı duyurduk. Bu konuda bizi destekleyen ülkelere teşekkür ederiz. Azerbaycan’ın BM İklim Değişikliği 29’uncu Taraflar Konferansı’na ev sahipliği yapacak olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Özellikle iklim finansmanı konusunda önemli kararların alınacağı bu konferans kapsamında ve hazırlık sürecinde yakın işbirliğimizi ve desteğimizi sürdüreceğiz. Azerbaycan’ın bu konferansa ev sahipliği bölgesel işbirliği açısından da büyük önem taşıyor” dedi.

“COĞRAFYAMIZIN ÇEVRESİNDE YÜKSELEN KRİZLER SADECE BİZLER İÇİN DEĞİL TÜM ULUSLARARASI DÜZEN İÇİN SINAMA TEŞKİL ETMEKTEDİR”

Bölgede ve dünyada yaşanan çatışmalar hakkında değerlendirme yapan Yılmaz, “Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı, sürdürülebilir ve adadaki gerçekleri esas alan bir çözüme yönelik çabalarımızı sürdürüyoruz. Bu bağlamda 2022 yılındaki Semerkant Zirvesi’nde KKTC’ye gözlemci statüsü verilme kararı Kıbrıs Türklerine Türk dünyasının dayanışma ruhunu göstermekle kalmamış aynı zamanda KKTC’nin uluslararası sahada görünürlüğünü ve temaslarını arttırmasına imkan sağlamıştır. Coğrafyamızın çevresinde yükselen krizler sadece bizler için değil tüm uluslararası düzen için sınama teşkil etmektedir. Türk devletleri Teşkilatı olarak burada üreteceğimiz huzur ve istikrarın yakın çevremize de sirayet etmesini arzu ediyoruz. Ukrayna’da savaşın ilk gününden beri barışın tesis edilmesi yönündeki çağrılarımızı ve diplomatik çabalarımızı sürdürüyor uluslararası toplumu da bu yönde uyarmaya devam ediyoruz. Başta Gazze olmak üzere bölgemizdeki çatışmaların kalıcı bir şekilde sonlandırılması hepimizin önceliğidir. Özellikle Gazze’de yaşanan soykırıma varan katliamlar hepimizin yüreğini dağlamaktadır. Üzerimize düşen vazife el ve güç birliğiyle yanı başımızda süregiden bu insani trajediye dur demektir. Sorun İsrail’in yıllardır devam eden Filistin topraklarını işgalidir. Bu işgal sona ermeden Filistin halkının direnişi de bitmez. Kalıcı ateşkes bir an önce sağlanmalı, insani yardımlar kesintisiz şekilde mazlum Gazze halkına ulaştırılmalı ve 1967 sınırları temelinde iki devletli çözüm hayata geçirilmelidir” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-turk-devletleri-teskilati-gayriresmi-zirve-toplantisinda-konustu/feed/ 0 İran’ın Türk kökenli cumhurbaşkanı! Seçim zaferini kutladığı şarkı törene damga vurdu https://www.haber60.com.tr/iranin-turk-kokenli-cumhurbaskani-secim-zaferini-kutladigi-sarki-torene-damga-vurdu/ https://www.haber60.com.tr/iranin-turk-kokenli-cumhurbaskani-secim-zaferini-kutladigi-sarki-torene-damga-vurdu/#respond Sat, 06 Jul 2024 21:18:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37805 İran’da reformcu Tebriz Milletvekili ve eski sağlık bakanı Mesud Pezeşkiyan, dün yapılan 14’üncü dönem cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turunda oyların yüzde 53,7’sini alarak ülkenin 9’uncu Cumhurbaşkanı oldu.

“TÜRKÜN BELİ BÜKÜLMEZ”

Seçim kampanyası boyunca halka umut ve değişim mesajları veren Pezeşkiyan, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından coşkulu bir kutlama gerçekleştirdi. Ülkenin dört bir yanında kutlamalar gerçekleştirilirken, Pezeşkiyan’ın seçim zaferini kutladığı şarkı ise dikkat çekti. Zaferin ardından salonda “Türkün beli bükülmez” şarkısı çalarken, Pezeşkiyan köklerine ve kültürel mirasına olan bağlılığını gösterdi.

ZAFER SONRASI İLK AÇIKLAMA

Mesud Pezeşkiyan, X sosyal medya hesabından halka yönelik ilk mesajında, “Sevgili İran halkı, seçimler sona erdi. Bu birlikteliğimizin başlangıcı. Önümüzdeki zorlu yolu, birliktelik ve güven olmadan aşamayız. Elimi size uzatıyorum ve sizi bu yolda yalnız bırakmayacağıma şerefim üzerine yemin ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“TÜRKLÜĞÜMLE İFTİHAR EDİYORUM”

Pezeşkiyan, büyük bir titizlikle yürüttüğü seçim sloganlarında “Evde çocuklarımla Farsça değil, her zaman Türkçe konuştum. Ben Türküm. Anam da atam da Türk. Türklüğümle iftihar ediyorum” ifadelerini kullanıyordu.

PEZEŞKİYAN KİMDİR?

Reformist siyasetçi Pezeşkiyan, 29 Eylül 1954’te Mahabad kentinde, İranlı Türk bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi ve Türk kimliğiyle iftihar ettiğini her fırsatta dile getirdi. Soyadı, Farsçada “Doktorlar” anlamına gelen Pezeşkiyan, Tebriz Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. 1980-1988 yıllarında yapılan İran- Irak savaşında hem muharip hem de doktor olarak görev yaptı. Pratisyenlik kursunu 1985 yılında tamamlayan Pezeşkiyan, savaştan sonra Tebriz Sağlık Bilimleri Üniversitesinde genel cerrahi ihtisasını yaparak eğitimine devam etti.

EŞİNİ VE OĞLUNU KAYBETTİ

Tebriz Sağlık Bilimleri Üniversitesinden 1993 yılında kalp cerrahisi uzmanlığını alan Pezeşkiyan, 1994-1999 yıllarında Tebriz Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü olarak görev yaptı. Eşini ve oğlunu trafik kazasında kaybetti, şefkatli ve dirençli bir figür olarak sempati kazandı Pezeşkiyan, 1994 yılında eşi Fatma Mecidi ve bir oğlunu trafik kazasında kaybetti, geriye kalan iki oğlunu ve bir kızını tek başına büyüttü ve bir daha evlenmedi. Pezeşkiyan’ın bu kaybı ve özveri hikayesi, onu şefkatli ve dirençli bir figür olarak gören İran toplumundaki birçok kişiden sempati ve saygı kazandı.

Pezeşkiyan’ın siyasi hayatı, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminde 1997 yılında Sağlık Bakanı Yardımcısı olarak atanmasıyla başladı. Daha sonra Hatemi döneminde 2001’de Sağlık Bakanı olarak atandı, 2005’e kadar bu görevde kaldı. Ülkede 2008’de yapılan genel seçimde Tebriz Milletvekili olarak Meclis’e girmeyi başaran Pezeşkiyan, o tarihten bu yana beş dönem Tebriz’i temsilen görev yaptı.

BATI’YLA İYİ İLİŞKİLERİ DESTEKLEDİ

Pezeşkiyan, hükümetin muhaliflere karşı tutumuna sert eleştirilerden geri durmadı. 2009’daki cumhurbaşkanı seçimi sonrası çıkan olaylardan sonra Meclis’te güvenlik güçlerinin müdahalelerini eleştiren bir konuşma yapan Pezeşkiyan, muhafazakar vekillerle gerginlik yaşadı. İran’da 2013’teki cumhurbaşkanı seçimlerine adaylık başvurusu yapan ancak daha sonra adaylığını geri çeken Pezeşkiyan, 2016’da İran Meclis Başkan Yardımcısı olarak 4 yıl görev yaptı. Bu süreçte nükleer anlaşma ve Batı’yla iyi ilişkileri savundu. Pezeşkiyan’ın 2021’deki seçimlerdeki adaylık başvurusu ise Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından reddedildi. 1 Mart’ta yapılan Milletvekili Seçimlerinde ise Tebriz Milletvekili olarak yeniden Meclis’e girdi.

MAHSA EMİNİ’NİN ÖLÜMÜNDEN SONRAKİ SÖZLERİ OLAY OLDU

İran’da Eylül 2022’de Mahsa Emini adlı genç bir kadının polis nezaretinde hayatını kaybetmesinin ardından devlet televizyonunda katıldığı bir programda konuşan Pezeşkiyan, kadınlara zorunlu başörtüsü yasasından kaynaklı müdahalelerin durumu kötüleştirdiğini ve sona erdirilmesi gerektiğini söyledi. Pezeşkiyan, “Biz çocuklarımızın iffetli olmasını istiyoruz ancak bu davranışlar onları dinden uzaklaştırıyorsa bu yöntemi sürdürmemeliyiz” ifadelerini kullandı.

EKONOMİ VE ADALET VAADİ DİKKAT ÇEKTİ

Eski Cumhurbaşkanları Muhammed Hatemi ile Hasan Ruhani, eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif gibi isimlerin açık desteğini alan Pezeşkiyan, seçim kampanyalarında, ülkedeki “etnik ve mezhebi ayrımcılık” ile zorunlu başörtüsü sorununa vurgu yaptı. Ekonomi ile adalet konusundaki sorunları çözeceğinin vaadini verdi. İnternet yasaklarını da büyük oranda kaldıracağının sözünü veren Pezeşkiyan, iç ve dış politikada önemli reformlar ve Batı ile daha iyi ilişkilerin kurulması gerektiğini belirtti. Pezeşkiyan, 2005’ten sonra İran’da cumhurbaşkanı seçilen ilk reformist isim oldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iranin-turk-kokenli-cumhurbaskani-secim-zaferini-kutladigi-sarki-torene-damga-vurdu/feed/ 0
Ümit Özdağ: Türkiye’yi dünyanın ve Avrupa Birliği’nin Ruanda’sı olmaktan çıkartın https://www.haber60.com.tr/umit-ozdag-turkiyeyi-dunyanin-ve-avrupa-birliginin-ruandasi-olmaktan-cikartin/ https://www.haber60.com.tr/umit-ozdag-turkiyeyi-dunyanin-ve-avrupa-birliginin-ruandasi-olmaktan-cikartin/#respond Sat, 06 Jul 2024 21:15:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37802

ZAFER Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Kayseri’de yaşanan olaylara ilişkin, ” Türkiye’yi dünyanın ve Avrupa Birliği’nin Ruanda’sı olmaktan çıkartın. Ottowa anlaşmasından çekilin. Tekrar güvenli hale getirmek için bütün sınırlarımızı antipersonel mayınla döşeyelim” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin İzmir’in Kemalpaşa İlçe Başkanlığı binasının açılışına katıldı. Açılışta konuşan Ümit Özdağ, “Zafer Partisi’nin sözlerinin doğru olduğu her geçen gün Türk halkı tarafından biraz daha görülüyor. Kayseri’de başlayan, sonra bazı illerimize yansıyan olaylar gösterdi ki; Zafer Partisi kurulduğu günden bu yana yapmış olduğu uyarılar konusunda haklı çıkmıştır. İktidarın Zafer Partisi’nin uyarılarından öğreneceği çok şey vardır. Başka Türkiye yok. Bizim de Türk milleti olarak gidecek yerimiz yok. Ülkemizin kavimler göçüyle, modern istila ile Orta Doğu’nun diğer ülkelerinin sürüklendiği gibi bir iç karışıklığa sürüklenmesini engellemek istiyorsak, sınırlarımızda güvenliği sağlamak ve ülkemize iktidarın yanlış göç politikaları neticesinde gelen insanları geri yollamak kaçınılmaz bir görevdir. Ancak yine görüyoruz ki; iktidar son olaylardan ders çıkarmak yerine Türk milletine parmak sallamakta, Türk milletini adeta tehdit etmektedir. Bu, iktidarla Türk milleti arasında zaten açılan mesafeyi daha çok açacak ve milleti daha da kızdıracaktır. Kayseri’deki olaylardan ders almayan bir iktidar, Türkiye’nin başını daha büyük belalara sokar” dedi.

‘TÜRK MİLLETİ ARTIK BU YÜKÜ TAŞIMAK İSTEMİYOR’

Özdağ, “Türk milleti yorgun, Türk milleti kızgın, Türk milleti artık bu yükü taşımak istemiyor ve taşıyamıyor. Recep Tayyip Erdoğan’a gidip bir hafta vatandaşın arasında Gaziantep’te ya da Kilis’te yaşamanı tavsiye ederim. Bir ev kiralarına ve vatandaşın ne çektiğine bakılmalı. Artık kimse daha fazla ensar-muhacir hikayesi dinlemek istemiyor. Türkiye, yıllardan beri sesini çıkarmadan dünyanın en fazla, en büyük, en kalabalık mülteci nüfusunu ülkesinde barındırdı, besledi, eğitti, sağlık hizmetlerini temin etti ama artık buraya kadar. Vatandaş bu sürecin durmasını ve geriye dönüşün başlamasını istiyor” diye konuştu.

‘KAYSERİ’DE YAŞANANLAR, VATANDAŞIN TEPKİSİYLE KENDİLİĞİNDEN ORTAYA ÇIKTI’

“Biz olmasak Avrupa’nın güvenliği tehlikeye girer” diye ifadede bulunulduğunu söyleyen Özdağ, şöyle devam etti:

“Bu duruma göre, bunca sığınmacıyı Avrupa’ya yollamak, Avrupa’nın güvenliğini tehdit altına atıyorsa Türkiye’nin güvenliğini tehdit altına atmaz mı? Kayseri’de yaşananlar, vatandaşın tepkisiyle kendiliğinden ortaya çıktı. Ama bu tepkiyi gören yabancı servisler, ülkemize zarar vermek için bundan sonra planlı provokasyonlar içerisinde olabilir. Gaziantep AK Parti İl Başkanı’na ‘Son bir haftada Gaziantep halkı mutlu mu?’ diye sorulmasını tavsiye ederim. Evet, son bir haftada Gaziantep halkı mutlu. Çünkü 2011’deki Gaziantep’i geri aldıklarını düşünüyorlar. Sokaklarda korkmadan yürüyorlar. Gaziantepliler, kendilerine ait olan parklarda oturabiliyorlar ve küfür, bağırtı duymadan otobüse binebiliyorlar. Bu süreç bitip Gaziantep tekrar 2 hafta öncesine döndüğünde Gazianteplilerin de kızgınlığı daha artacak. Onca baskıya rağmen 41 sivil toplum örgütü orada bir bildiri yayınlarken, Ticaret Odası, Sanayi Odası susmak yerine konuşmayı tercih ediyor.”

‘GERİ KABUL ANLAŞMASININ İPTAL EDİN’

Geri kabul anlaşmasının iptal edilmesi gerektiğini kaydeden Özdağ, “Türkiye’yi dünyanın ve Avrupa Birliği’nin Ruanda’sı olmaktan çıkartın. Ottowa anlaşmasından çekilin. Tekrar güvenli hale getirmek için bütün sınırlarımızı antipersonel mayınla döşeyelim. Sınırlarımız güvenli hale gelsin. Artık Suriyeliler de Türkler gibi hastaneye gittiklerinde sıraya girsinler, Türk’ün önüne geçmesinler. Hastaneye gittikleri zaman parasını ödeyip tedavi olsunlar. Eczaneye gittikleri zaman Türk milleti gibi onlar da ilacın parasını versinler. Bunları yapmak hiç zor değil. Bunları yaparsanız Türk milletinin de öfkesinde bir azalma olacak, tansiyon düşecek. Ancak siz bu şekilde Türk milletine parmak sallamaya devam ederseniz, bu yol yol değil. Zafer Partisi olarak ilk günden bugüne kadar hem bu sorunun hukuk içerisinde çözülmesi hem de devletin üzerine düşeni yapması konusunda, uyarılarda bulunduk, bulunmaya devam edeceğiz. Son olaylarda da vatandaş sokağa çıkıp, tepkisini koyarken, bütün siyasi partilerden bir tek Zafer Partili sokağa çıkmadı. Tepkisini ilk günden bugüne kadar hukuk içerisinde soğukkanlı bir şekilde sürdürdü. 15 Temmuz’da millet, devleti sokaktan topladı. Sizin hatalarınızı ödemekten bıktık. PKK ile müzakere yaptınız, bedelini 744 jandarma, polis, Özel Harekat şehit vererek, yüzlerce yaralı vererek ödedik. Bıktık. Türkiye’yi bir iç çatışmaya sürüklemek gibi bir bedel ödeme istemiyor bu halk” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/umit-ozdag-turkiyeyi-dunyanin-ve-avrupa-birliginin-ruandasi-olmaktan-cikartin/feed/ 0
TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi, Merih Demiral’a verilen cezayı kınadı https://www.haber60.com.tr/tff-baskani-mehmet-buyukeksi-merih-demirala-verilen-cezayi-kinadi/ https://www.haber60.com.tr/tff-baskani-mehmet-buyukeksi-merih-demirala-verilen-cezayi-kinadi/#respond Sat, 06 Jul 2024 05:30:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37763 Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Mehmet Büyükekşi, UEFA’nın Türkiye- Avusturya maçındaki “bozkurt” hareketi nedeniyle Merih Demiral’a verdiği 2 maçlık cezanın haksız, hukuksuz ve adaletsiz olduğunu söyledi.

Berlin’de basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Mehmet Büyükekşi, “Bugün Merih’e verilen ceza haksız, hukuksuz, adaletsiz ve çok büyük bir siyasi olay olduğunu göstermiştir. Çünkü baktığınızda en büyük örneği bir başka oyuncuya verilen ceza. Hem 1 maç ceza verilmiştir hem de bu ceza ertelenmiştir. Merih’e verilen cezaya baktığımızda maçın UEFA tarafından görevlendirilen delegesi, raporunda herhangi bir ceza yazmamıştır.” ifadelerini kullandı.

“Bir batılı devletin bakanının yaptığı açıklamadan sonra soruşturma başlatılmıştır.” sözlerini kullanan Büyükekşi, şöyle konuştu:

“Bu da olayın ne kadar yanlı olduğunu, ne kadar kabul edilemez olduğunun en güzel belirtisidir. O yüzden bu verilen kararı kınıyoruz. Bugün akşama doğru Sayın Cumhurbaşkanımız aradı. O da aynı şekilde ne yaptığımızla ilgili benden bilgi aldı, anlattık. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız da bir açıklama yaptı. O da bu verilen kararın taraflı ve kabul edilemez olduğunu söyledi. Çünkü yapılan hareket hiçbir şekilde siyasi bir manası olmayan, yüzyıllardan beri Türk milletinin, Türklüğünü simgeleyen bir hareket. Bu konuda futbolcularımıza ve özellikle de Merih’e selam söyledi. Bunun en önemli karşılığının yarın sahada futbolcularımız tarafından verilmesini istedi. Ben de az önce gittim, otelin kapısında bütün futbolcularımızı tek tek karşıladım. Bu konuyla ilgili hem kaptanımız Hakan hem Merih hem de hocamızla oturduk, konuştuk. Berlin’de 300 bin Türk yaşıyor. Fanzone’da da 100 bin Türk olacağını tahmin ediyoruz. Yaklaşık 50 bin seyirciyle takımımızı aynı Hamburg’da, Dortmund’da ve Leipzig’de olduğu gibi canıgönülden destekleyeceklerini hep beraber göreceğiz. Biz bu yapılan haksızlığı kesinlikle kabul etmiyoruz, kınıyoruz.”

TFF olarak gerekli girişimleri yaptıklarının ve 27 sayfalık bir savunma hazırladıklarının altını çizen Mehmet Büyükekşi, “Ama gördük ki bir gazeteye daha savunmamız alınmadan bir gün önce karar peşin hükümle verilmiş. 27 sayfalık savunmanın okunması bile saatler alır. İnşallah en güzel cevabı yarın futbolcularımız, Berlin Olimpiyat Stadyumu’nda en güzel şekilde Hollanda karşısında vereceklerini düşünüyoruz. Tüm Türk milleti şu anda ayağa kalkmış durumda. Hepsini sağduyulu olmaya çağırıyoruz. Buradaki yaşayan Türk vatandaşlarımızın da aynı şekilde sağduyuyla sadece takımımızı desteklemelerini ve dualarını eksik etmemelerini istiyoruz. İnşallah yarın hedefimiz bu turu da geçip, yarı finale kalabilmek. Allah’ın izniyle bunu da başarabilmek için hem teknik ekibimiz hem futbolcularımız hem de 12. güç dediğimiz seyircilerimiz ilave bir motivasyonla gereğini yapacaklardır.” şeklinde konuştu.

Merih’in moralini yükseltmeye çalıştıklarını aktaran Büyükekşi, “Tüm Türk milletinin kendisinin arkasında olduğunu, Cumhurbaşkanımızın kendisini desteklediği ve selamlarını söylediğini özellikle belirttim. Kısa bir görüşme oldu. Futbolcumuzun moralini yüksek tutarken, tüm takımın da moralini yüksek tutabilmek istiyoruz. Yarın sahada 11 Merih Demiral olacak. Hepsi Merih Demiral yerine oynayacak. 11 Merih Demiral sahaya çıkacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Türk taraftarlara da mesaj yollayan TFF Başkanı, şu ifadeleri kullandı:

“Bu zamana kadar en çok taraftarı biz getirdik. İlave bir motivasyonumuz daha olacak. Sayın Cumhurbaşkanımız yarın Berlin’de maçı seyretmek için bizlerle beraber olacak. O da hem taraftarlarımız açısından hem milli takımızın teknik heyeti ve futbolcularımız açısından son derece ilave bir motivasyon kaynağı olacaktır.Seyircilerimizin milli takım formalarımızı giyip, milli takımı destekleyemeye çalışmaları, bu şekilde tezahürat yapmaları ilave bir güç verecektir.”

“Şu anda gündemimizde seçim yok”

Mehmet Büyükekşi, “TFF başkanlığına yeniden aday olacak mısınız?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Şu anda gündemimizde seçim yok. Gündemimiz tamamen Merih Demiral’a verilen ceza. Tüm Türk milleti, 85 milyon kenetlenmiş durumda. Bizim için en önemli konu Türk Milli Takımı’nın yarınki turu atlaması, hedefimiz o. Yönetim kurulumuzla dört elle sarıldık. Bu bir ekip meselesi. Futbol sadece futbol değildir, bugün bir kez daha yaşadık. Saha dışındaki olaylar da futbolu etkiliyor. Şu anda adaylıkla ilgili çalışmamız yok. Hedefimiz milli takımızın başarılı olması. Zaferler sadece sahada kazanılmıyor, saha dışında da zaferler kazanılıyor. Biz de inşallah hep beraber Türk milletinin dualarıyla yarın yeni bir zafere imza atmak istiyoruz, yeni bir hikaye yazmak istiyoruz. 2008 yılında ilk 16 yoktu. Montella bugün bunu söyledi. Şu ana kadar yapılan turnuvalarda, milli takım en fazla galibiyetine ulaştı. Daha öncekilerde bu kadar galibiyet alamamıştı. İnşallah yarın bir yenisi ekleyip, güzel bir sonuçla eğer buradan çıkabilirsek yolumuz açık diyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tff-baskani-mehmet-buyukeksi-merih-demirala-verilen-cezayi-kinadi/feed/ 0
663. Kırkpınar Yağlı Güreşleri Açılış Seremonisi https://www.haber60.com.tr/663-kirkpinar-yagli-guresleri-acilis-seremonisi/ https://www.haber60.com.tr/663-kirkpinar-yagli-guresleri-acilis-seremonisi/#respond Sat, 06 Jul 2024 04:57:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37736

Edirne’de bu yıl 663’üncüsü düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin açılış seremonisi Sarayiçi Er Meydanı’nda düzenlendi. Geçen yılın başpehlivanı Yusuf Can Zeybek’in Türk bayrağını taşıdığı törende cazgırlar, hakemler, minik pehlivanlar ile Kırkpınar’ın vazgeçilmezi davul- zurna ekibi geçit töreni yaparak protokol ve seyircileri selamladı.

Edirne Belediye Başkanlığı tarafından organizasyonun açılış töreni Sarayiçi Er Meydanı’nda saat 17.00’de gerçekleştirildi. Törene Edirne Valisi Yunus Sezer, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı İbrahim Türkiş, 663’üncü Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri Ağası Seyfettin Selim, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, Kırkpınar eski ağaları, davetli topluluğu ve vatandaşlar katıldı.

Tören, Edirne Belediye bandosu eşliğinde bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlarken; Türk bayrağını göndere Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri Başpehlivanı Yusuf Can Zeybek çekti. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Beyazıt Sansı’nın söz ve bestesi olan Kırkpınar Marşı, Edirne Belediye Bandosu’nun eşliğinde söylendi.

SEYFETTİN SELİM: NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE, TÜRKİYE’Yİ SEVENE

Törenin açılış konuşmasını Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri Ağası Seyfettin Selim yaptı. Selim, konuşmasında Kırkpınar’a yakışan güreşlerin geçmesini diledi. Selim, “Ne mutlu ata sporuna, peygamber sporuna, bu yiğit spora 15 seneden beri gönül vererek ağalık yapmak bizlere nasip oldu. Bu herkese nasip olmaz. Buraya vermiş olduğum emekler az bile. Ne mutlu Allah bunu bize nasip etti. Ne mutlu Türk’üm diyene. Ne mutlu Türkiye’yi sevene. Ne mutlu Türk vatandaşı olmaktan gurur duyana. Allah’a şükürler olsun, ben de bir Türk vatandaşı olarak doğdum, ata sporu güreşi seviyorum, sevdireceğim” ifadelerini kullandı.

İBRAHİM TÜRKİŞ: HERKES GERÇEK ANLAMDA GÜREŞE DOYACAK

Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı İbrahim Türkiş de, bu yıl güreşlerin yeni konseptiyle daha güzel ve heyecanlı geçeceğini kaydetti. Türkiş, “Ne mutlu bize ki 663’üncüsünü bu sene yapacağımız Kırkpınar güreşinin bir kere daha burada seyircileriyle, sporcularıyla, pehlivanlarıyla hep birlikte olmanın onurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. İnşallah bugün başlayan güreşlerimiz, yarın ve yarından sonra yeni konsepti içerisinde çok daha güzel, çok daha heyecanlı ve bizi çok daha mutlu edecek. İnşallah Kırkpınar’ımızın son iki gündür söylediğim gibi, son 40 yılın en güzel kırkpınarını yaşayacağız ve hepimiz güreşe ve gerçek anlamda güreşe doyacak” şeklinde konuştu.

‘KIRKPINAR DEMEK YİĞİTLİK DEMEKTİR’

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın da, Kırkpınar’ı geleceğe aktarmak için ellerinden geleni yaptıklarını belirterek, “Asırlardır süregelen Türk’ün ata sporu, yağlı güreş geleneğini yaşatmak, gelecek kuşaklara aktarmak için bu yıl da sizlerle birlikte büyük bir mutluluk duyuyorum. Evladını, torununu yanına alıp dualı çayıra er meydanına gelen tüm güreş severlere minnettarım, iyi ki varsınız. Kırkpınar demek yiğitlik demektir, dost demektir, kardeşlik demektir. Kırkpınar demek, mücadele demektir, saygı demektir. Kırkpınar demek, ağalık demektir. Kırkpınar demek dört minareden gelen ezan sesiyle yirmi davul, yirmi zurna sesi demektir. Kırkpınar demek yağlı güreşlerin zirvesi demek. Kırkpınar’ı Kırkpınar yapan sizlersiniz. Kalbi her daim yağlı güreşlerle atan, tribünleri dolduran güreş severlere, ülkemizin dört bir yanından gelen yürekleri güç ve cesaretle dolu pehlivanlarımıza, cazgırlarımıza, hakemlerimize, yağcılarımıza, davul, zurna ekibimize ve emek veren herkese çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

YUNUS SEZER: HERKESE NASİP OLMAYACAK BAYRAMI HEP BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRİYORUZ

Edirne Vali Yunus Sezer ise Kırkpınar’ın Edirne’nin bayramı olduğunu söyledi. Sezer, “Bugün hiçbir şeye nasip olmayacak bir bayramı hep beraber gerçekleştiriyoruz. 663 yıllık geleneği sürdürmenin onuruyla bugün karşınızdayız. Bugüne kadar yağlı güreşlerin yaşatılmasına emek veren terini akıtan ve dualarla, milli ve manevi değerlerimizi bugüne taşıyan tüm pehlivanlarımızı rahmetle, şükranla, minnetle anıyoruz. Bundan sonra da sahip olduğumuz bu değeri gelecek nesillere aktarmak için elimizden gelen her şeyi yapmaya hazır olduğumuzu bilmenizi isteriz” diye konuştu.

Sezer’in konuşmasının ardından pehlivanlar, cazgırlar, hakem heyeti, saha görevlileri, Edirne Belediyesi Bandosu ve Kırkpınar davul-zurna ekibinden oluşan kortejin geçit töreni gerçekleştirildi. Kortejde Türk bayrağını ise geçen yılın başpehlivanı Yusuf Can Zeybek taşıdı.

]]> https://www.haber60.com.tr/663-kirkpinar-yagli-guresleri-acilis-seremonisi/feed/ 0 Türksat 6A Uydusu İle İHA’ların Kontrolü Dışarıdan Müdahale Edilemez Hale Geliyor https://www.haber60.com.tr/turksat-6a-uydusu-ile-ihalarin-kontrolu-disaridan-mudahale-edilemez-hale-geliyor/ https://www.haber60.com.tr/turksat-6a-uydusu-ile-ihalarin-kontrolu-disaridan-mudahale-edilemez-hale-geliyor/#respond Sat, 06 Jul 2024 04:54:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37733

ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Tüm Türksat uydularıyla dünyanın dört bir yanında İHA’larımızı kontrol altında tutabiliyoruz. Bunlar, genişletilmiş menzil ve kapsama alanıyla kesintisiz haberleşebiliyor. Artık İHA’larımızın kontrolüne dışarıdan müdahale edilmesi mümkün değil ve bu uydu iletişimi, özellikle İHA operasyonlarında oyunun kurallarını değiştiren bir unsur olarak ortaya çıkıyor. Özellikle yurt dışında görev yapan İHA’ların kontrolü, Türksat uydularıyla daha güvenli hale gelecek” dedi.

Bakan Uraloğlu, ABD’nin Florida eyaletindeki Cape Canaveral Hava Kuvvetleri İstasyonu’ndan uzaya fırlatılacak Türkiye’nin ilk yerli haberleşme uydusu Türksat 6A ile ilgili Türksat Uydu Gözlem Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Uraloğlu, Türksat 6A için 2015 yılında Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. tesislerinde kurulan Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi’nde işe başladıklarını kaydederek, “26 Aralık 2016 tarihinde ayrıntılı kritik gözden geçirme fazını yaptık. Isıl yapısal yeterlilik modelini ise 2018 yılı sonunda tamamlayarak ikinci kritik gözden geçirme fazına geçtik. Bu fazı da 2018 yılının kasım ayında tamamlayarak 2019 yılı başında mühendislik modelinin yapımını başlattık. 2022 yılında tamamladığımız mühendislik modelinin ardından yine 2022 yılının Haziran ayında uçuş modeli başlangıç fonksiyonel testlerini gerçekleştirdik. Uzaya göndereceğimiz uçuş modelinin ısıl vakum testlerini 2022 yılının Aralık ayında tamamladık. Yine, uçuş modelinin titreşim ve akustik testlerini ise Ağustos 2023’de bitirdik. Şok testlerini Kasım 2023’de, son fonksiyonel testleri Ocak 2024’de Sİ-EY-Tİ-AR (CATR) testleri Mart 2024’de, kütle özellikleri ölçümünü de Nisan 2024’de tamamlayarak; işlevsel testlerimizin hepsini bitirmiş olduk. Ardından da tüm testlerden başarıyla geçtikten sonra 4 Haziran’da uydumuzu yörüngesine fırlatılması için ABD’nin Florida Eyaleti’ndeki Cape Canaveral Uzay Üssü’ndeki Space X tesislerine yolladık” ifadelerini kullandı.

’70’İNCİ DAKİKADA İLK SİNYALİ ALMAYI BEKLİYORUZ’

Yaklaşık 1 ay süren fırlatma prosedürlerinde sona geldiklerini aktaran Bakan Uraloğlu, “Türksat 6A uydumuzu artık fırlatma merkezinden Falcon 9 roketi ile ABD yerel saati ile 8 Temmuz 2024 saat 17.20’de, Türkiye saati ile 8 Temmuz’u 9 Temmuz’a bağlayan gece 00.20’de uzaya gönderecek şekilde geri sayıma başladık. Uydunun fırlatma anını referans alırsak bu andan itibaren yakıt deposu ilk ayrılması 195’inci saniyede gerçekleşecek. Tam olarak 35 dakika 55 saniye sonra ise Türksat 6A uydusu roketin ikinci katından ayrılacak. Uydunun roketten ayrılmasından sonra da yaklaşık 70’inci dakikada geçici yörüngesine ulaşarak ilk sinyali almayı bekliyoruz. Uydunun ayrılma anından sonra sinyalin alınması, hiçbir sorun yaşamadan fırlatmanın ve ayrılmanın başarılı gerçekleştiğini gösterecek. Fırlatmanın ardından kimyasal itki sistemi ile yola çıkacak olan uydumuz 35 bin 786 kilometre uzaklıkta 42 derece doğu boylamındaki kalıcı yörüngesine ulaşarak yörünge testlerine başlamayı planlıyoruz. Yörüngeye ulaşmasının ardından da yaklaşık 1 ay sürecek testlerden sonra Türksat tarafından yörüngede teslim alınarak Türksat 6A uydumuzu faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

‘TÜRKİYE UYDULARININ ULAŞTIĞI NÜFUS, 5 MİLYARA ÇIKACAK’

Bakan Uraloğlu, Türksat 6A faaliyete geçtiğinde hem mevcut uyduların yedekliliğini sağlayacağını hem de kapasiteyi arttıracağını ifade ederek, şunları söyledi:

“Uydumuz, Jeosenkron yani yer sabit haberleşme uydusu olarak; Türkiye’deki uydu ekosisteminde çok büyük bir kilometre taşı olacak. İnsanımıza TV yayıncılığı başta olmak üzere veri haberleşme hizmetleri alanında hizmet sağlayacak. Geniş bir kapsama alanında ülkemizin uydu haberleşme ihtiyaçlarını karşılayabilecek. Mevcut uyduların hizmet vermediği Hindistan, Tayland, Malezya ve Endonezya da kapsama alanına girecek. Böylece ilk kez kendi ürettiğimiz bir uydu üzerinden bu ülkelerdeki yerel televizyon kanallarına da ulaşabileceğiz. Türksat 6A ile Türkiye’nin uydularının ulaştığı nüfus, 3,5 milyardan 5 milyara çıkacak. Kesintisiz televizyon yayıncılığı açısından önem arz eden KU bantta televizyon yayını yaptığımız uydularımızı yedekleyeceğimiz frekans bantları da yer alıyor. Bu anlamda yedeklilik açısından önem arz eden 6A ile birlikte sunduğumuz hizmetler de ek kapasiteyle artacak. Türksat 6A’nın hizmete girmesi ile Türksat’ın bölgeye yönelik uydu hizmeti ihracatının önemli ölçüde artmasını da planlıyoruz.”

‘İHA’LARIMIZA DIŞARIDAN MÜDAHALE MÜMKÜN DEĞİL’

Türksat 6A’nın, Türkiye’nin güvenliği açısından da çok büyük katkılar sağlayacağını belirten Uraloğlu, “Biliyorsunuz askeri ve gözetleme amaçlı kullanılan İHA’larımız son yıllarda gelişen teknolojiyle, mühendislik uygulamalarında, bilimsel çalışmalarda ve sivil alanda da kendine yer buluyor. Şu anda hizmet veren Türksat 5B başta olmak üzere, tüm Türksat uydularıyla dünyanın dört bir yanında İHA’larımızı kontrol altında tutabiliyoruz. Bunlar, genişletilmiş menzil ve kapsama alanıyla kesintisiz haberleşebiliyor. Yani artık İHA’larımızın kontrolüne dışarıdan müdahale edilmesi mümkün değil ve bu uydu iletişimi, özellikle İHA operasyonlarında oyunun kurallarını değiştiren bir unsur olarak ortaya çıkıyor. Özellikle yurt dışında görev yapan İHA’ların kontrolü Türksat uydularıyla daha güvenli hale gelecek. Uydu iletişimi, veri iletimi için güvenli ve şifreli kanallar sağlayarak, yetkisiz erişim veya müdahale riskini en aza indirecek. Aynı şekilde Türksat 6A da artık bu imkanımızın çok geniş bir alana yayılmasını sağlayacak” ifadelerini kullandı.

Uraloğlu, Space X’in, ABD’nin Florida Eyaleti’ndeki Cape Canaveral Uzay Üssü’nde bulunan Türksat Uydu Programları Direktörü Fatih Ayhan’a bağlanarak, fırlatma süreci hakkında bilgi aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turksat-6a-uydusu-ile-ihalarin-kontrolu-disaridan-mudahale-edilemez-hale-geliyor/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Eylem Tok ve oğlunun iade süreciyle ilgili açıklama yaptı https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-eylem-tok-ve-oglunun-iade-sureciyle-ilgili-aciklama-yapti/ https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-eylem-tok-ve-oglunun-iade-sureciyle-ilgili-aciklama-yapti/#respond Sat, 06 Jul 2024 02:54:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37606

KARABÜK’te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bir gazetecinin Eylem Tok ve oğlunun iade süreciyle ilgili sorusuna, “Gerekli belgeleri, hepsinin çevirilerini yaparak gönderdik ve yine her duruşma sonrasında da ihtiyaç olabilecek birtakım açıklamaları gönderiyoruz yazılı olarak. İade edileceklerini umuyoruz çünkü burada yargılanmalarını istiyoruz. O nedenle buradan yargıdan kaçış olmamalı. Bir kişinin ölümüne ve diğer kişilerin yaralanmasına neden olduktan sonra Türk yargısından kaçmak olmaz. Dolayısıyla biz hemen kırmızı bülten kararlarımızı çıkardık ve iade taleplerimizi gönderdik. Bu kapsamda da yakalama ve tutuklama gerçekleşti. Tutuklama devam ediyor ve sonrasında da iade yargılaması sonrasında da Türkiye’ye gönderileceğini umut ediyoruz” diye cevap verdi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Karabük’te ziyaretlerde bulundu. İlk olarak Karabük Valiliğini ziyaret eden Yılmaz Tunç’u Karabük Valisi Mustafa Yavuz, Milletvekilleri Cem Şahin, Ali Keskinkılıç ve protokol üyeleri karşıladı. Valilik Şeref Defteri’ni imzalayan Bakan Tunç, Vali Mustafa Yavuz ve İl protokolü ile bir araya geldi. Bakan Tunç, valilik ziyaretinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunup sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin sorusu üzerine yeni yargı paketiyle ilgili konuşan Bakan Tunç, özellikle adalet hizmetlerinin etkinliğini arttırmak, yargı süreçlerinde vatandaşların örselenmeden, yargı hizmetlerinin etkinliğini arttırırken, hem hızlandırılması hem de adaletin tecellisi noktasında uygulamadan ve akademisyenlerden gelen öneriler doğrultusunda bazı düzenlemeler bulunduğunu belirterek, “9’uncu Yargı Paketi’ne alamadığımız toplumun ve uygulamanın beklediği birtakım özellikle hem ceza mahkemesi kanunumuzu ilgilendiren hem Türk Ceza Kanunu’nu ilgilendiren bazı düzenlemeler de var. Onlar da yeni yasama döneminin başlarında, 10’uncu Yargı Paketi’nde elbette ki değerlendireceğimiz hususlar var” diye konuştu.

Bakan Tunç, Yediemindeki araçlarla ilgili icra dairelerindeki hacizli araçların tasfiyesiyle ilgili çalışmayı yaptıklarını ifade ederek, “Şimdi Karayolları Trafik Kanunu gereğince trafikten men edilen bağlanan ve yediemine alınan araçlar var. Ama sahipleri bunları terk ediyor. Bir daha da arayıp sormuyor ve orada çürümeye terk ediliyor. Bunların yeniden tasfiyesine yönelik, hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırılması ve satışına yönelik bir düzenlemeyi de bu yargı paketinde inşallah hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.

‘GÖRSEL, YAZILI BASIN YA DA SOSYAL MEDYA ARACILIĞIYLA HAKARET SUÇLARI YARGIDA BÜYÜK YER TEŞKİL EDİYOR’

Görsel, yazılı basın ya da sosyal medya aracılığıyla hakaret suçlarının yargıda büyük bir yer teşkil ettiğini dile getiren Tunç, bu suçların önlenmesi gerektiğini söyledi. Tunç, sosyal medya aracılığıyla, fikir özgürlüğü denilemeyecek, hakaret içeren, kişilik haklarına saldırı içeren, özel hayatın gizliliğini ihlal eden bir takım paylaşımlar yapıldığını aktararak, şöyle devam etti:

“Bu paylaşımlar özellikle uzlaştırmaya tabi olan bu uyuşmazlıkları artık bundan sonra ön ödeme kapsamına alıyoruz. Kanun teklifimiz de bu da var. Ön ödeme kapsamına alınarak kişi işlediği fiilin yaptırımını cumhuriyet savcılıklarında ön ödemeye davet edilerek, kamu ihlali nedeniyle bu yaptırıma tabi tutulacak. Ama diğer yandan suçun mağduru olan kişi de hukuk mahkemesinde manevi tazminat davasını açabilecek. Buna yönelik bir düzenleme söz konusu. Çocuk Koruma Kanunuyla ilgili düzenlemeler var. Özellikle çocukların bir meta gibi o kişisel ilişki kurulmasında velayet konularında anne babadan verilmesinde, icra yoluyla alınıp veriliyordu. Bunları ortadan kaldırmıştık. Şimdi onun uygulaması çerçevesi içerisinde, sosyal çalışmacıların görevlendirilmesi, mağdur hizmetleri ve destek hizmetlerimizin özellikle birtakım ihtiyaçlar nedeniyle bazı düzenlemeleri hayata geçiriyoruz.”

‘TERÖRÜN FİNANSMANININ ÖNLENMESİ VE KARA PARAYLA MÜCADELEDE KARARLIYIZ’

Tunç, terörün finansmanının önlenmesi ve kara parayla mücadelede çok kararlı olduklarını ifade ederek, “Gri listeden çıkmamız noktasında bu soruşturmalar ve el koyma kararları etkili oldu. Bunu daha kalıcı hale getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özel terörizmin finansmanı, suç gelirlerinin aklanması suçları bakımından el koyma ve müsadere kararları ve sonrasında da tasarruf mevduatı sigorta fonunun kayyum tayiniyle ilgili düzenlemeler var. Bu pakette de” dedi.

EYLEM TOK VE OĞLUNUN İADESİ

Bakan Tunç, İstanbul’da karıştığı ölümlü trafik kazasından sonra 17 yaşındaki oğlu Timur Cihantimur’u ABD’ye kaçıran ve ardından Türkiye’nin talebi üzerine Boston’da yakalanan anne Eylem Tok ve oğlunun Türkiye’ye iade sürecine ilişkin soru üzerine, ABD’de yargılama sürecinin başladığını, anne ve oğlunun tutukluluk hallerinin devam ettiğini hatırlattı.

ABD’deki adli makamlarla görüşmelerinin devam ettiğini aktaran Tunç, şunları kaydetti:

“Gerekli belgeleri, hepsinin çevirilerini yaparak gönderdik ve yine her duruşma sonrasında da ihtiyaç olabilecek birtakım açıklamaları gönderiyoruz yazılı olarak. İade edileceklerini umuyoruz çünkü burada yargılanmalarını istiyoruz. O nedenle buradan yargıdan kaçış olmamalı. Bir kişinin ölümüne ve diğer kişilerin yaralanmasına neden olduktan sonra Türk yargısından kaçmak olmaz. Dolayısıyla biz hemen kırmızı bülten kararlarımızı çıkardık ve iade taleplerimizi gönderdik. Bu kapsamda da yakalama ve tutuklama gerçekleşti. Tutuklama devam ediyor ve sonrasında da iade yargılaması sonrasında da Türkiye’ye gönderileceğini umut ediyoruz.”

EV KİRALARINDA YÜZDE 25 ARTIŞ SINIRININ KALDIRILMASI

Kiralarda yüzde 25 artış sınırının kaldırılmasının ardından yeni bir düzenlemenin olup olmayacağı sorulan Tunç, şu cevabı verdi:

“1 Temmuz itibarıyla düzenleme sona erdi. 2022 ve 2023 yıllarında birer yıl süreyle uzatılmıştı, Borçlar Kanununa eklenen geçici maddeyle bu uzatılmıştı. Meclisin takdirinde olan bir husus. 1 Temmuz itibarıyla Mecliste böyle bir düzenleme de gerçekleşmedi. Enflasyonu düşürme hedefimiz var. Bu hedefimizde kararlı bir şekilde ekonomi yönetimimiz, program çerçevesinde çalışmalarını sürdürüyor. Bu hedef doğrultusunda inşallah bu tür sınırlamalara gerek kalmadan kendi mecrasında yürüyecektir. Borçlar Kanunumuzun ilgili maddesi zaten kira miktarının nasıl artırılacağına yönelik düzenlemeleri içeriyor. Meclis de 1 Temmuz itibarıyla gündemine almadı. O nedenle şu anda Borçlar Kanununun kalıcı maddeleri çerçevesinde yürüyecek kiralarla ilgili düzenlemeler.”

Bakan Tunç, daha sonra Karabük Belediye Başkanlığı’nı ziyaret etti. Tunç, Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’ya hayırlı olsun dileklerini iletti. Karabük Belediyesi’ndeki ziyarete Karabük Valisi Mustafa Yavuz, milletvekilleri Cem Şahin, Ali Keskinkılıç da katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-eylem-tok-ve-oglunun-iade-sureciyle-ilgili-aciklama-yapti/feed/ 0
1988’de hayatını kaybeden jandarma er şehit sayıldı https://www.haber60.com.tr/1988de-hayatini-kaybeden-jandarma-er-sehit-sayildi/ https://www.haber60.com.tr/1988de-hayatini-kaybeden-jandarma-er-sehit-sayildi/#respond Sat, 06 Jul 2024 02:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37567

VAN’ın Çaldıran ilçesinde 1988 yılında vatani görevini yaparken rahatsızlanarak hayatını kaybeden jandarma er Osman Savsar (21), ailesi ve Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şubesi Başkanı İsmail Kumartaşlı’nın çabaları sonucu şehit sayıldı. Şehit Er Osman Savsar’ın annesi ve ağabeyinin yaşadığı eve Türk bayrağı asıldı.

Afyonkarahisar nüfusuna kayıtlı Jandarma Er Osman Savsar, 1988 yılında vatani görevini yaptığı Van’ın Çaldıran ilçesinde rahatsızlandı. Durumunu bildirdiği komutanı da üstlerine bilgi vererek Savsar’ın il revirine kaldırılmasını talep etti. Talep kabul edildi fakat kardan kapanan yollar nedeniyle Osman Savsar kızaklar üzerinde kardan arındırılmış bölgeye kadar taşındı. Daha sonra araca bindirilen Savsar, il revirine götürüldüğü sırada hayatını kaybetti.

Jandarma er Osman Savsar’ın Afyonkarahisar’da yaşayan ailesi o dönem şehitlik için birkaç kez başvuru yaptı ancak ret cevabı aldı. Geçen yıl ocak ayında Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şube Başkanı İsmail Kumartaşlı, durumu öğrenince tekrar işlemlere başladı. Yapılan girişimlerin ardından Jandarma Er Osman Savsar’ın şehit sayılmasına karar verildi. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından Osman Savsar’ın şehit kayıtlarına geçtiği tebliğ edilince, İsmail Kumartaşlı da şehidin annesi Melahat Savsar, ağabeyi Basri Savsar ve kız kardeşi Serpil Karakaya’ya haberi vermek için evlerine gitti.

‘DEVLETİMİZ, 36 YIL SONRA OĞLUNU ŞEHİT SAYDI’

Anne Melahat Savsar’a oğlunun şehit kabul edildiğini söyleyen İsmail Kumartaşlı, “Basri ağabeyle hep konuşuyorduk, ne yapabiliriz, diye. Askerde de vefat ettiği için biz senin adına gerekli müracaatları yaptık. Devletimiz, 36 yıl sonra bugün senin oğlunu şehit saydı. Biz de bunun haberini sana vermeye geldik. İşte Emekli Sandığı tarafından kabul edilen yazısı. Bugün itibarıyla senin oğlun Osman Savsar, devlet kayıtlarına da şehit kayıtlarına da geçecek. Bundan sonraki süreç içerisinde Susuz beldesindeki mezarına gideceğiz. Valiliğimize müracaat edeceğiz. Sayın valimizin de selamı var. Mezarının başına bayrağımızı asacağız. 36 yıl sonra geç de olsa devletimiz adına şanlı Türk bayrağımızı öperek sana teslim etmeye geldim, annem” dedi.

İsmail Kumartaşlı hem devlet hem de dernek adına iki Türk bayrağı teslim ettiği anne Melahat Savsar’ın yakasına da rozet taktı. Anne Savsar ise bayrağı alır almaz kendi üzerine örttü. Güçlükle konuşabilen Melahat Savsar, oğlunun şehit sayılması için destek veren herkese dua etti.

Şehidin ağabeyi Basri Savsar da “Bize dünyayı bahşettiler. Bizim gayemiz şehitlik, şu bayrağı alabilmek. Şu bayrağı kapımızın önüne asabilmek, şimdi şehit olanların hepsinin evine bayrak asılıyor, bizim içimizde bu uhdeydi, asamadık; kabrine de asamadık. Şu anda şehitliği aldık, şu bayrağı kapımızın önüne asmak, şehidimizin kabrini yapmak, başına bayrağı asmak bizim gayemiz o. 36- 37 sene olmuş, biz şimdiye kadar zaten bir şey talep etmedik ama o bayrağın asılmaması bizi içimizden yaralıyordu. Biz sadece ona kavuştuk. Sebep olanlardan, devletimizden, milletimizden Allah razı olsun” diye konuştu.

Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği Şube Başkanı İsmail Kumartaşlı, jandarma er Osman Savsar’ın nasıl şehit olduğunu şöyle anlattı:

“Afyonkarahisar merkez Susuz beldesi nüfusuna kayıtlı Jandarma Er Osman Savsar, 1988 yılında Van Çaldıran’da askerlik hizmetini yaparken rahatsızlığını birlik komutanına bildiriyor. Birlik komutanı rahatsızlığının tedavisi için bir üst komutanlığa daha üst, il merkezinde hastaneye sevki için bilgiyi veriyor. Yalnız, Çaldıran ile gideceği üst komutanlık reviri arasında yoğun kar yağışından dolayı yollar kapalı ve kızaklarla o günkü imkanlar dahilinde yolun belirli bir süresini götürüyorlar, hasta şekilde. Sonrasında yolun açık olan kısmına geldiklerinde araca bindirerek tabur merkezindeki yola çıkarken askerimizin yolda rahmetli olduğunu fark ediyorlar. 1988 yılından bu güne, 36 yıldır daha önce ailemiz girişimlerde bulunmuş yalnız ret cevabı almışlar. Biz ailemizle tanıştıktan sonra gerekli evrakları tekrar temininden sonra gerekli mevkilere müracaatımızı yaptık ve bugün rahmetli Jandarma Er Osman Savsar’ın vazife malulü yani şehit olarak kabul edildiği Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından tarafımıza tebliğ edildi. Biz de üzücü ama sevinçli haberi annemize bildirmek için bugün geldik. Duygulandık, geç de olsa devletimiz adına bayrağımızı teslim ettik. Şehit sayıldığını bugünden itibaren kendisine tebliğ ettik. Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/1988de-hayatini-kaybeden-jandarma-er-sehit-sayildi/feed/ 0
Lübnanlılar Türk Kültürünü Öğrenmek İçin Türkoloji Bölümüne İlgi Gösteriyor https://www.haber60.com.tr/lubnanlilar-turk-kulturunu-ogrenmek-icin-turkoloji-bolumune-ilgi-gosteriyor/ https://www.haber60.com.tr/lubnanlilar-turk-kulturunu-ogrenmek-icin-turkoloji-bolumune-ilgi-gosteriyor/#respond Sat, 06 Jul 2024 01:45:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37543 Türk dizilerinin Arap dünyasında artan popülaritesi ve Lübnan ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin gelişmesiyle Lübnanlılar, Türk kültürünü öğrenmeye ilgi duyarken, Türkçe öğrenip, Türk edebiyatını ve tarihini daha derinlemesine araştırmaya çalışıyor.

Türkçe ile Türk kültür ve tarihini öğrenmek isteyen Lübnanlılar, Lübnan Üniversitesindeki Türkoloji bölümüne ilgi gösteriyor.

Türk akademisyenlerin eğitim verdiği Türkoloji bölümü, 2017 yılında kurulmasından bu yana Lübnanlı öğrencilerce tercih edilen bölümlerden biri olmaya başladı.

Türkoloji öğretim üyeleri ve öğrencileri, üniversitedeki eğitim yılının son gününde, Türkçe eğitimi ve bölümle ilgili durumu AA muhabirine anlattı.

Lübnan Üniversitesi Türkoloji Bölüm Başkanı Sevsen Ağa, “bölümün Sorbonne, Strasbourg, Berlin, Cezayir gibi dünyanın en prestijli üniversitelerinde uygulanan müfredatı benimsediğini” söyledi.

Türkiye’nin Lübnan devletiyle 2017 yılında imzalanan anlaşma uyarınca bölüme akademisyen gönderdiğini aktaran Sevsen, bölümde sadece dil bilgisi eğitimi verilmediğini aynı zamanda kültürden tarihe, sanattan coğrafyaya kadar Türk kültürünün farklı alanlarında eğitim verildiğini kaydetti.

Üniversitenin öğretimde teorik ve uygulamalı yöntemleri takip ettiğini, bunun öğrencinin dili öğrenmesine daha çok katkı sağladığını belirten Ağa, öğretim görevlilerinin sadece Lübnanlılara değil bölümdeki diğer Arap ülkelerinden öğrencilere de eğitim verdiğini ve bu öğrencilerin de ülkelerinde Türkçe öğrettiğini dile getirdi.

Bölüm mezunlarının ülkelerinin yanı sıra Türkiye’de ve Lübnan topraklarındaki Türk kurumlarında da iş bulduğunu ifade eden Ağa, Türkiye’de yüksek öğrenimlerini sürdürmek için burs alan çok sayıda öğrencileri olduğunu da aktardı.

Bölüm olarak Türk mutfağına ilişkin konuları da işlediklerini anlatan Ağa, “Haftada bir günden fazla öğrencilere Türk yemeklerinin nasıl hazırlanacağını öğretmeye zaman ayırıyoruz ve bunu eğitim misyonumuzun bir parçası olarak değerlendiriyoruz.” dedi.

-İş imkanı ve burslar

Doktor Öğretim Üyesi Yasemin Kurtlu da “Burada Lübnanlı öğrencilerimize tüm seviyelerde Türkçeyi öğretiyoruz. Öğrencilerimize dil becerisi kazandırıyoruz. Aynı zamanda Türk tarihini, Türk kültürünü, Türk edebiyatını ve Türk coğrafyasını tanıtıyoruz.” diye konuştu.

Türkiye’den gelen akademisyenlerle 2017’den beri birçok öğrenciyi mezun ettiklerini dile getiren Kurtlu, “Öğrencilerimizi yetiştirerek kendi ülkelerinde Türk kültürünün birer temsilcisi olmalarını amaçlıyoruz.” şeklinde konuştu.

Türkoloji bölümünde Türkçeyi doğal bir şekilde öğrenmeleri için her ortamı, her imkanı sağlamaya çalıştıklarını vurgulayan Kurtlu, şöyle devam etti:

“Öğrencilerimizde şunu gözlemliyorum ben; Türkçe öğrenmeye yönelik büyük bir istek var, isteyerek bunu öğreniyorlar. Bizim onlara verdiklerimizle birlikte kendileri çevreden, dizilerden Türkiye’den alabildikleri bütün kültürel unsurları almaya çalışıyorlar. Bu da bizi çok mutlu ediyor. Türkiye’mizin ve Türkçemizin burada öğretilmesinde görev almak bizleri onurlandırıyor.”

-“Artık Türkçeyi çok iyi konuşuyor ve anlıyorum”

Türkoloji 1. sınıf öğrencisi Lübnanlı Rola, turistik amaçla defalarca ziyaret ettiği ve dilinden etkilendiği Türkiye’ye olan büyük sevgisini anlattı.

Türkçeyi çok sevdiğini söyleyen Rola, “Benim annem Türk ve ben Türkiye’yi çok seviyorum. Türkçe çok güzel bir dil ve çok kolay. Gelecek yıl inşallah Türkiye’ye gideceğim ve orada yaşayacağım çünkü Türkiye çok güzel bir ülke.” dedi.

Üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı bölümü olduğunu arkadaşlarından duyup, hemen kayıt yaptırdığını ifade eden Rola, iktisat mezunu olmasına rağmen bölüme tekrar kayıt yaptırdığını söyledi.

Lübnanlı Maya ise “Ben önceden de Türkçeyi çok seviyorum zaten, dizilerden öğrendim. O yüzden buraya Türkçeyi ve Türk kültürünü öğrenmek için geldim. Türk dili çok güzel. Ben sonra Türkiye’ye gidip, galiba oraya yerleşeceğim. Türkiye’yi çok seviyorum, insanları da çok iyi.” ifadelerini kullandı.

İkinci sınıf öğrencisi Büşra Fadlullah, “Uzun süredir Türkçe öğreniyorum. Artık çok iyi konuşuyor ve anlıyorum. Dizilerle başladım. Dublajlı diziler izliyordum sonra düşündüm ve Türkçe öğrenmeye karar verdim. Altyazısız izlemek istedim.” diye konuştu.

Facebook’ta Yunus Emre Enstitüsünün sayfasında Lübnan Üniversitesin Türkoloji bölümü ile alakalı bölüm olduğuna dair bir gönderi gördüğünü aktaran Fadlullah, hemen başvuru yaptığını ve bölüme kaydolduğunu ifade etti.

Fadlullah, “Şimdi ikinci senemi bitiriyorum.Çok memnunum burada aile gibiyiz.” dedi.

Türkoloji bölümünde okuyan Hasan Habli de Türkçe tutkusunun Mısır’da başladığını belirterek, Türk dilini çok uzun zaman önce Mısır’da El-Ezher’de okurken sevmeye başladığını söyledi.

Habli, “Türkiye’den (El-Ezher’de) meslektaşlarım vardı, kardeşçe yaşadık ve onlardan bazı Türkçe kelimeler öğrendim, bu dile hakim olmak için Türkoloji bölümüne geldim.” diye konuştum.

]]>
https://www.haber60.com.tr/lubnanlilar-turk-kulturunu-ogrenmek-icin-turkoloji-bolumune-ilgi-gosteriyor/feed/ 0
Vincenzo Montella: Avusturya’yı yenmemizi sağlayan Türk yüreğidir https://www.haber60.com.tr/vincenzo-montella-avusturyayi-yenmemizi-saglayan-turk-yuregidir/ https://www.haber60.com.tr/vincenzo-montella-avusturyayi-yenmemizi-saglayan-turk-yuregidir/#respond Fri, 05 Jul 2024 23:54:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37437 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası çeyrek finalinde Hollanda ile karşılaşacak olan A Milli Takım’ın İtalyan çalıştırıcısı Vincenzo Montella, ülkesinden Corriere dello Sport’a ay-yıldızlıların EURO 2024’teki performansını değerlendirdi.

“KAZANMAMIZI SAĞLAYAN TÜRK YÜREĞİDİR”

Milli takımın aldığı başarılı sonuçların ardından Türklerin sokaklarda kutlama yaptığı hatırlatılan Montella, “Onları mutlu etmek benim için gurur verici. Beni kendine aşık eden bir ülkeye karşı hissettiğim bir sorumluluktur. Benim gibi oyuncular da aynı sorumluluğu hissediyor. Avusturya’yı yenmemizi sağlayan Türk yüreğidir” dedi.

“BU LEKE, KARİYERİME AĞIR GELİYORDU”

Avusturya’nın mart ayında kendilerini hazırlık maçında 6-1 gibi farklı skorla yendiği anımsatılan deneyimli çalıştırıcı, “Şimdi şunu söyleyebilirim ki bu maçı özellikle önemsiyordum. Bu, Avusturya’ya karşı sportif bir intikam için değil, Avusturya son derece saygı duyduğum bir rakip ama bu daha çok kendimle ilgili bir rövanştı. Biz antrenörler, oyuncular rekabetçiyiz ama bu leke, benim profesyonel kariyerime ağır geliyordu” ifadelerini kullandı.

MERT GÜNOK’A ÖVGÜ

Avusturya maçının son anlarında kaleci Mert Günok’un yaptığı kurtarışın sorulması üzerine İtalyan teknik adam, “Bu, onun mesleği ve kesinlikle çok iyiydi. Onun adına çok memnunum” değerlendirmesinde bulundu.

ARDA GÜLER VE KENAN YILDIZ SÖZLERİ

A Milli Takım’ın yıldız oyuncularından Arda Güler’e yönelik bir soru üzerine Vincenzo Montella, “Muhteşem bir maç çıkardı ve kendisini dönüştürmeyi başardı. Çok koştu ki onu daha önce hiç böyle koşarken görmedim, takım için çalışıyordu. Onunla gurur duyuyorum ve kendisini tebrik ediyorum. Bunları, ona özel olarak zaten aktardım” yorumunu yaptı.

Montella, Kenan Yıldız’ın performansıyla ilgili olarak da “O güçlü, hız konusunda muazzam bir tekniğe sahip. Maç içindeki anları ve savunma kısmını daha iyi idare etmesi gerekse de onsuz yapmak zor. O öğrenecektir” dedi.

HOLLANDA MAÇI YORUMU: HER ŞEY MÜMKÜN

EURO 2024’te çeyrek finalde karşılaşacakları rakipleri Hollanda’ya dair düşünceleri sorulan 50 yaşındaki teknik direktör, “Turu atlama coşkusu artık geçti. Şimdi Hollanda’yı düşünmek durumundayız” yanıtını verdi. Hollanda’nın zorlu bir rakip olduğu hatırlatılan Montella, “Göreceğiz. Avrupa Şampiyonası’nın neredeyse tüm maçları sonuna kadar belirsizdi. Bir sonrakinin de öyle geçeceğini düşünüyorum. Futbolda her şey mümkün, bu turnuvada çok daha fazlası mümkün. Ancak dikkatli olmalıyız, gerginlik bizi kandırabilir. Gerginliğin, grupta Çekya’ya karşı hayatımızı nasıl zorlaştırdığına bir bakın” ifadelerini kullandı.

“BU İSİMLERLE ANILMAK BENİ GURURLANDIRIYOR”

Türk Milli Takımı ile belli başarılar elde etmiş teknik adamlar Fatih Terim ve Şenol Güneş ile kıyaslandığı anımsatılan İtalyan çalıştırıcı, “On yıllardır Türk futbol tarihine adını yazdırmış isimlerle anılmak beni gururlandırıyor. Fatih ile iyi bir hukukumuz var, karşılıklı saygı var. Birkaç ay önce görüştük. O, Adanalı ki ben de orada çalıştım. O, Fiorentina’da görev yaptı sonra ben de. Aynı şekilde Milan ve Türk Milli Takımı da ondan sonra görev yaptığım takımlar. Kesişmeler kaderimiz” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE HARİKA BİR ÜLKE”

Kariyerinin zirvesinde olup olmadığı sorusu da yöneltilen VincenzoMontella, Milan ile 2016’da kazandığı İtalya Süper Kupası’nın kendisi için harika bir duygu olduğunu, böyle anları çok fazla antrenörün yaşamadığını, şu anda Türk Milli Takımı’nda çalışmaktan keyif aldığını belirtti.

Montella, kendisiyle rekabet içinde olduğunu, bu nedenle 3 yıl önce Türkiye’ye geldiğini ve kendisini burada test etmek istediği için böyle bir karar aldığını ve bunun kolay olmadığını ama Türkiye’nin harika bir ülke olduğunu kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/vincenzo-montella-avusturyayi-yenmemizi-saglayan-turk-yuregidir/feed/ 0
Merih Demiral yaptı, gündemin en tepesine oturdu! Peki nedir bu Bozkurt işareti? https://www.haber60.com.tr/merih-demiral-yapti-gundemin-en-tepesine-oturdu-peki-nedir-bu-bozkurt-isareti/ https://www.haber60.com.tr/merih-demiral-yapti-gundemin-en-tepesine-oturdu-peki-nedir-bu-bozkurt-isareti/#respond Fri, 05 Jul 2024 21:16:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37293 Türk Milli Takımı’nın stoper oyuncusu Merih Demiral, Avusturya maçında attığı iki gol ve maçtan sonra yaptığı bozkurt işaretiyle adından çok konuşuldu. Peki Almanya’nın şikayeti üzerine UEFA’nın soruşturma başlattığı bu işaret ne anlama geliyor? Bir siyasi simge mi yoksa Türk ulusunun bir sembolü mü?

“KURT, TÜRK ORDUSUNA YOL GÖSTERMEKTEDİR”

Kurdun, Türk tarihinde özellikle de destan, efsane ve hikayelerinde çok önemli bir yer teşkil ettiğini söyleyen Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Eğilmez, “Çevik, güçlü ve çok zor şartlarda hayatını devam ettirebilen kurt, tarih boyunca Türk milletinin hayat ve savaş gücünün bir simgesi olarak kabul edilmiştir. Göktürk destanlarında kurt motifi özenle ele alınmış, Türklerin yeniden çoğalışları bu motife bağlanmıştır. Efsanelerinde, Göktürk kağan sülalesi olan Aşına ailesinin atasının bir dişi kurt olduğu işlenmiştir. Başka bir Türk anlatısı olan Oğuz Kağan destanında bir ışık içinden çıkarak konuşan kurt, Türk ordusuna yol göstermektedir. Göktürk kağanlarının otağlarının önüne dikilen kurt başlı sancak, Türklerde kağanlık alameti olmuştur. Ancak bu gelenek yalnızca Göktürklere özgü olmayıp, öncesinde ve sonrasındaki birçok Türk devleti tarafından kullanılmıştır. Türkler bozkırlarda, birlikte yaşadıkları kurda kutsal bazı nitelikler atfetmişler, sonra sahip olduğu özellikleri bakımından kendilerinin de birer kurt olduğunu düşünmüşler ve hükümdarlarını da bozkurtlara benzetmişlerdir” dedi.

“TÜRKLERE ÖZEL BELİRLEYİCİ BİR UNSUR”

Sosyal bilimlerin neredeyse her dalında yapılan araştırmaların, kurt motifinin sadece Türklere özel belirleyici bir unsur olduğunu ortaya koyduğunu anlatan Doç. Dr. Savaş Eğilmez, “Türklerde kurt figürü; destanlardan atasözlerine, deyimlere, bitki adlarına, yer adlarına, kişi adlarına, mitolojiden inanç ve itikatlara, resim ve heykelden mimariye, el sanatlarında motiflere kadar yansıyarak bir kurt kültünün doğmasına, gelişmesine ve günümüze kadar gelmesine neden olmuştur. Yakın dönem Türk edebiyatında da Türk motifine rastlamak mümkündür. Örneğin Halide Edip’in, Kemal Tahir’in, Yahya Kemal’in, Atilla İlhan’ın bazı eserlerinde, Kurt figürü ile Türk toplumundan kesitlere yer verilmiştir. Günümüzde yapılan araştırmalarda, kurt adıyla ilişkili 18 adet bitki adı, 19 adet yer adı, 27 adet kişi adı, 55 adet atasözü ve deyim tespit edilmiştir. Türk toplumları içerisinde varlığı, yaşamlarının her alanında gözlemlenen kurt motifi, Türk kültür hayatıyla adeta bütünlenmiştir. Büyük devletler kurmuş olan Türklerde kurt, siyasi hakimiyetlerin sembolü haline gelmiştir. Çin yıllıklarında, Türklerin kurttan türediği, kurdun Türkler için bir egemenlik, yiğitlik sembolü olduğu aktarılmaktadır” ifadelerini kullandı.

“BİRÇOK KAVMİN KUTSAL KABUL ETTİĞİ HAYVANI VARDIR”

Tüklerin savaş stratejilerinden birinin de ‘Kurt taktiği’ olarak adlandırıldığını ifade eden Eğilmez, “Yine kaynaklarda ‘Batı Türkleri bayraklarının tepesine dişi kurt başı asarlar’ şeklinde bilgiler yer almaktadır. Tarihte Türkler tarafından kullanılan bazı bayrak ve sancaklar üzerinde ise kurt başı figürü kullanılmıştır. Göktürklerde kağanın muhafız birliğini oluşturan savaşçılar ‘böri’ olarak adlandırılmaktaydı. Tarihi Türk savaş stratejisinin en önemi parçasının bir adı da Kurt Taktiği olarak isimlendirilmiştir. Bazı Türk devletlerinde, boyların başındaki hanedan üyesi beylere bir anlamı da bozkurt olan İlteber ünvanı verilmiştir. Birçok kavmin kendileri için kutsal kabul ettiği hayvanı vardır. Ama hiç birinin ilişkisi Türk Milleti ile Kurt arasındaki ilişki kadar tarihi, kültürel ve güçlü değildir” diye konuştu.

“TARİH BUNA ASLA İZİN VERMEZ”

Türk milli takımı oyuncusu Merih Demiral’ın Avusturya’ya karşı oynanan maçta attığı golden sonra sevincini bozkurt işareti yaparak kutladığını hatırlatan Doç. Dr. Savaş Eğilmez, “Türk milletinin tamamıyla bütünleşen bu sevinç sonrası Türk karşıtı odaklar harekete geçti ve UEFA milli oyuncumuz hakkında soruşturma başlattı. Bunu sadece UEFA’nın kendi inisiyatifi olarak görmek çok yanlış olur. Çünkü Merih Demiral’ın bu milli sevincini kabullenemeyen Almanya İçişleri Bakanı Nancy Feaser, İsrail medyası ve Amerika merkezli Ermeni diasporası hemen harekete geçmiş ve UEFA’yı baskı altına almıştır. Hatta Ermeni diasporası Merih’in uluslararası müsabakalardan men edilmesi için kampanya başlatmıştır. Bu soruşturma ve Türk karşıtı söylemler asla kabul edilemez. Merih’in bu sevinci Türk milletini kucaklamış ve Türk kültürüne ve tarihine güçlü bir mesaj olmuştur. Kim ne yaparsa yapsın, ne derse desin, Türk milletinin siyasi, sosyal ve kültürel hayatına bu kadar güçlü bağlarla bağlı olan Kurdu yasaklayamaz, unutturamaz. Tarih buna asla izin vermez” şeklinde konuştu.

ATATÜRK KULLANDI

Bozkurt, bugün Türk milliyetçiliğinin sembolü. Atatürk tarafından da ulusal sembol ilan edilmiş ve birçok yerde kullanılmıştır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türk parası üzerine bozkurt resimleri basıldı.

KILIÇDAROĞLU DA BOZKURT YAPMIŞTI

Bozkurt işareti Türkiye’de sosyal demokratından, siyasal islamcısına, milliyetçisinden, her türlü siyasi görüşe sahip figürlerce kullanıldı. Sosyal demokrat kimliğiyle tanınan Kemal Kılıçdaroğlu, 2017’de Anayasa Değişikliği Referandumu’na hayır demek için gittiği Kayseri’de vatandaşları bozkurt işareti yaparak selamlamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Bozkurt işaretini kullanan liderlerden… Erdoğan, Mersin’de yaptığı bir konuşmada “Tek millet, tek bayrak, tek devlet, tek vatan” dediği sırada önce bozkurt işareti yapmış ardından da ‘rabia’ işaretiyle devam etmişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/merih-demiral-yapti-gundemin-en-tepesine-oturdu-peki-nedir-bu-bozkurt-isareti/feed/ 0
Kızılay, 2024 yılının ilk 6 ayında 1 milyon 373 bin ünite kan bağışı aldı https://www.haber60.com.tr/kizilay-2024-yilinin-ilk-6-ayinda-1-milyon-373-bin-unite-kan-bagisi-aldi/ https://www.haber60.com.tr/kizilay-2024-yilinin-ilk-6-ayinda-1-milyon-373-bin-unite-kan-bagisi-aldi/#respond Fri, 05 Jul 2024 21:09:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37287

Kızılay, 2024 yılının ilk 6 ayına ilişkin kan bağış verilerini açıkladı. 1 milyon 373 bin ünite kan bağışının yapıldığı ilk 6 ayda bağışçılar arasında ilk sırayı lise mezunları alırken, nüfusuna oranla en fazla kan bağışı yapan iller Isparta, Gaziantep ve Erzincan oldu.

Kanunla kendisine verilen “güvenli ve düzenli kan bağışı sağlama” görevi çerçevesinde ülke genelinde 18 Bölge Kan Merkezi, 69 Kan Bağış Merkezi, 300’den fazla mobil ve sabit ekip ile kan bağışı çalışmalarını yürüten Türk Kızılay, 2024 yılının ilk 6 ayında 1 milyon 373 bin 168 ünite kan bağışına ulaştı. Toplamda 1,2 milyon kişiden toplanan kan bağışının yüzde 28’i ilk kez kan bağışında bulunan gönüllülerden geldi. Kızılay’ın düzenli kan bağışçı sayısı ise 900 bine yaklaştı. Ülke genelinde 1128 hastanenin günlük kan ve kan bileşeni ihtiyacını karşılayan Kızılay, son 6 ayda Türkiye’nin kan ihtiyacının yüzde 96’sını karşıladı.

EN ÇOK KAN BAĞIŞI 20 YAŞTAN

Yılın ilk 6 ayında kan bağışında bulunan 1,2 milyon gönüllünün bazılarının birden fazla kan bağışlaması sayesinde kan bağışı rakamı 1.37 milyona ulaştı. Kan bağışlayanların yüzde 88’sini erkekler, yüzde 12’sini ise kadınlar oluşturdu. Kan bağışında bulunanların yüzde 60’tan fazlasını 20-45 yaş aralığı oluştururdu. 20-25 yaş aralığındaki kişiler toplam kan bağışının yüzde 18’ini verdi.

LİSE MEZUNLARI YÜZDE 34’LE BİRİNCİ

Eğitim durumuna göre en fazla kan bağışı, bağışçıların yüzde 34’ünü oluşturan lise mezunları ile yüzde 21’ini oluşturan üniversite mezunlarından alındı. Ardından sırayla ilkokul, ortaokul ve ön lisans mezunları geldi.

BAĞIŞ ŞAMPİYONU ISPARTA OLDU

Yılın ilk 6 ayında en yüksek kan bağışına ulaşan iller sırasıyla İstanbul (251 bin 111 ünite), Ankara (110 bin 429 ünite) ve İzmir (75 bin 627 ünite) oldu. Kan bağış rakamları nüfus etkisinden arındırıldığında ise bağış oranı en yüksek şehir yaklaşık yüzde 5’le Isparta oldu. Isparta’yı yüzde 4’lük oranlarla Gaziantep ve Erzincan izledi.

76 BİN KÖK HÜCRE BAĞIŞÇISI

Türk Kızılay, kök hücre tedavisi bekleyen hastalar için de 2013 yılından bu yana Türkök Projesi’nde aktif görev alıyor. Proje kapsamında yılın ilk 6 ayında 76 bin 56 kişi kök hücre bağışçısı oldu. Bugüne dek 23 bin 582 eşleşme ve 5942 kök hücre naklinin gerçekleştiği proje kapsamında toplam 1 milyon 143 bin 191 aktif kök hücre bağışçı adayı bulunuyor.

KAN BAĞIŞI İÇİN 30 DAKİKA AYIRMAK YETERLİ

Ülkemizin kan ihtiyacını karşılamak üzere çalışan Türk Kızılay “Birbirimize Candan Bağlıyız” sloganıyla yürüttüğü kan bağışı kampanyası kapsamında, 18-65 yaş arası sağlıklı her bireyi düzenli kan bağışıyla hayat kurtarmaya çağırıyor. Kan bağışlamak isteyen vatandaşlar, en yakın Kızılay Kan Bağışı noktasına giderek form doldurduktan sonra doktor kontrolünde yapacağı kan bağışıyla 30 dakika içinde kan dostları arasına katılabiliyor. Erkekler 3 ayda bir, kadınlar 4 ayda bir kan bağışında bulunabiliyor.

HAYAT KURTARAN BAĞIŞÇILARA ONUR MADALYALARI

Türk Kızılay, Sağlık Bakanlığı ile hayata geçirdiği Ulusal Kan Temini Projesi kapsamında, kan ve kan ürünleri teminini tamamen gönüllülük esasına dayalı bir yaklaşımla gerçekleştiriyor. Kan ve Kan Ürünleri Yönetmeliği’ne uygun olarak karşılıksız ve gönüllü kan bağışını teşvik etmek amacıyla düzenli bağışçılarını bronz, gümüş ve altın adıyla verilen madalyalarla ödüllendiriyor. Kızılay’ın altın madalyaları 925 ayar gümüş üzerine altın kaplama olarak hazırlanıyor. Dünya genelindeki benzer programları örnek alarak uyguladığı madalya programıyla Kızılay, kan bağışçılarını maddi değil, manevi değeri yüksek bir hatıra nişanıyla onurlandırmayı amaçlıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kizilay-2024-yilinin-ilk-6-ayinda-1-milyon-373-bin-unite-kan-bagisi-aldi/feed/ 0
Türkiye ve Suudi Arabistan Karşılıklı Yatırımları Artırmak İstiyor https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-suudi-arabistan-karsilikli-yatirimlari-artirmak-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-suudi-arabistan-karsilikli-yatirimlari-artirmak-istiyor/#respond Fri, 05 Jul 2024 13:03:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37245 Suudi Arabistan Belediye, Kırsal İşler ve Konut Bakanı Majid Al-Hogail, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın karşılıklı yatırımlarda önemli avantajları bulunduğunu belirterek, “Birlikte çalışmaya devam etmemiz gerektiğine düşünüyor ve diyaloğun devamı için şirketlerimizi cesaretlendiriyorum.” dedi.

Türkiye-Suudi Arabistan İnşaat Forumu, Türkiye Müteahhitler Birliği (TBM) organizasyonunda, Suudi Arabistan Belediye, Kırsal İşler ve Konut Bakanı Majid Al-Hogail ve Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu’nun katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi.

Forumun kapanış oturumunda konuşan Al-Hogail, iki ülke liderlerinin iradesi ve yetkililerin çalışması sayesinde Türkiye ile Suudi Arabistan arasında ekonomik ilişkilerin gelişmeye devam ettiğini söyledi.

Al-Hogail, iki ülke arasındaki ticareti olması gerektiği seviyeye getirmek için karşılıklı ziyaretler yaptıklarını ve bu çabaların devam edeceğini belirterek, “Bu ziyaretimizde ticari ilişkilerimizi büyütmek için bize eşlik eden Suudi şirketlerimiz de oldu. Onların yüzünün güldüğünü görüyorum. Onların bu ziyarete katılmalarından ötürü gurur duyuyorum. Her iki ülkenin de karşılıklı yatırımlarda avantajları bulunuyor. Birlikte çalışmaya devam etmemiz gerektiğine düşünüyor ve diyaloğun devamı için şirketlerimizi cesaretlendiriyorum.” diye konuştu.

Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 projeksiyonu kapsamında çok fazla konut ve altyapı projesini hayata geçireceklerini aktaran Al-Hogail, bu konuda Türkiye’den ve Türk müteahhitlik sektöründen faydalanmak istediklerini belirtti.

Al-Hogail, Türk iş dünyası için Suudi Arabistan’da büyük bir iş potansiyeli söz konusu olduğunu ifade ederek, Türk yatırımcıları Suudi Arabistan’da görmekten ve iş insanlarını desteklemekten mutluluk duyacaklarını sözlerine ekledi.

“İnşaat sektörünü diğer sektörlerle destekleyeceğiz”

Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu da Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ikili ticari ve ekonomik işbirliğinin güçlendirilmesine büyük önem verdiklerini belirterek, son 1,5 yıldır ikili ticaret hacminin artış eğiliminde olduğunu söyledi.

Sadece inşaat alanında değil birçok sektörde ticaretin arttığına dikkati çeken Tuzcu, ülke liderlerince ortaya konulan hedeflere ulaşmak için emin adımlarda ilerlediklerini ifade etti.

Tuzcu, birkaç yıl öncesinde imkansız gibi görünen 10 milyar dolar ticaret hacminin artık ulaşılabilir olduğunu belirterek, “Bu süreçte şirketlerimiz açığı kapatmak için önemli bir çaba gösterdi, ilişkilerimiz iyileşti. Şu an çok iyi bir yoldayız. Suudi Arabistan çok önemli projeleri hayata geçirmeye hazırlanıyor. Oradaki projeler ilgi çekici ve cezbedici, ayrıca son zamanlarda bu projelerin daha fazla ilgi çektiğini de görüyoruz. Bu noktaya liderlerimizin vizyonu sayesinde ulaştık.” diye konuştu.

Son birkaç yılda Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye 1 milyona yakın turist geldiğini aktaran Tuzcu, nüfusa oranlandığında bu sayının oldukça iyi ve memnuniyet verici olduğunu dile getirdi.

Tuzcu, Türkiye’nin inşaat alanındaki bilgi ve başarısının tüm dünya tarafından bilindiğini ifade ederek, Türkiye’nin Suudi Arabistan’daki müteahhitlik hizmetlerinde ise 2023 yılında 16 proje ile yaklaşık 3 milyar dolara ulaştığı bilgisini paylaştı.

Türkiye ve Suudi Arabistan’ın işbirliği çerçevesinde gideceği uzun bir yol olduğunu dile getiren Tuzcu, inşaat sektörünü diğer sektörlerle destekleyerek ticari ilişkileri geliştirmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.

“Müteahhitlerimiz Suudi Arabistan’da aktif rol almayı heyecanla bekliyor”

TMB Başkanı Erdal Eren ise Türk müteahhitlerin yüksek kalite ve maliyet etkin çözümleri ile tanındığını belirterek, müteahhitlerin zorlu projeleri zamanında tamamlama yetenekleri ile öne çıktığını söyledi.

Türk müteahhitlerin farklı finansman modellerinde önemli bir deneyime sahip olduklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

“Türk müteahhitler, inşaat projelerinin ötesine geçerek enerji, turizm, sağlık ve ulaştırma alanlarında önemli yatırımlar yapmaktadır. Müteahhitlerimiz bugüne kadar beş kıtada 136 ülkede toplam 12 bin projeyi, 509 milyar dolarlık bir hacimle üstlenmiştir. Özellikle, Suudi Arabistan, Türk müteahhitlik şirketlerinin toplamda 27,8 milyar dolar değerinde 402 proje üstlendiği altıncı en büyük pazar olarak öne çıkmaktadır. Firmalarımız Suudi Arabistan’da yol, köprü, tünel, demir yolu, havaalanı, liman, kentsel altyapı, boru hattı, konut, iş merkezi, sağlık ve turizm tesisleri, baraj, enerji ve petrokimya tesis projelerini başarıyla gerçekleştirmiştir. Müteahhitlerimizin Suudi Arabistan’daki gelecek projelerde aktif rol almayı heyecanla beklediklerini vurgulamak isterim.”

Öte yandan, forum kapsamında, yol ve geri dönüşüm projelerinde uzmanlaşan 35 Türk müteahhitlik firmasının temsilcileri ile bu konularda işbirliği için gelen 23 Suudi firmanın temsilcileri ikili iş görüşmeleri gerçekleştirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ve-suudi-arabistan-karsilikli-yatirimlari-artirmak-istiyor/feed/ 0
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu: ‘Aslolan tedbir almaktır’ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-musavat-dervisoglu-aslolan-tedbir-almaktir/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-musavat-dervisoglu-aslolan-tedbir-almaktir/#respond Fri, 05 Jul 2024 11:36:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37162

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Nasıl ki kurumuş çam ağaçlarıyla dolu bir orman yaz sıcağında tutuşmak için küçük bir kıvılcımı bekliyorsa, yıllardır sabreden milletimizin sabır taşını çatlatmak için ufak bir olay kafidir. Küçük bir kız çocuğuna yapılanlar, Türk bayrağının indirilmesi ve yakılması küçük kıvılcımları aşan alevlerdir. Yani sorumlu ve provokatör arayışı beyhudedir. Aslolan tedbir almaktır” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu, Sivas Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te meydana gelen olaylarda yaşamını yitirenleri rahmetle andığını belirterek, “Cumhuriyet her bir vatandaşımızı, milletimizin şerefli bir mensubu olarak eşitler. Dinimiz, mezhebimiz, kökenimiz ve rengimiz ne olursa olsun; milletine, devletine ve yasalara bağlı herkes kanun önünde eşittir. Bu bakımdan Madımak’ta saldırıya uğrayan yalnız Alevi vatandaşlarımız değil, Cumhuriyet’in bizatihi kendisidir. Bu elim olayın yıl dönümünde, insanlarımızı katleden hain ve melun zihniyeti lanetliyor, benzer olayların bir daha yaşanmaması için etnik, dini, mezhepsel veyahut sınıfsal gerilim üzerinden siyaset yapmakta ısrar edenleri uyarıyor, tarihten ders çıkarmaya davet ediyorum. Farklılıklarımız, zenginliklerimizdir. Bizi ilgilendiren ayrılıklarımız değil, müştereklerimizdir. Bu cennet vatan hepimizindir ve öyle kalmaya da devam edecektir” ifadelerini kullandı.

‘İHA’LARI ETKİN KULLANMAK İÇİN NE KADAR ORMANIMIZI KAYBEDECEĞİZ’

Ülke genelindeki orman yangınları ile ilgili konuşan Dervişoğlu, “Bu tür yangınların havadan müdahale olmadan söndürülemeyeceğini her yıl acı şekilde öğrenip, 1 yıl sonra unutan bir iktidarla daha ne kadar ormanımızı kaybedeceğimizin hesabını bilemiyoruz. Birçok alanda gördüğümüz İHA’ları, orman yangınlarında etkin bir şekilde kullanmak için daha kaç yangın bekleyeceğimizi bilmiyoruz. Cumhurbaşkanının ve bakanların emrine, sayısı belirsiz özel jetler, filolar amade ederken, yıllardır yeterli sayıda yangın söndürme uçakları tedarik etmemelerini Vergimatik Mehmet’in tasarruf tedbirleriyle mi açıklıyorlar, bilmiyoruz” diye konuştu.

‘BAKIYOR AMA GÖRMÜYOR’

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, yaptığı kamu hizmetini askerlik görevi gibi gördüğünü söylediğini belirten Dervişoğlu, “‘ EYT, muhalefet yüzünden oldu’ diyen, ‘Gri listeden, Sayın Cumhurbaşkanı’nın gayretleri ile çıkıldı’ diyen zat söylüyor. Kur korumalı mevduat ile 818 milyar zarar ettirilen Hazine’nin bakanı söylüyor. ‘Toplumu enflasyona ezdirmedik’ diyen zat söylüyor. ‘Asgari ücret yüksektir, maaş zammına gerek yoktur’ diyen sözde bakan söylüyor. Bakıyor; ama görmüyor. Enflasyonun yüzde 75 olduğu ülkenin hazine bakanı ifade ediyor bunları. Hem de elektriğe yüzde 38 zam yapılan hafta söylüyor. Vergimatik Mehmet’in diğer açıklamalarına girmeyeceğim. Çünkü onun da gideceği yer biliniyor” dedi.

‘ÇÖZÜME DİRENMEYİN’

Dervişoğlu, Kayseri’de 7 yaşındaki Suriye uyruklu çocuğu tacizi iddiaları ile yurt içinde ve Suriye’nin kuzeyinde yaşanan gerginliklere değinerek, “Zaman daralmaktadır. Siz çözümü görmezden geldikçe; yani sığınmacı ve kaçakları ülkelerine göndermeyi reddettikçe, Türk halkı kendi çözümünü bulmaya çalışacaktır. Siz çözüme ayak direttikçe, şiddeti çözüm olarak sunanlar da olacaktır. ve yıllardır yürüttüğünüz yanlış politikaların bedelini; sadece çoluk çocuk, sadece vatandaşlarımız, sadece masumlar ödeyecektir. Sizleri buradan uyarıyorum. Çözüme direnmeyin, çözümsüzlüğü teşvik etmeyin. Kendi acziyetinizi, devlete mal etmeyin. İdeolojik hezeyanlarınızın ve mezhepçi saplantılarınızın yenilgisini Türk milletine mal etmeye çalışmayın. Evet saray beyleri, bildiğinizi artık kendinize itiraf edin. Stratejik ve derin bir şekilde yenildiniz ama unutmayın ki yenilen sizsiniz, Türk milleti dimdik ayaktadır ve asla mağlup edilemeyecektir” açıklamasında bulundu.

‘TÜRK MİLLETİ BUNALMIŞTIR’

Türkiye’nin Orta Doğu politikasına yönelik konuşan Dervişoğlu, şunları söyledi:

“Geldiğimiz noktada, Erdoğan ve Emevi Camii’nde namaz kılma hülyasına kapılan İhvancı, Ensarcı avanesinin Türkiye’yi soktuğu malum Orta Doğu bataklığı macerasının neticesinde, Türkiye’nin bir mülteci kampı haline getirilmesi, ‘Hata yapmışız Allah bizi affetsin’ diyerek içinden çıkılabilecek bir iş değildir. Çünkü, Türk milleti bunalmıştır. Ne orman yangınını, ne mutfak yangınını, ne adalet yangınını, ne de milli gurur ve şeref yangınını söndürmeye niyeti olmayanlar, onun devletine el koymuşlardır. ve elbet onu geri kazanacaktır. Çünkü, Türk milleti öfkelidir; kendi vergisiyle, kazancıyla yapılan hastanelere gidememekten, mahallesindeki parkta oturamamaktan, kadınına, kızına göz diken sapıklardan öfkelidir. ve kendi rızası olmadan sırtına yüklenen bu haksız ve ağır yükü Türk milleti daha fazla taşımayacaktır. Bu esaret zincirini kırmaya, bu kamburu atmaya kararlıdır. Bu yüzden de pazar gecesi Kayseri’de, pazartesi günü ise Suriye’nin kuzeyinde yaşananları; Türk milletinin bugünkü ve gelecekteki varlığına dönük açık ve sürekli hale gelmiş yıkım projesinin olağan sonuçları, beklenen yansımaları olarak görüyoruz. 10 milyondan fazla kaçak ve sığınmacı barındıran bir ülke pek tabiidir ki her türlü riske açıktır. Provokasyon olabilir. Provokatörler de olabilir. Özellikle Suriye devleti ile ilişki kapıları sessiz sedasız açılmışken ve Erdoğan eski kankasına tekrar ‘Sayın’ sıfatıyla hitap ediyorken, provokasyon beklememek ahmaklık olur. Emperyalist güçlerin Türkiye’yi rahat bırakmamak için türlü oyunları sahneye koymaya kalkışacakları bilinen bir gerçektir. Bunlara karşı elbette dikkatli olmak ve oyunlara gelmemek lazımdır. Ancak ortada duran bir gerçek vardır. Nasıl ki kurumuş çam ağaçlarıyla dolu bir orman yaz sıcağında tutuşmak için küçük bir kıvılcımı bekliyorsa, yıllardır sabreden milletimizin sabır taşını çatlatmak için ufak bir olay kafidir. Küçük bir kız çocuğuna yapılanlar, Türk bayrağının indirilmesi ve yakılması küçük kıvılcımları aşan alevlerdir. Yani sorumlu ve provokatör arayışı beyhudedir. Aslolan tedbir almaktır.”

‘ZORAKİ MİSAFİRLİĞİN SONU GELMİŞTİR’

Milletin itirazlarına kulak verme zamanının geldiğini aktaran Dervişoğlu, “Bugün zoraki misafirliğin de itidalinin de sonuna gelinmiştir. Şimdi devletin, acil eylem zamanıdır. Bizim çağrımız da tam olarak budur. Çağrımız, saraydaki veya sınırlarımızın ötesindeki maddi ve manevi efendilerine diyet borcu olan ihanet şebekesinin büyük ve küçük piyonlarını kapsamamaktadır. Çağrımız ilk olarak, taşıdıkları resmi sıfatlarla ve bulundukları makamlarla halen, gerçekten devletin ve milletin hizmetinde olduğunu bildiğimiz İçişleri, Dışişleri, TSK ve diğer güvenlik birimlerinin mensuplarına ve bu sorunun bir milli egemenlik krizi yarattığının bilincinde olan vatansever devlet insanlarınadır” dedi.

‘YIKIM PROJESİNE ORTAK OLANLAR BAYPAS EDİLECEKTİR’

Sığınmacılarla ilgili 6 maddelik eylem planı açıklayan Dervişoğlu, “İYİ Parti olarak önerdiğimiz ve gecikmeden hayata geçirilmesi gereken adımlarla tüm siyasi partileri bir milli mutabakat zeminine davet eden çağrımız; başta hükümet yetkilileri tarafından ciddiye alınmalıdır. Bu birliktelik, Türkiye’nin gerçek kurucu unsurlarını, aynı ruh ve kararlılıkla, 100 yıl sonra bir kez daha aynı demirin tavında birbirine perçinleyerek Türk milletini eşsiz bir yere taşıyacaktır. 21’inci yüzyılın mevcut ve potansiyel sorunları karşısında, onu çözümün tek adresi ve mimarı yapacak, gerçek bir milli mutabakat zemini yaratılacak, milli bir sinerji oluşturulacaktır. Ayrıca bu sayede, saray idaresi içerisinde, sayılarının hiç de azımsanmayacak miktarda olduğunu bildiğimiz, ekonomik, ideolojik, etnik veya kültürel sebeplerle söz konusu yıkım projesine ortak olanlar da baypas edilecektir. Yani saray hainlerden arındırılacaktır. Aksi halde milli egemenlik meselesi haline gelen bu sorun, daha vahim olayların öncüsü, daha büyük yangınların rüzgarı olacaktır” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-musavat-dervisoglu-aslolan-tedbir-almaktir/feed/ 0
Atatürk’ün Erzurum’a Gelişinin 105. Yıl Dönümü Törenlerle Kutlandı https://www.haber60.com.tr/ataturkun-erzuruma-gelisinin-105-yil-donumu-torenlerle-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/ataturkun-erzuruma-gelisinin-105-yil-donumu-torenlerle-kutlandi/#respond Fri, 05 Jul 2024 11:12:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37138 Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Erzurum’a gelişinin 105’inci yıl dönümü kentte törenlerle kutlandı.

İstanbulkapı’da başlayan ve Havuzbaşı’nda devam eden törene Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, 9. Kolordu ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Tevfik Algan, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, yargı üyeleri, askeri erkan ve kurum amirleri katıldı.

Atatürk Anıtı’na çelenk sunumu, saygı duruşu ve akabinde okunan İstiklal Marşı ile devam eden törende Başkan Sekmen, günün anlam ve önemini ifade etti. Sekmen, konuşmasında şu görüşlere yer verdi: “Erzurum, tarihin hemen her döneminde çok önemli bir rol üstlenmiş, gerek politik ve gerekse stratejik konumu itibariyle de, sürekli işgal ve savaşlarla karşı karşıya kalmıştır. Kadim şehrimizin birbirinden farklı medeniyetlere beşiklik etmiş olması, işte tam da bu yüzdendir. Erzurum insanının cesur, gözü kara, fedakar, koruyan ve savunan bir nitelikte oluşu da, esasen bundan dolayıdır. Düşünün ki; İzmir, 15 Mayıs 1919’da Yunanlılar tarafından işgal edilirken, Anadolu’dan ilk ve en büyük kitlesel tepkiyi, 18 Mayıs 1919’da Erzurum göstermiştir. Bu vesileyle Dadaşlar, bundan tam 105 yıl önce hınca hınç doldurdukları eski hükümet meydanında emperyalistlere karşı adeta meydan okumuşlardır. Dönemin Belediye Başkanı Zakir Gürbüz Bey’in; İtilaf Devletleri’nin İstanbul temsilcileri ile ABD Başkanı Wilson’a gönderdiği ders niteliğindeki telgraf ise, Erzurum’un ve Dadaşların hürriyete ve bağımsızlığa ne kadar düşkün olduğunun en somut kanıtlarından birisidir. Zakir Bey; gönderdiği telgrafta şu ifadelere yer vermiştir: ‘İşgal güçlerine göre; Müslüman olmaktan başka bir suçu olmayan Türk, yok edilmek istenmektedir Biz, sonucu ne olursa olsun İzmir’in yanındayız ve toprağımızın başındayız Ölümü şimdiden seçtik, haberiniz olsun!..’ İşte milletin birlik ve beraberliğini tam anlamıyla ifade ediyor olması açısından Erzurum’da sergilenen bu duruş, Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı daha da cesaretlendirmiş ve Paşa Erzurum’daki bu mitingin ardından yönünü hemen ertesi gün Samsun’a çevirmiştir.”

“Erzurum, milli ruh ve iradenin sembolüdür”

Başkan Sekmen, Erzurum’un milli ruh ve iradenin sembol şehirlerinden biri olduğunu kaydetti. Sekmen, şöyle devam etti: “Mustafa Kemal Paşa’nın Erzurum’a geldiği 3 Temmuz 1919’da Ilıca’da karşılaştığı Mezar arkalı Mevlüt Ağa’nın, tarihe altın harflerle geçecek o sözlerinden Büyük Nutkunda da övgüyle bahsetmesi Erzurum’un Anadolu için ne kadar önemli olduğunu en büyük kanıtıdır. Mezar arkalı Mevlüt Ağa’nın; ‘Duydum ki, Erzurum’u Ermenilere vereceklermiş Hele geldim bakayım ki, kimin malını kime veriyor bunlar!’ şeklindeki sözleri, Mustafa Kemal Atatürk’e bundan 105 yıl önce, yani tam da bugün ‘Bu milletle neler yapılmaz ki!’ dedirtmiştir Nitekim öyle de olmuştur Bağımsızlık davasına inanmış yüce Türk milletinin başlattığı milli mücadele davası, önce kongre salonlarına, ardından meclis kürsüleri ve cephelere taşınarak, millet egemenliğine dayalı, bağımsız yeni bir Türk devletinin temelleri atılmıştır. İşte bu yüzden Erzurum demek; Türkiye Cumhuriyeti demek, Türkiye Cumhuriyeti demek, Erzurum demektir Erzurum, milli ruh ve iradenin sembolü, bağımsızlık ve hürriyet aşkının en güzide tarifidir. Erzurum insanı, Mustafa Kemal Paşa’ya 27 Ağustos 1919’da ‘Fahri Hemşehrilik’ payesi vermiş ve Kasım 1919 tarihinde yapılan seçimlerde ise, Son Osmanlı Mebuslar Meclisi’ne de Erzurum Milletvekili olarak yine Gazi Paşa’yı seçmiştir. İşte bu nedenle ‘Erzurum’ demek ‘Cumhuriyeti kuran şehir’ demektir, ‘Erzurum’ demek ‘Türkiye Cumhuriyeti’ demektir.” – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/ataturkun-erzuruma-gelisinin-105-yil-donumu-torenlerle-kutlandi/feed/ 0
Erzurum’dan Sığınmacı ve Göçmenler Hakkında Açıklama https://www.haber60.com.tr/erzurumdan-siginmaci-ve-gocmenler-hakkinda-aciklama/ https://www.haber60.com.tr/erzurumdan-siginmaci-ve-gocmenler-hakkinda-aciklama/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:40:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37066 Ülkemizde son günlerde sığınmacı ve göçmenler üzerinden başlatılan provokasyonlara yönelik Erzurum’dan 30 sivil kitle örgütünün ortak imzası ile bir açıklama yapıldı.

Türkiye’nin jeopolitik ve stratejik öneme sahip konumu, sosyo-kültürel yapısı ve komşu ülkelere nispeten yüksek refah koşulları nedeniyle tarih boyunca pek çok göç hareketine maruz kaldığı ifade edilen bildiride, “Özellikle Suriye ve Afganistan’da yaşanan iç karışıklıklar sebebiyle ülkemiz 2011 yılının Mart ayından itibaren büyük bir göç hareketiyle karşı karşıya kalmıştır. Türkiye, izlediği açık kapı politikası ile milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapmış, milletimiz yüksek feraseti sayesinde hiçbir milletin göstermediği yardımseverliği bu insanlara göstermiştir. Geçen bu 13 yıllık süre içinde, sığınmacıların ülkede bulunma biçimlerinin geçiciden kalıcıya dönüşmesi, özellikle büyükşehirlerimiz başta olmak üzere birçok şehrimizde sosyal, kültürel, ekonomik ve demografik yapının bozulma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına neden olmuştur. Geçici koruma statüsünde olmalarına rağmen çok sayıda uluslararası vakıf, dernek vb. kuruluşlar sığınmacıların ülkemize entegre olmaları için çalışmalarına devam etmektedir. Sığınmacıların istihdamı şartı ile işletmelere hibe, kredi ve makine destekleri verilmekte, Dünya Bankası kredileri bir kısmı Suriyelilerin istihdamı için kullanılması şartıyla verilmekte, Suriyeli STK’lar uluslararası kuruluşlar tarafından fonlanmaya devam edilmektedir. T.C. İç İşleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre Türkiye’deki Suriyeli sayısı 3,5 milyonu aşmış olup, diğer sığınmacıların sayıları da dikkate alındığında ortaya çıkan rakam düşündürücü boyutlara ulaşmıştır.” denildi.

“Doğum oranlarına dikkat edilmeli”

Ülkemizde 13 yılda oluşan sığınmacı sayısının, 60 yılı aşkın bir süredir Almanya’da bulunan Türklerin bugünkü sayısı ile kıyaslandığında, içinde bulunulan durumun vahametini göstereceği vurgulanan bildiride, “İlk defa 1961 yılında Almanya’ya işçi olarak giden Türklerin bugün Almanya’da ki sayısı geçen 60 yıla rağmen 3 ile 3,5 milyon arasındadır. Ülkemiz için en önemli sorun demografik değişimin gelecekte ortaya çıkaracağı kargaşa olacaktır. Bugün Türkiye’deki Suriyelilerin yarısı 0-18 yaş, 1 milyon 200 bini ise 19-39 yaş arasındadır. Doğurganlık yaş grubundaki kadın sayısı 785 bin 561’dir. Diğer sığınmacılara ait oranlar da dikkate alındığında bu, kabul edilebilir değildir. İlerde ülkemizin yaşayabileceği savaş, deprem gibi durumlarda nelerle karşılaşabileceğimiz ise bugünden konuşulması gereken bir beka meselesidir. Doğum oranlarına bakıldığında sığınmacı nüfusunun gelecekte ülkemiz için büyük bir tehlike oluşturacağı açıktır. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız bu durumu hak etmemektedirler. Gaziantep, Kilis, Hatay gibi illerimizdeki Suriyeli sayısı Türk Vatandaşı nüfusla yarışır hale gelmiş hatta bazı yerlerde geçmiştir. Bu, hiçbir ülkede görülen bir durum değildir.” İfadesine yer verildi.

“Haksız rekabetler sebep oluyor”

30 STK tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi, “Birçok şehrimizde Suriyelilerin gettolar oluşturması ve Arapça isimler taşıyan işletmelerle şehirlerin çehresinin değişmesi halkta rahatsızlık ve endişe oluşturmuştur. Örneğin, İstanbul’un Fatih ilçesinde bulunan tarihi “Malta Çarşısı’nın artık Arapça isimler taşıyan tabelalarıyla “Suriye Çarşısı” olarak anılması gibi örnekler halkta Suriyelilerin toplumla kaynaşmak yerine ayrışma eğilimi içinde oldukları yönündeki düşüncenin kuvvetlenmesine neden olmuştur. Özellikle büyük şehirlerimizde, sığınmacıların sahibi olduğu ve kayıt dışı faaliyet gösteren çok sayıda işletme, küçük esnaf ve atölye vardır. Bu gayri resmi firmalar vergi vermemekte, SGK primi ödememekte, diğer firmaların yaptırmak zorunda olduğu ruhsat, iş güvenliği sağlığı vb. yükümlülüklerle ilgili masrafları olmamaktadır. Bu durum haksız rekabete neden olduğu gibi ekonomik şartlar sebebiyle zor durumda olan esnafımızı iyice zor duruma sokmakta, iflaslar artmaktadır. Ekonomi yavaş yavaş sığınmacıların hakimiyetine bırakılmaktadır.”

“İleride oluşabilecek sorunları görmek lazım”

Birçok şehirde sığınmacılar tarafından toplum düzenini bozan taciz, hırsızlık vb. suçlarının milleti canından bezdirir bir hal aldığı anlatılan bildiri şöyle devam etti, “Sığınmacılar toplu ulaşım araçlarında ve topluma açık yerlerde uyumlu olamamakta, kendi kültürlerini, alışkanlıklarını olduğu gibi sürdürmekte ve ülkemiz insanının yaşam alanını daraltmaktadırlar. Parayla satın alınan ya da mülkiyete dayalı bir vatandaşlık anlayışı ile sığınmacılara vatandaşlık verilmesi ise milletimizi derinden yaralayan bir anlayıştır. Parayla vatandaşlık verilen sığınmacıların, bu vatan için yirmili yaşlarda toprağa düşen bir gencimizle aynı ülkenin vatandaşı olabilme imkanları içler acısı bir durumdur. Milletimiz bugün şu sorunun cevabını aramaktadır. Neden ülkemiz dünyada en fazla sığınmacı ve düzensiz göçmen nüfusuna sahip olan ülkedir? Sığınmacı ve düzensiz göçmen nüfusu sebebiyle Milletimizin ileride yaşayabileceği sıkıntıları bugünden dile getirenler neden yabancı düşmanı olarak suçlanmaktadır. Milletimizin büyük çoğunluğu sığınmacıların bir an önce ülkelerine gönderilmesini beklemekte ve istemektedir. İçinde bulunduğumuz bu durumun devamı, kanımızla alıp, kanımızla koruduğumuz vatanımızın yavaş yavaş elimizden kayıp gitmesi demektir. Cumhuriyeti kuran şehir Erzurum’dan, 23 Temmuz 1919 ruhuyla tüm dünyaya Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözüyle yeniden sesleniyoruz. “Bu ülke, tarihte Türk’tü bugün de Türk’tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır.”

“Provokasyonlara gelmeyelim”

Palandöken Gelişim Derneği, Gelişim Erzurum Dergisi, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Erzurum Şube Başkanlığı, Erzurum Tarih Derneği, Erzurum Halk Oyunları ve Halk Türküleri Turizm Derneği, Hak Sen Konfederasyonu Erzurum İl Temsilciliği, Türkiye Sakatlar Derneği Erzurum Şubesi, ERİH-DER (Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Sosyal Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği), Büro Emekçileri Sendikası Erzurum İl Temsilciliği, Erzurum Kültür Sanat ve Eğitim Derneği, Mobbing ile Mücadele Derneği, Tüm Medya Gazeteciler Derneği, Oltu ve Yöresi Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Erzurum Madeni İşler Meslek odası, Erzurum Lokantacılar Odası, Erzurum Fırıncılar Odası, Erzurum Alçı ce Sıvacılar Odası, Oltu şoförler Esnaf odası, Erzurum Marangozlar Odası, Erzurum Konfeksiyon ve İmalatçılar Odası, Erzurum Kuyumcular Odası, Erzurum Tesisatçılar Odası, Erzurum Otel ve Kahveciler Odası, Erzurum Elektronikçiler Odası, Erzurum Demirciler Odası, Erzurum Oto Tamirciler Odası, Elektrik Teknisyenleri Odası, Erzurum Kunduracılar Odası, Erzurum Minibüsçüler Odası ve Koop-İş Sendikası Erzurum Şubesi tarafından yapılan açıklamada daha sonra şöyle devam edildi, “Yaşanabilecek provokasyonlardan Milletimizin uzak durmasını Yüce Milletimizden talep ediyoruz. Bu Bildiriye imza atan Sivil Toplum Kuruluşları olarak, yayınladığımız bu bildirinin yabancı düşmanlığı olmadığının bilinmesini istiyoruz. Aziz Milletimizin tercümanı olmayı en büyük görev kabul ediyor, Sığınmacı ve düzensiz göçmenlerin yetkili makamlarımızca hukuka uygun bir şekilde bir an önce kendi vatanlarına gönderilmesini Milletimiz adına istiyoruz.” – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzurumdan-siginmaci-ve-gocmenler-hakkinda-aciklama/feed/ 0
Erdoğan, Şangay İşbirliği Örgütü Zirvesi’ne katılmak üzere Astana’ya gidiyor https://www.haber60.com.tr/erdogan-sangay-isbirligi-orgutu-zirvesine-katilmak-uzere-astanaya-gidiyor/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-sangay-isbirligi-orgutu-zirvesine-katilmak-uzere-astanaya-gidiyor/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:15:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37043 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yoğun diplomasi gündemine bugün ve yarın Astana’da yapılacak Şangay İşbirliği Örgütü liderler zirvesine katılarak başlayacak.

NATO’nun kritik önemdeki zirvesinden sadece bir hafta önce yapılan toplantıya katılan Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bugün yapması öngörülen ikili görüşmesi, başta müttefikler olmak üzere tüm Batı tarafından yakından takip edilecek.

Rusya ve Çin liderliğindeki ŞİÖ toplantısında, dünyada değişen koşullar çerçevesinde Batı ile yeni bir güvenlik paradigması kurulması konusunun ele alınması ve Belarus’un örgüte tam üyeliğinin ilan edilmesi öngörülüyor.

Erdoğan, Türkiye’nin diyalog ortağı statüsünde katılacağı ŞİÖ zirvesinin ardından Azerbaycan’da 6 Temmuz’da yapılacak olan Türk Devletleri Zirvesi’ne geçecek.

Bu toplantıların ardından ABD’ye gidecek olan Erdoğan, 9-11 Temmuz günlerinde gerçekleştirilecek NATO’nun 75. Yıl Zirvesi’nde Türkiye’yi temsil edecek.

Bu sene başında Türkiye’de gerçekleşmesi beklenen ancak Moskova tarafında ertelenen Erdoğan-Putin görüşmesi bugün gerçekleşiyor.

Böylece Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin’le yüz yüze görüşmüş bir NATO müttefiki lideri olarak 32 ülkeli ittifakın Washington’daki kritik önemdeki zirvesine katılmış olacak.

Zirvenin gündeminde neler var?

1996 yılında Şangay Beşlisi adıyla Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından kurulan, 2001 yılında Şangay İşbirliği Örgütü olarak kurumsallaşan yapıya bugün 9 ülke tam üye, 3 ülke gözlemci üye ve aralarında Türkiye’nin de olduğu 14 ülke de diyalog ortağı olarak katılıyor.

Astana zirvesinde Belarus’un 10. üye olarak ŞİÖ’ye katılımının ilan edilmesi öngörülüyor.

Zirveye ev sahipliği yapacak Kazakistan’ın Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev, toplantının içeriğine ilişkin olarak Çin basınına bir açıklama yaptı.

Tokayev, “ŞİÖ’nün daha da geliştirilmesi için stratejik önemde kararların alınması bekliyoruz” dedi ve “tehditlere zamanında ve yeterli düzeyde yanıt verebilecek girişimler geliştirilecek” mesajını verdi.

Kazakistan Devlet Başkanı, zirve katılımcılarının uluslararası topluma yeni ve dürüst küresel bir diyalog başlatma; yeni güvenlik paradigmasını kabul etme, adil bir ekonomik düzen yaratma ve çevreyi korumak için gerekli adımları atma çağrısında bulunacaklarını da kaydetti.

Tokayev’in yeni güvenlik paradigmasından neyi kastettiği ise bilinmiyor.

“Çok taraflı diyaloğu güçlendirmek – sürdürülebilir barış ve uyum arayışı” mottosuyla gerçekleştirilecek zirvenin diğer gündem maddeleri arasında ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin uygulanması, küresel ve bölgesel güvenlik konuları ile terörle ve uyuşturucuyla mücadele başlıkları da yer alıyor.

Zirvede alınan kararların ortak bildiriyle duyurulması öngörülüyor.

Putin: ‘Avrasya Güvenlik Sistemi kurulmalı’

2022 Şubat ayında Ukrayna işgalini başlatan ve böylece NATO dahil Batı’yı karşısına alan Rusya Devlet Başkanı Putin’in Astana’da gündeme getireceği konulardan birisi Avrasya Güvenlik Sistemi’nin kurulması olacak.

ŞİÖ’nün dışişleri bakanları düzeyinde Haziran ayında Moskova’da yaptığı bir toplantıda konuşan Putin, “Avrasya güvenlik sistemi” sayesinde Avrasya kıtasının işbirliği ve kalkınmasını sağlayacak herkese yarar getirecek eşit ve bölünmez bir güvenlik ortamı yaratmayı kastettiğini kaydetmişti.

Ukrayna işgaline devam eden Moskova, NATO’nun artan etkinliği ve en son Finlandiya ve İsveç’i de içine katarak genişlemesi karşısında başta Çin ve Orta Asya ülkeleri olmak üzere yeni ittifaklar kurma arayışında.

Putin’in muhataplarıyla ŞİÖ kapsamında yapacağı temaslarda, Batı merkezli uluslararası düzene karşı çok kutuplu yeni bir sistemin yaratılması çağrısında bulunması bekleniyor.

ŞİÖ ile ilişkilere önem veren, geçmişte Türkiye’nin adaylığı konusunu gündeme getiren Erdoğan açısından Astana zirvesine katılım, hem bu ülkelerle mevcut ilişkilerinin derinleştirilmesi hem de bir hafta sonra katılacağı NATO Zirvesine mesaj verme amaçlı olarak değerlendiriliyor.

Değişen dünya düzeninde Doğu ülkelerinin daha da önem kazandığını, Türk dış politikasının çok kutuplu yeni bir dünya sistemine hazırlanması gerektiğini değerlendiren Ankara, son dönemde bu bölgedeki ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla temasını artırdı.

Bu kapsamda, liderliğini yine Çin ve Rusya’nın yaptığı ve dünyanın önde gelen gelişmekte olan ekonomilerini kapsayan BRICS’e katılım da Türkiye’de tartışmaya açıldı.

Erdoğan’ın Putin ile Astana’da yapacağı görüşmeye de bu kapsamda önem atfediliyor. İki liderin gündeminde Ukrayna-Rusya savaşının yanı sıra İsrail-Hamas çatışmaları, diğer bölgesel konular ve ikili ilişkiler de yer alacak.

Bölgesel konular arasında Suriye ile Türkiye arasında normalleşme sürecinin canlandırılmasının da yer alması öngörülüyor.

Batılı diplomatik kaynakların yakından takip edeceği Erdoğan-Putin görüşmesinin NATO Zirvesi’nden sadece bir hafta önce gerçekleşmesi Astana buluşmasını daha da önemli kılıyor.

Batılı kaynaklar, Erdoğan’ın Washington’a Putin ile yüz yüze görüşebilen tek NATO lideri sıfatıyla gideceğini, böylece ittifak içindeki stratejik ağırlık ve farklılığını ortaya koymayı planladığını kaydediyorlar. Erdoğan’ın Doğu-Batı dengesini korumaya özen gösterdiğini, geçmişte de böyle programlar uyguladığını kaydeden kaynaklar, Türkiye’nin NATO içinde üzerinde uzlaşılan konulara uyum gösterdiğini ve bu açıdan herhangi bir sorun olmadığını kaydediyorlar.

Buna rağmen Erdoğan’ın ABD Başkanı Joe Biden ile ikili bir görüşme gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği henüz bilinmiyor.

NATO’nun Washington Zirvesi’nin en önemli gündem maddesi, Rusya tehdidine karşı ittifakın ortak savunma ve caydırıcılık seviyesini artırmak ve Ukrayna’ya desteğin uzun vadeli ve sürdürülebilir şekilde yeni mekanizmalarla sağlanması.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-sangay-isbirligi-orgutu-zirvesine-katilmak-uzere-astanaya-gidiyor/feed/ 0
Merih Demiral: Türk olmaktan gurur duyuyorum, o yüzden gol sevincini öyle yaptım https://www.haber60.com.tr/merih-demiral-turk-olmaktan-gurur-duyuyorum-o-yuzden-gol-sevincini-oyle-yaptim/ https://www.haber60.com.tr/merih-demiral-turk-olmaktan-gurur-duyuyorum-o-yuzden-gol-sevincini-oyle-yaptim/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:12:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37040 – Merih Demiral: “Türk olmaktan gurur duyuyorum, o yüzden gol sevincini öyle yaptım”Milli futbolcu Merih Demiral: “Hak ederek kazandık””Milli takım için elimde gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum”
LEİPZİG – Milli futbolcu Merih Demiral, Avusturya maçında attığı gollerden sonra yaptığı sevinç için, “Türk olmaktan gurur duyuyorum, bunu her seferinde de belirtiyorum. O yüzden gol sevincini de öyle yaptım. İnşallah yapmaya devam ederiz. Herhangi bir mesaj yok, sadece ne kadar gururlu ve mutlu olduğumu göstermek istedim” dedi. A Milli Futbol Takımı, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası son 16 turunda Leipzig’de oynadığı Avusturya’yı 2-1 mağlup etti ve çeyrek finale kaldı. Müsabakada millilerin iki golünü de kaydeden savunma oyuncusu Merih Demiral, maçın oyuncusu seçildi. Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Demiral, “Ben her zaman çalışmaya devam ediyorum. Hazırlık maçında farklı şu an farklı bir sonuç var. Suudi Arabistan’a gittiğimde bazı tepkiler oldu, bu yaşta niye oraya gittin diye. Bunların hepsini gördüm ama çalışmaya devam ettim. Milli takım için elimde gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum bugün de hak ederek kazandık. Bunun için de çok mutluyum” diye konuştu.”İki gol attığım için çok mutluyum”İki gol attığı için çok mutlu olduğunu ifade eden 26 yaşındaki futbolcu, “Bir gol sevinci vardı aklımda onu yaptım, Türklükle alakalı. Türk olduğum için çok gurur duyuyorum, o yüzden golden sonra onu iliklerime kadar hissetim. Öyle bir şey yapmak istedim, yaptığımdan dolayı çok da mutluyum. Bütün taraftarlarımız bizimle gurur duyuyor. Tribünde görmüştüm yapan taraftarlarımızı, onları gördükten sonra daha çok yapasım geldi, çok mutluyum” şeklinde konuştu.”Bugün bu maçta böyle bir kurtarış yapması beni çok mutlu etti”Kaleci Mert Günok’un performansının sorulması üzerine Merih Demiral, “Mert ağabeyin gerçekten maşallahı vardı. Maçtan sonra konuştuk, kurtarışa inanamadım, hala etkisindeyiz, muhteşem bir kurtarış, canlı gördüğüm belki de en iyi kurtarışlardan biri. Mert Ağabey bunu hak ediyor, bizim en yaşlı futbolcumuz, bize her zaman yol gösteriyor. Onun tecrübesinden çok yararlanıyoruz. Bugün bu maçta böyle bir kurtarış yapması beni çok mutlu etti. Gerçekten süperdi” açıklamasında bulundu.Kariyerinde birçok iyi maç olduğunu, milli takım özelinde de iyi olduğu karşılaşmaları hatırlatan Demiral, “Kariyerimde birçok iyi maç var ama milli takım özelinde de iyi oynadığım maçlar var. Bugün de iyi oynadığımı düşünüyorum ama bugün takım olarak çok mücadele ettik. Hak ederek kazandık. Sahada herkes çok mücadele etti. Muhteşem bir mücadele vardı, ben de o mücadelenin içindeyim. Takımla gurur duyuyorum, inanılmaz hisler, inşallah devamını da getiririz. Taraftarlarımız gerçekten şahane, bunu iliklerimize kadar hissediyoruz. Maça çıktığımızda onların destekleri inanılmaz sanki ev sahibi gibi oynuyoruz. Berlin’de oynayacağı bizim için de büyük şans, orada daha çok Türk taraftar olacaktır. İyi ki varlar, bizi her zaman desteklemeye devam etsinler” değerlendirmesinde bulundu.Gol sevincinin hatırlatılması üzerine ise milli futbolcu, “Manası, gol sevincinde öyle yapmam tribünlerde de gördüm. Hepimiz Türküz, Türk olmaktan da gurur duyuyorum, bunu her seferinde de belirtiyorum. O yüzden gol sevincini de öyle yaptım. Gayet normal, Türk taraftarlarımız da bizimle gurur duyuyor. İnşallah yapmaya devam ederiz. Herhangi bir mesaj yok, sadece ne kadar gururlu ve mutlu olduğumu göstermek istedim” dedi.Yardımcı Antrenör Selçuk Şahin’e de teşekkür eden Merih Demiral, “Özellikle antrenmanda hem de video ile bize gösterdi, Avusturya’nın zayıf noktalarını biz de ona göre korneri kullandık. Buna çok çalıştık. Selçuk Hoca burada çok emek verdi, bize çok gösterdi. Golden sonra ona gittim. Çok çalıştık, çalıştığımızın karşılığını aldık. Avusturya duran toptan gol yemiyordu, bugün iki tane attık. Çalışıyoruz çok güzel bir ekibimiz var, onun karşılığını alıyoruz. Bir aydan fazladır kamptayız, kampın her günü iyi geçiyor. Hollanda güçlü bir takım, çok güzel taraftarları var ama Berlin her zaman bizim için farklı bir yer olacaktır. İnşallah en iyi şekilde hazırlanıyoruz” şeklinde konuştu.”Arda ile hepimiz gurur duyuyoruz” Arda Güler’e çok destek olduklarını aktaran Demiral, “Arda ile hepimiz gurur duyuyoruz, takımda çok güzel arkadaşlık var. Arda’ya çok destek oluyoruz, daha 19 yaşında pırlanta gibi bir çocuk. Her maçta kalitesini gösteriyor. Tabii ki kıskançlık olmuyor, herkes birbirinin iyiliğini istiyor, o yüzden başarılı oluyoruz. Arda çok iyi bir çocuk ve çok iyi bir futbolcu. Arda’nın olması milli takımımız ve ülkemiz için bir şans. İnşallah böyle çalışmaya devam eder ve ülkemizi gururlandır” diyerek sözlerini tamamladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/merih-demiral-turk-olmaktan-gurur-duyuyorum-o-yuzden-gol-sevincini-oyle-yaptim/feed/ 0
Türkiye, Avusturya’yı yenerek Hollanda’nın rakibi oldu https://www.haber60.com.tr/turkiye-avusturyayi-yenerek-hollandanin-rakibi-oldu/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-avusturyayi-yenerek-hollandanin-rakibi-oldu/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:06:51 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37034 Avrupa Futbol Şampiyonası son 16 turu maçında Romanya’yı 3-0 yenerek Berlin’deki çeyrek finale adını yazdıran Hollanda’da, Türkiye – Avusturya maçı da geniş şekilde değerlendiriliyor.

Hollanda medyası ve futbol kamuoyunda, Leipzig’de Türkiye ile karşılaşan Avusturya, maçın mutlak favorisi olarak gösteriliyordu.

Hollandalı futbol yorumcuları, Portakalları 3-2, Polonya’yı da 3-1 yenerek D Grubu’nu Fransa’nın önünde lider tamamlayan Avusturya’nın, 2 ay önceki hazırlık maçında Türkiye karşısından 6-1’lik sonuçla ayrıldığına vurgu yapıyordu.

Hollanda’nın popüler gazetelerinden AD, Türkiye’nin galibiyetinde, “Real Madrid’in zarif yeteneği Arda Güler’in” rolüne dikkat çekti ve “iki güçlü korner atışıyla Merih Demiral’ı kahraman konumuna taşıdığını” yazdı.

Euro 2024 maçlarını canlı veren kamu yayıncısı NOS, Türk Milli Takımı’nın Avusturya karşısındaki performansından övgüyle söz etti.

NOS, “Hollanda’nın bir sonraki rakibi Türkiye” başlıklı haberinde, Avusturya maçının kahramanı olarak kaleci Mert Günok ve iki golün sahibi Merih Demiral’ı seçti.

Hollanda medyası, özellikle son saniyede Cristoph Baumgartner’in kafa vuruşunda Mert Günok’un topu çelmesinin, çeyrek finali getiren en önemli pozisyonlardan biri olduğunun altını çizdi.

NOS yorumcusu ve Hollanda futbolunun önemli isimlerinden bir olan Marco van Basten, genç bir ekip olan Türk Milli Takımı’nın mücadelesinden övgüyle söz etti.

NOS, maçın ardından Hollanda doğumlu milli oyuncular Orkun Kökçü ve Ferdi Kadıoğlu ile canlı röportaj yaptı.

Kökçü, 6-1’lik hazırlık maçına işaret ederek, “Bu o maçın intikamıydı” dedi.

Orkun Kökçü, sarı kart cezası nedeniyle Hollanda karşısında forma giyemeyecek olmasından dolayı buruk hissettiğini söyledi.

Kökçü, “Fakat takım arkadaşlarımın Hollanda’ya karşı iyi bir maç çıkaracaklarına inanıyorum” dedi.

Ferdi Kadıoğlu ise, Hollandalı muhabirin, “Hollanda Milli Takımı olarak, Türkiye’den korkmalı mıyız?” sorusuna, “Kesinlikle korkmalısınız” karşılığını verdi.

Hollanda doğumlu olan Kadıoğlu, 18 yaşına kadar bu ülkede yaşamış ve futbol oynamıştı.

Türk Milli Takımı’yla katıldığı ilk turnuvada çeyrek finale çıkmanın harika bir duygu olduğunu belirten Kadıoğlu, Hollanda maçının kendisi için çok özel olacağını vurguladı.

Almanya’daki Türkiye taraftarlarının önemli bir katkı sağladığına da işaret eden Fenerbahçeli yıldız oyuncu, hedeflerinin Avrupa Şampiyonası’nda final oynamak olduğunu söyledi.

Hollanda Avusturya’ya yenilmişti

RTL haber kanalı, gelişmeleri, “Türkiye, Avusturya karşısındaki sürpriz galibiyetin ardından Hollanda’nın rakibi oldu” başlığıyla aktardı.

Haberde, “Türkler, Avusturya’ya karşı aldıkları 2-1’lik zorlu zaferin ardından sürpriz bir şekilde yoluna devam ediyor” dendi.

Hollanda’nın önde gelen gazetelerinden De Telegraaf, “Türkiye Avusturya’yı yendi ve çeyrek finalde Hollanda’nın rakibi oldu” başlıklı haberinde, daha milli marşlar biter bitmez Türklerin golü bulduğunu vurguladı.

AD gazetesi ise Türkiye’nin, “heyecan verici bir galibiyet” sonrası çeyrek finale yükseldiğini ve defans oyuncusu Merih Demiral’in rüya gibi bir akşam yaşadığını” aktardı.

AD’ye göre, kaleci Mert Günok, uzatmanın son saniyelerinde turnuvanın en iyi kurtarışlarından birini yaptı.

AD, maçın sonunda çoğunluğu Almanya’da yaşayan Türk taraftarların, Avusturya tribünlerine karşı karşı “Auf Wiedersehen (güle güle)” şarkısını söylediğini de aktardı.

De Volkskrant gazetesi de, “Hollanda, grup aşamasında 3-2 mağlup olduğu Avusturya ile oynamak zorunda olmasa da, geleneksel olarak zorluk yaşadığı bir rakip olan Türkiye’de karşılaşacak” yorumunu yaptı.

Gazeteye göre, Hollanda ve Türkiye birbirlerine karşı toplam 14 uluslararası maç oynadı. Bunlardan 6’sını Hollanda, 4’ünü Türkiye kazandı. 4 maç da berabere sonuçlandı.

Voetbal International dergisi, Türkiye’nin 2-1’lik skorla Avusturya’yı şaşırttığını yazdı.

Derginin yorumunda, Teknik Direktör Vincenzo Montella’nın ödevini iyi yaptığı ve Hollanda’nın Avusturya’ya karşı 3-2 yenildiği maçtan yararlı dersler aldığı belirtilerek, “Türkiye, Avusturya’nın taktiklerini önemli ölçüde bozdu” dendi.

Hollanda medyasında, Mert Günören ve Merih Demiral’ın yanı sıra, Arda Güler, Ferdi Kadıoğlu ve Orkun Kökçü’nün oynadığı oyundan övgüyle söz edildi.

Hollanda medyası, çeyrek final karşılaşmasının, ‘Türkiye dışındaki en büyük Türk kenti’ olan Berlin’de oynanacak olmasının büyük bir seyirci desteği sağlayacağına işaret ediyor.

Türkiye – Avusturya maçının ardından Hollanda’da Türkiye kökenli göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı birçok kentte sevinç gösterileri düzenlendi.

Amsterdam, Rotterdam, Lahey ve Tilburg başta olmak üzere birçok kentte Türk Milli Takımı taraftarları, araç konvoyu oluşturup, yasak olmasına rağmen klakson çalarak galibiyet kutlaması yaptı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-avusturyayi-yenerek-hollandanin-rakibi-oldu/feed/ 0
Putin ve Erdoğan Astana’da tüm önemli konuları ele alacak https://www.haber60.com.tr/putin-ve-erdogan-astanada-tum-onemli-konulari-ele-alacak/ https://www.haber60.com.tr/putin-ve-erdogan-astanada-tum-onemli-konulari-ele-alacak/#respond Fri, 05 Jul 2024 08:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37031 Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Kazakistan’ın başkenti Astana’daki ikili görüşmede tüm önemli ve hassas konuları ele alacağını bildirdi. Görüşmedeki en önemli maddenin ise Suriye meselesi olacağı öğrenildi.

Uşakov, başkent Moskova’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Putin’in Astana’da 3-4 Temmuz’da gerçekleştirilecek Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi kapsamında yapacağı ikili görüşmelere dair bilgi verdi.

“TÜM ÖNEMLİ VE HASSAS KONULAR ELE ALINACAK”

Rus Devlet Başkanı’nın Türkiye, Azerbaycan ve Çin’in yanı sıra Kazakistan, Pakistan, Moğolistan liderleriyle 3 Temmuz’da ayrı ayrı görüşmeler yapacağı bilgisini paylaşan Uşakov, Putin’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesine ilişkin, “Türkiye’ye uzun zamandır ziyaret planlanıyor. İki liderin bu konuyu ele alacağını düşünüyorum. Ayrıca, Türkiye’nin konumu dikkate alındığında, özellikle bölgede çok önemli rol oynayan ülkelerin liderlerinin görüş alışverişinde bulunacağı pek çok konu olduğunu düşünüyorum. Türk tarafıyla sürekli diyalog halindeyiz, sürekli telefon aracılığıyla temaslar var. Geçen günlerde Putin, Türkiye Dışişleri Bakanı’nı kabul etti. Görüşmede, tüm önemli ve hassas konular ele alınacak.” ifadelerini kullandı.

MASADAKİ EN ÖNEMLİ KONU SURİYE

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rus lider Putin’in gündeme getireceği en önemli konu Suriye meselesi olacak. Türkiye ile Suriye arasında başlayan ve önce istihbarat, ardından diğer devlet kurumları arasında başlatılan normalleşme sürecinde şimdiye kadar hızlı ve büyük ilerleme kaydedilemedi. Öte yandan son günlerde önce Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in, Putin’in Özel Temsilcisi Alexander Lavrentiev’le yaptığı görüşmede verdiği mesaj, sonrasında ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olumlu açıklamaları konuyu yeniden gündeme getirdi.

ESED NE DEMİŞTİ?

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Özel Temsilcisi Alexander Lavrentiev’le yaptığı görüşmede Suriye-Türkiye ilişkilerine yönelik açıklamalarda bulunmuştu. Esed’in görüşmede, “Suriye, ülkenin tüm toprakları üzerindeki egemenliğiyle terör ve terör örgütleriyle mücadeleyi temel alan, Suriye-Türkiye ilişkilerine yönelik tüm girişimlere açıktır.” dediği belirtilmişti.

Lavrentiev’in ise Türkiye ile Suriye ilişkilerine yönelik tüm girişimleri desteklediklerini belirterek, “Arabuluculukların başarısı için koşulların her zamankinden daha uygun olduğunu görüyoruz. Rusya müzakereleri ilerletmek için çalışmaya hazırdır. Amaç, Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkileri yeniden tesis etmeyi başarmaktır.” şeklinde konuştuğu aktarılmıştı.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN ESED AÇIKLAMASI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerce cuma namazı çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtlamıştı. Erdoğan, Esed’in açıklamalarıyla ilgili soruya “Suriye’yle ilişkilerin kurulmaması için hiçbir sebep yok. Yani biz Suriye’yle bu ilişkileri geliştirmekte geçmişte nasıl birlikteysek yine aynı şekilde birlikte hareket ederiz. Suriye’nin de iç işlerine karışmak gibi bir derdimiz, bir hedefimiz asla olamaz.” demişti.

Erdoğan, “Suriye halkı bizim kardeş halklar olarak beraber yaşadığımız bir topluluktur. Nasıl ki biz Suriye’yle ilişkilerimizi çok çok canlı tuttuysak geçmişte, ailece görüşmelere varıncaya kadar biliyorsunuz Sayın Esed’le biz bu görüşmeleri yaptık. Yarın olmaz diye bir şey kesinlikle mümkün değil, yine olur.” ifadelerini kullanmıştı.

İKİ LİDERİN AÇIKLAMALARININ HEMEN ARDINDAN SURİYE’DE PROVOKASYON

30 Haziran akşamı, Kayseri’nin Melikgazi ilçesinde 5 yaşındaki bir kız çocuğunun, yabancı uyruklu bir şahsın istismarına uğramasının ardından kentte olaylar meydana geldi. Provokatif olaylar, Suriye’de Fırat Kalkanı ve Barış Pınarı Operasyonları’yla Türk askerinin kontrol altında tuttuğu bölgelere de sıçradı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde provokatörlerin, Türk ordusunun kullandığı binaya girmeye çalıştığı, askerlerin de göstericileri havaya ateş açarak uzaklaştırmaya çalıştığı görüldü. Görüntülerde, Türkiye’den Suriye’ye giden tırların ve Türk plakalı araçların da taşlandığı kameralara yansıdı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/putin-ve-erdogan-astanada-tum-onemli-konulari-ele-alacak/feed/ 0
Kocaeli’de LGS Birincileri Vali Seddar Yavuz Tarafından Kabul Edildi https://www.haber60.com.tr/kocaelide-lgs-birincileri-vali-seddar-yavuz-tarafindan-kabul-edildi/ https://www.haber60.com.tr/kocaelide-lgs-birincileri-vali-seddar-yavuz-tarafindan-kabul-edildi/#respond Fri, 05 Jul 2024 08:27:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37017 Kocaeli’de Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavında tüm soruları doğru yanıtlayarak Türkiye birincisi olan 9 öğrenciyi makamında ağırlayan Vali Seddar Yavuz, “Sizin gibi çalışkan ve disiplinli vatan evlatlarına çok daha fazla ihtiyaç duyacağız” dedi.

Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, Liselere Giriş Sistemi (LGS) sınavında tüm soruları doğru cevaplayarak 500 tam puan alan öğrenciler makamında ağırlayarak sevinçlerine ortak oldu. Vali Yardımcısı Mustafa Ayhan ve İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Akmanşen’in eşlik ettiği ziyarete, Türkiye 1’incisi olan 9 öğrenci, aileleri ile okulların müdür ve idarecileri katıldı. Kendilerini tanıtan ve hedeflerinden bahseden gençlerimize tavsiyelerde bulunan Vali Yavuz, “Sizleri gönülden tebrik ediyorum, başarılarınız daim olsun. Sizlere emek veren kıymetli öğretmenlerimiz ile temel ihtiyaçlarından feragat eden ve fedakarlık gösteren kıymetli ebeveynlerimizi içtenlikle kutluyorum. Geleceğimizin teminatı olan evlatlarım, yolunuz ve bahtınız açık olsun. Sizler aziz Türk Milleti’nin geleceğisiniz, sizlere güveniyoruz. İnşallah Türkiye Yüzyılı vizyonuyla bu yüzyılı hep beraber Türk Yüzyılı olarak inşa edeceğiz. Kendinize güvenin, aziz milletimize güvenin, devletimize hizmet etmeye devam edin” ifadelerini kullandı.

“Sizin gibi çalışkan ve disiplinli vatan evlatlarına çok daha fazla ihtiyaç duyacağız”

Gençlerin üstün başarılarının hayatları boyunca göstermeleri için azim ve istikrarlarını devam ettirmelerinin önemine vurgu yapan Vali Yavuz, “Dünyanın neresinde olursa olsun her daim gönlünüzde ve aklınızda ay yıldızlı al bayrağımız, Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz ve Türk Milleti olsun. Biz sizlerin nerede olduğunuza, ne iş yaptığınıza bakmıyoruz ama aziz milletimizi ve devletimizi her daim yüceltme uğurunda çalışma, azim ve kararlılık içerisinde görmek istiyoruz. Bir fedakarlık yaptınız, yaşıtlarınıza göre çok büyük başarı elde ettiniz. Unutmayın ki başarı her daim istikrardan geçer. Dolayısıyla hem akademik hayat hem de yaşam uzun mesafeli koşucuların işidir. Kısa mesafe başarılar, belki anlık mutluluk getirebilir ama bu başarıların devamı şüphesiz disipline, çalışmaya ve fedakarlığa muhtaçtır. Sizin gibi çalışkan ve disiplinli vatan evlatlarına çok daha fazla ihtiyaç duyacağız. O yüzden de Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hedef göstermiş olduğu muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma amacımız ve gayemiz sizin gibi parlak ve çalışkan vatan evlatlarının sayesinde olacaktır. Bir kez daha hepinizi tebrik ediyorum, kutluyorum başarılarınız daim olsun” diye konuştu.

Valilik ve mülki idare mesleği hakkında bilgiler veren Vali Seddar Yavuz, gelecek planlarını, hayallerini ve düşüncelerini paylaşan 9 öğrenciye hediyelerini vererek başarılarının devamını diledi. Toplu hatıra fotoğrafı çekimi ile ziyaret sonlandırıldı.

Şampiyonlar

Kocaeli’den LGS şampiyonları; Çayırova Akşemsettin İmam Hatip Ortaokulu Öğrencisi Merve Tan, Gebze Mustafapaşa Ortaokulu Öğrencisi Muhammed Anıl Çelik, Değirmendere Atatürk Ortaokulu Öğrencisi Ali Ilgaz Kuşkonar, Başiskele Özel Bilgili Kültür Ortaokulu Öğrencisi Nisa Mülayim, Özel Gölcük Nazif Tokgöz Başarı Koleji Öğrencisi Sabri Kerem Topuçar, Özel Gölcük Nazif Tokgöz Başarı Koleji Öğrencisi Ege Çalı, Kartepe Özel Nesibe Aydın Ortaokulu Öğrencisi Uras Uruş, Kartepe Özel Sınav Koleji Ortaokulu Öğrencisi Ahmet Eymen Yiğit, Kartepe Özel Sınav Koleji Ortaokulu Öğrencisi Bilgehan Kelebekler. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kocaelide-lgs-birincileri-vali-seddar-yavuz-tarafindan-kabul-edildi/feed/ 0
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: Türkiye’nin konteyner limanları dünyada ilk 100 liman arasında https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-turkiyenin-konteyner-limanlari-dunyada-ilk-100-liman-arasinda/ https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-turkiyenin-konteyner-limanlari-dunyada-ilk-100-liman-arasinda/#respond Fri, 05 Jul 2024 06:48:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36941

Tersane İstanbul’da 3’üncü Türkiye Denizcilik Zirvesi’nde konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Ülkemizin; Tekirdağ, Ambarlı, Kocaeli ve Mersin’de bulunan konteyner limanları dünyada ilk 100 liman arasına girmektedir” dedi. Uraloğlu ayrıca “Meclisimize sunduğumuz bir kanun ile Türk Uluslararası Gemi Sicil Kanunu kapsamındaki gemilerimizden alınan kayıt harcı ile yıllık harçlara muafiyet getiriyoruz. Bu kapsamda, miras intikali devir işlemlerinden harçları kaldırıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Türkiye Denizcilik Zirvesi Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın koordinesinde Tersane İstanbul’da başladı. Yerli ve yabancı birçok ismin bir araya geldiği zirvede denizcilik sektörünün sorunları dile getirilerek başarılı iş insanlarına ödülleri takdim edildi. Törende Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da konuşma yaptı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Tarihte her zaman önemini sürdürmüş olan Türk Boğazlarının kontrolünü elinde tutan ülke olarak Akdeniz Havzası ve Karadeniz Havzasındaki ülkelerin deniz ulaşımı ve uluslararası ticaret faaliyetleri açısından da anahtar konumdadır. Bu sebeple, doğal bir yarımada olan, kara sınırlarının üç katı kadar deniz sınırlarına sahip ülkemiz için attığımız her adımda denizlerimizden en yüksek faydayı sağlamak ve dünya denizciliğine katkı yapmak istiyoruz. Denizcilik sektörümüz, bir denizcinin oğlu olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu ve kaptanlığında son 22 yılda çok önemli gelişmeler kaydetmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde denizyolu taşımacılığının ve ticaretinin gelişmesi, denizlerimizde güvenliğinin sağlanması ve çevre duyarlılığıyla ilgili tüm gereklilikleri yerine getirerek uluslararası standartlara uygun çalışıyoruz” dedi.

“DÜNYA DENİZCİLİK SEKTÖRÜNDEN 11 MİLYAR DOLAR PAY ALIYORUZ”

Dünya deniz taşımacılık sektöründen 11 milyar dolar pay aldığımızı söyleyen Abdulkadir Uraloğlu, “Geçen yıl Türkiye’nin, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Konsey üyeliğine 143 ülkenin desteğiyle bugüne kadar ki en yüksek oyunu alarak üst üste 13. kez seçilmesi de bunun en güzel kanıtıdır. Bugün Türkiye olarak dış ticaretimizin tonaj olarak yüzde 87.5’i, değer olarak ise yüzde 54.8’i denizyolu ile gerçekleşmektedir. Dünyada deniz taşımacılığının navlun değeri 380 milyar dolar olup biz bundan 11 milyar dolar pay almaktayız” diye konuştu.

“TEKİRDAĞ, AMBARLI, KOCAELİ VE MERSİN LİMANALARI DÜNYADA İLK YÜZ LİMAN ARASINDA

Bakan Uraloğlu, “Ülkemizin; Tekirdağ, Ambarlı, Kocaeli ve Mersin’de bulunan konteyner limanları dünyada ilk 100 liman arasına girmektedir. 2023 yılında 217 limanımızda elleçlenen yük miktarı 521 milyon ton, elleçlenen konteyner miktarı ise geçen yıla göre artarak 12 milyon 566 bin TEU olarak gerçekleşmiştir. Ülkemiz; 1000 grostondan büyük 2 binden fazla sayıda gemisiyle 48,9 milyon dedveyt tona ulaşan deniz ticaret filosu ile dünya sıralamasında 12’nci sıradadır” şeklinde konuştu.

“KAYIT HARCI VE YILLIK HARÇLARA MUAFİYET GETİRİYORUZ”

Germilerden alınan kayıt harcı ve yıllık harçlara muafiyet getireceklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, “Meclisimize sunduğumuz bir kanun ile Türk Uluslararası Gemi Sicil Kanunu kapsamındaki gemilerimizden alınan kayıt harcı ile yıllık harçlara muafiyet getiriyoruz. Bu kapsamda, miras intikali devir işlemlerinden harçları kaldırıyoruz. Hisse devirlerinde hisse oranında harç alacağız. Elektrik gibi yeşil enerji ile çalışan gemilerimizden de kayıt harcını kaldırıyoruz, yıllık harçlarda da yüzde elli indirim sağlıyoruz. Ayrıca hurdaya ayrılan Türk Bayraklı gemilerin yerlerine yeni gemi inşa edilmesi için sektör lehine bu yıl bazı değişiklikler yaparak hurdaya ayrılacak gemilerin başvuru tonajını 10 kat arttırarak 50 bin Grostona yükselttik. Kılavuzluk ve römorkörcülük ile palamar hizmetlerinin ücretlerini de güncelleyerek; hizmet tarifelerinin uygulanmasına yönelik sektörde uzun zamandır yaşanan karışıklıkları da ortadan kaldırdık” dedi.

“GEMİ İNŞA SEKTÖRÜ 94 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLAMAKTADIR”

Gemi inşa sektörünün 94 bin kişiye istihdam sağladığını dile getiren Uraloğlu, “Bildiğiniz üzere gemi inşa sanayi yüksek katma değerli ürünleri ile ülke ekonomisine döviz girdisi sağlayan önemli bir değer olarak yükselmektedir. Bu noktada gemi inşa sanayi sektörümüz yaklaşık 94 bin kişiye istihdam sağlamaktadır. 85 faal tersane ile Türk Tersanelerimiz gemi siparişinde dünyada 7., gemi tonajına göre ise 11. konumdadır. 23 gemi geri dönüşüm tesisi ile gemi sökümünde dünyada 4., Avrupa’da lider konumdadır. 2023 yılında ülkemiz 1,94 milyar dolarlık gemi ve yat ihracatı gerçekleştirmiştir. Seyir, can, mal ve çevre emniyetini artırmak için denizlerimizi 7/24 izliyoruz. Bakanlığımız bünyesinde yer alan Ana Arama ve Kurtarma Koordinasyon Merkezi’miz (AAKKM) sadece Türk Arama Kurtarma Bölgesi içinde değil dünyanın her noktasında Ülkemiz ve dünya denizciliğine hizmet vermektedir. Gururla belirtmek istiyorum ki bu tür kazalar sonrasında merkezimize gelen ihbarlarla 2023 yılında 339 olayda 806 kişiyi kurtardık” diye konuştu.

“SEYİR İZİN BELGESİ UYGULAMASI DİJİTALE TAŞIYORUZ”

Abdulkadir Uraloğlu, ” Doğu Akdeniz’de etkinliğimizin artırılması amacıyla KKTC’de kurulacak olan Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi Projesi’ni de başlattık. Projemizi 2026 yılında tamamlamayı planlıyoruz. Çevrenin ve denizlerin korunması adına atılan her adım da gelecek nesillere daha güvenli bir dünya bırakma yolunda önemli bir adımdır. Yapacağımız yeni düzenleme ile limanlarımıza gelen gemilerden ‘Gemi Emisyon Bedeli’ tahsil edilmesi ve bu bedelin sadece denizciliğimizin yeşil dönüşümü kapsamında Türk Bayraklı gemilerimize destek olarak ödenmesini sağlayacağız. İlgili kanunun bu ay yasalaşmasını planlıyoruz. Sadece gemiler için değil liman tesislerimiz içinde uzun yıllardır sürdürdüğümüz Yeşil Liman uygulamasını güncelleyerek emisyon salınımının azaltmayı hedefliyoruz. Deniz turizm araçlarımızın marinalara kalkış işlemlerinde kullandıkları kağıt ortamındaki seyir izin belgesi uygulamasını, bu işlemleri kolaylaştırmak ve bürokrasiyi azaltmak için dijital ortama taşıma işlemimiz de son aşamaya geldi. On binlerce vatandaşımız bu işlemleri liman başkanlığına gitmeden internet üzerinden halledebilecekler. İnşallah sistemi bu ay devreye alacağız” dedi.

Yapılan konuşmaların ardından başarılı denizcilere ödülleri takdim edildi.

]]> https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakani-abdulkadir-uraloglu-turkiyenin-konteyner-limanlari-dunyada-ilk-100-liman-arasinda/feed/ 0 İzmir Fuarları İlk 5 Ayda İhracata Büyük Katkı Sağladı https://www.haber60.com.tr/izmir-fuarlari-ilk-5-ayda-ihracata-buyuk-katki-sagladi/ https://www.haber60.com.tr/izmir-fuarlari-ilk-5-ayda-ihracata-buyuk-katki-sagladi/#respond Fri, 05 Jul 2024 05:36:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36890 Türk fuarcılığının başkenti İzmir, bu yılın ilk yarısında düzenlenen fuarlarda önemli bir başarıya imza attı. İzmir Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde ve İZFAŞ’ın organizasyonunda ya da farklı fuarcılık şirketleri tarafından gerçekleştirilen fuarlar, yüzlerce katılımcı firmayı, binlerce sektör profesyonelini ve iş insanını bir araya getirdi. Fuar ve etkinlikler, kent ve ülke ekonomisine, ihracata ve istihdama büyük katkı sağladı. Fuarların da katkısıyla İzmir’in ilk 5 aylık ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre Türkiye ortalamasının üzerinde bir artışla 10 milyar 315 milyon dolar olarak gerçekleşti.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, bu yılın ilk yarısında Türkiye’nin en büyük ve modern fuar alanı Fuar İzmir ile Kültürpark’ta, 15 fuar ve çok sayıda etkinlik gerçekleştirildi. İzmir’i ve düzenlendiği sektörleri dünyayla buluşturan fuarlar, şehrin uluslararası bir ticaret ve kültür merkezi olma hedefini desteklerken iş dünyası ve ziyaretçiler için de yeni fırsatlar sundu. Yılın ilk döneminde Fuar İzmir ve Kültürpark’ta, AGROEXPO – Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, HORECA Fair-Uluslararası Otel Restoran, Kafe, Çamaşırhane Ekipmanları, Ağırlama ve Konaklama Teknolojileri Fuarı, HORECA EDT – Uluslararası Ev Dışı Tüketim Fuarı, Pack Fair Türkiye Ambalajlama Paketleme Teknolojileri Fuarı, Food Fair Türkiye Gıda Ürünleri Fuarı, IMATECH – Endüstriyel Üretim Teknolojileri Fuarı, MODEKO – İzmir Mobilya Fuarı, OPTICWORLD – Optik, Gözlük, Oftalmoloji ve Teknolojileri Fuarı, Marble İzmir – Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı, İZKİTAP FEST – İzmir Kitap Fuarı, MAST İzmir Boat Show – Tekne, Tekne Ekipmanları ve Deniz Aksesuarları Fuarı, IAAF İZMİR – İzmir Sanat ve Antika Fuarı, WENERGY – Temiz Enerji Teknolojileri Fuar ve Konferansı, OLIVTECH – Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, İzmir Kahve Fuarı ile First Lego League yerel ve ulusal turnuvaları, Dünya Robot Olimpiyatı (World Robot Olympiad-WRO) Türkiye Finali, İzmir Tattoo Fest, İzmirCon 2024 etkinliği gerçekleştirildi. Yüzlerce firmanın katılımcı olduğu fuar ve etkinlikler; Türkiye’nin dört yanından ve 100’ü aşkın ülkeden on binlerce ziyaretçiyi ağırlarken ortaya çıkan katma değer; kent ve ülke ekonomisine, istihdama, ihracata katkı sağladı.

Fuarların da katkısıyla ilk 5 ayda İzmir’den 10 milyar 315 milyon dolarlık ihracat

T.C. Ticaret Bakanlığı’nın ihracat istatistiklerine göre; İzmir, ilk 5 aylık dönemde Türkiye’nin en fazla ihracat yapan üçüncü şehri oldu. 2024 yılı Ocak-Mayıs döneminde Türkiye’nin ihracatı yüzde 4,5 oranında artışla 106 milyar 914 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde, İzmir’in ihracatı ise Türkiye ortalamasının üzerinde bir artışla yüzde 6 artarak 10 milyar 315 milyon dolar oldu. Bu dönemde İzmir’in Türkiye’nin toplam ihracatındaki payı da yaklaşık yüzde 9,6 olarak gerçekleşti.

Modadan turizme birçok fuar düzenlenecek

İzmir, yılın ikinci yarısında da çok sayıda fuar ve dünya çapında etkinliğe ev sahipliği yapacak. Bu yıl 93.’sü gerçekleştirilecek İzmir Enternasyonal Fuarı 30 Ağustos- 9 Eylül, LOGISTECH – Lojistik Depolama ve Teknolojileri Fuarı 11-13 Eylül, EXPO SPORT – Spor & E-Spor Fuarı 19-22 Eylül, PET İZMİR-İzmir Evcil Hayvan Ürünleri Fuarı 25-28 Eylül, INTERFRESH EURASIA – Sebze, Meyve, Ambalaj, Depolama, Lojistik, Tarım Makine ve Teknolojileri Fuarı 26-28 Eylül, FASHION PRIME -Tekstil, Hazır Giyim Tedarikçileri ve Teknolojileri Fuarı 9-11 Ekim, FASHIONTECH İZMİR – Hazır Giyim, Konfeksiyon ve Baskı Makineleri, Tekstil Baskı Teknolojileri Fuarı 9-12 Ekim, FUTURE FISH EURASIA – Uluslararası Su Ürünleri İhracat ve İşleme, Akuakültür ve Balıkçılık Teknolojileri Fuarı 10-12 Ekim, BEAUTY EXPO – İzmir Estetik, Kozmetik, Güzellik Fuarı 25 – 27 Ekim, İZKİTAP – İzmir Kitap Fuarı 26 Ekim-3 Kasım, IF WEDDING FASHION İZMİR – Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı 19-22 Kasım, TTI İZMİR – Uluslararası Turizm Ticaret Fuar ve Kongresi 5-7 Aralık, TTI HEALTH – Sağlık Turizmi Fuarı 5-7 Aralık tarihlerinde düzenlenecek.

İki fuar ilk kez düzenleniyor

İlk kez düzenlenecek FASHION HOME İZMİR – Ev Tekstili Fuarı 9 – 11 Ekim, ARÜSTEK – 1. Araç Üstü Ekipmanları, İş Makineleri ve Teknolojileri Fuarı da 23-26 Ekim 2024 tarihleri arasında Fuar İzmir’de ziyaretçilerini ağırlayacak.

WRO Dünya Finali İzmir’de

Dünyada robotiğe meraklı çocukları İzmir’de buluşturacak Dünya Robot Olimpiyatı (World Robot Olympiad-WRO) Uluslararası Finali, 28-30 Kasım 2024 tarihlerinde Fuar İzmir’de gerçekleştirilecek. Her yıl farklı bir ülkenin ev sahipliğinde gerçekleşen Dünya Robot Olimpiyatları, bu yıl İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZFAŞ ve Bilim Kahramanları Derneği iş birliğinde yapılacak ve 3 bini aşkın katılımcıyı İzmir’de buluşturacak. 90 ülkeden programa katılan takımlar ‘Earth Allies’ temasıyla robotik çözümler geliştirmek ve doğa ile uyum içinde yaşamanın yollarını keşfetmek üzerine çalışacak.

Yılın ikinci yarısında başta 93. İzmir Enternasyonal Fuarı olmak üzere, düzenlenecek fuarların yüz binlerce kişiyi ağırlaması bekleniyor. İzmir, fuarlarıyla ve etkinlikleriyle uluslararası alanda adından söz ettirirken şehrin refahını ve Türkiye’nin ihracatını büyütmeye devam edecek. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-fuarlari-ilk-5-ayda-ihracata-buyuk-katki-sagladi/feed/ 0
Suriye Geçici Hükümeti, Özgürleştirilmiş Bölgelerdeki Mal ve Kurumlara Saldırı Çağrılarına Karşı Uyarıyor https://www.haber60.com.tr/suriye-gecici-hukumeti-ozgurlestirilmis-bolgelerdeki-mal-ve-kurumlara-saldiri-cagrilarina-karsi-uyariyor/ https://www.haber60.com.tr/suriye-gecici-hukumeti-ozgurlestirilmis-bolgelerdeki-mal-ve-kurumlara-saldiri-cagrilarina-karsi-uyariyor/#respond Fri, 05 Jul 2024 04:51:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36865 Suriye Geçici Hükümeti, “özgürleştirilmiş bölgelerde yaşayan halkın, Türk ordusu ile Suriye Milli Ordusunun fedakarlıklarıyla inşa edilen mal ve kurumlara saldırmayı amaçlayan kışkırtıcı çağrılara uymamasını” istedi.

Kayseri’de 5 yaşındaki bir kız çocuğunun Suriye uyruklu bir şahsın istismarına uğramasının ardından, kentte yaşanan olaylar sınır ötesine de sıçradı. Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı operasyonu ile Türk askerinin kontrol altında tuttuğu bölgelerde gerilim tırmanırken Suriye Geçici Hükümeti’nden açıklama geldi.

“TÜRKİYE İÇİŞLERİ BAKANLIĞININ SALDIRGANLARA KARŞI ALDIĞI YASAL ADIMLARI TAKDİR EDİYORUZ”

Suriye Geçici Hükümetinden yapılan açıklamada, tarih ve coğrafyanın, Türkler ile Araplar arasında yüzyıllar boyunca var olan kardeşliğe tanıklık ettiği belirtildi. Bölgenin yaşadığı tüm zorluklara rağmen bu kardeşliğin gelecek yüzyıllar boyunca da süreceği, bunun da iki halkın ortak kaderinin gereği olduğu vurgulanan açıklamada, “Bu nedenle Suriye Geçici Hükümeti, katil Esad rejimi, müttefikleri ve terör örgütlerinin işlediği suçlardan kaçan Suriyeli mültecilere yönelik tüm aşırı görüşlü eylemleri kınamaktadır. Suriye Geçici Hükümeti, Türkiye’deki ve tüm sığınma ülkelerindeki Suriyelilerin korunmasının gerekliliğini vurgulamakta ve Türkiye İçişleri Bakanlığının saldırganlara karşı aldığı yasal adımları takdir etmektedir.” ifadelerine yer verildi.

“HALKIMIZI, KIŞKIRTICI ÇAĞRILARA UYMAMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

Açıklamada, “Suriye Geçici Hükümeti, özgürleştirilmiş bölgelerde yaşayan halkımızı, Türkiye ile Suriye halkları arasındaki mevcut ittifakı baltalamayı, Türk ordusu ile Suriye Milli Ordusunun fedakarlıklarıyla inşa edilen mal ve kurumlara saldırmayı amaçlayan kışkırtıcı çağrılara uymamaya çağırmaktadır. Suriye Geçici Hükümeti, bu olayların, devrim düşmanları tarafından Türk-Suriye ilişkilerine zarar vermek ve Suriye topraklarını terörizmden kurtarmada Suriye halkıyla çalışan Türk kardeşleri hedef almak için kullanılması tehlikesinin altını çizmektedir.” denildi.

Suriyelilerin, seslerini ve duygularını barışçıl şekilde Türk kardeşlerine iletmeye son derece önem verdiği kaydedilen açıklamada, halk “özgürleştirilmiş bölgelerde güvenliğin bozulmaması için itidalli davranmaya ve devrimlerinin müktesebatına sahip çıkmaya” davet edildi.

“TÜRK BAYRAĞINA YÖNELİK EYLEMLERİ ŞİDDETLE REDDEDİYORUZ”

Suriye Geçici Hükümeti, bölgede Türk bayrağına yönelik küstah saldırılara da tepki göstererek, “Türk bayrağına yönelik eylemleri şiddetle reddediyor, kurtarılmış bölgelerdeki Türk varlığını hedef alan tüm eylemlerin acilen durmasını istiyoruz. Suriye Geçici Hükümeti, özgürleştirilmiş bölgelerde yaşayan halkımızı, Kayseri’de yaşanan olayları bahane ederek Türkiye ile Suriye halkları arasındaki mevcut ittifakı ve devrimin kazanımlarını baltalamayı amaçlayan kışkırtıcı eylemleri reddetmekte ve çağrılara uymamaya davet etmektedir. Suriye halkı, bu olayların devrim düşmanları tarafından Türk-Suriye halklarının ilişkilerine zarar vermek amacıyla desteklendiğinin farkındadır.” açıklamasını yaptı.

Ayrıca açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine atıf yapılarak, Kayseri’de yaşanan olayların hiçbir şekilde kabul edilemeyeceği, bu üzücü olayların kardeşliğe gölge düşürmesine izin verilmeyeceği vurgulandı.

NE OLDU?

Önceki akşam, Kayseri’nin Melikgazi ilçesinde 5 yaşındaki bir kız çocuğunun yabancı uyruklu bir şahsın istismarına uğramasının ardından Suriye’de Fırat Kalkanı operasyonu ile Türk askerinin kontrol altında tuttuğu bölgelerde olaylar çıktı. Sosyal medyada paylaşılan bir görüntüde provokatörlerin Türk ordusunun kullandığı binaya girmeye çalıştığı, askerlerin de göstericileri havaya ateş açarak uzaklaştırmaya çalıştığı görüldü. Görüntülerde, Türkiye’den Suriye’ye giden tırların ve Türk plakalı araçların da taşlandığı kameralara yansıdı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/suriye-gecici-hukumeti-ozgurlestirilmis-bolgelerdeki-mal-ve-kurumlara-saldiri-cagrilarina-karsi-uyariyor/feed/ 0
BBP’den Ümit Özdağ’a yanıt: LGBT destekçisi partinin neo-faşist lideri bizim milliyetçiliğimizi anlayamaz https://www.haber60.com.tr/bbpden-umit-ozdaga-yanit-lgbt-destekcisi-partinin-neo-fasist-lideri-bizim-milliyetciligimizi-anlayamaz/ https://www.haber60.com.tr/bbpden-umit-ozdaga-yanit-lgbt-destekcisi-partinin-neo-fasist-lideri-bizim-milliyetciligimizi-anlayamaz/#respond Fri, 05 Jul 2024 04:18:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36847 Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ’ın, “Ben BBP’yi Türk milliyetçisi olarak görmüyorum” çıkışına BBP’nin yanıtı sert oldu. Özdağ’ın “neo-faşist” bir lider olduğunu söyleyen BBP Genel Başkan Yardımcısı Türker Yörükçüoğlu, “Esasen sol-Kemalist olan fakat sığınmacı karşıtı dil kullanarak kendini milliyetçi gibi yutturmaya kalkan bir siyasi partinin LGBT destekçisi başkanı bizlerin Türk Milliyetçiliğini anlayamayacağı gibi, biz inançlı Türk Milliyetçilerini kabullenmesi de mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, önceki katıldığı gün televizyon programında Büyük Birlik Partisi’yle ilgili dikkat çeken ifadeler kullandı. Özdağ, “Büyük Birlik’i ben Türk milliyetçisi bir parti olarak kabul etmiyorum. Eğer bir siyasi partinin lideri İstiklal Harbi’ne karşı çıkan bir sözde hocanın mezarına gidip dua ediyorsa ortada Türk milliyetçisiyim diye dolaşamaz. Türk milliyetçisi değildir. Neyin milliyetçisi olduğuna kendisi karar versin. Ama Türk ve Türk milliyetçisi olamaz.” dedi.

BBP’nin Özdağ’a yanıtı sert oldu. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Türker Yörükçüoğlu yaptığı açıklamada, Özdağ’ın “neo-faşist” bir lider olduğunu savundu. Yörükçüoğlu şunları söyledi: “Türk Milliyetçiliği ile alakası olmayan, siyasi yelpazenin sol-Kemalist kısmında yer alan bir partinin neo-faşist lideri, dün akşam katıldığı bir TV programında, Türk – İslam Ülkücülerinin hareketi,Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun kurucusu olduğu Büyük Birlik Partisi’ni Türk Milliyetçisi olarak görmediğini söylemiş.

İslam ve Müslüman sığınmacı karşıtlığından başka bir sözü olmayan birinden başka türlüsü de beklenemezdi. Müslüman Türk kimliğinden ve benliğinden rahatsız olan, Türk’e cebren yabancı kimlik ve kültür dayatmaya çalışan bir zihniyetin mensubunun Alperenlerin Türk Milliyetçiliği fikriyatını kavrayamaması anlaşılabilir bir durumdur. Lâkin haddi değildir. Hadsizliğinin cevabı elbette her mecrada verilecektir.

Türk Milleti’ni oluşturan en önemli iki kurucu unsur hiç şüphe yok ki, varlığı ve inançlarıdır. Manevi değerlerimiz, Türk Milleti’ni bir arada tutan, bizi ortak payda etrafında toplayarak Türkiye’yi vatan yapan en önemli güçtür. Esasen sol-Kemalist olan, fakat sığınmacı karşıtı dil kullanarak kendini milliyetçi gibi yutturmaya kalkan bir siyasi parti ve onun LGBT destekçisi başkanı bizlerin Türk Milliyetçiliğini anlayamayacağı gibi, biz inançlı Türk Milliyetçilerini kabullenmesi de mümkün değildir.

Türklerin İslam dininden uzaklaştırılması çabaları dün vardı, bugün var ve yarın da olacaktır. Bu çabalar son derece sinsi siyasal mühendislik projeleriyle kendini her alanda göstermektedir. Türklük şuuru ve İslam inancı, Türk Milleti’ni güçsüz kılmayı hedefleyen mihrakların her daim hedefinde olmuştur. Birini yok etmekle iktifa etmezler, ikisine de aynı anda saldırırlar. Zira bilirler ki, Türklük şuuru ve İslam inancı birlikte olduğu sürece Türk Milleti boyunduruk altına alınamaz, köleleştirilemez.

Büyük Birlik Partisi, Türk Milleti’nin ve Türkiye’nin iki kurucu unsuru olan Türklüğe ve dini değerlerimize aynı anda hadim olan, Türk Milletini güçlendirmek ve Türk Birliğini kurmak ülküsünde gece gündüz çalışan Alperenlerin hareketidir. Anadolucu sol-Kemalistlerin her devirde farklı şekillerde tezahür eden Türk Milliyetçiliğine sızma teşebbüslerine karşı uyanık olmak zorundayız.

Bizler Türklüğün kalpgâhı olan Türkiye’yi güçlendirmeye çalışırken, aynı gayretle Çin zulmüne uğrayan Uygur Türklerinin yanında mücadele etmekte, Balkanlardan, Kafkaslara, Orta ve Güney Asya’dan, Kuzey Afrika’ya kadar nerede Türk varsa dertleri ile dertlenmekte, Türk Birliği mücadelesi vermekteyiz. Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun ifadesiyle “İslam hassasiyeti olmayan milliyetçiliğin içi boştur.” Bu ulvi mücadelemizde ihtiyaç duyduğumuz destek sol-Kemalistlerin onayı değil, Müslüman Türk Milleti’nin teveccühüdür. “Türküz, Türk Milliyetçisiyiz, İslam’ın Eriyiz.” Büyük Türk Milleti’ne saygılarımızla.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bbpden-umit-ozdaga-yanit-lgbt-destekcisi-partinin-neo-fasist-lideri-bizim-milliyetciligimizi-anlayamaz/feed/ 0
Muğla’nın Marmaris ilçesinde 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı kutlamaları başladı https://www.haber60.com.tr/muglanin-marmaris-ilcesinde-1-temmuz-denizcilik-ve-kabotaj-bayrami-kutlamalari-basladi/ https://www.haber60.com.tr/muglanin-marmaris-ilcesinde-1-temmuz-denizcilik-ve-kabotaj-bayrami-kutlamalari-basladi/#respond Fri, 05 Jul 2024 03:24:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36808 Muğla’nın Marmaris ilçesinde 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramını kutlamaları çeşitli etkinlikler ile kutlanmaya başlandı. Atatürk anıtına çelen sunumu ile başlayan törenler askeri gemiden denize çelenk sunma ile devam etti.

1 Temmuz 1926 yılında yürürlüğe giren ‘Kabotaj Kanunu’nun’ 98.yıldönümü kutlamaları Aksaz Askeri Bandosu eşliğinde önce 1 dakikalık saygı duruşu ardından İstiklal Marşı’nın okunması ve çelenk sunma töreniyle başladı. Marmaris Bölge Liman Başkanı Eray Aykanat günün anlam ve önemini belirttiği konuşmasında, ‘1 Temmuz 1926 tarihinde, Cumhuriyet Türkiye’sinde çok önemli olan kabotaj kanunu yürürlüğe girmiştir. 815 sayılı Türkiye Sahillerinde Nakliyatı Bahriye ve Limanlarla Karasuları Dahilinde İcrayı Sanat ve Ticaret hakkındaki bu kanun; Türk limanları ve sahilleri arasındaki yük ve yolcu taşımasının bundan böyle, Türk vatandaşları ile Türk bayrağı taşıyan gemilerle yapılacağını belirterek; yaklaşık 350 yıldır süre gelen yabancılara verilen bu imtiyazların sonunu getirmiştir. Bu kanun ile; sadece bağımsızlığımız ve denizlerimizdeki hükümranlık haklarımız perçinlenmemiş, aynı zamanda denizciliğimizin gelişmesi için de, bir dönüm noktası olmuştur. Bu kanun bir anlamda, kurtuluş savaşımızın denizlerdeki zaferidir. Bugün ise, bu zaferimizin 98. yılını hep birlikte kutlarken bunca yıldır yapılan uygulama ve kazanımların, ülkemize ekonomik ve stratejik açıdan, çok büyük değerler kazandırdığını görmekteyiz” dedi.

“Dünyada üçüncü sıradayız”

Liman Başkanı Aykanat konuşmasının devamında, “Koylarımız ve marinalarımız, yabancı bayraklı teknelerle dolup taşarken, yapılan çalışmalar sonucu sadece Marmaris’te 600’ün üstünde tekne olmak üzere, Türkiye genelinde ise 9 bine yakın yabancı bayraklı teknenin Türk Bayrağına geçiş işlemi gerçekleştirilmiş ve denizlerimizde daha çok Türk Bayrağının dalgalanması sağlanmıştır. Amatör denizciliğin geliştirilmesi amacıyla, Liman Başkanlıklarınca yapılan, eğitim ve sınav sonucunda ise Türkiye çapında amatör denizci belgesi olan kişi sayısı bir milyonun üzerine çıkmıştır. Ülkemizde, son 15 yıldır istikrarla büyüyen Yat inşasında Türkiye; İtalya ve Hollanda’nın ardından dünyada 3. Sıraya yerleşmiştir. Ülkemizdeki denizcilik eğitimleri ise uluslararası düzeyde kabul görmüş gelişmiş ülkelerle yarışır hale gelmiştir. Bugün aktif gemi insanı sayımız 140 bin olup Çin’den sonra dünyada 2.sıradadır. Denizlerimizde mavi turlar, yıllar önce yabancı bayraklı tekneler ile düzenlenmekte iken, bugün ise Türk Bayraklı mavi tur filomuz, sadece Akdeniz’in değil, dünyanın en büyük filosu durumuna gelmiştir. Bu dinamizm sadece sektörel anlamda da değildir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin denizdeki bekası Mavi Vatan doktrini de denizlerdeki gücümüzün ve ülkümüzün bir göstergesi olmuştur” sözlerinin ardından 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramını kutladı.

Törene, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, Aksaz Deniz Üs Komutanı Tuğamiral Neslim Eski, Marmaris Cumhuriyet Başsavcısı Fatmagül Yörük Marmaris Liman başkanı Eray Aykanat, Marmaris Deniz Ticaret Odası Başkanı Halil Bağlı, ilçe kurum ve kuruluş müdürleri, STK’lar, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Çelenk sunma töreninin ardından TCSG 310 Sahil güvenlik botu ile Marmaris Körfezi’nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ve tüm şehitler için denize çelenk bırakıldı.

İlçedeki kutlamalar, saat 18.00 de Atatürk meydanında; su sporları gösterisi, yağlı direk, halat çekme ve yüzme yarışmalarının ardından yapılacak olan ödül töreni ile son bulacak. – MUĞLA

]]>
https://www.haber60.com.tr/muglanin-marmaris-ilcesinde-1-temmuz-denizcilik-ve-kabotaj-bayrami-kutlamalari-basladi/feed/ 0
DTİK, Stuttgart’ta Türk iş insanlarıyla bir araya geldi https://www.haber60.com.tr/dtik-stuttgartta-turk-is-insanlariyla-bir-araya-geldi/ https://www.haber60.com.tr/dtik-stuttgartta-turk-is-insanlariyla-bir-araya-geldi/#respond Fri, 05 Jul 2024 00:15:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36662

Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) 28 Haziran Cuma günü Mercure City Hotel’de, Stuttgart’ın önde gelen Türk kökenli iş insanları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve basın mensupları ile bir araya geldi.

Toplantıda DTİK’in Türkiye- Almanya ilişkilerindeki önemi ve yurt dışındaki Türk kökenli iş insanlarından oluşan büyük bir platform olduğu vurgulandı. Stuttgart Başkonsolosu Makbule Koçak Kaçar’ın ve Ticaret Ataşesi Oya Demirkan’ın da katıldığı toplantıda DTİK Almanya Temsilcisi Kemal Şahin şunları söyledi:

“DTİK, Türk kökenli ve Türkiye dostu iş insanlarını bir araya getiren bir platformdur. Ayrıca Almanya’daki Türk dernekleriyle de iş birliği yapmaktadır. 2023 Eylül ayında Cumhurbaşkanımızın da katıldığı, 4 bin katılımcı ile gerçekleşen büyük kurultayda, dünya genelinde bölge ve ülke temsilcileri seçildi. Dünyada 6,5 milyon Türk kökenli vatandaşımız var. Ben de 3,5 milyon Türkü temsil edecek ‘Almanya Temsilcisi’ seçildim. Türkiye ve Almanya çok güçlü ticaret ilişkilerine sahip. Aynı zamanda Almanya, Türkiye’nin AB içindeki en önemli ticaret ortağıdır. Türk-Alman ekonomik ilişkileri son dönemde artan ivmeyle oldukça olumlu seyrediyor. Almanya ile ikili ticaret hacmimiz 2023 yılında 55 milyar dolara ulaşmıştır. Bu sene 60 milyar dolar bekliyoruz. Türkiye’de 8 binden fazla Alman firması faaliyet gösteriyor. Türkiye son 20 yılda 260 milyar dolar uluslararası doğrudan yatırım aldı. Bunun içinde Almanya’nın payı 25 milyar dolar. Almanya’da yaklaşık 100 binin üzerinde Türk girişimci yılda 80 milyar euro ciro yapıyor. ve 500 bin kişiyi istihdam ediyor. Turizm konusunda ise Almanya en güçlü pazarımız. Almanya’daki gurbetçiler de dahil 10 milyon turist geliyor.”

“TÜRK TOPLUMUNUN GELİŞMESİNİ VE GÜÇLENMESİNİ HEDEFLİYORUZ”

DTİK Almanya Temsilcisi Şahin, DTİK’in Türk toplumunun gelişmesine katkıda bulunmayı hedeflediğini belirterek, “Ben aynı zamanda DEİK Türkiye-Almanya İş Konseyi Yürütme Kurulundayım. DEİK-DTİK iş birliğiyle konferanslar yapacağız. Kobilerin dijitalleşmesi, yeşil dönüşüm, vize konusu ve Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi için çalışacağız. DTİK, yurt dışında yaşayan bütün Türk toplumunun gelişmesini ve güçlenmesini hedefliyor. Aynı zamanda Türk şirketlerin ve girişimcilerin büyümesine katkı sağlayacak. 2023 Eylül’de seçildiğimizden beri Almanya’nın en önemli eyaleti Kuzey Ren-Vestfalya’dan (NRW) başlayarak birçok şehirde toplantılar yaptık. Şehir temsilcilerimizi belirlemeye ve üye kazanmaya çalıştık. Geçtiğimiz Nisan ayında Düsseldorf, Köln, Hamburg, Frankfurt, Stuttgart, Bremen ve Kiel şehir temsilcilerimizi atadık. Sertifikalarını aldılar. Almanya’nın diğer önemli şehirlerine de temsilciler atayacağız. Bu temsilcilerimizle birlikte bulundukları bölgelerde Türk iş dünyası ile bir araya gelip DTİK’i, kendimizi, faaliyetlerimizi ve misyonumuzu anlatıp bu networke katmak için çaba sarf edeceğiz. Güçlü bir yapılanmayla, kazan-kazan temelli bir anlayışla, ciddi bir network oluşturacağız. Türkler ve Almanlar için yararlı girişimler başlatacağız. Türk iş insanlarına, Alman pazarındaki fırsatları sunacağız. Alanında uzman kişilerle girişimcilerimizi buluşturacağız. Bilgi alışverişi yapmalarını sağlayacağız ve değişik konularda konferanslar yapacağız. Hep söylüyoruz “Yani, Bilenler bilmeyenlere anlatacak” ifadelerini kullandı.

Şahin, Almanya’daki Türk iş dünyasının çıkarlarını savunmak için de çalışacaklarını belirterek, “İş dünyasında inovasyon ve teknolojinin önemi artık çok büyük. Almanya, teknolojik ve endüstriyel başarılarıyla dünya çapında lider bir ülke. Bu alanlarda yenilikçi ve rekabetçi olmak için beraber çalışmalıyız. Ayrıca Almanya’daki Türk iş dünyasının çıkarlarını savunmak ve ticari engelleri kaldırmak için de çalışacağız. Bunun için iki ülke bürokratları ve yerel yöneticileri ile güçlü iş birlikleri yapacağız. İlgileneceğimiz en önemli konulardan biri de göçmen öğrencilerin iyi eğitim alması ve iyi kariyer yapmalarına yardımcı olmak” dedi.

“DTİK’DE 90’I AŞAN ÜLKE TEMSİLCİSİ BULUNUYOR”

DTİK’de 90’dan fazla ülkeden temsilci bulunduğunun altını çizen Şahin, “DTİK olarak amaçlarımızdan biri de Almanya’daki Türk iş insanı ile örneğin Çin’deki bir Türk iş insanın bizim aracılığımızla bir araya gelmesi, ticaret ve yatırım ilişkisi kurmasını sağlayabiliriz. DTİK bunu yapacak alt yapıya sahip. DTİK üyelerimiz, sadece Türkiye’den ve yaşadıkları ülkeden değil DTİK ağının yayıldığı tüm ülkelerden haberdar olacaklar. Diğer ülkelerdeki iş ve kariyer fırsatlarından da yararlanabilecekler. DTİK, güçlü bilgi ağı ve geniş imkanları sayesinde sizlerden gelen istek ve önerileri ilgili kurum ve kuruluşlara iletebilecek. DTİK olarak iş insanları ve yatırımcıların yanı sıra ‘Genç DTİK’ projesiyle öğrencilere ve ‘Friends of Türkiye’ projesiyle de Türk dostu yabancı vatandaşlara da ulaşıyoruz. DTİK, kendimizi ve başkalarını geliştireceğimiz, bulunduğumuz ülkeyle ve Türkiye’deki iş insanlarıyla iş birliği yapacağımız ayrıca Türkiye Almanya ilişkilerini geliştirebileceğimiz bir kazan-kazan platformudur” dedi.

“BU PLATFORM SAYESİNDE DAHA DA GÜÇLENECEĞİZ”

Toplantıyı organize eden DTİK Stuttgart Şehir Temsilcisi Hakan Balcılar ise şunları söyledi:

“DTİK bulunduğumuz coğrafyada etkinliğimizi artırmak amacı ile faaliyet göstermekte olup, bu anlamda bir platform sunmaktadır. Bu platformdaki etkinlikleri de dünyanın çeşitli bölgelerindeki iş konseyleri aracılığı ile yapmaktadır. DTİK Avrupa İş Konseyi altında Almanya’daki faaliyetlerimi Başkanımız Kemal Şahin Bey önderliğinde bu yılın başından itibaren yürütmekteyim. DTİK’ in kapısı Almanya’da yaşayan bizler ve dostlarımız için kısaca herkes için açıktır. Hukukta olduğu gibi, DTİK her kişiye ve işletmelere eşit uzaklıktadır. Bizler Almanya’da aslında her alanda varız. Akademik kariyer yapmış profesörlerimizden öğretmelerimize, siyasetçilerden doktorlara, mühendislerden teknik elemanlara, ticaretin her alanında faaliyet gösteren başarılı değerli iş insanlarımız ile her yerde olmak istiyoruz. Yani hepimiz bu platformun bir parçası olmalıyız. Küçüklü büyüklü birçok firmada, çok çeşitli kademelerdeyiz. Bu platform sayesinde hepimiz daha güçleneceğiz. Ekip çalışarak birbirimizin eksiğini tamamlayıp daha fazla iş yapacağız. Deprem bize çok şeyi öğretti. Biz fedakar bir toplumuz, yarım ekmeği olan dahi ekmeğini paylaştı. Bizim amacımız birbirimizle dayanışma içinde ekmeği büyütmek yani bir olan ekmeği iki yapmaktır. Bu gücü bulmak için hepimizin üye olup beraber çalışmamız gerekir.”

“HEM TÜRKİYE’YE HEM ALMANYA’YA YAPILAN KATKILAR ÇOK ÖNEMLİ”

Stuttgart Başkonsolosu Makbule Koçak Kaçar yaptığı konuşmada, hem Türkiye hem de Almanya’ya yapılan katkıların önemine vurgu yaparak, “Hem Türkiye’ye hem Almanya’ya yapılan katkılar çok önemli. Ben bunu her zaman diplomatik bir dille söylüyorum ama Kemal Bey bugün bunu böyle somut ete kemiğe büründürerek neler yapılabileceğini geçmişte kendi tecrübelerinden hareketle Kuzey Ren-Vestfalya’daki örgütlenmelerden hareketle çok güzel anlattı. Yaptığınız tüm çalışmaları bizim bölgemizde de yapabiliriz ben de desteklerim birlikte de çalışabiliriz. Türk toplumu burada her şeyiyle hazır ama bu yansıtma noktasında biraz daha koordineli çaba gerektiğini hissediyorum. DTİK’te bunu yapıyor. Birlikte güzel şeyler yapacağımıza inanıyorum” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dtik-stuttgartta-turk-is-insanlariyla-bir-araya-geldi/feed/ 0
Belçika ve Türkiye, Göç Anlaşması’nın 60. yılını ‘Gurbet Kuşu Festivali’ ile kutladı https://www.haber60.com.tr/belcika-ve-turkiye-goc-anlasmasinin-60-yilini-gurbet-kusu-festivali-ile-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/belcika-ve-turkiye-goc-anlasmasinin-60-yilini-gurbet-kusu-festivali-ile-kutladi/#respond Thu, 04 Jul 2024 22:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36585 Belçika ve Türkiye’nin, Türk işçilerin Belçika’ya göçünü kolaylaştırmak amacıyla imzaladığı Göç Anlaşması’nın 60. yılı ‘Gurbet Kuşu Festivali’ ile kutlandı. Programda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Göçün 60. yıl dönümüyle birlikte önemli figürler de çıktı toplumdan. İşçi olarak giden birinci kuşağın ardından doktorlar, mühendisler, siyasetçiler, sivil toplum kuruluşu değerli temsilcileri, iş insanları çıktı. Türkiye-Belçika dostluğunun artarak devam etmesini temenni ediyorum” dedi.

16 Temmuz 1964’te Belçika ve Türkiye’nin, Türk işçilerin Belçika’ya göçünü kolaylaştırmak amacıyla imzaladığı Göç Anlaşması’nın 60. yılı ‘Gurbet Kuşu Festivali’ ile kutlandı. Programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Belçika Ankara Büyükelçisi Bay Paul Huynen, Belçika Başkonsolosu Tim Van Anderlecht ve gurbetçi vatandaşlar katıldı. Bakan Mahinur Özdemir Göktaş Festivale gelen vatandaşlar ile fotoğraf çektirirken kurulan stantları teker teker gezdi.

Programda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Belçikalı Türk toplumunun İstanbul’daki mukim vatandaşları öncelikle sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Gurbetçi Kuşu Festivali’nde sizlerle bir arada olduğum için çok mutluyum. Göçün 60’ıncı yılının kutlandığı ve Belçika-Türkiye iş gücünün 60. yıl dönümünün kutlandığı bu günlerde bu tür etkinliklerin çok önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Başkonsolosluğumuza bu güzel inisiyatif için çok teşekkür ediyorum. Hakikaten burada yaşayan vatandaşlarımızın, Avrupalı Türklerin, Belçikalı Türklerin ne kadar mutlu ve gururlu olduklarını bir kere daha görüyorum. Hem kendi tarihlerini hem geldikleri yeri hem de şu anda yaşadıkları tersine göç oluşturarak, buradaki yaşadıkları toplumla birleştirici olarak tarihe dayanarak aynı zamanda köklerini unutmadan yaşadıkları topluma her zaman güçlü katkılar sunmuştur Belçikalı Türkler. Ben her biriyle gurur duyuyorum” dedi.

“GÖÇÜN 60. YIL DÖNÜMÜYLE BİRLİKTE TOPLUMDAN ÖNEMLİ FİGÜRLER ÇIKTI”

Göktaş, “Gerçekten göçün 60. yıl dönümüyle birlikte önemli figürler de çıktı toplumdan. İşçi olarak giden birinci kuşağın ardından doktorlar, mühendisler, siyasetçiler, sivil toplum kuruluşu değerli temsilcileri, iş insanları çıktı. Avrupa’da yaşayan Belçikalı Türklerin şu anda Türkiye’ye yerleşip iki ülke arasındaki ticaret hacmine önemli katkılarda bulunduğunu görüyoruz. Burada başarı örnekleri var. Ayrıca çok önemli sanatçılarımız da var. Kubat, Hadise… Futbolcularımız var. Toplumun önemli figürleri var. Benim çok değerli dostlarım var. Her birinize sevgilerimi sunuyorum. Bu güzel etkinliğin artarak devam etmesini ve Türkiye-Belçika dostluğunun artarak devam etmesini temenni ediyorum. Bu gerçekten çok kıymetli. Her birinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Göçün 70’inci, 80’inci, 100’üncü yıllarını da tekrar kutlamak nasip olur inşallah. Bu köklü iş birliğinin artarak devam etmesini iki ülke içinde diliyorum. Bu tür festivaller, kültür etkinlikleri bizleri birleştiriyor. Bu birliktelik etrafında daha fazla faaliyeti inşallah önümüzdeki dönemlerde hayata geçiririz. Çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Programın devamında Kubat, Doğukan Manço ve Ali Pınar sahne alırken, festival alanında çeşitli etkinlikler de düzenlendi.

]]> https://www.haber60.com.tr/belcika-ve-turkiye-goc-anlasmasinin-60-yilini-gurbet-kusu-festivali-ile-kutladi/feed/ 0 Yalova Tenis ve Spor Kulübü, Şehre İlk Toprak Kortu Kazandırdı https://www.haber60.com.tr/yalova-tenis-ve-spor-kulubu-sehre-ilk-toprak-kortu-kazandirdi/ https://www.haber60.com.tr/yalova-tenis-ve-spor-kulubu-sehre-ilk-toprak-kortu-kazandirdi/#respond Sat, 29 Jun 2024 11:51:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36534 Yalova’da sporseverlerin uzun yıllardır beklediği önemli bir gelişme nihayet hayata geçti. Yalova Tenis ve Spor Kulübü (YTSK), yoğun çalışmalarının meyvesini alarak şehre ilk toprak kortu kazandırdı.

28 Haziran Cuma günü gerçekleştirilen açılış töreni, tenis tutkunları için büyük bir heyecan ve coşkuya neden oldu. Yeni tesis, YTSK’nin mevcut 3 kapalı ve 1 açık kortuna ek olarak hizmet verecek. Toprak kortun açılışına, Yalova’nın önde gelen spor ve iş dünyası temsilcileri, kulüp üyeleri, genç sporcular, ve aileleri yer aldı. Kurdele kesiminin ardından YTSK’nin deneyimli tenisçileri, yeni toprak kortta gösteri maçı düzenledi. Bu gösteri maçı, açılış etkinliğine renk kattı ve izleyicilere keyifli anlar yaşattı. İzleyicilerin arasında milli takım sporcularından Emirhan Bulut, Yağız Yıldız, Erkut Aydın, ve Ömer Bayındır’da yer aldı.

“Yalova’nın ilk toprak kortunu yapmanın gururunu taşıyoruz”

Açılış töreninde konuşan YTSK Yönetim Kurulu Başkanı Ünsal Kıran, duygularını şöyle anlattı:

“Yalova’nın ilk toprak kortunu yapmanın gururunu taşıyoruz. Gittiğimiz turnuvalarda bu eksikliği hep hissettik. Sonuç olarak Yalova’mıza toprak kortu kazandırdık. Bununla birlikte tenis akademisini kurduk. 7 yaşından başlayıp 16 yaşına kadar çeşitli gruplar oluşturarak Yalova’da tenisi geliştirmek ve milli takıma buradan sporcu yetiştirmek için elimizden geleni yapacağız. Şu anda 100 öğrencimiz eğitim görmekte. Bu sayıyı 250’ye kadar çıkarabilecek kapasitemiz var. 6 antrenörümüz hali hazırda görev yapıyor. Amacımız önceden kendimiz için oynamaktı, bugün ise çocuklarımızı yetiştirip Türkiye’mize faydalı olmak için çalışıyoruz. Yalova’daki tüm tenis severleri kortumuza bekliyoruz.”

“Türkiye’de tenis daha revaçta”

Yalova Tenis Kulübü’nün yeni Başantrenörü Fikri Semih Evranlı, tenisle olan uzun süreli bağını ve yeni projelerini anlattı:

“Yaklaşık 92’den beri tenisin içerisindeyim. 20 yıldır antrenörlük yapıyorum. Yalova Tenis Kulübü ile yaklaşık 2 ay önce yollarımız kesişti ve burada bir akademi başlattık. Amacımız yeni sporcular yetiştirmek. Türkiye’de tenis eskisine göre daha revaçta. Ne kadar fazla insan bu sporun içerisinde olursa, o kadar çok sonuç alırız. Dolayısıyla kulüplerde vakit geçiren insan sayısı bizim için çok önemli. Hepimiz küçük yaştan başlattığımız veya elimize herhangi bir yaştan gelen sporcunun büyük turnuvalarda oynamasını istiyoruz. Sponsorluklar ve daha medyatik bir duruma gelmemiz lazım. İmkanları bulduğumuz anda çok sayıda sporcumuz oralara çıkacak. Türkiye’de bu gayet güzel bir şekilde gelişiyor.”

“ATP puanları alıp ilk 100’e girmeyi hedefliyorum”

Milli tenisçi Emirhan Bulut, tenis kariyerinin başlangıcını ve hedefleriyle ilgili,”18 yaş milli takım şampiyonuyum. Tenise 4 yaşında başladım. Başlama sebebim, babamın beden eğitimi öğretmeni olması ve beni tenise götürmesiydi. Tenisi çok sevdim ve başladım. İnşallah ATP’lerde puan almaya başlayıp ilk 100’e girip Grand Slam’de oynayan ve turu geçen ilk Türk olmak istiyorum. Örnek aldığım tenisçiler Rafael Nadal ve Novak Djokovic. Nadal’ın rekabetçi ve savaşçı ruhu benim oyunuma daha çok benziyor ama Djokovic’i daha çok seviyorum” dedi. – YALOVA

]]>
https://www.haber60.com.tr/yalova-tenis-ve-spor-kulubu-sehre-ilk-toprak-kortu-kazandirdi/feed/ 0
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy: Eski Van Şehri Restorasyon ve İhya Çalışmalarına Ev Sahipliği Yapıyor https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-mehmet-nuri-ersoy-eski-van-sehri-restorasyon-ve-ihya-calismalarina-ev-sahipligi-yapiyor/ https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-mehmet-nuri-ersoy-eski-van-sehri-restorasyon-ve-ihya-calismalarina-ev-sahipligi-yapiyor/#respond Sat, 29 Jun 2024 10:54:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36498 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Van’ın Türk arkeoloji tarihinin en kapsamlı projesi olan ‘Geleceğe Miras’a dahil edildiğini belirterek, “Eski Van Şehri bu doğrultuda çok ciddi bir restorasyon, inşa ve ihya çalışmasına ev sahipliği yapmaktadır” dedi.

Sabah saatlerinde çeşitli programlara katılmak üzere Van’a gelen Bakan Ersoy, ilk olarak Van Müzesi’nde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Burada konuşan Bakan Ersoy, bu toprakların potansiyelinin ne denli büyük olduğunun bilincinde olduklarını belirterek, “İstedik ki ülkemizin ve milletimizin sahip olduğu eşsiz medeniyet ve kültür mirası yaşatılsın, anlatılsın ve aktarılsın, neticede bu büyük zenginliğe dair farkındalık mümkün olduğunca artsın, hak ettiği gibi uluslararası bir marka olarak Türkiye’ye ve Türk milletine fayda sunsun. İşte Van böylesi önemli bir amacın, bu denli önemli bir markanın parçası olmuştur. Şüphesiz ki medeniyetlerin ve kültürlerin binlerce yıl harman olup kaynaştığı, nesilden nesile bu kültürel birikimin ve bilginin aktarıldığı; toprağında ve insanında böylesi bir tarihin yaşamaya devam ettiği bir şehir olarak Van bu sorumluluğu en güzel şekilde taşıyacaktır. Bizler bu toprakların potansiyelinin ne denli büyük olduğunun bilincindeyiz. Van’ın hak ettiği gibi üst düzey bir kültür-turizm şehri olması için çok ciddi adımlar attık, atmaya devam ediyoruz. Hatırlatmak isterim ki Van, Türk arkeoloji tarihinin en kapsamlı projesi olan ‘Geleceğe Miras’a da dahil edilmiştir. Eski Van Şehri bu doğrultuda çok ciddi bir restorasyon, inşa ve ihya çalışmasına ev sahipliği yapmaktadır” dedi.

En önemli ve öncelikli hedeflerinden biri olan turizmi 81 ile ve 12 aya yayma çalışmaları doğrultusunda Van’ın yine ciddi bir proje ve uygulama merkezi olduğunu dile getiren Bakan Ersoy, “Önemini her platformda sıkça vurguladığımız İl Turizm Master Planı çalışmalarına Samsun ile birlikte öncülük etmiştir. Geniş bir akademisyen ekibince, masada ve sahada yürütülen bilimsel çalışmaların sonucu olan Van Turizm Master Planı 47 adet politika, 16 öncelikli alan ve bunlar doğrultusunda hayata geçirilmesi gereken 12 kapsamlı proje ile Van’ın kültür-turizm alanındaki geleceğini bugünden teminat altına almış ve yarına uzanan yol haritasını ortaya koymuştur” diye konuştu.

“Sürdürülebilir ve rekabetçi bir büyüme için etkili turizm yönetimi, güçlü altyapı, cazip ürün ve etkili tanıtım” diyen Bakan Ersoy, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şehrimizi bu güçlü adımlarla inşallah Türkiye Yüzyılı’na taşıyacağız. Bugün turizm noktasında üreten, büyüyen, gelişen, değişen ve bütün bunları sağlayan ciddi adımları atmakla uluslararası alanda öncü ve örnek olan bir Türkiye var. Dünya Turizm Örgütü, Türkiye’nin ilk 5 turizm ülkesinden biri olduğunu verilerle ortaya koymaktadır. Artık turizmin liderlik yarışında değişmez bir aktör konumundayız. Geldiğimiz bu noktayı, elde ettiğimiz kazanımları koruyacak; sürdürülebilirlik ilkeleri temelinde daha fazlası ve daha iyisi için durup dinlenmeden çalışmaya devam edeceğiz. Bunu da bölge bölge, il il ülkemizin bütününü kapsayan bir anlayışla, yerelden genele bütün potansiyelimizi değerlendirme kararlılığıyla gerçekleştireceğiz. Bugün de kültürel birikim ve varlığımızı; gelenekselden modern form ve anlayışlara uzanan sanatsal üretim ve uygulamalarımızı yaşatmanın, geliştirme ve zenginleştirmenin benzersiz bir adımını attık. Bu alanlarda ülkemize dair bilinirlik ve farkındalığın, pozitif algı ve ilginin önünü açacak bir marka ortaya çıkardık. Unutulmamalıdır ki kültür ve sanat bir milletin özgün kimliğini ortaya koyan en değerli soyut ve somut öğeleri içinde barındırır. Bu yönleriyle hem toplumsal hayat için vazgeçilmezdirler hem de turizmde fark oluşturan, sizi rakiplerinizden ayrıştırıp öne çıkaran en prestijli ürünlerin kaynağıdırlar. Bu bilinçle attığımız adımlar, sağladığımız destekler ve hayata geçirdiğimiz projeler sayesinde bugün kültür-sanat alanında sürekli üreten, etkinlik ve izleyici rekorları kıran bir Türkiye vardır. Sıklıkla ifade ettiğim gibi biz başarıları başlangıç kabul eden bir anlayışla çalışıyoruz. Dolayısıyla durmayacağız, yorulmayacağız, geldiğimiz noktayla asla yetinmeyeceğiz. Elde ettiklerimizin ötesine bakmaya; geleceği bugünden, bu andan başlayarak inşa etmeye devam edeceğiz. Bunu da yine milletimizden aldığımız güçle ve daima omuz omuza yürüdüğümüz turizm ve kültür-sanat paydaşlarımızla yapacağız.”

Bakan Ersoy, konuşmasının ardından müzede düzenlenen çeşitli etkinlikleri inceledi. – VAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-mehmet-nuri-ersoy-eski-van-sehri-restorasyon-ve-ihya-calismalarina-ev-sahipligi-yapiyor/feed/ 0
KOSAM, Akredite Göçmen Çalışma Vizesi Raporunu Paylaştı https://www.haber60.com.tr/kosam-akredite-gocmen-calisma-vizesi-raporunu-paylasti/ https://www.haber60.com.tr/kosam-akredite-gocmen-calisma-vizesi-raporunu-paylasti/#respond Fri, 28 Jun 2024 21:33:58 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36358 Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), Akredite Göçmen Çalışma Vizesi raporunu kamuoyu ile paylaştı. KOSAM Yönetim Kurulu Başkanı ve Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Lütfi Can Başaran, rapor hazırlanırken gelişmiş ülkelerin göçmen işçi politikalarının analiz edildiğini ifade ederek, ” Türkiye’nin küresel kalkınma perspektifine uyumlu olarak yabancıların çalışma koşullarının yeniden gözden geçirilmesi, incelenmesi ve yenilikçi çözüm önerileri geliştirilmesi gerekiyor” dedi.

KOSAM, “Türkiye İçin Yeni Akredite Göçmen Çalışma Vizesi: Bir Model Önerisi” raporunu kamuoyu ile paylaştı. Türk iş dünyasının uzun süredir gündeminde olan ve özellikle sanayi, inşaat ve tarım sektörlerinde kritik noktaya gelen kalifiye işçi arayışına çözüm niteliği taşıyan rapor, aynı zamanda ülkemizdeki geçici koruma statüsündeki göçmenleri de yakından ilgilendiriyor. Ülkemizin sosyo-politik gündemiyle birleştirerek hazırlanan “Türkiye İçin Yeni Akredite Göçmen Vizesi: Bir Model Önerisi” raporu, ekonomi güvenliğini önceliklendirerek işletmelerin uluslararası piyasalarda rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Paylaşılan rapor; sonuç odaklı pratik çözümlerle, nitelikli ve kalifiye göçmenlerin farklı değerlendirilmesi gerektiğini ve planlamanın buna uygun yapılması önceliğini savunuyor.

Göç politikasının, ülkenin geleceğinde ve şekillenen yeni dünya düzeninde önemli rol oynayacağını kaydeden KOSAM Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Can Başaran raporla ilgili şu ifadelere yer verdi:

“Raporumuzda göçmen işçi istihdamının geçmişini, bugünü ve geleceğini, farklı ülkelerde uygulanan çalışma vizesi ile kart modellerini ele aldık. Göçmen işgücü, gelişmiş ülkelerin ekonomisine önemli katkılar sağlıyor. Türkiye ise yüksek nitelikli ve kalifiye yabancı çalışanlar için büyük bir potansiyel taşıyor. Ancak bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için yabancıların çalışma koşullarının yeniden gözden geçirilmesi, incelenmesi ve yenilikçi çözüm önerileri geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye’nin küresel işgücü piyasasında rekabeti artırmaya yönelik özgün politikalar üretmesi gerektiğini biliyoruz. Raporumuzda Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu işgücünü ‘yüksek nitelikli’ ve ‘kalifiye’ olarak iki başlık altında sınıflandırarak konuyu inceledik. Bu sayede önerdiğimiz modeller için çok daha verimli ve uygulanabilir sonuçlar elde ettik. İnşaat, sanayi ve tarım ülkemiz ekonomisinin bel kemiğini oluşturan en önemli sektörler. Kalifiye işçi açığı, bu sektörlerin varlığı ve gelişimlerine darbe vuruyor; sektörel yavaşlamalar ise ülke ekonomimizde ciddi ihracat kayıpları yaşatıyor. Tam da bu sebeplerle Akredite Göçmen İşçi Vizesi modelimiz ekonomi güvenliği için de önemli bir çözüm sunuyor.”

“Ela Kart kalifiye işçi ihtiyacını karşılamak amacıyla geliştirildi”

Lütfi Can Başaran, göçmen işçi vizesi modellerinin detaylarını açıklarken, her bir modelin Türkiye’nin ekonomik ve sosyal dinamiklerine nasıl uyum sağlayacağına da değindi. Başaran; “Ülkemizde hali hazırda mevcut olan Turkuaz Kart uygulaması genişletilmeli ve güncellenmelidir. Turkuaz Kart ile odaklanılan yüksek nitelikli işgücü modelinin bilim, teknoloji ve sanayi alanlarında ülkemize katkı sağlayacak profesyonelleri çekmek için ideal bir uygulama olduğu kanısındayız. Ela Kart ise bu karttan farklı olarak kalifiye işçi ihtiyacını karşılamak amacıyla projelendirildi. Bu model özellikle ara eleman açığını kapatarak, iş dünyasında verimliliği artıracak. Puan temelli sistem, her iki alandaki ihtiyaçlara esnek ve sürdürülebilir yanıtlar vererek, sektörlerin talep ettiği niteliklere sahip göçmen işgücünü, hızlıca ülkemize kazandıracaktır” dedi.

Göçmen işçi entegrasyonunun sadece ekonomik faydalar sağlamakla kalmayıp, kültürel zenginlik ve sosyal uyum açısından da önemli olduğunu vurgulayan Başaran; “Göçmenlerin ülkemize uyum sağlaması ve burada kendilerini güvende hissetmeleri, toplumsal barış ve dayanışma için kritik öneme sahip. Bu nedenle, eğitim programları ve sosyal destek mekanizmalarının geliştirilmesini de önemsiyoruz” dedi. – KONYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/kosam-akredite-gocmen-calisma-vizesi-raporunu-paylasti/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hazırlık seviyesini vurguladı https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-yanki-bagcioglu-turk-silahli-kuvvetlerinin-hazirlik-seviyesini-vurguladi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-yanki-bagcioglu-turk-silahli-kuvvetlerinin-hazirlik-seviyesini-vurguladi/#respond Thu, 27 Jun 2024 23:06:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36228 (ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, “Türk Silahlı Kuvvetlerimizin muharebe kabiliyetinden hiçbir şüphemiz bulunmuyor. Ordumuz her zaman güven kaynağımız olmuştur. Bununla birlikte, böylesine kritik bir konuda samimi tespitler yapmak ve hazırlıkları gözden geçirmek zorundayız. Bu kapsamda, 3’üncü Dünya Savaşı’na hazır olacaksak öncelikle ve ivedilikle; Askeri Sağlık Sistemi alınan derslerle revize edilerek en kısa sürede, öncelikle harekat faaliyetlerini destekleyecek birimler olacak şekilde, tekrar tesis edilmeli. Askeri Sağlık Sistemi’nin acilen revize edilerek yeniden faaliyete geçirilmesi gerekmektedir” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “3. Dünya Savaşı ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğine” ilişkin açıklamalarının ardından, Milli Savunma Bakanlığı kaynaklarından da benzer bir mesaj geldi.

CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu,  yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’nin savunma gücüne ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) olan güvenini vurguladı. Bağcıoğlu, açıklamasında şunları kaydetti:

“Biz CHP olarak her ne kadar savaş bir seçenek olmamalı ve barışçıl çözümler aranmalı düsturuyla hareket etsek de, ülkemizin güvenliği söz konusu olduğunda Silahlı Kuvvetlerimizin hazırlık seviyesinin üst düzeyde tutulması gerektiğine inanıyoruz. Ancak karamsar senaryolara kapılmadan, acı tecrübelerden dersler çıkararak hazırlıklı olmak zorundayız. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin muharebe kabiliyetinden hiçbir şüphemiz bulunmuyor. Ordumuz her zaman güven kaynağımız olmuştur. Bununla birlikte, böylesine kritik bir konuda samimi tespitler yapmak ve hazırlıkları gözden geçirmek zorundayız. Bu kapsamda, 3’üncü Dünya Savaşına hazır olacaksak öncelikle ve ivedilikle; Askeri Sağlık Sistemi alınan derslerle revize edilerek en kısa sürede, öncelikle harekat faaliyetlerini destekleyecek birimler olacak şekilde, tekrar tesis edilmeli. Askeri Sağlık Sisteminin acilen revize edilerek yeniden faaliyete geçirilmesi gerekmektedir.

Diğer bir husus ise Milli Savunma Bakanı’nın mevcut durumda yaptığı uygulamalarla olumsuzluğu bir ölçüde gidermeye çalıştığı, TSK komuta yapısı süratle komuta birliği ve sadelik prensibine uygun hale getirilmeli, TSK komuta yapısının komuta birliği ve sadelik prensiplerine uygun hale getirilmesidir. Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın, Kara ve Deniz Kuvvetleri ile bağları süratle yeniden tesis edilmeli, gerginlik ve savaşta Kara ve Deniz Kuvvetlerinin emrine girecek birlikler şu andan itibaren belirlenmeli. Ayrılmadan birleşerek sinerji oluşturulmalıdır.

“Milli savunma sanayi hamlemizi daha da ileriye taşımalıyız”

Rusya- Ukrayna savaşında, Montrö Sözleşmesi hükümlerinin titizlikle uygulanması, bölgedeki tansiyonun daha da tırmanmasını engellemiştir. Türkiye, tarafsız bir şekilde sözleşmeyi uygulayarak, savaşan tarafların gemilerine kısıtlı geçiş hakkı tanımış, büyük savaş gemilerinin ise boğazlardan geçmesine izin vermemiştir. Ne yazık ki bu süreçte Montrö Sözleşmesi’nin önemini vurgulayan amirallerimiz haksız bir muameleye maruz kalmıştır. Emekli amirallerin, sözleşmeyi ve Türkiye’nin çıkarlarını savunan açıklamalarından ötürü yargılanmaları, derin bir üzüntü kaynağı olmuştur. Bize düşen, bu olaydan dersler çıkarmak ve benzer hataların tekrarlanmamasını sağlamaktır. Öncelikle, ülkemizin milli çıkarlarını savunan her görüşe saygı duyulmalı ve ifade özgürlüğü tartışmasız bir şekilde teminat altına alınmalıdır. Ayrıca, Türkiye’nin Karadeniz’deki hakları ve Montrö Sözleşmesi’nin önemi, tüm vatandaşlarımız tarafından daha iyi anlaşılmalıdır. TSK’nın eğitimli personelinin yanı sıra gelişmiş platform, araç, silah ve sistemler ile de teçhiz edilmesi önemli bir zorunluluktur. Ulusal savunma sanayi; hepimizin ortak milli gururu, her siyasi görüşten binlerce kişinin onlarca yıllık büyük emeğidir. Bu çerçevede bölgesel veya küresel ölçekte her türlü olumsuz gelişmeye hazır olmak için mevcut uygulamalardan alınan dersler ve elde edilen tecrübeler çerçevesinde personel politikası, projelerin etkin yönetimi, gizlilik ve güvenlik, ayrımcılık ve nepotizmden uzak politikalarla milli savunma sanayi hamlemizi daha da ileriye taşımalıyız.

Biz CHP olarak, ülkemizin güvenliğinin ve milletimizin huzurunun teminat altına alınması için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz. Savaş bir tercih asla değildir, ancak hazırlıksız da yakalanmayacağız. Silahlı Kuvvetlerimizin her türlü senaryoya muktedir olması için gereken tüm desteği vereceğiz. Barıştan yana olan tutumumuz, hazırlıklarımızı ihmal etmemizi gerektirmez. Tam tersine, barışı kalıcı kılmak için atılacak en önemli adımlardan biridir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-yanki-bagcioglu-turk-silahli-kuvvetlerinin-hazirlik-seviyesini-vurguladi/feed/ 0
KKTC’den CTP ile Ak Parti Arasında Beş Yıldan Sonra İlk Resmi Temas… CTP Lideri Erhürman: “Normalleşme Yaşanmaya Başladı” https://www.haber60.com.tr/kktcden-ctp-ile-ak-parti-arasinda-bes-yildan-sonra-ilk-resmi-temas-ctp-lideri-erhurman-normallesme-yasanmaya-basladi/ https://www.haber60.com.tr/kktcden-ctp-ile-ak-parti-arasinda-bes-yildan-sonra-ilk-resmi-temas-ctp-lideri-erhurman-normallesme-yasanmaya-basladi/#respond Thu, 27 Jun 2024 22:03:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36189 (ANKARA) – KKTC’de ana muhalefet partisi CTP’nin Genel Başkanı Tufan Erhürman, CHP lideri Özgür Özel’in davetiyle geldiği Ankara’da AK Parti’li yetkililerle de görüştü. Beş yıl aradan sonra gerçekleşen ilk resmi temasın ardından gazetecilerle bir araya gelen Erhürman, “Normalleşme yaşanmaya başladı” dedi. Erhürman, Rum kesiminden açılan mülkiyet hakkı davalarının inşaat sektörünü zora soktuğunu belirterek, “İki devletli çözüm ve Türkiye’nin garantörlüğünü aynı anda savunmak paradoks yaratıyor” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in daveti üzerine Türkiye’ye gelen KKTC ana muhalefet lideri Tufan Erhürman, Ankara’da temaslarda bulundu. KKTC’de ana muhalefette olan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Erhürman, Özel’in yanı sıra AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş ile görüştü. Görüşme, AK Parti ile CTP arasında beş yıl aradan sonra ilk resmi temas oldu.

Erhürman’ın heyetinde, CTP Milletvekili ve KKTC eski Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros da yer aldı. CTP heyeti, CHP ve AK Parti dışında ayrıca, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ile de bir görüşme yaptı.

CTP lideri Erhürman, temaslarına dair Ankara’da bir grup gazeteciyle yaptığı sohbetinde, ziyaretinin arka planını “Biliyorsunuz Özgür Bey, seçimden çok kısa bir süre sonra Kıbrıs’a gelip, orada bizi ziyaret etmişlerdi. Sonra akşam biz onları yemekte konuk ettik. Onun ardından da Özgür Bey böyle bir davete bulundu. Esas geliş sebebimiz bu. Ama gelmişken diğer randevuları da aldık” diyerek açıkladı.

AK Parti ile CTP arasında 2019’dan beri resmi temas yoktu

AK Parti ile CTP arasında, 2019’dan bu yana hiç bir resmi temas yaşanmadığını da söyleyen Erhürman, aradaki iletişimsizliğin CTP Grubunun 2019’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KKTC Meclis toplantısına katıldığı sırada Genel Kurul’dan ayrılmasıyla başladığını düşünenlerin olduğunu, ancak AK Parti-CTP kopukluğunun bundan daha öncesine dayandığını anlattı. Erhürman, “Kimileri temassızlığı bizim Meclis’e girmememizle açıklar. Ama temassızlık daha önceden başlayan bir şeydi. Onu da çok anlamlandıramamıştık aslında” dedi. O dönemde CTP Lideri olarak kendisinin ısrarla AK Parti ya da Türkiye’deki hükümetin KKTC’ye yönelik tavrına dair “suçlayıcı bir dil geliştirmediğini” de aktaran Erhürman, AK Parti ile gelinen son noktayı şu sözlerle açıkladı:

“Biz gelirken o randevuyu talep ettik. Zaten son dönemde ilişkilerde hafif bir düzelme başlamıştı. Mesela bir dönem biz KKTC’deki Türkiye Büyükelçisi’nin verdiği 29 Ekim resepsiyonlarına da davet edilmedik. Ama son dönemde bunlar düzeldi. Arada bir normalleşme yaşanmaya başladı.”

AK Parti’de Mustafa Elitaş ile görüşmede, Kıbrıs meselesiyle ilgili son gelişmeleri kendi cephelerinden anlatma fırsatı bulduklarını da ifade eden Erhürman, masaya özellikle kendilerinin önemli bulduğu bazı acil meseleleri getirdiklerini kaydetti. Bu acil meseleleri “hot potatoes/ sıcak patatesler” diye nitelendiren Erhürman, “Kıbrıs’ta şu anda “hot potato” diyebileceğim birkaç sıcak konu var. ve biz buraya bunlar ne kadar aktarılıyor, burası bunu ne kadar biliyor, burayı da ilgilendiren konulardan bahsediyoruz” dedi.

“Davalar, inşaat sektörü üzerinde ciddi olumsuz etki yaratmaya başladı”

Elitaş’a ve CHP heyetine de aktardığı kritik ve acil meselelerin başında Kıbrıs Rum tarafında yeniden açılmaya başlanan mülkiyetle ilgili davaların geldiğini anlatan Erhürman, 2000’lerde Kıbrıs Rum yönetiminin “devlet olarak” Kuzey’deki Rum mülkleri konusunda dava açarken, şimdilerde Rum tarafından vatandaşların, Kuzey’deki yurttaşlara karşı “bireysel davalar” açmaya yeniden başladıklarına dikkat çekti.

Erhürman, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye’ye karşı açılan davaları biliyorsunuz. Bunlar ise doğrudan bireylere karşı açılıyor. Mesela Hurma diye bilinen dava, Hurma diye bir restoran vardı. Onun işletmecisine karşı açılmış olan davaydı. Neden? Çünkü restoranın bulunduğu yer 1974’ten önce bir Kıbrıs Rum’una ait bir yer. Orams davası ise adı üstünde Orams soyadlı bir İngiliz aileye karşı açılan bir davaydı. Tamamen pilot davalar. Aynı davalar, onlar gibi binlerce başka insana açılabilirlik özelliği taşıyor” dedi.

Son olarak da bir inşaat grubunun CEO’sunun Rum Kesimi’ne geçtiğinde, “arazi gasbının” da içinde olduğu 12 ayrı suçlamayla tutuklandığını anlatan Erhürman, ” Eylül’e duruşma tarihi verdiler. Beş altı tane dava var. Hepsi mülk. El koydu ve işletiyor. İzin almadan işgal etti. İzin almadan sattı. Hepsinin ortak özelliği kişisel haklar. Tamamıyla mülkiyet hakkı üzerine” diye konuştu.

Bu davaların KKTC’deki tüm müteahhitlere, emlakçılara, komisyonculara ya da mal satın alan vatandaşlara dahi uzanabilecek bir dava türü olduğunu vurgulayan CTP Lideri, “İnşaat sektörü üzerinde ciddi olumsuz etki yaratmaya başladı. Dolayısıyla sektörü ciddi etkileyecek bu” ifadelerini kullandı.

Erhürman, ikinci sıcak meselesinin Kıbrıslı Rumlar’ın KKTC’deki üniversiteler konusunda attıkları son adım olduğunu söyledi. CTP Lideri, KKTC’deki üniversitelerden kabul alıp Ada’ya gelen, ancak kısa bir süre sonra Güney’e geçip iltica başvurusu yapan Afrikalı öğrencileri “gerekçe” gösteren Kıbrıslı Rumlar’ın, AB’deki üniversite kalite kuruluşuna şikayette bulunduklarını ifade etti.

Erhürman, bu adımlarla Rumlar’ın KKTC’de gelişen inşaat sektörü ile ana gelir kaynaklarından biri olan üniversiteleri de itibarsızlaştırmanın önünü açmaya çalıştıkları mesajını verdi.

“İki devletli çözüm ve garantörlük hakkını aynı anda savunmak paradoks yaratıyor”

Erhürman, Türkiye ziyaretlerinin bir başka amacının da Kıbrıs meselesinin çözümünde Ankara’nın ve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın savundukları “iki devletli çözüm” konusunda herhangi yeni bir unsur olup olmadığını anlamak, ayrıca CHP’nin bu konudaki tavrını da öğrenmek olduğunu da söyledi. CTP lideri, hem iki devletli çözümü hem de Türkiye’nin garantörlük hakkını aynı anda savunmanın bir “paradoks yarattığını” da ifade ederek, şöyle konuştu:

“Şimdi Türkiye neyin garantörü? Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal düzeyinde garantörü, yani Ada’nın garantörü. Toprak bütünlüğünün garantörü. Şimdi sen ‘Türkiye’nin garantörlüğünden vazgeçmeyiz’ diyorsun. Biz de bunu diyoruz. Ama biz hangi garantörlükten bahsediyoruz? Tek yanlı müdahale hakkı tüm Ada’yı kapsıyor. Şimdi sen diyorsun ‘iki ayrı devlet.’ O zaman Güney’de  garantörlük orada kalır mı? Orada kalkar. Yani sen KKTC için bir garantörlük istiyorsun. O da saçma. Çünkü KKTC gider Türkiye’yle istediği anlaşmayı imzalar. Onun adı da garantörlük falan olmaz. Yani kendi içinde paradoksal şeylerden bahsediyorum.”

İki devletli çözüm politikasında “anlatılamayan” ikinci meselenin ise, Akdeniz’deki doğalgaz ve petrol yatakları meselesiyle ilgili olduğuna dikkat çeken CTP lideri, “İki ayrı devlet olacak. Ama ben güneydeki hidrokarbonlar üzerinde de hak iddia edeceğim. İki ayrı devlet olduğunda biri kuzeydir, biri güneydir. Kuzeyde çıkarsa senindir, güneyde çıkarsa onundur gibi. Bunlar, mesela yumuşak karınlar” dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’ın “masada eşit ortaklığa ilişkin” için son dönemde ortaya attığı ve “3 D” olarak tanımlanan yeni koşulları değerlendiren Erhürman, “3 D’yi doğrudan ticaret, doğrudan uçuş ve doğrudan temas anlamında kullanıyorlar. Bu 3 D ile egemen eşitlik talebinin altını doldurmaya çalışıyorlar. Bu üçü olursa, egemen eşitlik konusundaki taleplerinin karşılandığını söyleyecekler halka” diye konuştu.

Erhürman ayrıca Ankara ziyaretinde, Özel-Erdoğan görüşmelerinde Kıbrıs’ın kapsamlı şekilde ele alınıp alınmadığını anlamak istediklerini de ifade etti. AK Parti ve CHP arasındaki “normalleşme” görüşmelerinin ardından yapılan ortak açıklamaların ikisinde de Kıbrıs meselesine değinildiğine dikkat çeken CTP lideri, CHP’nin “Dış politikada hükümetle ortak hareket etme” amacı kapsamında Kıbrıs’ta AK Parti’nin savunduğu “iki devletli çözümü” CHP’nin de benimseyip benimsemediğini anlamaya çalışacaklarını ifade etti.

Erhürman, Rum kesimine seslendi: “Hiç ilgim olmadığı halde beni de Hizbullah’ın hedefi haline getirdin”

Gazze meselesiyle bağlantılı olarak Lübnan’daki İran destekli Hizbullah örgütünün, Güney Kıbrıs’taki Baf üssünü hedef ilan etmesine de değinen Erhürman, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da Baf üssünün İsrail’e uluslararası askeri lojistik destek üssü haline geldiğine ilişkin açıklamasına hatırlattı. CTP lideri, şöyle konuştu:

“16-17 ülkeyle anlaşmalar var Baf’ın kullanımıyla ilgili olarak. Bu Güney’in yarattığı kaos. Sonuç itibarıyla bizi şuraya getirdi; O ülkeler Baf üssünü kullanabilir hale geldiyse, savaşta karşı taraf da seni hedef haline getirebiliyor. Ama burada esas kritik nokta şu;  bunca yılın anomalisi neyi yarattı? Bizim hiçbir dahlimiz yok. Biz kimseye üs, müs vermemişiz. Böyle bir şeye irade de koymamışız. Ama gelen tehdit sadece Güney’e değil, bize de gelen bir tehdit. Bizim de yaşama hakkımızı, ne bileyim ben işte memleketimizin yanmama hakkını etkileyen bir tehdit geliyor.”

Rumlar’ın Baf anlaşmaları ile büyük güçleri arkalarına almak istediklerini söyleyen Erhürman, “Onları defalarca uyardık, ‘bu büyük ağabeyler arkanızda durmaz, önümüze geçerler’ dedik. Nitekim şimdi de öyle oldu” dedi. Erhürman, Rumlar’a yönelik şu eleştiriyi getirdi:

“Senin Kıbrıs Cumhuriyeti diye tanımladığın yer üzerinde benim de hakkım var. Sen kendini öyle bir duruma düşürdün ki hiç ilgim olmadığı halde beni de Hizbullah’ın hedefi haline getirdin.”

“Özgür Özel’le çok özel bir iletişimdeyiz”

CTP lideri Erhürman, CHP’de Genel Başkanlık görevine Özgür Özel’in seçilmesi ile Türkiye’deki ana muhalefet partisinin CTP’ye yönelik tavrının da büyük oranda değiştiğini de anlattı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı döneminde, her iki partinin de Sosyalist Enternasyonel üyesi olmasına rağmen CTP ile CHP arasında kayda değer herhangi bir resmi temas olmadığını söyleyen Erhürman, Özel’in ise göreve gelir gelmez kendileriyle temasa geçtiğini, KKTC gezisinde özel olarak CTP’yi ziyaret ettiğini, ayrıca iki parti arasında kurumsal anlamda temas kurulduğunu da vurguladı. Erhürman şöyle devam etti:

“Özgür Özel’le çok özel bir iletişimdeyiz. CHP ile bizim iletişimimiz Sayın Özgür Özel’in gelmesinden sonra ilk defa gerçekten arzu ettiğimiz gibi bir hale geldi. Özgür Özel kendi en yakınındaki arkadaşları aracılığıyla Kıbrıs’la ilgili bir şey olduğunda bizimle temasla geçmeye başladı.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktcden-ctp-ile-ak-parti-arasinda-bes-yildan-sonra-ilk-resmi-temas-ctp-lideri-erhurman-normallesme-yasanmaya-basladi/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özel, KKTC CTP Genel Başkanı Erhürman ile ortak basın toplantısında konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-kktc-ctp-genel-baskani-erhurman-ile-ortak-basin-toplantisinda-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-kktc-ctp-genel-baskani-erhurman-ile-ortak-basin-toplantisinda-konustu-aciklamasi/#respond Wed, 26 Jun 2024 22:36:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35997 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “‘Normalleşelim muhalefet etmeyin’ diyorlarsa biz orada yokuz. Ama ‘Yumruğunuzu yeniden sıkacak mısınız?’ diyorlarsa biz orada da yokuz.” dedi.

Özel ve KKTC Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, CHP Genel Merkezi’ndeki bir araya geldi.

Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Özel, Erhürman’ı 15 Kasım’da Lefkoşa’da ziyaret ettiğini belirtti. Özel, “Hem değerli heyetleriyle çok faydalı bir çalışma toplantısı gerçekleştirmiş, hem de akşam bir yemekte kendilerinin misafiri olmuş ve süreci bütünüyle değerlendirme fırsatı bulmuştuk. Kendileri bugün bize iadeiziyarette bulundular ve bu iadeiziyaret sırasında Sayın Genel Başkan’ımıza, Dış İlişkiler Sekreteri Sayın Fikri Toros eşlik etti.” bilgisini paylaştı.

Özel, CHP Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel’in de bulunduğu görüşmede, KKTC ve Türkiye ile partileri arasındaki ilişkileri bunun yanında da Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılında KKTC’ye yapacakları seyahati değerlendirdiklerini anlattı.

Özgür Özel, Kıbrıs Barış Harekatı’nın CHP’nin 3. Genel Başkanı, Başbakan Bülent Ecevit’in yönetiminde gerçekleştiğini hatırlatarak, o kabineden bugüne halen hayatta olan 3 bakanın bulunduğunu söyledi. Bakanlar Önder Sav ve Erol Çevikçe’yle telefonda görüşerek kendileriyle KKTC’ye gitme arzusunu dile getirdiğini bildiren Özel, şöyle devam etti:

“Her ikisi de bundan büyük memnuniyet duydular. Yalnız Sayın Erol Çevikçe, sağlık sorunları nedeniyle böyle bir seyahate imkanının olmadığını ifade etti ve kendisinin Önder Bey’in şahsında Kıbrıs’ta temsil edilecek olmasından büyük bir memnuniyet duyacağını söyledi. Sayın Önder Sav davetimizi kabul ettiler ve CHP heyeti olarak törenlerden bir ya da iki gün önce Kıbrıs’a gideceğiz. Yine Kıbrıs’ta daha önce olduğu gibi protokol gereği yapmamız gereken tüm ziyaretleri eksiksiz olarak gerçekleştireceğiz. Daha önceki cumhurbaşkanlarıyla, başbakanlarla ve Kıbrıs’ta bir araya gelip sohbet etmekten keyif alacağımız tüm dostlarımızla bir arada olmayı ümit ediyoruz.”

Özel, CTP’nin de Kıbrıs ziyaretlerinde çok önemli bir yeri olacağını belirterek, “Biz Sayın Başkan’la kişisel hukukumuzun ötesinde partilerimizin köklü ilişkilerinin geliştirilmesinden yanayız. Sadece karşılıklı ziyaretlerle değil bugün bile Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde partilerimizin temsilcileri ülkelerimizin çıkarına, Kıbrıs’ın çıkarına birlikte mücadele veriyorlar. Bugün dahi Strazburg’ta birlikte çalışıyorlar. Biz de onların çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Yine her iki parti Sosyalist Enternasyonalde birlikte temsil ediliyorlar. Oradaki dayanışmamız son derece kıymetlidir.” diye konuştu.

“Türkiye’de Türkiye’nin ana muhalefet partisi, yurt dışında Türkiye’nin partisiyiz”

Bundan sonraki süreçte KKTC’nin haklı davasını takip etmeye, Kuzey Kıbrıs’taki vatandaşların geleceklerine yönelik en doğru, en kapsayıcı, en barışçıl çözüm için hep birlikte mücadele etmeye devam edeceklerini vurgulayan Özel, şunları kaydetti:

“Biz Türkiye’de Türkiye’nin ana muhalefet partisi, yurt dışında Türkiye’nin partisiyiz. Önümüzdeki yapılacak seçimlerden sonra her ikimiz de partilerimizi ülkelerimizde iktidar yapmak istiyoruz. Biz kardeş partiler olarak ülkelerimizde iktidar olduğumuzda hem Kıbrıs için hem Türkiye için çok daha iyi günlerin müjdeleneceğine yürekten inanıyoruz. Kardeşliği savunan, barışı savunan ve her zaman iyi ilişkileri savunan iki taraf olarak ben bugün burada Sayın Genel Başkan’ımızı ağırlamaktan büyük bir keyif duyduğumu ifade etmek isterim ve kendisine bir kez daha nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum.”

Erhürman’ın açıklamaları

Erhürman da konuşmasında Özel’e daveti ve misafirperverliği için teşekkür etti.

İki parti arasındaki işbirliğine değinen Erhürman, bunun Türkiye ile KKTC ilişkileri açısından “önemli” olduğunu söyledi.

Erhürman, 20 Temmuz’da Özel’i KKTC’de misafir edeceğini, iki partinin görüş alışverişinde bulunacağı önemli konular olduğunu dile getirdi.

Soru cevap

CHP Genel Başkanı Özel, açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin TBMM Grup Toplantısı’ndaki, “Bizim, siyasette yumuşama, muhataplarımızın ifadesiyle ‘normalleşme’ çabamız, aslında muhalefeti normalleştirme çabasıdır. Sıkılı yumrukları açacak olan muhalefettir.” sözlerinin sorulması üzerine Özel, “Normal bir açıklama olmamış. Bu açıklamanın da normalleşmeye ihtiyacı var.” dedi.

El sıkışmak için tek elin yetmeyeceğini, iki elin gerektiğini belirten Özel, “Biliyoruz ki geçmişte yumruklar sıkılıydı ve 31 Mart akşamı milletimiz bize birinci parti olmayı teveccüh ettiğinde, seçimlerden CHP’yi 47 yıl sonra birinci parti olarak çıkardığında ilk açıklamamızda şunu söyledik, kibre kapılmayacağız, birinci parti olmanın sorumluluklarını yerine getireceğiz dedik. İlk bayramda Sayın Erdoğan’ı aradım, o görüşmemizde randevu talep ettim, ilk ziyareti gerçekleştirdim ve yıllar sonra el sıkışma imkanı oldu. Daha önce Anıtkabir’de el sıkışmayan, cenaze törenlerinde ana muhalefet partisi lideri ile selamlaşmayan bir çizgiden bugün geldiğimiz çizgi son derece olumludur.” diye konuştu.

Özel, bu işin bir tarafı ve sahibinin olmadığını dile getirerek, şunları söyledi:

“Ne benim ne tek başına Sayın Erdoğan’dır. Muhalefeti belli bir şekle sokmak için normalleşme tanımı yapmak, olsa olsa ittifak ortağının gönlünü yapmaya yönelik kurulmuş bir cümledir. Bu konuda da Sayın Erdoğan’ı anlıyorum. Kendisinin bazı gazetelerdeki bir değerlendirmesini okuduk, ‘Özgür Bey’in kullandığı bir ifade bizi incitti’ gibi. Oradaki o ifadenin kullanılmasına sebep, Sayın Bahçeli’nin bize Grup Toplantısı’nda normalleşmeden duyduğu rahatsızlık sonucunda ‘Erdoğan’la ittifakı bozup bizim Erdoğan’la ittifak yapmamızı’ teklif etmesi üzerine Bahçeli’ye verdiğim bir cevaptı. O cevabı, o günden sonra Sayın Erdoğan, Sayın Bahçeli ile olan ilişkileri onarmak için kullanıyor. Bunu anlayışla karşılıyorum.”

Millletin, iktidarıyla muhalefetiyle birbiriyle diyalog kurabilen, sorunları konuşabilen, tartışabilen, birbirini ikna etmese de birbirine düşman gözüyle bakmayan ama mücadeleyi de eksik bırakmayan bir anlayışı takdir ettiğini söyleyen Özel, muhalefet muhalefet olmaktan çıktıktan sonra demokrasinin de demokrasi olmaktan çıkacağını ifade etti.

CHP Genel Başkanı Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bugün daha asgari ücrete zam yapmayacaklarını açıkladılar. Asgari ücrete zam yapmayacak bir iktidarla artık bu alanda yapılacak bir müzakere kalmadıysa yapılacak iş, mücadeledir. 30 Haziran günü Kocaeli’nde yapılacak Büyük Emek Mitingi’nde biz iktidara, asgari ücrete zam yapmama noktasındaki tavrının cevabını vermek üzere sokaklarda, meydanlarda olacağız. Biz milletten muhalefet partisi olarak yetki ve sorumluluk aldık. Bizim MHP’den bir farkımız şu, biz bu anlayışa karşıyız diye oy toplayıp araya bir daha sandık girmeden 180 derece taraf değiştirecek bir anlayış bizde yok. Bizden bunu bekleyen varsa boşuna beklemesin. Biz, milletten kavga etmek için, seçilmiş Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek için ya da siyasi muhataplarımızla sadece itişip kakışmak için de yetki almadık.”

Özel, kendilerine ne kadar kötü sözler söylenirse söylensin onlara, oy veren seçmenlerine saygılarından dolayı makamlarının hak ettiği saygıyı göstermeye devam edeceklerini belirtti.

“Müzakereye de mücadeleye devam”

Muhalefet sorumluluğundan bir adım geri atarlarsa milletin kendilerine haklarını helal etmeyeceğini dile getiren Özel, şunları kaydetti:

“Halkın bizden beklediği onun hakkını savunmaktır. Erdoğan’ın memleketinde unuttuğu çay üreticisinin de Trakya’daki, Adana’daki, Osmaniye’deki, Konya’daki buğday üreticisinin de Ordu’daki fındık üreticisinin de Manisa’daki üzüm üreticisinin de Antalya’daki, güney sahillerimizdeki narenciye üreticisinin de sorununu dile getirmek, onun için mücadele etmek, gün geldiğinde önlerine düşmek, meydanlara çıkmak benim görevimdir. Bizim üslubumuzda kavga, hakaret, iftira yok. Ama bizim siyasetimiz en dirençli ve en etkili siyasettir. ‘Normalleşelim muhalefet etmeyin’ diyorlarsa biz orada yokuz. Ama ‘Yumruğunuzu yeniden sıkacak mısınız?’ diyorlarsa biz orada da yokuz. El sıkışmaya, selamlaşmaya müzakereye de devam, mücadeleye de devam. Millet bizden bunu bekliyor.”

Sinan Ateş davası

Özel, “Sinan Ateş davasını takip edecek misiniz?” sorusunu, “Sinan Ateş davasını takip edeceğiz. Bu konuda birtakım haberler vardı, o haberlerin ne olduğuna bakmaksızın biz orada olacağımızı söylemiştik. Sayın Bahçeli’nin dün, davaya nasıl bir katılım gösterecekleri konusundaki tavrını da Türkiye’nin ihtiyaç duymadığı bir yüksek tansiyonu düşürmüş olması açısından son derece önemli buluyorum. MHP’yi birçok yönden eleştiriyoruz ancak Sayın Bahçeli’nin dünkü açıklamalarında da katılmadığım, şiddetli itiraz ettiğim noktalar var ancak davayı avukatlarıyla takip edeceklerini ve gerilimi arttırmayacaklarını söylemesini son derece önemli buluyorum.” şeklinde cevapladı.

“O yemek mutlaka yenecek, yeneceğini görüyoruz”

Özel, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun görüşeceği yönünde kulis bilgilerinin hatırlatılması üzerine de şunları kaydetti:

“Bu konuda da bir normalleşmeye ihtiyaç var. Partinin bir önceki genel başkanı mevcut genel başkanıyla görüşmüyorsa, konuşmuyorsa, yemek yemiyorsa, bu kötü bir şeydir. Normali bizim yaptıklarımız. Yine kendisinin vaktiyle aday gösterdiği Ankara ve İstanbul’u yıllar sonra kazanmış, o büyük zaferin hem iki adayı hem de onları aday gösteren genel başkan, ömürleri boyunca birbirlerini bayramda, seyranda aramıyorlarsa, her fırsatta birbirleriyle bir araya gelmiyorlarsa, ara ara yemek yemiyorlarsa bu anormal bir durumdur. Ben dün akşam yenen yemekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Önümüzdeki haftalarda tahmin ediyorum yemek yenecek, işte bugün için bir tarih verilmişti ama onlar doğrulanmayan kulis bilgileriydi zaten. Sayın Ekrem İmamoğlu da beni aramıştı, ‘Öyle bir yemek tarihi kararlaştırmadık ama bir yemek yeme isteğimizi dile getirdik’ diye ifade etmişti. O yemek mutlaka yenecek, yeneceğini görüyoruz açıklamalardan. Ondan da büyük bir memnuniyet duyuyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozel-kktc-ctp-genel-baskani-erhurman-ile-ortak-basin-toplantisinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Özgür Özel: “Kıbrıs’ın Haklı Davasını Takip Etmeye, En Barışçıl Çözüm İçin Mücadele Etmeye Devam Edeceğiz” https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-kibrisin-hakli-davasini-takip-etmeye-en-bariscil-cozum-icin-mucadele-etmeye-devam-edecegiz/ https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-kibrisin-hakli-davasini-takip-etmeye-en-bariscil-cozum-icin-mucadele-etmeye-devam-edecegiz/#respond Wed, 26 Jun 2024 22:30:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35991 (ANKARA) –CHP Genel Başkanı Özgür Özel, KKTC Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman ile görüştü. Özel, ortak basın toplantısında; “Bundan sonraki süreçte Kuzey Kıbrıs’ın haklı davasını takip etmeye, Kuzey Kıbrıs’taki vatandaşlarımızın geleceklerine yönelik olarak en doğru, en kapsayıcı, en barışçıl çözüm için hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Önümüzdeki seçimlerden sonra her ikimiz de partilerimizi ülkelerimizde iktidar yapmak istiyoruz. Biz kardeş partiler olarak ülkelerimizde iktidar olduğumuzda hem Kıbrıs için hem Türkiye için çok daha iyi günlerin müjdeleneceğine yürekten inanıyoruz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün partisinin genel merkezinde KKTC CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman ile görüştü. İki lider görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Özgür Özel: “KKTC ile Türkiye ilişkilerini değerlendirdik”

Özel, şunları söyledi:

“CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman ile bir araya geldik. Kendilerini Kuzey Kıbrıs’a gittiğim 15 Kasım günü, Lefkoşa’da ziyaret etmiştim. Hem değerli heyetleriyle çok faydalı bir çalışma toplantısı gerçekleştirmiş hem de akşam bir yemekte kendilerinin misafiri olmuş ve süreci bütünüyle değerlendirme fırsatı bulmuştuk. Kendileri bugün bize iadeiziyarette bulundular ve bu iadeiziyaret sırasında Sayın Genel Başkanımıza, Dış İlişkiler Sekreteri Sayın Fikri Toros eşlik etti. Sayın İlhan Uzgel ile birlikte gerçekleştirdiğimiz görüşmede; KKTC ile Türkiye ilişkilerini, partilerimiz arasındaki ilişkileri ve Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yılında Kıbrıs’a yapacağımız ziyareti değerlendirdik.

“Törenlerden bir-iki gün önce Kıbrıs’a gideceğiz”

Bu sene 50’nci yılını kutlayacağımız etkinliklerde birlikte olacağımız Kıbrıs Barış Harekatı, partimizin Üçüncü Genel Başkanı, Başbakan Bülent Ecevit’in yönetiminde gerçekleşmişti. O dönemden bugüne hala daha hayatta olan üç sayın bakan o kabineden. Bakanlardan CHP’li olan Sayın Önder Sav ve Sayın Erol Çevikçe ile telefonda görüşerek kendileriyle birlikte Kıbrıs’a gitme arzumuzu ifade ettik. Her ikisi de bundan büyük memnuniyet duydular. Yalnız Sayın Çevikçe, sağlık sorunları nedeniyle böyle bir seyahate imkanının olmadığını ifade etti ve kendisinin,  Önder Bey’in şahsında temsil edilecek olmasından büyük bir memnuniyet duyacağını söyledi. Sayın Önder Sav davetimizi kabul ettiler ve CHP heyeti olarak törenlerden bir ya da iki gün önce Kıbrıs’a gideceğiz. Yine Kıbrıs’ta daha önce olduğu gibi protokol gereği yapmamız gereken tüm ziyaretleri eksiksiz olarak gerçekleştireceğiz. Daha önceki cumhurbaşkanları ile başbakanlarla ve Kıbrıs’ta bir araya gelip sohbet etmekten keyif alacağımız tüm dostlarımızla bir arada olmayı ümit ediyoruz.

“Partilerimizin köklü ilişkilerinin geliştirilmesinden yanayız”

Elbette ki CTP’nin de Kıbrıs ziyaretimizde çok önemli bir yeri olacak. Biz Sayın Başkan ile kişisel hukukumuzun ötesinde, partilerimizin köklü ilişkilerinin geliştirilmesinden yanayız. Sadece karşılıklı ziyaretlerle değil, bugün bile AKPM’de partilerimizin temsilcileri ülkelerimizin çıkarına, Kıbrıs’ın çıkarına birlikte mücadele veriyorlar. Bugün dahil Strazburg’da birlikte çalışıyorlar biz de onların çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Yine her iki parti, Sosyalist Enternasyonal’de birlikte temsil ediliyorlar. Oradaki dayanışmamız son derece kıymetlidir.

“Kıbrıs’ın haklı davasını takip etmeye, en barışçıl çözüm için mücadele etmeye devam edeceğiz”

Bundan sonraki süreçte Kuzey Kıbrıs’ın haklı davasını takip etmeye, Kuzey Kıbrıs’taki vatandaşlarımızın geleceklerine yönelik olarak en doğru, en kapsayıcı, en barışçıl çözüm için hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Biz Türkiye’de Türkiye’nin ana muhalefet partisi, yurt dışında Türkiye’nin partisiyiz. Önümüzdeki seçimlerden sonra her ikimiz de partilerimizi ülkelerimizde iktidar yapmak istiyoruz. Biz kardeş partiler olarak ülkelerimizde iktidar olduğumuzda hem Kıbrıs için hem Türkiye için çok daha iyi günlerin müjdeleneceğine yürekten inanıyoruz. Kardeşliği savunan, barışı savunan ve her zaman iyi ilişkileri savunan iki taraf olarak ben bugün burada Sayın Genel Başkanımızı ağırlamaktan büyük keyif duyduğumu ifade etmek isterim. Kendisine bir kez daha nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum.”

Tufan Erhürman: “Aramızdaki temaslar, Türkiye Cumhuriyeti-KKTC ilişkileri ve iki halk arasındaki ilişkiler açısından son derece önemli”

Erhürman ise şöyle konuştu:

“Ben de Sayın Genel Başkan’a hem nazik davetleri hem de sergiledikleri misafirperverlik için bir kez daha çok teşekkür ediyorum. Aslında bu teşekkür sadece bugüne ilişkin değil, Sayın Genel Başkan genel başkan olmasının hemen ardından Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyarette partimizi ziyaret etti. O akşam yemek davetimizi kabul etme lütfunda bulundu, birlikte olduk. Tabi iki parti, Sayın Genel Başkan’ın söylediği gibi aslında siyasi anlamda kardeşler partiler, Sosyalist Enternasyonal üyesi partiler. Dolayısıyla bizim aramızdaki temaslar, Türkiye Cumhuriyeti-KKTC ilişkileri ve iki halk arasındaki ilişkiler açısından son derece önemli. Biz CTP olarak hep doğru zeminde çok iyi ilişkiler kurulması gerektiğini savunuyoruz Türkiye Cumhuriyeti ile ve iki halk arasında. Dolayısıyla partilerimizin bu yöndeki girişimlerimiz de buna çok ciddi katkı sağlayacağını düşünüyorum.

“İki partinin konuşacağı ve görüş alışverişinde bulunacağı Kıbrıs’la ilgili çok önemli konuları var”

20 Temmuz’da da biz onları Kıbrıs’ta misafir edeceğiz ve eminim, ilişkilerimiz daha da gelişerek bundan sonra devam edecek. Elbette iki partinin başta Kıbrıs sorunu olmak üzere konuşacağı ve görüş alışverişinde bulunacağı Kıbrıs’la ilgili çok önemli konuları var. Hem Kıbrıs’ı hem Türkiye’yi ilgilendiren çok önemli konular var. Eminim ki bu görüş alışverişi ve istişare sürecinin sonucunda, meselelere çok doğru çözümleri hep birlikte üretme fırsatımız da bulacağız. Hem yurt dışındaki temsiliyet açısından hem de meselelerin çözümü açısından iki partinin yaptığı istişaresi ve işbirliği, iki toplum ve iki halk açısından da son derece önemlidir diye düşünüyorum.”

]]> https://www.haber60.com.tr/ozgur-ozel-kibrisin-hakli-davasini-takip-etmeye-en-bariscil-cozum-icin-mucadele-etmeye-devam-edecegiz/feed/ 0 CHP’li vekilin 18 milyar TL’lik zarar iddiası Şimşek’i kızdırdı: İftira siyasetinin dozu her geçen gün artıyor https://www.haber60.com.tr/chpli-vekilin-18-milyar-tllik-zarar-iddiasi-simseki-kizdirdi-iftira-siyasetinin-dozu-her-gecen-gun-artiyor/ https://www.haber60.com.tr/chpli-vekilin-18-milyar-tllik-zarar-iddiasi-simseki-kizdirdi-iftira-siyasetinin-dozu-her-gecen-gun-artiyor/#respond Wed, 26 Jun 2024 22:15:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35976 CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın, Dicle Enerji Yatırım Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.’nin özelleştirilmesinde kamu zararı oluşturulduğunu öne sürdü. Yılmaz, devlete olan borcun TL’ye çevrilip 6 taksit yapıldığını belirterek kamunun 18 milyar 655 milyon lira zarara uğradığını iddia etti.

BAKANLIKTAN CHP’Lİ VEKİLE YANIT GECİKMEDİ

Yavuzyılmaz’ın 18 milyar TL’lik zarar iddiası kamuoyunda infiale neden olurken, Hazine ve Maliye Bakanlığı çıkan haberlere yaptığı yazılı açıklamayla yanıt verdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada “CHP Zonguldak Milletvekili Sayın Deniz Yavuzyılmaz yanlış bilgilerle sosyal medya hesabından kamuoyunu sürekli bir şekilde yanıltmaya devam etmektedir. 2017/13 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Dicle Enerji Yatırım Sanayi ve Ticaret A.Ş ve Yeniköy Kemerköy Elektrik Üre. ve Tic. A.Ş.’ye gönderilen resmi yazılara atıfta bulunarak, maksatlı bir şekilde yapılan işlemleri çarpıtmaktadır. Bu nedenle kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına daha önce defaatle yapılan açıklamaları tekrar etmek zaruri olmuştur.

CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz.

Türk Lirasının değerinin korunması ve kamu sözleşmelerinde standardizasyonun sağlanması amacıyla 683 sayılı KHK kapsamındaki kamu kurumlarının yabancı para cinsinden yurtiçi ödeme yükümlülüğü olan alacaklarını, borçlunun talebi üzerine 2/1/2017 tarihinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan döviz alış kurundan, 31/12/2017 tarihine kadar Türk Lirası olarak tahsil edebilmesine imkan sağlanmıştır. Bu doğrultuda, 28.04.2017 tarihli ve 2017/13 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile özelleştirme sözleşmelerinden doğan ABD Doları cinsinden taksit bedellerinin Türk Lirası olarak ödenmesi mümkün kılınmıştır.

“İDDİALARA KAMUOYUNUN İTİBAR ETMEMESİ ÖNEMLE RİCA OLUNUR”

Dolayısıyla ilgili mevzuat doğrultusunda başvuran tüm yatırımcılarla Hazine alacakları için uygulanan faiz oranı esas alınarak ek sözleşmeler yapılmıştır. Tüm borçlulardan da bütün alacaklar o günün kurundan çevrilerek zamanında ve eksiksiz tahsil edilmiş ve herhangi bir kamu zararı oluşmamış ve bu işlemler Sayıştay denetiminden de geçmiştir. Ancak; Sayın Vekilimiz 2017 tarihli söz konusu Türk Lirasına dönüşüm işlemlerini sanki bugün yeni yapılmış gibi bir algı oluşturmak istemekte ve tahsilatları tamamlanmış alacakları afaki şekilde 2024 yılı güncel döviz kurları ile yeniden hesaplamaya kalkmıştır. Sayın vekilin siyasi saiklerle yaptığı anlaşılan bu iddialara kamuoyunun itibar etmemesi önemle rica olunur.”

BİR AÇIKLAMA DA MEHMET ŞİMŞEK’TEN GELDİ

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de bakanlığın yazılı açıklamasını paylaşarak dikkat çeken ifadeler kullandı. Bakan Şimşek’in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Programımızın olumlu sonuçlarını aldığımız bu dönemde iftira siyasetinin dozu her geçen gün artmaktadır.

2017 yılında 683 sayılı KHK kapsamında başvuran tüm şirketlerin istisnasız faydalandığı, Sayıştay denetimiyle herhangi bir kamu zararı olmadığı raporlarla tespit edilen uygulama çarpıtılarak yeniden gündeme taşınmıştır.

“VATANDAŞIMIZ NEZDİNDE ÇARPITMA SİYASETİNİN YERİ YOK”

Kanunlara uygun ve herkese eşit uygulanan bu imkânın kamuoyunu yanıltmak amacıyla sunulmasını doğru bulmuyoruz. Biliyoruz ki vatandaşımız nezdinde bu tür çarpıtma siyasetinin yeri yoktur.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chpli-vekilin-18-milyar-tllik-zarar-iddiasi-simseki-kizdirdi-iftira-siyasetinin-dozu-her-gecen-gun-artiyor/feed/ 0
Tuğrul Türkeş: MHP böyle bir suçla özdeşleştirilemez https://www.haber60.com.tr/tugrul-turkes-mhp-boyle-bir-sucla-ozdeslestirilemez/ https://www.haber60.com.tr/tugrul-turkes-mhp-boyle-bir-sucla-ozdeslestirilemez/#respond Sun, 23 Jun 2024 21:40:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35590 (ANKARA) – MHP’nin kurucusu Alparslan Türkeş’in oğlu ve AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesi ile ilgili “Milliyetçi Hareket Partisi (Babamın Partisi) böyle bir suçla ve onu işleyen bireysel suçlularla özdeşleştirilemez” açıklaması yaptı. Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş de sosyal medya hesabından, “Eğer bir siyasi baskı yoksa soruşturmaya bir müdahale olduğunu açıkça gözler önüne seren gelişmelerin sorumlusu kimdir” diye sordu.

Tuğrul Türkeş, sosyal medya hesabından, “Bu açıklama vicdani bir sorumluluktur” notuyla yaptığı açıklamada, Sinan Ateş cinayetiyle ilgili 1,5 yıldır konuşmamaya ve hiçbir yorum yapmamaya özen gösterdiğini belirtti.

“Sinan Ateş 30 Aralık 2022 Cuma günü bir suikast sonucu katledilmiş, ardında göz yaşlı bir eş ve baba hasretiyle büyüyecek iki yetim çocuk bırakmıştır” ifadelerini kullanan Türkeş, “konunun ağır cezalık adi bir suç olduğunu ve ideolojik bir tarafı bulunmadığını” ileri sürdü.

“Türk milliyetçiliği bu meselenin bir tarafı ve/veya paydaşı değildir. Milliyetçi Hareket Partisi (Babamın Partisi) böyle bir suçla ve onu işleyen bireysel suçlularla özdeşleştirilemez. Kantara çıkartılmak istenen Türk Milliyetçiliği ve MHP kurumsal kimliği değil; ağır işleyen hukuk sistemimiz ve ona köstek olanlar olmalıdır” ifadelerini kullanan Türkeş, “Cumhur İttifakı ve ittifak yöneticilerinin de bu olayla ilgilerinin olmadığını” kaydetti.

Türkeş, açıklamasında, “Bu kargaşadan muhalefete de ekmek çıkmaz. Bırakın adi suçlular hak ettikleri şekilde yargılansınlar. 1 Temmuz 2024 günü bu davayı bahane ederek ülkeyi karıştırmak isteyenlere, siyaset üretmedikleri için kaostan medet uman tükenmiş siyasetçilere, ideolojiden uzak ama kendini ideolojik göstermek isteyen gangsterlere, ülkenin yönetimine çomak sokma heveslilerine duyurulur” ifadelerine yer verdi.

Sinan Ateş’in eşi ve ablasından Türkeş’e yanıt

Öte yandan, Türkeş açıklamaları üzerine Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ve ablası Selma Ateş, sosyal medya hesaplarından yanıt verdi. Ayşe Ateş, “Biz de tam 18 aydır şunu söylüyoruz; suç şahsidir. Bu suça karışan her kim varsa mevki, makam gözetilmeksizin yargı önüne çıkarılmalı, çıkarılmasının önü açılmalıdır. Kim suçlu, kim suçsuz buna bağımsız yargı karar vermelidir” dedi. Ateş, “Eğer bir siyasi baskı yoksa soruşturmaya bir müdahale olduğunu açıkça gözler önüne seren gelişmelerin sorumlusu kimdir” diye sordu.

“Niye bir taziye dile(ye)mediniz”

Selma Ateş de şunları kaydetti:

“Her şeyi anladık, adi bir suç, madem siyasi bir cinayet olarak görmüyorsunuz. Adice öldürülmüş bir Ülkü Ocakları Genel Başkanı için, hiç yoktansa niye bir taziye dile(ye)mediniz. Bu kadar zor mu, Allah rahmet eylesin demek. Her şey ortada. Bu alçak cinayete müdahili olan herkes adalet önünde hesap verecek. Defaatle söylüyorum ama bir daha tekrarlıyorum. Hiçbir kurum, parti veya ocak ile işimiz yok. Olamaz da zaten… Bu kurumlar için ailece bu ülkede en fazla bedel ödemiş insanlarız biz. Kimse bizi buradan vuramaz. Ama kurum ve kuruluşları kendine kalkan yapan katiller ve azmettiriciler hesap vermekten kurtulamayacak. Kimsede boşuna katilleri ve azmettiricileri korumaya çalışmasın. Yolun sonu gözüktü. Artık kararı adil Türk yargısı verecek. Bu kadar kanıt, delil varken yargıya ve topluma psikolojik baskı yapmayı bırakın ve sonucu bekleyin.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tugrul-turkes-mhp-boyle-bir-sucla-ozdeslestirilemez/feed/ 0
Tuğrul Türkeş’ten Sinan Ateş Davası öncesi dikkat çeken çıkış: Babamın partisi bu suçla özdeşleştirilemez https://www.haber60.com.tr/tugrul-turkesten-sinan-ates-davasi-oncesi-dikkat-ceken-cikis-babamin-partisi-bu-sucla-ozdeslestirilemez/ https://www.haber60.com.tr/tugrul-turkesten-sinan-ates-davasi-oncesi-dikkat-ceken-cikis-babamin-partisi-bu-sucla-ozdeslestirilemez/#respond Sun, 23 Jun 2024 21:34:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35584 30 Aralık 2022’de Ankara’da suikast sonucu öldürülen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş cinayeti davası 1 Temmuz’da görülecek. Kamuoyunun dikkat kesildiği dava öncesi MHP’nin kurucusu Alparslan Türkeş’in oğlu, AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş Sinan Ateş cinayeti ile ilk defa açıklamada bulundu.

“AĞIR CEZALIK BİR SUÇTUR, İDEOLOJİK YANI YOKTUR”

Sinan Ateş cinayetinin üzerinden 1 buçuk yıl geçtiğini ve bu süre içerisinde bütün üzüntüsüne rağmen konuşmamaya, hiçbir yorum yapmamaya özen gösterdiğini ifade eden Türkeş,”Bu konu ağır cezalık bir suçtur. Bu konunun ideolojik bir tarafı bulunmamaktadır. Konudan istifade etmek isteyen tarafların da ideolojik bir yanı bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

“ÜLKÜ OCAKLARI ADLİYENİN ETRAFINI SARACAK” İDDİASI

Açıklamasında”Ülkü Ocakları 1 Temmuz’da adliyenin etrafını saracak, Özgür Özel’in girişine izin verilmeyecek” iddiasına da değinen Türkeş, “1 Temmuz 2024’te başlayacak olan duruşmaya kalabalık olarak gelmek isteyenlerin, onları oraya sokmak istemeyeceklerin de ideolojik bir yanı yoktur” dedi.

“BABAMIN PARTİSİ BU SUÇLA ÖZDEŞLEŞTİRİLEMEZ”

“Türk milliyetçiliği bu meselenin bir tarafı ve/veya paydaşı değildir” diyen Türkeş, “Milliyetçi Hareket Partisi (Babamın Partisi) böyle bir suçla ve onu işleyen bireysel suçlularla özdeşleştirilemez. Kantara çıkartılmak istenen Türk Milliyetçiliği ve MHP kurumsal kimliği değil; ağır işleyen hukuk sistemimiz ve ona köstek olanlar olmalıdır. Keza Cumhur İttifakı ve onun değerli yöneticileri de bu kirli suç organizasyonlarından varestir. Bu kargaşadan muhalefete de ekmek çıkmaz. Bırakın adi suçlular hak ettikleri şekilde yargılansınlar” ifadelerini kullandı.

Türkeş’in “Bu açıklama vicdani bir sorumluluktur” başlıklı açıklamasının tamamı şöyle;

“Sinan Ateş cinayetinin üzerinden bir buçuk yıl geçti. Bu süre içerisinde bütün üzüntüme rağmen konuşmamaya ve hiçbir yorum yapmamaya özen gösterdim.

Taraflar ve hatta hiçbir tarafta yer almayanlar bile aile ziyaretinden kanal gezmeye kadar her fırsatı değerlendirmeye çaba sarf etmekteler.

01 Temmuz 2024 günü bu dava nihayet eksikleri ve olmayanları ile birlikte görülmeye başlıyor.

Gelinen nokta itibarı ile durum aşağıdaki gibidir.

1- Sinan Ateş 30 Aralık 2022 Cuma günü bir suikast sonucu katledilmiş, ardında gözü yaşlı bir eş ve baba hasretiyle büyüyecek olan iki yetim çocuk bırakmıştır. 2- Bu konu ağır cezalık adi bir suçtur.

3- Bu konunun ideolojik bir tarafı bulunmamaktadır.

4 Bu konudan istifade etmek isteyen tarafların da ideolojik bir yanı bulunmamaktadır. 5- 01 Temmuz 2024 de başlayacak olan duruşmaya kalabalık olarak gelmek isteyenlerin de; onları oraya sokmak istemeyeceklerin de ideolojik bir yanı yoktur.

6- 17 Ocak 2021 de o günlerde yaşananlardan endişe duyarak kaleme aldığım AZGIN MİLLİYETÇİLİK yazım tam da bu yaşananları görerek dünyada ve ülkemizdeki bu kötü gidişata dikkat çekmek ve bir nebze engel olmaya gayret etmekti.

7- Keza birçok konuşmada hukukun üstünlüğünün ve hukuka bağlı kalmanın önemini vurguladım.

Muasir ve refah seviyesi yüksek bir Türkiye’nin; yani milliyetçilerin arzu ettiği, etmesi gerektiği ve ulaşmak isteyeceği hedefin; dolayısıyla “ÜLKÜ” nün bu yoldan sağlanabileceğini dile getirdim.

8- Bugün her türlü sıfatı bir yana bırakarak sade bir Türk Vatandaşı ve Türk Milliyetçisi olarak aşağıdaki hususlara dikkat çekmek istiyorum;

A- Türk milliyetçiliği bu meselenin bir tarafı ve/veya paydaşı değildir.

B- Milliyetçi Hareket Partisi (Babamın Partisi) böyle bir suçla ve onu işleyen bireysel suçlularla özdeşleştirilemez.

C- Kantara çıkartılmak istenen Türk Milliyetçiliği ve MHP kurumsal kimliği değil; ağır işleyen hukuk sistemimiz ve ona köstek olanlar olmalıdır.

D- Keza Cumhur İttifakı ve onun değerli yöneticileri de bu kirli suç organizasyonlarından varestedir.

E- Bu kargaşadan muhalefete de ekmek çıkmaz. Bırakın adi suçlular hak ettikleri şekilde yargılansınlar.

01 Temmuz 2024 günü bu davayı bahane ederek ülkeyi karıştırmak isteyenlere, siyaset üretmedikleri için kaostan medet uman tükenmiş siyasetçilere, ideolojiden uzak ama kendini ideolojik göstermek isteyen gangsterlere, ülkenin yönetimine çomak sokma heveslilerine duyurulur.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tugrul-turkesten-sinan-ates-davasi-oncesi-dikkat-ceken-cikis-babamin-partisi-bu-sucla-ozdeslestirilemez/feed/ 0
Add, Yeni Müfredat Nedeniyle Milli Eğitim Bakanı Tekin Hakkında Suç Duyurusunda Bulundu https://www.haber60.com.tr/add-yeni-mufredat-nedeniyle-milli-egitim-bakani-tekin-hakkinda-suc-duyurusunda-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/add-yeni-mufredat-nedeniyle-milli-egitim-bakani-tekin-hakkinda-suc-duyurusunda-bulundu/#respond Fri, 21 Jun 2024 21:45:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35448

(ANKARA) – Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), kamuoyuna “Türkiye Yüzyılı Eğitim Modeli” olarak duyurulan yeni müfredat nedeniyle Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) ‘görevi kötüye kullanma’ ve ‘Anayasa’yı ihlal’ maddelerine dayanarak suç duyurusunda bulundu. ADD Başkanı Hüsnü Bozkurt, yeni müfredat hakkında yürütmenin durdurulması ve iptali için Danıştay’da dava açacaklarını bildirdi.

ADD Başkanı Hüsnü Bozkurt, kamuoyuna “Türkiye Yüzyılı Eğitim Modeli” olarak duyurulan yeni müfredat nedeniyle Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hakkında TCK’nin ‘görevi kötüye kullanma’, ‘Anayasa’yı ihlal’, ‘kanunlara uymamaya tahrik’ maddelerine dayanarak suç duyurusunda bulunduklarını belirtti. Bozkurt, ayrıca yeni müfredat hakkında yürütmenin durdurulması ve iptali için Danıştay’da dava açacaklarını duyurdu.

Bozkurt’un X hesabından yaptığı açıklama şöyle:

“Anayasaya açıkça aykırı olduğu için ‘Anayasal suç’ niteliğinde olup Milli Eğitim Bakanlığı’nca ‘Türkiye Yüzyılı Eğitim Modeli’ adı ile duyurulan, itirazlara karşın uygulanacağı bakan tarafından açıklanan, ‘Yeni Müfredat’ ile ilgili olarak MEB Yusuf Tekin hakkında suç duyurusunda bulunduk. Ayrıca Atatürkçü Düşünce Derneği olarak yürütmenin durdurulması ve iptali için Danıştay’da dava da açıyoruz. Saygı ile kamuoyunun bilgisine sunarız.”

ADD’nin suç duyurusu metni şöyle:

“Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından tanıtılan ve ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlığını taşıyan yeni müfredatla getirilen yeni kavramlar ile eğitimde birlik ve eşitlik ilkesinden ayrılınılmış, bilimsel, laik ve demokratik eğitim anlayışından vazgeçilmiş olup, bilim, kültür, sanat ve felsefe derslerinin yerine din ağırlıklı içerikler düzenlenmiş, dolayısıyla bilimsellikten uzak ve dogmatik nitelikler ağırlık kazanmıştır. Oysaki, Milli Eğitim Bakanı’nın görevi demokrasi bilincine sahip insan hak ve özgürlüklerine saygı duyan laik bireyler yetiştirecek düzenlemeleri yapmakken, hayata geçirilen yeni model dini ve milli ögelere vurgu yaparken Atatürk, laiklik ve cumhuriyet gibi milli değerlere hiç yer vermemiştir.

“Laiklik ilkesi hiçe sayılmıştır”

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ‘Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi’ başlıklı 42. maddesinin 3. fıkrasında; ‘Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz’ denmektedir. Bu sebeple, yeni eğitim modeli açıkça Anayasa’ya aykırılık teşkil etmekdir. Keza, uzmanların yorumlarına göre söz konusu müfredat uluslararası standart ile uyumsuz olup, kullanılan dil ve öngörülen ölüm, darbe ve savaş kavramları üzerinden verilmeye başlanacak olan eğitim pedagojik açıdan çocuğun nitelikli eğitim hakkına aykırılık oluşturmaktadır.

Bunun yanında, anılan yeni eğitim sistemini hayata geçiren Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Meclis’te yapılan bütçe görüşmeleri sırasındaki konuşmada; ‘Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2023 yılı itibariyle geçerli 2 bin 709 tane protokolümüz var…. Bunların içerisinde sizin ‘tarikat, cemaat’ dediğiniz, bizim ‘STK’ dediğimiz yapılarla toplasanız 10 tane protokolümüz vardır. Ben bu protokollerle bize destek olanlara da teşekkür ediyorum. Onlarla protokol yapmaya da devam edeceğiz’ şeklinde ifadelerde bulunmuş olduğundan, yeni eğitim sisteminin hangi bakış açısından hazırlandığı açıkça ortada olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. Maddesinde düzenlenen ve devletin temel niteliklerinden olan Laiklik ilkesi hiçe sayılmıştır.

“Anayasayı ihlal suçunda da suçun icrasına elverişli hareketlerle başlamak gerekir”

Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkaracak nesiller yetiştirme görevi bulunan Milli Eğitim Bakanı, hazırlamış olduğu yeni müfredatla laiklik gibi temel ilkeleri hiçe saydığından Türk Ceza Kanunu’nun 309. Maddesinde yer alan suçu işlemiştir. Anılan maddede; ‘Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar. Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur’ düzenlemesine yer verilmiştir.

Burada, suçun failleri tarafından amaca yönelik yapılan hareketin ayrıca suç teşkil edip etmemesi önemli olmaksızın, amacın ne olduğuna bakılmalıdır. Bu sebeple, Anayasayı ihlal suçu serbest hareketli bir suçtur. Dolayısıyla bu suç hareketin yapılmasıyla tüketilen ani suçlardandır. Şu kadar ki; tıpkı diğer suçlarda ve bu suçlara teşebbüste olduğu gibi, Anayasayı ihlal suçunda da suçun icrasına elverişli hareketlerle başlamak gerekir ki bu suçta hareketin elverişli kabul edilebilmesi için, her şeyden önce cebri olması aranmaktadır. Cebirden kasıt ise maddicebir olabileceği gibi manevi cebrin de söz konusu olabileceğidir.

“Milli Eğitim Bakanı açık şekilde görevin gereklerine aykırı hareket ediyor”

Görevleri gereği devletin kamu gücünü elinde bulunduran Bakanın sahip olduğu kamusal güç nedeniyle suçun işlenmesinin kolay olacağı aşikar olduğundan anılan kişi açısından manevi cebrin yeterli olacağı göz önüne alınmalıdır. Keza, anılan suçta anayasayı ihlalden kastedilen sadece cebir ve şiddetle Anayasa’da hüküm altına alınan düzenlemelere aykırı bir hareket olmayıp, anayasal düzene hakim olan ilkelerin ve anayasada yer alan normların yazılı olarak muhafaza edilmesi ancak, fiilen uygulanmasına engel olunması veya işlevsiz kılınmasıdır. Dolayısıyla, yukarıda açıklananlar ile birlikte değerlendirildiğinde, şüpheliler tarafından Anayasa’yı ihlal suçunun işlendiği iddiası soruşturulmalıdır.

Bunun yanında, Türk Ceza Kanunu’nun ‘Görevi Kötüye Kullanma’ başlıklı 257. maddesinde; ‘Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır’  düzenlemesine yer verilmiştir. Dosya konusu olaylarda, Milli Eğitim Bakanı açık şekilde görevin gereklerine aykırı hareket ettiği veya en hafif haliyle görevinin gereklerini yapmayı ihmal ettiği, dolayısıyla bu açıdan da soruşturma yapılması gerektiği ortadadır.

“ADD adına suç duyurusunda bulunmak, kuruluş nedeninin verdiği sorumluluktan doğmaktadır”

Müvekkil Atatürkçü Düşünce Derneği adına suç duyurusunda bulunma zorunluluğu, derneğin tüzüğünde yer alan kuruluş nedeninin verdiği sorumluluktan doğmaktadır. Derneğin Kuruluş Nedeni; ‘Atatürk’ün bedensel varlığının artık aramızda bulunmamasından cesaret alan içteki ve dıştaki kimi olumsuz güçler, O’nun yeni Türk Devletini yaratma doğrultusunda ilk adımı attığı 19 Mayıs 1919’un üzerinden tam 70 yılın geçtiği bu günlerde, Atatürk devrim ve ilkelerine karşı, açık ya da kapalı saldırılarını doruğa ulaştırmış bulunmaktadır. Bundan daha kötüsü, planlı ve sinsi bir çalışma ile, o devrim ve ilkeleri gelecekte yok etmek çabası içindeler.

Oysa Atatürk; sadece ‘bağımsızlığı tümüyle tehlikeye düşmüş Türk Ulusunu ve yurdunu emperyalist güçlerin işgalinden kurtaran bir büyük asker “değildir. O, bunun çok daha ötesinde, örneğin siyasal, kültürel ve ekonomik alanlar başta olmak üzere, her alanda bağımsızlığımızı yok edici ya da kısıtlayıcı olumsuz bağları koparan; ulusal egemenliği gerçekleştirerek Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran; kişisel inançlara dokunmayarak, toplumumuzu Ortaçağ zihniyetinden ve şeriattan kaynaklanan “nakil”e dayalı kurum ve kurallardan kurtarıp, sürekli biçimde çağdaş ve uygar bir ulus olmanın ve böyle kalmanın yollarını gösteren, “akıl”a dayalı laik düşünce, laik hukuk ve laik öğretim sistemlerini toplum yaşamında egemen kılan; tüm özgürlüklerin ve insan haklarının sosyal Hukuk Devletinin ve çoğulcu demokrasinin yolunu açan; yüzyıllarca ikinci sınıf insan durumuna düşürülmüş Türk kadınını gerçek yerine yükseltip, eşit haklara ve eşit onura sahip insan ve yurttaş yaparak yapay eşitsizlikleri kaldıran; içten ve dıştan kaynaklanan her tür sömürüye karşı çıkarak, halkın yalnız siyasal değil, ekonomik ve sosyal alanda da gerçek efendi durumuna gelmesini ve tüm yurttaşların gönencini devletin varlık nedeni ve amacı sayan;

“Kovuşturma aşamasına geçilmesi için kamu davası açılmasını talep ederiz”

Ulusal ekonominin girişimcilerin keyfine, yalnız kar ve rekabet mekanizmasına göre başıboş biçimde işlemesine değil, toplumun ve tüm yurttaşların gereksinimlerini karşılayacak biçimde devlet tarafından yönlendirilmesini ilke olarak benimsemiş ve benimsetmiş olan; yurdumuzun yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden, Türkiye halkının yararlanmasını benimseyen ve kabul ettiren; Misak-ı Milli sınırları içinde ‘Türk’üm’ diyen herkesin Türk olduğu ölçütünü getirerek, ırkçılığı reddedip; yapıcı, olumlu ve çağdaş Türk Ulusalcılığını yaratarak, onu devletimizin temel ilkelerinden biri yapan; her yurttaşın eğitimden, bilimden ve sanattan payını almasını, “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür kuşaklar’ın yetiştirilmesini devletin başta gelen görevi yapan; kültür emperyalizminden kurtulabilmemiz ve eğitimin yaygınlaştırılabilmesi için yeni Türk harflerini kabul etmenin yanında Türk dilinin arındırılması ve zenginleştirilmesini büyük bir toplumsal görev sayan; Türk ulusunun tarihini, çağdaş insan kökenine bağlayan; ‘Yurtta barış, Dünyada barış’ ilkesi ile devlet yaşamında ve uluslararası ilişkilerde kaba kuvveti, ırkçılığı, saldırı savaşını mahküm eden; dış politikada ‘Dünya uluslar ailesinin eşit haklara sahip onurlu bir üyesi olma” ölçütünü ve “karşılıklılık kuralını’ vazgeçilmez ilke yapan; bütün ulusların insanlık ailesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, insanlığın bütünleşmesi düşüncesinin tohumlarını atan çağdaş fevlet Kurucusudur. Bu durum karşısında Atatürk devrim ve ilkelerinin, toplumsal sorunlarımızın çözümlenmesinde ışık tutucu niteliğe ve yaratıcı güce sahip olduğuna inananlar, ‘Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kurarak, O’nun devrim ve ilkelerinin gelecekte de egemen olmasına katkıda bulunma ve onlara bekçilik yapma zorunluluğunu duymuşlardır’ denmek suretiyle işbu dosyada taraf olarak yer alınmasının nedeni açıklanmıştır. Yukarıda açıklanan ve re’sen göz önüne alınacak sebeplere binaen; Sayın Savcılık tarafından şüpheli hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak, kovuşturma aşamasına geçilmesi için kamu davası açılmasını talep ederiz.”

]]> https://www.haber60.com.tr/add-yeni-mufredat-nedeniyle-milli-egitim-bakani-tekin-hakkinda-suc-duyurusunda-bulundu/feed/ 0 BBP lideri Destici: “İslam düşmanlığı yapanlara sesleniyorum, Müslüman değilseniz açıklayın, sizi azınlık statüsüne koyalım https://www.haber60.com.tr/bbp-lideri-destici-islam-dusmanligi-yapanlara-sesleniyorum-musluman-degilseniz-aciklayin-sizi-azinlik-statusune-koyalim/ https://www.haber60.com.tr/bbp-lideri-destici-islam-dusmanligi-yapanlara-sesleniyorum-musluman-degilseniz-aciklayin-sizi-azinlik-statusune-koyalim/#respond Mon, 17 Jun 2024 21:06:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35347 Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, parti genel merkezinde partililerle bayramlaştıktan sonra önemli açıklamalarda bulundu. Yeni bir 28 Şubat’ı hortlatmaya çalışanlar olduğunu söyleyen Destici, ayrıca Atatürkçülük ve milliyetçilik üzerinden de İslam’a saldırıldığını ifade etti. Destici, ülkenin yeni bir 28 Şubat sürecine girmesine izin vermeyeceklerini vurguladı.

GAZZE VE DOĞU TÜRKİSTAN’A DİKKAT ÇEKTİ: ZULÜM ALTINDALAR

Destici, konuşmasında ” Filistin, Gazze olmak üzere Doğu Türkistan’da, Myanmar’da, Afganistan’ın pek çok noktasında, Suriye’de, Irak’ta Müslüman kardeşlerimiz zulüm altında, işgal altında kan ve gözyaşı ya da esaret altında bayramı idrak ediyorlar.” diyerek 7 Ekim’den beri Gazze’ye devam eden İsrail saldırılarını hatırlatarak “Soykırımcı Siyonist İsrail’i onun başındaki katil Netanyahu’yu bir kez daha şiddetle kınıyor, lanetliyorum. Ona destek veren başta ABD olmak üzere bütün ülkeleri ve o ülkelerin başındaki yöneticileri de şiddetle kınıyoruz ve lanetliyoruz.” dedi.

“BAYRAMDA DA KATLETMEYE DEVAM ETTİ”

Destici, sözlerinin devamında şu ifadeleri kullandı: “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi sözde ateşkes kararı aldı. Ama İsrail bayramda da durmadı. Bayramda da çocukları, kadınları katletmeye devam etti. Netanyahu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararını tanımadığı gibi kendisinin daha önce oluşturduğu savaş kabinesinden ‘artık bu soykırım yeter, bu kadarı da fazla’ diyerek ayrılanların, istifa edenlerin olması üzerine savaş kabinesini feshettiğini açıkladı.

“SOYKIRIM KABİNESİ KURMAYI HEDEFLİYOR”

Herhalde tahmin ediyoruz ki, savaş kabinesi yerine bir soykırım kabinesi kurmayı hedefliyordur. Ama geriye dönüp tarihe baktığımızda ne kadar katil, soykırım yapan yöneticiler varsa hepsi ağır bir şekilde bu yaptıklarının bedelini ödemiş ve insan olarak değil, adeta bir hayvan olarak ölüp gitmişlerdir. Onun için İsrail’in sağduyulu siyasetçilerine, yöneticilerine ve kanaat önderlerine çağrımız; artık Netanyahu’yu bu katilleri, bu soykırımcıları durdurun ki, siz de bu suça ortak olmayın ve gelecekte ödenecek bedelleri de ödemek zorunda kalmayınız.”

“MİLLETİMİZİN ADI TÜRK’TÜR AMA BU ETNİK KÖKENLERİ YOK SAYMAK ANLAMINA GELMEZ”

Destici, Türklük ve İslam üzerinden çeşitli tartışmaların olduğunu ifade ederek “Bir kere şunu ifade etmek istiyorum ki, biz Kürdüyle, Türkmeniyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Arnavutuyla, Boşnakıyla bu Anadolu’da yaşayan herkesle birlikte Türk milletiyiz. Bizim milletimizin adı Türk’tür. Ama bu etnik kökenleri yok saymamız anlamına gelmez. Bu ülkede Kürtler de vardır, Boşnaklar da vardır, Arnavutlar da vardır, Çerkesler de vardır, Araplar da vardır. Onun için biz bunu bir zenginlik olarak görüyoruz.

“ATATÜRKÇÜLÜK VE MİLLİYETÇİLİK ÜZERİNDEN İSLAM’A SALDIRI VAR”

Buna bağlı olarak maalesef son günlerde aynen 28 Şubat süreçlerinde olduğu gibi Atatürkçülük ve milliyetçilik üzerinden İslam’a ve Müslümanlara saldırı var. Sığınmacılar üzerinden de bazen bu saldırı çok net bir şekilde ortaya çıkıyor. Burası Türk milletinin vatanıdır ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.

“MÜSLÜMAN DEĞİLSENİZ BUNU AÇIKLAYIN, SİZİ AZINLIK STATÜSÜNE KOYALIM”

Lozan’da da bir kere daha altını çizerek söylüyorum. Burada Müslüman unsurlar kurucu unsurlar olarak kabul edilmiştir. Müslüman olmayan unsurlar, yani Ermeniler, Yahudiler, Rumlar, Süryaniler bunlar azınlık olarak kabul edilmiştir. İslam düşmanlığı yapanlara açıkça buradan sesleniyorum; eğer Müslüman değilseniz bunu açıklayın. Ve sizi azınlık statüsüne koyalım. Ve ona göre muamele yapalım. Müslümanmış gibi görünüp daha sonra İslam’a saldırırsanız ya da İslam’a saldıranların İslam’ın değerlerine hakaret edenleri korumaya çalışırsanız bu sizin zaten inancınızı ve kimliğinizi net olarak ortaya koymaktadır.

“YENİ BİR 28 ŞUBAT’I HORTLATMAYA ÇALIŞANLAR VAR”

Son dönemlerde adeta yeni bir 28 Şubat’ı hortlatmaya çalışanlar var. Bazen sığınmacılar üzerinden işte bazen kurban üzerinden efendim işte bazen açıkça İslam’a, dinimize, kutsallarımıza saldırı üzerinden bunu açık ve net olarak görüyoruz. Ama yeni 28 Şubat heveslerine de diyoruz ki, hiç heveslenmeyin, bu ülke bir kez daha 28 Şubat sürecine dönmez, döndürülemez. Buna Büyük Birlik Partisi olarak da Cumhur İttifakı olarak da müsaade etmeyiz.” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bbp-lideri-destici-islam-dusmanligi-yapanlara-sesleniyorum-musluman-degilseniz-aciklayin-sizi-azinlik-statusune-koyalim/feed/ 0
“Ben Türkiyeliyim” sözüyle eleştirilen Oktay Kaynarca’dan cevap: Vatan sevdamı sorgulamak kimsenin haddi değil https://www.haber60.com.tr/ben-turkiyeliyim-sozuyle-elestirilen-oktay-kaynarcadan-cevap-vatan-sevdami-sorgulamak-kimsenin-haddi-degil/ https://www.haber60.com.tr/ben-turkiyeliyim-sozuyle-elestirilen-oktay-kaynarcadan-cevap-vatan-sevdami-sorgulamak-kimsenin-haddi-degil/#respond Mon, 17 Jun 2024 21:04:24 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35345 Ben Bu Cihana Sığmazam dizisinin final yapmasıyla ATV ekranlarında Alan isimli yarışma programını sunmaya başlayan Oktay Kaynarca, katıldığı Biz Bize programında yaptığı “Ben şehir milliyetçiliğini sevmem. Ülke milliyetçiliğini severim. Ben Türkiyeliyim. Memleketimle guru duyuyorum. Baba topraklarımız burası. Türkiye milliyetçisiyim” dedi. Sözleri kısa sürede eleştiri hedefi olan oyuncudan cevap gecikmedi.

Instagram hesabından uzun yazılı bir açıklama yapan Oktay Kaynarca “Eli sopalı ağzı salyalı, değnekçi yargısız infazcılar Biliyorum okumak sizin işiniz değil, siz size işaret edilene bilginiz olmadan fikriniz varmış gibi saldırmayı seçersiniz. Ama belki olur a merak edersiniz tavsiye ederim okuyun. Milliyetçiliğin sadece kendi bildiği olduğunu savunanlara ithafen; bunu da anlamazsanız yapımcılığını yaptığım Ben Bu Cihana Sığmazam dizisinin ilk bölümünü seyredin derim” dedi.

Oyuncu 5 sayfalık açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Ben bölge milliyetçiliği sevmem, ülke milliyetçiliği severim. Şuralıyım buralıyım, ordan adam çıkmaz buradan adam çıkmaz klişelerinden hoşlanmam. Her yerden adam çıkar, dolayısıyla ben Türkiyeliyim” cümlemi eğip büküp elinde değnekle saldıracak insan bekleyen değnekçilere cevaben: “Sözüm ona değnekçilik yaparak beklediğiniz yerlerin nöbetini sizler iki kitap okumamış tatlı su milliyetçilerinin dolmuşlarına binmeden çok önce tutuyorduk hala da tutuyoruz. Neymiş Türkiyeliyim demişim bu da ayrılıkçılıkmış bölücülükmüş hatta ashımı inkar etmekmiş. Bak bak bak! Evet Türkiyeli bir Türküm ve Türk olmaktan her daim gurur duydum ve dünyanın başka hiçbir yerinde yaşayamayacağını düşünürüm. Evet Türkiyeliyim, evet Türküm.”

“Bana göre Türkiyeliyim demek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım demektir. Evet, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Evet, Türkiyeliyim. Evet, Türküm. Benim de severek takip ettiğim sayın İlber Ortaylı hocanın Türkiyeli kavramından yola çıkan tatlısu milliyetçileri ne deseydim? Asyalıyım mı deseydim? Avrupalıyım mı deseydim? Evet, bayrağımın dalgalandığı her karış toprak parçası benim için kutsaldır ve o toprakların toplamına Türkiye denir. Evet, ben Türkiyeliyim. Türküm. Tam bağımsız, laik Türkiye milliyetçisiyim ve ülkemin çıkarları benim için her şeyden önce gelir. Evet, Türkiyeliyim. Türküm. Asıl Türkiyeliyim kadar anlaşılması net bir kavramı oraya buraya eğip büküp içi boşaltılmış söylemlerle insanları ötekileştirmek, başkalaştırmak, hatta hain ilan etmek ancak içi boş insanların yaptıklarıdır.”

“Maalesef bir partinin Genel Başkan Yardımcısı ise bir kısım değnekçilerin yalandan galeyanına gelip hakkımda söylemediğini bırakmamış. Kaldı ki kimlik açılımında da o partinin kurucusu olduğu yazılı. Demokrasinin gereği olan siyasi partilerin yöneticileri hatta kurucuları gelecekte devlet yöneticileri olabilirler ama o vasıflara sahip olmaları gerekir, yani peşin hükümlü olmayan araştıran soran tartışan saldırmadan önce anlamayı kavga yerine barışı seçen insanlardan bahsediyorum. Şimdi bakın başkan yardımcısı “Kimsenin tanımadığı vasat biri iken dizi ile gelen şöhret ve paranın konuşturduğu bu zat Türkiyeli modasına uymuş konuşuyor” cümlelerine cevaben: “Keşke ağzından salyalar akıtarak haklı haksız ayırt etmeden linç edilecek insan arayan bu güruhun peşine takılıp popüler bir faydanın peşine düşmek yerine beni biraz araştırsaydın ve nerede nasıl durduğumu biraz sorup soruştursaydın.”

Herkes siyasi ve kişisel çıkarlar yüzünden ülkede olanlara yokmuş gibi davranırken, biz sesimizi olabildiğince yükselttik ve bunun bedelini de ödedik. Ama biz hep var olduk ve olmaya devam edeceğiz. Biz ülkemizin büyük bir özgürlükler ülkesi olduğuna inanarak büyüdük ve öyle de öleceğiz. Ülke toprakları üzerindeki her dilin, her şivenin, her mezhebin ve her ırkın bu ülkenin zenginliği olduğuna inanarak büyüdük ve öyle de öleceğiz. Üst kimliğimiz Türk, ülkenin resmi dili Türkçe ve bayrağımız da Türk bayrağıdır. Bu arada, beni tanımanın önemi, nasıl tanındığımızdır ve Allah’a şükür ki 18 yaşından beri tanınma pozisyonumdan memnunum. Siz yokken biz vardık ve siz yokken yine var olacağız. Yaşasın tam bağımsız, laik ve demokratik Türk cumhuriyeti diyen herkes Türkiyelidir ve ben Türkiyeli bir Türk olmaktan gurur duyuyorum…”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ben-turkiyeliyim-sozuyle-elestirilen-oktay-kaynarcadan-cevap-vatan-sevdami-sorgulamak-kimsenin-haddi-degil/feed/ 0
Siyasi partilerde bayramlaşma ziyareti! CHP’li ismin sözleri soğuk rüzgarlar estirdi https://www.haber60.com.tr/siyasi-partilerde-bayramlasma-ziyareti-chpli-ismin-sozleri-soguk-ruzgarlar-estirdi/ https://www.haber60.com.tr/siyasi-partilerde-bayramlasma-ziyareti-chpli-ismin-sozleri-soguk-ruzgarlar-estirdi/#respond Mon, 17 Jun 2024 08:24:51 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35338 Kurban Bayramı dolayısıyla siyasi parti heyetleri bayram ziyaretleri yapıyor. CHP’de günün ilk bayramlaşması AK Parti heyeti ile gerçekleşti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Deniz Yücel, CHP Kadın Kolları MYK Üyesi Çiğdem Gegeoğlu ve Gençlik Kolları Genel Saymanı’ndan oluşan CHP heyeti, AK Parti MYKY Üyesi Hasan Sert, Kadın Kolları MKYK Üyesi Sena Aktürk ve Gençlik Kolları MKYK Üyesi Derya Çıraklı’yı ağırladı.

“ÜLKE MESELESİ OLUNCA FEDAKARLIĞI BAŞARABİLMELİYİZ”

AK Parti MYKY Üyesi Hasan Sert, şöyle konuştu: “Tüm camiamızın, tüm CHP camiasının, Türk milletinin bayramını kutluyoruz. Umarım bu bayramlar daha güzel düşünmeye daha iyi şeyler yapmaya daha güzel projeler yapmaya, daha birlik ve beraberliğe, daha çok ülkemizi kalkındırmaya vesile olur. Çünkü Türkiye bulunduğu stratejik nokta itibariyle birçok şeylere maruz kalıyor. Üstelik birçok yükleri de üzerinde taşıyor. Sizler de parlamentoda bunu çok yakından izliyorsunuz. Bizler de geçen dönemde de önceki dönem de milletvekili dönemimizde de de bunlara şahit olduk. Türkiye güçlenmesi ve büyümesi gereken bir ülke. Üzerinde sorumluluğu çok olan bir ülke. Bunu ancak birlik beraberlikle aşabiliriz. Tabii ki birbirimizden farklı düşünceler olmasından dolayı değişik siyasi partilerin, değişik siyasi argümanlar üretmesi çok normal. Bunu doğru karşılamak lazım. Farklı farklı bakış açılarının olması normal. Ama ülke meselesi olunca biraz da fedakarlığı başarabilmeliyiz. Türkiye’nin başarısı için hep beraber çok sevinmeliyiz. Dolayısıyla bu bayramlarda da buna vesile olsun istiyoruz. Sizin de tekrar bayramınızı kutluyoruz. Hem milletvekilliğinizden dolayı güzel çalışmalar yapacağınızı ümit ediyoruz. Başarılar diliyoruz.”

“REFAHIN TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNE YAYILDIĞI BİR SİSTEMİ HEP BİRLİKTE HAYATA GEÇİRELİM İSTİYORUZ”

CHP’li Deniz Yücel, “Bayramlar, birlik, beraberlik, dayanışmanın, yardımlaşmanın güçlendiği, kuvvetlendiği günler. Yine aynı şekilde geleneklerimizi hayata geçirdiğimiz dönemler. Bu ziyaretler de çok çok kıymetli. Ama şu son dönemde toplumun bütün kesimleri bayramı bayram gibi yaşayamıyor ne yazık ki. İşte bir emekli bir çiftin çocuklarını bayramda ziyarete gitmesinin bile maliyeti çok yüksek. Asgari ücretlilerin, işçinin, emekçinin… Biz istiyoruz ki refahın toplumun tüm kesimlerine yayıldığı bir sistemi hep birlikte hayata geçirelim. Elbette siyasi partilerin ülkeyi yönetme konusunda farklı yöntemleri, iddiaları, fikirleri olabilir. Bu farklılık zaten bizim zenginliğimizdir. O farklılıktan iyi şeyler, güzel şeyler ortaya çıkar. Yakın zamanda özellikle 31 Mart yerel seçimleri sonrasında yaşadığımız o diyalog süreci, normalleşme süreci bizce çok kıymetli. 31 Mart yerel seçimlerinde milletimizin bize verdiği sorumluluğun, misyonun, farkındayız. Dolayısıyla doğruya doğru diyerek, iyiye iyi diyerek, yanlışa yanlış diyerek bir ortak akılla, uzlaşıyla, istişareyle dediğiniz gibi ülkemizin hak ettiği, milletimizin hak ettiği iyi yerlere iyi konumlara gelmesi için biz birlikte mücadele etmeye her zaman hazırız. Dediğim gibi bu diyalog ve iletişim çok kıymetli. Demokrasinin olmazsa olmazı. Dolayısıyla bunun sürmesi hem milletimiz açısından hem ülkemiz açısından, devletimiz açısından çok önemli. Ben sizin şahsınızda, heyetin şahsında Adalet ve Kalkınma Partisi ailesinin, camiasının bayramını bir kez daha kutluyorum” ifadelerini kullandı.

“BİZ HEM SİYASETİ HEM EKONOMİYİ PLANLI BİR ŞEKİLDE OLUMLU BİR NOKTAYA DOĞRU GÖTÜRMEK ZORUNDAYIZ”

Tekrar söz alan Hasan Sert, şunları kaydetti: “Türkiye ve dünya büyük bir türbülanstan geçiyor. Bunu hep beraber görüyoruz. Yani yangınlar, seller, felaketler, savaşlar, Ortadoğu’daki savaşlar, Afrika’daki çatışmalar bunun karşısında yine Rusya’yla, Ukrayna’nın savaşları, Amerika’yla, Çin’in, Amerika’yla, Rusya’nın gizli gizli ataklar yapması, bazen açık, bazen gizli çatışma ortamlarının oluşması tabii dünyadaki ekonomik bir takım dengeleri de bozuyor. Siyasi dengeleri de bozuyor işin doğrusu. Şimdi burada bizim güçlü olup da bütün bunlara direnç kazanmamız, karşı koyabilmemiz ya da Türkiye’nin başarı hikayesini yazabilmemiz lazım. Burada da ifade ettiğiniz gibi devletler ekonomiyle büyür, siyasetle yürütülür. Siyasetle yönetilir. Biz hem siyaseti hem ekonomiyi planlı bir şekilde olumlu bir noktaya doğru götürmek zorundayız. Biz bunu bilincindeyiz. Yani yerel yönetimlerde artık şimdi büyük oranda sizin başarılarınızı bekliyoruz. Merkezi hükümette de biz bu başarıları yürütmek zorundayız. Dolayısıyla ülkedeki bu çalışmaların yani hem yerelin hem yerel yönetim hem merkezi hükümetin birlikte yapması gereken çalışmaları başarılı bir şekilde götürebilmesi ülkenin gelecekteki bir takım pozisyonları rahat alması açısından önemli. Dolayısıyla yani bu sürecin böyle devam etmesini ve bu süreçten ülkenin kazanacağına olan inancımız yüksektir. Onun için bu vesileyle yani hepimiz üzerimize düşeni milletvekilleri, siyasiler, akademisyenler, şirketler, STK’lar hep bu noktada pozisyon alıp olumlu bir havayı estirecek mesajları, olumlu gelişmeleri yapacak çalışmaları yürütmemiz lazım. Avrupa’da da bir lider krizi var. Parti krizleri var. Yönetme krizleri var. Amerika da aynı şekilde çatışmalar var. Bugün Amerika dünyanın en borçlu ülkelerinden biri durumuna geldi. Çin bir taraftan saldırıyor Amerika’nın ticaretini, hegemonyasını kırmak için vesaire. Dolayısıyla burada Türkiye aradan huzurlu bir ortamda sıyrılması lazım. Bunu tabii açık yaparak bazen gizli yaparak ama işin doğrusu hep beraber yapacağız biz bu işi.”

“SON DÖNEMDE TBMM’NİN GEÇMİŞTEKİ İŞLEVİNİ NE YAZIK Kİ KAYBETTİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

Sert’in bu sözleri üzerine Yücel de şunları söyledi: “Türkiye’nin geçmişten gelen bu sorunları aşabilecek her birikimi, devlet gelenekleri, insan kaynağı bunlar mevcut. Her türlü sorunu aşabilecek güçteyiz ama yeter ki bu diyalog istişare yani bir Türkiye Büyük Millet Meclisi, Milli Mücadele döneminde o süreci yönetmiş bir meclis, gazi meclisimiz. Meclis’in daha aktif, daha işler hale gelerek ve sorunların çözüm merci olduğu bir sistem olması gerektiğini düşünüyoruz. Elbette burada böyle bir tartışma açma vesaire niyetinde değilim ama şu son dönemde özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin geçmişteki işlevini ne yazık ki kaybettiğini görüyoruz. Eski bir parlamenter olarak bunu gözlemliyorsunuzdur diye düşünüyorum. Tabii ki iyi niyetli birtakım çabalar var. Ama o istişare, uzlaşı, ortak akıl Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde geçmişte olduğu gibi hayata geçmiş olsa, o demokrasinin olmazsa olmaz dediğimiz denge, denetim mekanizmaları, fren mekanizmaları, hesap verebilir bir yönetim anlayışı olsa ben inanıyorum ki yaşadığımız sorunların belli bir kısmı çözülecek ya da en azından hafifleyecek.”

Hasan Sert ise, “Tabii burada doğru niyetler taşıdıktan sonra sorunu çözeriz. Biz de herhalde siz de bu noktada katkı yapacağımıza göre sorunlar birazcık daha çözülecek gibi gözüküyor” diye karşılık verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/siyasi-partilerde-bayramlasma-ziyareti-chpli-ismin-sozleri-soguk-ruzgarlar-estirdi/feed/ 0
Şehit Teğmen Caner Gönyeli-2024 Arama Kurtarma Tatbikatı Tamamlandı https://www.haber60.com.tr/sehit-tegmen-caner-gonyeli-2024-arama-kurtarma-tatbikati-tamamlandi/ https://www.haber60.com.tr/sehit-tegmen-caner-gonyeli-2024-arama-kurtarma-tatbikati-tamamlandi/#respond Wed, 12 Jun 2024 21:39:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35210

TÜRKİYE Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) tarafından KKTC’de gerçekleştirilen Şehit Teğmen Caner Gönyeli-2024 Arama Kurtarma Davet Tatbikatı tamamlandı.

Kıbrıs Barış Harekatı’nda dost ateşiyle batan ‘TCG Kocatepe’ gemisinde şehit olan Teğmen Caner Gönyeli’nin anısına her yıl düzenlenen arama kurtarma tatbikatının 20’incisi gerçekleştirildi. 2 safhadan oluşan tatbikatın kara aşaması dün Girne’de yapıldı. Bugün düzenlenen deniz aşaması ise 2 senaryo halinde gerçekleştirildi. Tatbikatı, İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Sağlam, Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Ahmet Kendir, KKTC Büyükelçisi Metin Feyzioğlu ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Osman Aytaç tatbikatın deniz safhasını yerinde ‘TCSG Yaşam’ korvetinden takip etti.

TATAR: İHA, SİHA VE UÇAKLARLA FAALİYETLERİMİZİ GÜÇLENDİREBİLMENİN MUTLULUĞU İÇERİSİNDEYİM

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tatbikatın deniz safhası başlamadan önce ‘TCSG Yaşam’ gemisini ziyaret etti. Burada konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, “Bugün ‘Mavi Vatan’ dediğimiz Doğu Akdeniz’i de sadece Kıbrıs’ın topraklarında değil aynı zamanda etraftaki çok kıymetli ve değerli denizlerde hakkımız ve hukukumuz için böylesine faaliyetler ile neleri yapabileceğimizi izleyebilmemiz bizlere güç katmaktadır. Bütün bu çalışmalarımıza destek veren Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve diğer kurum ve kuruluşlara, Sahil Güvenliğe çok teşekkür etmek istiyorum. Doğu Akdeniz’de bağımsız bir Türk Devleti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni güçlendirirken her türlü yeni gelişmeyi uygulamak suretiyle gerek güvenimizi gerek bölgede oluşabilecek herhangi bir felaket ve göçmen sorunlarına yapacağımız katkılarla bunları sürdürebilmeliyiz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti en güneydeki bağımsız bir Türk Devleti olarak anavatanı Türkiye Cumhuriyeti ile işbirliği içerisinde bütün imkan ve kabiliyetlere ulaşabilmiş ve bunları yıllar itibariyle geliştirmektedir. Sadece denizde değil, yukarıda hava sahasında helikopter katkılarıyla ve gerektiğinde İHA, SİHA ve uçaklarla faaliyetlerimizi güçlendirebilmenin mutluluğu içerisindeyim” dedi.

‘DENİZ SAFHASI NEFES KESTİ’

Tatbikatın deniz safhasının ilk senaryosu Gazimağusa açıklarında, KKTC kara suları dışında gerçekleştirildi. Senaryoya göre; Türk arama kurtarma bölgesi içindeki kuru yük gemisiyle, düzensiz göçmen taşıyan ticari yat çarpıştı. Kıbrıs Türk Radyosu’ndan alınan yardım çağrısı ve arama kurtarma merkezine ulaşan tehlike sinyali üzerine, ekipler harekete geçti. Senaryo gereği deniz üzerinde can yeleği ile yardım bekleyen 2 kazazedenin arama kurtarma uçağı tarafından tespit edilmesi ile başladı. Daha sonra arama kurtarma helikopterlerinden ip ile denize inerek kazazedelere ulaşan personeller, sedyelere ip ile bağladıkları kazazedeleri kurtardı. Ardından kazazedeler, Sahil Güvenlik’e ait korvete ulaştırılarak ilk müdahaleleri yapıldı.

İkinci aşamada ise arama kurtarma timi, belirlenen hedefe 5 bin fit yükseklikten paraşütle atladı. Tim, kazazedeleri olay yerine gelen sahil güvenlik botuna teslim etti. KKTC kara sularında akaryakıt tankeri ile kuru yük gemisinin çarpışması sonucu yapılan yardım çağrısı üzerine arama kurtarma çalışmaları gerçekleştirildi.

‘DENİZ KİRLİLİĞİ İLE MÜCADELE EDİLDİ’

Tatbikatın son senaryosunda ‘Bayrak Sahası’ olarak adlandırılan bölgede bir akaryakıt tankeri ile ticari geminin çarpışması sonucu denize düşen kazazedeler kurtarılırken deniz kirliliğinin yayılmasını önlemeye yönelik bariyer kuruldu. Kurulan bariyer ile senaryo gereği tankerden denize sızan petrolün yayılması engellendi.

‘TATBİKATTA ÇOK SAYIDA PERSONEL YER ALDI’

Deniz safhasına Türkiye Cumhuriyeti Sahil Güvenlik Komutanlığına ait 3 korvet, 4 bot, 2 arama kurtarma uçağı ve 4 helikopter, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na ait 1 helikopter, 1 arama kurtarma timi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait 1 fırkateyn ve 1 insansız hava aracı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na ait 1 arama kurtarma uçağı, 1 arama kurtarma helikopteri ve 1 arama kurtarma timi görev aldı. KKTC tarafından ise 2 adet uçar unsur, 7 adet yüzer unsur ve çok sayıda personel katılım sağladı. Tatbikat, deniz safhasındaki senaryoların başarıyla icra edilmesinin ardından tatbikata katılan unsurları selamlama ve hatıra fotoğrafı çekimi ile tamamlandı.

‘TÜMGENERAL KENDİR: İNSANLARA ULAŞMAK HAYATİ BİR ZORUNLULUKTUR’

Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Ahmet Kendir tatbikatın tamamlanmasının ardından yaptığı konuşmada, tatbikata adını veren Şehit Teğmen Caner Gönyeli ve tüm şehitleri rahmetle andı. Tatbikatın başarıyla tamamlandığını ifade eden Tümamiral Kendir, “Denizde ve karada zor durumda olan insanların yardım çağrılarına en kısa sürede reaksiyon gösterip insanlara ulaşmak, hayati bir zorunluluktur. Sorumluluk sahasında gerçekleştirdiği· tüm görevlerde ‘önce insan’ prensibiyle hareket eden arama kurtarma teşkilatımız, bu zorunluluğun farkındalığıyla gerçekleştirdiği tatbikatlar vesilesiyle arama kurtarma faaliyetlerindeki performansını daha da geliştirmektedir” diye konuştu.

BAKAN YARDIMCISI SAĞLAM: DENİZ GÜVENLİĞİ ALANINDA ÖNEMLİ BİR ADIM

İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Sağlam ise tatbikatın ardından yaptığı konuşmada, “Bu tatbikat bulunduğumuz bölge itibariyle deniz güvenliği alanında önemli bir adımdır. İki ülke arasında arama kurtarma operasyonlarında koordinasyonumuzun ve birlikte çalışma yeteneklerimizin hem bölgesel hem uluslararası düzeyde barış ve güvenliği katkı sağlayacaktır. Böylesine kritik bir coğrafyada barış ve istikrarı sağlamak sadece bölge ülkeleri için değil aynı zamanda tüm dünya için de önemlidir. Sürdürülebilir ve barışçıl bir gelecek inşa etmek için iş birliği yaparak çatışmaları azaltma çabalarımıza tüm uluslararası toplumdan destek beklemekteyiz çünkü şüphesiz Türkiye, Doğu Akdeniz’deki varlığını ve haklarını kararlılıkla savunmaya devam edecektir. Türk arama kurtarma bölgesinin önemi ve Türkiye’nin bu bölgedeki haklarını vazgeçilmez olduğu konusunda hiçbir tereddüdümüz yoktur” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sehit-tegmen-caner-gonyeli-2024-arama-kurtarma-tatbikati-tamamlandi/feed/ 0
Bahçeli: AK Parti ile CHP arasında ittifak MHP’nin samimi dileği https://www.haber60.com.tr/bahceli-ak-parti-ile-chp-arasinda-ittifak-mhpnin-samimi-dilegi/ https://www.haber60.com.tr/bahceli-ak-parti-ile-chp-arasinda-ittifak-mhpnin-samimi-dilegi/#respond Wed, 12 Jun 2024 21:12:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35194 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündemdeki gelişmelerle ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Cumhur İttifakı’na bağlılık vurgusu yaptığı açıklamasında CHP ile AK Parti arasında yapılacak geniş tabanlı ittifakın MHP’nin “samimi dileği” olduğunu belirtti.

“BİR KEZ DAHA FERAGATLE KARŞILIKSIZ İNİSİYATİF ALIYORUZ”

Bahçeli açıklamasında eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesiyle ilgili davadan isim vermeden bahsederek “İddianamesi hazırlanan bir cinayet davası üzerinden de Milliyetçi-Ülkücü Hareket’e yönelik itibar suikastının yaygınlaşması iç huzur ve barış ortamını zehirlemeye tam teşebbüstür.” ifadelerini kullandı.

Bahçeli’nin açıklamasındaki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son dönemde iç siyasette sıklaşan görüşmeleriyle ilgili de “Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı görüşmeleri, kurduğu ilişki ağlarını, icra ettiği ikili temasları saygıyla karşılıyor, zatı devletlerini daha da rahatlatmak için bir kez daha feragatle hareket edip karşılıksız inisiyatif alıyor ve bu tercihimizi aziz milletimizle paylaşıyoruz.” ifadeleri dikkat çekti.

“ÇOK BİLİNMEYENLİ YENİ BİR DENKLEM KURULMAK İSTENMEKTEDİR”

Bahçeli’nin açıklamasının tamamı şu şekilde: “31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerini müteakiben Türk siyasetinde, demokrasinin vazgeçilmez kurumları olan siyasi partiler arasında normalleşme ve yumuşama arayışlarının temel alınarak çok bilinmeyenli yeni bir denklemin kurulmak istendiği gözlemlenmektedir. Zira her şey milletimizin huzurunda gerçekleşmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi iyi niyetli, yapıcı, yol açıcı, millet ve ülke lehine olduktan sonra söz konusu munzam ve muhassıl diyalogları kuşkusuz makul ve mantıklı değerlendirmekten en ufak rahatsızlık duymayacaktır. Kutuplaşmanın ve kavgaya tutuşmanın sonu ve sonucu asla yoktur.

“GÖRÜŞME TRAFİĞİ MHP’Yİ KARALAMA KAMPANYASINA DÖNÜŞTÜ”

Kucaklaşmak, konuşmak, milletimizin talep ve sorunlarına müşterek akılla çözüm aramak, bunu da başarmak siyasi partilerin asıl ve öncelikli görevidir. Elbette buna diyecek veya itiraz edecek halimiz ve hevesimiz hiç olmayacaktır.

Ancak sıcak gündemin üst sıralarına yerleşen temas ve görüşme trafiğinin Milliyetçi Hareket Partisi’ni hedef alan karalama kampanyasına dönüştüğü de her türlü izahtan varestedir.

Dikkat, temkin ve titizlikle takip ettiğimiz nevzuhur gelişmelerin esrar perdesi aralandığında başka hesapların, alttan alta körüklenen farklı beklentilerin varlığı müşahede ve mütalaa edilmektedir.

Özellikle Milliyetçi Hareket Partisi’nin normalleşme ve yumuşama ortamına şaşı baktığı, şüpheyle yaklaştığı, hatta zarar verdiği televizyon ekranlarından, sosyal medya platformlarından ve gazete sayfalarından devamlı surette ileri sürülmektedir.

“İDDİANAMESİ HAZIRLANAN BİR CİNAYET DAVASI ÜZERİNDEN İTİBAR SUİKASTI”

İddianamesi hazırlanan bir cinayet davası üzerinden de Milliyetçi-Ülkücü Hareket’e yönelik itibar suikastının yaygınlaşması, bu suikasta refakat eden kimi isimlerin sürekli parlatılması, dahası kapı kapı gezdirilmesi, ekran ekran dolaştırılması, bir hak ve hukuk arayışından öte iç huzur ve barış ortamını zehirlemeye tam teşebbüstür.

Milliyetçi Hareket Partisi mezkur davanın 1 Temmuz 2024 tarihinde yapılacak duruşmasında mutlaka hazır bulunacak, karanlık oyunlarla ve bu oyunların figüranlarıyla Türk yargısının huzurunda hesaplaşacaktır.

Yurt içi ve yurt dışı menşeli çıkar odaklarının, yıkım ortaklarının, siyasi istikrar muhalifi çevrelerin, bilhassa da Cumhur İttifakı muarızlarının partimizi töhmet altında bırakmak, bir yol ayrımının inşasını sağlamak maksadıyla kesintisiz faaliyet içinde oldukları meydandadır.

Bizim sevdamız Türkiye, mensubiyet onurumuz da büyük Türk milletidir. Ne yapıyorsak, ne söylüyorsak Türkiye ve Türk milletinin çıkarınadır.

Bu kapsamda siparişi yapılan normalleşme ve yumuşama atmosferinin sürdürülebilir hale gelmesinin önünde şayet Milliyetçi Hareket Partisi bariyer olarak telakki ve tarif ediliyorsa,

Bu konuda da geniş bir ittifak husule gelmişse, bize düşen sorumluluk ülkemiz ve milletimiz uğruna her türlü fedakarlığı göze almak, gereğini ise gönül huzuruyla yapmaktır.

“AK PARTİ İLE CHP ARASINDA GENİŞ TABANLI İTTİFAK MHP’NİN SAMİMİ DİLEĞİDİR”

AK Parti içindeki gayri memnun kesimin devamlı suyu bulandırmasını da dikkate alarak, AK Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir ittifakın vücuda gelmesi, buna da altılı masanın diğer unsurlarının desteği Milliyetçi Hareket Partisi’nin samimi dileği ve temennisidir.

Buna rağmen Cumhur İttifakı’na bağlılığımız kararlılıkla devam edecek, TBMM’de kanun tekliflerine verilen desteğimiz aynen sürecektir.

Kaldı ki Cumhur İttifakı’ndan tavizimiz, geri dönüşümüz, yarı yolda bırakmamız, ilkelerinden ve hedeflerinden cayma göstermemiz mümkün değildir.

“CUMHURBAŞKANI’NIN YANINDA OLACAĞIMIZI HERKES ÇOK İYİ BİLMELİDİR”

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da şartlar ne olursa sonuna kadar yanında ve arkasında olacağımızı, kesinlikle yalınız bırakmayacağımızı herkes çok iyi bilmelidir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı görüşmeleri, kurduğu ilişki ağlarını, icra ettiği ikili temasları saygıyla karşılıyor, zatı devletlerini daha da rahatlatmak için bir kez daha feragatle hareket edip karşılıksız inisiyatif alıyor ve bu tercihimizi aziz milletimizle paylaşıyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bahceli-ak-parti-ile-chp-arasinda-ittifak-mhpnin-samimi-dilegi/feed/ 0
AB Komisyonu Sözcüsü: Türkiye’nin AB için kritik önemi var https://www.haber60.com.tr/ab-komisyonu-sozcusu-turkiyenin-ab-icin-kritik-onemi-var/ https://www.haber60.com.tr/ab-komisyonu-sozcusu-turkiyenin-ab-icin-kritik-onemi-var/#respond Mon, 10 Jun 2024 21:39:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35134 Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Baçsözcüsü Peter Stano, Türkiye’nin AB için kritik önemde bir ülke olduğunu ancak vize serbestisi gibi başlıca konulardaki tıkanıklığın üye ülkelerin tutumlarından kaynaklandığını ifade etti.

Stano Brüksel’deki AB Komisyonu’nda Türk gazetecilerle bir araya geldi.

Gazetecileri Türk bayraklı tişörtü ile karşılayan Stano, Türkçe selamlayarak Türkiye’yi çok sevdiğini söyledi.

AB-Türkiye ilişkileriyle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan Stano, AB’nin Türkiye’nin öneminin farkında olduğunu ifade etti.

“Türkiye’nin Avrupa’ya ihtiyacı var, Avrupa’nın da Türkiye’ye ihtiyacı var. Çünkü birlikte daha güçlüyüz.” diyen Stano, ancak AB’nin yaklaşımının prensip ve değerler çerçevesinde olduğunu ve bunlar olmazsa ilerlenemeyeceğini söyledi.

Stano, üyelik müzakerelerinin donmuş durumda olmasıyla ilgili, “Hiçbir yere varamadığımızı görmek benim de yüreğimi acıtıyor çünkü Türkiye sadece kendisi için değil, sadece bölge için değil, AB için de önemli bir ülke.” diye konuştu.

Gazetecilerin, AB tarafından Türkiye’nin son dönemde “aday ülke”den çok “komşu ülke” muamelesi yapıldığıyla ilgili sorusu üzerine Stano, “Türkiye’ye komşu ülke muamelesi yapmakta yanlış bir şey görmüyorum. Yani Türkiye’nin komşusu olmak bir ayrıcalıktır, AB’nin komşusu olmak da bir ayrıcalıktır.” değerlendirmesini yaptı.

Stano, şöyle devam etti:

“Harika ilişkilerimiz olan ve AB’ye girmeyi düşünmeyen ülkeler var. Yani modeller var ve bu bizim işbirliğimizi geliştirmemize engel değil. O halde mevcut şartlarda elimizden geleni yapalım. Yani harika ilişkilerimiz olan ve AB’ye girmeyi düşünmeyen ülkeler var. Yani modeller var ve bu bizim işbirliğimizi geliştirmemize engel değil.”

Katılım müzakerelerinin yeniden başlatılmasıyla ilgili Stano, “Bu tüm üye devletleri ikna etme becerisiyle de ilgili çünkü ancak 27 üye ülke ‘evet’ dediğinde çözülebilir.” dedi.

Vize konusu

Stano gazetecilerin Türk vatandaşlarına vize zorluğuyla ilgili sorusuna, Şengen vizelerinin tamamen üye ülkelerin yetki alanında olduğu yanıtını verdi.

Bunun Brüksel’den “empoze edilemeyeceğini” söyleyen Stano, “Üye ülkeler arasında Türkiye ile vize serbestisi konusunda ilerlemeye yönelik bir anlaşmanın olmaması, bazı üye ülkelerin muhtemelen bu alanda sorunlar gördüğü gerçeğinin bir yansımasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Kıbrıs” vurgusu

Stano, AB’nin Türkiye ile işbirliği yapmak istediğini ancak bunun ilkeler çerçevesinde olması gerektiğini kaydederek Kıbrıs meselesinin bir engel oluşturduğunu söyledi, “AB’nin bir üyesini tanımamazlık edemezsiniz.” ifadesini kullandı.

AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımları

Stano, yaptırımlar konusunda Türkiye ile AB ilişkilerinin çok yönlü olduğuna işaret ederek, “Eğer Türkiye (Rusya’ya yönelik) AB yaptırımlarına uyarsa ve aynı yaptırımları uygulamaya koyarsa bu, elbette oyunu değiştirir.” dedi.

Türkiye’nin AB yaptırımlarını uygulamasının Rusya’yı çok olumsuz etkileyeceğini belirten Stano, “Yaptırımların uygulanması AB tarafında çok fazla iyi niyet ve güven yaratacaktır. Bu Türkiye’nin adaylığını gerçekten samimi ve açık bir şekilde ifade ettiğinin nihai kanıtı olabilir.” ifadesini kullandı.

Stano, Türkiye’nin aday ülke taahhüdünü kanıtlamasının kolay ve hızlı yollarından birisinin AB’nin dış politikasına, kararlarına ve eylemlerine uyum sağlaması olabileceğini savundu.

Sözcü Stano, Türkiye’nin yaptırımlara uyum sağlamasa bile yaptırımların etkisizleştirilmesine izin vermemesi gerektiğini belirterek Türk yetkililerin yaptırımların çevresinden dolaşılmasıyla mücadele ettiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ab-komisyonu-sozcusu-turkiyenin-ab-icin-kritik-onemi-var/feed/ 0
Akbank ve Endeavor Türkiye, Türk girişimcilerin uluslararası ağlarını inceliyor https://www.haber60.com.tr/akbank-ve-endeavor-turkiye-turk-girisimcilerin-uluslararasi-aglarini-inceliyor/ https://www.haber60.com.tr/akbank-ve-endeavor-turkiye-turk-girisimcilerin-uluslararasi-aglarini-inceliyor/#respond Mon, 10 Jun 2024 21:15:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35115 Akbank ve Endeavor Türkiye, ortak hazırladıkları raporla yurt dışındaki Türk girişimcileri mercek altına aldı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Endeavor Türkiye ve Akbank işbirliğiyle hazırlanan,”Uluslararası Ağları Etkinleştirme: Türk Girişimcilik Ekosistemini Güçlendirme Raporu”, Türkiye’nin büyüyen şirketleri için uluslararası alanda faal Türk girişimcilerin taşıdığı değeri ortaya koyuyor.

Alanında ilk olan araştırma, Türk girişimcilerin küresel çapta çalışmalarını incelerken, Türkiye’deki ekosistemle bağına da ışık tutuyor. Böylece, Türkiye’den daha fazla girişimin dünyaya açılması ve ekosistemin güçlenmesi için veri odaklı öneriler sunuyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Bireysel Bankacılık ve Dijital Çözümler Genel Müdür Yardımcısı ve Endeavor Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Burcu Civelek Yüce, araştırmanın Türk girişimcilik ekosisteminde henüz dokunulmamış bir potansiyele işaret ettiğini bildirdi.

İnovasyon merkezleri Akbank LAB, kurum içi girişimcilik platformları Akbank+, uluslararası kurumsal girişim sermayesi kolları Akbank Ventures, start-up ve teknogirişimcilere özel hizmet sundukları aktaran Yüce, Akbank Girişim Bankacılığı gibi önemli atılımlara sahip olduklarını, Endeavor Türkiye başta olmak üzere farklı kurumlarla iş birliği içerisinde girişimcilere yönelik özel programlar ve destek mekanizmaları sunduklarını belirtti.

“Yurt dışında önemli bir kaynağa sahibiz”

Alınan inisiyatiflerle ekosistemin öncüleri arasında yer aldıklarını vurgulayan Yüce, Akbank olarak, Türkiye’nin uluslararası bağlarını güçlendirilmesine, deneyim, uzmanlık ve ‘know-how’ paylaşımına hız katmak olduğunu aktardı.

Yüce, Türkiye’de bir ilki temsil eden Endeavor Insight Araştırması’nın Türkiye’nin bu anlamda da yurt dışında önemli bir kaynağa sahip olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Türkiye girişimci ağı, bugün ABD’den Birleşik Arap Emirlikleri’ne çok geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda. Uluslararası arenada faal olan girişimcilerimiz yüksek teknik bilgi gerektiren işlerde uzmanlaşıyor. Yapay zeka, makine öğrenimi, yazılım gibi geleceğin teknolojileri alanında uzmanlığa sahipler ve sergiledikleri performansla da fark yaratıyorlar. Bu deneyimi ve kaynağı da Türkiye’ye aktarmaya, böylece daha fazla girişimin dünyaya açılmasında rol almaya hazır ve istekliler. Bunu sağlayabilmek için Endeavor araştırmamızın veri temelli önerilerinden faydalanmak, sistemli bir iletişim ve dayanışma ağı yaratmak büyük önem taşıyor. Akbank olarak bu adımların atılmasına öncülük etmeyi bir misyon olarak ele alıyoruz. Hem finansal hem de finansal olmayan destek mekanizmalarının oluşturulması, deneyim paylaşımı ve ekosistemin güçlendirilmesi için yenilikçi çözümler geliştirmeye devam edeceğiz.”

Endeavor Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kurttepeli ise tüm girişimci adaylarına ve Endeavor girişimcilerine, her zaman global düşünmeleri yönünde mesaj verdiklerine işaret etti.

Kurttepeli, “Bu araştırma ile yurt dışındaki Türk girişimcilerin ayak izini sürerken, ekosistemimizi geliştirmek adına bu ağın ne kadar değerli olduğunu, veriler ile görme fırsatına erişiyoruz. Türkiye’den dünyaya açılan girişimcilerimizin yarattığı değeri ve bu süreçte edindikleri deneyimleri paylaşmak, ülkemizin girişimcilik ekosistemini daha da güçlendirmek için büyük bir öneme sahip. Global arenada başarılı olmanın yolu, sadece yenilikçi fikirler geliştirmekten değil, aynı zamanda bu fikirleri dünya çapında hayata geçirebilecek bir vizyon ve strateji oluşturmaktan geçiyor. Bu bağlamda, girişimcilerimizin küresel düşünme yeteneği, başarının anahtarı.” değerlendirmesinde bulundu.

Girişimcilik ekosisteminde “Birlikten kuvvet doğar.” atasözünün geçerli olduğuna değinen Kurttepeli,”Farklı coğrafyalarda iş kurmuş girişimcilerle kurulan iş birlikleri, yeni pazarlara açılma ve farklı bakış açıları kazanma noktasında yakın gelecekte önemli fırsatlar sunacak. Birlikte çalışarak, güçlü bir sinerji yaratabilir ve Türkiye’nin girişimcilik alanındaki potansiyelini en üst seviyeye çıkarabiliriz.” ifadelerini kullandı.

400 Türk girişimciyle görüşüldü

Endeavor Insight, yurt dışında çalışmalarını sürdüren 400 Türk girişimciyle yapılan görüşmelerle, girişimcilerin Türk girişimcilik ekosistemini destekleme potansiyellerini değerlendirdi.

Buna göre, yurt dışındaki Türk girişimcilerin yüzde 50’sinden fazlası Amerika Birleşik Devletleri’nde, yüzde 20’si ise İngiltere’de faaliyet gösteriyor. Almanya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi farklı bölgelerde de Türk girişimcilerin faaliyetleri bulunuyor.

Türk girişimcilerin faaliyetleri, yapay zeka ve makine öğrenimi, tüketici uygulamaları ve yazılım, kurumsal yazılım ve reklam teknolojileri gibi alanlarda yoğunlaşıyor. Bu alanlar, Türkiye’deki yerel ekosistemle de paralellik gösteriyor.

Girişimcilerin yüzde 70’ten fazlası, Türkiye’de ekiplerle çalışıyor veya ülkede operasyonları bulunuyor. Ayrıca girişimcilerin yüzde 35’i, çalışanları arasında daha sonra kendi girişimini kuranların olduğunu belirtiyor.

Araştırmaya katılan girişimcilerin yüzde 69’u mentorluk yapıyor ve bu grubun yüzde 53’ü, Türkiye’deki girişimcileri destekliyor. Yurt dışındaki girişimcilerin yüzde 40’ı da Türkiye’de yatırım yapmaya istekli olduğunu kaydediyor.

Kendilerine Türkiye’deki girişimci ekosisteminin gelişimi için mentorluk yapma, yatırım yapma veya ağlarındaki insanlarla tanıştırma konusunda ne düşündükleri sorulduğunda ise girişimcilerin yüzde 97’si, yardımcı olmaya istekli veya çok istekli olduğunu vurguluyor. Ancak girişimcilerin yaklaşık yüzde 90’ı, Türkiye’deki ekosistemle bağlantı kurmalarını sağlayan bir mekanizma olmadığını belirtiyor.

Endeavor Insight araştırmacıları, yurt dışındaki Türk girişimcilerle yapılan görüşmelerden yola çıkarak ekosistemi güçlendirmek için yurt dışındaki ağın ve destek mekanizmalarının şekillendirilmesi, pazarlara açılım ve küresel politikaların desteklenmesi, geri verme kültürünün oluşturulması, rol modellerin öne çıkarılması tavsiyelerinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/akbank-ve-endeavor-turkiye-turk-girisimcilerin-uluslararasi-aglarini-inceliyor/feed/ 0
Kocaeli ve Sakarya’da Çifte Vatandaşlar Bulgaristan Seçimlerine Katıldı https://www.haber60.com.tr/kocaeli-ve-sakaryada-cifte-vatandaslar-bulgaristan-secimlerine-katildi/ https://www.haber60.com.tr/kocaeli-ve-sakaryada-cifte-vatandaslar-bulgaristan-secimlerine-katildi/#respond Sun, 09 Jun 2024 21:06:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35089 Kocaeli ve Sakarya’da yaşayan çifte vatandaşlık sahibi kişiler, Bulgaristan genel seçimi için sandık başına gitti.

Kocaeli’de yaşayan çifte vatandaşlar için 7 ilçede 10 sandık kuruldu. İzmit ilçesindeki Albay İbrahim Karaoğlanoğlu İlkokulu’nda sabah saatlerinde açılan sandıklardaki oy kullanma işlemi öncesi, görevliler vatandaşların kimlik belgelerini kontrol etti.

Sonrasında çifte vatandaşlar, oylarını kullanmaya başladı. Oy kullanma işlemi, saat 20.00’ye kadar devam edecek.

Avrupa Parlamentosu (AP) seçiminde ise sadece Bulgaristan’da veya herhangi bir Avrupa Birliği (AB) ülkesinde adresi olan kişiler sandık başına gidebiliyor. AP seçimi için tüm AB ülkelerinde, diğer ülkelerde ise Bulgaristan’ın diplomatik temsilciliklerinde kurulan sandıklarda oy verilebiliyor.

Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BALTÜRK) Genel Başkanı Şükrü Ar, AA muhabirine, 2021 yılından 2023 sonuna kadar Bulgaristan’da siyasi kriz dönemi yaşandığını belirterek, bu süreçte 5 genel seçim yapıldığını ancak istikrarlı bir hükümetin kurulamadığını söyledi.

Bugün 6. genel seçimin yapıldığını ifade eden Ar, 9 Haziran’da yapılacak AP seçiminin bugünküyle birleştirildiğini kaydetti.

Ar, Bulgaristan’da 20 parti, 12 de koalisyon olmak üzere 32 siyasi unsurun seçime katıldığını aktararak, “Bulgaristan’da seçim barajı yüzde 4, çok fazla, farklı siyasi görüşlerden katılımlar var. Bu siyasi istikrarsızlığa yol açıyor. Kurulan koalisyonlar da görüş ayrılıklarından dolayı kısa süreli oluyor. İstikrarlı hükümet kurulamıyor. Bu seçimde yapılan çalışmalarla inşallah bu istikrarsız döneminin sonuna gelmiş oluruz. Bu seçim inşallah Bulgaristan demokrasisi ve orada yaşayan azınlıklarımız için de hayırlı olur.” diye konuştu.

Kocaeli’de yaklaşık 11 bin çifte vatandaşın oy kullanma hakkına sahip

Bulgaristan’da yaşan Türk ve Müslüman topluluklar ile Türkiye’de çifte vatandaşlar bulunduğunu anımsatan Ar, “Bu seçimde eğer hükümet ortağı olacak şekilde milletvekili çıkartabilir ve hükümet ortağı olabilirse, oradaki Türk partimiz, aynı zamanda Türk ve Müslümanların oy verdiği farklı milletvekilleri de çıkarma imkanımız olabilir. Meclis’te ne kadar Türk ve Müslüman kökenli milletvekilimiz olursa oradaki kazanılmış haklarımızın korunması ve kazanılmayı bekleyen haklarımızın alınması anlamında büyük artılarımız olacak.” ifadesini kullandı.

Ar, Kocaeli’de 10 sandıkta yaklaşık 11 bin çifte vatandaşın oy kullanma hakkına sahip olduğunu bildirerek, geçen seçimlere bakıldığında katılımın yaklaşık 4 bin kişi olarak gerçekleştiğini kaydetti.

Bulgaristan’da seçime katılımın da yüzde 35-40 düzeyinde olduğuna değinen Ar, Bulgaristan’da yoğun seçim süreçleri, oradaki halkın siyasi partilere güveninin kalmamasının ilgisizliğe yol açtığını vurguladı.

Sakarya’da çifte vatandaşlara oy kullanma çağrısı

Sakarya’da yaşayan çifte vatandaşlar için de Serdivan ve Ferizli ilçelerinde birer sandık kuruldu. Sabah saatlerinden itibaren Serdivan Beşköprü Mahallesi’ndeki Hacı Emine Oba İlkokulu’na gelen çifte vatandaşlar, kimlik kontrolünün ardından oylarını kullandı.

Oyunu kullanmasının ardından AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Sakarya Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Bilaloğlu, seçimlerin hayırlı olmasını diledi.

En son Nisan 2023’te Bulgaristan parlamento seçimlerine katıldıklarını anımsatan Bilaloğlu, o dönemde ülke genelinde yüzde 40’a yakın çok düşük oy kullanıldığını söyledi.

Bilaloğlu, “Buradan benim çağrım; bütün çifte vatandaşlığa sahip hemşehrilerimiz gelip oylarını, demokratik haklarını kullansınlar. Bulgaristan’daki hemşehrilerimize, soydaşlarımıza, ağabeylerimize, kardeşlerimize, yakınlarımıza destek sağlayalım.” dedi.

Bilaloğlu, Bulgaristan’ın iki yıldan beri şimdikiyle 6’ncı seçime gittiğine işaret ederek, “Bulgaristan’da siyasi istikrarsızlık devam etmektedir. Bu istikrarsızlığın siyasi ve ekonomik itidale kavuşması için hepimiz görevimiz gereği oylarımızı kullanmamız gerekiyor.” diye konuştu.

Bulgaristan’da Türkleri temsil eden partinin başarı sağlayacağını umduklarını dile getiren Bilaloğlu, “İnşallah iyi katılım sağlanır, Türkleri temsil eden parti de koalisyonda yer alır ve siyasi belirsizliğin sonuna gelinmiş olur. Bulgaristan’daki vatandaşlarımız için inşallah hayırlı sonuç alınmış ve daha güzel yaşam ve refah seviyelerine gelinmiş olur.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kocaeli-ve-sakaryada-cifte-vatandaslar-bulgaristan-secimlerine-katildi/feed/ 0
Bakan Şimşek “İklim Ekonomisi Sürdürülebilirlik Finansmanı Zirvesi”nde konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/bakan-simsek-iklim-ekonomisi-surdurulebilirlik-finansmani-zirvesinde-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/bakan-simsek-iklim-ekonomisi-surdurulebilirlik-finansmani-zirvesinde-konustu-aciklamasi/#respond Fri, 07 Jun 2024 21:52:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35038 Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ” Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) çıkış bizim önemli bir önceliğimizdi ama başından söyledik, dedik ki ‘piyasayı bozmadan, piyasada sorun yaratmadan çıkacağız’. ve gerçekten çıkıyoruz. Artık Türk lirası cinsinden KKM’ye son verdik. Döviz cinsinden de şimdiden haber vereyim ben temmuzda biz şirketlerin vergi avantajını yenilemeyeceğiz.” dedi.
Bakan Şimşek, “İklim Ekonomisi Sürdürülebilirlik Finansmanı Zirvesi”nde yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin artık tartışılmadığını ve bunun bir gerçeklik, hangi göstergeye bakılırsa bakılsın daha önce öngörülenlerden çok daha hızlı ilerleyen bir realite olduğunu söyledi.
Her senenin neredeyse en sıcak sene olduğuna dikkati çeken Şimşek, artık kalıcı bir küresel ısınmayla karşı karşıya olunduğunu kaydetti.
Küresel ekonomiye ilişkin büyüme tahminlerinin 2008 öncesi döneme göre daha düşük olduğunu ve dünyanın düşük büyüme patikasına girdiğini aktaran Şimşek, iklim krizinin kendisini gelecek on yıllarda çok daha fazla hissettireceğini ifade etti.
“Türkiye için yeşil dönüşüm aslında bir zaruret”
Türkiye’nin de içinde olduğu 129 ülkenin bugünkü haliyle ciddi bir şekilde kuraklıkla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Şimşek, bu ülkelerin neler yapması gerektiğini anlattı.
Bakan Şimşek, “Bütün ülkelerin mevzuat düzenlemesine gitmesi gerekiyor. Ortaya koydukları vaatler, hedeflere varmak için gerçekten bağlayıcı mevzuata ihtiyaç var. Farkındalık eğitimleri çok kritik olacak. AR-GE yatırımları, iklim değişikliğini nasıl yaşayacağız? Evet, bu çok kritik bir alan. Bu alana ciddi bir şekilde bir AR-GE yatırımı, harcaması gerekiyor. Fosil yakıt sübvansiyonlarının azaltılması ve tamamen kaldırılması gerekiyor. Bu bahsettiğim bütün dünya için geçerli olan hususlar. Karbon salınımının, ayak izinin vergilendirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla ciddi bir çaba gerekiyor.” şeklinde konuştu.
Türkiye için yeşil dönüşümün aslında bir zaruret olduğunun altını çizen Şimşek, ülkenin 2053’e net sıfır hedefi koyduğunu hatırlattı.
Bu sürecin Türkiye’nin rekabet gücünü arttıracağına vurgu yapan Şimşek, “Türkiye’nin yeşil ürünlerde rekabet gücü, potansiyeli çok büyük. O alanda hakikaten büyük bir fırsat penceresi var ve tabii bizim amacımız bu dönüşümle birlikte daha kaliteli istihdam ve tabii ki sürdürülebilir yüksekliği sağlayabilmek.” ifadesini kullandı.
“Son yıllarda yenilenebilir enerjinin payı arttı”
Şimşek, son yıllarda yenilenebilir enerjinin payının arttığına dikkati çekerek şöyle konuştu:
“2000’li yılların başına giderseniz yenilenebilir enerjinin tamamı hidroelektrik, barajdan elde ettiğimiz enerji. Ama bugün itibarıyla bu ilave artışın hemen hemen büyük bir kısmı güneş, rüzgar ve jeotermal gibi alanlar. Dolayısıyla iyi bir noktadayız. Ama toplam kurulu kapasitede yüzde 55 civarındayız. Kurulu kapasitemizi tabii nükleer dahil önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde ümit ediyoruz ki yüzde 65-70’lerin üzerine taşıyacağız. Şu anda yenilenebilir enerji yerimiz iyileşiyor. Yani 2000 yılında 17’nci sıradayken bugün 11’inci sıraya gelmemiz demek ki yarıştan kopmamışız tam aksine hızlanmışız, iyi gidiyoruz. Ama ilave çaba gerekiyor ve o çaba da Türkiye’nin hem büyümesini destekleyici olacak hem de finansal istikrarını güçlendirecek, pekiştirecek.”
Şimşek, birincil enerji yoğunluğu endeksinin azaldığı ve petrol, doğal gaz, kömür gibi bileşenlerin GSYİH içerisindeki payının ciddi şekilde azaldığı bilgisini paylaştı.
Bakan Şimşek, sürdürülebilir finansmana işaret ederek, bütün bu süreci yönetirken kaynağa ihtiyaç olduğunu anlattı.
Özellikle çok taraflı bankalarla ilişkilerde iyileşme olduğuna değinen Şimşek, şöyle devam etti:
“Dünya Bankasından, EBRD’den, Asya Altyapı Yatırım Bankasından, İstanbul Kalkınma Bankasından bahsediyorum ve benzer üye olduğumuz, aktif olduğumuz bir sürü çok taraflı bankalar var. Bunlarla olan diyaloglarımıza ki bunlarla olan diyaloglarımız son aylarda gerçekten çok ivme kazandı. Dünya Bankası hatırlarsanız geçen sene biz Orta Vadeli Programı açıkladıktan hemen sonra 3 yıllık Türkiye’nin programlarının yani taahhütlerini 17 dolardan 35 milyar dolara çıkardılar. Yakın dönemde belki dikkatinizi çekmiştir İstanbul Kalkınma Bankasıyla bir 3 yıllık perspektifi ortaya koyduk. O da yaklaşık 6 milyar dolar. Yakında muhtemelen Asya Altyapı Yatırım Bankasıyla bir benzer çerçeve. Bu çerçevede bakarsanız önümüzdeki 3 yıllık süreçte muhtemelen 60 milyar dolarlık bir kaynak söz konusu. Bu 60 milyar dolarlık kaynağın giderek artan boyuttaki kısmının bu alan ve bu çerçevede olmasını biz önemsiyoruz ve odaklanmış durumdayız, önceliklendireceğiz.”
Şimşek, Bakanlık olarak sürdürülebilir finansman noktasında tamamen bu alanda uğraşacak Daire Başkanlığı kurmayı öngördüklerini, tasarruf tedbirleri çerçevesinde burada bir Genel Müdürlük açmayacaklarını bildirdi.
“Şimdi aylık enflasyon zaten bir patikaya doğru evriliyor”
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, mevcut programa da değinerek, programın özünün fiyat istikrarının sağlanması, yani enflasyonun tek haneye indirilmesi, mali disiplin, sürdürülebilir cari açık, yapısal dönüşüm ve bütün bu kazanımların kalıcı hale getirecek adımlar olduğunu söyledi.
Dezenflasyon programında geçiş döneminin bittiğini ve dezenflasyon sürecinin eşiğinde olunduğunu dile getiren Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Önümüzdeki aylarda sadece baz etkisiyle değil, kalıcı bir şekilde enflasyonun düştüğünü göreceğiz hep birlikte. Biz başından beri dedik ki ilk yıl geçiş yılıdır. Geçiş yılında dedik enflasyon yıllık bazda yükselecektir. Bunu çok açık bir şekilde ben aylardır, yani 8-9 aydır program açıklandıktan sonra sahada hep söyledim. Ama o nedenle en kötüsü geride kaldı dedik. Şimdi aylık enflasyon zaten bir patikaya doğru evriliyor. Yıllık enflasyon da haziran ayından itibaren düşüşe geçecek. Özellikle temmuz, ağustos aylarında baz etkisiyle keskin düşüşler olacak. Ama ondan sonra düşüş devam edecek. Çünkü bu sadece baz etkisiyle sınırlı değil. Çünkü para politikası güçlü bir şekilde yeniden inşa edildi. Maliye politikası gelecek sene ciddi bir şekilde açığın düştüğü bir yıl olacak. Yani yüzde 3’ün altına açığın çekildiği bir yıl olacak. Dolayısıyla mali etki anlamında çok farklı bir döneme girmiş olacağız. Gelirler politikası da hedeflerle tutarlı olmaya başlayacak.”
Bütçe açığında geçen sene tedbir alınmasa depremin etkisiyle beraber piyasanın yüzde 10 civarında cari açık beklendiğini, bunu yüzde 5,2 ile sınırlandırdıklarını ifade eden Şimşek, “Bu 5,2’yi milli gelire oranla söylüyorum. Açığın milli gelire oranı geçen sene yüzde 5,2’ydi. Bunun sadece 1,6 puanı deprem dışı. Dolayısıyla deprem burada belirleyici. Bu sene açık yine yüksek seyredecek, bizim hedefimiz tabii ideal olarak geçen senenin altına çekmek. 5’in altına çekmeyi ümit ediyoruz. Ama gelecek sene esas belirleyici olacak.” dedi.
“Geçici çözümler peşinde değiliz”
Bakan Şimşek, şu an alınan ve gelecek dönemde açıklanacak ilave tedbirlerin, çok büyük ihtimalle gelecek sene bütçe açığını kalıcı bir şekilde deprem dahil yüzde 3’ün altına çekmiş olacağını vurguladı.
Sürdürülebilir cari açıkta kalıcı bir iyileşmeyi hedeflediklerine dikkati çeken Şimşek, “Geçici çözümler peşinde değiliz. Burada tabii petrol, doğal gaz üretiminin artması önemli. Enerji Bakanlığımızın bu yönde ciddi çabası var, performansı var. Bu da yardımcı oluyor.” ifadesini kullandı.
Mayıs ayı rakamı açıklandığında çok büyük ihtimalle cari açığın milli gelire oran olarak yüzde 2 buçuğun altına gelmesini beklediklerini bildiren Şimşek, “İşimiz bitti diyemeyiz. Çünkü bu konjonktürel. Bizim esas yapısal dönüşümü başarmamız lazım.” diye konuştu.
“Program saat gibi çalışıyor”
Ekonomi programının çalıştığına vurgu yapan Şimşek, “Program saat gibi çalışıyor. Sağlıklı politikalar, rasyonel politikalar, yani dünya normlarına, kurala dayalı politikalar, uygun politikalar ve yapısal reformlar, yeni bir hikaye oluşturdu Türkiye için. Bu hikayeye muazzam bir ilgi var. Hem içeride hem dışarıda. Yatırımcı güveni arttı. Gerçekten bu da rakamlara yansıyor. Son iki ayda Merkez Bankasının rezerv pozisyonu 70 milyar doların üzerine çıktı.” değerlendirmesinde bulundu.
Uygulanan programın bazı çevrelerce eleştirilmesine de değinen Şimşek, şunları kaydetti:
“Biz ‘bu program çalışacak ve güven yeniden tesis edilecek’ dediğimizde, ‘yok bu mümkün değil’ demişlerdi. Önce ‘program yok’ dediler. Sonra ‘program var ama bu pek kredibıl bir program değil’ dediler. Şimdi tabii bu ölçekte, yani yerel seçimler sonrası ilginin artması, belli çevreler ‘carry trade’ dedi. ‘Carry trade’ ve benzeri böyle çok kısa vadeli sıcak denilebilecek girişlerin toplam girişe oranı üçte bir düzeyde bile değil. Yani dolayısıyla burada gerçek anlamda bir portföy tercihi var. Tabii ki eleştirel bakış açısı bizim için çok değerli, yapıcı eleştiriler çok değerli. Çünkü bunlar bizim için rehber. Ama yani belli çevreler nedense bu programa ilişkin sürekli bardağın yarım kısmına bakmayı tercih ediyorlar.”
“Büyümede dengelenme bu programın kalbi”
Uygulanan programda büyümede dengelenmenin çok önemi rolü olduğuna dikkati çeken Şimşek, “Büyümede dengelenme bu programın kalbi. Yani net ihracatın katkısı artı kalmaya devam edecek. Ama iç talep, özellikle de yılın üçüncü çeyreğinden itibaren bir miktar daha yavaşlamış olacak. Cari açıktaki düşüş tabii mart ayı rakamı var. Yani 57 milyar dolardan 31 milyar dolar civarına düşmüş ama Ticaret Bakanlığımızla yaptığımız muhabbetlerde çok büyük ihtimalle mayıs rakamı çıktığında cari açıkta yaklaşık 26 milyar dolar civarında bir rakam ön görüyorlar kendileri. O da tabii yaklaşık 1,2 trilyon dolarlık bir milli geliri baz alırsanız yüzde 2 buçuğun epey altında, yüzde 2’ye doğru evrilen bir cari açıktan bahsediyoruz. Esas rezerv birikimini biz buradan sağlayacağız.” şeklinde konuştu.
Reel sektörün, bankaların dünyadan uzun vadeli sermaye benzeri kaynak devşirdiği bir iklim oluşturacaklarını belirten Şimşek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“O iklim sayesinde ve cari açığın daralmasıyla Türkiye’de kalıcı rezerv birikimi olacak. Dolayısıyla hiç merak etmesinler o konuda kaygılı olan arkadaşlar. Bizim hiç kimseye ne örtülü ne de açık bir kur garantimiz olmadı, olmayacak. Biz şu anda mali disipline ve yapısal dönüşüme ve dezenflasyona odaklanmış durumdayız. Bizim için önemli olan programın çalışması ve çalışıyor. Çalışmasa bu sonuçlar herhalde zor alınırdı diye düşünüyorum. İşin özü şu brüt rezervlerimiz yaklaşık neredeyse 146 milyar dolar civarına çıkmış ama esas swap hariç rezervlerimiz hakikaten eksi 60 milyar dolardan artı 5 milyar dolar seviyesine çıkmış. Biz bunun bu kadar hızlı yeniden inşa edilebileceğini öngörmemiştik.”
“Normal Türk lirası mevduat daha cazip hale gelecek diye düşünüyoruz”
Bakan Şimşek, Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) çıkışa ilişkin ise şunları kaydetti:
“KKM’den çıkış bizim önemli bir önceliğimizdi ama başından söyledik, dedik ki ‘piyasayı bozmadan, piyasada sorun yaratmadan çıkacağız’. ve gerçekten çıkıyoruz. Artık Türk lirası cinsinden KKM’ye son verdik. Döviz cinsinden de şimdiden haber vereyim ben, temmuzda biz şirketlerin vergi avantajını yenilemeyeceğiz. Artı şu anda mevduat faiz gelirlerine sınırlı bir vergi koyduk. Dolayısıyla o hususu da çalışıyoruz. Dolayısıyla normal Türk lirası mevduat daha cazip hale gelecek diye düşünüyoruz. Enflasyon beklentilerinde iyileşme var. Enflasyon yıllık bazda yüksek seyretti. Zirveyi mayıs ayında buldu. Ama piyasaya sorarsanız önümüzdeki 12 ayda enflasyon yüzde 33’e inecek diyorlar. Önümüzdeki 24 ayda da yüzde 21’e inecek diyorlar. Biz bu rakamların bizim hedeflere önümüzdeki aylardan itibaren yakınsayacağını düşünüyoruz.”
“Enflasyonu düşürmek çok meşakkatli bir süreç”
Bankacılık sektörünün enflasyon sürecinde zor bir sene geçirdiğini dile getiren Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Geçici olarak defter değerinizde biraz sıkışma var. Ama biz riski o kadar hızlı bir şekilde çekiyoruz ki sizin çarpanınız, yani piyasa değerinizin defter değerine oranı hatırlıyor musunuz? Geçen sene bu vakitlerde 0,3’ler civarıydı. Şimdi 1’e doğru çıkıyor. Yani neredeyse ikiye, üçe katlanmış olacak. Bunu niye söylüyorum? Sabır için. Yani sadece toplumun bir kesiminden sabır istemiyoruz. Toplumun bütün kesimlerinden sabır istiyoruz. Niye? Çünkü enflasyonu düşürmek çok meşakkatli, zor bir süreçtir. Ama önümüzde büyük bir fırsat penceresi var. Eğer sabır ve kararlılıkla biz yolumuza devam edersek bu enflasyon hızlı bir şekilde 2026 yılında tek haneye inecek. Biz buna inanıyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-simsek-iklim-ekonomisi-surdurulebilirlik-finansmani-zirvesinde-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Öğretmenlik Mesleği ve Milli Eğitim Akademisi Kanunu Meclis’e Geliyor https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ogretmenlik-meslegi-ve-milli-egitim-akademisi-kanunu-meclise-geliyor/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ogretmenlik-meslegi-ve-milli-egitim-akademisi-kanunu-meclise-geliyor/#respond Fri, 07 Jun 2024 21:42:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35034 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Öğretmenlik Mesleği ve Milli Eğitim Akademisi kurulmasıyla ilgili kanunun hazırlıklarını tamamladıklarını belirterek, “İnşallah yakında Meclis’imizde görüşmeleri başlayacak.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ataşehir’deki Ahmet Keleşoğlu Fen Lisesi’nde düzenlenen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Tanıtım Programı’ndaki konuşmasında, sadece atama boyutunda değil, özlük hakları ve mali imkanlar açısından da öğretmenleri desteklediklerini söyledi.

Söz verdikleri üzere öğretmenlerin ek göstergelerini 3 bin 600’e çıkardıklarına işaret eden Erdoğan, Fatih Projesi’yle 619 bin etkileşimli tahtanın kurulumunu yaptıklarını, üniversiteye girişteki katsayı farklılıklarını giderdiklerini, 4+4+4 sistemiyle eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkardıklarını anlattı.

Meslek okullarına “üvey evlat” muamelesi uygulamasına son verdiklerini, Mesleki Eğitim Politika Belgesi’ni oluşturduklarını belirten Erdoğan, sektör içi okuldan ortaokullarda mesleki yönlendirme atölyelerinin kurulmasına kadar farklı projeleri hayata geçirdiklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öğretmenlik Mesleği ve Milli Eğitim Akademisi kurulmasıyla ilgili kanunun hazırlıklarını tamamladık. İnşallah yakında Meclis’imizde görüşmeleri başlayacak.” bilgisini verdi.

Kur’an-ı Kerim, Hazreti Peygamber’in hayatı ve çeşitli dersleri seçmeli hale getirdiklerini anımsatan Erdoğan, bu sene seçimlik dersler havuzunu biraz daha genişlettiklerini; “nezaket ve görgü kuralları”, “adabımuaşeret”, “Türk toplumsal yapısında aile” gibi dersleri ilave ederek ailelerden gelen talebi karşıladıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile konusunun kendileri için hayati öneme sahip olduğunun altını çizerek, “Çok erken yaşlardan itibaren çocuklar küresel kültürün dayatmalarına maruz kalmaktadır. Bunların en başında da cinsiyetsizleştirme projeleri vardır. Çizgi filmlerden sinema yapımlarına, dijital oyunlardan sosyal medyaya kadar pek çok alanda evlatlarımız bu projelerle sık sık karşılaşıyor. Amerika başta olmak üzere birçok Batı ülkesinde ailelerin temel endişe kaynağı, çocukları objeleştiren bu sapkın akımlardır. Hep beraber el ele vererek, küresel cinsiyetsizleştirme belasının önüne geçeceğimize inanıyorum.” diye konuştu.

Bundan 21 yıl önce eğitimle ilgili Türk milletine verdikleri sözü tuttuklarını söyleyen Erdoğan, sadece altyapıda değil uluslararası göstergelerde de çok iyi bir yerde olduklarını, bu başarılarına yenilerini ekleyerek sürdüreceklerini kaydetti.

“Değişim ve yenilenme eğitimin ruhunda, özünde zaten var”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimin amacının, zihni açık, ufku açık, yeniliklere açık, bilgiyi ve bilgi teknolojilerini en doğru şekilde kullanabilen, milli değerlerle donanmış, öz güven ve ideal sahibi gençler yetiştirmek olduğunu söyledi.

Bunun için değişimi kaçıran ve gerisinde kalan değil, değişimi yakalayan bir anlayışla hareket etmek gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Dünya değişirken Türkiye nasıl aynı kalmıyorsa, bütün unsurlarıyla eğitim sistemimizin de yerinde sayması beklenemez. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki her gün yeni bir gelişme oluyor, yeni fikirler, yeni buluşlar, yeni yöntemler ortaya çıkıyor. Yapay zeka ve insansız teknolojiler giderek günlük hayatımızın bir parçası haline geliyor. Teknoloji devrimi karşısında kendini yenilemeyen bireyler, toplumlar ve ülkeler dünyadaki yarışın dışında kalmaya mahkumdur. Dünyanın hızına yetişemeyenler her gün biraz daha geriye gitmekten kendilerini kurtaramazlar. Çağın gerektirdiği bilgi ve becerileri edinmenin vasıtası da eğitimdir. Değişim ve yenilenme eğitimin ruhunda, özünde zaten var. Yeni bilgiler ortaya çıktıkça ademoğlu yeni sorular ve sorunlarla karşılaştıkça, ihtiyaçlar yenilendikçe eğitimin de buna ayak uydurması, kendini buna uyarlaması beklenir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimin ömür boyu devam eden, yaşayan, canlı ve dinamik bir süreç olduğunun herkesçe gayet iyi bilindiğinin altını çizerek, burada mühim olanın yenilenmeyle birlikte köklerden kopmamak olduğunu ifade etti.

Esas meselenin medeniyet tasavvurunun korunması olduğunu, önemli olanın bu ülkenin varlığının, borçlu olduğu değerlerle olan bağının her şart altında muhafaza edilmesi olduğunu söyleyen Erdoğan, maziden atiye köprü kuran, özgün, esnek ve geleceğe ilişkin beklentileri karşılayan bir anlayışla sürecin yönetilmesi gerektiğini aktardı.

“Cumhuriyet tarihimizin önemli bir bölümünde bize özgü bir eğitim modelimiz maalesef olmadı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce, eğitimin altyapısı gibi temel değerlerinde de sorunlar olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Cumhuriyet tarihimizin önemli bir bölümünde bize özgü, bizi yansıtan bir eğitim modelimiz maalesef olmadı. Eğitim sistemimiz daha çok ezbere ve ezberciliğe dayanıyordu. Hayata hazırlamak yerine sınava hazırlamayı önceleyen, başarıyı sadece buna göre ölçen bir anlayış sisteme damgasını vurdu. Sanata, spora, kültüre, edebiyata hak ettiği değeri vermeyen, düşünmeyi, soru sormayı, sorgulamayı yeterince teşvik etmeyen, daha çok insan formatlamaya odaklı bir eğitim sistemiyle uzun yıllar idare ettik. Yasakçılık ve tek tipleştirme bu dönemin bir başka özelliğiydi. Meslek liselerinin ve imam hatip okullarının katsayı engeliyle önü kesildi. Başörtüsü sadece lisede değil, üniversitede, kamuda bile yasaktı. İktidarlarımız döneminde en çetin mücadeleyi işte bu jakoben, yasakçı ve baskıcı anlayışa karşı verdik.”

