(İSTANBUL) – Emekliler, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına ve düşük emekli maaşlarına tepki için Beşiktaş’ta bulunan TÜİK İstanbul Bölge Müdürlüğü önünde eylem yaptı. Basın açıklamasının ardından binaya girerek dilekçe vermek isteyen emeklilerin dilekçesi kabul edilmedi. Emekliler, “Ekonomik krizi bize yaşatanlar değil de, biz işci emekçi ve emekliler yapmış gibi krizin faturasını bizlere kesmeye çalışanlar, kendileri şatafat içinde yiyip içiyor, saltanatlarını sürdürüyor ama ne hikmetse faturasını bizler ödüyor” diye isyan etti.
Birleşik Emekliler Sendikası üyeleri, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına ve düşük emekli maaşlarına tepki için İstanbul Beşiktaş’ta bulunan TÜİK Bölge Müdürlüğü binası önünde toplandı. “Yaşasak hayat, ölsek mezar pahalı. Bizler çalışma hayatından emekli olduk yaşamdan değil” yazılı pankart açan emekliler, ellerindeki alış veriş sepetleriyle TÜİK’e tepki gösterdi.
“Kendileri şatafat içinde, lüks saraylarda, son model araçlarda, lüks lokantalarda yiyip içiyorlar”
Basın açıklamasını okuyan Sendika Genel Sekreteri Aysel Lüle, “TÜİK ilk 6 aylık enflasyonu yüzde 24.73 olarak açıkladı. Bu rakamı açıklayanlar neye göre açıkladılar. Artık bastırılmış sindirimiş dayatmacı TÜİK rakamlarını değil, gerçek enflasyon rakamlarını açıklayın. Biz işçiler, emekçiler, asgari ücretliler, çiftçiler, tarım üreticileri, küçük esnaf ve biz emeklilerin adeta aklıyla dalga geçip, alay konusu yaptınız. Elbette günü geldiğinde bizlerin aklıyla nasıl alay edip dalga geçtiğinizi sizler de çok iyi göreceksiniz. Ekonomi tavan yapmış, pahalılık almış başını gitmiş, çarşıya, pazara, markete, manava, kasaba uğrayamaz hale geldik. Bu ekonomik krizi bize yaşatanlar değil de, biz işci emekçi ve emekliler yapmış gibi hala bizlere kemer sıkın diyenler krizin faturasını bizlere kesmeye çalışanlar, kendileri şatafat içinde lüks saraylarda son model araçlarda lüks lokantalarda yiyip içiyorlar, saltanatlarını sürdürüyorlar ama ne hikmetse faturasını biz geçinemeyenler ödüyor” ifadelerini kullandı.
“Ülkeyi yönetemiyorsanız istifa edin”
İktidarın ülkeyi yönetemediğini ve istifa etmesi gerektiğini söyleyen Lüle, şöyle konuştu:
“2018’de Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçtiğimiz günden bugüne Türkiye bu kadar liyakatsız, tamamen bir beceriksiz yönetimle, yönetilmeye başladı. Sahte TÜİK rakamlarıyla adeta yaşam haklarımız elimizden alındı. 2024’ü emekli yılı ilan eden Sayın Cumhurbaşkanı emeklileri ölmeden diri diri mezara koymak için TÜİK eliyle kefen ölçümüzü almaya başladı. ‘Emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik’ diyen Ekonomi ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek hangi enflasyona ezdirmediniz. Emeklilerin üzerinden tam bir silindir gibi geçerek yerlerde paspas yaptınız. Ey emekliler, artık uyanın! Uyku zamanı değil. Artık birlik beraberlik zamanı, dayanışma ve güçlenme zamanı. Biz emekliler bölünerek değil birleşerek güçleneceğiz. Bizlere yaşamayı değil, sürünmeyi vaad eden iktidar artık bu ülkeyi yönetemiyorsunuz. Artık bunu kabullenin. Bu ülkeye bir iyilik yapıp bir an önce hem cumhurbaşkanı olarak, hem iktidar olarak hem de Cumhur İttifakı olarak istifa edin. Sizin önceliğinizde emekli yok. Bundan sonra emeklinin sandıktaki tercihinde de AKP yok. Yönetemiyorsunuz erken değil, hemem seçim.”
