Temmuz ayında hava sıcaklıkları ile birlikte, elektrik tüketiminde de ciddi artışlar yaşanmaya başlandı. Sivas, Tokat ve Yozgat’ta kesintisiz, kaliteli ve güvenli elektrik dağıtım hizmeti sunma hedefi ile faaliyet gösteren Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. (ÇEDAŞ) verilerine göre üç ilde günlük elektrik tüketimi son 8 günde peş peşe rekorlar kırdı.
Avrupa Birliği’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi, küresel sıcaklık ölçümlerinin yapılmaya başladığı tarihten bu yana Dünya tarihinin en sıcak günü rekorunun önce 21 Temmuz’da kırıldığını açıkladı, bir gün sonra ise bu rekor egale edilerek yeni zirvenin 22 Temmuz Pazartesi günü görüldüğünü bildirdi. ÇEDAŞ’ın verilerine göre de 17 Temmuz tarihinden itibaren bölgede günlük tüketimlerde yılın zirve rakamlarına ulaşıldı.
ÇEDAŞ’ın hizmet verdiği Sivas, Tokat ve Yozgat’ta günlük toplam elektrik tüketim rekoru 2023 yılında 9 bin 595 MWh ile 15 Ağustos’ta kırılırken, bu yıl 17 Temmuz Çarşamba günü elektrik tüketimi 9 bin 674 MWh ile bu rakamın üzerine çıktı. Bir gün sonra ise bu rekor da egale edildi ve 18 Temmuz Perşembe günü bu kez günlük tüketim 9 bin 678 MWh ile yeni zirve noktasına ulaştı. Bölgedeki elektrik tüketimi 19 Temmuz Cuma günü de 2023 yılındaki zirve rakamının üzerini görerek 9 bin 639 MWh seviyesinde gerçekleşti. Aradan iki gün geçtikten sonra bu kez Dünya’nın en sıcak günü olarak kayıtlara geçen Pazartesi günü ÇEDAŞ’ın hizmet bölgesinde günlük tüketim bu kez 9 bin 883 MWh ile yeni bir rekor kırdı. Ancak asıl rekor 10 bin 22 MWh ile 23 Temmuz Salı günü yaşandı. Böylece 8 günlük sürede Sivas, Tokat ve Yozgat’ın toplam tüketiminde 5 gün rekor kırılmış oldu.
Haziran ayında tüketim yüzde 20,5 arttı
Bu yıl hizmet bölgelerinde haziran ayından itibaren elektrik tüketimlerinde ciddi bir artış gözlemlediklerini ifade eden ÇEDAŞ Genel Müdürü Niyazi Kıvılcım, “Yaz aylarında sıcak havalarda özellikle günün belirli saatlerinde klimaların yoğun kullanımı ile enerji tüketiminde büyük artışlar yaşanıyor. Bu yıl haziran ayında hava sıcaklıkları, tarımsal abonelerin kullanımındaki artış ve 9 güne uzayan Kurban Bayramı tatili nedeniyle bölgemize gelen ziyaretçilerin de etkisi ile bölgemizdeki elektrik tüketimi de arttı. 2023 yılı haziran ayında üç ilimizdeki toplam elektrik tüketimi 199 bin 419 MWh iken, bu yıl aynı dönemde bu tüketim yüzde 20,5 artarak 240 bin 349 MWh’ye çıktı. Temmuz ayında da benzer bir hareket gözlemlemekteyiz. 2023 yılında 1-23 Temmuz tarihleri arasında bölgemizdeki toplam elektrik tüketimi 191 bin 524 MWh düzeyindeydi. Bu yıl aynı tarihlerde tüketim yüzde 12,4 artarak 215 bin 305 MWh’ye ulaşmış durumda” dedi.