Fatih Projesi’nden seçmeli derslere, imam hatiplerin orta kısımlarının açılmasından 4+4+4 sistemine varıncaya kadar eğitimi özgürleştirme yolunda attıkları her adımda belli çevrelerin mukavemetiyle karşılaştıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Açık söylüyorum, birileri bu ülkede yasakların kalkmasını istemediler. Adaletsizliklerin giderilmesini istemediler. Müfredatın zenginleşmesini istemediler. Okullar arasındaki eşitsizliğin kapanmasını istemediler. ‘Göbeğini kaşıyan adam’ diyerek aşağıladıkları insanların çocuklarının kendileriyle aynı imkanlara sahip olmasını hiçbir zaman istemediler. Fakirin fakir, mazlumun mazlum, imtiyazlıların da imtiyazlı olarak devam etmesi için her yolu denediler. Türkiye’de gerçek manada bir sınıfsal değişikliğin gerçekleşmemesi için her şeyi yaptılar. İş dünyasından siyasete, medyadan akademiye uzanan bir yelpazede bu çevrelerin halen kümelendiğini biliyoruz. Eskisi kadar sesleri çıkmasa da bunlar buldukları her fırsatı kullanıyorlar.”

“Güya laiklik maskesiyle kendi zihin dünyalarındaki faşizmi gizlemeye çalışıyorlar”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna geçen günlerde Ankara’daki bir ilçede yeniden şahit olduklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Öğrencilerimizin bir sınav öncesinde velileriyle birlikte camiye devam edilmesi veya davet edilmesi, bakıyorsunuz birilerini son derece rahatsız ediyor. Dikkatinizi çekiyorum, burada kimseyi zorlama yok, icbar etme yok, ayıplamak, kınamak yok, sadece gönüllülük esasına göre bir davet var. Ama aralarında gazeteci, siyasetçi, sendikacı olan kimi çevreler buna bile tahammül edemiyor. Güya laiklik maskesiyle kendi zihin dünyalarındaki faşizmi gizlemeye çalışıyorlar. Laikliği, din ve inanç karşıtlığı gibi anlayan ve bunu herkese dayatan 28 Şubat artıklarına biz bugüne kadar boyun eğmedik, bundan sonra da boyun eğmeyiz.”

Bu ülkenin çocuklarıyla inanç değerleri arasına kimsenin girmesine de izin vermeyeceklerinin altını çizen Erdoğan, “Milletin evlatlarının, camiye gidiyor, namaz kılıyor, başörtüsü takıyor diye fişlendiği, baskıya uğradığı, ötekileştirildiği kötü günler artık geride kaldı. Televizyon ekranlarından imam hatip okullarımızın öcüleştirildiği günler geride kaldı. Kılık kıyafetinden dolayı insanımızın horlandığı, hakarete maruz bırakıldığı günler geride kaldı. Eski Türkiye’nin kötü alışkanlıklarının tekrar nüksettirilmesine müsaade etmeyiz ve etmeyeceğiz.” diye konuştu.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ogretmenlik-meslegi-ve-milli-egitim-akademisi-kanunu-meclise-geliyor/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türk dünyasının işbirliğini güçlendirmenin önemini vurguladı https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turk-dunyasinin-isbirligini-guclendirmenin-onemini-vurguladi/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turk-dunyasinin-isbirligini-guclendirmenin-onemini-vurguladi/#respond Thu, 06 Jun 2024 21:33:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34969 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, “Büyük çatışma ve kırılmaların yaşandığı bir coğrafyada medeniyet iddiamızı sürdürmenin yolu, dostluk ve ittifakımızı güçlendirmekten geçmektedir. Türk dünyası dilde, işte ve fikirde işbirliğini tesis ettiği takdirde üstesinden gelemeyeceği hiçbir sorun, çözemeyeceği hiçbir problem yoktur.” dedi.

Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) 13’üncü Genel Kurulu Asamble Konseyi, TÜRKPA Dönem Başkanı ve TBMM Başkanı Kurtulmuş’un başkanlığında Azerbaycan Milli Meclisi’nde toplandı.

Kurtulmuş, yaptığı konuşmada, toplantının Türk dünyasına hayırlı olmasını dileyerek, ev sahibi Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahibe Gafarova’ya misafirperverlikleri için şükranlarını dile getirdi.

“Bağımsız Türk devletlerinin Ulusal Meclis Başkanları olarak bizleri aynı çatı altında buluşturan TÜRKPA’nın her geçen yıl güçlendiğini görmekten büyük memnuniyet duyuyorum” diyen Kurtulmuş, kuruluşundan bugüne kadar geçen süre zarfında ele alınan konular ve çeşitlenen faaliyetlere bakıldığında TÜRKPA’nın, Türk dünyası işbirliği kurumları arasında özgün bir yer edindiğini, günden güne büyüdüğünü ve geliştiğini gördüklerini belirtti.

Bu gelişim çizgisini, son 30 yılda yıldızı yükselen Türk devletleri arasındaki yakınlaşmadan, boyut ve derinlik kazanan ikili ve çok taraflı ilişkilerden bağımsız tutmanın mümkün olmayacağını ifade eden Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Türk dünyasının kardeş toplumları, araya giren uzun ayrılık yıllarının ardından bugün yeniden kucaklaşmaktadır. Kardeşlik ahdini tazelemekte, her alanda birbirine yakınlaşmaktadır. Son 30 yıldır, devletlerimiz ve toplumlarımız arasında her alanda ilişkilerin ilerlediğini, güçlendiğini ve kökleştiğini görüyoruz.

Öte yandan dünya siyaseti ve dünya ekonomisinde de çok ciddi değişikliklerin olduğu bir dönemde Türk devletlerinin ağırlıklarının da artmakta olduğuna şahit oluyoruz. Orta Asya’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan Balkanlar’a ve Avrupa’ya uzanan bir büyük hat üzerindeki 300 milyonu aşkın dinamik nüfusuyla Türk coğrafyası, yeni bir jeopolitik güç ve çekim merkezi olarak öne çıkmaya başlamıştır. Tarihe yeniden doğmanın, tarihi yeniden yapmanın imkan ve fırsatlarının olduğunu görüyoruz. Türlü sebeplerle duraklayan veya yavaşlayan uygarlık yürüyüşümüzü canlandırma sorumluluğunun, her birimizin üzerinde olduğunu biliyoruz. Köklerden göklere uzanan medeniyet ağacımızın çiçeğe durma, meyve verme vaktinin de geldiğine inanıyoruz.

Aynı zamanda büyük çatışma ve kırılmaların yaşandığı bir coğrafyada medeniyet iddiamızı sürdürmenin yolu, dostluk ve ittifakımızı güçlendirmekten geçmektedir. Türk dünyası dilde, işte ve fikirde işbirliğini tesis ettiği takdirde üstesinden gelemeyeceği hiçbir sorun, çözemeyeceği hiçbir problem yoktur. Parlamenter boyutta fikir ve eylemlerimizi yakınlaştırmanın kurumsal imkan ve müşterek fırsatı, platformu olan meclisimiz TÜRKPA’dır. Kardeşler arasındaki bu aile meclisini genişletmek en büyük arzumuzdur.”

“Macaristan ve KKTC’nin tam üye sıfatıyla çalışmalarımıza katılması en büyük temennimiz”

Özbekistan ve Türkmenistan’ın en yakın zamanda tam üye statüsünü kazanmasını beklediklerini ifade eden Kurtulmuş, “Ümit ediyorum ki bu süre çok yakındır, buna da önümüzdeki günlerde şahit oluruz. Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de gözlemci statü sıfatıyla katıldığı çalışmalarımıza, yine en yakın süre içerisinde tam üye sıfatıyla katılması en büyük temennimizdir. İnşallah TÜRKPA yakın bir gelecekte bütün bağımsız Türk devletlerinin meclislerini çatısı altında bir araya getirecektir. Bu umut ve beklentiyle TÜRKPA olarak çalışmalarımızı sürdürüyor ve hedeflerimizi ortaya koruyoruz.” diye konuştu.

“TÜRKPA’nın güçlenmesi için titizlikle gayret gösterdik”

Geçen 16 yıl içinde bir uluslararası kuruluş olarak önemli bir tecrübe ve birikim sahibi olan TÜRKPA’nın çatısı altında, bölgede ve dünyada barışın hükümferma olması için çalışmaya devam edeceklerini bildiren Kurtulmuş, Türk yurdunun her köşesinde barış, düzen, adalet ve kalkınma amaçlarına ulaşmak için durmadan ve yılmadan çalışmayı sürdüreceklerini vurguladı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Geçtiğimiz yıl, TÜRKPA 12’nci Genel Kurulu’nda dönem başkanlığını Kırgızistan Meclis Başkanı Sayın Nurlanbek Şakiev’den devralmıştık. Yaklaşık bir yıldır sürdürdüğümüz bu görevde, TÜRKPA’nın güçlenmesi ve örnek bir uluslararası kuruluş olması, çok taraflı bir platform haline gelmesi için titizlikle gayret gösterdik. Şimdi dönem başkanlığını Azerbaycan Milli Meclis Başkanı Sayın Sahibe Gafarova’ya devretmenin huzuru içerisindeyiz. Ümit ediyorum ki birikimiyle, bilgisiyle, siyasi tecrübesiyle, Türk dünyasının, bölgenin ve dünyanın sorunlarına olan vukufiyetiyle Sayın Gafarova bu görevi fevkalade güzel bir şekilde deruhte edecek ve TÜRKPA’nın daha ileriye gitmesini temin edecektir.

Türkiye’nin dönem başkanlığında her bir ülkeye ve her birinize, yürütülen çalışmalara verdiğiniz samimi, içten ve yapıcı destekler dolayısıyla yürekten teşekkür ediyorum.

Desteklerini ve kardeşliğini daima yanımızda hissettiğimiz Azerbaycan Milli Meclis Başkanı Sayın Sahibe Gafarova’ya, Kazakistan Meclis Başkanı Sayın Yerlan Koşanov kardeşimize, Kırgızistan Meclis Başkanı Sayın Nurlanbek Şakiev’e çok teşekkür ediyorum. Fevkalade güzel bir dayanışma ve işbirliği içerisinde bir yıllık süreç içerisinde görevlerimizi sürdürdük, başarılı bir dönemi geride bıraktığımıza inanıyorum.”

Gafarova’ya, dönem başkanlığında başarılar dileyen Kurtulmuş, “Bütün gücümüzle, Türkiye Cumhuriyeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak Sayın Gafarova’nın bu görevi sırasında tüm desteğimizin kendileriyle birlikte olacağını ve inşallah önümüzdeki dönemde TÜRKPA’nın çok daha güçlü bir şekilde çalışmalarını sürdürerek, bir uluslararası platform olarak adından sıkça söz ettireceğine inanıyorum.” ifadesini kullandı.

TÜRKPA Dönem Başkanlığı’nı Azerbaycan’a devretti

Kurtulmuş, konuşmasının ardından, 28 Nisan 2023’ten bu yana TBMM Başkanı tarafından yürütülen “Dönem Başkanlığı”nı, Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Gafarova’ya devretti.

TÜRKPA Dönem Başkanlığı’nı devralan Gafarova, TBMM Başkanı Kurtulmuş’a teşekkür ederek, başkanlıkları döneminde üye ülkeler arasında ilişkileri daha ileri taşımak ve TÜRKPA’yı daha etkin kılmak için çaba sarf edeceklerini kaydetti.

Numan Kurtulmuş, daha sonra TÜRKPA üyesi ülkelerin Meclis Başkanlarıyla aile fotoğrafı çektirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turk-dunyasinin-isbirligini-guclendirmenin-onemini-vurguladi/feed/ 0
Türk-Arap Ekonomi Zirvesi ve Gıda Fuarı Başladı https://www.haber60.com.tr/turk-arap-ekonomi-zirvesi-ve-gida-fuari-basladi/ https://www.haber60.com.tr/turk-arap-ekonomi-zirvesi-ve-gida-fuari-basladi/#respond Thu, 06 Jun 2024 21:07:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34949

Türk ve Arap Ülkeleri İşbirliği Derneği’nin (TÜRAP) Arap ülkeleri ve Türkiye arasında ekonomik iş birliğini artırmak amacıyla Turabexpo Fuarcılık desteğiyle düzenlediği Türk-Arap Ekonomi Zirvesi ile 10’uncu Türk-Arap Gıda ve Gıda Teknolojileri Fuarı başladı.

2 gün sürecek zirveye Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, TÜRAP Genel Başkanı Sabuhi Attar, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erkut Çelebi, Arap Gümrük Müşavirleri Birliği Başkanı Mamdoh Abdullah Alrefaee, Irak Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Majid Al- Lachmawi, Arap Devletleri Ligi Misyonu Büyükelçisi Abdelhamid Hamza, Arap ve Türk iş insanları katıldı.

“ARAP DEVLETLERİ TÜRKİYE’NİN İHRACATINDA ÇOK ÖNEMLİ BİR PAYA SAHİP”

Türkiye’nin 2023 yılında 255,4 milyar dolar gibi bir rakamla Türkiye ihracat tarihinin en yüksek rakamına ulaştığını vurgulayan Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, “TÜRAB’ın organizasyonu ile düzenlenen gıda ve gıda teknoloji fuarında bir aradayız. 3 Haziran’da açıkladığımız mayıs ayı ihracat verilerine göre de Türkiye’nin bugün yıllıklandırılmış ihracatı 260. 1 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda. Bu durumda Arap ülkeleri ve İslam İş Birliği Teşkilatı ve körfez ülkeleriyle yapmış olduğumuz dış ticaret Türkiye’nin ihracatında çok önemli bir paya sahip. 2023 rakamlarına göre yüzde 26’sını İslam İş Birliği Teşkilatı üyesi ülkelere gerçekleştiriyoruz. Bu payı inşallah 2028 yılında yüzde 30’lara ulaştırmayı hedeflemekteyiz. Bu anlamda Arp ülkeleri ve körfez ülkeleriyle, çok ciddi ticari faaliyetler yürütüyoruz. Genel ticaret heyetleri, sektörel ticaret heyetleri, o ülkelerde düzenlenen fuarlar ve ülkemizde düzenlenen bu tarz fuarlar oluyor. Körfez ülkelerinden Arap ülkelerinden katılımlar bu tarz ihracatımızın gelişimine katkı sunuyor. Bugün düzenlenen bu etkinlik ve fuarda bu platformlardan bir tanesi. İnşallah her geçen sene bu fuarın da arttığını ve artacağını mutlulukla bildiriyoruz. Bu da Arap ülkeleri ile körfez ülkeleri ile ticaretimizin gelişimine çok büyük bir katkı sunuyor” dedi.

‘TÜRKİYE İLE İŞ BİRLİKLERİNİN ARTMASI İÇİN YATIRIMLARI DESTEKLİYORUZ’

Derneklerinin Arap ilişkilerinin ve iş birliklerinin ilerlemesi için sürekli proje ürettiğini belirten TÜRAP Genel Başkanı Sabuhi Attar ise “Projelerden en önemlisi de şu an gerçekleşen fuar çünkü direkt olarak Arap alım heyeti ile gerçekleştiriyoruz. Türk firmaları ile bir araya gelerek hem kendi mallarını tanıtıp hem de, alınacak olan malları inceliyorlar. Masaya oturarak bunlarla ilgili anlaşmalar yapıyorlar. Ayrıca Arap ülkelerinden gelen iş adamlarını Türk yatırımcılar adına teşvik ediyoruz ve yardım ediyoruz. Hem Türk hem Arap ülkelerinden müşavirlerimiz var bu şekilde istedikleri tüm desteği alıyorlar. Lojistik, gümrük her anlamda ne gerekliyse yan hizmetler ve altyapımız hazır. En iyi şekilde bu hizmeti veriyoruz. Her türlü kolaylığı sağlıyoruz. Yeter ki burada masaya oturup çalışsınlar. Biz mevcut projelerini geliştiriyoruz ve ortaklık kurmaya çalışıyoruz. Bu dönemde serbest ekonomik piyasa uygulandığı için Türkiye’ye yatırımcıları davet ediyoruz. Yatırım ve sanayi alanındaki projelerde hem Türkiye hem de Arap ülkelerinin gelişimi için hem de iş birliklerinin artması adına Türkiye’deki yatırımları destekliyoruz. Herkesi bu açık pazara davet ediyoruz. Arap ve Türk firmaları bizden bu desteği alsınlar. Hem daha doğru hem de daha süratli olarak ilerlemeye ulaşırlar. Ticaret ihracat bilmeyen firmaları dahi güzel bir şekilde destekliyoruz” diye konuştu.

‘YENİ İŞ BİRLİKLERİNİN YENİ KAPILAR AÇACAĞINDAN EMİNİM’

Arap Gümrük Müşavirleri Birliği Başkanı Mamdoh Abdullah Alrefaee de “İki ülkenin ekonomisini güçlendirmek konusunda çabalıyoruz en önemli hedefimiz aydınlatma bilgilendirme ve doğru danışmanlık hizmetleri vermek. Ayrıca gümrük konusuyla ilgili her türlü yardımı vermeye hazırız. Tüm engelleri çözmek ilk hedefimiz gümrük işlemlerini kolaylaştırmak için çabalıyoruz son yıllarda ülkeler arasında ticaret ve yatırım alanında çok büyük mesafeler ve fırsatlar oluştu. Türkiye ve Arap ülkeleri arasında yatırımlar arttı bunu yakından görüyoruz artık tüm dünya ülkelerini etkileyecek adımların artmasını temenni ediyoruz. Yeni iş birliklerinin yeni kapılar açacağından eminim” dedi.

Açılış konuşmaların ardından konuşmacılara plaket takdim edildi ve hatıra fotoğrafı çekildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-arap-ekonomi-zirvesi-ve-gida-fuari-basladi/feed/ 0
Albayrak Grubu Microsoft’a açtığı davayı kazandı https://www.haber60.com.tr/albayrak-grubu-microsofta-actigi-davayi-kazandi/ https://www.haber60.com.tr/albayrak-grubu-microsofta-actigi-davayi-kazandi/#respond Thu, 06 Jun 2024 21:04:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34946

ALBAYRAK Grubu Microsoft’a açtığı davayı kazandı. Mahkeme Microsoft ve Türkiye’deki acentesinin Albayrak Grubu’na 550 bin dolar tazminat ödemesine karar verdi. Konuyla ilgili basın mensuplarına açıklama yapan Albayrak Şirketler Grubu avukatı Sefa Karcıoğlu, “Bizim Türk kamuoyuna anlatmak istediğimiz Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalsın. Hiçbir firma yurtdışına veri aktarmaya zorlanmasın. Doğrudan ya da dolaylı yollarla verilerimizin yurtdışına aktarılmasının önüne geçsin. İşte biz bu farkındalığı artırmak adına Albayrak Grup olarak açtığımız davada mutlu sona ulaştık. Toplam 550 bin dolarlık bir bedelin bir kısmı Microsoft bir kısmı yerel firma tarafından Türkiye’deki çözüm ortağı tarafından Albayrak gruba ödenmesine karar vermiştir” diye konuştu.

Albayrak Grubu, ERP sistemi hizmeti aldığı Microsoft’a, şirketi, merkezi yurtdışında bulunan bir bulut sistemi kullanmaya mecbur ettiği ve üretim sürecinde kesinti kaynaklı zarara uğradığı gerekçesiyle 1.5 milyon dolarlık dava açmıştı. Albayrak Grubu Microsoft’a açtığı davayı kazandı. Mahkeme 550 bin dolar tazminat ödenmesine karar verirken Albayrak Şirketler Grubu avukatı Sefa Karcıoğlu Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

“FİRMA 33 AY BOYUNCA ÜRÜNÜN CANLIYA ALINMASINI GERÇEKLEŞTİREMEDİ”

Avukat Karcıoğlu, “Bundan 3 yıl önce yine bir basın açıklamasıyla, dünya devi olarak adlandırılan Microsoft Corporation adına bir dava açtığımızı 1.5 milyon dolarlık davayla birlikte grup bünyesinde faaliyet gösteren şirketlere satılan ürünün, yazılımın ayıplı olduğunu ve şirketimizin bu ürünün ayıplı olması nedeniyle zarara uğradığını, şirket bünyesindeki firmaların canlıya geçirilemediği ve bunda da art niyet olduğunu iddia ederek dava açmıştık. 3 yıl süren yargılamanın sonunda mahkeme, emsal niteliğinde bir karar verdi. Şirket politikası olarak grup bünyesindeki şirketlerin ticari sırlarının mahremiyetinin korunması ve kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasını korumak adına Albayrak Grup olarak OMPREM ürünü tercih etmiş ve bunun bedelini Microsoft’a ödemiştik. Ancak 33 ay süren bir kurulum sürecinde Microsoft ve Türkiye’de ürününü satan yerli bir firma. Aslında çözüm ortağı, iş ortağı 33 ay boyunca ürünün canlıya alınmasını bir türlü gerçekleştiremedi. Biz yaptığımız inceleme ve değerlendirmelerde ürünün canlıya geçirilmemesinin asıl nedeninin grup şirketleri olarak ticari sırlarımızın ve verilerimizin yurtiçinde kalmasını, şirket merkezinde kalmasına yönelik aldığımız ürünün tercih edilmesinin cezalandırılması olarak değerlendirdik. Çünkü Microsoft ürünlerine baktığımızda bulut sistemine aktarılan yurtdışına gönderilmesini sağlayan bulut sistemi kullanan firmalarda, herhangi bir arızanın olmadığı, uyum sürecinin hızlı yapıldığı, canlıya geçişin daha verimli yapıldığı ancak bulut sistemini kullanmayan bizim gibi firmaların ise sıkıntı yaşadığını tespit ettik.” dedi.

“BU EMSAL BİR KARARDIR”

Avukat Karcıoğlu, “Mahkeme yaptığı inceleme ve değerlendirmede iddialarımızı haklı bularak yurtdışına tebligat yapılmasına gerek olmadığını, Türkiye’de ürünü satan firmanın Microsoft’un acentesi olduğunu dolayısıyla Türkiye’deki müşterilerin vatandaşların Amerika’ya tebligat yapılmaksızın haklarını Türk mahkemelerinde, ürünü satın aldıkları firma üzerinden arayabileceğin, davayı acentesi sıfatıyla bu firmalara yöneltebileceğine karar vermiştir. Bu emsal bir karardır; önemli bir karardır. Yazılım sektöründe global firmaların hukuku bize göre dolanmak adına uyguladığı bir perdenin aralanmasıdır. Dolayısıyla bu emsal niteliğindedir. ” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN VERİSİ TÜRKİYE’DE KALSIN”

Karcıoğlu, “Yine mahkeme sözleşmede yer alan ‘Zararın sınırlandırılması’, yani milyon liralık ürün alıyorsunuz Microsoft diyor ki ‘Biz sadece 5 dolardan sorumluyuz’. İşte mahkeme yaptığı incelemede bu sorumluluk sınırlandırmasının da Türk yasaları kapsamında geçersiz olduğuna, hukuka aykırı olduğuna bu tarz sınırlandırmaların da Türk mahkemeleri tarafından geçersiz olduğuna karar vermiştir. Önemli olan davanın değerinden çok global firmanın Türkiye’de davayı kaybetmiş olmasıdır. Ürününün ayıplı olduğunun, 33 ay boyunca ürünü canlıya alınamadığının tespit edilmiş olmasıdır. Bu tarz firmalar verileri yurtdışına aktarmak için bulut dedikleri cloud dedikleri sistemi, avantajlı hale getirerek firmaların bunu tercih etmelerini sağlamaktadır. Bizim Türk kamuoyuna anlatmak istediğimiz Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalsın. Hiçbir firma yurtdışına veri aktarmaya zorlanmasın. Doğrudan ya da dolaylı yollarla verilerimizin yurtdışına aktarılmasının önüne geçsin. İşte biz bu farkındalığı artırmak adına Albayrak Grup olarak açtığımız davada mutlu sona ulaştık. Toplam 550 bin dolarlık bir bedelin bir kısmı Microsoft bir kısmı yerel firma tarafından Türkiye’deki çözüm ortağı tarafından Albayrak gruba ödenmesine karar vermiştir” diye konuştu. Microsoft Türkiye’den konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmadı.

]]> https://www.haber60.com.tr/albayrak-grubu-microsofta-actigi-davayi-kazandi/feed/ 0 AYM’nin iptal kararı ne anlama geliyor? Olan biteni CHP’li Ocaklı’ya sorduk, ses getirecek bir iddia ortaya attı https://www.haber60.com.tr/aymnin-iptal-karari-ne-anlama-geliyor-olan-biteni-chpli-ocakliya-sorduk-ses-getirecek-bir-iddia-ortaya-atti/ https://www.haber60.com.tr/aymnin-iptal-karari-ne-anlama-geliyor-olan-biteni-chpli-ocakliya-sorduk-ses-getirecek-bir-iddia-ortaya-atti/#respond Wed, 05 Jun 2024 23:25:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34942 Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uyum çerçevesinde çıkarılan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin bazı maddelerini iptal etti. AYM’nin iptal ettiği düzenlemeler arasında Cumhurbaşkanı’nın rektör atama yetkisi ile Merkez Bankası Başkanı’nı görev süresi dolmadan görevden alma yetkisi de var.

CHP’Lİ OCAKLI: BU SİSTEMLE BU İŞ YÜRÜMÜYOR

Gündeme bomba gibi düşen bu gelişme sonrası Cumhuriyet Halk Partisi Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, Haberler.com’dan Eymen Dursun’a çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının tartışılmaz olduğunu ancak iktidarın bu kararı uygulayıp uygulamayacağıyla ilgili endişelerinin olduğunu vurgulayan Ocaklı, “Eğer bu karar uygulanırsa eski Merkez Bankası Başkanının göreve iade edilmesi lazım. Bu da Erdoğan’ın yeniden yapacağı bir durum değil. Bu tartışmaları yeni bir anayasa ihtiyacına doğru evriltmek isteyeceklerdir. Sonuçta sorumlulukların bürokratlara bypass edildiği bir sistem var. Bu sitemle bu iş yürümüyor ve Türkiye bir bataklıkta” ifadelerini kullandı.

“ERDOĞAN GİDİN DEMİŞTİ, GİTTİK VE KAZANDIK”

Ocaklı, bu tartışmaların gündem değiştirmek için ortaya atıldığını belirterek “Recep Tayyip Erdoğan ‘Buyrun Anayasa Mahkesine gidin’ demişti. Gittik ve kazandık. Şimdi bu mahkeme kararlarını uygulanası bekliyoruz. Ama uygulayacaklarını düşünmüyorum, yeni bir yargı sorunu gelebilir” şeklinde konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı

“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE ZEMİN HAZIRLANIYOR”

CHP’li Tahsin Ocaklı, iktidarın bundan sonraki süreçte bu kararlara karşı anayasa değişikliğine gitmeye çalışacaklarını ve muhtemelen buna zemin hazırlayacaklarını kaydetti. Ocaklı, “Görev süresi dolmadan istifa ettirilen ya da bıraktırılan Merkez Bankası başkanlarının cesaretle çıkıp ‘Biz görevden alındık, görev süremiz tamamlansaydı bu sorunlar yaşanmazdı’ diyebileceğini düşünmüyorum. Bunların her biri Erdoğan’ın iradesinde olan insanlardı. Merkez Bankası yüzde 40 olan enflasyon hedefinin dün itibarıyla yüzde 75 olduğunu açıklayan merkez bankası başkanı kendi dönemlerinden sorumlu olduklarını ve daha öncesiyle ilgili yorum yapmak istemediklerini söyledi. Her dönemini bitiren, görevden alınan kendi dönemiyle ilgili bir değerlendirmeye katılmadığı gibi yeni gelenlerde eskilerden sorumlu olmadığını söylüyorlar. Bunu tek sorumlusu Cumhurbaşkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı sistemidir. Denetlemelerden uzak, Sayıştay raporlarına kapalı bir yönetim biçimiyle Türk ekonomisi sürdürülemez. Yeni bir modelleme yaptılar ve sermaye akışı oldu. Bunun 3’te 1’i yabancı sermaye, 3’te 1’i kurumsallardan, 3’te 1’i de bireysellerden girdi Türkiye’ye. Bunların ne olduğu bilinmiyor. Dövizle kredi vermeyi ayrıcalıklı olarak yapıyor. Daha önce nasıl kur korumalı ile yaptılarsa şimdi de döviz döngüsünü belli firmalara kullandırıyorlar. Onlar yüksek faizle Türk Lirası’na yatırıyor ve böylece gelir elde ediyorlar. Arada doğan farkı vatandaşın sırtına yüklüyorlar” dedi.

“AYM KARARININ UYGULANMASINI İSTEYECEĞİZ”

Anayasa Mahkemesi’nin aldığı karara saygı duyulması gerektiğini vurgulayan Ocaklı, “Bizim şartlarımız tektir. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve Anayasa da bizim kitabımızdır. Bu anayasada yazılı olan kararlara devletin bütün organları uymak zorundadır. Biz bu kararların uygulanmasını isteyeceğiz.” dedi.

MERKEZ BANKASI PERSONELİNE 250 BİN LİRALIK PARA MI DAĞITILDI?

Merkez Bankası’nın geçtiğimiz dönem “Performans maaşı” adı altında 2’şer maaş ve brüt 250’şer bin lirayı çalışanlarına dağıttığını ifade eden Ocaklı, “Sanki çok iyi bir iş yapmışlar ve Türkiye’yi 830 milyar kur korumalı mevduat zararına onlar neden olmamışlar gibi bir de performans ikramiyesi verdiler. Merkez Bankası’nı yönetemiyorlar. Yaklaşık 726 ton olması lazım bir altın rezervimiz var bizim. Bunun 500 küsür tonu Borsa İstanbul’da tutuluyor. 35 tonu Merkez Bankası’nda tutuluyor fakat yaklaşık 150 tonu İngiltere Merkez Bankası’nda döviz tutuluyor. Ne işi var altınların orada, bizim yerimiz mi yok? Türk parası değersizleşmeye, korumaya çalışmalarına rağmen de döviz yükselmeye devam ediyor. Kötü ekonomi politikalarını sürdürmeye inat ediyorlar. Bunların bedelini ödeyenler de asgari ücretliler ve emekliler. Basiretsiz bir ekonomi yönetimiyle kendilerini bir erken seçim bekliyor” diyerek konuşmasını noktaladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/aymnin-iptal-karari-ne-anlama-geliyor-olan-biteni-chpli-ocakliya-sorduk-ses-getirecek-bir-iddia-ortaya-atti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kamu çalışanlarımız için Kurban Bayramı tatili 9 gün https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kamu-calisanlarimiz-icin-kurban-bayrami-tatili-9-gun/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kamu-calisanlarimiz-icin-kurban-bayrami-tatili-9-gun/#respond Wed, 05 Jun 2024 22:27:49 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34905

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, “Kamu çalışanlarımız için 16 Haziran Pazar günü başlayacak Kurban Bayramı sonrasındaki iki günlük süreyi de idari izin kapsamına aldık. Böylelikle perşembe ve cuma günlerini de bayram tatiline ekleyerek 9 günlük bir tatil imkanı sağlamış oluyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen Kabine Toplantısı, 1 saat 15 dakika sürdü. Toplantı sonrasında açıklamalarda bulunan Erdoğan, uçak kazasında şehit olan pilotlara başsağlığı dileyerek, “Bu sabah eğitim sırasında kaza kırıma uğrayan uçağımızda şehit olan iki pilotumuza Allah’tan rahmet, ailelerine, Türk Hava Kuvvetlerine ve kahraman ordumuza başsağlığı diliyorum. Rabbim şehitlerimizin ruhlarını şad, mekanlarını inşallah cennet eylesin” dedi.

’18 KEZ SANDIKTA MİLLETE HESAP VERDİK’

14- 28 Mayıs seçimleri sonrasında oluşturdukları kabinelerinin görevdeki birinci yılını dün itibarıyla tamamladıklarını hatırlatan Erdoğan, “Öncelikle Rabbimize, mensubu olmaktan iftihar ettiğimiz necip milletimize ve Türkiye’ye hizmet etme imkanını bizlere bahşettiği için hamd ediyoruz. 85 milyonun her bir ferdine şahsımıza, partimize ve ittifakımıza duydukları güven için yürekten teşekkür ediyorum. Kabine üyeleri olarak hep birlikte aziz milletimizin teveccühüne mazhar olabilmenin gayretindeyiz. Demokrasilerin ilk ve öncelikli şartı halka hesap vermektir. 22 yıla yaklaşan iktidarlarımız döneminde 18 kez sandıkta millete hesap verdik ve hepsinde de ibra olduk. Her yıl bütçe ve kesin hesap görüşmelerinde milli iradenin tecelligahı olan Meclis’e hesap verdik, veriyoruz. Bunların dışında 81 vilayetimizin tamamında katıldığımız toplantılarda ve mitinglerde doğrudan milletimize hesap verdik. Türkiye’nin kaynaklarının nereye gittiğini, neye, ne kadar harcandığını ayrıntılarıyla insanımıza anlattık. Vatandaşa hesap veren, şeffaf, etkin ve güven duyulan bir yönetim geleneğinin ülkemizde yerleşmesi için ne gerekiyorsa yaptık, yapacağız” diye konuştu.

‘EMEKÇİNİN OLDUĞU KADAR İŞVERENİN DE HÜKÜMETİYİZ’

Erdoğan, kendilerinin 85 milyonun tamamının hükümeti olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Emekçinin olduğu kadar işverenin de hükümetiyiz. Köylünün olduğu kadar şehirlinin de hükümetiyiz. Çiftçinin olduğu kadar memurun, emeklinin de hükümetiyiz. Gençlerin olduğu kadar kadınların, yaşlılarımızın da hükümetiyiz. Batıda yaşayanların olduğu kadar doğuda yaşayanların da hükümetiyiz. Bize oy verenler kadar tercihini farklı yönde kullananların da hükümetiyiz. Vatandaşımız, ülkenin direksiyonunda nasıl idareciler görmek istiyorsa, biz işte öyle bir kadro olmanın peşindeyiz. 783 bin kilometrekare vatan toprağının her karşına, 85 milyon insanımızın her bir ferdine aynı nazarla yaklaşıyor ve aşkla hizmet ediyoruz. Felaket tellallarına aldırmıyoruz, fitne tüccarlarına kulak asmıyoruz. Bahanelerin arkasına sığınmadan Türkiye’yi büyütmenin, kalkındırmanın ve daha da yüceltmenin mücadelesini veriyoruz. Hükümetlerimizin ismini, milletimizin gönlüyle birlikte büyük bir başarı hikayesi olarak siyaset literatürüne yazdıran temel vasfımız, işte budur. Hükümet olarak yegane referansımız hizmetlerimiz ve eserlerimizdir. Türkiye’ye kazandırdıklarımız ortadadır, hedeflerimiz ortadadır; milletimiz de yaptıklarımızı, yapacaklarımızı çok net biçimde görmektedir. Bizim için esas olan da zaten milletimizin takdiridir, duası ve kararıdır. Allah ömür verdikçe ‘bugün hak için, halk için ve Türkiye için ne yaptık’ sorusunu kendimize sormaktan geri durmayacağız.”

‘SON BİR YILDA TOPLAM 2 BİN 294 HAKİM VE SAVCI ATAMASI YAPTIK’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son bir yılda teşkilatımızın fiziki altyapısını güçlendirmek için toplam 52 bin metrekare kapalı alana sahip 5 adalet sarayını hizmete açtık. 11 ilimizde toplam 972 bin metrekare kapalı alana sahip adliye binasının inşaatına başladık. İki yeni adli tıp binasının inşaatını tamamladık; inşaatı ve proje çalışmaları devam eden adli tıp kurumu binası sayısı ise 5’tir. Bu dönemde toplam 11 bin 307 kişi kapasiteli 14 Ceza İnfaz Kurumu ile 2 denetimli serbestlik binası faaliyete geçti. Hakim ve savcı sayımız 24 bin 829’a ulaştı. Son bir yılda toplam 2 bin 294 hakim ve savcı ataması yaptık. Son bir yıllık süreçte alınan hakim- savcı adayı 1498 oldu. Aynı dönemde atanan yardımcı personel sayısı ise 20 bin 779’dur. Yargılamanın hızlandırılması için ilk derecede 168 adli, 9 idari olmak üzere toplam 177 mahkemenin yanı sıra; istinaf kanun yolu incelemelerinin daha hızlı sonuçlanması için 21 istinaf dairesi faaliyete geçirildi. Duruşmalara uzaktan katılımı sağlayan 386 SEGBİS cihazının kurulumu yapılmış ve 1 milyon 708 bin SEGBİS görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Kurulumu yapılan elektronik duruşma sistem sayısı ise 340’tır. İhdas edilen 40 yeni noterlik ile toplam noterlik sayısı 2 bin 385’e yükseldi” dedi.

‘BİR YILDA 1 MİLYON 340 BİNE YAKIN UYUŞMAZLIK ÇÖZÜME KAVUŞTURULDU’

Bu dönemde 8’inci Yargı Paketi ile önemli değişikliklere imza attıklarını anlatan Erdoğan, “9’uncu Yargı Paketimiz halihazırda Meclisimizin gündemindedir. Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin etkin bir şekilde uygulanmasını sağladık. Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk mekanizmasıyla son bir yıllık süreçte 1 milyon 340 bine yakın uyuşmazlık çözüme kavuşturuldu. Son bir yılda uzlaştırma kapsamında 324 bin 744, seri muhakeme usulü kapsamında 141 bin 243 ve basit yargılama usulü kapsamında 256 bin 826 dosya hızlı bir şekilde sonuçlandırılmıştır. Önümüzdeki dönemde adaletin tecellisini hızlandıracak, toplumumuzdan gelen bazı şikayetlerin önüne geçecek adımları atmaya devam edeceğiz. Reform irademizin somut sembolü olacak bazı hazırlıkların içindeyiz. ‘Yeni Yargı Reformu Stratejisi’ ve ‘İnsan Hakları Eylem Planı’yla inşallah bu alanda beklentileri karşılayacağız. ‘Mülkün temeli olan adaletin’ etkin, hızlı ve tarafsız bir şekilde işletilmesi için hiçbir fedakarlıktan çekinmeyeceğiz” ifadesini kullandı.

‘LGBT DAYATMASI, TOPLUMU YOZLAŞTIRMA ARACINA DÖNÜŞTÜ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplumun temel direği olan aile kurumunun önemini daha iyi anladıkları günlerden geçtiklerini belirterek, “Aile müessesesi bir bütün olarak tarihinin en çetin sınavını veriyor, en ağır saldırılarına maruz kalıyor. Küresel kültürün desteklediği ve teşvik ettiği cinsiyetsizleştirme politikaları, insan neslini ve fıtratını tehdit eder boyutlara ulaştı. LGBT dayatması, faşizmi dahi aratır bir zorbalığa, baskıya ve toplumu yozlaştırma aracına dönüştü. Ekonomik zorluklardan şehirleşmeye, bireyselleşmeden değişen algılara kadar çok farklı alanlarda ailenin ciddi sıkıntılarla yüzleştiğini görüyoruz. Yakın zaman önce açıklanan 2023 yılı doğum istatistikleri, bu tehditlerden ülkemizin de azade olmadığını göstermiştir. Biliyorsunuz uzun bir süredir, muhalefetten gelen eleştirilere rağmen, aile meselesinin önemine her vesileyle dikkat çekiyorduk. Son veriler, bizim haklılığımızı bir kez daha ortaya koymuştur. Azalan doğum oranları dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de alarm veriyor. İnşallah bu konuda yeni uygulamaları devreye alacağız” dedi.

‘1,7 MİLYON KİŞİYE PSİKO- SOSYAL DESTEK VERDİK’

Son bir yılda aile kurumunu güçlendirecek, tehditler karşısında dirençli hale getirecek pek çok çalışma yaptıklarını söyleyen Erdoğan, “‘Ailemiz, İstikbalimiz’ temasıyla 8’inci Aile Şurası’nı düzenledik. Evlenecek çiftlere Aile ve Gençlik Fonu ile faizsiz kredi desteğinin yanında eğitim ve danışmanlık hizmetleri veriyoruz. Fonun ilk uygulamasını deprem bölgesindeki illerimizde başlattık. Bugüne kadar 9 bin 617 başvuru oldu; başvurusu kabul edilenlere ödemeleri peyderpey gerçekleştiriliyor. İlk kez hazırlanan Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planını hayata geçirdik. Aile Enstitüsü’nün kuruluş hazırlıklarına başladık. Türk Devletleri Teşkilatı’nın Birinci Sosyal Politika Bakanlar Toplantısına ülkemizde ev sahipliği yaptık. Dünyada bir başka örneği bulunmayan Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri’ni hizmete açtık. 145 bin 727 metrekareyi bulan inşaat alanıyla sosyal hizmet şehrimiz; 928 yatak kapasitesi, idari binaları, polikliniği, ibadethaneleri, rehabilitasyon ve fizik tedavi merkezleriyle örnek bir eser oldu. ‘Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi’ ve ‘Eylem Planını’ hayata geçirdik. 2023 yılı OECD değerlendirmesinde Türkiye, OECD genelinde kadın- erkek eşitliğine duyarlı bütçelemeyi uygulayan 23 ülke arasında yer aldı. ‘Şiddete sıfır tolerans’ anlayışıyla kadına yönelik şiddetle mücadeleyi temel politikamız haline getirdik. 25 Kasım’da Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Genelgesi’ni çıkardık. Savaş mağduru Filistinli kadın ve çocuklara sosyal yardım ve psiko- sosyal destek hizmeti sağlıyoruz. 6 Şubat depremlerinden etkilenen vatandaşlarımız dahil 1,7 milyon kişiye psiko- sosyal destek verdik. Evde bakım yardımı kapsamında 36 milyar 360 milyon lira ödeme yaptık. 171 bin 915 çocuğu ailesinin yanında destekledik. Son 1 yılda 1033 çocuğumuzu koruyucu aile yanına yerleştirerek, çocuk sayısını 10 bin 213’e çıkardık. Ayrıca 1345 şehit yakını, gazi ve gazi yakınımızın; devlet korumasında yetişmiş 2 bin 990 gencimizin, 2 bin 114 engelli kardeşimizin atamasını gerçekleştirdik. ‘Güçlü aile, güçlü Türkiye’ vizyonuyla bu alandaki faaliyetlerimizi genişleterek sürdüreceğiz” diye konuştu.

‘EMEKLİLERİN KURBAN BAYRAMI İKRAMİYESİNİ 10- 14 HAZİRAN ARASINDA YATIRIYORUZ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışma hayatının iyileştirilmesine yönelik bugüne kadar tarihi nitelikte birçok adım attıklarını anlatarak, şöyle dedi:

“Dünyanın en kapsayıcı, yaygın ve kuşatıcı sosyal güvenlik sistemine sahip ülkesiyiz. Çalışanı, memuru, emekliyi, ücretli kesimi enflasyona ezdirmeme ilkemize bugüne kadar sadakatle bağlı kaldık. 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren geçerli olan asgari ücret, net 17 bin 2 lira olarak belirlendi. Böylece, bir önceki döneme göre net asgari ücret artış oranı yüzde 49; 2023 Ocak dönemine göre artış oranı ise yüzde 100 olarak gerçekleşti. Memurlarımızın maaşlarını, söz verdiğimiz üzere, Temmuz 2023’te en düşük 22 bin liraya, Ocak 2024 itibariyle de 33 bin liraya çıkardık. 7’nci Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde, genele ilişkin oransal zam dışında; 11 hizmet kolunun tamamında mutabakat sağlandı. En düşük emekli aylığında Ocak 2023 tarihine kıyasla net yüzde 82 artışa gittik. 2023 yılı Ekim ayında emeklilerimizin tamamına bir defaya mahsus olmak üzere 5’er bin lira ödedik. Ramazan ve Kurban bayramlarında ödediğimiz emekli ikramiyesi 2024 yılı itibariyle yüzde 50 artışla 3 bin liraya çıktı. Kurban Bayramı ikramiyesini 10-14 Haziran tarihleri arasında emeklilerimizin hesaplarına yatırıyoruz. Böylece tek kalemde emeklilerimize toplam 42 milyar tutarında bir ödeme yapmış olacağız. Kamu Bankalarımızın öncülüğünde emeklilerimize ödenen promosyon tutarlarının yükseltilmesini temin ettik. Ortak Paylaşım Platformu ve Çalışma Meclisini; sendikalarımızla, işverenlerimizle ve çalışma hayatının tüm temsilcileriyle gerçekleştirdik.”

‘İŞ GÜCÜNE KATILIM ORANIMIZI YÜZDE 54,2’YE YÜKSELTTİK’

İşgücü piyasasına yönelik aldıkları tedbirler ve faaliyetleri neticesinde Cumhuriyet tarihinin rekorlarının kırıldığını belirten Erdoğan, “İstihdam sayımızı 32,6 milyon kişiye, istihdam oranımızı yüzde 49,5’e, işgücüne katılım oranımızı ise yüzde 54,2’ye yükselttik. İşsizlik oranımız ise yüzde 8,6’yla son 10 yılın en düşük seviyesine indi. Kadın istihdam oranını yüzde 32,5’e, istihdam sayımızı 12,3 milyon kişiye yükselttik. Kadın istihdamını desteklemeye yönelik ‘İş Pozitif’ programıyla 250 binden fazla kadını istihdama kazandırdık. Kadın, Genç ve Mesleki Yeterlilik Belgesi olanların istihdamına verdiğimiz teşviki 2025 yılı sonuna kadar uzattık. Bu teşvik sayesinde yılda 650 bin kişi için sosyal güvenlik primi işveren paylarını karşılıyor, reel sektöre yaklaşık 25 milyar lira destek oluyoruz. Son bir yıl içinde İŞKUR aracılığıyla 1,3 milyon kişiyi işe yerleştirdik. 2024 yılında bu sayı 570 bini geçmiş durumdadır. 6 Şubat depremleri nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen il ve ilçelerdeki işveren ve sigortalılarımızın SGK’ya olan borçlarının ödenmesi, 28 Şubat 2025 yılına kadar ertelendi. 2023 Aralık ayında genel sağlık sigortası prim borcu bulunan 1 milyon 879 bin vatandaşımızın yaklaşık 1,8 milyar liralık borcu silindi. İşverene asgari ücret desteği uygulamasında destek tutarını 700 liraya çıkardık. 2024 Mart ayı itibarıyla işverene toplam 99,1 milyar lira asgari ücret desteği verildi. Son 1 yılda geri ödeme listemiz genişletilerek 128 adedi kanser ilacı olmak üzere toplam 570 adet ilaç geri ödeme kapsamına alındı. Böylelikle 858’i kanser olmak üzere Geri Ödeme Listelerinde yer alan ilaç sayısı 8 bin 457’ye ulaştı. Sağlık raporu olan hastalarımızın hastanelerde sıra alıp beklemeksizin, aile hekimlerine giderek ilaçlarını yazdırmalarını kolaylaştırdık” ifadelerini kullandı.

‘ADIYAMAN, HATAY, KAHRAMANMARAŞ VE MALATYA’YA ‘ŞEHİR MEYDANI’ PROJESİ YAPIYORUZ’

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği alanında çok yönlü bir mücadelenin içinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin bu alanda; birinci gündemi deprem bölgesi ve afetlere hazırlıktır. 6 Şubat 2023 tarihinde millet olarak hem kendi tarihimizin, hem de insanlık tarihinin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadık. Asrın felaketi olan depremlerde 680 bini konut, 170 bini ticari alan olmak üzere 850 bin bağımsız bölüm kullanılamaz hale geldi. Yıkılan binaların altında kalan 53 bin 614 vatandaşımız hayatını kaybetti. Vefat eden ve inşallah şehit olduklarına inandığımız tüm kardeşlerimize bugün bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. 6 Şubat’tan beri, tıpkı önceki kabinemiz gibi, yeni kabinemizin de önceliği depremin yaralarının süratle sarılmasıydı. 2024 yılının bütçesinde, deprem çalışmalarına 1 trilyon liranın üzerinde kaynak tahsis ettik. Geçtiğimiz yıl da aşağı- yukarı aynı tutarda bir harcama yaptık. Kira yardımı, taşınma yardımı, destek ödemesi, tahliye ödemesi gibi farklı kategorilerde vatandaşlarımıza doğrudan yaptığımız ödemelerin tutarı 126 milyar lirayı aşıyor. Depremzedelerimize verdiğimiz sözü tutmak için gece- gündüz çalışıyoruz. Depremden etkilenen 11 şehrimizde 451 bin 297 bağımsız bölümün büyük kısmının ihale sürecini tamamlayarak inşasına başladık. 4 bin 333 köyde, 50 bini çelikten, toplamda 100 bin köy evi inşa ediyoruz. Ayrıca inşası biten konutlarımızın hak sahipliğini belirliyoruz. Şubat ve mart aylarında 76 binden fazla konutumuzun hak sahiplerini belirleyip, vatandaşlarımıza teslim ettik. Bu sayı tabii ki bir başlangıç. İnşallah her ay 10- 15 bin konut bitirerek yıl sonuna kadar 200 bin konutu teslim edeceğiz. 2025 yılının son aylarına doğru tüm hak sahiplerini konut ve iş yerlerine kavuşturmayı hedefliyoruz. Şehirlerimizi, konutları ve iş yerleri yanında; caddeleriyle, meydanlarıyla, üretim ve istihdam altyapısıyla yeni baştan tasarlıyoruz. Özellikle depremde en çok hasar gören Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’ya ‘Şehir Meydanı’ projesi yapıyoruz. İçme suyu, atık su, kanalizasyon, arıtma tesisi gibi altyapı projeleri için İLBANK aracılığıyla yerel yönetimlere 64 milyar lira hibe desteği veriyoruz. Afetzedelerimizin talepleri doğrultusunda Yerinde Dönüşüm Projesini devreye aldık. Projede konutlar ile köy evleri için 1,5 milyon lira finansman sağlıyoruz. Projeye başvuruların sayısı 256 bine ulaştı, 28 binden fazla vatandaşımız işlemlere başladı” dedi.

‘İSTANBUL’DA 600 BİNİ BAĞIMSIZ BÖLÜMÜN ACİLEN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ GEREKİYOR’

Kentsel dönüşüm çalışmalarının önündeki hukuki engelleri yeni yasayla kaldırdıklarını ve Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nı kurduklarını söyleyen Erdoğan, ” İstanbul’un depreme hazırlanması için hayata geçirdiğimiz Yarısı Bizden Kampanyasıyla hak sahiplerine 1,5 milyon lira destek veriyoruz. 1 milyon vatandaşımızın başvurduğu proje kapsamında şu ana kadar 30 bin bağımsız bölüm için dönüşüm süreci başladı. Biliyorsunuz, 31 Mart seçimleri öncesinde İstanbul’un karşı karşıya olduğu riskleri konuşmalarımızda her fırsatta gündeme getirmiştik. İstanbul’da bulunan toplam 7,5 milyon bağımsız bölümün 600 bininin acilen dönüştürülmesi gerekiyor. Pazar günü Küçükçekmece ilçemizde çöken bina, kentsel dönüşümün İstanbul için ne kadar hayati bir mesele olduğunu hepimize tekrar hatırlatmıştır. Şunu bir defa kabullenmemiz lazım; İstanbul, bu konuda adım atmakta geciktikçe, riskler daha da artacaktır. Şehirlerimizi depreme dayanıklı hale getirmek, hangi parti olursa olsun, sorumluluk makamındaki herkes için milli bir görevdir. Ancak bu meselenin halen yeterince idrak edilemediğini görüyoruz. Hükümetimizin ve bakanlığımızın sergilediği hassasiyetin bir an önce yerel yöneticiler tarafından da gösterilmesini bekliyoruz. İzmir’in depreme hazırlanması kapsamında Dünya Bankası iş birliğiyle Dirençli Şehirler Projesi’ni başlattık. İzmir dahil 5 şehrimizde hak sahiplerine 180 ay vade ve yüzde 0,69 gibi çok düşük maliyetle 2,5 milyon liralık finansman sunuyoruz. Küresel bir çevre hareketine dönüşen Sıfır Atık ile 2017’de yüzde 13 olan geri kazanım oranımızı, 2023’te yüzde 35’e çıkardık. 2024’te hedefimiz; yüzde 60’dır” diye konuştu.

’20 KOYU KORUMA ALTINA ALIYORUZ’

Göcek Mapa- Şamandıra Projesi ile 805 kilometrekarelik alanındaki 20 koyu yaklaşık 700 mapa- şamandıra ile koruma altına aldıklarını ifade eden Erdoğan, “Vatandaşlarımızın denize ulaşmasına engel olan hukuk dışı yapıları yıkıyoruz. ‘Türkiye- Deniz’ projesiyle halkımızın denizlere erişimini kolaylaştırarak, deniz kıyılarında yaşam kalitesini artıracağız. Ayrıca deniz varlığımızı korumak ve kirliliği önlemek için kapsamlı tedbirler alacağız” diye konuştu.

‘YILSONUNDA İNŞALLAH GÜNLÜK 100 BİN VARİLE ULAŞMAYI HEDEFLİYORUZ’

Erdoğan, enerji alanında son yıllarda tarih yazdıkları bir başka alan olduğunu vurgulayarak, “Ülkemizin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını ekonomimizin istifadesine sunma noktasında büyük mesafe aldık. ‘Enerjide tam bağımsız Türkiye’ vizyonuyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Filyos’ta günlük doğal gaz üretimi 5,1 milyon metreküpü aştı. 2 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacını artık buradan karşılayabiliyoruz. Karadeniz gazının sevincini milletimizle paylaşmak için başlattığımız 25 metreküplük ücretsiz doğal gaz desteğimizi bir yıl boyunca devam ettirdik. İlk ay ısınma dahil konutlardan hiç ücret almamış, vatandaşlarımızın doğal gaz faturasını devlet olarak biz ödemiştik. Böylece insanımıza toplam 87 milyar liralık doğrudan destek sağlamış olduk. Fatih Sondaj Gemisi, Sakarya Gaz Sahası’nda yeni keşifler için Göktepe-1 ve Göktepe-2 kuyularında sondaj çalışmasına başladı. Gabar’da günlük petrol üretimini 43 bin 380 varilin üzerine çıkararak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık. Yılsonunda inşallah günlük 100 bin varile ulaşmayı hedefliyoruz. Hakkari ve Siirt başta olmak üzere bölgenin diğer yerlerinde arama- tarama ve sondaj faaliyetlerimiz devam ediyor. Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgemizin üzerinden terörün karanlık ve kanlı gölgesi kalktıkça, Allah’ın izniyle çok daha güzel neticeler alacağız. Türkiye, on yıllar boyunca hain terör saldırıları sebebiyle kullanamadığı kaynaklarından istifade etmeye, faydalanmaya başlamıştır” dedi.

’20 MİLYAR DOLARLIK ENERJİ VERİMLİLİĞİ YATIRIMI GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ’

Terörle mücadeleleri çok boyutlu bir şekilde, hukuk içinde, sürdüreceklerini söyleyen Erdoğan, “Terör, bölgede zemin kaybettikçe sadece ekonomimiz büyümeyecek; aynı zamanda demokrasimiz de serpilecek, güçlenecek. Yeraltı zenginliklerimizin ekonomimize kazandırılması yanında, en temiz enerji olan nükleer konusunda da yoğun çaba harcıyoruz. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin birinci reaktörünün inşaatı yüzde 90 oranında tamamlandı; reaktörde mekanik testler yapılmaya başlandı. Türkiye’nin Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve 2024- 2030 yılları arasında uygulanacak İkinci Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planını devreye aldık. Eylem planı ile 2030 yılına kadar enerji tüketimimizi yüzde 16 azaltacağız. Ayrıca 100 milyon ton emisyon azaltımına katkıda bulunacak, kamu ve özel sektör birlikte 2030 yılına kadar 20 milyar dolarlık enerji verimliliği yatırımı gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

‘BOTAŞ, BULGARİSTAN, MACARİSTAN VE ROMANYA’YA GAZ İHRACINA BAŞLADI’

Körfez Bölgesi başta olmak üzere pek çok ülkeyle enerji ve madencilik işbirliklerini imzaladıkları yeni anlaşmalarla güçlendirdiklerini belirten Erdoğan, ” Cezayir, İran, Irak, Japonya, Venezuela, Amerika Birleşik Devletleri, Azerbaycan, Gürcistan, Çin Halk Cumhuriyeti’yle bu kapsamda işbirlikleri tesis ettik. Doğal gaz ticaret merkezi olma hedefimiz doğrultusunda büyük bir atılım içindeyiz. BOTAŞ; Bulgaristan, Macaristan ve Romanya’ya gaz ihracına başladı. Böylelikle ilk kez sınır komşumuz olmayan iki Avrupa ülkesine doğal gaz ihraç ediyoruz. Türkiye Taşkömürü Kurumuna, Eti Maden’e, Türkiye Petrollerine aldığımız 2 bin 370 personelle bu kurumlarımızın insan kaynağını güçlendirdik. Ayrıca Iğdır- Nahçıvan Doğal Gaz Hattı’nın temeli atıldı. Hattın tamamlanması ile Nahçıvan’ın 500 milyon metreküplük yıllık doğal gaz ihtiyacının tamamı artık Türkiye üzerinden karşılanacak” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİMİZİN TANITIMINI YAPACAĞIZ’

Erdoğan, bugün ancak 5 bakanlığın son bir yıldaki karnesini ortaya koyabildiklerini kaydederek, “Cuma günü Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin tanıtımını yapacağız. Eğitime dair çalışmalarımızı bu vesileyle detaylıca açıklayacağız. Cumartesi günü de Türkiye İhracatçılar Meclisinin 31’inci Olağan Genel Kuruluna iştirak edeceğiz. Orada da dış ticaret rakamları dahil, ekonomiyle ilgili son bir yılda neler yaptığımızı kamuoyumuzun ve iş dünyamızın bilgisine sunacağız. Dün açıklanan enflasyon ve dış ticaret rakamlarıyla ilgili de kapsamlı bir değerlendirmeyi inşallah gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

‘NET REZERVLERDEKİ ARTIŞ SON 1 YILDA 67 MİLYAR DOLARA ULAŞTI’

Türkiye’nin Orta Vadeli Program ve 12’nci Kalkınma Planı’yla belirlediği hedeflere doğru emin adımlarla ilerlemekte olduğunu anlatan Erdoğan, “İşte son 1 yılda Merkez Bankamızın brüt rezervleri yaklaşık 44 milyar dolar artışla, 142 milyar doların üzerine çıktı. Swap hariç net rezervlerdeki artış son 1 yılda 67 milyar dolara ulaştı. Üretim, istihdam, ihracat ve kaliteli büyümeden taviz vermeden tek haneli enflasyon oranlarını mutlaka yakalayacağız. Bunun sabır, irade ve şüphesiz kararlılık gerektiren bir süreç olduğunun çok iyi farkındayız. Hükümet olarak, hedeflerimize ulaşacağımızdan en küçük bir şüphemiz bulunmuyor. Milletimizden de ekonomi programımızı sahiplenmeye ve desteklemeye devam etmesini bekliyorum. Önümüzdeki günlerde farklı toplantılarda son 1 yıldaki icraatlarımızı milletimizle paylaşmayı sürdüreceğiz. Türkiye’yi hayalleriyle buluşturmak için yılmadan, yorulmadan, bıkmadan, usanmadan koşturacağız” dedi.

‘8- 15 TEMMUZ ARASINDA UYDUMUZU YÖRÜNGESİNE GÖNDERMEYİ PLANLIYORUZ’

Bugün, ilk yerli ve milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’nın yolculuğunun başlayacağını hatırlatan Erdoğan, “TÜRKSAT-6A uydusu fırlatmada görev alacak personelle birlikte ANTONOV kargo uçağıyla Space X’in Uzay Üssü’ne gidecek. 8- 15 Temmuz tarihleri arasında da uydumuzu yörüngesine göndermeyi planlıyoruz. TÜRKSAT-6A’nın devreye girmesiyle birlikte uydularımızın ulaştığı nüfus 3,5 milyardan 5 milyara çıkacak. TÜRKSAT-6A’nın üretimi ile ülkemiz haberleşme uydusu üreten ilk 10 ülke arasında yerini aldı ve uydu ihracatçısı konumuna yükselmiş oldu. Uydumuzun tasarımı ve üretiminde emeği geçenleri tebrik ediyorum” dedi.

BAYRAM TATİLİ

Bayram tatiliyle ilgili kararı tüm vatandaşlarla paylaşmak istediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kamu çalışanlarımız için 16 Haziran Pazar günü başlayacak Kurban Bayramı sonrasındaki 2 günlük süreyi de idari izin kapsamına aldık. Böylelikle perşembe ve cuma günlerini de bayram tatiline ekleyerek 9 günlük bir tatil imkanı sağlamış oluyoruz. Kurban Bayramı’nın şimdiden milletimiz için İslam dünyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kamu-calisanlarimiz-icin-kurban-bayrami-tatili-9-gun/feed/ 0
Türkiye Yüzyılında Kamu Diplomasisini Yeniden Kurgulamak: Vatandaş Diplomatlar https://www.haber60.com.tr/turkiye-yuzyilinda-kamu-diplomasisini-yeniden-kurgulamak-vatandas-diplomatlar/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-yuzyilinda-kamu-diplomasisini-yeniden-kurgulamak-vatandas-diplomatlar/#respond Wed, 05 Jun 2024 22:09:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34893 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca, “Türkiye Yüzyılında Kamu Diplomasisini Yeniden Kurgulamak: Vatandaş Diplomatlar” paneli düzenlendi.

İletişim Başkanlığı Konferans Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un katılımcılara hitap ettiği “Vatandaş Diplomat Projesi” tanıtım programının ardından düzenlenen panelin moderatörlüğünü Doğuş Yayın Grubu Dış İlişkiler ve Haberler Koordinatörü Ahmet Yeşiltepe yaptı.

Panelde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü Timuçin Güler, ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilge Demirköz, Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gaye Aslı Sancar Demren ve müzisyen Büşra Kayıkçı konuşmacı olarak yer aldı.

Ahmet Yeşiltepe, 30 yıl önce yurt dışında yüksek lisans yaparken hayalini kurduğu projenin bugün hayata geçirilmesinden duyduğu mutluluğu ifade etti. Bir kişinin ülkesini çok iyi tanımanın yanında onun çıkarlarını da bilmek zorunda olduğunu belirten Yeşiltepe, Vatandaş Diplomat Projesi’nin uzun zamandır eksikliği hissedilen, ancak adı konmayan bir boşluğu doldurduğunu söyledi.

Yeşiltepe, “Ülkemizin temsili ve tanıtılmasında vatandaşlarımızı da birer kamu diplomasisi aktörü haline getirmeyi amaçlayan Vatandaş Diplomat Projesi, gerçekten çok kıymetli bir proje. Her bir vatandaşımızın yaptıkları, deneyimleri, yaşadıkları, başarıları ve birikimlerinin çok kıymetli olduğu kanaatindeyim. Siz gençlerimiz, her biriniz çok kıymetlisiniz ve her biriniz bu ülkenin bugünü ve geleceğisiniz. Sizin başarılarınız ve iyi yerlere gelmeniz, sadece sizin için değil, temsil ettiğiniz, içinden çıktığınız, yetiştiğiniz vatan, memleket, ülkeniz için de paha biçilmez bir değer.” diye konuştu.

“Vatandaşlar da kamu diplomasisinin aktörü”

Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gaye Aslı Sancar Demren ise hedef kitlesi yabancı halklar olan kamu diplomasisinde vatandaşların da bir aktör olduğunu ifade etti.

Bir konuda verilecek mesajın devlet aracılığıyla değil de vatandaş aracılığıyla verilmesinin, o mesajı daha inandırıcı kıldığını dile getiren Demren, “Çünkü içten ve samimi bir diyalog ortamında bu mesajı vermiş oluyorum. Ben diplomatik konulardaki mesajlarımı kendi vatandaşlarıma anlatmalıyım ki o da yurt dışına gittiğinde ülkenin haklılığını orada anlatabilsin.” ifadelerini kullandı.

Demren, vatandaş diplomasisinin, verilecek mesajı üçüncü taraf aracılığıyla verme imkanı sağladığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Önce kültürel diplomatlar yetiştirmeliyiz. Kamu diplomasinin başarısında kültürel diplomasi çok önemli. Çünkü zihinlerde ve kalplerde kültürümüz, değerlerimiz, yemeklerimiz ve müziğimiz aracılığıyla cazibe yaratabiliyoruz. Dolayısıyla kalpler ve zihinler arasında ilişki inşa ederek diyaloğa dayalı bir ortamda uzun soluklu kazanmayı amaçlıyorsak burada vatandaş diplomatlara çok önemli rol düşüyor.”

“Turizm, bu noktada kullandığımız en güçlü unsurlardan biri”

Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü Timuçin Güler, herkesin bir ülkenin tanıtım elçisi olduğunu ifade ederek, Türkiye’ye gelen yabancıların ve Türkiye’den yurt dışına giden vatandaşların, kişilerle yaptıkları görüşmelerde anlattıklarının ve neyi ön plana çıkardıklarının önemli olduğunu kaydetti.

Diplomasinin temelinde karşılıklı anlaşma, ilişkiler, kendini iyi anlatabilmek ve ön yargıların yıkılmasının olduğunu bildiren Güler, şöyle konuştu:

“Ülke tanıtımında en çok zorlandığımız konuların başında bizimle ilgili bazı ön yargıların zaman zaman gündeme getirilmesi, bunlar üzerinden hareket edilmesi, ne zaman başarılı işler yapsak hep bu noktalardan birtakım anti propagandaların oluşması geliyor. Buna karşın ne yapıyoruz? Artık markalarda, ülkenin tanıtımında ‘Şöyle değilim’ demek dönemi çok tutarlı bir nokta değil. Neyi anlatıyorsunuz? Gerçekten doğru olan ve en iyi çalışan noktalarımızı anlatıyoruz. Turizm, aslında bizim bu noktada kullandığımız en güçlü unsurlardan bir tanesi. Niçin? (Turistler) Geliyorlar, ülkemizde deneyimliyorlar, zaman içerisinde duydukları yanlış noktaların, onlarla ilgili algıların tamamı kırılıyor. Biz burada nasıl davranıyorsak, nasıl cevap veriyorsak, otelde aldıkları hizmetler, yolda karşılaştıkları noktalarda yaşananlar, tamamıyla onların buradaki yeni bir deneyim yaşamalarını ve bütün 50-60 milyon insanın farklı düşüncelerle ülkesine geri dönmesini sağlıyor.”

Bir kişinin milyonlarca kişiyi etkileyebildiği dijital bir dünyanın olduğuna işaret eden Güler, “En önemlisi, yaşadığımız yerin ne kadar değerli ve kıymetli olduğunu bilip bunu yurt dışındaki temsillerde ya da buraya gelen kişilere çok iyi anlatmak ve bizim yaptığımız da bunu bir marka mimarisi çerçevesinde ele alıp aktarmak.” dedi.

“İlk kez vatandaş diplomat olduğumu hissettim”

ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilge Demirköz, konuşmasına çoğu ülkede var olmayan vatandaş kavramının Türkiye’de kullanılmasını ve kadınlara seçme-seçilme hakkını verilmesini sağladığından Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anarak başladı.

Yurt dışında bulunduğu süreçlerde bu hakların verdiği gururla konuşabilmenin öneminden bahseden Demirköz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İlk kez vatandaş diplomat olduğumu hissettiğim anı sizinle paylaşmak istiyorum. 1998 senesi 24 Nisan’da Ermeniler ‘soykırım’ falan diye MIT’nin gazetesine çok uzun yazılar yazdılar. 23 Nisan’da yani onların yazdıkları yayımlanmadan önce biz yazacağız ve olayları nasıl gördüğümüzü anlatacağız dedik. 23 Nisan’da o ilk yazının çıktığı gün büyük ihtimalle benim kendi şahsi tarihimde ilk kez böyle küçük bir gururdur yani. Bir dakika, tarih öyle değildi. Biz bunun doğrusunu bilimsel şekilde, yani tarihin de bir bilimi var ve o bilimsel gerçekleri ortaya koymak için bir platform varsa o platformu kullanmak için şanslarımızı zorlayan bireyleriz Türkler olarak. Ama bunun arkasında da büyük bir adanmışlık olduğunu ben görüyorum, görmeye de devam ediyorum.”

“Şarkıya verdiğim Türkçe bir ismi anlatırken aslında kültürümüzü anlatıyorum”

Müzisyen Büşra Kayıkçı, piyano ve elektronik müziği kullanarak oluşturduğu şarkılarında Türk geleneksel müziğinden ziyade daha çok Kuzey Avrupa’ya öykündüğünü söyledi.

Buna karşın kendisinin ilham kaynağının ise doğup yaşadığı coğrafya olduğunu belirten Kayıkçı, “Mesela Zeytin Ağacı diye bir şarkım var. Ege’deki evimizden, oradaki zeytin ağaçlarından bahsediyorum. Ege’nin coğrafyasını anlatıyorum şarkımı çalmadan önce. Kuledibi No.1 diye bir parçam var. Pera’da bir sokak ismi. Onu ve o hikayenin nasıl ortaya çıktığını anlatıyorum. Şarkıya verdiğim Türkçe bir ismi anlatırken aslında kültürümüzü anlatıyorum, dilimizi anlatıyorum.” dedi.

“Vatandaş diplomasisi, sorumluluk, görev ve taahhütlere dayanıyor”

Global Persuasion Strategies CEO’su Dr. Nancy Snow ise konuşmasında, “vatandaş diplomasisi” kavramının 21. yüzyıla özgü olduğunu vurgulayarak, bu kavramın sorumluluk, görev ve taahhütlere dayandığına işaret etti.

Türk toplumunun çeşitliliğine ve zenginliğine değinen Snow, Türkiye’de olmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Snow, vatandaş diplomasisi konusunda Türkiye’nin güçlü pozisyona sahip olduğu değerlendirmesinde bulunarak, bu alanda Türkiye’nin liderliği üstlenebileceğini söyledi.

Herkesin vatandaş diplomat olabileceğini kaydeden Snow, vatandaş diplomat olma konusundaki önerilerini paylaştı.

“Vatandaşlar dış politikanın şekillenmesinde önemli aktör haline geldi”

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten de iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve sınırların giderek belirsizleşmesiyle birlikte artık sadece resmi görevlilerin değil, vatandaşların da Türkiye’nin dış politikasının şekillenmesinde ve aktarılmasında önemli birer aktör haline geldiğini söyledi.

“Vatandaş diplomatlar” olarak adlandırdıkları bu kişilerin, toplumun ortak kültür ve değerleri doğrultusunda ülkeyi temsil ettiğini ve ülkenin uluslararası ilişkiler alanında itibarını güçlendirdiğini belirten Ökten, Milli Eğitim Bakanlığının 1929’dan bu yana yurt dışına eğitim için gönderdiği bursiyer öğrencilerin “vatandaş diplomat” kavramının en güzel örneklerinden olduğunu ifade etti.

Ökten, “Vatandaş diplomasisini süslü ve teknik cümlelerle tanımlıyor olsak da aslında bu projenin özü, ülkemizde yabancı misafirlerimizi ağırlarken veya yurt dışında tanıştığımız farklı kültürden insanlarla ‘Ben şu an ülkemi tanıtıyorum’ bilinciyle iletişim kurmaktır.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-yuzyilinda-kamu-diplomasisini-yeniden-kurgulamak-vatandas-diplomatlar/feed/ 0
Hakan Fidan: Gazze’de Ateşkes ve İki Devletli Çözüm İçin Çin ile Çalışmaya Devam Edeceğiz https://www.haber60.com.tr/hakan-fidan-gazzede-ateskes-ve-iki-devletli-cozum-icin-cin-ile-calismaya-devam-edecegiz/ https://www.haber60.com.tr/hakan-fidan-gazzede-ateskes-ve-iki-devletli-cozum-icin-cin-ile-calismaya-devam-edecegiz/#respond Tue, 04 Jun 2024 21:27:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34823 (ANKARA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile düzenlenen ortak basın toplantısında; ” Gazze’de ateşkes, Gazze’de insani yardımların kesintisiz ve güvenli şekilde ulaştırılması ve iki devletli çözüm için önümüzdeki süreçte de Çin ile birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Gazze’nin gündemin en sıcak konusu olduğunu belirten Wang ise, “Bir an önce ateşkes sağlanmalıdır, insani durum iyileştirilmelidir ve bütün esirler serbest bırakılmalıdır. İki devletli çözüm Filistin sorununun temel çıkış yoludur” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Fidan’ın resmi ziyaret kapsamında bulunduğu Çin’de temasları sürüyor. Fidan, mevkidaşı Wang ile bir araya geldi. Heyetler arası görüşmenin ardından Fidan ve Wang ortak basın toplantısı düzenledi. Wang, şöyle konuştu:

“Son senelerde iki ülkenin liderlerinin önderliğinde ikili ilişkiler sağlıklı bir şekilde gelişmiş ve her alandaki iş birliği derinleşmiştir. Çin tarafı ikili ilişkilerin iyi gelişmesinden memnundur. Az önce sayın Bakan ile ikili ilişkilerin geleceği ve uluslararası ve bölgesel konular hakkında görüş alışverişinde bulunduk.

“Çin, Türkiye’nin ‘Tek Çin’ ilkesini izlemesini takdirle karşılıyor”

Birbirimizin temel hassasiyetlerini desteklemeliyiz. Karşılıklı siyasi güveni pekiştirmeliyiz. Yabancı güçlerin demokrasi, insan hakları gibi kisveler altında iki ülkenin içişlerine karışmasına karşı çıkmalıyız. Çin tarafı, Türk tarafının ‘Tek Çin’ ilkesini izlemeye devam etmesini takdirle karşılıyor. Türk halkının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde bağımsız gelişme yolunu keşfetmesini destekliyoruz. Stratejilerimizi uyumlu hale getirmeliyiz ve karşılıklı yarara dayalı ilişkileri derinleştirmeliyiz. İki ülke kadim İpek Yolu’nun iki ucunda bulunuyor. Kuşak ve Yol girişiminin ortaklarıdır.

Gazze’de ateşkes sağlamlalı ve Orta Doğu bölgesinin barış ve istikrarını korumalıyız. Orta Doğu’nun ev sahibi Orta Doğu halkıdır. Orta Doğu ülkelerinin dayanışma içinde kendi sorunlarını çözmesini destekliyoruz. Bölgemizin huzura kavuşmasını destekliyoruz. Gazze konusunda en sıcak konudur. Bir an önce ateşkes sağlanmalıdır, insani durum iyileştirilmelidir ve bütün esirler serbest bırakılmalıdır. İki devletli çözüm Filistin sorununun temel çıkış yoludur. Filistin’in BM’nin resmi üyesi olmasını destekliyor iki taraf da.”

Fidan: Türk tarım ürünlerinin ithalatındaki kısıtlamaların kaldırılması gibi pratik tekliflerde bulundum

Fidan ise konuşmasında şunlara değindi:

“Çin ve Türkiye Asya’nın iki kadim medeniyeti, Asya’nın itici motoru. İki milletin, iki medeniyetin kurumsal işbirliği çerçevesi içerisinde beraber çalışmaktan ve refahı, barışı, istikrarı ilerletme konusundaki azimleri fevkalade önemli.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Çin Devlet Başkanı sayın Şi Cinping’in ortak anlayışları ve vizyonları doğrultusunda ikili ilişkilerimiz ilerlemeye devam ediyor. İki siyasi liderin ortaya koyduğu büyük vizyon Çin ile Türkiye arasındaki modern zamanlarındaki ilişkinin kurumsallaşarak ve derinleşerek ilerlemesinde önemli bir önem teşkil etmekte. Amacımız karşılıklı saygı ve karşılıklı yarar temelinde halklarımızın refahını arttıracak adımları atmaktır.

İkili ticaret hacmimiz 2023 yılında 48 milyar dolar düzeyine ulaşmıştır. Çin, Türkiye’nin Asya’da birinci, dünyada üçüncü büyük ticaret ortağıdır. Bu ticaret büyük oranda Çin’in lehinedir. Ticaret rakamlarını nasıl daha dengeli hale getirebiliriz konusunu tüm görüşmelerimizde gündeme getirdik. Türk tarım ürünlerinin ithalatı konusundaki kısıtlamaların kaldırılması gibi pratik tekliflerde bulundum. Turizm, iş birliğimizi daha da geliştirmek istediğimiz bir diğer alandır. Daha fazla Çinli turistin ülkemize gelmesini hedeflemekteyiz. Çin Kültür ve Turizm Bakanı da bu konuları ele almak üzere bu hafta Türkiye’yi ziyaret edecek.

Bu yıl Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i de ülkemizde ağırlamak istiyoruz. Cumhurbaşkanımızın davetini tekrar Çinli meslektaşımıza ilettim.

“Çin’in Filistin konusundaki duyarlılığı memnuniyet verici”

Çin’in Filistin konusundaki duyarlılığı son derece memnuniyet vericidir. Çin’in Filistinliler ile dayanışma içerisinde olmasını ve iki devletli çözümü güçlü bir şekilde desteklemesini takdirle karşılıyoruz. Devlet Başkanı sayın Şi’nin Filistin’de çözüm için geniş kapsamlı, yetkin ve etkili bir uluslararası barış konferansı için çağrıda bulunması son derece önemlidir. Ne yazık ki bazı ülkeler İsrail’in Filistin’e uyguladığı zulme destek vermeye devam ediyorlar. İsrail’e siyasi destek ve silah sağlıyorlar. Bu ülkeler İsrail’in uyguladığı soykırıma maalesef ortak olmaya devam ediyorlar. Gazze’de ateşkes, Gazze’de insani yardımların kesintisiz ve güvenli şekilde ulaştırılması ve iki devletli çözüm için önümüzdeki süreçte de Çin ile birlikte çalışmaya devam edeceğiz.

Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini başından beri güçlü bir şekilde desteklemektedir. Adil ve kalıcı bir barışın taraflar arasında ancak diyalog ve müzakere yoluyla sağlanabileceğine inanmaktayız.

Çin’e yönelik silahlı terör hareketlerine karşı desteğimiz tamdır. Özellikle Çin’i karıştırmaya yönelik, Çin’in ekonomik gelişmesini durdurmaya yönelik uluslararası girişimleri doğru bulmadığımızı buradan ifade etmek istiyoruz.

Çin’in toprak bütünlüğüne, siyasal egemenliğine bizim desteğimiz tamdır.

Yarın Urumçi ve Kaşgar’ı ziyaret edeceğim. Bu iki şehir Çin’in kültürel zenginliğine katkıda bulunan iki kadim Türk İslam şehridir. Bu şehirler Çin ile Türk dünyası arasında ve Çin ile İslam dünyası arasında aynı zamanda bir köprü rolü de oynamakta. Tarihi dostluğumuzun ve komşuluğumuzun sembolleridir. Toplumların ve halkların birlikteliği güçlü devletlerin en büyük zenginliğidir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/hakan-fidan-gazzede-ateskes-ve-iki-devletli-cozum-icin-cin-ile-calismaya-devam-edecegiz/feed/ 0
Hollanda’da Türk kökenli milletvekili adayları aşırı sağın yükselişini engellemek için çağrı yapıyor https://www.haber60.com.tr/hollandada-turk-kokenli-milletvekili-adaylari-asiri-sagin-yukselisini-engellemek-icin-cagri-yapiyor/ https://www.haber60.com.tr/hollandada-turk-kokenli-milletvekili-adaylari-asiri-sagin-yukselisini-engellemek-icin-cagri-yapiyor/#respond Tue, 04 Jun 2024 21:09:59 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34811 Hollanda’da Türk kökenli milletvekili adayları, seçmenleri 6 Haziran’da yapılacak Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde sandığa gidip aşırı sağın yükselişini engellemek için oy kullanmaya çağırıyor.

Seçimlere ittifak yaparak giren İşçi Partisi ve Yeşil Sol (PvdA/GroenLinks) partisinin AP seçimlerindeki listesinde 8. sırada yer alan Türk kökenli milletvekili adayı Ufuk Kahya, 6-9 Haziran’da düzenlenecek AP seçimleriyle ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Göçmen kökenli seçmenleri, 6 Haziran’da sandığa giderek aşırı sağın yükselişini engellemek için oy kullanmaya çağıran Kahya, “Maalesef genelde halk, AP seçimlerinde sandığa gitmiyor. Türk toplumunda da sandığa giden çok az. Adil bir Avrupa olmasını istiyorsak, mutlaka sandığa gitmemiz lazım çünkü bu seçim, Avrupa’nın gidişatını belirleyecek. Sandığa gitmeyerek oy kullanılmadıkça, aşırı sağcı partilerin gücü daha da artacak.” ifadesini kullandı.

Geçen 5 yıl Den Bosch Belediyesi Encümen Üyeliğini yapmış Kahya, “Bazı Avrupa ülkelerinde aşırı sağ partilerin yükselişte olduğuna dikkati çekerek, “(Hollanda’da) Son genel seçimlerde maalesef en çok oy alan parti oldu. Avrupa parlamentosunda da yükselişi bekleniyor. Bu yüzden herkesin sandığa gitmesi lazım ki onlara karşı bir ses duyurabilelim.” değerlendirmesinde bulundu.

“Eğer ferah ve güvenli bir Avrupa isteniliyorsa, Türkiye-AB ilişkileri bunun için çok önemli”

Türkiye- Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin önemli olduğuna ve yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine dikkati çeken Kahya, şunları söyledi:

“Avrupa, kendi işlerine hakim değil. Şu anda enerji için Rusya’ya mahkum ve diğer taraftan ticari konuda Çin’e mahkum olmuş. Kendi güvenliği için ise ABD’nin eline bakıyor. Bu nedenle Avrupa’nın kendini toparlaması lazım. Bunun için Türkiye’nin rolü çok önemli çünkü NATO’nun en önemli üyelerinden birisi. Eğer ferah ve güvenli bir Avrupa isteniliyorsa, bence Türkiye-AB ilişkileri bunun için çok önemli.”

Kahya, AB’nin İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırıma karşı sessiz kaldığını vurgulayarak, “Eğer bu kadar çok çocuk sebepsiz şekilde katlediliyorsa artık birinin buna ‘dur’ demesi lazım. Buna bugün ‘dur’ demezsen, yarın hiçbir inanırlığın kalmaz.” diye konuştu.

Uluslararası hukukun önemine değinen Kahya, “Her milletin özgürlük ve barış içinde yaşaması gerekiyor. Bunun için de güçlü bir Avrupa lazım.” dedi.

“AP meclisinde de Türk temsilcilerin bulunması gerekiyor”

Kahya, AP seçimleri için yapılan son anketlerde 8. sıradan aday olduğu PvdA/Groenlinks partisinin 8 sandalye çıkaracağının ön görüldüğünü belirterek, tercih oyları ile AP milletvekili olma şansının da bulunduğunu dile getirdi.

Ülkelerdeki meclislerde olduğu gibi AP meclisinde de Türk temsilcilerin bulunması gerektiğinin altını çizen Kahya, “Tabii ki ben tek başıma 720 kişilik bir Avrupa Parlamentosunda bir gölün içinde bir damlayım ama bir bardak suya bir damla mürekkep atarsan o suya bir renk katar ve bir şekil verir.” dedi.

“6 Haziran’da bunu durdurmak bizim elimizde”

Demokratlar 66 (D66) partisinden 12. sıradan aday olan Melih Uzun da AP’de çok önemli kararlar alındığına dikkati çekerek, “Türk toplumu olarak AB, maalesef gündemimizden uzak kalıyor. Aşırı sağ partileri durdurmak için oy kullanılması çok önemli. Her birimiz oyumuzu mutlaka kullanalım.” çağrısında bulundu.

Uzun, “Ekonomik sıkıntılara veya toplumdaki sorunlara karşı azınlıkları ve göçmen kökenlileri sorumlu tutmak aşırı sağ partilerin kullandığı bir taktik. AP’de maalesef bu görüşte olan partiler güç kazanacağı öngörülüyor. 6 Haziran’da bunu durdurmak bizim elimizde.” dedi.

İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırımı durdurmak için AP’nin yaptırımlar uygulaması gerektiğini dile getiren Uzun, “AP’de sağ görüşlü ve İsrail’i destekleyen partiler kazanırsa buna izin vermezler.” ifadesini kullandı.

Uzun, Türkiye-AB ilişkilerinin iki taraf için de önemli olduğunu vurgulayarak, “AB’nin temel hedefi, stratejik özerklik. Türkiye, güvenlik açısından AB için çok önemli bir ortak. Aynı zamanda AB ekonomik anlamda Çin’den daha bağımsız olmayı hedefliyor ve bu sebepten Türkiye ile yapılan ticaretin artırılması da öngörülüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa genelinde aşırı sağcı partilerin yükselişi

Hollanda’da Temsilciler Meclisinde, 2017’den beri 3 milletvekili bulunan üyelerinin çoğunluğunu Türk ve göçmenlerin oluşturduğu Denk Partisi, bu yıl AP seçimlerine katılmayacak.

Avrupa genelinde aşırı sağcı partilerin yükselişi giderek daha belirgin hale gelirken son anketler, yaklaşan AP seçimleri öncesinde bu partilerin oy oranlarında önemli bir artış olduğunu gösteriyor.

Ipsos’un yaptığı son ankete göre, Hollanda’da yapılacak AP seçimlerinde, ırkçı ve İslam karşıtı Geert Wilders liderliğindeki Özgürlük Partisi 9 sandalye ile ilk sırada, PvdA/GroenLinks partisi ise 8 sandalye ile ikinci sırada yer alıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hollandada-turk-kokenli-milletvekili-adaylari-asiri-sagin-yukselisini-engellemek-icin-cagri-yapiyor/feed/ 0
Bulgaristan Değişime Devam Partisi Eş Başkanı ve eski Başbakan Bursa’da ziyaretlerde bulundu https://www.haber60.com.tr/bulgaristan-degisime-devam-partisi-es-baskani-ve-eski-basbakan-bursada-ziyaretlerde-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/bulgaristan-degisime-devam-partisi-es-baskani-ve-eski-basbakan-bursada-ziyaretlerde-bulundu/#respond Tue, 04 Jun 2024 03:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34803

BULGARİSTAN’dan gelen Değişime Devam Partisi Eş Başkanı Kiril Petkov ile eski Bulgaristan Başbakanı Nikolay Denkov, Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BAL-GÖÇ) Genel Başkanı Emin Balkan’ı ziyaret etti. Türk toplumu ve Bulgar vatandaşlarının sorunlarının çözümü için çalışmalar yapacaklarını belirten Petkov, “Bulgar devlet ve kurumları demokrasiye geçmiş olmasına rağmen, eski sorunlar devam ediyor. Bulgaristan siyasetinde zengin olan karakterlerin yoğunluğunu hissediyorum.” dedi.

Bulgaristan Değişime Devam Partisi Eş Başkanı Kiril Petkov ile eski Başbakanlardan Nikolay Denkov Bursa’da ziyaretlerde bulundu. Petkov ve Denkov BAL-GÖÇ’ü ziyaret ederek Genel Başkan Emin Balkan ile bir araya geldi. 13 Aralık 2021 ila 2 Ağustos 2022 tarihleri arasında Bulgaristan Başbakanlığı yapan Kiril Petkov, Bulgaristan’ın eski sorunlarının devam ettiğini vurgulayarak, “Sizin aileleriniz 1990’lı yıllarda Türkiye’ye doğru hareket ederlerken, babam da bir Küba uçağına binerek Kanada’ya gitmek durumunda kaldı. Kendisi de siyasi bir tutuklu olarak böyle bir süreçten geçtik. Bu nedenle ortak bir geçmişi paylaşıyoruz. Ben de 14 yaşında babamın bana iyi bir gelecek sağlayabileceğini düşündüğüm için Kanada’ya gittim. Bulgar devlet ve kurumları demokrasiye geçmiş olmasına rağmen, eski sorunlar devam ediyor. Bulgaristan siyasetinde zengin olan karakterlerin yoğunluğunu hissediyorum. En zengin olanlar, en fakir olanları yönetiyor. Bu insanların kendi çıkarları için bu sistemi devam ettirme niyetinde olduklarını görüyorum. Bulgar siyasetine bu insanlar bir değişim getiremez. Bu değişimi sadece partiler çapında değil, bu ve benzeri ziyaretlerle de ilerletmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘UZUN DÖNEMDE DE OLSA SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN UĞRAŞACIĞIZ’

Bulgaristan’da 1 Haziran 2023 ila 9 Nisan 2024 tarihleri arasında Başbakanlık yapan Nikolay Denkoy, ise göçmenlerin sorunlarının çözümü için çalışacaklarını söyleyerek, “Bursa bize bu kadar yakın olmasına rağmen ben Bursa’ya ilk defa geliyorum. Dünya küresel bir hale geliyor ancak biz mesafe olarak yakın bir yer ile ilgili çok az şey biliyoruz. Bu ziyaretimizle olumlu bir geri dönüş alacağımızı düşünüyorum. Bulgar ve Türkler uzun süre barış içerisinde yaşadı. Bu etkileşimin araya giren siyasiler yüzünden kutuplaşmaya dönüştüğünü biliyoruz. Bu kutuplaşma zamanla çok daha büyük bir hal almıştır. Şu an Rusya ve Ukrayna’nın yaşadığı sorunlar da birlikte yaşayan toplumun arasına siyasilerin müdahil olmasından kaynaklanıyor. Bizler, siyasilerin bu durumu kötüye kullanmaması adına bu hakları ellerinden almamız gerekiyor. Siyasilerin kötü sonuçlar çıkaracak eylemlerini kanuni olarak engellemeliyiz. Buraya gelmekteki amacımız, insanların problemlerini halletmek için sizleri tanımaktır. İnsanların problem ve taleplerini bilmeliyiz. Ziyaret, seçimlere yakın zamanda denk geldi. Bunun için kusura bakmayın. Sizlerle tanışıp, birinci elden taleplerinizi öğrenmeyi istiyoruz. Uzun dönemde de olsa sorunların çözümü için uğraşacağız” açıklamasında bulundu.

‘BULGAR DEVLETİNİN ONLARI BULARAK CEZALANDIRMASINI BEKLERDİK’

Ziyaret sırasında iyi niyet mesajları verilmesinden memnun olduğunu ifade eden BAL-GÖL Genel Başkanı Emin Balkan, “Bulgar ve Türk halkı yüz yıllar boyunca dostça ve kardeşçe yaşadılar. Maalesef araya giren başka güçler vasıtasıyla Türk ve Bulgar dostluğunu bozmaya çalışanlar oldu. Ancak bu dostluğu bozamayacaklarını rahatlıkla ifade etmek istiyorum. 1877’den itibaren Bursa’da yerleşik Bulgaristan göçmenleri oldukça yoğun yaşıyor. Ben Bursa doğumluyum ancak ailem 1951 göçmeni. Annemin genç kızlığı Bulgaristan’da geçmiş. Kendisi Bulgarlar ile komşu olarak büyümüştür. Kendileri çok iyi insanlardır sakın onlara kötü bir kelime kullanma diyerek bana hep nasihat etmişlerdir. 1989 ve sonrası gelenler, en büyük sıkıntıları yaşayanları temsil ediyor. Orada bu kötü muameleyi yapanların Bulgarlar ile bir bağlantısı yok. Biz o muameleyi yapanları biliyoruz ve Bulgar devletinin onları bularak cezalandırmasını beklerdik” diye konuştu.

‘1989 ÖNCESİ YAŞANAN SORUNLARIN ÇÖZÜLMESİ HAKKINDA BEKLENTİLERİMİZ DEVAM EDİYOR’

Türkiye’de ve Bursa’da yaşayan Bulgaristan vatandaşları ya da göçmenleri olduğunu ifade eden Balkan, “Akrabalık bağlarından dolayı doğup büyüdüğü topraklardan dolayı Bulgaristan’dan çok sıcak teması hala mevcut. Şu anda Bursa’da Bulgaristan Cumhuriyeti seçmeni konumunda 73 bin, Türkiye’de de 250 bin kişi mevcut. Bu kardeşlerimizin Bulgaristan devletinden beklediği sorunlarının çözümünü bekliyoruz. Biz Bulgaristan’ın NATO ve Avrupa Birliği’ne girerken BAL-GÖÇ olarak en çok sevinenler bizlerdik. Son yıllarda Bulgaristan’ın genç nüfusunun çoğunun Bulgaristan’ı boşaltmasından camia olarak üzgünüz. Bulgaristan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin arada bulunan vatandaşlar nedeniyle mevcut durumdan çok daha iyi olmasını arzu ediyoruz. Bulgaristan’da 1989 öncesi yaşanan sorunların çözülmesi hakkında beklentilerimiz devam ediyor. Bizim isimlerimizi rızalarımız olmadan alan parlamentodan isimlerimizi iade etmesini talep ediyoruz. 1989’dan beri bizim insanımıza ve Bulgar vatandaşlarına yaşatılan sıkıntılara ceza verilmemesini üzüntü ile takip ediyoruz. Bulgaristan’ın son dönemlerdeki iki başbakanını aramızda görmekten büyük mutluluk duydum. Kendilerine bizi ziyaret ettikleri için çok teşekkür ederim. Bugünkü görüşmede çok güzel samimi bir ortam oluştu. Türkiye ve Bulgaristan’da ikamet eden kardeşlerimizin beklentilerinin konuşulduğu bir sohbet oldu. Türk ve Bulgar dostluğunun daha ileriye götürülmesi için hep birlikte çok güzel şeyler yapabileceğimize inanıyorum. Kendilerini Bursa ve Türkiye’de tekrar görmek istiyorum. Biz de kendilerini en kısa zamanda makamlarında ziyaret edeceğiz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bulgaristan-degisime-devam-partisi-es-baskani-ve-eski-basbakan-bursada-ziyaretlerde-bulundu/feed/ 0
Bulgaristan Başbakanı Glavçev: Düzensiz göçle mücadele konusunda Türkiye’ye ne kadar teşekkür etsek azdır https://www.haber60.com.tr/bulgaristan-basbakani-glavcev-duzensiz-gocle-mucadele-konusunda-turkiyeye-ne-kadar-tesekkur-etsek-azdir/ https://www.haber60.com.tr/bulgaristan-basbakani-glavcev-duzensiz-gocle-mucadele-konusunda-turkiyeye-ne-kadar-tesekkur-etsek-azdir/#respond Tue, 04 Jun 2024 02:21:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34775

KIRKLARELİ’nin Dereköy Sınır Kapısı’nda Türk heyeti ile toplantıda bir araya gelen Bulgaristan Başbakanı Dimitar Borisov Glavçev, “Düzensiz göçle mücadele konusunda Türkiye’ye ne kadar teşekkür etsek azdır” dedi.

Kırklareli’den Bulgaristan’a açılan Dereköy ile Bulgaristan tarafındaki Malko Tirnovo Sınır Kapısı’nın modernizasyonu için iki ülkenin heyetleri Dereköy Sınır Kapısı’nda bir araya geldi. Bulgaristan Başbakanı Dimitar Borisov Glavçev, Bulgaristan İçişleri Bakanı Kalin Stoyanov ile beraberindeki heyet Bulgaristan tarafından yürüyerek geldiği Dereköy Sınır Kapısı’nda Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak, Kırklareli Valisi Birol Ekici ve beraberindeki heyet tarafından karşılandı. İki ülke heyetleri arasında sınır kapılarının modernizasyonu ve TIR trafiğine açılması konusunda düzenlenen toplantıda, Bulgar konuklara Ticaret Bakanlığı ve Kırklareli Valiliği tarafından sunum yapıldı.

Bulgaristan Başbakanı Dimitar Borisov Glavçev, Dereköy Sınır Kapısı’na ilk kez geldiğini belirterek, Türkiye ile birlikte sınır kapılarındaki modernizasyonun en kısa sürede bitirileceğini söyledi. Dost ülkeler Türkiye ile Bulgaristan arasındaki iletişimin ve ilişkilerin her geçen gün arttığını ifade eden Glavçev, “Birlikte hareket etmek ortak sorunları çözmede işleri kolaylaştıracak. Bugün büyük bir adım atıldı, buradaki heyette ortak hareket etme niyetini ortaya koyuyor. Gümrük kapılarımızı büyüterek aramızdaki iletişimi daha da artırmayı hedefliyoruz. Cumartesi günü de hem Kapitan Andreevo hem de Kapıkule Sınır Kapısı’nı ziyaret edeceğim” dedi.

Türkiye’nin düzensiz göçle mücadelesine teşekkür etmeden geçemeyeceğini söyleyen Glavçev, “Düzensiz göçle mücadele konusunda Türkiye’ye ne kadar teşekkür etsek azdır” dedi.

‘DÜNYANIN YÜKÜNÜ TAŞIYOR’

Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak, sınır kapılarının sadece iki ülkenin yükünü değil dünyanın yükünü taşıdığını söyledi. Dereköy’ün TIR geçişlerine 1987 yılında kapatıldığını belirten Uçarmak, “Bu sefer programı tek taraflı yapmaya çalıştık. Ama Sayın Başbakan ve heyetinin buradaki temsili gösterim olacak. Gelecek dönem inşallah kendileri bu işi devam ettirirler. Ayrıca sayın büyükelçimiz bu işe hızlı bir giriş yaptılar, kendilerine teşekkür ediyoruz. Bulgaristan kapılarımız Kapıkule, Hamzabeyli, Dereköy sınır kapılarımız sadece Bulgaristan’a geçmek için değil aynı zamanda Avrupa’ya açılmak için kullanılan kapılarımız. Sadece bu kapılar iki ülkenin yükünü değil dünyanın yükünü taşıyor. Ben kendilerine çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Bulgaristan İçişleri Bakanı Kalin Stoyanov, kaçak göçmenlerin Bulgaristan’a geçişlerini önlemek için yaptığı çalışmalar nedeniyle İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Kırklareli Valiliği’ne teşekkür etti. Kaçak göçmen geçişlerinde geçen yıla oranla ciddi azalma olduğunu belirten Stoyanov, “Bulgaristan İçişleri Bakanı olarak ayrıca güvenlik kolluklarının hepsine mülteci geçişlerindeki çalışmaları için teşekkür ederim. Bu sorunu kökten çözmemiz mümkün değil ama biz belli bir seviyeye Türkiye’nin sayesinde getirebiliyoruz. Burada aslında tam yerinde bulunuyorum mülteci akımını durdurmakla ilgili bütün kurumlara çok teşekkür ederim. Şu ana kadar iletişim halinde değildik mülteci geçişleri hakkında iletişimimiz de arttı. Geçen yıldan bu yana mülteci akınının ciddi ölçüde azaldığını görüyoruz. Türkiye İçişleri Bakanı ile de görüşüyoruz. O da bizlerle aynı fikirde. Bu arada mülteciler de bu sayede Bulgaristan üzerinden Avrupa’ya gidemeyeceklerini öğreniyorlar. Bütün Avrupa Birliği partnerlerimizde aynı fikirde. Türkiye ve Bulgaristan arasındaki iletişim hiç bir zaman bu kadar kuvvetli olmamıştı. Bu konuda Türkiye’ye çok teşekkür ederim. Mülteciler artık Bulgar ve Türk sınırını kullanamayacaklarını anladılar” dedi.

Dereköy ve Malko Tırnova Sınır Kapısı’ndaki yük trafiğine değinen Stoyanov, “Bugün tarihe not düşülecek. Ben düşünüyorum, iki ülkenin yük trafiğinin buradan geçmesi her iki ülke için de önümüzdeki yıl içerisinde bu sorunu çözmüş olacağız. Hepimiz gümrüklerin ne kadar yoğun olduğunu biliyoruz. Artık her iki ülkenin yetkilileri görüşüp, çözüm yolu bulunacak. Bu konu buraya kadar geldiğine göre çözüme kavuşması şart. Bu konu 3-4 bakanlığı etkiliyor. Bu bakanlıklar hep beraber birlikte çalışacak, sınır polisimiz ise yerel olarak çalışacak. Biliyorum ki her iki ülke ciddi çalışma yapacak ve çok yakın zamanda burada açılış için kurdele keseceğiz” ifadelerini kullandı.

‘SIFIR GEÇİŞ, SIFIR GERİ İTME POLİTİKASI İZLİYORUZ’

Kırklareli Valisi Birol Ekici, dost ülke Bulgaristan’a yasa dışı yollardan kaçak göçmenlerin gitmemesi için olağanüstü önlemler aldıklarını anlattı. Vali Ekici, “Edirne ve Kırklareli valileri olarak sık sık bir araya gelip tedbirlerimizi gözden geçiriyoruz. İçişleri Bakanımızın talimatları ile sıfır geçiş, sıfır geri itme politikası izliyoruz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bulgaristan-basbakani-glavcev-duzensiz-gocle-mucadele-konusunda-turkiyeye-ne-kadar-tesekkur-etsek-azdir/feed/ 0
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar: Kıbrıs Türkü’nün Arkasında 85 Milyon Türkiye Cumhuriyeti Var https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ersin-tatar-kibris-turkunun-arkasinda-85-milyon-turkiye-cumhuriyeti-var/ https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ersin-tatar-kibris-turkunun-arkasinda-85-milyon-turkiye-cumhuriyeti-var/#respond Tue, 04 Jun 2024 02:12:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34769 Sakarya’da ’27 Mayıs Darbesi ve Kıbrıs Barış Harekatından Alınacak Dersler’ konulu konferansa katılan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Zannetmeyiniz ki Kıbrıs Türkleri yalnızdır. Kıbrıs Türkü’nün arkasında 85 milyon Türkiye Cumhuriyeti, onun arkasında 300 milyon bir Türk devleti vardır” dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Sakarya Valiliği, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Sakarya Şubesi ve Sakarya Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaretleri sonrasında üniversitede düzenlenen ’27 Mayıs Darbesi ve Kıbrıs Barış Harekatından Alınacak Dersler’ konulu konferansa katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, mini konser ile Kıbrıs harekatı ve Türkiye’deki darbelere ilişkin sinevizyon gösterimi yapıldı. Daha sonra kürsüye çıkan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü vesilesiyle Sakarya’ya geldiğini aktararak, gazilere hitaben Kıbrıs Türklerinin kendilerini hiçbir zaman unutmayacaklarını söyledi.

“Türkiye’nin güvenliği olumsuz etkilenecekti”

Cumhurbaşkanı Tatar, “Mavi vatanda hakkımızın, hukukumuzun korunması ve onun üstündeki göklerde gök vatan dediğimiz hava sahasındaki milli menfaatlerimizin ve güvenlik meselelerinin korunması da elbette hem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Türk halkı hem de Türkiye Cumhuriyeti için fevkalade önemli kazanımlardır. Çünkü eğer orada Rum münahikilisi tamamıyla Kıbrıs’ı ele geçirmiş olsa o zaman Türkiye’nin güvenliği de bundan fevkalade olumsuz etkilenecekti. Onun için işte değişen jeopolitik, jeostratejik bir takım gelişmelere bağlı olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin statüsünün ve değerinin giderek arttığını görüyoruz. Bütün bunlar, milli siyasetin yerleşmesinde bizlere elbette hep yön vermiştir, ışık tutturmuştur. Neticede 50 yıldır görüşülmekte olan federasyon temelli bir anlaşmanın hiçbir zaman başarıyla sonuçlanmayacağını, çünkü Kıbrıslı Rumların Avrupa Birliği desteğiyle Kıbrıs Türkleriyle eşitlik temelinde bir anlaşmaya asla rıza göstermeyeceklerini ve dolayısıyla şu anda benim cumhurbaşkanı seçilmemden sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin tam desteğiyle Kıbrıs’ta bir anlaşma olacaksa bu çok önemlidir. Bu iki devletli bir anlaşmanın olması gerektiğini var gücümüzle bütün dünyaya anlatmaya çalışıyoruz. İki devletli, çünkü kuzeydeki devlet bağımsız egemen bir Türk devleti olarak mutlak surette her zaman nerede olursak olalım her hal ve şartla Türkiye Cumhuriyeti’yle uyum içerisinde ve Türkiye’nin garantörlüğünün devamı ve Türk askerinin mutlak surette Kuzey Kıbrıs’ta varlığının devamı ile ancak Kıbrıs’ta barış, huzur ve istikrarı devam edebilecek. Bunu çok iyi kavradığımız ve bu siyasetin daha da kökleşmesi için şu anda elimizden ne gelirse var gücümüzde bütün dünya devletleriyle bunları paylaşmaya ve haykırmaya çalışıyoruz” dedi.

“Kıbrıs’ta çok zor dönemler geçirdik”

Cumhurbaşkanı Tatar, “Kıbrıs’ta çok zor dönemler geçirdik, çok şehitler verdik, çok bedeller ödedik. Kıbrıs Türkü çok sayıda göç yaşamıştır ama her zaman toprağına, demokrasisine, kendi varlığına ve geleceğine sahip çıkmıştır. Kendi gençlerine güvenmiş ve şu anda bağımsız bir Türk devleti olarak oradaki varlığını sürdürürken, anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin gayretleri ile Türk Devletler Teşkilatı’na gözlemci olarak kabul edilmemiz, İslam İşbirliği Teşkilatı içerisindeki oradaki üyeliğimiz, Kıbrıs’ta realite iki ayrı devlet, iki ayrı halk ve iki ayrı demokrasi oldu. Dolayısıyla Kıbrıs’ta eğer bir anlaşma olacaksa mutlak surette hem Kıbrıs Türk halkının onayı için bu şartlarda bir anlaşma ve garantörlük hakkı ile Türkiye’nin de söz sahibi olduğu bir Kıbrıs’ta elbette Türkiye’nin kendi hakkı, hukuku ve o bölgedeki milli çıkar söz konusudur. Bu sözlerim çok önemlidir. Çünkü aksi takdirde federal çerçevede bir anlaşmayla Türkiye’nin Doğu Akdeniz’den çıkartılması, Türkiye’nin garantörlüğünün sona erdirilmesi, Türk askerinin adadan çekilmesiyle Kıbrıslı Türklerin sonunun başlangıcı ve o federal yapı içerisinde Avrupa Birliği kurallarında Türkiye’nin de dışarıdan bakması ve bu kadar ödenen bedeller, bu kadar şehitler, bu kadar fedakarlıkları bir bakıma sıfırdan çarpılması” diye konuştu.

“Kıbrıs Türkü’nün arkasında 85 milyon vardır”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Türkiye büyük bir devlet. Bugün 85 milyon, yarın 100 milyon. Belki Avrupa Birliği’nde ve diğer ülkelerde yaşayan kardeşlerimizle bugün bile 95 milyonu aşan bir nüfus ve bütün Türk dünyasına baktığımızda 300 milyon toplamda bir nüfusla ben hep karşı taraftan gelenlere ve gidenlere; ‘Siz zannetmeyiniz ki Kıbrıs Türkleri yalnızdır. Kıbrıs Türkü’nün arkasında 85 milyon Türkiye Cumhuriyeti, onun arkasında 300 milyon bir Türk devleti vardır. Dolayısıyla bizi yalnız zannetmeyin’ diyorum. Çünkü onlar Güney Kıbrıs’taki Rumlar ve arkalarındaki Yunanistan ve Avrupa Birliği devletleriyle bizleri yalnız zannettikleri için sürekli olarak yaptıkları baskılarla ve hala üzerimizde oynanan oyunlarla, ambargolarla, izolasyonlarla, bir takım kısıtlamalarla bizleri dayatma bir çözüme zorlayanlara karşı bizlerin direnişi ve bizlerin direnişini destekleyen sizler çok kıymetlisiniz” şeklinde konuştu. – SAKARYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ersin-tatar-kibris-turkunun-arkasinda-85-milyon-turkiye-cumhuriyeti-var/feed/ 0
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar: Kıbrıs Barış Harekatı Türklük ve Türk dünyası için önemliydi https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-kibris-baris-harekati-turkluk-ve-turk-dunyasi-icin-onemliydi/ https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-kibris-baris-harekati-turkluk-ve-turk-dunyasi-icin-onemliydi/#respond Mon, 03 Jun 2024 23:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34678 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’na ilişkin, “Sizlerin 50 yıl önce katıldığı harekat, gerek Türkiye gerek Kıbrıs gerek Türklük ve Türk dünyası için çok önemli harekattı.” dedi.

Çeşitli temaslarda bulunmak için geldiği Sakarya’da Valiliği ziyaret eden Tatar, tören mangasını selamladıktan sonra Valilik Şeref Defteri’ni imzaladı, Vali Yaşar Karadeniz’le istişarelerde bulundu.

Daha sonra Türkiye Muharip Gaziler Derneği Sakarya Şubesi’ne geçen Tatar, ziyarette yaptığı konuşmada, bu yılın kendileri için çok önemli olduğunu çünkü Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünü 20 Temmuz 2024’te büyük coşkuyla kutlayacaklarını söyledi.

Yarım asırda çok önemli kazanımlar elde edildiğine işaret eden Tatar, milli güvenliklerinin, ulusal çıkarlarının, milli menfaatlerinin hepsinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bayrak ve ezan sesiyle temsil edildiğini dile getirdi.

Bunları Türkiye Cumhuriyeti’yle başardıklarını anlatan Tatar, “O harekat (Kıbrıs Barış Harekatı) başarılı olmasaydı, Kıbrıs bugün Yunan adası olacaktı ve Türkiye Cumhuriyeti’ni bir bakıma Yunanistan kuşatmış olacaktı. Çünkü İskenderun’dan Ege adalarına kadar 2 bin kilometre sahil şeridi olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, tabii ki kendi güvenliği de o bakımdan çok daha farklı ve istenmeyen sonuçlara varabilecekti. Dolayısıyla sizlerin 50 yıl önce katıldığı harekat, gerek Türkiye gerek Kıbrıs gerek Türklük ve Türk dünyası için çok önemli harekattı. Orada hayatlarını kaybeden tüm aziz şehitlerimize, ebediyete irtihal eden gazilerimize Allah’tan rahmet diliyorum, şu anda aramızda olan tüm gazilerimize hürmet ve minnet duygularımı iletiyorum.” diye konuştu.

“Kıbrıs Türkü’nün sizleri unutması mümkün değildir”

“Kıbrıs Türkü’nün sizleri unutması mümkün değildir” diyen Tatar, gazilerin her zaman baş tacı olduğunu dile getirdi. Tatar, Mehmetçik’in Kıbrıs’a ayak basmasının önemine işaret ederek, devletlerinin kurulma sürecinden bahsetti.

Kimsenin kimseye Doğu Akdeniz gibi önemli, kritik ve her türlü güvenlik meselelerinin olduğu bölgede devlet kurdurtmayacağını ama Kıbrıs Türkü’nün, Türkiye’nin de desteğiyle devletini kurduğunu vurgulayan Tatar, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ana vatan, yavru vatan ve Mavi Vatan’la geleceğe daha güçlü şekilde yürüyebilmenin onurunu hep birlikte yaşıyoruz. ve tabii ki hava sahası… Kıbrıs’ın varlığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliği ve hava sahasındaki hakimiyeti bakımından da çok önemlidir. Dolayısıyla Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünde Sakarya’da sizlerle olmanın memnuniyetini buradan tekrar paylaşıyorum. İyi ki geldiniz. İyi ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Doğu Akdeniz’de bir Türk devleti olarak yoluna emin adımlarla devam etmekte ve büyük Türkiye Cumhuriyeti’nin, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılını tamamlaması, şimdi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle yeni ‘Türkiye Yüzyılı’nda inşallah Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin daha da güçleneceği ve dolayısıyla bu bölgedeki varlığımızın, selametimizin, refahımızın, mutluluğumuzun ve müreffeh yarınlarımızın daha da başarılı şekilde sürdürülebileceği günler yakındır. Hiç şüphem yok.”

Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Sakarya Şubesi’ni de ziyaret eden Tatar, son olarak Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ile bir araya geldi.

Tatar, burada yaptığı konuşmada, yaşadığı büyük depremlere rağmen gerek ekonomik gerek ticari olarak toparlanmış, dimdik ayakta duran bir şehir gördüğünü belirterek, “Ülkemizin istikbali için Sakarya’daki başarılar çok önemli. Karşılıklı işbirliklerinin gelişmesi için temaslarımızı sürdüreceğiz. Aramızda kadim ve güçlü bağlar var ve bu buluşmalarla güçleniyor.” ifadesini kullandı.

Başkan Alemdar da ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, şehrin geleceğine dair planlanan projeleri anlattı.

Ziyaretlerde, AK Parti Sakarya milletvekilleri Çiğdem Erdoğan, Ali İnci ve Ertuğrul Kocacık ile AK Parti İl Başkanı Yunus Tever ve bazı ilçe belediye başkanları da yer aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-kibris-baris-harekati-turkluk-ve-turk-dunyasi-icin-onemliydi/feed/ 0
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Sakarya’da ziyaretlerde bulundu https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ersin-tatar-sakaryada-ziyaretlerde-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ersin-tatar-sakaryada-ziyaretlerde-bulundu/#respond Mon, 03 Jun 2024 23:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34654 Sakarya’da konferansa katılmak için gelen ve öncesinde Sakarya Valiliği ve Sakarya Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, ” Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlük hakkını kullanmak suretiyle Kıbrıs’a müdahale etmesi, soydaşlarını büyük bir katliamdan kurtarması ve Kıbrıs’a getirilen barışın hala daha kimsenin burnu kanamadan 50 yıldır devam etmesini sağladı” dedi.

Üniversitede, ’27 Mayıs Darbesi ve Kıbrıs Barış Harekatından Alınacak Dersler’ konulu konferansa katılmak için Sakarya’ya gelen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, program öncesinde Sakarya Valiliği, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Sakarya Şubesi ve Sakarya Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. Vali Yaşar Karadeniz, dernek başkanı Erol Demir ve Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ile görüşen Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıl vesilesiyle Sakarya’ya geldiğini ve burada ziyaretler gerçekleştirdiğini aktardı. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, gazilere yönelik, Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin harekatta savaşan herke minnettar olduklarını söyledi.

“Sakarya, 72 kültürün birlikte yaşadığı kardeşlik coğrafyasıdır”

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile bir araya gelen Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, “Sizlerle ağırlamaktan onur duyduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Sakarya’mız deprem yaşamış, 30 yılda bir yerle bir olmuş, her şeye rağmen dinamik insan yapısıyla, doğal güzellikleriyle birlikte Marmara bölgesinin incisi ve Türkiye’deki bütün etnik grupların yer aldığı ve 72 kültürün birlikte yaşadığı kardeşlik coğrafyasıdır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Huzur bulduğum şehir” dediği Sakarya’ya sizlerde hoş geldiniz. İnşallah sizler de bu ziyaretinizle beraber Sakarya’dan huzurlu bir şekilde ayrılırsınız diye ümit ediyoruz. Sizlerle beraber olmakta onur duyduğumuzu ifade ediyorum” dedi.

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önemi giderek daha da artmaktadır”

Büyükşehir ziyaretinde konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Sakarya’yı ziyaret etmekten dolayı büyük memnuniyet duymaktayım. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden hepinize sevgi, saygı ve hürmet getirdim. Gerçekten önemli bir kutlamanın arefesindeyiz. 20 Temmuz 2024, Mutlu Kıbrıs Barış Harekatı’nın 1974 Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümü dolayısıyla şimdiden kutlama hazırlıklarına başlamış vaziyetteyiz. Az önce Kıbrıs gazilerini ziyaret ettik orada birtakım değerlendirmelerde bulundum, onlara minnet duygularımı ifade ettim. 50 yıl önce Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlük hakkını kullanmak suretiyle Kıbrıs’a müdahale etmesi, soydaşlarını büyük bir katliamdan kurtarması ve Kıbrıs’a getirilen barışın hala daha kimsenin burnu kanamadan 50 yıldır devam etmesini sağladı. Doğu Akdeniz’de bir Türk devletinin orada şu anda bütün ulusal çıkar ve milliyet faaliyetlerimizi gerek mavi vatanda gerek hava sahasında. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önemi giderek daha da artmaktadır. Jeopolitik, jeostratejik gelişimleri vardır ki artık Doğu Akdeniz, Türkiye için de çok önemli bölge. Çünkü hep söylediğimiz gibi İskenderun’da Ege Denizi’ne kadar iki bin kilometreden daha uzun bir sahil şeridi ve dolayısıyla Türkiye’mizin oradaki güvenliği hem Mavi Vatan’da hem hava sahasında çok önemlidir. Dolayısıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güçlenmesi için hep birlikte çalışmaya devam ediyoruz” diye konuştu.

“Türkiye’mizin gerçekten istikbali ve istiklali için buradaki başarılar çok önemli”

Cumhurbaşkanı Tatar, “Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti yüzüncü yılı tamamlamış. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da gayet güzel ifade ettiği gibi şimdiki Türkiye’nin yeni yüzyılında inşallah başarıdan başarıya ve bütün bunlar bizlerin millet olarak daha güçlü olabilmesi için çalışmalarımızı bu heyecanla yürütmenin aziz ve kararlı içerisinde olmamız gerektiğini ve bugün Sakarya’da da gördüğüm kadarıyla burası dinamizmle ifade ettiğiniz gibi yaşanan bu deprem felaketlerine rağmen hemen toparlayarak ve gerek ekonomik gerek ticari gerek yatırımlarla buranın refahının arttırılması için ve 72 farklı kültürün kaynaştığı bu güzel coğrafyada Türkiye’mizin gerçekten istikbali ve istiklali için buradaki başarılar çok önemli. Dolayısıyla ben belediyemizi ziyaret ederken bütün Sakarya halkıyla bir kez daha burada bulunmaktan ve kucaklaşmadan duyduğum büyük mutluluğu ifade etmek istiyorum. Hepinize bu güzel ve samimi karşılama için çok teşekkür etmek istiyorum. Karşılıklı ilişkilerin geliştirilebilmesi için böylesine ziyaretlerin de fevkalade anlamlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü temsiliyet bakımından Cumhurbaşkanı olarak buralara ziyaret ediyoruz. Buralardaki temaslarım, buralardaki muhabbetimiz, buralardaki değerlendirmelerimiz elbette artık basında daha güçlü, iletişim çağında derhal bütün bunlar millete, Kıbrıs’a, her yere dağılıyor ve yansımasıyla aramızdaki kadim ve önemli bağların güçlenmesine vesile oluyor. Dolayısıyla gerek ticaret gerek eğitim gerek turizm her türlüsüyle Sakarya gibi güzide bölgenizde bir tanesiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki bağların daha da güçlenmesi en büyük temennim ve dileğimdir” şeklinde konuştu.

“Buradan çok sayıda insan askerliğini Kıbrıs’ta yapmıştır”

Türkiye ile Kıbrıs arasında ilişkilerin daha da artacağını belirten Cumhurbaşkanı Tatar, “Yıllar itibariyle 1974’ten 50 yıl sonra şunu görüyorum mutlak surette buradan çok sayıda insan askerliğini Kıbrıs’ta yapmıştır. Çok sayıda gençlerimiz Kıbrıs’ta eğitim almışlardır. Kıbrıs Üniversitelerinden mezun olduktan sonra buralarda hepimizin bir bakıma fahri elçileri olarak yaşamlarına devam etmekteler. Buna benzer ticari kuruluşlar, ekonomik kuruluşlar. Yıllar itibariyle Kıbrıs’ımızda yaptıran yapılan yatırımlar veya Kıbrıs’ımızın şimdi artık sermaye sahibi olmaya başlayan bizlerin iş insanlarının buralarda yatırım yapmaları veya ortak projelere birlikte vesile olmaları. Bütün bunlar kaynaşmadır, dayanışmadır ve birlikten güç doğacağı için elbette böylesine temasların ve muhabbetlerin hayırlara vesile olacağına muhakkak ki buna inanıyorum. Çünkü gerçekten burada hepinizin gözlerine baktığınızda o pırıltıyı gördüğümde sizlerin bize olan samimiyetini görüyorum” ifadelerini kullandı. – SAKARYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ersin-tatar-sakaryada-ziyaretlerde-bulundu/feed/ 0
Eski Milli Atlet Mehmet Ali Akbaş, Öğrencileriyle Başarılar Elde Ediyor https://www.haber60.com.tr/eski-milli-atlet-mehmet-ali-akbas-ogrencileriyle-basarilar-elde-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/eski-milli-atlet-mehmet-ali-akbas-ogrencileriyle-basarilar-elde-ediyor/#respond Mon, 03 Jun 2024 22:36:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34622 Eskişehir’deki bir lisede öğrencileriyle çeşitli branşlarda başarılar elde eden altın madalyalı eski milli atlet Mehmet Ali Akbaş, yeni milli sporcuların yetişmesine de katkı sağlıyor.

Ay-yıldızlı formayla 2010-2016 yıllarında uluslararası organizasyonlara katılan 38 yaşındaki Akbaş, Almanya’da 2010’da Köln Yarı Maratonu’nda ve Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te 2012’de Balkan Maraton Şampiyonası’nda birincilik kürsüsüne çıkıp altın madalya aldı.

Spora ara veren Akbaş, 2020’den bu yana görev yaptığı Eskişehir Borsa İstanbul Fen Lisesinde öğrencileriyle oryantiringden voleybola, wushudan bilek güreşine çeşitli branşlarda 32 kupa, 170 madalya kazanma başarısı gösterdi.

Bilek güreşi, oryantiring ve wushuda kendisi gibi milli sporcuların yetişmesine katkı sunan Akbaş, sporun akademik başarıya olumlu etkisini öğrencilerine aşılıyor.

Mehmet Ali Akbaş, AA muhabirine, 2012 yılında başladığı beden eğitimi öğretmenliğini 4 senedir Eskişehir Borsa İstanbul Fen Lisesinde sürdürdüğünü söyledi.

Atletizme amatör olarak devam ettiğini belirten Akbaş, “Öğrencilerimi yarışmalara hazırlıyorum. Çeşitli branşlarda milli takıma giren ya da o formayı hak eden öğrencilerim var.” dedi.

Akbaş, 9’uncu sınıfta bilek güreşi yarışmasına götürdüğü 16 yaşındaki Zeynep Yiğit’in milli takıma seçildiğini, öğrencisinin geçen ay Slovakya’da Avrupa Gençler Bilek Güreşi Şampiyonası’nda altın madalya kazandığını dile getirdi.

Zeynep Yiğit’in birkaç ay sonra Dünya Şampiyonası’nda boy göstereceğini anlatan Akbaş, “Oryantiring branşında bir öğrencim, milli takım aday kadrosunu çağrıldı. Avrupa Oryantiring Şampiyonası’nda ülkemizi temsil edecek. İstanbul’da yapılan Avrupa Wushu Şampiyonası’nda altın madalya kazanan 10’uncu sınıf öğrencimiz Şerife Yorgancılar da var.” diye konuştu.

Akbaş, milli sporcuların yetişmesine antrenörleriyle katkıda bulunmaktan onur duyduğunu ifade etti.

“Yeni milli sporcular yetiştirmek çok özel bir duygu”

Okulunda 3 yıldır yaygınlaşan oryantiring branşında başarılar elde ettiklerine değinen Akbaş, 2022’de katıldıkları ilk şampiyonada Eskişehir 5’incisi olduklarını belirtti.

Geçen yıl kızlarda Türkiye ikincisi, bu sene de erkekler kategorisinde Türkiye şampiyonu oldukları bilgisini veren Akbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hedefimiz, Dünya Liseler Arası Oryantiring Şampiyonası’nda okulumuzu ve ülkemizi temsil etmek. Yeni milli sporcular yetiştirmek çok özel bir duygu. Ay-yıldızlı forma altında yaşadığım duyguları öğrencilerimin de hissetmesi mutlu ediyor. Ben de onlarla aynı yollardan geçip geldim. Öğrencilerimin başarılı olması en büyük arzum. Yurt dışında İstiklal Marşı’nı okutup, Türk bayrağının göndere çekilmesinin paha biçilemez bir duygu olduğunu onlara anlatıyorum. Okulumuz akademik olarak da başarılı. Akademik başarısı yüksek olan öğrencilerimizin spor yaparak da başarıya ulaşabileceğini göstermek istiyoruz. Sporun akademik başarıya nasıl yardımcı olduğunu anlatmayı hedefliyoruz. Okulmuzda başarılı olduğumuza inanıyorum.”

Bilek güreşi sporcusu 10’uncu sınıf öğrencisi Zeynep Yiğit ise 2022 ve 2024’te milli takıma seçildiği bilgisini verdi.

Türkiye’yi yurt dışında temsil etme onurunu yaşadığını kaydeden Zeynep, “Bu yıl Slovakya’da yapılan Avrupa Bilek Güreşi Şampiyonası’nda sağ kolda altın madalya kazandım. Okulumuzun örnek öğretmenlerinden olan Mehmet Ali Akbaş öğretmenimiz bizi spora teşvik ediyor. Milli formayı terlettiği için bana ilham kaynağı oluyor.” ifadelerini kullandı.

Oryantiring Milli Takımı’nın kampına katılacak 11’inci sınıf öğrencisi Bayram Furkan Hızlı, 20-26 Haziran’da düzenlenecek Avrupa Şampiyonası’nda ay-yıldızlı formayı giyeceğini anlattı.

Türkiye şampiyonu olan Arda Sızanlı ise beden eğitimi öğretmeni Mehmet Ali Akbaş sayesinde başladığı oryantiringde başarılı olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/eski-milli-atlet-mehmet-ali-akbas-ogrencileriyle-basarilar-elde-ediyor/feed/ 0
Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu https://www.haber60.com.tr/uluslararasi-altin-safran-belgesel-film-festivali-odulleri-sahiplerini-buldu/ https://www.haber60.com.tr/uluslararasi-altin-safran-belgesel-film-festivali-odulleri-sahiplerini-buldu/#respond Sun, 02 Jun 2024 22:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34483

TUNAKAN YILDIRIM

(KARABÜK) – Çeyrek asırdır ‘Külterel Miras ve Korumacılık’ teması ile düzenlenen Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali kapsamında gerçekleştirilen yarışmada dereceye girenlere ödülleri verildi. Yarışma sonucunda ‘En İyi Belgesel Film Ödülü’ne Eylem Kaftan’ın yönetmenliğini yaptığı “Bir Gün, 365 Saat” filmi layık görüldü.

Safranbolu Belediyesi Leyla Dizdar Kültür Merkezi’nde düzenlenen ödül törenine Karabük Valisi Mustafa Yavuz, Safranbolu Kaymakamı Şaban Arda Yazıcı, CHP Karabük Milletvekili ve TBMM Plan Bütçe Komisyon Üyesi Cevdet Akay, Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Şahin, Ankara Karabüklüler Vakfı Başkanı Nizamettin Yücel, Safranbolu Kültür ve Turizm Vakfı Başkanı Şefik Yılmaz Dizdar, TÜRKSOY Azerbaycan Temsilcisi Elçin Gafarlı, siyasi parti temsilcileri, kurum müdürleri, dernek, oda, STK başkanları, ünlü yönetmen ve sinema yazarları, KBÜ Türker İnanoğlu İletişim Fakültesi akademik kadrosu ve öğrencileri ile sanatseverler katıldı. Ödül töreni öncesi Tenör Aykut Yılmaz katılımcılara müzik ziyareti sundu.

Sunuculuğunu Elif Tümen’in yaptığı törende açılış konuşmasını yapan Festival Komite Başkanı ve Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse şu ifadeleri kullandı:

“Festival komitemizle birlikte uzun süren toplantıların ardından Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali’nın 25’incisini tamamlamanın onurunu ve gururunu yaşıyoruz. Uluslararası anlamda kendini ispatlamış ve 109 farklı ülkeden katılımın gerçekleştiği festivalimizde, UNESCO Dünya Miras Kenti ve Cittaslow üyesi Safranbolumuz için oldukça değerli ve çok kıymetli bir festival. Geçtiğimiz ay aramızdan ayrılan yapımcı ve yönetmen Türker İnanoğlu’nu da bu vesile ile saygı ve rahmetle anıyorum. Festivalimizde emeği geçen başta kültür müdürlüğümüzdeki yol arkadaşlarım olmak üzere tüm paydaşlarımıza, jüri üyelerimize, ve katılımlarınızdan dolayı sizlere teşekkürlerimi sunuyorum.”

Başkan Köse’nin konuşmasının ardından geçen ay vefat eden Türk sinemasının duayeni ve ‘Bay Sinema’ lakabı ile anılan Safranbolulu yönetmen ve yapımcı Türker İnanoğlu belgeselinin gösterimi yapıldı, ardından ödül törenine geçildi. Uluslararası Uzun Metraj Belgesel Film kategorisinde Vahit Sarıtaş’ın “Flanöz” eseri mansiyon, Alexandr Avilov’un “Tanya, Summer, Winter” eseri Jüri Özel Ödülü’nü alırken, “Bir Gün, 365 Saat” filmiyle yönetmen Eylem Kaftan En İyi Belgesel Film Ödülü’nün sahibi oldu.

Uluslararası Kısa Metraj Belgesel Film kategorisinde  En İyi Belgesel Film Ödülü’ne Elina Talvensaari’nin “How To Please” filmi layık görülürken, “İyi Ölüm” ile Jüri Özel Ödülü’nü Hasan Ete aldı.

Kültürel Miras ve Korumacılık Temalı Ulusal Belgesel Film kategorisinde Kerem Soyyılmaz’ın Rodakis’i Ararken isimli eseri Süha Arın En İyi Belgesel Ödülü’nü almaya hak kazandı.

“Safranbolu Temalı Ulusal Belgesel Film Yapım Destek Yarışması” kategorisinde En İyi Proje Ödülü’ne  “Safranbolu’nun Altın Çiçeği Safran” filmi layık gösterilirken, Türker İnanoğlu Sinema Onur Ödülü ise duayen sinema yazarı ve eleştirmeni Atilla Dorsay’a verildi.

Ödüllerin ardından çektirilen hatıra fotoğrafı ile festival sona erdi.

]]> https://www.haber60.com.tr/uluslararasi-altin-safran-belgesel-film-festivali-odulleri-sahiplerini-buldu/feed/ 0 BAL-GÖÇ Genel Başkanı Emin Balkan, Bulgaristan seçimleri için çifte vatandaşlara sandığa gitme çağrısı yaptı https://www.haber60.com.tr/bal-goc-genel-baskani-emin-balkan-bulgaristan-secimleri-icin-cifte-vatandaslara-sandiga-gitme-cagrisi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/bal-goc-genel-baskani-emin-balkan-bulgaristan-secimleri-icin-cifte-vatandaslara-sandiga-gitme-cagrisi-yapti/#respond Sun, 02 Jun 2024 21:18:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34461 Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BAL-GÖÇ) Genel Başkanı Emin Balkan, Bulgaristan Parlamentosuna ne kadar çok Türk kökenli milletvekili girerse bunun Türklerin lehine olacağını belirterek, bir hafta sonra eş zamanlı düzenlenecek genel seçim için çifte vatandaşlara birlik ve beraberlik içinde sandığa gitmeleri çağrısında bulundu.

Balkan, AA muhabirine, hem Türkiye hem de Bulgaristan vatandaşı olup Bursa’da hayatını devam ettiren çok sayıda kişinin bulunduğunu, her türlü sıkıntılarında onların yanlarında olmaya çalıştıklarını söyledi.

Bulgaristan’da 9 Haziran Pazar günü eş zamanlı olarak genel seçim ve Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin yapılacağını belirten Balkan, Bursa’da oy kullanma potansiyeli bulunan yaklaşık 73 bin seçmenin yaşadığı bilgisini verdi.

Bulgaristan’da son 2 yılda üst üste seçimler yapıldığını hatırlatan Balkan, son seçimden sonra hükümetin kurulduğunu ancak koalisyonun hükümeti yürütemediğini dile getirdi.

Yeniden seçim kararı alındığını kaydeden Balkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“9 Haziran’da Avrupa Birliği ülkelerinde zaten AP seçimleri olacaktı. Bulgaristan’da iki seçim birleştirildi. Önceki yıllarda Bursa’da ve Türkiye’de Bulgaristan Devleti tarafından sandıklar kuruldu ve çok sayıda seçmen oy kullandı. Bursa civarında sandıkların açılmasına yardımcı olduk. BAL-GÖÇ olarak hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Bulgaristan Cumhuriyeti’nin yetkileriyle oy kullanma işlemlerinde lojistik destek veriyoruz. Bursa’da Bulgaristan Konsolosluğu dahil 33 seçim bölgesinde 41 sandık açılacak. Türkiye geneline baktığımızda ise 166 sandık açılacak, 23 ilde bu seçim yapılacak. Türkiye’de Bursa dahil 4 ilde konsolosluklar olduğundan, bu 4 ilde de AP seçimleri için de sandık açılacak. Türkiye’deki seçmenlerin çoğunluğunun süreli oturma adresi Türkiye görüldüğü için Bulgaristan yasalarına göre bunlar AP seçimlerinde oy kullanamayacak ama çok az bir sayıda süreli oturma adresi Bulgaristan olan ve o gün burada olanlar, konsolosluklardaki sandıklarda AP seçimleri için de oy kullanabilecek.”

“Ne kadar çok sayıda kardeşimiz parlamentoda olursa bizim yaramıza olacak”

Emin Balkan, Bulgaristan seçimleri için Türkiye’de veya Avrupa’da yaşayan çifte vatandaşların sandığa gitmelerinin önemine dikkati çekti.

Bulgaristan dışındaki ülkelerden kullanılan oyların seçime etkisine değinen Balkan, şunları anlattı:

“Buradan giden oyların Bulgaristan coğrafyasında Türk yoğunluğu az olan soydaşlarımıza direkt desteği çok az olacak. Bunun yanında soydaşlarımızın nüfusunun fazla olduğu, milletvekili sayısını yüksek çıkartabileceğimiz Kırcaali, Haskova gibi yerler var. Özellikle çifte vatandaşlarımızın oraya gidip o gün orada oy kullanmasını çok daha fazla arzu ediyoruz. Son yıllarda emekli ağabey ve ablalarımız yaz tatillerini orada geçiriyorlardı. Bir de 9 Haziran, Kurban Bayramı’nın bir hafta öncesi. Bunlar bir vesile. İmkanı olan seçmenlerin özellikle de Kırcaali ve Haskova nüfusuna kayıtlı olanların orada oy kullanması çok önemli. Bunun yanında Şumnu’da, Razgrad’da, diğer bölgelerde de ihtiyacımız var ama Kırcaali ve Haskova daha çok öne çıkıyor.”

Çifte vatandaşların mutlaka demokratik haklarını kullanması ve varlıklarını sandıkta göstermesi gerektiğini dile getiren Balkan, “Türkiye’de ve diğer ülkelerde yaşayan çifte vatandaşların bekleyen sorunları var. Biz ne kadar çok kardeşimizi Avrupa Parlamentosuna ve Bulgaristan Parlamentosuna sokabilirsek bizim lehimize olacak. Bazı siyasilerin eksikleri olabilir. Kızmayacağız, darılmayacağız, küsmeyeceğiz. Birlik ve beraberliğimizi gösterebileceğimiz, demokratik hakkımızı kullanmamız gereken sandıkların başında mutlaka olmamız gerekiyor.” diye konuştu.

Bulgaristan’da yaşayan Türklerin kendi kimlikleriyle, özlük haklarını koruyarak bu ülkenin vatandaşı olduğunu vurgulayan Balkan, onların refahı için Bulgaristan’ın gelişmiş demokratik bir ülke olmasını arzu ettiklerini belirtti.

Balkan, Bulgaristan’ın gelişmesi, demokrasisinin ilerlemesi için sandığa sahip çıkma çağrısında bulunarak, “Hak ve Özgürlükler Hareketi Partisine yine desteğimizi sürdürmemiz lazım. Ne kadar çok sayıda kardeşimiz parlamentoda olursa mutlaka bizim yararımıza olacak. Yani Bulgaristan Türklerinin hem Türkiye’de hem de Bulgaristan’da yaşayan kardeşlerimizin yararına olacağına inanmaktayız.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bal-goc-genel-baskani-emin-balkan-bulgaristan-secimleri-icin-cifte-vatandaslara-sandiga-gitme-cagrisi-yapti/feed/ 0
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Türker Yörükçüoğlu’nu Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak atadı https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-turker-yorukcuoglunu-siyasi-islerden-sorumlu-genel-baskan-yardimcisi-olarak-atadi/ https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-turker-yorukcuoglunu-siyasi-islerden-sorumlu-genel-baskan-yardimcisi-olarak-atadi/#respond Sat, 01 Jun 2024 23:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34407

BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, eski İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Türker Yörükçüoğlu’nun partisinin Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına atandığını açıkladı. Destici, “Türker kardeşimiz yuvasına döndü” dedi.

BBP lideri Mustafa Destici, partisinin genel merkez binasında düzenlediği Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Toplantısı (MKYK) öncesi açıklamalarda bulundu. Destici, Büyük Birlik Partisi olarak her zaman iç siyasette yumuşamanın tarafı olduklarını söyleyerek, “Siyasi partilerin diyalog içinde olmasını, özellikle dış politikada birlikte olmasını, iç politikada anayasa başta olmak üzere devletin varlığını, ülkenin bütünlüğünü, milletin istiklalini ve istikbalini ilgilendiren konularda iş birliği yapılabilmesini her zaman önceledik. Bu konuda öncü parti olduk, adımlar attık. Bütün siyasi partilerimizle görüştük. En son İYİ Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi başta olmak üzere siyasi partilerimize, ziyaretlerimiz oldu. Bu ziyaretlerimiz de devam edecek. Çünkü Büyük Birlik Partisi Türkiye’nin birliğini, ülkesinin bütünlüğünü, milletinin istiklalini ve istikbalini ve dahi Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türk birliğini önceleyen Türk İslam ülkücülerinin partisidir. ve o yolda da yürümeye devam edeceğiz. Tabii bu dönemde partimizi güçlendireceğiz. İlk önceliğimiz teşkilat olacak. Eksik teşkilatlarımızın tamamlanması olacak. Üye sayımızın bu yıl içinde 200 bini geçmesi öncelenecek. ve ondan sonra da tabii belediyelerimizle birlikte, yerel yönetimlerimizle birlikte de bunu yapacağız. Şu andaki Sivas Belediyemiz başta olmak üzere kazandığımız tüm belediye başkanlıklarında il, ilçe ve beldelerde belediye başkanlarımız çok başarılı bir şekilde çalışmalarını sürdürüyorlar. Bize teslim edilen il ve ilçeleri beldeleri kalkındıracağız. Bu bizim vatandaşlarımıza sözümüz. Sözümüzün arkasındayız” diye konuştu.

‘BU HALKAYI GENİŞLETECEĞİZ’

Destici, BBP Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına atanan Türker Yörükçüoğlu’nun rozet takdimini gerçekleştirdi. Destici, “Kendisi Nizamı Alem Ocaklarında birlikte görev yaptığımız üniversite teşkilatlarımızın başında bulunmuş eğitimin başında bulunmuş bir arkadaşımız, bir kardeşimiz. Aynı zamanda Şehit Muhsin Başkanımıza siyasi danışmanlık yapmış bir kardeşimiz. ve ben onu aşağı yukarı çeyrek asırdan fazla bir süredir tanıyorum. Hem ocakla birlikte olduğumuz dönemde hem daha sonra partide birlikte olduğumuz dönemde şehit liderimize danışmanlık yaptığı dönemde ve farklı başbakanlıkta bulunduğu dönemde, mecliste bulunduğu dönemde farklı noktalarda bulunduğu dönemde de bizim hep kendisiyle görüşmemiz, istişarelerimiz hep devam etti. Biz kendisinden bugüne kadar hiçbir şekilde kopmadık. Tabiri caizse Türker kardeşimiz yuvasına döndü. Ben kendisine hoş geldin, şeref verdin diyorum. İnşallah Büyük Birlik Partisi olarak bu halkayı genişleteceğiz. Çünkü Türkiye’nin Büyük Birliğe ihtiyacı var. ve Büyük Birlik kadroları bu ihtiyacı karşılamaya hazırdır. İnşallah sizlerle birlikte yeni arkadaşlarımızla birlikte biz milletin muktedir iktidarını gerçekleştireceğiz ve devletin varlığına, ülkenin bütünlüğüne ve milletin kardeşliğine uzanan elleri hep birlikte kıracak, Türkiye’yi ve Türk milletini layık olduğu yere taşıyacak” dedi.

‘TÜRK DEVLETİ’NİN ESKİ PARLAK GÜNLERİNE DÖNDÜRÜLMESİ İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ’

Türker Yörükçüoğlu ise, konuşmasında, “Sizlerin tarafınızda bulunmaktan dolayı gerçekten çok mutluyum, şeref duyuyorum. Genel başkanımızın daveti üzerine gözlerimizi açmış olduğumuz siyasi hayatta ve millete hizmet yolunda yürüdüğümüz serüvenimiz boyunca bu millete hizmet etmeye çalıştık çabaladık, dertlendik, mücadele ettik. ve her daim aklımızda hep siyasi hayatta ilk gözümüzü açtığımız bir Büyük Birlik Partisi ve Alperen Ocakları gelmiştir. Biz Türk milliyetçileri, Türk milletine, Türk milliyetçiliğine bağlı olduğumuz kadar Türk milletinin milli manevi değerlerine de bağlıyız. Türk milletinin bin yıllık milli ve manevi değerlerinin tecessüs etmiş hali olan Büyük Birlik Partisi yine bu değerleri taşıyan tüm Türk milletinin mensuplarının yegane adresi ve yuvasıdır. Yeniden burada bulunmaktan dolayı tekrar Genel Başkanıma buna vesile olduğu için çok teşekkür ederim. İnşallah Sayın Genel Başkanımız da ve sizlerle birlikte milletimize çok değerli hizmetler yapacağız. İnşallah omuz omuza milletimizin rahatsız olduğu şeylere yönelik hazırlıklarımızı yapacağız. Milletimizi mutlu, müreffeh, güçlü hale getirmek için çabalayacağız. Derdimizi anlatacağız. Milletin derdiyle dertleneceğiz. Türk birliğinin kurulması, Türk milletinin yüceltilmesi, Türk Devleti’nin eski parlak günlerine döndürülmesi için hep birlikte kadro olarak elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.

‘ONLAR İSTESE DE İSTEMESE DE ÇOCUKLARIMIZ KURANI KERİM’DE ÖĞRENMELİDİR’

Destici, milli eğitimin Türkiye’nin en önemli konularından birisi olduğunu belirterek, “Son dönemlerde yeni bir öğretmen akademisinin kurulması, müfredatın açıklanması, öğretmenlik formasyonuyla ilgili çalışmalar, öğretmenlikle ilgili yeni kanun, yasa hazırlıkları bütün bunları en yakından takip eden siyasi partiyiz ve siyasi parti genel başkanlarının başında geliyorum. Sadece görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızla görüşmelerimizde bunu dile getiriyoruz. Müfredat konusuna gelince de maalesef kamuoyunda ön yargılar var. Öte yandan hala imam hatiplere ön yargılar var. Hala liselerde okutulacak Kur’an-ı Kerim derslerine, sevgili Peygamberimizin hayatını konu alan derslere maalesef hala tepkiler var. Biz bunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Bir taraftan bu ülkenin yüzde 99’u Müslüman görürüz. Ama diğer taraftan liselerin 8’inde 9’unda ya da 10’unda sürekli de değil, 1 yıl haftada iki saat okutulacak Kur’an-ı Kerim dersinden rahatsızlar. Rahatsız olan siyasetçilerimiz var. Rahatsız olan gazetecilerimiz var. Bunlar artık bu hülyalarından vazgeçsinler. Burası Türk İslam memleketidir. Liselerde onlar istese de istemese de çocuklarımız Kuranı Kerim’de öğrenmelidir. Peygamber Efendimizi de öğrenmelidir. ve İslam’ın temel bilgilerini de öğrenmelidir. ve bunları öğrenerek liselerden mezun olmalıdır. Dolayısıyla bu yönüyle destekliyoruz. Elbette müfredatın diğer kısımlarıyla ilgili bizim de eksik bulduğumuz ya da noksan bulduğumuz ya da tavsiye edeceğimiz kısımlar var. Ama bazı kesimler maalesef bakış açısı sadece ve sadece din ve İslam. Bir de bunlar Atatürkçü ve milliyetçi olarak ortalıkta geziyorlar. Bu milletin inancına, kültürüne ve kimliğine kimse dil uzatamaz. Kim dil uzatırsa o dil kopartırız, kim elini kaldırırsa o eli kırarız” dedi.

Konuşmaların ardından Destici, yeni Başkanlık Divanını da açıkladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-turker-yorukcuoglunu-siyasi-islerden-sorumlu-genel-baskan-yardimcisi-olarak-atadi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Özgür Özel’e bayramdan önce iadeyi ziyarette bulunacağım https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ozgur-ozele-bayramdan-once-iadeyi-ziyarette-bulunacagim/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ozgur-ozele-bayramdan-once-iadeyi-ziyarette-bulunacagim/#respond Sat, 01 Jun 2024 23:06:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34393

CUMHURBAŞKANI ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, AK Parti Genel Merkezi’nde kendisini ziyaret ettiğini hatırlatarak, “Arayı uzatmadan, inşallah Kurban Bayramı’ndan önce ben de kendisine iadeyi ziyarette bulunacağım. Sayın Özel’in ziyareti akabinde, siyasette bir ‘yumuşama’ arzuladığımızı, bunu tesis etmeye çalıştığımızı ifade ettim. Bu yumuşamanın bir tarafı iktidarsa, bir tarafı da muhalefettir. Biz bu konuda son derece rahatız, özgüvenliyiz. Biz kutuplaşmanın, kamplaşmanın, gerilimin tarafında hiç olmadık. Ama eğer yine de üzerimize düşen bir şey varsa, hiç çekinmeden gereğini yaparız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde düzenlene partisinin ’31’inci İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, 31’inci İstişare ve Değerlendirme Toplantılarının temasını, ‘Türkiye’nin ortak aklı’ anlayışıyla belirlediklerini belirterek, “İnşallah, bugün ve yarın, bilhassa partimizin istikbali açısından kritik önemi haiz konuları sizlerle birlikte konuşacağız, görüşeceğiz, hiçbir komplekse kapılmadan meselelerimizi masaya yatıracağız. 14-28 Mayıs ile 31 Mart seçim sonuçları arasındaki ‘negatif ayrışmayı’ tüm yönleriyle, asla kolaycılığa kaçmadan ele alacağız. Bugüne kadar genel merkez kurullarımızın yanı sıra, il başkanlarımızla da bir araya geldik, kanaatlerini ilk ağızdan dinleme fırsatı bulduk. Fikrine önem verdiğimiz dostlarımızın görüşlerine başvurduk. Her il ve ilçe bazında değerlendirmelerimizi tek tek yapıyoruz. Farklı kanallardan derlediğimiz bilgiler ışığında fotoğrafı netleştiriyor, yol haritamızı ve atacağımız adımları tayin ve tespit ediyoruz. Seçmenden geçer not alamayan, bizim takdirimize mazhar olamaz. Milletimizin başta değişim ve yenilenme talebi olmak üzere sandık sonuçlarıyla bize ulaştırdığı beklentilerinin tamamının farkındayız. Mesajların gereğini, vakti-saati geldiğinde, muhakkak yapacağız. Bu süreçte ince eleyip sık dokuyor, gerçekten çok titiz davranıyoruz. Milletimizle gönül köprülerimizi tekrar güçlendirirken, AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın surlarında gedik açma girişimlerine fırsat vermeyeceğiz. Ne birilerinin suyu bulandırıp bulanık suda kişisel hesaplarını görmelerine seyirci kalacağız, ne de hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu.

‘SİYASETİMİZİ KUTUPLAŞMA ÜZERİNE İNŞA ETMEDİK’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetin ülke ve millet için verilen çetin mücadelenin adı olduğunu ifade ederek, “Bizim lügatimizde siyasetin tek bir amacı vardır; o da millete hizmettir. Bunun için her fırsatta eser ve hizmet siyaseti diyoruz. Siyasetimizi gerilim, kutuplaşma, kamplaşma üzerine inşa etmedik. Din, dil, ırk, mezhep, meşrep ayrımı yapmadık. Kimseyi dış görünüşüyle, hayat tarzıyla yargılamadık. Bakınız bu ülkede on yıllar boyunca, sırf kılık kıyafetinden, başörtüsünden, sakalından, inancından dolayı milyonlarca vatandaşımız mağdur edilmişti; gasp edilen haklarını teslim ettik. Yine bu ülkede Kürtler; bir dönem uygulanan yanlış politikalar neticesinde ötelenmişlerdi; hepsiyle kucaklaştık. Aleviler ötekileştirilmişti; sorunlarını çözmek için samimiyetle çaba sarf ettik. Kimin sorunu varsa, kimin siyasetten meşru beklentisi varsa, elimizin uzandığı, gücümüzün yettiği kadar karşılamaya çalıştık. 85 milyonun tamamının bu toprakların birinci sınıf vatandaşı olduğunu, bu toprakların asıl sahibi olduğunu defalarca vurguladık. Vatan hepimizin dedik, devlet hepimizin dedik, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ dedik ve her insana eşit mesafede durduk. Biz ülkenin tamamını bir gördüğümüz, bütün gördüğümüz, 85 milyonun her bir ferdini kardeş gördüğümüz için tam 22 yıldır milletimizin her kesiminin teveccühüne mazhar olduk. Yüzde 52’nin oyunu alırken, geriye kalan yüzde 48’in de oyu olmasa bile beğenisine mazhar olduk. Sadece oy aldığımız kesimlere değil, Türkiye’nin tamamına hizmet, eser ürettik. Sadece oy aldıklarımızın değil, oy almadıklarımızın da hukukuna, yaşam tarzına, iradesine ve tercihlerine saygı gösterdik. Bu, dün böyleydi, bugün de aynıdır; AK Parti var olduğu müddetçe inşallah Türkiye’de kardeşlik siyasetinin temsilcisi olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

‘OLGUN TAVRIMIZ, DİYALOG ZEMİNİ OLUŞTURDU’

Türkiye’de siyasetin, dünyanın pek çok ülkesine göre daha rekabetçi bir zeminde yapıldığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Seçim dönemlerinde, rekabetin ve siyasi mücadelenin dozu, doğal olarak daha da artıyor. Hem 14-28 Mayıs seçimleri, hem de 31 Mart mahalli idareler seçimleri, Türk siyasetinin rekabet düzeyi oldukça yüksek seçimlerinden biriydi. Ülkemiz, sadece 10 aylık bir zaman diliminde siyasi tansiyonun tırmandığı 3 seçim sürecini üst üste yaşadı. Seçimler sadece ekonomimizi değil, toplumumuzu da yordu, yıprattı. Bilhassa 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde siyaset sahnesinde yapılanları hiçbirimiz unutamayız. FETÖ’nün servis ettiği argümanlar üzerinden Rusya’yla aramızı bozma girişimlerinden mezhep ve köken temalı videolara, bölücü terör örgütü elebaşlarının rakibimiz için sabah-akşam oy istemesine kadar bugün aklımıza getirmek dahi istemediğimiz nice operasyona maruz kaldık. Sandık sonuçları ayan-beyan ortada olduğu halde seçim gecesi oynanan ‘kazanıyoruz’ tiyatrosu, Türk siyasetinin utanç hanesine yazılmıştır. Geriye dönüp baktığımızda kimi zaman gülerek, kimi zaman endişeyle hatırladığımız nice olay, skandal, provokasyon ve müsamere yaşandı. Tarih ve maşeri vicdan, asıl hakem olarak elbette bunları yargılayacak, kimin ne yaptığı zamanla daha netlik kazanacaktır. Biz de demokrasimizin selameti için bunun takipçisi olacağız. Tüm tuşlara basmalarına rağmen 14-28 Mayıs seçimlerinde bekledikleri neticeyi alamayanlar, daha sonra sırf koltuklarını koruyabilmek uğruna, maalesef, siyaseti yüksek gerilim hattına mahkum ettiler. Seçim sonuçlarını kabullenmek yerine farklı tartışmalarla milletin iradesine kara çalmaya, gölge düşürmeye çalıştılar. Sorumlu siyasetçiler gibi davranarak milletin ali menfaatlerini, kendi şahsi hesaplarının önüne bir türlü koyamadılar. Sandıkta tecelli eden iradeyi yok sayan etik dışı beyanlar karşısında biz daima basiretle hareket ettik. Kışkırtmalara rağmen mutedil ve soğukkanlı tavrımızı koruduk. 31 Mart sonrasında, AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın sergilediği olgun tavır, siyasi partiler arasında yeni bir diyalog zemininin oluşmasına vesile olmuştur. Türkiye böylece seçim atmosferinden çıkıp, asıl gündemine yoğunlaşma fırsatı bulmuştur. Bunu, Türk siyasetinin ulaştığı yüksek tekamül seviyesinin bir işareti olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

‘KURBAN BAYRAMI’NDAN ÖNCE ZİYARET EDECEĞİM’

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 31 Mart sonrasında AK Parti Genel Merkezi’nde kendisini ziyaret ettiğini hatırlatarak, “Arayı uzatmadan, inşallah Kurban Bayramı’ndan önce ben de kendisine iadeyi ziyarette bulunacağım. Sayın Özel’in ziyareti akabinde, siyasette bir ‘yumuşama’ arzuladığımızı, bunu tesis etmeye çalıştığımızı ifade ettim. Bu yumuşamanın bir tarafı iktidarsa, bir tarafı da muhalefettir. Biz bu konuda son derece rahatız, özgüvenliyiz. Tekrar ediyorum; biz kutuplaşmanın, kamplaşmanın, gerilimin tarafında hiç olmadık. Ama eğer yine de üzerimize düşen bir şey varsa, hiç çekinmeden gereğini yaparız. Burada asıl olan, muhalefetin kendi politikalarını gözden geçirmesidir. İktidarı gerilim yanlısı olarak yaftalamak kolaydır, ancak asıl muhalefet kendisini bu noktada samimi bir özeleştiriye tabi tutmalıdır. AK Parti olarak bizim, ittifak ortağı olan MHP’nin de hiç kuşkusuz kırmızı çizgilerimiz var. Aynı şekilde, ana muhalefet partisinin, muhalefet partilerinin de kırmızı çizgileri var. Elbette siyaset belli bir çerçevede yapılır, belli sınırlar içinde yapılır. Biz, ‘yumuşama’ adı altında; kimliğimizden, ilkelerimizden, duruşumuzdan hassasiyetlerimiz ve kırmızı çizgilerimizden taviz verecek değiliz. Muhalefetten de böyle bir taviz beklemiyoruz. Ancak siyasetin, özellikle de muhalefetin, yıkıcı, yıpratıcı, ötekileştirişi bir zemin üzerinde ilerlemesi, Türkiye’ye fayda değil, zarar getirir. Türkiye, bu siyaset tarzının acısını geçmişte defalarca yaşadı, çok ağır bedeller de ödedi. Vesayet güçleri ve oligarşik yapılar, siyasetin bu gerilimli atmosferinde kendilerine alan açtı, hatta demokrasiye müdahale imkanı buldu. Terör örgütlerine siyaseti dizayn fırsatı veren yine aynı kasvetli iklimdi. Türkiye düşmanları da bunu ülkemizin ‘yumuşak karnı’ olarak gördü. Muhalefetin de son dönemde bu gerçeği görerek, yeni üslup ve söylem geliştirme çabalarını takdirle karşılıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘HUKUKSUZLUKTA YUMUŞAK TAVIR BEKLEMESİNLER’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hukuk içinde olduğu müddetçe, her türlü eleştiriye, her türlü söyleme, ifadeye, eyleme saygılı olduklarını kaydederek, “Ancak hukukun dışına çıkıldığında, ülkenin mahkemeleri, hakimleri, savcıları elbette gerekeni yapacaktır. Bu, bizim için de geçerlidir, muhalefet için de geçerlidir, bu ülkede yaşayan her bir birey, faaliyet gösteren her bir kurum için de geçerlidir. Terör hukuk dışıdır; terörü meşrulaştırmak hukuk dışıdır. Sırtını terör örgütlerine dayamak hukuk dışıdır. Şiddet hukuk dışıdır; şiddeti övmek hukuk dışıdır. Darbe hukuk dışıdır. Sokak eylemleriyle darbe girişimi hukuk dışıdır. Hakaret, iftira hukuk dışıdır. Çok açık söylüyorum; bizim, hukuk karşısında boynumuz kıldan incedir; şeriatın kestiği parmak acımaz. Aynı tavrı, aynı tutumu muhalefetten de bekleriz, onların da hukuka saygı duymasını isteriz. Bizim, siyasette yumuşamaktan kastettiğimiz, hukuka, demokrasiye, insan haklarına saygı duyulmasıdır. Bizden, hukuksuzluk karşısında kimse yumuşak bir tavır beklemesin. Demokrasiyi ortadan kaldırmaya, insan haklarını çiğnemeye yönelik eylemler karşısında kimse bizden yumuşak tavır beklemesin. Özgürlükleri kısıtlamaya yönelik girişimler, ya da özgürlük adı altında başkalarının özgürlüğünü daraltmaya yönelik eylemler karşısında bizden kimse yumuşak tavır beklemesin. Milletin inanç değerlerine, kutsallarına, mukaddesatına yönelik azgınlıklar karşısında kimse bizden yumuşak tavır beklemesin. Terör, terörist, terör örgütü karşısında, terörü destekleyenler karşısında, terörle arasına mesafe koyamayanlar, sırtını teröre dayayanlar karşısında, insan canına kast edenler, bölücüler, FETÖ’cüler karşısında kimse bizden ‘yumuşak’ tavır beklemesin. Türkiye’ye saldıranlar, Türkiye’nin çıkarlarına zarar verenler, ülkemizin hak ve hukukunu çiğnemeye kalkan müstevliler karşısında kimse bizden yumuşak tavır beklemesin. Biz işte ana muhalefetten, muhalefetten de bunu bekliyoruz. Türkiye’nin bazı meselelerinin, ‘siyaset üstü’ bir yaklaşımla ele alınması, gerilimi zaten kendiliğinden düşürecektir. Milletin siyaset kurumundan beklentisi de bu yöndedir” dedi.

‘YENİKAPI RUHU KURBAN EDİLDİ’

Erdoğan, milletin sandıkta kendini temsil yetkisi verdiği siyasetçilerden, ortak bir zeminde bir araya gelip, derdine derman olmasını istediğini söyleyerek, “Örneğin terör karşısında, iktidarı-muhalefeti ortak bir tavır geliştirebildiğinde, sadece gerilim düşmekle kalmayacak, terör de artık tamamen miadını dolduracaktır. Mesela darbe anayasasının; sivil, yeni, kuşatıcı ve özgürlükçü bir anayasa ile değiştirilmesi konusunda hep beraber el ele verebilirsek, sadece siyasetin havası değil, inşallah ‘ülkemizin bahtı’ da değişecektir. Örneğin Türkiye’nin çıkarlarını yurt dışında savunma ve başkalarına karşı koruma hususunda siyasi kimliklerin ötesine geçebilirsek, bu, 85 milyonun her bir ferdine yarayacaktır. Dar alanda siyaset yapılmaz. Bir elini tokalaşma için uzatıp, diğer eliyle arkasında hançer tutanlarla diyalog olmaz, uzlaşı olmaz. Nitekim geçmişte olmadı. 15 Temmuz ihaneti sonrasında, şahsımızın ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin iyi niyetli gayretleriyle tesis edilen ‘Yenikapı ruhu’, ne yazık ki birilerinin ihtiraslarına kurban edildi. Aynı aktörlerin, medya ve sosyal medyadaki silahşörlerini kullanarak, mevcut atmosferi ‘kundaklamaya’ çalıştıklarını görüyoruz. Milletimizin umutlarını artıran siyasetteki yumuşamanın, bu sefer ‘kelebek ömürlü’ olmamasını temenni ediyoruz. Her konuda aynı düşünmek, konuşmak, aynı cümleleri kurmak zorunda değiliz. Siyaset ve sosyal farklılıklarımız; zenginliğimizdir, Türkiye’nin beşeri ve kültürel hazinesini yansıtan birer değerdir. Yöntemlerimiz farklı olabilir; üsluplarımız farklı olabilir; yaşam biçimimiz, siyasetteki doğrularımız farklı olabilir. Ama hepimiz Türkiye’nin büyümesini, gelişmesini, kalkınmasını, daha fazla refaha ulaşmasını istiyoruz. Hepimiz, evlatlarımızın daha müreffeh, ekonomik, askeri, siyasi ve sosyal bakımdan daha güçlü bir Türkiye’de yaşamasını arzu ediyoruz. Bunun önünde duran her ne varsa, ortak tavır göstermemiz kaçınılmazdır” dedi.

‘ENFLASYON DÜŞÜŞ TRENDİNE GİRECEK’

Dış politikadan ekonomiye, terörle mücadeleden 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılmasına kadar her alanda yoğun mesai içinde olduklarını belirten Erdoğan, “Ekonomide, 2024 yılına dair veriler güzel gelmeye devam ediyor. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 5,7 büyüdü. Böylece, ekonomimiz Covid-19 tedbirlerinin uygulandığı 2020 yılının ikinci çeyreğinden sonra üst üste 15 çeyrek büyümüş oldu. Çalışanların büyümeden aldığı pay, asgari ücrete yapılan ara zamların da etkisiyle rekor seviyeye ulaştı. Çalışanların büyümeden aldığı pay, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 42 olarak gerçekleşti. 1998 yılından beri görülen en yüksek seviyeyi yakalamış bulunuyoruz. Enflasyon, inşallah yılın ikinci yarısından itibaren iniş trendine girecek. Son dönemde açıklanan verilerin neredeyse tamamı orta vadeli programa uygun seyrediyor. Hayat pahalılığını körükleyen fahiş fiyat ve fırsatçılık sorununda, yeni düzenlemeyle birlikte elimiz biraz daha güçlendi. Milletimizi bizar eden diğer konularla ilgili gerekli adımları atıyoruz. Seçkinlerin, tuzu kuruların, sesi çok çıkanların değil; sessiz yığınların sesi, milletin birikmiş sorunlarının çözüm adresi olmaya devam edeceğiz” dedi.

‘FİLİSTİN HALKININ YANINDA DİMDİK DURUYORUZ’

7 Ekim’den beri Gazze’de yaşanan katliama en güçlü tepkiyi gösteren, bununla kalmayıp İsrail’e karşı somut tedbirler alan tek ülke olduklarını aktaran Erdoğan, “Önce 54 kalemde, ardından da bütün kalemlerde İsrail’le ticari işlemleri durdurduk. Gazzeli kardeşlerimize gönderdiğimiz insani yardımların toplam miktarı 55 bin tonu aştı. Vatanlarını savunan kahraman Filistin halkının yanında dimdik duruyoruz. Filistin direnişine kara çalmak isteyen sömürgeleştirilmiş zihinlere rağmen, hakkı ve hakikati haykırmaktan çekinmiyoruz. Tek başımıza kalsak da, bu uğurda bedel ödesek de, inşallah bu vicdanlı, onurlu ve cesur duruşumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Filistin davasına ve Gazzeli kardeşlerimizin özgürlük mücadelesine destek veren AK Parti camiasıyla birlikte Milliyetçi Hareket Partisi yönetimi başta olmak üzere Meclis’teki diğer siyasi partilere de teşekkür ediyorum. Meclis’imizin önceki gün oy birliğiyle aldığı ‘İsrail’in Refah Katliamlarının Lanetlenmesine Dair Kararını’ son derece kıymetli buluyoruz. Vicdan yoksunu üç-beş Siyonist iş birlikçi, Filistin konusundaki milli mutabakatı bozmaya çalışsa da bugüne kadar hamdolsun başaramadılar. İnşallah bundan sonra da emellerine ulaşamayacaklar” diye konuştu.

Erdoğan, toplantının açılış konuşması öncesinde kamp kapsamında otelde AK Parti İnsan Hakları Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Siyonizm’in Katliam ve Soykırım Tarihi’ başlıklı sergiyi gezdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-ozgur-ozele-bayramdan-once-iadeyi-ziyarette-bulunacagim/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Hava Kuvvetleri’nin başarılarına vurgu yaptı https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-hava-kuvvetlerinin-basarilarina-vurgu-yapti/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-hava-kuvvetlerinin-basarilarina-vurgu-yapti/#respond Sat, 01 Jun 2024 22:30:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34370 (ANKARA) – Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Ülkemizin iftihar kaynağı olan Hava Kuvvetlerimizin; Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde ve ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonumuz doğrultusunda, sahip olduğu imkan ve kabiliyetler ile sizler gibi yetenekli personelinin ortaya koyacağı gayretlerle, büyük başarılara imza atacağına ve asil milletimizin gurur kaynağı olacağına yürekten inanıyorum. Bu vesileyle Hava Kuvvetlerimizin ulaştığı bu üstün seviyeye gelmesinde emeği geçen, katkıda bulunan bütün komutanlarımızı ve kahraman personelimizi minnetle anıyorum” dedi.

Milli Savunma Bakanı Güler, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve beraberindeki Hava Kuvvetleri personelini Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın 113’üncü kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Bakanlık’ta kabul etti. Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı’nın de bulunduğu kabulde Güler, şunları kaydetti:

“20’nci yüzyılın başında ilk motorlu uçağın havalanışından kısa bir süre sonra, 1911 yılında ilk havacılarımızın pilotaj eğitimine gönderilmesi ve Harbiye Bakanlığı’na bağlı Havacılık Komisyonu’nun kurulması ile şanlı Hava Kuvvetlerimiz kuruluşunu tamamlamış oldu. O günden bugüne tüm komutanlarımızın ve fedakar personelimizin gösterdiği büyük gayretler ile adını tarihe altın harflerle yazdıran Hava Kuvvetlerimiz; dünyanın en güçlü, en seçkin ve en saygın hava güçleri arasındaki yerini de almıştır.

Ülkemizin uluslararası arenada etkin roller üstlendiği, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin son bir asrın en kapsamlı faaliyetlerini icra ettiği bu süreçte, gökyüzündeki gücümüz olan Hava Kuvvetlerimiz de aynı etkinlik ve yoğunlukta faaliyetlerini sürdürmektedir. Gururla ifade etmeliyim ki, Hava Kuvvetlerimiz; köklü tarihi, yetenekli personeli, üstün teknolojisi, elde ettiği büyük başarılarıyla ülkemizin iftihar kaynağı olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Bugün dünyada kendi pilotlarını, hatta dost ve müttefik ülkelerin de pilotlarını yetiştirebilen sayılı ülke hava kuvvetlerinden birisi konumundayız. Şunu açıkça ifade etmek isterim ki, bu günlere kolay gelinmedi. Sizler gibi nice kahramanlar, Hava Kuvvetlerimizin bu uzun ve meşakkatli yolculuğunda önemli bir mihenk taşı olan yerli ve milli savunma sanayi hamlemizin gelişmesi için büyük gayret sarf etti ve mücadele verdi.

“Türkiye kendi savaş ve eğitim uçağını üretebilen sayılı ülkelerden biri oldu”

Temel eğitim ve hafif taarruz uçağımız HÜRKUŞ, jet eğitim uçağımız HÜRJET, genel maksat helikopterimiz GÖKBEY ile savunma sanayimizin ulaştığı üstün seviyeyi ortaya koyan beşinci nesil, ilk yerli ve milli savaş uçağımız KAAN, ülkemizin hava platformlarındaki büyük atılımlarının en somut göstergesidir. Tüm bunlarla birlikte Türkiye, artık kendi savaş ve eğitim uçağını, helikopterlerini üretebilen dünyanın sayılı ülkelerinden bir tanesi olmuştur. Bizlere düşen de Hava Kuvvetlerimizi ve kahraman ordumuzu; en gelişmiş, en modern silah, araç ve gereçlerle donatmaya devam etmektir. Zira içinde bulunduğumuz kaotik güvenlik ortamı ve yaşanan krizler; ülkemizin hak ve menfaatlerini tavizsiz şekilde koruyabilmemiz için her açıdan güçlü, etkin ve caydırıcı bir hava kuvvetlerine sahip olmamızı zorunlu kılmaktadır. Bunun bilinciyle sahip olduğumuz yüksek motivasyon, azim ve kararlılıkla çalışmaya, daha çok üretmeye devam edeceğiz.

Ülkemizin iftihar kaynağı olan Hava Kuvvetlerimizin; Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde ve ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonumuz doğrultusunda, sahip olduğu imkan ve kabiliyetler ile sizler gibi yetenekli personelinin ortaya koyacağı gayretlerle, büyük başarılara imza atacağına ve asil milletimizin gurur kaynağı olacağına yürekten inanıyorum. Bu vesileyle Hava Kuvvetlerimizin ulaştığı bu üstün seviyeye gelmesinde emeği geçen, katkıda bulunan bütün komutanlarımızı ve kahraman personelimizi minnetle anıyorum. Başta sayın Hava Kuvvetleri Komutanımız olmak üzere tüm seçkin personelimiz ile silah ve mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyor, Hava Kuvvetlerimizin 113’üncü kuruluş yıl dönümünü bir kez daha yürekten kutluyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-hava-kuvvetlerinin-basarilarina-vurgu-yapti/feed/ 0
Gazeteci Mehmet Barlas’ın vefatının birinci yılı anılıyor https://www.haber60.com.tr/gazeteci-mehmet-barlasin-vefatinin-birinci-yili-aniliyor/ https://www.haber60.com.tr/gazeteci-mehmet-barlasin-vefatinin-birinci-yili-aniliyor/#respond Sat, 01 Jun 2024 21:51:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34349 Liderlerle, farklı kesimlerden aydınlarla, sanatçılarla yakın dostluk ve arkadaşlık kuran gazeteci Mehmet Barlas, vefatının birinci yıl dönümünde anılıyor.

Canan Barlas, 55 yıllık hayat arkadaşı, gazeteci-yazar Barlas’ı AA muhabirine anlattı.

Barlas, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünü 1967’de bitirdikten sonra Cumhuriyet Gazetesinde işe başladığı ilk gün Mehmet Barlas’la tanışıp sohbet ettiklerini söyledi.

İş çıkışı kendi arabasıyla Mehmet Barlas’ı evine bırakırken evlenme teklifi aldığını dile getiren Barlas, “Ben de ‘biraz dalga geçiyordur.’ diye düşündüm. Fakat sonra o teklifinin pek dalga olmadığını, 55 yıllık bir evliliğe vardığını gördüm.” dedi.

Mehmet Barlas’ın ailesini “iç kalem” şeklinde tanımladığını ifade eden Barlas, onun çocuklarına ve torunlarına düşkün bir insan olduğunu, hayatı boyunca çocukları ve ailesi için elinden gelen her şeyi yaptığını kaydetti.

Özal’la gece yarılarına kadar konuşurdu

İsmet İnönü döneminin bakanlarından ve önemli siyasetçilerinden olan kayınpederi Cemil Sait Barlas’ın oğlu Mehmet’in okuyup entelektüel bir insan olmasına zemin hazırladığını belirten Barlas, eşinin erken yaşta kaybettiği babasının dünyasını kendisine hedef gördüğünü dile getirdi.

Mehmet Barlas’ın Bülent Ecevit, Turgut Özal, Alparslan Türkeş, Necmettin Erbakan ile Recep Tayyip Erdoğan gibi dönemlerine damga vurmuş siyasetçilerle ve entelektüellerle yakın dostluklar kurduğunu aktaran Barlas, şöyle devam etti:

“Türk milletini çok seviyordu. Sosyal olaylarda Deniz Gezmiş’le birlikte yargılandı. Fakat ondan sonra dünyanın gidişatına göre Türkiye’nin asıl sahibi gibi davrandı. Yani ‘Türk insanı nasıl daha özgür, daha refah içinde yaşatılır?’ sorusunun cevaplarını aradı hep. Tabii ki Turgut Özal’ı çok sevdi. Ondan önce babasının kabine arkadaşı olduğu için İsmet İnönü’yle de yakın temasları oldu. Bülent Ecevit ile de öyle oldu. Nitekim Bülent Ecevit zamanında TRT’ye Haber Dairesi Başkanı olarak tayin edildi. Turgut Özal’ın 24 Ocak kararları, dünyaya açılma politikaları onu çok etkiledi. Özal’ı da insan olarak da çok sevdi. Gece yarılarına kadar konuşurlardı. Bir Körfez Savaşı anında sanki aynı savaş masasında gibi defalarca konuştuklarını hatırlıyorum. Böyle bir dostluğu vardı. Sonra ‘Ben Turgut Özal’ı yedirmem.’ dedi.”

Eşini “inanılmaz bir beyin, kültürlü ve entelektüel biri” olarak tanımlayan Barlas, onu bilgi ve hafızasıyla internet öncesi dönemin Google’ı gibi gördüklerini ifade etti.

Mehmet Barlas’ın hayalinde “güçlü, refah içinde ve özgür Türkiye” olduğunu belirten Barlas, “Bunun için solcu olduğu dönemlerden, olayların gelişmesine göre Türkiye’nin sahibi olarak durdu. Yolundan hiç şaşmadı. Yani ‘Türkiye’yi ABD’ye nasıl kaptırmayız? Türkiye’nin refahı nasıl oluşur? Dünyadaki en yeni teknolojiler nedir? Biz onları ne kadar kaçırırız, kaçırmayız?’ Böyle yaşamının her köşesinde bir Türkiyelilik vardı. Onun için de bayrağa sarılarak gömüldü. Ben de ondan çok büyük mutluluk duyuyorum.” dedi.

Aile olarak geçmişten bu yana birçok sanat, iş dünyası, siyaset, basın, reklam ve birçok alandan insanla bir arada olduklarını anlatan Barlas, eşinin insani yönünün kuvvetli olması ve insanlarla eşit ilişki kurması dolayısıyla Türkeş, Erbakan ve Özal gibi siyasilerin yanı sıra bazı sanatçıları çok defa evlerinde ağırladıklarını kaydetti.

“Tayyip Bey, bize vefalı bir dost oldu”

Mehmet Barlas’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilişkisine de değinen Barlas, “Tayyip Erdoğan’ı kendini çok iyi yetiştirmekte olan biri olarak görüyordu. Son zamanlarda çok da sevip beğeniyordu. Bir kere Tayyip Erdoğan’ın sözünde durması, vefalı olması, çalışkan olması, halktan yana olması onu etkiliyordu. Onun için de aynı Turgut Özal’a dediği gibi son zamanda ‘Ben Tayyip Erdoğan’ı da yedirmem.’ dedi.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mehmet Barlas’ı hastalık döneminde de bırakmadığını vurgulayan Barlas, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her zaman geldi, onu aradı, sordu. Tayyip Bey, bize vefalı bir dost oldu. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Tayyip Bey telefon etti. ‘Mehmet Abi ne diyorsun, bak yine aldık.’ diyerek seçim sonuçlarını sordu. ‘Ya ben senin için ne diyeyim? Ben hayatımda bir kere seçim kazanmadım, sen 20 kere seçim kazandın. Benim sana söyleyecek bir şeyim yok, arkandayım.’ diye yanıt verdi. En son konuşmaları öyle oldu.”

Mehmet Barlas’ın kendilerinde bıraktığı boşluğu düşünmeye bile başlamayı istemediklerini dile getiren Barlas, hem cismen hem fikren hem de insanlık olarak onun varlığını yok saymanın çok zor olduğunu söyledi.

Mehmet Barlas’ın yazdıkları ve duruşu dolayısıyla yaklaşık 30 kez işinden olduğunun altını çizen Barlas, “Televizyondan, yorumdan, programdan, yazıdan, röportajdan dolayı, döne döne her darbede, her hükümet değişikliğinde işsiz kaldı. Fakat bu işsizlikten eve bile pek bahsetmezdi. Ben telefon konuşmalarından anlardım ki işi bitmiş onun. Gayet gülerek, müzik dinleyerek falan gelecek zamanı beklerdi. Yalnız 28 Şubat’ta karı-koca ikimiz birden aynı günde, hiçbir sebep olmadan işten çıkarıldık. Kartel kurulduğu için almadılar da geriye. Sonra Mehmet Yeni Şafak’a girdi.” diye konuştu.

Mehmet Barlas

Aslen Gaziantepli olan Barlas, 1942’de Ankara’da dünyaya geldi. İnönü dönemi bakanlarından hukukçu Cemil Sait Barlas’ın oğlu ve Yargıtay üyesi Mehmet Sait Bey’in torunu olan Mehmet Barlas, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 1971’de bitirdi.

Gazeteciliğe babasının kurduğu Son Havadis gazetesinde başladı. Üniversite eğitimi sonrası ise Cumhuriyet gazetesinde çalıştı. Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği bir yarışmada inceleme dalında birincilik ödülü kazandı. Son Havadis, Cumhuriyet, Günaydın, Milliyet, Sabah, Akşam, Yeni Şafak gibi gazetelerde çalıştı. Köşe yazarlığı ve yöneticilik yaptı. TRT Haber Dairesi’nde, ATV ve NTV gibi gibi kanallarda ise haber ve yorum programları yaptı.

Türkiye’de “Darbeler ve Kavgalar Dönemi”, “Turgut Özal’ın Anıları”, “Türkiye Üzerine Pazarlıklar”, “Latife Hanım’ın Sırları ve Türk Sosyetesi”, “Dün Dündür Mehmet Barlas” adlı kitapları kaleme aldı.

Canan Barlas’la evli olan Mehmet Barlas’ın Cemil ve Ela adında iki çocuğu bulunuyor.

Barlas, 1 Haziran 2023’te İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gazeteci-mehmet-barlasin-vefatinin-birinci-yili-aniliyor/feed/ 0
Fenerbahçe, Almanya’da Türk GSM operatörü Fenertalk’ı tanıttı https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-almanyada-turk-gsm-operatoru-fenertalki-tanitti/ https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-almanyada-turk-gsm-operatoru-fenertalki-tanitti/#respond Sat, 01 Jun 2024 21:43:59 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34343 Fenerbahçe Spor Kulübü olarak Almanya’daki değerli taraftarlarımızın Fenerbahçe ve Türkiye hasretini bir nebze de olsa dindirmek ve birbirimizin gücüne güç katmak için Almanya’daki resmi GSM operatörümüz Fenertalk’u sizlerle buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Almanya’nın ilk ve tek %100 Türk GSM operatörü olan Fenertalk ile Fenerbahçe’nin şanlı armasına gönül veren taraftarlarımız arasında köprüler kurmayı amaçlıyor, onlara çok sayıda avantajı bir arada sunuyoruz.

Avrupa’nın en büyük mobil iletişim devlerinden Telefonica ile anlaşan Orange Marketing Group, Almanya’da yaşayan milyonlarca gurbetçiyi yakından ilgilendiren “FenerTalk” projesini hayata geçirdi. Mobil Telekom pazarında 5G teknolojisiyle Almanya’daki en ücra noktalarda bile kesintisiz, yüksek çekim sunan Telefonica ile başarılı bir iş birliğine imza attıklarını açıklayan Orange Marketing Group CEO’su Seyhan Sarıçiçek, bu anlaşma kapsamında Fenerbahçe Kulübü ile gurbetteki milyonlarca Türk Vatandaşımıza, birbirinden önemli avantajlar sağlayan “FenerTalk” iletişim projesini hayata geçirdiklerini belirtti. Projenin ayrıntıları Kadıköy’de, Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi’nde düzenlenen ve Fenerbahçe Üst Yönetiminin de katıldığı ortak basın toplantısında kamuoyuna duyuruldu.

HEM TARAFTARLARIMIZ HEM TAKIMIMIZ KAZANACAK

Taraftarlarımız “FenerTalk” kullanarak birçok fırsattan faydalanırken hem takımlarına hem de ülkelerine destek olabilecekler. Fenertalk kullanıcıları takımımıza olan desteklerini ifade etmenin yanı sıra, Avrupa’daki en güvenilir alt yapılardan birine erişimin keyfini çıkaracak ve rekabetçi fiyat politikamızla mobil hatlarını artık en avantajlı fırsatlarla kullanarak hem takımlarına hem de kendi bütçelerine destek olacaklar.

3 ADIMDA NUMARA TAŞIMA KOLAYLIĞI VE ALMANCA-TÜRKÇE ÇAĞRI MERKEZİ

Taraftarlarımız, şu anda kullandıkları numaralarını değiştirmeye gerek kalmadan, mevcut telefon numarasını sadece 3 adımla kolayca taşıyarak “FenerTalk” ayrıcalıklarını deneyimleyebilecek ve yıllarca tek bir Sim-kart kullanarak birçok ihtiyaçlarını avantajlı şekilde karşılayabilecek. Ayrıca 7/24 kesintisiz hizmet veren Almanca & Türkçe Çağrı Merkezi sayesinde tüm sorularına anında yanıt bulabilecek ve gerekli çözümlere hemen erişme fırsatı ile tanışacak. App Store ve Google Play Store da Haziran ayında satışa çıkacaktır. Ayrıca Almanya’da 300’e yakın Mobilfunk Shop’lar da yerini alacak.

MOBİL UYGULAMA SAYESİNDE PRATİK KULLANIM VE SAYISIZ SÜRPRİZ HEDİYE

Almanya’daki taraftarlarımız, FenerTalk mobil uygulaması ile tüm işlemlerini en pratik şekilde gerçekleştirebilecek ve uygulama içerisinde yer alan etkinlikler sayesinde hem eğlenecek hem de sayısız sürpriz hediye kazanabilecek. Seçkin markalarla yaptığımız anlaşmalar sayesinde FenerTalk kullanıcılarına özel olarak sunulan indirimlerden ve fırsatlardan faydalanabilecek. Bunun yanı sıra; orijinal imzalı formalar, bedava maç biletleri, stadyum turu, tatil ve uçak bileti kampanyaları gibi çok sayıda sürpriz hediye de Fenertalk kullanıcılarıyla buluşacak.

MAÇ BİLETLERİNE ÖNCELİKLİ VE KOLAY ERİŞİM FIRSATI

Gurbetteki renktaşlarımız için hayatı daha kolay bir hale getiren FenerTalk, maç bileti almak için harcanan zamanı ve enerjiyi de taraftarlarımızın lehine çeviriyor. FenerTalk kullanıcıları, maç biletlerine öncelikli erişim hakkına sahip olacak ve bilet alım işlemlerini çok daha kolay bir şekilde gerçekleştirerek takımımıza tribünden destek olabilecek.

FENERTALK HAKKINDA

Fenertalk, Fenerbahçe’nin Almanya resmi GSM operatörüdür.Almanya’nın geneline yayılan 300’e yakın bayi ile gurbetteki taraftarlarımıza yüksek kaliteli hizmet sunmak amacıyla yola çıkan bir Türk markasıdır.

Gelişmiş dijital teknolojileri etkin bir şekilde kullanarak iş süreçlerini optimize etmeyi esas alan anlayışıyla Fenertalk; vizyoner kimliği, yenilikçi yapısı ve maksimum müşteri memnuniyeti hedefiyle Almanya’daki Fenerbahçelilere kaliteli, güvenilir ve avantajlı hizmetler sağlamak için hayata geçirilmiştir.

ORANGE MARKETİNG GROUP HAKKINDA

Orange Marketing Group, 2005 yılından bu yana, Almanya ve Türkiye’de özellikle GSM, Enerji, Telekomünikasyon ve Finans sektörlerinde çeşitli önemli projelere imza atmıştır. Şirket, geniş bir satış kanalı ağı ve alternatif satış yöntemleri aracılığıyla farklı sektörlerde başarılı projeleri devam etmektedir.

Gelişmiş dijital teknolojileri etkin bir şekilde kullanarak, müşterilere daha iyi hizmet sunma ve iş süreçlerini optimize etme konusundaki kararlılığıyla öne çıkmaktadır. Yenilikçi yaklaşımları ve sektördeki deneyimi sayesinde Orange Marketing, müşterilerine kesintisiz iletişim, güvenilir enerji ve finansal çözümler sunmaktadır.

Şirketin bu alandaki uzmanlığı, geniş kapsamlı projelerin başarılı bir şekilde yürütülmesini sağlamakta ve sektörde güvenilir bir marka olarak konumlanmasına yardımcı olmaktadır.

]]>
https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-almanyada-turk-gsm-operatoru-fenertalki-tanitti/feed/ 0
Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nden DHA’ya 4 ödül https://www.haber60.com.tr/bursa-gazeteciler-cemiyetinden-dhaya-4-odul/ https://www.haber60.com.tr/bursa-gazeteciler-cemiyetinden-dhaya-4-odul/#respond Sat, 01 Jun 2024 01:06:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34310

BURSA Gazeteciler Cemiyeti’nin (BGC) ‘2023 Gazetecilik Başarı Ödülleri Yarışması’nda Demirören Haber Ajansı Bursa muhabirleri Denizhan Karahancı ‘Genel Haber’ kategorisinde başarı, Esra Türker mansiyon, ‘Televizyon Haber’ kategorisinde Esra Türker ve Mehmet İnan mansiyon, ‘Spor Fotoğraf’ kategorisinde ise İsmail Hakkı Seymen mansiyon ödülünün sahibi oldu.

BGC’nin, ‘2023 Gazetecilik Başarı Ödülleri, sahiplerini buldu. Magazin Agutlet’te bulunan BGC’de düzenlenen törene, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, İYİ Parti Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Bursa Bölge Müdürü Ali Fuad Gölbaşı, BGC Başkanı Nuri Kolaylı ile çok sayıda davetli ve gazeteci katıldı. Törenin açılışında konuşan BGC Başkanı Nuri Kolaylı, “Demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olan medyanın sorunlarının çözülmesi insanımıza ve ülkemize en önemli katkıdır. Öncelikle gazetecilik mesleğini kimlerin yapabileceğini düzenleyen gazetecilik meslek yasası, teknolojik gelişmeler dikkate alınarak yazılı basının yanı sıra, işitsel ve elektronik kapsayacak şekilde günümüz koşullarına uygun olarak mutlaka çıkarılmalıdır. Böyle bir düzenleme, fikir özgürlüğünü kısıtlamanın tam tersine haber alma özgürlüğünü gerçek anlamda hayata geçirir. Türk Ceza Kanunu’nda ve terörle mücadele esasında yer alan ve darbe dönemlerinden bu yana değişmeyen basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddelerdir. Demokratik ülkelerde medya kurulları çeşitli yöntemlerle devletler tarafından desteklenmektedir” dedi.

‘GAZETECİLER YALNIZ HABER AKTARAN DEĞİL, DÜŞÜNDÜREN VE HAREKETE GEÇİREN BİREYLERDİR’

Daha sonra söz alan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ise “İfade özgürlüğü, demokratik toplumların temel taşlarından biridir. Toplumların ilerlemesi, gelişmesi ve daha verimli, daha adil bir hale gelmesi, ifade özgürlüğünün kurulmasıyla da ancak ve ancak ifade özgürlüğü sadece bireylerin değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal hayatın sağlıklı bir şekilde işlemesinin de teminatıdır. Özgür bir basın toplumun aynasıdır, kalkınma sesidir. Basının özgür olmadığı, sansürün ve baskının sürdüğü bir toplumda demokrasiden ve adaletten söz etmek mümkün değildir. Gazeteciler hakikatin peşinde koşanlar, halkın doğru bilgiye ulaşması için gece- gündüz demeden emek harcayanlardır. Çünkü gazeteciler yalnızca haber aktaran değil, aynı zamanda toplumu şekillendiren, düşündüren ve harekete geçiren bireylerdir” diye konuştu.

DHA’YA 4 ÖDÜL BİRDEN

Yapılan konuşmaların ardından ödüllere geçildi. Ödül töreninde; DHA Bursa muhabirlerinden Denizhan Karahancı, ’17 yaşındaki çiftin 3 gün sürmesi planlanan düğünü, son gün polis merkezinde bitti’ haberi ile ‘Genel Haber’ kategorisinde başarı ödülü kazanırken, Esra Türker, ‘Çalışma hayatına hemşire olarak başladı, hayatının kırılma noktası valiliğe taşıdı’ haberi ile ‘Genel Haber’ kategorisinde mansiyon ödülü aldı. İsmail Hakkı Seymen’in, ‘Olaylı maçta Bursaspor Amedspor’u 2-1 yendi’ haberindeki fotoğrafı ile ‘Spor Fotoğraf’ kategorisinde ödüle layık görüldüğü törende, Esra Türker ile Mehmet İnan, ’48 saat ömrü kalan, hiç tanımadığı 10 yaşındaki çocuğa karaciğerini verdi’ haberi ile ‘Televizyon Haber’ kategorisinde mansiyon ödülünün sahibi oldu.

2023 yılında yayınlanan 114 eseri tek tek değerlendiren 6 kişilik jüri, toplam 12 esere başarı, 8 esere de mansiyon ödülü verilmesini kararlaştırdı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursa-gazeteciler-cemiyetinden-dhaya-4-odul/feed/ 0
Almanya, Türkiye ile organik ürünlerde ticaretini geliştirmek istiyor https://www.haber60.com.tr/almanya-turkiye-ile-organik-urunlerde-ticaretini-gelistirmek-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/almanya-turkiye-ile-organik-urunlerde-ticaretini-gelistirmek-istiyor/#respond Fri, 31 May 2024 22:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34212 Yüz yılı aşkın bir süredir devam eden Türk Alman ticari ilişkilerinin güçlendirilmesi ve yeni işbirliği fırsatlarının oluşturulması amacıyla Almanya Federal Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçiliği ve Ege İhracatçı Birlikleri ortaklığında Gıda Konulu Alman-Türk Ekonomi Günü etkinliği düzenlendi.

Avrupa’da Türk gıdalarına büyük talep olduğunu dikkat çeken Almanya Federal Cumhuriyeti İzmir Başkonsolosu Ralf Schröer, “Türkiye tarım üretiminde güçlü bir Pazar. Özellikle, meyve ve sebzede. 2024 yılında sebzede yüzde 5.6, meyvede yüzde 3.4 büyüme bekleniyor. Organik ürünler AB pazarı için çok önemli. Türkiye ile ihracatımızda un, fındık, ayçiçek yağı öne çıkıyor. Ancak Ege Bölgesinde üretilen gıda ürünlerine yönelmek istiyoruz. AB’nin en büyük alıcısı Almanya, Türkiye ile organik ürünlerde ticareti geliştirmeye ilgi duyuyor. Sadece gıda üretimi değil, gıda işleme, lojistik alanlarında da tedarik zincirinin tüm aşamalarında işbirliğimizi geliştirmek istiyoruz. Türk gıda pazarı yeni fırsatlar sağlıyor. Glütensiz gıdalar ve şekersiz ürünlere Almanya’dan büyük talep var. Türkiye glütensiz gıdalar ve şekersiz ürünlerde önemli bir pazar. Almanya’da yeni bir uygulama başlatıldı. 250 metrekareden büyük olan işletmelere menülerinde glutensiz gıda sunma zorunluluğu getirildi. Bu Türkiye için bir fırsat olabilir.” dedi.

Türkiye ile Almanya arasındaki dış ticaret hacmi 50 milyar dolar seviyesinde

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Birliğimiz 12 farklı sektör ve 7 bin 500’ün üzerinde üyemizle 215 ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştiren dinamik ve her geçen gün gelişen büyüyen bir birliktir. Türkiye, 2023 yılında yüzde 2,8 artışla 35 milyar dolarlık tarım ürünleri ihraç ederken, Ege İhracatçı Birlikleri yüzde 8,8 artışla 7,3 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatının yüzde 20’sini tek başına gerçekleştirerek Türkiye şampiyonu oldu. Dünyanın tarım ambarı Ege Bölgesi olarak 2023 yılında da liderliğimizi koruduk. 2024 yılında da bu olumlu eğilim devam ediyor. Önümüzdeki süreçte yüksek teknoloji yatırımlar ve sürdürülebilirlik vizyonuyla Türkiye’de 10 milyar dolarlık tarım ihracatına ulaşacağımızı öngörüyoruz. Türkiye, 2023 yılında 255 milyar 800 milyon dolarlık ihracata imza atarken, Avrupa’nın ekonomik motoru Almanya’ya 21 milyar 79 milyon dolarlık ihracat yaptık.” dedi.

Başkan Eskinazi, “Türkiye, 2023 yılında Almanya’dan 28,6 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Türkiye ile Almanya arasındaki dış ticaret hacmi 50 milyar dolar seviyesinde. Almanya’da gıda kalemlerinde ülkenin kendine yetme oranlarına baktığımızda; Almanya’da ihtiyaç duyulan meyvenin sadece %13’ü, balık/deniz ürünlerinin %27’si, bitkisel yağların %28’i, sebzelerin %38’i Almanya’da üretilirken, şekerin %153’ü, patatesin %148’i, peynirin %126’sı Almanya’da üretiliyor. Almanya’ya yıllık 2 milyar dolarlık gıda ihracatımız var. Bu rakamın gerçek potansiyelimizi yansıttığını düşünmüyorum. İki ülke arasındaki potansiyelin daha fazla olduğunu biliyor ve adımlarımızı bu çerçevede atıyoruz. Almanya’nın Nürnberg şehrinde düzenlenen BioFach Fuarı’na çeyrek asırdır Türkiye Milli Katılım Organizasyonu gerçekleştiriyoruz.” Diye konuştu.

Jak Eskinazi, “Almanya’ya 2023 yılında gıda ihracatımızda yaş meyve sebze sektöründe yüzde 43,2’lik, zeytin ve zeytinyağı sektöründe yüzde 24’lük, hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamullerinde yüzde 21’lik, su ürünleri ve hayvancılık mamullerinde yüzde 17’lik, kuru meyve ve mamullerinde yüzde 9’luk, meyve sebze mamullerinde yüzde 8’lik, fındık ve mamulleri yüzde 2’lik artış sağladık. 2024’ün ilk dört ayında ise Türkiye’nin Almanya ile ticaretinde gerileme yaşandı. Almanya’ya yüzde 5 azalışla 6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Gıda ihracatımız yüzde 10 artışla 748 milyon dolar oldu. Özellikle İzmir sektörel çeşitliliğin ve zenginliğin zirvede olduğu bir şehir. Kuru meyve, mamul, zeytin-zeytinyağı, su ürünleri, baharat, tütün, odundışı orman ürünlerinde, organik üretimde dünyada güçlü bir oyuncuyuz.” dedi.

İzmir’de kurulan Ulusal Tohum Gen Bankası dünyadaki ilk gen bankalarından biri

Başkan Eskinazi, “Türkiye’nin en önemli tohum bankası Ulusal Tohum Gen Bankası Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü bünyesinde 1964 yılında tarım kenti ve ihracat kenti İzmir’de kurulmuştur. Bu gen bankası dünyadaki ilk gen bankalarından biri olma niteliğini de taşıyor. Ulusal Tohum Gen Bankasında 3 bin 339 türe ait 55 binden fazla tohum örneği günümüz ve gelecekteki bitkisel araştırmaların kullanımına hazır bir şekilde kaybolmadan saklanmaktadır. Tarımda lider bir bölge olan İzmir’e her geçen sene Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na hizmet eden yeni yatırımlar yapılıyor. Paydaşı olduğumuz Avrupa ve Türkiye’nin en büyük modern sera ve tarımsal sanayi kümelenmesi Dikili Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, aynı zamanda Bayındır’da kurulan Tarıma Dayalı İhtisas Çiçekçilik Organize Sanayi Bölgesi önemli bir potansiyeli ortaya çıkaracak.” Diye konuştu.

Avrupa Birliği’nin en çok ithalat yaptığı ülkeler arasında 7’inci sıradayız

Eskinazi, ” Bergama’da kurulan Tarıma Dayalı İhtisas Süt Organize Sanayi Bölgesi, tohum fide tıbbi aromatik bitkilerle ilgili Kınık’ta kurulan Bitkisel Üretim Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi bütün dünyada gıdayla ilgili endişelerin arttığı bu dönemde, ülkemiz için büyük bir avantajımız. Türkiye’nin organik ürün ihracatının yüzde 75’i Ege Bölgesi’nden gerçekleştiriliyor. Yıllık 3 milyon tona yakın organik ürün ithal eden Avrupa Birliği’nin en çok ithalat yaptığı ülkeler arasında 7’inci sıradayız, hedefimiz bu listede ilk üçe girmek. Türk organik sektörü Avrupa Yeşil Mutabakatı hedeflerine uyum sağlamış bir sektör. Türkiye’nin organik sektöründe yaklaşık 35 yıllık bir deneyimi var. Bu yüzden Türk organik ihracatçıları olarak, Avrupa’nın bir numaralı tedarikçisi olmaya talibiz.” dedi.

Biz organik tarıma Alman disipliniyle başladık

Ege İhracatçı Birlikleri Organik Ürünler ve Sürdürülebilirlik Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, “Organik tarım ihracatımızı her geçen gün artırıyoruz. En önemli konu gıda güvenliğinin sağlandığı ticaret zincirinin oluşturulmasıdır. Biz organik tarıma Alman disipliniyle başladık. Alman kontrol firmalarının disipliniyle başladık. Bizim Almanya ile işbirliğimizin başarılı olmasının temeli buradan geliyor. Almanya Tarım Bakanı Cem Özdemir, pandemi sonrasında Almanya ve Avrupa Birliği organik üretimi yüzde 30 artırma kararı aldığını net bir şekilde dünya kamuoyuna iletti. Bu karar ülkenin dinamiklerinin kökten değişmesidir. Bizim de önceliğimiz topraklarımızı koruyarak, sağlıklı gıda üretiminde sürdürülebilirliği sağlamak olacak.” dedi.

Avrupa’nın ve dünyanın sağlıklı ürün tedarikçisi olmaktan gurur duyuyoruz

Başkan Işık, “Organik tarım; sürdürülebilirliğin tarladan rafa kadar izlenebilirliğin ve gıda güvenliğinin sağlandığı tarım şeklidir. Ülkemizde bütün paydaşlarımızla çok önemli çalışmalar yürütüyoruz. Avrupa’nın ve dünyanın sağlıklı ürün tedarikçisi olmaktan gurur duyuyoruz. Bunu uluslararası sertifikalarla devam ettireceğiz. Sürdürülebilirlikte koordinatör birliğiz. Organik tarımın başlangıcı Ege Bölgesi ve İzmir’dir. Ege Bölgesi organiğin merkezidir. Türkiye’nin kapsamlı bir organik altyapısı var. Çiftçilere eğitimler veriyoruz. Kooperatifçilik için denetleme mekanizmaları oluşturulmalı. AB’de bağımsız yüzlerce danışmanlık firmaları var. Bizde bunu firmalar üstlenmiş durumda. Bunun organize edilmesi gerek. Kuru meyveler Dünya Sağlık Örgütü tarafından sağlıklı ürünler kategorisine alındı. EİB olarak biz Türkiye’de tarımın dinamiğiyiz, merkeziyiz. Organik tarım bizim için büyük bir adanmışlık, 35 yıllık geçmişimiz var.” diye konuştu.

Yeni sistemde Organik Tarım Bilgi Sistemi üzerinden kontrol raporları girildikten sonra dijital sertifikalar basılacak

Türkiye Tarım ve Orman Bakanlığı, Ekolojik Tarım Dairesi Başkanı Dr. Başak Egesel, “Türkiye’nin yurtdışında ilk ticaret odası Almanya’da kurulmuş. Almanya ile bağlarımız çok kuvvetli. Organik ürünler her geçen yıl daha önemseniyor. Ticaretimizde Almanya ilk sırada yer alıyor. Son dönemde dünyada gıda, iklim krizi, su, enerji konuları çok kıymetli hale geldi. Türkiye’de üretim planlaması yapıyoruz. Profesyonel şekilde tarımı yönetiyoruz. Organik tarım bizim için öncelikli. Avrupa Yeşil Mutabakatı sürecinde ülkemizin ciddi tedbirleri var. Tarım ve Orman Bakanlığımızın hedefi; planlı üretim, üretimin sürdürülebilirliği, verimlilikle birlikte kalitenin artırılması, diğer ülkelerin isteklerini göz önünde bulundurarak ülkemizdeki gıda arz güvenliğini sağlamak, boş tarım arazilerinin değerlendirilmesi, atık yönetimi. Yeni bir destekleme modeli geliştirdik. Kalkınma planları ve stratejik planlarımızın hepsi Avrupa Yeşil Mutabakatı süreci dikkate alınarak gerçekleştiriliyor. Organik tarımı kanun çerçevesinde yürütüyoruz. Bakanlığımızın uhdesinde, denetimler yapıyoruz. Yetkiyi verirken akreditasyon şartı var. Yüzde yüz kontrol zorunluluğu var. Yeni sistemde Organik Tarım Bilgi Sistemi üzerinden kontrol raporları girildikten sonra dijital sertifikalar basılacak ve tarım cebimde app uygulamasına sertifikalar gelecek. Karekodlarla ürünler yurtdışında nerede satılabiliyorsa görülecek ve izlenebilirlik tesis edilecek. Organik tarım üreticilerine hibe desteği sağlıyoruz. Almanya ile ticaretimizde ihracatta söz sahibi olduğumuz ürünler; kurutulmuş meyveler, fındık, üzüm, incir öne çıkıyor, diğer öne çıkan ürünler ise meyve suyu, buğday, soya hariç yağlı tohumlar.” dedi.

Gümrük Birliğinin güncellenmesi gerekiyor

Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası (TD-IHK) Genel Sekreteri Okan Özoğlu, “Almanya ve Türkiye’nin ticaretini artırması için Gümrük Birliğinin güncellenmesi gerekiyor. Lojistikteki sorunlar aşılmalı. Özellikle gümrüklerde bekleme süreleri ürünlerin raf ömrünü etkiliyor. Kimyasal kalıntılara dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri. Sahada kontrol kontrollü tarıma yönelinmesi için kooperatifleşme çok önemli. İtalya’daki toptancılar kooperatifleşerek, tarladan başlayan soğuk zincirde kontrollü olarak dünyaya ürünlerini satıyorlar. Türkiye olarak kooperatifleşmede daha güçlü bir altyapı oluşturmalıyız.” diye konuştu.

Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası AHK İzmir Temsilcisi Deniz Eriten, Türkiye Almanya arasında karşılıklı ticaretin artırılması için networking çalışmaları yaptıklarını, sektörlerin öncülerini bir araya getirdiklerini söyledi. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/almanya-turkiye-ile-organik-urunlerde-ticaretini-gelistirmek-istiyor/feed/ 0
Bütün dünya onu konuşuyor! Jose Mourinho Avrupa basınında https://www.haber60.com.tr/butun-dunya-onu-konusuyor-jose-mourinho-avrupa-basininda/ https://www.haber60.com.tr/butun-dunya-onu-konusuyor-jose-mourinho-avrupa-basininda/#respond Fri, 31 May 2024 22:12:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34189 Dünyaca ünlü teknik direktör Jose Mourinho’nun, Ali Koç başkanlığındaki Fenerbahçe Yönetimi’ye 2 yıllık sözleşme imzalaması Avrupa basınında da geniş yankı buldu.

Mourinho için atılan manşetler şöyle;

“SÖZLEŞME İMZALAMAYA HAZIR”

Tuttomercato: “Portekizli teknik adam, geçtiğimiz Ocak ayında Roma’yla yaşadığı ayrılığın ardından farklı alternatifleri değerlendirdi ve artık Fenerbahce’yle sözleşme imzalamaya hazır. “Özel biri”, sarı-lacivertli takımla anlaşmaya vardı ve bugün yeni teknik direktör olarak açıklanabilir.”

“F.BAHÇE’NİN CAZİBESİNE KAPILDI”

Corriere dello Sport: “Jose Mourinho, Fenerbahce’nin cazibesine kapıldı. Türk kulübü, Portekizliyle 2 yıllık sözleşme imzaladı. West Ham iddialarını reddeden ve doğru teklifi beklemeyi tercih eden Mourinho yedek kulübesine dönmeye hazır.”

“TÜRKİYE’DE İLK KEZ GÖREV YAPACAK”

Tuttosport: “Mourinho, Fenerbahçe’ye ‘evet’ dedi, anlaşmaya varıldı. Portekizli teknik adam, birkaç aydır sahalardan uzak ama bu transfer döneminde sahaya ve yedek kulübesine geri dönüyor. Alıştığı liglerden farklı bir ligde bunu yapıyor çünkü Türkiye’de ilk kez antrenörlük yapacak.”

“DUYURU BUGÜN GELEBİLİR”

Calcio Mercato: “Geçen Ocak ayında Roma’dan ayrılmasının ardından Jose Mourinho yeni bir kulüp buldu. Portekizlinin Fenerbahçe ile iki yıllık sözleşme imzalamaya hazır olduğu belirtildi. Portekiz, İngiltere, İspanya ve İtalya’da antrenörlük yapan Mou’nun Türkiye’ye gideceğini duyurusu bugün gelebilir.”

“UYUYAN DEVİ UYANDIRACAKLAR”

A Bola: “Fenerbahçe Başkan Adayı Aziz Yıldırım’ın seçim aracı olarak ilan ettiği Jose Mourinho, 3 yıl daha yeni bir dönem için aday olan mevcut başkan Ali Koç ile anlaştı. Ali Koç’un planları arasında Portekizli çalıştırıcıyla bugün sözleşme imzalandığının açıklanması da yer alıyor. Mourinho, 2013/2014’ten bu yana şampiyonluk kazanamayan ve bu sezon şampiyon olmayı başaramayan uyuyan devi uyandırma hedefiyle kariyerinde yeni bir adım atmaya yakın.”

“BİR SONRAKİ HEDEFİ TÜRKİYE”

Daily Mail: “Jose Mourinho, Roma’dan sert bir şekilde kovulmasının üzerinden beş ay geçtikten sonra iki yıllık sözleşmeyle Fenerbahce’nin yeni teknik direktörü olmayı kabul etti. Daha önce Mourinho’nun Suudi Arabistan kulübü Al Qadsiah’ın hedefi olduğu bildirilmişti ancak görünen o ki bir sonraki hedefi Türkiye olacak.”

“SÖZLÜ ANLAŞMAYA VARDI”

Express: “Jose Mourinho, Türk devi Fenerbahçe’nin yeni teknik direktörü olmak için sözlü anlaşmaya vardı. Mourinho, bu hamleyle Portekizli yıldızlarla dolu bir kadronun başına geçmeye hazırlanırken eski Manchester United ve Chelsea oyuncularıyla da bir araya gelecek.”

“ARTIK FENERBAHÇELİ”

Voetbal Priemur: ”Jose Mourinho artık Fenerbahçeli! 2+1 yıllık sözleşme imzalayacak ve Tadic’in, Ferdi’nin, Oosterwolde’nin yeni teknik direktörü oldu.”

The Sun: “Jose Mourinho’nun, son işinden kovulmasının üzerinden sadece aylar geçtikten sonra futbola sansasyonel bir dönüş beklediği bildiriliyor. 61 yaşındaki Mourinho, en son görevden alınmasından bu yana geçen dört ay içinde, Manchester United’a dönüşü de dahil olmak üzere çeşitli işlerle ilişkilendirildi. Ancak gelen haberlere göre Türk devi Fenerbahçe ile anlaşmanın eşiğinde.”

Mirror: “Jose Mourinho, Roma’dan ayrıldıktan sonra ilk işine girmeye hazırlanıyor ve bir sonraki Fenerbahçe teknik direktörü oluyor. Bu onun eski Manchester Unitedlı Fred ile yeniden bir araya gelmesini sağlayacak.”

La Gazzetta: ”Jose Mourinho, Fenerbahçe’den gelen teklifi kabul etti. 2+1 yıllık kontrata ‘evet’ dedi.”

La Repubblica: ”Jose Mourinho için yeni macera. Portekizli dünyaca ünlü teknik adam, Fenerbahçe’yle anlaştı.”

Mediaset: ”Fenerbahçe, Jose Mourinho ile 2 yıllık kontrat ve şampiyonluk hedefi üzerinde anlaşma sağladı.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/butun-dunya-onu-konusuyor-jose-mourinho-avrupa-basininda/feed/ 0
TMMOB Başkanı Emin Koramaz, Gezi Parkı eylemlerinin yıl dönümünde konuştu https://www.haber60.com.tr/tmmob-baskani-emin-koramaz-gezi-parki-eylemlerinin-yil-donumunde-konustu/ https://www.haber60.com.tr/tmmob-baskani-emin-koramaz-gezi-parki-eylemlerinin-yil-donumunde-konustu/#respond Fri, 31 May 2024 22:00:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34173 (ANKARA) – TMMOB Başkanı Emin Koramaz, 48. Olağan Genel Kurulu açış konuşmasında Gezi Parkı eylemlerinin yıl dönümünü hatırlatarak; “Eşitliği, özgürlüğü paylaşmak için, bu ülkenin ağacına, kuşuna sahip çıkanlara genel kurulumuzun selamını göndermek istiyorum. Gezi’de yitirdiğimiz çocuklarımıza bin selam olsun. İktidar nefretinden, bizler de hasretimizden onları unutamadık. Gezi direnişi gibi tertemiz alınlarından öpüyorum” dedi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) 48. Olağan Genel Kurulu, Kocatepe Kültür Merkezi’nde başladı. Genel Kurul’da divanın oluşturulmasının ardından TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz ve konukların açılış konuşmalarıyla başladı. Açılışın ardından Genel Kurul, komisyonlar oluşturulması, 47. Dönem Yönetim Kurulu Çalışma Raporu, Mali Rapor, Denetleme Kurulu ile Yüksek Onur Kurulu Çalışma Raporlarının sunulmasıyla devam etti. Komisyon raporlarının görüşülmesi ve karara bağlanmasının ardından TMMOB Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ve Yüksek Onur Kurulu asıl ve yedek adayları belirlendi.

Genel Kurula CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları yanı sıra milletvekilleri, sendika ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de katıldı. Özel ve Hatimoğulları birer konuşma yaptı.

“İktidar nefretinden, biz hasretimizden unutamadık”

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz açış konuşmasında Gezi Parkı eylemlerinin yıl dönümünü hatırlatarak; “Eşitliği, özgürlüğü paylaşmak için, bu ülkenin ağacına, kuşuna sahip çıkanlara genel kurulumuzun selamını göndermek istiyorum. Gezi’de yitirdiğimiz çocuklarımıza bin selam olsun. İktidar nefretinden, bizler de hasretimizden onları unutamadık. Gezi direnişi gibi tertemiz alınlarından öpüyorum hepsini” dedi.

“Nöbetimiz arkadaşlarımız serbest kalana kadar devam edecek”

Gezi Parkı davasından tutuklu bulunan isimleri de hatırlatan Koramaz, “Arkadaşlarımızı elimizden aldıkları mahkeme kapısında hep birlikte söz verdik. Gezi direnişini nasıl sahiplendiysek, arkadaşlarımızı da sahipleneceğiz. 767 gündür adalet nöbetleri tutuyoruz. Nöbetimiz arkadaşlarımız serbest kalana kadar devam edecek. Kararlarınızı siyasi iktidarın yönlendirmelerine göre değil, hukuka göre verin” diye konuştu.

NATO’dan çıkılmalı, askeri üsler kapatılmalıdır”

İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını kınayan Koramaz “Meydanlarda üniversitelerde yükselen sesi bizler büyüteceğiz, seslerine ses katacağız. İsrail saldırısı sona erdirilmelidir. Ülkemizi yönetenler seçim meydanında İsrail’e parmak sallıyor. Yetmez. Bütün anlaşmalar iptal edilmek zorundadır. NATO’dan çıkılmalı, ülkemizdeki askeri üsler kapatılmalıdır” dedi.

“İktidarın TMMOB’a gözleri kapalı, kulakları sağır”

TMMOB’un 6 Şubat depremlerine ilişkin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi veren Koramaz, deprem bölgelerinde sorunların devam ettiğini söyledi. Koramaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm örgütlü gücümüzle depremzedelere yardım etmeye çalışıyoruz. Aradan 15 ay geçti ama zafiyetin büyüdüğünü gördük. Eğitim, sağlık, gıda barınma gibi en temel ihtiyaçlarının karşılanmadığı görmek hepimizi kahrediyor. Vurguncular, yağmacılar yine devredeler. Kalıcı konutların yapılmasına kadar hala her şeye bir rant gözüyle bakılıyor. TMMOB’un görüş ve önerileri bu ülkede dikkate alınsaydı, kentsel dönüşüm rantsal dönüşüme feda edilmeseydi, her seçim döneminde rüşvet olarak imar afları gündeme getirilmeseydi yaşanan acının boyutları bu düzeyde olmazdı. İktidarın TMMOB’a gözleri kapalı ve kulakları sağır. Biz mesleğimizin hayatı öneminin bilincindeyiz.”

“Sömürü madenciliğine son verilmeli”

Koramaz, İliç’te yaşanan liç kayması ve işçilerin göçük altında kaldığı olayla ilgili de “Dava dilekçelerimizde belirtmemize rağmen göz göre göre geldi. Uyarılarımız dikkate alınmadı. Dokuz işçimiz göz göre göre katledildi. Ülkemizde sömürge madenciliğine son verilmelidir. Tüm iş cinayetlerinde sorumluluğu bulunan herkes yargı önüne çıkarılmalıdır” dedi.

“Onlara can suyu vermeyelim”

Yeni Anayasa tartışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Koramaz’ın “Salonda muhalefet partilerinin liderleri var. Mevcut yasaları işine geldiği gibi uygulayan, anayasayı uygulamayan bu zihniyetle ne yeni bir anayasa yapılır, ne de anayasa tartışılır. Onlara can suyu vermeyelim” sözleri salondan alkış aldı.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: “Doğaya, insana, emeğe ait ne varsa sermayeye peşkeş çektiler”

Genel Kurul’da DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“TMMOB’un öncelikle 70’inci yaş gününü kutluyorum. Daha güzel günleri birlikte inşa edeceğimiz günler diliyorum. Genel kurulun gerçekleştiği bu tarihin, bugünün tabii ki çok özel bir anlamı var. Bugün Gezi Direnişinin yıl dönümü. Ben de Gezi’de yitirdiğimiz bütün canları, o gencecik fidanları sevgiyle anıyorum. Onları asla unutmadık, unutmayacağız. Akbelen’den Cudi’ye ve Dikmece’ye, Gezi’den Van’a çevre, kent hakkı ve doğanın korunması konusunda mücadele yürüten, bu ülkede yaşanmış olan insan hakları ihlallerine ve özgürlüklerin kısıtlanmasına karşı demokratik zeminde mücadele yürüten siz değerli TMMOB üyeleri ve emektarları, bugün bir kurultay gerçekleştirecek ve yeni bir yönetim seçeceksiniz. Aynı zamanda Türkiye’nin içinden geçtiği süreci ve Türkiye’nin fotoğrafını değerlendireceksiniz, önemli kararlar alacaksınız.

İçinden geçtiğimiz günler ağır ve zor. AKP iktidarı 22 yıllık iktidarı döneminde, Türkiye’nin neoliberal politikalarının uygulanması konusunda ne yazık ki üzülerek söylüyorum ki gelmiş geçmiş en başarılı iktidarı. Neoliberal politikaları uygulayarak Türkiye’deki bütün doğaya ait ne varsa, insana ait ne varsa, emeğe ait ne varsa hepsini uluslararası ve yerli sermaye başta olmak üzere her kesime peşkeş çektiler. Kobani Kumpas Davasında Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile beraber 13 arkadaşımız 407 sene hapse mahkum edildi. Elbette bu süreç bitmedi. Türkiye’nin bütün demokrasiden yana güçleri olarak, vicdan sahibi insanlar olarak, bu ülkenin özgürleşeceğine inanıp bunun için emek verenler olarak Gezi ve Kobani tutsaklarını özgürleştirmek için daha çok dayanışmaya, daha çok beraber olmaya ve daha çok mücadele etmeye ihtiyacımız var. Halk siyaseten bu amacı güden iktidara karşı bu güçlü mesajı veriyor. Bunu özellikle burada neden paylaşma gereği duydum. Çünkü doğrudan TMMOB ve bağlı odaları ilgilendiren bir konu. Bölgedeki meslek odalarının katkıları zaten çok büyük oldu. Türkiye genelinde TMMOB’un çok büyük katkıları oldu ama daha fazla katkınıza ihtiyacımız var.”

Pazar günü yapılacak olan seçimle sonlanacak olan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) 48. Olağan Genel Kurulu’nda tek liste yer alacak.

]]> https://www.haber60.com.tr/tmmob-baskani-emin-koramaz-gezi-parki-eylemlerinin-yil-donumunde-konustu/feed/ 0 YÖK Başkanı Erol Özvar, Arnavutluk’ta düzenlenen Avrupa Yükseköğretim Alanı Bakanlar Konferansı’na katıldı https://www.haber60.com.tr/yok-baskani-erol-ozvar-arnavutlukta-duzenlenen-avrupa-yuksekogretim-alani-bakanlar-konferansina-katildi/ https://www.haber60.com.tr/yok-baskani-erol-ozvar-arnavutlukta-duzenlenen-avrupa-yuksekogretim-alani-bakanlar-konferansina-katildi/#respond Fri, 31 May 2024 21:54:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34169

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, Avrupa Yükseköğretim Alanı (EHEA) Bakanlar Konferansı’na katılmak ve ikili temaslarda bulunmak üzere 28-30 Mayıs 2024 tarihlerinde Arnavutluk’u ziyaret etti.

Özvar ve beraberindeki heyet Arnavutluk’ta ilk olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin Tiran Büyükelçisi Tayyar Kağan Atay’ı ziyaret etti.

Arnavutluk Eğitim ve Spor Bakanlığı ile Bologna Sekretaryası tarafından düzenlenen Avrupa Yükseköğretim Alanı Bakanlar Konferansı 29-30 Mayıs tarihlerinde Tiran’da gerçekleştirildi. Konferansa 43 ülkeden Bakan ve Bakan Yardımcısı düzeyinde çeşitli kurumların temsilcileri katıldı.

İNOVASYON, KALİTE VE ORTAKLIĞIN GELİŞTİRİLMESİ

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar, Konferans kapsamında ilk olarak “İnovasyon, Kalite ve Ortaklığın Geliştirilmesi” konulu Genel Kurul toplantısına katıldı. Özvar toplantıda yaptığı konuşmada, hızla değişen bir dünyada yeni gelişmelere süratle uyum sağlamanın ve yaratıcı bir yaklaşıma sahip olmanın gerekliliğine işaret ederek bu durumun yükseköğretim alanı için de geçerli olduğunu vurguladı.

Yükseköğretim alanının, özellikle yapay zeka alanında dijital teknolojinin hızlı evrimi sayesinde önemli ilerlemelere tanıklık ettiğine işaret eden Özvar, “Bu yolculuğa henüz yeni başladığımızı söyleyebiliriz. Etkilerinin yakında çok daha derin olacağını düşünüyorum.” dedi.

Türkiye’de, Kovid-19 salgını ve 6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin inovasyonun ve kriz zamanlarında dijital hizmet ve teknolojinin uygun şekilde kullanılmasının önemini gösterdiğini belirten Özvar, “Türk üniversiteleri ve yükseköğretim sistemi, mevcut programlarının kalitesini artırmak için yoğun çaba sarf etmektedir. Türk üniversiteleri, Avrupa Yükseköğretim Alanı’ndaki ülkeler ve yükseköğretim kurumlarıyla kalite güvencesi ve akreditasyon süreçlerinde iş birliğine açıktır.” şeklinde konuştu.

ÖĞRENCİ VE AKADEMİK PERSONEL HAREKETLİLİĞİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN ULUSLARARASI İŞ BİRLİĞİNİ TEŞVİK ETMEK

Erol Özvar, EHEA Bakanlar Konferansı’nın panel oturumunda “Öğrenci ve Akademik Personel Hareketliliğini Geliştirmek İçin Uluslararası İş Birliğini Teşvik Etmek” konusunda katılımcılara hitap etti.

Avrupa Yükseköğretim Alanında bulunan Türkiye’de akademik personel ve öğrenci hareketliliğine büyük önem verdiklerini belirten Özvar, “Yükseköğretim Kurulu olarak bu hareketliliği sürekli teşvik ediyor ve kolaylaştırıyoruz.” dedi.

Daha bileşik bir eğitim ortamı oluşturmak amacıyla, yükseköğretimde akademik personel ve öğrencilerin hareketliliğinin artırılmasının, modern dünyada bir tercihten çok bir ihtiyaç haline geldiğini anlatan Özvar, şunları kaydetti:

“Uluslararası ortaklıklar, öğrencilerin bu alandaki eğitim deneyimlerinin iyileştirilmesi için elzemdir. Kurumlar, ortak programlar, araştırma projeleri ve öğrenci değişimleri yoluyla çeşitli ulusların birleşik bilgi ve kaynaklarından yararlanarak eğitimin niteliğini artırabilir.

Geçmişte olduğu ve gelecekte de Türk Yükseköğretim Sistemi, Avrupa Yükseköğretim Alanı’na üye ülkelerden gelecek öğretim üyeleri ve akademik personelle tecrübelerini paylaşmaya olumlu yaklaşmaktadır.”

“YÜKSEKÖĞRETİMİN DİJİTALLEŞMESİNDE GÜÇLÜ BİR YAPI İNŞA ETTİK”

Birkaç yıl önce Türk üniversitelerinin uluslararası deneyimine karşın büyük bir veri eksikliği olduğunu gördüklerini ve üniversitelere yönelik bir proje geliştirdiklerini belirten Özvar, söz konusu projeye ilişkin şu bilgileri verdi:

“Türkiye 80 milyonun üzerinde nüfusa, 200’ün üzerinde üniversite sayısına ve 7 milyondan fazla öğrenciye sahip. Bu büyük mevcudiyet çok daha fazla veri üretmeliydi. Verilerden bazılarının eksik olduğunu fark ettik ve hemen bir proje geliştirdik. Tüm üniversiteleri ve üniversite rektörlerini bu problem üzerine çalışmak için topladık. Yükseköğretimin dijitalleşmesi doğrultusunda gerçekten güçlü bir yapı inşa ettik ve bu dijitalleşmeyi sağladık. Tüm rektörlere üniversitelerini bu yapı ışığında idare etmelerine yönelik tavsiyede bulunuyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/yok-baskani-erol-ozvar-arnavutlukta-duzenlenen-avrupa-yuksekogretim-alani-bakanlar-konferansina-katildi/feed/ 0
Antexpo AŞ Genel Müdürü: Üreticiler Kooperatifleşmeye Ağırlık Vermeli https://www.haber60.com.tr/antexpo-as-genel-muduru-ureticiler-kooperatiflesmeye-agirlik-vermeli/ https://www.haber60.com.tr/antexpo-as-genel-muduru-ureticiler-kooperatiflesmeye-agirlik-vermeli/#respond Fri, 31 May 2024 21:04:00 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34134 Antexpo AŞ Genel Müdürü Murat Özer, yaş meyve sebze başta olmak üzere tarımsal faaliyette bulunan üreticilerin maliyetleri azaltabilmeleri, ihracat yapabilmeleri için kooperatifleşmeye ağırlık vermelerini, kooperatiflerin de pazarlama konusunda da geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

Yaş meyve sebze ve tarımsal ürün ihracatının artırılması amacıyla Türkiye’nin kendi alanında ilk meyve sebze fuarı olan İnterfreshEurasia Fuarını düzenleyen Antexpo AŞ Genel Müdürü Murat Özer, yaptığı açıklamada, Avrupa’daki üreticilerin kooperatifleşerek üretim ve ihracatta söz sahibi olduklarını söyledi.

Avrupa’da üretici kooperatiflerinin pazarlama konusunda uzman olduğunu ve başta AB ülkeleri olmak üzere dünya tarımında da etkili olduğunu anlatan Özer, Türkiye’de de Avrupa’daki üretici kooperatifleri modelinin geliştirilmesi gerektiğini bildirdi.

Türk çiftçisi kaybetmek zorunda değil

Türk çiftçi ve üreticisinin temel sorunun finansa erişim ve lojistik olduğuna dikkat çeken Özer, “Çiftçilerin bir diğer büyük sorunu, ön finansman ve lojistik destek eksikliğidir. Ürünlerin dalında fiyatlandırılması ve toplanması sürecinde, çiftçiler finansal olarak komisyoncu ihracatçılara bağımlı hale geliyor. Bu bağımlılık, çiftçilerin pazarlık gücünü zayıflatıyor ve gelirlerinin büyük bir kısmını aracı komisyonculara kaptırmalarına neden oluyor” dedi.

Türkiye’de üretici kooperatiflerinin gözden geçilerek yeniden yapılandırılması gerektiğine dikkat çeken Özer, şunları kaydetti:

“Çiftçilerin en büyük sorunlarından biri, ürünlerini pazarlayacak bilgi birikimine sahip olmamalarıdır. Bu durum hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlarda geçerliliğini koruyor. Pazarlama konusunda yetersiz kalan çiftçiler, finansal birikime de sahip olamadıkları için aracıların insafına kalıyor. Yurt içi hallere giden ürünlerin finansmanı toptancı hallerindeki komisyoncular tarafından sağlanırken, yurt dışına ihraç edilecek malların finansmanı da ihracatçı komisyoncular tarafından gerçekleştiriliyor. Bu durum çiftçiyi finansal olarak bağımlı kılıyor. Çiftçiyi koruyacak olan da üretici kooperatifleridir. Üretici kooperatifleri de pazarlama konusunda geliştirilmeli. Devlet çiftçilere ön finansman sağlamalı. Bu sayede çiftçiler, ürünlerini kendileri pazarlayabilir ve ihracat yapabilir hale gelebilirler. Kooperatifleşme teşvik edilerek, çiftçilerin birlikte hareket etmeleri sağlanmalı. Bu, aracılara olan bağımlılığı azaltabilir ve çiftçilerin gelirlerini artırabilir. Çiftçilerin bilgi, beceri ve finansal destekle güçlendirilmesi, aracıların devreden çıkarılması ve kooperatifleşme ile çiftçilerin doğrudan pazara erişimi sağlanmalı. Bu, Türkiye’nin tarım sektöründe sürdürülebilir bir kalkınma için önemli adımlar olacaktır.”

İspanya modeli

Antexpo A.Ş Genel Müdürü Murat Özer, İspanya’da üreticilerin kooperatifleşme ve pazarlama sorununu çözdüğüne dikkat çekerek, “Avrupa’da çiftçiler, bölgesel kalkınma ajansları ve kooperatifler aracılığıyla destekleniyor. Türkiye için bu örnek alınabilir. İspanya, domates üretiminde bu modeli başarılı bir şekilde uyguluyor. Bölgesel kooperatifler, çiftçilere tohum, gübre ve ilaç kullanımı konusunda yönlendirmeler yaparak alım garantisi veriyor. Bu model, çiftçilerin hem finansal hem de teknik olarak desteklenmesini sağlıyor” dedi.

Mut erkenci kayısı örneği

Türkiye’nin erkenci kayısısı üretimiyle ünlü Mut ilçesinde, çiftçilerin karşılaştığı zorlukları da anlatan Özer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Her ne kadar Malatya kayısısı ile ünlü olsa da Mut ilçesi Türkiye’nin en erkenci kayısısını üretiyor. Bu kayısı, diğer ürünlerden daha erken çıktığı için piyasada oldukça değerli. 2024 yılı ilk hasat döneminde, dalında erkenci kayısının fiyatı 40-50 TL seviyesindeydi. Aynı kayısı, Mersin’de 80-90 TL’ye, Almanya’da ise 11-13 euro (yaklaşık 600-650 TL) aralığında satıldı. Bu durum, çiftçinin ürünü dalında satmasının getirdiği finansal kaybı açıkça gösteriyor.” – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antexpo-as-genel-muduru-ureticiler-kooperatiflesmeye-agirlik-vermeli/feed/ 0
TBMM Genel Kurulu’nda Gezi Davası araştırma önergesi tartışması https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-gezi-davasi-arastirma-onergesi-tartismasi/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-gezi-davasi-arastirma-onergesi-tartismasi/#respond Fri, 31 May 2024 05:09:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34052

TBMM Genel Kurulu’nda DEM Parti’nin sunduğu, ‘Gezi Davasında Yaşanan Adaletsizliklerin Ortaya Çıkarılması’ başlıklı araştırma önergesinin görüşüldüğü sırada, DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç ve AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek arasında tartışma çıktı. Tartışmaların sürmesi üzerine birleşime 10 dakikalık ara verildi.

TBMM Genel Kurulu, ‘Uluslararası Anlaşmaları’ görüşmek üzere Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ başkanlığında toplandı. Parti gruplarının, Meclis Başkanlığı’na sunduğu önergeler bölümünde DEM Parti’nin sunduğu, ‘Gezi Davasında Yaşanan Adaletsizliklerin Ortaya Çıkarılması’ başlıklı araştırma önergesinin görüşüldüğü sırada milletvekilleri arasında tartışma çıktı. Önerinin gerekçesini açıklamak üzere kürsüye gelen DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, gezi olaylarına ilişkin, “İktidar şunu yaptı; elindeki kolluk kuvvetleriyle ağır bir saldırı gerçekleştirdi ve bu saldırının, bu orantısız saldırının sonucunda 8 yurttaşımız hayatını kaybetti. Gencecik 8 pırıl pırıl insanımız hayatını kaybetti, görme yetisini kaybeden 36 yurttaşımız vardı, bunun sonucunda 9 binin üzerinde yurttaşımız yaralandı. Bütün bunlar oldu ama ben size bir şey söyleyeceğim. O zamanın İstanbul Valisini ve İstanbul Emniyet Müdürünün isimlerini hatırlıyor musunuz? Büyük ihtimalle hatırlamıyorsunuz. Bir şey hatırlanıyor onlar hakkında, bütün o işleri yapan bütün oraları karıştıran o kişiler daha sonra FETÖ’den yargılandılar. Şimdi ne yapıyorlar, ne ediyorlar, oralarını çok fazla bilmiyorum ama isimleri tarihin çöp sepetine gitti, Gezi’de direnenler ise hiçbir yere gitmedi mücadelelerine devam ediyorlar” ifadelerini kullandı.

‘SOYTARILIĞIN YERİ DEĞİL BURASI’

Oluç konuşmasını sürdürürken, AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek, “Talep Neydi Gezi’de ‘” diye seslendi. Bunun üzerine Oluç, “Laf atmaya çok heveslisin ya, gelir burada konuşursun. Kes sesini, Ben senin gibilerini çok gördüm bu Mecliste. Şimdi, boş boş konuşma. Ailesinden ayıplı bir adamsın, boş boş konuşma. Hadi oradan, Hadi oradan’ Soytarılığın yeri değil burası, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kürsüsü. Sen soytarısın, anladın mı? Soytarılığın yeri değil burası. Adam gibi lafı dinle, konuşma” dedi.

‘GEZİ PARKI EYLEMLERİ TERÖR EYLEMLERİDİR’

Genel Kurul’da DEM Parti ve AK Parti milletvekilleri arasında karşılıklı atışmalar sürerken kürsüye gelen Osman Gökçek, “Gezi Parkı eylemleri bir terör eylemidir. Gezi Parkı’nda Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafları ile Abdullah Öcalan’ın fotoğraflarını yan yana asanlar bugün bize özgürlükten bahsetmektedir. Meşrutiyet Caddesi’nde Türk bayraklarını yakanlar bize özgürlükten bahsetmektedir. Ankara’da engelli araçlarını yakanlar, kaldırımları söküp insanlara taş atanlar, Türkiye’yi 100 milyar dolarlık bir sıkıntının içerisine sokanlar, Türkiye’deki diğer medya kuruluşlarının arabalarını yakanlar bize özgürlükten bahsetmektedir. Bakın, Gezi eylemleri bir terör eylemidir. Şu anda İstanbul Havalimanı Avrupa’da 1’inci havalimanı, dünyada 7’nci havalimanı durumuna gelmiştir. Tabi, Türkiye’de bu havalimanının yapılmasını istemeyenler kimdir? Yurt dışı güçlerdir. Türk Hava Yollarının bu duruma gelmesini istemeyen kimdir? Yurt dışının taşeronluğunu yapanlardır. Berkin Elvan’ın cebine patlayıcı maddeleri koyup o çocukları sokaklara salanlar, teröristin en önde gidenleridir, bunu çok iyi bilin” diye konuştu.

‘FETÖ’DEN YARGILANDILAR’

Gökçek’in konuşması Genel Kurul’daki tartışmaları alevlendirirken milletvekilleri karşılıklı laf atmalar yaşandı. Bu kısımda DEM Parti Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki’nin, ‘Gezi de terörist yoktu ama sen teröristsin’ sözleri dikkat çekti. Gökçek’in sözleri üzerine söz alan Oluç, “Barışçıl gösteri yapanlara saldırıp onların çadırlarını yakmakla başladılar saldırılara ve sonunda oraları dağıttılar. Bütün bu yaşananlar esas itibarıyla Valinin ve Emniyet Müdürünün yaptıklarıyla ortaya çıktı. İşte, onlar FETÖ’den yargılandılar, bütün provokasyonu gerçekleştirdikleri için, oradaki bütün orantısız güç kullanımını yaptıkları için. Neden yaptılar bunu? Ortalığı karıştırmak ve toplumun içine fitne sokmak için yaptılar. Kim savundu bunu? İşte çıktı biraz evvel, bunların hepsini gördük” diye konuştu.

‘EN BÜYÜK SOYTARI SİZSİNİZ’

Gökçek, ‘Soytarı’ sözcüğünü Oluç’a iade ettiğini belirterek, şu ifadeleri kullanıldı:

“Tabii ki bu seviyeye düşmek istemem ama soytarı arıyorsanız en büyük soytarı sizsiniz. Mustafa Karasu, Duran Kalkan gibi teröristlerin soytarılığını gelip burada yapan siz değil misiniz arkadaş. ‘En büyük soytarı sizsiniz’ diyor. Tüm Genel Kurul’a teşekkür ediyorum” dedi.

‘ÖNERGE REDDEDİLDİ’

Milletvekilleri arasında tartışmaların devam etmesi üzerine Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, birleşime 10 dakika ara verdi. Aranın ardından Genel Kurul’da yapılan oylamayla DEM Parti’nin, ‘Gezi Davasındaki Yaşanan Adaletsizliklerin Ortaya Çıkarılması’ önergesi reddedildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-gezi-davasi-arastirma-onergesi-tartismasi/feed/ 0
Morityuslu tarihçi Bhuglah, Morityus Müslümanlarının tarihini ve Osmanlı’ya ilgilerini AA’ya anlattı Açıklaması https://www.haber60.com.tr/morityuslu-tarihci-bhuglah-morityus-muslumanlarinin-tarihini-ve-osmanliya-ilgilerini-aaya-anlatti-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/morityuslu-tarihci-bhuglah-morityus-muslumanlarinin-tarihini-ve-osmanliya-ilgilerini-aaya-anlatti-aciklamasi/#respond Fri, 31 May 2024 05:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34050 Morityuslu tarihçi Assad Bhuglah, Morityus Müslümanlarının ülke tarihi açısından önemini ve Osmanlı’yla kurmuş oldukları ilişkileri değerlendirdi.

Ülkenin önemli münevverlerinden olduğu kabul edilen Bhuglah, Hint Okyanusu’nun Afrika kıtası açıklarındaki ada ülkesi Morityus’un tarihini, Fransız ve İngiliz sömürgeciliği dönemini, Müslümanların etkilerini ve Türklerle ilişkilerini AA’ya anlattı.

Morityus Müslümanlarının tarihi üzerine önemli çalışmalara imza atan Bhuglah, Morityus’un ilk olarak 10. yüzyılda Araplar tarafından keşfedilerek gemilerine içme suyu ikmali yapmak ya da başka yerlere yelken açmadan önce mallarını saklamak için bir istasyon olarak kullanıldığını, Arapların kolonileştirmediği adada daha sonra Hollanda, Fransa ve İngiltere sömürge dönemlerinin yaşandığını söyledi.

Morityus’ta Avrupa sömürgeciliği ve ilk Müslüman yerleşimleri

Portekizlilerin 1507’de Morityus’u keşfeden ilk Avrupalılar olduğunu fakat adada uzun süre kalmadıklarını kaydeden Bhuglah, Hollandalıların ise 1598’den 1710’a kadar gemi inşa etmek için adanın abanoz ağaçlarından yararlandıklarını ve yiyecek olarak tükettikleri Dodo kuşlarını yok ettiklerini, koleraya sebep olan fare istilası nedeniyle yerleşmekte zorlandıklarını dile getirdi.

Bhuglah, “Fransızlar adayı 1715’te sömürgeleştirdi. Tarım alanlarında ve diğer zor işlerde çalıştırmak üzere Afrika’dan köleler getirdiler. Yönettikleri insanlara Fransız kültürünü, Fransız dilini ve Katolik dinini empoze ettiler.” dedi.

Fransızların başta burada kahve yetiştirmek istediğini ve Yemen’deki Muha’dan kahve tohumları ve bitkileri getirdiğini aktaran Bhuglah, buna karşın siklonik rüzgarlara daha dayanıklı olan şeker kamışı yetiştiriciliğine odaklanmayı tercih ettiklerini belirtti.

Bhuglah, 1735 yılında Mahe de la Bourdonnais’in, o zamanlar Ile de France olarak bilinen Fransız kolonisine vali olarak atandığını ve adayı deniz üssüne dönüştürmek için bir liman inşa etmek istediğini, bunun için de “laskar (Hintli gemici)” olarak adlandırılan Müslüman denizcilerin uzmanlığına başvurduğunu ifade etti.

Laskarların başkent Port Louis’e yakın bir bölgeye yerleştiğini belirten Bhuglah, bu banliyö bölgesinin o dönemde “Camp des Lascars” olarak bilinen Plaine Verte olduğunu ve Fransız sömürge yönetimi sırasında adanın nüfusunun Fransızlar, Afro-köleler ve Laskarlardan (Müslümanlar) oluştuğunu kaydetti.

Bhuglah, adanın Hindistan’a giden gemilerin hareketlerini kontrol etmenin uygun olduğu stratejik bir coğrafi noktada bulunduğunu keşfeden İngilizlerin adayı 1810’da zapt ederek “Ile de France” olan adını Morityus olarak değiştirdiğini, “fakat uzlaşmacı bir ruhla, ekonomiyi ve ticareti kontrol eden Fransız kodamanların torunlarının Fransızca dilini ve Fransız yasalarını kullanmaya devam etmelerine izin verdiğini” anlattı.

İngilizlerin şeker kamışı tarlalarında çalıştırmak üzere Hindistan’dan aralarında çok sayıda Müslüman’ın da bulunduğu işçiler getirdiğini ve bu Müslümanların adanın ticaretinin gelişmesine katkı sunduğunu bildiren Bhuglah, “Müslüman tüccarlar Port Louis şehrinin ticari bölgesinde yoğunlaşmış ve burada Cuma Camii olarak bilinen, adanın en önemli ikinci mescidini inşa etmişlerdir.” diye konuştu.

Bhuglah, “Fransız sömürgeciliği döneminde Fransızca dışında hiçbir dile ve Katoliklik dışında hiçbir dine izin verilmemiştir. Ancak Müslüman Laskarlar, sıkı çalışmaları ve mücadeleleri sayesinde, Fransız sömürgecilerle 1805 yılında adanın ilk camisini inşa etme izni için pazarlık yapmayı başardılar. Bu cami ‘Camp des Lascars Camii’ olarak bilinmektedir.” dedi.

Ada nüfusunun Hindular (yüzde 50), Hıristiyanlar (Afrika kökenliler ve yaklaşık yüzde 1’lik beyazlar da dahil toplam yüzde 29), Müslümanlar (yüzde 20) ve Çinlilerden (yüzde 1) oluştuğuna dikkati çeken Bhuglah, “Morityus çok etnikli ve çok kültürlü bir ülke olduğu için her etnik grup kendi kültürel dilini muhafaza etmektedir. Hintçe, Urduca, Tamilce, Telegu, Marathi, Arapça ve Çince. Son zamanlarda, tüm kültürel gruplar tarafından konuşulan Kreol lehçesi (Fransızcadan türetilmiş bir lehçe) ulusal dil haline gelmiştir.” ifadelerini kullandı.

Bhuglah, Morityus’un Araplar tarafından keşfedildiğinin ve ilk adının Dina Arabi olduğunun altını çizerken adanın önemli tarihi figürleri ve olayları hakkında ise şu bilgileri verdi:

“Fransız yönetimi sırasında ilk caminin ilk imamı olan Gassy (Gazi) Sobdar, Morityus’ta İslam’ın temellerinin atılmasında liderlik rolü oynamıştır. Oğlu Najourdine Gassy 1870’lere kadar Osmanlı İmparatorluğu ile yakın temas halindeydi. Türk arşivlerinde kendisi ile Babıali arasında yapılan yazışmaların kanıtları bulunmaktadır. Dr. Idrice Goumany, 1886’da İskoçya’dan tıp doktoru olarak mezun olan ilk Müslüman’dır. Avrupa’da eğitim almış olmasına rağmen her zaman Osmanlı fesi giyerdi. Ölümcül çiçek hastalığına yakalanan hastaları tedavi ederken hayatını feda etti. Dr. Hassen Sakir, Ghulam Mohammad Dawjee Atchia ve Sir Abdul Razaque Mohamad gibi Morityusluların, özellikle de Müslümanların siyasi uyanışında önemli rol oynayan önemli şahsiyetler de olmuştur. Sir Abdul Razaque Mohamed’in siyasi partisinin desteği olmasaydı, Morityus’un 1968’de İngiliz sömürge yönetiminden bağımsızlığını kazanmasının zor olacağı bir gerçektir. Ne yazık ki bu tarihi figürler ve olaylar tarihçilerin ve yazarların anlatılarında genellikle göz ardı edilmektedir.”

“Morityus’ta bir camiye imam atanırken Osmanlı İmparatoru’nun onayını almak adettendi”

Osmanlı İmparatorluğu’nun dini eğitim vermek için Güney Afrika’ya gönderdiği alim Ebubekir Efendi’ye Morityus’taki Müslümanlar hakkında rapor hazırlama görevi de verildiğini dile getiren Bhuglah, “Morityus’ta bir camiye imam atanırken Osmanlı İmparatoru’nun onayını almak adettendi.” diye konuştu.

Bhuglah, hacıları taşıyan gemilerin Avrupalı korsanların saldırısına uğraması sebebiyle Osmanlı donanmasının hacıların güvenliğiyle ilgilendiğini dile getirerek “Morityus’taki Müslümanlar güvenlikleri için her zaman Osmanlı İmparatorluğu’na baktılar. Morityus’ta toplumsal ayaklanmalar yaşandığında Müslümanlar Osmanlı donanmasının müdahalesini talep etmişlerdir. 1866 yılında Osmanlı donanmasından Bursa gemisi, Port Louis’i ziyaret etti.” ifadelerini kullandı.

“Gazi Sobdar ve Morityus’un Öncü Laskarları” kitabında Osmanlı’nın Morityus ile bağlantısına bir bölüm ayırdığını belirten Bhuglah, “Morityus ile Osmanlı İmparatorluğu arasında konsolosluk ilişkileri vardı. Osmanlı arşivlerinde, kasırgaların vurduğu Morityus’a Osmanlıların yardım ettiğini gösteren belgeler bulunmaktadır. Ayrıca, Morityuslular Türkiye’deki savaş ve deprem mağdurlarına yardım etmek için cömertçe katkıda bulunmuşlardır. Morityus’taki Müslümanlar Hicaz Demiryolu’nun inşası için oluşturulan fona da katkıda bulunmuşlardır.” dedi.

Bhuglah, Osmanlı ile Morityus Müslümanların birbirine ilgisini şu sözlerle açıkladı:

“Osmanlı İmparatorluğu, Morityus’taki Müslümanların güvenliği, refahı ve emniyeti için bir garantör gibiydi. Yerel Müslümanlar herhangi bir sorunla karşılaştıklarında Sultan’a yazmaktan çekinmezlerdi. Örneğin İmam Najourdine Gassy, Sultan’a mektup yazarak, sömürge hükümetinin Hükümet Konağı’ndaki resmi törenlerine katılırken giyeceği uygun bir kıyafete sahip olmadığını bildirdi. Sultan, Osmanlı’nın saygın bir dini temsilcisi olabilmesi için kendisine uygun bir kıyafet gönderilmesi için gerekli düzenlemeleri yaptı. Osmanlı yetkilileri Morityus’un Müslüman elitini, modern eğitim için kampanya yürütmeye teşvik etti. Bu bağlamda, Morityuslu Müslüman seçkinler, yerel Müslümanların zihinlerine reformları ve yeni fikirleri aşılamak amacıyla 1908’de aylık bir gazete olan ‘Islamisme’yi çıkarmaya başladı. Gazetenin ön sayfasında logo olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun sembolü yer alıyordu.”

Türkiye-Morityus ilişkileri

Osmanlı’nın ardından ise Türkiye ile Morityus arasında 1996’da diplomatik ilişkiler tesis edilene kadar bağlantı olmadığına dikkati çeken Bhuglah, Morityus’un önde gelen iş adamlarından Bashir Currimjee’nin Türkiye’nin Port Louis Fahri Konsolosu olarak atandığını ve ilişkilerin 2010’da Türkiye’nin Madagaskar’da Morityus akreditasyonuna sahip bir büyükelçilik açmasıyla yeni bir dönemece girdiğini kaydetti.

Bhuglah, 1 Haziran 2013’te Morityus ile Türkiye arasında yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması’nda Morityus adına baş müzakereci olarak görev yaptığını, Aralık 2015’te Türk Hava Yolları’nın adaya ilk uçuşunu gerçekleştirdini ve ticaret anlaşması ile hava bağlantısının ilişkilerin gelişmesine katkı sağladığını söyledi.

Morityus ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin geleceğine dair değerlendirmelerde bulunan Bhuglah, “İlişkiler insanlar arası etkileşimin artması sayesinde daha da gelişecektir. İkinci olarak, Morityus, Türkiye’nin ortaklık ilişkisi geliştirdiği Afrika Birliği’nin bir üyesidir. Üçüncü olarak, Türk üniversitelerinde okuyan Morityuslu öğrenci sayısının artmasının kültürel etkileşim üzerinde olumlu bir tesiri olacaktır. Birçok Morityuslu Türk televizyon dizilerini izlemekte ve Türk aktörler Morityuslu hayranları tarafından büyük beğeni toplamaktadır. Morityuslular ve Türkler futbol tutkunu. Türk futbol yıldızlarının Morityus’u sık sık ziyaret etmeleri ikili ilişkilere büyük bir ivme kazandıracaktır.” ifadelerini kullandı.

“Kokni erkekleri Osmanlı fesi giymeleriyle ayırt edilebiliyorlardı”

Bhuglah, Hintli işçilerin yanı sıra adaya gelen çok sayıda tüccar Müslümanın ticaretin gelişmesine katkı sunduğundan ve İngiliz sömürgeciliği döneminde Port Louis Limanı’nda çalıştırılmak üzere getirilen Koknilerden de bahsetti.

“Kokniler, Hindistan’ın batı kıyısında Bombay yakınlarındaki Konkan bölgesinde yaşayan bir klandır. Soyları Hindistan’ın batı kıyısına yerleşen Arap tüccarlara ve Arap denizcilere dayanmaktadır.” bilgisini veren Bhuglah, bunların zamanlarının büyük kısmını denizlerde geçirdiğine dikkati çekti.

İngilizlerin, Koknileri Port Louis Limanı’nı gemilerin bağlanması ve çözülmesi için çalışmakta kullandığını söyleyen Bhuglah, o dönemde elle yapılan bu işlemin tehlikeli olduğuna ve en küçük aksilikte can ve mal kaybına sebep olduğuna işaret etti.

Bhuglah, “Morityus’ta Kokni Diasporası” adlı kitabında hayat hikayelerini anlattığı bu topluluk hakkında şunları aktardı:

“Koknilerin katılımı olmadan liman işletilemezdi. Kokniler dindar Müslümanlardı ve organize şekilde yaşıyorlardı. Osmanlıların davasına karşı çok duyarlıydılar. Limanda çalıştıkları için Port Louis Limanı’ndan transit geçen Osmanlı-Türk gemilerinin mürettebatıyla sık sık bir araya geliyorlardı. Bu temaslar sayesinde Müslüman dünyasında olup bitenlerden haberdar oldular. Hatta depremden etkilenen Türk kardeşlerine yardım etmek için Morityus’ta fon bile kurdular. Kokni erkekleri Osmanlı fesi giymeleriyle ayırt edilebiliyorlardı.”

Müslümanlar siyasi güçlerini kullanarak haklarını aldı

Müslümanların mescit, medrese ve vakıf gibi kurumlar inşa ederek kültürel ve dini miraslarını koruduğunu vurgulayan Bhuglah, haklarının tanınması için de siyasi güçlerini kullandıklarını ve Morityus yasalarının Müslümanlara cami inşa etme, ibadet etme ve bayram kutlama haklarını tanıdığını belirtti.

Bhuglah, “Her cuma günü, Müslüman memurlar cuma namazına katılmak için 2 saat izin hakkına sahiptir. İlkokullarda Arapça ve Urduca Müslüman öğrencilere seçmeli ders olarak okutulmaktadır. Müslümanların ulusal radyo ve televizyonda özel dini programlar için belirli alanları vardır. Müslümanların geleneksel kıyafetlerini giymeleri konusunda herhangi bir kısıtlama yoktur. Helal gıda piyasada mevcuttur.” dedi.

Morityus’un yaşlanan bir topluma sahip olduğuna dikkati çeken Bhuglah’a göre, sosyo-ekonomik şartların dayattığı göç, ülkede Müslüman toplum yapısında bozulmaya neden oluyor.

Bhuglah, Morityus Müslümanlarının Müslüman ülkelere yüksek öğrenim için öğrenci göndererek ve bu ülkelerdeki meslektaşlarıyla iş bağlantıları kurarak diğer Müslümanlarla bağlarını geliştirebileceğini ifade etti.

“Müslümanların katkıları göz ardı edilmişti”

Morityus’un tarihi hakkında yazılan kitap ve makalelerde eksikler olduğunu kaydeden Bhuglah, “Müslümanların katkıları göz ardı edilmişti. Bu durum beni Morityus Müslümanlarının tarihi, kültürü, gelenekleri ve folkloru ile ilgili anlatılmamış hikayeler ve isimsiz kahramanlar hakkında yazmaya itti.” diye konuştu.

Bhuglah, eserlerinde arşivlerdeki ve milli kütüphanedeki belgelere, ele almak istediği konularda bilgi eksikliği olduğunda yabancı yayınlara, yurt dışında yaşayan arkadaşlarının kendisi adına Paris, Londra ve İstanbul arşivlerinde yaptığı araştırmalara ve sözlü anlatımlar ile bazı aileler tarafından saklanan değerli belgelere ve fotoğraflara başvurduğunu söyledi.

Şu ana kadar 11 kitap yazdığını ve biri hariç tamamının Morityus’taki Müslümanların sosyal tarihi, etki bırakmış Müslüman şahsiyetler ve Müslüman folkloru ve gelenekleriyle ilgili olduğunu ifade eden Bhuglah, çok kültürlü toplumda Müslümanların kültürel değerleri ve toplumsal meselelere yapıcı yaklaşımları hakkında bilgi aktarmanın önemine dikkati çekti.

Bhuglah, son kitabının Morityus’a bağlı bir ada olan “Rodrigues’teki Müslüman Varlığı” üzerine olduğunu ve bu kitaptan önce kimsenin söz konusu adadaki Müslümanları önemsemediğini, buna karşın bir avuç Müslüman ailenin Rodrigues’in gelişiminde temel bir rol oynadığını belirtti.

Kitabının bu ilk Müslümanların olumlu rolünü anlattığını dile getiren Bhuglah, şöyle devam etti:

“Rodrigues’teki inceleme ve araştırmalarım sırasında Rodrigues Bölge Ofisi’nin ana kapısının önünde bir Osmanlı topunun varlığını keşfettim. Bu top oraya İngiliz sömürgeciler tarafından yerleştirilmiş ve 100 yıldan fazla bir süredir orada duruyor. Topun üzerinde Sultan 2. Abdülhamid’in bugüne kadar fark edilmeyen tuğrası bulunmaktadır. Moritanyalı sanatçı Nasreen Banu Ahseek, bu Osmanlı mirasını ön plana çıkarmak ve görünürlüğünü artırmak amacıyla kitabımın kapağında tuğrayı yeniden yorumladı. Kitabımın tanıtımı sırasında, Türk aktör Celal Al ve Ahmet Kemal Öncü’nün varlıkları ile etkinliği onurlandırmaları ve bize sembolik tuğra sunmaları beni çok şaşırttı.”

“Müslümanların Morityus milletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu anlamalarını istiyorum”

Bhuglah, eserlerini kaleme almaktaki amacını “Müslümanların Morityus milletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu anlamalarını istiyorum. Okuyucuların, Müslümanların çalışkan ve barışsever insanlar olduğunu ve diğer topluluklarla birlikte Morityus çeşitliliğinin ulusal inşasında etkili olduklarını bilmelerini istiyorum.” sözleriyle anlattı.

Son olarak üzerinde çalıştığı yeni eserinden bahseden Bhuglah, sözlerini şöyle noktaladı:

“Şu anda Morityus Başbakan Yardımcısı Dr. Anwar Husnoo’ya Morityus’a ilk Müslümanların gelişini anmak için bir anıtın tasarlanması ve inşasında destek oluyorum. Ayrıca Madagaskar’daki Müslüman varlığına odaklanacak olan bir sonraki kitabım üzerinde çalışıyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/morityuslu-tarihci-bhuglah-morityus-muslumanlarinin-tarihini-ve-osmanliya-ilgilerini-aaya-anlatti-aciklamasi/feed/ 0
Erdoğan: Güney Sınırlarımızın Ötesinde Teröristan Kurulmasına İzin Vermeyeceğiz https://www.haber60.com.tr/erdogan-guney-sinirlarimizin-otesinde-teroristan-kurulmasina-izin-vermeyecegiz/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-guney-sinirlarimizin-otesinde-teroristan-kurulmasina-izin-vermeyecegiz/#respond Fri, 31 May 2024 03:18:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33969 (İZMİR)- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, EFES-2024 Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü’nde; “Terör örgütünün halk oylaması bahanesiyle ülkemizin ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik mütecaviz eylemlerini yakından takip ediyoruz. Daha önce de bu konudaki politikamızı çok net ortaya koyduk. Türkiye, güney sınırlarının hemen ötesinde Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde bölücü örgütün bir teröristan kurmasına asla izin vermeyecektir” dedi.

Türkiye’nin en büyük müşterek tatbikatı olma özelliği taşıyan EFES-2024 Birleşik, Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı İzmir’de devam ediyor. 45 ülkeden yaklaşık 11 bin personelin katıldığı tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü kapsamındaki gece faaliyetleri, dün İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atış ve Tatbikat Alanı’nda yapıldı. Seçkin Gözlemci Günü’nün gündüz safhası bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yapılıyor.

Erdoğan, burada yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“İki yıl önce gerçekleştirdiğimiz EFES-2022 Tatbikatı’na katılan ülke sayısı 37 idi. Tatbikata olan ilginin bu sene her düzeyde arttığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. İki safha halinde toplam 11 bin askeri personelin katılımıyla 25 Nisan’dan beri icra edilen tatbikata destek veren herkese teşekkür ediyoruz. Burada bir hususu öncelikle vurgulamak istiyorum. EFES-2024 Tatbikatı’nda hiçbir ülke hedef alınmıyor. Tatbikatımız Barışı Destekleme Harekatı’na dayalı jenerik bir senaryo ile icra ediliyor.

Envantere yeni giren yerli ve milli sistemleri de tatbikatta kullanma fırsatı buluyoruz. Tatbikatta 33 farklı silah, araç ve sistemin ilk kez denemesini yapacağız. Tatbikata kamu kurumları ile sivil sanayi kuruluşları da dahil edildi. Biz savunma sanayi dahil ilişkilerini kazan-kazan anlayışıyla geliştirmeye çalışan, bunun mücadelesini veren bir ülkeyiz. Savunma sanayi alanında sahip olduğumuz yetenekleri dost ve müttefik ülkelerle paylaşmaktan memnuniyet duyduk. Geçtiğimiz yıl 185 ülkeye 230 çeşit ürün ihraç ederek 5,5 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaştık. Aynı zamanda 10 milyar 240 milyon dolarlık yeni sözleşme imzaladık. Bugün 50 ülke Türk şirketlerinin ürettiği insansız sistemleri kullanıyor. EFES-2024 Tatbikatı’nı savunma sanayindeki tecrübemizi dostlarımızla paylaşma anlayışımızın yeni bir sembolü, yeni bir nişanesi olarak görüyoruz. Tatbikat programındaki savunma sanayi ürünleri sergisinde yer alan silahlar, araçlar ve sistemler ülkemizin ulaştığı noktayı ortaya koymaktadır.

“Kimsenin toprağında gözümüz yok”

Biz gerilimin ve kavganın değil, sulhun, barışın ve iş birliğinin tarafındayız. Biz, aynı coğrafyayı paylaştığımız ülkelerle yan yana yaşamak istiyoruz. Hiçbir ülkeye karşı husumet ve önyargı beslemiyoruz. Kimsenin toprağında ve egemenlik haklarında gözümüz yok. Bize samimiyetle uzatılan eli asla havada bırakmadık ve bırakmayız. Türkiye’nin çıkarlarına saygı duyan, bizimle iş birliğini geliştirmek isteyen herkesle diyaloğa, temasa, bağlarımızı kuvvetlendirmeye hazırız. Son dönemde dostlarımızın sayısını çoğaltmak amacıyla pek çok adımlar attık. İnşallah yeni açılımlarla yolumuza devam edeceğiz.

“DEAŞ ile mücadele argümanının bizim nazarımızda hiçbir hükmü yok”

Şu gerçeğin çok iyi idrak edilmesi gerekiyor: Türkiye küresel gelişmelerin uzağında yer alan bir ülke değildir. Şu an dünyadaki çatışmaların, siyasi krizlerin ve çekişmelerin en yoğun yaşandığı coğrafyada bulunuyoruz. İnsanlığın gündemini meşgul eden ne kadar olay varsa Türkiye’nin yakın çevresinde cereyan ediyor. Karadeniz’den komşularımız olan Rusya- Ukrayna arasındaki savaş üçüncü yılına girdi. İstanbul süreci ile adil bir barışı tesis etmeyi amaçlayan çabalarımız maalesef savaş lobileri tarafından engellendi, sabote edildi. Bölgemiz ve dünyaya ekonomik maliyeti günden güne artan bu savaşın ne zaman ve ne şekilde sona ereceğini kimse bilmiyor. Bir başka komşumuz Suriye’de halen kaos ve istikrarsızlık hakim. Bölücü terör örgütünün Suriye uzantısı bir teröristan kurma hedefiyle bölge halkı üzerindeki baskısını, tehditlerini ve gayretlerini yoğunlaştırdı. Örgüte boyun eğmeyen ve haraç vermeyen insanların öz topraklarından sürülmesinden, çocuk asker kullanımına kadar her yola başvuruyorlar. Meselenin DEAŞ ile mücadele olmadığı, doğrudan ülkemizi ve bölgemizi hedef alan sinsi bir planın adım adım uygulandığı anlaşılıyor. Terör örgütünün halk oylaması bahanesiyle ülkemizin ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik mütecaviz eylemlerini yakından takip ediyoruz. Daha önce de bu konudaki politikamızı çok net ortaya koyduk. Türkiye güney sınırlarının hemen ötesinde Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde bölücü örgütün bir teröristan kurmasına asla izin vermeyecektir. Oldu bittiler karşısında ne yapılması gerekiyorsa onu yaptık, aynı durumla karşılaşmamız halinde harekete geçmekten yine çekinmeyiz. DEAŞ ile mücadele argümanının artık bizim nazarımızda hiçbir hükmünün kalmadığının bilinmesini istiyorum. DEAŞ’a karşı göğüs göğüse mücadele eden bu örgüte sahada en ağır darbeyi indiren ve hezimete uğratan tek NATO müttefiki biziz. Dolayısıyla, bu örgüt üzerinden ne yapılmak istendiğini, bölgemizde nasıl bir oyun oynandığını çok iyi biliyoruz. Biz bu hokkabazlıklara kanmayız, prim vermeyiz. Söz konusu ülkemizin toprak bütünlüğü ve milletimizin güvenliği olunca kimseyi dinlemeyiz, hiçbir tehdide boyun eğmeyiz.

” Ermenistan, yabancı güçlerin esaretinden kurtulduğu ölçüde barışa daha da yaklaşacak”

30 yıl sonra Karabağ’ın azada kavuşmasıyla birlikte bölgemizde kalıcı sükunet için gerçekten tarihi bir fırsat penceresi açıldı. Bunun heba edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Ermenistan, yabancı güçlerin ve diasporanın esaretinden kurtulduğu ölçüde barışa daha da yaklaşacaktır. Ermeni halkı geleceğinin hariçten gazel okuyanlarda, kışkırtanlarda değil, asırlardır beraber yaşadığı ve yaşayacağı komşularında olduğunu görmeli, anlamalı ve bunun gereğini cesaretle yapmalıdır.

7 Ekim’den beri 36 binden fazla masum, savunmasız insan acımasızca katlediliyor. 15 binden fazla çocuk, 10 binden fazla kadın İsrail güçleri tarafından Gazze’de ve işgal altındaki Filistin topraklarında öldürüldü.

“Savaşın da bir hukuku, sınırı ve ahlakı vardır”

Önceki gün mülteci kampına düzenlenen hava saldırısı artık insanlığın bittiği noktaydı. Böyle bir vahşeti haklı gösterebilecek hiçbir gerekçe olamaz. Savaşın da bir hukuku, sınırı ve ahlakı vardır. 36 bin masum insani öldürmek, 80 binden fazla masumu yaralamak, camileri, okulları, hastaneleri, kiliseleri vurmak, gıda sırası bekleyen sivillerin, yardım götüren görevlilerin üzerine bomba yağdırmak savaş değil, apaçık bir soykırımdır. Soykırımı görmezden gelenler sadece savaş suçu işlenmesini desteklemekle kalmıyor aynı zamanda bu suça ortak da oluyorlar. Ahlak ve vicdan sahibi hiç kimsenin bu cinnet tablosunu kabul edeceğini düşünmüyorum. Bu vahşet tablosu karşısında Türkiye kendisinden bekleneni, kendisine yakışanı ve tarihi mirasının gereğini yapmaktadır. Türkiye olarak Gazze’de acil ateşkesin temini için diplomatik çabalarımızı artırarak devam ettireceğiz. Soykırımın sorumlularının adalete hesap vermesi için atılan tüm adımları desteklemeyi sürdüreceğiz. İsrail’in zulmü karşısında tarihin doğru tarafında yer alarak Filistin Devleti’ni tanıyan, mezalime tepki gösteren tüm ülkelere de teşekkür ediyoruz.

“Sayısız engele ve kısıtlamalara rağmen bunları başardık”

2002 yılından itibaren başlayan süreçte savunma sanayinde millilik ve yerliliğin azami seviyeye çıkartılması için her türlü imkanı seferber ettik. Türkiye savunma sanayinde gerçekleştirdiği atılım sayesinde bölgesinde vazgeçilmez oyunculardan biri haline geldi. 2002 yılında sadece 62 savunma projesi yürütülürken bugün bu sayı binleri geçti. 2002 yılında yaklaşık 5,5 milyar dolar bütçeli savunma projeleri yürütülürken, şimdiki projelerin hacmi 96 milyar doları aştı. Kendi savaş gemisini tasarlayan, inşasını ve idamesini gerçekleştirebilen 10 ülke arasındayız. İHA ve SİHA üretiminde ise dünyanın ilk üç-dört ülkesi içindeyiz. Dünyanın ilk SİHA gemisi TCG Anadolu, insansız savaş uçağı KIZILELMA, beşinci nesil milli muharip uçağımız KAAN, AKINCI, AKSUNGUR, ANKA-3 ve diğer pek çok kabiliyetlerimizle kendimizi sürekli geliştirmenin gayreti içerisindeyiz. Önümüze çıkartılan sayısız engele ve aralarında müttefiklerimizin de olduğu tedarikçilerin uyguladığı kısıtlamalara rağmen bunları başardık. Kara, deniz ve hava kuvvetlerimiz yetkinlikleri, harekat kabiliyetleri ve üst düzey eğitimleriyle hasımlarımıza korku, dostlarımıza güven aşılıyor.”

]]> https://www.haber60.com.tr/erdogan-guney-sinirlarimizin-otesinde-teroristan-kurulmasina-izin-vermeyecegiz/feed/ 0 Antalyaspor, Sergen Yalçın’ın yerine Alex de Souza’yı teknik direktör olarak atadı https://www.haber60.com.tr/antalyaspor-sergen-yalcinin-yerine-alex-de-souzayi-teknik-direktor-olarak-atadi/ https://www.haber60.com.tr/antalyaspor-sergen-yalcinin-yerine-alex-de-souzayi-teknik-direktor-olarak-atadi/#respond Fri, 31 May 2024 03:00:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33956

Süper Lig ekiplerinden Antalyaspor’da teknik direktör Sergen Yalçın ile yolların ayrılmasının ardından göreve Fenerbahçe’nin Brezilyalı eski yıldızı Alex de Souza getirildi. Alex de Souza, kendisini 2 yıllığına kırmızı beyazlılara bağlayan imzayı attı.

Süper Lig’i 38 maç sonunda 12 galibiyet, 13 beraberlik ve 13 yenilgi ile 49 puanla 10’uncu sırada tamamlayan Antalyaspor’da Sergen Yalçın’ın yerine teknik direktörlüğe Fenerbahçe’nin eski yıldızı Alex de Souza getirildi. Brezilyalı teknik adam için şehir merkezinde bulunan 5 yıldızlı bir otelde gerçekleştirilen imza törenine; Antalyaspor Başkanı Sinan Boztepe, basın sözcüsü Alkan Evren, yöneticiler ve Alex de Souza katıldı.

BAŞKAN BOZTEPE: TÜRKİYE’NİN SEVDİĞİ SAYGI DUYDUĞU KABULLENDİĞİ VE GÖĞSÜNE BASTIĞI BİR KARAKTER

Zamanında Türkiye’de kişiliği ve yeteneğiyle ülkemizde sağladığı başarı için Alex’e teşekkür ettiğini ifade eden Antalyaspor Başkanı Sinan Boztepe, “Böyle bir kariyeri olan birini Türk futboluna kazandırdığımız için kendi adımıza mutluyuz. Biz Antalyaspor olarak hak ettiğimiz yerde olabilmek için çalışıyoruz. Başarı istiyoruz. Alex hocamızın ne kadar çalışkan ve özverili olduğunu ve Türk futboluna katkı sağladığını biliyoruz. Tüm Türkiye’nin sevdiği, saygı duyduğu, kabullendiği ve göğsüne bastığı bir karakter. Kendisine teşekkür ediyorum. Kendisiyle başarılı işlere imza atacağımıza inanıyorum” dedi.

“2 YILLIK SÖZLEŞME İMZALADIK”

Alex de Souza ile 2 yıllık sözleşme imzaladıklarını dile getiren Boztepe, “Geldiği geceden beri kendisiyle toplantılar yapıyoruz. Şimdiden kadro çalışmalarına başladık. Hocamızın önerdiği isimler var. Bizim belirlediğimiz oyuncular var. Antalyaspor bütçesine uygun ve en seçkin şekilde kadro oluşturmaya çalışacağız” diye konuştu.

“TRANSFER DÖNEMİ BAŞLAMADAN TAHTAYI AÇACAĞIZ”

Transfer tahtasının kapalı olduğu yönünde gelen soruya Sinan Boztepe, “Temmuzun ilk haftasında transfer dönemi açılıyor. Transfer dönemi başlamadan tahtayı açacağız. Engel kalkar kalkmaz da transferlerimizi yapacağız” ifadelerini kullandı.

“ANTALYASPOR’UN HEDEFİ OLMADIĞI ZAMAN BAŞARI OLMAZ”

Hedefsiz yola çıkmadıklarını kaydeden Sinan Boztepe, “2 yıllık bir planlama yapıyoruz. Ligde kalmak için oynamayacağız. O şekilde bir takım kuracaksak, sıradan bir takım kurabiliriz. Antalyaspor’un hedefi olmadığı zaman başarı olmaz. 5 ayda 5 yıllık olaylar yaşadık. Bahanelerin altına sığınmıyoruz. Bundan sonraki hedeflerimiz yüksek olacak. Bizden sonra gelen arkadaşlar da çıtayı daha yükseğe çıkaracaktır. Sözleşmede Avrupa kupası ve sıralamayla alakalı bazı opsiyonlar var” şeklinde konuştu.

“PİŞMAN OLMAYACAĞIMIZA EMİNİM”

Başarı için risk almaya değeceğini ifade eden Boztepe, “Sergen hocamızla bir sürecimiz vardı. Biz köşede sessiz sakin halimizle devam etmek istemiyoruz. Türkiye ve dünya gündeminde başarılı bir isimle anlaştık. Başarı için azim ve disiplin gösteren hocalar lazımdı. Alex ismi de bu şekilde gündeme geldi. Başarı için risk almak gerekiyor. Özellikle kendi adıma bu riskleri alan biriyim. Pişman olmayacağımıza eminim” dedi.

ALEX DE SOUZA: HOCA OLARAK ÇIKTIĞIM YOLDA BAŞARILI OLARAK ŞEHRE BİR ENERJİ VERMEK İSTİYORUM

Konuşmasına teşekkür ederek başlayan Antalyaspor’un yeni teknik direktörü Alex de Souza, “Bana burada çok iyi şeyler hissettiren halka ve çok mutlu olduğum bir ülkeye geldiğim için herkese teşekkür ederim. Aynı şekilde geldiğim günden beri evimde hissettiren Antalya şehrine teşekkür ederim. Hoca olarak çıktığım yolda başarılı olarak şehre bir enerji vermek istiyorum. Antalya ve halkına bana kısa sürede gösterdikleri ilgi için tekrar teşekkür ederim” dedi.

“EN İYİ ŞEKİLDE HAZIRLANDIM”

Antalyaspor’a gelmeden önce hizmet etmek ve başarıya giden yolda en iyi şekilde hazırlandığını dile getiren Alex de Souza, “Bu 2 yıllık kontratımın olduğu sürede başarılı olmak istiyorum. Taraftarımızı stadımızda mutlu görmek istiyoruz. İyi bir ekip kurup, maçlarda taraftarlarımızla keyifli anlar geçirmek için ne gerekiyorsa yapacağız. Bu açıdan da çok mutlu olduğumu belirtmek isterim” diye konuştu.

“TAKIMI İNCELEME ŞANSIM OLDU”

Antalyaspor’un menajeriyle görüşmeye başladığı andan itibaren takımla ilgili çalışmalara başladığını belirten Alex de Souza, “Çok yoğun şekilde takımı inceleme şansım oldu. Nuri ve Sergen hocanın oynattığı oyunlarla takımın ne tarz oyun ortaya koyduğuna dair inceleme şansım oldu. Burada da daha önce takımda çalışan insanlardan bilgi aldım ve onlardan aldığım bilgilerle çalışmalarımı sürdürdüm” şeklinde konuştu.

“SEMİH ŞENTÜRK TEKNİK EKİPTE OLMAYACAK”

Mücadele eden ve başarıyı hedefleyen bir Antalyaspor hedeflediklerini ve doğru bütçeyle başarıya gitmeyi düşündüklerini söyleyen Alex, Fenerbahçe’den takım arkadaşı Semih Şentürk’ün teknik heyette yer almayacağını aktardı. Alex de Souza, “Semih hoca ekibimizde olmayacak. Antalyaspor’da çalışanlar dışında 2 yardımcı hoca getireceğim. Türkiye’de bulunan Mehmet Aurelio da bizimle olacak. Helton ile de konuştum. Diğer oyuncularla da görüştüm. Öncelikle burada biz en iyi kadroyu oluşturmak istiyoruz. Dengeli ve mücadeleci olmalı. Taraftar maçı izlemeye geldiğinde evine mutlu dönmeli” dedi.

“ANTALYASPOR’A GELMEK İSTEYEN OYUNCULARI ALMAK İSTİYORUZ”

Antalyaspor’a gelmek isteyen oyuncuları kadrolarına katmak istediklerine dikkati çeken Alex de Souza, “Birçok oyuncu bazı takımlara gelmek ister. Bununla alakalı yönetim gerekli aksiyonları alacak. O isimlere takılı kalmayın. Brezilya’daydım ve oradaki haberlere daha rahat ulaşıyorum. Oradayken de bazı haberler geliyor ama bunlara takılı kalmayın” dedi.

“OYNAMA ARZUSUNDA OLAN OYUNCULARLA ÇALIŞMAK AMACINDAYIZ”

Rakibiyle çok ciddi mücadele veren dengeli bir Antalyaspor hedeflediklerini belirten Alex, “Sistemle alakalı konuşmak için erken olduğunu düşünüyorum. Gelen oyuncuların durumuna göre konuşabiliriz. Sadece şehir içinden değil dışından da Antalyaspor’u izlemeye gelenler olduğunu hayal ediyoruz. Bizim buradaki odağımız güçlü ve dengeli bir takım oluşturmak. Takımda düşündüğümüz isimler var. Takımın finansal durumunu yormayacak oyuncular seçmek. İyi oyuncuları getirmek istiyoruz. Antalyaspor’u isteyen oyuncularla çalışmak istiyoruz. Bazen güçlü isimlerle kontrat imzalarsanız ama istediğinizi alamazsınız. Biz de o yüzden Antalyaspor’da oynama arzusunda olan oyuncularla çalışmak amacındayız” dedi.

“ANTALYASPOR’DA OLMAKTAN DOLAYI MUTLUYUM”

Türkiye’den üzgün ayrıldığını söyleyen Alex de Souza, “İnsanların bana yaşattıklarından dolayı ise mutlu ayrılmama da vesile oldu. Burada bulunduğum zamanlarda Türk halkının bana yaşattığı mutlu hisler için teşekkür ederim. Burada bir sözleşmem var. Takımı başarıya götürmek için çalışacağım. Gelecek adına konuşmaya gerek yok, gün gün bakacağız. Mesele ben Brezilya’da oynarken Türkiye’de kariyerime devam edeceğim ve sürdüreceğim aklıma gelmemişti. 8 yıl sonra kariyerimi Fenerbahçe’de tamamlayacağımı düşünüyordum. Ben Antalyaspor’da olmaktan dolayı mutluyum. Gelecek ile ilgili bir şey söylemek doğru değil. Bugünün tadını çıkaralım, yarına bakarız” diye konuştu.

BASIN SÖZCÜSÜ EVREN: ALEX FUTBOLCULUK KARİYERİNDEKİ GİBİ BAŞARILI OLACAKTIR

Türk insanının değer verdiği birini takıma kazandırdıklarını dile getiren Antalyaspor Basın Sözcüsü Alkan Evren, “Türkiye tarihine adını yazdırmış çok profesyonel ve başarılı bir insan. Türk insanının değer verdiği biri, inşallah önümüzdeki süreçte Antalyaspor taraftarı ve halkının desteğiyle Alex de Souza’nın futbolculuk kariyerinde olduğu gibi teknik direktörlük kariyeri de iyi geçecektir. Biz yönetim olarak her türlü desteği vereceğiz” ifadelerini kullandı.

ALEX DE SOUZA KARİYERİ

Kariyerinde 460 maça çıkan Alex de Souza 212 gole imzasını atarken 168 de asist yaptı. 5 kez de Brezilya Milli takım formasını giyen 47 yaşındaki teknik direktör, 1 gol kaydetti. Brezilya ekibi Sao Paulo U20 takımının başında 25 maça çıkan Alex de Souza 15 galibiyet, 4 beraberlik ve 6 yenilgi ile sahadan ayrıldı. Daha sonra Brezilya 2’nci Lig ekibi Avai’nin teknik direktörlüğünü yapan Alex, 18 maçta 6 galibiyet, 3 beraberlik ve 9 yenilgi aldı.

]]> https://www.haber60.com.tr/antalyaspor-sergen-yalcinin-yerine-alex-de-souzayi-teknik-direktor-olarak-atadi/feed/ 0 Balkanlar’da Türkoloji Çalıştayı Saraybosna’da Başladı https://www.haber60.com.tr/balkanlarda-turkoloji-calistayi-saraybosnada-basladi/ https://www.haber60.com.tr/balkanlarda-turkoloji-calistayi-saraybosnada-basladi/#respond Fri, 31 May 2024 02:18:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33928 Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da düzenlenen Balkanlar’da Türkoloji Çalıştayı, “Balkanlar’da Türkoloji Çalışmalarının Dünü, Bugünü, Yarını” temasıyla başladı.

Saraybosna Yunus Emre Enstitüsü (YEE) ve Konya Karatay Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen etkinliğe, Türkiye, Bosna Hersek, Macaristan, Sırbistan, Hırvatistan, Karadağ, Arnavutluk, Romanya ve Kuzey Makedonya’dan Türkoloji alanında görev yapan akademisyenler ile öğrenciler katıldı.

Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, açılıştaki konuşmasında, Türkoloji alanındaki temel güncel sorunları tespit etmeyi ve bunlara çözüm önerileriyle katkı sunmayı amaçladıklarını söyledi.

Balkanlar’ın Türkoloji çalışmaları için kendilerine benzersiz bir alan sunduğunu ifade eden Kılca, şöyle konuştu:

“Balkanlar’da Türkçenin farklı lehçeleri konuşulmakta, Türk edebiyatının izleri ve Türk kültürüyle yoğrulmuş bir yaşam sürülmektedir. Çalıştayda bugüne kadar ortaya konulmuş eserlerin yanı sıra henüz üzerinde çalışma yapılmamış konular etraflıca değerlendirilecektir. Bu coğrafyada yaşananlar sadece Türk halklarının değil, bölgedeki diğer tüm etnik grupların da kültürel kimliklerini şekillendirmiştir. Bu coğrafya aynı zamanda karmaşık bir tarihe ve siyasi geçmişe de sahiptir. Dolayısıyla Balkanlar’da Türkoloji çalışmaları yaparken bu karmaşıklığı ve çeşitliliği anlamak, kapsamlı bir bakış açısıyla ele almak oldukça önemlidir.”

Türkçenin Türk dünyasındaki kardeşliği pekiştirmesi için programın önemine dikkati çeken Kılca, çalıştayda varılacak mutabakatın kendilerini daha güçlü kılacağını belirtti.

Kılca, “Teknolojinin hızla ilerlediği, dijitalleşmenin hayatın her alanına sirayet ettiği bir dünyada dilimizi bütün özgünlüğüyle muhafaza etme mecburiyetimizin olduğunun altını da çizmek istiyorum. Milli irademizi çelikleştiren Türkçemiz, geleceğe doğru yürüyüşümüzün de adı ve teminatıdır.” diye konuştu.

Bosna Hersek’te 7 bin öğrenci yabancı dil olarak Türkçe öğreniyor

Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Faruk Berat Akçeşme ise Türkçenin tarih boyunca iletişim, kültür ve mecmua dili olarak kullanıldığını aktardı.

Türkçenin bugün bir “kültür dili” olarak kullanıldığını belirten Akçeşme, “YEE, Türkiye Maarif Vakfının yaptığı güncel çalışmalar, bu bölgede Türkiye’den görevlendirilen akademisyenlerin çalışmalarıyla Türkçeye katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bosna Hersek’te Tuzla’da, Saraybosna’da, Mostar’da Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerimiz mevcut. Bu bölümlerde 100’e yakın öğrencimiz, lisans, yüksek lisans, doktora seviyesinde eğitim görüyor.” ifadelerini kullandı.

Saraybosna YEE Türkçe Koordinatörü Ersin Akbulut ise “Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda Türkçenin yüzyılın dili olacağına inandıklarını söyledi.

“Tercihim Türkçe” projesi kapsamında Bosna Hersek genelindeki 170 ilk ve orta dereceli okulda Türkçenin yabancı dil olarak tercih edildiğini bildiren Akbulut, şunları kaydetti:

“Yaklaşık 7 bin öğrencinin halihazırda Türkçe öğrendiği ‘Tercihim Türkçe’ projesi kapsamında 100 kadar Bosna Hersek’teki Türkoloji bölümlerinden mezun olmuş öğretmenimiz görev almaktadır. Hem Bosna Hersek hem de diğer ülkelerde sürdürülen çalışmalara ilham olan merkezimizde Türkoloji dünyasına büyük katkı sunacağını beklediğimiz programımızda sizleri ağırlamaktan onur duyuyoruz.”

Türkçe’de fonetik, morfoloji, anlambilim, edimbilim, sözbilim, sözlükbilim, tercüme, öğretim, Türk edebiyatı, Türk halk bilimi, Türk kültürü, Balkan ülkelerinin dil politikaları, Türkçe öğretiminin güncel durumu ve ihtiyaçları gibi konuların ele alınacağı çalıştay, yarın sona erecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/balkanlarda-turkoloji-calistayi-saraybosnada-basladi/feed/ 0
Trabzonsporlu Rayyan Baniya, Beşiktaş maçını unutamıyor https://www.haber60.com.tr/trabzonsporlu-rayyan-baniya-besiktas-macini-unutamiyor/ https://www.haber60.com.tr/trabzonsporlu-rayyan-baniya-besiktas-macini-unutamiyor/#respond Fri, 31 May 2024 02:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33914 Trabzonspor’un annesi Türk babası İtalyan Beninli oyuncusu Rayyan Baniya bu sezon 3-0 kazanılan Beşiktaş maçını unutamadığını söyledi.

Trabzonspor’un 25 yaşındaki defans futbolcusu Rayyan Baniya Trabzonspor Dergisine röportaj verdi. Trabzonspor’un çok büyük bir kulüp olduğunu, Karagümrük’ten ilk geldiğinde bunun kendisi için bir üst seviyeye geçmek demek olduğunu ifade eden Baniya, “Çok heyecanlıydım ve bu heyecanı hiç kaybetmiyorum. Hedefim bu güzel kulüpte iyi oynamak, kendimi ve yeteneklerimi gösterebilmek, faydalı olmak. Bunu başaracağım mutlaka. Ayrıca bu kulüpte kupalar kazanmak çünkü Trabzonluların kupa kazanmayı ne kadar arzuladıklarını biliyorum. Annem Türk, babam Beninli. Ben de İtalya’da doğdum. Bu üç ülke arasında hayat tarzım İtalya’ya benziyor ve çünkü çocukluğum orada geçti, 22 yaşına kadar orada yaşadım. Öte yandan annem bana Türk adetlerini aktardı. Düşünce tarzım yemek zevkim ise Türk gibi çoğunlukla. Babam Afrikalı, Beninli ve her yaz oraya giderim.

Doğa güzelliği İtalya ile Türkiye birbirine eşit derecede bence, ikisi de harika. Bu iki ülke insanı da misafirperver, anlaşılması kolay. Ayrıca gülmeyi seven insanlar. Türkiye’ye gelince şunu fark ettim; Türkler hayvanları çok seviyor. İtalya’daki gibi evlerinde besliyorlar, değer veriyorlar ve bu çok güzel. Benin halkı ise çok doğaldır. Ama tabii ki aynı ekonomiye sahip değiller. İnsanlar çok az şeye sahip olsalar bile mutlular ve hep pozitif oluyorlar. Akıllarını kurcalayan çok fazla düşünce yok, özgür yaşıyorlar” dedi.

“Küçükken boyum uzayınca savunma oyuncusu oldum”

Futbol hayatında hep bu mevkide mi oynadın sorusuna cevap veren Baniya, “13-14 yaşlarındayken kanat oyuncusuydum çünkü şu anda olduğum gibi uzun boylu değildim. Çok hızlıydım ve antrenörümüz de koşmam için beni kanada koydu. Hızımla fark yaratıyordum ve çok da gol attım. 17-18 yaşlarında birden boyum uzamaya başladı. Bunun üzerine teknik direktörümüz beni savunmada denedi, orada başarılı olunca kalıcı hale geldi. Ama uzun boylu olsam da aynı zamanda hızlı olduğumu söyleyebilirim. Uzun boy avantajlar da sağlıyor bana aynı zamanda” diye konuştu.

“Irkçılıktan hoşlanmıyorum”

Sebepsiz yere insanların başkalarına saygısızlık yapmasından hoşlanmadığını ifade eden savunma oyuncusu, “Elbette ırkçılıktan asla hoşlanmıyorum, çünkü birinin siyahi olması ya da başka bir ırktan geliyor olması nedeniyle dışlanması ve saygısızlığa uğraması bence çok kötü. Bazen rakip hücum oyuncuları psikolojik açıdan sizinle oynamaya çalışır. Rahatsız edici şeyler söyleyerek beni kızdırmaya çalışırlar ama bu bende işe yaramaz. Bunu denediklerini ve dikkatimi dağıtmaya çalıştıklarını biliyorum ve oyunlarına gelmiyorum. Bundan hoşlanmıyorum gerçi ama aynı zamanda tuzağa da düşmüyorum. Çünkü onlardan daha akıllıyım, aksi halde her iki maçta bir kırmızı kart görürdüm. 5 yıl önce İtalya’da Mantova’da oynuyorum ve adrenalinin yüksek olduğu bir maçta gol atmıştım. O hırsla rakip taraftara yönelik sus işareti yapmıştım. Ama sonra bundan dolayı onları üzdüğümü ve kızdırdığımı anladım ve çok pişman oldum. Böyle bir harekete gerek yoktu. Bu tek hareketimdi ve daha sonra asla tekrarlamadım” şeklinde konuştu.

“Bu sezon evimizdeki Beşiktaş maçını unutamıyorum”

En unutmadığın maç sorusuna ise, “Bu sezon Beşiktaş’la oynadığımız ve 3-0 kazandığımız maç harikaydı. Hem iyi oyun, hem güzel skor ve hem de müthiş bir taraftar vardı. Böyle tezahüratları ve ateşli taraftarı daha önce görmedim. Sadece kazandığımız o gece değil, hafta boyunca o atmosferi düşündüm, çok etkilendim” ifadesinde bulundu.

“Örnek aldığım oyuncu Varane”

Örnek aldığı oyuncu ile ilgili de konuşan Baniya, “Her zaman Raphael Varane. O zamanlar Real Madrid’deydi ve sürekli takip ederdim. Şimdi Manchester United’da. Hızlı ve karizmatik. Sergio Ramos da var ama Varane çok iyi” dedi.

Takım arkadaşları ile ilgili de konuşan oyuncu en yetenekli Pepe, en çalışkan Trezeguet, en tembel Taxiarchis Fountas, en komik Trezeguet, en sinirli Bero (Berat), en centilmen Benkoviç, en yakışıklı Uğurcan, en iyi giyinen Denswil, en sert sahada kendisinin olduğunu söyledi.

En iyi 11’i

Bir takım oluştursan nasıl bir kadro 11 kurarsın sorusuna ise Baniya, “Neuer, Cafu, Ramos, Puyol, Marcelo, Ronaldinho, Zidane, Pirlo, Kaka, Cristiano Ronaldo, Ronaldo Nazario” cevabını verdi. – TRABZON

]]>
https://www.haber60.com.tr/trabzonsporlu-rayyan-baniya-besiktas-macini-unutamiyor/feed/ 0
MHP Milletvekili Baki Ersoy, Pınarbaşı seçimleri hakkında konuştu https://www.haber60.com.tr/mhp-milletvekili-baki-ersoy-pinarbasi-secimleri-hakkinda-konustu/ https://www.haber60.com.tr/mhp-milletvekili-baki-ersoy-pinarbasi-secimleri-hakkinda-konustu/#respond Fri, 31 May 2024 00:33:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33867 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri Milletvekili Baki Ersoy; Türkiye büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada 2 Haziran’da Pınarbaşı ilçesinde yapılacak olan seçimlere ilişkin; “Biz 2 Haziran’da sadece Pınarbaşı kazansın istiyoruz; ‘biz kazanalım’ demiyoruz, Menduh Uzunluoğlu Başkan kazansın demiyoruz; diyoruz ki Pınarbaşı kaybetmesin” dedi.

MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy; TBMM Genel Kurulu’nda MHP Grubu adına; Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Kanunu Teklifi ile ilgili konuşma yaptı. Ersoy; “Dünyada 261 diplomatik ve konsüller misyonuna, en geniş üçüncü diplomatik ağa sahip olan Dışişleri Bakanlığı’mız, ülkemiz sınırları haricindeki diplomatik duruşu ve kritik hamleleriyle medarıiftiharımız olmaya devam etmektedir. Türkiye’nin özellikle de kendi bölgesinde uygulamış olduğu barış ve güvenlik zemini ile milli dış politika, sadece sınırlarımızın değil tüm Müslüman ve Türk coğrafyasının ve hatta komşu ülkelerin bütünlüğünün de garantörü konumundadır. Bu sebeplerle, görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin hazırlanması ve görüşülmesi ihtiyacı hasıl olmuştur. Söz konusu teklifle vakfın bazı vergilerden muaf olması öngörülmektedir. Böylece vakıf yapılacak bağış ve yardımlar sebebiyle veraset ve intikal vergisinden, sahip olduğu ve olacağı taşınmaz mallar bakımından her türlü tapu harçları ile emlak vergisinden ve taşınmazlara bağlı her türlü harçlardan muaf olacaktır. Ayrıca gelir ve kurumlar vergisi indiriminden yararlanacak ve vakfa yapılacak bağış ve yardımlar Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları hükümleri çerçevesinde bildirilecek gelirlerden veya kurum kazancı matrahından indirilebilecektir. Kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise Türk Medeni Kanunu ile Vakıflar Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Teklifle yapılacak bir diğer düzenlemeyle ise vakıfta görevlendirilecek kişilerin herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan aldıkları emeklilik veya yaşlılık aylıklarının bu kanun yürürlüğe girdikten sonra kesilmemesine yönelik düzenleme yapılması amaçlanmaktadır. Diğer yandan; vakfın kuruluşu, vakıf resmi senedi ve vakfın tesciline ilişkin işlemlerin bir yıl içinde bakanlıkça sonuçlandırılacağı teklifle hüküm altına alınacaktır. Son olarak vakfın kuruluş işlemlerinde kullanılmak ve kalanı kuruluş tamamlandıktan sonra vakfa bırakılmak üzere Dışişleri Bakanlığı bütçesinden 10 milyon Türk Lirası’nın bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içerisinde vakfa aktarılması sağlanacaktır” dedi.

“Pınarbaşı’mız bir 5 yıl daha Cumhur İttifakı’yla kalkınsın”

2 Haziran’da Pınarbaşı ilçesinde yapılacak olan seçimlere de değinen Milletvekili Baki Ersoy; “Milliyetçi Hareket Partimiz 55 yılı aşan şanlı geçmişinden bu yana daima demokrasimizin bekçisi olmuş, milletin iradesini her şeyin önünde tutmuştur. 31 Mart gecesi Pınarbaşı ilçemizde yaşanan menfur olaylar nedeniyle İlçe Seçim Kurulu’na gerekli itirazlar yapılmış, İl Seçim Kurulu’na gerekli itirazlar yapılmış ve Yüksek Seçim Kurulu’na gerekli itirazlar yapılmış ve oy birliğiyle seçimlerin yenilenmesine karar verilmiştir. Pınarbaşı cennetmekan Başbuğ’umuz Alpaslan Türkeş’in bize emaneti, liderimiz Devlet Bahçeli Beyefendi’nin hassasiyetle yaklaştığı suyu sert, insanı mert olan güzide bir ilçemizdir. Hiçbir güç ya da hiçbir şahıs Pınarbaşı halkının iradesinin önünde değildir. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak Pınarbaşı’ndaki haklı mücadelemiz 2 Haziran gecesi sandıktaki son oy çıkana kadar devam edecektir. Liderimizin de geçtiğimiz Salı günü düzenlenen grup toplantımızda altını çizdiği gibi Pınarbaşı inşallah yüzümüzü kara çıkarmayacak, Pınarbaşılı kardeşlerimiz başımızı öne eğmeyecektir. Demokratik erdem ve güven içinde yapılarak Belediye Başkanımız Menduh Uzunluoğlu’yla Pınarbaşı ilçemiz ‘Yola devam’ diyecektir. Pınarbaşı Belediyesi ile Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nde görev alacak 2 Menduh’un Kayseri için el birliği, güç birliği, hedef birliği halinde çalışmalarının önünde hiçbir mani hal önümüzdeki pazar gününden sonra kalmayacaktır. Pınarbaşı büyüyecek, Türklük anıtı yaşayacak, Cumhur İttifakı var olacaktır. Bizim Pınarbaşı sevdamız seçim propagandasından ibaret değildir; seçime kadar süslü cümleler, olmayacak hayallerle bezenmiş suni seçim çalışmasından ibaret hiç değildir. Bunun ispatı 6 yıllık milletvekilliğimiz sürecidir. Geçtiğimiz 6 yıla şöyle bir dönüp baktığımızda genel kurul ve komisyon konuşmalarımda toplamda 19 kez Pınarbaşı ilçemizi dile getirdiğimizi, Pınarbaşı’yla ilgili 4 kez Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na soru önergesi vermiş olduğumuzu; talep edip yakından takipçisi olarak Pınarbaşı’mıza tam donanımlı, tribün ve soyunma odaları bulunan sentetik çim futbol sahası kompleksi, bunun yanı sıra Pınarbaşı Devlet Hastanemize palyatif bakım merkezi kazandırdığımızı; Şehit Arda Şen Göleti projemizi, yeni kaymakamlık binamızı, doğalgaz hattı projelerimizi ve bunun gibi birçok projeyi çabalarımız neticesinde ilçemize kazandırdığımızı görmekteyiz; hepsi belgelidir ve tutanaklarda geçmektedir. Sözün özü, sevdamız Pınarbaşı için yaptıklarımız bellidir. Bugün yaptık, yarın yine yapacağız; bundan herkes emin olmalıdır. 6 yıldır basmadık toprak, sıkmadık el bırakmamışız. Pazarören, Halevik, Sıradan, Hassa, Tözgün, Saçlı, Kaynar, Şabanlı gibi Avşar beylerinin ne köylerini ne ovalarını ne de yaylalarını ziyaret etmekten bir gün dahi geri kalmadık. Diğer yandan, Çerkez tarafında ise Malakköy, Methiye, Akören, Cinliören, Küçükpotuklu, Hayriye gibi Uzunyayla bölgesinin mert vatandaşlarını hiçbir zaman ihmal etmedik. Merkezde Hürriyet, Gümüşgün Yenicami ve burada adını zikredemediğim nice mahallelerimizi karış karış biliyoruz. Pınarbaşılı olmayıp en fazla Pınarbaşı’na giden ve hizmet götüren bir milletvekili olarak hamdolsun ki alnımız ak, başımız dik bir şekilde Pınarbaşı’mızın 122 mahallesine gitmişiz, görmüşüz, sarılmışız, kucaklaşmışız, Allah’a şükürler olsun; hem de öyle birilerinin bugün navigasyonla Pınarbaşı’nı Türkiye haritasında bulmaya çalıştığı gibi değil, biz Pınarbaşı’nın 122 köyünü pare pare biliyoruz, hanelerine girmişiz, çaylarını içmişiz, yemeklerini yemişiz, Allah’a şükürler olsun, onlar da bizi çok iyi biliyorlar. Ama gelen misafirlere de ‘hoş geldiniz’ diyoruz; bir turist gibi gezip gidiyorlar Allah’a şükürler olsun. Değerli milletvekilleri, biz 2 Haziran’da sadece Pınarbaşı kazansın istiyoruz; ‘biz kazanalım’ demiyoruz, Menduh Uzunluoğlu Başkan kazansın demiyoruz; diyoruz ki Pınarbaşı kaybetmesin. Pınarbaşı’mız bir 5 yıl daha Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı’yla kalkınsın, gariban babası, 50 yıllık ülkücü, Cumhur İttifakı’nın bir neferi ve adam gibi adam olan Menduh Uzunluoğlu’yla yine ileriye doğru yol alsın istiyoruz. Dökme suyla değirmenin dönmeyeceğinin altını çizerek Pınarbaşılı aziz hemşehrilerimizin lafa değil icraata bakacağından hiçbir şüphemiz olmadığını da belirtmek istiyorum. Bizim sevdamız Pınarbaşı’dır ve Allah’ın izniyle yurt dışındaki Pınarbaşılı hemşehrilerimizin, diğer şehirlerdeki Pınarbaşılı hemşehrilerimizin ve aziz Pınarbaşılı hemşehrilerimizin destek ve dualarıyla kazanacağımızı biliyoruz” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-milletvekili-baki-ersoy-pinarbasi-secimleri-hakkinda-konustu/feed/ 0
Solingen’de ırkçı saldırıda hayatını kaybedenler anıldı https://www.haber60.com.tr/solingende-irkci-saldirida-hayatini-kaybedenler-anildi/ https://www.haber60.com.tr/solingende-irkci-saldirida-hayatini-kaybedenler-anildi/#respond Thu, 30 May 2024 23:24:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33823 Almanya’nın Solingen kentinde, 29 Mayıs 1993’te ırkçılar tarafından kundaklanan ve 5 Türk’ün hayatını kaybettiği evin önünde anma töreni yapıldı.

Törene, Untere Werner Caddesi üzerindeki evlerinde 31 yıl önce yaşanan faciada 5 aile ferdini yitiren baba Durmuş Genç’in yanı sıra yaşamını yitirenlerin yakınları, milletvekilleri ve yetkililer katıldı.

Solingen Belediyesi ve Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’nin (DİTİB) organize ettiği törende, Kur’an-ı Kerim okundu, dualar edildi.

Türkiye’nin Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul, ırkçı saldırıda yaşamını yitirenlerin isimlerini okuyarak başladığı konuşmasında aile fertlerini yitiren ve bir buçuk yıl önce vefat eden Mevlüde Genç’i rahmetle andı.

Başkonsolos İzbul, “Solingen faciasinın sonrasında da, Almanya’da Nasyonel Sosyalist (NSU) yeraltı terör örgütünün cinayetleri, sonrasında ise Hanau ve Halle’deki gibi çeşitli ırkçı saldırılar yaşandı. Son dönemde özellikle camilerimize yönelik çeşitli eylem ve tehditler de artmış durumda.” dedi.

İzbul, şöyle devam etti:

“2024 yılının Mart ve Nisan aylarında Solingen’de ve Düsseldorf’ta üst üste yaşanan, henüz soruşturmaları devam eden kundaklama eylemleri de ister istemez insanlarımızda büyük endişeye sebep oluyor ve 31 yıl önce bulunduğumuz bölgede yaşanan ırkçı felaketi hatırlatıyor. Söz konusu kundaklamaların hemen tüm yönleriyle aydınlatılması, hayatta kalanların çeşitli mağduriyetlerinin giderilmesi ve tespit edilebilecek faillerin hukuk kapsamında en ağır cezalara çarptırılmaları beklentimizi Alman makamlarına her vesileyle iletiyoruz.”

Irkçılıkla mücadelenin sadece Türk ve Müslüman toplumu yada göçmen kökenliler için değil, Alman toplumunun tamamı için büyük önem arz ettiğini ifade eden İzbul, “Zira son dönemde Avrupa’da ve Almanya’da ivme kazanan ırkçı, yabancı düşmanı ve İslam düşmanı akımlar esasen Alman halkının tamamının güvenliğini, huzurunu, esenliğini ve ortak geleceğini tehdit ediyor. Önü alınamayan ırkçılığı ve yabancı düşmanlığını yaratan siyasi ve sosyal iklimin köklü bir biçimde değişmesi topyekün ve sürekli bir çaba gösterilmesini zorunlu kılıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

İzbul, şöyle devam etti:

“Irkçılık, yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı ve ayrımcılıkla mücadele noktasında tüm STK’lara ve vatandaşlarımıza görev düşüyor. Bu bağlamda, çocuklarımızın eğitim gördükleri okullardan ve yerel idarelerden başlayarak hayatın her alanını etkileyen siyasi, idari süreçlerde aktif rol alınması, mümkün olduğunca çok sayıda Türk olsun Alman olsun STK’ya üye olunması, çalışmalarına iştirak edilmesi önem taşıyor. Karşılaşılan yabancı düşmanı olayların ve ayrımcılığın mutlaka gerek yerel makamlara gerek Başkonsolosluğumuza raporlanması ve şikayet konusu yapılmasının da ihmal edilmemesi gerekiyor.”

Solingen Belediye Başkanı Tim Kurzbach ise Solingen’de 31 yıl önce çok büyük bir suç işlendiğini, bu vahim olayın acısını ve üzüntüsünü çok derinden hissettiklerini söyledi.

Solingen faciası

Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletindeki Solingen kentinde 29 Mayıs 1993’te Genç ailesinin Untere Werner Caddesi’ndeki evleri kundaklanmış, saldırıda Gürsün İnce (28), Hatice Genç (19), Gülüstan Öztürk (12), Hülya (9) ve Saime Genç (5) hayatını kaybetmişti.

Yakalanan failler Markus Gartmann, Felix Köhnen, Christian Reher ve Christian Buchholz, hapis cezalarını çektikten sonra tahliye edildi. Kimlikleri değiştirilerek gizli tutulan saldırganlar, yaşamlarını Almanya’da sürdürüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/solingende-irkci-saldirida-hayatini-kaybedenler-anildi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sahiplenilen hayvanlar kısırlaştırılacak, aşılanacak, çip takılacak https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-sahiplenilen-hayvanlar-kisirlastirilacak-asilanacak-cip-takilacak/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-sahiplenilen-hayvanlar-kisirlastirilacak-asilanacak-cip-takilacak/#respond Thu, 30 May 2024 21:57:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33765

CUMHURBAŞKANI ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hazırlıkları devam eden kanun teklifiyle köpek bakımevi olmayan yerlerde, hemen bakımevleri kurulacak. Sahipsiz hayvanlar bu bakımevlerinde tutulacak. Ayrıca sahiplenilmeleri için kampanyalar yapılacak. Sahiplenilen hayvanlar kısırlaştırılacak, aşılanacak ve çip takılarak sahibine teslim edilecek, bundan sonra da çok sıkı takip edilecek. Biz istiyoruz ki, barınaklara alınan tüm hayvanlar sahiplenilsin” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, bugün 1071’le başlayan fetihler zincirinin altın halkası olan İstanbul’un fethinin 571’inci seneyi devriyesini milletçe idrak ettiklerini belirtti. Erdoğan, daha 21 yaşında, askeri ve siyasi dehasıyla, birinci sınıf mühendisliğiyle abidevi kişiliğiyle, ilmiyle, cesaretiyle İstanbul’u milletimize armağan eden Fatih Sultan Mehmet’i ve ordusunu bir kez daha rahmetle yad ettiğini söyledi. Erdoğan, siyasi hayatının hiçbir safhasında, İstanbul’a şehirlerden bir şehir olarak bakmadıklarını, bugün de bakmayacaklarını belirterek, “İstanbul, her şeyden önce, bize ecdadın, bize Fatih Sultan Mehmet Han’ın, bize o kutlu ordunun tüm neferlerinin, şehit ve gazilerinin emanetidir. İstanbul, milletimizin göz bebeğidir. İstanbul’a hizmet ederken hep bu şuurla hareket ettik. Ayasofya’yı zincirlerinden kurtarıp, Fatih’in mirasına uygun şekilde, işte bu şuurla tekrar ibadete açtık. Şehrin her karışına eserlerimizle, hizmetlerimizle mührümüzü işte bunun için vurduk. İnşallah aziz İstanbul’umuzu korumaya, kollamaya, güzelleştirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘6’LI MASA ADAYININ ŞÜPHE BULUTLARINI TEMİZLEMESİ ÖNEMLİDİR’

28 Mayıs 2023 seçimlerinin de 1’inci yıl dönümü olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

“28 Mayıs seçimleri sonrasında ifşa olan gizli-saklı anlaşmalar, ülkemizin nasıl büyük bir felaketin eşiğinden döndüğünü ortaya koyuyor. Sağda solda vatan-millet-ahlak edebiyatı yapanların; koltuk uğruna, üç kuruşluk siyasi çıkarları uğruna savundukları tüm değerleri nasıl kolayca sattıklarını hep beraber ibretle takip ediyoruz. Daha önce de söylemiştim. Ortaya dökülenler buzdağının sadece görünen kısmıdır. Asıl büyük skandallar, kirli ve sinsi pazarlıklar suyun altında saklıdır. Karanlık noktaları aydınlatacak olanlar, öncelikle dönemin aktörleridir. 6’lı koalisyon masasının Cumhurbaşkanı adayının, hazır bolca da vakti varken, üzerindeki şüphe bulutlarını temizlemesi önemlidir. Türk siyasetini zehirlemek, Türkiye’ye vakit, nakit ve enerji kaybettirecek gereksiz tartışmaların içine ülkemizi sürüklemek yerine, çıksın, milletin zihnindeki soru işaretlerini gidersin. İşaret diliyle ve imalarla konuşmayı bıraksın, her şeyi açık açık itiraf etsin. Biz, kimin kimi hançerlediği meselesiyle bugüne kadar hiç ilgilenmedik. Ama, ucundan kan damlayan o zehirli hançerin, 14-28 Mayıs seçimlerinde milletimizin sırtına saplanmasına da izin vermedik. Milletimizin şahsımıza, partimize ve Cumhur İttifakımıza deruhte ettiği ağır mesuliyetin farkındayız. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak; Türkiye’nin birliğinin, dirliğinin ve aydınlık yarınlarının teminatıyız. Sadece bize oy verenlerin değil, farklı tercihte bulunanların da emanetine sıkı sıkıya sahip çıkıyoruz. 85 milyon vatandaşımızın tamamının güvenine layık olmak için durmadan, duraklamadan koşturmaya devam ediyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın inşası için; güçlü, müreffeh ve küresel siyasette iddia ve etki sahibi bir Türkiye için canla başla çalışıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pazartesi günkü kabine toplantısı sonrasında hükümetin 1 yıllık karnesini kamuoyu ile paylaşacağını belirtti.

‘FİLİSTİN’DEKİ GÖRÜNTÜLERE BAKMAYA CAN DAYANMIYOR’

İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırımın, milyonlarca sivilin sığındığı Refah bölgesine yapılan saldırılarla çok daha kanlı bir safhaya girdiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önceki gün, güya güvenli bölgedeki sivillerin yaşam mücadelesi verdikleri çadırlara düzenlenen saldırıda en az 45 masum Filistinli şehit edildi. Görüntülere bakmaya can dayanmıyor, kalp dayanmıyor. Bir baba, sadece birkaç aylık, kafası kopmuş bebeğini, çaresizlik içinde, eğer kaldıysa, eğer hala varsa, dünyanın, insanlığın vicdanını gösteriyor. Masum bir bebeğin kafasını kopartmayı, çadırlarında masum sivillerin yakılarak öldürülmesini hiçbir inanç, ne kadar sapkın olursa olsun, hiçbir ideoloji meşru görmez, gösteremez. İçinizde insanlıktan kırıntı kalmadı mı? Hiç mi vicdanınız yok? Hiç mi insafınız yok? Hiç mi değeriniz, sınırınız, haddiniz, hududunuz yok? İnsanlığa bu kadar mı düşmansınız? Kalbinizde merhametin zerresi de mi yok? Yeryüzünde hiçbir din, vallahi şu vahşeti meşrulaştıramaz. Masum bir bebeğin kafasını kopartmayı, çadırlarında masum sivillerin yakılarak öldürülmesini hiçbir inanç, ne kadar sapkın olursa olsun, hiçbir ideoloji meşru görmez, gösteremez. Dünya bir hastanın, bir manyağın, bir psikopatın, Netanyahu denilen kanla beslenen vampirin barbarlığını izliyor. Ey Amerikan devleti; bu kan senin eline de bulaşmıştır. Bu soykırımdan sen de en az İsrail kadar sorumlusun. Ey Avrupa’nın devlet ve hükümet başkanları. İsrail’in bu soykırımına, bu barbarlığına, bu vampirliğine siz de ortak oldunuz. Çünkü sustunuz. Hastane, okul, cami vurdular, sustunuz. Yardım konvoyu vurdular, sustunuz. Gazeteci, doktor, yardım görevlisi vurdular, sustunuz. Hastane bahçelerinden toplu mezarlar çıktı, tepki göstermediniz. ‘Hamas’ diyerek, İsrail’e açık açık destek verdiniz.”

‘BİRLEŞMİŞ MİLLETLER DE RUHUYLA ÖLMÜŞTÜR’

Gazze’de sadece insanlığın ölmediğini, masum yavrular, bebeklerin ölmediğini belirten Erdoğan, “Gazze’de insanlık ölürken, Avrupa’da demokrasi ölüyor, insan hakları ölüyor; ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, kadın hakları, çocuk hakları ölüyor. Bundan sonra, hiçbir Avrupalı çıkıp da, kibirle, parmak sallayarak, üstenci bir dille bize demokrasiden, insan haklarından, ifade özgürlüğünden, basın özgürlüğünden bahsetmesin. İsrail Gazze’de insanlığı öldürdü; Avrupa ise kendi değerlerini öldürdü, kendisini var eden bütün değerleri ayaklarının altında çiğnedi. Yıllardır, bulunduğumuz her uluslararası platformda, hatta Birleşmiş Milletler kürsüsünde ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diye haykırıyoruz. Ey Birleşmiş Milletler; 21’inci yüzyılda, canlı yayınla tüm insanlığın izlediği bir soykırımı durduramayacaksan, sen ne işe yararsın? Eğer dünyanın geleceği 5 ülkenin keyfine kaldıysa, ne gerek var o devasa binalara, o kadar harcamaya, o kadar insanı çalıştırmaya? Bırakınız soykırımı durdurmayı, Birleşmiş Milletler kendi personelini, kendi yardım çalışanlarını dahi koruyamadı. Gazze’de sadece insanlık değil, Birleşmiş Milletler de ruhuyla birlikte ölmüştür” dedi.

‘İSLAM DÜNYASI DAHA NEYİ BEKLİYORSUNUZ?’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam dünyasına da bir çift sözü olduğunu söyleyerek, “Ortak bir karar almak için daha neyi bekliyorsunuz? Tepki göstermek için daha ne olmalı? Gazze sokaklarında şehit naaşlarını köpekler yiyor. İsrailli teröristler, Müslümanların evlerine girip, mahremine girip, yatak odalarından fotoğraf paylaşıyor. Müslüman çocuklar hastanelerde katlediliyor. Bebeklerin boynu koparılıyor. Çadırlarda insanlar yakılıyor. Ne zaman göreceksiniz bunları? Ne zaman tepki göstereceksiniz? Ne zaman bir araya gelip, kararlı bir duruş sergileyeceksiniz? Bu zulümler karşısında İslam İşbirliği Teşkilatı ne zaman etkili, caydırıcı bir politika izleyecek? İslam Alemi, ne zaman Filistinli kardeşlerinin hakkını, hukukunu, canını, onurunu koruyacak? Vallahi Allah bunun hesabını size, hepimize sorar. Bir avuç terörist, İslam coğrafyasının tam merkezinde, tam kalbinde Müslüman soykırımı yaparken görmezden gelene, duymazdan gelene, sessiz, tepkisiz kalana Allah bunun hesabını sorar” diye konuştu.

Barbarlığın Gazze ile sınırlı olmadığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail, uluslararası hukukun kontrolüne girmeden, kendini uluslararası hukukla bağlı görmeden, hiç kimse, hiçbir ülke, hiçbir devlet güvende değildir. Buna Türkiye de dahildir. Bu barbarlık Gazze ile sınırlı mı zannediyorsunuz? Asla ve asla kan içmeye doymayacaklar. Sırtlarını sıvazlayanlar olduğu müddetçe, asla ve asla durmayacaklar. Hukuk ve kural tanımaz bir İsrail; sadece Filistin için, sadece Gazze için değil, tüm insanlık için, dünya barışı için de tehdittir. Netanyahu’nun bugün izinden gittiği Hitler, Amerika ve Sovyetler Birliği’nin ittifakıyla, geç de olsa durdurulmuştu. Daha geç olmadan, Netanyahu ve cinayet şebekesi tamamen kontrolden çıkmadan bu soykırım, bu vahşet, bu barbarlık insanlığın ittifakıyla artık derhal durdurulmalıdır” dedi.

‘147, 5’TEN BÜYÜKTÜR’

İspanya, İrlanda ve Norveç’in Filistin’i bir devlet olarak tanımalarının, bu karamsar tablo içinde umutları bir nebze olsun artırdığını aktaran Erdoğan, “Buradan, Filistin’i bir devlet olarak tanıyan, bu insani duruşu, bu cesur duruşu sergileyen tüm dost ülkeleri tebrik ediyorum. Şu an itibarıyla 147 ülke Filistin’i bir devlet olarak tanımış durumdadır. Yani, Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülkenin 4’te 3’ünden fazlası Filistin’i egemen bir devlet olarak kabul ediyor. 147 ülkenin ortak kararı, 5 üyeden oluşan Güvenlik Konseyi’nin keyfine bırakılamaz. Tüm dost ve kardeş ülkeleri, bu adaletsizliğe itiraz etmeye davet ediyoruz. Tekrar söylüyorum; Dünya 5’ten büyüktür. 147, 5’ten büyüktür. İnsanlığın ortak vicdanı, 5’ten büyüktür. İsrail şu anda bir başka devletin topraklarını işgal etmektedir. Bu işgale derhal son vermeli, yaptıklarının bedelini de hukuk önünde ödemelidir. Özellikle Batı kamuoyunda bugüne kadar yaptıkları soykırım ve katliamları unutturmayı da başardılar. Ancak bu soykırım unutulmayacak. Ölen bebekleri, çocukları, masum sivilleri dünya unutmayacak. Hastaneleri, üniversiteleri, camileri, kiliseleri, mülteci kamplarını hedef alan bu barbarlık unutulmayacak. Sanatçıları, yazarları, gazetecileri, bilim adamlarını kasten öldüren bu vahşet unutulmayacak. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de ve diğer Filistin topraklarında sahnelenen mezalimi asla ve asla unutmayacağız, unutturmayacağız” ifadelerine yer verdi.

‘SİYONİZMİN MASKESİ TÜM DÜNYADA DÜŞMEKTEDİR’

Erdoğan, akademisyenler, profesörler, hocalar Siyonist lobinin tüm baskılarına, tüm zorbalıklarına rağmen soykırıma karşı seslerini yükselttiğini söyleyerek, “Bu uğurda ağır bedeller de ödüyorlar. İfade özgürlükleri ellerinden alınmış durumda. Gösteri ve protesto hakları çalınmış durumda. Buna rağmen, okuldan atılma tehdidine rağmen, gençler, Filistin’le dayanışma halindeler. İnsafı, vicdanı, gözü ve kalbi olan nice sanatçı, sporcu, yazar, bilim insanı da, her türlü bedeli göze alarak Gazze’nin sesi oluyorlar. Siyonizmin maskesi tüm dünyada düşmektedir. Özellikle gençler, siyonizmin nasıl barbar, acımasız, kural ve kanun tanımaz bir sapkınlık olduğunu görmeye başlamışlardır. Açıkçası bu da bir devrimdir. Bu devrimin, siyonist sapkınlıktan arınmış bir dünyayı kuracağını umuyor, dünya genelinde Filistin’i, Gazze’yi yüreğinde taşıyan herkese de buradan dayanışma mesajlarımızı gönderiyorum. Türkiye olarak soykırım şebekesinin hukuka hesap vermesi için atılan tüm adımlara çok güçlü destek verdik. Ziyaret ettiğimiz tüm ülkelerde, katıldığımız tüm çok taraflı toplantılarda bu konuyu gündeme getirdik. Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail’e karşı açılan soykırım davasına müdahil olmayı kararlaştırdık. Elimizdeki tüm belgeleri ve bilgileri muhataplarımıza ulaştırıyoruz. İsrail yönetiminin ve siyonist lobinin Adalet Divanını ve yargıçları, açıktan tehdit ederek, baskı altına almaya çalıştığını görüyoruz. Buna, fırsat verilmemelidir. İsrail’in, adaletin tecellisine dair son inanç kırıntısını da yok etmesinin mutlaka önüne geçilmelidir. Soykırım suçluları, insanlığın vicdanında olduğu gibi, hukuk önünde de mahkum edilmeden bölgemize barış gelmez, dünya huzura kavuşmaz” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’DE DARBELER DÖNEMİ SONA ERMİŞTİR’

Türkiye’deki darbeleri, Filistin davasından ayrı düşünmenin mümkün olmadığını belirten Erdoğan, “Kuşkusuz başka bazı nedenleri de var. Ancak, darbelerin zamanlamasına baktığınızda, Türkiye’nin Filistin ile dayanışmasını kırmaya yönelik olduğunu da net bir şekilde görürsünüz. Kimse zannetmesin ki, mesele sadece Filistin’dir, mesele sadece Gazze’dir. Siyonizmin eli, içerideki işbirlikçileri, içerideki tasmalı piyonları vasıtasıyla, bölgedeki her ülkeye uzanmakta, her ülkeyi karıştırmaya çalışmaktadır. İşte buna biz ‘dur’ dedik. 15 Temmuz’da sadece FETÖ’cü darbeye değil, Siyonist darbeye de geçit vermedik. Türkiye’de darbeler dönemi sona ermiştir. Yabancı güçlerin ajanlığını üstlenip, ‘Türkiye’yi kurtarmak’ yalanıyla, siyasete müdahale etmeye kalkışanlar, işte 15 Temmuz sonrası olduğu gibi, işte 28 Şubat sonrası olduğu gibi, mahkeme karşısında yaptıklarının hesabını verecek, hapiste yaşlanacaklardır. Milli iradeye kast edilmesine, milletin muazzez iradesinin ipotek ve vesayet altına alınmasına müsaade etmeyeceğiz. Bu vesileyle, bir kez daha, Merhum Menderes, Polatkan ve Zorlu’yu rahmetle yad ediyorum. Onların canlarını vererek başlattıkları demokrasi ve hukuk mücadelesini kararlılıkla sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

‘ELİTLERE DEĞİL HALKA BAKTIK’

Erdoğan, pusulası millete, milletin sesine ayarlanmış siyasetin temsilcileri olduklarını vurgulayarak, “Bugüne kadar rotamızı daima milletimiz belirledi, istikametimizi milletimiz çizdi, siyasetimizin hudutlarını millet tayin etti. Elitlere değil, halka baktık. Bağıranların, çağıranların değil, sessiz yığınların sesi olduk. Tuzu kurularla değil, şehrin çeperlerinde hayat mücadelesi verenlerle yol yürüdük. Sırtını güç odaklarına yaslayanlar için değil, Allah’tan ve devletten başka hiç kimsesi olmayanlar için siyaset yaptık. Ne yaptıysak milletimiz için, milletimizle birlikte yaptık. Ne başardıysak, yine aziz milletimizin güçlü desteğiyle başardık. Biz milletimiz için çalıştıkça, didindikçe, şikayetlerine çözüm buldukça; milletimiz de bize sahip çıktı, desteğini ve duasını bizden esirgemedi. Bugün de aynı hassasiyetle yolumuza devam ediyoruz ve edeceğiz” diye konuştu.

‘SON 20 YILDA, 4 MİLYONU AŞKIN KUDUZ RİSKLİ TEMAS, 30 KUDUZ VAKASI TESPİT EDİLDİ’

Türkiye’de 4 milyon civarında sahipsiz köpek olduğu tahmin edildiğini belirten Erdoğan, “Resmi rakam 2 milyon ancak bu konuda sağlıklı bir sayım yapılamadığı için rakamın en az iki kat olduğu var sayılıyor. Bu sayı asimetrik bir şekilde her yıl katlanarak artıyor. Bununla birlikte kuduz tehdidi de aynı oranda büyüyor. Son 20 yılda, 4 milyonu aşkın kuduz riskli temas, 30 kuduz vakası tespit edildi. 2018-2022 yılları arasında, kuduz riskli temas sayısı ortalama 260 bin iken, 2023 yılında bu sayı 438 bine yükseldi. Yine son 5 yılda hayvana çarpma şeklinde 3 bin 534 trafik kazası, 55 ölüm, 5 bin 147 yaralanma vakası gerçekleşti. Bunun ötesinde, çok daha vahim, çok daha acı tablolarla karşılaştık. Ankara Keçiören’de Tunahan çocuğumuz köpekler tarafından parçalandı. Antalya Serik’te Mahra kızımız köpek saldırısından kaçarken kamyonun altında kaldı ve hayatını kaybetti. Bitlis Adilcevaz’da 10 yaşındaki Mustafa evladımız kuduza bağlı olarak maalesef acılar içinde can verdi. Muş’ta, 79 yaşındaki Medine teyzemiz yine köpekler tarafından yaralandı. Daha çok sayıda böyle yürek yaralayıcı örnek var. Hemen her gün başıboş köpeklerin sebep olduğu ya bir saldırı, ya bir yaralanma, ya da bir trafik kazası haberi alıyoruz. Ayrıca sahipsiz köpeklerin, diğer evcil hayvanlara, koyun-keçi sürülerine saldırdıkları ve onları telef ettiklerine dair vakalar var. Yine, koruma altındaki hayvanlara, geyiklere, alacalara saldırdıklarını da görüyoruz” dedi.

‘KUDUZ RİSKİNDE TÜRKİYE; ŞU AN AFRİKA VE ASYA ÜLKELERİYLE AYNI RİSKTE’

Gelişmiş hiçbir ülkede olmayan bir başıboş köpek sorunu olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “O kadar ki, maalesef, bazı ülkeler, Türkiye’ye gelecek turist vatandaşlarını kuduz ve sahipsiz köpekler için uyarmaya başladı. Kuduz riski açısından Türkiye; şu an Afrika ve Asya ülkeleriyle aynı risk kategorisinde yer alıyor. Bunun yanında, hayvanlardan insanlara bulaşan hastalık riski de giderek yükseliyor. Bizim medeniyetimiz bir merhamet medeniyetidir. Biz, doğum yapacak bir köpek için ordusunun yolunu değiştiren, köpeğe zarar gelmesin diye başına nöbetçi diken bir Peygamberin ümmetiyiz. Canlıya, insan olsun, hayvan olsun, bitki olsun, her zaman merhametle yaklaştık. Vakıf medeniyetimize baktığınızda, hayvanları korumak, hayvanları tedavi etmek, göç eden kuşlara sahip çıkmak adına vakıfların kurulduğunu görürsünüz. Batılıların bitmeyen savaşlarda birbirlerini boğazladıkları bir dönemde, bizim medeniyetimiz, örneğin gurabahane-i laklakan, yani düşkün leylekler evi kurarak, göç eden leylekleri, bunun yanında tüm hayvanları tedavi ediyordu. Defalarca ifade ettim bizim siyaset ilkemiz bellidir; yaratılanı severiz, yaratandan ötürü. En başta, hiç kimse bizim merhametimizi sorgulamasın. Kimse bize merhamet üzerinden ders vermeye kalkmasın” diye konuştu.

‘BU ÇIĞLIĞA KAYITSIZ KALMAMIZ DÜŞÜNÜLEMEZ’

2004 yılında Hayvanları Koruma Kanunu’nu çıkardıklarını hatırlatan Erdoğan, “2021 yılında bu yasada değişiklik yaptık, hayvanları mal statüsünden çıkarıp, can statüsüne aldık. Sahipsiz köpek sayısını ‘yakala-kısırlaştır-sal’ metoduyla çözmek istedik, ama bu bir çözüm olmadı. Veriler bu metodun, dünyanın diğer ülkelerinde de sahipsiz hayvan nüfusunu azaltmadığını gösteriyor. Şu anda bizim artık bu sorunu köklü şekilde bir çözüme kavuşturmamız gerekiyor. Bu meseleyi çözmüş ülke örneklerini inceliyoruz, tüm taraflarla istişare halindeyiz. Tarım Bakanlığımız, tüm boyutlarıyla sahipsiz köpek sorununu uzun bir süredir zaten en ince ayrıntısına kadar çalışmaktaydı. Gerçek şudur; Toplumun çok büyük bir kesimi, bu meselenin bir an önce çözülmesini, sokaklarımızın başta çocuklarımız olmak üzere herkes için güvenli hale gelmesini istemektedir. Bu talebe, bu çağrıya, hatta bu çığlığa kayıtsız kalmamız düşünülemez” ifadelerini kullandı.

‘BİZ İSTİYORUZ Kİ, BARINAKLARA ALINAN TÜM HAYVANLAR SAHİPLENİLSİN’

Mevzuatta yapacakları değişiklikle, sahipsiz köpeklerin sahiplenilmesini amaçladıklarına işaret eden Erdoğan, “Bu değişiklikteki yegane hedefimiz budur. Hazırlıkları devam eden kanun teklifiyle köpek bakımevi olmayan yerlerde, hemen bakımevleri kurulacak. Sahipsiz hayvanlar bu bakımevlerinde tutulacak. Ayrıca sahiplenilmeleri için kampanyalar yapılacak. Sahiplenilen hayvanlar kısırlaştırılacak, aşılanacak ve çip takılarak sahibine teslim edilecek, bundan sonra da çok sıkı takip edilecek. Biz istiyoruz ki, barınaklara alınan tüm hayvanlar sahiplenilsin. Özellikle hayvan severlerimizin bu süreçte, barınaklardaki köpekleri sahiplenmek suretiyle daha fazla sorumluluk alacaklarına inanıyoruz. Aynı şekilde belediyelerin, kanunun kendilerine yüklediği görevleri en güzel şekilde yerine getirerek, sürece olumlu katkı sağlamasını bekliyoruz. Eğer bunu başarabilirsek, bir sonraki adıma da ihtiyaç kalmayacağını düşünüyoruz. Böylece, bu önemli sorunu hep birlikte, en geniş mutabakatla, milletimizin arzu ve beklentileri yönünde çözmüş olacağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-sahiplenilen-hayvanlar-kisirlastirilacak-asilanacak-cip-takilacak/feed/ 0
Eximbank’tan 1 milyar euroluk kredi anlaşması https://www.haber60.com.tr/eximbanktan-1-milyar-euroluk-kredi-anlasmasi/ https://www.haber60.com.tr/eximbanktan-1-milyar-euroluk-kredi-anlasmasi/#respond Wed, 29 May 2024 21:36:52 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33677 Türk Eximbank, Dünya Bankası garantisi ile 1 milyar euro kredi anlaşması imzaladığını duyurdu.

Türk Eximbank, Türkiye’nin iklim değişikliği mücadelesi ve karbon notu hedefi doğrultusunda sürdürülebilir bir kalkınmanın sağlanması amacıyla ihracatçıların yeşil dönüşümle ilgili yapacakları yatırımları desteklemek üzere sağlamış olduğu öncü finansman imkanlarına bir yenisini ekleyerek 7 Mayıs 2024 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın karşı-garantisi ve Dünya Bankası Grubu üyesi olan International Bank for Reconstruction and Development’ın (IBRD) 600 milyon euro tutarında ilk zarar tazmin yapısında sunduğu garantisi altında, toplam 1 milyar euro tutarındaki ‘Türkiye Yeşil İhracat Projesi’ kredi sözleşmesine imza attı. Deutsche Bank, Standard Chartered Bank, BNP Paribas ve ING Bank’ın katılımlarıyla gerçekleştirilen 10 yıl vadeli kredi, Türk Eximbank’ın bugüne kadarki en büyük borçlanma işlemi, aynı zamanda IBRD’nin ise ihracatçıların yeşil dönüşümünü destekleyen ilk garanti işlemi olma özelliğine sahip.

Söz konusu finansman işlemi (Türkiye Yeşil İhracat Projesi kapsamında); IBRD, kreditörler ve Türk Eximbank arasındaki iş birliği ile Türk ihracatçılarının Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) sonucunda ortaya çıkabilecek zorlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ilk aşamada, 2026 yılı itibarıyla karbon salınımı yoğun sektörlere yönelik olmakla birlikte, ilerleyen dönemlerde diğer karbon salınımı yoğun sektörlerde ve diğer ihracat pazarlarındaki karbon vergilerinde uygulamaya konulacak. Etkilenen sektörlerde faaliyet gösteren ihracatçıların maruz kalabileceği olumsuz etkilerin önüne geçilmesi ile yeşil ürün üreten ihracatçıların ihracatlarını artırmasının desteklenmesi amaçlarıyla; gerçekleştirecek yenilenebilir enerji üretimleri, enerji verimliliği yatırımları ve bu yatırımları yapan ihracatçıların işletme sermayesi ihtiyaçları finanse edilecektir. Kredinin bahsedilen yeşil dönüşüm ana odağına ek olarak, kadının işgücüne katılımını destekleyen firmaların finanse edilmesi ile KOBİ finansmanı gibi sosyal hedefleri de bulunuyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürü Kerem Dönmez konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Ekonomimizin itici gücü olan ihracatçılarımızın uygun koşullu finansmana erişiminin sağlanması ve Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması’na (CBAM) adaptasyonun desteklenerek ihracatçılarımızın uluslararası rekabet gücünün artırılmasına büyük önem veriyoruz. Bu amaçla geliştirilen Türkiye Yeşil İhracat Projesi’nin ülkemiz ihracatçılarının yeşil dönüşümüne öncülük edeceğine, yeni istihdam imkanları oluşturacağına ve ülkemizin 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşılmasına destek vereceğine inanıyorum. Önümüzdeki dönemde de verimlilik temelli ve ihracata dayalı nitelikli büyümeyi desteklemek için Dünya Bankası ve diğer kalkınma ortaklarımız ile çalışmayı sürdüreceğiz” dedi.

Anlaşmaya ilişkin değerlendirmede bulunan Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, “İhracat sektörünün devam eden başarısı Türkiye ekonomisi için hayati önem taşıyor ve sürdürülebilirliğe doğru geçiş Hükümet için yüksek bir öncelik olmaya devam ediyor. Dünya Bankası, yalnızca dünya çapında düşük karbonlu bir geleceğe doğru geçişi desteklemekle kalmayıp aynı zamanda hem firmaların hem de ülkenin rekabet gücünü artıracak olan bu girişimlere yardımcı olmaktan memnuniyet duyuyor” ifadelerini kullandı.

Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney yaptığı açıklamada, “IBRD garantisi ile temin ettiğimiz 1 milyar Euro tutarındaki 10 yıl vadeli kaynak ile Türkiye’nin iklim değişikliğine uyum çabalarına eşlik ederek, Türk ihracatçılarının yeşil dönüşümlerini ve uygun maliyetli uzun vadeli finansman yoluyla yeşil ihracatı desteklemekten memnuniyet duyacağız. Avrupa Birliği’nin belirlediği sera gazı emisyon azaltımı hedefine ulaşılması amacıyla düzenlediği CBAM, Türk yapımı mallarını “karbon vergisi” şeklinde ithalat tarifelerine maruz bırakacak. Bu durum, ihracatçılarımızı düşük karbonlu üretim süreçlerini kullanan şirketlere kıyasla rekabet açısından dezavantajlı hale getirecek ve potansiyel olarak ürünlerinin Avrupa Birliğinde ve diğer ihracat pazarlarında pazarlanabilirliğini etkileyecektir. CBAM’ın, 2030 yılına kadar, nispeten yakın bir gelecekte, daha da genişlemesi ve tüm sektörleri içermesi bekleniyor. Bu nedenle ihracatçılarımızın ihracat potansiyellerini korumak için uyum sağlaması ve üretimlerini mümkün olduğunca karbondan arındırması bekleniyor. Sağladığımız bu kaynak ile düşük karbonlu ihracata geçiş ve CBAM’den etkilenecek sektörlerdeki ihracatçıların rekabet gücünün korunması doğrultusunda çizilecek olan stratejik yol haritasında biz de üstümüze düşeni yapacağız. Bu bakımdan söz konusu kaynak Türkiye’nin iklim değişikliğine uyum çabalarına eşlik edecek ve Türk ihracatçılarının uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına da destek olacaktır. Diğer taraftan, Türk Eximbank olarak iklim değişikliği ile mücadele ve karbonsuzlaşma konusunda önemli bir aktör olmanın yanı sıra Dünya Bankası için de bir ilk olan bu öncü işlemle Türkiye ihracatının yeşil dönüşümüne aktif katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi.

Türkiye Ülke Müdürü ve Deutsche Bank A.Ş. Genel Müdürü Orhan Özalp, “Ülkemizin lider İhracat Kredi Kuruluşu olan Türk Eximbank’a sağlanan 1 Milyar Avro değerindeki anlaşma, Deutsche Bank’ın Türkiye’ye ve bankaya olan bağlılığını gösteren dönüm noktası niteliğinde bir anlaşmadır. Ülkenin makro görünümündeki iyileşme ile Deutsche Bank’ın Türkiye’ye olan bağlılığı artmaya devam edecektir. Dünya Bankası’nın garantisi altında hızlı bir şekilde gerçekleştirilen anlaşmanın tüm paydaşlarına, Türk Eximbank ekibine, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve diğer eş kreditörlerine teşekkür ederiz” diye konuştu.

Standard Chartered Genel Müdürü Kaşif Atun, “Standard Chartered, IBRD, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve diğer kreditörler ile yakın iş birliği içerisinde çalışarak Türk Eximbank’ın IBRD garantisi altında sağladığı önemli ve en yüksek tutardaki finansmanında Global Koordinatör, Yetkilendirilmiş Lider Düzenleyici ve Kredi Aracısı olarak görev almaktan gurur duymaktadır. Bu anlaşma, Türk Eximbank’ın çok rekabetçi oranlarla uzun dönem finansman sağlamasına yardımcı olmuştur. Müşterilerimizi ve faaliyet gösterdiğimiz toplumları enerji geçişi ve karbondan arındırma konusundaki sürdürülebilirlik yolculuğunda desteklemek Bankamızın strateji odağında yer almaktadır. Ülke için çok önemli olan bu işlemin bir parçası olduğumuz için müteşekkiriz” şeklinde konuştu.

Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Ümit Leblebici, “TEB olarak, müşterilerimizin sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarına finansman sağlanması ve bu alandaki projelerinin desteklenmesi konusunda aktif rol alıyoruz. İhracatçılarımız başta olmak üzere kurumsal müşterilerimize yeşil dönüşüm süreçlerinde danışmanlık desteği veriyor, ihtiyaç duyabilecekleri finansman ürünlerini sunuyoruz. Global ortağımız BNP Paribas Grubu’nun ESG ve sürdürülebilir finansman alanındaki bilgi birikimi ve deneyiminden de yararlanıyoruz. Türk Eximbank ile gerçekleştirdiğimiz bu başarılı işlem, BNP Paribas Grubu’nun Türkiye’deki kurumsal müşterilerinin iklim değişikliği risklerine uyum sağlamasını ve daha az karbon salımı yapan faaliyetlere geçişini kararlı bir şekilde destekleyen stratejisinin de önemli bir göstergesi. TEB olarak, BNP Paribas Grubu ile birlikte müşterilerimize yeşil dönüşüm süreçlerinde eşlik etmeye devam edeceğiz” dedi.

ING Türkiye CEO’su Alper Gökgöz, “ING olarak sürdürülebilirliği stratejik önceliklerimiz arasında konumluyor ve yeşil dönüşümün kolektif bir çaba ve eylem gerektirdiğine inanıyoruz. Sürdürülebilir finansman alanındaki uluslararası uzmanlığımız, deneyimimiz ve güçlü global ağımızdan faydalanarak ülkemize katkıda bulunuyoruz. Müşterilerimizin sürdürülebilir finans yol haritalarını oluşturmalarına destek oluyor, uluslararası kredi ve borç sermaye piyasalarına erişimlerine katkı sağlıyoruz. Türkiye’deki ihracatçılarımızın yeşil dönüşümlerinin, ihracat kapasitelerini korumak ve rekabet avantajı kazanmak açısından oldukça önemli olduğuna inanıyoruz. Bu kapsamda, sürdürülebilirliği stratejisinin merkezine alan ING Grubu’nun bir parçası olarak, uluslararası düzenlemeler alanındaki uzmanlığımızı, müşterilerimizin net sıfır dünyaya geçişlerini desteklemek için deneyim ve bilgimizi aktarabileceğimiz bir fırsat olarak görüyor, müşterilerimizin yeşil dönüşümüne katkıda bulunmayı önemsiyoruz. Aynı zamanda, iş hayatında kadının güçlendirilmesinin sürdürülebilir bir ekonomi ve toplumsal gelişim için önemli olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda, ihracatçılarımızın yeşil dönüşümünü destekleyen, kadın dostu şirketlerin ve KOBİ’lerin finansmanını teşvik eden, Türkiye’nin sürdürülebilirlik yol haritasına ve ekonomisine katkı sağlayan bu değerli iş birliğinde yer almaktan mutluluk duyuyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/eximbanktan-1-milyar-euroluk-kredi-anlasmasi/feed/ 0
Arjantin’de 60 yaşındaki avukat Miss Arjantin Güzellik Yarışması’nda birinci oldu https://www.haber60.com.tr/arjantinde-60-yasindaki-avukat-miss-arjantin-guzellik-yarismasinda-birinci-oldu/ https://www.haber60.com.tr/arjantinde-60-yasindaki-avukat-miss-arjantin-guzellik-yarismasinda-birinci-oldu/#respond Wed, 29 May 2024 01:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33651 Arjantin’de avukatlık yapan 60 yaşındaki Alejandra Marisa Rodríguez, Cumartesi günü başkent Buenos Aires’te düzenlenen Miss Arjantin Güzellik Yarışması’nda “en iyi yüz” kategorisinde birinci oldu.

Ancak Rodríguez finalde birinciliği elde edemedi. Böylelikle Rodríguez’in tarihteki en yaşlı Miss Universe yarışmacısı olma umutları suya düştü.

İspanyolca yayın yapan bir televizyon kanalına konuşan Rodríguez, yarışmaya katılımının “gelmekte olan bir değişimin ilk adımı olmasını umut ettiğini” söyledi.

Rodríguez, Nisan ayında Buenos Aires Güzeli olarak taç giymiş ve o dönem manşetlere çıkmıştı. Birçok kişi de sosyal medyada yaş ayrımcılığına ilişkin klişelere meydan okuduğu için Rodríguez’e övgüler düzmüştü.

Rodríguez’in yarışmaya katılımı “Miss Universe” organizasyonunun yaşla ilgili kurallarını değiştirmesinin ardından mümkün oldu.

2023 yılında yarışmanın üst yaş sınırı kaldırıldı. Öncesinde ise yarışmacıların 18-28 yaşları arasında olması gerekiyordu.

Cumartesi günkü etkinlikten sonra kuliste konuşan Rodríguez, “Pek çok insan için yeni bir kapı açıldığına inanıyorum” dedi.

Basında çıkan haberlere göre, bir hastanede hukuk danışmanı olarak çalışan Rodríguez, genç görünümünü yaşam tarzına borçlu olduğunu söylüyor.

Bu yılki Miss Argentina’nın kazananı, İspanya’nın Cordoba kentinden 29 yaşındaki aktris ve model Magali Benejam oldu. Benejam, diğer 27 yarışmacıyı geride bıraktı.

Benejam, Eylül ayında Meksika’da düzenlenecek Miss Universe International 2024’te Arjantin’i temsil edecek.

İlk Miss Universe International yarışması 1952 yılında yapıldı. Geçen yıla kadar sadece 18-28 yaşlarında evli olmayan kadınların katılmasına izin verildi.

Modernleşmeye çabalayan yarışma, 2023’ten bu yana evli ya da boşanmış, doğum yapmış ya da hamile olan kadınların katılımına izin vermek gibi başka kural değişiklikleri de getirdi.

Rodríguez ABD medyasına yaptığı açıklamada, “Bu olumlu bir değişiklikti, bence tüm değişiklikler gibi yavaş yavaş oldu” dedi.

“İlk olma fırsatına” sahip olduğu için gurur duyduğunu belirten Rodriguez, ülkesini temsil etmeyecek olsa da güzellik, yaş, şekil ve kilo ile ilgili klişelerin yavaş yavaş değiştiğinden emin olduğunu söyledi.

Keriman Halis’ten Azra Akın’a Türkiye’de güzellik yarışmaları

, modern tarihte ilk güzellik yarışması Haziran 1855’te ABD’de yapıldı.

Türkiye’de ise sonucu onaylanmış ilk güzellik yarışması 1929’da Cumhuriyet gazetesi tarafından düzenlendi. Bu yarışmayı o tarihte 19 yaşında olan Feriha Tevfik kazandı.

Gazetenin , 2 Eylül 1929’da yapılan yarışmada Hicran Hanım isimli birisi birinci olarak seçildi. Ancak Hicran Hanım’ın evlenmiş olduğu ortaya çıkınca seçim yenilendi ve jüri Feriha Tevfik’i birinci seçti.

Daha sonra Feriha Tevfik Hanım Ağustos 1930’da ABD’nin Teksas eyaletinde düzenlenen 5. Uluslararası Kainat Güzelliği Yarışması’nda (International Pageant of Pulchritude) Türkiye’yi temsil etti.

Cumhuriyet gazetesi tarafından sürdürülen yarışmayı 1932 yılında Keriman Halis . Keriman Halis aynı yıl daha sonra Belçika’da yapılan yarışmada “ Dünya Güzellik Kraliçesi” seçildi.

Türkiye’deki güzellik yarışması, 1980 yılı itibarıyla “Miss Turkey” adıyla düzenlenmeye başladı. O tarih itibarıyla Tercüman, Güneş, Sabah, Bulvar gibi gazeteler, 1991’den itibaren de özel televizyonlar aracılığıyla düzenlendi.

2000’de Yüksel Ak “Miss World” Yarışması’nda ikinci olurken, 2002’de ise o yıl 21 yaşında olan Azra Akın Dünya Güzeli olarak seçildi.

Akın, Keriman Halis’in ardından “Dünya Güzeli” seçilen ikinci Türk oldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/arjantinde-60-yasindaki-avukat-miss-arjantin-guzellik-yarismasinda-birinci-oldu/feed/ 0
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: Yeni anayasadan yanayız https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-yeni-anayasadan-yanayiz/ https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-yeni-anayasadan-yanayiz/#respond Tue, 28 May 2024 23:15:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33580 Büyük Birlik Partisi’nin İstanbul İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında konuşan Genel Başkan Mustafa Destici, uzun zamandır zam bekleyen asgari ücretliler ve emeklileri için harekete geçilmesi gerektiğini belirtti. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplanmasını ve enflasyon farkıyla meydana gelen farkının asgari ücrete de yansıtılması gerektiğini söyledi.

Destici, partisinin İstanbul İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, dün 27 Mayıs darbesinin 64. yılı olduğunu, 27 Mayıs 1960’ın pek çok yönden milletin tarihinde bir utanç sayfası olarak yer aldığını söyledi.

“İSRAİL’İN GAZZE’DEN SONRA BAŞKA HEDEFLERİ VAR”

Darbelerin karşısında durmaya devam edeceklerini vurgulayan Destici, İstanbul’un fethedildiği 29 Mayıs 1453’ün de hem dünya hem de Türk İslam tarihi için önemli dönüm noktalarından biri olduğunu hatırlattı.

Gazze’de ve Filistin’de katliam, soykırım yapan İsrail’in bir an önce saldırılarını durdurması gerektiğini belirten Destici, “İsrail’in Gazze’den sonra başka hedefleri var. Onun için bütün İslam dünyasının ve bizlerin gerekli tedbirleri alması, gerekli tepkiyi en şiddetli şekilde göstermesi gerekmektedir. Açıktan Gazze’deki ve Filistin’deki direnişçilerin desteklenmesi gerekmektedir.” diye konuştu.

Filistin’i tanıyan ülkelerin sayısının arttığını aktaran Destici, şöyle devam etti:

“İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, bugün Filistin Devleti’ni resmi olarak tanıyacaklarını duyurmuştur. İsrail’in açık tehditlerine rağmen Filistin’i tanıma kararı alan İspanya’nın bu hamlesiyle BM’nin 193 üye devletinden 145’i artık Filistin Devleti’ni tanımaktadır. Türkiye bütün bu süreçlerde net bir şekilde Filistin’in, Gazze’nin ve Gazzelilerin siyasi temsilcisi olan Hamas’ın yanında çok açık ve bir şekilde durmuştur. Türkiye’nin gösterdiği bu tavır kıymetlidir.”

Çankırı Karatekin Üniversitesi’nde İstiklal Marşı sırasında ayağa kalmayan araştırma görevlisinin açığa alındığını aktaran Destici, bu kişinin referansının kim olduğunun ortaya çıkarılması ve bununla ilgili işlem başlatılması gerektiğini vurguladı.

BAYRAM İKRAMİYESİ 10 BİN LİRAYA ÇIKARILMALI

Destici, hükümet yetkililerinin yaptığı açıklamada Türkiye’de hazirandan sonra enflasyonun düşmesinin beklendiğini, bu durumun sevindirici olduğunu dile getirerek, temmuzda emeklilerin rahatlatılarak düşük maaş alanlara geçen yıl kök maaştan dolayı verilmeyen yüzde 25 zammın yapılması gerektiğini belirtti. Yine emekliye en az 5 bin lira seyyanen zam verilmesi, Kurban Bayramı ikramiyesinin de 10 bin liraya çıkarılması gerektiğini ifade eden Destici, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hükümet tarafından asgari ücrete bir artış gelmeyeceği ifade edilmiştir. Tüm çalışanların maaşı enflasyon oranında artırılırken asgari ücretlinin maaşını olduğu yerde bırakmak büyük bir haksızlıktır. İşveren bütün enflasyon farkını sattığı ürünlere yansıtmaktadır. Onlar bunu yansıtırken, asgari ücretliyi bundan mahrum etmek büyük haksızlık ve adaletsizlik olacaktır. Bunun için Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanmalı. Kaçtır fark, yüzde 30. O zaman 22 bin 100 lira yeni asgari ücret olarak açıklanmalıdır.”

“YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARINI DESTEKLİYORUZ”

Toplantıda basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Destici, yeni anayasayla ilgili soru üzerine BBP’nin, kurulduğundan beri yeni anayasa savunuculuğu yaptığını, Türkiye’nin, darbecilerin yaptığı 1982 Anayasası’ndan tamamen kurtulması gerektiğini vurguladı.

Mustafa Destici, bunun için tüm anayasa değişikliklerine BBP’nin hep destek verdiğini belirterek, “Biz ilkesel olarak net, amasız, fakatsız, lakinsiz yeni anayasa çalışmalarını destekliyoruz, içindeyiz ve destek vereceğiz ve hazırlığımız da mevcuttur. Dolayısıyla biz yeni anayasadan yanayız.” ifadesini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i ziyaretinde yeni anayasa konusunu konuştuklarını dile getiren Destici, “Bizim arzumuz, bütün siyasi partilerin kendi çalışmalarını önce kamuoyuna açıklamalarını daha sonra da oluşturulacak bir komisyona sunmalarını ve ortak kurulacak bir komisyonun bu çalışmalarını süratle başlatmasını istiyoruz.” diye konuştu.

“KENDİ TASLAĞINIZI KOYUN ORTAYA”

Anayasada kimin ne isteyip ne istemediğini milletin görmesi, herkesin de net olması gerektiğini vurgulayan Destici, şunları kaydetti:

“Türkiye’deki siyasi parti ve bu partilere gönül veren Türk milletinin kahir ekseriyetinin ortak bir noktada buluşabileceğine yüzde yüz inanıyorum. Onun için herkes söylesin. Samimi bulmadıklarını ifade ediyor bazı partilerimiz, iktidarın, hükümetin bu konudaki girişimlerini, mevcut anayasayı uygulamadıklarını, kendileri için bir anayasa istediklerini söylüyorlar. Bir şey söylemiyorum, düşüncelerine saygılıyım. Biz de farklı düşünüyoruz. Ama bunların hiçbirisi yeni anayasa değişikliğine ‘hayır’ demeleri ya da uzak durmaları için bir sebep değil. Kendi taslağınızı koyun ortaya. Bir şey koymuyorsanız deyin ki ‘Biz anayasayı savunuyoruz, biz bundan memnunuz’, millet onu da bilsin. Kim mevcut anayasanın yanında, kim anayasanın değişmesini istiyor, kim mevcut anayasanın karşısında. Önümüzde seçimsiz bir 3 yıl gözüküyor. Dolayısıyla bu süre içinde Türkiye yeni sivil, demokratik bir anayasa yapabilmeli ve bu da elbette ki meclis eliyle olmalı. Ama bize göre mecliste 400 sayısını geçse bile mutlaka referanduma, halkın onayına götürülmeli ve halk tarafından onaylanmalıdır.”

“BUNUN TİCARETİNİ YAPANLAR DA ARAŞTIRILMALI”

Sokak hayvanlarıyla ilgili soru üzerine de “Saldırgan sokak köpekleri ciddi bir problem haline gelmiştir. İnsanların, çocukların, kadınların, yaşlıların hayatlarını, yaşamlarını tehdit etmektedir.” diyen Destici çözüm önerilerinde bulundu. Sokaklardaki başıboş, sahipsiz köpekler toplanmalı, barınaklara alınmalı, hasta olanlar tedavi edilmeli, tedavisi mümkün olmayanlar ya da kuduz gibi bulaşıcı hastalık ihtimali olanlar uyutulmalıdır.” dedi.

Çocukların okula, yaşlıların sabah namazına korkudan gidemediğini belirten Destici, köpeklerin kasıtlı olarak çoğaltılıp ticaretinin yapıldığını söyledi. Mama fabrikalarının da çoğaldığını aktaran Destici, “Geçtiğimiz yıl mama ithalatına 35 milyar ödemişiz, deniyor. Bu çok büyük rakam. Acaba çocuk maması için bu kadar ödedik mi bilmiyorum. Dolayısıyla buraların da araştırılması, kısırlaştırma, uyutma yapılırken diğer taraftan bu işi kasıtlı çoğaltanlar, bunun ticaretini yapanlar da araştırılmalı ve meclise gelecek yasaya bunların önlenmesiyle ilgili maddelerin konulması gerekmektedir.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-yeni-anayasadan-yanayiz/feed/ 0
Muğla, Türkiye’de Su Ürünleri İhracatında Rekor Kırdı https://www.haber60.com.tr/mugla-turkiyede-su-urunleri-ihracatinda-rekor-kirdi/ https://www.haber60.com.tr/mugla-turkiyede-su-urunleri-ihracatinda-rekor-kirdi/#respond Tue, 28 May 2024 23:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33576 Muğla’nın Türkiye’de ihracat rekortmeni olduğu su ürünleri ve hayvansal mamüller sektörü Türkiye genelinde 5 yılda ihracatını yüzde 65 artarak 1 milyar dolardan 1,7 milyar dolara yükseltti.

