Donald Trump’a suikast girişimi dünya basınında geniş yankı uyandırdı. Köşe yazarları ve analistler, Trump’ın hafif yaralı olarak kurtulduğu suikast girişiminin Trump’a başkanlık seçimlerinde avantaj sağlayabileceğine dikkati çekti.
POLITICO: Kahraman gibi karşılanacak ve ona uygun bir izleyici kitlesi bulacak
ABD’den siyasi medya kuruluşu POLITICO’nun manşetinde siyasi büro şefi Jonathan Martin imzalı yazı vardı. Martin, “Trump’ın Kaldırdığı Yumruk Tarihe Geçecek – ve Adaylığını Tanımlayacak” başlıklı yazısında, Cumhuriyetçi seçmenin ilk tepkisinin öfke olduğunu, ancak Trump’ın yumruğunu kaldırarak destekçilerini selamlamasıyla “hayranlık ve sevince” dönüştüğünü yazdı. Martin’in yazısından bir bölüm şöyle:
“O an için sarsıcı olmuş olabilir ama pek çok Cumhuriyetçinin kanlar içindeki Trump’ın fotoğraflarını hemen yayınlamayı düşünmesinin bir nedeni vardı: Siyasi açıdan etkili olacaklar.
Kampanyalarda algı hızla gerçeğe dönüşebilir ve sembolizm çoğu zaman özden daha önemlidir. Trump’ın kalabalığı toparlarken çekilen fotoğrafları ve filmi muhtemelen bu seçimin ve belki de tüm siyasi kariyerinin kalıcı imajı olacaktır.
Başkan Biden’ın geçen ayki felaket münazarasından önce bile Trump, zayıf ve yaşlanan bir görevdeki başkana karşı kendisini siyasi olarak kuvvetli bir figür olarak tasvir ederek güçlü bir platformdan adaylığını koymuştu. Önümüzdeki hafta yapılacak olan Cumhuriyetçi aday belirleme kurultayında Trump, ölümle burun buruna gelmiş bir parti liderine yakışır bir şekilde kahraman gibi karşılanacak ve ona uygun bir izleyici kitlesi bulacak.”
Washington Post: “Zaten kargaşaya sürüklenmiş olan başkanlık yarışını karıştıracağı kesin”
Ashley Parker, ABD’nin önde gelen gazetelerinden Washington Post’taki yazısında, suikast girişiminin başkanlık seçimlerine olası etkilerini şöyle kaleme aldı:
“Cumartesi günü geç saatlerde saldırganın nedeni bilinmiyordu. Ancak şok etkisi hala devam eden silahlı saldırının, daha iki hafta önce Biden’ın duraklayan münazara performansının yaşı ve güçlü bir kampanya yürütme kabiliyetiyle ilgili soruları gündeme getirmesiyle zaten kargaşaya sürüklenmiş olan başkanlık yarışını karıştıracağı kesin.
Trump genellikle hem şehit hem de kurban rolünü oynarken en rahat – ve en etkili – olan kişidir ve Cumartesi günkü silahlı saldırı doğal olarak onu bu role geri itti. Trump hemen bir açıklama yaparak Gizli Servis ve kolluk kuvvetlerine teşekkür etti, diğer kurbanlara başsağlığı diledi ve olay anını dramatik bir şekilde anlattı.”
Financial Times: “Eski başkana hayranlığı tetikledi”
İngiltere’nin başkenti Londra merkezli iş dünyası gazetesi Financial Times’ta yayınlanan James Politi ve Lauren Fedor ortak imzalı köşe yazısında, Trump destekçileri için kullanılan “Make America Great Again (Amerikayı Yeniden Muhteşem Yap)” sloganının kısaltması olan “Maga” kavramını kullanarak, “Maga dünyası silahlı saldırının ardından ‘durdurulamaz Donald Trump’ın etrafında birleşti” dedi. Yazıdan bir bölüm şöyle:
“Pazar sabahının erken saatlerinde, siyasi etkisi hemen netleşmedi, ancak Trump’ın müttefikleri onu nihai bir hayatta kalan olarak gösteriyordu.