“Teknolojiye yaptığımız yatırımlarla birçok noktada arızaları olmadan yakalayabiliyoruz”
Artan talebe yanıt vermek hedefi ile sahadaki personel ve araç sayısını artırdıklarını dile getiren Niyazi Kıvılcım, “Hizmet verdiğimiz bölgenin enerji altyapısını yeni yatırımlarımız ile güçlendirirken, düzenli olarak bakım ve onarım çalışmaları yapıyoruz. Teknolojiye yaptığımız yatırımlarla birçok noktada arızaları olmadan yakalayabiliyoruz. SCADA merkezimiz ile birçok noktada meydana gelen kesintilere 2-3 dakika içinde çözüm üretiyoruz. Hedefimiz, bölgemizdeki enerji ihtiyacını en kaliteli ve güvenli şekilde karşılarken, tüketicilerimize en iyi hizmeti sunmak” değerlendirmesinde bulundu. – SİVAS
]]>Genç kuşak ile yaşlı kuşak arasındaki tüketim alışkanlıkları, kültürel değerler ve yaşam tarzlarındaki farklılıklar, toplumda gerilimlere yol açabiliyor. Toplumda kuşaklar arasındaki çatışmalar, özellikle tüketim alışkanlıklarında belirginleşiyor. Kuşak çatışmalarına ilişkin çalışmaları bulunan Akademisyen Sosyolog Dr. Ayşe Betül Tanrıverdi, farklı yaş gruplarının tüketim tercihlerinde önemli farklılıklar olduğunu belirterek, yaşlı ve genç nesil arasındaki çatışmaların her dönem görülmekte olduğunu ve bunun yaygınlaştığını ifade etti. 2022-2023 yılları arasında yaptıkları çalışmaların 2023 yılının ortalarında yayımlandığını söyleyen Tanrıverdi, “Bu çalışmayı biz 2022-2023 yıllarında yaptık. 2023 yılının ortalarında ise yayımladık. Şu an bu çalışmaya katılan kişiler, kuşaklar kapsamında tekrar değerlendirilebilir” ifadelerini kullandı.
“Farklı algılar kuşaklar arasında çatışmalara neden olabilir”
Tanrıverdi, toplumdaki değişmelerin her kuşak tarafından farklı algılanabildiğini belirterek, “Sade yaşam tarzı ve minimalizmin kuşaklar arasındaki farkını araştırdık. Tüketim kimi zaman aşırı ve gösteriş içeren imajlardan meydana gelebilmektedir. Tüketim temel ihtiyaçların karşılanmasının ötesinde günümüz toplumlarında bir statü göstergesidir. Toplumsal onay, mutlu olma ve kendini gerçekleştirme öğesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmayı biz 2022-2023 yıllarında yaptık. 2023 yılının ortalarında ise yayımladık. Şu an bu çalışmaya katılan kişiler, kuşaklar kapsamında tekrar değerlendirilebilir. 50 yaş üstüne X kuşağı, 30-49 yaş grubuna Y kuşağı, 2024 yılı itibarıyla 19-29 yaş grubuna ise Z kuşağı ifadesini verebiliriz. Y kuşağının çocukları da alfa kuşağı olacaktır. Alfa kuşağından sonra beta ve gama kuşakları gelecektir. Gönüllü sade yaşam tarzı, gösterişe dayalı olmayan bir tüketim, sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından önem arz etmekte. Kuşakların yaşamış oldukları ekonomik zorluklar, içinden geçtikleri kültürel ve politik süreçler kuşakların tüketici davranışlarına etki etmektedir. Toplumdaki değişmeler her kuşak tarafından farklı algılanabilmektedir. Bu farklı algılar, kuşaklar arasında çatışmalara neden olabilir” dedi.