Avrupa’nın en büyük levrek ve çipura üreticisi konumundaki Türkiye’nin 100’den fazla ülkeye su ürünleri ihraç ettiği bilgisini veren Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, alabalık üretiminde dünya 2.’si olduğumuzu, Akdeniz’in uluslararası sularında ve Malta kıyıları açıklarında yakalanan mavi yüzgeçli orkinosun ise Japonya’ya ihraç edildiğini dile getirdi.

17 farklı ülkeden 45 temsilcinin katılımı ile FEAP (Federation of European Aquaculture Producers- Avrupa Su Ürünleri Yetiştiricileri Federasyonu) Genel Kurulu, Ege, İstanbul ve Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği organizasyonunda, 23-24 Mayıs tarihlerinde İstanbul Wyndham Grand Istanbul Levent Otelde gerçekleşti.

Su ürünleri sektöründe dünyanın en modern tesisleri Türkiye’de

Toplantıda Türkiye adına söz alan Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Türk girişimcilerinin son 20-25 yılda su ürünleri sektöründe dünyanın en modern ve entegre tesislerini dünyaya kazandırdıklarını, başta levrek, çipura, alabalık, somon ve ton balığı taze ve soğutulmuş, dondurulmuş bütün veya fileto olarak ve ayrıca tütsülenmiş olarak ihraç ettiklerini aktardı.

Levrekten 517 milyon dolar, çipuradan 418 milyon dolar döviz elde ettik

“Bu tesislerde ürettiğimiz protein zengini su ürünlerimizi 100’den fazla ülkeye ihraç edecek duruma geldik” diye konuşan Kızıltan, “Balıkçılık ve su ürünleri ihracatımız 2023 yılında 1.679 milyar dolara ulaştı. Sektörün 2019 yılı sonunda gerçekleştirdiği 1.02 milyar dolarlık ihracat hacmiyle, 2023 ihracat hedeflerine ilk ulaşan sektörler arasında yer aldık ve ilk kez 1 milyar dolar barajını geçtik. 2023 yılında 1,6 milyar dolarlık ihracatımızın haklı gururunu yaşıyoruz. Başlıca ihraç ürünlerimiz ise Akdeniz Levreği, Çipura, Türk Somonu, Gökkuşağı Alabalığı, Mavi Yüzgeçli Orkinos ve Kaya Levreğidir. Levrek ihracatımız 517 milyon dolar olurken, çipura ihracatımız 418 milyon dolar, Türk somonu, Türk deniz ürünleri sektörünün yükselen yıldızı konumunda. Türk Somonu önemli bir üretim ve ihracat artışı göstererek 2023 yılında yaklaşık 376 milyon dolarlık değere ulaştı. Alabalık ihracatımız 112 milyon dolar, orkinos ihracatımız 51 milyon dolar oldu. Kaya levreğinden 10 milyon dolar döviz geliri elde ettik” şeklinde konuştu.

TURQUALITY ve UR-GE Projeleri pazarlamaya itici güç

Turkish Tastes TURQUALITY Projesi sayesinde, 2018 yılından bu yana Türk deniz ürünleri ürünlerinin ABD pazarında etkin bir tanıtımını yaptıkları bilgisini veren Kızıltan sözlerini şöyle tamamladı: “Son dönemde hayata geçirdiğimiz Turkish Sea Food Turquality projemiz, Türk deniz ürünlerinin eşsiz lezzetlerini dünya çapında sergilemeyi amaçlıyor. Bu projeler kapsamında, dünya genelinde sektör profesyonelleriyle güçlü bağlar kurmak istiyoruz. Üniversiteler, restoran dernekleri ve mutfak federasyonları gibi prestijli kurumlarla iş birliği yapıyoruz. Çeşitli tadım etkinlikleri ve şef yarışmaları aracılığıyla olağanüstü kaliteyi vurgulamaya devam ediyoruz. TURQUALITY ve UR-GE Projeleriyle Türk su ürünleri ihracatının 2028 yılında 2 milyar doları aşması için çaba gösteriyoruz.”

Dünya nüfusunun artmasıyla birlikte hayvansal proteine olan ihtiyacında arttığına dikkati çeken Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, denizlerde avcılık yoluyla elde edilen su ürünlerinde sınır noktasına ulaşıldığı için avcılık yoluyla üretimi artırmaktan yanında, bilim insanlarınca kabul gören temel yaklaşımın; avcılıkta stokların korunarak üretimin sürdürülmesi, ihtiyaç duyulan hayvansal proteinin yetiştiricilik yoluyla elde edilen su ürünlerinden karşılanması yönünde olduğunun altını çizdi.

Türkiye’de su ürünlerinin yüzde 60’ı yetiştiricilikten karşılanıyor

Türkiye’nin su ürünleri yetiştiriciliğinde Avrupa’da 1. sırada dünyada ise 17. sırada yer aldığı bilgisini paylaşan Genel Müdür Türkyılmaz, “Türkiye’de su ürünleri üretimi 2023 yılında yaklaşık 1 milyon tona ulaşmış olup bunun yaklaşık yüzde 60’a yakını yetiştiricilikten elde edildi. 2023 yılında 1 milyar 700 milyon dolar ihracat yaparken, ithalatımız 2023 yılında 272 milyon dolarda kaldı. Türkiye net su ürünleri ihracatçısı bir ülke konumunda. İhracatımızın yaklaşık yüzde 80’ini çiftliklerde üretilen balıklar oluşturmaktadır” dedi.

FEAP Genel Kurulunda Fütürist Ufuk Tarhan, fütürizm konulu bir sunum yaparken, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Daire Başkanı Tanju Özdemirden, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Girit, Başkan Yardımcısı Melih İşliel, Yönetim Kurulu üyeleri Ufuk Atakan Demir ve İsmail Aksoy da katılım sağladı. – MUĞLA

]]>
https://www.haber60.com.tr/mugla-turkiyede-su-urunleri-ihracatinda-rekor-kirdi/feed/ 0
Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen Uluslararası Futbol ve Bilim Kongresi başladı https://www.haber60.com.tr/marmara-universitesi-spor-bilimleri-fakultesi-tarafindan-duzenlenen-uluslararasi-futbol-ve-bilim-kongresi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/marmara-universitesi-spor-bilimleri-fakultesi-tarafindan-duzenlenen-uluslararasi-futbol-ve-bilim-kongresi-basladi/#respond Tue, 28 May 2024 23:06:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33574 Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi tarafından organize edilen Uluslararası Futbol ve Bilim Kongresi bugün başladı. Kongrede açıklamalarda bulunan Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi, organizasyonun Türk futboluna önemli faydalar sağlayacağına inandığını söyledi.

Gençlik ve Spor Bakanlığı Riva Milli Takımlar Kamp Merkez’inde 3 gün sürecek Uluslararası Futbol ve Bilim Kongresi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Açılış programında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Uslu şefliğindeki Türk Müziği Topluluğu konser verdi. Kongreye Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Onursal Başkanı Şenes Erzik, TFF Başkan Vekili Mustafa Eröğüt, Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kurt, Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Yorulmazlar, teknik direktörler Cevat Güler, Hamza Hamzaoğlu, Tamer Tuna, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Spor İstanbul’un genel müdürü Renay Onur ile çok sayıda antrenör ve akademisyen katıldı.

Mehmet Büyükekşi: “Bu organizasyonun Türk futboluna önemli faydalar sağlayacağına inanıyorum”

Günümüzde pozitif bilimlerin sporun çok önemli parçası olduğunu dile getiren Mehmet Büyükekşi, “Büyük hedeflere ulaşma yolunda, futbolun bilimle olan ilişkisini derinlemesine incelemek ve geliştirmek amacıyla düzenlenen uluslararası futbol ve bilim kongresinin Türk sporuna katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Günümüzde pozitif bilimlerin sporun çok önemli bir parçası olduğu konusunda küresel bir ortak anlayışa sahibiz. Özellikle ileri futbol ülkelerinde artık bilimsel metodun ön planda olduğunu biliyoruz. Bizler de Türkiye Futbol Federasyonu olarak, gerek futbolcuların gerekse antrenörlerin kişisel gelişimi ile yakından ilgilenerek bilimin gösterdiği yolda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Federasyonumuzun tam desteğiyle düzenlenen bu kongrede, birbirinden değerli, alanlarında uzman spor ve bilim insanlarının katkılarını önemsiyoruz. Her iki alanda da katılımcıların, yeni bilimsel gelişmelerden faydalanarak yeni ufuklar edinileceğine inanıyorum. Futbol, sahada oynanan bir oyun olmanın ötesinde, bilimin farklı disiplinleriyle de yolu sıkça kesişen ve sürekli gelişen bir spor. Bugün spor bilimi olarak adlandırdığımız akademik alan sayesinde futbolcuların fiziksel performanslarını artırmak, sakatlanma risklerini azaltmak ve en yüksek seviyede performans göstermelerini sağlamak mümkün hale geldi. Bu bilimsel yaklaşımlar, futbolcuların kariyerlerini uzatırken aynı zamanda oyunun kalitesini de artırıyor. Futbol ve bilim kongresinde düzenlenen özel oturumlarda, bireysel maç analizlerinden, kök hücre ve genetik araştırmaların futbol üzerindeki etkilerine kadar çok geniş bir alanda konuşmalar yapılacak. Bu oturumlardan elde edilecek çıktıların Türk futbolunun geleceğine önemli faydalar sağlayacağına inanıyorum. Bilimin spora müspet katkıları üzerine söylenecek çok şey var. Bütün bunları üç gün sürecek kongrede alanında uzman isimlerden dinleyecek olmanın büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Futbol ve bilim kongresinin 17 yıl aradan sonra yeniden düzenlenmesine emek veren spor ve bilim insanlarına ve bu davete icabet eden tüm katılımcılara teşekkür ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle futbol ve bilim kongresinin Türk futboluna değer katmasını diliyor sizleri saygıyla, sevgiyle ve muhabbetle selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

Rektör Mustafa Kurt ise kongrenin gerçekleşmesinden duyduğu mutluluğu dile getirerek, “Futbol dünyanın gündemini etkileyecek, dünya spor ekonomisinin en büyük parçalarından biri. Böylesine güçlü bir yapının arka planında çok geniş bir bilimsel altyapı ve futbolu doğrudan etkileyen birçok bilim dalı yer almaktadır. Bilimin birçok alanından oldukça etkili bir şekilde faydalanan futbolun ulusal ve uluslararası düzeylerdeki bilimsel çalışmalarla daha güçlü bir altyapıya kavuşturulmasının son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Kongremizin spor bilimine bireysel teknik, taktik ve kondisyonel gelişmelere farklı görüşlerden ve perspektiflerden bakmamızı sağlayacak olması açısından son derece faydalı olacağını düşünüyorum. Kongremizin, futbolun ve futbolcunun gelişiminde bireysel teknik, antrenman ve performansın bilimsel bir çatı altında tüm yönleriyle ele alınacak olması açısından önemli katkılar sağlayacağı kanaatindeyim” diye konuştu.

Mustafa Eröğüt: “Kongrenin paydaşı olmak büyük bir mutluluk”

TFF Başkan Vekili Mustafa Eröğüt de, “TFF olarak böyle önemli uluslararası futbol kongresinin paydaşı olmak büyük bir mutluluk. Ekim ayında Türk halkına güzel bir müjde verdik. 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası ülkemizde yapılacak. 2008’den beri peşinde olduğumuz bir hayaldi ve sonunda buna ulaştık. 2026 UEFA Avrupa Ligi finali Beşiktaş Stadı’nda, 2027 Konferans Ligi finali ise İstanbul veya Ankara’da düzenlenecek. Bunlar, ülkemiz adına çok güzel gelişmeler. 2027’de Avrupa Oyunları da Türkiye’de yapılacak. Bu organizasyon da bizim için çok kıymetli. Bu organizasyonların ülkeye alınmasından çok büyük emekler var. 2032’ye sekiz sene var. Tüm paydaşların üzerine büyük görev düşüyor. Devletimiz üzerine düşeni yaptı. 50’den fazla stadımız, 1 milyondan fazla koltuk kapasitemiz var. Bu muazzam bir kapasite. Tüm şehirlerimizin belediyeleri hazırlıklarını yapacak. Üniversitelerin de bu süreçlerin paydaşı olması lazım” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/marmara-universitesi-spor-bilimleri-fakultesi-tarafindan-duzenlenen-uluslararasi-futbol-ve-bilim-kongresi-basladi/feed/ 0
Devlet Bahçeli: “Uçuk, Kaçık ve Garabet Yumuşamaya Karnımız Tok, Yüzümüz de Dönüktür. Normalleşmesi Gereken Muhalefet Partileridir” https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceli-ucuk-kacik-ve-garabet-yumusamaya-karnimiz-tok-yuzumuz-de-donuktur-normallesmesi-gereken-muhalefet-partileridir/ https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceli-ucuk-kacik-ve-garabet-yumusamaya-karnimiz-tok-yuzumuz-de-donuktur-normallesmesi-gereken-muhalefet-partileridir/#respond Tue, 28 May 2024 22:39:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33558 (ANKARA)- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında; “Elbette tokalaşmak varken yumruklarımızı da sıkalım demiyoruz. Fakat normalleşme ve yumuşama kelimelerinin her meselenin başına iliştirilip milli varlığımızdan, milli kimliğimizden, egemen çıkarlarımızdan, Türk ve Türkiye yüzyılı hedeflerimizden ödün isteniyorsa hiç kimse boşuna çabalamasın. Bizim böylesi uçuk, kaçık ve garabet yumuşamaya karnımız tok, yüzümüz de dönüktür. Normalleşmesi, milli ve ahlaki normlara uyması gereken muhalefet partileridir” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugün TBMM’de partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. İstanbul’un fethinin 571. yıl dönümünü kutlayan Bahçeli, “Fethimizin emanetleri zayi edilemeyecek, kökünden ve kimliğinden koparılmasına göz yumulmayacaktır. Bizans heveslerini kara bulutlar gibi İstanbul’un üstünde tekrar dolaştırmayı düşünen, bununla ilgili gizli gizli proje hazırlayan iç ve dış operasyon maşalarından İstanbul mutlaka korunacaktır. Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesiyle de iyice uykusu kaçan iç ve dış işgal cephesini rahatsız etmeye azim ve inançla devam edeceğiz” dedi. Bahçeli, şunları söyledi:

Zulüm 1453’te başladı diyenlerin alayı düşman kampında toplanan Bizans uşaklarıdır”

“İstanbul’un bugünkü ızdıraplı hali bizleri oldukça üzmektedir. İstanbul’un kötü yönetimi fethin mirasını çarçur etmektedir. Lafa gelince israftan şikayet edenlerin belediye bütçesini har vurup harman savurması, yandaş gazetecileri Roma’ya sözde festival adına, gerçekte ise tatile götürmesi ayıplı bir zihniyetin defolu uygulamalarından başka bir şey değildir. 37 gazetecinin yer aldığı toplamda 73 kişilik kafileden oluşan ballı börekli Roma seyahatinden sonra İBB’nin müsriflikten bahsetmesine hiç kimse inanmayacak, itibar etmeyecektir. İstanbul kent uzlaşısı adı altında demlenenlerin istismarına, tahribatına mahkum olmuştur. İstanbul’u yüz üstü bırakanların siyasi yüzsüzlüğü ise yüzlerine vurulacaktır. MHP’nin uzun vadeli stratejik hedefi İstanbul’un fethinin 60. yıl dönümü olan 2053’te Türkiye’nin lider ülke ve süper güç olmasıdır. İstanbul Türk ve Türkiye yüzyılında hak ettiği zirveye yerleşecek. Bu kutlu hedef zillete düşenlerle değil Türk milletine mensubiyet onuru taşıyan vatansever ve milletseverler tarafından gerçekleştirilecektir. Zulüm 1453’te başladı diyenlerin alayı düşman kampında toplanan Bizans uşaklarıdır. Bizim bunlarla hesabımız er yada geç görülecektir.”

İsrail’in son olarak Refah’ta BM çadırlarında sığınan Filistinlileri bombalarla katletmesine de tepki gösteren Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

“Beklentimiz İsrail’in katil başbakanı ve savunma bakanı hakkında ülkemizin bir an evvel yakalama kararı çıkarmasıdır”

“İsrail savaş uçaklarıyla ölüm saçmıştır. Bizim lügatımızda bu tip vahşeti tanımlayacak ne bir kelime ne de bir kavram vardır. Netenyahu yani ‘Caniyahu’ başta olmak üzere İsrail yönetimini tüm öfkemle lanetliyorum. Caniyahu ve savunma bakanı hakkında talep edilen tutuklama kararının uygun zaman ve zeminde icra edileceği, bu vandalların öldürdüğü her mazlumun hesabını verecekleri kaçınılmaz bir akıbettir. Beklentimiz İsrail’in katil başbakanı ve savunma bakanı hakkında ülkemizin bir an evvel yakalama kararı çıkarmasıdır. Gazze konusu insanlığın sıcak gündemidir. Soykırım karşısında sessiz ve seyirci kalanlar aleni destek sağlayanlar dünya barışına İsrail’le birlikte müştereken karşıdır.

“İslam ülkeleri ayağa kalkmalıdır”

Yalnızca itiraz edip şablon kınama mesajları ile oyalanmak yerine somut ve sonuç alıcı adımların kuvvet kullanarak atılmasından başka bir seçenek kalmamıştır. İslam ülkeleri ayağa kalkmalıdır. Zulüm karşısında tarafsızlık diye bir şey olamaz. Gazzeli çocuklar bayramlık kıyafet yerine kefen giyerken, milyar dolarlar içinde kulaç atan bazı İslam ülkelerinin bohem yöneticileri gece başlarını yastığa koyduklarında huzur duyabiliyorlar mı? Cumhurbaşkanımızın yüzde 10’ü kadar içten mazlumların yanında durabildiler mi? Türkiye öncü rolünü üst seviyeye taşımalı, masumların lehine devreye girmelidir. Filistin’in dünya genelinde tasdiki ve tanınması çığ gibi genişlemelidir. İşgal altındaki Filistin topraklarında soykırımcı İsrail ön şartsız çekilmeli, Mescid-i Aksa’nın manevi ve tarihi statüsüne saygı gösterilmelidir. ABD tarihi ve insani sorumluluktan kaçmamalıdır. ABD yönetimi siyonizmin vesayeti altında değilse insanlık nam ve hesabına harekete geçmekle mesul olduğunu idrak etmek durumundadır.”

11 Haziran’da Tabka, Afrin, Deyrezor, Rakka, Münbiç, Cezire başta olmak üzere Suriye’nin kuzeydoğusunu kapsayan 133 yerel yönetimin belirlenmesi amacıyla yapılacak bölgesel seçimlere dair de konuşan Bahçeli, şunları ifade etti:

“Terörizmin kalbine mızrak gibi inmekten başka çaremiz yoktur”

“11 Haziran’da yapılacağı duyurulan sözde seçimlerin senaristi ABD figüranları teröristlerdir. Ankara ile Şam arasında iş birliği köprüsü inşa ederek terör örgütünün istila ettiği alanları demokratik vasıtalarla ihata teşebbüsüne katiyen müsaade edilmemelidir. Ne yurt içinde ne de komşu coğrafyalarda ihanete geçit yoktur. Terörizmin kalbine mızrak gibi inmekten başka çaremiz yoktur. ABD’nin komşu coğrafyalarda terör örgütlerine verdiği destek Türkiye’nin güvenliğine aşırı tehdittir. Türkiye sömürge ülkesi ya da ABD’nin 51. eyaleti değildir, olması da mümkün değildir. Türkiye’nin 2021 sonunda satın almak için başvurduğu 40 adet F-16 savaş uçağının ve mevcut filolar için ihtiyaç duyduğumuz 79 modernizasyon kitinin temin süreci hızlandırmalıdır. ABD Suriye ve Irak’tan derhal çekilmeli. İnsan haklarını çiğneyen gayrimeşru tavırdan vazgeçmelidir. Fetullah Gülen başta olmak üzere FETÖ’nün ABD’ye yuvalanmış tüm mensupları Türkiye’ye teslim edilmelidir. Eğer ABD, özellikle PKK/YPG/PYD’yle bağını koparamıyorsa, bu teröristlerin alayını kendi ülkesine taşıyarak bir terör eyaleti kurması teklifimizdir.”

Bahçeli, muhalefete de eleştirilerde bulunarak konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Özgür Bey’e yumuşama için önce DEM korkusuyla yüzleşmesini Türkiye ortak paydasında adam gibi duruş göstermesini tavsiye diyorum”

“Yumuşamadan bahis açılıyorsa, böyle bir şeye ihtiyaç hissediliyorsa ilk önce neyin sert, nelerin sertlik ihtiva ettiği açıklığa kavuşmalıdır. Elbette kutuplaşalım ve kavgaya tutuşalım demiyoruz. Elbette tokalaşmak varken yumruklarımızı da sıkalım demiyoruz. Fakat normalleşme ve yumuşama kelimelerinin her meselenin başına iliştirilip milli varlığımızdan, milli kimliğimizden, egemen çıkarlarımızdan, Türk ve Türkiye yüzyılı hedeflerimizden ödün isteniyorsa hiç kimse boşuna çabalamasın. Bizim böylesi uçuk, kaçık ve garabet yumuşamaya karnımız tok, yüzümüz de dönüktür. Normalleşmesi, milli ve ahlaki normlara uyması gereken muhalefet partileridir. Acemi nalbant gibi kah nalına kah mıhına vuran Özgür Bey’in bu gerçeği anlaması samimi dileğimdir. Özgür Bey’in yumuşama için önce DEM korkusuyla yüzleşmesini, Türkiye ortak paydasında adam gibi duruş göstermesini kendisine tavsiye diyorum. Saçma sapan sorularla, seviyesiz ifadelerle geri adım atacağımızı düşünüyorsa yanıldığını bir gün mutlaka anlayacaktır. Terörist Demirtaş’ı savunanların bize normalleşme cakası satması, kümese girip tavuk haklarını savunacağım diyen tilki kadar inandırıcıdır.

“MHP ve Cumhur ittifakı olarak; emeklilerimizin beklentilerini karşılayacağız”

MHP ve Cumhur İttifakı’nın duruşu bellidir. Hiçbir tezgah ve algı düzeni Türkiye ve Türk milletine hizmet kararlılığımızı sekteye uğratamayacaktır. 31 Mart’tan sonra biti kanlananları uyarıyorum. Dikkat etsinler bitli baklanın bizim pazarda alıcısı yoktur. Cumhur İttifakı Türkiye’yi yükseltmeye, aziz millet için her feragati göstermeye sonuna kadar devam edecektir. Yüksek Seçim Kurulu’nun yenileme kararı aldıktan sonra 2 Haziran’da yapılacak 3 ilçeyle 4 beldedeki yerel seçimlerde Milliyetçi Hareket Partisi’yle Cumhur İttifakı milletimizin teveccühüne inşallah mazhar olacaktır. Özellikle merhum Başbuğumuzun memleketi Pınarbaşı inşallah yüzümüzü kara çıkarmayacaktır. MHP ve Cumhur ittifakı olarak; çiftçilerimizin sorunlarını çözeceğiz. Emeklilerimizin beklentilerini karşılayacağız. Esnaflarımızın bereketi olacağız. Memur ve işçilerimizin yüzünü güldüreceğiz. Dar, orta ve sabit gelirli insanlarımıza destek vereceğiz. Her vatandaşım müsterih olsun, her sorun ve sıkıntının takipçisiyiz.

“Sabırlı olacaksınız, öfkenizi erteleyeceksiniz”

TBMM’de tahrikleri artıran, Meclis’i gölgeleyen insanlar dikkat etsinler ama siz hepsinden fazla dikkat ediniz. Sabırlı olacaksınız, öfkenizi erteleyeceksiniz. Meclis’teki tahriklere aldırmayın, kim ne söylerse söylesin, hangi türküyü çalarsa çalsın. Dağda Mehmetçiklerle, polis kardeşlerimle mücadele veren ve ülkenin güvenliğini sağlayan şehitlik mertebesine gözü kapalı koşan Mehmetçiklerimizi de bir gün bu salona davet edeceğim, hepsine İstiklal Marşı söylettireceğim.”

Tartışma yerine çözüm üretilmesi gerekiyor”

Bahçeli, grup toplantısı çıkışında gazetecilerin sokak hayvanlarıyla ilgili soruları üzerine “Türkiye’de herkes tartışıyor bu konuyu. Tartışma yerine çözüm üretilmesi gerekiyor” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceli-ucuk-kacik-ve-garabet-yumusamaya-karnimiz-tok-yuzumuz-de-donuktur-normallesmesi-gereken-muhalefet-partileridir/feed/ 0 Bulgaristan Türkü Seyfi Hacıali’nin Asimilasyon Politikasına Karşı Direnişi https://www.haber60.com.tr/bulgaristan-turku-seyfi-hacialinin-asimilasyon-politikasina-karsi-direnisi/ https://www.haber60.com.tr/bulgaristan-turku-seyfi-hacialinin-asimilasyon-politikasina-karsi-direnisi/#respond Tue, 28 May 2024 22:21:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33552 Bulgaristan’ın uyguladığı asimilasyon politikasına karşı çıktığı gerekçesiyle baskıya maruz kalan Bulgaristan Türkü Seyfi Hacıali o dönem yaşadıklarını hafızasından silemiyor.

Kırklareli’nin Babaeski ilçesine bağlı Yenimahalle köyünde yaşayan 75 yaşındaki Hacıali, Bulgaristan’da Türk ve diğer Müslümanlara uygulanan asimilasyon politikalarına karşı çıktığı gerekçesiyle uygulanan baskılara maruz kalanlardan biri.

Öğretmenlik mesleğinin ilk yıllarında öğrencilere dersleri Türkçe vermesi nedeniyle birçok kez sorguya çekilen Hacıali, tüm baskılara rağmen duruşundan ödün vermedi.

Türkçe konuşmaya ve Türk ismi kullanmaya devam eden Hacıali, mesleğinden uzaklaştırılarak 28 yaşında cezaevine konuldu. Yaklaşık 7 yıl cezaevinde tutulan Hacıali, daha sonra inşaatlarda çalışıp ailesini geçindirdi.

Zorunlu göçle ana vatanına gelen Hacıali, eşi Vildan Hacıali’yle Kapıkule’den Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra rahat nefes alabildi. İstanbul’da bir lisede Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapan Hacıali, 2011’de emekli oldu. Emekliliğinin ardından Hacıali eşiyle Kırklareli’nin Yenimahalle köyüne yerleşti.

“Casusmuşum ve devleti yıkmaya çalışıyormuşum”

Haciali, AA muhabirine 1971’de üniversite eğitimini tamamladıktan sonra doğduğu köyde 22 yaşında Türkçe öğretmeni olarak göreve başladığını söyledi.

Mesleğinin birinci yılında askere alındığını belirten Hacıali, 18 ay askerlik döneminin ardından Türkçe konuşulmasının yasaklandığını ve bu nedenle baskıyla etüt öğretmenliği yaptırıldığını ifade etti.

Hacıali, bu süreçte kendisinin Bulgaristan istihbarının üst düzey yöneticisiyle görüştürüldüğünü, Bulgar istihbaratçılarına Türkçe eğitimi vermesi yönünde kendisine baskı yapıldığını, bunu reddettiğini belirtti.

Bundan sonra baskıların şiddetinin arttığını iddia eden Hacıali, bir seminere katılmak için gittiği yerde 3 kişi tarafından alıkonulduğunu aktardı. Hacıali, gözaltına alınma sürecini şöyle anlattı:

“Beni zorla bir araca bindirdiler. Şoförün yanında oturan biri tabancasını çıkarıp elinde sallayıp ‘Sus bir şey deme, kafatasını parçalayacağım ve seni çalılara atacağım’ dedi. Sofya’ya giderken araç değiştirdik. Değiştirdiğimiz araçta telsizler vardı, telsizden ‘Efendim operasyon tamamlandı, geliyoruz’ dediler. Sonrasında araç bir binanın bodrum katına girdi. Beni üniformalı iki kişiye teslim ettiler.

Bir odaya girdik ve beni sorguya aldılar. Oradaki memur bana ‘Burası Devlet Güvenlik Konseyinin sorgu dairesi’ dedi. ‘Beni neden buraya getirdiğiniz?’ dediğimde ‘Göreceğiz, yavaş yavaş anlayacağız’ şeklinde cevap verdi. Sonra bana elbise giydirip hücreye attılar. Ertesi gün yeniden o memurun önüne çıkardılar. Beni koridorda götürürken bütün kırmızı alarmlı lambalar yanıyordu. Memurun önüne geldiğimde ‘Artık deliller var elimizde, seni tutuklayacağız’ dedi. Sonradan öğrendim casusluk ve devleti yıkmakla suçlanıyormuşum.”

Casusluk suçlamasıyla 28 yaşında mahkemede 11 yıl hapis cezasına çarptırıldığını ifade eden Hacıali, uzun bir dönem hücrede tutulması sonrası genel afla 35 yaşında özgürlüğüne kavuştuğunu belirtti.

“Kurtlu fasulye ve domuz yemekleri verdiler”

Türkiye’ye gelmek istediğinde pasaportunun verilmediğini belirten Hacıali, o dönemde baskı kurmak amacıyla askerlerin evlerinin önünde beklediğini anlattı.

Seferberlik bahanesiyle köyden 18 kişinin otobüse bindirildiğini ifade eden Hacıali, “1985 yıllarıydı, 36 yaşındayım sınıra götürdüler bizi ‘seferberlik’ var diye, biliyorduk ki seferberlik olmadığını. Bize askeri üniformalar giydirdiler, Savunma Bakanlığından her gün siyasi dersler vermeye geldiler. Bizi kamyonlara bindirip kazma küreklerle siper kazdırdılar. Kurtlu fasulye ve domuz yemekleri verdiler.” diye konuştu.

Hacıali serbest kaldıktan sonra köyüne geri döndüğünü, uzun süre pasaportunu almak için mücadele verdiğini belirtti.

Pasaportunu aldıktan sonra trenle Türkiye’ye geldiğini anlatan Hacıali, “Ailemle 41 yaşında 1990 yılında Türkiye’ye geldim. Denklik belgemi aldıktan sonra İstanbul’da öğretmenlik yaptım. Türkiye’ye minnet borcumuz var. Bayrağımız altında mutlu, mesut günlerimizi geçiriyoruz.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bulgaristan-turku-seyfi-hacialinin-asimilasyon-politikasina-karsi-direnisi/feed/ 0
MHP Lideri Bahçeli: “Beklentimiz, İsrail’in katil başbakanı hakkında ülkemizin bir an evvel yakalama kararı çıkarmasıdır” https://www.haber60.com.tr/mhp-lideri-bahceli-beklentimiz-israilin-katil-basbakani-hakkinda-ulkemizin-bir-an-evvel-yakalama-karari-cikarmasidir/ https://www.haber60.com.tr/mhp-lideri-bahceli-beklentimiz-israilin-katil-basbakani-hakkinda-ulkemizin-bir-an-evvel-yakalama-karari-cikarmasidir/#respond Tue, 28 May 2024 22:18:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33550 Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Beklentimiz, İsrail’in katil başbakanı ve savunma bakanı hakkında ülkemizin bir an evvel yakalama kararı çıkarmasıdır” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Konuşmasına İstanbul’un fethinin 571. yıldönümünü kutlayarak başlayan Bahçeli, “Türk cihan hakimiyetinin ilk merhalesi, ilk merkezi İstanbul’dur. Zulmün, zilletin ve eziyetin kalesi Bizans, Sultan Fatih’in, manevi önderlerin ve kahraman neferlerin marifet ve mücahitliğiyle yıkılıp gitmiştir. Tarihi eserlerimiz nasıl ki Türk milletinin tapu tescil belgeleri ise fetihler de öyledir ve öyle kalacaktır. Fethimizin emanetleri zayi edilemeyecek, kökünden ve kimliğinden koparılmasına göz yumulmayacaktır” dedi.

“İstanbul’un kötü yönetimi fethin mirasını çarçur etmektedir”

İstanbul’un bugünkü halinin kendilerini oldukça üzdüğünü belirten Bahçeli, “İstanbul’un kötü yönetimi fethin mirasını çarçur etmektedir. Lafa gelince israftan şikayet edenlerin, belediye bütçesini har vurup harman savurması, taş üstüne taş koymaktan aciz olması, yandaş gazetecileri Roma’ya sözde festival adına, gerçekte ise tatile ve sefaya götürmesi ayıplı bir zihniyetin defolu uygulamalarından başka bir şey değildir” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve bazı gazetecilerinin de yer aldığı Roma gezisine ilişkin, Bahçeli, “Özel uçak kiralanıp; 7 değil, 17 değil, tam 37 gazetecinin yer aldığı ve toplamda 73 kişilik kafileden oluşan ballı börekli Roma seyahatinden sonra, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin müsriflikten bahsetmesine hiç kimse inanmayacak, hiç kimse de itibar etmeyecektir. İstanbul can çekişmektedir. İstanbul, kent uzlaşısı çatısı altında DEM’lenenlerin istismarına, istilasına ve tahribatına ne yazık ki mahkum olmuştur. İstanbul’u yüzüstü bırakanların siyasi yüzsüzlüğü ise eninde sonunda yüzlerine vurulacaktır” diye konuştu.

İsrail’in 26 Mayıs’ta Birleşmiş Milletler Çadır Kampı’na düzenlediği saldırı hakkında konuşan Bahçeli, “Sınır tanımayan, insanlık değerleriyle, savaş hukukuyla bağdaşmayan katliamlara her gün yenileri eklenmektedir. Gazze’deki tablo kahredici boyutlardadır. Uluslararası Adalet Divanı’nın geçen hafta aldığı bir kararla, özellikle Refah’a düzenlenen saldırıların derhal durdurulmasını istemiş, fakat İsrail buna aldırış etmemiştir. 26 Mayıs’ta, hassas mühimmatlarla vurulan insani bölgede çok sayıda masum acımasızca katledilmiştir. Bu bölgedeki Birleşmiş Milletler Çadır Kampı’nda hayata tutunmaya çalışan bebekler, çocuklar, kadınlar ve nice suçsuz günahsız insan resmen ateş altına alınarak yakılmıştır” şeklinde konuştu.

“Beklentimiz, İsrail’in katil başbakanı ve savunma bakanı hakkında ülkemizin bir an evvel yakalama kararı çıkarmasıdır”

İsrail’in savaş uçaklarıyla ölüm saçtığını söyleyen Bahçeli, “Bizim lügatimizde bu tip vahşeti tanımlayacak ne bir kelime ne de bir kavram vardır. Netenyahu, yani caniyahu başta olmak üzere, İsrail yönetimini tüm öfkemle lanetliyorum. Caniyanu ve savunma bakanı hakkında talep edilen tutuklama kararının uygun zaman ve zeminde icra edileceği, bu vandalların öldürdüğü her mazlumun, her garibin, her savunmasız insanın hesabını verecekleri kaçınılmaz bir akıbettir. Beklentimiz, İsrail’in katil başbakanı ve savunma bakanı hakkında ülkemizin bir an evvel yakalama kararı çıkarmasıdır” dedi.

Gazze konusunun insanlığın sıcak gündemi olduğunun altını çizen Bahçeli, soykırım karşısında sessiz ve seyirci kalanların ve üstelik aleni destek sağlayanların dünya barışına, insanlık huzuruna İsrail’le birlikte müştereken karşı olduğunu dile getirdi.

“İslam ülkeleri ayağa kalkmalıdır”

İspanya, İrlanda ve Norveç’in Filistin devletini 28 Mayıs’ta tanıyacaklarını açıklamasının adalet ve insanlık değerleri etrafında kenetlenen ülke ve toplumları umutlandırdığını Türk milletinin de yüreğine de su serptiğini ifade eden Bahçeli, “İslam ülkeleri ayağa kalkmalıdır. Debdebe içinde hüküm süren emirlerin, sultanların, kralların basit kurnazlığa tevessül etmeleri, cılız kınama mesajlarıyla göz boyamaları akıl tutulmasından başka bir şey değildir. Zulüm karşısında tarafsızlık diye bir şey olamaz. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın demek zalimlere zımnen onay vermektir. Gafil mi, mütegafil mi, belli olmayan İslam toplumlarının diriliş ve toparlanışı, vahdet ve vuslat ışığıyla aydınlanması için daha ne bekleniyor? Daha ne isteniyor? Daha ne kadar sabır gerekiyor” dedi.

1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız ve toprak bütünlüğüne haiz bir Filistin devletinin mutlak surette tanınması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, Filistin’in dünya genelinde tasdikinin ve tanınmasının çığ gibi genişlemesi gerektiğini dile getirdi.

“Türkiye ile Suriye’nin eşgüdüm halinde yapmalarını önerdiğim askeri operasyonlarla terörün kökü kurutulmalıdır”

Türkiye Cumhuriyeti’nin Suriye yönetimiyle karşılıklı anlayış ve uzlaşma vasatında el ele vererek, Ankara ile Şam arasında işbirliği köprüsü inşa edilerek terör örgütünün işgal ve istila ettiği alanları demokratik vasıtalarla ihata teşebbüsüne katiyen müsaade edilmemesi gerektiğini aktaran Bahçeli, “Bölücü terör örgütünün, kaynağında ve ürediği bataklık alanlarda Türkiye ile Suriye’nin eşgüdüm halinde yapmalarını önerdiğim askeri operasyonlarla kökü kurutulmalıdır. Ne yurt içinde, ne de komşu coğrafyalarda ihanete geçit yoktur. Terörizmin kalbine mızrak gibi inmekten başka çaremiz yoktur. ABD’nin terörizmi politik enstrüman olarak kullanması rezalettir. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ABD’yle kurulan stratejik ortaklık ve müttefiklik bağımız bilinen bir husustur. Ancak ABD’nin komşu coğrafyalarda terör örgütlerine verdiği destek Türkiye’nin güvenliğine aşırı tehdittir” diye konuştu.

“Fetullah Gülen ve FETÖ’nün ABD’ye yuvalanmış tüm mensupları Türkiye’ye teslim edilmelidir”

ABD’nin PKK/YPG/PYD’yle bağını koparması gerektiğini belirten Bahçeli, “Ederi bir dolarlık hayatıyla ilgili son günlerde farklı spekülasyonların yapıldığı Fetullah Gülen başta olmak üzere, FETÖ’nün ABD’ye yuvalanmış tüm mensupları Türkiye’ye ve Türk adaletine teslim edilmelidir. Eğer ABD, özellikle PKK/YPG/PYD’yle bağını koparamıyorsa, bu teröristlerin alayını kendi ülkesine taşıyarak bir terör eyaleti kurması teklifimizdir. Ha 50 olmuş, ha 51 olmuş, hiç fark etmeyecektir. Bölücü teröristlerini alsınlar, ihanetin sefasını sürdürsünler, tepe tepe kullansınlar, toprak verip sabah akşam besleyip pışpışlasınlar, sonra da kendi arkalarından vurulacakları şiddet ve şekavet dolu günleri beklemeye koyulsunlar” ifadelerini kullandı.

“Normalleşmesi, gereken muhalefet partileridir”

Siyasetteki normalleşme tartışmaları hakkında da konuşan Bahçeli, ” Yumuşamadan bahis açılıyorsa, böyle bir şeye ihtiyaç hissediliyorsa, ilk önce neyin sert, nelerin sertlik ihtiva ettiği açıklığa kavuşmalıdır. Elbette kutuplaşalım ve kavgaya tutuşalım demiyoruz. Elbette tokalaşmak varken, yumruklarımızı sıkalım da demiyoruz. Fakat normalleşme ve yumuşama kelimelerini her meselenin başına iliştirip milli haklarımızdan, milli varlığımızdan, milli kimliğimizden, egemen çıkarlarımızdan, Türk ve Türkiye yüzyılı hedeflerimizden ödün isteniyorsa, hiç kimse boşuna çabalamasın, bizim böylesi uçuk kaçık ve garabet yumuşamaya karnımız tok, yüzümüz de dönüktür. Normalleşmesi, milli ve ahlaki normlara uyması gereken muhalefet partileridir” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın duruşunun her zaman belli olduğunu söyleyen Bahçeli, “Hiçbir tezgah, hiçbir kumpas, hiçbir telkin ve algı düzeneği Türkiye’ye ve Türk milletine hizmet kararlılığımızı, Cumhur İttifakı olarak yürüyüşümüzü sekteye uğratamayacak. 31 Mart’tan sonra biti kanlananları uyarıyorum, dikkat etsinler, bitli baklanın bizim pazarda alıcısı yoktur. Cumhur İttifakı Türkiye’yi yükseltmeye, küresel ve bölgesel marka değerini güçlendirmeye, bu aziz millet için her feragati göstermeye sonuna kadar devam edecektir. Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi güvencedir” şeklinde konuştu.

Bahçeli konuşmasının sonunda Trendyol Süper Ligi’nin 38’inci ve son haftasında şampiyonluğa ulaşan Galatasaray Futbol Kulübünü, oyuncularını, teknik kadrosunu, yönetimini ve taraftarlarını tebrik etti, Şampiyonlar Liginde başarılar diledi.

Grup toplantısı sonrasında basın mensuplarının sahipsiz sokak hayvanları hakkındaki sorusu üzerine Bahçeli, “Türkiye’de bu konuyu herkes tartışıyor, tartışmak yerine çözüm bulunmalı” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-lideri-bahceli-beklentimiz-israilin-katil-basbakani-hakkinda-ulkemizin-bir-an-evvel-yakalama-karari-cikarmasidir/feed/ 0
Bulgaristan’dan Türkiye’ye Zorunlu Göç: Ziya ve Gülten Baykara’nın Hikayesi https://www.haber60.com.tr/bulgaristandan-turkiyeye-zorunlu-goc-ziya-ve-gulten-baykaranin-hikayesi/ https://www.haber60.com.tr/bulgaristandan-turkiyeye-zorunlu-goc-ziya-ve-gulten-baykaranin-hikayesi/#respond Tue, 28 May 2024 22:15:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33548 Bulgaristan’dan 1989 yılında Türkiye’ye göçe zorlanan Ziya ve Gülten Baykara çiftinin yaşadığı acılar, hafızalarındaki tazeliğini koruyor.

Bulgaristan’ın 1984-1989 yılları arasında Türklere uyguladığı asimilasyon politikasından kaçan yaklaşık 350 bin Türk’ün Türkiye’ye “zorunlu göçü”nün üzerinden 35 yıl geçti.

Kocaeli’nin Körfez ilçesinde yaşayan 64 yaşındaki Ziya Baykara ve 63 yaşındaki eşi Gülten Baykara, o dönem yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

Ziya Baykara, Bulgaristan’ın Deliorman köyünde doğduğunu, yıllarca makine atölyesinde çalıştığını söyledi.

Bulgaristan’da yaşadıkları asimilasyon baskılarını unutmadıklarını belirten Baykara, “Toplumlar ihtiyaçtan dolayı göç eder, bir de zorunlu göç vardır. Maalesef biz zorunlu göçe maruz kaldık. Kolay değil insanın doğup büyüyüp yerden zorla ayrılması.” dedi.

Baykara, ailesinin milli duygularının hep ön planda olduğunu, dedelerinin Turan cemiyetlerinde görev yaptığını, bu yüzden o dönem güvenlik güçleri tarafından sülalesinin fişlendiğini, babasının da milli duygularından dolayı hep baskı altında yaşadığını anlattı.

“Kabul edemeyeceğimiz durumlar yaşandı”

Bulgaristan’da 1984-1989 yıllarının çok sıkıntılı geçtiğinden bahseden Baykara, “Türkçe yasaklandı. Bütün kültürel faaliyetler yasaklandı. Türk adına her şey yasaklandı. Ay yıldızlı mezar taşlarımız vardı, onları kazıttılar. Mezarlıkları birleştirdiler. Hristiyan ve Müslüman bir arada defnedildi. Kabul edemeyeceğimiz durumlar yaşandı. Gece Ahmet ismiyle yatıyorsun, sabah başka bir isimle uyanıyorsun. ” ifadelerini kullandı.

Baykara, 1989 yılının mayıs ayının son haftasında otobüslerle Türkiye’ye gönderildiklerini, 3 gün içinde yanlarına birkaç eşya alarak yola çıktıklarını belirterek, önce Edirne’de kaldıklarını, daha sonra Kocaeli’ye yerleştiklerini kaydetti.

Köydeki hayvanlarını komşulara bıraktıklarını belirten Baykara, şöyle devam etti:

“Duygulanıyorum, 35 yıl geçti. 3 gün kampta kaldık. Bizi sınırda mehter marşıyla karşıladılar. Biz göçle doğduk, göçle büyüdük. Eve geliyorsun göç konuşuyorsun, sokağa çıkıyorsun göç konuşuyorsun. Hep Türkiye’yi konuşuyorsun çünkü başka şeyimiz yok. Yaşlılar, ‘Sabırlı olun, her şey çözülecek. Arkamızda Türkiye var.’ dediler. ‘Ezdirmeyin kendinizi, sabırlı olun, arkanızda büyük bir devlet var, her şey çözülecek.’ dediler. Nitekim öyle oldu. Bulgar komşularımızla dostlarımızla arkadaşlarımızla bir sorunumuz yoktu ki. Bizi böyle yapan rejimdi. Çok şükür ediyoruz ülkemize, vatanımıza.”

Baykara, Kocaeli’de hem kendisinin hem de eşinin hemen işe başladığını dile getirerek, “Ülkemiz imtiyazlar tanıdı. Biz de bu ülkenin kalkınmasına el verdik. Bulgaristan da yabancı ülkemiz değildi. Tarih yazıldığından beri orada Türk var. Biz o ülkeye hiçbir zarar vermedik. O ülkenin gelişmesine, savunmasına hep katkıda bulunduk. Bu baskıları, soykırımı, insanlık dışı uygulamaları hak etmedik.” diye konuştu.

“Her şeyimizi bıraktık”

Gülten Baykara da 1984 yılından sonra baskıların dayanılmaz hale geldiğini belirterek, 7 yıllık evliyken zorunlu göçle Türkiye’ye geldiklerini söyledi.

Bulgaristan’da iş yerinde Türkçe konuşmanın yasaklandığını, Türkçe isimlerinin değiştirildiğinden bahseden Baykara, “Emniyetten 2-3 gün boyunca geldiler, ‘sizi geziye gönderiyoruz.’ dediler. Son gün ‘Çoluk çocuğunuzu alın, gidin, terk edin burayı’ dediler.” ifadesini kullandı.

Baykara, 5 yaşındaki çocuğu ve 11 aylık bebeğiyle Türkiye yoluna düştüklerini, yolculuk sırasında çok zorlandıklarını dile getirerek, “Biraz ağır geldi. Her şeyimizi bıraktık.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bulgaristandan-turkiyeye-zorunlu-goc-ziya-ve-gulten-baykaranin-hikayesi/feed/ 0
Türk Su Ürünleri Sektörü İhracatını Yüzde 65 Artırdı https://www.haber60.com.tr/turk-su-urunleri-sektoru-ihracatini-yuzde-65-artirdi/ https://www.haber60.com.tr/turk-su-urunleri-sektoru-ihracatini-yuzde-65-artirdi/#respond Tue, 28 May 2024 21:21:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33520 Türkiye’de 2000’li yılların başından itibaren ihracatın lokomotif sektörlerinden biri konumuna yükselen Türk su ürünleri sektörü, son 5 yılda ihracatını yüzde 65 artırarak 1 milyar dolardan 1,7 milyar dolara çıkardı.

Avrupa’nın en büyük levrek ve çipura üreticisi konumundaki Türkiye’nin 100’den fazla ülkeye su ürünleri ihraç ettiği bilgisini veren Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, alabalık üretiminde dünya 2.’si olduğumuzu, Akdeniz’in uluslararası sularında ve Malta kıyıları açıklarında yakalanan mavi yüzgeçli orkinosun ise Japonya’ya ihraç edildiğini dile getirdi.

17 farklı ülkeden 45 temsilcinin katılımı ile FEAP (Federation of European Aquaculture Producers- Avrupa Su Ürünleri Yetiştiricileri Federasyonu) Genel Kurulu, Ege, İstanbul ve Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği organizasyonunda, 23-24 Mayıs tarihlerinde İstanbul Wyndham Grand Istanbul Levent Otelde gerçekleşti.

Su ürünleri sektöründe dünyanın en modern tesisleri Türkiye’de

Toplantıda Türkiye adına söz alan Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Türk girişimcilerinin son 20-25 yılda su ürünleri sektöründe dünyanın en modern ve entegre tesislerini dünyaya kazandırdıklarını, başta levrek, çipura, alabalık, somon ve ton balığı taze ve soğutulmuş, dondurulmuş bütün veya fileto olarak ve ayrıca tütsülenmiş olarak ihraç ettiklerini aktardı.

Levrekten 517 milyon dolar, çipuradan 418 milyon dolar döviz elde ettik

“Bu tesislerde ürettiğimiz protein zengini su ürünlerimizi 100’den fazla ülkeye ihraç edecek duruma geldik” diye konuşan Kızıltan, “Balıkçılık ve su ürünleri ihracatımız 2023 yılında 1.679 milyar dolara ulaştı. Sektörün 2019 yılı sonunda gerçekleştirdiği 1.02 milyar dolarlık ihracat hacmiyle, 2023 ihracat hedeflerine ilk ulaşan sektörler arasında yer aldık ve ilk kez 1 milyar dolar barajını geçtik. 2023 yılında 1,6 milyar dolarlık ihracatımızın haklı gururunu yaşıyoruz. Başlıca ihraç ürünlerimiz ise Akdeniz Levreği, Çipura, Türk Somonu, Gökkuşağı Alabalığı, Mavi Yüzgeçli Orkinos ve Kaya Levreğidir. Levrek ihracatımız 517 milyon dolar olurken, çipura ihracatımız 418 milyon dolar, Türk somonu, Türk deniz ürünleri sektörünün yükselen yıldızı konumunda. Türk Somonu önemli bir üretim ve ihracat artışı göstererek 2023 yılında yaklaşık 376 milyon dolarlık değere ulaştı. Alabalık ihracatımız 112 milyon dolar, orkinos ihracatımız 51 milyon dolar oldu. Kaya levreğinden 10 milyon dolar döviz geliri elde ettik” şeklinde konuştu.

TURQUALITY ve UR-GE Projeleri pazarlamaya itici güç

Turkish Tastes TURQUALITY Projesi sayesinde, 2018 yılından bu yana Türk deniz ürünleri ürünlerinin ABD pazarında etkin bir tanıtımını yaptıkları bilgisini veren Kızıltan sözlerini şöyle tamamladı: “Son dönemde hayata geçirdiğimiz Turkish Sea Food Turquality projemiz, Türk deniz ürünlerinin eşsiz lezzetlerini dünya çapında sergilemeyi amaçlıyor. Bu projeler kapsamında, dünya genelinde sektör profesyonelleriyle güçlü bağlar kurmak istiyoruz. Üniversiteler, restoran dernekleri ve mutfak federasyonları gibi prestijli kurumlarla iş birliği yapıyoruz. Çeşitli tadım etkinlikleri ve şef yarışmaları aracılığıyla olağanüstü kaliteyi vurgulamaya devam ediyoruz. TURQUALITY ve UR-GE Projeleriyle Türk su ürünleri ihracatının 2028 yılında 2 milyar doları aşması için çaba gösteriyoruz.”

Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz; “Protein ihtiyacını yetiştiricilikle karşılayabileceğiz”

Dünya nüfusunun artmasıyla birlikte hayvansal proteine olan ihtiyacında arttığına dikkati çeken Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, denizlerde avcılık yoluyla elde edilen su ürünlerinde sınır noktasına ulaşıldığı için avcılık yoluyla üretimi artırmaktan yanında, bilim insanlarınca kabul gören temel yaklaşımın; avcılıkta stokların korunarak üretimin sürdürülmesi, ihtiyaç duyulan hayvansal proteinin yetiştiricilik yoluyla elde edilen su ürünlerinden karşılanması yönünde olduğunun altını çizdi.

Türkiye’de su ürünlerinin yüzde 60’ı yetiştiricilikten karşılanıyor

Türkiye’nin su ürünleri yetiştiriciliğinde Avrupa’da 1. sırada dünyada ise 17. sırada yer aldığı bilgisini paylaşan Genel Müdür Türkyılmaz, “Türkiye’de su ürünleri üretimi 2023 yılında yaklaşık 1 milyon tona ulaşmış olup bunun yaklaşık yüzde 60’a yakını yetiştiricilikten elde edildi. 2023 yılında 1 milyar 700 milyon dolar ihracat yaparken, ithalatımız 2023 yılında 272 milyon dolarda kaldı. Türkiye net su ürünleri ihracatçısı bir ülke konumunda. İhracatımızın yaklaşık yüzde 80’ini çiftliklerde üretilen balıklar oluşturmaktadır” dedi.

Sürdürülebilir ve dirençli bir su ürünleri sistemi kuruyoruz

Balıkçılık ve su ürünleri sektöründe mavi dönüşüm (blue transformation) ve iklim değişikliğine uyum alanlarında Türkiye’deki girişimlerin hızlandığı bilgisini FEAP Genel Kuruluna 17 ülkeden gelen katılımcılarla paylaşan Türkyılmaz sözlerini şöyle tamamladı: “Bu alanda yürütülen çeşitli projeler kurumsal ve yasal alt yapı çalışmalarımıza büyük katkı vermektedir. Mavi dönüşüm ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlanması sürecinde en önemli hedefimiz, üretimden son tüketime, sürdürülebilir ve dirençli bir su ürünleri gıda sistemi ortaya koyabilmektedir. Bakanlık olarak öncelikli politikamızın temelinde, deniz ve iç sularımızdaki su ürünleri kaynaklarımızı koruyup bunların sürdürülebilirliğini sağlamak vardır. Unutulmamalı ki doğal kaynaklarımız sonsuz değildir. Bu kaynakların, bizlere gelecek nesillerin emaneti olduğu bilinciyle hareket ediyor, uygulamalarımızı bu yaklaşımla hayata geçiriyoruz.”

FEAP Genel Kurulunda Fütürist Ufuk Tarhan, fütürizm konulu bir sunum yaparken, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Daire Başkanı Tanju Özdemirden, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Girit, Başkan Yardımcısı Melih İşliel, yönetim kurulu üyeleri Ufuk Atakan Demir ve İsmail Aksoy da katılım sağladı. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-su-urunleri-sektoru-ihracatini-yuzde-65-artirdi/feed/ 0
27 Mayıs Darbesi ve Demokratik Olgunluk Dönemi https://www.haber60.com.tr/27-mayis-darbesi-ve-demokratik-olgunluk-donemi/ https://www.haber60.com.tr/27-mayis-darbesi-ve-demokratik-olgunluk-donemi/#respond Mon, 27 May 2024 22:33:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33432 Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu, 27 Mayıs darbesi ile ilgili yaptığı açıklamada, “Cumhuriyetimiz, milli iradenin, insan hak ve hürriyetlerinin, ifade özgürlüklerinin savunulduğu ve baş tacı edildiği, tüm bu olmazsa olmaz değerlerimize karşı çıkmaya çalışanların ise hukuk önünde hesap verdiği, oluşturdukları kara delikler içine kendilerinin atıldığı ve tarihten silindiği demokratik olgunluk dönemini yaşıyor” dedi.

27 Mayıs 1960 darbesinin Türkiye Cumhuriyeti tarihine kara bir leke olarak geçtiğini hatırlatan Dr. Kasapoğlu, “Kendilerine ‘Milli Birlik Komitesi’ adını veren Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bazı general ve subayların oluşturduğu 38 kişilik bir grup tarafından gerçekleştirilen darbe sonrasında, bütün antidemokratik yöntemler devreye sokuldu. Anayasa ve TBMM feshedildi, siyasi faaliyetleri askıya alındı. Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, hükümet üyeleri, DP’li milletvekilleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun ile asker ve bazı üst düzey kamu görevlileri gözaltına alındı. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül, Adnan Menderes ise İmralı Adası’nda 17 Eylül 1961’de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden sağlam raporu alındıktan sonra saat 13.21’de idam edildi. Türk demokrasisini uzun yıllar etkisinde tutacak Türkiye’nin ‘Kara Deliği’ de tüm bu olaylarla açılmış oldu. Kara deliklerin ışık dahil etrafındaki her şeyi emmesi, değişime uğratması gibi, 27 Mayıs darbesi demokrasiyi yutan, özgürlükleri yok eden ve toplumu karanlığa sürükleyen bir hareket olarak ortaya çıktı. Normal siyasi süreçlerin dışında gerçekleşen her olay kendi kaotik etkilerini de beraberinde getirir. Zayıflatılan demokrasi ve insan hakları, kısıtlanan ifade özgürlükleri ve artan toplumsal huzursuzluk, darbenin siyasi çekim gücünün kaotik bir sonucuydu. 27 Mayıs darbesinin ardından, kara deliğin etkisine giren Türkiye’nin siyasi sahnesi de benzer bir şekilde değişime uğradı. Demokratik kurumlar zayıfladı, ifade özgürlüğü kısıtlandı ve toplumsal huzursuzluk arttı. Bu, darbenin siyasi çekim gücünün bir sonucuydu ve daha uzun yıllar bu etki ‘Damoklesin kılıcı’ gibi Türk siyasetinin üzerinde sallanmaya devam etti” ifadelerini kullandı.

“Demokrasi adına demokrasi askıya almak”

Eski zihniyetin zaman zaman kendini göstermeye çalıştığını ifade eden Kasapoğlu açıklamasına şöyle devam etti: “Tarih içinde zaman zaman bu zihinsel kara deliğin etkisine giren ve ülke yönetiminde söz sahibi olmak isteyen dahili ve harici gerek siyasi gerekse siyaset dışı kurumların ilk aklından geçen şey demokrasi adına demokrasiyi askıya almak, hukukun üstünlüğünü ihlal etmek, insan hakları ihlalleri yapmak ve adalet yok saymak oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nde artık darbelerin, kalkışmaların ve muhtıraların gölgesinde yaşamıyoruz. Cumhuriyetimiz, milli iradenin, insan hak ve hürriyetlerinin, ifade özgürlüklerinin savunulduğu ve baş tacı edildiği, tüm bu olmazsa olmaz değerlerimize karşı çıkmaya çalışanların ise hukuk önünde hesap verdiği, oluşturdukları kara delikler içine kendilerinin atıldığı ve tarihten silindiği demokratik olgunluk dönemini yaşıyor. Her ne şekilde olsun bu güzel vatanı yeniden kaosa sürüklemeye, baskı altına almaya ve karanlığa sürüklemek isteyenlere karşı dimdik duracağımızdan ve yeni kara deliklerin gençlerimizin geleceğini yutamaması için çok çalışmaya devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın”. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/27-mayis-darbesi-ve-demokratik-olgunluk-donemi/feed/ 0
Samsun Mübadil Yemekleri Şenliği https://www.haber60.com.tr/samsun-mubadil-yemekleri-senligi/ https://www.haber60.com.tr/samsun-mubadil-yemekleri-senligi/#respond Mon, 27 May 2024 21:12:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33400 Samsun Mübadil Yemekleri Şenliği

SAMSUN – Samsun’un Bafra ilçesinde Türk Mutfağı etkinleri kapsamında mübadelenin 100. yılında “Samsun Mübadil Yemekleri Şenliği” düzenlendi.

Sürmeli Mahallesi’nde düzenlenen etkinlik, festival havasında geçti. Çok sayıda vatandaşın katıldığı etkinlikte 80 çeşit yemek sergilendi.Açılış konuşması yapan Bafra Balkan Türkleri Dernek Başkanı Süleyman Özata, “Sadece federasyonumuzun başkanlığında Samsun’da 130 köy taranarak şu anda 103 yemeğimizin 80 tanesini bugün göreceksiniz. Tün Samsun tarandığında 400’ün üzerinde yemek olur. Biz Gaziantep, Kahraman Maraş, Adana’dan aşağı kalmayız” dedi.

Samsun Rumeli Dernekleri Başkanı Salih Meriç, Kültür ve Turizm İl Müdürü Cemal Almaz, Belediye Başkanı Hamit Kılıç ve AK Parti Milletvekili Orhan Kırcalı’nın selamlama konuşmalarının ardından konuşan Bafra Kaymakamı Cevdet Ertürkmen, “Osmanlı İmparatorluğu döneminde yeni fethedilen yerlere yerleştirilen Türkler tarih boyunca evladı fatihan olarak isimlendirilmişlerdir. Balkanlardaki Türk varlığının en büyük nişaneleri bunlardır. Lozan Antlaşması’nın mübadele hükümleri gereği yaklaşık 500 bin Türk göç ederek ülkemizin birçok ilinde iskana tabi tutulmuştur. Gazi Mustafa Atatürk bu nedenle mübadillerin, ‘kaybedilmiş toprakların azizi hatıraları’ olduğunu söyler. Gastronomi ekibi olarak bizler mübadelenin 100. yılında Türk Mutfağı Haftası içerisinde onlara da yer vererek, Türk tarihinde önemli bir yeri olan bir mülki idare amiri olarak Samsun’un tüm ilçelerini gezdik. Vezirköprü’den Çarşamba, Terme’ye kadar. Oralara gitme sebebimiz şuydu: Her şey doğduğu topraklara aittir. O topraklardan ayırırsanız bir çiçek gibi gastronomi değerleri de solar. Bu nedenle keşif gezilerimizi ortaya koyduk, eylem planlarımızı hazırladık. Bu eylem planlarımızdan bir tanesi de mübadelenin 100. yılı vesilesiyle Samsun mübadil yemeklerini sunmaktı. Bafra ilçemizde 1 merkez mahallemiz olmak üzere 4 dış mahallemizde mübadillerimiz yaşamakta. Bu insanlarla konuştuk, hemhal olduk, onları dinledik. Onların güzel çalışmaları bizlere ilham kaynağı oldu. Bir ağaçın kökü varsa, milletlerin de tarihi vardır. Bir insanın ruhu varsa, insanların da kültürleri vardır. Kültür bir medeniyetin ruhudur. Bir milleti yüceltir. Ona kişilik ve karakter kazandırır. O vesile ile biz de mübadilleri evladı fatihan olarak gördüğümüz için onların da mutfağından 21-27 Mayıs tarihleri arasında kutladığımız Türk Mutfağı Haftası içerisinde onları da görmek istedik. Onlar bize değer kattı, biz onlardan çok şey öğrendik. Samsun’un çok gastronomi değerleri olduğunu biliyorum. Dün itibarıyla Samsun Bafra bidesi dünyanın en kaliteli 10 ekmeklerinden bir tanesi olarak seçildi. Yine bunda Samsun pidelerimiz de var. Biz ayırt etmiyoruz. Samsun’un o kadar bahsedilecek gastronomi değeri var ki, onlar da bir sonra ki seferde ön plana çıkar ve bu listelerde yer alır diye düşünüyorum. Ben Samsun’un gastronomi gücüne inanıyorum, çok kuvvetli olduğunu düşünüyorum çünkü 17 ilçeyi gezmiş ve 2 bin kilometre gezen bir kardeşiniz olarak Samsun’un bu değerlerine yürekten inanıyorum” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Bafra Balkan Türkleri Halk Oyunları ekibinin gösteri ile devam eden etkinlikte, konuklar pistte Rumeli havaları eşliğinde oyunlar oynadı.

Etkinlik hazırlanan yemeklerin ikramı ile son buldu. Etkinliğe katılan vatandaşlar emekleri çok güzel bulduklarını söyleyerek, bu tür etkinliklerin devam etmesini söylediler.

Bafra Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yetkin Bulut, ” 17 ilçeyi gezdik ama en önemlisi burası oldu. Mübadil yemekleri ve diğer çeşitler açısından son derece önemli. Samsun’da yenilebilir bin 800 ot var, bunun çok büyük envanteri Bafra’da. Dolaysıyla ot yemekleri açısından çok zengin bir bölge. Nokul ve pide de coğrafi işareti olan ürünler. Dolayısıyla aslında baktığımızda bir turist Bafra’ya geldiği zaman sadece 2 günlük gastronomi ile geçirebilir. Onun için son derece önemli bir yer haline gelecek” açıklamasında bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/samsun-mubadil-yemekleri-senligi/feed/ 0
YTB, Türkiye-Belçika iş gücü anlaşmasının 60. yılı için resepsiyon düzenledi https://www.haber60.com.tr/ytb-turkiye-belcika-is-gucu-anlasmasinin-60-yili-icin-resepsiyon-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/ytb-turkiye-belcika-is-gucu-anlasmasinin-60-yili-icin-resepsiyon-duzenledi/#respond Mon, 27 May 2024 21:06:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33396 Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Türkiye ile Belçika arasında 16 Temmuz 1964’te imzalanan iş gücü anlaşmasının 60. yılı dolayısıyla Heusden-Zolder kentinde resepsiyon düzenlendi.

“Kuşaktan Kuşağa: Belçika’daki Türk Diasporası’nın 60. Yılı” adlı programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Dış İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, YTB Başkanı Abdullah Eren, Türkiye’nin Brüksel Büyükelçisi Bekir Uysal’ın yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.

Türk toplumunun Avrupa’daki varlık mücadelesini “büyük bir başarı hikayesi” olarak tanımlayan Sırakaya, Türk toplumunun işçi konumunda olan nesilden, hayatın her alanında var olan, istihdam sağlayan, iş üreten, katma değer oluşturan bir toplum haline gelmesinden büyük memnuniyet duyduğunu anlattı.

Avrupa Parlamentosu ve Belçika genel seçimlerinin yaklaştığına dikkati çeken Sırakaya, Türklerin Avrupa’da hem siyaset hem de ekonomi, kültür, spor, sanat alanlarında daha etkin olması gerektiğini vurguladı.

Zafer Sırakaya, Belçika’da etkin Türk sivil toplum kuruluşlarına, YTB Başkanı Abdullah Eren’e ve yurt dışında yaşayan vatandaşlara bakışı tümüyle değiştirerek kıymet veren, oy kullanma ve temsil gibi haklar tanıyan, YTB, TİKA, Maarif, Yunus Emre Enstitüsü gibi başkanlıklarla hizmet veren bir anlayışı getirdiği için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerini iletti.

“Bir başarı hikayesi”

YTB Başkanı Abdullah Eren de “60 yıllık mücadelenin neticesinde bugün Avrupa’da bir Türk milleti varlığından söz ediyoruz.” dedi.

Eren, dilini, kültürünü bilmedikleri bir ülkede zor şartlar altında çalışarak hem değerlerini korumak hem geçimlerini sağlamak için çalışan Türklerin, aralarından Bakan Göktaş gibi onlarca önemli figür ortaya çıkarmasının “bir başarı hikayesi” olduğunu söyledi.

Belçika’da halihazırda iş insanı, akademisyen, bürokrat olan, özellikle erken dönemde gelerek cami ve kültür dernekleri kuran, sosyal faaliyetlere katılan 350 binin üzerinde nüfuslu bir Türk toplumu varlığının bulunduğunu belirten Eren, her birinin Türkiye Cumhuriyeti için ana vatanda yaşayan vatandaşlar kadar değerli olduğunu vurguladı.

Eren, YTB’nin tek hedefinin yurt dışında yaşayan vatandaşların hizmetini görmek, onların Türkiye ile bağlarının devamını sağlamak olduğuna işaret ederek, “Güçlü diaspora, güçlü Türkiye” şiarıyla çalıştıklarının altını çizdi.

Belçika’da Türk varlığı oluşturan, ilk göçmen nesile teşekkürlerini sunan Eren, Belçikalı Türk toplumunun bu ülkeye katkı sağlamaya devam edeceğine işaret ederek, “Bizler sizlerle gurur duyuyoruz. Sizleri çok seviyoruz.” diye konuştu.

“En iyi uyum örneği”

Büyükelçisi Uysal da 60 sene önce imzalanan iş gücü anlaşmasının, yüzde 85’i Belçika vatandaşlığına da sahip olan Türk nüfusun buraya gelişinin yasal çerçevesini oluşturduğunu kaydetti.

“Dillerini bilmeden geldikleri ülkede canla başla zor işlerde çalışarak bugünkü konumlarına ulaşmaları takdire şayandır.” ifadesini kullanan Uysal, birinci nesil vatandaşların gösterdiği azim, çaba ve sabrın çok kıymetli olduğunu, bu özellikler sayesinde Türklerin hikayesinin, “en iyi uyum örneği” olarak tarihe geçtiğini aktardı.

Uysal, doktor, avukat, akademisyen, mühendis, iş insanı konumuna gelen Türk vatandaşlarının çalışmalarının göğüs kabarttığına işaret ederek, “Türk toplumunun başarı hikayesinin yeni boyutlar kazanarak sürmesi hepimizin hedefi.” diye konuştu.

Göç eden ilk nesil ve son nesil temsil edildi

Etkinliğin sonunda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, göç eden birinci nesil adına Aziz Gel’e, 4. nesil adına da Büşranur Yüksel’e çiçek takdim etti.

Programda, halk müziği sanatçısı Kubat’ın saz sanatçısı babası, Belçika’ya ilk nesil göçmenlerden merhum Necati Kubat ve sivil toplum önderi merhum Sedat Kaya adına akrabalarına; Türk toplumuna yardımları vesilesiyle Belçikalı Tina de Gendt ve Dr. Ri de Ridder’e, ilk nesil Türk göçmen eşi vesilesiyle Müslüman olan “Güler” lakaplı Ghislaine Marie Ernestine’e, etkinlik için mekan sağlayan ikinci nesil göçmenlerden iş insanı Tamer Cankurtaranoğlu ve eşi Nilgün Cankurtaranoğlu’na plaket verildi.

Barış Manço da anıldı

Barış Manço’nun eşi Lale Manço ve oğlu Batıkan Manço da etkinliğe katıldı.

Lale Manço, yaptığı konuşmada, merhum eşinin Türkiye ve Belçika’nın ortak değeri ve kültür elçisi olduğunu ve burada bulunmanın ailesi adına büyük bir onur olduğunu söyledi.

YTB Başkanı Eren, Manço’ya plaket takdim etti.

Müzik dinletisi

Etkinlik, Belçika’ya sazıyla gelen ilk Türk göçmen olarak bilinen Beringen Müzik Kulübü Başkanı İsmail Erdoğdu’nun saz dinletisi, Brüksel merkezli Intermelodi Derneği’nin konseri ile devam etti. Çocuk korosu da barış temalı şarkılar söyledi.

Resepsiyonun sonunda davetlilere Türk lezzetleri ikram edildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ytb-turkiye-belcika-is-gucu-anlasmasinin-60-yili-icin-resepsiyon-duzenledi/feed/ 0
Alman analizine göre Türkiye, Afrika’da etkili olan yeni büyük güç https://www.haber60.com.tr/alman-analizine-gore-turkiye-afrikada-etkili-olan-yeni-buyuk-guc/ https://www.haber60.com.tr/alman-analizine-gore-turkiye-afrikada-etkili-olan-yeni-buyuk-guc/#respond Mon, 27 May 2024 21:03:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33394 Almanya’da, Afrika’da etkili olan yeni büyük gücün Türkiye olduğu vurgulanan bir analiz yayımlandı.

“AFRİKA’DA YENİ BÜYÜK GÜÇ TÜRKİYE”

Alman Yedek Askerleri Birliği’ne ait internet sitesinde, Konrad Adenauer Vakfının Sahel Programı Başkanı Ulf Laessing’in kaleme aldığı analiz yer aldı. “Afrika’da etkili olan yeni güç Türkiye” başlıklı analizde, Avrupa’nın Afrika ülkelerinde bıraktığı boşluğu Ankara’nın doldurduğu ve bunun için net bir stratejisi olan Türkiye’nin, Afrika’da etkili olan yeni büyük güç olduğu belirtildi.

“HER ŞEY 2011’DE BAŞLADI”

Avrupa ve Almanya’nın, pragmatik ve uzun vadeli Afrika stratejisiyle Türkiye’den çok şey öğrenebileceğine işaret edilen analizde, “Türkiye her şeyden önce Afrika’daki fırsatları görüyor. Her şey Ağustos 2011’de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, iç savaşla harap olmuş, aynı zamanda kıtlık çeken Somali’ye yaptığı ziyaretle başladı.” ifadeleri yer aldı.

“AFRİKA ARTIK TÜRK ŞİRKETLERİ İÇİN BÜYÜK BİR YENİ PAZAR”

Türkiye’nin 2002 yılında kıtada yalnızca 12 büyükelçiliğinin olduğu, bu rakamın 2022 yılı sonu itibarıyla 44’e yükseldiği aktarılan analizde, “Afrika artık Türk şirketleri için büyük bir yeni satış pazarı haline gelmiş durumda ve Avrupalı ya da Amerikalı şirketlerin çoğu zaman görmezden geldiği bir pazar bu. Örneğin Niamey’deki Radisson Blu, Mali’nin başkenti Bamako’daki en iyi özel hastane olan Golden Life gibi yerler bir Türk şirketi tarafından işletiliyor. Türk Hava Yolları uçuşları sayesinde Afrika’nın neredeyse tüm başkentlerinden İstanbul’a ulaşmak mümkün. Afrika’da büyük altyapı projelerine sahip inşaat firmalarının yanı sıra tekstilden gastronomiye kadar birçok sektörde çok sayıda Türk firması da faaliyet gösteriyor. Modadan mobilyaya kadar Türk ürünleri birçok Afrika ülkesinde mevcut.” görüşlerine yer verildi.

TÜRK İHA’LARI BÖLGEDE RAĞBET GÖRÜYOR

Türk savunma sanayisinin Afrika’da daha pragmatik bir yaklaşım benimsediği ve Avrupalıların bıraktığı boşlukları doldurmak için hızla genişlediği vurgulanan analizde, şunlar kaydedildi: “Türkiye bölgeye insansız hava araçları sağlıyor. Bayraktar modeli, 2019 Libya iç savaşında kullanıldığından beri en çok satanlar arasında yer alıyor. Mali ordusu, Türkiye’den gelen insansız hava araçları ve Rusya’nın sağladığı uçaklar sayesinde, on yıldır Mali devletinin kontrolü dışında kalan isyancıların kuzeydeki kalesi Kidal’ı 2023 yılı sonunda ele geçirmeyi başardı. Burkina Faso, ayrılıkçılara karşı mücadelede İHA’ları başarıyla kullandı. Batı Afrika ülkesi daha önce defalarca Avrupa’dan askeri teçhizat istemişti ancak sonuç alamamıştı.”

“TÜRKİYE, AVRUPA’YA KIYASLA KITAYLA DAHA AKTİF İLETİŞİM KURUYOR”

Türkiye’nin imajını geliştirmek için yumuşak güce de yatırım yaptığına işaret edilen analizde, “Ülke Avrupa’ya bakışla çok daha aktif iletişim kuruyor. Erdoğan’ın Somali ziyareti, Türkiye’nin büyük sempati kazanmasını sağladı, çünkü Türk kuruluşlar kıtlığın ortasında yardım malzemesi de getirmişti. Türkiye ayrıca Afrika’dan gelen öğrencilere cömertçe burs sağlıyor ve onları hazırlamak için Maarif Vakfı aracılığıyla kıtadaki Türk okulları ağını sürdürüyor. Bu değerli bir yatırım çünkü Afrika dünyadaki en genç nüfusa sahip kıta.” ifadesi kullanıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/alman-analizine-gore-turkiye-afrikada-etkili-olan-yeni-buyuk-guc/feed/ 0
Bursa Büyükşehir Belediyesi Kahve Sohbetleri Gecesi Düzenledi https://www.haber60.com.tr/bursa-buyuksehir-belediyesi-kahve-sohbetleri-gecesi-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/bursa-buyuksehir-belediyesi-kahve-sohbetleri-gecesi-duzenledi/#respond Mon, 27 May 2024 02:09:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33317 Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen ‘Kahve sohbetleri gecesi’, vatandaşlara 6 asırlık İpek Han’ın tarihi atmosferinde kahvelerini yudumlayarak keyifli bir akşam geçirme imkanı verdi. Eşi Seden Bozbey’le birlikte kahve sohbetlerine katılan Başkan Mustafa Bozbey, “Kahve bir bahane. Asıl olan gönül sohbetlerimiz” dedi.

Bursa’yı gastronomi turizminde de öne çıkarmak amacıyla Türk Mutfağı Haftası’nda birbirinden farklı etkinlikler düzenleyen Büyükşehir Belediyesi, tarihin dokusunu kahvenin lezzetiyle buluşturdu. 15’inci yüzyılda Hacı İvaz Paşa tarafından yaptırılan İpek Han’ın önündeki yeni meydan, Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl 3’üncüsünü düzenlediği ‘Kahve sohbetleri gecesi’ne ev sahipliği yaptı. Büyükşehir Belediyesi turist rehberlerinin anlattığı Tarihi Hanlar Bölgesi’nin hikayelerini keyifle dinleyen Bursalılar, hikayeler arasından sorulan sorulara doğru cevap vererek hediyeler de kazandı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de kahve sohbetlerine eşi Seden Bozbey ile birlikte katıldı. Programa, Başkan Mustafa Bozbey’in yanı sıra Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer, Dış İlişkiler Daire Başkanı Pınar Işıkyıldız, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

“Tarihe keyifli bir yolculuk yapacağız”

Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, ‘gönül ne kahve ister, ne kahvehane. Gönül sohbet ister, kahve bahane’ sözüyle konuşmasına başladı. Tarihin esintisiyle kahvenin lezzetini Kahve sohbetleri gecesi’nde buluşturduklarını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, 40 yıl hatırlı kahvelerin mekanında buluştuklarını hatırlattı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren 700 yıllık Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin Osmanlı’nın ilk çarşılarından olduğunu belirten Başkan Bozbey, “Hanlar Bölgesi bugün de sosyal hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Tarih boyunca farklı kültürlere ve sosyal yaşantıya sahip insanların sohbet ettiği, dertlerini paylaştığı, gazete okuduğu, tavla oynadığı bu bölgede kahve vazgeçilmez bir simgedir. Kahve, Osmanlı’dan günümüze uzanan tamamlanan işlerin yorgunluğunu attığımız, bayramların, kız isteme merasimlerinin, mutlu anların keyfini paylaştığımız kültürümüzün önemli bir parçasıdır. Bu gece kahvelerimizi yudumlarken hem kültürel mirasımızı yaşatacak hem de güzel sohbetler eşliğinde keyifli anlar geçireceğiz. Kahve kültürünün farklı yönlerini tanıyacak, geleneksel tatlarımızı yeniden keşfedecek, tarihe keyifli bir yolculuk yapacağız. Kahve bir bahane. Asıl olan gönül sohbetlerimiz. Geleneklerimizin ve kültürümüzün yaşatılmasıdır. Herkese afiyet olsun. Emeği geçenleri kutluyorum” dedi.

Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu, Türk Mutfağı Haftası’nın tüm Türkiye’de olduğu gibi Bursa’da keyifli programlarla kutlandığını dile getirdi.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer, Türkiye’nin en lezzetli haftası olan Türk Mutfağı Haftası’nı dolu dolu programla geçirdiklerini söyledi. Gastronominin artık turizm ve kültürün tanıtılmasında önemli bir etken olduğunu anlatan Özer, Türk kahvesinin sadece bir içecek değil kültür olduğunu belirterek, bu değeri tanıtmanın önemine vurgu yaptı.

Konuşmaların ardından konuklara kahve ikramında bulunuldu. Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin büyüleyici atmosferinde kahvelerini yudumlayan vatandaşlar, tarihi bölgede huzur dolu bir akşam geçirdi. Bursalılarla birlikte kahvesini yudumlayan Başkan Bozbey, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çekildi.

Program, Kahve eksperi ve barista eğitmeni Mehmet Koray Eroğlu’nun ‘Gelenekten geleceğe kahve kültürü söyleşisi’ ve kahve sunumuyla devam etti. Hacivat ve Karagöz gösterisinin ardından Orkestra Şube Müdürlüğü Türk Halk ve Türk Sanat Müziği Bölümü sanatçılarının konser verdiği gecede, Bursalılar Türk kahvesi eşliğinde keyifli saatler yaşadı. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursa-buyuksehir-belediyesi-kahve-sohbetleri-gecesi-duzenledi/feed/ 0
OLIVTECH Fuarı ve İzmir Kahve Fuarı büyük ilgi görüyor https://www.haber60.com.tr/olivtech-fuari-ve-izmir-kahve-fuari-buyuk-ilgi-goruyor/ https://www.haber60.com.tr/olivtech-fuari-ve-izmir-kahve-fuari-buyuk-ilgi-goruyor/#respond Mon, 27 May 2024 00:03:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33249 Bu yıl 11’incisi düzenlenen OLIVTECH Fuarı-2. İzmir Kahve, Kahve Ekipmanları ve Sarf Malzemeleri Fuarı, büyük ilgi görüyor. Lezzet ve teknolojiyi buluşturan iki fuar kapsamındaki söyleşilerde, “Dünyada ve Türkiye’de zeytinciliğin güncel durumu ve gelecek öngörüleri” ile “Türk kahvesinin 500 yıllık öyküsü ve yeni nesil yapım teknikleri” konuşuldu.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından 23-25 Mayıs tarihlerinde düzenlenen 11. OLIVTECH- Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı ile 23-26 Mayıs tarihlerinde yapılan 2. İzmir Kahve Fuarı-Kahve, Kahve Ekipmanları ve Sarf Malzemeleri Fuarı; sektör profesyonelleri, üreticiler, tüketiciler ve meraklıları için önemli bir buluşma noktası oldu. OLIVTECH Fuarı kapsamında; Ticaret Bakanlığı, Uluslararası Zeytin Konseyi ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi tarafından düzenlenen söyleşide, “Dünyada ve Türkiye’de zeytinciliğin güncel durumu ve gelecek öngörüleri” konuşuldu. Uluslararası Zeytin Konseyi İcra Direktörü Jaime Lillo ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Tan’ın konuşmacı olarak katıldığı etkinliğin moderatörlüğü, Ticaret Bakanlığından Yönetim Hizmetleri Daire Başkanı Çilem Çatalbaş ve Ticaret Uzmanı Didem Baykara tarafından gerçekleştirildi. Çatalbaş, “Markalaşma ve uzun dönem sürdürülebilir ihracat hedefleri içinde hem ülkemizin hem sektörümüzün, yüksek kazanca, kaliteye ve teknolojiye ulaşmasını hedefliyor ve bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türk markalarının daha çok tanındığı, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Japonya gibi yüksek gelir grubundaki ithalatçı ülkelerde lider ihracatçı ve markalaşmış ülkelerin rakibi olan bir sektör olmayı hedefliyoruz” dedi.

“Son 10 yılda dünyada ilk defa iki sene üst üste üretimde azalma görülmekte”

Toplantıya çevrimiçi olarak katılan Uluslararası Zeytin Konseyi İcra Direktörü Jaime Lillo, “Şuanda dört kıtadan 20’ye yakın ülke üyemiz var. Türkiye’nin de üye olduğu konseyimiz; ayrıca gözlemci ülke niteliğinde olan Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya ve Brezilya gibi ülkelerle de iş birliği yapmakta. Bunun yanında özel sektörle düzenli bir diyalog yürütmek amacıyla kurulan bir danışma komitemiz de bulunmakta. Son 30 yıldır dünyada zeytin ve zeytinyağı üretimi ikiye katlanmış durumda. Dünyadaki en büyük beş tüketici ve beş üretici ülkeden biri Türkiye. Son 10 yılda ise dünyada ilk defa iki sene üst üste üretimde azalma görülmekte. İklim değişikliğinin zeytinyağı üretimi üzerindeki etkisine şimdiden tanık oluyoruz. Özellikle Akdeniz bölgesinde bu eğilimi görüyoruz. Öngörülemeyen hava şartlarıyla başa çıkmak ve üretim ve tüketim dengesini kurmak için Konseyimizin standardizasyon ve araştırmaya yönelik uzun süredir devam eden çalışmaları var. Zeytin ağacının beşiği olan Akdeniz havzası dışındaki coğrafyalarda da zeytin ve zeytinyağı üretimindeki büyümeyi desteklemek için çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Zeytin ağacı sayısı 202 milyona ulaştı

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Tan da, “Ülke olarak bir miras üzerinde oturuyoruz. Türkiye, zeytin ağacının ana vatanıdır. Bunu bilerek üretimimizi, tüketimimizi, ihracatımızı arttırmalıyız. 2007 yılında kurulan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi, Türkiye’de ilk kurulan konseydir. Uluslararası Zeytin Konseyi neyse Türkiye’de de Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi odur. Sektörün bileşenlerinin içinde olduğu, ortak akılda buluştuğu çatı kuruluştur. Hedef çok önemlidir. Hedef başarının kutup yıldızıdır. 2007 yılında bir hedef koyduk. Zeytin alanını 660 bin hektardan 1 milyon hektara, zeytin ağacı sayısını 144 milyondan, 180 milyona çıkarmayı hedefledik. 2023 Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılında, zeytin ağacı sayımıza baktığımız zaman şu anda 202 milyon. Zeytinyağı üretimi ise 115 bin tonlardayken geçtiğimiz yıl 421 bin tonla dünya hedefi ikinciliğe ulaştık. Bizim Konsey olarak en onurlu hedefimiz, zeytin ağacını ana vatanında layık olduğu yere getirmektir. Gelecek öngörümüz dünyada birinci ülke olmak. Binlerce yıllık kültür birikimi, müthiş bir iklim ve toprak şartlarına sahibiz. Zeytinyağı ihracatımız, 70 bin tondan 150 bin tona çıktı. Ülkemizde, resmi ağaç sayımızın üstüne her yıl ilave olarak 5 milyon zeytin fidanı dikilmekte. Güneydoğu Bölgemizde özellikle Güneydoğu Anadolu Projesi’nde öyle arazilerimiz var ki dünyaya yetecek kadar zeytinyağı üretebiliriz. Türkiye sofralık zeytinde dünya birincisidir. Kaliteli üretim bizim şiarımızdır” diye konuştu.

Türk kahvesinin inceliklerini anlattı

İzmir Kahve Fuarı kapsamında gerçekleştirilen söyleşiler de ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. Türk kahvesi ile ilgili çalışmalarıyla tanınan kahve yazarı ve eğitmen Atilla Narin, “Türk kahvesinin 500 yıllık öyküsü ve yeni nesil yapım teknikleri” başlıklı oturumda konuştu. Atilla Narin, Türk kahvesinin dünyanın ilk nitelikli kahvesi olduğunu belirterek, “Kahve, 500 yıldır Türklerin hayatında önemli bir yere sahip. Türk kahvesinin tarihine baktığımızda kökleri Etiyopya’ya, dalları bir Arap Yarımadası ülkesi olan Yemen’e kadar uzansa da Osmanlı coğrafyasında kimliğini kazanan kahvenin Avrupa’ya tanıtılması Türkler aracılığıyla olmuştur. Kahvenin Türkiye’ye girdiği 16. yüzyılın ortalarından itibaren kahve ile Türkler arasında tutkulu bir ilişki kuruldu. Kahve bitkisinin Türkiye’de yetiştirilmesi ne kadar imkansız olsa da kahve çekirdeklerini kavurmaktan başlayıp fincana dökene kadar olan süreçte Türkler tarafından geliştirilen hazırlama yöntemi Türk kahvesi olarak bilinir” dedi.

Türk kahvesi nasıl hazırlanmalı

İyi bir Türk kahvesinin nasıl yapılması gerektiğini de anlatan Atilla Narin, “Suyun sıcaklık derecesi, kahve yapısı, kahvenin yapılacağı cezve, içine konulacağı fincanın yapısı ve kahvenin sunumu çok önemli. Türk kahvesi pişirilirken köpük rengi, dolgunluğu ve yapısı dikkate alınır, kremamsı kıvam aranılan özelliklerdir. Büyük hava kabarcıkları olmaması gerekmektedir. Telvenin içerken dipte kalıp ağza gelmemesi önem taşır. Öncelikle iyi bir çekirdek, doğru kavrularak, doğru biçimde taze olarak öğütülmeli. Bir fincan için yedi gram kahve kullanın, kahveyi kalın bakır cezve içerisine boşaltın, üzerine kullandığınız fincanın hacmi ki yaklaşık 70 mililitre kadar suyu gezdirerek boşaltın. Fazla acılaşmayı engellemek için oda sıcaklığında ılık su kullanın, kullanılan su arıtma suyu ve temiz bir su olmasına özen gösterin, musluk suyu kullanmayın, tüm kahvenin suyla teması için 8-10 tur karıştırın, orta derece ateşte pişirin ve demlenme esnasında kesinlikle karıştırmayın. İki-iki buçuk dakika demlenme süresinde kaynamadan ocaktan alın ve altı geniş, üst kısmı ise dar olan fincan tercih edin. Kahveyi içmeden önce de tepkimenin sona ermesi için bir dakika bekleyin. Biraz su ile damağınızı temizledikten sonra kahvemizi afiyetle içebilirsiniz” diye konuştu. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/olivtech-fuari-ve-izmir-kahve-fuari-buyuk-ilgi-goruyor/feed/ 0
CHP Kıbrıs Birliği Resmi Açılışını Yapacak https://www.haber60.com.tr/chp-kibris-birligi-resmi-acilisini-yapacak/ https://www.haber60.com.tr/chp-kibris-birligi-resmi-acilisini-yapacak/#respond Sun, 26 May 2024 22:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33193 (ANKARA) – CHP Yurt Dışı Örgütlerden Sorumlu Parti Meclisi Üyesi Mehmet Tüm, Almanya, İsviçre ve Fransa temaslarından sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne geçti. CHP Kıbrıs Birliği’ni kuran CHP, parti tabelasını ilk kez Kıbrıs’ta asmış oldu.

CHP Kıbrıs Birliği’nin kuruluşuna KKTC’ye giden Mehmet Tüm de dahil oldu. Mehmet Tüm’ü havalimanında CHP Kıbrıs Birliği yöneticileri karşıladı. Tüm, beraberinde Kıbrıs Birliği’nden temsilcilerle  gün boyu bir dizi görüşme gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı vekiline ziyaret

CHP Parti Meclisi Üyesi Mehmet Tüm, CHP Kıbrıs Birliği’ndeki partililerle görüştükten sonra beraberindeki heyetle Cumhurbaşkanı Vekili, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre ile görüştü. Tüm, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Kıbrıs’ta çalışmalara başladıklarını hatırlattı ve Kıbrıs’ın Cumhuriyet Halk Partisi için önemini vurguladı.

Bülent Ecevit anıldı

Cumhuriyet Meclisi Şeref Salonu’nda yapılan görüşmede, Cumhurbaşkanı Vekili Zorlu Töre, KKTC’nin kolay kurulmadığını ve bugünlere çok zor şartlarda gelindiğini hatırlatarak, adada 96 yıl Türk ordusunun gelmesini beklediklerini belirtti. Töre, eski CHP Genel Başkanı ve Barış Harekatı’nı başlatan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’i de saygı ve rahmetle andı.

Sosyal demokratlar buluşması

Mehmet Tüm, beraberindeki birlik temsilcileriyle Cumhuriyet Meclisi’ndeki temaslarının ardından Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı’yı ziyaret ederek görüş alışverişinde bulundu. Lefkoşa Belediyesi’nin ardından Toplumcu Demokrasi Partisi ve Cumhuriyetçi Türk Partisi genel merkezlerine giden Mehmet Tüm, burada iki partinin de genel başkanlarıyla ve yöneticileriyle buluştu. Parti genel merkezlerine yaptığı ziyaretin ardından Girne Belediyesi’ne geçen ve Belediye Başkanı Murat Şenkul ile görüşen Mehmet Tüm, yarın da CHP Kıbrıs Birliği’nin resmi açılışını yapacak.

Mehmet Tüm’den açıklama

Kıbrıs Birliği’nin kurulması, Lefkoşa Belediyesi’ne ve Cumhuriyet Meclisi’ne yapılan ziyaretlerden sonra Kıbrıs gezisiyle ilgili açıklama yapan CHP Yurt Dışı Örgütlerden Sorumlu Parti Meclisi Üyesi Mehmet Tüm, partisinin yurt dışı örgütlenmesinde bir seferberliğe giriştiğini belirterek, “1 Nisan sabahının bizlere yansıması, ‘daha iyisini başarabiliriz’ oldu. 31 Mart yerel seçimlerinde bu başarıya ulaşan ve Türkiye’nin birinci partisi konumuna erişen Cumhuriyet Halk Partisi, bu başarıyı genel seçimlerde de iktidar ile taçlandıracak güçte ve iradededir. Kolları sıvadık, yüzlerce görüşme, toplantı yaptık ve ülke ülke yol haritamızı belirledik. Artık dünyanın herhangi bir yerinde bir yurttaşımız yalnız kalmayacak, dünyanın neresinde Gazi’nin ideallerine, Gazi’nin partisine gönül vermiş bir yurttaşımız varsa orada baba ocağının bacası tütecek” diye konuştu.

“İktidar yürüyüşümüze kıbrıs da eklendi”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kendileri için özel bir öneme sahip olduğunu aktaran Mehmet Tüm, “Üçüncü Genel Başkanımız Bülent Ecevit’in aziz ruhu şad olsun. 96 yıl beklenen Türk ordusunu Kıbrıs’a ayak bastıran, burada bir Türk Cumhuriyeti kurulmasına öncülük eden Ecevit, partimizin unutulmaz liderlerindendir. Rahmetli Ecevit, aynı buradaki Türklerin verdiği mücadele gibi, çok zor şartlar altında Kıbrıs Barış Harekatı’nı örgütlemiş ve hayata geçirmiştir. Partisinin, partimizin bayrağını Kıbrıs’ta dalgalandırmak da bize nasip oldu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Bülent Ecevit’in partisi artık Kıbrıs’tadır. Kıbrıs’ta ve diğer ülkelerde yaşayan yurttaşlarımız da artık Türkiye’deki iktidar yürüyüşümüzün birebir üyesidir, kuvvetli birer parçasıdır. İktidarımızı işte böyle kol kola girerek kuracağız” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-kibris-birligi-resmi-acilisini-yapacak/feed/ 0
YTB, Uluslararası Öğrenci Ödülleri 2023 Töreni Düzenledi https://www.haber60.com.tr/ytb-uluslararasi-ogrenci-odulleri-2023-toreni-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/ytb-uluslararasi-ogrenci-odulleri-2023-toreni-duzenledi/#respond Sun, 26 May 2024 22:06:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33171 Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığınca (YTB), Uluslararası Öğrenci Akademisi programı kapsamında verilen “Uluslararası Öğrenci Ödülleri 2023” töreni düzenlendi.

Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ndeki törende, YTB’nin faaliyetlerini tanıtan video gösterildi.

Aynı zamanda Uluslararası Öğrenci Akademisi programının kapanışının yapıldığı törende, ödül alan Filistinli kimya öğrencisi Anas Abafoul, günün anlam ve önemine ilişkin konuşma yaptı.

YTB Başkanı Abdullah Eren, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, törene konuşmacı olarak katıldı.

Eren, dünyanın başat ülkelerinin uluslararası öğrenci hareketliliğine önem verdiğine dikkati çekerek, Türkiye’nin bu alanda ilk 10 ülke arasında yer aldığını kaydetti.

Dünyanın farklı yerlerinden uluslarası öğrencilerin en iyilerini Türkiye’de ağrıladıklarının altını çizen Eren, Türkiye’ye gelen uluslararası öğrencilerin, kendilerini Türkiye’nin elçileri olarak atfetmesini istediğini belirtti.

Eren, Uluslararası Öğrenci Akademisi çatısı altında burslulara Türk kültürü konusunda eğitimler verildiğini vurgulayarak, Türk öğrencilerin uluslararası öğrencileri sahiplenmesinin önemli olduğunu söyledi.

Filistin ve Gazze’den çok sayıda burs başvurusu aldıklarını dile getiren Eren, olabildiğince çok Filistinli öğrenciye burs vermeye gayret edeceklerini bildirdi.

Eren, Türkiye’deki uluslararası öğrenci hareketliliğinin “büyük Türkiye’nin en önemli vizyon hareketlerinden biri” olduğunu belirterek, Türkiye’nin geçmişi ve birikimiyle dünyaya söz söyleyebilecek nadir ülkelerden biri olduğunu vurguladı.

“Türkiye, dünyanın kavşak noktası”

Bakan Yardımcısı Çam ise uluslararası öğrencilere burs verilmesini “geleceğe yatırım” olarak tanımlayarak, Türkiye’nin eğitim, bilim, turizm, kültür ve sanayi alanlarında büyüdüğünü söyledi.

Uluslararası öğrencilere yönelik yabancı düşmanlığına işaret eden Çam, bunun Türkiye’nin bir parçası haline gelen öğrencileri rencide edebileceği uyarısında bulundu.

Türkiye’nin, dünyanın kavşak noktası olduğunu belirten Çam, maddi ve manevi bağ kurulan uluslararası öğrencilerin Türkiye’nin parçası olduğunu kaydetti.

Sosyal medyada uluslararası öğrencilere karşı yürütülen saldırgan paylaşımlara itibar edilmemesi gerektiğini söyleyen Çam, öğrencilere verdikleri değeri vurguladı.

Çam, YTB’nin dünyanın farklı yerlerindeki Türk vatandaşlarının ihtiyaçlarını, arzularını ve yaşadığı zorlukları takip ettiğini dile getirdi.

Erişilebilir ve kapsayıcı eğitim

YÖK Başkanı Özvar da önem atfettiği Uluslararası Öğrenci Ödülleri’nin, YÖK olarak ortaya koydukları vizyonu güçlü şekilde desteklediğini söyledi.

Türk yükseköğretiminin uluslararası hale getirilmesi hedefine işaret eden Özvar, yüzlerce farklı ülkeden 300 binin üzerinde uluslararası öğrencinin Türkiye’de eğitimine devam ettiğini aktardı.

Özvar, Türkiye’nin dünyada en fazla uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapan ilk 10 ülke arasında bulunduğuna dikkati çekerek, bu konuda ilk 5 ülke arasına girmeyi hedeflediklerini kaydetti.

Uluslararası öğrencileri kültür elçisi olarak gördüğünü dile getiren Özvar, bu öğrencilerin Türkiye’de mutlu, huzurlu, güvenli ve başarılı öğretim hayatı geçirmelerinin önemini vurguladı.

Özvar, Türk yükseköğretiminin erişilebilir ve kapsayıcı olduğunu, uluslararası öğrencilerin Türkiye’nin yabancı ülkelerle ikili ilişkilerine değer katmasını arzuladıklarını belirtti.

Ödül töreni

Konuşmaların ardından, “Birlikte Başardık Hikaye Yarışması”nda ödül alan öğrencilerin Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremindeki gönüllü çalışmasını konu alan kısa film gösterildi.

“Uluslararası Öğrenci Ödülleri 2023” töreni kapsamında, “Birlikte Başardık Hikaye Yarışması”, “edebiyat”, “kültür-sanat”, “proje”, “medya ve iletişim” kategorileri ve bunların alt dallarıyla beraber toplam 11 başlık altında öğrencilere ödül sertifikası verildi.

Ödül takdim töreninde Bakan Yardımcısı Çam, YTB Başkanı Eren, YÖK Başkanı Özvar, Yemen’in Ankara Büyükelçisi Mohamed Saleh Ahmed Turiq, Afganistan’ın Ankara Büyükelçisi Amir Muhammed Ramin, Kırgızistan’ın Ankara Büyükelçisi Ruslan Kazakbayev, Endonezya’nın Ankara Büyükelçisi Achmad Rizal Purnama, Panama’nın Ankara Büyükelçisi Mariela Sagel yer aldı.

Törenin sonunda, protokol üyeleriyle ve öğrencilerle aile fotoğrafı çekildi. Program kapsamında, öğrencilerin sanat eserleri de sergilendi.

Türkiye’de okuyan öğrenciler öne çıkıyor

YTB Başkanı Eren, programın ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Uluslararası Öğrenci Ödülleri’ni 4’üncü kez düzenlediklerini söyledi.

Eren, 180 ülkeden gelen üniversite öğrencilerinin Türkiye’de eğitim aldığını belirtti.

Türkiye Bursları’ndan yaklaşık 15 bin uluslararası öğrencinin faydalandığını anlatan Eren, Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin sadece yüzde 5’inin devlet bursuyla okuduğunu kaydetti.

Öğrencilerin sınav ve mülakatla seçildiğini dile getiren Eren, “Türkiye’de şu an halihazırda 330 bin öğrencinin Türkiye ekonomisine katkısı da 3 milyar dolar, dolaylı katkılarıyla beraber.” dedi.

Eren, seçtikleri uluslararası öğrencileri her alanda desteklemeye gayret ettiklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Çünkü bu öğrenciler mezun olduktan sonra Türkiye’nin gönüllü elçileri olacak. Dünyanın neresine gidersek gidelim, Güney Amerika’dan, Latin Amerika’dan Orta Amerika’ya, Asya-Pasifik’ten Afrika’ya, yakın coğrafyamızdan Türk cumhuriyetlerine, Balkanlar’dan Kafkaslar’a kadar Türkiye’de üniversite okumuş mezunların çok farklı sektörlerde öne çıktıklarını görüyoruz.”

Türkiye’deki uluslararası öğrenci hareketliliğini “büyük Türkiye vizyonu” için çok önemli gördüklerini kaydeden Eren, “Bu kapsamda ilgili kurumlarımızla, paydaşlarımızla işbirliği içerisinde bunu yürütüyoruz. Bugün de marifet iltifata tabidir dedik. Uluslararası öğrencilerimize 11 farklı kategoride ödüllerini verdik.” dedi.

Eren, törene büyükelçilerin, siyasetçilerin, akademisyenler ve öğrencilerin katıldığına işaret ederek, töreni geleneksel hale getirmek istediklerini belirtti.

“Türkiye’nin dünyanın dört bir tarafında gönüllü elçileri olacak”

Türkiye’de örgün öğretim, açık öğretim ve uzaktan eğitim gören 8 milyona yakın üniversite öğrencisi bulunduğuna dikkati çeken Eren, bunlardan yüzde 4,8’inin uluslararası öğrenci olduğunu söyledi.

Eren, uluslararası öğrenci hareketliliğinin Türkiye’de son derece stratejik önem taşıdığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin uluslararası burs programlarıyla rekabet ettiğini bilelim. Afrika’da, özellikle Afrika’nın önümüzdeki yüzyılda önemini gördüğümüzde ve dünyanın önde gelen ülkelerinin Afrika ile alakalı stratejisine baktığımızda, Türkiye’nin iş adamlarıyla, inşaat firmalarıyla, Türk firmalarının aldıkları taahhüt işleriyle, orada açılan büyükelçiliklerimizle, açılan Maarif okullarımızla, Türk Hava Yollarının uçuş destinasyon sayısıyla Türkiye’nin büyük bir Afrika açılımı yaptığını görüyorsunuz. Biz de Türkiye Bursları ile bunu desteklemeye gayret ediyoruz.”

Bu stratejik vizyonun ilmek ilmek kurulduğunu ve yürütüldüğünü vurgulayan Eren, “Türkiye’nin önümüzdeki dönemde dünyanın dört bir tarafında gönüllü elçileri olacak. Bu vizyonu kararlılıkla sürdürmeye de inşallah niyetliyiz.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ytb-uluslararasi-ogrenci-odulleri-2023-toreni-duzenledi/feed/ 0
Bakan Tekin: ‘Başlattığımız projenin meyvelerini hep beraber görüyoruz’ https://www.haber60.com.tr/bakan-tekin-baslattigimiz-projenin-meyvelerini-hep-beraber-goruyoruz/ https://www.haber60.com.tr/bakan-tekin-baslattigimiz-projenin-meyvelerini-hep-beraber-goruyoruz/#respond Sun, 26 May 2024 21:30:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33147 Bakan Tekin: “Başlattığımız projenin meyvelerini hep beraber görüyoruz”

İSTANBUL – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Fatih’te ‘Eğitimde Yapay Zeka Uygulamaları Uluslararası Forumu’ ve ‘Geleceğin Yazarları Projesi’ açılış programına katıldı. Bakan Tekin, öğrencilerin okuma, yazma, konuşma ve anlama becerilerini artırmayı hedefleyen projenin meyvelerini görmeye başladıklarını belirterek, “Türkçe ile ilgili ilkokullarda, ortaokullarda, liselerde ise Türk Dili ve Edebiyatı dersi hakkında bir dizi kararlar aldık. Dedik ki çocuklarımız bu derslerde daha iyi yetişsinler. Çünkü bu derslerde daha iyi yetişirlerse kendilerini daha iyi ifade edebilirler” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğrencilerin okuma, yazma, konuşma ve anlama becerileri üzerine geliştirilen Eğitimde Yapay Zeka Uygulamaları Uluslararası Forumu ve Geleceğin Yazarları Projesi’nin açılış programı Yedikule Hisarı’nda gerçekleştirildi. Açılışa Mili Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, ilçe milli eğitim müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Programda öğrenciler, Mili Eğitim Bakanı Tekin’e hediye verdi.

“Türkçeyle ilgili ilkokul ve ortaokullarda, liselerde ise Türk Dili ve Edebiyatı dersi ile ilgili bir dizi kararlar aldık”

Programda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Yaz aylarında çocuklarımızın akademik başarıları için, toplumsal mutlulukları için, toplum içerisinde kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri için, kendi kariyer planlamaları için, en çok ihtiyaç duydukları şeyin kendilerini doğru, anlaşılabilir ve istedikleri gibi ifade edebilmeleri olduğunu söyledik. Bunun için de ilk başlangıç noktamız, çocuklarımızın ana dillerinde güzel Türkçemiz ile kendisini rahat ifade edebilmesi gerektiğini kamuoyuyla paylaştık. Türkçe ile ilgili ilkokullarda, ortaokullarda, liselerde ise Türk Dili ve Edebiyatı dersi hakkında bir dizi kararlar aldık. Dedik ki; çocuklarımız bu derslerde daha iyi yetişsinler. Çünkü bu derslerde daha iyi yetişirlerse kendilerini daha iyi ifade edebilirler” şeklinde konuştu.

“Okuma, yazma, konuşma ve anlamayı dinleyip anlama üzerinden ölçmek üzere bir mekanizma geliştirdik”

Öğrenciler için yapılan proje hakkında bilgi veren Bakan Tekin, “Daha başarılı olabilirler dedik ve Türkçeyle ilgili projeler başlattık. ‘Dilimizin Zenginlikleri’, ‘Sözlük Özgürlüktür’ gibi projeler bunlardan bazıları. Bir de bunun devamında dedik ki; artık Türkçe ve dil derslerini çocuklarımızın ihtiyaç duydukları dört temel beceri üzerinden ölçelim. Okuma, yazma, konuşma ve anlama üzerinde dinleyip, anlama üzerinden ölçmek üzere bir mekanizma geliştirdik. Bugün burada bu başlattığımız projenin meyvelerini hep beraber görüyoruz. Ben gerçekten çok mutluyum. Çocuklarımız, öğretmenlerimiz, idarecilerimiz özellikle ana dilimiz, Türkçemizle ilgili bu projelere çok ciddi şekilde sahip çıktılar. Hepsine, bütün öğretmenlerimize, bütün idarecilerimize ve bu çocukların velisi olan, çocukları bu projelere katılmaya teşvik eden bütün ebeveynlere sonsuz teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Bizim bütün amacımız bilgisini, ilmini, fikrini insanlığın hayrına sarf edecek bir nesil yetiştirmek”

Programda konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ise, “Ekim ayında başlatmış olduğumuz 39 ilçemizdeki öğretmen arkadaşlarımızın gönüllü ve istekli olarak bu projeye emek vermelerinden dolayı her birine ayrı ayrı teşekkür ederim. Dilimizin zenginliklerini destekleyen çocuklarımızın okuma, yazma ve dinleme becerilerini artıran, bu noktada da hayallerinin peşinde gitmeyi amaçlayan bu proje, çocuklarımızın sadece sınavlara hazırlanması değil, hayata hazırlanması, kendilerini ifade etme noktasında ilgi, istek, yetenek ve tutumlarının ortaya çıkarılmasını sağlaması adına yerinde bir projedir. Bu sebeple biz diyoruz ki; bizim bütün amacımız 21. yüzyılı adalet, şefkat ve merhametle imar edecek, bilgisini, ilmini, fikrini insanlığın hayrına sarf edecek bir nesil yetiştirmek. Bilim, sanayi ve teknolojiyle donanmış bu çocuklarımız inşallah daha güçlü yarınlara yürüyecekler” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-tekin-baslattigimiz-projenin-meyvelerini-hep-beraber-goruyoruz/feed/ 0
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Eğitimde Yapay Zeka Uygulamaları Uluslararası Forumu ve Geleceğin Yazarları Projesi’ni açtı https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-egitimde-yapay-zeka-uygulamalari-uluslararasi-forumu-ve-gelecegin-yazarlari-projesini-acti/ https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-egitimde-yapay-zeka-uygulamalari-uluslararasi-forumu-ve-gelecegin-yazarlari-projesini-acti/#respond Sun, 26 May 2024 21:06:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33133 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Fatih’te ‘Eğitimde Yapay Zeka Uygulamaları Uluslararası Forumu’ ve ‘Geleceğin Yazarları Projesi’ açılış programına katıldı. Bakan Tekin, öğrencilerin okuma, yazma, konuşma ve anlama becerilerini artırmayı hedefleyen projenin meyvelerini görmeye başladıklarını belirterek, “Türkçe ile ilgili ilkokullarda, ortaokullarda, liselerde ise Türk Dili ve Edebiyatı dersi hakkında bir dizi kararlar aldık. Dedik ki çocuklarımız bu derslerde daha iyi yetişsinler. Çünkü bu derslerde daha iyi yetişirlerse kendilerini daha iyi ifade edebilirler” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından öğrencilerin okuma, yazma, konuşma ve anlama becerileri üzerine geliştirilen Eğitimde Yapay Zeka Uygulamaları Uluslararası Forumu ve Geleceğin Yazarları Projesi’nin açılış programı Yedikule Hisarı’nda gerçekleştirildi. Açılışa Mili Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, ilçe milli eğitim müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Programda öğrenciler, Mili Eğitim Bakanı Tekin’e hediye verdi.

“Türkçeyle ilgili ilkokul ve ortaokullarda, liselerde ise Türk Dili ve Edebiyatı dersi ile ilgili bir dizi kararlar aldık”

Programda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Yaz aylarında çocuklarımızın akademik başarıları için, toplumsal mutlulukları için, toplum içerisinde kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri için, kendi kariyer planlamaları için, en çok ihtiyaç duydukları şeyin kendilerini doğru, anlaşılabilir ve istedikleri gibi ifade edebilmeleri olduğunu söyledik. Bunun için de ilk başlangıç noktamız, çocuklarımızın ana dillerinde güzel Türkçemiz ile kendisini rahat ifade edebilmesi gerektiğini kamuoyuyla paylaştık. Türkçe ile ilgili ilkokullarda, ortaokullarda, liselerde ise Türk Dili ve Edebiyatı dersi hakkında bir dizi kararlar aldık. Dedik ki; çocuklarımız bu derslerde daha iyi yetişsinler. Çünkü bu derslerde daha iyi yetişirlerse kendilerini daha iyi ifade edebilirler” şeklinde konuştu.

“Okuma, yazma, konuşma ve anlamayı dinleyip anlama üzerinden ölçmek üzere bir mekanizma geliştirdik”

Öğrenciler için yapılan proje hakkında bilgi veren Bakan Tekin, “Daha başarılı olabilirler dedik ve Türkçeyle ilgili projeler başlattık. ‘Dilimizin Zenginlikleri’, ‘Sözlük Özgürlüktür’ gibi projeler bunlardan bazıları. Bir de bunun devamında dedik ki; artık Türkçe ve dil derslerini çocuklarımızın ihtiyaç duydukları dört temel beceri üzerinden ölçelim. Okuma, yazma, konuşma ve anlama üzerinde dinleyip, anlama üzerinden ölçmek üzere bir mekanizma geliştirdik. Bugün burada bu başlattığımız projenin meyvelerini hep beraber görüyoruz. Ben gerçekten çok mutluyum. Çocuklarımız, öğretmenlerimiz, idarecilerimiz özellikle ana dilimiz, Türkçemizle ilgili bu projelere çok ciddi şekilde sahip çıktılar. Hepsine, bütün öğretmenlerimize, bütün idarecilerimize ve bu çocukların velisi olan, çocukları bu projelere katılmaya teşvik eden bütün ebeveynlere sonsuz teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Bizim bütün amacımız bilgisini, ilmini, fikrini insanlığın hayrına sarf edecek bir nesil yetiştirmek”

Programda konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ise, “Ekim ayında başlatmış olduğumuz 39 ilçemizdeki öğretmen arkadaşlarımızın gönüllü ve istekli olarak bu projeye emek vermelerinden dolayı her birine ayrı ayrı teşekkür ederim. Dilimizin zenginliklerini destekleyen çocuklarımızın okuma, yazma ve dinleme becerilerini artıran, bu noktada da hayallerinin peşinde gitmeyi amaçlayan bu proje, çocuklarımızın sadece sınavlara hazırlanması değil, hayata hazırlanması, kendilerini ifade etme noktasında ilgi, istek, yetenek ve tutumlarının ortaya çıkarılmasını sağlaması adına yerinde bir projedir. Bu sebeple biz diyoruz ki; bizim bütün amacımız 21. yüzyılı adalet, şefkat ve merhametle imar edecek, bilgisini, ilmini, fikrini insanlığın hayrına sarf edecek bir nesil yetiştirmek. Bilim, sanayi ve teknolojiyle donanmış bu çocuklarımız inşallah daha güçlü yarınlara yürüyecekler” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-egitimde-yapay-zeka-uygulamalari-uluslararasi-forumu-ve-gelecegin-yazarlari-projesini-acti/feed/ 0
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay BASİFED Network Buluşması’na katıldı https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-basifed-network-bulusmasina-katildi/ https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-basifed-network-bulusmasina-katildi/#respond Sat, 25 May 2024 21:22:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33062 (İZMİR)- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu ile Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu tarafından düzenlenen BASİFED Network Buluşması’na katıldı. Kent için birlikte çalışma vurgusu yapan Başkan Cemil Tugay, “İzmir’de yaşayan her insanın mutlu olduğu, kendisine adaletli davranıldığını hissettiği bir şehri, gelin hep beraber kuralım. Gelin bizden beklenen, İzmir’den beklenen bu sıçramayı ülkemizin çok ihtiyacı olduğu bu zamanda hep beraber yapalım. Yolunuza yoldaş olmaya hazırız” dedi.

Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) ile Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), Sosyal ve Kültürel Etkinlikler Merkezi’nde Network Buluşması düzenledi.

Etkinliğe, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın yanı sıra CHP İzmir Milletvekilleri Mahir Polat, Ednan Arslan, Rahmi Aşkın Türeli, Demokrat Parti İzmir Milletvekilleri Haydar Altıntaş, Mehmet Salih Uzun, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanı İbrahim Gökçüoğlu, İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, eski CHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel ve iş dünyası temsilcileri katıldı.

Başkan Tugay, 3 yıl BASİFED yönetim kurulu başkanlığı yapan, ardından bayrağı Semiha Güneş’e devreden Mehmet Ali Kasalı’ya törende plaket takdim etti.

“İzmir’de taş üstüne taş koyan bizi yanında görecek”

Kente sundukları çalışmalar için teşekkür ederek sözlerine başlayan Başkan Tugay, “Dertlendiğiniz, çözüm aradığınız birçok konuda beraberce ne yapabiliriz diye değerlendirmeler yaptınız. Demokratikleşme, eşitlik, kalkınma, katılımcılık, kurumlar arasında iş birliği, hepsi birbirinden değerli yaklaşımlar. Bu düşüncede olduğunuzu biliyorum. Bu yolda yapacağınız çalışmalarda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bütün birimleriyle, bütün gücüyle karşılıksız yanınızda olmak için ben de üzerime düşeni yapacağım. İzmir’de taş üstüne taş koyan, bizi yanında görecek. Buna ilçe belediye başkanı arkadaşlarım da dahil çünkü aynı duygu ve düşünce ile çalışıyoruz” diye konuştu.

“Çalışmaya niyetlendiğiniz her iş bizim işimiz”

Başkan Tugay, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyada ve Türkiye’de sadece bir tane İzmir var. Her bir metrekaresi, suyu, ağacı, canlısı bizim için çok kıymetli. Sahip çıktığımız tarihinin, sahip çıkmamız gereken geleceğinin olduğunu hiçbir zaman unutmayalım. Ben bunun bilinciyle, bunu iliklerime kadar hissederek görevimi yerine getiriyorum. Sizlerden de ricam, sadece buna odaklanalım. Kentimize gözümüz gibi bakalım. Burada yaşayan her insanın mutlu olduğu, kendisine adaletli davranıldığını hissettiği bir şehri, gelin hep beraber kuralım. Gelin bizden beklenen, İzmir’den beklenen bu sıçramayı ülkemizin çok ihtiyacı olduğu bu zamanda hep beraber yapalım. Sizin aklınız benim aklım, sizin fikriniz benim fikrim. Çalışmaya niyetlendiğiniz her iş bizim işimiz. Yolunuza yoldaş olmaya hazırız.”

“El ele olmayı diliyoruz”

BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, “İzmir iş dünyasının, yerel yönetimlerin, kamu kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının birlikteliği bölgesel kalkınmada en itici güç olacaktır. Bu birlikteliğe çok önem veriyoruz ve bundan sonra el ele olmayı diliyoruz” dedi.

“Sizlerin desteğiyle ulaşacağız”

TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya da “Yol haritamız ve temel ilkelerimizi cumhuriyetin devrimlerinden ve ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde belirlenen muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma hedefinden alıyoruz. Bu hedeflere TÜRKONFED ve BASİFED’in güçlü desteği ve sizlerin desteğiyle ulaşacağız” diye konuştu.

“Birlikte bir şeyleri değiştirebiliriz”

CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat ise “BASİFED gibi sivil toplum kuruluşlarının baskı unsurları olduğunu bilerek konuşuyoruz, birlikte bir şeyleri değiştirebiliriz” dedi. İzmir Limanı’nın satılmasına da karşı çıktıklarını hatırlatan Polat, hızlı tren, otoyol gibi projelerin ileri yıllara atılmasına tepki gösterdi. Polat, kente hükümet tarafından turizm konusunda yatırım yapılmadığını söyledi.

Ege Yapı Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Kabadayı da İzmir iş dünyasına desteklerini sürdüreceklerini belirtti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-basifed-network-bulusmasina-katildi/feed/ 0
ATSO Heyeti, KazanForum 2024’te Türkiye’nin Temsilini Başarıyla Gerçekleştirdi https://www.haber60.com.tr/atso-heyeti-kazanforum-2024te-turkiyenin-temsilini-basariyla-gerceklestirdi/ https://www.haber60.com.tr/atso-heyeti-kazanforum-2024te-turkiyenin-temsilini-basariyla-gerceklestirdi/#respond Sat, 25 May 2024 02:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32999 ATSO heyeti, Türkiye’nin temsilini Tataristan’ın başkenti Kazan’da düzenlenen Uluslararası Ekonomi Forumu KazanForum 2024’de başarıyla gerçekleştirdi. Heyet, Rusya-İslam Dünyası teması altında gerçekleşen forumda, iş birlikleri ve anlaşmaların imzalanmasına öncülük etti.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Boğaçhan Göksu, Sayman Üye Murat Totoş, Yönetim Kurulu Üyeleri Hatice Öz, Yusuf Hacısüleyman, Mustafa Yayla, Özgür Karagöz, Mehmet Dikmen, Hüseyin Sarı ve Genel Sekreter Av. Aslı Şahin Tekin, Tataristan’ın başkenti Kazan’da düzenlenen Uluslararası Ekonomi Forumu KazanForum 2024’e katılarak Türk firmaların stantlarını ziyaret etti. Heyete Türkiye Cumhuriyeti Tataristan Başkonsolosu Uğur Yılmaz ve Kazan Ticaret Ataşesi Murat Sözbir eşlik etti.

Türk Pavilyonunda stant ziyaretleri

Uluslararası Ekonomi Forumu, “Rusya-İslam Dünyası” temasıyla düzenlenerek İslam dünyasının ekonomi ve finans alanında önde gelen uzmanları buluşturdu. Geçtiğimiz yıl 57 İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkeden 16 binden fazla ziyaretçiyi ağırlayan KazanForum, Rusya’nın en önemli uluslararası ekonomi etkinliklerinden biri olarak görülüyor. ATSO Heyeti, KazanForum 2024 bünyesinde ‘Medical Halal Tourism’ (İslami hassasiyetlere dayalı sağlık turizmi forum expoya) katılarak iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. ATSO heyeti Türk firmaların stant açarak ürünlerini sergilediği, Türk pavilyonunu ziyaret etti. Burada firma yetkilileriyle görüşüp ürünler hakkında bilgi aldı. Aynı zamanda forumda bulunan İslam ülkelerinin stantlarını da ziyaret ederek görüş alışverişinde bulundular.

“İş birlikleri için altyapı oluşturuldu”

Forumun ana konuları arasında İslami finans, yatırım, sanayi, lojistik, turizm, teknoloji, uluslararası iş birliği, diplomasi, küçük ve orta ölçekli işletmeler, tıp ve spor gibi konuların yer aldığını belirten ATSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Boğaçhan Göksu, “Heyetimiz ile bugün KazanForum2024’te ‘Russia Halal Expo’ iş fuarını ziyaret ettik. Burada İİT üyesi ülkeler helal ürünler, hizmetler, yatırımlar ve altyapı projelerini anlattı. Aralarında Özbekistan, Türkmenistan, Tataristan, Kazakistan, İran ve Senegal gibi ülke temsilcileriyle görüşerek üyelerimiz ve Antalya’mız adına girişimlerde bulunarak, iş birliğinin altyapısını oluşturduk. Buradan çok verimli sonuçlar aldık” dedi.

“İkili iş birliği anlaşması imzalandı”

ATSO heyeti, Tataristan Cumhuriyeti Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Shamil R. Ageev ile bir araya gelerek ‘İkili İşbirliği Anlaşması’ imzaladı. ATSO ve Tataristan TSO arasında benzer heyet ziyaretlerinin daha sık düzenlenmesi gerektiğini ve iş birliğinin artırılması üzerine çaba koyduklarını belirten Başkan Yardımcısı Boğaçhan Göksu, “Üyelerimizi temsilen sizlerle burada iş birliği anlaşması imzalamak mutluluk verici. Bugünden sonra Tataristan’da yaşayan iş insanlarıyla aktif iletişimimizi sürdürmek hedefimiz. Üyelerimiz ve yaşadığımız şehirlere katma değer katan projeler oluşturmak ve hayata geçirmek için ATSO yönetimi olarak gerekli girişimlerde bulunduk. Ülkemizin Tataristan’a olan 3 milyar dolara yakın ticaret hacmini en üste taşımak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.

“Tataristan’da iş fırsatları”

Türkiye Cumhuriyeti Tataristan Başkonsolosu Uğur Yılmaz ile bir araya gelen ATSO heyeti, Tataristan Özerk Cumhuriyeti ve Başkenti Kazan ekonomisi ile iş dünyasının ihtiyaçları hakkında bilgi aldılar. Görüşmede Türkiye Cumhuriyeti Tataristan Başkonsolosu Uğur Yılmaz, “Tataristan iş odaklı yatırımlar için çok doğru bir yer. Endüstriyel üretim otelcilik, sağlık ve hizmet sektöründen Türkiye’den daha fazla destek bekliyorlar” dedi. Başkan Yardımcısı Göksu, “Antalya turizm, tarım, hizmet sektörü ve sanayi olarak güçlü bir yapıya sahip. Burada olma amacımız üyelerimizin ticaretine ve potansiyellerine yeni pazarlar kazandırmak” diye konuştu.

Tataristan Cumhuriyeti’nin önemli şehirlerinden birisi olan Innopolis’i de ziyaret eden ATSO heyeti, 24 Aralık 2012 tarihinde bir teknoloji parkı olarak kurulan ve 2014 yılında şehir statüsü alan Innopolis’te incelemelerde bulunarak, Innopolis Üniversitesi’ni de ziyaret etti ve ekonomi bölgesi sunumuna katıldı. Şehrin yapısı hakkında 3D sunum yapan Innopolis Genel Direktörü Oleg Protopopov, çalışmaları anlattı. Sunumun ardından konuşan Başkan Yardımcısı Boğaçhan Göksu, Innopolis şehrinin dünya çapında tanınan bir teknoloji ve inovasyon merkezi olarak bilindiğini belirterek, “Innopolis sadece bir teknoloji şehri değil, aynı zamanda bir fikir ve ilham merkezidir” dedi. ATSO olarak Innopolis’in başarısını titizlikle takip ettiklerini kaydeden Göksu, “Yakaladığınız başarı, iş birliği ve yenilikçi çözümlere verdiğimiz değerin bir göstergesi olarak bizim için ayrıca anlamlıdır. ATSO olarak dijital dönüşüme ve inovasyona büyük önem veriyoruz. Türkiye’de bulunan oda ve borsalar içerisinde bir ilki gerçekleştirerek Odamızın Teknoloji Geliştirme Bölgesi’ne alınmasını sağlayacak Uydu Kuluçka Merkezi kurulması yönünde çalışma yürütüyoruz. Kurulacak merkezimizde faaliyet yürütecek firmalarımız ileri teknoloji geliştirme ve yüksek katma değerli ürün üretimi çalışmalarında bizlerden eğitim, danışmanlık ve mentorluk desteği almak ile birlikte, teşvik ve desteklerden de faydalanabilecekler” ifadelerini kullandı. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/atso-heyeti-kazanforum-2024te-turkiyenin-temsilini-basariyla-gerceklestirdi/feed/ 0
Türk Dünyası Baro Birlikleri Türkiye Barolar Birliği’nde Toplandı https://www.haber60.com.tr/turk-dunyasi-baro-birlikleri-turkiye-barolar-birliginde-toplandi/ https://www.haber60.com.tr/turk-dunyasi-baro-birlikleri-turkiye-barolar-birliginde-toplandi/#respond Sat, 25 May 2024 01:24:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32976 (ANKARA) – Türk Dünyası Baro Birlikleri, Türkiye Barolar Birliği’nde toplandı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, “Hepimizin ortak coğrafyasında tüm dünyada barışın sağlanması. Biliyoruz ki birlikte daha güçlüyüz. Daha çok iş yapma kapasitesine sahibiz. Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına seçildiğim dönemde yönetimimiz için kullandığımız bir sloganımız vardı ‘Hiçbir yurttaş savunmasız, hiçbir avukat yalnız kalmayacak’ demiştik. Sizlerin varlığıyla birliğimiz ve iş birliği içerisinde dünyanın başka coğrafyalarında da hiçbir avukatı yalnız bırakmayacak bu dayanışmanın dalga dalga büyümesini diliyorum” dedi.

Türk Dünyası Baro Birlikleri, altı ülkeden katılımla Türkiye Barolar Birliği’nde toplandı. Kıbrıs Türk Barolar Birligi Başkanı Hasan Esendağlı, Azerbaycan Barolar Birliği Başkanı Anar Baghirov, Kırgızistan Barolar Birliği Başkanı Meyil Begilerova, Kazakistan Cumhuriyeti Barolar Birliği Başkanı Aidyn Bikebayev, Özbekistan Barolar Birliği Başkanı Shukhrat Sadikov ve Aşkabat Barosu Başkanı Besytr Eyvanova katılımcılar arasında yer aldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, “Türk dünyası baro birlikleri toplantısı, Ankara’da dost ve kardeş ülkelerin baro birlikleriyle mesleğin gelişimine katkı sunmak üzerine ve bir arada çalışma zemini hazırlamak üzere ilk adımını atmış bulunuyor. Birlikte hareket etme irademizi ortaya koyacağız” dedi.

“Birlikte daha güçlüyüz”

Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve savunma hakkı alanlarında ortak çalışmalar yürütüleceğini belirten Sağkan, şöyle konuştu:

“Savunma hakkının vazgeçilmezliğidir. Her birimiz kendi ülkelerimizde yaşanan hukuk aksaklıkların yüklenmek zorunda kalıyoruz. Hukukun üstünlüğünü canla başla üstleniyoruz. Bizim mesleğimiz aynı zamanda bir barış mesleği. Müzakere ile hukukla çözüm sağlama mesleğidir. Hepimizin ortak coğrafyasında tüm dünyada barışın sağlanması. Biliyoruz ki birlikte daha güçlüyüz. Daha çok iş yapma kapasitesine sahibiz. Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına seçildiğim dönemde yönetimimiz için kullandığımız bir sloganımız vardı ‘Hiçbir yurttaş savunmasız, hiçbir avukat yalnız kalmayacak’ demiştik. Sizlerin varlığıyla birliğimiz ve iş birliği içerisinde dünyanın başka coğrafyalarında da hiçbir avukatı yalnız bırakmayacak bu dayanışmanın dalga dalga büyümesini diliyorum. Bizler birlik başkanları olarak birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz ve ziyaretlerde bulunuyoruz. Dostluk ve kardeşlik ilişkilerimizi geliştiriyoruz. Bu ilişkilerimizi geliştirebilmek için temelde örgütsel bir yapıya ihtiyacımız var mı tartışılabilir. Ancak savunma hakkına katkı sunabilme bakımından gerçekten bu mesleğin itibarını tüm ülkelerde koruyabilmek bakımından, yurttaşların haklarını savunurken etkin avukatlık pratiklerini hayata geçirebilmek bakımından sözde değil gerçek anlamda faaliyet gösterip dost ve kardeş ülkelerin birbiriyle olan ilişkilerine katkı sunabilecek bir yapıya ihtiyacımız var. Buradaki baroların ilişkisi eşitliğe dayanıyor. Yan yana omuz omuza mücadele ediyoruz.”

“Bir araya gelmenin olumlu sonuçları olacak”

Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, toplantıda yaptığı konuşmada, “Bu toplantıyı çok ciddi bir iş birliğinin ilk adımı olarak görüyoruz. Avukatlık mesleği adeta ülkelerinde sigorta vazifesi gören meslek örgütleridir. Savunma mesleği tüm dünyada bireylerin devletler karşısında hak ve hukukunu sağlama bakımından tarihsel öneme sahiptir. Bir araya gelmenin sonuç elbette ki olumlu olacaktır. Barolar birliklerinin ortak faydaları ülkelerimizde ve mesleğimize katkı sunacak. Ülkelerimiz adına çok önemli gelişmeler olacak. Biz Kıbrıslı Türk avukatlar her türlü emeği göstermeye hazırız” dedi.

“Ülkeler arası olanakları da görüşeceğiz”

Kazakistan Cumhuriyeti Barolar Birliği Başkanı Aidyn Bikebayev de şunları söyledi:

“Bu toplantımız devletlerinde hukuk sistemini geliştirme yönündeki ortak arzumuzun bir kanıtı olarak görüyorum. Çok yönlü bir bağ içerisindeyiz. Hukuki, ekonomik, siyasi yönlerden bağlarımız mevcut. Türkçe konuşan ülkeler bağlarını geliştirmeye devam ediyor. Birçok ortak projeler gerçekleştiriyoruz. Hukuk ve avukatlık alanındaki güncel konuları tartışmak ve deneyim alışverişinde bulunmak için toplandık. Ülkeler arası olanakları da görüşeceğiz. Barolar arasındaki iş birliğinin gelişmeye devam edeceğini umuyorum. Hukuki ortamın iyileşmesi için katkı sağlayacaktır. Uluslararası suçlarla, yatırımcıların hakları gibi konularda da adımlar atmış olacağız. Yapmamız gereken birçok iş var. Bilgi birikimimizi paylaşacağız. Somut işler yapabileceğimizi düşünüyorum. Yapıcı bir diyalog olmalı aramızda. Ancak böyle etki alabiliriz.”

Özbekistan Barolar Birliği Başkanı Shukhrat Sadikov ise “Bizim birlikteliğimiz bize ivme kazandıracak. İleriye dönük kaliteli savunma yapmamızı sağlayacaktır.” ifadelerini kullanırken, Aşkabat Barosu Başkanı Besytr Eyvanova, “İş birliğinin devam etmesini diliyoruz” dedi.

Baro başkanlarının açış konuşmasının ardından, görüş alışverişi ve muhtemel iş birlikleri değerlendirilecek. Konuk baro başkanları, bugün Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’u yarın ise Danıştay, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin başkanlarını ziyaret edecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-dunyasi-baro-birlikleri-turkiye-barolar-birliginde-toplandi/feed/ 0
Avrupa’daki İki Dillilere Türkçe Öğretimi Çalıştayı İstanbul’da Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/avrupadaki-iki-dillilere-turkce-ogretimi-calistayi-istanbulda-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/avrupadaki-iki-dillilere-turkce-ogretimi-calistayi-istanbulda-devam-ediyor/#respond Sat, 25 May 2024 01:00:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32964 İstanbul’da Türkiye Maarif Vakfı (TMV) ve Türk-Alman Üniversitesi (TAÜ) işbirliğinde ortaklaşa düzenlenen “Uluslararası İki Dillilere Türkçe Öğretimi Çalıştayı” ikinci gününde devam ediyor.

TAÜ’nün Beykoz’daki yerleşkesinde düzenlenen çalıştayın ikinci günü, Almanya Potsdam Üniversitesinden Prof. Dr. Christoph Schröder’in “Almanya’da Türkçenin Konumu ve Türkçe Dersi İçin Sonuçları” başlıklı çevrim içi oturumu ile başladı.

Sonrasında düzenlenen “Öğrenme İçerikleri” başlıklı oturumda söz alan TMV Türkçe ve Yabancı Dil Öğretimi Daire Başkanı Prof. Dr. İbrahim Gültekin, Avrupa’daki iki dilli Türk çocuklarına yönelik Avrupa Eğitim Merkezleri kurarak işe başladıklarını söyledi.

Avrupa’daki iki dilli çocukların üniversiteye ve akademiye erişim sorunları olduğunu belirten Gültekin, bunun temelinde ana dil olduğunu ifade etti.

Kendilerinin en önemli meselesinin iki dilli çocukların Türkçe seviyelerini nasıl geliştirebilecekleri olduğunu kaydeden Gültekin, şöyle konuştu:

“Şu anda 4 ülkede 7 Avrupa Eğitim Merkezimiz bulunuyor. Başta Türk nüfusu olmak üzere merkezimizin bulunduğu ülkedeki herkes hedef kitlemiz. Çünkü biz Türkçeyi yabancı dil olarak da yabancılara öğretiyoruz. Atölye çalışması yapıyoruz, sosyal ve kültürel etkinlikler, sportif faaliyetler, müsabakalar ve okul derslerini destekleyici takviye kurslar gerçekleştiriyoruz. Buradaki temel amacımız Türk çocuklarının ana dillerini kullanma becerilerini geliştirmek ve kendi kültürleriyle aidiyetlerini güçlendirmek.”

Gültekin, Avrupa’daki tüm eğitim merkezlerinde yaklaşık 25 bin kişiye ulaştıklarını, anlık olarak 7 eğitim merkezinde 1492 öğrenciye yönelik eğitimleri sürdürdüklerini dile getirdi.

Eğitim merkezlerinde kamplar, geziler, oyun grupları, seminerler, yarışmalar ve okuma grupları gibi sosyal kültürel faaliyetler düzenlediklerini belirten Gültekin, “Okul derslerini destekleyici çalışmalar, sınavlara hazırlık desteği, din dersleri, aile danışmanlığı ve kişisel gelişim gibi eğitimler veriyoruz.” diye konuştu.

Oturumun ardından katılımcılar öğrenme içeriklerine yönelik sorunların tartışılması, çözüm önerilerinin sunulması ve raporlanması için atölye çalışması gerçekleştirdi.

Yurt dışında görevlendirilen öğretmenlerin nitelikleri

“Öğretici Nitelikleri” başlıklı oturumda konuşan TAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aysel Uzuntaş ise köken dili derslerinde kelime, cümle ve metin boyutunda alıştırmalarla dil becerisinin geliştirilmesinin elzem olduğunu söyledi.

Uzuntaş, öğrencilerin günlük Türkçe bilgilerinden yararlanılması, günlük veya akademik dil arasında karşılaştırmalar yapılarak farkındalık sağlanması gerektiğini belirtti.

Yurt dışındaki öğrencilerin ana dil seviyelerinin aynı düzeyde olmayacağını vurgulayan Uzuntaş, şöyle devam etti:

“Öğretmenler sınıf içinde farklı yöntem ve teknikler kullanabilmelidir. Ayrıca yurt dışında yaşayan Türk çocuklarında dil normu açısından farklılıklar olabilmektedir. Öğrencilerin her bir becerisinin aynı düzeyde gelişmediği yine öğretmenler tarafından fark edilmeli ve dikkate alınmalıdır. Burada eğitimi bireyselleştirme tekniği çok önemli hale gelmektedir. Araştırmalar, öğretmenlerin niteliğinin eğitimin kalitesi açısından belirleyici olduğunu göstermektedir. Öğretmen niteliklerini ortaya koyabilmek için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen öğretmenlerin başvuru kılavuzları incelenmiş ve orada hangi nitelikler arandığına bakılmıştır.”

Türkçe ve Türk dili dersi öğretim programında beceri odaklı bir eğitimin öngörüldüğünü ifade eden Uzuntaş, dinleme, konuşma, okuma ve yazma ile kültürler arası iletişim bilgisi kazanımının hedeflendiğini söyledi.

Yurt dışında görevlendirilen öğretmenlerin niteliklerinin de ele alındığını kaydeden Uzuntaş, “Öncelikle mevcut durum ortaya konulmaya çalışılacak. ‘Görevlendiren öğretmenlerde hangi nitelikler aranmaktadır?’ sorusundan hareketle öğretmenlerin seçilmesine yönelik kuralımız var. Doküman analizi çerçevesinde incelenecek ve içerik analizi yapılacaktır.” diye konuştu.

Uzuntaş, “Türkiye ve Türk Kültürü” dersi için Türk dili ve edebiyatı, Türkçe, Almanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca, sınıf öğretmenliği, sosyal bilgiler ile din kültürü ve ahlak bilgisi alanlarında 367 öğretmenin Avrupa ülkelerinde görev alabileceğini sözlerine ekledi.

Oturumun ardından öğretici niteliklerinde mevcut durum ve sorunlar, ihtiyaç analizi, vizyon ile yükseköğretimde öğretici niteliklerinin geliştirilmesi alanlarında atölye çalışması gerçekleştirildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/avrupadaki-iki-dillilere-turkce-ogretimi-calistayi-istanbulda-devam-ediyor/feed/ 0
Türkiye’ye Doğrudan Yabancı Sermaye Girişleri Azalıyor https://www.haber60.com.tr/turkiyeye-dogrudan-yabanci-sermaye-girisleri-azaliyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiyeye-dogrudan-yabanci-sermaye-girisleri-azaliyor/#respond Sat, 25 May 2024 00:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32960 (ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir, Türkiye’ye olan siyasal ve ekonomik güvenin her geçen gün azaldığını ve buna paralel olarak doğrudan yabancı sermaye girişlerinin de düştüğünü belirterek, “AKP hükümetinin Türk milletine en az 330 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye yatırımı borcu vardır. Doğrudan yatırım çekemeyen hükümet ülkeyi sıcak paraya mahkum bırakmıştır” dedi.

CHP’li Volkan Demir, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin Ekonomik Özgürlük Endeksinde Gabon ve Fas’ın ardından 103’üncü, Demokrasi İndeksinde Gambiya’nın ardından 102. sırada bulunduğuna dikkat çekti. Demir, “Türkiye, dünya ortalaması kadar doğrudan yabancı sermaye çekebilseydi 490 milyar dolar, OECD ortalaması kadar çekebilseydi 598 milyar dolar yatırım çekilmiş olacaktı. Bu durumda bu haliyle Türkiye en az 330 milyar dolar doğrudan yatırımı kaçırmış durumdadır” değerlendirmesini yaptı.

Demir, şunları kaydetti:

“2023 yılında Türkiye, sadece 10.6 milyar dolarlık doğrudan yabancı sermaye çekebilmiştir. Bu, Dünyada 2023 yılındaki 1.36 trilyon dolar doğrudan yabancı sermaye hareketinin sadece binde 8’i kadardır. Türkiye’ye gelen sermayenin yaklaşık yüzde 34’ünü yabancıların gayrimenkul alımları, yaklaşık yüzde 18″ini Türkiye de mukim yabancı sermaye şirketlerinin yurt dışından borçlanmaları, yaklaşık yüzde 25’ini hizmet sektöründeki yatırımlar oluştururken, toplamın sadece yüzde 23 ünü sanayi ve tarım sektörleri oluşturmaktadır. Diğer taraftan mevcut tesislerin satın alınmaları dışında yabancı sermayenin sıfırdan yatırımları (yeşil yatırımlar) neredeyse durma noktasına gelmiştir.

Türk firmalarının yurt dışındaki doğrudan yabancı sermaye stoku 62 milyar dolara ulaşmıştır. Giren ve çıkan sermaye arasındaki fark hızla azalmaya başlamıştır. 2023 yılında Türkiye’ye 10.6 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye gelirken; 5.8 milyar dolar doğrudan Türk sermayesi yurt dışına çıkmıştır. Türkiye’den çıkan sermaye gayrimenkul ve borçlanma miktarı dışındaki doğrudan yabancı sermaye girişinin (5.6 milyar dolar) üstündedir.”

“Yatırım sermayesi girişleri yüzde 42 azaldı”

Demir, 2024’ün ilk çeyreğinde, Türkiye’ye net 1.2 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye girdiğini, bunun yaklaşık 800 milyon dolarının yabancılara gayrimenkul satışları olduğunu vurguladı. Demir, “2024 ilk çeyreğinde yatırım sermayesi girişlerinin toplam hacmi geçen yılın aynı dönemine göre (2.1 milyar dolar) yüzde 42 oranında bir azalışı işaret etmektedir” dedi.

“Türkiye’ye olan siyasal ve ekonomik güven her geçen gün azalıyor”

Demir, Türkiye’ye olan siyasal ve ekonomik güvenin her geçen gün azaldığını belirterek, şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının, yüzde 59’u Avrupa Birliği (AB-27)ülkeleri olmak üzere, yüzde 80’inin gelişmiş demokratik ülkelerden geldiği görülmektedir.  Ekonomik Özgürlük Endeksinde Gabon ve Fas’ın ardından 103’üncü, Demokrasi İndeksinde Gambiya’nın ardından 102. sırada bulunan ve diğer bir çok global  ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmişlik endeksinde hızla son sıralara gerileyen, ekonomisi günlük kararlarla yönetilen  Türkiye’ye olan siyasal ve ekonomik güven her geçen gün azalmakta ve bunu paralel olarak doğrudan yabancı sermaye girişleri hızla rakamsal ve oransal olarak düşüş göstermekte, tam aksi önde Türk sermayesi artan bir hızla yurt dışına çıkmaktadır.

Diğer taraftan daha kısa bir süre önce demokratik düzene geçmiş olan Çek Cumhuriyeti (yüzde 67), Polonya (yüzde 40), Macaristan (yüzde 60), Romanya (yüzde 38), Bulgaristan (yüzde 63) gibi doğu Avrupa ülkeleri bile yabancı sermaye çekme konusunda (stok/GSYİ) Türkiye’nin çok önüne geçmişlerdir.”

]]> https://www.haber60.com.tr/turkiyeye-dogrudan-yabanci-sermaye-girisleri-azaliyor/feed/ 0 Türkiye, İnsansız Hava Araçlarında Dünyada Bir Numara https://www.haber60.com.tr/turkiye-insansiz-hava-araclarinda-dunyada-bir-numara/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-insansiz-hava-araclarinda-dunyada-bir-numara/#respond Sat, 25 May 2024 00:00:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32928 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin insansız hava araçlarında dünyada bir numara olduğunu belirterek, “Düşen helikopterin tespitiyle ilgili İran makamlarının Türk insansız hava araçlarını kullanımını talep etmesi üzerine Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterinde bulunan Taarruzi İnsansız Hava Aracımız (TİHA) Bayraktar AKINCI bölgeye intikal etti, gerçekten 1,5 saat gibi kısa bir zaman içerisinde hemen coğrafyayı tarayarak, çok zor, sarp bir coğrafya, kötü hava koşullarının bulunduğu, sisli ve bulutlu bir hava koşulu içerisinde helikopteri tespit etmesi mümkün oldu.” dedi.

Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da, bu yıl 13’üncüsü düzenlenen Saraybosna İş Forumu’nun (SBF) açılışına katıldığı etkinlikte AA muhabirine açıklama yapan Kacır, Türkiye’nin teknoloji alanında önemli işler yaptığını belirterek, başarılarını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sürdürdükleri Milli Teknoloji Hamlesine borçlu olduklarını söyledi.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’nın da bulunduğu helikopterin düşmesinin ardından arama kurtarma faaliyetlerine katılan ve enkazı bulan Bayraktar AKINCI’nın önemli bir görev yaptığını belirterek, “Kazada hayatını kaybeden İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve heyetine Allah’tan rahmet diliyorum, İran halkına taziyelerimi sunuyorum. Düşen helikopterin tespitiyle ilgili İran makamlarının Türk insansız hava araçlarını kullanımını talep etmesi üzerine Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterinde bulunan Taarruzi İnsansız Hava Aracımız (TİHA) Bayraktar AKINCI bölgeye intikal etti, gerçekten 1,5 saat gibi kısa bir zaman içerisinde hemen coğrafyayı tarayarak, çok zor, sarp bir coğrafya, kötü, sisli ve bulutlu bir hava koşulu içerisinde helikopteri tespit etmesi mümkün oldu.” diye konuştu.

Savunma sanayisinde Türkiye’nin elde etmiş olduğu kazanımların tüm dünya tarafından dikkatle takip edildiğini aktaran Kacır, savunma alanında yerli ve milli sistem ürünleriyle kendi ihtiyaçlarını karşılayabildiklerini, dünyanın en iyilerini geliştiren bir ülke olduklarını belirtti.

Savunma alanında kritik öneme sahip platformların yerli ve milli imkanlarla karşılandığını kaydeden Kacır, şunları ifade etti:

“Türkiye, insansız hava araçlarında dünyada bir numaradır, 40’a yakın ülkenin semaları Türk insansız hava araçlarınca muhafaza edilmektedir. Türkiye’de savunma sanayisinde yerlilik oranımız yüzde 20’lerden yüzde 80’lerin üzerine çıkmış durumdadır. Bu hikaye 3 bin 500 firmanın, 80 bine yakın nitelikli istihdamın bulunduğu dev bir ekosistemin kurulmasını da beraberinde getirmiş oldu. Bunların arasında Baykar gibi dünyanın en iyi ekiplerinin olmuş olması da gurur vericidir. Biz, teknolojiyi insanlık yararına kullanıldığı ölçüde kıymetli buluyoruz, savunma sanayisi atılımımız da bu medeniyet perspektifimizin bir parçasıdır. Dostumuz, komşumuz İran’ın duyduğu ihtiyacı aynı medeniyet perspektifiyle, sahip olduğumuz imkanları dostlarımızla, kardeşlerimizle paylaşma yaklaşımıyla değerlendirmiş olduk. 5 milyona yakın insan o gece canlı olarak bu faaliyeti izlemiş oldu AA vesilesiyle. AA’yı da tebrik ediyorum, ilk anından itibaren o süreci adım adım bütün dünya ile paylaştı.”

“Türkiye bugün hem sanayide hem de teknolojide Avrupa’nın öncü ülkesidir”

Türk savunma sanayisini ve Selçuk Bayraktar ile ekibini tebrik ettiğini kaydeden Kacır, afetle mücadelede de insansız hava araçlarını kullandıklarını, orman yangınların hızlı bir şekilde tespit edilmesini sağladıklarını söyledi.

Kacır, zaman zaman insansız hava araçlarının karalamalara maruz kaldığını dile getirerek, “Bunlara en iyi cevap milli teknolojik ürünlerimizin ortaya koyduğu bu başarılı çalışmalar oluyor.” dedi.

Türkiye’nin sahip olduğu deneyimleri Balkanlar ile paylaşabileceklerini belirten Kacır, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye bugün hem sanayide hem de teknolojide Avrupa’nın öncü ülkesidir. Türkiye, ticari araçlardan düz cam üretimine, güneş panellerinden, demir-çelik sektörüne, çimentoya, beyaz eşyaya kadar Avrupa’nın en büyük üretici gücüdür. Güneş paneli üretiminde, ticari araç üretiminde Avrupa birincisiyiz, beyaz eşya üretiminde Avrupa birincisi, dünya ikincisiyiz. Bütün bu sanayi kabiliyetini Balkan coğrafyasına çok daha güçlü şekilde taşımayı arzu ederiz. Bütün bunları yapmamıza imkan tanıyan tecrübelerimiz var. Organize sanayi bölgelerimiz var, sayılarını 192’den 361’e çıkardık son 22 yılda. Organize sanayi bölgelerinde istihdam 415 binden, 2 milyon 600 bine yükseldi. Organize sanayi bölgelerindeki aktif tesis sayısı 11 binden 58 bine yükseldi. Bütün bunlar son 22 yılda ortaya koyduğumuz üretim hamlesinin sonuçlarıdır.”

Teknoloji alanında AR-GE ekosistemini geliştirdiklerini kaydeden Bakan Kacır, 102 teknoparkta 10 bin 500’e yakın inovasyon ve AR-GE faaliyeti sürdüren şirketler olduğunu söyledi.

Türkiye’nin AR-GE alanındaki insan kaynağını son 22 yılda 10 katına çıkararak 272 bini aşan çalışan olduğunu ifade eden Kacır, “SBF vesilesiyle Bosna Hersek’in bakanlarıyla görüşmeler gerçekleştirdim. Bu coğrafyada Türkiye olarak desteklediğimiz çok önemli üniversiteler var. Biz, bu coğrafyanın genç ve çalışkan insan kaynağının ülkesine hizmet etmesini arzu ederiz.” dedi.

“TEKNOFEST’e Balkan coğrafyasındaki genç kardeşlerimizin katılımının daha da artmasını arzu ediyoruz”

Türkiye’nin en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’i Balkanlar’daki kardeşleriyle gerçekleştirebileceklerini belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, farklı paydaşlarının bu etkinlikleri yapmak istediğini söyledi.

Kacır, Türkiye’deki TEKNOFEST’e Balkanlar’dan gelecek gençlerin katılımını önemsediklerini dile getirerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“TEKNOFEST, Türkiye’nin girişim fabrikasına dönüştü. Geçen yıl 1 milyon yarışmacı katıldı, 337 bin takımdan. Bu yıl takım sayısı 700 bini aştı, 1 milyon 600 bine erişti yarışmacı sayısı. Roketten, model uyduya, su altı robotlarından sağlıkta yapay zeka uygulamalarına, yenilikçi enerjiden otonom araçlara kadar yüz binlerce takım yüz binlerce proje artık binlerce girişimin de doğmasına vesile oluyor. Biz bu dip dalgaya Balkan coğrafyasındaki genç kardeşlerimizin katılımının daha da artmasını arzu ediyoruz. 100’e yakın ülkeden katılım var TEKNOFEST’e ama istiyoruz ki bu coğrafyadan katılım daha da artsın. Buralarda da benzer etkinlikler yapabiliriz, bunun için de buradaki paydaşlarımız bu konuda istekli olurlarsa ki o isteği de tüm görüşmelerde müşahede etmiş oldum. İnşallah bu coğrafyada özellikle Bosna Hersek gibi dost ve kardeş ülkelerin teknoloji geliştirme sürecine daha etkin şekilde katılmalarını sağlamaya yönelik işlerde birlikte çalışalım isteriz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-insansiz-hava-araclarinda-dunyada-bir-numara/feed/ 0
Türk Mobilya Sektörü AB Yeşil Mutabakatına Uyum Sağlamak İstiyor https://www.haber60.com.tr/turk-mobilya-sektoru-ab-yesil-mutabakatina-uyum-saglamak-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/turk-mobilya-sektoru-ab-yesil-mutabakatina-uyum-saglamak-istiyor/#respond Fri, 24 May 2024 23:36:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32916 Türkiye’ye 2023 yılında 4 milyar 605 milyon dolar döviz kazandıran, 3,5 milyar dolar dış ticaret fazlası veren Türk mobilya sektörü, Avrupa Birliği’nin ortaya koyduğu AB Yeşil Mutabakat kurallarına uygun üretim yapıp sürdürülebilirlik pasaportunu cebine koymak istiyor.

Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, üyesi firmaların sürdürülebilirlik yetkinliklerini artırmak ve AB Yeşil Mutabakatına hazır hale getirmek için “Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu” kurdu.

“Avrupa Birliği ticaretin kurallarını yeniden yazdı” tespitinde bulunan Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, mobilya sektöründe karbon salınımına yol açan hususları tespit edip karbon nötr hale gelmek istediklerini bu hedef doğrultusunda bilim desteğiyle hareket edeceklerini kaydetti.

Türkiye’nin mobilya ürünleri ihracatında AB’nin payının yüzde 35, Ege Bölgesi’nden yapılan mobilya ihracatında yüzde 51 olduğu bilgisini veren Gürle, “Avrupa Şampiyonlar Ligi bu ligde oynamak istiyorsak gereğini yapmamız gerekiyor. Mobilya sektörü AB Yeşil Mutabakatına uyum sağlamak zorunda olan sektörler arasında ikinci halkada. Biz bugünden hazırlıklarımızı yapıyoruz. Kullandığımız malzemelerde sunta, lamine ve süngerde karbon salınımı oluyor. Bu sorunu sunta, MDF ve sünger üreticileri çözecek. Mobilyada masif alternatif olacak. Su kullanımı ana istasyon. Karbon salınımını düşürmek için fosil yakıtlar kullanmayacağız, lojistikte elektrikli araçlara geçeceğiz. Sektör olarak 1,5 yıllık sürede hazırlıklarımızı tamamlamayı hedefliyoruz. AB Yeşil Mutabakatına hazır olmadığımız takdirde ürettiğimiz mobilyaları emisyon hesabı yapmadan Avrupa’ya gönderirsek yüzde 40 yüzde 50 boyutunda karbon vergisi ödemeyle karşı karşıya kalacağız. Bu vergileri ödememek için evladiyelik bir ömür kullanılabilir ve demonte, gittiği noktada kurulabilen mobilyalar üretmemiz gerekiyor. Türk mobilya sektörü olarak bu konuda yetkinliklerimizi artıracağız” şeklinde konuştu.

Kemer: “Hedefimizin AB’nin yeni ekonomik düzeninin içinde yer alabilmek”

Avrupa Birliği’nin ortaya koyduğu yeni ekonomik düzenin içinde yer alabilmek ve Avrupa Birliği’ne sürdürülebilirlik kanalıyla girebilmek istediklerinin altını çizen Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Müjdat Kemer, Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatında geçiş süreci yaşandığını 1,5 yıl sonra da parasal yaptırım dönemine geçileceğini, bu döneme hazırlıklı olmak için harekete geçtiklerini dile getirdi.

“Sürdürülebilirliği öğrenmek için üniversitelerden uzman isimlerle çalışacağız, eğitim programları yapacağız” diye konuşan Kemer, “Sürdürülebilirlik konusunu öğreneceğiz sürdürülebilirliği biraz açmak gerekirse; sürdürülebilir yaşamın devam etmesi yaşantının devam etmesi bu şirketin devam etmesi olarak daha her şeyin devam etmesi olarak da algılanabilecek bir kelime biz de burada işimizin devam edebilmesi için ırkımızın devam edebilmesi için bu sürdürülebilirliğe uyum sağlamamız gerekiyor. Yeni ekonomik düzende finansman makine pazar her şey sürdürülebilirlik esaslı olacak yani Avrupa Birliği pazarına girebilmek için sürdürebilirlik pasaportuna sahip olmamız gerekiyor. İklim krizini hepimiz yaşıyoruz dünyanın sıcaklığı ortalama 1-2 derece daha attığı zaman dünya yaşanmaz bir hale gelecek. Türkiye, Akdeniz çukurunda çölleşme riski taşıyan bir bölge zaten yağmurların azalması, son yaşadığımız kışta hiç kış görmemiş olmamız, aynı şekilde Avrupa’da da kış olmadı. İklim krizi işin vahametini gösteriyor. Bir an evvel AB Yeşil Mutabakatına geçmek gerekiyor. Hali hazırda yeşil mutabakata ilişkin mevzuat mevcut. Sektör olarak fark edemiyoruz ancak kısa zamanda tüm sektörleri vuracak. Avrupa’da bir pazarda yer edinmek istiyorsak mutlaka bu sürdürülebilirlik pasaportuna sahip olmamız gerekiyor. Emisyon ticaret sistemi hem Türkiye’de hem Avrupa’da kuruldu. Emisyon ticaret sistemi kapsamında emisyonunu düşürenleri teşvik edelim, emisyonu yüksek çıkanlar da bu iş için bedelini ödesinler, buradaki çalışmalarımız, çabalarımız tamamen gereksiz bedeller ödeyerek paramızın AB’ye kaçmasını önlemek. Bu entegrasyon Avrupa’yla birlikte yapılıyor biz malı direkt emisyon hesabı yapmadan Avrupa’ya gönderirsek yüzde 40 yüzde 50 boyutunda karbon vergisi ödemeyle karşı karşıya kalacağız. Türk mobilya sektörü olarak bu fırsat kapısından mobilyamızı Avrupa Birliği’ne sokmalıyız” dedi.

AB Yeşil Mutabakatında ülkelerden ziyade firmaların değerlendirileceği bilgisini veren Kemer sözlerini şöyle tamamladı; “Dünya Bankası 35 milyar dolar kaynak ayırdı. Bu kaynakta sürdürülebilirlik projelerine tahsis edilecek. Türkiye’nin AB Yeşil Mutabakatına uyum sağlar hale gelebilmesi için her yıl 180 milyar dolar yatırım yapması gerekiyor.”

Avrupa Şampiyonlar Liginde olacaksak kurallarına uyacağız

İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesinden Dr. Derya Irkdaş Doğu ve Argun Tanrıverdi yaptıkları ortak sunumda; Avrupa Birliği’nin oyunun kuralını baştan yeniden yazdığını, Avrupa Şampiyonlar Ligine girmek isteyenlerin bu kurallara uymak zorunda olduklarının altını çizdiler.

AB Yeşil Mutabakatına uyum için, Döngüsel Ekonomi Yeni Planı, Sürdürülebilir Ürün Girişi, Eko-Dizayn, Dijital Ürün Pasaportu başlıklarının içeriklerinin tam ve doğru bir şekilde yerine getirilmesinin gerekliliğine vurgu yapan Dr. Derya Irkdaş Doğu, “Dijital pasaporta geçiş başladı. Ürünü üretirken, ne malzeme aldığınızı bileceksiniz. Ürünleri imha ederken, çöpe atarken izlenecek yol belli olacak. Döngüsel ekonomiye geçmemiz gerekiyor. Mobilyanın ömrü karbon ayak izi için önemli. Avrupa ile ticaret yapacaksanız uzun ömürlü ürünler üreteceksiniz oyunun kuralı bu. Hedef ekolojik sistemi geri kazandırmak. Firmalar kullandıkları suyu, akaryakıtı bilmeli, tasarım, üretim, ambalaj, personel, depolama ve atık yönetimi mobilyada malzeme seçimi, lojistik, nakliye önemli. Parçalı demonte edilebilir ürünlere yönelmelisiniz. Demonte gönder yerinde kurulum yapılsın. Sağlam yap, tamir edilebilir yap, geri dönüşüme uygun ekonomiye kazandırmak için çalış” diye firmalara yol gösterdi. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-mobilya-sektoru-ab-yesil-mutabakatina-uyum-saglamak-istiyor/feed/ 0
Atatürk Üniversitesi Rektörü Azerbaycan’da İş Birliği Görüşmeleri Gerçekleştirdi https://www.haber60.com.tr/ataturk-universitesi-rektoru-azerbaycanda-is-birligi-gorusmeleri-gerceklestirdi/ https://www.haber60.com.tr/ataturk-universitesi-rektoru-azerbaycanda-is-birligi-gorusmeleri-gerceklestirdi/#respond Fri, 24 May 2024 23:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32912 Bakü’de düzenlenen Türk Üniversiteler Birliğinin (TÜRKÜNİB) 7. Genel Kurul Toplantısına katılmak üzere Azerbaycan’a giden Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı; Bakü Devlet Üniversitesi, Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi ile Azerbaycan Mimarlık ve İnşaat Üniversitelerini ziyaret ederek iş birliği görüşmeleri gerçekleştirdi.

Türk devletlerinin yükseköğretim kurumları arasında iş birliği kültürünü geliştirmek, birlik ve beraberliği güçlendirmek amacıyla Türk Devletleri Teşkilatı kapsamında düzenlenen TÜRKÜNİB 7. Genel Kurul Toplantısına katılan Rektör Çomaklı, programın ardından Azerbaycan üniversitelerini ziyaret ederek hem iş birliği protokolü imzaladı hem de Atatürk Üniversitesi ile Azerbaycan arasında akademik köprünün güçlenmesi noktasında mevkidaşları ile görüş alışverişinde bulundu.

Azerbaycan ziyareti ile yapılan görüşmelere ilişkin bir değerlendirmede bulunan Rektör Çomaklı, gerek TÜRKÜNİB’in gerekse sonrasında gerçekleşen akademik görüşmelerin oldukça verimli geçtiğini belirterek şunları söyledi: “Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiğimiz Azerbaycan ziyareti kapsamında, Azerbaycan’daki çeşitli üniversitelerle bir araya gelerek önemli iş birliği protokollerine imza attık. Bu iş birliği protokollerinin temel amacı, akademik ve bilimsel alanlarda ortak çalışmalar yürütmek, öğrenci ve öğretim üyesi değişim programları düzenlemek, ortak projeler ve yayınlar gerçekleştirmektir. Bu vesileyle, iki ülke arasındaki eğitim ve bilimsel bağları daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

“Yapılan Görüşme ve İş Birlikleri, Kardeşlik Bağının Daha da Güçlenmesine Vesile Oluyor”

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihi ve kültürel bağların, köklü bir geçmişe dayandığını ifade eden Rektör Çomaklı: “Ortak tarihimiz, dilimiz, kültürümüz ve değerlerimiz, bu iki milletin kardeşlik bağlarını daha da pekiştirmektedir. “Bir millet, iki devlet” anlayışıyla hareket ederek, eğitim ve bilim alanında da bu güçlü bağları daha ileriye taşımayı amaçlıyoruz. Azerbaycan’da bize gösterilen misafirperverlik ve ilgi için tüm Azerbaycanlı kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Bu iş birlikleri; üniversitemizin uluslararası alandaki konumunu güçlendirirken, aynı zamanda öğrencilerimize ve akademisyenlerimize yeni fırsatlar sunuyor” dedi.”

“Tarihi ve Kültürel Birliktelik, Sorumluluğumuzu Artırıyor”

Atatürk Üniversitesi olarak, bilgi ve deneyimleri paylaşmak, ortak projelerle bilim dünyasına katkıda bulunmak için her zaman hazır olduklarını dile getiren Rektör Çomaklı: “Azerbaycan’daki üniversitelerle geliştirdiğimiz bu güçlü iş birliğinin, gelecekte de birçok başarıyı beraberinde getireceğine olan inancımı bir kez daha vurgulamak isterim. Azerbaycan ile Türkiye’nin tarihi ve kültürel birlikteliği, bizlere her alanda birlikte çalışma ve birbirimizi destekleme sorumluluğu yüklemektedir. Bu bağlamda, akademik iş birliğimizin de her iki ülke için hayırlı sonuçlar doğuracağına yürekten inanıyorum. Bu düşüncelerle; bu ziyaretin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese ve iş birliğimize katkıda bulunan tüm kurumlara teşekkürlerimi sunuyor, atılan adımların ve yapılan görüşmelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

Bir Ziyarette Türk Patent ve Marka Kurumuna

Azerbaycan ziyaretinin ardından Türkiye’ye dönen Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak ile bir araya geldi. Atatürk Üniversitesinin 2018 yılında başlatmış olduğu Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesi kapsamında yapılan çalışmalardan bahseden Rektör Çomaklı, devrim niteliğinde adımlar attıklarını belirterek, bunun neticesinde patent sıralamasında zirvede yer aldıklarını söyledi. 2023 yılı akademik dönemde, 97 ulusal 43 uluslararası olmak üzere toplamda 140 Patent başvurusunda bulunulduğunu hatırlatarak bu rakamın yoğun çalışmalar neticesinde elde edildiğini vurgulayan Çomaklı, misafirperverliği ve vermiş olduğu destek için Başkan Durak’a teşekkür etti.

Atatürk Üniversitesinin gerek bulunduğu şehir ile bölgesi gerekse ülke yükseköğretimi açısından oldukça değerli olduğunu aktaran Başkan Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak, üniversite bünyesinde yapılan atılımı yakından takip ettiklerini ve elde edilen başarının gurur verici olduğunu söyledi. Araştırma-geliştirme, toplumsal katkı ve inovasyon açısından çok sayıda patent ve patent başvurusunda bulunuyor olmasını, bilginin değere dönüşmesi açısından önemsediklerini ifade ederek, bu doğrultuda Atatürk Üniversitesinin göstermiş olduğu üstün performans nedeniyle Rektör Çomaklı nezdinde tüm üniversite ailesini tebrik etti. – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/ataturk-universitesi-rektoru-azerbaycanda-is-birligi-gorusmeleri-gerceklestirdi/feed/ 0
Interpol tarafından aranan suç örgütü lideri Barış Boyun İtalya’da yakalandı https://www.haber60.com.tr/interpol-tarafindan-aranan-suc-orgutu-lideri-baris-boyun-italyada-yakalandi/ https://www.haber60.com.tr/interpol-tarafindan-aranan-suc-orgutu-lideri-baris-boyun-italyada-yakalandi/#respond Fri, 24 May 2024 22:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32892 Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan suç örgütü lideri Barış Boyun’un da aralarında bulunduğu 17 şüpheli İtalya’da bugün yapılan şafak operasyonuyla yakalandı.

İtalya polisinin açıklamasına göre Milano Mahkemesi tarafından haklarında gözaltı kararı çıkarılan 19 kişiden 17’si gözaltına alındı. Mali Polis ve Europol işbirliğinde yapılan operasyona yüzlerce polis katıldı.

İtalyan polisi, gözaltına alınan 14 Türk vatandaşının bu ülkede yaşadığını, üçünün ise ‘yurtdışında faaliyet gösterdiğini’ belirtti.

Türkiye İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da “Operasyonda elebaşı Barış Boyun’un da aralarında bulunduğu organize suç örgütü üyesi 17’si Türk ve 2’si İtalyan olmak üzere toplam 19 şüpheli yakalandı” dedi.

Gözaltına alınan şüphelilere, ağırlaştırılmış suç örgütü üyeliği, terör örgütü kurmayı amaçlayan silahlı çete kurmak ve terör saldırıları gerçekleştirmek, yasa dışı biçimde silah ve patlayıcı bulundurmak ve taşımak, uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı, cinayet ve yasadışı göçe yardım ve yataklık suçlamaları yöneltiliyor.

Bakan Yerlikaya sosyal medyada yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“İtalya’da ülkemiz adli makamlarınca Kırmızı Bültenle aranan, elebaşılığını Barış Boyun’un yaptığı organize suç örgütüne yönelik; KOM Başkanlığımız (Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Başkanlığı), Interpol-Europol Daire Başkanlığımız ve İtalyan Güvenlik Makamlarınca ortaklaşa yapılan çalışmalar sonucu İtalyan polisi tarafından Roma ve Milano’da operasyon düzenlendi.”

Avrupa Birliği (AB) Polis Teşkilatı (Europol) da operasyonun “Avrupa çapında çok sayıda cinayete karışan bir Türk suç örgütünün çökertilmesi için” düzenlendiğini belirti.

Ekim’de Como’da 3 kişi yakalanmıştı

İtalya tarafından paylaşılan bilgilere göre soruşturma geçen Ekim ayında Como’da polisin İsviçre’ye ulaşmaya çalışan üç suç örgütü üyesini gözaltına alması üzerine başladı. Bu kişilerin üzerinde biri yasa dışı iki silah, çok sayıda mühimmat ve ‘propaganda malzemesi’ bulundu.

Soruşturma süresince elde edilen bilgiler, örgüt liderinin suç faaliyetlerini İtalya’dan yönetmeyi sürdürdüğü şeklindeydi. Polis bu faaliyetler arasında yasa dışı göç, uyuşturucu ve sigara kaçakçılığını da saydı.

Ayrıca Berlin’de bir Türk vatandaşının öldürülmesi veya geçen Mart ayında Türkiye’deki bir alüminyum fabrikasına saldırı düzenlenmesi gibi suçların emrini örgüt liderinin verdiği belirtildi.

Alüminyum fabrikasına saldırının, İtalya polisi, Interpol ve Türkiye polisi arasındaki bilgi alışverişi sayesinde başarısızlıkla sonuçlandığı bilgisi de paylaşıldı.

Ali Yerlikaya da şüphelilerin, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve kasten öldürme dahil 23 ayrı suçtan arandığını, toplam 56 ayrı suç kaydı bulunduğunu ve 3’ü cinayet olmak üzere; kasten yaralama, 6136 sayılı kanuna muhalefet, yağma gibi suçlardan kırmızı bültenle arandığını söyledi.

‘İtalya’da güvende hissediyordu’

Operasyon haberi İtalya basınında geniş şekilde yer aldı. Kamu yayıncısı Rai’nin haber sitesinde, şafak baskınının Viterbo kentine bağlı Bagnaia köyünde yapıldığı belirtildi.

Rai, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin geçen Ocak’ta yaptığı Türkiye ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Barış Boyun’un iadesini istediğini de yazdı.

Ansa haber ajansı da, İtalya ve Türkiye’de ele geçirilen silahlar arasında 15 tabanca, Kalaşnikof dahil 7 uzun silah, 3 el bombası, bir bazuka ve 4 kurşun geçirmez yeleğin de yer aldığını yazdı.

Ansa, Boyun’un 2022’de İtalya’nın Rimini kenti yakınlarında gözaltına alındığını ancak Türkiye’nin tutuklama talebinin Bologna Mahkemesi tarafından kabul edilmediğini hatırlattı.

Ajansa göre, Milano Savcı Yardımcısı Bruna Alberti, daha önceki rtd kararının o dönem “Türk makamları tarafından sunulan unsurların esasen zayıf olmasından” kaynaklandığını söyledi.

Savcı, Boyun’un Bologna yargısı tarafından Türkiye’den gelen tutuklama kararı onaylanmadığı için “İtalya’da kendini güvende hissettiğini” de belirtti.

Boyun’un bir süre Crotone’de ev hapsinde tutulduğu ve burada rakip bir suç örgütünün düzenlediği saldırıya maruz kaldığı ifade edildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/interpol-tarafindan-aranan-suc-orgutu-lideri-baris-boyun-italyada-yakalandi/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile bir araya geldi https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-ozbekistan-cumhurbaskani-sevket-mirziyoyev-ile-bir-araya-geldi/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-ozbekistan-cumhurbaskani-sevket-mirziyoyev-ile-bir-araya-geldi/#respond Fri, 24 May 2024 22:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32872 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile bir araya geldi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, resmi ziyaret kapsamında geldiği Özbekistan’da temaslarına devam ediyor. Kurtulmuş, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile bir araya geldi. Özbekistan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda, Mirziyoyev ile yaptığı görüşmenin ardından Özbek ve Türk medyasının sorularını yanıtlayan Kurtulmuş, Taşkent’te bugün çok verimli görüşmeler yaptıklarını, Cumhurbaşkanı Mirziyoyev ile gerçekleştirdiği görüşmeyle de bunları taçlandırdıklarını söyledi.

Mirziyoyev ile son derece samimi, yapıcı ve güzel bir görüşme gerçekleştirdiklerini ifade eden Kurtulmuş, “Bu anlamda, Yasama Meclisi Başkanı ve Senato Başkanıyla yaptığımız görüşmelerin bir özetini ortaya koyduk. Sayın Mirziyoyev’in başlatmış olduğu üçüncü büyük medeniyet yürüyüşü ya da Üçüncü Rönesans ismini verdiği reform programını yakinen takip ettiğimizi ifade ettik. Bu programın sadece Özbekistan için değil aynı zamanda bütün İslam dünyası ve hatta insanlık için fevkalade önemli bir medeniyet projesi olduğunu, özellikle önümüzdeki dönemde Türk dünyasının birlik ve beraberliğinin sağlanabilmesi, dünyada yeni, adil, hakkaniyetli bir sistemin kurulabilmesi için iki dost ve kardeş ülke; her iki tarafta da birbirini çok iyi tanıyan, ‘kardeşim’ diyerek hitap eden Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Cumhurbaşkanımız Şevket Mirziyoyev’in olduğu bu dönemde, el ele, gönül gönüle vererek hem Türk dünyasının birlik ve beraberliğinin sağlanması hem de yeni, adil, hakkaniyetli bir dünyanın kurulabilmesi için görüşlerimizi karşılıklı olarak teyit ettik” dedi.

Görüşmede, Türkiye ve Özbekistan arasında ticari, ekonomik ve kültürel alandaki ilişkileri konuşma fırsatı bulduklarını ifade eden Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in, Özbekistan Yasama Meclisi, Özbekistan Senatosu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında üçlü, parlamenter diplomasinin imkanlarını arttırabilecek çalışmalara ilişkin görüşlerini ifade ettiğini kaydetti. Kurtulmuş, “İnşallah biz de Özbekistan Yasama Meclisi, Özbekistan Senatosu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak dostluk gruplarımızı çalıştırarak en kısa zamanda parlamenter diplomasi bakımından iki ülkenin köprülerini sağlam bir şekilde kurmuş olacağız. Zaten var olan ilişkileri çok daha kuvvetlendirmek, dostluk grupları, ihtisas grupları üzerinden parlamenter diplomasinin imkanlarını arttırmak için canla başla çalışacağız” dedi.

Mirziyoyev’e, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ve sevgilerini ifade ettiğini aktaran Kurtulmuş, “O da aynı şekilde Cumhurbaşkanımıza selamlarını gönderdi. İki ülkenin kardeşliğinin, dostluğunun bölgeye, Türk dünyasına ve insanlığa çok büyük faydaları olacağı kanaatindeyim” dedi.

İlişkilerin daha da güçlendirilmesi için ne gibi çalışmaların yapılması gerektiği yönündeki soru üzerine Kurtulmuş, “Devam eden ve şu anda 3 milyar dolar seviyesini aşmış olan bir ikili ticaret hacmi var. Öncelikle bunun orta vadede 5 milyar dolara, uzun vadede 10 milyar doların üzerine çıkarılması lazım. Ticari ilişkilerin yanı sıra turizm alanında çok büyük bir potansiyel var. Ayrıca milli savunma sanayinde önemli potansiyeller var. Karşılıklı olarak yüksek düzeyli işbirliği toplantıları gerçekleşiyor. Yüksek düzeyli işbirliği toplantısı önümüzdeki dönemde Türkiye’de gerçekleşecek. İki cumhurbaşkanının eş başkanı olarak katıldığı bu toplantılarda çok teferruatlı olarak bu konular gündeme gelecek. Zaten başlamış olan bu süreci hızlandırarak daha da güçlü bir şekilde bu ilişkiler somut projeler üzerinden sürdürülecek. İnşallah başarılı olur. Türkiye’deki toplantıya da Sayın Mirziyoyev katılacağını ifade etti” ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, başka bir soruya cevap verirken de en kısa sürede bir mutabakat imzalayarak parlamentolar arasında ilişkileri de kuvvetlendireceklerini ifade etti. – TAŞKENT

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-ozbekistan-cumhurbaskani-sevket-mirziyoyev-ile-bir-araya-geldi/feed/ 0
Halı Sektörü Üretici ve İhracatçıları Antalya’da Bir Araya Geldi https://www.haber60.com.tr/hali-sektoru-uretici-ve-ihracatcilari-antalyada-bir-araya-geldi/ https://www.haber60.com.tr/hali-sektoru-uretici-ve-ihracatcilari-antalyada-bir-araya-geldi/#respond Tue, 21 May 2024 21:00:49 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32636 Türkiye’nin farklı kentlerinde faaliyet gösteren halı sektörü üretici ve ihracatçıları, Antalya’da düzenlenen toplantıda bir araya gelerek sektörün geleceğini masaya yatırdı. TİM Sektör Kurulu Başkanı Salahattin Kaplan, sektörün önemine dikkat çekerken GAHİB Başkanı Zeynal Abidin Kaplan, ihracatımızın geliştirilebilmesi için fuarların ve sektörel ticaret heyetlerinin önemine dikkat çekti.

Türkiye’nin dört bir yanından gelen halı üreticileri ve ihracatçıları, sektörel sorunları masaya yatırmak ve önümüzdeki süreçte gerçekleştirilecek çalışmaları görüşmek üzere Antalya’da bir araya geldi. 2025 yılında İstanbul’da yapılacak CFE Halı ve Yer Kaplamaları Fuarı ile ilgili karşılıklı görüş alışverişinde bulunulan toplantıya TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı Salahattin Kaplan, GAHİB Yönetim Kurulu Başkanı Zeynal Abidin Kaplan, İHİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hayri Diler, TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü, GAHİB Başkan Yardımcısı Bekir Şahan, Gaziantep Halıcılar ve Dokumacılar Odası Başkanı Mehmet Törer ile yüzlerce halı üretici ve ihracatçıları katıldı.

“Hedef sürdürülebilir ihracatın yanı sıra İstanbul’u halı ticaret merkezi Haline Getirmek”

Halı sektörünün 2023 yılını değerlendiren TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı Salahattin Kaplan, 2024 yılının ilk dört ayında gerçekleştirilen ihracattaki artışın sektörün toparlanmasıyla ilgili önemli olduğuna dikkat çekerek Türk halı sektörünün ülke ekonomisi ve istihdamı açısından önemini ifade etti. Fuarların ihracat için büyük önem taşıdığına da dikkat çeken Başkan Salahattin Kaplan ilk kez 2023 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen CFE Halı ve Yer Kaplamaları Fuarı’nın sektörün canlanmasında önemli roller üstlendiğini dile getirerek Mayıs 2024 sonunda Gaziantep’te gerçekleştirilecek olan Gaziantep Halı Fuarı’ndan da umutlu olduğunu sözlerine ekledi. 7-10 Ocak 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Uluslararası CFE Halı ve Yer Kaplamaları Fuarı ile ilgili hol sayısının arttırılmasının ve yurt dışından yoğun talep alınmasının memnuniyet verici olduğunu da sözlerine ekleyen TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı Salahattin Kaplan, İstanbul’un dünya halı ticaret merkezi haline gelmesi için her türlü çalışmanın içerisinde yer alacaklarını da belirtti.

“Güneydoğu’nun ürün bazlı ihracatında halı sektörü lider”

Gaziantep sanayisinin lokomotif sektörünün halı sektörü olduğuna dikkat çeken GAHİB Başkanı Zeynal Abidin Kaplan’da, Güneydoğu Anadolu Bölgesinden gerçekleştirilen ürün bazlı ihracatta, halı sektörünün ilk sırada yer alarak yıllardır önemli bir rekora imza attığının altını çizdi. Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de ekonomik krizin yaşandığına dikkat çeken Başkan Kaplan bunu aşmanın yolunun birlik ve beraberlik içerisinde hareket ederek üretilen ürünlerin dünya pazarlarında hak ettiği gerçek fiyatlarla satışının gerçekleştirilmesi ve iç rekabetin sonlandırılmasıyla mümkün olunabileceğini işaret etti. İşletmelerde tasarrufa gidilmesi gerektiğine de dikkat çeken Başkan Kaplan uluslararası pazarlarda Türk halısının nihai tüketiciler tarafından büyük ilgi gördüğünü ve Türk halısının adeta dünya pazarlarının en geçerli akçesi olduğunu dile getirerek, “Malımızı hak ettiği fiyatlarla satalım. İç rekabet hepimize olduğu gibi sektörümüze de büyük zarar veriyor. Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin Türk halısı öncelikli kabul gören ve yüksek kalitesiyle nihai tüketicilerin tercih ettiği ürün olma özelliğine sahip. Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de ekonomik kriz var ancak bizler bu krizi fırsata çevirmek ve malımızı hak ettiği fiyatlarla uluslararası pazarlara sunarken mevcut stoklarımızı da eritmek zorundayız. Yeni üretimden ziyade mevcut stokların ihracatına öncelik verilmesi işletmelerin yüksek faizli banka kredilerinden korunmasını sağlayacaktır” dedi.

“İstanbul’un dünya halı ticaret merkezi olması için önemli adım”

CFE Halı ve Yer Kaplamaları 2023’ün başarıyla geçtiğine dikkat çeken İHİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hayri Diler, sektörün gelişmesi için fuarların büyük önem taşıdığını üretim merkezi Türkiye’nin, aynı zamanda ticaret merkezi olma yolunda atılan bütün adımlara destek vereceklerini sözlerine ekledi.

” CFE Halı ve Zemin Kaplamaları fuarına yurt dışı ilgi yoğun”

7-10 Ocak 2025 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek olan CFE Halı ve Yer Kaplamaları Fuarı hazırlıkların hızla devam ettiğini dile getiren TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü fuar alanında bulunan toplam 11 holün de bu fuar için kullanılacağını ifade ederek fuara yurt dışından yoğun talep olduğunu belirtti.

“Sektörün büyümesi ve gelişmesi için gerekli desteği vereceğiz”

Gaziantep sanayisi ve ekonomisi için halı sektörünün büyük önem taşıdığını dile getiren Gaziantep Halıcılar ve Dokumacılar Odası Başkanı Mehmet Törer de sektörün gelişimine katkı sağlayacak her türlü organizasyonun içerisinde yer alacaklarını ifade ettiler. 2025 yılında gerçekleştirilecek olan CFE Halı ve Yer Kaplamaları Fuarı’yla ilgili lansmanın ardından katılımcılar fuarla ilgili beklentilerini dile getirerek dilek ve temennilerde bulundu. – GAZİANTEP

]]>
https://www.haber60.com.tr/hali-sektoru-uretici-ve-ihracatcilari-antalyada-bir-araya-geldi/feed/ 0
TÜRKÜNİB 7. Genel Kurul Toplantısı Bakü’de Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/turkunib-7-genel-kurul-toplantisi-bakude-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/turkunib-7-genel-kurul-toplantisi-bakude-gerceklestirildi/#respond Tue, 21 May 2024 06:27:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32610 Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen Türk Üniversiteler Birliğinin (TÜRKÜNİB) 7. Genel Kurul Toplantısına katıldı.

Yükseköğretim alanında iş birliğinin geliştirilmesi ve derinleştirilmesi anlamında önemli fırsatlar sunan Türk Devletleri Teşkilatı kapsamında düzenlenen TÜRKÜNİB 7. Genel Kurul Toplantısında, tam üyelik hakkı elde eden üniversiteler ile üye adayı üniversitelerin gelecek süreçte izleyecekleri yol haritası görüşüldü.

TÜRKÜNİB Dönem Başkanı, Azerbaycan İktisat Üniversitesi (UNEC) Rektörü Prof. Dr. Adalet Muradov’un ev sahipliğindeki toplantıya, Türk Devletleri Teşkilatı üye ülkelerinden üniversite rektörleri ve akademisyenler katıldı. Rektör Muradov, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, TÜRKÜNİB’e dönem başkanlığını yaptıkları 2 yılda kuruluşun yol haritasını hazırladıklarını belirtti. Muradov, bugün yapılan toplantıda, TÜRKÜNİB’e 60 yeni üye kabul ettiklerini ve üye sayısının 109’a ulaştığını bildirdi.

Türk dünyası; ortak bir tarih, dil ve kültür mirasına sahip ülkeler topluluğu olarak, eğitim alanında birlikteliğin sağlanmasıyla geleceğe güçlü adımlar atmayı hedefliyor. Bu kapsamda, Türk Üniversiteler Birliği gibi platformlar, eğitimde iş birliğinin artırılması ve ortak projelerin hayata geçirilmesi için önemli fırsatlar sunuyor. Eğitim birlikteliği, Türk dünyasının gençlerine uluslararası standartlarda eğitim almanın kapılarını açarken, aynı zamanda kültürel bağların kuvvetlenmesine de katkı sağlıyor. Öğrenci ve öğretim üyesi değişim programları, ortak araştırma projeleri ve kültürel etkinlikler, ülkeler arasındaki akademik iş birliğini pekiştiriyor.

“Türk Dünyasının Bilim ve Teknoloji Alanındaki Potansiyeli Ortaya Çıkarılmalı”

Bu doğrultuda; Türk Konseyine üye devletler arasındaki kardeşlik, dayanışma ve iş birliği bağlarını güçlendirmek amacıyla her yıl düzenlenen ve bu yıl kardeş ülke Azerbaycan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantının birlik ve beraberliği güçlendirmek açısından oldukça önemli olduğunu vurgulayan Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı, TÜRKÜNİB üyesi üniversitelerle gerek akademik iş birlikleri gerekse kültürel etkileşimin yoğun olduğu bir genel kurul geçirdiklerini söyledi.

Rektör Çomaklı: “Türk dünyasının geleceği için üniversitelerimizin birlikte hareket etmesi büyük önem arz etmektedir. Bilim ve teknoloji alanında gerçekleştireceğimiz iş birlikleri, sadece akademik başarılarımızı artırmakla kalmayacak, aynı zamanda kültürel bağlarımızı da kuvvetlendirecektir. Bu birliktelik, sadece bireysel akademik başarıların ötesinde, toplumsal kalkınma ve sürdürülebilir gelişme için de büyük önem taşıyor. Türk dünyasının bilim ve teknoloji alanındaki potansiyelinin ortaya çıkarılması ve bu potansiyelin etkin bir şekilde kullanılması, ancak güçlü bir eğitim ağıyla mümkün olabilir. Bu amaçla, üye üniversiteler arasında bilgi ve deneyim paylaşımı sağlanmakta, ortak seminerler ve konferanslar düzenlenmekte ve inovasyon odaklı projeler geliştirilmektedir” dedi.

“Türk Dünyası Olarak Ortak Bir Eğitim Vizyonuna Sahip Olmamız Bizi Daha Güçlü Kılacaktır”

Türk Üniversiteler Birliğinin gerçekleştirdiği son toplantının da bu hedeflere ulaşma yolunda atılan önemli adımlardan biri olduğunu aktaran Rektör Çomaklı: “Toplantıda, eğitimde kaliteyi artırmak, araştırma ve geliştirme faaliyetlerini desteklemek ve kültürel mirası koruyarak gelecek nesillere aktarmak için çeşitli stratejiler tartışıldı. Türk dünyası olarak ortak bir eğitim vizyonuna sahip olmak, bizleri gelecekte daha güçlü kılacaktır. Üniversitelerimiz arasındaki iş birliği, sadece akademik alanda değil, ekonomik ve sosyal alanlarda da kalkınmamızı hızlandıracaktır. Türk dünyası için eğitim birlikteliği, ortak bir geleceğin inşasında temel bir rol oynuyor. Bu birliktelik sayesinde, genç nesillerimize daha iyi bir eğitim sunarak, onların küresel ölçekte rekabet edebilen bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlıyoruz. Eğitimde atılan bu güçlü adımlar, Türk dünyasının parlak geleceğini şekillendirmeye devam edecektir. Bu düşüncelerle bizleri misafir eden kardeş ülke Azerbaycan’a teşekkür ediyor, 7. Genel Kurulda alınan kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum” diye konuştu. – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkunib-7-genel-kurul-toplantisi-bakude-gerceklestirildi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Mevcut Anayasa Yeni Türkiye’yi Taşıyamaz https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-mevcut-anayasa-yeni-turkiyeyi-tasiyamaz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-mevcut-anayasa-yeni-turkiyeyi-tasiyamaz/#respond Mon, 20 May 2024 23:33:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32599

(ANKARA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Karşımızda bütünlüğü kaybolmuş, ileri demokrasi ve radikal vesayetin izlerini aynı anda taşıyan bir anayasa bulunuyor. Bu hakikati sadece biz değil hukukçular da sık sık ifade ediyor. Mevcut Anayasa’nın yeni Türkiye’yi taşıması mümkün değildir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin ardından Türkiye’de 1 günlük milli yas ilan edildiğini duyurdu. Anayasa’nın değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

Adliyenin kapısını adaletin kapısı haline dönüştürmek için son 21 yılda pek çok adım attık. Hükümetlerimiz döneminde, milletimizin takdiriyle gerçekleştirilen anayasa değişiklikleri mevcut Anayasa’nın artık kangrene dönüşmüş sorunlarını giderdi.Yamalı bohçaya dönüşen 1982 Anayasası ile ağır aksak bugünlere kadar gelebildik. Cumhuriyetimizin 100. yıldönümünü üzülerek ifade ediyorum darbe anayasası ile karşıladık ve geçirdik. Bunu Türk siyaseti adına bir eksiklik olarak gördüğümü daha önce de dile getirdim. Karşımızda insicamı bozulmuş, bütünlüğü kaybolmuş, ileri demokrasi ve radikal vesayetin izlerini aynı anda taşıyan bir anayasa bulunuyor. Bu hakikati sadece biz değil hukukçular da sık sık ifade ediyor. Gelinen aşamada şunu çok net görebiliyoruz. Mevcut anayasanın yeni Türkiye’yi taşıması mümkün değildir.

“Türk demokrasisi yeni ve sivil anayasayı ülkemize kazandırmalı”

85 milyon olarak yeni yüzyılda yeni anayasa ülküsünü gerçeğe dönüştürmemiz gerektiğine inanıyorum. Bunu kendimiz için istemiyoruz, Türkiye’nin milletimizin buna ihtiyacı var. Siyaset kurumu sivil anayasa yapabilecek kudrete, toplumsal temsiliyete sahiptir. Türk demokrasisi yeni ve sivil anayasasını ülkemize kazandırmalıdır. Yeni anayasa sadece siyasetin konusu da değildir. Sivil toplum, akademi, baro, gazetecilerin ve darbelerin mağdur ettiği tüm kesimlerin de süreci sahiplenmesini arzu ediyoruz.

“İHA bölgede 7,5 saat arama tarama faaliyeti yaptı”

İran Cumhurbaşkanı Reisi ve beraberindeki heyetin vefat ettiği helikopter kazasında İHA’ların önemi bir kez daha ortaya çıktı. Bayraktar Akıncı TİHA İranlı kardeşlerimizin talebi üzerine arama kurtarma çalışmalarında aktif görev üstlendi. Bölgede 7,5 saat arama tarama faaliyeti yaptı. Görevini başarıyla tamamladıktan sonra da ülkemize döndü. Savunma sanayimizin ülkemizdeki belli çevreler tarafından sık sık hedefe konulduğunu biliyoruz. Özveriyle çalışan savunma şirketlerimize ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.

“Evlilikler ve doğurganlık hızı azalıyor”

Ne mutlu bizlere ki, aileye değer veren, aile yaşantısını önemseyen, mukaddes sayan bir köklü geleneğe sahibiz. Aile Türk toplumunun temelidir, tespitini yapan Anayasamız devletin aileyi koruma görevlerini tek tek sıralamıştır. Alkol, içki, uyuşturucu gibi insan sağlığını ve aileyi tehdit eden belalarla mücadelede geniş bir yelpazede devletin sorumlulukları ayrıntılı bir şekilde ifade edilmiştir. Aile kültür emperyalizmine karşı en sağlam kalemizdir. Son yıllarda aileye yönelik tehditlerin giderek arttığını müşahade ediyoruz. Dünyanın birçok bölgesinde artık toplumlar yaşlanıyor. Yalnız yaşamayı tercih eden birey sayısı ve boşanma oranları artarken, evlilik oranları buna bağlı olarak hane başına düşen çocuk sayısı azalıyor. Evlilikler ve doğurganlık hızı azalırken tek ebeveynli ya da parçalanmış ailelerin sayısı günden güne çoğalıyor. Bu küresel trendden maalesef biz de olumsuz etkileniyoruz.

“Nüfus millet olarak en büyük gücümüzdür”

TÜİK’in 2023 yılı doğum istatistikleri endişe vericidir. Buna göre 2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızı 2023 yılında 1,51’e gerilemiştir. Yani nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1 seviyesinin altındayız. Açık söylüyorum bu Türkiye açısından varoluşsal bir tehdittir bir felakettir. Biz bu tabloyu gördüğümüz için sürekli 3 çocuk tavsiyesinde bulunuyorduk. Maalesef zaman öngörülerimizde bizi haklı çıkardı. En az 3 çocuk çağrımızın önemi bugün daha iyi anlaşılıyor. Nüfus millet olarak en büyük gücümüzdür bunu korumak zorundayız. Önümüzdeki dönem bu konularda daha kararlı olacağız. Küresel dayatmanın en bariz olduğu alanların başında cinsiyetsizleştirme politikaları geliyor. Bunun dünyada nasıl vahim boyutlarına önceki hafta düzenlenen Eurovision yarışmasında şahit olduk. Gençlere takdim edilen tuhaf tiplerin toplumsal yozlaşmanın Truva atı oldukları açıktır.

“Belediyelerin görevi gazetecileri özel uçaklar tutup şarap festivaline götürmek değil gençlerimizi alkol belasından uzak tutmaktır”

Bunun bilinçli bir politika olduğu herkes tarafından kabul ediliyor. Türkiye’yi son 10-12 yıldır bu kepazelikten uzak tutarak ne kadar isabetli karar verdiğimizi görüyoruz. Ülkemizde 31 Mart seçimleriyle el değiştiren bazı yerel yönetimlerin ilk icraatlarından biri görüyoruz ki içki tüketiminin yaygınlaştırılması oluyor. Milletin onca talebi ve beklentisi varken bu toplantıları kaygı verici görüyorum. Belediyelerin görevi gazetecileri özel uçaklar tutup şarap festivaline götürmek değil gençlerimizi alkol belasından uzak tutmaktır. Aile müessesesi ile bireyin ruh ve vücut sağlığını tehdit eden her türlü politikanın karşısındayız. Güçlü aile yapısının tesisi için üzerimize düşen her görevi sorumluluk bilinciyle adım adım fert fert planlayarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ailenin korunması ve geçlendirilmesi vizyon belgesi ve eylem planı bu hassasiyetimizin ürünüdür. Tüm paydaşların katkısını almaya gayret ettik. Eylem planında yer alan 100 faaliyetinin yakından takipçisi olacağız.

“1 günlük milli yas ilan ediyoruz”

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kardeşim sayın İbrahim Reisi ve heyet üyelerinin vefatından derin üzüntü duyduk. Hayatını kaybeden tüm kardeşlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Kabine toplantımız esnasında Cumhurbaşkanı vekili sayın Muhammed Muhbir ile telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Taziyelerimizi kendilerine ifade ettik. İran sınır komşumuz, İran halkı da kardeşimizdir. Asırlardır aynı coğrafyayı paylaşıyor, barış içinde yanyana çalışıyoruz. İran’ın Filistin davasına verdiği güçlü desteği her zaman takdirle karşıladık. Astana sürecinden itibaren İran’la yakın diyalog içindeydik. İran’a karşı uygulanan tek taraflı yaptırımlara katılmayarak komşuluk hukukumuzu yerine getirdik. Merhum Reisi’yi 24 Ocak’ta Ankara’da ağırlamış, ilişkilerimizi ileriye taşımıştık. Helikopter kazasından sonra İran makamlarıyla temasa geçerek arama kurtarma çalışmalarına katkı vermek için tüm imkanlarımızı seferber ettik. Kabine toplantımızda İran halkının yaşadığı derin acıyı paylaşmak üzere ülkemizde 1 günlük milli yas ilan edilmesini kararlaştırdık. İranlı kardeşlerimizin tekrar başı sağolsun diyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-mevcut-anayasa-yeni-turkiyeyi-tasiyamaz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulunuyor https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kabine-toplantisi-sonrasi-aciklamalarda-bulunuyor-2/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kabine-toplantisi-sonrasi-aciklamalarda-bulunuyor-2/#respond Mon, 20 May 2024 23:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32595 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kritik Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

“Tüm gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı tekrar tebrik ediyorum. Bütün kahramanları rahmetle yâd ediyorum. Gazilerimizden hayatta olanlara sağlık ve afiyet temenni ediyorum.

Kuveyt ile imzaladığımız 6 yeni anlaşma ile iş birliğimizi bir adım öteye taşıdık. Azerbaycan Başbakanı Asedov’u kabulümüzde tek millet iki devlet şiarıyla hareket ettiğimiz can Azerbaycan’a desteğimizi yineledik. Güney Kafkasya’da yakalanan tarihi fırsatın ziyan edilmemesi gerektiğini her vesile ile vurguladık. Azerbaycanlı kardeşlerimiz barış isteyen taraf olduklarını defalarca gösterdiler. Aynı uzlaşmacı tavrı Ermenistan yönetiminden de bekliyoruz. Türkiye olarak kalıcı barışa ulaşılması için her türlü çabayı göstereceğiz.

Danıştay’ın 156. kuruluş yıldönümünde Danıştay mensupları ve idari yargı camiamızla bir araya geldik. Adliyenin kapısını adaletin kapısı haline dönüştürmek için son 21 yılda pek çok adım attık.

“1982 ANAYASASI YAMALI BOHÇAYA DÖNDÜ”

Yamalı bohçaya dönüşen 1982 Anayasası ile ağır aksak bugünlere kadar gelebildik. Cumhuriyetimizin 100. yıldönümünü üzülerek ifade ediyorum darbe anayasası ile karşıladık ve geçirdik. Bunu Türk siyaseti adına bir eksiklik olduğunu daha önce de gündeme getirdim. Karşımızda insicamı bozulmuş, bütünlüğü kaybolmuş, ileri demokrasi ve radikal vesayetin izlerini aynı anda taşıyan bir anayasa bulunuyor. Bu hakikati sadece biz değil hukukçular da sık sık ifade ediyor. Mevcut anayasanın yeni Türkiye’yi taşıması mümkün değildir.

YENİ ANAYASA MESAJI

85 milyon olarak yeni yüzyılda yeni anayasa ülküsünü gerçeğe dönüştürmemiz gerektiğine inanıyorum. Bunu kendimiz için istemiyoruz, Türkiye’nin milletimizin buna ihtiyacı var. Siyaset kurumu sivil anayasa yapabilecek kudrete, toplumsal temsiliyete sahiptir. Türk demokrasisi yeni ve sivil anayasasını ülkemize kazandırmalıdır. Yeni anayasa sadece siyasetin konusu da değildir. Sivil toplum, akademi, baro, gazetecilerin ve darbelerin mağdur ettiği tüm kesimlerin de süreci sahiplenmesini arzu ediyoruz.

TÜRKİYE’NİN SAVUNMA SANAYİ HAMLELERİ

Türkiye’nin tarih yazdığı alanların başında hiç kuşkusuz savunma sanayi vardır. 2002 yılında yüzde 80 oranında dışa bağımlı iken bugün savunma ihtiyaçlarımızın neredeyse tamamını yerli ve milli imkanlarla karşılıyoruz. Bundan 10 sene önce 1,2 milyar dolar olan savunma ihracatımız 4,5 kat artışla 2023 yılında 5,5 milyar dolara yükseldi. Geçen sene 185 ülkeye 230 çeşit savunma sanayi ürünü ihraç ettik. SİHA teknolojisinde dünyada ilk üç ülke arasındayız. Afrika’dan Avrupa’ya 50’den fazla ülke Türk şirketlerinin ürettiği İHA’ları kullanıyor. İHA, sadece askeri alanlarda değil tabii afetlerde, arama kurtarma faaliyetlerinde kritik rol oynuyor.

“BAYRAKTAR AKINCI, İRAN’DA GÖREVİNİ BAŞARIYLA TAMAMLAYIP ÜLKEMİZE DÖNDÜ”

İran Cumhurbaşkanı Sayın Reisi ve beraberindeki heyetin vefat ettiği helikopter kazasında İHA’ların önemi bir kez daha ortaya çıktı. Bayraktar Akıncı TİHA İranlı kardeşlerimizin talebi üzerine arama kurtarma çalışmalarında aktif görev üstlendi. Bölgede 7,5 saat arama tarama faaliyeti yaptı. Görevini başarıyla tamamladıktan sonra da ülkemize döndü. Savunma sanayimizin ülkemizdeki belli çevreler tarafından sık sık hedefe konduğunu biliyoruz. Özveriyle çalışan savunma şirketlerimize ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.

7-18 Mayıs tarihleri arasında icra edilen Denizkurdu-2 tatbikatında savunma kabiliyetimizi bir kez daha izleme fırsatı bulduk. Silahlı kuvvetlerimiz vatanımızın teminatı olmayı sürdürüyor. Donanmamız dünya denizlerinde bayrağımızı dalgalandırarak küresel barış ve istikrara da katkı sunuyor.

Ayrıntılar geliyor…

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-kabine-toplantisi-sonrasi-aciklamalarda-bulunuyor-2/feed/ 0
Kuşadası’nda Yeni Müzeler Yolda https://www.haber60.com.tr/kusadasinda-yeni-muzeler-yolda/ https://www.haber60.com.tr/kusadasinda-yeni-muzeler-yolda/#respond Mon, 20 May 2024 22:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32576 (AYDIN)- Belediye Başkanı Ömer Günel’in ‘Müzeler Kenti’ projesi kapsamında, Kuşadası’nda son dönemde art arda önemli adımlar atıldı. Necati Korkmaz Mikrominyatür Sergi Alanı, Mineral ve Fosil Müzesi, Rosemary Anı Evi ve Türk Kahvesi Evi ile Porselen Bebek Müzesi’ne ev sahipliği yapan ilçede, müze sayısı kısa sürede 7’ye yükselecek.

Kentin simgeleri Güvercinada Kalesi’nde Deniz Ticaret Tarihi Müzesi, Kervansaray’da ise Sikke ve Arkeoloji Müzesi kurmak için gerekli kararları alarak Türkiye’nin önemli koleksiyoncularıyla iş birliği protokolleri imzalayan Kuşadası Belediyesi, Yıldırım Caddesi’ne ise Fosil ve Mineral Müzesi’nin ardından bir de etnografya müzesi kazandırmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Milimetrik eserler hayranlık uyandırıyor

Dünyanın sayılı mikro minyatür sanatçılarından olan Necati Korkmaz’ın mikroskop ve büyüteçler aracılığıyla görülebilen milimetrik boyutlardaki eserlerinin sergilendiği Kuşadası Belediyesi Necati Korkmaz Mikro Minyatür Sanat Merkezi ve Sergi Alanı, her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.

Belediye tarafından Tarihi Kale Kapısı’nın üstünde kente kazandırılan merkez, kruvaziyer gemileriyle gelen turistler başta olmak üzere vatandaşların büyük ilgisi ile karşılaşıyor. 2019’da Tarihi Kentler Birliği (TKB) tarafından düzenlenen Müze Özendirme Yarışması’nda “Sanat ve Edebiyat Müzeleri” kategorisinde ödüle layık görülen Necati Korkmaz Mikro Minyatür Sanat Merkezi ve Sergi Alanı, ev sahipliği yaptığı eserler ile dikkat çekmeyi sürdürüyor. Sergilenen eserler arasında dünyanın en küçük Kur’an-ı Kerim’i, toplu iğne başına yapılmış dünyanın en küçük satranç takımı, saç telinin üzerine yapılmış yürüyen cambaz, içerisinde Türk klasik hat sanatının örneklerinin bulunduğu dünyanın en küçük hat katalogu gibi birbirinden ilginç 42 eser bulunuyor.

Fosil ve mineral müzesi ile geçmişe yolculuk

Kentin tarihi bölgelerinden olan Yıldırım Caddesi’nde bulunan iki katlı tescilli binanın Kuşadası Belediyesi ve Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) iş birliğinde restore edilmesiyle açılan Mineral ve Fosil Müzesi, zengin bir doğa tarihi koleksiyonu barındırıyor. Müzede tarih öncesi dönemden kalma mamut dişi fosili, kömürleşmiş denizlalesi fosili, taşlaşmış kalamar fosili gibi ilginç örneklerin yanı sıra yakut, elmas, altın, ametist ve kuvars gibi kıymetli ve yarı kıymetli mineraller de sergileniyor.

TKB tarafından düzenlenen Müze Özendirme Yarışması’nda, Doğa Tarihi Müzeleri kategorisinde ödüle layık görülen Mineral ve Fosil Müzesi, Türkiye’nin ve dünyanın farklı bölgelerine ve zaman dilimlerine ait birbirinden ilginç fosil ve mineral örnekleriyle ziyaretçilerini geçmişte yolculuğa çağırıyor.

Porselen Bebek Müzesi, büyük ilgi görüyor

‘Müzeler Kenti’ projesi kapsamında geçen yıl Tarihi Kervansaray’da Belediyenin kurduğu Porselen Bebek Müzesi’nde, koleksiyoncular Meral ve Öğül Orhan tarafından 40 yılda toplanan ve 290 parçadan oluşan Alman ve Fransız üretimi porselen bebekler sergileniyor. Daha çok 1800 ile 1900 yılları arasında üretilen ve farklı boyutlarda olan porselen bebekler özellikle camdan olan renkli gözleri, saçları ve o dönemin modasına uygun kıyafetleriyle ziyaretçilerin beğenisini kazanıyor.

Rosemary Anı Evi ve Türk Kahvesi Evi

Marina mevkiinde ziyarete açılan Rosemary Anı Evi’nde, Kuşadası’nda 1965-1978 yıllarındada yaşayan ve kentin doğal güzelliklerini koruyarak tüm dünyaya tanıtmak için uzun yıllar emek veren Rosemary Baldwin’in günlük hayatında kullandığı eşyalar sergileniyor. Aynı alanda bulunan Haluk Perk Kahve Evi ise ziyaretçilerini, yaklaşık 600 yıllık bir geçmişe sahip olan Türk kahvesinin tarihinde yolculuğa çıkarıyor. Haluk Perk Kahve Evi’nde Türk kahvesinin hazırlanmasında ve ikram edilmesinde kullanılan geleneksel eşyalar yer alıyor.

Türkiye’nin ilk Deniz Ticaret Tarihi Müzesi

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Güvercinada Kalesi, Türkiye’nin ilk deniz ticaret tarihi müzesine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Başkan Ömer Günel ile koleksiyoner Haluk Perk arasında imzalanan protokolle denizcilikle ilgili çeşitli objeler, deniz ticaretinin tarihsel gelişiminde kullanılan ticari eşyalar, balıkçılık aletleri ile sikke, mühür ve biletlerden oluşan bir tarihi eser topluluğu, Deniz Ticaret Tarihi Müzesi’nde ziyaretçilerin ilgi ve beğenisine sunulacak.

4 asırlık kervansaray tarihe ışık tutacak

İlçenin bir diğer önemli simgesi, kent merkezindeki 400 yüzyıllık Kervansaray ise Porselen Bebek Müzesi’nin ardından, hazırlıkları süren Sikke ve Arkeoloji Müzesi’nin de adresi olacak. Sikke ve Arkeoloji Müzesi için Başkan Ömer Günel ile koleksiyoncu Zeki Karaoğlu arasında iş birliği protokolü imzalandı. Protokol ile Zeki Karaoğlu’nun kişisel koleksiyonunda yer alan çeşitli arkeolojik eserler ve sikkelerden oluşan zengin bir tarihi eser topluluğu, Sikke ve Arkeoloji Müzesi’nde sergilenecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kusadasinda-yeni-muzeler-yolda/feed/ 0
Muğla Büyükşehir Belediyesi 19 Mayıs’ı Gençlik Festivali ve Konserlerle Kutladı https://www.haber60.com.tr/mugla-buyuksehir-belediyesi-19-mayisi-genclik-festivali-ve-konserlerle-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/mugla-buyuksehir-belediyesi-19-mayisi-genclik-festivali-ve-konserlerle-kutladi/#respond Mon, 20 May 2024 22:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32529 Muğla Büyükşehir Belediyesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak ulusal kurtuluş meşalesini yaktığı 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı Gençlik Festivali ve konserlerle kutladı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras Kötekli’de kortej yürüyüşü, Gazapizm ve Kavaklıdere Kutsi konserlerine katılarak vatandaşların bayram coşkusuna ortak oldu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 105 yıl önce Samsun’a çıkarak milli mücadeleyi başlattığı tarih olan 19 Mayıs, tüm yurtta olduğu gibi Muğla’da da büyük bir coşkuyla kutlandı. Muğla Büyükşehir Belediyesi 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nda Gençlik Festivali ve beş ilçede konser düzenledi. 15 Mayıs’ta başlayan, 19 Mayıs’ta sona eren ve bu yıl ilki düzenlenen Agora Gençlik Festivali’nde gençler oyunlar, basketbol, badminton, ayak voleybolu, bilek güreşi, DJ performansları ve çeşitli etkinliklerle doyasıya eğlendi.

19 Mayıs’ta Menteşe Kötekli Yoğurtçu Parkı’nda Gazapizm, Köyceğiz ilçesinde Kolpa, Yatağan ilçesinde Necati ve Saykolar, Milas ilçesinde Sakiler, Kavaklıdere ilçesinde Kutsi, Datça ilçesinde MBB Popüler Müzik Orkestrası konserleriyle 19 Mayıs coşkusunu tüm Muğla’ya yaşattı. Vatandaşlar ilçelerde düzenlenen konserlere büyük ilgi gösterdi.

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarında Menteşe Kötekli Gazapizm ve Kavaklıdere Kutsi konserlerine katıldı. Kötekli’de düzenlenen konserde konuşan Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal bundan tam 105 yıl önce milli mücadele ateşinin yandığını söyledi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük eserim dediği Cumhuriyet’i çok güvendiği gençlere emanet ettiğini belirtti. Kavaklıdere ilçesinde düzenlenen Kutsi konserinde Kavaklıdere Belediye Başkanı Mehmet Demir Büyükşehir ile birlikte Kavaklıdere’nin en önemli geçim kaynaklarından, Ata mesleği bakırcılığın gelecek nesillere aktarmak için ortak projeler yapacaklarını söyledi ve vatandaşların 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutladı.

Başkan Aras; “Ata’mızın Türkiye Cumhuriyeti’ni emanet ettiği siz gençlerimize çok güveniyoruz”

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras Kavaklıdere Kutsi konserinde 19 Mayıs 1919’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Anadolu coğrafyasındaki milli mücadeleyi örgütlemek, Türk Ulusu’nun karakterine en uygun yönetim biçimi olan Cumhuriyet’i kurmak için yola çıktığını ve bu hedeflerin hepsini gerçekleştirdiğini söyledi.

Başkan Aras; “19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’mızı tüm Muğla’da coşkuyla kutluyoruz. Bu anlamlı günü çok güvendiği gençlere bayram olarak armağan eden Ulu Önderimiz Atatürk; “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” demiştir. Ata’mızın bize verdiği en önemli ödev bu. Bizler de O’nun bize bıraktığı mirası sonuna kadar koruyacağız. 19 Mayıs 1919’da Ata’mız Samsun’a çıkarken bütün toprakları işgal edilmiş Anadolu coğrafyasında ulusal mücadeleyi örgütleyip daha sonra da Cumhuriyet’i kurmayı hedefliyordu. Bu hedeflerini bağımsızlığına düşkün, tarihi zaferlerle dolu Türk ulusu ile tek tek başardı. Doğum gününü sorduklarında 19 Mayıs diyen, bizlere bu vatanı emanet eden Ata’mızı ve silah arkadaşlarını saygı ve şükranla anıyorum. Gençlerimiz sizlere çok güveniyoruz. Cumhuriyeti’miz ve ülkemiz sizlere emanet. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’mız kutlu olsun” dedi. – MUĞLA

]]>
https://www.haber60.com.tr/mugla-buyuksehir-belediyesi-19-mayisi-genclik-festivali-ve-konserlerle-kutladi/feed/ 0
Başkentliler 19 Mayıs’ı coşkuyla kutladı https://www.haber60.com.tr/baskentliler-19-mayisi-coskuyla-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/baskentliler-19-mayisi-coskuyla-kutladi/#respond Mon, 20 May 2024 21:42:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32519 (ANKARA) – Başkentliler, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği etkinliklerle kutladı. Gülşen ve Murat Boz’un konserleriyle başlayan kutlamalar; Mor ve Ötesi’nin konseriyle taçlandı. Kutlamalara katılan Mansur Yavaş, gençlere seslenerek, “Sizler 31 Mart Yerel Seçimleri’nde bizim de ümidimiz, bizim de umudumuz oldunuz. Bunun işaret fişeğini rekor oy oranıyla Ankara’dan yaktınız” dedi.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, tüm yurtta olduğu gibi Başkent’te de coşkuyla kutlandı. Ankara Büyükşehir, bu yıl da kentin dört bir yanını Türk bayrakları ve Atatürk posterleri ile süslerken, şehrin farklı noktalarında çeşitli etkinlikler düzenledi.

Kutlamalar kapsamında konserlerin adresi Atatürk Orman Çiftliği Doğal Yaşam Parkı oldu. Kutlamaların ilk gününde Gülşen, ikinci gününde ise Murat Boz hayranlarıyla buluştu. 19 Mayıs günü ise alternatif rock müziğin önemli temsilcilerinden Mor ve Ötesi sahneye çıktı.

Başkan Yavaş da Başkentli gençlerle kutlamalara katıldı. Atatürk Orman Çiftliği Doğal Yaşam Parkı’na kurulan konser alanını dolduran gençlere seslenen Yavaş, şunları kaydetti:

Ankara kendisine yakışanı yapıyor”

” Mustafa Kemal Atatürk’ün kentine, Başkent Ankara’ya yine coşku, yine ışık, yine umut saçıyorsunuz. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mız kutlu olsun. Hoş geldiniz… Görüyorum ki Ankara yine kendisine yakışanı yapıyor. Milli bayramlarımızın coşkusu tüm Türkiye’ye akın akın Ankara’dan yayılıyor. Şu anda burada ucunu bucağını göremediğim 10 binlerce genç, kendi bayramını, Türk’ün bayramını coşkuyla kutluyor. Hepinizle gurur duyuyoruz. Sizler 31 Mart Yerel Seçimlerinde bizim de ümidimiz, bizim de umudumuz oldunuz” diyerek konuşmasını sürdüren Yavaş, “İnanıyorum ki, şeffaf, katılımcı, hesap verebilir yönetim anlayışımız, yine sizlerin gücüyle tüm Türkiye’ye yayılacak ve ülkemiz şatafatın, gösterişin, yolsuzluğun ve yoksulluğun ortadan kalktığı aydınlık yarınlara kavuşacaktır. Bunun işaret fişeğini rekor oy oranıyla Ankara’dan yaktınız. İşte bizler de sizlere layık olmak için hiç durmadan çalışacağız. Güveninizin yükünü omuzlarımızda hissediyoruz. El ele vererek, hep birlikte Ankara’mızı Mustafa Kemal Atatürk’e yakışır, dünya başkentleriyle yarışır bir seviyeye getireceğiz. Bayramımız kutlu olsun. Hepinizin gözlerinden öpüyorum, ailelerinize selamlarımı iletiyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği Cumhuriyetimiz, Türkiye’miz İlelebet yaşayacaktır. Sözlerime onun çok güzel olan sözleriyle tamamlıyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene… Cumhuriyet, ülkemiz sizlere emanet…”

Başkentli çocuklardan 19 Mayıs gösterisi

Ankara Büyükşehir Belediyesi, kentin dört bir yanını Türk bayrağı ve Atatürk posterleriyle kırmızı beyaza boyarken billboardlarda Atatürk’ün “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir” ve “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” sözleri yer aldı.

Başkentlilerin yoğun olarak kullandığı meydan ve parklar, Ankara Büyükşehir Belediyesi bando takımından yükselen marş sesleriyle renklendi. Aile Yaşam Merkezleri ve Gençlik Merkezleri’nin yanı sıra Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı’na bağlı olarak hizmet veren Sokakta Çalışan Çocuklar Merkezi’nde de 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinliklerle kutlandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/baskentliler-19-mayisi-coskuyla-kutladi/feed/ 0
Haluk Levent, Bursalı gençlerin 19 Mayıs coşkusuna eşlik etti https://www.haber60.com.tr/haluk-levent-bursali-genclerin-19-mayis-coskusuna-eslik-etti/ https://www.haber60.com.tr/haluk-levent-bursali-genclerin-19-mayis-coskusuna-eslik-etti/#respond Mon, 20 May 2024 08:39:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32481 (BURSA) – Osmangazi Belediyesi’nin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları kapsamında düzenlediği “1. Osmangazi Gençlik Yürüyüşü”, binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşti. Ünlü şarkıcı Haluk Levent de yürüyüşte yer alarak Bursalıların 19 Mayıs coşkusuna ortak oldu.

Osmangazi Belediyesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk gençliğine armağan ettiği 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı coşkusunu, 1. Osmangazi Gençlik Yürüyüşü ile zirveye taşıdı.

Gençlik Yürüyüşü, dün saat 19.19’da Fomara Meydanı’ndan başladı. Bando eşliğinde yürüyen vatandaşlar, metrelerce uzunluğunda Türk bayrağını  taşıdı. Yürüyüşe katılan binlerce Bursalı, ellerinde fenerler ve bayraklar, ağızlarında marş ve şarkılar ile Fevzi Çakmak Caddesi üzerinden Osmangazi Meydanı’na kadar yürüdü. Ünlü şarkıcı Haluk Levent de kortejde yer alarak, Bursalı gençlerin bayram coşkusuna eşlik etti.

Yürüyüşe Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ile Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Osmangazi İlçe Başkanı Cengiz Çelikten, meclis üyeleri ve on binlerce vatandaş katıldı.

Başkan Aydın, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinin 105 yıl önce 19 Mayıs tarihinde atıldığının altını çizerek, şöyle konuştu:

“105 yıl önce Galata Limanı’ndan demir alan Bandırma Vapuru, içerisinde Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile birlikte 19 Mayıs tarihinde Samsun’a yanaştı. Bu topraklar bize durup dururken gelmedi, onlar o gün Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkmasalardı, bugün hiçbirimiz burada olmazdık. Bugün bu etkinlikleri düzenleyebiliyorsak, camilerimizde ezanlar okunuyorsa, ibadetlerimizi yapabiliyorsak, onların sayesindedir. Başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bu toprakları bizlere vatan olarak sunan tüm kahramanları şükranla, minnetle ve rahmetle yad ediyoruz. 19 Mayıs’ı da, Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve tüm şehitlerimize yakışır şekilde kutluyoruz. Hep birlikte onların mirası Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkacağız.”

Başkan Bozbey de Bursa’da 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın coşku içerisinde kutlandığını belirterek, şunları söyledi:

“105 yıl önce 16 Mayıs günü İstanbul’dan Bandırma vapuru ile hareket eden ve 19 Mayıs günü Samsun’a ulaşan Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş meşalesinin yakıldığı bir süreci başlatmıştır. Başta, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bu toprakları bize vatan olarak sunan herkese, minnet borçluyuz. 105 yıl önce Anadolu’ya atılan o adım sayesinde Türk halkı bağımsızlığına kavuşmuştur. Bu sebeple, 19 Mayıs, çok önemli. Atatürk’ün gençlere armağan ettiği bu bayrama sahip çıkmak ve coşku içerisinde kutlamak çok önemli. Bu bayramı gelecek kuşaklara aktarmak bizim boynumuzun borcu. Bundan sonra milli bayramlarımız da, dini bayramlarımız da Bursa da coşku içerisinde kutlanacak.”

Haluk Levent ise “Bugünü anlamlı kılan, sadece bir bayram olması değil; yarınlara coşku, yarınla umut, yarınlara ümit olması. Her zaman, biz bu ülkeyi daha ne kadar güzel yerlere getirebilirizin cevabını aramalıyız. Tüm gençlerimizin, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/haluk-levent-bursali-genclerin-19-mayis-coskusuna-eslik-etti/feed/ 0
Avrupa’da 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı kutlandı https://www.haber60.com.tr/avrupada-19-mayis-ataturku-anma-ve-genclik-ve-spor-bayrami-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/avrupada-19-mayis-ataturku-anma-ve-genclik-ve-spor-bayrami-kutlandi/#respond Sun, 19 May 2024 23:06:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32454 Avrupa’nın farklı ülkelerinde düzenlenen etkinliklerle Türk vatandaşları, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutladı.

İtalya’nın başkenti Roma’da Türkiye’nin Vatikan Büyükelçiliği ve Türkiye’nin Roma Büyükelçiliğinin organizasyonuyla Villa Ada parkında, günün anlam ve önemine atfen Türk öğrencilerin katılımıyla bir yürüyüş düzenlendi.

Roma’nın Luiss ve Sapienza gibi önde gelen üniversitelerinde okuyan gençler, Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Ufuk Ulutaş ve Roma Büyükelçiliği Büyükelçilik Müsteşarı Ayça Sarıtekin ile parkta yürüdü.

Büyükelçi Ulutaş, gençlerin bayramını kutlarken, etkinliğin son bölümünde gençlere simit ikram edildi.

Luiss Üniversitesinde ekonomi-işletme bölümü öğrencisi Nazım Ozan Şipal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, diğer öğrenci arkadaşlarıyla 19 Mayıs’ı birlikte kutlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Bugün burada olmak çok güzel açıkçası. Uzun zamandır evimizden uzaktayız birçoğumuz. O yüzden buradaki bu etkinlikle Türk yemeklerine tekrar kavuştuk diyebiliriz. Simidimizi yedik, çayımızı içtik. Uzun zamandır ulaşamadığım bir lüks bu. Güzel bir açık alandayız. Burada yemeğimizi yedik, bayramımızı kutladık. Şimdi üstüne insanlarla tanışıp muhabbet ediyoruz.” diye konuştu.

Luiss Üniversitesinde politika-felsefe bölümü öğrencilerinden Aslımay Nil Öztürk de keyifli bir gün geçirdiklerini belirterek, “Bir süredir evimizden uzaktan olduğumuz için bugün bu kadar fazla Türk ile bir arada olmak da çok güzeldi açıkçası. Bayramımızın bizim için çok önemli bir yeri var, hepimizin kalbinde. O yüzden güzel bir gün geçiriyoruz.” dedi.

Sapienza Üniversitesinde beşeri bilimler bölümünde okuyan Türk öğrenci Irmak Alanat da şunları kaydetti:

“Bugün burada 19 Mayıs’ı kutladık. Bir sürü öğrenci geldi. Yurt dışında olmamıza rağmen önemli bir bayramımızı kutluyoruz burada. Özellikle yemekler çok güzeldi. Simit getirdiler. Ben simidi çok özlemiştim. Ülkemizden uzak olunca da böyle şeyler çok güzel hissettiriyor. Herkesin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun.”

Etkinliğin sonunda parkta Türk Bayrağı açılarak hatıra fotoğraf çektirildi.

19 Mayıs Malta’da da kutlandı

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Türkiye’nin Valetta Büyükelçiliği tarafından Marsa semtinde bulunan Türk Şehitliği’nde bir tören düzenlendi.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, şehitlikteki törene Türkiye’nin Valetta Büyükelçisi Erdeniz Şen ve vatandaşlar katıldı.

Büyükelçi Şen, şehitlikteki anıta çelenk koyduktan sonra şehitler anısına saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Şen ve vatandaşlar daha sonra şehitlikteki kabirlere tek tek kırmızı karanfil koydu.

Yunanistan

Türkiye’nin Selanik Başkonsolosu Serkan Gedik, Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basmasının, bir milletin bağımsızlık ve özgürlük ateşinin ilk kıvılcımı olduğunu söyledi.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Yunanistan’ın Selanik kentindeki Atatürk Evi’nde etkinlik düzenlendi.

Etkinlikte bir konuşma yapan Başkonsolos Gedik, “Atamızın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basması, bir milletin bağımsızlık ve özgürlük ateşinin ilk kıvılcımıdır. 19 Mayıs’ta atılan büyük adım, TBMM’nin kurulması ve ardından 1923’te Cumhuriyetimizin ilanıyla taçlanmıştır.” dedi.

Atatürk’ün çocuklara ve gençlere özel önem verdiğini belirten Gedik, onlara duyduğu güven ve sevgiyi, 23 Nisan’ı çocuklara, 19 Mayıs’ı ise gençlere armağan etmekle ifade ettiğini vurguladı.

Gedik, sözlerini şöyle tamamladı:

“Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi, ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, törenimize katılan herkese saygılarımı sunuyorum.”

Törene, Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosu Aykut Ünal da katıldı.

Tören, Çanakkale İbrahim Bodur Anadolu Lisesi ekibinin oynadığı harmandalıyla son buldu.

Kosova

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Kosova’nın güneyindeki Prizren şehrinde de çeşitli etkinlikler düzenlendi.

19 Mayıs dolayısıyla düzenlenen gençlik koşusu kapsamında, katılımcılar Prizren’in merkezindeki Şadırvan Meydanı’ndan NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR) bünyesinde görev yapan Türk Temsil Heyet Başkanlığının konuşlandığı Sultan Murat Kışlası’na koştu.

Daha sonra Sultan Murat Kışlası’nda başlayan gençlik festivaline, Kosova’nın çeşitli bölgelerinden çok sayıda çocuk ve genç katıldı.

Festivalde, Türk ve Kosova bayraklı uçurtmalar uçuruldu, çeşitli oyunlar oynanarak, şarkılar söylendi. Ayrıca çeşitli spor dallarında turnuvalar yapıldı.

Türk askerleri de 19 Mayıs’ı zeybek oynayarak kutladı.

Türk askeri, 1999’dan bu yana Kosova’da KFOR bünyesinde görev yapıyor. Türkiye, KFOR’un komutasını ilk defa 10 Ekim 2023’te 1 yıllığına devralmıştı.

İngiltere

Londra’daki 19 Mayıs kutlamaları ise İngiltere’deki Türk dernek okullarında okuyan öğrencilerin geçit töreniyle başladı.

Kentin kuzeyindeki Lee Valey Atletizm Merkezinde yapılan kutlamaya Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, KKTC’nin Londra Temsilcisi Büyükelçi Çimen Keskin ile Türk okulu öğrencileri ve aileleri katıldı.

Öğrencilerin geçit töreninin ardından konuşan Ertaş, İngiltere’de tüm dini ve milli bayramların coşku, hürmet ve saygıyla kutlandığını belirtti.

Atatürk’ün Samsun’a çıktığı dönemde İstanbul’un işgal altında olduğunu ve zorlu bir mücadeleye giriştiğini kaydeden Ertaş, “(Atatürk) Büyük bir cesaretle ve kararlılıkla bu meşaleyi yaktı. Bir sene sonra Ankara’da meclisi kurdu ve hem siyasi hem de askeri dehasıyla kısa süre içinde 1923’e giden, Cumhuriyetimize giden süreci başlattı.” dedi.

Ertaş, Atatürk’ün, Samsun’a çıktığında 38 yaşında olduğunu hatırlatarak, “38 yaşında böyle bir yolculuğa çıkan hem siyasi hem de askeri bir dehadan, bir liderden söz ediyoruz.” ifadesini kullandı.

Konuşmaların ardından geçit törenine katılan Türk okullarının öğrencileri dans, müzik ve tiyatro gösterileri sundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/avrupada-19-mayis-ataturku-anma-ve-genclik-ve-spor-bayrami-kutlandi/feed/ 0
CHP İzmir’den 19 Mayıs Kutlaması… Aslanoğlu: “Bu Ülkede Bir Tek Gencimizin Umudunu Yitirmesine Tahammülümüz Yok” https://www.haber60.com.tr/chp-izmirden-19-mayis-kutlamasi-aslanoglu-bu-ulkede-bir-tek-gencimizin-umudunu-yitirmesine-tahammulumuz-yok/ https://www.haber60.com.tr/chp-izmirden-19-mayis-kutlamasi-aslanoglu-bu-ulkede-bir-tek-gencimizin-umudunu-yitirmesine-tahammulumuz-yok/#respond Sun, 19 May 2024 22:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32438 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR)- CHP İzmir İl Başkanlığı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla kutlama programı düzenledi. İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, partisinin 31 Mart seçimlerinde başarısına dikkat çekerek “Bu ülkede bir tek gencimizin umudunu yitirmesine, geleceğinden endişe etmesine tahammülümüz yok. Son 22 yılda gençlerimize fikirleri, okulları, ideolojileri üzerinden yapılan baskıların hepsine son vereceğiz. Ekonomik krizler nedeniyle AKP tarafından yaşatılan tüm mağduriyetlerine merhem olacağız. Elbette bunca yıldır liyakatsizce kurulmuş eş dost akraba düzenini yıkmak bir anda olacak iş değil. Adım adım yıkacağız haramilerin saltanatını. Bu yolda en büyük adımlardan birini yine gençlerimizin desteği ile 31 Mart’ta attık” dedi.

CHP İzmir Başkanlığı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle Konak ilçesi Cumhuriyet Meydanı’nda kutlama programı düzenledi. Tören, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, İl Kadın Kolları Başkanı Nurdan Şenkal Uçar ve İl Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Ayça Gülenç tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk konulmasıyla başladı. Çelenk sunumunun ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunduğu törende konuşan Şenol Aslanoğlu, İzmirlilere ve gençlere seslenerek “‘Ya Bağımsızlık ya Ölüm’ diyerek yola çıkanların emanetidir 19 Mayıs. 19 Mayıs isteseydi saraylarda zengin bir yaşam sürebilecekken, onurlu bir yaşamı seçen, gerçek bir liderin emanetidir ve bugün sadece 19 Mayıs değildir, değerli dostlarım.  Bugün 23 Nisan, bugün 30 Ağustos, Bugün 9 Eylül, Bugün 29 Ekim’dir aynı zamanda. Samsun’a ayak basarken atılan o ilk adım öyle bir adımdır ki, o adımdan sonra memleketin makus talihi değişmiş, dünya tarihi yeniden yazılmaya başlanmıştır. 19 Mayıs Türk gençliğinin işgale, karanlığa, saltanata ve saraylara başkaldırdığı gündür. O başkaldırı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde önce kurtuluş, ardından kuruluş ve en son bağımsızlığa dönüşerek, güçlü bir Cumhuriyet olmuştur. Ulu Önderimiz, kurtuluş mücadelesindeki esas gücün gençler olduğunu biliyordu. Cumhuriyet’i kurarken köhnemiş düşüncelerle, dogmalarla savaşacak fikirlerin memleketin gençlerinde olduğu biliyordu” dedi.

“31 MART’TA ÇOK ÖNEMLİ BİR SINAVI BAŞARIYLA GEÇTİK”

31 Mart seçimlerinde partisinin başarısına değinerek sözlerini sürdüren Aslanoğlu, “101 yıldır ayakta duran Cumhuriyet, o yüzden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür gençlere emanet. Gençlerimiz elbette emanet aldıkları Cumhuriyet’i yükseltecek ve koruyacak. Peki bizim sorumluluklarımız? Bizlerin de gençlerimize karşı sorumlukları var. Çok çalışıp, onlara özgür ve demokratik bir Türkiye oluşturmalıyız. Gururla söylüyorum ki, bu mücadele de geçtiğimiz 31 Mart’ta çok önemli bir sınavı başarıyla geçtik. Atatürk’ün kurucusu olduğu Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk’ün Cumhuriyet’i emanet ettiği gençleri ile el ele olduğunu göstermiştir 31 Mart’ta. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in öncülüğünde, Türkiye’nin dört bir köşesinde belediye başkanlıkları ve meclis üyelikleri gençlerimize emanet edildi. İşte bu, cumhuriyeti kuran ve ayakta tutan anlayışın ta kendisidir. Gençliğe sahip çıkmak, konuşmakla olmaz, uygulama ile olur. Onlara güvenmek, onlara yönetimleri vermektir sahip çıkmak. Kazandığımız 28 ilçe belediyesinin nerede ise yarısı, 11 ilçe belediyemiz 40 yaş altı genç yol arkadaşlarımız tarafından çoğu CHP Gençlik Kolları’ndan gelen kardeşlerimiz tarafından yönetiliyor” diye konuştu.

ASLANOĞLU’NDAN CHP İZMİR ÖRGÜTÜNE ÇAĞRI

“Türkiye Cumhuriyeti güçlü temeller üzerine kurulmuştur. Atasına sarsılmaz inançlarla bağlı olan genç belediye başkanlarımızın belediyelerde yapacağı başarılı her hizmet ile o güçlü temellerin üzerine yeni sağlam tuğlalar öreceğiz” diyerek sözlerini sürdüren Aslanoğlu, şunları kaydetti: “Sevgili İzmirliler; Bu ülkede bir tek gencimizin umudunu yitirmesine, geleceğinden endişe etmesine tahammülümüz yok. Son 22 yılda gençlerimize fikirleri, okulları, ideolojileri üzerinden yapılan baskıların hepsine son vereceğiz. Ekonomik krizler nedeniyle AKP tarafından yaşatılan tüm mağduriyetlerine merhem olacağız. Elbette bunca yıldır liyakatsizce kurulmuş eş dost akraba düzenini yıkmak bir anda olacak iş değil. Adım adım yıkacağız haramilerin saltanatını.  Bu yolda en büyük adımlardan birini yine gençlerimizin desteği ile 31 Mart’ta attık. Kırmızıya bürünen Ege haritasını, Marmara’yı, Akdeniz’i ve artık algıların kırıldığı Karadeniz’i, İç Anadolu’yu, Güneydoğu’yu gördüğünüzde, sıradaki hedefimiz için sizlerde benim gibi, daha fazla heyecanlanmıyor musunuz? Cumhuriyet’in gençlerinin, Cumhuriyet’in kadınlarının ve Cumhuriyet’in aydınlarının yöneteceği iktidardır o hedef. O hedef, ikinci yüzyılında eksiği olmayan tam bağımsız Türkiye ve demokrasi ile taçlanmış Cumhuriyettir. O demokratik cumhuriyetin iktidar partisi olmaktır tek hedefimiz. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri, belediye başkanları olarak, her zamankinden daha çok çalışmalı ve hizmet etmeliyiz. Daha çok vatandaşımıza ulaşmalı ve aramıza katmalıyız.

“TÜRKİYE İTTİFAKININ BİR KEZ DAHA KAZANACAĞINA ADIM GİBİ İNANIYORUM”

Atamızın gösterdiği hedeflere ulaşmak, halkın iktidarını kurmak; gençlerimizin özlediği düzeni kurmak, emeklilerimizi ezilen kesim olmaktan kurtarmak, atanamayan öğretmenlerimizi öğrencilerine kavuşturmak, israfa, saray düzenine son vermek boynumuzun borcu. Seçimler ne zaman yapılacak emin değilim, zamanını bilmiyorum. Ama şuna emin olun ki, ne zaman yapılırsa yapılsın, bu köhnemiş AKP iktidarının gideceğini ve halkın iktidarının kurulacağını biliyorum. 31 Mart’ta Türkiye’nin birinci partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi nezdinde Türkiye ittifakının bir kez daha kazanacağına adım gibi inanıyorum. Bugün burada bu hedefe inanan sizlerle birlikte, Atamın huzurunda olmaktan duyduğum gururu paylaşırken, bize bu Cumhuriyet’i armağan ve emanet eden Ulu Önderimiz başta olmak üzere, tüm şehitlerimizi minnet ve rahmetle anıyorum. Tüm İzmirlilerin ve Türkiye’nin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını kutluyorum. Bayramımız kutlu olsun.”

YILDIR’DAN EĞİTİM VURGUSU

İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zafer Levent Yıldır da “Sadece 19 Mayıs değil kutladığımız biliyorsunuz. Yirmi 23 Nisan’ı kutluyoruz. 30 Ağustos’u kutluyoruz ki benim doğum günüm 30 Ağustos. O yüzden adımda zafer var başta. Sonra 29 Ekim’i kutluyoruz. Bunların hepsi aslında karizmatik bir liderimizin yüz sene önce öngördüğü, sunmaya çalıştığı, anlatmaya çalıştığı bir dünya görüşünü anlatıyor. Bizler o dünya görüşünü anlatıyor. Bizler o dünya görüşünü sahiplenen insanlarız. Sadece sahiplenmekle kalmayan, aynı zamanda bunları çevresinde var olan tüm insanlara anlatmaya çalışan, bunları yaygınlaştırmaya çalışan ve insanlarımızın önünü açmaya çalışan insanlarız. Onun için bir aradayız. Onun için bundan sonra da birlikte ve beraber olacağız. Aslında bütün bunların sonucunda beklediğimiz de bu ülkede iktidar olmak ve iktidarla birlikte bu yaygınlaştırmayı, benimsetmeyi, anlatmayı günlük yaşamımızın bir parçası haline getirmek. Bundan sonraki süreçte de bulunduğumuz görevlerde elimizden gelen her şeyi yapacağız. Ama ben bir sürü şey saymak yerine günümüzde en çok önemi olan, hepimiz için çok önemli olan bir noktaya özellikle temas etmek, aklınızda kalmasını sağlamak istiyorum. Bugün eğer bir siyasi mesaj vereceksek en önemli mesaj; eğitim sistemimize sahip çıkmaktır. Bu eğitim sistemiyle ilgili yapılan bütün manipülatif hareketlere karşı olabildiğince ses çıkarmaktır. Sözlerimi bununla bitirmek istiyorum. Özellikle eğitim, eğitim ve eğitim diyorum. Hepinizin bayramını kutluyor, saygılar diliyorum” diye konuştu.

GÜLENÇ: “YARINLAR ÇOK DAHA GÜZEL OLACAK”

CHP İzmir İl Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Ayça Gülenç de “19 Mayıs yalnızca bir milletin bağımsızlık mücadelesinin başlangıcı değil, aynı zamanda bir halkın kaderini değiştiren büyük bir devrimin de simgesidir. Atatürk bugünü gençliğe armağan ederek bizlere büyük bir sorumluluk yüklemiştir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin gençleri olarak bu emanetin devralmanın bilinciyle burada bulunuyoruz. AK Parti iktidarı döneminde geldiğimiz noktada gençlerin daha iyi bir yaşam umuduyla ülkeyi terk etmek istedikleri, en temel ihtiyaç dahi karşılayamadıkları bir ülke olduk. Bizler tüm gücümüzle gençlerin umudunu yitirmediği, emeklerinin karşılığını alabildiği, hayallerini gerçekleştirebilecekleri güvenli bir yaşam için mücadele edeceğiz. Bugün ülkemizde, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün ayaklar altına alındığını, basın özgürlüğünün kısıtlandığını, eğitim sisteminin çökertildiğini görüyoruz. Bu karanlık tabloya karşı gençler olarak daha fazla sesimizi yükseltmeli, daha fazla mücadele etmeliyiz. Bizler gençliğin gücüyle bu karanlığa aydınlatacak, Türkiye’yi yeniden Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yoluna sokacağız. Bu meydanda bir kez daha cumhuriyet değerlerine, demokrasiye, özgürlüğe ve adalete olan bağlılığımızı haykırıyoruz. Bizler bu ülkenin gençleri olarak daha adil, daha özgür, daha demokratik Türkiye için mücadele etmeye devam edeceğiz. Atatürk’ün izinde, cumhuriyetin aydınlık yolunda kararlılıkla yürüyeceğiz. Bu vatanın gençleri olarak yüzyıl sonra dahi özgürlük ve demokrasi mücadelesinden asla taviz vermeyeceğimize söz veriyoruz. Yarınlar çok daha güzel olacak” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-izmirden-19-mayis-kutlamasi-aslanoglu-bu-ulkede-bir-tek-gencimizin-umudunu-yitirmesine-tahammulumuz-yok/feed/ 0
Mersin’de 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Kutlamaları https://www.haber60.com.tr/mersinde-19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-kutlamalari/ https://www.haber60.com.tr/mersinde-19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-kutlamalari/#respond Sun, 19 May 2024 21:37:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32410 Mersin’de, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı coşkuyla kutlandı. Kutlamalar dolayısıyla düzenlenen törende, gençlerin ve çocukların hazırladığı halk oyunları, tekvando ve cimnastik gösterileri katılımcılardan büyük alkış aldı.

Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışının 105’inci yılında, tüm yurtta olduğu gibi Mersin’de de 19 Mayıs coşkusu yaşandı. Kutlamalar, Cumhuriyet Meydanında sabah saat 09.00’da devlet büyüklerinden gelen mesajların okunması ve Gençlik ve Spor İl Müdürü Ökkeş Demir ile iki genç tarafından Atatürk Anıtına çelenk sunulmasıyla başladı. Törene, Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan, Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Murat Fırat, Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, protokol üyeleri, sporcular ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Merkezi üyesi tarafından bir şiir okundu.

‘ Alper Gezeravcı, Türk milletinin evlatlarının neleri başarabildiğinin açık ispatıdır’

Törende günün anlam ve önemine ilişkin konuşma yapan Gençlik ve Spor İl Müdürü Ökkeş Demir, “Bugün, Mustafa Kemal’in Samsun’da tutuşturduğu kurtuluş meşalesinin, Anadolu’da elden ele, gönülden gönüle dolaşmasının 105’inci yıldönümü. O gün Samsun’un vatanperver insanlarını selamlayan Atatürk’ün taşıdığı duygularla sizleri selamlıyorum. Milletimizin tüm onur ve asaletiyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün rehberliğinde tarih sahnesinde bir defa daha şaha kalkışının başlangıcıdır 19 Mayıs. 19 Mayıs, sadece Türk Milli Kurtuluş Hareketinin başlangıcı değil, yeni Türk devletinin de çağdaş değerlerle milletler ailesi içerisinde yerini almasının adıdır. 19 Mayıs gençlik, gençlik ise gelecek demektir.. Türk genci, Türk İstiklali ve Türk Cumhuriyetinin yılmaz bekçisi, bugün ve yarınların tek ve en büyük güvencesidir” dedi.

Konuşmasının devamında gençlere seslenen Demir, “Sevgili gençler, sizler spora, teknolojiye, bilime ve inovasyona büyük ilgi duymalısınız. Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonunu gerçekleştirerek, uzaya çıkan ilk Türk olan Mersinli astronotumuz Alper Gezeravcı’da Türk milletinin evlatlarının neleri başarabildiğinin açık ispatıdır” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından çocuklar ve gençlerin gerçekleştirdiği halk oyunları, cimnastik, tekvando, bisiklet ve paten gösterileri büyük beğeni toplandı.

“Nasıl 105 yıl önce ecdadımız milli mücadeleye katılmışsa, bugün de geleceğimizi inşa etmek için bir araya gelmiş bulunmaktayız”

Tören sonrası Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan da gazetecilere yaptığı açıklamada, bugünün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a ayak basıp Kurtuluş meşalesini yakarak milli mücadeleyi başlatmasının 105. yıldönümü olduğunu hatırlatarak, “Bugün, Atatürk tarafından gençlerimize hediye olarak verilen Gençlik ve Spor Bayramını tüm yurtta olduğu gibi Mersin’de de kutluyoruz. Tabii ki, 19 Mayıs milli mücadelenin başladığı yıl olup, Atatürk önderliğinde şanlı ecdadımızın kahraman bir mücadele verdiği yıldır. Ecdadımız, yedi düvele karşı savaşarak işgal edilmeye çalışılan Anadolu’nun bağımsızlığını kazanmak için üstün bir mücadele vermiş ve nihayetinde bu mücadele zaferle sonuçlanmıştır. Kurtuluş Savaşı, tarihe altın harflerle yazılacak bir mücadele olup, 29 Ekim 1923’te cumhuriyetimizin ilanıyla doruğa ulaşmıştır. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, gençlere olan inancını ve güvenini sıkça dile getirmiş ve gençleri cumhuriyeti yükseltecek ve yaşatacak olan unsurlar olarak görmüştür. Bugün, gençlerimizle birlikte bu bayramı kutluyoruz. Gençlerimiz gururumuz, umudumuzdur. Nasıl ki 105 yıl önce her yaştan ecdadımız milli mücadeleye katılmışsa, bugün de başta gençlerimiz olmak üzere, geleceğimizi inşa etmek için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Bugün de bu meydanda hep birlikte geleceğimizi güçlendirmeye ve inşa etmeye söz vermiş bulunmaktayız” diye konuştu. – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/mersinde-19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-kutlamalari/feed/ 0
SADAT, Nijer’e Suriyeli paralı asker gönderdiği iddialarını yalanladı https://www.haber60.com.tr/sadat-nijere-suriyeli-parali-asker-gonderdigi-iddialarini-yalanladi/ https://www.haber60.com.tr/sadat-nijere-suriyeli-parali-asker-gonderdigi-iddialarini-yalanladi/#respond Sat, 18 May 2024 22:36:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32356 Fransız haber ajansı AFP, uluslararası savunma danışmanlık şirketi olan SADAT’ın, Afrika ülkesi Nijer’e yüzlerce Suriyeli paralı asker gönderdiğini ileri sürdü. AFP’ye konuşan ve paralı asker olduğu ileri sürülen Ahmed kod adlı şahıs SADAT’ın merkezinde kontrat imzaladıklarını iddia etti.

“SADAT ÇATIŞMA BÖLGELERİNDE BULUNMAMAKTADIR”

Ortaya atılan bu iddialar SADAT tarafından kesin bir dille yalanlandı ve, “SADAT Savunma’nın savaş şirketi olarak tanımlanması şirketin faaliyet kapsamı ile taban tabana zıt düşmektedir. Israrla yapılan bu tanımlamayı maksatlı bulmaktayız. SADAT Savunma çatışma bölgelerinde bulunmamaktadır.” açıklaması yapıldı.

Şirketten yapılan açıklamada, “SADAT Savunma devletlerin savunma ve güvenlik alanında etkin ve stratejik planlama ile kapasitesini yeniden inşa ederek, mevcut askeri kapasitenin eksiksiz kullanılmasına ve imkanlar dahilinde kapasitenin artırılmasına hizmet ederek, barış ortamının garanti altına alınmasına katkı sağlamakta ve savaş için caydırıcı rol oynayacak mühendislik çalışmaları yürütmektedir.” ifadeleri kullanıldı.

“OLUMSUZ ALGI OLUŞTURMAYI AMAÇLAMIŞLARDIR”

Fransız haber ajansı AFP kaynak gösterilerek Türkiye’yi ve Şirketimizi karalamayı amaçlayan küresel yayın organlarının yanı sıra yerli bir takım basın kuruluşlarının da dolaşıma soktuğu haberlerde, gazetecilik etik kuralları ve araştırma yükümlülüğü kapsamında kamuoyuna doğru bilgi verme sorumluluğu hiçe sayılmış, SADAT Savunma’ya asla ilgisinin bulunmadığı korkunç bir iftira daha atılmıştır. Ne yazık ki kötü niyetli bazı medya kuruluşları doğru ve gerçek bilgileri içeren araştırmacı habercilik yerine, clickbait haberciliği ile okuyucu kitleleri nezdinde SADAT Savunma hakkında olumsuz algı oluşturmayı amaçlamışlardır.” sözleriyle ortaya atılan iddialar reddedildi.

“SURİYE VE NİJER İLE HİÇBİR FAALİYETTE BULUNULMADI”

İlgili haberlerde, SADAT Savunma’ya karşı ağır ve gerçek dışı ithamlar yöneltildiği ifade edilirken, SADAT Savunma’nın Nijer’e Suriyeli paralı askerler gönderdiği iddiasının kati surette gerçekle alakasının bulunmadığı kaydedildi ve, “SADAT Savunma bugüne kadar Suriye ve/veya Nijer ile ilgili hiçbir faaliyette bulunmamıştır. SADAT Savunma paramiliter bir yapılanma değildir. Haberlerde Nijer’de SADAT Savunma’nın Türkiye Devletinin emrinde çalıştığı intibaı oluşturulmaya çalışıldığı da görülmektedir. SADAT Savunma bağımsız, ticari bir firma olmakla birlikte bugüne kadar (Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tekemmül etmiş savunma ve güvenlik sistemi sebebiyle ihtiyacı olmadığından) Türkiye Cumhuriyeti devletine ana veya alt yüklenici olarak hiçbir hizmet satışı da gerçekleştirmemiştir.” denildi.

“İFTİRA NİTELİĞİNDEKİ İDDİALAR ÇÜRÜKTÜR”

Şirketin yaptığı yazılı açıklamada, “Türklerin tarih boyunca İnsanlığa ve Dünya Barışına katkıları, bugün Türk Dış Politikasında olduğu gibi SADAT Savunma’nın misyon ve vizyonunda da belirleyici ana rolü oynamaktadır. Dolayısıyla delile dayanmayan iftira niteliğindeki iddialar hangi açıdan bakılırsa bakılsın çürüktür.

“ÇALIŞMALARIMIZI KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ”

Kamuoyunu kışkırtan, algı oyunları ile her fırsatta çeşitli platformlardan SADAT Savunma’ya saldıran yayınlara itibar edilmemesi gerekmektedir. Bugüne kadar şirketimizi asılsız ithamlarla hedef alanlara, hukuk mahkemelerinde Manevi Tazminat Davaları açarak bu iddialarını Mahkeme huzurunda ispatlama imkânı tanıdık. Fakat görüyoruz ki bugüne kadar hiçbir muhatabımız, asılsız iddialarını ispata yarar tek bir delil sunamamıştır. Hakkımızda yapılmaya çalışılan kara propagandalara fırsat vermeyeceğimizi ve çalışmalarımızı da kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.” ifadeleri yer aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sadat-nijere-suriyeli-parali-asker-gonderdigi-iddialarini-yalanladi/feed/ 0
Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda gençlere hitap etti https://www.haber60.com.tr/eskisehir-valisi-huseyin-aksoy-19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayraminda-genclere-hitap-etti/ https://www.haber60.com.tr/eskisehir-valisi-huseyin-aksoy-19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayraminda-genclere-hitap-etti/#respond Sat, 18 May 2024 22:15:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32342 Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, “19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı ilimizde her yaştan gençlerle ve büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Milletimiz için büyük anlamlarla yüklü bu özel günde, sizlere en iyi dileklerimi sunuyorum. İşgal girişimleri karşısında esareti kabullenmeyen Atatürk, Türk milletinin büyüklüğünü, yüksek yeteneklerini, yurt ve bayrak sevgisini çok iyi bildiği için, büyük bir güven duygusuyla Anadolu’ya geçmiştir. 19 Mayıs, Atatürk’ün millet egemenliğine dayanan, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak, onurlu bir millet olarak yaşamasını sağlamak amacıyla başlattığı milli hareketin ilk adımıdır. Samsun’a varışının ardından milli birliği gerçekleştirmek ve bu hedefe ulaşmak düşüncesiyle bağımsızlık ışığını yakan Büyük Atatürk, kurtuluş sürecinde tarihsel adımların atılmasına öncülük etmiştir. Amasya, Erzurum, Sivas ve Ankara’da atılan adımlarla, bağımsızlık ve özgürlük tutkusuyla, vatan ve bayrak sevgisini tüm değerlerin üzerinde tutan yaklaşımıyla dünyada saygınlık kazanmıştır. Atatürk Samsun’da kurtuluş düşüncesini seferberliğe dönüştürürken millet egemenliğine geçilmesini öngören bir süreci de başlatmıştır.

Bugün, milletimizin huzur ve güven içinde cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yönelmesini, tek devlet, tek millet, tek bayrak ülküsüne bağlılığımıza borçlu olduğumuz unutulmamalıdır. Geleceğimiz yönünden büyük önem taşıyan bu temel değerlere sahip çıkılması, yöneteni ve yönetileniyle tüm vatandaşlarımızın ve kurumlarımızın ortak sorumluluğudur. Milli bayramlarımız, Türk milletinin Cumhuriyet’i ve kazanımlarını ödünsüzce yaşatma konusundaki kararlılığını anlamlı biçimde ortaya koymaktadır. Birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesi halinde ülkemiz için aşılamayacak engel yoktur” ifadelerine yer verdi.

“Büyük Atatürk böylelikle Türk gençliğine güvenini göstermiştir”

Vali Aksoy mesajının devamında ise şu ifadeleri kullandı:

“Sizleri çok seven, sizlere önem ve değer veren Büyük Atatürk, Cumhuriyet’i en iyi biçimde koruyup kollayacağınıza inandığı için sizlere emanet etmiş, böylelikle Türk gençliğine güvenini göstermiştir. ‘Türk gençliğine terk edip bıraktığımız vicdani emanet, yalnız ve daima galip olmaktır ve eminim daima galip olacaksınız. Milletin yükselme gerek ve şartları için yapılacak şeylerde, atılacak adımlarda asla tereddüt etmeyin. Milleti o yükselme aşamasına götürmek için dikilecek engellere hep birlikte mani olacağız’ sözleriyle sizlere seslenen Atatürk, Türk gençliğinin her zaman başarılı olacağına inancını dile getirmiştir. Atatürk başta olmak üzere, milletimizin yetiştirdiği tüm kahramanlarımız, vatanı için canını ortaya koymaktan çekinmeyen şehitlerimiz ve gazilerimiz bizlere övünç duyduğumuz bir tarih bırakmışlardır. Tarihimize, kültürümüze sahip çıkmak, geleceğimizin güvencesi sizleri de aynı bilinçle yetiştirmek bu ülkeye karşı en önemli sorumluluğumuzdur. Türkiye Cumhuriyeti’ni ikinci yüzyılda şekillendirecek, mutlu ve huzurlu yarınlara taşıyacaksınız. Cumhuriyet’in sonsuza kadar genç ve diri kalması sizlerin çabalarıyla başarılacaktır. Sözlerime Atatürk’ün şu özlü sözünü bir kez daha hatırlatarak son vermek istiyorum: ‘Gençler, cesaretimizi kuvvetlendiren ve devam ettiren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık meziyetinin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli örneği olacaksınız.’ Türk milletinin bağımsız ve özgür yaşama kararlılığının bir göstergesi olan Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor, Büyük Atatürk’ü, Kurtuluş Savaşı’nın tüm kahramanlarını, şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı ve gönül borcuyla anıyor, hepinize esenlikler diliyorum.” – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehir-valisi-huseyin-aksoy-19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayraminda-genclere-hitap-etti/feed/ 0
Atatürk’ün katıldığı son 19 Mayıs kutlaması AA arşivinde https://www.haber60.com.tr/ataturkun-katildigi-son-19-mayis-kutlamasi-aa-arsivinde/ https://www.haber60.com.tr/ataturkun-katildigi-son-19-mayis-kutlamasi-aa-arsivinde/#respond Sat, 18 May 2024 21:48:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32326 Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1938’de katıldığı son “Gençlik ve Spor Bayramı” kutlamalarının detayları, Anadolu Ajansı (AA) arşivindeki haberlerde yer alıyor.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele’yi başlatmak için 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışının 105. yıl dönümünde kutlanan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında tüm Türkiye’de çeşitli etkinlikler düzenlenecek.

Bandırma Vapuru ile 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ulaşan Mustafa Kemal Paşa, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini de başlatıyordu. Samsun’da yakılan istiklal ateşi tüm Anadolu’yu saracak ve yaklaşık 3,5 yıl süren Milli Mücadele, 9 Eylül 1922’de düşmanın vatandan çıkartılmasıyla başarıya ulaşacaktı.

Türk milletinin kurtuluşunun, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ilk adımı olan 19 Mayıs, Türk tarihinin özel günleri arasında yerini aldı.

Samsun halkı 1926’dan itibaren 19 Mayıs’ı “Gazi Günü” olarak kutlamaya başladı. Mustafa Kemal Paşa’nın Atatürk soyadını almasından sonra 19 Mayıs 1935’ten itibaren ise bu günün adı, “Atatürk Günü” oldu. 1937 yılında yurt geneline yayılan kutlamalar için “İdman Bayramı”, “Jimnastik Bayramı” isimleri de kullanıldı.

Ankara’da 19 Mayıs 1938’de düzenlenen törenlerde ise bu özel günün adı artık “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak ilan edildi.

Törenden kısa bir süre sonra Dahiliye Vekaletinin hazırladığı yasa tasarısı, Meclis Başkanlığına sunuldu. 2739 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun’a 20 Haziran 1938’de yapılan ekle, mayıs ayının 19’uncu günü “Gençlik ve Spor Bayramı” oldu. 1981 yılında yapılan son değişlikle 19 Mayıs günü “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” adını aldı.

Atatürk’ün katıldığı son 19 Mayıs kutlaması

Ankara’da 19 Mayıs 1938’de düzenlenen etkinlikler, Atatürk’ün katıldığı son 19 Mayıs kutlaması oldu. O günkü kutlamalar, Anadolu Ajansı arşivinde detaylı şekilde yer aldı. Ankara’daki kutlamalara ilişkin haberde, şu ifadelere yer verildi:

“Bütün şehir daha dünden beri baştan başa bayraklarla bütün caddeler dövizlerle süslenmiş bulunuyordu. Bu sabah saat yedide Atatürk’ün bundan 19 sene evvel 19 Mayıs günü, Samsun’da karaya çıktıkları saatte atılan 21 pare top ile ve yine bu dakikada bütün fabrikaların düdüklerini çalmak suretiyle tesidine başlanmış olan gün fevkalade bir dekor içinde devam edip gitmiştir. Günün en büyük tezahürü Ankara orta ve yüksekokulları ile spor kurumlarının statta yaptıkları spor gösterileri olmuştur. Statta yapılacak bu gösterilerde hazır bulunabilmek için halk daha sabahın erken saatlerinden itibaren stada giden yollara dökülmüş bulunuyordu.”

Gençlerin bandolar eşliğinde ana yollardan geçerek Zafer Abidesi’ne çelenk koyduğu anlatılan haberde, “Zafer Abidesi önündeki bu tezahürden sonra yürüyüşe devam eden alay, stadyuma geldiği zaman bütün stat, sayısı elli binden fazla tahmin edilen kalabalık bir halk ile dolmuş bulunuyordu.” ifadelerine yer verildi.

“Atatürk, 19 Mayıs gününü Türk gençliği ve sporculuğuna tahsis etti”

Bu törende Dahiliye Vekili Şükrü Kaya’nın yaptığı konuşmaya da haberlerde yer verildi.

Kaya, Türk gençleri ve halkının tarihin dönüm günlerinden en büyüğünü kutladığını belirterek, “Atatürk, bu 19 Mayıs gününün Türk gençliğine ve Türk sporculuğuna tahsis edilmesini tensip buyurdular. Milletimiz de o günün hatırasını sizin bayramınız olarak kutluyor. Milli bayramlarımız arasına girecek olan bugünü buradan böyle her yıl kutlayacağız. Münasip göreceğinizi tahmin ederek sizin için yapılan bu sahanın adını bu ulu güne izafe etmek istedim. Tasvip ederseniz bundan böyle bu sahanın adı ’19 Mayıs Stadyumu’ olsun.” ifadelerini kullandı.

Şükrü Kaya, konuşmasında şöyle dedi:

“Atatürk, yarattığı eseri, büyük nutkunda Türk gençliğine emanet etmişlerdi. O emanetle bu gençlik bayramı arasındaki yakınlık ve samimi alaka aşikardır. O kadar büyük fedakarlıklarla güçlüklerle elde edilen istiklal ve Cumhuriyet ancak böyle yüksek evsaf, kabiliyet ve ahlakta yetiştirilecek temiz kanlı, temiz ellere bırakılırdı. Size bırakılan bu kıymetli ulusal emaneti, ilelebet muhafaza ve müdafaa edeceğinize; hatta büyülterek yükselteceğinize, başımızda ulu ve ulusal önderimiz olduğu halde bütün Türk milleti emin ve yarınından müsterihtir. Vatan, millet sizlere güveniyor ve sizlerle övünüyor.”

Stadı saran alkış tufanı içinde Atatürk şeref tribününe girdi

AA’nın 19 Mayıs 1938’de yayımlanan bültenlerine göre, bu konuşmanın ardından çeşitli okulların gösterileriyle kutlamalar devam etti.

Haberde, Atatürk’ün kutlamaya katıldığı anlar şöyle anlatıldı:

“Mektep kızlarımızın idman hareketleri başlamıştır. Bu hareketlerin devamı esnasında bütün stadı saran alkış tufanı içinde Büyük Şef Atatürk, şeref tribününe girmişlerdir. Atatürk burada hazır bulunmakta olan zevata ayrı ayrı iltifatta bulunmuşlar ve Yugoslav Harbiye ve Bahriye Nazırı General Mariç ile de görüşmüşlerdir. Gençlerimizin büyük günlerini canlandıran idman tezahüratının bundan sonraki kısımları Büyük Şef’in huzurunda geçmiştir. Atatürk merasimin sonlarına doğru stattan ayrılırken gelişlerinde olduğu gibi büyük bağlılık tezahüratıyla uğurlanmıştır.”

Haberde, Ankara Stadı’nda 5 saat süren törenlerin baştan sonuna kadar büyük bir alaka ve sempatiyle takip edildiği bildirildi.

Atatürk, bu törenin ardından Hatay meselesiyle alakalı olarak Mersin’e seyahat etti. Atatürk’ün son yurt gezisi olan bu seyahat için Ankara’dan uğurlanışı da AA bültenlerinde yer aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ataturkun-katildigi-son-19-mayis-kutlamasi-aa-arsivinde/feed/ 0
Arnavut İş İnsanları Derneği, Kosova’da Ticaret Fuarına Katıldı https://www.haber60.com.tr/arnavut-is-insanlari-dernegi-kosovada-ticaret-fuarina-katildi/ https://www.haber60.com.tr/arnavut-is-insanlari-dernegi-kosovada-ticaret-fuarina-katildi/#respond Sat, 18 May 2024 21:36:50 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32318 Kosova’nın başkenti Priştine’de Arnavut İş İnsanları Birliği 10. Yıl Fuarı’na katılan Bursa merkezli Arnavut İş İnsanları Derneği üyeleri, milyarlarca dolarlık hacme sahip Arnavut iş dünyasıyla ticareti geliştirmeyi hedefliyor.

Priştine’de bir otelde 17-18 Mayıs’taki Arnavut İş İnsanları Birliği 10. Yıl Fuarı’na Türkiye’nin çeşitli kentlerinden katılan 25 iş insanı, farklı ülkelerden gelen Arnavut kökenli iş insanlarıyla yatırıma ve ihracata yönelik bağlantılar yaptı.

Arnavut İş İnsanları Derneği (ARNİAD) Başkanı Gökhan Biçen, AA muhabirine, Türkiye’de farklı alanlarda üretim yapan iş insanlarının fuara katılım sağladığını söyledi.

Fuarın ikili iş görüşmeleri şeklinde geçtiğini anlatan Biçen, şöyle devam etti:

“Aramızda enerji, inşaat, otomobil, tekstil ve mobilya sektöründen iş insanı bulunuyor. Dünyadaki Arnavut diasporası iş insanlarıyla bir araya gelerek güzel iş birliklerine imza atıyorlar. Türkiye’de yaşayan Arnavut kökenli iş insanlarının, dünya üzerine yayılmış Arnavut diasporası iş insanlarıyla ortak proje üretesini sağlayarak ülkemize, ekonomimize de katkı vermeyi amaçlıyoruz. Derneğimizin kuruluş amacı da bu. Dünya üzerinde Arnavut diasporası olarak 7 milyon insan yaşıyor ve 150 milyar dolara yakın bir ekonomiye sahipler, bundan ülkemizi ve Türkiye’de yaşayanları faydalandırabilmeyi amaçlıyoruz.”

Küresel Arnavut Diasporası İş Ağı Birliği Onursal Başkanı Lazim Destani’nin 35 bin kişiye istihdam sağlayan dünyanın önemli iş insanlarından biri olduğuna işaret eden Biçen, “22 ülkenin temsilcisi ve dernek başkanı burada. Bunlar bulundukları ülkelerin ekonomilerine yön veren sanayiciler, Türk iş adamlarıyla buluşmaları çok değerli.” ifadesini kullandı.

İş insanı Lazim Destani de organizasyona çok büyük katılım olduğunu belirterek “Önümüzdeki yıllar daha geniş çapta bu etkinlik devam edecektir. Bizim sınırımız yok, 20’yi aşkın ülkeden gelen iş insanları burada. Kosova çok yeni bir ülke, hedefimiz her geçen yıl ilerlemek ve gelişmek. İnşallah hedeflerimize ulaşacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye ile ekonomik işbirliklerinin ve çalışmalarının olduğuna değinen Destani, “Türkiye’deki insanları çok seviyoruz. Geçen yıl davet edildim, Bursa’da bulundum ve çok memnun kaldım. 7 büyük Türk firmasıyla çalışmalarımız devam ediyor. Türkiye bundan 20 yıl önce nasıldı, bugün nasıl. Türkiye’nin gelişimi, bizim için çok güzel bir örnektir.” diye konuştu.

“Türkiye’den geldiğimizi duyan herkes bizimle ticaretini attırmaya çalışıyor”

Küresel Arnavut Diasporası İş Ağı Birliği Avrupa Başkanı Yll Blakaj ise fuara 433 firmanın katıldığını söyledi.

Türk iş insanlarının da fuarda olmasından duydukları memnuniyeti dile getiren Blakaj, “Geçen yıl Bursa’daki fuara katılmıştık. Oradaki ihracat ve ithalat kapasitesinin büyüklüğünden de memnunuz. Ekonomik işbirlikleri konusunda iş insanlarımızı da yönlendiriyoruz.” diye konuştu.

Blakaj, milyonlarca avroluk ticari anlaşmaların fuardaki görüşmelerle yapıldığına işaret etti.

Almanya Arnavut İş İnsanları Derneği Başkanı Nazmi Vika ise Türkiye ile işbirliğini arttırma noktasında girişimlerde bulunacaklarını dile getirerek “Avrupa genelindeki tüm Arnavut iş insanların amacı iş birliklerini attırmak. Bununla ilgili çalışmalara devamlı katılmaktayız.” dedi.

ARNİAD üyesi iş insanı Bayram Taşocak da otomotiv ve plastik ham madde alanında faaliyet gösterdiklerini aktararak şunları kaydetti:

“Geçtiğimiz yıl bu fuarın aynısını Türkiye’de düzenledik. Orada tanıştığımız iş insanlarıyla tekrar görüşme fırsatı bulduk. Ticaretimizi daha da geliştirme açısından görüşmeler yaptık. Bu görüşmelerimiz çok olumlu geçti. Bu coğrafyayla ticaretimizi arttırmayı hedefliyoruz. Buralar bizim ata topraklarımız, kendi akrabalarımızla bir arada olmak çok değerli. Ticaretimizi geliştirmek bizim için önem taşıyor. Ülkemizin bu bölgenin tarihinde önemli bir yeri var. Türkiye’den geldiğimizi duyan herkes bizimle ticaretini attırmaya çalışıyor. Çok önem veriyorlar.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/arnavut-is-insanlari-dernegi-kosovada-ticaret-fuarina-katildi/feed/ 0
MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir: Pınarbaşı seçimi bir hesaplaşma değil, hizmet yarışı olmalıdır https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-pinarbasi-secimi-bir-hesaplasma-degil-hizmet-yarisi-olmalidir/ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-pinarbasi-secimi-bir-hesaplasma-degil-hizmet-yarisi-olmalidir/#respond Fri, 17 May 2024 23:48:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32288 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, Pınarbaşı’nda seçim çalışmalarına katıldı. İlçede 2 Haziran tarihinde yenilenecek seçimlere ilişkin konuşan Özdemir, “Bu seçim Pınarbaşı için bir hesaplaşma seçimi değildir, olmamalıdır. Bu seçim hizmette yarışın seçimi olmalıdır” dedi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, Pınarbaşı’nda seçim çalışmalarına katıldı. Burada muhtarlar ve vatandaş ile bir araya gelen Özdemir’e, MHP Genel Sekreter Yardımcısı Tamer Osmanağaoğlu, Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ile partililer eşlik etti.

“Mesajınızı çok net bir şekilde almış bulunuyoruz”

Özdemir Pınarbaşı’nda yenilenmiş kadrolar ile 2 Haziran tarihinde göreve talip olduklarını belirterek, “Böylesine geniş bir heyet ile Sevdalısı olduğumuz, ait olduğumuz Pınarbaşı’nda bir araya gelmekten dolayı Cenab-ı Allah’a hamd ediyorum. Ancak bu hususla birlikte bir üzüntümü de sizlerle paylaşmak istiyorum. Keşke böyle olmasaydı da 31 Mart’ta Pınarbaşılı hemşerilerimizin iradesiyle bu seçimler tamamlanmış olsaydı. Ama bunda da hayır vardır. Bu seçimlerin yenilenmesi ile alakalı süreç, Yüksek Seçim Kurulu’nun seçimlerde yaşanan usulsüzlükler nedeniyle iptal edilmesi ve yenilenmesi ile 2 Haziran’da gerçekleştirilecek seçimlere hep birlikte hazırlanmış bulunuyoruz. Bu vesile ile karşınızdayız. Böyle bir dönemde bizler, Pınarbaşı hemşerilerimizin Cumhur İttifakına ve Milliyetçi Hareket Partisi’ne vermiş olduğunu mesajınızı da çok net bir şekilde almış bulunuyoruz. Bu kapsamda da Pınarbaşı Belediye Başkanımız Sayın Menduh Uzunluoğlu beyefendi ve çalışma arkadaşları ile birlikte yenilenmiş ve daha dinamik kadrolarla beraber inşallah 2 Haziran seçimlerine hep birlikte gireceğiz. Bu yenilenmiş kadrolar ile Pınarbaşımıza değer katacak yeni projeleri kazandırma noktasında bizler de elimizden ne geliyorsa katmak sağlamak üzere elimizden ne geliyorsa yapmaya gayret edeceğiz” şeklinde konuştu.

Özdemir, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Buraya gelmişken bir şeyi söylemeden geçemeyeceğim. Zira bizzat sayın genel başkanımızın da talimatıdır. Bu anlamda Pınarbaşılı hemşerilerimizin müsterih olmasını istemektedir. Sayın Genel Başkanımızın tüm dikkati ve aynı zamanda eli de Pınarbaşı’nın sonuna kadar üzerindedir. Allah izin verirse 2 Haziran’da yenilenecek olan seçimlerde, Cumhur İttifakı ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak Sayın Belediye Başkanımız Menduh Uzunluoğlu ile birlikte bizler, yeniden hizmete talibiz. Bu seçimleri bizler, birer hizmet yarışı olarak görüyoruz. Öyle de olmalıdır. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanımız Memduh Büyükkılıç Bey sürekli Pınarbaşı’na gelip gidiyor. Pınarbaşımıza neler yapabiliriz, neler kazandırabiliriz, hangi sıkıntısını giderebiliriz diyerek. Neler olduğunu hepimiz biliyoruz. Bazı köylerimizin yol sıkıntısı var. Bazı köylerimizin kanalizasyon sıkıntıları var. Bunların hepsini nasıl giderebiliriz. Bir çırpıda üstesinden nasıl gelebiliriz. Pınarbaşı’nı nasıl ait olduğu seviyeye taşıyabiliriz. Bunun telaşı içerisindeyiz. Bunun aşılması noktasında nasıl bir çalışma gayreti içerisinde oluruz, bunların arayışı içerisindeyiz. Biz bu zamana kadar Pınarbaşı’nı Türkiye’nin ve hatta Türklüğün merkezi olarak gördük. Biliyorsunuz, ilçemizin hemen girişine Sayın Genel Başkanımızın yaptırdığı bir Türklük Anıtı var. Anadolu’yu baştan başa, çizin kesişim noktası Pınarbaşı’dır. Dolayısıyla burası merkezdir. Pınarbaşı’ndan yükselen ses, Pınarbaşı’nın duruşu, ahengi Türkiye’nin sesidir. Türkiye’nin ahengidir, duruşudur. İşte bu noktada Milliyetçi Hareket Partisi, Rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in de ata toprağı olan Pınarbaşı’na hizmeti ayrı bir noktaya taşımıştır. Bilhassa tarım ve elektrik üretiminde kullanılmak üzere, yerel kalkınmaya da muazzam bir katkı sağlayan barajların yapımı ile ilgili süreci biliyoruz. 1999 yılında iktidar ortağı olduğumuz dönemde, 57. Hükümet’te Sayın Genel Başkanımızın Başbakan Yardımcısı olarak bulunduğu dönemde Bahçecik Barajı’nın bitirilmesi için, Türk Tanıtma fonundan gerekli bütçeyi ayırmış ve AKP’nin hükümete geldiği dönemde tamamlanmıştır. Böylesine bereketli topraklarda tarımsal faaliyetler artık çok daha ileri bir seviyeye taşınmıştır.”

“Bu seçim Pınarbaşı için bir hesaplaşma seçimi değildir”

CHP’li bir takım yöneticilerin Kayseri’yi ve Pınarbaşı’nı karıştırmak üzere üzücü ifadelerde bulunduğunu belirten Özdemir, “Çok üzülerek ve affınıza sığınarak söylüyorum, bu seçimleri ne yazık ki bir hesaplaşmaya çeviren zihniyet var karşımızda. Bu seçim Pınarbaşı için bir hesaplaşma seçimi değildir. Olmamalıdır. Bu seçim hizmette yarışın seçimi olmalıdır. Bu seçim bilhassa Pınarbaşı’na hizmet noktasında kendi rüştünü ispat etmiş olanlar ile karşı tarafın seçimidir. Pınarbaşı’na hizmet noktasında rüştümüzü ispat ettiğimiz gerçeği ile karşınızda bulunuyoruz. 31 Mart seçimlerinden sonra bazı CHP’li yöneticiler hem Kayseri’ye hem de Pınarbaşı’na gelerek; Pınarbaşı’nı, Kayseri’yi ve Türkiye’yi tehdit vari konuşmalar yaptılar. Pınarbaşı’nın, Sarız’ın bir evladı olarak CHP Grup Başkanvekilinin Pınarbaşı’nda seçimler şöyle olursa 10 binleri getiririz sözünü ben kabul etmiyorum. Pınarbaşı Türk milletinin asil ve asli evlatlarının barındığı, yaşadığı çok değerli topraklardır. Bu toprakların insanları da hangi konuda iradesini nasıl ortaya koyacağını çok iyi bilmektedir. O yüzden dışarıdan onu veya bunu getiririz, söyleminde veya tehdidinde bulunanların sözlerinin sizin nazarınızda hiçbir karşılığı bulunmadığı gibi, inşallah 2 Haziran’da Pınarbaşılı saygıdeğer hemşerilerimizin bunlara cevabını sandıklarda demokratik iradeleriyle vereceğinin inancı içerisindeyim. Kapımızın her zaman sizlere açık olduğunu her zaman biliyorsunuz” ifadelerini kullandı.

“Kobani sanıklarına verilen cezalar yetersiz”

Özdemir, Kobani davasına ilişkin konuşmasında, “Dün bir dava sonuçlandı. Kobani davası olarak bilinen hususta, 2016 yılında 6-8 Ekim tarihlerinde ne yazık ki Türkiye’de birileri, terör örgütünün siyasi uzantıları, doğu ve güney doğu ile Ankara, İzmir ve Mersin’in de içerisinde bulunduğu şehirlerde, şehir merkezlerini terörize ederek, yakıp yıkmış, vatandaşımızın huzurunu kaçırmaya çalışmışlardır. Milleti birbirine kırdırmak, düşman etmek için ellerinden geleni yapmışlardı. Bununla da ilgili Allah’a hamd olsun Türk adaleti kararını verdi. Terör örgütünün siyasi uzantıları bu karar ile alakalı, konuşmalar yapılırken, adaletsiz karar; hukuksuz karar dediler. Saygıdeğer Pınarbaşılılar, hepimiz temsil makamındayız. Bunun bilincinde hareket etme mecburiyeti taşıyoruz. 6-8 Ekim tarihinde Türkiye’yi bölmek, parçalamak ve milleti birbirine kırdırmak için, birlikte hareket eden terör örgütünün siyasi uzantılarına verilen ceza, hayatını kaybeden 50’den fazla vatandaşımız dikkate alındığında emin olun yeterli de bir ceza değildir. Bu gerçeği de ifade etmemiz lazım, bu siyasi uzantılara kimler destek veriyor ve yol yürüyorsa Pınarbaşılı hemşerilerimizin asil duruşu, feraseti ve fazileti Türkiye’nin ve Türklüğün merkezi olan bu topraklarda da bunlara müsaade etmeyecek, demokratik iradesiyle tavrını 2 Haziran’da gösterecektir” dedi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-pinarbasi-secimi-bir-hesaplasma-degil-hizmet-yarisi-olmalidir/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Sosyal medya aile kavramını boşaltıyor https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-sosyal-medya-aile-kavramini-bosaltiyor/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-sosyal-medya-aile-kavramini-bosaltiyor/#respond Fri, 17 May 2024 23:03:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32258 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, çevrim içi ortama taşınan aile ilişkilerinin geleneksel değerleri erozyona uğratabildiğini belirterek, “Sosyal medyada aile mahremiyetinin paylaşılması, dijital obezite, akıllı cihaz ekranları karşısında büyütülen çocuklar ve medyada öne çıkan çarpık ilişkilerle aile kavramının içi günden güne maalesef boşaltılmaktadır.” dedi.

Yılmaz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ev sahipliğinde Şişli’de düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 1. Sosyal Politika Bakanlar Toplantısı Kapanış Töreni’ndeki konuşmasında, teşkilatın giderek her alanda işbirliğini geliştirdiğini ve derinleştirdiğini söyledi.

Bugün işbirliği zincirine bir halka daha ilave edildiğini dile getiren Yılmaz, “Türk Devletleri Teşkilatı’nı, halklarımızın ekonomik ve sosyal standartlarını yükseltecek, bölgemizin huzur ve istikrarına önemli katkılar sağlayacak aile meclisimiz olarak görüyoruz. Aile meclisimiz, müşterek çabalarımız ile kurumsal yapısını sağlamlaştıran ve üçüncü ülkelerin işbirliği yapmak istediği saygın bir teşkilat haline gelmiştir.” diye konuştu.

Yılmaz, işbirliği modelinin sadece Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleri arasında değil üçüncü taraflarca da takip edilen, örnek alınan, bölgesinden dünyaya açılan bir ivme yakalamasını hedeflediklerini kaydetti.

Teşkilat üyeleri arasında her alanda kalkınma işbirliğinin önemli olduğuna değinen Yılmaz, ekonomik büyümenin, kalkınmanın sadece bir parçası olduğunu, gerçek anlamda topyekun kalkınmanın, sosyal, çevresel ve kültürel boyutuyla çok daha geniş bir kavram olduğunu ve bu kavram çerçevesinde kalkınma işbirliğini artırmayı hedeflediklerini anlattı.

“Her zaman Cumhurbaşkanı’mızın vizyonuyla insan odaklı bir kalkınmadan yana olduk”

Yılmaz, kalkınmanın en büyük hedefinin, insana hizmet etmek olduğu gibi en büyük enstrümanının da insan olduğuna işaret ederek, “İnsanınız güçlüyse aileniz güçlüyse kalkınma süreciniz de güçlü olacak demektir. Bir taraftan da bütün bunları niçin yapıyoruz? İnsanın huzuru, refahı için yapıyoruz. Biz her zaman Cumhurbaşkanı’mızın vizyonuyla insan odaklı bir kalkınmadan yana olduk. Bundan sonra da aynı anlayışla yolumuza devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Ailenin, toplumun temeli ve mayası olduğunu dile getiren Yılmaz, göçebe yaşam tarzından yerleşik hayata geçiş dahil olmak üzere aile yapısının, toplumsal düzenin belirleyicisi olduğunu kaydetti.

“Aile kurumuna sahip çıkmak, milletin kendi geleceğine sahip çıkması anlamına gelmektedir”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ailenin kendileri için devletin de temeli olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Güçlü bir ülke, güçlü bir millet ve huzurlu bir toplum olabilmenin öncelikli şartı, güçlü bir aile yapısına sahip olmaktır. Ekonomide işler kötüleşirse biraz uğraşırsanız, toparlarsınız. Birçok alanda bunu yapabilirsiniz ama Allah korusun aile bozulursa bunun tamir edilmesi, geriye dönülmesi çok çok zordur. Dolayısıyla bozulmadan, zamanında bu konulara müdahale etmek gerçekten son derece kıymetli. Modern hayatın dönüştürücü etkileri karşısında aile kurumuna sahip çıkmak, bir milletin kendi geleceğine sahip çıkması anlamına gelmektedir. Bu açıdan aile dediğimiz mukaddes ocağın yaşatılması, zararlı akımlar karşısında korunması son derece önemlidir.”

Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleri olarak attıkları bu ortak adımla aile yapısını, değerlerini ve işlevlerini etkileyen faktörleri tespit etmek, aileleri tehdit eden her türlü zararlı alışkanlık ve eğilimlere yönelik tedbirleri ele almak için eş güdümlü çalışma başlattıklarını ifade eden Yılmaz, bu çalışmaların aynı zamanda ortak tarih ve kültürel mirasın kendilerine yüklediği bir görev olduğunu kaydetti.

” Türkiye’de aile yapısı, Cumhuriyet tarihi boyunca iki önemli kırılma yaşadı”

Yılmaz, küresel ekonomik belirsizlikler, düzensiz göç, dijital bağımlılıklar ve çevresel risklerin aile birlikteliğini ve sürekliliğini tehdit ettiğini belirterek, şöyle konuştu:

“OECD ve AB verileri son 40 yılda evlenme yaşının yükseldiğini, boşanma oranlarının arttığını ve ailede çocuk sayısının giderek düştüğünü göstermektedir. Türkiye’de aile yapısı, Cumhuriyet tarihi boyunca iki önemli kırılma yaşayarak önce geniş aileden çekirdek aileye dönüşmüş, ardından modern iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla maalesef aile içi iletişim zayıflamaya başlamıştır. Çevrim içi ortama taşınan aile ilişkileri geleneksel değerlerimizi, erozyona uğratabilmektedir. Sosyal medyada aile mahremiyetinin paylaşılması, dijital obezite, akıllı cihaz ekranları karşısında büyütülen çocuklar ve medyada öne çıkan çarpık ilişkilerle aile kavramının içi günden güne maalesef boşaltılmaktadır.”

Yılmaz, bütün olumsuz etkenlere rağmen Anadolu’nun dört bir yanında geleneksel temellerle devam ettirilen aile değerlerinin, dünyanın geri kalanına kıyasla Türkiye’nin şanslı olduğunu gösterdiğini söyledi.

Aile müessesesini desteklemek için Aile ve Gençlik Fonu kurulduğunu ve pilot uygulama kapsamında, evlenen çiftlere faizsiz, uzun vadeli kredi imkanı sağlandığını anlatan Yılmaz, “Medyadaki yozlaşmanın, sosyal medyanın oluşturduğu aşınmanın, hızla tükenen ilişkilerin ve yalnızlaşmanın önüne ancak aileyi kutsal görerek yetişen çocuklar ve gençler geçebilir. Bu açıdan eğitim alanında da aile kurumunu gözetecek reformlar yapıyoruz.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-sosyal-medya-aile-kavramini-bosaltiyor/feed/ 0
Türk Devletleri Teşkilatı 1. Sosyal Politika Bakanlar Toplantısı Kapanış Töreni Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/turk-devletleri-teskilati-1-sosyal-politika-bakanlar-toplantisi-kapanis-toreni-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/turk-devletleri-teskilati-1-sosyal-politika-bakanlar-toplantisi-kapanis-toreni-gerceklestirildi/#respond Fri, 17 May 2024 23:00:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32256 ? Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Devletlerimiz arasındaki işbirliğini, Türk dünyasının ortak mirasını bizden sonraki nesillere aktarmayı, dünya barışı adına atılmış önemli bir adım olarak görüyoruz.” dedi.

Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ev sahipliğinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 1. Sosyal Politika Bakanlar Toplantısı Kapanış Töreni’nde yaptığı konuşmada, bir ilki gerçekleştirmenin heyecanı ve gururu içinde olduklarını söyledi.

Türk Devletler Teşkilatının çatısı altında ilk Sosyal Politika Bakanlar Toplantısı’nı gerçekleştirdiklerini belirten Göktaş, ev sahipliğini yaptıkları ve iki gün süren toplantılar neticesinde alınan kararların yer aldığı Bakanlar Bildirisi’ni hazırladıklarını belirtti.

Alınan kararların hayırlı olmasını dileyen Göktaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türk Devletler Teşkilatının hikayesi, Orta Asya’dan Anadolu’ya, Balkanlar’dan Mezopotamya’ya kök salmış bir destanın hikayesidir. Bu anlamda Türk Devletleri Teşkilatını, aynı tarihi ve kültürü paylaştığımız, aynı kökten beslendiğimiz önemli bir aktör olarak görüyoruz. 15 yıl önce Nahçıvan Anlaşması’yla temelleri atılan bu teşkilat, bugün uluslararası arenada dikkatle takip edilen, güçlü ve saygın bir platform haline geldi. Bugün bölgemizin huzur ve istikrarına önemli katkılar sunuyor. Eğitimden enerjiye, ulaştırmadan ticarete, kültürden sosyal politikalara kadar her alanda kurulan işbirlikleriyle kilit bir rol üstleniyor. Teşkilatımızın çatısı altında bir araya gelen ülkelerin liderleri tarafından yakın takip edilen tüm bu çalışmalar, Türk dünyasının ortak menfaatlerine hizmet ediyor.”

“Türk Dünyası Yüzyılı”

Bu anlayışın birbirine kardeş olan ülkelerin iyi ve kötü günde bir olma arzusunu güçlendirdiğine dikkati çeken Göktaş, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılını, sadece “Türkiye Yüzyılı” olarak değil, aynı zamanda “Türk Dünyası Yüzyılı” yapmak için var güçleriyle çalıştıklarını kaydetti.

Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak devletin şefkat eli olduklarını vurgulayarak, “Kimin ihtiyacı varsa oradayız, ihtiyaç duyan herkesin haklarını savunmakla mesulüz. Ülke olarak sosyal politika anlayışımız da ihtiyacı olanlara anında ve yerinde hizmet sunmaktır. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ifade ettikleri gibi ‘Aileye sahip çıkmak, insanlığın geleceğine sahip çıkmaktır.’ Bu kapsamda Türk Devletleri Teşkilatının çalışma alanlarına sosyal politikanın eklenmesi önerisinde bulunduk. Bugünkü toplantımız, bu girişimlerimizin güzel bir sonucudur.” diye konuştu.

Türk Devletleri Teşkilatı 1. Sosyal Politika Bakanlar Toplantısı’nı mutluluk, sevinç, birliktelik anlamına gelen aile müessesesini, Türk aile yapısını güçlendirmek amacıyla düzenlediklerini dile getiren Göktaş, “Küreselleşen Dünyanın Riskleri Karşısında Ailemiz, İstikbalimiz” temasıyla düzenledikleri toplantıyı, özellikle “Uluslararası Aile Günü” olarak kabul edilen 15 Mayıs haftasında gerçekleştirdiklerini aktardı.

İkinci toplantı Azerbaycan’ın ev sahipliğinde

Bakan Göktaş, toplantı sonucunda imzaladıkları bildiriyle Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında ortak çalışmalar yürütmek için somut bir adım attıklarını belirterek, şunları kaydetti:

“Bildiride tüm bireylerin mutluluğu ve refahı açısından sağlıklı bir aile yapısının koruyucu rolünü bir kez daha vurguladık. Çalışmalarımızın odağını aile kurumunun güçlendirilmesi, aileyi geliştirme odaklı proje ve programların uygulanması oluşturuyor. Ayrıca, aileyi tehdit eden dijital, ekonomik ve sosyal risklere karşı ortak çalışmalar gerçekleştirilmesi yer alıyor. Her yıl gerçekleştireceğimiz bu toplantının ikincisine Azerbaycan’ın ev sahipliği yapması konusunda mutabık kaldık. Güçlü toplumların, güçlü ailelerden inşa edileceğine inanıyoruz. Bu anlamda gerçekleştirdiğimiz toplantının ilkinin aile kurumunun ve değerlerinin korunması olmasını ayrıca önemsiyoruz. Karakter ailede gelişir, kimlik ailede inşa edilir. Sağlıklı iletişim aile bireylerinden edinilir, aile bağlarıyla kurulan ilişkiler toplumun geneline sirayet eder.”

Güçlü aile bağlarının toplumsal dayanışmayı artırdığını vurgulayan Göktaş, ailelerin bu dayanışma ve milli şuur bilinciyle ülkelerin karşılaşabileceği maddi ve manevi zorlukları aşmasında kilit rol oynadığının altını çizdi.

Göktaş, “Türkiye olarak, bu anlayıştan hareketle, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da aile kurumunun önemine dikkat çekiyoruz. Türkiye olarak, aileyi özenle korumak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İki gün önce açıkladığımız, Ailenin Güçlenmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı, bu amacımız doğrultusunda hedefler belirlediğimiz stratejik bir belgedir.” diye konuştu.

Türkiye’de bir ilk olan bu eylem planıyla ailenin korunması ve güçlendirilmesi çalışmalarına yepyeni bir boyut kazandırdıklarını aktaran Göktaş, şöyle devam etti:

“Bu kapsamda nesiller arası iletişim ve dayanışmanın artırılması, dinamik genç nüfus yapısının korunması, aile bireylerinin sorun çözme kapasitesinin artırılmasını hedefliyoruz. Aileyi, tüm bireyleriyle her türlü şiddet, zararlı akım ve alışkanlıklara karşı dayanıklı hale getirmeyi amaçlıyoruz. Belirlediğimiz eylemlerle ailelerin refah düzeyini yükseltmeyi, sosyal hizmet ve politikalarımızın etkinliğini ve erişilebilirliğini artırmayı hedefliyoruz. Ailenin güçlenmesi demek, kadının ve çocuğun güçlü bireyler olarak toplumda var olması demektir. Bu anlamda Eylem Planı’mız, aile ve ailenin tüm bireyleri düşünülerek büyük bir titizlikle hazırlanmıştır. Tüm bu hedeflerimiz doğrultusunda ‘Güçlü Kadın, Güçlü Aile, Güçlü Toplum’ anlayışıyla çalışmalarımızı büyük bir motivasyonla yürütmeye devam edeceğiz.”

Filistin’e destek mesajı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Filistin’de ailelerin parçalandığı bir zamana şahitlik ettiklerini belirterek, ” İsrail’in sivil yerleşim yerlerini hedef alan kasıtlı saldırıları sonucunda çocuk, kadın, on binlerce Gazzeli aile şehit edildi, yüzlercesi yok oldu. İsrail’in 6 aydır şiddetini artırarak sürdürdüğü işgaller karşısında, Gazzeli kardeşlerimizi güçlü kılan Filistin davasına olan inançlarıdır. Biz de Türkiye olarak, bu haklı davanın destekçisi olmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Yaşam hakkını yok sayan, aileleri yok eden, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere sivilleri mağdur eden anlayışa, bütün dünyayı, Türkiye gibi sağlam bir tavır almaya çağıran Bakan Göktaş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Devletlerimiz arasındaki işbirliğini, Türk dünyasının ortak mirasını bizden sonraki nesillere aktarmayı, dünya barışı adına atılmış önemli bir adım olarak görüyoruz. Atalarımızın da söylediği gibi ‘Ailede birlik varsa hazineye ihtiyaç yoktur ve ailenin huzuru yurdun huzurudur.’ Yer ve gök şahittir, aynı anneden, aynı babadan, hepimiz bir atadan, karındaşız, kardaşız, kardeşiz. Yer ve gök şahittir, biz büyük bir aileyiz.”

Öte yandan, törende “Ailemiz İstikbalimiz” adlı video ile “Destanların Dansında” adlı dans gösterisi ve Türk Devletleri Teşkilatı tanıtım filmi seyredildi.

Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, Azerbaycan Aile, Kadın ve Çocuk İşleri Devlet Komitesi Başkanı Bahar Muradova, Özbekistan Sosyal Koruma Ulusal Ajansı Direktörü Mansurbek Olloyorov, Kazakistan Çalışma ve Nüfusun Sosyal Koruması Bakan Yardımcısı Nazgül Sagindykova, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, Türkmenistan Çalışma ve Sosyal Koruma Bakan Yardımcısı Halbibi Tachjanova, Kırgızistan Çalışma, Sosyal Güvenlik ve Göç Bakanı Gulnara Baatyrova ve Macaristan Sosyal İşlerden Sorumlu Müsteşarı Atilla Fülöp katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-devletleri-teskilati-1-sosyal-politika-bakanlar-toplantisi-kapanis-toreni-gerceklestirildi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çiftçilere müjde üstüne müjde! Kredi limitleri artırıldı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-ciftcilere-mujde-ustune-mujde-kredi-limitleri-artirildi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-ciftcilere-mujde-ustune-mujde-kredi-limitleri-artirildi/#respond Fri, 17 May 2024 22:34:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32238 “Sürdürülebilir Tarım ve Tarımda Markalaşma” temasıyla düzenlenen Ziraat Bankası Tarım Ekosistemi Buluşması’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan çiftçilere art arda müjdeler verdi. Erdoğan “Tarımın ana vatanı olan Anadolu’da yeşil kalkınma ve yerelden kalkınma ilkesiyle yeni bir tarım ve kırsal kalkınma süreci başlatıyoruz. Küçük ekipman kredisinin limitini 150 bin liradan 250 bin liraya çıkarıyoruz. Küçükbaş hayvan üreticilerimize verilen kredinin limitini 400 bin liradan 600 bin liraya getiriyoruz. Büyükbaş süt hayvancılığı ile iştigal eden üreticilerimiz için bu rakamı 1 milyon liradan 1,5 milyon liraya yükseltiyoruz” ifadelerini kullandı.

“ZİRAAT BANKAMIZ TÜRK TARIMININ LOKOMOTİFİ OLDU”

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Sürdürülebilir Tarım ve Tarımda Markalaşma” temalı buluşmada dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde; “Tarımda sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği, coğrafi işaretli ürünler ve tarımda markalaşma, tarımın geleceği teması altında yapılan ve yapılacak olan tartışmaların sektörümüz açısından yol gösterici olmasını temenni ediyorum. Bu vesileyle 160 yılı aşkın süredir çiftçimizin üreticimizin yanında yer alan Ziraat Bankamıza ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. 1863 yılından beri Ziraat Bankamız Türk tarımının lokomotifi oldu. Savaş dönemleri dahil ülkemizin yokluk günlerinde bankamız çiftçinin, esnafın, tüccarın, girişimcinin yanında yer aldı. Üretimcilerimizin insanımızın iliğini sömüren tefecilerin ve faiz lobilerinin pençesine düşmemesi noktasında hayati rol üstlendi. Ziraat Bankası dün olduğu gibi bugün de ülkeyi ve milleti önceleyen duruşunu muhafaza ediyor. Ziraat varsa memleketin dört bir yanında ziraat var anlayışıyla Türkiye’nin tarım sektörüne güçlü destek veren bankamızı ve çalışanlarını yürekten tebrik ediyorum.

Şunu bir kez daha hatırlatmak isterim, Ziraat Bankası sadece kar peşinde koşan bir banka değildir. Bunun yanı sıra Ziraat, ihtiyaç duydukları anda çiftçinin, esnafın, sanayici, tüccar ve ihracatçının elinden tutan bir kara gün dostudur. Her iktisadi teşekkül çalışmalarını sürdürmeyi, yeni yatırımlarla faaliyet sahasını büyütmeyi ve genişletmeyi hedefler. Ziraat Bankamızın da hem ülke içinde hem de yurt dışında mevcudiyetini artırdığını görmekten artık memnuniyet duyuyorum. 2015 yılında Ziraat Katılım’ın faaliyete geçmesiyle birlikte bankamız hızla gelişen alternatif finans piyasasında da yerini almıştır. Daha nice seneler boyunca Ziraat’ın bir bankadan daha fazla olma iddiasını devam ettirmesini bekliyorum.

“TARIM SEKTÖRÜNÜN TÜM PAYDAŞLARI İŞBİRLİĞİ İÇİNDE OLMALI”

Bugünkü programımız Ziraat Bankası’nın kuruluş gayesini, misyonunu ve asli vazifesini yerine getirdiğini gösteriyor. 81 ilden 2 binden fazla sektör temsilcisinin bir araya geldiği bu buluşmanın tarım eko sisteminin gelişmesine katkı sunacağına yürekten inanıyorum. Biraz evvel genç ve kadın çiftçilerimiz ile kooperatif ürünlerinin yer aldığı stant alanını ziyaret ettik. Ülkemiz tarımının çeşitliliğine ve zenginliğine burada tekrar şahit olduk. Bu hazineyi ne kadar ileriye taşırsak Türkiye için o kadar iyi olacaktır. Tabii bunun için tarım sektörünün tüm paydaşlarının el ele vermesi, iş birliği ve dayanışması içinde hareket etmesi mühimdir. Tarım sektörünün bütün aktörlerini aynı zamanda buluşturan bu tarz programlar anlayış birliğinin tesisini de kolaylaştırmaktadır. Değerli fikirleriyle bugünkü buluşmaya katkı sunan tüm hocalarımıza ve sektör temsilcilerine teşekkür ediyorum. Ziraat Bankası yönetimini buluşmaya öncülük ettikleri için tebrik ediyorum. Ülkemizin kalkınmasına, ekonomimizin büyümesine, sofralarımıza ulaşan çeşitli nimetlerin üretimine alın teri dökerek vesile olan çiftçilerimize de buradan bir kez daha selamlarımı, saygılarımı gönderiyorum.

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde Ankara’da Ziraat Odası Başkanlarımız ve üretici birliklerimizle bir araya geldik, kucaklaştık, hasbihal ettik. Türkiye’nin tarımda son 21 yılda nereden nereye geldiğini karşılaştırmalı olarak çok detaylı bir şekilde ortaya koyduk. Ülkemizde muhalefetin ezberi olan tarım bitti tezlerinin ne kadar içi boş, temelsiz ve gerçek dışı olduğunu rakamlarla ispat ettik. Biraz önce Tarım ve Maliye Bakanlarımız da yaptıkları konuşmalarla bunu tekrar teyit ettiler. Özellikle hemen her sene tedavüle konan saman ithalatı söylemi tarım sektörünün tüm paydaşlarına yapılmış bir hakarettir. Türkiye gerçekler yerine çarpıtmalar, özellikle bunun üzerinden muhalefeti artık geride bırakmalıdır. Açıkçası eski muhalefet tarzının da raf ömrünü tamamladığı görülüyor. Bunun yerine eleştirel ama daha yapıcı bir anlayışın ikame edilmesi ülkemiz için şüphesiz daha faydalı olacaktır. Biz de böyle olmasını arzu ve ümit ediyoruz.

“DÜNYADAKİ TÜM ÜLKELER GİBİ BİZİM DE SIKINTILARIMIZ VAR”

Elini vicdanına koyan herkesin kabul ettiği hakikat şudur; Ülkemizin son 21 yılda başarı hikayesi yazdığı alanların en başında tarım, hayvancılık ve su ürünleri vardır. Bunu söylerken elbette her şey güllük gülistanlık diyemeyiz. Dünyadaki tüm ülkeler gibi bizim de sıkıntılarımız var. Tarımsal girdi fiyatlarındaki artış çözmemiz gereken buna benzer sorunlarımız var. Kırmızı ve beyaz et fiyatlarında son dönemde yaşanan dalgalı hareketleri yok sayamayız. Gübre fiyatlarındaki artışlarından gündelik ve sürekli işçi eksikliğine kadar farklı alanlarda yükselen şikayetlere kulaklarımızı tıkayamayız. Başarılarımızla birlikte halen problem üreten alanların farkındayız. Muhasebemizi yaparken dengeli ve objektif bir şekilde kendimize ayna tutuyoruz. Amacımız güçlü ve zayıf yanlarımızı en doğru biçimde tespit etmektir. Tarımda da durum farklı değildir. Burada da çözüm odaklı bakış açısıyla hareket ediyoruz. Başarılarımızın sayısını artırmanın, eksiklerimizi gidermenin derdindeyiz. Problemlerimize ortak akılla çözüm yolları geliştirmeye çalışıyoruz.

Tarım sektörümüzün 21 yılda elde ettiği başarıların değersizleştirilmesine mahal vermeden milletimizin en çok şikayet ettiği hususlara odaklanarak Türkiye’yi hep beraber hedeflerine ulaştıralım istiyoruz. Bakınız burada şu hususu tüm samimiyetimle söylemek isterim, milli meselemiz olan tarımda biz hiç kimseye kapımızı kapatmadık. Türkiye’nin tarım eko sistemini geliştirmek için herkesin fikrine, katkısına, eleştirisine, önerilerine sonuna kadar açığız. Yeter ki, tarım konusu ezberlere ve ön yargılara kurban edilmesin. Yeter ki, cımbızla çekilen bir ürün üzerinden sektöre haksızlık yapılmasın. Allah’ın izniyle gerisi biraz gayret ve emekle zaten kolayca gelecektir.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN ÇİFTÇİLERE MÜJDE

Ziraat Bankamız da yeni müjdelerle sektöre verdiği desteği artırıyor. Küçük ekipman kredisi limitini 150 bin liradan 250 bin liraya çıkarıyoruz. Küçükbaş hayvan üreticilerimize işlerini büyütmeleri, hayvan sayılarını çoğaltmaları, atıl işletme kapasitelerini üretime kazandırmaları amacıyla verilen kredinin limitini de 400 bin liradan 600 bin liraya getiriyoruz. Büyükbaş süt hayvancılığı ile iştigal eden üreticilerimiz için bu rakamı 1 milyon liradan 1,5 milyon liraya yükseltiyoruz. Her zaman söylüyorum gençlerimiz bizim geleceğimiz.

Gençlerin tarım alanında iş ve işletme sahibi olmalarını teşvik ediyoruz. Ülkemizdeki genç nüfusa tarım dahil ne kadar fazla alternatif iş kolu oluşturabilirsek ekonomimiz için o kadar güzel olacaktır. Genç çiftçi kredisinin limitini 1,5 milyon liradan 2,5 milyon liraya artırıyoruz. Kadın çiftçi kredisi limitini de aynı şekilde 1,5 milyon liradan 2,5 milyon liraya yükseltiyoruz. Ziraat Bankamızın bu müjdeli haberlerinin de çiftçilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu kredilerin katkısıyla tarım sektörümüz geliştikçe inşallah Türkiye daha müreffeh, milletimiz daha huzurlu, geleceğimiz daha aydınlık daha güvenli olacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-ciftcilere-mujde-ustune-mujde-kredi-limitleri-artirildi/feed/ 0
Kayseri Protokol Üyeleri 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Kutlamalarını Yayımladı https://www.haber60.com.tr/kayseri-protokol-uyeleri-19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-kutlamalarini-yayimladi/ https://www.haber60.com.tr/kayseri-protokol-uyeleri-19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-kutlamalarini-yayimladi/#respond Fri, 17 May 2024 22:12:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32224 Kayseri protokol üyeleri 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla kutlama mesajları yayımladı.

Başkan Özdoğan: “19 Mayıs ruhunu her daim canlı tutacağız”

Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Özdoğan, mesajında bağımsızlık mücadelesinin önemine değinerek şehitlere rahmet diledi.

Başkan Özdoğan, “19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı büyük bir coşku ve gururla kutluyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak başlattığı bağımsızlık mücadelesi, milletimizin azim ve kararlılığı ile bir destana dönüşmüştür. Bu anlamlı günde, bağımsızlığımız uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize minnet ve şükranlarımızı sunuyorum. Onların kahramanlıkları, bugün üzerinde özgürce yaşadığımız vatanımızın temelini oluşturmuştur” ifadelerini kullandı.

Mesajında gençlere de seslenen Özdoğan, “Geleceğimizin teminatı olan gençlerimiz, Cumhuriyetimizi daha ileriye taşıma görevini üstleneceklerdir. Onlara olan inancımız tamdır. Bu vesileyle tüm gençlerimizin bayramını en içten dileklerimle kutluyor, sağlık, başarı ve mutluluk dolu bir gelecek diliyorum” dedi.

OSB Başkanı Yalçın’dan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı mesajı

Kayseri OSB Başkanı Mehmet Yalçın, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nın 105. Yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Başkan Yalçın mesajında şu ifadelere yer verdi:

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolda ilk adımı oluşturan ve Milletimizin kaderini değiştiren 19 Mayıs 1919’un, yıl dönümünü kutlamanın sevincini yaşıyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlattığı bağımsızlık mücadelesi, tarihe gömülmek istenen bir milletin tekrar doğuşudur. İstiklalimiz ve istikbalimiz için verdiğimiz son büyük mücadele olan Kurtuluş Savaşıyla aziz milletimiz, vatan ve bayrak sevgisini, özgür yaşama kararlılığını tüm dünyaya ilan etmiştir. Cumhuriyetimizin kuruluşuna uzanan süreç, başka milletlerin bağımsızlık mücadelesine de örnek olmuştur. 19 Mayıs 1919’da tutuşturulan meşale, milletimizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarma mücadelemizde yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir. Bugün bu duyguların yaşatılması için hepimize, özellikle Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği gençlerimize, büyük görevler düşmektedir. Gençlerimizin en iyi şekilde yetişmesi, çağın gerekleri doğrultusunda nitelikli bir eğitim alması en önemli amacımız olmalıdır. Gençlerimizin Cumhuriyetimizi geleceğe taşımak için özveriyle çalışacağına yürekten inanıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, Kurtuluş Savaşımızın tüm kahramanlarını rahmet, saygı ve şükranla anıyorum. Geleceğimizin teminatı gençlerimizin ve tüm milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyor, selam ve saygılarımı sunuyorum.”

Başkan Çolakbayrakdar: “19 Mayıs, milli uyanışın sembolüdür”

Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Başkan Çolakbayrakdar mesajında, “19 Mayıs, Milli uyanışın sembolüdür” dedi.

Başkan Çolakbayrakdar, mesajında şu ifadeleri kullandı:

“19 Mayıs, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak basarak, milletle birlikte İstiklal mücadelesinin meşalesini yaktığı gündür. 19 Mayıs 1919 günü, Türk Milletinin kendi kaderinde ve ülke yönetiminde söz sahibi olmasının miladıdır. O gün yanan İstiklal ve Bağımsızlık Meşalesi’nin alevleri bu gün çok daha güçlü şekilde milleti aydınlatmaktadır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, geleceğin güçlü Türkiye’sinin gençlerin omuzlarında yükseleceğini bildiği için bugünü gençlerle özdeşleştirmiştir ve bu bayramı onlara hediye etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da gençlerimizin nice büyük başarılarıyla taçlanacak ve ebediyen yaşayacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle muasır medeniyetin tüm imkanlarından yararlanmamızı sağlayan Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve onun kahraman silah arkadaşlarını, bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi sonsuz minnet, şükran ve rahmetle anıyorum. Tüm hemşerilerimin Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı’nı en içten duygularla kutluyorum.”

KAYSO Başkanı Büyüksimitci’den 19 Mayıs Mesajı

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı nedeni ile açıklama yapan Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, 105 yıl önce yakılan ve hiçbir zaman sönmeyecek olan kurtuluş meşalesinin, Türk tarihinin en önemli sayfalarından birisi olduğunu söyledi.

Başkan Büyüksimitci açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“19 Mayıs 1919 tarihi, zaferlerle dolu şanlı tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biridir. Kurtuluş meşalesinin Samsun’dan ateşlenerek, Anadolu’nun her köşesine yayılan ve tarihte görülmemiş bir zaferle sonuçlanan bağımsızlık mücadelemizin de başlangıcıdır. Mustafa Kemal Atatürk, binlerce şehit vererek, sıkıntı ve yokluklar içinde, büyük özverilerle kurulan Türkiye Cumhuriyetini Türk gençliğine emanet ederek, onlara duyduğu güveni göstermiştir. Bu kutsal emaneti araştıran, değişen dünyayı, yenilenen teknolojiyi ve dijitalleşen endüstriyi iyi takip eden gençlerimiz daha ileriye taşıyacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve bu vatan için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor, bütün vatandaşlarımızın ve gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını kutluyorum.” – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseri-protokol-uyeleri-19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami-kutlamalarini-yayimladi/feed/ 0
İstanbul’da 33 STK, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/istanbulda-33-stk-milli-egitim-bakanliginin-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/istanbulda-33-stk-milli-egitim-bakanliginin-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-tepki-gosterdi/#respond Fri, 17 May 2024 21:55:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32212 KAMERA: UMUT EMRE GÖKBULUT

(İSTANBUL) – İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin de aralarında bulunduğu 33 sivil toplum örgütü İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yaptığı açıklamayla, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne tepkilerini dile getirdi. Açıklamada, “Tarikat ve cemaatleri ‘sivil toplum kuruluşu’ olarak gören, onları protokol imzalayarak okula sokan anlayış, bilimsel bir eğitim programı yapamaz. Düşünme ve sorgulama becerilerini geliştiren felsefeye 67 sayfa ayırırken din öğretimine 572 sayfa ayıran bir program, çağımızın, ülkemizin, çocuklarımızın gereksinimlerini karşılayamaz. Çağın gereklerine uymayan, laik- bilimsel eğitimi göz ardı eden “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı öğretim programı taslağını çöpe atıyoruz” denildi.

Açıklamaya katılan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de kadınları, eğitimcileri, atanamayan öğretmenleri yarın 13.00’te Saraçhane Meydanı’nda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla gerçekleşecek mitinge davet etti.

Aralarında İstanbul Barosu kadın Hakları Merkezi ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin de bulunduğu sivil toplum örgütleri, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı metinle ilgili herhangi bir görüş bildirmediklerini açıkladı. Konuyla ilgili İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması yapıldı. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de katıldığı açıklamada, açıklama metnini Kadın Araştırmaları Derneği ve ÇYDD Küçükçekmece Şube üyesi Emekli Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Gülsün Kaya okudu. Açıklamada görüş bildirmemeye gerekçeleri şöyle sıralandı:

“DİL OYUNUYLA OSMANLI DEVLETİNİ YIKILMAMIŞ GİBİ GÖSTEREREK TARİH YAZICILIĞINA SOYUNUYOR

“Hiçbir görüşümüzün dikkate alınmayacağını, önceki deneyimlerimizden biliyoruz. Eğitimde program geliştirme bilimsel bir çalışmadır. Tarikat ve cemaatleri ‘sivil toplum kuruluşu’ olarak gören, onları protokol imzalayarak okula sokan anlayış, bilimsel bir eğitim programı yapamaz. Düşünme ve sorgulama becerilerini geliştiren felsefeye 67 sayfa ayırırken, din öğretimine 572 sayfa ayıran bir program, çağımızın, ülkemizin, çocuklarımızın gereksinimlerini karşılayamaz.

Bu taslak insan hakları, vatandaşlık ve demokrasi alanında hak ve özgürlüklerden çok görev ve sorumluluklara yer veriyor. İfade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü gibi konulara yer vermiyor. Bu yaklaşım, öğrencilerin hak ve özgürlükleriyle ilgili bilgi edinme hakkının önüne geçiyor. Türkiye’nin 1990 yılında imzaladığı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ihlal ediliyor. Bu taslak, kapsayıcı değil; toplumsal cinsiyet eşitliğine yer vermeyerek toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının devletin yükümlülüğü olduğunu görmezden geliyor. Anayasal haklar yanında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri dikkate almıyor. Bu taslak, herhangi bir pilot uygulama yapılmadan yangından mal kaçırır gibi uygulanmak isteniyor. Bu taslak, “Evrim” teorisini dışlıyor; bilimin temel gerçeklerini bilen ve kullanan, analitik düşünen, farklı görüşlere saygılı, demokratik tutuma sahip bireyler yetiştirmeyi amaçlamıyor. Bu taslak “seyreltme” gerekçesiyle Atatürk ve devrimlerine az yer vererek, dil oyunlarıyla Osmanlı devletini yıkılmamış gibi göstererek yakın tarihi çarpıtıp yeni bir tarih yazıcılığına soyunuyor.”

Açıklamada, “Bizler, tüm toplumu ikna eden gerekçelere sahip, açık ve sağlam bir hazırlık sürecinden geçmiş, geniş ve şeffaf bir toplumsal katılım sağlanarak ve bir pilot uygulamayla denenerek yapılacak bir eğitim ve öğretim programı istiyoruz. Bu isteklerimizi karşılamayan, çağın gereklerine uymayan, laik- bilimsel eğitimi göz ardı eden “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı öğretim programı taslağını çöpe atıyoruz” denildi.

ÇELİK, KADINLARI, EĞİTİMCİLERİ, ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERİ SARAÇHANE’YE DAVET ETTİ

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de STK’ların yaptığı eyleme katılarak destek verdi. Çelik, yaptığı konuşmada, Türkiye’nin eğitimde kökleşmiş sorunları olduğunu anımsatarak şunları söyledi:

“Bunlardan bir tanesi de son günlerde dayatılmaya çalışan müfredat. Eğitimde şiddet gün geçtikçe artıyor. Öğretmenlerimizin saygınlıkları ne yazık ki gün geçtikçe azalıyor. Türkiye çağdaş, bilimsel, laik eğitimden uzaklaştırılıyor. Öğretmenlerimizin çalışma koşulları öğretmenlerimizin aldıkları ücretle yaşama koşulları gün geçtikçe zorlaşıyor… Yarın hem atanamayan öğretmenler için hem çağdaş, laik, bilimsel eğitim için hem çağ dışı müfredata ‘dur’ demek için, eğitimde şiddete ‘dur’ demek için Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’le birlikte Saraçhane Meydanı’nda yarın saat 13.00’te bir miting gerçekleştireceğiz. Mitingimizin temel konusu eğitim ve eğitimin sorunları, hem müfredatı konuşacağız, hem atanamayan öğretmenlerin sesi olacağız, hem çağdaş, laik, bilimsel eğitim talebimizi dile getireceğiz. Hem eğitimde şiddete son diyeceğiz. Hem buradaki bütün katılımcıları, bütün kurum kuruluşlarımızı, hem de bütün İstanbulluları sizin aracılığınızla mitinge davet ediyorum.”

AÇIKLAMAYA 33 STK İMZA KOYDU

Açıklamaya katılan STK’lar ise şunlar:

Kadın Araştırmaları Derneği

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği

Kadın ve Mücadele Derneği

Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu

Etiler Soroptimistler Kulübü

Boğaziçi Soroptimistler Kulübü

Levent Soroptimistler Kulübü

IWSA Uluslararası Kadınlar Dayanışma Derneği İst.Şb.

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği

Notre Dame de Sion’lular Derneği

Kadın Haklarını Koruma Derneği

UKDD Uluslararası Kadınlar Dayanışma Derneği İst.Şb.

Çağdaş Anneler Derneği

Türkiye Yardımseverler Derneği Beyoğlu Şb.

KA-DER Kadıköy Şb.

Bakırköy Kent Konseyi Kadın Meclisi

Çağdaş Eğitim Vakfı

İstanbul Dayanışma Platformu

İstanbul Düşünce ve Eğitim Derneği

Çocuk Gelinlere Son Grubu

Vakıflar Yüksek Tahsil Kız Yurdundan Yetişenler Eğitim ve Kültür Vakfı

Florance Nightingale Hemş.Yüksek Okulu Mev.Derneği

İstanbul Öğretmen Okulu Mezunları Derneği

Öğretmen Okulları,Öğretmen Liseleri Mezunları ve Eğitimciler Birleşme ve

Dayanışma Derneği

İstanbul Öğretmen Okulu Mezunları Derneği

Köy Enstitüleri Araştırma ve Eğitimi Geliştirme Derneği

TÜMOD Tüm Öğretim Emenları Derneği

Bilim ve Gelecek Dergisi

Doğa İçin Sanat Derneği

Türk Kadınlar Biliği Beşiktaş, Şişli, Bakırköy Şubeleri.

10.Köy Derneği

CHP Kadın Kolları

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulda-33-stk-milli-egitim-bakanliginin-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-tepki-gosterdi/feed/ 0
KKTC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı: Türkiye, Kuzey Kıbrıs’a ciddi yatırımlar yaptı https://www.haber60.com.tr/kktc-calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-turkiye-kuzey-kibrisa-ciddi-yatirimlar-yapti/ https://www.haber60.com.tr/kktc-calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-turkiye-kuzey-kibrisa-ciddi-yatirimlar-yapti/#respond Fri, 17 May 2024 21:27:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32194 KKTC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, Türkiye’nin özellikle son 20 yılda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne çok ciddi yatırımlar yaptığını ifade ederek, “Biliyorsunuz ki asrın projesi ile Anadolu’nun suyunu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarıyla buluşturduk. Ada bambaşka bir çehreye kavuştu” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, İhlas Haber Ajansı’na (İHA) gerçekleştirdiği ziyarette İstanbul’daki temasları hakkında açıklamalarda bulundu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın davetlisi olarak gözlemci devlet statüsüyle Türk Devletleri Teşkilatı 1. Sosyal Politikalar Bakanlar Toplantısı’na katıldıklarını ifade eden Gardiyanoğlu, bugün gerçekleştireceği temasların ardından ziyaretini tamamlayacağını söyledi.

KKTC’nin toplantıya katılmasıyla gelinen aşamanın önemine dikkat çeken Gardiyanoğlu, “Burada çok meşakkatli bir süreç var. Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs konusuyla ilgili 51 yıllık mücadelesi var. Ama en başta ben özellikle Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a çok teşekkür ederim. Hatırlanacağı üzere Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda iki kere Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanıtılması ile ilgili dünyaya açık bir mesaj verdi. Ondan sonraki süreçte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türk Devletleri Teşkilatı’nın bir gözlemci üyesi oldu. Bir tek ben Sosyal Politikalar Bakanı olarak değil, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki diğer bakan arkadaşlarımız da kendi mevkidaşlarıyla Türk Devletler Teşkilatı toplantısına katılmaya başladı” dedi.

“Kıbrıs Türk halkını dünyaya tanıtmaya başladık”

KKTC’nin Türk dünyasının bir parçası olarak Türk Devletleri Teşkilatı’nın gözlemci üyesi olmasının en büyük sebeplerinden birinin anavatan Türkiye olduğunu vurgulayan Gardiyanoğlu, “Biz artık Kıbrıs Türk halkını Türk dünyasına tanıtmaya başladık. Kıbrıs Türk halkını dünyaya açmaya başladık. Türk toplumunun en büyük yapısı aile yapısıdır. Gerek Kırgızistan olsun, gerek Türkmenistan olsun, gerek Azerbaycan olsun, gerek Anavatan Türkiye olsun, gerekse Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olsun hiç fark etmez Türk aile yapısı aynıdır. Bunları perçinleyici düzenlemelerin yapılması, bunların genişlemesiyle ilgili yapılacak olan çalışmaları da biz son derece önemsiyoruz. Ama en çok da yarın 7 Türk devleti olarak aynı masaya oturduğumuzda da orada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin neler yaptığını anlatabilmek bizim için apayrı bir önem taşıyor” şeklinde konuştu.

“Asrın projesi ile ada bambaşka bir çehreye kavuştu”

Kıbrıs Türk halkının çok meşakkatli süreçlerden geçtiğini belirten Sadık Gardiyanoğlu, “Kıbrıs Türk halkı yıllarca izolasyon altında tutuldu, görüldü ama görmemezlikten gelindi. Orada bir ada olduğu biliniyordu, orada bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olduğunu tüm dünya biliyordu. Ama politik sebeplerden dolayı, siyasi sebeplerden dolayı hep görülmeyen, Türkiye Cumhuriyeti dışında tanınmayan bir ülke olmanın yıllarca zorluklarını yaşadık. Yurt dışına açılmadan iletişim olsun, uçuşlar olsun, eğitim olsun, sağlık alanında Kıbrıs Türk halkı çok çekti. Tek açılan kapısı vardı, Anadolu’nun topraklarına açıldık. Türkiye Cumhuriyeti, özellikle son 20 yılda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne çok ciddi yatırımlar yaptı. Eğitim, altyapı, enerji anlamında ve özellikle biliyorsunuz ki asrın projesi dediğimiz Anadolu’nun suyunu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarıyla buluşturduk. Kıbrıs Türk halkı, Anadolu’dan gelen bir halk kendi öz suyuyla buluştu. Ada bambaşka bir çehreye kavuştu. Şimdi yine elektrikle, kabloyla deniz altından enerji gelmesi konuşuluyor. Onlar da 3-4 yıl içerisinde hayata geçtiğinde Kıbrıs Türk halkı bir seviye daha yukarıya çıkacak. Ama altyapı olarak güçlenirken siyaset olarak da güçlü olmamız gerekiyor. Kendimizi buna hazırlamamız gerekiyor. Özelikle ben başta Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’a, Başbakan Sayın Ünal Üstel, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz’a sonsuz teşekkür ederim. Çok meşakkatli bir ekip çalışıyor şu anda. Yani tüm alanlarda Kıbrıs Türk halkının haklı sesi duyurulmaya çalışıyor. Bu da çok ciddi bir emektir” diye konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-turkiye-kuzey-kibrisa-ciddi-yatirimlar-yapti/feed/ 0
Türk Devletleri Teşkilatı 1’nci Sosyal Politika Bakanlar Toplantısı https://www.haber60.com.tr/turk-devletleri-teskilati-1nci-sosyal-politika-bakanlar-toplantisi/ https://www.haber60.com.tr/turk-devletleri-teskilati-1nci-sosyal-politika-bakanlar-toplantisi/#respond Fri, 17 May 2024 21:00:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32176 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile kurumunun bugün birtakım küresel zararlı akımlar karşısında risk altında olduğunu belirterek, “Özellikle bireyselleşme ve dijitalleşmenin yol açtığı dönüşümler, aile kurumunun değerlerini, birlikteliğini ve devamlılığını tehdit eden bir noktaya ulaşmıştır. Dolayısıyla, bu dönüşüm sürecinde, kültürel değerlerimizi koruyan girişimlere öncelik vermemiz daha da zaruri bir hale gelmiştir.” dedi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ev sahipliğinde ilk defa düzenlenen, Türk Devletleri Teşkilatı 1’nci Sosyal Politika Bakanlar Toplantısı kapsamında “Bakanlar Yuvarlak Masa Toplantısı” gerçekleştirildi.

Bakan Göktaş’ın başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubaniçbek Ömüraliyev, Azerbaycan Aile, Kadın ve Çocuk İşleri Devlet Komitesi Başkanı Bahar Muradova, Özbekistan Sosyal Koruma Ulusal Ajansı Direktörü Mansurbek Olloyorov, Kazakistan Çalışma ve Nüfusun Sosyal Koruması Bakan Yardımcısı Nazgül Sagindykova, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, Türkmenistan Çalışma ve Sosyal Koruma Bakan Yardımcısı Halbibi Tachjanova, Kırgızistan Çalışma, Sosyal Güvenlik ve Göç Bakanı Gulnara Baatyrova ve Macaristan Sosyal İşlerden Sorumlu Müsteşarı Atilla Fülöp katıldı.

Toplantının açılışında konuşan Göktaş, ilk defa gerçekleştirilen toplantıda katılımcıları Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Dünyada Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında yeni bir dönemin yaşandığını belirten Göktaş, “Bu döneme siyasetten ekonomiye iş birliklerini güçlendiren Türk Devletleri damgasını vuracak. Bizler bu vizyonla, ortak çalışma alanlarımıza sosyal politikalar başlığını da ekliyor, bugün ilk toplantımızı gerçekleştiriyoruz.” diye konuştu.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın son yıllarda attığı somut adımlar ve aldığı kararlarla yükselen bir değer haline geldiğini dile getiren Göktaş, şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettikleri gibi Türk Devletleri Teşkilatı artık bir aile meclisidir. Köklü tarih, dil, din ve kültürel münasebetlerimiz, karşılıklı saygı, iş birliği ve ortak çıkarlar temelinde her geçen gün daha da güçlenerek gelişmektedir. Sahip olduğumuz ortak değerler, bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında pek çok alanda iş birlikleri kurulmasına vesile olmuştur. Sizlerin de destekleriyle girişimlerimiz neticesinde bu iş birliklerine bir yenisinin, sosyal politika başlığının eklenmesine muvaffak olduk. Toplantılarımızın ilki için, Birleşmiş Milletler tarafından ‘Uluslararası Aile Günü’ olarak kabul edilen 15 Mayıs haftasını seçtik. İlk başlığımız olarak aile konusunda mutabık kaldık. Türk Devletleri Teşkilatına üye ülkelerin sosyal politikalardan sorumlu Bakanlarının belirli aralıklarla bir araya gelmesini planlıyoruz. Böylece, ülkelerimizin sosyal hizmet faaliyetlerinin geliştirilmesini ve sosyal politika alanında uluslararası iş birliklerinin arttırılmasını hedefliyoruz.”

Sosyal politikalar alanında toplumların ihtiyaçlarının tabandan başlayarak ele alınmasının önemine vurgu yapan Göktaş, “Türk tarihi ve kültürü ‘aile’ üzerine kuruludur. İlk yazılı metinlerimiz olan Orhun Yazıtları’nda yer alan ‘oguş’, ‘budun’ kelimeleri, aile kurumunun, devletlerin temel direği olduğunun somut bir göstergesidir.” diye konuştu.

Türk Devletleri Teşkilatını da büyük Türk ailesinin güçlü kurumsal yapılarından biri olarak nitelendiren Bakan Göktaş, ailenin, bireylerin ilk sosyal çevresini ve kişisel gelişimlerinin temelini oluşturduğuna dikkati çekti.

Sağlam bir aile yapısının, bireylerin kendisini duygusal, psikolojik ve sosyal açıdan güvende hissetmelerini sağlayacağına vurgu yapan Göktaş, ailelerin, kültürel ve ahlaki değerlerin nesilden nesile aktarılmasında kilit bir rol oynadığını söyledi.

Güçlü aile bağlarının, toplumsal dayanışmayı artıracağına ve üyelerini zorlukların üstesinden gelebilecek şekilde yetiştireceğine dikkati çeken Göktaş, “Destekleyici aile ortamları, bireylerin inovasyon ve yaratıcılık potansiyellerini ortaya çıkarır, bu da gelecekteki teknolojik ve kültürel gelişmelere katkı sağlar.” ifadelerini kullandı.

Göktaş, aile kurumunun bugün birtakım küresel zararlı akımlar karşısında risk altında olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Özellikle bireyselleşme ve dijitalleşmenin yol açtığı dönüşümler, aile kurumunun değerlerini, birlikteliğini ve devamlılığını tehdit eden bir noktaya ulaşmıştır. Dolayısıyla, bu dönüşüm sürecinde, kültürel değerlerimizi koruyan girişimlere öncelik vermemiz daha da zaruri bir hale gelmiştir. Bu önemli diyaloğu başlatırken, ortak mirasımız ve değerlerden yola çıkmamız gerektiği kanaatindeyiz. Ailelerimiz ve toplumlarımız için daha parlak bir geleceğe yürürken milletlerimizin ortak tecrübelerinden yararlanmanın faydalı olacağı düşüncesindeyiz.”

-Ortak bildiri imzalanacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Güçlü bir ülke, güçlü bir millet, huzurlu bir toplum olabilmenin öncelikli şartı güçlü bir aile yapısına sahip olmaktır” ifadesini hatırlatan Göktaş, şunları söyledi:

“Bu inançla Türkiye olarak, aile yapısının güçlendirilmesi ve değerlerinin korunması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda hazırladığımız 2024-2028 dönemini kapsayan ‘Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı’mızı iki gün önce açıkladık. Eylem planımız, ‘5 Stratejik Amaç’, ’15 Stratejik Hedef’ ve ‘100 Faaliyet’i içeriyor. Bu eylem planıyla genç nüfus yapısının korunması, küreselleşme ve dijitalleşmenin getirdiği risklere karşı tedbir alınmasına odaklanıyoruz. Her beş yılda bir gerçekleştirdiğimiz ‘Türkiye Aile Yapısı, Türkiye Ergen Profili ve Türkiye Boşanma Nedenleri’ araştırmaları ile yeni hizmet modelleri oluşturuyoruz. Politikalarımızın güçlü bir uygulaması olan ‘Aile Sosyal Destek Programımızla’ ihtiyaçları sahada tespit ediyoruz. Bu kapsamda 7,4 milyon haneye ulaştık. Ayrıca aile içi iletişimi geliştirmek amacıyla ‘Aile Eğitim Programı’mız ve ‘Evlilik Öncesi Eğitim Programı’mızla gençlerimize eğitim veriyoruz. Gençlerimizin aile kurmalarını desteklemek ve onları her türlü sosyal riske karşı korumak için ‘Aile ve Gençlik Fonu’nu kurduk.”

Davetlilerin görüşlerini ifade edeceği toplantının ardından ortak bildiri imzalanacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-devletleri-teskilati-1nci-sosyal-politika-bakanlar-toplantisi/feed/ 0
Garanti BBVA, İhracatta Sürdürülebilir Gelecek Buluşmalarını Adana’da Sürdürdü https://www.haber60.com.tr/garanti-bbva-ihracatta-surdurulebilir-gelecek-bulusmalarini-adanada-surdurdu/ https://www.haber60.com.tr/garanti-bbva-ihracatta-surdurulebilir-gelecek-bulusmalarini-adanada-surdurdu/#respond Fri, 17 May 2024 06:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32143 Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ, iklim krizine dikkat çekerek, “Hepimizin görevi durum daha da kötüleşmeden önlemler almak ve dünyayı daha yaşanabilir hale getirmek olmalı” dedi.

Sürdürülebilirlik ve kapsayıcı büyümeyi ana stratejilerinden biri olarak gören Garanti BBVA, Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) uyum sürecinde Türkiye’deki yatırımların önünü açmak ve ihracat süreçlerine destek olmak amacıyla başlattığı ‘İhracatta Sürdürülebilir Gelecek’ buluşmalarını sürdürüyor.

Bugüne kadar İstanbul, Gaziantep, İzmir ve Bursa’da düzenlenen buluşmaların beşinci durağı Adana oldu.

Türkiye’nin ihracatında önemli bir yeri olan Adana’da faaliyet gösteren şirketlerin önde gelenlerini bir araya getiren etkinlikte AYM ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’yla (SKDM) ilgili bilgiler verildi.

Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ’un ev sahipliğine gerçekleşen buluşmada, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Etem Karakaya AYM ile SKDM’nin ekonomik boyutları ve çözüm önerileri üzerine bilgi verirken, Dr. Mahfi Eğilmez de ekonomi alanında değerlendirmelerde bulundu.

“İklim krizi hayati bir sorun”

İhracatta Sürdürülebilir Gelecek Adana buluşmasında görüşlerini paylaşan Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ, “İklim krizinin hayati bir sorun olarak her geçen gün derinleştiğinin altını çizmek isterim. Hepimizin görevi durum daha da kötüleşmeden önlemler almak ve dünyayı daha yaşanabilir hale getirmek olmalı. Bu kapsamda Avrupa Yeşil Mutabakatı önemli bir yol planı içeriyor. İşin ekonomik boyutu düşünüldüğünde, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ticaretin kurallarını değiştirecek çok kritik bir başlık. Sürecin finansal boyutu 1 Ocak 2026’da devreye girecek ve karbon kredisi alımına başlanacak. Yani bu sürece uyum sağlamak için fazla vaktimiz kalmadı. İkincisi ise, SKDM dışında, AB kriterleri arasında üretim tekniklerimizi hızla dönüştürmemizi gerektirecek farklı standartlar da söz konusu olacak. Dolayısıyla, daha uzun ömürlü, geri dönüştürülebilir, düşük karbon ayak izli üretim yapmamızın önemi artıyor. Belirlenen kriterlere uygun üretim yapmayan ihracatçı şirketler ne yazık ki rekabette geride kalacak. Şimdiden hazır olmamız gerekiyor. Çukurova Bölgesi, üretim kapasitesi, organize sanayi bölgeleri ve sanayi siteleriyle ülke ekonomimize değerli katkılar yapan bir bölgemiz. O yüzden bu toplantı serimizin 5.’si için Adana’yı seçtik. Garanti BBVA olarak, iklim kriziyle mücadele konusunda 18 yılı aşkın süredir çalışıyoruz. Bu konudaki sorumluluklarımızın farkındayız. Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sürecinde de ülkemizdeki şirketleri desteklemeyi ve sürdürülebilir yatırımların önünü açmayı önemsiyoruz. Ana hissedarımız BBVA’nın 2018-2025 yılları arasında 300 milyar euroluk sürdürülebilir finansman sağlama hedefi var. Biz de bu hedefe 2025 yılına kadar en az 400 milyar TL tutarında destek sağlamayı hedefliyoruz. Şu ana kadar bunun yaklaşık yarısını gerçekleştirdik. Sürdürülebilir finansman hedeflerimizin yanı sıra, karbon yoğun sektörlerdeki riskimizi azaltmak konusunda da net hedeflerimiz var” dedi.

“Yabancı yatırımcının Türk varlıklara ilgisi artıyor”

Ekonomiye yönelik değerlendirmede yapan Recep Baştuğ, daha sonra şunları söyledi:

“Ekonomi politikalarındaki normalleşmeyle, öngörülebilirliğin arttığı bir zemin oluştu. Öngörülebilirlik arttıkça mevcut politikalar da tüm paydaşlarca giderek daha fazla kabul görüyor. Bu yılın pek çok göstergede dengelenme gördüğümüz bir yıl olmasını bekliyoruz. Ben bu çerçevede 2 önemli konuya değinmek istiyorum. Birincisi, en önemli konumuz enflasyon. Bu konuda kararlı bir mücadele var ve ev ödevlerimiz var. Yılın ikinci yarısında baz etkisinin de katkısıyla düşüş trendi başlayacak. Ancak, enflasyon sarmalından kalıcı olarak çıkmamız için, önümüzdeki yıl da aynı kararlılığın sürmesi ve yapısal reformlarla programın desteklenmesi kritik önemde olacak. İkincisi, son dönemde programa ve dolayısıyla Türk lirasına artan güvenin altını çizmek isterim. Yabancı yatırımcının Türk varlıklara ilgisi özellikle seçimden sonra artmaya başladı. Seçim sonrası 20 milyar doları bulan bir giriş oldu. Bireylerin yatırım tercihlerinde de, artan oranda TL’leşme gözlemliyoruz. Bütün bu gelişmeler, piyasa ile barışık adımlar atılması, ekonomik programın tüm paydaşlarca desteklenmesi, uluslararası ve yerli yatırımcının güveninin artması oldukça pozitif. İstikrarlı bir şekilde bu resmi devam ettirmeliyiz. Biz de bankacılık sektörü olarak, programın gerektirdiği tüm konularda ekonomi yönetimiyle son derece açık bir iletişimle etkin bir koordinasyon halinde çalışıyoruz.” – ADANA

]]>
https://www.haber60.com.tr/garanti-bbva-ihracatta-surdurulebilir-gelecek-bulusmalarini-adanada-surdurdu/feed/ 0
Mustafa Destici’den Kobani Davası yorumu: Adalet yerini buldu https://www.haber60.com.tr/mustafa-desticiden-kobani-davasi-yorumu-adalet-yerini-buldu/ https://www.haber60.com.tr/mustafa-desticiden-kobani-davasi-yorumu-adalet-yerini-buldu/#respond Fri, 17 May 2024 00:51:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32127 BBP lideri Mustafa Destici, bugün kararları açıklanan Kobani Davası’yla ilgili “Devlet ve hukuk gereğini yaptı. Bu isyana kalkışmaya teşvik edenlerin yargı ve hukuk süreci başladı. Neticede 2014 bugün 2024, 10 sene sonra karar açıklandı, adalet yerini buldu.” dedi.

“TÜRKİYE 40 YILI AŞKINDIR TERÖRLE UĞRAŞIYOR”

Erzurum’da Uzundere Kaymakamı Kübra Demir’i ziyaret eden Destici, daha sonra Uzundere Belediyesine geçti. Burada partisinden Uzundere Belediye Başkanı seçilen Muhammet Halis Özsoy’u ziyaret eden Destici, “hayırlı olsun” dileklerini iletti. Destici, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’nin 40 yıldan fazla süredir terörle uğraştığını söyledi.

Terör olaylarında binlerce asker ve polisin şehit edildiğini hatırlatan Destici, “Onları rahmetle yad ediyorum. Güvenlik korucularımız, Kürt ve Türk çocuklarını, kundaktaki bebekleri, öğretmenleri, imamları ve şantiye işçilerini katlettiler. Türkiye’nin adeta geleceğine kötülük ettiler.” diye konuştu.

“ASLINDA DAHA AĞIR CEZALAR OLMASI LAZIM”

Terör olaylarında devlet malı, özel mülkiyetler, arabaların tahrip edilip, yakılıp yıkıldığını anlatan Destici, “Tarihe tırnak içinde 6-8 Ekim Kobani olayları diye geçen hadisede elbette devlet seyretmeyecektir. Devlet, hukuk gereğini yaptı. Bu isyana kalkışmaya teşvik edenleri yargı yolu ve hukuk süreci başladı. Neticede 2014, bugün 2024, 10 sene sonra karar açıklandı, adalet yerini buldu. Aslında daha ağır cezalar olması lazım. Ama yasalarımız bu, gereği yapıldı. Hukuk gereğini yaptı. 6-8 Ekim olaylarında hayatını kaybeden, o isyancılar, eşkıyalar ve terörist sürüleri tarafından öldürülen masum vatandaşlarımızın kanı yerde kalmadı, adalet tecelli etti. Onun için bugünkü kararları böyle okumak lazım.” diye konuştu.

“Bazı terör seviciler ve onlarla seçim iş birliği yapanlar ya da başka partilerin olsa da onların fikirlerine yakın fikir içinde olanlar bu cezaları ağır bulduklarını ve bunların beraat etmesi gerektiğini söylüyorlar. Bu doğru değil yanlış.” diyen Destici, ceza, anayasa ve yasaların herkes için olduğunu belirtti.

“TERÖRLE MÜCADELEDE 1 TRİLYON DOLARDAN FAZLA PARA HARCAMIŞIZ”

Ülkenin terörle mücadelede her yıl milyarlarca dolar harcadığını belirten Destici, “Biz bu 40 yıllık sürede terörle mücadele için 1 trilyon dolardan fazla para harcamışız. Türkiye’nin şu anda iç, dış, kamu, özel, bütün borcu 500 milyar dolar. Bunun 2 katını biz terörle mücadele için harcamışız. Bunu yatırıma, istihdama harcasaydık, emekliye, asgari ücretliye verseydik ama verdirmediler. Terör sadece dağdaki teröristten ibaret değil, terörün unsurları var.” ifadelerini kullandı.

Gerçekleşen olaylarda onlarca masun insanın hayatını kaybettiğine dikkati çeken Destici, şöyle devam etti:

“O dönemde de hatırlayın sınırımızın dışında olan hadiseler için PKK’nın uzantısı o dönemki partisinin eş genel başkanları ve bütün yöneticileri, halkı, taraftarlarını, devlete karşı ayaklanmaya çağırdılar, isyana teşvik ettiler. Bu çağrı üzerine terör sevicileri ve uzantıları içlerinde terör örgütü üyeleri de vardı ayaklandı. Ne oldu? Onlarca masum insan hayatını kaybetti, 2 polisimiz şehit oldu. Yasin Börü, arkadaşlarıyla kurban eti dağıtırken çok katlı binadan atılarak ciğerleri parçalanarak öldü. Yani 40’ın üzerinde insan hayatını kaybetti. Birkaç şehirde yapıldı bunlar, yaralananlar oldu.”

“BİZE GÖRE DE ADALET YERİNİ BULDU”

Herkesin yasalara uymak zorunda olduğunu ve uymayanların karşılığını hukuk karşısında alacağını vurgulayan Destici, şunları kaydetti:

“Bugün o karşılık verilmiştir, adalet yerini bulmuştur. O olaylarda hayatını kaybeden vatandaşlarımızın ve şehitlerimizin yakınlarının vicdanları rahatlamıştır. Devlete olan güvenleri artmıştır. Eğer bugün bunlar beraat etseydi, ceza almasalardı ya da daha hafif cezalar alsaydı onların kanı yerde kalmış olacaktı. O ailelerin vicdanı rahatlamayacaktı ve yürekleri soğumayacaktı. Şimdi ne diyor vatandaşımız? ‘Adalet yerini buldu.’ Bize göre de adalet yerini buldu. Bundan sonra inşallah bu herkese de bir ders olur. Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı bir ayaklanma içine giremez ve şehirlerimizi yakıp yıkamaz, masum insanlarımızı öldüremez. Devlet ve hukuk gereğini yapmıştır. Terörü destekleyen, devlete silah doğrultan terörü destekleyen de bizim hasmımızdır. Türk devletinin, milletinin, askerinin ve polisinin hasmı bizim hasmımızdır.”

Partisinin adaletten yana olduğunu dile getiren Destici, terörün ve şiddetin karşısında olduklarını, herkesin devletin varlığını kabul etmesi gerektiğini belirtti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mustafa-desticiden-kobani-davasi-yorumu-adalet-yerini-buldu/feed/ 0
Kobani davasında 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Ahmet Türk: Karar verenler yargıçlar değil siyasiler https://www.haber60.com.tr/kobani-davasinda-10-yil-hapis-cezasina-carptirilan-ahmet-turk-karar-verenler-yargiclar-degil-siyasiler/ https://www.haber60.com.tr/kobani-davasinda-10-yil-hapis-cezasina-carptirilan-ahmet-turk-karar-verenler-yargiclar-degil-siyasiler/#respond Thu, 16 May 2024 23:49:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32086 Kobani davasında 10 yıl hapse mahkum edilen Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk katıldığı canlı yayında yaptığı açıklamada, “Bu davanın siyasi bir dava olduğunu Türkiye biliyor. Verilen cezaların hiçbiri hukuka uygun değil. Siyasilerin karar verdiği bir dava olarak, orada karar verenler yargıçlar değil siyasilerdir aslında.” dedi.

KOBANİ DAVASINDA KARARLAR AÇIKLANDI

6-8 Ekim 2014 tarihinde çıkan sokak eylemlerine ilişkin eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın da yargılandığı davada mahkeme kararlarını açıkladı. Eski HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ 30 yıl hapis cezasına çarptırılırken, Altan Tan, Ayhan Bilgen ve Aysel Tuğluk hakkında beraat, Gültan Kışanak ve Ayla Akat Ata hakkında tahliye kararı verildi.

AHMET TÜRK’E 10 YIL HAPİS CEZASI

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. KRT TV canlı yayınına bağlanan Ahmet Türk, hapis kararını değerlendirdi. Kararın hukuki değil siyasi olduğunu savunan Türk şunları söyledi: “Bu davanın siyasi bir dava olduğunu sizler de biliyorsunuz. Türkiye de biliyor. DEAŞ çetesini eleştirmek, ona karşı tepki göstermek bir suç haline getirildi. Bir vahşi örgüte karşı düşüncelerimizi, fikirlerimizi söylediğimiz için Kobani davasında cezalarla karşı karşıya kaldık.

TÜRK: ORADA KARAR VERENLER YARGIÇLAR DEĞİL SİYASİLERDİR

Türkiye’de aslında toplumsal barışa darbe vurmak isteyen bir anlayışın sonucudur. Bizler bu ülkede toplumsal barışı sağlamak için, eşit yurttaşlık hakkını elde etmek için çaba gösteren bir siyasi anlayışa sahibiz. Ama maalesef düşman hukukunu uygulayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Verilen cezaların hiçbiri hukuka uygun değil. Siyasilerin karar verdiği bir dava olarak, orada karar verenler yargıçlar değil siyasilerdir aslında.

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk

Elbette yanlışlarla yürütülen bir ülkede barışı, ortak demokratik değerler etrafında toplumu buluşturmak kolay olmayacaktır. Ama biz yine de toplumsal barışın ortak değerler etrafında halkların bütünleştiği bir gelecek için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

“KAYYUM ATANIR MI ATANMAZ MI BİLEMİYORUM”

Ahmet Türk, “Yeniden bir kayyum atanma durumu olursa ne yaparsınız?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Bizim üzerinde durduğumuz halkın iradesinin ortaya çıkması. Halk iradesini ortaya koydu. Kayyum siyasetine Kürt halkı yaklaşım biçimini çok ciddi bir şekilde ortaya koydu. Kayyum atanır mı atanmaz mı bilemiyorum. Önemli olan halk iradesidir.”

“DEMOKRATİK GELECEĞİMİZE BİR DARBE”

Ahmet Türk sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Tabii ki bu davanın bu şekilde bitmesi üzücü. Ötekileştiren bir mantık var. Biz bugün Türkiye’de kucaklaşmayı arzu eden bir sürecin başlaması konusunda çaba gösteriyoruz. Çünkü biliyoruz eğer Türkiye kendi yurttaşlarını ötekileştirecek bir mantıkla hareket ederse bu ülkeye demokrasi kolay kolay gelmez. Ama biz halkların kardeşliğini savunduk. Ortak demokratik değerlerde buluşmayı esas aldık. Bu nedenle bizim demokratik geleceğimize bir darbe olarak değerlendirmek gerekir.

Bu kararı verenler Türkiye adına karar verenler değil. Siyasi bir anlayışın kararıdır. Elbette barışçıl, demokratik, toplumun kucaklaştığı bir süreç için çabayı devam ettireceğiz. Geçmişten bugüne kadar buna benzer durumlarla karşı karşıya kaldık. Ama bu ülkede barışın kalıcı hale gelmesi için umudumuzu hiçbir zaman kaybetmedik. Biz yine bu ülkede barışın olduğu, demokratik bir sistemin Türkiye’ye egemen olduğu bir dönem için bunun mücadelesini veriyoruz. Bunun umudunu taşıyoruz taşımaya devam edeceğiz. Bütün bu olumsuzluklara rağmen.

ERDOĞAN-BAHÇELİ GÖRÜŞMESİNE DİKKAT ÇEKTİ

Bu davanın bu şekilde bitmesinin mesajını biz görüyoruz. En son Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Bahçeli’nin bir araya gelmesi davada bu sonuca etkili oldu diye düşünüyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kobani-davasinda-10-yil-hapis-cezasina-carptirilan-ahmet-turk-karar-verenler-yargiclar-degil-siyasiler/feed/ 0
Zonguldak’ta düzenlenen sempozyumda Prof. Dr. Refik Turan, Rusya’nın yeniden bir Bizans olma sevdası olduğunu söyledi https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-duzenlenen-sempozyumda-prof-dr-refik-turan-rusyanin-yeniden-bir-bizans-olma-sevdasi-oldugunu-soyledi/ https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-duzenlenen-sempozyumda-prof-dr-refik-turan-rusyanin-yeniden-bir-bizans-olma-sevdasi-oldugunu-soyledi/#respond Thu, 16 May 2024 23:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32053 ZONGULDAK (İHA) – Zonguldak’ta sempozyumda konuşan Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, Rusya’nin yeniden bir Bizans olma sevdası olduğunu söylerken ” Karadeniz, Akdeniz sevdası da onun bir parçasıdır. Suriye meselesinde Ruslar niye vardır dersek cevabı buradadır” dedi.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (ZBEÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi tarafından “Karadeniz İnsan ve Toplum Bilimleri Sempozyumu” gerçekleştirildi. Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde açılış töreni gerçekleştirilen sempozyuma, Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı Prof. Dr. Refik Turan konuk olarak katıldı.

Saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı’nın okunduğu sempozyumda konuşan düzenleme kurulu başkanı Doç. Dr. Yücel Namal, dünyada yaşanan hızlı değişim ve dönüşümün sorun çözme odaklı alternatif yaklaşımların disiplinler arası boyutta tartışılması gerekli kıldığını söyledi.

Sempozyumun bu ilkeler ışığında farklı disiplinlerle ilgili çalışmaları tartışmak, bilimsel çıkarımlar elde etmek amacıyla düzenlendiğine dikkat çeken Namal şöyle dedi:

“Günümüz şartları ve dünyada yaşanan hızlı değişim, dönüşüm, sosyal bilimlerde yenilikçi veya sorun çözme odaklı alternatif yaklaşımların disiplinler arası boyutta tartışılmasını gerekli kılmaktadır. Bu nedenle Türkiye Yüzyılı olacağına inandığımız bu asırda Atatürk’ün muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma hedefi doğrultusunda üniversitemizde sosyal bilimler alanında kültür ana teması etrafında şekillenen Karadeniz İnsan ve Toplum Bilimleri Sempozyumu düzenlenmiştir. Bu ilkeler ışığında farklı disiplinlerle ilgili çalışmaları tartışmak ve yeni bilimsel çıkarımlar elde etmek amacıyla düzenlediğimiz sempozyumumuzda arkeolojiden, felsefeye, tarihten, edebiyata, sosyolojiye, psikolojiye kadar pek çok disiplinde alanında uzman araştırmacılarla ortak bir zeminde buluşma fırsatını bizlere sundu.”

“Türkiye’nin kesişim yollarında durması ülkemizin Karadeniz’de üstlendiği rolün önemini ortaya koyuyor”

İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Melih Geniş, Türkiye’nin Karadeniz’in en uzun kıyı şeridine sahip ülke olmasının, ulaşım ve ticaret yollarının kesişim noktasında olmasının Karadeniz’de üstlendiği rolün önemini ortaya koyduğunu söyledi.

Geniş, Zonguldak’ın yerli ve yenilenebilir enerji payının arttırılmasında öneminin bir kez daha ortaya çıktığını ifade ederek şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye’nin Karadeniz’in en uzun kıyı şeridine sahip ülke olması, Karadeniz’de kıyısı bulunan ülkelerin sıcak denizlere inebilmeleri ve dünya ile deniz yolu vasıtasıyla ticaret yapabilmeleri, Türkiye’nin ulaşım ve ticaret yollarının kesişim yollarında durması ülkemizin Karadeniz’de üstlendiği rolün önemini ortaya koyuyor. Türkiye Yüzyılı süresince ülkemizin öncelikli hedefleri arasında milli enerji politikası çerçevesinde yerli ve yenilenebilir enerji payının arttırılmasının yer almasıyla bilhassa bölgemiz ve Zonguldak önemini bir kere daha ortaya koymuştur. Bu durum neticesiyle kamu otoritelerine kuruluşlarınaa, sektör ve kamu iş birliklerinin yanı sıra yüksek öğretim kurumlarının da bölgenin sosyal, kültürel, ekonomik değerlerin değişiminde rol oynayacak yeni politikaların geliştirilmesi noktasında önemli bir rol ve sorumluluklar düşmektedir. Sempozyum ile bölgenin sosyal ve kültürel anlamda gelişiminin desteklenerek toplumun işleyişine katkı sağlanması hedeflenmiştir.”