Onların gözünde Trump, son iki yıl boyunca düzinelerce suçlamayla mücadele ettiği için zaten siyasi bir şehitti. Ancak bir suikast girişiminin üstesinden gelmesi, Cumhuriyetçiler ve Maga yörüngesindeki diğerleri arasında eski başkana yönelik yeni bağlılık, hayranlık ve yüceltme ifadelerini tetikledi.”
Le Monde: “Kült statüsünü pekiştirdi”
Fransa’dan Le Monde gazetesinde yayınlanan Corine Lesnes imzalı haber analiz yazısında, “Trump’a suikast girişimi yaratılan kişi kültünü pekiştirecek” denildi. Lesnes’in tespitleri şöyle:
“Donald Trump’ın 13 Temmuz Cumartesi günü Pennsylvania’da düzenlenen bir mitingde uğradığı suikast girişimi, birçok destekçisinin sahip olduğu kült statüsünü daha şimdiden pekiştirdi. Cumhuriyetçi ön seçimlerin başlangıcında sosyal medyada ‘Trump’ı Tanrı yarattı’ başlıklı bir video yayınlanmıştı. Video binlerce hayranı ve Trump’ın kendisi tarafından sosyal medya kanallarında paylaşılmıştı.
Silahlı saldırının üzerinden iki saat geçmeden sosyal medyada ‘Tanrı Başkan Trump’ı korusun’ ifadeleri ve eski başkan için dua etme çağrıları dolaşmaya başladı. Cumhuriyetçi aktivistler ve liderler, kahramanlarının bir kez daha mucizevi bir şekilde kurtulmuş olmasından duydukları minnettarlığı paylaştılar – daha önce Trump, Ekim 2020’de Covid-19’dan ciddi şekilde etkilenmişti.”
Bild: “Seçimi bu fotoğraf mı belirleyecek?”
Almanya’dan Bild gazetesinde yayınlanan Filipp Piatov imzalı yazıda ise, Trump’ın suikast girişimi sonrası yumruğu havada fotoğrafıyla birlikte, başlıkta “Seçimi bu fotoğraf mı belirleyecek” sorusu yer aldı.
“Ortaya ikonik, zaten tarihi bir fotoğraf çıktı. Etrafı Gizli Servis ajanlarıyla çevrili Donald Trump yumruğunu havaya kaldırıyor. Yüzü kan içinde, bakışları uzaklara yönelmiş. Arkasında Amerika Birleşik Devletleri bayrağı dalgalanıyor” ifadelerinin yer aldığı yazıda, suikast girişiminin Trump için yeniden seçilmekle sonuçlanabileceği görüşü yer aldı.
]]>Kim kazanırsa kazansın, sonuç tüm dünyada yankılanacak ve Amerika sınırlarının ötesinde milyonlarca insanın hayatını etkileyecek.
Cumhuriyetçi Parti’nin Temmuz ayındaki ulusal kongresinde adaylığının onaylanması beklenen Trump, ülke için ne planladığını her zaman ayrıntılı bir şekilde açıklamıyor.
Ancak politikalarının mevcut Başkan Joe Biden’dan pek çok konuda ayrılacağı açık.
Trump Ukrayna’yı desteklemeye devam eder mi?
Anketler, Cumhuriyetçi seçmenlerin ABD’nin Ukrayna’ya mali ve askeri desteğini Demokrat seçmenlere göre daha az desteklediğini gösteriyor.
Pew Araştırma Merkezi tarafından 8 Mayıs’ta yayımlanan bir ankete katılan Cumhuriyetçilerin yüzde 49’u, Washington’un Ukrayna için çok fazla harcama yaptığını söylerken bu oran Demokrat seçmenlerde yüzde 17.
Donald Trump, Rusya’nın 2022’deki geniş çaplı işgalinden bu yana Ukrayna’ya gönderilen milyarlarca dolarlık askeri yardımı uzun zamandır eleştiriyor.
Başkanlığı sırasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i açıkça öven Trump, yeniden seçilmesi halinde savaşı “24 saat içinde sona erdirme” sözü verdi, ancak bunu nasıl yapacağını söylemedi.