“Bu dilekçeyi almamakla 16 milyon emeklinin tepkisinden kurtulamayacaksınız”
Açıklamanın ardından Sendika Genel Başkanı Mahmut Şengül ve Genel Sekreter Aysel Lüle, TÜİK İstanbul Bölge MÜdürlüğü binasına girerek gerçeklikten uzak TÜFE ve enflasyon verilerini açıkladığı için görevi kötüye kullanma suçu işlediğini gerekçe göstererek TÜİK’e şikayet dilekçesi vermek istedi. Dilekçenin kabul edilmediğini basın mensuplarına bildiren Sendika Başkanı Şengül şöyle konuştu:
“Anlıyoruz ki TÜİK’in sorumlusuna yukarıdan talimat gelmiş. Diyor ki dilekçenizi biz alamayız, ya postayla gönderin ya genel merkeze verin diyor. Biz de soruyoruz, burası TÜİK’in Bölge Müdürlüğü. Bölge Müdürlüğü demek nedir? Bu evrağı alırsınız genel merkezinize bildirirsiniz. Ama evrağı dahi almak istemiyorlar. Çünkü suçlular. Çünkü biliyorlar ki açıkladıkları rakamlar doğru değil. Doğru olmadığı için de hangi rakamları açıklamaları gerektiği talimatı verenler, dilekçeyi de almamaları için talimat vermiş durumda. Ama bu işin takipçisi olacağız. Bu dilekçeyi almamakla 16 milyon emeklinin tepkisinden kurtulamayacaksınız”
“Hükümet lütfen artık bizi süründürmesin yeter!”
Fidan Aytemur isimli emekli de hükümeti istifaya davet ederek şöyle konuştu:
“İki kişi emekliyiz evde ama geçinemiyoruz. TÜİK’e sormak istiyorum. Nerede alışveriş yapıyorsa gerçekten biz de oradan alalım. Biz sürünmeyelim. Bırak kırmızı eti, ben yıllarca evime pirzola almış değilim. Kırmızı et görmüyoruz. Ayda bir kilo alırsın, almazsın onu da 100 gram koyuyorsun yemeğin içine tat versin diye. Kesinlikle hükümet istifa diyoruz. Hemen seçim diyoruz. Emekli maaşları asgari ücretin üstünde olması gerekir. Ben 20 yıl çalıştım ve vergi ödedim. Bizi süründürmesinler, yeter!”
]]>(ANKARA) – Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde kamu çalışanları ve emeklilerin maaş zammını protesto etti. Genel Başkan Mehmet Yeşilyurt, “Ekonomik krizle birlikte trajik hale gelen ülke durumu, pişkin açıklamalarla trajikomik bir görüntüye dönüşmüştür” açıklamasını yaptı.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu üyeleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde kamu çalışanları ve emeklilerin maaş zammını protesto amacıyla eylem yaptı. Dövizler taşıyan ve sloganlar atan eylemciler, maaşlara gerçekçi oranlarda zam yapılmasını istedi.
Konfederasyon adına basın açıklaması yapan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Yeşilyurt, şunları kaydetti:
“İktidarın yıllarca ısrarla sürdürdüğü yanlış ve emek düşmanı ekonomi politikaları, ülkeyi zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olduğu derin bir ekonomik krizi uçurumuna atmıştır. Ülkenin çalışan nüfusunun yaklaşık yüzde 70’i sadece asgari ücret ve biraz üzerinde maaş alırken; tüm ülke emekçileri yandaş sermayeyi daha da zengin etmek için canla başla çalışır hale gelmiştir. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, yöneticiler yarattıkları bu garabeti çözmek, emekçinin yerle yeksan olan alım gücünü iyileştirmek yerine, krizin yükünü daha da halkın sırtına yüklemeye devam etmektedir. Ekonomik krizle birlikte trajik hale gelen ülke durumu, pişkin açıklamalarla trajikomik bir görüntüye dönüşmüştür.
‘Avrupa bizi kıskanıyor’ diye çıkılan yolda Maliye Bakanı’nın ‘Hadi Papua Yeni Gine’den iyisiniz’ dediği, iktidarın yalan aparatı haline gelen TÜİK’in Başkanının rezil enflasyon sepetini açıklayıp sonra resmi siteden sildiği, siyasette ‘tasarruf’ söylemleri eksik edilmezken Cumhurbaşkanı’nın uluslararası zirvelere 5 uçakla giden tek devlet yöneticisi olduğu, maaşlardaki artışın gerçek dışı belirlenen enflasyon oranlarına, vergi ve cezaların ise bu oranın 2-3 katına göre belirlendiği bir skecin içindeyiz.