“Necip milletimiz toplumsal ağına her hususta önem vermiştir”

ZBEÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer de Türk Milleti’nin yaşam tarzı, geçmişi ve idealleriyle azmi göz önünde bulundurulduğunda dünya sahnesinde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Özölçer, “Her toplum kendi iç dinamiklerinden hareketle geçmişten gelen kültürü, günceli takip ederek korumaya güzelleştirmeye zenginleştirmeye çalışır. Kadim milletimizin yaşam tarzı, geçmişi ve idealleriyle azmi göz önünde bulundurulduğunda dünya sahnesinde çok mühim bir yere sahip olduğu aşikardır. Tarih sahnesine çıktığı andan itibaren necip milletimiz; insanı yaşamın merkezine almış onu tanımaya çalışmış ve insanın potansiyelini sonuna kadar kullanması gerektiğini sosyal bilimlerin hemen tüm dallarıyla anlatmaya çalışmıştır. Kısacası toplumsal ağına her hususta önem vermiş edebiyat, psikoloji, tarih, felsefe, arkeoloji, sosyoloji gibi disiplinlerde hep çözüm odaklı bir yaklaşım sergilemiştir. Elbette bununla birlikte sadece insanı konu alan değerlere yönelmemiştir. Tabiata da olması gerektiği gibi davranmış, yeşili, toprağı, hayvanları, kısaca tüm doğayı benimsediği insanlık ülküsü çerçevesinde öncelemiştir” dedi.

Zonguldak’ı çocuk yaşta çizim kitabındaki kömürü bulan Uzun Mehmet’in hikayesiyle tanıdığını anlatan Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, milli mücadele döneminde şehrin nefes borusu olduğunu ancak yeterince anlatılamadığını söyledi.

“Milli mücadele yıllarında ne yazık ki Zonguldak’ın o yüzü çok fazla gösterilememiştir”

Turan, Zonguldak’ın milli mücadele yıllarında önemli bir yere sahip olduğunun altını çizerek şöyle dedi:

“Ülkemin pek çok yerini daha henüz tanımazken bilmezken Zonguldak ile o muhabbetli buluşmamı o kitapla sağladım. Daha sonraki yıllarda dünya tarihinin de gördüğü en kutsal mücadelelerden birisi olan milli mücadele yıllarında da ne yazık ki Zonguldak’ın o yüzü çok fazla gösterilmemiştir, görememiştir. Bunu belki biz tarihçilerin de bir kusuru vardır elbette. Ama ne yürekten ne gayretle destek verdiğini, katkı verdiğini yıllar sonra bazı araştırmalarımda da öğrendim. Anadolu hakikaten dört bir taraftan sarılmıştır. Doğu Cephesi vardır. Urfa, Antep, Antakya, Diyarbakır’a uzanan güney cephesi vardır. Akdeniz İtalyanlarla sarılmıştır. Batı’da Yunanlılar vardır, İngiliz armadası Çanakkale’den maalesef geçmiş, İstanbul’a gelmiş, çökmüştür. Sadece bir nefes borusu kalmıştır. İnebolu ve Zonguldak. İşte o nefes aldıran boru nefes aldıran yer olarak Zonguldak’a ayrı bir muhabbetim daha oldu. Daha da pekişti.”

“Rus Milliyetçiliğinin gelecek sevdası yeniden bir Bizans olmaktır”

Rusya’nın politikacılarından Vladimir Jirinovski’nin sözlerini hatırlatarak bugün Rusya’nın Suriye’deki varoluş gerekçesini anlatan Turan sözlerini şöyle tamamladı:

“Rusların Vladimir Jirinovski adında bir politikacıları vardı. Renkli bir politikacı, genelde muhalefette oynuyor. Nasyonalist bir Rus politikacısı. Birgün gazetecilerden birisi röportaj yapmış. Sözünü de esirgemiyor. Türkiye’ye de birkaç sefer geldi. Diyor ki ‘Siz Türkler, dünyanın en suçlu, en kabahatli milletisiniz. Niçin denildiğinde, Orta Çağ’ın o zaman ki en büyük medeniyetini yıktınız. Daha bundan büyük kabahat olur mu? Hangi medeniyet deyince Bizans, Roma Medeniyeti’ni yıktınız’ diyor. Her büyük milletin bir gelecek sevdası, ideali vardır. Bugün Rus Milliyetçiliğinin de gelecek sevdası yeniden bir Bizans olmaktır. Hala o devam ediyor. Karadeniz, Akdeniz sevdası da onun bir parçasıdır. Suriye meselesinde Ruslar niye vardır dersek cevabı buradadır.” – ZONGULDAK

]]>
https://www.haber60.com.tr/zonguldakta-duzenlenen-sempozyumda-prof-dr-refik-turan-rusyanin-yeniden-bir-bizans-olma-sevdasi-oldugunu-soyledi/feed/ 0
Binlerce Denizlili Milli Mücadele Yürüyüşüne Katıldı https://www.haber60.com.tr/binlerce-denizlili-milli-mucadele-yuruyusune-katildi/ https://www.haber60.com.tr/binlerce-denizlili-milli-mucadele-yuruyusune-katildi/#respond Thu, 16 May 2024 21:24:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31998 Binlerce Denizlili milli mücadele yürüyüşüne katıldı

15 Mayıs coşkusu Denizli’yi sardı

DENİZLİ – Yunanlıların 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal etmesinden kısa bir süre sonra Denizlililerin esarete baş kaldırdığı ve Milli Mücadele ateşini yaktığı tarihi gün 105 yıl sonra aynı heyecan ve coşkuyla yaşatıldı. Onbinlerce Denizlili Milli Mücadele yürüyüşüne katılırken Başkan Çavuşoğlu, birlik ve beraberlik mesajı verdi.

Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin Milli Mücadele ateşini yaktığı 15 Mayıs 1919 Milli Mücadele Günü, Denizli Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği programla kutlandı. 15 Temmuz Delikliçınar Şehitler Meydanı’nda başlayan etkinliğe, Vali Ömer Faruk Coşkun, Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Ali Marım, Genel Sekreter Bülent Bozbaş, Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, Pamukkale Belediye Başkanı Ali Rıza Ertemur, siyasi parti temsilcileri, gaziler ve ellerinde Türk bayrakları ile onbinlerce vatandaş katıldı. Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun Atatürk Anıtı’na çelenk bırakmasıyla başlayan programda saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı okundu. Daha sonra Denizli Büyükşehir Belediyesi Bando Takımı ve Denizli Sancağı eşliğinde onbinlerce Denizlili Atatürk Caddesi’ni takip ederek Kayalık Caddesi’ne buradan ise 105 yıl önceki gibi Bayramyeri Meydanı’na kadar yürüdü. Buradaki programda Denizli Büyükşehir Belediyesi Geleneksel Halk Oyunları Topluluğu bir gösteri sundu.

Başkan Çavuşoğlu’ndan teşekkür

Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, davetlerine katılım sağlayan hemşehrilerine teşekkür ederek, Denizli’nin bir kez daha Cumhuriyete ve özgürlüğe olan aşkını ortaya koyduğunu belirtti. İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesinden 4 saat sonra Denizli’de yaşananları detaylarıyla anlatan Başkan Çavuşoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu tarih kolay yazılmadı. Bu meydan bu hale kolayca gelmedi. Bu meydan bütün zorluklar, bütün yokluklara rağmen ayağa kalkmış bir ulusun, geleceğe umutla bakan insanların birlikte dayanışmasıyla var oldu. Gelecekteki güzel hayatlar için ömürlerini kendilerini feda etmekten çekinmeyen başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm silah arkadaşları ve şehitlerimiz sayesinde bugün buradayız.”

Başkan Çavuşoğlu, Gazi’nin tarihe geçen o sözünü hatırlattı

İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesinden 4 saat sonra Denizli’de Müftü Ahmet Hulusi Efendi ve Denizli’nin önde gelenlerin ve vatanseverlerin hızlı bir şekilde bir araya gelerek bu tarihi meydanda bir araya geldiğini vurgulayan Başkan Çavuşoğlu,” Ellerinde Türk bayraklarıyla Denizli’nin farklı noktalarından bir araya gelenler bu meydana doğru akın etmeye başlıyor. Sadece Türk olanlar değil, aynı zamanda bu işgale karşı olan Ermeni yurttaşlarımız da, Rum yurttaşlarımız da bu meydanda bir araya geliyor. Müftü Ahmet Hulusi Efendi tarihe geçecek o konuşmasını yapıyor ve diyor ki, ‘Düşmana karşı elinizde bir silahınız yoksa dahi, yerden üç taş alarak düşman üzerine atmanız bile bir cihattır’ diyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk uzun süre sonra bu mücadele için tarihe geçen şu cümleyi kurmuştur, ‘Denizlilerin, Batı Cephesi’nde Yunan’a attığı tokat, Fransa’da Versay Sarayı’nı çınlatmıştır’ Onun için bugünün tarihi konusunda farklı görüşler olsa da, bizim görüşümüz bir tek şey vardır. Canlarını feda etmek pahasına bu meydanda toplananların önlerinde saygıyla eğilmek hepimizin boynunun borcudur. Sadece bugünden itibaren değil, dünde, bugünde ve yarında kendisi ve çıkarları için değil, halkının çıkarları için, çocuklarımızın geleceği için ben değil, biz diyebilen dostlarla beraber güzel bir Denizli ve Türkiye uğruna hep beraber yürümeyi diliyorum” ifadelerini kullandı.

Denizli, bir kez daha Ata’sının yanında

Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun ise, Türk milletinin tarih boyunca başka milletlerin boyunduruğu altında yaşamadığına dikkati çekerek, Denizli halkının 15 Mayıs 1919’da Müftü Ahmet Hulusi Efendi önderliğinde işgale, zulme ve haksızlığa karşı başkaldırdığını, uyanış fitilinin ateşlediğini söyledi. Konuşmaların ardından günün anısına hatıra fotoğrafı çekildi. Çalınan 10. Yıl Marşı eşliğinde Türk bayrakları sallayan protokol vatandaşların coşkusuna ortak oldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/binlerce-denizlili-milli-mucadele-yuruyusune-katildi/feed/ 0
Erdoğan: Türkiye’nin meseleleri siyasetin günlük polemiklerinin üzerinde ele alınsın https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiyenin-meseleleri-siyasetin-gunluk-polemiklerinin-uzerinde-ele-alinsin/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiyenin-meseleleri-siyasetin-gunluk-polemiklerinin-uzerinde-ele-alinsin/#respond Wed, 15 May 2024 22:24:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31850 (ANKARA) – Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında; “İstiyoruz ki muhalefet yıkıcı, kırıcı değil, yapıcı olsun. Arzumuz odur ki, Türkiye’nin meseleleri siyasetin günlük polemiklerinin üzerinde ele alınsın. Biz milletimizin de takdir ve talep ettiği bu iklimin Türk siyasetinin normali haline gelmesini ümit ediyoruz. Siyaseti yüksek gerilim hattına hapsetmek isteyenler her zaman olacaktır ama olmasını istemiyoruz. FETÖ’ye diyet borcunu ödemek için Yenikapı ruhunu baltalayanlar görüyoruz ki asla boş durmuyor. Siyasetteki tüm sermayesi köken, meşrep, inanç, bunun üzerinden insanları ayırmak olanların nereye varmaya çalıştığının idrakindeyiz. Kuklayı da kuklacıyı da oyunu kimin yazdığını da çok iyi biliyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Konuşmasına partisindeki yenilenme sürecine ilişkin mesajlar vererek başlayan Erdoğan, “Yorulan, motivasyonunu yitiren arkadaşlarımızı kardeşlik hukukumuzu koruyarak dinlenmeye alacağız; yeni, heyecanlı, dinamik arkadaşlarımızla kadromuzu güçlendireceğiz” diye konuştu.

Erdoğan, konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Dün Genişletilmiş İl Başkanları toplantımızı yine coşku ve heyecan dolu bir atmosferde icra ettik. 2024 yılının bu ilk il başkanları toplantısında hem son 5 ayın muhasebesini yaptık hem de illerimizin adeta röntgenini çektik. Teşkilatımızın kararlılığı, dinamizmi ve heyecanı karşısında partimizin genel başkanı ve bir neferi olarak hakikaten büyük bir gurur duydum. Bizi örselemeye çalışanlara inat üstat Necip Fazıl’ın o veciz ifadesiyle ‘Yolumuza pekleşe pekleşe’ devam ediyoruz.

“İSTİŞAREMİZİ GÜÇLENDİRECEĞİZ”

AK Parti’nin ayırıcı vasfı, istişareye önem vermesi, attığı her adımı istişareyle atmasıdır. Partimizin kuruluşundan itibaren daima ortak akılla hareket ettik. İnşallah bunu güçlendirerek sürdüreceğiz. Son bir yılımıza damga vuran seçimler dolayısıyla gelenekselleşmiş istişare kamplarımızı yapamamıştık. İstişare toplantımızı önümüzdeki haftalarda gerçekleştiriyoruz. Milletvekillerimiz de 7-8 Haziran tarihinde, belediye başkanlarımızla da 1-2 Temmuz’da inşallah bir araya geleceğiz. Önümüzdeki döneme dair yol haritamızın da şekilleneceği bu toplantıların şimdiden partimiz ve davamız için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

“HATASI KUSURU OLAN VARSA DİNLENMEYE ALACAĞIZ”

Her kongre sürecini kadrolarımız arasındaki bir bayrak yarışı olarak görüyoruz. Yorulan arkadaşlarımız, motivasyonunu yitiren arkadaşlarımız varsa hatası, kusuru, yanlışı olanlar varsa, kardeşlik hukukumuzu koruyarak onları dinlenmeye alacağız. Yeni, heyecanlı, dinamik arkadaşlarımızla kadromuzu güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz. Kurulduğumuz günden beri yenilenerek, tazelenerek geliyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı çizgide hareket edeceğiz.

Diplomaside olduğu gibi siyasette de yoğun gayret içerisindeyiz. Meclisimizin gündeminde adaletten ticarete, ekonomiden güvenliğe ve eğitime geniş bir yelpazede kanunlaşma sürecinde olan teklifler var. Gerek hayat hayat pahalılığı ve fırsatçılık gerekse son dönemde sıkça basında yer alan öğretmenlerimize yönelik şiddetle mücadelede yasal zeminin güçlendirilmesine ihtiyaç duyuyoruz. AK Parti grubumuzun, Cumhur İttifakı’ndaki ortağımız MHP ile işbirliği ve eş güdüm içinde bu konuları çok iyi takip etmesini bekliyorum. Meclis tatile girmeden yasal düzenlemeleri çıkarmamız gerekiyor. Yeni ve sivil anayasa meselesinde Meclis Başkanımızın çalışmalarına destek vermemiz önemlidir.

SİVİL ANAYASA

Sivil anayasa iradesinin günlük siyasetin geçici tartışmalarına kurban edilmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Aceleye getirmeden ama çok da fazla uzatmadan istişare temasları bitirip somut adımlar atılmasında fayda görüyoruz. Biz sonuna kadar yapıcı ve uzlaşmacı tutumumuzu koruyacağız. Önümüzde inşallah kesintisiz bir 4 sene daha var. Bu 4 yılın her gününü ilk günkü heyecanla, ilk günkü aşkla dolu dolu geçirecek, ülkemizi her alanda Allah’ın izniyle yeni seviyelerle, yeni rekorlarla buluşturacağız.

31 Mart seçimleri bir güven oylaması değildir. Seçmenin ülkenin idaresine ilişkin tercihlerinde bir kırılma, bir değişiklik olmamıştır. Önce 14 Mayıs’ta, 2 hafta sonra 28 Mayıs’ta seçmen kararlı bir şekilde hükümeti Cumhur İttifakı’na emanet etmiş, yerel seçimde tercihini sandığa farklı şekilde yansıtmıştır. Bu ikisini birbirinden ayırmak durumundayız. Elbette 31 Mart’ta milletin verdiği mesajı duymazdan gelecek değiliz. Biz o mesajı aldık, gereğini de yapmaya başladık. Ancak milletin AK Parti’den ya da Cumhur İttifakı’ndan desteğini çektiğini zannedenler fena halde yanılırlar. Bu yanılgıya özellikle sizler düşmeyeceksiniz. Bakanlarımız, milletvekillerimiz, bütünüyle teşkilatımız, aziz milletimizin bize 14 Mayıs’ta yüklediği emanetin idrakinde olacağız. Bu emanetin bize 5 yıllığına yüklendiğinin farkında olacağız. Hiç sağa sola bakmadan, işimize, hedeflerimize kilitlenecek, milletimizin yüklediği emanetin inşallah hakkını vereceğiz.

“DAVAYA İHANET EDENLER ŞİMDİ YOKLAR”

Biliyorsunuz son 22 yılda AK Parti’yle ilgili de hükümetlerimizle ilgili de bize karamsar, kötümser senaryolar yazanlar oldu. Bize süre biçenler oldu, bize gazete manşetlerinden ömür biçenler oldu, bu iş bitti deyip yolunu değiştirenler oldu, bu davaya ihanet edenler oldu, korkanlar, ürkenler, hırslarına yenilenler oldu. Onlar şimdi yoklar, esameleri okunmuyor, unutulup gittiler. Ama Allah’a hamdolsun biz buradayız, dimdik, sapasağlam ayaktayız. Dava burada, inşallah yarın da burada olacak. Mevla ömür, milletimiz de yetki verdikçe burada olmaya devam edeceğiz.

“TÜRKİYE’DE SİYASETİN YUMUŞAMAYA İHTİYACI VAR”

Önceki hafta CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’i AK Parti Genel Merkezi’nde kabul ettik ve kendisiyle 1,5 saati aşkın verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmede sonrasında da ifade ettiğim gibi Türkiye’de siyasetin yumuşamaya ihtiyacı var ve biz bu konuda her zaman olduğu gibi üzerimize düşeni yapıyoruz, yapacağız. Biz hiçbir zaman kutuplaşmanın gerilimin, kamplaşmanın tarafı olmadık olmayacağız. Türkiye’yi bir gördük, beraber gördük, hiçbir ayrım yapmadan 85 milyonun tamamını kucakladık. Siyasetimizi kutuplaştırmalar üzerine değil, hizmet üzerine yatırımlar üzerine inşa ettik… Temennimiz odur ki önümüzdeki dört yıl gerilimle değil, karşılıklı hoşgörüyle geçsin. İstiyoruz ki muhalefet yıkıcı, kırıcı değil, yapıcı olsun. Arzumuz odur ki, Türkiye’nin meseleleri siyasetin günlük polemiklerinin üzerinde ele alınsın. Biz milletimizin de takdir ve talep ettiği bu iklimin Türk siyasetinin normali haline gelmesini ümit ediyoruz. Siyaseti yüksek gerilim hattına hapsetmek isteyenler her zaman olacaktır ama olmasını istemiyoruz. FETÖ’ye diyet borcunu ödemek için Yenikapı ruhunu baltalayanlar görüyoruz ki asla boş durmuyor. Siyasetteki tüm sermayesi köken, meşrep, inanç, bunun üzerinden insanları ayırmak olanların nereye varmaya çalıştığının idrakindeyiz. Kuklayı da kuklacıyı da oyunu kimin yazdığını da çok iyi biliyoruz.

Siyasette yumuşama iklimini kara kışa çevirmeye çalışanlar olduğunu, Cumhur İttifakı surlarında gedik açmak isteyenler olduğunu biliyoruz. Daha önce de bu tarz teşebbüsleri karşılaştık Allah’a hamdolsun hepsinden güçlenerek çıktık. Yine aynısı olacak, fitne ve nifak odaklarına kesinlikle göz açtırmayacağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiyenin-meseleleri-siyasetin-gunluk-polemiklerinin-uzerinde-ele-alinsin/feed/ 0
Erdoğan: Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin kazanması önemli https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiyenin-ve-turk-demokrasisinin-kazanmasi-onemli/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiyenin-ve-turk-demokrasisinin-kazanmasi-onemli/#respond Tue, 14 May 2024 22:39:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31702 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Parti olarak her ne kadar hedeflerimizin uzağında kalsak da 31 Mart seçim sonuçlarını müspet karşıladık. Bizim için önemli olan Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin kazanmasıdır.” dedi.

Erdoğan, parti genel merkezinde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, yılın ilk toplantısında dava ve yol arkadaşlarıyla birlikte olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyduğunu belirtti.

İl başkanları toplantısının sonuncusunu 30 Kasım’da yaptıklarını, 31 Mart seçimleriyle ilgili ön hazırlıklarını değerlendirdiklerini anımsatan Erdoğan, kampanya döneminde il ziyaretleri vesilesiyle il başkanlarıyla görüştüğünü, yakın istişare halinde olduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaret ettikleri 52 ilde halkın nabzını tutmanın yanı sıra seçim çalışmalarını da sahada bizzat görme fırsatı bulduklarını, yine bu ara dönemde Seçim İşleri Başkanlıkları ve Seçim Koordinasyon Merkezi temsilcileriyle münhasıran bir araya geldiklerini bildirdi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“31 Mart seçim çalışmalarımızı çok yoğun bir şekilde devam ettirirken teşkilatlarımızla irtibatımızı daima en üst seviyede tuttuk. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri rekabet seviyesi yüksek bir atmosferde, demokrasi şöleni havasında gerçekleşti. Bölücü örgüt uzantılarının seçmeni baskı altına alma girişimleri dışında ülkemiz genelinde sandığa gölge düşürecek hiçbir olay yaşanmadı. Seçim öncesinde hatırlayacağınız üzere çok farklı kampanyalar vardı. Bu son seçim olacak kehanetinden ekonomiyle ilgili piyasaya sürülen tezvirata kadar pek çok algı operasyonuna maruz kaldık. Bunların hepsini boşa çıkardık. Ülkemiz aleyhine yürütülen onca propagandaya rağmen 85 milyon olarak sandığın gücünü ortaya koyduk. Türkiye’nin demokrasi standardının nereden nereye geldiğini tüm dünyaya bir kez daha gösterdik. Burada öncelikle bir hususun altını çizerek ifade etmek istiyorum. Demokrasi, asla ve asla sıfır toplamlı bir oyun değildir. Demokrasinin kazandığı bir yerde kaybeden olmaz. Sandığın itibarının arttığı bir denklemde galip 85 milyonun tamamıdır. Sivil siyaseti güçlendiren her sonuç, Türk demokrasisinin istikbali adına eşsiz bir başarıdır.”

“Kabahati millete atma gibi yollara tevessül etmedik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 75 yıllık çok partili demokrasi hayatına iki darbe, iki muhtıra, iki darbe girişimi sığdırmış bir millet odluklarını dile getirdi.

Neredeyse her on yılda bir demokrasinin vesayet odaklarının saldırısına uğradığına dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“En son 15 Temmuz’da 253 insanımızın canı pahasına tarihimizin en alçak darbe teşebbüsünü püskürttük. Bunların haricinde milli iradeyi gasbetmeye yönelik gizli, açık, daha nice girişimle karşılaştık. Vesayet odaklarının asla uyumadığını, asla pes etmediğini, uygun ortam ve fırsat kolladığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Son yıllarda FETÖ’cülerin ve marjinal yapıların da propagandasıyla bazı toplum kesimlerinde çok partili demokrasiye ve sandığa karşı istifhamların zemin bulmaya başladığını görüyorduk. Gerek 14 Mayıs seçimleri, gerekse 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri, demokrasi düşmanları tarafından körüklenen bu algıyı yerle bir etmiştir. 14 Mayıs seçimlerinde, Cumhurbaşkanı seçimi yüzde 0,5 farkla ikinci tura kalırken, 31 Mart seçimlerinde milli irade farklı şekilde tecelli etmiştir. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak her iki seçim sonucunu da büyük bir olgunlukla karşıladık, milletin iradesini öpüp başımızın üstüne koyduk. Sandık sonuçlarından dolayı milleti suçlama, kabahati millete atma gibi yollara tevessül etmedik. Nitekim 14 Mayıs ile ortaya çıkan belirsizlik 28 Mayıs seçimleriyle giderildi, millet yasamada olduğu gibi ülke idaresinde de mührü bize takdim etti, Cumhur İttifakı’nı açık ara lider yaptı.”

“Cumhur İttifakı’nın olgun duruşu, 31 Mart sonrasında siyasetin genel havasını değiştirmiştir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart yerel yönetimler seçimlerinde yine milletin takdiriyle Türkiye haritasının daha fazla renge boyandığını, 2019 seçimlerine göre daha çok sayıda siyasi partinin il, ilçe ve belde düzeyinde belediye başkanlığı kazandığını hatırlattı.

Bu tablo karşısında başkaları gibi 14 Mayıs gecesi sahnelenen “öndeyiz” müsamerelerine başvurmadıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Parti olarak her ne kadar hedeflerimizin uzağında kalsak da 31 Mart seçim sonuçlarını müspet karşıladık. Bizim için önemli olan Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin kazanmasıdır. Biz siyaseti, önce milletim, önce memleketim şiarıyla yapıyoruz. Sandığın itibarına itibar katan her neticeyi, partimizin oyları ne olursa olsun, Türkiye’nin 75 yıllık çok partili demokrasi mücadelesinde aşılmış yeni bir eşik olarak görüyoruz. AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın olgun duruşu, 31 Mart sonrasında siyasetin genel havasını da değiştirmiştir. Siyasi atmosferde olan yumuşama ikliminde siyasetçilerin mesajları kadar toplumda siyaset kurumuna yönelik güvenin artmasının da önemli payı vardır. Bu iklimin geçici bir bahar esintisi değil, Türk siyasetinin hakim karakteri haline gelmesini ümit ediyoruz. Samimiyetimizi ve yapıcı tavrımızı bugüne kadar muhafaza ettik. Türkiye’yi partiler arasındaki gerilim hattına mahkum etmek isteyenlerin başta 1 Mayıs olmak üzere çeşitli oyunlarına gelmedik. Muhalefetteki muhataplarımızın da dirayetli davrandığını görüyor, bundan da ülkemiz siyaseti adına memnuniyet duyuyoruz. Siyasetçilerin sorumluluk bilinciyle hareket ederek bundan sonra sandığın itibarına gölge düşürecek sivil siyasete güveni sarsacak beyanlardan uzak duracaklarına inanıyorum.”

Seçimlerde sandığa giderek oyunu kullanan vatandaşların her birine demokrasiye ve milli iradenin üstünlüğüne olan bağlılıkları sebebiyle teşekkürlerini sunan Erdoğan, parti kurmay kadrosu nezdinde teşkilat mensupları ve dava arkadaşlarına 31 Mart seçimleri döneminde gösterdikleri gayret dolayısıyla şükranlarını sundu.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiyenin-ve-turk-demokrasisinin-kazanmasi-onemli/feed/ 0
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ABD’li iş insanlarına Türkiye’deki yatırım fırsatlarını anlattı https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-omer-bolat-abdli-is-insanlarina-turkiyedeki-yatirim-firsatlarini-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-omer-bolat-abdli-is-insanlarina-turkiyedeki-yatirim-firsatlarini-anlatti/#respond Tue, 14 May 2024 21:10:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31658 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ABD’li iş insanlarına Türkiye’deki yatırım fırsatlarını anlattı. Bolat, “Devlet başkanlarımız tarafından belirlenen 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefini kolaylıkla gerçeğe dönüştürebiliriz. Kararlı olmaya devam edersek, bu ulaşılabilir bir hedeftir” dedi.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Trade Winds Avrupa-Avrasya Forumu’na katıldı. Trade Winds Avrupa-Avrasya Forumu ABD Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenen Amerikan hükümetinin en büyük ticaret ve iş geliştirme forumu olarak tanımlanıyor. 120’den fazla Amerikan şirketi forum kapsamında Avrupa ve Avrasya’da yatırım fırsatlarını değerlendirmek üzere İstanbul’da bir araya geldi., Uluslararası Ticaretten Sorumlu ABD Ticaret Müsteşarı Marisa Lago’nun liderliğinde önce İstanbul’da gerçekleşen ana programın ardından İtalya, Romanya, Danimarka, Polonya ve Kazakistan’da da yan etkinlikleri düzenlenecek.

Trade Winds Forumu kapsamında Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Amerikan ticaret heyetinin bulunduğu forumda sunum yaptı. Bakan Bolat, Türkiye’deki yatırım fırsatlarını anlattı.

Bakan Bolat, “Son yirmi yılı aşkın bir süre içinde istikrarlı şekilde uygulanan proaktif politikalar sayesinde, 2002 ile 2024 yılları arasında ülkemizdeki toplam yabancı yatırımlar 265 milyar dolara ulaşmıştır. Bu dönem zarfında, ABD firmalarının artan bir şekilde Türkiye’yi bir üretim ve ihracat üssü olarak konumlandırdıklarını görmekten de memnuniyet duyuyoruz” dedi.

ABD’nin, Türkiye’nin en büyük ikinci ihracat pazarı haline geldiğini ifade eden Bolat, “2008 yılında İstanbul’da Ticaret Rüzgarları programı yapıldığında, 16 milyar dolar olan ticaret hacmi, yüzde 110 oranında artarak 2023 yılında 33,5 milyar dolara erişmiştir. O dönemde 4,3 milyar dolar olan ABD’ye ihracatımız bugün 14,8 milyar dolara çıkmıştır. Bugün ABD, Türkiye’nin en büyük ikinci ihracat pazarı haline gelmiştir. Tıpkı ticaret gibi, yatırımlar da ekonomik ilişkilerimizin önemli bir unsuru haline geldi. Yatırım akışı, her iki yönde de oldukça canlıdır ve daha da önemlisi karşılıklı yatırım farklı sektörlere yönelerek çeşitlenmektedir” şeklinde konuştu.

“ABD kaynaklı yabancı yatırımların tutarı 15 milyar dolara erişti”

ABD kaynaklı yatırımlarda artış yaşandığına da dikkat çeken Bolat, “ABD firmalarının artan bir şekilde Türkiye’yi bir üretim ve ihracat üssü olarak konumlandırdıklarını görmekten memnuniyet duyuyoruz. ABD kaynaklı yabancı yatırımların tutarı 15 milyar dolar erişmiştir. Böylece ABD, ülkemizdeki en büyük ikinci yabancı yatırımcı haline gelmiştir. 2000’den fazla Amerika firması Türk ekonomisinin gücüne ve potansiyeline inanarak Türkiye’ye yatırım yapmıştır. Bu firmalar, Türk ekonomisine 60 milyar doların üstünde katkıda bulunuyor ve 110 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor” diye konuştu.

“100 milyar dolar ticaret hacmi hedefini kolaylıkla gerçeğe dönüştürebiliriz”

Bakan Bolat, iki ülke arasında ticaret hacminin 100 milyar doları aşabileceğini vurgulayarak, “ABD ve Türkiye’deki iş çevreleri ile birlikte bu fırsatları değerlendirebilirsek, devlet başkanlarımız tarafından belirlenen 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefini kolaylıkla gerçeğe dönüştürebiliriz. Kararlı olmaya devam edersek, bu ulaşılabilir bir hedeftir. İstanbul’da 3 gün boyunca esecek olan ticaret rüzgarlarının, ekonomik bağlarımızı daha da yükseğe çıkaracağından ve ticari ilişkilerimizi artıracağından şüphe duymuyorum” dedi.

Türkiye’nin ekonomik verilerine ilişkin de bilgi eren Bakan Bolat, “2003 ve 2023 yılları arasında Türkiye’nin ekonomik büyümesi ortalama yüzde 5,4 olarak gerçekleşmiştir. Küresel ekonomiyi çevreleyen darboğazlara ve tedarik zinciri aksaklıklarına rağmen, Türk ekonomisi 2023 yılında da istikrarlı büyümesini yüzde 4,5 oranında sürdürmüş ve GSYİH 2002 yılına göre beş kat artarak ilk defa 1 trilyon dolar seviyesini geçerek 1 trilyon 118 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. IMF verilerine göre, satın alma gücü paritesi kapsamında Türkiye, artık dünyanın en büyük 11. ekonomisidir. Geçen yıl, 355 milyar doları aşan mal ve hizmet ihracatımız, 2002 yılına göre 7 kat büyümüştür. İhracat, Türkiye ekonomisinin büyümesinin ana unsurlarından birisidir ve dünya mal ihracatındaki payımız yüzde 1,08’e, hizmet ihracatındaki payımız ise yüzde 1,29’a erişmiştir. İhracatımızın sağladığı ivme sayesinde, bu yıl sonunda yüzde 4 oranında büyüme sağlamayı bekliyoruz. Ekonomimizdeki bu olumlu gelişmeleri başarırken, temel odağımız önde gelen pazarlarımızda rekabet gücümüzü korumak, firmalarımızı desteklemek ve daha iyi bir iş ve yatırım ortamı kurmaya çalışmaktır” açıklamalarında bulundu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-omer-bolat-abdli-is-insanlarina-turkiyedeki-yatirim-firsatlarini-anlatti/feed/ 0
Erdoğan: Hamas’ı bir terör örgütü olarak görmüyorum https://www.haber60.com.tr/erdogan-hamasi-bir-teror-orgutu-olarak-gormuyorum/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-hamasi-bir-teror-orgutu-olarak-gormuyorum/#respond Mon, 13 May 2024 23:45:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31597 (ANKARA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı ile düzenlenen ortak basın toplantısında, Hamas’ı bir terör örgütü olarak görmediğini belirtti. Hamas’ın 1947’den itibaren işgal edilen topraklarını koruma altına alan bir direniş örgütü olduğunu söyleyen Erdoğan, “Ülkemde şu an 1000’i aşkın Hamas’ın mensubu hastanelerimizde tedavi altında” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile Ankara’da bir araya geldi. İkili ve heyetlerarası görüşmelerin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, şunları söyledi:

“Geçtiğimiz yıl yaklaşık 6 milyar dolar olarak gerçekleşen ikili ticaretimizi 10 milyar dolara çıkarma hedefiyle çalışıyoruz. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu ile Yunan Ticaret Odaları Birliği arasında imzalanan ortak iş konseyi kurulmasına ilişkin anlaşma, çabalarımıza büyük katkı sağlayacaktır.

“SORUNLARIMIZI SAMİMİ DİYALOG, İYİ KOMŞULUK VE ULUSLARARASI HUKUK DAHİLİNDE ÇÖZME İRADEMİZE BAĞLIYIZ”

Görüşmelerimizde Türk-Yunan ilişkilerindeki birbiriyle bağlantılı sorunları da ele aldık. Atina Bildirgesi’nde çerçevesi çizildiği şekilde sorunlarımızı samimi diyalog, iyi komşuluk ve uluslararası hukuk dahilinde çözme irademize bağlıyız. FETÖ, PKK ve DHKP-C gibi terör örgütleriyle mücadele de gündemimizin üst sırasındaydı. Yunanistan’la terörle mücadele konusunda anlayış birliğimiz giderek güçleniyor. Terör örgütlerine bölgemizin geleceğinde yer olmadığına dair mutabıkız. Komşumuz ve NATO müttefikimiz Yunanistan’dan beklentilerimizi bugün bir kez daha sayın Başbakan ile paylaştım. İlişkilerimizdeki olumlu atmosferin Yunanistan’daki Türk azınlık ve soydaşlarımızın haklarına katkı sağlamasını bekliyoruz. Kıbrıs sorununun adil ve kalıcı çözüme kavuşturulması mühimdir.

“MASUM SİVİLLERİN KATLEDİLMESİ KARŞISINDA ULUSLARARASI TOPLUM SESİNİ ARTIK DAHA GÜR ÇIKARMALIDIR”

Görüşmelerimizde Gazze’de yaşanan soykırım başta olmak üzere bölgesel gelişmeler konusunda fikir teatisinde bulunduk. İsrail yönetimi ateşkes çağrılarına kulak tıkadığı gibi destekçilerine dahi meydan okumaktan geri duymuyor. Masum sivillerin son sığınağı olan Refah’ı acımasız şekilde hedef almaya devam ediyor. Masum sivillerin katledilmesi karşısında uluslararası toplum sesini artık daha gür çıkarmalıdır. Doğudan batıya bu zulme ortak olmayalım çağrısıyla her hafta meydanları dolduran tüm insanları buradan bir kez daha selamlıyoruz. BM Genel Kurulu’nun Filistin’in tam üyeliği konusunda aldığı kararın; başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen, toprak bütünlüğüne haiz Filistin devletinin tesisi olduğu görülmüştür.

Türkiye olarak İsrail’i ateşkese zorlamaya, Filistin devletinin tanınırlığını artırmaya yönelik temaslarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Komşumuz Yunanistan’ın da katliamın durdurulması amacıyla yürütülen çabalara destek olmasını bekliyoruz. Yunanistan’la aramızda çözülemeyecek büyüklükte bir sorun olmadığına dair inancımı paylaşmıştım. Bu bir süreçtir. Daha fazla netice vermesi için titizlikle ilerletilmesi gerekir.

“ÇÖZÜLEMEYECEK SORUNUMUZ YOK”

Her görüşmemizde iş birliğimizin geleceğine dair ümitlerimiz daha da artıyor. Görüş ayrılıklarına rağmen diyalog kanallarını açık tutarak olumlu gündeme odaklanıyoruz. Türkiye, kültürel mirasın korunması noktasında örnek alınan bir ülkedir. Kariye Cami’mizi 2020 yılında aldığımız karar sonrasında titiz bir restorasyon çalışması sonucu yeniden ibadete ve ziyaret açtık. UNESCO Kültür Varlığı olan her bir eserin korunmasına milletimizle birlikte tüm insanlığın istifadesine sunulmasına büyük önem veriyoruz. Kariye Camisi’de yeni kimliğiyle herkesin ziyaretine açıktır.

Görüşmelerin ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Yunanistan Başbakanı Miçotakis ise şöyle konuştu:

“Özellikle güven artırıcı önlemler ve başka pozitif iş birliği ajandası bizim bölgemizde istikrarı sağlayacak önemli önlemlerdir. Bu yaklaşım, elle tutulur sonuç vermiş bulunuyor ve tabii ki bu sonuçları kazan-kazan zemininde elde etmiş bulunuyoruz. Mesela ekonomi; yatırımlar artmıştır ve ekonomik anlamda iş birliği, ticaret iş birliği hacmi gün be gün gelişmektedir.

“İKİ HALKIN BİR ARAYA GELMELERİ ÇOK BÜYÜK ÖNEM ARZ ETMEKTE”

İki halk, benim için çok önemli bir inisiyatifin meyvelerinden faydalanmaya başladılar. 10 Ege adasında vize muafiyetinden faydalanarak serbestçe ziyaret edebiliyorlar. Sınır kapısındaki kısa bir kontrolden sonra hem hızlı hem kısa bir sürede gerçekleştirilebilen bir süreç. Bunun ekonomik alanda da önemi vardır. İki halkın daha az bürokrasi acısı yaşayarak birbirleriyle bir araya gelmeleri, tanımaları çok büyük önem arz etmekte. Aynı zamanda düzensiz göç meselesine değinme fırsatımız oldu. Ümitsiz insanların acısını istismarını yapan insan tacirlerini durdurmak için sarf ettiğimiz çabalar olumlu sonuçlar vermeye başladı. Türkiye bu konuda çok kararlı. Avrupa kararları ışığında da Türkiye’nin Avrupa fonlarından bu konuda faydalanabilmesi için çalışıyoruz.

Müslüman azınlığın Yunanistan’ın sosyal ve kültürel hayatına katkısı çok büyüktür. Ne yazık ki Türkiye’de Hristiyan azınlığın sayısı azalmıştır. Burada da dini özgürlük ve Hristiyan eserlerinin UNESCO anlaşmalarında ve şartlarında öngörüldüğü gibi koruma altına alınması gerektiğine inanıyoruz. Açıklıkla ve samimiyetle dile getirdiğim gibi Kariye Camii’nin tekrar bir ibadet yeri olarak işlev görmesi bizim için üzüntü yaratan bir gelişme oldu. Bu olağanüstü mekanın bütün insanlığın bir eseri olduğuna, bütün insanlığa ait olduğuna inanıyorum.

“GAZZE’DEKİ SİVİLLERİN KORUNMASI GEREKTİĞİNDE HEMFİKİRİZ”

Hem Rusya’nın despotik tavrını hem de Ortadoğu’da gerçekleşen gelişmelerin karşısında bunları reddettiğimizi dile getirdik. Türkiye ile özellikle Ortadoğu konusunda görüş ayrılığımız söz konusu. İsrail’in teröre verdiği kurbanlardan sonra Gazze bölgesine girmesi ve terör örgütü olarak kabul ettiğimiz Hamas’ı değişik bir nitelemeyle gördüğünü biliyoruz. Ancak bölgede akan kanın durdurulması konusunda ikimiz de hemfikiriz. Gazze’deki sivil insanların korunması gerektiği konusunda hemfikiriz. Refah’ta bir kara harekatının kabul edilmez olacağı konusunda hemfikir kaldık. Uluslararası camianın üyesi olarak bu konularda mutabık kaldık. Çözümü henüz kavuşmamış Kıbrıs konusunda da uluslararası mevzuat ışığında bir çözüm bulmak çok önemli.”

“HAMAS’I BİR TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK GÖRMÜYORUM”

Miçotakis’in Hamas’ın terör örgütü olduğunu belirtemesine tepki gösteren Erdoğan, Yunan Başbakanı’n ardından söz alarak şunları söyledi:

“Öncelikle teşekkür ediyorum. Mutabık kalmadığımız önemli bir konu var. O da ben Hamas’ı bir terör örgütü olarak görmüyorum. Tam aksine Hamas ta 1947’den itibaren toprakları işgal edilmiş ve bu topraklarının işgalinden sonra da topraklarını koruma altına alan bir direniş örgütüdür. 40 bini aşmış insanını kaybetmiş olan Hamas’a eğer terör örgütü dersek bu acımasız bir yaklaşım olur. Dolayısıyla ben Hamas’ı bir terör örgütü olarak görmüyorum; tam aksine Hamas’ı kendi topraklarını, insanını korumanın mücadelesini veren insanlar olarak görüyorum. Ülkemde şu an 1000’i aşkın Hamas’ın mensupları hastanelerimizde tedavi altında.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-hamasi-bir-teror-orgutu-olarak-gormuyorum/feed/ 0
Engin Fırat: Yurt dışında yer edinmek için tek yol uluslararası başarı https://www.haber60.com.tr/engin-firat-yurt-disinda-yer-edinmek-icin-tek-yol-uluslararasi-basari/ https://www.haber60.com.tr/engin-firat-yurt-disinda-yer-edinmek-icin-tek-yol-uluslararasi-basari/#respond Mon, 13 May 2024 09:01:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31502 Kenya Milli Takım Teknik Direktörü Engin Fırat, yurt dışında yer edinmek isteyen Türk teknik direktörler için tek yolun uluslararası başarı olduğunu söyledi.

Kenya Milli Takım Teknik Direktörü Engin Fırat, Kenya Milli Takımı’nın hedefleri, A Milli Takım’ın EURO 2024’teki şansı ve Süper Lig’de şampiyonluk yarışına dair İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu.

“Kenya futbolunda Kenyalıların ilk defa umutlu olduğunu söyleyebilirim”

Kenya futbolu için son dönemlerde iyi sonuçlar alıklarını belirten Engin Fırat, ülkedeki herkesin gelecek için umutlu olduğunu dile getirdi. Haziran ayında oynayacakları Burundi maçının kendileri için önemli olduğunu aktaran Fırat, “Bizim FIFA’dan onaylı stadımız olmadığı için evdeki maçları da dışarıda oynuyoruz. Bunun sıkıntısını yaşıyoruz. Normalde haziran ayında iki maçımız da evde olacaktı, mecburen Malavi’de oynuyoruz. Bunlar tabii ki dezavantajlar ama takımın özellikle deplasmanda gösterdiği performanstan dolayı memnunum ve umutluyum. İlk defa yurt dışına bir kupa kazandık, son 1 senede deplasmanda 5 tane galibiyet var. İyi sonuçlar elde ettik. Son 3 maçta da 3 galibiyet aldık ve 12 gol attık. Bunların hepsi umut verici. Haziranda Burundi ile oynayacağız. Onları yenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Ondan sonra da Afrika şampiyonu Fildişi Sahili ile oynayacağız. Kenya futbolunda Kenyalıların ilk defa umutlu olduğunu, bir gelecek gördüğünü söyleyebilirim. 2027 Afrika Şampiyonası Kenya’da olacak. Şu anda da ülkede çok umutlu herkes ve bundan sonra yatırım da olacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“Türk hocalar yurt dışında bir yer edinmek istiyorsa tek yol uluslararası başarıdır”

Yurt dışında çalışmak isteyen Türk antrenörlere tavsiyelerde bulunan Engin Fırat, “Türkiye Ligi’nde ne yaptığınız hiç kimsenin umurunda değil, herkes uluslararası arenada ne yaptığınıza bakıyor. Fatih Terim yurt dışından teklif alıyorsa Türkiye’de ne kadar şampiyonluk yaşadığı değil, Avrupa kupalarında yaptığı başarılar önemli. Moldova gibi güçsüz olarak görünen takımların başına geçtiğinizde Fransa’ya kafa tutuyorsanız, Ruslarla berabere kalabiliyorsanız. Bu herkesin ilgisini çekiyor. Bu anlamda Türk hocalar yurt dışında gerçekten bir yer edinmek istiyorsa tek yol uluslararası başarıdır” diye konuştu.

“EURO 2024’te gruptan rahat çıkacağımızı düşünüyorum”

A Milli Futbol Takımı’nın EURO 2024’teki şansını da değerlendiren Fırat, “Çok yetenekli bir kadroya sahip olduğunuzu düşünüyorum. Birçok oyuncumuz daha genç. Bu oyuncular maksimum performanslarını belki dört sene sonraki Avrupa şampiyonasında gösterecekler. Ama bu EURO 2024 için de umutluyum. Gruptaki takımlar daha fazla orta saha futbolu benimseyen, topsuz oyunda o kadar agresif olmayan takımlar. Bunun bizim için avantaj olduğunu ve gruptan da rahat çıkacağımızı düşünüyorum” dedi.

“Biz çocukları çok çabuk yıldız yapıyoruz, çok çabuk da bitiriyoruz”

Bu sezon sergilediği performansla dikkatleri üzerine çeken Beşiktaş’ın genç futbolcusu Semih Kılıçsoy’un daha fazla gelişim göstermesi gerektiğinin altını çizen deneyimli teknik adam, “Semih ilk önce kendisini Türkiye’de kanıtlasın. Biz çocukları çok çabuk yıldız yapıyoruz, çok çabuk da bitiriyoruz. Zaman verin bu çocuğa, özgüven verin, gerekirse ümit milli takımda kendini kanıtlasın. Semih’in Avrupa şampiyonasında bu seviyede ön plana çıkacağına inanmıyorum. Arda da (Güler) Türkiye’de neden daha fazla zaman verilmiyor diye konuşulurken görüyorsunuz şimdi Real Madrid’de çok rahat bir şekilde oynatıyorlar. Aynısını bizim de yapmamız lazım. Çocuklara bu zamanı vermemiz lazım. Çok fazla beklenti oluşturuyoruz. Rahat bırakın, rahat gelişsinler bu çocuklar” cümlelerini kullandı.

” Galatasaray’ın iki maç kaybetme ihtimali çok zayıf”

Son olarak Süper Lig’de Galatasaray ile Fenerbahçe arasında geçen şampiyonluk yarışı hakkında da konuşan Engin Fırat, “Ben bir Türk taraftar olarak şampiyonluktan daha fazla UEFA Konferans Ligi’nin kaybedilmesine üzüldüm. Çünkü bence Fenerbahçe’nin bu kupayı bu sene kesin kazanması gerekiyordu. Fenerbahçe’nin bu kupayı kazanamamasına çok üzüldüm. Türkiye için çok iyi olacaktı. Bu kupayı kaybetmesi ile bence o gün Fenerbahçe şampiyonluğu da kaybetti. Takımların şu andaki form durumuna baktığım zaman özellikle Galatasaray’ın ön plana çıkmasının en büyük nedeni Ziyech ile Kerem Demirbay. İkisi de çok formda, ikisi de Türkiye Ligi’nde çok ender görülen pasları her hafta atıyorlar. Bu oyunculara bir de Mertens’i eklediğiniz zaman Barış Alper gibi bana göre normal bir oyuncuyu bile yıldız yapıyor bu adamlar. Galatasaray onun için çok rahat gole gidebilen, çok rahat çözüm bulabilecek bir takım. Fenerbahçe bunun sıkıntısını yaşıyor. Galatasaray’ın 2 maç kaybetme ihtimalinin çok zayıf olduğunu düşünüyorum” diyerek sözlerini noktaladı. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/engin-firat-yurt-disinda-yer-edinmek-icin-tek-yol-uluslararasi-basari/feed/ 0
Denizli Ticaret Odası Başkanı, Litvanya Büyükelçisi’nden vize sorununun çözülmesi için destek istedi https://www.haber60.com.tr/denizli-ticaret-odasi-baskani-litvanya-buyukelcisinden-vize-sorununun-cozulmesi-icin-destek-istedi/ https://www.haber60.com.tr/denizli-ticaret-odasi-baskani-litvanya-buyukelcisinden-vize-sorununun-cozulmesi-icin-destek-istedi/#respond Mon, 13 May 2024 07:57:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31492 Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, Litvanya Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Ricardas Degutis’i ağırladı. Büyükelçi Degutis’ten iş insanlarının yaşadığı vize sorununun çözülmesi için destek isteyen Başkan Erdoğan, iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırmanın öncelikli şartının bu olduğuna dikkat çekti.

Türkiye ile Litvanya arasındaki ticari ilişkileri daha da canlandırmak için ikili temaslarda bulunmak üzere ülkenin en büyük sanayi şehirlerini ziyaret eden Litvanya Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Ricardas Degutis, Denizli programı kapsamında DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan ile bir araya geldi. Litvanya Türkiye Büyükelçiliği Birinci Katibi Ruta Hanagasi’nin eşlik ettiği Büyükelçi Degutis’i, Başkan Erdoğan ile beraberindeki DTO Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleri, başkanlık makamında ağırladı. İkili, iki ülke arasındaki ticari bağın artırılıp daha da kuvvetlendirilmesi için fikir alışverişinde bulundu. Denizli’de ve DTO’da olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getiren Büyükelçi Degutis, Başkan Erdoğan ile ekibine, misafirperverliklerinden dolayı teşekkür etti. Ülkesi Litvanya’nın yeni yatırımlar için girişimde bulunacak girişimciler ile ortak iş yapmayı düşünen iş insanlarına açık olduğunu kaydetti. Türk iş insanlarını ülkesine davet etti.

“AB Türk iş insanlarının vize sorununu bir an önce çözmelidir”

Büyükelçi Degutis’i odalarında ağırlamakta büyük bir memnuniyet duyduklarını söyleyen Başkan Erdoğan ise iki ülke arasındaki iş birlikleri ile ticari hacmin genişletilip büyütülmesinin ön şartının Türk iş dünyasının uzun bir süredir yaşadığı vize sorunun bir an önce aşılması olduğunu belirtti. Bu konuda Büyükelçi Degutis’ten özel ilgi, girişim ve destek beklediklerinin altını çizdi. Bu sorunun aşılmasıyla iş insanlarının farklı sektörlerde zamanla çok sayıda ortaklık ve iş birliğine imza atacağından en ufak şüphesinin bulunmadığını vurguladı.

Büyükelçi Degutis de bu konuda gereken ne varsa yapmaya hazır olduklarını ifade etti. İki ülke arasındaki diplomatik temasların artırılmasıyla, bu sorunun daha hızlı aşılabileceğine inandığını söyledi.

“Vize sorunumuzu aşıncaya kadar her fırsatta dile getirmeye devam edeceğiz”

Başkan Erdoğan, ziyaret sonrasında Büyükelçi Degutis ile görüşmeleriyle ilgili olarak, “Şehrimizin ticaretini ve ihracatını geliştirmeye yönelik gayretimiz kesintisiz devam ediyor. Denizli Ticaret Odamızda ziyaretimize gelen Litvanya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ricardas Degutis’a, nezaketinden dolayı teşekkür ederiz. Denizli’mizi, sektörlerimizi, yeni yatırım alanlarımızı ve DTO’yu anlattık, tanıttık. İki ülke arasında ve Denizli ile olan ticaret hacmini artırmanın yollarını ve iş birliği alanlarını istişare ettik. İş dünyamızın AB ülkeleriyle uzun bir süredir yaşadığı vize sorunun bir an önce aşılması için yardımlarını istedik. Bize ellerinden geleni yapacaklarını söylediler. Yapıcı ve olumlu yaklaşımlarından dolayı kendilerine teşekkür eder görevlerinde başarılar dilerim. Vize sorunu konusunda yabancı ülkelerin konsoloslukları bize yoğunluk yaşandığına dair mazeret beyanında bulunuyorlar. Ancak biz böyle bir mazereti kabul etmiyoruz; bunun iyi bir planlama ve personel sayısının artırılmasıyla aşılabileceğini düşünüyoruz ve her fırsatta bunu kendilerine de dile getiriyor bizzat iletiyoruz. Bu kez de Büyükelçi Degutis’e söyledik. Bu sorunun en kısa zamanda çözülmesini istiyoruz” dedi. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/denizli-ticaret-odasi-baskani-litvanya-buyukelcisinden-vize-sorununun-cozulmesi-icin-destek-istedi/feed/ 0
Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in Ankara ziyareti: İki ülke sorunlu konularda ilerleme sağlayabilecek mi? https://www.haber60.com.tr/yunanistan-basbakani-micotakisin-ankara-ziyareti-iki-ulke-sorunlu-konularda-ilerleme-saglayabilecek-mi/ https://www.haber60.com.tr/yunanistan-basbakani-micotakisin-ankara-ziyareti-iki-ulke-sorunlu-konularda-ilerleme-saglayabilecek-mi/#respond Sun, 12 May 2024 21:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31405 Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in 13 Mayıs’ta Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşmeler, iki ülke arasında son dönemde başlatılan normalleşme sürecinin önemli adımlarından biri olarak görülüyor.

Liderlerin “pozitif gündem” kapsamında ekonomi, ticaret, turizm, sağlık, ulaştırma gibi alanlarda işbirliğinin derinleştirileceği mesajlarının yanı sıra yayınlayacakları Ortak Açıklama ile normalleşmeye bağlılıklarını ifade etmeleri bekleniyor.

Tarafların Doğu Akdeniz ve Ege’den kaynaklanan sorunların çözümü konusunda yeni bir girişim başlatmaları ise düşük bir olasılık olarak görülüyor.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in 13 Mayıs günü Ankara’da yapacağı temaslar, Cumhurbaşkanı nin bir devamı olarak değerlendiriliyor.

İki liderin Atina görüşmeleri sırasında imzalanan “Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında ” Ankara’da yapılacak görüşmelerin de temelini oluşturacak.

Miçotakis’in Ankara ziyaretinin 6-7 saat içerisinde tamamlanması, iki liderin baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından Ortak Açıklama yapmaları bekleniyor.

Ayrıca sağlık ve tıp bilimleri, afet ve acil durum yönetimi ile ilgili konularda anlaşmaların imzalanması öngörülüyor.

Ziyaret öncesinde her iki tarafın yürüttüğü kamu diplomasisi adımları, Ankara’da gerçekleşecek olan Erdoğan-Miçotakis görüşmesine verilen önemin ve odağın gerilim yerine “diyalog ve işbirliği” olması gerektiği mesajının işareti olarak görülüyor.

Miçotakis Türk basınına, Erdoğan da Yunan basınına verdikleri ve aynı gün yayımlanan geniş röportajlarda, ilişkilerde başlayan yeni döneme atıfta bulundular ve buna bağlı kalınmasının önemine işaret ettiler.

Pozitif gündem vurgusu

Yunan Başbakanı verdiği röportajda, “Yunan-Türk ilişkileri karmaşıktır ve tarih ve duygularla doludur. Bu asla değişmeyecek. Değiştirebileceğimiz şey bakış açısıdır: İmkansız bir bulmacayı görmek yerine, pozitif bir gündem geliştirmeye odaklanmalı ve iki ülke ve halkları arasında işbirliği aramalıyız” ifadelerini kullandı.

Erdoğan da Miçotakis ile iyi bir uyum sağladığını, 7 Aralık ziyaretinde sağlanan başarının Ankara’da devam ettirilmesine çalışacaklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılacak görüşmelerin amacını anlatırken de “Hedef basit; sorunları çözerek dostluğumuzu pekiştirmek, ikili ilişiklerimizin seviyesini tarihte görülmemiş düzeye çıkartmaktır. Bunun için Türkiye olarak son dönemde samimi ve etkin adımlar attık ve buna da devam etmek niyetindeyiz” diye konuştu.

Ege’de deniz parkı ve Kariye Camii sorunu

Liderler, olumlu mesajların yanı sıra son dönemde kendilerini rahatsız eden gelişmeleri kamuoyunun gündemine getirmekten çekinmediler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan’ın Ege Denizi’nde kurmayı planladığı deniz parkını gündeme getirirken, Atina’nın “ben yaptım oldu” anlayışından uzak durması gerektiğini kaydetti.

Erdoğan, “Türkiye olarak çevre konusunda ne kadar hassas olduğumuz herkesin malumudur. Fakat bunun kullanışlı bir paravan olarak görülmesi ve başka tartışmalı durumların onun arkasında bir şekilde gizlenmeye çalışılması doğru olmaz” ifadelerini kullandı.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in gündeminde ise Kariye Camii’nin açılması vardı:

“Türk yetkililerin Bizans İmparatorluğu’na ait Kariye Manastırı’nı cami olarak kullanmaya yönelik son kararı ve Ayasofya ile ilgili eski karar beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. Bu kararlar, anıtların ekümenik karakterine ve karşılıklı anlayışı geliştirmeye yönelik ortak çabalarımıza aykırıdır.”

Ancak diplomatik kaynaklar, bu iki sorunun taraflar arasındaki genel olumlu havanın değişmesine neden olmayacağını, diyalog çerçevesinde konuların görüşülmeye devam edeceğinin altını çizdiler.

Ege ve Akdeniz sorunları

Liderlerin verdikleri mesajlar, ve çözümü konusunda Ankara temasları sırasında önemli bir ilerleme olmayacağının işaretini vermesi açısından önemli.

Her iki lider de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması başta olmak üzere tartışmalı konularda pozisyonlarının değişmediğini kayda geçirdiler ancak bunların gerilimle değil diyalog ve uluslararası hukuka uygunluk ilkesiyle ele alınması gerekliliğini vurguladılar.

Ortak açıklamada da Atina Bildirgesi’ne paralel şekilde bu ilkelerin anımsatılması, ayrıca özellikle Ege’de güven artırıcı önlemler kapsamında atılabilecek adımların gündeme getirilmesi bekleniyor.

Türk ve Yunan savunma ve dışişleri bakanlıklarından oluşan heyetler, Nisan ayında bu konuda kapsamlı görüşmeler yapmışlar ve üzerinde uzlaşılan adımların liderlerin onayına bırakılması kararını almışlardı.

Türkiye ve Yunanistan en son 2019-2020 döneminde enerji kaynakları açısından potansiyel zenginliği bulunan Doğu Akdeniz’de egemenlik sınırları nedeniyle büyük bir gerilim yaşamışlar ve ilişkilerde büyük bir tahribata yol açmışlardı. Konu, Türkiye-AB ilişkilerine de yansımış ve Brüksel’in yaptırım uygulamasına neden olmuştu.

Ortak Eylem Planı devam edecek

Ankara’da yapılacak temaslarda, Türkiye-Yunanistan arasında başta ekonomi olmak üzere ulaştırma, bilim, teknoloji, tarım, turizm, sağlık ve insani ilişkiler gibi çeşitli alanlardaki işbirliğinin Ortak Eylem Planı kapsamında devam ettirilmesi konusu en temel beklentilerden biri.

İkili ticaret hacminin 6 milyar dolardan 10 milyar dolara çıkartılması, her iki ülkenin önde gelen iş insanlarının yeni kurulacak Ortak İş Konseyi çatısı altında bir araya gelmeleri de bu kapsamda öngörülen hedefler arasında.

Liderlerin ele alacağı bir başka konu da 30 Mart’ta başlayan ve Türk vatandaşlarının 10 Yunan adasına kapıda vize prosedürüyle seyahat etme uygulaması olacak. Türkiye’nin beklentisi bu uygulamanın bundan sonra da devam etmesi.

Bu konuların yanı sıra Erdoğan’ın Batı Trakya’daki Türk azınlığın sorunları ile Rodos, İstanköy ve Selanik’teki Türkleri ilgilendiren konuları gündeme getirmesi, Miçotakis’in de başta Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması olmak üzere beklentilerini dile getirmesi bekleniyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yunanistan-basbakani-micotakisin-ankara-ziyareti-iki-ulke-sorunlu-konularda-ilerleme-saglayabilecek-mi/feed/ 0
CHP Milletvekili Bülbül, Yargı Paketi’ndeki ‘etki ajanlığı’ suçuna tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-bulbul-yargi-paketindeki-etki-ajanligi-sucuna-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-bulbul-yargi-paketindeki-etki-ajanligi-sucuna-tepki-gosterdi/#respond Sat, 11 May 2024 22:18:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31323 (ANKARA) – CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, 9. Yargı Paketi taslağında yer alan “etki ajanlığı” suçuna tepki gösterdi. CHP’li Bülbül, “Dezenformasyon yasası yetmedi, şimdi de sosyal medya vasıtasıyla yapılan hükümet karşıtı eleştiriler ‘Türkiye aleyhine propaganda’ olarak tanımlanacak ve ‘etki ajanlığı’ olarak Türk Ceza Kanunu kapsamında suç kabul edilecek. Baskıcı, sansürcü AKP iktidarının bu getirmek istediği düzenleme asla kabul edilemez” dedi.

CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Süleyman Bülbül, ANKA Haber Ajansı’nın kamuoyuna duyurduğu 9. Yargı Paketi taslağına ilişkin soruları yanıtladı.

Komisyon üyeleri olarak henüz kendilerine ulaşan resmi bir yasa taslağı olmadığını vurgulayan Bülbül, getirilmek istenen düzenlemelerin bu haliyle Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sunmayacağını, tersine baskıcı uygulamaları arttıracağını dile getirdi. Bülbül, taslağın bu haliyle yasalaşması durumunda sosyal medya üzerinden hükümete yapılan eleştirilerin “Türkiye aleyhine propaganda” olarak tanımlanabileceğini belirterek, bunu iktidarın yeni genel seçimlere yönelik hazırlıklarının bir parçası olarak yorumladı. Bülbül, “Baskıcı, sansürcü AKP iktidarının bu getirmek istediği düzenleme asla kabul edilemez” dedi.

9.Yargı Paketi taslağına göre 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 339’uncu maddesinden sonra gelmek üzere, kamuoyunda “etki ajanlığı suçu” olarak bilinen suç tanımı “diğer faaliyetler” başlığıyla yer aldı. Buna göre, devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapan veya yaptıranlar hapis cezası ile cezalandırılacak.

“SANSÜRCÜ AKP İKTİDARININ GETİRMEK İSTEDİĞİ DÜZENLEME ASLA KABUL EDİLEMEZ”

CHP’li Bülbül, “Dezenformasyon Yasası’nın” ardından şimdi de “etki ajanlığı” ile ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılmaya çalıştığını söyledi. Hukuk devleti normlarına aykırı yasal düzenlemelere karşı olacaklarını vurgulayan Bülbül, şunları vurguladı:

“Dezenformasyon yasası yetmedi, şimdi de sosyal medya vasıtasıyla yapılan hükümet karşıtı eleştiriler ‘Türkiye aleyhine propaganda’ olarak tanımlanacak ve ‘etki ajanlığı’ olarak Türk Ceza Kanunu kapsamında suç kabul edilecek. Baskıcı, sansürcü AKP iktidarının bu getirmek istediği düzenleme asla kabul edilemez. İktidarın bu yapmak istediği, yargıda reform adıyla ifade özgürlüğünü ortadan kaldırılmak, kendi aleyhinde konuşanları, haber yapanları susturma projesidir.”

“SARAY’DA HAZIRLANIP MECLİS’TE ÖNÜMÜZE SUNULMAK İSTENİYOR”

9.Yargı paketi için ” Saray’da hazırlanıp, Meclis’te önümüze sunulmak isteniyor” ifadelerini kullanan Süleyman Bülbül, taslağın özgürlük karşıtı, antidemokratik bir düzenleme olduğunu ve Anayasa’ya da aykırı olduğunu savundu. Bülbül, “Şöyle ki; Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine, 11. maddesindeki Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesine, 13. maddesindeki temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması, 25. maddesindeki düşünce ve kanaat hürriyetine, 26. maddesindeki düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetine, 28. maddesindeki basın hürriyetine açıkça aykırıdır” diye konuştu.

“MUHALİF HER SESİ SUSTURMAK İSTİYOR AMA BUNA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

“Baskıcı tek adam rejimi, kendisinden olmayan muhalif her sesi susturmak istiyor ama buna asla müsaade etmeyeceğiz” diyen Süleyman Bülbül, “Bu tür demokratik hukuk devleti normlarına aykırı yasal düzenlemelere karşı komisyonlarda, Genel Kurul’da ve hayatın her alanında mücadelemizi sürdüreceğiz. Her daim hukuk devletinden, özgürlüklerden, demokrasiden yana olmaya devam edeceğiz” diye vurguladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-bulbul-yargi-paketindeki-etki-ajanligi-sucuna-tepki-gosterdi/feed/ 0
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’ndan Korgan ziyareti https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-musavat-dervisoglundan-korgan-ziyareti/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-musavat-dervisoglundan-korgan-ziyareti/#respond Sat, 11 May 2024 22:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31316 (ANKARA) – İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ordu Korgan Meydanı’nda; “Ben İYİ Parti gemisini bir limana aldım. Hani üzerimizde bir sürü spekülasyonlar yapılıyor ya, İYİ Parti’nin ömrüne vade biçiyorlar, limanda gemi şimdi yarını planlıyor. Sizlerin gücüyle, iradesiyle ve büyük Türk milletinin İYİ Parti gemisinin yelkenlerini rüzgarıyla şişirmesiyle o limandan çıkacak fırtınalı denizlerde iktidar mücadelesi vereceğiz. Allah bu memleketi bana yönetmeyi nasip etsin Korgan-Niksar yolu da benim size hediyem ve sözüm olsun” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ordu Korgan Meydanı’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Korganlılara Korgan-Niksar yolu sözü veren Dervişoğlu şöyle konuştu:

“Baba dostlarının memleketindeyim. Okul arkadaşlarımın memleketindeyim, mücadele arkadaşlarımın, mektep arkadaşımın aynı sıralarda, okulda yetiştiğimiz Sait Korgan’ın belediye başkanı olduğu Korgan’dayım. Buraya misafir gelmedim. Evladınızım. Karşılamanız, ağırlamanız, misafirperverliğiniz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Bir büyük yolculuğun önemli bir adımı Korgan ziyaretimiz. Ordu vilayetinde kazanılmış bir büyükşehir belediye başkanlığımız vardı. Biliyorsunuz tam kanunsuzlukla elimizden aldılar. Ama biz Sayın Enver Yılmaz’ı hiç aday diye anmıyoruz. Onu her zaman Ordu’nun büyükşehir belediye başkanı olarak görüyoruz. Hem geçmiş hizmetleri ve mücadelesiyle övünüyoruz hem de şimdi partimizde üstlendiği sorumlulukla iktidar yolculuğunun önemli mimarlarından da biri addediyoruz. Buraya belediye kutlamaya gelmedim. Ordu’da Korgan’da şayet bir belediye başkanlığı kazanmışsak bunu çok önemsediğimi söylemek için geldim. Mademki Korgan’da belediye alıyoruz neden Türkiye’de iktidar olmayalım. Korganlının yaptığını büyük Türk milletinin yapacağına inanıyorum.. Korgan’dan, Ordu’dan başlayan bu değişimin bütün Türkiye’yi çepeçevre saracağına ve büyük bir iktidar yolculuğunu başlatacağına inanıyorum.

“FIRTINALI DENİZLERDE İKTİDAR MÜCADELESİ VERECEĞİZ”

Ben İYİ Parti gemisini bir limana aldım. Hani üzerimizde bir sürü spekülasyonlar yapılıyor ya, İYİ Parti’nin ömrüne vade biçiyorlar, limanda gemi şimdi yarını planlıyor. Sizlerin gücüyle, iradesiyle ve büyük Türk milletinin İYİ Parti gemisinin yelkenlerini rüzgarıyla şişirmesiyle o limandan çıkacak fırtınalı denizlerde iktidar mücadelesi vereceğiz. Bu memlekette anılarım var, bu memleketin çocuklarıyla gençliğimden kaynaklı anılarım var. Bazılarına çok duygulanırım, kendimi tutamam, hakim olamam diye anlatmaktan imtina ediyorum. Ben kaba saba görüntülü bir adamım ama çocuk gibi bir kalbim var. Sevdiklerimi görünce dayanamıyorum. Hafta pazarının olduğu gün işinizden gücünüzden vazgeçip beni buraya karşılamaya geldiniz. Hepinizden Allah razı olsun. Sizi utandırmayacağım. Allah yukarıda şahit, gecemi gündüzüme katacağım ve sizin için mücadele edeceğim. Sevdiklerinizle asla hasım olmayacağım. Bunu iyi bilin. Kullandığım siyaset dili hakaret, husumet, hamaset içermeyecek. Türkiye’nin gerçeklerini konuşacağım. Çiftçi toprağa düşürdüğü terin karşılığını alamıyorsa o terin sahibi olduğumuzu kimseye unutturmayacağım. Gençlerimiz geleceklerine dair umutlarını yitirmiş, vize kuyruklarında umut arıyorlarsa o gençlere sahip çıkacağım. Dar ve sabit gelirlinin tencere kaynatamadığı ülkede çıkıp da başka yapay tartışmaların gerçekleşmesine izin vermeyeceğim. Korganlı dört mevsimi kara kış olarak yaşarken Türk siyasetinde hiç kimseye bahar vardır dedirtmeyeceğim. Korgan’ın kışı neyse onların da kışı olacak bunun sözünü veriyorum.”

“KORGAN-NİKSAR YOLU BENİM SİZE HEDİYEM VE SÖZÜM OLSUN”

Dervişoğlu, Korgan- Niksar yolunun hala yapılmadığını da işaret ederek Korganlılara iktidara gelmeleri halinde yolu yapma sözü verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-musavat-dervisoglundan-korgan-ziyareti/feed/ 0
9. Yargı Paketi Taslağına Anka Haber Ajansı Ulaştı: İşte “Etki Ajanlığı” Düzenlemesinin Ayrıntıları https://www.haber60.com.tr/9-yargi-paketi-taslagina-anka-haber-ajansi-ulasti-iste-etki-ajanligi-duzenlemesinin-ayrintilari/ https://www.haber60.com.tr/9-yargi-paketi-taslagina-anka-haber-ajansi-ulasti-iste-etki-ajanligi-duzenlemesinin-ayrintilari/#respond Sat, 11 May 2024 00:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31231 HABER: ESRA TOKAT

(ANKARA) –  9. Yargı Paketi taslağına ANKA Haber Ajansı ulaştı. Söz konusu taslağa göre 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 339’uncu maddesinden sonra gelmek üzere ve kamuoyunda “etki ajanlığı” olarak bilinen düzenleme “diğer faaliyetler” başlığıyla yer aldı. Buna göre, devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapan veya yaptıranlar hapis cezası ile cezalandırılacak.

9. Yargı Paketi taslağına ANKA Haber Ajansı ulaştı. Taslak, 38 maddeden oluşuyor. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 339’uncu maddesinden sonra gelmek üzere eklenmesi önerilen taslakta yer alan 22’nci madde kamuyounda “etki ajanlığı” olarak tartışılıyor. Bazı hukukçularda bu düzenlemeye “yeni tip casusluk” suçu diye nitelendiyor. Buna göre, devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapan veya yaptıranlar hapis cezası ile cezalandırılacak.

“DEVLETİN İÇ VEYA DIŞ SİYASAL YARARLARI” KAVRAMI

Söz konusu “etki ajanlığı” olarak tartışılan madde düzenlemesinin gerekçesinde, “Devletin iç veya dış siyasal yararına yönelik olarak gerçekleştirilen bazı faaliyetlerin cezalandırılması kabul edilmektedir. Bu kapsamda iktisadi, mali, askeri, milli savunma, kamu sağlığı, kamu güvenliği, kamu düzeni, teknolojik, kültürel, ulaştırma, haberleşme, siber alan, kritik altyapılar ve enerji gibi diğer yararlar da devletin iç veya dış siyasal yararları kavramı içinde kabul edilecektir. Dolayısıyla bu gibi yararlar aleyhine gerçekleştirilen faaliyetler de suçun konusunu oluşturabilecektir.” ifadesi ise dikkati çekiyor.

Söz konusu düzenleme şöyle:

Diğer faaliyetler

“Madde 339/A- (1) Bu bölümde düzenlenen suçları oluşturmamak kaydıyla, Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda;

a) Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapan veya yaptıranlar,

b) Türkiye’de suç işleyenler, hakkında, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası verilir. Fiilin, bu bölümde düzenlenen suçlar dışında başka bir suç oluşturması halinde hem bu suçtan hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.

(2) Fiil, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askeri hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakmış ise faile sekiz yıldan oni ki yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Suçun, milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birimler ile proje, tesis ve hizmetleri yerine getiren kurum ve kuruluşlarda görev yapanlar tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza bir kat artırılır.

(4) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.

“DEVLET SIRLARINA KARŞI SUÇLAR VE CASUSLUK” DÜZENLEMESİ YETERSİZ

9. Yargı Paketi ile getirilmesi planlanan yeni suçun gerekçesi ise oldukça muğlak. Buna göre, 5237 Sayılı Kanunda “Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” suçlarının düzenlendiği, ancak bu düzenlemenin “Belge ve bilgi temini veya açıklanması dışında devletin güvenliği ile iç veya dış siyasal yararları aleyhine olacak şekilde gerçekleştirilen diğer faaliyetler bakımından herhangi bir yaptırım öngörülmemiştir” denilerek yetersiz olduğu belirtilirken yeni getirilecek maddeyle “diğer faaliyetler” adı altında yeni bir suçun kabul edilmesi öngörülüyor.

Bu yeni suçun kabul edilmesiyle birlikte ise devletin güvenliği ile iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda gerçekleştirilen bazı fiillerin yaptırıma bağlanacağı kaydediliyor.

Söz konusu maddenin gerekçesinin tamamı:

GEREKÇE

“MADDE 22- Maddeyle, 5237 sayılı Kanunun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım, Yedinci Bölümüne madde eklemek suretiyle yeni bir suç ihdas edilmektedir.

Söz konusu Yedinci Bölümde “Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” suçları düzenlenmiştir. Genel itibarıyla bu Bölümde Devletin güvenliği ile iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge ve bilgilerin yok edilmesi, tahrip edilmesi, temin edilmesi veya açıklanması suç olarak düzenlenerek bir yaptırıma bağlanmıştır. Bu fiillerin siyasal veya askeri casusluk maksadıyla yapılması da yine suç olarak düzenlenmiştir. Belge ve bilgi temini veya açıklanması dışında Devletin güvenliği ile iç veya dış siyasal yararları aleyhine olacak şekilde gerçekleştirilen diğer faaliyetler bakımından herhangi bir yaptırım öngörülmemiştir. Maddeyle “Diğer faaliyetler” adı altında yeni bir suç kabul edilerek, Devletin güvenliği ile iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda gerçekleştirilen bazı fiillerin yaptırıma bağlanması amaçlanmaktadır.

Maddenin birinci fıkrasıyla, Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda; a) Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapan veya yaptıranların,

b) Türkiye’de suç işleyenlerin,

cezalandırılacağı düzenlenmektedir.

“Devletin güvenliği” kavramı, Devletin varlığının korunmasını ve tehlikeyle karşı karşıya bırakılmamasını ifade etmektedir. Devletin varlığını tehlikeye düşürebilecek nitelikteki eylemler, Devletin güvenliğini ihlal etmektedir. Devletin iç ve dış siyasal yararları ile güvenliği arasında sıkı bir ilişki bulunduğu bilinmektedir. Nitekim yararlarını koruyamayan Devletin, güvenliği de tehlikeye düşebilecektir.

Maddeyle, Devletin iç veya dış siyasal yararına yönelik olarak gerçekleştirilen bazı faaliyetlerin cezalandırılması kabul edilmektedir. Bu kapsamda iktisadi, mali, askeri, milli savunma, kamu sağlığı, kamu güvenliği, kamu düzeni, teknolojik, kültürel, ulaştırma, haberleşme, siber alan, kritik altyapılar ve enerji gibi diğer yararlar da Devletin iç veya dış siyasal yararları kavramı içinde kabul edilecektir. Dolayısıyla bu gibi yararlar aleyhine gerçekleştirilen faaliyetler de suçun konusunu oluşturabilecektir.

Suçun oluşması için failin, yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda hareket etmesi gerekmektedir.

Yabancı organizasyon, Türk hukukuna göre kurulmamış veya oluşturulmamış organizasyon olarak değerlendirilmektedir. Yabancı organizasyon, yabancı bir devlet tabiiyetinde olabileceği gibi hiçbir devletin tabiiyetinde de bulunmayabilir.

Belirtmek gerekir ki ihdas edilen bu suçun oluşabilmesi için “Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” Bölümünde düzenlenen suçların oluşmaması gerekir. Diğer bir ifadeyle, 5237 sayılı Kanunun 326 ili 339 uncu maddelerinde düzenlenen suçların meydana gelmesi halinde 339/A maddesinde tanımlanan bu suç oluşmayacaktır. Böylelikle bu Bölümde düzenlenen mevcut suçlarla herhangi bir içtima sorunu yaşanmayacaktır.

Fiilin, aynı zamanda bu Bölümde düzenlenen suçların dışında başka bir suçu oluşturması durumunda gerçek içtima hükümleri uyarınca her suçtan ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Örneğin bu madde kapsamındaki fiilin aynı zamanda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturması durumunda hem bu maddeden hem de 109’uncu maddeden ceza verilecektir. Yine failin birinci fıkranın (a) bendindeki fiillerinin söz konusu olduğu hallerde bu maddede düzenlenen suçla birlikte özel hayatın gizliliğini ihlal veya kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarından da ceza verilebilecektir.

Hakkında araştırma yapılan veya yaptırılan Türk vatandaşları ile kurum ve kuruluşların Türkiye’de bulunması zorunlu olmayıp, yabancı bir devlette bulunan Türk vatandaşları ile kurum ve kuruluşlar hakkında gerçekleştirilecek fiiller de bu suçu oluşturabilecektir.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, fiilin savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askeri hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakmış olması halinde faile sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verileceği kabul edilmektedir. Anayasanın 92 nci maddesi uyarınca savaş halinin ilanına Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) karar verebilmektedir. Fiilin savaş sırasında işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından TBMM tarafından verilen karar dikkate alınacaktır.

“Devletin savaş etkinliği”, Devletin savaş bakımından bütün güç, kudret ve yetenekleri ile olanaklarını ifade etmektedir. Devletin savaş hazırlıklarının veya savaş etkinliğinin veya askeri hareketlerinin tehlikeyle karşı karşıya bırakılıp bırakılmadığı ise somut olayın özelliklerine göre yargı mercileri tarafından belirlenecektir.

Maddenin üçüncü fıkrasıyla suçun, milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birimler ile proje, tesis ve hizmetleri yerine getiren kurum ve kuruluşlarda görev yapanlar tarafından işlenmesi halinde verilecek cezanın bir kat artırılacağı hüküm altına alınmaktadır.

Suçtan dolayı kovuşturma yapılabilmesi için Adalet Bakanının izin vermesi gerekmektedir.”

(SÜRECEK)

]]>
https://www.haber60.com.tr/9-yargi-paketi-taslagina-anka-haber-ajansi-ulasti-iste-etki-ajanligi-duzenlemesinin-ayrintilari/feed/ 0
TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Ülken, Kolombiya’da Türk iş dünyasını temsil etti https://www.haber60.com.tr/tobb-yonetim-kurulu-uyesi-hakan-ulken-kolombiyada-turk-is-dunyasini-temsil-etti/ https://www.haber60.com.tr/tobb-yonetim-kurulu-uyesi-hakan-ulken-kolombiyada-turk-is-dunyasini-temsil-etti/#respond Fri, 10 May 2024 23:33:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31211 TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken, Kolombiya’nın başkenti Bogota’da Dünya Odalar Federasyonu (WCF) Amerika Zirvesi’ne katılarak Türk iş dünyasını temsil etti.

Ülken, Dünya Odalar Federasyonu (WCF) Başkanlığını yürüten TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nu ve Türk iş dünyasını temsilen Kolombiya’da çeşitli temaslarda bulundu.

TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken başkanlığındaki TOBB heyetinde, Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı ve Dünya Odalar Federasyonu Genel Konseyi üyesi İzzet Volkan, TOBB Genel Sekreter Yardımcısı Sarp Kalkan, AB ve Dışilişkiler Daire Başkanı Mustafa Bayburtlu ile Uzman Yardımcısı Simay Tunçkılıç yer aldı. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, WCF Amerika Zirvesi’ne video mesaj ile katılarak, görüşlerini aktardı. Hisarcıklıoğlu mesajında “Küresel ekonomi önemli bir dönüşümden geçiyor. İklim değişikliği ve dijitalleşme iş yapma biçimlerini değiştiriyor. Dünya odaları ve iş dünyası olarak daha fazla işbirliğine ihtiyacımız var” dedi.

TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken, TOBB heyeti ile birlikte, Kolombiya’da birçok temasta bulunarak Türkiye Cumhuriyeti Bogota Büyükelçisi Sayın Beste Pehlivan Sun ile görüştü. Görüşmede Büyükelçi Sun, Türkiye-Kolombiya ilişkileri hakkında bilgi verirken, Ülken ziyaret nedeni ve program hakkında bilgilendirmelerde bulundu.

Ülken’in Bogota Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ovidio Claros Polanco ile yaptığı görüşmede, Türkiye-Bogota ticari ve iktisadi ilişkileri ele alınarak, ilişkilerin geliştirilmesi konusunda TOBB ve Bogota TSO tarafından yapılabilecek ortak çalışmalar ele alındı.

Dünya Odalar Federasyonu Amerika Zirvesi için Kolombiya’nın Başkenti Bogota’ya giden TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken, Kolombiya Yetenek ve Toplumsal Beceri Edinme Bakanlığı Bakan Yardımcısı Ana Lucia Caicedo Laurido ile bir araya geldi. Bogoto Ticaret ve Sanayi Odasında gerçekleşen görüşmede, Ülken başkanlığındaki TOBB heyeti tarafından Türkiye ile Kolombiya arasında müzakereleri devam eden serbest ticaret anlaşmasının bir an önce tamamlanması konusundaki beklenti ile onay süreci beklenen Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmasının onay sürecinin tamamlanması talep edildi. Ayrıca, Kolombiya Hükümeti tarafından Türkiye’den inşaat demiri ithalatına uygulanan korunma önlemi hakkındaki sektörün talebi aktarılarak, süreç hakkında bilgi talep edildi. Kolombiya heyeti ise 2015 yılında Türkiye Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulu ile Kolombiya Cumhuriyeti Eğitim Bakanlığı Arasında Yükseköğretim Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptı’na atıf yapılarak, öncelikle bio-teknoloji başta olmak üzere bilim ve teknoloji arasındaki işbirliğine olan talebi vurguladı.

TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken, Türk iş dünyasını temsilen WCF İcra Komitesi ve Genel Konsey Toplantılarına katıldı. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, başkanı olduğu Dünya Odalar Federasyonu’nun İcra Komitesi ve Genel Konsey toplantılarına online olarak iştirak ederek görüşlerini aktardı. – AYDIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/tobb-yonetim-kurulu-uyesi-hakan-ulken-kolombiyada-turk-is-dunyasini-temsil-etti/feed/ 0
Mehmet Şimşek: Ekonomi programı çalışıyor, vergi artırımı yapmayacağız https://www.haber60.com.tr/mehmet-simsek-ekonomi-programi-calisiyor-vergi-artirimi-yapmayacagiz/ https://www.haber60.com.tr/mehmet-simsek-ekonomi-programi-calisiyor-vergi-artirimi-yapmayacagiz/#respond Fri, 10 May 2024 07:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31104 İstanbul’da Türkiye’nin ATM Merkezi-TAM projesinin lansmanında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Ekonomi programı çalışıyor, vergi artırımı yapmayacağız” ifadelerini kullandı.

“PROGRAMIMIZ DEZENFLASYONA GEÇİŞ DÖNEMİ ÖNGÖRÜYOR”

Bakan Şimşek’in İstanbul’daki etkinlikte yaptığı açıklamalardan satır başları şu şekilde; “İç talep halen güçlü seyrediyor. Programımız dezenflasyona geçiş dönemini öngörüyor. İç talep bir miktar yumuşayacak, net ihracatın katkısı politikalar ve ana ticaret ortaklarımızdaki toparlanmayla birlikte iyileşecek. Ana pazarımız AB, Orta Doğu, Kuzey Afrika gibi bölgeler. Amaç enflasyonu tek haneye indirmek. Kur sübvansiyonu, faiz sübvansiyonuyla bir yere varamayız. Geçmişte arzuladığımız sonuçları alamadık. Tüm sektörlerin durumunu hassasiyetle takip edip elimizden gelen desteği sağlayacağız. Tüm sektörler bizim için çok değerlidir. Kamu bankaları örnek oluyor. ATM ortak havuzu kuruyorlar, böylece verimliliği artırıyorlar. Tüm sektörlerde bu anlayışla hareket etmek lazım. Verimliliği artıracağız, yenilikçilik peşinde koşacağız. Dünyada pazar payı kapmanın başka yolu yok.

“CARİ AÇIK 30 MİLYAR DOLARIN ALTINA DÜŞTÜ”

Bizim büyümemiz kompozisyondaki iyileşme çok net şekilde çalışıyor. Bu sürdürülebilir büyümeye yönelik önemli bir çıkıştır. Cari açık geçen sene Mayıs ayı itibarıyla yıllık cari açık 60 milyar doların üzerindeydi. 32 milyar doların altına düştük, Şubat ayı itibarıyla. 30 milyar doların altına cari açık düşmüştür. Cari açığı milli gelirin yüzde 2,5 altına çekmeyi hedefliyoruz. Eğer Türkiye’de cari açık milli gelire oranla yüzde 2’nin altına düşerse Türkiye’nin dış borcunun milli gelire göre oranı düşüyor.

“ALTINA YÖNELİK KOTA UYGULAMASI ÇIKAR ÇEVRELERİNİ MUTSUZ ETTİ”

Cari açığın kalıcı şekilde yüzde 2.5’in altına düşürülmesi için yeşil, dijital dönüşüm, yeni sanayi politikası uygulamaya koyuyoruz. Bunun birçok bileşeni var. STB’nin çok güzel girişimleri var. Sanayiyi sadece piyasalara bırakamayız. Sanayide dönüşümü kamunun rehberliğinde biraz iteklemesiyle hızlandıracağız. Dolayısıyla cari açıkta kalıcı olarak yüzde 2,5’i hatta yüzde 2’nin altını bekliyoruz. Altına yönelik kota uygulamasına gittik, çıkar çevreleri memnun değil, kusura bakmasınlar. Ülkede olmayan metali ithal edeceksiniz, bir köşede atıl olarak duracak. Vatandaşın tercihine saygılıyım. Ülkemizin menfaatine kaynaklarımızı yatırıma, üretime, istihdama ve nihai olarak ihracata dönüştüreceğiz. Bu Cumhurbaşkanımızın vizyonu. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağız. Bankaların fiyatlamasına karışmak istemiyoruz. Kamunun kaynakları kıttır, tercih yapmak zorundasınız.

“FİNANSMANA ERİŞİMDE ŞU ANDA SORUN YOK”

Bankalara söyledim. Biz yatırımı, istihdamı, üretimi ve özellikle de ihracatı önceliklendireceğiz. Verimlilik ekonomisi peşindeyiz. Tasarruf yaptığınız ölçüde yatırım yapabiliyorsunuz ya da dışarıdan borçlanıyorsunuz. Biz isteriz ki tasarrufları yatırımları artıralım, doğru alanlara bunları kanalize edelim. Cari açık 60 milyar dolardan 30’un altına düşmesi muhtemelse bu programın çok iyi çalıştığını gösteriyor. Finansmana erişimde şu anda sorun yok. Türk bankaları ve şirketleri küresel finansmana erişimde giderek çok daha iyi bir noktaya geldi. Geçen senenin ilk 5 ayında bankaların dış borç çevirme oranı yüzde 96’ydı. Bankalar 100 dolar borç ödüyordu, 96 dolar bulabiliyordu. Bugün 100 dolar borç ödediğinde 148 dolar bulabiliyor. Finansmana erişim artmıştır. Uluslararası bankalarda Türkiye’nin konumu çok güçlüdür, bölgemizde bir numarayız, dünyada da ilk üçteyiz. Kredi derecelendirme kuruluşları da bu gelişmeleri fark ettiler, gecikmeli de olsa, notumuzu artırıyorlar, hepsinin görünümü pozitif. Bu program devam etsin, biz notu artıracağız demek.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/mehmet-simsek-ekonomi-programi-calisiyor-vergi-artirimi-yapmayacagiz/feed/ 0
Türkiye’nin Somali ile savunma anlaşması sembolik değil https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-somali-ile-savunma-anlasmasi-sembolik-degil/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-somali-ile-savunma-anlasmasi-sembolik-degil/#respond Fri, 10 May 2024 00:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31087 İlk Türk savaş gemisinin Somali kıyılarına varması, iki ülke arasında on yıl sürecek yeni savunma anlaşmasının sembolik bir göstergesi olmanın ötesinde bir anlam taşıyor.

Bu görüntü, Türkiye’nin ülkede 10 yıl öncesine uzanan ve giderek artan ilgisine de işaret ediyor.

Savaş gemisi limana yanaştığında, Türkiye’nin Somali Büyükelçisi Alper Aktaş, “Bu Somali ile dostluğumuzun, kardeşliğimizin ve paylaştığımız ortak vizyonun ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor” mesajını verdi.

Türkiye, Somali ile Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’nı 8 Şubat’ta imzalamış, 23 Nisan’da da ilk Türk savaş gemisi başkent Mogadişu’ya ulaşmıştı.

Somali Türkiye için neden stratejik bir ortak?

Somali’nin jeopolitik açıdan Afrika Boynuzu’ndaki coğrafi konumu oldukça önemli.

Denizcilik konusunda analiz ve danışmanlık hizmetleri sağlayan Lloyd’s List’e göre, küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’sini oluşturan, yılda 1 trilyon doları aşan mal Aden Körfezi’nden, Somali’nin kıyı şeridi boyunca uzanarak Süveyş Kanalı’ndan geçiyor.

Bu da Mogadişu’nun dünyanın stratejik açıdan en önemli bölgelerinden birinde yer aldığı anlamına geliyor.

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Afrika Çalışmaları Programı’nda yer alan Profesör Elem Tepeciklioğlu, Somali’nin aynı zamanda Türkiye’ye kendisini küresel bir güvenlik ortağı olarak konumlandırma fırsatı verdiğini söylüyor.

Somali yıllardır terör saldırıları ve korsanlık nedeniyle istikrarsızlık içinde.

Hükümet, El Kaide bağlantılı Eş Şebab’ın varlığına 2024 yılı bitimine kadar son verme vaadinde bulundu.

Şubat ayında Mogadişu ve Ankara arasında imzalanan savunma anlaşması ikili ilişkileri ve bölgenin istikrarını güçlendirmeyi amaçlıyor.

Türkiye, Somali’nin deniz sınırlarını korsanlığa karşı korumasına ve karada terörle mücadele etmesine yardımcı olacak.

Mart ayında iki ülke, Somali’nin kıyı şeridi boyunca açık denizde petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinde bulunmalarını sağlayacak bir başka anlaşma daha imzaladı.

Elde edilen gelirin iki ülke arasında nasıl paylaşılacağı net değil.

Profesör Tepeciklioğlu, Türkiye’nin Somali ile ilişkisinin daha büyük bir planın parçası olduğunu ve Ankara’nın komşuları dışında jeopolitik alanda rol oynamayı hedeflediğini söylüyor.

Somali’nin bundan çıkarı ne?

Somali-Türkiye anlaşması, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un, yıllar süren istikrarsızlığın ardından ülkeyi bölgedeki komşuları arasında eşit bir aktör haline getirme çabalarının bir parçası.

Türkiye 2017’de Mogadişu’da Somali ordusu ve polisine eğitim veren en büyük denizaşırı askeri üssünü açtı.

Ankara ayrıca yıllar içinde okullar, hastaneler ve altyapı inşa etti ve Somalililerin Türkiye’de eğitim görmeleri için burslar sağladı.

Afrika Boynuzu ülkesi, kıyı şeridi boyunca ticaret yapma fırsatlarıyla, iç güvenlik sorunlarını çözdüğü konusunda bölge liderlerini ikna etmeyi başardı ve kısa süre önce Doğu Afrika Topluluğu’na katıldı.

Türkiye ile Somali arasında Şubat ayında imzalanan denizcilik anlaşması, Etiyopya ile Somali’den ayrılmaya çalışan ve bağımsızlığını ilan eden Somaliland Cumhuriyeti arasında imzalanan tartışmalı anlaşmanın hemen ardından geldi.

Anlaşma, Somaliland’ın egemen bir devlet olarak tanınması karşılığında Etiyopya’ya Kızıldeniz’e erişim olanağı veriyordu.

Mogadişu bu durumu Etiyopya’nın egemenliğine yönelik bir tehdidi olarak gördü ve iki ülke arasında aylarca süren diplomatik gerginliklere yol açtı.

Afrika Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olan Timothy Walker, Somali-Türkiye savunma anlaşmasını, Somali’nin egemenliğinin ihlali olarak gördüğü unsurlara karşı egemenliğini korumaya yardımcı bir anlaşma olarak değerlendiriyor.

Walker’ın savunma anlaşmasının önemine ilişkin görüşleri, Türk savaş gemisi ülkesine yanaştığında konuşan Somali Cumhurbaşkanı Hasan Mahmud tarafından da yinelendi.

Cumhurbaşkanı Mahmud, Somali donanmasının Türk halkının desteğiyle ülke sularının kontrolünü tamamen ele geçirmesinin uzun sürmeyeceğini söyledi.

Türkiye’nin Somali Büyükelçisi Aktaş, Türkiye’nin Somali’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini korumak için mümkün olan her şeyi yaptığını belirtti.

Etiyopya, Somali-Türkiye anlaşması konusunda sessizliğini korurken, Somaliland anlaşmayı tanımadığını açıkladı.

Somaliland’ın Kenya Temsilcisi Dr. Mohamed Ahmed Mohamoud BBC’ye yaptığı açıklamada Somali ile Türkiye arasındaki anlaşmanın Somaliland topraklarında uygulanmayacağını söyledi.

Türkiye, bağımsızlık ilan eden Somaliland Cumhuriyeti ile Somali arasındaki durumdan duyduğu endişeyi dile getirerek, bu sorunun uluslararası hukuk çerçevesinde çözülmesi gerektiğini kaydetti.

Profesör Tepeciklioğlu’na göre, Ankara’nın Kızıldeniz bölgesinde kilit bir rol oynamak istemesi nedeniyle Türkiye ile Somali arasındaki ilişkiler hızla gelişmeye devam edecek.

Tepeciklioğlu ayrıca Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’de daimi üyelik arayışında Afrika ülkelerinin desteğine de ihtiyacı olduğunu belirtiyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-somali-ile-savunma-anlasmasi-sembolik-degil/feed/ 0
TMMOB: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, çağ dışı bir rejime çevrilmiş durumdadır https://www.haber60.com.tr/tmmob-turkiye-yuzyili-maarif-modeli-cag-disi-bir-rejime-cevrilmis-durumdadir/ https://www.haber60.com.tr/tmmob-turkiye-yuzyili-maarif-modeli-cag-disi-bir-rejime-cevrilmis-durumdadir/#respond Thu, 09 May 2024 22:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31016 (ANKARA) – Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla sunduğu müfredat taslağına ilişkin “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, iktidarın YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, tarikat ve cemaatlerle iş birliği içinde yürüttüğü 4-6 yaş Kur’an kursları, ÇEDES gibi projeleri ve geçmişteki gerici uygulamalarını tamamlayıcı niteliktedir. Türkiye’nin yönü çağ dışı bir rejime çevrilmiş durumdadır” açıklamasını yaptı.

TMMOB, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla sunduğu yeni eğitim öğretim müfredat taslağına ilişkin açıklama yaptı. “AKP iktidarında Cumhuriyetin laiklik, çoğulcu demokrasi, kamu/toplum yararı, bağımsız yargı gibi pek çok alanda olduğu gibi eğitim-öğretimde de karşı-devrimci nitelikte köklü dönüşümler yaşanmıştır” ifadelerine yer verilen açıklamada öne çıkan başlıklar şöyle:

“TÜRKİYE’NİN YÖNÜ ÇAĞ DIŞI BİR REJİME ÇEVRİLMİŞ DURUMDADIR”

“İstanbul Sözleşmesi’nin feshi, aile çalıştayları, Medeni Kanun’un değiştirilmesi, karma eğitimin kaldırılmak istenmesi ve yükseltilen şeriat talepleri ile Türkiye’nin yönü çağ dışı bir rejime çevrilmiş durumdadır. Oluşturulan fiili durumlar Anayasa değişiklikleri ile kalıcı hale getirilmeye çalışılmış ve çalışılmaktadır.

“EVRENSEL VE BİLİMSEL DERSLER ADETA ANGARYA GİBİ GÖSTERİLMEKTE”

Bu gerici dönüşüm, Türk siyasetinin yumuşama dönemine girdiğinin iddia edildiği bir dönemde, iktidarın doğasına uygun olarak tüm hızıyla devam etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ daha isminden başlayarak bunun son örneğini olduğunu ortaya koymaktadır. Ortaya atılan bu model ile dilden tarihe, felsefeden fen bilimlerine varıncaya dek tüm laik ve bilimsel içerikler tamamen yok edilmekte, fizik, kimya, biyoloji ve matematik gibi evrensel ve bilimsel dersler adeta angarya gibi gösterilmektedir. Bilim ve fen bilgisine dayanan derslerin önemsizleştirilerek, ders programları içerisinde ağırlıklarının azaltılması ile mühendislik ve mimarlık eğitimlerinin niteliğinin daha da düşmesine neden olacaktır.

“ADETA AKP GENEL BAŞKANI’NIN ‘BÜTÜN OKULLAR İMAM HATİP OLACAK’ VAADİ GERÇEKLEŞTİRİLMEKTEDİR”

Diğer yandan 8. sınıflar için olan T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde ders adı dışında inkılaplar/devrimler yoktur; ‘laiklik’ sadece bir defa ve en sondaki ‘anahtar kavramlar’ içinde geçmekte ama bu sözde ‘anahtar kavram’ ana metinde hiç yer almamaktadır. Söz konusu çerçeve metinlerde, ‘maarif’ ve birçok Türkçe kökenli olmayan sözcük devreye sokularak Cumhuriyet döneminde dilin Türkçeleştirilmesi yönünde atılan bütün ileri adımlar yok edilmektedir. Gerçek ahlaki değerlerin ayaklar altına alındığı böyle bir dönemin iktidarı tarafından tanımlanan ‘Değerler’ tüm ders içeriklerinde yaygınlaştırılmakta, fıtrat, mahremiyet, edep, iffet, sünnetullah gibi kavramlarla neredeyse bütün derslere dini bir içerik verilmekte, adeta yıllar önce AKP Genel Başkanı tarafından dillendirilen ‘Bütün okullar imam-hatip olacak’ vaadi gerçekleştirilmektedir.

“MEDENİ KANUN’UN ÇERÇEVESİNİ GEÇERSİZLEŞTİREN İÇERİKLER YER ALMAKTA”

Aile ve toplumsal cinsiyet ilişkileri, Medeni Kanun’un çerçevesini geçersizleştiren bir içerikte yer almaktadır. Aile kurmanın fıtrata uygunluğu, aile reisinin hak ve sorumlulukları ile devlet yöneticilerinin hak ve sorumlulukları arasında benzerlik kurulması, İslam Hukuku’nda aile kurmanın şartları, evlenme, boşanma, miras gibi konularda dini uygulamaların temel alınması, aileye ayet ve hadisler ışığında önem verilmesi söz konusudur.

“ÇOCUK YAŞTA EVLİLİKLER OLAĞANLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILMAKTADIR”

Modelde kadının çalışma hayatına girmesi, çocuk sayısı, evlenme yaşının yükselmesi, boşanma-ayrılma, tek ebeveynli aileler, çocukların ve aile büyüklerinin bakımında aile dışı kurumların yaygınlaştırılması sorun olarak sunulmaktadır. Kadınları kamusal yaşamın dışına çıkarmayı amaçlayan siyasal İslam ideolojisi, bunu tüm eğitim kurumlarında ve kademelerde yaygınlaştırmayı amaçlamakta, çocuk yaşta evlilikler olağanlaştırılmaya çalışılmaktadır.

“TOPLUMU TOTALİTER TARZDA BİÇİMLENDİRMEYİ HEDEFLEMEKTEDİR”

‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’, iktidarın YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, tarikat ve cemaatlerle işbirliği içinde yürüttüğü 4-6 yaş Kur’an kursları, ÇEDES gibi projeleri ve geçmişteki gerici uygulamalarını tamamlayıcı niteliktedir. Model egemen mezhep eksenli dini temellere dayandırılan manevi değerler, ahlak, fıtrat gibi belirlenimler üzerinden siyasal İslamcı sömürü-rant, zulüm düzenine ucuz işgücü olarak hizmet edecek olan kindar-dindar kuşaklar yetiştirmeyi ve toplumu totaliter tarzda biçimlendirmeyi hedeflemektedir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tmmob-turkiye-yuzyili-maarif-modeli-cag-disi-bir-rejime-cevrilmis-durumdadir/feed/ 0
Gökhan Günaydın: “Merkez Bankası Başkanı Vatandaşın Nasıl Ezildiğini Ne Görmekte Ne de Umursamaktadır” https://www.haber60.com.tr/gokhan-gunaydin-merkez-bankasi-baskani-vatandasin-nasil-ezildigini-ne-gormekte-ne-de-umursamaktadir/ https://www.haber60.com.tr/gokhan-gunaydin-merkez-bankasi-baskani-vatandasin-nasil-ezildigini-ne-gormekte-ne-de-umursamaktadir/#respond Thu, 09 May 2024 22:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30975 (ANKARA) – CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ı açıkladığı Enflasyon Raporu verileriyle eleştirdi. Merkez Bankası Başkanı’nın yüzde 70 düzeyinde olan gıda enflasyonunu yıl sonu itibarıyla yüzde 35,5 olarak öngördüklerine ilişkin sözlerini değerlendiren Günaydın, “Merkez Bankası Başkanı’nı pazara çıkmaya, manavdan alışveriş yapmaya, kasaptan kırmızı ve beyaz et almaya davet ediyorum. Merkez Bankası Başkanı’na soruyorum; örneğin gıda enflasyonunu yüzde 70’ten yüzde 35’e indirmek için Merkez Bankası ya da hükümet nasıl bir önlem aldı ki bunun yarıya düşeceğini öngörüyor ve buranın üzerinden bir tahminde bulunuyor? Merkez Bankası Başkanı vatandaşın nasıl ezildiğini ne görmekte ne de umursamaktadır” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Günaydın, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın açıkladığı ‘Enflasyon Raporunu eleştirdi. Günaydın Sinan Ateş iddianamesine ilişkin de “Kabul edilebilir bir yanı yok” değerlendirmesini yaptı.

Günaydın, Merkez Bankası’nın yüzde 36 olan yıl sonu enflasyon tahminimizi yüzde 38 olarak revize etmesinin gerçekçi olmadığını ifade etti. Günaydın, şunları söyledi:

“TÜİK dört aylık enflasyon toplamını yüzde 18.7 olarak tanımladı. İktisatçılar altı aylık enflasyonun en az yüzde 25 olarak şekilleneceğini ifade ediyorlar, öngörüyorlar. Altı aylık enflasyon yüzde 25 olarak şekillenirse yıl sonu itibarıyla Merkez Bankası’nın yüzde 36 olan enflasyon tahminini yüzde 38’e çekmesinin piyasa koşullarına göre çok iyimser olduğunu ifade etmek isterim. Daha da önemlisi Merkez Bankası Başkanı halen yüzde 70 düzeyinde olan gıda enflasyonunu yıl sonu itibarıyla yüzde 35,5 olarak öngördüklerini söylüyor. Şimdi artık bahar ve yaz gıda fiyatlarının gevşemesi gereken, sebzenin, meyvenin, etin ucuzlaması gereken dönemdeyiz. Merkez Bankası Başkanı’nı pazara çıkmaya, manavdan alışveriş yapmaya, kasaptan kırmızı ve beyaz et almaya davet ediyorum. Eskiden kırmızı et alamadığı için beyaz et alan, tavuk eti alan vatandaş son zamanlardaki tavuk etindeki fiyat artışlarıyla artık beyaz et de tüketemeyecek duruma geldi. Merkez Bankası Başkanı’na soruyorum; örneğin gıda enflasyonunu yüzde 70’ten yüzde 35’e indirmek için Merkez Bankası yada hükümet nasıl bir önlem aldı ki buranın yarıya düşeceğini öngörüyor ve buranın üzerinden bir tahminde bulunuyor.

“BIRAKIN EV ALMAYI VATANDAŞ KİRASINI ÖDEYEMİYOR”

Merkez Bankası Başkanı’nın konut fiyatlarında bir yavaşlama olduğuna ilişkin sözlerini de değerlendiren Günaydın, “Merkez Bankası Başkanı’nı bu kez de İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de görevlileri aracılığıyla bazı semtlerde kiralama yapma ve bunun verilerini hem öğrenme hem de kamuoyuyla paylaşmaya davet ediyorum. Bırakın ev almayı vatandaş artık kirasını ödeyemiyor. Dolayısıyla ‘konut fiyatlarında bir gevşeme var bu da kiraya yansıyacaktır’ öngörüsünün mantıkla bağdaşan bir durumunun olmadığını ifade etmek isterim” diye konuştu.

Günaydın şöyle konuştu:

“Merkez Bankası Başkanı’nın açıklamalarından biz bir iktisadi politik okuma yapmak zorundayız. Şunları söylüyor; para politikalarındaki kararlı duruşumuz enflasyonu aşağıya doğru çekecektir. Para politikalarındaki kararlı duruş dediğiniz faizi yüzde 50 düzeyinde tutmaktan ibarettir. Başka bir para politikanız yok ve bu para politikasını destekleyen maliye politikası da yok. Evet TL mevduatına geçiş hızlandı ve durum bundan ibaret. Bunun dışında bir şey yok.

“MERKEZ BANKASI BAŞKANI VATANDAŞIN NASIL EZİLDİĞİNİ NE GÖRMEKTE NE DE UMURSAMAKTADIR”

Kredi faizlerinin geldiği durum itibarıyla iç talebin yavaşlamasından bahsediyor. Bunun Türkçesi şudur; ‘tüketici kredileri o kadar artmıştır ki’ diyor ‘kimse tüketici kredisi kullanamaz ve dolayısıyla tüketici kredisini alarak harcama yapamaz’ diyor. Bunu iç talebi daraltmanın bir vesilesi olarak görüyor. Söylemediğini ifade edelim kredi kartlarındaki faiz oranlarının arttırılması ve taksit miktarının daraltılması vatandaşın temel ihtiyaçlarını kredi kartı üzerinden görebilmesi olanağını da ortadan kaldırıyor. Merkez Bankası Başkanı’na göre bu iç talebi baskılamak ve enflasyonu düşürmektir. Merkez Bankası Başkanı vatandaşın nasıl ezildiğini ne görmekte ne de umursamaktadır.

‘Türk lirasındaki reel değerleme enflasyon beklentilerindeki düzelme ve aylık enflasyonu ana eğilimini düşürme etkisi yaratacaktır’ diyor. Türk lirasındaki reel değerleme sözcü ve söz dizimi kadar bence trajikomik cümle olamaz. Çünkü dünyadaki tüm para birimleri arasında Türk lirası Arjantin pesosoyula beraber  değer kaybetme rekorunu elinde bulunduruyor.

“TÜİK BAŞKANI’NI DA MERKEZ BANKASI BAŞKANI’YLA BERABER EL ELE TUTUŞARAK PAZARA ÇIKMAYA DAVET EDİYORUM”

TÜİK dört aylık enflasyonu yüzde 18.7 olarak belirledi. TÜİK, Türkiye’de resmi kurumlar arasında yüzde 30 ile en güvenilmez kurumların başında gelmektedir. TÜİK’in enflasyon rakamlarına TÜİK’in çalışanları bile inanmamaktadır. Ben TÜİK Başkanı’nı da Merkez Bankası Başkanı’yla beraber el ele tutuşarak pazara çıkmaya ve fiyatları görmeye davet ediyorum.

Bu piyasadaki daha da daralma ne etki yaratacaktır? İki şey yaratacak; Türkiye’nin büyümesini daha da baskılayacak ve işsizlik rakamlarını arttıracak. 2024’te yüzde 3.3’lük bir büyüme öngörülüyor Türkiye için. Bunun yarattığı etki nedir? Şu an geniş tanımlı  işsizlik rakamı 9.6 milyondur. Dar tanımlı diyerek makyajlı işsizlik rakamı ise 2 milyon 322 bin 919 kişi oldu. Burada benim içimi kanatan ve Türkiye’nin yaşadığı gerçekliği adeta yüzümüze vuran iki tane rakam var; 60-64 yaş grubunda işsiz sayısı yüzde 41. Yüzde 74 artmış. Daha fazlasını söyleyeyim mi? 65 yaş üzerindeki kayıtlı işsiz sayısı da yüzde 33 artmış 7 bin küsura çıkmış. Yani yurt dışında bu yaşlarda insanlar ülke ülke gezer ve yılların çalışmasının artık dinlenme zamanını yaşarken bizde 60, 64, 65 ve üzeri yaşlardaki yurttaşlarımız iş arıyorlar ve iş bulamıyorlar. Ben Merkez Bankası Başkanı’nı bu gerçeği hissetmeye davet ediyorum. Bu gerçeklik evinde 60 yaş üzerinde işsiz ve aç kalan yurttaş varlığını bize gösteriyor.

200 TL 2009 yılında hayatımıza girdi. Ocak 2009-Nisan 2024 tarihleri arasında tüketici enflasyonu bu memlekette yüzde 1271 TL’dir. Dolayısıyla 2009 Ocak ayında 200 TL olan satın alma gücü an itibarıyla 3 TL’ye düşmüş durumdadır. Eserleriyle ne kadar övünseler azdır. Bir de bunun satın alma gücüne bakalım. 1 Ocak 2009’da 130 dolar satın alabiliyordu 200 TL’lik bir banknot, şimdi yalnızca 6.1 dolar satın alabiliyor. Bu Türkiye’nin yaşadığı acı gerçekliktir.”

“SİNAN ATEŞ İDDİANAMESİNİN KABUL EDİLEBİLİR BİR YANI YOK”

Konuşmasının ardından Günaydın, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Günaydın, Sinan Ateş cinayetinin iddianamesiyle ilgili sorulan soruya şu yanıtı verdi:

“Ben bir ceza avukatıyım. Bu iddianamenin kabul edilebilecek bir yanı yoktur. Çünkü soruşturma safhası sonrasında bir iddianame savcılık tarafından hazırlanır. Bu iddianame olayı olgularıyla birlikte ortaya koyar. Sonra bir ağır ceza mahkemesi bu iddianameyi kabul eder, tensip düzenler ve yargılamaya başlar. Peki ben bu iddianamede olayın akışına ilişkin ne görebiliyorum? Örneğin tetikçiyi Ankara’dan İstanbul’a kaçıran bir araç var. Bu aracın plakası var ama bu plakanın kime ait olduğuna ilişkin bilgi iddianamede yok. Plakayı mı suçlu bulacağız, yargılayacağız? Bu plakanın sahibi kim? Plakanın, aracın MHP önünde fotoğrafları var. Sahibi kim, kullanan kim, kime tahsisli? Bu soruların cevabını iddianamede bulamıyorsam, yargılama sırasında bunun cevabının bulunabileceğini nereden garanti edebilirim. Bu iddianameyi kabul eden ağır ceza mahkemesi heyetine soruyorum; bu plakanın sahibinin kim olduğunu yazmayan savcıya iddianameyi iade ederek, ‘bu plakanın sahiplik durumu araştırılsın ve sahibi kimse iddianameye yazılsın böyle olmazsa kovuşturmaya geçemeyiz’ demeyi hiç aklınıza getirmediniz mi? Bunlar iddianame açısından hem ailenin hem de kamuoyunun yaşadığı haya kırıklığını bize ifade etmektedir.”

“MEB BAKANI’NIN GÜVENİLİRLİĞİNE İLİŞKİN BİR ANKET YAPSAK ACABA ORTAYA NASIL BİR TABLO ÇIKAR?”

Günaydın, müfredat ile ilgili soruya da şöyle yanıt verdi:

“Küçücük çocuklara bilimden, laik düzenden, nitelikli eğitimden tümüyle uzak son derece yersiz bilgilerle doldurulmuş, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli diyerek AKP’nin aklını tarif eden oysa yurttaşın da 31 Mart’ta o akla gerekli dersi verdiği ortamda bir maarif modeli dayatması ile karşı karşıyayız. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Acaba Milli Eğitim Bakanı’nın güvenilirliğine ilişkin bir anket yapılsa AKP’li yurttaşlarımız da dahil olmak üzere devlet okuluna çocuklarını gönderenlerin bu eğitimden memnuniyet durumlarını bir ölçsek acaba ortaya nasıl bir tablo çıkar? Sadece o araştırmayı veliler ve öğrenciler üzerinden yapmayalım bir de öğretmenler üzerinden yapalım. Acaba mevcut çalışan öğretmenlerden kaçı hayatından memnun? Mülakatla bu sınava girmeye zorlanan öğretmenlere soralım. Yüzde 50’si yazılı yüzde 50’si mülakat olan bu sisteme adalet açısından güvenen bir kişi var mı? Tabii AKP koridorlarında yandaş ve destekçi bulup içeriye girmesini garantileyen bir avuç azınlıktan bahsetmiyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/gokhan-gunaydin-merkez-bankasi-baskani-vatandasin-nasil-ezildigini-ne-gormekte-ne-de-umursamaktadir/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: 2030’da elektrikli ve hibrit araçların pazar payı yüzde 35’e çıkacak https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-2030da-elektrikli-ve-hibrit-araclarin-pazar-payi-yuzde-35e-cikacak/ https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-2030da-elektrikli-ve-hibrit-araclarin-pazar-payi-yuzde-35e-cikacak/#respond Thu, 09 May 2024 21:42:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30965 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “2030’da, elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların Türkiye’deki pazar payının yüzde 35’e, bu araçlarda yerlilik oranının yüzde 75’e çıkmasını amaçlıyoruz.” dedi.

Bakan Kacır, Okan Üniversitesi, Bekir Okan Sanat Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Açık İnovasyon Otonom Araç Geliştirme ve Test Platformu (OPINA) Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, küresel otomotiv sektörünün büyük bir değişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu söyledi.

Sektörde, araç ve yedek parça satışları, satış sonrası ve sigorta hizmetleri gibi geleneksel kar başlıklarının yerini, elektrikli ve otonom araçlara ve paylaşımlı hizmetlere dayalı iş modellerine bıraktığını dile getiren Kacır, Türk otomotiv sanayisinin 35 milyar 700 milyon dolar ihracatı olduğunu, 500 bine yakın kişiyi istihdam ettiğini belirtti.

Türk otomotiv sanayisinin güçlü AR-GE ve inovasyon ekosistemiyle, nitelikli insan kaynağıyla, ana sanayi ve yan sanayisiyle bu dönüşümü göğüslediğini vurgulayan Kacır, 2022’de açıkladıkları Mobilite Araç ve Teknolojileri Stratejisi Yol Haritası ile Türkiye ve dünyadaki mevcut durumu analiz ederek, ihtiyaçlarını ortaya koyduklarını kaydetti.

Mobilitedeki dönüşüme Türkiye’nin uyumunu kolaylaştırmak amacıyla stratejik hedefleri, kritik politika ve projeleri belirlediklerini ifade eden Kacır, “Elektrikli araç ve batarya üretiminden şarj istasyonlarına, sürücüsüz araç geliştirmeden test merkezlerine birçok stratejik alanda somut hedefler tespit ettik.” dedi.

Bakan Kacır, konuşmasına şöyle devam etti:

“2030’da, elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların Türkiye’deki pazar payının yüzde 35’e, bu araçlarda yerlilik oranının yüzde 75’e çıkmasını amaçlıyoruz. Elektrikli, bağlantılı ve otonom hafif ve ağır ticari araç üretiminde Avrupa’da lider ve dünyada ilk 5’te olacağız. Batarya modül ve alt komponent yatırımlarıyla ülkemizi bölgesel Batarya Üretim Merkezleri’nden, üslerinden biri haline getireceğiz. Siber güvenlik, sürüş güvenliği ve sürücü davranışlarının modellenmesi yazılımları başta olmak üzere, bağlantılı ve otonom araç yazılımları geliştirip, bunların ihracatını yapan ilk 10 ülke arasında yer alacağız. Yeni yaklaşımımızın en önemli izlerinden biri kuruluşundan sadece 4 yıl sonra, 29 Ekim 2022’de tanıtımını gerçekleştirdiğimiz elektrikli ve akıllı aracımız Togg. Bugün 27 binden fazla Togg akıllı aracı Türkiye yollarında. Togg, mobilitede Türk mühendislerin ve teknisyenlerin neleri başarabildiğinin ispatıdır.”

Togg ile yeni mobilite ekosisteminde Türkiye olarak “Biz de varız” dediklerini, çalışmalarda vites yükselttikleri bir döneme girdiklerini vurgulayan Kacır, “Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarımızla Türkiye’yi elektrikli, bağlantılı, otonom araç ve teknolojilerin üretiminde küresel bir cazibe merkezi haline getirmek için tüm imkanlarımızı seferber etmeye devam ediyoruz.” dedi.

Bakan Kacır, “Türkiye’de yüksek teknolojili ürünlerin geliştirilmesine ve üretilmesine odaklanan Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı ile bu sektörde akıllı şehir içi elektrikli toplu taşıma araçlarının geliştirilmesi ve seri üretimden ileri seviye sürüş destek sistemlerine, otonom araçlarda kullanılacak akıllı kamera sistemlerinin geliştirilmesinden elektrikli araçlar için şarj ekosistemi yatırımlarına, toplam büyüklüğü 32 milyar lirayı aşan 38 yatırım projesini destekliyoruz.” şeklinde konuştu.

“Elektrikli araç ve mobilite alanlarında hızlandırma programı düzenliyoruz”

Kacır, Türkiye’de yeni mobilite ekosisteminin merkezi Bilişim Vadisi ve TOGG işbirliğinde, elektrikli araç ve mobilite alanlarında yenilikçi girişimler için hızlandırma programı düzenlediklerini belirtti.

Bu sektörde yenilikçi fikirlere ivme kazandırmayı hedefleyen programa bugüne kadar binden fazla girişimin başvuru yaptığını anlatan Kacır, 120’den fazla girişimin, OEM’ler, tedarikçiler ve Türkiye Mobilite Kümelenmesi’ne dahil kuruluşlarla işbirliği fırsatı yakaladığını söyledi.

Kacır, otomotiv sektöründe güçlü bir üretim altyapısının olmazsa olmazının AR-GE ve inovasyon yetkinliği olduğunu vurgulayarak, mobilite araç ve teknolojilerinde gelecek dönemde nitelikli AR-GE çalışmalarına imza atarak yeni çözümler geliştirmek için üniversitelerin akademik potansiyelini, insan kaynağı ve altyapısını girişimcilik kültürüyle buluşturmayı önemsediklerini kaydetti.

Sanayi ve üniversite işbirliğini güçlendirici adımlar attıklarını dile getiren Kacır, bugüne kadar teknoparklarda 234 teknoloji girişiminin mobilite araç teknolojileri alanındaki 284 AR-GE projesini desteklediklerini bildirdi.

Kacır, TÜBİTAK burs ve destek programlarıyla da son 22 yıl içinde bu sektörde 1129 proje ve 2 bin 806 akademisyeni toplamda 5 milyar 600 milyon lirayla desteklediklerine işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bugün açılışını yaptığımız ve Avrupa Birliği (AB) destekli Bakanlığımız Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında 5 milyon avro bütçe ile hayata geçirilen projeyle mobilite ekosistemimizin geliştirdiği ürün ve hizmetler için ihtiyaç duyulan test, entegrasyon ve sertifikasyon altyapısını sağlayan bir merkezi açmış olduk. Yazılımları sanal simülasyonlarla test eden, herkese açık bir inovasyon platformu sunan merkezimizin uluslararası akreditasyon alarak regülasyon testlerinin ülkemizde yapılması amacıyla gerekli çalışmaları da hızla gerçekleştiriyoruz.

OPINA ile önümüzdeki dönemde ülkemizdeki otonom ve bağlantılı araçların fiziki testlerine yönelik akıllı test pistini de devreye alacağız. İnanıyorum ki bu merkez ülkemizin mobilite ekosisteminin dönüşümüne ve rekabetçiliğine çok önemli katkılar sağlayacak. Ülkemizden bu alanda başarılı girişimlerin, Turcornların çıkmasına vesile olacak.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-2030da-elektrikli-ve-hibrit-araclarin-pazar-payi-yuzde-35e-cikacak/feed/ 0
Türkiye-Katar Gazze İyilik Gemisi Mersin Limanı’ndan Uğurlandı https://www.haber60.com.tr/turkiye-katar-gazze-iyilik-gemisi-mersin-limanindan-ugurlandi/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-katar-gazze-iyilik-gemisi-mersin-limanindan-ugurlandi/#respond Wed, 08 May 2024 22:33:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30851 Türkiye’nin AFAD koordinasyonunda yürüttüğü insani yardım operasyonu kapsamında bin 900 tonluk insani yardım malzemesi taşıyan ‘Türkiye-Katar Gazze İyilik Gemisi’, Mersin Limanı’ndan bugün Gazze’ye uğurlandı. Uğurlama törenine Katar Devlet Bakanı Lolwah Rashid Al-Khater de katıldı.

Türkiye, İsrail saldırılarının hedefi olan Gazze’deki sivillere insani yardım ulaştırmayı sürdürüyor. Bu çerçevede AFAD koordinasyonunda Katar Kalkınma Fonu (QFFD), Sağlık Bakanlığı ve STK’ların iş birliği ile “Türkiye-Katar Gazze İyilik Gemisi” hazırlandı. Gıda, sağlık, hijyen ve barınma malzemelerinden oluşan bin 900 ton insani yardım gemiye yüklendi. Yüklenen gemi bugün Mersin Limanı’ndan uğurlandı. İyilik gemisinin 10 Mayıs Cuma günü Mısır’ın El Ariş Limanı’na varmasının planlandığı bildirildi. Bugüne kadar, AFAD, Sağlık Bakanlığı, Türk Kızılay ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle bölgeye insani yardım taşıyan 13 uçak ve 10 gemi gönderildiği belirtildi. Gemi seferleri, hava köprüsü, yerelden temin ve UNRWA iş birliği ile gönderilen insani yardım malzemelerinin toplamının 52 bin 16 tona ulaştığı açıklandı. Ayrıca Gazze’de sivillerin su ihtiyacını karşılamak için Mısır Kızılayı iş birliğiyle hayata geçirilen Mısır’dan şişelenmiş su tedarik edilmesi projesi kapsamında bugüne kadar ulaştırılan toplam su miktarı bin 735 ton olduğu kaydedildi.

“Gazze’de bir insanlık suçu bir soykırım uygulanmakta”

Uğurlama töreninde konuşan İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, “Bugün güzel bir niyetle buradayız. Gazze’ye uğurlayacağımız 11’inci gemimiz daha özel bir gemi. Katar Kalkınma Fonu’yla Türkiye Cumhuriyeti adına, AFAD başkanlığımızın organize etmiş olduğu iyilik gemisini biraz sonra Mısır’ın El Ariş Limanı’na Gazze’deki kardeşlerimiz için uğurlamış olacağız. Filistin meselesinde göstermiş olduğu dik duruş, Filistin ve Gazze halkına gösterdiği yardım ve dayanışmadan dolayı hem Katar devletine hem Katar halkına sayın bakanın şahsında şükranlarımı arz ediyorum. 7 Ekim’de İsrail’in Gazze’ye başlatmış olduğu insanlık dışı saldırılarla bugün bir insanlık suçu bir soykırım uygulanmakta. Bu saldırıları oluşturan ne İsrail ne de ona destek olanlar tarihin vicdanında yargılanmaktan kesinlikle kurtulamayacaklardır. Halbuki biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak. Türkiye Cumhuriyeti dün olduğu gibi bugün de yarın da Filistin’in haklı davasında uluslararası platformda Filistin’in yanında tam olarak durmaya devam edecek yine Filistin halkıyla, mazlum Filistin halkıyla ve Gazze halkıyla yardımlaşmaya ve dayanışmaya da devam edecektir” dedi.

“En kısa sürede kalıcı ateşkes sağlansın”

Sözlerini sürdüren Bakan Karaloğlu, “Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’nin 1 Mayıs günü açıklamış olduğu rapora göre şu ana kadar Gazze’de devam eden bu insanlık dışı saldırılar sonucunda34 bin 568 Gazzeli kardeşimiz şehit oldu. Yine 77 bin 765 Filistinli kardeşimiz yaralandı. 70 binden fazla konut kullanılamaz hale geldi, yerle bir oldu. 290 bin konut hasarlı oturulamaz durumda. Bir milyon 700 bin Filistinli kardeşimiz yerinden olmuş, evinden olmuş, sokağından olmuş, mahallesinden olmuş. İşte Filistinli kardeşlerimizin içerisinde bulunduğu bu duruma Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk milleti kayıtsız kalmamış, AFAD’ın başkanlığında bugüne kadar 13 uçak ve 10 gemiyle 52 ton insani ve barınma yardımını Gazze’ye ulaştırmış durumdayız. 11’inci gemimiz hemen yanı başımızda. Bu gemi daha farklı bir gemi. Bu gemiyi Türkiye Cumhuriyeti’yle Katar Kalkınma Fonu ortak hazırladı. Bu gemide bin 900 ton yardım malzemesi var. Gıda, hijyen ve barınma yardım malzemesi var. Temennimiz odur ki en kısa sürede kalıcı ateşkes sağlansın. Gazzeli kardeşlerimiz kendi topraklarında, kendi memleketlerinde barış içerisinde yaşamaya devam etsin. Bizim gönderdiğimiz bu yardımlar da onların ihtiyaçlarını gidersin. ve onların yaralarına merhem olsun diye de temenni ediyorum” diye konuştu.

Al-Khater: “Eşi benzeri olmayan bir insani dram yaşamaktadırlar”

Katar Uluslararası İşbirliğinden Sorumlu Devlet Bakanı Lolwah Rashid Al-Khater ise, “Katar’la kardeş ülke Türkiye olarak iş birliğimizi ve kardeşlik ilişkilerimizin uygun ve güzel bir örneğini burada yaşamaktayız. Birazdan yolcu edeceğimiz gemi Mısır’a gidecek. Oradan da Gazze’deki kardeşlerimize ulaştırılacak yardımlar. Gerek zorunlu göçe maruz kalan, ölümlere maruz kalan, 7 aydır bu sıkıntıyı çeken Gazzeli kardeşlerimize ulaştırılacak yardımdan bahsediyoruz. Gerçekten ışıktan harflerle yazdıkları fedakarlıkların destanlarını burada görmekteyiz. Bütün dünyayı da zaten ayağa kaldıran bu gibi acı öykülere maruz kalmaktadırlar. Tarih bunu yazacaktır tabii ki. Şimdi Gazze’ye gidecek olan bütün yardımcı insani yardımlar yasal olarak yükümlülüktür her şeyden önce. İnsanlık olarak da bizim görevimizdir. 4. Cenevre Anlaşması çerçevesinde baktığımızda İsrail işgalci kuvvetlerinin de sorumlulukları söz konusu. Geçtiğimiz iki günde Refah Belediyesi’ne acımasızca saldırılar, müdahaleler söz konusu oldu İsrail işgal güçleri tarafından. Sınır kapısını ele geçirdiler biliyorsunuz. Yardımların geçişini engellemeye devam ediyorlar şu aşamada. Yani öldürmeleri, can almaları, göçe zorlamaları çabası deyim yerindeyse. Bu insanlar zaten Gazze’den bu bölgeye göç etmiş insanlar. Bunları tekrar göçe zorlayan bir rejimden bahsediyoruz. Eşi benzeri olmayan bir insani dram yaşamaktadırlar” şeklinde konuştu.

“Katar olarak Kardeş Türkiye’nin üstlendiği tüm çabaları takdirle karşılamaktayız”

Katarlı Bakan Al-Khater sözlerinin devamında, “Bugünkü girişimimiz bilindiği üzere Katar’la Türkiye arasındaki ortak bir vizyonu ortaya koymaktayız. Gerek bölgesel gerekse ikili anlamda iş birliğinin pekiştirilmesi konusunda da büyük bir örnektir diye düşünmekteyiz. İsrail’in Gazze’ye yaptıkları saldırıların bir an önce durması konusunda gereken tedbirlerin alınması hususunda biz de çağrımızı yapmaktayız her vesileyle. Gerek gıda konusunda, gerek sivillerin korunması konusunda, toplu cezalandırma siyasetinden, politikasından vazgeçmelidir İsrail. Uluslararası hukuk, uluslararası insani hukuk da bunu gerektirmektedir zaten. Bilindiği üzere Katar devleti olarak Mısır Arap milletiyle, Amerika Birleşik Devletleri arasında ilişkilerimiz devam etmektedir ki bir an önce Gazze’de ateşkesin sağlanması hususunda görüşmelerimiz devam etmekte. Filistin davasına adil ve kapsayıcı, kapsamlı bir çözüm için gereken politik çalışmalarımız devam etmektedir. Bunların tekrar başlaması için de sivillerin korunması konusunda da girişimlerimiz devam etmektedir. Biz Katar devleti olarak kardeş Türkiye’nin güttüğü ve üstlendiği, yapmakta olduğu tüm çabaları da takdirle karşılamaktayız. Yani Gazze konusunda, gerekse uluslararası ve bölgesel bazda bunu dile getiririz her vesileyle bölgede ve dünyada güvenlik ve istikrarın deyim yerindeyse temellerini atmak için biz buradayız hep beraber. Dünyada milyonların yararlanabileceği birçok konuda biz Türkiye’yle iş birliği içerisindeyiz. Katar devletiyle Türkiye Cumhuriyeti arasındaki gelişmekte olan stratejik risklerin varmış olduğu düzeyden de son derece gurur duyduğumuzu burada ifade etmek isterim” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından Katar Devlet Bakanı Al-Khater, İçişleri Bakan Yardımcısı Karaloğlu, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yasin Ekrem Serim, AFAD Başkanı Okay Memiş ve Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan’ın aralarında olduğu heyet gemiyi uğurladı. – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-katar-gazze-iyilik-gemisi-mersin-limanindan-ugurlandi/feed/ 0
CHP Milletvekili Hasan Öztürk, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Balkanlar açıklamasına tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-hasan-ozturk-diyanet-isleri-baskani-ali-erbasin-balkanlar-aciklamasina-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-hasan-ozturk-diyanet-isleri-baskani-ali-erbasin-balkanlar-aciklamasina-tepki-gosterdi/#respond Wed, 08 May 2024 21:39:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30821 (ANKARA) – CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın “Balkanlardan geldiğini unutmuş insanlar, ‘Arap, Arapça’ deyince tüyleri diken diken olan yok mu” şeklindeki açıklamasıyla ilgili “Ali Erbaş’ın da tarih bilmediğini, Balkan ve Rumeli Türklerini aslında Anadolu’dan Rumeli’ye giden Evlad-ı Fatihanlar olduğunu buradan Hocamıza bir kez daha hatırlatalım.Unutma Hocam, 200 yıllık vatan savunması sonucunda Misak-ı Milli sınırları dışında kalanlar hala Balkanlar’da var, hala Balkanlar’da Türkler var, hala Balkanlar’da ve Rumeli’de ezan sesi var” dedi.

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın “Genç Türkiye Forumu”nda yaptığı “Balkanlardan geldiğini unutmuş insanlar. ‘Arap, Arapça’ deyince tüyleri diken diken olan yok mu? Bazı insanlar -isimlerini vermeyeyim- ‘Sizleri kovacağız, sizleri göndereceğiz’ diyen, Orta Doğu’dan turistlerin bile gelmesini engelleyecek hareketler yok mu Türkiye’de? Irkçılık bizim dinimizde yasaktır. ‘Irkçılık yapan bizden değildir’ diyor Peygamber efendimiz” açıklamasına tepki gösterdi. Öztürk, şunları söyledi:

“Geçenlerde bir foruma katılan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, Balkanların ve Orta Doğu’ya ilişkin soruya verdiği cevabı defalarca dinledim. Niye defalarca dinledim? Çünkü doğru anlamak için. Bu soruya verdiği cevapta Ali Erbaş’ın Anadolu’yu ve Balkanları Orta Doğu’dan daha geride tuttuğu, hatta daha az sevdiği sonucunu çıkardım. Sayın Erbaş, Osmanlı’dan Orta Doğu’nun kopuşunda bütün sorumlunun Lawrence olduğunu, sanki Arapların Osmanlı’ya karşı savaşıp kendi ülkelerini kurmasının temelinin Lawrence kaynaklı olduğunu anlatmış. Tabii ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ eğitim sistemine, müfredata 76 saat inkılap tarihi, Atatürkçülük dersine 77 saat ayırır; dinle ilgili konulara 572 saat ayıran zihniyetten aslında tarih bilgisi olarak da çok şey beklemek doğru değil.

Buradan Sayın Diyanet İşleri Başkanına Osmanlı’yı ve Balkanları biraz anlatayım istiyorum. Osmanlı bir Balkan ülkesiydi. Osmanlı, Balkanlarda bir imparatorluğa dönüştü ve Balkanları Türk yurdu yapan, ‘Elhamdülillah Türküm’ sözünü tüm Balkan ve Rumeli coğrafyasında yayan ve olgunlaştıran Anadolu’dan giden Evlad-ı Fatihanlardı. Hocam, öncelikle bunu bir kenara koyalım. Osmanlı’nın 1699’dan sonra gerileme döneminde, vatan savunmasının içinde ‘Elhamdülillah Türküm’ diyeler vatanın sınır hattını, 200 yıldan fazla süren savaşlarla tuttular. Balkanlarda doğan, bugünkü senin bildiğin ülkelerin, oradaki milletlerin insanları Osmanlı’dan tek tek koparken bu kopuşu engellemek ve vatanı savunmak için savaşanlar Balkan ve Rumeli Türkleri ve akraba topluluklarıydı.

Bugüne geldiğimizde hala Bosna’da ezan sesi varsa, Balkanlarda ezan sesi, yaklaşık 15 milyon Türk ve Müslüman akraba topluluğu varsa işte bunlar oraları Türk yurdu yapan Balkan ve Rumeli Türkleriydi. Bunlar, kendi ana yurtlarına Osmanlı’nın küçülmesiyle dönmek zorunda kaldılar. Hocam sen eğer bunları Araplardan daha geride tutuyorsan vatanı savunanla, ‘Elhamdülillah Türküm’ diyenlerle, Arap Müslümanlarla bu insanları Osmanlı’ya karşı savaşanlarla bir tutuyorsan benim diyecek bir şeyim yok. Ali Erbaş’ın da tarih bilmediğini, Balkan ve Rumeli Türklerini aslında Anadolu’dan Rumeli’ye giden Evlad-ı Fatihanlar olduğunu buradan Hocamıza bir kez daha hatırlatalım. Unutma Hocam, 200 yıllık vatan savunması sonucunda Misak-ı Milli sınırları dışında kalanlar hala Balkanlar’da var, hala Balkanlar’da Türkler var, hala Balkanlar’da ve Rumeli’de ezan sesi var.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-hasan-ozturk-diyanet-isleri-baskani-ali-erbasin-balkanlar-aciklamasina-tepki-gosterdi/feed/ 0 İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partiyle bağını koparanlara çağrıda bulundu https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-musavat-dervisoglu-partiyle-bagini-koparanlara-cagrida-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-musavat-dervisoglu-partiyle-bagini-koparanlara-cagrida-bulundu/#respond Wed, 08 May 2024 21:22:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30816 (ANKARA) – Olağanüstü Kurtultay ile İYİ Parti Genel Başkanı seçilen Müsavat Dervişoğlu, TBMM’deki ilk grup toplantısında partiyle bağını koparanlara küslükleri sonlandırma çağrısı yaptı. Yeni anayasa çalışmalarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yeniden aday yapmanın önünü açmak için gündeme getirildiğini savunan Dervişoğlu, “İYİ Parti gerekirse tek başına yeni bir ‘Erdoğan Anayasasına’ karşı sonuna kadar mücadele verecektir. Tek adam rejimini tahkim edecek hiçbir anayasa değişikliği teklifini konuşmaya değer dahi bulmayız” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 5. Olağanüstü Kurultay’dan sonra TBMM’de ilk grup toplantısını yaptı. Dervişoğlu, hem grup salonuna hem de kürsüye partililerinin yoğun alkışları eşliğinde çıktı. Kürsüden ilk kez genel başkan olarak seslenen Dervişoğlu, kurucu genel Başkan Meral Akşener’e, kurultayda genel başkan adayı olan Koray Aydın ve Mehmet Tolga Akalın ile partililerine, delegelerine de teşekkür etti.

Dervişoğlu, özetle şöyle konuştu:

“KONGRELER KONGRELERDE KALMALI, YERSİZ TARTIŞMALARIN ANLAMI YOK”

“Ben sadece bir makamı, koltuğu, kürsüyü devralmadım. Milletimizin sesi olma, dertlere derman bulma, ve memleketimize İYİ Parti’nin vizyonunu, projelerini, çözümlerini sunma hedefini taşıyan bir bayrak teslim aldım. Buradan, Türk Milletinin huzurunda söz veriyorum ki, arkadaşlarımla birlikte, bu bayrağı daha da yükseklere taşıyacağız. Kongreler kongrelerde kalmalıdır. Yersiz tartışmaların anlamı yoktur. Dünden bugüne hiçbir şey değişmemiştir. Koray Aydın ağabeyim ve aile büyüğümdür. Tolga Akalın da kardeşim ve ailemin bir ferdidir.

ESKİ İYİ PARTİLİLERE EVİNİZE DÖNÜN ÇAĞRISI

İYİ Partimizin Genel Başkanı olarak; buradan açık bir çağrıda bulunmak istiyorum. Şu ya da bu sebeple partimizle yollarını ayırmış ama bizlerle olan gönül ve ülkü bağını asla kaybetmemiş dava ve yol arkadaşlarıma sesleniyorum: İYİ Parti dün olduğu gibi bugün de sizindir. Gelin, küskünlükleri sonlandıralım. Mücadelemize her zamankinden daha güçlü bir şekilde devam edelim. Millet bizi çağırıyor. Sadece kapılarımız değil, gönüllerimiz ve kollarımızda ardına kadar açıktır.

“İYİ PARTİ NE İÇİN KURULDUYSA BUGÜN DE AYNI ÇİZGİDE”

İYİ Parti nerede, nasıl ve ne için kurulduysa, aynı yerde, aynı çizgide ve aynı amaçtadır. Milliyetçidir, demokrattır ve kalkınmacıdır. Milletinin refahını isteyen hiçbir vatandaşımızın sesinin kısılmadığı, bastırılmadığı bir Türkiye istiyoruz. Partimizin siyasetteki yeri ve pozisyonu; bu ilke ve hedefleri korumak ve yükseltmektir. Türk milletini içinde bulunduğu karanlıktan kurtarıp aydınlık ufuklarla buluşturmak ana görevimizdir. İYİ Parti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı verilen fanilerin ihtiraslarını millete dayatma rejimini yerleşik hale getirecek, bunu ılımlı gösterecek ve meşrulaştıracak hiçbir pazarlığın, hesabın içinde olmayacaktır. Bu hesapları güdenlere de bünyesinde yer açmayacaktır. Bu siyasi düzene karşı, demokrasi ve hukuk mücadelemiz sonuna kadar sürecektir.

“EKMEKSİZ BİR MİLLETE ‘YENİ ANAYASA’ DEMEK ABESLE İŞTİGAL”

İktidar tarafından ülke gündemine dayatılan yeni anayasa tartışmaları, Türkiye’nin değil, Erdoğan’ın ve varlıklarını, Erdoğan’ın varlığına armağan etmiş olan evresinin gündemidir. Yeni anayasa arayışları, Türk milletinin yakıcı sorunlarına ve ihtiyaçlarına yönelik değildir. Erdoğan’ın siyasi ikbaline ve yeniden adaylık talebine, aslında ölene kadar cumhurbaşkanı olmasına dair takviye çabasıdır. Hukuksuz bir ülkede, adaletsiz bir düzende, ekmeksiz bir millete ‘Yeni Anayasa’ demek abesle iştigaldir ve ancak ‘Ekmek bulamıyorsanız Anayasa yiyin’ demektir. Hukuk Devletinden anladıkları, darbeciler kadardır. Adil yargılamadan, eşitlikten, hak ve hürriyetlerden anladıkları ise 12 Eylülcüler kadardır. Bugünün sözde sivilleri, dünün cuntasına özenir hale geldiği için millet bitap düşmüştür.

“ERDOĞAN’IN SİYASİ KARİYERİNE HİZMET EDEDECEK…”

Bu millet artık, bir zamanlar anayasa fırlatıldığı için değil, anayasanın temelleri her gün her fırsatta çiğnendiği için ekmeksiz kalıyor. İktidara göre Türkiye’deki her anayasa kuralı, Erdoğan’a 2 dönem daha adaylık hakkı temin etmelidir. Etmiyorsa da o halde değiştirilmelidir. Hal böyleyken yeni anayasa tartışmalarının iktidar tarafından Türkiye’nin gündemine getirilmesindeki amaç son derece açıktır. İktidara sesleniyorum; 2017 yılındaki anayasa değişikliği ile Erdoğan’ın şahsi ikbali ve istikbali için tek adam rejimini Türkiye’nin ve Türk milletinin başına siz bela ettiniz. ve dolar 3 liradan 32 liraya çıktı. Cari açık rekor üstüne rekorlar kırdı. Enflasyon bütün bir memleketi esir aldı. Bir kez daha, Erdoğan’ın şahsi siyasi kariyerine hizmet etmek amacıyla, anayasa değişikliği senaryosuna bir figüran aranıyorsa İYİ Parti, böyle bir senaryonun içinde olmayacaktır.

İYİ Parti gerekirse tek başına yeni bir ‘Erdoğan Anayasasına’ karşı sonuna kadar mücadele verecektir. Tek adam rejimini tahkim edecek hiçbir anayasa değişikliği teklifini konuşmaya değer dahi bulmayız. Biz, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletinden, onun kurucu ilkelerinden asla taviz vermeyeceğiz. Milli ve üniter devletten taraf olan bir siyasi parti olarak; ‘milletin çeşitliliği’ gibi ucube bir kavram üzerinden, yeni bir anayasa çalışmasını tartışmaya dahi lüzum görmüyoruz. Eğer Türkiye Cumhuriyeti devletinin anayasasının ilk 4 maddesine, cumhuriyetin temel ilkelerine, anayasanın 66. Maddesine, yani Türklüğe dokunmaya kalkarsanız, karşınızda yine İYİ Parti’yi bulacaksınız.

“ÖĞRETMENLERİN YAKICI SORUNLARINA ÇÖZÜM BUL”

Milli eğitim programları, milli güvenlik politikaları gibidir. Bırakın bakandan bakana, iktidar değişikliğinde bile temel hedefi değişmez. O Yüzden iki bakanlığın isminin başında ‘milli’ vardır. İktidar, başta mukaddes dinimiz olmak üzere en yüce duyguları kalkan yaparak veya onları kullanarak en habis planlarını gerçekleştirmek istiyor. Bugün milli eğitim bir enflasyon, işsizlik meselesidir. Eğitimi karlı pastalardan biri görüp yarısını özel sektöre, yarısını arka bahçelerindeki cemaatlere pay edenler milli ğitimi, paralı, eşitsiz, ilkesiz, Türksüz ve Cumhuriyetsiz yapmak için, ‘Fikri tutsak, İrfanı prangalı nesiller yaratmak’ için her yolu deniyor. Milli Eğitim Bakanlığı, 2024-2028 Stratejik planında, her çocuğa temel eğitimde, eşit, ücretsiz ve nitelikli bir eğitimi hedefleyemiyor. Liyakat ve mülakat sarkacında hep mülakatı getiriyor. Buradan Milli Eğitim Bakanına sesleniyorum; müfredatta ideolojik fanteziler peşinde koşacağına öğretmenlerin yakıcı sorunlarına çözüm bulmaya çaba sarf et.

“146 SAYFALIK HATIR SENEDİ”

Eski Genel Başkanı Rahmetli Sinan Ateş cinayetinin iddianamesi tamamlandı ve mahkemeye sunuldu. Ortada 146 sayfalık bir iddianame var. 16 ay süren bir soruşturmanın neticesi 146 sayfalık bir hatır senedi adeta. Bu sözde iddianameyle, hiçbir iddianın araştırılmadığı,cinayetin neden işlendiğinin bile sorgulanmadığı, bilirkişi raporunda ifade edilen hiçbir hususa yer verilmediği, acılı eşi Ayşe Ateş’in ifadesine dahi yer verilmediği, hukuk tarihine kara bir leke olarak kazınacaktır. Bu iddianame görünümlü utanç belgesinin, bir hukuk devletinde, hiçbir mahkeme tarafından kabulü mümkün olamazdı. Bunu kaleme aldığını iddia eden savcının tüm yetkileri de zaman kaybetmeden elinden alınmalıydı. Adalet duygusunu daha iddianame aşamasında zedeleyen, hukukun üstünlüğü yerine, üstünlere hukuk tesis etmeye çalışan bir yaklaşım, adalet heykeline bile hesap veremez. İYİ Parti, Sinan Ateş’in mirası olan ailesinin yanındadır. Bu cinayette parmağı olan herkesin adalet önünde hesap vermesi için tüm gücümüzle mücadelemize devam edeceğiz. Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.

Sosyal medya hesapları üzerinden Müsavat Dervişoğlu nerede diye soranlara sesleniyorum; Fırat Çakıroğlu şehit edildiğinde kabrinin başında ben vardım. Sinan Ateş şehit edildiğinde de tabutunun başında yine ben vardım. Bu sorularınızı orada olamayanlara sorun. Herkes iyi bilsin ki ‘Ya adalet ya kıyamet’ diyenler elbet bir gün kazanacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-musavat-dervisoglu-partiyle-bagini-koparanlara-cagrida-bulundu/feed/ 0
Bahçeli’den Sinan Ateş Cinayeti İddianamesi Açıklaması: “Chp’sinden İp’ine Kadar Malum Partiler Neyi Biliyorsa Acilen Mahkemeye Yetiştirmelidir” https://www.haber60.com.tr/bahceliden-sinan-ates-cinayeti-iddianamesi-aciklamasi-chpsinden-ipine-kadar-malum-partiler-neyi-biliyorsa-acilen-mahkemeye-yetistirmelidir/ https://www.haber60.com.tr/bahceliden-sinan-ates-cinayeti-iddianamesi-aciklamasi-chpsinden-ipine-kadar-malum-partiler-neyi-biliyorsa-acilen-mahkemeye-yetistirmelidir/#respond Tue, 07 May 2024 21:39:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30682

(ANKARA)- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş cinayetine yönelik hazırlanan iddianameye yöneltilen eleştirilere yanıt verdi. Bahçeli, “Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir. Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. CHP’sinden İP’ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, şu görüşlere yer verdi:

“Olgunlaşmak demek, hiçbir şeye şaşırmamak demektir. Geldiğimiz bu aşamada gördüğümüz, yaşadığımız ve şahit olduğumuz ne varsa bizi şaşırtmıyor, şaşkınlığa sürüklemiyor. Fırsatını buldukları anda, kavramların içini boşaltan, değerleri çarpıtan, anarşi mekaniğini çalıştıran, istismar çarkını çeviren odakların bayağı dayatmaları bile sıradanlaşmakla kalmamış, hiç kimsenin ilgisini çekmeyecek boyutlara gelmiştir. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü intikam gününe tahvil etmek için çırpınan şehir eşkıyasının meselesi ne emek ne de dayanışmadır. Tıpkı ağababaları Marx gibi, hayatlarında tek bir fabrikaya girmemiş, tek bir emekçinin elinden tutmamış bu güruhun aklı rehinli, iradesi ipotekli, vicdanı da tutsaktır. 1 Mayıs’ta yalnızca görevini yapan ve sağduyulu tavrı sebebiyle övgü alan Türk polisine düşmanca saldıranlar, nefretle muamele edenler, biliniz ki, haçlı kalıntısı ve düşman bakiyesidir. Emek gücü, bir kimsenin çalışma ve mal üretme kudretidir. Hayatları miskinlik, tembellik, hainlik ve tufeyli utanmazlıkla geçen küçük bir azınlığın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde sahneye çıkıp Taksim’e yürüme ve burada gösteri yapma gayesi her şeyden evvel maksatlıdır, maşalıktır, madrabazlıktır. Emek ve Dayanışma Günü’nü ülkemin her yerinde kutlamak mümkündür. Peki bu Taksim ısrarı niyedir? Buradaki amaç nedir? Emek ve dayanışmayla Taksim’in ne alakası vardır? 1 Mayıs 1977’deki acıklı ve vahim hadiselerin tekrarı mı planlanmaktadır? Taksim inadının altında yatan hesap nedir? Emek kutsaldır, emekçilerimiz saygındır, hepsi de başımızın üstündedir.

“İŞLERİNE GELİNCE İNSAN HAKLARI BİLİRKİŞİLİĞİ YAPIYORLAR”

Türkiye’nin, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açılan soykırım davasına müdahil olma kararı çok önemli bir adımdır. Geçen hafta İsrail’e yönelik ticaretin durdurulması da ülkemizin insani ve vicdani çerçevede ne alırım, ne kaybederim çetelesi tutmadan yaptığı muazzam bir siyasi hamledir. Böylelikle Türkiye’nin İsrail’le ticaretini diline dolayıp fitne çıkaranların hesabı bozulmuştur. İsrail’in Gazze katliamı geçtiğimiz hafta sonunda; Almanya, Fransa, Küba, Kanada, ABD, Arnavutluk başta olmak üzere pek çok ülkede protesto edilmiştir. Sivil ve masum bir halka reva görülen hunhar ve barbar saldırılar lanetlenmiştir. İsrail vatandaşları da hükümetlerini kınamakta, saldırıların durmasını talep etmektedir. Birçok ülkede üniversite öğrencileri ayaktadır. ABD’deki bir üniversitede yapılan mezuniyet töreni sırasında, öğrenciler, mezuniyet cübbeleri üzerindeki kefiyelerle Filistin bayrağı açmış, soykırım karşıtı sloganlar atmışlardır. Demokratik ve meşru gösterilere zorbalıkla karşılık veren, öğrencilere ters kelepçe vuran, gözaltı uygulaması yapan bazı ülkelerin hali pür melali rezalettir, melanettir. Hani nerede özgürlük ve insan haklarına riayet? İşlerine gelince insan hakları bilirkişiliği yapan ve bu konuda raporlar ve ev ödevleri hazırlayan ülkelerin, işlerine gelmedi mi hak ve hukuk ihlallerinde sınır tanımamaları utanç duyulacak bir ikiyüzlülüktür.

“NETENYAHU’NUN BEDEL ÖDEMESİ ARTIK HUKUK NAMUSUDUR”

Bu gelişmeler yaşanıyorken, Kahire’de yürütülen ateşkes ve rehine takası anlaşmasının çıkmaza girmesi çok tehlikelidir. Refah’a operasyon tehdidinden geri adım atmayan Netenyahu müzakere sürecini dinamitlemektedir. Gazze’ye yönelik saldırıların kesilmesini açıkça ihtiva etmeyen bir anlaşmanın kalıcı ve kabul edilebilir olması elbette düşünülemeyecektir. İsrail yönetiminin ateşkes çabalarını sabote etmek için beyhude gerekçeler uydurması, esir takasına eşzamanlı olarak Gazze’ye saldırıları sonlandırma talebine kapalı durması soykırımın devamına işarettir. Gazze’de savaşın sona ermesine yanaşmayan Netenyahu’nun bedeli ödemesi artık bir insanlık ve hukuk namusudur. Birleşmiş Milletler çok acil devreye girmelidir. İsrail askerleri işgal edilen bölgelerden önşartsız çıkmalıdır. Zira bölge bıçak sırtındadır.

“KUTUPLAŞMA YERİNE KUCAKLAŞMAK LAZIM”

Bahar aylarıyla beraber siyasette de bahar mevsiminin doğuşundan memnuniyet duyacağımızı hiçbir komplekse veya kuşkuya kapılmadan ifade etmek isterim. Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır. Ortak akılla hareket ederek ülkemizin temel meselelerine kafa yormak, milli birlik ve dayanışmanın muteber imkanlarıyla mesafe almak bizim de arzu ve amacımızdır. Nitekim kapımıza değil de, kalbimize vuranı buyur ederiz. Siyasette köprü kurmak yerine duvar inşa edersek yanlışa düşeceğimizi herkesin idrak etmesinde yarar vardır. Sıkılı yumrukların açılması, çatık kaşların normalleşmesi, sertlik yerine yumuşamanın hakim olması, bunun da sürdürülebilirliği halisane dileğimizdir.  Siyaset kavga arenası değil, konuşma ve düğümleri çözme sahasıdır. Sözün ateşiyle münakaşa ve muharebe etmek yerine; akıl ve ahlaki mutabakat ve müzakereyle Türkiye’mizin yükseliş sürecine herkes destek vermelidir. Türk ve Türkiye Yüzyılına müzahir tavır ve tutum geliştirmek her siyasi parti ve siyasetçi için milli sorumluluktur. DEM’lenmek yerine kantı, yani şekerli suyu tercih etmek, bundan da yudum yudum içmek akla en yatkın seçenektir.

“OSMAN KAVALA’NIN SERBET KALMASI İÇİN SİPARİŞ SÜREÇ DEVAM EDİYOR”

Bir defa siyasetin yumuşama ve normalleşmesinin vasatı Türkiye ve Türk milletinin ortak değerleri, ortak çıkarları, ortak geleceğidir. DEM’lenenlerin ayılması bir başka düşüncemiz ve temennimizdir. Türkiye’de yargı yetkisini Türk milleti adına kullanan bağımsız ve tarafsız mahkemelerdir. Anayasa’nın 138’inci maddesine göre; Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. Bir davada sanıkların, tanıkların veya mağdurların lehlerine veya aleyhlerine olacak şekilde yargı yetkisi kullananlara baskı yapmak, talimat vermek suçtur. Bu suç şikayete bağlı bir suç da değildir. Bilhassa Gezi Parkı Davası’nda hüküm alan Osman Kavala’nın yeniden yargılanması ya da serbest bırakılması hususunda kamçılanan sipariş bir süreç devamlı surette ilerletilmektedir.

“DAVAMIZI YARGILAMAK İÇİN KUYRUĞA GİRDİLER”

Devletin üç unsuru vardır. İlki millet, ikincisi ülke, üçüncüsü de egemenliktir. Bunların dayanağı da hukuktur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Suç ‘eski sistemde işlendi, yeni sistemde geçersizdir’ demek, devleti ve milleti bilmeyen, bilse de hasıraltı eden tetikçilerin ve kimliksizlerin harcıdır. Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir. Hayatlarında tek bir defa ülkücünün hakkını, hukukunu ve haysiyetini gözetmeyen mihrakların partimizi ve Ülkü Ocaklarını bir cinayetle anma teşebbüsleri ayrıca değerlendirilmesi gereken şerefsizce bir saldırganlıktır. Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. Milliyetçi Hareket Partisi olarak beklentimiz şudur Mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhal başlatılmalıdır. Kimin elinde hangi belge ve bilgi varsa mahkemeye sunmalıdır. Hatta şahit olarak dinlenmek isteyenlere mahkeme kapısı açılmalıdır. Televizyon ekranlarında mahkeme yargılanamaz.  CHP’sinden İP’ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir. Abdestten şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz. Çiğ süt içmeyenin karnı da ağrımaz. Bakalım hukuki süreç Ankara’da mı bitecek, yoksa Pensilvanya’ya mı dayanacak, hodri meydan, hep beraber göreceğiz. Bilinmesini özellikle isterim ki ellerinde binlerce Ülkücü şehidimizin kanı olanların feriştahı gelse biz de yaprak dahi kımıldamaz, kımıldamayacaktır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/bahceliden-sinan-ates-cinayeti-iddianamesi-aciklamasi-chpsinden-ipine-kadar-malum-partiler-neyi-biliyorsa-acilen-mahkemeye-yetistirmelidir/feed/ 0 İzmir’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişinin 52. yılında basın açıklaması yapıldı https://www.haber60.com.tr/izmirde-deniz-gezmis-huseyin-inan-ve-yusuf-aslanin-idam-edilisinin-52-yilinda-basin-aciklamasi-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-deniz-gezmis-huseyin-inan-ve-yusuf-aslanin-idam-edilisinin-52-yilinda-basin-aciklamasi-yapildi/#respond Mon, 06 May 2024 23:27:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30611 HABER: FATİH ÖZKILINÇ KAMERA: KERİM UĞUR

(İZMİR) – İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenleri, 68 kuşağı önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 52’inci yılında basın açıklamasında bulunup, denize çiçek bıraktı.

İzmir’de 52 yıl önce idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan için İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenleri basın açıklamasında bulundu. Konak’ta Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanan grup adına basın açıklaması metnini KESK İzmir Dönem Sözcüsü Nihat Filiz okudu. Yapılan açıklamada 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan anılarak “12 Mart askeri darbesi koşullarında, emir-komuta zinciriyle gerçekleşen yargılamada, Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi tarafından hukuk adeta katledilerek, ‘Tam Bağımsız Türkiye’ mücadelesinin yiğit evlatları, üç fidanımız hakkında idam cezaları verildi” denildi.

“EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN SİMGELEŞMİŞ İSİMLERİ”

“Emperyalizme ve faşizme karşı mücadele eden öğrenci gençliğe, işçi ve emekçilere, ezilen halklara gözdağı verilmek istendi” denilerek devam eden açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bu idamlar, devlet eliyle işlenen siyasi cinayetlerdir. Sinan Cemgil ve arkadaşları Nurhak’ta, Mahir Çayan ve arkadaşları Kızıldere’de, İbrahim Kaypakkaya işkencede, Deniz Gezmiş ve arkadaşları Ankara Ulucanlar Cezaevinde öldürülmüş; bir dönemin devrimci gençlik önderleri fiziken ortadan kaldırılarak mücadele ettikleri değerler yok edilmek istenmiştir. Deniz Gezmiş ve 68 gençlik önderleri, emperyalist saldırganlığa ve sömürüye karşı işçi, köylü ve emekçilerin, ezilen halkların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin simgeleşmiş isimleridir. 1968 gençlik hareketi akademik özgürlükler için, bilimsel ve demokratik eğitim için üniversitelerde boykotlar, işgaller, yürüyüşler, forumlar gerçekleştirmiştir. İşçilerin grev ve direnişlerine, sendikal örgütlenme mücadelesine, köylülerin emperyalist sömürüye karşı mücadelelerine destek vermişlerdir. Emperyalizme karşı ezilen halkların bağımsızlık mücadelesini desteklemiş, Türkiye’nin ABD ve NATO’nun ileri karakolu haline getirilmesine karşı çıkarak, Amerikan 6. filosunu ve askeri üslerini protesto etmişlerdir.

“ÜÇ DEVRİMCİ GENCİN İDAM EDİLMESİ İÇİN EL KALDIRANLAR, HALK DÜŞMANLARI OLARAK TARİHTEKİ YERLERİNİ ALMIŞLARDIR”

Filistin halkının özgürlük mücadelesine katılmış, İsrail devletini koruyan Kürecik radar üssüne dikkat çekmişlerdir.  Zap köprüsünü inşa ederek Kürt ve Türk halkının kardeşliği, eşitliği, ortak geleceği için hem fiziki hem de simgesel anlamda çok önemli bir temel inşa etmişlerdir. 1790 aydın, yazar, sanatçı, akademisyen, hukukçu Meclis’in, idam kararlarının uygulamamasını ve idam cezasının yasalardan kaldırmasını istedi. Fransa Sendikalar Konfederasyonu, bir çok ülkeden işçi sendikaları, siyasi partiler, insan hakları örgütleri idamlara karşı harekete geçtiler. Ancak, Meclis’te 273 kabul oyuyla idam cezaları kabul edildi. Adlarına şiirler yazılan, türküler, ağıtlar yakılan üç devrimci gencin idam edilmesi için el kaldıranlar, halk düşmanları olarak tarihteki yerlerini almışlardır.

ÜÇ FİDANIN SON SÖZLERİ HATIRLATILDI

Deniz Gezmiş ‘in, Hüseyin İnan’ın, Yusuf Aslan’ın, 6 Mayıs 1972 günü sabaha karşı Ankara Ulucanlar Cezaevi avlusunda, idam sehpasında tereddüt göstermeden ölüme yürürken haykırdıkları son sözleri, ‘Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye, Yaşasın İşçiler, Köylüler, Yaşasın Devrimciler! Kahrolsun Faşizm, Kahrolsun emperyalizm.’ olmuş, bu sözler, ulaştığı yüreklerde yankılanarak, kuşaklar boyunca aktarılarak bugüne taşınmıştır.”

Basın açıklamasının ardından İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenleri, Türkan Saylan Kültür Merkezi önünden Gündoğdu Meydanı’na yürüyerek idam edilen üç isim anısına denize çiçek bıraktı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-deniz-gezmis-huseyin-inan-ve-yusuf-aslanin-idam-edilisinin-52-yilinda-basin-aciklamasi-yapildi/feed/ 0
Bakan Şimşek: “2026 yılında tekrar tek haneli enflasyona dönmüş olacağız” https://www.haber60.com.tr/bakan-simsek-2026-yilinda-tekrar-tek-haneli-enflasyona-donmus-olacagiz/ https://www.haber60.com.tr/bakan-simsek-2026-yilinda-tekrar-tek-haneli-enflasyona-donmus-olacagiz/#respond Sat, 04 May 2024 22:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30409 – Bakan Şimşek: “2026 yılında tekrar tek haneli enflasyona dönmüş olacağız”

DUSSELDORF – Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Almanya’da düzenlenen 8. Türk-Alman Ekonomi Günü’nde, “Mayıs ayında yüzde 70’in üzerinde bir enflasyonla zirveyi bulacağız. Daha sonra uygulamaya koyduğumuz programla birlikte enflasyon hızlı bir şekilde düşecek ve 2026 yılında tekrar tek haneli enflasyona dönmüş olacağız” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu yıl 8.’si düzenlenen Türk-Alman Ekonomi Günü’ne katılmak üzere Almanya’ya geldi. “Avrupa Türk İş İnsanları ve Sanayicileri Derneği tarafından Düsseldorf Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe katılan Şimşek, konuşmasına Almanca “Bugün burada bulunmaktan memnuniyet duyuyorum” diyerek başladı. Şimşek, “Bir sunum yapmak istiyorum hem Türkiye ekonomisinin içinden geçtiği süreçle ilgili olarak hem de Türk-Alman ilişkileri ile ilgili olarak. Biz Türk girişimcilerin Almanya’da yatırım yapmasından memnunuz, aynı zamanda Türkiye’de yatırım yapmanızı isteriz. O nedenle çok kısa bir şekilde Türkiye’nin neden yatırımcı için cazip bir ülke olduğundan bahsedeceğim” dedi.

Orta vadeli bir programları olduğunu belirten Şimşek, “Temel makroekonomik dengesizlikleri çözmek için uygulamaya koyduğumuz bir program. ve bu programımız da çalışıyor. Türkiye, Almanya kadar olmasa da büyük bir ekonomi. Geçen sene cari kurlarla 1,1 trilyonu aştı ama nüfusuna, çalışma çağındaki nüfusuna, satın alma gücü paritesiyle milli gelirine baktığınız zaman neredeyse 15-17 Avrupa Birliği üyesi ülke büyüklüğünde bir ülke. Yatırım yapmak için gittiğiniz pazarın büyük olması önemli. O anlamda Türkiye büyük ve önemli bir partner” diye konuştu.

“Borçluluğun düşük olması büyüme açısından önemli”

Büyüme potansiyeline bakıldığı zaman son yüzyılda ortalama büyümenin reel olarak yüzde 4 olduğunu söyleyen Şimşek, “Ama son 20 yıla baktığınız zaman ortalama reel büyüme yüzde 5,4. Türkiye’nin reel performansı 2002’yi 100 olarak alırsanız 2023’de 300’ün üzerine çıkmış. Aynı dönemde Çin, Hindistan hariç gelişmekte olan ülkeler 100’den 217’ye çıkmış. Dolayısıyla gerçekten Türkiye hem büyük bir ekonomi, hem de son 20 yılda performansı güçlü bir ekonomi” ifadelerini kullandı.

Dünyada büyük bir borç sorununun olduğunu aktaran Şimşek, “Faizler yüksek. O nedenle borçluluğun düşük olması büyüme açısından önemli. Almanya bu konuda en dirayetli ve en disiplinli ülkelerden bir tanesi. Türkiye’nin toplam borcu, özel sektör, hane halkı, şirketlerin, finans sektörünün, devletin toplam borcu milli gelire oranı yüzde 108. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde bu oran yüzde 255, dünyada da yüzde 330’un üzerinde” şeklinde konuştu.

Jeostratejik rekabetlerin gerilimlere yol açtığını dile getiren Şimşek, “Dünyada ticarette kırılmalar var. Jeostratejik rekabet gerilimlere yol açıyor ve ticarette parçalanmalar var. Türkiye bu dönemde yakın coğrafyalardan tedarik konusunda avantajlı. Avrupa Birliği ile 1963’ten beri bir diyaloğumuz var, angajmanımız var ve bir ortaklığımız var. O nedenle biz Avrupa’yla dostuz” dedi.

“Bizim önceliğimiz fiyat istikrarı”

Görüş farklılıklarının olduğunu ancak yine de Gümrük Birliği üzerinden Avrupa Birliği ile kendilerini dost olarak gördüklerini vurgulayan Şimşek, “Dolayısıyla hem yakınız hem dostuz. Orta Asya’yla, Kuzey Afrika’yla, Orta Doğu’yla hem yakınız hem dostuz. Dolayısıyla dünyadaki bu jeostratejik rekabetten kaynaklı fragmentasyonun, yani ticaretteki parçalanmanın bizi çok olumsuz etkilememesi bekleniyor” diye konuştu.

Önceliklerinin enflasyonun tek haneye düşürülmesi olduğunu söyleyen Şimşek, “Bizim önceliğimiz fiyat istikrarı, yani enflasyonun tek haneye düşürülmesi, mali disiplin ve tabii ki yapısal dönüşüm. Yapısal dönüşümden kastettiğimiz yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve sanayide dönüşüm bütün bunlar bize daha yüksek sürdürebilir büyümenin imkanını arttıracak” ifadelerini kullandı.

“Cari açığımız var, cari açığı da azaltmaya yönelik bir programımız var”

2026 yılında enflasyonun tek haneli rakamlara düşeceğini söyleyen Şimşek, “Mayıs ayında yüzde 70’in üzerinde bir enflasyonla zirveyi bulacağız. Daha sonra uygulamaya koyduğumuz programla birlikte enflasyon hızlı bir şekilde düşecek ve 2026 yılında tekrar tek haneli enflasyona dönmüş olacağız. Uzun bir yolculuk ama başaracağız çünkü iyi bir programımız var” şeklinde konuştu.

Bütçe açığının deprem nedeniyle geçen sene çok arttığını bildiren Şimşek, “Deprem harici bütçe açığımız yüzde 1,6, milli gelire oran olarak. Mastrich kriterleri ile uyumluyuz. Ama depremden dolayı yüzde 5,2. Geçen sene çok tedbir aldık, o tedbirleri almasaydık bütçe açığı çok daha yüksek olacaktı” dedi.

Önümüzdeki yıllardan itibaren bütçe açığının deprem etkisi dahil, kalıcı olarak yüzde 3’ün altına düşüreceklerini belirten Şimşek, “Borcun da milli geliri oranla yüzde 35’un altında tutacağız. Mastrich kriterleri ile uyumlu olacağız” şeklinde konuştu.

Almanya’ya deprem felaketi nedeniyle gösterdikleri dayanışma ve yardım için teşekkür eden Şimşek, “Alman halkına, Alman devletine biz müteşekkiriz. En zor dönemimizde Almanya hep bizim yanımızda olmuştur, kendilerine teşekkür ediyoruz. Bizim Almanya gibi fazlamız yok, yani dış ticaret fazlamız yok. Cari açığımız var, cari açığı da azaltmaya yönelik bir programımız var” ifadelerini kullandı.

“Reformların amacı Türkiye’nin rekabet gücünü arttırmak”

Yapısal reformlara değinen Şimşek, “Tabii ki önce insanımıza yatırım yapacak, niteliklerini arttıracağız. Eğitimin kalitesini arttıracağız, yatırım ortamını iyileştireceğiz. Bütün bu reformların amacı Türkiye’nin rekabet gücünü arttırmak, Türkiye’de verimliliği arttırmak ve büyüme potansiyelini arttırmak. Program çalışıyor mu, evet gerçekten çalışıyor. Biz rasyonel politikalar ve yapısal reformlarla yola çıktık, yatırımcının güveni geldi, şimdi tabii ki portföyü tercihleri liradan yana dönüştü. Reel kurda bir istikrar var, enflasyon Hazirandan itibaren hızlı bir şekilde düşmeye başlayacak, ekonomi yeniden dengelenecek” diye konuştu.

“Biz Almanya ile asla ayrılamayız”

Almanya ile Türkiye’nin çok güçlü bağları olduğuna vurgu yapan Şimşek, “Bugün ben Türkiye’de herhangi bir ile gitsem bu kadar büyük iş insanına hitap etme ihtimalim zayıf. Almanya demek ki bizim bağlarımız çok güçlü. Bu sadece ticaretle sınırlı değil, sadece ekonomi ile sınırlı değil daha çok halktan halka bağımız var” dedi.

Almanya’yı değerli bir ortak olarak gördüklerini söyleyen Şimşek, “NATO’da ortağız, Avrupa Birliği sürecinde Almanya’nın yapıcı tutumunu her zaman önemsedik. Biz Almanya ile asla ayrılamayız. Almanya’yla çok güçlü bağlarımız var. Şimdi sizlerin sayesinde bu bağları güçlendirmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Etkinlikte Kuzey Ren-Vestfalya Başbakanı Hendrik Wüst, Türkiye’nin Almanya Berlin Büyükelçisi Ahmet Başar Şen ve ATİAD Başkanı Aziz Sarıyar da konuşma yaparken, Almanya Federal Maliye Bakanı Christian Lindner ve Düsseldorf Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Stephan Keller video birer mesaj gönderdi.

Türkiye ve Almanya arasındaki ekonomik ilişkileri güçlendirmek ve geleceğe dair stratejik adımlar atmak amacıyla düzenlen etkinlikte, iş ve siyaset dünyasından birçok önemli isim de yer aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-simsek-2026-yilinda-tekrar-tek-haneli-enflasyona-donmus-olacagiz/feed/ 0
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek: Enflasyon 2026’da tekrar tek haneli rakamlara düşecek https://www.haber60.com.tr/hazine-ve-maliye-bakani-simsek-enflasyon-2026da-tekrar-tek-haneli-rakamlara-dusecek/ https://www.haber60.com.tr/hazine-ve-maliye-bakani-simsek-enflasyon-2026da-tekrar-tek-haneli-rakamlara-dusecek/#respond Sat, 04 May 2024 22:18:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30401 Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Almanya’da düzenlenen 8. Türk-Alman Ekonomi Günü’nde, “Mayıs ayında yüzde 70’in üzerinde bir enflasyonla zirveyi bulacağız. Daha sonra uygulamaya koyduğumuz programla birlikte enflasyon hızlı bir şekilde düşecek ve 2026 yılında tekrar tek haneli enflasyona dönmüş olacağız” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu yıl 8.’si düzenlenen Türk-Alman Ekonomi Günü’ne katılmak üzere Almanya’ya geldi. “Avrupa Türk İş İnsanları ve Sanayicileri Derneği (ATİAD) tarafından Düsseldorf Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe katılan Şimşek, konuşmasına Almanca “Bugün burada bulunmaktan memnuniyet duyuyorum” diyerek başladı. Şimşek, “Bir sunum yapmak istiyorum hem Türkiye ekonomisinin içinden geçtiği süreçle ilgili olarak hem de Türk-Alman ilişkileri ile ilgili olarak. Biz Türk girişimcilerin Almanya’da yatırım yapmasından memnunuz, aynı zamanda Türkiye’de yatırım yapmanızı isteriz. O nedenle çok kısa bir şekilde Türkiye’nin neden yatırımcı için cazip bir ülke olduğundan bahsedeceğim” dedi.

Orta vadeli bir programları olduğunu belirten Şimşek, “Temel makroekonomik dengesizlikleri çözmek için uygulamaya koyduğumuz bir program. ve bu programımız da çalışıyor. Türkiye, Almanya kadar olmasa da büyük bir ekonomi. Geçen sene cari kurlarla 1,1 trilyonu aştı ama nüfusuna, çalışma çağındaki nüfusuna, satın alma gücü paritesiyle milli gelirine baktığınız zaman neredeyse 15-17 Avrupa Birliği üyesi ülke büyüklüğünde bir ülke. Yatırım yapmak için gittiğiniz pazarın büyük olması önemli. O anlamda Türkiye büyük ve önemli bir partner” diye konuştu.

“Borçluluğun düşük olması büyüme açısından önemli”

Büyüme potansiyeline bakıldığı zaman son yüzyılda ortalama büyümenin reel olarak yüzde 4 olduğunu söyleyen Şimşek, “Ama son 20 yıla baktığınız zaman ortalama reel büyüme yüzde 5,4. Türkiye’nin reel performansı 2002’yi 100 olarak alırsanız 2023’de 300’ün üzerine çıkmış. Aynı dönemde Çin, Hindistan hariç gelişmekte olan ülkeler 100’den 217’ye çıkmış. Dolayısıyla gerçekten Türkiye hem büyük bir ekonomi, hem de son 20 yılda performansı güçlü bir ekonomi” ifadelerini kullandı.

Dünyada büyük bir borç sorununun olduğunu aktaran Şimşek, “Faizler yüksek. O nedenle borçluluğun düşük olması büyüme açısından önemli. Almanya bu konuda en dirayetli ve en disiplinli ülkelerden bir tanesi. Türkiye’nin toplam borcu, özel sektör, hane halkı, şirketlerin, finans sektörünün, devletin toplam borcu milli gelire oranı yüzde 108. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde bu oran yüzde 255, dünyada da yüzde 330’un üzerinde” şeklinde konuştu.

Jeostratejik rekabetlerin gerilimlere yol açtığını dile getiren Şimşek, “Dünyada ticarette kırılmalar var. Jeostratejik rekabet gerilimlere yol açıyor ve ticarette parçalanmalar var. Türkiye bu dönemde yakın coğrafyalardan tedarik konusunda avantajlı. Avrupa Birliği ile 1963’ten beri bir diyaloğumuz var, angajmanımız var ve bir ortaklığımız var. O nedenle biz Avrupa’yla dostuz” dedi.

“Bizim önceliğimiz fiyat istikrarı”

Görüş farklılıklarının olduğunu ancak yine de Gümrük Birliği üzerinden Avrupa Birliği ile kendilerini dost olarak gördüklerini vurgulayan Şimşek, “Dolayısıyla hem yakınız hem dostuz. Orta Asya’yla, Kuzey Afrika’yla, Orta Doğu’yla hem yakınız hem dostuz. Dolayısıyla dünyadaki bu jeostratejik rekabetten kaynaklı fragmentasyonun, yani ticaretteki parçalanmanın bizi çok olumsuz etkilememesi bekleniyor” diye konuştu.

Önceliklerinin enflasyonun tek haneye düşürülmesi olduğunu söyleyen Şimşek, “Bizim önceliğimiz fiyat istikrarı, yani enflasyonun tek haneye düşürülmesi, mali disiplin ve tabii ki yapısal dönüşüm. Yapısal dönüşümden kastettiğimiz yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve sanayide dönüşüm bütün bunlar bize daha yüksek sürdürebilir büyümenin imkanını arttıracak” ifadelerini kullandı.

“Cari açığımız var, cari açığı da azaltmaya yönelik bir programımız var”

2026 yılında enflasyonun tek haneli rakamlara düşeceğini söyleyen Şimşek, “Mayıs ayında yüzde 70’in üzerinde bir enflasyonla zirveyi bulacağız. Daha sonra uygulamaya koyduğumuz programla birlikte enflasyon hızlı bir şekilde düşecek ve 2026 yılında tekrar tek haneli enflasyona dönmüş olacağız. Uzun bir yolculuk ama başaracağız çünkü iyi bir programımız var” şeklinde konuştu.

Bütçe açığının deprem nedeniyle geçen sene çok arttığını bildiren Şimşek, “Deprem harici bütçe açığımız yüzde 1,6, milli gelire oran olarak. Mastrich kriterleri ile uyumluyuz. Ama depremden dolayı yüzde 5,2. Geçen sene çok tedbir aldık, o tedbirleri almasaydık bütçe açığı çok daha yüksek olacaktı” dedi.

Önümüzdeki yıllardan itibaren bütçe açığının deprem etkisi dahil, kalıcı olarak yüzde 3’ün altına düşüreceklerini belirten Şimşek, “Borcun da milli geliri oranla yüzde 35’un altında tutacağız. Mastrich kriterleri ile uyumlu olacağız” şeklinde konuştu.

Almanya’ya deprem felaketi nedeniyle gösterdikleri dayanışma ve yardım için teşekkür eden Şimşek, “Alman halkına, Alman devletine biz müteşekkiriz. En zor dönemimizde Almanya hep bizim yanımızda olmuştur, kendilerine teşekkür ediyoruz. Bizim Almanya gibi fazlamız yok, yani dış ticaret fazlamız yok. Cari açığımız var, cari açığı da azaltmaya yönelik bir programımız var” ifadelerini kullandı.

“Reformların amacı Türkiye’nin rekabet gücünü arttırmak”

Yapısal reformlara değinen Şimşek, “Tabii ki önce insanımıza yatırım yapacak, niteliklerini arttıracağız. Eğitimin kalitesini arttıracağız, yatırım ortamını iyileştireceğiz. Bütün bu reformların amacı Türkiye’nin rekabet gücünü arttırmak, Türkiye’de verimliliği arttırmak ve büyüme potansiyelini arttırmak. Program çalışıyor mu, evet gerçekten çalışıyor. Biz rasyonel politikalar ve yapısal reformlarla yola çıktık, yatırımcının güveni geldi, şimdi tabii ki portföyü tercihleri liradan yana dönüştü. Reel kurda bir istikrar var, enflasyon Hazirandan itibaren hızlı bir şekilde düşmeye başlayacak, ekonomi yeniden dengelenecek” diye konuştu.

“Biz Almanya ile asla ayrılamayız”

Almanya ile Türkiye’nin çok güçlü bağları olduğuna vurgu yapan Şimşek, “Bugün ben Türkiye’de herhangi bir ile gitsem bu kadar büyük iş insanına hitap etme ihtimalim zayıf. Almanya demek ki bizim bağlarımız çok güçlü. Bu sadece ticaretle sınırlı değil, sadece ekonomi ile sınırlı değil daha çok halktan halka bağımız var” dedi.

Almanya’yı değerli bir ortak olarak gördüklerini söyleyen Şimşek, “NATO’da ortağız, Avrupa Birliği sürecinde Almanya’nın yapıcı tutumunu her zaman önemsedik. Biz Almanya ile asla ayrılamayız. Almanya’yla çok güçlü bağlarımız var. Şimdi sizlerin sayesinde bu bağları güçlendirmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Etkinlikte Kuzey Ren- Vestfalya Başbakanı Hendrik Wüst, Türkiye’nin Almanya Berlin Büyükelçisi Ahmet Başar Şen ve ATİAD Başkanı Aziz Sarıyar da konuşma yaparken, Almanya Federal Maliye Bakanı Christian Lindner ve Düsseldorf Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Stephan Keller video birer mesaj gönderdi.

Türkiye ve Almanya arasındaki ekonomik ilişkileri güçlendirmek ve geleceğe dair stratejik adımlar atmak amacıyla düzenlen etkinlikte, iş ve siyaset dünyasından birçok önemli isim de yer aldı. – DUSSELDORF

]]>
https://www.haber60.com.tr/hazine-ve-maliye-bakani-simsek-enflasyon-2026da-tekrar-tek-haneli-rakamlara-dusecek/feed/ 0
Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Başbakanı Türk İş İnsanlarını Övdü https://www.haber60.com.tr/almanyanin-kuzey-ren-vestfalya-eyaleti-basbakani-turk-is-insanlarini-ovdu/ https://www.haber60.com.tr/almanyanin-kuzey-ren-vestfalya-eyaleti-basbakani-turk-is-insanlarini-ovdu/#respond Sat, 04 May 2024 22:06:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30393 Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Başbakanı Hendrik Wüst, eyaletinde Türk kökenli iş insanların başarısını överek “Ortak hikayenizi yazmaya devam edin. Bu sorumlu olduğunuz bütün insanların, Almanya’nın, Kuzey Ren-Vestfalya’nın ve Türkiye’nin yararınadır.” dedi.

Wüst, Düsseldorf’ta düzenlenen 8. Türk-Alman Ekonomi Günü’nde konuştu.

Türkiye ile Kuzey Ren-Vestfalya eyaleti arasındaki ilişkilerin çok güçlü olduğunu belirten Wüst, 1960’larda Türkiye’den insanların Almanya’ya gelerek “aile geleceği” için fedakarlık yaptıklarını söyledi.

Wüst, “Kendi ailesi için çalışmak. Fırsatları değerlendirmek ve elinden gelen her şeyi yapmak. Alman motivasyonu da budur. 1950’lerde annem babam da böyle yaptı. Bu motivasyon da bizi birbirimize bağlıyor.” diye konuştu.

Bugün Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde 1 milyon Türk kökenli kişinin yaşadığını anlatan Wüst, “Bunların 500 bini Almanya vatandaşı. Almanya’yı sizler ileriye taşıyorsunuz. Sizlere bunun için teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Wüst, Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin hükümeti olarak “eğitime” öncelik verdiklerini vurgulayarak eyalet bütçesinin yüze 40’ını buna harcadıklarını bildirdi.

Hendrik Wüst, “Bu, mükemmel değil. Okul sistemimizde sorunlarımız var. Almanca bilmeyen çocuklar var. Bu yüzden eğitime öncelik tanıyoruz. Bu çocuklara fırsatlar sunmamız gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Yapay zeka ve yenilebilir enerjide önemli fırsatlar sunulduğunu anlatan Wüst, ABD’li teknoloji şirketi Microsoft’un Kuzey Ren-Vestfalya’da yatırım yaptığını ve eyaletin Almanya’da yabancı yatırımcıların en gözde eyaleti olduğunu belirtti.

Wüst, Almanya’nın refahının uluslararası ticarete dayandığını belirterek “Türkiye bizim dış ticaretimizde ilk beşte yer alıyor. Avrupa Türk İşadamları ve Sanayicileri Derneği (ATİAD) Türk ve Alman iş insanlarının bir araya gelmesini sağlayarak büyük bir rol üstleniyor. Beraber ticaret yaptığımız zaman Kuzey Ren-Vestfalya ve Türkiye kazanıyor. Bu ortak hikayesini yazmaya devam edin. Bu, sorumlu olduğunuz bütün insanların, Almanya’nın, Kuzey Ren-Vestfalya’nın ve Türkiye’nin yararınadır.”

“AB ile Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesine ilişkin Türk yetkililerle görüşüyoruz”

Almanya Maliye Bakanı Christian Lindner de 8. Türk-Alman Ekonomi Günü’ne gönderdiği video mesajında, Almanya Cumhurbaşkanı Frank- Walter Steinmeier’in 22-24 Nisan tarihlerinde Türkiye ziyaretinde kendisine eşlik ettiğini belirterek Türkiye’de harika misafirperverlikle karşılandıklarını ve gezinin tadını çıkardıklarını ifade etti.

Ziyarette Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile konuşma fırsatı bulduğunu anlatan Lindner, Şimşek’e Türkiye’nin enflasyon zorluklarını aşmak ve ekonomik büyümeyi sağlamak için uygulamaya koyduğu programda ve yapısal reformlarda başarılar diledi.

Lindner, Almanya’da Türk kökenli insanların yazdığı çok başarılı hikayeler olduğunu vurgulayarak “Bu başarılarda aklımıza ilk BioNTech geliyor. İnsanların Kovid-19 yenmesinde önemli bir iş çıkardı. BioNTech, Türkiye’den gelen insanların sadece akademide değil, iş dünyasında başarılı olmasında bir gösterge oldu.” dedi.

Almanya’da yabancı yatırımcı sayısının art arda 6 yıldır düşüşte olduğunu hatırlatan Lindner, bunun da bazı şeyleri değiştirilmesinin gerektiğine işaret olduğunu söyledi.

Lindner, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesine ilişkin Türk yetkililerle görüştüklerini belirterek Türk vatandaşlarının vize almalarına yönelik de daha hızlı hareket etmek istediklerinin altını çizdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/almanyanin-kuzey-ren-vestfalya-eyaleti-basbakani-turk-is-insanlarini-ovdu/feed/ 0
Erdoğan: Türkiye’de siyasetin yumuşama sürecini başlatalım istiyorum https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiyede-siyasetin-yumusama-surecini-baslatalim-istiyorum/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiyede-siyasetin-yumusama-surecini-baslatalim-istiyorum/#respond Fri, 03 May 2024 23:21:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30272 (İSTANBUL) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile dün Ankara’da bir görüşme gerçekleştiren Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ilk değerlendirmeyi İstanbul’da yaptı. Erdoğan, “Aslında olumlu bir gelişme oldu. Bundan önceki süreçlerde bu tür, maalesef adımlar atılmıyordu ve bu adımın atılmasıyla siyasetin ülkemizde çok daha yumuşama dönemine girdiğini görüyoruz. Ben de Özgür Bey’e bir fırsatta böyle bir ziyaretin karşılığını yapacağımı söyledim ki Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Türk siyasetinin buna ihtiyacı var ve ilk fırsatta da bu ziyareti gerçekleştirerek Türkiye’de siyasetin yumuşama sürecini başlatalım istiyorum. Bu adımı da atacağız” dedi.

Erdoğan, Üsküdar’daki Çilehane Cami çıkışında gazetecilere açıklamalarda bulundu. Erdoğan, dün Ankara’da CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile yaptığı görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde şu açıklamayı yaptı:

“TÜRKİYE’DE SİYASETİN YUMUŞAMA SÜRECİNİ BAŞLATALIM İSTİYORUM”

“Aslında olumlu bir gelişme oldu. Bundan önceki süreçlerde bu tür maalesef adımlar atılmıyordu ve bu adımın atılmasıyla siyasetin ülkemizde çok daha yumuşama dönemine girdiğini görüyoruz. Ben de Özgür Bey’e bir fırsatta böyle bir ziyaretin karşılığını yapacağımı söyledim ki Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Türk siyasetinin buna ihtiyacı var ve ilk fırsatta da bu ziyareti gerçekleştirerek Türkiye’de siyasetin yumuşama sürecini başlatalım istiyorum. Bu adımı da atacağız”

“Türkiye İsrail’e yönelik yeni bir adım attı ve tüm ticaretini durdurdu. Bu yeni adıma ilişkin bir değerlendirme alabilir miyiz sizden” sorusuna ise Erdoğan şu yanıtı verdi:

“AMERİKA’DAKİ YAPTIĞIM GÖRÜŞMEYİ DURUP DURURKEN YAPMADIM”

“Tabii İsrail – Filistin arasındaki gelişmelerin kabul edilebilir bir yanı yok. İsrail şu ana kadar 40-45 bin Filistinliyi acımasızca öldürdü. Bir Müslüman olarak bizim buna seyirci kalmamız düşünülemez. Atmamız gereken adımlar nelerdir? Bunları yaptık. ve ülkemizde de maalesef siyasetin acımasız yüzü olan bazı partiler de biliyorsunuz bu seçim atmosferi esnasında bunu çok acımasızca kullandılar. Yani bizim İsrail’le ilişkilerimizin sanki onların düşündüğünün dışında imiş gibi de bazı ifadeler kullandılar. ve biz de tabii acele etmeden bu süreci değerlendirelim istedik. Şu anda seçimlerde bitti ve bu adımı attık. Çünkü İsrail bizim bu yaklaşımlarımıza maalesef bu olaylar başlamadan önceki süreçte de söylediğimiz halde, yani ben Netanyahu ile Amerika’daki yaptığım görüşmeyi sadece durup dururken, bu görüşmeyi yapmadım. Ama Türkiye İsrail arasında bazı adımların atılabileceğini göstermek için yaptım.

“NETANYAHU ACIMASIZ”

Ama Netanyahu acımasız ve bu acımasızlığını da maalesef bu çocuklara, kadınlara, yaşlılara karşı gösterdi. Onun elindeki imkanlar yok. Tüm Batı İsrail’e çalışıyor. Başta Amerika olmak üzere bunlar hep İsrail’le çalışıyorlar. ve bu kadar imkanlar seferber edilerek ne yazık ki Filistin’in o garip guraba fakir, yoksul insanları İsrail’in bu bombaları karşısında ölüme mahkum edildiler. Bunun karşısında artık biz daha sabredemezdik ve adımlarımızı attık. Aramızda dokuz buçuk milyar dolarlık bir ticaret hacmi vardı. Bu ticaret hacmini de biz yok farz ederek bu kapıyı kapattık. Bundan sonrası hayırlı olsun”

]]> https://www.haber60.com.tr/erdogan-turkiyede-siyasetin-yumusama-surecini-baslatalim-istiyorum/feed/ 0 EY Girişimci Kadın Liderler Programı İstanbul’da düzenlendi https://www.haber60.com.tr/ey-girisimci-kadin-liderler-programi-istanbulda-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/ey-girisimci-kadin-liderler-programi-istanbulda-duzenlendi/#respond Thu, 02 May 2024 21:30:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30095 EY tarafından küresel çapta 55’ten fazla ülkede düzenlenen “EY Girişimci Kadın Liderler Programı” konferansı bu yıl İstanbul’da gerçekleştirildi.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, uluslararası danışmanlık, denetim ve vergi hizmetleri şirketi EY tarafından küresel çapta 55’ten fazla ülkede gerçekleştirilen ve 1000’den fazla başarılı kadın girişimciyi ağında barındıran EY Girişimci Kadın Liderler Programı (EY Entrepreneurial Winning Women Program), işini büyütme hedefi, tutkusu ve potansiyeli olan girişimci kadınları bir araya getirerek uluslararası pazarlara açılma, rekabet avantajı sağlama ve uzun vadeli değer yaratma gibi konularda destek olmayı amaçlıyor.

Programa katılanlara eğitim, mentörlük, koçluk ve danışmanlık hizmeti verilmesinin yanı sıra küresel bir girişimcilik ağına katılmalarına imkan sağlanıyor. Türkiye’de 7 yıldır yürütülen programa, bugüne kadar 70 başarılı Türk kadın girişimci dahil oldu.

Program kapsamında her yıl farklı bir ülkede düzenlenen konferansa bu yıl ilk kez İstanbul ev sahipliği yaptı.

Programa, Fark Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Arya Kadın Yatırım Platformu Kurucusu Ahu Serter, Turkven Direktörü Selin Dilmener, Reeder Kurucu Ortağı Sezen Sungur Saral, Burpol Polimer Genel Müdürü İlkay Yıldırım, Mako Kids Kurucu Ortağı Irmak Atabek ve Sosyal Gastronomi Şefi Ebru Baybara Demir konuk konuşmacılar arasında yer aldı.

Konuşmacıların yanı sıra EY EMEIA Private Lideri Suwin Lee, EY Türkiye Ülke Başkanı Metin Canoğulları, EY Türkiye Strateji ve Kurumsal Finansman Bölüm Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar ve EY Türkiye İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Lideri Ece Sevin, iş dünyasına yönelik değerlendirmelerini paylaştı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen EY Türkiye Girişimci Kadın Liderler Programı Lideri Müge Tan Belviso, dünyanın birçok ülkesinden gelen girişimci kadınları İstanbul’da ağırlamaktan, Türkiye’deki girişimci kadınlarla bir araya getirmekten ve yatırım fırsatlarıyla tanıştırmaktan çok mutlu ve gururlu olduklarını belirtti.

Girişimci kadınların dünyanın her yerinde çeşitli zorluklarla karşılaşabildiğine ve potansiyellerini ortaya çıkarmak için yeterli desteği bulmakta güçlük yaşayabildiğine değinen Belviso, “Bu noktada, kadınların doğru kişilere ve kaynaklara ulaşması, ağını genişletmesi ve geleceğe yönelik değer yaratan bir yol haritası çizmesi çok önemli.

EY Girişimci Kadın Liderler Programımız ile kadın girişimcilerin liderlik becerilerini ve vizyonlarını geliştirmelerine destek oluyor, işlerini büyütürken yanlarında oluyoruz. Önümüzdeki aylarda Türkiye’de programın 8’inci dönemini başlatmak için de sabırsızlanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

EY EMEIA Girişimci Kadın Liderler Programı Lideri Natasa Nikolic de kadınların, önce aileden başlayarak toplumu ve iş dünyasını şekillendirdiğini, dolayısıyla eşitliğin sağlanması ve daha iyi bir dünya oluşmasında kilit bir rol üstlendiğini kaydetti.

Nikolic, “Biz de EY Girişimci Kadın Liderler Programımızla eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık anlayışımız doğrultusunda, kadın girişimcileri iş dünyasında daha da cesaretlendirerek toplumların sosyo-ekonomik olarak kalkınmasına destek oluyoruz. Bunun yanı sıra, kadınların hayatın her alanındaki temsilinin çok önemli olduğuna inanıyor, işlerini büyütmelerini destekleyerek milyonlarca iş fırsatı yaratılmasını ve istihdamın artırılmasını hedefliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

EY EMEIA Strateji ve Kurumsal Finansman Lideri Julie Hood da kadınların doğaları gereği güçlü bir bağlayıcı olduğunu, içinde bulunduğu ekosistemlerde iş başarısı için kritik öneme sahip destek ve danışmanlık ağlarını oluşturmada uzmanlığı bulunduğundan bahsetti.

EY Girişimci Kadın Liderler Programı kapsamında Türkiye’de yeni dönem başvuruları ve detaylı bilgiler EY web sitesinde yayınlandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ey-girisimci-kadin-liderler-programi-istanbulda-duzenlendi/feed/ 0
Türkiye, Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı davaya müdahil olacak https://www.haber60.com.tr/turkiye-guney-afrikanin-israile-karsi-actigi-davaya-mudahil-olacak/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-guney-afrikanin-israile-karsi-actigi-davaya-mudahil-olacak/#respond Wed, 01 May 2024 23:03:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30049 (ANKARA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Endonezya Dışişleri Bakanı Retno Marsudi ile düzenlediği ortak basın toplantısında; “Türkiye olarak Güney Afrika’nın İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davaya müdahil olmaya karar verdik. Bu adımla Uluslararası Adalet Divanı önündeki sürecin doğru yönde ilerlemesini temenni ediyoruz” dedi. Marsudi ise, “Adaleti Filistin için her zaman savunuyoruz ve savunmaya devam edeceğiz. Filistin halkını desteklemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Fidan, Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan Endonezya Dışişleri Bakanı Marsudi ile Bakanlık’ta bir araya geldi. İki Bakan görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Güneydoğu Asya’daki stratejik ortakları Endonezya ile köklü tarihi ve kültürel bağları bulunduğunu belirten Fidan, “Türkiye-Endonezya Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyi’nin ilk toplantısının hazırlıklarını ele aldık” dedi. Fidan şöyle konuştu:

“Görüşmemizde ekonomik ve ticari ilişkilerimizi, yenilenebilir enerji ve helal gıda dahil çeşitli alanlarda geliştirme hususunda mutabık kaldık. Ticaret hacmimizin liderler tarafından belirlenen 10 milyar dolar hedefine ulaşması için atabileceğimiz adımları istişare ettik. Kapsamlı ekonomik ve ticari iş birliği anlaşmasının müzakereleri devam ediyor. Endonezya’nın yeni başkentinin inşa sürecinde Türk müteahhitlik firmalarının da rol almalarını istiyoruz. Değerli mevkidaşıma savunma sanayi alanındaki iş birliğimizin devam ederek artmasına ve firmalarımızın Endonezya ordusunun modernizasyonunda daha fazla rol almasını arzu ettiğimizi ilettim.

“TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KONUSUNDA ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

FETÖ başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadele konusunda çalışmaya devam edeceğiz. Ayrıca bugün ilişkilerimizin daha da derinleşmesini sağlayacak önemli bir karar daha aldık. İki ülke arasında Savunma Bakanları ve Dışişleri Bakanlarının yer alacağı iki artı iki formatında bir mekanizma kurulması konusunda mutabık kaldık.

Endonezya ile Filistin konusundaki tutum ve hassasiyetlerimizin ortak olduğunu bir kez daha görmekten memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Temas Grubu olarak Gazze’ye yönelik saldırılara ilişkin uluslararası farkındalığı arttırmak için önemli çalışmalarda beraber görev aldık.

“BAZI AVRUPA ÜLKELERİNİN FİLİSTİN’İ TANIMAYA YAKIN OLDUKLARINI SÖYLEMELERİ UMUT VERİCİ”

Bazı Avrupa ülkelerinin Filistin’i tanımaya yakın olduklarını söylemeleri de ayrıca umut vericiydi. Halihazırda 136 civarında ülke Filistin’i tanımakta, fakat ağırlıklı olarak Avrupa ülkeleri ve Amerika tanımadığı için özellikle BM Güvenlik Konseyi’nde Filistin’in statüsü teslim edilmemekte. Şu anda geldiğimiz aşamada bu yaygın tanımanın daha büyük uluslararası meşruiyete dönüşmesi başta Amerika olmak üzere BM Güvenlik Konseyi’ne daha büyük baskı uygulanması konusunda sistemli ve yoğun çalışmalarımızı dostlarımızla beraber devam ediyoruz.

21’nci yüzyılda Gazze’de açlıklar, ölümler yaşanırken İsrail ordusunun çekildiği yerlerde toplu mezarlar ortaya çıkarken, kadın, çocuk, hasta, yaşlı demeden siviller hedef alınırken uluslararası toplum daha neyi beklemekte? Artık zorlayıcı tedbirlerin gündeme gelmesi gerektiği ortadadır. İsrail’in Filistin halkını boyunduruk altına alma ve topraklarından sürme çabasını ne Filistinliler ne Türkiye ne de adalet ve hukuk arayışında olan diğer ülkeler ne de uluslararası toplum vicdanı kabul etmeyecektir. Bir tercihle karşı karşıyayız. ya hukuktan ve insanlıktan yana olacağız ya da zulmün yol açtığı sorunların bedelini hep birlikte ödeyeceğiz.

Güney Afrika’nın başvurusunun hemen ardından 3 Ocak 2024 tarihindeki açıklamamız ile bu başvuruyu memnuniyetle karşıladığımızı kaydetmiştik. Güney Afrika’nın bu başvurusunun ardından Türkiye’nin bu durumdaki müdahalesinin nasıl olması gerektiği konusunda da Cumhurbaşkanımız tarafından verilen bir talimat mevcuttu. Biz ilk günden itibaren bu konuda iki yönlü bir çalışma sürdürdük. Birincisi hukukçularımızla bir araya gelerek Türkiye’nin Güney Afrika’yı destekler şekilde davaya müdahil olması hukuken nasıl ve hangi gerekçelerle mümkün olacak, onu detaylı bir araştırma sürecine girdik. İkincisi de sadece Türkiye değil uluslararası toplumun diğer üyelerinin de bu davaya müdahil olmaları, müdahil olma şartları ve müdahil olmayla ilgili düşünceleri konusunda çok ciddi görüş alışverişinde bulunduk. Bakanlık hukukçularımız, Adalet Bakanlığımız, üniversitedeki hocalarımız, hep beraber çok yoğun bir çalışma yaptılar. Çalışmalarımızı belli bir noktaya getirdik.

“ÇALIŞMAMIZIN HUKUKİ METNİ TAMAMLANDIĞINDA RESMİ MÜRACAATIMIZI YAPACAĞIZ”

Buna paralel olarak ikinci kulvarda da son olarak Riyad’da yaptığım gibi özellikle İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği ülkeleri başta olmak üzere Filistin’i devlet olarak tanıyan diğer ülkelerle yaptığımız görüşmelerde de şunu gördük: bazı ülkeler de bu konuda tavır almaya hazır hale gelmiş durumdalar. Şu ana kadar biliyorsunuz sadece iki ülke, Nikaragua ve Kolombiya bu konuda somut bir tutum aldı, başvuruda bulundu. Biz de bugün yaptığımız değerlendirmelerin neticesini sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettik ve alınan siyasi karar gereği buradan ilk kez duyurmak istiyorum. Türkiye olarak Güney Afrika’nın İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davaya müdahil olmaya karar verdik. Bu adımla Uluslararası Adalet Divanı önündeki sürecin doğru yönde ilerlemesini temenni ediyoruz. Esasen ifade ettiğim gibi bu başvurumuza yönelik çalışmalarımız çok uzun süredir devam etmekteydi. Biz bundan sonra bu siyasi karar Cumhurbaşkanımız tarafından alındıktan sonra, şu anda bütün dünyaya duyurulduktan sonra hukuki çalışmalarımızı tamamlayacağız. Bütün dost ve müttefik ülkelerle bu konuda daha fazla ne yapabilir, daha fazla hangi ülkeler başvuruda buluna bilir onun çalışması içinde olmaya devam edeceğiz. Çalışmamızın hukuki metni tamamlandığı zaman da alınmış bu siyasi kararı fiiliyata geçirmek için resmi müracaatımızı Uluslararası Adalet Divanı’na yapacağız. Türkiye olarak her durumda Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğiz.”

MARSUDİ: ÖNÜMÜZDEKİ YIL DİPLOMATİK İLİŞKİLERİMİZİN 75’NCİ YILINI KUTLAYACAĞIZ

Endonezya Dışişleri Bakanı Marsudi ise şunları kaydetti:

“Önümüzdeki yıl diplomatik ilişkilerimizin tesisinin 75’nci yılını kutluyor olacağız. Bu, ikili ilişkilerimizi çok daha üst bir seviyeye getirecektir. İkili görüşmemiz sırasında sayın Bakan ile çok önemli iki konuyu ele aldık. Bunlardan birincisi ikili ilişkilerimizle ilgiliydi, diğeri de küresel hususlarla ilgiliydi.

İkili ilişkilerimizde son derece tatminkar bir seviyeye ulaştık ama aynı zamanda her iki tarafta da bunu daha da derinleştirme iradesi var. Endonezya-Türkiye geniş kapsamlı ekonomik ortaklık anlaşmasını tamamlamaya doğru ilerliyoruz.

Askeri alanda ve savunma sanayindeki iş birliğinde diyalog seviyesini geliştirilmesini önceliyoruz. Aynı zamanda savunma sanayinin geliştirilmesinde stratejik iş birliğinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Ortak üretim yapılabileceğini ve üretilen araçların ortak pazarlamasına katkıda bulunabileceğimize inanıyorum.

Her iki ülke de giderek yükselen bir ekonomik performans içinde ve kapasite geliştirme, ortak proje geliştirilmesi ve küresel Güney projelerine katkıda bulunabileceğimize inanıyoruz. Türkiye için Endonezya Asya-Pasifik bölgesinde en önemli ortaklardan birincisi ve Stratejik İş Birliği Mekanizması’nı kurduğu ilk ülke.

Filistin konusunda Endonezya ve Türkiye ortak konumu paylaşıyor. Endonezya’nın bu konudaki pozisyonu son derece net: biz adaleti Filistin için her zaman savunuyoruz ve savunmaya devam edeceğiz. Filistin halkını desteklemeye devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-guney-afrikanin-israile-karsi-actigi-davaya-mudahil-olacak/feed/ 0
CHP Milletvekili Gülcan Kış: Türkiye enerjide kontrolü eline almadığı sürece dışa bağımlılığa mahkumdur https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gulcan-kis-turkiye-enerjide-kontrolu-eline-almadigi-surece-disa-bagimliliga-mahkumdur/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gulcan-kis-turkiye-enerjide-kontrolu-eline-almadigi-surece-disa-bagimliliga-mahkumdur/#respond Wed, 01 May 2024 00:09:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29953 (ANKARA) – CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM’de Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri sırasında söz alarak; “Ulusal çıkarlarımıza uygun, dışa bağımlılığı en aza indirgeyen, yerli, kararlı ve gerçekçi bir enerji politikasına acilen ihtiyacımız vardır. Türkiye, enerjide kontrolü eline almadığı sürece dışa bağımlılığa mahkumdur” dedi.

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, AKP iktidarının 22 yılda doğayı enerji yatırımları yapmak adına tahrip ettiğini belirtti, görüşülen kanun teklifini reddedeceklerini belirtti.

Kış’ın kanun teklifi ile ilgili yaptığı konuşma şöyle:

“TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANI TALAN EDİLİYOR”

“Tam 22 yıldır ülkemizin neredeyse her yerinde, doğamız, enerji yatırımları yapmak adına tahrip edilmiş ve buna da hızla devam edilmektedir. İşte önümüzdeki bu kanun teklifi de, tam da bu amaca hizmet etmek için getirilmiştir. Madencilik faaliyetlerini zorlaştıran bazı uygulamaları daha ortadan kaldırma hedefindedir. Oysaki; orman alanları, tarım alanları, zeytinlikler, turizm alanları zaten yoğun bir tahribat altındadır. Bunun en acı itirafı da kısa süre önce Çevre Bakanı Sayın Özhaseki’den gelmiştir. Bakan, ‘Her tarafı yemyeşil, zümrüt gibi olan Anadolu coğrafyasını adeta talan ettik. Ağaçlarımızı yok ettik, ormanlarımızı da kel hale getirdik’ dedi. Kaz dağlarının, Akbelen’in hali ortada. Sayın Bakan 22 yıllık AKP hükümetinin özetini yapmıştır. Yani Türkiye’nin dört bir yanı talan ediliyor.

“TÜRKİYE GİBİ ÜLKELER İÇİN ÜRETİMDEN TÜKETİME SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ENERJİ PLANLAMASI GEREKMEKTE”

Kanun teklifinin bütününe baktığımızda şunu görüyoruz: Apar topar hazırlanmış, sadece belli bir amaç doğrultusunda Meclis’e getirilmiştir. Birilerine verilmiş sözlerin yerine getirilmesini hedeflemektedir. Ne enerji sektörü temsilcilerine, ne de Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin fikirlerine, başvurulmadığı çok açık şekilde görülmektedir. Ancak Türkiye gibi ülkeler için üretimden tüketime düzgün ve sürdürülebilir bir enerji planlaması gerekmektedir. Çünkü; enerjide dışa bağımlılığımızın yüzde 75’i geçtiği bir süreci yaşıyoruz. Önümüzdeki kanun teklifine bakıyoruz, kamu yararını gözetmeyen, dışa bağımlılığı arttıracak, akıldan, bilimden, gerçekçi enerji politikalarından uzaktır.

“İMAR PLANI YAPILMAKSIZIN DOĞAL ALANLAR ÜZERİNE ENERJİ TESİSİ KURULMASININ ÖNÜ AÇILMAKTA”

Bu teklif ile Dışişleri Komisyonu’nda görüşülmesi beklenen Birleşik Arap Emirlikleri ile enerji anlaşmasının ön hazırlığının yapılmak istendiği açıktır. AKP’nin ekonomik kriz nedeniyle, acil olarak dışarıdan sıcak paraya ihtiyacı olduğunu da hesaba kattığımızda, Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere yabancılara, topraklarımızda rant alanları açıldığı görülmektedir. Yine teklife baktığımızda, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üreten santral sahiplerine, dövizle alım garantisi verilmektedir. Bu durumun ise, elektrik fiyatlarında ciddi artışları beraberinde getirecek ve vatandaşların faturalarına yansıyacaktır. Düzenleme ile imar planı yapılmaksızın doğal alanlar üzerine enerji tesisi kurulmasının önü açılmaktadır. Kamu kurumları ve ilgili belediyelerin yetkisi altında olması gereken imar planı yetkileri, ortadan kaldırılıyor. Kamuya ait kaynakların verimsiz kullanılması ve denetimin yapılmamasının önü açılıyor.

“TÜRKİYE, ENERJİDE KONTROLÜ ELİNE ALMADIĞI SÜRECE DIŞA BAĞIMLILIĞA MAHKUMDUR”

Nükleer maddelerin taşınması işine dair sigortalama ve teminat yükümlülüğünün, taşımayı yapacak üçüncü tarafa yükletilmesi istenmektedir. Bilindiği üzere, nükleer maddelerin taşınması süreci ciddi riskler barındırmaktadır. Seçim bölgem Mersin’deki Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesinin, atıklarının yönetimi konusu bile hala belirlenmemiştir. Akkuyu Nükleer Santral AŞ’nin ve Rosatom’un bu konudaki yükümlülükleri belirsizken, nükleer madde taşıma işinin üçüncü kişilere devri kabul edilemez. İşleten, hukuki sorumluluktan kaçmaktadır. Nükleer madde taşınması sırasında doğacak zararlarla ilgili Türkiye, işletenden bir hak talep edemeyecektir. İşte bu nedenle 14. Madde kanun teklifi metninden çıkarılmalıdır. Ulusal çıkarlarımıza uygun, dışa bağımlılığı en aza indirgeyen, yerli, kararlı ve gerçekçi bir enerji politikasına acilen ihtiyacımız vardır. Türkiye, enerjide kontrolü eline almadığı sürece dışa bağımlılığa mahkumdur.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gulcan-kis-turkiye-enerjide-kontrolu-eline-almadigi-surece-disa-bagimliliga-mahkumdur/feed/ 0
Devlet Bahçeli: “Ferdi Tayfur’un Şarkısındaki Mesaj, Türkiye’nin Ayağını Kaydırmaya Yeltenen Kim Varsa Direkt Onlara” https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceli-ferdi-tayfurun-sarkisindaki-mesaj-turkiyenin-ayagini-kaydirmaya-yeltenen-kim-varsa-direkt-onlara/ https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceli-ferdi-tayfurun-sarkisindaki-mesaj-turkiyenin-ayagini-kaydirmaya-yeltenen-kim-varsa-direkt-onlara/#respond Tue, 30 Apr 2024 22:09:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29896 (ANKARA)- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında, Ferdi Tayfur şarkısıyla paylaştığı videoyla ilgili yapılan “Cumhur İttifakı dağılacak” yorumlarına tepki gösterdi. Bahçeli, “Bir şeyi söylemek istersem muhatabına doğrudan söylerim. Ferdi Tayfur’un seslendirdiği gibi ‘hainsin’ diyorsam, ‘söyleten sensin’… İşte bu mesaj Türkiye’nin ayağını kaydırmaya yeltenen kim varsa direkt onlaradır. Cumhur İttifakı sonuna kadar vardır, var olacaktır ve ayakta kalacaktır” dedi. Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı seçilen Müsavat Dervişoğlu’nu tebrik etmemesine dair de “İhaneti tebrik etmek bizim defterimizde yazmaz” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu.

Türkiye’de 4 yıl devam edecek seçimsiz bir döneme girildiğini söyleyen Bahçeli, “Önümüzdeki zorlu süreç, doğru, kararlı ve sonuç odaklı gelişmelere birer birer sahne olmalıdır. Milletimizin beklentisi sürdürülebilir hizmettir. Cumhur İttifakı, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerinin yedi emin umudu, yegane ufkudur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, milletler mücadelesindeki siyasi ve stratejik kuvvetimizdir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni sorgulayan, karalayan çevrelerin asıl korkusu uyanan devin ayağa kalkması, küresel ve bölgesel hadiseler karşısında ne diyeceği merak uyanduran Türkiye’nin doğuşudur.” ifadelerini kullandı.

İsrail’in Gazze’ye saldırılarına değinen Bahçeli, “Açıkça ifade etmek isterim, İsrail’in Gazze’de işlemiş olduğu soykırım suçunun takipçisi bilhassa Türkiye’dir. Çocukların, kadınların dökülen kanları yerde kalmayacaktır.” dedi. Bahçeli, Birleşmiş Milletler’in Filistin sorununun çözümünde acz içinde bulunduğunu, bir reforma tabi tutulmasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayarak, “Güvenlik konseyindeki veto sistemi makul çözüm arayışlarını tıkamakta. Konsey yapısı ve daimi üyelerin veto yetkisi nedeniyle dünya barışı ve çatışmaların önlenmesi için bir umut olmaktan bugünkü haliyle çok uzaktır.” şeklinde konuştu.

“NETENYAHU VAKTİ GELDİĞİNDE LAHEY’DE YARGILANACAKTIR”

Veto yetkisi yerine çift çoğunluk sistemini getirilmesi veya daha geniş bir ülke yelpazaesinin uluslararası karar alma sürecine dahil edilmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, “Netenyahu vakti geldiğinde Lahey’de yargılanacaktır. İsrail halkı Netanyahu’nun şiddet politikalarından rahatsızdır. Bu cani mutlaka görevden uzaklaştırılmalı. Netenyahu başta olmak üzere İsrail hükümetinde görev alan bakanlar ne diyorsa üç aşağı beş yukarı aynısını ülkemizde dile getiren istismarcılar bulunmaktadır. Soyadını ağırlığını taşımaktan aciz olanların nerede durduğunu, çıkarları uğruna nasıl da şuur kaybına uğradıklarını herkes bilecektir.” dedi.

Bahçeli, konuşmasında, “İstanbul Belediye Başkanı’nın ABD’nin bir televizyon kanalına yaptığı açıklamalarda Hamas’a terör örgütü iftirası attığını” söyleyerek, “PKK’ya terör örgütü diyemeyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Hamas’a terör örgütü yaftası vurmasının akılla bağdaşır bir yanı olmadığını sadece biz mi düşünüyoruz? Siyasetin Jetgil’leri neredesiniz? Niye 3 maymunu oynuyorsunuz?” ifadelerini kullandı.

“ALMANYA CUMHURBAŞKANI’NIN TÜRKİYE’NİN TERÖRLE MÜCADELESİNE DESTEK VERMESİ SAMİMİ DİLEĞİMİZ”

Bahçeli, Almanya Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’ye ziyaretine ilişkin de, “Önce İstanbul’a gelen, alelacele belediye başkanı ile görüşme yapan Almanya Cumhurbaşkanı’nın döner diplomasisinin yanı sıra Türkiye’nin terörle mücadelesine destek vermesi samimi dileğimizdir. Ankara’ya gelmeden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’na koşan Almanya Cumhurbaşkanı’nın niçin böyle bir program akışına ihtiyaç duyduğu bizim nezdimizde soru işaretleriyle doludur.” diye konuştu.

“ALEVİ- SUNNİ ÇATIŞMASINI, TÜRK- KÜRT AYRIŞMASINI ÇÖZECEK OLAN BU MİLLET VE ONUN İRADESİDİR”

Türkiye’nin Kürt sorunu olmadığını, çok tehlikeli bölücülük ve terör sorunu bulunduğunu kaydeden Bahçeli, “Türk ile Kürt, Alevi ile Sünni arasında uçurumlar oluşturmaya, demokrasi, özgürlük ve insan hakkı kisvesine bürünerek hizmet edenler alçakların en alçağı, hainlerin en hainidir. Bu millet büyük bir millettir. Kültürü, danışması göz önüne alındığında Türkiye’deki Alevi- Sünni çatışmasını Türk-Kürt ayrışmasını çözecek olan bu millet ve onun iradesidir. Bunun da sırrı kız alıp kız vermekte yeni bir Türkiye inşa etmektedir. Türk ile Kürt’ü, Alevi ile Sünni’yi birbirinden koparmanın emelini taşıyanlar emperyalizmin tasmalı yanaşmalarıdır. Bölücü terör sorunu yeni yüzyılda kesinlikle bitecektir.”

“HAZİNE VE MALİYE BAKANIMIZIN DA HER ZAMAN ARKASINDAYIZ”

Bahçeli, tartışmalara yol açan “yerel halk” ifadesiyle ilgili de “Altını çizerek haykırıyorum ki, Türkiye’de yerel halk yoktur, Türk milleti vardır. 23 Nisan mesajımın adresi de DEM’ciler, DEM’lenmiş ve yerel halk tabirini referans almış CHP’li bazı belediye başkanlarıdır. Hiç kimse çalı dibi yoklamasın, deve izi saymasın, niyet okuyuculuğuna teşebbüs etmesin, Hazine ve Maliye Bakanımızın da her zaman arkasındayız.” ifadelerini kullandı.

“FERDİ TAYFUR’UN ŞARKISINDAKİ MESAJ, TÜRKİYE’NİN AYAĞINI KAYDIRMAYA YELTENEN KİM VARSA DİREK ONLARA”

Bahçeli, kısa süre önce Ferdi Tayfur’un şarkısı eşliğinde paylaştığı videoyla ilgili de şu açıklamayı yaptı:

“Çok sevdiğim ve saygı duyduğum bir ses ve söz ustası olan Sayın Ferdi Tayfur’un şarkısının arka fonda çaldığı ve benim de yürüyüş yaptığım videonun yayımlanmasından hemen sonra zoraki anlamlar çıkaranlar, çarpık değerlendirme yapanlar, polemik üretenler şimdi kulağınızı açıp beni dinleyin. Adını bile hatırlamadığım bir küsurat partisinin sözde başkanı Kobanili Ahmet, sen de özellikle dersini almalısın. Bir şeyi söylemek istersem muhatabına doğrudan söylerim. Dolambaçlı yollara sapmam, kırk dereden su taşımam. Ferdi Tayfur’un seslendirdiği gibi, ‘hainsin’ diyorsam, ‘söyleten sensin’… İşte bu mesaj Türkiye’nin ayağını kaydırmaya yeltenen kim varsa direkt onlaradır. Cumhur İttifakı’nın tasfiyesine ve sonlanmasına ümit bağlayanlar size kötü bir haberim var; Cumhur İttifakı sonuna kadar vardır, var olacaktır ve ayakta kalacaktır.”

“CUMHURİYET’İN KURULUŞ İLKELERİNİ VE YAPISINI TARTIŞMAYA AÇMAK DEVLETİN VARLIĞINA KASTETMEKLE EŞ DEĞERDİR”

Türkiye Cumhuriyeti devleti tek, ülkesi ve milletiyle bir olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Milli birlik ve bölünmez bütünlüğümüzün dayandığı temeller tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek dil ülküsüdür.Yeni anayasa hazırlık sürecinde taviz vermeyeceğimiz esaslar bunlardır. Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerini ve yapısını tartışmaya açmak, etnik köken farklılıklarına dayanarak bunları yıkmaya çalışmak, devletin varlığına kastetmekle eş değerdir. Bunun bizim kitabımızda yazan adı da vatana ihanettir. Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi sonsuza kadar Türk milletidir. Ayrıca fiyat ve finansal istikrarla beraber insanımızın mağduru olduğu hayat pahalılığı ve enflasyon baskısı doğru politikalarla, ortak sinerji ve potansiyel imkanlarımızla telafi edilecek, fırsatçıların, karaborsacıların, gün aşırı zam yapan aç gözlülerin yakasından tutulacaktır.” şeklinde konuştu.

“İHANETİ TEBRİK ETMEK BİZİM DEFTERİMİZDE YAZMAZ”

Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanlığına seçilen Müsavat Dervişoğlu’nu kutlamamasına yönelik eleştirilerle ilgili de “Son günlerde bir siyasi partide olağanüstü kongreler yapılmış, yönetim değişikliği söz konusu olmuştur. İşlerine karışma gibi bir hevesimiz yoktur, buna ihtiyacımız da yoktur. MHP,  ‘herkes tebrik etti, siz niye etmediniz’ suçlamasıyla karşı karşıya bırakılıyor ve camiamız içerisinde yeni bir fitneyle, iyiyi daha da iyileştirmenin çabası içine girenler var. Neden tebrik etmediğimin gerekçesi ne olursa olsun hepinizin huzurunda söylüyorum, ihaneti tebrik etmek bizim defterimizde yazmaz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceli-ferdi-tayfurun-sarkisindaki-mesaj-turkiyenin-ayagini-kaydirmaya-yeltenen-kim-varsa-direkt-onlara/feed/ 0
TÜSİAD, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne İlişkin Müfredat Değişikliğinin Şeffaflıkla Yürütülmesini İstiyor https://www.haber60.com.tr/tusiad-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-iliskin-mufredat-degisikliginin-seffaflikla-yurutulmesini-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/tusiad-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-iliskin-mufredat-degisikliginin-seffaflikla-yurutulmesini-istiyor/#respond Tue, 30 Apr 2024 08:27:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29864

(İSTANBUL) – Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı eğitim müfredatıyla ilgili, “Gerçek beka meselesi olan eğitimde müfredat değişikliği oldubittiye getirilmemelidir. Müfredat çalışmasında yer almış kişi ve kurumlar, yapılan ihtiyaç analizleri, çalıştay sonuçları gibi bilgi ve belgelerin kamuoyuna açıklanması faydalı olacaktır” açıklamasını yaptı.

TÜSİAD, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” başlıklı eğitim müfredatına ilişkin bugün yazılı açıklama yaptı. “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitimin gerekliliklerini ne kadar karşıladığı kapsamlı şekilde tartışılmalıdır” denilen açıklamada şunlar kaydedildi:

“Bilimi esas alan, farklılıklara duyarlı, çocukların ve gençlerin potansiyellerini özgürce gerçekleştirmesini ve dünya çapında üst düzey bilgi, beceri, yetkinliklere sahip olmasını sağlayan bir müfredat hedeflenmelidir. Farklı görüşlerden eğitim paydaşlarının müfredatın hazırlık sürecine dahil olması için bilimsel ve mutlaka daha fazla zamana yayılan bir geri bildirim süreci işletilmesi gereklidir. Bu süre zarfında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı müfredat değişikliğinin askıda kalmaya devam etmesi, eğitim paydaşlarının eleştiri ve önerileri ışığında yeniden ele alınması katılımcılığı ve uzlaşıyı artıracaktır. Eğitim hepimizin en öncelikli ve ortak meselesidir. Müfredatın çağın gerektirdiği bilgi, beceri ve yetkinlikleri kazandırması kritik önemdedir. Çocuklarımıza ve gençlerimize Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitim sunulmalıdır. Yeni nesillerin ve ülkemizin geleceğinde belirleyici önemdeki müfredat çalışmasının hem yöntem hem içerik olarak bilimsel temelde, şeffaflık ve katılımcılık ile yürütülmesi esas olmalıdır.

“KAPSAMLI ŞEKİLDE TARTIŞILMALI”

Dünyada eğitim sistemleri yarış halindeyken ve yüksek katma değerli ekonomi olma hedefimiz varken, ülkemizin en kıymetli varlığı çocuklarımız ve gençlerimizin vasat bir eğitime mahkum edilmeyeceğinden emin olmalıyız. Çağdaş uygarlık seviyesini aşmanın yolu; Cumhuriyet değerlerini ve demokrasi ilkelerini özümsemiş, bilim-teknolojide yetkinleşmiş, sosyo-duygusal becerileri gelişmiş, özgür düşünceli nesiller yetiştirmektir. Bu çerçevede, geçtiğimiz cuma günü açıklanan ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı eğitim müfredatının, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır çağdaş bir eğitimin gerekliliklerini ne kadar karşıladığı kapsamlı şekilde tartışılmalıdır. Ülkemiz; eğitim STK’ları, öğretmenleri, öğrencileri, velileri, akademisyen ve uzmanları, eğitim-iş dünyası etkileşimi ile çok geniş bir “eğitim paydaş ekosistemi”ne sahiptir. Oysa müfredat hazırlık sürecinde yer alan kişi ve kurumlar açıklanmamış, farklı görüşlerden eğitim uzmanı ve STK’lar sürece yeterince dahil edilmemiş, yeni müfredata ilişkin görüşlerin iletilmesi için sadece bir hafta süre verilmiş, yeni müfredatın hemen önümüzdeki öğretim yılında belirli sınıflarda uygulamaya geçeceği kaydedilmiştir.

“ÇALIŞTAY SONUÇLARI AÇIKLANMALI”

Gerçek beka meselesi olan eğitimde müfredat değişikliği oldubittiye getirilmemelidir. Müfredat çalışmasında yer almış kişi ve kurumlar, yapılan ihtiyaç analizleri, çalıştay sonuçları gibi bilgi ve belgelerin kamuoyuna açıklanması faydalı olacaktır. Farklı görüşlerden eğitim paydaşlarının müfredatın hazırlık sürecine dahil olması için bilimsel ve mutlaka daha fazla zamana yayılan bir geri bildirim süreci işletilmesi gereklidir. Bu süre zarfında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ başlıklı müfredat değişikliğinin askıda kalmaya devam etmesi, eğitim paydaşlarının eleştiri ve önerileri ışığında yeniden ele alınması katılımcılığı ve uzlaşıyı artıracaktır. Alınan geri bildirimlerin neler olduğu ve müfredat revizyonunda nasıl dikkate alındığının açıklanması sürecin şeffaflığına katkı sağlayacaktır. Bilimi esas alan, farklılıklara duyarlı, çocukların ve gençlerin potansiyellerini özgürce gerçekleştirmesini ve dünya çapında üst düzey bilgi, beceri, yetkinliklere sahip olmasını sağlayan bir müfredat ülkemizin çağdaş uygarlık seviyesini aşma hedefine hizmet edecektir.”

]]> https://www.haber60.com.tr/tusiad-turkiye-yuzyili-maarif-modeline-iliskin-mufredat-degisikliginin-seffaflikla-yurutulmesini-istiyor/feed/ 0 Bahçeli’den “Hamas bir terör örgütüdür” diyen İmamoğlu’na sert tepki https://www.haber60.com.tr/bahceliden-hamas-bir-teror-orgutudur-diyen-imamogluna-sert-tepki/ https://www.haber60.com.tr/bahceliden-hamas-bir-teror-orgutudur-diyen-imamogluna-sert-tepki/#respond Tue, 30 Apr 2024 08:24:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29862 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CNN International’a verdiği röportajda 7 Ekim’de Hamas’ın yaptığı saldırının bir terör eylemi olduğunu belirtmiş ve “Hamas bir terör örgütüdür” ifadelerini kullanmıştı.

İMAMOĞLU’NUN SÖZLERİNE YANIT

İmamoğlu’nun sözleri kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, bugün partisinin grup toplantısına çıkan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de konuşmasında söz konusu ifadelere değindi.

“NEDEN 3 MAYMUNU OYNUYORSUNUZ?”

Bahçeli, “PKK’ya terör örgütü diyemeyen İBB Belediye Başkanı’nın Hamas’a terör örgütü demesini akla uymamasını sadece biz mi görüyoruz. Neden 3 maymunu oynuyorsunuz? Neden bunları konuşmuyorsunuz? Yerini yurdunu savunan Hamas’a terör örgütü demek katledilen bebeklere sırt dönmek demektir. Ne utanç verici bir durumdur ki küresel emperyalizmin ellerine ‘Alın beni tepe tepe kullanın” mesajı vermiştir. Allah’ın da bir hesabı vardır. Demlenenleri PKK ittifakı ile gelecek planlayanların günü geldiğinde nasıl maskaraya döneceklerini aziz milletimiz bizzat görecektir” dedi.

“TÜRKİYE SEÇİMSİZ BİR DÖNEME GİRMİŞTİR”

MHP lideri Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları şu şekilde; “Türkiye seçimsiz bir döneme girmiştir. Milletimizin beklentisi sürdürülebilir hizmettir. Cumhuriyet’in yeni yüzyılında tarihi sorumluluklarımız var. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi siyasi ve stratejik kuvvetimiz.

CUMHUR İTTİFAKI VURGUSU

Ahlaki tutarlılığın vatansever duruşun müstesna markası olan Cumhur İttifakı siyasi istikrarın kökleşmesinde muazzam bir rol oynamıştır. Cumhur İttifakı Türk devrinin serdengeçti yüreğidir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni sorgulayan çevrelerin asıl korkusu uyuyan devin ayağa kalkmasıdır. Doğum sancılı olsa da doğan kudret lider ülke Türkiye’dir.

“NETANYAHU LAHEY’DE YARGILANACAK”

Mısır’da devam eden rehine takası ve ateşkes görüşmeleri sonuca varılması gönülden desteğimizdir. Gazze’nin yanı sıra Batı Şeria da tehlike altındadır. Bu barbarlığın sonu yoktur. Türkiye İsrail soykırımının takipçisi olacaktır. Dökülen kanlar yerde kalmayacaktır. BMGK’daki veto sistemi çözüm arayışlarını tıkamakta. Netanyahu vakti ve saati geldiğinde Lahey’de yargılanacak tarihe soykırımcı olarak geçecektir.

“ÜÇ BELEDİYE ALMAK İÇİN…”

Cumhur İttifakı hesap yapanlara mahkum değildir. Biz siyaseti adam gibi yaparız yalan ile yol alınmayacağını çok iyi biliriz. İsrail’in safına geçip kabineyi yaylım ateşine tutan müflisleri önce millete sonra Allah’a havale ederiz.

İMAMOĞLU’NU HEDEF ALDI

PKK’ya terör örgütü diyemeyen İBB Belediye Başkanı’nın Hamas’a terör örgütü demesini akla uymamasını sadece biz mi görüyoruz. Neden 3 maymunu oynuyorsunuz? Neden bunları konuşmuyorsunuz? Yerini yurdunu savunan Hamas’a terör örgütü demek katledilen bebeklere sırt dönmek demektir. Ne utanç verici bir durumdur ki küresel emperyalizmin ellerine “alın beni tepe tepe kullanın” mesajı vermiştir. Allah’ın da bir hesabı vardır. Demlenenleri PKK ittifakı ile gelecek planlayanların günü geldiğinde nasıl maskaraya döneceklerini aziz milletimiz bizzat görecektir.

ERDOĞAN’IN IRAK ZİYARETİ

Bu ziyaret tarihidir. Ankara-Bağdat ilişkisi 2 ülkenin de yararınadır. PKK Irak’tan sökülüp atılmalıdır.

ALMANYA CUMHURBAŞKANININ TÜRKİYE ZİYARETİ

Bu esnada Türkiye’ye ziyaret düzenleyip İBB Belediye Başkanı’na alelacele ziyaret eden Almanya Cumhurbaşkanının döner diplomasisi de şaibeli ve şüphelidir. Yine de Türkiye-Almanya ziyaretinin ilerlemesi temennimizdir.

TÜRK-KÜRT AYRIMI TEPKİSİ

Türkiye’nin kürt sorunu yoktur. Bölücülük ve terör sorunu vardır. Bölücülük yeni yüzyılda kesinlikle bitecektir. PKK/YPG bu topraklardan kazınacaktır. Bölücülükle mücadele ülke içindeki yıkım çevresi çökertilecektir. MHP terörü bir hak arama gören Kürt kökenli vatandaşlarını kucaklayacaktır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bahceliden-hamas-bir-teror-orgutudur-diyen-imamogluna-sert-tepki/feed/ 0
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu: Tek adamlığı kökleştirecek bir revizyon arayışına izin vermeyiz https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-tek-adamligi-koklestirecek-bir-revizyon-arayisina-izin-vermeyiz/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-tek-adamligi-koklestirecek-bir-revizyon-arayisina-izin-vermeyiz/#respond Mon, 29 Apr 2024 23:51:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29836

(ANKARA) – İİYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Anayasa değişikliği tartışmalarına ilişkin konuştu, tek adamlığı kökleştirecek bir revizyon arayışına izin vermeyeceklerini vurguladı. Dervişoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın yeniden Cumhurbaşkanı adayı olmasının mümkün hale gelebileceği bir düzenlemeyi revizyon diye metnin içerisine taşımak, bu yolda yapılan işler ve öne atılan adımlara biz parti olarak sıcak bakamayız” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Habertürk TV’de gazeteci Mehmet Akif Ersoy’un sorularını yanıtladı. 5. Olağanüstü Kurultayın ardından İYİ Parti Genel Başkanı seçilen Dervişoğlu; İYİ Parti’nin yol haritasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

İYİ PARTİ TÜRK SİYASETİNİN MERKEZİNE KURULDU

İYİ Parti’nin siyasetteki konumuna ilişkin Dervişoğlu şöyle konuştu:

“İYİ Parti’nin konumlandığı yer sürekli konuşuluyor. Tartışılıyor demiyorum, konuşuluyor. İYİ Parti Türk siyasetinin merkezine kuruldu zaten. Yani İYİ Parti’de kişilerin siyasi geçmişine bakılarak ‘bu parti şöyle, bu parti şu eksene doğru kayacak’ türünden tartışmaların çok uygun olmadığı düşüncesindeyim ben. Kongredeki konuşmamda da ifade ettim; Türkiye’nin merkezi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’nin merkezi onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Türkiye’nin merkezi olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesi. Dolayısıyla İYİ Parti merkezde mi olacak? Merkezde olup olmadığını nereden anlayabilirsiniz? Söylemden anlayabilirsiniz. Ben merkezi temsil eden ifadelerde bulunan biriyim hep. Böyle marjinal bir tarafta bulunmadım. Hayatımdaki bütün mücadele de toplumsal merkezin izdüşümünü siyasetin merkezine taşınması mücadelesinden ibaret. Dolayısıyla partinin kuruluş üyeleri de belli. Partimiz milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı bir parti. Bu merkez tanımına çok uygun. Yani bütün kaygıları ortadan kaldıracak bir felsefesi var, bir programı var partimizin. Dolayısıyla bu programı siyasetin boşalan merkezine parti kurarak uygulanabilir hale getirme çabası da arkadaşlarımızın ortak çabasıdır. Yani geldiğimiz yerlere bakarak siyasi kimlik oluşturma ihtimalimiz yok bizim.”

HAKARETAMİZ BEYANLARDA BULUNANLARLA ARAMDAKİ MESAFEYİ KAPATMAYACAĞIM

İYİ Parti’den ayrılanları yeniden partiye davet edip etmeyeceğine ilişkin konuşan Dervişoğlu; “Benim burada mesafeli durduğum bir alan var. Ayrılmanın zamanlamasını planlayarak sırf zarar vermek için ayrılanlarla ve eleştiri maksadını aşan ifadelerde bulunup hakaretamiz beyanlarda bulunanlarla aramdaki mesafeyi kapatmayacağım. Yani o benim için çok önemli. Çünkü kırılma noktalarında yapılan istifalar ve açıklamalar doğrudan doğruya zamanlaması planlanarak İYİ Parti’ye zarar vermek amacıyla gerçekleştirildi. Dolayısıyla bu partiyi biz kurduk. Hep söylüyoruz, bununla iftihar ediyoruz. Ama bu partiyi millet kurdu. Milletin umuduna halel getirmek amacıyla İYİ Parti’ye zarar verecek bir takvimde bilerek, isteyerek, taammüden iş yapanlarla mesafemi kapatmayacağım. Ama her konuda olduğu gibi siyasette de nedamet diye bir şey var, nadim olunur ve kabul edilir ve bundan bir pişmanlık duyulduğu ifade edilirse o zaman ben de o açtığım mesafeyi kapatırım” ifadelerini kullandı.

“HAKİMİYETİ ADALET VE KALKINMA PARTİSİ’NİN ELİNDEN ALACAĞIZ, MEYDANLARDA OLACAĞIZ”

Sahada siyaset yapacağının altını çizen Dervişoğlu; “Meydanlar uzunca bir zamandan beri öksüz. Meydanlarda bir kişi var, Recep Tayyip Erdoğan. Türkiye’nin meydanlarından milletime sesleneceğim. Diğer siyasi partiler açısından da bakıldığında 22 yıllık iktidarını Sayın Tayyip Erdoğan’ın neye borçlu olduğunu biliyoruz; meydanlarda bir hakimiyet kurması. Dolayısıyla o hakimiyeti Adalet ve Kalkınma Partisi’nin elinden alacağız, meydanlarda olacağız, vatandaşlarımızın içinde olacağız. Millet İYİ Parti’den umut beklerken İYİ Partili cesur insanlar umutsuz olamaz. Bu sebeple o umudu ayağa kaldıracağız” diye konuştu.

İYİ PARTİ KURULDUĞUNDAN BERİ AKP TEK BAŞINA PARLAMENTODA ÇOĞUNLUK SAĞLAYAMADI

İYİ Parti’nin kuruluş aşamasında yaşadığı zorlukları anlatan ve İYİ Parti’nin kurulmasıyla birlikte Türkiye’de siyaset ikliminin değiştiğini ifade eden Dervişoğlu; “İYİ Parti kurulduğundan beri Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına parlamentoda çoğunluk sağlayamadı. Seçimde yapmış olduğu ittifakı parlamentoda sürdürmek durumunda kaldı. Siyasette birbirinden farklı görüşlere sahip olan insanların yan yana gelebilmesi mümkün görünmüyordu, onun önünü açtı İYİ Parti. Bunu kadrolarıyla yaptı, kadrolarının stratejileriyle yaptı, Sayın Genel Başkan’ın duruşuyla yaptı. Biz çok şeyi değiştirdik Türkiye’de aslına bakarsanız İYİ Parti’yi kurarak. Yarın için de söylüyorum ve iddialıyım çok şeyi değiştirmeye devam edeceğiz” dedi.

İYİ PARTİ OLARAK TEK ADAMLIĞI KÖKLEŞTİRECEK BİR REVİZYON ARAYIŞINA İZİN VERMEYİZ

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin konuşan Dervişoğlu, Anayasa değişikliği konusundaki görüşlerini şu sözlerle ifade etti:

“Sistem sorgulaması birçok yönüyle ele alınması icap eden bir şey. Ama tek adamlığı kökleştirecek bir revizyon arayışına biz izin vermeyiz İYİ Parti olarak. Çünkü bu şartlarda Sayın Recep Tayyip Erdoğan bir daha Cumhurbaşkanı adayı olamıyor. Bunun için başka kanalları zorlamaya çalışmanın da bir anlamı yok. Bir daha Cumhurbaşkanı adayı olamayacaksa Sayın Cumhurbaşkanı, o zaman elbette bir daha yönetme iddiası serdedebileceği bir anayasal düzenlemeyi Türkiye Büyük Millet Meclisine dayatabilir. O zaman ben Sayın Cumhurbaşkanını demokratik bir yarışa davet ediyorum bu düşüncelerimle. Parlamenter demokratik sisteme geçme amacına matuf herhangi bir düzenlemeyi önümüze getirirlerse tartışılır buluruz. Ama tek adamlığı güçlendirecek yani tahkim edecek, Sayın Cumhurbaşkanı’nın yeniden Cumhurbaşkanı adayı olmasının mümkün hale gelebileceği bir düzenlemeyi revizyon diye metnin içerisine taşımak, bu yolda yapılan işler ve öne atılan adımlara biz parti olarak sıcak bakamayız.”

YASAMA, YÜRÜTME, YARGI BİTMİŞ; RECEP TAYYİP ERDOĞAN DÖNEMİNİ BAŞLATMIŞTIR

Sistem eleştirisine devam eden Dervişoğlu; “‘Milletim duysun. Kanun çıkarmıyor TBMM. Bürokrasinin dayattığı kanunları düzenliyor. Bana bugün bir kanun gönderiyor, ben onu düzenliyorum Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak. Aradan 3 ay geçiyor. Bugün çıkardığımız kanunu o gün düzeltiyoruz. Dolayısıyla doğru bir biçimde hazırlanmıyor. Kanunun doğru bir biçimde hazırlandığı, mevcut komisyonların, ihtisas komisyonlarının doğru biçimde çalıştığı bir Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ihtiyaç var. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni baypas etmiştir bu sistem. Ayrıca erkler hiyerarşisini bozmuştur. Yasama, yürütme, yargı yerini kaybetmiştir. Yasama, yürütme, yargı bitmiş; Recep Tayyip Erdoğan dönemini başlatmıştır” diye konuştu.

MİLLETİN, DEVLETİN YANINDA, İKTİDARIN KARŞISINDA SAF TUTUYORUZ

İYİ Parti’nin yol haritasına ilişkin açıklamalarına devam eden Dervişoğlu, konuşmasını şu sözlerle noktaladı:

“Türkiye’nin bekasıyla ilgili, güvenliğiyle ilgili alınmış kararlarda; çıkarılan tezkerelerde, çıkartılan kanunlarda biz doğrudan doğruya büyük Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yanında tavır koyduk ve koyarız. Bu, bu zamana kadar hep böyle oldu. Onun dışında bu hükümetin uygulamalarına bakarak yaptıkları yanlış işlere karşı iktidarın yani Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, Cumhur İttifakı’nın karşısında oluruz. Mesele Türkiye ise mesela bugün Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden bir bölgede Türkiye’nin askeri varlığına ihtiyaç duyuluyorsa biz o ihtiyacı reddetmeyiz. Bu zamana kadar ne yaptıysak aynısını yapmaya devam ediyoruz. Milletin de devletin de yanında, iktidarın karşısında saf tutuyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskani-dervisoglu-tek-adamligi-koklestirecek-bir-revizyon-arayisina-izin-vermeyiz/feed/ 0
Hollanda Fahri Konsolosluğu Marmaris’te Kral Günü Resepsiyonu Düzenledi https://www.haber60.com.tr/hollanda-fahri-konsoloslugu-marmariste-kral-gunu-resepsiyonu-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/hollanda-fahri-konsoloslugu-marmariste-kral-gunu-resepsiyonu-duzenledi/#respond Mon, 29 Apr 2024 23:48:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29834 Muğla’nın Marmaris ilçesinde, Hollanda Fahri Konsolosluğu ev sahipliğinde “Kral Günü” resepsiyonu düzenlendi. Resepsiyonda Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands, Hollanda- Türkiye dostluk ormanına dikilmek üzere Vali İdris Akbıyık’a 10 bin adet fidan için çek takdim etti.

Hollanda’nın milli günü dolayısıyla Marmaris’te bir otelde Hollanda Marmaris Fahri Konsolosluğu ev sahipliğinde “Kral Günü” resepsiyonu düzenlendi. Programa Muğla Valisi İdris Akbıyık, Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands ve eşi Carmen Van Toorenburg, ilçe protokolü, çok sayıda kamu kurum temsilcisi, turizmciler ve davetliler katıldı. İki ülkenin milli marşlarının okunmasının ardından bir konuşma yapan Büyükelçi Wijnands, Hollanda Kralı Willem Alexander’ın doğum gününü kutlamak için bir araya geldiklerini ve kraliyet ailesinin adının “turuncu” anlamına gelmesinden dolayı Hollanda’da bu rengin ulusal sembol olduğunu belirterek, hem Hollanda’nın hem de Türkiye’nin Avrupa Şampiyonası’nda karşılaşmasını ümit ettiğini, karşılaşma sırasında turuncu giyinmeyi sevdiklerini ifade etti. Wijnands, 100 yıl önce ülkesi ile yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti arasında dostluk anlaşması imzalandığını hatırlatarak, “1612’den beri Türkiye ile temas halindeyiz. Diplomatik bağlarımız 400 yıldan daha eskiye dayanıyor ve yüzyıllar boyunca çok çok yakın ortaklar haline geldik. Türkler ve Hollandalılar yüzyıllardır ticaret yapıyoruz ve şu anda Hollanda 3 binden fazla şirketle temsil ediliyor. Hollanda olarak en büyük doğrudan yabancı ülke yatırımcısı olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

Türkiye’nin Hollanda Başbakanının NATO Genel Sekreterliği görevine adaylığını destekleme kararının memnuniyet verici olduğunu belirten Büyükelçi Wijnands, “Bu destekten dolayı Türkiye’ye çok müteşekkiriz. Hollanda, Türkiye’yi bugünlerde tehlikede olduğumuz jeopolitik meselelerin çözümünde oynadığı büyük rol ve tabii ki NATO içindeki yakın işbirliği nedeniyle çok önemli bir ortak olarak görüyor. Hollandalılar ile Türkler arasında aile bağları var. Hollanda’da çok büyük, başarılı ve öne çıkan bir Türk topluluğumuz var. Hollanda’da yarım milyona yakın insan Türk kökenlidir. Bu, Almanya ve Fransa’dan sonra dünyanın üçüncü büyük Türk topluluğudur” diye konuştu.

Büyükelçi Wijnands, ülkesinin sembolünün turuncu rengi ve Hollanda’ya Osmanlı’dan getirilen laleler olduğunu belirterek, bu konuda müteşekkir olduğunu sözlerine ekledi. Marmaris Sanat Festivali’nde iki ülke arasındaki güçlü işbirliğinin devam edeceğini açıklayan Wijnands, Hollandalı sanatçı ve bestelerin festivalde yer alacağını ifade etti. Ülkeleri arasında çok yakın somut ve sıcak bağların olduğunu belirten Büyükelçi Wijnands, Hollanda’nın vize konusunda yardımcı olduğunu, sorunun siyasi değil salgın sonrasında yaşanan yoğunluktan kaynaklandığını da söyledi. Wijnands, “Hollanda-Türk Dostluk Ormanı’nın şekillenmesine yardımcı olan çifte vatandaşlarımıza harika çalışmaları için teşekkür ediyorum. Ormanı restore etmenin yanı sıra dostluğumuzu da geliştirmek için 10 bin ağaç bağışında bulunmuştuk. 10 bin ağaç bağışı daha yapıyoruz. 20 bin ağaç bağışı yapmaktan mutluyuz” dedi.

Wijnands, Türk iş adamlarının, Türk öğrencilerinin, Türk turistlerin Hollanda’ya gelmesini istedikleri gibi Hollandalı turistlerin de Türkiye’ye gelmesi için ellerinden geleni yaptıklarını sözlerine ekledi.

Hollanda’nın Marmaris Fahri Konsolosu Murat Azgun ise, yaptığı konuşmada Cumhuriyetin kurulmasından hemen sonra 1924 yılında imzalanan Hollanda-Türkiye Dostluk Anlaşması’nın 100. yılını kutladıklarına değinerek, “Geçen yıl deprem felaketi dolayısıyla kutlama yapmadık. Hollanda deprem bölgesinde arama kurtarma ve yardım konusunda aktif rol oynadı. 150 milyon euroluk yardım yaptı. Birçok sosyal faaliyet yürütüldü. Bu yıl da 100. yıl kutlamaları çerçevesinde konserler, sergiler ve kültürel etkinliklere destek olacağız” dedi.

Büyükelçi Wijnands, Valis Akbıyık’a 10 bin fidan dikimi için bağış çeki takdim ederek, Marmaris’in eskisinden daha yeşil olması dileklerini iletti. Vali Akbıyık, Hollanda’nın Milli Günü’nü kutlayarak, fidan desteğinden dolayı Wijnands’a teşekkür etti. – MUĞLA

]]>
https://www.haber60.com.tr/hollanda-fahri-konsoloslugu-marmariste-kral-gunu-resepsiyonu-duzenledi/feed/ 0
Türk Hava Yolları’ndan dev işbirliği! https://www.haber60.com.tr/turk-hava-yollarindan-dev-isbirligi/ https://www.haber60.com.tr/turk-hava-yollarindan-dev-isbirligi/#respond Mon, 29 Apr 2024 22:59:54 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29806 Türk Hava Yolları (THY), Airbus ve Rolls-Royce firmaları arasında iş birliği protokolü imzalandı. Protokol imza törenine Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat da katıldı.

Türk Hava Yolları, Airbus ve Rolls-Royce’tan işbirliği!

Bakan Kacır, törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin sivil havacılık sektöründe kalite odaklı hizmet anlayışını tüm dünyaya sunduğunu belirtti. İstanbul Havalimanı’nın bu başarıda önemli bir rol oynadığını vurgulayan Kacır, Türkiye’nin havacılık sanayisini geliştirerek ülkeyi yüksek teknolojide öncü bir konuma getirdiklerini ifade etti.

THY’nin öncülüğünde gerçekleşen iş birliği programının, Türkiye’nin havacılık endüstrisine güç katacağını ve küresel tedarik zincirindeki rolünü daha da güçlendireceğini belirten Bakan Kacır, Türk havacılık sanayisinin artık kendi özgün platformlarını geliştirme ve üretme kabiliyetine sahip olduğunu söyledi.

THY ve Airbus, Türkiye’de üretim yapacak! 30 Türk şirket katılacak

Bakan Kacır’ın açıklamalarının yanı sıra, THY’nin bu iş birliği kapsamında hayata geçireceği Stratejik Türkiye Gelişmiş Programı da tanıtıldı. Programın, Türkiye’nin havacılık endüstrisindeki yetkinliklerini güçlendireceği ve küresel tedarik zincirindeki rolünü perçinleyeceği belirtildi.

Türkiye’nin havacılık sektöründeki başarı hikayesine odaklanan Bakan Kacır, ülkemizin havacılık sanayisinde elde ettiği önemli başarıları ve gelecek hedeflerini paylaştı. Türkiye’nin küresel havacılık ve uzay sanayisindeki rolünü güçlendirmeyi amaçlayan stratejik adımların atıldığı bu dönemde, THY’nin Airbus ve Rolls Royce ile gerçekleştirdiği iş birliği, sektördeki dikkat çekici gelişmelerden biri olarak öne çıkıyor.

Bakan Kacır’dan açıklama!

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile Ticaret Bakanı Ömer Bolat, uçak bileşenlerinin yerli üretimi için Türk Hava Yolları, Airbus ve Rolls-Royce firmalarının gerçekleştirdiği iş birliği protokolünün imza törenine katıldı.

Sivil havacılık sektörünün; özellikle son yıllarda gerçekleştirilen yatırım ve projelerle kalite odaklı hizmet anlayışını tüm dünya ile buluşturduğunu belirten Bakan Kacır, “Havacılık sanayimizi, ana ve alt yükleniciler, KOBİ’ler, araştırma kuruluşları ve üniversitelerle Türkiye’nin yüksek teknolojide öncü sektörü haline getiriyoruz.” dedi.

“Sivil havacılık sektörümüz, özellikle son yıllarda gerçekleştirdiğimiz yatırım ve projelerle kalite odaklı hizmet anlayışını tüm dünya ile buluşturuyor. Ülkemizin sivil havacılık alanındaki vizyonunun önemli bir örneği olan İstanbul Havalimanı yalnızca beş yıl gibi kısa bir sürede Avrupa’nın en yoğun havalimanı ünvanını aldı. Modern altyapısı ve sunduğu yolcu deneyimiyle İstanbul’u küresel bir kesişim noktasına dönüştürdü. Kıtaları buluşturan, küresel finans ve ticaret üssü, turizm destinasyonu konumundaki İstanbul’un küresel cazibe merkezi rolünü perçinledi.

Milli Teknoloji Hamlesi vizyonumuz doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde teknoloji üreten ve geliştiren Türkiye’yi inşa ederken; bilgi yoğun ve ileri teknoloji odaklı bu sektörde, özellikle savunma sanayinin Ar-Ge’de, inovasyonda ve üretimde uzun vadeli bakış açısı, paradigma değişimlerine odaklanan yaklaşımı ile üretim ve teknoloji geliştirme kabiliyetlerimizi ileri düzeye taşıyoruz.

Havacılık sanayimizi, ana ve alt yükleniciler, KOBİ’ler, araştırma kuruluşları ve üniversitelerle Türkiye’nin yüksek teknolojide öncü sektörü haline getiriyoruz. Bugün Türk havacılık sanayi kendi özgün platformlarını geliştirme ve üretebilme kabiliyetini haizdir.

İnsansız hava araçlarımız Bayraktar TB-2, Akıncı, Kızılelma, Anka, Aksungur, beşinci nesil savaş uçağımız Kaan, helikopter projelerimiz Atak ve Gökbey… Her biri Türk havacılık sanayinin geldiği konumun, havacılıkta akamete uğramış serüvenimizin yeniden doğuşunun ispatı niteliğindedir.

Ülkemiz firmaları aynı zamanda küresel firmaların imalat ve tedarik zincirlerindeki rolünü de her geçen gün kuvvetlendiriyor. Havacılık sanayimiz, bugün üst düzey yöneticileri bizlerle birlikte olan Airbus ve Rolls Royce başta olmak üzere, birçok küresel uçak ve motor üreticisinin tedarik ortakları arasında yerini alıyor. Bir yolcu uçağının gövdesinde yer alan tüm parçaları üretme kabiliyetine sahibiz.

Tüm yeni nesil yolcu uçaklarında Türkiye’de üretilmiş bir parça mevcuttur. Halihazırda Airbus A320 ailesinin arka gövde ve kuyruğunu oluşturan bölüm 18 ve 19’unu, A220’nin kanopisini, A400M projesinde orta gövde, kuyruk ve kanatçıkları (aileron), Boeing 737 uçaklarının arka gövdesini oluşturan Bölüm 48, fan kaputu ve irtifa dümenini Türkiye’de üretiyoruz.

Havacılık yapısallarında sac metal, talaşlı imalat, özel prosesler, eklemeli imalat ve kompozit üretiminde dünya çapında ileri teknoloji geliştirme ve üretim kabiliyetine sahibiz. Dünya’nın dördüncü büyük havacılık kompozit tesisini Türkiye’ye kazandırdık. Havacılık yapısallarında geçtiğimiz yıl bir milyar dolar ihracat hacmine ve 10 milyar dolar sözleşme büyüklüğüne eriştik. Bu alanda yetkin insan kaynağımız 10 bine ulaştı.

Havacılık sanayimizin en önemli unsurları arasında yer alan toplam beş binden fazla çalışanımızın bulunduğu uçak motoru sanayimizde yıllar içinde büyük bir teknoloji geliştirme ve üretim kabiliyeti elde ettik. İnşa ettiğimiz tesislerle birlikte bugün her türlü uçak motoru parçasını test edebilecek altyapı ülkemizde mevcut. Uçak ve helikopter motorunda fan, kompresör ve türbinde üretim yetkinliğine sahibiz.

Helikopterler için TS1400, İHA’lar için PD170 motorlarında seri üretim fazına geçtik. 1750 ve 3200 newtonluk itki gücüne sahip KTJ1750 ve KTJ3200 turbojet motorlarını üretiyoruz. Milli turbofan uçak motorumuz TF 6000’nin prototipini ürettik. İnovasyon ve teknoloji geliştirmede özellikle kritik rol üstlenen yeni nesil malzeme teknolojilerinde yüksek sıcaklığa dayanıklı nikel tabanlı inconel ve kobalt tabanlı alaşımların üretiminde yetkinlik kazandık.

Milli Uzay Programımız kapsamında insanlı ilk uzay bilim misyonumuzu kısa süre önce başarıyla tamamladık. Bu misyon kapsamında Uluslararası Uzay İstasyonu’nda, Türk bilim insanlarının hazırladığı on üç bilimsel deney, kendisi bir dönem Türk Hava Yolları’nda pilot olarak da görev yapan astronotumuz Alper Gezeravcı tarafından gerçekleştirildi.

Önümüzdeki dönemde, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yeni bilimsel araştırmalar yürütmek ve uluslararası iş birliklerini güçlendirmek adına projeler başlatacağız. Yeni nesil uydu geliştirmede küresel bir oyuncu olmayı, bölgesel konumlandırma ve zamanlama sistemimizi geliştirmeyi ve uzay limanı kurarak uzaya erişimi güvence altına almayı hedefliyoruz.

Yerli ve milli özgün hibrit roketimizle Ay projemizi gerçekleştireceğiz. 2035 yılına kadar 1,8 trilyon dolara ulaşması öngörülen küresel uzay ekonomisinden aldığımız payı artıracağız. Uzayın bize sunduğu yeni teknoloji geliştirme kabiliyetlerinden en üst düzeyde yararlanacağız.

Uzun süren çalışmalar sonunda, bütün kritik alt sistemlerini yerli ve milli olarak geliştirdiğimiz TÜRKSAT 6A haberleşme uydumuzun üretim süreçlerini tamamladık. Temmuz ayında uzaya fırlatmaya hazırlandığımız milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’nın yerlilik oranı 80’i aştı. TÜRKSAT 6A’yı devreye aldığımızda, Türkiye kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olacak.

2012 yılından bu yana havacılık ve uzay sektöründe toplam yatırım büyüklüğü 4 milyar doları aşan 144 yatırım için teşvik belgesi düzenledik. Yatırım teşviklerimizle havacılık ve uzay sanayi gibi yüksek teknoloji alanlarında üretim kabiliyetlerini güçlendirecek yatırımlara kapsamlı ve ihtiyaca yönelik teşvik paketleri sunuyoruz.

Türk Hava Yolları’nın Airbus ve Rolls Royce ile geliştirdiği ve ülkemizin üretim kabiliyetlerini artıracak iş birliğinin aynı zamanda yeni yatırımlara da kapı açmasını temenni ediyorum. Tüm küresel havacılık ve uzay sanayi oyuncularını ülkemizin sunduğu cazip yatırım teşviklerinin, genç ve dinamik nüfusunun ve stratejik konumunun sunduğu avantajlardan yararlanmaya davet ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-hava-yollarindan-dev-isbirligi/feed/ 0
Altıeylül ilçesinde gerçekleştirilen ‘Görkemli Hatıralar’ programı https://www.haber60.com.tr/altieylul-ilcesinde-gerceklestirilen-gorkemli-hatiralar-programi/ https://www.haber60.com.tr/altieylul-ilcesinde-gerceklestirilen-gorkemli-hatiralar-programi/#respond Sun, 28 Apr 2024 21:33:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29677 Bir TV kanalında canlı olarak yayınlanan Serhan Asker ile ‘Görkemli Hatıralar’ programının bu haftaki bölümü Altıeylül ilçesinden gerçekleştirildi. TV’den canlı olarak yayınlanan program hem sosyal medya hesaplarından hem de ulusal kanaldan Altıeylül ve Balıkesir’in tanıtımı yapıldı.

Altıeylül Belediyesi’ne bağlı Gazi Mustafa Kemal Atatürk Yaşam Kompleksi’nde yayınlanan ve vatandaşların da yoğun katılım sağlandığı programa; ünlü Sanatçı-Oyuncu Ahmet Mekin, Ses Sanatçı Ali Ekber Eren, Belgeselci Nebil Özgentürk ve Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli katıldı.

Balıkesir yöresine ait ürünlerin yanı sıra, zeytinyağının tanıtımı ile Balıkesir yöresine ait figürleri sergileyen folklor ekibi de büyük beğeni topladı. Yaklaşık 3 saat süren yayında Balıkesir yöresine ait tatlarının pişirilmesiyle devam eden program Balıkesir kaymaklısı da yapılarak tüm Türkiye’ye tanıtıldı.

Ünlü Sanatçı ve Oyuncu Müjdat Gezen telefonla canlı yayına bağlandı

Ünlü Sanatçı-Oyuncu Müjdat Gezen’in de telefonla canlı yayına bağlandığı programda Türk sinemasının ünlü Oyuncu-Sanatçı Ahmet Mekin ile telefonla görüştü. Ünlü sanatçı Müjdat Gezen “Her hafta canlı olarak yayınlanan ve Serhan Asker’in evimize konuk oluyor. Bizlere ülkemizin güzelliklerini evimize kadar getiren Serhan Asker’e de teşekkür ediyorum. Türk sinemamızın ünlü ismi Ahmet Mekin’e de iyi ki varsın. İyi ki bizimlesin. Ahmet abim seni çok seviyoruz ve seviyorum. Yayında bulunan Başkanımız Hakan Şehirli’ye de ayrıca teşekkür ediyorum. Çünkü bizleri abim Ahmet Mekin ile buluşturdu” dedi.

Türk sinemasının Sultan’ı Türkan Şoray’da telefonla canlı yayına bağlandı

Ünlü Sanatçı-Oyuncu bir araya geldiği programda canlı yayına Türk sinemasının ünlü ismi Sultan’ı Türkan Şoray’da telefonla canlı yayına bağlandı. Türk sinemasının ünlü ismi Türkan Şoray birlikte oynamış oldukları ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ filminde Cemşit karakterini canlandıran Ahmet Mekin ile telefon bağlantısıyla görüştü. Şoray, “Ahmet Mekin ile ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ filminde birlikte oynamıştık. Kendisi filmde Cemşit karakterini canlandırmıştı. Güzel anlarımız oldu. Tekrardan bizleri Ahmet Mekin ile buluşturan Başkanımız Hakan Şehirli’ye teşekkür ediyorum. Balıkesir’e Altıeylül ilçemize sevgilerimi saygılarımı gönderiyorum” dedi.

Ünlü Sinema Sanatçısı Ahmet Mekin Ayakta Alkışlandı

Belgeselci Nebil Özgentürk’ün Türkiye’nin ünlü sinema sanatçısı Ahmet Mekin’in belgeseli izleyicilerle buluşturdu. Ahmet Mekin’in hayatını belgesel yapan Nebil Özgentürk kendinin seslendirmiş olduğu Belgeselde Mekin’in Türk sinemasına vermiş olduğu değeri, hayatı ve şimdi yaşamış olduğu Balıkesir’e bağlı Erdek ilçesinin konu alındığı Belgesel izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı.”

Belgeselci Nebil Özgentürk, Ankara’dan canlı yayına bağlandı. Özgentürk, “Türkiye’nin ünlü sanatçısı Ahmet Mekin’in belgeselini yaparken çok duygulandım. Kendisiyle çalışmaktan dolayı gurur duydum. Tekrardan Türk sinemasına vermiş olduğu katkılardan dolayı da teşekkürlerimi sunuyorum. Kendisini çok çok seviyorum” diye konuştu.

Başkan Hakan Şehirli, “Sizleri ilçemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk

Altıeylül’den Balıkesir’in tanıtımı yapılan programda konuşan Başkan Şehirli, “Altıeylül ilçemize, Balıkesirimize hoş geldiniz. İyi ki geldiniz. Türk sinemasına ismini altın harflerle yazdıran Ahmet Mekin’i Altıeylül ilçemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk. Kendisinin belgeselini yaparak ölümsüzleştiren Belgeselci Nebil Özgentürk’e de teşekkürlerimi sunuyorum. Tabi ki ünlü ses sanatçısı Ali Ekber Eren’de seslendiriş olduğu ve ismini taşıdığı ‘Ali Ekber Çiçek’in eserlerini bizlerle buluşturdu. Ayrıca telefonla canlı yayına bağlanan Türk sinemasının Sultan’ı Türkan Şoray’a ve usta oyuncu Müjdat Gezen’e de ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

Başkan Şehirli, “İkinci coşkuyu sizlerle yaşadık’

Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli, “Altıeylül ilçemizde yapacağımız bu gibi etkinlikler aralıksız devam edecek. Yine geçtiğimiz hafta 23 Nisan coşkusunu Gazi Mustafa Kemal Atatürk Yaşam Kompleksi’nde yaşamıştık. İkinci coşkuyu da sizlerle yaşamaktan büyük keyif aldık. Organizasyonlarımız, programlarımız aralıksız devam edecek” diye konuştu. – BALIKESİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/altieylul-ilcesinde-gerceklestirilen-gorkemli-hatiralar-programi/feed/ 0
İYİ Parti Olağanüstü Kurultayında Müsavat Dervişoğlu’ndan Tayyip Erdoğan’a Hesaplaşma Çağrısı https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-olaganustu-kurultayinda-musavat-dervisoglundan-tayyip-erdogana-hesaplasma-cagrisi/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-olaganustu-kurultayinda-musavat-dervisoglundan-tayyip-erdogana-hesaplasma-cagrisi/#respond Sat, 27 Apr 2024 21:57:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29620 HABER: MERVE GÜVEN – OGÜN AKKAYA – KAMERA: ONUR BİNGÖL

(ANKARA) – İYİ Parti’nin bugün yapılan Olağanüstü Kurultayı’nda Genel Başkan Adayı olarak yarışan Müsavat Dervişoğlu, yaptığı konuşmada, “Sizlere yalvarıyorum. Allah rızası için diyorum. Türkiye’nin meydanlarında Tayyip Erdoğan’la hesaplaşmak istiyorum. Bana o gücü verin. Bana o desteği verin. Benden esirgemeyin. İYİ Parti siyaseten milletin gönlünde hala bir umut merkezi” dedi.

5. İYİ Parti Olağanüstü Kurultayı’nda genel başkanlık için yarışan adaylar arasında yer alan TBMM Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu’nun yaptığı konuşmaran öne çıkan başlıklar şu şekilde:

“İYİ Parti çeşitli saldırıların muhatabı kılınmaya çalışıldı. Onun sonucudur ki o sürecin akabinde girmiş olduğumuz yerel seçimlerde maalesef başarılı olamadık. Bu başarısızlığı henüz değerlendirmeden özeleştirimizi yapmadan, yapamadan bu kongreyle karşı karşıya kaldık. Aslında meselenin doğru anlaşılması ve yorumlanabilmesi uzun vadede partimize kazandıracaklarının hatırlanması lazım. Bunları yapamadık. Sayın genel başkanımız milletimeze verdiği sözün gereği olarak aday olmayacağını açıklayarak bu kurultayın zeminini oluşturdu.

“BÜTÜN ADAYLARIMIZ KENDİLERİNE YAKIŞAN GELENEKLERE UYGUN TAVIR SERGİLEDİ”

Adaylardan bir tanesi benim değerli ağabeyim, aile dostum Sayın Koray Aydın’dır. Bu adayların bir diğeri de yine benim sevgili kardeşim Tolga Akalın’dır. Ben de bir adayımızın ağabeyi, bir adayımızın da kardeşi olarak bugün huzurunuzdayım. Bu kongre sadece İYİ Partililerin gözünü diktiği bir kongre değil. Bu kongre büyük Türk milletinin takip ettiği bir kongre. Bu kongrenin öncesinde yaşanan süreci takip ettiyseniz görmüşsünüzdür. Başka partilerde olduğu taraftarlaşma, yalan ve fitne sokağa dökülmemiştir. Bütün adaylarımız kendilerine yakışan geleneklere uygun bir tavır sergilemişlerdir.

“İYİ PARTİ’NİN GÜNEŞİ HİÇ SÖNMEYECEK”

Kolay günler beklemiyor bizleri. Sadece kongre yapmayacağız. Bu kongrenin sonucunda İYİ Parti’nin karşı karşıya kaldığı sorunların aşılması ve yaraların sarılması için çaba sarf edeceğiz. Biliyorum derdimiz var, kırgınlıklarımız var. Dargınlıklarımız var. Birleşmeli ve aşmalıyız. Bu ülkede partimizi bekleyen ne kadar problem varsa aslında emin olun o problemler Türkiye’yi bekleyen problemlerdir. İYİ Parti kurulduğunda hangi dertler varsa bugün katlanarak büyümek suretiyle önümüze gelmiştir. Bu İYİ Parti’nin kuruluş gerekçesinin hala geçerli olduğunun da bir delilidir. O yüzden söylüyoruz İYİ Parti’nin güneşi hiç sönmeyecektir.

“KARARI MÜŞTEREKEN ALDIK AMA UYGULAMADIK”

Yerel seçimlerden çıktık. Başarısızlık tanımlaması yapılıyor. Bu kararı alırken müştereken aldık. Fakat bu kararı uygularken, müştereken uygulayamadık. Özellikle büyükşehirlerde AK Parti’nin baskın kampanya uygulamaları münasebetiyle halk kutuplaştırıldı. Kimin kazanacağına bakmak yerine, kimin kaybetmesi gerektiğine baktı. Oy kullanma tercihini de maalesef öyle kullandı. İktidarın baskın kampanyası seçmeni o kadar etkiledi ve kutuplaştırdı ki AK Parti gelmesin diye vatandaşlarımız ve belki de parti tabanımızdan bazıları oy kullanma tercihini öyle şekillendirdi. Diyecek bir şeyim yok ama bu işin içinden elimizi yıkayarak çıkamayız bunun bilinmesini istiyoruz.

“YASAMA, YÜRÜTME, YARGI ORTADAN KALMIŞTIR”

Türkiye yorgundur. Sadece biz değil, Türkiye’de yorgundur. Parti devletleşmiş, devlet partileşmiştir. Yargı siyasallaşmıştır. Adalet askıya alınmıştır. Hukukun üstünlüğü arayışı yerine üstünlerin hukuk tesis edilmiştir. Nepotizm her yeri sarmıştır. Adam kayırmacılık, mülakatlarda yapılan usulsüzlükler gençlerimizin gelecek kaygısını arttırmıştır. Yasama, yürütme, yargı ortadan kalmıştır.

“İYİ PARTİ TOPLUMUN BÜTÜN KESİMLERİNİ KUCAKLAYACAKTIR”

Siyasetin neresinde konumlanacaksınız? diyorlar. Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet nerede konumlanmışsa İYİ Parti’de orada konumlanacaktır. Siyasetin merkezi misiniz? Sağı mısınız, solu musunuz? diye soruyorlar. Buradan söylüyorum. Atatürk’ün kurduğu

Cumhuriyet ve Türk milliyetçiliği vardır. İYİ Parti kuruluş amacına bakıldığında elbette siyasetin merkezinde olacaktır. Verilecek mücadeleyi asla ıskalamayacaktır. Toplumun bütün kesimlerini kucaklayacaktır. Alevisiyle, Sünnisiyle, Türküyle, Türkmeniyle, Kürdüyle herkese kollarını açacaktır. Siyasi görüşlere karşı değiliz. Farklı bakış açılarına karşı değiliz. Türk bayrağına ve İstiklal Marşı,’na saygısızlık edenlerin İYİ Parti ile yan yana gelmesi, yan yana durabilmesi mümkün değildir. Hiç kimseye düşmanlığımız yok.

“BANA O GÜCÜ VERİN”

Sizlere yalvarıyorum. Allah rızası için diyorum. Türkiye’nin meydanlarında Tayyip Erdoğan’la hesaplaşmak istiyorum. Bana o gücü verin. Bana o desteği verin. Benden esirgemeyin. İYİ Parti siyaseten milletin gönlünde hala bir umut merkezi.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-olaganustu-kurultayinda-musavat-dervisoglundan-tayyip-erdogana-hesaplasma-cagrisi/feed/ 0
İstanbul’da düzenlenen 5. Parlamenterler Arası Kudüs Platformu Konferansı’nda İsrail’e baskı kurulacak https://www.haber60.com.tr/istanbulda-duzenlenen-5-parlamenterler-arasi-kudus-platformu-konferansinda-israile-baski-kurulacak/ https://www.haber60.com.tr/istanbulda-duzenlenen-5-parlamenterler-arasi-kudus-platformu-konferansinda-israile-baski-kurulacak/#respond Sat, 27 Apr 2024 21:28:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29602 MUHAMMET TARHAN/MUHAMMED YUSUF – İstanbul’da düzenlenen 5. Parlamenterler Arası Kudüs Platformu Konferansı’nda bir araya gelen Asya, Avrupa, Latin Amerika ve Afrika ülkelerinden meclis başkanları ve milletvekilleri, bu konferansla 200 günden fazla süredir Gazze’deki sivilleri öldüren İsrail üzerinde baskı kurmayı amaçlıyor.

Asya, Avrupa, Güney Amerika, Afrika dahil 7 kıta ve 75 ülkeden 600’e yakın parlamenterin katıldığı, 5. Parlamenterler Arası Kudüs Platformu Konferansı’nın açılış oturumu, dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla İstanbul’da bir otelde yapıldı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Faslı milletvekili ve Afrika Parlamentosu üyesi Abdel Samad Haikar ve konferansın düzenli katılımcısı Eski Alman milletvekili Cemal Karslı, konferansa ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Töre, bu konferansın Gazze’deki zulmü, Kudüs’ü dile getirmek için yapıldığını belirterek “1967’den beri Filistinliler işgal altındadır, zulüm çekiyorlar ve maalesef medeni dediğimiz ülkeler de seyirci kalıyor hatta İsrail’e destek veriyor. ‘Dünya beşten büyüktür’ sözü, çok gerçekçi bir ifade olmuştur.” diye konuştu.

Avrupa ülkelerinin İsrail’e desteği ve İsrail’in Gazze’ye saldırılarına sessiz kalmasına tepki gösteren Töre, “Yine dünya maalesef Avrupa’dan daha büyüktür. Medeni dediğimiz Avrupa ülkeleri de katil İsrail’in yanında yer alıyorlar, İsrail kasaplarının yanında yer alıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Töre, bu nedenle Türkiye’nin liderliğinde bunu yeniden gündeme getirmenin ve Müslüman ve Müslüman olmayan ülkeden de parlamenterlerin burada toplanmasının güzel olduğunu belirterek TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a teşekkür etti.

Töre, “Bu zulüm bitecek. İnsanlar inşallah hürriyete, özgürlüğe kavuşacak Filistin’de ama insanlık çok utanmıştır. Bu zulümden, bu vahşetten dünya insanlığı çok utanmıştır ama insanlığını kaybeden medeni ülkeler vardır. Bu da bir kere daha orta yere çıkmıştır.” dedi.

Türkiye’nin İsrail’in Gazze’ye saldırılarını sona erdirme çabalarına da değinen Töre, şunları kaydetti:

“Maalesef dünyada sessizlik devam ediyor. Uzun vadeli bir milli mücadele şekline dönüştü bu iş. Zaten Türkiye, İslam ülkelerinin daima liderliğini üstlenmiş bir ülkeydi. Dolayısıyla Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğini çok önemsiyoruz. İnşallah Recep Tayyip Erdoğan başaracaktır. Filistin halkı zulümden kurtulacaktır. İnşallah katliamlar son bulacaktır Gazzelilere karşı. Batı dünyasını bir kere daha kınıyoruz. Katil İsrail’i lanetliyoruz.”

“Bu konferansın suçlu üzerinde siyasi baskıya yol açacağını umuyoruz”

Faslı milletvekili ve Afrika Parlamentosu üyesi Abdel Samad Haikar da İsrail’in Gazze’ye saldırılarında çocuk ve kadınların hedef alındığını, bu nedenle uluslararası hukuk tarafından suç sayıldığını vurgulayarak bu konferansın halkların İsrail’in Gazze’ye saldırılarına tepkisini göstermesi açısından önemli olduğunu dile getirdi.

Burada 80’e yakın ülkenin parlamentosunun bulunduğunu kaydeden Haikar, bu tür konferansların bir baskı ve ret ifadesi olduğunun altını çizdi.

Haikar, “Bu parlamenterler arası konferansın bu ülkelerdeki siyasi kararlara etkisi olacaktır ve bunun ABD ve İsrail, yani suçlu üzerinde siyasi baskıya yol açacağını da umuyoruz.” dedi.

“Türkiye’nin pozisyonu diğer ülkelerin pozisyonlarının çok ilerisinde”

Konferansın düzenli katılımcısı eski Alman milletvekili Cemal Karslı ise Türkiye’nin Gazze konusunda onurlu duruşunun olduğunu belirterek “Bütün İslam ve Arap dünyasının Türkiye’nin duruşuna sahip olmasını ne kadar isterdim ama Türkiye’nin pozisyonu diğer ülkelerin pozisyonlarının çok ilerisinde.” diye konuştu.

Bu konferansta dünyanın her yerinden temsilciler olduğunu anlatan Karslı, “Bu, Gazze’deki, Kudüs’teki, Filistin’deki halkımıza büyük bir ivme kazandırıyor. Yanınızdayız, kalbimiz sizinle. Yalnız değilsiniz.” ifadelerini kullandı.

Filistin halkına seslenen Karslı, “Siz bizim bir parçamızsınız, sizin acınız bizim acımızdır ve biz biriz, dolayısıyla bu konferans gerçekten de tam zamanında geldi. Burada olduğum için çok mutluyum.” ifadelerini kullandı.

Karslı, Almanya’daki yetkililerin “siyonist lobiden” korktuğu için İsrail’e sesini yükseltemediğini belirterek “Ne yazık ki Almanya hem Filistinlilere baskı yaparken hem de başlı başına suça destek verirken kendi Nazi tarihinin acısını çekiyor, kendi Nazi tarihini silmek istiyor.” değerlendirmesini yaptı.

Siyasetçilerin medyadan korktuğunu vurgulayan Karslı, “Ne yazık ki medyanın kimin elinde olduğunu biliyoruz ve bu nedenle Alman toplumu, Alman siyasetçiler ve Alman karar vericiler siyonist lobinin önünde eğiliyor.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulda-duzenlenen-5-parlamenterler-arasi-kudus-platformu-konferansinda-israile-baski-kurulacak/feed/ 0
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile Türkçe Müfredatında Değişiklikler Yapılacak https://www.haber60.com.tr/turkiye-yuzyili-maarif-modeli-ile-turkce-mufredatinda-degisiklikler-yapilacak/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-yuzyili-maarif-modeli-ile-turkce-mufredatinda-degisiklikler-yapilacak/#respond Fri, 26 Apr 2024 23:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29557 (ANKARA) – Milli Eğitim Bakanlığınca, kamuoyunun görüşüne sunulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında hazırlanan yeni müfredat taslağında ilkokul ve ortaokullarda Türkçe, liselerde ise Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde “dinleme, konuşma, yazma ve anlama” olmak üzere dört dil becerisini temele alan değişikler yapılacak. Ortaokul Türkçe derslerindeki metin türlerine daha önceki programlarda yer almayan “hiper metin, infografik, grafik simge, vlog, ilk gösterim filmi (fragman), belgesel, dijital öykü” gibi türler de dahil edildi.

Bakanlığın internet sitesinden ulaşılabilen bilgilere göre Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanan yeni müfredat taslağında ilkokul ve ortaokullarda Türkçe, liselerde ise Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde “dinleme, konuşma, yazma ve anlama” olmak üzere dört dil becerisini temele alan değişikler yapılacak. Bu kapsamda ilkokullarda tüm sınıf düzeylerindeki Türkçe öğretimi, 2024 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Türkçe 1-4. sınıflar taslak öğretim programına göre, önceki öğretim programlarında da olduğu gibi ilk okuma yazma öğretimi ve Türkçe öğretimi ile ilgili kısımları içerdi. Bu kapsamda öğretim programı, daha önceki programlarda seçimlik ve (genelde zorunlu üç) tema içerirken, uygulama birlikteliğini sağlamak için taslak programda her sınıf düzeyinde 8 zorunlu tema öngördü.

İLK KELİME “ANNE” OLACAK

Ses gruplarının oluşturulmasında kolay sesletim, kullanım sıklığı, yazım kolaylığı, sözcük üretimi, harflerin sesleri ve formları dikkate alındığı ifade edilirken ilk oluşturulan hece ve kelimelerin “-an”, “ana” ve “anne” olmasının da çocuğun yakın çevresinden örnekler verebilmesine imkan tanıyacağı belirtildi.

Taslak öğretim programında çevrimiçi okuma, yazma gibi dijital ortam unsurlarına da yer verildi. Bu bağlamda teknolojinin yaşamın her alanında etkin bir şekilde kullanıldığı bugünün dünyasında ilkokul düzeyinde de öğrencilerin dijital ortamları doğru ve etkin kullanmalarını sağlayacak etkinlikler planlandı. Öte yandan “Erdem, Değer, Eylem” modeli ile bütünleşik bir biçimde değerlerin de yer alacağı bilgisi paylaşıldı.

METİN TÜRLERİNE EKLEME

Ortaokul Türkçe dersi öğretim programında da düzenlemeler yapıldı. Program, 5’inci sınıftan 8’inci sınıfa hem anlama hem de anlatmada ihtiyaç duyulan alan becerilerini ve kavramsal becerilerin, geliştirmeye odaklandığı belirtilirken, bu doğrultuda bütün dil becerilerine eşit önem verildiği ve her bir beceri için atölye faaliyetleri tasarlandığı kaydedildi. Metin türlerine daha önceki programlarda yer almayan “hiper metin, infografik, grafik simge, vlog, ilk gösterim filmi (fragman), belgesel, dijital öykü” gibi türler dahil edildi.

FARKLI YAYINEVLERİ TARAFINDAN HAZIRLANAN KİTAPLARDA AYNI ZAMANDA AYNI TEME İŞLENECEK

Programda temalar sınıf seviyelerine göre zorunlu hale getirilirken böylece farklı yayınevleri tarafından hazırlanacak kitaplarda aynı zamanda aynı temanın işlenmesi sağlanacak. Bu ve temalara yönelik zorunlu öğrenme hedeflerinin belirlenmesinin, öğrencilerin ortak sınavlara ortak içerikle girmesine katkı sunacağı vurgulandı.

TEMA SAYISI 8’DEN 6’YA DÜŞÜRÜLDÜ

Önceki programlarda her bir sınıf seviyesi için 8 tema kullanımı söz konusu iken bu programda tema sayısı 6’ya indirildi. Bunun gerekçesi olarak dil becerilerine yönelik etkinliklere yeterince zaman ayrılamaması gösterildi.

“DİL BİLGİSİ” YERİNE “DİL YAPILARI”

Programda geleneksel dil bilgisi öğretimi anlayışından uzaklaşıldığını kavramsal düzeyde gösterebilmek için “dil bilgisi” yerine “dil yapıları” ifadesi kullanıldı. Ortaokul Türkçe müfredatında, dil bilgisi öğretiminde yaklaşım değişikliği yapıldı. İşlevsel dil bilgisi öğretimine gidildi. Dil becerilerine yönelik strateji, yöntem ve tekniklerin sınıfta nasıl uygulanacağı ve öğretileceğine ilişkin yol haritası “kademeli sorumluluk devri modeli” oluşturuldu.

Türk dili ve edebiyatı öğretimi, sadece sınıf içi etkinliklerle değil sınıf dışına ve günlük hayatın her safhasına yayılan uygulamalarla gelişecek aşamalı bir süreç olacağı da kaydedilirken bu nedenle dersle ilişkili sınıf dışı etkinlik ve görevlerin tasarlanacağı bu sürecin ise ailelerin katılımı ile destekleneceği belirtildi.

DÖRT ESER OKUNACAK, BİR ELEŞTİREL FİLM ANALİZİ YAPILACAK

Yaygın türler arasından seçilmek kaydıyla tüm sınıf düzeylerinde her dönem 2, öğretim yılı boyunca 4 eser okunacak ve bir eleştirel film analizi yapılacak. Okunacak eserlerin ve izlenecek filmlerin belirlenmesinde programda yer alan metin seçimi ölçütleri dikkate alınacak. Bu ölçütler doğrultusunda zümre üyeleri tarafından öğrencilerin yaş ve sınıf seviyelerine uygun olarak belirlenen eserlerin okutulması sağlanacak. Öğrenciler, değerlendirmelerini bir sunu seklinde sunacaklar ve bu sunum performans görevi olarak dönem sonunda notla değerlendirilecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-yuzyili-maarif-modeli-ile-turkce-mufredatinda-degisiklikler-yapilacak/feed/ 0
Ukrayna Büyükelçisi: Rusya ile müzakere masasına oturmanın şu an için mümkün değil https://www.haber60.com.tr/ukrayna-buyukelcisi-rusya-ile-muzakere-masasina-oturmanin-su-an-icin-mumkun-degil/ https://www.haber60.com.tr/ukrayna-buyukelcisi-rusya-ile-muzakere-masasina-oturmanin-su-an-icin-mumkun-degil/#respond Fri, 26 Apr 2024 07:42:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29450 MELİS YILDIRIM

(ANKARA) – Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyl Bodnar, Rusya ile mevcut şartlarda müzakere masasına oturmanın mümkün olmadığını belirterek, “Tünelin ucunda gördüğümüz ışık Ukrayna zaferidir. Rusya Ukrayna topraklarını terk ettiği saniyede biz müzakereye hazırız. İşgal ettikleri toprakları terk etmeyi bırakın, daha fazla ele geçirmeyi arzulayan bir düşmanla masada neyi konuşabiliriz? Savaşın en zor zamanlarında pes etmediysek bunca mücadeleden sonra niye pes edelim?” dedi.

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyl Bodnar, Büyükelçilik’te bir grup gazeteciyle bir araya geldi. Bodnar, 24 Şubat 2022 tarihinde Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla başlayan ve hala devam eden savaş, müzakereler, Türkiye-Ukrayna ilişkileri gibi birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Savaşın tüm zorluklarıyla sürdüğünü ve cephe hattının karmaşık olduğunu belirten Bodnar, “Taktik çatışmalara geçildiği için dünyanın ilgisi giderek azaldı. Sivil alt yapıya yönelik saldırılar devam ediyor, böylece Ukrayna halkının gözünü korkutarak bastırmaya çalışıyorlar” dedi. Harkiv, Odessa gibi şehirlerin aralıksız bombardıman altında olduğuna dikkat çekerek en fazla çocuklar, kadınlar ve yaşlıların mağdur olduğunu kaydeden Büyükelçi, “Bazı bölgeler ekstra güvensiz ve hassas olduğu için insanların tahliye edilme şansı da yok. İnsanlar bu şartlarda yaşam mücadelesini sürdürüyor” diye konuştu.

“BARIŞ ZİRVESİ’NE YAKLAŞIK 140 ÜLKEYİ DAVET EDECEĞİZ”

Ukrayna’nın mücadelesi devam ederken barış girişimlerinin de sürdüğüne değinen Bodnar, 15-16 Haziran’da İsviçre’nin ev sahipliğinde düzenlenecek Barış Zirvesi hakkında bilgi verdi. Bodnar, “Rusya ile birebir müzakere edebileceğimiz bir olanak görmüyoruz. Bu nedenle uluslararası bir tavır ve pozisyon geliştirerek Ukrayna’nın adil barış isteklerinin göz ardı edilmediği, dünya barışına katkı sağlayacak düzenin kurulacağı bir altyapı oluşturmak istiyoruz” dedi. Bodnar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımını beklediklerini kaydetti. Rusya’nın Zirve’yi baltalamaya çalıştığını söyleyen Büyükelçi, “Açıklamaları ne olursa olsun bu Zirve gerçekleştirilecek. Zirve’ye yaklaşık 140 ülkeyi davet edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“BAYRAKTARLAR SAYESİNDE İLK DARBEYİ GÖĞÜSLEDİK”

Bodnar, Ukrayna’ya yönelik yardımlar konusunda da değerlendirmede bulundu. Savaş başladığında Ukrayna’nın elindeki en ileri teknoloji silahların Türk yapımı olduğuna dikkat çeken Büyükelçi, “Bayraktarlar sayesinde biz ilk darbeyi göğüsleyerek Rusları durdurduk. Batı 2022’nin yarısından itibaren aktif bir şekilde bizi desteklemeye başladı. Bizim kendi başımıza hayatta kaldığımızı gördüklerinde bizi desteklemeye başladı” dedi.

Türkiye-Ukrayna ilişkilerine değinen Bodnar, ilişkilerin temelinde “iki ülke Cumhurbaşkanları arasındaki samimi ve güvene dayalı dostluğun” yer aldığını söyledi. Devamında, “Bu, 8 Mart’taki görüşmede bir kez daha tescillendi. Ukrayna ve Türkiye arasındaki iş birliği hem içerik hem kapsam anlamında gelişiyor. Öncül olan alan savunma sanayi” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile yaptığı görüşmenin Serbest Ticaret Bölgesi Anlaşması’nın sonuçlanmasına hız kazandırdığını kaydeden Bodnar, yılın ikinci yarısında Ukrayna Başbakanı’nın Türkiye’yi ziyaret etmesinin planlandığını söyledi.

Büyükelçi, Rus Kızıl Ordu Korosu’nun Mayıs ayındaki Türkiye’deki konserlerine ilişkin, “18 Mayıs Kızıl Ordu tarafından gerçekleştirilen Kırım Tatarları’nın sürgün ve soykırımının 80’inci yıl dönümü ve bu tarihte Kızıl Ordu Türkiye’de konser verecek” dedi.

“SİVİL HALKA KARŞI HERHANGİ TERÖRİST BİR EYLEME KALKIŞMADIK”

22 Mart 2024 tarihinde Moskova’daki Crocus Hall City konser salonunda sivillere yönelik saldırıya dair Bodnar, “Rus yanlısı söylem bu katliamda sözde Ukrayna izini arayarak kendilerini belli etti. İki yıldır savunma savaşı veriyoruz ve sivil halka karşı herhangi bir terörist eyleme kalkışmadık, bu bizim ilkelerimize aykırıdır” ifadelerini kullandı.

22 Temmuz 2022 tarihinde Türkiye ve Birleşmiş Milletler girişimiyle Rusya ve Ukrayna ile imzalanan ayrı ayrı anlaşmalar ile başlatılan ve Rusya’nın 17 Temmuz 2023 tarihinde çekildiği Karadeniz Tahıl Koridoru’nun ardından Ukrayna tahılının sevkiyatı için Ukrayna’nın farklı bir koridor geliştirdiğini söyleyen Bodnar, “Ukrayna kendi koridorunu geliştirdi, hem tahıl hem gıda ürünleri sevkiyatı sürüyor. Yarım yılda 30 milyon ton ürün sevk ettik. Ukrayna alternatif koridor bulmak zorundaydı. Çünkü Rusya, Tahıl Koridoru kapsamında görüşmelerde herhangi bir taviz vermeden kendi çıkarlarını diretti ve müzakere yapsak bile herhangi bir ilerleme yaşanmadı” dedi.

“OMBUDSMANLAR KANALIYLA TÜRKİYE İLE SÜRECİ CANLANDIRMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Rusya ve Ukrayna arasındaki esir takasının son durumuna ilişkin de bilgi veren Büyükelçi, sürecin üç dört farklı arabulucu ile devam ettiğini söyledi. “Rusya ile bile iletişim kanalı söz konusu diyebiliriz” diyen Bodnar, “Örneğin Katar, kaçırılan Ukraynalı çocukların geri getirilmesine ilişkin bir arabuluculuk üstlendi ve bir grup çocuk geri getirildi. Orta Doğu’daki bazı ülkelerin girişimiyle de esir değişimi söz konusu olmuştu. Bunun öncesinde Türk diplomasisinin bariz zaferleri söz konusuydu. Ombudsmanlar kanalıyla Türkiye ile bu süreci canlandırmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyl Bodnar, son olarak Rusya ile müzakere kapısının tamamen kapalı olup olmadığına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Tünelin ucunda gördüğümüz ışık Ukrayna zaferidir. Rusya Ukrayna topraklarını terk ettiği saniyede biz müzakereye hazırız. İşgal ettikleri toprakları terk etmeyi bırakın, daha fazla ele geçirmeyi arzulayan bir düşmanla masada neyi konuşabiliriz? Savaşın en zor zamanlarında pes etmediysek bunca mücadeleden sonra niye pes edelim?” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ukrayna-buyukelcisi-rusya-ile-muzakere-masasina-oturmanin-su-an-icin-mumkun-degil/feed/ 0
KKTC’li öğrencilerin hayatını kaybettiği Adıyaman’daki otel davası ikinci duruşması bugün https://www.haber60.com.tr/kktcli-ogrencilerin-hayatini-kaybettigi-adiyamandaki-otel-davasi-ikinci-durusmasi-bugun/ https://www.haber60.com.tr/kktcli-ogrencilerin-hayatini-kaybettigi-adiyamandaki-otel-davasi-ikinci-durusmasi-bugun/#respond Fri, 26 Apr 2024 05:57:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29438 DİLAN KUTLU

(ADIYAMAN) – Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde KKTC’li öğrencilerin de aralarında bulunduğu 72 kişinin hayatını kaybettiği Adıyaman’daki Grand İsias Oteli davasının ikinci duruşması bugün yapılacak. KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Bakanlar ve milletvekilleri de ailelerle birlikte Adıyaman’a geldi. Cumhuriyetçi Türk Partisi Girne Milletvekili Fazilet Özdenefe, hukuki sürecin takibiyle ilgili KKTC Meclisi’nde özel bir komite kurduklarını belirterek, “Mahkemeye siyasiler olarak müdahil olma gibi hukuki bir hakkımız yok. Amacımız, yurttaşlarımızın evlerinden kilometrelerce uzakta kaybettikleri çocuklarımızı, halkımızın her bir bireyinin sesi olmak” dedi.

Kahramanmaraş merkezli depremlerde KKTC’li öğrencilerin aralarında bulunduğu 72 kişinin hayatını kaybettiği Adıyaman’daki Grand İsias Otel davasının ikinci duruşması Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Bakanlar ve milletvekilleri de davayı izlemek üzere ailelerle birlikte Adıyaman’a geldi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi Girne Milletvekili Fazilet Özdenefe duruşma öncesi ANKA Haber Ajansı’na yaptığı değerlendirmede, “Biz bugün burada iktidarıyla, muhalefetiyle aslında Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen bütün partilerin temsilcileri olarak bir araya geldik” dedi.

“KOMİTEDE TÜM SİYASİ PARTİ TEMSİLCİLERİ VAR”

İsias Oteli özelinde depremde hayatını kaybeden KKTC yurttaşlarıyla ilgili “hukuki ve adli sürecin takibiyle alakalı KKTC’de “Cumhuriyet Meclisi Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Depremle İlgili Hukuki ve Adli Sürecin İzlenmesine İlişkin Oluşturulan Geçici ve Özel Komite Meclisi” kurduklarının altını çizen Özdenefe, “Bu komitede mecliste temsil edilen tüm siyasi partilerden temsilcilerimiz vardı. Bugün öğle saatlerinde ana muhalefet partisi liderimiz Sayın Tufan Ernuman ve komite üyelerimizle birlikte geldik ve Sayın Başbakan Adıyaman’a gelecek davayı takip etmek için” dedi.

“SÜRECİ KIBRIS TOPLUMU ADINA TAKİP EDİYORUZ”

Özdenefe, 6 Şubat depremlerinde farklı bölgelerden KKTC’li vatandaşların hayatını kaybettiğini belirterek şunları söyledi:

“Sadece Adıyaman’da değil, farklı bölgelerde de kaybettiğimiz yurttaşlarımız oldu. Hatay’da bu bölgelerden biri. Elbette ki biz depremde kaybettiğimiz tüm canlarla ilgili süreçleri takip ediyoruz ama İsias’ı biliyorsunuz. Orada kaybettiğimiz çocuklarımız çok önemli, çok kıymetli; okullarını temsilen buraya geldiler. Aynı zamanda büyük bir kafileydi ve Adıyaman özelinde baktığımızda en vahim şekilde yıkılan, çevresindeki binalar ayaktayken yerle bir olan ve hiçbir şekilde kaçma imkanı dahi olmadan kaybetmiştik çocuklarımızı. Türkiye Cumhuriyeti’ndeki yargının ve adalet sisteminin doğru düzgün şekilde, bütün bu acılara rağmen ileriliyor oluşuna dair inancımız elbette tamdır. Derdimiz, herhangi bir noktada müdahale değil ama çocuklarımızı kaybettiğimiz bu özel davada ailelerimizin yanında olmak ve süreci Kıbrıs Türk toplumu adına onlarla birlikte takip etmek.”

“TÜRKİYE’DEKİ BAROLAR BİRLİĞİ İLE İSTİŞARE HALİNDEYİZ”

Özdenefe, komitenin bu zamana kadar izlediği yola ilişkin de, “Bu komiteyle farklı zamanlarda istişare toplantıları yaptık. Geçtiğimiz hafta hukukçu arkadaşlarla bir araya geldik. Türkiye Barolar Birliği çatısı altında bu davalarla ilgili gönüllü avukatlarımız var, onlarla ve uzman heyetlerle teknik raporlarla alakalı olarak istişare toplantıları yapıyoruz. Dönem dönem onlar da Kıbrıs’a gelip bizi bilgilendiriyorlar. Biz de halkımıza doğru bilgileri veriyoruz. Ailelerimiz sağlıklı bir şekilde bilgi alışverişinde bulunuyorlar. Bugün Ankara’daki muhataplarımıza ve Barolar Birliği’ne ziyaretler gerçekleştirdik” dedi.

“MAHKEMEYE MÜDAHİL OLMA HAKKIMIZ YOK”

Davanın ardından 1 yılı  içeren bir rapor hazırlayacaklarını ifade eden Özdenefe, “Raporlarımızı hazırlayıp komite olarak Genel Kurul’umuza elbette sunuyoruz. Mahkemeye siyasiler olarak müdahil olma gibi hukuki bir hakkımız yok. Amacımız, yurttaşlarımızın evlerinden kilometrelerce uzakta kaybettikleri çocuklarımızı, halkımızın her bir bireyinin sesi olmak” diye konuştu.

KKTC ÖZEL KOMİTE MECLİSİ NEDİR?

Cumhuriyet Meclisi Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Depremle İlgili Hukuki ve Adli Sürecin İzlenmesine İlişkin Oluşturulan Geçici ve Özel Komite Meclisi 20 Şubat 2023’te kuruldu. Komitenin hedefi; davalara ilişkin süreçlerin takip edilmesi, şikayetçi olacak veya davalara taraf  olacak KKTC’li vatandaşlar arasındaki kordinasyonun sağlanması olarak belirlendi.

Komitenin görevleri arasında; yaralılar, kayıplar, mağdurlarla ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti’nde gerek cezai gerekse hukuk davaları bağlamında adli süreçlerde, TBMM, savcılıklar, Adalet Bakanlığı tarafından deprem suçlularının soruşturulması ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla inceleme araştırma süreçleri yer alıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktcli-ogrencilerin-hayatini-kaybettigi-adiyamandaki-otel-davasi-ikinci-durusmasi-bugun/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Romanya’daki doğrudan yatırımlarımız 7,5 milyar doları aştı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-romanyadaki-dogrudan-yatirimlarimiz-75-milyar-dolari-asti/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-romanyadaki-dogrudan-yatirimlarimiz-75-milyar-dolari-asti/#respond Fri, 26 Apr 2024 01:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29422 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Ülkemiz insanlarının üçüncü ülkelerden gelen yatırımları da dahil edildiğinde, Romanya’daki doğrudan yatırımlarımız 7,5 milyar dolar gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaşmış durumdadır.” dedi.

Yılmaz, resmi ziyarette bulunmak üzere Romanya’nın başkenti Bükreş’e geldi. Bükreş Henri Coanda Havalimanı’nda, Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan ve diğer ilgililerce karşılanan Yılmaz, daha sonra Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) tarafından düzenlenen Türk İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı’na katıldı.

Burada konuşan Yılmaz, Romanya’nın Türkiye için çok kıymetli bir ülke olduğunu belirterek, iki ülke arasındaki ilişkilerin son derece iyi ve olumlu olduğunu, ittifak ve stratejik ortaklık temelinde ilişkileri geliştirdiklerini söyledi.

Romanya’nın, Avrupa ve Balkanlar’da, Türkiye’nin siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel ilişkilerinin en üst düzeyde bulunduğu ülkelerden biri olduğuna işaret eden Yılmaz, 2023 yılında Romanya’nın, AB ülkeleri içinde Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 6. ülke konumunda yer aldığını ifade etti.

Yılmaz, Türkiye’nin, Romanya’ya geçen yıl 6,9 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğini, ithalatın ise 3,6 milyar dolar olduğunu aktararak, toplam ticaret hacminin 10,6 milyar dolara yükseldiğini kaydetti.

Romanya’nın, AB ülkeleri arasında Türkiye’nin dış ticaret hacmi açısından Almanya, İtalya, Fransa, İspanya, Hollanda ve Polonya’dan sonra 7. sırada yer aldığını aktaran Yılmaz, şöyle devam etti:

“Bu yılın ilk üç ayındaki rakamlar, bu yıl çok ciddi bir artış gerçekleşeceğine işaret ediyor. İnşallah 13 milyar dolarları yakalarız ama daha orta uzun vadede çok daha yüksek bir ticaret hacmini hedefliyoruz. İkili ticaret hacmimiz Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği gibi 10 milyar dolar seviyesini aşmış durumda ve bundan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bu ivmenin de devam edeceğine inancımız tamdır. Doğrudan yatırımlar açısından Romanya, AB ülkeleri arasında Türk şirketlerinin yatırım yaptığı ilk 10 ülke arasında, müteahhitlik sektöründe ise Avrupa’da birinci sırada gelen bir ülke. 5 bine yakın firmamız faal, kayıtlı firma sayısı çok daha yüksek elbette. Ülkede elektronik ürünlerden gıda sektörüne, bilgi iletişim sektöründen mobilya sektörüne kadar önemli yatırımlarımız bulunmaktadır. Ülkemiz insanlarının üçüncü ülkelerden gelen yatırımları da dahil edildiğinde Romanya’daki doğrudan yatırımlarımız, 7,5 milyar dolar gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaşmış durumdadır. Bu firmalar genel olarak imalat, metal sanayi, gıda, inşaat ve sağlık alanında faaliyet göstermektedirler.”

Yılmaz, Türkiye’de ise Romanya sermayeli firma sayısının 293 olduğunu, özellikle motorlu taşıtlar, ulaştırma ve turizm sektörlerinde bu firmaların faaliyet gösterdiğini dile getirerek, “Amacımız, Romanya ile karşılıklı menfaatler çerçevesinde, kazan-kazan anlayışı temelinde bu yatırımları daha da arttırmaktır.” diye konuştu.

“Müteahhitlik firmalarımız bugüne kadar 211 projeyi üstlenmiş durumdalar”

Dünyanın en büyük 250 müteahhitliği 2023 yılı listesinde, Türkiye’den 40 firmanın yer aldığını vurgulayan Yılmaz, bu sayıyla Türkiye’nin Çin’den sonra ikinci sırada bulunduğunu, Türk müteahhitlerin dünyanın birçok yerinde çok başarılı projelere, birçok ülkede sembol projelere imza attığını söyledi.

“Romanya’nın ülkemize coğrafi yakınlığı, mevcut ulaşım imkanları, burada faaliyet gösteren iş insanları ve müteahhitlerimizin varlığı, iki ülke arasındaki ticaret ve işbirliği potansiyelini de arttırmaktadır. Müteahhitlik firmalarımız bugüne kadar 211 projeyi üstlenmiş durumdalar Romanya’da ve bunun toplam değeri 11 milyar dolar mertebesine ulaşmış durumda.” diyen Yılmaz, müteahhitlik firmalarının, alt ve üst yapı projeleri kapsamında özellikle kara yolu, tünel, köprü, ticaret merkezi ve konut alanlarında uluslararası tecrübelerini Romanya ile paylaşmalarından büyük bir memnuniyet duyduklarını kaydetti.

“Romanya’dan da üst düzey bir ziyaret gerçekleşecek Türkiye’ye”

Yılmaz, Romanya ile vize işlemlerinin daha hızlı ve kolay gerçekleşmesini arzu ettiklerini belirterek, bunun, Romanya’daki Türk firmalarının daha etkili çalışmaları hem de Romanya’ya daha büyük katkılar sunmaları bakımından önemli olduğunu ifade etti.

Bu çerçevede Romanya ile karşılıklı adımları devam ettireceklerini dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:

“Sayın Dışişleri Bakanımız ile gelmeden bir konuştum. Özellikle Romanya’dan Türkiye’ye gelenlerin çok daha kolay bir şekilde işlemlerinin gerçekleşmesi yönünde bir karar süreci başlatılmış durumda. Henüz imzadan çıkmadığı için detay vermek istemiyorum ama güzel bir gelişme sağlanıyor bu anlamda, onu söyleyebilirim. Yine önümüzdeki dönemde, yakın bir gelecekte Romanya’dan da üst düzey bir ziyaret gerçekleşecek Türkiye’ye. Bu da ilişkilerimiz açısından yine önemli bir kilometre taşı olacak diye inanıyorum. Üst düzey ziyaretlerin karşılıklı olarak yapılması şüphesiz ticari, ekonomik ilişkilerimize de yansıyor. Siyasi alanda, diğer alanlardaki ilişkilerimizin yanı sıra ekonomik ilişkilerimiz açısından da çeşitli faydalar oluşturduğunu ifade etmek isterim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-romanyadaki-dogrudan-yatirimlarimiz-75-milyar-dolari-asti/feed/ 0
Aksaray İl Halk Kütüphanesi, Koleksiyonunu Güncel Tutma Çabası İçinde https://www.haber60.com.tr/aksaray-il-halk-kutuphanesi-koleksiyonunu-guncel-tutma-cabasi-icinde/ https://www.haber60.com.tr/aksaray-il-halk-kutuphanesi-koleksiyonunu-guncel-tutma-cabasi-icinde/#respond Fri, 26 Apr 2024 01:03:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29413

KEMAL ONUR ATALAY

(AKSARAY)- Aksaray İl Halk Kütüphanesi Müdürü Çağatay Van, “Koleksiyonumuzu mümkün olduğu kadar yeni bir halde tutmaya çalışıyoruz. Bu konuda dezavantajlı olduğumuz binamızın yapısından dolayı çalışma alanlarını genel okuyucunun koleksiyonu kullanma alanlarından ayrı tutmamız pek mümkün olmadığı için bu anlamda bir sıkıntı yaşıyoruz” dedi.

1926 yılında kurulan Aksaray İl Halk Kütüphanesi’nde elle yazılmış, sanatsal, tarihsel ve içerik değeri olan, kitap, gazete, dergi, mektup, ferman, berat, levha, hilye, hat ve benzeri eserler Bölge Yazma ve Basma Eserler Kütüphanelerine gönderilirken, Türkçe kaynaklar hala kütüphanede yer almaya devam ediyor. Kütüphane hakkında bilgi veren Aksaray İl Halk Kütüphanesi Müdürü Çağatay Van, şunları söyledi:

“Aksaray İl Halk Kütüphanesi hizmet binası, Türkiye’de kurulduğu günden beri aynı amaca hizmet ederek Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden bugüne kadar vermiş olduğu hizmet noktasında aynı adreste bulunan ender binalardan bir tanesidir. Binamız 1924 yılında genç cumhuriyetin yeni vatandaşlarını ortaya çıkartabilme, onları yurttaş bilinciyle yetiştirebilmenin bir aracı olarak 1924 yılında yapımına başlanmış, 1926 yılında da yapımı tamamlanarak hizmete girmiştir. Halk Evi olarak hizmete giren Aksaray İl Halk Kütüphanesi binası daha sonraki dönemlerde çeşitli unsurlarla hizmet vermekteyken çok uzunca bir süredir. İl Halk Kütüphanesi olarak Aksaray’a hizmet verme durumundadır.

“KÜTÜPHANEMİZDE 39 BİN 97 KİTAP BULUNUYOR”

239 bin 97 kitaba sahibiz. Şu anda kütüphanemizde yaklaşık 10 yıl öncesine kadar elle yazılmış olan kitaplar değil ama 24 ve 28. yıllar arasında harf inkılabına kadar olan sürede basılmış olan Osmanlıca eserler bulunmaktaydı. Daha sonra bakanlığımızın genelgesiyle bunlar tüm Türkiye’deki kütüphanelerden Bölge Yazma ve Basma Eserler Kütüphanelerine toplandı. Şu anda elimizde sadece Türkçe kaynakları bulunmaktadır. Biz toplum ve kütüphanenin vermiş olduğu hizmet anlayışına göre istatistiklendirme yaptığımız için ben genel 2023 yılı sonu istatistiklerimizden bahsedeyim; 26 bin 474 üyemiz var. 32 bin 317 okuyucumuza ödünç kitap vermişiz ve toplam okuyucu sayısını 82 bin 108 toplam okuyucu olarak tamamlamışız.

“AKSARAY TARİHİNDEKİ KİTAPLAR DEĞERLENDİRİLİYOR”

Biz Aksaray özelinde Kent Kitaplığı diye tanımladığımız küçük bir bölümde Aksaray tarihindeki kitapları değerlendiriyoruz. Aksaray’la ilgili yapılan çalışmaları değerlendiriyoruz. Genel Türk tarihi ve Türkiye tarihi olarak tanımlayacağımız kitaplar da 900 konu başlığı altında genel tarih raflarımızda okuyucunun hizmetinde bulunmaktadır. Öncelikle elimizden geldiği kadar koleksiyonu güncel tutma çabası içerisindeyiz. Ne kadar güncel kitaplar, ne kadar okuyucu talepleri, kitaplar koleksiyonunda bulunursa, ödünç verme servisindeki akış o kadar hızlı oluyor. Bu konu üzerinde hassasiyetle duruyoruz. Son dönem kitapları veya okuyucunun talep ettiği kitapları, okuyucular arasındaki yaptığımız küçük anketlerle veya onların yapmış olduğu bildirimlerle genel müdürlüğümüzden talep ediyoruz. Koleksiyonumuzu mümkün olduğu kadar yeni bir halde tutmaya çalışıyoruz. En önemli sebeplerden bir tanesi bu. Bu konuda dezavantajlı olduğumuz binamızın yapısından dolayı, binanın işlevinin yetersizliğinden dolayı arzu ettiğimiz şekilde çalışma alanlarını genel okuyucunun koleksiyonu kullanma alanlarından ayrı tutmamız pek mümkün olmadığı için bu anlamda bir sıkıntı yaşıyoruz. Daha iyi bir bina, daha iyi bir nitelikli yerleşim bizler için okuyucu akışının daha fazla olmasına imkan sağlayacaktır. Buna rağmen diyebilirim ki kent merkezinde konumlu olmanın avantajıyla bizler genel anlamda hem okuyucu sayımızdan hem ödünç verme sayımızdan oldukça memnunuz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/aksaray-il-halk-kutuphanesi-koleksiyonunu-guncel-tutma-cabasi-icinde/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Fildişi Sahili Ulusal Meclisi Başkanı Adama Bictogo ile görüştü https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-fildisi-sahili-ulusal-meclisi-baskani-adama-bictogo-ile-gorustu/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-fildisi-sahili-ulusal-meclisi-baskani-adama-bictogo-ile-gorustu/#respond Fri, 26 Apr 2024 00:51:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29408 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Biz Afrika halklarıyla ilişkimizi kazan-kazan prensibi üzerine oturtturuyoruz. Böylece her alanda müşterek projeler geliştirerek, ülkelerin karşılıklı menfaatlerini sağlayacak şekilde ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz.” dedi.

Parlamenterler Arası Kudüs Platformu 5. Konferansı’na katılmak ve resmi ziyaret dolayısıyla Ankara’da bulunan Fildişi Sahili Ulusal Meclisi Başkanı Adama Bictogo ile bir araya gelen Kurtulmuş, TBMM’de ağırladığı Bictogo ile baş başa görüşmenin ardından heyetler arası toplantı gerçekleştirdi.

Kurtulmuş, burada yaptığı konuşmada, Bictogo ve heyetini Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Fildişi Sahili Cumhurbaşkanı Alassane Ouattara’nın Türkiye’yi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Fildişi Sahili’ni ziyaretiyle iki ülke ilişkilerinde önemli bir ivme kazanıldığını belirtti.

Türkiye’nin özellikle son dönemde “Afrika açılımı” çerçevesinde Afrika ülkeleriyle çok yakın ilişkiler geliştirdiklerini belirten Kurtulmuş, “Biz Afrika halklarıyla ilişkimizi kazan-kazan prensibi üzerine oturtturuyoruz. Böylece her alanda müşterek projeler geliştirerek, ülkelerin karşılıklı menfaatlerini sağlayacak şekilde ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz.” diye konuştu.

Kurtulmuş, kendisinin de geçen mart ayı başında İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) 18. Konferansı’na katılmak üzere Fildişi Sahili’ne resmi bir ziyaret gerçekleştirdiğini anımsatarak, konferansta ele alınan konuları takip ettiklerini söyledi.

Ticarette, tarımda, enerjide, savunma sanayiinde yapılacak işbirliğinin her iki ülkenin de menfaatine olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Bictogo’nun Türkiye’yi ziyaretinin de Türkiye-Fildişi Sahili ilişkilerinin gelişmesine pozitif katkı sağlayacağını belirtti.

Bictogo’ya, yarın İstanbul’da TBMM’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Parlamenterler Arası Kudüs Platformu 5. Konferansı’na katılımı dolayısıyla teşekkür eden Kurtulmuş, bu toplantı dolayısıyla İstanbul’dan dünyaya önemli mesajlar iletileceğini kaydetti.

Türk iş adamlarına davet

Fildişi Sahili Ulusal Meclisi Başkanı Adama Bictogo da Türkiye’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Fildişi Sahili Cumhurbaşkanı Ouattara ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşılıklı ziyaretlerinin iki ülke arasındaki ilişkileri daha artırdığını söyledi.

İkili ticaret hacminin 600 milyon dolar seviyesine yaklaştığını belirten Bictogo, hedeflerinin, kısa süre içerisinde 1 milyar dolara ulaşmak olduğunu bildirdi.

İki ülke halkları arasındaki dostluk ilişkilerinin de memnuniyet verici düzeyde olduğunu dile getiren Bictogo, Fildişi Sahili halkının Paris’ten sonra en fazla ziyaret ettiği şehrin İstanbul olduğunu ve bu ilginin giderek arttığını ifade etti.

Bictogo, iki ülke vatandaşlarının ziyaretlerinin ekonomik ve ticari ilişkileri hızlandırmak için önemli bir fırsat olduğunu vurguladı.

Fildişi Sahili’ndeki enerji ve tarım alanında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Bictogo, enerji alanındaki kalkınma planlarının hayata geçirilmesiyle tarım alanındaki işbirlikleri konusunda Türk iş insanlarını ülkesine davet etti.

Abidjan’daki nehirde arıtma ve ulaşım gibi konularda da birlikte çalışma yapma arzusunda olduklarını dile getiren Bictogo, ortak çalışmayla Abidjan’ı Afrika’nın İstanbul’u haline getirmek istediklerini kaydetti.

Turizmin kendileri için önemli bir alan olduğunu söyleyen Bictogo, bu alanda çalışma yapan iş insanlarını da ülkesine davet etti.

İki ülke meclisi arasında işbirliği protokolü

Heyetler arası toplantının sonunda TBMM ve Fildişi Sahili Ulusal Meclisi arasında işbirliği protokolü imzalandı.

Buna göre, iki ülke ve halkları arasındaki ilişkileri daha da geliştirmek için çeşitli alanlarda parlamenter işbirliğinin geliştirilmesine katkıda bulunulacak.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bictogo ve beraberindeki heyet ile 15 Temmuz darbe girişimi sırasında TBMM’de bombalanan alana geçti ve buraya karanfil bıraktı.

Bictogo’ya Genel Kurul salonunu gezdiren Kurtulmuş, Meclis’in çalışmaları hakkında bilgi verdi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, daha sonra Bictogo ve heyeti onuruna akşam yemeği verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-fildisi-sahili-ulusal-meclisi-baskani-adama-bictogo-ile-gorustu/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kazakistan ile işbirliğini güçlendireceklerini açıkladı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-kazakistan-ile-isbirligini-guclendireceklerini-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-kazakistan-ile-isbirligini-guclendireceklerini-acikladi/#respond Fri, 26 Apr 2024 00:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29396 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kazakistan ile madencilik ve elektrik alanında işbirliğini güçlendireceklerini, Orta Koridor başta olmak üzere lojistikte, ulaştırmada yeni adımlar atacaklarını bildirdi.

Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov ile Türkiye-Kazakistan Hükümetler Arası Karma Ekonomik Komisyon Toplantısı İmza Töreni’ne katıldı.

Burada konuşan Yılmaz, Türkiye-Kazakistan 13. Dönem Karma Ekonomik Komisyon (KEK) Toplantısı dolayısıyla Bektenov ve heyetini Türkiye’de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi.

Kardeş ülke Kazakistan ile ilişkileri, stratejik işbirliği zemininde sürdürdüklerini ifade eden Yılmaz, gerçekleştirilen iş forumu ile ikili ve heyetler arası görüşmelerin ve toplantının son derece verimli, kardeşliğe, dostluğa yakışır şekilde, başarıyla tamamlandığını dile getirdi.

Sağlam temeller üzerine kurulan ikili işbirliğinin, Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı gibi gittikçe güçlenen ve etkinleşen örgütler bünyesinde de bölgesel düzlemde devam ettiğini aktaran Yılmaz, “Mevcut durumda, ikili ticaret hacmimiz Cumhurbaşkanlarımız tarafından ortaya konmuş olan 10 milyar doları aşmış durumdadır. Bu alanda rehavete kapılmadan, daha yüksek hedefler koyup hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

Yılmaz, karşılıklı yatırımların artırılması için çalışmaları sürdürdüklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Yatırımların karşılıklı olarak artırılması için gerekli adımların atılması konusunda Sayın Başbakan ile mutabık kaldık. İş insanlarımızın Kazakistan’daki yatırımları 5 milyar doları bulmuş durumda. Kazakistanlı işadamlarının Türkiye’de yaptığı yatırımlar ise 1 milyar dolar seviyesine gelmiş durumda. Bunlar çok sevindirici rakamlar ama bunu daha yukarılara taşımak istiyoruz. Ayrıca, müteahhitlik hizmetleri noktasında da Kazakistan ile ilişkilerimiz son derece ileri düzeyde. Bugün itibarıyla 29 milyar dolar değerinde 528 projeyi müteahhitlik sektörümüz üstlenmiş durumda. Dünyada çok sayıda prestijli projede imzası bulunan Türk müteahhitlik firmalarımızın, edindiği bilgi ve tecrübeleri kardeş Kazakistan’a aktarmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Önümüzdeki süreçlerde de Kazakistan’ın kalkınmasına, gelişmesine, sosyal refahına katkıda bulunacak projelere müteahhitlik sektörümüzün katkıda bulunmasını bekliyoruz.”

“İşbirliği, Erdoğan ve Tokayev’in dostluğu sayesinde üst noktalara ulaştı”

Ortak tarih, dil, din ve kültür bağları temelinde inşa edilen yakın işbirliğinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in dostluğu sayesinde daha üst noktalara ulaştığına işaret eden Yılmaz, “Bugün, iki ülke arasındaki bölgesel ve uluslararası alandaki başarılı stratejik işbirliğimizin ardında iki liderin kararlı ve dirayetli duruşunun etkisini görüyoruz. Köklü bağlarımızı sadece geçmişle sınırlı tutmuyor, geçmişten edindiğimiz tecrübe ve tarihimize dayanarak geleceğimizi inşa ediyoruz.” diye konuştu.

İki ülke ilişkilerinin sadece ticari ve ekonomik alanda değil, enerji, savunma ve kültür alanları başta olmak üzere her alanda artarak devam ettiğini dile getiren Yılmaz, bu kapsamda, karşılıklı kurumları ve özel sektörü buluşturan Karma Ekonomik Komisyon toplantılarının büyük önem taşıdığını vurguladı.

KEK toplantılarının yalnızca kamu sektörünü bir araya getiren bir mekanizmanın ötesinde olduğunun altını çizen Yılmaz, amaçlarının iş dünyaları arasındaki temasın sıkılaştırılması ve ortak projelerin artması olduğunu söyledi.

Yılmaz, bu kapsamda, bugün, iki ülke iş insanları ile kapsamlı istişareler gerçekleştirdiklerini aktararak, sonrasında, iş insanlarını bir araya getiren ve iş fırsatlarının değerlendirildiği İş Forumu’nu başarıyla tamamladıklarını kaydetti.

“Güncel işbirliği hedeflerini belirledik”

Daha sonra, Türkiye-Kazakistan Karma Ekonomik Komisyon 13. Dönem Toplantısı’nı tamamladıklarını belirten Yılmaz, KEK toplantısını gerçekleştirdikleri Bektenov ile yeni bir işbirliği sürecinin kapısını açtıklarını dile getirdi.

Yılmaz, 12. Dönem KEK Toplantısı Protokolü’nün ekinde yer alan ve 68 maddeden oluşan Eylem Planı’nın yüzde 72’sinin tamamlandığını hatırlatarak, 13. Dönem KEK toplantısı kapsamında gerçekleştirdikleri görüşmeler ve heyetler arası toplantıları sonucu ise 90 maddeden oluşan yeni eylem planıyla işbirliğini ve hedefleri güncellediklerini ifade etti.

Yeni Eylem Planı’nın ticaretten finansa, sanayiden enerjiye, ulaştırmadan eğitime, tarımdan kültüre birçok alanda yeni işbirliği maddelerini içerdiğini aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:

“Bunlardan sadece birkaçını burada örnek olarak sıralayacak olursam, Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması’nın tadiline ilişkin süreci sonuçlandırmayı hedefliyoruz. Madencilik ve elektrik alanında işbirliğimizi güçlendireceğiz. Orta Koridor başta olmak üzere lojistikte, ulaştırmada yeni adımlar atacağız. Denizcilik alanında bir anlaşma imzalamayı öngörüyoruz. Kazakistan’da Milli Eğitim Bakanlığımıza bağlı Türk okullarının açılmasını bu süreçte gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bölgesel kalkınma alanında işbirliğimizi artırmayı öngörüyoruz. Akıllı şehirler başta olmak üzere, bilgi ve tecrübe değişimi yapılması ve Kazakistan’ın bölgelerinde iş forumları, yatırım forumları düzenlenmesi hedeflerimiz arasında.”

“İşbirliğinin derinleşmesine katkı sağlayacak”

Ayrıca KOBİ’ler arasında işbirliğinin güçlendirilmesi için Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) ile Kazakistan Cumhuriyeti Girişimciliği Geliştirme Fonu (DAMU) arasında eylem planının imzalandığını belirten Yılmaz, “Gerek bu eylem planı gerekse daha geniş anlamda KEK Eylem Planı Protokolümüzün hayırlara vesile olmasını diliyorum. Kardeş Kazakistan’a ve aziz milletimize hayırlı uğurlu olsun.” ifadelerini kullandı.

KEK 13. Dönem toplantısının, ticari ve ekonomik işbirliğinin daha da derinleşmesine katkı sağlayacağına gönülden inandığını dile getiren Yılmaz, “Ülkelerimiz arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin en kısa zamanda kardeşlik ilişkilerimizi yansıtacak seviyelere ulaşmasını, daha da yükselmesini temenni ediyorum. Bu çalışmalarda, gerek koordinasyonda gerek teknik hazırlıklarda emek sarf eden her iki taraflara çok teşekkür ediyorum.” dedi.

Kazakistan’a sevgilerini ileten Yılmaz, Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov ve heyetine, Türkiye’ye gerçekleştirdikleri bu verimli ziyaret için teşekkür etti. Yılmaz, bundan sonra da işbirliği için her fırsatta bir araya gelmeye devam edeceklerini söyledi.

Törende, Cevdet Yılmaz ile Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov, Türkiye-Kazakistan arasında Eylem Planı Protokolü’nü imzaladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-kazakistan-ile-isbirligini-guclendireceklerini-acikladi/feed/ 0
Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı: Türksat 6A Haziran-Temmuz’da Fırlatılacak https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakan-yardimcisi-turksat-6a-haziran-temmuzda-firlatilacak/ https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakan-yardimcisi-turksat-6a-haziran-temmuzda-firlatilacak/#respond Thu, 25 Apr 2024 22:54:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29346 Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, “Tamamen yerli milli imkanlarla ürettiğimiz uydumuz Türksat 6A’nın da şu anda son testi yapılıyor. Haziran-temmuz gibi yörüngeye fırlatacağız.” dedi.

HIS Fuarcılık Hizmetleri (ExpoHIS) tarafından; Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) ve Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği (TÖDEB) stratejik ortaklığı ve Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) desteğiyle düzenlenen 4. Mobilefest Teknoloji Fuarı ve Kongresi, İstanbul Kongre Merkezi’nde kapılarını açtı.

Programın açılışında konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Sayan, küreselleşen dünyanın geçirdiği hızlı değişimin en büyük öznesinin mobil teknolojiler olduğunu söyledi.

Sayan, mobil cihazların 24 saat insanların yanında olduğunu ve bir ortama gidildiğinde cihazı yanında bulunmayan herhangi bir kimseye rastlanılmadığını anlattı.

Mobil teknolojileri vatandaşla buluşturan operatörlerin, üreticilerin ve bu hizmeti sağlayanların Mobilefest Teknoloji Fuarı ve Kongresi’nde bir araya geldiğini dile getiren Sayan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vatandaşımızın mobil teknolojilerle daha ileri nasıl gideceğine yönelik hep birlikte sektör olarak çalışıyoruz. Birbirine bağlı cihazlar önümüzdeki dönemi şekillendirecek. Bütün bu teknolojiler ses, veri ve görüntü iletimi gibi iletişim imkanları sunarak haberleşme ve yeni kullanım alanlarıyla hayatımızı kolaylaştıracak ve toplumların daha bütünleşik hale gelmesini, adeta fiziksel sınırların da ortadan kalkmasına neden olacak.”

?”Türksat 6A’yı haziran-temmuz gibi yörüngeye fırlatacağız”

Bakan Yardımcısı Sayan, Mobilefest aracılığıyla özellikle yerliliğin ve milliliğin ne olduğunu dünyaya gösterdiklerini belirterek, Türkiye genelindeki şebekelerde yerli ürün kullanım oranının yüzde 51 olduğunu, 5G’de ortak altyapıya sahip sistemlerle yerli kullanım oranının artacağını anlattı.

Türksat 6A uydusuna değinen Sayan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Tamamen yerli milli imkanlarla ürettiğimiz uydumuz Türksat 6A’nın da şu anda son testi yapılıyor. Haziran-temmuz gibi yörüngeye fırlatacağız. Orada çok ciddi işbirliği var. İnşallah 6A ile tamamıyla uzay ile ilgili bir gündemimiz olacak ve ihracata başlayacağız. Mobilefest’e bu sene Orta Doğu’dan, Balkanlar’dan birçok firmanın katıldığını görüyorum. ‘Öncelikle kendi operatörlerimizi kullanacağız ve ihraç edeceğiz’ diyoruz. Şu anda en önemli, en çok ihtiyaç duyduğumuz alanlardan birisi ihracatımızın artması.”

Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz da bilişimin, teknolojinin ve internetin yaygınlaştığı bir ortamda bu gelişmelere kayıtsız kalma şansının olmadığını söyledi.

Boyraz, yerli ve milli yazılımları önemsediklerinin altını çizerek, Bakanlık olarak bu alanda her türlü desteği vermeye devam edeceklerini vurguladı.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı ÖmerAbdullah Karagözoğlu ise dijital dönüşümün önemli yapı taşlarından birini mobil teknolojilerdeki gelişimlerin oluşturduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“BM verilerine göre, 2023 Temmuz’da 8 milyarı aşan dünya nüfusunun 7 milyara yakını akıllı telefon sahibi. Bu rakam dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 86’sına tekabül ediyor. Toplam nüfusun yüzde 66’sına karşılık gelen yaklaşık 5,5 milyar kişi ise internetten faydalanıyor. Ülkemizde de internet kullanan bireylerin oranı toplam nüfusun yüzde 87’sini aşmış durumda. Bu rakamlar internetin ne kadar önemli ve hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.”

Karagözoğlu, internet ve haberleşme alanında yaptıkları çalışmaların en önemli sac ayaklarından birisini 5G’nin oluşturduğunu kaydederek, “Çünkü her türlü akıllı teknolojinin birbiriyle bağlanmasının temelini 5G oluşturuyor. 5G ve ötesi teknolojilerin ne kadar önemli olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz. Tüm bu teknolojileri hayata geçirirken en önemli hedefimiz de yerli ve milli ürünler üretebilmek.” diye konuştu.

“Dünya ile eş zamanlı olarak 6G’ye geçmek adına çalışıyoruz”

BTK Başkanı Karagözoğlu, çalışmaların bir sonraki aşamasını 6G’nin oluşturduğuna değinerek, dünya ile eş zamanlı olarak 6G’ye geçmek için çalıştıklarını vurguladı.

Karagözoğlu, “Bu kapsamda 6G standartlarına yönelik patent geliştirme çalışmaları için İstanbul Medipol Üniversitesi, TÜBİTAK Bilgen ve Ulak Haberleşme arasında iş birliği protokolü imzalandı. Sektörümüz için oldukça önemli gördüğümüz bu protokol üniversitelerimiz kamu kurumlarımız ve teknolojik firmalarımız arasında ortak çalışmaların yapılması ve doğru bir ekosistem oluşturulması açısından önemli arz ediyor.” şeklinde konuştu.

HİB Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Bağören de Türk ihracatçılarının önünü açmaya çalıştıklarını belirterek, fuarların burada en önemli etken olduğunun söyledi.

Bağören, “(Mobilefest) Firmalarımızın çok daha düşük maliyetlerle uluslararası alıcılarla buluşmasını sağlıyor, daha da önemlisi Türkiye’nin bir marka olarak bilinmesini sağlıyor.” diye konuştu.

“Dünyada yer almak için kamu ve özel sektör birlikte çalışmalı”

Fuar kapsamında ayrıca eş zamanlı olarak TÖDEB işbirliği ve Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi’nin ana desteğiyle Agora Fintech alt etkinliği de gerçekleştirildi. Etkinlikte Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanı Prof. Dr. Göksel Aşan da bir konuşma yaptı.

Aşan, Finans Ofisi’nin kuruluşundan başlamak üzere en önemli konulardan birinin fintek olduğunu vurguladı.

Göksel Aşan, “Fintek, uluslararası rekabete açık bir alan. Uluslararası rekabete açık alanlarda kamu ve özel sektörün daha stratejik davranması gerekiyor. Fintek’in, geleceği şekillendiren birkaç alandan bir tanesi ve Türkiye’nin bu alanda dünya haritasında önemli bir yeri olabilmesi için kamunun ve özel sektörün çok sıkı bir şekilde bir arada çalışması gerekiyor. Asıl aktörler sizlersiniz, bizler de destek olup büyütmeye çalışacağız.” dedi.

Avrasya bölgesinin en büyük teknoloji buluşmaları arasında yer alan ve bu yıl dördüncüsü düzenlenen Mobilefest Teknoloji Fuarı ve Kongresi, 27 Nisan’da sona erecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ulastirma-ve-altyapi-bakan-yardimcisi-turksat-6a-haziran-temmuzda-firlatilacak/feed/ 0
Türk ve Azerbaycanlı Firmalar İzmir Ticaret Odasında Buluştu https://www.haber60.com.tr/turk-ve-azerbaycanli-firmalar-izmir-ticaret-odasinda-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/turk-ve-azerbaycanli-firmalar-izmir-ticaret-odasinda-bulustu/#respond Thu, 25 Apr 2024 22:48:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29342 Türk ve Azerbaycanlı firmalar, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ticaretin artması için İzmir Ticaret Odasında bir araya geldi. Yoğun bir katılımla gerçekleşen etkinlik kapsamında toplam 227 iş görüşmesi gerçekleştirildi, İzmir Ticaret Odası ve Azerbaycan-Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler ve Dernekler Birliği arasında iş birliği anlaşması imzalandı.

“İş Dünyası 100 Yılın Zirvesi İzmir” etkinliği, İzmir Ticaret Odası (İZTO) ile Azerbaycan-Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler ve Dernekler Birliği (KOBSKA) iş birliğinde, Azerbaycan-Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Gelişimi Ajansı (KOBİA) desteği ile düzenlendi. Etkinlikte; İZTO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Mahmut Erkoç, KOBİA Başkanı Orhan Mammadov, KOBSKA Başkanı Nigar Alasgarova ve Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Ticaret Ofisi Temsilcisi Baş Danışmanı Cavid Abdullayev açılış konuşması yaptı.

“Ülkelerimiz arasındaki dış ticaret hacminin 4.2 milyar dolar seviyesine çıkmasından memnunuz”

Konuşmasına toplantının, Türkiye Cumhuriyetinin 100. kuruluş yılı ve Azerbaycan Cumhuriyetinin lideri Haydar Aliyev’in doğumunun 100. yıl dönümünde düzenlenmesinin derin bir anlam taşıdığını belirterek başlayan İZTO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Mahmut Erkoç, “Dost ve kardeş ülke Azerbaycan ile tarihsel olarak çok güçlü bağlara sahibiz. Sosyal ve kültürel yakınlığımızın yanı sıra ekonomik ve ticari alanlarda da kuvvetli bir iş birliğimiz bulunuyor. 2019’da ülkelerimiz arasındaki dış ticaret hacmi 2.2 milyar dolar iken, aradan geçen 4 yılı aşkın zamanda söz konusu rakamın 4.2 milyar dolar seviyesine çıkmasından memnuniyet duyuyoruz; ancak inanıyoruz ki bu rakam, ülkelerimiz arasındaki potansiyeli tam olarak yansıtmıyor. Bu noktada, birlikte yapabileceğimiz daha çok iş, geliştirebileceğimiz birçok alan olduğu kanaatindeyiz” dedi.

KOBİA olarak, Azerbaycan-Türkiye kobileri arasındaki iş birliği potansiyelini en üst seviyeye çıkarmayı hedeflediklerini belirten KOBİA Başkanı Orhan Mammadov, “Azerbaycan-Türkiye ilişkileri en üst düzeyde ve her yöndeki iş birliği başarıyla gelişiyor. Azerbaycan’ın ana ticaret ortaklarından biri olan Türkiye ile tercihli ticaretin kolaylaştırılması için imzalanan anlaşma kapsamında bazı tarım ve gıda ürünlerinin ithalatında uygulanan gümrük vergilerinin karşılıklı olarak azaltılması sağlandı. Bu kapsamda Türkiye’den partner devlet kuruluşları, iş dünyası dernekleri, girişimciler ve yatırımcılarla yakın işbirlikleri yapılıyor. Son dönemde Türkiye’nin farklı bölgelerinden odalar Azerbaycan’a ziyaret düzenleniyor. Bu toplantılarda KOBİA olarak, iki ülke KOBİ’leri arasında B2B toplantıları düzenlenmesine özel önem veriyoruz” diye konuştu.

“Yatırımcılara geniş bir pazara erişim imkanı sağlıyoruz”

KOBSKA Başkanı Nigar Alasgarova da, iş dünyası 100 yılın zirvesinin son etkinliğinin İzmir’de gerçekleştiğini vurgulayarak, “İlişkilerin artırılması iki ülke arasındaki iktisadi güce güç katacaktır” dedi. Bu çerçevede, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki ticari faaliyetlerin gelişmesi ve yatırım fırsatlarının yönlendirilmesi amacıyla KOBSKA Türkiye Temsilciliğinin faaliyete başladığı açıklayan Alasgarova, “Bu adım, iki ülke arasındaki iş birliğini güçlendirme ve ticari ilişkileri artırma hedefiyle atılmış önemli bir adımdır. Bu gelişme, Türk ve Azerbaycanlı iş insanlarının bir araya gelerek ortak projeler geliştirmesini, ticaretin artmasını ve ekonomik ilişkilerin daha da derinleşmesini destekleyebilir. KOBSKA Türkiye Temsilciliğinin kurulmasıyla birlikte, her iki ülke girişimcileri arasındaki iş birliği ve yatırım imkanları artacak, bölgesel ticaret ve ekonomik entegrasyon güçlenecek” dedi.

2023 yılının temmuz ayında İstanbul’da faaliyete geçen Azerbaycan Cumhuriyeti Ticaret Temsilciliğinin, Azerbaycan ve Türk iş insanları arasında köprü görevi gördüğüne dikkat çeken Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Ticaret Ofisi Temsilcisi Baş Danışmanı Cavid Abdullayev, “Azerbaycan olarak 10 ülke ile imzalanan Serbest Ticaret Anlaşmaları sayesinde yatırımcılara geniş bir pazara erişim imkanı sağlıyoruz. Yatırım yapmak isteyen iş insanlarına yönelik; indirimli kredi imkanları, sigorta primlerinde teşvik, su, elektrik, doğal gaz ödemelerinde teşvik veriyor, işgalden kurtulmuş bölgelere ek kaynak sağlıyoruz. Temsilciliğimiz her zaman Türk iş insanlarının yanında olacak” diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından gerçekleşen ikili iş görüşmeleri bölümünde, 17 Azerbaycanlı firma ve İzmir Ekonomi Üniversitesinin stant açtı. 100’e yakın İzmirli firmanın katıldığı etkinlik kapsamında toplam 227 iş görüşmesi yapıldı. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-ve-azerbaycanli-firmalar-izmir-ticaret-odasinda-bulustu/feed/ 0
Türk Devletleri Teşkilatı Dışişleri Komisyonları 1. Toplantısı Bakü’de yapıldı https://www.haber60.com.tr/turk-devletleri-teskilati-disisleri-komisyonlari-1-toplantisi-bakude-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/turk-devletleri-teskilati-disisleri-komisyonlari-1-toplantisi-bakude-yapildi/#respond Thu, 25 Apr 2024 22:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29330 Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, Türk Devletleri Teşkilatı Dışişleri Komisyonları 1. Toplantısı yapıldı.

Azerbaycan Milli Meclisi Uluslararası ve Parlamentolar Arası İlişkiler Komisyonu Başkanı Samet Seyidov’un ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Özbekistan Parlamentosu Uluslararası ve Parlamentolar Arası İlişkiler Komisyonu Başkanı Dilorom Favziyeva, Kazakistan Parlamentosu Uluslararası İlişkiler, Savunma ve Güvenlik Komisyonu Başkan Yardımcısı Aydos Sarım, Kırgızistan Parlamentosu Uluslararası İlişkiler, Savunma, Güvenlik ve Göç Komisyonu Başkan Yardımcısı Leyla Lurova, KKTC Cumhuriyet Meclisi, Hukuk, Siyasi İşler ve Dış ilişkiler Komitesi Başkanı Yasemin Öztürk ve TÜRKPA Genel Sekreteri Mehmet Süreyya Er katıldı.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay, toplantıda yaptığı konuşmada, Türk dünyasının bağlarının güçlendirilmesini ve gelecek nesillere aktarılmasını önemli bir görev olarak gördüklerini, son dönemde ortaya çıkan küresel sınamalarla mücadelede en önemli güçlerinin Türk dünyasının birlik ve beraberliği olduğunu söyledi.

Nahçıvan’ı Azerbaycan’ın batı illerine bağlayacak Zengezur Koridoru’ndan bahseden Oktay, “Zengezur Koridoru’nun en kısa zamanda hayata geçirilmesini son derece önemli görüyoruz. Hattın açılması Türkiye’yi ata yurdumuz olan Orta Asya’ya bağlayacak ve Türk coğrafyasının bütünlüğünü tesis edecektir. Bu sürecin başarıyla tamamlanması için Türk dünyası olarak Azerbaycan’a desteğimizi sürdürüyoruz. Bu hattın açılması Ermenistan ve İran’ın da içerisinde bulunduğu bölgesel barış ve refaha çok ciddi katkı sağlayacaktır.” diye konuştu.

Oktay, sel felaketi nedeniyle Kazakistan’a geçmiş olsun dileklerini iletti, ihtiyaç halinde Türkiye olarak tüm imkanlarıyla yardıma hazır olduklarını ifade etti.

KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatına (TDT) gözlemci üye olmasının son derece önemli olduğunu vurgulayan Oktay, “Kıbrıs Türklerinin kendi vatanlarında eşit haklara sahip, bağımsız ve hür yaşamak istemelerinin uluslararası alanda karşılık bulması bizleri mutlu etmiştir. Türk dünyasının tabii ferdi olan Kıbrıs Türkleri ile dayanışma içinde olunması hepimizin sorumluluğudur.” dedi.

Oktay, İsrail’in Gazze’ye saldırılarına ilişkin, “Töremiz adaleti gözetmeyi, haksızlıklar karşısında dik durmayı gerektirir. 7 Ekim’den bu yana Filistin’de, dünyanın gözü önünde eşi benzeri görülmemiş bir katliam yaşanıyor. Katliama göz yummamız mümkün değildir. Türk dünyası olarak sergileyeceğimiz ortak duruş uluslararası topluma da örnek teşkil edecektir. İsrail’in saldırgan tutumu karşısında olduğumuzu açıkça ortaya koymalıyız.” ifadelerini kullandı.

TDT ülkelerinin refah ve istikrarının bölgesel ve küresel barışa katkı sağlayacağını söyleyen Oktay, şu değerlendirmede bulundu:

“TDT’nin gelişmesine ve kurumsallaşmasına paralel olarak dünyanın da coğrafyamıza ilgisi giderek artıyor. Rusya-Ukrayna krizi, Afganistan’daki gelişmeler, Çin’in yükselişi ve bu çerçevede ortaya çıkan Batı ve Doğu arasındaki rekabetin artışı, yeni ticaret yolları arayışları ve Orta Koridor’un artan önemi coğrafyamızın dünya siyasetindeki yerini güçlendiriyor. Bu bağlamda bölge dışı aktörlerin de TDT üyesi ülkelerle ilişkilerini geliştirme çabasına girdiğini gözlemliyoruz. Türkiye olarak ortak coğrafyamızdaki tüm ülkelerin uluslararası toplum ve kuruluşlara katılımlarını ‘hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için’ anlayışıyla hep destekledik ve desteklemeye devam edeceğiz.”

Oktay, TDT ülkeleri olarak parlamenter diplomasiyi de en üst düzeye çıkarmaları gerektiğini belirtti.

Toplantıya katılan yetkililer şehitlikleri ziyaret etti

TDT Dışişleri Komisyonları 1. Toplantısı katılımcıları Bakü’de şehitlikleri ziyaret etti.

İlk olarak Azerbaycan’ın merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in mezarının bulunduğu Fahri Hıyaban’ı ziyaret eden heyet, daha sonra 20 Ocak şehitlerinin defnedildiği Bakü Şehitler Hıyabanı’nda da Ebedi Ateş Anıtı’na ziyarette bulundu.

Katılımcılar, Bakü Türk Şehitliği’ne geçerek temsili mezarlara çiçek bıraktı ve dua etti.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay’a AK Parti Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, AK Parti İstanbul Milletvekili Derya Ayaydın, CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın ve İYİ Parti Ankara Milletvekili Kürşad Zorlu eşlik etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-devletleri-teskilati-disisleri-komisyonlari-1-toplantisi-bakude-yapildi/feed/ 0
Orta Avrasya Uzay Teknolojileri Konferansı’nda uzay ekosistemi ve işbirliği fırsatları ele alındı https://www.haber60.com.tr/orta-avrasya-uzay-teknolojileri-konferansinda-uzay-ekosistemi-ve-isbirligi-firsatlari-ele-alindi/ https://www.haber60.com.tr/orta-avrasya-uzay-teknolojileri-konferansinda-uzay-ekosistemi-ve-isbirligi-firsatlari-ele-alindi/#respond Thu, 25 Apr 2024 22:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29316 Türkiye Uzay Ajansı (TUA) ev sahipliğinde organize edilen Orta Avrasya Uzay Teknolojileri Konferansı (STC-2024) kapsamında, bölgenin uzay ekosisteminin gelişiminin ve uluslararası işbirliği fırsatlarının ele alındığı bir panel düzenlendi.

TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) Müdürü Mehmet Nefes, JW Marriott Otel’deki programda, TÜBİTAK UZAY’ın ülkenin uzay alanındaki ihtiyaçlarını karşılamak için kurulduğunu söyledi.

Uzay teknolojileri alanında Türkiye’deki lider kuruluş olduklarını ifade eden Nefes, bugüne kadar uzaya gönderdikleri uydular ve TÜRKSAT 6A’ya ilişkin görüntüleri paylaştı.

Nefes, uluslararası işbirliklerine büyük önem atfettiklerini belirterek, “Uzay alanında işbirlikleri bir tercih değil ihtiyaç. Uzay daha demokratik bir hale geldi ve erişimi daha kolay. Ülkeler bunun farkında olarak kendi kendilerine yetmek istiyorlar. NATO’nun da beyan ettiği üzere uzay da artık deniz, kara ve havadan sonra bağımsız bir operasyon alanı haline gelecek.” dedi.

TUA Başkanı Yusuf Kıraç da Orta Asya’nın uzay ekosistemi ve uluslararası işbirliği fırsatlarının geliştirilmesi konularının ele alındığı paneldeki konuşmasında, Orta Asyalı iki gök bilimci Fergani ve Biruni’nin modern bilimin oluşmasındaki katkılarına dikkati çekti.

Gök bilimlerini, matematik ve ölçümün olmazsa olmazları olarak gören söz konusu iki ismin Batı gök bilimlerine çok büyük etki ettiklerini dile getiren Kıraç, “Nasiruddin Tusi ve Uluğ Bey’in rasathaneleri modern ölçümlerle yapılmış. Uluğ Bey, rasathanesinde 992 yıldızın tam yerini belirlemiş. Bu isimler kendilerinden sonra gelen, başta Kopernik olmak üzere önemli isimleri de etkilemiştir.” diye konuştu.

“Tecrübelerimizi Türk ülkelerle paylaşalım”

Türksat Genel Müdürü Hasan Hüseyin Ertok da uydu operatörleriyle yapılacak işbirliğinin önemine işaret etti.

Uzaydaki önemli gelişmelerin insanlığın faydasına kullanılması gerektiğini belirten Ertok, şunları söyledi:

“Kabiliyetlerimizi geliştirmek ve gelişmekte olan uydu ve uzay teknolojilerini tartışma fırsatı buluyoruz. Tarımdaki gelişmeler uzay çalışmalarıyla birlikte sürdürülebilir kalkınmaya imkan tanımaktadır. Gelişmekte olan teknolojiler sabır ve sıkı bir çalışma gerektiriyor. Çok önemli bir potansiyele sahibiz. Biz 5 iletişim uydusunu opere ediyoruz. Bu uydular kendi zamanının en üstün teknolojilerini kullanıyor. Geniş bantlı iletişim ağının daha yaygın hale getirilmesi için bu bilgilerden yararlanıyoruz. Biz hem uydu hem de uzay ekosistemini oluşturmaya çalışıyoruz. Bu çalışmalar kabiliyetleri geliştirmekle birlikte milli teknolojileri de hayata geçiriyoruz. Ümit ediyorum tecrübelerimizi bütün Türk ülkelerle paylaşabiliriz.”

“Avrasya ülkeleri için ortak çaba gerekiyor”

Azerbaycan Uzay Ajansı (Azercosmos) Başkanı Sameddin Asadov da yeni uydu projelerine yatırım yapacaklarını, Azersky-2’nin bunlardan biri olduğunu dile getirdi.

Gelecekteki potansiyel müşteriler için uydu tasarım ve entegrasyon merkezi üzerine çalıştıklarını belirten Asadov, şunları ifade etti:

“Küresel zorluklardan biri iklim değişikliği. Bu yıl Azercosmos, bölgemizdeki iklim değişikliği konusunda kapsamlı araştırma yürütmek istiyor. Kuraklık, buzullar, deniz seviyesindeki değişimler ve toprak tuzluğu dahil birçok konuda veri sağlamak amacıyla iklim raporu platformunu kamuoyuna duyurduk. STC 2025 Bakü’de düzenlenecek. Avrasya ülkeleri için ortak çaba gerekiyor. Biz bölgesel işbirliğini teşvik etmek istiyoruz.”

“Uzay alanına yatırımlar yeniliği teşvik ediyor”

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Uzay Ajansı Genel Müdürü Salem Butti Salem Al Qubaisi de “uzay teknolojisinin sürdürülebilir kalkınmanın anahtarını elinde tuttuğunu” söyledi.

Ortaklıklar kurarak ve bilgi paylaşarak ülkelerin inovasyonu daha ileri taşımak için bir araya geldiklerini vurgulayan Qubaisi, şunları kaydetti:

“Bu işbirliği daha parlak ve sürdürülebilir bir geleceğin temelini oluşturuyor. Ülkelerle yaptığımız ortaklıklar, uluslararası işbirliğine olan sarsılmaz bağlılığımızın göstergesidir. Bu ortaklıklar, ortak keşifleri kolaylaştırmanın yanı sıra bilgi alışverişini teşvik ederek uzay bilimi ve teknolojisindeki ilerlemeleri de destekliyor. Temmuz 2023’te Türkiye ile TUA ve BAE Uzay Ajansı arasında ticari amaçlarla ortak fırlatma aracı yetenekleri geliştirmek için anlaştık. Uzay alanına olan yatırımlar yeniliği teşvik ediyor ve BAE’yi küresel ölçekte araştırmaların ön saflarına taşıyor. Dünya çapında ülkelerle kurduğumuz stratejik ortaklıklar ve işbirlikleri sayesinde ileri uzay bilimleri alanında araştırma faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. Birlikte olasılıkların sınırsız olduğu ve herkesin fayda sağladığı bir geleceği birlikte inşa edebiliriz.”

“Uzay teknolojilerini geliştirelim”

Pakistan Uzay ve Üst Atmosfer Araştırma Komisyonu (SUPARCO) Başkanı Mohammed Yousuf Khan da önceliklerinin, tasarım, geliştirme, iletişim ve dünya gözlem uydularının geliştirilmesi olduğunu ifade etti.

Kendi uzay üslerinde çeşitli fırlatma kabiliyetlerinin geliştirilmesini hedeflediklerini belirten Khan, SUPARCO’nun stratejik hedefleri doğrultusunda işbirliği projeleri gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

Khan, konferansın ülkelere birlikte çalışma fırsatı sunacağını vurgulayarak, “Çok daha parlak ve herkesi içine alan bir gelecek inşa edip uzay teknolojilerini geliştirelim.” diye konuştu.

Özbekistan Uzay Ajansı Direktörü Shukhrat Kadirov da uzay teknolojisindeki küresel ilerlemelere ayak uydurmaya çalıştıklarını, 2023’te Devlet Uzay İzleme Programı’nı başlattıklarını söyledi.