Trump’ın sözleri Ukrayna’ya Rusya’ya toprak vermesi için baskı yapacağı yönünde endişelere yol açtı.
Kiev’e 60 milyar dolarlık askeri yardım içeren bir yasa tasarısı, Cumhuriyetçi Parti’deki Trump destekçileri nedeniyle aylarca ABD Kongresi’nde bekledi.
Trump, tasarının Nisan ayında kongreden geçmesinin ardından yorum yapmadı.
Ancak müttefiklerinden Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Mart ayında Florida’da eski ABD başkanını ziyaret ettikten sonra, Trump’ın seçilmesi halinde Ukrayna’ya “bir kuruş bile vermeyeceğini” söyledi.
Time dergisine konuşan ve Orban’ın sözlerine yanıt veren Trump, “Avrupa eşitlenmeye başlamadığı sürece vermem” dedi.
“Ukrayna’ya yardım etmeye çalışacağını” paylaşan Trump, Avrupa’nın şu anda “payını ödemediğini” söyledi.
Londra Royal Holloway Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında uzman olan Michelle Bentley, Trump’ın mesajlarının şimdiden etkisini gösterdiğini ve Putin’in Trump’ın olası zaferi karşısında “cesaretlenmiş olabileceğini” belirtti.
Trump, ABD’yi NATO’dan çeker mi?
Aralarında İngiltere, Almanya ve Fransa’nın da bulunduğu 32 ülkeden oluşan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), Trump’ın en sevmediği örgütlerden biri.
Trump başkan olduğu dönemde sık sık ABD’yi örgütten çekeceğini söyledi.
Buna gerekçe olarak diğer üyelerin gayrisafi yurtiçi hasılalarının yüzde 2’sini savunmaya harcama hedefini tutturamamalarını gösterdi.
NATO kuralları uyarınca, bir üye ülkeye yönelik herhangi bir saldırı, bloktaki tüm ülkelere yönelik bir saldırı olarak kabul ediliyor.
Ancak bu yılın Şubat ayında Trump, “parasını ödemeyen” bir ülkeyi korumayacağını ve Moskova’yı bu ülkeye “ne isterlerse yapmaları” için cesaretlendireceğini söyledi.
Seçim kampanyası için oluşturulan web sitesinde Trump, NATO’nun amaç ve misyonunu “temelden yeniden değerlendirmeyi” hedeflediğini söylüyor.
Trump’ın ABD’yi ittifaktan çekip çekmeyeceği konusunda görüşler bölünmüş durumda.
Ancak Londra merkezli düşünce kuruluşu Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü’nden Ed Arnold, eski başkanın NATO’dan çekilmeden de, örneğin Avrupa’daki Amerikalı askerlerin sayısını azaltarak ya da Rusya’nın bir NATO üyesini işgal etmesi halinde, ABD’nin vereceği yanıta koşullar koyarak ittifakı “zayıflatmaya” çalışabileceğini düşünüyor.
Trump toplu sınır dışı sözü verdi
Trump’ın başkanlık dönemine agresif göç politikaları damga vurmuştu.
Eski başkan, Beyaz Saray’a dönmesi halinde daha da ileri gideceğini, ilk günden itibaren “Amerika tarihindeki en büyük sınır dışı etme operasyonunu başlatacağını” söyledi.
Trump, yasal belgeleri olmayan göçmenlerin çocukları için doğuştan vatandaşlık hakkını sona erdirme ve Meksikalı uyuşturucu kartellerine karşı savaş açma sözü verdi.
Geçen yıl ise çoğunluğu Müslüman olan bazı ülkelerden gelen insanlara yönelik daha önceki tartışmalı seyahat yasaklarını genişleteceğini öne sürdü.
Şu anda feshedilmiş olan ABD Göçmenlik ve Vatandaşlık Servisi’nin eski komiseri olan ve Washington DC merkezli Göç Politikası Enstitüsü’nde uzman olarak çalışan Doris Meissner, “Trump, onlarca yıldır ABD’de yaşayan milyonlarca izinsiz göçmeni sınır dışı etmenin ötesinde, yasal göçü de azaltmaya çalışabilir” diyor.