“TÜİK, tüm emekçilerin insan onuruna yaraşır adil ücret hakkını gasp etmiştir”
Bu utanç tablosundaki son gelişme ise TÜİK’in yine paralel evrenden enflasyon verileri açıklaması olmuştur. ‘Enflasyonun yüzde 75 olması ile 45 olması arasındaki tek farkın psikolojik’ olduğunu söyleyecek kadar ekonomi biliminden uzak olan TÜİK Başkanı’nın mahkeme kararına rağmen yıllardır açıklamadığı ve en sonunda sitesinde bir günlüğüne ilan ettiği enflasyon sepeti, üniversitelerin ilgili bölümlerinde ibret olsun diye okutulacak niteliktedir. TÜİK, tüm emekçilerin insan onuruna yaraşır adil ücret hakkını göz göre göre gasp etmiştir. TÜİK, sepet oyunlarıyla enflasyonu eksik hesaplayarak, kötü ekonomi yönetiminin yol açtığı yüksek enflasyonu gizleyerek bütün faturayı emekçilere ödetmektedir. Bunun tek bir adı vardır: Hırsızlık! Bu yalan senfonisi devam ettirilemez. İktidar ve TÜİK, enflasyonu gizleyen anlayışını ve sahte verilerle açıklanan oranları terk etmelidir.”
Eylemde, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Mali Sekreteri Hasan Kütük, Genel Sekreter Özgür Aras ile Konfederasyon üyesi Ahmet Kürtül, konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na açıklama yaptı.
Hasan Kütük, “Kamu emekçilerine reva görülen artış 19,3. Yaşam koşullarının bu kadar zorlaştığı, ev kiralarının bu kadar arttığı bir yerde bu zam, kamu emekçlerini daha da açlığa ve sefalete iten bir gerçektir. Biz de bu sefaletin, yoksulluğun nedenlerini kamuoyuna duyurmak, taşımak amacıyla bugün buradayız. 1 Temmuz Pazartesi günü elektriğe yüzde 38 zam yapıldı. Yüksek Hızlı Tren’e yüzde 25 zam yapıldı. Limonun taneyle, karpuzun dilimle, etin gramla alınabildiği bir ülkedeyiz. Koşulların bu kadar zorlaştığı bir yerde bizi açlığa ve sefalete mahkum eden bu iktidar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve TÜİK’tir” diye konuştu.
“Gelsin bir milletvekili, bakan bu parayla geçinsin biz de heykelini dikelim”
Konfederasyon üyesi emekli öğretmen Ahmet Kürtül de “Ekonominin tamamen battığı bir ülkede hep beraber yaşıyoruz. Bugün zengin parasına para katarken, fakir daha da fakirleşiyor. Eskiden insanlar ev, araba alabilecek durumdaydı. Şu anda çift maaşlı bir memur ya da işçi ev alabilecek durumda değil. Emekliye verilemesi düşünülen 12 bin lira ile kim geçinebiliyorsa geçinsin. Gelsin bir milletvekili, bakan bu parayla geçinsin biz de heykelini dikelim. Güç bela geçinmeye çalışıyoruz ama açlık, sefalet içindeyiz” ifadelerini kullandı.
“Enflasyon oranları şeffaf bir şekilde yansıtılmadığı sürece vatandaş bu ekonomik krizde boğulup gidecektir”
Konfederasyon Genel Sekreteri Özgür Aras da “”Emekçilerin, emeklilerin, asgari ücretlilerin hakkını aramak için buradayız. Çünkü ülkemizde bir ekonomik kriz var. Her ne kadar hükümet bunu kabul etmese de, görmek, duymak istemese de bu bir gerçek. Enflasyon oranları şeffaf bir şekilde yansıtılmadığı sürece kamu emekçisi, emekli, asgari ücretli bu ekonomik krizde boğulup gidecektir” şeklinde konuştu.
]]>DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye lideri Esad ile görüşme planı, TÜİK hakkındaki tartışmalar ve vergi zamları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Sayın Esed’e ‘Ya ülkeme gel ya da üçüncü bir ülkede bu görüşmeyi yapalım’ çağrımı iki hafta önce yaptım. Dargınlık, kırgınlık bitsin” açıklamasını değerlendiren Babacan şu ifadeleri kullandı:
“Dış politikada çok temel ilkeler vardır. Bunlardan bir tanesi sorunların barışçıl yollarla çözülme gayretidir. Bir başka önemli ilke, en zor şartlarda dahi diyalog kanallarını açık tutabilmektir. Savaşan ülkeler bile arka kanal diplomasisini mutlaka çalıştırmalıdır. Böyle baktığımızda Suriye’yle ilgili her türlü diyalog çabasını biz kıymetli görüyoruz. Ancak Sayın Esad’la görüşülecek de ne görüşülecek? Burada Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin öncelikleri olmalıdır. Bir; bizim hudut güvenliğimiz, sınır güvenliğimiz. İki; sığınmacı sorununun çözümü. Üç; Suriye’den kaynaklı terör eylemlerine karşı Türkiye’nin korunması, savunması. Bunlar bizim çok temel önceliklerimiz olmalıdır. Bunun hemen yanında kuşkusuz Suriye’de bir an önce iç barışın, huzurun sağlanması da yine bu görüşmelerin en önemli hedeflerinden birisi olmalıdır.”
“Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı, tüm etnik ve mezhep temsilinin düzgün bir şekilde yönetimde yer aldığı bir sistem hedeflenmeli”
“Peki bu nasıl yapılacak? Usul ne olmalı? Bir; mutlaka İran dahil bölge ülkeleri sürece katılmalıdır. Suriye’nin yarınlarıyla ilgili yapılacak her çalışmada bölgedeki ülkeler asla ihmal edilmemelidir. İki; Amerika ve Rusya gibi şu anda Rusya- Ukrayna savaşının tam iki karşıtı olan ülkenin yine bu süreçte nasıl yer alacağı, bu iki ülkenin Suriye meselesinde nasıl aynı noktada buluşturulacağı da çok önemli bir meseledir. Bunun yanında konuyla ilgili uluslararası kuruluşlar ve bölgesel kuruluşların da doğru zamanda sürece dahil edilmesi ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı, Suriye’nin içindeki tüm etnik ve mezhep temsilinin düzgün bir şekilde yönetimde yer aldığı ve aynı zamanda Suriye’nin doğal kaynaklarının da adil bir şekilde paylaşıldığı bir sistemin Suriye’de mutlaka hedeflenmesi gerekir.”
“TÜİK yönetimi derhal değiştirilmelidir”
Son dönemde yeniden tartışma konusu olan TÜİK hakkında Babacan şöyle konuştu:
“Yıllardır gündeme getiriyorum, özellikle Başkanlık Sistemi’ne geçildiğinden bu yana, damadın ekonominin başına getirilmesinden bu yana TÜİK güvenilirliğini kaybetmiş bir kurumdur. Sayın Şimşek’in göreve geldiği andan itibaren iyi niyetli gayretlerini görüyoruz, izliyoruz ancak TÜİK yönetimi derhal değiştirilmelidir. Bugünden tezi yok, derhal değiştirilmelidir. Bu yönetimle TÜİK güven sağlayamaz.
TÜİK mutlaka şeffaf bir kurum olmalıdır. Daha düne kadar açıklanan rakamları TÜİK birdenbire karar alıyor, ‘Ben artık açıklamıyorum’ diyor. Böyle bir keyfilik olmaz, kabul edilemez. Şeffaflıkla ancak güven sağlanır. Güven olmayınca da ekonomi olmaz. Güven olmayınca ekonomide başarılı sağlanmaz. Çünkü doğru hesaptan kaçmaz. Eğer doğruysan, hesap vermekten, şeffaflıktan kaçmamalısın.”
” Merkez Bankası’nın döviz rezervinin arttığını söyleyenler niçin hala dövizi arka kapıdan alıyor?”
“Şeffaflık sorunu Merkez Bankası’nda da var. ‘Merkez Bankası’nın rezervi arttı’ diyorlar değil mi? Tamam. Peki bu rezerv artışı için Merkez Bankası ne zaman, ne kadarlık döviz aldı bunu açıklıyorlar mı? Daha önceki dönemlerde Merkez Bankası ne kadar, ne zaman döviz sattı bunu açıklıyorlar mı? Tam 11 yıl bu ülkenin ekonomisinin başında olmuş bir insan olarak bizim dönemimizde her şeyi şeffaf yapan Merkez Bankası bugün hala niye gizli saklı iş yapıyor? Niye hala arka kapıdan döviz alıp satıyor? Bunu da herhalde bir açıklamaları lazım.
“Doğru hesaptan kaçmaz”
“Merkez Bankası için de tekrar ediyorum; doğru hesaptan kaçmaz. Döviz alıyorsan, döviz satıyorsan bunu daha önceki yıllarca nasıl yapıldıysa yine şeffaf yap, açık yap. Yayınla web sitesinde de ki ‘Ben bu kadar bugün döviz aldım’ diye. Niye yapılmıyor? Merkez Bankası’nın döviz rezervinin arttığını söyleyenler niçin hala dövizi arka kapıdan alıyor? Arka kapıdan yoğun döviz sattılar, şimdi arka kapıdan döviz alıyorlar. Niye arka kapıdan alıyorsunuz? Sakladığınız bir şey mi var? Bu milletin parasını bu milletten niye gizliyorsunuz? Şeffaflık, şeffaflık, şeffaflık. Şeffaflık olmadan güven olmaz. Güven olmadan da asla ekonomi düzelmez.”