Uzay konusunun popülerleştirilmesi, gençlerin bu alana ilgilerinin artırılması, telekomünikasyon, standartların güncellenmesi gibi konularda çalışmalar yaptıklarını anlatan Kadirov, deneyimlerini uluslararası toplumla paylaşmak istediklerini de sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/orta-avrasya-uzay-teknolojileri-konferansinda-uzay-ekosistemi-ve-isbirligi-firsatlari-ele-alindi/feed/ 0
Mansur Yavaş: Gümrük Birliği, yeşil ve dijital politikalar doğrultusunda modernize edilmeli https://www.haber60.com.tr/mansur-yavas-gumruk-birligi-yesil-ve-dijital-politikalar-dogrultusunda-modernize-edilmeli/ https://www.haber60.com.tr/mansur-yavas-gumruk-birligi-yesil-ve-dijital-politikalar-dogrultusunda-modernize-edilmeli/#respond Thu, 25 Apr 2024 01:24:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29246 Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, “Avrupa Birliği ve Türkiye’nin stratejik çıkarları, Gümrük Birliği’nin siyasi şartlara bağlı kalmadan ve daha fazla gecikme olmadan, yeşil ve dijital politikalar doğrultusunda modernize edilmesini gerektiriyor.” dedi.

Yavaş, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Ankara’daki büyükelçilere ve misyon temsilcilerine Mogan Park Konuk Evi’nde resepsiyon verdi.

Resepsiyonda davetlilere hitap eden Yavaş, 23 Nisan’ın Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün zor şartlarda milleti bir araya getirerek Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM) açtığı ve ulusun geleceğini çocuklara adadığı özel bir gün olduğunu söyledi.

Demokratik olgunluk içinde 31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçimlerde yüzde 60,4 oy oranıyla tekrar Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçildiğini anımsatan Yavaş, bu başarıda 5 yılda ortaya koydukları yönetim anlayışının önemli rol oynadığını ifade etti.

Yavaş, bu dönem de aynı anlayışla halka hizmete devam edeceklerini belirterek çalışmalarını yaparken dünyadaki gelişmeleri de dikkate alıp büyükelçilerle yakın işbirliğini devam ettirmek istediklerini anlattı.

“Çocuklarımızı Orta Asya’dan miras kalan değerlerimizle yetiştirme gayretindeyiz”

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğinin temel hedefleri arasında yer aldığını kaydeden Yavaş, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize hedef olarak gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşma yolunda Avrupa Birliğine giriş projesine büyük önem veriyor, bunun ülkemiz için vazgeçilmez olduğuna inanıyoruz. Bununla birlikte, tarihi ve kültürel köklerimizin yer aldığı Orta Asya’dan bize miras kalan dostluk, misafirperverlik ve paylaşma gibi değerlerimize de sahip çıkarak çocuklarımızı bu değerlerle yetiştirme gayreti içerisindeyiz.” diye konuştu.

Son dönemde Türkiye’nin, AB ile ilişkilerinde üye statüsü yerine dış ilişkiler çerçevesinde yer almasının düşündürücü olduğunu dile getiren Yavaş, şöyle devam etti:

“Ne yazık ki, Avrupa Birliğinin Türkiye’ye yönelik adımları, geleceğe dair net bir yol göstermiyor ve ciddi bir jeostratejik vizyon veya tutarlı bir eylem planı içermiyor. Avrupa Birliği ve Türkiye’nin stratejik çıkarları, Gümrük Birliği’nin siyasi şartlara bağlı kalmadan ve daha fazla gecikme olmadan, yeşil ve dijital politikalar doğrultusunda modernize edilmesini gerektiriyor. Bu, sadece AB ve Türkiye’nin rekabet gücünü ve stratejik özerkliğini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda zorlu siyasi ve jeopolitik sorunların üstesinden gelinmesi için gerekli olan karşılıklı güvenin oluşmasına da destek olacaktır.”

Yavaş, 18 Mart 2016’da gerçekleşen Türkiye-AB Zirvesi’nde alınan kararların, Türkiye’nin sığınmacı yükünü artırdığına ve kontrol edilemeyen bir göç akışına yol açtığına işaret ederek Türkiye’nin göçmenler için geçiş ülkesi olmaktan çıkıp bir kalış ülkesi haline geldiğini söyledi.

Bunun yarattığı toplumsal huzursuzluk, demografik baskı, sosyo-kültürel ve ekonomik çatışmaların, mevcut durumun sürdürülemez olduğunu açıkça ortaya koyduğunu kaydeden Yavaş, “Bu bakımdan, milletimizin endişeleri gözetilmelidir. Türkiye, coğrafyasındaki müstesna rolünün bilincindedir. Tam da bu sebeple milletimiz bir mülteci tampon bölgesi işlevini reddetmektedir. Ülkemizin üzerine yüklenen bu yük, hakkaniyetle ve rasyonellikle bağdaşmamaktadır. Bu bakımdan mültecilerin kendi ülkelerinde, doğru bir planlama ve insan haklarına uygun şekilde yeniden iskan edilmesi konusunu önemsiyorum.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin ateş çemberiyle çevrili, zorlu bir coğrafyada bulunduğuna dikkati çeken Yavaş, “Türkiye’nin stratejik konumu ve jeopolitik önemi, barış ve istikrar yönünde atacağımız adımların ne kadar hayati ve değerli olduğunu göstermektedir. Çevremizde yaşanan savaşlar ve çatışmalar ülkemizi etkilese de Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, dünyada sulh’ ilkesi her zaman yol göstericimiz olmuştur ve olmaya devam edecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

21. yüzyılda çocukları, sivilleri öldürmenin, susuz ve elektriksiz yaşamaya zorlamanın, savaş ve insanlık suçu olduğunu vurgulayan Yavaş, “Çocuk ve sivillere yapılan bu saldırılarda Filistin halkının yanında olduğumu belirtiyorum. İsrail hükümetini sağduyulu hareket etmeye davet ediyorum. Gazze’de, Filistin ve İsrail’in her yerinde en kısa sürede savaşın sona ermesini ve daha fazla çocuk ve sivilin hayatını kaybetmemesini umuyorum.” ifadelerini kullandı.

Ankara’nın, barış ve karşılıklı anlayışın simgesi olmaya devam edeceğini belirten Yavaş, Türk milletinin ve tüm dünya çocuklarının 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı, barış dolu bir dünya temennisinde bulundu.

Programda, ABB Fomget Halk Oyunları Ekibi gösteri, ABB Orkestrası da müzik dinletisi sundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mansur-yavas-gumruk-birligi-yesil-ve-dijital-politikalar-dogrultusunda-modernize-edilmeli/feed/ 0
Sosyal Medya Fenomeni Yağmur Taktaş’ın Ölümüne Sevgilisinin Neden Olduğu İddia Edildi https://www.haber60.com.tr/sosyal-medya-fenomeni-yagmur-taktasin-olumune-sevgilisinin-neden-oldugu-iddia-edildi/ https://www.haber60.com.tr/sosyal-medya-fenomeni-yagmur-taktasin-olumune-sevgilisinin-neden-oldugu-iddia-edildi/#respond Thu, 25 Apr 2024 00:04:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29199 ABD’de yaşamını yitiren sosyal medya fenomeni Yağmur Taktaş’ın teyzesinin anlattıkları tüyler ürpertti. Yeğeninin darbedilip tutulduğu yerde aç bırakıldığını da söyleyen teyze, “Kıskançlığı yüzünden yeğenimin kaşını ve saçlarının ön kısmını kazıyordu. Kimse ona bakmasın, beğenmesin, diye. Hem ABD’de hem Türkiye’de hukuk mücadelesi başlattık.” ifadelerini kullandı.

SOSYAL MEDYA FENOMENİ ABD’DE HAYATINI KAYBETTİ

“İşte Benim Stilim” isimli televizyon yarışmasıyla ünlenen Adanalı sosyal medya fenomeni Yağmur Taktaş (28), 3 Nisan’da ABD’de fenalaşarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi için otopsi yapılan Taktaş’ın cansız bedeni, 20 Nisan’da hava yoluyla getirildiği Adana’daki Kabasakal Mezarlığı’nda toprağa verildi. Taktaş’ın ailesi, daha önce darbedilen ve dalağını kaybeden kızlarının ölümüne sebep olduğunu iddia ederek avukatları aracılığıyla Türk asıllı ABD vatandaşı ressam sevgilisi A.C.F.’den şikayetçi oldu.

“DAYAK YEDİĞİ İÇİN YEĞENİMİN DALAĞI ALINMIŞTI”

Taktaş’ın yaşadığı tüm sıkıntıları sürekli paylaştığı Adana’da yaşayan ve kimliğinin açıklanmasını istemeyen teyzesi K.C, yeğeninin 2 senedir A.C.F. ile sevgili olduğunu öne sürdü. A.C.F.’nin yeğenine saplantılı bir aşk beslediğini anlatan K.C., “Geçen yıl yeğenimi İstanbul’a geldiklerinde dövmüştü. Ağır darbe alan yeğenimin götürüldüğü hastanede dalağı alınmıştı. Bu olayla ilgili açılan dava halen devam ediyor. Ancak yeğenim tehditler sonucu şikayetini geri çekti ama yargılama kamu davası olduğu için sürdü” diye konuştu.

Taktaş’ın sevgilisiyle geçen yıl ağustos ayında tatil amaçlı ABD’ye gittiğini ancak geri dönmediğini aktaran K.C., baskı ve tehdit nedeniyle psikolojisinin her geçen gün kötüye giden yeğenini sevgilisinin bırakmadığını da anlattı.

“KANINDA ÖLÜME SEBEP OLMAYACAK KADAR UYUŞTURUCU ÇIKTI”

DHA’ya açıklamalarda bulunan teyze K.C. şunları söyledi: “Yeğenimin ölümünü konsolosluğun açtığı telefonla öğrendik. Annesi, babası, biz, yıkıldık. Ailenin tek çocuğuydu. Hayatını kaybettiği hastanedeki doktorla tercüman aracılığıyla görüşme yaptık. Kesin ölüm sebebi otopsi sonucunda belirlenecek. Bu da 4-5 ay sürüyormuş. Kanında ölüme sebep olmayacak kadar uyuşturucu çıktığını söylediler. Yeğenimin ölmesinde sevgilisinin mutlaka bir bağlantısı olduğunu düşünüyorum hatta adım kadar eminim çünkü biz sürekli iletişimdeydik.

“KISKANÇLIĞI YÜZÜNDEN YEĞENİMİN SAÇLARININ ÖN KISMINI KAZIYORDU”

Yeğenimi bu madde öldürdüyse onu bile sevgilisinin verdiğinden eminim. Kıskançlığı yüzünden yeğenimin kaşını ve saçlarının ön kısmını kazıyordu. Kimse ona bakmasın, beğenmesin, diye. Yeğenimi öldüresiye dövdü, dalağını kaybetti. Türkiye’deyken de bu şiddet sürüyordu. Yağmur yanına gitmeyince sosyal medya hesabından paylaşımlar yapıp, kötü fotoğraflarını paylaşıyordu. Evimize geliyordu. Yağmur 1.80 boyunda ama son zamanlarda 50 kiloya kadar düşmüş, ufacık kalmıştı. Kızımı darbetmesinin yanı sıra aç bırakıyordu, dışarı çıkarmıyordu. Psikolojisi de bozulmuştu, adeta paranoyak olmuştu.”

“BANA ‘YÜRÜYECEK KADAR BİLE HALİM YOK’ DİYORDU”

Yağmur ile mesajlaşmalarını da dava dosyasına koyduklarını dile getiren K.C., soruşturmanın tüm yönleriyle araştırılmasını isteyerek şöyle konuştu: “Bana gönderdiği mesajlarda sürekli Türkiye’ye dönmek istediğini ancak erkek arkadaşının buna izin vermediğini, ona sürekli vurduğunu ve kötü davrandığını söylüyordu. Son dönemde konsolosluğa başvurmasını söylüyordum ama ‘Teyze yürüyecek kadar bile halim yok’ diyordu. Kızımı aç bırakarak işkence yaptığını düşünüyorum.

“CEP TELEFONU KULLANMASINA İZİN VERMİYORDU”

Cep telefonu kullanmasına genellikle izin vermiyordu. Daha önceki tehditlerinden de şikayetçi olmuştuk ama işlem yapılmadı. Hem ABD’de hem Türkiye’de hukuk mücadelesi başlattık. Bu konunun asla peşini bırakmayacağız. Kesin ölüm nedeniyle ilgili otopsi raporunu bekliyoruz. Yeğenimin en azından mezarında rahat uyumasını istiyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/sosyal-medya-fenomeni-yagmur-taktasin-olumune-sevgilisinin-neden-oldugu-iddia-edildi/feed/ 0
Doç. Dr. Savaş Eğilmez; “Türk Devleti birçok bölgede barışı tesis ediyor” https://www.haber60.com.tr/doc-dr-savas-egilmez-turk-devleti-bircok-bolgede-barisi-tesis-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/doc-dr-savas-egilmez-turk-devleti-bircok-bolgede-barisi-tesis-ediyor/#respond Wed, 24 Apr 2024 21:06:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29120 Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Eğilmez, Türk devletinin bir çok bölgede barışı tesis ettiğini söyledi.

Türklerin tarihleri boyunca coğrafi olarak çok geniş, ekonomik olarak zengin, nüfus olarak kalabalık ve çok uluslu, askeri olarak da çok güçlü devletler kurduğunu ifade eden Doç. Dr. Savaş Eğilmez, “Türk kültürünün ve Türk iktidarının en önemli unsurları adalet ve hoşgörüdür. Dolayısıyla kurdukları devletlerle hakim oldukları coğrafyalarda ve yönettikleri kavimler üzerinde adaleti, hoşgörüyü ve dolayısıyla da barışı tesis etmeyi başarmışlardır.

Son devletimiz Türkiye Cumhuriyeti, coğrafi olarak Türk tarihinin küçük diyebileceğimiz devletlerinden biridir. Türk Devleti yüz ölçümü olarak seleflerine nazaran küçük olsa da kültürel mirasının ortaya çıkardığı etki oldukça büyüktür.

Türk ordusunun varlığı, Cumhuriyet döneminin en geniş sınırlarına ulaşmıştır.

Nitekim son yıllarda Türk Devleti’nin çeşitli alanlarda mesafe kat edip oldukça güçlenmesi, bahsettiğimiz güçlü mirastan gelen sorumlulukla birleşince, bulunduğu her bölgede barışı tesis eden Türk ordusunun varlığı, Cumhuriyet döneminin en geniş sınırlarına ulaşmıştır” diye konuştu.

Türk Devletinin; KKTC, Azerbaycan, Bosna-Hersek, Kosova, Arnavutluk, Libya, Suriye, Irak, Katar, Somali’de barışı koruma adına askeri varlığını sürdürmeye devam ettiğini anlatan Doç. Dr. Savaş Eğilmez, “Aynı zamanda Türk donanması, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum kesimi ile artan gerginliklerin tam da merkezinde, enerji ve bölgesel çıkarlar üzerinde çok önemli bir güç odağı olarak Akdeniz ve Ege denizlerinde devriye gezip, bölgenin tamamına güçlü varlığını hissettirmeye devam ediyor” diye konuştu.

Libya

Doç. Dr. Savaş Eğilmez, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Libya’nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter, ülke içinde daha fazla bölgeyi silah zoruyla kontrolü altına alırken, darbeci lidere bazı Avrupa ve bölge ülkeleri de destek veriyor.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, ve Fransa gibi ülkelerin desteğini alan Hafter’in, Nisan 2019’da milislerine Trablus’u ele geçirmek için saldırı emri vermesiyle, zaten uzun süredir istikrarsızlıkla boğuşan Libya yeni bir şiddet sarmalına sürüklendi.

Hafter, bölgesel destekçilerinden tedarik ettiği mali kaynak, ağır silah, paralı asker, silahlı insansız hava araçları (SİHA), savaş uçakları ve bunları kullanacak askeri danışmanlık desteğiyle Trablus’un kapılarına kadar dayandı.

Başından beri Hafter ve bölgesel destekçilerinin, başkenti ve ülkeyi silah zoruyla kontrol altına alma niyetindeki bu darbe girişimine karşı çıkan Türkiye, uluslararası meşruiyete sahip Libya hükümetine desteğini açıkladı.

Türkiye, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan hükümeti desteklemek için Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) bağlı askeri uzmanlar Libya’ya gelerek, Libyalı muhataplarına danışmanlık hizmeti vermeye başladı. Türkiye’nin destekleri neticesinde Libya’da Başbakan Fayez al-Sarraj hükümeti Hafter’e karşı üstünlüğü ele geçirdi.

Suriye

Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahalesi, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleştirilen en büyük dış operasyonlardan biri. Türk devleti, 2016 yılında hem DEAŞ hem de ABD destekli PKK/PYD terör örgütüne karşı Suriye’nin kuzeyine yönelik barış harekatları düzenlemeye başladı. Türk Devleti, Mart 2017 tarihinde Fırat Kalkanı, bir yıl sonra Zeytin Dalı ve Ekim 2019 tarihinde düzenlediği Barış Pınarı harekatları ile Suriye’deki yerleşim yerlerine barış ve huzur getirdi.

Türk birlikleri ayrıca, Suriye’deki savaştan Türkiye’ye kaçan 3 milyondan fazla Suriyeliyi evlerine dönmeye teşvik etmek ve yeni bir mülteci dalgasını önlemek ayrıca bölgede bir terör koridoru oluşmasını engellemek amacıyla Kuzey Suriye’nin önemli bir kısmını kontrol altında tutmaya devam ediyor.

Irak

Kuzey Irak bölgesi PKK terör örgütünün yapılanması nedeniyle hayati öneme sahiptir. Uzun yıllardır bölgeye yerleşen ve yayılan terör örgütü Türkiye’nin güvenliğini tehdit etmektedir. İrili ufaklı birçok kamp bölgeye yayılmış durumdadır. Terör örgütü Türkiye, İran ve Suriye sınırlarının sağladığı avantajları kullanmaktadır. Her üç sınıra yakın olmak örgüte uygun coğrafya, maddi imkan ve silah temini açısından güvenli bir ortam sağlamaktadır.

Uyuşturucu ticaretinden silah ve insan kaçakçılığına kadar birçok alanda önemli gelirler elde edilmektedir. Suriye ve Lübnan’dan Kandil bölgesine geçişle beraber Türkiye’yi hedef alan birçok terör eylemi bu bölgeden yönetilmiştir. Türkiye içine rahatlıkla geçilerek terör faaliyetleri gerçekleştirilmiştir.

Kandil bölgesi sahip olduğu zorlu coğrafi şartlar ve İran-Irak sınırlarını kapsayan konumuyla PKK terör örgütünün rahatlıkla hareket edebildiği bir bölge konumundadır. Türkiye’nin bu bölge üzerinde direkt bir kontrolünün olmaması terör örgütünün kendini güvende hissetmesine yol açmaktadır. 1980’lerden itibaren TSK gerçekleştirdiği başarılı sınır ötesi operasyonlarla PKK’yı birçok kez dağılma noktasına getirdiyse de bu bölgenin sahip olduğu konum sayesinde örgüt yeniden toparlanabilme imkanı yakalamıştır. Bu durum karşısında terörle mücadeleyi daha etkin kılabilmek için Türkiye bölgede askeri üsler kurma yoluna gitmiştir.

Katar

Türkiye ile Katar arasında varılan anlaşma gereği Türk askerinin başkent Doha’da bulunan El Rayyan Üssü’nde bulunması kararlaştırıldı. Katar’da açılan askeri üsse izin veren ilk adım olan “Türkiye-Katar Askeri İş Birliği Anlaşması” 2015’in Mart ayında Meclis Genel Kurulu’ndan ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın onayından geçmişti.

Resmi kaynaklara göre Katar’da bulunacak Türk birliğinin asli görevi; “Gerçekleştirilecek müşterek/birleşik tatbikatların ve eğitimlerin vasıtasıyla Katar’ın savunma imkanının ve kabiliyetlerinin geliştirilmesinin desteklenmesi, her iki tarafın da diğer ülkelerin silahlı kuvvetleri ile eğitim/tatbikatlar icra edebilmesi, terörizmle mücadele ile uluslararası barışa katkı sağlamak” şeklinde belirlenmiştir.

Somali

Türkiye, 2017 yılında en büyük denizaşırı üssünü Mogadişu’da açtı; burada Türk askerleri, onlarca yıldır süren iç çatışmalarla harap olmuş bir ülkenin yeniden inşasına yardımcı olmak amacıyla Somalili askerlere eğitim veriyor. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Erdoğan’ın 2011’deki ziyaretinden bu yana Afrika Boynuzu’ndaki yerini güçlendirerek eğitim, sağlık ve güvenlik gibi hizmetlerin canlandırılmasına yardımcı oluyor. Türkiye 2015 yılında Somali ile savunma ve sanayi anlaşmaları da imzalandı.

Azerbaycan

Türkiye silahlı kuvvetlerinin ayrıca Kardeş ülke Azerbaycan’da faaliyetlerini sürdürüyor. Türkiye, işgalci Ermenistan ile mücadelesinde ortak askeri eğitim ve tatbikatların yanı sıra başta Türk yapımı insansız hava araçları, füzeler ve elektronik savaş cihazlarının da bulunduğu yeni savunma sistemleri sağlama noktasında Azerbaycan’ı bir çok alanda desteklemektedir.” – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/doc-dr-savas-egilmez-turk-devleti-bircok-bolgede-barisi-tesis-ediyor/feed/ 0
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Büyükçekmece’de Kutlandı https://www.haber60.com.tr/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-buyukcekmecede-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-buyukcekmecede-kutlandi/#respond Tue, 23 Apr 2024 23:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29003 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümü Büyükçekmece’de 2 gün süren etkinlikler ile kutlandı.

104 yıl önce Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açılışı ve Türk halkının tüm dünyaya egemenliği ilan ettiği gün olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı her yıl olduğu gibi bu yıl da büyük bir coşkuyla kutlandı. Büyükçekmece’de iki süren kutlamaların ilk gününde ilçenin 24 mahallesine yayılan etkinliklerde çocuklar Atatürk’ün kendilerine armağan ettiği bayramı gönüllerince kutladı. Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün’ün katılımıyla Kaymakamlık Meydanı’nda düzenlenen törende Büyükçekmeceli çocuklar tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk takdim edildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Büyükçekmece Belediyesi’nce yaptırılan Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi Ulusal Bağımsızlık ve Kuruluş Müzesi’nde bir araya gelen Büyükçekmece Belediyesi Çocuk Meclisi tarafından bir oturum gerçekleştirildi. Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün’ün katılımıyla gerçekleşen oturumda konuşan Çocuk Meclisi Başkanı Gökmen Poyraz Gümüşay günün anlam ve önemine değinerek, dünyada tek olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kendilerine armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e teşekkür etti.

Resmi törene katılım yoğun oldu

Daha sonra belediye binasında Büyükçekmece Çocuk Meclisi’ni kabul eden Başkan Akgün, makamını Çocuk Meclisi Başkanı Gökmen Poyraz Gümüşay’a bıraktı. Büyükçekmece Kemal Sunal Amfi Tiyatro’da düzenlenen resmi törene katılım da yoğun oldu. Büyükçekmece Kaymakamı Ali İkram Tuna ile birlikte öğrencilerin gösterilerini izleyen Başkan Akgün, çocukların bayramlarını kutladı.

Binlerce çocuk gönüllerince bayramlarını kutladı

Büyükçekmece Belediyesi Kent Meydanı’nda düzenlenen kutlamalara ise binlerce çocuk aileleri ile birlikte katıldı. Büyükçekmece Belediyesi’nce düzenlenen kutlama etkinliklerine çocuklar kültür, sanat ve spor dallarında hünerlerini sergilerken miniklerde kendileri için hazırlanan istasyonlarda oyunlar oynadı. Halk oyunları, dans gösterileri ile gün boyu devam eden kutlama etkinliklerinin finalinde ise şarkıcı Ahmet Özhan Güven ve Ünal Tüzün çocuklar için birer konser verdi.

“Mustafa Kemal Atatürk’ün dehası”

Etkinlerde çocukları yalnız bırakmayan Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın 104.yılını coşkuyla kutluyoruz. Arkamızda birinci meclis çok anlamlı bir bina, ilk defa Büyükçekmece’de, Türkiye’ de ilk defa Büyükçekmece’de birebir örneği yapıldı. Şimdi biraz sonra çocuklarımızla beraber içeriye, ilk meclis toplantısının Türkiye Büyük Millet meclisinin toplantısının yapıldığı salonda birebir yaşayacağız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk önce meclisi açıyor, sonra da Kurtuluş Savaşı’na başlıyorlar ve 29 Ekim 1923 de Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Cumhuriyeti ilan ediyor. İşte 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının en önemli sebebi Cumhuriyeti kurmak, vatanı kurtarmak. İşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dehalığı orada meclisi kuruyor, kurtuluş savaşının yol haritasını ondan sonra daha emin adımlarla belirliyor, çiziyor ve sonuçlar koymuş olduğu hedefe ulaşıyor 23 Nisan 1920, sonuçta 29 Ekim 1923 de Cumhuriyeti doğuruyor ve bu bayramı Gazi Mustafa Kemal Atatürk bütün dünya çocuklarına armağan ediyor. Bütün Dünya çocuklarının ama tabi ki bizim çocuklarımızın Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı kutlu olsun.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-buyukcekmecede-kutlandi/feed/ 0
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Muğla’da Kutlandı https://www.haber60.com.tr/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-muglada-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-muglada-kutlandi/#respond Tue, 23 Apr 2024 22:09:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28946 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 104. yıl dönümü Muğla’da coşku ile kutlandı.

Menteşe Kent Parkı’nda gerçekleştirilen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinliği Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan kutlama töreni Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Kutlama Mesajlarının Okunmasının ardından Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay’ın Konuşması gerçekleştirildi. Konuşmanın ardından 23 Nisan sebebi ile dereceye giren öğrencilere Muğla Valisi İdris Akbıyık tarafından ödülleri verildi.

Törende Konuşma yapan Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay, “Bağımsızlık mücadelemizin, milli egemenliğimizin ve demokrasimizin sembolü olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 104. yıl dönümünde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı hep birlikte coşkuyla kutluyoruz. Dünyanın ilk ve yegane çocuk bayramı olarak tarihe geçen, temeli millet egemenliğine dayanan, demokrasinin gereği olarak sevgi, saygı, hoşgörü, dostluk, kardeşlik ve barış kavramları etrafında rengarenk görüntülerle ve dünya çocuklarıyla birlikte kutladığımız bu güzel bayram, Türk milleti olarak bizlere onur ve gurur veriyor. Milli hafızamızda çok önemli yer tutan 23 Nisan 1920 tarihi, Türk milletinin yazgısını belirleyen dönüm noktalarından biridir. Milli Mücadele döneminde çok zor şartlar altında açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ile egemenliğin kayıtsız şartsız millettin olduğu tüm dünyaya ilan edilmiş; yeni bir devletin ilk adımları bu kutlu günde atılmıştır. Gazi Mustafa Kemal, Türk milletinin geleceğine yön çizen böylesi anlamlı bir günü, bu memleketin geleceği olan çocuklara atfederek TBMM’nin açılış sevincini çocuklarla paylaşmış, bu günün anlamını daha da pekiştirmiştir” dedi.

Çocuklara seslenen Çay, “Bugün sizin gününüz, sizin bayramınız. Doyasıya gülün, eğlenin, oyunlar oynayın, şarkılar söyleyin. Sizler bahar çiçekleri gibi dünyamızı güzelleştiriyor, kuş cıvıltıları gibi bizlere umut ve neşe veriyorsunuz. Milletimizin yarınlarını şekillendirecek olan sizler, ülkemizin geleceğine yön ve istikamet verecek, bu ülkede söz sahibi olacaksınız. Çağın gerektirdiği bilgi, beceri ve donanıma sahip milli, ahlaki, manevi ve kültürel değerlerle bezenmiş, sağlıklı ve mutlu nesiller olarak yetişmeniz, ailenize, ülkemize ve tüm insanlığa yararlı bireyler olmanız ve atacağınız adımlarınızın bizimkilerden çok daha büyük olması adına, var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Bu nedenle sizlere sunulan imkanlardan en iyi şekilde yararlanmanız ve kendinizi geliştirmeniz, sizi, ailenizi ve öğretmenlerinizi mutlu edecek; geleceğe hep birlikte daha güvenle bakmamızı sağlayacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun 104. yılını kutlamanın gururu ve mutluluğu içerisinde olduğumuz bu özel günde, başta cumhuriyetimizin kurucusu ve TBMM’nin ilk Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ve kahraman ecdadımızı rahmet ve minnetle yad ediyor; tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten duygularımla kutluyorum” diye konuştu.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlama törenine Muğla Valisi İdris Akbıyık, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla İl Emniyet Müdürü Ali Canbolat, Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ali Gemalmaz, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal, Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar siyasi temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. – MUĞLA

]]>
https://www.haber60.com.tr/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-muglada-kutlandi/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda koltuğunu öğrenciye devretti https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayraminda-koltugunu-ogrenciye-devretti/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayraminda-koltugunu-ogrenciye-devretti/#respond Tue, 23 Apr 2024 22:03:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28941 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla koltuğunu Altındağ Güneşevler Şehit Hasan Cevher Ortaokulu 6. sınıf öğrencisi Aysima Arslan’a devretti.

Kurtulmuş, TBMM Başkanlığı Divan Salonu’nda, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile çeşitli okullardan gelen öğrenci ve öğretmenleri, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları kapsamında kabul etti.

Çocukları TBMM’de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Kurtulmuş, dün TBMM Genel Kurulu’nda koltuğunu 6. sınıf öğrencisi Aysima Arslan’a devrettiğini ve Meclis’i çok iyi yönettiğini anımsattı. Katip üyeler ve geleceğin milletvekillerinin de güzel bir oturum gerçekleştirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, çocukları tebrik etti.

23 Nisan’ın dünyada örneği olmayan büyük bayramlardan birisi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın dünya çocuklarına armağan edilmiş tek bayram olduğunu belirtti. Kurtulmuş, “Bu bayramın, çocuk bayramı olarak genişletilmesinin önemli gerekçelerinden birisi de sadece bugünü ve geçmişi hatırlayıp konuşmak değil, aynı zamanda geleceğe de güçlü şekilde hazırlanmaktır. Sizler, Türkiye’nin, dünyanın geleceğisiniz. Hepinizin büyük bir özgüvenle, büyük birikimle, iyi eğitimle, çevrenize, sevdiklerinize, millete ve vatana faydalı insanlar olarak insanlık ailesinin çok saygın birer ferdi olarak gelişmenizi temenni ediyoruz.” diye konuştu.

Kurtulmuş, bu temennilerin, çocuklara duyulan güvenin bir göstergesi olarak, TBMM’deki makamını, sembolik olarak, çocukların oylarıyla Meclis Başkanı seçilen Aysima Arslan’a devredeceğini söyledi.

Çocuklara her alanda başarılar dileyen Kurtulmuş, çocuklardan ailelerine selamlarını iletmelerini istedi.

“Türkiye’nin geleceği için umut dolu adımlarla ilerlemeye devam edelim”

Aysima Arslan da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 104. yılının sevinçle, coşkuyla ve gururla kutlandığını dile getirerek, bu anlamlı günün, Türk milletine, insanlığa iyilik ve esenlik getirmesini diledi.

Bugünün, TBMM’nin açılış tarihiyle birlikte egemenliğin millete verildiği mutlu bir gün olduğunu kaydeden Arslan, “Bugün milli egemenliğin bayramıdır, kutlu olsun. Dün ve bugün, vatan için canını feda etmiş, başta Cumhuriyetimizin kurucusu olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi şükranla ve saygıyla anıyorum. Onlar, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar ve onun aziz Meclisinin, gök kubbemiz altında açılışına şahit olanlardır. Bugün, onların mirasına layık olmak ve gelecek nesillere daha güzel bir Türkiye bırakmak için çalışmak her Türk evladının görevidir.” ifadesini kullandı.

Böylesine anlamlı bir günde, Türkiye Yüzyılı’nda, Türkiye Yüzyılı’na yakışan gurur dolu bir adım atıldığını ifade eden Arslan, devletin aldığı sağlam kararlar ve milletin güçlü desteğiyle insanlı ilk uzay yolculuğunun gerçekleştiğini hatırlattı. Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu fırsatı bize sunan herkese, ülkemin tüm çocukları adına minnettarım. Bu girişimin ilk olduğunun farkında olduğum kadar son olmadığına olan inancım da tamdır. Türkiye’nin geleceği için umut dolu adımlarla ilerlemeye devam edelim. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın tüm milletimize ve insanlığa barış, huzur, mutluluk getirmesini diliyor, bu anlamlı günü bir kez daha kutluyorum.”

Yeni başkanın ilk icraatı

Konuşmaların ardından TBMM Başkanı Kurtulmuş, makamını Arslan’a bıraktı. Meclis Başkanı olduktan sonra ilk icraatının ne olacağının sorulması üzerine Arslan, “İlk icraat olarak çocukların mutlu, huzurlu bir Türkiye’de yaşaması için en iyi şekilde çalışırdım. Türkiye’deki herkesin mutlu, huzurlu, her zaman yüzlerinden gülücük saçmasını isterdim.” dedi.

“Çocukların daha iyi eğitim aldığı okullar, sınıflar, kulüpler düzenlerdim” diyen Arslan, yardıma muhtaç, ihtiyacı olan çocuklara da yardımda bulunacağını dile getirdi.

Konuşmaların ardında Kurtulmuş, yeni başkan Arslan’dan müsaade isteyerek salondan ayrıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayraminda-koltugunu-ogrenciye-devretti/feed/ 0
TİKA, Pakistan, Bangladeş ve KKTC’deki projelerine devam ediyor https://www.haber60.com.tr/tika-pakistan-banglades-ve-kktcdeki-projelerine-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/tika-pakistan-banglades-ve-kktcdeki-projelerine-devam-ediyor/#respond Tue, 23 Apr 2024 01:15:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28885 Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, (TİKA) Pakistan, Bangladeş ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) projelerine devam ediyor.

TİKA tarafından yapılan bilgilendirmeye göre, Başkanlık tarafından Pakistan’da faaliyet gösteren Türkiye-Urdu Haber Ajansına teknolojik altyapıyı güçlendirmek amacıyla ofis tadilatı ve teknik ekipmanların kurulumu tamamlandı.

Video-grafik sistemleri, mikrofonlar, kameralar gibi stüdyo ve ışık sistemlerinin yenilendiği projenin açılış törenine, Türkiye’nin Lahor Başkonsolosu Durmuş Baştuğ, TİKA İslamabad Koordinatörü Muhsin Balcı, Türkiye-Urdu Haber Ajansı Genel Müdürü Muhammed Hasan, Gazeteciler Birliği üyeleri ve basın mensupları katıldı.

Hasan, Türkiye ve TİKA’ya katkılarından dolayı teşekkür ederek, güncel haberlerin yanı sıra Pakistan-Türkiye ortak tarihini, kültürünü, değerlerini ve geleneklerini tanıtmak amacıyla alanında uzmanlarla programlar, röportajlar ve belgeseller hazırlanacağını ifade etti.

TİKA, Bangladeş’de de projelere devam ediyor

TİKA, 2019’da Başkanlık tarafından kurulan Türkiye-Bangladeş Teknik Enstitüsünde de (BTTI) sürücülük kursu, elektrik-elektronik ve sıhhi tesisat kurslarına eğitim malzemesi desteğinde bulundu.

Sürücü kursu törenle hizmete açılırken, törende, elektrik-elektronik ve sıhhi tesisat bölümleri için TİKA tarafından temin edilen eğitim malzemelerinin de teslimi yapıldı.

Açılış töreninde Türkiye Bangladeş Parlamentolararası Dostluk Komitesi Üyesi Milletvekili Motahar Hossain, Türkiye’nin Bangladeş ile dostluğuna vurgu yaparak TİKA projelerinin bu anlamda çok önemli etkiler bıraktığının altını çizdi.

Proje kapsamında sürücü kursu için bir araç, bir motosiklet temin edilerek mesleki eğitim binasının elektrik ihtiyacını büyük ölçüde karşılayacak bir güneş enerjisi sistemi kuruldu. Ayrıca elektrik-elektronik bölümü için multimetre, voltmetre, gerilim test cihazı; sıhhi tesisat bölümü içinse pistonlar, matkaplar ve bükücüler gibi tam kapasiteli bir eğitim olanağı oluşturacak teknik ekipmanlar temin edildi.

İlk etapta BTTI, bölgede ikamet eden gençlerden mesleki eğitim kurslarına ilgi duyan ve bu alanlarda uzmanlaşmak isteyenleri belirleyerek eğitim programlarına katılmaya teşvik etti. İşsiz kalan genç erkek ve kadınlar arasında yoksulluğun azaltılması, becerilerin geliştirilmesi ve farkındalığın artırılması ana hedefler olarak belirlendi.

Mesleki eğitim merkezi 3 bin 200 metrekarelik bir alana kurulu halde bulunan BTTI, başkent Dakka’nın 375 kilometre kuzeyinde, Bangladeş sınır bölgesindeki Lalmonirhat şehrinde yer alıyor.

TİKA tarafından kurulan teknoloji binasında, gençlere temel bilgisayar ve ofis araçları kullanımı, web site dizayn ve programlama gibi kursların yanı sıra, kadınlara yönelik tekstil işçiliği dersleri verilmesi de planlamalar arasında.

KKTC’de “Uygulama Oteli” yenileme projesi

TİKA, KKTC’de eğitim faaliyetlerini sürdüren Haydarpaşa Ticaret Lisesi bünyesindeki Uygulama Otelini yeniledi.

Yenilenen “Haydarpaşa Ticaret Lisesi Uygulama Oteli” açılışına, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, KKTC Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, KKTC Sivil Savunma Teşkilatı Başkanı Atilla Karaca, TİKA Lefkoşa Koordinatörü Havva Pınar Özcan Küçükçavuş, KKTC MEB Mesleki Teknik Öğretim Dairesi Müdürü Gülşen Hocanın ile öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, turizm alanında eğitim gören öğrenciler tarafından uygulama otelinde ağırlandı.

Uygulama Otelinin yenilenen bölümü, öğrencilerin pratik eğitimlerini gerçekleştirdiği alanın yanı sıra Türkiye’den gelen öğretmenler ve diğer misafirler için kısa süreli konaklama imkanı sunuyor.

1959’dan bu yana Lefkoşa’da mesleki eğitim alanında eğitim öğretim faaliyetlerini yürüten Haydarpaşa Ticaret Lisesi, muhasebe, finansman, pazarlama, büro yönetimi, yiyecek içecek konaklama ve ön büro hizmetleri olmak üzere üç alanda eğitime devam ediyor.

Okul bünyesinde 250’ye yakın öğrenci, yiyecek içecek ve konaklama, mutfak, servis, resepsiyon ön büro ve kat hizmetleri dallarında eğitim alıyor.

Bu eğitimler, 6 odalı, resepsiyon, restoran ve lobisi bulunan okul binasında yapılıyor. Okulun uzun yıllardır kullanılan, yıpranmış tarihi binası, TİKA tarafından detaylı bir tadilattan geçirilerek tekrar hizmete açıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tika-pakistan-banglades-ve-kktcdeki-projelerine-devam-ediyor/feed/ 0
Deniz Yücel’den Bakan Mehmet Şimşek’e: “Akp’nin Kaymak Tabakası Hariç Geri Kalan Herkesi Kastediyor” https://www.haber60.com.tr/deniz-yucelden-bakan-mehmet-simseke-akpnin-kaymak-tabakasi-haric-geri-kalan-herkesi-kastediyor/ https://www.haber60.com.tr/deniz-yucelden-bakan-mehmet-simseke-akpnin-kaymak-tabakasi-haric-geri-kalan-herkesi-kastediyor/#respond Tue, 23 Apr 2024 00:12:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28855 (ANKARA) – CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “locals-yerel halk” ifadesini eleştirerek, “Bu ‘Yerel halk’ ne demek değerli arkadaşlar? AKP’nin ekonomiyi düzeltmesini beklediği Mehmet Şimşek adeta sömürge valisi gibi konuşuyor. Herhalde; 22 yıldır iktidar olmanın nimetlerinden faydalanan AKP’nin Creme de la Creme – kaymak tabakası hariç geri kalan herkesi kastediyor. Yerel halk değil, Sayın Şimşek Türk Halkı, Türk milleti. 100 yıllık Cumhuriyet ve vatansever Türk milleti bu tavrı hak etmiyor” dedi.

CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, genel merkezde Genel Başkan Özgür Özel’in başkanlığında Merkez Yönetim Kurulu  toplantısı devam ederken basın açıklaması yaptı. Yücel, şöyle konuştu:

Takip ettiğiniz gibi, Belediye Başkanlarımızla ve İl başkanlarımızla 20 – 21 Nisan tarihlerinde, ‘İktidar Yolunda CHP Belediyeciliği’ çalıştayımızı yaptık. Seçilmiş 409 belediye başkanımız ve il başkanlarımızla büyük bir salonu hınca hınç doldurabilmenin, o koltuklarda oturan kişilerin sandıkta kurduğumuz Türkiye İttifakı’nın oyları ile seçilmiş belediye başkanlarımız olmasının gururunu yaşadık.

31 Mart Yerel seçimlerinde baba evine dönüşler başladı. Köklerini Anadolu ve Rumeli müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinden alan, emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesini örgütleyen, her türlü yokluğa ve zorluğa rağmen çağının çok ilerisinde, demokratik, özgür ve tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran CHP hepimizin baba evidir. Genel başkanımız Sayın Özgür Özel’in ifade ettiği gibi ‘Baba evinin tapusu kimseye ait değildir.’ Baba evinin tapusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ündür. O yüzden vakit kaybetmeden, daha fazla yurttaşımızı baba evine bekliyoruz. Hayat pahalılığı nedeniyle ezilen, üç kuruş maaşla ayın sonunu getirmeye çalışanları baba evine bekliyoruz. İnançları nedeniyle, etnik kimlik ve kökenleri, siyasi görüşleri, yaşam tarzları nedeniyle ötekileştirilen, ayrıştırılan, yok sayılanları baba evine bekliyoruz. Dini duyguları, milli duyguları, vatan, millet, bayrak sevgisi yıllarca sömürülen kim varsa baba evine bekliyoruz. Baba evinde Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği gençler var.

“HERKESİ BABA EVİNE BEKLİYORUZ”

Baba evinde Cumhuriyet kadınları var. Baba evinde, 10 bin liraya geçinmek zorunda olan emekliler, atanmayan öğretmenler, staj ve çıraklık mağdurları var. Baba evinde 17 bin lira asgari ücretle çalışıp, kira ödeyip, çocuk okutup geçinmeye çalışanlar, gece boyu ayazda titreyerek ucuz kıyma kuyruğunda bekleyenler, pazarda çürük meyve – sebze toplamak zorunda kalanlar var. Baba evinde, vatan toprağını korumak için şehit düşenlerin aileleri var. Baba evinde bağımsız ve tarafsız yargı hasreti çekenler, haksız ve hukuksuz bir şekilde özgürlüğü elinden alınanlar var. Baba evinde ‘oy yoksa hizmet de yok’ diyerek tehdit edilen depremzedeler var. Baba evinde ağaca, suya, toprağa siper olmuş doğa katliamlarına dur diyen milyonlar var. Kısacası baba evinde ezilenler var. Mazlumlar var, mağdurlar var. O yüzden herkesi baba evine bekliyoruz.

“BAZI BELEDİYELER GİDERAYAK YAĞMALANMIŞ, TALAN EDİLMİŞ”

Yerel seçimlerin sonunda 14 büyükşehir, 21 il merkezi olmak üzere toplam 35 ilde belediyeleri kazandık. 314 ilçeyi CHP’li belediye başkanları yönetecek. Yüzde 38 oy oranına ulaşarak partimizi hep birlikte birinci parti yaptık. CHP artık toplumun her kesiminden oy alabilen bir siyasi partidir. 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerini Türkiye ittifakı kazanmıştır, Türkiye kazanmıştır. Göreceksiniz, iktidar yolunda ilerleyen CHP ve CHP’li belediyeler önümüzdeki 5 yıl boyunca halkımıza en güzel hizmetleri götürecek. Ancak kazandığımız belediyelerde inanılmaz bir israf tablosu ortaya çıktığını da bilmenizi isterim. Bazı belediyeler giderayak yağmalanmış, talan edilmiş. Hemen hemen tüm belediyelerin milyonlarca liralık borcu yeni belediye başkanlarının sırtına yüklendi. Bu kadar para nerelere harcandı? Hangi vakıf, hangi dernek, hangi medya gruplarına ne kadar kaynak aktarıldı? Kaç paralık çerez, kuru yemiş alındı? Kimlere hangi ballı ihaleler verildi. Bunların hepsi yeri ve zamanı geldiğinde kamuoyuyla paylaşılacak.

“AKP İKTİDARI VE YÖNETİM KADROSU İSRAİL KONUSUNDA KONUŞTUKÇA BATIYOR”

Bir söylediği bir söylediğini tutmayan AKP iktidarı ve yönetim kadrosu İsrail konusunda konuştukça batıyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 27 Mart’ta bir televizyon programında İsrail ile ticaret yapılmadığını savundu, bunu eleştirenleri de ‘MOSSAD ajanı’ olmakla suçladı. Aynı Ömer Bolat 28 Mart’ta yani bir gün sonra katıldığı bir başka programda ‘Hükümet olarak kamu kurumları, devlet şirketleri asla İsrail firmaları ile ticaret yapmıyor’ dedi, hatta baş yandaş bir gazetede 8 Nisan 2024 tarihinde ‘İsrail ile ticaret koca bir yalan’ başlığıyla haber yapıldı. Sonra ne oldu? Ticaret Bakanlığı 9 Nisan’da bir açıklama yaptı ve İsrail ile ‘olmadığını iddia ettikleri’ ticarete kısıtlama getirdi. Tarih 20 Nisan 2024’ü gösterdiğinde; AKP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi katıldığı bir programda, İsrail’le yapılan ticareti ‘zarar veren’ ve ‘vermeyen’ diye ayırarak yaptıklarına iki yüzlülüğe kılıf bulmaya çalıştı. Şu sözlere bakın. İsrail’in Müslümanlara yaptığı bebek katliamını nefretle kınıyorlarmış ama İsrail serbest ticaret anlaşmasından da vazgeçemezlermiş. Neden? Çünkü; altı satıp bir alıyorlarmış. Ayıptır, günahtır. Bir taraftan Gazze mitingi yap bir taraftan gelsin yeşil dolarlar. Bir taraftan büyük Filistin mitingi yap. Diğer taraftan altı sat, bir al. AKP zihniyetine göre, masum insanlar ölebilir, çocuklar, siviller ölebilir ama ticaret devam eder. ‘Meydanlarda insanları toplarız, iki nutuk atarız, kitlelerin, insani ve vicdani duygularını okşarız, biraz inanç ve din sömürüsü yaparız ama ticaret devam eder, dolarlar akmaya devam eder.’ Neden? Çünkü altı satıp, bir alıyorlar. İsrail Uluslararası Adalet Divanında soykırım suçlamasıyla yargılanıyor. Nihat Zeybekçi ise soykırım suçu için ‘Eyvallah ama…’ diyor. Yalnız AKP’lilere söyleyelim. Artık herkes bu yalanların, bu riyakarlıkların ve iki yüzlülüğün farkında. AKP’li yetkililerin, Saraydaki Göbels özentisi danışmanların, medyadaki trollerin bu çelişkili ve manipülatif açıklamalarına artık kimse inanmıyor.

“CEMEVİ KÜLTÜR SANAT KURUMU YA DA TANITIM OFİSİ DEĞİLDİR, İBADETHANEDİR”

Geçen hafta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla bir yönetmelik yayımlandı. Cemevlerinin aydınlatma giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinden ödenmesinde uygulanacak usul ve esaslar düzenlenmiş. Cemevlerini hala Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesi altında tutarak alevi yurttaşlarımızın ibadetlerine ve alevilik inancına bir kültürel değer muamelesi yapan zihniyet, lütfetmiş ve cemevlerinden -eğer şartları sağlarsa- aydınlatma gideri almayacakmış. Bir kere Cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde işi ne? Cemevi kültür sanat kurumu ya da tanıtım ofisi değildir, ibadethanedir. Tekrarlayalım, cemevleri ibadethanedir. Alevilik de kültürel bir etkinlik değil, inançtır. Cem ve semah da birer kültürel aktivite değil, ibadettir. Şatafatlı sofralara, makam araçlarına, yurtdışı toplantılarına akıttığınız Diyanet bütçesi ne güne duruyor? Aleviler vergilerini ödüyor ama Diyanetten haklarını alamıyor. CHP iktidarında, hiç kimse inançları ve etnik kimlik kökeni nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmayacak. Ötekileştirmeye son vereceğiz. Toplumdaki her kesim, bu ülkeye aidiyet duygusunu sonuna kadar hissedecek.

“NİHAYET MECLİS’TE İLİÇ FACİASI’NA İLİŞKİN ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULABİLDİ”

Hepinizin bildiği gibi Erzincan İliç’teki maden faciasının üzerinden iki ay geçti. Nihayet Meclis’te faciaya ilişkin araştırma komisyonu kurulabildi. Komisyonda AKP’li Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman yer alıyor. Süleyman Karaman, 22 Temmuz 2004’te 41 yurttaşımızın yaşamını yitirdiği Pamukova tren katliamının yaşandığı dönemde TCDD Genel Müdürü olan kişi. Dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, o dönemde Karaman hakkında soruşturma açılmasına izin vermemişti. Aynı Karaman, 2022 yılında Anagold’un madeninde şirketin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca sıkça denetlendiğini iddia etmişti. Bu kişinin yer aldığı komisyondan tarafsız, bilimsel ve objektif bir rapor bekleyeceğiz. Öyle mi? AKP iktidarının bu ve benzeri facialarda izlediği bir yol var değerli arkadaşlar. Meclis’te kurulacak olan araştırma komisyonlarına, araştırılacak konuda sicili bozuk olan birini mutlaka atarlar. Kazaların gerçek nedeninin, yapılan ölümcül ihmallerin ve ihmaller silsilesinin üzerini örtecek, manipüle edecek birilerini mutlaka ama mutlaka bulurlar ve atarlar. Atarlar ki; komisyonda olayın üstünü kapatsın, atarlar ki gerçek sorumlular aklansın ve ortaya çıkacak olan ihmaller zincirini yok saysın, atarlar ki AKP’ye zeval gelmesin. Bunu FETÖ Araştırma Komisyonu’nda da gördük. Soma’nın katilini, Amasra Araştırma Komisyonu’nun başkanı yaptıklarında da gördük. Çünkü asıl amaçları olayı araştırmak değil toplumda oluşması muhtemel infiali bastırmak. Biz CHP olarak şimdiye kadar TBMM’de kurulan araştırma komisyonlarında, gerçeklerin ortaya çıkması, ihmal ve kusuru olanların tespit edilerek yargı makamlarının önüne çıkarılması ve bu olaylardan ders çıkarılarak, tedbirler alınarak benzer olaylar yaşanmaması için doğru bildiğimizi söylemekten asla geri durmadık. İliç Faciası’nı araştırmak için kurulan komisyonda CHP’yi temsilen Genel Başkan yardımcımız ve Çalışma Gölge Bakanımız Gamze Taşçıer, Enerji Gölge Bakanımız Deniz Yavuzyılmaz, Adana Milletvekilimiz Müzeyyen Şevkin, Erzincan Milletvekilimiz Mustafa Sarıgül ve Muğla Milletvekilimiz Cumhur Uzun ile aynısını yapacağız. Komisyon çalışmalarının adaletten bir gram sapmasına dahi izin vermeyeceğiz. Bu bizim İliç’te toprak altında kalan canlarımıza karşı boynumuzun borcudur, kimsenin şüphesi olmasın.

“KENT LOKANTASI PROJEMİZİ AKPLİ BELEDİYELER UYGULAMAYA BAŞLADI”

AKP iktidarı seçim şokunu hala atlatamadı. ‘Kent lokantası oy mu kaybettirir’ diyen bir genel başkanla, daha çok şok yaşarlar. CHP olarak her konuda öncü olmaktan mutluluk duyuyoruz. CHP’nin ısrarlarıyla emeklilere bayram ikramiyesi geldi, taşeron işçilerimizin kadro sorunu büyük ölçüde çözüldü, EYT sorununu gündemden düşürmedik, kısmen çözüldü. Şimdi de kent lokantası projemizi AKP’li belediyeler uygulamaya başladı. Gaziantepli vatandaşlarımız da ‘Kent Lokantası Projesi’ sayesinde dört kap yemeği 40 liraya yiyebilecek. Fatma Şahin gibi diğer AKP’li belediye başkanlarını da bizi takip etmeye çağırıyoruz. CHP’yi ve CHPli Belediyeleri takip etmeye devam edin. Çünkü; her şey çok güzel oluyor.

“BAKANINIZİN TABİRİNİZLE SİZ BU ‘YEREL HALK’A YENİLDİNİZ SAYIN ERDOĞAN”

AKP’nin her bir şeyi çok bilen ekonomist genel başkanı Kent Lokantaları’na yenik düştü. 10 bin lirayla geçinin dediniz. Emekli vatandaşlarımızla dalga geçtiniz, açlığa mahküm ettiniz, emeklilere yenildiniz Sayın Erdoğan. Asgari ücretin altında kira kalmadı. Ev demeye bin şahit isteyen, dört duvarı olan üstü kapalı bir bina bile, durduğu yerde asgari ücretli bir işçiden daha fazla para kazanır oldu. Bir işçinin ödeyemediği ev kirasına yenildiniz. Ekonomik darboğazın huzur bırakmadığı ailelere, buzdolapları bomboş, tencere kaynamayan evlere, geleceğinden umudu kesmiş gençlere, yarınını göremeyen annelere, babalara, parasızlığın, mutsuzluğun, kapana kısılmışlığın sebep olduğu asık suratlara, çaresiz bakışlara yenildiniz Sayın Erdoğan. Bakanınızın tabirinizle siz bu ‘Yerel halk’a yenildiniz Sayın Erdoğan. Bu ‘Yerel halk’ ne demek değerli arkadaşlar? AKP’nin ekonomiyi düzeltmesini beklediği Mehmet Şimşek adeta sömürge valisi gibi konuşuyor. Herhalde; 22 yıldır iktidar olmanın nimetlerinden faydalanan AKP’nin Creme de la Creme – kaymak tabakası hariç geri kalan herkesi kastediyor. Yerel halk değil Sayın Şimşek Türk Halkı, Türk milleti. 100 yıllık Cumhuriyet ve vatansever Türk milleti bu tavrı hak etmiyor.

Aynı Hazine ve Maliye Bakanı geçtiğimiz günlerde ‘Harcamaları mümkün olduğu ölçüde kontrol edip kesintiye gideceğiz’ dedi biliyorsunuz. Peki biz de soralım. Bu zorunlu tasarruf kimin cebinden yapılacak? Ortada yıllarca borcu ödenecek, dolarla avroyla ödeme garantisi verilmiş plansız projeler var. Holdingler için sürekli vergi afları çıkarılıyor. Onlar anladığımız kadarıyla tasarruf kapsamında değil. Peki kim ödeyecek bu faturayı? Mehmet Şimşek’in deyimiyle ‘Yerel Halk.’ Yani mahallenin bakkalı, okulun yanındaki kırtasiye sahibi, gençlerin kahve içmek için gittiği kafenin sahibi ödeyecek hesabı. Menüyü hükümet hazırladı, yemeği yandaşlar yedi, sömürge valisi gibi konuşan Mehmet Şimşek de hesabı halka ödetecek. Kamuda tasarruf sağlanacak mı? diye sorsak onun da yanıtı belli. ‘İtibardan tasarruf olmaz’ diyecekler. Saatlerini, yemeklerini, pahalı çantalarını gösterecekler.

“AKP SEBEP, HUKUKSUZ UYGULAMALAR SONUÇTUR”

İtibardan tasarruf olmaz diyen, Mehmet Şimşek birkaç gün önce IMF Başkan Yardımcısı ve Avrupa Direktörüyle görüştü. Görüşmenin ardından IMF Avrupa Direktörü Alfred Kammer ‘Türkiye’deki yürürlükte olan programı destekliyoruz’ dedi. Buradan görüyoruz ve anlıyoruz ki; Türkiye IMF’siz IMF programı uygulanıyor. AKP genel başkanından bakanlarına kadar hepsi kendileri dışında bir sorumlu bulma ve yanlış politikalarının bedelini başkalarına ödetme derdinde. Hazine Bakanı, ekonomik buhranın acı faturasını halka ödetmek istiyor. AKP Genel Başkanı Erdoğan da, ekonomideki kendi başarısızlıklarının faturasını başkalarından çıkarmaya çalışıyor. Ona göre sorumlu, kimi zaman marketler, kimi zaman büyük şirketler. Utanmasalar, kiraların emlakçılar yüzünden, altın fiyatlarının da kuyumcular yüzünden arttığını iddia edecekler. Serbest piyasa ekonomisi dediler, CHP’li belediyelerin sosyal devlete yönelik hizmetlerini kendilerince küçümsediler. ‘Kent lokantası da neymiş’ dediler ama kendileri market kurdu. AKP’nin Genel Başkanının ‘Kar amaçlı kurulmadı’ dediği Tarım Kredi Marketleri meğer fahiş fiyatları bayağı seviyormuş. market 2023’te bir hayli kar elde ettiği gibi, yöneticilerine de 5 milyon liralık menfaat sağlamış. Neyse ki ülkede namuslu, işinin ehli, bağımsız denetim firmaları var da biz de gerçekleri öğrenebiliyoruz. AKP, istediği kadar hedef şaşırtmak istesin bu halk, derinleşen yoksulluğun sebebinin, ayyuka çıkan yolsuzluğun, artan işsizliğin, bir avuç yandaşı zenginleştirip, yaşadıkları şatafatlı hayatın, bu talan düzeninin sebebinin AKP olduğunu biliyor. Halk şunu artık çok iyi biliyor. AKP sebep, hayat pahalılığı sonuçtur. AKP sebep, yolsuzluk ve yoksulluk sonuçtur. AKP sebep, ekonomik buhran sonuçtur. AKP sebep, liyakatsizlik sonuçtur. AKP sebep, hukuksuz tüm uygulamalar sonuçtur.

“MİLLETVEKİLLERİ PAHALI YEMEKLERLE, KOLLARINA TAKTIKLARI PAHALI SAATLERLE GÜNDEME GELMEMELİ”

Yarın 23 Nisan. Milli egemenliğimizin ve bağımsızlığımızın sembolü olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş günü. Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başkanlığında kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi ile büyük Türk ulusu kendi kaderini ve kendi istikbalini kendi belirledi. Bugün Türkiye dünyanın saygın ülkeleri arasında ise, bunun temelleri 23 Nisan 1920’de Ankara’da atıldı. Bu güzel ülkenin tüm vatandaşları eşit haklara ve sorumluluğa sahip artık. Hiç kimse diğerinden üstün değil. Çünkü egemenlik kayıtsız şartsız milletin. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görevi vatandaşlarımızın öncelikle hak ve özgürlüklerini korumak. Anayasa’ya sahip çıkmak. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti niteliklerini işler hale getirmek. Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine üzerine çıkarmak. Bu saydıklarım, bu milletin seçtiği her bir milletvekilinin de asli sorumluluğu ve ödevi. Meclis, saygınlığı ile Türk ulusumuza örnek olmalı. Şatafat ve görgüsüzlük parlamentonun kapısından girmemeli. Milletvekilleri yedikleri pahalı yemeklerle, kollarına taktıkları pahalı saatlerle, lüks uçaklarla yaptıkları seyahatler ile gündeme gelmemeli. Halkın vekili, halk gibi yaşamalı.

Bizim çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras, saygın, her alanda temiz, eşit, özgür ve adil bir Türkiye’dir. Çocuklarımıza, saygınlığın şekil ile değil, özle kazanılacağını, bilgiyle kazanılacağını göstermeliyiz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 104. Kuruluş yıldönümünü şimdiden kutluyorum. Milyonlarca çocuğumuzun, evladımızın gözlerinden öpüyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/deniz-yucelden-bakan-mehmet-simseke-akpnin-kaymak-tabakasi-haric-geri-kalan-herkesi-kastediyor/feed/ 0
İmamoğlu ve Steinmeier Sirkeci Tren Garı’nda buluştu https://www.haber60.com.tr/imamoglu-ve-steinmeier-sirkeci-tren-garinda-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/imamoglu-ve-steinmeier-sirkeci-tren-garinda-bulustu/#respond Mon, 22 Apr 2024 23:09:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28829 Haber: OKTAY YILDIRIM – Kamera: UMUT EMRE GÖKBULUT, (İSTANBUL) – CHP TBMM Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 63 yıl önce Almanya’ya iş gücü göçünün başladığı nokta olan Sirkeci Tren Garı’nda, Almanya Federal Cumhurbaşkanı Dr. Frank- Walter Steinmeier’i karşıladı. Cumhurbaşkanı Steinmeier ve İmamoğlu, İstanbul Valisi Davut Gül ile birlikte, “Demiryolu Müzesi”ni ziyaret etti. Müzeyi ünlü tarihçi İlber Ortaylı’nın anlatımıyla gezen heyet, “Almanya’ya Türk İşçilerin Göçü” temalı sergi ile Türk kadın işçiler ve onların müziklerini konu alan “Gurbette Hasret” sergisini de ziyaret etti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) TBMM Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 63 yıl önce Almanya’ya iş gücü göçünün başladığı nokta olan Sirkeci Tren Garı’nda, Almanya Federal Cumhurbaşkanı Dr. Frank-Walter Steinmeier’i karşıladı. Cumhurbaşkanı Steinmeier ve İmamoğlu, karşılama sonrasında basın mensuplarına ziyaret anısına poz verdi. Cumhurbaşkanı Steinmeier, Almanya Federal Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Johannes Regenbrecht ile birlikte, İmamoğlu liderliğindeki İBB heyetiyle, tarihi Orient Express Lokantasında, basına kapalı bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Steinmeier ve İmamoğlu, kendilerine dahil olan İstanbul Valisi Davut Gül ile birlikte, “Demiryolu Müzesi”ni ziyaret etti. Müzeyi ünlü tarihçi İlber Ortaylı’nın anlatımıyla gezen heyet, “Almanya’ya Türk İşçilerin Göçü” temalı sergi ile Türk kadın işçiler ve onların müziklerini konu alan “Gurbette Hasret” sergisini de ziyaret ederek, Almanya’ya göçün görsel hafızasını gözlemledi.

Ziyaret sonrası Cumhurbaşkanı Steinmeier, bir konuşma yaptı. Steinmeier, konuşmasına Dinçer Güçyeter’in “Bizim Almanya Masalımız” adlı kitabından yaptığı alıntıyla başladı. Steinmeier şunları söyledi:

“DÜNYA NE KADAR DA KÜÇÜK”

“Peronda duruyorum: Anlaşılmaz sesler kulaklarımın içine girerek orada yer ediyorlar. Titreyen bacaklarımın arasındaki ahşap bavulun içinde dünyalar, dünyalar var… Dünya ne kadar da küçük” Dinçer Güçyeter “Bizim Almanya Masalımız” adlı kitabında işte bu şekilde annesi Fatma’nın yeni ve yabancı bir dünyada biraz da kaybolmuş bir genç kız olarak hayal edebilirsiniz. Bu tren istasyonunda genç Fatma’nın ki gibi pek çok hikaye başladı. Hikayeleri merak ve korku hakkındaydı. Yüz binlerce Türk, 1960’lı yıllarda misafir işçi olarak Almanya’ya gitmek üzere buradan yola çıktı: İstanbul’dan aktarmasız olarak doğrudan Münih’e. Dünya ne kadar da küçük.

“ÜLKEMİZİ BİZİMLE BİRLİKTE İNŞA ETTİLER”

Sirkeci tren garı bilinmeyene doğru yola çıkışın simgesidir. Bilinmeyene doğru yapılan bu yolculuğun sonunda onları vatan hasreti, mahrumiyet ve zorluklar bekliyordu. ve o kadar çok yeni şey vardı ki: Yeni bir dil, yeni komşular ve iş arkadaşları, yeni bir kültür. Şöyle de diyebiliriz: Umut ve başarısızlık arasında yeni bir hayat. Bugün ülkemizde toplumumuzu birlikte şekillendiren yaklaşık üç milyon Türkiye kökenli insan yaşıyor. Ülkemizi bizimle birlikte inşa ettiler, ülkemizi güçlü kıldılar ve toplumumuzun kalbinde yer alıyorlar. Türkiye’yi ziyaretimde bana eşlik eden konuklardan bazıları bunun bir örneğidir. Ekonomi ve siyaset, sanat ve edebiyat, film ve gastronomi dünyasından etkileyici şahsiyetler. Birçoğu Sirkeci tren garını kendi ailelerinin hikayelerinden tanıyor. Bu tren istasyonu iki ülke arasındaki yakın bağları temsil ediyor. Alman mimar August Jachmund tarafından tasarlanan gar, Doğu ile Batı’yı bir birine bağlayan Orient Express’in son durağıydı. Ancak şunu unutmayayım: Türk – Alman göç tarihi sadece tek yönlü ilerlemedi. Yoksulluk ve işsizlik 19. yüzyılda Almanya’daki zanaatkarları Anadoluya sürükledi. Boğaziçi Almanları burada açık kollarla karşılandı. Bugün dördüncü ve beşinci nesiller olarak Türkiye’de yaşıyorlar. ve tarihimizin en karanlık döneminde birçok Alman sanatçı ve entelektüel Türkiye’ye sığındı.

“ONLAR BİZİ BİZ YAPAN ŞEYLERİN PARÇASI”

Bir yanda Almanlar 1930’larda yeni başkent Ankara’nın tasarlanmasına ve inşa edilmesine destek olurken, diğer yandan 1960’lardan itibaren genç Alman Cumhuriyeti’nin ekonomisinin kurulmasına yardım eden ve şimdi dört kuşaktır refahımıza önemli bir katkıda bulunanlar Türkiye’den gelen misafir işçilerdi. Almanya’da bir ay sonra Federal Cumhuriyetimizin 75. doğum gününü kutladığımızda, bunu Türk-Alman göçmenleri ile milyonlarca hikayesinin tarihimizin bir parçası olduğu bilinciyle kutlayacağız. Onlar göçmen geçmişi olan insanlar değil, Almanya göç geçmişi olan bir ülke. Bu nedenlerden ötürü Fedaral Anayası’nın yıldönümünden önce Türkiye’yi bir kez daha ziyaret etmek benim için önemliydi. Çünkü burada gördüğümüz ve duyduğumuz hikayeler hem Türk tarihinin bir parçası hem de Alman tarihinin bir parçasıdır. Onlar bizi biz yapan şeylerin parçası.

“BU ZİYARETE ÇOK ÖNEM VERİYORUM”

Değerli Hanımefendiler ve Beyfendiler, Bugün mesafeler arasında ve hatta bazı farklılıkları aşarak köprü kuran bu özel ve yoğun ilişkilerdir. Bu ilişkilerin ne kadar önemli olduğu özellikle kriz zamanlarında görülüyor. Türkiye’nin Güneydoğusunda meydana gelen yıkıcı depremin ardından özellikle Almanya’da büyük bir dayanışma yaşandı. Almanya, en büyük ikili katkıyı yaparak, insani yardım için yardım malzemeleri ve para sağladı. Özel şahıslar da hemen yardım sağladı ve bağış yaptı. Yarın Gaziantep’in harap olmuş bölgesini ziyaret ederek deprem mağdurları ve yardım çalışanlarıyla bir araya geleceğiz. Bu ziyarete çok önem veriyorum. Henüz buraya geleli çok olmadı ama şimdiden şunu söyleyebilirim. Buraya Alman olarak gelen herkes açık kollarla karşılanıyor. Bunun sebebi yalnızca Türk konukseverliği değil. Esasen günlük hayatın her yerinde hissedebileceğiniz yakın insani bağlardan kaynaklanıyor. Burada hemen herkesin Almanya’da bir amcası, bir kuzeni ya da uzaktan bir akrabası var. Herkesin Almanya hakkında anlatacak bir hikayesi var. Eminim hepiniz Almanya adlı harika filmi izlemişsinizdir. Her yıl bu güzel ülkeye beş milyon Alman turist, bu bağların ne kadar yakın olduğunu gösteriyor. ve dünyada ki en büyük Alman topluluklarından biri olan Türkiye’deki 50 bin kadar Alman da burada iz bırakıyor.

“SİRKECİ TREN GARINDAN BAŞLAMAMIZ TESADÜF DEĞİL”

Bu nedenle, ziyaretimize Sirkeci tren garından başlamamız bir tesadüf değil. Belki buraya artık turistler ulaşmıyor. Buradan Avrupa’ya bir tren gitmiyor. Ancak bu tren istasyonu, birlikte paylaştığımız onlarca yıllık bağlarımızın, insandan insana olan bağlarımızın taştan sembolüdür.  Şu anki konu da bu: Burada olduğumuz için hepinize teşekkür ederim, sizinle sohbet etmekten mutluluk duyuyorum”

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglu-ve-steinmeier-sirkeci-tren-garinda-bulustu/feed/ 0
Otomotiv Sanayii Derneği Başkanı: Elektrikli araçlarla karbon ayak izini sıfırlamak mümkün değil https://www.haber60.com.tr/otomotiv-sanayii-dernegi-baskani-elektrikli-araclarla-karbon-ayak-izini-sifirlamak-mumkun-degil/ https://www.haber60.com.tr/otomotiv-sanayii-dernegi-baskani-elektrikli-araclarla-karbon-ayak-izini-sifirlamak-mumkun-degil/#respond Mon, 22 Apr 2024 22:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28821 Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, otomotivin, dünyadaki karbon ayak izini sıfırlaması için başka teknolojilere ihtiyacı olduğunu belirterek, “Elektriklilerle yalnızca bunu yapamayacağız gibi duruyor. Zaten firmalarda da yoğun bir şekilde hidrojen ve benzeri konularda aslında devam eden çalışmalar var.” dedi.

Eroldu, düzenlediği basın toplantısında, otomotiv sektörünün yılın ilk çeyrek karnesini değerlendirerek sektörün geleceğine ilişkin öngörülerini paylaştı.

Yılın ilk çeyreği sonuçlarında ihracatta ve üretimde geçen yıla göre artış kaydettiklerini dile getiren Eroldu, Türk ekonomisine katkılarını artırarak devam ettikleri ocak-mart dönemini geride bıraktıklarını söyledi.

Küresel elektrifikasyon sürecine ilişkin müşteri ana beklentilerinin çok kısa şarj süresine sahip araçlar olduğunu aktaran Eroldu, araçların şu anda bu beklentiyi karşılayamadığını vurguladı.

Eroldu, Almanya’da teşviklerin kaldırılmasıyla beraber yüzde 18 olan elektrikli araç payının yüzde 11’e, Avrupa ortalamasında da yılın ilk 2 ayında yüzde 14,6’dan yüzde 11,5’lere gerilediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Keza Türkiye’de de teşviklerin devam etmesine rağmen yüzde 7,5 olan elektrikli penetrasyonunun ilk 2 ayda yüzde 7,1 seviyesine geldiğini görüyoruz. Yani burada büyümeden çok 2023 rakamları ya devam edecek veya önümüzdeki aylarda daha net göreceğiz ama belki de aşağıya doğru bir seyir olacak gibi duruyor şu anda. Yani aslında bu tablonun bize söylediği, tam elektrikli araçların tüketicinin hayatına girmesinin biraz daha uzun zaman alacağı.

Bununla ilgili bir başka konu da elektrifikasyon sürecinde özellikle madenlerin durumu. Bunun tamamen elektrikli araçlara dönüşümü için de lityum, nikel ve benzeri materyallerden de dünyada yeterince olması lazım ama bu yeterince var mı ve bu dağılmış durumda mı?”

Eroldu, otomotivin dünyadaki karbon ayak izini sıfırlaması için başka teknolojilere ihtiyacı olduğunu ifade ederek, “Yani bu elektriklilerle yalnızca bunu yapamayacağız gibi duruyor. Zaten firmalarda da yoğun bir şekilde hidrojen ve benzeri konularda aslında devam eden çalışmalar var. Otomotiv sanayisinde hep konuştuğumuz ciddi bir değişim ve dönüşüm söz konusu ama bu değişim ve dönüşüm biraz daha zaman alacak ve farklı boyutlara da evirilecek gibi duruyor.” diye konuştu.

“En büyük teşvik aslında pazarın kendisi”

OSD Başkanı Eroldu, Çinlilerin Türkiye’ye ithalat değil, yatırım yapmaları gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Bazı Çin otomotiv yatırımlarının Avrupa’ya kaydığını gördük. Bence bu durumun ana konularından bir tanesi pazara yakınlık diye düşünüyorum. Yani bunun başka izahı olmaz. Çünkü Avrupa Birliği’ne girmek açısından Türkiye’de yatırım yapmakla İspanya’da yatırım yapmak arasında bir fark yok. Yani sonuçta biz de Gümrük Birliği’ndeyiz, İspanya’da Gümrük Birliği’nde.

Fas’a gitse diyeceğim ki Fas’ta kral var, kral nakit para veriyor yatırımcılara, işte nakit teşvikler var, ondan etkileniyor ama İspanya ve Macaristan gibi ülkelerde böyle benim bildiğim nakit teşvikler de yok. Özellikle İspanya’da hiç yok böyle bir şey. Yani dolayısıyla teşvikler anlamında ‘İspanya Türkiye’den daha fazla teşvik ediyor.’ diye de bir şey yok. Hani o açıdan da ‘Türkiye’de teşvik olmadığı için gelmiyorlar veya teşvikler seviyesi yeterli değil.’ diye de bir konu yok. Yani burada bence tek şey şu anda pazara yakınlıktan dolayı bunu yapıyorlar.”

Türkiye’de otomotivde büyük bir potansiyel bulunduğuna dikkati çeken Eroldu, “Bunu da kabul etmek lazım. Yüzde 80 ÖTV’nin olduğu bir yerde 1 milyonluk bir pazar var. Şimdi göreceli olarak bu vergiler aşağı indirilse bence, ben hep şeyi söylüyorum, yani en büyük teşvik aslında pazarın kendisi. Pazar büyük olup ürününüz de doğruysa sizin için gerçek teşvik orada.” değerlendirmesinde bulundu.

“(Ticari araç üretiminde) Türkiye olarak birinciliğe devam edeceğiz”

OSD Başkanı Cengiz Eroldu, Türkiye’nin ticari araç üretiminde dünyada 2. sırada olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

“Ticari araçta liderliğimizi geçen yıl kaybettik ama burada bir istisna olay oldu. Biliyorsunuz OSD üyelerimizden bir tanesi fabrikasında bir değişikliğe gidip fabrikasını daha büyük üretime hazırlıyor. O yüzden de 2023 yılında bir kesintisi oldu. Aslında tamamen ondan kaynaklı. Yaptıkları anlaşma paralelinde üretime başladıkları zaman, zaten İspanya ile aramızda 30 bin adetlik bir fark var yani çok az bir fark var. O yüzden bu geçici, bir tesisimizde yaşanan kendini daha fazla büyümeye adapte etmesinden dolayı yaşanan bir kesintiden kaynaklandı. Dolayısıyla önümüzdeki sene o düzelecektir ve Türkiye olarak birinciliğe devam edeceğiz inşallah.”

Otomotiv pazarında nisanda bir daralma yaşanacağını tahmin ettiklerini anlatan Eroldu, ?bu ayın çok indikatif olmadığını, bayram tatili nedeniyle çalışma gününün az olduğunu belirtti.

Eroldu, “Yıl için ise şöyle söyleyebilirim, mart temposuna baktığımız zaman 1,3-1,4 milyon olarak görünüyordu. Bu nisanı referans kabul edip onun üzerinden hesap yaparsanız, burası yine 1 milyon görünüyor. Pazarın ne tarafa doğru gideceği için mayıs ayı daha indikatif olacaktır diye düşünüyorum.” dedi.

Kur üzerinden rekabetçilik fikrinin doğru olmadığını, rekabetçiliğin verimlilik üzerinden olması gerektiğini vurgulayan Eroldu, otomotiv sanayi ve otomotiv tedarik sanayi olarak çok büyük bir rekabetçilik sorunlarının bulunmadığını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/otomotiv-sanayii-dernegi-baskani-elektrikli-araclarla-karbon-ayak-izini-sifirlamak-mumkun-degil/feed/ 0
Prag’da Çek-Türk İş Birliği Parkı’nın Temeli Atılıyor https://www.haber60.com.tr/pragda-cek-turk-is-birligi-parkinin-temeli-atiliyor/ https://www.haber60.com.tr/pragda-cek-turk-is-birligi-parkinin-temeli-atiliyor/#respond Mon, 22 Apr 2024 21:52:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28805 Çekya’nın başkenti Prag’da Çek- Türk İş Birliği Parkı’nın temeli 6 Haziran’da atılıyor.

Prag 6 Bölgesi Belediyesi iki ülke ilişkilerinin 100. yılı olması vesilesiyle “Çek-Türk İşbirliği Parkı”nın yapılması kararının alındığını açıkladı. Bölge belediyesinin açıklamasında, “Türkiye ve Çekya arasında, bu yıl 100. yıldönümünü kutladığımız diplomatik ilişkilerin başlangıcı, Çekoslovak Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerine kadar uzanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Prag Büyükelçisi Egemen Bağış’ın talebi üzerine, Prag Kent Konseyi Yerel Tarih Komisyonu’nun değerlendirmesi ve Prag Belediye Meclisi’nin nihai onayının alınması ile sonuçlandırılan karar süreci neticesinde, Petiny’de Çek-Türk İşbirliği Parkı inşa edilecektir” denildi.

Atatürk ve Masaryk’in sözlerine yer verilecek

Türkiye’nin başkentinden esinlenilerek yaklaşık 20 yıl önce ‘Ankarska’ adı verilen cadde boyunca yer alan bölge, belediye bünyesindeki Ulaştırma ve Çevre Dairesi tarafından haritalandırıldı ve alanın proje kapsamında park olarak yapılandırılmasını ve düzenlenmesini içeren bir çalışma hazırlandı. Ulaştırma ve Çevre Dairesi ayrıca, projeye Çek-Türk ikili işbirliği hakkında ziyaretçiler için bilgilendirici bazı unsurlar ekledi. Parkta yer alacak banklar ve panolarda yüz yıl önce diplomatik ilişkileri başlatan iki ülkenin kurucu liderleri Atatürk ve Masaryk hakkında bilgilere ve bu iki kurucu liderin tarihe geçmiş sözlerine yer verileceği öğrenildi.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vurgusu

İnşa edilecek parkın içinde bulunan levhalara ve diğer figürlerde, çocuklara bayram hediye eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, çocuklarla ilgili sözlerinin de yer alacağı öğrenildi. Türk-Çek işbirliğinde yapılacak olan parkın temeli, 6 Haziran 2024 tarihinde atılacak. Belediye açıklamasında, projenin yaklaşık maliyetinin 750 bin Çek kronu (yaklaşık 30 bin Euro) civarında olduğu, Türk tarafının sponsorlar aracılığıyla maliyetin yarısını üstlenmeye hazır olduğu bildirildi.

“Türk-Çek ilişkilerinin bir sembolü olacaktır”

Türkiye Cumhuriyeti Prag Büyükelçisi Dr. Egemen Bağış, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bağımsız Çekoslovak Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında diplomatik ilişkilerin başladığı 1924 yılından bu yana ülkemizin Büyükelçilik ve ikametgah binaları Prag 6 bölgesinde yer almıştır. 1924 yılında Türkiye ve Çekya arasında her ikisi de çok büyük liderler olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Atatürk ve Çekoslovak Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Masaryk tarafından 100 yıl sürecek bir işbirliği başlatılmıştır. Onların izinden gitmekten ve bu iki büyük millet arasındaki dostane ittifakı güçlendirmeye yönelik miraslarını sürdürmekten onur duyuyoruz. 2022 sonunda Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesine katılmak üzere Prag’a teşrif eden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan beyefendinin talimatıyla Cumhuriyetimizin kuruluşunun ve Çek’ler ile diplomatik ilişkilerimizin yüzüncü yılını hakkıyla idrak edebilmek için birçok proje yaptık. Prag’daki devlet mülkü binamız hakkında yayınladığımız kitap gibi bu park da kalıcı bir eser olarak Türk Çek ilişkilerinin ve dostluğunun bir sembolü olacaktır” ifadelerini kullandı.

Bağış’tan Muratpaşa Belediyesi’ne teşekkür

Ayrıca Büyükelçi Egemen Bağış, süreç boyunca işbirliği ve dayanışması için Prag 6 ilçe belediyesinin kardeş şehri Antalya Muratpaşa Belediyesine ve Başkanı Ümit Uysal’a da teşekkür etti.

“Karşılıklı işbirliğini somutlaştıracak”

Prag 6 Belediye Başkanı Jakub Strek konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Prag 6, pek çok ülkenin büyükelçiliklerinin burada yerleşik olması ve büyükelçilerin ikametgahlarının da bu bölgede bulunması ile bilinmektedir. Bu da beraberinde büyük bir sorumluluk getirmekte ve aynı zamanda bölgemizle bu ülkeler arasında karşılıklı güven ve işbirliğinin geliştirilmesine katkıda bulunma fırsatı sunmaktadır. Çek Cumhuriyeti ve Türkiye arasındaki karşılıklı işbirliğinin bir yeşil alan projesi şeklinde somutlaştırılacak olmasından memnuniyet duyuyorum” dedi. – PRAG

]]>
https://www.haber60.com.tr/pragda-cek-turk-is-birligi-parkinin-temeli-atiliyor/feed/ 0
Romanya’da çocuklar 23 Nisan’ı coşkuyla kutladı https://www.haber60.com.tr/romanyada-cocuklar-23-nisani-coskuyla-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/romanyada-cocuklar-23-nisani-coskuyla-kutladi/#respond Mon, 22 Apr 2024 21:07:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28783 – Romanya’da çocuklar 23 Nisan’ı coşkuyla kutladı

BÜKREŞ – Romanya’nın başkenti Bükreş ve Köstence’deki Rumen, Türk ve soydaş çocuklar 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı coşkuyla kutladı.

Yunus Emre Enstitüsü, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bütün dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı Bükreş ve Köstence’deki Rumen, Türk ve soydaş çocuklar ile birlikte kutladı. Bükreş’teki Program, Romanya’da Tercihim Türkçe Projesi’nin uygulandığı ilk eğitim kurumu olma özelliğini taşıyan, Bükreş’in köklü okullarından Dante Alighieri Lisesi’nde gerçekleştirildi.

Programa, Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan, Bükreş 3’üncü Bölge Belediye Başkanı Robert Sorin Negoita, Yunus Emre Enstitüsü Romanya Müdürü Mustafa Yıldız, Romanya Eğitim Bakanlığı yetkilileri, Okul Müdürü Maria Dan, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

Programda Türkçe ve Rumence şarkılar söyleyip, şiirler okuyan çocuklar, Türk ve Rumen halk danslarını sergiledi. Büyükelçi ve diğer protokol üyelerinin de öğrencilere eşlik ettiği halk oyunları coşkulu şekilde devam etti. Onlarca çocuk, rengarenk balonları hep birlikte gökyüzüne bırakarak doyasıya eğlendi. Programın sonunda çocuklara, atıştırmalık ürünler ve içecek ikram edildi.

Sihirbaz gösterisi düzenlendi

Köstence’deki program ise Romanya’nın tanınmış sihirbazı Adrian Cuciuc’un gösterisiyle başladı. Sihirbaz gösterisine şapkasından, tarih boyunca barışın ve yeniden doğmanın sembolü olan beyaz güvercin çıkararak başladı. Sihirbazın gösterisini ilgiyle izleyen çocuklar, programa yüz boyama atölyesi ve balon atölyesi ile devam etti.

Türkçe ve Türk kültürüyle ilgili sunumların yapıldığı programda, Ebru Sanatı atölyesi, ipek kozasından çiçek yapımı atölyesi, renkli kum boyama atölyesi ve mis meyve sabunu atölyesi düzenlendi. Türkçe atölyesinde çocuklar güzel dilimiz Türkçeye “Merhaba” dediler. Türkiye temalı oyunlar ve yarışmalar yapıldı. Faaliyetler esnasında Türk kültürüne ait çeşitli hediyeler verildi. Katılımcılar, Türk kültürünün zenginliklerinin gözler önüne serildiği birçok faaliyete katılmanın yanı sıra Türk mutfağının lezzetlerini de deneyimleme imkanı buldu.

Dante Alighieri Lisesi Müdürü Maria Dan yaptığı açıklamada, “Türkiye’deki dostlarımızın çocuklara karşı sevgi dolu yaklaşımlarına, genç kuşaklarla kurdukları ilgi ve empatiye her zaman hayran kaldım. Çocuklara adanmak, geleceğe adanmaktır. Öğrencilerimize Türkçe öğrenme fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederiz” dedi.

Yunus Emre Enstitüsü Romanya Müdürü Mustafa Yıldız ise “Tercihim Türkçe Projesi kapsamında Türkçenin ilk defa seçmeli ders olarak okutulduğu yerde ilk çocuk şenliğimizi yapmaktan gurur duyuyoruz” ifadelerini kullandı. Çocukların evrenin özünü yansıttığını belirten Yıldız, “Çocuklar, 23 Nisan Çocuk Bayramınız kutlu olsun! Geleceğimizin mimarı sizsiniz çocuklar” dedi.

Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan da, “Bugün çok güzel bir faaliyet düzenlendi. Türk ve Rumen çocuklar hep birlikte dostluk içinde çocuk bayramını kutladı” dedi.

Tercihim Türkçe Projesi

Yunus Emre Enstitüsü tarafından geliştirilen ondan fazla ülkede devlet okullarında seçmeli dil olarak Türkçe öğrenilmesini sağlayan Tercihim Türkçe Projesi, Romanya’da 2024 yılı ocak ayında başladı. Romanya’da öğrenci sayısının 2024-2025 öğretim yılında 2 bini bulacağı öngörülüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/romanyada-cocuklar-23-nisani-coskuyla-kutladi/feed/ 0
Romanya’da Türk ve Rumen çocuklar 23 Nisan’ı kutladı https://www.haber60.com.tr/romanyada-turk-ve-rumen-cocuklar-23-nisani-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/romanyada-turk-ve-rumen-cocuklar-23-nisani-kutladi/#respond Mon, 22 Apr 2024 08:57:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28772 Romanya’nın başkenti Bükreş ve Köstence’deki Rumen, Türk ve soydaş çocuklar 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı coşkuyla kutladı.

Yunus Emre Enstitüsü, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bütün dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı Bükreş ve Köstence’deki Rumen, Türk ve soydaş çocuklar ile birlikte kutladı. Bükreş’teki Program, Romanya’da Tercihim Türkçe Projesi’nin uygulandığı ilk eğitim kurumu olma özelliğini taşıyan, Bükreş’in köklü okullarından Dante Alighieri Lisesi’nde gerçekleştirildi.

Programa, Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan, Bükreş 3’üncü Bölge Belediye Başkanı Robert Sorin Negoita, Yunus Emre Enstitüsü Romanya Müdürü Mustafa Yıldız, Romanya Eğitim Bakanlığı yetkilileri, Okul Müdürü Maria Dan, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

Programda Türkçe ve Rumence şarkılar söyleyip, şiirler okuyan çocuklar, Türk ve Rumen halk danslarını sergiledi. Büyükelçi ve diğer protokol üyelerinin de öğrencilere eşlik ettiği halk oyunları coşkulu şekilde devam etti. Onlarca çocuk, rengarenk balonları hep birlikte gökyüzüne bırakarak doyasıya eğlendi. Programın sonunda çocuklara, atıştırmalık ürünler ve içecek ikram edildi.

Sihirbaz gösterisi düzenlendi

Köstence’deki program ise Romanya’nın tanınmış sihirbazı Adrian Cuciuc’un gösterisiyle başladı. Sihirbaz gösterisine şapkasından, tarih boyunca barışın ve yeniden doğmanın sembolü olan beyaz güvercin çıkararak başladı. Sihirbazın gösterisini ilgiyle izleyen çocuklar, programa yüz boyama atölyesi ve balon atölyesi ile devam etti.

Türkçe ve Türk kültürüyle ilgili sunumların yapıldığı programda, Ebru Sanatı atölyesi, ipek kozasından çiçek yapımı atölyesi, renkli kum boyama atölyesi ve mis meyve sabunu atölyesi düzenlendi. Türkçe atölyesinde çocuklar güzel dilimiz Türkçeye “Merhaba” dediler. Türkiye temalı oyunlar ve yarışmalar yapıldı. Faaliyetler esnasında Türk kültürüne ait çeşitli hediyeler verildi. Katılımcılar, Türk kültürünün zenginliklerinin gözler önüne serildiği birçok faaliyete katılmanın yanı sıra Türk mutfağının lezzetlerini de deneyimleme imkanı buldu.

Dante Alighieri Lisesi Müdürü Maria Dan yaptığı açıklamada, “Türkiye’deki dostlarımızın çocuklara karşı sevgi dolu yaklaşımlarına, genç kuşaklarla kurdukları ilgi ve empatiye her zaman hayran kaldım. Çocuklara adanmak, geleceğe adanmaktır. Öğrencilerimize Türkçe öğrenme fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederiz” dedi.

Yunus Emre Enstitüsü Romanya Müdürü Mustafa Yıldız ise “Tercihim Türkçe Projesi kapsamında Türkçenin ilk defa seçmeli ders olarak okutulduğu yerde ilk çocuk şenliğimizi yapmaktan gurur duyuyoruz” ifadelerini kullandı. Çocukların evrenin özünü yansıttığını belirten Yıldız, “Çocuklar, 23 Nisan Çocuk Bayramınız kutlu olsun! Geleceğimizin mimarı sizsiniz çocuklar” dedi.

Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan da, “Bugün çok güzel bir faaliyet düzenlendi. Türk ve Rumen çocuklar hep birlikte dostluk içinde çocuk bayramını kutladı” dedi.

Tercihim Türkçe Projesi

Yunus Emre Enstitüsü tarafından geliştirilen ondan fazla ülkede devlet okullarında seçmeli dil olarak Türkçe öğrenilmesini sağlayan Tercihim Türkçe Projesi, Romanya’da 2024 yılı ocak ayında başladı. Romanya’da öğrenci sayısının 2024-2025 öğretim yılında 2 bini bulacağı öngörülüyor. – BÜKREŞ

]]>
https://www.haber60.com.tr/romanyada-turk-ve-rumen-cocuklar-23-nisani-kutladi/feed/ 0
İstanbul Ticaret Odası Başkanı: İstanbul’da sanayi arsası satın almak artık çok kolay değil https://www.haber60.com.tr/istanbul-ticaret-odasi-baskani-istanbulda-sanayi-arsasi-satin-almak-artik-cok-kolay-degil/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-ticaret-odasi-baskani-istanbulda-sanayi-arsasi-satin-almak-artik-cok-kolay-degil/#respond Mon, 22 Apr 2024 08:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28770 İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul’da sanayi arsası konusunda çalışma yaptıklarını belirterek, “Şöyle bir hedefimiz var: İstanbul’da sanayi arsası satın almak artık çok kolay değil. Var olan çok pahalı. Bütün Trakya’yı, Çanakkale, Bursa, Sakarya ve bütün çevredeki Organize Sanayi Bölgelerini canlı izleyen, OSB radarı gibi çalışacak bir sistem kurguluyoruz.” dedi.

Avdagiç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sanayi sektöründeki yatırımların arazi ve finansmanla desteklenmesi gerektiğini kaydederek, “Ülke olarak sanayide yeni bir faza geçmek istiyorsak, ihracatımızda yüzde 40’larda olan yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerin payını artırmak istiyorsak, bu destekleri hayata taşımak zorundayız.” diye konuştu.

Sanayi yatırımlarının büyümeye katkısının 2022’de yüzde 0,3 iken 2023’te 2,2 puana çıktığını dile getiren Avdagiç, yatırım iştahındaki bu artışın Türk sanayisi için umut verici olduğunu söyledi.

Avdagiç, geçen yıl yatırım harcamalarında 2022’ye göre reel olarak yüzde 10,7 artış yaşandığını anımsatarak, “Sanayi üretim endeksine baktığımızda da şubatta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11,5 yükseliş kaydettik. Böylece endekste yıllık bazda artış son 2 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.” ifadelerini kullandı.

İstanbul’da sanayi arsası konusunda bir çalışma yaptıklarını kaydeden Avdagiç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şöyle bir hedefimiz var: İstanbul’da sanayi arsası satın almak artık çok kolay değil. Var olan çok pahalı. Biz bütün Trakya’yı, Çanakkale, Bursa, Sakarya ve bütün çevredeki Organize Sanayi Bölgelerini canlı izleyen, OSB radarı gibi çalışacak bir sistem kurguluyoruz. OSB’lerle ilgili sanayi arsaları sorunu İstanbul’da çok büyük sorun. Bir çalışma yürütüyoruz. Bu çalışmada İstanbul’un etrafındaki OSB’lerin yer aldığı bir proje hazırlayacağız. Nerede hangi OSB var, bunların fiyatları ne kadar… Bize gelip, ‘arsa bulamıyorum’ diyen üyelere yardımcı olacağız. Hangi OSB’de boş yer bulunduğunu, fiyatının ne kadar olduğunu, OSB’leri taradığımız bu çalışmayla ortaya koyacağız.”

“İlk çalışmamızı yaptık”

Şekib Avdagiç, İTO olarak oda üyelerinin organize sanayi bölgesi ihtiyacına yönelik projelerinin ilk çalışmasını yaptıklarını belirterek, “İstanbullu sanayiciye, ‘Sevgili kardeşim, senin için İstanbul’un etrafında 20 tane OSB var. Bunların bazıları özel amaçlı OSB, bazıları genel OSB’ diyeceğiz. Fiyatlarla ilgili bilgi vereceğiz. ‘Buralarda satın alabilirsiniz’ diye genel bir hinterlant bilgisi vererek bu işi biraz rahatlatmaya çalışacağız.” şeklinde konuştu.

Türkiye Hannover Sanayi Fuarı’nda üçüncü büyük ülke oldu

İTO Başkanı Avdagiç, Türkiye’nin sanayide elde ettiği başarının uluslararası fuarlara da yansıdığına işaret ederek, Almanya’da bugün başlayan ve İTO’nun 32 yıldır Türkiye mili katılımını yaptığı 75. Hannover Sanayi Fuarına Türkiye’den 153 şirketin katıldığını söyledi.

Türk şirketlerin, Hannover Sanayi Fuarı’nda ev sahibi Almanya ve Çin’den sonra üçüncü sırada yer aldığını dile getiren Avdagiç, “Bu gurur verici. Hannover Messe 2024 Türkiye milli katılım organizasyonu 5 ayrı salonda yaklaşık 2 bin metrekarelik alanda toplam 80 katılımcı firma ile gerçekleştiriliyor. Fuara 73 Türk firması ise bireysel stantlarıyla katılıyor.” diye konuştu.

Avdagiç, “Tıpkı Hannover Fuarının 2024 temasındaki gibi, Türkiye sürdürülebilir sanayiye enerjisini veriyor. Hannover Messe endüstriyel dönüşüm fırsatlarının çekim noktası. Burada Türkiye’nin sıra dışı ve inovasyona dayalı ürünleriyle yer alması önem taşıyor. Burada atılan tohumlar, ne mutlu ki sektörün küresel bağlantılarını daha da kuvvetlendiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Endüstride bir sonraki normale en hızlı şekilde adapte olmalıyız”

Şekib Avdagiç, teknolojik gelişmeler, iklim değişikliği ve jeopolitik gerilimlerin küresel üretim ortamını değiştirdiğinden bahsederek, Türk girişimcisinin endüstride bir sonraki normale en hızlı şekilde adapte olması gerektiğini vurguladı.

Avdagiç, “İmalat firmalarımız geleceğe hazırlık için entegre teknoloji ve inovasyon stratejilerini daha yaygın şekilde benimsiyor. İmalatın geleceğini, her şeyin özünde insan ve otomasyon etkileşiminin yattığını unutmadan şekillendireceğiz.” diye konuştu.

Hannover Messe 2024’ün bu yılki ana temasının “Sürdürülebilir endüstriye enerji veriyor” olarak belirlendiğini anımsatan Avdagiç, “Fuarda öne çıkan endüstri trendleri arasında yapay zeka, karbon nötr üretim, iklim koruma, sürdürülebilirlik, endüstri 4.0, hidrojen ve yakıt hücreleri öne çıkıyor.” ifadelerini kullandı.

Avdagiç, Türk sanayi şirketlerinin fuarın “otomasyon-hareket ve sürücüler”, “enerji çözümleri”, “mühendislik parçaları ve çözümleri”, “dijital ekosistemler” ile “Future Hub” olmak üzere 5 salonunda yer aldığını kaydederek, İTO’nun iştirakleri arasında yer alan Bilgiyi Ticarileştirme Merkezinden 3 girişimcinin, Teknopark İstanbul’dan da 4 girişimcinin Future Hub bölümünde bulunduğunu sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-ticaret-odasi-baskani-istanbulda-sanayi-arsasi-satin-almak-artik-cok-kolay-degil/feed/ 0
Esenler’de 14. Uluslararası Barış Ekmeği Festivali düzenlendi https://www.haber60.com.tr/esenlerde-14-uluslararasi-baris-ekmegi-festivali-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/esenlerde-14-uluslararasi-baris-ekmegi-festivali-duzenlendi/#respond Sun, 21 Apr 2024 23:36:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28714 Esenler’de 14. Uluslararası Barış Ekmeği Festivali düzenlendi

Festivalde Gazzeli ve Esenlerli çocuklar dünya barışı için ekmek pişirdi

İSTANBUL – Esenler Belediyesi tarafından 14. Uluslararası Barış Ekmeği Festivali düzenlendi. Festivalde, Gazzeli ve Esenlerli çocuklar dünya barışı için pişirdikleri ekmekleri yazmış oldukları mektuplarla dünya liderlerine gönderdi.

“İnsanlığın Onur Sınavı Gazzeli Çocuklarla Barış Ekmeğini Birlikte Pişiriyoruz” sloganıyla gerçekleşen programa, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, İstanbul Valisi Davut Gül, Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu ile çok sayıda vatandaş ve çocuk katıldı.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla 14. Uluslararası Barış Ekmeği Festivali’ne ev sahipliği yapan Esenler Belediyesi, bu yıl Filistinli çocukları ağırladı. 7 Ekim’den bu yana devam eden İsrail saldırıları sonrası Türkiye’ye gelen 22 Gazzeli çocuk ve Esenlerli çocuklar düzenlen program ile tüm dünyaya barış mesajları verdi. Barış filmi gösterimiyle başlayan festivalde, öğrenciler tarafından boyanan Mescid-i Aksa resminin yer aldığı Barış Duvarı’nın açılışı gerçekleşti. Dünya barışı için ekmek pişiren çocuklar, bu ekmekleri yazmış oldukları mektuplarla dünya liderlerine gönderdi. Programda ayrıca direnişin sembolü haline gelen geleneksel “Dabke” dansı gösterimi yapıldı. Festivale, Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, İstanbul Valisi Davut Gül ve Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu katıldı ve çok sayıda vatandaş ve çocuk katıldı.

“Filistinli çocukların kanında boğulacaklarını bilsinler”

14. Uluslararası Barış Ekmeği Festivali’nde konuşan Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, “23 Nisan ülkemizde ve dünyada çocuklara atfedilen en önemli bayramlardan bir tanesi. Bu bayramın temel özelliği çocuklar. Çocukların farkındalıklarıyla, çocukların o masum dudakları ve yürekleriyle insanlığa masumiyeti anlatmak çocuk samimiyeti ve berraklığıyla yeryüzüne tekrardan bakabilmek için anlamlı bir bayram. 21. Yüzyılda, 7 Ekim’den bu yana insanlığın gözü önünde Gazze’de bir katliam ve soykırım yaşanıyor. Göz göre göre katil ve Siyonist İsrail, Gazze’yi ve Gazzeli çocukları katlediyor. Dünya sessiz, dünya suskun, dünya görmüyor, dünya kör ve sağır. O çocukları dünya görmüyor, o çocukların annelerinin feryatlarını dünya görmüyor. Çünkü o çocuklar Müslüman, çünkü o anneler Müslüman. Küresel emperyalistler için Müslümanın kanı çok ucuz. Ama bilsinler ki; o katil ve Siyonist İsrail’de, onun yancıları ve yardakçıları da bilsinler ki bu toprakların cevheri ve ruhu o topraklardaki Siyonist ve katil İsrail’i bir gün Filistinli çocukların kanında boğulacaklarını bilsinler. Esenlerin çocukları, güzel insanlar bilin ki siz sadece bu ülkenin sorunlarını sorumluluklarını üstlenecek, omuzlarınızda sadece bu yükü hissedecek çocuklar değilsiniz. Siz dünyanın vicdanını ve merhametini yüklenecek o büyük güce ve omuza sahipsiniz” dedi.

“Geçmiş yüzyıllarda yaptığı gibi zalimin karşısında mazlumun yanında”

Türk halkının mazlumların yanında olduğunu belirten İstanbul Valisi Davut Gül, “Bu sene sadece Gazzeli çocuklar davet edilmiş. Bu da vizyonun yanında vicdanı gösteriyor. Esenlerin çocuklarının vicdanı, Esenlerlilerin vicdanı, Esenlerli yöneticilerin vicdanı inanıyorum ki zalimleri ve zulümleri alt edecektir. Tıpkı Türkiye’nin geçmiş yıllarda, geçmiş yüzyıllarda yaptığı gibi zalimin karşısında mazlumun yanında olacak. Aslında mesele o kadar basit ki, bize hep kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız diye öğrettiler. Sonra gördük ki kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar değil ihtiraslar sınırsız. Çocukların kendi eliyle barış ekmeğini paylaşması sayın cumhurbaşkanımızın değimiyle dünyada adaletin gelmesi, dünyanın 5’den büyük olduğunun ispatlanması bu ekmeğin herkese yeteceğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

“Türk milleti her zaman mazlumun yanında, zalimin karşısında olmuştur”

İsrail’in Gazze’ye başlattığı saldırıyı eleştiren Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, “Bu yıl hüzünlüyüz çünkü 7 Ekim’den beri Gazze’de İsrail zulmü ile karşı karşıyayız. Tüm dünya seyrediyor ama Gazze’dekiler direnmeye devam ediyor. Bir söz var ‘Çocuklar uyurken sessiz kalınır’ diye çocuklar ölürken ise sesimizi yükseltmemiz lazım. Bu sesi yükselten yine Türkiye’dir, Türkiye’nin lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır. Hep beraber görüyoruz ki herkes gözünü kapatmış zulme ortaklık ediyor. Ama bu aziz millet, Türk milleti her zaman mazlumun yanında, zalimin karşısında olmuştur. Sayın cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler kürsüsünden ‘Dünya 5’den büyüktür’ diye haykırmıştır. Şunu hiçbir zaman unutmayalım, bu çocukların gözyaşları, Müslüman aleminin çocuklarının gözyaşları, Türkiye çocukların gözyaşları bir gün bilgi olacak, teknoloji olacak ve bu hainleri, bu emperyalistleri orada boğacak. İşte bu nedenle bu ülkenin çocukları çok çalışmalı, ülkesini sevmeli ve vicdanına korumalı. O nedenle burada ‘Barış ekmeği’ ile vicdanları dinleyeceğiz” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/esenlerde-14-uluslararasi-baris-ekmegi-festivali-duzenlendi/feed/ 0
Esenler Belediyesi, Uluslararası Barış Ekmeği Festivali düzenledi https://www.haber60.com.tr/esenler-belediyesi-uluslararasi-baris-ekmegi-festivali-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/esenler-belediyesi-uluslararasi-baris-ekmegi-festivali-duzenledi/#respond Sun, 21 Apr 2024 23:18:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28693 Esenler Belediyesi tarafından 14. Uluslararası Barış Ekmeği Festivali düzenlendi. Festivalde Gazzeli ve Esenlerli çocuklar dünya barışı için pişirdikleri ekmekleri yazmış oldukları mektuplarla dünya liderlerine gönderdi.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla 14. Uluslararası Barış Ekmeği Festivali’ne ev sahipliği yapan Esenler Belediyesi, bu yıl Filistinli çocukları ağırladı. Türkiye’ye gelen 22 Gazzeli çocuk ve Esenlerli çocuklar, festivalde tüm dünyaya barış mesajları verdi. Barış filminin gösterimiyle başlayan festivalde, öğrenciler tarafından boyanan Mescid-i Aksa resminin yer aldığı Barış Duvarı’nın açılışı gerçekleşti. Dünya barışı için ekmek pişiren çocuklar, bu ekmekleri yazmış oldukları mektuplarla dünya liderlerine gönderdi. Programda ayrıca direnişin sembolü haline gelen geleneksel “Dabke” dansı gösterimi yapıldı. “İnsanlığın onur sınavı Gazzeli çocuklarla barış ekmeğini birlikte pişiriyoruz” sloganıyla düzenlenen festivale, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, İstanbul Valisi Davut Gül, Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, çok sayıda vatandaş ve çocuk katıldı.

“Türk milleti her zaman mazlumun yanında, zalimin karşısında olmuştur”

Festivalde konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, “Bu yıl hüzünlüyüz. Çünkü 7 Ekim’den beri Gazze’de İsrail zulmü ile karşı karşıyayız. Tüm dünya seyrediyor ama Gazze’dekiler direnmeye devam ediyor. Bir söz var ‘Çocuklar uyurken sessiz kalınır’ diye. Çocuklar ölürken ise sesimizi yükseltmemiz lazım. Bu sesi yükselten yine Türkiye’dir, Türkiye’nin lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır. Hep beraber görüyoruz ki herkes gözünü kapatmış zulme ortaklık ediyor. Ama bu aziz millet, Türk milleti her zaman mazlumun yanında, zalimin karşısında olmuştur. Sayın cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler kürsüsünden ‘Dünya 5’den büyüktür’ diye haykırmıştır. Şunu hiçbir zaman unutmayalım; bu çocukların gözyaşları, Müslüman aleminin çocuklarının gözyaşları, Türkiye çocuklarının gözyaşları bir gün bilgi olacak, teknoloji olacak ve bu hainleri, bu emperyalistleri orada boğacak. İşte bu nedenle bu ülkenin çocukları çok çalışmalı, ülkesini sevmeli ve vicdanını korumalı. O nedenle burada ‘barış ekmeği’ ile vicdanları dinleyeceğiz” şeklinde konuştu.

“Türkiye geçmiş yüzyıllarda yaptığı gibi zalimin karşısında, mazlumun yanında”

Türk halkının mazlumların yanında olduğunu belirten İstanbul Valisi Davut Gül ise, “Bu sene sadece Gazzeli çocuklar davet edilmiş. Bu da vizyonun yanında vicdanı gösteriyor. Esenler’in çocuklarının vicdanı, Esenlerlilerin vicdanı, Esenlerli yöneticilerin vicdanı inanıyorum ki zalimleri ve zulümleri alt edecektir. Türkiye tıpkı geçmiş yıllarda, geçmiş yüzyıllarda yaptığı gibi zalimin karşısında, mazlumun yanında olacak. Aslında mesele o kadar basit ki, bize hep kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız diye öğrettiler. Sonra gördük ki kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar değil ihtiraslar sınırsız. Çocukların kendi eliyle barış ekmeğini paylaşması sayın cumhurbaşkanımızın deyimiyle dünyada adaletin gelmesi, dünyanın 5’den büyük olduğunun ispatlanması, bu ekmeğin herkese yeteceğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

“Filistinli çocukların kanında boğulacaklarını bilsinler”

Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, “23 Nisan ülkemizde ve dünyada çocuklara atfedilen en önemli bayramlardan bir tanesi. Bu bayramın temel özelliği çocuklar. Çocukların farkındalıklarıyla, çocukların o masum dudakları ve yürekleriyle insanlığa masumiyeti anlatmak, çocuk samimiyeti ve berraklığıyla yeryüzüne tekrardan bakabilmek için anlamlı bir bayram. 21. yüzyılda 7 Ekim’den bu yana insanlığın gözü önünde Gazze’de bir katliam ve soykırım yaşanıyor. Göz göre göre katil ve siyonist İsrail, Gazze’yi ve Gazzeli çocukları katlediyor. Dünya sessiz, dünya suskun, dünya görmüyor, dünya kör ve sağır. O çocukları dünya görmüyor, o çocukların annelerinin feryatlarını dünya görmüyor. Çünkü o çocuklar Müslüman, çünkü o anneler Müslüman. Küresel emperyalistler için Müslüman’ın kanı çok ucuz. Ama o katil ve siyonist İsrail de, onun yancıları ve yardakçıları da bilsinler ki bu toprakların cevheri ve ruhu o topraklardaki siyonist ve katil İsrail bir gün Filistinli çocukların kanında boğulacaklar. Esenler’in çocukları, güzel insanlar bilin ki siz sadece bu ülkenin sorunlarını, sorumluluklarını üstlenecek, omuzlarınızda sadece bu yükü hissedecek çocuklar değilsiniz. Siz dünyanın vicdanını ve merhametini yüklenecek o büyük güce ve omuza sahipsiniz” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/esenler-belediyesi-uluslararasi-baris-ekmegi-festivali-duzenledi/feed/ 0
Gazzeli çocuklar barış için pişirdikleri ekmekleri dünya liderlerine gönderdi https://www.haber60.com.tr/gazzeli-cocuklar-baris-icin-pisirdikleri-ekmekleri-dunya-liderlerine-gonderdi/ https://www.haber60.com.tr/gazzeli-cocuklar-baris-icin-pisirdikleri-ekmekleri-dunya-liderlerine-gonderdi/#respond Sun, 21 Apr 2024 23:12:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28688 Esenler’de düzenlenen 14. Uluslararası Barış Ekmeği Festivali’nde, Gazzeli çocuklar barış için pişirdikleri ekmekleri dünya liderlerine gönderdi.

Esenler Belediyesi tarafından Dörtyol Meydanı’ndaki program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Daha sonra bir haftadır İstanbul’da bulunan Filistinli çocukların video gösterimi yapıldı.

Programda konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, kendisinin de Esenler’de oturduğunu ve burada ilk barış ekmeğini Belediye Başkanı Tevfik Göksu ile pişirdiklerini söyledi.

Dünyanın dört bir yanından İstanbul’a gelen çocukların, bu şehri gezip, barışı ve ekmeği paylaştıklarını, Türkiye’nin çocuklarıyla kaynaştıklarını dile getiren Bak, şunları kaydetti:

“Bu yıl hüzünlüyüz, çünkü 7 Ekim’den beri Gazze’de İsrail zulmüyle tüm dünya karşı karşıya. Tüm dünya seyrediyor ama Gazzeliler orada direnmeye devam ediyor. Bir söz var, ‘Çocuklar uyurken sessiz kalınır, çocuklar öldürülürken sesimizi yükseltmemiz lazım.’ İşte bu sesi dünyada yükselten yine Türkiye, yine Türkiye’nin lideri Recep Tayyip Erdoğan. Hep beraber görüyoruz. Herkes gözünü kapatmış, zulme ortaklık ediyor ama bu aziz millet, bu Türk milleti her zaman mazlumun yanında zalimin karşısında olmuştur.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler (BM) kürsüsünden “Dünya beşten büyüktür” dediğini hatırlatan Bak, “Şunu hiçbir zaman unutmayalım, Müslüman aleminin çocuklarının gözyaşları, Türkiye’nin çocuklarının gözyaşları bir gün bilgi olacak, teknoloji olacak, bu hainleri, bu emperyalistleri orada boğacak. İşte bu nedenle bu ülkenin çocukları çok çalışmalı, ülkesini sevmeli ve vicdanını korumalı.” ifadesini kullandı.

Dünyada çocuklara bayram armağan eden tek ülkenin Türkiye olduğunu söyleyen Bak, “Bu ülkenin çocukları her zaman vicdanlı olacak, zalimlere karşı olacak, devletini ve vatanını severek bu coğrafyanın koruyucusu olacak.” diye konuştu.

Bakan Bak, festivalde pişirilen barış ekmeklerinin, soykırım ve savaşların durdurulması isteğiyle dünya liderlerine göndereceğini bildirdi.

Vali ve belediye başkanının konuşmaları

İstanbul Valisi Davut Gül ise 14’üncüsü düzenlenen etkinliğin, Esenler Belediyesinin vizyonunu gösterdiğini belirterek, “Bu sene sadece Gazzeli çocuklar davet edilmiş. Bu da vizyonun yanında vicdanı gösteriyor. Esenler’in vicdanı, Esenlerli çocukların, yöneticilerin vicdanı, inanıyorum ki zalimleri, zulümleri alt edecektir.” dedi.

Türkiye’nin mazlumun yanında, zalimin karşısındaki duruşunu göstermeye devam edeceğini vurgulayan Gül, şöyle konuştu:

“Aslında mesele o kadar basit ki. Hani bize hep şunu öğrettiler, ‘kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız.’ Sonra şunu gördük, ‘kaynaklar evet sınırlı ama ihtiyaçlar değil, aslında ihtiraslar sınırsız.’ Çocukların kendi gözüyle, bir barış ekmeğini, bir ekmeği paylaşması, Sayın Cumhurbaşkanımızın tabiriyle, dünyaya adaletin gelmesi, dünyanın 5’ten büyük olduğunun ispatlanması, bu ekmeğin herkese yeteceğini gösteriyor.”

Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın Türkiye’de ve dünyada çocuklara atfedilen en önemli bayramlardan biri olduğunu belirterek, 14 yıldan beri dünyanın değişik yerlerinden Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığıyla (TİKA) çocukları misafir ettiklerini, sadece geçen sene deprem dolayısıyla bu programı gerçekleştiremediklerini aktardı.

Misafir çocukların ülkelerinden un getirip burada ekmek pişirdiğini, sonra bu ekmekleri bir mektupla dünyadaki liderlere gönderdiğini ifade eden Göksu, şunları kaydetti:

“Biz bu 23 Nisan’da dünyadan çocukları çağırmak yerine, Gazze’de 7 Ekim’den bu tarafa katledilen, o soykırımdaki çocuklarımızı davet ettik. Tabii onlardan un getirmesini bekleyemezdik, çünkü Gazze’de un yok, yiyecek bir şey yok sadece katil İsrail’in attığı bombalar var. Gazze’de sadece katil İsrail’in askerleri var. Bugün o Gazzeli çocuklarımızdan 22’si burada yeniden o barış ekmeğini, bu toprakların ruhunda var olan özgürlük, merhamet ve vicdanı da içine, mayasına katarak dünya liderlerine mektup yazacak. Gazeli çocukların yazacakları bu mektubu, belki anlarlar, belki hissederler, belki insanlıklarından utanırlar diye biz üzerimize düşen görevi yapacağız.”???????

]]>
https://www.haber60.com.tr/gazzeli-cocuklar-baris-icin-pisirdikleri-ekmekleri-dunya-liderlerine-gonderdi/feed/ 0
Türk Bisikletçi Gürkan Genç, Dünya Turuna Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/turk-bisikletci-gurkan-genc-dunya-turuna-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/turk-bisikletci-gurkan-genc-dunya-turuna-devam-ediyor/#respond Sun, 21 Apr 2024 22:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28673 “Demir Atlı Adam” olarak tanınan Türk bisikletçi Gürkan Genç, 2012’de başladığı ancak ABD vizesi alamadığı için ara vermek zorunda kaldığı dünya turuna geri döndü.

Genç, 69 ülke ve 3 kıtayı bisikletiyle pedallayarak geçerek, 130 bin kilometreyi geride bıraktı. ABD vizesi için 2023’te Türkiye’ye dönen Genç, vizesini aldıktan sonra dünya turuna devam etmek için ABD’nin Miami kentinden bisikletiyle tekrar yola çıktı.

ABD, Meksika, Kanada ve Alaska turuna çıkmadan hemen önce Kolombiya’nın başkenti Bogota’da AA muhabirine konuşan Genç, dünyayı bisikletiyle gezdiğini ve adını Guinness Rekorlar Kitabı’na yazdırmayı hedeflediğini söyledi.

Genç, 130 bin kilometre yol ve 69 ülkeyi tamamlamasının ardından dünya turuna devam ettiğini aktararak, kendisini uzunca bir yolun beklediğini dile getirdi.

Kovid-19 salgını sırasında yaşadığı zorluklara değinen Genç, “Pandemide ABD vizesini Latin Amerika’da almakta çok zorlandım. 11 yıl sonra ilk defa Türkiye’ye dönmek zorunda kaldım. 2023’ü Türkiye’de geçirdim, hem ‘Demir Atlı Adam’ çocuk kitaplarımın imza günlerine katıldım hem de okullarda çocuklar için sunumlar yaptım. Tekrar Kolombiya’ya geldim. ABD’den Alaska’ya seyahatime devam edeceğim. Hayırlısıyla uzunca bir yolculuk beni bekliyor.” dedi.

Latin Amerika ülkelerinde yaşadığı deneyimleri paylaşan Genç, şöyle devam etti:

“Avrupa, Afrika kıtalarını bitirdikten sonra Güney Amerika’nın en güney ucuna kadar pedal çevirdim ve yeniden kuzeyden yukarı çıkıp Uruguay, Brezilya, Paraguay ardından Arjantin’in kuzeyi, Şili’nin kuzeyi derken Bolivya, Peru, Ekvador, Kolombiya ve sonrasında pandemi başlamıştı. Pandemide durmayıp Orta Amerika’nın tamamını bitirdim. Guatemala’ya vardığımda ise ABD vizesi bana verilmedi. Önceden geçtiğim Şili ve Kolombiya’ya dönüp ABD vizesini almaya çalıştım fakat verilmedi. Türkiye’ye dönmek zorunda kaldım.”

Türkiye’ye döndükten sonra ABD, Şengen ve İngiltere vizelerini 1 ay içinde aldığını kaydeden Genç, “Türkiye’ye gitmem birçok şeye kapı açtı ve orada bulunduğum süre içerisinde güzel işler yaptım.” diye konuştu.

“5-6 yıl sonra Türkiye’ye dönmüş olacağım”

Bundan sonraki rota ve hedeflerini anlatan Genç, “ABD, Meksika, Kanada ve Alaska’ya doğru pedal çevireceğim. Yeni Zelanda, Avustralya ve Güney Asya ülkelerini bitirdikten sonra zannedersem 5-6 yıl sonra Türkiye’ye dönmüş olacağım.” ifadesini kullandı.

Genç, bisiklet turunda dünyaca ünlü şampiyonlar çıkaran Kolombiya’ya ilişkin şunları kaydetti:

“Kolombiya, bisiklet konusunda bence dünyada 1 numara. Buradaki insanlar, bisikleti hayatlarına entegre etmiş ve yaşam biçimine dönüştürmüş vaziyetteler. Bunun en önemli sebebi milli sporları olması, çok değerli sporcuları ve dünya çapında tanınan şampiyonları var. Sadece başkentte 959 kilometre bisiklet yolu yapmışlar.”

Guinness Rekorlar Kitabı’na girmek için pedal çevirdiği mesafeleri, tırmanışları ve çöl geçişlerini kayıt altına aldığını vurgulayan Genç, koşullar kendisini mecbur bırakmadıkça karadan çizdiği rotadan sapmak istemediğini belirtti.

Genç, yeni 3 kıta hedefini tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönmeyi planladığını, Türkiye’deki kentlerde bisiklet yollarına ve bisikletli yaşam sürecine destek vermek istediğini söyledi.

“Gelecekte Türkiye’nin Spor Bakanı neden bisikletle dünyayı dolaşmış biri olmasın?” ifadesini kullanan Genç, değerli ve anlamlı bir seyahat gerçekleştirdiğini, mutlulukla bunu bitirmeyi amaçladığını dile getirdi.

Genç, sözlerini şöyle tamamladı:

“ABD, Meksika ve Alaska arası 25 bin kilometre bisiklet süreceğim. Ondan sonra Yeni Zelanda, Avustralya orada yaklaşık 10 bin kilometre pedal çevireceğim. Güney Asya ülkelerinde de yaklaşık 25 bin kilometre pedal çevirme hedefim var. Yani ortalama baktığınızda Türkiye’ye gitmek için 50-60 bin kilometre mesafe kaldı. Bu da aşağı yukarı 5 seneyi bulur. Ağrı’dan Türkiye’ye giriş yapacağım. Sonrasında Güney ve Doğu Anadolu rotalarını bitirdikten sonra Ankara’ya seyahatime devam edeceğim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-bisikletci-gurkan-genc-dunya-turuna-devam-ediyor/feed/ 0
Münih Türk Film Günleri’nde Müjde Ar’a Yaşam Boyu Başarı ve Onur Ödülü https://www.haber60.com.tr/munih-turk-film-gunlerinde-mujde-ara-yasam-boyu-basari-ve-onur-odulu/ https://www.haber60.com.tr/munih-turk-film-gunlerinde-mujde-ara-yasam-boyu-basari-ve-onur-odulu/#respond Sun, 21 Apr 2024 21:48:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28638 (İSTANBUL)-Münih Türk Film Günleri, 35’inci kez perdelerini açtı. “Yaşam Boyu Başarı ve Onur Ödülü” verilen ve galaya damgasını vuran usta sanatçı Müjde Ar, “Ben yorulmaz ve yılmaz bir insan hakları savunucusuyum, sıkı bir feministim” dedi.

Sinema Türk Film Merkezi Derneği’nin bünyesindeki Münih Türk Film Günleri başladı. Festivaldeki film yolculuğu İstanbul’dan başlayarak Ege’ye uzandı, İç Anadolu’dan geçerek ülkenin doğusuna doğru devam ediyor. Gösterimler Goetheplatz Royal Filmplatz ile Sendlig Gasteig HP8’de yapılıyor. 35 yıldır tamamen gönüllülerden oluşan bir ekip tarafından hazırlanan festivalde 450 eser arasından seçilen 27 film yer aldı. Türkiye’den deneyimli yapımcı ve yönetmenlerin hazırladığı bağımsız sanat filmleri seçkisi dokuz uzun metraj, sekiz belgesel ve on kısa filmden oluştu.

Bu yıl odak noktasına tüm engelleri aşan güçlü kadınları koyan festival, 50. yılını kutlayan Türk sinemasının yıldızlarından Müjde Ar’ı “Yaşam Boyu Başarı ve Onur Ödülü”ne değer gördü. München Royal Film Palast’ta gerçekleştirilen galaya Müjde Ar ile eşi Ercan Karakaş, Münih Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Verena Dietl, Avrupa Sosyal Demokrat Halk Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Necip Şahin de katıldı.

DİETL: MÜJDE AR BÜYÜK BİR İDOL

Sunuculuğu Esra Şahin ile Erkan Taşkıran’ın, çevirileri Şükran Atay ile Aylin Romey’in yaptığı galada sahneye davet edilen Belediye Başkanı Verena Dietl, “Münih Türk Film Günleri bugüne kadar pek çok tanınmış başarılı sanatçıyı ağırladı fakat Müjde Ar gibi bir şöhret sanırım ilk kez burada. O Türkiye’de büyük bir film idolü ve Türkiye’de yaşamış ya da orada kökleri olan herkes ona saygı duyuyor. Kariyeri 1974 yılında başlamıştı. Bugün sadece Münih Türk Film Günleri’nin 35’inci yılını değil, Müjde Ar’ın da sahnelerdeki 50’nci yılını kutluyoruz. Çok saygıdeğer Müjde Ar, yıl dönümünüzü Münih kentiyle ve şehrin bu festivaliyle paylaştığınız için mutluyum” dedi.

LİNDNER: PEK ÇOK KADINA ROL MODEL OLDU

Sinema Türk’ün ve festivalin kurucularından Margit Lindner, “Müjde Ar konformist olmayan, asi, aynı zamanda şehvetli kadınları canlandırarak Türk sinemasında yeni bir kadın tipi yarattı. Bunu yaparken sinemaseverlerin kalbini kazandı ve Türk sinemasının ikonu haline geldi. 85 fazla filmde önemli karakterlere can veren Müjde Ar, kadının toplumdaki konumunu, cinsiyet eşitsizliğini ve erkek egemen bakış açısını benzersiz bir şekilde sorgulama ve hicvetme cesaretine sahipti. Pek çok kadın için rol model oldu ve kendisinden sonra gelen pek çok oyuncuyu etkiledi. Sadece rolleri ile Türk Sinema tarihinin yarım yüzyılını şekillendirmekle kalmadı, kişiliği ve karakteriyle Türkiye’de kadınların bağımsızlığı ve eşitliği için de bir öncü oldu” diye konuştu.

MÜJDE AR: BEN SIKI BİR FEMİNİSTİM

Daha sonra gecenin yıldızı Müjde Ar, alkışlar eşliğinde sahneye çıktı. “Şunu anladım ki, başka hayatlarda var olmak inanılmaz bir zenginlik. 50 yıl boyunca, boynunu eğmeden dimdik ayakta durabilmek çok da kolay değil” diyen Ar, “Ben yorulmaz ve yılmaz bir insan hakları savunucusu ve kadın hakları savunucusuyum. Sıkı bir feministim. Onun için bu ödülü annem Deli Aysel (Gürel) ve ablam Mehtap Ar dahil bütün kadınlara adıyorum. Acı çeken, şiddet gören, haklarını alamayan bütün güzel kadınlara” ifadelerini kullandı. Konuşmanın ardından yönetmenliğini Kartal Tibet’in yaptığı, Müjde Ar’ın Şener Şen’le başrolü paylaştığı “Şalvar Davası” filminin gösterimi yapıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/munih-turk-film-gunlerinde-mujde-ara-yasam-boyu-basari-ve-onur-odulu/feed/ 0
Maraton İzmir’de Kenyalı ve Etiyopyalı sporcular birinci oldu https://www.haber60.com.tr/maraton-izmirde-kenyali-ve-etiyopyali-sporcular-birinci-oldu/ https://www.haber60.com.tr/maraton-izmirde-kenyali-ve-etiyopyali-sporcular-birinci-oldu/#respond Sun, 21 Apr 2024 21:39:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28631 İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl beşincisini düzenlediği ” Türkiye’nin En Hızlı Maratonu” Maraton İzmir, dünyadan ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen sporcuların katılımıyla koşuldu. Nefes kesen maratonda erkeklerde Kenyalı Vitalis Kibiwot, kadınlarda ise Etiyopyalı Aamelmal Tagel birinci oldu.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl beşincisini düzenlediği “Türkiye’nin En Hızlı Maratonu” Maraton İzmir, 5 bin 600 atletin katılımıyla koşuldu. Uluslararası Yol Yarışları kategorisinde World Athletics Label unvanlı Maraton İzmir’e 38 farklı ülkeden atletler katıldı. Yarış öncesi ve sonrası renkli görüntülere sahne oldu. Kimono giyen yarışçılar, stantlardaki görevliler ve her yaştan İzmirli, Kültürpark’ı adeta renk cümbüşüne çevirdi. Yarışın heyecanı ile müzik ve dansın keyfi, tüm katılıcılara harika saatler yaşattı.

Birincilik Kenya ve Etiyopya’ya

38 ülkeden 600 seçkin atletin katıldığı 42 kilometrelik yarışta erkeklerde Kenyalı Vitalis Kibiwot 02.11.08 derecesi ile birinciliği alırken, Etiyopyalı Sendeku Alelgn 02.13.42 ile ikinci, Kenyalı Silas Kurui 02.13.47 ile üçüncü oldu. Mustafa Kemal Bulvarı ile Karşıyaka sahilinde sabah saatlerinde başlayan şiddetli rüzgar, yarışçıların hızını ve parkurda rekorun çıkmasını da engelledi. 42 kilometrelik koşuda kadınlarda Etiyopyalı Aamelmal Tagel 02.37.26 ile birinciliği elde etti. Yine Etiyopyalı Bekelech Bedada 02.42.10 ile ikinci, Japon Suguru Oktabe ise 02.43.16 ile üçüncülüğü elde etti.

5 bin 600 sporcu koştu

Günün ilk startı sabah 07.00’de 10 kilometre kategorisinde verildi. Yaklaşık beş bin sporcu Kültarpark’taki eski İZFAŞ binası önünden saat 07.00’de start aldı. Koşucular, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı üzerindeki Köprü Tramvay durağından dönerek, İZFAŞ binası karşı şeridinde yarışı tamamladı. 42 kilometrelik koşunun startı saat 08.00’de yine aynı noktadan verildi. Atletler, Alsancak üzerinden Karşıyaka’ya ulaşıp Bostanlı İskelesi’ne gelmeden dönüşe geçti. Aynı parkurdan bu kez Mustafa Kemal Sahil Bulvarı üzerinden İnciraltı’na varan sporcular, Marina İzmir’den dönerek başlangıç noktasında yarışı tamamladı.

Bengisu Avcı da koşuda yer aldı

Her iki yarışın da startını İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ertuğrul Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Hakan Orhunbilge, İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürü Murat Eskici, İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Başkanı Hüseyin Egeli ile ünlü teknik direktörler Ersun Yanal ile Hüseyin Eroğlu birlikte verdi. Dünyada Okyanus Yedilisi’ndeki yedi kanaldan dördünü geçen ilk ve tek Türk kadını İzmirli yüzücü Bengisu Avcı da Sidrex Koşu Takımı ile starttaki yerini aldı.

10 kilometrelik koşuda kazananlar belli oldu

10 kilometrelik koşuda erkeklerde sıralama Mohammad Hosein Tayebi, Ahmet Civci ve Bedri Şimşek şeklinde olurken, kadınlar ve Türk kadınlarda Tuğçe Karakaya, Natalia Kahraman, Özlem Işık bu sıralamayla yarışı tamamlandı. 10 kilometre erkekler 35-39 yaşta Osman Erkam Şafak, kadınlarda Natalia Kahraman, 40-44 yaş erkeklerde Tahsin Ersin Kurşunoğlu, kadınlarda Negin Ayromloo, 45-49 yaş erkeklerde Ahmet Bayram, kadınlarda Yasemin Karasu Dönmez, 50-54 yaş erkeklerde Oktay Ertunç, kadınlarda Leyla Erbay, 55-59 yaş erkeklerde Ayhan Duymuş, kadınlarda Gülşen Sönmez, 60-64 yaş erkeklerde Abdullah Ertekin, kadınlarda Raziye Arabacı, 65-69 yaş erkeklerde Hanis Breuninger, kadınlarda Fatma Musal, 70-74 yaş erkeklerde Mehmet Yavuz Vural, kadınlarda Aysel Ertuğ, 75-79 yaş erkeklerde İsmail Yörükoğlu, kadınlarda Türkay Atalay birincilikleri aldı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi CHP Grup Sözcüsü Elvin Sönmez Güler, ödüllerini kazananlara teslim ederken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın selamlarını getirdiğini belirterek, “Başkanımız sizlerin katılımlarından dolayı hepinize tek tek teşekkür etti. Tüm sporcularımızı canı gönülden kutluyoruz ve katılımınız için bize güç kattığınız için sizleri tekrardan tebrik ediyorum” dedi. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/maraton-izmirde-kenyali-ve-etiyopyali-sporcular-birinci-oldu/feed/ 0
İlk Türk Astronotun Uzaya Gitmesiyle Astronotluk Çocuklar İçin Hayal Olmaktan Çıktı https://www.haber60.com.tr/ilk-turk-astronotun-uzaya-gitmesiyle-astronotluk-cocuklar-icin-hayal-olmaktan-cikti/ https://www.haber60.com.tr/ilk-turk-astronotun-uzaya-gitmesiyle-astronotluk-cocuklar-icin-hayal-olmaktan-cikti/#respond Sun, 21 Apr 2024 21:15:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28617 İlk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın uzaya gitmesinin ardından astronotluk çocuklar için hayal olmaktan çıktı. Sakarya’nın Serdivan ilçesinde bulunan ve uzaya dair her şeyi içinde barındıran Planetaryum, çocukların ilgi odağı oldu.

2011 yılında Serdivan Belediyesi tarafından hayata geçirilen ve ülkede ilk kurulan gezegen evleri arasında olan Planetaryum ücretsiz olarak vatandaşa hizmet veriyor. Yapı içerisinde ise güneşin, yıldızların, gezegenlerin ve diğer tüm gök cisimlerinin yapay görüntüsü Dome adı verilen özel bir sistemle kubbe şeklindeki tavana yansıtılıyor. Gezegen evinde uzayın derinlikleri birebir izlenirken, ziyaretçilere gök cisimleri hakkında temel bilgiler de anlatılıyor. 7’de 70’e herkesin ilgisini gören tesis özellikle öğrencilerin dikkatini çekiyor.

Astronotluk çocuklar için artık hayal değil

İlk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın uzaya gitmesinin ardından astronotluk çocuklarda hayal olmaktan çıkarken gezegen evini ziyaret eden birçok çocuk, uzaya ayak basan Türklerden biri olmak istiyor. Gezegen evinde uzay gösterimini izleyen 5 yaşındaki Öykü Yılmaz, astronot olmak istediğini belirterek, “Buraya uzayı öğrenmek için geldik. Uzayda gezegen, yıldız ve güneş var. Ben büyünce astronot olmak istiyorum” derken Yağız Alp Demirbilek ise, “Uzaydaki gezegenleri görmek için buraya geldik” dedi.

“Türk astronotun uzaya çıkmasıyla birlikte yoğunluğumuz arttı”

Serdivan Belediyesi Bilgi İşlem Şefi Basri Kovaç, “7’den 70’e gösterimlerimiz oluyor ve uzayın derinliklerinde neler olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Dome teknolojisiyle filmlerimizi çocuklarımıza, gençlerimize, herkese gösteriyoruz. Uzay tüm insanlar için bilinmezlerden oluşan bir durum ve herkesin bir merakı oluyor. İlk astronotumuz ile beraber bu merak biraz daha arttı, ilgi giderek çoğaldı ve inanılmaz bir yoğunluğumuz var. Biz elimizden geldiği kadar ve sahip olduğumuz filmlerle bunu tüm insanlara anlatmaya çalışıyoruz. Serdivan Planetaryum, 2011 yılından beri vatandaşlarımıza ücretsiz hizmet veriyor. 2011 yılında aslında bizim hayalimizde uzay yoktu ama ilk astronotumuzla beraber Türk armamızı biz buradaki uzayda sergiliyoruz aslında. Tabi Türk astronotun uzaya çıkmasıyla birlikte yoğunluğumuz arttı. Çocuklarımızın ilgisi de çoğaldı, astronot olmak isteyen çocuklarımızın sayısı da bir hayli arttı” dedi.

” Türkiye’nin ilk ücretsiz planetaryumlarından biri olduğunu biliyoruz”

Ülkede ilk kurulan gezegen evlerinden birinin Serdivan’da açıldığını aktaran Kovaç, “2011 yılında hizmet vermeye başladığımızda buranın, Türkiye’nin ilk ücretsiz planetaryumlarından biri olduğunu biliyoruz. O zamanlar bir yıl içinde yaklaşık 35 bin çocuğumuza, gencimize ve vatandaşımıza hizmet verdik. Pandemi döneminde bir süre kapalı kaldık ve sonrasında tekrar açıldığımızda bir ayda 9 bine yakın arkadaşımızı ağırladık. Çocukların heyecanı gözlerinden okunuyor ve içeride gördükleri, öğrendikleri bizim de çok hoşumuza gidiyor. Belki böylelikle Türkiye’ye bir astronot daha kazandırabiliriz. Buraya gelen misafirlerimiz 360 derecelik bir açıyla uzayı izliyor ve bir tarafa baktığında ayı diğer tarafa baktığında ise yıldızı görebiliyor” diye konuştu.

“10’a yakın vatandaşımız geldiğinde gösterimi açıyoruz”

Gezegen evine olan ziyaretler hakkında konuşan Kovaç, “Hafta içleri okullara destek veriyoruz. Bizim bir programımız var, okul öncesi, ilkokul ve ortaokul çocuklarına hizmet veriyoruz. Hafta sonları halk günümüz 10’a yakın vatandaşımız geldiğinde gösterimi açıyoruz” şeklinde konuştu. – SAKARYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/ilk-turk-astronotun-uzaya-gitmesiyle-astronotluk-cocuklar-icin-hayal-olmaktan-cikti/feed/ 0
Türk Gölge Tiyatrosu Çin’de Tanıtıldı https://www.haber60.com.tr/turk-golge-tiyatrosu-cinde-tanitildi/ https://www.haber60.com.tr/turk-golge-tiyatrosu-cinde-tanitildi/#respond Sun, 21 Apr 2024 00:30:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28571 Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu, Çin’de gösteriler, atölye çalışmaları ve özel bir sergiyle tanıtıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü Trabzon Devlet Tiyatrosu sanatçılarından oluşan ekip, Çin’in Pekin ve Guangcou şehirlerinde Karagöz ve Hacivat etkinlikleri gerçekleştirdi.

Pekin’de Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’nde 17 Nisan’da düzenlenen etkinlikte, “Sihirli Lamba” adlı, Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu’nun yanı sıra Geleneksel Çin Gölge Tiyatrosu’ndan motif ve figürler içeren gölge oyunu gösterimi yapıldı.

Özellikle Çinli çocuklardan büyük ilgi gören oyun, iki kültür arasında geçmişi yüzyıllar ötesine giden kadim estetik bağları hayal perdesinde yeniden canlandırdı.

Türkiye’nin Pekin Büyükelçiliği Müsteşarı Gözde Öztürk Bican, burada yaptığı konuşmada, hem Karagöz ve Hacivat’ın hem de Geleneksel Çin Gölge Tiyatrosu’nun geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan derin kökleri olduğunu belirterek, “Türk ve Çin gölge oyunlarının ortak misyonu, topluma ilham vermek ve eğitmek, insanlar arasında empatiyi, anlayışı ve saygıyı teşvik etmek olmuştur.” dedi.

Türk ve Çin gölge oyunu gelenekleri

Oyunda gölge karakterleri oynatan ve canlandıran Devlet Tiyatrosu sanatçısı Durulcan Yaman, ülkeye ziyaretlerinde Çinli gölge sanatçılarıyla tanışma fırsatı bulduklarını, çok sayıda ortak noktaya sahip olduklarını ve tekniklerinin çok sayıda benzer unsur taşıdığını fark ettiklerini belirtti.

Çin’de 2 bin yıla yakın ve belki de daha eskiye giden bir gölge oyunu geleneği olduğunu, Türkiye’de ise bugünkü haliyle 15. ve 16. yüzyıllardan beri var olduğuna dikkati çeken Yaman, “Türkler, gölge tiyatrosunda kendi tarzını oluşturmuştur; yani yalnızca esinlenmeye dayalı değil, tamamıyla bize ait bir gölge tiyatrosu anlayışımız var. Çinlilerle etkileşimimizde bunun özellikle merak uyandırdığını gördük.” ifadelerini kullandı.

Oyunun diğer gölge ustası, Devlet Tiyatrosu sanatçısı Gürkan Eraslan da Çin’e gelirken oyunu başka dilde ve kültürde sergilemenin endişesini taşıdıklarını, ancak Karagöz ve Hacivat’ın modern bir yorumu olan oyunun hikayesindeki evrensel meseleler ve diğer tanıdık unsurlar sayesinde iyi anlaşıldıklarını ve güzel tepkiler aldıklarını kaydetti.

Gölge oyununun Uzak Doğu ve Çin’den İpek Yolu aracılığıyla Batı Asya’ya ve Anadolu’ya ulaştığını anlatan Eraslan, “Uzak Doğu gölge oyunu daha çok hayvan figürleri ve doğa güçleri üzerine. Bizde ise karakterlere ve toplumsal tiplere dayalı bir oyun tarzı ve yorumu var. Bunların her ikisi de ayrı ayrı keyifli tarzlar, bir araya gelmeleri ise daha da keyifli oluyor.” diye konuştu.

Figür yapımı atölyesi

Oyunun dekor tasarımcısı, Devlet Tiyatrosu sanatçısı Hakan Dündar, gösterinin ardından Pekin Yunus Emre Kültür Merkezi’nde Çinli çocuklar için Karagöz ve Hacivat figürlerinin yapımını anlatan atölye çalışması gerçekleştirdi.

Atölyede Çinli çocuklar, Karagöz ve Hacivat tasvirlerini hem boyadılar hem de kesip birleştirerek hayal figürlerini kendileri oluşturdu.

Çocuklar, figürleri “Küşteri meydanı” adı verilen hayal perdesinde oynatarak gölge oyununu ilk elden deneyimleme fırsatı buldu.

Karagöz ve Hacivat sergisi

Devlet tiyatrosu sanatçıları Pekin’de etkinliklerin ardından ülkenin güneyindeki Guangdong eyaletinin merkezi Guangcou şehrine hareket etti.

Ekip, Türkiye’nin Guangcou Başkonsolosluğu ile Guangcou Şehir Kütüphanesi işbirliğinde gerçekleştirilen etkinlikler kapsamında bugün “Sihirli Lamba” oyununu sergiledi ve figür yapımı atölyesi düzenledi.

Etkinliğe katılan Geleneksel Çin Gölge Tiyatrosu ekibi de kendi gölge oyunları Lufıng’ı icra etti.

İki ülkenin gölge sanatçıları UNESCO’nun Somut Olmayan Kültür Mirası listesindeki geleneksel gölge sanatlarından örnekler vererek kültür alışverişi gerçekleştirdi.

Etkinlikler kapsamında ayrıca Karagöz ve Hacivat Gölge Oyunu Sergisi, Guangcou Şehir Kütüphanesi’nde açıldı.

Türk sanatçılar, Guangcou’da 3 gösteri ve 2 atölye çalışması daha yapacak. Karagöz ve Hacivat sergisi ise 20 Mayıs tarihine kadar kütüphanede ziyaret edilebilecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-golge-tiyatrosu-cinde-tanitildi/feed/ 0
Türkmen Şair ve Filozof Mahtumkulu Firaki Ankara’da Anıldı https://www.haber60.com.tr/turkmen-sair-ve-filozof-mahtumkulu-firaki-ankarada-anildi/ https://www.haber60.com.tr/turkmen-sair-ve-filozof-mahtumkulu-firaki-ankarada-anildi/#respond Sat, 20 Apr 2024 23:45:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28544 Türkmen şair ve filozof Mahtumkulu Firaki, doğumunun 300’üncü yılında başkent Ankara’da çeşitli etkinliklerle anıldı.

Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatından (TÜRKSOY) yapılan açıklamaya göre, “2024 Mahtumkulu Firaki Anma Yılı” vesilesiyle başkentte Firaki heykelinin açılış töreni, kitap tanıtımı programı ve konser düzenlendi.

Programın ilk ayağı kapsamında Ankara Dikmen Vadisi Türkmenistan Parkı’ndaki Mahtumkulu Firaki heykeli önünde yapılan açılış törenine TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, Türkmenistan’ın Ankara Büyükelçisi Mekan İşanguliyev, Türkmenistan Devlet Kültür Enstitüsü Rektörü Amanmurad Aydogduev ve davetliler katıldı.

Raev, burada yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

“Türkmen edebiyatının sembol ismi olan Mahtumkulu Firaki’yi ve bizlere bıraktığı büyük mirası keşfetmek için ‘dil’ dediğimiz olgu ve onunla işlenen sanata yakından bakmalıyız. Hepimizin bildiği üzere dil, ulusların kültürünü, geleneklerini, örf-adetlerini içinde saklayan bir mucizedir. Ortaya koyduğu sanatla Türkmen edebiyatının zirvesinde parlayan bir yıldız olarak kendi döneminde ve sonraki kuşaklarda derin izler bırakan Mahtumkulu bölgesel bir şair olarak değil, aynı zamanda Türk Dünyası’nın edebi mirasında derin izler bırakan büyük bir kalemdir.”

Firaki’nin şiirlerindeki incelikli anlatım ve derin duygular nedeniyle Türkmenistan edebiyatının en önemli şahsiyetlerinden birisi olarak kabul edildiğini belirten Raev, “Onun eserleri, okuyucularını duygusal bir yolculuğa çıkarırken aynı zamanda Türkmen halkının ruhunu yansıtır. Türkmencenin bir dil olarak işlenmesi, Türkmen boylarının birleşmesi ve Türk Dünyası içinde Türkmen ulusunun var olmasında Mahtumkulu’nun önemi büyüktür.” diye konuştu.

Büyükelçi İşanguliyev, TÜRKSOY’a ve Türkiye’ye teşekkür ederek, 2024’ün Türkmenistan için öneminin altını çizdi.

İşanguliyev, “Bu yıl Türk Dünyası Kültür Başkenti Anev şehri. Mahtumkulu Firaki’nin 300. doğum yılı anma etkinlikleri de yine 2024 yılı içinde gerçekleşiyor. Türkmen kültürü ve tarihi açısından tarifi imkansız anlam içeren bu iki bayrama dair etkinliklerde TÜRKSOY’u aktif olarak görmekten duyduğum memnuniyeti burada belirtmek istiyorum. TÜRKSOY kardeşliğimizin bir nişanesi olarak Türk Devletleri arasında altın köprü vazifesi görüyor.” diye konuştu.

Aydogduev ise Mahtumkulu Firaki’nin Türkmen kültürü ve tarihi açısından önemini vurgulayarak Firaki’nin yazdığı şiirlerle sadece Türkmen edebiyatının değil dünya edebiyatının da önde gelen kalemleri arasında olduğunu söyledi.

Tören, Türkmenistan Devlet Kültür Enstitüsü Miras Dans Topluluğu ve Ankara Devlet Sahne Sanatları Topluluğu tarafından icra edilen dans gösterisi ile son buldu.

Bu arada, Türkmenistan Devlet Başkanı Serdar Berdimuhamedov’un kaleme aldığı “Bin Yılların Derinliğinden Gelen Medeniyet: ANEV” kitabının tanıtım toplantısı TÜRKSOY Genel Sekreterliği konferans salonunda yapıldı.

Ankara’da doğumunun 300. yılında Mahtumkulu Firaki konseri düzenlendi

Öte yandan, TÜRKSOY, Türkmenistan’ın Ankara Büyükelçiliği, Türkmenistan Kültür Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla “Doğumunun 300. yılında Türk Dünyası’nın Büyük Şair ve Düşünürü Mahtumkulu Firaki” konseri düzenlendi.

TÜRKSOY tarafından ilan edilen Türk Dünyası Kültür Başkenti Anev ve Doğumunun 300. yılında Mahdumkulu Firaki’yi anma etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirilen konsere Ankaralı müzikseverler yoğun ilgi gösterdi.

Türkmenistan’dan gelen halk sanatçıları ve dans topluluğunun sahne aldığı konserde Türkmenistan halk sanatçıları Akmuhammed Hanov, Dovletmurad Hanmammedov, Meylis Goçmuradov, Maya Orozberdiyeva, Gülşat Gurdova ve Türkmen Devlet Kültür Enstitüsü “Miras” Dans Topluluğu sahne aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkmen-sair-ve-filozof-mahtumkulu-firaki-ankarada-anildi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türk gençliğinin potansiyelini vurguladı https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-turk-gencliginin-potansiyelini-vurguladi/ https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-turk-gencliginin-potansiyelini-vurguladi/#respond Sat, 20 Apr 2024 22:39:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28500 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Türkiye’nin en büyük gücü, en büyük kuvvet çarpanı genç ve çalışkan nüfusudur. Bizim nüfusumuzun ortanca yaşı 33, Avrupa ülkelerinin nüfuslarının ortanca yaşı 43, Almanya gibi bazı Avrupa ülkelerinin ortanca yaşı 47-48. Biz onlardan 14-15 yaş daha genciz. Bu çok kıymetli.” dedi.

Bakan Kacır, Esenyurt’taki Pelit Çikolata Müzesi’nde düzenlenen “Türkiye Yüzyılı Çocukları Gençlik Buluşması” programında, 2023 LGS’de 500 tam puan alan liseli gençlerle kahvaltıda bir araya geldi.

Konuşması öncesinde İstanbul Valisi Davut Gül ve AK Parti İstanbul Milletvekili Nilhan Kösen Ayan ile salondaki gençlerin masalarını tek tek ziyaret ederek sohbet eden Kacır, gençlere TEKNOFEST’i yakından takip etmeleri tavsiyesinde bulundu.

Bakan Kacır, programda, salona girdiği andan itibaren tanıştığı her bir gençte gelecek adına kendisini umutlandıran bir heyecan ve özgüven gördüğünü dile getirdi.

Türk gençliğine çok kıymet verdiklerini vurgulayan Kacır, “Ben tüm buluşmalarımızda, bir araya geldiğim tüm topluluklarla yaptığım konuşmalarda ifade ediyorum. Türkiye’nin en büyük gücü, en büyük kuvvet çarpanı genç ve çalışkan nüfusudur. Bizim nüfusumuzun ortanca yaşı 33, Avrupa ülkelerinin nüfuslarının ortanca yaşı 43, Almanya gibi bazı Avrupa ülkelerinin ortanca yaşı 47-48.Biz onlardan 14-15 yaş daha genciz. Bu çok kıymetli.” ifadelerini kullandı.

-“Türk gençliği, önündeki engeller kaldırıldığında dünyanın ‘en iyisi’ işleri başarabiliyor”

Dünyanın hızla dönüştüğü bu çağda, bu dönüşümü ortaya çıkaran neredeyse her şeyi genç insanların ortaya koyduğuna dikkati çeken Kacır, şunları söyledi:

“Genç insanların kurduğu teknoloji girişimleri, o teknoloji girişimlerinin geliştirdiği fikirler, ürünler ve hizmetler dünyayı büyük bir hızla değiştiriyor ve dönüştürüyor. O vakit biz, gençlerimizin önündeki engelleri kaldırabilir, onların enerjisinden, birikiminden, heyecanından, aklından, fikrinden istifade edebilirsek rakiplerimizin önüne geçme imkanımız çok daha yüksek olacak diye düşünüyoruz. Bu anlayışla Cumhurbaşkanı’mızla birlikte, onun liderliğinde sürdürdüğümüz milli teknoloji hamlesi yolculuğunda her daim işin kalbinde Türk gençliğini, Cumhurbaşkanı’mızın tarifiyle Teknofest kuşağını görüyoruz. Bu anlayışla 2018’den bu yana dünyanın en büyük teknoloji festivallerini Türk gençliğiyle birlikte düzenliyoruz. Biliyoruz, görüyoruz ki Türk gençliği önündeki engeller kaldırıldığında dünyanın ‘en iyisi’ işleri başarabiliyor.”

Bakan Kacır, Türkiye’nin geçmişte Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil ve Şakir Zümre gibi isimlerle havacılık ve sanayide çok başarılara ve girişimlere imza attığını ancak havacılık ve hatta sanayileşme adına ne varsa adeta akamete uğratıldığını, bütün sanayileşme tarihinin, havacılık tarihinin engellenmiş hikayeler tarihine dönüştüğünü dile getirdi.

-“???????Türkiye dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikayesini bütün dünyaya ispatladı”

Türkiye’nin bu koşullarda 2000’li yıllara geldiğini belirtti ve “Zorluklar içinde, güçlükler içerisinde, terörle mücadele etmek zorunda olan bir ülke olarak 2000’li yıllara geldik. 2000’li geldiğimizde elimizde kendi üretebildiğimiz uçaklar yoktu. Başkalarından almaya çalıştığımız uçaklarla, insansız hava araçlarıyla kendi mücadelemizi sürdürme çabası içindeydik. Hatta o yıllarda İHA denince kimsenin aklına insansız hava aracı gelmiyordu.” yorumunu yaptı.

“Heron dendiğinde insansız hava araçlarını anlayabiliyorduk. Heron İsrail’in insansız hava aracı markasıdır…” diyen Kacır sözlerini şöyle sürdürdü:

“Onlar da ne zaman lazım olsalar gereğince çalışmıyorlardı. ve Türkiye o dönemde bir sağlam iradeyle bütün bu alanlarda kendi evlatlarının alın teriyle, akıl teriyle geliştirdikleri sistemleri kendi hedefleri için kullanma kararlılığı gösterdi. ve bu milletin evlatları, sizler gibi gencecik insanlar, o yıllardan itibaren yürüttükleri gayretli çalışmalarla Türkiye’yi havacılıkta parmak ısırtacak bir seviyeye yükselttiler. Bayraktarlarla, Ankalarla, Akıncılarla, Aksungurlarla, Kızılelmalarla, Hürkuşlarla, Hürjetlerle, Ataklarla, Gökbey’lerle ve nihayetinde Kağan’la Türkiye dünyada eşine az rastlanır bir başarı hikayesini bütün dünyaya ispatlamış oldu. Demek ki bizim gençlerimizin önünü açtığımızda, önlerindeki engelleri kaldırdığımızda pekala dünyayla yarışabilir, hatta dünyanın önüne geçme imkanına sahip olabilirmişiz.”

Kacır, “İşte biz ne yapıyorsak bu prensiple, bu inançla, bu ilkeyle yapıyoruz. Biliyoruz ki sizler dünyanın hiçbir köşesindeki gençlerden daha az kabiliyetli, daha az yetenekli değilsiniz. Yeter ki biz, sizin hayallerinizin, sizin ufkunuzun önündeki sınırları kaldıralım. Sizler bu topraklarda inşallah dünyanın en başarılı işlerini ortaya koyacaksınız. Bu anlayışla Milli Uzay Programı’nı gerçekleştiriyoruz. Bu anlayışla Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunu gerçekleştirdik.” dedi.

-“Ümit ediyorum ki her birinizin kalbinin baş köşesinde her daim Türkiye olacak”

Gerçekleştirilen her bir misyonun, her bir programın Türk bilim insanlarının alanlarında dünyanın en iddialı işleriyle yarışabilecek projeler gerçekleştirmesi anlamına geldiğini vurgulayan Kacır, “Biz inşallah bu kararlılıkla, bu istikamet doğrultusunda sizlerle birlikte yürümek istiyoruz. Biliyorum ki her birinizin çok farklı hayalleri var. Her biriniz hayat yolculuğunuzda ya Türkiye’de ya dünyanın bir köşesinde farklı dönemlerde hem eğitim hem sonrasında belki çalışma tecrübesi edineceksiniz. Ama ümit ediyorum ki her birinizin kalbinin baş köşesinde her daim Türkiye olacak.” yorumunu yaptı.

“Her biriniz, bu güzel ülkenin, bu yarışta dünyadaki rakiplerinin önüne geçmesinin, geçebilmesinin heyecanını duyuyor olacaksınız.” diyen Kacır, şöyle konuştu:

“Aranızda dünyanın farklı ülkelerinde üniversite öğrenimi görmeyi hedefleyen var. Her birinizin hedeflerine büyük bir saygı duyuyorum. ve bu hedefleri neden tasarladığınızı sorduğumda farklı cevaplar işittim. Ama genellikle duyduğum cevap, birtakım imkanların, olanakların, fırsatların bazı yerlerde, bazı alanlarda daha iyi olduğuna dairdir. Acaba biz 60’lı yıllarda, ellilerde, kırklarda, otuzlarda, bu sizlerle paylaştığım fırsatları kaçırmamış olsaydık, bugün sizin bu söylediğiniz tablo böyle olur muydu? İşte biz yarının geçleri için bu tabloyu değiştirmek istiyoruz.”

Kacır, gençlere kendilerini çok yönlü olarak geliştirmeye devam etmelerini, sadece sayısal alanlarda yani teknik alanlarda değil mutlaka sosyal alanlarda da kendilerini geliştirmeleri, sporla, sanatla ve edebiyatla meşgul olmaktan vazgeçmemeleri tavsiyesinde bulundu.

Konuşmaların ardından öğrenciler Bakan Kacır ve davetlilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-turk-gencliginin-potansiyelini-vurguladi/feed/ 0
Türkiye’nin Darüsselam Büyükelçisi: Tanzanya, Doğu ve Güney Afrika pazarı için geçiş noktası https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-darusselam-buyukelcisi-tanzanya-dogu-ve-guney-afrika-pazari-icin-gecis-noktasi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-darusselam-buyukelcisi-tanzanya-dogu-ve-guney-afrika-pazari-icin-gecis-noktasi/#respond Sat, 20 Apr 2024 21:01:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28439 Türkiye’nin Darüsselam Büyükelçisi Mehmet Güllüoğlu, Tanzanya’nın birçok alanda yatırım imkanı sunduğunu belirterek bu ülkenin, Doğu ve Güney Afrika pazarı için geçiş noktası olduğunu söyledi.

Büyükelçi Güllüoğlu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından İstanbul’da düzenlenen Türkiye-Tanzanya İş Forumu’nda, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin 2009’da Tanzanya’da büyükelçilik açtığını belirten Güllüoğlu, bu ülkeyle ticaret hacminin 350 milyon dolar civarında olduğunu kaydetti.

Güllüoğlu, Tanzanya’nın Afrika’nın diğer ülkeleri için geçiş noktası konumunda olduğuna işaret ederek “Tanzanya birçok alanda yatırım imkanı sunuyor.” dedi.

Tanzanya’nın 62 milyonluk nüfusuyla geniş tarım alanlarına ve yer altı kaynaklarına sahip olduğuna dikkati çeken Güllüoğlu, Doğu Afrika’ya kıyısı bulunan bir ülke olan Tanzanya’nın Uganda, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Ruanda, Güney Sudan, Zambiya ve Malavi gibi ülkelere açılan bir kapı olduğunu söyledi.

Mehmet Güllüoğlu, endüstriyel tarım alanında yapılacak çok fazla şey olduğunu belirterek “Nüfusunun yüzde 75 ila 80’i tarım sektöründe çalışıyor. Tanzanya’nın çayı, meyveleri ve kajusu gibi çok fazla ürünü bulunuyor. Ayrıca Hint Okyanusu’na kıyısı olması nedeniyle de balıkçılık açısından potansiyeli olan bir ülke.” diye konuştu.

Tanzanya’nın topraklarının verimli olduğunu vurgulayan Güllüoğlu, “Biz Türkiye’de de çay üretiyoruz ve yılda üç defa çay hasat ediyoruz ama Tanzanya’da yılda 20 defa çay hasat ediliyor. Ayrıca ekilebilir ve sulak alanlarıyla çok geniş alanlar tarım yapılmayı bekliyor ancak traktör ve tarım ekipmanları konusunda Tanzanya’nın ciddi eksiği bulunması nedeniyle bu alanlar boş duruyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Darüsselam Büyükelçisi Güllüoğlu, Türkiye’den Tanzanya’ya tekstil makine ürünleri ve inşaat malzemeleri gibi birçok ürünün ihraç edildiğini aktardı.

Tanzanya’dan ise bazı meyveler, yağlar ve gıda ürünlerinin alınabileceğini belirten Güllüoğlu, hem iki ülkenin pazarına sunulabilecek hem de dünyaya ihraç edilebilecek birçok ürün olduğunu ifade etti.

Güllüoğlu, Tanzanya’nın aynı zamanda bir maden ülkesi olduğuna dikkati çekerek altın gibi madenlerin yanında birçok değerli taşın çıkarılmayı beklediğini belirtti.

Tanzanya’nın turizm alanındaki özelliğine değinen Güllüoğlu, Hint Okyanusu kıyısında olması ve doğası nedeniyle turizm alanında yatırım yapacaklar için önemli bir merkez olduğunu söyledi.

İş forumunda Türk ve Tanzanyalı iş insanları bir araya geldi

Forumda, iki ülke ekonomik ilişkilerinin gelişmesine katkı sağlamak amacıyla Türk ve Tanzanyalı iş insanları bire bir görüşmeler yaptı.

Büyükelçi Güllüoğlu, Tanzanya Cumhurbaşkanı Samia Suluhu Hassan’ın bu hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak resmi temaslarda bulunmak üzere Türkiye’ye geldiğini ve bu çerçevede düzenlenen forum kapsamında 60’dan fazla Tanzanyalı ve 200’den fazla Türk şirketin karşılıklı görüşmeler gerçekleştirdiğini anlattı.

Tanzanya ile kültürel ilişkilere de değinen Güllüoğlu, iki ülke toplumunun da Müslüman olması ve Türk dizilerinin Tanzanya’da çok fazla izlenmesinin, ilişkileri güçlendirdiğini belirtti.

Güllüoğlu, “Konuştukları dil Svahili ve bu dilde çok fazla Arapça kelime var. Aslında çok fazla ortak kelimemiz bulunuyor. Uzak coğrafyalarda olsak bile çok önemli kültürel yakınlıklarımız bulunuyor.” diye konuştu.

Yapı Merkezi gibi Türkiye merkezli şirketlerin, yürüttükleri projelerle Tanzanya’nın geleceğini inşa ettiğini anlatan Güllüoğlu, sağlık, savunma sanayisi ve denizcilik gibi alanlarda görüşmelerin devam ettiğini sözlerine ekledi.

14 yıl sonra Tanzanya’dan Türkiye’ye ilk ziyaret

Tanzanya Cumhurbaşkanı Hassan’ın Türkiye’ye bu hafta yaptığı resmi ziyaret kapsamında düzenlenen iş forumunun yanı sıra iki ülke arasında eğitim, teknoloji ve yatırım alanlarında 6 anlaşma imzalandı.

Tanzanya’dan cumhurbaşkanlığı düzeyinde Türkiye’ye 14 yıl sonra ilk kez yapılan bu ziyaretle iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi hedeflendi.

Tanzanya’dan Türkiye’ye Cumhurbaşkanı düzeyinde son ziyaret, eski Cumhurbaşkanı Jakaya Kikwete tarafından Şubat 2010’da yapılmıştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-darusselam-buyukelcisi-tanzanya-dogu-ve-guney-afrika-pazari-icin-gecis-noktasi/feed/ 0
TİKA, Macaristan, Bosna Hersek ve Arnavutluk’ta çalışmalarını sürdürüyor https://www.haber60.com.tr/tika-macaristan-bosna-hersek-ve-arnavutlukta-calismalarini-surduruyor/ https://www.haber60.com.tr/tika-macaristan-bosna-hersek-ve-arnavutlukta-calismalarini-surduruyor/#respond Sat, 20 Apr 2024 02:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28396 Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Macaristan, Bosna Hersek ve Arnavutluk’ta çalışmalarını sürdürüyor.

TİKA’dan yapılan açıklamaya göre, Budapeşte’de “Geçmişten Günümüze Türk-Macar İlişkileri” konulu sempozyumu düzenlendi.

Eötvös Lorand Üniversitesinin (ELTE) ev sahipliği yaptığı sempozyuma, Türkiye’nin Budapeşte Büyükelçisi Gülşen Karanis Ekşioğlu ve TİKA Balkanlar ve Doğu Avrupa Dairesi Başkanı Muhammed Ünal ve akademisyenler katıldı.

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Ünal, iki ülke arasındaki güçlü ilişkilere kültürel alanda da ivme kazandırmak amacıyla TİKA’nın, “Türk-Macar Kültür Yılı” kapsamında dört proje hayata geçireceğini belirtti.

Ünal, tarih, dil ve ortak kültürel değerler üzerine Türkiye ve Macaristan’da çalışmalar yürüten akademisyenleri bir araya getirmekten memnuniyet duyduğunu anlattı.

Türkiye’nin Budapeşte Büyükelçisi Ekşioğlu da iki devlet arasında 18 Aralık 1923’te İstanbul’da imzalanan Dostluk Antlaşması ile yeniden tesis edilen dostane ilişkilerin 100. yılında da hız kesmeden, daha da artan bir ivmeyle devam etmesinden gurur duyulduğunu aktardı.

Tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Pal Fodor, Prof. Dr. David Geza, Prof. Dr. Sandor Papp gibi hocaların sunum yaptığı sempozyumda Türk ve Macar ilişkileri derinlemesine ele alındı.

Sempozyum, Türkiye’den ve Macaristan’dan katılan akademisyenlere plaketlerinin takdim edilmesiyle son buldu.

TİKA, Bosna Hersek emniyet mensuplarına eğitim verdi

TİKA ve Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Genel Müdürlüğü işbirliğinde, Saraybosna’da, “Uluslararası Polis Eğitimi İşbirliği Projesi” kapsamında eğitim düzenlendi.

TİKA’dan yapılan açıklamada, proje kapsamında, Bosna Hersek emniyet yetkililerine “Yolsuzlukla Mücadele Eğitimi” verildi.

Eğitimin kapanış ve sertifika töreni, Bosna Hersek Federasyonu İçişleri Bakanı Ramo İsak, TİKA Saraybosna Koordinatörü Erdinç Işık, Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçiliği İçişleri Müşavirleri Ali Durmaz ve Mehmet Erduğan’ın katılımıyla gerçekleşti.

Eğitimin kapanış töreninde, eğitimi başarıyla tamamlayan 12 Bosna Hersekli kursiyere sertifikaları takdim edildi.

Bosna-Hersek Federasyonu İçişleri Bakanı İsak, törende yaptığı konuşmada, Türkiye ve TİKA ile uzun yıllardır devam eden işbirliğinden duyduğu memnuniyetini dile getirdi.

Uluslararası Polis Eğitimi İşbirliği Projesi

2007’de pilot proje olarak başlatılan Uluslararası Polis Eğitimi İşbirliği Projesi 2010’dan bu yana Bosna Hersek Federal İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere Bosna Hersek emniyet teşkilatları işbirliğinde de gerçekleştiriliyor.

Bugüne kadar siber suçlarla mücadele, terörle mücadele, toplumsal olayların yönetimi, oto hırsızlığı ile mücadele, polis liderliği, suç istihbaratı ve uluslararası suçlarla mücadelede yaklaşık 35 eğitim düzenlendi, Bosna Hersek’ten 650 emniyet mensubunun eğitimlere katılması sağlandı.

Arnavutluk’da “Osmanlı’da Göriceli İki Önemli Şahsiyet: İmrahor İlyas Bey ve Koçi Bey Sempozyumu”

TİKA, Alsar Vakfı ve Korçe Fan S. Noli Üniversitesi işbirliğinde, Arnavutluk’un Görice kentinde, “Osmanlı’da Göriceli İki Önemli Şahsiyet: İmrahor İlyas Bey ve Koçi Bey Sempozyumu” düzenlendi.

TİKA’dan yapılan açıklamaya göre, sempozyuma, Korçe Fan S. Noli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Dimitri Belo, TİKA Tiran Koordinatörü Mustafa Ata, Alsar Vakfı Başkanı Mehdi Gurra, Türkiye’nin Tiran Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Metin Bulut ve davetliler katıldı.

Sempozyum kapsamında düzenlenen oturumlarda, Türkiye’den, Kuzey Makedonya’dan ve Arnavutluk’tan davet edilen akademisyen, araştırmacı ve ülke uzmanlarından oluşan 11 kişi bildiri sundu.

Sempozyumla Arnavutluk-Türkiye arasında kökleri 14. yüzyıla dayanan sağlam tarihi, kültürel ve toplumsal bağların kuvvetlenmesine, iki ülke arasındaki köklü tarihi geçmişin aydınlatılmasına ve genç nesilde farkındalık oluşturulmasına katkı sunulması amaçlanıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tika-macaristan-bosna-hersek-ve-arnavutlukta-calismalarini-surduruyor/feed/ 0
DEİK Heyeti Güney Afrika’da İş Dünyası Temsilcileriyle Görüştü https://www.haber60.com.tr/deik-heyeti-guney-afrikada-is-dunyasi-temsilcileriyle-gorustu/ https://www.haber60.com.tr/deik-heyeti-guney-afrikada-is-dunyasi-temsilcileriyle-gorustu/#respond Sat, 20 Apr 2024 02:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28392 CAPE Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) heyeti, Güney Afrikalı siyaset ve iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi.

DEİK heyetindeki Türk iş insanları, ziyaret kapsamında, Johannesburg, Pretorya ve Cape Town kentlerinde, üst düzey hükümet yetkilileri ve Güney Afrika’nın önde gelen iş insanlarıyla görüşmeler yaptı.

Ziyaretin dördüncü gününde, Cape Town’da Güney Afrika Hint-Afro İş Birliği (SAIBA) ile ortaklaşa düzenlenen yemekli etkinliğe, Güney Afrika Ticaret ve Sanayi Bakanı Ebrahim Patel de katıldı.

Bakan Patel, etkinlikte yaptığı konuşmada, Türkiye ile Güney Afrika arasında güçlü ticaret bağları olduğuna dikkati çekerek, bu ticari ilişkilerin başta imalat sektörü, madencilik, tarım, otomotiv ve ev tekstili ürünlerine dayandığını belirtti.

Patel, Güney Afrika’nın, ırkçı apartheid rejiminin sona erdiği 1994 yılından beri 300 yıldır süren bir sömürgecilik hegemonyasını yıktığına değinerek, bugün her renkten Güney Afrikalının otomotivden madenciliğe hemen her sektörde başarılı faaliyetler yürüttüğünü dile getirdi.

Türkiye ile ticari bağları kuvvetlendirmek istediklerini vurgulayan Patel, “Güney Afrika’da çok daha fazla Türk ürünü görmek istiyoruz ve tabii Türkiye’de de çok daha fazla Güney Afrika ürünü.” dedi.

“Hepsi kurdukları irtibatlardan çok memnunlar”

Türkiye’nin Cape Town Başkonsolosu Sinan Yeşildağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, DEİK heyetinin Kovid-19 sonrası Cape Town’u ziyaret eden en kapsamlı ve en büyük heyet olduğuna işaret ederek, heyetin Cape Town ziyareti kapsamında düzenlenen akşam yemeğinde Güney Afrika iş dünyasıyla bir araya gelme fırsatı bulduklarını belirtti.

Yeşildağ, “Etkinliğimize, Güney Afrika Ticaret ve Sanayi Bakanı Ebrahim Patel’in katılması da bizim için ayrıca bir gurur kaynağı. Heyet üyelerimiz oldukça renkli bir akşam geçirdiler. Hepsi kurdukları irtibatlardan çok memnunlar.” ifadelerini kullandı.

“4 günlük ziyaretimiz beklediğimizden çok çok iyi geçti”

Türk heyetine başkanlık eden DEİK Türkiye-Güney Afrika İş Konseyi Başkanı Abubekir Salim ise bu iş gezisini düzenlemeden önce gerçekleştirdikleri istişarelerde, Türkiye gibi her alanda doğruların yanında yer alan ve Filistin konusunda güçlü bir duruş sergileyen Güney Afrika’yı destekleme kararı aldıklarını aktardı.

Salim, Güney Afrika’da gerçekleştirdikleri görüşmeler kapsamında yeni ilişkiler kurup hem ticaret hem de yatırım fırsatları oluşturmak suretiyle ikili ilişkileri çok daha üst seviyelere çıkarmayı hedeflediklerine dikkati çekerek, “Biz şuna inanıyoruz ki Türkiye Güney Afrika’nın yaptığı şeyden minnettar.” dedi.

Güney Afrika ziyaretinin beklediklerinden çok daha verimli geçtiğini kaydeden Salim, ziyaret kapsamında, Siyahi İş Konseyi (BBC), SAIBA, Johannesburg Ticaret Odası ve Cape Town Ticaret Odası gibi Güney Afrika’nın önde gelen organizasyonlarıyla bire bir görüşme ve tanışma fırsatı bulduklarını anlattı.

Salim, şunları kaydetti:

“Birçok arkadaşımız yeni ilişkiler kurdular ve kesinlikle çok daha iyi ticaret ve yatırımlar planlıyorlar. Aynı zamanda Güney Afrika’nın önde gelen bankalarıyla buluşup buradaki yatırım fırsatlarından nasıl yararlanacağımızla ilgili bilgiler aldık. Her bir arkadaşımız (Güney Afrikalı iş insanlarıyla) tek tek tanışma fırsatı buldu ve eminim ki çok ciddi iş imkanları oluştu. Şu ana kadar ki 4 günlük ziyaretimiz beklediğimizden çok çok iyi geçti. Gördüğünüz gibi Ticaret ve Sanayi Bakanı Patel tarafından ağırlandık. Türkiye ile ilgili çok çok güzel şeyler söylediler. Türkiye ile ticaret ve ilişkilerin geliştirilmesi için çalışmalar yürüteceklerini söylediler. Biz de bundan çok memnun kaldık.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/deik-heyeti-guney-afrikada-is-dunyasi-temsilcileriyle-gorustu/feed/ 0
Ticaret Bakan Yardımcısı: KKTC ile ticaret hacmini artırmak ve paylarını genişletmek istiyoruz https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakan-yardimcisi-kktc-ile-ticaret-hacmini-artirmak-ve-paylarini-genisletmek-istiyoruz/ https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakan-yardimcisi-kktc-ile-ticaret-hacmini-artirmak-ve-paylarini-genisletmek-istiyoruz/#respond Sat, 20 Apr 2024 01:03:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28358 Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile 2023 yılında 2,5 milyar dolarlık ticaret hacmi gerçekleştirdik. Ticaret hacmimizi önümüzdeki yıllarda artırmanın yanında KKTC’nin bu ticaretten aldığı payı genişletmek de asıl amaçlarımızdan birisi” dedi.

Türkiye-KKTC Ticaret Odası Forumu’nun düzenlediği “Türkiye-KKTC İkinci Ekonomi Konferansı”, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, KKTC İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Kıbrıs Türk Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Deniz, Türkiye-KKTC Ticaret Odası KKTC Tarafı Eş-Başkanı Omaç Cin ve iş insanlarının katılımıyla TOBB İstanbul Hizmet Binası’nda yapıldı.

Gürcan, buradaki konuşmasında, ulusal ve uluslararası tüm platformlarda vurguladıkları gibi Kıbrıs’a yaklaşımlarında ana politikalarının uluslararası toplumun Kıbrıs Türklerinin bağımsızlığını ve egemenliğini tam ve eşit bir biçimde tanıması olduğunu belirtti.

Gürcan, “Kıbrıs Türkü’nün yıllardır haksız bir şekilde maruz kaldığı adaletsizlik ortadan kaldırılmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın da her zaman belirttiği üzere her koşulda Kıbrıs Türklerinin eşit egemenliğinin ve eşit uluslararası statüsünün onaylanmasına yönelik gayretlerimizi kesintisiz olarak tüm mecralarda sürdüreceğiz.” ifadesini kullandı.

Kıbrıs Türk halkının varlığının, hürriyetinin ve geleceğinin teminat altına alınmasını, refah seviyesinin yükseltilmesini, KKTC’nin tüm kurum ve kuruluşlarıyla güçlendirilmesini öncelikli hedeflerinden biri olarak gördüklerini söyleyen Gürcan, birlikte yürütülecek çalışmalara önem verdiklerini vurguladı.

Kıbrıs mücadelesini sadece siyasi alanda değil, ekonomik alanda da sürdürdüklerini, hem siyasi hem de ekonomik alandaki kazanımları artırmak istediklerini dile getiren Gürcan, şöyle devam etti:

“Bu kapsamda Kıbrıs’ı ihtiyaç duyacağı her alanda desteklemeye devam edeceğiz. Ticaret Bakanlığı olarak Kıbrıs ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizin genişletilmesine ve derinleştirilmesine büyük önem vermekteyiz. Ülkelerimiz arasındaki kardeşlik bağlarını ticari ve ekonomik ilişkilerimize en iyi şekilde yansıtmak istiyoruz. Maksadımız Kıbrıs’ın sosyal ekonomik kalkınmasını hızlandırmak. İş dünyalarımız, çizdiğimiz bu çerçevenin içini doldurması, talepleriyle bu çerçevenin büyütülmesi açısından mühim bir rol oynayacaklardır.”

Gürcan, ocak ayında yapılan Türkiye-KKTC Ortak Komite 12. Dönem Toplantısı’nda ticaret, gümrük, e-ticaret, ürün güvenliği, insan kaynakları, serbest bölgeler, sağlık, hukuki altyapı gibi alanlarda işbirliğine yönelik eylem planları belirlediklerini söyledi.

“Cumhuriyet’imizin 100. yılına son 14 çeyrektir aralıksız büyümeyi gerçekleştirerek girdik”

Mahmut Gürcan, 85 milyona dayanan nüfusu, coğrafi konumu ve büyük ölçekli iç pazarıyla bugün birçok uluslararası firmanın bölgesel üssü konumundaki Türkiye’nin, KKTC’nin dünyaya açılan kapısı niteliğinde olduğunu belirterek, KKTC’nin maruz kaldığı izolasyondan kaynaklı zorlukların etkilerinin azaltılması konusunda KKTC ile işbirliği içinde olduklarını ve bunu sürdüreceklerini ifade etti.

KKTC’nin uluslararası fuarlar ve çeşitli platformlarda daha etkin bir şekilde tanıtımına desteklerinin de sürdüğünü söyleyen Gürcan, “Altyapı ve üstyapı projelerinden turizm ve eğitime kadar pek çok konuda Kıbrıslı kardeşlerimizin hep yanında yer aldık, yer almaya devam edeceğiz. Türkiye ekonomisindeki gelişmelerin KKTC ekonomisine de önemli etkileri olduğunun farkındayız.” dedi.

Türkiye’nin 2020-2021 yıllarındaki Kovid-19 süreci, ardından Rusya-Ukrayna Savaşı ve ekonomik olarak bunların getirmiş olduğu zorluklara rağmen Cumhuriyet’in 100. yılına son 14 çeyrektir aralıksız büyümeyle girdiğini belirten Gürcan, “Büyüme ivmemizi sürdürüyoruz. 2023’te Kahramanmaraş merkezli büyük bir deprem yaşadık, 11 ilimizde çok büyük yıkımlar oldu. Buna rağmen 2023’te yüzde 4,5’lik büyüme gerçekleştirdik. Yine 2002 yılında 36,1 milyar dolar olan ihracatımızı 2023’te 7 kattan fazla büyüterek 255,8 milyar dolar yaptık. Bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en yüksek ihracat rakamıydı. Bu rakamlarımızı daha da geliştirerek 2024’te de yeni hedeflerimize ulaşmayı arzuluyoruz.” diye konuştu.

“Firmalarımızı KKTC’nin gelişmekte olan yatırım ortamından daha aktif yararlanmaya davet ediyoruz”

Ticaret Bakan Yardımcısı Gürcan, “KKTC ile 2023 yılında 2,5 milyar dolarlık ticaret hacmi gerçekleştirdik. 2,5 milyar dolar olan ticaret hacmimizi önümüzdeki yıllarda artırmanın yanında KKTC’nin bu ticaretten aldığı payı genişletmek de asıl amaçlarımızdan birisi.” dedi.

Türkiye’nin KKTC’deki 360 milyon dolarlık yatırımını yeterli bulmadıklarını dile getiren Gürcan, yatırımları genişletmek, daha da yukarıya taşımak için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Firmaları KKTC’nin gelişmekte olan yatırım ortamından daha aktif şekilde yararlanmaya davet eden Gürcan, şunları söyledi:

“Müteahhitlerimiz KKTC’de 1,4 milyar dolar değerinde 114 projeyi üstlenmiş durumdalar. Hangi ülkede olursa olsun üstlendikleri her projeyi en hızlı ve en kaliteli şekilde tamamlayan Türk müteahhitleri dünyada bir marka haline gelmiştir. Müteahhitlerimiz KKTC’nin alt ve üstyapısının geliştirilmesine katkı sağlama çalışmalarını devam ettiriyorlar. Ticaret Bakanlığı olarak Türkiye ve KKTC ilişkilerinin geliştirilmesi için elimizden gelen her şeyi yönetim anlayışımıza uygun olarak tüm paydaşlarla istişare halinde yapıyoruz. Ticaret Bakanlığında hem bakanımızın hem bakan yardımcılarımızın kapılarının her zaman olduğu gibi hem Türk iş adamlarımıza hem KKTC’den gelecek tüm iş adamlarımıza açık olmaya, onlarla her türlü istişareyi ve onlara her türlü yardımı yapacağımızı taahhüt ediyoruz. Ortak gayretlerimizin neticesinde ikili ilişkilerimizin tüm alanlarda gelişeceğine inancımız tamdır.”

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da her zaman Kıbrıs Türklerinin haklı mücadelesinde yanlarında olduklarını ve olmaya devam edeceklerini belirtti.

KKTC ekonomisinin kendi ayakları üzerinde durabilmesi gerektiğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, “Bunun için güçlü bir özel sektörün varlığı da çok önemlidir. Zira özel sektör güçlü olursa, iktisadi kalkınma süreci de kuvvetli olur. Özel sektörün geliştirilebilmesi için Kıbrıs Türk Ticaret Odası ile uzun süreden beri birlikte çalışıyoruz. Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasındaki ekonomi ve ticari ilişkilerin gelişmesi için ortak hareket ediyoruz.” diye konuştu.

“Türkiye-KKTC Ticaret Odası Forumu” ile gerek ikili ticaret gerekse yatırım ilişkilerinin geliştirilmesine odaklandıklarını belirten Hisarcıklıoğlu, yatırım ortamının iyileştirilmesi konusunda da birlikte çalıştıklarını ifade etti.

Hisarcıklıoğlu, KKTC’nin dünyayla bütünleşme çabalarına da destek olduklarını, bu kapsamda Milletlerarası Ticaret Odası, İslam Odası, EUROCHAMBRES ve Türk Ticaret ve Sanayi Odasında, Kıbrıs Türk iş dünyasının layıkıyla temsili için girişimler yaptıklarını anlattı.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası bünyesinde kurulan İhracat Destek Ofisi’nin de Kuzey Kıbrıs ihracatının gelişmesine katkı sağlayacağına inandıklarını belirten Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

“Bizler bundan sonra da Kıbrıs iş dünyasıyla birlikte çalışarak Kuzey Kıbrıs ekonomisinin gelişmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz. Hükümetlerimiz arasında devam eden gümrük altyapısının geliştirilmesi, AB mevzuatı ile uyumlu bir ürün güvenliği sisteminin oluşturulması, fuar katılımlarının desteklenmesi gibi işbirliği alanlarının da genişletilmesini istiyoruz. İş dünyası olarak bu çalışmalara katkı vermeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz’ın son KKTC ziyaretinde de vurguladığı gibi Güzelyurt civarında bir soğuk hava deposu yatırımı için TOBB olarak çalışma yapıyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakan-yardimcisi-kktc-ile-ticaret-hacmini-artirmak-ve-paylarini-genisletmek-istiyoruz/feed/ 0
YÖK Başkanı: Türkiye yükseköğretimde küresel bir eğitim merkezi haline geliyor https://www.haber60.com.tr/yok-baskani-turkiye-yuksekogretimde-kuresel-bir-egitim-merkezi-haline-geliyor/ https://www.haber60.com.tr/yok-baskani-turkiye-yuksekogretimde-kuresel-bir-egitim-merkezi-haline-geliyor/#respond Fri, 19 Apr 2024 23:57:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28337 Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, en fazla öğrenciye sahip ilk 10 ülke arasına giren Türkiye’nin yükseköğretimde küresel bir eğitim merkezi haline gelmeye başladığını belirterek, YÖK’ün uluslararasılaşma stratejisinin temel hedefinin ilk 5’te yer almak olduğunu söyledi.

Özvar, Bursa Teknik Üniversitesince (BTÜ) Mimar Sinan Yerleşkesi’nde “2030’da Nasıl Bir BTÜ?” temasıyla düzenlenen Arama Konferansı’nın açılışında “Türk Yükseköğretiminin Gelecek Vizyonu” başlıklı konuşmasında, Türk yükseköğretiminin dünya ölçeğinde rekabetçi, yenilikçi, sürdürülebilir ve her bakımdan nitelikli bir yapıya sahip olmasını hedeflediklerini bildirdi.

Türk yükseköğretim sisteminin son yıllarda mesafe katettiğini ve büyük gelişme gösterdiğini vurgulayan Özvar, “Ülkemiz 208 üniversitesi, yaklaşık 185 bin akademisyeni ve yaklaşık 4 milyonu örgün eğitimde olmak üzere 7 milyona ulaşan öğrencisiyle son derece büyük bir kapasiteye ulaşmıştır.” dedi.

Özvar, son 20 yılda yükseköğretim sistemine yapılan yatırımların bu kapasiteye ulaşmada önemli katkısının bulunduğunu dile getirdi.

Yükseköğretime erişim talebinin güçlü şekilde sürdüğünü kaydeden Özvar, şunları anlattı:

“2023 yılında 3,5 milyondan fazla öğrenci üniversite sınavlarına başvurmuş ve üniversite kontenjanların doluluk oranı, açık öğretim öğrencileriyle yüzde 99,8 gibi son derece yüksek bir seviyeye ulaşmıştır. Bu yoğun ve güçlü talebe doğru politikalarla cevap vermek, Yükseköğretim Kurulunun en temel hedeflerinden biridir. Üniversitelerimizin uluslararası alandaki saygınlıklarını ve görünürlüklerini yükseltmek, akademisyenlerimizin etki değeri yüksek, nitelikli bilimsel yayınlarının ve projelerinin sayısını artırmak, AR-GE faaliyetlerini teşvik etmek ve nihayetinde ülkemizin her alanda ihtiyaç duyduğu nitelikli beşeri sermayeyi artırmak başta olmak üzere kaliteyi önceleyen bir anlayışla hareket ediyoruz.”

Yapay zeka kullanımıyla ilgili hazırlanan rehber, üniversitelerle paylaşılacak

Prof. Dr. Özvar, YÖK bünyesinde yapay zeka, dijitalleşme ve büyük veri alanlarında önemli çalışmalar yürüttüklerini aktardı.

Yapay zekayla ilgili uzman akademisyenlerin katkıları ve YÖK’ün yoğun çalışmaları sonucunda bir rehber hazırladıklarını duyuran Özvar, “Dün gerçekleştirdiğimiz Yükseköğretim Genel Kurulunda onaylanan ‘Yükseköğretim Kurumlarında Bilimsel Araştırma ve Yayın Faaliyetlerinde Üretken Yapay Zekanın Kullanımına Dair Etik Rehberi’ni önümüzdeki hafta üniversitelerimizle paylaşacağız. Bu rehber, her alanda hızla gelişen üretken yapay zeka kullanımına dair riskleri ve fırsatları anlamaya, değerlendirmeye, risklere karşı önlem almaya katkı sağlamak üzere yükseköğretim kurumlarımızı bilgilendirmek maksadıyla hazırlanmıştır.” diye konuştu.

Özvar, yapay zekayla ilgili 20 devlet üniversitesinde 2’si yeni 5 lisans ve tamamı yeni 12 ön lisans programının açılması kararını aldıklarını anımsattı.

Gerekli hazırlıkların tamamlanmasıyla bu programlara gelecek eğitim öğretim yılında öğrenci kabulüne başlanacağını bilgisini veren Özvar, “Yeni açılan programların ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Yapay zeka, dijitalleşme ve büyük veri konuları bundan sonraki dönemde de başlıca gündem maddelerimizden biri olmaya devam edecektir.” ifadesini kullandı.

“Uluslararası öğrencilere karşı çok yoğun bir olumsuz algı çalışması yapılıyor”

Özvar, YÖK’ün stratejik hedeflerinden birinin de yükseköğretimde uluslararasılaşma olduğunu, bu hedefin Türkiye Cumhuriyeti Kalkınma Planları içinde de yer aldığını belirtti.

Türkiye’deki üniversitelerde 198 ülkeden 350 bine yakın uluslararası öğrenci öğrenim gördüğünü bildiren Özvar, şunları kaydetti:

“Ülkemiz, dünyada en fazla öğrenciye sahip ilk 10 ülke arasına girmiş ve yükseköğretimde küresel bir eğitim merkezi haline gelmeye başlamıştır. Türkiye’nin hedefi, ilk 5 ülke arasına girmektir. Yükseköğretim Kurulunun uluslararasılaşma stratejisinin temel hedefi, ilk 5 ülke arasına girmektir. Dünyanın farklı yerlerinden gelen uluslararası öğrenciler, ülkemizde barış ve huzur içinde eğitim hayatlarına devam etme olanağı bulmaktadır. Bu çerçevede, son zamanlarda uluslararası öğrencilere yönelik, bir yabancı düşmanlığı kampanyası başlatılmak arzu ediliyor. Yükseköğretim Kurulu olarak böyle bir yanlı, ırkçı, aşağılayıcı kampanyayı şiddetle kınadığımızı ifade etmek isterim. Son zamanlarda uluslararası öğrencilere karşı çok yoğun bir olumsuz algı çalışması yapılıyor. Yükseköğretim Kurulu olarak, öğrencileri ve yükseköğretim kurumlarını töhmet altında bırakan mesnetsiz bazı ifade ve paylaşımlar nedeniyle dün bir açıklama yayınladık. Orada da ifade ettiğimiz üzere Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin yaklaşık yüzde 95’i eğitimlerini kendi imkanlarıyla sürdürmekte ve ülkemizin gönüllü elçileri olarak ülkelerine dönmektedir. Uluslararası öğrencilerin içerisinde en başarılı, en parlak olanlarına ancak Türkiye’de burs verilebilmektedir ki bunların oranı toplamın oranının yüzde 5’ini dahi bulmamaktadır. Uluslararası öğrencilerin mevcudiyeti, Türk vatandaşı öğrencilerimiz için herhangi bir hak kaybına da neden olmamaktadır. Bu bakımdan uluslararası öğrenciler konusuna, bir düzensiz sığınmacı ya da göçmen sorunu olarak bakmak yanlış bir tutumdur. Ülkemizin bir uluslararası yükseköğretim merkezi olmasını engelleyecek her türlü söz ve davranıştan uzak durulması, fevkalade önemli bir konudur.”

Konuşmanın ardından BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar’a hediye takdim etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yok-baskani-turkiye-yuksekogretimde-kuresel-bir-egitim-merkezi-haline-geliyor/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Afrika ile ticaret hacmimiz 37 milyar dolara ulaştı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-afrika-ile-ticaret-hacmimiz-37-milyar-dolara-ulasti/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-afrika-ile-ticaret-hacmimiz-37-milyar-dolara-ulasti/#respond Fri, 19 Apr 2024 23:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28322 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Afrika kıtası ile 2003 yılında 5,4 milyar dolar olan ticaret hacmimiz 2023 yılında 37 milyar dolara ulaşmıştır. Bu dönem zarfında ihracatımızın 2,1 milyar dolardan 22 milyar dolara, ithalatımızın ise 3,3 milyar dolardan 15 milyar dolara yükseldiğini görüyoruz. Bunlar çok önemli gelişmeler ama hala katedecek çok mesafemiz var.” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, İstanbul’da bir otelde düzenlenen Türkiye-Tanzanya İş Forumu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Afrika kıtasının her alanda gelişmesine ve ilerlemesine kardeşlik temelinde katkıda bulunmaya devam ettiğini söyledi.

Kıtada 62 noktaya uçan THY, TİKA, Maarif Vakfı ve Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumlar eliyle kardeş kıta ve oradaki halklarla daima gönül gönle olduklarını kaydeden Yılmaz, Afrika’da 2002 yılında 12 olan büyükelçilik sayısının bugün 44’e ulaştığını, Ankara’daki Afrika büyükelçiliklerinin sayısının ise 2008 yılı başında 10 iken bugün 38’e yükseldiğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Afrika Ülkeleriyle Ticari ve Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi” ile daha da artan temasların hem kıta ülkeleriyle olan güçlü siyasi ve dostluk bağlarında hem de ekonomi, ticaret ve yatırım ilişkilerinde kendisini gösterdiğine işaret ederek, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından Afrika ülkeleriyle kurulan iş konseylerinin sayısının 48’e ulaştığını belirtti.

Afrika’daki Türk yatırımlarının piyasa değerinin 10 milyar doları aştığını dile getiren Yılmaz, kıtada faaliyet gösteren müteahhitlik firmalarının bugüne kadar piyasa değerinin yaklaşık 87 milyar dolar olan 1885 projeyi üstlendiğini anlattı.

Afrika ülkeleriyle ticari ilişkilerin karşılıklı anlayış ve kazan-kazan ilkeleri temelinde her geçen gün geliştirdiklerine dikkati çeken Yılmaz, “Afrika kıtası ile 2003 yılında 5,4 milyar dolar olan ticaret hacmimiz 2023 yılında 37 milyar dolara ulaşmıştır. Bu dönem zarfında ihracatımızın 2,1 milyar dolardan 22 milyar dolara, ithalatımızın ise 3,3 milyar dolardan 15 milyar dolara yükseldiğini görüyoruz. Bunlar çok önemli gelişmeler ama hala katedecek çok mesafemiz var. Bunu da ifade etmek isterim.” diye konuştu.

Yılmaz, Türkiye’nin Afrika’yla ilgili bakış açısının son derece güçlü olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:

“Biz, 21. yüzyılın ‘Türkiye Yüzyılı’ ve ‘Afrika Yüzyılı’ olacağına inanıyoruz. Afrika son derece genç ve dinamik bir kıta. Geçmişte Kalkınma Bakanı olarak uzun süre görev yaptım. O dönemde de hep altını çizerdim. Nüfus dinamikleri çok önemli. 21. yüzyılda dünyadaki nüfus artışının yarıya yakının Afrika’dan geleceği düşünülüyor. ve bu nüfus, genç, dinamik nüfus daha iyi eğitimle ve girişimci bir kültürle dünya ekonomisine katıldığında hem dünya ekonomisinin gelişimine güç verecektir hem de Afrika’yı çok farklı bir seviyeye taşıyacaktır. Buna yürekten inanıyorum.”

“Yaşlanmadan zenginleşmek lazım”

Yaşlanmadan zenginleşmek gerektiğini vurgulayan Yılmaz, bazı kıtaların ve ülkelerin Avrupa başta olmak üzere yaşlandığını gördüklerini söyledi.

Yılmaz, bu yaşlı kıtaların zenginleşmişlerse yaşlı nüfuslarıyla idare edebileceğini vurgulayarak, “Ama hem yoksul hem de yaşlı olursanız işte o çok kötü. Dolayısıyla yaşlanmadan zenginleşmek lazım. Bunu da Afrika’nın başaracağına ben yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Tanzanya’nın son dönemde yaptığı reformlar ve elde ettiği yüksek büyüme oranıyla Türkiye’nin Afrika ilişkilerinde önemli ve ayrıcalıklı bir konuma sahip olduğunu dile getiren Yılmaz, bu ülkeye yönelik geliştirdikleri dostluk ve kardeşlik ikliminin kendilerini daha çok birbirine bağladığını, aralarındaki engel ve mesafeleri ortadan kaldırdığını söyledi.

Yılmaz, Tanzanya Cumhurbaşkanı Samia Suluhu Hassan ile heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gerçekleştirdiği ziyaretin ikili ilişkilerini daha da ileriye taşıyacak, tarihi önemde bir kilometre taşı olduğunun altını çizerek, dün Ankara’da verimli toplantılar yapıldığını, çok önemli anlaşmalar imzalandığını anlattı.

Tanzanya’dan Türkiye’ye Cumhurbaşkanı düzeyinde, 14 yıl sonra yapılan bu ziyaretin hayırlara vesile olmasını dileyen Yılmaz, dost ülke Tanzanya ile 2003 yılında yaklaşık 11 milyon dolar olan ikili ticaret hacminin, 2023 yılında yaklaşık 350 milyon dolar seviyesine ulaştığını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Türk müteahhitleri günümüze kadar Tanzanya’da 6,4 milyar dolar değerinde 14 adet proje üstlenmişlerdir. Son derece önemli bir rakam olduğunu görüyoruz. İyileşen yatırım ortamı ve olası işbirliği fırsatları, Türk firmalarının Tanzanya’ya olan ilgisini artırmaktadır. Dünya çapında rekabetçi, kurumsal ve uzmanlaşmış yapısıyla Türk firmaları, Tanzanya’nın altyapı ve yatırım ihtiyaçları için işbirliğinde öne çıkmaktadır.” dedi.

“Türkiye, Afrika’ya çok farklı bir perspektifle yaklaşıyor”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Şunun da altını çizmek isterim: Türkiye olarak bizim geçmişimizde bir sömürgecilik bagajı yok çok şükür. Türkiye, Afrika’ya çok farklı bir perspektifle yaklaşıyor. Kazan-kazan prensibiyle yaklaşıyor. Gittiği her yerde firmalarımız o ülkeye de değer katıyorlar. Oradaki işletmeciliğin, girişimciliğin gelişmesine katkıda bulunuyorlar. Oradaki iş gücünün niteliğini bir taraftan artırıyorlar. Bu anlamda Türk firmalarının hem ticari hem de ikili ilişkilerimiz anlamında son derece olumlu katkılarda bulunduğunu ifade etmek isterim.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Tanzanya Cumhurbaşkanı Hassan’ın önlerine 1 milyar dolar ticaret hedefi koyduğunu belirten Yılmaz, kamu ve özel sektör olarak birlikte çalıştıklarında bu hedefi yakın zamanda yakalayacaklarına ve çok daha ötesine geçeceklerine inandığını belirtti.

Türk firmalarının Tanzanya’da üstlendiği büyük çaplı projelerin gelecek vadettiğini ve örnek olduğunu kaydeden Yılmaz, enerji, madencilik, ulaştırma, turizm, tarım, gıda, yenilenebilir enerji ile müteahhitlik sektörleri başta olmak üzere Türkiye-Tanzanya işbirliklerini genişletecek pek çok fırsat alanı bulunduğunu, Türk inşaat sektörü açısından özellikle konut, alışveriş merkezleri, kongre ve konferans merkezleri ile yol ve köprü inşasına yönelik iş imkanları olduğunu bildiklerini dile getirdi.

Bu doğrultuda iş insanlarının aralarında kuracakları yeni bağların ve işbirliklerin önemine işaret eden Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye-Tanzanya ticari ilişkilerinde potansiyellerini tam olarak kullanmanın zamanının artık geldiğine yönelik ifadelerini aktardı.

“Bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirerek, Türkiye-Tanzanya ikili ticari, ekonomik ve yatırım ilişkilerinde bugün ulaşılan rakamları önümüzdeki dönemde çok rahat aşacağınıza inanıyorum.” diyen Yılmaz, hedeflerinin iki ülkenin artılarını öne çıkararak, kardeşlik, dostluk ve karşılıklı anlayış temelinde yeni işbirliği imkanları yaratmak olduğunu dile getirdi.

Ortak amacın, tesis edilecek olan iş ve yatırım süreçlerini kolaylaştırmak olduğuna dikkati çeken Yılmaz, gelecekte de iş ve yatırım forumları, iş konseyi toplantıları ve karşılıklı ticaret heyeti gibi farklı organizasyonlarla işbirliği imkanlarını artırmaları gerektiğini sözlerine ekledi.

Forum, oturumlarla devam ediyor

?Programa, Tanzanya Cumhurbaşkanı Hassan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Tanzanya Sanayi ve Ticaret Bakanı Ashatu Kijaji, Türkiye’nin Darüsselam Büyükelçisi Mehmet Güllüoğlu, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK Türkiye-Tanzanya İş Konseyi Başkanı Erdem Arıoğlu ile iş dünyasından bazı davetliler katıldı.

Tanzanya Cumhurbaşkanı Hassan, Ticaret Bakanı Bolat ve DEİK Başkanı Olpak da programda konuşma yaptı.

Açılış programı, protokol üyelerinin aile fotoğrafı çektirmesiyle sona ererken forum oturumlarla devam ediyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-afrika-ile-ticaret-hacmimiz-37-milyar-dolara-ulasti/feed/ 0
Türkiye’den Gazze’ye insani yardım taşıyan 9. gemi Mısır’da limana yanaştı https://www.haber60.com.tr/turkiyeden-gazzeye-insani-yardim-tasiyan-9-gemi-misirda-limana-yanasti/ https://www.haber60.com.tr/turkiyeden-gazzeye-insani-yardim-tasiyan-9-gemi-misirda-limana-yanasti/#respond Fri, 19 Apr 2024 23:15:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28314 Türkiye’den Gazze’ye uğurlanan “9. İyilik Gemisi”, 3 bin 774 ton insani yardım malzemesinin indirileceği Mısır’ın El-Ariş Limanı’na yanaştı.

Türk Kızılay öncülüğünde temin edilen gıda, bebek malzemeleri ve uyku tulumu gibi acil ihtiyaç ürünlerinin yüklenmesinin ardından 16 Nisan’da Mersin Limanı’ndan yola çıkan gemi, 55 saat süren deniz yolculuğunun ardından gece saatlerinde El-Ariş Limanı açıklarına ulaştı.

Geceyi açıkta geçiren gemi, sabah saatlerinde kılavuz kaptan eşliğinde limana girdi.

Limana yanaşan gemiden indirilecek 3 bin 774 ton insani yardım malzemesi, tır ve kamyonlarla Refah Sınır Kapısı’na taşınacak.

Buradaki gümrük işlemlerinin tamamlanmasıyla Filistin Kızılayına teslim edilecek yardımlar, İsrail saldırıları altındaki Gazzelilere ulaştırılacak.

Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi Şen, gemiyi karşıladı

Gemiyi karşılayan Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi Salih Mutlu Şen, gazetecilere, “9. İyilik Gemisi”nin çok hızlı kargo doldurma ve boşaltma imkanına sahip olduğunu söyledi.

Taşınan malzemelerin büyüklüğünü vurgulayan Şen, şöyle devam etti:

“Buraya gelen 9. gemimiz bir rekor kırdı hamdolsun, 3 bin 774 ton yardım malzemesi taşıyor. Bu o kadar büyük bir rakam ki Kahire’deki Amerikalı, İngiliz, Alman büyükelçi meslektaşlarımla konuşurken ‘3 bin tonluk bir gemi geliyor onu karşılamaya gideceğim’ dediğimde bana tekrar sordular, emin olamadılar çünkü alıştıkları şey genelde 30-50 ton, bir uçağın taşıyabileceği bu kadar. Dolayısıyla Türkiye gerçekten insani yardım konusunda dünya liginde en önlerde yer alıyor hamdolsun. Bu Türk milletinin, halkımızın cömertliği, hayırseverliği, yardımseverliği, Türk Kızılay ve AFAD gibi kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşlarımızın etkin, içten şekilde Gazze halkı için seferber olmasından kaynaklanıyor.”

Şen, yardımlarda emeği geçenleri kutlayarak, “Buradan aziz milletimize gerçekten tek tek teşekkür etmek istiyorum. Türk Devleti’nin başını dik hale getirdiler. Gazze bağlamında Türkiye, insani yardım konusunda bir numara. Bu gelen gemimiz de bunun en güzel, büyük ispatı.” dedi.

Türk Kızılay ve AFAD ile koordinasyon halinde olduklarını belirten Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Amacımız Gazze’ye en az 2 haftada bir gemi göndermek çünkü Mısır makamları, Mısır Dışişleri acil bir duyuru yayımladı ve ‘Gazze’ye giren tır sayısı çok arttı, günlük 500’e çıktı, başlarda 50-100 gibi bir rakamdı. Dolayısıyla stoklarımız tükeniyor bize acil yardım.’ dedi. Hemen AFAD ve Türk Kızılay başkanlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımızda görüştüm. Sağ olsunlar hepsi, ‘Tabii derhal, memnuniyetle Türk halkının yaptığı yardımlar hamdolsun bizi 1 yıl boyunca 2 haftada bir gemi gönderecek şekilde besler’ dediler. Hakikaten Türk milletinin bu alicenaplığı, yüce gönüllülüğü, cömertliği hiçbir yerde yok. Mısır makamları ve bütün dünya bunu fark ediyor, görüyor, takdir ediyor.”

“Ümidimiz bu yardımlarımızın en etkin, hızlı şekilde girmeye devam etmesi”

Şen, El-Ariş Limanı’nın Refah Sınır Kapısı’na 25-30 kilometre uzaklıkta olması dolayısıyla yardımların en kısa zamanda iletildiğine dikkati çekerek, buradaki yerel makamların ve halkın Türkiye’ye karşı son derece ilgili ve sevgili olduğunu dile getirdi.

Yardımlarda koordinasyonun önemini vurgulayan Büyükelçi Şen, “Mısır Kızılayı, Dışişleri Bakanlığı, güvenlik makamları, hepsiyle koordinasyon halinde bunları yapıyoruz. Kolay bir iş değil ama makamlarımız kendi muhataplarıyla o kadar güzel bir çalışma sistemi kurdu ki hamdolsun tabii amaç da halis olunca gayet güzel işliyor. Ümidimiz bu yardımlarımızın en etkin, hızlı şekilde girmeye devam etmesi çünkü şu anda Refah Sınır Kapısı’nda gayet iyi tır sayısına ulaşıldı, 500 gayet iyi. Temennimiz biraz daha artsın ve biz yardımları akıtalım, bütün dünya akıtsın, Türkiye’yi örnek alsın, hayırda yarışılsın.” ifadelerini kullandı.

Şen, Mısır Dışişleri Bakanlığı, güvenlik makamları ve Mısır Kızılayına da işbirliklerinden dolayı teşekkür ederek, “Son tahlilde Türk halkının, milletinin bu alicenaplığı, cömertliği, hayırseverliği ve Gazze’ye, mağdur ve masum Filistin halkına bağlılıkları, onlar hakkında hissettikleri hassasiyetleri her türlü takdirin üzerinde. Biz de halkımızın emrinde, onların isteklerini yerine getirmek üzere Kızılay, Sağlık Bakanlığı, AFAD’ımızla, Ariş’te ekip olarak bulunuyoruz ve yardımlara katkıda bulunmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

“Yardımlar tek tek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor”

İnsani yardımın, savaştan ayrı bir konu olduğunu dile getiren Şen, İsrail’in uluslararası hukuk uyarınca insani yardım malzemelerinin önünü açmakla, bunları iletmekle mükellef olduğunu anlattı.

Şen, yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılma sürecini takip ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Burada Kızılayımız, AFAD’ımız, bu malları Mısır Kızılayının emanetine vererek tırlarla Refah Sınır Kapısı’na ulaştırıyor. Buralarda İsrail makamları tarafından güvenlik kontrolü yapılıyor. Koordinasyon sonucunda tırlar, UNRWA, Filistin Kızılayına, Filistin tarafındaki makamlarına teslim ediyor. Burası çok yakın olduğu ve sürekli Ariş’e getirdiğimiz için en kısa sürede 1-3 gün içerisinde Gazze’ye intikal ediyor. Bundan şüphe duymamak gerekiyor.”

İsrail’in de yardımların geçişindeki güvenlik kontrollerini hızlandırdığını işaret eden Şen, “Halkımızın içi rahat olsun. Biz ve Mısır makamları buradayız. Bütün dünyanın gözü Gazze üzerinde. Gelen malların, yardımlarımızın Gazze’ye girmemesi diye bir şey asla söz konusu değil. İçleri ferah olsun. Kesinlikle bütün mallar, yardımlar tek tek bizim ekibimizle, Mısır Kızılayı ile gerekli koordinasyonla Gazze’ye giriyor ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Hiç merak etmesinler.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyeden-gazzeye-insani-yardim-tasiyan-9-gemi-misirda-limana-yanasti/feed/ 0
Türk Müteahhitler Birliği Başkanı: Türk müteahhitliği dünyada bir marka haline geldi https://www.haber60.com.tr/turk-muteahhitler-birligi-baskani-turk-muteahhitligi-dunyada-bir-marka-haline-geldi/ https://www.haber60.com.tr/turk-muteahhitler-birligi-baskani-turk-muteahhitligi-dunyada-bir-marka-haline-geldi/#respond Fri, 19 Apr 2024 01:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28240 Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Erdal Eren, Türk müteahhitliğinin artık dünyada bir marka haline geldiğini belirterek, “Firmalarımız ağırlıklı olarak Avrasya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde çalışıyor, Sahra Altı Afrika bölgesindeki faaliyetlerimizi de her geçen gün artırıyoruz.” dedi.

Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar’ın katılımıyla MÜSİAD Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen Uluslararası Müteahhitlik ve Finans Zirvesi, sektörün paydaşlarını bir araya getirdi.

Zirvede konuşan TMB Başkanı Eren, Türk inşaat sektörünün bugün sahip olduğu küresel rekabet gücünün yarım asırlık bir yolculuğun ardından mümkün olduğunu dile getirdi.

Son yıllarda yaşanan salgın ve Rusya-Ukrayna savaşının neden olduğu olumsuz ekonomik koşulların dünyayı, bölgeyi ve sektörü etkilediğini belirten Eren, “Buna ilave olarak 2020-2022 dönemindeki Suudi Arabistan ve BAE ile olan 3 yıllık siyasi soğukluk ve ambargo dönemi, üstlendiğimiz yıllık proje tutarlarında düşüşler yaşanmasına neden oldu. Tüm bu olağanüstü koşullara rağmen, firmalarımız yurt dışına yönelik faaliyetlerine hız kesmeden devam ettiler, yurt içinde ‘ekonominin lokomotifi’, yurt dışında ise ‘dünyayı inşa eden’ müteahhitler olarak üzerlerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmeye gayret ettiler.” diye konuştu.

Eren, Türkiye’nin en büyük pazarı olan Rusya ile ilişkilerin muhafaza edilip geliştirildiğini, Ukrayna’nın yeniden inşasında yer alınması amacıyla çalışmaların yürütüldüğünü anlatarak, “Şimdiye kadar 102 milyar dolar, yani toplam iş hacmimizin yüzde 20’sini Rusya’da yaptığımızı dikkatinize sunmak isterim.” ifadelerini kullandı.

Son dönemde yaşanan olumsuz gelişmelere karşın Türk müteahhitlik firmalarının mart sonu itibarıyla 136 ülkede, 507 milyar dolar tutarında 12 binin üzerinde proje üstlendiğini dile getiren Eren, şunları kaydetti:

“Türk müteahhitliği artık dünyada bir marka haline geldi. Firmalarımız ağırlıklı olarak Avrasya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde çalışıyor, Sahra Altı Afrika bölgesindeki faaliyetlerimizi de her geçen gün artırıyoruz. Avrupalı dev inşaat firmalarının rekabetçi gücümüzden korkup önümüze şimdiye kadar çıkardıkları engelleri de yıllar içinde zorlayarak aşmış bulunuyoruz. Artık Romanya, Makedonya, Slovenya, Polonya gibi Doğu Avrupa ülkelerindeki çoğu altyapı projelerini bizler yapıyoruz.”

Eren, Basra Körfezi’nden Türkiye’ye kara ve demir yolu ağıyla ulaşacak Kalkınma Yolu Projesi’nde atılacak adımların da önemine işaret etti.

Kısa vadede 30, orta vadede 50 ve daha sonra ortalama 100 milyar dolar yurt dışı yıllık yeni proje hedefine ulaşmak istediklerini belirten Eren, yaşadıkları sorunlara ilişkin bilgi verip, bunları teminat mektubu, kredi ve işçi sorunu şeklinde sıraladı.

“Ortak iş yapma kültürü özellikle inşaat sektöründe son derece önemli”

Limak Şirketler Grubu Onursal Başkanı Nihat Özdemir de müteahhitlikte eğer altyapı işleri yapılıyorsa büyük projeleri üstlenebilmek için ortaklık kurulması gerektiğine vurgu yaptı.

Özdemir, “Hem işin uzmanı firmalarla çalışmalısınız hem de finansal olarak riskinizi azaltmak zorundasınız. Bizim içinde bulunduğumuz pek çok proje, büyüklük bakımından kolay kolay tek bir firmanın altından kalkmasına maalesef olanak sağlamıyor. Bu yalnız Türkiye’mizde, yalnız bizler için değil, bugün dünyadaki bütün büyük projelerde tek başına bir firmayı görmeniz mümkün değil.” ifadelerini kullandı.

Ortak iş yapma kültürünün özellikle inşaat sektöründe son derece önemli olduğunun altını çizen Özdemir, “Büyük projelerde ancak gerekli bilgiyi, deneyimi, kuvvetli yönleri aynı potada eritebilen ortaklıklar bu işleri yapabilir. Bu süreçte ise bizim için en kıymet verdiğimiz şey, ortaklıkların birbirine öğrettikleri.” diye konuştu.

Türk müteahhitlik sektörünün dünyada adından söz ettirdiğini belirten Özdemir, “Uluslararası müteahhitlik anlamında uzun süredir ikinci sırada yer alıyorsak, bunda kaliteli iş yapmanın yanında özellikle Türk firmalarının hızlı konsorsiyum kurma kabiliyeti, hızlı karar alma, hızlı hareket edebilme ve kolay uyum sağlama özellikleri çok büyük önem sağlamaktadır.” değerlendirmesini yaptı.

İnşaat sektöründe hala çok büyük bir potansiyel bulunduğunu dile getiren Özdemir, sözlerine şöyle devam etti:

“Özellikle Körfez Bölgesi, Suudi Arabistan’da çok büyük altyapı ve şehirleşme projeleri var. Türk müteahhitleri olarak bunların pek çoğunu yakından takip ediyoruz. Birçoğunda da hem yerelden hem de Türkiye’den ortaklıklarla hareket ediyoruz. Bu bizim gücümüzü daha da artırıyor. Yeni bir ülkeye girerken mutlaka iyi bir yerel ortakla hareket etmek sizler için çok daha yararlı olacaktır. Yerel ortaklar, yabancısı olduğunuz bir coğrafyaya uyum sağlama açısından süreci kolaylaştıracak ve hızlandıracaktır. Avrupa’da ve Amerika’da altyapı eskiyor ve müthiş bir yenileme ihtiyaçları olduğunu biliyoruz. Özellikle havalimanları, yollar, ulaşım altyapısı, statlar yenileniyor. Bu da sektörümüze olan ilginin devam edeceğini gösteriyor.”

“Türk inşaat sektörünün bir başarı hikayesi var”

Zirve kapsamında düzenlenen “3.? ?Ülke Proje Finansmanı: İnşaatın Ötesinde Ekonomik Perspektifler” başlıklı panelde, İslam Kalkınma Bankası Türkiye Direktörü Walid Abdelwahab, ICBC Genel Müdür Yardımcısı Halit Döver, Kamu Özel Sektör İş Birliği Araştırma Merkezi Başkanı Eyüp Vural Aydın ve Eximbank Proje Finansmanı Direktörü Hatice Ürkmez konuştu.

İslam Kalkınma Bankası Türkiye Direktörü Abdelwahab, Türk inşaat sektörünün dünyada önemli bir konumda olduğunu belirterek, “Türk inşaat sektörü, ufku genişletiyor, teknolojiyi çok iyi kullanıyor, yeniliklere açık ve yarım asrı aşan bir başarı hikayesi var.” dedi.

Kamu Özel Sektör İş Birliği Araştırma Merkezi Başkanı Aydın da özel sektör finansmanının projelere dahil edilmesinin önemine değinerek, kamu ile özel sektör işbirliğinin projelere birçok açıdan fayda sağladığını anlattı.

Sürdürebilirlik, iklim değişikliği ve küresel ısınma ile ilgili altyapı yatırımlarının kamunun gündeminde olacağını belirten Aydın, aksi takdirde finansmana erişimin zorlaşacağını ifade etti.

Özel sektörün de sürdürebilirlik konusuna hakim olması gerektiğini dile getiren Aydın, bu konunun tüm paydaşların ortak çabasıyla sonuçlanabileceğini söyledi.

Türk Eximbank Proje Finansmanı Direktörü Ürkmez de bankanın müteahhitlere yurt dışında üstlendiği projelere yönelik sunduğu en temel ürünün alıcı kredileri olduğunu aktardı.

Alıcı kredilerinin projenin işverenine sundukları uzun vadeli finansman imkanı olduğunu belirten Ürkmez, Sahra Altı Afrika’da Türk projelerine sağladıkları destekleri anlattı.

Zirve kapsamında, “Ülkeler Arası İnşaat Projelerinin Geleceği ve Diplomatik Rolü”, “Yurtdışı Müteahhitlikte Fırsatlar ve Riskler”, “Küresel Yatırım ve Proje Finansmanının Değerlendirilmesi”, “Diplomatik Görüşler: Büyükelçiler Perspektifinden Küresel İnşaat Endüstrisi” ve “Sektörün Geleceği ve Yönlendirici Değişimler” başlıklı paneller de gerçekleştirildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-muteahhitler-birligi-baskani-turk-muteahhitligi-dunyada-bir-marka-haline-geldi/feed/ 0
Türkiye, küresel müteahhitlik sektöründe ikinci sırada https://www.haber60.com.tr/turkiye-kuresel-muteahhitlik-sektorunde-ikinci-sirada/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-kuresel-muteahhitlik-sektorunde-ikinci-sirada/#respond Fri, 19 Apr 2024 00:39:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28224 Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, “Türkiye, küresel anlamda en çok iş yapan ilk 250 müteahhitlik şirketi sıralamasında 40 firmasıyla Çin’in ardından ikinci sıradadır. Küresel pazardan ise yüzde 4,5 gibi bir pay almaktayız.” dedi.

MÜSİAD İnşaat ve Yapı Malzemeleri Sektör Kurulu ile Uluslararası Ekonomik ilişkiler Komisyonu tarafından düzenlenen, uluslararası müteahhitlik sektörünün geleceği üzerine önemli konuların ele alındığı ve sektördeki önemli oyuncuların bir araya geldiği “Uluslararası Müteahhitlik ve Finans Zirvesi” MÜSİAD Genel Merkezi’nde başladı.

Zirvenin açılışında Ağar, uluslararası müteahhitlik sektörünün öneminden bahsederek, zirvenin sektörün geleceğine ışık tutacağını anlattı.

Bakanlık olarak uluslararası müteahhitlik sektörü ile çok yakın çalıştıklarını, sektörün, dış ticaretteki yükselişin önemli bir aktörü olduğunu vurgulayan Ağar, yurt dışı müteahhitlik sektörünün hizmet gelirine doğrudan katkısı ve işçi gelirleri sayesinde ülkeye döviz girdisi sağlaması gibi pozitif etkileri olduğunu dile getirdi.

Ağar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türk müteahhitlik sektörü 50 yıllık yurt dışı serüveninde küresel bir marka haline gelmiş, ortaya koyduğu projelerle tüm dünyanın güvenini kazanmış ve sayısız başarılara imza atmıştır. Bu başarıların birçoğunu da çok zor şartlar altında çalışarak bileğinin hakkı, alnının teriyle elde etmiştir. Hali hazırda Türkiye, küresel anlamda en çok iş yapan ilk 250 müteahhitlik şirketi sıralamasında 40 firmasıyla Çin’in ardından ikinci sıradadır. Küresel pazardan ise yüzde 4,5 gibi bir pay almaktayız.”

Özgür Volkan Ağar, Türk müteahhitlik sektörünün dünyadaki siyasi ve ekonomik dalgalanmalara karşın başarılı performansını sürdürdüğünün altını çizerek, “Yurt dışı müteahhitlik sektörümüz 2022 yılında elde edilen 20 milyar dolarlık toplam proje bedelini 2023’te yaklaşık 28 milyar dolara yükseltmiştir. Geçmişten günümüze üstlenilen toplam proje sayısı 12 bini aşmış, üstlenilen projelerin toplam değeri ise 507 milyar dolara erişmiştir.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’nin inşaat malzemeleri üretiminde ve ihracatında en üst sıralarda yer aldığına dikkati çeken Ağar, müteahhitlik sektörünün yurt dışındaki başarısının Türk inşaat malzemeleri için de önemli bir ivme kazandırdığını söyledi.

Ağar, Türk müteahhitlerinin yurt dışında üstlendikleri yıllık iş hacminin 2006’dan bu yana istikrarlı olarak 20 milyar doların üzerinde seyrettiğini kaydederek, “Hedefimiz orta vadede bu rakamı 30 milyar doların üstüne taşımak ve bu seviyede de istikrarı yakalamak olmalıdır.” ifadesini kullandı.

Mevcut dünya konjonktüründe firmaların önünün açılması için gereken koşulları sağlamak noktasında sektör temsilcilerinin her zaman yanlarında olduklarını ifade ederek, Türk Eximbank tarafından sağlanan kredi imkanlarının son yıllarda önemli bir gelişme gösterdiğini belirtti.

“Üçüncü ülkelerde işbirliğine yönelik organizasyonlarımıza devam ediyoruz”

Ticaret Bakan Yardımcısı Ağar, Türk Eximbank’ın yurt dışındaki müteahhitlik hizmetleri noktasındaki rolünün her geçen gün arttığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Finansman seçeneklerimizi genişletebilmek için finansman imkanları güçlü ülkelerle işbirliklerimizi de yoğunlaştırmaktayız. Üçüncü ülkelerde işbirliğine yönelik ortak organizasyonlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Japonya ve İngiltere ile başarılı bir şekilde yürüttüğümüz işbirliği çalışmalarını daha da geliştirmeyi amaçlıyoruz. Benzer bir şekilde yine finansman imkanları yüksek olan ülkelerin firmaları ile bir arada ortaklaşa üçüncü ülkelerde işbirlikleri için ülkeler nezdinde çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürmekteyiz.”

“Yaklaşık 502 milyar dolarlık toplamın 452 milyar doları son 21 yılda”

MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı da zirvede Türk müteahhitlik ve inşaat sektörünün uluslararası alanda daha etkili bir konum elde etmesi amacıyla önemli paydaşları bir araya getirmenin yanı sıra uluslararası projelerin gerçekleştirilmesi için kritik öneme sahip temel unsurları da kapsamlı şekilde ele alacaklarını aktardı.

İnşaat sektöründe Türkiye’nin son yıllarda büyük bir atılım yaptığını dile getiren Asmalı, “Yurt dışı müteahhitlik sektörü 2023 yılını 27,4 milyar dolar gibi büyük bir proje değeriyle kapatırken; ülkemiz inşaat sektörünün 1972 yılından bu yana 135 ülkede üstlendiği projelerin toplam değeri yaklaşık 502 milyar dolar gibi devasa bir boyuta ulaşmıştır.” diye konuştu.

Asmalı, 50 yılı aşan süreç boyunca toplam 12 bin 71 projeyle üretilen yarım trilyon dolarlık değerin Türkiye’nin bu alandaki öncü konumuna işaret ettiğini kaydederek, “Yaklaşık 502 milyar dolarlık bu toplamın 452 milyar dolarlık çok büyük miktarının son 21 yılda üretilmesi ise yurt dışı müteahhitlik sektörünün son yıllarda yaptığı atılımı gözler önüne sermektedir.” ifadelerini kullandı.

ENR Dergisinin en büyük 250 müteahhitlik firması listesinde Türkiye’nin uzun yıllardır 40-45 firmayla yer alarak sektörün en büyük ikinci aktörü olduğunu anımsatan Asmalı, zirvede Türkiye’nin pazar payının nasıl artırılacağına kafa yoracaklarını ve fikir alışverişinde bulunacaklarını bildirdi.

“İleri teknolojilerden ve stratejik ortaklıklardan yararlanacağız”

MÜSİAD Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Fahrettin Oylum ise zirvede, uluslararası müteahhitlikte başarı için hayati önem taşıyan 4 ana aktör arasındaki işbirliğinin önemini vurgulamak amacıyla bir araya geldiklerini söyledi.

Sektörün ana bileşenlerini bir araya getirerek uluslararası müteahhitlik alanında önemli adımlar atılabileceğini dile getiren Oylum, “Aktörlerin dikkatli bir şekilde işbirliği yapması, projelerin başarılı bir şekilde uygulanması, verimlilik, kalite ve uzun vadeli sürdürülebilirliğin sağlanması açısından hayati önem taşımaktadır.” diye konuştu.

Oylum, “İleri teknolojilerden ve stratejik ortaklıklardan yararlanarak, küresel müteahhitlik sektöründe öncü olmaya, sürdürülebilir büyüme ve mükemmellik dolu bir geleceği oluşturmaya hazırız.” dedi.

“Hedef 70 milyar dolar”

MÜSİAD İnşaat ve Yapı Malzemeleri Sektör Kurulu Başkanı Cemil Yüksekdağ da uluslararası müteahhitlik ve müşavirlik projelerinde, paydaşları doğru bir kurguyla bir araya getirdiklerinde mevcut iş hacmini, kaldıraç etkisiyle çok daha yukarı taşıyabileceklerine inandıklarını aktardı.

Zirvede, uluslararası müteahhitlik yetkinliğine sahip firmaları, ülkelerindeki projelere Türk şirketleri davet edebilecek diplomatik misyon temsilcilerini, uluslararası projelere finansman imkanı sağlayan yatırım bankalarıyla fonları ve müşavirlik firmalarını bir araya getirerek, doğru stratejiyle başarılı projeler gerçekleştirilmesi için önemli bir adım attıklarını anlattı.

Yüksekdağ, Türkiye’nin yılda yaklaşık 30 milyar dolarlık yapı malzemeleri ihracatı yapan bir ülke konumunda olduğunu kaydederek, yurt dışında üstlenilen projeler sayesinde hem hizmet hem de mal ihracatının arttığına değindi.

İnşaat firmaları için yeni hareket alanının yurt dışı projeleri olabileceğine işaret eden Yüksekdağ, sözlerini şöyle tamamladı:

“Her ülkenin kendine göre barındırdığı fırsatlar ve riskler mevcuttur. İç pazarda iş yapan müteahhitlerimizi, konfor alanından çıkarak bu fırsatlardan istifade etmeye davet ediyorum. Uluslararası müteahhitlik pazarında yüzde 5 pay sahibi olan Türk Müteahhitlerimizin birazdan konuşacağımız vizyonlarla bu payı 70 milyar dolara çıkartmak çok yakın bir hedeftir. Bizler de buna hizmet etmek için tüm gücümüzle çalışacağız. 2030 yılında hedef 70 milyar dolar.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-kuresel-muteahhitlik-sektorunde-ikinci-sirada/feed/ 0
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: Kadın girişimciliğinin geliştirilmesinde network önemli bir faktör https://www.haber60.com.tr/tobb-baskani-hisarciklioglu-kadin-girisimciliginin-gelistirilmesinde-network-onemli-bir-faktor/ https://www.haber60.com.tr/tobb-baskani-hisarciklioglu-kadin-girisimciliginin-gelistirilmesinde-network-onemli-bir-faktor/#respond Thu, 18 Apr 2024 23:36:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28184 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türk Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, son 15 senede tüm girişimciler içinde kadınların oranının 2 katına çıktığını, yüzde 6’dan yüzde 12’ye yükseldiğini belirterek, “Şimdi bu oranı daha da yukarılara taşımayı hedefledik. Bizler, kadın girişimciliğinin geliştirilmesinde ve iş hayatında başarıya ulaşmada, networkün önemli bir faktör olduğuna inanıyoruz.” dedi.

Türk dünyasından 400’ü aşkın kadın girişimci ile Türk Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği Kadın Girişimciler Komitesi’ne üye 8 ülkenin temsilcilerinin bir araya geldiği “İş Forumu ve B2B Networking Etkinliği” TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç’in katılımıyla gerçekleştirildi.

İTO’da düzenlenen etkinlikte Hisarcıklıoğlu, Türk Devletleri Teşkilatını oluşturan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkiye ile gözlemci üyeler KKTC, Macaristan ve Türkmenistan’ın yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe, 1 trilyon dolarlık dış ticaret hacmine ve 185 milyonluk büyük bir nüfusa sahip olduğuna dikkati çekti.

Hisarcıklıoğlu, “Sadece bu rakamlar bile, bir araya geldiğimizde nasıl büyük bir küresel güce dönüşebileceğimizi göstermektedir.” dedi.

Türk Devletleri Teşkilatı üye ülkeleri arasındaki iktisadi entegrasyonun güçlendirilmesi gerektiğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, “Zira bakın, Türk devletleri olarak aramızdaki ticaret hacmi sadece 42 milyar dolar. Toplam dış ticaretimiz içinde yüzde 10’u bile değil. Oysa Avrupa ülkelerinin kendi aralarındaki ticaretin payı yüzde 70’lerde. Yani birlikte ticaret yapıyor, birlikte büyüyor, birlikte zenginleşiyorlar.” diye konuştu.

Ülkeler arasındaki iktisadi bağları güçlendirdiklerini belirten Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

“Bu kapsamda kadın girişimciliğinin gelişmesine ayrı bir önem veriyoruz. Çünkü çağımızda ülkelerin zenginleşmesinin yolu, daha çok girişimciye sahip olmaktan geçiyor. Bugünün zengin ve güçlü ülkelerine bakın. Bunu girişimcileri sayesinde başardılar. Zira doğal kaynaklar milletleri zengin etmiyor, refahı toplumun geneline yayamıyor. Bunu sadece girişimciler başarıyor. Hem kendileri kazanıyor hem de milletlerine kazandırıyorlar.

Son 15 senede, tüm girişimciler içinde kadınların oranı 2 katına çıktı ve yüzde 6’dan yüzde 12’ye yükseldi. Şimdi bu oranı daha da yukarılara taşımayı hedefledik. Bizler, kadın girişimciliğinin geliştirilmesinde ve iş hayatında başarıya ulaşmada, networkün önemli bir faktör olduğuna inanıyoruz. Daha iyi bir gelecek umudumuzu hiç azaltmadan, omuz omuza çalışacağımız güzel günlerde yeniden buluşabilmeyi diliyorum.”

“Türk asrı hedefine, ancak ve ancak girişimci Türk kadınıyla birlikte ulaşacağız”

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç de İTO olarak, Asya ile Avrupa’nın kesiştiği İstanbul’da, Türk dünyasının güçlü temsilcilerini buluşturmanın büyük gururunu yaşadıklarını belirterek, Türk Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği Kadın Girişimciler Komitesi’nin iş forumunu gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Avdagiç, “Orta Asya bozkırlarını, Maveraünnehir’i, Türkistan’ı, Horasan’ı ve Anadolu’yu Türklere il, yani devlet eden, Türk kadını ile erkeğinin savaşta, barışta, üretimde, işte, avda, özetle hayatın her safhasında bir ve beraber olmasıdır. Birlikte savaşması, birlikte üretmesi, birlikte ağlaması, birlikte gülmesidir.” diye konuştu.

Türk töresinin günümüzde de yaşatılmasının elzem olduğunu kaydeden Avdagiç, “Yenilikçilikte, üretimde, ileri teknolojiler geliştirmede, yeni buluşların mucidi olmada Türk kadını ve erkeği bir ve beraber olmalıdır. Bu birlik ve beraberliği, yeni bir ruhla ticari ve ekonomik alanda da hayata geçirmeliyiz.” görüşünü dile getirdi.

Avdagiç, Türkiye iş dünyası olarak, 21. Yüzyılın Türk asrı olması ülküsüyle çalıştıklarını dile getirerek, “Çok iyi biliyoruz ki Türk asrı hedefine ancak ve ancak girişimci Türk kadını ile birlikte ulaşacağız. Olmaz denen her şeyi, kadınlarımızla birlikte olur kılacağız. Bu yüzden Türk Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği himayesinde Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Macaristan ve KKTC’nin iştirakiyle faaliyet gösteren ‘Kadın Girişimciler Komitesi’ne’ büyük görev düşüyor.” değerlendirmesini yaptı.

Türk kadınının geleneksel sektörlerin dışındaki üretimin ve ticaret alanlarında da öncü ve başarılı olmasına ihtiyaç olduğuna işaret eden Avdagiç, şunları aktardı:

“Türk devletlerinin, hem kendi aralarında ticari ve ekonomik işbirliklerini artırmak için hem de ulusal ekonomilerini geliştirmek için, kadının Türk toplumundaki eski gücüne kavuşmasına ihtiyacı var. İstanbul Ticaret Odası olarak, tıpkı Türk kadın girişimcilerine verdiğimiz destek gibi, Türk Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği Kadın Girişimciler Komitesi’ne de her türlü desteği vermeye hazırız. Biliniz ki bugün olduğu gibi her zaman girişimci Türk kadınlarının yanında olacağız. Bu düşüncelerle, 740 bin firmayı temsil eden İTO çatısı altında yer alan 110 bin 522 kadın girişimcinin de başkanı olarak, Türk dünyasının kadın girişimcilerine başarılar diliyorum.”

“Zengin kültürel miras kadınların sahip olduğu girişimcilik ruhu için güçlü bir temel oluşturuyor”

Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreter Yardımcısı Merey Mukazhan da Türk devletlerindeki kadın girişimcilerin ulusların geleceğini şekillendiren ve kültürel mirası zenginleştiren çok önemli bir rol oynadığını ifade etti.

Mukazhan, zengin kültürel mirasın kadınların sahip olduğu girişimcilik ruhu için güçlü bir temel oluşturduğuna dikkati çekerek, “Bu toplantı kadın girişimcileri harekete geçiren işbirliği, yenilikçilik, yatırım ve kardeşlik ruhunun güçlü bir kanıtıdır. Bu etkinliğin deneyimlerimizi paylaşmak, birbirimizden öğrenmek ve sınırların ötesindeki bağlarımızı güçlendirmek için harika bir fırsat diye düşünüyorum.” diye konuştu.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Deniz de kadın girişimcilerle birlikte olmak, düşünmek ve hareket etmenin kendilerinin en büyük güç kaynağı olduğunu belirtti.

Kadınların iş hayatında etkinlik kazanmasının sosyal projeler üreterek, projelerin yürütülmesini üstlenmelerinin kendilerini geleceğe taşıyacak en büyük potansiyel güç olduğunun altını çizen Deniz, “Kadınlarımızın siyasi hayattaki etkinliklerinin artması bu gidişatı güçlendirecek ve taçlandıracaktır. Kıbrıs Türk Ticaret Odası olarak kadınlarımızın yolunun açık olmasını diliyor. Bunun için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.” dedi.

Türk Yatırım Fonu Başkanı Baghdad Amreyev de kadın girişimcilerin ekonomilerin daha güçlü ve iyi hale gelmesinde büyük rol oynadığını dile getirerek, ülkelerin, uzun vadede büyümeye devam edilmesi için kadınların ekonomide aktif olarak yer almasının önemine işaret etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tobb-baskani-hisarciklioglu-kadin-girisimciliginin-gelistirilmesinde-network-onemli-bir-faktor/feed/ 0
Türkiye ile Mali arasındaki ticaret hacmi 2023 yılında 255 milyon doları aştı https://www.haber60.com.tr/turkiye-ile-mali-arasindaki-ticaret-hacmi-2023-yilinda-255-milyon-dolari-asti/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-ile-mali-arasindaki-ticaret-hacmi-2023-yilinda-255-milyon-dolari-asti/#respond Thu, 18 Apr 2024 22:57:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28159 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Türkiye ile Mali arasındaki ticaret hacmi 2023 yılında 255 milyon doları aştı” dedi.

Türkiye-Mali 4. Dönem Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) Toplantısı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleştirildi. Bakanlık binasında düzenlenen toplantıya Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Mali Dışişleri ve Bölgesel İş Birliği Bakanı Abdoulaye Dop ve her iki taraftan yetkili heyetler katıldı. Toplantıda konuşan Bakan Kacır, “Karma Ekonomik Komisyonu toplantımız sonrasında imzalayacağımız protokolle birlikte yatırım ortamını iyileştiren yasal mevzuatlar, ticaret hacmimizi artıracak hamleler, altyapı hizmetlerinin genişletilmesi ve savunma sanayii başta olmak üzere sektörel iş birlikleri için uzlaşıya vardık. Ayrıca bilim ve teknolojiden enerji ve madenciliğe, tarım ve hayvancılıktan su kaynaklarının yönetimine, sağlıktan ulaştırmaya kadar geniş bir yelpazede bir yol haritası oluşturduk” dedi.

Afrika kıtasında yer alan ülkelerle ilişkilerde son 22 yılda kayda değer bir ivme kazandıklarını belirten Kacır, yurtdışındaki misyonlar aracılığıyla Afrika’da son derece proaktif bir dış politika yürüttüklerini vurguladı.

“Afrika ülkeleri ile kurulan iş konseylerinin sayısı 47’yi geçmiş durumda”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 31 Afrika ülkesine 50’den fazla ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatan Kacır, “Kıtada faaliyet gösteren 44 büyükelçiliğimiz ve ülkemizdeki 38 Afrika ülkesinin büyükelçilikleri bu aktif dış politikanın en önemli göstergeleridir. Türk Hava Yolları, kıtada 62 noktaya sefer düzenlemekte. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından Afrika ülkeleri ile kurulan iş konseylerinin sayısı ise 47’yi geçmiş durumda. Kıtaya sadece ticari ve ekonomik alanlarda değil, her alanda katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Afrika ülkeleri ile ilişkilerimizin günden güne gelişmesi için çaba harcıyoruz. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nın (TİKA) kıtada 22 ofisi bulunmaktadır” şeklinde konuştu.

“Ticaret hacmimizi 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz”

Afrika kıtasına toplam ticaret 2003 yılında 5,4 milyar dolar düzeyinde iken, 2023 yılı itibarıyla 37 milyar dolar düzeyine yükseldiğini söyleyen Bakan Kacır, “Önümüzdeki yıllarda ticaret hacmimizi 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Afrika kıtasındaki ticari faaliyetlerimize ek olarak, müteahhitlik ve yatırım faaliyetlerimizin gelişmesi için iş birliklerimizi genişletiyoruz. Bu çerçevede Afrika’daki Türk yatırımları 10 milyar dolara ulaştı. Sektörde kendini ispat etmiş ve Afrika ülkelerinde de deneyim kazanmış müteahhitlik firmalarımız, kıtada bugüne dek bin 885 projeyi başarıyla üstlendiler” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2018 yılında Mali’ye gerçekleştirdiği ziyarette ikili ticaret hacminin 500 milyon dolar değerine ulaşması hedefinde mutabık kaldıklarını hatırlatan Kacır, Türkiye-Mali arasındaki ticaret hacminin bu tarihten sonra sürekli artarak 2023 yılında tarihinin en yüksek seviyesine ulaşarak 255 milyon doları aştığını ifade etti. Türk müteahhitlerinin Mali’de bu zamana kadar altyapı ve üst yapı, rehabilitasyon gibi alanlarda 450 milyon dolar değerinde 10 adet proje üstlendiğinin altını çizen Kacır, “Ülkelerimiz arasındaki iktisadi ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi için ciddi bir potansiyel olduğunu görüyoruz. Bu potansiyelin değerlendirilmesi ve ticari ve ekonomik ilişkilerimizin artırılması sadece ülkelerimizin ortaklığını güçlendirmekle kalmayacak, milletlerimizin refahına da büyük katkı sağlayacak. Türk ve Malili iş insanlarının daha güvenli bir iş ortamında hareket etmeleri ve yatırım yapabilmeleri için bazı temel anlaşmaların da yürürlükte olması gereklidir. Bu bağlamda yine Cumhurbaşkanımızın 2018 yılında gerçekleşen Mali ziyaretinde imzalanan Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması’nın onay sürecinin en kısa sürede tamamlanması ve Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması’nın müzakerelerinin bir an önce tamamlanarak imzalanmasını arzuluyoruz” diye konuştu.

TİKA’nın özellikle su sanitasyonu, insani yardımlar, kültürel mirasın korunması gibi alanlarda Mali’de aktif rol oynadığını belirten Kacır, Türk Maarif Vakfı’nın Mali’de bulunan farklı seviyelerdeki 28 okul ile 3 bin 200’den fazla Malili öğrencinin eğitimlerine katkıda bulunduğunu söyledi.

4. Dönem Karma Ekonomik Komisyonu Toplantısı, Türkiye ile Mali arasında imzalanan iş birliği protokolüyle sona erdi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-ile-mali-arasindaki-ticaret-hacmi-2023-yilinda-255-milyon-dolari-asti/feed/ 0
Güven Artırıcı Önlemler Toplantısı 22 Nisan’da Atina’da gerçekleştirilecek https://www.haber60.com.tr/guven-artirici-onlemler-toplantisi-22-nisanda-atinada-gerceklestirilecek/ https://www.haber60.com.tr/guven-artirici-onlemler-toplantisi-22-nisanda-atinada-gerceklestirilecek/#respond Thu, 18 Apr 2024 21:33:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28113 Milli Savunma Bakanlığı, son olarak Ankara’da gerçekleştirilen Güven Artırıcı Önlemler Toplantısı’nın bir sonraki ayağının 22 Nisan Pazartesi günü Atina’da gerçekleştirileceğini duyurdu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesine devam ettiğini hatırlatarak, “Suriye’nin kuzeyi dahil son iki haftada 75 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Böylece 1 Ocak’tan bugüne kadar etkisiz hale getirilen terörist sayısı 331’i Irak’ın, 417’si Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 748 olmuştur” ifadelerini kullandı.

“Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 46 bin 305’e yükselmiştir”

Sınır hattının cumhuriyet tarihinin en yoğun ve etkin tedbirleri ile korunduğuna dikkati çeken Tuğamiral Aktürk, “Son iki haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 11’i terör örgütü mensubu olmak üzere 373 şahıs yakalanmış, 4 bin 784 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylelikle 1 Ocak’tan bugüne kadar

hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 485’e, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 46 bin 305’e yükselmiştir” diye konuştu.

Barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı terörist daha teslim oldu

Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı teröristin daha 4 Nisan’da Habur’daki hudut karakoluna teslim olduğunu hatırlatan Tuğamiral Aktürk, son iki hafta içerisinde yapılan operasyonlarda yaklaşık 45 kilogram uyuşturucu madde ile 7 adet tabancanın ele geçirildiğini söyledi. Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in programına ilişkin de şu bilgileri verdi:

“Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi ile Şanlıurfa’ya giden sayın bakanımız 9 Nisan’da Şanlıurfa Valiliğini ziyaret etmiş, ardından 20’nci Zırhlı Tugay Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulunmuş ve Mehmetçiklerle iftar yapmış, 10 Nisan’da 20’nci Zırhlı Tugay Komutanlığında bulunan Mehmetçiklerimizle bayramlaşmış, ardından gerçekleştirilen video telekonferansla yurt içinde ve sınır ötesinde görev yapan birlik komutanlarının bayramlarını kutlamıştır. 17 Nisan’da ülkemizin Bujumbura Büyükelçisini kabul eden sayın bakanımız, bugün de (18 Nisan) Savunma Sanayi Başkanlığında gerçekleştirilecek olan ‘İnsanlı Hava Platformları Projesi’ imza törenine katılım sağlayacaktır.”

Güven Artırıcı Önlemler Toplantısı 22 Nisan Pazartesi günü Atina’da yapılacak

Son olarak Ankara’da gerçekleştirilen Güven Artırıcı Önlemler Toplantısı’nın bir sonraki ayağının gelecek hafta Atina’da yapılacağını açıklayan Tuğamiral Aktürk, “Yunanistan ve Türkiye’den heyetlerin katılımıyla Güven Artırıcı Önlemler (GAÖ) Toplantısı, 22 Nisan Pazartesi günü Atina’da yapılacaktır. Ankara’daki toplantıda üzerinde mutabakata varılan Güven Artırıcı Önlemler çerçevesinde Trakya’daki sınır birlik komutanlarının karşılıklı ziyaretleri kapsamında Yunanistan 3’üncü Mekanize Piyade Tugay komutanı tarafından 16-17 Nisan’da Edirne’deki 54’üncü Mekanize Piyade Tugayı’na ziyaret gerçekleştirilmiştir. Bugün ve yarın da 4’üncü Mekanize Piyade Tugay komutanımız tarafından Yunanistan’daki 31’inci Mekanize Piyade Tugayı ziyaret edilmektedir. Karşılıklı olarak gerçekleştirilen bu ziyaretler Güven Artırıcı Önlemler kapsamında 2024 Uygulama Planı’nda mutabık kalınan 16 faaliyetin ilk ikisidir” şeklinde konuştu.

Tuğamiral Zeki Aktürk, Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında imzalanan memorandum ile Karabağ bölgesinde ateşkesin kontrolü ve ihlallerin önlenmesi maksadıyla 30 Ocak 2021 tarihinde Ağdam Azerbaycan’da teşkil edilen Türk-Rus Ortak Merkezi’nin görevinin tamamlanmasına yönelik çalışmaların Rusya Federasyonu ve Azerbaycan ile koordineli şekilde devam ettiğini bildirdi.

“Ülkemiz uluslararası toplumu sorumluluk almaya davet etmiş, İsrail’e de bu katliamlarını durdurması için çağrıda bulunmuştur”

İsrail’in Gazze’ye yönelik başlattığı saldırılar neticesinde yaklaşık 34 bin Filistinlinin katledildiğine vurgu yapan Tuğamiral Aktürk, “İsrail’in başlattığı bu saldırılar karşısında ülkemiz adaletli ve insani tutumunu sürdürerek vahşetin durdurulması ve bölge geneline sıçramaması adına uluslararası toplumu sorumluluk almaya davet etmiş, İsrail’e de bu katliamlarını durdurması için çağrıda bulunmuştur. Bölgemizin daha fazla felakete sürüklenmemesi için gereken tüm adımların ivedi bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz” açıklamasında bulundu.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin harbe hazırlığının en üst seviyede tutulması maksadıyla ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerine de aralıksız devam edildiğini aktaran Tuğamiral Aktürk, TCG Bandırma ile Almanya Deniz Kuvvetlerine ait FGS Baden Württemberg fırkateynleri arasında ‘geçiş eğitimleri’ icra edilmiş, 15 ve 17 Nisan tarihlerinde hava sahamızda F-16’larımız eşliğinde ABD Hava Kuvvetlerine ait 2 adet B-1B uçağı ile havada yakıt ikmali ve müşterek taarruz kontrolör eğitimleri yapılmıştır” ifadelerini kullandı.

Tuğamiral Aktürk, konuşmasına şöyle devam etti:

“TCG Nusret müze gemimiz tarafından Türk deniz tarihinin tanıtılması, denizciliğin sevdirilmesi ve yaygınlaştırılması kapsamında 20 Nisan’da Dikili, 22-23 Nisan’da İzmir, 26 Nisan’da Kuşadası ve 28 Nisan’da Bodrum liman ziyaretleri icra edilecek ve gemi halkımızın ziyaretine açılacaktır. Türkiye-Japonya arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100’üncü, Ertuğrul fırkateyninin Japonya seyrinin 134’üncü yıl dönümü kapsamında 8 Nisan’da Foça İzmir’de yapılan uğurlama töreniyle Japonya seyrine başlayan ve 20 ülke, 24 liman ziyareti gerçekleştirecek olan TCG Kınalıada korvetimiz, Cidde Suudi Arabistan liman ziyaretinin ardından 17 Nisan’da Cibuti’ye ulaşmıştır.”

“Müşterek harita üretimi konulu iş birliği protokolü imzalanmıştır”

Harita Genel Müdürlüğü ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında müşterek harita üretimi konulu iş birliği protokolü imzalandığını bildiren Tuğamiral Aktürk, “Harita Genel Müdürlüğü ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında ders kitapları ile eğitim araç gereçlerinde yer alan haritaların temel haritacılık prensiplerine ve milli menfaatlerimize uygun olarak üretilmesini sağlamak, aynı zamanda ‘Kültür ve Gönül Coğrafyası Atlası’nı hazırlamak amacıyla ‘müşterek harita üretimi’ konulu iş birliği protokolü 4 Nisan’da imzalanmıştır” ifadelerini kullandı.

“İncirlik üssünün ismi ’10’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı’ olarak değiştirilmiştir”

İncirlik üssünün isminin değiştirildiğini de açıklayan Aktürk, “Adana İncirlik’te bulunan 10’uncu Tanker Üs Komutanlığı’nın ismi Hava Kuvvetlerimizin ihtiyaçları doğrultusunda ’10’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı’ olarak değiştirilmiştir” dedi.

İran’ın İsrail’e yönelik saldırıları

Milli Savunma Bakanlığı kaynakları ise İran’ın İsrail’e saldırı gerçekleştirdiği gece Türk Silahlı Kuvvetleri’nin önleyici bazı tedbirler alıp almadığına yönelik bir soru üzerine şunları söyledi:

“Biz Milli Savunma Bakanlığı olarak bölgemizdeki savunma ve güvenlik konularını yakından takip ediyoruz. İlk andan itibaren tüm gelişmeler yakından takip edilmiş, muhtemel gelişmelere yönelik alınabilecek tüm tedbirler alınmıştır ve alınmaya da devam edilmektedir. Bakanımızın da ifade ettiği gibi; ülkemiz bölgemizde meydana gelen krizlerin önlenmesi ve yatıştırılmasında gerek ilgili ülkeler gerekse uluslararası platformlarda vazgeçilmez ve etkin bir aktördür. Türkiye, İsrail’in 7 Ekim’de başlattığı saldırılara karşı tutarlı, insani ve adaletli tutumunu devam ettirmektedir. Bölgesel barışa ve istikrara önem veriyoruz ve bunun için gerekli adımları atıyoruz. Hadiselerin tırmanması olayları bölgesel bir savaşa dönüştürebilir. Ayrıca Gazze’de yaşanan katliamın uluslararası kamuoyunun gözünden kaçırılmaması yönünde hassasiyet gösteriyoruz. İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan saldırılarına ve saldırılarının bölge ülkelerine de yansımasından endişe ederek uluslararası toplumu göreve çağırdık. Bölgemizin istikrarını bozacak, küresel çatışmalara neden olacak gelişmelerin yaşanmaması için çabalarımızı sürdürmekteyiz. İtidalli davranarak geniş bir bölgesel çatışmanın kapılarını aralayacak adımlardan kaçınmanın ve bölge ülkelerinde sağduyunun hakim olmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.”

ABD uçakları ile İncirlik’te yapılan eğitimler

Bakanlık kaynakları, ABD bombardıman uçaklarının geçtiğimiz günlerde İncirlik’te gerçekleştirdiği eğitimlere ilişkin bir soru üzerine, “15-17 Nisan tarihlerinde hava sahamızda F-16’larımız eşliğinde ABD’ye ait B-1B uçaklarıyla havada yakıt ikmali ve Müşterek Taarruz Kontrolör Eğitimleri gerçekleştirilmiştir. ABD uçakları 17 Nisan tarihinde ülkemizden ayrıldılar. Bahse konu eğitimler, ikili anlaşmalar ve müttefiklik kapsamında yılda birkaç kez yapılan eğitimlerdir. ve icra edilen eğitim de çok daha önceden planlanmış olup, son dönemde bölgemizde meydana gelen gelişmelerle bir ilgisi bulunmamaktadır” yanıtını verdi.

Kürecik’teki radar

Bakanlık kaynakları, Kürecik’teki NATO radarının İran’ın İsrail’i vurduğu sırada İsrail’e bilgi aktarıp aktarmadığı yönündeki sorular üzerine, “Kürecik radarı tamamen ulusal güvenliğimiz gereği kurulmuş olup, NATO müttefiki ülkelerin korunmasını amaçlamaktadır. Bu radar sisteminden elde edilen bilgiler NATO prosedürleri çerçevesinde müttefiklerle paylaşılmakta, NATO müttefiki olmayan ülkelerle paylaşımı söz konusu değildir” cevabını verdi.

Irak’ın kuzeyinde devam eden operasyonlar

Bakanlık kaynakları, son günlerde Irak’ın kuzeyinde etkisiz hale getirilen terörist sayısında artış olmasına dikkat çeken sorulara yönelik olarak, “Bölgede operasyonlarımız 7/24 hız kesmeden devam ediyor. Daha önce de sayın cumhurbaşkanımızın ve sayın bakanımızın ifade ettikleri gibi Pençe-Kilit’te kilit bu yaz kapanacak. ve bu kilit kapanırken hangi prensipler doğrultusunda çalışacağımızı bakanımız açıkladı. Öngörülemez, alışılmadık, PKK’nın reaksiyon gösteremeyeceği şekilde süratli operasyonlar devam ettirilecek” ifadelerini kullandı.

Yunanistan’ın deniz parkı ilan etme girişimi ve Güven Artırıcı Önlemler toplantıları

Bakanlık kaynakları, gazetecilerin “Yunanistan’ın deniz parkı ilan etme girişimi ve Güven Artırıcı Önlemler Toplantısı”na ilişkin sorularına şu cevabı verdi:

“Yunanistan Dışişleri Bakanlığı tarafından 8 Nisan 2024 tarihinde Ege Denizi ve İyon Denizi’nde iki büyük deniz parkı ilan edileceği duyurulmuştur. İlan edilmesi planlanan parklar hakkında Dışişleri Bakanlığımız diplomatik olarak gerekli girişimlerde bulunmuş, EGAYDAAK’lar üzerindeki tek taraflı fiili durumların kabul edilmeyeceğini ve herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağını ifade etmiştir. Bakanlık olarak Ege Denizi’nde hak, alaka ve menfaatlerimizi korumak ve Yunanistan’ın tek taraflı statü oluşturma çabalarını engellemek maksadıyla teyakkuz halinde bulunmaktayız. 22 Nisan’da Atina’da gerçekleştirilecek Güven Artırıcı Önlemler (GAÖ) Toplantısı’nda 2024 yılı GAÖ Uygulama Planı gözden geçirilecek ve 2025 yılı Uygulama Planı’nda yer alabilecek faaliyetlere ilişkin teklifler görüşülecektir.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/guven-artirici-onlemler-toplantisi-22-nisanda-atinada-gerceklestirilecek/feed/ 0
MSB: Son iki haftada 75 terörist etkisiz hale getirildi https://www.haber60.com.tr/msb-son-iki-haftada-75-terorist-etkisiz-hale-getirildi/ https://www.haber60.com.tr/msb-son-iki-haftada-75-terorist-etkisiz-hale-getirildi/#respond Thu, 18 Apr 2024 21:24:42 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28110 Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil yürütülen operasyonlarda son iki haftada 75 teröristin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.

Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi de dahil gerçekleştirilen operasyonlarla, son iki haftada 75 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne etkisiz hale getirilen terörist sayısının 331’i Irak’ın kuzeyinde, 417’si ise Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 748’e ulaştığını söyledi.

46 bin 305 kişinin sınırdan yasa dışı geçmesi önlendi

Tuğamiral Aktürk, sınırlardan son iki haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 11’i terör örgütü mensubu 373 kişinin yakalandığını, 4 bin 784 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini bildirdi.

Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 485’e, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 46 bin 305’e yükselmiştir.” dedi.

Irak’ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 1 PKK’lı teröristin daha 4 Nisan’da Habur’daki hudut karakoluna teslim olduğunu belirten Aktürk, ayrıca son iki hafta içerisinde yapılan operasyonlarda, yaklaşık 45 kilogram uyuşturucu madde ile 7 tabancanın ele geçirildiğini açıkladı.

Bölgesel ve küresel barışa katkılar

Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, başta KKTC olmak üzere Azerbaycan, Libya, Kosova, Bosna Hersek, Katar, Somali ve daha birçok coğrafyada başarıyla görev yapmaya, bölgesel ve küresel barış ile istikrara önemli katkılarda bulunmaya devam ettiğini vurguladı. Aktürk, şöyle devam etti:

“Yunanistan ve Türkiye’den heyetlerin katılımıyla Güven Artırıcı Önlemler (GAÖ) toplantısı 22 Nisan Pazartesi günü Atina’da yapılacaktır. Ankara’daki toplantıda üzerinde mutabakata varılan Güven Artırıcı Önlemler çerçevesinde Trakya’daki sınır birlik komutanlarının karşılıklı ziyaretleri kapsamında, Yunanistan 3’üncü Mekanize Piyade Tugay komutanı tarafından 16-17 Nisan’da Edirne’deki 54’üncü Mekanize Piyade Tugayı’na ziyaret gerçekleştirilmiştir.

Bugün ve yarın da 4’üncü Mekanize Piyade Tugay komutanımız tarafından Yunanistan’daki 31’inci Mekanize Piyade Tugayı ziyaret edilmektedir. Karşılıklı olarak gerçekleştirilen bu ziyaretler Güven Artırıcı Önlemler kapsamında 2024 Uygulama Planı’nda mutabık kalınan 16 faaliyetin ilk ikisidir.”

Aktürk, diğer yandan, Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında imzalanan memorandum ile Karabağ bölgesinde ateşkesin kontrolü ve ihlallerin önlenmesi maksadıyla 30 Ocak 2021’de Ağdam/Azerbaycan’da teşkil edilen Türk-Rus Ortak Merkezinin görevinin tamamlanmasına yönelik çalışmaların Rusya Federasyonu ve Azerbaycan ile koordineli şekilde devam ettiğini söyledi.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında yaklaşık 34 bin Filistinlinin katledildiğine ve yüz binlerce Filistinlinin yerlerinden edildiğine dikkati çeken Aktürk, “Bu saldırılarda hastaneler, okullar, kutsal mekanlar, mülteci kampları bombalanmış, sivil nüfusa dikkat edilmeden özellikle çocuklar, kadınlar ve hatta gazeteciler bile hedef alınmıştır. Uluslararası toplum, bu vahşet karşısında sadece kınamakla yetinmiş saldırıların tüm bölgeye yayılma riskini görmezden gelmiştir.” ifadelerini kullandı.

Tuğamiral Aktürk, İsrail’in başlattığı bu saldırılar karşısında, Türkiye’nin adaletli ve insani tutumunu sürdürerek vahşetin durdurulması ve bölge geneline sıçramaması adına uluslararası toplumu sorumluluk almaya davet ettiğini ve İsrail’e de bu katliamlarını durdurması için çağrıda bulunduğunu hatırlattı. Aktürk, bölgenin daha fazla felakete sürüklenmemesi için gereken tüm adımların ivedi bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Envantere giren yeni silah sistemleri

Tuğamiral Aktürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin katkısıyla TSK’nın etkinliğinin ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığına işaret etti.

Aktürk, bu kapsamda, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarda “Taşınabilir Elektronik Taarruz Sistemi (MİLKAR)” ile “Temel Eğitim Helikopteri”nin muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını ifade etti.

İstanbul Tersanesi Komutanlığı ve Makine Kimya Endüstrisi (MKE) Anonim Şirketi’yle birlikte geliştirilen 76/62 milimetre “Milli Deniz Topu”nun ilkinin TCG Akhisar’a monte edilerek, liman ve deniz testlerine hazır hale getirildiğini aktaran Aktürk, “Ayrıca, bakanlığımıza bağlı ASFAT ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü arasında imzalanan ‘8 adet Liman Kontrol Botu Projesi’ kapsamında, yerli ve milli asayiş ve emniyet botu ASBOT’un sonuncusu 4 Nisan’da teslim edilmiştir.” bilgisini verdi.

Eğitim ve tatbikatlar

Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin harbe hazırlığının en üst seviyede tutulması maksadıyla ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerine de aralıksız devam edildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“TCG Bandırma ile Almanya Deniz Kuvvetlerine ait FGS Baden Württemberg firkateynleri arasında ‘Geçiş Eğitimleri’ icra edilmiş, 15 ve 17 Nisan tarihlerinde hava sahamızda F-16’larımız eşliğinde ABD Hava Kuvvetlerine ait 2 adet B-1B uçağı ile havada yakıt ikmali ve Müşterek Taarruz Kontrolör eğitimleri yapılmıştır.

Ayrıca, 8-19 Nisan tarihleri arasında Fransa’da, mayın harekatına yönelik eğitimlerin icra edildiği OLIVES NOIRES-2024, 8-21 Nisan tarihleri arasında Romanya ev sahipliğinde Batı Karadeniz’de Temel Deniz Harekatına yönelik eğitimlerin yapılacağı SEA SHIELD-2024 ve 18 Nisan-10 Mayıs tarihleri arasında Abu Dabi/Birleşik Arap Emirlikleri’nde DESERT FLAG-9/2024 tatbikatlarına katılım sağlanmakta, 15 Nisan’da başlayan Milli Anadolu Kartalı Eğitimi ise devam etmektedir.”

Aktürk ayrıca NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) kapsamında, Yunanistan Deniz Kuvvetlerine ait Themistocles firkateyni ve Fransa Deniz Kuvvetlerine ait FS Somme gemisinin İstanbul’a, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Kuvveti devir teslimi kapsamında Almanya Deniz Kuvvetlerine ait FGS Baden Württemberg ve FGS Branderburg gemileri tarafından Mersin’e liman ziyareti gerçekleştirildiğini bildirdi.

Harita Genel Müdürlüğü ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında ders kitaplarıyla eğitim araç gereçlerinde yer alan haritaların temel haritacılık prensiplerine ve milli menfaatlere uygun olarak üretilmesini sağlamak, aynı zamanda “Kültür ve Gönül Coğrafyası Atlası”nı hazırlamak amacıyla “Müşterek Harita Üretimi” konulu işbirliği protokolünün 4 Nisan’da imzalandığını belirten Aktürk, şöyle devam etti:

“Ayrıca, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Gazi Meclisimizin açılışının 104’üncü yıl dönümünü şimdiden kutluyor, geleceğimiz olan çocuklarımıza böyle bir bayram armağan eden Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.

Milli Savunma Bakanlığı olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı coşkusunu milletimizle birlikte çeşitli etkinliklerle kutlayacağız. Bu kapsamda Deniz Kuvvetlerimiz tarafından 23 gemi ile 23 liman ziyareti gerçekleştirilecek ve gemiler halkımızın ziyaretine açılacak, Çanakkale’de SOLOTÜRK ile Antalya’da Türk Yıldızları Akrobasi Timi gösterisi, Düzce’de 3 uçak ile muharip uçak geçişi yapılacaktır. Diğer yandan, Çanakkale Kara Muharebeleri Yıl Dönümü Anma Törenleri kapsamında 24-25 Nisan’da SOLOTÜRK tarafından Çanakkale’de gösteri uçuşları icra edilecektir.”

Tuğamiral Aktürk ayrıca “İncirlik/Adana’da bulunan 10’uncu Tanker Üs Komutanlığının ismi Hava Kuvvetlerimizin ihtiyaçları doğrultusunda ’10’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı’ olarak değiştirilmiştir.” dedi.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/msb-son-iki-haftada-75-terorist-etkisiz-hale-getirildi/feed/ 0
Turgut Özal’ın vefatının 31. yılında anma töreni düzenlendi https://www.haber60.com.tr/turgut-ozalin-vefatinin-31-yilinda-anma-toreni-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/turgut-ozalin-vefatinin-31-yilinda-anma-toreni-duzenlendi/#respond Wed, 17 Apr 2024 23:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27906 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, vefatının 31’inci yıl dönümünde memleketinde adını taşıyan üniversitede törenle anıldı. Anma programına katılan TBMM Eski Başkanlarından Cemi Çiçek, “Turgut Özal, Türk siyasetinde çok önemli bir devlet ve siyaset adamı, bir öğretmen, bir öğretici” dedi.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, vefatının 31. ölüm yıl dönümünde Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde düzenlenen program ile anıldı. Üniversitenin Battalgazi Konferans Salonunda gerçekleşen ‘Turgut Özallı yıllar’ konulu panele TBMM Eski Başkanı Cemil Çiçek katıldı.

Anavatan Partisi’nin (ANAP) kurucu üyeleri arasında yer alan Çiçek, 1987 Türkiye genel seçimlerinde Yozgat milletvekili olarak girdiği mecliste Turgut Özal tarafından kurulan 46. Türkiye Hükümetinde aileden sorumlu devlet bakanı olarak de yer aldı.

Özallı yıllardan bahseden Cemil Çiçek, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılına girildiğini belirterek, “Bu birinci yüzyılda bu ülkenin çok önemli kazanımları var. Olanları o gününün şartlarında değerlendirdiğimizde Türkiye epey mesafe kat etti. Ama nedense çeşitli sebeplerden dolayı birinci yüzyılda 3 önemli kazanımımızın yeteri kadar farkında değiliz. Bu 3 önemli kazanımdan bir tanesi milli mücadeledir. Eğer milli mücadeleyi başaramasaydık, o kurtuluş havasından muzaffer olarak çıkmasaydık bugün burada bu toplantıyı yapamazdık. İkincisi geçen yüzyılda Türkiye’nin Cumhuriyete kavuşmuş olmasıdır. Cumhuriyet olmasaydı bu kürsüde konuşan insan belki de bu sıfatla konuşamayacaktı. Cumhuriyet milletimizin en önemli kazanımlarından birisidir. Eksiği olabilir, noksanlar olabilir yapılacak daha çok iş var ama önemli bir kazanımdır. Üçüncüsü de demokrasidir. Babamdan sonra benim üzerimde en çok hakkı olan kimdir derseniz; kardeşlerim, dayılarım, amcalarım değil rahmetli Turgut Özal’dır. Turgut Özal olmasaydı bugün bu konuşmayı yapan insan siyasette olmazdı. Ben 57 senedir devlet ve millet için aklınca kararınca hizmet eden bir insanım. Turgut Özal Türk siyasetinde çok önemli bir devlet ve siyaset adamı, bir öğretmen bir öğretici” şeklinde konuştu.

Siyasetin yol haritasının tecrübeyle çizildiğini ifade eden Çiçek, “Tecrübeyi yok sayan tecrübeyi dışlayan, her şeyin sadece kendisiyle başladığını kabul eden siyasetçilerin hizmeti de eksik olur, devlete millete verebilecekleri de fevkalade sınırlıdır” dedi.

Malatya’da iki üniversite bulunduğunu da belirten Cemil Çiçek, “Üniversitelerimiz Malatya için önemli bir kazanım. Birisi İnönü Üniversitesi diğeri Turgut Özal Üniversitesi. Bu 2 isim size önemli bir sorumluluk yüklüyor. Değerli rektörlerimiz eğer bilgi temelli bilgiye dayalı bu insanların anlamazsak anlatamazsak emin olun siyasi çatışmalarının konusunu yapmaktan Türkiye’yi kurtaramayız. Turgut Özal hayatın içinden gelen bir devlet ve siyaset adamıdır. Hiçbir yere yatay geçiş yapmamıştır. Bir memur çocuğu olarak hayatın bütün zorluklarını da yaşayarak en tepe noktaya kadar gelmiş bir insan, dolayısıyla hayatında ikbali de görmüş, kahrı da çekmiş bir isim” ifadelerine yer verdi.

Panelde konuşan Malatya Valisi Ersin Yazıcı ise Turgut Özal’ın Türkiye’yi dönüştürdüğünü ve ufkunu açtığı ifade ederek, “Türkiye’nin adeta istikametini, yönünü, raylarını dönüştürdüğü dönemde üniversite öğrenciydim ben. O dönemde çok farkında değildik ama bugünlere geldiğimizde 83’ten itibaren Türkiye’nin nasıl ray değiştirdiğini ufkunu ne kadar genişlettiğini çok daha iyi müşahede ettik” şeklinde konuştu.

Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli’de Turgut Özal’ın Türkiye’de bir döneme damgası vurmuş ve büyük bir dönüşüm hareketini gerçekleştirmiş bir isim olduğunu dile getirerek “Özal, vizyonu ile Türk siyasetinde farklı bir çizgi geliştirmiş, Türk toplumunu sürekli yeni kavramlarla tanıştırmıştır. Türk siyasetini Özal öncesi dönem ve Özal sonrası dönem olarak adlandırmak doğru bir yaklaşım olacaktır. Özal reformist kişiliği ile ekonomi, iç ve dış siyasette yeni bir dönemi ve kavramları hayatımıza yerleştirmiştir. Onun oluşturduğu zihniyet dönüşümü daha sonraki dönemlerde siyasetimize de yön vermiş ve Türkiye onun belirlediği ilkelerle yoluna devam etmiştir. Bu durum çizdiği vizyonun Türkiye için ne kadar isabetli olduğunu da göstermektedir” diye konuştu.

Panelin ardından TBMM eski Başkanı Cemil Çiçek ve beraberindekiler üniversitede bulunan Turgut Özal Müzesi’ni gezdi. – MALATYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/turgut-ozalin-vefatinin-31-yilinda-anma-toreni-duzenlendi/feed/ 0
Türk Kızılayı, Gazze’ye gönderilen yardımları barkod sistemiyle takip ediyor https://www.haber60.com.tr/turk-kizilayi-gazzeye-gonderilen-yardimlari-barkod-sistemiyle-takip-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/turk-kizilayi-gazzeye-gonderilen-yardimlari-barkod-sistemiyle-takip-ediyor/#respond Wed, 17 Apr 2024 08:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27834 Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Türkiye’nin “İyilik Gemileri” aracılığıyla Gazze’ye gönderdiği yardımların barkod sistemiyle takip edildiğini belirterek, Filistin halkını Kurban Bayramı’nda da yalnız bırakmayacaklarını söyledi.

Yılmaz, İsrail’in saldırısı altında bulunan Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkıyla dayanışma amacıyla gönderilen insani yardımlarla ilgili AA muhabirine açıklamada bulundu.

Türk Kızılay ile AFAD işbirliğinde bugüne kadar deniz yoluyla 9 “İyilik Gemisi” gönderildiğini, son gemide 3 bin 774 ton insani yardım malzemesi bulunduğunu anımsatan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Uzun süreli bir plan yaptık. Bu planımız, bir AFAD bir Türk Kızılay olacak şekilde ayda 2 gemiyi gönderebilmek üzerine yapıldı. Oradaki ihtiyaç, 1-2 seferle bitecek bir ihtiyaç değil. Bizim sürdürebilir, uzun vadeli planlar yapmamız lazım. Artık maalesef süreç uzadıkça temel ihtiyaçlar ön plana çıkıyor. Şu anda temiz su, en ufak bir gıda, hijyen malzemesi, bebek gıdaları, hepsi son derece önemli hale gelmiş durumda.”

Yardım elinin, bağışçıların ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle uzatıldığını dile getiren Yılmaz, “Değerli bağışçılarımızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın yardımlarıyla buna ‘iyilik hareketi’ diyoruz. Burada ‘rotamız insanlık, yükümüz iyilik’ diyoruz. Bu iyilik gemileriyle, aslında Türkiye’deki bağışçılarımızın bütün bağışlarını bir arada getirip hep birlikte Türk halkının bağışları olarak Gazze’ye ulaştırmayı hedefliyoruz.” dedi.

Gemilerdeki insani yardım malzemelerinin Filistin halkına uzanan yolculuğuna değinen Yılmaz, “Öncelikle iyilik gemileri Mersin Limanı’nda yükleniyor, 2-2,5 günlük seyahatin ardından Mısır’ın El- Ariş Limanı’na ulaşıyor. Burasının, deniz yoluyla bakıldığında Refah Sınır Kapısı’na en yakın liman olduğunu söyleyebiliriz. Tırlara yüklenen malzemelerin, 30-45 dakika arasındaki bir yolculukla direkt Refah’tan içeriye girebildiği bir rota burası.” diye konuştu.

Yardımlara barkod sistemi

Fatma Meriç Yılmaz, gemiden indirilen yardımların Refah Sınır Kapısı’ndaki gümrük işlemleri sonrasında Filistin Kızılayı’na teslim edildiğini, bu kuruluşun da malzemeleri ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığını söyledi.

Yardımların türünün üzerindeki barkod aracılığıyla tanımlandığını anlatan Yılmaz, “Kızılayımızın 4 personeli El-Ariş’e yerleşmiş durumda, Mısır Kızılayı ile hareket ediyorlar. Orada yardım malzemelerinin her birinin üzerine barkod yapıştırılıyor. Bu barkod sisteminin içerisinde yardımın nereden geldiği ve ne içerdiği elektronik olarak kodlanmış oluyor. Refah’tan içeriye girip Filistin Kızılayı devraldıktan sonra onlar da barkodu okutup içindeki un, pişmiş veya pişirmeye hazır gıda, bakliyat gibi içerikleri tanımlayabiliyor.” bilgilerini paylaştı.

Gazze’nin içerisinde bulunan yerel personelin günlük 10 bin sıcak yemek dağıttığını, yardımların sürdürülebilirliği konusunda yardım kuruluşlarıyla ortak hareket edildiğini vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:

“Barkod sistemi üzerinden yardımların yüzde kaçının girdiği, hangi sebeple reddedildiği hepsi elimizde. Şu anda 7. İyilik Gemisi’ndeki yardımların tamamı içeriye girmiş durumda, 8. gemide ise 22 tır kaldığı haberi geldi. Bize günlük kaç tanesi girdi, kaç tanesi reddedildi bunun bilgisi geliyor. Şu ana kadar Türkiye yardımlarının yüzde 93’ü içeriye girmiş durumda, yüzde 7’si reddedilmiş. Bu yüzde 7’nin içerisinde mesela bir jeneratör gönderdiniz, bu jeneratör eğer taşınabilir ise İsrail içeriye almıyor, ‘Tünellere götürülür ışık kaynağı olarak kullanılabilir’ diyor. ya da güneş enerjisiyle çalışan hiçbir şeyi, hastanede kullanılacak malzemeleri, ‘asker yeşili’ olan kıyafetleri almıyor mesela. Mısır, bunun gibi öğrenmemiz gereken reddedilen malzeme listesini sürekli bizimle paylaşıyor, geri dönüyor ve biz reddedilen malzeme yüklemiyoruz. Bu nedenle organizasyon bu kadar sıkı iletişimle yapıldığı için son giden 2-3 gemimizde reddedilen hiçbir malzeme yok, tamamı içeriye giriyor diyebilirim.”

Filistin halkı Kurban Bayramı’nda da unutulmayacak

Yılmaz, Kurban Bayramı’nda da Filistin halkı için özel çalışma yapacaklarını ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kurban Bayramı’nda, ‘Mısır’da kurban kesip oraya ulaştırabilir miyiz, Gazze’nin içerisinde kesebilir miyiz ya da buradan konserve haline getirip mi göndermeliyiz?’ diye bunların tamamının araştırmasını yapıyoruz. Mutlaka Gazze için Kurban Bayramı’nda özel bir operasyon yapacağız ve en azından kurban kampanyasının içerisinde ayrı bir sayfa açacağız. Bunların araştırılması devam ediyor. Orada mutlaka bir miktar kurban keseceğiz. ‘Şoklayıp gönderebilecek miyiz, soğuk depo bulabilecek miyiz?’ gibi konular biraz Mısır’ın ve Gazze’nin kendi içerisindeki kapasitesiyle orantılı. Bizim bir sene boyunca dağıtabilen, 18 aylık raf ömürlü konserve modelimiz var. Orada bu organizasyonu yapamazsak bile konservelerimizden mutlaka gönderecek durumda oluruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-kizilayi-gazzeye-gonderilen-yardimlari-barkod-sistemiyle-takip-ediyor/feed/ 0
Tokat Üniversitesi’nde Azerbaycanlı öğretmenin sanat eğitimi https://www.haber60.com.tr/tokat-universitesinde-azerbaycanli-ogretmenin-sanat-egitimi/ https://www.haber60.com.tr/tokat-universitesinde-azerbaycanli-ogretmenin-sanat-egitimi/#respond Wed, 17 Apr 2024 08:27:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27821 Tokat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehemmed Yüzbaşıyev, 2007 yılında Türkiye’ye geldiği günden beri öğrencilerine sanat eğitimi veriyor. Azerbaycan’dan gelen Yüzbaşıyev, öğrencilerin gönlünde taht kurarak, resim sanatının inceliklerini aktarıyor.

17 yıldır Tokat Üniversitesi’nde eğitim veren Tokat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehemmed Yüzbaşıyev, özellikle Azerbaycan Türkçesiyle öğrencilerin dikkatini çekiyor. Öğrenciler, ilk başta öğretmenlerinin Erzurumlu olduğunu sansalar da onunla tanıştıklarında gerçek kimliğini öğreniyor. Tokat’ı memleketi gibi gören Yüzbaşıyev, öğrencileriyle resim sanatını çalışarak Türkiye’deki vatanını bulduğunu ifade ediyor. Öğrencileriyle iletişimde herhangi bir sorun yaşamayan Yüzbaşıyev, Türk soylu devletlerarasında en yakın ilişkinin Azerbaycan ve Türkiye arasında olduğunu vurguluyor. Dil benzerliği sayesinde iletişimde herhangi bir sıkıntı yaşamadıklarını belirtiyor.

Tokat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehemmed Yüzbaşıyev, arkadaşının önerisi üzerine 2007 yılında Azerbaycan’dan Tokat’a geldi. Tokat Üniversitesi’ne yaptığı akademik başvurusunun onaylanması üzerine eşini de alarak Türkiye’ye taşındı. 17 yıl boyunca yüzlerce öğrenciye eğitim veren Yüzbaşıyev, kaybetmediği Azeri Türkçesiyle de öğrencilerin gönlünde taht kurdu. Öğrencileri hocalarının şivesinden dolayı il başta Erzurumlu sansalar da gerçeği tanıştıklarında öğreniyor. 8 bin barajı ve özel yetenek sınavıyla alınan 2 öğrenciler Azeri öğretmenlerinden resim sanatının sırlarını öğreniyor.

Tokat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehemmed Yüzbaşıyev, “Burada bizimle beraber müzik bölümünde çalışan bir hocamız vardı. Yusuf Habiboğlu adında doçent vardı. Önce o buraya gelmişti. Bana da buraya gelmek ister misin diye söylemişti. Ben de isterim dedim. Sonrasında da üniversiteden davet edince geldim. 4 Nisan 2007 yılında burada göreve başladım” dedi.

“Tokat benim memleketim”

Türkiye’ye tam olarak alıştığını ifade eden Yüzbaşıyev, “Tokat’ta benim memleketim gibi bir yer. Hiçbir sıkıntı yaşamadım. Burası da benim vatanım gibi bir yerdir. Zaten de vatanımdır. Türkiye’de benim vatanımdır. O yüzden geldik ve burada göreve başladık. Öğrencilerle çalışmalara başladık. Onlara resim sanatını öğretmeye çalışıyoruz. Çok farklı tekniklerde çalışmalar yapıyoruz. Öğrencilerimizle ilk önce karakalem çalışmalarıyla başlayarak sulu boya ve yağlı boya çalışmaları yapıyoruz. Bu konularda onlara bilgi veriyorum. Resim sanatının sırlarını öğretiyorum. Çalıştığımız zaman resme eli yatkın mı belli oluyor. Yetenekli öğrencilere daha hızlı anlıyorlar. Güzel sanatlar lisesinden gelmeyen öğrenciler de oluyor. Onlar da burada bir şeyler öğreniyorlar” diye konuştu.

“Türk soylu devletlerde birbirine en yakın biziz”

Öğrenciliyle iletişimde herhangi bir sorun yaşamadığını vurgulayan Yüzbaşıyev, “İletişimde bir problem yaşamıyorum. Onlar da benim çocuklarım gibiler. Derste birbirimizi anlıyoruz. Ben iletişimde herhangi bir sorun yaşamıyorum. Benim anlattığım dersleri anlıyorlar mı diye de öğrencilerimize sormanız lazım. Azerbaycan Türkçesinde de birkaç kelime farklı. Türk soylu devletler içerisinde birbirine en yakın olan biziz. O yüzden bize kardeş diyorlar. Bir millet iki devlet diyorlar. Dilimiz çok yakın. Buradan Azerbaycan’a giden Türkler de hiç sıkıntı yaşamıyor” dedi.

“İletişim konusunda bir sorunumuz yok”

Resim İş Öğretmenliği 3’üncü sınıf öğrencisi Nazlıcan Evci, “Bir farklılık yok. Zaten hocamız derslere ve bize çok emek veren bir öğretmen. Resim dersimizi biz 2 kişi alıyoruz. Derslerimiz özel ders gibi geçiyor. Bu yüzden de çok şanslıyız. Hocamız bazı kelimeleri farklı söylese de iletişimde herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz. Zaten kelimelerimiz ve cümlelerimiz hemen hemen birbiriyle aynı, birbirine çok benziyor. O konuda bir sıkıntımız yok” dedi.

“İlk derste hocamızı Erzurumlu sandım”

Zeynep Somuncu ise “İlk geldiğimizde ben hocamızı Erzurum’dan, Kars bölgemizden geldiğini düşünmüştüm. Sonradan tanıştığımızda Azeri olduğunu öğrendim ve çok şaşırmıştım. İletişim konusunda çok problem yaşamıyoruz. İlla ki kelime farklılıkları oluyor ama genelde anlaşıyoruz. Derslerimiz aynı özel ders gibi geçiyor herhangi bir problem yaşamıyoruz. Hocamız detaylı bir şekilde bizimle ilgileniyor. En ufak detayda bile bize çok yardımcı oluyor. Bu bölüme girmek için 8 bin barajıyla ve el becerisi şartı var. El özelliklerimize göre bu bölüme geliyoruz” diye konuştu. – TOKAT

]]>
https://www.haber60.com.tr/tokat-universitesinde-azerbaycanli-ogretmenin-sanat-egitimi/feed/ 0
Bahçeli, İran’ın İsrail’e saldırısını “Tiyatro” olarak nitelendirdi https://www.haber60.com.tr/bahceli-iranin-israile-saldirisini-tiyatro-olarak-nitelendirdi/ https://www.haber60.com.tr/bahceli-iranin-israile-saldirisini-tiyatro-olarak-nitelendirdi/#respond Tue, 16 Apr 2024 08:27:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27627 Mahalli İdareler Genel Seçimleri dolayısıyla verilen aranın ardından bugün parti grubunda konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İran’ın İsrail’e yönelik saldırısıyla ilgili dikkat çeken bir çıkışa imza attı.

“BİR TİYATRO OYUNU SERGİLENDİ”

Orta Doğu’da barış ve sukünetin hakim olması gerektiğini ifade eden Bahçeli, “Adeta iki ülke tarafından bir tiyatro oyunu sergilendi. Barış herkesin yararınadır. İsrail’in Gazze’deki soykırım suçunu tahammül etmek, sabır göstermek hiçbir vicdan sahibinin yapacağı bir şey değildir. Netanyahu, canidir. İstifa etmelidir, hesap vermelidir” şeklinde konuştu.

Bahçeli’nin açıklamalarından satırbaşları;

“İnsanından kopan siyasetçinin kaderi suya nakışlar çizmek sonunda ise dibe çakılmaktır. Siyasetin ekseni akıl, enerjisi ahlak, edası da hürmet ve muhabbettir. Bizim siyasetten anladığımız elbet de bunlardır.

YEREL SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ

Hiç kuşkusunuz egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Millet ne diyorsa, ne istiyorsa, nasıl karar veriyorsa saygımız ve sadakatimiz tamdır ve tartışmasızdır. Bizim demokrasiye bağlılığımız sözde değil özdedir. MHP, Türkiye ve Türk milletine varlığını adamıştır. Siyasetçinin değil seçmenin mutluluğunu her zaman gaye edinmiştir. Hem partimiz hem ülkemiz adına 2 mühim demokratik etap geçirmiş, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimize ulaşma mücadelemiz kamçılanmıştır.

“GÖREVİMİZİN FARKINDAYIZ”

Biz görevimizin farkındayız. Yapacaklarımızın şuurundayız. Vizyonu yetmeyenlerin umutsuzluk çarkına kapılması bundan sonra da muhtemeldir. Türkiyemizi hak ettiği gelişmişlik statüsüne mutlaka çıkarmalıyız. Bizim milliyetçiliğimiz çağın birikimi olan gelişmeleri birlikte yaşatmayı, beraberce değerlendirmeyi esas almaktadır.

MADDE MADDE SEÇİM MESAJI

Son Türk milleti hükmünü vermiştir. Yerel yöneticiler seçilmiştir. MHP’nin 31 Mart seçimleri değerlendirmesi 3 madde halinde şunlardır.

1) 14-28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerinden yaklaşık 10 ay sonra milletimiz sandık başına gitmiştir. Seçimsiz geçecek 4 yılın önü açılmıştır. Milletin demokratik kararına saygılıyız. Yerel ve genel seçimleri karıştırmak yanlıştır. Yerel seçimlerde özne ve öncelik adaylar olduğu halde genel seçimlerde partilerdir. 31 Mart yerel seçimlerinden sonra rota değiştiren,i hedeflerinden sapan bir Türkiye yoktur. Olması da mevzu konusu değiştir. ‘Yerel iktidar olduk’ diyenler hayal aleminde. Şımarıklığın alemi yoktur. Çünkü bugün şımaranların yarın milletten şamarı yemeleri mukadderdir.

2) Katılım oranları düşüktür. 31 Mart’ta yaklaşık 13 milyon 300 bin vatandaşın sandığa gitmediği anlaşılmaktadır. Milli irade sandığa yansımamıştır. CHP Genel Başkanı’nın yüzde 25’lik cam tavanı çatlatma masalını anlatmasının dayanağı da budur. Kaldı ki tavanı çatlak olanın temeli çürüktür.

3) 31 Mart seçimlerine tesir eden olgulardan biri de ekonomik sıkıntılar ve emeklilerimizin yaşadığı sorunlar. Parti olarak milletimizin mesajını aldık. MHP ve Cumhur İttifakı’nın çok güçlü bir şekilde millete hizmet yolculuğunu sürdüreceğinden herkesin emin olması başlıca arzumuzdur.

31 Mart’tan sonra müfteriler boş durmadı. Partimizin oy kaybettiğini söyleyenleri ulu orta atıp tutanlar oldu. Bunların MHP’yi tanımadıklarını gayet iyi biliyoruz. Yıkılmaz yolda kalmaz bu dava. Hiçbir iç ve dış düşman baş edemez Türklüğün ruhuyla.

31 Mart seçimlerini işlerine geldiği gibi okuyanlar zillettedir, kalpleri kas katı kesilmiştir. MHP seçimden başarıyla çıkmıştır. Türk milleti geleceğini Cumhur İttifakında görmüştür. Türkiye sandıktan kurulmamıştır. Türk tarihi sandıkta yazılmamıştır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bahceli-iranin-israile-saldirisini-tiyatro-olarak-nitelendirdi/feed/ 0
İYİ Parti Genel Başkan Adayı Dervişoğlu: Akşener’in desteği beni gururlandırır https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskan-adayi-dervisoglu-aksenerin-destegi-beni-gururlandirir/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskan-adayi-dervisoglu-aksenerin-destegi-beni-gururlandirir/#respond Mon, 15 Apr 2024 23:15:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27532 İYİ Partinin, 27 Nisan’da yapılacak seçimli olağanüstü kurultayında genel başkanlığa adaylığını açıklayan Grup Başkanvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu, Genel Başkan Meral Akşener’in kendisini desteklediği yönündeki iddialara ilişkin, “Sayın Genel Başkan’ımızın şayet gönlü benden yanaysa açık ve net olarak ifade ediyorum, bundan gurur ve onur duyarım.” dedi.

Dervişoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında konuşmasına, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e verdiği emeklerden dolayı teşekkür ederek başladı.

Akşener’in siyasi önderliğinde, tek adam rejimine rağmen, Türk milletinin önüne iktidara alternatif olacak bir seçeneği ortaya koyan siyasi hareketin temsilcileri olduklarını ifade eden Dervişoğlu, “Kurduğumuz, sadece bir siyasi parti değil, yıllardır iki kutup arasına sıkıştırılmış ve iki şıkka mecbur bırakılmış milletimize sunulmuş değerli bir alternatiftir. Biz bu alternatifi baskı ve imkansızlıklar içinde, bu memleketin cesur evlatlarının alın teriyle, emeğiyle, mücadelesiyle yükselttik. İşte bu sebeple İYİ Partiyi ve Türk milliyetçilerinin devlet yönetme ihtimalini kaderine terk etmemiz ya da partimizin dışındaki iradelere teslim etmemiz asla mümkün değildir ve bizden beklenemez.” diye konuştu.

Dervişoğlu, İYİ Partinin, iktidarın iktidar olmaktan, muhalefetin muhalefet etmekten memnun olduğu bir ortamda, Türk milletine seçenek olarak kurulduğunu söyledi.

“Mesnetsiz yorumları reddediyoruz”

“İYİ Partideki kurultay süreciyle birlikte partimizin merkezden kopacağı, belirli bir ideolojik kalıbın içine girerek radikalleşeceğine dair mesnetsiz yorumların ve açıklamaların tamamını reddediyoruz. İYİ Parti milliyetçi aynı zamanda demokrat, aynı zamanda kalkınmacı umdeleriyle Atatürk’ün kurduğu milli devletin temel ilkelerine bağlı bir siyasi parti olarak esasen merkezin ta kendisidir.” değerlendirmesinde bulunan Dervişoğlu, İYİ Partinin temsil ettiği merkezin, memleketteki tüm vatanseverleri kucaklayan, Türkiye’nin makul aklı olduğunu kaydetti.

Dervişoğlu, “Bu sebeple partimiz, medyada her fırsatta çıkıp siyasi hareketimize bir ‘son kullanma tarihi’ belirleme hevesinde olanların heveslerini kursaklarında bırakacak, gerilim ve kutuplaştırma politikaları ile ayrıştırılmaya çalışılan milletimizi, yeni bir kalkınma ülküsüne taşıma kararlılığını sonuna kadar sürdürecektir.” dedi.

2024’ün sadece Türkiye için değil tüm dünya için önemli bir seçim yılı olduğun belirten Dervişoğlu, 50’den fazla ülkede 100 milyonlarca insanın oy kullandığı 2024 yılının Türkiye’de ve dünyada siyasi paradigmaların değiştiği bir yıl olacağını söyledi.

Uluslararası politik ve ekonomik sistem dönüşüm ve değişim içerisindeyken, parti olarak yeni şartların gerektirdiği yeni vizyonla, eskinin devamı değil yeninin başlangıcı olacaklarını dile getiren Dervişoğlu, “Elbette 31 Mart seçim sonuçları ve bu sonuçlar çerçevesinde 22 yıl sonra Adalet ve Kalkınma Partisinin ikinci parti ve 47 yıl sonra ilk kez Cumhuriyet Halk Partisinin birinci parti olması, Türkiye ve dünyadaki değişim dalgasının sosyolojik ve siyasal neticelerinin bir parçasıdır.” açıklamasını yaptı.

“Hiç kimse İYİ Partiye istikamet çizemez”

27 Nisan’da yapılacak olağanüstü kurultay kararının yalnızca İYİ Partinin uhdesinde olduğunu ve sadece partinin kurumsal kimliğini bağlayacağını bildiren Dervişoğlu, başka siyasi aktörlerin ve partilerin kurultaya müdahil olma girişimlerinin siyasi etik ve nezakete uygun olmadığını belirtti.

Dervişoğlu, şöyle devam etti:

“Hiç kimse İYİ Partiye istikamet çizemez. Siyasi ikbalini partimizin dışındaki siyaset merkezlerinden gelecek kuvvete bağlayanlar şunu bilsinler ki, bu çatı altında İYİ Partinin kendi iradesinin üzerinde bir irade yoktur. Bu noktadan itibaren, olağanüstü kurultayımızda partimize yön tayin edecek ve istikamet çizecek tek bir irade vardır o da İYİ Partinin saygıdeğer üst kurul delegeleridir. Ben inanıyorum ki partimizi o ya da bu siyasi partinin, iktidarın yahut muhalefetin uydusu haline getirmeye çalışanlara karşı en güzel cevabı 27 Nisan akşamında yine İYİ Partinin bizatihi kendisi verecektir.”

Hükümetin birtakım çevrelerle işbirliği yaparak anayasa değişikliğini gündeme taşıma çalışmalarına şahit olduklarını ifade eden Dervişoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İYİ Parti, tek adam rejimini tahkim edecek hiçbir değişikliğe olur vermeyecektir. Öncelikle bunun bilinmesini istiyorum. Ayrıca o rejimi tahkim edecek hiçbir düzenlemeye de müsaade etmeyeceğiz. Bu partinin bu olağanüstü süreçten çıkıp yaklaşık bir yıl içinde bir de olağan kongre çalışmaları başlayacak. Olağanüstü kurultayda seçilecek genel başkan ve parti yönetimi, İYİ Partiyi o olağan kongreye hazırlayabilecek doğru bir yol haritası tanzim etmekle de mükelleftir. Ben, bütün dava arkadaşlarımın ortak iradeyle önümüzdeki dönem kongreye hazırlanmasından ve siyaseten talep ve beklentisi olan dava arkadaşlarımın da önünün açılmasından yanayım. Bunu da açık ve net bir biçimde taahhüt ediyorum. Hani diyorlar ya ‘bir abi formülü, İYİ Parti gemisini salim bir limana getirebilme formülü bulunmalı’ diye. İYİ Parti gemisini salim bir limana götürmeye de talibim, İYİ Partideki dava arkadaşlarımı kucaklamaya ve birbiriyle kucaklaştırıp onların siyaseten önünü açmaya da talibim.”

“Gönlü benden yanaysa gurur ve onur duyarım”

Dervişoğlu, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Akşener’e “Partinin başında kal” çağrısına ilişkin soru üzerine Dervişoğlu, “İYİ Partiye hiç kimse istikamet çizemez, bunun bilinmesini istiyorum.” dedi.

Dervişoğlu, Akşener’in kendisini desteklediği yönündeki iddialarla ilgili soruya ise “İYİ Partiyi biz birlikte kurduk. Kuruluş harcındaki en fazla emek Sayın Meral Akşener’indir. Sayın Genel Başkan’ımızın şayet gönlü benden yanaysa açık ve net olarak ifade ediyorum, bundan gurur ve onur duyarım.” yanıtını verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-genel-baskan-adayi-dervisoglu-aksenerin-destegi-beni-gururlandirir/feed/ 0
Müsavat Dervişoğlu’ndan Bahçeli’nin Akşener’e yönelik çağrısına tek cümlelik yanıt https://www.haber60.com.tr/musavat-dervisoglundan-bahcelinin-aksenere-yonelik-cagrisina-tek-cumlelik-yanit/ https://www.haber60.com.tr/musavat-dervisoglundan-bahcelinin-aksenere-yonelik-cagrisina-tek-cumlelik-yanit/#respond Mon, 15 Apr 2024 22:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27517 İYİ Parti’de 31 Mart seçimlerinde alınan başarısız sonuçların ardından seçimli kongre kararı verilirken, genel başkanlığa adaylığını açıklayan Müsavat Dervişoğlu bugün basının karşısına geçti.

DERVİŞOĞLU BASININ KARŞISINA GEÇTİ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin aday olmayacağını açıklayan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e yönelik “Ayrışma kararından vazgeçerek partisinin başında olması gerektiğini düşünmekteyim” çağrısına yanıt veren Dervişoğlu, “İYİ Parti’ye kimse istikamet çizemez” dedi.

“AKŞENER BENDEN YANAYSA ONUR DUYARIM”

Dervişoğlu, İYİ Parti’deki olağanüstü kurultayda Akşener’in kendisini desteklediği iddialarına ilişkin ise “Akşener’in desteği benden yanaysa bundan onur ve gurur duyarım” diye konuştu.

“TEK ADAM REJİMİNİN KÖLESİ OLMAKTAN KURTARACAĞIZ”

Parti genel merkezinde açıklama yapan Dervişoğlu, delegelere 27 Nisan’da yapılacak olağanüstü kurultayda oy kullanmaları yönünde çağrıda bulundu. Dervişoğlu, AK Parti’nin Anayasa değişikliği çalışmalarına ise karşı olduklarını belirterek “Bu ülkeyi tek adam rejiminin kölesi olmaktan kurtaracağız. Bu rejimi güçlendirecek hiçbir düzenlemeye de müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“İYİ PARTİ RANT GRUPLARINCA DİZAYN EDİLMİŞ BİR PARTİ DEĞİLDİR”

Müsavat Dervişoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle; “Partimizin dışındaki iradelere de partimizi teslim etmemiz asla mümkün değildir. İYİ Parti rant gruplarınca dizayn edilmiş bir parti değildir. Bu partiyi kuran bizatihi Türk milletinin kendisidir. Partiyi millet kurdu, biz sadece tabelasını astık. İktidarın iktidar olmaktan, muhalefetin muhalefet etmekten memnun olduğu ortamda kuruldu. Tek adam rejiminin keyfi ve baskıcı kararları altında ezilen bir ülke değil, demokratik bir ülke tahayyül ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti bir kişinin aklına ve heveslerine asla emanet edilemez. Bir milletin kaderi bir faninin şahsi ihtiraslarına kurban edilemez. Sona ermesi gereken bir kabus haline gelmiştir.

“AK PARTİ YÖNETİMİNE KARŞIYIZ”

AK Parti hükümetleri refah ve zenginliği üretip hakla paylaştırmak yerine yoksulluğu yönetmektedir. Bu koşullarda hükümete söylenecek tek söz var: Keşke siz geçen yüzyılda kalmış olsaydınız. Biz ileri demokrasiden, hukukun üstünlüğünden liyakatten doğadan ve yeşilden, Türkiye’den yanayız. Dolayısıyla tek adam rejimine antidemokratik her türlü uygulamaya, yasaklara karşıyız. Tüm bunları içinde bulunduran AK Parti yönetimine karşıyız. Kurultay süreciyle birlikte partimizin merkezden kopacağı, belli bir ideolojik kalıbın içine girerek radikalleşeceğine dair mesnetsiz açıklamaların tamamını reddediyoruz. Bunlar İyi Parti’yi marjinalleştirme çabası içine giren art niyetli çevrelerin tezviratlarıdır. İyi Parti milliyetçi aynı zamanda demokrat ve kalkınmacı umdeleriyle Atatürk’ün kurduğu milli devletin temel ilkelerine bağlı bir siyasi parti olarak esasen merkezin ta kendisidir.

İYİ Parti’nin temsil ettiği merkez, memleketimizdeki tüm vatanseverleri kucaklayan Türkiye’nin makul aklıdır. İYİ Parti Türkiye’nin sağduyusudur. Partimiz medyada her fırsatta çıkıp siyasi hareketimize son kullanma tarihi belirleme hevesinde olanların heveslerini kursaklarında bırakacak, kutuplaştırma politikaları ile ayrıştırılmaya çalışılan milletimizi yeni bir kalkınma ülküsüne taşıma kararlılığını sonuna kadar sergileyecektir.

“TÜRKİYE YÜZYILI’NDAN BAHSEDİYORSUNUZ?”

“AK Parti hükümetleri milletimizin evlatlarına kaliteli bir eğitim ile parlak bir gelecek vermek yerine cehaleti örgütlemekle meşguldür. AK Parti hükümetleri refah ve zenginliği üretip hakça paylaşmak yerine yoksulluğu yönetmekle meşguldür. Ortalama 20 milyon vatandaşımızın sosyal yardımla geçinebildiği, 16 milyon vatandaşımızın destek almadan elektrik faturasını dahi ödeyemediği, 8 milyon kişinin yalnız kömür yardımıyla ısınabildiği bir memlekette siz iktidar olarak hangi yüzle hangi Türkiye Yüzyılı’ndan bahsediyorsunuz.

YENİ ANAYASA TARTIŞMALARI

Türkiye’de mevcut rejimi tahkim edebilecek bir anayasa değişikliğini gündeme taşıyabilme çalışmalarına şahit oluyoruz. İYİ Parti tek adam rejimini tahkim edecek hiçbir değişikliğe olur vermeyecektir. Bu ülkeyi tek adam rejiminin kölesi olmaktan çıkarmak için gerekli mücadeleyi vereceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/musavat-dervisoglundan-bahcelinin-aksenere-yonelik-cagrisina-tek-cumlelik-yanit/feed/ 0
AYF, İsrail saldırılarında hayatını kaybeden gazetecileri anmak için 24 saatlik canlı yayın başlattı https://www.haber60.com.tr/ayf-israil-saldirilarinda-hayatini-kaybeden-gazetecileri-anmak-icin-24-saatlik-canli-yayin-baslatti/ https://www.haber60.com.tr/ayf-israil-saldirilarinda-hayatini-kaybeden-gazetecileri-anmak-icin-24-saatlik-canli-yayin-baslatti/#respond Sat, 13 Apr 2024 23:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27319 Anadolu Yayıncılar Federasyonu (AYF), İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden gazetecileri anmak ve saldırılara tepki göstermek için İstanbul’da aralıksız 24 saat sürecek canlı yayın başlattı.

Sultanahmet Meydanı’ndaki tarihi Alman Çeşmesi’nin yanına kurulan sahnede ” Filistin’de öldürülen gazeteciler için nöbetteyiz” yazısı yer aldı.

Saat 14.00 itibarıyla başlayan yayına ilk olarak AYF Başkanı Sinan Burhan, Akşam gazetesi yazarı Mustafa Kartoğlu ve CNN Türk spikeri Fulya Öztürk katıldı.

Anadolu’da yayın yapan 20 televizyon kanalı ile sosyal medya platformlarından canlı yayınlanan programda ulusal basından çok sayıda gazeteci yer alacak.

“Bu gazeteciler Filistin halkının sesi oluyordu”

AYF Başkanı Burhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un destekleriyle bu yayını gerçekleştirdiklerini, politik bir amaç taşımadıklarını ve yayınlarının herhangi bir parti yayını olmadığını söyledi.

Yaptıkları yayının dili, dini, ırkı, mezhebi ne olursa olsun, mazlum ve mağdur insanlara sahip çıkma yayını olduğunu belirten Burhan, şunları söyledi:

“Filistin’de 140 gazetecimiz şehit edilmiş ya da öldürülmüş. Bu gazeteciler ne yapıyordu? Filistin halkının sesi oluyordu. İsrail devlet terörünü dünyaya duyuruyordu. Açlığı, susuzluğu, bütün bunları duyuruyordu. Ne oldu? İsrail devleti önce gazetecileri hedef aldı. Biz de bunun farkında olduğumuzu belirtmek için burada eylem yapıyoruz. Bugün başlayan eylemimiz yarın saat 14.00’e kadar devam edecek, 80 gazeteci katılacak. Açılışı Fulya Öztürk yaptı, Mustafa Kartoğlu, Çetiner Çetin, Başak Şengül, Erkan Tan, Ekrem Kızıltaş, Rahim Er, Emin Pazarcı, Zafer Şahin, İsmail Küçükkaya, Halk TV. Biz dedik ki ‘Tüm gazeteciler katılabilir, bizim için gazetecilik önemli.’ Kimseye bizim bir ön yargımız yok. Katılan tüm arkadaşlara biz teşekkür ediyoruz. Burada 24 saat Anadolu kanallarıyla ortak yayın yaparak Filistinli gazeteciler adına biz ayakta olduğumuzu, nöbette olduğumuzu, Filistin’in sesi olacağımızı duyurduk.”

“Gazeteciler sadece bu soykırımı belgelemek için oradaydılar”

Akşam gazetesi yazarı Mustafa Kartoğlu ise İsrail’in bir süredir bölge ülkeleriyle başlattığı normalleşme çabalarının samimi olmadığını, genişlemenin ve bölge ülkelerini yumuşatmanın bir yöntemi olarak bunu kullandığını 7 Ekim’den sonra gösterdiğini dile getirdi.

Kartoğlu, 7 Ekim saldırıları karşılığında İsrail’in meşru taleplerinin dikkate alınabileceği yeni bir dönemin başlatılabileceğini ancak bunun yerine çok daha büyük bir intikamın soykırımla alınma yoluna gidildiğini ifade etti ve şöyle devam etti:

“Gazeteciler sadece bu soykırımı belgelemek için oradaydılar. Onlara mani olundu. Daha dün TRT ekibi bombalandı, daha önce Anadolu Ajansı muhabirleri saldırıya uğramıştı, Aljazeera aynı şekilde. Bölgenin sesinin çıkmasını istemiyorlar, görüntülerin dağılmasını istemiyorlar. İnterneti kesiyorlar, telefon bağlantılarını koparıyorlar, bağlantı kuranları tespit edip sinyal gelen yere bomba yağdırıyorlar. ve bütün dünya sessiz sedasız orada İsrail katliamını izlesin istiyorlar. İsrail tarafından yapılan propagandanın dinlenmesini ve sadece onun duyulmasını istiyorlar. Fakat bunu başaramıyorlar. Gazeteciler canları pahasına orada olan biteni bütün dünyaya anlatıyor, bütün dünyaya gösteriyor.”

Gerçeği haykıranların bir parçası olmaya sembolik bile olsa çaba gösterdiklerine dikkati çeken Kartoğlu, “Bütün dünyada eğer halkların, yönetimleri üzerinde etkili olduğu bir demokrasiden söz edilecekse bütün dünyada yönetimlerin bugün ayağa kalkmış olan halklarının sesine destek vermesi, bu sesi dinlemesi beklenir.” dedi.

Kendisinin ve birçok gazetecinin bu çağrıyı yaptığını kaydeden Kartoğlu, “Aksi halde giderek bugün dünya hukuk sistemini, dünya devletler sistemini, insan hakları ilkelerini ortadan kaldıran, çiğneyen bir İsrail’in varlığı, İsrail yönetiminin varlığı bu şekilde korunur ve bir ölçüde de kutsanırsa, dokunulmaz hale getirilirse ne ülkelerin birbirine güveni kalır ne de insanların kendi ülkelerine, kendi yönetimlerine, kendi devletlerine güveni kalır. Bu güvensizlik ortamı giderek aslında Avrupa demokrasilerini tehdit eder ve bütün dünyayı tehdit eder. Biraz da aslında bu sesimizi yükseltmemizin sebebi dünyanın kendi kendini yok etmeye doğru gitmesine mani olmak.” ifadelerini kullandı.

“Gazze halkının haykırışı Anadolu’dan duyuldu”

Türkiye Haber Kameramanları Derneği Başkanı Aytekin Polatel, 7 Ekim’de başlayan İsrail saldırıları sonucu bir gazeteci cinayetinin ortaya çıktığını, İsrail’in inanılmaz ölçüde, bölgede görev yapan her türlü gazeteciyi hedef gözetmeksizin öldürmeye başladığını söyledi.

İsrail’in Gazze halkına uyguladığı şiddetin, ablukanın, katliamın bir insanlık dramı olduğunu vurgulayan Polatel, “Bunu görmezden gelemeyiz. Gazze halkının oradaki haykırışı Anadolu’dan duyuldu. ve Anadolu halkı Gazze halkıyla birlikte beraber, yek bir vücut olmaya çalıştı.” görüşünü sundu.

Bu noktada Türkiye Haber Kameramanları Derneği’nin bölgede görev yapan habercilerin anılarından oluşan bir kitap hazırladığını aktaran Polatel, “Gelecek nesillere de İsrail devletinin masum insanları nasıl katlettiğini, nasıl abluka yaptığını anlatan bir kitap olacak.” diye konuştu.

İsrail’in katlettiği gazeteci sayısının 140’ı bulduğuna işaret eden Polatel, “Onların da sesi olmak, dünya kamuoyuna ‘Burada bir katliam var.’ demek için bugün burada 24 saat bir yayın düzenleniyor. Ben de Türkiye Haber Kameramanları Derneği Başkanı olarak bu yayında, orada yaşadıklarımızı, meslektaşlarımızın yaşadıklarını anlatmak için bir büyük çaba içerisinde olacağım.” ifadelerini kullandı.

“Katliamı belgeleyen bir Türk medyası var”

Türkçe Konuşan Ülkeler Uluslararası Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Güngör Yavuzaslan, AYF’nin yaptığı bu etkinliğin dünyada bir ilk olduğunu belirterek “Tarihe tanıklık ediyoruz. Bu 24 saatlik yayın kamuoyu oluşturma açısından çok önemli.” dedi.

Yavuzaslan, İsrail’in AA ve TRT örneğinde olduğu gibi özellikle Türk gazetecileri hedef aldığını, Gazze içinden gerçekleri dünyaya en üst düzeyde ulaştıran kurumlar AA ve TRT nedeniyle bunu yaptığını anlattı.

Lahey Adalet Divanı’nda Güney Afrika Cumhuriyeti’nin hazırladığı dosyada dijital materyaller olarak adlandırılan materyallerin hepsinin AA ve TRT’nin sahadaki çalışmaları olduğuna dikkati çeken Yavuzaslan, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Katliamı belgeleyen bir Türk medyası var. Bu da ister istemez ki dün hareket halinde araç içinde vurulan meslektaşların orda hedef olmasına neden oluyor. Hem gazeteci hem de mesleki örgüt yöneticisi olarak dayanışmayı en üst düzeyde göstereceğiz. 6 aydır devam eden bir katliam var. Bu katliamı duyuran bir Türk medyası var. Filistinli meslektaşlarımız açısından biz bunu çok önemsiyoruz. Gazze insanlığın öldüğü yer, bir vicdan testi. Testte kim iyiler ikliminde, kim kötülerin yanında görüyoruz. Türkiye ve Türk gazeteciler her zaman iyilerin ve masumluğun yanında olduğu bir kez daha gösterdi.”

“İsrail gazetecileri bilerek, isteyerek ve planlayarak hedef almaktadır”

Filistinli araştırmacı ve gazeteci Muin Naim, “Son 6 ay içinde Gazze’de olup bitenler belki de basın tarihinin en büyük gazeteci katliamdır. Çünkü 1. Dünya Savaşı’nda, 2. Dünya Savaşı’nda veya Rusya’nın Ukrayna’ya yaptığı saldırılarda bu kadar gazeteci, hatta yarısı bile öldürülmemişti. Ama İsrail gazetecileri bilerek, isteyerek ve planlayarak hedef almaktadır.” diye görüş belirtti.

İsrail’in Gazze’de birçok yabancı, yerli basın kuruluşunun temsilcilerini ve gazetecileri hedef aldığını aktaran Naim, “İsrail bugün hakikati susturmaya çalışıyor ama Filistin’deki ve Filistin dışındaki gazetecilerin bu hakikati susturmamak için elinden geleni yapacağına inanıyoruz. Örneğin şu anda Refah Sınır Kapısı’nda yüzlerce gazeteci bekliyor. Aylardır bekliyorlar ki ilk fırsatta Gazze’ye girmeye çalışıyorlar. Hatta bazı yardım kuruluşlarının dahi çalışanları kendileri hakikate aktarmak için gazeteci görevine üstlenmek zorunda kaldılar.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ayf-israil-saldirilarinda-hayatini-kaybeden-gazetecileri-anmak-icin-24-saatlik-canli-yayin-baslatti/feed/ 0
Beşiktaş Başkanı Hasan Arat, yabancı VAR atamalarını olumlu bulduğunu söyledi https://www.haber60.com.tr/besiktas-baskani-hasan-arat-yabanci-var-atamalarini-olumlu-buldugunu-soyledi/ https://www.haber60.com.tr/besiktas-baskani-hasan-arat-yabanci-var-atamalarini-olumlu-buldugunu-soyledi/#respond Fri, 12 Apr 2024 21:33:51 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27176 Beşiktaş Kulübü Başkanı Hasan Arat, Türkiye Futbol Federasyonunun (TFF) Trendyol Süper Lig’de sezon sonuna kadar kritik maçlara yabancı Video Yardımcı Hakem (VAR) atama kararını olumlu bulduğunu söyledi.

Hasan Arat, siyah-beyazlı kulübün Tüpraş Stadyumu’nda gerçekleştirilen gelenekselleşen bayramlaşma töreninde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Bayramlaşma töreniyle ilgili konuşan Arat, “Çok güzel bir bayramlaşma oldu. Özellikle sporcularımızın katılması çok kıymetliydi. Futbolcularımız yarın maçı olduğu için katılamadı. Beşiktaş büyük bir aile. Bu aileye layık olacak bir şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz.” dedi.

TFF’nin yabancı VAR kararını değerlendiren siyah-beyazlı kulübün başkanı, “Yabancı VAR’ın devreye girmesini olumlu karşılıyorum. Beşiktaş’ın maçına yabancı VAR atamamışlar ama bir sonraki maçta biz de bekliyoruz.” diye konuştu.

Hasan Arat, maç anında pozisyonların ve VAR konuşmalarının statlarda gösterilmesini istediklerini dile getirerek, şunları kaydetti:

“Maçlarda yabancı hakem denemelerine bu sezon bitmeden başlamaları lazım. Türk futbolunun şu andaki en büyük sıkıntısı hakemler ve video yardımcı hakemler. Büyük baskı altında kalıyorlar ve çok büyük hatalar yapabiliyorlar. Yapılan toplantıların medyaya sızdırılması Türk spor tarihindeki en can alıcı noktalardan biridir. Herkes şeffaf olmak zorunda. Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere gibi liglerden yabancı hakemlerin gelmesinin doğru olacağına inanıyorum. Bu bir rekabet getirir. Bu rekabet de süreklilik sağlar. Beşiktaş olarak baştan beri bu konudaki ısrarını sürdürüyoruz. Beşiktaş her zaman yabancı hakem ve VAR konusunda ısrarcıdır. Bunun çok eğitici olacağını da düşünüyoruz. UEFA’nın bu konuda belli bir rotasyon planı olduğunu düşünüyoruz. Bunun benzeri bu sezon Alman hakemlerle Hırvatistan’da denendi ve çok başarılı sonuçlar verdi. Bu tartışmaların bitmesi lazım. Halk bundan sıkıldı. Son 4 ayda Türk spor tarihinde ender rastlanan çok büyük sıkıntılar yaşandı.”

TFF seçimleri

Hasan Arat, 18 Temmuz olarak açıklanan TFF seçimlerinin öne alınmasını istediklerini dile getirdi.

Türk futbolundaki sorunlara değinen Arat, “TFF seçimlerinin 18 Temmuz’da değil çok daha erken yapılması düşüncesindeyiz. Bunun için bütün kulüpler imzalarını vermeye başladı. Biz de imzalarımızı pazartesi günü tamamlayacağız. Beşiktaş’ın bulunduğu yer aynıdır. Kişi ayrımı gözetmeksizin kurumlarla ilgili görüşlerimizi belirtmekten çekinmeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Geçen günlerde UEFA Başkanı Aleksander Ceferin ile yaptığı görüşmenin sorulması üzerine Hasan Arat, “Beşiktaş, her zaman en önemli iş ortağı UEFA ile iyi ilişkiler içinde olmalı. Beşiktaş’ın bundan sonraki plan ve projelerini, Türk futbolundaki sıkıntıları konuştuk. VAR’da yaptıkları uygulamaları bize anlattılar. Yaşanan olaylar, yurt dışında sıkıntılı görüntü verdi. Türkiye bu sıkıntıları aşmak, yenilenmek, TFF’de daha demokratik bir seçime gitmek zorunda. Seçim çok adaylı olmalı, kurullar atamayla değil seçimle gelmeli. Atamayla gelince bir başkanın ağzına bakıyorlar. Orada rekabetin oluşması lazım. Bu da kaliteyi getirecektir. Türkiye’de futbola çok büyük yatırımlar yapılıyor. Bunların bu şekilde heba olmasını kimse istemiyor. Bu konuda öncü olmaya, düşüncelerimizi söylemeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Arat, TFF seçiminde bir adayları olup olmadığının sorulmasına, “Salı günü Kulüpler Birliği toplantısı var. Bizim düşündüğümüz isimleri gündeme getireceğiz. Beşiktaş camiası olarak bu seçimlerde çok aktif olacağız. Hem kurullarda hem de yönetimde Beşiktaş kendi değerlerini öne sürecektir.” diye konuştu.

“Futbolda performansımız düzelmek zorunda”

Siyah-beyazlı kulübün başkanı, futbolda performanslarının düzelmek zorunda olduğunu söyledi.

Arat, Süper Lig’de liderin 37 puan gerisine düşen futbol takımıyla ilgili, “Performansımız düzelmek zorunda. Beşiktaş daha iyi oynamak zorunda. Türkiye Kupası’nı kazanmalıyız. İyi bir takımız ama kötü günler geçiriyoruz. Bunu camia olarak atlatacağımızı düşünüyorum.” şeklinde görüş belirtti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/besiktas-baskani-hasan-arat-yabanci-var-atamalarini-olumlu-buldugunu-soyledi/feed/ 0
Kök hücre nakliyle lösemi hastası Zeynep Öztürk yeniden sağlığına kavuştu https://www.haber60.com.tr/kok-hucre-nakliyle-losemi-hastasi-zeynep-ozturk-yeniden-sagligina-kavustu/ https://www.haber60.com.tr/kok-hucre-nakliyle-losemi-hastasi-zeynep-ozturk-yeniden-sagligina-kavustu/#respond Fri, 12 Apr 2024 08:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27144 Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gören akut lenfoblastik lösemi (ALL) hastası 21 yaşındaki Zeynep Öztürk, Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezine (TÜRKÖK) kayıtlı gönüllü bir bağışçıdan nakledilen kök hücreyle yeniden yaşama tutundu.

Lösemi, lenfoma, kemik iliği yetmezliği gibi hastalıkları nedeniyle kök hücre nakli bekleyen hastalara en uygun bağışçının bulunabilmesi için Sağlık Bakanlığı ve Türk Kızılay tarafından 2014’te hayata geçirilen TÜRKÖK, bugüne kadar binlerce hastanın şifa bulmasına olanak sağladı.

O hastalardan biri de Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Zeynep Öztürk oldu. Kök hücre nakli için uygun bağışçı aranan genç hastaya, beklediği güzel haber TÜRKÖK’ten geldi.

Bilgileri kayıtlı gönüllü bağışçıyla dokuları tam uyan ve başarılı şekilde kök hücre nakli gerçekleştirilen Zeynep, hastalığı nedeniyle yarım bırakmak zorunda kaldığı üniversite eğitimini tamamlayacağı günü iple çekiyor.

“TÜRKÖK, bana çok büyük bir umut oldu”

Sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Zeynep, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hastalığıyla birlikte kök hücre bağışının önemini de çok iyi anladığını vurguladı.

Hastalığını öğrendiğinde önce korku ve umutsuzluğa kapıldığını, sonrasında ise doktorlarının verdiği güvenle durumunu kabullendiğini dile getiren Zeynep, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben bu hastalıkla birlikte kök hücre naklinin ne kadar önemli olduğunu da gördüm. TÜRKÖK üzerinden uygun bir gönüllü kök hücre bağışçısının bulunması sayesinde eylül ayında nakil oldum. Şu an kendimi hastalığımın ilk günlerine göre çok daha iyi hissediyorum.

TÜRKÖK, bana çok büyük bir umut oldu. Bu kadar kısa sürede uygun bir donör bulunabileceğini beklemiyordum, umutsuzluğa düştüğüm bir süreçteydim. Hastanedeki doktorlarım bana güzel haberi verdiğinde çok mutlu oldum. Sağlığı el veren herkes, hastalar için gönüllü bağışçı olmalı.”

“İlk yapmak istediğim diplomamı almak”

Konya Selçuk Üniversitesi, Gıda Teknikerliği Bölümü son sınıf öğrencisi Zeynep, “Aslında diplomamı almak üzereydim fakat hastalığım nedeniyle eğitimimi tamamlayamadım. İlk yapmak istediğim de diplomamı alıp, geleceğime yön verebilmek. Son 1,5 yılım hastanede geçti, burada bütün doktorlar, hemşireler bizlerle çok yakından ilgilendi. Hepsine çok teşekkür ederim, bütün hastalara da kalıcı şifa dilerim.” diye konuştu.

“Kök hücre bağışı, hayati önem taşıyor”

Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi, Hematoloji Kliniği ve Kök Hücre Nakli Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fevzi Altuntaş da Zeynep’in de mücadele ettiği ALL’de önce kemoterapilerin uygulandığını ve ilaç tedavisinin ardından hastalığın risk grubunun tanımlandığını anlattı.

Tekrarlama, komplikasyon gelişme riski yüksek olan ALL hastalarında bunu önlemek için kök hücre naklinin değerlendirildiğini belirten Altuntaş, nakil için öncelikle hastanın aile bireylerinde uygun vericinin araştırıldığını, bu bulunamadığında da TÜRKÖK üzerinden gönüllü bağışçıların tarandığını söyledi.

Prof. Dr. Altuntaş, “TÜRKÖK’te 1 milyonunun üzerinde gönüllü bağışçı bulunuyor. Hastamıza doku grubu uyan bir gönüllü bulunduğunda, TÜRKÖK’le irtibata geçerek nakil için gereken planlamalar başlatılıyor. Gönüllü kök hücre bağışı, nakil bekleyen hastalar açısından hayati önem taşıyor. 18-50 yaş arasındaki sağlıklı her birey, Türk Kızılaya başvurarak, verecekleri üç tüp kanla kök hücre bağışçısı olabilir.” bilgisini paylaştı.

Kök hücre naklinin ALL, lenfoma, kemik iliği kanseri, immün yetmezlik, Akdeniz anemisi gibi rahatsızlıklarda kullanıldığını aktaran Altuntaş, naklin yüksek risk gruplu hastaların tedavisinde önemli bir seçenek olduğunu ama “her derde deva” gibi de algılanmaması gerektiğini vurguladı.

Altuntaş, nakil olan hastalara da sonrasındaki tedavi ve kontrollerini asla aksatmamaları, ilaçlarını düzenli kullanmaları uyarısında bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kok-hucre-nakliyle-losemi-hastasi-zeynep-ozturk-yeniden-sagligina-kavustu/feed/ 0
MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir: İsrail’e yönelik tedbirler önemlidir https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-israile-yonelik-tedbirler-onemlidir/ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-israile-yonelik-tedbirler-onemlidir/#respond Thu, 11 Apr 2024 23:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27088 MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, “Ülkemizin geride bıraktığımız günlerde İsrail’e yönelik almış olduğu ekonomik tedbirler son derece önemlidir. Kimse bunu sulandırmaya çalışmasın.” dedi.

MHP Kayseri İl Başkanlığınca düzenlenen bayramlaşma programına katılan Özdemir, burada yaptığı konuşmada, içerisinde bulundukları dönemde dünyanın iyiye gitmediğini söyledi.

Sorunların günden güne arttığını, anlaşmazlıkların da giderek çoğaldığını ifade eden Özdemir, barış ikliminin yerine daha çok çatışma, kargaşa, kaos ve savaş şartlarının hakim olduğunu belirtti.

Türkiye’nin milli birlik ve beraberliğini koruması, aynı zamanda milli güvenliğine yönelen tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesi konusunda zamanında ve kaynağında bu tehdit ve tehlikelerin ortadan kaldırılmasının büyük bir önem taşıdığını vurgulayan Özdemir, bu anlamda hükümetin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kararlı, doğru adımlar attığını kaydetti.

Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir terör belasıyla uğraştığına dikkati çeken Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yine bu bayram günü inşallah temennimiz odur ki hükümetimizin aldığı tedbirlerle beraber bu beladan bu sene inşallah Irak kaynaklı nerede bir tehlike varsa, bir terör bataklığı varsa onlar da kurutulur temennisini taşıyoruz. Artık Suriye kaynaklı ülkemize yönelen terör tehdidinin de nihayete ereceği bir dönemi umutla beklediğimizi ifade etmek istiyoruz. Çok şükür içeride zaten bu anlamdaki terör faaliyetlerinin giderek sonlandırıldığı ve hatta tükenmeye başladığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu, Cumhur İttifakı’nın aziz milletimize olan bir vaadiydi. Rabb’imiz mahcup etmedi. Sergilenen, bilhassa Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve diğer güvenlik kuvvetlerimizin, kolluk kuvvetlerimizin de üstün gayretleriyle bu beladan Türkiye artık yavaş yavaş kurtulmaya başlamıştır.”

“Aynı kararlılıkla küresel liderlik ve süper güç hedefimize de ulaşacağız”

Türkiye’nin artık milli ve büyük ülkülerine ulaşma yolunda kararlı adımlar atacağını vurgulayan Özdemir, şunları kaydetti:

“Sadece çatışma ortamlarının hakim olduğu değil, küresel rekabette de şartların kızıştığı bir dönemi gözlemliyoruz. 2023 yılına dair hedeflerimize baktığımızda Türkiye, siyasi ve askeri anlamda bu hedeflere büyük ölçüde ulaşmıştır. İnşallah aziz milletimizin ekonomik şartlarının da daha fazla iyileştirilmesiyle Türkiye, bölgesinde lider olduğu gerçeğini tescillemiş olacak. Bundan sonra da adım adım yine aynı kararlılıkla küresel liderlik ve süper güç hedefimize de ulaşmış olacağız. Bu şartlarda da sayın genel başkanımızın da ifade buyurduğu üzere ‘Lider ülke ve süper güç Türkiye’ hedefimizi inşallah bu yüzyılda hep beraber gerçekleştirecek ve yükselen Türk nesline çok daha güçlü, çok daha büyük, dünyaya nizam verebilen, dünyada adaleti tesis edebilen, i’la-yi kelimetullah yolunda varlığını, gayesini yerine getiren bir ülkeyi bırakma sorumluluğunu hep beraber taşıyacağız.”

“Mazlumun hakkının alınabileceği bir iklimi hep beraber göreceğiz”

Gazze’de akan gözyaşlarının dinmesi için Türkiye’nin üstün gayret sergilediğini belirten Özdemir, şunları söyledi:

“İsrail’e yönelik Uluslararası Ceza Mahkemesinin aldığı kararların ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin de bir an evvel Gazze’de kalıcı ateşkesin tesis edilmesine yönelik almış olduğu karar ne yazık ki uluslararası çevreler tarafından bu zamana kadar uygulanmadı. Bu uygulanmamışken İsrail, fütursuzca zulmüne, mezalim politikalarına terör devleti edasıyla devam ediyor. İşte bu devam ederken ülkemizin geride bıraktığımız günlerde İsrail’e yönelik almış olduğu ekonomik tedbirler son derece önemlidir. Kimse bunu sulandırmaya çalışmasın. Bunun inşallah dalga dalga yayılması ve Türkiye’nin bu anlamdaki politikalarının yine Türk dünyasıyla beraber İslam aleminde de karşılık bulması halinde emin olun zalimin sesinin giderek kısılacağı, mazlumun sesinin yükseleceği ve hakkının alınabileceği bir iklimi bizler hep beraber görmüş olacağız. Benzer bir şekilde Doğu Türkistan’da da kardeşlerimizin yaşadığı zulüm karşısında da sesimizi bundan sonra daha fazla yükselteceğiz. Çünkü bu milletin bir sorumluluğu var.”

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da ülkenin ve tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı kutladı.

Öte yandan Kayseri Ülkü Ocakları’nda da bayramlaşma programı düzenlendi. Programa, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, MHP Kayseri İl Başkanı Seyit Demirezen, Kayseri Ülkü Ocakları Başkanı Halit Yağmur ve partililer katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-israile-yonelik-tedbirler-onemlidir/feed/ 0
MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir Bayramlaştı https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-bayramlasti/ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-bayramlasti/#respond Thu, 11 Apr 2024 23:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27084 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir partililerle bir araya gelerek bayramlaştı. MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, “Ülkemizin geride bıraktığımız günlerde İsrail’e yönelik almış olduğu ekonomik tedbirler son derece önemlidir” dedi.

MHP İl Binası’nda gerçekleştirilen bayramlaşmaya, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, MHP Kayseri İl Başkanı Seyit Demirezen, oda başkanları, STK temsilcileri, partililer ve vatandaşlar katıldı. MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir davetlilerle tokalaşarak bayramlarını kutladı. Burada bir konuşma yapan Özdemir, ” Orta Doğu’da İsrail’in gerçekleştirdiği zulümler ve saldırılarını daha da yaygınlaştırması sebebiyle güney sınırlarımız ve Orta Doğu’nun tamamı boyunca yeni gerginlik sahaları ve hatta üzülerek söylüyorum, yeni savaş şartlarının oluşabileceği bir dönemde bulunuyoruz. Bu şartlarda da Türkiye’nin milli birlik ve beraberliğini koruması aynı zamanda milli güvenliğine yönelen tehditlerin bertaraf edilmesi konusunda zamanında ve kaynağında tehditlerin ortadan kaldırılması büyük bir önem taşıyor. Bu anlamda hükümetimiz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çok kararlı ve çok doğru adımlar atmak suretiyle aziz milletimizin milli birlik ve beraberliğini sağlarken, yine bahsettiğimiz gibi milli güvenliğimize yönelen tehlikelerinde zamanında bertaraf edilmesi noktasında üstün bir gayret gösteriyor. Türkiye 40 yılı aşkın süreden bu yana terör belasıyla boğuşuyor. Yine bu bayram günü inşallah temennimiz odur ki; hükümetimizin aldığı tedbirlerle beraber bu beladan bu sene Irak kaynaklı nerede bir tehlike varsa nerede bir terör bataklığı varsa onlardan kurutulur temennisini taşıyoruz. Yine Suriye kaynaklı ülkemize yönelen terör tehdidinin de nihayete ereceği bir dönemi umutla beklediğimizi ifade etmek istiyoruz. Çok şükür içeride bu anlamdaki terör faaliyetlerinin giderek sonlandırıldığı ve hatta tükenmeye başladığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu Cumhur İttifakı’nın aziz milletimize olan bir vaadiydi, Rabbimiz mahcup etmedi. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ve güvenlik güçlerimizin üstün gayretiyle bu beladan Türkiye yavaş yavaş kurtulmaya başlamıştır. Bu yüzyılda Türkiye milli ve büyük ülkülerine ulaşma yolunda kararlı adımlar atacaktır” dedi.

“Ülkemizin İsrail’e yönelik aldığı ekonomik tedbirler son derece önemlidir”

Türkiye’nin İsrail’e yönelik almış olduğu ekonomik tedbirlerin son derece önemli olduğunu ifade eden Özdemir, “Kimse sulandırmaya çalışmasın. Bunun dalga dalga yayılması ve Türkiye’nin bu anlamdaki politikalarının yine Türk dünyasıyla beraber İslam aleminde de karşılık bulması halinde emin olun ki zalimin sesinin giderek kısılacağı mazlumun sesinin yükseleceği ve mazlumun hakkının alınabileceği bir iklimi hep beraber görmüş olacağız. Benzer bir şekilde Doğu Türkistan’da da yaşayan kardeşlerimizin yaşadıkları zulüm karşısında sesimizi elbette ki bu zamana kadar hiçbir zaman dindirmedik, bundan sonra da daha fazla yükselteceğiz. Çünkü bu milletin bir sorumluluğu var. Rabbimiz her insan ayrı bir fıtrat verdiği gibi yaratmış olduğu her millete de ayrı bir fıtrat vermiştir. Türk milletinin fıtratında var olan gerçeklik, hiçbir zaman töresiz ve devletsiz yaşamamış oluşu ve aynı zamanda bu devleti ile beraber adaleti dünya üzerinde genel ve geçer bir nizam kılmak üzere gayret ettiğidir. Şimdi 21. yüzyılda yükselen değerlerle beraber var olan gücümüzle bu hedeflerimizi hep birlikte gerçekleştireceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın” şeklinde konuştu.

Kayseri’nin ve Türk-İslam Aleminin Ramazan Bayramını kutlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ise, “Gerek Kayseri’mizdeki kardeşlerimizin gerekse Türk-İslam aleminin bayramını tebrik ederken, birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize ve dayanışmamıza vesile olmasını Allah’tan niyaz ediyorum. İnşallah ay yıldızlı Türk bayrağımızın altında vatanına, milletine, devletine, dinine bağlı şekilde yaşamayı ve bu anlayış içerisinde nesiller yetiştirmeyi lütfetsin derken, elbette ki sevinciyle, sıkıntısıyla bir Ramazan ayını geride bıraktık. Mazlum coğrafyadaki kardeşlerimizin kurtuluşlarına vesile olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-bayramlasti/feed/ 0
MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman: Türkiye erken seçim söylemlerine teslim olmaz https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-sekreteri-ismet-buyukataman-turkiye-erken-secim-soylemlerine-teslim-olmaz/ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-sekreteri-ismet-buyukataman-turkiye-erken-secim-soylemlerine-teslim-olmaz/#respond Thu, 11 Apr 2024 22:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27080 MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, “Sanki iktidar değişikliği olmuş gibi yaygara koparıp milli ve manevi değerlerimize saldırmak için el ovuşturanlar bilsinler ki bu sinsi arayış hüsrana uğramaya mahkumdur. Türkiye, erken seçim söylemleri üzerinden yaratılmak istenen istikrarsızlığa teslim olmaz ve olmayacaktır.” dedi.

Büyükataman, partisinin Bursa İl Başkanlığınca Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen bayramlaşma töreninde, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi’nin, Türk demokrasisinin yüksek standartlara ulaştığını ve tüm dünyaya örnek olacak bir noktaya eriştiğini bir kez daha gösterdiğini ifade etti.

Milletin, kararı ne olursa olsun her zaman başlarının üzerinde olduğunu vurgulayan Büyükataman, “Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu seçimlerde milletimizin verdiği mesajı doğru okumak, tüm boyutlarıyla değerlendirmek ve milletimize daha iyi hizmet edebilmek üzere çalışmalarımıza başladık. Ekonomik sorunların sosyal ve siyasal hayata olan yansıması sonucu ortaya çıkan tepkilerin tabii ki farkındayız.” diye konuştu.

Büyükataman, Cumhur İttifakı olarak milletin sandığa yansıttığı tüm sorun ve sıkıntıları dikkatle inceleyecek ve her vatandaşı refaha kavuşturacak bir vizyonla, çalışmalarını tüm hızıyla sürdüreceklerini dile getirdi.

Türkiye’nin bu seçimlerde yerel yöneticilerini seçtiğini anımsatan Büyükataman, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de bir iktidar değişikliği yoktur. Cumhurbaşkanımız ve kabinesi görevinin başındadır. Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yoluna devam etmekte ve Cumhur İttifakı’nın sarsılmaz iradesiyle yükselişini sürdürmektedir. Mahalli İdareler Seçimleri sonrası oluşan atmosferde siyasi fırsatçılığa soyunup erken seçim çığırtkanlığı yapanlar, Türkiye’de bir kriz ortamı yaratmaya çalışanlar, büyük bir yanılgı içerisindedirler.

Aziz milletimiz bu zihniyete ülkenin emanet edilemeyeceğinin kararını, Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimlerinde çok net ortaya koymuştur. Sanki iktidar değişikliği olmuş gibi yaygara koparıp milli ve manevi değerlerimize saldırmak için el ovuşturanlar, bilsinler ki bu sinsi arayış hüsrana uğramaya mahkumdur. Türkiye, erken seçim söylemleri üzerinden yaratılmak istenen istikrarsızlığa teslim olmaz ve olmayacaktır.”

Seçimlerin hemen ardından DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayının Ekrem İmamoğlu’na yönelik sözlerini anımsatan Büyükataman, şunları kaydetti:

“Aldığı oylar benim demesin sakın, aldığı oylar bizim seçmenimizdir’ şeklindeki sözleri her şeyi gözler önüne sermiş, seçimlerden önce işaret ettiğimiz sinsi ittifakın adeta itirafı olmuştur. Kendi seçmeninin iradesini DEM’lendiği kapılara peşkeş çeken Cumhuriyet Halk Partisinin maskesi bir kez daha düşmüş, sözde kent uzlaşısının, esasında PKK ittifakı olduğu tüm açıklığı ile bir kez daha ortaya çıkmıştır. Ayrıca seçimlerin hemen ardından sokakları karıştırmak için ortaya çıkan, şehirlerimizi savaş alanına çevirmeye yeltenen terör yandaşlarının karanlık emelleri, yine en büyük desteği ne yazık ki CHP yönetiminden almıştır.”

Büyükataman, konuşmasına şöyle devam etti:

“Ne yazık ki Cumhuriyet Halk Partisi, terör örgütü PKK’nın çağrısı ile sokaklara çıkan bu anarşist güruha hiç zaman kaybetmeden yine can suyu olmuştur. Terör örgütünün çağrısı ile sokaklara çıkanlar, ekranlarda erken seçim çığırtkanlığı yapanlar, Türkiye’yi bir karanlığa sürüklemeye çalışanlar ve DEM’lenmiş Cumhuriyet Halk Partisi şunu unutmamalıdır; büyük Türk milleti bu kirli senaryolara Allah’ın izniyle asla geçit vermeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu sinsi tezgahları başınıza geçirmeye her zaman olduğu gibi muktedirdir. Cumhur İttifakı aşılmaz bir set olarak Türk ve Türkiye düşmanlarının karşısında hamdolsun dimdik ayaktadır.”

Milliyetçi Hareket Partisinin, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nde etkili bir başarı elde ettiğini vurgulayan Büyükataman, partinin ülke genelinde 220 belediye kazanarak umutları yeşerttiğini, Cumhur İttifakı’nın ve Türkiye’nin gücüne güç kattığını sözlerine ekledi.

MHP Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu’nun da konuşma yaptığı bayramlaşma törenine, MHP Bursa İl Başkanı Muhammet Tekin, AK Parti İl Başkan Yardımcısı Kamil Bayramiç ile çok sayıda partili katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-sekreteri-ismet-buyukataman-turkiye-erken-secim-soylemlerine-teslim-olmaz/feed/ 0
Hindistan ve İtalya, Türk Kadın Boks Milli Takımı ile Antrenman Yapmaktan Mutluluk Duyuyor https://www.haber60.com.tr/hindistan-ve-italya-turk-kadin-boks-milli-takimi-ile-antrenman-yapmaktan-mutluluk-duyuyor/ https://www.haber60.com.tr/hindistan-ve-italya-turk-kadin-boks-milli-takimi-ile-antrenman-yapmaktan-mutluluk-duyuyor/#respond Thu, 11 Apr 2024 21:30:50 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27042 Hindistan ve İtalya’nın kadın boks takımları, son yıllardaki başarıyla adından söz ettiren Türk Kadın Boks Milli Takımı ile antrenman yapmaktan mutluluk duyuyor.

Katıldığı turnuva ve şampiyonalarda gösterdiği performansla dünya boksunun zirvesine yerleşen Kadın Boks Milli Takımı ile ikili kamp yapabilmek için birçok ülke sırada bekliyor.

Hindistan ve İtalya’nın ortak kamp yapma taleplerine olumlu karşılık veren Kadın Boks Milli Takımı, Kastamonu Olimpiyat Hazırlık ve Kamp Eğitim Merkezi’nde çalışmalarını sürdürüyor.

Hint ve İtalyan boksörler, Türk Milli Takımı ile bir hafta ortak kamp yapacak.

Türkiye Kadın Boks Milli Takımı Antrenörü Nazım Yiğit, AA muhabirine yaptığı açıklamada, milli takımın başarıları sonrasında dünyanın birçok ülkesinden kamp talebi geldiğini söyledi.

Hindistan ve İtalya’yı kabul ettiklerini dile getiren Yiğit, şunları kaydetti:

“Sparring günlerini (teknik geliştirmek için yapılan karşılıklı çalışma) planlamak için oturduk, konuştuk. Bize, ‘Biz buraya 3 kez de olsa Türk takımıyla eldiven giymeye geldik. Türk takımı şu anda dünyanın en iyi takımı. Biz turnuvaya bile gitmedik. Turnuvaya gitsem burada aldığımız verimi alamayacağımızı bildiğimiz için sizinle eldiven giymeye geldik’ dediler. Hindistan’dan kaç saatlik yol geldiler. 3 eldiven giyecekler, tekrar ülkelerine dönecekler. Çok şükür, biz bu takımı buralara getirdik. Şu anda dünyanın en iyi takımıyız.”

“Artık Türk kadın boksu bir marka oldu”

Paris Olimpiyatları’na 4 kota aldıklarını vurgulayan Yiğit, mayıs ayında 2 kota daha alıp Paris’e tam takım olarak gitmek istediklerini belirtti.

Diğer ülkelerle kamp yapmayı sürdüreceklerini anlatan Yiğit, “İrlanda haber bekliyor, İngiltere, Fransa gelmek istiyor. 7-8 ülke var görüştüğümüz. Bunların hepsi başarı olduğu için, takım iyi olduğu için gelmek istiyor. Artık Türk kadın boksu bir marka oldu. Kolay değil bunu yapmak. Tokyo’dan sonra gittiğimiz hiçbir maçta yenilmedik, hep şampiyon olduk. Turnuvadan ziyade bizim sporcularla eldiven giymek istiyorlar. Bu da bizim için gurur verici bir şey.” diye konuştu.

Hindistan Kadın Boks Takımı Antrenörü Torak Kharpran ise 2 Nisan’da yola çıktıklarını, uzun ve yorucu bir yolculuk geçirdiklerini söyledi.

Buna değeceğini düşündüklerine işaret eden Kharpran, “Türkiye Boks Federasyonundan onay aldığımız için memnunuz. Paris Olimpiyatları’nda Hindistan’ın altın madalya hedefi için dünyanın en iyi Hint boksörlerini geliştirmeyi hedefliyoruz. Özellikle kadınlar olmak üzere Türk boksörlerin dünyadaki yerini gördük. Türkler yenilmesi zor rakipler olduğu için Türkiye’ye antrenman yapmaya geldik.” şeklinde görüş belirtti.

İtalya Kadın Boks Takımı Antrenörü Ricardo D’anrea da Kastamonu’daki kamp merkezini çok beğendiklerini vurgulayarak, “Türk Milli Takımı dünyadaki en iyi takım olduğu için onlarla çalışmaktan mutluyum. Burada yapacağımız çalışmalarda birçok şey öğreneceğimizden eminim. Hem teknik ekibe hem sporculara çok büyük saygım var. Kafilemizde 8 boksör var. Olimpiyatlar için çalışıyoruz.” diye konuştu.

Hint boksör Nikhat Zareen ise Türkiye’ye Paris Olimpiyatları’na hazırlanmak amacıyla geldiklerini kaydederek, “Türk kadın boksörler çok iyi. Ayrıca ülkenin hem iklimini hem de ortamını çok seviyorum. Hedefim ülkemi onurlandırmak için olimpiyatlarda altın madalya kazanmak.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hindistan-ve-italya-turk-kadin-boks-milli-takimi-ile-antrenman-yapmaktan-mutluluk-duyuyor/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı: Kontrolü genişletmek için her yerde olacağız https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-kontrolu-genisletmek-icin-her-yerde-olacagiz/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-kontrolu-genisletmek-icin-her-yerde-olacagiz/#respond Thu, 11 Apr 2024 21:06:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27032 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız.” dedi.

Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Bakan Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile gittiği Şanlıurfa’da bayramlaşma sonrası toplantı gerçekleştirdi.

Güler, 20’nci Zırhlı Tugay Komutanlığındaki video telekonferans toplantısında, yurt içi ve sınır ötesinde görev yapan birliklerin komutanlarına seslendi.

Yurt içinde ve sınır ötesinde icra edilen başarılı operasyonlarla terör örgütüne ağır darbe vurulduğunu, örgütün hareket kabiliyetinin bitme noktasına geldiğini belirten Güler, bunda bütün payın, aziz şehitler ve kahraman gazilerle birlikte Mehmetçiklere ait olduğunu söyledi.

Bakan Güler, “Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Güler, Türk ordusunun, son bir asrın en kapsamlı, en yoğun, en etkili faaliyetlerini gerçekleştirdiği bu hassas dönemde, terörle mücadele ile birlikte hudutların güvenliğinin de personel sayısı ve teknolojik bakımından en yoğun tedbirlerle sağlandığını anlattı.

Türkiye’nin, çatışma ve ihtilafların çevrelediği bölgenin tam kalbinde yer aldığını, krizler ve sorunların çözümüne yönelik Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde önemli girişimlerde bulunduğunu kaydeden Güler, “Bu kapsamda Karabağ’da, Libya’da, Ukrayna- Rusya Savaşı’nda, Ortadoğu’daki ve yakın coğrafyamızdaki birçok sorunun çözümünde yoğun gayretler sarf ederek büyük ve kıymetli inisiyatifler üstlendik, üstleniyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bakan Güler, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak dost ve müttefik ülkelerin haklı davasına destek verdiklerini, küresel ve bölgesel güvenlik, barış ve istikrara katkı sağladıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Tüm bu girişim ve faaliyetler, Türkiye’nin küresel bir aktör haline dönüştüğünü, uluslararası müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi haline geldiğini, ordumuzun da dünyanın en güçlü, en etkin ordularından biri olduğunu en açık şekilde ortaya koymaktadır. Bugün Türkiye olarak ulaştığımız bu üstün seviyeyi, Silahlı Kuvvetler olarak aynı anda birçok görevi başarıyla icra edebilme kabiliyetimizi çok iyi idrak etmemiz gerekmektedir. Bu başarı hikayesinde sizler de çok önemli bir rol üstlenmektesiniz.”

Şu ana kadar her alanda elde edilen başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılmasının temel öncelik olduğuna dikkati çeken Güler, “Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bölgesinde ve dünyadaki seçkin ve saygın konumunu muhafaza edebilmesinde şüphesiz en önemli unsur, sahip olduğumuz insan kaynağımızdır. Siz kahraman silah arkadaşlarım da piramidin en üst çatısında yer alan komutanlar olarak ordumuzun öncüsü ve liderleri konumundasınız. İçinde bulunduğumuz savunma ve güvenlik ortamında her zamankinden daha dikkatli, uyanık olmak ve çok çalışmamız hayati önemi haizdir.” ifadelerine yer verdi.

Milli Savunma Bakanı Güler, Cumhuriyet’in ikinci asrına başlanan bu tarihi süreçte, “Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda, her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etmeye, Türkiye’nin ve asil milletin güvenlik, huzuru için gece gündüz demeden çalışmaya, daha büyük, daha güçlü Türkiye için gayret göstermeye devam edeceklerini bildirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-kontrolu-genisletmek-icin-her-yerde-olacagiz/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı: Terör örgütüne ağır darbe vuruldu https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-teror-orgutune-agir-darbe-vuruldu/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-teror-orgutune-agir-darbe-vuruldu/#respond Thu, 11 Apr 2024 08:39:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27025 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Yurt içinde ve sınır ötesinde icra edilen başarılı operasyonlar ile terör örgütüne ağır darbe vurulmuş; artık, örgütün hareket kabiliyeti bitme noktasına gelmiştir” dedi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ile gittiği Şanlıurfa’da bayramlaşma sonrası toplantı gerçekleştirdi. 20’nci Zırhlı Tugay Komutanlığında gerçekleştirilen video telekonferans toplantısında, yurt içinde ve sınır ötesinde görev yapan birliklerin komutanlarına seslenen Bakan Yaşar Güler şunları söyledi:

“Bugün, hep birlikte bir bayrama daha ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu güzel bayram gününde, sizlerle birlikte bulunmaktan büyük mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum. Bayramlar; mutlulukların paylaşılarak arttığı, geleneklerin yaşatıldığı, toplumsal dayanışmanın derinden hissedilerek birlik ve beraberlik ruhunun güçlendiği çok özel ve çok anlamlı günlerdir. Bu vesileyle Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor; sevdiklerinizle birlikte sağlık, huzur ve mutluluk dolu nice bayramlar geçirmenizi temenni ediyorum. Küresel ve bölgesel düzeyde kritik gelişmelerin yaşandığı bu hassas dönemde artan risk, tehdit ve tehlikeler karşısında ülkemizin ve asil milletimizin güvenliğini sağlamak, hak ve menfaatlerimizi korumak için azim ve kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yurt içinde ve sınır ötesinde icra edilen başarılı operasyonlar ile terör örgütüne ağır darbe vurulmuş; artık, örgütün hareket kabiliyeti bitme noktasına gelmiştir. Bunda bütün pay, aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizle birlikte kahraman Mehmetçiklerimize aittir.”

Mavi ve Gök Vatan’da hak ve menfaatlerin korunmasına yönelik faaliyetlerin başarıyla sürdüğünü aktaran Güler, “Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız. Kahraman ordumuzun son bir asrın en kapsamlı, en yoğun ve en etkili faaliyetlerini gerçekleştirdiği bu hassas dönemde, terörle mücadele ile birlikte hudutlarımızı da personel sayısı ve teknolojik bakımından en yoğun, tedbirlerle sağlıyoruz. Mavi ve Gök Vatanımızda hak ve menfaatlerimizin korunmasına yönelik faaliyetlerimizi de başarıyla sürdürüyoruz. Bu faaliyetlerimizle eş zamanlı olarak; karada, denizde ve havada bugüne kadarki en kapsamlı tatbikatları icra ediyor; her geçen gün yenilerini envantere kazandırdığımız yerli, milli ve modern savunma sanayi ürünü silah sistemleriyle, şanlı ordumuzun imkan ve kabiliyetlerini sürekli geliştiriyoruz” ifadelerini kullandı.

“Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde önemli girişimlerde bulunmaktadır”

Çatışma ve ihtilafların çevrelediği bölgenin tam kalbinde yer alan Türkiye’nin, krizlerin ve sorunların çözümüne yönelik Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde önemli girişimlerin bulunduğunun altını çizen Güler, “Bu kapsamda; Karabağ’da, Libya’da, Ukrayna-Rusya Savaşı’nda, Orta Doğu’daki ve yakın coğrafyamızdaki birçok sorunun çözümünde yoğun gayretler sarf ederek büyük ve kıymetli inisiyatifler üstlendik, üstleniyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bizler de başta Kıbrıs ve Azerbaycan olmak üzere kardeş, dost ve müttefik ülkelerin haklı davasına destek veriyor; küresel ve bölgesel güvenlik, barış ve istikrara katkı sağlıyoruz. Tüm bu girişim ve faaliyetler, Türkiye’nin küresel bir aktör haline dönüştüğünü, uluslararası müzakere masalarının ve güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir üyesi haline geldiğini, ordumuzun da dünyanın en güçlü, en etkin ordularından biri olduğunu en açık şekilde ortaya koymaktadır. Bugün Türkiye olarak ulaştığımız bu üstün seviyeyi, Silahlı Kuvvetler olarak aynı anda birçok görevi başarıyla icra edebilme kabiliyetimizi çok iyi idrak etmemiz gerekmektedir. Bu başarı hikayesinde sizler de çok önemli bir rol üstlenmektesiniz. Sizlerin de gayretleriyle şu ana kadar her alanda elde ettiğimiz başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir” şeklinde konuştu.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölgesinde ve dünyadaki seçkin ve saygın konumunu muhafaza edebilmesinde şüphesiz ki en önemli unsur, sahip olduğumuz insan kaynağı olduğuna dikkat çeken Güler, “Siz kahraman silah arkadaşlarım da piramidin en üst çatısında yer alan komutanlar olarak ordumuzun öncüsü ve liderleri konumundasınız. İçinde bulunduğumuz savunma ve güvenlik ortamında her zamankinden daha dikkatli, uyanık olmak ve çok çalışmamız hayati önemi haizdir. Sonuç itibarıyla; Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi süreçte, ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz doğrultusunda, bekamıza yönelen her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etmeye, Ülkemizin ve asil milletimizin güvenlik ve huzuru için gece gündüz demeden çalışmaya, daha büyük ve daha güçlü bir Türkiye için gayret göstermeye devam edeceğiz. Sözlerime son verirken bayramınızı en içten dileklerimle bir kez daha kutluyor, görevlerinizde üstün başarılar diliyor, sizleri sevgiyle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla” diye konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-teror-orgutune-agir-darbe-vuruldu/feed/ 0
Senegal’deki Diourbel Ulu Cami: Türklerin İnşa Ettiği Tarihi Bir Yapı https://www.haber60.com.tr/senegaldeki-diourbel-ulu-cami-turklerin-insa-ettigi-tarihi-bir-yapi/ https://www.haber60.com.tr/senegaldeki-diourbel-ulu-cami-turklerin-insa-ettigi-tarihi-bir-yapi/#respond Thu, 11 Apr 2024 08:24:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27020 Senegal’de Müridi tarikatının önemli yapılarından ve inşaatında Türklerin de çalıştığı Diourbel Ulu Cami, neredeyse 100 yıllık geçmişiyle tarihe meydan okuyor.

