CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, ÇEDES protokolü kapsamında Ordu Fen Lisesi’nde cemaat kitapları dağıtılmasına ve Perşembe ilçesinde Kırlı İlkokulu’nun yıl sonu etkinliğinde 9-10 yaşında çocuklara takke ve başörtüsü giydirilerek mescitte protokole karşılama yaptırılmasına tepki gösterdi. Torun, yaptığı açıklamada, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e konuyla ilgili soru önergesi verdiklerini ancak yeterli bir yanıt alamadıklarını belirtti.
Torun şunlara söyledi:
“Gençlik ve Spor Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı iş birliği ile bilindiği üzere akıllara zarar bir ÇEDES projesi yürütülüyor. Bir skandal üretme projesi olarak hayata geçirildiği anlaşılan Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi bu seferde Ordumuzun, Perşembe İlçesine bağlı Kırlı Mahallesinde bulunan Kırlı İlkokulu’nda iş başındaydı. Okulun yıl sonu etkinliğinde 9-10 yaşında çocuklara takke ve başörtüsü giydirilerek mescitte protokole karşılama yaptırıldı. Okulun internet sitesinde etkinliğe ilişkin görseller paylaşıldı ancak mescitte oluşan skandal görüntülere yer verilmedi. Neden? Çocuk gelişimine aykırı bir uygulama yaptığınızı biliyorsunuz da ondan. Sarayın oyuncak haline getirdiği Milli Eğitim sisteminde birilerine yaranmaya çalışıyorsunuz da ondan. Sözünü ettiğimiz olay ne yazık ki münferit bir olay değil. Ordu Fen Lisesi müdürü sınıf başkanlarına talimat vererek Işık Cemaatine ait kitapları öğrencilere dağıtmıştı. Geçtiğimiz Şubat ayında Milli Eğitim Bakanı’na yazılı soru önergesi vererek skandala ilişkin cevaplar aradık. Sağ olsun Milli Eğitim Bakanlığı beş ay sonra verdiği cevapta ’28 Aralık 2023 tarihinde konuya ilişkin başlatılan inceleme-soruşturma çalışmalarına halen devam ediliyor’ diyerek yine bizleri şaşırtmadı. Milli Eğitim Bakanlığı, çocuklarımızı cemaat çukuruna çekmeye çalışan okul yöneticisini koruma altına alıyor, doğal olarak üst üste yeni skandallar patlak veriyor. Bunların derdi ne çevre duyarlılığı ne de manevi değerlere sahip çıkmak. Bunların derdi kan emici cemaatlere çocuk yaştan militan kazandırmak. Fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştiremediğimiz sürece çocuklarımız barış dini olan İslamiyeti doğru yaşayamayacaktır. 15 Temmuz kalkışmasından ders çıkartmayan iktidar cemaatleri kollamaya devam ettikçe bu ülke yeni 15 Temmuzlara gebe kalacaktır. Eğitimde Anayasa’ya, yasalara, bilime ve eğitimin temel ilkelerine aykırı uygulamalara son verilene kadar mücadelemiz devam edecektir. Ne FETÖ’ye ne de başka cemaat yapılarına çocuklarımızı kurban ettirmeyiz.”
]]>
CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, bölgenin geçim kaynağı olan fındık başta olmak üzere tarım ürünlerine ciddi zarar veren kahverengi kokarca böceğinin sayılarında yaşanan artışa dikkat çekti. Kokarca böceğinin geçen yıl ürünlere büyük zarar verdiğini ifade eden Torun, konuyu Meclis kürsüsünde de dile getirdi, biran önce önlem alınmasını istedi.
“İKTİDAR FINDIĞI KADERİNE TERK ETTİ”
Torun, Ordu’nun sorunlarının başında fındığın geldiğini belirterek, “Fındık temel geçim kaynağımız ama yirmi iki yıldır iktidar maalesef fındığı kaderine terk etti. Doğrudan gelir desteği vermeye başladı, 2014’ten bu yana dönüm başına sadece 170 lira. İnsaf… Yani şu anda bakıldığında aslında 800 ile 1.000 lira olması gereken destek maalesef sadaka seviyesinde kaldı, üreticiye de zaten hiçbir katkısı yok. ‘Lisanslı depoculuk’ dendi, havada kaldı, FİSKOBİRLİK zaten kapanmayla yüz yüze bırakıldı. Maalesef yirmi iki yıldır bu iktidar fındıkla ilgili hiçbir şekilde katkı sunmadı” dedi.