“Çıkart göster bakayım pasaportu’ demekten farklı değil”
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, yurt dışı harcına zam hazırlıklarıyla ilgili “İmkanı olmayan birisi yurtdışına gidebilir mi? Biz de imkanı olandan vergi alınmasını taslağa aldık” açıklamasını yorumlayan Babacan şöyle konuştu:
“Yurt dışına çıkmayı bir lüks görmek, ‘Ancak parası olan zaten çıkıyor, o da bedelini ödesin’ demek doğru bir yaklaşım değil. Biliyorsunuz gençlere de ‘Çıkart, göster bakayım telefonunu’ diyenler oldu. Bu da bir bakıma ‘Çıkart göster bakayım pasaportu’ demekten farklı değil. Türkiye’de yaşayan tüm vatandaşlarımızın başka kültürlerle tanışma, gençlerimizin başka ülkeleri tanıma, burada gerekirse tecrübe kazanma, eğitim alma iş insanlarımızın mal almak için, mal satmak için, yatırım için yurt dışına çıkma, girme… Bunlar hayatın doğal akışındaki işlerdir.
Yurt dışına çıkıp çıkmamayı bir lüks tüketim olarak gören zihniyet Türkiye’nin sorunlarına sıhhatli yaklaşmıyor demektir. Onun için milletimizin bu hakkıdır. Vergiyi doğru yerden doğru zamanda almak lazımdır. Vergide sürümden kazanmak esastır. Vergi oranlarını yükseltip daha çok vergi toplayacağım demek ki o zaman işe yaramaz.”
” Siyaset, özellikle de iktidar futbola çok yoğun bir şekilde müdahil”
Yaklaşan Türkiye Futbol Federasyonu başkanlık seçimiyle ilgili Babacan şu değerlendirmede bulundu:
“Şu anda siyasetin, özellikle de iktidarın futbola çok yoğun bir şekilde müdahil olduğunu görüyoruz. Şu anda hükümete benim çağrım, elinizi futboldan çekin, elinizi spordan çekin. Bırakın, Türkiye kendi gençliğiyle ve kendi büyük potansiyeli ve kapasitesiyle futbolda da başarılı olsun, diğer bütün sporlarda da başarılı olsun. ‘Her şey benden sorulur. Her şeye müdahil olacağım ve bütün sistemi, devletiyle, sivil toplumlarıyla, her şeyiyle ben yöneteceğim’ demek, bu ülkeye aslında zarar vermekten başka bir şey değildir.”
]]>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) mayıs ayına Escort Bayan ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) rakamlarını açıkladı. Buna göre, TÜFE'deki değişim 2024 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,37, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 75,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 62,51 olarak gerçekleşti.
Buna göre, TÜFE'deki değişim 2024 yılı Mayıs ayında Beylikdüzü Escort bir önceki aya göre yüzde 3,37, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 75,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 62,51 olarak gerçekleşti.
Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 50,85 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 104,80 ile eğitim oldu.
TÜİK'in açıkladığı mayıs ayı enflasyon İstanbul Escort rakamlarına göre haziran enflasyonu hariç memur ve memur emeklisinin zam oranı yüzde 17,38 olurken, işçi ve Bağkur emeklisinin zam oranı ise yüzde 22,72 oldu.
]]>(ANKARA)- Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, (DİSK) açıkladığı düşük enflasyon rakamlarına tepki göstermek için Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) önünde basın açıklaması yaptı. DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “TÜİK sürekli olarak enflasyonu düşük belirleyerek her gün ama her gün soframızdaki ekmeğin daha fazla küçülmesine yol açıyor. TÜİK, İşçinin, emekçinin sofrasından bir dilim ekmeği daha çalıyor” dedi.
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) önünde “TÜİK’i yargı kararlarına uymaya, ekmeğimizle oynamamaya, gerçekleri açıklamaya çağırıyoruz” çağrısıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve DİSK Yönetim Kurulu üyeleri katıldı.
DİSK üyeleri “Gerçekleri açıkla ekmeğimle oynama”, “TÜİK elini cebinizden çek”, “Sefalete teslim olmayacağız”, “İnsanca yaşamak istiyoruz” sloganları attı.
“TAKSİM’E SAHİP ÇIKTIĞIMIZ GİBİ EKMEĞİMİZE SAHİP ÇIKMAK İÇİN MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ”
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, yaptığı açıklamada, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda işçilerin Taksim’e çıkışının engellendiğini hatırlatarak, “Bizlerin Taksim’de olmamızı engellemek demek milyonlarca emekliyi on bin lira emekli aylığıyla yaşamaya mahkum etmek demektir. Bizlerin Taksim’de olmasını engellemek adaletsiz vergi sistemiyle krizin bütün yükünü işçiye emekçiye yüklemek demektir. Bizler 1 Mayıs’a ve Taksim’e sahip çıktığımız gibi emeğimize, ekmeğimizi sahip çıkmak için mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.