Başkent Dakar’a yaklaşık 150 kilometre mesafedeki Diourbel kentinde bulunan cami, Afrika’ya özgü yalın mimarisi ve Müridi tarikatı için taşıdığı anlam itibarıyla ülkedeki en önemli camiler arasında yer alıyor.

Müridilik’in kurucusu Şeyh Ahmadu Bamba’nın (1853-1927) ömrünün son 15 yılını geçirdiği Diourbel, aynı zamanda Fransız sömürgeciliğinin İslamiyet’in ülkede yayılmasını engellemek için verdiği mücadelenin izlerini taşıyor.

İslamiyet’in 11. yüzyılda Kuzey Afrika ve Orta Doğu’dan gelen tüccar ve din alimleri sayesinde ulaştığı Senegal’de tarikatlar da 19. yüzyıl ortaları ve 20. yüzyıl başlarında hızla yayılmaya başladı.

Senegal, Fransa’nın 19. yüzyılda Batı Afrika’da başlattığı sömürgecilik faaliyetlerinin merkezinde yer alırken, Fransız sömürgeciliğine karşı da tarikatları ve alimleriyle barışçıl ama yılmaz bir mücadele verdi.

Benin, Burkina Faso, Fildişi Sahili, Gine, Mali, Moritanya, Nijer, Senegal ve Togo’nun bulunduğu toprakları kapsayan “Fransız Batı Afrikası” olarak adlandırılan koloni bölgesi, Senegal’den yönetildi.

Fransızlar, Senegal’de İslam’ın yayılmasını engellemeye çalışsa da tasavvuf temelli tarikatların pasif direnişi sayesinde başarılı olamadı. Bu süreçte özellikle Bamba’nın sömürgeciliğe karşı şiddet içermeyen mücadelesi, Fransızların tepkisini çekti ve sömürge yönetimi, Bamba’yı talebelerinden uzaklaştırmak için Gabon ve Moritanya’ya sürgüne gönderdi.

Yapımında Türklerin çalıştığı Diourbel Camisi

Bu sürgünlerin, Senegallilerin Bamba’ya olan sevgisini artırarak, takipçilerinin daha da çoğalmasını sağladığını gören Fransız sömürge idaresi, bu sefer de Bamba’yı aşina olmadığı bir şehirde ev hapsinde tutmaya karar verdi.

Müridilik’i kurduğu kutsal Touba kentine girişi yasaklanan Bamba, o dönem ülkenin geri kalanına nazaran daha laik düzenin hüküm sürdüğü Diourbel kentine getirildi.

Ömrünün son 15 yılını Volofçada “Ndiarem” olarak da bilinen Diourbel’de kısmi ev hapsinde geçiren Bamba’nın tek başına ayakta durduğu ve yüzünü bir şalla örttüğü meşhur siyah beyaz fotoğrafı da gözlem altında tutulduğu evin önünde çekildi.

Bamba’nın yaşadığı evin çevresinde oldukça kısıtlı bir alan içerisinde hareket etmesine izin verildi ve her hareketi de Fransızlar tarafından yakından takip edildi.

Ev hapsinde tutulduğu konutun tam karşısına da Bamba’nın arzusu üzerine Diourbel Ulu Cami inşa edildi. Yapımına 1918’de başlanan ve temelini Bamba’nın attığı Diourbel Ulu Cami, 1925’te Bamba’nın vefatından 2 yıl önce tamamlandı.

Müridi kaynaklarına göre, Bamba’nın bir grup talebesi, bir vesileyle İstanbul’a gitti ve oradaki camilere hayran kalarak, Türk işçileri Diourbel’e davet etti. Bunun üzerine inşaatta çalışmak üzere Diourbel’e gelen Türk işçiler bir süre kentte ikamet etti.

Bazı rivayetlere göre, yaklaşık 100 yıllık geçmişi bulunan tarihi yapı, İstanbul’daki Osmanlı camilerinden esinlenilerek inşa edildi.

Türk işçilerin o dönem giydiği kıyafetlerin de bugün ülkede “Turki Ndiarem” ismiyle bilinen bir çeşit geleneksel kaftana ilham verdiği belirtiliyor.

Türklerin inşaatta ağır kaldırırken bellerine taktıkları kalın kemerlerin ise Müridilik’in mistik bir kolu olan Baye Fall topluluğunun bugün sıklıkla kullandığı kemerlerin çıkış noktası olduğu da rivayetler arasında yer alıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/senegaldeki-diourbel-ulu-cami-turklerin-insa-ettigi-tarihi-bir-yapi/feed/ 0
Türkiye’nin İsrail’e İhracat Kısıtlaması Sonrası İsrailli ithalatçılar alternatif arıyor https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-israile-ihracat-kisitlamasi-sonrasi-israilli-ithalatcilar-alternatif-ariyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-israile-ihracat-kisitlamasi-sonrasi-israilli-ithalatcilar-alternatif-ariyor/#respond Thu, 11 Apr 2024 07:58:49 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27014 Türkiye’nin İsrail’e yönelik aldığı ihracat kısıtlaması kararının ardından İsrailli ihracatçılar, temin ettikleri ürünleri nasıl almaya devam edeceği yönünde arayışlara girdi. İsrail’de yayınlanan günlük finans gazetesi olan Globes’ta, “İsrailli ithalatçılar Türkiye’den dolaylı yolları inceliyor” başlıklı dikkat çeken bir haber yayınlandı. Yazıda, Türk mallarını Slovenya limanları üzerinden getirmeyi düşündükleri ve oradan başka gemilere yükleyerek İsrail’e getirme seçeneğinin değerlendirildiği ifade edildi.

Ticaret Bakanlığı, 9 Nisan’dan itibaren geçerli olmak üzere İsrail’le 54 üründe ihracata kısıtlama getirildiğini duyurmuş ve kısıtlama kararının, Gazze’de ateşkes ilan edilene kadar devam edeceğini ifade etmişti. Ticari ilişkiler kısıtlandı ancak İsrail, Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 13’ncü ülke konumunda yer alıyor. Türkiye’nin sektörlere göre İsrail’e yaptığı ihracatta ise ilk sırada çelik gelirken onu, kimyevi maddeler, otomotiv endüstrisi, elektrik- elektronik ve konfeksiyon ürünleri takip ediyor. İsrail finans gazetesi Globes’te yer alan yazıda, bu kısıtlama kararını nasıl delinebileceğine yönelik alternatif seçenekler kaleme alındı.

İSRAİL’E KISITLAMA SONRASI DOLAYLI İTHALAT

Yazıda, “Konuya yakın kaynaklar, Globes’un İsrailli ithalatçıların Türk mallarını Slovenya limanları üzerinden getirmeyi düşündüğünü söyledi. İsrailli ithalatçılar, Türkiye’nin İsrail’e 54 ürünün ihracatını yasaklama kararını öğrendikten sonra Türk mallarının dolaylı ithalat yollarını incelemeye Salı günü başladılar.” ifadeleri kullanıldı.

ÜRÜNLERİ FARKLI ÜLKE LİMANLARI ÜZERİNDEN ALMA SEÇENEĞİ

Yazıda, kısıtlama kararını delmek isteyen İsraillilerin bulduğu yollardan birisinin farklı ülkelerin liman seçeneği olduğunun altı çizildi. Slovenya’nın Koper veya Ljubljana limanlarına ve oradan da İsrail’e teslimatın yapılmasını düşünen ithalatçılar, taşıma senedi üzerinde İsrail’de bir teslimat limanı listelenmesi halinde sevkiyatın bloke edileceği endişesini taşıyor ancak ülkeler arasında para transferine ilişkin hâlâ herhangi bir kısıtlama bulunmuyor.

Slovenya Koper Limanı

“ÖDEMENİN NEREDEN GELDİĞİNİ KONTROL EDEMİYORLAR”

Habere göre, Türkiye’den ithal edilen ürünlerin evraklarda İsrail yerine başka bir ülkenin limanı olarak gösterilmesi yeterli. “Eğer evraklarda Slovenya’nın Koper Limanı olarak görünüyorsa, dünyanın en zorlu gümrüklerinden biri olarak kabul edilen Türk gümrükleri bile pratikte nihai varış yerini tam olarak araştıramayacaktır. İsrail’e ihracatı yasaklanan ancak dünyanın birçok ülkesine rutin olarak ihraç edilen 54 ürün arasında yer alan herhangi bir mal için ödemenin nereden geldiğini kontrol etme görevini üstlenemiyorlar.” denildi.

BAŞKA GEMİYE YÜKLENEREK İSRAİL’E GÖNDERMEYİ DÜŞÜNÜYORLAR

Globes’te yer alan yazıda, “İsrailliler, daha yakın olan Kıbrıs’ın düşmanca ilişkileri nedeniyle Türkiye ile çalışmaması nedeniyle Sloven seçeneğini düşünüyor. Öte yandan Slovenya’nın Koper kentindeki gümrüklerle çalışmanın kolay olduğu düşünülüyor. Mallar Slovenya şehrine veya başka bir üçüncü ülkedeki herhangi bir limana varır varmaz, ister tam ister kısmi konteyner olsun, mallar rıhtım kenarında boşaltılabilir. Bu aşamada yerel gümrüğe malların girmeyeceği bildirilir. Ülkede taşıma senedi (konşimento) değiştirilir ve mallar başka bir gemiye yüklenir ve oradan nihai varış noktasına (İsrail) gönderilir.” ifadelerin kullanıldı

NAKLİYE MASRAFLARI 2 KATINDAN FAZLASINA ÇIKACAK

Bu prosedürün nakliye masraflarını iki katından daha fazlasına çıkarabileceği ve Türkiye’den İsrail’e doğrudan nakliye yalnızca birkaç gün sürerken, Slovenya üzerinden nakliyenin üç hafta süreceği ifade edildi. Ancak malı üretip doğrudan teslim edemeyen Türk tedarikçilerin olduğu durumlarda bunun makul bir çözüm olduğunun altı çizildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-israile-ihracat-kisitlamasi-sonrasi-israilli-ithalatcilar-alternatif-ariyor/feed/ 0
Bahçeli, İYİ Parti’deki kurultay sürecini değerlendirdi https://www.haber60.com.tr/bahceli-iyi-partideki-kurultay-surecini-degerlendirdi/ https://www.haber60.com.tr/bahceli-iyi-partideki-kurultay-surecini-degerlendirdi/#respond Wed, 10 Apr 2024 21:42:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26915 İYİ Parti’deki kurultay sürecini ilişkin değerlendiren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, çoklu adayların bölünmeleri beraberinde getireceğini ileri sürerek, “Meral Akşener Hanımefendinin ayrışma kararından vazgeçerek partinin başında devamında, onunla beraber aday olmayı düşünen proje sahibi arkadaşların da etrafında kenetlenerek Türkiye’nin meselelerini anayasa değişikliğinden tutun her türlü konu üzerinde çaba gösteren bir parti konumuna gelmesini düşünmekteyim” dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Ramazan Bayramı dolayısıyla partisinin kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in mezarını ziyaret etti. MHP’lilerin de bulunduğu ziyarette Türkeş’in mezarı başında Kur-an okundu, dualar edildi. Ardından Bahçeli ve partilileri, mezara kırmızı, beyaz karanfiller bırakıp mezarı suladı.

Bahçeli, ziyaretin ardından gazetecilere ülke gündemine ilişkin değerlendirmeler yaptı. Bahçeli, 27 Nisan’da Seçimli Olağanüstü Kurultaya gidecek İYİ Parti’ye ilişkin şu görüşleri ı dile getirdi:

ŞU AN İÇİN 6’LI MASA TÜRK SİYASİ HAYATINDA ÖNEMLİ BİR ÖRNEKTİR”

“Türkiye’de yine siyasi tartışmalar, kongreler, partilerden ayrılmalar, yeni yeni adaylar ortaya çıkartmalar geçmişte olduğu gibi süre gelmektedir. Her seçim sonrası bir suçlu aranır, bu sulu partilerin yönetiminde değil, partinin yönetiminin dışında unsurlar aracılığıyla partilerdeki yenileşmeye dayalı gayretler olarak kendini göstermektedir. Şu an için 6’lı Masa Türk siyasi hayatında önemli bir örnektir. 6’lı Masa’ya dayalı olarak, siyasi kurumlar geçmişteki kongrelerinde olduğu şimdi de kongreleri yapma kararı alırken partileri yenileştirmeye, başka türlü iklime sokmaya gayret gösteren söylemlerle muhatap olmaktadırlar.

BÜTÜN SİYASİ PARTİLER ULU ÇINAR GİBİ BİR ARADA KALABİLMELİ”

Benim düşüncem şudur; İYİ Parti TBMM’de temsil edilen bir siyasi kurumdur. Şu an için 104 tane siyasi kurumumuz var, bu siyasi kurumlar demokrasinin vazgeçilmez unsurları. Seçimler sonucunda birinci anlayış partiyi bölmek, küçültmek, daraltmak… Aritmetik işlem içerisinde çarpmayla toplama yerine, çıkarmayla bölme arasında bir çizgide siyasi istikrarsızlığa kuvvet vermeye çalışmaktadırlar. Bizden ayrılmış olan bir siyasi partinin bugün tartıştığı konu, 27 Nisan’da bir olağanüstü kongreleri olacak. MHP, 55 yıllık siyası hayatında bu tür davranışların bir çoğunu yaşamıştır, ayrışmalar olmuştur, sonuç itibarıyla MHP ulu çınar gibi ayakta kalabilmeyi başarmıştı, bütün siyasi partilerin bu manada kalması lazımdır.

MERAL AKŞENER PARTİSİNİN BAŞINDA KALMALI”

Takip ettiğim akdarıyla önüne gelen aday olmaya çalışıyor bu adaylar onların en tabi hakkıdır fakat çoklu adaylar çoklu bölünmelere de vesile olabiliyor o sebepten dolayı önümüzdeki siyasi iktidarı siyasi partilerdeki istikrarla ilişkilendirerek Meral Akşener Hanımefendinin ayrışma kararından vazgeçerek partinin başında devamında, onunla beraber aday olmayı düşünen proje sahibi arkadaşların da etrafında kenetlenerek Türkiye’nin meselelerini anayasa değişikliğinden tutun her türlü konu üzerinde çaba gösteren bir parti konumuna gelmesini düşünmekteyim. Geçmişte ilişkilerimiz olan, kardeşliğimiz bulunan bu siyasi partinin böyle bir oyuna, tahrike düşmeden kararını vermek suretiyle 27 Nisan’da Türk siyasi hayatındaki faaliyetlerini gözden geçiren bir olağan kongreyle genel başkan seçeceğine yerde, istişarelerle partilerini güçlendirecek bir yola girmelerini tavsiye ediyorum. Kabul ederler etmezler ama benim düşüncem budur. Yeni tartışmalarla Türk siyasetini kara lekelerle süsleyen bir siyaset yerine geleceğe yönelik güçlü Türkiye’nin inşasında siyasi kurumların güçlendirilmesi, demokrasinin daha genişletilerek insan haklarına dayalı güzel bir Türkiye’nin ortaya çıkmasında yarar vardır diye düşünüyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bahceli-iyi-partideki-kurultay-surecini-degerlendirdi/feed/ 0
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Alparslan Türkeş’in anıt mezarını ziyaret etti https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-devlet-bahceli-alparslan-turkesin-anit-mezarini-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-devlet-bahceli-alparslan-turkesin-anit-mezarini-ziyaret-etti/#respond Wed, 10 Apr 2024 07:27:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26857 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bayram namazının ardından MHP’nin Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in Beştepe’deki anıt mezarını ziyaret etti.

Bahçeli, Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından Alparslan Türkeş’in kabrine karanfil bıraktı, bakır ibrikle su döktü.

Çıkışta gazetecilere açıklama yapan Bahçeli, Türk milletinin Ramazan Bayramı’nı tebrik etti.

Yeni yüzyılın ikinci evresinde olduklarını belirten Bahçeli, Türkiye’nin devlet ve millet olarak çok büyük meselelerle karşı karşıya olduğunu, iç ve dış tehditler altında bulunduğunu kaydetti.

Devlet Bahçeli, Türkiye’nin asrın felaketi, büyük yangınlar, seller, bütün bunların yanında yıllardan beri devam eden terörle mücadelede de çok büyük mesafeler katettiğini belirterek, “Şimdi yeni bir süreçteyiz. Bu yeni yüzyılın ikinci evresi, Türk milletinin tekrar dirilişi, ayağa kalkışı, yükselişi ve milletler mücadelesinde layık olduğu yeri alması için milletçe bize bir vesile ortaya koymaktadır.” dedi.

Aritmetikte toplama, çıkarma, çarpma ve bölme olduğunu hatırlatan Bahçeli, “Çıkarma ile bölme küçültür, çarpma ile toplama büyültür. O sebepten dolayı Türkiye’nin birliğe, dirliğe, beraberliğe büyük ihtiyacı vardır. Türkiye’de siyasi kurumlarımız demokrasinin güçlenmesini hep beraber arzuluyorlarsa, önce ülkede siyasi istikrarı sağlamaları gerekiyor.” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, siyasi partilerde bir karmaşa, bir çatışma, birbirlerine karşı aşırı derecede fitne, fesat ve iftiralarla yalan sömürüsü yapıldığını belirterek, “Bu gidişat iyi değildir.” dedi.

Bahçeli, bu nedenle gelecek dönemde siyasi partilerin, siyasi istikrarı önce kendi içlerinde sağlaması, sonra ülkeye siyasi istikrar getirmesi, daha sonra da büyük Türkiye’nin inşasında ortak iradesini ortaya koyarak güçlü bir Türkiye’nin yükselişine katkıda bulunması gerektiğini vurguladı.

Televizyonları yakinen takip ettiğini, dikkatle dinlediği konuşmacılar ve bilim insanlarının önemli yorumlar getirdiğini aktaran Bahçeli, “Fakat bu yorumların hepsi yerelleşme, cepheleşme ve ayrışmaya yönelik söylemlerle devam ediyor. Buna da son vermek lazımdır. Basın mensuplarımız, televizyon kurumlarımız, onların akşamları yapmış oldukları sabaha kadar süren değerlendirmeleri, Türkiye’nin bu hedefleriyle paralel olması ve aydınlatıcı, yol gösterici olması lazımdır. Buna dikkat edilmemektedir.” değerlendirmesini yaptı.

“Her seçim sonrası bir suçlu aranır”

Devlet Bahçeli, Türkiye’de siyasi tartışmaların, kongrelerin, partilerden ayrılmaların, yeni yeni adaylar ortaya çıkarmaların, geçmişte olduğu gibi süregeldiğini dile getirerek, “Her seçim sonrası bir suçlu aranır. Bu suçlu partilerin yönetiminde değil, partinin yönetiminin dışında unsurlar aracılığıyla partilerdeki yenileşmeye dayalı gayretlerle kendini göstermektedir.” dedi.

Altılı masanın Türk siyasi hayatında önemli bir örnek olduğunu belirten Bahçeli, altılı masaya dayalı olarak siyasi kurumların, geçmişteki kongrelerinde olduğu gibi şimdi de kongreleri yapma kararı alınırken, partileri yenileştirmeye, partileri başka türlü iklime sokmaya gayret gösteren söylemlerle muhatap olunduğunu söyledi.

Kendilerinden ayrılan bir grubun kurduğu İYİ Parti’nin Meclis’te temsil edilen siyasi bir kurum olduğunu anlatan Bahçeli, Türkiye’de demokrasinin vazgeçilmez unsuru 104 siyasi kurum bulunduğunu, ancak bunların 34’ünün seçimlere katılabildiğini hatırlattı.

Seçimler sonrasında, birinci anlayışın, “partiyi bölmek, partiyi küçültmek, partiyi daraltmak” olduğunu ifade eden Bahçeli, “Aritmetik işlem içerisinde çarpmayla toplama yerine çıkarmayla bölme arasında bir çizgide siyasi istikrarsızlığa kuvvet vermeye çalışmaktadırlar.” dedi.

İYİ Parti’nin 27 Nisan’daki olağanüstü kongresini hatırlatan Bahçeli, MHP’nin 55 yıllık siyasi hayatında bu tür davranışların çoğunu yaşadığını, ayrışmalar olduğunu, ayrı partilileşmelere gidildiğini ancak sonuç itibarıyla MHP’nin ulu çınar gibi ayakta kalabilmeyi başardığını vurguladı.

Meral Akşener’in olağanüstü kurultayda aday olmaması

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “basından takip ettiği kadarıyla İYİ Parti’de önüne gelenin aday olduğunu gördüğünü” söyleyerek, şunları kaydetti:

“Bu adaylar onların en tabii hakkıdır. Fakat çoklu adaylar, çoklu bölünmelere de vesile olabiliyor. Küsmeler, kırılmalar, ayrışmalar partiyi küçültme gibi gayretler olabiliyor. Önümüzdeki siyasi istikrarı, siyasi partilerdeki istikrarla ilişkilendirerek, Sayın Meral Akşener hanımefendinin ayrışma kararından vazgeçerek partinin başında devamında, onunla beraber aday olmayı düşünen, partiye güç verme kararını alan, proje sahipli arkadaşların da etrafında kenetlenerek Türkiye’nin meselelerini, Anayasa değişikliğinden tutun her türlü konu üzerinde çaba gösteren bir parti konumuna gelmesini düşünmekteyim. Ne de olsa geçmişte ilişkilerimiz olan, geçmiş dönemlerde kardeşliğimiz bulunan, geçmiş dönemlerde siyasi hareketlerde komşuluk imkanını bulmuş olan bu siyasi partinin, böyle bir oyuna, böyle bir tahrike düşmeden, kararını vermek suretiyle 27 Nisan’da Türk siyasi hayatındaki faaliyetlerini gözden geçiren bir olağan kongreyle genel başkan seçeceği yerde, istişarelerle partilerini güçlendirebilecek bir yola girmelerini tavsiye ediyorum. Kabul ederler, etmezler ama benim düşüncem budur.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-devlet-bahceli-alparslan-turkesin-anit-mezarini-ziyaret-etti/feed/ 0
BBP Lideri Mustafa Destici, İİT Üye Ülkelerine İsrail ile İlişkileri Dondurma Çağrısı Yaptı https://www.haber60.com.tr/bbp-lideri-mustafa-destici-iit-uye-ulkelerine-israil-ile-iliskileri-dondurma-cagrisi-yapti/ https://www.haber60.com.tr/bbp-lideri-mustafa-destici-iit-uye-ulkelerine-israil-ile-iliskileri-dondurma-cagrisi-yapti/#respond Wed, 10 Apr 2024 06:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26853 Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, İslam İşbirliği Teşkilatına (İİT) üye ülkelere, Filistin topraklarından çekilip katliamlarını durduruncaya kadar İsrail ile ekonomik, kültürel, siyasi tüm alanlardaki ilişkilerini dondurmaları çağrısında bulundu.

Eskişehir’in Günyüzü ilçesindeki Merkez Camisi’nde bayram namazını kıldıktan sonra basın mensuplarına gündemi değerlendiren Destici, Türk milletinin ve İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı kutladı.

Türkiye’nin terörle mücadelesinin devam ettiğini hatırlatan Destici, şöyle konuştu:

“Karşımızda kansız, hain, dinsiz bir terör örgütü var. Maalesef ramazan ayı, arife, bayram dinlemiyor. Yine bir şehidimiz var. Kahraman Mehmetçiğimize Cenabıhak’tan rahmet diliyorum. Ruhu şad olsun, mekanı cennet olsun. Başta aile efradı, kahraman silah arkadaşları olmak üzere hepsine sabır diliyorum. Başsağlığı diliyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun. Bunlar milletimizi de devletimizi de ordumuzu da polisimizi de yıldırmayacak. Devletimizin, ordumuzun, polisimizin, ülkemizin, milletimizin terörle mücadelesi devam edecek. Terörün tüm unsurlarına karşı topyekun mücadele edeceğiz. Ancak o zaman başarı elde edebiliriz. Sadece sınır ötesinde ya da sınır içinde dağda, ovada askerin, güvenlik güçlerinin terörle mücadelesi tek başına yeterli değildir. Dağda eline silah almış teröristten daha tehlikelisi Meclis’te onun uzantısıdır ya da medyadaki köşe yazarıdır ya da ona lojistik ve maddi destek sağlayan iş adamıdır. Onlarla da bizim tıpkı dağdaki terörist kadar hatta onlardan daha kararlı bir şekilde mücadele etmemiz gerekiyor.”

Destici, Türk Polis Teşkilatının kuruluşunun 179’uncu yıl dönümü ve Polis Haftası dolayısıyla emniyet mensuplarının bu özel günlerini kutladı.

“Her Müslüman’ın kanayan yarasıdır”

Türkiye’nin 7 Ekim 2023’ten bu yana Filistinli ve Gazzelilerin yanında olduğunu dile getiren Destici, “Filistin meselesi bir siyaset malzemesi asla yapılmamalıdır. Gazze’deki meseleler bir siyaset malzemesi yapılmamalıdır. Bu hepimizin, her Müslüman’ın meselesidir. Her Müslüman’ın kanayan yarasıdır.” dedi.

Destici, İsrail’e karşı yaptırım konusunda en başından beri çok yüksek sesle bunu dillendiren siyasetçilerden biri olduğunu ifade etti.

İİT üyesi üyelerin, Arap ülkelerinin tamamının bu konuda ortak karar alması gerektiğini vurgulayan Destici, Birleşmiş Milletlerin de İsrail’e yaptırım için harekete geçebilmesinin önünde ABD’nin engel olduğu görüşünü savundu.

Müslüman ülkelerin İsrail’e karşı ambargo uygulaması gerektiğini anlatan Destici, şunları kaydetti:

“Topyekun bir ambargo uygulamamız lazım. Ekonomik, siyasi, kültürel bütün ilişkilerimizi Gazze’de katliamlar durana, tam barış sağlanana ve siyonist İsrail işgal ettiği topraklardan geri çekilinceye kadar bu sürecin de devam etmesi lazım. Ancak bu şekilde İsrail’e bu bir ihtar olur ya da ABD başta olmak üzere bütün Batı ülkelerine ciddi bir anlamda bir uyarı olur. Elbette ki Türkiye şu anda bunun lokomotifliğini yapmaktadır. Son olarak ticaretle ilgili kısıtlamalar da getirilmiştir. Zaten baştan beri var olan kısıtlamalar biraz daha artırılmıştır. Bu konuda Türkiye’nin hassasiyetinin yükselerek devam edeceğini ifade etmek istiyorum. İslam İşbirliği Teşkilatının bütün üyelerinin ortak bir karar alarak İsrail’le ekonomik, kültürel, siyasi bütün ilişkilerini dondurması lazım. Ne zamana kadar? İsrail işgal ettiği Filistin, Gazze topraklarından çekilip katliamlarını durdurana kadar bunun devam etmesi lazım ki ancak netice alınabilsin.”

Mustafa Destici, camiden ayrılırken vatandaşlarla bayramlaştı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bbp-lideri-mustafa-destici-iit-uye-ulkelerine-israil-ile-iliskileri-dondurma-cagrisi-yapti/feed/ 0
Yavuz Ağıralioğlu, ‘Partiye dön’ iknalarına kapıyı kapattı: Altyapısını tamamladığımız siyasi hazırlığın içerisindeyiz https://www.haber60.com.tr/yavuz-agiralioglu-partiye-don-iknalarina-kapiyi-kapatti-altyapisini-tamamladigimiz-siyasi-hazirligin-icerisindeyiz/ https://www.haber60.com.tr/yavuz-agiralioglu-partiye-don-iknalarina-kapiyi-kapatti-altyapisini-tamamladigimiz-siyasi-hazirligin-icerisindeyiz/#respond Tue, 09 Apr 2024 07:10:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26728 27 Nisan’da kurultaya gidecek olan İYİ Parti’de, Yavuz Ağıralioğlu’nun partiye geri dönerek genel başkanlığa aday olacağı ya da genel başkan adaylarından birine destek vereceğine yönelik iddialar gündeme düşmüştü. Ağıralioğlu, yeni bir siyasi oluşum sürecinde olduklarını belirterek “Parti içi mevzi kollamaya ve parti içi iktidar mücadelelerine bulaşmamaya dair verdiğimiz sözün hep arkasında durduk, bugün de arkasındayız. Kongre ve parti iç işleri ile alakalı bir gündemimiz hiç olmadı” dedi. Ağıralioğlu, Türk siyasetine yeni bir soluk getirecek olan siyasi mücadelesini sonbaharda başlatacağını ifade etti.

CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova, İYİ Parti kurultayı öncesi kulislerde Yavuz Ağıralioğlu sesleri yükseldiğini ifade ederek, “İYİ Parti kulislerinde teşkilatın ‘Yavuz Ağıralioğlu’nu ikna edin gelsin’ baskısını birçok isme yaptığı konuşuluyor. Hatta edindiğim bilgilere göre, adaylık düşünen bazı isimler kendisini arayıp ‘Beraber olalım’ diyor. Ağıralioğlu şu an uzaktan da olsa süreci takipte, önceliği parti kurmak” diye konuştu. Bu sözlerin ardından Yavuz Ağıralioğlu, İYİ Parti’de genel başkanlık yarışında yer alan isimlere başarılar diledi ve kongre, parti iç işleri ile alakalı bir gündeminin hiç olmadığın dile getirerek parti kurma hazırlığında olduğunu ilk ağızdan açıkladı.

“PARTİ İÇİ İKTİDAR MÜCADELELERİNE BULAŞMAMA SÖZÜNÜN ARKASINDAYIZ”

Ağıralioğlu yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

“Meral Hanım’ın, seçim sonuçlarının sorumluluğunu üzerine alarak almış olduğu örnek karar, Türk siyaseti için çok kıymetlidir.

Bugün hizmetine talip olduğumuz milletimizin, bizi görebilmesine ve tanıyabilmesine açmış olduğu imkân sebebiyle Sayın Genel Başkan’a hem bizim üzerimizdeki emeği ve hakkı için hem de örnek teşkil eden bu siyasi kararı için teşekkür ederiz.

Parti içi mevzi kollamaya ve parti içi iktidar mücadelelerine bulaşmamaya dair verdiğimiz sözün hep arkasında durduk, bugün de arkasındayız.

Kongre ve parti iç işleri ile alakalı bir gündemimiz hiç olmadı.

Memleket gündemimiz var.

İYİ Parti’de emek vermiş, fedakârca çalışmış insanların karar vereceği bir süreçtir bu, kendilerine kolaylıklar diliyorum.

Bu vesileyle kongrede aday olan arkadaşlarımıza ve önümüzdeki süreçte memleket yönetimine, Türk Milleti’nin hizmetine talip olacak olan siyasi partilerdeki bütün arkadaşlara başarılar diliyorum.”

“SİYASİ BİR GAYRETİN VE HAZIRLIĞIN İÇERİSİNDEYİZ”

Ağıralioğlu, Biz, Allah izin verirse Sonbaharda, altyapısını tamamladığımız bir siyasi mücadele ile milletimizin teveccühüne talip olacağız.

Çok büyük ekonomik zorlukları olan bir süreçten geçiyoruz. Milletimiz gerçekten çok zor durumda!

Önümüzdeki dönem:

Türk Milleti’nin güçlü yarınlarını inşa edecek; hazinesini dolduracak;

yaşam kalitemizi yükseltecek şekilde, enflasyonu ve faizi hem düşürecek hem kontrol altına alacak;

istihdamı artıracak; çalışan sayımızın emeklilerimizle makul oranda olabilmesi için, kalkınma ve istihdam programını uygulayacak ve eğitimi, adaleti, liyakati kalkınmamızın lokomotifi yapacak siyasi bir gayretin ve yoğun bir hazırlığın içerisindeyiz.

Siyasi irademiz, yakın bir vakitte, milletin ufkunda görünecektir inşallah. Kamuoyuna duyurduğumuzda, tüm memleket sathında, milletimiz ile birlikte yürümeye devam edeceğiz. Allah kerîmdir…” ifadeleriyle resmen parti kuracağını duyurmuş oldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/yavuz-agiralioglu-partiye-don-iknalarina-kapiyi-kapatti-altyapisini-tamamladigimiz-siyasi-hazirligin-icerisindeyiz/feed/ 0
Filistin ile Türkiye arasındaki ticaret son 5 yılda yüzde 15 arttı https://www.haber60.com.tr/filistin-ile-turkiye-arasindaki-ticaret-son-5-yilda-yuzde-15-artti/ https://www.haber60.com.tr/filistin-ile-turkiye-arasindaki-ticaret-son-5-yilda-yuzde-15-artti/#respond Mon, 08 Apr 2024 23:51:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26714 Eski Filistin Ekonomi Bakanı Halid el-Useyli, son 5 yılda Türkiye ile Filistin arasındaki ticaretin yüzde 15 arttığını belirterek, “Filistin ile Türkiye arasında neredeyse 1 milyar dolarlık ticarete ulaştık.” dedi.

Useyli, Türkiye ile Filistin arasındaki ticari ilişkilere dair AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’yi bakan olmadan önce de bakanlığı döneminde de yılda en az iki üç kez Türkiye’yi ziyaret ettiğini kaydeden Useyli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk hükümeti ve Türk halkıyla ilişkilerinin çok iyi olduğunu vurguladı.

Useyli, Türkiye ile kardeş olduklarını belirterek, her zaman Türk hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan güzel destek aldıklarını söyledi.

58 İslam ülkesinin katıldığı bir toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok güçlü bir açılış konuşması yaptığını kaydeden Useyli, burada gösterilen Gazze’deki katliamı ve soykırımı anlatan iki dakikalık videonun da önemli olduğunu aktardı.

Useyli, Erdoğan’ın bu konuşmada Gazze’de ateşkesin durdurulması için çaba gösterilmesini ve Gazze halkına insani yardımın artırılmasını istediğini hatırlattı.

“Filistin ile Türkiye arasındaki resmi ticaret hacmi 1 milyar dolar gerçek rakam belki de iki katı”

Türkiye ile Filistin arasındaki ticari ilişkinin her geçen yıl arttığına işaret eden Useyli, rakamların gerçek hacmi yansıtmadığını söyledi.

Görev süresi boyunca son 5 yılda Filistin ile Türkiye arasındaki ticaret yılda ortalama yüzde 15 arttığına dikkati çeken Useyli, “2020’yi 2023’le kıyaslayacak olursam ticarette yüzde 48’lik bir artış yaşadık. Filistin ile Türkiye arasında neredeyse 1 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaştık.” dedi.

Useyli, Türkiye ve Filistin arasındaki ticaretine ilişkin resmi rakamların gerçek hacmi yansıtmadığına dikkati çekerek, “Filistin ve Türkiye arasındaki resmi ticaret hacmi 1 milyar dolar. Ama asıl olan belki de bunun iki katı. Bunun nedeni de İsrail’in konşimentoda varış noktası İsrail olması konusundaki ısrarı. Eğer ki buraya Batı Şeria ya da Filistin yazılırsa, yaklaşık yüzde 12 fazladan vergi ödenmesi gerekiyor. İthalatçılarımız varış noktasını İsrail olarak yazıyor ki maliyeti düşürerek rekabet etmeye çalışıyor. Bu rakamların gerçeği yansıtmamasının arkasındaki nedenlerden birisi de bu.” diye konuştu.

Filistin’in en yüksek ticaret hacminin işgal nedeniyle İsrail ile olduğunu belirten Useyli, onun ardından Filistin’in bir numaralı ticaret ortağının Türkiye olduğunu vurguladı.

“Buradaki ürünlerin büyük bir kısmının Türk olduğunu göreceksiniz”

“Buradaki herhangi bir süpermarkete, perakende satış mağazalarına giderseniz ürünlerin büyük bir kısmının Türk olduğunu göreceksiniz.” diyen Useyli, son birkaç yıldır bakanlığı döneminde özel sektörden ve iş dünyasından Türk şirketlerin buradan resmi bayilikler vermeye teşvik ettiğini söyledi.

Useyli, Filistin’de birçok Türk markasının görülebileceğini belirterek, bakanlık döneminde Türkiye ile ilişkilerin artmasından memnuniyet duyduğunu, ticari ilişkilerin daha da artacağını dile getirdi.

Bakanlık döneminde Türkiye’deki tüm bakanlarla ilişkilerinin çok iyi olduğunu, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile de yakın çalıştıklarını kaydeden Useyli, “Son toplantıda Türkiye’ye hurma kotasının 3 bin tondan 5 bin tona çıkarılmasını istemiştim ki 5 yıl önce göreve geldiğimde bu rakam Türkiye’de yüzde 25 vergi muafiyetiyle yılda 1000 tondu.” ifadelerine yer verdi.

Useyli, bu artışın parlamentoda kabul edilmesini beklediklerini belirterek, “O zaman yılda 5000 ton olacak, bu da neredeyse dünyaya hurma ihracatımızın yüzde 50’sine denk gelecek.” dedi.

Öte yandan Cenin Sanayi Bölgesi’nin inşa edilmesiyle ilgili Useyli, bu nihayete erdirildiğinde Türk şirketlerinin Türkiye’deki avantajlarından buradaki üretimde de yaralanabileceğini söyledi.

İki ülke arasındaki ticaretin boyutlarının sorulması üzerine Useyli, “Endüstriyel makineler dahil ithal ettiğimiz tüm ürünler, her şeyimiz var. ya İtalyan makineleri alırdık, ya Alman makineleri, hatta Uzak Doğu’dan, Çin’den makineler alırdık. Bunları Türk makineleriyle değiştirdiler. Burada şunu görüyoruz, şunu söyleyebilirim, Türk ürünleriyle, Türk makineleriyle ‘Alman kalitesini Türk fiyatına’ aldık. Bu son derece önemli.” diye konuştu.

Useyli, Filistin’deki fabrikalar ziyaret edildiğinde Türkiye’de üretilen birçok makinelerin görülebileceğine işaret ederek, “Gıda maddeleri, inşaat malzemeleri ve deri dahil olmak üzere diğer tüm ürünler neredeyse burada. Türk ürünlerini alıyoruz” ifadelerini kullandı.

Useyli, öte yandan bazı projelerin TİKA finansmanıyla yapıldığını belirterek, inşaat malzemelerinin çoğunun Türkiye’den geldiğini aktardı.

“Gazze piyasası, Filistin piyasasının yüzde 40’ını temsil ediyor”

Useyli, Filistin’de üretimin düştüğünü belirterek, bazı şirketlerin kapandığını ve iflas ettiğini söyledi.

Turizm ve diğer sektörlerde küme halinde yüzde 50’den fazla bir düşüş yaşandığına işaret eden Useyli, “Çünkü Gazze piyasası, Filistin piyasasının yüzde 40’ını temsil ediyor. Bu Gazze piyasasındaki yüzde 40’ı kaybettik. Aynı şey Gazze için de geçerli. Gazze, Batı Şeria’ya birçok ürünü ihracat yapardı ancak savaş süresince bu artık yok. Gazze’de işsizlik şu anda yüzde 95 oranında.” diye konuştu.

Useyli, Gazze’de işsizlik oranın önceden yüzde 25 olduğunu dile getirerek, birçok şirketin varlığını sürdüremediğine de işaret etti.

Gelirin birçoğunun kaybedilmesi nedeniyle nakit para akışı ve dövizin de kısıtlı olduğunu anlatan Useyli, önceden ürünlerin ithalatından elde edilen vergi ödemelerinin yüzde 80’ini de İsrail’in aldığını söyledi.

Useyli, Filistin parasının da alındığını kaydederek, “Bu bir tür hırsızlık. Buradaki para akışı daha az, insanlar daha az para harcıyor ve fabrikalardaki tüm ürünleri de bu durum etkiliyor.” dedi.

Bazı ürünlerin yurt dışından satın alınması için ithalat izin lisansı gerektiğine işaret eden Useyli, bunu sağladıklarını çünkü İsrail’in bu izin belgesini görmesi gerektiğini anlattı.

İthal edilen tüm ürünler İsrail üzerinden gelmek zorunda

Useyli, “İthal edilen tüm ürünler İsrail limanına geliyor ve gümrüğünden geçiyor. Yani İsrail üzerinden gelmek zorundalar. Bazı ürünler İsrail standart kurumu tarafından kontrol ediliyor ve İsrailli ithalatçılar için bu bir günden daha az sürüyor. Bu bizim için haftalar alabiliyor. Haftalar sürdüğünde daha fazla pahalı ve maliyetli oluyor. Rekabet edemiyoruz çünkü ekstra maliyetimiz oluyor.” ifadelerini kullandı.

Bazen sağlık sertifikası gibi belgeler istediklerini anlatan Useyli, kargo faturasında da Filistin’e gelecek olsa bile son varış noktasının İsrail olarak gösterilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Useyli, İsrail vatandaşı Filistinlilerin de İsrail’e ithalat yapacakları zaman, İsrail kurumlarına gittiklerini ama onların da aynı süreci izlemeleri gerektiğini söyledi.

“Filistin için istisna var”

Useyli, Türkiye’den birçok bakanı tanıdığını ve bir şey istediklerinde bakanların izin verdiklerini anlatarak, Kovid-19 salgını süresince yasak olsa bile ihtiyaç duyulan ürünlerin ihracına ya da ithalatına Türkiye’nin Filistin’i istisna tutarak izin verdiğini söyledi.

Salgın döneminde “dünyada eksikliği çekilen ve birçok ülke tarafından ihracat yasağı getirilen hammaddelere” Türkiye’nin Filistin için izin verdiğini kaydeden Useyli, “Tüm sağlık ürünlerini ve ilaçları burada üretiyoruz, buna ihtiyacımız vardı ve bize izin verdiler, bunu sağladılar. Bu istisnai bir ihracat. Her şeyi, her zaman, Türkiye’den aldık. Tüm bakanlar ‘Filistin için istisna var, ne isterseniz verebiliriz’ dediler.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/filistin-ile-turkiye-arasindaki-ticaret-son-5-yilda-yuzde-15-artti/feed/ 0
Filistin Pazarında Türkiye İhracat Lideri https://www.haber60.com.tr/filistin-pazarinda-turkiye-ihracat-lideri/ https://www.haber60.com.tr/filistin-pazarinda-turkiye-ihracat-lideri/#respond Mon, 08 Apr 2024 23:42:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26708 Filistin Ekonomi Bakanlığı Politika ve İstatistik Departmanı Direktörü Reşat Yusuf, Türkiye’nin son yıllarda Filistin pazarında Çin’in yerini aldığına dikkati çekerek, ” İsrail’i istisna tutarsak Filistin pazarına en çok ürün ihraç eden ülke Türkiye’dir.” dedi.

Filistin Ekonomi Bakanlığı Politika ve İstatistik Departmanı Direktörü Yusuf, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 10 yıl önceye kadar İsrail’den sonra Filistin’e ürün ihraç eden ülkelerin başında Çin’in geldiğini söyledi.

Filistin’in ithalat yaptığı Türkiye’nin son 5 yılda Çin’in yerini aldığına dikkati çeken Yusuf, “İsrail’i istisna tutarsak Filistin pazarına en çok ürün ihraç eden ülke Türkiye’dir.” diye konuştu.

Filistin piyasalarına ithal edilen Türk ürünlerinin diğer dünya ülkeleri ürünlerine oranla hızla artarak birinci sırada yer aldığına vurgu yapan Yusuf, Filistin’in Türkiye’yle ticaret hacminin ithalat ve ihracat düzeylerinde net artış gösterdiğini belirtti.

Filistin ürünlerinin Türk pazarındaki payı da arttı

Filistinli yetkili Yusuf, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Karşılıklı ticaret hacmi rakamlarındaki artış oranı net ortada. İki ülke (Filistin-Türkiye) arasındaki ticaret hacmi 2022 yılında 900 milyon doları aştı. İkili ticaret hacmi 2022 yılında 2021’e oranla yüzde 12 arttı, 2021 yılında ise 2020 yılına oranla yüzde 32 arttı. Bu da (Türkiye’den Filistin’e) ithalatın büyümesini gösteriyor.”

Türkiye’nin Filistin’e ihraç ettiği ürünlerin başında demir, ahşap, bitkisel yağlar, tekstil, mobilya ve gıda ürünlerinin geldiğine vurgu yapan Yusuf, “Türkiye, Filistin ithalat pazarında lider olmakla yetinmiyor. Bilakis Ankara, Filistin ürünlerinin de Türk pazarındaki payını artırmasına katkı sundu.” ifadelerini kullandı.

Türk üreticilerin Filistin pazarında kabul gördüğünün altını çizen Yusuf, bunun da Türk ürünlerinin yüksek kalite standartlarından taviz vermediğinin göstergesi olduğunu söyledi.

Yusuf, “Ticaretteki bu rakamlar aslında Türkiye’nin Filistinlilere ne kadar yakın olduğunu ve onlara desteklerini yansıtıyor. Filistinli tüketici de yabancı veya İsrail menşeli ürünlere göre Türk ürünlerini daha kaliteli görüyor.” dedi.

Filistin’e ithalat İsrail üzerinden yapılıyor

Filistin ticaretinin İsrail üzerinden yapılması sebebiyle hem Filistin’in hem de İsrail’in ticaret verilerinin çarpıtıldığını vurgulayan Yusuf, “Türkiye, Filistin pazarının ihtiyaçlarını karşılayacak birçok alanda sanayisi olan bir ülkedir. Ancak İsrail’in kısıtlamaları ve onunla olan ekonomik anlaşmalar, Filistin ile Türkiye arasında ticari alışverişte ortaklık kurulmasını kısıtlıyor.” ifadelerini kullandı.

Filistin yönetiminin sınır kapıları konusunda bir egemenliğe sahip olmadığına işaret eden Yusuf, dolayısıyla Filistin’in ithal ettiği tüm ürünlerin İsrail’den geçmek zorunda kaldığını belirtti.

İsrail’in tüm sınır kapılarını kontrolünde tuttuğunun altını çizen Yusuf, “Filistin’in ithal ettiği ürünler, Akdeniz’e açılan Hayfa veya Aşdod limanlarından ulaştırılıyor. İthalat aynı zamanda Ürdün’le olan sınır kapısı üzerinden ulaştırılıyor.” diye konuştu.

Yusuf, İsrail’in sınır kapılarını kontrolünde tutması sebebiyle Filistin’e ithal eden edilen ürünlerin maliyetlerini artırdığını ve bunun da tüketiciyi etkilediğini aktardı.

İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü arasında 1994’te imzalanan Paris Ekonomi Protokolü gereğince Filistin dış ticareti sadece İsrail üzerinden yapılıyor.

Filistin İstatistik Merkezi verilerine göre, İsrail’den sonra Filistin’in en büyük ticaret ortağı ülkeler yıllık 900 milyon doları aşan rakamlarla Türkiye ve Çin’dir.

Filistin’in dünya ülkelerinden ithal ettiği ürünler, Hayfa ve Aşdod limanlarından teslim alınarak kara yoluyla Filistin pazarına ulaştırılıyor.

Paris Ekonomi Protokolü gereğince İsrail yönetimi, kontrolü altındaki sınır kapılarından Filistinliler adına topladığı vergileri, aylık olarak Filistin hazinesine aktarıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/filistin-pazarinda-turkiye-ihracat-lideri/feed/ 0
Rockstar Games, Türkçe Dil Kampanyasına Nasıl Cevap Verecek? https://www.haber60.com.tr/rockstar-games-turkce-dil-kampanyasina-nasil-cevap-verecek/ https://www.haber60.com.tr/rockstar-games-turkce-dil-kampanyasina-nasil-cevap-verecek/#respond Mon, 08 Apr 2024 23:31:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26700 Rockstar Games, hiç şüphesiz dünyanın en büyük oyun şirketlerinden birisi. Grand Theft Auto ve Red Dead Redemption oyunlarıyla bilinen şirket, her ne kadar oyuncuların sevdiği firmalardan biri olsa da ne yazık ki Türk oyunculardan tepki çekiyor. Bunun nedeni ise geliştirdiği oyunlara Türkçe dil seçeneği eklememesi. Bununla ilgili olarak önemli bir gelişme yaşandı. Öyle ki Rockstar Games, GTA 6’yı önümüzdeki sene piyasaya sürmeye hazırlanıyorken Türk oyuncular tarafından Türkçe dil eklenmesi yönünde bir kampanya başlatıldı. İşte ayrıntılar…

Rockstar Games Türkçe dil kampanyasına nasıl cevap verecek?

En popüler Rockstar Games oyunları olan GTA 5, GTA 4 ve Red Dead Redemption 2’de ne yazık ki Türkçe dil seçeneği bulunmuyor. Tabii bu şirketin eski oyunları için de geçerli. Bu bağlamda firmanın artık bir adım atması isteniyor.

Yakın zamanda “KonsolumX” tarafından başlatılan kampanya ile Rockstar Games’ten önümüzdeki sene piyasaya süreceği GTA 6’da Türkçe dil seçeneğine yer vermesi isteniyor. Yüzlerce kullanıcı, şirketin sosyal medya hesabını etiketleyerek paylaşım yaptı ve bu kampanyaya dahil oldu. Hatta oyunlar ile ilgili içerikler hazırlayan YouTuber Enis Kirazoğlu da destek verdi.

GTA 6 çıkış tarihi için oyuncuları sevindiren iddia!

Rockstar Games, GTA 6’ya Türkçe dil seçeneği eklerse, bu adım oyunun satış rakamlarına mutlaka etki edecektir. Zira Türkiye’deki oyuncuların hem firmaya sevgisi artacak hem de oyun daha geniş bir kitleye ulaşacaktır. Bu da Rockstar Games için daha çok para anlamına geliyor.

Tabii GTA 6 Türkçe dil desteği ile gelirse bundan Türkiye’dekiler bir yana aynı zamanda Azerbaycan Türkçesini kullanan oyuncular da faydalanacaktır. Zira iki dil birbirine benziyor. Bu bağlamda aslında önemli ve üzerinde çok konuşulması gereken bir durum.

Rockstar Games, neden Türkçe dil desteği sunmuyor?

Rockstar Games’in oyunlarına neden Türkçe dil seçeneği eklemediğine dair şimdiye kadar resmi bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle kesin bir sebep de yok. Ancak tahminler, firmanın ülkemizden hatırı sayılır bir gelir sağlayamadığı yönünde. Bunun sebebi de tahmin edebileceğiniz üzere dövizin yüksek olması ve ekonomik şartlar. Ülkemizdeki oyuncular arasında korsan oyun indirmenin yaygın olduğu da büyük bir gerçek.

Bazı kullanıcılarsa şirketin ülkemize ekonomiden alakasız şekilde ayrımcı bir tutum sergilediğini düşünüyor. Bu ne kadar doğrudur bilinmez. Rockstar Games, büyük bir talep olmasına rağmen GTA 6 için Türkçe dil seçeneği sunacak mı, oyun piyasaya sürüldüğünde hep birlikte göreceğiz. Tabii çıkış yapmadan önce satış platformlarında bununla ilgili ibareler görülecektir. Önümüzdeki dönemlerde iyi bir haber vermeyi umuyoruz.

GTA 6 için Türkçe Dil Desteği Kampanyası! ??????

??Dear Rockstar Games, we are very interested in GTA 6 and we sincerely hope that you include Turkish language support in this game.

We are ready to provide all kinds of support for this, I wholeheartedly believe that you will not… pic.twitter.com/aMsXVZ31AK

— Konsolum X ?? (@KonsolumX) March 30, 2024

Dear Rockstar,

Congratulations on GTA 6. We know you will do a great job!

However, as a Turkish player, please consider adding Turkish subtitles to your game. Especially for the PC version, it will sell much better in Turkey compared to many other countries.

I’m not sure how… https://t.co/u9w4Hdu1H0

— Enis (@EnisKirazoglu) April 7, 2024

Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce Rockstar Games, GTA 6 oyununa Türkçe dil seçeneği ekleyecek mi? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

]]>
https://www.haber60.com.tr/rockstar-games-turkce-dil-kampanyasina-nasil-cevap-verecek/feed/ 0
TCG Kınalıada Korveti Japonya Seyri İçin İzmir’den Uğurlandı https://www.haber60.com.tr/tcg-kinaliada-korveti-japonya-seyri-icin-izmirden-ugurlandi/ https://www.haber60.com.tr/tcg-kinaliada-korveti-japonya-seyri-icin-izmirden-ugurlandi/#respond Mon, 08 Apr 2024 23:15:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26688 TCG Kınalıada Korveti, Türkiye- Japonya ilişkilerinin 100. yıldönümü ve Ertuğrul Fırkateyni’nin Japonya Seyri’nin 134. yıldönümünde, Türk Deniz Kuvvetleri’nin görünürlüğünü arttırmak, milli platformları tanıtmak ve liman ziyareti icra edilecek ülkelerle ikili ilişkileri geliştirmek maksadıyla 4,5 ay sürecek Japonya seyri için İzmir’den uğurlandı.

Foça Deniz Üs Komutanlığı’nda düzenlenen tören öncesinde deniz subayları aileleriyle vedalaştı. Tören öncesinde duygusal anlar yaşanırken özellikle çocuklar babalarından ayrılırken zorlandı.

İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan törende, TCG Kınalıada Komutanlığının Japonya seyri hakkında bilgi notu okundu.

TCG Kınalıada Komutanı Deniz Yarbay Serkan Doğan, törende yaptığı konuşmada, Japonya ve Türkiye’nin yakınlaşmasını sağlayan çeşitli araştırma ve incelemelere neden olan ve kültürel ilişkilerin gelişimine katkıda bulunan Ertuğrul Fırkateyni’nin Japonya sularında 3 ay kaldıktan sonra yurda geri dönüşünde tayfun sebebiyle battığını ve 531 denizcinin şehitlik mertebesine ulaştığını anımsattı.

Deniz Kuvvetlerinin daha önce 1990 ve 2000 yıllarında Turgutreis, 2011 yılında da Gemlik, 2015’te de Gediz Fırkateyni ile gerçekleştirilen Uzakdoğu seyirlerin beşincisinin gerçekleştirileceğini ifade eden Doğan, şunları kaydetti:

“Seyir kapsamında Ertuğrul’un izlediği rota ve limanları da kapsayacak şekilde 134 gün süreyle yaklaşık 27 bin deniz mili mesafe gidilerek icra edilecek görev süresince TCG Kınalıada, dünya denizlerinde sancak/varlık göstererek Türk dış politikasını desteklemek maksadıyla yapacağı liman ziyaretleriyle ilişkilerin geliştirilmesine ve yeni ilişkilerin tesis edilmesine katkı sağlayacaktır. Suudi Arabistan, Cibuti, Somali, Maldiv Adaları, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Tayland, Çin Halk Cumhuriyeti, Güney Kore, Japonya, Filipinler, Singapur, Sri Lanka, Hindistan, Umman, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Pakistan ve Ürdün’ü kapsayan toplam 20 ülkede yapılacak 24 liman ziyaretinden istifadeyle, ziyaret edilecek ülke deniz kuvvetleriyle eğitimler icra edilecek. Türkiye’ye binlerce mil mesafe uzaklıkta ebedi istirahatlarında bulunan aziz şehitlerimizi ziyaret edecek, hatıralarını anacağız. Yanımızda götürdüğümüz vatan topraklarıyla duydukları vatan hasretlerini bir nebze de olsun hafifleteceğiz. Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin Türk Deniz Kuvvetlerinin tanıtımını yapacak, vatan, bayrak, Atatürk ve deniz aşkıyla şanlı bayrağımızı dalgalandıracağız. Türk bahriyesinin geldiği noktayı ve sahip olduğu imkan kabiliyetleri sergileyeceğiz.”

Batı Görev Grup Komutanı Tuğamiral Koray Vural da harp gemilerinde görev yapmanın çok zor olduğunu belirterek, “Bu görev süresince atalarımıza layık birer Türk denizcisi ve Barbaros’un torunları olduğunuzu göstereceğinizden eminim. Başarılarınız, daima gurur duyduğumuz köklü bahriye geçmişimizi modern Türk Deniz Kuvvetleri olarak günümüze taşıdığımızın bir göstergesi olacaktır. Sizleri bu şerefli göreve uğurlarken, bir asker, özellikle de bir denizci ailesi olmanın meşakkat ve onurunu her an yaşayan ailelerinizin bundan önceki görevlerinizde olduğu gibi yine bizlere emanet olduğunu belirtmek isterim. Gözünüz arkada kalmasın.” dedi.

Eşini sefere uğurlayan Şerife Aydın, eşinin görevlerine çok alışkın olduğunu ancak küçük çocuğunun çok zorlandığını ve üzüldüğünü belirterek, “Çocuğum farkında. Her sabah uyandığında zaten babasını soruyor. Bakalım nasıl geçecek.” dedi.

Babasını sefere uğurlayan Emir Arı da “Babam görev için 4 ay gidiyor. Telefonun çektiği yerlerde konuşacağız.” dedi. Anne Funda Arı ise “Çok gururluyuz. En kısa zamanda karşılayacağız inşallah, arkalarındayız, yanlarındayız.” dedi.

Konuşmaların ardından TCG Kınalıada personeli, tören alanından gemiye intikal etti ve manevra yerlerini aldı.

Korvetin avara etmesinden sonra çimariva ile selamlama yapıldı, Foça Leventler Limanı’ndaki gemiler tarafından gemi düdüğü ile selamlama yapıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tcg-kinaliada-korveti-japonya-seyri-icin-izmirden-ugurlandi/feed/ 0
Fenerbahçe’den dünya kamuoyuna Süper Kupa açıklaması: Adaletsizliğe karşı dik durmaya devam edeceğiz https://www.haber60.com.tr/fenerbahceden-dunya-kamuoyuna-super-kupa-aciklamasi-adaletsizlige-karsi-dik-durmaya-devam-edecegiz/ https://www.haber60.com.tr/fenerbahceden-dunya-kamuoyuna-super-kupa-aciklamasi-adaletsizlige-karsi-dik-durmaya-devam-edecegiz/#respond Mon, 08 Apr 2024 23:10:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26684 Fenerbahçe Kulübü, tatil edilen Süper Kupa maçı ve son dönemde yaşananlara dair dünya kamuoyuna yönelik açıklamalarda bulundu.

Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, “İlgili maç takımımızın sahadan çekilmesiyle son bulmuştur. Kazanmak için değil doğruları savunmak için sahaya çıktığımız ve Türk futbolu için tarihi bir günde, tavrımızı özetlemek adına vurgulamak istediğimiz şey şudur ki; Sadece futbolda değil yarıştığımız her branşta 117 yıllık mazisiyle Türk sporuna hizmet eden, müzesinde alın terinin, emeğin izlerini taşıyan binlerce kupası olan, 30 milyon taraftarıyla ülkesinin milli değerlerini benliğinde hisseden ‘Dünyanın En Büyük Spor Kulübü’ olarak dün olduğu gibi bugün ve yarınlarda da adaletsizliğe ve hukuksuzluğa karşı dik durmaya devam edeceğiz.” ifadeleri kullanıldı.


Sarı-lacivertli kulüpten yapılan İngilizce açıklamanın Türkçesi şöyle:

“Fenerbahçe Futbol A takımı 7 Nisan 2024 tarihinde Galatasaray ile oynayacağı Türkiye Süper Kupa Final müsabakasında sahadan çekildi. Fenerbahçe Spor Kulübü, ülkesinde son 20 yıldır adaletsiz futbol düzenine karşı mücadele veriyor. Sportif ve hukuki bir çok alanda mücadelesini sürdüren Fenerbahçe camiası verilen ve verilmeyen kararlar ile Türk futbolunda adaletsiz sisteme karşı bir duruş sergiliyor.

2000’li yılların başından bu zamana geçen 20 yıllık süreç içerisinde Fenerbahçe;

– 2006 yılında oyunun yabancı maddelerin sahaya atılması sebebiyle çok kez durduğu Denizlispor müsabakası başta olmak üzere, 7 sezon içerisinde 3 kez şampiyonluğu son maçlarda kaybetmiş,

– 2010-2011 sezonunda devletin içerisinde sızmış bir terör örgütü tarafından yapılan kumpas ile şike yaptıkları iftirasına uğramış, yargılanmış,

– 2011’den 2021 yılına kadar yargı süreci devam etmiş, 10 yıllık büyük bir hukuk mücadelesi sonrasında ancak haklılığını ispat edebilmiş,

– Kulübe kurulan kumpas sebebiyle ticari olarak büyük zararlara uğramış kısa sürede şirket değeri yarı yarıya azalmış,

– Türkiye Futbol Federasyonu eliyle, yargı sonucu beklenmeden Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkı 2 sezon elinden alınmış,

– Kulübe kumpas kuran illegal yapıyla “Fenerbahçe’ye Kumpas Davası” adlı yeni bir yargılama sürecine girişmiş ve halen bu dava ile hak arama mücadelesine devam eden,

– Uğradığı maddi ve manevi zararlar sebebiyle başta Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) olmak üzere, Türkiye’deki yetkili mercilere tazminat davaları açmış ve dava süreçleri halen devam eden,

– 4 Nisan 2015 tarihinde Dünya Futbol tarihinde eşi benzerine çok az rastlanabilecek şekilde otobüsü kurşunlanmış ancak aradan geçen 9 yıllık sürece rağmen olayın faillerinin halen meçhul kaldığı bir kulüptür.


Tüm bu yaşananların sonucunda son olarak;

Fenerbahçe’nin 17 Mart 2024 tarihinde deplasmanda oynadığı Trabzonspor karşılaşmasında yetersiz güvenlik önlemleri sebebiyle, maç sonunda yüzlerce kişi sahaya girerek futbolcuları linç girişimi ile karşı karşı kalmıştır.

Trabzon’da organize şekilde saldıranlara karşı sadece kendini koruma refleksi ile hareket eden futbolcularımızın “savunması”, ülke futbolunu yöneten kurum TFF tarafından cezaya layık görülmüştür. Yaşanan tüm gelişmelerden sonra Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu, 18 Mart 2024 tarihinde kulüp üyelerini toplama ve istişare etme kararı almıştır. Bu doğrultuda Fenerbahçemiz, uğratıldığı tüm adaletsizliklere 2 Nisan 2024 tarihinde rekor sayıda (23 bini aşkın) kongre üyemizin katılımı ile Olağanüstü Genel Kurul düzenleyerek bir yol haritası belirlemiştir.

Bu Genel Kurul’da alınan kararlardan birisi;

Fenerbahçemiz ve ülke futbolu açısından büyük önem taşıyan UEFA Konferans Ligi Çeyrek Final maçlarımız dolayısıyla Süper Kupa finalinin ileri bir tarihe ertelenmesi ve adaletsiz futbol iklimine karşı bu maçın yabancı bir hakem tarafından yönetilmesi, aksi durumda sahaya U19 Takımı ile çıkılması ya da hiç çıkılmamasıdır.

Kulübümüzün ilgili başvurusu da Türkiye Futbol Federasyonu tarafından reddedilmiştir. Fenerbahçemiz bu kararların ardından TFF’nin son reddine ve tüm bu yaşananlara tepki olarak kupaya uzanmaya çok yakın olduğu Süper Kupa Finaline 19 Yaş Altı Futbol Takımımızla çıkmıştır. İlgili maç takımımızın sahadan çekilmesiyle son bulmuştur.

Kazanmak için değil doğruları savunmak için sahaya çıktığımız ve Türk futbolu için tarihi bir günde, tavrımızı özetlemek adına vurgulamak istediğimiz şey şudur ki; “Sadece futbolda değil yarıştığımız her branşta 117 yıllık mazisiyle Türk sporuna hizmet eden, müzesinde alın terinin, emeğin izlerini taşıyan binlerce kupası olan, 30 milyon taraftarıyla ülkesinin milli değerlerini benliğinde hisseden ‘Dünyanın En Büyük Spor Kulübü’ olarak dün olduğu gibi bugün ve yarınlarda da adaletsizliğe ve hukuksuzluğa karşı dik durmaya devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/fenerbahceden-dunya-kamuoyuna-super-kupa-aciklamasi-adaletsizlige-karsi-dik-durmaya-devam-edecegiz/feed/ 0
İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi Günay Kodaz, Meral Akşener’in aday olmaması gerektiğini söyledi https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-kurucular-kurulu-uyesi-gunay-kodaz-meral-aksenerin-aday-olmamasi-gerektigini-soyledi/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-kurucular-kurulu-uyesi-gunay-kodaz-meral-aksenerin-aday-olmamasi-gerektigini-soyledi/#respond Mon, 08 Apr 2024 21:21:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26653 İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi ve Genel Başkan Adayı Av. Günay Kodaz, “Meral Akşener’in 2015’te yola çıktığım Meral Akşener olduğuna ben artık inanamıyorum ve çok şaşkınlıkla izliyorum. Verdiği kararlara bunu nasıl verdi diye hayretler içerisinde takip etmekle yetiniyorum, kahroluyorum” dedi.

İYİ Parti yerel seçimler sonrası kurultay kararı aldı ve genel başkanlığa aday olan isimler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. İlk olarak İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi Günay Kodaz aday olacağını açıkladı. Meral Akşener’in bugün gerçekleştirdiği ‘aday olmayacağım’ açıklamasından sonra İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu ve İYİ Parti Grup Başkanı Koray Aydın adaylığını açıkladı. İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi ve Genel Başkan Adayı Günay Kodaz yaşanan süreci ve genel başkanlık seçimi hakkında İhlas Haber Ajansına değerlendirmelerde bulundu.

“İYİ Parti’yi Meral Akşener’le birlikte milletin gözüne ve yönüne koyamayacağımızı, dolayısıyla aday olmamasını defalarca ifade ettim”

İYİ Parti’nin yerel seçimlerden 3.7 gibi çok düşük bir oy alarak çıkmasının İYİ Parti camiasında da, Türkiye’de İYİ Parti’ye gönül vermiş olan tüm insanlarda da ciddi bir hayal kırıklığı oluşturduğunu söyleyen Kodaz, “Meral hanımın bir daha aday olmaması gerektiğini, aday olursa akıbetinin Sayın Kılıçdaroğlu gibi olacağını, parti tabanından oy alamayacağını, Türk milletinin gözünden ve gönlünden düştüğünü, bizim ne kadar uğraşırsak uğraşalım tekrar İYİ Parti’yi Meral Akşener’le birlikte milletin gözüne ve yönüne koyamayacağımızı, dolayısıyla aday olmamasını defalarca ifade ettim. Bu sosyal medya hesaplarında da mevcuttur. Meral Akşener’in ilk yola çıktığında kendisiyle yola çıkan yol arkadaşlarındanım. O günün koşullarındaki Meral Akşener için biz Türk siyasetine demokrasiyi getireceğini, istişare kültürünü hakim kılacağını, Türk milliyetçilerini, yalnızca ülkücüleri değil, Türk milliyetçilerini makul bir noktada düşünen Türk vatandaşlarının oylarını alarak ülkede herkesi kucaklayarak, iktidar yapacağını düşünerek kendisine destek vermiştik. Sıfırdan başlayarak kendisini bir partinin Genel Başkanı haline getirdik ve İYİ Parti’yi de Türkiye gündemine taşıdık” ifadelerini kullandı.

“Meral Akşener’in 2015 yola çıktığım Meral Akşener olduğuna ben artık inanamıyorum”

Meral Akşener’in 2022’den itibaren sürekli yanlış ve hatalı kararlar verdiğini söyleyen Kodaz, “Sayın Meral Akşener’in 2015’te yola çıktığım Meral Akşener olduğuna ben artık inanamıyorum ve çok şaşkınlıkla izliyorum. Verdiği kararlara bunu nasıl verdi diye hayretler içerisinde takip etmekle yetiniyorum, kahroluyorum. Dolayısıyla Meral hanım kendi açısından kendi siyasete son verme noktasındaki akıbeti açısından çok doğru bir karar vermiş oldu. İYİ Parti içinde doğru bir karar vermiş oldu. Çünkü sayın Akşener ile İYİ Parti artık bundan sonra bir adım öteye taşınmaz” diye konuştu.

“Mühim olan İYİ Parti’de bir adım daha yukarıya taşımaktır”

Müsavat Dervişoğlu’nun adaylığı hakkında da konuşan Kodaz, “Biz demokrasiye gönül vermiş insanlarız ve çok ciddi bir demokrasi mücadelesinden sonra İYİ Parti’yi kurduk ve bu süreç içerisinde de sayın Müsavat Dervişoğlu, ben diğer aday arkadaşlarımızdan birçoğu emek vererek yol yürümüş insanlarız ve hikayemizi bilen hikayenin yazılmasına da katkısı olan insanlarız. Sayın Müsavat Dervişoğlu’na başarılar diliyorum. Bundan sonra çıkacak bütün adaylarımıza başarılar diliyorum. Mühim olan İYİ Parti’de bir adım daha yukarıya taşımaktır” ifadelerine yer verdi.

“Hiç kimsenin ‘hatalı davranıyorsunuz’ diye net bir tavır almayıp, bugün aday olmalarını da Türk milletinin takdirine bırakıyorum”

Daha önce Meral Akşener’in yanışlarının kimse tarafından dile getirilmediğini bunu sadece kendisinin yaptığını söyleyen Günay Kodaz, “Meral Akşener ‘ben aday değilim’ dedikten sonra herkes adayı çıkabilir. Sokaktaki herhangi bir İYİ Partili üye gelip ‘ben adayım’ diyebilir. Mühim olan bu süreçten önceki bu kadar hata yapıldığında hiç kimsenin hatasını dışa vurmayıp, hiç kimsenin hatasını kendisine hatırlatmayıp, hiç kimsenin ‘hatalı davranıyorsunuz’ diye net bir tavır almayıp, bugün aday olmalarını da Türk milletinin takdirine bırakıyorum” dedi.

“İYİ Parti’nin içerisindeki herkesi alıp Milliyetçi Hareket Partisi’ne taşımanız imkansızdır”

İlerleyen süreçte Milliyetçi Hareket Partisi ile ortak bir yola girmenin ya da birleşmenin mümkün olmadığını dile getiren Kodaz, “Milliyetçi Hareket Partisi’nde 11 yıl siyaset yaptıktan sonra sayın Akşener’le beraber buraya geldik. İYİ Parti’nin tabanı ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin tabanının belirli bir kesimi birbirine geçirgenlik arz etmekte ise de İYİ Parti’nin içerisindeki herkesi alıp Milliyetçi Hareket Partisi’ne taşımanız imkansızdır. Bunu hayal eden arkadaşlarımız da bunu değerlendirmek zorundadır. Bunu belki birçok ülkücü, birçok Türk milliyetçisi, birçok Milliyetçi Hareket Partisi’nden ayrılarak gelip bu partiyi kuranın ciddi bir hayali olabilir ama gerçekliğinin çok iyi araştırılması gereken bir husus olduğunu, kendilerinin ayrı bir siyasi oluşum ve parti olarak kaldığını, bizlerin ayrı bir parti kurduğunu, seçmen tabanımızın geçirgenlik arz etmesine rağmen çok farklılıklar arz ettiğini, İYİ Parti’yi Milliyetçi Hareket Partisi’yle birleştirmenin Türk siyasetinde iktidar alternatifi olmanın önünü açmayacağını, İYİ Parti’nin tek başına yürüyerek her kesimden oy alarak iktidar olmak için çaba harcamaya devam etmesi gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-kurucular-kurulu-uyesi-gunay-kodaz-meral-aksenerin-aday-olmamasi-gerektigini-soyledi/feed/ 0
Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Türk Dış Politikasının Teoriye İhtiyacı Var Mı? Paneli Düzenledi https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakanligi-stratejik-arastirmalar-merkezi-sam-turk-dis-politikasinin-teoriye-ihtiyaci-var-mi-paneli-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakanligi-stratejik-arastirmalar-merkezi-sam-turk-dis-politikasinin-teoriye-ihtiyaci-var-mi-paneli-duzenledi/#respond Mon, 08 Apr 2024 08:09:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26618 Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Ankara’da, “Türk Dış Politikasının Teoriye İhtiyacı var mı? Disiplin-Pratik Arasında Diyalog Arayışları” isimli panel düzenledi.

Dışişleri Bakanı Başdanışmanı ve SAM Başkanı Nuh Yılmaz’ın moderatörlüğünde Bakanlık’ta düzenlenen panele, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden Prof. Dr. Ersel Aydınlı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümünden Prof. Dr. Meliha Altunışık ve Kırıkkale Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden Prof. Dr. Haluk Özdemir konuşmacı olarak katıldı.

Panelde, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Bakanlık mensupları, akademisyenler ve çok sayıda dinleyici de yer aldı.

SAM Başkanı Yılmaz, burada yaptığı konuşmada, bu panelin “açılış” olduğunu ve bu tarz etkinliklere devam edeceklerini belirterek katılımcılara ve panelistlere teşekkür etti.

SAM olarak yeni düşüncelerden yararlanmak istediklerine işaret eden Yılmaz, panelde uluslararası ilişkilerdeki kavramların ihtiyaçları çözmedeki yerinin konuşulacağını kaydetti.

Yılmaz, panel serisinin düzenlenmesinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da desteği olduğunu vurguladı.

Pratik-teori ilişkisi

Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden Prof. Aydınlı, panelin düzenlemesi konusunda SAM yetkililerine teşekkür ederken panel konusunun akademisyenlerin “hep aklında olan bir mesele” olduğuna atıfta bulundu.

Pratik ile teorinin birleştirilmesi konusunun sadece uluslararası ilişkiler disiplininde değil, bütün disiplinlerin temel meselelerinden olduğuna dikkati çeken Aydınlı, bu birleştirmeye büyük ihtiyaç olduğunu aktardı.

Aydınlı, Türk dış politikasına “teori”nin lazım olduğunu ancak teoriden ziyade “kavram”a ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Teorinin anlamaya, kavramın ise anlamaya ve anlatmaya yaradığını vurgulayan Aydınlı, kavramın hayata daha yakın olduğuna işaret etti.

Ersel Aydınlı, uluslararası ilişkiler teorilerinin “krizde” olması ve siyasete etkisine ilişkin, “(Teoriler) Ne çok izah edebiliyor ne çok tahmin edebiliyor ne çok da daha önemlisi etkide bulunabiliyor.” dedi.

Teorilerle ilgili bu durumun farklı aktörlerde geçerli olduğunu kaydeden Aydınlı, “Aslında bu krizin temel sebeplerinden bir tanesi de pratikten kopuk sadece bir entelektüel egzersiz olarak da geliştirilmiş olması.” değerlendirmesinde bulundu.

Aydınlı, pratik kısmında da sorun olduğunu aktararak pratikte krizi “günlüğün ötesine geçememe ve savrulamama” olarak nitelendirdi.

Pratikte “tutarlılık” sorunu olduğunu söyleyen Aydınlı, pratik ile teori arasında karşılıklı ihtiyaç olduğunu belirtti.

Aydınlı, akademide teorinin “ithal” edildiğini kaydederek teorinin batıda üretilen bir olgu olarak algılandığını vurguladı.

“Teori tartışmaları krizde”

ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümünden Prof. Altunışık ise panelin önemli bir konuyla başladığının altını çizdi.

Teori tartışmalarının “krizde” olduğunu söyleyen Altunışık, “Buna cevaben çeşitli açılımlar yapılmaya çalışılıyor.” diye konuştu.

Altunışık, küresel uluslararası ilişkiler ve küresel tarih çalışmaları gibi alanların ortaya çıktığını aktararak teorinin zamandan ve mekandan bağımsız olmadığını ve farklı deneyimlerini yansıttığını söyledi.

Pratik-teori ilişkisinin de tartışılan konulardan biri olduğuna dikkati çeken Altunışık, 2000 sonrasında uluslararası ilişkilerde “pratik dönüş” akımının ortaya çıktığına işaret etti.

Meliha Altunışık, Türk dış politikasını kavramsallaştırırken, Türkiye’nin nasıl bir aktör olduğu sorusunu sorduklarını belirterek “eşiktelik” kavramına değindi.

Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde nasıl bir aktör olduğunun tanımlanmasının önemine işaret eden Altunışık, Türk dış politikası çalışmalarında ilk başta incelenmesi gereken konulardan biri olduğunu vurguladı.

Altunışık, Türkiye’nin “eşiktelik” özelliğinin Türkiye’ye “ilişkilendirici ve birleştirici” rolleri de getirebileceğini aktardı.

Türkiye’nin coğrafi konumu ve tarihi dolayısıyla da orta büyüklükteki güçler arasında başka bir kategoride de değerlendirilebileceğini belirten Altunışık, karşılaştırma ve kavramsallaştırma ile çalışmanın önemine işaret ederek, bunların artması gerektiğini kaydetti.

Kavramların ikna aracı olarak kullanılması

Kırıkkale Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden Prof. Dr. Özdemir de teori-pratik ilişkisinin önemine işaret ederek teorinin “biraz soyut” kalabildiğini söyledi.

Teori ve pratik arasındaki bağlantıyı “kavramın” sağladığını aktaran Özdemir, “Önce kavramlar üreterek, kavramsal düzeyde anlamaya başlamamamız, çalışmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Özdemir, kavramların olmaması durumunda verilmek istenen mesajın “çok küçük bir kısmının” karşı tarafa aktarılabileceğini belirterek kavramların ikna aracı olabileceğine dikkati çekti.

Uzun vadeli ve tutarlı dış politikalar izlenebilmesi için bunun mutlaka kavramsal çerçeveye oturtulması gerektiğinin altını çizen Özdemir, dış politika doktrinlerinin yapılmak istenen hareketin kavramsallaştırılması olduğunu söyledi.

Haluk Özdemir, Türkiye’nin çok değişken bir coğrafyada bulunduğuna değinerek beklenmedik zamanlarda krizlerin meydana gelebildiğini söyledi.

Bu değişken ortamda teori yapmanın kolay olmadığına vurgulayan Özdemir, yakın bölgedeki süreklilik eksikliği ve istikrarsızlık gibi sorunlara işaret etti.

Özdemir, dünyadaki en önemli olayların çoğunun Türkiye’nin etrafında olduğu değerlendirmesini yaparak, bunun sürekliliğin oraya çıkmasını engellediğini aktardı.

Türkiye’nin jeopolitik konumunun da değiştiğinin altını çizen Özdemir, Türkiye’nin, birbirinden farklı uluslararası ilişkiler anlayışına sahip olan komşuları olduğunu anlattı.

Özdemir, Türkiye’nin, doğu ile batının kesişim noktasında olan ve imparatorluk geçmişi olan bir ülke olarak, bütünü anlama ve karşıtları sentezleme çabasıyla uluslararası ilişiklere dair “özgün” yaklaşımlar ortaya çıkarabileceğini de sözlerine ekledi.

Panel, soru-cevap bölümüyle sona erdi.

SAM

SAM, web sayfası sam.gov.tr’yi ve kurumsal kimliğini yeniledi.

Türk dış politikasına bilimsel ve entelektüel danışmanlık sağlamak amacıyla Dışişleri Bakanlığı bünyesinde 1995’te kurulan SAM, bir düşünce kuruluşu ve araştırma merkezi olarak faaliyet gösteriyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakanligi-stratejik-arastirmalar-merkezi-sam-turk-dis-politikasinin-teoriye-ihtiyaci-var-mi-paneli-duzenledi/feed/ 0
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, futbol gündemine dair açıklamalarda bulundu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-baskani-ali-koc-futbol-gundemine-dair-aciklamalarda-bulundu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-baskani-ali-koc-futbol-gundemine-dair-aciklamalarda-bulundu-aciklamasi/#respond Sun, 07 Apr 2024 23:48:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26602 Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, birçok konuda yaşadıkları haksızlıkların kendilerini isyan noktasına getirdiğini belirterek, bunun ilk adımını da Şanlıurfa’da attıklarını söyledi.

Başkan Koç, Galatasaray ile yapacakları ve 19 Yaş Altı Takımı’yla sahaya çıkacakları Turkcell Süper Kupa maçı için geldiği Şanlıurfa’da düzenlendiği basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

Birçok konunun açıklığa kavuşması gerektiğine işaret eden Ali Koç, “Bugün ne yaşanacaksa, bugüne kadar ne yaşandıysa, bugün İslam Çupi’nin sözlerini hatırlamanın tam da zamanıdır. Fenerbahçe Spor Kulübü, yüzde 50 şansı olan Süper Kupa maçına A takımını getirmeyip kupa şansını zayıflatmış, bunu da inandığı ilkeler ve uğradığı haksızlıklara isyan ettiği için yapmıştır.” ifadelerini kullandı.

Haksızlıkların sadece bir kulübün başına gelmesinin doğal karşılanamayacağını belirten Koç, “Yaşadığımız haksızlıklar, terör örgütünün kurduğu kumpaslar, futbol takımına Rize deplasmanı dönüşü yapılan suikast girişimi, son deplasman maçında futbolcularımıza yapılan linç teşebbüsü, zorbalıkla çalınan şampiyonluklarımız. Suikast girişiminin hala faili meçhul kalması bizi en çok acıtan durum. Devletimizin en önemli kademelerinden teminatlar verilerek ‘Merak etmeyin, biz suçluları bulacağız’ denilerek maçlara devam edildi. Hala ilerleme yok. 3 Temmuz kumpasının ardından açılan davaların hala havada kalması… Bütün bunların bütün bu kötülüklerin, bu garip olayların, anormalliklerin, hepsinin tek bir kulübün başına gelmesi, olayların sıradanlaştırılması Fenerbahçe Kulübünü isyan noktasına getirmiştir. İstemeyerek, arzu etmeyerek ilk adımımızı Şanlıurfa’da atmak zorundayız.” diye konuştu.

“Bunu da bir yere not ettik”

Trabzon spor ile oynadıkları maçın ardından yaşanan olaylarda futbolcularına linç girişiminde bulunulduğunun altını çizen Ali Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kötülüklerin, kötülüğün tarifi hiçbir alanda, futbol alanında olduğu kadar somut, delilli ve gerçek olmamıştır. Bu gidişata son verilmediği için kötülük yapanlar arsızlaşmış, beden bulmuş ve artarak devam etmektedir. Özellikle 3 Temmuz kumpas sürecinden bu yana olan dönemi konuşuyoruz. Bu garip, şaibeli, pek çok soru işaretine mahal verecek sürecin kazananı da bellidir. Bugünkü isyanımız ve tepkimiz, Süper Kupa’daki duruşumuz maçın tarihiyle, son deplasmanda yaşadıklarımızla ilgili, alakalı değildir. Olağanüstü genel kurulda yaşadıklarımızı anlattık. İsyanımız ve isyanımız doğrultusunda ilk adımımızı atarken işi basitleştirmek, ‘Ne olacak ki bu tarihte oynasanız, başkaları da oynuyor.” demek, kabul edilebilir değildir.

Son deplasmanda yaşananların ardından FIFA Başkanı futbolcuların güvenliği ve emniyetinden bahsetti. Bunun olmazsa olmaz bir durum olduğunu söyledi. Bunu sağlamaktan kim sorumlu? Her deplasman maçında olduğu gibi ev sahibi, TFF ve devlet. Size göre Trabzonspor maçında bu güven ortamı sağlanabildi mi? Güvenli ortam sağlansaydı futbolcularımıza yapılan linç girişiminde oyuncularımız kendilerini korumak zorunda kalmazlardı. Tek bir ‘Geçmiş olsun’ mesajı paylaşılmadı. Ne devletten, ne siyasetçilerden, TFF dahil olmak üzere futbolun paydaşlarından. Bunu da bir yere not ettik.”

“Türk futbolunda hakemler üzerinden ligi dizayn eden bir şebeke var”

Trabzonspor müsabakasında yaşanan olaylara ilişkin başka kulüplerin sarı-lacivertli futbolcuların ceza alması için mücadele verdiğini aktaran Başkan Koç, şu görüşleri paylaştı:

“Bazı rakiplerimiz Fenerbahçeli futbolcuların ceza alabilmesi için alttan alta çalıştılar. Bizim futbolcularımız için ‘Bunlara hapis cezası verilmesi gerekir’ diyenler oldu. Baskıya boyun eğen TFF, 2 oyuncumuza ceza verdi. Peki futbolcuların güvenliğini sağlayamayanlara ne ceza verilecek? Hakem yüksek puan aldı, TFF yerinde duruyor, Vali ve Emniyet Müdürü’ne bir işlem yapılmadı. Bizim buradan ne mesaj çıkarmamız gerekiyor? Türk futbolunda şu döneme kadar az, şimdi daha çok dillendirilen, eksik ama bize göre net olan bir durum var. Türk futbolunda hakemler üzerinden ligi dizayn eden bir şebeke var. Biz bahis konusunu daha önce de gündeme getirmiştik. Acaba bunun bahisle bir alakası var mı, bu durumu inceleyen bir merci var mı? Sosyal medya fenomenlerinin bahis çetesi operasyonu yapıldı. Bir de bu işin baronları var. Bence bu olayın dibine kadar inilmemesi sorgulanması gereken unsurlardan birisidir.”

“Sezemediler mi, sezmediler mi?”

Trabzon Valiliği ile Emniyet Müdürlüğü’nün bordo-mavili takım ile oynadıkları müsabakada gerekli güvenlik önlemlerini almadığını savunan Koç, şunları söyledi:

“Nasıl Rize’den dönüşte kurşunlanmamız basit bir olay değilse, bu da basit bir olay değildir. Valilik ve emniyet yetkilileri gergin geçeceği belli olan bir maçta gereken önlemleri almadılar. Maçın başından itibaren olayın gerginliğini ve artarak devam etmesini hiç sezemediler mi? Tecrübeli devlet görevlisi, emniyet görevlisi, maçın nereye gidebileceğini çok rahat sezebilirdi. Sezemediler mi, sezmediler mi? Bunun cevaplanması lazım. Burada, o şehirdeki devletimizin en üst temsilcilerinin bu olaya sebebiyet vermeleri, hiçbir şekilde hafife alınacak bir olay değildir. Şu ana kadar hafife alındığını görüyoruz.”

“Türk futbolunun artık yenilenme zamanı gelmiştir”

Yaşadıkları adaletsizlikler ve haksızlıklara rağmen sabırlı davrandıklarını ancak artık isyan noktasına geldiklerini belirten Ali Koç, şu değerlendirmede bulundu:

“Biz çok şey yaşadık, sabırlı davrandık, sakin olmaya çalıştık, haksızlıkları haykırdık. Tüm kumpaslara, suikast girişimlerine, haksızlıklara, zorbalıkları rağmen spora ve sporcuya odaklandık. Milli takımlara en çok sporcu veren ilk 2 kulüpten birisi Fenerbahçe’dir. Artık bu haksızlıkları, çifte standarda, haksızlık tohumu ekenlere isyan etme noktasına geldik. Bugünkü adım, bundan sonraki atacağımız adımların ilk somut adımıdır. Türk futbolunun artık yenilenme zamanı gelmiştir. Bataklığı kurutup Türk futbolunu yeniden inşa etmeliyiz. Tekerleği yeniden icat etmeye gerek yok. Türkiye’de bunu yapacak kadrolar mevcuttur. Bu doğrultuda kulübümüzün haklı isyanları, zorunluluktan dolayı yapmaya karar verdiğimiz eylemler süreci, inşallah yapılması gerekenlerin fitilini ateşler. Temiz bir Türk futbolu, Türkiye Cumhuriyeti için olmazsa olmaz bir konuma gelmiştir. Zaman; tarafsızlık, adil rekabet ve sportif ahlakın öne çıkması gereken zamandır.”

“İsteseniz bu kadar çok olayı aynı sezona kimse sığdıramazdı”

Türkiye Futbol Federasyonunun birçok büyük camiayı karşı karşıya getirdiğini kaydeden Başkan Koç, şu ifadeleri kullandı:

“TFF, isteseniz, planlasanız, kurgulasanız bu kadar çok olayı aynı sezona kimse sığdıramazdı. Sihirbaz olsanız yapamazdınız. Aynaya bakıp yüzleşmek için daha ne olması gerekiyor? Yalpalayan, yolda giderken onlar refleksle kararlar alan, aldığı pek çok karardan dönen, bir maç planlamasını dahi yapmaktan uzak, hatta bile bile mi Türkiye’nin büyük camialarını karşı karşıya getiriyorlar? Bilmiyorum, yapılan birçok uygulama buna sebebiyet veriyor. Normal bir federasyon 15 Mart’a kadar bekler, Türkiye’yi temsil eden takımların tur atlayıp atlamayacağını görerek takvimi yapar. Onlar beklemeden tarih açıkladılar. Süper Kupa için bütün ligleri tatil ettiler. Bu maç planlama özelinde konuşmak istiyorum. Yapmak istemediğimiz ama yapmak zorunda kaldıklarımızı sadece maç tarihine bağlayanlara sesleniyorum, gerçekten kötü niyetlisiniz. Kendi beceriksizliklerini ve yarattıkları bu ortamı örtmek için Yunanistan Futbol Federasyonunu örnek gösteriyor. O zaman siz de yabancı hakem getirin, onlar getiriyor.”

“Karagümrük’e gücün yetiyor, Galatasaray’a yetmiyor”

Turkcell Süper Kupa maçı tarihiyle ilgili TFF’yi eleştiren sarı-lacivertli kulübün başkanı, sözlerine şöyle devam etti:

“Yunan rakibimizin oynayacağı maçın ağırlığı, seyahat edeceği mesafeler derken, bugün oynanacak maçın gidiş geliş mesafesini karşılaştırmak abesle iştigaldir. Bu maç herhangi bir lig maçı değildir, uzatmalara gitmesi de söz konusu. Peki Galatasaray da tur atlasaydı bu maç bugün oynanacak mıydı? İstanbul ile Şanlıurfa arasındaki mesafe, Avrupa’daki birçok deplasmanla aynı mesafe. Bu iki olayı birbiriyle eş değer tutmak aslında samimiyetsizliktir. Biz ‘Karagümrük maçını ertelemeyin, onu oynayalım’ dedik. Sezon sonu oynayalım, hadi takvime sığdıramadınız, sezon başına erteleyin. Rakibimizi mazeret üreterek ‘Onlar istemiyor’ diyorlar. Karagümrük maçı için de ‘Biz hallederiz’ diyorlar. Yani Karagümrük’e gücün yetiyor, Galatasaray’a yetmiyor.”

“Maçın tarihinin değişmesi için Galatasaraylı yöneticiler başvururdu”

“Bütün bu sıkıntılı süreçte kazananın adresi belli.” diyen Ali Koç, şunları kaydetti:

“Keşke gelselerdi, şöyle yapsalardı, depremzedeler için oluşturacağımız kaynak, zavallı çocuklar diyerek algı yapmaya devam ediyorlar. Adres belli dedik. Öncelikle kendilerini canıgönülden kutluyorum çünkü adım adım, ilmek ilmek, tuğla tuğla futbolun tüm unsurlarını kendi lehine hizmet eder hale getirmeleri olağanüstü başarı. Demin saydıklarımdan bir tanesi onların başına gelmedi. Eski rekabet ortamı olsaydı, bu maçın tarihinin değişmesi için Galatasaraylı yöneticiler başvururdu. Yıllarca tohumları ektiler, bu ortamı sağladılar. Kazanmak için ‘Her yol mübahtır’ı gösterdiler. Ellerindeki algı gücüyle TFF’den kurullara, hakemlere kadar pek çoğunu baskı altına alarak, tehditler oluşturarak sistem kurmuşlar. Ama en küçük durumda öyle bir isyan bayrağı açarlar ki, zannedersiniz ki mağdur onlar. Bu açıklamaları samimi bulmuyorum. Ama benim en beğendiğim, bütün her şeyi kendi lehlerine çevirip, bu ortamın mağduru olduklarını gösterecek stratejiyi yapmaları. Bu zihin yapısına laf atmak, ölmüş bir haftaya ilaç verip canlanmasını beklemek gibi bir şeydir. Kendi maçlarından çok bizim maçlarımızla ilgileniyorlar.”

“Biz Şanlıurfa’ya borçluyuz”

Süper Kupa maçına 19 Yaş Altı Takımı’yla çıkmaları nedeniyle Şanlıurfa’ya ve bu kentteki Fenerbahçe taraftarına borçlu olduklarını anlatan Koç, şu görüşleri paylaştı:

“Biz Şanlıurfa’ya borçluyuz. Şanlıurfa’daki Fenerbahçe taraftarlarına borçluyuz, buranın esnafına, güzel insanlarına borçluyuz. Bunu telafi edeceğimizi söyledim. Biletlerin hepsini Fenerbahçe Spor Kulübü satın almıştır, buradan kaybedilen bir kaynak yoktur. 2011 Süper Kupası başvuru olmasına rağmen oynanmadı. TFF gereken cevabı vermedi. Ben değerlendirdiklerini de sanmıyorum. TFF’nin bu konuda bu kadar temkinli davranmasını, hiç adım atmamasını son derece manidar buluyoruz. Başka yerlere çağrışım yapan bir durum olduğunu düşünüyorum. Nereye çekerseniz çekin, sadakat mi dersiniz, ne derseniz deyin. Beşiktaş Başkanı Hasan Arat’la da konuştum, bu kupa öyle ya da böyle oynayacağız, onların da kabul etmesiyle bu kupayı Şanlıurfa’da oynayacağız. Riyad’da oynanmayan kupanın burada oynanmasını öneren de Fenerbahçe Spor Kulübü’dür. Depremzedeleri unutmayalım diyerek maçın burada oynanmasını önerdik. 11 şehirden Şanlıurfa’yı seçtiler. Ama bizim birinci önceliğimiz Fenerbahçe’nin menfaatleri ve çıkarlarıdır. Şanlıurfa halkının anlayışına sığınıyoruz. Yaşadıklarımız ortada. Bizi yönetenler, bizden sorumlu olanlar bu konuya kulaklarını kapattıkları için, göz yumdukları için isyan noktasına geldik. Ama Şanlıurfa rahat olsun. Bizim sözümüz var. İnşallah TFF, önümüzdeki sezon başlamadan takvimi belirlerse burada bir Süper Kupa daha olacak.”

“18 Temmuz’da seçim yapmaktansa hiç yapmamak daha iyi”

Şanlıurfa’ya vardıklarında TFF’nin seçim kararı aldıklarını öğrendiğini aktaran Koç, şu ifadeleri kullandı:

“Gerçekten futboldan anlamadıklarının bir ispatı daha. Kendilerine göre akıllıcı bir plan. 18 Temmuz geldiği zaman bazı play-off maçları başlamış olacak. Yeni gelen yönetim planlama yapamayacak. Hakemler konusunda bazı tasarruflar alınamayacak. 18 Temmuz’da seçim yapmaktansa hiç yapmamak daha iyi. Mayıs ortası gibi seçimin olması lazım. Ama akıllıca plan. Avrupa Şampiyonası’nda iyi bir sonuç alırız, sonra bir şekilde devam ederiz düşüncesi. Bugün kulüplerin istediği, TFF’nin devam etmemesi yönünde. Ama dikkat ederseniz aday olmayacağız demiyorlar. Milli takımımız Avrupa Şampiyonası’na federasyon olmadan mı gitsin diyorlar. Şimdi düğmeye basarsak federasyon belli olur. Neden biz temiz futbolu hak etmiyoruz. 85 milyonluk bir ülkeyiz. Bahis işleri öyle bir hal almış ki, sosyal medya fenomenlerine kadar uzamış. Bahsin olduğu yerde hakem olmadan olmaz. Biz bu işin hakem tarafına yöneldik. Devletin bir bildiği vardır diyelim. Süper Kupa’ya en kuvvetli dönemimizde çıkmıyor olmamız… Daha ne yapmamız lazım. Sadece ligden çekilince mi Fenerbahçe’nin değerini anlayacaksınız.”

“Bizim korkumuz feci bir olayın olması”

Ramazan Bayramı’ndan sonra bir bildiri yayınlayacaklarını ifade eden Başkan Koç, şöyle konuştu:

“En büyük eksiklik liyakat. Liyakatin olmamasının en önemli sebeplerinden birisi de TFF seçimlerinin bağımsız olmaması. Kazanan kişilerin futbol bilgisi, futbol aşkı, futbolu bilmesi üzerinden değil, birilerine yakın olması yönünde. Futbol aşkıyla yanıp tutuşan, bu değişimi, dönüşümü yapabilecek liyakatli kişilerin tarafsız şekilde spor ahlakını oluşturacak bir değişim lazım. Bugün yeri değil ama bunları hazırladık. Arzu, irade, cesaret gerekiyor. Arzu yok, ‘Bu camiaya vurmanın bedeli yok, nasıl olsa kırılgan, başkanı da Ankara’yla iyi geçinmiyor’ diyorlar. Nereye kadar. Bu tansiyon konuşularak, diyalog kurarak, samimi yaklaşımla çözülür. Ama bizim karşımızda ne samimiyet, ne iyi niyet var. Bizim korkumuz feci bir olayın olması. Trabzon’da oluyordu neredeyse. O bayrağı oyuncuya saplasalardı ne olacaktı? Emniyet müdürü, vali görevde kalacak mıydı? Geçen sefer eski başkanımız ‘Ne şikesi, memleket elden gidiyor’ dedi, sonra ne oldu? Dikkat edin Trabzonspor’a bir şey demiyorum, iki taraf da söylemlerine dikkat ediyor. Bizi kafa kafaya getirmeye çalışan bir şey var. Nasıl polis olmaz statta? Devlet bunu bize açıklamak zorunda. Biz olağanüstü genel kurul yapıyoruz, statta daha fazla polis var.”

Kupanın yayıncı kuruluşuna eleştiri

Ziraat Türkiye Kupası maçlarını yayınlayan kuruluşa da eleştirilerde bulunan Koç, “Türkiye Kupası’nda önümüzdeki sezon dünyada hiçbir ülkede olmayan grup formatı geliyor. Bizim 4 yıldır bu kupadan aldığımız gelirler, bu kadar enflasyonun arttığı ortamda bir kuruş artmadı. Süper Kupa üzerinden Fenerbahçe’yi hedef aldınız. Bizim için sizin krediniz bitmiştir. Bundan sonrasını zaman gösterecektir.” ifadelerini kullandı.

Son olarak sarı-lacivertli camiaya birlik olma çağrısında bulunan Ali Koç, şunları aktardı:

“Olağanüstü genel kurulda da anlattığım gibi camiamız kırılgan, ayrıştırılmaya müsait, böl ve yönetmeye açık. İsyanımız ve bundan sonraki süreçte başarılı olabilmemiz için omuz omuza yek vücut olmamız lazım dedim. Ama 3 günde ne kadar ayrıştırıldığımızı üzülerek görüyorum. Zaten gücü de buradan alıyorlar. Bugün 19 yaş altı takımımızın maçı vardı. Bütün 19 yaş altı takımların maçları cumartesi oynandı, bizim maçımız bugün oynandı. Hem biz hem de Giresunspor maçın cumartesi oynanması için başvuruda bulundu ama kabul etmediniz. Kötü olduğunuz için kabul etmediniz, Fenerbahçe’ye zorluk çıkarmak istediğiniz için kabul etmediniz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-baskani-ali-koc-futbol-gundemine-dair-aciklamalarda-bulundu-aciklamasi/feed/ 0
Kayseri’de Şuşa Azerbaycan Evi Açıldı https://www.haber60.com.tr/kayseride-susa-azerbaycan-evi-acildi/ https://www.haber60.com.tr/kayseride-susa-azerbaycan-evi-acildi/#respond Sun, 07 Apr 2024 23:21:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26588 Kayseri’nin Talas ilçesinde belediye tarafından yapımı tamamlanan Şuşa Azerbaycan Evi, düzenlenen törenle açıldı. Törene katılan Azerbaycan Diaspora Bakanı Fuad Muradov, “Karabağ Savaşı her bir Türk için çok büyük bir tarihtir. Bu tarihi biz Türk kardeşlerimizle birlikte aldık” dedi.

Talas’ta bulunan Azerbaycan Parkı’nda gerçekleşen açılışa Azerbaycan Diaspora Bakanı Fuad Muradov, Azerbaycan Şuşa Valisi Aydin Kerimov, AK Parti Kayseri milletvekilleri Bayar Özsoy, Murat Cahid Cıngı, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm ile vatandaşlar katıldı.

Program öncesi protokol tarafından Hocalı katliamında ölen Azerbaycanlılar için yapılan anıta karanfil bırakıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve Türkiye ile Azerbaycan milli marşlarının okunmasının ardından başlayan programda konuşan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, “Şuşa Azerbaycan Evi’nde Azerbaycan kültürünü ve geleneğini yansıtan çok sayıda obje, fotoğraf ve eser bulunuyor. Mimarisini de Şuşa Kalesi’nden esinlenerek hayata geçirdik. Bu eserler içerisinde bulunan kıymetli materyalleri bize sağladıkları için Azerbaycan Diaspora Bakanlığımıza çok teşekkür ediyorum. Talas’a ve Kayseri’ye böyle anlamlı bir merkez kazandırdığımız için mutluyuz, gururluyuz. Hepimize hayırlı olsun. Kayseri ile Şuşa arasındaki kardeş şehir ilişkisinin en anlamlı ve özel yansımalarından biri olduğunu ifade etmek istiyorum. Emeği geçen Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve Şuşa Valiliği’ne teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ise, “Daha önce burada parkımızı açmıştık. Daha sonra anıtımız buraya taşınmıştı. O yıllarda anıtın açılışında da burada bulunmuştuk. Kayseri Büyükşehir Belediyemizin kardeş şehri olan Şuşa’mız ile bu projeyi hayata geçiriyoruz. Can Azerbaycan’ın şahsında burası tüm Türk Cumhuriyetlerimizin buluşma, kaynaşma yeri. Ramazan ayının bu güzel günlerinde sonuna yaklaşırken böyle anlamlı bir projeye imza atan Talas’ımızın değerli başkanına teşekkür ediyorum” dedi.

Azerbaycan Şuşa Evi’nin yapılmasında emeği geçen herkese teşekkür eden Azerbaycan Şuşa Valisi Aydin Kerimov da, “Azerbaycan ve Türkiye arasında dünyada benzeri olmayan kardeşlik ilişkileri var. Biz iki devlet bir milletiz. Bu büyük söz iki devletin vatandaşları için de bir örnektir. 44 gün devam eden şanlı zaferin ardından işgalden alınan Şuşa şehri ve kardeşimiz Türkiye’nin şehirleri ortaklık kurulması işine büyük önem veriliyor. Son 3 yılda Şuşa ile dünyanın belli ülkelerinin 9 şehri arasında kardeşlik ilişkileri kurulmuştur. Tesadüf değildir ki bunlardan iki tanesi Türkiye’nin şehri olan Kayseri ve Erzurum’dur. Bugün Azerbaycan Kardeşlik Parkı’nda açılışı yapılan Azerbaycan Şuşa Evi aynı dile ve medeniyete sahip olan bizlere daha fazla sarsılmaz güç vererek, iki kardeş şehir arasında ilk proje olarak da tarihe geçmektedir” ifadelerini kullandı.

‘Şuşa Azerbaycan’ın gözüdür’ diyen Azerbaycan Diaspora Bakanı Fuad Muradov, Azerbaycan ve Türkiye kardeşliğinin dünyaya bir örnek teşkil ettiğini söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Şuşa Azerbaycan’ın canıdır. Açılışını yaptığımız Azerbaycan Evi, devletimizin destek olduğu 29’uncu Azerbaycan Evi’dir. Ben hem Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ne hem de Talas Belediyesi’ne teşekkür ediyorum. Karabağ Savaşı her bir Türk için çok büyük bir tarihtir. Bu tarihi biz Türk kardeşlerimizle birlikte aldık. Hepinize bugünlerde bizimle birlikte olduğunuz için çok teşekkür ediyoruz. Türkiye-Azerbaycan dostluğu tarihi bir dostluktur. Türkiye-Azerbaycan kardeşliği bütün dünya için büyük bir örnektir.”

Konuşmaların ardından kurdele kesilerek, Şuşa Azerbaycan Evi’nin açılışı gerçekleştirildi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseride-susa-azerbaycan-evi-acildi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Türk gençliği Milli Teknoloji Hamlesi’nin öznesidir https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turk-gencligi-milli-teknoloji-hamlesinin-oznesidir/ https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turk-gencligi-milli-teknoloji-hamlesinin-oznesidir/#respond Fri, 05 Apr 2024 22:51:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26386 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türk gençlerinin alanlarında en iyi işleri adım adım gerçekleştirdiğini belirterek, “Milli Teknoloji Hamlesi’nin öznesi Türk gençliğidir, TEKNOFEST kuşağıdır. Türk gençliği kendini ispat etti. Türkiye bugün savunma sanayinde, havacılıkta elde ettiği başarıları genç insan kaynağına borçlu.” dedi.

Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Abdülkadir Noyan Konferans Salonu’nda düzenlenen “Alper Gezeravcı Astronomi ve Uzay Bilimleri Yerleşkesi Açılış Töreni” ve “Gençlik Buluşması” programında yaptığı konuşmada, Ankara Üniversitesinde 70 yıl önce uzay bilimleri alanındaki çalışmaların temellerinin atıldığını söyledi.

Türk gençlerinin alanlarında en iyi işleri adım adım gerçekleştirdiklerini belirten Kacır, “Milli Teknoloji Hamlesi’nin öznesi, sahibi Türk gençliğidir, TEKNOFEST kuşağıdır. Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde hangi programları, projeleri gerçekleştiriyorsak işin merkezinde Türk gençliğini görüyoruz. Türk gençliği kendini ispat etti. Türkiye bugün savunma sanayinde, havacılıkta elde ettiği başarıları genç insan kaynağına borçlu. Gençlerin kurduğu teknoloji takımları ve girişimleri, Türkiye’yi savunma sanayinde, havacılıkta tam bağımsızlık yolunda güçlendirdi, küresel ligde en üst seviyeye çıkarmayı başardı.” ifadesini kullandı.

Kacır, Türkiye’nin başka ülkelerle karşılaştırıldığında en önemli avantajının genç nüfusu olduğuna işaret ederek, dünyayı genç insanların geliştirdiği teknolojilerin dönüştürdüğünü dile getirdi.

Türkiye’nin teknoloji takımlarının yaş ortalamasının 27-28 olduğunu belirten Kacır, “Türkiye için bu muazzam bir güç kaynağı. Bu anlayışla gençlerimizin önünü açmayı, onların önündeki engelleri kaldırmayı en önemli hedefimiz olarak görüyoruz.” diye konuştu.

Kacır, Cumhuriyet’in 100. yılında 3 TEKNOFEST düzenlediklerini anımsatarak, Türkiye’nin 3 büyük şehrindeki bu festivale 4,5 milyon ziyaretçinin katıldığına dikkati çekti.

Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren Türkiye’nin havacılık alanında yaptığı çalışmalara değinen Kacır, şöyle devam etti:

“Sanayileşme tarihimiz kesintiye, akamete uğratılmış hikayelere dönüşmüş. Nihayetinde 2000’li yıllarda bir sağlam irade ‘Türkiye’nin neye ihtiyacı varsa onu yerli ve milli olarak geliştireceğiz, üreteceğiz. Kendi öz evlatlarımızın alın ve akıl terine güveneceğiz, onların önündeki engelleri kaldıracağız’ dediği andan itibaren bakın sizler gibi gencecik insanlar Türkiye’de ne işler yaptılar. Bayraktar’larla, ANKA’larla, AKINCI’larla, AKSUNGUR’larla, HÜRKUŞ’larla, HÜRJET’lerle, KAAN’larla Türk’ün imzasını gökyüzüne attılar. Yeter ki onların önündeki engelleri kaldıralım, devletin güçlü iradesi onların yanında olsun. Türk gençliğinin daha yapacak çok işi var.”

“Küresel uzay ekonomisi 600 milyar dolar”

Kacır, uzayın kendileri ve dünya için kıymetli bir alan olduğunu, uzay alanındaki araştırmaların 60 yıldan uzun süredir yeryüzündeki pek çok teknolojik gelişmenin tetikleyicisi olduğunu söyledi.

Uzay ekonomisinin yıldan yıla büyüdüğüne işaret eden Kacır, “Bugün küresel uzay ekonomisi 600 milyar dolar. İnsanoğlu, yılda 600 milyar doları uzay alanındaki yatırımlara harcıyor, bu daha da artacak. Aynı zamanda çok stratejik bir alan. Bu alanlardaki teknolojik gelişmeler, Türkiye’ye muazzam bir stratejik kazanım da getiriyor.” dedi.

Bakan Kacır, Türkiye’de uzun zamandır uzay alanında bir çaba olduğunu dile getirdi. Türksat 6A projesini tamamladıklarını belirten Kacır, Türkiye’nin, ilk milli haberleşme uydusunu 8 Temmuz haftasında uzaya göndereceğini ve dünyada bunu başarabilen 11 ülkeden biri olacağını ifade etti.

Milli hibrit roket motorunu uzayda ateşleyeceklerini söyleyen Kacır, Türkiye’nin, bu alanda çalışan dünyada en ileri 4 ülkeden biri olduğunu dile getirdi.

Kacır, Türkiye’nin tüm bu hamlelerle uzay ekonomisinden pay almaya başlayacağına işaret ederek, uzay yolcuğunun Türkiye’yi teknolojinin en ileri alanlarında dünya sahnesine çıkaracağını söyledi.

Türkiye’nin uzay alanında yeni programlar başlatacağını belirten Kacır, yıllar içinde yeni astronotların da gönderilebileceğini ifade etti.

Kacır, önceliklerinin uzay alanında teknoloji geliştirme kabiliyetini daha da artırmak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası Uzay İstasyonunun yenileme projelerine dahil olacağız. Kendi uydularımızı, roketlerimizle uzaya fırlatabilen bir ülke haline geleceğiz. Bir uluslararası uzay limanı kuracağız. Böylelikle uzaya bağımsız erişim konusunda önemli bir altyapı kazanmış olacağız. Türkiye’nin Milli Uzay Programı’ndaki hedeflerinin tümünü Türk gençleriyle gerçekleştireceğiz. Türkiye 10 yıl içinde savunma sanayinde, havacılıkta neyi, nasıl başarmışsa benzer bir başarı hikayesini uzay alanında ortaya koymuş olacak. Bu, Türkiye Yüzyılı için milletimize borcumuzdur. Uzay alanında güçlü olmayan, uzayda söz sahibi olmayan ülkenin bugünün dünyasında güçlü olması mümkün değildir. Bu projelerin her birini başarıyla gerçekleştireceğiz.” diye konuştu.

Yürütülen bu çalışmaları toplumla paylaşmaya, gençleri, çocukları, TEKNOFEST kuşağını, bu projelerde yol arkadaşı yapmaya gayret göstereceklerini belirten Kacır, şunları kaydetti:

“Biz bu buluşmaları geçen haftalarda yaptık, medyada eleştiriler olmuş ‘Türkiye’de yerel seçimler var, siz astronotla seçim çalışması yapıyorsunuz’ diye. O zaman da söyledim, şimdi de söyleyeyim, biz TEKNOFEST’leri de bu işleri de milli meseleler olarak görüyoruz. Seçimden önce de sonra da her daim bu işleri yapmaya devam ediyoruz. Bizim için aslolan Türk gençliğiyle yol arkadaşlığı yapmaktır. Biz bu misyonun başında Türk gençliğine söz verdik. Türkiye’nin ilk astronotu döndükten sonra bütün bu hikayesini doğrudan Türk gençliğiyle paylaşacak dedik. Türkiye’de 208 üniversitenin tamamında bu buluşmalar yapılacak. Ben katılabildiklerime katılırım ama Alper Gezeravcı bütün üniversitelerimize gidecek ve gençlerimizle buluşacak. Bu çalışmaları ve bundan sonrasını nasıl yapacağımızı gençlerle konuşacak. Bu misyonların bütün dünyada asıl amacı budur. Bizler her daim gençlerimizin, araştırmacılarımızın yanında olacağız.”

“Devletimiz ve milletimizin sunduğu imkanları milletin üstün yararı için kullanmayı ilke edindik”

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar da Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzaya çıkmasının ülke için gurur kaynağı olduğunu dile getirerek, Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonunda yaptığı bilimsel deneylerden birinin de Ankara Üniversitesine ait olduğunu söyledi.

Ankara’da astronominin bulunduğu tek bölümün Ankara Üniversitesinde olduğuna işaret eden Ünüvar, “Ankara Üniversitesinin bu projenin bir parçası olması tesadüf değil. Yapay zeka ve nesnelerin interneti gibi süper yeni akıllı sistemlerin konuşulduğu bir çağdayız. Üniversite olarak bize de önemli görevler düşüyor. Bu görevleri yerine getirmek için çalışıyoruz. Üniversite olarak devletimiz ve milletimizin bize sunduğu imkanları milletin üstün yararı için kullanmayı temel ilke edinmiş durumdayız. Bu bağlamda sorumluluklarımızın ve avantajlarımızın farkındayız. Genç ve üretken bir nüfusa sahibiz, bu nüfusu teknolojiyle buluşturduğumuz zaman Türkiye’nin hedeflerine kısa zamanda ulaşacağına inanıyoruz. dedi.

Öğrencilerle söyleşi yapan Gezeravcı da gençlerle hatıra fotoğrafı çektirdi.

Konuşmaların ardından Ankara Üniversitesi Alper Gezeravcı Astronomi ve Uzay Bilimleri Yerleşkesi’nin açılışı yapıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turk-gencligi-milli-teknoloji-hamlesinin-oznesidir/feed/ 0
Kosova Savunma Bakanı: Ülkemiz her türlü tehdide karşı hazır durumda https://www.haber60.com.tr/kosova-savunma-bakani-ulkemiz-her-turlu-tehdide-karsi-hazir-durumda/ https://www.haber60.com.tr/kosova-savunma-bakani-ulkemiz-her-turlu-tehdide-karsi-hazir-durumda/#respond Fri, 05 Apr 2024 08:45:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26331 Kosova Savunma Bakanı Ejup Maqedonci, Sırbistan’ın ordusunun birçok birimini ülkesinin sınırı yakınında konuşlandırmasıyla ilgili olarak, “Biz her zaman hazırız. Ülkemizin karşı karşıya kalacağı her türlü tehdit ve tehlikeye karşı Kosova Güvenlik Gücü (FSK) birimleri hazır durumda.” dedi.

Bakan Maqedonci, Sırbistan ile son dönemde yaşadıkları gerginlikler, FSK’nin orduya dönüştürülme süreci ile NATO’ya üye olma planları, Ukrayna’ya yapacakları askeri yardımlar ve Türkiye-Kosova askeri ilişkileri hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Sırbistan’ın ordusunun birçok birimini topraklarının güneyinde, Kosova sınırı yakınında konuşlandırmasının risk yarattığını belirten Maqedonci, “Biz her zaman hazırız. Ülkemizin karşı karşıya kalacağı her türlü tehdit ve tehlikeye karşı FSK birimleri hazır durumda.” ifadesini kullandı.

Sırp ordu ve jandarmasının, Kosova sınırına yakın 48 operasyonel üssünün bulunduğuna işaret eden Maqedonci, “Buna Sırp ordusunun silahlandırılması, Çin’den, Rusya’dan ve hatta İran’dan çeşitli silah sistemlerinin satın alınması da eklendiğinde, bunu Kosova Cumhuriyeti’nin ve çevredeki diğer ülkelerin güvenliğine yönelik sürekli bir tehdit olarak görüyoruz ve görmeye devam ediyoruz.” diye konuştu.

Gelişmelerin Sırbistan hükümetinin Kosova ve diğer komşularına yönelik “hegemonik ve saldırgan” politikasına dayandığını söyleyen Maqedonci, şunları kaydetti:

“Bunlar her zaman açıkça ifade ediliyor. (Sırbistan) Cumhurbaşkanı (Aleksandar) Vucic’in, Sırbistan’ın Kosova’ya karşı askeri harekata geçmek için uygun zamanı beklediğine dair son açıklamaları vardı. Dolayısıyla bu bizi uyanık tutuyor, bu gelişmelerden korkmuyoruz ancak yine de kapasitemizi geliştirmemiz ve sadece bu tehditle yüzleşmek için değil, ülkemizin güvenliği ve topraklarımızı etkileyen diğer tehditlerle de yüzleşmek için ordumuzu kurmamız gerektiğini bize gösteriyor.”

FSK’nin orduya dönüşme süreci ve Kosova’nın NATO üyeliği

Maqedonci, FSK’nin orduya dönüştürülme sürecinde piyade ile bölgenin savunmasına yönelik muharebe kapasitesinin artırılmasına odaklanan ikinci aşamada bulunduklarını belirtirken, 2025’te üçüncü ve final aşamasına geçeceklerini ve bu kapsamda 2028’e kadar topçu, hava ve hava savunma, muharebe destek kapasitelerinin inşasına odaklanacaklarını söyledi.

FSK bünyesinde halihazırda yaklaşık 4 bin personelin bulunduğuna değinen Maqedonci, bunların arasında 55 Kosovalı Türk’ün görev yaptığını ifade etti.

Maqedonci, NATO üyeliğinin, Kosova’nın ulusal güvenlik stratejisinin hedefleri arasında bulunduğunu belirterek bu yönde büyük ilerlemeler kaydettiklerini vurguladı.

Kosova’nın savunma kapasitelerini NATO doktrinine uygun oluşturduklarını, tüm ekipman ve silah sistemlerini NATO standartlarına göre satın aldıklarını söyleyen Maqedonci, “Silah alımlarımız NATO ülkelerine yönelik, NATO ülkesi olmayan hiçbir ülkeyle alışveriş yapmıyoruz. Alımların ağırlıklı olarak ABD, Türkiye, Almanya ve diğer ülkeler gibi en yakın ortaklığımız olan ülkelerden yapılmasına odaklanıldı.” ifadelerini kullandı.

FSK’nin orduya dönüştürülme süreci kapsamında silah ve çeşitli ekipmanların alımı için 2021-2023 yıllarında 200 milyon avronun üzerinde kaynak ayırdıklarının altını çizen Maqedonci, bununla NATO’nun gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) en az yüzde 2’sini savunmaya ayırma hedefini yakaladıklarını aktardı.

Maqedonci ayrıca ülkesinin NATO Parlamenter Asamblesi’ndeki statüsünün geçen haftalarda “gözlemci üye”den “ortak üye”ye yükseltildiğini ve bunun tam üye olmadan önceki en yüksek temsil aşamasını teşkil ettiğini sözlerine ekledi.

Kosova, Ukrayna’ya askeri yardım yapacak

Maqedonci, Ukrayna’nın “haklı özgürlük mücadelesine” destek vermeye her zaman hazır olduklarını belirtti.

“Mütevazı” olarak adlandırdığı yardımın, özgürlük mücadelesinin bu zor aşamalarında Ukrayna için çok önemli olduğunu kaydeden Maqedonci, “Kosova hükümeti geçtiğimiz günlerde Ukrayna’ya 2 askeri destek paketi sunmaya karar verdi. İlk paket bu hafta Ukrayna’ya gönderilecek ve taktik kamyon, taktik araçlar ve askeri zırhlı araçlardan oluşacak. 120 mm, 81 mm ve 60 mm havan mermilerinden oluşan ikinci paket de yakın zamanda Ukrayna’ya gönderilecek.” diye konuştu.

“Türkiye ile askeri alanda ‘özel ilişkilere’ sahibiz”

Maqedonci, ülkedeki istikrar ve güvenliğin sağlanmasında 1999’dan beri NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR) bünyesinde görev yapan Türk askerlerinin çok önemli olduğunu söyledi.

Türkiye ile askeri alanda, kültürel ve tarihi bağları temel alan “özel ilişkilere” sahip olduklarını kaydeden Maqedonci, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye Cumhuriyeti’nde sürekli olarak eğitilen birim ve bireylerimiz var. Kosova’da FSK birliklerine çeşitli eğitimler veren Türk ordusunun birçok ekibi var. Askeri endüstri, yani askeri alımlar konusunda da çok güzel ilişkilerimiz var. Bu doğrultuda bu işbirliğini daha da artırmak amacıyla bu yılın başında Türkiye Cumhuriyeti ile askeri çerçeve anlaşması imzaladık. Türkiye’nin ülkemizin savunma kapasitesi için verdiği tüm bu destekler, ülkemizin, daha doğrusu Savunma Bakanlığımız ve FSK’nin bugün üst düzey bir profesyonelliğe sahip olması ve belki de genel anlamda bölgenin en gelişmiş orduları arasında yer alması açısından gerçekten hayati önem taşıyor.”

Türkiye’den satın aldıkları Bayraktar TB2 SİHA’lar ilgili de konuşan Maqedonci, test ve eğitim süreçlerinin devam ettiğini vurgulayarak “Onlarla farklı faaliyetler gerçekleştiriyoruz ve bunları gerçekten FSK’nin temel varlıkları olarak görüyoruz.” dedi.

FSK envanterinde Omtas tanksavar füzesi ve 120 mm havan silah sistemi entegre edilmiş Vuran araçları gibi Türk ürünlerine de sahip olduklarını aktaran Maqedonci, ayrıca ABD’den Javelin tanksavar füzesi satın alacaklarını ve sürecin devam ettiğini sözlerine ekledi.

Kosova ve sınır ötesinde kriz yönetim operasyonlarını sağlaması, ülkede sivil savunma operasyonlarında ve doğal afetler ile diğer acil durumlarda görev yapması amacıyla 2009’da kurulan FSK’nin, 2018’de yasal değişikliklerle orduya dönüştürülme süreci başlatılmıştı. Sürecin 10 yıl sürmesi bekleniyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kosova-savunma-bakani-ulkemiz-her-turlu-tehdide-karsi-hazir-durumda/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak ziyareti iş dünyasını heyecanlandırıyor https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdoganin-irak-ziyareti-is-dunyasini-heyecanlandiriyor/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdoganin-irak-ziyareti-is-dunyasini-heyecanlandiriyor/#respond Fri, 05 Apr 2024 08:39:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26325 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 yıl sonra yapmaya hazırlandığı Irak ziyaretinin siyasi, diplomatik ve güvenlik konularının yanı sıra ekonomik boyutlarıyla da ilişkilere yön vermesi ve yeni projelere kapı açması beklenirken iş dünyası temaslardan çıkacak sonuçlara odaklandı.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı Halit Acar, AA muhabirine, iki ülke arasındaki ilişkiler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapmaya hazırlandığı ziyarete ilişkin değerlendirmede bulundu.

Irak’ın, Türkiye’nin en çok ticaret yaptığı ülkeler arasında yer aldığını belirten Acar, geçen yıl bu ülkeyle dış ticaret hacminin 20 milyar doların üstüne çıktığını söyledi. Acar, müteahhitlik başta olmak üzere diğer yatırımlar konusunda da komşu ülkenin büyük potansiyel barındırdığını bildirdi.

Irak’ın yeniden yapılanan bir ülke olması nedeniyle farklı alan ve sektörlerde ihtiyaçları bulunduğunu dile getiren Halit Acar, “Türkiye hem kadim komşuluk ilişkileri hem de her alanda kaliteli ve hızlı çözüm alternatifleriyle Irak için güvenilir bir ticari partner konumunda. Dolayısıyla şu anki ticaret ve yatırım hacmimiz buzdağının sadece görünen yüzü. DEİK Türkiye-Irak İş Konseyi olarak, ilerleyen zamanlarda var olan potansiyeli gün yüzüne çıkartıp iki ülke arasındaki ilişkileri daha da geliştirmeye kararlıyız.” dedi.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti yeni imkanlar sunacak”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 12 yıl sonra yapmaya hazırlandığı Irak ziyaretinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Acar, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Sayın Cumhurbaşkanı’mızın stratejik gündemleri olacağı aşikar. İki dost ve komşu ülke arasında imzalanması muhtemel her ticari anlaşma Türk iş insanlarına yeni imkanlar sunması açısından sevindirici olacaktır. Bugün itibarıyla Türkiye’nin Irak’a sunamayacağı hiçbir katma değer söz konusu değildir. Turizm, tarım, teknoloji veya müteahhitlik, Türk iş insanları Irak’ın her ihtiyacını karşılama konusunda yüksek motivasyona ve yeterliliğe sahiptir. Bu ziyarette pek çok kritik mutabakat zaptının imzalanacağını düşünüyorum. Bu yeni açılımlar sayesinde iki ülke arasındaki diplomatik ve ticari ilişkilerin daha da iyi bir noktaya taşınacağından şüphem yok. Hazırlık ve önceliklerimiz söz konusu değil, zaten hazırız ve Irak’a her alanda ve sektörde hizmet sunmak için istekliyiz.”

“Kalkınma Yolu, uluslararası ticarete hizmet edecek”

Halit Acar, Basra’dan Türkiye’ye uzanacak kara ve demir yolu ulaştırma koridoru inşasına yönelik planlanan “Kalkınma Yolu Projesi”nin öncelikle iki ülkeyi birbirine bağlamayı hedeflediğini, Irak içindeki lojistiği de olumlu etkileyeceğini anlattı.

Kalkınma Yolu’nun Basra’dan başlamasının önemli bir nedeninin de Fav Limanı olduğuna işaret eden Acar, “Fav Limanı ülkenin ihtiyaçlarından fazlasına hitap edecek şekilde planlandı. Bu açıdan bakıldığında Kalkınma Yolu, başta bölgesel, devamında ise uluslararası ticarete hizmet edecek nitelikte.” diye konuştu.

Acar, Türkiye-Irak ticaretinde lojistiğin önemine dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Kalkınma Yolu Projesi, demir yolu taşımacılığı opsiyonunu da barındıran bir yapıya sahip. İki ülke arasındaki mal taşımacılığı daha ucuz, daha hızlı hale gelecek. Bu kapsamda iki ülke arasındaki ticaretin artmasını beklemek yanlış olmayacaktır. Bunun yanı sıra bölgede yer alan Yeni İpek Yolu Projesi’nin de bir parçası haline gelecek Kalkınma Yolu, Orta Kuşak’ın canlanmasında önemli bir rol oynayacak. Proje yalnızca Irak’ı değil, Orta Asya’yı da Avrupa’ya bağlayacak.”

Fav Limanı’nın açılmasıyla özellikle Körfez ülkelerinin Avrupa’ya ticaretinde Türkiye’nin geçiş noktası olacağını belirten Acar, “Kalkınma Yolu Projesi ile bölgede istikrar, kalkınma ve güvenlik bir üst seviyeye taşınırken inşa edilecek otoyol ve demir yolunda Türk firmaları kritik roller üstlenecek.” dedi.

Ovaköy Sınır Kapısı gündeme gelebilir

Acar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Ovaköy Sınır Kapısı’nın açılmasının da görüşmelerde gündeme gelmesini beklediklerini bildirdi.

İki ülke arasındaki siyasi ve diplomatik ilişkilerin olumlu yönde seyretmesinin Türk iş insanları açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Acar, şunları kaydetti:

“Hükümetimizin ihracat vizyonu çerçevesinde DEİK olarak yılmadan çalışıyoruz. Önemli ihracat ve yatırım pazarlarımızdan olan Irak, bu vizyonu ortaya koyduğumuz somut örneklerden biri. Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı olarak hem Yürütme Kurulu hem de Konsey üyelerimize bu konudaki cansiperane çalışmalarından ötürü teşekkürlerimi sunuyorum. Irak’a müteahhitlik, mühendislik, her türlü yatırım, mal ve hizmet tedariki konularında sınırsız desteği, en üst düzey profesyonellikte sunmaya hazırız. Türkiye için bu denli önemli bir pazara seslenecek her türlü enstrümana sahibiz ve karşılıklı çalışmaya sonuna kadar açığız.”

“Teröre karşı ortak harekat ilişkileri olumlu etkiler”

Acar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretinde gündeme gelmesi beklenen terör örgütüne yönelik ortak operasyon adımını da değerlendirdi.

Toplumların barış içinde yaşamasının ve ülkelerin refahının önündeki en büyük engelin terör olduğunu vurgulayan Acar, “Türkiye ve Irak iki kadim komşu ülke. Teröre karşı birlikte hareket etmeleri elbette ilişkileri son derece olumlu etkiler. Terörle etkin mücadele sadece Irak ile olan ilişkilerimizde değil, tüm Orta Doğu coğrafyası için kazanımlar anlamına gelir.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdoganin-irak-ziyareti-is-dunyasini-heyecanlandiriyor/feed/ 0
Keçiören’de CHP’li Mesut Özarslan mazbatasını alarak göreve başladı https://www.haber60.com.tr/keciorende-chpli-mesut-ozarslan-mazbatasini-alarak-goreve-basladi/ https://www.haber60.com.tr/keciorende-chpli-mesut-ozarslan-mazbatasini-alarak-goreve-basladi/#respond Fri, 05 Apr 2024 08:27:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26321 Keçiören’de 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ni kazanan Cumhuriyet Halk Partili (CHP) Mesut Özarslan, mazbatasını alarak görevine başladı.

Keçiören’de seçimleri kazanan Mesut Özarslan, Yüksek Seçim Kurulu Ankara İl ve Merkez İlçe Seçim Kurulu’ndan mazbatasını aldı. Özarslan, daha sonra Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın katılımıyla belediyede gerçekleştirilen devir teslim törenine katıldı. Mansur Yavaş ve Mesut Özarslan’ı şarkı, türkü ve halaylarla karşılayan vatandaşlar, ellerindeki Türk bayraklarıyla mutluluklarını ortaya koydu.

Özarslan, konuşmasına vatandaşlara teşekkür ederek başladı. İlk işlerinin T.C. yazısını Keçiören Belediyesi tabelasının önüne eklemek olduğunu söyleyen Özarslan, “İlk işimiz ne olsun? İlk işimiz T.C. yazısını Keçiören Belediyesinin önüne yazdırmak olsun” dedi.

“Büyük bir azimle bu kardeşinize sahip çıktınız”

Keçiören’e hizmet etmek için kolları sıvadıklarını belirten Özaslan, şunları kaydetti:

“Milletçe 31 Mart günü büyük bir demokrasi sınavı verdik. İrademizle sandıklara gittik ve vatandaştık görevimizi yerine getirdik, irademizi tecelli ettirdik. Büyük bir demokratik olgunluk neticesinde gerçekleştirilen oylama ve milli irade ile Keçiören Belediye Başkanı seçildik. 22 yıllık saltanatlarına güvenerek yine kazanacaklarını iddia ettiler. Devletin varlık nedeninin millete hizmet etmek olduğunu unutan bu kişiler kendi kararlarını millete dayattıklarını düşünüyorlardı ama nafile. Millet, hele de aziz Türk milleti gereğini yapar. Biz bunu her zaman söyledik ve iddia ettik. Sizler de gece demediniz gündüz demediniz, büyük bir azimle bu kardeşinize sahip çıktınız. Elhamdülillah gereğinde evlerinizi, evlatlarınızı ihmal ettiniz. Akrabalarınıza, arkadaşlarınıza, tanıdıklarınıza bizlere oy vermeleri için telkinde bulundunuz. Sizler dediniz ki ‘Mesut Özarslan siyasi bir partinin değil halkın partisinin insanıdır.’ Türkiye’mizin birliği, Türk milletinin birliği için çalıştık. Sarı saçlı, mavi gözlü Atatürk’ümüzün bizlere emanet ettiği ülkemiz için çalışacağız. Rabbime şükürler olsun.”

“Hakk’ın hakkı için halka hizmet belediyeciliği”

‘Mansur Yavaş’ belediyeciliğini örnek alarak toplumun her kesimine hizmet edeceklerini belirten Özaslan, şöyle konuştu:

“Belediye Meclis Üyesi kardeşlerim, arkadaşlarımla uyumlu bir şekilde sizlere söz verdiğimiz bir şekilde Keçiören’imize hizmet edeceğiz. Çalışırken, hizmet ederken örnek alacağımız kişi sizlerin tasvip ve teveccühlerinizle ikinci dönem Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olan Mansur Yavaş olacaktır. Mansur Başkanımız 5 yıllık dönemde halkının tam kalbinin ortasına girdi, beyinlerine kazındı. Ne adına? Fakir adına, fukara adına, yaşlı adına, emekli adına, kimsesiz adına, engelli adına. ‘Onlar benim canım’ dedi. Feryat eden olduysa imdadına yetişti. Allah nasip ederse aynı şiarla aynı hizmetleri yapacağız. Ne diyoruz? Hakk’ın hakkı için halka hizmet belediyeciliği.”

“Mansur Yavaş gibi hem çaldırmayacak hem çalışacağız”

Keçiören Belediyesini borç batağından kurtaracaklarını ve şeffaf belediyecilik anlayışını hayata geçireceklerini aktaran Özarslan, şu ifadelere yer verdi:

“Keçiören’i, Keçiörenlileri ailemizin bir ferdi olarak göreceğiz. Keçiören Belediyesini borç batağından aldık şu an. Allah nasip eylerse muzaffer edeceğiz. ve halkımıza hizmet edecek bir bütçe haline getireceğiz. Şeffaf harcamalarımızı hep birlikte göreceğiz. Açık yayınlanan ihaleleri hep birlikte inceleyeceğiz ve izleyeceğiz. Bizler fakirin, fukaranın, gurabanın, sizlerin hakkını kimseye çaldırmayacağız. Yolsuzluk yaptırmayacağız. Haram yiyeni buradan atacağım. Hiç kimse haramlık yapamaz. Söz veriyorum hepinize. Denetlenmekten çekinmeyeceğiz. Buradan sesleniyoruz. Bakın Sayıştaycı odası yok burada ama biz gelince geleceksiniz, biz biliyoruz. Ama biz bundan mutluluk duyacağız. Buyurun gelin, odanızı da ayırdık. ve ayrıca hani geçmişte diyorlardı ya ‘Çalıyor ama çalışıyor.’ Öyle bir dünya yok. Mansur Yavaş gibi hem çaldırmayacak hem çalışacağız.”

“Esnafımın yanında durdum”

Kalaba Kent Meydanı’na fuar alanı kurulmasının önüne geçerek vergi veren Keçiörenli esnafı koruduklarını kaydeden Özarsalan, “Biz esnafımızı gezdik. Onlara söz verdik. Üç gündür burada fuar yaptırmaya çalışıyorlar. Ben esnafıma özellikle konfeksiyoncu, giyimci esnafıma söz verdim. Sizleri üç beş kişinin rantına ezdirmeyeceğim ve bugün de bu fuarı kaldırdım. Esnafımın yanında durdum” ifadesini kullandı.

“T.C. olması gereken yere kondu”

ABB Başkanı Mansur Yavaş ise yaptığı konuşmada, 2019 yerel seçimlerini kazandıktan sonra bir gazetecinin kendisine sorduğu soruyu hatırlattı. Yavaş, “Bir gazeteci ilk seçildiğim 2019’da bana bir soru sormuştu. ‘T.C. tabelasını mı taktınız?’ demişti. Biz de ‘Olması gereken yere koyduk’ dedik. Şimdi de olması gereken yere koyduk” diye konuştu.

“Gerçek belediyeciliğin ne olduğunu bizimle yaşadınız”

Yavaş, lafla değil icraatla belediyecilik yaptıklarını söyleyerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bayram erken gelmiş Keçiören’e. Ankara’ya da, Türkiye’ye de çok şükür erken geldi. Öncelikle hepinizi tebrik ediyorum. Gerçek belediyeciliğin ne olduğunu 5 yılda bizimle yaşadınız. Seçim döneminde de icraatlarımızı anlattık. Önce ‘hiçbir icraatları yok’ dediler, sonra bizim icatlarımızı kopyalayıp ‘biz fazla vereceğiz’ diyerek devam ettiler. Ama ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Kendiniz görevdeyken hiçbir şey yapmamışsınız, bundan sonra yapacağım diyorsunuz. Hiç kimse inanmadı seçim sürecinde.”

Keçiören belediye başkan adayını belirlerken anket yaptırdığını söyleyen Yavaş, adaylık için Dr. Mesut Özarslan’ın kararlı ve inançlı olduğunu dile getirdi. Yavaş, şunları kaydetti:

“Ben bir anket yaptırdım eylül-ekim ayında Keçiören’de. Yüzde 50 oy verileceği görülüyordu. Bunun üzerine ‘Seçimi kazacağına inanan, bana güvenen bir aday arıyorum’ dedim. Birçok insan gerçekten ilk başta inanmadılar. Ama daha sonra Mesut Özarslan kardeşim cesaret etti. ‘Ben Keçiören’de seçimi alırım’ dedi. Bu bir inanç meselesiydi. Her toplantıda şunu söyledim; ‘Biz Keçiören’i kazanacağız.’ Çok belediye kazanacağız ama Keçiören’in anlamı farklı. Hani futbolda transfer yaparlar ya, sonra da ‘pastanın üstündeki çilek’ derler. ‘Ankara’da çok belediye alacağız ama pastanın üzerindeki çilek Keçiören olacak’ dedim. Çok şükür Allah’a bu günleri bize gösterdi.”

“Türkiye rekoruyla Ankara’yı kazandık”

Ankara’yı Türkiye rekoru kırarak kazandıklarını dile getiren Yavaş, “5 yıl önce hiç kimseyi ayırmadan işe başlayıp 5 yıl sonra halkın karşısına geldiğimiz zaman, her zaman böyle kalabalıklar gördük ve icraatlarımızı anlattık. Demek ki belediyeciliğimiz kabul edilmiş. Demek ki Mansur Yavaş belediyeciliğinin doğru iş yaptığı tescil edilmiş ki Türkiye rekoruyla Ankara’yı kazandık. Türkiye rekorunu kıran Ankara halkına, bizim yaptıklarımızı onaylayan Ankara halkına sonsuz minnettarım” açıklamasında bulundu.

Yavaş, hem ABB’de hem de Keçiören Belediyesinde şeffaf olunacağını, halkın parasının boş projelere harcanmayacağını belirtti. Yavaş, Keçiören’in Çankaya ile yarışır hale geleceğini de sözlerine ekledi.

Devir teslim törenine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcıları Gülşah Deniz Atalar ve Aylin Nazlıaka, CHP Ankara milletvekilleri Semra Dinçer, Aliye Timisi Ersever, Deniz Demir, Tekin Bingöl, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, CHP Keçiören İlçe Başkanı Berk Kılıç, CHP Ankara İl Kadın Kolları Başkanı Ayfer Ayaz ve CHP Ankara İl Gençlik Kolları Başkanı Tolga Turgut da katıldı. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/keciorende-chpli-mesut-ozarslan-mazbatasini-alarak-goreve-basladi/feed/ 0
Türk Sinemasının Duayen İsmi Türker İnanoğlu İçin Anma Töreni Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/turk-sinemasinin-duayen-ismi-turker-inanoglu-icin-anma-toreni-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/turk-sinemasinin-duayen-ismi-turker-inanoglu-icin-anma-toreni-duzenlendi/#respond Fri, 05 Apr 2024 00:53:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26218 88 yaşında hayatını kaybeden, Türk sineması ve gösteri dünyasının duayen ismi, yönetmen ve yapımcı “Bay Sinema” Türker İnanoğlu için kurucusu olduğu Tim Show Center’da anma töreni düzenlendi. Törene sanat dünyasından pek çok isim katıldı.

Kızı Zeynep İnanoğlu, babasının, kendi cenaze törenini kendisinin planladığını belirtti. Cenaze törenine İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül de katıldı.

“Bay sinema” olarak anılan, Türk sinemasındaki öncülüğü ile anılan Türker İnanoğlu, 2 Nisan’da çoklu organ yetmezliğinden hayatını kaybetti. İnanoğlu için İstanbul Sarıyer’de bulunan Tim Show Center’da anma töreni düzenlendi, ardından Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde cenaze namazı kılındı.

Anma törenine; eşi Gülşen Bubikoğlu, çocukları İlker İnanoğlu ve Zeynep İnanoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Yeşilçam sinemasının önde gelen isimlerinden Hülya Koçyiğit, Müjdat Gezen, Nuri Alço, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, ünlü komedyen Cem Yılmaz, oyuncular Ali Sunal, Kerem Alışık, Zafer Ergin, Şevket Çoruh, Ozan Güven, Nehir Erdoğan ve pek çok ünlü isim katıldı.

Anma töreninin sunuculuğunu, İnanoğlu’nun damadı da olan gazeteci Cüneyt Özdemir yaptı. Cenaze törenine İBB başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul Valisi Davut Gül de katıldı. İyi Parti milletvekili Lütfü Türkkan da cenazeye katılanlar arasındaydı.

Cüneyt Özdemir: İlklerin adamıydı

Zeynep İnanoğlu ile evlendikten sonra İnanoğlu’nun farklı bir yönünü gördüğünü söyleyen Cüneyt Özdemir, “Çok vefalıydı. Yeşilçam emektarlarına kimseye göstermeden yardım edip yanlarında durmayı biliyordu.

İstikrarı sayesinde bunları yaptı. İlklerin adamıydı. Yeşilçam’da pek çok denenmemiş formatı deneyen, video kaseti Türkiye’ye getiren kişiydi. Dizilerin YouTube’da yayınlanmasının önünü açan belki de ilk isimdi.

Bunu ilk Erler Film yapmıştı. Çok çalıştı, gezdi, eğlendi, hayatın tadını da çıkardı. Çok güzel yaşadı. Bu dünyadan bir Türker İnanoğlu geçti” diye konuştu.

İlker İnanoğlu: İçimden bir parça kopmuş gibi, bu kadar üzüleceğimi tahmin etmiyordum

İlker İnanoğlu ise babası hakkında, “Mükemmeliyetçi bir adamdı. Her şeyi kendi yapmak isterdi. Çok sert bir babaydı, hala çocuk gibiydim karşısında.

Vefat ettiğinde üstümdeki baskı kalkar gibi hissediyordum ama içimden bir parça kopmuş gibi. Bu kadar üzüleceğimi tahmin etmiyordum, çok zormuş. Baba seni çok seviyorum” ifadelerini kullandı.

“Çok duygusaldı ama göstermezdi”

Zeynep İnanoğlu da, babasının cenaze detaylarını kendisinin planladığını belirtti. İnanoğlu, “Önemli işleri kimseye bırakmazdı, bütün detaylarıyla ilgilenirdi.

Benim vefatına yetişemeyeceğimi düşünmüştü, uçağa yetişmemden, anma ve cenaze töreninin detaylarına kadar her şeyi planladı. Çok duygusaldı ama göstermezdi. İsminin ve anılarının bizlerle yaşaması için elimden gelen her şeyi yapacağım” diye konuştu.

Cem Yılmaz: Keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi

Komedyen Cem Yılmaz da İnanoğlu ile ilgili şu anısını anlattı:

“1990’larda Meltem Cumbul bir talk showa başlamıştı, beni davet etti. Mahalleden arkadaşlarını niye çağırıyorsun, tanıdık bildik birileri yok muydu demiş beni görünce. İlk öyle tanışmıştık.

En çok seni seviyorum derdi kulise gelip. Ben de en çok beni seviyor zannediyordum, diğer meslektaşlarımdan duyduğuma göre birçok kişiyi seviyormuş.

Burada sahneye çıkacak sanatçının yanına gelip ihtiyacınız var mı diye sorardı, bu beni etkilemişti. Keşke şimdi sorulsa, keşke bir Türker İnanoğlu daha olabilseydi.”

Ali Sunal: Tatlı, çocuk gibi benimle sohbet eden, ben uykuya dalana kadar sabırla başımı okşayan bir Türker abi hatırlıyorum

Babası Kemal Sunal ile İnanoğlu’nun yakın olduğunu dile getiren Ali Sunal da şunları söyledi.

“Babamla çok güzel dostlukları vardı. gülüyorlar, iş konuşuyorlar, olmuyor ama sonra bakıyorum arkadaşlıkları bozulmuyor. Bu beni çocukken çok etkilerdi, sonra benimle arkadaşlık kurdu. aramızdaki yaş farkında rağmen beni en ilgili, güzel dinleyen insanlardan biriydi.

Bu koca adam bende ne buluyor diye düşünüyordum. Beni evlerinde yatılı misafir ettiler ama gece uyuyamıyordum. Benim gördüğüm yanı, tatlı, çocuk gibi benimle sohbet eden, ben uykuya dalana kadar sabırla başımı okşayan bir Türker abi hatırlıyorum. Seçtiğim ve seçildiğim ilk arkadaşım olabilir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-sinemasinin-duayen-ismi-turker-inanoglu-icin-anma-toreni-duzenlendi/feed/ 0
Almanya’da çıkan yangında hayatını kaybeden Türk kökenli Bulgaristan vatandaşının cenazesi Bulgaristan’da toprağa verildi https://www.haber60.com.tr/almanyada-cikan-yanginda-hayatini-kaybeden-turk-kokenli-bulgaristan-vatandasinin-cenazesi-bulgaristanda-topraga-verildi/ https://www.haber60.com.tr/almanyada-cikan-yanginda-hayatini-kaybeden-turk-kokenli-bulgaristan-vatandasinin-cenazesi-bulgaristanda-topraga-verildi/#respond Fri, 05 Apr 2024 00:39:38 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26211 Almanya’nın Solingen kentinde kundaklama sonucu çıkan yangında hayatını kaybeden Türk kökenli Bulgaristan vatandaşı, aynı aileden ikisi bebek 4 kişinin cenazesi Bulgaristan’da toprağa verildi.

Yangında ölenlerin cenazeleri Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Cenaze Nakli Yardımlaşma Fonu aracılığı ve Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğü yardımıyla İstanbul üzerinden Filibe’ye bağlı Kostievo köyüne getirildi.

Köyde düzenlenen tören, Filibe Bölge Müftüsü Taner Veli’nin okuduğu duayla başladı.

Taner Veli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Bugün Bulgaristan ve Filibe bölgesi için büyük bir facia, bir felaketle karşı karşıyız. Yapılan bu katliam ve kundaklama, insanlığa sığmayan, hiçbir dinde yeri olmayan bir durumdur.” dedi.

Cenaze namazını kıldıran Bulgaristan Müslümanları Başmüftü Yardımcısı Beyhan Mehmed, yaptığı konuşmada, “İslam, adı üzerinde ‘barış’ demek, huzur demek. Peygamber Efendimiz, farklı hadiselerde ölen insanların, boğularak ölenlerin, yanarak ölenlerin şehit olacağını bildiriyor. Onların ahiret yurdunda makamlarının ali olacağına biz gönülden inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bulgar, Roman ve Türklerin bir arada yaşadığı, yaklaşık 1700 nüfuslu köyde halk, hayatını kaybeden aynı aileden ikisi bebek 4 kişiyi büyük üzüntüyle son yolculuğuna uğurladı.

“Bu bizim için bir ırkçı saldırı, Neonazi saldırısı, İslamofobi saldırısı”

Cenaze törenine katılan Bulgaristan Başmüftülüğü Genel Sekreteri Celal Faik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, olayı şiddetle kınadıklarını belirterek, şunları kaydetti:

“Bu bizim için bir ırkçı saldırı, Neonazi saldırısı, İslamofobi saldırısı. Biz, Başmüftülük kurumu olarak, bu olayın başından beri takipçisi olduk. Meftaların buraya intikali söz konusu. Onların takibini yaptık ve şu anda da oradaki (Almanya) hukuki süreci de takip edeceğiz. Ailenin bütün hakları, onların savunulması konusunda ne gerekiyorsa yardımcı olacağız. Sadece biz değil, bütün Bulgaristan halkı da bu ırkçı saldırıyı, İslamofobik saldırıyı şiddetle kınıyor. Binlerce insanın da burada olması bunun göstergesidir.”

Yangında ölen bebeklerin dedesi İsmail Jilov da “Dünyaya bak, ne oldu? Her şey karıştı. Zelzeleler, seller oluyor, ateşler yanıyor. Torunlarımız gitti. Çok zor. Burada da çok büyük ayrımcılık var. Çocuklarımız aynı okula bile gidemiyorlar.” ifadelerini kullandı.

Cenaze törenine Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğü heyetinin yanı sıra Türkiye’nin Filibe Başkonsolosu Korhan Küngerü ve üyelerinin çoğunluğunu Türk ve Müslümanların oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) Partisi milletvekilleri de katıldı.

Olay

Almanya’nın Solingen kentinin Höhscheid semtindeki 4 katlı binada çıkan yangında aynı aileden ikisi bebek olmak üzere Türk asıllı Bulgaristan vatandaşı 4 kişi hayatını kaybetmiş, ikisi ağır 9 kişi de yaralanmıştı.

Wuppertal Savcılığınca yapılan açıklamada, incelemenin ardından hazırlanan ön raporda, yangının kundaklama sonucu çıktığı belirtilmişti.

Bilirkişi raporuna göre, 24 Mart’ı 25 Mart’a bağlayan gece meydana gelen yangının, eski binanın merdiven boşluğunda başladığı ve “baca etkisi”yle 5 dakika içinde çatıya sıçradığı ifade edilmişti.

Ahşap merdiven boşluğunda bazı kalıntıların bulunduğu, bu kanıtlara göre yangının kasten kundaklama sonucu çıkarıldığı sonucuna varıldığı kaydedilmişti.

Wuppertal Savcısı Heribert Kaune-Gebhardt, yaptığı açıklamada, ellerinde olayla ilgili “yabancı düşmanlığı saiki olduğunu gösteren” bir kanıt bulunmadığını belirtmişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/almanyada-cikan-yanginda-hayatini-kaybeden-turk-kokenli-bulgaristan-vatandasinin-cenazesi-bulgaristanda-topraga-verildi/feed/ 0
MSB: Son bir haftada 27 terörist etkisiz hale getirildi https://www.haber60.com.tr/msb-son-bir-haftada-27-terorist-etkisiz-hale-getirildi/ https://www.haber60.com.tr/msb-son-bir-haftada-27-terorist-etkisiz-hale-getirildi/#respond Thu, 04 Apr 2024 21:25:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26137 Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi dahil yürütülen operasyonlarda son bir haftada 27 teröristin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti.

Aktürk, başta PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyi de dahil gerçekleştirilen operasyonlarla son bir haftada 27 teröristin etkisiz hale getirildiğini, 1 Ocak 2024’ten bugüne etkisiz hale getirilen terörist sayısının 280’i Irak’ın kuzeyinde, 393’ü ise Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 673’e ulaştığını söyledi.

Suriye’de istikrarın sürdürülmesi, Suriyelilerin emniyetli bir ortama geri dönüşleri ve normalleşmenin sağlanmasına yönelik çalışmalara devam edildiğini belirten Aktürk, harekat alanlarında oluşturulan güvenlik ve huzur ortamını bozmaya yönelik devam eden taciz ve saldırı girişimlerine gerekli karşılıkların verildiğini aktardı.

41 bin 521 kişinin sınırdan yasa dışı geçmesi önlendi

Tuğamiral Aktürk, sınırlardan son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu 109 kişinin yakalandığını, 2 bin 109 kişinin ise sınırı geçemeden engellendiğini söyledi

Aktürk, “Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 112’ye, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 41 bin 521’e yükselmiştir. Ayrıca, son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda 114 kilogram uyuşturucu ele geçirilmiştir.” dedi.

Bölgesel ve küresel barışa katkılar

Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, başta Kıbrıs olmak üzere Azerbaycan, Libya, Kosova, Bosna Hersek, Katar, Somali ve daha birçok coğrafyada başarıyla görev yapmaya, bölgesel ve küresel barış ile istikrara önemli katkılarda bulunmaya devam ettiğini vurguladı. Aktürk, şöyle devam etti:

“Garanti ve ittifak antlaşmaları kapsamında güvenlik, barış ve istikrar için bulunduğumuz ve milli meselemiz olan Kıbrıs’ta, Kıbrıslı kardeşlerimizin meşru çıkarlarını her koşulda desteklediğimizi ve kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidinin bizler için olmazsa olmaz olduğunu bir kez daha vurguluyor, tarafları miadı dolmuş, statükocu ve provokatif söylemler yerine tarihi ve mevcut gerçeklere uygun, makul ve mantıklı çözüme yönelmeye davet ediyoruz.”

Azerbaycan Türklerine karşı 106 yıl önce Taşnak ve Bolşevik çeteleri tarafından gerçekleştirilen mezalimde hayatını kaybedenleri rahmetle anan Aktürk, dost ve kardeş Azerbaycan halkının acısını gönülden paylaştıklarını ifade etti.

Tuğamiral Aktürk, son 6 aydır, İsrail’in hukuk tanımayan saldırılarının şiddetini artırarak devam ettirmesinin, yoğun sivil ölümlerine yol açmasının, özellikle çocuklara karşı vicdansızca davranışlarının, Filistin halkını en temel haklarından mahrum bırakmasının, yardım kuruluşlarını bile vurmasının Gazze’deki trajedinin ne kadar vahim boyutlara taşındığının göstergesi olduğunu söyledi.

Çatışmaların diğer bölge ülkelerine de yansımasının kaygı verici olduğunu ifade eden Aktürk, “Küresel barışa ve istikrara zarar veren bu insanlıktan uzak saldırıların bir an evvel son bulması adına uluslararası toplumu bir kez daha göreve çağırıyoruz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kabul ettiği son ateşkes kararının ve Uluslararası Adalet Divanının açıkladığı ilave tedbirlerin uygulanmasını teminen gerekli önlemlerin vakit kaybetmeksizin alınması gerekmektedir.” ifadesini kullandı.

Envantere giren yeni silah sistemleri

Tuğamiral Aktürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kapsamlı ve büyük adımların atıldığı yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin katkısıyla TSK’nın etkinliğinin ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığına işaret etti.

Aktürk, bu kapsamda, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarda “Zırhlı Tanksavar Aracı” ile “35 mm Modern Çekili Top”un muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığını ifade etti.

Türkiye’nin 1952 yılından bu yana NATO’nun aktif, yapıcı ve saygın bir üyesi olduğu belirten Aktürk, 75’inci kuruluş yıl dönümünü de kutlayarak, “Türkiye, Avrupa-Atlantik coğrafyasında güvenlikle ilgili tüm meselelerde en önemli platform olmayı sürdüren NATO’ya, geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de önemli ve belirleyici katkılarda bulunmaya devam edecektir.” dedi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin eğitim faaliyetleri hakkında da bilgi veren Aktürk, TCG Kınalıada korvetinin, Türkiye-Japonya arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100’üncü, Ertuğrul fırkateyninin Japonya seyrinin 134’üncü yıl dönümü kapsamında, 8 Nisan-19 Ağustos tarihleri arasında Japonya seyrini icra edeceğini ve 20 ülkeye 24 liman ziyareti gerçekleştirilmesinin planlandığını söyledi.

Tuğamiral Aktürk, terörle mücadeleden hudutların güvenliğinin sağlanmasına, Mavi ve Gök Vatandaki hak ve menfaatlerin korunmasından uluslararası barış ve istikrara katkı sunmaya kadar, üstlendiği tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye azim ve kararlılıkla devam edeceğini kaydetti.

Aktürk, “Milli Mücadelemizin başladığı süreçte Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan ve bugün dünyanın önde gelen haber ajansları arasında yer alan Anadolu Ajansının 104’üncü kuruluş yıl dönümünü ve başta ülkemiz ve asil Türk milleti olmak üzere tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı en içten duygularla şimdiden kutluyor, tüm halkımıza sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyoruz.” ifadesini kullandı.

Sorular

Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Bakanlık kaynakları, seçimlerde bazı askerlerin toplu olarak oy kullandığı görüntülere ilişkin soru üzerine şunları söyledi:

“18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir. Anayasamız ve ilgili mevzuat kapsamında silahaltında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler oy kullanamazlar. Belirtilen statülerdeki personel dışında kalan profesyonel olarak askerlik mesleğini icra eden diğer personel ise vatandaşlık görevini yerine getirmek için oy kullanma hakkını yürürlükteki mevzuat esasları kapsamında yerine getirmektedir.”

Kaynaklar, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in kabul ettiği ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’nin ziyaretinde neler görüşüldüğüne dair sorulara ise “Görüşmede, ABD ile aramızdaki askeri ilişkiler ve savunma sanayi alanındaki işbirliğimiz ele alınmış, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde devam eden terörle mücadele faaliyetlerimiz ile Gazze ve Ukrayna’daki durum başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştur.” yanıtını verdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/msb-son-bir-haftada-27-terorist-etkisiz-hale-getirildi/feed/ 0
Ülkücü Hareketin Lideri Alparslan Türkeş’in Vefatının 27. Yılı https://www.haber60.com.tr/ulkucu-hareketin-lideri-alparslan-turkesin-vefatinin-27-yili/ https://www.haber60.com.tr/ulkucu-hareketin-lideri-alparslan-turkesin-vefatinin-27-yili/#respond Thu, 04 Apr 2024 21:15:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26131 Ülkücü hareketin lideri Alparslan Türkeş’in vefatının üzerinden 27 yıl geçti.

Türkeş, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinin Yukarı Köşkerli köyünde yaşayan Koyunoğlu ailesinin, bir toprak meselesi yüzünden giriştiği kavga sonucu Sultan Abdülaziz’in fermanıyla Kıbrıs’a sürgün edilmesi nedeniyle 25 Kasım 1917’de, Koyunoğlu soyuna mensup Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ve eşi Fatma Zehra Hanım’ın oğulları “Ali Arslan” olarak Lefkoşa’da doğdu.

İlkokul ve rüştiye yıllarında Hüsnü Bey, Selahattin Bey, Mehmet Asim Bey, Ragıp Tüzün Bey, Turgut Bey, Osman Zeki Bey ve Faiz Kaymak gibi Türklük ve Türkçülük şuuruyla bilenmiş hocalardan feyzalan Türkeş’in adı Osman Zeki Bey tarafından “Sultan Alparslan’a denk bir yiğit Türk ol” denilerek, “Alparslan” olarak değiştirildi.

Ailesiyle 1933 yılında İstanbul’a yerleşen Türkeş, Kuleli Askeri Lisesi’ne kayıt oldu. 1936’da Kuleli Askeri Lisesi’ni pekiyi dereceyle asteğmen olarak bitiren Türkeş’in, Ankara ve Harp Akademisi yılları başladı. Türkeş, 1938’de genç bir teğmen olarak Harbiye’den mezun oldu.

Türkeş, 1944’te “Muzaffer Şükriye” ile evlendi. Bu evlilikten Ayzit, Umay, Selcen, Sevenbige (Çağrı) ve Yıldırım Tuğrul adlı çocukları olan Türkeş, 1974’te eşini kaybetti.

Daha sonra, Seval Hanım ile ikinci evliliğini yapan Türkeş’in, Ayyüce ve Ahmet Kutalmış adlı iki çocuğu daha dünyaya geldi.

1944’te üsteğmen rütbesindeyken Nihal Atsız ve Nejdet Sançar ile “Irkçılık-Turancılık” davasından yargılanan Türkeş, 9 ay 10 gün Tophane Askeri Hapishanesinde kaldı. 1945’te de Askeri Yargıtay kararıyla tahliye edilen Türkeş, 1947’de beraat etti.

Türkeş, 1947’de 15 Türk subayıyla ABD Kara Harp Akademisi ve Piyade Okulunda iki yıl eğitim gördü. 1951’de kurmaylık sınavını kazanan Türkeş, 1955’de Harp Akademisi’nden Kurmay Binbaşı olarak mezun oldu.

Daha sonra, dış görev için açılan sınavı kazanarak ABD Pentagon’da NATO Türk Temsil Heyeti üyeliğine atanan Türkeş, bu arada ekonomi eğitimi de aldı.

1957’de Türkiye’ye dönen Türkeş, 1959’da Almanya’ya Atom ve Nükleer Okulu’na gönderildi. Alparslan Türkeş, bu okulu başarıyla bitirmesinin ardından kurmay albaylığa yükseldi.

27 Mayıs darbesi

27 Mayıs 1960’da, Milli Birlik Komitesi’nin ülke yönetimine el koyduğunu açıklayan bildiriyi radyodan okuyan Türkeş, ihtilal hükümetinde Başbakanlık Müsteşarlığı görevini üstlendi. Türkeş, bu vazifesi sırasında Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet İstatistik Enstitüsü ve Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü gibi kurum ve kuruluşları kurdu.

Milli Birlik Komitesi’nde ortaya çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, 13 Kasım 1960’da, Türkeş ve “ondörtler” olarak bilinen arkadaşları, emekliye sevk edilerek tasfiye edildi ve zorla evlerinden alınıp yurt dışında görevlendirilmek suretiyle sürgüne gönderildi. Türkeş, Türkiye’nin Hindistan Büyükelçiliği müşaviri sıfatıyla sürgün edildi.

1963 yılında yurda dönen Türkeş, dava arkadaşlarıyla kadro oluşturup partileşmek amacıyla “Huzur ve Yükseliş Derneği”ni kurdu.

Kısa bir süre sonra Talat Aydemir’in giriştiği darbe teşebbüsüne karıştığı iddiasıyla tutuklanan ve Mamak Askeri Cezaevinde 4 ay hücre hapsinde yatan Türkeş, yargılandı ve beraat etti.

CKMP Genel Başkanlığı’na seçildi

Türkeş, 1965’de Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisine (CKMP) katıldı ve partinin Büyük Kurultay’ında Genel Başkanlığa seçildi. Türkeş, aynı yıl yapılan genel seçimlerde de Ankara milletvekili oldu.

CKMP’nin adı 1969’da, Milliyetçi Hareket Partisi, amblemi de üç hilal olarak değiştirilirken, Türkeş o yıl yapılan genel seçimlerde Adana milletvekili seçildi.

Türkeş, ilki 31 Mart 1975 -13 Haziran 1977 yılları, ikincisi de 1 Ağustos – 31 Aralık 1977 tarihlerinde, Süleyman Demirel başkanlığında kurulan koalisyon hükümetlerinde MHP Genel Başkanı olarak, başbakan yardımcılığı ve devlet bakanlığı yaptı.

Türkiye’de 1968 yılından itibaren Marksist ve komünist gençlik hareketlerinin üniversitelerde yer almaya başlaması ile Türkeş, toplanan çok az sayıdaki gence verdiği seminerlerle Türk toplumculuğu ve milliyetçiliğini anlattı. Kısa zamanda çoğalan ve örgütlenen gençler, “Dokuz Işık” etrafında toplandı.

12 Eylül askeri darbesi

12 Eylül 1980’de gerçekleşen askeri darbeden 3 gün sonra teslim olan Türkeş, önce Uzunada’da daha sonra da Ankara Askeri Dil Okulu’nda ve hastalandığı dönemde de Mevki Hastanesinde 4,5 yıl hapis yattı. Bu süreçte Türkeş ve 218 ülkücünün idamı istendi. Türkeş, 9 Nisan 1985’de tahliye oldu ve beraat etti.

Türkeş, 1987’de siyaset yapma yasağının kalkmasının ardından Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) olağanüstü kongresinde partinin Genel Başkanı oldu. Türkeş, 1991 yılındaki genel seçimlerde MÇP’nin, Refah Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile yaptığı seçim ittifakı neticesinde Yozgat milletvekili seçildi.

1992’de 12 Eylül’ün kapattığı partilerin tekrar açılabilmesine ilişkin değişikliğin ardından MHP’nin son kurultay delegeleri, MHP’nin isim ve amblemini MÇP’nin kullanabilmesine karar verdi.

Bu çerçevede, 1992’de yapılan MÇP’nin 4. Olağanüstü Kurultayı’nda partinin adı MHP, amblemi üç hilal olarak değiştirildi, genel başkanlığa tekrar Alparslan Türkeş seçildi.

Türkeş, 4 Nisan 1997’de geçirdiği kalp krizi sonucu 80 yaşında hayatını kaybetti. Türkeş için 8 Nisan 1997’de düzenlenen cenaze törenine yoğun katılım oldu. Türkeş’in naaşı, Beşevler’deki anıt mezara defnedildi. Türkiye’nin tüm illeri ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırım, Balkanlar ve Türkistan’daki Hoca Ahmet Yesevi’nin türbesinden getirilen topraklar, Türkeş’in mezarına konuldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ulkucu-hareketin-lideri-alparslan-turkesin-vefatinin-27-yili/feed/ 0
MHP Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in vefatının 27. yılı anılıyor https://www.haber60.com.tr/mhp-kurucu-genel-baskani-alparslan-turkesin-vefatinin-27-yili-aniliyor/ https://www.haber60.com.tr/mhp-kurucu-genel-baskani-alparslan-turkesin-vefatinin-27-yili-aniliyor/#respond Thu, 04 Apr 2024 07:15:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26064 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş, vefatının 27. yılında anılıyor.

Ülkücü Hareketin Lideri Alparslan Türkeş, vefatının 27. yılında anılıyor. Alparslan Türkeş, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinin Yukarı Köşkerli köyünde yaşayan Koyunoğlu ailesinin, bir toprak meselesi yüzünden giriştiği kavga sonucu Sultan Abdülaziz’in fermanıyla Kıbrıs’a sürgün edilmesi nedeniyle 25 Kasım 1917’de, Koyunoğlu soyuna mensup Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ve eşi Fatma Zehra Hanımın oğulları “Ali Arslan” olarak Lefkoşa’da doğdu. İlkokul ve rüştiye yıllarında Hüsnü Bey, Selahattin Bey, Mehmet Asim Bey, Ragıp Tüzün Bey, Turgut Bey, Osman Zeki Bey ve Faiz Kaymak gibi Türklük ve Türkçülük şuuruyla bilenmiş hocalardan feyz alan Türkeş’in adı Osman Zeki Bey tarafından “Sultan Alparslan’a denk bir yiğit Türk ol” diyerek, “Alparslan” olarak değiştirildi. Ailesiyle 1933 yılında İstanbul’a yerleşen Türkeş, Kuleli Askeri Lisesi’ne kayıt oldu. 1936’da Kuleli Askeri Lisesi’ni pekiyi derece ile asteğmen olarak bitiren Türkeş’in, Ankara ve Harp Akademisi serüveni başladı.

1938’de teğmen oldu

Türkeş, 1938’de genç bir teğmen olarak Harbiye’den mezun oldu. Ardından 1944’te “Muzaffer Şükriye” ile evlendi. Bu evlilikten Ayzit, Umay, Selcen, Sevenbige (Çağrı) ve Yıldırım Tuğrul adlı çocukları olan Türkeş, 1974’te eşini kaybetti. Daha sonra, Seval Hanım ile ikinci evliliğini yapan Türkeş’in, Ayyüce ve Ahmet Kutalmış adlı iki çocuğu daha dünyaya geldi.

1955’de kurmay binbaşı

1944’te üsteğmen rütbesindeyken Nihal Atsız ve Nejdet Sançar ile “Irkçılık-Turancılık” davasından yargılanan Türkeş, 9 ay 10 gün Tophane Askeri Hapishanesinde kaldı. 1945’te de Askeri Yargıtay kararıyla tahliye edilen Türkeş, 1947’de beraat etti.

Türkeş, 1947’de 15 Türk subayıyla ABD Kara Harp Akademisi ve Piyade Okulunda iki yıl eğitim gördü. 1951’de kurmaylık sınavını kazanan Türkeş, 1955’de Harp Akademisi’nden Kurmay Binbaşı olarak mezun oldu.

Daha sonra, yurt dışı görevi için açılan sınavı kazanarak ABD Pentagon’da NATO Türk Temsil Heyeti üyeliğine atanan Türkeş, bu arada ekonomi eğitimi de aldı. 1957’de Türkiye’ye dönen Türkeş, 1959’da Almanya’ya Atom ve Nükleer Okulu’na gönderildi. Bu okulu başarıyla bitiren Türkeş, ardından kurmay albaylığa yükseldi.

27 Mayıs Darbesi

27 Mayıs 1960’da, Milli Birlik Komitesi’nin ülke yönetimine el koyduğunu açıklayan bildiriyi radyodan okuyan Türkeş, ihtilal hükümetinde Başbakanlık Müsteşarlığı görevini üstlendi. Türkeş, bu vazifesi sırasında Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet İstatistik Enstitüsü ve Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü gibi kurum ve kuruluşları kurdu. Milli Birlik Komitesi’nde ortaya çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, 13 Kasım 1960’da, Türkeş ve “on dörtler” olarak bilinen arkadaşları, emekliye sevk edilerek tasfiye edildi ve zorla evlerinden alınıp yurt dışında görevlendirilmek suretiyle sürgün edildi. Türkeş, Türkiye’nin Hindistan Büyükelçiliği müşaviri sıfatıyla sürgüne gönderildi.

4 ay hapis cezası yattı

1963 yılında yurda dönen Türkeş, dava arkadaşlarıyla kadro oluşturup partileşmek amacıyla “Huzur ve Yükseliş Derneği”ni kurdu. Kısa bir süre sonra Talat Aydemir’in giriştiği darbe teşebbüsüne karıştığı iddiasıyla tutuklanan ve Mamak Askeri Cezaevinde 4 ay hücre hapsinde yatan Türkeş, yargılanarak beraat etti.

CKMP Genel Başkanı Türkeş

Alparslan Türkeş, 1965’de Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisine (CKMP) katıldı ve partinin Büyük Kurultay’ında Genel Başkanlığa seçildi. Türkeş, aynı yıl yapılan genel seçimlerde de Ankara milletvekili oldu.

CKMP’nin adı 1969’da, Milliyetçi Hareket Partisi, amblemi de üç hilal olarak değiştirilirken, Türkeş o yıl yapılan genel seçimlerde Adana milletvekili seçildi.

Türkeş, ilki 31 Mart 1975 -13 Haziran 1977 yılları, ikincisi de 1 Ağustos – 31 Aralık 1977 tarihlerinde, Süleyman Demirel başkanlığında kurulan koalisyon hükümetlerinde MHP Genel Başkanı olarak, Başbakan Yardımcılığı ve Devlet Bakanlığı yaptı.

Türkiye’de 1968 yılından itibaren Marksist ve komünist gençlik hareketlerinin üniversitelerde yer almaya başlaması ile Türkeş, toplanan çok az sayıdaki gence verdiği seminerlerle Türk toplumculuğu ve milliyetçiliğini anlattı. Kısa zamanda çoğalan ve örgütlenen gençler, “Dokuz Işık” etrafında toplandı.

12 Eylül 1980 Darbesi

12 Eylül 1980’de gerçekleşen askeri darbeden 3 gün sonra teslim olan Türkeş, önce Uzunada’da daha sonra da Ankara Askeri Dil Okulu’nda ve hastalandığı dönemde de Mevki Hastanesinde 4,5 yıl hapis yattı. Bu süreçte Türkeş ve 218 ülkücünün idamı istendi. Türkeş, 9 Nisan 1985’de tahliye oldu ve beraat etti. Türkeş, 1987’de siyaset yapma yasağının kalkmasının ardından Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) olağanüstü kongresinde partinin Genel Başkanı oldu. Türkeş, 1991 yılındaki genel seçimlerde MÇP’nin, Refah Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile yaptığı seçim ittifakı neticesinde Yozgat milletvekili seçildi. 1992’de 12 Eylül’ün kapattığı partilerin tekrar açılabilmesine ilişkin değişikliğin ardından MHP’nin son kurultay delegeleri, MHP’nin isim ve amblemini MÇP’nin kullanabilmesine karar verdi.

4 Nisan 1997’de hayata gözlerini yumdu

Bu çerçevede 1992’de yapılan MÇP’nin 4. Olağanüstü Kurultayı’nda partinin adı MHP, amblemi üç hilal olarak değiştirildi, genel başkanlığa tekrar Alparslan Türkeş seçildi.

Türkeş, 4 Nisan 1997’de geçirdiği kalp krizi sonucu 80 yaşında hayatını kaybetti. Türkeş için 8 Nisan 1997’de düzenlenen cenaze törenine yoğun katılım oldu. Türkeş’in naaşı, Beşevler’deki anıt mezara defnedildi. Türkiye’nin tüm illeri ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırım, Balkanlar ve Türkistan’daki Hoca Ahmet Yesevi’nin türbesinden getirilen topraklar, Türkeş’in mezarına konuldu. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-kurucu-genel-baskani-alparslan-turkesin-vefatinin-27-yili-aniliyor/feed/ 0
KARDEMİR Karabük Demir Çelik Fabrikalarının Temel Atma Yıldönümü Kutlandı https://www.haber60.com.tr/kardemir-karabuk-demir-celik-fabrikalarinin-temel-atma-yildonumu-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/kardemir-karabuk-demir-celik-fabrikalarinin-temel-atma-yildonumu-kutlandi/#respond Wed, 03 Apr 2024 23:51:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26022 KARDEMİR Karabük Demir Çelik Fabrikalarının temelinin atılmasının 87. yılı ve Karabük’ün il oluşunun 29 yılı, düzenlenen etkinliklerle kutlandı. KARDEMİR Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, “KARDEMİR’i Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına taşımayı hedefliyoruz” dedi.

Karabük Valiliği Atatürk Köşesi’nde düzenlenen etkinlikte kutlama komitesi adına Vali Mustafa Yavuz tarafından çelenk sunumu yapıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile devam programda konuşan Karabük Valisi Mustafa Yavuz, “3 Nisan 1937’de çeltik tarlalarında temeli atılan, gücünü emek ve çelikten alan KARDEMİR; yaktığı mavi ateşle adeta Karabük’ün doğuşunu müjdelemiştir. Yakılan o ateş, sadece fabrikaların bacalarında değil, aynı zamanda umutların da ateşleyicisi olarak küllerinden yeniden doğan bir milletin yüreklerinde yankılanmıştır. Çünkü 3 Nisan’da yazılan bu hikaye, bir kentin değil, aksine koskoca bir milletin azminin, emeğinin ve kararlılığının da hikayesidir” dedi.

6 Haziran 1995 tarihinde 78. il olarak Türk idare sistemindeki yerini alan Karabük’ün geçmişle geleceği, gelenekle modernizmi bir araya getiren senteziyle bir kültür mozaiği olma özelliği taşıdığını ifade eden Yavuz, “Tarih boyunca ev sahipliği yaptığı sayısız medeniyetin izleri, dünya mirası Safranbolu’nun tarih kokan havası, Karadeniz’in Zeugma’sı Hadrianapolis’in gizemli kalıntıları ve eşsiz doğası bu kentin bir tarih ve doğa harikası olduğunu tüm dünyaya tescillemiştir. Bugün bu çelengi sunarken Karabük’ün değerli geçmişine olan bağlılığımızı ve saygımızı yineliyor, Karabük’ün gelecek yolculuğunda Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda birlik ve beraberlik içinde daha güzel yarınlara yürüme kararlılığımızı hatırlatıyoruz. Bu vesileyle Karabük Demir Çelik Fabrikalarının ve Karabük’ümüzün kuruluşunun 87. yıl dönümünü tekraren kutluyorum” diye konuştu.

KARDEMİR Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir ise, fabrikanın kuruluşundan bu yana ülkenin demirçelik sektöründe öncü bir rol üstlendiğini belirterek, “Metalürji ile ilgilenen herkesin geçtiği önemli bir mektep olmuş, ekonomiye ve istihdama sağladığı katkılarla ülkemizin kalkınmasına büyük destek vermiştir. Ülkemizin sanayileşme adına attığı en büyük adımlardan biri olan KARDEMİR Karabük Demir Çelik Fabrikası, Cumhuriyetimizin kıymetli sınai miraslarından biridir” ifadelerini kullandı.

3 Nisan 1937 tarihinde Türkiye’nin ilk entegre sanayi kuruluşu olarak temelleri atılan KARDEMİR’in adını tarihe demirden harflerle yazdırdığını aktaran Demir, şunları söyledi:

“9 Eylül 1939 tarihinde ateşlenen fırın ile 10 Eylül 1939 tarihinde dökülen demir, bugün hala ilk günkü gibi değerini korumaktadır. Bu ilklerimizden aldığımız gücü, ‘geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez’ anlayışıyla Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına taşımayı hedefliyoruz. KARDEMİR ve Karabük’ün beraber yazılmış tarihi inşallah bundan sonra yeni ufuklara yelken açacak. Geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlemek için çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz. KARDEMİR’in bu köklü tarihi yanında oluşan atmosfer ve gayretli ilerleyiş ve çabalarla beraber oluşacak yeni adımların hep beraber atılacağını, KARDEMİR ve Karabük birlikteliğinin daha da önemli bir fonksiyon görmeye başlayacağını belirtmek gerekir. Hem Karabük Türkiye’ye açılacak hem de Türkiye Karabük’ü daha iyi tanıyacak.”

Konuşmaların ardından İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen şiir, kompozisyon ve resim yarışmasında dereceye giren öğrencilere Vali Yavuz tarafından ödülleri verildi. Halk oyunları gösterisinin ardından “Fotoğraflarla Cumhuriyetin Sanayileşme Öyküsü” sergisinin gezilmesi ile program sona erdi. – KARABÜK

]]>
https://www.haber60.com.tr/kardemir-karabuk-demir-celik-fabrikalarinin-temel-atma-yildonumu-kutlandi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan teröre karşı net mesaj https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-terore-karsi-net-mesaj/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-terore-karsi-net-mesaj/#respond Wed, 03 Apr 2024 23:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25999 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Her kim şiddeti, kaosu, eşkıyalığı, vandallığı bir hak arama yolu olarak görürse, dün olduğu gibi yine karşısında devletimizin çelikten yumruğunu bulacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik mensupları ile iftar yaptı. iftar sonrası katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyorum. Bu mübarek günlerin tüm polislerimiz jandarmalarımız, bekçilerimiz, sahil güvenliğimiz ve güvenlik korucularımız için hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. İçinde bulunduğumuz bu bereketli günlerin milletimizle birlikte tüm insanlık için barışa, huzura, refaha vesile olmasını temenni ediyorum. Rabb’imden bizleri Ramazan ayı gibi Kadir Gecesi ve bayrama da sağlıkla afiyetle, esenlikle kavuşturmasını diliyorum. Bu vesileyle bir kez daha vatanımız uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Rabbim tüm şehit cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyorum” dedi.

“Kimin sorumluluğu ihmali, kusuru varsa hepsinin de üzerine kararlılıkla gidilecektir”

İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde yaşanan yangın faciası ile ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maalesef bu faciada rızkının peşinde koşan 29 işçi kardeşimiz hayatını kaybetti. 2 kişi de yaralandı. Yangında vefat eden insanlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Facia ile ilgili gerekli idari ve adli tahkikat hemen başlatılmış, bu kapsamda 9 kişi gözaltına alınmıştır. Belediye dahil, böyle büyük bir acının yaşanmasında kimin sorumluluğu ihmali, kusuru varsa hepsinin de üzerine kararlılıkla gidilecektir” diye konuştu.

“Bu seçimler gündeme getirilen kimi ithamların da asılsız olduğunu ortaya koymuştur”

Son bir yıldaki 3’üncü seçimin başarıyla tamamlandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birkaç münferit hadise dışında Allah’a şükürler olsun demokrasimize gölge düşürecek hiçbir üzücü olay vuku bulmadı. Bazı illerimizdeki bölücü örgüt sempatizanlarının provokasyonlarını da siz emniyet mensuplarımızın gayretleriyle boşa çıkardık. Millet olarak Türk demokrasisinin olgunluğunu bir kez daha tüm dünyaya gösterme fırsatı bulduk. Buradan sizlerin şahsında seçimlerin suhuletle gerçekleştirilmesi için fedakarca çalışan tüm güvenlik güçlerimizi canı gönülden tebrik ediyorum. Emekleriniz, gayretleriniz ve sabrınız için ülkem ve milletim adına her birinize teşekkür ediyorum. Bu seçimler milli iradenin gücünün yanı sıra her seçim dönem döneminde gündeme getirilen kimi ithamların da asılsız olduğunu ortaya koymuştur” değerlendirmesini yaptı.

“Türkiye 85 milyonun tamamının ortak yuvasıdır, ortak vatanıdır”

“Sonuçlar umdukları gibi çıkmayınca sandığın itibarına zarar veren iddialarda bulunanların bir daha bu tür basit ve kolaycı yollara tevessül etmeyeceklerine inanıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunu da ülkemiz, milletimiz ve gelecek kuşaklar adına değerli bir kazanım olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum. Şu gerçeği herkesin kabullenmesi ve içselleştirmesi önem taşıyor. Türkiye hangi kökene, meşrebe, partiye mensup olursa olsun, 85 milyonun tamamının ortak yuvasıdır, ortak vatanıdır. Çok partili demokrasimiz ise, uğruna gerçekten ağır bedeller ödeyerek yaklaşık 75 yılda terimizle inşa ettiğimiz muazzam ve muhkem bir binadır. Bu ortak değerlerimize ne kadar samimiyetle sahip çıkar, güçlendirirsek, istikbalimiz için o derece iyi olacaktır. Bunu siyasi partiler ve görüşler üstü bir mesele olarak görmemiz gerekiyor” açıklamasını yaptı.

“PKK’sından FETÖ’süne, DEAŞ’ından DHKPC’sine hiçbir ayrım yapmadan tüm terör örgütleri milletimizin düşmanıdır”

Terörle mücadele konusundaki kararlılığa bir kez daha vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan,”Tabii burada şu hakikati de vurgulamak durumundayım. Türkiye’nin ve demokrasimizin bugün ulaştığı yüksek seviyelerde sizin harcınızın, sizin emeğinizin, sizin mücadelenizin çok büyük katkıları var. Bunun için de her birinize şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Siyaset üstü görmemiz gereken bir diğer konu da terör belasıdır. PKK’sından FETÖ’süne, DEAŞ’ından DHKPC’sine hiçbir ayrım yapmadan tüm terör örgütleri milletimizin düşmanıdır. Hükümet ve devlet olarak teröre karşı çok etkin ve başarılı bir mücadele yürüttük, yürütüyoruz. Terörü kaynağında yok etme stratejimizin meyvelerini sınırlarımız içinde ve hudutlarımız dışında topluyoruz. Kesintisiz süren operasyonlarımız sayesinde bölücü terör örgütünü bitme noktasına getirdik. Suriye ve Irak’taki harekatlarımızla, DEAŞ ve PKK/YPG terör örgütlerini sınırlarımızdan uzaklaştırdık. Attığımız bu olumlu adımları inşallah azimle sürdüreceğiz. Türkiye’nin ve bölgenin geleceğinde teröre yer olmadığını dost düşman herkese göstermekte kararlıyız” ifadelerini kullandı.

Son seçimlerle birlikte bu kararlılığın daha da perçinlendiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:

“Geçmişte olduğu gibi Türkiye’nin siyasetini, ekonomisini, diplomasisini terör örgütleri vasıtasıyla dizayn etmeye çalışanlar inşallah emellerine ulaşamayacaktır. Can çekişen terör örgütlerini yeniden palazlandırma niyetlerini görüyoruz. Bunları çok yakından takip ediyoruz. Özellikle dün akşamdan itibaren bazı illerimizde, sokaklarımızı karıştırma, milletimizin malına, mülküne saldırma hadiseleri yaşandı. Birileri yine sokaklarımızı terörize etmeye kalkıştı. Emniyet güçlerimiz bu provokatörlere gerekli müdahalelerde bulunarak olayların büyümesini engellemişlerdir. Her kim şiddeti, kaosu, eşkıyalığı, vandallığı bir hak arama yolu olarak görürse dün olduğu gibi yine karşısında devletimizin çelikten yumruğunu bulacaktır. Dünyanın hiçbir medeni devleti böyle bir şeye göz yummaz. Türkiye Cumhuriyeti de bir çadır devleti değildir, olmayacaktır.”

“Terörle mücadeleyi demokratikleşmeden, demokratikleşmeyi de ekonomiden bağımsız görmüyoruz”

Milletin iradesine ve takdirine hiçbir şekilde hürmetsizlik etmeyeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama Kandil’deki terör baronlarının da farklı maskeler altında baskıyla vatandaşlarımıza tekrar musallat olmalarına, şehirlerimizin huzuruna ve barışına kastetmelerine, milletin imkanlarını, dağdaki teröristlere peşkeş çekmelerine, artık geçmişte kalan acıları, insanımıza tekrar yaşatmalarına kesinlikle izin vermeyiz, veremeyiz. Bu tarz teşebbüsler karşısında hukuk devletinin gereği neyse, demokrasimiz neyi gerektiriyorsa onu yapmaktan çekinmeyeceğiz. Tüm siyasi aktörlerden de hukukun üstünlüğüne saygı göstermelerini bekliyoruz. Terörle mücadeleyi demokratikleşmeden, demokratikleşmeyi de ekonomiden bağımsız görmüyoruz. Tüm bu alanlardaki başarıların diğerini geliştirdiğine, diğerini yücelttiğine ve desteklediğine inanıyoruz. Bugüne kadar hep özgürlük, güvenlik dengesini korumaya gayret ettik. Birini ötekine tercih etmeden, dengeli bir şekilde bugünlere geldik. Bu anlayışla son 21 yıldır olduğu gibi gelecekte de hak ve özgürlükler alanlarında reformlarımızı idame ettireceğiz” dedi.

“Enflasyonun düşmesi, yapılan ücret artışlarının erimesini önleyerek kalıcı refah artışını sağlayacaktır”

Ekonomide yol haritası olan Orta Vadeli Program ve 12. Kalkınma Planını uygulamakta kararlı olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyümeyi taviz vermeden istihdamı ve ihracatımızı artırıyor, cari açığımızı iyileştiriyor, yatırım ve üretim ile bünyemizi güçlendiriyoruz. Yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonun düşüşe geçtiğine inşallah hep birlikte şahit olacağız. Nitekim bugün TÜİK tarafından açıklanan veriler aylık enflasyonun mart ayında gerilediğini gösteriyor. Enflasyonun düşmesi, yapılan ücret artışlarının erimesini önleyerek kalıcı refah artışını sağlayacaktır. Bunun olumlu yansımalarını toplumun her kesimiyle birlikte emniyet birimlerimizde görev yapan siz kardeşlerimiz de bizzat hissedeceksiniz. Aynı şekilde düzensiz göç ve suç örgütleriyle mücadelede de etkin, kararlı ve kapsamlı adımlar atmayı sürdüreceğiz” açıklamasını yaptı.

“Gençlerimizi hedef alan zehir tacirlerinin tepesine binmekten de geri durmayacağız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“Dağdaki eşkıyaya nasıl müsaade etmiyorsak, kendini devletten, hukuktan üstün gören şehir eşkıyalarına da nefes aldırmayacağız. Bilhassa istikbalimizin güvencesi olan gençlerimizi hedef alan zehir tacirlerinin tepesine binmekten de geri durmayacağız. Vatandaşlarımız önümüzdeki dönemde suçla ve suçluyla mücadeleden terörle mücadeleye, düzensiz göç sorunundan asayiş meselesine kadar emniyet hizmetlerinin tamamında daha etkin bir devlet görecektir. İnşallah bunu sizlerle el ele gönül gönüle vererek yapacağız. Bugüne kadar nasıl dayanışma içinde hareket ettiysek bundan sonra da birlikte yol yürümeye devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu bahtımızı açık etsin, sizleri her türlü beladan, kazadan, saldırıdan muhafaza eylesin. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken Türkiye’ye yaptığınız ve yapacağınız hizmetlerden dolayı her birinize şahsım milletim adına teşekkür ediyorum. Kahraman şehitlerimizi tekrar rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyor, Allah yar ve yardımcınız olsun diyorum. Şimdiden Kadir Gecenizi ve bayramınızı tebrik ediyorum. Sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla” ifadelerini kullandı. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-terore-karsi-net-mesaj/feed/ 0
Azerbaycanlı Yazar ve Doktor Türkiye’yi Seviyor https://www.haber60.com.tr/azerbaycanli-yazar-ve-doktor-turkiyeyi-seviyor/ https://www.haber60.com.tr/azerbaycanli-yazar-ve-doktor-turkiyeyi-seviyor/#respond Wed, 03 Apr 2024 21:52:24 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25959 Azerbaycanlı yazar ve doktor Sabrin İsmetli, Türkiye’ye olan sevgisini, “Türkiye’yi çok seviyorum. Türkiye’deyken kendimi hiç yabancı hissetmiyorum. O yüzden burada bir şeyler yapmak benim için aslında Azerbaycan’da bir şeyler yapmakla eş değer ve aynı mutluluğu, gururu duyuyorum.” sözleriyle aktardı.

Almanya’da doktorluk yapan İsmetli, edebiyat ve seyahat tutkusunu, yazarlık serüvenini ve Türkçe yayımlanan “Yeniden Doğuş” adlı ilk kitabını AA muhabirine anlattı.

Edebiyatı çok sevdiğini ve çok fazla kitap okuduğunu dile getiren İsmetli, “Çok iyi bir yazar olduğumu iddia edemem ama iyi bir okuyucu olduğumu düşünüyorum.14, 15 yaşındayken evimizin hemen karşı tarafında bir kütüphane vardı ve bir gün öğretmenimiz, ‘Herkes bir kütüphaneye gitsin ve seçtiği bir kitabı okusun. Onu özet geçsin’ dedi. Ben o güne kadar kütüphaneye hiç gitmemiştim. Okuldan sonra o kütüphaneye gittim ve birçok kitabı bir arada gördüm. O an çok farklı duygular içimi kapladı. Her kitapta birçok bilgi vardı. Hepsine birdenbire sahip olma iç güdüsü büründü bende. Böyle okumaya başladım ve okudukça kitaplardaki dünyanın beni daha çok cezbettiğini fark ettim.” dedi.

“İnsan kitaplardan medet umuyor”

Yazmaya üniversite yıllarında karar verdiğini aktaran İsmetli, “Tıp fakültesinde okumam da aslında edebiyatla felsefeyle bu kadar haşır neşir olmama sebep oldu bence. 18, 19 yaşımızda artık hastanelere gidip geliyorduk ve insanın en genç yaşlarında, hayatın rengarenk göründüğü bir dönemde her gün ölüm gerçeğiyle yüzleşiyorduk. Yardıma muhtaç insanlar görüyorduk ve ister istemez insan hayatın anlamını sorguluyor. Bu noktaya geldiği zaman insan kitaplardan medet umuyor.” diye konuştu.

Sabrin İsmetli, Almanya’da çok farklı kültürlerden insanlarla tanıştığını ve çok mutlu olduğunu belirterek, bunun da kaleme aldığı yazılara yansıdığını vurguladı.

Yazmaya başladıktan sonra kitap okuma farkındalığının da arttığına kaydeden İsmetli, en büyük hayalinin Türkiye’de bir kitap çıkarmak olduğunu söyledi.

Genç yazar, “Yeniden Doğuş” adlı ilk kitabını bu nedenle Türkçe kaleme aldığını belirterek, “Türkiye’de daha çok insana ulaşabileceğimi düşünüyorum ve kitabımın başka dillere de çevrilmesini istiyorum.” ifadelerini kullandı.

“Bence yazmanın en güzel tarafı insanlara umut aşılamak”

Azerbaycan’da Türk kültürünün oldukça yaygın olduğundan ve bu sayede Türkçeyi rahatlıkla öğrendiğinden bahseden İsmetli, romanına dair şunları kaydetti:

“Türk ve Azeri kültürü aslında kitabın çıkış noktası. Ama kitabı Azerbaycan, Türkiye kültürü diye sınırlandırmak istemiyorum. Bence dünya insanına hitap ediyor. Daha çok felsefi yönden hayatın sorgulamasını, bir insanın toplum içindeki varoluş mücadelesini anlatıyor. Varoluşçuluk felsefesi de ilk okuduğum andan beri beni çok heyecanlandırmıştı ve çok büyük bir ilham kaynağı oldu. Her insan, olmayı seçtiği kişidir ve seçimlerinin sonucudur. Aslında bu fikir omuzlara çok büyük bir sorumluluk yüklüyor ama aynı zamanda çok büyük bir özgürlük duygusu aşılıyor.”

İsmetli, kitaba dair çok güzel yorumlar aldığını aktararak, “Bence yazmanın en güzel tarafı insanlara umut aşılamak ve hayata farklı farklı pencerelerden bakılmasını sağlamak. İkinci kitabım da bitti, editörlük aşamasında.” dedi.

Rus edebiyatını çok sevdiğini ve Fyodor Dostoyevski üzerine bir belgesel hazırlığında olduğunu dile getiren İsmetli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu hayalimin gerçekleşmesini de çok istiyorum. Dostoyevski, aslında anlaşılması çok zor bir yazar ve her kitabında onun farklı farklı yüzleriyle karşılaşıyoruz. Zaten hayatı çok ağır koşullarda yaşamış. Bu yüzden kendi anladığım şekilde Dostoyevski’yi anlatmak istiyorum. Özellikle onun romanlarından, yazdığı karakterlerden yola çıkarak yeniden Dostoyevski’yi tanımlamak istiyorum.”

Sabrin İsmetli, film, dizi ve senaryo yazdığını da aktararak, “Türkiye’yi çok seviyorum. Türkiye’deyken kendimi hiç yabancı hissetmiyorum. O yüzden burada bir şeyler yapmak benim için aslında Azerbaycan’da bir şeyler yapmakla eş değer ve aynı mutluluğu, gururu duyuyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Yazarın “Yeniden Doğuş” kitabı Alfa Yayınları’ndan okurlarla buluştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/azerbaycanli-yazar-ve-doktor-turkiyeyi-seviyor/feed/ 0
MSB’nin Mayın Temizleme Çalışmaları: 45 Milyon Metrekare Alan Temizlendi, 226 Bin Mayın İmha Edildi https://www.haber60.com.tr/msbnin-mayin-temizleme-calismalari-45-milyon-metrekare-alan-temizlendi-226-bin-mayin-imha-edildi/ https://www.haber60.com.tr/msbnin-mayin-temizleme-calismalari-45-milyon-metrekare-alan-temizlendi-226-bin-mayin-imha-edildi/#respond Wed, 03 Apr 2024 21:33:52 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25952 Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Milli Mayın Faaliyet Merkezi (MAFAM) koordinatörlüğündeki insani maksatlı mayın temizleme çalışmaları kapsamında, 2015’ten bu yana yaklaşık 45 milyon metrekare alan temizlenerek 226 bin mayın imha edildi.

AA muhabirinin bakanlık kaynaklarından edindiği bilgiye göre, dünya genelinde, anti personel mayınlarının kullanımının, depolanmasının, üretiminin ve devredilmesinin yasaklanması ve bunların imhası ile ilgili 164 ülkenin imzaladığı Ottava Sözleşmesi’ne taraf olan Türkiye, 2015’te MAFAM’ın kurulmasına ilişkin kanunu kabul ederek bu konudaki kararlılığını ortaya koydu.

Bu kararlılık doğrultusunda Türkiye, Birleşmiş Milletlerin “Mayınsız Dünya” hedefine paralel olarak toprağa gömülü mayınların tamamını temizleme ve patlamamış mayından arındırma faaliyetlerini hızlandırdı.

Türkiye’de anti personel mayınlar, 1956 yılından itibaren Suriye sınırında kaçakçılığın önlenmesi amacıyla kullanılmaya başlanmış, 1993-1997 yılları arasında gerçekleşen terör eylemleri sonrasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde askeri alanların ve sınır güvenliğinin sağlanması maksadıyla döşenmişti.

Terör tehdidi ve sınır güvenliği nedeniyle döşenmiş mayınların temizlik faaliyetleri sayesinde, tarım ve hayvancılık ile uğraşan bölge halkının can ve mal güvenliği korunarak ekonomik kalkınmanın artırılmasına da katkı verildi.

Ayrıca gerçekleştirilen mayın temizliği faaliyetleriyle tarihi zenginliklerin de bulunduğu mayınlı bölgelerdeki alanların kültürel mirasa dahil olması sağlandı.

226 bin mayın imha edildi

Öte yandan MAFAM, Türkiye’deki mayın riski yüksek olan bölgelerde ve mayınlı arazilere yakın çevrelerde yaşayan vatandaşların yaralanmasına veya hayatını kaybetmesine neden olan anti personel kara mayınlarının risklerine karşı farkındalığı artırmak maksadıyla 2015’ten bu yana çalışmalarını sürdürüyor.

MAFAM Dairesi Başkanlığı koordinatörlüğünde insani maksatlı mayın temizleme çalışmaları kapsamında 2015 yılından günümüze kadar yaklaşık 45 milyon metrekare alanda temizlik yapılarak 226 bin mayın imha edildi.

TSK bünyesinde 32 ÖMAT timi bulunuyor

Ottava Sözleşmesi’nin imzalanmasının ardından insani maksatlı mayın temizleme faaliyetlerini yürütmek üzere Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Özel Mayın Arama Temizleme (ÖMAT) Birlikleri kurularak ihtiyaç duyulan alanlarda görevlendirme yapıldı.

Hali hazırda Iğdır, Tunceli, Şırnak, Şanlıurfa, Kilis ve Hatay’da Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bünyesinde bulunan ÖMAT ve JÖMAT birlikleri vasıtasıyla insani maksatlı mayın temizliği faaliyetleri yürütülüyor.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde 8 ÖMAT Bölük Komutanlığı yer alıyor. Toplamda ise her biri münferit görevler yapabilen 32 ÖMAT timi bulunuyor.

ÖMAT timleri kendilerine verilen görevleri, kadrolarında yer alan tahrip seti, mayın dedektörleri, mayından koruyucu elbise ve bot, ip-kanca setleri, mayın tarlası işaretleme setleri ve koordinat tespit cihazları ile yerine getiriyor.

Söz konusu teçhizata ek olarak, ÖMAT timleri temizlenen mayınlı sahaların kontrol edilebilmesi maksadıyla, yerli ve milli imkanlar ile üretilmiş ileri mayın temizleme teknolojileri ve imkanları arasında yer alan mekanik mayın temizleme teçhizatları ve mayın arama köpeklerinden de istifade ediyor.

Dost ve müttefik ülkelerle askeri işbirliği antlaşmaları kapsamında insani maksatlı mayın temizliği kapsamında ilk kez 11 Aralık 2020’de Azerbaycan’a görevlendirilen ÖMAT bölükleri Ağdam, Cebrail, Hadrut ve Laçin bölgelerinde Azerbaycan birliklerine eğitim desteği verdi ve vermeye devam ediyor.

Karadeniz’e sürüklenen mayınların tespiti ve imhası

Öte yandan, Rusya-Ukrayna savaşı kapsamında dökülen ve demirleme donanımlarından kurtularak sürüklenen mayınlar Karadeniz’deki deniz trafiği için tehdit oluşturuyor.

Türk Deniz Kuvvetleri bünyesindeki Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı tarafından günlük verilere dayalı yapılan analizlere göre, sürüklenen mayınların takip edeceği rotalar belirleniyor ve 7/24 esasına dayalı olarak mayın gözetlemesi yapılıyor.

Tespit gerçekleştikten sonra mayının imha faaliyetlerine ise deniz karakol uçakları, helikopterler, insansız hava araçları, mayın avlama gemileri ve karakol gemileri ile iştirak ediliyor. Türk Deniz Kuvvetleri tarafından, bugüne kadar Karadeniz’e sürüklenen 5 mayın tespit edilerek imha edildi.

Bölgesel sahiplik ilkesi kapsamında, sürüklenen mayın tehdidine karşı gerçekleştirilen tüm faaliyetler, müttefik ülkeler Bulgaristan ve Romanya ile yakın koordinasyon içerisinde yürütülüyor.

İstanbul Boğazı’nın güvenliği için 7/24 gözetleme

Deniz Kuvvetleri Mayın Filosu Komutanlığı bünyesinde bulunan Aydın ve Engin sınıfı mayın avlama gemileri tarafından, sürüklenen mayın tehdidinin baş göstermesi üzerine 2022 yılı mart ayından itibaren bölgede en az iki gemi bulunacak şekilde İstanbul Boğazı yaklaşma sularındaki deniz ulaştırma yollarının emniyetinin sağlanması maksadıyla mayın gözcülüğü yapılıyor.

Mayın gözetleme faaliyetleri, savaş gemileri, deniz karakol uçakları, insansız hava araçları, helikopterler ve “Karadeniz Gözetleme Koordinasyon Merkezi” ile koordineli olarak icra ediliyor.

Karadeniz’de görev yapan mayın avlama gemileri, gelişmiş seyir, komuta kontrol, sonar ve makine sistemleri ile tespiti halinde sürüklenen mayınları süratle ve emniyetle imha kabiliyeti bulunan mayın avlama dalgıçlarına sahip.

Ayrıca, 11 Ocak 2024’te, Karadeniz’deki mayın tehlikesine karşı Türkiye öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan ile başlatılan “Üçlü Girişim” kapsamında “Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu Mutabakatı (MCM Black Sea)” imzalandı.

Yakın dönemde aktive edilmesi planlanan görev grubu, ilk 6 aylık dönemde Türkiye tarafından komuta edilecek ve asgari bir mayın avlama gemisi ile destek verilecek. Görev gurubu komutası ilerleyen süreçte değişmeli olarak devam ettirilecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/msbnin-mayin-temizleme-calismalari-45-milyon-metrekare-alan-temizlendi-226-bin-mayin-imha-edildi/feed/ 0
Acun Ilıcalı’dan genel kurula damga vuran isyan: Bu kaosun sebebi Türk hakemler https://www.haber60.com.tr/acun-ilicalidan-genel-kurula-damga-vuran-isyan-bu-kaosun-sebebi-turk-hakemler/ https://www.haber60.com.tr/acun-ilicalidan-genel-kurula-damga-vuran-isyan-bu-kaosun-sebebi-turk-hakemler/#respond Wed, 03 Apr 2024 02:27:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25889 Ünlü televizyoncu Acun Ilıcalı, Fenerbahçe Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda çok konuşulacak açıklamalarda bulundu.

“TÜRK HAKEMLERİNE GÜVENMİYORUM”

Türkiye Ligi’nin kaderini bir hakemi ruh hali mi belirleyecek? Adam belki tatil hayali kuruyor! Ne düşünüyor bilmiyoruz. Eğer bu iki adam hakem arkadaş, eğer deseler, “Kararımızın arkasındayız” deseler sıkıntı yok. Ama ekrandan gördüğü pozisyona bir hafta sonra penaltı değil diyorsa, burada art niyet, burada bir şeyler var, bir şey dönüyor derdim. Bu dakikadan itibaren Türk hakemlerine güvenmiyorum. Asla da güvenmeyeceğim.”

Ilıcalı’nın konuşmasında satır başları;

Hepimiz için tarihi bir gün yaşıyoruz. Burada, bu kalabalığı toplayabilmek, böyle bir kalabalığın burada olması gurur verici bir tablo. Fenerbahçeli olduğum için bir kez daha gurur duyuyorum. Herkesin eline, ayağına sağlık. İyi ki varsınız. Ülkemizde biliyorsunuz, ciddi bir futbol kaosu yaşanıyor. Yurtdışında insanların futboldan eğlendiğini, ülkemizde acı çektiğini görüyoruz. Biz neden acı çekiyoruz? Şu anda yaşadığımız ortamın nedeni ne? Ben uzun süre düşündükten sonra, ortamı da izledikten sonra, tek bir kelime söyleyeceğim, o kelime bu kaosun sebebi, adalet. Nasıl bir ülkede hakimler adaleti sağlıyorsa, spor dünyasında da hakemler adaleti sağlar. Aylardır söylediğim yabancı hakem, son bir ayda tescillendi. Adaletin olmadığı, hakemlerin de bu görevi yapabilecek durumda olmadıklarını bizlere gösterdiler.

“TRABZONSPOR MAÇINDA TAKIMIMIZA SALDIRDILAR”

Trabzonspor maçında, o gün provokotörler, sahaya atlayıp takımımıza vahşi saldırıyı yaptılar. Ama bunun öncesinde orada bir hakem olsa 60. dakikada maçı tatil edip, hak ettiğimiz güvenliğe ve o ortamda bulunmama hakkımızı bize sağlayabilirdi. Oradaki herkes olay olacağını biliyordu. Sahaya meşale atıldığı anda, hakem meşaleye dönüyor ve faulü görmüyor. Dumanlar çıkıyor ve faulü görmüyor, o sırada faul var hesapta, faulü uyduruyor. Sonra gol yiyoruz. Bir hakem futbolcuların can güvenliğini bu kadar tehlikeye atabilir mi? Bir hakem, bir şekilde acaba koca bir takımı linç ettirme tehlikesi yaşatır mı?. Son çıkan bir belge var. Hakem hocası ile hakemler konuşuyorlar. Galatasaray – Antalyaspor maçında hakem hataları var. Bu olabilir, her maçta olabilir. Ama hakem hocasının izlenimlerine baktığınız zaman, hakeme soruyor, “Sahada ne gördün de vermedin diyor? VAR’da ne gördün de penaltıyı verdin diyor?” Hakem de cevap veriyor, “Ben bir şey görmedim” diyor. Adam görmemiş, hemen VAR’daki hakeme, “Sen ne gördün?” diye soruyor. Hakemin cevabı, “Hangi ruh halindeydim bilmiyorum” diyor. Yani Türk futbolunun, Türk hakemliğinin geldiği noktayı anlatıyorum.

“TÜRK HAKEMLERİNE ASLA GÜVENMİYORUM”

Ben size soruyorum, ruh halimi hatırlamıyorum derken ne demek istiyor? Hangi ruh halindeydi bu adam? Koskoca Galatasaray veya Fenerbahçe’nin bir maçtaki kaderi bir hakemin ruh haline mi bağlı olacak? Türkiye Ligi’nin kaderini bir hakemi ruh hali mi belirleyecek? Adam belki tatil hayali kuruyor! Ne düşünüyor bilmiyoruz. Eğer bu iki adam hakem arkadaş, eğer deseler, “Kararımızın arkasındayız” deseler sıkıntı yok. Ama ekrandan gördüğü pozisyona bir hafta sonra penaltı değil diyorsa, burada art niyet, burada bir şeyler var, bir şey dönüyor derdim. Bu dakikadan itibaren Türk hakemlerine güvenmiyorum. Asla da güvenmeyeceğim.

“HAKKIMIZIN YENİLMESİNİ KABUL ETMİYORUM”

Ben yabancı hakem uygulamasının acil bir şekilde başlamasını sonuna kadar desteklememiz gerektiğini düşünüyorum. Adil ortam, adalet istiyorum. Hakkımızın yenilmesini kabul etmiyorum. Milyonlarca insanı, bir hakemin ruh hali mutsuz edemez. Bir belki bugün 30 bin kişiyiz ama 30 milyonu temsil ediyoruz. Bu kadar insanı, bir hakem saçma kararlarıyla mutsuz edemez. Kabul etmiyorum.

“FUTBOLDA ADALET ŞU ANDA TÜRKİYE’DE YOK”

Adaletin olmadığı yerde kaos olur. Buradan herkese sesleniyorum. Futbolda adalet şu anda Türkiye’de yok. İsyanımız bu yüzden. Bugün burada olmamızın tek nedeni var, adaletin yok olması. Biz bu gücümüzle, futboldaki adaleti getireceğimize inanıyorum.

]]>
https://www.haber60.com.tr/acun-ilicalidan-genel-kurula-damga-vuran-isyan-bu-kaosun-sebebi-turk-hakemler/feed/ 0
Solingen’de Yangında Hayatını Kaybeden Türk Kökenli Bulgaristan Vatandaşları İçin Cenaze Töreni Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/solingende-yanginda-hayatini-kaybeden-turk-kokenli-bulgaristan-vatandaslari-icin-cenaze-toreni-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/solingende-yanginda-hayatini-kaybeden-turk-kokenli-bulgaristan-vatandaslari-icin-cenaze-toreni-duzenlendi/#respond Wed, 03 Apr 2024 00:33:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25826 Almanya’nın Solingen kentinde kundaklama sonucu çıkan yangında hayatını kaybeden Türk kökenli Bulgaristan vatandaşı aynı aileden ikisi bebek 4 kişi için Solingen’de cenaze namazı kılındı.

Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Cenaze Nakli Yardımlaşma Fonu aracılığıyla yarın İstanbul’a gidecek olan cenazeler, daha sonra Bulgaristan’a götürülüp toprağa verilecek.

DİTİB Solingen Merkez Camisi’nde düzenlenen cenaze törenine, Türkiye’nin Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul’un yanı sıra, yangında yaşamını yitirenlerin yakınları ile çevre sakinleri katıldı.

Türk kökenli Bulgaristan vatandaşı aynı aileden ikisi bebek 4 kişinin cenaze törenine katılanlar hüzünlü anlar yaşadı.

“Davayı federal savcılık üstlensin” çağrısı

Öte yandan, Almanya’da yaşayan avukat Adnan Menderes Erdal, kundaklamaya ilişkin soruşturmayı Alman Federal Başsavcılığının üstlenmesi gerektiği çağrısında bulundu.

Erdal, gazetecilere yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

“Yakılan evde oturanların tamamı yabancı. Alman, Bulgar ve Türkiye Cumhuriyeti resmi makamlarının, milletvekillerinin yangın sürecine ilişkin girişimleri var. Uluslararası ve toplumun tüm kesimlerinde bir ilgi söz konusu. Bu nedenle yangın yerel olma niteliğini yitirdiği gibi tüm Almanya ve Alman devleti için artık bir anlam arz ediyor. Benim diğer davalardan edindiğim tecrübelere göre, Solingen’de Bulgaristanlı 4 soydaşımızın yaşamını yitirdiği kundaklamanın soruşturmasını Karlsruhe Alman Federal Başsavcılığının üstlenmesi gerekiyor.”

Solingen ve çevresindeki, benzin istasyonlarının kamera kayıtlarının değerlendirilmesi gerektiğini anlatan Erdal, “Bu aşamada aileler avukatlara yetki vererek, avukatlar aracılığıyla soruşturma sürecine müdahil olabilir. Müdahil avukatların derhal şahitler ile konuşmaları gerekiyor. Ailelere tavsiyem, olay gecesi çevredeki gözlemlerini polise anlatmaları.” diye konuştu.

Avukat Erdal, yetkili Wuppertal Savcısı’nın ilk gün kundaklamada ırkçı neden olmadığını açıkladığına işaret ederek, “Ancak bir gün sonra ise ‘soruşturmayı tüm yönleri ile sürdürüyoruz’ şeklinde düzeltme yaptı. Savcı böylesi bir değerlendirmeyi tahkikat süreci bitmeden yapmamalıydı. Bu bir usul hatası.” değerlendirmesinde bulundu.

Olay

Almanya’nın Solingen kentinin Höhscheid semtindeki 4 katlı binada çıkan yangında aynı aileden ikisi bebek olmak üzere Türk asıllı Bulgaristan vatandaşı 4 kişi hayatını kaybetmiş, ikisi ağır 9 kişi de yaralanmıştı.

Wuppertal Savcılığınca yapılan açıklamada, incelemenin ardından hazırlanan ön raporda, yangının kundaklama sonucu çıktığı belirtilmişti.

Bilirkişi raporuna göre, 24 Mart’ı 25 Mart’a bağlayan gece meydana gelen yangının, eski binanın merdiven boşluğunda başladığı ve “baca etkisi”yle 5 dakika içinde çatıya sıçradığı ifade edilmişti.

Ahşap merdiven boşluğunda bazı kalıntıların bulunduğu, bu kanıtlara göre yangının kasten kundaklama sonucu çıkarıldığı sonucuna varıldığı kaydedilmişti.

Wuppertal Savcısı Heribert Kaune-Gebhardt, yaptığı açıklamada, ellerinde olayla ilgili “yabancı düşmanlığı saiki olduğunu gösteren” bir kanıt bulunmadığını belirtmişti.

Solingen faciası

Almanya’nın Solingen kentinde 29 Mayıs 1993’te Genç ailesinin Untere Werner Caddesi’ndeki evleri kundaklanmış, saldırıda Gürsün İnce (28), Hatice Genç (19), Gülüstan Öztürk (12), Hülya (9) ve Saime Genç (5) hayatını kaybetmişti.

Yakalanan failler Markus Gartmann, Felix Köhnen, Christian Reher ve Christian Buchholz, hapis cezalarını çektikten sonra tahliye edilmişti.

Kimlikleri gizli tutulan saldırganlar, yaşamlarını Almanya’da sürdürüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/solingende-yanginda-hayatini-kaybeden-turk-kokenli-bulgaristan-vatandaslari-icin-cenaze-toreni-duzenlendi/feed/ 0
Beşiktaş Başkanı Hasan Arat: Yönetimler, denetlenebilir hale geldiğinde Türk futbolu kurtulabilir https://www.haber60.com.tr/besiktas-baskani-hasan-arat-yonetimler-denetlenebilir-hale-geldiginde-turk-futbolu-kurtulabilir/ https://www.haber60.com.tr/besiktas-baskani-hasan-arat-yonetimler-denetlenebilir-hale-geldiginde-turk-futbolu-kurtulabilir/#respond Tue, 02 Apr 2024 01:09:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25723 Beşiktaş Başkanı Hasan Arat, medya mensupları ile buluştuğu iftar yemeği programında yaptığı açıklamada, “Yönetimler, denetlenebilir hale geldiğinde Türk futbolu kurtulabilir” dedi. Başkan Arat, A Milli Takım’a çağırılan fakat sonrasında Ümit Milli Takım’a gönderilen genç oyuncu Semih Kılıçsoy hakkında ise, “Semih meselesi Beşiktaş’ın kırmızı çizgisidir” dedi.

Beşiktaş Asbaşkanı Mete Vardar’ın organize ettiği, Beşiktaş Başkanı Hasan Arat, yönetim kurulu üyeleri ve medya mensuplarının katıldığı iftar programı düzenlendi. Toplantıda Başkan Hasan Arat, iftar yemeğinin yenmesinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Türk futbolunun sıkıntılı bir süreçten geçtiğini belirten Arat, “Türkiye Futbol Federasyonunun her zaman çok adaylı bir seçime gitmesi gerektiği görüşündeyiz. Kurulların da seçimle gelmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kurullar seçimle geldiği takdirde daha farklı davranacaklardır. Kurullar bağımsız olmadığı müddetçe Türk sporu bu sıkıntıları yaşamaya devam eder. Kavgacı bir tutum içinde değiliz. Yol gösteriyoruz. Görev geldiğimizden bu yana 4 ay boyunca Türk spor tarihindeki en enteresan olayları yaşadık. Hakem tokatlandı, takım sahadan çekildi, taraftarlar sahaya indi, VAR kayıtları dramatik bir şekilde açıklandı. Bunlara tepkisiz kalamazsınız. Beşiktaş, kendi asil duruşu çerçevesinde hakkını aramaya ve doğruları söylemeye devam edecek. Kapalı kapılar ardında konuşmayacağız. Türk futbolunda inanılmaz olaylar yaşanıyor. Çok dikkat etmek lazım. Kulüp yöneticilerinin sadece bir galibiyet uğruna birbirlerini kırmaktan vazgeçmesi lazım. Sahada adaleti gösteremiyorsanız ve bunun bariz sonuçları kamerayla sızan VAR görüntüleriyle ve tartışmalarıyla ortaya çıkıyorsa çok vahim bir durum vardır” diye konuştu.

“TFF tüzüğünün ve spor yasasının gözden geçirilmesi lazım”

Türkiye’de futbolu yöneten kurumların denetlenebilir ve hesap verebilir noktaya gelmesi gerektiğinin altını çizen Hasan Arat, “Beşiktaş, hakemlerin emekli olduktan sonra özür dileyecekleri bir kulüp değildir. Teknolojiyi bile kendi yöntemlerimizle halletmeye çalıştık. Bu dramatik şeyleri düzeltmeleri lazım. Türkiye’nin son 2 ayda dünyadaki görüntüsü endişe vericidir. Bu görüntüler Türkiye’yi rencide etmektedir. Bu işi yönetenler sorumlu davranmalıdır. Yönetimler, denetlenebilir ve hesap verebilir noktaya geldiğinde Türk futbolu kurtulabilir. Bu yıl, son 20 senede yaşananların toplamında daha fazla olay yaşadık. Çok dramatik. Bu sezon kim şampiyon olursa olsun sıkıntılı olacak. TFF tüzüğünün ve spor yasasının gözden geçirilmesi lazım” şeklinde konuştu.

“Türk evladı olarak herkesin Semih’e sahip çıkması lazım”

Başkan Arat, Beşiktaş’ın 18 yaşındaki futbolcusu Semih Kılıçsoy’un A Milli Takım’a davet edilmesine rağmen Ümit Milli Takım’a gönderilmesini eleştirerek, “Semih meselesi Beşiktaş’ın kırmızı çizgisidir. Türk evladı olarak herkesin ona sahip çıkması lazım. Sürekli böyle oyuncu çıkaran bir ülke değiliz. Israrımız sadece oyuncu takıma girsin şeklinde değil. Yetişen bir Türk evladının haklarının korunmasıdır. 17 yaşında İspanya ve Brezilya’da çocuklar gol atıyor, maç sonuçlarını değiştiriyor. Baştan 2 maçta Ümit Milli Takım’da oynayacaksın dersen problem yok. Feyyaz Uçar ‘Bu çocuk 10 yaşından beri gol atıyor’ dedi. Hakkımızı aramak, bağırmak demek değildir. Gelir gelmez Semih’in 2028’e kadar kontratını uzattık. Altyapıdaki Beşiktaş değerini daha fazla hissetmeye başlayacaksınız. Semih’i Türkiye olarak korumak zorundayız” ifadelerini kullandı.

“Hedefimizi lig üçüncülüğü ve kupa üzerine kurduk”

Göreve geldikten sonraki ilk 2 ayın çok zor geçtiğini kaydeden Hasan Arat, “İlk 2-3 ayımız çok sıkıntılı geçti. Çok üzüldük. Bunu kamuoyuyla çok paylaşamadık. Çok şükür, etkili bir yönetim kurulumuz var. Çalışmaları beni bile mahcup ediyor. Öğrenmeye de başladık. Eksiklerimizi biliyoruz ve tamamlamaya çalışıyoruz. Bundan sonra en kritik safha kupaya ulaşmak ve doğru transferi yapmak. Gelecek sezon UEFA’da büyük bir değişim olacak. Transfer komitemiz kuruldu. Samet Aybaba ile çalışıyorlar. İyi bir şeyler yapacağız. Moralimiz daha iyi. Hedefimizi yakalamalıyız. Çok zor bir 2 ay geçirdik. Çok iyi olmak zorundayız. Hedefimizi lig üçüncülüğü ve kupa üzerine kurduk. Bu hedeflere ulaşmak önceliğimiz” dedi.

“Kulüpler Birliği’nin tüzük olarak hiçbir yaptırım gücü yok”

Beşiktaş Başkanı Hasan Arat, Kulüpler Birliği Vakfı’nın şu an hiçbir yaptırım gücü olmadığını söyleyerek, “Kulüpler Birliği Vakfı, 2000 yılında Anadolu kulüpleri öncülüğünde kuruldu. Tüzük olarak hiçbir yaptırım gücü yok. Kendisini tüzük olarak tamamen yenilemesi gerek. Türk futbolunda böyle yön değişimine neden olamaz. Hukuki anlamda Kulüpler Birliği Vakfının etkin olması gerekir. Mutlak bir tüzük değişikliğine ihtiyaç vardır. Belki anonim şirket olmaya doğru gitmelidir. Türkiye bu açıdan komple bir kabuk değişimine gitmelidir. Başka çaresi yok” diye konuştu.

Türk futbolunun son 2 aydaki görüntüsünün endişe verici olduğunu dile getiren Hasan Arat, “Beşiktaş, hakemlerin emekli olduktan sonra özür dileyecekleri bir kulüp değildir. Teknolojiyi bile kendi yöntemlerimizle halletmeye çalıştık. Bu dramatik şeyleri düzeltmeleri lazım. Türkiye’nin son 2 ayda dünyadaki görüntüsü endişe vericidir. Bu görüntüler Türkiye’yi rencide etmektedir. Bu işi yönetenler sorumlu davranmalıdır” açıklamalarında bulundu.

“Beşiktaş’ın ilkelerinden taviz vermeyeceğiz”

Türkiye’de VAR kayıtlarının sızmasıyla birlikte yeni bir dönemin başladığının altını çizen Başkan Arat, “VAR yönetimi ile ilgili saklanacak bir şey yok. Türkiye, bu değişimi yapmak zorunda. Eğer yapmazsa finansal ve sosyolojik olarak devam edemez. Medyanın da şeffaf olması lazım. Beşiktaş’ın hakları yıllardır yenmiştir. Cevabımızı çok iyi vermeliyiz. Hala teknolojiye inanıyorum. Hakemlerin VAR’a gittiği anda ekranda görüneceği inancındayım. Yayıncı kuruluşun da anında o görüntüleri vermesi lazım. Hakkımız olmayan hiçbir şeyi istemeyeceğiz. Beşiktaş halkın takımıdır. İlkelerimizden taviz vermeyeceğiz. Beşiktaş’ı üzmemeleri için mücadelemizi sonuna kadar vereceğiz. İyi işler yapacağımıza inanıyorum. Sportif olarak başarıyı sağlamak zorundayız çünkü tüm bilançonun sonu sportif başarıya dayanıyor. İnşallah mahcup olmayız” diyerek sözlerini tamamladı.

Toplantıda konuşan Beşiktaş İkinci Başkanı Hüseyin Yücel ise gelecek sezon kadro yapılanması için çalışmalarının devam ettiğini vurgulayarak, “Stoper ve sağ bek için önemli haberlerimizi duyacaksınız. Bitmek üzere olan iki transfer var” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/besiktas-baskani-hasan-arat-yonetimler-denetlenebilir-hale-geldiginde-turk-futbolu-kurtulabilir/feed/ 0
TİKA, ramazan boyunca birçok ülkede yardımlarını sürdürüyor https://www.haber60.com.tr/tika-ramazan-boyunca-bircok-ulkede-yardimlarini-surduruyor/ https://www.haber60.com.tr/tika-ramazan-boyunca-bircok-ulkede-yardimlarini-surduruyor/#respond Tue, 02 Apr 2024 00:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25695 Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), ramazan boyunca Sırbistan’dan Tanzanya’ya, Kazakistan’dan Pakistan’a birçok ülkede ihtiyaç sahiplerine yardımlarını sürdürüyor.

TİKA’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, ramazan boyunca TİKA’nın birçok ülkedeki yardımları devam ediyor.

Arnavutluk’ta ramazan boyunca dar gelirli ailelere destek olan TİKA, ALSAR Vakfıyla Tiran, Elbasan, Kavaje, Kruja, Lushnje, Perrenjas, Peshkopi ve Kukes şehirlerinde, sıcak iftar yemeği ikram ediyor.

ALSAR Vakfına ait kız öğrenci yurdunun yemekhanesinde hazırlanan yemekler, her gün 170 kişiye olmak üzere ramazan süresince toplam 5 bin 100 kişiye ulaştırılacak.

Ramazanın başlamasıyla hayata geçirilen bu proje, yaşam şartlarının zorlaştığı ve gıdaya erişimin sıkıntılı olduğu Arnavutluk’ta, maddi sıkıntı içindeki ailelerin yaşam koşullarına katkı sağlamayı amaçlıyor.

Pakistan’da iftar programı

TİKA, Pakistan’ın en kalabalık şehri Karaçi’de de 20’ye yakın sivil toplum kuruluşunun katılımıyla 150 yetim ve engelli çocukla iftar programı düzenledi.

Sindh Eyalet Valisi Kamran Tessori, Sindh Eyalet Başbakanı Murad Ali Şah, Türkiye’nin Karaçi Başkonsolosu Cemal Sangu, TİKA Karaçi Koordinatörü Halil İbrahim Başaran ile kamu kurumu ve STK temsilcilerinin katıldığı programda, yetim ve engelli çocuklara bayramlık hediyeler dağıtıldı.

Tessori, yetim ve özel çocuklarla ilgilenmenin önemine işaret ederek, bu konuda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına ve Pakistan’ın özel çocuklarını iftar programında bir araya getiren Türkiye’ye teşekkürlerini iletti.

Murad Ali Şah ise Türkiye’nin Karaçi Başkonsolosluğu ve TİKA tarafından düzenlenen iftar programına katılmış olmaktan dolayı büyük bir onur duyduğunu ifade etti.

Türkiye’nin Karaçi Başkonsolosu Sangu da “Bu kutsal ay, bizi en yüksek ahlaki standartlara göre yaşamaya, doğru konuşmaya, adil davranmaya ve ihtiyacı olanlara şefkat, sevgi, hoşgörü ve yardım eli uzatmaya davet eder. Bugün burada bu amaçla bir arada bulunuyoruz.” diye konuştu.

Sangu, Başkonsolosluk yerleşkesinde Karaçi’nin en güzel çocuklarıyla düzenlenen iftar programına ev sahipliği yapmaktan büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

TİKA Karaçi Koordinatörü Başaran, STK’lerin toplumsal kalkınmada önemli bir yere sahip olduğunu, STK’ler olmadan kalkınmanın eksik kalacağını vurgulayarak, yetim ve özel çocuklar konusunda gösterdiği gayretlerinden dolayı teşekkür etti.

Bangladeş ve Sırbistan’da gıda kolisi yardımı

TİKA, Bangladeş’te düzenlenen ramazan programları kapsamında da ülkenin dört bir yanındaki ihtiyaç sahibi ailelere temel ihtiyaç malzemelerinden oluşan 2 bin 500 gıda kolisi dağıttı.

Programda, dar gelirli aileler, yetimhanelerdeki öğrenciler, engelliler ve Arakanlı Müslümanlara yönelik yardımların ikinci ve son etabı, ülkenin güneyinde yer alan Khulna, Noakhali ve Bholabölgeleriyle, kuzeydeki Sreemangal bölgesinde yapılan dağıtımlarla tamamlandı.

Yardımların dağıtıldığı törene, bölge milletvekilleri, belediye yetkilileri ve sivil toplum kuruluşları katıldı.

Ramazanda Bangladeş’in Cox’s Bazar şehrindeki sığınmacı kamplarında yaşayan 1000 aileye de sıcak iftar yemeği sunan TİKA, Sırbistan’ın 20 ayrı noktasında 1600 ihtiyaç sahibi aileye gıda kolisi dağıtımı yaptı.

Sırbistan’ın güneyinde yer alan Sancak ve Preşevo bölgeleri başta olmak üzere başkent Belgrad, Orta Sırbistan ve kuzeyde yer alan Voyvodina bölgelerinde gıda paketi dağıtıldı.

Ramazan boyunca Sancak, Preşevo, Voyvodina bölgelerinde ve Belgrad, Novi Sad, Mladenovac, Smederevo, Kostolac, Prokuplje şehirlerinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılan gıda paketlerinin dağıtımına ilk olarak Novi Pazar’dan başlandı.

Sırbistan’ın muhtelif bölgelerinde devam eden gıda paketi dağıtımı, son olarak Belgrad’ın Zemun semtinde Türkiye’nin Belgrad Büyükelçisi Hami Aksoy’un katılımıyla gerçekleştirildi.

Türkiye’nin yardım elinin TİKA’nın destekleriyle ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılmasından ve ramazan bereketini buradaki insanlarla paylaşmaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirten Aksoy, Belgrad’da yapılan gıda paketi dağıtımında Müslüman ailelerle bir araya geldi.

Tanzanya’da yardım faaliyetleri

TİKA, Darüsselam ve Zanzibar’daki 4 ayrı iftar organizasyonunda, farklı yetimhanelerde yaşayan 600 çocuğu iftar sofralarında ağırladı.

İftar programına Türkiye’nin Darüsselam Büyükelçisi Mehmet Güllüoğlu, TİKA Darüsselam Koordinatörü Filiz Şahinci ve çocuklar katıldı.

Güllüoğlu, TİKA’nın ramazan vesilesiyle kurduğu kardeşlik sofrasının anlamlı olduğunu belirterek, ramazanın bereket ikliminde Türkiye’den birçok kamu ve sivil toplum kuruluşunun sağladığı yardım kolileri ve iftarlar ile Tanzanyalılarla bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Şahinci de ramazanın şefkat gösterme, başkalarını önemseme, paylaşma zamanı olduğunu ve TİKA olarak ramazan sevincini ve huzurunu Tanzanyalı yetimlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.

TİKA, Tanzanya’nın Zanzibar Adası’nda da gençlere yönelik eğitim verilen “Atölye Mutfağı” kurdu.

Bir sebeple örgün eğitimden ayrı kalmış gençleri, verdiği eğitimlerle hayata hazırlayan ve onlara meslek edindirmeyi amaçlayan Green Woman Development Center’ın aşçılık meslek sınıfına TİKA tarafından kurulan “Atölye Mutfağı”, düzenlenen törenle hizmete açıldı.

Açılış törenine Türkiye’nin Darüsselam Büyükelçisi Güllüoğlu, Zanzibar İçişleri Bakanı Hamad Yussuf Masauni, Parlamento Sözcüsü Mgeni Hassan Juma ve TİKA yetkilileri katıldı.

Açılış töreninin ardından bölge yetimhanelerinden misafir edilen 300 yetim çocuk yararına, Mesleki Eğitim Merkezi öğrencilerinin katkılarıyla hazırlanan iftar programı düzenlendi.

Parlamento Sözcüsü Juma, konuşmasında, TİKA ve Türkiye’ye teşekkürlerini sunarken; örgün eğitimden yararlanamayan gençlerin maruz kalabileceği tehlikelerin önüne geçilmesine ve kendi hayatlarını kazanmalarına sağlanan katkıdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Lübnan’da iftar programı

TİKA, Türkmen nüfusun yoğun yaşadığı Lübnan’ın Akkar vilayetine bağlı Aydamun kasabasında iftar programı düzenledi.

Aydamun kasabasında düzenlenen iftar programına, Türkiye’nin Beyrut Büyükelçisi Ali Barış Ulusoy, Azerbaycan’ın Beyrut Büyükelçisi Samad Hasanov ve Dünya Türk İş Konseyi Lübnan Temsilcisi Kemal Maksoud’un da aralarında bulunduğu 200 davetli katıldı.

Büyükelçi Ulusoy, programdaki konuşmasında, Gazze ve Lübnan’ın güneyinden gelen haberler nedeniyle ramazanın buruk geçtiğini ifade ederek, Gazze’de hayatını kaybeden Filistinliler ile Lübnan’ın güneyinde can veren Lübnanlılar için Allah’tan rahmet diledi.

Azerbaycan’ın Beyrut Büyükelçisi Hasanov da nazik davetlerinden dolayı TİKA’ya ve Aydamun halkına teşekkür ederek, ramazanın barış ve huzurla geçmesi temennisinde bulundu.

Togo ve Kazakistan’da ihtiyaç sahiplerine yardım

TİKA, Togo’da düzenlediği ramazan programları kapsamında ihtiyaç sahibi ailelere gıda kolisi ulaştırdı, yetim çocuklara bayramlık kıyafet desteğinde bulundu.

Başkent Lome’de düzenlenen dağıtım törenine, Türkiye’nin Lome Büyükelçisi Muteber Kılıç, TİKA yetkilileri, ihtiyaç sahibi aileler ve yetim çocuklar katıldı.

Törende konuşan Lome Büyükelçisi Kılıç, ramazanın paylaşma, kardeşlik ve bereket ayı olduğunu ifade ederek, sağladığı desteklerden dolayı TİKA’ya teşekkür etti.

Togo’da faaliyet gösteren “Association pour l’Education et le Developpement du Togo (A.E.D.T)” isimli dernekle işbirliği yapılarak hayata geçirilen ramazan yardımı programı kapsamında ihtiyaç sahibi 500 aileye gıda kolisi, 500 yetim çocuğa kıyafet paketi dağıtıldı.

TİKA, Kazakistan’ın 5 büyük şehrinde 700 ihtiyaç sahibi aileye de gıda kolisi dağıttı. Başkent Astana, ülkenin en batısında bulunan Aktau, eski başkent Almatı ve Türk Dünyası’nın manevi başkenti Türkistan-Çimkent’te gerçekleştirilen dağıtımlarda, 175 aileye gıda kolileri ulaştırıldı.

Dağıtımlar, Astana’da Astana Valiliği Can Yuva Devlet Kurumu, Aktau’da Türkiye’nin Aktau Başkonsolosluğu, Almatı’da Türkiye’nin Almatı Başkonsolosluğu, Türkistan’da Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Kazak-Türk Üniversitesi, Çimkent’te İhlas Vakfı işbirliğinde gerçekleştirildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tika-ramazan-boyunca-bircok-ulkede-yardimlarini-surduruyor/feed/ 0
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Aziz milletimizin sandık vasıtasıyla verdiği mesaj mühimdir https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-devlet-bahceli-aziz-milletimizin-sandik-vasitasiyla-verdigi-mesaj-muhimdir/ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-devlet-bahceli-aziz-milletimizin-sandik-vasitasiyla-verdigi-mesaj-muhimdir/#respond Mon, 01 Apr 2024 22:48:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25639

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim sonuçlarına ilişkin “Aziz milletimizin sandık vasıtasıyla verdiği mesaj mühimdir. Milliyetçi Hareket Partisi bu demokratik mesajı almış, seçim sonuçlarının çok boyutlu değerlendirmesini yapmak üzere kolları sıvamıştır. Ekonomik şikayetlerin toplumsallaşıp siyasal alana sirayetiyle tepkisellik dozu bir hayli fazla olan sonuçlar ülke genelinde tezahür etmiştir…Fakat Türkiye’yi yöneten iktidar değişmemiştir. Sanki iktidar değişikliği olmuş gibi dedikodu çıkaran, erken seçim yaygarası koparan, bu kapsamda akıl tutulması yaşayan çevrelerin şuursuzca hareket etmesi tek kelimeyle aymazlık ve ahlaki çarpıklıktır” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugün seçim sonuçlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bahçeli’nin açıklaması şöyle:

“AZİZ MİLLETİMİZİN SANDIK VASITASIYLA VERDİĞİ MESAJ MÜHİMDİR. MHP BU DEMOKRATİK MESAJI ALMIŞTIR”

“31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri yurt genelinde bazı münferit hadiseler dışında huzur, güven ve sükünet ortamı içinde tamamlanmış, bu suretle kesin olmayan sonuçlar belli olmuştur. Nitekim milli irade sandıkta tecelli etmiştir. Elbette aziz milletimizin takdir ve tercihi başımızın üstündedir. Sandıktan çıkan demokratik karara saygımız da tamdır. 31 Mart seçimleri, Türk demokrasi hayatının yüksek bir standarda ulaştığını, bu konuda dünyaya örnek teşkil ettiğini adeta belgelemiştir. Aziz milletimizin sandık vasıtasıyla verdiği mesaj mühimdir. Milliyetçi Hareket Partisi bu demokratik mesajı almış, seçim sonuçlarının çok boyutlu değerlendirmesini yapmak üzere kolları sıvamıştır.

TÜRKİYE’Yİ YÖNETEN İKTİDAR DEĞİŞMEMİŞTİR”

Ekonomik şikayetlerin toplumsallaşıp siyasal alana sirayetiyle tepkisellik dozu bir hayli fazla olan sonuçlar ülke genelinde tezahür etmiştir. Bunun yanında seçime katılım oranının da bir önceki seçimle mukayese edildiğinde düştüğü gözlemlenmiştir. 31 Mart seçimlerinde, önümüzdeki beş yılın yerel yöneticileri belirlenmiştir. Bu kapsamda Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nın çok cepheli mücadelesine karşılık DEM takviyeli Cumhuriyet Halk Partisi’nin konjonktürel kimi rahatsızlık ve memnuniyetsizlikten istifade ederek sivrildiği açıktır. Fakat Türkiye’yi yöneten iktidar değişmemiştir. Sanki iktidar değişikliği olmuş gibi dedikodu çıkaran, erken seçim yaygarası koparan, bu kapsamda akıl tutulması yaşayan çevrelerin şuursuzca hareket etmesi tek kelimeyle aymazlık ve ahlaki çarpıklıktır.

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi görevinin başındadır. Her alanda atılım ve reform hamlelerine kararlılıkla devam edecektir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan devletin başıdır ve desteğimiz sonuna kadar arkasındadır. Cumhur İttifakı’nın TBMM’deki sayısal ve siyasal çoğunluğu da herkesin malumudur. Bilinmelidir ki, Cumhur İttifakı istikbalin mimarı, Türk Devri’nin mihmandarı, yeni yüzyılın mihveri ve mihenk taşıdır. Günü kurtarma telaşına kapılanlarla geleceği kurma arayış ve amacında olanları Türk milleti müstesna ölçüde tefrik etmekte, bu çerçevede milli tarihimizin mecmuu seviyesinde bulunan Cumhur İttifakı’nı gönülden sahiplenmektedir. Ancak milletimiz yerel seçimler kanalıyla bilhassa sosyal ve ekonomik sıkıntılarını paylaşmış, önümüzdeki sürecin gündem konusunu tayin etmiştir.

“31 MART SEÇİM SONUÇLARINI KİM NASIL YORUMLARSA YORUMLASIN, MHP MÜESSİR BİR BAŞARI ELDE ETMİŞTİR”

Egemenlik milletindir, yetki milletindir, siyasi istikrarı ekonomik istikrar ve gelişmişlikle perçinlemek hepimizin ortak sorumluluğudur. 31 Mart seçim sonuçlarını kim nasıl yorumlarsa yorumlasın, Milliyetçi Hareket Partisi müessir bir başarı elde etmiştir. Televizyon ekranlarından maksatlı ve marazi iddialarda bulunan sözde uzman ve yorumcular ile muhalif tetikçiler yine hüsrana uğrayacaklardır. Bu nedenle karamsarlığa ve ümitsizliğe mahal yoktur, mücadelemiz ve millete hizmet azmimiz şevkle ve hız kesmeden sürecektir. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı daha çok çalışacak, milletle daha çok hemhal olacak, cesameti yaygınlaşan sorunların çözümüyle birlikte yerel yönetimlerdeki mevzi kayıplar da mutlaka telafi edilecektir. İnanıyorum ki, 31 Mart seçimlerine katılan her siyasi parti kendi payına düşen hisseyi alacak, lazım gelen dersleri mutlaka çıkaracaktır. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nın değerli adaylarına oy veren aziz vatandaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Çok yoğun bir kampanya dönemine imza atan, gece gündüz çalışan Sayın Cumhurbaşkanımıza, AK Parti’ye gönül vermiş kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Adanmış ve inanmış bir vicdanla, dürüst ve samimi bir mizaçla üstlendikleri kutlu görevleri insanüstü bir gayretle yerine getiren, Cumhur İttifakı’nın ve üç hilalin onurunu bayraklaştıran aziz dava arkadaşlarımla iftihar ediyor, hepsini yürekten kutluyorum. Seçilen belediye başkanlarımızı, belediye meclis üyelerimizi, il genel meclis üyelerimizi tebrik ediyor, başarılar diliyorum. Mübarek Ramazan ayında, aziz milletimin her güzel insanına gönül dolusu selam, sevgi ve hürmetlerimi iletiyorum. Türk milletinin ruh kökü, Türkiye Yüzyılı hedefinin ufuk çizgisi olan Cumhur İttifakı’nın kararlı, heyecanlı, yürekli ve imanlı şekilde yoluna devam edeceğini de herkesin bilmesinde yarar görüyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskani-devlet-bahceli-aziz-milletimizin-sandik-vasitasiyla-verdigi-mesaj-muhimdir/feed/ 0
Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz oldu https://www.haber60.com.tr/burdur-belediye-baskani-ali-orkun-ercengiz-oldu/ https://www.haber60.com.tr/burdur-belediye-baskani-ali-orkun-ercengiz-oldu/#respond Mon, 01 Apr 2024 09:00:51 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25566

MUHAMMET FATİH BAŞCI

Resmi olmayan sonuçlara göre, Burdur Belediye Başkanı CHP’li Ali Orkun Ercengiz oldu. Ercengiz, “Biz Türkiye ittifakını kurduk, biz Burdur ittifakını kurduk. Cumhuriyet Halk Partisi rozetimi 2014’de yakamdan çıkarttım. O günden bugüne yakamda sadece Türk bayrağı oldu. Bir kez daha ve bir 5 yıl daha yakamda Türk bayrağıyla canımın, kanımın son damlasına kadar bu şehre hizmet etmeye sizlerin huzurunda bir kez daha söz veriyorum” dedi.

Resmi olmayan sonuçlara göre, Burdur’un Belediye Başkanı CHP Belediye Başkan adayı Ali Orkun Ercengiz oldu. Ercengiz, Burdur şehir merkezinde üst üste üç kez seçilen ilk belediye başkanı oldu. Ercengiz’in seçimi kazanmasının ardından Cumhuriyet Meydanı’nda zafer kutlaması yapıldı. Binlerce vatandaş meydanı doldururken daha sonra kentte araçlarla konvoy yaparak kutlama yaptı.

Ercengiz, Cumhuriyet Meydanı’nda yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

“2014’de bir yola çıktık. Henüz 41 yaşındaydım. Siz bana güvendiniz, siz bana inandınız yetki ve görev verdiniz. 5 yıl gece gündüz demeden çalıştık. 2019’da örgütüm bana yeniden görev verdi. Dediniz ki; ‘Yaparsa bizim Ali yapar’ dediniz. ve yola devam dediniz 2019’da yeniden başkan seçtiniz. Çalıştık çalıştık çalıştık… 2024 seçimleri için hazırlığa başladık. Dediler ki; ‘Çok yıprandı, halkta karşılığı bitti, artık bu görevi yapamaz, aday gösterilse de seçilemez’ dediler. Çıktık inandık örgütümüzle birlikte arkamıza da Burdur’un en güzel insanlarını, en gönüllü insanlarını aldık. Yola çıktık, başaracağız dedik. Arkamda dağ gibi bir milletvekili, arkamda dağ gibi bir kadın kolları, arkamda dağ gibi yiğit bir gençlik kolları olur da ben durur muyum? Bu örgütün başarılı bir il başkanı, sadece Burdur’u değil. Çavdır’ı da kazanmak için, Bucak’ı da kazanmak için, Yeşilova’yı da kazanmak için gece gündüz demeden çalıştık. Demiş ki; ‘Üst üste başpehlivan olana altın kemerini verirler’ demişler. İşte benim altın kemerim burada. Bana altın kemeri sizler verdiniz. Bu seçimi biz kazanmadık. Bütün Burdur kazandı. Burdur’da sadece Cumhuriyet Halk Partililer değil, AK Partililer de kazandı, İYİ Partililer de kazandı, Milliyetçi Hareket Partililer de kazandı, Saadet Partililer de kazandı. Kısaca ne kadar pusulada siyasi parti varsa ve ona gönül veren kim varsa hepimiz kazandık. Bu seçimin kaybedeni yok.

“BU ŞEHRE HİZMET ETMEYE SÖZ VERİYORUM”

3 ay boyunca seçim atmosferinde centilmence yarışan, birbirimizi kırıp dökmeden, hakaret etmeden, acıtmadan, incitmeden yarışan tüm aday arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum. İyi ki onlar demokrasiye katkı verdiler, iyi ki hep birlikte yarıştık. Biz Türkiye ittifakını kurduk, biz Burdur ittifakını kurduk. Bir söz vermiştim; ‘Ben herkesin başkanı olacağım’ demiştim. O çok sevdiğim Cumhuriyet Halk Partisi rozetimi 2014’de yakamdan çıkarttım, o dönemin il başkanı Süleyman Erman’a teslim etmiştim. O günden bugüne yakamda sadece Türk bayrağı oldu. Bir kez daha ve bir 5 yıl daha yakamda Türk bayrağıyla canımın, kanımın son damlasına kadar bu şehre hizmet etmeye sizlerin huzurunda bir kez daha söz veriyorum. Kaybedenimiz yok. Belki bugün seçimi kazanmak için yola çıkmış ama kaybettiği için üzgün olan arkadaşlarımız olabilir onları da bağrıma basıyorum. Lütfen gücenmesinler onlar da benim hemşerim, arkadaşım. Çok yorulduk ama yorulmak için yola çıkmadık. Bugün biraz dinlenelim yarın sabahtan itibaren mesaimize devam edelim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/burdur-belediye-baskani-ali-orkun-ercengiz-oldu/feed/ 0
Türkiye’de yılda 240 bin kişi kansere yakalanıyor https://www.haber60.com.tr/turkiyede-yilda-240-bin-kisi-kansere-yakalaniyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiyede-yilda-240-bin-kisi-kansere-yakalaniyor/#respond Mon, 01 Apr 2024 08:36:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25550 Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, her yıl dünyada 20 milyon, Türkiye’de ise 240 bin kişinin kansere yakalandığını bildirdi.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi de olan, Onkoloji uzmanı Prof. Dr. Kutluk, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünya geneli kanser istatistiklerine ilişkin bilgileri paylaştı.

Dünyada kanser istatistikleriyle ilgili en güncel bilgi olan, 2022 yılı verilerinin yeni yayımlandığını belirten Kutluk, “Dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon kişinin kansere yakalandığı bildiriliyor. Maalesef bu hastalardan 10 milyonu kaybediliyor ancak 10 milyon kişi de kurtarılıyor. Geçmiş yıllara bakıldığında kanserden kurtarılan kişi sayısı her yıl artıyor.” ifadesini kullandı.

Halihazırda dünyada kanseri atlatan ve kanser tanısı alan toplam 53 milyon kişinin bulunduğunu aktaran Kutluk, “Türkiye’de ise 2020’de her yıl yaklaşık 230 bin kişi kansere yakalanırken, 2022 itibarıyla yılda 240 bin kişinin kanser olduğu biliniyor. Maalesef bu hastaların da yaklaşık 130 bini kaybediliyor.” diye konuştu.

Prof. Dr. Kutluk, Türkiye’de son 5 yıl içinde kanser tanısı almış ve kanserle yaşayan 700 bine yakın kişinin bulunduğunu bildirdi.

2045’te 32 milyon kişinin kansere yakalanacağı öngörülüyor

Kanserle ilgili Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) gelecek projeksiyonlarına da işaret eden Kutluk, “DSÖ, 2045 yılında dünyada 32 milyon kişinin kansere yakalanacağını ve şu an yılda 10 milyon olan kanser kaynaklı ölümlerin 17 milyona çıkacağını öngörüyor. Türkiye’de ise kanser vakalarının 2045’te 420 bine, kanserden ölümlerin ise 256 bine ulaşacağını biliyoruz.” açıklamasında bulundu.

Prof. Dr. Kutluk, kanserden kayıplar devam etse de her geçen yıl tedavi başarısının arttığını ve dolayısıyla daha fazla insanın bu hastalıktan kurtarıldığını vurguladı.

En sık akciğer kanseri görülüyor

Yetişkinlerde en sık akciğer, meme ve kalın bağırsak kanserinin görüldüğünü anlatan Kutluk, “Dünyada her sene 1,5 milyon civarında insan akciğer kanserine yakalanıyor. Türkiye’de ise tütün kullanımının da etkisiyle rakamlar bir miktar ürkütücü. Her sene 40 bin kişi akciğer kanseri oluyor. Bunu 25 bin vakayla meme kanseri ve 21 bin vakayla kalın bağırsak kanseri izliyor.” dedi.

Kutluk, çocuklarda en sık görülen kanser türleri içerisinde sırasıyla lösemiler, beyin tümörleri ve lenfomaların yer aldığını söyledi.

Dünya genelinde yaklaşık 200 bin çocuğun kanser tanısı aldığını, 200 bin çocuğun da hastalığına rağmen tanı alamadığının öngörüldüğünü belirten Kutluk, “Türkiye’de 0-14 yaş grubunda kansere yakalanan 3 bin 500 civarında çocuğumuz bulunuyor.” ifadesini kullandı.

Akciğer kanserinin baş sorumlusu “tütün”

Prof. Dr. Tezer Kutluk, kanserde en önemli risk faktörünün tütün ve tütün ürünleri kullanımı olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gerek ülkemiz gerekse dünyada görülen akciğer kanserlerinin yüzde 90’ı tütün kullanımı kaynaklı. Tütünün bir şekilde dünyadan elimine edilmesi, yok edilmesi gerekiyor. Bunun dışında kilo fazlalığı da kanser açısından önemli bir risk faktörü. Dünya genelinde her yıl görülen kanserlerden 500 bininin kilo fazlalığı, şişmanlıkla ilişkili olduğu biliniyor. Ayrıca UV ışınlarının yol açtığı, güneş ışığına aşırı maruziyet nedeniyle dünyada 170 bin kişinin kansere yakalandığı bildiriliyor. Bunların yanında dünyada her yıl görülen kanserlerin 750 bini alkol kullanımı ilişkili.”

Kutluk, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, tütün kullanımından uzak durulması ile kanserden korunmanın mümkün olduğunu belirtti.

“Erişkin kanserlerinin tedavisinde gelinebilecek en iyi nokta yakalandı”

Kanserde erken tanı ve tedavinin önemine dikkati çeken Kutluk, Türkiye’de meme ve kalın bağırsak kanseri konusunda belirlenen yaş gruplarında ücretsiz taramaların yapıldığını anımsattı.

Kutluk, bireylerin mutlaka zamanı geldiğinde kanser taramalarını yaptırması gerektiğinin altını çizdi.

Son yıllarda kanser tedavisinde yeni gelişmelerin yaşandığına da değinen Kutluk, radyoterapi ve kemoterapinin yanında özellikle 2000’li yıllardan itibaren hedef odaklı, bireyselleştirilmiş tedavilerin ön plana çıktığını dile getirdi.

Prof. Dr. Kutluk, şunları kaydetti:

“Halk arasında ‘akıllı ilaç’ olarak da anılan, hedefe yönelik, bireyselleştirilmiş yöntemler kanser tedavisinde çığır açtı. Şu an tüm kanser türleri için geçerli olmasa da bu ilaçlar, tedavi başarısında önemli bir kapı araladı. Uzun yıllardan beri erişkin kanserlerinin tedavisinde gelinebilecek en iyi nokta yakalandı. Hedefe yönelik ilaçlarla 5 yıllık yaşam şansı yüzde 70 gibi bir orana ulaştı. Çocuk kanserlerinde ise tedavi başarısı yüzde 85’lere çıktı.”

1947’de kurulan Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği’nin 19 yıldır Kanserli Hastalar Kongresi’ni düzenlediğini aktaran Kutluk, kanserle mücadelenin hastalar ve yakınlarıyla birlikte sürdürülmesi gerektiğini, kongrenin de bu amaçla yapıldığını söyledi.

Kutluk, bu yılki kongrenin de 1 Nisan’da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi’nde gerçekleştirileceğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyede-yilda-240-bin-kisi-kansere-yakalaniyor/feed/ 0
Haftanın tarihine bakış https://www.haber60.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-10/ https://www.haber60.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-10/#respond Sun, 31 Mar 2024 21:15:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25424 Anadolu Ajansı (AA), işgal altındaki İstanbul’dan Milli Mücadele’ye katılmak amacıyla yola çıkan Yunus Nadi (Abalıoğlu) Bey ile Halide Edip (Adıvar) Hanım’ın, Ankara’ya ulaştıklarında Mustafa Kemal Paşa’ya yaptıkları önerinin benimsenmesiyle 6 Nisan 1920’de kuruldu.

İstanbul’un 16 Mart 1920’de işgal edilmesinden 5 gün sonra yola çıkan Yunus Nadi ile Halide Edip’in bulunduğu iki kafile, 31 Mart’ta Sakarya’nın Geyve ilçesinde buluştu.

Akhisar İstasyonu’nda verilen mola sırasında bu iki aydın, “Ankara’ya gider gitmez bir ajans teşkilatı kurulmasını” görüştü.

Yunus Nadi ve Halide Edip, ajansın adını konuşurken, “Türk”, “Ankara”, “Anadolu” seçenekleri arasından “Anadolu Ajansı” adında birleşti.

Kafile Ankara’ya 1 Nisan 1920’de ulaştı. Yunus Nadi’nin ifadesiyle “4 veya 5 Nisan akşamı” Mustafa Kemal Paşa’nın karargahı Ziraat Mektebi’nde (şimdiki Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü), yemekten sonra Anadolu Ajansı’nın kurulmasından söz açıldı. Toplantının sabahı da Anadolu Ajansının kuruluşu gerçekleştirildi.

Mustafa Kemal Paşa, yurt geneline gönderdiği “Tarihi Genelge” ile Anadolu Ajansının kuruluşunu duyurmakla kalmadı, girişilen mücadelenin iç ve dış kamuoyuna duyurulmasının önemine de işaret etti.

Anadolu Ajansının “şirkete intikali” 1924 yılı bütçe yasası görüşmelerinde gündeme geldi. 1 Mart 1925’te “Anadolu Ajansı Türk Anonim Şirketi” kuruldu.

Türkeş’in vefatı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Alparslan Türkeş, 4 Nisan 1997 Cuma günü geçirdiği kalp krizi sonucu 80 yaşında hayatını kaybetti.

Alparslan Türkeş için 8 Nisan 1997 Salı günü düzenlenen cenaze törenine yoğun katılım oldu. Türkeş’i son yolculuğunda yalnız bırakmak istemeyen ülkücüler, yurt içinden ve yurt dışından Ankara’ya akın etti.

Alparslan Türkeş’in naaşı, Beşevler’deki anıt mezara defnedildi. Granit mermerden hazırlanan mezar taşında, Türkeş’in doğum tarihi 1917 olarak yazılırken, ölüm tarihi boş bırakıldı. Türkiye’nin tüm illeri ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırım, Balkanlar ve Türkistan’daki Hoca Ahmet Yesevi’nin türbesinden getirilen topraklar Türkeş’in mezarına konuldu.

Belli başlı öteki olaylar şöyle:

1 Nisan

1564- “NİSAN BİR!” ilk 1 Nisan şakasının Romalılar döneminde yapıldığına inanılıyor. 1564’te Fransa Kralı IX. Charles’ın yılbaşını 1 Nisan’dan 1 Ocak’a aldırmasının ardından hala 1 Nisan’ı sene başı kabul edenlere “Nisan balığı” ismi verildi.

1778- Oliver Pollock doların simgesini oluşturdu.

1921- Metristepe’deki 10. Yunan Tümeni’nin geri çekilmesinin ardından taarruza geçen Türk birlikleri, II. İnönü Savaşı’nı kazandı. Milli mücadele sürecinin dönüm noktalarından olan bu zaferin ardından, Fransa, Ankara ile anlaşmanın yollarını aramaya başladı.

1924- Topkapı Sarayı’nın mevcut eşyasıyla İstanbul Asarı Atika Müzeleri Müdürlüğüne bağlanarak müzeye dönüştürülmesi, Bakanlar Kurulunca karara bağlandı.

1924- Münih’teki darbe girişimi dolayısıyla Nazi lideri Adolf Hitler, beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.

1926- 30 Ağustos’un “Zafer Bayramı” olarak kutlanması hakkındaki kanun kabul edildi.

1928- Ankara Borsası, Maliye Bakanı Fuat Ağralı tarafından açıldı.

1944- Şehir Tiyatrosu sanatçısı Hazım Körmükçü, 46 yaşında İstanbul’da vefat etti.

1948- İstanbul Fındıklı’daki Güzel Sanatlar Akademisi binası yandı.

1949- Türkiye, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne katıldı.

1950- BM, Kudüs’ün ikiye bölünmesi planını kabul etti.

1950- Eski başbakanlardan Recep Peker, İstanbul’da öldü.

1957- Batı Almanya’da bilim insanları nükleer silahlar üzerine çalışmayı reddetti.

1958- Kıbrıs’ta EOKA’cılar, İngilizlere savaş ilan etti. EOKA’nın lideri Grivas, Türklere de gözdağı verdi.

1965- Türkiye, BM Genel Sekreteri U-Thant’ın özel temsilcisi Golo Plaza’nın Kıbrıs konusundaki raporunu reddetti.

1969- Münir Nurettin Selçuk’un Amerika’da verdiği konser, 525 televizyon kanalı tarafından naklen yayımlandı.

1978- Cumhuriyet döneminin ilk rektörü Ord. Prof. Dr. İsmail Hakkı Baltacıoğlu, 92 yaşında öldü.

1979- Balıkçılar, 1 Nisan gününü Balık Bayramı ilan etti. Kumkapı’da iki saat içinde halka 1,5 ton balık dağıtıldı.

1979- Humeyni, İran’da şeriat ilan etti.

1996- 1978 yılında 7 öğrencinin ölümüyle sonuçlanan “16 Mart katliamı” davası yeniden açıldı.

2005- 24. Uluslararası İstanbul Film Festivali “Yaşam Boyu Başarı Ödülü,” sinema sanatçısı Sophia Loren’e verildi.

2005 – On yıldır süren 61 sanıklı Hizbullah davasında 22 tetikçi ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

2005- Cumhuriyetin Tapu Kadastrosunu kuran, “16 eski dil bilen hayattaki tek kişi” sıfatıyla “ölene kadar emekliliği yasak” olan Milli Savunma Bakanlığı uzman bilirkişisi, şair, İstiklal Madalyası sahibi Naci Tanrısever (Karamanoğlu Naci Bey) İstanbul’da 104 yaşında öldü.

2009- TRT’nin Kürtçe radyosu yayına başladı.

2012- Yeşilçam’ın usta oyuncusu Ekrem Bora, İstanbul’da akciğer ödemi nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 78 yaşında vefat etti.

2015- Guinness Dünya Rekorları tarafından dünyanın en yaşlı kişisi kabul edilen Japon kadın Misao Okawa 117. yaş gününden birkaç hafta sonra kalp ve solunum yetmezliğinden hayatını kaybetti.

2015- Sağlık Bakanlığı ve Türk Kızılayı işbirliğinde hayata geçirilen Türkiye’nin Ulusal Kemik İliği Bankası hizmet vermeye başladı.

2016- Yüksek mobil internet hızı ile daha fazla data kapasitesi sunan 4,5G teknolojisi, gece yarısı itibarıyla Türkiye’de kullanılmaya başlandı.

2017- Milli eskrimci İbrahim Ahmed Acar, Bulgaristan’ın Filibe kentinde düzenlenen Yıldızlar ve Gençler Dünya Şampiyonası’nda, kılıç kategorisinde altın madalya alarak, Türkiye’ye bu branştaki ilk dünya şampiyonluğunu kazandırdı.

2017- Kolombiya’da meydana gelen sel felaketinde 120’si çocuk, 320 kişi hayatını kaybetti.

2018- Şair, gazeteci, oyuncu ve çevirmen Ülkü Tamer, 81 yaşında Muğla’nın Bodrum ilçesinde hayatını kaybetti.

2018- İYİ Partinin 1. Olağanüstü Kurultayı’nda Meral Akşener, 1060 delegenin oyuyla yeniden genel başkan seçildi.

2020- İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 16 Mart’tan bu yana Kovid-19 tedavisi gören, üniversitenin Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Genel Dahiliye Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu hayatını kaybetti.

2020- UEFA, 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın (EURO 2020) play-offları dahil haziranda oynanması planlanan bütün milli maçları koronavirüs salgını nedeniyle erteledi.

2021- Adana 9. Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı, Kovid-19 tedbirleri kapsamında çevrim içi düzenlendi.

2022- Papa Franciscus, Kanada’da yerli çocukların, geçmişte Katolik Kilisesi’ne bağlı yatılı okullarda fiziksel ve cinsel istismara maruz kalmasından ötürü özür ve af diledi.

2023- Macaristan’da düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda kadınlar 72 kiloda Türkiye’yi temsil eden Buse Tosun Çavuşoğlu, gümüş madalyanın sahibi oldu.

2023- Türkiye Kadın Güreş Milli Takımı, Macaristan’da düzenlenen büyükler kategorisinde 140 puanla ilk kez Avrupa şampiyonluğuna ulaştı.

2 Nisan

1805- Masal yazarı H. Christian Andersen doğdu.

1891- Ünlü devlet adamı ve tiyatrosever Sadrazam Ahmet Vefik Paşa, 68 yaşında öldü.

1948- Yazar Sabahattin Ali, Bulgaristan sınırını geçmeye çalışırken, kılavuzu Ali Ertekin tarafından öldürüldü. 28 Aralık’ta tutuklanan ve cezasında indirime gidilen Ertekin, aynı yıl çıkan af yasasıyla da serbest bırakıldı.

1948- Ankara’da Opera binasının açılışı, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün katıldığı törende, Adnan Saygun’un “Kerem ile Aslı” operasının sahnelenmesiyle yapıldı.

1960- Kayseri’ye giden CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün bulunduğu tren, valinin emriyle durduruldu. Zorlukla yoluna devam eden İnönü, Kayseri’de 50 bin kişi tarafından karşılandı.

1965- BM Genel Sekreteri U-Thant, Türkiye’nin, Kıbrıs özel temsilcisi Golo Plaza’nın görevine son verilmesi isteğini reddetti.

1971- Kısa adı TÜSİAD olan Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği kuruldu.

1971- Başbakan Nihat Erim, reform programını TBMM’ye sundu.

1976- İlk Türk Turizm Kurultayı İstanbul’da toplandı.

1976- Doğubayazıt ve çevresindeki 4,8 büyüklüğündeki depremde 5 kişi öldü, 80 ev yıkıldı.

1987- İstanbul’da yapılan ECO toplantısında, Türkiye, Pakistan ve İran, uzaya ortak bir haberleşme uydusu fırlatmayı kararlaştırdı.

2001- Yasa dışı İBDA/C örgütünün lideri “Salih Mirzabeyoğlu” takma adlı Salih İzzet Erdiş, “Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye kalkışmak” suçundan idam cezasına çarptırıldı.

2001- İş adamı Ayhan Şahenk vefat etti.

2005- Vatikan’da tedavi altında tutulan Katolik dünyasının ruhani lideri 84 yaşındaki Papa 2. Jean Paul öldü.

2008- İstiklal Savaşı’nın hayattaki iki gazisinden biri olan Eskişehirli Yakup Satar, 110 yaşında vefat etti.

2009- TRT’nin Ermenice radyosu yayına başladı.

2010- Şarkıcı Metin Şentürk, İngiliz görme engelli Mike Newman’a ait 284 kilometrelik “Dünya Engelliler Hız Rekoru”nu, 303,62 kilometre ile kırdı.

2015 – Kenya’nın kuzeydoğusunda Somali sınırındaki Garissa Üniversitesinin kampüsünde, Eşşebab militanlarının düzenlediği saldırıda, çoğunluğu öğrenci 147 kişi hayatını kaybetti, 4 militan öldürüldü. Ülkede üç günlük yas ilan edildi.

2016 – Ermenistan ordusunun işgal altında tuttuğu Dağlık Karabağ’daki mevzilerinden, Azerbaycan sivil yerleşim birimlerine ateş açması üzerine Azerbaycan ordusu, cephe hattında karşı saldırı başlattı. Azerbaycan ordusu, bazı stratejik tepeler ve yerleşim birimlerini geri aldı. Çatışmalarda, 43 Azerbaycan askeri şehit oldu, 240 Ermenistan askeri öldürüldü.

2017- Çin’in kuzeyindeki Tiencin kentinde, havadaki zararlı parçacık oranı PM 2,5’in, insan sağlığı için üst sınır kabul edilen 25 değerinin 6-8 katına çıkması nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü tarafından turuncu alarm verildi.

2017- Hırvatistan’ın Split kentinde düzenlenen Avrupa Halter Şampiyonası’nda erkekler 62 kiloda Hurşit Atak silkme ve toplamda, Bünyamin Sezer ise koparmada altın madalya kazandı.

2018- Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Dursun Ali Sarıoğlu, 82 yaşında İstanbul’da vefat etti.

2019- Cezayir’de uzun süredir protestoların hedefi olan Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika istifa etti.

2020- Cerrahpaşa Tıp Fakültesi emekli öğretim üyelerinden, dünyaca ünlü patolog Prof. Dr. Feriha Öz, koronavirüs nedeniyle 87 yaşında hayatını kaybetti.

2023- Macaristan’da düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda milli sporcu Rıza Kayaalp, grekoromen stil 130 kiloda altın madalya kazanarak 11. şampiyonluğuna ulaştı.

3 Nisan

1906- Lumiere kardeşler renkli fotoğrafı icat etti.

1930- Türk kadınlarına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanıyan yeni Belediyeler Kanunu kabul edildi.

1937- 1961’e kadar, Türkiye’nin tek demir çelik üreticisi olarak kalan ve Cumhuriyet rejiminin ilk önemli sanayi hamlesi olarak değerlendirilen Karabük Demir Çelik Fabrikaları’nın temeli, Başbakan İsmet İnönü tarafından Zonguldak’ın Karabük köyünde, Soğanlı ve Araç çaylarının birleştiği bölgede atıldı. Böylece Karabük’te Türkiye’nin ilk ağır sanayi hamlesi başlatıldı.

1948- ABD Başkanı Harry S. Truman, ekonomik yardımları içeren Marshall Planı’nı imzaladı.

1954 – Adana’da, Devlet Havayollarına ait uçak düştü, 25 kişi öldü. Kazada arkeolog, felsefeci ve siyaset adamı Remzi Oğuz Arık da 55 yaşında yaşamını yitirdi.

1960- Moskova’da Bolşoy Tiyatrosu’nda sahneye çıkan opera sanatçısı Leyla Gencer, Verdi’nin La Traviata adlı yapıtında büyük başarı kazandı.

1963 – “27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa Bayramı” ilan edildi.

1967- Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Başkan Johnson’un davetlisi olarak ABD’ye gitti. Sunay’ın gezisinin ilk gecesinde, Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği binasına bomba atıldı.

1992- Şair Necdet Evliyagil, Ankara’da 66 yaşında hayata veda etti. 1973-1977 arasında Ankara Milletvekilliği yapan Evliyagil, Ajans Türk matbaasını kurdu ve aynı adlı derginin başyazarlığını ve yöneticiliğini üstlendi.

1992- Ankara’nın Çankaya Kaymakamlığına vekil olarak atanan Azize Düşer, Türkiye’nin ilk kadın kaymakamı oldu.

2007- Müzayede şirketi Christie’s’in düzenlediği açık artırmada, 2,7 milyon dolara satılan Antonius Stradivari imzalı keman, en pahalı ikinci müzik enstrümanı oldu.

2007- Doğal doğum kontrolü yönteminin mucidi John Billings 89 yaşında öldü.

2013- Başbakanlık, “çözüm süreci”nde aktif rol üstlenecek 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti’ni belirledi. Akil İnsanlar Listesi, 9’ar kişilik 7 bölgesel gruptan oluştu. Gruplarda iş adamları, sanatçılar, akademisyenler, yazarlar, gazeteciler ve sivil toplum örgütü temsilcileri yer aldı.

2015- Türk müziğinin usta sanatçılarından Kayahan, akciğer kanseri tedavisi gördüğü İstanbul’daki hastanede 66 yaşında yaşamını yitirdi.

2016- Panama merkezli hukuk firması Mossack Fonseca’ya ait yaklaşık 11 milyon sayfalık doküman, “Panama kayıtları” adı altında medyaya servis edildi.

2018- Mersin’deki Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin temeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından atıldı.

2023- Türkiye’nin yerli otomobili Togg için Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ilk teslim töreni düzenlendi. Togg otomobili, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’a törenle teslim edildi. Erdoğan, eşi Emine Erdoğan’a ait 34 EE 2071 plakalı “Anadolu” renkli Togg ile Külliye etrafında tur attı.

2023 – AFAD, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerde Bingöl, Kayseri, Mardin, Tunceli, Niğde ve Batman’da hasar gören binaların bulunduğu yerleşim yerlerinin “Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” kabul edildiğini bildirdi.

2023- Rusya, alfabetik sıraya göre 15 üye ülke arasında dönüşümlü olarak üstlenilen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Başkanlığını Mozambik’ten devraldı.

2023- Tenis Milli Takımı’nın eski antrenörlerinden Yılmaz Erkangil, Ankara’da hayatını kaybetti.

4 Nisan

1929- İstanbul’da düzenlenen “Yerli Malı Kullanma ve Koruma” toplantısında gençlik, yerli malı kullanmaya yemin etti.

1949- Washington’da ABD, Belçika, Danimarka, Fransa, Lüksemburg, Norveç ve Portekiz, Kuzey Atlantik Paktı Örgütünün (NATO) kuruluşunu onaylayan antlaşmayı imzaladı.

1953- Türk Deniz Kuvvetlerine bağlı Dumlupınar denizaltısı, NATO manevralarından dönerken Çanakkale Boğazı’nda Naboland adlı İsveç gemisiyle çarpışarak battı, 81 Türk denizcisi şehit oldu.

1966- Fransa’da NATO üslerine karşı çıkılınca Türkiye’deki üslerin durumu gündeme getirildi. Başbakan Süleyman Demirel, “Türkiye’de Amerikan üssü yoktur, tesisi vardır.” dedi.

1968- ABD’li sivil haklar savunucusu Martin Luther King Memphis’te uğradığı suikastta öldü.

1974- Türk Hükümeti, Yunan karasularının 12 mile çıkarılmasını kabul etmeyeceğini, Ege’nin bir Yunan gölü haline getirilmesinin söz konusu olamayacağını, diplomatik kanallarla Yunanistan’a bildirdi.

1979- Pakistan’ın devrik başbakanı Zülfikar Ali Butto idam edildi.

1985- Balıkesir’de eğitim uçuşu yapan bir uçak, Marangozlar Sitesi’ne düştü. Uçağın iki pilotu ile 14 kişi öldü, 21 kişi yaralandı.

1997- Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş vefat etti.

2001- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, İtalya’dan Türkiye’ye iade edilen terörist Mehmet Ali Ağca’nın gasp suçundan 7 yıl 2 ay ağır hapis cezasına mahkum edildiği kararı onadı.

2010- TRT’nin Arapça kanalı TRT El Türkiye yayına başladı.

2012- 12 Eylül askeri darbesine ilişkin, dönemin Genelkurmay Başkanı, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya’nın yargılanmasına, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinde başlandı.

2014 – Olimpiyat ve Akdeniz Oyunları şampiyonu milli güreşçi İsmet Atlı, tedavi gördüğü Adana’nın Kozan ilçesinde 83 yaşında vefat etti.

2016- Türkiye-Avrupa Birliği mutabakatı temelinde gerçekleşen sığınmacı geri kabulü ve değişimi çerçevesinde, Yunanistan’dan gönderilen ilk göçmen grubu İzmir’e geldi.

2017- Dünyanın en büyük pembe elması, Hong Kong’da yapılan açık artırmada 71,2 milyon dolarlık rekor fiyata alıcı buldu.

2019- AİHM, 2015-2016 yıllarında Cizre, Silopi ve Sur’da uygulanan sokağa çıkma yasağıyla ilgili Türkiye aleyhine yapılan 32 başvuruyu reddetti.

2021- Bir internet sitesinde bazı emekli amirallerin imzasıyla, “TSK ve Deniz Kuvvetlerini Atatürk’ün çizdiği çağdaş rotadan uzaklaşmış gösterme çabaları”nın kınandığı açıklama yayımlandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyunda “Montrö Bildirisi” olarak tanımlanan açıklamayı hazırlayanların tespiti amacıyla soruşturma başlattı.

2022- Amerikalı elektrikli otomobil üreticisi Tesla’nın Üst Yöneticisi Elon Musk, sosyal medya devi Twitter’da yüzde 9,2’lik “pasif hisse” satın aldı.

2023- Finlandiya, NATO’nun 31. üyesi olarak İttifak’a katıldı.

5 Nisan

1453- Fatih Sultan Mehmet’in donanması İstanbul sularına geldi.

1900- 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’ndaki “Plevne Direnişi” ile tanınan Gazi Osman Paşa öldü.

1930- Hindistan’da 300 millik yürüyüşünü tamamlayan Mahatma Gandhi, Dandi sahiline ulaştı.

1941- Anıtkabir için açılan proje yarışması sonuçlandı, Emin Onat ve Orhan Arda’nın önerdikleri proje seçildi.

1946- Missouri zırhlısı, ABD’de ölen Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Münir Ertegün’ün naaşını İstanbul’a getirdi.

1974- New York’taki Dünya Ticaret Merkezi binası açıldı. Yapımına 1970’te başlanan ve 37 milyon dolara mal olan binanın mimarı Minuori Yamasaki idi.

1976- Tayvan Lideri Çan Kay Şek 88 yaşında öldü.

1983- Eski CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’e yurt dışına çıkış izni verildi. Ecevit, Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Portekiz’e gitti.

1984- Cidde-Şam seferini yapan bir yolcu uçağı, Suriye uyruklu bir hava korsanı tarafından kaçırılarak Yeşilköy’e indirildi.

1994- “5 Nisan Ekonomik Önlemler Paketi” uygulamaya konuldu.

1999- Bingöl Valisi Süleyman Kamçı’ya canlı bomba saldırısında bulunuldu. Vali Kamçı saldırıdan yara almadan kurtuldu, olayda bir kişi öldü, 20 kişi yaralandı. İntihar saldırısını gerçekleştiren terörist öldü.

2008- Amerikalı aktör Charlton Heston, 84 yaşında hayatını kaybetti.

2009- ABD Başkanı Barack Obama, resmi ziyaret için geldiği Türkiye’de liderlerle görüştü ve TBMM’de konuştu, dini toplum temsilcileriyle bir araya geldi.

2013- Yolsuzluk ve sınır ötesi suçlar gibi konularda çalışan bir grup gazeteci, kendilerine sızdırılan milyonlarca belgeyi inceledi. İnceleme sonucunda, birçok ülkeden, aralarında siyasetçi ve iş insanının bulunduğu kişilerin hesaplarının da yer aldığı binlerce offshore şirket ve fonun sırlarının ortaya çıktığı iddia edildi.

2015- Parçacıklara kütlelerini verdiği düşünülen ve “Higgs Bozonu” adı verilen atomaltı parçacığın keşfinde kullanılan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, iki yıl aradan sonra yeniden çalıştırıldı.

2017- Kuzey Kore, orta ölçekli KN-15 tipi balistik füze fırlattı. Füze, Japon Denizi’ne düştü.

2020- Eski Libya Başbakanı Mahmud Cibril, koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdi.

2023- ABD’nin Maryland eyaleti Başsavcılığı, Baltimore Başpiskoposluğuna bağlı Katolik kilisesinde 156 rahibin son 80 yılda 600’den fazla kişiye cinsel taciz ve fiziksel işkence yaptığını açıkladı.???????

6 Nisan

1326- Orhan Bey, kuşatma altında tutulan Bursa’yı Bizanslılardan aldı. Bursa, 1326-1361 arasında Osmanlılara başkentlik yaptı.

1896- İlk modern olimpiyat oyunları Atina’da başladı.

1909- İlk basın şehidi: Serbesti gazetesinde İttihat ve Terakki Cemiyeti karşıtı yazılar yazan gazeteci Hasan Fehmi, Galata Köprüsü’nde kurşunlanarak öldürüldü.

1909- Kaşif Robert E. Peary, Kuzey Kutbu’na giden ilk insan oldu.

1917- ABD, Almanya’ya savaş ilan etti ve 1’inci Dünya Savaşı’na müttefiklerin yanında girdiğini açıkladı.

1920- Anadolu Ajansı kuruldu. Heyeti Temsiliye Reisi Mustafa Kemal Paşa, kuruluşunu duyurduğu genelgede, AA’nın hiç ödün vermediği ilkelerini de tarihe geçirdi: “Doğru, tarafsız, hızlı habercilik.”

1933- “Güzellik Kraliçesi” Nazire Hanım, Fenerbahçe’nin kuruluş yıl dönümünde, Fenerbahçe-Boçkay maçının başlangıç vuruşunu yaptı.

1939- İngiltere, Fransa ve Polonya, saldırı durumunda yardımlaşma için Paris’te bir antlaşma imzaladı.

1941- Mihver devletleri Yugoslavya’yı işgal etti. Almanlar Yunanistan’a girdi, Türk deniz sınırına kadar Doğu Akdeniz’i savaş bölgesi ilan etti. Türkiye, bunun üzerine Edirne ve Uzunköprü’de demir yolu köprülerini havaya uçurdu.

1953- Türkiye Genç Milli Futbol Takımı, dünya 3’üncüsü oldu.

1956- Hayat mecmuasının ilk sayısı çıktı.

1971- Rus besteci İgor Stravinsky öldü.

1972- Ankara’da Kıbrıs Türk Temsilciliği kuruldu.

1972- Anayasa Mahkemesi, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararlarını usulden iptal etti. TBMM’nin idamları yeniden görüşeceği açıklandı.

1973- Kontenjan Senatörü emekli Amiral Fahri Korutürk, 15’inci turda 365 oyla Türkiye’nin 6’ncı Cumhurbaşkanı seçildi.

1979- Türk atlet Veli Ballı, Atina’da düzenlenen uluslararası maratonda 1’inci oldu.

1980- Görev süresi sona eren Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Çankaya Köşkü’nden ayrıldı. Yerine Cumhuriyet Senatosu Başkanı İhsan Sabri Çağlayangil vekalet etmeye başladı.

1988- Endonezya’daki Camel Trophy yarışmasını, Türkiye’yi temsil eden Ali Deveci-Galip Gürel ekibi kazandı.

1992- Amerikalı bilimkurgu yazarı Isaac Asimov öldü.

1994- Ruanda Devlet Başkanı Juvenal Habyarimana ve Burundi Devlet Başkanı Cyprien Ntaryamira’nın bindikleri uçak, düzenlenen roketli saldırı sonucu düştü. Suikastın ardından iki ülkede yaşayan Hutu ve Tutsi kabileleri arasında çıkan çatışmalar, yaklaşık 1 milyon kişinin katledilmesiyle sonuçlandı.

2009- İstanbul Gösteri Merkezi, çıkan yangın nedeniyle kullanılamaz hale geldi.

2011- Hükümete, bazı konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi veren tasarı yasalaştı. Düzenlemeyle devlet bakanlıklarının yerine “ekonomi”, “iç ve dış ticaret”, “gençlik ve spor” ile “aile, özürlüler, çocuklar, kadınlar ve sosyal yardım” konularında 4 bakanlık kuruldu.

2013- Nijerya’da otobüs ile akaryakıt tankerinin çarpışması sonucu meydana gelen patlamada 36 kişi öldü.

2013- Anadolu Ajansının 93’üncü yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, Arapça Haberler Servisi’nin 1’inci kuruluş yılı kutlandı, Arapça Haber Akış Sistemi devreye girdi.

2014- Anadolu Ajansı, 94’üncü kuruluş yıl dönümünde yayın dilleri arasına Fransızcayı da ekledi.

2015- Eski TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Hasan Palaz, kuruma “sahte diplomalı personelin işe alındığı” iddialarına yönelik soruşturma kapsamında tutuklandı.

2016- Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kurulmasına İlişkin Kanun tasarısı yasalaştı.

2016- Sabancı suikastı davası sanıklarından İsmail Akkol’un, olaydan 20 yıl sonra yargılanmasına başlandı.

2017- Rusya Dışişleri Bakanlığı, Batı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdıklarını duyurdu.

2017- Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Suriye’nin Han Şeyhun bölgesinde kimyasal silah kullanıldığının bilimsel incelemeyle tespit edildiğini açıkladı.

2017- Türkiye, Suriye’nin İdlib kentindeki Han Şeyhun bölgesinde Beşşar Esed rejimi tarafından düzenlenen kimyasal silah saldırısına ilişkin, Birleşmiş Milletlere mektup göndererek rejimin cezalandırılmasını istedi.

2022- Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile seçimlerde yüzde 10 olarak uygulanan ülke seçim barajı yüzde 7’ye indirildi.

7 Nisan

1600- Divan Edebiyatının en ünlü şairlerinden Baki öldü.

1789- Sultan I. Abdülhamid hayatını kaybetti, III. Selim tahta çıktı.

1827- İngiliz kimyager John Walker’in buluşu kibrit, İngiltere’de piyasaya sürüldü.

1938- Yıldız Sarayı’nda “Balkan Basın Birliği Kongresi” ve “Balkan Antantı Ekonomik Konseyi” çalışmalarına başladı.

1948- BM’ye bağlı olarak Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kuruldu.

1960- CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün 2 Nisan’da Kayseri’de karşılaştığı engelleme nedeniyle bazı subaylar ordudan istifa etti.

1963- Yugoslavya’da “sosyalist cumhuriyet” ilan edildi.

1969- İstanbul Şehir Tiyatroları sanatçıları “hak yürüyüşü” yaptı.

1978- Muğla’nın Yatağan ilçesinde termik santral temeli atıldı.

1978- Türkiye’nin ABD’den aldığı 40 Phantom savaş uçağından 2’si Eskişehir’de teslim edildi.

1978- İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Server Tanilli, uğradığı silahlı saldırı sonucu felç oldu.

1978- Türk tiyatrosunun ünlü sanatçılarından Muammer Karaca, 72 yaşında İstanbul’da vefat etti.

1979- Türkiye Emekçi Partisi Genel Başkanı Mihri Belli, uğradığı silahlı saldırı sonucu ağır yaralandı.

1983- Türkiye’nin ilk kadın milletvekillerinden Fakihe Öymen vefat etti.

1987- 6 yıl süren Milliyetçi Hareket Partisi davası bitti. Genel Başkan Alparslan Türkeş, 11 yıl 10 ay hapse mahkum edildi.

1991- Emekli Tümgeneral Memduh Ünlütürk, terör örgütü Dev-Sol militanlarınca öldürüldü.

2005- Bestekar Melih Kibar, 54 yaşında İstanbul’da vefat etti.

2010- Kırgızistan’da darbe: Devlet Başkanı Kurmanbek Bakıyev başkent Bişkek’ten kaçtı, geçici hükümetin başına eski Dışişleri Bakanı Roza Otunbayeva getirildi.

2012- Pakistan’ın Hindistan’a yakın Himalaya bölgesinde meydana gelen çığ felaketinde 124 Pakistanlı asker ve 11 sivil öldü.

2013- Afganistan’ın Pakistan sınırında bulunan Kunar vilayetinde NATO’nun düzenlediği hava saldırısında 8 Taliban üyesi öldürülürken, 11’i çocuk 12 sivil yaşamını yitirdi.

2014- Türkiye’nin en ünlü sünnetçisi olarak bilinen Kemal Özkan, yaşa bağlı çeşitli kronik hastalıkları nedeniyle 80 yaşında İstanbul’daki evinde vefat etti.

2014- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Uzanların elektrik şirketlerinin imtiyazının sona erdirilmesiyle alakalı Stockholm mahkemelerinde 2,5 milyar avroluk yeni bir dava açtığını bildirdi.

2015- Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin “Balyoz Planı” davasında, haklarındaki mahkumiyet kararlarını bozmasının ardından yeniden yargılanan 63 sanığın beraatine karar verildi.

2015- Orta Afrika Cumhuriyeti’nde yaşanan siyasi kriz sırasında çatışan silahlı Hristiyan Anti-balaka ile Müslüman Seleka grupları arasında Kenya’nın başkenti Nairobi’de ateşkes anlaşması imzalandı.

2016- Çin’in güneyindeki Guangşi Cuang Özerk Bölgesi’nde, MS 25-220 yılları arasında hüküm süren Doğu Han Hanedanlığı dönemine ait 2 bin yıllık mezar bulundu.

2016- TBMM Genel Kurulunda, Şanlıurfa’ya İstiklal Madalyası verilmesini öngören teklif kabul edilerek yasalaştı.

2017- ABD, Suriye Hava Kuvvetlerine ait bir üssü seyir füzeleri ile vurdu.

2017- İspanya’da Bask bölgesinin bağımsızlığı için 59 yıldır mücadele eden ETA, “silahsız bir örgüt olduğunu” duyurdu.

2018- İstanbul’da daha önce beyin pili ameliyatı geçirmiş 329 parkinson hastası, Anadolu Ateşi dans topluluğuyla sahnede perküsyon çalarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi.

2018- İstanbul Boğazı’nda Malta bandıralı gemi, Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı’na çarptı. Yalıda büyük çapta hasar oluştu, İstanbul Boğazı çift yönlü gemi trafiğine kapatıldı.

2020- Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Kovid-19’la mücadele amacıyla “Toplum Bilimleri Kurulu” adıyla yeni kurul oluşturduklarını açıkladı.

2020- Sağlık Bakanlığının koordinasyonu ve Türk Kızılayın yürütücülüğünde Kovid-19’a karşı başlatılan “immün plazma” tedavisi için ilk gönüllü plazma bağışçısı, koronavirüsü yenen Dr. Kürşat Demir oldu.

2021- Hazine ve Maliye Bakanlığınca, FETÖ ve PKK/KCK terör örgütlerinin elebaşları ile sözde üst düzey yöneticilerinin aralarında yer aldığı 377 kişinin Türkiye’deki mal varlıkları donduruldu.

2021 – ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Donald Trump döneminde askıya alınan Filistin yardımlarını yeniden başlatmayı planladıklarını açıkladı.

2022- Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Rusya’yı, Ukrayna’ya karşı başlattığı savaş nedeniyle Cenevre merkezli İnsan Hakları Konseyi üyeliğinden çıkardı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-10/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir Bornova’da seçim çalışmalarını sürdürdü https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-izmir-bornovada-secim-calismalarini-surdurdu/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-izmir-bornovada-secim-calismalarini-surdurdu/#respond Sat, 30 Mar 2024 23:30:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25331 HABER: ECE AZAK – KAMERA: KERİM UĞUR

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir Bornova’da; “Bornova ve İzmir Cumhuriyet’in yıkılmaz birer kalesi. Eğer bir değişim, bir dönüşüm olacaksa bir devir kapanacak bir devir açılacaksa o Bornova’dan başlayacak, İzmir’den başlayacak… İzmir’in bütün sosyal demokratlarını, bütün milliyetçi demokratlarını, bütün muhafazakar demokratlarını, Kürt demokratlarını, Kürt’üyle, Türk’üyle, Laz’ıyla Çerkez’iyle, göçmeniyle İzmir’in bütün renklerini bir araya gelmeye, Ömer Eşki’ye ve Cemil Tugay’a sahip çıkmaya davet ediyorum. Bunun adı bunun adına İzmir ittifakıdır” dedi. Genç seçmene de sandık çağrısında bulunan Özel, “Gençler sandığa giderlerse oyunu bozacaklar. Gençler sandığa giderlerse Tayyip Erdoğan’ın hesabını bozacaklar” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, seçim kampanyasının son gününde seçim çalışmaları kapsamında geldiği İzmir Bornova’da yurttaşlara seslendi. İzmir programına Balçova’da başlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel; CHP Genel Başkan Yardımcısı, Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel, CHP Genel Başkan yardımcıları Murat Bakan ve Gökçe Gökçen, CHP İzmir milletvekilleri, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay ve ilçe belediye başkan adaylarının katılımıyla kenti turladı. Balçova’da üstü açık otobüse binen Özel, Narlıdere’den Alsancak Kordon boyuna, Bayraklı ve Bornova’ya kadar kentin birçok yerinde seçmeni selamladı. Yurttaşlar da sokaklarda ellerinde Türk bayraklarıyla, evlerinin balkonlarından el sallayarak karşılık verdi.

“BİR DEVİR AÇILACAKSA İZMİR’DEN AÇILACAK”

Bornova’da yurttaşlara seslenerek programına devam eden Özel, seçim otobüsü üstünde yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

“Bornova ve İzmir, Cumhuriyet’in yıkılmaz birer kalesi. Eğer bir değişim, bir dönüşüm olacaksa bir devrim başlayacaksa, bir devir kapanacak bir devir açılacaksa o Bornova’dan başlayacak, İzmir’den başlayacak. Onun için Bornova’da, belediye başkan adayımız Bornova’ya okumaya gelmiş, Ege Üniversitesi’nin KYK yurdunda kalmış, orada okumuş, hayata İzmir’den atılmış gencecik bir kardeşimiz Ömer Eşki. Ömer CHP’deki değişimin dinamizmin gençlere duyulan güvenin önemli sembol isimlerinden bir tanesi. Yarın hepimiz elbette büyükşehir sonuçlarına bakacağız. Ben bir gözüm Manisa’da, bir gözüm Osmaniye’de, bir gözüm büyük şehirlerde ama bütün Türkiye’nin bir gözü de Bornova’da olacak, İzmir’de olacak. İzmir’de bugüne kadar Cumhuriyet tarihi boyunca 6 kadın belediye başkanımız olmuştu. Bu seçimde İzmir’in takdir ve teveccühleri ile 9 kadın belediye başkanımız olacak. Bunlardan 3 tanesi de İzmir’in en büyük metropollerinde olacak. Ben kadın belediye başkanlarımızı öncelikle İzmir’in kadınlarına, Atatürk’ün kızlarına emanet ediyorum. Genç adaylarımızı İzmir’in her yaştan gençlerine her yaştan zihni genç kalbinde, yüreğinde vatan, millet ve Atatürk sevgisi olan seçmenlerine emanet ediyorum.”

“İZMİR’İN HEYECANINI HİSSETTİK”

İzmir’in sesine kulak verdiğini ve partide önemli bir değişime imza attıklarını belirten Özel, “Biz İzmir’in sesini duyduk. İzmir’in heyecanını hissettik. Değişim talebinin arkasındayız. İzmir’de çok önemli bir kadro değişikliği, çok önemli bir vizyon değişikliği yaptık. Yaş ortalamaları 43 olan yabancı dil bilen, iyi eğitimli ve kendilerini değil İzmir’i parlatacak bir ekip var. O ekibe inanıyoruz. Sonuna kadar güveniyoruz. Bu takımın başında çalışkan, kararlı, cesur ve sakin ama çok ileri görüşlü yapısıyla İzmir’in önünü açacak bir isim var. Cemil Tugay var takımın kaptanı” diye konuştu.

“İZMİR’İN TÜM RENKLERİ BİR ARAYA GELİN”

Özel, konuşmasının devamında, “Buradan bütün Türkiye’ye şu güvenceyi verebiliriz. İzmir Cumhuriyet Halk Partisi’nin yıllardır yönettiği, kimsenin yaşam biçimine karışılmayan, kimsenin ibadetine karışılmayan, kimsenin giyimine kuşamına karışılmayan özgürlüklerin kentidir. İnanç özgürlüğünün de kentidir. İbadet özgürlüğünün de kentidir. Özgürce yaşam sürmek isteyen herkesin özgürlüklerinin temennisidir, teminatıdır. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi belediyeciliğinde korkulacak bir şey olmadığı gibi geçmişte ‘bunlar gelirse sosyal yardımları keserler’ dediler. Yalan olduğu ortaya çıktı. Tam 5 katına çıkardık. ‘Bunlar gelirse yatırımları azaltırlar’ dediler. Yalan olduğu ortaya çıktı. Her türlü yatırımı arttırdık. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Cumhuriyet Halk Partili belediyeler iyi çalışmaya, çalmadan, çırpmadan çalışmaya, çaldırmadan hizmet etmeye, yandaşları değil vatandaşı sahiplenmeye ve yüz güldürmeye devam edecekler” dedi.

“TÜRKİYE İTTİFAKI KAZANACAK, TÜRKİYE KAZANACAK”

Özel, seçmenin CHP’li adaylara sahip çıkmasını isteyerek, “Bugün açıkça söylemek gerekir ki kimin Cumhuriyet’ten, kimin devrimlerden, Cumhuriyetin kurucu ilkelerinde, kurucu kadrolarından yana ise kim bu değerler aşınmasın istiyorsa onun için Bornova’da da tüm İzmir’de de Türkiye’de de tek adres vardır. Eğer bu değerlere önem verenler bir başka parti oy verirlerse AK Parti’ye kazandırırlar. Ama eğer Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy verirlerse kendilerine kazandırırlar. Kentlerine kazandırırlar. Türkiye’yi kazandırırlar. O yüzden İzmir’in bütün sosyal demokratlarını, bütün milliyetçi demokratlarını, bütün muhafazakar demokratlarını, Kürt demokratlarını, Kürt’üyle, Türk’üyle, Laz’ıyla Çerkez’iyle, göçmeniyle İzmir’in bütün renklerini bir araya gelmeye, Ömer Eşki’ye ve Cemil Tugay’a sahip çıkmaya davet ediyorum. Bunun adı bunun adına İzmir ittifakıdır. Türkiye’de AK Parti ile MHP’nin Hüdapar’la birleşmiş kadın hakları açısından tehdit, geçmişleri korkunç, hedefleri korkuyu yaymak olan ve depremzededen tutun da kentlere kadar tehdit ve şantajla yürüyen korku ittifakına karşı bizim umut ittifakımızın bizim özgürlükler ittifakımızın adı Türkiye ittifakıdır. Türkiye ittifakı adını memleketten, gücünü milletten renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır. Türkiye Ömer Eşki kazanacak, Bornova kazanacak. Cemil Tugay kazanacak, İzmir kazanacak. Türkiye İttifakı kazanacak, Türkiye kazanacak” diye konuştu.

“GENÇLER SANDIĞA GİDERLERSE TAYYİP ERDOĞAN’IN HESABINI BOZACAKLAR”

Gençlere sandığa gitmeleri çağrısında bulunan Özel, “Son çağrımız bütün Türkiye’deki gençlere. Umutlarınızı kıran, gelecek hayallerinizi karartan, özgürlükleri kısıtlayan, konserleri yasaklayan, festivallere izin vermeyen ve gelecek için sizi endişelendiren bir iktidar var. Ancak bu iktidarın zaten bütün niyeti sizi demokrasiye küstürmek, sandığa küstürmek, gençleri sandıktan uzak tutarsa istediklerini yapacak. O yüzden İzmir’i ve Türkiye’deki bütün gençleri yarın hep beraber, el ele, omuz omuza sandıklara bekliyoruz. Sandıklarda genç adayları, kadın adayları, Cumhuriyetçi, Atatürkçü, aydın, çağdaş adayları destekleyip Türkiye’nin önünü açmalarını bekliyoruz. Gençler sandığa giderlerse oyunu bozacaklar. Gençler sandığa giderlerse Tayyip Erdoğan’ın hesabını bozacaklar. Gençleri sandığa davet için şimdi hep beraber Türkiye’nin bütün gençlerine biz yürekten umut alkışı istiyorum. Gençler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet’i kurdu ama onu CHP’nin genel başkanlarına emanet etmedi. Ne milletvekillerine, ne belediye başkanlarına hatta askerdi kendisi askere de emanet etmedi. Genelkurmay başkanlarına bırakmadı Cumhuriyet’i. ‘Cumhuriyet’i biz kurduk. Onu yüceltecek ve yükseltecek olan siz gençlersiniz’ dedi. Emanet sizdedir. Emanete sahip çıkın” diye sözlerini noktaladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-izmir-bornovada-secim-calismalarini-surdurdu/feed/ 0
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Terörün kökünü tamamen kurutmaya kararlıyız https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-terorun-kokunu-tamamen-kurutmaya-kararliyiz/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-terorun-kokunu-tamamen-kurutmaya-kararliyiz/#respond Sat, 30 Mar 2024 02:15:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25050 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Ülkemiz ve bölgemiz için güvenliğe temel tehdit, terörizmdir. Terörist örgütlerle mücadelemizde eşi benzeri olmayan bir seviyeye ulaştık. Geldiğimiz bu kritik safhada terörün kökünü tamamen kurutmaya kararlıyız” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İzmir’deki temasları kapsamında, Kemalpaşa ilçesindeki Tarihi Tunca Caddesi Sevgi Yolu’nda esnaf ziyareti gerçekleştirdi. Burada vatandaşların taleplerini dinleyen Bakan Fidan, daha sonra İzmir Ticaret Odası’na geçerek ‘iş dünyası buluşmasına’ katıldı. Programda İzmir Valisi Süleyman Elban, Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı yer aldı.

“Şartlar ne olursa olsun etrafımızda barışı, güvenliği ve istikrarı sağlamalıyız”

Konuşmasında 31 Mart yerel seçimlerinin İzmir ve ülke adına hayırlara vesile olmasını dileyen Bakan Fidan, “Ege Türk milletinin dinamizmini üretim ve ihracatına yansıtan bir bölge. İlk göreve geldiğimde yayınladığımız genelge ekonomi ile ilgili oldu. Özel sektörümüze her zamankinden daha fazla destek olma beklentilerimizi misyonlarımıza ekledik. Dünyanın dört bir yanına yatırım yapan iş insanlarımız var. Devlet ve özel sektör olarak hedefimiz bir, rotamız ortak; ülkemizi kalkındırmak, refahı artırmak. Ancak şu gerçek ki bir ülkenin tek başına küresel sorunlara göğüs germesi mümkün değil. Her türlü zor jeostratejik şartlara rağmen OECD içinde en hızlı büyüyen ülkeler arasındayız. İhracatımız tüm zamanların rekorunu sizler sayesinde kırmakta. Savunma sanayi, uzay ve nükleer enerji konusunda çığır açıcı alanlarda hiç görülmemiş atılımlar içerisindeyiz. Ancak millet olarak başardıkları ile de asla yetinmeyen bir karakterimiz var. Daha da kalkınacaksak bunu komşularımızla, bölgesel ve küresel ortaklıklarımızla beraber başarmamız gerekiyor. Bunu başarabilmenin ise tek yolu var şartlar ne olursa olsun etrafımızda barışı, güvenliği ve istikrarı mümkün kılmak. Türkiye gibi güçlü devletler böyle sorumluluğun altına elini sokabilir” ifadelerine yer verdi.

Ukrayna’daki savaşın ve Gazze’deki mezalimin adil ve kalıcı barış temelinde sona erdirme arayışlarında ön planda olunduğunun altını çizen Bakan Fidan, şunları kaydetti:

“Balkanlar ve Güney Kafkasya’da bölgesel sahiplenme kültürünü yerleştirerek, barış ve istikrar için zemini yine biz kuvvetlendiriyoruz. Komşumuz Yunanistan ile olumlu gündem üzerinden ilişkilerimizi geliştirip, sorunları çözmeye çalışıyoruz. Biz esasen hiçbir zaman Ege’de veya Doğu Akdeniz’de husumet oluşturma arayışında olmadık. Ancak, yaşamsal çıkarlarımızı korumaktan da katiyen geri durmayacağız” dedi.

“Terörist örgütlerle mücadelemizde eşi benzeri olmayan bir seviyeye ulaştık”

“Ülkemiz için olsun, bölgemiz için olsun, güvenliğe temel tehdit, terörizmdir” ifadelerini kullanan Bakan Fidan, “Terörist örgütlerle mücadelemizde eşi benzeri olmayan bir seviyeye ulaştık. Bu başarının üç temel unsuru var: Güçlü siyasi liderlik; milli stratejik kabiliyetlerimiz; ve başta Irak olmak üzere komşularımızla yeni ve yapıcı bir angajman süreci. Geldiğimiz bu kritik safhada, terörün kökünü tamamen kurutmaya kararlıyız. Gerçekleşmesi için büyük destek verdiğimiz Irak’ın Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi projelerle, bölgesel ve küresel bağlantısallığı tahkim ediyoruz. Enerji güvenliğimizi de sağlama alıyoruz. Bunu yaparken, ortaklarımızla karşılıklı çıkarların korunmasını ve bölgesel işbirliğini teşvik eden bir anlayışı benimsiyoruz.”

Türkiye’nin hedefinin açık, bu hedefe giden stratejilerin ise sonuç odaklı olduğunu vurgulayan Bakan Fidan, “Başta ABD ve Avrupa Birliği olmak üzere müttefik ve ortaklarımızın, barışın tesisi ve bölgesel kalkınma yolundaki çabalarımıza, yapıcı katkı vermelerini bekliyoruz. Maalesef, bu stratejik yaklaşımı çoğu zaman göremiyoruz. Türkiye’ye bakışlarında, sığ ve günlük siyasi tartışmaların, ön yargıların hala baskın çıkabildiğine şahit oluyoruz. ABD ve AB ülkeleri ile bahsettiğim önyargılara rağmen, ekonomik ilişkilerimizi arttırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu noktada, ticaret hacmimizin ve doğrudan yatırımların arttırılması ön plana çıkıyor. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisinin sağlanması konularında diplomatik çalışmalarımıza da hız verdik” dedi.

“Hükümetimizin İzmir’e yönelik hedefleri çok büyük”

“Hükümetimizin İzmir’e yönelik hedefleri çok büyük” diyen Bakan Fidan, şunları aktardı:

“İzmir’i en gelişmiş enerji ve ulaşım ağlarıyla donatılmış; yoğun destek verdiğimiz yenilik eko-sistemi sayesinde, bilgi, teknoloji ve inovasyonu ticari başarıya tahvil eden; bütün küresel stratejik pazarlara erişebilen, gençlerimiz için parlak bir gelecek perspektifi sunan, ekonomik ve toplumsal kalkınmamıza öncülük eden bir dünya şehri yapmak istiyoruz. Bu hedef doğrultusunda yılmadan çalışmaya devam edeceğiz.”

Bakan Fidan, son olarak Türkiye’nin 261 yurtdışı temsilciliği ile dünyadaki en geniş üçüncü diplomatik ağa sahip olduğunu, Dışişleri Bakanlığı olarak İzmir için, Ege için, Türkiye için dünyanın her bir köşesinde omuz omuza çalışmaya var olduklarını ve bunun millete ve tarihe karşı bir borç olduğunu söyledi.

Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancılar ise, olması muhtemel bir anlaşmazlık sonucunda ticaret açısından sorunlar oluşabileceğini bu sebeple de yabancı yatırımcıların önemli olduğunu söyledi. Konuşmasını sürdüren Yorgancılar, serbest vize ile ilgili de kolaylık sağlanması talebinde bulundu. 225 ülkede 109 tane ticaret müşavirleri olduğunu belirten Yorgancılar, “Müşavirlerimize destek olup onların sayılarını artırabilmemiz çok önemli. Onlar herhangi bir ülkede günlük yapılan işleri, ticareti çok daha iyi takip edebiliyorlar” ifadelerine yer verdi.

Programda konuşan İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener ise, “Türkiye’nin uluslararası stratejisi etki alanı itibarıyla yoğun küresel yansımaları olan düzeye çıktı. Ulusal çıkarların koruması önleyici ve caydırıcılık açısından güçlü bir ordu yanında bir güç olan demokrasiyi de gerektiriyor. Başarılı ve sonuç alıcı diplomasi yüzlerce yıllık köklü bir geleneğe dayanan barışı ve istikrarı ön planda tutan akıllı dış politikanın uluslararası alanda oluşturduğu güvenin eseridir. Asya ve Avrupa arasında önemli bir konumu olan İzmir’in aktif rol alması gerektiğine inanıyoruz. Vize konusu dış ticaret yapmak isteyen iş insanlarımızın karşısında engel oluşturuyor” diye belirtti.

Konuşmaların ardından Bakan Fidan’a Konak Meydanı’nın yer aldığı tarihi fotoğraf hediye edildi. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-terorun-kokunu-tamamen-kurutmaya-kararliyiz/feed/ 0
Türkiye, Milli Uzay Programı ile Ay’a uzay aracı göndermeyi hedefliyor https://www.haber60.com.tr/turkiye-milli-uzay-programi-ile-aya-uzay-araci-gondermeyi-hedefliyor/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-milli-uzay-programi-ile-aya-uzay-araci-gondermeyi-hedefliyor/#respond Sat, 30 Mar 2024 01:00:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24985 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, savunma sanayisindekine benzer bir ekosistemi uzay alanında da kuracaklarını belirterek, “Hedefimiz milli hibrit roket motorla birlikte çalıştıracağımız yerli uzay aracını 380 bin kilometre ötedeki Ay’a eriştirmek. Milli Uzay Programı kapsamında bu projeyi de hep birlikte yapacağız.” dedi.

Kacır, İstanbul Üniversitesi’nde Ord. Prof. Dr. Cemil Birsel Konferans Salonu’nda düzenlenen Gençlik Buluşması’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin havacılık ve sanayileşme tarihinin 2000’li yıllara kadar adeta akamete uğratılmış hikayeler tarihine döndüğünü söyledi.

Sağlam bir iradenin 2000’li yılların başında “Türkiye’nin neye ihtiyacı varsa, hangi yüksek teknoloji ürününe, hangi havacılık platformuna ihtiyacı varsa biz onu kendi evlatlarımızın alın teriyle, akıl teriyle geliştireceğiz, üreteceğiz” dediğini aktaran Kacır, “Bu ülkenin evlatları, sizin gibi gencecik insanlar, ortalama yaşı 27-28 olan teknoloji ekipleri, mühendislik takımları BAYRAKTAR, ANKA, AKINCI, AKSUNGUR, HÜRKUŞ, HÜRJET, ATAK, GÖKBEY, KIZILELMA ve KAAN ile gökyüzüne imzalarını attılar.” diye konuştu.

Kacır, Türk milletinin öz evlatlarının başka milletlerden geri kalır hiçbir yanının olmadığının altını çizerek, “Yeter ki önlerindeki engelleri kaldıralım, yeter ki yollarını açalım. İşte bu anlayışla savunma sanayisinde ve havacılıkta bir yandan yeni başarı hikayelerini bu serüvene eklerken bir yandan da sanayinin tüm alanlarında benzer başarı hikayelerinin ortaya çıkması için çaba gösteriyoruz.” ifadelerini kullandı.

En önemli ödevlerinin “Türk gençlerinin önünü açmak” olduğunu vurgulayan Kacır, “Böyle inanıyor, böyle çalışıyoruz. Uzay bilimi ve teknolojileri de Türk milleti için eşsiz fırsatlar barındıran bir alan. Aslında 1980’li yıllarda Türkiye uydu geliştirme faaliyetlerini başlatmak istemişti. Fakat maalesef 1980’li ve 1990’lı yıllar Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklarla heba ettiği yıllar oldu.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Kacır, 2000’li yıllarda aynı sağlam iradenin “kendi uydularımızı kendimiz geliştireceğiz” dediğini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye önce BİLSAT görüntüleme uydusunda ortak üretim faaliyetine girdi. Sonra RASAT görüntüleme uydusunu yerli olarak üretti. Sonra GÖKTÜRK görüntüleme uydusunu yerli olarak ürettik. Nihayetinde yaklaşık 600 kilometreden metre altı çözünürlükle görüntü almamızı sağlayan elektro-optik kamerası dahil İMECE uydusunu 2023’te Cumhuriyet’imizin 100. yılında uzaya göndermeyi başardık. Tüm alt sistemlerini yerli ve milli imkanlarla geliştirdik İMECE uydusunun.”

“Türkiye’nin haberleşme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen 11 ülkeden biri olacak”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Türkiye’nin 8 Temmuz haftasında ilk milli haberleşme uydusu olan TÜRKSAT 6A’yı uzaya göndereceğini belirterek, böylelikle haberleşme uydularını kendi imkanlarıyla geliştirebilen ve üretebilen 11 ülkeden biri olacaklarını söyledi.

Kacır, her bir projenin kendilerini bir sonraki daha sofistike proje için deneyimlendirdiğini ve cesaretlendirdiğini kaydederek, “İMECE dediğimizde 600 kilometrede görev yapan yaklaşık 600 kilogramlık bir uydudan bahsediyoruz. TÜRKSAT 6A dediğimizde 36 bin kilometrede yer sabit yörüngede görev yapan yaklaşık 4 bin 250 kilogramlık bir uydudan bahsediyoruz.” şeklinde konuştu.

Hedeflerinin milli hibrit roket motorla birlikte çalıştıracakları yerli uzay aracını 380 bin kilometre ötedeki Ay’a eriştirmek olduğunu dile getiren Kacır, “Milli Uzay Programı kapsamında bu projeyi de hep birlikte yapacağız. Hibrit roket motorlarında Türkiye dünyada ilk 4 ülkeden biri bugün. Bu projeyi gerçekleştirdiğimizde ise bu teknolojiyi uzayda gerçekleştiren, uzayda bu teknolojiye tarihçe kazandıran ilk ülke olmayı başaracağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Kacır, Türkiye’nin uzayda kendi uzay araçları ve uyduları ile yörüngeler arasında transferlerini yapabilen bir ülke olacağını belirterek, “Halihazırda yıllık 600 milyar dolara gelen, yakın zamanda 1 trilyon dolara erişmesi beklenen uzay ekonomisinden Türkiye olarak pay alacağız. Uzay teknolojilerindeki kazanımlar Türkiye için aynı zamanda çok değerli stratejik kazanımlar. Bu anlayışla Milli Uzay Programını ve bu programın tüm projelerini hayata geçiriyoruz.” diye konuştu.

“Savunma sanayisindekine benzer bir ekosistemi uzay alanında da kuracağız”

Bakan Kacır, savunma sanayindekine benzer bir ekosistemi uzay alanında da kuracaklarının altını çizerek, “Bugün Türk savunma sanayisi 3 bine yakın firması ve 80 bine yakın genç insan kaynağıyla muazzam bir ekosistem inşa etti. Bir benzerini uzay teknolojileri için de ortaya koyacağız. Hep birlikte inşa edeceğiz.” açıklamasını yaptı.

Nisan 2022’de astronot çağrısına çıkıldığını anımsatan Kacır, “30 binden fazla vatandaşımız Türkiye’nin ilk astronotu olmak için başvurdu. Onlar arasından pek çok test ve eleme süreci gerçekleştirilerek uzun yıllar Türk Hava Kuvvetlerine jet pilotu olarak hizmet etmiş Alper Gezeravcı, ay yıldızlı bayrağımızı uzaya çıkarmak üzere seçildi ve nihayetinde bu misyonu başarıyla tamamladı. Bu elbette bir turistik seyahat değil, bu bir bilim misyonu olarak tasarlandı.” ifadeleri kullandı.

Kacır, Uluslararası Uzay İstasyonunun bir uzay laboratuvarı olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bugüne dek 3 bine yakın bilimsel araştırmanın yapıldığı bir laboratuvardan bahsediyoruz. Dolayısıyla bu bilimsel misyona tüm üniversitelerimizin dahil olabilmesini arzu ettik. Nihayetinde çok sayıda bilimsel araştırma teklifi geldi. Bunları Türkiye Uzay Ajansı ve TÜBİTAK değerlendirdi. İçlerinden 12’sini bilim misyonumuz için seçtiler. Malzeme biliminden tıbba, biyolojiye, fiziğe ve kimyaya kadar pek çok farklı alanda 12 bilimsel araştırma projesi bu misyon kapsamında seçildi. Bu misyonun bilimsel yönü kadar elbette toplumsal yönü de bizim için çok değerli. Dünyada uzay araştırmaları son 60 yıl boyunca bilimsel düzlemde günlük hayatta kullandığımız ve yeryüzünde pek çok değişikliğe vesile olan teknolojinin doğmasına imkan tanımış. Fakat uzay araştırmalarının esas toplumsal etkisi çocuklar ve gençler üzerinde oluşturduğu dönüştürücü etki.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-milli-uzay-programi-ile-aya-uzay-araci-gondermeyi-hedefliyor/feed/ 0
Altun: 31 Mart 2024 yerel seçimleri Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda önemli bir kilometre taşı https://www.haber60.com.tr/altun-31-mart-2024-yerel-secimleri-turkiyenin-demokrasi-yolculugunda-onemli-bir-kilometre-tasi/ https://www.haber60.com.tr/altun-31-mart-2024-yerel-secimleri-turkiyenin-demokrasi-yolculugunda-onemli-bir-kilometre-tasi/#respond Fri, 29 Mar 2024 23:33:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24917 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, yerel yönetimlerin belirlenmesi amacıyla pazar günü yapılacak seçimler dolayısıyla kaleme aldığı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) medyasında geniş yer bulan “Türkiye’de Mahalli İdareler Seçimleri” makalesinde, “31 Mart 2024 yerel seçimlerini, Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olarak görüyoruz.” ifadesini kullandı.

Altun’un makalesi, başta Halkın Sesi, Vatan, Kıbrıs Türk Haber olmak üzere birçok gazete ve internet sitesinde yayımlandı.

Makalesinde, Türkiye’nin, 1946’da çok partili hayata geçmesinden bu yana düzenli, adil ve şeffaf seçimlerin yapıldığı ülkelerin başında geldiğini belirten Altun, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) gibi ihdas edilen kurumlar vasıtasıyla Türkiye’deki seçimlerin bağımsız yargıçlar nezaretinde gerçekleştiğini kaydetti.

Altun, seçim sandığına güven konusunda Türkiye’nin gelişmiş bir siyasal kültüre sahip olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye’nin demokratik değerlere bağlılığı ve yerel yönetimlere dair yenilikçi vizyonunu öne çıkaran 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri, ulusal ve uluslararası alanda büyük bir önem teşkil etmektedir. Aynı zamanda bu seçim sürecinde güvenli ve adil şartlarda yapılan kampanyalar, yerel yönetimlere gösterilen ehemmiyet açısından Türkiye’nin bölgede önde gelen demokratik olgunluğa sahip ülkelerden biri olduğunun nişanesidir. Halkın ihtiyaç ve taleplerinin karşılanmasında birincil muhataplar olan yerel yönetimlerin, çağın şartlarına uygun bir vizyon ve perspektife sahip olmasını çok önemsediğimizi belirtmek isterim. Bu sürecin halkın demokratik katılımıyla birlikte yerel yönetimlerle olan iletişiminin güçlenmesinde etkili bir rol oynadığı kaçınılmaz bir gerçektir.”

Altun, adil, şeffaf ve düzenli yapılan seçimlerin modern demokrasilerin en temel unsuru olduğunu vurgulayarak, 14 Mayıs 2023’te yapılan cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında Türkiye’nin seçime katılımın en yüksek gerçekleştiği 3. ülke olduğuna işaret etti.

Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin Türk halkının demokratik süreçlere katılımını daha etkin sağlayacağının altını çizen Altun, “31 Mart 2024 yerel seçimlerini Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olarak görüyoruz. Bu seçimin aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel liderlik vizyonunun güçlenmesinin bir diğer adımı olduğunu düşünüyor ve evrensel açıdan ülkemizin demokratik olgunluğunu ve toplumsal katılımını artıran önemli bir faaliyet olarak kabul ediyoruz.” ifadelerine yer verdi.

“Demokratik değerlerimiz güçlenecek”

Altun, Türkiye’nin sahip olduğu yenilikçi belediyecilik anlayışını farklı kılan olgunun, teknoloji ve sürdürülebilir kalkınma projeleri ile halkın yaşam kalitesini yükseltmeyi, şeffaf ve vatandaş odaklı yönetimlerle hedeflemesinden kaynaklandığını belirterek, şunları kaydetti:

“Bu vizyonun ilk adımı ve somut bir örneği olan 1994 yerel seçimleriyle birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesini yönetme görevini üstlenen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, Türkiye belediyecilik alanında halkın yaşam kalitesinin artmasına yönelik önemli adımlar atmıştır. 30 yıl önce Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu hizmet siyasetini ve vizyonunu sürdürmek, belediyelerimizin temel politik tasavvurunu teşkil etmektedir. Bu nedenle, önümüzdeki yerel seçimle benzer bir vizyonu ve hizmet anlayışını sürdürmenin ulusal ve uluslararası alanda demokratik değerlerimizi ve toplumsal bütünlüğümüzü daha da güçlendireceği inancındayız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/altun-31-mart-2024-yerel-secimleri-turkiyenin-demokrasi-yolculugunda-onemli-bir-kilometre-tasi/feed/ 0
CTP Girne Milletvekili Fikri Toros: “Kıbrıs Bölünemeyecek Kadar Küçük, Herkesi Barış İçerisinde Barındırabilecek Kadar da Büyüktür” https://www.haber60.com.tr/ctp-girne-milletvekili-fikri-toros-kibris-bolunemeyecek-kadar-kucuk-herkesi-baris-icerisinde-barindirabilecek-kadar-da-buyuktur/ https://www.haber60.com.tr/ctp-girne-milletvekili-fikri-toros-kibris-bolunemeyecek-kadar-kucuk-herkesi-baris-icerisinde-barindirabilecek-kadar-da-buyuktur/#respond Fri, 29 Mar 2024 21:33:15 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24846 MELİS YILDIRIM

KKTC’nin ana muhalefet partilerinden Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Dış İlişkiler Sekreteri ve Girne Milletvekili Fikri Toros, “CTP Kıbrıs kimliğinin devam edebilmesi için gerçek anlamda bağımsız bir Kıbrıs devletine ihtiyaç olduğu görüşündedir. Bu siyasi eşitliğin ve tek egemenliğin paylaşılabilmesi noktasında olmazsa olmaz olan bir şey olduğu görüşündedir. Kıbrıs bölünemeyecek kadar küçüktür, herkesi barış içerisinde barındırabilecek kadar da büyüktür.” açıklamasını yaptı.

KKTC’nin ana muhalefet partilerinden CTP Dış İlişkiler Sekreteri ve Girne Milletvekili Toros, Lefkoşa’da Türkiye’den bir grup gazeteciyle bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ukrayna-Rusya savaşı, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e saldırmasıyla başlayan çatışmaların Orta Doğu’daki sorunları yeniden canlandırmasının Avrupa kıtasında ve Doğu Akdeniz’de yeni stratejilere yol açtığını belirten Toros, “Bu stratejilere bakarsak rahatlıkla görebiliriz ki bunların kökünde güvenlik ve enerji yatmaktadır.” dedi. Toros, 14-28 Mayıs 2023 tarihinde Türkiye’de yapılan seçimlerin ardından Türkiye’nin izlediği dış politikaya değinerek, şunları söyledi:

“Türkiye 7 Aralık 2023’te Yunanistan ile Atina Bildirgesi kapsamında yeni bir sayfa açtı. Doğu Akdeniz’de komşu ülkeler Lübnan, Suriye, Mısır, İsrail ile ilişkiler yeniden ele alındı. Bu çerçevede güvenlik ve enerji odaklı bu stratejilerin bu bölgeyi yeniden şekillendireceği öngörülen gelişmeler ışığında Türkiye Batı’nın bir güçlü stratejik ortağı olarak yeniden şekillenen bölgede yerini almakta kararlı. Atina Bildirgesi de öyle, Sisi ile ilişkiler de öyle, Avrupa Birliği (AB) ile rapor üzerindeki tavırlar da öyle, transatlantik ilişkiler de öyle. F-16 programının Senato’dan onay alması vesaire… Tüm bunların ilerleyebilmesi için Kıbrıs sorununun çözülmesi gerekiyor. Çözümden önce içinde bulunduğumuz çıkmazı aşmak lazım.”

“ORTAK ZEMİN DİYE BİR ŞEY YOKTUR”

Söz konusu çıkmazın aşılması için 2002-2017 yılları arasında yaşananların yeniden tekrar etmesinin önlenmesi gerekliliğine vurgu yapan Toros, yeni bir “modalite”nin yürürlüğe konması gerektiğini belirtti. 5 Ocak 2024 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in atadığı Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın misyonunun ortak zemin arayışı olduğunu söyleyen Toros, “Ben bunu beğenmeyenlerden birisiyim, çok samimi söylüyorum. Çünkü ortak zemin diye bir şey yoktur. Tek bir zemin vardır, sorun o zeminde eş zamanlı siyasi iradeyi almaktır. Dolayısıyla BM’nin çabası bana göre bugüne kadarki başarısızlığı, eş zamanlı siyasi irade noksanlığı olduğunu tespit etmek ve dolayısıyla eş zamanlı siyasi bir iradeyi oluşturmaya yönelik bir görev belirlemiş olması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“CTP OLARAK ‘TÜRKİYE KIBRISLI TÜRKLERİN TALEBİYLE ORADADIR’ DEDİK”

Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların kullanımı noktasında; Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Mısır ve İsrail ile yaptığı müzakereler sonucu ilan ettikleri münhasır ekonomik bölgenin Türkiye’nin kıta sahanlığıyla 7 bin kilometrelik bir alanla çakıştığını söyleyen Toros, “Bu münhasır ekonomik bölge Kıbrıs Cumhuriyeti’nin münhasır ekonomik bölgesi olduğu için ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nde, Kıbrıslı Türklerin de 1960 anayasası tahtında hakkı olduğu için Kıbrıslı Türkler de bu bölgede hak iddia ediyor. Ama Kıbrıslı Türkler yok hükmünde olduğu için sorun devam etti. 1963’ten beri bu böyle bu, devlet dışında olduğu için Kıbrıslı Türklerin haklarını Türkiye savunuyor her alanda, burada da öyle oldu. Türkiye askeri gemileri, araştırma gemisini ve sondaj gemilerini bölgeye Kıbrıslı Türklerin çağrısı üzerine gönderdi. Tüm dünya Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de yasa dışı ihlaller yapıyor diye suçlarken biz CTP olarak Avrupa başkentleri dolaştık ve dedik ki ‘Durun, Kıbrıslı Türklerin talebiyle Türkiye oradadır’ dedik” diye konuştu.

BM Temsilcisi Holguin’in çabalarıyla sorunun çözülüp çözülmeyeceğinin sorulması üzerine Toros, CTP’nin tutumunun Kıbrıs’ta “gevşek federasyon” kurulması yönünde olduğunu belirterek şu detayları paylaştı:

“Federasyon ilgili tüm Güvenlik Konseyi kararlarıyla uyumludur; iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı tek uluslararası temsiliyet, tek egemenlik, tek kimlik, tek aidiyet vesaire. İkincisi, bu federasyonda oluşturucu devletler yani federal devletler adını isterseniz Kıbrıs Türk Devleti koyabiliriz, Kıbrıs Rum devleti koyabiliriz ama bunların adı oluşturucu devletlerdir. Bu oluşturucu devletler tüm yetkilerle egemence kullanabilecekleri bir model demek istiyorum. Bir başka deyişle, oluşturucu devletlerin yetkileri azamiye yükseltilir ve her birinin uluslararası anlaşmalar da dahil olmak üzere kendi kendini yönetebilir yetkilere haiz olmalıdır. Federal devletteki yetkiler de asgariye indirilmelidir. Örneğin doğal gaz gibi, enerji gibi AB konuları gibi, tarım gibi, hukuk gibi vesaire, orada onlar minimuma indirilir. Yine gerek Bakanlar Kurulu’nda, gerekse Federal Devlet Başkanları’ndan gerekse federal organlardan bizim etkili katılım dediğimiz en az bir olumlu oy ile tüm kararlı mekanizmalarında katılımımız demektir.”

“MÜZAKERELER TAKVİMLİ VE SONUÇ ODAKLI OLMALI”

Toros, müzakere yöntemine ilişkin şöyle konuştu:

“Bir, Crans Montana sürecine kadar varılan tüm mutabakatlara bağlı kalın, Montana’dan önceye asla gidilmeyecektir. İki, politik eşitlik, siyasi eşitlik, 1991 tarihli ve 716 sayılı Güvenlik Konseyi kararında tanımlandığı şekilde kabul edilmelidir, dolayısıyla müzakere başlığı olmaktan çıkarılmalıdır dedik. Üç, müzakereler takvimli olmalı dedik, diğer barış süreçlerinde de gerek Güney Afrika, Balkanlar, İrlanda’ya baktığımız zaman, bir kere bir zaman tahdidi, bir hedef tarih olmadan bir barış sürecinin sonuca varması mümkün değildir dedik. Dolayısıyla takvimli olacak, ucu açık müzakereler tarihe gömülmüştür. ve diyoruz ki sonuç odaklı olacak. Ne demektir sonuç odaklı? Bir, stratejik, siyasi anlaşmayla sonuçlanacak. O anlaşmaya varılmadığı müddetçe o kapıdan dışarıya çıkmayı önleyeceksiniz. Hatta taraflara sınırlı yemek ve su vereceksiniz ki o anlaşmayı zorlayasınız dedik. Camp David gibi bir model. Son olarak, bütün bunlara rağmen eğer Kıbrıs Türk tarafı yine gerek müzakerede gerek referandumda olumlu bir tavır sergiler ve bu karşılık bulmazsa bu statükonun devamını önleyeceksiniz dedim, bunu peşinen güvence altına alacaksınız. Biz bunları ortaya koyduk CTP olarak sayın Holguin’e ve tabii ki tüm yabancı muhataplarımıza da bu pozisyonumuzu detaylı olarak anlatıyoruz. Günün sonunda bu yönteme dair hususlar oluşmadan masaya oturmak yine bir başarısızlığa davetiye göndermek anlamında olacaktır ve Kıbrıs Türk tarafının buna tahammülü yoktur.”

Toros bu süreçte güven arttırıcı önlemlerin de önemli olduğunun altını çizerek, son 20 yılda yürürlüğe giren önlemler sayesinde Kıbrıs’ın geliştiğini söyledi. “Güven yaratıcı önlemler dolayısıyla bu tasarlanmakta olan yeni süreçte de fevkalade önemli bir rol oynayacaktır.” diyen Toros, deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, Ercan Havalimanı’na uygulanan yaptırımın kaldırılmasının bu önlemlere örnek olabileceğini söyledi.

“İSRAİL KUZEY KIBRIS’TA MÜLK ALAN YABANCILAR ARASINDA 12’NCİ SIRADA”

Gazimağusa’daki İskele bölgesinde yoğunlaşan ve son dönemin önemli gündem maddelerinden olan yabancılara mülk satışının ciddi bir endişe kaynağı olduğunu belirten Toros, “Sıkıntı Ada’nın kuzeyindeki mülklerin yabancılara bu kadar yüksek oranda satılmasıdır. İsrail ile ilgili söylenenler abartılı bir spekülasyondur. An itibarıyla Kuzey Kıbrıs’ta mülk alan yabancılar arasında İsrailliler 12’nci sıradadır. Esas burada hassas olmamız gereken konu Rus sermayesini harcayan ülkelerdir. Yani Rusya değildir tek başına, İran, birtakım Kafkas ülkeleri, Ukrayna…” dedi. Toros ayrıca, “Meclis’e bir öneri sunduk, yabancıların mülk alımlarını sınırlamaya yönelik bir düzenleme önerisi. İktidar da bunu kabul etti hemfikir olduk ve bununla ilgili düzenlemeler yapılmaktadır. Ama çok geç kalınmıştır” diye konuştu. Toros ayrıca, “İlkeselliğin ötesinde, buraya gelen kaynağı belli olmayan sermaye olması beni çok rahatsız ediyor.” dedi.

Kıbrıs sorunun çözümü konusunda ortaya koydukları iki toplumlu federal çözüm karşısında, kendi bölgelerinde sarih bir nüfus ve mülkiyete sahip olunamayacağı riskinden bahseden Toros, “E bu nasıl egemenliktir, nasıl söz sahibi olmaktır? Nasıl kendi kendimizi yönetmek mümkün olabilir ki? Eğer benim sarih nüfus ve mülkiyetim yoksa benim değil ya burası. İkincisi, kapsamlı çözümler kurulacak olan bir mülkiyet komisyonu olacak. Şu anda taşınmaz mal komisyonu kapsamlı çözüm esnasında bir mülkiyet komisyonuna dönüştürülecek. O mülkiyet komisyonunda Türk tarafının karşılaşacağı tazminat yükümlülüğü bizim ödeyemeyeceğimiz bir boyuta gitmiş olacak” ifadelerini kullandı.

“CTP KALICI BARIŞ İÇİN ADA’NIN FEDERAL ÇATI ALTINDA YENİDEN BİRLEŞMESİNİN ELZEM OLDUĞUNA İNANIYOR”

CTP’li Toros son olarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“CTP elde edilmesi çok zor olan bu kalıcı barış ve gerçek demokrasinin tecelli edebilmesi için Ada’nın bir federal çatı altında siyasi eşitliğe dayalı bir şekilde yeniden birleşmesinin elzem olduğuna inanan bir partidir. CTP Kıbrıslı Türklerin haklarının sadece Ada’nın kuzeyiyle sınırlı olmaması gerektiğine, tüm Ada genelinde ve tüm Ada sularında bu hakların elde edilmesi gerektiği görüşündedir. CTP Kıbrıs kimliğinin devam edebilmesi için gerçek anlamda bağımsız bir Kıbrıs devletine ihtiyaç olduğu görüşündedir. Bu siyasi eşitliğin ve tek egemenliğin paylaşılabilmesi noktasında olmazsa olmaz olan bir şey olduğu görüşündedir. Kıbrıs bölünemeyecek kadar küçüktür. Herkesi içerisinde barış içerisinde barındırabilecek kadar da büyüktür.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ctp-girne-milletvekili-fikri-toros-kibris-bolunemeyecek-kadar-kucuk-herkesi-baris-icerisinde-barindirabilecek-kadar-da-buyuktur/feed/ 0
KKTC’de yabancılara mülk satışı ve Kıbrıs sorunuyla ilgili açıklamalar https://www.haber60.com.tr/kktcde-yabancilara-mulk-satisi-ve-kibris-sorunuyla-ilgili-aciklamalar/ https://www.haber60.com.tr/kktcde-yabancilara-mulk-satisi-ve-kibris-sorunuyla-ilgili-aciklamalar/#respond Fri, 29 Mar 2024 21:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24843 MELİS YILDIRIM

KKTC’nin ana muhalefet partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, “Yoksullaşıyoruz, yoklaşıyoruz ve çocuklarımız göç ediyor. Can güvenliği yok, öyle suçlar ve suç türleri görmeye başladık ki, şu anda Ada’da can ve mal güvenliği riski var. Ekonomik olarak alım gücü yerlerde sürünüyor. Düzen anlamında mutlu olduğumuz bir yer değil. Çevre sürekli olarak kirleniyor.” dedi. Son dönemde artan yabancılara mülk satışına ilişkin Erhürman, “İskele bölgesi artık başka bir yer. Yani KKTC’nin değilmiş gibi. Farsça, Rusça ilanları görmüşsünüzdür. Gelenler zannedildiği gibi yaşlı başlı, emekliliğini geçirmek üzere gelenler değil.” ifadelerini kullandı.

KKTC’nin ana muhalefet partisi CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, Lefkoşa’da Türkiye’den bir grup gazeteciyle bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Erhürman, Kıbrıs sorununun çözümüne dair CTP’nin temel tutumunda bir değişiklik olmadığını belirterek, “Çözümün tek gerçekçi modeli vardır, iki toplumlu iki bölgeli siyasi eşitliğe dayalı federasyon” dedi. Müzakerelerde Türk tarafının federasyon zeminini konfederasyona doğru çekmeye çalıştığını, Rum tarafının ise olabildiğince üniter devlete doğru çektiğini belirten Erhürman, “Bu pozisyonlar hiç değişmedi. Biz CTP olarak hep çözüm süreçlerinde her kim olursa olsun masada çözüme ulaşsın diye zorlayan taraf olduk. Çünkü çözümsüzlüğün bir maliyeti var.” ifadelerini kullandı.

“MÜZAKERE EDELİM DİYE BİR 10 SENE DAHA MASADA OTURALIM İSTEMİYORUZ. ÇÖZÜM İSTİYORUZ”

5 Ocak 2024 tarihinde atanan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar ile yaptıkları görüşmeye ve CTP’nin müzekere tutumuna dair Erhürman şu bilgileri verdi:

“Biz artık şunu istemiyoruz, müzakere olsun diye müzakere edelim bir 10 sene daha masada oturalım, biz bunu istemiyoruz. Biz çözüm istiyoruz. Çözüm istediğimiz için de bugüne kadar hiç olmadığı şekilde CTP olarak biz ön şart koyuyoruz. Ön şartlarımız metodolojiye dair. Dört tane şart koyuyoruz ortaya. Birincisi, siyasi eşitlik dediğimiz şeyi pazarlık konusu yapamazsınız, ki hep yapıldı maalesef. 2004’te de 2017’de de yapıldı ve hala da Rum tarafı bunu yapmaya, yapmaya çalışmaya devam ediyor.

Sayın Guterres Crans Montana’da 2017’de masadan kalktıktan sonra iki laf etti, dedi ki tekrar bir süreç başlayacaksa, zaman sınırlaması olacak ve sonuç odaklı bir süreç olacak. Üçüncüsü muhakkak surette sonuç odaklı olacak. Dördüncüsü ise Rumların 2004’te hayır dedikleri ve 2017’de Crans Montana’da masayı devirdikleri gibi herhangi bir şekilde masayı devirmeleri durumunda statükoya geri dönülmeyecek. Yani bugünkü hale geri dönülmeyecek çünkü bize 2004 referandumunda çok sözler verildi, sadece bize değil Türkiye’ye de. Türkiye de destekliyordu.”

Erhürman, aralarında ANKA Haber Ajansı’nın da bulunduğu gazetecilerin sorularını cevpladı. Müzakere masasında hedeflerine ulaşamamaları halinde B planlarına ilişkin soruya Erhürman, “B planımız, aslında statükoya geri dönmeyeceğiz. Statükoya dönmeyeceğimizin minimumu Annan raporu olur. Kıbrıs Türk halkı üzerindeki bütün izolasyonların kalkmasıdır ve bizim güçlü olduğumuzu düşündüğümüz taraf şu, 4 ön şartımız şartımız var hiçbirini biz icat etmedik.” karşılığını verdi.

“ERSİN BEY ‘KKTC’Yİ TANITACAĞIM’ DİYOR. TANIT, TUTAN MI VAR?”

Bu konuda halka gerçekçi olmayan bir vaatte bulunmayacağını belirten Erhürman, “Minimumuz Annan raporudur, onun üzerine çıkmaya çalışıyoruz müzakere masasında ama onun altına inmeyeceğimizi söylüyorum. Ama Ersin Bey ‘KKTC’yi tanıtacağım’ diyor. Tanıt, tutan mı var?” diye konuştu.

“ARKA KAPI DİPLOMASİSİ YÜRÜYOR İZLENİMİNE SAHİBİZ”

Yeni sürecin referandum aşamasına gelip gelmeyeceğine ilişkin Erhürman şu değerlendirmeyi yaptı:

“Benim düşüncem arka kapı diplomasisinin devam ettiği ve arka kapı diplomasisinde bir umut ışığı gördükleri için bu 6 aylık süreyi verdikleridir. İlla ki bu bizi kesin müzakereye taşır gibi iddialı bir lafım yok.

8 ay önce düşünseydiniz ‘Asla böyle bir şey olmaz’ diyeceğimiz şeyler yaşanıyor. Türkiye’nin Yunanistan, Mısır, ABD ile ilişkileri vesaire 8 ay önce düşünseydiniz olmaz diyeceğiniz şeyler. Dahası var; Avrupa Birliğ’nin (AB) son dönemdeki raporlarında bir miktar yumuşama gibi birtakım işaretleri görüyoruz. Bunları birleştirdiğinizde Kıbrıs ile doğrudan ilgisi var var mıdır, yok mudur elbette bu bilgiye sahip değiliz ama bölgeyle ilgili yeni bir tanzim sürecinin, arka kapı diplomasisinin sürdüğünü görüyoruz. Önümüzde yapbozun parçaları bunlar. Bu yapboz parçalarını hep beraber değerlendirdiğimizde bu konular da dahil olmak üzere bir kapı diplomasisi yürüyor izlenimine sahibiz. Eğer bu arka kapı diplomasisi bir mesafe kaybederse düşüncem müzakereye doğru gitmek mümkün olur.”

“NÜFUSU YAKLAŞIK 14 BİN OLAN LEFKE’NİN BİR KÖYÜNDE 20 BİNE YAKIN KONUT İNŞA EDİLİYOR”

Gazimağusa’daki İskele bölgesinde yoğunlaşan ve son dönemin önemli gündem maddelerinden olan yabancılara mülk satışını CTP olarak üç yıldır gündemde tuttuklarını belirten Erhürman, “İskele bölgesi artık başka bir yer. Yani KKTC’nin değilmiş gibi. Farsça, Rusça ilanları görmüşsünüzdür. Gelenler zannedildiği gibi yaşlı başlı, emekliliğini geçirmek üzere gelenler değil. Gelenler iş yerini açıyor, bakkal dükkanı da açıyor, bilmem ne de yapıyor, yatırım da yapıyor ama küçük küçük” dedi. Erhürman İskele, Esentepe, Tatlısu ve Gaziveran bölgelerinin tamamen elden çıkmış durumda olduğuna dikkat çekerek; “Lefke dediğimiz yerin projeksiyon nüfusu 14 bin 250 civarında. Şu anda Lefke’nin bir köyü olan Gaziveran’da sadece 20 bine yakın konut inşa ediliyor. Bunların hepsi yabancılara satılmak üzere.” örneğini verdi.

“ANADİLİ TÜRKÇE OLMAYANLARIN SAYISI ARTTI”

Yabancılara mülk satışından duydukları kaygıyı aktaran Erhürman, nüfus yapılarının değiştiğini, İskele’deki kamu okullarında anadili Türkçe olmayan öğrenci sayısının anadili Türkçe olan öğrenci sayısını geçtiğini söyledi. Erhürman, “Okul nüfusunun yüzde 25’i Türkçe konuşamıyor. Buralarda bizim öğretmenlerimiz hepsi İngilizce zaten biliyor ama İngilizce ile de iletişim kuramıyorlar.” diye konuştu.

İkinci büyük parti olarak konuya ilişkin yasa tasarılarını Meclis’e getirmeye güçlerinin yettiğini belirten Erhürman sorunun yasal boşluk olmadığını çünkü yasada yabancıların bir daire veya bir dönüm alabileceğinin yazdığını belirtti. Erhürman, “Ama bu arkadan dolanılarak şöyle aşıldı. İşte yabancı aslında ama emanetçi sıfatıyla, yediemin sıfatıyla bir avukatın üstünde görünüyor. Ama bunu yasaklayan, suç haline getiren bir mevzuat yok. Yabancıların kurduğu şirketler var. KKTC vatandaşı yüzde 49’u, yabancının üstündeyse şirket de mal sahibi olabiliyor.” dedi.

Erhürman, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın çok endişe edilecek bir durum olmadığı yönündeki açıklamasına dair “Çok endişe edilecek bir durum var. Nüfusu zaten bilemiyoruz, öngöremiyoruz, planlayamıyoruz. ve bu tabii özellikle piyasada konut fiyatlarını, taşınmaz fiyatlarını inanılmaz arttırdı. Şimdi kimse çoluğuna çocuğuna ev alma hayali kuramadığı gibi gün gele evi nasıl kiralayacağımı da endişeyle düşünmeye başladık. Çünkü Lefkoşa’da işte 350-400 Sterlin’den aşağı değil aylık ev kiraları” ifadelerini kullandı.

Erhürman “Yoksullaşıyoruz, yoklaşıyoruz ve çocuklarımız göç ediyor. Can güvenliği yok, öyle suçlar ve suç türleri görmeye başladık ki, şu anda Ada’da can ve mal güvenliği riski var. Ekonomik olarak alım gücü yerlerde sürünüyor. Düzen anlamında mutlu olduğumuz bir yer değil. Çevre sürekli olarak kirleniyor.” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktcde-yabancilara-mulk-satisi-ve-kibris-sorunuyla-ilgili-aciklamalar/feed/ 0
Türk Turizm Sektörü, Bu Yıl Rus Turist Sayısında Rekor Bekliyor https://www.haber60.com.tr/turk-turizm-sektoru-bu-yil-rus-turist-sayisinda-rekor-bekliyor/ https://www.haber60.com.tr/turk-turizm-sektoru-bu-yil-rus-turist-sayisinda-rekor-bekliyor/#respond Fri, 29 Mar 2024 08:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24815 Türk turizm sektörü, bu yıl Rus turist sayısında geçen yıl kaydedilen 6 milyon konuk sayısının geride bırakılacağını öngörüyor.

Türkiye, özellikle 2000’li yılların başından itibaren Ruslar için en popüler tatil destinasyonu haline geldi. Her yıl milyonlarca Rus turist, başta Antalya, İzmir ve İstanbul olmak üzere Türkiye’yi ziyaret ediyor.

Rusya, geçen yıl 6 milyonu aşkın kişiyle Türkiye’ye en çok turist gönderen ülkeler arasında ilk sırada yer aldı.

İklimi, doğası, zengin mutfağı, gelişmiş altyapısı ve hizmet sektöründeki kalitesiyle rakiplerinin önüne geçmeyi başaran Türkiye, Türk Hava Yolları gibi firmaların yaptığı sık uçuşlarla ulaşım kolaylığı konusunda da ön plana çıkıyor.

Tur şirketi Lisav Travel’in Başkanı Bahattin Abi, Türk ve Rus turizmcilerin yoğun ilgi gösterdiği Moskova Uluslararası Turizm Fuarı’nda AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Rusya’nın Türk turizmciler için her zaman önemli bir pazar olduğunu söyledi.

Türkiye’nin de Rusya için önemli bir destinasyon olduğunu belirten Abi, “Geçen sene 6 milyon civarı Rus turist ağırladık Türkiye’de. Bu sene bu rakamı daha da yukarılara çekeceğimize inanıyorum.” dedi.

Abi, Rusya’nın “sonu gelmeyen büyük bir pazar” olduğunu dile getirerek, “Yeni havalimanının açılması da transit uçuşlarda çok büyük bir etki yarattı. Bu yıl rahatlıkla 6 milyonu aşacağımıza inanıyorum.” diye konuştu.

Turizm için yetkililerden yurt içi ve dışında daha fazla organizasyon yapılması için destek beklediklerini ifade eden Abi, 2024’ün iyi bir turizm sezonu olacağını belirtti.

“Yetkililer, 2024’ün Alanya’nın yılı olacağını söylüyor”

Alanya Turizm Tanıtma Vakfı Başkan Yardımcısı Mehmet Dahaoğlu da Alanya’nın çok bilinen bir yer olduğunu, Rusya- Ukrayna Savaşı’ndan sonra daha da bilinir hale geldiğini söyledi.

Alanya’nın güvenli olmasının ön önemli tercih nedeni olduğunu dile getiren Dahaoğlu, “Geçen yıllardan bu yana gelen turistlerin mutlu bir şekilde ülkelerine dönmesi ve anlatmasıyla daha fazla turist almaya başladık. Konuştuğumuz yetkililer, 2024’ün Alanya’nın yılı olacağını söylüyor.” ifadesini kullandı.

Ulaşımın önemine işaret eden Dahaoğlu, yaptırımlar nedeniyle uçuşların etkilendiğini ve bu sebeple daha fazla kapasite yaratacak çözümler bulunmasını beklediklerini vurguladı.

Dahaoğlu, turizmin hassas bir denge üzerine kurulduğuna işaret ederek, “İnsanların Alanya’yı tercih etmesindeki en büyük nedenlerden biri, güvenli bir liman ve huzur şehri olması. Aslında Türkiye’nin her yeri başarılı bu konuda. Gerçekten de destinasyon anlamında, fiyat dengesi ve kalite anlamında bu işi birçok ülkeden daha iyi yapıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye, uygun fiyatlı bir tatil merkezi olmaya devam ediyor”

Mehmet Dahaoğlu, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın tüketici bütçesi de olumsuz etkilendiğini, Türkiye’deki turizmcilerin ise kaliteden ödün vermemek adına fiyat yükseltmek zorunda kaldıklarını söyledi. Bunlara rağmen Türkiye’nin uygun fiyatlı bir tatil merkezi olmaya devam ettiğini vurgulayan Dahaoğlu, “En azından Ruslar için özellikle bu sene 6 milyon rakamını geçeceğimizi düşünüyorum. Yeter ki uçakların kanatlarına zeval gelmesin.” diye konuştu.

Rus turistlerin Türkiye sevgisi

Fuarın ziyaretçilerinden Rusya vatandaşı Veronika, Türkiye’yi sıklıkla ziyaret ettiğini ve çok beğendiğini söyledi.

Türkiye’nin, özellikle şu anda en rahat gidebildikleri ülkelerden olduğuna işaret eden Veronika, “Türkiye’yi özellikle ulaşım kolaylığı, uçağa atlayıp az bir sürede gidebilmemiz açısından çok seviyorum. Denizi de çok güzel.” dedi.

Veronika, en yakın zamanda Türkiye’yi tekrar ziyaret etmek istediğini belirterek, “O kadar gitmeme rağmen İstanbul’a hala gitmedim. İstanbul’u görmek istiyorum. Tarih açısından özellikle. Kapadokya’ya gitmek de yine gelecek planlarım arasında yer alıyor.” ifadesini kullandı.

Rus Vlada da Türkiye’nin çok güzel bir ülke olduğunu dile getirdi. “Türkiye şüphesiz güzel bir ülke, herkese, her zevke göre tatil yapabilirsiniz.” diyen Vlada, Türk mutfağını da çok beğendiğini söyledi.

Bu yıl da Türkiye’yi ziyaret etmek istediğini belirten Vlada, “Türkiye herkese hitap eden bir tatil yeri. Tarihi bir tatil yaparak tarihi mekanları gezmek veya Türkiye’nin güney kıyı şeridinde plaj tatilini seçmek mümkün.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-turizm-sektoru-bu-yil-rus-turist-sayisinda-rekor-bekliyor/feed/ 0
MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir: Ülkücünün eskisi ve yenisi olmaz https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-ulkucunun-eskisi-ve-yenisi-olmaz/ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-ulkucunun-eskisi-ve-yenisi-olmaz/#respond Fri, 29 Mar 2024 05:03:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24773 MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, “Ülkücünün eskisi ve yenisi olmaz. Terör örgütünün siyasi uzantılarıyla kol kola girip işbirliği yapanlardan da bırakın ülkücüyü adam bile olamaz.” dedi.

Özdemir, Kayseri Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezinde, Ülkü Ocakları Talas İçe Başkanlığınca düzenlenen “Şahlanış Gecesi” programında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin çok önemli zamanlardan geçtiğini söyledi.

Bölgesinde lider bir ülke olan Türkiye’yi daha ileriye taşıyacaklarını dile getiren Özdemir, bu yüzyılı hep birlikte “Türkiye Yüzyılı” yapacaklarını, buna olan inançlarının da tam olduğunu vurguladı.

Avrupa’da son günlerde terör örgütü yandaşlarının bazı eylemlerinde Ülkü Ocaklarını hedef aldığını anımsatan Özdemir, bu eylemler karşısında sorumlu ülkelerin gerekli tedbirleri alması ve vatandaşların da can ve mal emniyetini tesis etmesi gerektiğini dile getirdi.

Özdemir, “Kahraman ordumuz inşallah Sayın Cumhurbaşkanımızın iradeleriyle bu yaz aylarında, terör örgütünün Irak’taki bütün kampları ve nerede bir yerleşkesi varsa hepsini darmadağın edecek, bütün terör inlerini kurutacak, inşallah Kandil’e de, Mahmur’a da bütün terör odaklarının bulunduğu yerlere şanlı Türk bayrağını çekecektir. Biliyoruz ki asıl rahatsızlığın sebebi de zaten budur.” ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan Türkiye’nin pazar günü önemli bir seçime gideceğini aktaran Özdemir, şunları kaydetti:

“Bu seçimlerde Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefimizin merkezi yönetimle, yerel yönetim arasındaki uyumun tesis edilmesi noktasında genç kardeşlerim bilhassa sizin iradeniz çok büyük önem taşıyor. Çünkü sandıkta göstereceğiniz irade tüm Türkiye ile beraber biraz önce sizlere arz ettiğim karanlık mahfillere de verilecek önemli bir mesaj taşıması bakımından son derece kıymetlidir. Baktığınızda bazı büyükşehir belediyelerinin 2019 yerel seçimlerinde CHP ve beraber yol yürüdüğü terör örgütünün siyasi uzantılarınca idare ediliyor oluşu, birilerinin bitlerini kanlandırmış olabilir. Ama inşallah bu pazar günü başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, göz bebeğimiz olan büyük şehirlerimiz ve diğer tüm yerel yönetimlerde Türk milletinin iradesiyle 5 yıldan bu yana gelen fetret devri son bulacak ve yükselen Türkiye Yüzyılının yerel yönetimlere ya buralarda da hayata geçecektir inancını taşıyoruz. Bundan hiçbir şüphemiz yoktur. Çünkü aradan geçen 5 yıllık zaman zarfında İstanbul’a baktığınızda dünyanın en büyük Türk İslam şehrini imar etmek, bu şehri daha da ileri bir seviyeye taşımak ve hatta deprem riskiyle karşı karşıya kalınmışken İstanbul’u depreme hazırlamak yerine balya, çuval çuval, valiz valiz kendi ceplerini dolduranlara İstanbullu hemşehrilerimizin artık fırsat vermeyeceğine inanıyoruz.”

İstanbulluların hakkının başka yerlere peşkeş çekildiğini vurgulayan Özdemir, “Ankara’ya baktığınızda bir başka rezil belediyecilik anlayışının orada da hakim olduğunu bu 5 yıllık süre içerisinde gözlemledik. Bütün bunlarla beraber asıl kınanması gereken ve rezil bir anlayışı yansıtan görüntüyse geçmişinde güya ülkücü olduğunu iddia edenlerin bugün Ankara’da PKK terör örgütünün siyasi uzantılarıyla işbirliğine girmeleridir. Buradan bir kez daha söylüyoruz. Ülkücünün eskisi ve yenisi olmaz. Terör örgütünün siyasi uzantılarıyla kol kola girip işbirliği yapanlardan da bırakın ülkücüyü adam bile olamaz.” şeklinde konuştu.

Özdemir ayrıca pazar günü yapılacak seçimlerde tüm bu yapılanlara karşı Cumhur İttifakı’nın güçlü bir iradeyle cevap vermesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Program konuşmaların ardından Osman Öztunç ve Grup Volkan konseriyle devam etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-ulkucunun-eskisi-ve-yenisi-olmaz/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: Terör belasını tamamen ortadan kaldırmak için kararlıyız https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-teror-belasini-tamamen-ortadan-kaldirmak-icin-kararliyiz/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-teror-belasini-tamamen-ortadan-kaldirmak-icin-kararliyiz/#respond Fri, 29 Mar 2024 05:00:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24771 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Kazandığımız başarıları daha geliştirmek ve nihayetinde terör belasını tamamen ortadan kaldırmak için kararlıyız. Kahraman Mehmetçiğin yürüttüğü operasyonlar, teröristlerin bu coğrafyadan tamamen yok olması için aralıksız sürecek.” ifadelerini kullandı.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Hatay’a ziyaret gerçekleştiren Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda buluştu.

İftardan sonra konuşan Bakan Güler, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, tedavisi devam edenlere de acil şifalar diledi.

Devletin, depremin ilk anından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde tüm kurum ve kuruluşlarıyla vatandaşların yardımına koştuğunu belirten Güler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin buradaki birliklerinin de depreme maruz kalmasına rağmen büyük bir fedakarlık ve feraset göstererek hızlıca sahaya çıktığını ve vatandaşların yanında olduğunu kaydetti.

Hatay’ın asırlar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını anımsatan Bakan Güler, “Hatay, kültür ve medeniyetimize zenginlik katan bu özellikleriyle bugüne kadar ay yıldızlı bayrağımız altında hep birlikte, kardeşçe ve tek yürek halinde, huzur ve barış içerisinde yaşamanın da en mümtaz örneğini ortaya koymuştur. Hatay’ın sahip olduğu bu değerleri çok iyi bilen devletimiz, tüm imkanları ile bir dünya şehri olan Hatay’ımızı tarihi ve kültürel zenginliklerine uygun olarak yeniden inşa ediyor.” ifadelerini kullandı.