Fındıkta rekolte oyunlarıyla karşı karşıya olduklarını belirten Torun, “Şu anda bir karanfil sayımı gündemde, her yıl yapılır bu, bir tahminde bulunulur ‘En az 850 bin ton’ falan denir, ya 400 bin ton ya 500 bin ton civarında rekolte geliştirilir. Fiyat bu tahmine göre oluşuyor ama kaybeden kim? Üretici. Mağdur olan kim? Üretici. Tuzu kuru olan tabii bir şekilde depoluyor ama mecbur satmakta olan üreticimiz bundan çok büyük zarar görüyor” diye konuştu.
“TARIM BAKANLIĞI SADECE TAVSİYEDE BULUNUYOR”
“İktidar fındığa zarar veriyor ama bir zararlı da bu sene çıktı başımıza, kokarca, fındık üreticisinin şu anda baş belası” diyen Torun, “Geçen yıl bu sorunu gündeme getirmemize rağmen Tarım Bakanlığı bir adım atmadı” dedi. Torun şunları söyledi:
“Larva döneminde yok etmesi gereken, bu zararlıyla mücadele etmesi gereken Bakanlık şimdi üreticiye sadece tavsiyede bulunuyor ‘Şu ilacı alın, şunu kullanın.’ diye. Üreticinin tavsiyeye ihtiyacı yok, çözüme ihtiyacı var. Geçen yıl birçok bölgede üretici ciddi zarar gördü, fındığını satamadı ve sahilden itibaren üst kesimlere doğru zararlı ilerliyor. Bugün gerçekten üreticimiz çok ciddi bir sorunla karşı karşıya ama Bakanlık ne yapıyor? Uyuyor, tavsiyede bulunuyor. Üreticiye diyor ki ‘Şu ilacı al, bu ilacı al.’ Üreticinin alacak parası mı var, onunla mücadele verecek durumu mu var? Bunu soran yok ama gene yapacaklarını yaptılar.
Bakın, Gürcistan -hemen komşu ülke- aynı zararlı orada da vardı, havadan ilaçlamayla, değişik usullerle devreye girdiler ve yok ettiler ama bizde maalesef üretici gene kaderiyle baş başa kaldı. Maalesef bu yılda kokarca belasıyla karşı karşıyayız. Bir an önce Tarım Bakanlığını bir mücadeleye davet ediyoruz. Larva döneminde yapmadınız, bari hiç değilse şimdi üreticinin yanında olun, bu zararlıyla mücadele edin.”
]]>CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, Ordu’nun Çaybaşı İlçe Müdürünün Özel İlküvez Erkek Öğrenci Yurduna yaptığı ziyaret sonrasında yurtta mevzuata aykırı bir şekilde ilkokul ve ortaokul öğrencilerini tespit etmesinin ardından herhangi bir yasal işlem başlatılmamasını Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sordu.
Cumhuriyet Başsavcılığının yurtta kalan çocukların ailelerine teslim edilmesi yönündeki kararının uygulanmadığına dikkati çeken Torun, “İlçe Milli Eğitim Müdürü’ne olayın yaşandığı gün vekalet eden İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü’nün başvurusuyla nöbetçi Cumhuriyet Savcısı çocukların tutanakla teslim alınarak ailelerine teslim edilmesi talimatını vermiştir. Cumhuriyet Savcısının talimatı yerine getirilmemiş, ilgili mevzuata uygun hareket eden İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü’ne yönelik öğrenci yurdu içerisinde gerçekleştirilen sözlü ve fiili saldırılar görmezden gelinmiştir.” dedi.