Ancak Meissner, Trump’ın yeniden seçilmesi durumunda, ilk döneminde olduğu gibi bu tür planların yasal engellerle karşılaşacağına inanıyor.
Joe Biden göç konusunda daha “insancıl” bir politika sözü veriyor ve başkanlık döneminde Trump döneminden kalma bazı sınır politikalarını askıya aldı ya da iptal etti.
Ancak anketler hem sol hem de sağ seçmenin göç seviyeleri konusunda endişeli olduğunu gösteriyor. Bu da onu hassas bir denge kurmak zorunda bırakıyor.
Biden Haziran ayında, yetkililerin ABD’ye yasa dışı yollardan giren göçmenleri sığınma taleplerini işleme koymadan hızlı bir şekilde sınır dışı etmelerine olanak tanıyan kapsamlı bir düzenleme açıkladı.
İki hafta sonra da ABD vatandaşlarının yüz binlerce belgesiz eşini sınır dışı edilmekten koruyan bir politika duyurdu.
Trump İsrail’i desteklemeye devam eder mi?
Trump, başkanlığı sırasında İsrail’in ve sağcı hükümetinin açık bir destekçisi oldu.
ABD’nin onlarca yıllık resmi politikasını tersine çevirerek Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını açıkladı ve ABD Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıdı.
Biden’ın da geri çevirmediği bu iki hamle Filistinliler tarafından taraf tutma olarak değerlendiriliyor.
Trump hükümeti, işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan ve uluslararası toplumun büyük çoğunluğu tarafından yasa dışı kabul edilen Yahudi yerleşimlerini de desteklemişti.
Trump yönetimi ayrıca İsrail ile dört Arap Ligi ülkesi Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Sudan ve Fas arasındaki ilişkileri normalleştiren anlaşmalara aracılık etmişti.
Ancak bazıları Trump’ın 2020 ABD başkanlık seçimlerinden bu yana Binyamin Netanyahu’ya karşı kin beslediğini düşünüyor, zira Trump sonuçlara itiraz ederken İsrail Başbakanı Biden’ı arayarak tebrik etmişti.
Trump, 7 Ekim saldırılarının ardından Netanyahu’nun bir Hamas saldırısına “hazırlıklı olmadığını” söylemiş ve Hizbullah’ı “akıllı” olarak nitelendirerek İsrail’i destekleyen Cumhuriyetçiler arasında öfkeye yol açmıştı.
Bugünlerde İsrail’e verdiği desteğin altını çizmeye devam eden Trump, ülkenin Hamas’a karşı “başlattığı işi bitirmesi” gerektiğini söylüyor.
Time dergisine verdiği demeçte İran-İsrail arasında olası bir savaşta “İsrail’i koruyacağını” söyleyen Trump, İran’la ilgili planları konusunda daha fazla ayrıntı vermedi.
Başkan olduğu dönemde Trump, ABD’yi İran nükleer anlaşmasından çekmiş, İran’a yönelik yaptırımları artırmış ve İran’ın en güçlü askeri komutanı Kasım Süleymani’yi öldüren bir saldırıya yetki vermişti.
Trump Çin üzerindeki baskıyı artıracak mı?
Trump görevdeyken Çin ile sert bir ticaret savaşını tetikledi.
Yeniden seçilmesi halinde de Çin’e yönelik yüzde 60’tan fazla gümrük vergisi uygulanmasını önerdi.
Geçen yıl bu konuda konuşan Trump, ABD’de enerji ve telekomünikasyon gibi hayati sektörler için “yapılan tüm Çin alımlarını gelecekte durdurmak” amacıyla “agresif yeni kısıtlamalar”dan söz etmişti.
Güney Çin Denizi’nde ve Tayvan konusunda tansiyon yükselirken çevresindeki bazı kişiler ABD’nin güvenlik politikasının Çin’e daha fazla odaklanmasını istiyor.
Trump yönetimi sırasında savunma bakanlığı danışmanı olan Elbridge Colby, “Bu Ukrayna’ya sırtımızı dönmemiz gerektiği anlamına gelmiyor, ancak Çin’in Amerika’nın çıkarları için Rusya’dan çok daha büyük bir tehdit olduğu bu dönemde Ukrayna’yı desteklemek bir öncelik olmamalı” diyor.