“ROKETSAN, Kırıkhan’da silah ve roket sistemleri üretecek bir tesis kuracak”

Hatay’ı güçlü bir şekilde ayağa kaldırmak ve şehre daha güzel bir gelecek oluşturmanın en temel öncelikleri olduğunu vurgulayan Bakan Güler, şöyle devam etti:

“Bu doğrultuda ülkemizin son yıllardaki gelişiminde, lokomotif sektörlerden biri olan savunma sanayinin oluşturacağı etkiyi kayda değer buluyoruz. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı’mızın direktifleri doğrultusunda, deprem bölgelerinin savunma sanayinin yeni gelişim merkezleri olmasına yönelik yatırım programları oluşturulmaya başlandı. Bu kapsamda, ülkemizin savunma sanayisindeki öncü kuruluşlarından olan ROKETSAN, Kırıkhan’da silah ve roket sistemleri üretecek bir tesis kuracak. PAVOTEK firması da bilişim ürünleri tesisini hayata geçirecek. Buna yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Yapılacak bu gibi yatırımlar, Hatay’ımızın ekonomik ve sosyal kalkınması ile istihdamına ciddi katkılar sağlayacaktır. Hatay’ın bizler için önemi çok büyüktür. Bu doğrultuda gerekli alt ve üst yapıyı kurarak deprem sonrasında başka şehirlere göç eden kardeşlerimizin geri dönüşlerini sağlamak için gayret gösteriyor, Hatay’ı eskisinden daha güvenli ve daha görkemli hale getirmek hedefiyle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Desteklerinizle, hükümetimiz ve mahalli idarelerimiz, hep birlikte el ele vererek ‘durmaksızın hizmet’ anlayışı ile Hatay’ı mamur hale getirinceye kadar çalışmalarımıza artan bir tempoyla devam edeceğiz. Böylece Hatay’ı yeniden imar edip şehrimizin kalkınma ve refah seviyesini artırırken, ülkemizin gücüne de güç katacağız.”

“Tehditleri kaynağında bertaraf ediyoruz”

Bakanlık olarak devletin bekası, 85 milyon vatandaşın huzur ve güvenliği için gerekli her türlü tedbiri alarak, son bir asrın en kapsamlı, en yoğun ve en etkili faaliyetlerini icra etiklerini belirten Güler, şunları kaydetti:

“Bu çerçevede, yurt içi ve sınır ötesinde başarıyla gerçekleştirdiğimiz terörle mücadele operasyonları ile terör örgütlerine büyük bedeller ödettik. Sınır ötesi harekatlarımızın etkinlik ve başarısı sayesinde, artık ülkemize ve asil milletimize yönelen tehdit ve tehlikeleri, sınırlarımızın ötesinde karşılıyor, kaynağında bertaraf ediyoruz. Hatırlayın, Suriye’deki operasyonlarımıza başlamadan önce Hatay’a, Kilis’e roketler düşüyordu, buradaki vatandaşlarımız bağına bahçesine giremiyordu. Dolayısıyla şu anda oralarda olmasaydık, örgütün sınırlarımıza yönelik saldırıları, daha önceden olduğu gibi devam edecekti ve yurt içinde tesis edilen güvenlik ve istikrar ortamı sağlanamayacaktı. Kazandığımız başarıları daha geliştirmek ve nihayetinde terör belasını tamamen ortadan kaldırmak için kararlıyız. Kahraman Mehmetçiğin yürüttüğü operasyonlar, teröristlerin bu coğrafyadan tamamen yok olması için aralıksız sürecek. Terörle mücadelemizin yanı sıra hudut güvenliğimizin sağlanmasından Ege ve Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimizin korunmasına, uluslararası güvenlik, barış ve istikrara sunduğumuz önemli katkılardan ordumuzu yerli, milli ve modern teknolojiye haiz sistemlerle donatmaya kadar birçok görev ve faaliyeti de aynı anda başarıyla yerine getiriyoruz.”

“Şehit ve gazilerimizin fedakarlıklarının karşılığını ödeyemeyiz”

Türkiye’nin köklü tarihi, stratejik konumu, büyük ve güçlü ordusu, her alanda sahip olduğu imkan ve yeteneklerle dünyada söz sahibi ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle son 20 yılda Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, içeride çok daha gelişmiş, dışarıda ise çok daha güçlü ve gıpta edilen bir ülke konumuna ulaştık. Ancak geldiğimiz bu seviyeyi asla yeterli görmüyoruz. Ülkemizin şu ana kadar her alanda elde ettiği başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir. Bu doğrultuda Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çünkü şehit ve gazilerimize olan vefa borcumuzu, ancak onların taşıdığı şanlı sancağı, gururla daha ileriye taşıyarak ödeyebiliriz. Şu ana kadar elde edilen tüm başarılarda elbette en büyük pay, kahraman şehit ve gazilerimize aittir. Şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri, Türk cesaret ve fedakarlığının gurur timsali, mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır. Aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve siz değerli şehit ve gazi ailelerimizin fedakarlıklarının karşılığını asla tam olarak ödeyemeyiz. Ancak yine de sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Milli Savunma Bakanlığı olarak vefa ve minnet duygularıyla her zaman yanınızda olacağız. Şehitlerimizin aziz hatıralarını da daima kalbimizde yaşatacak, fedakarlıklarını şükran ve minnetle anacağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-teror-belasini-tamamen-ortadan-kaldirmak-icin-kararliyiz/feed/ 0
Akşener’den CHP’ye: “Dünün Mağdurları, Bugünün Zorbaları Oldu” https://www.haber60.com.tr/aksenerden-chpye-dunun-magdurlari-bugunun-zorbalari-oldu/ https://www.haber60.com.tr/aksenerden-chpye-dunun-magdurlari-bugunun-zorbalari-oldu/#respond Fri, 29 Mar 2024 04:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24749 İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener CHP’ye yüklendi, “Bir zamanlar haksızlığa uğradıklarında yanına koştuğumuz dünün mağdurları, maalesef bugünün zorbaları oldular. Biz onlardan saygı bekledik, onlar bizi parya gördü” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Keçiören’deki iftar programında açıklamalarda bulundu.

Türk siyasetinde milletin taleplerinin göz ardı edildiği bir sistemi reddettiklerini vurgulayan Akşener; “Türkiye’yi bu ucubue sistemden kurtarmak için kazanmayı samimiyetle isteyen bir tek bizdik ama gelin görün ki hırsız içeriden olunca kapı kilit tutmuyormuş. Her şeyden önce koltuğunu düşünenlerle hiçbir yere varılamıyormuş. İstanbul’u, Ankara’yı, Adana’yı, Antalya’yı kazanmak Türkiye’yi kazanmaya yetmiyormuş. Onlar milletsiz bir siyaset istiyorlar, biz reddediyoruz. Onlar kendi hırslarını Türkiye’ye dayatmak istiyorlar, biz kabul etmiyoruz. Onlar kuyruklarına takılalım istiyorlar, biz direniyoruz ve şükürler olsun ki her türlü engele, iftiraya, ihanete rağmen önümüzdeki pazar günü İYİ Parti olarak Türkiye’nin dört bir yanında, 81 il ve ilçelerimizde kendi adaylarımızla seçimlere giriyoruz” ifadelerini kullandı.

“ALDIĞIMIZ KARARA SAYGI GÖSTERMEK YERİNE HERKESİN TEKER TEKER HAİNLİK ETTİĞİ BİZ OLDUK”

ABB Başkanı Yavaş’ın, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Böcek’in ve İBB Başkanı İmamoğlu’nun haksızlığa uğradıklarında İYİ Parti olarak yanlarında olduklarını ancak buna karşılık bugün hepsinden ihanet gördüklerini ifade eden Akşener, şöyle konuştu:

“2019 yılında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, istifayı bastığı CHP’den yeniden aday olması engellendiğinde yanında biz vardık. 2022 yılında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in hastalığını fırsat bilip, ayağını kaydırmak isteyenlerin karşısında bir tek biz vardık. 2022 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hapis cezası haberini aldığında Saraçhane’ye koşan bir tek biz vardık. Ama heyhat bugün geldiğimiz noktada aldığımız karara saygı göstermek yerine hepsinin teker teker hainlik ettiği de maalesef biz olduk, İYİ Parti oldu. Evet bir zamanlar haksızlığa uğradıklarında yanına koştuğumuz dünün mağdurları, maalesef bugünün zorbaları oldular. Biz onlardan saygı bekledik, onlar bizim parya gördü. Biz onlardan ahlak bekledik, onlar bize her türlü ahlaksızlığı yaptı. Muhteremlerin dalına bastığımız anda takkeler düştü, keller göründü. Her türlü çirkinlik ortaya saçıldı. Varsın olsun. Biz hala haksızlığın karşısındayız. Biz hala zorbaların karşısındayız. Biz hala vesayetin karşısındayız.

“BUGÜN DE MİLLETE SADAKATTEN BAHSEDİP İHANETİ YOL BİLENLERİN KARŞISINDAYIZ”

Biz bugün de dürüstlükten bahsedip riyakarlığın külliyatını yazanların karşısındayız. Biz bugün de millete sadakatten bahsedip ihaneti yol bilenlerin karşısındayız. Biz bugün de adaletten bahsedip hakka girenlerin karşısındayız. Biz bugün de demokrasiden, hürriyetten bahsedip en küçük eleştiride sansüre sarılanların, zülf-i yare dokununca küfür kıyamet düz gidenlerin karşısındayız. Nasıl ki AK Parti’nin besleyip büyüttüğü yandaş medyaya karşıysak, Özgür Özel’in deyimiyle; emekleriyle var ettikleri yoldaş medyaya da, Saraçhane medyasına da karşıyız. Nasıl ki AK Parti’nin devletimizin kaynaklarını seçim finansmanı olarak kullanmasını eleştiriyorsak CHP’nin belediye kaynaklarıyla seçim finanse etmesini de, bir büyük şehrin seçim bütçesinin 500 milyon lira olmasını da, bir ilçe belediyesinin seçime 250 milyon lira harcamasını da elbette eleştireceğiz, eleştiriyoruz. Nasıl ki AK Parti’nin siyasi dümenlerine ayak oyunlarına, operasyonlarına karşı yılmadan mücadele ediyorsak CHP’nin kirli pazarlıklarına, iftiralarına, operasyonlarına karşıda elbette yılmadan mücadele edeceğiz.”

“MANSUR YAVAŞ ARTIK CHP GENEL MERKEZİ’NİN ‘EV KÖLESİ’ OLMUŞTUR”

Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programına katılan Mansur Yavaş’ın istifa eden İYİ Partililerle ilgili açıklamalarına yönelik konuşan Meral Akşener, şunları söyledi:

“Seçimlere hür ve müstakil girme kararı aldığımızdan beri Antalya’daki belediye meclis üyelerimiz istifa ettirildi. İstanbul’daki belediye meclis üyelerimiz CHP’den liste garantisiyle istifa ettirildi. Ama pazarlıkların en çirkini nerede oldu biliyor musunuz? Burada Ankara’da oldu. Hatta Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, geçenlerde çıktığı bir televizyon programında kendi ağzıyla olanı biteni bir de itiraf etti. Partimizden istifa ettirdiği il başkanının, ilçe başkanlarının, Ankara teşkilat mensuplarımızın şu anda kendisiyle çalıştığını söyledi. İzleyince vallahi şaşırdım ama yanlış anlaşılmasın, biz bunları zaten biliyorduk. Ben ben bunu alenen televizyonda itiraf etmesine şaşırdım. Yani ben bu pişkinliğe şaşırdım. Böyle bir ahlaksızlıkla böbürlenen bu şuursuzluğa şaşırdım. Bundan daha 12 ay önce görmek isteyip de maalesef göremediğimiz bu cürete, bu özgüvene, bu cesarete de ayrıca şaşırdım. Malcom X der ki; ‘Tarihte iki tür köle vardır. Bunlardan biri ev kölesidir, diğeri ise tarla kölesidir. Ev kölesi, efendisine yakın yaşayan köledir. Efendisinin evinde, çatı arasında veya bodrumda yaşar. Efendisi gibi giyinir, efendisinin kullanılmış giysilerini giyer, efendisinden artan yemekleri yer ve efendisini, efendisinin kendisinden bile daha çok sever.’ İşte bugün geldi noktada Mansur Yavaş da tam olarak budur. O artık CHP Genel Merkezi’nin ‘ev kölesi’ olmuştur. O nedenle de İYİ Parti’ye gelince aslan kesilen bu arkadaşımızın mevzubahis CHP olduğunda dün olduğu gibi bugün de munis ve itaatkar bir tutum sergilemesi fevkalade doğaldır.

“TAŞ MEDRESELİLER; İYİ PARTİ OLARAK BİZİM ONURUMUZDUR, GURURUMUZDUR”

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın 1980 Darbesi sürecinde cezaevinde işkenceye uğrayan ülkücüler olan Taş Medreselilere karşı sözlerine ilişkin konuşan Meral Akşener, şunları kaydetti:

“Bildiğiniz gibi Mansur Yavaş’ın Adana’daki dava arkadaşı Zeydan Karalar’ın ‘Taş medresede yetişenler bizim kardeşimiz olmaz’ dediği, sonra da gelecek tepkilerden korkup ‘burayı keselim’ diye eklediği bir videosu ortaya çıktı. Peki ‘Büyük Ülkücü’ Mansur Yavaş’tan bir ses bir itiraz çıkabildi mi? Elbette hayır. Taş medreselilere yapılan bu büyük terbiyesizlik karşısında ‘ev kölesi’ Mansur Yavaş, efendisini kızdırmamak için çıkıp da tek bir kelime söyleyemedi. Bu ibretlik manzara karşısında öncelikle şunu söylemek isterim; kendi ikbalini Türk istiklalinden çok sevenler elbette ki taş medreselileri abi kardeş bilemezler. Bugün çıkıp bize ahkam kesen çiftlik muhafazakarlarından da, tatlı su milliyetçilerinden de, ılıman iklim demokratlarından da Taş Medreselilere vefa beklemiyoruz. Taş Medreseliler; İYİ Parti olarak bizim onurumuzdur, gururumuzdur. Kimsenin onlara saygısızlık etmesine izin vermeyeceğiz. Kimsenin onurumuzu çiğnemesine izin vermeyeceğiz.”

“İŞİ DÜŞEN ABLA EDEBİYATINA SARILIYOR”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Ben Meral Hanım’a abla derim” sözüne de karşılık veren Meral Akşener şöyle devam etti: “Bir de çıkmış utanmadan ‘Ben Meral Hanım’a abla derim’ diyor. Bu da artık iyice moda oldu. İşi düşen, işine gelen hemen ‘abla’ edebiyatına sarılıyor. Ama ben artık CHP yöneticilerinin yüzüme ‘abla’ deyip sonra yoldaş medyalarında bana ve partime küfür kıyamet sövdürmelerinden gerçekten sıkıldım. İYİ Partililere CHP’ye kazandırdığı sürece ‘iyi insanlar’ deyip, kendi yolumuzda yürüdüğümüzde ‘bunlar A-ka-peli’, ‘bunlar faşist’, ‘bunlar sağcı’ diye saldırmalarından artık bıktım. Ez cümle beni, partimi ve bizi destekleyen vatandaşlarımızı sürekli CHP’ye bir şeyler kazandırmak zorunda olan paryalar olarak görme şımarıklığından da artık usandım. O nedenle demeyin kardeşim. Bana abla, mabla demeyin. Çünkü sizin bana vıcık vıcık bir riyakarlıkla abla demeniz; beni samimiyetle ablası, annesi, kardeşi gören milletimize de; bu çetin yolu benimle birlikte yürüyen dava arkadaşlarıma da, yapılan tüm ahlaksızlıklara benimle birlikte göğüs geren İYİ Partili gerçek kardeşlerime de yapılmış koca bir hakarettir.”

“1 NİSAN SABAHI ALTIN GÜNEŞ OLUP SIRMALAR SAÇACAĞIZ”

Akşener sözlerini şöyle noktaladı:

“31 Mart’ta milletimizden aldığımız güçle Türk milletini seçeneksizliğe mahküm edenlerin sahte yüzlerini ortaya çıkartacağız. Ucuz siyasi oyunlarla ‘-mış gibi’ yapanların maskelerini düşüreceğiz! Türk siyasetini esir alan bu maskeli baloyu milletimizle birlikte dağıtacağız ve 1 Nisan sabahı gelip çattığında turuncu zulmün, kızıl yalanın, mor ihanetin karşısında altın güneş olup sırmalar saçacağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/aksenerden-chpye-dunun-magdurlari-bugunun-zorbalari-oldu/feed/ 0
Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım: Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Turgut Altınok https://www.haber60.com.tr/ulku-ocaklari-genel-baskani-ahmet-yigit-yildirim-ankara-buyuksehir-belediyesi-baskan-adayi-turgut-altinok/ https://www.haber60.com.tr/ulku-ocaklari-genel-baskani-ahmet-yigit-yildirim-ankara-buyuksehir-belediyesi-baskan-adayi-turgut-altinok/#respond Fri, 29 Mar 2024 04:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24735 Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, ülkücü hareketin Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkan adayının Turgut Altınok olduğunu ifade etti.

Genel Başkan Ahmet Yiğit Yıldırım, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 31 Mart Pazar günü yapılacak olan seçimlerin Türkiye’nin istikbali için hayati önemde, stratejik bir seçim olduğunun altını çizdi. Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Türkiye’nin bölgesinde etken bir ülke olduğunu kaydetti. Yıldırım, Türkiye’nin Cumhur İttifakı ile siyasette yakaladığı güçlü liderlik ve istikrar ile Türk Devleti’ni çağın şartlarına hazır hale getirerek, dosta güven düşmana verir bir yapıya kavuşturduğunu söyledi.

“Devlet düşmanlarının ‘kent uzlaşısı’ adı altında kanser hücresi gibi belediyelerimize sızmaya çalıştıklarını görmekteyiz”

Türk ve Türkiye düşmanlarının yer aldığını ve adına ‘kent uzlaşı’ denilen oluşumun belediyelere sızma girişimine şahit olduklarını belirten Yıldırım, “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve milletinizin helal hazinesini; terör örgütü PKK’ya aktaran siyasetçi görünümlü bölücü teröristlerin; vatan, millet, din ve devlet düşmanlarının ‘kent uzlaşısı’ adı altında kanser hücresi gibi belediyelerimize sızmaya çalıştıklarını görmekteyiz. Bu bağlamda kendisini; milliyetçi, vatan sevdalısı gibi pazarlayarak bölücülerin kullanışlı bir aparatı olmuş, ihanetin değirmenine su taşıyan ‘Kent Uzlaşısı’ ürünü olan bu kişilerin kutsal davamızla, ülkümüzle ve Türk milliyetçiliğiyle zerre kadar alakası yoktur, olamaz” ifadelerine yer verdi.

Yıldırım açıklamalarının devamında şunları kaydetti:

“’40 yıllık geçmişimi geride bıraktım’ diyerek kendini Kandil’in uzlaşıcısı pozisyonuna düşürmüş, CHP’ye pazarlayan, DEM’cilerle omuz omuza yürüyen, bölücü terör örgütü PKK’nın elebaşı terörist Abdullah Öcalan’dan ‘Apo Bey’ diye bahseden, maneviyatsız kişilik Mansur Yavaş ve onun beslemelerinden de asla ‘Türk Milliyetçisi’ olmaz olamaz. Bölücülerin oylarıyla seçildikten sonra Ankara’daki 5 yılını hizmetsiz, projesiz tamamlayan Mansur Yavaş olsa olsa Birleşik Krallığın dostu ‘Yoldaş Mansur’ olur. Ankara’da avukat kimliği altında akçeli işler kovalayan, sahte senet, vergi kaçırma, kaset satma, tehdit, şantaj işlerine adı karışan, belediye başkanlığı döneminde adı rüşvet skandalıyla anılan Mansur Yavaş’ın Londra’da görüştüğü siyasilerin genelde terör örgütü PKK’ya destek veren Unmesh Desai, Jeremy Corbyn gibi kişiler olması ve Chatham House’da kurgulanması aslında onun küresel çetenin bir uşağı ve piyonu olduğunun en büyük kanıtıdır ve göstergesidir.”

Yıldırım, “‘Yerel özerklik şartını getireceğim’ diyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun ardından terör örgütü PKK’nın en büyük talebi olan ‘Belediyelerde mali özerklikten yanayım. Yerel yönetimler özerkliğini öncelikle mali özerklik yaparak belirlersiniz’ diyen Mansur Yavaş’tan başkası değildir. Mansur Yavaş, Ankara’ya hiçbir hizmeti ve hayrı dokunmayan, terör örgütlerinin elinde oyuncak olmuş, iradesini bölücü oylar için ipotek vermiş, çapsız, siyasi mankurttan başka biri değildir. Hal böyle iken Mansur Yavaş gibi birine milliyetçi ve vatanperver yakıştırması yapmak, Türk milleti ve devletine hakarettir” dedi.

Ahmet Yiğit Yıldırım, Cumhur İttifakı’nın ABB Adayı Turgut Altınok’a desteklerini yineleyerek şunları söyledi:

“Milliyetçi Ülkücü Hareketin Ankara’daki adayı bellidir; çalışkan, üretken ve saygın bir kişi olan Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sayın Turgut Altınok’tur. Liderine, davasına ve teşkilatına bağlı Ankaralı her bir ülküdaşımın gönlü de, duası da, oyu da Cumhur İttifakı’nın kıymetli adayı Sayın Turgut Altınok’tan yanadır. İnanıyorum ki; 31 Mart seçimleri Cumhuriyetimizin Başkenti Ankara’mızda, terör örgütleriyle kol kola girmiş, ‘Kent Uzlaşısı’ adı altında DEM’lenenlerin değil, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefine inanmış, üretken belediyecilik anlayışına sahip Cumhur’un zaferiyle sonuçlanacaktır.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/ulku-ocaklari-genel-baskani-ahmet-yigit-yildirim-ankara-buyuksehir-belediyesi-baskan-adayi-turgut-altinok/feed/ 0
MHP Genel Başkan Yardımcısı Kamil Aydın: ‘CHP, terör örgütünün siyasi uzantısına can suyu veriyor’ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-kamil-aydin-chp-teror-orgutunun-siyasi-uzantisina-can-suyu-veriyor/ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-kamil-aydin-chp-teror-orgutunun-siyasi-uzantisina-can-suyu-veriyor/#respond Fri, 29 Mar 2024 02:36:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24666 MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, “Avrupa’daki saldırılardan anlıyorsunuz. Nerede bir Türk vatandaşı varsa bizim bir soydaşımız varsa onun hanesine, dükkanına, hatta camilere saldırıyorlar. Şimdi böylesine can derdine düşmüş bir terör örgütünün siyasi uzantısına maalesef Cumhuriyet Halk Partisi can suyu veriyor” dedi.

İhlas Haber Ajansı Erzurum Bölge Müdürlüğü’nü ziyaret eden Milletvekili Aydın, yerel seçimler ve Türkiye gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. İstanbul seçimleri öncesinde DEM ile CHP arasında yaşanan ittifakın gözler önünde yaşandığını ifade eden Aydın, “Aslında yani eski HDP yeni DEM diyelim. Bunlarla ittifakı Sayın İmamoğlu’nun hep vardı. Yani bir önceki yönetim seçim sürecinde bu ittifakı kurdu. Sadece onda değil. Dikkat ederseniz Allah korusun yani Batılıların Türkiye’yi bölme parçalama projelerinin çok önemli iki ayağı var. Bunlardan biri etnik ayrımcılığa gitmek, bir de mezhep ayrımcılığa gitmek. Maalesef buna İstanbul şehri emini de alet olmuştur. Yani geçen iftar yemeği veriyor, İnanın katılanları sayıyor, sayıyor, sayıyor, sayıyor. İçlerinde daha önce de İstanbul kimin diye sorulduğunda işte İstanbul Ermenilerin, Rumların, efendim şunların, bunların diye sıralıyor. Ama asli unsur Anayasamızda Türkiye Cumhuriyetinin asli unsuru olan Türklerin adını hiçbir zaman ağzına almaktan imtina ediyor her zaman” dedi.

“Atatürk’ün mirası yağmalanıyor”

“Avrupa’daki saldırılardan anlıyorsunuz. Nerede bir Türk vatandaşı varsa bizim bir soydaşımız varsa onun hanesine, dükkanına, hatta camilere saldırıyorlar” diyen Aydın, “Şimdi böylesine can derdine düşmüş bir terör örgütünün siyasi uzantısına maalesef Cumhuriyet Halk Partisi can suyu veriyor. Yani Atatürk’ün mirası yağmalanıyor. Yüz yıllık bir mücadele heba ediliyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçekten bölücülükle ilgili söylediği çok nefis cümleler var. Bütün bunları yok sayarak sanki efendim daha önceleri genel seçimlerde altılı masa kurulup altında DEM’i tutarken bugün altını masada bir dağınıklık söz konusu. Altında ki DEM masa üstüne çıkarılmış çok önemli bir paydaş haline getirmişler. Peki ortaklaştıkları düşünce ne? Allah korusun meşrep ya da işi tek kökenli merkezli bir ayrımcılığa tabi tutmak. Bir de artık mağarasında, dağında, efendim herhangi bir eylemde varlık bulamayan PKK’ya kravat tak takım elbise giydirip büyükşehirde, İstanbul’da efendim siyasi bir görüntü adı altında şehirlere, metropollere çekmek. Bizim canımız çok yandı. Aziz vatandaşlarımız bunun farkında. Yani bunlardan tekrar yeniden siyasi bir şey çekme projesini düşünenler de aldanıyorlar. Yani yılanla torbaya girilmez. Daha önceki dönemde ağır bedeller ödendi. Çukur eylemlerini hatırlayın. Yani 800, 900 civarında şehidimiz var bizim orada. Dolayısıyla biz artık mümin aynı delikten ikinci kez ısırılmak hükmüne uygun davranmamız lazım. Dolayısıyla Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak açık ve net söylüyoruz. Cumhur İttifakı var. Bütün bu belediyelerin tekrar Cumhur İttifakı’na geçmesi lazım. Artık can çekişen terörün şehirlerde barınmaması lazım. Belediyelerde kendilerine varlık bulmaması lazım. Bunu biz ezbere söylemiyoruz işte. DEM’i meclis üyesi açıkça söylüyor. Diyor ki İstanbul’da şu ittifakları yaptık. Adana’da şu ittifakları yaptık. Mersin’de iki belediyede şu ittifakı yaptık. İzmir’de şu kadar arkadaşımız efendim grup kuracaklar ve meclis üyesi olacaklar. Bütün bunları aleyhine açık söylenirken yani ben inanıyorum ki inşallah o İstanbul tarihi misyonuna bir uygun bir geriye dönüş sergileyecek” dedi.

Atacağınız taşın kimi ne kadar ürküteceğinin hesabını iyi yapmak lazım

Yeniden Refah Partisinin İstanbul’da aday çıkarmasına yönelik de eleştirilende bulunan Aydın, “Aslında yani Cumhur İttifakı içerisinde şimdi bir milli görüş mirası sahibini artık AK Parti’ye geçtiği kanaatim bu, milletimizde hasıl oldu ki bu kadar oraya destek oldular. Şimdi öylesine bir babanın bir evladı işte bugün yola çıktılar. ya İstanbul’da Allah aşkına yani yapacağınız işin, atacağınız taşın kimi ne kadar ürküteceğinin hesabını iyi yapmak lazım. Bu bir vebaldir, sorumluluktur. Bu vebalin altında kalamayacağını söyleyenler istifa edip kitlesel olarak efendim parti değiştiriyor ama nasıl bir üst akıl, böyle bir yönlendirme yaptıysa İstanbul’da aday çıkarmaları çok garip bir şey. Yani herkes oy potansiyelini biliyor. Bunlar amaç üzüm yemek mi? Bağcıyı dövmek mi? Cumhuriyet Halk Partisi de DEM’in buradaki amacı daha önce altının başında bir araya gelenler bunu itiraf ettiler. Biz tek amacımız Tayyip Erdoğan’a alaşağı etmekti. Cumhur İttifakı’nı sekmeye uğratmaktı. Başaramadık dediler. Peki bundan ders çıkaramadınız mı? Şimdi yazık değil mi? Sizin milli duruşunuz var. Böylesine gayri milli bir söylem içerisinde olan Sayın İmamoğlu’na dolaylı bir destek sağlama adına niye aday çıkarıyorsunuz? Bir milletvekilleri işte istifa etti. Yönetim kurullarında korkunç bir göç var. Ben inanıyorum ki gerçekten bu partiyi umut görüp rahmetlinin efendim hatırasına bağlı olarak buna destek vermeyi düşünen birçok insan bu karardan dolayı da desteğini çekecektir diye düşünüyorum.”

“Bu şehirler hizmetsizliği hak etmiyor”

Türkiye’nin genel seçimler üzerinden daha bir yıl geçmeden bir mahalli idareler seçimi arifesinde olduğunu ifade eden Aydın, “İnşallah güvenli ve emniyetli bir şekilde, kardeş hukukuna zarar vermeden seçimlerimizi gerçekleştireceğiz. Cumhur İttifakı olarak sahada her birlikte çalışıyoruz, biz ilkesel bir ittifakız. Millet ve ülke şiarı ile hareket ettiğimizi ortaya koyuyoruz. Büyükşehirlerde on ilde bugüne kadar hizmet noktasında herhangi bir vatandaşa yönelik bir hizmet götürmemiş Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri tekrar Cumhur İttifakına geçmesi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Özellikle kadim şehrimiz, dünya başkenti dediğimiz İstanbul bu hizmetsizliğe artık bir son verecek ve inşallah muradına erecek. Aynı şekilde Antalya, Mersin, Adana için geçerli, İzmir için de geçerli. İzmir’in hali ortada. Bunlar dünya çapında büyük kentlerimiz. Hak ettikleri hizmetleri almadılar. Elbette ki, Türk siyasetinin genel anlamda yaşadığı sıkıntılar var. Bunun farkındayız. Eksikleri ve sıkıntıları asla sümenaltı etmiyoruz. Türkiye’nin ekonomik sıkıntıları var, istihdam sıkıntıları, büyüme, gelişme, kentsel dönüşüm diye bir sıkıntısı var. Erzurum’da bunun içinde. Allah korusun Türkiye coğrafi olarak dünya ölçeğinde zaten deprem kuşağında olan bir ülke” dedi.

“Erzurum’da uygulama içine sokulmalı”

İstanbul ile birlikte Erzurum’un da deprem riski yaşayan bir şehir olduğunu anlatan Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle böyle bir riski taşıyan iki önemli şehrimiz. İstanbul’da sağ olsunlar Sayın Cumhurbaşkanımız dikkatleri çekti. Yarısı sizden yarısı biz de mantığıyla hareket edip yerinde bir şekilde, hızlı bir şekilde eskiyen, risk taşıyan binaların yeniden oturuma, kazandırılması yapılıyor. Geçen sene 6 Şubat depreminde büyük sıkıntılar yaşadık. Bunları yaşamamak adına, testi kırılmadan tedbirini alma noktasında ve bu anlamda Erzurum’un da düşünülmesi lazım. İnşallah Cumhur İttifakı gerekli başarıyı gösterecek. Ama asıl bundan sonra, başarıdan sonra hem gerek siyaset hem de bu bağlamda. Yani artık deprem kuşağı mantığı içerisinde, vatandaşımıza biraz devletimizin merkezi hükümetin katkı sağlayarak diğer illerde olduğu Erzurum’unda bu uygulama içinde sokulması gerekiyor.” – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-kamil-aydin-chp-teror-orgutunun-siyasi-uzantisina-can-suyu-veriyor/feed/ 0
TEKNOFEST 2024’e 1 milyon 600 bin gencin başvurduğu açıklandı https://www.haber60.com.tr/teknofest-2024e-1-milyon-600-bin-gencin-basvurdugu-aciklandi/ https://www.haber60.com.tr/teknofest-2024e-1-milyon-600-bin-gencin-basvurdugu-aciklandi/#respond Fri, 29 Mar 2024 02:33:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24663 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TEKNOFEST 2024’e 1 milyon 600 bin gencin başvurduğunu hatırlatarak, “Böyle bir toplumsal seferberlik ruhu dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Teknolojinin en ilerisini yaptığı kabul edilen Amerika’da, İngiltere’de, Almanya’da, Japonya’da, dünyanın en büyük nüfusuna sahip ülkelerinde, Çin’de, Hindistan’da böyle bir teknoloji etkinliği, böyle bir milli teknoloji ruhu yok.” dedi.

Kacır, Afyon Kocatepe Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın katılımıyla düzenlenen Gençlik Buluşması’nda, bütün projelerinin kalbinde Türk gençliğinin yer aldığını söyledi.

Türkiye’de 20. yüzyılda da yerli ve milli havacılık anlamında çok önemli girişimlerde bulunulduğunu ancak dönemin siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkları nedeniyle bir sonuca ulaşılamadığını dile getiren Kacır, “Türkiye bugün savunma sanayisinde, havacılıkta dünyaya parmak ısırtan başarı hikayelerine imza atıyorsa bu, Türk gençliği sayesindedir. Sizler gibi gencecik insanların oluşturduğu mühendislik takımları, teknoloji ekipleri, Türkiye’yi Cumhuriyetimizin ikinci asrına, Türkiye Yüzyılı’na taşıyan büyük başarılara imza attı.” ifadelerini kullandı.

“Bu ülkenin öz evlatları alın teriyle, akıl teriyle Türk’ün imzasını gökyüzüne atmıştır”

Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş ile bazı ilgililerin yıllar önce ülkedeki havacılık girişimlerini anlatan Kacır, şöyle devam etti:

“Bu ülkede havacılık adına ne varsa, hatta sanayileşme adına ne varsa adeta akamete uğratılmış. Bütün sanayileşme tarihimiz, havacılık tarihimiz akamete uğratılmış, engellenmiş hikayeler tarihine dönüşmüş, 2000’li yıllara kadar. Ne zaman ki 2000’li yıllarda bir sağlam irade gelmiş ve demiş ki ‘Bu ülkenin neye ihtiyacı varsa biz kendi evlatlarımızın alın teriyle, akıl teriyle üretilmesini, geliştirilmesini sağlayacağız. Biz devlet iradesiyle onların arkasında dimdik duracağız’. Böylelikle bu ülkenin öz evlatları alın teriyle, akıl teriyle Bayraktar’ları, Akıncı’ları, Aksungur’ları, ANKA’ları, Hürkuş’ları, Hürjet’leri, Atak’ları, Gökbey’leri, Kaan’ları, Kızıl Elma’ları üretmiş, Türk’ün imzasını gökyüzüne atmıştır.”

Türk gençliğinin, önündeki engeller kaldırıldığı takdirde her türlü yükün üstesinden geleceğine ve dünyanın en önemli projelerine imza atacağına inancının tam olduğunun altını çizen Kacır, “Bu anlayışla ümit ediyoruz ki sizlerle birlikte, TEKNOFEST kuşağıyla birlikte, daha nice büyük başarıya imza atacağız. Dünyada eşi ve benzeri olmayan teknoloji festivallerini bu anlayışla düzenliyoruz. 2018’de TEKNOFEST’e 20 bin genç katılmıştı. 14 teknoloji yarışmasına 20 bin genç başvurmuştu. 2023’te 44 teknoloji yarışmasına, 337 bin takımla 1 milyon genç başvurdu. Kırılması zor bir rekora imza attığımızı düşünüyorduk, bu seneye kadar. Bu yıl 2024 TEKNOFEST’ine 788 bin takımda 1 milyon 600 bin Türk genci başvurdu. Böyle bir toplumsal seferberlik ruhu dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Teknolojinin en ilerisini yaptığı kabul edilen Amerika’da, İngiltere’de, Almanya’da, Japonya’da, dünyanın en büyük nüfusuna sahip ülkelerinde, Çin’de, Hindistan’da böyle bir teknoloji etkinliği, böyle bir milli teknoloji ruhu yok. Bu ruhla, bu inançla, bu coşkuyla, heyecanla, inşallah hep birlikte bu güzel topraklara, Türkiye’ye nice başarı hikayesi kazandıracağız.” diye konuştu.

“Gözümüz daha yükseklerde”

Kacır, havacılıktan sonra özellikle uzay teknolojilerinde çok başarılı olma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, “Maalesef 1980’ler 1990’lar Türkiye’nin teknoloji yolculuğunda kayıp yıllar oldu. Dünyada bilgisayar devrimi, internet devrimi muhteşem bir hızla gelişirken, Türkiye o yılları siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklarla maalesef heba etti.” dedi.

2000’li yıllara gelindiğinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğindeki sağlam iradeyle başlatılan mücadelenin sonuçsuz kalmadığını ve bugün uzay teknolojilerinde de önemli başarılara imza atıldığını söyleyen Kacır, “Nihayetinde 600 kilometreden, metre altı çözünürlükle görüntü almamızı sağlayan, elektro optik kamerası dahil, tüm kritik alt sistemleriyle yerli ve milli görüntüleme uydumuz İmece’yi, Cumhuriyetimizin 100. yılında, 2023’te uzaya göndermeyi başardık ama durmuyoruz, daha yapacak çok işimiz var. 8 Temmuz 2024 haftasında Türkiye ilk milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’yı uzaya gönderecek. Kendi haberleşme uydularını yapabilen 11 ülkeden biri olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKSAT 6A’nın 36 bin kilometrede görev yapacağını anlatan Kacır, “Gözümüz daha yükseklerde. 380 bin kilometre ötedeki aya, kendi teknolojimizle erişeceğiz. Sizler gibi genç insanların, genç mühendislerin, bilim insanlarının emeğiyle bu gerçekleşecek. Türkiye hibrit roket motoru teknolojisinde dünyada ilk 4 ülkeden biri bugün. İnşallah önümüzdeki yıllarda gerçekleştireceğimiz Ay Projesi ile bu teknolojiyi uzayda gerçekleştiren ilk ülke olmayı hedefliyoruz. Bunu başarırsak uyduların yörüngeler arası transferini sağlayan uzay araçlarını Türkiye’de üretme imkanına sahip olacağız.” ifadesini kullandı.

Kacır, Milli Uzay Programı’nın hedeflerini, gerçekleştirdikleri çalışmaları anlattı, uzay ve uydu teknolojilerini de yerli ve milli olarak geliştirmenin, Cumhuriyetin mayasındaki “tam bağımsızlık” iddiasını güçlendireceğini vurguladı.

Konuşmasının ardından Afyon Kocatepe Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet Karakaş ile Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı, Bakan Kacır’a hediye takdiminde bulundu.

Daha sonra Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, salonu dolduran üniversite öğrencilerine sunum yaptı.

Bakan Kacır da Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası’nda kentin sanayicileri ve iş insanları ile bir araya geldi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/teknofest-2024e-1-milyon-600-bin-gencin-basvurdugu-aciklandi/feed/ 0
Trakya Kalkınma Ajansı Desteğiyle Yerli Ayçiçeği Tohumu Rusya’ya İhraç Edildi https://www.haber60.com.tr/trakya-kalkinma-ajansi-destegiyle-yerli-aycicegi-tohumu-rusyaya-ihrac-edildi/ https://www.haber60.com.tr/trakya-kalkinma-ajansi-destegiyle-yerli-aycicegi-tohumu-rusyaya-ihrac-edildi/#respond Fri, 29 Mar 2024 00:12:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24564 Tekirdağ’da Trakya Kalkınma Ajansı desteğiyle yetiştirilen 20 ton yerli ve milli hibrit ayçiçeği tohumu ikinci kez Rusya’ya ihraç edildi. Dünyanın tohum merkezi arasında bulunan Rusya’da yerli ve milli tohumlarında yayılması beklenirken, seneye ise Rusya’ya 120 ton transfer anlaşması yapılmış durumda.

Trakya Kalkınma Ajansının destekleriyle Trakya Tohumcular Derneği tarafından deneme tarlalarında yetiştirilen yerli ve milli 20 ton hibrit ayçiçeği tohumu, Rusya’ya ihraç edilmek üzere yola çıktı. Rusya ihraç transferi öncesi Muratlı Kaymakamı Ahmet Erdoğdu, Trakya Kalkınma Ajansı Gene Sekreteri Mahmut Şahin, Tekirdağ Tarım ve Orman İl Müdürü Oktay Öcal ve Trakya Tohumcular Derneği Başkanı İbrahim Toruk tohumların bulunduğu fabrikada incelemede bulundu.

İkinci kez 20 ton ihracat

Ayçiçeği ihracatında önce gelen ülkelerden biri olan Rusya’da ayçiçeği arenasında artık yerli tohumda boy gösterecek. Tekirdağ’da başarılı bir şekilde kuraklık şartlarına dayanıklılığı ile bilinen yerli tohumlar Rusya’daki tarlalardan 2017’de deneme tarlalarında boy gösterdikten sonra bu yıl da tercih edilmeye başlandı. Seneye 120 ton yerli tohum gönderilmesi konusunda anlaşmalar yapılırken, yerli ve milli ayçiçeği tohumunun ilerleyen yıllarda dünyanın bütün oyuncularının olduğu üretim merkezinde Türk tohumcuları da bundan sonra yayılım göstermesi bekleniyor.

“Ekip çalışmalarından güzel neticeler alındı”

Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin yaptığı açıklamada, “Bugün burada Tekirdağ’ımız için, Trakya’mız için Türkiye’miz için belki miktar olarak küçük ama önemli bir adım atılıyor. Geçen sene yine burada Türkiye’den Rusya’ya ve yurt dışına mal ihracatı için bir arada bulunmuştuk. Temennimiz seneye de bunun devam etmesi yönündeydi. Allah’a hamdolsun bu sene de yine Tekirdağ’dan Rusya’ya yerli ve milli hibrit ayçiçeği tohumunu ihraç ediyoruz. Tabii bu günlere kolay gelinmedi. Yaklaşık 7 yıldan beri Trakya bölgesindeki tohum şirketlerimiz yoğun bir Ar-Ge çalışması neticesinde Trakya Araştırma Enstitüsünden, Namık Kemal Üniversitesinden hocalarımızla beraber şirketlerimiz, borsalarımız, bütün ekosistemdeki paydaşlarımız bir araya geldi. 6-7 yıllık emeğin neticesinde geçen sene Trakya ile beraber tüm Türkiye’de ekim çalışmaları yapıldı ve güzel neticeler alındı. Aynı zamanda da yurt dışında da bu yerli ve milli hibrit ayçiçeğimizin tescil çalışmaları yapıldı. Bu çalışmalar neticesinde geçen sene ilk defa yaklaşık bir konteyner yaklaşık 20 ton mal ihracatı yapılmıştı. Bu sene de onun devamı olarak 20 ton malı ihraç ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Ülkemize döviz kazandırmak istiyoruz'”

Hedeflerinin büyük olduğunu söyleyen Şahin, “Bu gönderilen mallar, oralarda belirli bölgelerde ekim yapılacak Rusya’nın farklı yörelerinde ve inşallah orada da tanındıktan sonra, önümüzdeki yıllarda bu 1 konteyner sayısı 7,8 ve 10 konteynere çıkacak. Amacımız Trakya’da ve Tekirdağ’da doğmuş olan Türkiye’nin ilk yerli ve milli hibrit ayçiçeği tohumunu hem Marmara bölgemizde, Trakya’mızda, hem Türkiye’nin değişik bölgelerindeki ayçiçeği ekilebilir 43 ilde bunu yetiştirmek, büyütmek, yerli ve milli satış oranını çoğaltmak. Malum bu alana yabancılar hakim şuanda bu anlamda Türk mühendislerimizin başından sonuna kadar çalıştığı, Türk şirketlerimizin pazarlamasını yaptığı ve bütün sürece hakim olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın, Tarım Bakanlığımızın da büyük destekleri ile yol aldığı bu projeyi Türkiye’de belli bir aşamaya getirdikten sonra yurt dışında da Rusya, Ukrayna, Romanya, Balkanlar gibi bir çok ülkede de Türkiye’nin gururu olarak bayrağımızı yurt dışında temsil edecek olan firmalarında yerli ve milli hibrit ayçiçeğini oraya satmak, ülkemize döviz kazandırmak istiyoruz” dedi.

“Seneye 120 ton üretim anlaşmasını yaptık”

Dernek Başkanı Toruk ise açıklamasında, “Firma olarak Rusya’da çalışmalar yaptık. Önce Rusya’nın her tarafında tohumlarımızı gönderdikten sonra önce çiftçilere beğendirmek gerekiyor. 2017’de tescil ettirmiştik. Aslında büyük ihracatı ilk defa geçen sene 20 ton olarak göndermiştik. Rusya’nın 17 tane üretim bölgesi var. 17 üretim bölgesinde denemelerde olumlu sonuçlar verince, tabii yabancı ülkelerde özellikle yabancı çiftçileri ikna etmek çok kolay değil. Orada ölçek ekonomisi var. Bu senede 20 ton gönderiyoruz. Seneye de inşallah 120 ton üretim anlaşmasını yaptık. Rusya gibi bir ayçiçeği üretim merkezinde dünyanın bütün oyuncularının olduğu bir üretim merkezinde biz Türk tohumcuları da bundan sonra varız. Pazarımız gitgide büyüyecek. Orada 100 bin ton bir pazar var. 6-7 bin ton civarında bir pazar payı alacağımıza inanıyoruz” ifadelerine yer verdi. – TEKİRDAĞ

]]>
https://www.haber60.com.tr/trakya-kalkinma-ajansi-destegiyle-yerli-aycicegi-tohumu-rusyaya-ihrac-edildi/feed/ 0
MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter Sultanbeyli ve Ümraniye ilçe başkanlıklarını ziyaret etti https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-izzet-ulvi-yonter-sultanbeyli-ve-umraniye-ilce-baskanliklarini-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-izzet-ulvi-yonter-sultanbeyli-ve-umraniye-ilce-baskanliklarini-ziyaret-etti/#respond Thu, 28 Mar 2024 23:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24552 MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter, partisinin Sultanbeyli ve Ümraniye ilçe başkanlıklarını ziyaret etti.

İlk olarak Sultanbeyli İlçe Başkanlığını ziyaret eden Yönter, partililerden seçim çalışmalarına ilişkin bilgi aldı.

Yönter, buradaki konuşmasında, kalan 3 günlük sürede seçmenlerin Cumhur İttifakı lehine oy kullanmalarını temin etmek için sahada olduklarını vurguladı.

MHP olarak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında nöbet değişiminin gerçekleşmesi için üzerlerine düşeni harfiyen yaptıklarını kaydeden Yönter, “31 Mart’ta yalan devri kapanıyor. 31 Mart’ta aldatma devri, riya dönemi kapanıyor. 31 Mart’ta PKK ittifakı tasfiye oluyor.” dedi.

Geçen 5 yılda İstanbulluların hayal kırıklığına uğradığını belirten Yönter, “Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına layık olmadığını göstermiştir. Ekrem İmamoğlu için 31 Mart bir veda vaktidir. Yapamayan gidecek. Yapacak olan irade, yani Cumhur İttifakı ve Sayın Murat Kurum, inşallah İstanbul Büyükşehir Belediyesinde şehremini mevkisinde sorumluluk üstlenecektir.” diye konuştu.

“Saraçhane’ye uğradığı yok”

Yönter, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, “Ekrem İmamoğlu’nun işi gücü İstanbul” sözlerine değinerek, “Özgür Özel yalan söylemeye alışkın, Özgür Özel gerçekleri saptırmakta marifet sahibi.” ifadesini kullandı.

İmamoğlu’nun 5 yılda pek çok olumsuzluğa imza attığını kaydeden Yönter, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ekrem İmamoğlu’nun tek işi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı filan değil, alakası yok. Saraçhane’ye de uğradığı yok. İmamoğlu siyasi dizaynla, planlamayla, partisini baştan sona genel başkanlık alt kadrolara kadar tekrar ele alarak yeni bir yönetim yapısı oluşturmak maksadıyla sümen altından faaliyetlerini yürütmüş, meydan meydan gezerek, aktif bir şekilde 14 ve 28 Mayıs Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde siyasete karışmış, miting yapmış, İstanbul’u yüzüstü bırakmış bir kişidir. Şehremini görevine Ekrem İmamoğlu ihanet etmiştir.”

“Tatil Ekrem Bey’e çok yakışıyor, tatillerden gelmesin”

İstanbulluların çaresizliğe terk edildiğini savunan Yönter, “Ekrem İmamoğlu baştan ayağa defoludur. 31 Mart’ta inanıyoruz ki İstanbullu kardeşlerimiz Ekrem İmamoğlu’nu bir daha gelmemek üzere uzun bir tatile yollayacaktır. Tatil Ekrem Bey’e çok yakışıyor, tatillerden gelmesin. Hatta yanına Özgür Özel Bey’i de alsın ve İstanbul’u bir daha meşgul etmesin.” değerlendirmesinde bulundu.

Daha sonra partisinin Ümraniye İlçe Başkanlığına geçen Yönter, partililere çalışmalarında başarılar diledi.

Buradaki konuşmasında, Belçika’da Türk vatandaşlarına yönelik gerçekleştirilen saldırılara değinen Yönter, şunları kaydetti:

“Türk vatandaşlarımız ki çoğunluğu benim Emirdağlı hemşehrilerim, PKK’lı hainlere orayı dar ettiler. Ülkü Ocağımızı kundaklamaya çalıştılar. Bir hemşehrimi yaraladılar. Ona da çok geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah’tan şifa temenni ediyorum. Şu anda Belçika’da kardeşlerimiz, gönül ve kültür elçilerimiz kenetlenmiş vaziyette. Hiçbir haine eyvallah etmeyecekler, fırsat vermeyecekler, boyun eğmeyecekler. Irak ve Suriye’nin kuzeyinde başı ezilen, Türkiye’de kaçacak, sığınacak yer bulamayan bu hainler Avrupa’da Avrupalıların desteğiyle, AB’nin desteğiyle Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk vatandaşlarına husumet gösterisi yapıyorlar. Tüm bunlara karnımız tok.”

Yönter, MHP olarak Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarının arkasında olduklarını dile getirerek, “Cumhuriyet Halk Partisinin yandaşları, Cumhuriyet Halk Partisi ittifak ortakları, Belçika’da Türk evlatlarına saldırıyor. Bunun bedelini 31 Mart’ta DEM’lenmiş CHP ödeyecek. DEM’lenmenin sonuçlarına katlanacak ve İstanbul’da Ekrem İmamoğlu kaybedecek.” sözlerini sarf etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-izzet-ulvi-yonter-sultanbeyli-ve-umraniye-ilce-baskanliklarini-ziyaret-etti/feed/ 0
AFAD ve Vakıflar Genel Müdürlüğü işbirliğiyle Gazze’ye 2.960 ton insani yardım gemisi gönderildi https://www.haber60.com.tr/afad-ve-vakiflar-genel-mudurlugu-isbirligiyle-gazzeye-2-960-ton-insani-yardim-gemisi-gonderildi/ https://www.haber60.com.tr/afad-ve-vakiflar-genel-mudurlugu-isbirligiyle-gazzeye-2-960-ton-insani-yardim-gemisi-gonderildi/#respond Thu, 28 Mar 2024 23:33:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24536 Gazze’ye ulaştırılması için Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından Vakıflar Genel Müdürlüğü işbirliğinde hazırlanan 2 bin 960 tonluk 8’inci insani yardım gemisi, Mersin Uluslararası Limanı’ndan uğurlandı.

İsrail saldırılarının hedefi olan Gazze şeridindeki Filistin halkı için hazırlanan 125 bin gıda kolisinin bulunduğu 2 bin 960 tonluk yardımlar, rıhtımda konuşlu “SARDES” adlı gemiye yüklendi.

Limanda düzenlenen uğurlama töreninde konuşan Vali Ali Hamza Pehlivan, limanın ticari boyutu dışında yardım gemilerine ev sahipliği yapmasıyla önemli bir değere sahip olduğunu söyledi.

Yardımların hazırlanmasında kurumların dışında sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarından da katkılarının bulunduğunu dile getiren Pehlivan, “Orada yaşanan zulmü, çekilen acıları hepimiz biliyor ve yakından hissediyoruz. Yardımlaşma ve dayanışma duyguları en yüksek olan, mensubu olmaktan gurur duyduğumuz aziz milletimiz, Gazze konusunda da gerekli duyarlılığı gösteriyor.” diye konuştu.

“Devletimizin bütün birimleri imkanları seferber etmeye çalışıyor”

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yıllardır Filistin davasına katkı verdiklerini ifade etti.

Türk halkının Gazze için imkanlarını seferber ettiğini vurgulayan Çam, şöyle konuştu:

“Türkiye Cumhuriyeti tarihinden gelen birikimiyle mazlumların ve mağdurların her zaman sığınağı, kapısı olmuştur. Bugün de devletimizin bütün birimleri bu imkanları seferber etmeye çalışıyor. Bugün için bir ateşkes gerçeklemiş gözüküyor ancak yeryüzündeki bu dram, çok büyük bir dram. Eğitim, altyapı, hijyen, temiz suya ulaşım ve her türlü imkanın bittiği, açlığın başladığı bir ortamda Türkiye Cumhuriyeti olarak bu imkanları seferber etmiş durumdayız. Öncelikli olarak ateşin durması gerekiyordu. Mübarek ramazan ayında gecikmeli de olsa bu süreç başlamış oldu ama bundan sonraki süreçte esas sıkıntıların giderilmesinde büyük çabalar sarf edilmesi lazım. Bunu sadece Türkiye’nin yapması yeterli değil, bütün dünyanın seferber olması lazım.”

Gazze’ye bugüne kadar yardımları taşıyan 13 uçak ve 7 gemi gönderildi

AFAD Başkanı Okay Memiş de bugüne kadar insani yardım malzemesi taşıyan 13 uçak ve 7 geminin Gazze’ye ulaştırıldığını anımsattı.

Vakıflar Genel Müdürlüğü desteğiyle Gazze’ye 8. gemiyi uğurlayacaklarını belirten Memiş, şunları kaydetti:

“Bu zamana kadar 39 bin 607 ton insanı yardım malzemesi, 1151 jeneratör, 214 ton hijyen malzemesi, 8 sahra hastanesi, 53 ambulans, 242 ton tıbbi malzeme, 2 UMKE aracı, giyecek, barınma malzemeleri ve içme suyu gönderildi. İçme suyunu hem Türkiye’den gönderiyoruz hem de AFAD’ımız Mısır Kızılayı ile her hafta en az 5 ila 10 tırlık su anlaşması yaptı. Sürekli olarak El-Ariş’ten ve Refah Sınır Kapısı’ndan Gazze’ye su ile birlikte diğer insani yardımları, gıdaları ulaştırmaya gayret ediyoruz. AFAD olarak 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerden sonra bütün vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını nasıl gideriyorsak, gönül coğrafyamızdaki zor durumda olan, özellikle insanlık dışı katliama maruz kalan Filistinli kardeşlerimizin de yanında olmaya büyük gayret göstermeye devam ediyoruz. Gazze’den ülkemize sağlıkla ilgili tedavilerinin karşılanması maksadıyla yaklaşık 1500 Filistinli kardeşimiz getirildi. Sağlık Bakanlığımızla bütün ihtiyaçlarını gidermeye gayret ediyoruz.”

Konuşmaların ardından gemi uğurlandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/afad-ve-vakiflar-genel-mudurlugu-isbirligiyle-gazzeye-2-960-ton-insani-yardim-gemisi-gonderildi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin savunma ve havacılıkta başarı hikayesini vurguladı https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-turkiyenin-savunma-ve-havacilikta-basari-hikayesini-vurguladi/ https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-turkiyenin-savunma-ve-havacilikta-basari-hikayesini-vurguladi/#respond Thu, 28 Mar 2024 22:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24500 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin son 20 yılda savunma ve havacılıkta parmak ısırtan bir başarı hikayesi ortaya koyduğunu, Türk gençlerinin önündeki engeller kaldırıldığında dünyanın en iyi teknolojilerini geliştirebileceklerini gösterdiklerini belirtti.

Kacır, Uşak programı kapsamında Valiliği ziyaret etti, Uşak Üniversitesinde düzenlenen Gençlik Buluşması’na katıldı.

Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın da katıldığı buluşmada bir konuşma yapan Kacır, Türkiye nüfusunun ortanca yaşının 33 olduğunu, Avrupa ülkelerine göre 10-15 yaş daha genç bir topluma sahip olduklarını, Türk gençlerinin son dönemde kendilerini ispat eden işlere imza attıklarını söyledi.

Bakan Kacır, şöyle konuştu:

“Türkiye, son 20 yılda savunmada, havacılıkta dünyaya parmak ısırtan bir başarı hikayesi ortaya çıkardı. Bu başarı hikayesi de Türk gençleri sayesinde ortaya çıktı. Türkiye’nin iftihar kaynağı projeler sizler gibi gencecik insanların oluşturduğu mühendislik takımları tarafından geliştirildi. Türk milletinin öz evlatları, Bayraktar, Anka, Akıncı, Aksungur, Hürkuş, Hürjet, Atak, Gökbey, Kızılelma ve Kağan’la gökyüzüne imzalarını attılar. Demek ki bu milletin evlatlarının dünyadan geri kalır bir yanı yokmuş. Önlerindeki takozlar, engeller kaldırıldığında bu milletin evlatları dünyanın en yüksek teknolojili ürünlerini üretebiliyorlarmış.”

Yeni başarı hikayelerini Türk gençliğiyle birlikte sürdürmek istediklerini vurgulayan Kacır, TEKNOFEST’in gelişim hikayesine değindi.

TEKNOFEST’in dünyada eşi benzeri olmayan bir toplumsal seferberlik, bir dip dalga olduğunu dile getiren Kacır, savunma ve havacılıktaki başarı hikayesini uzaya taşımak için yoğun çalışma yürüttüklerine dikkat çekti.

İlk milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’yı 8 Temmuz 2024 haftası uzaya göndereceklerini, kendi haberleşme uydularını üretebilen 11 ülkeden biri olacaklarını bildiren Kacır, “Bütün bunlar sizler gibi gencecik insanların dahil olduğu, öncüsü olduğu projeler. Bütün bu geliştirme ekiplerinde bizim yaş ortalamamız 27-28’dir. Dolayısıyla bu yolculukta çok daha fazla gence ihtiyacımız var. Bugün savunma sanayisinde 3 bin firmamız 80 bin kişilik insan kaynağımız var. Bu sayede savunma sanayi ihracatımızı 250 milyon dolardan 5,5 milyar dolarlara çıkarabildik. Bu sayede kritik projeleri tamamlayabildik.” dedi.

Hibrit roket motoru teknolojisi

Uzayda da çok daha geniş bir ekosistem inşa etmek istediklerini ifade eden Kacır sözlerini şöyle tamamladı:

“Uzay teknolojilerinde paradigma değişimi yaşanıyor. 10 yıl önce uzaya yılda 100 uydu gönderiliyordu. Şimdi yılda 2 bin uydu gönderiliyor. Alçak yörünge takım uydularıyla yer kürenin etrafında haberleşme ve internet hizmetleri sağlanıyor artık. Nihayetinde bütün bu gelişmeler Türkiye gibi ülkeler için yeni fırsat pencereleri açıyor. İşte biz bu anlayışla Ay Programını başlattık. İmece 600 kilometrede görev yapan yaklaşık 600 kilogramlık bir uydu. TÜRKSAT 6A, 36 bin kilometrede görev yapacak ve yaklaşık 4 bin 250 kilogramlık çok daha sofistike bir uydu ama hedefimiz 380 bin kilometre ötedeki Ay’a kendi milli hibrit roket motorumuzu ateşleyerek erişecek uzay aracını da sizlerle birlikte geliştirmek. Bunu yapabilecek imkan ve kabiliyeti var bu ülkenin. Hibrit roket motoru teknolojisinde dünyada ilk 4 ülkeden biriyiz. Kendi uzay aracımızla aya erişmeyi bu teknoloji sayesinde başarabilirsek bunu başarmış ilk ülke olacağız ve inşallah uyduların yörüngeler arası transferlerini sağlayacak uzay araçlarını rekabetçi olarak geliştirip dünyaya ihraç edebileceğiz.”

Programa Vali Turan Ergün, AK Parti Uşak milletvekilleri İsmail Güneş ve Fahrettin Tuğrul, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, AK Parti Uşak İl Başkanı Himmet Yaşar ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Bakan Kacır, daha sonra Uşak Belediye Başkanı ve AK Parti Uşak Belediye Başkan adayı Mehmet Çakın’ı makamında ziyaret etti, Uşak Deri Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü’nde sektör temsilcileriyle basına kapalı toplantıda bir araya geldi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-turkiyenin-savunma-ve-havacilikta-basari-hikayesini-vurguladi/feed/ 0
Türk Güreş Camiası İftarda Buluştu https://www.haber60.com.tr/turk-gures-camiasi-iftarda-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/turk-gures-camiasi-iftarda-bulustu/#respond Thu, 28 Mar 2024 09:00:45 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24435 Güreş camiası, Türkiye Güreş Federasyonu (TGF) tarafından İstanbul’da düzenlenen iftarda bir araya geldi.

Mersinli Ahmet Kamp Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen iftara, Spor Hizmetleri Genel Müdürü Veli Ozan Çakır, TGF Başkanı Şeref Eroğlu, Grekoromen Güreş Milli Takımı Teknik Direktörü Nazmi Avluca, Kadın Güreş Milli Takımı Teknik Direktörü Efraim Kahraman, eski milli güreşçi Mehmet Akif Pirim, kulüp başkanları ve milli güreşçiler katıldı.

Spor Hizmetleri Genel Müdürü Veli Ozan Çakır, güreşin Türk kültüründe ayrı bir yeri olduğunu belirterek, “Bizim olimpiyat madalyalarımızın yüzde 60’ı güreşten. Paris 2024’te de hem güreşte hem de diğer spor dallarında büyük başarıya imza atacağımıza inanıyorum. Hedeflerimizden biri de daha önce madalya alamadığımız branşlarda madalya kazanmak. Atina’dan beri de 3 altın madalya kazanmamıştık. Paris’te 3 altın madalya kazanmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türk güreşinin yükselişte olduğunu belirten Çakır, şunları kaydetti:

“Sporcularımızın, şampiyon antrenörlerle çalıştığını görüyoruz. Zihinsel hazırlıkları için bu çok önemli. İnşallah bu yaz, Türk sporunun yazı olacak. Bunun için de bilinçli bir hazırlığımız var. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, sporun içinden gelen birisi. Türkiye Güreş Federasyonunda da başkanlık yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyespor’da görev alırken de amatör sporlara büyük hizmetler verdi. Cumhurbaşkanı’mız da sporu seven ve sporun içinden gelen biri. Sporu da destekliyor. Burada da başrol sporcunun. Bizim görevimiz onları desteklemek ve görevlerini en iyi şeklide yapmalarını sağlamak.”

Şeref Eroğlu: “10’un üzerinde kota bekliyoruz”

Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Şeref Eroğlu, olimpiyatlarda ülkeyi en iyi şekilde temsil etmek istediklerini dile getirerek, şöyle konuştu:

“Efsane olmuş şampiyonlarımız var. Şu an 6 kotamız var. 3 Nisan’da Bakü’ye gideceğiz. Orada final yapan sporcularımız, olimpiyatlara katılma hakkı elde edecek. Yasemin, Burhan ve Selçuk Can gibi favori sporcularımız geride kaldı. 9-11 Mayıs’ta da kota almak için İstanbul’da mücadele edeceğiz. Bu bizim için önemli. 10’un üzerinde kota bekliyoruz. Bizim sporcularımız, gerçekten elit sporcular. Bu yüzden madalya sayısının fazla olmasını istiyoruz. Ocak ayında seferberlik ilan etmiştik. Bunun da meyvesini Avrupa Şampiyonası’nda aldık. Tarihte ilk defa hem Serbest Güreş Milli Takımı hem de Grekoromen Güreş Milli Takımı şampiyon oldu. 13 tane final maçı yaptık. 7 altın, 6 gümüş ve 4 bronz madalya kazandık. 18 yaşındaki Alperen, Avrupa şampiyonu oldu. Nesrin, 21 yaşında şampiyon oldu. Taha da kendisini yeniledi. Rıza’da bir aksaklık oldu ama o olimpiyatlarda telafi edecek. İyi yolda olduğumuzu düşünüyoruz.”

Nazmi Avluca: ” Türk güreşi, önemli başarılara imza attı”

Grekoromen Milli Takımı Teknik Direktörü Nazmi Avluca ise nisan ayında Azerbaycan’da kota mücadelelerine çıkacaklarını dile getirerek, “Bakü’de 4 tane kota müsabakası yapacağız. Avrupa ülkelerinin katılacağı müsabakalar olacak burada. İstanbul’da da mayısta kota mücadelesi vereceğiz. Hedefimiz Paris 2024. Sporcularımızı hazırlıyoruz. Onlar da iyi çalışıyor. Türk güreşi, geçmişte önemli başarılara imza attı. İnşallah olimpiyatlarda da altın madalyalar kazanırız ve Türk güreşini taçlandırırız.” değerlendirmesinde bulundu.

Kadın Güreş Milli Takımı Teknik Direktörü Efraim Kahraman, 4 kota daha almayı amaçladıklarını vurgulayarak, “Yasemin Adar’ın da kota almasını istiyoruz. Geçen yıl bir sakatlık geçirmişti. Şimdi bir sakatlık olmadan kotalarımızı almak ve altın madalyayı kazanmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Eski milli güreşçi Mehmet Akif Pirim ise 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’na yönelik beklentinin yüksek olduğunu belirterek, “Özellikle güreşten büyük beklenti var. Türk sporunun lokomotifi güreştir. İyi bir ekibimiz var. Teknik ekiple, Bakanlıkla ve federasyon başkanımızla uyumlu bir şekilde çalışıyoruz. Türk güreşi ve Türk sporu, Paris’te layık olduğu yere gelecektir.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-gures-camiasi-iftarda-bulustu/feed/ 0
Türk Savunma Sanayisi Alt Yüklenicileri Kritik Görevler Üstleniyor https://www.haber60.com.tr/turk-savunma-sanayisi-alt-yuklenicileri-kritik-gorevler-ustleniyor/ https://www.haber60.com.tr/turk-savunma-sanayisi-alt-yuklenicileri-kritik-gorevler-ustleniyor/#respond Thu, 28 Mar 2024 08:39:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24419 Türk savunma sanayisinin alt yüklenicileri, sahip oldukları teknolojik yetkinlikleriyle milli muharip uçak KAAN’dan milli fırkateyn TCG İstanbul’a Türkiye’nin kritik platformlarında önemli görevler üstleniyor.

KAAN’ın alt yüklenicilerinden Altınay Savunma Teknolojileri AŞ’nin bünyesinde bulunduğu Altınay Teknoloji Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Altınay, alt yüklenicilerin yerli savunma sanayi projelerindeki rolüne ilişkin AA muhabirine açıklamada bulundu.

Altınay, Türk savunma sanayisinin sahip olduğu teknolojik yetkinliğin, özellikle son 20 yılda yapılmış çalışmaların büyük bir iradeyle arkasında durulmasıyla gerçekleştiğini vurguladı.

Türkiye’nin uluslararası düzeyde birçok alanda dünyadaki üçüncü, bazen dördüncü ve beşinci sanayi üreticisi konumuna geldiğine işaret eden Altınay, “Türkiye, teknolojiyi geliştiren ve bunu seri olarak üretebilme yeteneğini kazanmış bir ülke. İnsansız hava araçlarımız özellikle son dönemde birçok muharebe alanında etkin olarak kullanılmış ve o muharebenin seyrini başarıyla değiştirebilme yeteneğini göstermiştir.” ifadesini kullandı.

Kritik zırhlıların modernizasyonunda yeni ve özgün ürünler geliştirildi

Altınay Teknoloji Grubu’nun 1991’de İstanbul Teknik Üniversitesinde ilk AR-GE şirketini kurarak yola çıktığını belirten Altınay, “Türkiye’nin ilk sanayi robotunu geliştiren firmayız. Hareket, kontrol, hassas mekanizma tekniği konularında 30 yıllık önemli bir kazanıma sahibiz. 30 yılda 10 milyon saatlik AR-GE birikimine ulaştık. 1000’in üzerinde çalışanımız var.” dedi.

Altınay, 2006’da NATO’nun şemsiyesi altında mühimmat teknolojisiyle ilgili bir projeyle savunma alanındaki çalışmalarının başladığını anlatarak, şunları kaydetti:

“Bu projede ana sorumlu proje lideri Roketsan’ın altında ona özgün ve yenilikçi bir çözüm sunduk. Mühimmatları insansız sökebilen ve söktükten sonra da ayrıştıran ve ayıklayan sistemler yapma konusunda projemiz uluslararası düzeyde takdir gördü. 2007 sonuna geldiğimizde entegre tek bir çatı altında farklı tipteki mühimmatları söken, ayrıştıran bir tesise kavuşturmuş olduk. Bu aynı zamanda NATO’nun elde ettiği en büyük akıllı mühimmat teknolojileri altyapısı oldu ve bunu Türkiye’de gerçekleştirdik.”

Altınay Teknoloji Grubu’nun kısa zamanda mühimmatları sökebilen geniş bir teknolojik yetkinliğe sahip olmasının savunma alanındaki yeni projelerde büyümesine imkan sağladığını aktaran Altınay, 2010’lu yıllarda Türkiye’nin milli tank projesinde namlu eyleyicisinin hareket kontrolünü sağlayan hassas mekanik sistemlerin geliştirilmesinde görev almaya başladıklarını, kritik zırhlıların modernizasyonunda yeni ve özgün ürünler geliştirdiklerini, Leopard tankının ve Fırtına obüsünün eyleyicileri konusunda da bir çalışma gerçekleştirdiklerini belirtti.

Yerli hava ve deniz platformları milli teknolojilerle donatıldı

Altınay, 2011’de havacılık alanında yeni teknolojiler geliştirmeye başladıklarını dile getirerek, “Şu anda Türkiye’nin en geniş hava aracı ailesine sahibiz. Mikro, mini, hafif, orta ve ağır sınıf olmak üzere 12 ayrı üründe hava aracı geliştiren bir altyapımız var. ASELSAN ile ortak DASAL firmamızla, bir cepte rahatlıkla taşıyabileceğiniz hava aracından yaklaşık 700 kilogram ağırlığında, faydalı yükü 200 kilograma kadar olan geniş bir ürün yelpazesi içinde ürünler geliştiriyoruz.” dedi.

Hakan Altınay, 2019’da TUSAŞ’la TAAC şirketini kurduklarını belirterek, bu şirketin Türkiye’nin yerli ve milli savaş uçaklarının ihtiyacı olan uçağı havada tutan bütün uçuş kontrol eyleyicileri geliştirmek amacıyla kurulduğunu söyledi.

TAAC’ın ayrıca dünyada sadece uçak yapabilen ülkelerin geliştirdiği, yerde uçmayacak şekilde fakat uçuş simülasyonunun yapıldığı Demir Kuş Test Sistemi’ni geliştirdiğine değinen Altınay, milli muharip uçak KAAN’ın iniş takımlarının da TAAC tarafından yapıldığını vurguladı.

Altınay, milli gemiye inen helikopterleri güvenli şekilde yakalayıp geminin içine alan KUŞKAPANI sistemini de geliştirdiklerine dikkati çekerek, şunları söyledi:

“3 yıl öncesine kadar Türkiye bu ürünleri yurt dışından alıyordu fakat sonra ülkemize bununla alakalı bir sınırlama getirildi. 2 yıllık bir çalışmayla gerçekleştirdik ve TCG İstanbul fırkateynimizde helikopter yakalama sistemimizi başarıyla devreye aldık. Bütün milli gemi platformlarımızda da geliştirdiğimiz KUŞKAPANI’mızı başarılı şekilde uygulamak için çalışıyoruz.”

Dünyanın sayılı ülkesinde olan sistemle mühimmatlar güvenli şekilde atılıyor

Hakan Altınay, mühimmatların yerli uçaklarda güvenli şekilde taşınması, taşınan mühimmatların ses üstüne yakın hızlarda uçaktan güvenli atılmasını sağlayan mühimmat bırakma sistemlerini geliştirdiklerini, bunun dünyada 4-5 ülkenin geliştirdiği bir yapı olduğunu kaydetti.

Savunma sanayisinin stratejik kurgusunun temel bir yapısı olduğuna değinen Altınay, “En yukarıda büyük teknoloji geliştiren firmalarımız bulunuyor. Sistem düzeyinde ara firmalara ihtiyacımız var. Bu ara firmaları arzu ettiğimiz seviyede büyütebilirsek bu piramidi ülkemiz açısından tamamıyla gerçekleştirmiş olacağız.” dedi.

Altınay Savunma Teknolojileri AŞ’nin Kocaeli Dilovası Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde yüksek teknolojili üretim tesisi yatırımından bahseden Altınay, şöyle konuştu:

“Savunma grubumuzun ihtiyacı olan alanlardaki kapasitesini, teknolojik ürünlerde üretim kabiliyetini artırmak, özellikle kendi elektronik kart dizaynlarımızı yaptıktan sonra kendi kartlarımızı da kendi dizgi altyapımızda üreterek hayata geçirmek istiyoruz. 2023 Mart’ta başladığımız, yaklaşık 13 bin metrekare kapalı alana sahip tesisimiz bitmek üzere. En kısa zamanda devreye alınacak. 100’e yakın yeni insan kaynağı istihdam edilecek.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-savunma-sanayisi-alt-yuklenicileri-kritik-gorevler-ustleniyor/feed/ 0
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Veteriner Hekimleri Odası arasında sahipsiz hayvanlar için iş birliği protokolü imzalandı https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-ve-veteriner-hekimleri-odasi-arasinda-sahipsiz-hayvanlar-icin-is-birligi-protokolu-imzalandi/ https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-ve-veteriner-hekimleri-odasi-arasinda-sahipsiz-hayvanlar-icin-is-birligi-protokolu-imzalandi/#respond Thu, 28 Mar 2024 06:45:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24360 İzmir Büyükşehir Belediyesi ile İzmir Veteriner Hekimleri Odası arasında sahipsiz hayvanların acil müdahale gereksinimine yönelik iş birliği protokolü imzalandı. Protokol kapsamında sahipsiz hayvanların acil müdahaleleri, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından koordine edilerek İzmir Veteriner Hekimleri Odası tarafından belirlenen kliniklere yönlendirilecek.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentteki sokak hayvanlarına acil müdahale kapsamını genişletecek önemli bir protokole imza attı. Türkiye’ye örnek olacak protokol Türk Veteriner Hekimler Birliği İzmir Veteriner Hekimleri Odası ile yapıldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile İzmir Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Selim Özkan arasında imzalanan “İzmir ilinde sahipsiz hayvanların acil müdahale gereksinimine yönelik işbirliği” protokolünün imza törenine, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Şükran Nurlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Tülay Yeşillik, Veteriner İşleri Şube Müdürü Umut Polat ve İzmir Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu üyeleri katıldı.

Protokol ile İzmir’de öncelikle olanakları kısıtlı ilçelerde ( Kiraz, Beydağ, Ödemiş, Bayındır, Torbalı, Selçuk, Tire, Menderes, Çeşme, Karaburun, Urla, Kınık, Bergama, Aliağa, Dikili, Foça, Menemen, Seferihisar, Kemalpaşa) acil tıbbi müdahale gereksinimi olan sahipsiz hayvanlara destek olunacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından koordinasyon sağlanarak İzmir Veteriner Hekimleri Odası’na bağlı klinikler tarafından gerekli ön tedavi süreçlerine katkı sağlanacak.

“BİZ BAŞLAYALIM BİTİREN BULUNUR”

Türkiye’ye örnek olacak bir projeye tekrar birlikte imza atmanın gururu içerisinde olduğunu ifade eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Bu işlerin yürümesi güvenle ilgili. Güven perçinlendikçe daha cesur adımlar atılıyor. Bunlar hep geleceğe ışık tutan, yüreğimize su serpen adımlar. Güveniniz ve katılımınız için çok teşekkür ediyorum. Türkiye’nin birçok yerinde bu işler yapılmıyorsa bürokrasinin fren mekanizmasındandır. Bizim bürokratlarımız kent hassasiyeti taşıyor ve adımlarını hep öyle atıyor. Yürek ferahlatan bir çalışma oldu. Biz başlayalım, bitiren bulunur” dedi.

“TÜRKİYE’DE TEK”

İzmir Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Selim Özkan da yapılan protokolden ve katkılarından ötürü Başkan Tunç Soyer’e teşekkür ederek, “Geniş kapsamlı bu proje, Türkiye’de tek. İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye’de iki öncü projeyi hayata geçirdik. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İlklerin şehri İzmir yine bakış açısını ortaya koydu. Sizlerin verdiği destekler hepimizi çok mutlu ediyor. Büyük ses getirecek bir uygulama olacak. Bunu daha ileriye götürmek gerek” diye konuştu.

BELİRLENEN KLİNİKLERDE TEDAVİ EDİLECEK

İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Şube Müdürlüğüne bağlı Sahipsiz Hayvanlar Acil Müdahale Ekipleri, metropol alanı içerisinde aktif olarak görev alıyor. Ancak, özellikle çevre ilçelerde mesai saatleri sonrası artan acil vaka yoğunluğu nedeniyle birçok sıkıntı yaşanıyor. Protokolle, İzmir Veteriner Hekimleri Odası’na bağlı klinikler acil müdahale gereksinimi olan sahipsiz hayvanların gerekli ön tedavi süreçlerine katkı sağlayacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından koordinasyon sağlanarak kliniklere gerekli bilgilendirmeler yapılarak vatandaşlar yönlendirilecek. Tedavi süreci devam ekmesi gereken sahipsiz hayvanların ise İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Şube Müdürlüğü’ne bağlı tam donanımlı birimlerine nakli gerçekleştirilecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-ve-veteriner-hekimleri-odasi-arasinda-sahipsiz-hayvanlar-icin-is-birligi-protokolu-imzalandi/feed/ 0
ASKON Genel Başkanı: Türkiye ekonomisi büyüme rakamlarıyla dünyadaki birçok ülkeye parmak ısırtıyor https://www.haber60.com.tr/askon-genel-baskani-turkiye-ekonomisi-buyume-rakamlariyla-dunyadaki-bircok-ulkeye-parmak-isirtiyor/ https://www.haber60.com.tr/askon-genel-baskani-turkiye-ekonomisi-buyume-rakamlariyla-dunyadaki-bircok-ulkeye-parmak-isirtiyor/#respond Thu, 28 Mar 2024 04:33:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24320 Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın, “Türkiye ekonomisi bütün sıkıntılara rağmen, etrafındaki coğrafi pozisyonu itibarıyla da yaşanan birçok savaşa, birçok krize rağmen büyüme rakamlarıyla dünyadaki birçok ülkeye parmak ısırtmaya devam ediyor.” dedi.

Aydın, Samsun’da bir otelde düzenlenen 2. Uluslararası İkiztepe Sağlık Zirvesi’nin lansmanında yaptığı konuşmada, şehrin Türkiye’nin çok önemli ekonomilerinden biri olduğunu, ihracat rakamlarına bakıldığında ülkeye kattığı değerle ilk 20 il arasında bulunduğunu söyledi.

Türkiye’nin ihracatta geçen yılı yine büyümeyle kapattığına işaret eden Aydın, “2023 yılında 0,6 artışla 255 milyar 809 milyon dolarlık ihracat yaptık. Birçok ülkede işsizlik rakamlarının arttığını görürken, Türkiye’de geçtiğimiz günlerde açıklandı, 1 puan gerileyerek hamdolsun yüzde 9 seviyesine ulaşmış bulunmaktayız. Çevre ülkelere, özellikle gelişmiş ekonomilere bakıldığında, birçoğunda işsizlik rakamları almış başını gidiyor. Birçoğunda daralmalar almış başını gidiyor ancak Türkiye ekonomisi bütün sıkıntılara rağmen, etrafındaki coğrafi pozisyonu itibarıyla da yaşanan birçok savaşa, birçok krize rağmen büyüme rakamlarıyla dünyadaki birçok ülkeye parmak ısırtmaya devam ediyor.” diye konuştu.

Dünya geneli derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin kredi notunu yükselttiğine dikkati çeken Aydın, şunları kaydetti:

“Ekonomik veriler, birçok ülkedeki daralma ve sıkıntıya rağmen iyiye doğru devam ediyor. Bu durum yaşanırken iki de önemli konumuz var elimizde. Tabii ki bütün dünya sıkıntı yaşarken Türkiye de güllük güneşlik bir dönem geçirmeyecek. Onu da yaşıyoruz iş dünyası olarak ama iki önemli konuya dikkat etmemiz gereken dönemdeyiz. Birisi tasarruf, ikincisi enflasyonla mücadele konusu. Tasarruf ve enflasyon konusunda önlemlerimizi firmalarımızda almamız gereklidir. Zaten ülkemizde devletimiz birçok alanda tedbirlerini alıyor ancak iş dünyası olarak da hem önümüzdeki süreçte büyüyeceğiz, çünkü ülkenin büyüme hedefi var, yatırımlar yapacağız ama aynı zamanda yapmış olduğumuz yatırımlarla da tasarruflarımızı üst seviyede tutmaya devam edeceğiz.”

Aydın, ASKON olarak Cumhur İttifakı kadrolarını desteklediklerini dile getirerek, “Bu meselenin sadece bir şehrin yerel dinamiklerinin çalışması değil, aynı zamanda ülkemizin menfaatleri için çok önemli olduğuna inandığımız bir mesele olduğu için nasıl ki İstanbul’da Murat Kurum dediysek, nasıl ki Ankara’da Turgut Altınok diyorsak, Samsun’da da Halit Doğan başkanımızı, Cumhur İttifakı kadrolarını desteklediğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum.” ifadesini kullandı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan ise Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Samsun’da üniversite öğrencileriyle bir araya geldiklerini belirterek, “Türkiye’nin artık hedefleri gökyüzünün de ötesinde, uzaydadır. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde bu ülkede adaletten sanayiye, endüstriye hayatın tüm alanlarında nice devrimler yaptık ama bunların hepsinin ötesinde en büyük kazanımımızın öz güven olduğunu söyleyebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Samsun Büyükşehir Belediye Başkan adayı Halit Doğan da iş insanlarının her zaman destekçisi olacaklarını vurguladı.

ASKON Samsun Şube Başkanı Ahmet Alp Doğru, Türk dünyası ile yaptıkları anlaşmalarla kentin ihracatının her geçen gün arttığına işaret ederek, “Samsun’un sağlık şehri olarak anılması nedeniyle ilkini yaptığımız sağlık zirvesinin ikincisini de burada yapma kararı aldık. 2. Uluslararası İkiztepe Sağlık Zirvesi’nde yerli ve yabancı yüzlerce bilim insanını ağırlayacağız.” dedi.

Konuşmaların ardından ASKON’a yeni üye olan iş insanlarına üyelik beratları verildi.

Programa Samsun Valisi Orhan Tavlı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş, AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir ile iş insanları katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/askon-genel-baskani-turkiye-ekonomisi-buyume-rakamlariyla-dunyadaki-bircok-ulkeye-parmak-isirtiyor/feed/ 0
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı: Biz siyasi rekabeti projeler üzerinden sürdürmeyi hedefleyen bir siyasi anlayışa sahibiz https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-hayati-yazici-biz-siyasi-rekabeti-projeler-uzerinden-surdurmeyi-hedefleyen-bir-siyasi-anlayisa-sahibiz/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-hayati-yazici-biz-siyasi-rekabeti-projeler-uzerinden-surdurmeyi-hedefleyen-bir-siyasi-anlayisa-sahibiz/#respond Thu, 28 Mar 2024 04:15:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24305 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, “Biz siyasi rekabeti projeler üzerinden sürdürmeyi hedefleyen ve bu konuda pratiği olan bir siyasi anlayışa sahibiz.” dedi.

Yazıcı, Rize’de Kültür Park’ta sivil toplum örgütleri ile gerçekleştirilen iftar programında yaptığı konuşmada, Türk toplumunun yardım sever olduğunu belirtti.

Dünyada en çok yardım eden ülkelerin başında Türkiye geldiğini ifade eden Yazıcı, bu çağda insanların paylaşmaktan uzak olduğunu, dünyada adaletin en çok ihlal edildiği dönemlerin yaşandığını kaydetti.

Afrika’da binlerce insanın gıdadan mahrum kaldığını, Ramazan’ın yaşandığı dönemde İsrail’in tam bir devlet terörü uygularcasına Gazze’yi aylardır bombaladığını vurgulayan Yazıcı, “Kadın çocuk demeden, adeta o insanları bir eşya gibi niteleyerek katletmeye devam ediyor. Dünyada 2. Dünya Savaşı sonrasında önemli kuruluşlar gerçekleşmiş. Birleşmiş Milletler onlardan bir tanesi. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Adalet Divanı bunlardan bir tanesi. ‘Savaş, haksızlık, insanlık suç işlenmesin.’ diye bu müesseseler hayata geçirilmiş ama bu müesseseler kuralla çalışır.” diye konuştu.

İsrail’in yaptığı haksızlıkların dünyanın bir türlü engelleyemediğinin altını çizen Yazıcı, “Önleyemiyor. Bu konuda sesini yükselten ülkeler var ama en çok sesini yükselten Türkiye. Sesini yükselten lider Recep Tayyip Erdoğan. Çünkü, Türkiye insan hakları söz konusu olduğunda insanlığın kazanımı ve değerler bizim için vazgeçilmez. Hak üstündür. Eninde sonunda üstün gelecek olan haktır. Onun vurgusunu yapıyoruz. Dolayısıyla cumhurbaşkanımızın ‘Dünya beşten büyüktür.’ vurgusunu çok daha iyi anlar olduk.” ifadelerini kullandı.

Uluslararası kuruluşların 5 devletten birini veto etmesi halinde işlevselliğini kaybettiğine değinen Yazıcı, şöyle devam etti:

“Şimdi o devletlerden bir tanesi, Fransa’da dahil, Fransa’da onlarla birlikte hareket ediyor. Orta doğuda devlet soykırımı yapan insanlığa karşı suç işlemekten geri kalmayan hadsiz, ölçüsüz bir davranış içerisinde süreci sürdüren İsrail’in jandarmalığına soyunmuşlar. Durmuşlar, başında jandarmalık yapıyorlar. ‘Aman bu vuruyor, buna kimse bir şey yapmasın, etmesin.’ Korumalığını yapıyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Çelişkiler yaşıyoruz. O devletler her yıl İnsan Hakları Raporu yayınlarla. Özellikle ABD, Avrupa. O İnsan Hakları Raporunda bile bizim ülkemizin insan hakları bakımından bir sıralamaya tabi tutan güya notlandırıyor. Şimdi orada bekçilik yapıyorlar. Dünya onlara acımalı.”

Yerel seçimlere 3 gün kaldığını hatırlatan Yazıcı, Türkiye’nin 2. yüzyılının ilk seçiminin yapılacağına, tarihi önemi olduğuna dikkati çekti.

Ölçülü eleştiriye açık olduklarına vurgu yapan Yazıcı, şunları kaydetti:

“İnsanımız eleştiri yapar, sandığa gitti mi muhasebesini yapar. ‘Kim iş üretecek, hizmet üretecek, nasıl üretecek? Türk siyasi hayatında referansı olan tek parti AK Parti’dir. 20 yıllık uygulamamız referansımızdır. Rize’ye yaptıklarımız, Rizeli hemşerilerimize referansımızdır. eksiğimiz yok mu? Var. İnşallah da bunları da bir taraftan imkanları çoğaltmak suretiyle gidereceğiz. Bugün en önemli meselemiz güvenli bir tarafa bırakalım. Güvenliğimiz açısından epey mesafe aldık. Sorun olarak devam ediyor ama güncel en önemli sorun enflasyon, hayat pahalılığı. Gerçekten, Cumhurbaşkanımızın riyasetindeki kabinemiz bütün unsurlarıyla birlikte enflasyonla mücadele edici, ekonominin gerektirdiği kuralları uygulamak suretiyle çalışmalarını devam ettiriyorlar.”

Enflasyondan en fazla etkilenenlerin emeklilerin bir kesimi olduğuna işaret eden Yazıcı, dezavantajlı kesimlerin satın alma güçlerine takviyede bulunmak için çalıştıklarını sözlerine ekledi.

Tek millet tek vatan tek bayrak tek devlet söyleminin sadece AK Parti’ye ait olmadığını belirten Yazıcı, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Rabia dediğimiz dört işaret sadece AK Partililerin önem verdiği bulgular değil. Biz sadece hatırlatıp altını çiziyoruz. Herkesin ortak değeridir bunlar. Biz siyasi rekabeti projeler üzerinden sürdürmeyi hedefleyen ve bu konuda pratiği olan bir siyasi anlayışa sahibiz. Eminim ki bu seçimde de özellikle hemşerilerimiz Rizeliler bir numara olacak şekilde ilçelerimizi le birlikte bunu sergileyeceğiz. Yerel seçim olmakla birlikte seçimlerin Türkiye siyasetini etkileyecek bir boyutu da olabilir. Bunu yakından takip edenler bu analizi yapıyor. İnşallah milletimiz de Türkiye aleyhinde sonuç doğurmayı isteyenlere fırsat vermeyecek. Hep birlikte cumhuriyetin 2. yüzyılının temelini güçlendirmek suretiyle yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.”

Yazıcı’nın yanı sıra iftar programına AK Parti Ankara Milletvekili Ömer İleri de katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-hayati-yazici-biz-siyasi-rekabeti-projeler-uzerinden-surdurmeyi-hedefleyen-bir-siyasi-anlayisa-sahibiz/feed/ 0
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Teröristlere, ırkçılara ve Türk düşmanlarına izin vermeyeceğiz https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-teroristlere-irkcilara-ve-turk-dusmanlarina-izin-vermeyecegiz/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-teroristlere-irkcilara-ve-turk-dusmanlarina-izin-vermeyecegiz/#respond Thu, 28 Mar 2024 04:12:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24302 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa ülkelerindeki Türk vatandaşlarına seslenerek, “Teröristlerin, ırkçıların, Türk ve İslam düşmanlarının sizlere zarar vermesine asla müsaade etmeyeceğiz.” dedi.

Fidan, İstanbul’un Sarıyer ilçesinde, Karadeniz Eğitim Kültür ve Çevre Koruma Vakfının düzenlediği iftarda konuştu.

Vakıf temsilcilerine davetleri dolayısıyla teşekkür eden Fidan, katılımcılara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletti.

Fidan, “Devlet hayatında olsun, millet hayatında olsun, başarıya giden yol birlik ve beraberlikten geçiyor. Bir dava etrafında kenetlenmekten geçiyor. Binlerce yıllık tarihimiz, şartlar ne olursa olsun bizlere bir ve beraber olmayı öğütlüyor.” ifadelerini kullandı.

20 yılı aşkın süredir devletin ve milletin birliğini ve bekasını ilgilendiren görevlerde bulunduğunu aktaran Fidan, bu sürede birliğin başarıyı getirdiğini tecrübe ettiğini dile getirdi.

Fidan, “Ancak bu birlik kendiliğinden olmuyor, kolay sağlanmıyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bu milletin bütün kahramanlarını, bütün neferlerini, büyük ve güçlü Türkiye davasında birleştirdi.” diye konuştu.

Türkiye’nin 21 yılda vesayet zincirlerini kırdığını, kalkınmayı sağladığını, milli savunma sanayisinde yeni bir çığır açtığını, enerji güvenliğini sağladığını dile getiren Fidan, bunlarla da yetinmeyerek Türk Devletleri Teşkilatı’nı kurduğunu, yenilikçi diplomatik girişimler geliştirdiğini ve ” İsrail’i vahşetiyle bir başına bırakan uluslararası bir baskı” oluşturduğunu söyledi.

Fidan, terörle mücadelede de eşi benzeri görülmemiş başarılar kazanıldığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Vizyoner liderlik, artan milli kabiliyetlerle birleşince PKK’sından FETÖ’süne, DHKP-C’sinden DEAŞ’ına, bütün terör örgütlerinin belini kırdık. Gelinen noktada hamdolsun, terör odaklarına alan da bırakmıyoruz, nefes de aldırmıyoruz, göz de açtırmıyoruz.”

Yurt içinde yaşam alanı bulamayan terör örgütlerinin çareyi dışarıda aradığını belirten Fidan, bazı ülkelerde konumlarını tahkim etme derdine düşen terör örgütlerine karşı Türkiye’nin tavrının çok net olduğunu dile getirdi.

Fidan, “Arkasında kim olursa olsun, Irak’tan Suriye’ye uzanan bir terör koridoru kurulmasına asla izin vermeyeceğiz. Milli güvenliğimizi ilgilendiren her konuda gerekli her tür önlemi aldık, alıyoruz, alacağız. Bunun için de kimseden icazet beklemeyeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Yeni dönemde, komşu ülkelerle dayanışma içinde terörün kökünü kurutmaya kararlı olduklarını belirten Fidan, ilk adımı Irak’la attıklarını ve gerisinin de geleceğini vurguladı.

Fidan, komşu ve bazı müttefik ülkelerin topraklarında bulunmasına izin verdiği ve göz yumduğu terör örgütlerinin bir gün onların da başına bela olacağını yıllardır söylediklerini ve dediklerinin çıktığını belirterek, şöyle devam etti:

“Bu sığ tartışmaları işiten ve belki de üzülen yurt dışındaki kardeşlerimize sesleniyorum; içiniz ferah olsun. Türkiye Cumhuriyeti, bütün güç ve imkanlarıyla sizlerin arkasındadır. Teröristlerin, ırkçıların, Türk ve İslam düşmanlarının sizlere zarar vermesine asla müsaade etmeyeceğiz.”

“Güçlü Türkiye” derken bir milli şahlanış döneminden bahsedildiğini anlatan Fidan, bugüne kadar yapılanlarla yetinilmemesi ve Türkiye’yi daha ileri götürmek için daha fazla mücadele edilmesi gerektiğini, 31 Mart seçimlerinin yerelden küresele her alanda şahlanış için bir şans olduğunu anlattı.

Fidan, ” Ukrayna’da savaşın geniş bir coğrafyaya yayılmaması için, yeni bir enerji ve gıda krizi çıkmaması için, verdiğimiz bütün mücadelenin ana sahnesi Boğazlar ve Karadeniz…Sarıyer bu yüzden akışına bırakabileceğimiz bir yer asla değil. Bunlar ve diğer bütün aciliyet arz eden konularda etkin şekilde ilerlemek için, Ankara ile İstanbul arasında, Ankara ile Sarıyer arasında uyumu ve fikir birliğini yeniden sağlamak şart.” ifadelerini kullandı.

AK Parti Sarıyer Belediye Başkan adayı Hüseyin Coşkun’un bu uyumu sağlamak için yetki istediğini söyleyen Fidan, Coşkun ve Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’u halka emanet ettiklerini belirtti.

Fidan, konuşmasını “Öyleyse haydi vira bismillah. 31 Mart’ta Sarıyer kazansın. İstanbul kazansın, Türkiye kazansın. Nazik misafirperverliğiniz için tekrar teşekkür ediyorum. Rabbim ibadetlerimizi, dualarımızı, oruçlarımızı kabul eylesin. Sağ olun, var olun. Allah’a emanet olun.” sözleriyle tamamladı.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakani-hakan-fidan-teroristlere-irkcilara-ve-turk-dusmanlarina-izin-vermeyecegiz/feed/ 0
Gazze’deki Türk Doktor Kamacı: ‘Hayati riski en yüksek olanlar ameliyata alınıyor, diğerleri alınamıyor’ https://www.haber60.com.tr/gazzedeki-turk-doktor-kamaci-hayati-riski-en-yuksek-olanlar-ameliyata-aliniyor-digerleri-alinamiyor/ https://www.haber60.com.tr/gazzedeki-turk-doktor-kamaci-hayati-riski-en-yuksek-olanlar-ameliyata-aliniyor-digerleri-alinamiyor/#respond Thu, 28 Mar 2024 04:06:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24296 – Gazze’deki Türk Doktor Kamacı: “Hayati riski en yüksek olanlar ameliyata alınıyor, diğerleri alınamıyor”

“Mecburen hasta seçmek zorunda kalıyoruz”

GAZZE – Gazze Şeridi’ndeki Türk Doktor Taner Kamacı, “Hayati riski en yüksek olanlar ameliyata alınıyor, diğerleri alınamıyor. Mecburen hasta seçmek zorunda kalıyoruz” dedi.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları devam ederken, bölgede bulunan Türk Doktor Taner Kamacı, izlenimlerini aktardı. Refah’taki Avrupa Hastanesi’nde görevli olan Kamacı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Gazze Şeridi’nde ateşkes öngören karar tasarısının kabul edilmesinin ardından son iki gündür İsrail bombardımanlarının daha arttığını belirterek, “Susmasını beklerken, bitmesini beklerken daha da şiddetlendi, iki gündür aralıksız bombalamalar oluyor” dedi.

Çalıştığı hastanenin acil servisinin enkaz altından çıkarılan yaralılarla dolu olduğunu ifade eden Kamacı, insani yardımların bölgeye girişinin yetersiz olduğunu aktardı.

“Mecburen hasta seçmek zorunda kalıyoruz”

Sadece acil ameliyatları yapabildiklerini belirten Kamacı, “Hayati riski en yüksek olanlar ameliyata alınıyor, diğerleri alınamıyor. Hem hastane ve ameliyathane yokluğundan hem de malzeme yokluğundan dolayı mecburen hasta seçmek zorunda kalıyoruz. Hayati riski en yüksek olanları ameliyat ediyoruz. Diğerleri kalıyor maalesef” dedi.

“Çocuklar yanmış bir şekilde geliyor”

Acil servise en çok çocukların getirildiğini aktaran Kamacı, “Çocuklar yanmış bir şekilde geliyor. Yani multi travma dediğimiz, vücudun her tarafında, kafasında, göğsünde, karnında, kolunda, bacağında kırıklar. Yani birçok çocuğun burada kolunu, bacağını kesmek durumunda kaldık. Yanıklar içler acısı. Bu tablo dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir” dedi.

“Buradaki insanlar 6 aydır bunu çekiyorlar”

Gazze Şeridi’nde 10 gündür bulunduğunu ifade eden Kamacı, “İlk günler bomba sesleri geldiği zaman biraz irkiliyorduk. Şimdi artık çok da bir şey yapmıyoruz. Yani başımıza düşerse şehit olacağız inşallah. Buradaki insanlar 6 aydır bunu çekiyorlar. Dolayısıyla bu bana çok garip gelmişti ama 10 günde ben de buna alıştım. Bomba sesleri evimize kadar geliyor” dedi.

“Sadece iki tanesinde ameliyat yapılabiliyor”

Herkesin hayatına bir şekilde devam ettiğini fakat bunun alışılmış çaresizlik başka bir şey olmadığını belirten Kamacı, “Gazze’deki hastanelerin zaten çoğu hizmet dışı kalmış. Şu anda aktif olarak çalışan iki üç tane hastane kalmış ve sadece iki tanesinde ameliyat yapılabiliyor. Bir tanesi benim bulunduğum Avrupa Hastanesi. Burası nispeten Gazze’nin daha güvenlikli güney kısmında, Han Yunus ile Refah arasında bir yerde.

Hastaneye de bir saldırı olmadığını fakat yakın bölgelere saldırılar düzenlendiğini aktaran Kamacı, “Zaten bir burası kaldı, bir de iki üç hastane daha kaldı. Yani Refah’taki hastaneler ve bu hastane dışında başka girmedikleri hastane kalmadı” dedi.

” Türkiye’den bir ekip oluşturma gayretindeyiz”

Gönüllü olarak Gazze Şeridi’ne geldiğini ifade eden Kamacı, “Uluslararası bir organizasyonla geldim buraya. Türkiye’den ben varım sadece. Diğer 25 kişilik ekip, Avrupa ve ABD’den. İki haftalık bir görevle geldik. 10 gündür buradayız. Bir hafta sonra bir aksilik olmazsa döneceğiz. Yeni bir ekip gelecek inşallah. Yeni ekibin içinde de Türkiye’den bir kişi olacak. Hatta şu anda biz sadece Türkiye’den bir ekip oluşturma gayretindeyiz. Listelerimiz hazır. Gönüllü olan hekimlerin bilgileri, her şeyleri hazır. Şu an Sağlık Bakanlığımıza da başvuru Türkiye’deki arkadaşlarımız yapıyorlar” dedi.

Dünyadaki hekimlere seslenen Kamacı, herkesin Gazze Şeridi’ne gelemeyeceğinin farkında olduğunu fakat hekimlerin ülkelerinde Gazze’deki insani krizi herkese anlatmaları çağrısında bulundu.

“Müslümanların, hekimler gibi Hipokrat yemini yok ama kalben ettikleri bir yemin var”

Kamacı, dünyadaki Müslümanlara da seslenerek, “Müslümanların, hekimler gibi Hipokrat yemini yok ama kalben ettikleri bir yemin var. Yani Allah’a verdiğimiz bir söz var. Müslümanlar kardeştir ve bir kardeşinizin yaralandı ise kardeşinizin bir yeri kırıldı ise kardeşinizin bacağı kesildi ise siz normal hayatınıza devam edemezsiniz. Yani bunun acısını, bunun ıstırabını çekersiniz ve bunu unutmasınlar, bu duyguyla yaşasınlar. Bu duygu ile yaşanırsa birçok şey değişecektir bence” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gazzedeki-turk-doktor-kamaci-hayati-riski-en-yuksek-olanlar-ameliyata-aliniyor-digerleri-alinamiyor/feed/ 0
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: Türk milleti teröristlere karşı sabrını taşırmaz https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-turk-milleti-teroristlere-karsi-sabrini-tasirmaz/ https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-turk-milleti-teroristlere-karsi-sabrini-tasirmaz/#respond Thu, 28 Mar 2024 03:54:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24287 Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Avrupalı ülkelerin kendilerini koruyup kollamasından cesaret alan teröristler şunu bilsinler ki biz Türklerin de bir sabrı vardır. Sabrımızı taşırırlarsa nerede olurlarsa olsunlar, isterse Belçika’da, isterse Almanya’da, isterlerse de Kandil’de de olsalar, Türk milletinin her bir ferdi onları bulur ve ihanetlerinin bedelini er ya da geç bir gün ödetir.” dedi.

BBP Eskişehir İl Başkanlığı tarafından kentteki bir düğün salonunda düzenlenen iftar programında konuşan Destici, İsrail’in, Gazze’de 35 bin masum insanı katlettiğini söyledi.

İsrail’in Gazze’de bir orduyla ve silahlı güçle savaşmadığını belirten Destici, “Kadınları, çocukları, yaşlıları ve masumları katlediyor. 2 gün öncesine kadar Birleşmiş Milletler bir karar alamadı. Nihayetinde 2 gün önce Amerika Birleşik Devletleri sessiz kaldı, veto hakkını kullanmadı. Şartsız ateşkese ‘evet’ demedi ama en azından veto etmedi. Birleşmiş Milletlerde 5 daimi ülkenin veto hakkı var. Bunlar veto ettiğinde geriye kalan yüzlerce ülke ‘evet’ dese de o karar oradan çıkmıyor.” diye konuştu.

Birleşmiş Milletlerin İsrail’e ve Hamas’a tam kesintisiz, şartsız ateşkes çağrısında bulunduğunu dile getiren Destici, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Katil ve terörist İsrail, bunu kabul etmediği gibi bir milletvekili, bir sözcüsü ne diyor? ‘Ramazan ayı, Filistinlileri, Gazzelileri öldürmek için en uygun zaman. Çünkü onlar ramazanda aç kalıyorlar, yorgun düşüyorlar.’ diyor. Bunlar böyle insanlık dışı yaratıklar, böyle ahlak dışı yaratıklar. Onlar ve dünyadaki bütün zalimler şunu bilsinler ki bu kalplerde iman ateşi yandığı sürece dünyada İslam da Müslümanlar da Türkler de var olacak ve elbet bir gün adaleti getirecektir.”

Hain ve katil PKK terör örgütünün Türkiye’nin sınırları dışında saldırılar düzenlediğini ifade eden Destici, “Son birkaç gün içinde bu sefer de Avrupa’da önce Belçika’da daha sonra Almanya’da Türklere karşı, Türk vatandaşlarına karşı milliyetçi, maneviyatçı, yapılarımıza karşı ve konsolosluklarımıza karşı saldırılar düzenlediler. Öncelikle bu saldırıları lanetliyoruz. Elbette ki devletimiz, hükümetimiz, Dışişleri Bakanlığımız, Büyükelçiliklerimiz, konsolosluklarımız gerekli adımları atıyor. Onlara orada hadlerini bildiren kardeşlerimiz de var. Onlarla da gurur duyuyoruz. Onları da tebrik ediyoruz. Avrupalı ülkelerin kendilerini koruyup kollamasından cesaret alan teröristler şunu bilsinler ki biz Türklerin de bir sabrı vardır. Sabrımızı taşırırlarsa nerede olurlarsa olsunlar, isterse Belçika’da, isterse Almanya’da, isterlerse de Kandil’de de olsalar, Türk milletinin her bir ferdi onları bulur ve ihanetlerinin bedelini er ya da geç bir gün ödetir.” dedi.

Destici, PKK yandaşlarını koruyan Avrupa ülkelerine seslenerek şöyle konuştu:

“Bakın, Rusya’da yaşananları gördük. Biz, terör kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın lanetliyoruz. Rusya’daki terör saldırısını da lanetliyoruz. Orada ölen insanlar için de üzgünüz. Çünkü onlar da masum insanlar. Onların ailelerine de taziyede bulunuyoruz. Rusya’ya da bir şey söylüyoruz; yıllardan beri PKK terör örgütünü destekledin. Şu anda PYD, YPG’yi destekliyorsun. Moskova’da PKK’nın, PYD’nin büroları var. Eğer ülkende terör saldırısı istemiyorsan teröre karşı her zaman ortak mücadele… Avrupa ülkelerine de sesleniyoruz; bugün terörü kolluyorsunuz ama yarın namluları size döndüğünde, bombaları sizin ülkenizde patladığında aklınız başınıza gelir. O zaman geç kalırsınız. Onun için Türkiye’nin uyarılarını dikkate alacaksınız. Teröre karşı Türkiye’nin yanında işbirliği ve mücadele yapacaksınız.”

31 Mart yerel seçimleri öncesi CHP başta olmak üzere bazı siyasi partilerin terör örgütünün uzantılarıyla İstanbul başta olmak üzere Mersin’de ve başka şehirlerde ‘kent uzlaşısı’ adı altında işbirliği yaptıklarını söyleyen Destici, “Bunları reddediyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisinin aklı başında olan yöneticilerine diyoruz ki ‘Buna dur’ deyin. CHP’nin tabanına diyoruz ki ‘Bakın teröristlerle işbirliği yapanlar sizin temsilcileriniz olamaz. Onların her şartta, her dediklerini kabul etmeyin ve buna karşı çıkın ve teröristlerle işbirliğini, terör uzantılarıyla işbirliğini reddedin.’ Eğer buna devam ediyorlarsa o zaman oyunuzu gelin, Cumhur İttifakı partilerine verin diyoruz.” ifadesini kullandı.

Destici’ye BBP İl Başkanı Taha Baksan tarafından hediye verildi. Programa, AK Parti MKYK Üyesi Ali Demirel, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, Cumhur İttifakı Odunpazarı Belediye Başkan adayı Özkan Alp, AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Ümit Sezer ve çok sayıda partili katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bbp-genel-baskani-mustafa-destici-turk-milleti-teroristlere-karsi-sabrini-tasirmaz/feed/ 0
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar: Yabancılara mülk satışı ciddi bir sorun değil https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-yabancilara-mulk-satisi-ciddi-bir-sorun-degil/ https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-yabancilara-mulk-satisi-ciddi-bir-sorun-degil/#respond Thu, 28 Mar 2024 02:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24250 MELİS YILDIRIM

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Gazimağusa’daki İskele bölgesinde yoğunlaşan yabancılara mülk satışının ciddi bir sorun olmadığını belirterek, “Elbette bunun her türlü milli boyutu da var. İmar yasalarını düzenleyerek, çevreyi, mavi ve yeşili korumak gerekir” dedi. Tatar, en fazla İsraillilerin mülk satın aldığı iddialarına dair, “İsrail bizim düşmanımız değil ki, tehdit olsun. Rumlar gelip satın almıyor. Bize tehdit olanlar Rumlar. İsrailli, yatırım için buradadır. Dünyanın her yerinde, İranlı, Iraklı, Amerikalıya da satış yaptılar. Onların Yahudiler olduğunu nereden sen biliyor musun” diye konuştu.

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye ve KKTC’den gazetecilerle Lefkoşa’daki Cumhurbaşkanlığı’nda bir araya geldi. Üç yıldan beri yürüttükleri siyasetin Türkiye’nin de desteğiyle devam ettiğini belirten Tatar, “Bazıları kelime oyunlarıyla kendilerine göre bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Ama bizim kelime oyunlarıyla bir işimiz yok. Bizim pozisyonumuz açık ve nettir. Halkın kendi kaderine karar verme hakkıyla yaklaşıyoruz. Kıbrıs Rum’u kadar bizlerin de devlet tecrübesi vardır” ifadelerini kullandı. Tatar, devamında şöyle konuştu:

“Rum tarafı Ada’nın üçte birinin işgal edildiğini öne sürüyor. Rum tarafı politikasında Annan Planı’na hayır diyerek Avrupa Birliği (AB) üyeliğiyle ödüllendirilmelerinden beri hiçbir değişiklik yoktur. Artık iki egemen devlet arasında işbirliği olur. KKTC’yi tanımayabilir ama KKTC gerçeği vardır.

Biz egemen devlet isek taviz veremeyiz. Masaya oturacaksak egemen iki eşit devlet oturacaktır. Güney Kıbrıs Crans Montana’da bırakıldığı yerden başlamak istiyor, Ada’da sıfır asker, sıfır garantör diyor. Bizim milli siyasetten geri adımımız yoktur. Türkiye’nin Kıbrıs meselesinde milli siyaset değişikliği olmayacaktır.

Ada’da federal temelde bir anlaşma olduğunda kısa bir süre sonra Türkiye’nin Kıbrıs’tan tümüyle çekilmek zorunda kalacağı, çünkü ne diyorlar, bütün bunlar müzakere tutanaklarında var, Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği üyesi olmadığı için mutlak surette modası geçmiş olan garantörlüğü sona erdirilmesi ve AB güvenlik mekanizmalarının Türkiye’nin garantörlüğünün yerine anlaşmalarda yer alması ve Türk askerinin Ada’dan çekilmesi… Böyle bir ortamda elbette çok kısa bir süre sonra otoritelerini Kuzey’e dayayacakları için bizler için ölüm fermanıdır, Kıbrıs Türkü’nün yok oluşudur. Ayrıca Türkiye ile bağlantımızın kopartılması ile hem Türkiye’nin kendi güvenliğinin sarsılması ve Doğu Akdeniz’den dışlanmasıdır. Dolayısıyla AB’ye alınmalarından sonra Kıbrıs’ta bir anlaşma olursa bu mutlak surette iki egemen eşit devletin işbirliğiyle bu anlaşma olabilir.”

“HER TÜRLÜ MİLLİ BOYUTU VAR”

Aralarında ANKA Haber Ajansı’nın da bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tatar, Gazimağusa’daki İskele bölgesinde yoğunlaşan ve son dönemin önemli gündem maddelerinden olan yabancılara mülk satışının ciddi bir sorun olmadığını belirtti. Tatar, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yabancılara bir konut ve bir dönüm arazi resmi satış söz konusu. Aracılarla satış da gözden geçiriliyor. Bunun yasası var. Elbette bunun her türlü milli boyutu da var. Tarımsal arazileri korumak gerekir, imar yasalarını düzenleyerek, çevreyi, mavi ve yeşili korumak gerekir.

“ÇALKANTILAR VAR AMA ABARTILIYOR”

Burası eğitim ve turizmde marka destinasyon olmuştur. Çalkantılar var ama abartılıyor. Her milletten insanın gelmesi KKTC’nin tanınması için bir fırsattır. ‘Yabancılar geldi Kıbrıs’ı işgal etti’, ben buna inanmıyorum. Güney Kıbrıs’ta 50 bin Rus var, Güney Kıbrıs’ta her milletten insan var.

İsrail bizim düşmanımız değil ki, tehdit olsun. Rumlar gelip satın almıyor. Bize tehdit Rumlar. İsrailli, yatırım için buradadır. Dünyanın her yerinde İranlı, Iraklı, Amerikalıya da satış yaptılar. Onların Yahudiler olduğunu nereden sen biliyor musun?”

“YIPRATICI SÖYLEMLER SONA ERECEK”

KKTC’nin Güzelyurt ilçesindeki Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’nde başlayan ve çok sayıda üst düzey bürokrat ve yetkilinin tutuklandığı “sahte diploma” krizi için Tatar, “Bu skandala ilişkin KKTC’de bunun genel bir tecrübe olduğunu kabul edemem. Çok iyi eğitim veren üniversitelerimiz var. Bu eğitim sektörümüzü korumamız lazım. YÖK’ten destek talep ettik. YÖK’ün YÖDAK ile çalışmasıyla sıkıntılar giderilecek. Gereği neyse yapılacak. Yıpratıcı söylemler de sona erecek” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-yabancilara-mulk-satisi-ciddi-bir-sorun-degil/feed/ 0
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kars’ta Borç Yarışı Olduğunu Söyledi https://www.haber60.com.tr/dem-parti-es-genel-baskani-tuncer-bakirhan-karsta-borc-yarisi-oldugunu-soyledi/ https://www.haber60.com.tr/dem-parti-es-genel-baskani-tuncer-bakirhan-karsta-borc-yarisi-oldugunu-soyledi/#respond Thu, 28 Mar 2024 02:09:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24213

TACETTİN DURMUŞ

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kars bir konuda büyükşehir belediyeleriyle yarıştığını belirterek, “Hangi konuda yarışıyor biliyor musunuz; borcu ile yarışıyor. Kayyım Efendi, Kars halkı çok iyi biliyor. Sen de mensubu olduğun parti gibi başınız seccadede, elleriniz semada, ama aklınız hilede, hurda da ve haksızlıktadır” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Kars’ta partisinin düzenlediği mitinge katıldı. Burada konuşan Bakırhan, Kars Belediye Eş Başkan adayları Arzu Savaş Derman ve Kenan Karahancı ile birlikte ilçe belediye eş başkan adaylarına   destek istedi.

“BÜYÜKŞEHİRLERLE BORCU İLE YARIŞIYOR”

Tuncer Bakırhan, şunları söyledi:

“Değerli halkımız bizleri onure ettiniz ve 2019 yılında Kars’ta yaşayan bütün halklar, inançlar partimizi yönetime getirdi. Bunun için sizlere teşekkür ediyorum. İnşallah yeniden DEM Parti’yi Kars’ın partisini, bizim partimizi 31 Mart’ta yeniden seçeceksiniz. Bakın siz belediyede oy verdiniz biz kazandık. Ne yaptılar kayyım atadılar. Kayyım efendi ne yaptı; belediyenin önünde namaz kıldı. Biz inançlı bir toplumumuz, biz namazı, niyazı, Ramazanı, orucu AKP ile birlikte öğrenmedik. Biz bin yıllardır bu topraklarda inancımızı, Karslı yurttaşlarımızla birlikte özgürce yaşadık ve yaşamaya devam edeceğiz. Sizin huzurunuzda Kayyım Efendi’ye soruyorum; belediye önünde namaz kıllarken, namazla belediyeye teslim alan bir kayyım hırsızlık yapar mı? Namaz kılacaksın ama Kars Belediyesinin bütçesini çarçur edeceksin, çetelere, 3-5 tane mafyaya, sermayeye peşkeş çekeceksin. Maşallah Kars’ta altyapı yok, yol yok, su yok ama Kars bir konuda büyükşehir belediyeleriyle yarışıyor. Hangi konuda yarışıyor biliyor musunuz; borcu ile yarışıyor. Kayyım Efendi Kars halkı çok iyi biliyor. Sen de mensubu olduğun parti gibi başınız seccadede, elleriniz semada, ama aklınız, hilede, hurda da ve haksızlıktadır.

“EMEKLİLER AKP’NİN HAKİKATİDİR”

Şimdi Erdoğan diyor ki; hakikati yüzümüze haykırın. ya Allah aşkına hangi hakikati söyleyelim; emekliler AKP’nin hakikatidir. 10 bin lira ile geçinebiliyor muzunuz? Size 10 bin lirayı reva görenler değil bir aya acaba 1 yıl lira ile geçinmeye varlar mı? Kendilerine gelince yüksek maaşlar, ihaleler yetmiyor. AKP’nin bürokratları 3 maaş birden alıyorlar ama emekliye, asgari ücretliye gelince kaynak yok. Enflasyon almış başını gidiyor. Beyefendi ne diyor; ‘Türkiye’de ekonomiyi iki kat büyüteceğiz’. Allah aşkına yerinizde durun bir zahmet iktidarı bırakın ekonomiyi siz büyütmeyin. 22 yıl önce ‘refah toplumu yaratacağız’ diyorlardı. Şimdi Beyefendi 22 yıldır yapamadığını şimdi yapacak. Kars bu yalanlara inanacak mısınız? ‘Türkiye’de kişi başına 13 bin dolar düşüyor’ diyorlar. Allah aşkına aranızda 13 bin dolar kazanan var mı? Sanırım sarayın etrafındaki siyasetçilere bakıyor. AKP’nin yöneticilerine, il başkanlarına hırsız, yolsuz kayyımlara bakıyor. Zannediyor ki Kars’ın Azerisi, Terekemesi, Yerlisi, Kürdü de 13 bin dolar kazanıyor. İşte bunları bizi görmeyecek kadar kör, duymayacak kadar kulaklarını tıkamış bizler için çalışmıyorlar kendileri için çalışıyorlar. Onun için Kars bunlara 31 Mart’ta cevabını verecek.

“SANIRSIN DÜNYANIN BARIŞINI ERDOĞAN GETİRECEK”

Şimdi çıkmış sanırsın dünyanın barışını Erdoğan getirecek. Kardeşim senin ülkende her gün Türk ve Kürt çocukları yaşamlarını yitiriyor. Her gün Türk ve Kürt gençlerinin cenazesi geliyor. Sen Ukrayna- Rusya barışını sağlayacağına niye kendi Kürt kardeşlerinle kendi toplumsal barışını sağlayış Dünyanın en güçlü ülkesi haline gelmiyorsun. Dünyada barışsever ama kendi seçiminde Kürdün başına top, tüfek ve mermi yardıracağım diyor. Bu savaş isteyenlerle, bu savaş çığırtkanlarına inşallah Türkiye’de çok yerde birçok cevap vererek ve bunlara bu halk kırmızı kartı gösterecek. Kars’tan bir kez daha bu çağrı da bulunmak istiyorum. Diyorum ki; Türkiye’nin neresinde olursanız olsun sandığa gidin ve hiç tereddüt etmeden ağacı gördüğünüz yere mührünüzü basın. Çünkü DEM Parti ezilenlerin partisidir. 3’üncü yol sözde bir yol değil, hiç kimse ama hiç kimse ama hiçbir kimse bizi 3. yoldan vazgeçiremez, bize ayar veremez, dümeni yanlış yere kıramaz. Biz buna izin vermeyiz. 3. yol faşizmle, yoksullukla, adaletsizlikle mücadele etmenin yoludur. Bunun adresi de DEM partidir. Dolayısıyla ezilenler çok iyi bilsin ki 3. yol karşısında duran her anlayışının karşısında kararlılıklar durabileceğimizi belirtmek istiyorum. Bir yol varsa o da bizim yolumuzdur, üçüncü yoldur. Dolayısıyla Kars’ın Azerinin, Terekemenin, Kürdün ve Türkiye’nin neresinde olursa olsun üçüncüyü yol altında birleşmeye ve mücadele etmeye ve oy kullanmaya davet ediyoruz.

“KARS’A KAÇAK SEÇMEN GETİRİYORLAR”

Ne yaptılar Kars’a kaçak seçmen getiriyorlar. Karslı olmayan Kars’ta yaşamayan asker, polis, kolluk kuvvetlerini buraya getiriyorlar. Ne yapacaklar Azerinin, Terekemenin, Yerlinin, Kürdün iradesine ipotek koyacaklar. Bunlar da ‘seçim diyorlar bunlar ‘demokrasi’ diyorlar. Kars büyük bir mücadele şehridir. Onurlu bir kenttir. Kaçak seçmen getirenlere dur diyecek ve DEM Parti’ye oy vererek cevabını verecek. O zaman sizden rica ediyorum. Şimdi bu saatten sonra telefon rehberinizi elinize alın ve Kars’ta oyu olan ama çeşitli sebeplerden dolayı il dışında olan Kars’a gelemeyen kardeşlerimizi, komşularımızı, arkadaşlarımızı arayın ve Kars’ta oy kullanmaya çağırın.”

]]> https://www.haber60.com.tr/dem-parti-es-genel-baskani-tuncer-bakirhan-karsta-borc-yarisi-oldugunu-soyledi/feed/ 0 Sanayi ve Teknoloji Bakanı: Türkiye, kendi uydularını kendi teknolojisiyle uzaya çıkartmanın yollarını arıyor https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiye-kendi-uydularini-kendi-teknolojisiyle-uzaya-cikartmanin-yollarini-ariyor/ https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiye-kendi-uydularini-kendi-teknolojisiyle-uzaya-cikartmanin-yollarini-ariyor/#respond Thu, 28 Mar 2024 01:15:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24166 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Kendi uydularımızı, kendi teknolojimizle uzaya çıkartmanın yollarını arıyoruz, projelerini geliştiriyoruz. Hibrit roket motoru teknolojisinde dünyada ilk 4 ülkeden biri Türkiye.” dedi.

Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Yaşar Doğu Spor Bilimleri Fakültesi Mehmet Yalçın Taşmektepligil Spor Salonu’nda düzenlenen “Gençlik Buluşması”nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Milli Uzay Programı’yla uzay teknolojilerindeki yarışa dahil olduğunu söyledi.

Türkiye’nin son 22 yılda kendi uydularını geliştirebilen bir ülke olduğunu belirten Kacır, “Savunma sanayisinde bugün 80 bin Türk genci, Türk mühendisi, Türk teknisyeni çalışıyor. Uzay alanında da benzer ekosistemi hep birlikte inşa edeceğiz. Kendi uydularımızı kendi teknolojimizle uzaya çıkartmanın yollarını arıyoruz, projelerini geliştiriyoruz. Hibrit roket motoru teknolojisinde dünyada ilk 4 ülkeden biri Türkiye.” diye konuştu.

Hem ROKETSAN hem DeltaV’de uzaya erişebilen teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirmeyi başardıklarını vurgulayan Kacır, “İnşallah uydularımızı da uzaya kendi imkanlarımızla eriştireceğiz. İMECE 600 kilometrede görev yapıyor, 600 kilogramlık bir uydu. TÜRKSAT 6A, 36 bin kilometrede görev yapacak 4 bin 250 kilogramlık bir uydu. İnşallah 380 bin kilometre öteye, Ay’a milli hibrit roket motorumuzu ateşleyerek kendi uzay aracımızla erişeceğiz. Bunu da sizlerle başaracağız.” ifadelerini kullandı.

Kacır, 2021’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği hedef doğrultusunda Türkiye’den bir kişiyi uzaya göndermek için çalışmalara başlandığını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Türkiye’den 36 bin vatandaşımız, ‘Ben astronot olmak istiyorum’ dedi. Onların arasında çok kapsamlı testler, seçmeler yapıldı ve nihayetinde Türk Hava Kuvvetlerine jet pilotu olarak hizmet etmekte olan Alper Gezeravcı, ay yıldızlı bayrağımızla uzay yolculuğunu yaptı. Bu, elbette bir bilim misyonu. Çünkü gidilen yer Uluslararası Uzay İstasyonu, aslında bir bilim laboratuvarı. Bugüne dek 3 bine yakın bilimsel deneyin yapıldığı bir altyapıdan bahsediyoruz. Malzeme biliminden fiziğe, kimyadan tıbba, biyolojiye pek çok alanda bugüne dek bilimsel çalışmalar yapılmış.”

Gezeravcı’nın 18 gün boyunca Türk bilim insanları ve araştırmacılar tarafından hazırlanan 13 bilimsel deneyi başarıyla icra ettiğine dikkati çeken Kacır, şunları kaydetti:

“Bu, Türk bilim dünyası açısından yeni bir sayfanın açılması demektir. Bizim bilim insanlarımızın yürüttükleri araştırmalarda, projelerde, dünyada en ileri işlerle yarışabilir hale gelmeleri demektir. Bilim insanlarımızın önünde, araştırmacılarımızın önünde hiçbir eylemin kalmamış olması demektir. Bu yönüyle bu misyonu çok değerli görüyoruz ama bu misyonun esas maksadı, esas amacı Türkiye’de sizlere, Türk gençlerine, TEKNOFEST kuşağına, 21 yaşın altındaki 27 milyon evladımıza kazandırdığı ilham ve öz güvendir.”

OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal da OMÜ’nün, 49’uncu yılını kutlayan köklü bir üniversite olduğunu dile getirerek, “Genç nesil, ‘Z kuşağı’ tanımlanmasıyla oyun dışına itilmek istenilen bir nesil. TEKNOFEST kuşağı olarak tanımlanmayı hak etti ve Türk tarihinin akışını değiştirdi. Buradan da Türkiye Yüzyılı ideali ortaya çıktı. Başından beri TEKNOFEST’lere katkı sağladınız, millet olarak sizlere minnettarız. Üniversite olarak da sorumluluğumuzu yerine getirme azim ve gayreti içerisindeyiz.” açıklamasında bulundu.

Konuşmaların ardından öğrencilerle havacılık ve uzay konularında söyleşi yapan Gezeravcı, sorularını yanıtladığı gençlerle hatıra fotoğrafı çektirdi.

Programa Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, AK Parti Samsun Milletvekili Orhan Kırcalı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, AK Parti İl Başkanı Mehmet Köse ile akademisyen ve öğrenciler katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-turkiye-kendi-uydularini-kendi-teknolojisiyle-uzaya-cikartmanin-yollarini-ariyor/feed/ 0
Bahçeli: Belçika’daki saldırılar hainlerin nerelere kadar yuvalandığını gösterdi https://www.haber60.com.tr/bahceli-belcikadaki-saldirilar-hainlerin-nerelere-kadar-yuvalandigini-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/bahceli-belcikadaki-saldirilar-hainlerin-nerelere-kadar-yuvalandigini-gosterdi/#respond Thu, 28 Mar 2024 01:09:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24161 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Belçika’da bir Türk mahallesine bölücü teröristlerin saldırması, bir vatandaşımızın yaralanması ve Ülkü Ocağımızın kundaklanması hainlerin nerelere kadar yuvalandığını açıkça gözler önüne sermiştir. CHP’nin ortakları her yerde Türk vatandaşlarına nefret saçmaktadır” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündeme dair yazılı açıklamada bulundu. Bahçeli, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak Mahalli İdareler Seçimi’nde Türk milletinin iradesinin sandığa yansıyacağını belirterek, “Türkiye’nin milli varlığı ve milli istikbali için bu seçimler hayati önemde, stratejik değerdedir. Ayırmadan, ayrışmadan, aldatanlara ve ayrılıkçı emellere aldanmadan, elbette demokratik akıl ve ahlakla 31 Mart eşiğinin aşılması en temel arzumuzdur. ‘Güçlü yasama, kararlı yürütme, uyumlu belediye’ hedefinin bütünüyle gerçekleşebilmesi için artık sayılı günler kalmıştır. Yerel yönetimlere vurulan zillet prangalarının sökülüp atılması sadece bir zaman meselesidir. Adına ‘kent uzlaşısı’ denilen, aslı ‘PKK ittifakı’ olan karanlık oluşumun milli irade marifetiyle çökertilerek ülkemizin önünün açılması mukadder bir akıbettir. DEM’in ve CHP’nin yönetimi altında bulunan belediyelerin kötü ve kötürüm hallerine daha fazla tahammül etmek, sabır göstermek, seyirci kalmak ne mümkün ne de muhtemeldir. Bu nedenle DEM’lenmiş CHP’nin perdesi 31 Mart’ta kapanmalıdır” diye konuştu.

“Rusya’da sivil ve masum insanların canına kasteden kanlı terör saldırısını tüm varlığımla lanetliyorum”

“Merkezi yönetime hakim olan siyasi ve idari istikrar aynısıyla yerel yönetimlere de sirayet etmeli, Türkiye’miz herhangi bir yol kazasına maruz kalmadan yükselişini sürdürmelidir” diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

“14 ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri önümüzdeki pazar günü pekişmeli, Türk ve Türkiye Yüzyılı seferberliği güçlü bir ivme almalıdır. Bölgesel ve küresel gelişmelerin karmaşık yapısı, hatta bulaşıcı mahiyetli kaotik seyri Türkiye’nin dikkatli ve uyanık olmasını mecburi hale getirmektedir. Bilhassa çevremizin terör kuşatmasına alındığı ortadadır. 22 Mart 2024 Cuma günü Moskova’daki bir konser salonuna düzenlenen terör saldırısında 139 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda insan da yaralanmıştır. Müteessir bir hissiyatla Rusya Federasyonu’na taziyelerimizi iletiyor, sivil ve masum insanların canına kasteden kanlı terör saldırısını tüm varlığımla lanetliyorum. Terörizm insanlığın ortak düşmanı olup, topyekun mücadele etmek küresel huzur, refah ve güvenliğin teşkili adına zorunluluktur. İleri sürülecek hiçbir bahane, iddia edilecek hiçbir tez ve iddia terörizmin çok boyutlu kumpas ve komplikasyonlarını, bununla mündemiç terör örgütlerinin cinayet ve hıyanet döngüsünü haklı gösteremeyecektir. Hangi coğrafyada sökün ederse etsin, terörün ve bölücülüğün her türü mutlak surette etkisiz hale getirilmelidir. 22 Mart Moskova saldırısını resmiyette DEAŞ-K terör örgütü üstlense de geniş açıdan bakıldığında bazı ülke ve istihbarat kuruşlarının bu saldırının arka planında rol paylaşımı içinde hareket ettiğini, bundan mülhem bölgesel krizi derinleştirmek amacına matuf sistematik nitelikli tahrik ve tertip ortamını genişletmenin planlandığını ileri sürmek vehim olarak değerlendirilmemelidir. Nitekim benzeri uyarıların geçmişte ülkemizde de yapıldığı gibi, ABD’nin Moskova Büyükelçiliği’nin 9 Mart 2024 tarihinde bu ülkede bulunan vatandaşlarını konserler dahil kalabalık alanlardan uzak durmaya çağırması çok dikkat çekicidir. 22 Mart terör saldırısından sonra Rusya Federasyonu yönetimi, Ukrayna’yla olan çatışmaları özel operasyon kavramı yerine düpedüz savaş olarak tanımlamaya başlamıştır. Üçüncü dünya savaşı tartışmalarının kızıştığı; Avrupa-Rusya, NATO-Rusya savaş söylentilerinin maalesef yaygınlık kazandığı bir dönemde Rusya’nın 11 Eylül’ü olarak tarif edilen terör saldırısı felaket senaryolarına yeni bir halka eklemiştir.”

“Mübarek Ramazan ayında ateşkes çağrısı bir nebze de olsa teselli vericidir”

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Gazze’de ilk defa ateşkes çağrısı yapmasını da ifade eden MHP lideri Bahçeli, “Bir nebze de olsa teselli vericidir. Mübarek Ramazan ayında bu ateşkes çağrısına tarafların riayet ederek kalıcı hale getirilmesi, adil ve hakkaniyetli bir barış ortamıyla iki devletli çözümün vasat bulması bölge ve dünya huzuruna muhkem bir destek sağlayacaktır” dedi.

“Bir vatandaşımızın yaralanması ve Ülkü Ocağımızın kundaklanması hainlerin nerelere kadar yuvalandığını açıkça gözler önüne sermiştir”

Geçtiğimiz günlerde Belçika’da Türklerin yaşadığı mahallelerdeki saldırılara de değinen Bahçeli, şunları aktardı:

“Belçika’da bir Türk mahallesine bölücü teröristlerin saldırması, bir vatandaşımızın yaralanması ve Ülkü Ocağımızın kundaklanması hainlerin nerelere kadar yuvalandığını açıkça gözler önüne sermiştir. CHP’nin ortakları her yerde Türk vatandaşlarına nefret saçmaktadır. Ülkü Ocağımızı yakmaya kalkışan hainler kuşkusuz bu alçak eylemlerinin hesabını mutlaka vereceklerdir. Ocağımızı ateşe verenlerin iki dünyası da cehennem ateşindedir ve sabrımızı test etmeye hiçbir bedhah, hiçbir Türkiye düşmanı cüret etmemelidir. Bu vesileyle Belçika’daki gönül ve kültür elçilerimizi yürekten selamlıyor, geçmiş olsun dileklerimi paylaşıyor, provokasyonlara karşı tedbirli ve sağduyulu şekilde hareket etmelerini bekliyorum. DEM’lenmiş CHP’nin terörist yandaşları Türkiye’nin gücünü ve kudretini tanıyacaklar ve tadacaklardır. Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. 31 Mart imtihanından vatan ve millet sevdalıları alınlarının akıyla çıkmalıdır. Bölgesel ve küresel gelişmelerin sarpa sardığı böylesi bir dönemde merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında en küçük farklılık ve uçurum milli bekamız, milli güvenliğimiz ve milli geleceğimiz için öngörülemeyecek sıkıntılar doğuracaktır.”

“Barışmak ve kucaklaşmak için fırsat arayan her vatandaşımı Türkiye ve Türk milleti ortak değerleri etrafında buluşmak için Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve Cumhur İttifakı’na davet ediyorum”

31 Mart Pazar günü gerçekleştirilecek Mahalli İdareler Seçimi’ne de değinen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ayırmadan, ayrışmadan Türkiye için canla başla çalışacaklarını belirterek, “Barışmak ve kucaklaşmak için fırsat arayan her vatandaşımı Türkiye ve Türk milleti ortak değerleri etrafında buluşmak için Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve Cumhur İttifakı’na davet ediyorum. Neye inanırsak inanalım, hangi partiye, fikriyata veya ideolojiye gönül verirsek verelim, doğduğumuz yöre, kökenimiz, mezhebimiz ne olursa olsun, helal oyumuzu kullanmak için sandığa gidip Türk milleti ortak paydasında buluşmak, Türkiye’mizin gücüne güç katmak hepimizin ve herkesin hedefi olmalıdır. Cumhur bizim, Türkiye hepimizindir. Hüsran siyasetiyle hizmet siyaseti aynı kefeye koyulmamalıdır. Entrika siyasetiyle erdem siyaseti aynı kalıba sokulmamalıdır. Doğruya doğru, yanlışa yanlış, haine hain, kahramana da kahraman demek maşeri vicdanın onurlu duruşudur. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı vatandaşlarımıza mutlu ve müreffeh bir hayat imkanı sunmak, güvenli ve huzurlu bir geleceği elbirliğiyle inşa etmek için çok çalışacaktır” ifadelerini kullandı. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bahceli-belcikadaki-saldirilar-hainlerin-nerelere-kadar-yuvalandigini-gosterdi/feed/ 0
Devlet Bahçeli: DEM’lenmiş CHP’nin perdesi 31 Mart’ta kapanmalıdır https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceli-demlenmis-chpnin-perdesi-31-martta-kapanmalidir/ https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceli-demlenmis-chpnin-perdesi-31-martta-kapanmalidir/#respond Thu, 28 Mar 2024 00:54:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24150 MHP lideri Devlet Bahçeli, yazılı bir açıklama yaparak yerel seçime ve gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, CHP’nin DEM Parti ile “Kent uzlaşısı” adı altında “PKK ittifakı” yaptığını belirterek “Güçlü Yasama, Kararlı Yürütme, Uyumlu Belediye” hedefinin bütünüyle gerçekleşebilmesi için artık sayılı günler kalmıştır.” ifadelerini kullandı.

“Yeni yüzyılın ilk seçimi 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak, bu kapsamda aziz Türk milleti kutlu iradesini sandığa yansıtacaktır. Türkiye’nin milli varlığı ve milli istikbali için bu seçimler hayati önemde, stratejik değerdedir.

Ayırmadan, ayrışmadan, aldatanlara ve ayrılıkçı emellere aldanmadan, elbette demokratik akıl ve ahlakla 31 Mart eşiğinin aşılması en temel arzumuzdur. “Güçlü Yasama, Kararlı Yürütme, Uyumlu Belediye” hedefinin bütünüyle gerçekleşebilmesi için artık sayılı günler kalmıştır. Yerel yönetimlere vurulan zillet prangalarının sökülüp atılması sadece bir zaman meselesidir.

“ADINA KENT UZLAŞISI DENİLEN ASLI PKK İTTİFAKI OLAN KARANLIK OLUŞUM”

Adına “kent uzlaşısı” denilen, aslı “PKK ittifakı” olan karanlık oluşumun milli irade marifetiyle çökertilerek ülkemizin önünün açılması mukadder bir akıbettir.

DEM’in ve CHP’nin yönetimi altında bulunan belediyelerin kötü ve kötürüm hallerine daha fazla tahammül etmek, sabır göstermek, seyirci kalmak ne mümkün ne de muhtemeldir. Bu nedenle DEM’lenmiş CHP’nin perdesi 31 Mart’ta kapanmalıdır.

Merkezi yönetime hakim olan siyasi ve idari istikrar aynısıyla yerel yönetimlere de sirayet etmeli, Türkiye’miz herhangi bir yol kazasına maruz kalmadan yükselişini sürdürmelidir.

14 ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri önümüzdeki Pazar günü pekişmeli, Türk ve Türkiye Yüzyılı seferberliği güçlü bir ivme almalıdır.

Bölgesel ve küresel gelişmelerin karmaşık yapısı, hatta bulaşıcı mahiyetli kaotik seyri Türkiye’nin dikkatli ve uyanık olmasını mecburi hale getirmektedir. Bilhassa çevremizin terör kuşatmasına alındığı ortadadır.

22 Mart 2024 Cuma günü Moskova’daki bir konser salonuna düzenlenen terör saldırısında 139 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda insan da yaralanmıştır. Müteessir bir hissiyatla Rusya Federasyonu’na taziyelerimizi iletiyor, sivil ve masum insanların canına kast eden kanlı terör saldırısını tüm varlığımla lanetliyorum.

Terörizm insanlığın ortak düşmanı olup topyekun mücadele etmek küresel huzur, refah ve güvenliğin teşkili adına zorunluluktur. İleri sürülecek hiçbir bahane, iddia edilecek hiçbir tez ve iddia terörizmin çok boyutlu kumpas ve komplikasyonlarını, bununla mündemiç terör örgütlerinin cinayet ve hıyanet döngüsünü haklı gösteremeyecektir. Hangi coğrafyada sökün ederse etsin, terörün ve bölücülüğün her türü mutlak surette etkisiz hale getirilmelidir.

RUSYA’DAKİ TERÖR SALDIRISI

22 Mart Moskova saldırısını resmiyette DEAŞ terör örgütü üstlense de, geniş açıdan bakıldığında bazı ülke ve istihbarat kuruşlarının bu saldırının arka planında rol paylaşımı içinde hareket ettiğini, bundan mülhem bölgesel krizi derinleştirmek amacına matuf sistematik nitelikli tahrik ve tertip ortamını genişletmenin planlandığını ileri sürmek vehim olarak değerlendirilmemelidir.

Nitekim benzeri uyarıların geçmişte ülkemizde de yapıldığı gibi, ABD’nin Moskova Büyükelçiliği’nin 9 Mart 2024 tarihinde, bu ülkede bulunan vatandaşlarını konserler dahil kalabalık alanlardan uzak durmaya çağırması çok dikkat çekicidir.

22 Mart terör saldırısından sonra Rusya Federasyonu yönetimi, Ukrayna’yla olan çatışmaları özel operasyon kavramı yerine düpedüz savaş olarak tanımlamaya başlamıştır.

Üçüncü Dünya Savaşı tartışmalarının kızıştığı; Avrupa Rusya, NATO-Rusya savaş söylentilerinin maalesef yaygınlık kazandığı bir dönemde Rusya’nın 11 Eylül’ü olarak tarif edilen terör saldırısı felaket senaryolarına yeni bir halka eklemiştir.

Bunun yanı sıra, Karadeniz hesaplaşma sahası olarak görülmekte ve Montrö Antlaşmasının ihlali için kutuplaşan ülkeler sert ve seri şekilde pozisyon almaktadır. Hem ülkemiz hem de dünya için önümüzdeki süreç oldukça riskli ve tehlikelerle doludur.

Türkiye’mizin etrafı adeta husumetle örülmüş, hegemonya mücadelesi halinde olan ülkeler ve bunların kiralık cinayet şebekesi olarak kullandıkları terör örgütleri tarafından ihata edilmiştir. Üçüncü Dünya Savaşı ihtimalini telaffuz etmek bile korkunçtur.

Dünyanın savaşa değil barışa ihtiyacı vardır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Gazze’de ilk defa ateşkes çağrısı yapması bir nebze de olsa teselli vericidir.

Mübarek Ramazan ayında, bu ateşkes çağrısına tarafların riayet ederek kalıcı hale getirilmesi, adil ve hakkaniyetli bir barış ortamıyla iki devletli çözümün vasat bulması bölge ve dünya huzuruna muhkem bir destek sağlayacaktır.

BELÇİKA’DAKİ PKK DESTEKÇİLERİNİN SALDIRILARI

Belçika’da bir Türk mahallesine bölücü teröristlerin saldırması, bir vatandaşımızın yaralanması ve Ülkü Ocağımızın kundaklanması hainlerin nerelere kadar yuvalandığını açıkça gözler önüne sermiştir.

CHP’nin ortakları her yerde Türk vatandaşlarına nefret saçmaktadır. Ülkü Ocağımızı yakmaya kalkışan hainler kuşkusuz bu alçak eylemlerinin hesabını mutlaka vereceklerdir.

Ocağımızı ateşe verenlerin iki dünyası da cehennem ateşindedir ve sabrımızı test etmeye hiçbir bedhah, hiçbir Türkiye düşmanı cüret etmemelidir. Bu vesileyle Belçika’daki gönül ve kültür elçilerimizi yürekten selamlıyor, geçmiş olsun dileklerimi paylaşıyor, provokasyonlara karşı tedbirli ve sağduyulu şekilde hareket etmelerini bekliyorum.

DEM’lenmiş CHP’nin terörist yandaşları Türkiye’nin gücünü ve kudretini tanıyacaklar ve tadacaklardır. Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. 31 Mart imtihanından vatan ve millet sevdalıları alınlarının akıyla çıkmalıdır.

Bölgesel ve küresel gelişmelerin sarpa sardığı böylesi bir dönemde, merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında en küçük farklılık ve uçurum milli bekamız, milli güvenliğimiz ve milli geleceğimiz için öngörülemeyecek sıkıntılar doğuracaktır.

PKK ittifakı 31 Mart’ta tasfiye, telin ve tecziye edilmelidir. Türkiye’nin ve Türk milletinin huzuruna, kardeşliğine, güvenliğine, dayanışmasına ve istiklaline pusu kuran, zehir hazırlayan, yıkım için tam yol ileri parolasıyla mesafe alan, demlenip İngiliz mülküyle milliyetçilik taslayan siyasi devşirme ve maşaların kaybetmesi vatan borcu, millet şereftir.

Türk milletinin desteğiyle, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin muazzam imkanlarıyla Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefleri birer birer hayata geçecek, hadisata ve tarihin akışına yön verecektir. Ayırmadan, ayrışmadan Türkiye için canla, başla çalışacağız.

Barışmak ve kucaklaşmak için fırsat arayan her vatandaşımı Türkiye ve Türk milleti ortak değerleri etrafında buluşmak için Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve Cumhur İttifakı’na davet ediyorum.

Kimler ve hangi karanlık güçler, hangi oyunları tedavüle sokarlarsa soksunlar, hangi ihanetlerin içine girerlerse girsinler bizim irademiz bellidir ve herkesçe bilinmektedir. Neye inanırsak inanalım, hangi partiye, fikriyata veya ideolojiye gönül verirsek verelim, Doğduğumuz yöre, kökenimiz, mezhebimiz ne olursa olsun,

Helal oyumuzu kullanmak için sandığa gidip Türk milleti ortak paydasında buluşmak, Türkiye’mizin gücüne güç katmak hepimizin ve herkesin hedefi olmalıdır. Cumhur Bizim, Türkiye Hepimizindir.

Hüsran siyasetiyle hizmet siyasetini aynı kefeye koyulmamalıdır. Entrika siyasetiyle erdem siyaseti aynı kalıba sokulmamalıdır. Doğruya doğru, yanlışa yanlış, haine hain, kahramana da kahraman demek maşeri vicdanın onurlu duruşudur.

“BELEDİYECİLİĞİMİZDE İNSANI BİLMEK ÖN PLANDADIR”

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı vatandaşlarımıza mutlu ve müreffeh bir hayat imkânı sunmak, güvenli ve huzurlu bir geleceği elbirliğiyle inşa etmek için çok çalışacaktır. “Ayırmadan, Ayrışmadan, Yerelde İktidar, Ülkede İstikrar” iradesindeyiz.

“Aklın Yolu Birdir, Genelden Yerele Birlik, Ülkede Yönetimde Dirlik” anlayış ve amacındayız. “Merkezden Yerele, İstikrarı Bozmadan Umuda Doğru” yürüme azmindeyiz. Bizim belediyeciliğimizin temeli insan sevgisidir.

Bizim belediyeciliğimizde insanı bilmek, insanla hemhal ve can beraberi olmak asıldır ve ön plandadır. Bugüne kadar Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı yönetimindeki belediyelerde esas ve bağlayıcı husus hep bu olmuştur.

Hizmet edenin himmet göreceğine; dürüst ve samimi olanın dua ve rıza kazanacağına; helal-haram ayrımı yapanın iki dünyasını da kurtaracağına iliklerimize kadar inanıyoruz.

Günübirlik siyasi hesap ve mevzi kazanımlar peşinde değiliz. Bizim için vatandaşlarımızın huzuru, refahı ve güvenliği her şeyden önceliklidir. Çünkü milletimiz huzursuz ve memnuniyetsizse geleceğe umutla bakılamaz. Milletin desteği olmadan hiçbir siyasi hedef başarıya ulaşamaz.

Halden, dertten, gönülden anlamayan yüksek hedeflere varamaz. En büyük arzumuz milletimizi her açıdan layık olduğu şekilde temsil etmek, hak ettiği gelişmişlik seviyelerine çıkarmak, sorunlarını kökten çözebilmektir.

Her insanımızın beklentilerini karşılamak; dik baş, tok karın, mutlu yarına ulaşmaktır. 31 Mart’ta tarihi bir seçim yapılacaktır. 31 Mart’ta milli bekamız üzerindeki hain senaryolar yırtıp atılacaktır. 31 Mart’ta sadece belediye başkanı seçilmeyecek, aynı zamanda Türkiye’nin üzerindeki muhasım hesaplar bozulacaktır.

Sadece il genel meclis üyesi, belediye meclis üyesi, köy ve mahalle muhtarları belirlenmeyecek, aynı şekilde küresel ve bölgesel şer oyunlar, bu oyunların şirret figüranları berhava edilecektir. Türkiye’nin ilerleyiş ve yükseliş momenti hız kesmeden devam etmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı bu hedefe kilitlenmiştir.

Türkiye’mizin son elli beş yılına damgasını vurmuş olan Milliyetçi Hareket Partisi gücünü mukaddesattan, milletimizin destek ve hayır duasından almaktadır.

Millî menfaatlerimize aykırı davranan, milletimizin birlik, beraberlik ve kardeşliğini bozmaya çalışan her kim ya da kimler varsa onlara karşı duruşumuz sarsılmayacak ve tavsamayacaktır.

Cesaretimizin kaynağı tarihtir, ilhamımızın kaynağı ecdadımızdır, istiklalimizin kaynağı bu topraklara sere serpe uzanıp yatan kahraman şehitlerimizdir, irademizin kaynağı da büyük Türk milletidir.

Dünyaya istikamet verecek kudrette bir Türkiye’nin mimarisi, ancak ve ancak Türk-İslam kültüründen feyzini alan, Türklük gurur ve şuuru ile İslam ahlak ve faziletiyle bezenen fedakarlık numunesi bir ahlaki kucaklaşmayla mümkündür.

Nitekim bu kucaklaşmanın adı Cumhur İttifakı’dır. Milli ve ahlaki kucaklaşmanın devlet ve millet hayatında kök salmasına da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi refakat etmektedir.

Bu sistemin uzlaşmacı vasfında temerküz etmiş muktedir ve tesirli yürütme, güçlü ve fonksiyonel yasama, bağımsız ve tarafsız yargı sayesinde Türkiye’nin önünü hiçbir mihrak kesemeyecektir.

Bu kutlu yürüyüşün neticesinde “Gelen Türk Asrı, Geleceğin Gücü Türkiye” olacaktır. Devir Türk Devri’dir. İnancımız budur, iddiamız budur, irademiz budur. Hep Birlikte Türkiye’yiz. Hepimiz Türk milletiyiz.

Gayret bizden tevfik Allah’tandır. Rabbim bizleri ve milletimizi mahcup etmesin. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin ülkemize ve demokrasimize mümtaz sonuçlar getirmesini özellikle diliyor, aziz vatandaşlarımıza saygı ve sevgilerimi sunuyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/devlet-bahceli-demlenmis-chpnin-perdesi-31-martta-kapanmalidir/feed/ 0
Rosatom, Türkiye ile Sinop’ta yeni bir nükleer enerji projesi üzerinde görüşüyor https://www.haber60.com.tr/rosatom-turkiye-ile-sinopta-yeni-bir-nukleer-enerji-projesi-uzerinde-gorusuyor/ https://www.haber60.com.tr/rosatom-turkiye-ile-sinopta-yeni-bir-nukleer-enerji-projesi-uzerinde-gorusuyor/#respond Wed, 27 Mar 2024 08:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23938 Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu (Rosatom) Genel Müdür Birinci Yardımcısı Kirill Komarov, Sinop’ta Rus teknolojisine dayalı bir projenin hayata geçirilmesi olasılığını Türk hükümetiyle görüştüklerini, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesinde kazanılan deneyimin bir sonraki nükleer santralin inşasına yansıtılmasını istediklerini belirtti.

Komarov, Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenen Uluslararası ATOMEXPO-2024 Forumu kapsamında uluslararası basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Küresel nükleer enerji sektöründeki gelişmelere değinen Komarov, geçen yıl Dubai’de gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde (COP28) iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında 2050’ye kadar küresel nükleer enerji kapasitesinin en az 3 katına çıkarılmasının hedeflendiğini anımsattı.

Komarov, bunun mevcut durumda yaklaşık 370 gigavat olan nükleer kurulu gücün 2050’ye kadar 1000 gigavat seviyelerine ulaşması anlamına geldiğini ve nükleer enerjinin dünya genelinde daha da gelişmesini sağlayacak çok ciddi bir konu olduğunu söyledi.

Rosatom’un NGS ihracatı noktasında yüzde 88 paya sahip olduğunu ifade eden Komarov, dünya genelinde ihracat kapsamında yapımı devam eden 25 ünitenin 22’sinin Rus teknolojisine ait olduğunu dile getirdi.

“Akkuyu’da ilk ünitede tempo yüksek”

Komarov, Sinop’ta yapımı planlanan ikinci NGS projesi için Türkiye ile devam eden müzakerelere ilişkin soruyu da yanıtlayarak, “Bugün gündemimizde Türkiye’deki amiral gemimiz Akkuyu NGS var. Bu proje bizim için çok önemli bir proje. Sorumluluk ve yatırım açısından da çok büyük bir proje.” dedi.

Akkuyu NGS’nin “yap-sahip ol-işlet” modeliyle hayata geçirilen bir proje olduğunu anımsatan Komarov, şunları kaydetti:

“Rosatom aynı anda hem teknolojinin sahibi, hem yatırımcısı, hem santralin sahibi, hem de tesisi inşa eden yüklenici olarak hareket etmektedir. Bu nedenle nihai sonuçtan tamamen biz sorumluyuz. Türkiye’de yapmamız gereken ilk şey, santralin hükümetler arası anlaşmamızda belirtilen süre içerisinde inşa edilmesini sağlamaktır. Dört ünitenin de 2028 sonuna kadar tamamlanması gerekmektedir. İlk ünitede şu anda çok yüksek tempoda hazırlık var. Devreye alma çalışmaları devam ediyor. Hepimiz Türkiye elektrik şebekesinde ilk nükleer elektriğin verileceği anı sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Komarov, Türkiye’nin nükleer enerjideki hedeflerine dikkatini çekerek, “Türkiye ekonomisi iyi düzeyde gelişiyor ve elektrik ihtiyacı her yıl artıyor. Gelecekteki enerji tüketimi artışına ilişkin tahmin ise oldukça etkileyici. Hükümetinizle görüşmelerde de ifade edildiği gibi, 2 veya 3 büyük santralin, belki de 3 büyük ve birçok küçük santrale daha ihtiyacınız var. Bu nedenle, Türkiye’de nükleer enerjinin geliştirilmesine yönelik hedeflerin olması son derece olumlu bir adım.” değerlendirmesinde bulundu.

“Akkuyu NGS projesi ile binlerce insan benzersiz bir deneyim kazanıyor”

Rosatom’un Akkuyu NGS projesine ilişkin çalışmalara başladığı 2011’den bu yana edindiği deneyimleri de paylaşan Komarov, “Akkuyu projesi sayesinde çok sayıda Türk şirketi nükleer sanayi için çalışmayı öğrendi. Artık bu şirketler önemli deneyimler elde ettiler, ekipman da üretebiliyorlar. Bu kişiler NGS’lerin inşasında zor işleri de yerine getirebilirler. Bu deneyimleri kaybetmek üzücü olur. Bu benzersiz uzmanlık alanında binlerce insan benzersiz bir deneyim kazanıyor. Akkuyu sahasında çoğu Türk vatandaşı olmak üzere yaklaşık 30 bin kişi çalışıyor.” bilgisini paylaştı.

Komarov, Akkuyu NGS projesiyle bugüne kadar kazanılan deneyim ve bilgi birikimin daha fazla kullanılabilmesini istediklerini belirterek, “Elbette bunun için en iyi yol, Rus teknolojisini kullanarak başka bir santral inşa etmek olacaktır. Sinop’ta Rus teknolojisine dayalı bir projenin hayata geçirilmesi olasılığını Türk hükümetiyle görüşüyoruz. Henüz görüşmelerin ilk aşamasındayız. Dolayısıyla tam olarak nasıl bir model olacağını, tarifenin ve zaman çerçevesinin ne olacağını söylemek için çok erken. Ancak kendi adımıza, biriktirdiğimiz tüm deneyimin ve en önemlisi Türk şirketlerinin ve ortaklarımızın bu projede edindikleri deneyimin bir sonraki NGS’nin inşasına yansıtılmasını sağlamak için her türlü çabayı göstereceğimizi belirtmek isterim.” diye konuştu.

Komarov, “Bugün Akkuyu NGS projesi çerçevesinde Türk şirketleriyle 5 milyar doların üzerinde sözleşme imzalamış durumdayız. 5 milyar dolar, sadece Türk şirketlerinin Akkuyu için halihazırda yaptığı iş içindir ve bununla bitmeyecektir. Şu anda ilk reaktörü tamamlama aşamasındayız. Dolayısıyla bu rakamlarda da bir büyüme gerçekleşecektir. Biz bu projede kazanılan deneyimin bir sonraki nükleer santralin inşasına yansıtılmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/rosatom-turkiye-ile-sinopta-yeni-bir-nukleer-enerji-projesi-uzerinde-gorusuyor/feed/ 0
MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir: İstanbul ve Ankara’da belediye başkanları görevlerini yerine getiremiyor https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-istanbul-ve-ankarada-belediye-baskanlari-gorevlerini-yerine-getiremiyor/ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-istanbul-ve-ankarada-belediye-baskanlari-gorevlerini-yerine-getiremiyor/#respond Wed, 27 Mar 2024 04:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23863 MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, “Beş yılı heba olmuş dünyanın en büyük Türk İslam şehri ve Fatih’in emaneti olan İstanbul’da milletimizden aldığı emaneti layıkıyla yerine getiremeyen bir belediye başkanı gerçeği karşımızda duruyor.” dedi.

MHP’den yapılan yazılı açıklamaya göre, Özdemir, Pınarbaşı ilçesinde Cumhur İttifakı’nın sandık görevlileriyle toplantıda bir araya geldi.

Özdemir, burada yaptığı konuşmada, sandık görevlilerinin önemli sorumlulukları olduğunu, vatandaşların iradelerinin sağlıklı bir biçimde neticelenmesi, tespiti ve bunların tutanaklara işlenmesinin önem taşıdığını belirtti.

CHP’li İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerinin içler acısı bir durumda olduğunu dile getiren Özdemir, şunları kaydetti:

“Özellikle bir haftadan bu yana bilhassa CHP’nin bazı adaylarının son derece rezil ifadelerle Türk milletine ve Türkiye’ye karşı ne kadar uzak olduğunu gösterdikleri bir dönem yaşıyoruz. İstanbul’da nelerin olduğu hepimizin malumu. Beş yılı heba olmuş dünyanın en büyük Türk İslam şehri ve Fatih’in emaneti olan İstanbul’da milletimizden aldığı emaneti layıkıyla yerine getiremeyen bir belediye başkanı gerçeği karşımızda duruyor. Bu belediye başkanı İstanbul’a hizmet edip Türklüğün en büyük şehrini daha ileri bir seviyeye taşıyacağı yerde vaktinin büyük bir çoğunluğunu tatillerde ya denize girerek ya da kayak yaparak geçirmekte. İstanbul kara teslim oldu. İstanbullular karla boğuşurken bu şahıs, yabancı büyükelçiler ile pahalı restoranlarda yemek yemeyi tercih etti. Bir bakıma İstanbul’u kaderine terk etti. Şimdi ise seçim sathına girdiğimiz bu süreçte algı oyunları ile belediyenin bütün imkanlarını Türkiye’nin en büyük riskleri arasında yer alan deprem gerçeğini yok sayarak İstanbul’u depreme hazırlamak yerine İstanbul’un ulaşım sorununu çözmek yerine sadece kendi tanıtımını, yapmadığı işlerle beraber atmadığı temel atma törenlerinin tanıtımını yapmakla vakit harcıyor.”

-“Size yakışan PKK terör örgütünün uzantılarıyla beraber olmaktır”

Ankara’da da durumun aynı olduğunu, burada da kentin 5 yılının heba edildiğini belirten Özdemir, “Ankara deseniz emin olun daha vahim bir halde. Vazifemiz itibarıyla Ankara’da yaşıyoruz ama eminim ki hepiniz sizler de zaman zaman Ankara’ya gidip geliyorsunuz ve Ankara’nın halini görüyorsunuz. Çok bir şey söylemeye gerek yok. Yolların ortasında bulunan ağaçların, çiçeklerin, bitkilerin dahi kurutulduğu bir belediyecilik anlayışıyla Ankara da ne yazık ki beş yılını heba etmiştir.” ifadelerini kullandı.

CHP tarafından temsil edilen tüm büyükşehir belediyelerinde aynı sıkıntıların baş gösterdiğini belirten Özdemir, şöyle devam etti:

“Bunlar arasında iki tanesi var ki son derece rezil bir ifadeyle, rezil bir tavırla bugün hepimizin karşısında bulunuyor. Bunlardan ilki Mersin Büyükşehir Belediyesi. Eminim hepiniz görmüşsünüzdür. Mersin Büyükşehir Belediyesi biliyorsunuz kanuni olarak Türkiye’de bulunan her hususi yahut resmi aracın plakasının başında TR ibaresi yer alır. Bu TR ibaresinin siyah boyalarla silindiğini bizler görüyoruz. Niye? Çünkü oradaki terör örgütünün yandaşları rahatsız olmasınlar diye. Çünkü Mersin’i temsil eden bu zihniyetin kendisini terör örgütüne ne derecede borçlu hissettiğini göstermesinin bir yansıması olarak bunu yaptığını bizler gözlemliyoruz. Peki mesele sadece Mersin’de mi sınırlı kaldı? Hayır. Mersin’in hemen yanı başındaki bir başka büyükşehir ilimiz Adana’da da Adana Büyükşehir Belediye Başkanı son derece rezil ifadeler kullandı. Bu şahsa göre Taş Medreseliler kendisinin kardeşi olamazmış. Zaten seninle kardeş olmak isteyen yok. Size yakışan PKK terör örgütünün uzantılarıyla beraber olmaktır, onlarla yol yürümektir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-istanbul-ve-ankarada-belediye-baskanlari-gorevlerini-yerine-getiremiyor/feed/ 0
MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, İmamoğlu ve Yavaş’a tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-imamoglu-ve-yavasa-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-imamoglu-ve-yavasa-tepki-gosterdi/#respond Wed, 27 Mar 2024 04:12:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23852 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a tepki göstererek, “Vahim durumdalar” dedi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, Pınarbaşı’nda sandık görevlileri ile bir araya geldiği toplantıda konuştu. 31 Mart 2024 Mahalli İdareler seçimleri hakkında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Özdemir, CHP’li İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri’nin içler acısı bir durumda olduğunu belirterek değişim çağrısı yaptı.

Özdemir, önemli bir seçime daha gidildiğini söyleyerek, “Rahmetli başbuğumuzun memleketi olan Pınarbaşı’nın şehremini Sayın Menduh Uzunluoğlu beyefendinin söylemiş olduğu sözlerle beraber ben de burada sizlerle beraber olmaktan ötürü son derece mutlu ve mesut olduğumu ifade etmek istiyorum. Allah hiçbirinizin yokluğunu göstermesin. Ne zaman buraya gelsek her vakit bizi ilgiyle, sevgiyle, saygıyla bağrınıza basıyorsunuz. Rabbim inşallah her birinize ayrı ayrı ve topyekün Pınarbaşı’na layık olmayı da bizlere nasip etsin diyorum. Burada AK Parti’nin ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin çok saygıdeğer sandık görevlileri olarak 31 Mart günü çok önemli ve tarihi bir vazifeyi ifade edeceksiniz. Cenab-ı Allah’tan sizlere her şeyden evvel üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum. Bu kapsamda aziz milletimizin ve çok saygıdeğer Pınarbaşı’nda hemşehrilerimizin demokratik iradelerinin tecellisi olan sandıklardaki oylarının sizler nazarında müşahede edilmesi ve bu oylara sahip çıkılması çok büyük önem taşıyor. Nasıl ki bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı ve bir komutan bir ülkeyi kurtarır şiarıyla bu zamana kadar Türk devlet anlayışı ve toplumsal yapımız binlerce yıldan bu yana süre geldiyse sizler de böylesine tarihi bir misyonu ifa etmek üzere inşallah sorumluluk üstleneceksiniz. Bizim her birimize güvenimiz tamdır. Ama her şeyden önce saygıdeğer Pınarbaşı’yla hemşerilerimizin iradelerinin sağlıklı bir biçimde neticelenmesi, tespiti ve bunların tutanakları işlenmesi çok büyük önem taşıyor. Bu kapsamda da hepinize başarılar diliyorum. Önemli bir seçimlere daha gitmek üzereyiz ve gidiyoruz. Artık bir haftadan çok daha az bir süre kaldı” dedi.

“İstanbul’un hali içler acısı”

CHP’nin ve adaylarının Türk milletine ve Türkiye’ye uzak olduğunu gösterdiklerini söyleyen Özdemir, “İnşallah Pınarbaşı’nda yine Pınarbaşıyla hemşerilerimizin iradesiyle beraber burada Pınarbaşı’nın kendisine sahip çıkacağını, öz evladına sahip çıkacağını ve inşallah iradesinin yine Cumhur İttifakı olacağını ve 3 hilali Pınarbaşı’ndan dalgalandıracağını bizler biliyoruz ve eminiz. Bu kapsamda şimdiden ben Pınarbaşılı hemşehrilerimize teşekkür ediyorum. Son özellikle bir haftadan bu yana bilhassa Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı adaylarının son derece rezil ifadelerle Türk milletine ve Türkiye’ye karşı ne kadar uzak olduğunu gösterdikleri bir dönem yaşıyoruz. İstanbul’da nelerin olduğu hepimizin malum. Beş yılı heba olmuş dünyanın en büyük Türk İslam şehri ve Fatih’in emaneti olan İstanbul’da milletimizden aldığı emaneti layıkıyla yerine getiremeyen bir belediye başkanı gerçeği karşımızda vardı. ve bu belediye başkanı İstanbul’a hizmet edip Türklüğün en büyük şehrini daha ileri bir seviyeye taşıyacağı yerde vaktinin büyük bir çoğunluğunu tatillerde ya denize girerek ya da kayak yaparak geçirmekte. İstanbul kara teslim oldu. İstanbullular, karla boğuşurken bu şahıs, yabancı büyükelçiler ile pahalı restoranlarda yemek yemeyi tercih etti. Bir bakıma İstanbul’u kaderine terk etti. Şimdi ise seçim sathına girdiğimiz bu süreçte algı oyunları ile belediyenin bütün imkanlarını Türkiye’nin en büyük riskleri arasında yer alan deprem gerçeğini yok sayarak İstanbul’u depreme hazırlamak yerine İstanbul’un ulaşım sorununu çözmek yerine sadece kendi tanıtımını, yapmadığı işlerle beraber atmadığı temel atma törenlerinin tanıtımını yapmakla vakit harcıyor” ifadelerini kullandı.

“Ankara vahim durumda”

Ankara’nın daha vahim halde olduğunu söyleyen İsmail Özdemir, “Ankara deseniz emin olun daha vahim bir halde. Vazifemiz itibariyle Ankara’da yaşıyoruz ama eminim ki hepiniz sizler de zaman zaman Ankara’ya gidip geliyorsunuz ve Ankara’nın halini görüyorsunuz. Çok bir şey söylemeye gerek yok. Refüjün ortasındaki yolların ortasında bulunan ağaçların, çiçeklerin, bitkilerin dahi kurutulduğu bir belediyecilik anlayışıyla Ankara’da ne yazık ki 5 yılını heba etmiştir. ve diğer büyük şehirlerde bilhassa Cumhuriyet Halk Partisi tarafından temsil edilen büyük şehirlerde ne yazık ki aynı sıkıntılar baş göstermiştir. Ama bunlar arasında iki tanesi var ki son derece rezil bir ifadeyle, rezil bir tavırla bugün hepimizin karşısında bulunuyor. Bunlardan ilki Mersin Büyükşehir Belediyesi. Eminim hepiniz görmüşsünüzdür. Mersin Büyükşehir Belediyesi biliyorsunuz kanuni olarak Türkiye’de bulunan her hususi yahut resmi aracın plakasının başında TR ibaresi yer alır. ve bu TR ibaresinin siyah boyalarla silindiğini bizler görüyoruz. Niye? Çünkü oradaki terör örgütünün yandaşları rahatsız olmasınlar diye. Çünkü Mersin’i temsil eden bu zihniyetin kendisini terör örgütüne ne derecede borçlu hissettiğini göstermesinin bir yansıması olarak bunu yaptığını bizler gözlemliyoruz. Peki mesele sadece Mersin’de mi sınırlı kaldı? Hayır. Mersin’in hemen yanı başındaki bir başka büyükşehir ilimiz olan Adana’da da Adana Büyükşehir Belediye Başkanı’nın son derece rezil ifadelerle Milliyetçi Ülkücü Hareket uğruna Türk milleti uğruna vatanımın ha ekmeğini yemişim ha uğruna kurşun diyerek Türkiye’ye diz çöktürmek isteyenlere karşı aşılmaz set olmuş çok saygıdeğer Tayyip Erdoğan abilerimize yönelik sergilemiş olduğu rezil ifadelerde hepimizin malumu olmuştur. Bu şahsa göre taş medreseliler kendisinin kardeşi olamazmış. Zaten seninle kardeş olmak isteyen yok. Size yakışan PKK terör örgütünün uzantılarıyla beraber olmaktır. Onlarla yol yürümektir. Bu şerefsizlerle aynı çuvala yürümektir. ve bu zamana kadar da yaptığımız zaten buydu. Birisine bakıyorsunuz İstanbul’un bazı ilçelerini bu terör örgütünün uzantılarını veriyor. Birisine bakıyorsunuz Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ‘Apo Bey’ diyerek İmralı’ya selam çakıyor. Bir başkasına bakıyorsunuz Mersin’e. Arabaların plakalarındaki TR yani Türkiye ibaresiz katile selam gönderiyor. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı denen zat da kalkıyor, bizim taş medreseli insanlarımıza laf söyleme cüretinde bulunuyor” dedi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-ismail-ozdemir-imamoglu-ve-yavasa-tepki-gosterdi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Yozgat mitinginde konuştu: (2) https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-yozgat-mitinginde-konustu-2/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-yozgat-mitinginde-konustu-2/#respond Wed, 27 Mar 2024 02:03:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23761 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “En büyük sıkıntımız olan enflasyon konusunda da yılın ikinci yarısından itibaren güzel haberler gelmeye başlayacak. Nasıl daha önce enflasyonu tek haneye biz düşürdüysek aynı başarıyı tekrarlayacağız.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen Yozgat mitinginde konuştu.

Erdoğan, Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına yükseltinceye kadar mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı.

Ekonominin ihracat, üretim, istihdam ve büyüme tarafında hiçbir sorunun olmadığını belirten Erdoğan, deprem sebebiyle oluşan 104 milyar dolarlık ilave yüke rağmen geçen yıl yüzde 4,5 gibi “çok yüksek” oranda büyüme kaydedildiğini bildirdi.

Erdoğan, milli gelirin ilk kez 1,1 trilyon doların üzerine çıktığını ifade ederek şöyle devam etti:

“Nereden nereye? İşsizlik oranımız yüzde 9,4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini gördü. Turizmde de 57 milyon turist ve 54,5 milyar dolar geliri yakaladık. En büyük sıkıntımız olan enflasyon konusunda da yılın ikinci yarısından itibaren güzel haberler gelmeye başlayacak. Nasıl daha önce enflasyonu tek haneye biz düşürdüysek aynı başarıyı tekrarlayacağız. Hayat pahalılığının özellikle emeklilerimizi bunalttığını biliyorum. Bu amaçla tek seferlik 5 bin lira ödemesinden yüzde 50’yi bulan maaş ve bayram ikramiyesi artışlarına kadar pek çok adım attık. Sadece bu üç düzenleme ile bütçeden 300 milyar liralık ek kaynak kullandık. Son olarak kamu bankalarıyla gerekli görüşmeleri yaparak promosyonların yükseltilmesini sağladık. Kamu bankalarımız 8 ile 12 bin lira promosyon ödemeyi kararlaştırdı. Hatta dünden itibaren bununla ilgili başvuruları almaya başladık. Özel bankaların da bunun altında rakamlar vermeyeceğine inanıyoruz.”

Bayram ikramiyesinin nisanın ilk haftasında hesaplara yatırılacağını aktaran Erdoğan, iktidarlıkları döneminde çalışanları ve emeklileri enflasyona “asla” ezdirmediklerini, bundan sonra da ezdirmeyeceklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İçinde bulunduğumuz asra Türk’ün mührünü hem de çok güçlü, çok kararlı bir şekilde vurmadan durmayacağız. Bunun için yapmamız gereken bellidir. Kimsenin bizi bölmesine, aramıza fitne sokmasına, nifak tohumları ekmesine izin vermeyeceğiz. Ben işte bu meydanda ezeli ve ebedi kardeşliğine sıkı sıkıya sahip çıkan bir Yozgat görüyorum. Ben size inanıyorum. Fitneye fesada yer vermeyeceğinize inanıyorum.” diye konuştu.

“Rekor oy oranlarıyla bize destek verdiniz”

Yozgatlılarla hasret gidermeye, hasbihal etmeye geldiğini belirten Erdoğan, Aksaray’dan geldiğini, oradaki mitinge katılımın ise 40 bin olduğunu anımsattı.

Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bizi bölmeye çalışanlara fırsat vermeyeceğiz ve Yozgat’ın yol arkadaşlığını devam ettireceğiz. Yozgatlı kardeşlerim bizi şimdiye kadar girdiğimiz 17 seçimden hiçbirinde yalnız bırakmadı. Her seferinde Türkiye’ye örnek olacak rekor oy oranlarıyla bize destek verdiniz, bize yoldaşlık ettiniz. En son, 14-28 Mayıs seçimlerinde Yozgatlılar olarak milli iradenin sarsılmaz kalesi olduğunuzu bir kez daha gösterdiniz. Milletvekilliğinde ne verdiniz yüzde 73, cumhurbaşkanlığında yüzde 76,4 bu oy oranlarıyla Cumhur İttifakı’na sahip çıkan siz kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Allah sizlerden razı olsun.”

Yozgat’ın verdiği oy oranıyla Türkiye’de 4’üncü sıraya yerleştiğini ifade eden Erdoğan, “Şimdi 31 Mart seçimlerinde Yozgat, aynı şekilde Allah’ın izniyle sandıkları patlatıyor mu? Celal Köse kardeşime gerekli olan desteği veriyor mu? İlçelerde aynı şekilde sandıkları patlatıyor muyuz? Sizlerin güvenine layık olmak için daha fazla çalışacağız. Yıllarca ihmal edilen, yıllarca kaderine terk edilen Yozgat’ımızın hak ettiği yerlere gelmesi için daha çok koşturacağız.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetlerinin eser ve hizmet siyaseti olduğunu, “millete efendilik taslamaya değil, hizmetkar olmaya” talip olduklarını söyledi.

Yarım asrı bulan siyasi hayatları boyunca meseleye daima böyle baktıklarını ifade eden Erdoğan, “Kazandıkça kibri büyüyenlerden değil, tevazu sahibi olanlardan olduk. Bugün de aynı yerdeyiz. Aynı samimiyetle hareket ediyoruz. Hakk’ın rızasını kazanmak, halkımızın da hayır duasını almak dışında gönlümüzün meylettiği hiçbir şey yok. Sadece ‘şu gök kubbede hoş bir sada bırakalım yeter’ diyoruz. Son nefesimize kadar istikametimizi bozmadan inşallah bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Bizim duruşumuz da, amacımız da niyetimiz de bellidir. Eksiğimiz, kusurumuz olsa da niyetimiz sağlamdır.” dedi.

“Sorsan ‘ittifak mittifak yok’ diyorlar”

Sadece iş yapmanın, eser ortaya koymanın, layıkıyla hizmet etmenin, şehirleri mamur etmenin peşinde olduklarını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Muhalefetin içler acısı halini sizler de görüyorsunuz. Son seçimlerde yaşadıkları yenilgiden sonra güya bir değişime gittiler ama ’13. Cumhurbaşkanımız’ diyerek yere göğe sığdıramadıkları Genel Başkanları dışında hiçbir şeyi değiştirmediler. Darbe severlikten ayrımcılığa, milletle ve milletin inanç değerleriyle kavga etmekten faşizme kadar, eski tas, eski hamam devam ediyorlar. Bay Kemal’in yerine binbir umutla getirdikleri çırak Genel Başkan, selefinden bile fason çıktı. Daha 5 ay bile demeden muvazene kayboldu, şaft kaydı, dingil kırıldı, motor su kaynattı. Özgür Efendi ‘bu eziyet bir an önce bitse de kurtulsak’ havasında. 31 Mart’ı adeta iple çekiyor. Her gün konuşuyor. Bir şeyler söylüyor. Hatta arada CHP’li belediyeleri eleştirip bizim ulaştırma yatırımlarımızdan övgüyle bahsettiği de oluyor. Hatta bazen, belediye başkan adayını sahneye bile çıkaramıyor ama ne hikmetse bavullarla, çantalarla taşınan, deste deste dolarlar, avrolar hakkında ağzını bıçak bile açmıyor. Akıllı telefondan, banka uygulamasıyla 30 saniyede halledebilecekleri bir işlem için 6-7 adamı neden bu kadar yorduklarını açıklamıyor.

Daha kapalı kapılar ardında DEM’le kurdukları ve içini deştikçe sürekli farklı şeyler çıkan matruşka ittifakını saymıyoruz. Sorsan ‘ittifak mittifak yok’ diyorlar ama neden belediye başkanı, meclis üyesi olarak devşirme adaylar gösterdiklerinin sebebini söylemiyorlar. Yani ortada tam anlamıyla bir siyasi dalavere ancak bundan her iki partinin seçmeninin de haberi yok. Kendilerine oy veren seçmenlerinin iradesini işporta malı gibi sürekli birilerine peşkeş çekiyorlar.”

“Sadece Yozgat’ı almak yetmez”

Erdoğan, mitinge katılan vatandaşların yazdığı pankartları da okudu. “Seni deli gibi sevmek gençlerin ruhunda var.” pankartına karşılık Erdoğan, “Aynı şey bende de var. Ne diyelim, Allah ülkemizi ve milletimizi böyle birbirine sevdalı olanlardan ayırmasın.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “31 Mart seçimleri, Türk siyasetinin, bu kirli ve kibirli zihniyetten kurtuluşunun miladı olacak. Bunun için sandıktan çıkacak sonuç çok önemli” diye konuştu.

Seçim gününe kadar partililerden çalışmalarını isteyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Sadece Yozgat’ı almak yetmez. Ankara ve İstanbul başta olmak üzere size diyorum ki, İstanbul’daki Yozgatlı hemşerilerinizi arayacaksınız, onlara, ‘Oylar Murat Kurum’a.’ diyeceksiniz. Ankara’yı arayacaksınız, Ankara’daki hemşerilerinize, ‘Oylar Turgut Altınok’a’ diyeceksiniz. Çünkü CHP zulmünden İstanbul’umuzu, Ankara’mızı, İzmir’imizi gelin kurtaralım. Oylarını bilinçli kullanarak ziyan etmemeleri gerektiğini bu kardeşlerimize hatırlatmanızı sizlerden özellikle istirham ediyorum. El ele vererek inşallah Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ı milli irade bayramına dönüştüreceğimize yürekten inanıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yozgat’a bugüne kadar 114 milyar liraya yakın yatırım yaptıklarını söyleyerek eğitim, spor, sosyal yardım, sağlık, ulaşım, altyapı ve üstyapı alanındaki yatırımları anlattı.

Erdoğan, konut ve millet bahçesi inşaatları hakkında da bilgi verdi. Erdoğan, gelecek dönemde Kadışehir ve Yenifakılı’ya da doğal gaz hizmeti götürüleceğini belirtti.

Mitingde, Yozgat’a yapılan yatırımlar hakkında bir video da gösterildi.

Notlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Yozgat Belediye Başkanı ve yeni dönem belediye başkan adayı Celal Köse ve ilçe belediye başkan adaylarıyla vatandaşları selamladı.

Alandaki binalara, “Efsaneler jübile yapmaz Reis’im”, “Sen varsan her şey tamam, sen yoksan her şey eksik”, “Yozgat bilir, gerçek belediyecilik AK Parti’dir”, “Bir sevdadır Recep Tayyip Erdoğan”, “Dünya hayran vizyonuna, her lider ayak uyduramaz Türkiye Yüzyılı’na”, “Göğsünde iman, arkanda milyonlarca insan, sen Allah yolunda oldukça biz seninleyiz inan”, “Anadolu aslanları, Türkiye Yüzyılı’nda büyük Türkiye mimarının yanında”, “Yiğit analar yiğit evlatlar doğurur. Yiğitler şehri Yozgat’a hoş geldiniz” yazılı afişler asıldı.

Yozgat Belediye Başkanı ve AK Parti’nin yeni dönem belediye başkan adayı Celal Köse ve eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın da konuşma yaptığı mitinge, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Cemil Çiçek, eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve bazı milletvekilleri katıldı.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-ve-ak-parti-genel-baskani-erdogan-yozgat-mitinginde-konustu-2/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır: Türkiye Uzay İstasyonları Projelerine Dahil Olacak https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-turkiye-uzay-istasyonlari-projelerine-dahil-olacak/ https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-turkiye-uzay-istasyonlari-projelerine-dahil-olacak/#respond Wed, 27 Mar 2024 02:00:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23758 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Sadece astronot göndermekle kalmayacağız. Yeni uluslararası uzay istasyonları projelerine dahil olacağız. O istasyonların teknolojik bileşenlerini geliştiren, üreten ülkelerden biri olacağız ve inşallah, bilim insanlarının önünü açmayı sürdüreceğiz.” dedi.

Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Çankırı Karatekin Üniversitesi (ÇAKÜ) Rektörlük Konferans Salonu’nda düzenlenen “Gençlik Buluşması”na katıldı.

Türkiye’nin en büyük kuvvetinin TEKNOFEST kuşağı olduğunu belirten Kacır, “Dünyada yenilikçi teknolojilere gencecik insanlar imza atıyor. Bu anlayışla Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinden sürdürdüğümüz milli teknoloji hamlesi projelerinin tümünde işin kalbinde, merkezinde Türk gençliğini, yani sizleri görüyoruz.” diye konuştu.

Türkiye’nin tüm sanayileşme tarihinin, akamete uğratılmış hikayeler tarihi olarak 2000’li yıllara geldiğini aktaran Kacır, şunları kaydetti:

“Arzu ediyoruz, ümit ediyoruz ki savunma sanayisinde, havacılıkta daha büyük başarılara imza atarken bir yandan da sanayinin ve teknolojinin tüm alanlarında benzer başarı hikayeleri ortaya koyalım. İşte uzay bilimi ve teknolojileri bizim için böyle bir alan. İddia sahibi olmamız gereken bir alan. Çünkü hem çok stratejik bir alan hem de çok büyük ekonomik değer taşıyan bir alan. Bugün dünyada uzay ekonomisi yıllık 600 milyar dolar düzeyinde. Birkaç sene içerisinde, 1 yılda uzay ekonomisine harcanan kaynak 1 trilyon dolara erişecek. 10 yıl önce yılda 100 uydu uzaya fırlatılıyorken, şimdi yılda 2 bin uydu uzaya fırlatılıyor. Bütün bu gelişmeler Türkiye’nin bu alanda daha etkin, daha güçlü projeleri ortaya koyması gerekliliğini ortaya çıkarıyor.”

Kacır, dünyada büyük bir bilgisayar ve internet devrimi yaşanırken Türkiye’nin bu yarışın hiçbir yerinde varlık gösteremediğini dile getirerek şöyle devam etti:

“2000’li yıllara geldiğimizde yine aynı irade bu ülkenin kendi uydularını kendi imkanlarıyla geliştirmesine dönük projeleri başlattı, himaye etti. Önce BİLSAT görüntüleme uydusunda Türkiye ortak üretim yaptı. Sonra RASAT görüntüleme uydusunu Türkiye kendi üretti. Sonra GÖKTÜRK görüntüleme uydusunu Türkiye yerli olarak üretti. Nihayetinde yaklaşık 600 kilometreden metre altı çözünürlükte görüntü almamızı sağlayacak elektrooptik kamerası dahil bütün kritik alt sistemleriyle yerli ve milli görüntüleme uydumuz İMECE’yi Cumhuriyet’imizin 100. yılında, 2023’te uzaya göndermeyi başardık ama durmuyoruz, şimdi 8 Temmuz 2024’ün haftası, ilk milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’yı inşallah uzaya göndereceğiz. Böylelikle bunu başaran 11 ülkeden biri olacağız. İMECE, yaklaşık 600 kilometrede yaklaşık 600 kilogramlık bir uydu. TÜRKSAT 6A, 36 bin kilometrede görev yapacak ve yaklaşık 4 bin 250 kilogramlık bir uydu. Hedefimiz daha ileriye gitmek. 380 bin kilometre ötede Ay’a kendi teknolojimizle erişmeyi hedefliyoruz. Dünyada hibrit roket teknolojisi alanında en iddialı çalışmalara sahip 4 ülkeden birisi Türkiye.”

“Dünyada önemli uzay güçlerinden biri haline geleceğiz”

Türkiye’nin savunma sanayisinde başarılı olduğu gibi uzay teknolojilerinde de benzer başarıyı ortaya koyacağının altını çizen Kacır, “Nasıl savunma sanayisinde bugün ihracatı 250 milyon dolardan 5,5 milyar dolara çıkarabilmişsek, nasıl savunma sanayisinde bugün 3 bine yakın firmamızla 80 bine yakın gencimizi istihdam etmişsek inşallah sizin gibi pırıl pırıl genç kardeşlerimizi uzay sanayinde istihdam edeceğiz ve dünyada önemli uzay güçlerinden biri haline geleceğiz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin insanlı uzay programlarına devam edeceğine dikkati çeken Kacır, şöyle konuştu:

“Sadece astronot göndermekle kalmayacağız. Yeni uluslararası uzay istasyonları projelerine dahil olacağız. O istasyonların teknolojik bileşenlerini geliştiren, üreten ülkelerden biri olacağız ve inşallah, bilim insanlarının önünü açmayı sürdüreceğiz. Bizim bütün gayemiz, bütün amacımız bu ülkenin evlatlarının, Türk çocuklarının başka milletlerin çocuklarına ait olduğu gerekçesiyle hiçbir hayali kurmaktan vazgeçmemesidir. Bugün 2024 TEKNOFEST’in başvuru sayılarını açıkladık. 2018’de 20 bin gencimiz 14 yarışmaya katılmıştı. 2023 TEKNOFEST’te erişilmesi güç bir rekor kırmıştık. 337 bin takımda 1 milyon gencimiz TEKNOFEST yarışmalarına katılmıştı, 44 farklı yarışmaya. 2024 TEKNOFEST’in henüz bütün yarışmaların başvuruları tamamlanmadı ama bugün itibarıyla başvuran takım sayısı 788 bin, başvuran gencimizin sayısı 1,6 milyonun üzerinde. Bu, dünyada eşi benzeri olmayan bir dip dalga. Sizlerden beklentimiz asla hayallerinizi sınırlandırmayın. Asla bu işleri hafife almaya çalışanlara izin vermeyin. Asla Türkiye’nin yeniden 60 yıl, 80 yıl önce düştüğü tuzaklara düşmesine izin vermeyin. Bu yolculukta asla bizi yalnız bırakmayın.”

Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı da gençlerle havacılık ve uzay konularında söyleşi yaptı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-turkiye-uzay-istasyonlari-projelerine-dahil-olacak/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Devletimizin toprakları üzerinde operasyon yapılmasına müsaade etmedik’ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-devletimizin-topraklari-uzerinde-operasyon-yapilmasina-musaade-etmedik/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-devletimizin-topraklari-uzerinde-operasyon-yapilmasina-musaade-etmedik/#respond Wed, 27 Mar 2024 01:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23742 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Devletimizin toprakları üzerinde operasyon yapılmasına, vatanımızın bölünmesine müsaade etmedik. Gazze meselesinden Filistin’e, Türkistan’dan Karabağ’a nerede bir işgal, zulüm, adaletsizlik ve hukuksuzluk varsa elimizle, dilimizle ve kalbimizle müdahale ettik.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen Yozgat mitinginde konuştu.

Yozgatlıları “Kırattan atın olsun, rüzgar kanadın olsun, şu Bozok yaylasında gönlüm Yozgat’ın olsun.” sözleriyle selamlayan Erdoğan, “5 yıl sonra gönüllerimizi tekrar buluşturan Rabb’ime hamdediyorum.” ifadesini kullandı.

Yozgat’a geçen yıl 26 Nisan’da gelmeye niyetlendiğini, bu vesileyle hem Yozgatlılarla kucaklaşmayı hem de hızlı tren hattının açılış sevincini paylaşmayı planladıklarını aktaran Erdoğan, bunun son anda mümkün olmadığını, kendisini temsilen Fuat Oktay’ın şehre geldiğini hatırlattı.

Yozgatlılara hızlı trenden memnun olup olmadıklarını soran Erdoğan, “Tekrar hayırlı uğurlu olsun, yaparsa AK Parti yapar. Yine AK Parti yapacak. Öyle sağa sola savrularak birileri kalkıp da ‘bir şeyler yapalım’ derse buna da aldanmayın. Cumhurbaşkanı kardeşiniz sizin hizmetinizde.” diye konuştu.

Millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldiklerini belirten Erdoğan, “Şimdi 31 Mart’ta seçilecek olan yerel yönetimdeki kardeşlerimle, Celal Köse kardeşimle ve tüm diğer ilçelerdeki belediye başkanı kardeşlerimle Yozgat’ımıza hizmetimiz şüphesiz ki çok daha güçlü olacaktır.” dedi.

Sorgun ve Akdağmadeni istasyonlarının açılmasıyla daha fazla vatandaşın hızlı trenin konforundan istifade etmeye başladığını dile getiren Erdoğan, “Rabb’im ömür, milletimiz de destek verdikçe sizin için çalışmaya devam edeceğiz, yeter ki Yozgatlılar olarak bizden duanızı, desteğinizi esirgemeyin. Allah’ın izniyle gerisi bizim için mesele değildir. Sorun mu var, çözeriz. Engel mi var, aşarız. Sıkıntı mı var, gideririz. Saldırı mı var, göğsümüzü siper ederiz. Yozgat bizimle olduğu müddetçe gerekirse 7 düvele meydan okumaktan çekinmeyiz.” değerlendirmesini yaptı.

Alanda 50 bin kişi olduğu bilgisini aldığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hamdolsun Yozgat bugüne kadar bizi hiçbir zaman bu yolda yalnız koymadı. Terör örgütlerinden ihanet şebekelerine kadar ülke ve millet düşmanı kim varsa hepsinin de başını ezdik. Gabar’da ezdik, Tendürek’te ezdik, Bestler Dereler’de ezdik hala eziyoruz. Bak şimdi Gabar’da petrol çıkardık. Neden? Teröristleri temizledik ve şimdi oradan her gün binlerce, on binlerce varil hamdolsun petrol çıkarıyoruz. Devletimizin toprakları üzerinde operasyon yapılmasına, vatanımızın bölünmesine müsaade etmedik. Gazze meselesinden Filistin’e, Türkistan’dan Karabağ’a nerede bir işgal, zulüm, adaletsizlik ve hukuksuzluk varsa elimizle, dilimizle ve kalbimizle müdahale ettik. O da imanın en zayıf derecesi.”

“Düne kadar toplu iğneyi ithal eden bir Türkiye vardı”

İftihar vesilesi bir gerçeği Yozgat’tan paylaşmak istediğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:

“Bugün 70 sente muhtaç olan değil, 1 trilyon dolardan fazla milli geliri olan Türkiye var. Düne kadar toplu iğneyi ithal eden bir Türkiye vardı, tabancasını bile yurt dışından satın alan değil 5,5 milyar dolar ihracatla savunma sanayinde destan yazan bir Türkiye var. Bugün Boraltan Köprüsü’nde olduğu gibi kardeşlerine sırtını dönen değil, kardeşlerinin hakkını korumak için her türlü adımı atabilen bir Türkiye var. Bugün Balkanlar’da barışın korunmasında, Karabağ’da 30 yıllık işgalin sonlandırılmasında, Libya’da darbenin engellenmesinde aktif rol alan, güçlü, cesur, dirayetli bir Türkiye var.”

Türkiye’yi bugünlere milletle birlikte getirdiklerini vurgulayan Erdoğan, ekonomiden ihracata, turizmden istihdama her alanda Türkiye’yi 4-5 kat beraberce büyüttüklerini söyledi.

Erdoğan, şunları kaydetti:

“Eli kanlı terör örgütlerine Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyini beraberce dar ettik. Ülkemizi bir çok başlıkta parmakla gösterilen konuma beraberce getirdik. ‘El ayranı ciğer soğutmaz’ diyerek başta savunma olmak üzere her alanda kendi göbeğimizi kendimiz kestik ve kesiyoruz. Milli savaş uçağımız KAAN’ı gördünüz mü? ‘Yapamaz’ dedikleri, ‘Yapsalar bile uçuramazlar’ diyerek küçümsedikleri KAAN ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. İnşallah 2028 yılında bir uçak sesi duyup başımızı kaldırdığımızda gökyüzünde Türk mühendislerinin yaptığı KAAN’ı göreceğiz. Gök vatanımızın korunmasında KAAN önemli rol oynayacak.”

Ülkenin ilk milli markası Togg’un bir yıldır yolları süslediğini ifade eden Erdoğan, “Bundan 60 yıl önce Devrim otomobilini bir yolunu bulup engellemişlerdi ama Togg’da buna muvaffak olamadılar. Çok uğraştılar, pek çok iftira attılar, Togg’un milletimizle buluşmasına set çekmek için her türlü rezilliği sergilediler ancak emellerine ulaşamadılar. ‘Fabrikası bile yok’ diyenlere aldırmadan yolumuza karalılıkla devam ettik ve hamdolsun sonunda başardık. İnşallah çok daha fazlasını başaracağız.” diye konuştu.

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-devletimizin-topraklari-uzerinde-operasyon-yapilmasina-musaade-etmedik/feed/ 0
2023 Yılında Türk Patent ve Marka Kurumu’na 261 Bin 58 Başvuru Yapıldı https://www.haber60.com.tr/2023-yilinda-turk-patent-ve-marka-kurumuna-261-bin-58-basvuru-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/2023-yilinda-turk-patent-ve-marka-kurumuna-261-bin-58-basvuru-yapildi/#respond Tue, 26 Mar 2024 23:36:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23657 Türk Patent ve Marka Kurumu’na 2023 yılında, yerli ve yabancı 16 bin 433 patent, 3 bin 400 faydalı model, 183 bin 149 marka ve 58 bin 76 tasarım olmak üzere toplam 261 bin 58 başvuru yapıldı.

Türk Patent ve Marka Kurumu 2023 yılına ait sınai haklar verilerini açıkladı. 2023 yılında Türk Patent ve Marka Kurumuna yerli ve yabancı 16 bin 433 patent, 3 bin 400 faydalı model, 183 bin 149 marka ve 58 bin 76 tasarım olmak üzere toplam 261 bin 58 başvuru yapıldı. İstanbul, patent başvurularında 3 bin 526 başvuru ile ilk sırada yer aldı.

Verileri değerlendiren Destek Grup Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yamankaradeniz, “Ülke ekonomisindeki ticari aktörlerimiz artık marka, patent, tasarım, faydalı model tescili gibi kavramların önemini daha iyi kavradı ve buna göre hareket ediyor. Vekil firma olarak yıllar içinde gösterdiğimiz çaba neticesinde bu farkındalığı oluşturmayı başardığımızı görüyoruz. TÜRKPATENT verilerine göre 2023 yılında yerli yabancı toplam patent başvurularında yüzde 3,64′ lük yaşandı. Dünya genelinde her geçen gün ihracat fırsatlarının, markalara, AR-GE’ye yapılan yatırımların artması şirketlerin daha inovatif ve öncü olmalarını zorunlu kılıyor. Bu da aslında hem ülkemizde hem dünyada sektörümüzdeki pazarın büyüdüğünü kanıtlıyor” dedi.

Uluslararası patent başvurularında yüzde 25 artış

Yamankaradeniz sözlerine şöyle devam etti: “TÜRKPATENT’in açıkladığı güncel verilere göre, Türkiye’de faaliyet gösteren yerli firmalar 2023 yılında 155’i PCT (uluslararası patent başvurusu), 234’ü EPC (Avrupa patent başvurusu) olmak üzere toplam 389 uluslararası patent başvurusu yaptı. 2022 yılında başvuru sayısı toplam 312 idi. Buna göre 2023 yılı başvuruları yaklaşık yüzde 25 (dörtte bir) oranında bir artış gösterdi. Bu da Türkiye’de yükselen fikri ve sınai haklar bilincinin küresel ölçekte yansımasını gösteriyor.”

Patent başvurularının zirvesinde yine İstanbul yer alıyor

TÜRKPATENT’ e göre, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi İstanbul tüm başvurularda ilk sırada. Patent başvurularında 3 bin 526, başvuru ile ilk sırada yer alan İstanbul’u yine büyükşehirler takip ediyor. Patent başvurularında ikinci sırada 1327 başvuru ile Ankara, üçüncü sırada 509 başvuru ile Bursa, dördüncü sırada 429 başvuru ile İzmir ve beşinci sırada 415 başvuru ile Kocaeli yer alırken; Hakkari, Sinop ve Kilis, sadece 1’er patent başvurusuyla listenin en sonlarında yer alan illerimiz oldu. Bayburt ise 2023 yılında hiç patent başvurusu yapılmayan tek il olarak dikkat çekiyor.

Marka başvurularında İstanbul liderliğini sürdürüyor

Marka başvurularının illere göre dağılımına baktığımızda ise; 71 bin 801 başvuru yapan İstanbul’u 14 bin 368 marka başvurusuyla Ankara, 11 bin 378 başvuruyla İzmir, 7 bin 412 başvuruyla Bursa ve 6 bin 179 başvuruyla Antalya izliyor. Ardahan ise 15 başvuruyla son sırada yer alıyor.

Tasarım başvurularında ise bir önceki yılın verilerine göre sıralamalarını ilerleten iller Kayseri ve Antep

Tasarım başvurularında ise 20623 başvuru ile İstanbul başı çekerken; Bursa 4 bin 650 başvuru ile ikinci, Ankara 3 bin 709 başvuru ile üçüncü, Kayseri 3 bin 464 başvuru ile dördüncü, Gaziantep ise 2 bin 754 başvuru ile beşinci sırada yer aldı. Erzincan ise 2023 yılında hiç tasarım başvurusu yapılmayan tek il oldu.

Faydalı modelin dikkat çekeni ise Konya

Faydalı model başvurularında 931 başvuru ile İstanbul başı çekiyor; 403 başvuruyla Ankara, 262 başvuruyla Bursa ve 246 başvuruyla İzmir izlerken, Konya’nın 174 başvuruyla beşinci sıraya yerleşmesi dikkate değer bir unsur oldu. Bitlis ve Ardahan ise 2023 yılında hiç faydalı model başvurusu yapılmayan iller olarak listenin son sıralarına yerleşti.

Yerli patent ve faydalı modelde en çok başvuru yapılan alan: Motorlu kara taşıtı

TÜRKPATENT NACE kodu verilerine göre, 2023 yılında yerel patent ve faydalı model başvurularında motorlu kara taşıtı, römork ve yarı römork imalatı, büro makineleri ve bilgisayar imalatı, mobilya imalatı; başka yerde sınıflandırılmamış diğer imalatlar, tıbbi ve cerrahi teçhizat ile ortopedik araçların imalatı ve eczacılık ürünlerinin, tıbbi kimyasalların ve botanik ürünlerinin imalatı ilk beş sırada yer alıyor. Yurt dışından Türkiye’ye gelen yabancı patent ve faydalı model başvurularında ise; eczacılık ürünlerinin, tıbbi kimyasalların ve botanik ürünlerinin imalatı, diğer özel amaçlı makinelerin imalatı, ana kimyasal maddelerin imalatı, tıbbi ve cerrahi teçhizat ile ortopedik araçların imalatı ve genel amaçlı diğer makinelerin imalatı yer alıyor.

İhracatta yenilikçi atılımlar için katma değerli ürünlerle markalaşma şart

Marka, patent ve tasarım sayılarının ülkemiz sanayisinin gelmiş olduğu gelişmişlik düzeyi ile doğru orantılı olmadığını belirten Yamankaradeniz, “Daha fazla katma değerli ürün üretimi, daha yüksek teknolojili üretim anlamına gelmektedir. Bu nedenle, bu yenilikleri patentle veya faydalı model başvuruları ile koruma altına almak ve değer oluşturmak, ülkemizi ve firmalarımızı zenginleştirir. Böylece, ihracattaki tonaj rakamları aynı kalsa bile birim fiyatı artacağından yapılan toplam ihracat rakamımızda artış olacaktır. Bu da cari açığın daha az oluşması ve enflasyon rakamlarının aşağıya doğru gelmesine olumlu katkı sağlayacaktır. Dolayısıyla, bu yeni teknolojilerle dünya pazarlarına açılan markalarımızın Türk malı dolaşım miktarının artması, uluslararası markalaşmanın çok olumlu yansımaları olacaktır” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/2023-yilinda-turk-patent-ve-marka-kurumuna-261-bin-58-basvuru-yapildi/feed/ 0
Marble İzmir Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı’nda Boş Yer Kalmadı https://www.haber60.com.tr/marble-izmir-uluslararasi-dogaltas-ve-teknolojileri-fuarinda-bos-yer-kalmadi/ https://www.haber60.com.tr/marble-izmir-uluslararasi-dogaltas-ve-teknolojileri-fuarinda-bos-yer-kalmadi/#respond Tue, 26 Mar 2024 22:27:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23600 Bu yıl 29’uncu düzenlenecek Marble İzmir-Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı, 17-20 Nisan 2024 tarihleri arasında sektörü Fuar İzmir’de bir araya getirecek. Türk doğal taşının dünyaya açılan kapısı olan Marble İzmir’de, hollerin ve dış alanın tamamı katılımcılara tahsis edilirken, hem yurt içi hem de yurt dışından sektörün yoğun talebi nedeniyle fuarda tüm tahsisler tamamlandı ve boş yer kalmadı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen doğal taş sektörünün en büyük küresel buluşması Marble İzmir Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı, sağladığı ticaret hacmiyle bu yıl da sektöre umut olmaya devam edecek. Fuarda, tüm doğal taş firmaları Fuar İzmir’in kapalı hollerinde yer alırken, C holünün büyük bir kısmı ile D holünün tamamı makine ve teknoloji firmalarına tahsis edildi. Blok mermer alanı da geçtiğimiz yıl olduğu gibi renk renk, çeşit çeşit yüzlerce blok doğal taşın sergileme alanı olacak. Bu yıl Marble İzmir’de; sektör temsilcilerinden gelen talepler üzerine alınan karar doğrultusunda, yalnızca doğal taş ve doğal taş ürünleri ile makine ve teknolojileri sergilenecek.

1998 yılından bu yana Uluslararası Fuarlar Birliği (UFI) üyesi olan Marble İzmir, Türk doğal taşının dünyaya açılarak pazar payını arttırması ve yeni pazarlara ulaşılması açısından büyük önem taşıyor. Marble İzmir’in ilk yılında Türkiye’nin doğal taş ihracatı 77 milyon dolarken, yıllar içinde fuarın da katkısı ile ihracat 2 milyar dolar seviyelerine geldi. Sektör fuarı, fuar da sektörü büyüttü ve Marble İzmir, yıllar içinde doğal taş ihracatının can damarı haline geldi. Türkiye’nin doğal taş sektöründe dünya rezervlerinin üçte birine sahip olma avantajı yanında, renk ve desen zenginliğine de sahip olmasının etkisiyle son 10 yılda doğal taş ihracatı, Türkiye ekonomisine yaklaşık 20 milyar dolarlık katkı sağladı. Bu yılın ilk iki ayında Türkiye doğal taş ihracatı, geçen yıla oranla yüzde 5 yükselişle 274 milyon dolar oldu. Fuarın bu yıl da geçmiş yıllardan daha büyük bir ticaret hacmi oluşturması ve doğal taş sektörüne ihracatta yeni hedeflere ulaşması için katkı sağlamaya devam etmesi bekleniyor. Fuara olan ilgi ve talep, doğal taş sektörünün uluslararası platformlarda daha da güçlenmesini sağlarken, Türkiye’nin bu alanda liderliğini de pekiştiriyor.

100 bine yakın ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor

İlk yılında Kültürpark’ta 47 yerli katılımcısıyla başlayan ve 4 bin 719 kişiyi ağırlayan Marble İzmir Fuarı, geçtiğimiz yıl 167’si ülke dışından olmak üzere bin 15 katılımcıya ulaşırken, 148 ülkeden 9 bin 56’sı yabancı olmak üzere toplam 79 bin 153 ziyaretçiyi ağırlamıştı. Fuarın bu yıl Türkiye ve dünyanın dört bir yanından 100 bine yakın ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor.

Alım heyetleri ile ticaret hacmi artacak

Marble İzmir için ABD, Orta Doğu ile Asya ve Avrupa bölgelerindeki ticari ataşeliklerle iş birlikleri yapılırken, fuara dünyanın dört bir yanından katılımcı ve ziyaretçi bekleniyor. Ticaret Bakanlığının ihracata yönelik destekleriyle; Ege Maden İhracatçıları Birliği, İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri ve Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği ile ortak yürütülen üç farklı alım heyeti programı düzenlenecek. Bu programlar kapsamında hedef ülke olarak belirlenen; Birleşik Krallık, Güney Kore, Fransa, İtalya, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Umman, Katar, Kuveyt ve Azerbaycan’dan yüzlerce yabancı müşteri ağırlanacak. Fuar süresince düzenlenecek B2B görüşme programlarıyla katılımcı firmaların müşterilerle hızlı ve etkili biçimde görüşmesi sağlanacak. Web sayfası üzerinden Avustralya’dan İtalya’ya, ABD’den Çin’e kadar dünyanın her kıtasındaki toplam 59 ülkeden yabancı ziyaretçi başvuru kaydı alındı.

Marble İzmir’de, doğal taş ve ürünleriyle; madencilik sarf malzemeleri, fabrika ve atölye sarf malzemeleri, madencilik makineleri, iş makineleri ve ağır ekipmanlar, fabrika ve atölye makineleri, çevre koruma, geri dönüşüm ve kazanım sistemleri, sektörel kuruluşlar, bilgi işlem ve yazılım firmaları, nakliye ve lojistik hizmetler, finansman ve kredilendirme hizmetleri, kamu ve resmi kurumlar, dernek, birlik ve STK’lar, medya kurum ve kuruluşları katılımcı olarak yer alacak. Fuarın ziyaretçi profilini ise tüm dünyadan; doğal taş işleme makine ve teknolojileri bayi ve toptancıları, doğal taş uygulamacıları, inşaat ve taahhüt şirketleri, proje yönetim ve danışmalık şirketleri, yapı denetim şirketleri, mimarlık ofisleri, yapı marketler, yapı malzemeleri toptancıları, perakendeci ve dağıtıcıları, inşaat makineleri bayi ve toptancıları, madencilik ve doğal taş şirketleri oluşturuyor.

Değişik tasarımlar Marble İzmir’le hayat buluyor

Fuar kapsamında doğal taş tasarım yarışması da düzenleniyor. Marble İzmir, bu yıl 6’ncısı düzenlenen Uluslararası Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışmasıyla da genç tasarımcıları sektörün yenilikçi firmalarıyla bir araya getiriyor. Doğal taş ihracatının, tasarım ve mimariyle desteklenerek katma değeri yüksek ürünlerle yapılmasıyla artması, Türk doğal taşının pazarda yenilikçi yüzünün ortaya konulmasının amaçlandığı yarışmada hayata geçirilecek özgün tasarımlar, Marble İzmir’de ziyaretçilerle buluşacak. Yarışmaya bu yıl, 20 ülkeden genç tasarımcı adayları doğal taş kullanarak oluşturdukları toplam bin 265 projeyle katıldı. Tasarımcıların, jüri değerlendirmesi sonucu finale kalan 34 projesi, sektörün yenilikçi firmaları tarafından hayata geçirilecek ve ödül kazananlar 29. Marble İzmir Fuarı’nda belli olacak.

Marble İzmir; sektöre ve yan sektörlerine, ihracata, istihdama katkı sağlamasının yanı sıra önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da; turizmden konaklamaya, ulaşımdan yiyecek içecek sektörüne kadar birçok alanda kent ve ülke ekonomisine de pozitif etki sağlayacak. Fuar nedeniyle kente gelecek yerli, yabancı katılımcı ve ziyaretçiler, İzmir’de Marble bereketini hissettirecek.

Marble mobil uygulaması bilgilendirip kolaylık sağlıyor

Geçtiğimiz yıl hazırlanan Marble İzmir mobil uygulaması, bu yıl da bilgilendirici bir rehber olma özelliğini sürdürecek. Uygulama, dünyanın her yerinden Marble İzmir’i duyan, gelmek isteyen, alım yapmak, ürünlerden haberdar olmak isteyen herkesi bilgilendirecek. Telefon ve akıllı cihazlarda kullanılabilen uygulama aracılığıyla Marble İzmir’e ve firmalara dair tüm bilgilere ulaşılabilecek. Hem Apple Store hem de Google Play’den cep telefonu ve tabletlere indirilebilen, Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanan uygulama, katılımcı ve ziyaretçilere kolaylık sağlayacak. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/marble-izmir-uluslararasi-dogaltas-ve-teknolojileri-fuarinda-bos-yer-kalmadi/feed/ 0
Ferhat Göçer, İranlı Müzisyenlerle Grammy’e Aday Olmayı Planlıyor https://www.haber60.com.tr/ferhat-gocer-iranli-muzisyenlerle-grammye-aday-olmayi-planliyor/ https://www.haber60.com.tr/ferhat-gocer-iranli-muzisyenlerle-grammye-aday-olmayi-planliyor/#respond Tue, 26 Mar 2024 07:57:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23513 Başarılı müzisyen Ferhat Göçer, hazırlıklarını sürdürdüğü yeni şarkısıyla Grammy’e aday olmayı planlıyor. Göçer, bugünlerde İranlı müzisyenler Mehrdad Nasehi ve Mareechi Asu, geleneksel İran müziğiyle Türkçeyi bir araya getiren müzikal çalışmaları yapıyor.

Şarkıcı, Nasehi ve Asu’nun teklifiyle besteci Alvand Jalali ile Grammy’e aday olabilecek bir şarkı yapmayı kabul ettiğini dile getirdi. Çalışmalarından bahseden sanatçı, “İlk olarak ‘Cesur Ol’ şarkısının okumaları, düzenlemesi tamamen bitti.

O, mix mastering aşamasında. Sonra bir Anadolu türküsü seslendireceğiz. Ondan sonra da Grammy adaylığı için düşündüğümüz şarkının çalışması gelecek” dedi.

Ferhat Göçer, İran’da çok fazla dinleyicisi olduğunu ve sosyal medya vesilesiyle İranlı hayranlarıyla da tanıştığını dile getirdi. Zaman zaman İran’daki müzisyenlerle iş birlikleri üzerine görüşmeler yaptıklarını dile getiren Göçer, arkadaşı Mareechi Asu vesilesiyle de birçok ünlü İranlı sanatçıyla tanıştığını kaydetti. Ferhat Göçer, İranlı müzisyenler Mehrdad Nasehi ve Mareechi Asu’nun teklifiyle besteci Alvand Jalali ile Grammy’e aday olabilecek bir şarkı yapmayı seve seve kabul ettiğini aktararak, şu bilgileri verdi:

“Çalışmalara başladık. İlk olarak ‘Cesur Ol’ şarkısının okumaları, düzenlemesi tamamen bitti. O, mix mastering aşamasında. Sonra bir Anadolu türküsü seslendireceğiz. Ondan sonra da Grammy adaylığı için düşündüğümüz şarkının çalışması gelecek. Bu 3 şarkı devam ederken, 6 Nisan’da Toronto’da İranlı organizatörlerle bir konser de organize ettik. Ben bu konseri ABD, Kanada turnesinin sonuna yerleştirdim. ABD’de 7-8 konserin arkasından en son Toronto’da İranlı dostlarımızla buluşacağız. Toronto ve etrafındaki bütün dostlarımızı mutlaka konsere bekliyorum.”

REKLAM

“İRAN MÜZİĞİNDE İNANILMAZ BİR DUYGU VAR”

İran müziği ile Anadolu müziğinin çok yakın bağları olduğuna işaret eden Göçer, “Yani ayırt etme imkanınız neredeyse yok bu açıdan. Ama duygusu ve enstrüman çalış teknikleri açısından bir kere dili çok beğeniyorum. Çok asil bir konuşma tarzı Farsça, gerçekten çok kibar bir dil. Mareechi Asu sayesinde enstrümanistleri, vokal sanatçıları daha yakından tanıma şansı edindim. Mehrdad Nasehi ile stüdyoya girdiğimizde onun çalış tekniklerini görüyorum. İnanılmaz bir duygu var. Makamlar, dokunuşlar, nağmeler hem bizden hem de sanki başka bir evrenden gibi geliyor. Bu açıdan çok etkileyici.” dedi.

İranlı şarkıcılarla da düet yapabileceğini kaydeden Göçer, İran müziğinin kendisini heyecanlandırdığını söyledi.

Göçer, dijital medyanın ilerlemesiyle sürekli aktif olmak için farklı mecralarda, sık aralıklarla single tarzı eserler çıkarmak gerektiğinin altını çizdi.

Azerbaycanlı şarkıcı Elnar Xelilov ile yaptığı düetin dünya prömiyerinin yakında gerçekleştirileceğini aktaran Göçer, ” Bakü’de video kliplerini hazırladık, çekimlerini, televizyon programlarını ve tanıtımlarını yaptık. Herhalde klip de 28, 29 Mart gibi bütün dijital platformlarda olacak.” diye konuştu.

Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği Yönetim Kurulu Başkanı olarak da İranlı ve Azerbaycanlı müzisyenlere birliğe üye olmaları çağrısında bulunan Göçer, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyada eserlerinin teliflerini bizle birlikte takip etsinler. Daha doğrusu biz, onlar adına takip edelim. Onların hak ettiği kazançları sağlamaya çalışalım. Bu çok önemli bir şey. Yani eser sahibi olarak bir meslek birliğine üye olmak çok önemli. Dijital platformlarda yayınladığınız bir eseri dünyanın dört bir yanına çok kısa sürede ulaştırabiliyorsunuz. Mutlaka ciddi büyük hak kayıplarına bir an evvel son verilmesi gerekiyor.”

“TÜRK VE İRAN KÜLTÜRÜNÜN BİRBİRİNE YAKIN OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”

Kamança sanatçısı Mehrdad Nasehi de Mareechi Asu vesilesiyle tanıştığı Göçer’le güzel bir iş birliği yaptığının altını çizerek, “Göçer, çok güçlü bir müzik adamı. Benim için onunla çalışmak aslında çok ilginçti. Ferhat Bey, işimi titizlikle yapabilmem için tüm ince noktalara dikkatle bakıp, ortamı hazırladı. Yaklaşık 10 kere kayıt yaptık. Bu 10 kayıtta da Türk ve İran musikisindeki o düşünce yapısını müziğimize yansıtmak için titizlikle çalıştık. Sonuçta da böyle bir eser ortaya koyduk.” değerlendirmesinde bulundu.

Üç yıldır Türkiye’de müzik çalışmalarını sürdüren Nasehi, daha önce Göksel Baktagir’le de çalıştığını belirterek, şunları aktardı:

“Türk ve İran kültürünün birbirine yakın olduğunu düşünüyorum. Aslında makamlar ve müzik türlerimiz de birbirine çok benziyor. Türkiye’de bulunduğum süreçte de Türk öğrencilere İran kamançası dersi veriyorum. ‘Rah’ adlı yol anlamında bir grubumuz var. Mareechi Asu ve Soudeh Sharhi ile konserler veriyoruz. Yine İranlı çok ünlü orkestra şefi Majid Derakhshani ile Mah grubuyla Avrupa turnelerine çıkıyoruz.”

“SEVGİ VE DOSTLUK İÇERİSİNDE GÜZEL BİR ESER ÜRETTİĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUM”

Müzisyen ve def sanatçısı Mareechi Asu ise İranlılar ve Türklerin çok derin bağları olan bir kültür içerisinde olduklarını ve bunun da müziğe yansıdığını söyledi.

“Cesur Ol” parçasına da değinen Asu, “Sevgi ve dostluk içerisinde güzel bir eser ürettiğimizi düşünüyorum ve umarım ki hem İranlı hem de Türk dostlarımız eserden keyif alır ve güzel bir anı oluşturabiliriz bütün dostlarımız için.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ferhat-gocer-iranli-muzisyenlerle-grammye-aday-olmayi-planliyor/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Güler: “Türkiye, dünyada etkin ve saygın bir ülke konumundadır” https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-guler-turkiye-dunyada-etkin-ve-saygin-bir-ulke-konumundadir/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-guler-turkiye-dunyada-etkin-ve-saygin-bir-ulke-konumundadir/#respond Mon, 25 Mar 2024 22:57:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23477 Milli Savunma Bakanı Güler: ” Türkiye, dünyada etkin ve saygın bir ülke konumundadır”

KIRIKKALE – Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kırıkkale’de şehit yakınları ve gaziler için düzenlenen iftar programında yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin köklü tarihi, stratejik coğrafyası, güçlü ordusu, uluslararası güvenlik mimarisinde kritik görevler üstlendiğini belirterek, her alanda hayata geçirilen birbirinden kritik projeler ile dünyada etkin ve saygın bir ülke konumunda olduğunu söyledi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile katıldığı Kırıkkale’deki, Mühimmat Komutanlığı’nda şehit yakınları ve gaziler için düzenlenen iftar programında konuştu. Güler, Kırıkkale’nin pek çok şehri birbirine bağlayan kritik bir kavşak olduğunu belirterek, “Tarım ülkemize sağladığı katma değeri yüksek ürünler ile Anadolu’nun kalbinde yer alan eşsiz bir mücevher gibidir” ifadesini kullandı.

Kırıkkale’nin refah seviyesini daha da artması için devletin her alanda büyük ve önemli yatırımları hayata geçirdiğini vurgulayan Bakan Güler, şehrin özellikle ulaştırma alanındaki önemine binaen kara yolu ağının son 20 yılda katbekat geliştiğini ifade etti.

Bakan Güler, Ankara- Sivas hızlı tren hattının duraklarından biri olan Kırıkkale’nin öneminin daha da arttığını, yapılan büyük yatırımları sürdürmek ve şehri daha ileriye taşımak için çalışmaları artan bir ivmeyle devam ettiğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin köklü tarihi, stratejik coğrafyası, güçlü ordusu, uluslararası güvenlik mimarisinde kritik görevler üstlendiğinin altını çizen Bakan Güler, her alanda hayata geçirilen birbirinden kritik projeler ile dünyada etkin ve saygın bir ülke konumunda olduğunu vurguladı.

“Ülkemizin şu ana kadar elde ettiği başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir” diyen Bakan Güler, “Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi süreçte, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle, var gücümüzle çalışıyoruz” dedi.

Bakan Güler, “Bu kutlu yolculukta hedefimiz; güzel Kırıkkale’mizin daha fazla gelişerek bir cazibe merkezi haline getirilmesi ve Kırıkkaleli hemşehrilerimin refah seviyesinin yükseltilmesidir. Desteklerinizle, hükümetimiz ve mahalli idarelerimiz, hep birlikte el ele vererek ‘durmaksızın hizmet’ anlayışı ile daha gelişmiş bir Kırıkkale için gayret göstermeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“Bu toprakları bizlere ‘vatan’ kılmıştır”

Türk edebiyat tarihi ve dil araştırmacısı şair Orhan Şaik Gökyay’ın sözlerini hatırlatan Bakan Güler, açıklamasında şunları kaydetti:

“Ülkemizin bugünkü güçlü, istikrarlı, güvenli ve huzurlu ortama sahip olmasında elbette en büyük pay, kahraman şehit ve gazilerimize aittir. Orhan Şaik Gökyay’ın ifade ettiği gibi ‘Vatan toprağının kara bağrında sıra dağlar gibi yatan’ aziz şehitlerimiz ile gazilerimizin ortaya koyduğu emsalsiz fedakarlıklar ve kahramanlıklar, bu toprakları bizlere vatan kılmıştır. ‘Vatan sana canım feda!’ düsturunu benimseyen şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri; Türk kahramanlığının ve fedakarlığının gurur timsali; mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır. Aziz şehitlerimizin bizlere emaneti olan siz değerli aileleri ise, başımızın tacıdır.”

Şehit yakınları, gaziler ve gazi ailelerinin hayatını kolaylaştırmak ve yaşam standartlarını yükseltmek için tüm kurumlarla birlikte yoğun bir şekilde gayret içerisinde olduklarına vurgu yapan Bakan Güler, “Sizlerin metaneti ve vakur tavrı, düşmanlarımıza korku verdiği gibi tarih boyunca nice badireler atlatmış asil Türk milletinin dik duruşunun da en açık göstergesidir. Çok iyi biliyoruz ki sizlerin hakkını, hiçbir zaman ödeyemeyiz” şeklinde ifade etti.

Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak her zaman vefa ve minnet duygularıyla her zaman şehit yakınları ve gazilerin yanında olacaklarını ifade eden Bakan Güler, Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerini ve komutanlarını saygıyla andığını sözlerine ekledi.

İftar programına; Vali Mehmet Makas, Garnizon ve Mühimmat Komutanı Tuğgeneral Mehmet Ali Durmuş, Belediye Başkanı Mehmet Saygılı, AK Parti Kırıkkale Milletvekili Mustafa Kaplan, Yahşihan Kaymakamı Ender Faruk Uzunoğlu, İl Başkanı Engin Pehlivanlı ve Rektör Prof. Dr. Ersan Aslan katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-guler-turkiye-dunyada-etkin-ve-saygin-bir-ulke-konumundadir/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: Türkiye dünyada etkin ve saygın bir ülke konumunda https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-turkiye-dunyada-etkin-ve-saygin-bir-ulke-konumunda/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-turkiye-dunyada-etkin-ve-saygin-bir-ulke-konumunda/#respond Mon, 25 Mar 2024 22:27:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23472 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kırıkkale’de şehit yakınları ve gaziler için düzenlenen iftar programında yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin köklü tarihi, stratejik coğrafyası, güçlü ordusu, uluslararası güvenlik mimarisinde kritik görevler üstlendiğini belirterek, her alanda hayata geçirilen birbirinden kritik projeler ile dünyada etkin ve saygın bir ülke konumunda olduğunu söyledi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile katıldığı Kırıkkale’deki, Mühimmat Komutanlığı’nda şehit yakınları ve gaziler için düzenlenen iftar programında konuştu. Güler, Kırıkkale’nin pek çok şehri birbirine bağlayan kritik bir kavşak olduğunu belirterek, “Tarım ülkemize sağladığı katma değeri yüksek ürünler ile Anadolu’nun kalbinde yer alan eşsiz bir mücevher gibidir” ifadesini kullandı.

Kırıkkale’nin refah seviyesini daha da artması için devletin her alanda büyük ve önemli yatırımları hayata geçirdiğini vurgulayan Bakan Güler, şehrin özellikle ulaştırma alanındaki önemine binaen kara yolu ağının son 20 yılda katbekat geliştiğini ifade etti.

Bakan Güler, Ankara-Sivas hızlı tren hattının duraklarından biri olan Kırıkkale’nin öneminin daha da arttığını, yapılan büyük yatırımları sürdürmek ve şehri daha ileriye taşımak için çalışmaları artan bir ivmeyle devam ettiğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin köklü tarihi, stratejik coğrafyası, güçlü ordusu, uluslararası güvenlik mimarisinde kritik görevler üstlendiğinin altını çizen Bakan Güler, her alanda hayata geçirilen birbirinden kritik projeler ile dünyada etkin ve saygın bir ülke konumunda olduğunu vurguladı.

“Ülkemizin şu ana kadar elde ettiği başarıların korunması ve daha yüksek seviyelere çıkarılması temel önceliğimizdir” diyen Bakan Güler, “Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi süreçte, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle, var gücümüzle çalışıyoruz” dedi.

Bakan Güler, “Bu kutlu yolculukta hedefimiz; güzel Kırıkkale’mizin daha fazla gelişerek bir cazibe merkezi haline getirilmesi ve Kırıkkaleli hemşehrilerimin refah seviyesinin yükseltilmesidir. Desteklerinizle, hükümetimiz ve mahalli idarelerimiz, hep birlikte el ele vererek ‘durmaksızın hizmet’ anlayışı ile daha gelişmiş bir Kırıkkale için gayret göstermeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“Bu toprakları bizlere ‘vatan’ kılmıştır”

Türk edebiyat tarihi ve dil araştırmacısı şair Orhan Şaik Gökyay’ın sözlerini hatırlatan Bakan Güler, açıklamasında şunları kaydetti:

“Ülkemizin bugünkü güçlü, istikrarlı, güvenli ve huzurlu ortama sahip olmasında elbette en büyük pay, kahraman şehit ve gazilerimize aittir. Orhan Şaik Gökyay’ın ifade ettiği gibi ‘Vatan toprağının kara bağrında sıra dağlar gibi yatan’ aziz şehitlerimiz ile gazilerimizin ortaya koyduğu emsalsiz fedakarlıklar ve kahramanlıklar, bu toprakları bizlere vatan kılmıştır. ‘Vatan sana canım feda!’ düsturunu benimseyen şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri; Türk kahramanlığının ve fedakarlığının gurur timsali; mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır. Aziz şehitlerimizin bizlere emaneti olan siz değerli aileleri ise, başımızın tacıdır.”

Şehit yakınları, gaziler ve gazi ailelerinin hayatını kolaylaştırmak ve yaşam standartlarını yükseltmek için tüm kurumlarla birlikte yoğun bir şekilde gayret içerisinde olduklarına vurgu yapan Bakan Güler, “Sizlerin metaneti ve vakur tavrı, düşmanlarımıza korku verdiği gibi tarih boyunca nice badireler atlatmış asil Türk milletinin dik duruşunun da en açık göstergesidir. Çok iyi biliyoruz ki sizlerin hakkını, hiçbir zaman ödeyemeyiz” şeklinde ifade etti.

Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak her zaman vefa ve minnet duygularıyla her zaman şehit yakınları ve gazilerin yanında olacaklarını ifade eden Bakan Güler, Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerini ve komutanlarını saygıyla andığını sözlerine ekledi.

İftar programına; Vali Mehmet Makas, Garnizon ve Mühimmat Komutanı Tuğgeneral Mehmet Ali Durmuş, Belediye Başkanı Mehmet Saygılı, AK Parti Kırıkkale Milletvekili Mustafa Kaplan, Yahşihan Kaymakamı Ender Faruk Uzunoğlu, İl Başkanı Engin Pehlivanlı ve Rektör Prof. Dr. Ersan Aslan katıldı. – KIRIKKALE

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-turkiye-dunyada-etkin-ve-saygin-bir-ulke-konumunda/feed/ 0
Bakan Işıkhan’dan emeklilere özel indirim ve kampanya açıklaması https://www.haber60.com.tr/bakan-isikhandan-emeklilere-ozel-indirim-ve-kampanya-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/bakan-isikhandan-emeklilere-ozel-indirim-ve-kampanya-aciklamasi/#respond Mon, 25 Mar 2024 16:12:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23403 Bakan Işıkhan’dan emeklilere özel indirim ve kampanya açıklaması: “PTT AVM’de, Tarım Kredi Kooperatif Marketleri’nde, Türk Hava Yolları’nda, TCDD’de, GSM operatörlerinde, sinema ve tiyatrolarda, PTT Kargo’da emeklilere özel indirimler ve kampanyalar başlatacağız. Ayrıca Türkiye’nin önde gelen zincir marketlerinde ve giyim mağazalarında emeklilere özel indirimler sağlayacağız. Belediyeler Birliği ile protokol yaparak emeklilerimizin kültür turlarıyla ücretsiz olarak Türkiye’yi şehir şehir dolaşmalarının temellerini atacağız”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “PTT AVM’de, Tarım Kredi Kooperatif Marketleri’nde, Türk Hava Yolları’nda, TCDD’de, GSM operatörlerinde, sinema ve tiyatrolarda, PTT Kargo’da emeklilere özel indirimler ve kampanyalar başlatacağız. Ayrıca Türkiye’nin önde gelen zincir marketlerinde ve giyim mağazalarında emeklilere özel indirimler sağlayacağız. Belediyeler Birliği ile protokol yaparak emeklilerimizin kültür turlarıyla ücretsiz olarak Türkiye’yi şehir şehir dolaşmalarının temellerini atacağız” dedi.

Işıkhan, AK Parti Kırşehir İl Başkanlığı ziyaretinde yaptığı konuşmada, 2023 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 4,5 büyüme ile AB ülkeleri arasında en çok büyüyen ülke olduğunu, dolar bazında milli gelirde Türkiye tarihinde ilk kez 1 trilyon doların aşıldığını söyledi.

Kişi başına milli gelirin de 13 bin 110 dolarla tarihin en yüksek düzeyini gördüğünü vurgulayan Işıkhan, şöyle konuştu: “2023 yılı iş gücü verileri açıklandı. 2023 yılında işsizlik oranı bir önceki yıla göre 1 puanlık azalışla yüzde 9,4 seviyesine geriledi. İşsiz sayısı 2023 yılında, bir önceki yıla göre 318 bin kişi azalarak 3 milyon 264 bin kişiye geriledi. Toplam işsizlik oranı ve genç işsizlik oranı son 10 yılın en düşük seviyesindedir. Hem kadın hem genç hem de toplam istihdam oranı ve iş gücüne katılım oranı son 21 yılın en yüksek düzeyindedir. Kıymetli kardeşlerim tüm bunları sizlerle birlikte başardık. Bu birlik ve beraberlik ruhuyla, başta çalışma hayatı olmak üzere Türkiye’yi küresel anlamda hak ettiği konuma taşıyacak ve her alanda geliştirmeye devam edeceğiz.”

Işıkhan, tüm engellere ve finansal krizlere rağmen Türkiye ekonomisinin istikrarla büyüdüğüne dikkati çekerek, yıl sonu itibarıyla enflasyonun düşüşe geçeceğini belirtti.

İşçisiyle, işvereniyle, emekçisiyle, memur ve emeklisiyle 85 milyon vatandaşın refahının, aynı zamanda Türkiye’nin refahı ve gücü demek olduğunu vurgulayan Işıkhan, emeklilerin bu refahı en çok hak edenler arasında yer aldığını dile getirdi.

AK Parti olarak attıkları adımlarla, sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi inşa ettiklerine değinen Işıkhan, şöyle devam etti.

“İlaç kuyruklarından maaş kuyruklarına, emeklilerimize zulüm olan her uygulamayı biz bitirdik. Seyyanen ve oransal artışlarla emekli aylıklarında reel olarak yüzde 87 ile 636 oranında artış sağladık. En son kıymetli emeklilerimize minnet ve saygımızı ifade etmek, emeklilerimizin gündemimizde olduğunu ve onların hayatlarını her yönden kolaylaştıracak adımları hayata geçirmeye devam edeceğimizi duyurmak adına Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle 2024 yılını emekliler yılı ilan ettik. Emekliler yılı kapsamında, bankalarla yeni bir emekli aylığı promosyon ödemesi sürecini başlattık. Biliyorsunuz Sosyal Güvenlik Kurumumuz, bankalar aracılığıyla emekli maaşlarını ödemektedir. 2017’de emeklilerimize ilk kez banka promosyonu ödenmesini yine biz başlatmıştık.”

– Emeklilere özel indirim ve kampanya

Kamu bankalarında emekli aylığı promosyon ödemelerini, emekli ve hak sahiplerinin aldığı aylık miktarına göre yaklaşık 2 katına çıkardıklarını hatırlatan Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“SGK olarak, diğer bankalarla da kamu bankalarının miktarları asgari olacak şekilde promosyon ödemelerinde artış sağlanması yönündeki çalışmalarımızı yürütüyoruz. Banka protokolleri yürürlüğe girdikten sonra emeklilerimiz, bankalara başvurarak bu promosyon ödemelerinden faydalanabilecekler. Kamu bankalarında başvurular bugün başladı. Ayrıca emeklilerimize bayram ikramiyesi ödemeleri, Ramazan Bayramı öncesinde 2-5 Nisan arasında banka hesaplarına yatırılacak. Bunun dışında, emeklilerimizin yaşam kalitesini artıracak, fiziksel ve ruhsal sağlık, sosyal ve kültürel yönden zenginleştirecek birçok çalışmayı, emekliler yılı kapsamında hayata geçiriyoruz. PTT AVM’de, Tarım Kredi Kooperatif Marketleri’nde, Türk Hava Yolları’nda, TCDD’de, GSM operatörlerinde, sinema ve tiyatrolarda, PTT Kargo’da emeklilere özel indirimler ve kampanyalar başlatacağız. Ayrıca Türkiye’nin önde gelen zincir marketlerinde ve giyim mağazalarında emeklilere özel indirimler sağlayacağız. Belediyeler Birliği ile protokol yaparak emeklilerimizin kültür turlarıyla ücretsiz olarak Türkiye’yi şehir şehir dolaşmalarının temellerini atacağız. Bunun gibi emeklilerimize imtiyaz sağlayan birçok uygulamayı emekliler yılı kapsamında günbegün kamuoyuyla paylaşacağız.”

Bakan Işıkhan ayrıca “Kıymetli emeklilerimiz müsterih olsun, muhalefetin tahriklerine kapılmasın. Emekliler, bizim başımızın tacı. Nasıl emeklilerimize dokunacak en iyi ve en yeni politikaları bugüne kadar AK Parti hayata geçirdiyse bundan sonra da aynı şekilde hizmetlerimize devam edeceğiz. Liderimizin her zaman söylediği gibi, denge ve disiplin içinde ekonomimizi güçlü bir şekilde yükselttikçe artan refahtan pay vereceğimiz en büyük kesim yine emeklilerimiz olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Işıkhan, AK Parti Kırşehir Belediye Başkan Adayı Osman Arslan’ın şehri hak ettiği büyük hizmetlerle buluşturacağını sözlerine ekledi.

AK Parti Kırşehir Seçim İrtibat Bürosu’nu da ziyaret eden Bakan Işıkhan, partililerle bir süre sohbet etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-isikhandan-emeklilere-ozel-indirim-ve-kampanya-aciklamasi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Erzurum’da öğrencilerle buluştu https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-ve-turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-erzurumda-ogrencilerle-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-ve-turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-erzurumda-ogrencilerle-bulustu/#respond Mon, 25 Mar 2024 15:45:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23387 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Erzurum’da Atatürk Üniversitesi öğrencileri ile buluştu. Bakan Kacır, “Gençler hayallerinizden asla vazgeçmeyin. Sizleri Milli Teknoloji hamlemizin sahibi olarak görüyoruz” dedi.

Atatürk Üniversitesi 15 Temmuz Milli İrade Salonu’nda öğrenciler tarafından karşılanan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Alper Gezeravcı, yoğun ilgi gördü. Öğrencilerin bir çoğu salon dışında programı takip etmek zorunda kaldı. Bakan Kacır, salon girişinde projelerini sergileyen öğrencilere destek sözü verdi. Programda Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ve Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi birer konuşma yaptı.

Atatürk Üniversitesi’ndeki program öncesi tarihi Taşhan’da Oltutaşı imalatçılarını ziyaret eden Bakan Kacır, esnafla sohbet etti. Esnaflardan birisi Bakan Kacır’a Oltutaşı tespih hediye etti. Bakan Kacır, kendi kullandığı Togg ile geldiği gençlerle buluşma programında ise tüm işlerde Türk gençliğini, TEKNOFEST kuşağını her zaman kalbinde gördüklerini söyleyerek, “Gençler hayallerinizden asla vazgeçmeyin. Sizleri Milli Teknoloji hamlemizin sahibi olarak görüyoruz. Türk gençliği kendini milli savunma sanayiinde, sivil havacılıkta ispat etti. Bütün dünyaya Türk gençleri neleri başarabileceklerini güçlü şekilde gösterdiler. Biz 20’nci yüzyılda bir havacılık ülkesi maalesef değildik, aslında olabilir miydik olabilirdik. Ama bu alanda yapılan çalışmaların her biri kesintiye uğradı, engellendi. Türk gençleri Gökbey’i, Kızılelma’yı, Kaan’ı üretti, gökyüzüne Türk’ün imzasını attı. İsimlerini saydığımız uçak isimleri her biri yüksek teknoloji sistemi ve bu kadar farklı sistemi peşi sıra gökyüzünde buluşturabilen dünyada ikinci bir ülke yok” diye konuştu.

“20 yılda uzay teknolojilerinde önemli mesafe aldık”

Gençlerin önlerinin açıldığında ne kadar büyük işler başarabildiğini hep birlikte gördüklerini vurgulayan Bakan Kacır, “İşte bu inançla bizim her daim birinci önceliğimiz sizin yanınızda olmak. Sizler bu ülkenin geleceğisiniz ve biz arzu ediyoruz ki, havacılıkta nasıl başarılı olmuşsak uzay biliminde de benzer bir başarı elde edelim. Uzay da en az savunma sanayi kadar stratejik bir alan. Önce 2018 yılının sonunda Türkiye Uzay Ajansı’nı kurduk ve 2021 yılının başında da 2030 için 10 büyük hedef ve Milli Uzay Programımızı dünyaya ilan ettik. Biz 20 yılda uzay teknolojilerinde önemli bir kabiliyet kazandık. 20 yıl önce görüntüleme uydularında ortak üretimle yola çıktık. Bilsat uydusunda üretim faaliyetlerine dahil olduk. Daha sonra Rasat görüntüleme uydusunu yerli olarak ürettik. Daha sonra Göktürk görüntüleme uydusunu yerli olarak ürettik ve nihayetinde görüntüleme uydularının bütün alt sistemlerini yerli ve milli olarak geliştirme kabiliyeti edindik” dedi.

“Uzay alanında da var olacağız”

Türkiye’nin ilk astronotu olan Alper Gezeravcı ise yaptığı konuşmada, “Görev sonrası Erzurum’daki gençlerimizle bir araya gelmek lütuf değil, önemli bir sorumluluktur. Sizler bunu fazlasıyla hak ediyorsunuz. Türkiye Cumhuriyetimizin güçlü kararı ve iradesiyle Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında gerçekleştirmiş olduğumuz, daha önce adım atmadığımız bir alandaki başarının gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu gurur ve mutluluk halihazırda ülkemizin hedef koyduğu 10 tane büyük stratejik hedeflerin bir tanesi. Devletimizin, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında koymuş olduğu irade ile artık benim gibi hayalinin sınırını gökyüzü ile limitleyen ve sadece gökyüzünde uçan uçakları kendine hedef alan bir milletin çocukları değilsiniz. İlim neredeyse gidip oradan alacağız. Bu ilim alanı uzaya taşındı, uzay alanında da var olacağız. Deneyimlerimizi, bilim insanlarımızın kendi laboratuvarlarında, kendi çalışma ortamlarında şehir şehir gezerek, Türkiye’ye gelip burada çalışma imkanı bulduk” ifadelerini kullandı.

Konuşmalardan sonra Bakan Kacır ve Alper Gezeravcı, sahneye çıkarak davetlilerle birlikte özçekim yaptı. – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-ve-turkiyenin-ilk-astronotu-alper-gezeravci-erzurumda-ogrencilerle-bulustu/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul’u CHP zulmünden kurtaracağız https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-istanbulu-chp-zulmunden-kurtaracagiz-2/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-istanbulu-chp-zulmunden-kurtaracagiz-2/#respond Mon, 25 Mar 2024 14:57:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23349 Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tokat mitinginde “İstanbul’daki tüm hemşehrilerinizi sizden aramanızı rica ediyorum. Zira İstanbul’da Murat kardeşimizi Tokatlılar ağırlığını koyarak onu da seçtirerek, CHP zulmünden İstanbul’u kurtaracağız. Ankara’daki Tokatlıları da aramanızı istiyorum, orada da Turgut kardeşimizi kazandıracağız.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün yerel seçim çalışmaları kapsamında Tokat’ta miting düzenledi. Mitinge katılımla ilgili Erdoğan, “Şu muhteşem katılım, Tokat’ın 31 Mart’ta nerede olacağını açıkça ortaya koyuyor.” dedi.

31 Mart’ta Tokat’ın milli irade bayrağını bir kez daha en yükseğe dikerek kendine yakışanı yapacağını söyleyen Erdooğan, şöyle konuştu:

“31 Mart’ta Tokat’ta çıkacak sonuçla sadece Tokat’ın yerel yöneticilerini seçmekle kalmayacaksınız, sandıkta yapacağınız tercihle tüm Türkiye’ye, dünyaya da önemli bir mesaj vereceksiniz. İstanbul’daki tüm hemşehrilerinizi sizden aramanızı rica ediyorum. Zira İstanbul’da Murat kardeşimizi Tokatlılar ağırlığını koyarak onu da seçtirerek, CHP zulmünden İstanbul’u kurtaracağız. Ankara’daki Tokatlıları da aramanızı istiyorum, orada da Turgut kardeşimizi kazandıracağız. Bunlar çok önemli. Türkiye’nin 21 yılda üç kat büyümesinden rahatsız olanlar pusuda bekliyor. Türkiye’nin hak ve özgürlük reformlarıyla ileri demokrasi sınıfına yükselmesine tahammül edemeyenler pusuda bekliyor. Ben size inanıyorum, kale içeriden fethedilir. Mesele Tayyip Erdoğan, AKP, Cumhur İttifakı değildir, mesele doğrudan Türkiye’dir, Türk milletidir. Bunların nezdinde somutlaşan hak ve hakikat davasıdır. 31 Mart’ta bir kez daha milletimizin desteğini alarak Tokat’ta da İstanbul’da da Ankara’da da Türkiye’ye bu namı salacağız, ülkemizin Türkiye Yüzyılı yolculuğunu hızlandıracağız.”

CHP ZİHNİYETİ YERİNİ HEP VESAYET VE DARBE SAFINDA BELİRLEDİĞİ İÇİN SİYASAL MUHALEFET TARAFI BOŞ KALDI”

Demokrasilerde muhalefetin, hem iktidarı denetlemesi hem de alternatif olması bakımından önemli olduğunu belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye, maalesef ne iktidar hazırlığı olan ne de denetleme görevini yapabilen bir muhalefete sahip değildir. CHP zihniyeti yerini hep vesayet ve darbe safında belirlediği için siyasal muhalefet tarafı boş kaldı. Öyle ki kendi projelerimizin alternatiflerini kendimiz geliştirdik. Kendi politikalarımızı eksiklerini kendimiz belirleyip düzeltme yoluna gittik, bundan da asla gocunmadık. Muhalefetin bugünkü halini görüyorsunuz, acınacak halleri var. Birbirlerini yemekten dönüp de ülkenin haline küresel yükseliş ve düşüşlere bakacak halleri yok. İktidara geldiğimizden beri bu 18. sandık imtihanımız, hepsinden de başarıyla çıktık. Hepsinde de aynı şevkle, heyecanla çalıştık. 31 Mart’ta da Tokat’ta da İstanbul’da da Ankara’da da yalnız bırakmayacağınıza inanıyorum. Milleti kendine yük gören muhalefet zihniyetine bunları anlatmak mümkün olmuyor. Onlar oturdukları yerlerden ettikleri beyhude laflarla siyasetçilik oynamayı seviyor. Bırakınız ülkeyi, kendi partileri içinde birliği, beraberliği sağlayamıyorlar. 3-5 belediye fazla almak uğruna DEM’le girdikleri ittifaka kimlerin koçluk ettiğini görüyorsunuz değil mi? Talimat nereden geliyor; Kandil’den. uygulama Ankara’da, İstanbul’da, Mersin’de ortaya çıkıyor.”

DEM ANKARA’DAKİ GENEL MERKEZİNDEN DEĞİL, KANDİL’DEKİ TERÖR BARONLARI TARAFINDAN YÖNETİLMEKTEDİR”

“DEM dediğiniz yapı geçmişten beri partiymiş gibi davranan bir örgüt aparatı.” ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Sahne önünde olanların bu partide yetkisi ve sözünün ağırlığı yok. Bu parti Ankara’daki genel merkezinden değil, İstanbul’daki sapkın ideolojik yapılar ile Kandil’deki terör baronları tarafından yönetilmektedir. Bu gerçek ortadayken kendilerini meşru muhatap yapma gayretleri beyhudedir. CHP’nin böyle bir partiyle yok yürüme, belediye başkanlığı verme, belediye bürokrasisini paylaşama hesabına girmesi anlaşılır gibi değil. 14-28 Mayıs’ın tamamlayıcısı olacak 31 Mart’tan sonra bu çorak ve çarpık muhalefet anlayışının da tasfiyesine şahitlik edecektir. Biz de gençlerimize bırakacağımız en büyük mirasımız olan Türkiye Yüzyılı’nın inşasını tamamladıktan sonra inşallah huzuru kalple yola devam edeceğiz. O gün gelene kadar gece gündüz çalışmayı sürdüreceğiz.”

EMEKLİLERİMİZİN YANINDA OLMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

Konuşmasında emeklilere de değinen Erdoğan, şunları söyledi:

“Sıkıntılı dönemlerde en büyük refah kaybını çalışanlar ile emeklilerin yaşadığının farkındayız. Emeklilerimizin yükünü hafifletmek için bir defaya mahsus 5 bin lira ödenmesinden yüzde 50’yi bulan maaş artışlarına, banka promosyonlarına kadar elimizden geleni yapıyoruz. Bundan sonra da emeklilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonun düşmeye başladığını göreceğiz. Bütçe imkanlarını genişletmek için hazırlıklarımız var. En önemli referansımız bugüne kadar ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetlerimizdir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-istanbulu-chp-zulmunden-kurtaracagiz-2/feed/ 0
Erdoğan: Mesele doğrudan Türkiye’dir, Türk milletidir https://www.haber60.com.tr/erdogan-mesele-dogrudan-turkiyedir-turk-milletidir/ https://www.haber60.com.tr/erdogan-mesele-dogrudan-turkiyedir-turk-milletidir/#respond Mon, 25 Mar 2024 13:27:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23283 Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Akıl ve vicdan sahibi herkes biliyor ki mesele Tayyip Erdoğan, AK Parti, Cumhur İttifakı değildir. Mesele doğrudan Türkiye’dir, Türk milletidir, bunların nezdinde somutlaşan hak ve hakikat davasıdır.” dedi.

Erdoğan, Hüseyin Akbaş Spor Salonu önünde düzenlenen mitingde, vefatının 15. yılında merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmetle yad etti.

Yazıcıoğlu’nu cesaretiyle, yiğitliğiyle, dava adamlığı ve millet iradesi yanındaki sarsılmaz duruşu ile her zaman hatırlayacaklarını vurgulayan Erdoğan, “Rabb’im Muhsin kardeşimin ruhunu şad, mekanını cennet eylesin.” ifadesini kullandı.

Aşkları ve ahde vefaları için Tokatlılara teşekkür eden Erdoğan, bir kez daha Tokat’ta olmaktan, hasret gidermekten memnuniyet duyduğunu belirtti.

Alandaki katılıma dikkati çeken Erdoğan, katılımcıların ihtişamının, Tokat’ın 31 Mart’ta nerede olacağını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.

“Tokat, demokrasi yolculuğumuzun her safhasında yanımızda oldu”

Bir yanını Karadeniz’e, bir yanını İç Anadolu’ya, bir yanını Doğu Anadolu’ya veren Tokat’ın muhteşem coğrafyasıyla, Malazgirt’ten hemen sonra mümin gönüllere sığınak olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tokat, Selçuklu ve Osmanlı’dan beri ülkenin ve milletin girdiği tüm mücadelelerde en ön saflarda yer almış, bu toprakların vatan olmasına çok büyük katkılar sağlamıştır. Dolayısıyla, Tokat her zaman bir başka. Tokatlı Gazi Osman Paşa’nın şanlı Plevne müdafaası, dilden dile anlatılan bir destana dönüşmüştür. Çanakkale’ye gencecik fidanlarını göndererek, mevzu vatansa gerisi teferruattır diyerek, vücudunu düşmana siper etmiştir. İstiklal harbinde dönemin en büyük terör örgütlerinden biri olan Pontus çetelerine Tokat göz açtırmamıştır. Yetiştirdiği alimlerle, arifleriyle, gönül sultanlarıyla dünyaya ışık saçmıştır. İşte böylesine büyük bir maddi ve manevi mirasın sahibi Tokat, demokrasi ve kalkınma yolculuğumuzun her safhasında da yanımızda oldu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14-28 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı’na, milletvekilliğinde yüzde 65, Cumhurbaşkanlığında yüzde 66’yı aşan oranla destek veren Tokat’a şükranlarını sundu.

“İstanbul’daki tüm hemşehrilerinizi aramanızı rica ediyorum”

Emniyetten alandaki rakama ilişkin bilgi aldığını dile getiren Erdoğan, “45 bin. Tokatlı kardeşlerim bir kez daha vesayet heveslilerine, darbe destekçilerine, terör şakşakçılığına derslerini vermiştir.” diye konuştu.

Emperyalistlerin, milletin birliği, vatanın bütünlüğü, devletin bekası üzerinde kurdukları hain emellerini hep birlikte hüsrana uğrattıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

“İnşallah 31 Mart’ta Tokat, milli irade bayrağını bir kez daha en yükseğe dikerek kendine yakışanı yapacaktır. Unutmayınız, 31 Mart’ta Tokat’ta çıkacak sonuçla sadece Tokat’ın yerel yöneticilerini seçmekle kalmayacaksınız, aynı zamanda sandıkta yapacağınız tercihle tüm Türkiye’ye ve tüm dünyaya da önemli bir mesaj vereceksiniz. Geçen yılki seçim sürecinde gördünüz ama ben sizden bir şey daha isteyeceğim. İstanbul’da Tokat nüfusu yüksek mi? Öyleyse İstanbul’daki tüm hemşehrilerinizi sizden aramanızı rica ediyorum. Telefonlarla İstanbul’u da arayacaksınız, zira Murat kardeşimizi, Tokatlılar ağırlığını koyarak onu da seçtirerek CHP zulmünden İstanbul’u kurtaracak. Aynı şekilde Ankara’daki Tokatlıları da aramanızı istiyorum. Orada da Turgut kardeşimize inşallah kazandıracağız. Bunlar çok önemli.”

“Türkiye’nin artan gücünü hazmedemeyenler pusuda bekliyor”

Erdoğan, Türkiye’nin 21 yılda üç kat büyümesinden rahatsız olanların, hak ve özgürlük reformlarıyla ileri demokrasi sınıfına yükselmesine tahammül edemeyenlerin pusuda beklediğini belirterek, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin, ilkeli ve adil duruşuyla bölgesinde ve dünyada artan gücünü hazmedemeyenler şu anda pusuda bekliyor. Türkiye Yüzyılı ile daha büyük hedeflere gözümüzü dikmişken, birileri ülkemizi elindeki kazanımlardan etmek için tökezlememizi bekliyor. Akıl ve vicdan sahibi herkes biliyor ki mesele Tayyip Erdoğan, AK Parti, Cumhur İttifakı değildir. Mesele doğrudan Türkiye’dir, Türk milletidir, bunların nezdinde somutlaşan hak ve hakikat davasıdır. Milletimizin, dünyanın bu müstesna coğrafyasındaki varlığından öylesine rahatsızlar ki aradan bin yıl geçmiş olmasına rağmen kinleri hala dip diri. Bu gerçeği bizzat yüzümüze söyleyen Batılı devlet adamları gördük. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle her saldırıyı savuşturarak, mücadeleyi asla bırakmayarak bu hevesleri boşa çıkardık. 31 Mart’ta bir kez daha milletimizin desteğini alarak, Tokat’ta, İstanbul’da, Ankara’da da Türkiye’ye bu namı salacağız, ülkemizin Türkiye Yüzyılı yolculuğunu hızlandıracağız.”

(Sürecek)

]]>
https://www.haber60.com.tr/erdogan-mesele-dogrudan-turkiyedir-turk-milletidir/feed/ 0
Ferhat Göçer, İranlı müzisyenlerle geleneksel İran müziğiyle Türkçeyi bir araya getiriyor https://www.haber60.com.tr/ferhat-gocer-iranli-muzisyenlerle-geleneksel-iran-muzigiyle-turkceyi-bir-araya-getiriyor/ https://www.haber60.com.tr/ferhat-gocer-iranli-muzisyenlerle-geleneksel-iran-muzigiyle-turkceyi-bir-araya-getiriyor/#respond Mon, 25 Mar 2024 13:24:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23281 Müzisyen Ferhat Göçer, İranlı müzisyenler Mehrdad Nasehi ve Mareechi Asu ile geleneksel İran müziğiyle Türkçeyi bir araya getiren müzikal çalışmalara imza atıyor.

AA muhabirine açıklamada bulunan Göçer, İran’da çok fazla dinleyicisi olduğunu ve sosyal medya vesilesiyle İranlı hayranlarıyla da tanıştığını dile getirdi.

Zaman zaman İran’daki müzisyenlerle iş birlikleri üzerine görüşmeler yaptıklarını dile getiren Göçer, arkadaşı Mareechi Asu vesilesiyle de birçok ünlü İranlı sanatçıyla tanıştığını kaydetti.

Ferhat Göçer, İranlı müzisyenler Mehrdad Nasehi ve Mareechi Asu’nun teklifiyle besteci Alvand Jalali ile Grammy’e aday olabilecek bir şarkı yapmayı seve seve kabul ettiğini aktararak, şu bilgileri verdi:

“Çalışmalara başladık. İlk olarak ‘Cesur Ol’ şarkısının okumaları, düzenlemesi tamamen bitti. O, mix mastering aşamasında. Sonra bir Anadolu türküsü seslendireceğiz. Ondan sonra da Grammy adaylığı için düşündüğümüz şarkının çalışması gelecek. Bu 3 şarkı devam ederken, 6 Nisan’da Toronto’da İranlı organizatörlerle bir konser de organize ettik. Ben bu konseri ABD, Kanada turnesinin sonuna yerleştirdim. ABD’de 7-8 konserin arkasından en son Toronto’da İranlı dostlarımızla buluşacağız. Toronto ve etrafındaki bütün dostlarımızı mutlaka konsere bekliyorum.”

“İran müziğinde inanılmaz bir duygu var”

İran müziği ile Anadolu müziğinin çok yakın bağları olduğuna işaret eden Göçer, “Yani ayırt etme imkanınız neredeyse yok bu açıdan. Ama duygusu ve enstrüman çalış teknikleri açısından bir kere dili çok beğeniyorum. Çok asil bir konuşma tarzı Farsça, gerçekten çok kibar bir dil. Mareechi Asu sayesinde enstrümanistleri, vokal sanatçıları daha yakından tanıma şansı edindim. Mehrdad Nasehi ile stüdyoya girdiğimizde onun çalış tekniklerini görüyorum. İnanılmaz bir duygu var. Makamlar, dokunuşlar, nağmeler hem bizden hem de sanki başka bir evrenden gibi geliyor. Bu açıdan çok etkileyici.” dedi.

İranlı şarkıcılarla da düet yapabileceğini kaydeden Göçer, İran müziğinin kendisini heyecanlandırdığını söyledi.

Göçer, dijital medyanın ilerlemesiyle sürekli aktif olmak için farklı mecralarda, sık aralıklarla single tarzı eserler çıkarmak gerektiğinin altını çizdi.

Azerbaycanlı şarkıcı Elnar Xelilov ile yaptığı düetin dünya prömiyerinin yakında gerçekleştirileceğini aktaran Göçer, ” Bakü’de video kliplerini hazırladık, çekimlerini, televizyon programlarını ve tanıtımlarını yaptık. Herhalde klip de 28, 29 Mart gibi bütün dijital platformlarda olacak.” diye konuştu.

Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği Yönetim Kurulu Başkanı olarak da İranlı ve Azerbaycanlı müzisyenlere birliğe üye olmaları çağrısında bulunan Göçer, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyada eserlerinin teliflerini bizle birlikte takip etsinler. Daha doğrusu biz, onlar adına takip edelim. Onların hak ettiği kazançları sağlamaya çalışalım. Bu çok önemli bir şey. Yani eser sahibi olarak bir meslek birliğine üye olmak çok önemli. Dijital platformlarda yayınladığınız bir eseri dünyanın dört bir yanına çok kısa sürede ulaştırabiliyorsunuz. Mutlaka ciddi büyük hak kayıplarına bir an evvel son verilmesi gerekiyor.” ?

“Türk ve İran kültürünün birbirine yakın olduğunu düşünüyorum”

Kamança sanatçısı Mehrdad Nasehi de Mareechi Asu vesilesiyle tanıştığı Göçer’le güzel bir iş birliği yaptığının altını çizerek, “Göçer, çok güçlü bir müzik adamı. Benim için onunla çalışmak aslında çok ilginçti. Ferhat Bey, işimi titizlikle yapabilmem için tüm ince noktalara dikkatle bakıp, ortamı hazırladı. Yaklaşık 10 kere kayıt yaptık. Bu 10 kayıtta da Türk ve İran musikisindeki o düşünce yapısını müziğimize yansıtmak için titizlikle çalıştık. Sonuçta da böyle bir eser ortaya koyduk.” değerlendirmesinde bulundu.

Üç yıldır Türkiye’de müzik çalışmalarını sürdüren Nasehi, daha önce Göksel Baktagir’le de çalıştığını belirterek, şunları aktardı:

“Türk ve İran kültürünün birbirine yakın olduğunu düşünüyorum. Aslında makamlar ve müzik türlerimiz de birbirine çok benziyor. Türkiye’de bulunduğum süreçte de Türk öğrencilere İran kamançası dersi veriyorum. ‘Rah’ adlı yol anlamında bir grubumuz var. Mareechi Asu ve Soudeh Sharhi ile konserler veriyoruz. Yine İranlı çok ünlü orkestra şefi Majid Derakhshani ile Mah grubuyla Avrupa turnelerine çıkıyoruz.”

“Sevgi ve dostluk içerisinde güzel bir eser ürettiğimizi düşünüyorum”

Müzisyen ve def sanatçısı Mareechi Asu ise İranlılar ve Türklerin çok derin bağları olan bir kültür içerisinde olduklarını ve bunun da müziğe yansıdığını söyledi.

“Cesur Ol” parçasına da değinen Asu, “Sevgi ve dostluk içerisinde güzel bir eser ürettiğimizi düşünüyorum ve umarım ki hem İranlı hem de Türk dostlarımız eserden keyif alır ve güzel bir anı oluşturabiliriz bütün dostlarımız için.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ferhat-gocer-iranli-muzisyenlerle-geleneksel-iran-muzigiyle-turkceyi-bir-araya-getiriyor/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Erzurum’da konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-erzurumda-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-erzurumda-konustu-aciklamasi/#respond Mon, 25 Mar 2024 13:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23278 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “8 Temmuz 2024 haftasında Türkiye’nin ilk milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’yı uzaya göndereceğiz ve böylelikle dünyada haberleşme uydularını kendi geliştirebilen 11 ülkeden biri olacağız. Biz her alanda yarışta en önde olmaya talibiz.” dedi.

Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Erzurum Teknik Üniversitesinde (ETÜ) düzenlenen öğrenci buluşmasında, kendileri için çok önemli olan öğrencilerin, milli teknoloji hamlesinin öznesi ve sahibi olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin en büyük gücü, en büyük kuvvet çarpanının, genç, dinamik ve çalışkan nüfusu olduğunu anlatan Kacır, “Bizim nüfusun ortanca yaşı 33, Avrupa’nın 43. Avrupa’dan 10, bazı Avrupa ülkelerinden ise 15 yaş daha genciz. Bu çok önemli ve değerli çünkü dünyayı yenilikçi teknolojiler değiştiriyor, dönüştürüyor ve bütün dünyada yenilikçi teknolojilere, gencecik insanların kurduğu teknoloji takımları, teknoloji ekipleri, teknolojik girişimlere imza atılıyor.” diye konuştu.

“Biz milli teknoloji hamlesi adına Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ne yapıyorsak, her daim kalbine, merkezine Türk gençliğini TEKNOFEST kuşağını koyuyoruz. Bu anlayışla Türk gençliğiyle 5 yıldır dünyanın en büyük teknolojik festivallerini düzenliyoruz.” diyen Kacır, 2018’de ilk TEKNOFEST’teki 14 yarışmaya 20 bin gencin katıldığını kaydetti.

2023’te, Cumhuriyet’in 100. yılında İstanbul, Ankara ve İzmir’de TEKNOFEST düzenlediklerini anımsatan Bakan Kacır, şöyle devam etti:

“44 teknoloji yarışmasına 1 milyon gencimiz katıldı. Bu, dünyada eşi benzeri olmayan bir dip dalga, bir toplumsal seferberlik ve Türk gençleri, Türk gençliği önleri açıldığında engeller kaldırıldığında ne büyük başarılara imza atacaklarını son 20 yılda bütün dünyaya gösterdi. En çok da savunma sanayinde ve havacılıkta gösterdiler. Biz 20. yüzyılın havacılık ülkelerinden biri değildik, buraya geldiğimde ETÜ Rektörü Bülent Çakmak hocam havacılık ve uzay teknolojileri bilimleri bölümünde bu yıl ilk kez öğrenci aldıklarını söyledi. Bundan büyük bir iftihar, büyük bir gurur duydum. İnanıyorum bölümdeki öğrenciler, kendilerine yakışanı yapacak ve tarihe geçecek işlere imza atacak.”

“Uydularını kendi geliştirebilen 11 ülkeden biri olacağız”

Kacır, ülkenin neye ihtiyacı varsa onu ülkenin öz evlatlarıyla, alın teriyle, geliştireceklerini söyleyerek, savunma sanayi ve havacılıkta olduğu gibi teknolojinin tüm alanlarında, uzay bilimlerinde benzer başarı hikayelerini çoğaltacaklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Uzay Ajansı’nı kurduğunu ve 2021 yılında dünyaya milli uzay programını ilan ettiğini anlatan Kacır, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Türkiye son 20 yılda uydu geliştirme konusunda adım adım tecrübe kazandı. 20 yıl önce BİLSAT görüntüleme uydusunda ortak üretime dahil olduk. Daha sonra RASAT görüntüleme uydusunu yerli olarak ürettik, sonra GÖKTÜRK’ü, ve nihayetinde yaklaşık 600 kilometreden metre altı çözünürlükte görüntü almamıza imkan tanıyan, elektro optik kamerası dahil olmak üzere tüm kritik bileşenlerini yerli ve milli olarak geliştirdiğimiz, ürettiğimiz İMECE’yi Cumhuriyet’in 100. yılında 2023’te uzaya gönderdik. 8 Temmuz 2024 haftasında Türkiye’nin ilk milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’yı uzaya göndereceğiz ve böylelikle dünyada haberleşme uydularını kendi geliştirebilen 11 ülkeden biri olacağız. Biz her alanda yarışta en önde olmaya talibiz. Bizim bütün bu projeleri gerçekleştirmemizi sağlayan işçiler ortalama yaşları 25, 26, 27. Dolayısıyla bu yarışı sizinle birlikte koşmayı ümit ediyoruz.”

Konuşmalar sonrası Gezeravcı, öğrencilerin havacılık ve uzayla ilgili sorularını yanıtladı, onlarla fotoğraf çektirdi.

Programa, Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, kurum müdürleri, akademisyen ve öğrenciler katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-kacir-erzurumda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Adem Turan, Türkiye’de şiirin durumunu ve ilgiyi anlattı https://www.haber60.com.tr/adem-turan-turkiyede-siirin-durumunu-ve-ilgiyi-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/adem-turan-turkiyede-siirin-durumunu-ve-ilgiyi-anlatti/#respond Mon, 25 Mar 2024 11:57:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23236 “Hayal Defteri”, “Ateşte Yıkanmış Atlar”, “Nisan Çobanı” ve “Devamsızlar İçin” adlı eserleri kaleme alan şair Adem Turan, şiir yolculuğunu, geçmişten bugüne Türkiye’de şiirin durumunu ve şiire olan ilgiyi AA muhabirine anlattı.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından şiir okumayı, yazmayı ve yayınlamayı teşvik etmek amacıyla ilan edilen 21 Mart Dünya Şiir Günü, 25 yıldır kutlanıyor.

Dilsel çeşitliliğe de bir fırsat sunması hedeflenen Dünya Şiir Günü kapsamında, birçok ülkede çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

“Şiirin kendine has kelimeleri vardır”

Turan, ilk şiirinin Yenidevir Gazetesi’nde yayınlandığını belirterek, “Tarih 22 Ocak 1982’ydi. Bursa’daydım. Çok mutlu olmuştum. Sabah ezanı sularında bitmişti şiir. Hiç uyumadan sabahladım ve rahmetli hocam Mahmut Kanık’a koşarak gitmiştim.” dedi.

Şiire ilgisinde Kanık’ın büyük payı olduğunu aktaran Turan, şunları kaydetti:

“Bize çok özel davranırdı. Birçok öğrencisi vardı ama biz birkaç kişi onun etrafındaydık. Biz ona Mahmut Ağabey derdik. Şiiri çok beğenmişti ama 1-2 uyarı yapmıştı. Bazı kelimeleri sert bulmuştu. Ondan şiirin de kendine has kelimeleri olduğunu öğrenmiştim. Tabii haklıydı. O uyarıları ben dikkate alırım. Hayatımızda kullandığımız her kelimenin şiire girmemesi gerektiğini ondan öğrenmiştim.”

Turan, son dönemde daha çok tematik şiire yöneldiğini vurgulayarak, “Tematik yazmak beni daha çok konsantre ediyor. ‘Mesel’ şiirleriyle başladı. Sonra ‘Taş’ şiirleri yazdım. Daha sonra Arjantinli yazar Luis Borges’le ilgili ‘Borges Borges’ adında bir kitap yazdım. Ardından İrlanda’nın milli şairi James Clarenca Mangan’la ilgili ‘Mangan Mangan’ isimli şiir kitabı geldi.” şeklinde konuştu.

“Mangan Mangan” adlı şiir kitabına Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2021’de ödül verildiğini kaydeden Turan, ödülün kendisini memnun ettiğini söyleyerek, şu bilgileri verdi:

“Türkiye’de pek bilinmiyor. İrlanda’nın milli şairi. Bizi çok sevmiş, Türkçe öğrenmiş. Çok zorlandığını da söylüyor tabii. Almanca üzerinden bizim divan edebiyatımızı fark ediyor. Batı tarzı şiir yazmayı bırakıyor. Divan şiirini çok seviyor. Türkiye’de tanınması ve bilinmesi lazım. İnşallah ilerleyen yıllarda Mangan, Türk okuyucusu tarafından okunmaya başlayacaktır. Bazı akademisyenler ciddi anlamda çalışıyor.”

“Türkiye’de iyi şiirler yazılıyor”

Adem Turan, son dönemde Fars edebiyatının önemli ismi Hafız-ı Şirazi ile ilgili tematik şiirler kaleme aldığını aktararak, tematik şiirler yazmaya devam edeceğini dile getirdi.

Türkiye’nin şiir atmosferinin iyi olduğuna vurgu yapan Turan, “Türkiye’de iyi şiirler yazılıyor. Çok dergi çıkıyor. Bu kadar dergi çıkması, şiire ilginin olduğunu gösteriyor. Türkiye’de binlerce şair var. Deli dolu akan bir nehir düşünün, beraberinde bir sürü şeyler getirir. Sonra biter ve geride kalan neyse işte onlar elle tutulur nesnelerdir. Türk şiirinde de böyle bir şey var. Birçok kişi şiir yazıyor, şairdir filan ama kalburu elediğiniz zaman üstte kalacak olanlar vardır.” değerlendirmesinde bulundu.

Turan, şiire gösterilen ilgiden memnun olduğunun altını çizerek, şiir etkinliklerinin sayısının artması gerektiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/adem-turan-turkiyede-siirin-durumunu-ve-ilgiyi-anlatti/feed/ 0
Hulusi Akar: Birliğimizi sürdürdüğümüz sürece yenemeyeceğimiz güçlük yok https://www.haber60.com.tr/hulusi-akar-birligimizi-surdurdugumuz-surece-yenemeyecegimiz-gucluk-yok/ https://www.haber60.com.tr/hulusi-akar-birligimizi-surdurdugumuz-surece-yenemeyecegimiz-gucluk-yok/#respond Mon, 25 Mar 2024 01:48:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23147 TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, “Birliğimizi sürdürdüğümüz sürece ve sizlerin sevgisi, güveni ve duası olduğu sürece Allah’ın izniyle yenemeyeceğimiz güçlük, aşamayacağımız engel, yapamayacağımız görev yok.” dedi.

Bir düğün salonunda düzenlenen iftar programında sanayi esnafı ile bir araya gelen Akar, burada yaptığı konuşmada, Balıkesir’de daha çok gelişmeler yaşanacağını belirterek, üst ve yerel düzeyde alınan kararlarla, Balıkesir’in daha üst seviyeye koşar adım ilerlediğini söyledi.

Türk milletinin birlik ve beraberliğinin oldukça önemli olduğunu vurgulayan Akar, “Cumhur İttifakı çok değerli, çok önemli. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin birlikte yaptıkları çalışmaları desteklemek hepimizin boynunun borcu. 2 bin 500 yıllık büyük Türk Hakanlığı arasında İslam’la şereflenen milletimiz, Cumhuriyet’i kurmak suretiyle bu medeniyet yolunda ilerlemeye devam ediyor. Gideceğimiz yollar var, alacağımız mesafeler var. Bunun için de birlik, beraberlik şart, istikrar şart. Bunun üzerinde durmamız lazım.” diye konuştu.

Akar, sadece Türkiye için çalışmadıklarının altını çizerek, Kıbrıs başta olmak üzere, Libya ve Azerbaycan halklarının da haklı davalarını desteklemeye devam edeceklerini dile getirdi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin her zamankinden daha önemli hale geldiğini aktaran Akar, “Silahlı Kuvvetlerimizin de kendisine verilen görevleri yapabilmesi için olmazsa olmaz savunma sanayi. Bu konuda Türkiye sizlerin de yakından takip ettiği gibi büyük mesafeler katetti. Şu anda Allah’a çok şükür Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyacının yüzde 80’ini yerli ve milli olarak harcayabilir hale geldi. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki hassasiyeti, liderliği, desteği gerçekten çok önemli.” ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin büyük ve güçlü olmak için gece gündüz demeden çalıştığını vurgulayan Akar, şunları kaydetti:

“İnşallah 85 milyon birlik ve beraberlik içinde bu gayretlerimizi devam ettireceğiz. Bir tarafta ülkemizin bekasını, güvenliğini sağlarken diğer tarafta da halkımızın, milletimizin, 85 milyonun, hiçbir ayrım yapmaksızın rahat, huzur ve refah içinde yaşaması için çalışıyoruz. Bunu yaparken paçalarımızdan çekenler var. Bizi engellemeye çalışanlar var. Bunlara karşı da mücadelemiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Bunların en başında gelen teröristler. Adı ne olursa olsun PKK, YPG, DEAŞ, FETÖ, bunlar bizleri engellemek için çok çabaladılar fakat başaramadılar. Başaramayacaklar. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Eninde sonunda inşallah bunlar kazdıkları çukurlara gömüldüler, gömülecekler ve bu 40 yıldan beri asil milletimizin başına bela olan bu terör belasından milletimizi kurtaracağız.”

Hulusi Akar, “Birliğimizi sürdürdüğümüz sürece ve sizlerin sevgisi, güveni ve duası olduğu sürece Allah’ın izniyle yenemeyeceğimiz güçlük, aşamayacağımız engel, yapamayacağımız görev yok. Bundan emin olun ve bu duygularla, bu düşüncelerle çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Başta Balıkesir’imiz olmak üzere inşallah diğer taraftan da bütün Türkiye olarak, ülke olarak büyük ve güçlü Türkiye olma yolunda yürüyerek değil, koşarak ilerlemeye devam edeceğiz. Bu memleket bizim. Bu tarih bizim. Bu bayrak bizim ve dolayısıyla birliğimizi, beraberliğimizi en üst düzeyde sürdürmek suretiyle bütün engelleri aşacağız.” şeklinde konuştu.

Programa, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur, AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, Karesi Belediye Başkanı Dinçer Orkan, AK Parti Altıeylül Belediye Başkan Adayı Mesut Eray da katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hulusi-akar-birligimizi-surdurdugumuz-surece-yenemeyecegimiz-gucluk-yok/feed/ 0
Mehmet Özbek… KALP KRİZİ GEÇİRDİ, https://www.haber60.com.tr/mehmet-ozbek-kalp-krizi-gecirdi/ https://www.haber60.com.tr/mehmet-ozbek-kalp-krizi-gecirdi/#respond Mon, 25 Mar 2024 01:39:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23145 DurakMedya’da yer alan habere göre ünlü halk bilimci,muzikolog ve Türk Halk müziği sanatçısı Mehmet Özbek kalp krizi geçirdi. Türkiye’nin en önemli halk bilimcilerinden olan Özbek,TRT repertuarına yüzlerce eser kazandırmıştır.

Özbek’in sağlık durumu hakkında bilgi veren Sümer Ezgü ” İdolüm, hocam, sıkıştıkça akıl danıştığım ustam ve büyüğüm Mehmet Özbek’i yoğun bakıma almışlar.

Umarım sağlığına kavuşur o güzelim türküleri yine dinleriz kendisinden. Yoğun bakımdan çıkarıp odasına almışlar” dedi. Mehmet Özbek’in iki gün önce TRT’DE kendisinin hazırlayıp sunduğu” Türküler ne der ” programından sonra rahatsızlanarak acil hastaneye kaldırıldığı bildirildi.

Mehmet Özbek Kimdir ?

1945 yılında Şanlıurfa’da doğdu. İlk ve orta tahsilini burada tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimi gördü. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Urfa Türkülerinin Dil ve Anlatım Özellikleri” adlı teziyle doktorasını tamamladı ve “edebiyat doktoru” ünvanını aldı. Öğrencilik yıllarında, İstanbul Belediye Konservatuarının Türk Müziği Nazariyatı Bölümü’ne de iki yıl devam ederek Münir Nurettin Selçuk, Melahat Pars, Muzaffer Birtan, Şefik Gürmeriç, Halil Bedi Yönetken, Süheyla Altmışdört ve Dürdane Altan gibi hocalardan ders aldı. 1966 yılında TRT kurumunun açmış olduğu sınavı kazandı ve İstanbul Radyosu’nda Türk Halk Müziği Stajyer Sanatçı, 1969 yılından sonra da sanatçı olarak çalışmalarını sürdürdü. 1977 yılında aynı radyonun Türk Halk Müziği ve Oyunları Şube Müdürlüğü, 1982 yılında da TRT Müzik Dairesi Türk Halk Müziği ve Oyunları Müdürlüğü görevlerine atandı. 1983-1995 yılları arasında Hacettepe, 1998-2000 yılları arasında Gazi, 2006-2007 ders yılında ise Ankara Üniversiteleri Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri Halk Bilimi Anabilim Dallarında Türk Halk Müziği dersleri verdi. 1996-2002 yılları arasında Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Bilim Kurulu Üyesi olup Müzik Perde ve Sahne Sanatları Kolu Başkanı olarak çalıştı. Haziran 1986’dan başlayarak kuruluşunu gerçekleştirdiği Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu’nun şefi olarak görevini sürdüren Özbek, ekim 2007’de kendi isteğiyle bu kurumdan emekliye ayrıldı.

1966 yılından başlayarak profesyonelce Türk Halk Müziği ses sanatçısı ve şefi olarak çalıştı. 1977-1986 yılları arasında TRT Türk Halk Müziği Denetleme ve Repertuar Kurullarında da üye ve başkan olarak görev yaptı. Başta Urfa olmak üzere Anadolu’da birçok yörenin; yurtdışında ise Irak, Azerbaycan, Yugoslavya ve Bulgaristan Türklerinin halk ezgilerini derledi. Sözlü ve sözsüz olmak üzere bunların 300 kadarını TRT repertuarına kazandırdı. TRT kurumunda bulunduğu dönemlerde radyoda hazırladığı: “Aşıklık Geleneği”, “Türk Halk Çalgıları”, “Türküler Ne Der”, “Türkülerin Dünü Bugünü”, “Bilnce Sevdiklerimiz”; televizyonda hazırladığı: “Yurdun Sesi” programıyla o güne kadar radyo bünyesinde kullanılmayan Tar, Kaval, Zurna, Tulum gibi çalgıları ilk defa bir orkestra disiplini içinde kullanarak Türk Halk Müziğinin çalgı ve repertuar bakımından temel değerlerini ortaya koyup alışıla gelmişin dışında yaptığı icralarla bu müziğin zenginliğini ve evrenselleşmeye açık olduğunu vurguladı. “Elimizden Obamızdan”, “Kervan” adlı TV programlarla yine o güne kadar yabancısı bulunduğumuz, Kazak, Kırgız, Özbek ve Türkmenlerin oyun ve müziklerinden örnekler vererek Türk dünyasının genişliğini ve bu alan içindeki kültür birliğini vurgulamaya çalıştı.

Japonya, Suudi Arabistan, Yugoslavya, Irak, Almanya, Hollanda, Danimarka, İsveç, Mısır ve Azerbeycan olmak üzere yurt dışında ve yurt içinde konserler vererek Türk Halk Müziği’ni tanıttı. Japonya’nın en büyük kültür kurumu olan MİN-ON’un davetlisi olarak 1980 yılında gittiği Japonya’nın 10 şehrinde, Prof. Koizumi yönetiminde verdikleri açıklamalı konserlerle başta Urfa türkü ve hoyratları olmak Türk halk müziğinin zengin ve orijinal değerlerini tanıttı. Konserlerin bazı ezgileri Sony şirketi tarafından LP haline getirildi. Yaptığı basın toplantısıyla Türkleri ve onların kültürlerinin tanıtılmasını ve sevilmesini sağladı. 1987 yılında Babil Festivali’nde gerek yönettiği koro, gerekse yaptığı solo, dinleyicilerde büyük ilgi ve heyecan yarattı. Arap ve Türkmen gazeteleri kendisinden ve korosundan büyük bir övgüyle bahsetti.

Altun hızma, Türkülerin Dilinden, Mum Kimin Yanan Kerkük, Yadigar Türküler adlı albümleri; uzunçalarları ve 45’lik plakları; Folklor ve Türkülerimiz, Müzik Eğitimi, Türk Halk Çalgı Bilgisi, Türk Halk Müziği Terimleri Sözlüğü, Türkülerin Dili adlı kitapları da bulunan Özbek’e bu örnek hizmetlerinden dolayı Haran Üniversitesi tarafından da “Fahri Doktor” unvanı verildi.

Kitapları

1. FOLKLOR VE TÜRKÜLERİMİZ (Ötüken Yayınları, istanbul-1975)

2. TÜRK HALK MÜZİĞİNİN ESASLARI (Türk Halk Müziği ve Oyunları Dergisi yayını sayı: 14, Ankara-1985)

3. MÜZiK EĞiTİMİ – ORTAOKUL 1-2-3’üncü sınıflar için ders kitabı (Üner Yayınları, Ankara-1987)

4. TÜRK HALK EZGiLERİ Dört fasikül (Yaşar Doruk ve Nail Tan ile birlikte, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel sanatlar Genel Müdürlüğü Nota Yayınları: Ankara 1988-1990)

5. TÜRK HALK MÜZİĞİ ÇALGI BİLGİSİ ( Muammer Sun, Ertuğrul Bayraktar, Burhan önder, Erdal Tuğcular’la birlikte. Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü yayını. Ankara-1992)

6. MÜZİK EĞİTİMİ – ORTAOKUL 1-2-3’üncü sınıflar için ders kitabı (Üner Yayınları, Ankara-1992)

7. TÜRK HALK MÜZİĞİ EL KİTABI I TERİMLER SÖZLÜĞÜ, Atatürk Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı yayını: 171, Ankara 1998

8. TÜRKÜLERİN DİLİ, (Ötüken Yayınları, İstanbul-2007)Mehmet

]]>
https://www.haber60.com.tr/mehmet-ozbek-kalp-krizi-gecirdi/feed/ 0
Meral Akşener: Bu seçimlere hür ve müstakil giriyoruz https://www.haber60.com.tr/meral-aksener-bu-secimlere-hur-ve-mustakil-giriyoruz/ https://www.haber60.com.tr/meral-aksener-bu-secimlere-hur-ve-mustakil-giriyoruz/#respond Mon, 25 Mar 2024 01:24:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23132 İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Bu seçimlere Allah’ım şahittir, sizler için hür ve müstakil olarak giriyoruz. Kendimizi tarttırıyoruz, sizin tartınızda.” dedi.

Artvin’de partisince bir düğün salonunda düzenlenen iftar programına katılan Akşener, İYİ Parti Artvin Belediye Başkan adayı Demirhan Elçin’e destek istedi.

Akşener, Elçin’in bir önceki dönem Millet İttifakı’nın adayı olduğunu ve seçildiğini belirterek, “Demirhan Başkan’la ilgili arkadaşlarımızdan duyduğumuz en önemli kanaat, çalmaz çaldırmaz, yemez yedirmez. Yani hırsızlığa yol vermez.” ifadesini kullandı.

Elçin’in CHP’den yeniden aday gösterilmemesini eleştiren Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü:

” Türkiye’nin vergilerinden Artvin’e ayrılan parayı karısına, çocuğuna araba kiralayıp, şoför kiralayıp tahsis etmemiş, onun yerine sosyal belediyecilik yapmış. Elbette sevgili kardeşim, değerli başkanım seni tekrar aday göstermezler. Muhtemelen bunu bilmiyorum, asabi bulunuyorsundur. Ben de bayağı asabi bulunurum. Çünkü dürüst insan, para pulla alakası olmayan insan, hırsızın karşısında asabi oluyor. Biz adam pışpışlayamıyoruz.”

Akşener, İYİ Partililere seslenerek, “Artvinlilerin doğru hizmet alması, doğru hizmetin en iyi şekilde yapılması ve mümkün olduğunca Artvin’in parasının Artvin’e harcanması için ben sizlerden, özellikle İYİ Partili kardeşlerimden yani dün bir çalıştıysanız, bugün on çalışmanızı istiyorum. Böyle bir iddia ki Demirhan başkanı seçmeli, seçtirmelisiniz. Hakkım varsa helal etmem. Çünkü dürüstlüğü sebebiyle aforoz edilen bir kardeşimizi seçmek boynumuzun borcudur.” diye konuştu.

Millet İttifakı sürecinde Türkiye’nin kazanması için İYİ Partinin kaybetmesini göze aldıklarını ifade eden Akşener, şunları söyledi:

“Birinci önceliğimiz Türkiye ve Türk milleti. Bunun üzerine biz seçimi bitirdik. İstanbul, Ankara, Adana, Antalya gibi şehirlerde seçimler alındı. Biz 19 ilçe, 4 belde belediyesi ile işi bitirdik. Hiç de pişmanlık duymadık. Geldik 2023 seçimine, işte o zaman anladım bu tahterevalli çok rahatmış. 21 Eylül’de 5 arkadaşımla Sayın Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ettim. Genel Başkan yardımcılarım ile birlikte gittik. Ben kendisine dedim ki ‘İstanbul ve Ankara belediye başkanlarından birini aday edecekseniz biz varız. O zaman öbürünü geri çekin. Şayet ikisini de aday etmeyeceksiniz, daha altılı masa kurulmuş değil. O zaman her iki arkadaşımızı da uyarın. Çünkü seçmeni taraftar haline, futbol kulübü taraftarı haline getiriyorlar.’ dedim. Vallahi beni kimse duymadı. Hayat boyunca kimse duymadı. Neyse kabahatler benim olsun. Anladık ki İstanbul’u kazanmak Türkiye’yi kazanmaya yetmiyormuş.”

Akşener, 2023 seçimlerinde vatandaşın kalplerine doğru gereken adımları atamadıklarını kaydederek, şöyle konuştu:

“Bu seçimlere Allah’ım şahittir, sizler için hür ve müstakil olarak giriyoruz. Kendimizi tarttırıyoruz, sizin tartınızda. Pek çok hakaretler edildi, pek çok iftiralar atıldı ve gördük ki yoldaşla candaş arasında hiçbir fark yokmuş. Yani adamcılık konusunda hiçbir fark yokmuş. Dediğini yaptırma konusunda hiçbir fark yokmuş. Daha vahimi yolsuzluk konusunda da herkes memnunmuş, yönetici kitle. Kimse kimseden rahatsız değilmiş, herkes rahatmış. Üzgünüm o rahatları bozacağım.”

Akşener, seçime 6 gün kaldığını, bu süreçte emekli maaşlarının azlığı, atanamayan öğretmenler ve mülakatın kaldırılması konusunda söylemlerini sürdüreceğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/meral-aksener-bu-secimlere-hur-ve-mustakil-giriyoruz/feed/ 0
Alman Çift Türkiye Turunda https://www.haber60.com.tr/alman-cift-turkiye-turunda/ https://www.haber60.com.tr/alman-cift-turkiye-turunda/#respond Sun, 24 Mar 2024 22:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23023 Karavanları ile Türkiye turuna çıkan Alman çift Simone Schwarz ile Martin Brosig Konya’nın Karapınar ilçesindeki Meke Gölü’nde mola vererek kamp yaptı.

Almanya’da özel bir şirkette çalışan Alman çift merak ettikleri Türkiye’yi görmek için iş yerlerinden 5 ay izin alarak yola çıktı. Bir çok Avrupa ülkesini gezen Sımone Schwarz ile Martin Brosig Türkiye’de de bir çok yer gezdi. “Muhteşem gün doğumları ve gün batımları, dalgaların sesi ve sadece denizin harika manzarasıyla biz mükemmel bir anı biriktirdik” diyen Alman çift, Şubat ayı başında işten 5 ay ücretsiz izin alıp, geçmiş yılların birikimini yaparak yola çıktılarını ifade etti. Ana varış noktaları olan Türkiye hakkında çok şey okuduklarını ve gezilecek çok fazla doğal güzelliğin olduğu söyleyen Alman çift, ” İtalya’dan feribotla Yunanistan’a gittik ve orada 1 ay geçirdik. Daha sonra feribotla Sakız Adası’na doğru devam ederek 7 Mart’ta Çeşme’ye vardık. Oradan Pamukkale, Salda Gölü ve sahil boyunca Itzuzu Plajı, Kayaköy, Pataras Plajı, Kaş, Olympos, Taki Kanyonu ve şimdi de Meke Gölü’ne geldik. Daha sonra masmavi suları ile Acıgöl’ü gezdik. Burada suyun yansıması harikaydı. Soğuk olduğu için yüzemedik ve buna üzüldük. 2.5 haftadır yollardayız ve toplamda 5-6 haftayı Türkiye’de geçirmeyi planlıyoruz. Nisan ayı ortalarına kadar Türkiye’nin eşsiz güzelliklerini gezeceğiz” dedi.

“Gölün susuz olması bizi üzdü”

Pek çok Almanın yalnızca sahildeki plaj tatillerini tercih ettiğini söyleyen çift, “Ancak ülkenin sunabileceği çok daha gezilecek yerleri var, özellikle de Avrupa’da hiç görmediğimiz manzaralar ve doğa harikaları burada. Doğada olmaktan keyif alıyoruz ve kamp alanlarımızı bulduğumuzdan daha temiz bırakmak bizim için önemli; Vardığımız her yerde daima çöpleri temizleriz. Türk insanının konukseverliklerini daha önce de duymuştuk, Almanya’da da Türk arkadaşlarımız var. Bu Türkiye’deki seyahatlerimiz boyunca doğrulandı. El sallayarak veya korna çalarak karşılanıyoruz ve herkes çok açık ve bizimle ilgileniyor. Köpeğimizle seyahat ediyoruz ve birçok insanın köpeklere büyük saygı duyduğunu veya onunla birlikte bir şehirde yürürken bizi izlediğini fark ettik. Ama kendisi çok genç ve arkadaş canlısı, çoğu zaman insanlar bize geliyor ve onu da yanlarında götürmek istiyorlar. Diğer ülkelerden farklı olan şey, kampçılarla seyahat eden gezginlerin burada hala memnuniyetle karşılanmasıdır; bu nedenle, yerel olarak alışveriş yaparak, dışarıda yemek yiyerek ve arkamızda çöp bırakmayarak iyi bir izlenim bırakmak istiyoruz. Türk yemeklerini seviyoruz ve bu konuda önceden araştırma yapıp heyecanlanmıştık. Türk kreplerinden, geleneksel Türk kahvaltısındaki geniş seçeneklere, pideden lahmacuna kadar her şeyin tadını çıkarıyoruz. Meke Gölü’nün harika fotoğraflarını sosyal medyada gördük, gezi bloglarında okuduk ve burada bir gece geçirmeye karar verdik. Olağanüstü doğa olaylarını seviyoruz; sadece deniz kenarında olmak sıkıcı olurdu. Gerçi burada gece -3 dereceydi, çok soğuktu. Ama gölün susuz olması bizi üzdü” şeklinde konuştu.

Alman çift, Xavi adını verdikleri köpekleri göl kenarında gezinti yapıp daha sonra Kapadokya’ya hareket etti. – KONYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/alman-cift-turkiye-turunda/feed/ 0
Haftanın tarihine bakış https://www.haber60.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-9/ https://www.haber60.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-9/#respond Sun, 24 Mar 2024 21:18:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22962 Kurtuluş Savaşı’nda 31 Mart 1921’de karşı taarruz başlatan Türk ordusu, 1 Nisan 1921’de Yunanlıları püskürterek II. İnönü Savaşı’nı kazandı.

İstanbul ve Ankara hükümetleri temsilcilerinin de katıldığı ve 21 Şubat 1921’de başlayan Londra Konferansı’nda bir sonuç çıkmayacağı anlaşılınca İngilizlerin desteğini alan Yunan ordusu, 23 Mart’ta Uşak ve Bursa üzerinden Afyon ve Eskişehir’e doğru iki koldan taarruza geçti. İngiltere Başbakanı Lloyd George, Londra’da Yunan delegelerine, “Türklere karşı taarruza geçmekte serbest olduklarını” bildirmişti.

Adapazarı’nı 26 Mart’ta, Afyon’u 27 Mart’ta işgal eden Yunanların aynı tarihte İnönü mevzilerine taarruz etmeleriyle II. İnönü Savaşı başladı. Silah ve sayıca üstün durumda olan Yunan ordusu, Türk kuvvetlerinin şiddetli savunması karşısında yıprandı.

31 Mart’ta Metristepe’deki 10. Yunan Tümeni’nin geri çekilmesinin ardından karşı taarruza geçen Türk birlikleri, II. İnönü Savaşı’nı kazandı.

Bu zafer, Milli Mücadele sürecinin dönüm noktalarından biri oldu ve Fransa, Ankara ile anlaşmanın yollarını aramaya başladı.

Yazıcıoğlu, 1993’te BBP’yi kurdu

Sivas’ta 1954’te doğan Muhsin Yazıcıoğlu, 1980 askeri darbesi öncesi dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı olarak siyaset sahnesinde dikkati çeken bir isim oldu.

1980 askeri darbesi, birçok kişi gibi Yazıcıoğlu için de dönüm noktası oldu. Yazıcıoğlu, “MHP ve ülkücü kuruluşlar davası” sanığı olarak yargılanırken 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl Mamak Cezaevi’nde kaldı. Dava sonunda Yazıcıoğlu, herhangi bir ceza almadı.

Darbe döneminde tüm yaşadıklarına rağmen Avrupa Birliği insan hakları gözlemcilerinin “İşkence yapılıp yapılmadığını” sorması üzerine “Türk devletini size şikayet edecek birisi değilim” diyen Yazıcıoğlu, yaşadıklarını sineye çeken ve devletine küsmeyen bir lider olarak 1987’de siyasete kaldığı yerden devam etti.

Yazıcıoğlu, Milliyetçi Çalışma Partisi Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirildi. 1991 yılındaki genel seçimlerde tercihli sistemle Sivas’tan milletvekili seçildi.

Bir grup arkadaşıyla 1992’de Milliyetçi Çalışma Partisi’nden ayrılan Yazıcıoğlu, 1993’te Kurucu Genel Başkanı olduğu Büyük Birlik Partisi’ni (BBP) kurdu.

Muhsin Yazıcıoğlu, 24 Aralık 1995 erken genel seçimlerinde ANAP’la yaptıkları ittifakla yeniden Meclis’e girdi. Yazıcıoğlu, 1996’da ANAP’tan istifa ederek BBP’ye döndü.

BBP’nin seçimi protesto etmesi nedeniyle partiden istifa eden Yazıcıoğlu, 22 Temmuz 2007’de yapılan seçimlerde Sivas’tan bağımsız milletvekili seçildi ve TBMM’ye girerek seçimden önce bıraktığı genel başkanlık görevini yeniden devraldı.

Muhsin Yazıcıoğlu, 2009’da yerel seçimler için zor şartlarda ilk kez helikopter kiralayarak bir mitinge katıldı.

“Hazineden yardım almadan siyaset yapan tek partiyiz. İlk defa helikopter kiralayarak miting yapıyoruz. Seçimlerde iddialıyız.” diyen Yazıcıoğlu’nun da bulunduğu helikopter, Kahramanmaraş’tan Yozgat’a giderken, 25 Mart 2009’da Göksun ilçesi kırsalında düştü.

Bölgedeki arama çalışmaları sonrasında Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin cansız bedeni, Keş Dağı Kurudere Kanlıçukur mevkisinde bulundu.

Yazıcıoğlu’nun cenazesi, 31 Mart 2009’da Kocatepe Camisi’nde düzenlenen törenin ardından vasiyeti üzerine Ankara’daki Taceddin Dergahı’na defnedildi.

Ölümünün ardından Muhsin Yazıcıoğlu’nun ismi Sivas ve Anadolu’nun birçok şehri ile Pakistan gibi dost ve kardeş ülkelerde cami, cadde, park, okul ve vakıflara verilerek yaşatıldı.

Belli başlı öteki olaylar

25 Mart

1611- Evliya Çelebi doğdu.

1807- İngiltere parlamentosu köle ticaretini yasakladı.

1912- Türk Ocakları kuruldu.

1957- Roma’da bir araya gelen Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg, Avrupa Ekonomik Topluluğu (EEC-Avrupa Ortak Pazarı) ve Avrupa Atom Enerjisi Komisyonunun (EURATOM) kurulmasına ilişkin Roma Antlaşması’nı imzaladı.

1960- Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde tüm siyahi politik örgütler feshedildi.

1976- İktisatçı ve tarihçi Şevket Süreyya Aydemir, 79 yaşında Ankara’da yaşamını yitirdi. Türk tarihinde önemli rol oynayan kişilikleri inceleyen eserleri ile ünlenen Aydemir, “Tek Adam”, “İkinci Adam” yapıtlarına imza atmıştı.

1999- Sırbistan, NATO’ya savaş ilan edip BM’ye bildirince, NATO üyesi Türkiye de bu ülkeyle resmen savaşa girmiş oldu. Türkiye, uzun yıllar sonra ilk kez bir savaşta resmi taraf durumuna geldi.

2009- BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve yanındaki beş kişi, bulundukları helikopterin Kahramanmaraş yakınında düşmesi sonucunda yaşamını yitirdi.

2010- Akdamar Kilisesi’nde yılda bir gün ayin yapılmasına karar verildi. İlk ayin 19 Eylül’de gerçekleştirildi.

2015- Alman Lufthansa’ya ait Germanwings hava yolu şirketinin Barselona’dan Düsseldorf’a giden Airbus A320 tipi uçağının Fransa’nın güneyinde düşmesi sonucu 6 uçuş görevlisi ve 144 yolcu hayatını kaybetti. 27 yaşındaki yardımcı pilot Andreas Lubitz’in uçağı “bilinçli olarak düşürdüğü” açıklandı.

2016- Irak’ın başkenti Bağdat’ın güneyindeki Babil kentinde terör örgütü DEAŞ tarafından bir stadyuma düzenlenen intihar saldırısında 32 kişi hayatını kaybetti, 70 kişi yaralandı.

2019- ABD Başkanı Donald Trump, “Golan Tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini ABD’nin resmen tanıdığını” ilan eden başkanlık kararına imza attı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Trump’ın bu kararını şiddetle kınadı.

2020- Kovid-19 Bilim Kurulunun önerisiyle salgınla mücadele kapsamında 23 Mart’ta başlayan uzaktan eğitim sisteminin 30 Nisan’a kadar uzatılmasına karar verildi.

2023- Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Türkiye’nin deplasmanda Ermenistan ile oynadığı UEFA 2024 Avrupa Şampiyonası (EURO 2024) Eleme Grubu maçını izlemek için Ermenistan’a gitti. Bakan Kasapoğlu, 15 yıl sonra bakan düzeyinde iki ülke arasındaki ilk ziyareti gerçekleştirmiş oldu.

26 Mart

1827- Besteci Ludwig Van Beethoven 56 yaşında Viyana’da yaşamını yitirdi.

1931- Ölçüler Kanunu’nun kabul edilmesiyle “okka, endaze” gibi eski ölçülerin yerine, “kilo, gram, metre, litre” gibi yeni ölçülerin kullanımına geçildi.

1942- Naziler, Yahudileri Polonya’daki Auschwitz kampına götürmeye başladı.

1966- ABD Başkanı Lyndon Johnson’un özel uçağıyla 2 Şubat’ta tedavi için götürüldüğü Washington’da komadan çıkamayan Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, Ankara’ya getirildi.

1971- Doğu Pakistan, Bangladeş adını alarak bağımsızlığını ilan etti, ülkede iç savaş çıktı.

1971- Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, 12 Mart Muhtırası üzerine istifa eden Süleyman Demirel’in yerine başbakanlığa atanan Nihat Erim’in kabinesini onayladı. Sağlık Bakanlığına atanan Prof. Dr. Türkan Akyol, Türkiye’de ilk kez parlamento dışından kabinede yer alan kadın oldu.

1971- İstanbul’da iki kıta birleşti. Boğaz Köprüsü’nün 57. ünitesinin de yerine konulmasıyla kentin Asya ve Avrupa yakaları birbirine bağlandı.

1979- Mısır ile İsrail arasında savaş durumunu sona erdiren anlaşma, Washington’da, Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Menahem Begin tarafından imzalandı. ABD Başkanı Jimmy Carter da tanık olarak anlaşmaya imza attı.

2002- İsrail’de “Uluslararası Geçici Mevcudiyet”e ait araca düzenlenen saldırıda Türk Binbaşı Cengiz Toytunç şehit oldu, Yüzbaşı Hüseyin Özarslan yaralandı.

2012- Türkiye, Şam Büyükelçiliğinin bütün faaliyetlerini askıya aldı.

2015- Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap ülkeleri koalisyonu, Yemen’de ilerleyişini sürdüren Husilere karşı “Kararlılık Fırtınası” askeri operasyonunu başlattı.

2015- İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin yeni turu, ay sonunda çerçeve anlaşmaya varılması hedefiyle ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif arasında İsviçre’nin Lozan kentinde başladı.

2016- İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden The Independent son kez basıldı. Son kağıt baskısıyla okuyucularına veda eden gazete, sadece internet üzerinden yayım yapma kararı aldı.

2017- Galatasaray Kulübü Yönetim Kurulunca yapılan olağanüstü toplantıda, FETÖ ile ilişkileri nedeniyle disipline sevk edilen Hakan Şükür ve Arif Erdem’in kulüp üyeliğine son verildi.

27 Mart

425- İmparator II. Theodosius zamanında İstanbul’da, “Auditorium” adıyla ilk yüksekokul açıldı. Okuldaki 31 eğitimci, Latince ve Grekçe hitabet ve gramer, hukuk ve felsefe dersleri vermeye başladı.

1923- Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey, Ankara’da Topal Osman’ın adamları tarafından öldürüldü.

1945- “Aşk-ı Memnu” eserinin yazarı edebiyatçı Halit Ziya Uşaklıgil İstanbul’da vefat etti.

1962- Merkezi Paris’te bulunan Uluslararası Tiyatro Enstitüsünün (ITI) girişimiyle 27 Mart, Dünya Tiyatro Günü olarak kutlanmaya başlandı.

1976- Türkiye-ABD Savunma İşbirliği Anlaşması, iki ülkenin dışişleri bakanları İhsan Sabri Çağlayangil ve Henry Kissinger arasında Washington’da imzalandı. Anlaşmaya göre, Türkiye üslere izin çıkaracak, ABD de Türkiye’ye yardımda bulunacak.

1977- Kanarya Adaları’nın Tenerife Havaalanı’nda uçuşa geçen Hollanda Hava Yollarına ait yolcu uçağı, yine havalanmak üzere olan Pan Am uçağı ile pistte çarpıştı. Kazada, 575 kişi hayatını kaybetti.

1987- “Hora” (Sismik-1) gemisinin petrol aramak amacıyla Ege Denizi’ne açılmasının ardından Yunanistan yönetimi iki ülke arasında gerilime yol açacak adımlar attı. Kriz, 28 Mart’ta NATO ve ABD’nin devreye girmesiyle sona erdi.

1996- ABD Başkanı Bill Clinton, eşi Hillary Clinton ve kızı Chelsea Clinton ile Türkiye’ye geldi.

2000- Vladimir Putin, Rusya Devlet Başkanlığına seçildi.

2015- Somali’nin başkenti Mogadişu’da Eş-Şebab militanları tarafından bir otele düzenlenen saldırıda 14 kişi hayatını kaybetti.

2015- ABD’li astronot Scott Kelly ve Rus kozmonot Mikhail Kornienko, Soyuz uzay aracıyla bir yıl kalacakları Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderildi.

2015- İngiltere’de bir Türk hastaya ilk kez durmuş ancak yeniden çalışır hale getirilen kalp nakledildi.

2016- Pakistan’ın Pencap eyaletinin başkenti Lahor’da bir lunaparkta düzenlenen saldırıda 70 kişi hayatını kaybetti, 25’i ağır 100’den fazla kişi yaralandı. Saldırıyı Pakistan Talibanı’na bağlı Cemaat-ul Ahrar Grubu üstlendi.

2017- Bilim insanları DNA onarımını engelleyen kritik bir moleküler bağlantı keşfetti.

2019- ABD, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) tek taraflı Golan Tepeleri kararıyla yalnız kalırken, Konseyin diğer 14 üyesi işgal altındaki bölgenin İsrail toprağı olmadığı konusunda birleşti.

2020- Diyanet İşleri Başkanlığı, Kovid-19 salgını nedeniyle hac işlemlerini ikinci bir duyuruya kadar erteledi.

2021- 20. Balkan Yürüyüş Şampiyonası’nda olimpiyat kotası alan Ayşe Tekdal, ilk Türk kadın Balkan şampiyonu unvanını kazandı.

2022- Azerbaycan’ın Sovyetler Birliği’nden ayrılıp bağımsızlığını ilan ettikten sonraki ilk cumhurbaşkanı Ayaz Mutallibov 84 yaşında vefat etti.

2023- 6 Şubat’taki depremlerden en çok etkilenen Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya ve Hatay’daki bazı ilçelerde ders zili yeniden çaldı.

28 Mart

1910- İstanbul’daki ilk trafik kazasında bir kişi yaralandı.

1920- Kilis’ten 26 Mart sabahı hareket eden Fransız kuvvetleri, Kilis-Antep yolunu kapatan Teğmen Şahin komutasındaki milli kuvvetlerle çarpıştı. Şahin Bey şehit düştü, Fransız kuvvetleri Antep’e girdi.

1939- İspanya İç Savaşı, Franco’nun Madrid’i almasıyla sona erdi.

1944- Adapazarı ve civarında meydana gelen depremde 2 bin 831 kişi öldü.

1961- Anayasa’nın halkoyuna sunulması hakkındaki kanun kabul edildi.

1962- Üniversitelerden atılan 147 öğretim üyesinin görevlerine dönmelerini sağlayan kanun benimsendi.

1965- ABD’de Martin Luther King’in önderliğinde 25 bin kişi, Alabama’da hakları için yürüdü.

1966- Doktorların, rahatsızlığı nedeniyle görevine devam edemeyeceğine karar verdiği Cemal Gürsel’in yerine Cevdet Sunay Cumhurbaşkanı seçildi.

1969- Manisa ve çevresindeki 6,6 büyüklüğündeki depremde 53 kişi yaşamını yitirdi.

1970- Gediz’de 7,2 büyüklüğündeki depremde bin 86 kişi hayatını kaybetti.

1973- “Baba” (1972) filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında Oscar ödülüne layık görülen Marlon Brando, sinema sektörünün Kızılderililere karşı tutumunu protesto ederek ödülü reddetti.

1982- Türk Parasının Kıymetini Koruma Kararı yürürlüğe girdi.

1988- Türkiye’de kendisine yapay kalp takılan ilk kişi Halit Şahin hayatını kaybetti.

2004- Yerel seçimler yapıldı. Seçimlere ilk kez katılan AK Parti yüzde 41, CHP yüzde 18 oy aldı.

2010- Galatasaray Kulübü’nün eski başkanlarından Özhan Canaydın 67 yaşında vefat etti.

2015- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde çalışma ofisine dinleme cihazı konulmasıyla ilgili Romanya’da yakalanan ve iade edilmelerine karar verilen eski emniyet müdürü Sedat Zavar ve eski polis memuru İlker Usta İstanbul’a getirildi.

2017- New York Güney Bölge Savcılığı, Halkbank Genel Müdür Yardımcılarından Mehmet Hakan Atilla’nın iş adamı Rıza Sarraf davası kapsamında New York’ta tutuklandığını duyurdu.

2018- Google, Android işletim sisteminde Java programlama dilini kullandığı Oracle’a tazminat ödemeye mahkum edildi.

2022- ABD’de düzenlenen 94. Oscar Ödül töreninde “En İyi Film” ödülü “CODA”‘ya verildi. Bu filmindeki performansıyla “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülüne Troy Kotsur layık görülürken, Kotsur Oscar kazanan ilk işitme engelli olarak tarihe geçti.

2023- Ay yüzeyinden alınan toprak örneklerinde çok küçük cam küreler içine hapsolmuş çok miktarda su bulunduğu tespit edildi.

29 Mart

1903- Marconi’nin telsiz sistemi aracılığıyla Londra ve New York arasında düzenli haber akışı başladı.

1919- Batı Afrika ve Brezilya’da güneş tutulmasını izleyen Londra Kraliyet Bilim Derneğinden bilim adamları, Albert Einstein’ın “genel rölativite teorisi”ni doğruladı.

1956- İlk Türk sinemacılardan Fuat Uzkınay İstanbul’da vefat etti.

1957- Kıbrıs’ta gerginliğin tırmanması üzerine adada sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

1966- Leonid Brejnev, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Birinci Sekreterliğine getirildi. Brejnev, ABD’nin Vietnam politikasını kınadı.

1968- Türkiye’de ilk böbrek nakli, İstanbul’da Doktor Atıf Taykurt ve ekibi tarafından gerçekleştirildi.

1979- Uganda’da İdi Amin rejimi askeri darbeyle devrildi, İdi Amin kaçtı.

1982- “Carmina Burana”nın Alman bestecisi Carl Orff, 87 yaşında Münih’te yaşamını yitirdi.

1989- DYP Siirt Milletvekili Abdurrezak Ceylan, TBMM’de bir tartışma sırasında vurularak öldürüldü. ANAP Siirt Milletvekili İdris Arıkan olayın zanlısı olarak tutuklandı.

1989- Londra’da dünyanın ilk “tüp beşizler”i doğdu.

2004- Romanya, Bulgaristan, Slovenya, Slovakya, Litvanya, Estonya ve Letonya NATO’nun yeni üyeleri oldu, NATO’ya üye ülke sayısı 26’ya yükseldi.

2007- Van’da, Kültür ve Turizm Bakanlığınca restore edilen Akdamar Adası’ndaki tarihi Ermeni kilisesi, “Akdamar Anıt Müzesi” olarak açıldı.

2010- Moskova metrosunda iki kadın intihar eylemcisi tarafından düzenlenen iki saldırıda, 37 kişi hayatını kaybetti.

2016- Mısır Havayolları’na ait bir yolcu uçağı, kaçırıldıktan sonra Güney Kıbrıs Rum yönetimindeki Larnaka Havaalanı’na indi. 81 yolcu ve 7 kişilik mürettebatın bulunduğu uçağı kaçıran Mısır vatandaşı Seyfettin Mustafa yakalandı.

2017- Türk Silahlı Kuvvetlerinin, koalisyon güçleri ile koordineli 24 Ağustos 2016’da Suriye’nin kuzeyindeki terör hedeflerine yönelik başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı sona erdi.

2020- İçişleri Bakanlığı, Kovid-19 Salgını sebebiyle yayımladığı genelgeyle havayolu yolcuları için Seyahat İzin Belgesi şartı getirdi. Türk Hava Yolları başta olmak üzere, tüm hava yolu firmalarının seyahat izin belgesi olmayan vatandaşlara bilet satışı yapmaması ve uçak ile seyahat etmelerine izin vermemesi kararlaştırıldı.

2021- Katar’ın başkenti Doha’da 26-28 Mart’ta düzenlenen Grand Prix’de 8. olarak Türk eskrim tarihinin en iyi derecesini elde eden Milli eskrimci İrem Karamete, Tokyo Olimpiyat Oyunları’na direkt kota alan ilk eskrimci oldu.

2023- ABD Senatosu, ABD Başkanı’na 1991 ve 2002’de Irak’a yönelik askeri güç kullanma imkanı veren “Irak’ta Askeri Güç Kullanımı için Yetki (AUMF)” isimli yetkinin resmi olarak iptal eden yasa tasarısını kabul etti.

30 Mart

1432- Fatih Sultan Mehmet, Edirne’de dünyaya geldi.

1856- Osmanlı Devleti, Fransa, İngiltere ve Sardinya-Piemonte; Rus Çarlığı ile Kırım Savaşı sonunda Paris Anlaşması’nı imzaladı.

1924- Ankara Müftüsü Mehmet Rifat (Börekçi) Efendi, Diyanet İşleri Başkanlığına atandı.

1938- Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Atatürk’ün hastalığına ilişkin ilk resmi bildiriyi yayımladı.

1951- ABD’de, Ethel ve Julius Rosenberg çifti, Sovyetler Birliği hesabına çalıştıkları ve ABD’nin nükleer sırlarını bu ülkeye sattıkları iddiasıyla idama mahkum edildi.

1971- Ezanın Türkçe okunması için Senato’ya yasa önerisi verildi.

1972- Ordu’nun Ünye ilçesindeki NATO Hava Üssü’nde görevli üç İngiliz teknisyenini 27 Mart’ta kaçıran Mahir Çayan ile dokuz arkadaşı, Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde saklandıkları evde ölü ele geçirildi. Üç İngiliz de aynı evde ölü bulundu. Çayan ile hareket eden Ertuğrul Kürkçü, sağ olarak yakalandı.

1981- ABD Başkanı Ronald Reagan, Washington’da bir suikast girişiminde vurularak yaralandı.

1998 – AB, Rum kesimi ile üyelik görüşmelerine başladı. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “AB, 34 yıllık haksızlığa son damgayı vurdu.” dedi.

2012- Zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda yasalaştı.

2015- Myanmar’da 16 etnik isyancı örgüt, iki yıl süren görüşmelerin ardından ateşkes için taslak metin üzerinde anlaşmaya vardı.

2018 – Iğdır’da kaçak göçmenleri taşıyan bir minibüsün aydınlatma direğine çarparak alev alması sonucu 17 kişi hayatını kaybetti, 36 kişi yaralandı.

2020- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı “Millete Sesleniş” konuşmasında, “Milli Dayanışma Kampanyası” başlatıldığını açıkladı. Erdoğan, 7 aylık maaşını kampanya için bağışladı.

2022- Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda milli sporcu Feyzullah Aktürk, erkekler serbest stil 92 kiloda altın madalya kazandı.

2022- Macaristan’da düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda milli sporcu Taha Akgül, erkekler serbest stil 125 kiloda altın madalya kazandı. Taha, Gürcü Geno Petriashvili ile finalde karşılaştı. Petriashvili’yi 5-2 mağlup ederek kariyerindeki 9. Avrupa şampiyonluğunu elde etti.

2023 – Eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, 30 Aralık 2022’den bu yana bulunduğu ABD’den ülkesine döndü.

31 Mart

1848- Margaret ve Kate Fox adlı iki kız kardeş, ruhlar dünyasıyla ilişki kurduklarını iddia ederek “ilk profesyonel medyumlar” oldu.

1889- Fransız Devrimi’nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde düzenlenen Expo 1889 Paris fuarının giriş kapısı olarak Gustav Eiffel tarafından inşa edilen Eyfel Kulesi açıldı.

1901- Fransa’nın Avusturya Macaristan Başkonsolosu Emile Jelinek’in Daimler’e ısmarladığı dört silindirli araca kızı “Mercedes”in adını vermesiyle Mercedes markası doğdu.

1920- İstanbul’un işgali üzerine Anadolu’ya geçen aydınlar arasında bulunan Yunus Nadi (Abalıoğlu) ile Halide Edip (Adıvar), yolda buluştuklarında, Ankara’ya ulaşır ulaşmaz, “Anadolu Ajansı” adıyla bir haber ajansı kurulmasını, Mustafa Kemal Paşa’ya önermeyi kararlaştırdı.

1921- II. İnönü Savaşı’nda, Türk ordusunun karşı taarruzu başladı.

1923- Londra’da toplanan İtilaf Devletleri temsilcileri, Türkiye’nin 8 Mart’taki notasına cevap vererek, Lozan’da kesintiye uğrayan görüşmeleri sürdürmeye çağırdı. Türkiye çağrıyı 7 Nisan’da kabul etti.

1925- Şeyh Sait Ayaklanması’nın olduğu bölgede, Divanı Harb’in verdiği idam cezalarının onay gerektirmeden yerine getirilmesi hakkındaki kanun kabul edildi.

1928- Torbalı’da 7,0 büyüklüğündeki depremde 50 kişi hayatını kaybetti.

1930- Afet (İnan) Hanım, bir siyasi partiye üyeliği yapılan ilk kadın oldu.

1965- Amerika, Vietnam’a 3 bin 500 deniz piyadesi göndererek sıcak savaşın içine girdi.

1975- Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti (39. Hükümet), Süleyman Demirel başkanlığında kuruldu.

2015- Berkin Elvan’ın ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu Savcısı Mehmet Selim Kiraz, DHKP-C’li teröristler tarafından adliyedeki odasında rehin alındı. Teröristler Savcı Kiraz’ı şehit etti.

2015- ABD Başkanı Barack Obama, Mısır’a, Raiba’tul Adeviyye Meydanı’nda binden fazla göstericinin öldürülmesinin ardından F-16 uçakları, Harpoon füzeleri ve M1A1 tank teçhizatı gönderilmesini durduran başkanlık emrini kaldırarak, askeri yardımların önünü açtı.

2017- Sinema ve tiyatro sanatçısı Halit Akçatepe, 79 yaşında yaşamını yitirdi.

2017- Peru’da bilim insanları, Mars ikliminin oluşturulduğu patates laboratuvarından ilk ürünü aldı.

2021- ABD’de bir döneme damgasını vuran Watergate Skandalı’nın beyni olarak bilinen G. Gordon Liddy, 90 yaşında yaşamını yitirdi.

2021- İngiltere’de müzayede evi Sotheby’s’in yaptığı açık artırmada, 16. yüzyıla ait, Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın portresi, 350 bin sterline satıldı.

2022- Macaristan’da düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda kadınlar 50 kiloda Türkiye’yi temsil eden Evin Demirhan Yavuz ile kadınlar 76 kiloda mücadele eden Yasemin Adar Yiğit altın madalya kazandı.

2022- Rusya Dışişleri Bakanlığı, mütekabiliyet gereği Avrupa Birliği’nin üst düzey yöneticilerine yaptırım kararı aldıklarını duyurdu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/haftanin-tarihine-bakis-9/feed/ 0
NATO İnovasyon Hızlandırıcısı Ağına Türkiye’den 8 Yeni Üye Katıldı https://www.haber60.com.tr/nato-inovasyon-hizlandiricisi-agina-turkiyeden-8-yeni-uye-katildi/ https://www.haber60.com.tr/nato-inovasyon-hizlandiricisi-agina-turkiyeden-8-yeni-uye-katildi/#respond Sun, 24 Mar 2024 05:58:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22924 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, NATO’nun inovasyon hızlandırıcısı ağına Türkiye’den 8 yeni üye daha katıldığını X hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda duyurdu. Peki inovasyon hızlandırıcısı ağı nedir?

NATO inovasyon hızlandırıcısı ağına Türkiye’den 8 yeni üye daha katıldı!

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ulusal eşgüdümlü olarak yürütülen NATO Hızlandırma Programı DIANA’nın Test Merkezleri Ağına Türkiye’den 8 yeni merkezin daha katıldığını duyurdu. Bu sayede ülkenin ağda yer alan test merkezi sayısının 10’a ulaşmış olduğu söylendi.

Dokuz ileri teknoloji alanında sivil ve askeri amaçlı teknolojiler geliştiren, şirketlere 300.000 Avro’ya kadar hibe desteği sağlayan bu DIANA Programı’nın ayrıca danışmanlık, yatırımcı ağlarına ulaşım, hızlandırma ve test merkezlerine ücretsiz erişim, NATO ve müttefik ülkelerin pazarlarına erişim gibi hizmetler sunduğu da belirtildi.

STM, NATO için istihbarat yazılımı geliştirecek!

Programın 2023 yılında açılan pilot çağrılarında desteklenmeye hak kazanan 44 firma içerisinde 2 Türk firma da yer almıştı. DIANA Hızlandırma Programına seçilen şirketlerin teknolojilerini geliştirebilecekleri, test edebilecekleri ve doğrulayabilecekleri alt yapılara sahip 10’u Türkiye’de olmak üzere 182 Test Merkezine ücretsiz erişim imkanı sağlayabilecekleri vurgulandı.

Kuzey Atlantik Savunma İnovasyon Hızlandırıcısı Programının Türkiye’deki Test Merkezleri ise şöyle:

TÜBİTAK BİLGEM

TÜBİTAK SAGE

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM)

Biyolojik Kimyasal Test Merkezi

KBRN Savunma Teknolojileri Araştırma Grubu

ODTÜ Mikro Elektromekanik Sistemler Merkezi (MEMS)

ODTÜ Güneş Enerjisi Araştırma Merkezi (GÜNAM)

Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM)

Bilkent Üniversitesi Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (UNAM)

İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi (İBG)

TUSAŞ Türk Havacılık ve Uzay Sanayi Anonim Şirketi

BİAS Mühendislik

Türkiye’nin teknoloji altyapısı ve kabiliyetlerine yaptığımız yatırımların getirilerini uluslararası arenada da görüyoruz.

Ulusal eşgüdümü Bakanlığımızca yürütülen NATO Hızlandırma Programı DIANA’nın Test Merkezleri Ağına Türkiye’den 8 yeni merkez daha katıldı. Böylece… pic.twitter.com/ZgWHNZPRMc

— Mehmet Fatih KACIR (@mfatihkacir) March 19, 2024

Tüm bu açıklamalarda bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır şu ifadeleri de kullanarak projeyi destekledi.

“Türkiye’nin teknoloji altyapısı ve kabiliyetlerine yaptığımız yatırımların getirilerini uluslararası arenada da görüyoruz. Ulusal eşgüdümü Bakanlığımızca yürütülen NATO Hızlandırma Programı DIANA’nın Test Merkezleri Ağına Türkiye’den 8 yeni merkez daha katıldı.

Böylece ülkemizin ağda yer alan test merkezi sayısı 10’a ulaştı. DIANA programı dokuz ileri teknoloji alanında çift kullanım (sivil ve askeri) amaçlı teknolojiler geliştiren şirketlere 300.000 Avro’ya kadar hibe desteği sağlıyor.

Ayrıca, danışmanlık, geniş bir yatırımcı ağına ulaşım, hızlandırma ve test merkezlerine ücretsiz erişim, ürün test imkanları, NATO ve müttefik ülkelerin pazarlarına erişim imkanı sunuyor. Programın 2023 yılında açılan pilot çağrılarında desteklenmeye hak kazanan 44 firma içerisinde 2 Türk firmamız da yer aldı. DIANA Hızlandırma Programına seçilen şirketler teknolojilerini geliştirebilecekleri, test edebilecekleri ve doğrulayabilecekleri alt yapılara sahip 10’u ülkemizde yer alan 182 Test Merkezine ücretsiz erişim imkanı elde ediyor.

Bu ağda Türkiye’den daha çok merkezinin yer alması sayesinde programın uygulamasında ülkemizin etkinliği artacak, desteklerden daha çok şirketimiz faydalanırken, programa seçilen şirketler ülkemizdeki test merkezlerini kullanabilecekler.”

Peki inovasyon hızlandırıcısı ağı nedir?

İnovasyon hızlandırıcısı ağı yani DIANA programı büyük veri, yapay zeka, otonomi, kuantum, biyoteknolojiler ve insan gelişimi, hipersonik, enerji ve itki, yeni malzemeler ve gelişmiş üretim ve uzay olmak üzere dokuz teknoloji alanında sivil ve askeri amaçlı teknolojiler geliştiren şirketlere hibe desteği sağlayan NATO’nun yürüttüğü bir programdır.

]]>
https://www.haber60.com.tr/nato-inovasyon-hizlandiricisi-agina-turkiyeden-8-yeni-uye-katildi/feed/ 0
Türkiye’nin En Genç Satranç Ustasından Başkan Aktaş’a Ziyaret https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-en-genc-satranc-ustasindan-baskan-aktasa-ziyaret/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-en-genc-satranc-ustasindan-baskan-aktasa-ziyaret/#respond Sun, 24 Mar 2024 02:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22914 Türkiye’nin en genç satranç ustasından Başkan Aktaş’a ziyaret

BURSA – Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Türkiye’nin satrançta en genç büyük ustası olma başarısı gösteren 15 yaşındaki Ediz Gürel’i makamında ağırladı. Bursa’nın evladı olan Ediz ile gurur duyduklarını söyleyen Başkan Aktaş, “Bursa sporda, sanatta ve kültürde başarılı isimler çıkartmıştır. Ediz de o isimlerden bir tanesidir” dedi.

Anaokuluna giderken öğretmeninin yönlendirmesiyle satranç oynamaya başlayan, 15 yaşına kadar dünya çapında sayısız başarılar elde eden ve Türkiye’nin satrançta en genç büyük ustası olma başarısı gösteren Ediz Gürel, annesi Özlem Gürel ile birlikte Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ı ziyaret etti. 2018-2022 arasında Bursa Büyükşehir Belediyespor formasıyla sayısız başarı elde eden Ediz Gürel, 2022-2023 sezonunda Türk Hava Yolları’na transfer oldu. Büyükşehir Belediyespor forması giyerken satrançtaki başarılarından dolayı Dünya Satranç Federasyonu tarafından verilen ‘aday usta’ ünvanını 2019’da, ‘FIDE ustası’ ünvanını 2021’de, ‘Uluslararası usta’ ünvanını 2022 yıllarında alan genç sporcu, 2023 yılında 2024 Prag Uluslararası Satranç festivali’nde Challangers Turnuvası’nda son normunu alarak ‘Büyük Usta’ olmaya hak kazandı ve bu başarısıyla 15 yaşında Türkiye’nin en genç büyük ustası oldu. Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Yunus Kaldırım’ın da yer aldığı buluşmada, Başkan Aktaş ve genç sporcu sohbet ederek geleceğe dair hedefleri konuşuldu.

“Ediz ile gurur duyuyoruz”

Ziyaret sonunda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa’nın özel çocuklarından biri olan Ediz Gürel’i ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Daha önceden Büyükşehir Belediyespor Kulübü’nün yetenekli bir satranç oyuncusu olan Ediz’i yakından tanıdığını ve başarılarıyla gurur duyduklarını belirten Başkan Aktaş, genç sporcunun Türkiye ve dünya çapında önemli başarılara imza attığını kaydetti. İlk kez 8 yaşında Milli Takım’a seçilme başarısı gösteren Ediz’in satranç kariyerindeki başarılarının günden güne artarak devam ettiğini ifade eden Başkan Aktaş, “Bursa olarak Ediz ile gurur duyuyoruz. Türkiye İş Bankası Satranç Süper Ligi kadromuzda yer alan Ediz, 2018 ve 2019 yıllarında Süper Lig maçlarında 9 ve 10 yaşlarında hamle yaparak A takımızda ligde maça çıkan en genç oyuncumuz oldu. Romanya’da düzenlenen 2019 Avrupa Okullar Satranç Şampiyonası’nda üçüncü olarak ülkemize bronz madalya kazandırdı. 2019 Türkiye Küçükler ve Yıldızlar Takım Satranç Şampiyonası’nda Bursa Büyükşehir Belediyespor Küçük Takımı ile Türkiye üçüncüsü olurken birinci masa sıralamasında altın madalya kazandı. 2020 Prag Uluslararası Satranç Festivaline davet edilen Ediz, ‘genç yetenekler’ kategorisinde ikinci olarak tüm dünyada dikkatleri üzerine çekti. Prag’daki simultane maçta Dünya Şampiyonası finalisti büyük usta Boris Gelfand’ı yenmeyi başararak büyük ses getirdi” diye konuştu.

Genç sporcunun, 2022 yılı Mart ayı Dünya Satranç Federasyonu rating sıralamasında yaş grubunda dünya birinciliğine yükseldiğini hatırlatan Başkan Aktaş, “2024 yılında FIDE 16 yaş listesinde hala birinci sıradaki yerini koruyor. 2022 FIDE rating listesinde 20 yaş altı ilk 100 sporcu listesine girdi. Şu anda 20 yaş altı sıralamasında 22’nci olarak 16’ncı kez listede yer alma başarısını gösterdi. 2022 yılında Türkiye Yıldızlar Takım şampiyonu olan Büyükşehir Belediyespor Yıldız takımında yer aldı. 2023 yılında Avrupa Bireysel Satranç Şampiyonası’nda 14’üncü olarak FIDE Dünya Kupası’nda oynamaya hak kazanan en genç Türk satranç sporcusu oldu. 2023 yılında 2024 Prag Uluslararası Satranç Festivali’nde Challangers Turnuvası’nda son normunu alarak ‘büyük usta’ olmaya hak kazandı, bu başarısıyla 15 yaşında Türkiye’nin en genç büyük ustası oldu. Ediz’i yürekten kutluyorum. Çocuğumuzla özel olarak ilgilenen annesini tebrik ediyorum. Bursa sanayisi, kültürü, turizmi, tarımıyla meşhur bir şehir ama sporda, sanatta ve kültürde de başarılı isimler çıkartmıştır. Bu isimler şehrin popülaritesini daha da arttırmaktadır. Ediz de o isimlerden bir tanesidir. Ediz’e uzun seneler başarılarla dolu bir süreç temenni ediyorum” dedi.

Türkiye’nin satrançta en genç büyük ustası olan Ediz Gürel, anaokulunda bir öğretmeninin satranç kursuna katılmasını tavsiye etmesiyle satranç sporuyla tanıştığını söyledi. Dünyanın birçok yerinde önemli isimlerle maç yapmanın güzel bir his olduğunu anlatan Gürel, “8 yaşında başarı elde etmeye başladım. Başarı elde etmeye başladıkça daha çok çalışmaya, hırslanmaya ve satranca önem vermeye başladım. Başarılarım arttıkça çalışma sürelerim de arttı. Tanıdığım insan sayısı da arttı. Bu çok güzel bir his. Türkiye takımıyla birlikte olimpiyatlarda başarı elde etmeyi çok istiyorum. Takımda yer alacağım için çok mutluyum. Bireysel olarak ilk hedefim, 2600 rating barajını geçmek, ardından da de 2700 rating barajını geçip ilk 50 sporcu arasına girmek. Bursa Büyükşehir Belediyesi satranca gerçekten önem veriyor. Bunu hissediyorum. Büyükşehir Belediyespor’da olduğum sürece bana her türlü desteği verdiler. O yüzden Belediyespor’un bende ayrı bir yeri var” diye konuştu.

Ziyaretin sonunda Başkan Aktaş tarafından genç sporcuya çeşitli hediyeler takdim edildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-en-genc-satranc-ustasindan-baskan-aktasa-ziyaret/feed/ 0
MHP’li Özdemir: 17-0 ile Kayseri’yi şahlandırın” https://www.haber60.com.tr/mhpli-ozdemir-17-0-ile-kayseriyi-sahlandirin/ https://www.haber60.com.tr/mhpli-ozdemir-17-0-ile-kayseriyi-sahlandirin/#respond Sun, 24 Mar 2024 02:42:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22903 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir; MHP Kayseri İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programında konuştu. Gündeminde Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonu, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği savaş politikaları ve 31 Mart Mahalli İdareler seçimleri bulunan Özdemir, “O yüzden diyoruz ki dindirmeyin bu alkışları, iradenizi. 31 Mart’ta 17-0’la Kayseri’yi şahlandırın, taçlandırın ve yeniden inşallah cumhur ittifakı burada zaferle sizin iradenizle hizmete devam etsin” dedi.

MHP Kayseri İl Başkanlığı tarafından Ramazan Ayı dolayısıyla iftar programı düzenlendi. Programa, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm, MHP Kayseri İl Başkanı Seyit Demirezen ve partililer katıldı. Burada gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir; Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonu, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği savaş politikaları ve 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerine değinerek, “Kayseri bizim sevdamızdır dedik, başka sevdayı yüreğimize koymadık. Yerel seçimlere giden bu süreçte cumhur ittifakının kıymetli adayları bu anlamda desteklerinizle muvaffak olacaktır. Başarımızı daha ileri bir seviyeye taşıyacağız. O yüzden diyoruz ki dindirmeyin bu alkışları, iradenizi. 31 Mart’ta 17-0’la Kayseri’yi şahlandırın, taçlandırın ve yeniden inşallah cumhur ittifakı burada zaferle sizin iradenizle hizmete devam etsin” şeklinde konuştu. Özdemir’in gündeme dair açıklamaları şöyle;

“Türkiye yeni bir seçimin arefesinde daha bulunmaktadır. Ama seçimlerle beraber bu zamanlara kolay gelinmediği gerçeği de yine hepimizin karşımızda bulunan yalın bir gerçektir. Bildiğiniz üzere Türkiye çok boyutlu tehdit ve tehlikelerle muhatap kalmış, bu tehlikeleri bertaraf etme konusunda yıllardan bu yana çok ciddi emek sarfına giren bir ülke olmuştur. Son Türk devleti olarak Osmanlı bakiyesi üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu süreç içerisinde bir dünya savaşının yıkımının ardından filizlenmiş bir başka ikinci bir dünya savaşının ardındansa küresel seviyede var olma ve tutunma mücadelesine girdirilmiş, demokrasisinin olgunlaştırma yoluna koyulmuş. Bütün bunlar olurken tam gücünü kazanıp bu olgunluk da yoluna devam edecekken zaman zaman ne yazık ki darbelerle muhatap kalınarak hem toplumsal hem de siyasal zeminde engellemelerle karşı karşıya gelmiştir. Bütün bunların hemen ardındansa terör belası ülkemizin başına musallat edilmiş ve uzun yıllardan bu yana da bir terör belasıyla mücadele etmektedir.”

“15 Temmuz Türk tarihinin en büyük ihanet girişimidir”

15 Temmuz darbe girişiminin Türk tarihinin en büyük ihanet girişimi olduğunu aktaran Özdemir; “Nihai olarak içimizde sızdırılan bizdenmiş gibi görünen ama başka ülkelerin halk ve menfaatine çalışan çevrelerin varlığıyla da Türkiye Cumhuriyeti Devleti belki de Türklük tarihinin binlerce yıldan beri süregelen zaman içerisinde görüp görebileceği en büyük ihanet gelişimiyle karşı karşıya kalmış ve bu girişimde kendisini 15 Temmuz’da göstermiştir. Işte bu gerçekliklerin hepsi dünyanın içerisinde bulunduğu gelişmelerle beraber de değerlendirildiğinde artık Türkiye’nin kaybedilecek vaktinin olmadığı bir an evvel toparlanıp titreyip kendine dönmesi gerektiği istikrarını muhafaza ederken gücünü de potansiyelini de arttırması zorunluluğunu karşımıza getirmiştir. Türkiye diz çökse başta dünyanın merkezi olarak bu coğrafyada birileri istediği gibi at koşturacakları gibi diğer yandan mazlum coğrafyaların üzerinde de tahakkümleri ve diğer karanlık girişimlerinin hız kazanacağı kesin. Işte bu şartlar altında Milliyetçi Hareket Partisi büyük bir sorumluluk üstlenerek Türkiye’de hem siyasetin hem de ülke yönetimimizin daha istikrarlı bir yapıya kavuşması için tarihi bir sorumluluk üstlendi. Sayın genel başkanımızın liderliğinde milliyetçi, ülkücü hareket Cumhur İttifakı’nın kurulması noktasında aziz milletimizin o en karanlık gecede ümide Türk milletinin en çok muhtaç olduğu gecede bu ümidin sesi olarak buna cevap vermiş ve Türkiye’de yeni bir sistem değişikliğiyle beraber artık gücümüzün muhafaza edilmesi daha ileriye taşıması noktasında da sorumluluk üstlenmiştir. İşte o günlerden bugünlere gelinen süreç içerisinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi de yine aziz milletimizin iradesiyle hayata geçmiş ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi de bu sistemin kurucu lideri olarak aziz milletimizden aldığı destekle beraber Türkiye’yi çok daha iyi bir noktalara taşımayı başarmıştır” ifadelerini kullandı.

Terörle mücadeleye de değinen Özdemir; “Şöyle bir yakın geçmişi tasavvur ettiğimizde 2018 yılından bu zamana kadar 6 yıllık süre geride kalmıştır. İşte bu 6 yıllık süre zarfında Türkiye içerideki karanlık ve hain odakları temizlemekle kalmamış, terör belasını kaynağında kurutma stratejisi hayata geçirmiş ve Allah’a hamdolsun bugünlerde de bu stratejisinin neticesini kesin olarak alma iradesini ortaya koymuş ve hazırlıklarına başlamıştır. Şimdi önümüzde ki süreçte artık başlangıç olarak ve öncelikli olarak PKK terör örgütünden kurtulmanın vakti ve zamanı gelmiştir. İnşallah yapılan planlamalar doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetleri bu yansıma ile Irak merkezli tüm terör odaklarını ve terör yuvalarını kaynağında kurutacak, Türklüğün çelikten iladesini buralara nihai olarak yazılacak ve Türk bayrağı buradaki terör odaklarının, terör yuvalarının tepesinde dalgalanacaktır. Bu beladan tamamıyla kurtulmamızın vakti gelmiştir. Bu vakit yaklaştıkça Türkiye’de ne yazık ki bir devrin de kabusu da başlamış görünmektedir. PKK terör örgütünün siyasi uzantılarıyla iş birliği yapan başta Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere bazı siyasi çevreler Cumhur İttifakı’nın karşısına geride bıraktığımız 6 yıldan bu yana hangi engelleri çıkarmaya çalışmışlarsa şimdi de buna yenilerini eklemek suretiyle neticeye ulaşmayı murat etmektedir” şeklinde konuştu. MHP’li Özdemir konuşmasını şöyle sürdürdü;

“Sadece bununla alakalı Türkiye mesafe kat etmedi. Baktığınız vakit 30 yıldan uyanan, işgal altında bulunan yanı başımızdaki ki Türkiye’nin milli güvenliğini de etkileyen Azerbaycan’ın Karabağ topraklarının kurtarılması hususunda da yine Türkiye’nin liderliğiyle dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın aldığı netice bugün Kafkasya bölgesinde barışı ve istikrarı hakim kılmışken aynı zamanda Türkiye’nin milli ve büyük ülkülerinden olan Türk dünyasıyla kucaklaşması stratejisine de hayat vermiştir. “Durum böyle olunca Türk Devletleri Teşkilatı da yine bu dönemde kurulmuş ve 2040 vizyonuyla beraber artık bütün Türk dünyasının bir arada olacağı, sadece siyasi olarak değil, aynı zamanda askeri olarak da, iktisadi olarak da, kültürel olarak da, diğer alanların tamamında da dünyada ses getirecek bir birliktelik yine Milliyetçi Hareket Partisi’nin üstlenmiş olduğu bu sorumlulukta Cumhur İttifakı’yla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle beraber dünya sahnesinde Türklüğe kazandırılan önemli gelişmeler olmuştur. Elbette sadece bununla da sınırlı kalmadık. Biz siyasi yönden, iktisadi yönden, diplomatik yönden bu adımları atarken bütün dünya, pek çok çevre hatta içimizdeki bunların iş birlikçileri dahil siz yapamazsınız. Buna gücünüz yetmez. yaygarasına da kurulmuşlardı. Ama bugün gelen aşamada Türkiye’nin başarılarına bakıyorsunuz. İlmi olarak da bilimde de, fen de de, teknolojide de eriştiğimiz seviye itibariyle Türkiye dünyada ilk üç hadi bilemediniz en fazla ilk dört ülke arasında girebilen kazanımlarla başarılarla adından söz ettiren bir ülke olmaya başladı. Bilhassa milli harp sanayimize, savunma sanayimizde gerçekleştirdiğimiz bu başarılar ülkemizin diplomasi sırasının elini güçlendirdiği gibi giderek daha fazla söz sahibi olma konusunda da sadece bulunduğumuz bu coğrafyada değil, yalnızca Orta Doğu’da, yalnızca Balkanlar’da, yalnızca Kafkasya’da değil, aynı zamanda Avrupa’da, Afrika’da, uzak Doğu Asya’da hatta ve hatta Amerika kıtasında dahi Türkiye’nin politikalarının ne olacağı hususuyla alakalı meraklı bekleyişlerin ve analizlerin yapıldığı dikkatle Ankara’nın duruşu ne olacak denildiği bir sürecin başlamasına da sebebiyet vermiştir. Şimdi farklı söylemler ile Türkiye’yi başka istikametlere çekmeye çalışanların da olduğunu biliyoruz. Ama avuçlarını yalayacaklarını da şimdiden görmekten iftihar ediyoruz. Türkiye’nin bu şartlar altında çok daha güçlü dostlarının sayısını artırarak, istikrarını muhafaza ederek, bu anlayış ile barış için sergilediği anlayışı küresel seviyeye yayması ve bunu yaygınlaştırması büyük önem taşıyor. Bugün yanı başımızda Gazze’de aralarında yaşlıların, kadınların ve çocukların da bulunduğu 35 bin sivil insan katledildi. Bir an evvel İsrail’in gerçekleştirdiği bu zulmün durması noktasında Türkiye kadar sorumluluk taşıyan, elini taşın altına koyan ve aynı zamanda netice almayı murat eden ülkelerin sayısının artması lazım. İslam dünyasının bunun için Türkiye ile beraber çalışması, hiç şüphe yok ki zalimin zulmünü yerinde bitirmesine sebep oalcaktır. Ama buna rağmen o zulme devam etmek isteyenler olursa da işte onlara açık ve net şekilde söylüyoruz ki herkes sussa da Türkiye susmayacak. Her ne olursa olsun mazlumun sesi olmaya devam edip, zalimin karşısında olmayı da sürdürecektir. İşte bu kazanımlar ülkemizin her yönden genel başkanımızın yıllar evvel ta 1992 yılında Mersin’de ifade buyurduğu Türkiye’nin lider ülke olması hedefinin gerçekleştirildiğini işaret ederken ‘Yeni Kızıl Elma’ olarak karşımıza artık 2053 hedefi vardır ve inşallah bu hedefi de gerçekleştirecek kadrolar, buradadır, hep birliktedir, beraberdir. Şimdi vakit ülkemizi süper güç olmaya ulaştırma ve eriştirme vaktidir. İnşallah bu anlamda da muvaffak olacağız. Şöyle bir dünyanın genel haline baktığınızda her yönden kargaşanın, kaosun ve buhranın hakim olduğunu hepimiz gözlemliyoruz. Bakınız daha dün Rusya’da tasvip etmediğimiz ve kınadığımız sivilleri yönelik gerçekleştiren bir terör saldırısı meydana geldi. ve bu terör saldırısından sonra da bazı Avrupa ülkelerinin yine komşumuz olan kardeş ülke olan Ukrayna’ya farklı yönde destek vermeleri belli ki bu savaşın daha da fazla kızışmasına sebebiyet verecektir. İşte bu şartlar altında bu iki ülke arasında sulhun temsilcisi noktasında Türkiye’den daha başarılı ve netice alıcı girişimlerde bulunabilen hiçbir ülke bu zamana kadar çıkmadı. Hatta ve hatta bu savaşın etkilerinden olan küresel tahıl ve gıda krizinin ve enerji krizinin yaşanmasına sebebiyet veren neticelerin ortadan kaldırılmasıyla alakalı bile Türkiye liderlik örneğini liderlik görüşünü ortaya koydu. İstanbul’da imzalanan anlaşmayla beraber iki ülkenin anlaşması, iki ülke arasındaki barışın sağlanması, ateşkese ulaşılması öncelikle çok ciddi sonuçlar doğmuştur.” – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/mhpli-ozdemir-17-0-ile-kayseriyi-sahlandirin/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her Anında Hep Yanında İstanbul İftar Buluşması”nda konuştu: (2) https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-her-aninda-hep-yaninda-istanbul-iftar-bulusmasinda-konustu-2/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-her-aninda-hep-yaninda-istanbul-iftar-bulusmasinda-konustu-2/#respond Sun, 24 Mar 2024 02:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22870 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sadece deprem sebebiyle 104 milyar dolarlık ilave yükle karşılaşmış olsalar da yüzde 4,5 gibi çok iyi bir oranla ekonominin büyümesini sürdürdüğünü belirterek, “Milli gelirimiz ilk kez 1,1 trilyon doların üzerine çıktı. Aynı şekilde, kişi başına milli gelirimiz ilk kez 13 bin doları aştı.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Her Anında Hep Yanında İstanbul İftar Buluşması”nda yaptığı konuşmada, ramazanda insani yardımları daha da arttırmış bulunduklarını, Türk Kızılay’ın, belediyelerin, vakıfların ve derneklerin Gazze ve Filistin halkı için seferber olduklarını ifade etti.

Dualarında Filistinlileri asla unutmadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş dünyasının da bu mübarek günlerde üzerine düşeni yerine getirdiğine inandığını dile getirerek, Allah’tan yardımları kabul eylemesini diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bulunduğu bölgede patlak veren her krizin, ekonomi başta olmak üzere her alanda güçlü olmaları gerektiğine işaret ettiğini vurgulayarak, “Bu topraklardaki 1000 yıllık mevcudiyetimiz boyunca ne zaman güçlü olduysak, kendi insanımızın yanı sıra mazlum ve mağdurlara da cesaret aşıladık, güven verdik, huzurun ve barışın teminatı olduk. Ne zaman ülke ve millet olarak zayıf düşüp kan kaybettiysek, işte o zaman kendi vatanımızda bile beka tehdidiyle karşı karşıya kaldık.” diye konuştu.

Yakın tarihlerinde özellikle yaşanan ekonomik, siyasi ve sosyal krizleri çok iyi hatırladıklarını anlatan Erdoğan, darbeden sosyal kaosa, terörden siyasi istikrarsızlıklara kadar başlarına gelen her hadisenin Türkiye’ye ağır faturaları olduğunu, aynı dönemde ve benzer şartlarda yarışa başladıkları ülkeler kısa sürede ciddi mesafeler alırken, geriye düştüklerini, enerji ve vakit kaybı yaşadıklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin uzun yıllar boyunca bu kriz sarmalından çıkamadığına işaret ederek, “Hükümetlerin ortalama ömrünün 1,5 yılı bile bulmadığı bir tablodan zaten başka bir sonuç beklenemezdi. Türkiye’yi içine düştüğü istikrarsızlık ve kriz girdabından biz kurtardık. Siyasi istikrar ve güven ortamının tahkimiyle birlikte ülkemiz kalkınma yolculuğunda önemli bir avantaj elde etti. Son 21 yıldır bu avantajın yansımalarını ekonomi ve sağlık başta olmak üzere her alanda görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Ekonomiyi konuşanlar ‘Kişi başına milli gelir 13 bin doları yakaladı’ diye hiçbir zaman söylemiyorlar”

Zaman zaman kasislerle karşılaşsalar da hedeflerine doğru sabırla ama emin adımlarla ilerlediklerine vurgu yapan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çevremizde yaşanan onca sıkıntıya, gerilime, çatışmaya, hatta 2 yıldan fazladır süren savaşa rağmen hamdolsun rotamızdan sapmadık. Bizim için oldukça zorlu geçen 2023 yılına dair açıklanan her veri, doğru yolda olduğumuzu ispat ediyor. Sadece deprem sebebiyle 104 milyar dolarlık ilave yükle karşılaşmış olsak da yüzde 4,5 gibi çok iyi bir oranla ekonomimiz büyümesini sürdürdü. Milli gelirimiz ilk kez 1,1 trilyon doların üzerine çıktı. Aynı şekilde, kişi başına milli gelirimiz ilk kez 13 bin doları aştı. Bunu ekonomiyi konuşanlar, anlatanlar, ‘Kişi başına milli gelir 13 bin doları yakaladı.’ diye hiçbir zaman söylemiyorlar. İşsizlik oranı yüzde 9,4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini gördü.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatta yakaladıkları ivmenin artarak devam ettiğine dikkati çekerek, şu bilgileri paylaştı:

“Şubat ayında 21,1 milyar dolarla en yüksek ihracat rakamına ulaştık. Turizmde geçen seneyi 57 milyon turist ve 54,5 milyar dolar gelirle kapadık. Türkiye’nin sağlık turizminden aldığı pay da günden güne artıyor. Geçen sene bu kapsamda hastanelerimize 1,2 milyon başvuru yapıldı. Bunları niye konuşmuyoruz? Yapımı süren şehir hastanelerimizin de devreye girmesiyle bu sayının daha da yükseleceği kanaatindeyiz. Bu sene mal ve hizmet ihracatında hedefimiz 375 milyar dolar, turizmde hedefimiz ise 60 milyar dolardır. İş dünyamızın çabalarıyla daha öncekiler gibi bu hedeflerimize de ulaşacağımızdan şüphe duymuyorum.”

“Türkiye ve Türk ekonomisi için en doğrusunu yapmanın çabasındayız”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tüm dünya gibi kendilerinin de en büyük sıkıntı kaynaklarının enflasyon olduğunu, enflasyona ilave olarak bir de tamahkarlıkla mücadele ettiklerini söyledi.

Hiçbir ekonomik temeli olmayan saiklerle milletin aşına, ekmeğine kan doğramaya çalışan fırsatçılara göz açtırmamakta kararlı olduklarının altını çizen Erdoğan, ilgili bakanlıklar vasıtasıyla bu tür gayriahlaki yollara tevessül edenleri takip ettiklerini aktardı.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Hem aldığımız tedbirlerin hem de uyguladığımız ekonomi programının etkisiyle yılın ikinci yarısında enflasyonda hızlı bir düşüşe şahit olacağız. Enflasyonun düşüşe geçmesiyle birlikte inşallah sağlık çalışanlarımızdan emeklilerimize, işçilerimizden çiftçilerimize kadar toplumumuzun tüm kesimlerinin refahı da artacaktır. Son günlerde tekrar arzıendam eden felaket tellallarının hevesleri yine kursaklarında kalacaktır. Hatırlarsanız 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de milleti panikletmek için her yolu denediler ama muvaffak olamadılar.

Biz ekonomi programımıza ve ekibimize güveniyoruz. Bu konudaki sağlam duruşumuzu açıkça ortaya koyduk. Hiçbir karşılığı olmayan afaki vaatlerin havada uçuştuğu bir dönemde seçim ekonomisi uygulamadık. Popülizme asla tevessül etmedik. Eleştirileri göğüsleme pahasına ülkemize ve milletimize ileride çok ağır bedeller ödetecek yollara girmiyoruz. Şunu çok iyi bilmenizi isterim, biz sadece günü kurtarmanın değil, Türkiye ve Türk ekonomisi için en doğrusunu, en hayırlısını yapmanın çabasındayız. Karşımızdakilerin böyle bir dertlerinin olmadığını en iyi sizler biliyorsunuz. İnşallah bundan sonra da yolumuza bu şekilde devam edeceğiz.

“Bir 5 yıl daha bekleyemeyiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, programa Ankara’dan geldiğini belirterek, “Ankara’da, hamdolsun bugün, Murat kardeşimin görevi zamanında yaptığı millet bahçesinde mitingimizi yaptık. Katılım 200 bin civarındaydı. Yarın da inşallah inanıyorum ki, 1,5 milyonu yakalayacak bir mitingi İstanbul’umuzda yapacağız. Zira İstanbul aç. İstanbul, şu anda hizmete aç. Bunu yakalamak için evet, 5 yılı kaybettik ama biz bir 5 yıl daha bekleyemeyiz.” dedi.

İstanbul’da belediye başkanlığına geldiği dönemi hatırlatan Erdoğan, “Bu kardeşiniz İstanbul’da görevi kimden almıştı? CHP’den almıştı. O zaman İstanbul, çöp, çukur, çamurdu. İşte, şu anda çatısı altında bulunduğumuz Haliç Kongre Merkezi, hemen sırtımı dönük olduğum yer, malum mezbahanelerin olduğu yerdi. Buralarda işkembeciler vardı. İstanbul’u iyi bilenler buralarda nelerin olduğunu da gayet iyi bilirdi.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç’in o dönemde kokudan geçilmediğini anımsatarak şöyle devam etti:

“Ben Kasımpaşa’da doğmuş, Kasımpaşa’da büyümüş bir İstanbul çocuğu olarak aslen ne kadar Rizeli olsam da buraların durumunu çok çok iyi bilirdim. ve Haliç doluydu, pislikten geçilmiyordu. Ama biz Haliç’i bu şekilde aldık, önce temizledik. Buradan çıkardığımız bütün pislikleri 9,5 kilometre ötede Alibeyköy’deki bir taş ocağına, pompaj kabiliyetiyle aktardık. Ama bunu bugünün gençleri bilmez. Sizler büyük ihtimalle bilirsiniz. ve o yaklaşık 600 bin metrekarelik bir taş ocağını biz güllük gülistanlık hale getirdik. Şimdi orada çocuklar için oyun parklarının olduğu bir yer var. Oradan çıkan, bütün o temizlenmiş olan suyu tekrar pompajla Haliç’e aktardık.”