“HER GÜN DAHA FAZLA YOKSULLAŞTIĞIMIZ BİR DÖNEMİ YAŞIYORUZ”
TÜİK tarafından bugün açıklanan Nisan ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çerkezoğlu, “Enflasyon 3,18 yıllık enflasyon ise 70’ye dayanmış. Geçen yıl nisan ayında enflasyon yüzde 43,6 idi. TÜİK’in baskılanmış rakamlarıyla bile tablo ortada. Dört aylık enflasyonu hesapladığımızda yüzde 18,72 gıda enflasyonu yüzde 70’e dayanmış, ama bizim araştırma dairemizin gelir gruplarına göre hesapladığı gıda enflasyonuna baktığımızda örneğin emeklinin gıda enflasyonu yüzde 84, en düşük gelirli grubunun gıda enflasyonu ise yüzde 107. TÜİK rakamlarıyla bile baktığımızda çok yüksek bir enflasyon karşısında her gün daha fazla yoksullaştığımız bir dönemi yaşıyoruz” diye konuştu.
“GERÇEK ENFLASYONUN NE KADAR OLDUĞUNU YAŞAYARAK GÖRÜYORUZ”
TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerinin uzun bir süredir tartışma konusu olduğunu, rakamların gerçekle ilgisinin olmadığını ve vatandaşların bu rakamların yanlış olduğunu yaşayarak gördüğünü söyleyen Çerkezoğlu, “Her gün hepimiz çarşıya, pazara, manava gittiğimizde, evimize elektrik, su faturası geldiğinde gerçek enflasyonun ne kadar olduğunu yaşayarak görüyoruz. TÜİK sürekli olarak enflasyonu düşük belirleyerek her gün ama her gün soframızdaki ekmeği daha fazla küçülmesine yol açıyor. TÜİK, İşçinin, emekçinin sofrasından bir dilim ekmeği daha çalıyor.”
“TÜİK, VERİLERİ KARARTMAYA DEVAM EDİYOR”
TÜİK’in gerçekleri açıklamadığını ve verileri kararttığını ifade eden Çerkezoğlu, TÜİK’in 20 yıl boyunca açıkladığı enflasyon sepetini iki yıldır açıklamadığını ve bunun için TÜİK’e yaptıkları başvurunun reddedildiğini söyledi. Çerkezoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz DİSK olarak bu listenin açıklanması için TÜİK’e bir başvuru yaptık. TÜİK, bu başvurumuzu reddetti. Arkasından CİMER üzerinden TÜİK’den bu listeyi istedik. TÜİK, ikinci kez reddetti. Adalet Bakanlığı bünyesindeki Bilgi Edinme Kurulu’na başvurduk. Biz işçi örgütüyüz, emekçi örgütüyüz. Milyonlar emekçinin ücreti bu rakam üzerinden belirleniyor. Bu rakamı neye belirlediğinizi görmek, bizim ve Türkiye’nin hakkıdır dedik. Kurul, başvuruyu reddetti. Ondan sonra bu süreci yargıya taşıdık. Ankara 6. İdare Mahkemesi, oy birliğiyle verdiği kararda bu verilerin TÜİK’in elinde olduğu ve bunu bütün kamuoyu ile ve DİSK ile paylaşmasının görevi gereği olduğunu söyledi. Ama TÜİK, buna rağmen verileri bizlerle paylaşmamaya devam ediyor. Yargı kararlarına uymayan TÜİK, verileri karartmaya devam etti. TÜİK’in Danıştay’a yaptığı başvurusu reddedildi. TÜİK’in verileri açıklamamak için denediği bütün yollar tükendi.
“TÜİK BAŞKANLIĞINI İŞÇİNİN EKMEĞİYLE OYNAMAKTAN VAZGEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ”
TÜİK’e Anayasa’nın 138. maddesini hatırlatıyoruz. Yasama, yürütme, yargı arasındaki idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Mahkeme kararlarını değiştiremez ve yerine getirilmesini geciktiremez. TÜİK başkanı, yargı kararlarına uymayarak açıkça suç işlemektedir. Ceza hukuku açısından ciddi suçtur. Kararı geciktirenler kişisel olarak da suçludur. Yargı kararlarına uymayarak milyonları mağdur edenlerin yarattığı hukuksuzluk ve haksızlıkla sonuna kadar mücadele edeceğiz. TÜİK başkanlığını görevini yapmaya çağırıyoruz. Gerçekleri saklamaktan vazgeçmeye çağırıyoruz. TÜİK başkanlığını işçinin, emekçinin ekmeğiyle oynamaktan vazgeçmeye çağırıyoruz.
“BU KOCAMAN BİR YALAN”
Bu enflasyon rakamlarıyla bile her gün daha fazla yoksullaştığımız bu süreçte herkes bilsin ki yargı ve hukuk tanımaz düzenle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapmak için dönen bu düzeni mutlaka değiştireceğiz. İktidar yöneticilerinin kemer sıkma politikaları adı altında, enflasyonla mücadele adı altında ücretleri baskılayan politikaları karşısında DİSK olarak mücadele edeceğiz. İktidar, enflasyonun sebebi ücretlerdeki artış diyor. Bu kocaman bir yalan.”