“Z kuşağı rahatlığı tercih ediyor”
Z kuşağının bir zorlukla karşılaştığında üstesinden gelmekte güçlük yaşadığını söyleyen Tanrıverdi, “İnsanların ve kuşakların tüketim alışkanlıkları her dönem farklıdır. Tüketim alışkanlıkları onların yaşam tarzını önemli bir şekilde etkileyerek toplumsal uyum kapsamında önem arz etmektedir. Toplumdaki kuşak çatışması her dönem görülmekle beraber özellikle yaşlı ve genç nesil arasında daha sıklıkla meydana gelmektedir. Günümüz X kuşağı geçmişte yaşadığı zorluklardan dolayı alışveriş yaparken ürünün kendisi için gerçekten gerekli olup olmadığını düşünerek satın alma davranışını belirlemektedir. Z kuşağının ise tam tersi bir tüketim alışkanlığı geliştirdiği görülmekte. Özellikle Z kuşağı açısından rahatlık tercih edilen bir durumdur. Z kuşağının alışveriş yaparken sade ürünlerden ziyade daha çok gösterişli ürünler tercih etme eyleminde olduğunu fark ettik. Herhangi bir zorluk yaşadıklarında bunun üstesinden gelmekte güçlük yaşayacaklardır. Ekonomik politikalarda sosyal ve çevresel öncelik yerine ekonomik önceliğe yer verilmesi, kuşaklar açısından risk unsuru oluşturabilmektedir. Elimizde bulunan kıt kaynakların sınırlı bir şekilde tüketilmesi, özellikle çevresel bir sorunun meydana gelmesini engellemede önem arz etmektedir” diye konuştu. – SİVAS
]]>Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mahfi Eğilmez, 26.3 trilyon TL (TUİK’in kabul ettiği kurla böldüğünüzde 1 tilyon 119 milyar dolar) bir Gayrı safi milli hasıla (GSMH) rakamı çıktığını hatırlattı. Buna, sığınmacıların ürettiği mal ve hizmetlerin dahil olduğunu vurgulayan Eğilmez, “Ancak kişi başı geliri hesaplarken sığınmacıları nüfusta yok sağdığımız için nüfusumuz daha az görünüyor ve 13 bin 110 dolar olarak kişi başı gelir daha yüksek çıkıyor. Oysa sığınmacıları dahil ederek hesapladığımda 11 bin dolara geriliyor. Yıllık olarak hane halkı tüketim oranımız ise yüzde 12.8 olarak açıklandı. Bu da tüketim artışımızın gelirimizden daha fazla olduğunu gösteriyor” dedi.
Martta açıklanan ekonomik göstergeler arasından büyüme oranı ve turizmin olumlu olduğunu dile getiren Dr. Mahfi Eğilmez, yüzde 4,5 açıklanan 2023 büyüme oranını iyi olarak nitelendirdi. Diğer göstergeleri de paylaşarak Türkiye’nin yüzde 67’lik enflasyonuyla Arjantin ve Lübnan’ın ardından üçüncü sırada olduğunu açıkladı. Prof. Dr. Işın Çelebi de 4,5’lik büyüme oranının hizmetler sektöründeki büyümeden kaynaklandığına işaret ederek tarımdaki büyümenin 0,5 ile gelecek için çok ciddi bir tehlike olduğunu anlattı.
“Kredi kartı taksit sayıları kısıtlandı ama tüketimin önüne geçilemiyor”
Eğilmez, en son açıklanan yüzde 67’lik enflasyon oranı ile Türkiye’nin, yüzde 254’lük Arjantin ve yüzde 177’i ile Lübnan’dan sonra üçüncü sırada geldiğini belirtti. Enflasyonun yapışık hale geldiğine de değinen Eğilmez, sokaktaki vatandaş enflasyon ile ciddi mücadele olmadığını görünce iç tüketimini kısmıyor. Kredi kartı taksit sayıları kısıtlandı ama tüketimin önüne geçilemiyor. Maliye politikası gevşekse ve yarı sıkı para politikanız varsa önleyemezsiniz. Sokağın davranışı da fiyatları artırıyor. Sarmaldan çıkılamıyor” açıklaması yaptı.