Tayvan kendisini Çin anakarasından ayrı görüyor. Ancak Pekin, Tayvan’ı eninde sonunda kendi kontrolü altına girecek ayrılıkçı bir eyalet olarak değerlendiriyor.
ABD, Çin’in Tayvan’ı işgal etmesi durumunda nasıl bir tepki vereceği konusunda geçmişte belirsiz bir tutum sergiledi.
Biden ise ABD’nin Tayvan’ı savunacağını söyleyerek bu konuda daha açık bir yol izledi.
Trump bu konuda yorum yapmayı reddetti. Ancak 2016’daki seçim zaferinin ardından Tayvan cumhurbaşkanının tebrik telefonunu kabul ederek ABD’nin onlarca yıldır sürdürdüğü diplomatik ilişki kurmama politikasını bozmuştu.
Çevre konusundaki tutumu ne olabilir?
Başkan olduğu dönemde Trump, ABD’yi 2015 Paris İklim Anlaşması’ndan çekmişti.
Joe Biden’ın Beyaz Saray’daki ilk icraatlarından biri ise anlaşmaya geri dönmek oldu.
Trump’ın seçim kampanyası için oluşturulan web sitesinde yeniden başkan seçilmesi durumunda anlaşmadan yeniden çekileceği belirtiliyor.
Daha ucuz enerji vaat ederek petrol arama ve çıkarma çalışmalarının devam edeceği söyleniyor.
Web sitesinde Trump’ın ayrıca çevreciler tarafından açılan “anlamsız davaları” durduracağı, rüzgar enerjisine yönelik sübvansiyonları sona erdireceği, petrol, gaz ve kömür üreticilerine uygulanan vergileri azaltacağı ve Biden tarafından getirilen araç emisyon düzenlemelerini geri alacağı belirtiliyor.
San Diego’daki California Üniversitesi’nde iklim değişikliği uzmanı olan Prof. David G. Victor, son 30 yılda başkan adaylarının iklim konusunda hiç birbirinden bu kadar uzak olmadığını söylüyor.
Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) eski yazarlarından biri olan Prof. Victor ise Trump’ın zaferinin ABD hükümetinin mevcut iklim hedefleri için bir “felaket” olacağını söylüyor.
İklim değişikliği konusunda yayın yapan haber sitesi Carbon Brief’in yardımcı editörü Dr. Simon Evans, Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesi halinde ABD’nin uluslararası iklim taahhütlerini yerine getirmesinin “çok düşük bir ihtimal” olduğunu söylüyor.
Evans’ın da yer aldığı bir yeni bir araştırma, ABD’nin Biden döneminde de iklim hedeflerini tutturamayacağını, ancak Trump’a kıyasla bunun daha küçük bir farklı gerçekleşeceğini tespit ediyor.
Biden, Enflasyonu Düşürme Yasası aracılığıyla temiz enerji ve iklim girişimlerine 300 milyar dolarlık tarihi bir yatırım yaptı.
Ancak bazı iklim aktivistleri, Alaska’daki Willow petrol projesi de dahil olmak üzere petrol ve gaz üretimini artırmak için attığı adımlara karşı çıkıyor.
]]>BUNDAN SONRA NE OLACAK?
Bugün jüri tarafından suçlu bulunan Trump’ın önündeki ilk mahkeme günü, 11 Temmuz’daki, mahkumiyete ilişkin kararın verileceği duruşma olacak.
Yargıç Juan Juan Merchan, Trump’a 16 aydan 4 yıla kadar mahkumiyet verebilir, ancak uzmanlar Trump’ın suçlu bulunduğu maddelerin New York yasalarına göre hafif suçlar arasında (E sınıfı) yer aldığını, Trump’ın yaşını (77) ve bugüne kadar hiç mahkumiyet almamış olmasını vurguluyor.
Buna göre Trump, çok az bir hapis cezası alabilir ya da para cezası, tazminat, denetimli serbestlik ve diğer koşulları da içeren başka cezalar alabilir veya hiç hapse girmeyebilir.