]]>
Planlamanın doğru ve sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi için verilerin sağlıklı olmasının önemine değinen Gürer, 2 aylık süreçte 557 bin tonluk farkın nedenini sordu. Gürer, TBMM Başkanlığı’na Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.
“VERİLER ARASINDA NASIL BU KADAR FARK VAR”
Gürer, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“TÜİK’in Kırmızı Et Üretim İstatistiklerinde 2023 yılında bir önceki yıla göre et üretiminde yüzde 8,8 artış olduğu ve 2023 yılında toplam et üretiminin 2 milyon 384 bin 47 ton olduğu belirtiliyor. 2024 yılı Cumhurbaşkanlığı Bütçe Gerekçesinde ise TÜİK’ten aldığı belirtilen veriye göre, 2023 yılı için bu rakam 1 milyon 945 bin ton olarak planlanmasına karşın, gerçekleşme tahmini ise 1 milyon 827 bin ton olarak açıklıyor. Bu aradaki 557 bin ton fazla kırmızı et üretimi nasıl oluştu veya tahmin ve TÜİK verisi arasında nasıl bu kadar fark var? Cumhurbaşkanlığı bütçe gerekçesi, TÜİK verileri ile belirlendiğine göre kırmızı et üretiminin, 2023 tahmini olarak 118 bin ton daha az kırmızı et üretimi öngörülürken 557 bin ton artış ortaya çıkmıştır. TÜİK verilerinin, 557 bin ton üstünde et üretimi nasıl gerçekleşti? Aradaki artış tam 557 bin ton.”
“TARIMSAL PLANLAMAYI OLUMSUZ ETKİLİYOR”
Planlama eksikliklerinin açıklanan verilerle ortaya çıktığını vurgulayan Gürer, TÜİK ve ilgili kurumların veri toplama ve raporlama sürecinde tutarlı olması gerektiğini belirtti. Gürer, veriler arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekerek şöyle dedi:
“Açıklanan et üretim rakamı ile tahmini arasındaki ciddi fark önemli bir veri tutarsızlığını ve planlama eksikliğini ortaya koyuyor. Bu durum, sadece et üretimi üzerinde değil, genel olarak tarımsal planlama ve veri analizi süreçlerinde güvenilirliği etkileyen bir konudur. Bu tür tutarsızlıklar ve veri eksiklikleri, karar yapıcıların doğru kararlar almasını zorlaştırır ve hatalara sebep olabilir. Ayrıca, uzun vadeli stratejik planlamayı olumsuz etkiler. Bu nedenle hem TÜİK hem de diğer ilgili kurumlar arasında daha tutarlı veri toplama ve raporlama süreçlerinin sağlanması büyük önem taşımaktadır.”
Gürer, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a yanıtlanması istemiyle şu soruları yöneltti:
TÜİK’in belirlediği veriye göre 557 bin ton fazla kırmızı et üretim artışı nasıl gerçekleşti?
-İki veri arasında nasıl bu kadar fark var?
TÜİK, Cumhurbaşkanlığına verdiği veriler sonrasında tahmininin 557 bin ton üstünde et üretimi açıklaması öngörü eksikliği mi, sağlıksız veriler mi, ithal et girişimi?
Kırmızı et üretim tahmini, Tarımsal İşletmelerde Hayvansal Üretim Araştırması’ndan elde edilen demografik verilere dayalı belirlenen ‘kasaplık güç oranı’yla hesaplanan ‘iç popülasyondan kesilen hayvan sayısı’ ile ‘ithalattan kesilen hayvan sayısı’nın ortalama karkas ağırlıklarıyla çarpılması suretiyle elde edildiğini TÜİK açıkladı. Bu verilerde ithalattan kesilen hayvan sayısı kaçtır?
Kasım 2023’te TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna ve Cumhurbaşkanlığına sunulan veriler ile TÜİK’in açıkladığı son veriler arasında bu kadar farklı rakamlar nasıl oluşmuştur?
Bu kadar kırmızı et üretimi arttıysa, kırmızı et fiyatlarının artışı nasıl oluşmuştur?
2024 yılı içinde Cumhurbaşkanlığı bütçe gerekçesinde ifade edilen 1 milyon 727 bin ton üretim tahmini artırılması düşünülmekte midir?
2023 yılında kesilen sağımlı süt ineği sayısı kaçtır?
TÜİK verilerine göre süt üretiminin düşmesinde süt ineklerinin kesime gitmesinin etkisi var mıdır?