“Bizde ise yatırım, istihdam, üretim, cari fazla yolu ile ülkeyi kalkındırmak var”

Şu anda Haliç kokmuyorsa, bunun sayelerinde olduğuna işaret eden Erdoğan, “Ama hemen şurada, birkaç kilometre ötede şu andaki mevcut başkan temelsiz temel atma törenine gitti. Çünkü bunlar bu işlerden anlamaz. Değerli kardeşlerim, bunlara bir sorun, soruşturun. ‘Yahu geldin gidiyorsun acaba kaç tane metro yaptın? Kaç tane İstanbul’a hizmetkar olacak adım attın?’ Hiçbir şey yok. Sancaktepe’de metronun açılmış olan kuyusunu doldurdun. Yapmazlar, yapamazlar. Bunların geçmişinden bugüne attıkları bu tür adımlar yok. Hiçbir zaman da olmayacak. Çünkü bunlarda böyle bir aşk yok, heyecan yok, coşku yok. Bizde ise yatırım, istihdam, üretim, cari fazla yolu ile ülkeyi kalkındırmak var.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’a aşık olduklarını vurgulayarak, “İşte şimdi de Cumhurbaşkanınız olarak şahsım, kabinem ve yerel yönetimlerden gelecek olan arkadaşlarımla başta İstanbul olmak üzere Ankara, Allah’ın izniyle İzmir’i de, biz İzmirli kardeşlerimden istedik. Buraları da bu heyete katmak suretiyle Türkiye’ye yeni bir heyecan getirmek istiyoruz. ve bunu başaracağız. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum.” dedi.

Ülkenin gelişmesine, kalkınmasına, büyümesine, istihdamına yaptıkları katkılar için tüm iş insanlarına şükranlarını sunan Erdoğan, insanlara kaliteli sağlık hizmeti sunmak için fedakarca çalışan tüm sağlık personeline teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Yüzyılı’nın inşasına çok güçlü destek beklediğini belirterek, “Bunun yolu da İstanbul’un 5 yıllık fetret devrine son vermekten geçiyor. İstanbul’u Murad’ına kavuşturarak, Türk ekonomisinin lokomotifi olan bu şehri belediyecilik hizmetlerinde de tekrar zirveye taşıyacağız.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eserlerinin yer aldığı film izletildi

Programda, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum ve çok sayıda iş insanı ile Dünyagöz Hastanesi doktorları ve personeli hazır bulundu.

İftar programında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kazandırdığı eserleri, uluslararası organizasyonlarda yaptığı konuşmaları ve hayatının farklı bölümlerini anlatan görüntüler izletildi.

Kur’an-ı Kerim tilavetinin sunulduğu programda dua edildi.

Programın sonunda Dünyagöz Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Eray Kapıcıoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye takdim etti.

(Bitti)

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-her-aninda-hep-yaninda-istanbul-iftar-bulusmasinda-konustu-2/feed/ 0
Ticaret Bakanı Ömer Bolat: ‘Son 14 çeyrektir kesintisiz büyüyoruz’ https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-omer-bolat-son-14-ceyrektir-kesintisiz-buyuyoruz/ https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-omer-bolat-son-14-ceyrektir-kesintisiz-buyuyoruz/#respond Sun, 24 Mar 2024 01:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22846 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Edirne’nin Keşan ilçesinde “Esnaf Odaları ve İş Dünyası ile Buluşma Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, “Son 14 çeyrektir kesintisiz büyüyoruz. Esnafları dolaştık işte sanayi ve ticaret odasında sizlerle sohbet ettik. Eleman bulamamaktan yoğun bir şikayet var. Eğer bir ülkede büyüme varsa istihdam artıyor ve eleman bulamama problemi varsa o ülkenin ekonomisi iyidir” dedi.

Keşan’da SKM ve esnaf ziyaretlerinin ardından Keşan TSO Konferans Salonu’nda başlayan toplantıda konuşan Bakan Bolat, Türkiye’nin Avrupa’ya ve dünyaya açıldığı 5 önemli kapının 4’ünün Edirne’de olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:

“O yüzden Edirne tarihimizde başkentlik yapmış çok önemli tarihi şehrimiz olduğu kadar tarımda turizmde hizmetlerde ve eğitimde üniversitesi ile beraber çok önemli bir yer tutuyor. Hükümetimiz 21 yıl boyunca Edirne’ye kamu yatırımları olarak 111 milyar Türk Lirası yatırım yaptı. Bunun yanında 29 milyar lira çiftçilerimize tarımsal sübvansiyonlar verildi. DSİ’nin Edirne’de yaptığı projelerde ki 8 tane baraj, 55 tane sulama tesisi tamamlandı. Bunlara da 25 milyar Türk Lirası kaynak harcandı. Yani Türkiye Trakya ile Anadolu ile bir bütündür. 21 yıl önce esnaf başına 5 bin TL kredi alabiliyorlardı. O 5 bin liranın karşılığı 3 bin 300 Amerikan Doları idi. bu kredinin faiz maliyetinde devletin katkısı yüzde 20’ydi. Bunların hepsini değiştirdi hükümetimiz ve tam 4 milyon 300 bin kez esnaflarımıza krediler kullandırılmış. Bunun değeri 468 milyar Türk Lirası. Bunun karşılığı da 15 milyar dolar. Yani esnaf başını 25 bin dolar destek veriliyor. Bir müjdeyi de burada paylaşmak istiyorum; esnaflarımız bu kredileri alırken bankaların istediği bir ekspertiz ücreti vardı. 16 bin TL civarında bir rakam. 1 Nisan itibarıyla 1 yılı doldurmuş kooperatiflerimiz ve esnaflarımız ekspertiz ücretini ödemeyecek.”

“Birileri kriz edebiyatı yapıyor felaket tellallığı yapıyor, birileri de fabrika üstüne fabrika yapıyor”

Türkiye’de 21 yıldan bu yana ortalama ekonomik büyüme oranının yıllık yüzde 5,4 olduğunu belirten Bakan Bolat, “Hamdolsun Cumhurbaşkanımız her daim hükümetleri ile çalışanlarımıza, emeklilerimize enflasyonun üzerinde refah payı ücret artışlarını her daim verdiler. Allah razı olsun kendilerinden. Son 14 çeyrektir kesintisiz büyüyoruz. Esnafları dolaştık işte sanayi ve ticaret odasında sizlerle sohbet ettik. Eleman bulamamaktan yoğun bir şikayet var. Eğer bir ülkede büyüme varsa istihdam artıyor ve eleman bulamama problemi varsa o ülkenin ekonomisi iyidir. İhracatımız rekor kırdı. Cari açığımızı son 8 ayda 22,5 milyar dolar geriye çektik. Türkiye’nin Avrupa’ya yaptığı ihracatın Türkiye’nin toplam ihracatındaki payı yüzde 40. Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 45’e Trakya’dan, Trakya’daki gümrük kapılarımızdan geçiyor. Kendi eğitim uçağımızı, savaş uçağımızı ve beşinci nesil savaş uçağını yapan 4 ülkeden biri olduk. Bunlar çalışan üreten Türkiye’nin ayak sesleri. Birileri kriz edebiyatı yapıyor felaket tellallığı yapıyor, birileri de fabrika üstüne fabrika yapıyor. Cumhurbaşkanımızın bizlere, ülkemize çizdiği vizyon olan Türkiye yüzyılı vizyonu önümüzü aydınlatacak” dedi. – EDİRNE

]]>
https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-omer-bolat-son-14-ceyrektir-kesintisiz-buyuyoruz/feed/ 0
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan: Türkiye’yi küresel anlamda hak ettiği konuma taşıyacağız https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-turkiyeyi-kuresel-anlamda-hak-ettigi-konuma-tasiyacagiz/ https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-turkiyeyi-kuresel-anlamda-hak-ettigi-konuma-tasiyacagiz/#respond Sat, 23 Mar 2024 23:30:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22740 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Birlik ve beraberlik ruhuyla, başta çalışma hayatı olmak üzere Türkiye’yi küresel anlamda hak ettiği konuma taşıyacak, her alanda geliştirmeye devam edeceğiz.” dedi.

Işıkhan, Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Uygulama ve Araştırmaları Merkezi’nde bazı sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) temsilcileriyle bir araya geldiği ” Türkiye Yüzyılı’nda Çalışma Hayatı Buluşmaları” konulu toplantıda, vatanın her karış toprağını adım adım gezmeye, 81 ilin, 922 ilçenin tamamını Türkiye Yüzyılı’na hazırlamaya devam edeceklerini söyledi.

Eskişehir’in tarımı, sanayisi, endüstrisi, ticaretiyle Türkiye ve dünya için büyük önem taşıyan kentlerden olduğunu vurgulayan Işıkhan, şöyle konuştu:

“Binlerce yıldır medeniyetlere ev sahipliği yapmış, üretimin alın terinin yurdu olmuş bir yer burası. Maşallah Eskişehir’de büyük bir potansiyel var, Eskişehirlilerde muazzam bir dinamizm var. Bu noktada sizlerin fikirleri ve önerileri bizler için, şehri yönetenler için yol gösterici olmalıdır. Bizler, devlet millet el ele yürümenin, ülkemizi ve milletimizi birlikte büyütmenin en güzel örneklerinden birini Eskişehir’de ortaya koyalım istiyoruz. Çalışma hayatından sosyal güvenliğe kadar inisiyatif aldığımız her konuda her daim sizlerle istişareyi, iletişimi, diyaloğu ön planda tutmaya devam edeceğiz. Birlik ve beraberlik ruhuyla, başta çalışma hayatı olmak üzere Türkiye’yi küresel anlamda hak ettiği konuma taşıyacak, her alanda geliştirmeye devam edeceğiz.”

Bakan Işıkhan, 2023 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 4,5 büyüme kaydettiğini, dolar bazında milli gelirin ülke tarihinde ilk kez 1 trilyon doları aştığını vurguladı.

Türkiye’de kişi başına milli gelirin de 13 bin 110 dolarla tarihin en yüksek düzeyini gördüğünü anlatan Işıkhan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bu yüzyılı emeğin, üretimin, çalışmanın yüzyılı yapacağız inşallah. Tabii ülkemizin gücü büyük ölçüde yerel yönetimlerimizin gücünden geliyor. ‘Kalkınma yerelden başlar’ hakikatine istinaden yerelde ne kadar güçlü olursak genel icraatlarımızın da o derece güçlü olacağına inanıyoruz. Çünkü şunu hepimiz çok iyi biliyoruz ki gelişim, ilerleme ve kalkınma yerelden başlar. Bildiğiniz gibi ülkemizin lideri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetim vizyonu da belediyecilikten geliyor. ‘Dünya beşten büyüktür’ diyerek sadece Türkiye’nin geleceğini değil aynı zamanda dünyanın geleceğini de inşa etme gayretinde olan liderimizin 40 yıllık başarı hikayesinin belediyecilikle, yerel yönetimler vizyonuyla başladığını unutmamalıyız. Cumhurbaşkanı’mız liderliğinde AK Parti, ülkemizde belediyecilik anlayışını değiştirmiş, milletimizi gerçek belediyecilikle tanıştırmıştır. Aziz milletimiz ‘Yaparsa AK Parti yapar, Erdoğan yapar’ diyerek bu hakikati, bu güveni ortaya koymaktadır.”

“Eskişehir, şehircilik ve belediyecilik kulvarında çok geride kalmış durumda”

Işıkhan, 31 Mart’ta Eskişehir’in de gerçek belediyecilikle yola devam edeceğini, AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu’nun Eskişehir’le özdeşleşmiş, bu şehre emeğini ortaya koyan çok kıymetli bir yol arkadaşı olduğunu dile getirdi.

Eskişehir’in 5 yılı daha kaybedecek lüksünün olmadığını ifade eden Işıkhan, şunları kaydetti:

“Dün Konya’yı ziyaret etmiştim. Her gün farklı şehirlere gidiyoruz. Üzülerek ifade etmeliyim ki Eskişehir, şehircilik ve belediyecilik kulvarında çok geride kalmış durumda. Nebi Başkanımızın projeleri Eskişehir için ve Eskişehirliler için çok önemli projeler. Çocuklara, gençlere, kadın ve yaşlılara ve engelli vatandaşlarımıza yönelik hazırlanan sosyal politika odaklı ve istihdamı geliştirmeyi amaçlayan bu projeleri çok değerli buluyorum. Ayrıca Eskişehir’in sanayisinin ve ekonomisinin dünya ile mücadele edebilecek düzeye gelmesi için yaptığı çalışmaları yakından izliyorum. Artık ezberleri bozup bu durumu sorgulamamız gerekiyor. Büyük bir potansiyeli boşa harcamayalım. Bu şehre çalışan, üreten, geliştiren yönetimler yakışır. Sizlerin de bu noktada gerekeni yapacağınızdan şüphemiz yok. İnşallah 1 Nisan sabahından itibaren Eskişehir’imiz, Cumhur İttifakı çatısı altında daha büyük projelerle yeni bir icraat dönemine doğru ilerlemeye devam edecek, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın işaret ettiği Türkiye Yüzyılı’na da öncülük edecektir, bundan eminiz.”

Nebi Hatipoğlu’nun da katılımcılara hitap ettiği toplantıya, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuat Erdal, AK Parti MKYK Üyesi Ali Demirel, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, AK Parti Tepebaşı Belediye Başkan adayı Hamid Yüzügüllü ve AK Parti Odunpazarı Belediye Başkan adayı Özkan Alp ile diğer ilgililer katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-vedat-isikhan-turkiyeyi-kuresel-anlamda-hak-ettigi-konuma-tasiyacagiz/feed/ 0
Şair Arif Ay: Şiir, yaşama tarzımdır her şeyden önce https://www.haber60.com.tr/sair-arif-ay-siir-yasama-tarzimdir-her-seyden-once/ https://www.haber60.com.tr/sair-arif-ay-siir-yasama-tarzimdir-her-seyden-once/#respond Sat, 23 Mar 2024 21:25:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22657 Şair ve yazar Arif Ay, şiirle olan bağına ilişkin, “Şiir yaşama tarzımdır her şeyden önce. Kötülüklerle, zulümlerle, haksızlıklarla savaşmamın bir aracı.” dedi.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından şiir okumayı, yazmayı ve yayınlamayı teşvik etmek amacıyla ilan edilen 21 Mart Dünya Şiir Günü, 25 yıldır kutlanıyor. Dilsel çeşitliliğe de fırsat sunması hedeflenen gün kapsamında birçok ülkede çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

“Hıra”, “Dosyalar”, “Şiirin Kandilleri”, “Yirmi Yaş Şiirleri” ve “Dağlara Götür Beni” adlı şiir kitaplarına imza atan Ay, şiir yolculuğunu, geçmişten bugüne Türkiye’de şiirin durumunu ve şiire olan ilgiyi AA muhabirine anlattı.

Arif Ay, şiirin hayatının odağında yer aldığına dikkati çekerek, günlük uğraşlarının arasında ilk sırada her zaman şiirin yer aldığını vurguladı.

“Şiir, yaşama tarzımdır her şeyden önce”

Şiirin diğer edebi türler içindeki yerine de değinen Ay, “Şiir, edebi türlerin en eskisi. İnsanoğlunun yaratılışıyla başlar şiirin tarihi. Başta her anlatı manzumdu. Daha sonra şiirin dışındaki türler nesirle ifade edilmeye başlandı. Şiir, bir söz sanatı olarak dilin en derinlikli, en incelikli kullanıldığı bir edebi türdür. Etki gücünün büyük olması, bellekte kalıcı olması, onu diğer türlerden farklı kılar.” şeklinde konuştu.

Şair Ay, şiirle neden iç içe olduğuna dair, “Şiir, yaşama tarzımdır her şeyden önce. Kötülüklerle, zulümlerle, haksızlıklarla savaşmamın bir aracı. Ayrıca şiir, yaratılışın güzelliklerini, hikmetlerini paylaştığım bir edebi türdür. Çağa tanıklığımın bir belgesi. Yaşama aşkının somut ve soyut ifade biçimidir benim için şiir.” ifadelerini kullandı.

“Bugünkü şiir insana ulaşamıyor”

Türk şiirinin geçmişiyle bugününü değerlendiren Ay, “Türk şiiri, geçmişte kendi kaynaklarımızdan, kendi medeniyet değerlerimizden beslendiği için daha bize ait bir sesi ve bize ait bir anlam dünyası vardı. Bugünkü şairler kendi kaynaklarından ziyade Batı’dan besleniyorlar ya da hiç bir kaynaktan beslenmiyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Arif Ay, bugünkü şiirin genel olarak insanın evrensel ortak değerlerinden kopmuş durumda olduğunun, insana ulaşamadığının altını çizdi.

Şiirde takip ettiği bir kişi veya ekol olmadığını sözlerine ekleyen Ay, “Bütün iyi şairleri okurum. Onların dili nasıl kullandıklarını anlamaya çalışırım. Benim şiirim kendi sesimin, kendi mizacımın, inancımın ve dünya görüşümün ifadesidir.” dedi.

Arif Ay kimdir

Niğde’de 1953’te doğan Arif Ay, ilk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı, ardından Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirdi.

Bir süre devlet memurluğu görevinde bulunan Ay, halen Kırıkkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.

Ay “Sen Geçerken”, “Güne Doğan Koşu”, “Uzun Bir Hüzün”, “Bin Yılın Destanı”, “Dik Durmak”, “Şiirimin Şehirleri”, “Puslar İçinde”, “Dokuz Kandil”, “Gün Dökümü”, “Ateş ve Caz”, “Dipköşe”, “Fuzulinin Yalnızlık Arkadaşı Sezai Karakoç”, “Saat Yirmi Dörtte Saksafon Dersi” ve “Gece Yazıları”nın da aralarında bulunduğu çok sayıda esere imza attı.

Şair Ay’ın antoloji çalışmaları “Anne Hikayeleri”, “Türk Edebiyatında Anne Şiirleri” ve “Türk Edebiyatında Çocuklara Şiirler”den oluşuyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sair-arif-ay-siir-yasama-tarzimdir-her-seyden-once/feed/ 0
YTB Türkiye Bursları ile eğitim gören öğrenciler iftar sofralarında buluşuyor https://www.haber60.com.tr/ytb-turkiye-burslari-ile-egitim-goren-ogrenciler-iftar-sofralarinda-bulusuyor/ https://www.haber60.com.tr/ytb-turkiye-burslari-ile-egitim-goren-ogrenciler-iftar-sofralarinda-bulusuyor/#respond Sat, 23 Mar 2024 09:06:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22645 Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının (YTB) “Türkiye Bursları” ile eğitim gören Türk dünyası ülkelerinden öğrenciler, YTB’nin her hafta kurduğu iftar sofralarıyla ramazan coşkusunu birlikte yaşama fırsatı buluyor.

YTB İstanbul Ofisi tarafından İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde ramazan boyunca her perşembe düzenlenen iftar etkinliğinde bir araya gelen 300’den fazla öğrenci, Türkiye’de ramazan ayının birlik ve beraberlik ruhunu yaşıyor.

Orta Asya ülkelerinden Türkiye’ye gelerek burada YTB Türkiye Bursları ile eğitim alan öğrenciler, kurdukları stantlarla kendi ülke ve kültürlerini geleneksel kıyafetler, yemekler ve enstrümanlarla tanıttı.

Geleneksel enstrümanlarını kullanarak iftar programına renk katan Türk dünyasından öğrenciler, buradaki ramazan coşkusunu AA muhabirine anlattı.

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yakın Çağ Tarihi Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisans öğrenimi gören Azerbaycanlı Nihad Nasirzade, Türkiye’de 5. yılının olduğunu söyledi.

Burada dünyanın farklı ülkelerinden öğrencilerin bir araya geldiğini belirten Nasirzade, “Hem biz onların kültürünü öğreniyoruz, hem onlar bizim kültürümüzü öğreniyor. Türk kültürü altında kaynaşmış oluyoruz.” dedi.

Nasirzade, “Ülkemde (ramazan atmosferinin) Türkiye’den pek farklı olduğunu söyleyemem. Televizyon programlarını görüyoruz. Bizim orada Sultanahmet’imiz yok, ama oradaki atmosferi biz Bakü’de de görebiliyoruz. Ramazan nasıl kutlanması, nasıl geçirilmesi gerekiyorsa Bakü’de de biz ona şahit olabiliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’deki Kırgızistan öğrenciler platformunun temsilcisi olan İlyas İsmailov da öğrencileri iftar sofrasında bir araya getiren YTB’ye teşekkür etti.

Kırgızistan’da ramazanı aile ortamında idrak ettiklerini anlatan İsmailov, “Türkiye’de kendi ailemiz olmasa bile uluslararası öğrenciler arasında bir aile kurumu var.” şeklindeki görüşünü dile getirdi.

“Sahurda insanları davul çalarak uyandırıyorlar. Bu çok etkileyici”

Türkiye burslusu Özbekistanlı Sarvinoz Yakubjanova ise İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde Türkçe eğitimi aldığını kaydetti.

YTB görevlilerinin öğrencilerle çok ilgilendiğini ve ramazanda her hafta perşembe günü kendilerini iftara çağırdığını ifade eden Yakubjanova, “Benim için bu çok güzel bir şey diye düşünüyorum.” dedi.

Yakubjanova, YTB’nin, ailesinden uzakta yaşayan öğrencilerin kendilerini yalnız hissetmemeleri için her konuda destek verdiğini ve onları iftarda bir araya getirdiğini belirterek, “Türkiye’de ramazan ayında olmak çok güzel bir şey diye düşünüyorum. Çünkü sahurda insanları davul çalarak uyandırıyorlar. Bu çok etkileyici bir şey diye düşünüyorum.” diye konuştu.

Özbekistanlı Nodirjon Murodov da yurt dışındaki ilk ramazan ayını Türkiye’de geçirdiğini bildirdi.

Bu nedenle çok farklı olduğunu ifade eden Murodov, “Kendi ülkemdeki yemeklerden farklı yemekler ve insanlardan farklı insanlarla tanıştım.” değerlendirmesini paylaştı.

Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Doktora Programı öğrencisi Türkmenistanlı Azat İvadullayev ise Türkiye’ye 2015’te geldiğini, lisans ve yüksek lisans öğrenimlerini yine aynı üniversitede tamamladığını anlattı.

“Türkiye’de yaklaşık 8 yıldır ramazan coşkusunu yaşıyoruz.” diyen İvadullayev, bugün de Orta Asya ülkeleri olarak Medeniyet Üniversitesi’nin kampüsünde iftar programında Türk cumhuriyetleri ülkelerinin bayrakları, geleneksel kıyafetleri ve yemekleriyle birlikte bir arada bulunduklarını dile getirdi.

“Aynı masada oturup sohbet etmenin huzuru çok büyük”

Azerbaycan Öğrenciler ve Mezunlar Platformu (ASAP) İstanbul Temsilcisi Bahar Karimli de Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nde öğrenim gördüğünü, bugün ASAP’ı temsilen burada bulunduğunu kaydetti.

Karimli, ramazanın birlik, huzur ve bereket ayı olduğunu, buradaki ramazan atmosferinin çok hoşuna gittiğini söyledi.

Uluslararası öğrencilerin ailelerinden uzak kaldığını, bu nedenle bu iftar programını çok beğendiklerini belirten Karimli, “Aynı masada oturup sohbet etmek, birbirimizle tanışmak, bunun huzuru gerçekten çok büyük bizler için.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ytb-turkiye-burslari-ile-egitim-goren-ogrenciler-iftar-sofralarinda-bulusuyor/feed/ 0
TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji AŞ, HÜRJET Üretiminde Görev Alacak https://www.haber60.com.tr/tomtas-havacilik-ve-teknoloji-as-hurjet-uretiminde-gorev-alacak/ https://www.haber60.com.tr/tomtas-havacilik-ve-teknoloji-as-hurjet-uretiminde-gorev-alacak/#respond Sat, 23 Mar 2024 08:45:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22630 Türkiye’nin ilk uçak fabrikası olan ve Kayseri’de yeniden kurulan TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji AŞ, jet eğitim ve hafif taarruz uçağı HÜRJET’in üretiminde görev alacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “küllerinden yeniden doğduğunu” ve tüm savaş uçaklarına parça üretip, montaj yaptığını ifade ettiği TOMTAŞ, Türkiye’nin ilk insanlı jet motorlu uçağı HÜRJET’in üretimine katkı sağlayacak.

TOMTAŞ Havacılık İcra Kurulu Üyesi Ali Ekşi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın TOMTAŞ ile ilgili ifadelerinden çok mutlu olduklarını söyledi.

“Ülkemizin ‘Gök Vatan’a altın harflerle yazdığı destanın bir parçası olmak bizim için gerçekten gurur verici.” diyen Ekşi, şöyle konuştu:

“Açıkçası HÜRJET gibi önemli bir projede görev almayı bekliyorduk. Bu hedef için de durmadan, yorulmadan çalıştık. Köklü tarihimizden de aldığımız güçle Kayseri’yi havacılıkta merkez haline getirmek istiyoruz. HÜRJET de bu hayallerimiz için önemli bir dönüm noktası. Buradaki görevimiz sadece bir parçanın üretilmesi ya da montajı değil. On binlerce parçadan oluşan dev kuşların 45 bin fitte, 1600-1700 kilometre/saat hızla hareket etmesi için gerekli bilgisayar ve aviyonik birimleri de başarıyla tamamlamak. Milyonda bir hataya dahi yer olmayan bir alandan bahsediyoruz. O sebeple burada önemli bir risk ve meydan okuma var. Biz TOMTAŞ olarak bu meydan okumayı gerçekleştiriyor, ülkemiz için hazırız diyoruz. Burada Türk Havacılık Uzay Sanayiine (TUSAŞ) de gönülden bir teşekkür etmemiz lazım. Ülkemizin gurur kaynağı, ortağımız TUSAŞ’ın elini taşın altına koyarak bu süreçte bize yaptığı hamilik çok kıymetli. Allah bizi mahcup etmesin inşallah.”

Kayseri’de geçmişte “gömülen uçak” olduğu iddialarından hareketle bugün gelinen noktayı değerlendiren Ekşi, şunları söyledi:

“Gömülen uçaklar var mı diye biz de çok araştırdık fakat bir şey bulamadık. Gömülen uçaklar var mıdır bilmiyorum fakat Türk insanının uçak üretebileceğine, muasır medeniyetler seviyesinde teknoloji geliştirebileceğine dair inanç ve umudunun çok güçlü olduğunu söylemek isterim. Bir nebze olsun üretimine katkı sağlamaktan gurur duyduğumuz Milli Muharip Uçağımız KAAN’ın havalanması ve ondan önce HÜRKUŞ, HÜRJET, Bayraktar TB2, ATAK ve nicelerinin başarı öyküleri şairin de dediği gibi ‘Umudumuzun gömüldüğü mezarlardan yükselen bahar çiçekleri oldular.’ Biz kendimize inanmalıyız. Çok zeki ve kabiliyetli insanlarımız, gençlerimiz var. TOMTAŞ olarak biz de birçok ilki başaran havacılık firmalarımıza destek olmaya hazırız.”

Eğitimler tamamlanacak, üretim başlayacak

Ekşi, “Türkiye Yüzyılı” anlayışı çerçevesinde gelişen, üreten ve her alanda dünyanın en iyisi olmak için gayret eden bir Türkiye bulunduğunu dile getirerek, Türkiye’nin bu yüzyılın parlayan yıldızı olacağına inandıklarını ifade etti.

Bu vizyonun en önemli sac ayaklarından birinin savunma sanayisi ve havacılık olduğunu vurgulayan Ekşi, bu kapsamda sorumluluklarının farkında olduklarını belirtti. Ali Ekşi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O yüzden çok çalışıyoruz. Yılın ikinci yarısından itibaren TUSAŞ Kahramankazan Tesisleri’nde personellerimizin eğitimine başlayacağız. 500 kişilik bir ekiple montaj faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Buradaki gereksinimlere göre planlarımız 2 katına da çıkabilir. İlk hedefimiz, ayda 2 HÜRJET komponent seviyesi montajını Kayseri’de yapmak. Bu arada talaşlı imalat hattımızda da bu yıl içinde 200 kişilik bir ekibe ulaşarak milli projelerimize parça üretimine büyük bir özveriyle devam edeceğiz.

Bu üretimler çok önemli, çünkü oluşturduğu ekosistemle birlikte binlerce insanımıza nitelikli istihdam oluşturacak. Sahip olduğumuz tüm kabiliyet ve birikimimizi, borçlu olduğumuz bu topraklara adadık ve Kayseri’mizi tıpkı geçmişte olduğu gibi yine havacılıkta bir marka haline getirmek için emin adımlarla yürüyoruz.”

“TOMTAŞ’ın kapısı gençlerimize sonuna kadar açık”

Gençlere çağrıda bulunan Ali Ekşi, “Hayal kurmaktan ve kurdukları hayalin peşinden koşmaktan hiç ama hiç geri durmasınlar. Tarihimizden de ilham alarak tıpkı geçmişteki havacılık kahramanları gibi isimlerini tarihe altın harflerle yazdırabileceklerini unutmasınlar. Biz gençlerimizi çok seviyoruz. Onlar geleceğimizin teminatı. Oğuz Kağan’ın ‘Güneş tuğumuz, gök çadırımız’ sözü ‘Kızılelmamız’ olsun. TOMTAŞ’ın kapısı gençlerimize sonuna kadar açık. Hayallerimize ortak olmak isteyen gençlerimizle birlikte yol yürümeye her zaman hazırız.” dedi.

Hedef, 2025

TUSAŞ, HÜRJET’in seri üretim sürecinde ilk yıl 6-7 uçak yapıp sonraki seneden itibaren ayda 2, yılda 24 uçak imal etmeyi hedefliyor. 2025’ten sonra her ay 2 HÜRJET’in müşteriye teslim edilebilir olması amaçlanıyor.

HÜRJET’in Türk Hava Kuvvetlerine teslimatlarının da 2025’te başlaması planlanıyor.

HÜRJET için Savunma Sanayii İcra Komitesinde seri üretim kararı alındı. Bu doğrultuda ilk aşamada Hava Kuvvetlerine 16 HÜRJET teslim edilecek.

Tek motorlu ve tandem kokpitli HÜRJET, üstün performans özellikleriyle modern savaş uçağı eğitiminde kritik rol oynamak üzere tasarlandı. HÜRJET, harbe hazırlık geçiş eğitimi, hava devriyesi (silahlı ve silahsız) ve akrobatik gösteri uçağı gibi roller icra edebilecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tomtas-havacilik-ve-teknoloji-as-hurjet-uretiminde-gorev-alacak/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Türkiye’nin güven ve istikrarı en büyük gücüdür https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turkiyenin-guven-ve-istikrari-en-buyuk-gucudur/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turkiyenin-guven-ve-istikrari-en-buyuk-gucudur/#respond Sat, 23 Mar 2024 05:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22579 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ” Türkiye’nin son yıllarda yakaladığı güven ve istikrar, en büyük gücüdür. Bunu kaybettirmek için birleri uğraşıyor. Bu istikrarı ve güveni ortadan kaldırmak için sağdan soldan çelme takmaya çalışanlar olabilir. Bunlara fırsat vermeyeceğiz.” dedi.

Kurtulmuş, Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Zeytinburnu Şubesi’nde vatandaşlarla bir araya geldiği programda yaptığı konuşmada, Zeytinburnu Belediyesi tarafından kısa sürede hayata geçirilen bu tesiste, Evlad-ı Fatihan’la, Balkanlar’dan ana vatana gelen ailelerin temsilcileriyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Türkiye’nin sadece 780 bin kilometrekareden müteşekkil olmadığını, Batı Trakya başta olmak üzere, dünyanın dört bir yanında soydaşların bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, ayrıca dünyanın dört bir köşesinde Türkiye’nin gözünün içine bakan yüz milyonlarca insanın bulunduğunu söyledi.

Yeryüzünde haktan, hakikatten, mazlumdan yana olan çok büyük bir kitlenin bulunduğunu da dile getiren Kurtulmuş, “Onu nereden görüyoruz? Gazze’nin işgal altında olduğu günden itibaren neredeyse dünyanın birçok başkentinde sokaklara çıkan; dini, dili, rengi farklı olan ama hakkı ve hakikati söylemek, zalime ‘dur’ demek için sokaklara çıkan bir insanlık cephesi vardır. Onlar da bizim geniş anlamda insanlık cephesinin parçası olan dostlarımızdır. Bu halkların içerisinde yer alan bütün bu insanların, hele hele dünyanın bu döneminde gözünün içine baktığı, nasıl yol yürüyeceğini dikkatle takip ettiği ülke Türkiye’dir.” diye konuştu.

Türk milletinin üzerindeki sorumluluğun her zamankinden daha fazla olduğunu belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Biz sadece Türkiye olarak güçlü olmanın ötesinde, Türkiye’nin gücüyle birlikte dünyada insanlığın, hakkaniyetin, adaletin, vicdanın sesi olmak mecburiyetindeyiz. Anadolu irfanı dediğimiz, temelinde barış, insanlık, dostluk, dayanışma, yardımlaşma olan, insanı yaratılışta eşit olarak gören bir anlayışa ihtiyaç var. Dünyada yeni bir sistemin kurulması gerekir diyoruz da bunu kim kuracak? Bunu kuracak olanların zihninde, mutlaka insanların hepsini yaratılışta eşit olarak görmesi lazım.”

“Kazanımı devam ettirmek durumundayız”

Bugün Türkiye’nin dünyada her alanda güçlü bir ülke olarak göründüğünü ve bunun büyük bir kazanım olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Biz bu kazanımı devam ettirmek durumundayız.” dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin son yıllarda yakaladığı güven ve istikrar, en büyük gücüdür. Bunu kaybettirmek için birleri uğraşıyor. Bu istikrarı ve güveni ortadan kaldırmak için sağdan soldan çelme takmaya çalışanlar olabilir. Bunlara fırsat vermeyeceğiz. Bu en büyük gücümüzü, inşallah artırarak devam edeceğiz. Bize durmak yakışmaz. Bizim milletimizin en büyük özelliği, önüne hep büyük hedefler koymuş olmasıdır. Bizim milletimiz tarih boyunca önüne ileri hedefleri koymuştur, geriye dönüp bakmamıştır. Onun için biz, ileri hedeflerimizi gerçekleştireceğiz. Nedir bizim ileri hedefimiz? Cumhuriyetimizin ilk yüzyılı geride kaldı. Şimdi Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı. Bunu ‘Türkiye Yüzyılı’ olarak önümüze bir hedef olarak koyuyoruz. Türkiye Yüzyılı nedir derseniz? Özeti bir cümledir. ‘Sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye’nin yüzyılı.’ olmasıdır.”

Konuşmaların ardından TBMM Başkanı Kurtulmuş, Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Genel Başkanı Hasan Küçük ve vatandaşlarla fotoğraf çektirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turkiyenin-guven-ve-istikrari-en-buyuk-gucudur/feed/ 0
Galatasaray camiası, iftarda buluştu https://www.haber60.com.tr/galatasaray-camiasi-iftarda-bulustu/ https://www.haber60.com.tr/galatasaray-camiasi-iftarda-bulustu/#respond Sat, 23 Mar 2024 05:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22567 Galatasaray camiası, 1905 Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneğinin (1905 GSYİAD) düzenlediği geleneksel iftar organizasyonunda bir araya geldi.

1905 GSYİAD Başkanı İbrahim Hatipoğlu ve yönetim kurulu üyelerinin ev sahipliğinde bir otelde düzenlenen iftara, Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, sarı-kırmızılı kulübün yönetim kurulu üyeleri, Futbol Direktörü Yardımcısı Ayhan Akman, Galatasaraylı futbolcu Kerem Demirbay ve eski Galatasaraylı futbolcu Arda Turan katıldı.

Dursun Özbek: “Türk futbolunda bir miladın peşindeyiz”

Dursun Özbek, çok güzel bir akşamda beraber olduklarını belirterek şunları söyledi:

“Bugün oluşan bu topluluk sevginin göstergesidir. Biz Galatasaraylılar olarak çok güzel bir sevgi iklimini yaşıyoruz. Türk futbolunda bir miladın peşindeyiz. Türk futbolunda istenmeyen ve kimsenin görmek istemediği sataşmalarla karşı karşıyayız. Büyük camiaları temsil ettiğimizden, söylediklerimizde dikkatli olmalıyız. Çok büyük kitleleri temsil ediyoruz. Söylediklerimiz kitleleri harekete geçirebilir. Türk futboluna sesleniyorum. Provokasyona gelmemeyi tavsiye ediyorum. Birbirimizi sevmeliyiz ve birbirimize söylediğimiz şeylere dikkat etmeliyiz. Burada en önemli husus, ülkemizin bütünlüğü ve beraberliğidir. Temsil ettiğimiz camialar, ülkenin bütünlüğünü gösteriyor. Galatasaray’ın misyonlarından bir tanesi de Türk sporuna sevgi iklimini getirmektir. Bunun için elimizden geleni yapacağız.”

Antrenman tesislerinin Kemerburgaz’a taşınacağını belirten Özbek, “İnşaatın kaba işleri bitti. İnce işlerine girdik. GSYİAD sayesinde iki sahamız yapılıyor. GSYİAD, kulübümüze büyük bir destek veriyor. Yeni yerleşkemiz, Florya’daki tesislere göre 3-4 kat daha büyük bir yer. Tesisin tamamen tamamlanması biraz zaman alacaktır. Hepimizin iftihar edeceği, getirdiğimiz yıldız oyuncuların performansını yükseğe çıkartacak bir tesis yapacağız. Burada birçok kişinin ve derneğin çok büyük desteği oldu. Bu desteklerden dolayı onlara teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Ekonomik olarak kulübü daha iyi hale getirmek istediğini dile getiren Özbek, “Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘Zaferler, ekonomik sonuçlarla taçlandırılmazsa kalıcı olmuyor’. Bunun için elimizden geleni yapıyoruz. Bunun kalıcı olması için bazı şartlarımız olacak. Galatasaray’ın geleceği için elde edilecek fonların dikkatli kullanılmasını istiyoruz.” diye konuştu.

Galatasaray’ın futboldan ibaret olmadığını vurgulayan Özbek, “Amatör sporlarda da başarılı bir çizgimiz var. Önümüzdeki dönem bu sporları başka bir yere taşıyacağız. Amatör şubelerimiz, önümüzdeki dönemde daha iyi finansal koşullarla sahalarda mücadele edecek.” dedi.

Özbek, geçen yıl Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremde, afet bölgesine giden ilk kulüp olduklarını hatırlatarak, şunları söyledi:

“Buradaki faaliyetlerimiz herkese örnek olacak şekilde gerçekleşmiştir. 29 Mart’ta da yine deprem bölgesinde olacağız. Orada bir iftar düzenleyeceğiz. Oradaki insanların ve acıların unutulduğu hissiyatı var. Oradaki acılar daha bitmedi. Ramazan gününde oradaki depremzede kardeşlerimizle beraber olmak büyük mutluluk. Onlara sarılmanın ve onlarla birlikte olmanın hazzını hiçbir şey vermiyor. Orada sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyacağım.”

Hatipoğlu: “Cumhuriyetimizin 2. yüzyılının ilk şampiyonu olmak istiyoruz”

Hatipoğlu ise her geçen gün derneğin güçlendiğini belirterek, “GSYİAD olarak 1000’e yakın aktif üyemiz var. Geçtiğimizi dönemde Dursun Özbek’in verdiği görevi yerine getirmenin mutluluğu yaşıyoruz. Galatasaray’ın antrenman tesisleri yakın bir zamanda Kemerburgaz’a taşınıyor. Başkan da bize bu tesislerde yapılacak 2 sahanın inşaat görevini verdi. Biz de GSYİAD olarak bu göreve soyunduk.” ifadelerini kullandı.

Futboldaki kaos ortamının her geçen gün artığını belirten Hatipoğlu, şunları kaydetti:

“Başkanımıza ve yönetim kurulumuza, bu ortamda bizi temsil ettikleri için teşekkür etmek istiyorum. Başkanımız, göreve geldiği ilk günden beri sevgi iklimi oluşturmak istiyordu. Kulübümüz içinde bu ilkim gerçekleştirildi. Cumhuriyetimizin 100. yılında bu sevgi iklimiyle şampiyon olduk. Önümüzde 8 tane maç var. Cumhuriyetimizin 2. yüzyılının ilk şampiyonu olmak istiyoruz. Bunu engellemeye çalışanların nafile çabalarına rağmen stadımızda 19 Mayıs’ta geçen sezonki gibi eze eze yenerek kupayı kaldıracağız.”

Galatasaray’ın ekonomik bağımsızlığını kazanması gerektiğini vurgulayan Hatipoğlu, “Sayın başkanımız ve ekibi, kulübü borçsuz bir hale getirecek ve bizi Bankalar Birliği’nin anlaşmasından çıkaracak. 24. şampiyonluğa giderken hocamız Okan Buruk’un rekorlarına da şahitlik ediyoruz. Geçen sezonki şampiyonlukta 14 kez üst üste kazanmıştık. Bu yıl da çok büyük rekorların eşiğindeyiz. Önümüzdeki Hatayspor maçını kazandığımız takdirde yine Galatasaray’a ait olan 18 maçlık evinde peş peşe kazanma rekorunu kıracağız. Takımımız, kalan 8 maçı kazandığında, 100 puan barajını aşarak şampiyon olmuş ilk Türk takımı olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Konuşmalardan sonra 25 Mart’ta doğum günü olan Dursun Özbek’in yeni yaşı kutlandı ve pasta kesildi. Özbek’in doğum gününün kutlanmasının ardından 1905 GSYİAD’ın yeni üyeleri için berat töreni düzenlendi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/galatasaray-camiasi-iftarda-bulustu/feed/ 0
Efkan Ala: Türkiye’yi dünyanın en güçlü 10 ülkesi içine sokmak hedefimiz https://www.haber60.com.tr/efkan-ala-turkiyeyi-dunyanin-en-guclu-10-ulkesi-icine-sokmak-hedefimiz/ https://www.haber60.com.tr/efkan-ala-turkiyeyi-dunyanin-en-guclu-10-ulkesi-icine-sokmak-hedefimiz/#respond Sat, 23 Mar 2024 04:48:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22535 AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, hedeflerinin dünyanın en güçlü 10 ülkesi içine Türkiye’yi sokmak olduğunu söyledi.

MHP Bursa teşkilatları tarafından Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Fuaye Salonu’nda iftar programı düzenlendi.

Ala, programda, Cumhur İttifakı’nın Türkiye’nin hedef birliği olduğunu söyledi.

İttifakın, Türkiye’yi bu problemli büyük coğrafyada istikrar içinde hedeflerine taşımayı amaçladığını belirten Ala, “Sağlam bir ittifakın, pazarlıkların değil ülke sevdasının adıdır Cumhur İttifakı. Hedefimiz dünyanın en güçlü 10 ülkesi içine Türkiye’yi sokmaktır. Türkiye’nin büyümesi, güçlü olması milletini sevenler için tercih meselesi değil bir mecburiyettir. Türkiye ne zaman güçlendi, etrafında inisiyatif aldı.” ifadesini kullandı.

Ala, Alinur Aktaş’la Büyükşehir’de, ilçelerde de Cumhur İttifakı adaylarıyla yola devam ettiklerini dile getirdi.

Cumhur İttifakı’nda olmayan belediyeleri kazanmalarının önemine işaret eden Ala, şunları söyledi:

“Bizde olmayan ilçeleri Cumhur İttifakı’na hediye edersek, bölge hedeflerine doğru emin adımlarla yürüyecek ve hedeflerini yakalayacaktır. Alinur Aktaş yoluna devam edecek inşallah. Güçlü desteğinizle onu sandıktan çıkaralım istiyoruz. Togg, on yıllarca Türkiye’nin ve ümmetimizin rüyalarını süslemiş bir markamız, hedefimiz. Karşımızda, ‘Togg neden Bursa’da yapıldı? Yapılmamalıydı’ diyen bir zihniyetle mücadele ediyoruz. Bu yakışır mı Bursa’ya? Türkiye markasının herkesin gönlünde çarpıntıya neden olduğunu herkes biliyor. Bu kadar açık bir konuda bile bu kadar inanılmaz bir yanlış cümle kuranlarla hangi hedefi gerçekleştirebiliriz? Bu bakımdan biliyorum ki Türkiye’de milliyetçilerin kalbi Cumhur İttifakı için atıyor.”

“Şimdi sıra, yerel yönetimlerden zilleti söküp atmaya gelmiştir”

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman ise organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.

İftar programının, geçen hafta sonu yapılan 14. Olağan Büyük Kurultay’ın coşkusuyla gerçekleştiğini vurgulayan Büyükataman, kurultayın partinin yarım asırlık mazisine yakışır olgunlukla gerçekleştirildiğini anlattı.

Türkiye’nin 14 ve 28 Mayıs 2023’teki seçimlerde demokratik bir olgunluk içinde kararını verdiğini dile getiren Büyükataman, şöyle devam etti:

“Şimdi sıra 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde yerel yönetimlerden zilleti söküp atmaya gelmiştir. Önümüzdeki 9 gün bu açıdan çok önemlidir. 9 gün sonra Türkiye, yerel yönetimler vasıtasıyla geleceğine vurulmak istenen prangaları Allah’ın izniyle söküp atacak ve adeta şaha kalkacaktır. Bu yüzden MHP’nin ve Cumhur İttifakı’nın başarısı için durmadan çalışacağız. DEM’lenmiş, özünden koparılmış, Türkiye düşmanlarının esiri olmuş CHP’nin, Türkiye’nin geleceği önündeki en büyük engel olduğunu görüyoruz.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i, “Gençler darbe yapsa teslim olurum.” sözünden dolayı eleştiren Büyükataman, “Gençlerin arkasına saklanarak Türk demokrasisine olan kinini kusan Özgür Özel, demokratik yollardan umudunu kesmiş, Türkiye Cumhuriyeti’ni kirli senaryolarla hedef alan darbecilere selam çakmıştır. CHP, iktidarı milletin iradesinde değil, 15 Temmuz’da Türk devletine ve milletine kurşun sıkanların kapısında aramaktadır. Fakat Türk milleti bu hastalıklı anlayışa, ihanet taşeronlarına bugüne kadar geçit vermediği gibi bundan böyle de asla geçit vermeyecektir.” diye konuştu.

Büyükataman, 31 Mart seçimlerinin yalnızca bir seçim değil, Türk milletinin beka savunması, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğinin muhafazası olduğunu belirtti.

Cumhur İttifakı olarak bu sorumluluğun bilinciyle Bursa’da tam bir uyum içinde, azim ve kararlılıkla çalışmayı sürdürdüklerini anlatan Büyükataman, şunları kaydetti:

“Tüm adaylarla bir ve birliktelik halinde ayırmadan, ayrışmadan ‘yerelde iktidar, ülkede istikrar’ diyerek Türk milletinin zaferi için kenetleneceğiz. Hem Büyükşehir’de hem de tüm ilçelerimizde Cumhur İttifakı’nın zaferi için merkezden yerele istikrarı bozmadan umuda doğru aziz milletimizle omuz omuza mücadele edeceğiz. Biz Cumhur İttifakı ve MHP olarak daima aziz Türk milletinin tarafında ve sonsuza kadar hizmetindeyiz. Bizim belediyecilik anlayışımız insanı önceleyen, her vatandaşımızın en iyi hizmeti hak ettiğine inanan, şehirlerimizi Türk devrine yakışır yönetim anlayışına kavuşturmayı hedefleyen bir anlayıştır. Biliyoruz ki Bursa zillete geçit vermeyecek, terör partisinin kapısında DEM’lenen CHP’ye 31 Mart 2024’te sandıkta dersini verecektir.”

Programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, MHP İl Başkanı Muhammet Tekin, milletvekilleri, Cumhur İttifakı partilerinin il ve ilçe yöneticileri, belediye başkanları, belediye başkan adayları ve meclis üyesi adayları ile partililer katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/efkan-ala-turkiyeyi-dunyanin-en-guclu-10-ulkesi-icine-sokmak-hedefimiz/feed/ 0
Şair Mustafa Köneçoğlu: Türk şiiri dünya geriye giderken direniyor https://www.haber60.com.tr/sair-mustafa-konecoglu-turk-siiri-dunya-geriye-giderken-direniyor/ https://www.haber60.com.tr/sair-mustafa-konecoglu-turk-siiri-dunya-geriye-giderken-direniyor/#respond Fri, 22 Mar 2024 22:15:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22231 Şair Mustafa Köneçoğlu, şiire olan ilginin tüm dünyada azaldığını, ancak Türkiye’de hala bir şiir ortamının olduğunu ifade etti.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından şiir okumayı, yazmayı ve yayınlamayı teşvik etmek amacıyla ilan edilen 21 Mart Dünya Şiir Günü, 25 yıldır kutlanıyor.

Dilsel çeşitliliğe de bir fırsat sunması hedeflenen Dünya Şiir Günü kapsamında, birçok ülkede çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

“Söz Hakkı” ve “Tanışmak İnsanı Yorar” adlı şiir kitapları yayımlanan şair Köneçoğlu, şiir yolculuğunu, geçmişten bugüne Türkiye’de şiirin durumunu ve şiire olan ilgiyi AA muhabirine anlattı.

Samsun Terme’de dünyaya gelen ve 25 yılı aşkın süredir Türk edebiyatı öğretmenliği yapan Köneçoğlu, 1996’dan beri Kahramanmaraş’ta görev yaptığını söyledi.

Köneçoğlu, çocukluğunun Samsun’un orman köylerinden birinde geçtiğini belirterek, “Karadenizliler için ’15 yaşına kadar yaşarlar’ diye bir tabir vardır. Ondan sonrası gurbet, okuma, eğitim… Koparız ve bir daha da geri dönemeyiz. İlk şiirselliğimiz budur herhalde.” dedi.

Şiir yazmaya lise yıllarında kitapların kenarına bir şeyler karalayarak başladığına işaret eden Köneçoğlu, şunları kaydetti:

“Lise yıllarında Mehmet Akif ve Necip Fazıl şiirlerini ezberler, okurdum. O dönemde, belki ideolojik ya da siyasal saiklerle düşünce-edebiyat karışımı bir dergi çıkarmayı çok istediğimi hatırlıyorum. Lise boyunca Mehmet Akif ve Necip Fazıl dışında, çok müşterisi olduğum bir şair olmadı. Üniversitede İsmet Özel başta olmak üzere Sezai Karakoç’un şiirleri girdi hayatımıza. Sezai Karakoç’un duruşu, derviş kişiliği, İsmet Özel’in ise hem şiirsel hem de duruşsal belagati beni ciddi etkilemiştir.”

“Onlar zaten söylenebilecek her şeyi en güzel şekilde söylemişler”

Mustafa Köneçoğlu, ilk şiir kitabını kendi kuşağına göre daha geç yayımladığına işaret ederek, “1990’lı yıllarda hiç şiir yazmadım. Özellikle 2005’ten sonra şiir yayınlamaya başladım. İlk şiir kitabım 38 yaşında yayımlandı. 2016 ve 2019’da da şiir kitaplarım çıktı. Çok yazanlara bakarsanız, az şiir yazdığımı söyleyebilirim ama Alaeddin Özdenören’e bakarsanız da fazla. Onun toplamda 50 şiir var. Sezai Karakoç ve İsmet Özel gölgesinde bir şiir söylemenin biraz edep dışı olduğunu saymışlığım vardır. Onlar zaten söylenebilecek her şeyi en güzel şekilde söylemişler.” şeklinde konuştu.

Modern şiirle ilişki kurduğu zamanla bugünün şiir ortamını mukayese eden Köneçoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“1990’lı yıllarda okuduklarım, 1980’li yılların apolitik söylemine tepki olan şiirlerdi. Bizim kuşağımız belki çok kalıcı olmadı ama genelde bir poetik havza oluşturmaya çalıştılar. Şiirleriyle birlikte mutlaka bir poetikanın da içinde oldular. 1990’lı yılların kuşağında, şiir üzerinden bir dünya kurmak gibi ciddi bir endişe vardı. Bu anlamda o yılların şiiri için siyasal bir şiirdir diyebiliriz. Bugün modern Türk şiiri için, dünya şiiriyle karşılaştırırsak, çok teknik, kendinden önceki bütün birikimlerden faydalanan, çok estetik bir şiir olduğunu söyleyebiliriz. Hatta İkinci Yeni’ye göre bence çok daha teknik bir şiir söyleniyor. Ama bizim ve bizden sonrakilerin bahtsızlığı olarak ‘Sözün Düşüşü’ denilen bir döneme denk geldik. Bugün görünürlüğü olan şeyler çok daha önemli şeyler. Bu anlamda şiirin tüm dünyada geriye gitmesinden söz edebiliriz. Ama Türk şiiri halen bu geriye gidişe direniyor.”

Köneçoğlu, Türkiye dışındaki ülkelerde, özellikle Avrupa’da şiirin neredeyse yok olma noktasına geldiğinin altını çizerek, şairlerin çeşitli şiir etkinlikleriyle bir araya gelmelerine de önem verdiğini vurguladı

]]>
https://www.haber60.com.tr/sair-mustafa-konecoglu-turk-siiri-dunya-geriye-giderken-direniyor/feed/ 0
Erbakan: 2028’de Yeniden Refah’ı iktidar yapacağız https://www.haber60.com.tr/erbakan-2028de-yeniden-refahi-iktidar-yapacagiz/ https://www.haber60.com.tr/erbakan-2028de-yeniden-refahi-iktidar-yapacagiz/#respond Fri, 22 Mar 2024 04:51:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22114 Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Erbakan: “2028’de Yeniden Refah’ı iktidar yapacağız”

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan Tatvan’da

BİTLİS – Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan, seçim çalışmaları için Bitlis’in Tatvan ilçesine geldi.

Seçim çalışmalarını sürdürmek için öğlen saatlerinde Ağrı’nın Patnos ilçesine gelen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan, yaptığı mitingden sonra Bitlis’in Tatvan ilçesine geldi. Seçim kampanyası çerçevesinde Tatvan ilçesine gelen Erbakan, Yeniden Refah Partisi seçim koordinasyon merkezinde konuşmalarda bulundu. Yaptığı konuşmada vatandaşlara seslenerek vaatleri ve hedefleri hakkında bilgi verirken, Gazze, Doğu Türkistan ve Arakan’daki mazlumları da unutmadı. Erbakan, ardından partisinin Muş’ta düzenlediği iftar yemeği için ilçeden ayrıldı.

Bu bölgede üretime, istihdama, kalkınmaya yönelik bir adım atılmışsa bunun altında Erbakan Hocanın imzası olduğunu belirten Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan, “Cenab-ı Allah Necmettin Erbakan hocamıza gani gani rahmet eylesin. Bu bölgenin insanını seven bu bölgeyi batıdan, Türkiye’nin başka yerlerinden ayırt etmeyen dava adamıydı. Diyordu ki Kürt’ü Türk’ten ayırırsan ortada ne Türk kalır ne de Kürt kalır. Ama bir olurlarsa karşısında ne Amerika durabilir ne İsrail durabilir. Sadece bu bölgeye olan sevgisi lafla olmadı. Bu bölgede üretime, istihdama, kalkınmaya yönelik bir adım atılmışsa bunun altında Milli Görüş’ün, Erbakan Hocamızın imzası vardır. Şimdi biz de aynı ruh ve heyecanla bölge insanını kucaklıyoruz, 85 milyonu kucaklıyoruz ve bu bölgeyi batıdan ayırt etmeden bu bölgenin derdiyle dertlenerek bu bölge insanını kucaklamak ve bu bölgenin kalkınması için Yeniden Refah olarak Erbakan hocamızın çizgisinde ve bu hedefler doğrultusunda çalışıyoruz” dedi.

Tüm dünya mazlumlarını ezilenlerini kurtarmak için 2028’de Yeniden Refah’ı iktidar yapacaklarını söyleyen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan, “’81 İlimize Yüzlerce Refah Projesi’ kitabımız şu anda hazır elimizde. Doğusuyla batısıyla Türkiye’nin dört bir yanında ihracatı arttıracak, üretimi arttıracak, istihdam sağlayacak, işsizliği azaltacak projelerimiz bilim adamları tarafından AR-GE birimimiz tarafından hazırlandı. Aynı Erbakan hocamızın 54’üncü hükümetteki bolluk berekette olduğu gibi, ortaya koyduğu milli kaynaklar paketleri gibi milli kaynak kitabımız hazır inşallah, bu bölgenin de Türkiye’nin doğusuyla batısıyla her bölgesinin de yüzünü yine refahla, yine milli görüşle güldüreceğiz inşallah. Bu ekonomik krizden kurtulmak, borçtan, faizden, vergiden, zamdan, borç-faiz-zam-vergi ekonomisinden kurtulmak, milleti dar gelirliyi ezen imtiyazlıları abad eden bu düzenden kurtulmak, paylaşımda adaleti yönetimde adaleti tesis etmek ve bununla beraber Türkiye’nin öncülüğünde tüm dünya mazlumlarını, ezilenlerini kurtarmak, Gazze’yi kurtarmak, Doğu Türkistan’ı, Arakan’ı kurtarmak için 2028’de Yeniden Refah’ı iktidar yapacağız, Milli Görüş’ü iktidar yapacağız inşallah” dedi.

Ahlaklı belediyeciliğin 1 Nisan itibariyle başlayacağını söyleyen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan, “Ahlaklı belediyecilik demek 89-94 yılları arasındaki Milli Görüş ruhunu canlandırmak demektir. O dönemde de bu ahlaklı belediyecilik, Milli Görüş Belediyeciliği Refah Partili belediye başkanlarımız tarafından uygulandı, hayata geçirildi. Referanslarımız belli, iş bitime belgelerimiz belli 55 senelik şanlı mazimiz ortada, yine geleceğiz ve bu aziz milletin derdine yine Milli Görüşle çare olacağız inşallah. Bakınız ahlaklı belediyecilik adalet demektir, ayrım gözetmeksizin herkese hizmet götürmek, adil bir şekilde hizmeti ulaştırmak, ‘Sen bana oy vermedin sen benden değilsin diye ne halin varsa gör’ dememek, ahlaklı belediyecilik merhamet demektir. Ahlaklı belediyecilikte rüşvet olmaz, torpil olmaz, adam kayırma olmaz. Allah’ın izniyle Tatvan’da, Bitlis’imizde ve tüm Türkiye’de 1 Nisan itibariyle ahlaklı belediyecilik dönemini başlatacağız” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erbakan-2028de-yeniden-refahi-iktidar-yapacagiz/feed/ 0
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan Bitlis’te Seçim Çalışmalarına Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-genel-baskani-m-fatih-erbakan-bitliste-secim-calismalarina-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-genel-baskani-m-fatih-erbakan-bitliste-secim-calismalarina-devam-ediyor/#respond Fri, 22 Mar 2024 04:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22110 BİTLİS (İHA) – Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan, seçim çalışmaları için Bitlis’in Tatvan ilçesine geldi.

Seçim çalışmalarını sürdürmek için öğlen saatlerinde Ağrı’nın Patnos ilçesine gelen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan, yaptığı mitingden sonra Bitlis’in Tatvan ilçesine geldi. Seçim kampanyası çerçevesinde Tatvan ilçesine gelen Erbakan, Yeniden Refah Partisi seçim koordinasyon merkezinde konuşmalarda bulundu. Yaptığı konuşmada vatandaşlara seslenerek vaatleri ve hedefleri hakkında bilgi verirken, Gazze, Doğu Türkistan ve Arakan’daki mazlumları da unutmadı. Erbakan, ardından partisinin Muş’ta düzenlediği iftar yemeği için ilçeden ayrıldı.

Bu bölgede üretime, istihdama, kalkınmaya yönelik bir adım atılmışsa bunun altında Erbakan Hocanın imzası olduğunu belirten Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan, “Cenab-ı Allah Necmettin Erbakan hocamıza gani gani rahmet eylesin. Bu bölgenin insanını seven bu bölgeyi batıdan, Türkiye’nin başka yerlerinden ayırt etmeyen dava adamıydı. Diyordu ki Kürt’ü Türk’ten ayırırsan ortada ne Türk kalır ne de Kürt kalır. Ama bir olurlarsa karşısında ne Amerika durabilir ne İsrail durabilir. Sadece bu bölgeye olan sevgisi lafla olmadı. Bu bölgede üretime, istihdama, kalkınmaya yönelik bir adım atılmışsa bunun altında Milli Görüş’ün, Erbakan Hocamızın imzası vardır. Şimdi biz de aynı ruh ve heyecanla bölge insanını kucaklıyoruz, 85 milyonu kucaklıyoruz ve bu bölgeyi batıdan ayırt etmeden bu bölgenin derdiyle dertlenerek bu bölge insanını kucaklamak ve bu bölgenin kalkınması için Yeniden Refah olarak Erbakan hocamızın çizgisinde ve bu hedefler doğrultusunda çalışıyoruz” dedi.

Tüm dünya mazlumlarını ezilenlerini kurtarmak için 2028’de Yeniden Refah’ı iktidar yapacaklarını söyleyen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan, “’81 İlimize Yüzlerce Refah Projesi’ kitabımız şu anda hazır elimizde. Doğusuyla batısıyla Türkiye’nin dört bir yanında ihracatı arttıracak, üretimi arttıracak, istihdam sağlayacak, işsizliği azaltacak projelerimiz bilim adamları tarafından AR-GE birimimiz tarafından hazırlandı. Aynı Erbakan hocamızın 54’üncü hükümetteki bolluk berekette olduğu gibi, ortaya koyduğu milli kaynaklar paketleri gibi milli kaynak kitabımız hazır inşallah, bu bölgenin de Türkiye’nin doğusuyla batısıyla her bölgesinin de yüzünü yine refahla, yine milli görüşle güldüreceğiz inşallah. Bu ekonomik krizden kurtulmak, borçtan, faizden, vergiden, zamdan, borç-faiz-zam-vergi ekonomisinden kurtulmak, milleti dar gelirliyi ezen imtiyazlıları abad eden bu düzenden kurtulmak, paylaşımda adaleti yönetimde adaleti tesis etmek ve bununla beraber Türkiye’nin öncülüğünde tüm dünya mazlumlarını, ezilenlerini kurtarmak, Gazze’yi kurtarmak, Doğu Türkistan’ı, Arakan’ı kurtarmak için 2028’de Yeniden Refah’ı iktidar yapacağız, Milli Görüş’ü iktidar yapacağız inşallah” dedi.

Ahlaklı belediyeciliğin 1 Nisan itibariyle başlayacağını söyleyen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı M. Fatih Erbakan, “Ahlaklı belediyecilik demek 89-94 yılları arasındaki Milli Görüş ruhunu canlandırmak demektir. O dönemde de bu ahlaklı belediyecilik, Milli Görüş Belediyeciliği Refah Partili belediye başkanlarımız tarafından uygulandı, hayata geçirildi. Referanslarımız belli, iş bitime belgelerimiz belli 55 senelik şanlı mazimiz ortada, yine geleceğiz ve bu aziz milletin derdine yine Milli Görüşle çare olacağız inşallah. Bakınız ahlaklı belediyecilik adalet demektir, ayrım gözetmeksizin herkese hizmet götürmek, adil bir şekilde hizmeti ulaştırmak, ‘Sen bana oy vermedin sen benden değilsin diye ne halin varsa gör’ dememek, ahlaklı belediyecilik merhamet demektir. Ahlaklı belediyecilikte rüşvet olmaz, torpil olmaz, adam kayırma olmaz. Allah’ın izniyle Tatvan’da, Bitlis’imizde ve tüm Türkiye’de 1 Nisan itibariyle ahlaklı belediyecilik dönemini başlatacağız” dedi. – BİTLİS

]]>
https://www.haber60.com.tr/yeniden-refah-partisi-genel-baskani-m-fatih-erbakan-bitliste-secim-calismalarina-devam-ediyor/feed/ 0
Ticaret Bakanı: Dış ticaret açığı ve cari açık düşüyor https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-dis-ticaret-acigi-ve-cari-acik-dusuyor/ https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-dis-ticaret-acigi-ve-cari-acik-dusuyor/#respond Fri, 22 Mar 2024 04:03:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22087 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, geçen mayıs ayında 122,5 milyar dolar olan 12 aylık dış ticaret açığını, şubat itibarıyla 93 milyar dolara ve yine geçen mayıs ayında 60 milyar dolar olan cari açığı, ocak ayı itibarıyla 37,5 milyar dolara düşürmeyi başardıklarını belirterek, “İnşallah şubat rakamları açıklandığında, cari işlemler açığımızın 32 milyar dolar civarına düştüğünü göreceğiz.” dedi.

Bakan Bolat; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Mahmut Asmalı ve MÜSİAD Ankara Başkanı Hasan Fehmi Yılmaz ile Altındağ Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen MÜSİAD Ankara Geleneksel İftar Programı’na katıldı.

MÜSİAD’ı, Anadolu’dan dünyaya uzayan yolculuğunda gösterdiği başarı dolayısıyla tebrik eden Bolat, derneğin 34 yıl önce başlayan serüveninde emeği geçen tüm kurucu, başkan ve üyelere teşekkür etti.

Bolat, 2002’de 238 milyar dolar ile devralınan ekonomik büyüklüğün, 1 trilyon 118 milyar dolara ulaştığına işaret ederek, “2002’de 3 bin 608 dolar olan kişi başına milli gelirimizin, 2023’te 13 bin 110 dolara yükselmesi artan ekonomik büyüklüğün vatandaşlarımıza, onların refah düzeylerine ve satın alma güçlerine yaptığı katkıyı göstermektedir.” diye konuştu.

Pandeminin ardından 14 çeyrektir ekonominin kesintisiz büyüdüğüne dikkati çeken Bolat, 2023 yılının yüzde 4,5 büyüme ile kapatıldığını belirtti. Mal ihracatında 2002’deki 36 milyar dolardan, 2023’te 7,5 kat artışla 256 milyar dolara, hizmetler ihracatında 2002’de 14,5 milyar dolardan 7 kat artışla 100 milyar dolara yükseldiğinin altını çizen Bolat, bu rakamların Cumhuriyet tarihinin rekorları olarak kaydedildiğini aktardı.

“Türkiye Yüzyılı vizyonu ile yola devam ediyoruz”

Bolat, dış ticaret ve cari işlemler açığını kapama konusunda büyük adımlar atma noktasında olunduğuna değinerek, “Geçen mayıs ayında 122,5 milyar dolar olan 12 aylık dış ticaret açığımızı, şubat itibarıyla 93 milyar dolara ve yine geçen mayıs ayında 60 milyar dolar olan cari açığımızı, ocak ayı itibarıyla 37,5 milyar dolara düşürmeyi başardık. İnşallah şubat rakamları açıklandığında, cari işlemler açığımızın 32 milyar dolar civarına düştüğünü göreceğiz. İstihdamın 19 milyon kişiden, 32 milyon 200 bin kişiye yükselmesi, Türkiye’nin dünya ekonomi liginde cari fiyatlar ve döviz kurları bazında 17. sıraya, satın alma gücü bazında 11. sıraya yükselmesi, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki kadroların 21 yıldır durmak bilmeden çalışmalarıyla mümkün olmuştur.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Yüzyılı vizyonu ile yola devam edildiğini dile getiren Bolat, Bakanlık olarak Türk Eximbank kaynaklarıyla ihracatçılara bu yıl 50 milyar dolarlık kredi ve sigorta desteği sağladıklarını bildirdi. Kurumlar vergisinin ihracatçılar için 5 puan düşürüldüğünü aktaran Bolat, Merkez Bankası kaynaklarından yüzde 50 sübvansiyonlu reeskont kredileri olanağı tanıdıklarını vurguladı. Bakanlığın yıllık bütçesinin yüzde 60’ını da ihracat desteği olarak sunduklarını kaydeden Bolat, şu ifadeleri kullandı:

“Seçime sayılı günler kala kampanyalar devam ediyor. Ankara’nın, Türkiye’nin bu hızlı gelişmesine paralel olarak, Ankara’yı dünya başkenti yapabilecek projelerle iddiasını ortaya koyan Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Turgut Altınok ile altın bir dönem yaşatacağını ümit ediyoruz ve bu noktada sizlere güveniyoruz. Kadir Gecenizi şimdiden tebrik ediyorum, bayrama da hep birlikte sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde ulaşmayı yüce Allah’tan niyaz ediyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ticaret-bakani-dis-ticaret-acigi-ve-cari-acik-dusuyor/feed/ 0
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, memleketi Bayburt’u ziyaret etti https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-memleketi-bayburtu-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-memleketi-bayburtu-ziyaret-etti/#respond Fri, 22 Mar 2024 03:57:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22082

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, memleketi Bayburt’u ziyaret etti. Güler, “Başarıyla sürdürdüğümüz operasyonlarımız, eli kanlı teröristler bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar artan bir baskı ve yoğun bir tempoda aralıksız devam edecek” diye konuştu.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, memleketi Bayburt’u ziyaret etti. Ankara’dan Erzurum’a giden ve oradan karayolu ile Bayburt’a geçen Bakan Yaşar Güler’e 3’üncü Ordu Komutanı Orgeneral Veli Tarakcı eşlik etti.

Bayburt’a gelişinde ellerinde 16 Türk devletinin bayraklarını taşıyan öğrenciler tarafından karşılanan Bakan Yaşar Güler, onlarla bir süre sohbet etti. Daha sonra Bayburt Valiliği’ne geçen Güler’i burada yöresel kıyafetler giyen çocuklar karşıladı. Bakan Yaşar Güler, Bayburt Valisi Mustafa Eldivan’dan kentteki çalışmalara ilişkin bilgi aldı.

ŞEHİT EVİNE ZİYARET

Bakan Yaşar Güler Bayburt programı sırasında, 1995 yılında Bingöl’de görevli gittiği Güneşli Karakolunda şehit olan Piyade Er Kazım Yazar’ın evini de ziyaret etti. Şehidin annesi ve kardeşiyle sohbet eden Bakan Yaşar Güler, şehidin yeğenlerine de hediyeler verdi.

Güler, iftarı ise Bayburt’ta şehit aileleri ve gazilerle birlikte yaptı. Güler, burada şöyle konuştu:

“Binlerce yıldır, şehitlerimizin ve gazilerimizin kanıyla sulanan cennet vatanımız, şanlı ecdadımızın bizlere miras bıraktığı en kutsal emanettir. Bizler de bu mirasa sahip çıkma ve onu gelecek nesillere daha müreffeh ve daha güvenli bir şekilde aktarma sorumluluğunu taşıyoruz. İçinde bulunduğumuz hassas ve kritik dönemde bu konudaki görev ve sorumluluklarımız daha da artmıştır. Bu kapsamda ülkemizin savunması, asil milletimizin huzur ve güvenliği için gece gündüz var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Kahraman ordumuz; hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye, mavi ve gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasından uluslararası barış ve istikrarın desteklenmesine, geniş kapsamlı tatbikatların icrasından yerli ve milli savunma sanayimizin geliştirilmesine kadar birçok faaliyeti eş zamanlı olarak ve büyük bir başarıyla icra etmektedir.

“KAHRAMAN ŞEHİTLERİMİZ VE GAZİLERİMİZİN EMANETİ OLAN DEĞERLİ AİLELERİ, BAŞIMIZIN TACI”

Elde edilen tüm başarılarda elbette en büyük pay, kahraman şehitlerimize ve gazilerimize aittir. Bu toprakları bizlere vatan yapan, şehit ve gazilerimizin kanıdır. İstiklal Marşı’mızın ‘Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda’ mısrasında da ifade edildiği gibi, vatanımızın her karış toprağında aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin kanları vardır. Şehit ve gazilerimiz; şanlı tarihimizin, vatan, millet ve bayrak sevgimizin ölümsüz abideleri; Türk kahramanlığının ve fedakarlığının gurur timsali; mazisi şan ve şerefle dolu Türk ordusunun ilham kaynağıdır. Kahraman şehitlerimiz ve gazilerimizin bizlere emaneti olan siz değerli aileleri, başımızın tacıdır.

“ŞEHİT VE GAZİ AİLELERİMİZİN YAŞAM STANDARTLARINI YÜKSELTMEK İÇİN YOĞUN GAYRET İÇİNDEYİZ”

Sizlerin metaneti, vakur duruşu, düşmanlarımıza korku verdiği gibi tarih boyunca nice badireler atlatmış asil Türk milletinin dik duruşunun da en mümtaz örneğidir. Çok iyi biliyoruz ki aziz şehitlerimizin, kahraman gazilerimizin ve siz değerli ailelerimizin hakkını hiçbir zaman ödeyemeyiz. Ancak yine de kahraman gazilerimiz ile şehit ve gazi ailelerimizin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarını yükseltmek için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte yoğun bir gayret içindeyiz. Bu doğrultuda, Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak her zaman vefa ve minnet duygularıyla sizlerin yanında olacağız. Şehitlerimizin aziz hatıralarını da daima kalbimizde yaşatacak; fedakarlıklarını şükran ve minnetle yad edeceğiz.

“OPERASYONLARIMIZ ARALIKSIZ DEVAM EDECEK”

Aziz şehitlerimizin silah arkadaşları kahraman Mehmetçik, onların bıraktığı şanlı sancağı gururla taşıyor. Şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerimizin göz yaşlarının hesabını sormak için alçak teröristlere büyük bedeller ödetiyoruz. Kahraman ordumuz, ülkemizin ve asil milletimizin hakkına, hukukuna saldıran hain terör örgütü ile mücadelesini, azim ve kararlılıkla sürdürüyor. Bu kapsamda yurt içi ve sınır ötesinde icra ettiğimiz başarılı operasyonlarla, terör örgütünün belini kırdık. Şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis ettiğimiz kontrolün geliştirilmesi ve genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için gözümüzün değmediği, ayağımızın basmadığı yer bırakmayacağız. Başarıyla sürdürdüğümüz operasyonlarımız, eli kanlı teröristler bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar artan bir baskı ve yoğun bir tempoda aralıksız devam edecek.

“SON 20 YILDA TÜRKİYE, İÇERİDE ÇOK DAHA GELİŞMİŞ; DIŞARIDA İSE ÇOK DAHA GÜÇLÜ VE SÖZÜ DİNLENEN BİR ÜLKE HALİNE GELMİŞTİR”

Ülkemiz; köklü tarihi, stratejik coğrafi konumu, büyük ve güçlü ordusu, her geçen gün gelişen yerli, milli ve modern savunma sanayisi ve her alanda sahip olduğu imkan ve yeteneklerle, dünyada yükselen bir güç konumundadır. Özellikle son 20 yılda, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, içeride çok daha gelişmiş; dışarıda ise çok daha güçlü ve sözü dinlenen bir ülke haline gelmiştir. Cumhuriyetimizin ikinci asrına başladığımız bu tarihi dönemde, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla, ülkemizi daha güçlü ve aydınlık yarınlara ulaştırma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehit ve gazilerimizin fedakarlık ve kahramanlıklarıyla elde edilen kazanımlarımızın korunması ve sürekli geliştirilmesi en temel hedefimizdir. Bu kutlu ilerleyiş de ülkemizin milli duruşunun en güzide örneğini ortaya koyan Bayburt’umuz ve siz değerli hemşehrilerimiz, en büyük güvence kaynaklarımızdan biridir. Zira çok iyi biliyoruz ki Bayburt, milli ve manevi değerlerine sahip çıkmada, davasına vefa göstermede, zirvelerin şehridir.

Bu topraklar; düşman işgali altında yoksulluk ve binbir türlü acıya maruz kalsa da sancağımızı yere düşürmeyen, Kop Dağları’nı düşmana dar ederek al kanıyla destanlar yazan kahramanların yurdudur. İşte kahraman atalarımızın torunları olan sizlerin de gösterdiği kararlı milli duruş, ülkemizin birlik ve beraberliğinin teminatıdır. Devletimiz de Bayburt’umuzu geliştirmek, kalkındırmak ve siz değerli hemşehrilerimin refah seviyesini yükseltmek için var gücüyle çalışıyor. Yegane amacımız; Bayburt’umuzun sahip olduğu potansiyeli ve değerleri, en verimli ve etkili şekilde kullanarak siz hemşehrilerimizin hizmetine sunmaktır. İnanıyorum ki desteklerinizle; hükümetimiz ve mahalli idarelerimiz, hep birlikte el ele vererek ‘Durmaksızın Hizmet’ anlayışı ile Bayburt’umuzun gelişmişlik seviyesini artırırken, ülkemizin gücüne de güç katacağız.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-savunma-bakani-yasar-guler-memleketi-bayburtu-ziyaret-etti/feed/ 0
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar: Mavi Vatan’da hakkımız ve hukukumuz daha da pekişti https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-mavi-vatanda-hakkimiz-ve-hukukumuz-daha-da-pekisti/ https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-mavi-vatanda-hakkimiz-ve-hukukumuz-daha-da-pekisti/#respond Fri, 22 Mar 2024 03:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22060 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen bir devlet olması bakımından deniz yetki alanları, münhasır bölge hakları, kıta sahanlığı ve kara hudutlarıyla gerçekten Mavi Vatan’da, denizlerde de hakkımız ve hukukumuzun daha da pekiştiğini görüyoruz.” dedi.

Tatar, Adana’daki temasları kapsamında ilk olarak Vali Yavuz Selim Köşger’i makamında ziyaret etti.

Daha sonra Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Mithat Özsan Konferans Salonu’na geçen Tatar’a, Rektör Prof. Dr. Meryem Tuncel, Üniversite Senatosu adına fahri doktora beratını verdi, cübbesini giydirdi.

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, burada yaptığı konuşmada, bu unvanın kendisi için çok önemli olduğunu belirterek böyle bir onura layık görüldüğü için teşekkür etti.

Daha sonra “Son gelişmeler çerçevesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Önemi” konulu konferans veren Tatar, Türklerin Kıbrıs’taki varlığının 1571’e dayandığını belirtti.

Ada’nın İngiltere’ye kiralanmasının ardından Çanakkale Savaşı’yla İngiltere’nin adayı ilhak ettiğini anlatan Tatar, o tarihten itibaren Kıbrıs Türk halkının milli kimliğini yok edilmesi, Kıbrıs Türk halkının sadece Müslüman bir azınlık olarak oradaki varlığını sürdürebilmesi için büyük lider Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğraflarını bile okullara astırılmaması gibi Kıbrıs Türkü’ne baskılar yapıldığını ifade etti.

İngiltere Kıbrıs’tan çekildiğinde nüfusun Türkler aleyhine dönüştürülmüş halde olduğunu ifade eden Tatar, Yunanistan ile Kıbrıs ilişkileri nedeniyle Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması için Türk halkına yönelik saldırılar yaşandığını anlattı.

Ersin Tatar, bu dönemde Kıbrıs Türklerinin Türkiye’nin desteğiyle direniş hareketi ortaya koyduklarını, garantör ülke olarak Türkiye’nin adaya barış harekatı düzenlediğini hatırlattı.

Kıbrıs Türk halkının artık ayrı bir halk olduğuna dikkati çeken Tatar, şunları söyledi:

“Uluslararası teamül gereği ve diğer sözleşmelere bağlı olarak her halk kendi geleceğini tayin etme hakkına sahiptir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk halkı da artık bu aşamadan sonra kendi devletini kurmuş, bugünlerde artık tanınmak için yola çıktığından geriye dönüş yoktur. Doğu Akdeniz’de Kıbrıs’ımızı Rum ve Yunan’a bırakmadıysak şu anda coğrafyaya baktığımızda Doğu Akdeniz önemi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemen bir devlet olması bakımından deniz yetki alanları, münhasır bölge hakları, kıta sahanlığı ve kara hudutlarıyla gerçekten Mavi Vatan’da, denizlerde de hakkımız ve hukukumuzun daha da pekiştiğini görüyoruz. Kıbrıs o bakımdan önemli.”

Tatar, KKTC hava sahasının da çok önemli olduğunu belirterek “Kıbrıs böylesine milli bir devlet ve milli değerlerin taşınabilmesi için sürdürülebilmesi için bu mücadeleye şimdi de devam ediyoruz.” dedi.

“Türkiye Cumhuriyeti gerçekten artık kararını bana göre vermiştir”

Kıbrıs’ta bundan sonra bir çözüm olacaksa iki devletli çözüm olması gerektiğini belirten Tatar, aksi halde çoğunluğun azınlığı yöneteceği bir pozisyonda otoritenin kuzeye yayılacağını, Türkiye’nin de oradan çekilmesiyle artık Toroslar’a bakıldığında bir Yunan adasının şekilleneceği pozisyon oluşacağını dile getirerek, buna “evet” demelerinin mümkün olmadığını bildirdi.

Tatar, “Nitekim bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti gerçekten artık kararını bana göre vermiştir. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümeti her zaman yeni siyasetin doğru siyaset olduğunu, milli siyaset olduğunu ve Kıbrıs Türkü ile Türkiye Cumhuriyeti’nin birlikte yürütmekte olduğu yeni siyasetin en doğrusu ve bu şekilde bu pozisyonun sürdürülmesi gerektiğini her vesileyle söylemektedir.” diye konuştu.

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, kendi devletleri ile Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin Kıbrıs’ta caydırıcı bir güç olarak varlığının kendileri için yaşamsal öneme sahip olduğunu vurguladı.

Tatar, daha sonra ÇÜ sosyal tesislerinde düzenlenen iftara katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-tatar-mavi-vatanda-hakkimiz-ve-hukukumuz-daha-da-pekisti/feed/ 0
Mehmet Büyükekşi: Süper Kupa’nın ertelenmesi için Fenerbahçe’den talep geldi, değerlendiriyoruz https://www.haber60.com.tr/mehmet-buyukeksi-super-kupanin-ertelenmesi-icin-fenerbahceden-talep-geldi-degerlendiriyoruz/ https://www.haber60.com.tr/mehmet-buyukeksi-super-kupanin-ertelenmesi-icin-fenerbahceden-talep-geldi-degerlendiriyoruz/#respond Fri, 22 Mar 2024 02:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22002 – Mehmet Büyükekşi: “Süper Kupa’nın ertelenmesi için Fenerbahçe’den talep geldi, değerlendiriyoruz”

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi:

“2032 yılının ana omurgasını oluşturuyoruz”

“Bu milli takım inşallah 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda da güzel işler yapacak”

İSTANBUL – Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi, 7 Nisan’da Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanacak TFF Süper Kupa finalinin tarihinin değişmediğini fakat sarı-lacivertlilerden gelen erteleme talebini değerlendirmeye aldıklarını söyledi.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi, A Milli Futbol Takımı’nın yarın Macaristan ile deplasmanda oynayacakları maç için bu ülkeye gitti. Hareket etmeden önce İstanbul Havalimanı’nda basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Başkan Büyükekşi, “Avrupa Futbol Şampiyonası’nın, Almanya’da olacak olması bize ayrı bir heyecan veriyor. Evimizde oynayacak şekilde hazırlanıyoruz. Türk Milli Takımı, Avrupa’nın en genç milli takımıydı. Aramıza yeni katılan 4 yeni futbolcumuz var. Bunların da hepsi genç. Bu konuda çok büyük bir avantaj sağlayacağımızı düşünüyoruz. Aslında bir yandan da 2032 yılının ana omurgasını oluşturuyoruz. Çünkü 18 yaşındaki gençler, 8 sene sonra 26 yaşında olacak. Deneyimli bir kadro olmuş olacak. O yüzden yapacağımız bu hazırlık maçları da son derece önemli. Çünkü öbür takımlar da Avrupa şampiyonalarında mücadele edecek takımlar. Hepsi de güçlerini ispat etmiş takımlar. Futbolcularımız, iyi bir hazırlık safhası geçirdi. Çok güzel bir dostluk, kardeşlik havası var. Özellikle Macaristan takımı bizimle maç yapmayı çok istedi. Geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız, Macaristan’ı ziyaret etti. Çok önemli dostluk mesajları verildi. Biz de bu mesajları pekiştirmek için Macaristan ile dostluk maçı yapacağız. Milli futbolcularımız orada kampa devam edecekler. Pazartesi günü Avusturya’ya hareket edeceğiz. Salı günü de Avusturya ile hazırlık maçı yapıp, maçtan sonra Türkiye’ye döneceğiz. Haziran ayının ilk günlerinde İtalya ve Polonya ile de iki hazırlık maçımız olacak. Milli takımımız güzel bir dönem geçiriyor. Hocamız Montella hemen hemen bütün takımlarımızın maçlarını izleyerek futbolcularımızı yakın takibe aldı. O yüzden de yeni oyuncular geldi. Özellikle de Can Uzun’un katılması bizim için önemli bir kazanç. Biliyorsunuz Alman milli takımını seçmesi de söz konusuydu ama o konuda da büyük bir avantaj elde ettik. Semih Kılıçsoy ve Oğuz Aydın da aynı şekilde aramıza katıldı. Bu takım inşallah 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda da güzel işler yapacak. Türk milletine güzel başarıları yaşatıp, onları sevindirecek. Milletimizin duaları bizimle olsun” şeklinde konuştu.

“Fenerbahçe’den talep geldi, değerlendiriyoruz”

Fenerbahçe ile Galatasaray arasında 7 Nisan’da Şanlıurfa’da oynanacak TFF Süper Kupa’nın, 6 Nisan tarihine alındığıyla ilgili çıkan haberlerin sorulması üzerine Büyükekşi, “Böyle bir şey yok. Şu anda gündem milli takımımız. Fenerbahçe’den böyle bir talep geldi, değerlendiriyoruz” diye cevap verdi.

TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi, Trabzonspor – Fenerbahçe maçında yaşanan olaylarla ilgili sorulan soruya ise, “Şu an onlarla ilgili bir şey söylemeyeceğim. Bugün milli maç günü. Gündemi kaotik hale getirmeyelim” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/mehmet-buyukeksi-super-kupanin-ertelenmesi-icin-fenerbahceden-talep-geldi-degerlendiriyoruz/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TÜRKSOY Heyetini Kabul Etti https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turksoy-heyetini-kabul-etti/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turksoy-heyetini-kabul-etti/#respond Fri, 22 Mar 2024 02:00:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21999 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreteri Sultan Raev ve beraberindeki heyeti kabul etti. Kurtulmuş, “21 Mart’ta gelen yeni günle birlikte her şeyden evvel, dünyanın farklı yerlerinde yaşayan mazlum ve mağdur milletlerin içinde bulundukları bu zor şartlardan kurtulmalarını temenni ediyoruz” dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Meclis’te, 21 Mart Nevruz Bayramı dolayısıyla Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreteri Sultan Raev ile üye ülkelerin kültür ve sanat elçilerinden oluşan heyeti kabul etti. Kurtulmuş, kabulde yaptığı konuşmada, 21 Mart’ta, asırlardır çok geniş Türk coğrafyasında, Türk illerinde “bahar bayramı”, “nevruz” ve “yeni gün”ün kutlandığını söyledi.

21 Mart’ın kıştan uyanışın, yeni bir güne başlayışın; baharın, bolluğun, bereketin, yeniden dirilişin ve insani olarak güzel hasletleri bir kere daha hatırlatmanın bayramı olarak kutlandığını ifade eden Kurtulmuş, “Bu vesileyle hem Türk dünyasının hem dost ve kardeş coğrafyaların hem de bütün insanlığın barış, huzur ve esenlik içerisinde yaşamasını, nevruzla birlikte gelen yeni günün insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum” diye konuştu.

Türk dünyasının son yıllarda derlenip toparlanma içerisinde olduğunu belirten Kurtulmuş, Türk Devletleri Teşkilatı’nın ciddi bir topluluk haline geldiğini, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi’nin parlamentolar arasında yakınlaşmayı temin ettiğini, TÜRKSOY’un ise Türk devletleri arasında kültürel işbirliği ve Türk kültürünün yaygınlaştırılması bakımından önemli hizmetler gördüğünü kaydetti.

Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Orta Asya’dan Avrupa’nın içlerine kadar uzanan bu coğrafyada yer alan Türk devletler topluluğunun gelişmesi, aralarındaki ticari, ekonomik, siyasi, teknolojik, kültürel işbirliklerini artırması dünya barışı için önemli bir teminatıdır. Çünkü dünyanın bu kadar büyük problemler yaşadığı, büyük çatışmaların, gerilimlerin yaşandığı bir dönemde dünyanın tam da ortasında yer alan Türk Devletleri Teşkilatı’na üye devletlerin işbirliğinin dünya barışına katkısı olacağını düşünüyoruz. Yeni bir gün, yeni bir başlangıç olarak kabul ettiğimiz bugünde, dünyanın içinde bulunduğu sorunlarından kurtulabilmesi için temennilerimizi ifade ediyoruz.”

İsrail’in saldırıları sonucu Filistinlilerin soykırım boyutlarına varan büyük bir katliamı yaşadığını ifade eden Kurtulmuş, Türk dünyası olarak Filistin topraklarındaki vahşetin karşısında, Filistinlilerin yanında durduklarını; yapılanların da vahşet olduğunu bir kere daha hatırlatmak istediklerini vurguladı.

Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“21 Mart’ta gelen yeni günle her şeyden evvel, dünyanın farklı yerlerinde yaşayan mazlum ve mağdur milletlerin, içinde bulundukları bu zor şartlardan kurtulmalarını temenni ediyoruz. Gazze’den Doğu Türkistan’a kadar çok geniş coğrafyalarda yaşanan zulümlerin, haksızlıkların, baskıların ortadan kaldırılmasını temenni ediyoruz. Bunun için de insanlık aleminin insani değerler etrafında, bütün insanların yaratılışta eş olduğu anlayışıyla bir araya gelmesini ve bu sorunların çözülebilmesini ümit ediyoruz. İnsanlığın en temel hususiyetlerinden birisi, zalime ‘Sen zalimsin’ diyerek zulmü önleyebilmek, mazlumun da elinden tutabilmektir. İnsanlığın, bu kabiliyetini yitirmemesini ümit ederiz. Türk dünyasının insanları olarak dünyanın her yerindeki mazlum milletlerle dayanışma ve işbirliği içerisinde olmayı sürdüreceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turksoy-heyetini-kabul-etti/feed/ 0
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Şampiyon Melekler Konteyner Kenti’nde açılış törenine katıldı https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ersin-tatar-sampiyon-melekler-konteyner-kentinde-acilis-torenine-katildi/ https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ersin-tatar-sampiyon-melekler-konteyner-kentinde-acilis-torenine-katildi/#respond Fri, 22 Mar 2024 00:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21923 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “6 Şubat’ta da beraberdik, depremi birlikte yaşadık, acılarımız o kadar büyük ki bu acıları unutmamız mümkün değil.” dedi.

Tatar, Hatay’ın İskenderun ilçesindeki Kıbrıs Şampiyon Melekler Konteyner Kenti’nde aynı ismi taşıyan ilk ve ortaokulun açılışına katıldı.

Burada konuşan Tatar, 6 Şubat 2023 depremlerinde, voleybol turnuvası için gittikleri Adıyaman’da yıkılan otelde yaşamını yitiren ve ülkelerinde “Şampiyon Melekler” olarak anılan, Gazimağusa Türk Maarif Kolejinin kadın ve erkek voleybol takımı öğrencileri ile öğretmenleri dahil hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

KKTC’nin, büyük Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Tatar, “6 Şubat’ta da beraberdik, depremi birlikte yaşadık. Acılarımız o kadar büyük ki bu acıları unutmamız mümkün değil. Bu acı her zaman yüreğimizde olacaktır çünkü yüreğimiz dağlanmıştır, parçalanmıştır. Böylesine büyük bir acıyı yaşamak elbette çok sancılıydı. Umut ediyoruz ki gelecekte çocuklarımız böyle acıyı yaşamasın. Çünkü bu öyle asrın felaketi değil, bu asırların felaketidir.” diye konuştu.

Tatar, depremlerde yaşanan acılara duyarsız kalmadıklarını ve İskenderun’a şu an içinde bulundukları, 500 konteynerin yer aldığı konteyner kenti kurduklarını söyledi.

Açılışını yaptıkları “Şampiyon Melekler” ismini taşıyan ilk ve ortaokulun hayırlı olmasını dileyen Tatar, bu okulda eğitim görecek çocukların ileride Türk milletine hizmet edeceğini dile getirdi.

Her zaman Türkiye’nin yanında olduklarını ifade eden Tatar, şöyle konuştu:

“Buradan elbette Azerbaycan’a, Türkmenistan’a, Kazakistan’a, Özbekistan’a ve tüm diğer Türk devletlerine de selamlarımı iletmek istiyorum. Çünkü biz bütün bu mücadelemizi elbette başta Türkiye Cumhuriyeti Saygıdeğer Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu iradeyle, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne göstermekte olduğu yakınlıkla ve diğer Türk devletleriyle yaptığımız yeni birtakım açılımlarla inşallah gelecekte Türk birliğinin, bütün Türk dünyası için hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

Tatar, Türkiye’nin depremler sonrası tüm yaraları saracağına inandıklarını belirtti.

“Pek çok sahada Hatay’ımızı yeniden ihya ve inşa ediyoruz”

Hatay Valisi Mustafa Masatlı da çocukların eğitim hayatına katkı sağlayacak okulun hayırlı olmasını temenni etti.

Depremlerin kentte açtığı derin yaraları sarabilmek adına ilk andan itibaren seferberlik ruhuyla çalışıldığını vurgulayan Masatlı, şu ifadeleri kullandı:

“Eğitimden sağlığa, ticaretten turizme, sosyal hizmetlerden bütün alanlara varana kadar pek çok sahada Hatay’ımızı yeniden ihya ve inşa ediyoruz. Bu ihya ve inşa sürecimizde tabii ki başta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmak üzere pek çok yardım ve destekler de aldık. Burada bizim en önemli kayıplarımız tabii ki insanlarımızla ilgili oldu. Şampiyon Melekler de bunlardan birisiydi, Adıyaman’da hayatlarını kaybettiler, onlar da maalesef depremin sonuçlarından bir tanesi oldu. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı’mız hem onları anmak hem de onların adına açacağımız okulumuzun açılışına katılmak üzere ilimize teşrif buyurdular.”

Masatlı, depremlerin kent genelinde okullarda oluşturduğu tahribatlara ilişkin bilgi vererek, bunların giderilmesi için yapılan çalışmaları anlattı.

Konuşmaların ardından, 8 derslikli konteyner okulun açılış kurdelesi kesildi. Tatar ve beraberindekiler, okulu gezerek öğrencilere çeşitli hediyeler verdi.

Daha sonra Kıbrıs Şampiyon Melekler Konteyner Kenti’ni gezerek vatandaşlarla bir süre sohbet eden Tatar, ardından ilçede esnaf ziyaretinde bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kktc-cumhurbaskani-ersin-tatar-sampiyon-melekler-konteyner-kentinde-acilis-torenine-katildi/feed/ 0
Acun Ilıcalı, Türk futbolunda yabancı hakem uygulamasını savundu https://www.haber60.com.tr/acun-ilicali-turk-futbolunda-yabanci-hakem-uygulamasini-savundu/ https://www.haber60.com.tr/acun-ilicali-turk-futbolunda-yabanci-hakem-uygulamasini-savundu/#respond Thu, 21 Mar 2024 23:42:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21897 Hull City Kulübünün sahibi Türk iş insanı Acun Ilıcalı, Türk futbolunda yaşanan sıkıntının çözümü için yabancı hakem uygulamasının getirilmesi gerektiğini savundu.

Ilıcalı, sahibi olduğu takımın Antalya kampında Regnum Carya Otel’de basın mensupları ve taraftarla bir araya geldi.

İki yıl önce ekibiyle Hull City’i yeniden Premier Lig’e çıkarmak güzel bir yolculuğa çıktığını ifade eden Ilıcalı, başarılı bir sezon geçirdiklerini düşündüğünü söyledi.

Ilıcalı, Hull City’i satın alırken “olabiliriz” dedikleri nokta olan play-off oynama şanslarının bulunduğuna dikkati çekerek, ikinci kez kamp için Antalya’da buluşmaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi.

Hull City ile sadece Premier Lig’i hedeflemediklerini, Avrupa kupalarında İngiltere’yi temsil etmeyi de arzuladıklarını vurgulayan Ilıcalı, 13-14 yaşından bu yana tribünlerde olduğunu, taraftara her baktığında kendini gördüğünü, bunun da terapi gibi geldiğini anlattı.

Ilıcalı, İngiltere’de de Türkiye’de olduğu gibi futbolun fanatik ve agresif tarafını yaşayan gruplar olduğuna dikkati çekti.

Türkiye’de son zamanlarda futbol alanındaki gerginliğin İngiltere’de yaşanmadığını dile getiren Ilıcalı, “Türkiye’de gerilimin, futboldaki kaosun bence tek bir nedeni var. Sebebi de belli, çözümü de belli. Bütün kulüp açıklamalarına bakın, tansiyonun yükselmesinin tek bir sebebi var, maalesef üzülerek söylüyorum hakemlerimiz. Önce sebebi bulursak, bu kaostan çok çabuk çıkarız. Nasıl yabancı teknik direktör, futbolcu gelebiliyorsa, herhalde sporun belli bir kesimine de yabancı birilerinin gelmesi ayıp olmamalı.” diye konuştu.

“Tek bir sebebi var, hakem”

Ilıcalı, İngiltere’de hakem hata yaptığında art niyet aranmadığı için problem yaşanmadığını, Türkiye’de ise hakemlere güven kalmadığını, art niyet arandığını, bunun da kaosa neden olduğunu dile getirdi.

Trabzonspor-Fenerbahçe maçı sonrasındaki olayları “korkunç” olarak nitelendiren Ilıcalı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Son aylardaki bütün kulüp açıklamalarına bakın, yaşananlara bakın tek bir sebebi var, hakem. O olayların hiçbiri yaşanmazdı. O gün Trabzonspor seyircisi bir şekilde çok dolmuştu tamam. Agresif miydi? Agresifti evet ama benim sahalarda gördüğüm tek agresif seyirci onlar değildi. Bunun bir çözümü var. Hakemsin, sahaya çıktın, seyirci agresif, o gün kötü bir gününde seyirci, yapacağın tek bir şey var. Maçı tatil et, git odana. Herkes binsin arabalarına dağılsın, tansiyon düşsün. O maç eğer 60. dakikada tatil olsaydı, bugün konuşulan konular olacak mıydı? Olay çıkacak mıydı? Problem olacak mıydı? Hakem kendi arkadaşını savunamıyor ki zaten. Kendi arkadaşının üzerine dünya yağıyor, yanında patlayıcı madde patlıyor, ses çıkaran bir şey atılmış, yan hakem olduğu yerden sıçrıyor, hakem ‘devam’ diyor. Hakem tansiyonun gerilimin yükseldiği bir ortamda ‘devam, devam, devam’ derse, zaten devamında gerilim artar, sonra da bardak taşar.”

“İsveçli hakem hata yapsa ne diyeceğiz?”

Ilıcalı, yabancı hakem uygulamasının şart olduğunu öne sürerek, sözlerine şöyle devam etti:

“Yarın yabancı hakem uygulaması kararı alınsın. Bunu yapan ülkeler var. Yunanistan’da tansiyon çok yüksekken alın yabancı hakem getirmişler. Buradaki tansiyon düşmüş. Yarın getirin maçları yabancı hakemler yönetsin. O zaman kim ne diyecek? O zaman tansiyon yükselecek mi? Yüzde 80’ini yok ederiz, ülke huzura kavuşur, şu anda içinde bulunduğumuz çıkmaz bambaşka boyuta geçer. İsveçli hakem hata yapsa ne diyeceğiz? ‘Bu adam niye hata yaptı mı?’ diyeceğiz. Futbol çok zor durumda, Türk futbolu gelmiş, geçmiş en zor günlerini yaşıyor olabilir. Anında karar alınsın. Federasyon başkanımız bu konularda duyarlı bir insan. Kendisine de bu konuda güveniyorum. Başka bir çözüm göremiyorum. Bunun ‘B’ planı yok. Hakemleri hemen değiştirin.”

“Slovenya favori olacak şekilde başka bir kulüp alacağız”

Futbola geniş açıdan baktıklarını anlatan Ilıcalı, “Hull City çevresinde futbol dünyası yaratmak istiyoruz. Yunanistan’da, Slovenya’da takımlarla görüştük. İrlanda’da istediğimizi yakalayamadık. Büyük ihtimalle bir takım daha alıp, futbol dünyasındaki alanımızı genişletmek istiyoruz. Slovenya favori olacak şekilde başka bir kulüp alacağız. Taraftar olarak Türkiye’de yeterince sinirim bozuluyor, yeterince cefa çekiyorum. Türkiye’de takım almayı düşünmüyorum.” diye konuştu.

Ilıcalı, İngiltere’de tişört, terlik giyme tarzını ayakkabı, pantolona çevirdiğini ve hiçbir zaman takım elbise giymeyi düşünmediğini sözlerine ekledi.

Hull City Teknik Direktörü Liam Rosenior de Antalya’da kamp yapmaktan memnuniyet duyduklarını, takımdaki birlik beraberliğin başarıyı getirdiğini söyledi.

Takımdaki Türk futbolculardan Ozan Tufan da A Milli Takımı özlediğini, bugüne kadar 65 milli maça çıktığını, Avrupa Şampiyonası’nda da ay-yıldızlı formayı giymek istediğini ifade etti.

Hull City takımı kaptanı Lewie Coyle de Abdülkadir Ömür’ün de takıma çabuk uyum sağladığını ve takıma katkısının önemli olduğunu kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/acun-ilicali-turk-futbolunda-yabanci-hakem-uygulamasini-savundu/feed/ 0
Yazar Samiha Ayverdi’nin vefatının üzerinden 31 yıl geçti https://www.haber60.com.tr/yazar-samiha-ayverdinin-vefatinin-uzerinden-31-yil-gecti/ https://www.haber60.com.tr/yazar-samiha-ayverdinin-vefatinin-uzerinden-31-yil-gecti/#respond Thu, 21 Mar 2024 22:45:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21853 Roman, hikaye, tarih, anı, düz yazı, şiir gibi farklı alanlarda birçok esere imza atan yazar, mütefekkir ve mutasavvıf Samiha Ayverdi’nin vefatının üzerinden 31 yıl geçti.

Ayverdi, 25 Kasım 1905’te Meliha Hanım ile Piyade Kaymakamı Yarbay İsmail Hakkı Bey’in ikinci çocuğu olarak İstanbul Şehzadebaşı’nda dünyaya geldi.

Sanat tarihçisi Ekrem Hakkı Ayverdi’nin kardeşi olan usta yazarın, baba tarafı Ramazanoğullarına, anne tarafı ise Bektaşi dervişi Gül Baba’ya kadar uzanıyor.

Babasının kütüphanesiyle kendisini yetiştirdi

Samiha Ayverdi, henüz 3-4 yaşındayken babasının kendi evlerinde düzenlediği ve Ziya Paşa, Cevdet Paşa, Ahmet İzzet Paşa, Çürüksulu Mahmut Paşa ile ressam Ali Rıza Bey’in yer aldığı selamlık sohbetlerine katıldı.

Mahalle mektebine 5 yaşında başlayan usta edebiyatçı, babasının zengin kütüphanesiyle kendini yetiştirdi.

Samiha Ayverdi, Süleymaniye Kız Numune Mektebi’nden 1921’de mezun olduktan sonra tarih, tasavvuf, felsefe ve edebiyat alanlarında aldığı özel derslerle eğitim hayatını sürdürdü.

İyi derecede Fransızca bilen ve keman çalan Ayverdi, ruhen ve fikren anlaşamadığı, kaymakam olan eşinden kızı Nadide’nin doğumundan sonra ayrıldı, bir daha evlenmedi.

Kenan Rıfai, hayatının dönüm noktası oldu

Annesi sayesinde tanıştığı, mütefekkir ve mutasavvıf Kenan (Rifai) Büyükaksoy, yazarın hayatında önemli bir rol oynadı. Yazarlığa Kenan Rifai aracılığıyla adım atan Ayverdi, ilk yazılarını Necip Fazıl Kısakürek’in yayınladığı “Büyük Doğu” dergisinde okurla buluşturdu.

Ayverdi’nin yazıları “Resimli İstanbul Haftası”, “Fatih ve İstanbul”, “Türk Yurdu”, “Havadis”, “Ölçü”, “Hür Adam”, “Anıt”, “Türk Kadını”, “Tercüman”, “Kubbealtı Akademi Mecmuası” ve “Türk Edebiyatı” adlı dergilerde de okuyucuyla buluştu.

Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in kuruluşuna genç yaşta tanık olan Ayverdi’nin,”Aşk Budur” adlı ilk romanı 1938’de yayınlandı.

Usta edebiyatçı, tarih ve medeniyet konularını eserlerine taşıdı, 1946’ya kadar tasavvuf ve manevi aşk üzerine roman ve hikaye kitapları yazdı. Sonraki yıllarda ise edebi hayatına tarihi ve sosyal içerikli biyografi, hatıra, mektup, makale ve inceleme türündeki eserlerle devam etti.

Mutasavvıf edebiyatçılardan etkilendi

Mevlana, Muhyiddin-i Arabi, Hafız ve Şeyh Sadi Şiraz’dan etkilenen Samiha Ayverdi, bir yandan da Batı edebiyatını ve dünya düşünce akımlarını takip etti.

Ayverdi, hayatı boyunca yaklaşık 50 eser kaleme aldı. Yaşadığı dönemde batılılaşmayla meydana gelen değişimi ve bu değişimin toplumda sebep olduğu sorunları ve çözümleri romanlarına taşıyan yazar, eserlerinde Türkçeyi yalın ve titizlikle kullandı.

Kaleme aldığı “İbrahim Efendi Konağı”nda, kişisel anılarından yola çıkarak, konak hayatını, “Mesihpaşa İmamı” romanında ise sevgiden yoksun ve sahip olduğu değerlerin farkında olmayan bir din adamını anlattı.

Samiha Ayverdi, Türkiye’deki milli eğitim ve kültür alanında yaşadığı boşluklardan ve hatalardan yola çıkarak, “Milli Kültür Meseleleri ve Maarif Davamız” adlı eseri hazırladı.

Milli kültür ve manevi değerler adına birçok hizmette bulundu

Mevlana’nın anıldığı ve hala devam eden “Şeb-i Arus” merasimlerinin ilk kez 1954’te yapılmasına öncülük eden Ayverdi, dönemin halk aşıklarına ulaşarak çeşitli derlemeler yapan, kasetler hazırlatan ve Yunus Emre’nin şiirleriyle ilahileri yayınlayan “Yeni Doğuş Cemiyeti” derneğinin kurucuları arasında faaliyet gösterdi.

Ayverdi, aksiyoner ve birleştirici mizacıyla bazı sosyal ve kültürel kurumların oluşmasını teşvik etti ve İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul Enstitüsü ve Yahya Kemal Enstitüsü’nde üye olarak yer aldı.

Türk Kadınları Kültür Derneği İstanbul Şubesi ile Kubbealtı Akademisi’nin kurucu üyesi olan Ayverdi, 1969-1980’de çeşitli Avrupa ülkelerine seyahatler yaptı. Bu seyahatlerde aldığı notları “Yeryüzünde Birkaç Adım” adlı eserinde bir araya getirdi.

Yazar Ayverdi, çevreye duyarlılığı ile de dikkati çekti. Fatih’te İtfaiye durağından Edirnekapı’ya kadar devam eden Fevzipaşa Caddesi’nde ve Koyunbaba Parkı’nda ağaçlandırma çalışması yapılmasına vesile oldu.

Ödülleri

Birçok ödüle de değer görülen Samiha Ayverdi’ye, 1978’de “Türkiye Milli Kültür Vakfı Armağanı”, 1984’te Milli Kültür Vakfı tarafından “Türk Milli Kültürüne Hizmet Şeref Armağanı”, 1985’te “Boğaziçi Başarı Ödülü”, 1988’de Türkiye Yazarlar Birliği’nce “Yılın Dil Ödülü” ve 1992’de Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği tarafından “Üstün Hizmet Ödülü” verildi.

Ayverdi ayrıca 13 Mayıs 1990’da Başbakanlık Aile Araştırmaları Kurumundan şükran beratı aldı.

Hakkında çeşitli doktora ve yüksek lisans tezleri hazırlanan yazarın birçok eseri, İngilizce, Arapça, Azerbaycan Türkçesi, Almanca ve Urduca’ya çevrildi.

Fatih’te 22 Mart 1993’te 87 yaşındayken vefat eden Ayverdi, Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi.

Ayverdi’nin bazı eserleri şöyle:

“Batmayan Gün”, “Mabette Bir Gece”, “Ateş Ağacı”, “Yaşayan Ölü”, “Yolcu, Nereye Gidiyorsun?”, “İstanbul Geceleri”, “Edebi ve Manevi Dünyası İçinde Fatih”, “Boğaziçi’nde Tarih”, “Misyonerlik Karşısında Türkiye”, “Türk Rus Münasebetleri ve Muharebeleri”, “Türk Tarihinde Osmanlı Asırları”, “Abide Şahsiyetler”, “Kölelikten Efendiliğe”, “Yeryüzünde Birkaç Adım”, “Bağ Bozumu, “Dile Gelen Taş”, “Ratibe”, “İki Aşina”, “Ezeli Dostlar”

]]>
https://www.haber60.com.tr/yazar-samiha-ayverdinin-vefatinin-uzerinden-31-yil-gecti/feed/ 0
Kültür ve Turizm Bakanı Nevruz Bayramı’nı TÜRKSOY heyetiyle kutladı https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-nevruz-bayramini-turksoy-heyetiyle-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-nevruz-bayramini-turksoy-heyetiyle-kutladi/#respond Thu, 21 Mar 2024 22:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21843 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Nevruz Bayramı’nda Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreteri Sultan Raev ve beraberindeki heyeti ağırladı. Bakan Ersoy, “Nevruz; birleştirici gücüyle bizleri dil, din, mezhep ve inanç, etnik köken ve siyasi görüş farklılıklarına takılmaksızın bir müşterekte buluşturmaktadır” dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Nevruz Bayramı dolayısıyla Bakanlıkta TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ve beraberindeki heyeti ağırladı. Programda Bakan Ersoy ile Genel Sekreter Raev, Türk tarihinde doğumun ve üretkenliğin sembolü olan yumurta tokuşturma geleneğine de uyarak yumurta tokuşturdu. Programda konuşan Bakan Ersoy, Nevruz’un büyük bir coğrafyada asırlardır bayram havasında kutlandığını belirterek, “Nevruz, kalpleri sevgi, dayanışma ve müsamahayla dolu milyonlarca insanı birleştiren bir kutlu gün. Nevruz; birleştirici gücüyle bizleri dil, din, mezhep ve inanç, etnik köken ve siyasi görüş farklılıklarına takılmaksızın bir müşterekte buluşturmaktadır. Nevruz hem çetin geçen kış aylarının ardından tabiatın uyanışının, renklenmesinin sembolü hem de insanların arınmasının, yenilenmesinin, yaşama sevinciyle dolmasının bir işaretidir” diye konuştu.

Dünya genelinde çatışmaların ve savaşların hiç eksilmediğine dikkati çeken Ersoy, Nevruz gibi bayramların içerdiği değerler doğrultusunda layıkıyla kutlanmasının sevgi, kardeşlik ve barış mesajlarının dünyada daha da fazla ve güçlü bir biçimde yayılmasına katkı yapacağını vurguladı. Bakan Ersoy, Nevruz Bayramı’nın Türkiye, Afganistan, İran, Irak, Kazakistan, Azerbaycan, Hindistan, Pakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan’ın UNESCO’ya sunduğu ortak dosya ile UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kaydedilerek, tüm insanlığın ortak mirası ilan edilmiş bir bayram olduğunu sözlerine ekledi.

“TÜRKSOY dünya ölçeğinde teşkilat olma yolunda ilerlemektedir”

Türk coğrafyasında küresel ölçekte güçlü bir etkileşim sağlayan TÜRKSOY’un çalışmalarının her türlü takdirin üstünde olduğunu söyleyen Ersoy, “Kuruluşundan itibaren üye ülke devlet başkanlarının himayelerinde yol alan TÜRKSOY, kültürel ve sanatsal aidiyetinin, birikiminin yansımalarından oluşan etkinliklerini dünya ölçeğinde yaygın ve bilinir kılarak küresel çapta uluslararası bir teşkilat olma yolunda ilerlemektedir” dedi.

Bakan Ersoy, TÜRKSOY heyetini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Siz değerli TÜRKSOY heyetini ortak kültürel değerlerimiz ile örf ve adetlerimizin varlığını güçlendirerek sergilenmesine vesile olan Nevruz Bayramımızda ağırlamaktan duyduğum memnuniyeti bir kez daha ifade ediyorum. Sizlerin ve müşterek gönül ve kültür coğrafyamızda yaşayan kardeşlerimizin barış, esenlik, dostluk, paylaşma ve dayanışmanın günü, baharın müjdecisi Nevruz Bayramı’nı kutluyorum” ifadelerini kullandı.

“Birleşmiş Milletler sahnesinde büyük Nevruz kutlaması düzenleyerek bu ulu bayramımızı taçlandırdık”

TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ise, Nevruz Bayramı’nın teşkilatları ve üye ülkelerin girişimleriyle tüm insanlığa mal olduğunu hatırlatarak, “Türk coğrafyasında yüzyıllardır kutlanan Nevruz’u dünya halklarının ortak kültür değeri olarak öne çıkarma çalışmalarımızın somut sonucunu görmek bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir. 21 Mart’ın Uluslararası Nevruz Günü olarak kabul edilmesinin ardından Teşkilat olarak 100’den fazla sanatçının katılımıyla Birleşmiş Milletler sahnesinde büyük Nevruz kutlaması düzenleyerek, bu ulu bayramımızı taçlandırdık” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından yerel kıyafetleriyle programa katılan sanatçılar, dombra, komuz ve kobuz gibi geleneksel Türk çalgılarıyla Nevruz Bayramı temalı şarkılar seslendirdiler. Programa Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev’in yanı sıra TÜRKSOY’un Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan ve Kırgızistan temsilcileri ve yöresel Türk şarkıları seslendiren sanatçılar katıldı. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/kultur-ve-turizm-bakani-nevruz-bayramini-turksoy-heyetiyle-kutladi/feed/ 0
Fransız yazar Jelloun, İsrail’in Gazze’deki saldırıları ve İslamofobi’ye ilişkin AA’ya konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/fransiz-yazar-jelloun-israilin-gazzedeki-saldirilari-ve-islamofobiye-iliskin-aaya-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/fransiz-yazar-jelloun-israilin-gazzedeki-saldirilari-ve-islamofobiye-iliskin-aaya-konustu-aciklamasi/#respond Thu, 21 Mar 2024 08:51:22 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21768 Birçok ülke ve Türkiye’de kitapları sevilerek okunan Fas asıllı Fransız yazar Tahar Ben Jelloun, İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamlarının bir soykırım olduğunu belirterek, “Netanyahu’ya mektup yazdım. ‘Savaşı kaybettiğini, çünkü herkesi öldürse bile Filistin’in orada kalacağını, Filistin halkının her zaman var olacağını’ söyledim.” ifadesini kullandı.

“Kum Çocuk”, “Kutsal Gece”, “Yoksullar Hanı”, “Bay Ahlak’ın Çöküşü”, “Kızıma Irkçılığı Anlatıyorum” gibi Türkçeye çevrilenlerin yanı sıra “Çocuklara İslam’ı Anlattım” ve “Kazablanka Aşıkları”nın da aralarında bulunduğu kitapların yazarı, Fransa’nın prestijli edebiyat ödüllerinden Goncourt Ödülü sahibi Tahar Ben Jelloun, Institut Français organizasyonuyla Ankara’ya geldi.

Fas’ta 1944’te doğan, ortaöğrenimi­ni Tanca şehrinde tamamlayan Ben Jelloun, 1971’de Fransa’ya göç ederek sosyoloji ve sosyal psikiyatri alanında öğrenim gördü.

30’dan fazla kitap kaleme alan Ben Jelloun, 1987’de “Kut­­sal Gece” romanıyla Gon­court Ödülü’nü alarak Fransa’da bu ödüle layık görülen ilk Faslı yazar oldu.

Eserlerinde ülkesinin sıkıntılarını, ırkçılık, göçmen soruları ve İslam karşıtlığını konu edinen Ben Jelloun, 1970’lerde başladığı gazeteciliği, Fransa’nın Le Monde gazetesinde sosyal ve siyasal konuları ele aldığı yazılarıyla sürdürüyor.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar’ın ev sahipliğinde öğrenciler ve akademisyenlerle söyleşide bir araya gelen Ben Jelloun, öncesinde, yazarlık serüveni, kitaplarına konu aldığı Filistin ve Gazze’deki katliamlar ile dünyada artan İslamofobi’ye ilişkin Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin sorularını yanıtladı.

Soru: Türkiye’yi gezme şansınız oldu mu?

Tahar Ben Jelloun: Ne yazık ki Türkiye’yi gezme şansım olmadı. İstanbul’a kitaplarımı tanıtmak için 20 sene önce geldim ve çok hızlı bir gezi olmuştu.

Soru: Şu an üzerinde çalıştığınız bir roman var mı? Edebiyatçılar hakkında merak edilen bir şeydir, eski romanlarınızı dönüp okuyor musunuz, “Bugün yazsam farklı yazardım.” diyor musunuz?

Tahar Ben Jelloun: Geçen yıl çıkan “Kazablanka Aşıkları” adlı romanımın devamı üzerinde çalışıyorum. Günümüz Fas’ında, Kazablanka’nın orta sınıfında evlilik üzerine bir hikaye. Şu anda ikinci cildi üzerinde çalışıyorum. Kitaplarımı geriye dönüp okumuyorum. Kitaplarımı asla tekrar okumam ve sonra onları unuturum.

Soru: Fransa’da yaşıyorsunuz ve ana vatanınız Fas ile bağlantınızı asla kesmemişsiniz, öyle değil mi?

Tahar Ben Jelloun: Evet, tabii ki yılda 4-5 ay oraya gidiyorum. Fas’a ihtiyacım var çünkü kitaplarımın çoğu Fas hakkında. Balzac’ın bir romancının ne olduğuna dair tanımını ele alırsak, “Bir romancı kendi çağının tanığıdır.” der ve benim çağım Fas. Ülkemden kopamam.

Soru: Edebiyatçılık yaş aldıkça farklı bir çehreye bürünüyor mu? Edebiyata başladığınız ilk dönem ile bugünü kıyasladığınızda değerlendirmeniz nasıl olur?

Tahar Ben Jelloun: Yazmaya ilk başladığımda çok zorlandım. Romanı beni eleştirmeyecek, “İyi, bu güzel.” diyecek bir yayıncıya teslim etmek istiyordum. Bugün de aynı zorluğu yaşıyorum ancak buna alıştım ve bir romanın yayımlanmasından bir gün önce, 50 yıl önce hissettiğim kaygıyı, heyecanı hissediyorum. Her yaşta hata yapabilirsin, her yaşta kötü bir kitap yazabilirsin. Bir yazar kendinden çok şey talep etmelidir.

“Sinemacılardan ilham aldım”

Soru: Kitaplarınız akıcı ve betimlemeyi çok seviyorsunuz. Gençliğinizde hangi edebiyatçılardan etkilendiniz? Yazın hayatınıza etki eden, besleyen unsurlar neler oldu?

Tahar Ben Jelloun: Gençliğimde Tanca’da olduğumuz için dikkatimizi dağıtacak çok az şey vardı. Haftada iki kitap ödünç alıp okuduğum bir Fransız kütüphanesi vardı. Balzac, Victor Hugo, Jules Verne ve farklı şairleri okudum. Yazmaya başladığımda, beni en çok etkileyen kişiler yazarlar değil, film yapımcıları, sinemacılardı. Hikaye anlatma tekniği, okuyucuyu ya da izleyiciyi sıkmamak için dikkatli olmanızı gerektirir. Alfred Hitchcock, Fritz Lang ve John Ford gibi büyük sinemacılardan, ülkelerini ve hikayelerini film aracılığıyla anlatmayı seven insanlardan ilham aldım. Yazarların da üzerimde etkisi vardı elbette çünkü sürekli okurdum.

“İnsanoğluna güvenmiyorum”

Soru: İnsanı merkeze alan kitaplar yazıyorsunuz. 1970’lerden bu yana gittiğiniz ülkelerdeki gözlemlerinize göre toplumların ve insanların davranış modelleri değişti mi, değerlendirmeniz nedir?

Tahar Ben Jelloun: Her zaman bir hümanist oldum. Ülkem Fas’ta kadın haklarından başlayarak insan hakları için kampanya yürüttüm. İlk romanım kadınların durumuyla ilgiliydi ve sonra devam ettim. Şu anda dünyada neler olduğunu görüyoruz. Ukrayna, Gazze, Afrika’nın daha karmaşık hale gelmesi, bazı coğrafyalarda diktatörlerin iktidara gelmesi… Hepsi çok korkutucu çünkü hukuka ve adalete saygısı olmayan insanlarla uğraşıyoruz. Bu yüzden insanlığa, insanoğluna güvenmiyorum. Ancak sade bir vatandaş olarak yazmaya ve politikacılardaki bu insanlık yoksunluğunu kınamaya devam ediyorum.

“Göçmenlik, edebiyatımda her zaman konu olmuştur”

Soru: Dünyanın her yerinde göçmen sorunu var. Siz de 27 yaşında Fas’tan Fransa’ya göç etmişsiniz ve belki de bir süre Fransa sizi göçmen olarak kabul etti. Kitaplarınızda da bu konuyu irdeliyorsunuz. Son 40-50 yılda göçmenlerin durumu nasıl bir hal aldı?

Tahar Ben Jelloun: Göçmenlerin her yerde olduğu bir zamanda yaşıyoruz ve bunlar önceki dönemin politikaları olan sömürge politikaları, az gelişmişlik ve ırkçı politikalardan kaynaklandı. Şimdi bu nedenlere bir de iklim sorununu ekliyoruz. Fransa’da göç, sömürgeciliğin doğrudan bir sonucuydu. 40’lı, 50’li ve 60’lı yıllarda Fransızlar fabrikalarında çalıştırmak ve insan gücü edinmek için Cezayir, Fas ve Tunus’a gitti. Fransız hükümeti 70’li ve 75’li yıllardan itibaren insani bir bakış açısıyla göçmenler ve ailelerini bir araya getirmeye karar verdi. Fransa’da çalışan erkekler, eşlerini ve çocuklarını ülkeye getirme hakkına sahip oldu. O andan itibaren yeni doğumlar başlayacak ve göçmenlerden değil ama göçmenlerin çocuklarından oluşan yeni bir nesil ortaya çıkacaktı. Bu çocuklar bunu çok ağır yaşadı. Tanınmadıklarını, düzgün bir şekilde karşılanmadıklarını hissettiler. Kalitesiz okullara devam ettiler ve sonuçta ikinci sınıf Fransızlar oldular.

Ben ekonomik bir göçmen değildim. Bir dönem entelektüeller için Fas’ta yaşamak çok zordu, bu yüzden Fransa’ya geldim çünkü bazı arkadaşlarım fikirleri yüzünden çeşitli sıkıntılar çekiyordu. Fransa’da göçmenlere okuma yazma dersleri verdim. Göçmenlik, edebiyatımda her zaman konu olmuştur. Günümüze kadar onların neler yaşadığına tanıklık etmenin ve buna yönelik yazmanın önemli olduğunu düşünüyorum çünkü pek de iyi şeyler yaşamıyorlar.

“Gazze’de yaşananlar bir trajedidir, soykırımdır”

Soru: İslam’ı anlatmak için kitaplar yazdınız ve Fransa’da İslam’ı anlatıyorsunuz. Bugün artan bir şekilde İslamofobi var. Gazze’de 14 bin çocuk İsrail’in katliamlarıyla hayatını kaybetti. Bu katliam nasıl son bulacak, dünyanın her yerinde kaygı uyandıran bu sıkıntı için değerlendirmeniz nedir?

Tahar Ben Jelloun: Ben edebiyatçı, yazar ve sosyolog olarak değil, sıradan bir vatandaş, bir aile babası olarak, tıpkı “Kızıma Irkçılığı Anlattım” kitabını yazdığım gibi, “Çocuklara İslam’ı Anlattım” kitabını da Fransız çocukların İslam’ın ne olduğunu anlamalarını teşvik etmek için yazdım. Bu bir eğitim ve pedagoji meselesi. Ancak başörtüsüyle ilgili yaşanan olaylar, İslamcılığın bir ideoloji haline gelmesi, terörizm, pek çok konu var. İslam dininin kötüye kullanılmasını İslam devleti ideolojisiyle birbirine karıştırıyoruz. Batı’da İslam’ın ne olduğu konusunda bir bilgi eksikliği var, İslam farklı gösteriliyor. İslam hakkında doğru bir şekilde konuşabilen çok az insan var.

Gazze’de yaşananlar bizim için bir acıdır. Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısını bir makale yayımlayarak alenen kınadığım doğrudur. Ancak korkunç olan İsrail’in 6 aydır sivilleri bilerek katletmek, çocukları öldürmek ve her şeyden önemlisi Filistin halkını aç bırakmak için gıda yardımının gelmesini engellemesi. Gazze’de yaşananlar bir trajedidir ve dünyada suçu tersine çevirmek için çok fazla baskı var. Netanyahu ve ordusunun planı tüm Filistinlileri yok etmek. Bu kesinlikle onun saplantısı, mümkün olduğunca çok Filistinliyi öldürmek ve böylece yeryüzünde hiç Filistinli bırakmamak… İsrailliler, soykırım kelimesinin Yahudilerin soykırımından başka bir şey için kullanılmasını istemiyor. Ancak bir hastaneyi, bir okulu ya da sadece uyuyan ailelerin olduğu bir köyü bombaladığınızda ve herkesi katlettiğinizde, bu soykırımdır. Trajedi şu ki diyalog ve müzakere olabilmesi için herhangi bir uzlaşma göremiyoruz. Bunu istemiyorlar, İsrailliler barışla ilgilenmiyor. Dolayısıyla bu trajedinin olumlu bir sonuca ulaşacağını düşünmüyorum.

Netanyahu’ya yazdığı mektupla BM’den arandı

Soru: Gazze’de yaşananları romanlaştırma düşünceniz var mı?

Tahar Ben Jelloun: Filistin hakkında şiirler, tiyatro piyesleri yazdım. Gazze’de olanlar için İtalya’da “Çığlık” adında küçük bir kitap yayımladım. Çünkü Fransa’da yayımlamak için ortam müsait değildi. Hem 7 Ekim’in dehşetini hem de İsrail ordusunun dehşetini anlattım. Bir yandan Hamas’ın saldırılarını yazdığım için Arap arkadaşlarım tarafından hakarete uğradım, diğer yandan da İsrail ordusuyla ilgili metinlerimi yayımladığımda Yahudi arkadaşlarım tarafından antisemitik olduğum söylenerek saldırıya uğradım. Düşündüğünü söyleyen özgür bir entelektüelim ve kimseyi memnun etmeye çalışmıyorum. Bir insan olarak her gün gördüklerimi kınıyorum. ve yazıyorum, yapmam gereken tek şey bu. Ayrıca Netanyahu’ya bir ay önce açık bir mektup yazdım ve bu mektup birkaç gazetede yayımlandı, Netanyahu’ya ‘savaşı kaybettiğini çünkü herkesi öldürse bile Filistin’in orada kalacağını, Filistin halkının her zaman var olacağını’ söyledim. Bir gazete beni Yahudi karşıtı olarak suçladı. Le Point’te genç bir Yahudi kadın tarafından yayımlanan, bana hakaret eden ve beni karalayan bir yazı yazıldı. İsrail’den bana karşı çok fazla tepki geldi. Bu mektup BM’ye kadar ulaşan ve oradaki pek çok yetkili tarafından okunan bir mektuptu. BM’den bu konuda beni aradılar. Mektup hala sosyal ağlarda dolaşıyor.

“Batı’daki entelektüeller İslam’a ve Müslüman nüfusa pek ilgi duymuyor”

Soru: Faslı Fransız yazar olarak İslamofobi’nin çözümleneceğini düşünüyor musunuz? Edebiyat ve edebiyatçılar bu soruna kulak tıkıyor mu?

Tahar Ben Jelloun: Fransa’da bir din olarak İslam’ın çok kötü bir imajı var. Hem İslam’ı ve Müslümanları sevmeyenler hem de İslamofobi olarak adlandırılan İslam karşıtı ırkçılığı savunanlar var. İslam’dan korkan pek çok kişi var. Batı’daki entelektüeller, sanatçılar ve yazarlar, İslam’a ve Müslüman nüfusa pek ilgi duymuyor.

İslam’ı nefret konusu haline getiren aşırı sağcı siyasi partilerimiz var. Örneğin Eric Zemmour adında, partisi olmayan ama seçimlere katılmış eski bir gazeteci, aşırı sağa çok bağlı bir politikacı, İslam’ın Fransa için bir tehlike olduğunu söylüyor. Ayrıca “Tesettürlü bir kadın hareket halindeki bir camidir.” demiş ve bunu sık sık tekrarlamıştır. Irkçı nefreti kışkırtmaktan hüküm giydi. Ancak bu durum Müslüman karşıtı duyguların yayılmasını engellemedi.

Fransız yazar, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk ve Nedim Gürsel okumuş

Soru: Türkiye, Fransa’nın prestijli ödüllerinden Goncourt’ta ödül alacak eserlerin seçimine dahil oldu. Pek çok ülke bu seçimi yapıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk edebiyatını ve kitaplarını okuma fırsatınız oldu mu?

Tahar Ben Jelloun: Gençken Yaşar Kemal’i okurdum, Fransa’da en çok tanınan Türk yazardı. Orhan Pamuk’un eserleri ile Fransızca ve Türkçe yazan arkadaşım Nedim Gürsel’i okudum. Türk kültürüne ve Türk sinemasına çok sempati duyuyorum. Fas ve Türkiye arasında pek çok benzerlik var. Fas’ta Türkiye’ye büyük saygı duyuluyor. Türkiye, Fas’ta endüstriyel, ticari ve zanaat düzeyinde varlık gösteriyor. İki ülke arasında büyük ilişkiler var. Bu da memnuniyet verici. Sizi şaşırtabilir belki ama yaklaşık 10 yıl önce Fas’ta Arapça yayımlanan bir Türk dizisi büyük beğeni kazandı. Dolayısıyla Türkiye bizim için çok tanıdık ve dost bir ülke.

Türkiye’nin Goncourt seçimini lanse etmek için Ankara’ya geldim ve perşembe günü İstanbul’a gidiyorum. Dünyada yaklaşık 42 ülkede öğrenciler bizim hazırladığımız kısa listedeki kitapları okuyor, bir araya gelip bir kitap için oy kullanıyor ve o kitap, prensip olarak Goncourt seçiminin yapıldığı ülkenin diline çevriliyor. Brezilya, Yunanistan ve Fas’tan Cezayir, Polonya ve Romanya’ya kadar, Goncourt seçimini yapan 42 ülke var ve bu Fransızca konuşulan ülkelerdeki gençlerin daha çok okumasını sağlıyor, bu yüzden önemli bir proje.

Yazar Ben Jelloun, röportaj sonrasında, Anadolu Ajansının, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında beyaz fosfor kullanması başta olmak üzere işlediği savaş suçlarına yönelik belge niteliğindeki fotoğrafların yer aldığı “Kanıt” kitabını inceleyerek, AA’ya tebrik ve çalışmadan dolayı teşekkürlerini iletti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/fransiz-yazar-jelloun-israilin-gazzedeki-saldirilari-ve-islamofobiye-iliskin-aaya-konustu-aciklamasi/feed/ 0
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan: Enflasyondaki Artış Asgari Ücret Tartışmalarını Hızlandırabilir https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-mahmut-arslan-enflasyondaki-artis-asgari-ucret-tartismalarini-hizlandirabilir/ https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-mahmut-arslan-enflasyondaki-artis-asgari-ucret-tartismalarini-hizlandirabilir/#respond Thu, 21 Mar 2024 04:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21695 Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Eğer enflasyondaki bu yükseliş ve fiyatlardaki bu artış söz konusu olursa doğal olarak bu tartışmalar hızlanacaktır. Temmuz ayındaki şartlara göre hem Sayın Bakanla hem de kamuoyundaki diğer aktörlerle konunun görüşülmesi gerekmekte” dedi.

HAK-İŞ tarafından basın mensuplarının davetli olduğu iftar programı düzenlendi. Birçok medya kuruluşunun temsilcilerinin katılım sağladığı programda konuşan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, çalışma hayatı ve ülke gündemi hakkında açıklamalarda bulundu. Arslan, yaptığı konuşmada İsrail ile Filistin arasında yaşanan olaylarda HAK-İŞ Konfederasyonu’nun Filistin’in işgaline karşı net bir tavır ortaya koyduğunu dile getirdi. Arslan, “Bağımsız ve başkentinin Kudüs olduğu bir Filistin Devleti’nin kuruluncaya kadar HAK-İŞ’in Filistinli kardeşlerimizle dayanışması devam edecektir” diye konuştu.

“Filistin için 15 milyon liralık yardım toplandı”

Gazze’de yaşayan insanların başta yaşama hakkı olmak üzere temel haklarını savunmanın tarihi ve insani sorumluluk olduğunu söyleyen Arslan, özellikle 7 Ekim’deki olayların ardından Konfederasyon olarak olağanüstü toplandıklarını dile getirdi. Türkiye’de çeşitli mitinglerle farkındalık oluşturduklarını ve yardım kampanyaları başlattıklarını ifade eden Arslan, “Konfederasyonumuzun Yönetim Kurulu ve sendikalarımızla bir yardım kampanyası başlattık ilk etapta yaklaşık 15 milyonluk bir kaynak oluşturduk” açıklamasında bulundu.

Arslan Türk Kızılayı öncülüğünde yardımların doğrudan Gazze’ye ulaştırılması şartıyla bir anlaşma gerçekleştirdiklerini söyleyerek, ilk etapta 5 milyon liralık bir kaynağın yardım olarak Gazze’ye ilettiklerini belirtti. Türkiye’nin tüm girişimlerine rağmen Filistin’de bir türlü ateşkesin sağlanamadığını anımsatan Arslan, “Türkiye bu konuda ilk günden beri İsrail’in saldırılarına karşı ciddi şekilde tepki koydu. Biz hükümetimizden bu konuda daha fazla destek istiyoruz. Filistin için daha fazlası yapılabilir. Sivil toplumun daha fazla inisiyatif almasını ve destek vermesini istiyoruz. Çünkü birçok ülkede olduğu gibi Gazze’deki masumların ve mağdurların da gözü Türkiye’de. Türkiye’den bir şeyler bekliyorlar. Biz o beklentileri karşılamak için canla başla çalışıyoruz. Filistin, bizim temel meselelerimizden birisi. Ateşkesin bir an evvel gerçekleşmesini istiyoruz. Bunun için mücadele etmeye ve bunu savunmaya devam edeceğiz” dedi.

“Yabancı işçilere değil yasadışı çalıştırılan işçilere karşıyız”

Arslan, yabancı işçilerin Türkiye’deki varlığı hakkında da ise, “Eğer biz ‘yabancı işçiye karşıyız’ dediğimiz zaman ülkemizde yaklaşık 5 milyona yakın misafirimiz var. Bunların bir kısmı savaştan kaçıp ülkemize gelmişler, bir kısmı başka yollarla ülkemize gelmiş sığınmış insanlar. Prensip olarak biz Suriyeli işçi çalıştırılmasına asla itirazımız yok. Biz yasal mevzuata uygun olarak çalıştırılsın istiyoruz. Gerekli çalışma izinleri alınarak insanlar çalıştırılsın. Bu konu hakkında da bir ‘yüzde 10’dan fazlasını geçmeyecek’ şeklinde bir mevzuatımız var. Bizim itirazımız yasalara uygun olmayan kaçak işçi çalıştırılmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

“Enflasyondaki yükseliş ve fiyatlardaki bu artış devam ederse asgari ücret tartışmalar hızlanacak”

Sene başında belirlenen asgari ücretin ‘2024 yılı için sadece 1 seferlik belirlenmesi’ hakkında konuşan Arslan, asgari ücrette ara zammın yapılması için enflasyondaki yükselişe bakılması gerektiğini kaydetti. Arslan, “Eğer enflasyondaki bu yükseliş ve fiyatlardaki bu artış söz konusu olursa doğal olarak bu tartışmalar hızlanacaktır. Temmuz ayına geldiğimiz zaman da tablo önümüzde olacaktır. O zamanki şartlara göre hem Sayın Bakanla hem de kamuoyundaki diğer aktörlerle konunun görüşülmesi gerekmekte. Tabii bir asgari ücret tespit komisyonunun bir tarafı olmadığımız için bizden ziyade asgari ücret tespit komisyonunun üyeleri olan işçi, işveren ve hükümetin bu konuda ortak bir tavır geliştirmesi gerekiyor. Burada işin püf noktası şu; Asgari ücret tespit komisyonunu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı toplantıya çağırıyor. Dolayısıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı burada belirleyici olacak. Bakanlığın o zamanki tavrına göre biz de kendi düşüncelerimizi ortaya koyacağız” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/hak-is-genel-baskani-mahmut-arslan-enflasyondaki-artis-asgari-ucret-tartismalarini-hizlandirabilir/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC’de düzenlenen etkinlikte konuştu https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-kktcde-duzenlenen-etkinlikte-konustu/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-kktcde-duzenlenen-etkinlikte-konustu/#respond Thu, 21 Mar 2024 04:45:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21687 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Türkiye’nin garantörlüğü olmasa, barış harekatı olmasa Gazze’de yaşanan manzaralara benzer manzaraların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de yaşanabileceğini herhalde hepimiz görüyoruzdur diye inanıyorum. Çok şükür Türkiye buna müsaade etmedi. Bu anlamda tekrar emeği geçenlere, hem mücahitlere hem silahlı kuvvetlerimize, askerimize şükranlarımızı sunuyoruz.” dedi.

KKTC Başbakanlığınca Beyoğlu’nda bir otelde düzenlenen Kentler ve Kültürler Buluşması’nda konuşan Yılmaz, Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde şehit düşen Tabip Teğmen Hulusi Elçi’ye Allah’tan rahmet diledi, terörle kararlı mücadelenin devam edeceğini söyledi.

Türkiye ile KKTC’nin ezeli gönül birlikteliğinin yansıdığı iftar sofrasında yer almaktan onur ve mutluluk duyduğunu belirten Yılmaz, kardeşliğin ramazan vesilesiyle perçinlenmesini, geleceğin bu birlik ve beraberlik temelinde taçlanmasını temenni etti.

Yılmaz, katılımcılara Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletti.

Türkiye ve KKTC’nin, kökleri tarihe uzanan bağlarla birbirine sarılmış, gönül birlikteliği yapmış iki devlet olduğunu dile getiren Yılmaz, “Bu bağlar, milletimiz ile Kıbrıs Türk halkının tasada ve sevinçte birliği ve milli davaya olan inancıyla beslenerek bugünlere ulaşmıştır. Kıbrıs Türk’ü, 1571’den bu yana Kıbrıs Adası’nın asli unsuru olduğu kadar Türk milletinin de ayrılmaz bir parçasıdır. 1071’de Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt ruhundan, 1453’te İstanbul’da çağ açan inançtan Kıbrıs Türkü’nü ayrı tutamayız. 1878’den itibaren adada baş gösteren zulme milletimizin sessiz kalamayışı bundandır. Kıbrıs Türk halkı, Rum mezalimine karşı direnirken 7’den 70’e tüm Türkiye’nin Kıbrıs Türk’ünün geleceği için ayağa kalkması, geçmişten gelen bu kader birliğindendir. Ortak mücadele ruhuyla 1974 kutlu (Kıbrıs) Barış Harekatı’nda Mehmetçik ve mücahitlerimiz omuz omuza istiklal mücadelesi vermiştir. Kıbrıs Barış Harekatı, Kıbrıs Türk’ünü hedef alan baskı, terör ve insanlık dışı sindirme çabalarına son vermiştir.” ifadesini kullandı.

Yılmaz, bu yıl Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yılının coşkuyla ve farklı etkinliklerle kutlanacağını belirterek, etkinlikler kapsamında Türkiye’den bir grubun gemiyle KKTC’ye gitmesinin planlandığını söyledi.

Kıbrıs Türkü’nün hürriyeti için cesaretle savaşan ve bu uğurda gözlerini kırpmadan can veren tüm Mehmetçik, mücahitleri ve şehitleri rahmetle anan Yılmaz, “Kıbrıslı Türklerin özgürlük mücadelesine öncülük eden Dr. Fazıl Küçük ve kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı da şükranla yad ediyorum. Bu vesileyle kutlu Barış Harekatı’na önderlik yapan rahmetlik Ecevit’i, rahmetli Erbakan’ı da anmak istiyorum. Allah onlardan razı olsun. O gün o cesur kararları vermeselerdi bugün bu tabloyla karşı karşıya olmazdık.” diye konuştu.

Yılmaz, 100. yılını geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti ile 40. yılını tamamlayan KKTC’nin kalkınma işbirliğinde artık ustalık döneminde olduğuna işaret ederek, “İktisadi ve mali işbirliği temelinde ulaştırmadan enerjiye, tarımdan turizme her alanda Kıbrıs Türkü ile beraberiz, elimizdeki tüm imkanlarla Kıbrıs halkının yanındayız. Sadece adada değil, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın her bir Kıbrıs Türkü’nün geleceğe, öz vatanının yarınlarına güvenle bakmasını istiyoruz.” dedi.

KKTC’nin geniş bir diasporasının bulunduğunu belirten Yılmaz, KKTC’nin tüm bölgeleriyle gelişmesi ve kalkınması için yapısal reformların da işbirliği içinde hayata geçirildiğini ifade etti.

KKTC Cumhurbaşkanlığı binası ile Cumhuriyet Meclisi binasının inşaatına hızla devam edildiğini ve kasım ayına yetiştirilmesinin öngörüldüğünü dile getiren Yılmaz, destekler kapsamında KKTC’li çiftçilerin, besicilerin ve üreticilerin de yanında olduklarını söyledi.

245 üreticiye yaklaşık 11 milyon liralık ödeme yapıldığını ifade eden Yılmaz, KKTC’de ilk kez yurt yapmaya başladıklarını, söz konusu yurdun 802 kişi kapasiteli olduğunu belirtti.

KKTC’de çok daha sağlıklı, güçlü bir yükseköğretim sistemi için gerekli adımların işbirliği içinde atılacağını söyleyen Yılmaz, “KKTC vatandaşlarının ülkemizde oturma ve çalışma izninden muaf tutulması, KKTC’den ülkemize kimlikle seyahat edebilmeleri ve sağlık hizmetlerinden faydalanabilmeleri gibi pek çok kolaylığı getirdik, yenilerini de ekleyeceğiz. Temel felsefemiz şu; KKTC’de yaşayan kardeşlerimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hangi konulardan istifade ediyorsa aynısını eşit bir şekilde elde etmeleri, o hizmetlerden faydalanmaları.” dedi.

Yılmaz, KKTC ile belediyecilik tecrübesini de paylaştıklarını, KKTC’deki 11 belediyenin 29 projesine kaynak tahsis edildiğini söyledi.

Türkiye ile KKTC arasında elektrik alanında çift hatlı kablo projesinin hayata geçirileceğini ifade eden Yılmaz, “Bunu başardığımız zaman gidişli gelişli olacağı için bu kablo sistemi, KKTC yenilenebilir enerji konusunda da potansiyelini kullanabilir hale gelecek. Bu projenin fizibilite çalışmalarına başlamış durumdayız.” bilgisini verdi.

Yılmaz, Gazze’de herkesin yüreğini yakan manzaraların olduğuna işaret ederek, “Bunları görünce yapılan barış harekatının ne kadar anlamlı olduğunu da bir kez daha hepimiz herhalde takdir ediyoruzdur diye düşünüyorum. Türkiye’nin garantörlüğü olmasa, barış harekatı olmasa Gazze’de yaşanan manzaralara benzer manzaraların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de yaşanabileceğini herhalde hepimiz görüyoruzdur diye inanıyorum. Çok şükür Türkiye buna müsaade etmedi. Bu anlamda tekrar emeği geçenlere, hem mücahitlere hem silahlı kuvvetlerimize, askerimize şükranlarımızı sunuyoruz.” ifadesini kullandı.

KKTC’nin istikrarının Doğu Akdeniz’in istikrarı anlamına geldiğini belirten Yılmaz, “Burada da şunun altını bir kez daha çizmek istiyorum; geçmişte denenip sonuç alınmayan yöntemlerin tekrar tekrar denenmesinin de bir anlamı yok. 40 yıllık bir devlet var, 50 yıllık bir barış harekatı geçmişi var, bir realite var. Bu realiteyi bütün dünyanın görmesi gerekir, anlaması gerekir. Kıbrıs Türklerinin özden gelen hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statüleri tespit edilmek durumundadır, biz buna inanıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu konuda her zaman Kıbrıs Türkü’nün yanındayız.” diye konuştu.

31 Mart yerel seçimlerine az bir zaman kaldığını söyleyen Yılmaz, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’a destek istedi.

Bir belediye başkanının belediye kaynaklarını şan ve şöhret için kullanmasının yanlış olduğunu belirten Yılmaz, şunları kaydetti:

“Kendisi için, kendisinin kariyer basamağı olarak kullanıyorsa gerçek belediyecilik yapmıyor demektir. Yine bu belediye başkanı belediyeyi ideolojik amaçlarla, farklı amaçlarla kullanıyorsa gerçek belediyecilik yapmıyor demektir. Gerçek belediyecilik çok sade bir şey, kanunlarında yazan görevler var, o görevler çerçevesinde belediyeye verilen kaynakları verimli, etkili kullanan, halkın ihtiyaçlarına yönelik kullanan belediye başkanı ise gerçek belediyecilik yapıyor demektir. Biz polemiklere, çatışmalara, kavgalara ihtiyaç duymuyoruz. İstanbul’un kaybedecek vakti yok, İstanbul’un gerçek belediyeciliğe ihtiyacı var. Son 5 yılda İstanbul’un sermayesine doğru düzgün yatırım yapılmadı. Geçmişten gelen sermayeyi yiyerek bir anlamda devam edildi. Geçmişten gelen sermayeyi bir 5 yıl kullanabilirsiniz ama buna bir 5 yıl daha İstanbul’un tahammülü yok, kaybedecek vakti yok. Biz inanıyoruz ki donanımıyla, geçmiş tecrübesiyle Murat Kurum kardeşimiz gerçek belediyecilik yapacaktır. Sermayeyi yemeyecektir, sermayeye ilaveler yapacaktır.”

Yeni afetler yaşamamak adına risklerin yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, özellikle İstanbul’da kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini, bunun lafla olacak bir şey olmadığını, somut projelerle gerçekleştirilebileceğini sözlerine ekledi.

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’un da konuşma yaptığı programa, Türkiye’nin Lefkoşe Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek ile bazı medya kuruluşlarının temsilcileri de katıldı.

Katılımcılar, program öncesinde “Kuzey Kıbrıs’ı İstanbul’da Yaşamak” adlı fotoğraf sergisini gezdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-kktcde-duzenlenen-etkinlikte-konustu/feed/ 0
Türkiye’nin Cezayir Büyükelçiliği, DTİK ile iftar programı düzenledi https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-cezayir-buyukelciligi-dtik-ile-iftar-programi-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-cezayir-buyukelciligi-dtik-ile-iftar-programi-duzenledi/#respond Thu, 21 Mar 2024 04:09:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21652 Türkiye’nin Cezayir Büyükelçiliği, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) ile başkent Cezayir’de üçüncü geleneksel iftar programını düzenledi.

Büyükelçi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz ile DTİK Cezayir Temsilcisi Okay Tosyalı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen iftar programına, Cezayir Din İşleri ve Vakıflar Bakanı Yusuf Belmehdi, İletişim Bakanı Muhammed Laagab ile Türk ve Cezayirli iş insanları katıldı.

Kendileriyle birlikte bu organizasyonu düzenleyen Dünya Türk İş Konseyi- Cezayir Temsilciliğine teşekkür ederek konuşmasına başlayan Büyükelçi Küçükyılmaz, programın ilkini 2022 yılında gerçekleştirdiklerini dile getirerek, “Bu programın bir gelenek haline gelmesini ve bundan sonraki yıllarda da aynı şekilde devam etmesini canı gönülden temenni ediyorum.” dedi.

Türkiye ile Cezayir arasındaki ticaret hacmi 6,3 milyar dolara çıktı

Son bir yılda Türkiye ile Cezayir arasındaki ilişkileri çok daha ileri seviyelere taşıdıklarını söyleyen Küçükyılmaz, şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanlarımız ve birçok bakanlarımız karşılıklı ziyaretlerde bulundular. Ekonomik, ticari, sosyal ve kültürel alanlarda çok önemli işbirliği anlaşmaları imzaladık. Birçok iş forumu, ticari heyet ve fuarlara karşılıklı olarak ev sahipliği yaptık. Küresel ticaretin durağan olduğu bir dönemde iki ülke arasındaki dış ticaret hacmimizi yüzde 20 oranında artırarak 6,3 milyar dolara çıkardık.”

Ancak bu seviyeyi de yeterli görmediklerini belirten Küçükyılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cezayirli mevkidaşı Abdulmecid Tebbun’un iki ülke arasındaki ikili ticaret ve yatırım hedeflerini 10’ar milyar dolar olarak belirlediği, bu hedeflere en kısa zamanda ulaşmak için çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti.

Türk firmalarının Cezayir’de 2000’li yıllardan başlayarak bugün çok önemli bir seviyeye ulaştığına dikkati çeken Küçükyılmaz, 2000 yılında Cezayir’de sadece 7 Türk ortaklı firma varken, bugün bu sayının 1500’e yaklaştığına işaret etti.

Cezayir, Türkiye’nin en çok yatırım yaptığı ülkeler arasında 7. sırada

Cezayir’deki Türk yatırımlarının miktarı 6 milyar dolar ve istihdam kapasitesinin de 30 bini aştığı bilgisini veren Küçükyılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Firmalarımız bugün, Cezayir’de neredeyse tüm sektörlerde faaliyet göstermektedir. Şu hususu özellikle belirtmek isterim ki; Cezayir’deki tüm sektörler bizim için stratejik öneme ve önceliğe sahiptir. Bu nedenle, her alandaki yatırımlarımızın hız kaybetmeden devam etmesi çok önemli önceliğimizdir.

Bununla birlikte, Cezayir Devleti’nin de özel önem verdiği enerji, madenler, sanayi ve tarım sektörlerindeki yatırımlarımızın ve işbirliklerimizin sayısı kısa ve orta vadede daha da artacaktır.”

Cezayir’in, Türkiye’nin en çok yatırım yaptığı ülkeler arasında 7’nci, Afrika kıtasında ise 1’inci sırada yer aldığını hatırlatan Küçükyılmaz, “Günümüzde ülkeler, dostluk ve kardeşlik bağlarını ticaretle, yatırımlarla, firmalarla daha da güçlü kılmaktadır. Bugün Türkiye ile Cezayir arasında bu seviyede bir dostluk ve kardeşlik bağı geliştirmiş olmamızda sizlerin, yani her iki ülkenin firmalarının rolü çok büyüktür. Bugüne kadarki başarılı çalışmalarınızdan dolayı sizleri tebrik ediyor, başarılarınızın artarak devam etmesini temenni ediyorum.” diye konuştu.

İftar programında DTİK Cezayir Temsilcisi Tosyalı, Cezayir-Türk İş Konseyi (CAAT) Eşbaşkanı Djellal Serandi Maamar, Cezayir Ekonomik Yenilenme Konseyi (CREA) Başkanı Kamel Moula, Arap-Afrika Yatırım ve Kalkınma Ajansı (CAAID) Başkanı Boutalbi Amine, Cezayir İşveren Konfederasyonu (CAPC) Başkanı Rahmoune Zargoune, MİTİDJA Girişimci ve Sanayiciler Kulübü Başkanı Fethi Ammour ile Cezayir Dışişleri ve Yurtdışında Yaşayan Ulusal Topluluk Bakanlığı Ekonomik İlişkileri Teşvik ve Destek Direktörü Rabah Fassih birer konuşma yaptı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiyenin-cezayir-buyukelciligi-dtik-ile-iftar-programi-duzenledi/feed/ 0
Murat Kurum: Kıbrıs Türkünün yanında durmaya devam edeceğiz https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-kibris-turkunun-yaninda-durmaya-devam-edecegiz/ https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-kibris-turkunun-yaninda-durmaya-devam-edecegiz/#respond Thu, 21 Mar 2024 04:06:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21649 Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, “Kıbrıs’ın güneyinde Rum devleti varsa kuzeyinde de Türk devleti vardır, KKTC vardır ve bu hiçbir şekilde değişmedi, değişmeyecektir. Çünkü Kıbrıs hepimizin milli davasıdır. Biz her zaman Kıbrıs Türkünün yanında durduk, yine aziz milletimizin desteğiyle durmaya devam edeceğiz.” dedi.

Taksim’de bir otelde düzenlenen Kentler ve Kültürler Buluşması programında konuşan Kurum, Kıbrıslılarla ne zaman buluşsa, Kıbrıs’ın nasıl kurtulduğunu hatırladığını söyledi.

Kıbrıs’ın kurtuluşunun her şeyden önce Kıbrıs Türk halkının mazisinde şanlı bir sayfa, şanlı bir dönüm noktası olduğunu belirten Kurum, “Kıbrıs’ın asil halkı geçmişte yaşanan belirsizliklere, zulümlere, işkencelere rağmen mücadelesinden asla vazgeçmemiş, on yıllarca Rumlara karşı korkusuzca direnmiştir. Can vermiş ama asla hürriyetinden, egemenliğinden taviz vermemiştir, boyun eğmemiştir. Kıbrıslılar yurt edindiği, memleket bildiği toprakları hiçbir zaman bırakmamıştır.” diye konuştu.

1974 Barış Harekatı ile bu şanlı mücadelenin Mehmetçik ve Kıbrıs Türkü kardeşlerinin kahramanlığıyla yerini kutlu bir zafere bıraktığını vurgulayan Kurum, “O günden bugüne sizler, Kıbrıs Türkü soydaşlarımız, kardeşlerimizin, Kıbrıs’ımızın istiklaline ve istikbaline sonuna kadar sahip çıkıyor, bu zaferin haklı gururunu yaşıyorsunuz. Bizim için de hak ve eşitlik mücadelesinde nice zorluklara göğüs geren Kıbrıs Türkünün azmi ve dirayeti, ayrılmaz parçası olduğu Türkiye için gurur kaynağıdır, iftihar tablosudur.” ifadelerini kullandı.

“Kıbrıs milli davamızdır”

Her Kıbrıs meselesi gündeme geldiğinde KKTC’nin dünyada tanınması için yapılan çalışmalara değinen Kurum, şöyle devam etti:

“Bugün KKTC, adanın iki eşit parçasından biridir. Toprağıyla, nüfusuyla, demokrasisiyle, ticaretiyle, turizmiyle her alanda bir devlet olma hakkına ve hukukuna sahiptir. Her ne kadar bu gerçeği Rum tarafı sulandırmak istese de bu böyledir ve bundan sonra da böyle olmaya devam edecektir. Bugün 144 ülkeden öğrencinin bulunduğu, 100’den fazla ülkeye ticari ilişkilerin olduğu ve yine 100’den fazla ülkeden turistin geldiği KKTC zaten dünyanın bildiği, tanıdığı bir coğrafyadır, bir yerdir. Kıbrıs’ın güneyinde Rum devleti varsa kuzeyinde de Türk devleti vardır, KKTC vardır ve bu hiçbir şekilde değişmedi, değişmeyecektir. Çünkü Kıbrıs hepimizin milli davasıdır. Biz her zaman Kıbrıs Türkünün yanında durduk, yine aziz milletimizin desteğiyle durmaya devam edeceğiz. Maraş’ın açılımı da dahil olmak üzere birlikte attığımız tarihi adımlarla milli davamızı yüceltmeye ve yükseltmeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, haksız ve hukuksuz tüm ambargolara rağmen biz Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’in incisi, gözdesi yapacağız, bambaşka bir cazibe merkezi haline getireceğiz.”

“Tarihimizden aldığımız güç ve ilhamla 31 Mart akşamı geliyoruz”

Kurum, İstanbul’un Türkiye’nin kalbi, ekonominin lokomotifi, medeniyetin başkenti olduğunu, İstanbul ne kadar güçlüyse Türkiye ve KKTC’nin de o kadar güçlü olduğunu kaydetti.

İstanbullulara hizmet etmek, eser üretmek için kutlu bir yolculuğa çıktıklarını dile getiren Kurum, “Bizler tarihimizden aldığımız güç ve ilhamla 31 Mart akşamı geliyoruz. Nasıl ki 81 ilimizde gece gündüz demeden tüm sorunlarını çözmek için koştuysak, şimdi de İstanbul’umuzun problemleri için koşacağız, üreteceğiz, çalışacağız.” diye konuştu.

Kurum, İstanbul’un trafik çilesini, ulaşım sorununu çözüme kavuşturmak için hızla harekete geçeceklerini anlattı.

Ayrıca Kurum, “Kuzey Kıbrıs’ı İstanbul’da Yaşamak” sergisini gezdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/murat-kurum-kibris-turkunun-yaninda-durmaya-devam-edecegiz/feed/ 0
TEKNOFEST’e katılan gençlerin sayısı 50 misline erişti https://www.haber60.com.tr/teknofeste-katilan-genclerin-sayisi-50-misline-eristi/ https://www.haber60.com.tr/teknofeste-katilan-genclerin-sayisi-50-misline-eristi/#respond Thu, 21 Mar 2024 03:42:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21629 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Sadece 5 yılda TEKNOFEST’e katılan gençlerin sayısı 50 misline erişti ve 2024 için dedik ki, TEKNOFEST’in en iyi adresi Adana’dır. Adana’da sizlerle birlikte yeni rekorlar kıracağız, büyük işler yapacağız.” dedi.

Kacır, Adana Valisi Yavuz Selim Köşger ile bindiği Togg’un direksiyonuna geçip, Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Adana Gençlik Buluşması”na gitti.

Buradaki etkinliğe Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile katılan Kacır, konuşmasında, ÇÜ’nün öğrencileriyle buluşmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Milli teknoloji hamlesi adına ne yapıyorlarsa merkezine gençleri koyduklarını belirten Kacır, şöyle devam etti:

“Bu inançla 5 yıldır dünyanın en büyük teknoloji festivallerini bu topraklarda, Türkiye’de düzenliyoruz. 2018’te ilk TEKNOFEST’i düzenledik, 14 teknoloji yarışmasında 20 bin gencimiz projeler geliştirdi. Geçtiğimiz yıl Cumhuriyet’imizin 100. yılında üç büyük şehrimizde, İstanbul’da, başkent Ankara’da ve İzmir’de TEKNOFEST’ler düzenledik ve 337 bin takımda 1 milyon gencimiz, TEKNOFEST yarışmalarına katıldı. Sadece 5 yılda TEKNOFEST’e katılan gençlerin sayısı 50 misline erişti ve 2024 için dedik ki, TEKNOFEST’in en iyi adresi Adana’dır. Adana’da sizlerle birlikte yeni rekorlar kıracağız, büyük işler yapacağız. Biz gençlerimizin önünü açtığımızda, onların yanında olduğumuzda ne kadar büyük başarılar ortaya koyabildiklerini çok iyi biliyoruz.”

Türkiye’nin savunma sanayisinde, havacılıkta artık destan yazdığının altını çizen Kacır, ülkedeki havacılık tarihini örneklerle anlattı.

Kacır, Türkiye’nin 40 yıla yakın zamandır terör belasıyla mücadele ettiğini belirterek, şöyle konuştu:

“Bu mücadelemizde çoğu zaman bizim yanımızda olması gerekenleri, mücadele ettiğimiz teröristlerin arkasında gördük. Bu mücadelede dönem dönem başka ülkelerin teknolojilerinden yararlanmak istedik, ya bize o teknolojiyi vermediler ya da aldığımız teknoloji çoğu zaman işimize yaramadı. 2000’li yılların başında dahi İHA denildiğinde bu ülkede akla gelen tek şey İhlas Haber Ajansıydı. Peçeteye ‘selpak’ der gibi İHA’lara ‘Heron’ diyordu Türkiye’de herkes. Heron da İsrail’in İHA markası ama o Heronlar işimize yaraması gerektiği anda çoğu zaman çalışmıyorlardı. İşte böylesi bir dönemde Türkiye’de bir irade ortaya çıktı, ‘Bu ülkenin neye ihtiyacı varsa kendi öz evlatlarımızın alın, akıl teriyle bu teknolojiyi geliştireceğiz.’ dedi. Nihayetinde Türkiye’nin öz evlatları, mühendisleri, teknisyenleri, bilim insanları, Türkiye’nin havacılıkta altın çağını bu millete yaşattılar.”

“Haberleşme uyduları geliştirebilen, üretebilen 10 ülkeden biri olacağız”

Kacır, Türkiye’nin ilk yerli ve milli gözetleme uydusu İMECE’nin Cumhuriyet’in 100. yılında uzaya gönderildiğini anımsatarak, şöyle devam etti:

“Önceki Türksat haberleşme uydularını yurt dışından ithal ettik. Şimdi ilk milli haberleşme uydumuz Türksat 6A’yı da yerli olarak geliştirdik. İnşallah 4 ay içerisinde Türksat 6A’yı da uzaya göndereceğiz. Böylelikle haberleşme uyduları geliştirebilen, üretebilen dünyadaki 10 ülkeden biri olacağız. Bütün bunlar, nitelikli insan kaynağı, beşeri sermayenin gelişmesi demek. Bütün bunlar, şikayet ettiğimiz beyin göçünün tersine dönmesi, Türkiye’nin kendi evlatlarının kendi ülkeleri için ter dökmesi, çalışması, gayret etmesi demek. İnşallah bu yolculukta ilerlemeye devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2021’de Türkiye Milli Uzay Programı’nı dünyaya ilan ettiğini dile getiren Kacır, bu alandaki her kazanımın Türkiye’nin tam bağımsızlığını güçlendirmesine önemli katkı sağlayacağını anlattı.

Kacır, Türkiye’nin geliştirdiği hibrit roket motoruyla Ay’a erişmeyi hedeflediğini ifade ederek, “Gencecik bir ekip kurduk. Şu anda hibrit roket alanında dünyada en iddialı 4 ülkeden biriyiz. Eğer bu teknolojiyi Ay’a erişeceğimiz uzay aracını yaparken kullanabilirsek, bu teknolojiyi gerçekleştirebilirsek bunu başaran ilk ülke olacağız. Daha sonra uyduların yörüngeler arası transferini yapacak uzay araçlarını yerli olarak geliştireceğiz.” diye konuştu.

Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu kapsamında Gezeravcı’nın, Türk bayrağını Uluslararası Uzay İstasyonu’na taşıdığını vurgulayan Kacır, “İlk olmakla birlikte son olmayan bu adım, Türk gençleri, çocukları için gerçek bir ilham kaynağı.” dedi.

Gezeravcı da bir araya geldiği öğrencilerle sohbet etti, fotoğraf çektirdi.

Etkinliğe, Vali Köşger, ÇÜ Rektörü Prof. Dr. Meryem Tuncel ve Cumhur İttifakı’nın Adana Büyükşehir Belediyesi adayı Fatih Mehmet Kocaispir de katıldı.

Sanayicilerle iftarda buluştu

Bakan Kacır, kentteki temasları kapsamında Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’ndeki iftar programına katıldı, sonrasında sanayicilerle basına kapalı toplantıda bir araya geldi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/teknofeste-katilan-genclerin-sayisi-50-misline-eristi/feed/ 0
TİKA, Ramazan Programları Kapsamında 5 Ülkede Gıda Kolileri Dağıttı https://www.haber60.com.tr/tika-ramazan-programlari-kapsaminda-5-ulkede-gida-kolileri-dagitti/ https://www.haber60.com.tr/tika-ramazan-programlari-kapsaminda-5-ulkede-gida-kolileri-dagitti/#respond Thu, 21 Mar 2024 02:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21571 Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), ramazan programları kapsamında Nijer, Bangladeş, Moğolistan, Ukrayna ve Kuzey Makedonya’da gıda kolileri dağıttı.

TİKA’dan yapılan yazılı açıklamada, kurumun ramazan programları kapsamındaki çalışmalarına ilişkin bilgi verildi.

Buna göre, TİKA, Bangladeş’teki ramazan programının ilk etabı kapsamında ülkenin dört bir yanında temel ihtiyaç malzemelerinden oluşan 1250 gıda kolisi dağıttı.

Dakka, Narsingdi, Lalmonirhat, Saidpur, Kushtia, Gazipur ve Meherpur’da dar gelirli aileler, yetimhanelerdeki öğrenciler, engelliler ve Arakanlı Müslümanlara (Rohingya) yönelik yardımların ilk etabı tamamlandı.

Gıda kolilerinin dağıtımı engelliler ve yetimlere öncelik verilerek yapıldı.

TİKA ayrıca ramazan boyunca Bangladeş’in Cox’s Bazar kentindeki sığınmacı kamplarında yaşayan 1000 aileye günlük sıcak iftar yemeği dağıtacak.

Moğolistan’da 1200 aileye koli

TİKA, Moğolistan’daki programı kapsamında ülke genelinde 1200 aileye ulaştırılacak gıda kolilerinin dağıtımına başkent Ulanbator’da başladı.

İlk aşamada, El Birliği Derneği, Minii Yörtönts Derneğine bağlı Aile İçi Şiddet Mağduru Çocuk ve Kadın Sığınma Evi, Narhan Çocuk Esirgeme Kurumu, Kişisel Gelişimi Destekleme Derneği işbirliğinde 600 gıda kolisi Ulanbator’a bağlı belediyelerdeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı.

Türkiye’nin Ulanbator Büyükelçisi Zafer Ateş, dağıtım töreninde, “TİKA, her yıl ramazan ayı kapsamında ihtiyaç sahibi ailelere yönelik bu alanda faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşları ile işbirliğinde gıda yardımı projesini hayata geçirmektedir. Bugün de biz TİKA’nın anlamlı faaliyetlerinden biri olan gıda yardımının dağıtımı için buradayız. Moğolistan, bizim için kardeş ve dost ülkedir. TİKA, diğer alanlarda gerçekleştirdiği proje ve faaliyetleriyle iki ülkenin ilişkilerinin gelişmesine, derinleşmesine önemli katkıda bulunmaktadır.” ifadesini kullandı.

Moğolistan Aile İçi Şiddet Mağduru Çocuk ve Kadın Sığınma Evi Başkanı Nominhüü Bayanzul, yardımlardan dolayı Türk halkına ve TİKA’ya teşekkür etti.

Nijer’de Agadez halkına destek

TİKA, Nijer’de “İstanbulewa” olarak da adlandırılan Agadez halkına gıda desteğinde bulundu.

Agadez’de yaşayan başta engelliler olmak üzere ihtiyaç sahibi 400 aileye gıda kolisi ulaştırıldı.

Pirinç, makarna, şeker ve yağdan oluşan gıda paketleri Air (Agadez) Sultanı Oumarou İbrahim Oumarou, Türkiye’nin Niamey Büyükelçisi Özgür Çınar ve TİKA Niamey Koordinatörü Tanju Polat’ın katılımıyla ihtiyaç sahibi ailelere teslim edildi.

Ukrayna’da 1000 aileye gıda kolisi dağıtıldı

TİKA, Ukrayna halkına çeşitli projeler ve faaliyetlerle desteğini sürdürürken, ramazan ayının gelmesiyle Ukrayna genelinde 1000 aileye gıda kolisi ulaştırdı.

Kiev Valiliği, Kırım Tatar Milli Varlık Fonu, Kırım Müslümanları Dini İdaresi, Ukrayna Gagauzları Birliği ve Ahıska Türkleri Derneği ile TİKA işbirliğinde, Kiev, Lviv, Odesa, Harkiv, Lutsk, Vinnitsya, Sumi, Poltavabölgelerinde yaşayan Kırım Tatarları, Gagauzları ve Ahıska Türkleri ile Kiev’de kuşatma sırasında büyük zarar gören Buça bölgesinde yaşayan ihtiyaç sahibi ailelere gıda kolisi dağıtıldı.

Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov ve Kırım Tatar Milli Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, TİKA’nın Müslüman kardeşlerine yapılan bu desteklerin manevi anlamının büyük olduğunu belirtti.

Kiev Bölge Valiliği Uluslararası İşbirliği Departmanı Başkanı Mykyta Herashchenko da Türk halkının kalbinden gelen destekler için minnettar olduklarını belirtti.

Ukrayna Gagauzları Birliği Temsilcisi Denys Gaydarlı da Odesa Bölgesi’nde yaşayan Gagauzları da kapsayan yardımın önemini vurgulayarak Türkiye ve TİKA’ya teşekkür etti.

TİKA, Kuzey Makedonya’da faaliyet gösteren ve 52 Türk derneğin çatı kuruluşu olan Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliği ve yerel STK’ler işbirliğinde Kuzey Makedonya’nın kırsal bölgelerindeki Karbintsi, İştip, Köprülü, Lozovo, Usturumca, Demir Kapı, Doyran, Gostivar, Kırçova, Struga, Pehçevo, Kalkandelen, Kumanova, Lipkova, Studenicani ve Üsküp belediyeleri sınırlarındaki 50 köyde bulunan Türklere ve ihtiyaç sahibi ailelere 3 bin gıda paketi ulaştırdı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tika-ramazan-programlari-kapsaminda-5-ulkede-gida-kolileri-dagitti/feed/ 0
Güney Afrika’da 100 Bin Üyeli Kilisenin Lideri Müslüman Oldu https://www.haber60.com.tr/guney-afrikada-100-bin-uyeli-kilisenin-lideri-musluman-oldu/ https://www.haber60.com.tr/guney-afrikada-100-bin-uyeli-kilisenin-lideri-musluman-oldu/#respond Thu, 21 Mar 2024 01:30:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21514 Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yaklaşık 100 bin üyesi bulunan Corinthian Kilisesinin lideri iken 1500 cemaat üyesiyle geçen yıl Müslüman olan eski papaz İbrahim Richmond, “Biz Allah’ın son peygamberi Hz. Muhammed’den habersizdik ve Kur’an’ı hiç bilmezdik.” dedi.

Güney Afrika’da 60 milyonluk nüfusun yüzde 80’inden fazlasını Hristiyanlar, yaklaşık yüzde 2’sini ise Müslümanlar oluşturuyor.

Müslümanların büyük çoğunluğunun Asya kökenli olduğu ülkede, Afrika kökenli nüfus içinde Müslümanlara oldukça az rastlanıyor.

Yerli halk Zuluların çoğunlukta yaşadığı KwaZulu-Natal eyaletinde on binlerce mensubu bulunan Corinthian Kilisesinin eski lideri İbrahim Richmond, yaklaşık 1500 cemaat üyesi ile geçen yıl İslam’a geçti.

Richmond, Hristiyan papazı iken İslam’a geçiş hikayesini ve sonrasında yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

Ay yıldızlı Afrika Kilisesi: Corinthian

Richmond, 1950’lerde kurulan Corinthian Kilisesinin KwaZulu Natal bölgesinde yaklaşık 100 bin kişilik cemaate sahip yerel Afrika Kilisesi olduğunu söyledi.

Bu kilisenin öğretisinin ana akım Hristiyan mezheplerinden farklılık gösterdiğine dikkati çeken Richmond, bu öğretinin tek tanrı inancı taşıdığını, Hz. İsa’yı son peygamber kabul ettiğini, domuz eti yenmediğini ve ibadethanelerinde ayakkabı giyilmediğini belirtti.

Richmond, Corinthian Kilisesinin sembolünün ay yıldız olmasına da değinerek, “Büyükbabam Abdel Müslümanmış. Kilisenin kurucusu babam Johannes Hz. İbrahim’in yolundan giden bir insandı. O babasını hiç görmemiş ama annesinden öğrendiği için kiliseye ay yıldız sembolünü seçmiş.” dedi.

Richmond’ın rüyası

Richmond, İslam’a geçişinin, gördüğü rüyalara dayandığını belirterek, “Bir gece kilisede uyurken rüya gördüm. Bu rüya sadece bir sesten ibaretti, kimseler gözükmüyordu. Rüyadaki ses cemaatimin beyazlar giymesini istiyordu. İkinci gün aynı rüya, aynı ses. Sonraki günün erken saatlerinde yine aynı rüya ama bu sefer ses oldukça agresifti. Aynı gün cemaatimi bu olay hakkında bilgilendirdim. Ne yapacağımı bilmiyordum ama cesaretimi bir şekilde toplayıp rüyam hakkında onlarla konuşabildim.” ifadelerini kullandı.

Cemaat üyelerinin kendisine destek verdiğini dile getiren Richmond, şöyle devam etti:

“Sonra bir gün kilisede düzenlenecek büyük bir tören için hazırlık yaparken, rahiplerimden biri yanıma gelip bazı Müslümanların geldiğini söyledi. Niçin Müslüman amblemi kullandığımızı merak ediyorlarmış. Bu kişiler yanıma geldiklerinde rüyamı hatırladım ve ne giydiklerini gördüm. Anladım ki bunlar rüyada bahsedilen insanlar. Artık rüyam gerçekleşmişti.”

Richmond, bu olayın ardından İslam’ı seçmeye karar verdiğini kaydederek, “Cemaattekiler ‘rüyanın peşinden git, seni sonuna kadar destekliyoruz’ dedi ve o gün yaklaşık 1500 kişinin katıldığı törende benimle şehadet getirdiler.” dedi.

İslam ve apartheid

Ülke nüfusunun yüzde 80’inden fazlasını oluşturan Afrika kökenliler arasında Müslümanların çok seyrek görülmesinin, Güney Afrika tarihindeki ırkçı apartheid rejiminden kaynaklandığını söyleyen Richmond, “Biz Allah’ın son peygamberi Hz. Muhammed’den habersizdik ve Kur’an’ı hiç bilmezdik.” dedi.

Richmond, “Apartheid döneminde Müslüman kardeşlerimizin gelip Zulu ulusundaki Afrikalı kardeşlerine tebliğ etmesine izin verilmezdi. Son peygamber ve İslam hakkında konuşmak için bize gelme şansları çok azdı. Bu onların hatası değildi.” diye konuştu.

Güney Afrikalı Müslümanların, ülkede İslam’ın daha geniş çevrelere tanıtılması konusunda çok iyi işler çıkardığını belirten Richmond, son yıllarda giderek artan sayıda Afrikalının İslam’ı benimsemeye başladığına dikkati çekti.

Richmond’a Türk yardımı

Richmond, Diyanet İşleri Başkanlığının konuğu olarak ziyaret ettiği Türkiye’yi ve gördüğü misafirperverliği unutamadığını ifade ederek, “Türkiye’de insanlar sıcak kalpli ve sevgi dolu.” dedi.

Türkiye merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Bilgi ve Algı Derneğinin (BİLAL) Güney Afrika temsilcisi olduğuna da değinen Richmond, İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı ve Türk hayırseverlerin yardımlarıyla gerçekleştirilen iftar programı vesilesiyle Türk kardeşleriyle bir araya gelmekten duyduğu mutluluğu dile getirdi.

İftar programının organizatörlerinden BİLAL’in Genel Başkanı Ömer Lütfi Türkmenoğlu ise İHH işbirliğinde bu program vesilesiyle 600 Zuluca, 2 bin İngilizce Kur’an-ı Kerim dağıtıldığını belirterek, “Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığımızın yeni Müslüman olanlar için İngilizce yayınladığı temel İslami bilgilerin bulunduğu kitapları da teslim edeceğiz. Zaman zaman ramazan için iftar etkinliklerimiz de devam edecek.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/guney-afrikada-100-bin-uyeli-kilisenin-lideri-musluman-oldu/feed/ 0
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Nevruz Bayramı’nı Kutladı https://www.haber60.com.tr/turk-egitim-sen-genel-baskani-nevruz-bayramini-kutladi/ https://www.haber60.com.tr/turk-egitim-sen-genel-baskani-nevruz-bayramini-kutladi/#respond Thu, 21 Mar 2024 00:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21486 Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Nevruz Bayramı’nı kutlayarak, “Türk Eğitim Senliler olarak biliyoruz ki kadim Türk kültürünün güzide geleneklerini, Nevruz ihtişamını yaşamak, yaşatmak ve geleceğe aktarmak milli sorumluluğumuzdur” dedi.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan, Nevruz Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Nevruz Bayramı’nın Ramazan ayına denk gelmesinin huzur ve mutluluğunu yaşadığını aktaran Geylan, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Nevruz, baharın gelişi, doğanın yeniden canlanması, tabiatın yenilenmesi gibi pek çok muştuyu da beraberinde getirir. Nevruz ruhu asırlardır bize yegane güç kaynağımızın birlik, beraberlik, kardeşlik bağlarımız ve dayanışma olduğunu ifade eder. Nevruz, farklı coğrafyalarda demir dağları eriten kutlu ateşin kudreti ve kuvveti ile asırlar boyu milletimizin birlik ve bütünlük içinde aynı yola revan olma, yeniden doğuş, doğruluş ve istikamet üzere kararlı duruş ile ilerlemesini temsil etmiştir. Bu çerçevede Nevruz milletimiz için pekişmiş geleneklerle her yıl büyük bir coşkuyla kutlanan kadim bir milli bayram olagelmiştir. Nevruz; aynı inanç, hissiyat, emel ve iradenin kaynağını yeniden bulmaktır, milli toparlanışın kıvancıdır. Nevruz; kadim ve müstesna köklerimizle bir kez daha kucaklaşmanın fırsatıdır. Nevruz; doğanın ve beşeriyetin tazelenmiş umutlarla yola yeniden revan olmasıdır.”

“Biz Nevruz’u Türk milletinin istiklali için anacağız”

Türk milletinin dirayetinin, direncinin ve ferasetinin üzerinde hiçbir gücün olmadığını vurgulayan Geylan, “Aziz milletimizin kadim değerleriyle, kendi öz benliğiyle, milli kültürünün derinliklerinden aldığı bilinçle her türlü zorluğu yenerek, birlik ve beraberlikle yeniden doğacak ve canlanacak bir kudret gösterdiğini biliyoruz, gördük, görüyoruz. Nevruz Bayramı kutlamaları da bu düşüncenin en güçlü simgesi, temsili ve tescili olageldi. Lakin bu hakikate rağmen Nevruz’un birleştirici, bütünleştirici ruhuna zarar verenlerin, bu güzide günün anlam ve önemine paçavralarla kastedenlerin, aramıza fitne ve nifak tohumları ekenlerin, bölücülük ve ayrımcılık söylemleri dillendirenlerin kirli emellerinin boşa çıkacağını; bu kirli ellerle, dillerle hedef birliği güderek milletimiz ve milli bekamızın önünde kenetlenenlerin elbette ki hüsran olacağını biliyoruz. Bu kirli emellere karşı biz Nevruz’u Türk milletinin istiklali için, hür ve müreffeh yarınları için, devlet ve millet bekası için ateş yakan, demir dağları eriterek çıkan ecdadımızla anacağız. Milli bir sendikacılık anlayışıyla rotasından sapmadan devam eden Türk Eğitim Senliler olarak biliyoruz ki kadim Türk kültürünün güzide geleneklerini, Nevruz ihtişamını yaşamak, yaşatmak ve geleceğe aktarmak milli sorumluluğumuzdur. Bu yıl da Nevruz dileğimiz; Nevruz’un birleştirici, bütünleştirici, dayanışmacı ruhunun daim, milli bekamızın ebediyen var olması ve dünya barışının hakim kılınmasıdır. Nevruz ateşinin ruhu milletimizin istiklalini aydınlatsın, nesillerimize güç versin, akıbetlerini açık etsin. Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin farklı coğrafyalarda, ihtişamlı Altaylar’dan mümtaz Tuna’ya, güzide Türkmeneli’nden güzel vatan Kırım’a, muazzez Türk illerinde yaşayan tüm soydaşlarımızın Sultan Nevruz’unu kutluyor, bu güzide günün huzur, esenlik, birlik ve beraberliğimizin perçinlenmesine vesile olmasını diliyorum” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-egitim-sen-genel-baskani-nevruz-bayramini-kutladi/feed/ 0
PORTRE- Türk müziğine iz bırakan halk ozanı: Aşık Veysel https://www.haber60.com.tr/portre-turk-muzigine-iz-birakan-halk-ozani-asik-veysel/ https://www.haber60.com.tr/portre-turk-muzigine-iz-birakan-halk-ozani-asik-veysel/#respond Wed, 20 Mar 2024 23:18:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21414 “Uzun İnce Bir Yoldayım”, “Dostlar Beni Hatırlasın”, “Güzelliğin On Par Etmez”, “Atatürk’e Ağıt”, “Beni Hor Görme”, “Beş Günlük Dünya”, “Derdimi Dökersem Derin Dereye”, “Kahpe Felek” ve “Kara Toprak” adlı eserlere imza atan halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu’nun vefatının üzerinden 51 yıl geçti.

Aşıklık geleneğinin önemli temsilcilerinden biri olan ve soyu Horasan Türkmenlerine dayanan Aşık Veysel, Gülizar ve Ahmet Şatıroğlu çiftinin çocuğu olarak, 25 Ekim 1894’te Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Sivrialan Köyü’nde dünyaya geldi. Sanatçı, hayatının büyük bölümünü Sivrialan’da, zorlu yaşam koşullarında geçirdi.

İki kız kardeşi çiçek hastalığına yakalanarak yaşamını yitiren Aşık Veysel, aynı hastalık nedeniyle 7 yaşında sol gözünü kaybetti. Bir gün, inek sağan babasının yanına giden halk ozanı, ters bir hareketten ürken öküzün boynuzunun sağ gözüne girmesiyle tamamen görme engelli oldu. Geçimini güçlükle sağlayan ailesi, Aşık Veysel’in gözlerini tedavi ettiremedi.

Halk ozanları ve aşıklık geleneğiyle tanınan Emlek yöresindeki Sivrialan’a sık sık aşıklar gelir, sohbet, muhabbet ve cem yapardı. Henüz çocukken bu toplantılara katılan Şatıroğlu, aşıklardan deyişler dinleyip, onların paylaştığı bilgilerden faydalandı.

İlk saz derslerini Çamşıhlı Ali ve Molla Hüseyin’den aldı

Oğlunun şiire, saza ve söze merakını fark eden Ahmet Şatıroğlu, Aşık Veysel’e özel bir bağlama yaptırdı.

Aşık Veysel, babasının da teşvikiyle ilk saz derslerini köyün saz ustalarından Çamşıhlı Ali ve Molla Hüseyin’den aldı. Gittikçe daha iyi bağlama çalan sanatçı, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Yunus Emre ve Aşık Agahi gibi birçok usta ismin eserlerini yorumladı.

İlk evliliğini 1919’da Esma Hanım ile yapan Aşık Veysel’in bu evlilikten bir kızı, bir de oğlu oldu. Oğlu henüz 10 günlükken, kızı da 2 yaşındayken hayatını kaybetti. Usta sanatçı, kızı henüz 6 aylıkken, eşi Esma Hanım tarafından terk edildi. Aşık Veysel’in annesi Gülizar Hanım 1921’in şubatında, babası ise annesinden 8 ay sonra yaşamını yitirdi.

Unutulmaz halk ozanı, bir dönem Sivas Zara çevresindeki köylerde 3 ay kadar kaldı. O süreçte Hafik ilçesinin Karayaprak köyündeki Yalıncak Baba Tekkesi’ne uğrayan Şatıroğlu, tekkenin temizliğini yapan Gülizar Hanım’la 1928’de evlendi.

Usta ozanın bu evlilikten de Zöhre, Ahmet, Hüseyin, Menekşe, Bahri, Zekine ve Hayriye adlarını verdiği 7 çocuğu dünyaya geldi. Çocuklarından Hüseyin birkaç aylıkken hayatını kaybetti. Ozanın büyük oğlu Ahmet Şatıroğlu, 2018’de 84 yaşındayken, büyük kızı Zöhre Başer 2020’de 85 yaşında, Bahri Şatıroğlu ise 2021’de yaşama veda etti.

Sivas Halk Şairleri Bayramı’nda birinci oldu

Sivas’ta öğretmenlik ve Milli Eğitim Müdürlüğü görevlerinde bulunan şair ve oyun yazarı Ahmet Kutsi Tecer’in 1931’de organize ettiği “Sivas Halk Şairleri Bayramı”na katılan Aşık Veysel, etkinlikte gerçekleşen yarışmada birinci geldi.

Aşık Veysel, 1933’e kadar usta ozanların şiirlerini seslendirdi, bu dönemden sonra ise kaleme aldığı şiirleri besteleyerek, müzikseverlerin beğenisine sundu.

Ömrü yoksulluk ve mücadeleyle geçen Aşık Veysel, Cumhuriyet’in 10. yılı için yazdığı destanın yayınlanması ve Sivas Aşıklar Bayramı’ndaki başarısı ile dikkati çekti. “Atatürk’tür Türkiye’nin ihyası/Kurtardı vatanı düşmanımızdan” dizeleriyle başlayan şiiri Atatürk’e okumak amacıyla bir arkadaşıyla 3 ay yürüyerek Ankara’ya ulaştı ve Hakimiyeti Milliye gazetesine gitti.

Gazeteciler, Aşık Veysel’in yazdığı şiiri not etti ve şiir 2-5 Nisan 1934’te Hakimiyeti Milliye gazetesinde 3 gün yayınlandı. Ancak Veysel, Atatürk’e ulaşamadı. Geçimini saz ile sağlayan Aşık Veysel, 1933’ten itibaren Cört İbrahim’le Türkiye’yi dolaşmaya başladı. Bu süreç 1940’a kadar devam etti ve Cört İbrahim’in yerini oğlu küçük Veysel aldı. Bir süre sonra İstanbul’a gidip plak da dolduran Veysel, radyo konserleri verdi.

Usta ozan, oğlu Hüseyin’in vefatından sonra diğer oğlu Ahmet’le önce Erzurum’u, ardından Erzincan, Malatya, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Ankara’yı dolaştı.

“Toprak” adlı unutulmaz eserini, Çifteler Köy Enstitüsü’ndeyken yazdı”

Ankara’da Ülkü mecmuasını çıkaran Ahmet Kutsi Tecer’le görüşen Veysel’e burada İsmail Hakkı Tonguç ve Ferit Oğuz Bayır tarafından köy enstitülerinde ders vermesi teklif edildi. Aşık Veysel hiç düşünmeden teklifi kabul etti. Halk ozanı, 1941’de Adapazarı Arifiye Köy Enstitüsü, 1942’de Hasanoğlan Köy Enstitüsü, 1943’te Eskişehir Çifteler Köy Enstitüsü, 1944’te Kastamonu Gölköy Enstitüsü, 1945’te Yıldızeli Pamukpınar Köy Enstitüsü, 1946’da ise Samsun Ladik Akpınar Köy Enstitüsü’nde çalıştı.

Şatıroğlu, “Toprak” adlı unutulmaz eserini, Çifteler Köy Enstitüsü’ndeyken kaleme aldı ve türkü olarak besteledi.

Balıkesir, Erzurum, Malatya, Kırklareli ve Adana’da da köy enstitülerinde konserler veren sanatçı, böylece binlerce gence bağlama dinletti.

Çiftçiliğin yanında bahçe işleriyle de uğraşan Aşık Veysel, köydeki ilk meyve ağaçlarını yetiştirerek, köylülere de örnek oldu. 1950’den sonra ünü tüm Türkiye’ye yayılan usta ozan için 13 Mayıs 1952’de bir jübile yapıldı. Halkın salonu tıklım tıklım doldurduğu jübilede Ahmet Kutsi Tencer, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eflatun Cem Güney ve Behçet Kemal Çağlar birer konuşma yaptı.

Aşık Veysel Şatıroğlu, 1950’de senaryosunu Eyüboğlu’nun yazdığı, Metin Erksan’ın yönettiği “Karanlık Dünya” adlı filmin son bölümünde rol aldı.

Sivas’ta 30 Ekim 1964’te 2. Sivas Aşıklar Bayramı’na yarışmacı olarak katılan Şatıroğlu, 28-30 Ekim 1967’de gerçekleşen 2. Konya Aşıklar Bayramı’nda da jüri üyesi oldu. Uzun yıllar çeşitli vesilelerle düzenlenen programlara katılan Aşık Veysel, son konserini 1971’de Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde gerçekleştirdi.

“Birbirinizle, konu komşuyla iyi geçinin, dirliğiniz, düzeniniz bozulmasın”, “Kürt’ü Türk’ü ne Çerkez’i/ Hep Adem’in oğlu, kızı/ Beraberce şehit, gazi/ Yanlış var mı ve neresi” dizeleriyle birlik ve beraberliğe vurgu yapan ünlü halk ozanı, şiirlerinde yaşama sevinciyle hüznü, iyimserlikle umutsuzluğu işledi.

Yunus Emre’den etkilenen ozan, Türk edebiyatının ve saz şiiri geleneğinin büyük ustalarından biri olarak hafızalara kazındı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, anadil ve milli birliğe yaptığı hizmetlerden ötürü 1965’te özel bir kanunla halk ozanına 500 lira aylık bağladı.

Aşık Veysel, akciğer kanseri nedeniyle 21 Mart 1973’te Sivrialan’da hayatını kaybetti, vasiyeti üzerine köyüne defnedildi. Sanatçının evi Kültür ve Turizm Bakanlığınca müze olarak düzenlendi.

Eserleriyle Türk müziğinde iz bıraktı

Çocukken iki gözünü de kaybetmesine rağmen şiirlerine yansıttığı vatanseverlik, hoşgörü, yaşama sevinci, sevgi, birlik ve beraberlik mesajlarıyla hem kendi dünyasını aydınlatan hem de bugünlere ışık tutan halk ozanı, hafızalara kazınan eserler bıraktı.

Eserlerinde “Veysel”, “Sefil Veysel” ve “Veysel Şatır” gibi mahlaslar kullanan Aşık Veysel, bir şiiri hariç, bütün şiirlerini dörtlüklerle aktardı. “Sazımdan Sesler” ile “Dostlar Beni Hatırlasın” adlı şiir kitapları bulunan ozanın tüm eserleri, 1984’te “Bütün Şiirleri” adlı kitapla okuyucuya sunuldu.

“Uzun İnce Bir Yoldayım”, “Dostlar Beni Hatırlasın”, “Güzelliğin On Par Etmez”, “Atatürk’e Ağıt”, “Beni Hor Görme”, “Beş Günlük Dünya”, “Derdimi Dökersem Derin Dereye”, “Kahpe Felek” ve “Kara Toprak” adlı eserlere imza atan sanatçı, Türkçeyi yalın kullanımıyla dikkati çekti.

Ozanın eserleri pek çok sanatçı tarafından tekrar yorumlanırken birçok yabancı sanatçının da dikkatini çekti. ABD’li elektrogitar virtüözü Joe Satriani, 2008’de çıkardığı albümde “Aşık Veysel” isimli, kendi bestelediği enstrümantal bir esere yer verdi.

Aşık Veysel, 2022’de “vefa” kategorisinde Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülüne’ne layık görüldü. Aralık 2022’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı genelgesi ile vefatının 50. yılı nedeniyle 2023 yılı Türkiye’de “Aşık Veysel Yılı” olarak kutlandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/portre-turk-muzigine-iz-birakan-halk-ozani-asik-veysel/feed/ 0
Türk Halkının Ağız ve Diş Sağlığı Konusunda Kötü Bir Karneye Sahip Olduğu Belirtildi https://www.haber60.com.tr/turk-halkinin-agiz-ve-dis-sagligi-konusunda-kotu-bir-karneye-sahip-oldugu-belirtildi/ https://www.haber60.com.tr/turk-halkinin-agiz-ve-dis-sagligi-konusunda-kotu-bir-karneye-sahip-oldugu-belirtildi/#respond Wed, 20 Mar 2024 23:15:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21411 Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB) Genel Başkanı Tarık İşmen, Türk halkının ağız ve diş sağlığı konusunda kötü bir karneye sahip olduğunu belirterek, Aile Diş Hekimliği uygulamasının ülke genelinde yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

TDB genel merkezinde 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü dolayısıyla basın toplantısı düzenlendi.

İşmen, burada yaptığı açıklamada, Dünya Ağız Sağlığı Günü’nde ağız ve diş sağlığındaki kötü gidişi iyileştirmeye, bu konuda toplumsal farkındalık oluşturmaya odaklandıklarını vurguladı.

Türkiye’de Ankara Üniversitesi ile Sağlık Bakanlığınca en son 2018’de yapılan ve 2022’de güncellenen araştırmanın verilerine işaret eden İşmen, “Türkiye, ağız ve diş sağlığı konusunda ne yazık ki kötü bir karneye sahip. DMFT dediğimiz bireyin çürük, kayıp ve dolgulu diş sayısını gösteren endeks, ülkemizde 15 yaşından sonra 2,5 iken 35 yaşında 8’e çıkmakta ve 65 yaşından sonra da 22’ye ulaşmakta.” ifadesini kullandı.

İşmen, Almanya, Fransa gibi ülkelerin koruyucu diş hekimliği ve ulusal koruyucu ağız ve diş sağlığı projeleriyle bu sorunun üstesinden geldiğini belirterek, Sağlık Bakanlığının 2022’de pilot uygulama olarak başlattığı, 0-12 yaş arasındaki çocuklara içine alan Aile Diş Hekimliği uygulamasının önemli bir adım ve fırsat olduğunu dile getirdi.

“Koruyucu ağız-diş sağlığı paketi sosyal sigorta kapsamına alınmalı”

Bu yeni uygulamanın içinin daha iyi doldurulması gerektiğinin altını çizen İşmen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“TDB olarak Aile Diş Hekimliği Projesi’nin, tüm Türkiye’yi kapsayacak ulusal planlamasının yapılmasını, kamu ve özelde çalışan tüm diş hekimlerinden yararlanılmasını, aile diş hekiminin sadece ‘koruyucu girişimlerle’ sınırlanmaması, bu kavramın içine tüm diş hekimlerinin alınmasını, koruyucu ağız-diş sağlığı paketi oluşturulmasını ve bunun sosyal sigorta kapsamına alınmasını, 0-18 yaş çocuk ve genç grubuna, ülkemizin yaşlı nüfus hızında ki artış göz önüne alınarak 65 yaş üstünün de dahil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuların başta Sağlık Bakanlığı ve ilgili kuruluşlarla ciddi olarak masaya yatırılması ve tartışılması gerekliliğinin altını kalın olarak çiziyoruz.”

İşmen, Türkiye’de bir diş hekimi eksikliği sorununun bulunmadığını ancak bu hekimlerin iyi koordine edilmemesinden kaynaklı problemlerin yaşandığını belirterek, fakültelerin yılda 11 bin diş hekimi mezun edebilecek duruma geldiğini aktardı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Diş Hekimleri Birliğinin (FDI), genel sağlığın optimal yaşanmasında ağız-diş sağlığının önemine her geçen gün daha fazla dikkat çektiğini ifade eden İşmen, ağız ve diş sağlığının insanın bedensel ve ruhsal iyi olma hali için önemli olduğunun altını çizdi.

“Toplumun neredeyse tamamına yakınının diş eti sorunu var”

Türk Diş Hekimleri Birliği Genel Sekreteri Emel Uzer de basın mensuplarının, hastanelerde ağız ve diş sağlığı birimlerine MHRS üzerinden randevu alma konusunda zorluklar yaşandığına ilişkin sorusu üzerine, şunları kaydetti:

“Kamuda özellikle son yıllarda Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri ile kamuya alınan diş hekimi sayısında bir artış var. Ancak Türk toplumunun ağız ve diş sağlığı sorunlarının oranını düşündüğümüzde var olan kadro ve fiziksel imkanlarla bu sorunların çözülmesi mümkün görünmüyor. Toplumun neredeyse tamamına yakınının diş eti sorunu var. Bu kadar sık randevu saat aralığına rağmen kamunun bu şekilde toplumun tümüne hizmet vermesi akılcı da değil doğru da değil.”

Uzer, kamuda verilen hizmetlerde koruyucu diş hekimliğinin artırılması gerektiğini aktardı.

Uzer, TDB’nin diş hekimliği fakülteleriyle ilgili hazırlanan dosyayı uzun süredir YÖK’e sunmak istediğini ancak randevu taleplerine yanıt alamadıklarını da dile getirdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-halkinin-agiz-ve-dis-sagligi-konusunda-kotu-bir-karneye-sahip-oldugu-belirtildi/feed/ 0
Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer: “Gara Süleymaniye arasındaki bölge Türkiye’nin yönetiminde temizlenecek” https://www.haber60.com.tr/teror-uzmani-dr-eray-gucluer-gara-suleymaniye-arasindaki-bolge-turkiyenin-yonetiminde-temizlenecek/ https://www.haber60.com.tr/teror-uzmani-dr-eray-gucluer-gara-suleymaniye-arasindaki-bolge-turkiyenin-yonetiminde-temizlenecek/#respond Wed, 20 Mar 2024 22:06:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21350 Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer: “Gara Süleymaniye arasındaki bölge Türkiye’nin yönetiminde temizlenecek”

“Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacak”

İSTANBUL – Irak ve Suriye’ye muhtemel bahar operasyonu olabileceğine dair konuşan Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer; Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacağını söyledi. Gara-Süleymaniye arasındaki bölgenin tamamen temizleneceğine işaret eden Dr. Güçlüer, “Bu Türkiye’nin yönetiminde, Türkiye’nin kurmuş olduğu ortak harekat merkezinin kontrolünde bir süpürme operasyonuyla gerçekleşecek” dedi.

Irak- Suriye sınırı bölgesinde terör örgütleriyle yıllardır süren mücadele hakkında çeşitli açıklamalarda bulunan İstanbul Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi ve Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer, buna dair Irak’ta 25 maddelik bir anlaşma olacağını söyledi. Anlaşma hakkında konuşan Dr. Eray Güçlüer, “Türkiye sınırından itibaren daha derine inilerek kalekollar ve bu kalekollara giden yollar yapılacak. Birlikler takviye edilecek. Şu anda zaten operasyonlar yapılıyor. Kahraman ordumuz, derin kar ve şiddetli soğuklarda muharebe konseptini uyguluyor. Bu bağlamda da artık on binlerce mağara, tek tek kontrol ediliyor, bunların bir bölümü kapatılıyor, bir bölümü ise imha ediliyor ya da teröristin yeniden kullanamayacağı şekle dönüştürülüyor. Bunların mümkün olmadığı yerde ise SİHA’larla gözetlenerek istihbarat sistemlerimizle kontrol altına alınıyor. Gara ile Türkiye’nin Irak sınırı arasındaki yaklaşık 20 bin kilometrekare büyüklüğündeki böyle geniş bir alanı kontrol edebilmek için kapsamlı bir sistem tesis ediliyor” açıklamasında bulundu.

“Türkiye’nin bu konuda şakası yok”

İkinci safhada, Gara ile Süleymaniye arasındaki bölgedeki düz alanda PKK’nın şehir merkezlerinde ve kazmış olduğu mevzi ve yeraltı sığınaklar ile tünellerde yaşadığının altını çizen Dr. Güçlüer, “İşte buranın şimdi kontrol altına alınması, temizlenmesi lazım. Bunun için bölgedeki dört tane unsur; Barzani, Talabani, Arap güçleri ve Türkmenlerden oluşan Kuzey Irak yönetiminin güçlendirilmesi, takviye edilmesi ve böylece Kuzey Irak yönetimi bölgesindeki PKK’nın tamamen yok edilmesine yönelik bir cephe hattı oluşturulması çalışmaları başlatıldı. En önemli konulardan bir tanesi bölgedeki Talabani’ni yönetiminin PKK’ya angaje olmasıydı. Bu çok rahatsız ediciydi. Bunun için Türkiye, Talabani’ye gerekli ayarı verdi. Dolayısıyla artık Talabani de bu saydığım dört güçle birlikte Türkiye’nin oluşturduğu eksende yer almış oldu. Gerekli ikazlar yapıldı. Kısa bir süre önce Milli İstihbarat Teşkilatı, Süleymaniye kırsalında çok üst düzey bir teröristi etkisiz hale getirdi. Türkiye’nin Süleymaniye’deki bu operasyonları aynı zamanda; İran’a, Amerika’ya ve Talabani’ye mesajdır. Türkiye’nin bu konuda şakası yok. Her türlü söylem ve eylem yapıldı. Gerekirse daha fazla da yapılabileceği ifade edildi” dedi.

“Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacak”

Barzani, Talabani, Arap güçleri, Arap aşiretleri ve Türkmenlere ait silahlı güçlerin de olduğuna değinen Dr. Güçlüer şunları söyledi:

“Şimdi bunlardan nitelikli askeri güç oluşturulması safhası var. Bunun için hazırlıklar yapılıyor. Tam da bu işin merkezinde, ortak harekat merkezi kurulacak. Aynı zamanda bölgede Türk Silahlı Kuvvetlerimizin üsleri var. Bunlar anladığımız kadarıyla ateş ve manevra gücü yüksek zırhlı ve mekanize unsurlarla takviye edilecek. Bazı yeni üs bölgeleri açılacak ve bu şekilde oluşturulacak ortak güç desteklenerek PKK’ya karşı; Gara ile Süleymaniye arasındaki bölgede özellikle Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacak. Zaten son nokta da budur. Hani bir Türk atasözü vardır ya ‘kekliği düz ovada avlarsınız.’ Evet, dağda avlamak zordur. Bu işi dağda Türk Silahlı Kuvvetleri yapacak. Irak’ın kuzeyindeki dağlık alanda bu temizliği ordumuz yapacak. Bunun için gerekli teçhizat, teknoloji, uzmanlık ve tecrübe birikimi var. Ovada ise oluşturulacak ortak operasyon gücü yapacak.”

“Suriye’de teröristlerin lojistiğinin kesilmesi anlamına gelir”

“Orta Doğu coğrafyasında terörün tutunabileceği, yaşayabileceği tek doğal alan Irak’ın kuzeyidir” diyen Dr. Güçlüer, “Burası temizlendikten sonra, Türkiye’nin yönetiminde oluşturulan cephede bir süpürme operasyonuyla Gara Süleymaniye arasındaki bölge tamamen terörden temizlenecek. Bu çok önemli. Çünkü Irak, Suriye sınırının da işlevsel hale getirilmesiyle teröristlerin Irak’tan Suriye’ye geçişleri ve lojistik destek almaları da önlenecek. Yani Suriye’yle Irak arasında bir sınır hattı oluşturulacak. Irak-Suriye sınırı var ama sadece kağıt üzerinde, gerçekte sınır filan yok. Ama bu hattın işlevsel hale getirilmesi bu bölgeden terörist geçişlerinin önlenmesi, Suriye’de teröristlerin lojistiğinin kesilmesi anlamına gelir” dedi.

“Ayn El-Arap, Münbiç ve Tel Rıf’at bölgelerindeki operasyonlarının oluşması için önünü açar”

Suriye’deki PKK terör örgütünün ve yandaşlarının lojistiğinin tamamının Irak’tan geldiğini belirten Dr. Güçlüer sözlerine şunları ekledi:

“Irak’tan gelen lojistik kesilirse Suriye’de PKK’nın bulunduğu alanlarda güç boşlukları ortaya çıkar. Bu güç boşlukları da Türkiye’nin tamamlamayı istediği Kamışlı, Ayn El-Arap, Münbiç ve Tel Rıf’at bölgelerindeki operasyonlarının yapılmasının önünü açar. Bir de merkezi Irak yönetimi konusu var. Zaten Türkiye bu anlattığım faaliyetlerin tamamını merkezi Irak yönetimiyle koordine içerisinde yapıyor. Türkiye, Irak’ın toprak bütünlüğünün sağlanması ve Irak’ta güçlü bir Irak devleti kurulmasını istiyor. Böylece bölgede güçlü bir Irak devlet yönetimi oluşursa diğer terörist artık ve aparatlar yani DEAŞ’ından tutun PKK gibi bu insanlık düşmanı, cani terör örgütlerinin bölgede barınmaları ortadan kalkar. Böylece Türkiye, güneyden itibaren stratejik güvenliğini de sağlamış olur. İşte o yüzden Irak’ın kalkınma yolu projesini de bu sürece eklemliyor. Böylece Türkiye terörle mücadeleyi bu anlattığım çerçevede oluştururken ama aynı zamanda; enerji, ulaşım, iletişim. Tarım, teknoloji ve daha pek çok konuda Irak’la Türkiye’yi entegre edecek projeleri de hayata geçirmek istiyor. Türkiye pek çok yönden güçlü altyapılar oluşturarak artık PKK temizlendikten sonra yeniden Irak’a dönmesini engelleyecek süreçleri de harekete geçirmiş durumda.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/teror-uzmani-dr-eray-gucluer-gara-suleymaniye-arasindaki-bolge-turkiyenin-yonetiminde-temizlenecek/feed/ 0
Irak ve Suriye’ye muhtemel bahar operasyonu olabileceğine dair konuşan Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer https://www.haber60.com.tr/irak-ve-suriyeye-muhtemel-bahar-operasyonu-olabilecegine-dair-konusan-teror-uzmani-dr-eray-gucluer/ https://www.haber60.com.tr/irak-ve-suriyeye-muhtemel-bahar-operasyonu-olabilecegine-dair-konusan-teror-uzmani-dr-eray-gucluer/#respond Wed, 20 Mar 2024 21:45:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21339 Irak ve Suriye’ye muhtemel bahar operasyonu olabileceğine dair konuşan Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer; Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacağını söyledi. Gara-Süleymaniye arasındaki bölgenin tamamen temizleneceğine işaret eden Dr. Güçlüer, “Bu Türkiye’nin yönetiminde, Türkiye’nin kurmuş olduğu ortak harekat merkezinin kontrolünde bir süpürme operasyonuyla gerçekleşecek” dedi.

Irak- Suriye sınırı bölgesinde terör örgütleriyle yıllardır süren mücadele hakkında çeşitli açıklamalarda bulunan İstanbul Altınbaş Üniversitesi öğretim üyesi ve Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer, buna dair Irak’ta 25 maddelik bir anlaşma olacağını söyledi. Anlaşma hakkında konuşan Dr. Eray Güçlüer, “Türkiye sınırından itibaren daha derine inilerek kalekollar ve bu kalekollara giden yollar yapılacak. Birlikler takviye edilecek. Şu anda zaten operasyonlar yapılıyor. Kahraman ordumuz, derin kar ve şiddetli soğuklarda muharebe konseptini uyguluyor. Bu bağlamda da artık on binlerce mağara, tek tek kontrol ediliyor, bunların bir bölümü kapatılıyor, bir bölümü ise imha ediliyor ya da teröristin yeniden kullanamayacağı şekle dönüştürülüyor. Bunların mümkün olmadığı yerde ise SİHA’larla gözetlenerek istihbarat sistemlerimizle kontrol altına alınıyor. Gara ile Türkiye’nin Irak sınırı arasındaki yaklaşık 20 bin kilometrekare büyüklüğündeki böyle geniş bir alanı kontrol edebilmek için kapsamlı bir sistem tesis ediliyor” açıklamasında bulundu.

“Türkiye’nin bu konuda şakası yok”

İkinci safhada, Gara ile Süleymaniye arasındaki bölgedeki düz alanda PKK’nın şehir merkezlerinde ve kazmış olduğu mevzi ve yeraltı sığınaklar ile tünellerde yaşadığının altını çizen Dr. Güçlüer, “İşte buranın şimdi kontrol altına alınması, temizlenmesi lazım. Bunun için bölgedeki dört tane unsur; Barzani, Talabani, Arap güçleri ve Türkmenlerden oluşan Kuzey Irak yönetiminin güçlendirilmesi, takviye edilmesi ve böylece Kuzey Irak yönetimi bölgesindeki PKK’nın tamamen yok edilmesine yönelik bir cephe hattı oluşturulması çalışmaları başlatıldı. En önemli konulardan bir tanesi bölgedeki Talabani’ni yönetiminin PKK’ya angaje olmasıydı. Bu çok rahatsız ediciydi. Bunun için Türkiye, Talabani’ye gerekli ayarı verdi. Dolayısıyla artık Talabani de bu saydığım dört güçle birlikte Türkiye’nin oluşturduğu eksende yer almış oldu. Gerekli ikazlar yapıldı. Kısa bir süre önce Milli İstihbarat Teşkilatı, Süleymaniye kırsalında çok üst düzey bir teröristi etkisiz hale getirdi. Türkiye’nin Süleymaniye’deki bu operasyonları aynı zamanda; İran’a, Amerika’ya ve Talabani’ye mesajdır. Türkiye’nin bu konuda şakası yok. Her türlü söylem ve eylem yapıldı. Gerekirse daha fazla da yapılabileceği ifade edildi” dedi.

“Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacak”

Barzani, Talabani, Arap güçleri, Arap aşiretleri ve Türkmenlere ait silahlı güçlerin de olduğuna değinen Dr. Güçlüer şunları söyledi:

“Şimdi bunlardan nitelikli askeri güç oluşturulması safhası var. Bunun için hazırlıklar yapılıyor. Tam da bu işin merkezinde, ortak harekat merkezi kurulacak. Aynı zamanda bölgede Türk Silahlı Kuvvetlerimizin üsleri var. Bunlar anladığımız kadarıyla ateş ve manevra gücü yüksek zırhlı ve mekanize unsurlarla takviye edilecek. Bazı yeni üs bölgeleri açılacak ve bu şekilde oluşturulacak ortak güç desteklenerek PKK’ya karşı; Gara ile Süleymaniye arasındaki bölgede özellikle Sincar, Mahmur, Kerkük, Erbil, Süleymaniye hattında ciddi bir süpürme operasyonu yapılacak. Zaten son nokta da budur. Hani bir Türk atasözü vardır ya ‘kekliği düz ovada avlarsınız.’ Evet, dağda avlamak zordur. Bu işi dağda Türk Silahlı Kuvvetleri yapacak. Irak’ın kuzeyindeki dağlık alanda bu temizliği ordumuz yapacak. Bunun için gerekli teçhizat, teknoloji, uzmanlık ve tecrübe birikimi var. Ovada ise oluşturulacak ortak operasyon gücü yapacak.”

“Suriye’de teröristlerin lojistiğinin kesilmesi anlamına gelir”

“Orta Doğu coğrafyasında terörün tutunabileceği, yaşayabileceği tek doğal alan Irak’ın kuzeyidir” diyen Dr. Güçlüer, “Burası temizlendikten sonra, Türkiye’nin yönetiminde oluşturulan cephede bir süpürme operasyonuyla Gara Süleymaniye arasındaki bölge tamamen terörden temizlenecek. Bu çok önemli. Çünkü Irak, Suriye sınırının da işlevsel hale getirilmesiyle teröristlerin Irak’tan Suriye’ye geçişleri ve lojistik destek almaları da önlenecek. Yani Suriye’yle Irak arasında bir sınır hattı oluşturulacak. Irak-Suriye sınırı var ama sadece kağıt üzerinde, gerçekte sınır filan yok. Ama bu hattın işlevsel hale getirilmesi bu bölgeden terörist geçişlerinin önlenmesi, Suriye’de teröristlerin lojistiğinin kesilmesi anlamına gelir” dedi.

“Ayn El-Arap, Münbiç ve Tel Rıf’at bölgelerindeki operasyonlarının oluşması için önünü açar”

Suriye’deki PKK terör örgütünün ve yandaşlarının lojistiğinin tamamının Irak’tan geldiğini belirten Dr. Güçlüer sözlerine şunları ekledi:

“Irak’tan gelen lojistik kesilirse Suriye’de PKK’nın bulunduğu alanlarda güç boşlukları ortaya çıkar. Bu güç boşlukları da Türkiye’nin tamamlamayı istediği Kamışlı, Ayn El-Arap, Münbiç ve Tel Rıf’at bölgelerindeki operasyonlarının yapılmasının önünü açar. Bir de merkezi Irak yönetimi konusu var. Zaten Türkiye bu anlattığım faaliyetlerin tamamını merkezi Irak yönetimiyle koordine içerisinde yapıyor. Türkiye, Irak’ın toprak bütünlüğünün sağlanması ve Irak’ta güçlü bir Irak devleti kurulmasını istiyor. Böylece bölgede güçlü bir Irak devlet yönetimi oluşursa diğer terörist artık ve aparatlar yani DEAŞ’ından tutun PKK gibi bu insanlık düşmanı, cani terör örgütlerinin bölgede barınmaları ortadan kalkar. Böylece Türkiye, güneyden itibaren stratejik güvenliğini de sağlamış olur. İşte o yüzden Irak’ın kalkınma yolu projesini de bu sürece eklemliyor. Böylece Türkiye terörle mücadeleyi bu anlattığım çerçevede oluştururken ama aynı zamanda; enerji, ulaşım, iletişim. Tarım, teknoloji ve daha pek çok konuda Irak’la Türkiye’yi entegre edecek projeleri de hayata geçirmek istiyor. Türkiye pek çok yönden güçlü altyapılar oluşturarak artık PKK temizlendikten sonra yeniden Irak’a dönmesini engelleyecek süreçleri de harekete geçirmiş durumda.” – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/irak-ve-suriyeye-muhtemel-bahar-operasyonu-olabilecegine-dair-konusan-teror-uzmani-dr-eray-gucluer/feed/ 0
Türk Firmaları Satellite 2024 Fuarında Ürünlerini Tanıttı https://www.haber60.com.tr/turk-firmalari-satellite-2024-fuarinda-urunlerini-tanitti/ https://www.haber60.com.tr/turk-firmalari-satellite-2024-fuarinda-urunlerini-tanitti/#respond Wed, 20 Mar 2024 08:51:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21294 Türkiye’nin uydu teknolojileri alanında faaliyet gösteren firmaları Türksat, Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) ve ASELSAN, ABD’nin başkenti Washington’da düzenlenen dünyanın en büyük uydu fuarı Satellite 2024’te ürün ve kabiliyetlerini tanıttı.

Uydu sektörünün geleceğini belirleyen Satellite 2024 Fuarı, dünyanın en büyük uydu üreticileri ve uydu operatörlerini bir araya getirdi.

Sektörün en önemli oyuncularının buluştuğu fuarda Türkiye’yi Türksat, TUSAŞ ve ASELSAN temsil etti. Türkiye’nin 3 büyük firması yarın sona erecek fuarda, ürün ve kabiliyetlerini tanıttı.

“Önümüz çok parlak üretemeyeceğimiz, yapamayacağımız şey yok”

Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Enver İskurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Türksat, ASELSAN ve TUSAŞ gibi firmalarının dünyanın en önemli uydu fuarında yer almasının gurur verici olduğunu söyledi.

Türkiye’nin tüm sektörlerde üretimde yerlilik oranlarının artırılmasına çok önem verdiğini vurgulayan İskurt, “En yakın dönemde, haziran ayında Türksat 6A uydusunu fırlatacağız. Bu uydunun en büyük özelliği tamamen yerli firmalarımızın üretimine dayanması.” dedi.

İskurt, Türkiye’nin artık uzayda da varlığını gösterdiğini belirterek, “Dünyanın en önemli uydu üreticilerinin, tüm sektörün bileşenleriyle beraber yer aldığı bir fuardayız. Bu üç firmamızın burada Türkiye adına yer alması bizim için gurur verici.” diye konuştu.

Uydu sektöründeki gelişmelerin hızına dikkati çeken İskurt, Türkiye’nin uzayda da yer alması gerektiğini ve ülkenin bu firmalarını üretim anlamında her yönüyle desteklediğini aktardı. İskurt, “Önümüz çok parlak. Üretemeyeceğimiz, yapamayacağımız şey yok.” ifadesini kullandı.

“Hem ülkemizi hem yaptığımız ürünleri tanıtmaya çalışıyoruz”

Türksat Genel Müdürü Hasan Hüseyin Ertok da Satellite’ın uydu sektörünün bütün paydaşlarının bir araya geldiği dünyadaki en önemli ve en büyük fuar olduğunu, uydu operatörlerinden üreticilere, fırlatma firmalarından yer sistemleri üreticilerine kadar herkesin bu organizasyona katıldığını söyledi.

Sektördeki herkesin bir araya gelerek işbirliklerini genişletebildiğini ve yeni iş imkanlarını tartışabildiğini dile getiren Ertok, Türksat ve Türkiye’nin fuarda yer almasının çok önemli olduğunu vurguladı.

Ertok, “Hepimiz yaptığımız hizmetleri, ürünleri burada sergilemeye çalışıyoruz. Geçtiğimiz yıllarda genişlettiğimiz ürün gamımızı sunmaya ve burada hem ülkemizi hem yaptığımız ürünleri, bu alandaki gelişimimizi tanıtmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Türksat’ın geçtiğimiz yıllarda hizmete aldığı Türksat 5A ve Türksat 6A uydularıyla birlikte hizmet alanlarını oldukça geliştirdiğini belirten Ertok, farklı kapsama alanlarında farklı hizmetlerinin, internet ve hareketli sistemler için de birbirinden ayrı hizmetlerinin olduğunu anlattı.

Ertok, özellikle yeni alanlarda, havacılıkta ve deniz taşıtlarında internet hizmeti sunulmasıyla ilgili üzerinde çalıştıkları yeni teknolojileri fuarda sunduklarını anlattı.

“Hem uzay hem de yer kesimi için ürünlerimizi sergiliyoruz”

ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Yaman ise ASELSAN’ın hem uydu ekipmanı hem de uydu haberleşme, yer terminalleri ve kullanıcı terminalleri üreten bir firma olarak fuarda yer aldığını söyledi.

Fuarda ürünlerine yönelik ilginin yüksek olmasından bahseden Yaman, “Hem uzay hem de yer kesimi için ürünlerimizi burada sergiliyoruz.” dedi.

Yaman, bu yıl içinde uzaya fırlatılması planlanan Türkiye’nin ilk yerli haberleşme uydusu Türksat 6A üzerindeki X bant ve Ku banttaki görev yüklerini ve haberleşme ekipmanlarını ASELSAN’ın sağladığını anımsatarak, uyduda yer alan birimlerden bazılarını fuarda sergilediklerini anlattı.

ASELSAN’ın Türksat 5B uydusunda görev yapan iki ürününün de fuarda yer aldığını dile getiren Yaman, ASELSAN’ın karada, havada ve denizdeki tüm askeri platformların uydu haberleşme ürünlerini de sağladığını, Akıncı platformuna verdikleri uydu haberleşme sistemi ile diğer haberleşme ürün ve ekipmanların da fuarda yer aldığını bildirdi.

Yaman, fuarda haberleşme konusunun çok ön planda olduğunu belirterek, yer ve zaman fark etmeksizin herkesin birbiriyle bağlı olmasına, insanların nerede olursa olsun haberleşmeyi sağlayabilmesine yönelik ürünlerin tanıtıldığını anlattı.

Türkiye’de bu teknolojilerin yerli ve milli olarak geliştirildiğine dikkati çeken Yaman, “ASELSAN’ın ULAK Haberleşme AŞ’nin ve haberleşme teknoloji kümelenmesi firmalarının yetkinlikleriyle haberleşmede uçtan uca, denizden ve karadan havaya, oradan uzaya bütün haberleşme ekipmanlarını ve sistemlerini Türkiye’de geliştirip sağlayabileceğimizi belirtmek istiyorum.” diye konuştu.

“Potansiyel müşterilerimizle buluşuyoruz”

TUSAŞ Uzay Sistemleri Genel Müdür Yardımcılığı Programlar Direktörü Taha Tetik de fuarda yerli ve milli olarak geliştirdikleri ürünleri sergilediklerini söyledi.

Tetik, “Potansiyel müşterilerimizle buluşuyoruz, alt yüklenicilerimizle görüşmeler yapıyoruz. Potansiyel iş birlikleri ve farklı görüşmeleri bu fuarda gerçekleştirme imkanı buluyoruz.” diye konuştu.

TUSAŞ’ın yerli ve milli olarak geliştirdiği uydu platformlarının yapıldığı üretim tesisini fuar katılımcılarına anlattıklarını dile getiren Tetik, haberleşme ve yer gözlem uyduları alanındaki ürünlerini sergilediklerini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/turk-firmalari-satellite-2024-fuarinda-urunlerini-tanitti/feed/ 0
Milli hentbolcu Doruk Pehlivan, genç oyunculara Avrupa’da oynamalarını tavsiye ediyor https://www.haber60.com.tr/milli-hentbolcu-doruk-pehlivan-genc-oyunculara-avrupada-oynamalarini-tavsiye-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/milli-hentbolcu-doruk-pehlivan-genc-oyunculara-avrupada-oynamalarini-tavsiye-ediyor/#respond Wed, 20 Mar 2024 08:36:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21281 Türkiye’yi yurt dışında temsil eden milli hentbolcu Doruk Pehlivan, genç oyunculara Avrupa’da oynayarak kendilerini geliştirmeleri tavsiyesinde bulundu.

Kariyerini 2019’dan bu yana yurt dışında sürdüren 25 yaşındaki Doruk Pehlivan, Ankara’daki milli takım kampında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

A Milli Erkek Hentbol Takımı’nda İspanyol başantrenör Daniel Gordo’nun göreve getirildiğini hatırlatan milli oyuncu, “Böyle bir hocayla çalışma fırsatına sahip olduğumuz için çok mutluyuz, çok istekliyiz. Zaten yıllardan beri Türk hentbolu olarak bir gelişim içerisindeyiz. Böyle bir yabancı hoca bizim için Avrupa hentbolunu, İspanya hentbolunu öğrenmek adına çok büyük fırsat. Avrupa’daki hentbol anlayışına ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Doruk, kamp döneminin iyi geçtiğini belirterek, “Genel olarak beraber çalıştığımız bir kadro. Birkaç yeni gelen arkadaşımız oldu. Çok sıcak bir ortam olduğu için çabuk kaynaşmışlardır diye umuyorum. Hoca da tatlı, sevecen bir insan, iyi anlaştığımızı düşünüyorum. Kampta herkes canla başla çalıştı.” ifadelerini kullandı.

“Genç oyunculara gelişimleri için Avrupa’da oynamalarını tavsiye ediyor musun?” sorusu üzerine Doruk, şöyle devam etti:

“Gitme şansları olursa tabii ki. Günümüz şartlarında Avrupa’da hentbol, Türkiye’ye kıyasla çok ileride. O yüzden Avrupa’daki maç tecrübesi, Avrupa’daki hentbol anlayışı ve çalışma disipliniyle kendilerini daha iyi yerlere getirebileceklerine inanıyorum. Tabii ki Almanya, İspanya, Fransa gibi ligler bizden çok çok yukarıda. Buralara gitme şansları olursa her zaman düşünmelerini öneniyorum. Aynı zamanda Türkiye’yi, aileni, arkadaşlarını geride bırakıp gitmek büyük bir fedakarlık ama sporda böyle durumlara mecbur kalıyoruz.”

Türkiye’de erkek hentbolun geçmişe göre daha iyi seviyede olduğuna işaret eden Doruk, Avrupa ve dünya şampiyonaları gibi önemli organizasyonlara katılmak için neler yapılmasıyla ilgili ise “Öncelikle sporcularımızın bireysel olarak çok daha fazla çalışması lazım. Çünkü Avrupa ile aramızdaki makas maalesef biraz büyük. O yüzden o makası sadece takımlardaki antrenmanlarda çalışarak kapatabileceğimizi düşünmüyorum. Sporcularımızın çok çalışarak, yurt dışında oynayarak iyi maç tecrübesi edinmeleri lazım. Üst seviye maçlar oynadıkça Avrupa şampiyonası gibi maçlara daha hazır olacağız. Böylece Avrupa ve dünya şampiyonlarına katılma şansımız doğal olarak artacaktır.” şeklinde konuştu.

Sakatlık sonrası eski formunu yakalamaya çalışıyor

2. Bundesliga ekiplerinden HC Elbflorenz’de oynayan Doruk Pehlivan, yaşadığı sakatlığın kariyerini etkilediğini dile getirdi.

Doruk, sakatlık döneminin 2 yıl sürdüğünü belirterek, şunları kaydetti:

“Önce menisküs, ardından kıkırdak… Geri döndükten sonra nüksetti, daha da kötüleşti. Üç ameliyat daha olmak durumunda kaldım. Kendime iyi bakmaya çalışıyorum. Geçirdiğim ağır sakatlık sonrası 1,5 yıldır oynuyorum. Tekrar eski performansıma dönmeye çalışıyorum. Bundesliga’da olmasam bile 2. Bundesliga’da elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Tekrar formumu yakalayıp daha iyi seviyeye geleceğime, daha iyi liglere geri dönebileceğime inanıyorum. Kampın ardından kulübüme döndüğümde de iyi performans sergilemek istiyorum. Hayallerimin çoğunu gerçekleştirme fırsatına sahip oldum. Şampiyonlar Ligi’nde oynadım. Şampiyonlar Ligi şampiyonu Vive Kielce’de oynadım. Kendime inanıyorum, çalışarak tekrar bu seviyelere dönüp ülkemi yurt dışında başarıyla temsil edebileceğime inanıyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-hentbolcu-doruk-pehlivan-genc-oyunculara-avrupada-oynamalarini-tavsiye-ediyor/feed/ 0
170 ülkeye ihraç edilen Türk dizilerinin yeni hedefi dünyanın en kalabalık ülkesi Çin https://www.haber60.com.tr/170-ulkeye-ihrac-edilen-turk-dizilerinin-yeni-hedefi-dunyanin-en-kalabalik-ulkesi-cin/ https://www.haber60.com.tr/170-ulkeye-ihrac-edilen-turk-dizilerinin-yeni-hedefi-dunyanin-en-kalabalik-ulkesi-cin/#respond Wed, 20 Mar 2024 08:33:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21279 ERGİN GARİP – Her yıl yaklaşık 170 ülkeye ihraç edilen Türk dizileri, dünyanın kalabalık ülkesi Çin’e girmeyi hedefliyor.

Sektör temsilcileri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk dizilerinin ihracatına ve yurt dışındaki güncel durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Hizmet ihracatçıları Birliği (HİB) Eğlence ve Kültür Hizmetleri Komitesi Başkanı Fatih Aksoy, Türk dizilerinin her yıl yaklaşık 170 ülkeye ihraç edildiğini belirterek, hem turizmin büyümesine hem de diğer sektörlerin gelişimine katkı sağladığını söyledi.

Türk dizilerinde daha çok “olayların insanlar üzerinde etkilerinin” ve “duyguların” öne çıktığını dile getiren Aksoy, “Türk dizilerinin tabii içerdiği farklı etkenler de var. Aile ortamında seyredilebilir olması Türk dizilerinin bütün dünyada çok başarılı olmasına yol açtı. Türk dizisi girdiği ülkeyi mutlaka fethediyor.” dedi.

Aksoy, Türk dizilerinin halihazırda Latin ülkeleri, Orta Doğu, Doğu Avrupa, Türk Cumhuriyetleri, Asya, Rusya, Afrika, İspanya, Portekiz gibi bölgelerde ve ülkelerde yoğun talep gördüğünü belirterek, Kuzey Amerika’da da İspanyolca yayın yapan televizyon kanallarından ilgi gördüğünü anlattı. Aksoy, Türk dizilerinin sıradaki hedefinin Çin pazarına girmek olduğunu, bu sayede orada da başarılar elde edileceğini anlattı.

Türkiye’de 6 televizyon kanalının “prime time” boyunca dizi yayınladığına dikkati çeken Aksoy, “Bunların her biri aşağı yukarı bir yılda 10-12 dizi ısmarlıyorlar. Demek ki yılda 60-70 dizi çekiliyor. Zaten bunların da 10-12 tanesi başarılı oluyor. O başarılı olanların içerisinde erkek hikayesi olan diziler pek satılamıyor. Yani daha çok kadın hikayeleri olanlar satılıyor.” diye konuştu.

“100 bin dolara ihraç edilen de vardır, 300 bin dolara da”

Fatih Aksoy, Türklerin dizi algısıyla, dünyadaki Türk dizisi algısının farklı olduğunu belirterek, yurt dışındakilerin Türk dizilerinin en başarılı olanlarını izlediğini söyledi.

Aksoy, “En başarılı olanları izledikleri için de Türk dizisi algıları çok yüksek. ‘Türkler çok iyi dizi yapıyor’ diye düşünüyorlar. Halbuki Türkiye’de insanlar dizilerin hem iyisini hem de tutmayanlarını görüyor. Dolayısıyla Türkiye’deki algı biraz daha farklı. Ama yabancılar yalnızca dizilerin en iyilerini gördükleri için çok yüksek algıları var. 170 ülkeye her yıl 8-10 dizi satılıyor.” ifadelerini kullandı.

Dizilerde bölüm başı maliyetin yaklaşık 300 bin dolar seviyesinde olduğu bilgisini veren Aksoy, yapımcıların yurt dışı satışlarıyla birlikte para kazandıklarını bildirdi.

Reklam gelirlerinin televizyon kanallarından dijitale doğru kaymasıyla kanalların para kazanmakta zorluk çekmeye başladığını ifade eden Aksoy, bu yönde televizyon kanallarının desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Aksoy, “Bahar” ve “Yargı” dizilerinin şu an çok fazla talep gördüğünü belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir Türk dizisinin, dünyada 800 milyon izleyiciye ulaşabilecek potansiyeli bulunuyor. Şunu söylemem gerekir; dizilerde sezon satılır. İhracat rakamı da ülkeye ve projeye göre değişiyor. 100 bin dolara ihraç edilen de vardır, 300 bin dolara da… Hem bölüm sayısının çok olması hem de çok fazla ülkeye satılmış olması sebebiyle ‘Muhteşem Yüzyıl’ ve ‘Yasak Elma’ dizilerinin muhtemelen en fazla gelir elde edilen işler olduğunu düşünüyorum. Bölüm sayısı çok fazla olunca ve hepsi de satılınca ciddi bir gelir elde edildiğini düşünüyorum.”

“Türkiye kendi dizilerini bütün dünyaya izleten bir ülke haline geldi”

HİB Eğlence ve Kültür Hizmetleri Komitesi Başkanı Aksoy, Türk dizilerinin Türkiye turizmine de olumlu katkılar sağladığını belirterek, “İstanbul’un dünyada en fazla turist çeken şehir” olmasında Türk dizilerinin önemli bir katkısı olduğunu vurguladı.

Dizilerin popüler olmasıyla İstanbul’u ziyaret etme isteği arasında bağlantı olduğunu anlatan Aksoy, “Bizde mesela Japon ve Çinli turist Roma, Paris gibi şehirlere göre daha azdır, o turistlerin henüz gelmemesine rağmen birinci sıradayız. Onun dışında Türk üniversitelerinin, Türk hastanelerinin yanı sıra Türk mallarının kullanımıyla ilgili olarak, siz bir ülkenin dizisini seyreder ve onu severseniz o ülkeyle ilgili iyi bir duyguya sahip olursunuz. Böylece o ülkenin malı da size daha güvenilir gelir.” diye konuştu.

“Dizilerde ABD’nin yerini büyük ölçüde Türkiye aldı”

Fatih Aksoy, Türk dizilerinin Türkiye’nin algısını olumlu etkilediğini kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:

“ABD de filmler üzerinden gitti ve filmleri öne çıkararak dünya imparatorluğu haline dönüştü. Amerikan film sektörü gayet başarılı, dizi sektörü o kadar değil artık. Onun yerini büyük ölçüde Türkiye aldı. Türk dizilerinin dünyadaki yaygınlığı Amerikan dizilerini geçti. Amerikan sinema ve dizi endüstrisi daha büyük ihracat yapıyor. Ama dizinin yaygınlığına bakarsak Türk dizileri şu anda dünyanın en yaygın biçimde izlenen dizileri. Bunun da Türkiye ile ilgili batı basınında zaman zaman çıkan tezviratı, çok boşa çıkartan bir yönü var. Siz ne kadar Türkiye ile ilgili olumsuz bir şey söylerseniz söyleyin, insanlar akşam oturup bir Türk dizisi seyrediyor, ‘Bugün bir şey okudum ne alakası var Türkler gayet güzel eğleniyor.’ diye düşünüyor. Bu anlamda, Türkiye kendi dizilerini bütün dünyaya izleten bir ülke haline geldi.”

“Film platosunda 50 bini aşkın turist ağırladık”

Yapımcı ve senarist Mehmet Bozdağ da dünyada dizi ihtiyacının büyük bir kısmını Türkiye’nin karşıladığını belirterek, “Örneğin, salgında bütün dünya durmuşken, biz büyük bir başarıyla hem izole olup hem de kaliteli içerikler üretmeye devam ettik. Bu olay bizi dünyada bir adım daha ileriye taşıdı.” dedi.

Bozdağ Film olarak ürettikleri içerikleri 105’i aşkın ülkeye ihraç ettiklerini dile getiren Bozdağ, ABD’den Tayland’a, Güney Afrika’dan Rusya’ya kadar birçok coğrafyada geniş kitlelere hitap ettiklerini söyledi.

Bozdağ, “Bizim kadim hikayelerimiz, çekim kalitemiz ve hızlı içerik üretiyor oluşumuz dünya pazarını, tabiri caizse, yoğun bir şekilde besliyor. Ülkemiz, kültürümüz, töremiz dünyanın dört bir yanında büyük ilgi görüyor. Yaptığımız içerikler sayesinde hem kültürümüzü yabancılara aktarıyor hem de ülkemizin tanıtımına katkı sağlıyoruz.” şeklinde konuştu.

Bozdağ Film Platolarını yakın zamanda ziyarete açtıklarını anımsatan Mehmet Bozdağ, şu ana kadar platoda 50 bini aşkın turist ağırladıklarını bildirdi.

Mehmet Bozdağ, platoya ziyarete gelen turistlerin kimi zaman Türkçe konuştuğunu, kimi zaman da Türk tarihiyle ilgili hikayeler anlattığını ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sektörün gelişmesi adına devletimizin öncülüğünde bir birliğin sağlanmasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu kapsamda yapılan her çalışmaya katılıp ülkemizi ve kültürümüzü anlatmak adına yoğun mesai harcıyoruz. Hedefimiz platolarımızda yıllık 1 milyon ziyaretçiyi ağırlamak. Yaptığımız bu çalışmalar ve içerikler yiyecek-içecek sektöründen turizme kadar birçok sektörün gelişmesinde önemli rol oynuyor.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/170-ulkeye-ihrac-edilen-turk-dizilerinin-yeni-hedefi-dunyanin-en-kalabalik-ulkesi-cin/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Önümüzdeki yıllarda milyonlarca konutumuzu dönüştüreceğiz https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-onumuzdeki-yillarda-milyonlarca-konutumuzu-donusturecegiz/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-onumuzdeki-yillarda-milyonlarca-konutumuzu-donusturecegiz/#respond Wed, 20 Mar 2024 04:03:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21190 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, son 20 yılda 2 milyondan fazla konutu dönüştürdüklerini belirterek, “Önümüzdeki yıllarda milyonlarca konutumuzu, özellikle metropoller başta olmak üzere dönüştüreceğiz.” dedi.

Yılmaz, Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) tarafından bir otelde düzenlenen gündem toplantısı ve iftar programına katıldı.

Burada konuşan Yılmaz, inşaat sektörünün bütün ekonomiler için önemli bir sektör olduğunu, doğrudan sağladığı istihdamın yanı sıra etkilediği sektörlerle ekonomik büyümeye ve istihdama katkıda bulunduğunu söyledi.

Demir, alçı, elektrik malzemesi, perde, mobilya, cam, plastik boru, çivi ve boya gibi yüzlerce farklı ürünün inşaatta girdi olarak kullanıldığını ifade eden Yılmaz, sektörün 250 alanda, istihdamı yaklaşık 6 milyon civarında etkilediğini, 2023’te reel olarak yüzde 7,8 büyüyen sektörün, milli gelir içindeki oranının 2002’de yüzde 4,5 seviyesindeyken geçen yıl yüzde 5,6’ya ulaştığını kaydetti.

“Türk müteahhitleri yurt dışında birçok prestijli projeyi başarıyla tamamlayarak iş dünyamızın imajına da önemli katkılarda bulunuyorlar.” diyen Yılmaz, dünyada yaşanan ekonomik ve jeopolitik tüm olumsuzluklara rağmen Türk inşaat sektörünün 2023’ü, ENR dergisinin dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhidi listesine giren 41 firma ile dünya ikinciliğini muhafaza ederek kapattığını ifade etti.

Yılmaz, yurt dışı müteahhitlik hizmetleri sektörünün rekabet gücüne, milli gelire, ödemeler dengesine, ihracata ve istihdama sağladığı katkı ile ülke ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olduğuna işaret ederek, “Müteahhitlerimizin yurt dışında üstlendikleri iş hacmi 2000 yılından bu yana istikrarlı olarak 20 milyar dolar üstünde bir seyirle devam ediyor. 2023’te, yurt dışında 389 projeyle 27 milyar 392 milyon ABD doları tutarında yeni bir iş hacmine ulaşılmış durumda.” diye konuştu.

Teknik müşavirlik sektörünün 137 farklı ülkeye 2023 yılında 233,4 milyon dolar hacimle hizmet verdiğini aktaran Yılmaz, “Söz verdiği şekilde ve tarihte işlerini teslim ederek tüm dünyada tercih edilen müteahhitlerimizi yeni pazarlarda ve katma değeri yüksek projelerde daha çok görmek istiyoruz. Özellikle firma ölçeklerinin büyütülmesiyle, firmalarımızın ortak iş yapma bilincinin artırılması, prestijli projelerin üstlenilmesinin de önünü açacaktır diye inanıyoruz.” dedi.

Yılmaz, sektörde insan kaynakları konusunun sıkça dile getirildiğini belirterek, 12. Kalkınma Planı, Orta Vadeli Program (OVP) ve Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu eylem planında bu konuya geniş bir yer ayırdıklarını, son 20 yılda mesleki eğitim konusunda çok ciddi adımlar attıklarını söyledi.

OVP döneminde, inşaat kalitesinin yükseltilmesini teminen yapı denetim sürecinde yer alan kişi ve kuruluşların mesleki sorumluluk sigortası ve yapı müteahhitlerinin sorumluluk sigortasını yaygınlaştıracaklarının altını çizen Yılmaz, “İnşaat sektörünü de yakından ilgilendiren kamu alımları kapsamında, Kamu İhale Mevzuatı’nı uluslararası norm ve standartlarla uyumlu olacak şekilde iyileştirmek de yine temel politika dokümanlarımızda yer verdiğimiz bir husus. Bu çerçevede mevzuatı, dijitalleşmeyi, yenilikçiliği ve sürdürülebilirliği önceleyen satın alma yaklaşımıyla güncelleyecek, sektörel kamu alımları düzenlemesini de hayata geçireceğiz.” dedi.

“Merkezi idare ve yerel yönetimler olarak el birliği içinde bunu başarmak durumundayız”

Yılmaz, Türkiye’nin deprem başta olmak üzere afet riskleri yüksek bir coğrafyada bulunduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

“Türkiye’nin afetler sonrası yaşadığı sıkıntılar var. Tarihimizde birçok dönemde bunları gördük. Bunları yaşamak istemiyorsak riskleri iyi tayin edip, riskleri azaltıcı faaliyetlere yoğunlaşmamız gerekiyor. Dolayısıyla kriz yönetmek istemiyorsanız riskleri yönetmeniz, azaltmanız lazım. Bu çerçevede de en önemli başlıklarımızdan biri yine sizleri de çok yakından ilgilendiren kentsel dönüşüm meselesi. Son 20 yılda 2 milyondan fazla konutu dönüştürdük. Bu çok bir ciddi bir rakam ama ülkemizin büyüklüğünü düşündüğümüzde daha yapacak çok işimiz var.”

“Önümüzdeki yıllarda milyonlarca konutumuzu, özellikle metropoller başta olmak üzere dönüştüreceğiz.” diyen Yılmaz, İstanbul’da kentsel dönüşümde “Yarısı Bizden” kampanyasını hatırlatarak, bu kapsamda, her bağımsız bölüm için toplam 1,5 milyon liralık bir kamu desteği verdiklerini, bu kampanya ile 350 bin konutu dönüştürmek istediklerini, ayrıca 422 bin bağımsız bölümün dönüştürülmesi çalışmalarının da sahada devam ettiğini söyledi.

Yılmaz, kentsel dönüşüm anlamında yerel yönetimlerin çok önemli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Bu işi sadece merkezi idare veya sadece yerel yönetim olarak yapamayız. Metropol illerimiz İstanbul ve İzmir başta olmak üzere afet risklerinin belli bir seviyede olduğu, daha yüksek olduğu iller öncelikli olmak üzere mutlaka burada merkezi idare ve yerel yönetimler olarak el birliği içinde bunu başarmak durumundayız. Bizim adaylarımız da bu konuda çok güçlü programlar ortaya koymuş durumdalar. Gerek İstanbul adayımız gerek İzmir adayımız Hamza Bey, İstanbul’da Murat Bey çok güçlü programlar ortaya koymuş durumdalar ve bunların biz çok kıymetli olduğunu, mutlaka hayata geçmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu işleri laflarla, algılarla çözemeyiz. Somut adımlarla, somut projelerle ve ciddi kitlesel dönüşümlerle gerçekleştirebileceğimiz bir süreç bu. Burada da polemiklerle, birtakım tartışmalarla kaybedecek vaktimiz yok. İnşallah önümüzdeki dönemde bu alanda güçlü adımları hep birlikte atarız.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ilk konut sahipliğinin, bir ülkenin makro düzeyde tasarruf oranını artırdığını, Türkiye’nin tasarruf oranlarını artırması, cari açığını düşürmesi ve artan tasarruflarını da üretken alanlara kanalize etmesi gerektiğini vurgulayarak, kamu politikaları açısından bunları öncelikli gördüklerini ve gelecek dönemlerde de bu konulardaki çalışmalarını yoğunlaştırarak devam ettireceklerini söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-onumuzdeki-yillarda-milyonlarca-konutumuzu-donusturecegiz/feed/ 0
TBMM Başkanı Kurtulmuş, büyükelçilerle iftar programında bir araya geldi Açıklaması https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-buyukelcilerle-iftar-programinda-bir-araya-geldi-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-buyukelcilerle-iftar-programinda-bir-araya-geldi-aciklamasi/#respond Wed, 20 Mar 2024 03:54:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21180 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Uluslararası alanda yaşadığımız krizleri ve kaosları, bu büyük problemleri hep beraber uluslararası camia olarak dayanışma içerisinde aşmayı başaracağız.” dedi.

Kurtulmuş, TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen büyükelçilerle iftar programında yaptığı konuşmada, Türk milletinin milli iradesinin tecelligahı TBMM’de büyükelçileri ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Ramazan sofralarında yapılan duaların bütün insanlığın esenliğine, refahına ve huzuruna vesile olmasını temenni eden Kurtulmuş, “Bizler bu ortamda rahat bir şekilde iftarlarımızı yaparken dünyanın dört bir tarafında yokluk, kıtlık, açlık, baskı, zulüm altında ramazanlarını idame ettirmeye, oruçlarını tutmaya gayret gösteren, gerçekten büyük bir güvenlik endişesi içerisinde yaşayan milyonlarca Müslüman kardeşimize de Cenabıallah’tan esenlik ve barış diliyoruz. İnşallah bu ramazan, başta Gazzeli Müslümanlar olmak üzere, bütün Müslümanların içinde yaşadıkları zorlukları aştıkları sabırla, selamete eriştikleri son ramazan olur diye temenni ve dua ediyorum.” İfadelerini kullandı.

İnsanlık tarihinin en zor, en büyük, en önemli kriz ve kaoslarının yaşandığı, büyük belirsizliklerin iç içe geçtiği bir dönemin yaşandığını belirten Kurtulmuş, modern çağlarda bu kadar çok sorunun üst üste ve iç içe yaşandığı dönemlerin çok nadir olduğunu söyledi.

Küresel iklim krizinden çevre krizlerine, düzensiz göç meselesinden işgallere, iç çatışmalara ve ülkeler arasındaki huzursuzluklara, Gazze’de son örneği görülen uluslararası kuralları yok sayan insanlık dışı davranışlara kadar birçok alanda büyük felaketler yaşandığını anlatan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“İnsanlığın tecrübesi bize açık bir şekilde göstermiştir ki bugün yaşadığımız bu sorunların hiçbirisini tek başına bir tek ülkenin aşması mümkün değildir. Uluslararası alanda yaşadığımız krizleri ve kaosları, bu büyük problemleri hep beraber uluslararası camia olarak dayanışma içerisinde aşmayı başaracağız. Aksi takdirde terörden iklim değişikliklerine kadar, ülkelerin iç çatışmalarından, düzensiz göç meselesine, İslamofobiye kadar bugün karşılaştığımız bütün bu sorunlar bizleri yutacak, içine alacak ve bu sorunların çözümsüzlüğü içerisinde insanlık maalesef başka bir yere savrulacaktır.

Onun için uluslararası sofra niteliğinde olan bu soframızda bir kere daha açıkça ifade ediyor ve ilan ediyoruz ki gelin, uluslararası camia olarak insanlığın sorunlarını hep beraber müzakere ederek, anlayış içerisinde, karşılıklı rıza içerisinde çözebilelim. Eğer sorunlarımızı tartışıp bunlar için çözüm noktasına odaklanabilirsek inanın ki bugün karşımızda devasa sorunlar gibi duran bu işlerin, bu gelişmelerin her birisi bizler için yeni bir fırsata dönebilir. Bu fırsatları yaratabilmek, oluşturabilmek uluslara camianın elindedir.”

“Diplomasi masasının gücünü Türkiye olarak hiçbir zaman ihmal etmedik”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye’nin dış politikada son derece aktif ve yoğun bir dönemin içerisinden geçtiğini bildirdi.

Dış politikada çok farklı alanlarda sürdürdükleri çabalara işaret eden Kurtulmuş, “sorunlara karşı barışçıl çözümleri ortaya koyabilme iradesi”nin Türk dış politikasındaki önemli dayanaklardan olduğunu belirtti.

“Sorunlar ne kadar büyük olursa olsun diplomasi masasının gücünü Türkiye olarak hiçbir zaman ihmal etmedik, diplomasiyi ötelemedik.” diyen Kurtulmuş, sorunların çözümü için karşılıklı rızaya dayalı müzakereleri açık tuttuklarını ve diplomasinin bütün kanallarından istifade ettiklerini kaydetti.

Bölgesel ve küresel sorunların çözülebilmesi için “küresel ölçekte adaletin temin edilmesi”nin Türk dış politikasının ana ekseni olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Bu iki temel prensip çerçevesinde Türkiye olarak karşılaştığımız her bir sorunu bir diğerinden ayırt etmeksizin, tek tek muhataplarıyla çözmek için gayret sarf ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Rusya-Ukrayna savaşı

Türkiye’nin dış politika anlayışının ana ayaklarından birisinin “barış ve istikrarın sağlanması” olduğunu dile getiren Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Barış ve istikrarı sağlama perspektifine sahip olmayan hiçbir uluslararası çabanın çözüm üretmesinin mümkün olmadığını biliyoruz. Hele ki bizim gibi bütün çevresi sorun alanlarıyla dolu olan bir ülkede birinci hedefinizin barışı ve istikrarı sağlamak olması aşikardır. Bu çerçevede sadece iki alandaki çabalarımızı hatırlatmak isterim. Bunlardan birisi, hemen yanı başımızda Rusya ve Ukrayna arasında devam eden çatışmada Türkiye olarak başından itibaren barışçıl, hakkaniyetli bir çözümden yana olduk. Her ikisi de komşumuz olan, her ikisiyle de ilişkilerimiz olan Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın bir an evvel bitirilmesinin sadece iki ülkenin lehine değil bölgenin, Avrupa’nın ve bütün dünyanın menfaatine olduğunu biliyoruz. Bunun için Sayın Cumhurbaşkanımız her iki ülke lideriyle yakın temasla, neredeyse meseleyi çözüm noktasına getirmişken maalesef bazı ülkelerin tavırları yüzünden çözüm noktasından uzaklaşıldı.”

Türkiye’nin, Rusya-Ukrayna arasında kalıcı ve adil bir barışı savunurken aynı zamanda bu savaşın yayılma potansiyelini de gören bir ülke olarak bunu açık bir şekilde ifade ettiğini aktaran Kurtulmuş, “Çünkü hepimiz biliyoruz ki Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş, sadece Rusya-Ukrayna arasında değil, Rusya ile bütün Batı dünyası arasında bir savaş olma potansiyeline sahiptir. Hatta daha ileriye gidelim. Allah korusun, Rusya-Ukrayna savaşı barışçıl bir şekilde sonlandırılamazsa üçüncü dünya savaşının ayak seslerini duymamız bile mümkündür.” ifadelerini kullandı.

Rusya ve Ukrayna ile eş zamanlı görüşebilen dünyadaki tek ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, bunu sürdürmeye gayret ettiklerini söyledi.

Kurtulmuş, iki ülke arasındaki savaşın adil, hakkaniyetli bir şekilde sona ermesi temennisinde bulundu.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları

Kurtulmuş, İsrail’in 7 Ekim 2023’te başlattığı Gazze’ye yönelik saldırılarına değinerek, şunları kaydetti:

“Türkiye olarak biz, başından itibaren iki devletli çözümün tek çıkar yol olduğunu söylüyoruz. Maalesef özellikle 7 Ekim’den sonra modern zamanların gördüğü en büyük insani katliamlardan birisini yapan, hatta Holokost’a dair İsrail’in bütün propagandalarını yerle bir eden, Yahudilere karşı Avrupa’da yapılan Holokost’tan daha acısını, daha sancılısını, daha vahşisini Filistinlilere karşı gerçekleştiren bir holkostla karşı karşıyayız. Türkiye olarak ilk günden itibaren Müslüman Gazze halkına karşı yapılan soykırıma varan bu katliamın durdurulması, acil ateşkes ve insani yardımın gerçekleştirilmesi için barışçıl bütün mekanizmaları harekete geçirmeye çalıştık. Ama ne yazık ki İsrail, bazı çevrelerden aldığı desteklerle bu pervasız saldırganlığını sürdürdü.

Şunu çok açık ifade ermek gerekir ki aslında Gazze’ye karşı yapılan bu saldırı, doğrudan doğruya insanlığa yapılmış bir saldırıdır. Gazze saldırısı karşısında aslında bütün devletler, bütün ülkeler ve sekiz milyara yakın insanlığın tamamı bir sınavla karşı karşıyadır. Bu katliamı görmezden gelenler, bu katliama destek olanlar, bu katliamı sessiz bir şekilde izleyenler en az bu soykırıma varan katliamı gerçekleştirenler kadar suçludur. Onun için biz başından itibaren bütün dünyada bu konuda bir uyanışın gerçekleşmesi için ülke olarak üzerimize düşen bütün sorumlulukları yerine getirmeye gayret ettik.”

“İsrail’in saldırıları yeryüzünün her yerinde insanlık cephesinin kurulmasını sağladı”

Gazze’de 35 binden fazla insanın öldürüldüğünü, binlerce insanın yıkıntıların altında olduğunu belirten Kurtulmuş, Gazze’deki insanların bir bardak su, yarım lokma ekmek bulamayacak kadar yokluk içerisinde olduklarını kaydetti.

Gazze’de bütün bunlar olurken bir taraftan da dünyanın birçok başkentinde milyonların sokağa çıkarak “Yeter artık bu vahşeti durdurun.” diyerek hükümetlerine rağmen insanlıklarını ortaya koyduğunu ifade eden Kurtulmuş, İsrail hükümetinin Gazze’ye yaptığı insanlık dışı saldırılarla yeryüzünün her yerinde insanlık cephesinin kurulmasını, dirilmesini ve canlanmasını sağladığını söyledi.

Kurtulmuş, Türkiye olarak bu bölgesel sorunun çözülebilmesi ve bölgede güven ve istikrarın temin edilebilmesi için acilen ateşkesin sağlanması, İsrail’in ölüm mekanizmasının durdurulması gerektiğini vurguladı.

“Türkiye, terör örgütlerinin tamamına karşı mücadele vermektedir”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, adına ticaret ya da vekalet savaşları denilen yeni tür savaşların terör örgütlerini cesaretlendirdiğini, halklar arasında fitne ve fesat yayılmasına neden olduğunu, Orta Doğu’da, Afrika’da, Asya’da binlerce masum insanın öldürülmesine neden olduğunu ifade etti.

“Bazı ülkeler ‘vekalet savaşları’ adı altında terör örgütlerini, kendi araçları olarak görüp dış politikalarının bir kartı olarak kullanırken Türkiye, terör örgütlerinin tamamına karşı hiçbir ayrım gözetmeksizin mücadele vermektedir.” ifadesini kullanan Kurtulmuş, bu anlamda güven ve istikrarın sağlanmasının Türk dış politikasının bir numaralı önceliklerinden olduğunun altını çizdi.

“Ekonomik alanlarda işbirliği ancak karşılıklı menfaat ilişkisine göre sürdürülebilir”

Kurtulmuş, ekonomik büyüme ve her alandaki işbirliğinin karşılıklı kazan-kazan prensibi çerçevesinde, muhatap ülkelerin müşterek menfaatleri oluşacak şekilde geliştirilmesinin dış politikadaki bir başka önemli konu olduğuna işaret etti.

Türkiye’nin Afrika, Asya, ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın dört bir tarafında ikili ilişkilerini geliştirdiği ülkelerin tamamıyla kazan-kazan perspektifiyle ticari, kültürel ve diğer alandaki ilişkilerini yürüttüğünü söyleyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Ekonomik alanlarda işbirliği ancak karşılıklı menfaat ilişkisine göre sürdürülebilir, hiçbir ülkenin bir diğerini ekonomik olarak baskı altına alabileceği bir şekilde devam ettirilemez. Türkiye olarak, bütün bu alandaki çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu karşılıklı fayda esasında özellikle Afrika ve Asya’da kültürel diplomasi gücümüzü de kullanarak bu bölgenin halklarıyla dayanışmamızı artırıyoruz.”

“İslam karşıtlığına karşı mücadele etmek uluslararası camianın topyekun boynunun borcudur”

Kurtulmuş, “küresel sorunlara çözüm bulma” başlığının Türk dış politikasının bir diğer konusu olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Karşılaştığımız küresel sorunların hepsine hep beraber çözüm üretmek, çözümleri geliştirmek ve müşterek bir şekilde mücadele etmek zorundayız. İslamofobiyle mücadele, bir ülkenin tek başına yapabileceği bir iş değildir. İslamofobiyle mücadele, sadece Müslüman ülkelerin de yapacağı bir mücadele değildir. İslamofobi, aslında ırkçılığın, faşizmin, ötekileştirmenin, insanlar arasında bir hiyerarşi kurmanın en açık suçlarından birisidir. Özellikle Batı ülkelerinde yabancı düşmanlığı ve göçmen karşıtlığının arkasına gizlenen bu İslam karşıtlığına karşı mücadele etmek uluslararası camianın topyekun boynunun borcudur. Özellikle Avrupalı dostlarımız için şunu söylemek isterim; Bugün Avrupa’da artan ve hepimizin endişeyle izlediği ırkçılık ve yükselen faşizm dalgası, aşırı sağ akımlar, İslamofobi ve yabancı düşmanlığı aslında Avrupa’nın mutedil, makul, ana akım siyasetinin damarlarını köreltmektedir. Bu çerçevede, hep birlikte bütün bu küresel sorunlara karşı, çözüm bulma iradesini ortaya koyacağız.”

İklim krizlerine ya da teröre karşı da bir ülkenin tek başına mücadele etmesinin mümkün olmadığını belirten Kurtulmuş, “Bu sorunların hiçbirisini bir diğerinden ayırt etmeksizin, ‘Bizim işimize geliyor-işimize yaramıyor’ diye tasnif etmeksizin bütün insanlık olarak el birliğiyle bu sorunları ortadan kaldırmak için mücadele etmeliyiz.” dedi.

“Uluslararası camia, sorunları bir sonuç olarak ele alıyor”

Bugün uluslararası camiayı meşgul eden sorunların birçok sebebi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Afganistan’ın işgalinin Afgan göçmen sorununu doğurduğunu, Irak’ın işgalinin yüzbinlerce Iraklıyı yerlerinden, yurtlarında ettiğini anlattı.

Kurtulmuş, “Eğer vekalet savaşları üzerinden Suriye bugün paramparça hale getirilmeseydi Suriye’nin insanları başka yerlere göç etme ihtiyacı hissetmeyeceklerdi. Eğer dünya bir araya gelip açlık sorununu çözebilecek adımları atsaydı, Afrika’nın aç insanları sadece yarım lokma ekmek için Avrupa’ya göç etmek için baskı kurmayacaktı. Sadece sonuçlara odaklanmak değil, onları ortaya çıkaran nedenleri tek tek ortadan kaldırmak uluslararası toplumun başlıca vazifesidir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Yeryüzünde yeni, adil, hakkaniyetli bir küresel sisteme ihtiyaç vardır”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye’nin dış politikasının en önemli ana direklerinden birisinin de küresel ölçekte adalete, hakkaniyete dayalı yeni bir dünya sisteminin kurulması olduğunu aktardı.

Kurtulmuş, “Tek başımıza kaldığımızda herhalde hiçbirimiz bugünkü dünya sisteminin işlediğini söyleyemez. Hatta bugünkü dünya sisteminin sahibi olarak kendisini görenler dahi bugünkü dünya sisteminin çalıştığını iddia edemez. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere dünyanın bütün kurum ve kuruluşları iflas etmiştir.” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletlerin (BM) iflasının en hazin görüntüsünün, BM Genel Sekreteri Antonia Guterres’in Refah Sınır Kapısından içeri girmek için bekletilmesi olduğunu belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Barışı sağlayacak Birleşmiş Milletlerin Genel Sekreteri bile barışı sağlayabilmek için o zulmün yapıldığı topraklara giremiyor. Yeryüzünde yeni, adil, hakkaniyetli bir küresel sisteme ihtiyaç vardır. Şu anda anlı şallı dünyanın hemen hemen bütün kurumlarının tamamı iflas etmiş, tamamı fonksiyonsuz hale gelmiştir. Bunun birçok nedeni var. Nedenler üzerinde durmadan şunu söylemek istiyorum. İki temel meseleyi alıp önümüze koymadan yeni bir dünya sistemi kuramayız. Bunlardan birisi, yeryüzünde yaşayan insanların tamamının yaratılışta eşitliğidir. Hiçbir insan rengi, dili, dini ne olursa olsun bir diğerinden üstün değildir. Beyaz adamın kara tenli adama, erkeğin kadına, zenginin fakire üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin bir diğerine üstünlüğü yoktur. Üstün ırk, insanlığın ürettiği en şeytani düşüncedir. Bu anlamda yeni bir sistem kuracaksak önce sekiz milyar insanın her birinin yaratılışta birbirinin eş olduğu bir anlayışı inşa etmemiz lazım.”

Kurtulmuş, yeryüzündeki devletlerin hepsinin de egemenlikte eşitliğinin kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

Gazze olayları karşısında insanlık cephesi dirilmiştir

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır BM kürsüsünden dile getirdiği “Dünya 5’ten büyüktür” sözünün, “insanlık vicdanının gönül sızısı” olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Dünya beş tane ülkenin insafına terk edilemez. Terk edilemeyeceğini dün Ruanda’da gördük, bugün Gazze’de görüyoruz. Dünyada 140 ülke bu yapılan zulme, ‘Bu zulümdür, adil ateşkes sağlansın.’ diyor, bir tane ülke veto ediyor ve karar alınamıyor. Böyle bir sistem olmaz. Bu sistem çağ dışıdır. Bu sistem, insanlığı taşıyamamaktadır. BM Güvenlik Konseyinde Afrikalı dostlarımız temsil ediliyor mu? Hiç edilmiyor. BM Güvenlik Konseyinde nüfusu iki milyara yaklaşan İslam alemi temsil ediliyor mu? Edilmiyor. Dünyanın birçok yerinde insanların büyük bir çoğunluğu temsil edilmiyor. Artık BM başta olmak üzere Dünya Sağlık Örgütünden tutun Dünya Bankasına kadar birçok kurum ve kuruluşun hatta üzülerek ifade ediyorum ki Avrupa Birliğinin bile birçok açıdan artık fonksiyonlarının yerine getirilememekte olduğunu görüyoruz. Hep birlikte bir uyanışa, bir silkinişe ihtiyacımız var. Bu sadece bir tek ülkenin yapabileceği bir şey değil.”

Gazze olayları karşısında insanlık cephesinin dirildiğini, milliyeti, rengi, dili ne olursa olsun, haktan yana, adaletten yana olanların dünyanın her yerinde seslerini yükselttiğini dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Ümit ediyoruz, öyle olmasını temenni ediyoruz ki inşallah yer yüzünde yeni bir dünyanın kurulması, hakkaniyetin, adaletin tesis edilmesi mümkün olur. Bunun için uluslararası camianın mensupları olarak hep birlikte hareket etmek ve ortak kararlar almak mecburiyetindeyiz. Türkiye’deki dostlarımız olarak, burada faaliyet gösteren büyükelçileri, siz değerli dostlarımızı, uluslararası kuruluşların temsilcilerini, Türkiye’nin dış politika vizyonunda tabii ortaklarımız, tabii fikir alışverişinde bulunacağımız dostlarımız olarak telakki ediyoruz. Burada gelişecek, Türkiye’nin de içinde bulunduğu yeni bir dünya arayışının kendi ülkeleriniz ve hükümetleriniz nezdinde de dile getirilmesi için sizlerden insanlık adına, insanlık cephesine destek olmanızı bekliyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-kurtulmus-buyukelcilerle-iftar-programinda-bir-araya-geldi-aciklamasi/feed/ 0
Başkan Büyükkılıç, Mustafa Kumlu Ulu Çınarlar Yaşlı Yaşam ve Dayanışma Merkezi’ni Ziyaret Etti https://www.haber60.com.tr/baskan-buyukkilic-mustafa-kumlu-ulu-cinarlar-yasli-yasam-ve-dayanisma-merkezini-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/baskan-buyukkilic-mustafa-kumlu-ulu-cinarlar-yasli-yasam-ve-dayanisma-merkezini-ziyaret-etti/#respond Tue, 19 Mar 2024 23:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20969 Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Mustafa Kumlu Ulu Çınarlar Yaşlı Yaşam ve Dayanışma Merkezi’nde bulunan ulu çınarları ziyaret etti.

Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç’ın talimatlarıyla hayata geçirilen ve yaşlı çınarlara hizmet veren Mustafa Kumlu Ulu Çınarlar Yaşlı Yaşam ve Dayanışma Merkezi, lüks otel konforunda ve sıcak ilişkiler kurulan ortamda yaşlı vatandaşları misafir ederken, yaşlı çınarların gönlünü hoş tutmaya özen gösteriyor.

Mustafa Kumlu Ulu Çınarlar Yaşlı Yaşam ve Dayanışma Merkezi’ni ziyaret eden Başkan Büyükkılıç, Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla o dönemin askeri kıyafetlerini giyen ulu çınarlar tarafından ‘Çanakkale’ türküsü ile karşılandı.

Başkan Büyükkılıç, örgü ören yaşlı kadınlarla da sohbet ederek, kırmızı gül dağıttı. Burada ulu çınarlarla sohbet eden Büyükkılıç’a, kadınlar “Başkanım bizi böyle bir araya topladığınız için çok teşekkür ederim. Rabbim hep sizden razı olsun, ne kadar iyi niyetlisiniz” dediler.

Başkan Büyükkılıç’tan Ulu Çınarlara Gezi Sözü

Başkan Büyükkılıç, kendisine Yahyalı’daki şelaleleri ve Erciyes Kayak Merkezi’ni hiç görmediğini söyleyen kadınlara yolları Avrupa standartlarında otoban gibi olan Kapuzbaşı Şelaleleri’ne ve Erciyes’e gezi sözü verdi.

Büyükkılıç, daha sonra o dönemin askeri kıyafetlerini giyen ulu çınarlar ile bir araya geldi.

Ziyarette, Ulu Çınarlar Yaşlı Yaşam ve Dayanışma Merkezi’ndeki yaşlı vatandaşların oluşturduğu, Türk Halk Müziği Sanatçısı Namık Kemal Bilgin şefliğindeki Ulu Çınarlar Korosu’nun türkülerini dinleyen Büyükkılıç, zaman zaman ulu çınarların söylediği türkülere eşlik etti.

“Dimdik Ayakta Birlik, Beraberlik İçerisinde Gayret Edeceğiz”

Ayrıca Tiyatro Eğitmeni İbrahim Altuntaş tarafından Çanakkale’ye özel hazırlanan tiyatro oyununu sahneleyen yaşlı vatandaşları ilgiyle izleyen Başkan Büyükkılıç, “Çanakkale geçilmez diyen ecdadımızın, yüz binlerce şehitlerin verildiği süreçte Çanakkale geçilmedi, bu vatan şehitlerimiz tarafından bizlere emanet edildi. Yine dimdik ayakta durmak suretiyle bu ülkeyi böldürmemeye, ezanımızı susturmamaya, bayrağımızı indirtmemeye birlik, beraberlik içerisinde gayret edeceğiz” dedi.

Büyükkılıç, birlik, beraberlik mesajı vererek, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve bilge insan Devlet Bahçeli’nin birlikteliğinde, el ele vermek suretiyle bu ülke üzerine oyun oynamak isteyenlere fırsat vermemeliyiz. Bizim yegane gücümüz, birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimiz, dayanışmamızdır. Ay yıldızlı Türk bayrağımız altında 85 milyon kardeşimizi bağrımıza basacağız, ülkemizi koruyacağız” diye konuştu.

Gönül insanı, dua kaynağı ulu çınarların ellerinden öptüğünü ifade eden Başkan Büyükkılıç, “Şehitlerimizi unutmayacağız, Çanakkale’deki Seyit Onbaşı’yı unutmayacağız. Ecdadımız, ‘Çanakkale geçilmez demiş, üzerine düşeni yapmış, biz de onların torunları olarak üzerimize düşeni yapacağız. Gönül insanları, bizim dua kaynaklarımız, insanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışı ile hizmet verdiğimiz bu merkezde emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Cenab-ı Allah huzurumuzu bozmasın” ifadelerini kullandı.

Yaşlı vatandaşlar da sosyal belediyecilik anlamında yapılan bu merkezden çok memnun olduklarını, çok güzel bir yaşantıları olduğunu belirterek, Başkan Büyükkılıç’a teşekkür ettiler.

Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a ziyaret esnasında Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Serdar Öztürk ile daire başkanları da eşlik etti. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/baskan-buyukkilic-mustafa-kumlu-ulu-cinarlar-yasli-yasam-ve-dayanisma-merkezini-ziyaret-etti/feed/ 0
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, gerginliği arttırmayacaklarını söyledi https://www.haber60.com.tr/galatasaray-baskani-dursun-ozbek-gerginligi-arttirmayacaklarini-soyledi/ https://www.haber60.com.tr/galatasaray-baskani-dursun-ozbek-gerginligi-arttirmayacaklarini-soyledi/#respond Tue, 19 Mar 2024 22:18:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20909 Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, sarı-kırmızılılar olarak gerginliği arttıracak bir söylem içinde olmayacaklarını söyledi.

Galatasaray Spor Kulübü ile global kurumsal iş uygulamaları şirketi arasındaki iş birliğinin imza töreni, Ali Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park’ta düzenlendi. Törene Galatasaray Başkanı Dursun Özbek de katıldı. Özbek, toplantıda gündemle ilgili açıklamalarda bulundu.

“4-5 ay evvel olmuş bir konu, Ali Bey bir açıklamaya istinaden görüşmeyi iptal etti”

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un, düzenlediği basın toplantısında, Dursun Özbek’in hatırlı bir kişi vasıtasıyla kendisiyle görüşme ayarlanması istediğine yönelik söylemlerinin hatırlatılması üzerine Başkan Özbek, “Konuyu Ali Bey gündeme getirdi. Yaklaşık 4-5 ay evvel olmuş bir konu. Ortak tanıdığımız bir arkadaşımız. Ali Bey’in söylediğinde farklı olarak, beni ziyaretle kendisinin Türk futbolundaki bu gergin ortamın ortadan kalkması yönünde çağrıda bulundu. Bu konuyu Ali Bey ile görüşebileceğimizi, hatta kendi düzenleyebileceği mekanda buluşabileceğimizi, Türk sporundaki bu gergin ortamın son bulması için böyle bir görüşmeyi düzenleyebileceğini söyledim. İşin başından beri hakim olan daha güzel günlerde sportif yarışmayı yapabilmek için bu görüşmeyi kabul ettim. Ali Bey de kabul etti. Ali Bey bir açıklamaya istinaden bu görüşmeyi iptal etti. Rakibimizden bu görüşmenin iptali konusu gelmiştir. Keşke o gün görüşebilseydik, bugünlere gelmeseydik. Türk sporundaki bu gerginliğin önemle incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Gelinen noktadan bugüne yaptıklarımızı göz önünde almamız lazım. Bu muhasebesinin yapılması gerektiğini düşünüyorum. Geçmişteki bu söylemlerin artık bitmesi, bütün camiaları itidal olmasının gereği ortaya çıkmıştır. Vuku bulan olaylar detaylı bir şekilde incelenmeli. Kapsamlı bir inceleme yapılmalı. Buradan da adil bir şekilde bunların önüne geçmek için gereken cezaların yapılması lazım. Her seferinde halının altına süpürülmesi bizleri bugüne hazırlamıştır. Galatasaray olarak, sporun yeşil sahada, parkede, salonda kalmasını istiyoruz. Hiçbir şekilde sahanın dışına taşınmasına, oradaki polemiklere sebep olmasına karşı tutumumuz var. Artık bugün bir milat olmalı. Bu konuyla ilgili yapılması gereken adil yaptırımların gündeme gelmesinden yanayız. Bu görev Türkiye Futbol Federasyonu’na ve kamuoyuna düşmektir. Onların da gereğini yapacağımdan eminim” şeklinde konuştu.

“Bu Fenerbahçe’nin iç işidir”

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un, ligden çekilme konusuyla ilgili olağanüstü genel kurul karar almalarına yönelik gelen soruya Özbek, “Bu Fenerbahçe’nin iç işidir. Galatasaray’ın geleneğinde rakiplerin iç işlerine karşıma gibi bir huyumuz yok. Genel kurul kendi arasında toplanacak. Bu konuda bir karar alacaklar. Geçmişte defalarca benzer söylemeler yapıldıysa da Fenerbahçe genel kurulunun kendileri için en iyi kararı alacağından eminin. Galatasaray olarak rakiplerimizin ic işleriyle ilgilenmemiz söz konusu değildir” cevabını verdi.

“Galatasaray, Türk futboluna faydası olacak kararın her zaman arkasındadır”

Fenerbahçe ile 7 Nisan Pazar günü Şanlıurfa’da oynayacakları TFF Süper Kupa mücadelesinin ertelenmesiyle alakalı çıkan haberlerle ilgili olarak ise sarı-kırmızılıların başkanı, “7 Nisan’da oynaması gereken Süper Kupa maçıyla ilgili, karar mekanizması Türkiye Futbol Federasyonu’dur. O güne kadar olan gelişmeler, o gün nasıl bir ihtiyaç olup, olmadığının değerlendirebilecek olan Türkiye Futbol Federasyonu’dur. Galatasaray da gelişmeleri izlemektedir. Galatasaray, Türk futboluna faydası için olacak kararın her zaman arkasındadır” dedi.

“Ali Bey’in istifası kişisel bir karadır buna saygı duyuyorum”

Kulüpler Birliği’nin önemli bir kurum olduğunu da vurgulayan Başkan Dursun Özbek, “Süper Lig’de oynayan takımların başkanlarından oluşan bir kurum. Ali Bey’in istifası kişisel bir karadır, buna saygı duyuyorum. Ben daha evvel bu görevi yaptım. Vakfımız içinde çok değerli başkanlar var. Ali Bey’in istifasıyla boşalan yere Kulüpler Birliği’ni en iyi şekilde temsil edecekler arkadaşlarımızdan birisini seçeriz” ifadelerini kullandı.

“Bu olayların milat olması”

Özbek, Trabzonspor – Fenerbahçe maçından sonra yaşanan olaylarla ilgili düşüncelerini dile getirerek, “Olaylarından olması olayların bu seviyeye gelmesinde en önemli konu. Buraya nasıl geldik? Bu duruma Türk futbolu nasıl geldi? Bence üzerinde durulması gereken en önemli konu bu. Geçmişten bugüne kadar olan söylemlerimize bir bakalım. Bu olaylar kendi kendisine mi oluyor, bizim söylemlerimiz çerçevesinde kamuoyunu tetikliyor mu? Türk sporunu yöneten yetkililerin olaya buradan başlaması lazım. İstenmeyen olaylar olmuştur. Her iki camiaya da geçmiş olsun diyorum. Bu olayların giderek artan seviyeye gelmesi hepimizi endişelendirmektir. Olayların başlangıcından itibaren sadece Trabzon’un sahasında olanları kast etmiyorum, bugüne nasıl geldi?. Hangi söylemlerimiz bugüne bizi taşıdı, buna bakmak lazım. Dileğim bu tip olayların gündemimizden kalkması. Bu olayların milat olması. Adil bir şekilde olaylarla ilgili kişilerin ve kurumların cezalandırılması ve adil bir araştırmanın yapılması lazım” değerlendirmesinde bulundu.

“Galatasaray olarak bu gerginliği tırmandıracak bir söylem içinde olmayacağız”

Türkiye Futbol Federasyonu’nun istifası için kulüplerle ortak bir karar almak isteyip, istemediklerinin sorulması üzerine de Dursun Özbek, “Bugünkü olayların değerlendirmesi yaparken, bu gerilimi daha üst seviyeye taşıyacak söylemelerden kaçınmamız lazım. Onun için Galatasaray olarak bu gerginliği tırmandıracak bir söylem içinde olmayacağız. Artık bizlere daha büyük görev düşüyor. Ne söylediğimize çok daha dikkat etmemize ihtiyaç olduğunu hissediyorum. Önümüzdeki günlerde Kulüpler Birliği’nde yapılacak toplantıdan oluşacak kanaat çok önemli” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/galatasaray-baskani-dursun-ozbek-gerginligi-arttirmayacaklarini-soyledi/feed/ 0
Diyarbakır’da Öğrenciler İçin Ses Yarışması Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-ogrenciler-icin-ses-yarismasi-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-ogrenciler-icin-ses-yarismasi-duzenlendi/#respond Tue, 19 Mar 2024 21:54:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20889 Diyarbakır’da İl Milli Eğitim Müdürlüğü, “asrın felaketi” depremlerin öğrenciler üzerinde yarattığı travmanın etkisini azaltmak ve geleceğin Celal Güzelses’lerini keşfetmek için ses yarışması düzenledi.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de tesadüfen tanışarak şarkılarını dinlediği ve güçlü sesinden dolayı “Şark Bülbülü” ünvanını verdiği Diyarbakırlı ses sanatçısı Celal Güzelses’ten esinlenen Milli Eğitim Müdürlüğü, “Müzik diyarı Diyarbakır” sloganıyla Türk Halk Müziği alanında yetenekli çocuk ve gençleri belirliyor.

6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin öğrenciler üzerindeki olumsuz etkilerinin giderilmesi, onların moral ve motivasyonlarının artırılması için 17 ilçede eş zamanlı düzenlenen yarışmanın ilçe finalleri başladı.

İlkokul, ortaokul ve liselerin katıldığı yarışmada türküler seslendiren öğrencilere öğretmenleri de sazlarıyla eşlik ediyor.

Öğrenciler, Türkiye’nin her yöresinden usta seslerin türkülerini söylerken hem yarışıyor hem de eğlenceli zaman geçiriyor.

Seçmelerde birinci seçilen öğrenciler, 1 Nisan’daki il finalinde yarışacak.

“Sanat iyileştirir”

Kayapınar İlçe Milli Eğitim Müdürü Kayahan Subaşı, AA muhabirine, ses yarışmasının, öğrencilerin yeteneklerinin keşfedilmesine önemli bir zemin hazırladığını söyledi.

Subaşı, “Çocuklarımız kendilerini ifade etme konusunda bir fırsat buluyor. Aynı zamanda bu yarışma 6 Şubat’taki depremlerin vermiş olduğu stresin üzerlerinden atılması konusunda da çocuklarımıza katkı sunuyor. Sanat iyileştirir. Diyarbakır’ımız çok kaliteli seslerin çıktığı bir yer. Bu vesileyle eğitim ve öğretimlerine devam eden çocuklarımızın ses yeteneklerinin ortaya çıkması için de bir çaba ortaya koyuyoruz.” dedi.

Proje koordinatörü Onur Tuna Barç ise Diyarbakır’ın yeni seslerini bulmak için 17 ilçede sesine güvenen öğrencileri dinlediklerini söyledi.

Jüride yer alan müzik öğretmeni Gurbet Ok da bunun bir bayrak yarışı olduğunu dile getirerek, “Geçmişte Celal Güzelses, Aram Tigran gibi sanatçılarımız varsa bu yarışmalar da güzel seslerin keşfedilmesi için bir vesiledir.” diye konuştu.

Öğrenciler en sevdikleri türküleri seslendirdi

Yarışmaya katılan öğrencilerden 14 yaşındaki Nehir Can, sahneye çıkmanın, jüri karşısında türkü söylemenin heyecan verici olduğunu söyledi.

Can, “Değmen benim gamlı yaslı gönlüme, isimli türküyü söyledim. Öncesinde aşırı heyecan vardı ama oraya çıkınca, şarkıya konsantre olunca, duygularımı katınca her şey bitti. Gözlerimi kapatarak söyledim.” ifadelerini kullandı.

12. sınıf öğrencisi Zeynep Vural ise “Hastane önünde incir ağacı” isimli türküyü seslendirdiğini anlatarak, şarkının hikayesini, duygusunu aktarabilmenin güzel bir duygu olduğunu belirtti.

Vural, “Bu bir yarışma, kazananın da olması lazım. Birinci olmayı isterim ama kazanmasam da çok üzülmem. Önemli olan o sahnede olmak ve bir şeyler aktarabilmek.” dedi.

Seslendirdiği türkü ile şehit Aybüke öğretmen yad edildi

3. sınıf öğrencisi Ada Cevahirli ise Batman’ın Kozluk ilçesinde 7 yıl önce PKK’lı teröristlerin saldırısı sonucu şehit olan 22 yaşındaki müzik öğretmeni Şenay Aybüke Yalçın ile özdeşleşen “Mağusa Limanı” isimli türküyü seslendirdi.

Cevahirli, bu türkü ile şehit Aybüke öğretmeni de andıklarını belirterek, şunları söyledi:

“Müzikte tecrübeliyim, TRT Çoksesli Çocuk Korosunda yer alıyorum. Sahnede kalbim küt küt attı, çok heyecanlandım. Gelecekte iyi bir müzisyen olmak istiyorum.”

3. sınıf öğrencisi Aylin Deniz Bozkurt da “Çay elinden öteye” adlı türküyü seslendirdiğini belirterek, sahnede olmanın heyecan verici olduğunu aktardı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyarbakirda-ogrenciler-icin-ses-yarismasi-duzenlendi/feed/ 0
Türkiye, Afrika Savunma Sanayii Pazarına Aktör Olarak Dahil Oldu https://www.haber60.com.tr/turkiye-afrika-savunma-sanayii-pazarina-aktor-olarak-dahil-oldu/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-afrika-savunma-sanayii-pazarina-aktor-olarak-dahil-oldu/#respond Tue, 19 Mar 2024 07:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20810 Türkiye’nin Afrika Açılımı politikasını değerlendiren Afrika-Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Osman Genç, “Yıllık savunma harcamaları yaklaşık 70-75 milyar dolar olan Afrika Savunma Sanayii pazarına Türkiye’de bir aktör olarak dahil olmuştur” dedi.

Tarihsel ve kültürel ortak değerlere dayanan Türkiye-Afrika ilişkilerinin, gün geçtikçe gelişen ve çoğalan bir ivme kazandığını belirten Afrika-Türkiye İşbirliği Platformu Başkanı Genç, Türkiye’nin Afrika Açılımı politikasını değerlendirdi.

“Afrika Savunma Sanayii pazarına, Türkiye bir aktör olarak dahil olmuştur”

Türkiye-Afrika ilişkilerinin sadece savunma sanayii alanında değil diğer tüm alanlarda da başarılı ilerlediğini aktaran Genç, “2002 Yılında yalnızca 12 Afrika ülkesinde elçiliği bulunan Türkiye’nin bugün 54 Afrika ülkesinin 43’ünde Büyükelçiliği bulunmaktadır. Yine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son 20 yılda 30 Afrika ülkesini bizzat ziyaret edip, üst düzey temaslarda bulunması da ikili diplomatik ilişkilerin sağlam temellere oturmasını sağlamış, Türkiye 54 Afrika ülkesinin hemen hemen yarısı ile Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşması imzalamıştır. Savunma sanayii alanında yapılan bu iş birliği anlaşmaları, Savunma sanayii ihracatının önünü açmış, yıllık savunma harcamaları yaklaşık 70-75 milyar dolar olan Afrika Savunma Sanayii pazarına Türkiye de bir aktör olarak dahil olmuştur. Çok uzun yıllardan bu yana Afrika ülkelerinin tedarikçileri olan ABD, Almanya, Rusya ve Çin ile rekabet etmek zorunda kalan Türk Savunma Sanayii, kısa zamanda bu devletlerin önemli bir rakibi olarak sahaya inmiş ve 2022 yılı sonu itibariyle ihracatımız 500 Milyon Doları aşmıştır” ifadelerini kullandı.

Afrika ülkelerinin yetersiz insan kaynağı ile terör faaliyetleri ile mücadele etmek için bu konuda Türk Savunma Sanayiine başvurduğunu aktaran Genç, Türkiye, Afrika Savunma Sanayii pazarında özellikle Kirpi, Hızır, Ejder, Cobra gibi hafif zırhlı araçlar, Şahingözü, Acar gibi havadan keşif araçları ve TB2, ANKA gibi İHA- SİHA sistemleri konusunda en çok tercih edilen ülke konumuna yükseldiğini kaydetti.

Somali’nin güvenli bir bölge devleti olarak uluslararası arenada yeniden boy göstermesi için Türkiye’nin yakın çevre güvenliğinin asli unsurlarından birisi olan Kızıldeniz bölge güvenliğinin sağlanması için imzalanan TÜRKSOM anlaşmasının önemini vurgulayan Genç, Anadolu coğrafyasının güvenliğinin, Barbera, Aden, Cibuti ve Sevakin’den geçtiğini söyledi.

“Türkçe dilinin kıtada yaygınlaşmasını temin edecek projelere destek verilmelidir”

Türkiye son 20 yılda Afrika’da çok doğru ve akılcı bir politika yürüttüğünü aktaran Genç, şu ifadeleri kullandı: “Özellikle Çin ve Rusya’nın uzun vadeli finansal krediler ve yatırım taahhütleri ile son 10 yıldan bu yana Afrika’da birçok önemli devlet nezdinde karar verici duruma geldiği de dikkatlerden kaçmamalıdır. Özellikle, Hava ve Deniz Limanları, Demiryolları, Karayolları gibi temel altyapı yatırımları konusunda Türk özel sektör firmalarının bölgeye girişi teşvik edilmeli, büyük tarım işletmeleri kurulması ve işletilmesi konusunda TİGEM ve Tarım Kredi Kooperatifleri gibi milli kuruluşların bölge ülkelerinde kalıcı ortak projeler geliştirmesi sağlanmalıdır. Tüm bu politikaların sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından da İnsani Yardım, Kalkınma, Sağlık ve Eğitim alanlarında Afrika ülkelerine verilen karşılıksız desteklerin devamlılığı sağlanmalı, Türkçe dilinin kıtada yaygınlaşmasını temin edecek projelere destek verilmelidir.” – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-afrika-savunma-sanayii-pazarina-aktor-olarak-dahil-oldu/feed/ 0
Almanya, İsviçre ve Çekya’da Çanakkale Şehitleri Anma Günü törenleri düzenlendi https://www.haber60.com.tr/almanya-isvicre-ve-cekyada-canakkale-sehitleri-anma-gunu-torenleri-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/almanya-isvicre-ve-cekyada-canakkale-sehitleri-anma-gunu-torenleri-duzenlendi/#respond Tue, 19 Mar 2024 04:54:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20770 Almanya, İsviçre ve Çekya’daki dış temsilciliklerde,18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109. yıl dönümü için törenler düzenlendi.

Berlin Büyükelçisi Ahmet Başar Şen, Büyükelçilikte İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim okunmasıyla başlayan programda konuştu.

Şen, dünyanın en büyük ve görkemli zaferlerinden biri olan Çanakkale’de, Türk milletinin adeta küllerinden yeniden doğmasına vesile olan ve milli mücadeleye özgüven aşılayan emsali görülmemiş bir milli bilincin temelinin atıldığını söyledi.

Bu bilincin bugün hala Türk milletinin asil benliğinde vücut bulduğunu belirten Şen, bunun Türkiye’nin aydınlık yarınlara ilerlemesinde adeta bir meşale görevi gördüğünü dile getirdi.

Çanakkale Muharebesi’nde işgalci devletlere karşı vatan savunmasına geçen yüz binlerce kahramanın gözleri kapalı şehadete yürüdüğünü vurgulayan Şen, “Türk yurdunun işgal edilemeyeceğini, Çanakkale’nin geçilmez olduğunu dost düşman herkesin hafızasına, tarihe altın harflerle yazmış ve kazınmıştır.” dedi.

Konuşmasında, vatan şairi Mehmet Akif Ersoy’u da rahmetle anan Şen, “Milli şairimizin, bağımsızlığımızı tüm dünyaya götüren marşımıza ‘korkma’ kelimesiyle başlayıp ‘istiklal’ kelimesiyle bitirmeye iten şüphesiz ki Türk milletinin yıkılmaz kuvvetine, sarsılmaz manevi gücüne, özgür ve bağımsız yaşamaya olan inancıdır.” diye konuştu.

Cenevre’de şehitler anıldı

Türkiye’nin Cenevre Başkonsolosluğunda, “Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Töreni, İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Vatan Şairi Mehmet Akif Ersoy’u Anma” başlıklı program düzenlendi.

Programa, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi Nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Güven Begeç, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Alpaslan Acarsoy, Türkiye’nin BM Cenevre Ofisi Medeniyetler İttifakı Özel Temsilcisi Hakan Kıvanç, Cenevre Başkonsolosu İpek Zeytinoğlu Özkan, öğrenciler ile çok sayıda davetli katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, Başkonsolos Özkan’ın konuşmasıyla devam etti.

Özkan, Türk tarihine altın harflerle yazılan Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünü kutlamak, Çanakkale destanını yazan aziz şehitleri yad etmek ve İstiklal Marşı’nın kabulünün 103. yılında milli şair Mehmet Akif Ersoy’u anmak üzere bir araya geldiklerini belirtti.

“Çanakkale’de 109 yıl önce kahraman milletimiz, o dönem ‘düvel-i muazzama’ yani ‘büyük güçler’ olarak tabir edilen Birinci Dünya Savaşı’nın galip devletlerinin ordularına karşı savaşarak dillere destan bir zafer kazandı.” diyen Özkan, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm aziz şehitleri minnet, şükran ve rahmetle andıklarını söyledi.

İstiklal Marşı’nın Türk milletinin binlerce yıllık devlet ve medeniyet birikimini, değerleri, inancı 10 kıtada yüreklere nakşettiğini vurgulayan Özkan, Türk milletinin hürriyeti kazanma, vatanı işgalden kurtarma ve yeni bir gelecek inşa etme azminin İstiklal Marşı’nın mısralarında vücut bulduğunu dile getirdi.

Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün şehitlerimizin mirasına sahip çıkmak, onların hatırasını yaşatmak, Milli Mücadele ruhunu çocuklarımıza anlatmak ve aktarmak, boynumuzun borcudur. Mehmet Akif Ersoy’u anmak ve eserlerini anlamak da milli şuurumuzun güçlendirilmesi ve genç nesillere aktarılması bakımından önemlidir. Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılına, Türkiye Yüzyılı’na adım atarken, bu dönemde yine yoğunlaşabilecek şanlı tarihimizi karalamaya yönelik girişimler karşısında da müteyakkız olmamız gerektiğini burada bir kez daha vurgulamak istiyorum.”

Program, daha sonra öğrencilerin şiir ve İstiklal Marşı okumaları ve Çanakkale Savaşı’na ait görsellerin gösterimiyle devam etti.

Özkan’ın ödül takdimiyle program sona erdi.

Çekya’daki Türk Şehitliğinde 18 Mart Şehitleri Anma Günü düzenlendi

Türkiye’nin Prag Büyükelçiliğince, Çekya’nın Pardubice kentindeki Türk Şehitliğinde, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109. yılı dolayısıyla anma programı düzenlendi.

Galiçya Cephesi’nde şehit düşen askerlerin anısına yapılan şehitlikte düzenlenen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programa, Çek Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı askeri bandosu da eşlik etti.

Burada konuşan Türkiye’nin Prag Büyükelçisi Egemen Bağış, “Bugün, Pardubice’de 1916’da Çanakkale’den gelerek Galiçya Cephesi’nde şehit düşmüş kahraman askerlerimizi ve onların huzurunda tarih boyunca vatanımız için canlarını hiç çekinmeden feda eden tüm şehitlerimizi anmak üzere bir araya geldik.” ifadesini kullandı.

Bağış, Türkiye’nin güvenlik ve bekası için hiçbir fedakarlıktan sakınmayan, tarihin en görkemli destanlarını yazan en başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitleri ve bütün kahramanları rahmet ve şükranla andığını, aziz hatıraları önünde saygıyla eğildiğini dile getirdi.

Türkiye’nin Prag Büyükelçisi, şunları kaydetti:

“Çanakkale Zaferi, milletimizin bağımsızlık, onur ve vatan uğruna yaptığı fedakarlıklarla ve büyük bir mücadeleyle elde edilmiştir. Çanakkale Zaferi, bugün vatanımıza yönelen her türlü tehdide karşı duruşumuzun, azim ve kararlılığımızın sembolüdür. Canları pahasına düşmana Çanakkale’den geçit vermeyen şehit ve gazilerimize büyük bir minnet borcumuz var.”

Bu vesileyle İstiklal Marşı’nın yazarı şair Mehmet Akif Ersoy’a işaret eden Bağış, “Türk halkının İstiklal mücadelesini en güzel şekilde ortaya koyan ve hepimizin mısralarını gururla tekrarladığı İstiklal Marşı’mızın şairi, ömrünü vatanına, bayrağına, milletine ve onun değerlerine vakfeden Mehmet Akif Ersoy’u hürmet ve minnetle yad ediyoruz.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/almanya-isvicre-ve-cekyada-canakkale-sehitleri-anma-gunu-torenleri-duzenlendi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftarda askerlerle bir araya geldi Açıklaması https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-iftarda-askerlerle-bir-araya-geldi-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-iftarda-askerlerle-bir-araya-geldi-aciklamasi/#respond Tue, 19 Mar 2024 03:48:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20714 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Irak hududumuzun güvenliğini bu yaz itibarıyla komple garanti altına alacak, Suriye’de yarım kalan işimizi de mutlaka tamamlayacağız.” dedi.

Erdoğan, 4. Kolordu Komutanlığı’ndaki iftarda askerlerle bir araya geldi.

Buradaki konuşmasına Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm mensuplarını selamlayarak başlayan Erdoğan, 11 ayın sultanı Ramazan’ı tebrik etti.

Rahmet kapılarının sonuna kadar açıldığı bu mübarek ayda askerlerle beraber olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu dile getiren Erdoğan, devletin bekası ve milletin güvenliği için canı pahasına görev yapan askerlere başarılar diledi.

“Rabbim, askeri, polisi, jandarması, güvenlik korucusu ve istihbaratçısıyla tüm güvenlik güçlerimizin yardımcısı olsun. Onları her türlü kazadan, beladan, saldırıdan, ihanetten muhafaza eylesin.” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bugün Çanakkale Deniz Zaferimizin 109’uncu yıl dönümünü idrak ediyoruz. Sabah ilk olarak Çanakkale’de aziz şehitlerimizi ziyaret ettik. Dünyanın en modern ordularına karşı ‘Çanakkale geçilmez’ dedirten o büyük kahramanları rahmetle, tazimle yad ettik. Çanakkale Savaşları ile birlikte İstiklal Harbimizde, Kıbrıs Barış Harekatında, terörle mücadelede, 15 Temmuz’da vatanı için, bayrağı için, hürriyeti için, onuru için toprağa düşen şehitlerimize de bu vesileyle Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Burada şu hususun altını çizmek istiyorum, Çanakkale sadece bizler için bir deniz zaferi değil. Bir milletin küllerinden yeniden doğuşunu müjdeleyen direniş ruhudur. Çanakkale, bir iman okyanusudur ve o iman okyanusunda 20’nci Yüzyılın Haçlı Ordusu Çanakkale’ye gömülmüştür. Çanakkale, tarihin en büyük deniz zaferlerinden birisi olduğu kadar, aynı zamanda parçalanmak istenen bir devletin, yok edilmek istenen bir milletin yeniden ayağa kalktığı, imanını ve inancını tazelediği büyük bir kıyamdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale Deniz Zaferi’nin, geçen sene 100’üncü yılı gururla kutlanan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni doğuran ana, büyüten beşik olduğuna işaret ederek, “Milletçe hep beraber Çanakkale ruhuna ne kadar sıkı sahip çıkarsak, geleceğimize o derece güvenle bakacağımıza inanıyorum.” dedi.

“Şehadet şuurunun zayıflamasına izin veremeyiz”

Kahraman Mehmetçiklerin yanı sıra istikbalin güvencesi olan gençlerin de şehitlik ve şehadet bilincine sahip olmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları ifade etti:

“Asker millet olarak nam salmış, bu vasfıyla dünyada temayüz etmiş bir milletin mensupları olarak, bizi biz yapan temel değerlerden şehadet şuurunun zayıflamasına asla izin veremeyiz. Her karışında bir aslanın yattığı vatan topraklarını başka türlü muhafaza etmemiz mümkün olmaz. Bu gerçeğe yakın tarihimizde defalarca şahitlik ettik. Kıbrıs Türkleri daha bundan yarım asır önce soykırımın eşiğinden döndü. 1974 Barış Harekatında ülkemizin dört bir köşesinden subayı, astsubayı, eriyle tam 498 Mehmedimiz şehit oldu. Tüm baskılara rağmen, şayet Türkiye’nin müdahalesi olmasaydı, bugün ne Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olurdu ne de Kıbrıs Türkleri kalırdı. Hatta belki de güneye yüklenmiş olsaydık, bugünün bir evladı olarak söylüyorum, artık güney-kuzey diye bir şey kalmaz, tamamen Kıbrıs bizim olurdu.”

Erdoğan, 40 yıllık bölücü terörle mücadelede vatan topraklarının müdafaası için henüz hayatlarının baharında binlerce şehidin verildiğini anımsatarak, son olarak 15 Temmuz’da 253 vatandaşın istiklal ve istikballeri uğrunda kahramanca toprağa düştüğünü kaydetti.

DEAŞ’ından DHKP-C’sine kadar envaiçeşit terör örgütlerinin eylemlerinde ve sınır ötesi operasyonlarda vatan uğrunda hiç düşünmeden canlarını feda edenlerin olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Yani 1071’den beri hem bu toprakları vatan yapmak hem de ebedi ve ezeli vatanımız olarak muhafaza etmek için can verdik, kanımızı döktük, mücadele ettik ve bedel ödedik. İnşallah bundan sonra da aynı azim ve kararlılıkla vatanımıza, ezanımıza, bayrağımıza sahip çıkmayı sürdüreceğiz.” diye konuştu..

“İkinci uçak gemisini yapma kararlılığımız var”

“Sevgili Mehmetçiklerimiz, şu gerçeği asla unutmamalıyız. Kimsesizlerin kimsesi olan Türkiye Cumhuriyeti var olduğu, köklerine sahip çıktığı, mazluma kol kanat gerdiği müddetçe emin olun bize yönelik saldırıların da ardı arkası hiç kesilmeyecektir.” ifadelerini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizler, millet olarak ilayı kelimetullah davamızı yücelttiğimiz sürece, bizi bu topraklardan kazıma planları hiçbir zaman son bulmayacak. Şehit kanlarıyla sulanmış kendi öz yurdumuzda hür, başı dik, onurlu ve huzurlu bir şekilde yaşamak istiyorsak, oyunları bozmaya, hain emelleri kursaklarda bırakmaya devam etmekten başka çaremiz yoktur. Bu bakımdan güçlü bir orduya sahip olmak bizim için tercihten öte bir mecburiyettir. Biz, caydırıcılığını her zaman en üst seviyede tutması gereken bir ülkeyiz, bir milletiz, bir orduyuz. Türk Milleti olarak bizi hasımlarımıza karşı ancak kendi bileğimiz, kendi kuvvetimiz, kendi geliştirdiğimiz imkan ve kabiliyetlerimiz koruyabilir. 20 sene önce biz yüzde 20’lerdeydik ama şimdi yüzde 80’lerdeyiz. Yüzde 20 yerli milliye sahipken, şimdi hamdolsun yüzde 80 yerli milli olarak silahımıza, araç gereç, mühimmatımıza sahibiz. ve bunlarla da asla yetinmiyoruz. Bunu çok daha ilerilere taşımak zorundayız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin uçak gemisi yaptığını hatırlatarak, “Ne diyoruz? Yetmez. Şimdi ikinci uçak gemisini, daha da büyüğünü yapma kararlılığımız var. Paşam bu işin başında, Deniz Kuvvetleri Komutanımız ekibiyle şu anda çalışıyorlar. Şu anda arayışlarımızı da devam ettiriyoruz. İnsansız uçaklarımız ortada. Tek koldan çalışmıyoruz.” diye konuştu.

“Cevabımız oralara yaptığımız operasyonlardır”

Denizin altında da insansız denizaltıları yapmanın gayreti içerisinde olduklarını dile getiren Erdoğan, “İnşallah bunu da başaracağız, bu işi de halledeceğiz. Yani elin oğlu yapar da biz niye yapmayalım? Biz niye yapamayalım? Bizde bu kabiliyet, beyin var. Evelallah bunları da başaracağız.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“İş başa düştüğünde, ne üyesi olduğumuz ittifakların ne de görevi küresel barışı korumak olan uluslararası yapıların hiçbir işe yaramadığını yakın dönemdeki acı tecrübelerden biliyoruz. Biz, işte bunun için sürekli yerli ve milli savunma sanayi diyor, her alanda tam bağımsız Türkiye için çalışıyoruz. Onun için dikkat ederseniz, birçok yerde konuşmalarımızda artık kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz dedik ve kestik. Bunu Cudi’de yaptık, Gabar’da yaptık, Tendürek’te yaptık, Bestler Deresi’nde yaptık. Yaptık da yaptık. Bundan sonra da yapacağız. Sınır ötesi de yapacağız. Yani ‘sınır ötesi, ne işiniz var orada’ diyenlere karşı, kimler olduğunu biliyorsunuz, cevabımız oralara yaptığımız operasyonlardır. Biz işte bunun için güçlü Türkiye, güçlü ordu diyor, milletimizin birliğinin ve kardeşliğinin en büyük dayanağımız olduğunu ifade ediyoruz.”

“Çalışırsan senin de oluyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kahraman ordunun vatan müdafaası görevini en güzel şekilde yerine getirmesi için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadıklarını vurguladı.

Yirmi, otuz sene öncesinde Türkiye’nin toplu iğne yapamayacak durumda olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

“Komutanlarım da o süreçleri gayet iyi bilir. Amerika’sı, Batı’sı bize normal tabanca vermiyordu. Kesti attı. Biz seninle müttefikiz. Vermiyordu ama şimdi onlara biz yerli tabanca satıyoruz. Onlar sıraya giriyor. İş bu noktaya geldi. Eğer çalışırsan senin de olur ama çalışmazsan onların kapısında kul köle olursun. Artık bunları aştık. Şimdi biz de tabancanın yanında orta menzilli tüfeklerimizin daniskasını üretiyoruz. Bunda da sıraya giriyorlar. Hele hele şimdi mühimmatta çok çok öndeyiz. 155’liklerde sıraya girenler var, isteyenler var. Onlar sıraya giriyor, istiyorlar, biz de yetiştiremiyoruz. Ama bu noktaya geldik. Çalışırsan senin de oluyor.”

Kuzey Irak’a yapılacak operasyon

Erdoğan, eli kanlı terör örgütlerine karşı yürüttükleri zorlu mücadelenin başarıya ulaşması için askerlere her türlü desteği verdiklerini, vereceklerini dile getirdi.

Bir süredir sabırla uyguladıkları terörü kaynağında kurutma stratejilerinin müspet neticelerini sınırlar içinde ve dışında görmeye başladıklarına işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Silahlı insansız hava araçlarımızla, kendi ürettiğimiz mühimmatlarla, yerli milli silahlarımızla nerede bir terörist varsa buluyor ve başını kopartıyoruz. Operasyonlarımız neticesinde, artık can çekişen, iyice köşeye sıkışan ve bitme noktasına gelen bu kiralık katil sürülerinin yeniden palazlanmasına, milletimizin başına tekrar bela olmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz. Kimin projesi olduğuna bakmadan güney sınırlarımızın ötesinde bir teröristan kurulmasına müsaade etmeyeceğiz. Irak hududumuzun güvenliğini bu yaz itibarıyla komple garanti altına alacak, Suriye’de yarım kalan işimizi de mutlaka tamamlayacağız. Amacımız, evlatlarımıza terörün karanlık gölgesinden tamamen kurtulmuş, yolu da bahtı da aydınlık bir Türkiye teslim etmektir.

Bölgemizde terörün olmadığı bir iklimi tesis etmeyi sadece şehitlerimize değil aynı zamanda gelecek nesillere yönelik bir borç olarak görüyoruz. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun. Askerlik mesleğini seçerek bu kutlu yola yöneldiğiniz için sizleri tebrik ediyorum. Bir cennet bahçesine girercesine toprağa giren aziz şehitlerimizi şu mübarek ramazan akşamında rahmetle yad ediyor, gazilerimize sağlıklı ve huzurlu bir ömür diliyorum. Şahsım, ailem, tüm milletim adına hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-iftarda-askerlerle-bir-araya-geldi-aciklamasi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Irak ve Suriye mesajı https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-irak-ve-suriye-mesaji/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-irak-ve-suriye-mesaji/#respond Tue, 19 Mar 2024 03:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20701 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Irak hududumuzun güvenliğini bu yaz itibarıyla komple garanti altına alacak, Suriye’de yarım kalan işimizi de mutlaka tamamlayacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 4. Kolordu Komutanlığı’nda askerlerle birlikte iftar yaptı. İftar sonrası konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatanın dört bir yanında ve yurt dışında görev yapan kahraman Türk ordusunun tüm mensuplarını selamladı. Erdoğan, “11 ayın sultanı olan Ramazan-ı Şerifinizi canı gönülden tebrik ediyorum. Rahmet kapılarının sonuna kadar açıldığı bu mübarek ayda sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle bir kez daha devletimizin bekası ve milletimizin güvenliği için canı pahasına görev yapan askerlerimizin her birine başarılar diliyorum. Rabbim askeri, polisi, jandarması, güvenlik korucusu ve istihbaratçısıyla tüm güvenlik güçlerimizin yardımcısı olsun, onları her türlü kazadan, beladan, saldırıdan, ihanetten muhafaza eylesin diyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109. yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, “Sabah ilk olarak Çanakkale’de aziz şehitlerimizi ziyaret ettik. Dünyanın en modern ordularına karşı ‘Çanakkale geçilmez’ dedirten bu büyük kahramanları rahmetle, tazimle yad ettik. Çanakkale Savaşları’yla birlikte İstiklal Harbimizde, Kıbrıs Barış Harekatı’nda, terörle mücadelede, 15 Temmuz’da vatanı için, bayrağı için, hürriyeti için, onuru için toprağa düşen şehitlerimize de bu vesileyle Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Burada şu hususun altını çizmek istiyorum. Çanakkale sadece bizler için bir deniz zaferi değil, bir milletin küllerinden yeniden doğuşunu müjdeleyen direniş ruhudur. Çanakkale bir iman okyanusudur ve o iman okyanusunda 20. yüzyılın Haçlı ordusu Çanakkale’ye gömülmüştür. Çanakkale tarihin en büyük deniz zaferlerinden birisi olduğu kadar, aynı zamanda parçalanmak istenen bir devletin, yok edilmek istenen bir milletin yeniden ayağa kalktığı, imanını ve inancını tazelediği büyük bir kıyamdır” açıklamasını yaptı.

“Şehadet şuurunun zayıflamasına asla izin veremeyiz”

“Çanakkale Deniz Zaferi geçen sene 100. yılını gururla kutladığımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni doğuran ana, büyüten beşik olmuştur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletçe hep beraber Çanakkale ruhuna ne kadar sıkı sahip çıkarsak, geleceğimize o derece güvenle bakacağımıza inanıyorum. Kahraman Mehmetçiklerimizin yanı sıra istikbalimizin güvencesi olan gençlerimizin de şehitlik ve şehadet bilincine sahip olması çok ama çok önemlidir. ‘Asker millet’ olarak nam salmış, bu vasfıyla dünyada temayüz etmiş bir milletin mensupları olarak bizi biz yapan temel değerlerden şehadet şuurunun zayıflamasına asla izin veremeyiz. Her karışında bir aslanın yattığı vatan topraklarını başka türlü muhafaza etmemiz mümkün olmaz. Bu gerçeğe yakın tarihimizde defalarca şahitlik ettik” değerlendirmesinde bulundu.

Kıbrıs Türkleri’nin daha bundan yarım asır önce soykırımın eşiğinden döndüğünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1974 Barış Harekatı’nda ülkemizin dört bir köşesinden subayı, astsubayı, eriyle tam 498 Mehmedimiz şehit oldu. Tüm baskılara rağmen şayet Türkiye’nin müdahalesi olmasaydı bugün ne Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olurdu ne de Kıbrıs Türkleri kalırdı. Hatta belki de güneye yüklenmiş olsaydık, bugünün bir evladı olarak söylüyorum, artık güney kuzey diye bir şey kalmaz, tamamen Kıbrıs bizim olurdu. Aynı şekilde 40 yıllık bölücü terörle mücadelemizde vatan topraklarının müdafaası için henüz hayatlarının baharında olan binlerce evladımızı şehit verdik. Son olarak 15 Temmuz’da 253 insanımız istiklal ve istikballeri uğrunda kahramanca toprağa düştü. DEAŞ’ından DHKP-C’sine kadar envai çeşit terör örgütlerinin eylemlerinde ve sınır ötesi operasyonlarda nice kardeşimiz vatanımız uğrunda hiç düşünmeden canlarını feda etti. Yani 1071’den beri hem bu toprakları vatan yapmak hem de ebedi ve ezeli vatanımız olarak muhafaza etmek için can verdik, kanımızı döktük, mücadele ettik ve bedel ödedik” diye konuştu.

Bundan sonra da aynı azim ve kararlılıkla vatana, ezana, bayrağa sahip çıkmayı sürdüreceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu gerçeği asla unutmamalıyız. Kimsesizlerin kimsesi olan Türkiye Cumhuriyeti var olduğu, köklerine sahip çıktığı, mazluma kol kanat gerdiği müddetçe, emin olun bize yönelik saldırıların da ardı arkası hiç kesilmeyecektir. Bizler millet olarak ilahi kelimetullah davamızı yücelttiğimiz sürece bizi bu topraklardan kazıma planları hiçbir zaman son bulmayacak. Şehit kanlarıyla sulanmış kendi öz yurdumuzda hür, başı dik, onurlu ve huzurlu bir şekilde yaşamak istiyorsak, oyunları bozmaya, hain emelleri kursaklarda bırakmaya devam etmekten başka çaremiz yoktur. Bu bakımdan güçlü bir orduya sahip olmak, bizim için tercihten öte bir mecburiyettir. Biz, caydırıcılığını her zaman en üst seviyede tutması gereken bir ülkeyiz, bir milletiz, bir orduyuz. Türk milleti olarak bizi hasımlarımıza karşı ancak kendi bileğimiz, kendi kuvvetimiz, kendi geliştirdiğimiz imkan ve kabiliyetlerimiz koruyabilir” dedi.

Savunma sanayiindeki yerlilik oranının yüzde 20’lerden yüzde 80’lere çıkarıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunu çok daha ilerilere taşımak zorundayız. Şimdi uçak gemimizi yaptık. Ne diyoruz? Yetmez. Şimdi ikinci uçak gemisinin daha da büyüğünü yapma kararlılığımız var. Paşam bu işin başında Deniz Kuvvetleri Komutanımız ekibiyle şu anda çalışıyorlar. ve şu anda arayışlarımızı da devam ettiriyoruz. ve malum uçaklarımız ortada. ve tek koldan çalışmıyoruz. Bunun dışında denizin altında da insansız denizaltıları, bunları da yapmanın gayreti içerisindeyiz. İnşallah bunu da başaracağız. Bu işi de halledeceğiz. Yani elin oğlu yapar da biz niye yapmayalım? Bizde bu kabiliyet var, evelallah bunları da başaracağız. İş başa düştüğünde ne üyesi olduğumuz ittifakların ne de görevi küresel barışı korumak olan uluslararası yapıların hiçbir işe yaramadığını yakın dönemdeki acı tecrübelerden biliyoruz” açıklamasını yaptı.

Savunma sanayiinin yerli ve milli olmasının önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz işte bunun için sürekli yerli ve milli savunma sanayii diyor, her alanda tam bağımsız Türkiye için çalışıyoruz. Onun için dikkat ederseniz birçok yerde konuşmalarımızda artık kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz dedik ve kestik. Bunu Cudi’de yaptık, Gabar’da yaptık, Tendürek’te yaptık, Bestler Deresi’nde yaptık. Yaptık ve yaptık. Bundan sonra da yapacağız. Sınır ötesinde de yapacağız. Yani sınır ötesi, ne işiniz var orada diyenlere karşı; kimler olduğunu biliyorsunuz. Cevabımız oralara yaptığımız operasyonlardır. İşte bunun için güçlü Türkiye, güçlü ordu diyor, milletimizin birliğinin ve kardeşliğinin en büyük dayanağımız olduğunu ifade ediyoruz. İşte bu anlayışla kahraman ordumuzun vatan müdafaası görevini en güzel şekilde yerine getirebilmesi için hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz. Yani ben şöyle bir geriye doğru dönüyorum. ya biz toplu iğne yapamıyorduk. Bize Amerika’sı, Batısı normal tabanca vermiyordu. Ama şimdi onlara biz yerli tabanca satıyoruz. Onlar sıraya giriyor. İş bu noktaya geldi. Eğer çalışırsan senin de olur. Ama çalışmazsan onların kapısında kul köle olursun. Şimdi bizde tabancanın yanında orta menzilli tüfeklerimizin daniskasını üretiyoruz. Hele hele şimdi mühimmatta çok çok öndeyiz. Onlar sıraya giriyor, istiyorlar. E biz de yetiştiremiyoruz. Ama bu noktaya geldik. Çalışırsan senin de oluyor” şeklinde konuştu.

Eli kanlı terör örgütlerine karşı yürütülen zorlu mücadelenin başarıya ulaşması için her türlü desteğin verildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir süredir sabırla uyguladığımız terörü kaynağında kurutma stratejimizin müspet neticelerini sınırlarımız içinde ve dışında görmeye başladık. Silahlı insansız hava araçlarımızla kendi ürettiğimiz mühimmatlarla, yerli, milli silahlarımızla nerede bir terörist varsa buluyor ve başını kopartıyoruz. Operasyonlarımız neticesinde artık can çekişen, iyice köşeye sıkışan ve bitme noktasına gelen bu kiralık katil sürülerinin yeniden palazlanmasına, milletimizin başına tekrar bela olmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz. Kimin projesi olduğuna bakmadan güney sınırlarımızın ötesinde bir teröristan kurulmasına müsaade etmeyeceğiz. Irak hududumuzun güvenliğini bu yaz itibarıyla komple garanti altına alacak, Suriye’de yarım kalan işimizi de mutlaka tamamlayacağız. Amacımız evlatlarımıza terörün karanlık gölgesinden tamamen kurtulmuş, yolu da bahtı da aydınlık bir Türkiye teslim etmektir. Bölgemizde terörün olmadığı bir iklimi tesis etmeyi sadece şehitlerimize değil, aynı zamanda gelecek nesillere yönelik bir borç olarak görüyoruz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Askerlik mesleğini seçerek bu kutlu yola yöneldiğiniz için ben sizleri tebrik ediyorum. Bir cennet bahçesine girercesine toprağa giren aziz şehitlerimizi şu mübarek Ramazan akşamında rahmetle yad ediyor, gazilerimize sağlıklı ve huzurlu bir ömür diliyorum” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogandan-irak-ve-suriye-mesaji/feed/ 0
Avrupa’daki Dış Temsilciliklerde Çanakkale Anma Programları Gerçekleştirildi https://www.haber60.com.tr/avrupadaki-dis-temsilciliklerde-canakkale-anma-programlari-gerceklestirildi/ https://www.haber60.com.tr/avrupadaki-dis-temsilciliklerde-canakkale-anma-programlari-gerceklestirildi/#respond Tue, 19 Mar 2024 03:12:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20683 Avrupa’daki dış temsilciliklerde, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109. yıl dönümü dolayısıyla anma programları gerçekleştirildi.

Viyana’daki programa, Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Levent Eler, Türkiye’nin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Hatun Demirer’in yanı sıra davetliler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda konuşan Büyükelçi Ceyhun, Çanakkale Zaferi’nin, vatanı, hürriyeti ve istikbali söz konusu olduğunda Türk milletinin önünde hiçbir gücün duramayacağını herkese gösterdiğini söyledi.

Ceyhun, “Çanakkale Zaferi, olayların akışı üzerinde Türk milletinin belirleyici bir rol oynadığı, Kurtuluş Savaşı’nın ilk meşalesinin tutuşturtulduğu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi dahi bir komutanın önderliğinde, cesur Türk milletinin eşsiz kahramanlık ve fedakarlıklarının tecrübe edildiği yüce bir azmin sonudur.” diye konuştu.

Viyana şehrinde Ermeni terör örgütlerince 3 Türk diplomatın şehit edildiğini hatırlatan Ceyhun, bu vesileyle Büyükelçi Daniş Tunalıgil, Çalışma Müşaviri Erdoğan Özen ve BM görevlisi Enver Ergun’u saygı ve rahmetle andığını söyledi.

Buradaki resmi programın sona ermesinin ardından Büyükelçi Ceyhun, Türk İslam Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Birliği (ATİB) tarafından Viyana Merkez Mezarlığında düzenlenen Galiçya şehitlerini anma programına katıldı.

Galiçya cephesinde yaralanan daha sonra Viyana’da tedavi gördükleri sırada vefat eden 131 şehidin mezarı başında Kur’an-ı Kerim okunarak dua edildi.

Malta Türk Şehitliği’nde anma töreni düzenlendi

Malta Türk Şehitliği’nde de bir anma töreni yapıldı.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Malta’da başkent Valetta yakınlarındaki Marsa semtinde bulunan Türk Şehitliği’nde düzenlenen törene Türkiye’nin Valetta Büyükelçisi Erdeniz Şen ve ilgililer katıldı.

Büyükelçi Şen, şehitlikteki anıta çelenk koyduktan sonra şehitler anısına saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Şen daha sonra şehitlikteki kabirlere tek tek kırmızı karanfil koydu.

Kosova

NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü (KFOR) bünyesinde görev yapan Türk Temsil Heyet Başkanlığının ülkenin güneyindeki Prizren şehrinde konuşlandığı Sultan Murat Kışlası’nda düzenlenen törene, Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Sabri Tunç Angılı, Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Genel Başkanı ve Kosova Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka, KDTP Milletvekilli Enis Kervan, Türk Temsil Heyet Başkanı Albay Sabri Gökhan Karamürsel’in yanı sıra ülkede görevli Türk kurumlarının temsilcileri, belediye başkanları ve davetliler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende Kosova’nın çeşitli bölgelerinden gelen öğrenciler tarafından şiirler okundu, şarkılar söylendi. Resim ve şiir yarışmasında dereceye giren öğrencilere konuklar tarafından hediyeleri takdim edildi.

Büyükelçi Angılı, Bakan Damka ve Albay Karamürsel, Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde birlik ve beraberlik ruhunun önemine ilişkin birer konuşma yaptı. Konuşmalarda ayrıca Kosova ve bölgeden Çanakkale’de şehit düşmüş askerler de anıldı.

Kosova’nın tek Türk belediyesi Mamuşa’da ise Çanakkale şehitler anıtına çelenk bırakıldı ve saygı duruşunda bulunuldu.

Öte yandan, anma etkinlikleri kapsamında “Art Theatre” tiyatrosu tarafından Prizren’de “Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü” adlı tiyatro oyunu sahnelendi.

Bosna Hersek

Bosna Hersek’in kuzeybatısındaki Sanski Most şehri yakınlarında, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yıl dönümü dolayısıyla tören düzenlendi.

Sanski Most yakınlarında, Fatih Sultan Mehmed’in 1463’te Kamengrad’ı fethi sırasında şehit düşen askerler anısına yaptırılan Türk Şehitliği Anıtı’nda düzenlenen törene, Türkiye’nin Banja Luka Başkonsolosu Oğuz Kılıç, Bosna Hersek Türk Temsil Heyeti Başkanı Albay Oğuzhan Pehlivan, Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçiliği Askeri Ataşesi Albay Muratk Kul, Sanski Most Belediye Başkanı Faris Hasanbegovic ve Bosna Hersek’teki Türk kurumlarının temsilcilerinden oluşan heyet katıldı.

Heyet, daha sonra Fatih Sultan Mehmed’in ordusuyla cuma namazı kıldığı Musalla mevkisine geçerek burada Çanakkale şehitleri için dualar etti.

Başkonsolos Kılıç, yaptığı açıklamada, yurt dışında 18 Mart Şehitleri Anma Günü’nü bir gelenek haline getirdiklerini belirterek, şehitleri andıklarını ve dua ettiklerini söyledi.

Çanakkale’deki zaferin tarihin ender zaferleri arasında yer aldığını dile getiren Kılıç, “Türk milleti o dönemdeki bütün imkansızlıklarına rağmen Çanakkale’den düşman gemilerine geçme imkanı vermedi. Savaşın bir bölümünde Atatürk’ün, ‘size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum’ emri var. Gerçekten o gün kahramanlar, mermisi olmadan, silahı olmadan, topun, tüfeğin karşısına çıkmıştır ve bu şekilde savaş kazanılmıştır.” dedi.

Hasanbegovic ise Bosna Hersek’teki törenin Sanski Most’ta düzenlenmesinin kendilerine onur verdiğini kaydetti.

Faris Hasanbegovic, Çanakkale’deki savaşlara Bosna Hersek’ten de gidenler olduğunu aktararak, zaferin kendileri için de önemi bulunduğunu söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/avrupadaki-dis-temsilciliklerde-canakkale-anma-programlari-gerceklestirildi/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Milli Uzay Programı hakkında konuştu https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-milli-uzay-programi-hakkinda-konustu/ https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-milli-uzay-programi-hakkinda-konustu/#respond Tue, 19 Mar 2024 02:39:14 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20656 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “İnşallah Milli Uzay Programı ile hedeflediğimiz tüm projeleri birer birer gerçekleştirecek hem bu alanda stratejik bağımsızlığımızı tahkim edecek hem de küresel uzay ekonomisinden yıldan yıla daha fazla pay alacağız.” dedi.

Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı ile Balıkesir Üniversitesi Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Fethi Sekin Salonu’nda düzenlenen Gençlik Buluşması’na katıldı.

Etkinlikte konuşan Kacır, Türkiye’nin Çanakkale ruhundaki tam bağımsızlık, iddia ve idealini bir milim bile geri adım atmaksızın sürdürdüğünü belirterek, bu alanda yürütülen çalışmaların artık meyvelerini verdiğini söyledi.

Türkiye’nin en kıymetli varlığının genç, inançlı ve çalışkan nüfusu olduğunu belirten Kacır, “Bütün dünyayı değiştiren, dönüştüren teknolojilere genç insanlar imza atıyor. Genç insanların kurduğu teknoloji girişimleri, kurdukları teknoloji takımları dünyayı değiştiren teknolojileri ortaya çıkarıyor. İşte bu anlayışla Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde sürdürdüğümüz Türkiye’yi kritik teknolojileri yerli ve milli olarak geliştirebilen, üretebilen ve rekabetçi şekilde dünyaya ihraç edebilen bir ülke kılmak adına hayata geçirdiğiniz Milli Teknoloji Hamlesi kapsamındaki tüm işlerin merkezinde siz gençler varsınız.” ifadesini kullandı.

Kacır, Türk gençliğinin önü açıldığında neleri başarabileceğini bütün dünyaya gösterdiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

“İşte gökyüzüne Türk’ün imzasını Türkiye’nin öz evlatları, Türkiye’nin mühendisleri, teknisyenleri, bilim insanları attı. Bayraktar, ANKA, Akıncı, Aksungur, Hürküş, Hürjet, Atak, Gökbey, Kızılelma ve KAAN ile Türkiye gökyüzüne damgasını vurdu. Daha yapacak çok işimiz var. Aslında maalesef 20. yüzyılda büyük fırsatlar kaçırdık ve aslında Türkiye’nin havacılık tarihi adeta akamete uğratılmış hikayeler tarihi. Biz TEKNOFEST’ler düzenliyoruz. Bir yıl Anadolu’da, bir yıl İstanbul’da düzenliyoruz. 2023’te Cumhuriyet’imizin 100. yılı olduğu için 3 büyük TEKNOFEST düzenledik, İstanbul, Ankara ve İzmir’de. Bizden 60 yıl önce Atatürk Havalimanı’nda yine TEKNOFEST’ler düzenlenmiş. Nuri Demirağ tarafından 60 yıl önce Türkiye’nin yerli uçaklarını üretecek mühendisler, teknisyenler yetişsin, Türkiye’nin yerli uçaklarını uçuracak pilotlar yetişsin diye Gök Şenlikleri düzenlenmiş.”

Nuri Demirağ’ın ürettiği uçakların toprağa gömüldüğünü, 1941’de Ankara Etimesgut’ta kurulan uçak fabrikasının 1949’da kapatıldığını hatırlatan Kacır, “1948’de Türkiye’ye sözüm ona kalkınma yardımları gelmeye başlamış. ABD öncülüğünde Batı ülkelerinden. Kalkınma yardımlarını Türkiye’ye verenler demişler ki ‘Sizin böyle uçak üretmek gibi yüksek riskli, yüksek maliyetli işlerle meşgul olmanıza gerek yok. Size uçak lazım olduğunda bize söylersiniz, biz onu size belki veririz ama siz bizim verdiğimiz kaynaklarla bizim size layık gördüğümüz işleri yapacaksınız.’ Daha sonra Etimesgut Uçak Fabrikası 1949’da kapatılmış.” diye konuştu.

“Yerli ve milli ürünler üretmek bu ülkenin öz evlatlarına nasip oldu”

Kacır, Vecihi Hürkuş’un da İstiklal Savaşı kahramanı olduğunu, ürettiği uçakların uçuşuna izin verilmediğini belirterek, şunları kaydetti:

“İşte böylesi akamete uğratılmış hikayelerle dolu bir sanayi tarihimizin, havacılık tarihimizin sonrasında çok şükür ki son 20 yılda Milli Teknoloji Hamlesi’ni adım adım gerçekleştirmek, hava, kara, deniz ve uzay platformlarında yerli ve milli ürünler geliştirmek, üretmek bu ülkenin gençlerine, bu ülkenin öz evlatlarına nasip oldu. İnşallah ümit ediyoruz ki nasıl havacılıkta destan yazdıysak, uzay bilimi ve teknolojilerinde de büyük bir başarı hikayesi ortaya çıkaracağız. Bu alan hem taşıdığı stratejik değer açısından bizim için çok kıymetli hem de yıldan yıla büyüyen bir ekonomik değer taşıması, ölçek oluşturması açısından bizim için çok önemli. Yılda 600 milyar dolara erişti, küresel uzay ekonomisi. Türkiye olarak yüzde 1 pay alabilirsek 6 milyar dolar kazanırız. Yüzde 10 pay alabilirsek 60 milyar dolar kazanırız. İnşallah Milli Uzay Programı ile hedeflediğimiz tüm projeleri birer birer gerçekleştirecek hem bu alanda stratejik bağımsızlığımızı tahkim edecek hem de küresel uzay ekonomisinden yıldan yıla daha fazla pay alacağız.”

Türkiye’nin uzay alanında son 20 yılda adım adım ilerlediğini vurgulayan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Artık geri sayımdayız. Türksat 6A ilk milli haberleşme uydumuz. Önceki Türksat uydularını biz yurt dışından aldık ama yeri geldi biz yurt dışından uyduları alırken pek çok engellemeyle karşılaştık. Nihayetinde bugün haberleşme uydularını yerli ve milli olarak geliştirebilen dünyadaki 10 ülkeden biri oluyor Türkiye. ‘İmece’ dediğimizde 600 kilogramlık bir uydudan bahsediyoruz. Yaklaşık 600 kilometrede görev yapan. Türksat 6A dediğimizde 4,5 tonluk bir uydudan bahsediyoruz, yaklaşık 36 bin kilometrekarede görev yapan. Şimdi Ay Programı’nda milli roket motorumuzla geliştirdiğimiz bir uzay aracını Ay’a eriştirmeyi hedefliyoruz. Bu defa 380 bin kilometre ötede Ay’a erişecek Türkiye’nin geliştirdiği teknoloji. O teknolojiyi dünyada geliştiren ilk 4 ülkeden biriyiz. Eğer başarabilirsek uzayda o teknolojiden yararlanabilen ilk ülke olmayı hedefliyoruz. Sonrasında uzayda uyduları yörüngeler arası transfer edebilecek araçları o hibrit roket motor teknolojisiyle geliştirerek uzay ekonomisinden pay almayı hedefliyoruz.”

Türkiye’nin Alper Gezeravcı ile Türk bayrağını uzayda dalgalandırdığını ifade eden Kaçır, “Bu bir ilk adımdır ama son olmayacak. İnşallah önümüzdeki dönemde yeni uluslararası uzay istasyonu projelerine dahil olmak yine Türkiye’nin önemli hedeflerinden biri olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Programda, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı da gençlerle uzaya ilişkin tecrübelerini paylaştı.

Etkinliğe, Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, AK Parti Balıkesir Milletvekili Ali Taylan Öztaylan, Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz ile çok sayıda öğrenci katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-milli-uzay-programi-hakkinda-konustu/feed/ 0
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehitler Anıtı’nı Açtı https://www.haber60.com.tr/eskisehir-buyuksehir-belediyesi-sehitler-anitini-acti/ https://www.haber60.com.tr/eskisehir-buyuksehir-belediyesi-sehitler-anitini-acti/#respond Tue, 19 Mar 2024 02:18:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20635 Eskişehir Büyükşehir Belediyesi (EBB), 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yılı etkinlikleri kapsamında Şarhöyük Mahallesi’ndeki Büyük Park’a değer katacak “Şehitler Anıtı”nın açılışını törenle yaptı.

18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yıl dönümünde Eskişehir’de anlamlı bir tören düzenlendi. Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği etkinlikler çerçevesinde Şarhöyük Mahallesi’nde “Şehitler Anıtı” büyük bir katılımla açıldı.

Açılışa Vali Yardımcısı Ali Çetin, Hava Savunma Komutanı Hava Pilot Tümgeneral Ali Özmen, CHP Eskişehir Milletvekilleri Jale Nur Süllü, Utku Çakırözer ve İbrahim Arslan, EBB Başkanı Yılmaz Büyükerşen, CHP EBB Başkan Adayı Ayşe Ünlüce, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, şehit yakınları, gaziler ve Eskişehirliler katıldı.

Törenin açılış konuşmalarını yapan Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Eskişehir Şubesi Başkanı Sevinç Uluçeşme ile Türkiye Muharip Gaziler Derneği Eskişehir Şubesi Başkanı Ekrem Dumlu, Başkan Büyükerşen’e şehitliği ve gaziliği her zaman hatırlatacak özel eseri, anlamlı günde armağan etmesi sebebiyle teşekkür etti.

Törende konuşan Başkan Büyükerşen de şunları söyledi:

“18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yılındayız. Bir tarafta bir zafer, diğer tarafta şehitlerimiz var. Hem Çanakkale Zaferi’mizi kutlamayı hem de şehitlerimizi anmayı bir arada gerçekleştiriyoruz. Bu anlamlı günde, Büyükşehir Belediye’mizin yaptırdığı Şehitler Anıtımızın açılışına hepiniz hoş geldiniz. Çanakkale Deniz Savaşı, dönemin emperyalist devletlerinin Osmanlı Devleti’ni yenip, 1. Dünya Savaşı’nı daha çabuk bitirme gayretidir. Ancak Türk milleti ile o tarihte Anafartalar Komutanı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün de başında olduğu Türk askerleri, Çanakkale Boğazının geçilmesine ve işgale izin vermemiş ve Türk vatanının zorla ve cebren işgal edilemeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. Gerçi her ne kadar 1915 yılındaki bu zaferden sonra 1918’de Mondros Mütarekesi ile vatan işgal edilmiş olsa da orada başka bir destan yazılmış ve Ulusal Kurtuluş Savaşı ile yeni bir Türk Devleti olarak Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Türkiye bugün, dünya milletleri içinde dikkate alınan, önemsenen ve görüşlerine değer verilen bir ülke ise bunda Çanakkale Deniz Zaferi’nin ve ardından da Kurtuluş Savaşı’mızın rolü büyüktür. Ne var ki, her iki tarafın 500 bini aşkın kayıp verdiği Çanakkale Savaşı, bizim açımızdan bir zafer olarak sonuçlansa da, bu kadar büyük bir insan sayısının yaşamını yitirmesi bir trajedi olarak dünya tarihine geçmiştir.

Şehitler Anıtı’mıza gelirsek, bu anıtı yapmayı ve Eskişehir’e emanet etmeyi çok uzun zamandır düşünüyordum. Kısmet bugüneymiş. Tasarımı bana ait olan ve Büyükşehir Belediye’miz Heykel Atölyesi çalışanlarının kolektif bir sanat eseri olan bu anıtımızda, şehit oğlunun mezarı başında ağlayan, hüzünlenen bir anneyi tasvir ettik. Bu anıtı, yalnızca Çanakkale’de yaşamını yitiren şehitlerimizi değil, tüm tarihimiz boyunca bu ülke için canlarını vermiş şehitlerimizi anabilmek için yaptık. Evet, bir tarafta Çanakkale Zaferi, bir tarafta şehitlerimiz. Bir tarafta dimdik duran güvenlik güçlerimiz, diğer tarafta hüzün ve gözyaşı. Ne yapalım ki, hayat böyle bir şey. Ben, Çanakkale Deniz Zaferi’mizin 109’uncu yıl dönümünü kutlarken, bugüne kadar bu ülke için canını veren tüm şehitlerimizle gazilerimizi şükran ve minnetle anıyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının aziz hatırları önünde saygıyla eğiliyorum.”

Konuşmaların ardından Şehitler Anıtı’nın kurdelesi kesilerek açılış yapıldı. Daha sonra protokol üyeleri ve vatandaşlar anıta karanfil bıraktı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehir-buyuksehir-belediyesi-sehitler-anitini-acti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Türkiye sağlık alanında önemli ilerlemeler kaydetti https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-turkiye-saglik-alaninda-onemli-ilerlemeler-kaydetti/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-turkiye-saglik-alaninda-onemli-ilerlemeler-kaydetti/#respond Tue, 19 Mar 2024 02:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20620 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “81 ilimizi binalarıyla, donatılarıyla, teçhizatıyla, ambulanslarıyla en modern sağlık altyapılarına kavuşturduk. Yaklaşık 310 bini doktor olmak üzere bir buçuk milyona yakın sağlık çalışanıyla bu alandaki insan kaynağımızı da güçlendirdik, güçlendirmeye de devam ediyoruz.” dedi.

Yılmaz, Amasya Devlet Hastanesi’nin temel atma töreninde yaptığı konuşmada, “Her şeyin başı sağlık” diyerek sağlık hizmetlerini dünya standartlarının üstüne taşıdıklarını söyledi.

Sağlık alanında yapılan yatırımların hız kesmeden devam edeceğini dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“81 ilimizi binalarıyla, donatılarıyla, teçhizatıyla, ambulanslarıyla en modern sağlık altyapılarına kavuşturduk. Yaklaşık 310 bini doktor olmak üzere bir buçuk milyona yakın sağlık çalışanıyla bu alandaki insan kaynağımızı da güçlendirdik, güçlendirmeye de devam ediyoruz. Her yıl doktorlar, hemşireler, sağlık elemanları alarak, bu alandaki gücümüzü de artırıyoruz. Ülke genelinde iki buçuk milyon kişiye evde sağlık hizmeti vererek, hizmeti bir taraftan da insanımızın ayağına götürüyoruz. Hastaneye gelemeyecek durumda olana biz sağlık hizmetini evine götürüyoruz. Amasya’ya baktığımızda bu güzel şehrimize, 2002-2023 aralığında toplam bir buçuk milyar Türk lirasını bulan sağlık yatırımı gerçekleştirmişiz. Şehirdeki hastane sayısını 7’ye, ilk basamak sağlık hizmeti birimi sayısını 234’e çıkarmışız.”

“Türkiye dünyanın en önemli sağlık turizmi merkezlerinden biri haline geldi”

Türkiye’nin sağlık sisteminin önemli bir yol katettiğini vurgulayan Yılmaz, “AK Parti’nin eser ve hizmet siyasetiyle tanışmadan önce sağlık sisteminin nasıl olduğunu en iyi sizler biliyorsunuz. Özellikle yaşı müsait olan değerli kardeşlerimiz biliyoruz, hastanelerde rehin kalanlar, ilaç bulamayanlar, kuyruklar, sağlam girenin hasta çıktığı, bakımsız köhne hastaneler. Bunlar eski Türkiye’de, artık geride kalan manzaralar çok şükür. Eskiden yurt dışına tedaviye giden insanlar olurdu, yurt içinde imkan olmayınca yurt dışına gidip tedavi olanlar olurdu. Şimdi ise Türkiye artık çok farklı bir yere gelmiş durumda, bir taraftan vatandaşımıza hizmet ediyoruz diğer taraftan dünyanın en önemli sağlık turizmi merkezlerinden biri haline geldi. Her yıl milyarlarca dolar kazanıyoruz, yurt dışından insanlar gelip sağlık hizmeti alıyorlar Türkiye’den.” diye konuştu.

Yılmaz, AK Parti’nin sadece millete hizmet etme anlayışında olduğunu vurgulayarak, “Biliyorsunuz muhalefet partileri bir dönem şehir hastanelerine çok laflar ettiler, çok gölgelemeye çalıştılar. Bir salgın çıktı ortaya hepsi mahcup oldular. O dönemde bu yapılan yatırımların ne kadar anlamlı, ne kadar kıymetli olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Sayın Cumhurbaşkanımıza bu yatırımlara liderlik yapmasından dolayı, burada halkımız adına, milletimiz adına şükranlarımızı sunuyoruz. Değerli arkadaşlar, enerjimizi bu çalışmalara, hizmete, eserlere sarf etmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Hastane çevre illere de hizmet verecek

Temeli atılan hastanenin sözünü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiğini hatırlatan Yılmaz, şunları kaydetti:

“‘Orta Karadeniz’in sağlık üssünü Amasya’ya kuracağız’ demişti. Hastanemiz tamamlandığında geniş altyapısıyla Amasya’nın yanı sıra Samsun, Çorum, Tokat gibi çevre illerin derdine de derman olacak, şifa olacak. Altı yüz yataklı Amasya Devlet Hastanesi’nde 24 ameliyathane, 153 poliklinik, 133 yoğun bakım yatağı, 22 diyaliz yatağı ve 60 acil servis yatağının yer alması planlanıyor. Toplam 3 milyar 221 milyon liraya mal olacak Amasya Devlet Hastanesi’nin yatak kapasitesi gerektiği durumlarda 768 yatağa kadar yükseltilebilecek. Dirençli şehirler düsturumuz doğrultusunda hastanenin taşıyıcı kolonlarının her birine tam 370 deprem izolatörü yerleştirilecek. Yani Amasya’da kapılarını açacak bu sağlık tesisimiz Türkiye’nin öncelikli deprem izolatörlü hastanelerinden birisi olacak.”

Törene, Amasya Valisi Yılmaz Doruk, AK Parti Amasya Milletvekilleri Haluk İpek ve Hasan Çilez, Amasya Belediye Başkanı Bayram Çelik, protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-turkiye-saglik-alaninda-onemli-ilerlemeler-kaydetti/feed/ 0
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tuzla’da yeni bir bilim merkezinin açılışını gerçekleştirdi https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-tuzlada-yeni-bir-bilim-merkezinin-acilisini-gerceklestirdi/ https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-tuzlada-yeni-bir-bilim-merkezinin-acilisini-gerceklestirdi/#respond Tue, 19 Mar 2024 01:27:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20592 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bugüne kadar büyük ölçekli 12 bilim merkezini hizmete sunduklarını, ilçe ölçeğindeki bilim merkezlerinin de faaliyetlerine tüm hızıyla devam ettiğini belirterek, “Şu ana kadar ilçe ölçeğinde 17 bilim merkezimizdeki eğitim atölyelerinde 865 bin gencimizi bilimin göz kamaştırıcı dünyasıyla buluşturduk. Bugün de 18’incisini Tuzla’da hizmete sunuyor olmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz.” dedi.

Mehmet Fatih Kacır, “Tuzla Bilim Merkezi Açılış Töreni”nde yaptığı konuşmada, günün öneminin büyük, anlamının derin olduğunu belirterek, Çanakkale Zaferi’nin Türk milletinin bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğini dünyaya bir kez daha ilan ettiği büyük ve tarihi bir kahramanlık destanı olduğunu ifade etti.

Çanakkale ruhunu canlı ve diri tutmaktan asla vazgeçmediklerini dile getiren Kacır, “Devletimiz ve milletimiz için ceddimizin Çanakkale’de ortaya koyduğu ruh ve iradeyle çalışıyor, her türlü zorluğu birlik ve beraberlikle aşabileceğimize olan inançla mücadelemizi sürdürüyoruz. İşte bu anlayışla, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, son 22 yılda Türkiye’yi her alanda dönüştürdük ve geliştirdik. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, sanayiden tarıma, her alanda hayata geçirdiğimiz reformlarla milli şahlanışımızın altyapısını güçlendirdik.” diye konuştu.

Kacır, büyüyen ekonomisiyle, güçlü altyapısıyla, uluslararası arenada artan etkinliğiyle ve elde ettiği başarılarıyla, savunma alanındaki atılımlarıyla kendinden söz ettiren bir Türkiye gerçeğinin olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Bölgesinde güç sahibi, dünyada söz sahibi bir Türkiye’yi inşa etmekten gurur ve heyecan duyuyoruz. Elde ettiğimiz her bir başarının, kazandığımız her bir zaferin, hayata geçirdiğimiz her bir reformun arka planında çok büyük bir emek, sabır, gayret ve dirayet vardır. Bugün de sarsılmaz bir inanç ve kararlılıkla kutlu yürüyüşümüzü sürdürüyoruz. Cumhuriyet’imizin 100. yıl dönümüyle birlikte ortaya koyduğumuz “Türkiye Yüzyılı” vizyonumuzla geleceğimize yeni bir ufuk açıyoruz. Aziz milletimizin gücü ve desteği, gençlerimizin enerjisi ve motivasyonuyla yolumuza devam ediyoruz. Özellikle yarınlara umutla bakmamızı sağlayan gençlerimizin vizyoner bakış açıları ve potansiyelleri bizleri fazlasıyla heyecanlandırıyor.”

Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’le, yarışmalara katılan gençleri geleceğin dünyasına hazırladıklarını kaydeden Kacır, “Bilim ve teknoloji yolculuğunda onların yanında yer alıyoruz. TEKNOFEST kuşağımızın sahip olduğu potansiyeli açığa çıkarmayı boynumuzun borcu olarak görüyoruz. Bu düşünceyle 81 şehrimizde kurduğumuz Deneyap Teknoloji Atölyelerimizle gençlerimizi bilim ve teknoloji dünyasıyla tanıştırıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“81 şehrimizdeki Deneyap Teknoloji Atölyelerimize öğrenci başvurularımız devam ediyor”

Bakan Kacır, robotik kodlamadan, tasarım ve programlamaya, nesnelerin internetinden havacılık ve uzay teknolojilerine kadar birçok yenilikçi teknoloji alanında 36 aylık ücretsiz eğitim imkanı sunduklarını belirtti.

Merak eden, araştıran, keşfeden, çözüm üreten bir gençliğin ardında, tüm imkanları seferber etmekten asla geri durmadıklarını aktaran Kacır, “Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı kapsamında 81 şehrimizdeki Deneyap Teknoloji Atölyelerimize öğrenci başvurularımız devam ediyor. 25 Mart’a kadar tüm illerimizdeki 4’üncü, 5’inci, 8’inci, 9’uncu sınıflar ile lise hazırlık sınıfında okuyan öğrencilerimizin başvurularını bekliyoruz.” diye konuştu.

Kacır, bilimsel okuryazarlığa sahip bir toplum oluşturmak ve bilim kültürünü geliştirmek amacıyla yurdun dört bir yanında bilim merkezleri kurduklarına işaret ederek, bilim merkezleri vasıtasıyla, TEKNOFEST kuşağını denemeye ve keşfetmeye teşvik ederken, bilim ve teknolojiyi anlaşılır ve ulaşılır kıldıklarını ifade etti.

Bugüne kadar büyük ölçekli 12 bilim merkezini, bilim ve teknoloji ateşini yakmak için gençlerin, çocukların hizmetine sunduklarını aktaran Kacır, şu ifadeleri kullandı:

“4 ilimizde daha büyük ölçekli bilim merkezi kurulmasına yönelik çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bununla birlikte ilçe ölçeğindeki bilim merkezlerimiz de faaliyetlerine tüm hızıyla devam ediyor. Şu ana kadar ilçe ölçeğinde 17 bilim merkezimizdeki eğitim atölyelerinde 865 bin gencimizi bilimin göz kamaştırıcı dünyasıyla buluşturduk. Bugün de 18’incisini Tuzla’da hizmete sunuyor olmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz.

Sergi alanları ve eğitim atölyeleriyle gençlerimize edindikleri teorik bilgileri pratiğe dökme imkanı sunuyoruz. Gözlemevinde yer alan güneş saatinin yanı sıra kutup bilim evi ve planetaryumla, gençlerimizin keşif yolculuğuna çıkmasını sağlıyoruz. Bizler gençlerimize inanıyor ve güveniyoruz. İmkan verildiğinde, gerekli ortam sağlandığında onların neler başarabileceklerini biliyoruz.”

“İstanbul ritmini, coşkusunu, liderlik rolünü yeniden kazanacak”

Fatih Kacır, yerel yönetimlerle işbirliği içerisinde gençlerin bilim ve teknoloji dünyasına yönelik heyecanına ve motivasyonuna ortak olmaya devam edeceklerini belirtti.

Bugün açılışını gerçekleştirdikleri bilim merkezinin, yerel yönetimle merkezi yönetimin uyum içinde çalışmasının somut çıktılarından biri olduğuna dikkati çeken Kacır, “Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi İstanbullu, Tuzlalı vatandaşlarımız da gerçek belediyeciliğin nerede olduğunu, kimin gerçekleştireceğini çok iyi bilir.” dedi.

Kacır, İstanbul’un kendileri için her zaman ayrı bir yerinin olduğunu belirterek, “Küresel finans ve ticaret merkezi konumundaki şehrimize değer katacak projeleri bir bir hayata geçirmeye devam ediyoruz. 400 bin metrekarelik Atatürk Havalimanı Terminalini dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi haline getirecek Terminal İstanbul projemizi iki gün önce kamuoyu ile paylaştık. Teknopark, Deneyap Teknoloji Atölyeleri, bilim merkezleri, yazılım okulları ve çocuk üniversitesine ev sahipliği yapacak bu merkez İstanbul’da yeni bir yaşam alanı olarak, bilim ve toplumun buluşma adresi olacak.” şeklinde konuştu.

İstanbul’da dünya çapında projelere imza atacak bir belediyecilik anlayışının olmasının büyük önem arz ettiğine işaret eden Kacır, “Bugün maalesef belediye hizmetleri sürekli aksayan bir İstanbul var. İstanbul’un bu kayıp beş yıl sonrası acilen toparlanmaya ihtiyacı var. Bu tabloyu 31 Mart akşamı hep birlikte değiştireceğiz. İstanbul’un dört bir yanını yeni eser ve hizmetlerle buluşturacağız. İstanbul ritmini, coşkusunu, liderlik rolünü yeniden kazanacak.” ifadelerini kullandı.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da kendisinin de bir Tuzla sakini olduğunu belirterek, dolayısıyla bu açılış töreninin kendisi için çok anlamlı olduğunu söyledi.

Bilim ve teknolojiye olan ihtiyacın her dönemden çok daha fazla olduğunu belirten Mandal, “Dünyadaki birçok sorun için geçmişte bilim ve teknoloji bir tercih noktasıydı ama şu an bir zorunluluk noktası.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mehmet-fatih-kacir-tuzlada-yeni-bir-bilim-merkezinin-acilisini-gerceklestirdi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye, Çanakkale’de verilen mücadeleye benzer bir duruş sergiliyor https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-canakkalede-verilen-mucadeleye-benzer-bir-durus-sergiliyor/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-canakkalede-verilen-mucadeleye-benzer-bir-durus-sergiliyor/#respond Tue, 19 Mar 2024 00:03:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20536 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye ve Türk milleti olarak Çanakkale’de hangi mücadeleyi verdiysek bugün de farklı görünümler ve araçlar altındaki sinsi saldırılara karşı benzer bir duruş sergiliyoruz. Mehmet Akif, Çanakkale şehitlerini destanlaştıran şiirinde, ‘Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer. Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer. Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk. Sade bir hadise var ortada: Vahşetler denk.’ Evet, ülkemizin bilhassa son 10 yılda maruz kaldığı her hadisenin gerisine bakıp maskeleri kaldırdığımızda aynı yüzleri görüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale’de Şehitler Abidesi’ndeki 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yıl dönümü törenine katıldı. Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

“Dünya tarihinde eşine nadir rastlanır bir destanla Çanakkale’yi geçilmez kılan kahramanlarımızı rahmetle, şükranla yad ediyoruz. Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere bu kahraman orduya önderlik etme şerefine nail olan komutanlarımızı saygıyla anıyoruz. Bin yıllık vatanımız Anadolu’nun müdafaası için ülkemizin ve gönül coğrafyamızın dört bir yanından gelerek gözlerini kırpmadan canlarını veren yiğitlerin her bir ferdine Allah’tan rahmet diliyoruz. Bugün de vatan topraklarında, sınırlarımızda ve sınırlarımız ötesinde ülkemizin güvenliği, milletimizin huzuru, devletimizin bekası için gece gündüz faaliyet halinde olan askerlerimize mevladan kolaylıklar diliyoruz.

Türkiye ve Türk milleti olarak Çanakkale’de hangi mücadeleyi verdiysek bugün de farklı görünümler ve araçlar altındaki sinsi saldırılara karşı benzer bir duruş sergiliyoruz. Mehmet Akif, Çanakkale şehitlerini destanlaştıran şiirinde, ‘Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer. Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer. Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk. Sade bir hadise var ortada: Vahşetler denk.’ Evet, ülkemizin bilhassa son 10 yılda maruz kaldığı her hadisenin gerisine bakıp maskeleri kaldırdığımızda aynı yüzleri görüyoruz. Terör örgütlerini sınırlarımıza yığıp bizi istiklalimizle sınayanlar bunlardı. Çeşit çeşit yöntemlerle egemenliğimize göz diken darbecileri üzerimize salanlar bunlardır. Her biri milletimizin zenginliği olan farklılıklarını kırılmaya yatkın fay hatları haline dönüştürmeye çalışanlar yine bunlardı. Kalkınma hamlelerimizi boşa çıkarmak için üretimimizi ve istikrarımızı sabote edenler bunlardı.

“ÇANAKKALE’DE YAZILAN DESTANDAN ALACAĞIMIZ ÖNEMLİ DERSLER VAR”

Çanakkale’de bu millet erkeğiyle kadınıyla, genciyle yaşlısıyla, öğrencisiyle hocasıyla, çalışanıyla işvereniyle tek vücut olup düşmana geçit vermemiştir. Milletimiz son dönemde yaşadığımız sınamaların her birinde de bedeni ve kalbiyle aynı vakur iradeyi ortaya koymuştur. Asırlarca yürüttükleri maddi ve manevi yıkım çabaları sonunda Türk’ün fıtratının değişeceğini sananlar ruhun aynı ruh olduğunu gördüler, anladılar. Dün Çanakkale’de yakılan ateş Milli Mücadele ile ve Cumhuriyetimizin ilanıyla neticelenmiştir. Şimdi de eser ve hizmetlerimizle 2023 hedefleriyle, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla yaktığımız ateş inşallah ülkemizi dünyada hak ettiği yere çıkarmamız gayesine ulaşacaktır. Üstelik biz, Çanakkale Zaferi’ni ve ardından gelen başarıları tarihimizin en büyük yokluklarını, kuşatmalarını, ihanetlerini yaşadığımız bir dönemde elde ettik. Bugünkü Türkiye’nin hamdolsun, altyapısıyla, siyasi ve teknolojik gücüyle, ekonomisiyle hedeflerini hayata geçirme konusunda çok daha büyük imkanları vardır. Çanakkale’den ve sonrasında yaşadığımız hadiselerin her birinden aldığımız dersler ışığında geleceğimize güvenle yürümemizi sağlayacak iradeye sahibiz. Geçtiğimiz yıl 53 bin vatandaşımızın şehit olmasına, 11 şehrimizde yüz binlerce binanın yıkılmasına yol açan 6 Şubat depremlerinin ardından yaşananlar bunun ispatıdır.

Türkiye Yüzyılı’nın inşasında Çanakkale’de yazılan destandan alacağımız çok önemli dersler olduğuna inanıyorum.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-canakkalede-verilen-mucadeleye-benzer-bir-durus-sergiliyor/feed/ 0