Trump’ın hapse girecek şekilde bir mahkumiyet kararı alması durumunda da bu kararı temyize götürmesine kesin gözüyle bakılıyor.
Bu durumda aylar sürecek bir temyiz süreci başlayacağı için Trump’ın seçimleri kazanması durumunda başkanlık koltuğuna oturmasına engel bir durum olmayacak.
SUÇLU BULUNAN TRUMP’IN BAŞKAN ADAYLIĞI ETKİLENİR Mİ?
ABD Anayasasına göre başkan adayı olabilmek içinde 35 yaşın üstünde olmak, ABD’de doğmuş vatandaş olmak ve son 14 yıldır ülkede ikamet ediyor olmak yeterli sayılıyor.
Konuyla ilgili Anayasa uzmanları ve hukukçulara göre, yargılandığı davada suçlu bulunan ve mahkumiyet kararı 11 Temmuz’da belli olacak olan Trump, halen 5 Kasım’daki başkanlık seçimlerine girebilir ve kazanması durumunda yeniden ABD Başkanı olabilir.
Uzmanlara göre, Trump aleyhinde 11 Temmuz’da mahkumiyet kararı çıkması halinde dahi eski ABD Başkanının seçimlere girme ve kazanması durumunda başkan olmasına engel bir durum söz konusu değil.
Ayrıca Trump, bu davada ya da devam eden diğer davalarından herhangi birinde hapis cezası alsa bile, ikamet ettiği eyalet yasalarına bağlı olarak, seçim günü yani 5 Kasım’da eğer hapiste değilse oy kullanabilecek. Ancak hapis cezası alsa bile temyiz süreçleri dolayısıyla kasım ayındaki seçimlerde böyle bir olasılık pek gözükmüyor.
BU KARAR BAŞKANLIK YARIŞINI NASIL ETKİLER?
Hukuki olarak seçimlere girmesine engel bir durum teşkil etmese de söz konusu “suçlu bulunma” ve potansiyel olarak hapis cezası alma durumunun, Trump’ın lehine mi aleyhine mi olacağı tartışılıyor.
Reuters/Ipsos’un nisan ayında kayıtlı seçmenler arasında yaptığı bir ankete göre, her dört Cumhuriyetçiden biri Trump’ın ceza davasında suçlu bulunması halinde ona oy vermeyeceğini söyledi.
Aynı ankette bağımsızların yüzde 60’ı da Trump’ın bir suçtan hüküm giymesi halinde ona oy vermeyeceklerini belirtti.
Buna karşılık Trump’a gönülden bağlı olan Cumhuriyetçi tabanın önemli bir bölümü de söz konusu yargılamanın “hileli” olduğuna ve Demokratlar tarafından organize edildiğine inanıyor. Anketler, söz konusu Cumhuriyetçi seçmenlerin, Trump’a desteklerini belli ölçüde artıracağını gösteriyor.
TRUMP’IN “SUS PAYI” DAVASI
ABD Başkanı Trump, 18 Mart 2023’te Manhattan Bölge Savcılığınca yetişkin filmlerinde oyunculuk yapan Stormy Daniels’e 2016 başkanlık seçimleri sırasında yasa dışı “sus payı” ödenmesiyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında büyük jüri tarafından suçlanmıştı.
Trump, “sus payı” ve bununla ilgili kayıtlarda sahtekarlık yapmaktan 4 Nisan 2023’te New York’ta hakim karşısına çıkmıştı. Kendisine yöneltilen 34 ayrı suçlamayı reddeden Trump, hakkındaki iddiaları “siyasi cadı avı” olarak nitelemiş ve suçlamaları “seçimlere müdahale” olarak gördüğünü belirtmişti.
Yaklaşık 6 hafta boyunca New York’ta yargılandığı “sus payı” davasında Trump, hakkındaki 34 suçlamanın hepsinden jüri tarafından suçlu bulunmuştu.
Aleyhinde devam eden 3 ayrı davada Trump, “gizli belgeleri saklamak”, “seçim sonuçlarına müdahale etmeye çalışmak” ve Georgia eyaletinde süren “seçim sonuçlarını değiştirmeye çalışmak” suçlamalarıyla yargılanıyor.
]]>