“Cari açık geçen yıla göre 7.8 milyon dolar düştü”
Geçen yılın bütününde 143 milyar lira olan bütçe açığının 2024 yılında şimdiden 151 milyar liraya ulaştığına işaret eden Eğilmez, “Ocak, Şubat nakit açığı 405 milyar liraya yükseldi. Bu bütçeyi de zorluyor. Türkiye’nin 2023’ün ilk 3 aylık verisine göre 483 milyar dolar toplam dış borcu var. 12 aylık 37 buçuk milyar dolarlık bir cari açığımız var, düşüyor. İhracatta 500 milyon dolarlık bir artış oldu. 2023 Ocak’ına göre ithalatta 7,6 milyar dolarlık bir düşüş var. Bunun yaklaşık 4 milyar doları, altın ithalatındaki düşüşten kaynaklanıyor. Böylece cari açığımızda Ocak’ta 7,8 milyar dolarlık bir düşüş yaşadık” bilgisini verdi.
“Turizmde olumlu bir gelişme var”
Eğilmez turizm 2022’de 46,5 milyar dolar olarak gelirini, 2023 yılında 54,3 milyar dolar olarak kapattığını söyledi. Merkez Bankası’nın 1 Mart 2024 itibariyle 130,9 milyar dolar brüt rezervi olduğunu da değinen Eğilmez, “Yılbaşına göre 10,1milyar dolar düşüş oldu. Net rezervlerde 14 buçuk milyar dolarlık bir düşüş var. Swap harici net rezervlerde ise 10,3 milyar dolarlık bozulma var ki bunun sonucunda swap harici net rezervlerimiz eksi 47,8 milyar dolara geldi” dedi.
“Faizi yüzde 75’e çıkarmak enflasyonun önüne geçilmesini sağlar”
Enflasyonla mücadele de farklı yöntemler denenebileceğini anlatan Eğilmez, en kötüsünün enflasyonu takip etmek olduğunu söyledi. Eğilmez, “Merkez Bankası, faizi yüzde 45 yerine bir anda yüzde 75’e çıkarabilir. Böylece sistemi önce bir sarsarsın ve oradan geriye gelirsin. Böylece enflasyonun önüne geçerek önemli bir etki oluşturabilir. Bu şekilde farklı yöntemler denenebilir” şeklinde öneride bulundu.
“Üretim ve verimliliğini artırmalı ve teknolojiye yatırım yapmalı”
Türkiye’nin en önemli ilkesinin hukuk devleti olması gerektiğinin altını çizen Çelebi, “Bundan ne kadar uzaklaşmışsak rasyonellikten o kadar kopmuşuz. Oysa Türkiye, dünyayla rekabet gücünü artırmalı. Üretim ve verimliliğini artırmalı ve teknolojiye yatırım yapmalı. Enflasyon Mayıs’a kadar 70’e çıkacak. Merkez Bankası yılsonu hedefini tutturabilmesi için geri kalan aylarda 2.5’ün üstüne çıkmamalı. Bütçe açığı artmış. Sadece sıcak para girişi ile sağlanamaz, kalıcı yatırım lazım” görüşlerini dile getirdi.
“Seçim kampanyanları harcamaları topluma açıklansın”
Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işın Çelebi, son olarak kayıt dışı ekonomiden uzaklaşarak dolaylı vergilerin ve harcamalarının acilen azaltılmasını önerdi. Seçim kampanya maliyetlerinin de Nisan’dan itibaren şeffaflıkla açıklanmasını isteyerek “Dünyada 2023 yılında 1,3 trilyon dolar temettü dağıtımı oldu. 1 trilyona dolara yakın şirket birleşme ve satın alması oldu. Ne yazık ki, Türkiye’ye hemen hemen hiç kaynak girişi olmadı. Biz dünyaya adaleti sağlayacağız, herkese açık ve net olacağız mesajını verelim. Seçim kampanyalarında herkes seçim harcamalarını nereden temin ettiğine, kaynaklarını nereye harcadığına kadar açıkça topluma açıklasın. İşe Nisan’ın ilk haftasında buradan başlayalım” dedi. Böylece toplumun ve yurtdışındaki insanların güveninin artacağını öne sürdü. – İSTANBUL
]]>