TÜİK, Cumhurbaşkanlığına bildirdiği tahmininin 557 bin ton üstünde et üretimi açıklaması öngörü eksikliği mi, sağlıksız veriler mi, ithal et girişi mi? Yoksa yem fiyatlarının artması sonucu yoğun hayvan kesimi ile mi ilgilidir?
Kasım 2023’te TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna sunulan Cumhurbaşkanlığı 2024 yılı bütçe gerekçesinde 2025-2026 yılları içinde et üretim tahminlerinin 2023 yılı üretimi altından öngörüldüğüne göre kırmızı et açığı nasıl giderilecektir? sorularını yöneltim.” dedi.”
]]>
(ANKARA) – Eski Tetkik Hakimi Önder Tekin, “TÜİK’in 2023 yılının ilk altı aylık enflasyon verilerinin emekli aylığını doğrudan ilgilendirdiği ve gerçek dışı tüketici fiyat endeksi açıklamaları ile halkı yoksullaştırdığı” gerekçesiyle açtığı davanın reddedilmesinin ardından, bu defa bireysel başvuru yoluyla konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
Eski Tetkik Hakim Önder Tekin, Tüketici Fiyat Endeksi’nin altı aylık periyotlar dönemindeki artış oranlarının doğrudan emekli aylığının artışında etken olduğunu gerekçe göstererek 2023 yılı ilk altı aylık enflasyon artış oranına ilişkin işlemin iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesi’nde dava açtı.
Ankara 4. İdare Mahkemesi, davayı görev yönünden reddederek, dava dosyasını Danıştay 10. Dairesi’ ne gönderdi. Danıştay 10. Dairesi de davayı görevden reddederek, yeniden Ankara 4. İdare Mahkemesi’ ne gönderdi. Ankara 4. İdare Mahkemesi ise idari davaya konu edilebilecek bir işlem bulunmadığına yönelik karar verdi.
Bu kararın ardından Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunan Hakim Önder Tekin, mahkemeye erişim hakkının, adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasında bulundu ve “Geçen yıl da TÜİK’in 2021 yılı ikinci altı aylık enflasyon oranının iptali istemiyle açtığım davanın reddi kararının kesinleşmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştum. Her iki başvurum bireysel başvuru olsa da Anayasa Mahkemesi’nce hak ihlali kararı verilmesi durumunda milyonlarca kamu görevlisi ile emeklinin bu karardan olumlu etkilenecek olması nedeniyle bu bireysel başvuruların biran önce sonuçlandırılmasında kamu yararı vardır. Anayasa Mahkemesi’nin kamu yararı olan bireysel başvuruları biran önce ele alarak karar vermesini bekliyorum” dedi.
“TÜİK’E KARŞI AÇILAN BU DAVADA HAKLIYIZ”
“Emeklilerin açlık ve yoksulluk sınırında aylığa mahkum edilmelerinin nedeni TÜİK’in enflasyonu düşük açıklamasıdır” diyen Tekin, şunları söyledi:
“Hak ihlali kararı verilmesi durumunda yeniden davayı ele alacak olan İdare Mahkemesi’nin alanında uzman kişilerden oluşturacağı bilirkişilerin yapacağı inceleme sonucunda davada haklılığım anlaşılacaktır. Sabahattin Ali’nin yıllar öncesinde söylediği gibi ‘Anayasa Mahkemesi ve mahkemelerden beklediğim adalet, vermekle yükümlü oldukları da adalettir.’ TÜİK, enflasyonun artış oranının emeklilerin aylıklarının artışında doğrudan etkisini bulunmadığı kanaati ile davayı reddeden yargıçların aylıklarının alım güçlerinin yüksek enflasyon nedeniyle erimesini kısmen de olsa TÜİK enflasyon artış oranı ile giderilmiştir. Aynı yargıçların geçimini sağladığı, aylığının alım gücünü koruyabilmek için TÜİK enflasyon oranı doğrultusunda artış yapılmasına itirazı olmaz, aylığına yapılan artışı harcarken aynı enflasyon oranının iptali istemiyle açılan davada TÜİK enflasyonunun emekli aylığına doğrudan bir etkisinin olmadığı gerekçesi ile davayı reddetmesi tam bir çelişkidir. TÜİK enflasyonu yargıç aylık alırken ‘in’, yargıç karar verirken ‘out.’ Enflasyonu TÜİK ezmektedir. TÜİK’in ezdiği enflasyonun gerçeği de emekliyi, memuru ezmektedir. Yıllardır bilinçli bir şekilde TÜİK eliyle yoksullaştırılan kamu görevlileri ve emeklilerinin adalet talepleri insanca yaşama isteklerinin mahkemelerce dikkate alınmasını istiyoruz. TÜİK’e karşı açılan du davada haklıyız, hakkımızın ihlal edilmemesini istiyoruz.”
]]>