“ŞUBE MÜDÜRÜNÜN CAN GÜVENLİĞİ TEHLİKE ALTINDADIR”
Torun, bir an önce hukuki işlemin başlatılması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:
“Olayın üzerinden 5 ay geçmesine karşın İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü’nün ve mağdur çocuklarımızın güvenliği hiçe sayılmış, Şube Müdürü’nün iller arası atamasına ilişkin müfettiş raporu, 30 Ocak 2024 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) ulaştığı halde halen uygulanmamıştır. Olay sonrasında ağırlıklı olarak sosyal medya üzerinden olmak üzere hakarete ve tehditlere maruz kalan Milli Eğitim Şube Müdürü’nün can güvenliği halen tehlike altındadır. Bütün hukuksuzluklara ve şiddet eylemlerine karşın İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün, görevini layığıyla yerine getirmeye çalışan MEB personelinin aleyhine bir tavır takınarak olayı örtbas etmeye ve söz konusu öğrenci yurdu yöneticilerini savunmaya çalıştığı iddia edilmektedir. İlçe Milli Eğitim Müdürü hakkında 12 Ocak 2024 tarih ve 3 sayılı soruşturma raporu ile ‘Hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak’ fiili ile aylıktan kesme cezası teklif edilmiştir. Süreçte hukuka aykırı davranan yetkililere ilişkin mevzuat çerçevesinde işlem başlatılması beklenmektedir.”
“MAĞDUR ÇOCUKLARIMIZIN CAN GÜVENLİĞİ NASIL SAĞLANMAKTADIR?”
Torun, Bakan Tekin’in yanıtlamasıni istediği soruları şöye sıraladı:
“Özel İlküvez Öğrenci Yurdunda mevzuata aykırı olarak konaklayan öğrencilere ilişkin Cumhuriyet Savcılığı talimatının uygulanmamasının sebepleri nelerdir? Talimatı uygulamayan görevliler hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır? Olay esnasında ve sonrasında sözlü ve fiili şiddete, tehditlere maruz kalan İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü’nün iller arasında atanmasına ilişkin müfettiş raporunun MEB’e ulaşmasının üzerinden 2,5 ay geçmesine karşın söz konusu atama neden yapılmamıştır? İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü’nün ve mağdur çocuklarımızın can güvenliği nasıl sağlanmaktadır? Süreçte hukuksuzluğu örtbas etmeye çalıştığı ve yurt yöneticilerini savunduğu iddia edilen İlçe Milli Eğitim Müdürü’ne ilişkin herhangi bir işlem başlatılması düşünülmekte midir? Devletin itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunan İlçe Milli Eğitim Müdürü halen İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevine nasıl devam edebilmektedir? Söz konusu özel öğrenci yurdu ve süreçte görevlerini yerine getirmeyen devlet görevlilerine ilişkin bundan sonra izlenecek yol haritasını açıklar mısınız?”
]]>Manisa’nın Soma ilçesinde yaşayan emekli vatandaşlar, bayramda torunlarına harçlık bile vermekte zorlandıklarını söyledi. Bir emekli, “Hangi emekli memnun olmuş da ben olayım? Pazara zaten akşamüstü gidiyoruz, döküntüleri toplamaya. Bir kilo ıspanak 50 lira. Ot ama ne yapacaksın almaya mecbursun. Bu sene emeklilere en kötü yılı. 2 tane torunum var biri 20 yaşında biri 16 yaşında 50’şer lira zor para verdim bayram harçlığı. Ne yapar 20 yaşındaki torun 50 lirayla ancak bir kahve içer” dedi.
Manisa’nın Soma ilçesinde yaşayan emekliler hayat şartlarından dert yandı. Ramazan Bayramı’nda evde olduklarını, torunlarına harçlık bile veremediklerini söyleyen emekliler, Kurban Bayramı’nda ise kurban kesmelerinin mümkün olmadığını ifade etti.
“TORUNLARIMIZA BİR ŞEY VEREMEDİK”
Emekli bir vatandaş, “10 bin lira maaş alıyorum. Hayat pahalılığı… Maaşımdan hariç 12 saat çalışırsam geçinebiliyorum. Peynir 250 gram alıyorum, etin zaten yanından geçince şekerim, tansiyonum yukarı çıkıyor. Torunlara istediğimiz gibi harçlık veremedik. Yok ki, keşke olsa da bol bol versek içimizden geçen gibi” dedi. Başka bir emekli, “15 bin lira maaş alıyorum. Yetmiyor, memnun değilim. Bitmiş emekli, bitmiş… Ayda 250 gram peynir alıyoruz. Bayramda hiçbir şey yapmadık. Hiçbir yere gitmeden evde geçirdim. Torunlarımıza hiçbir şey veremedik. Torunlar gelmedi zaten biz de gidemedik” diye konuştu.
“ETİ BIRAK SÜTÜ ZOR GÖRÜYORUZ”
Marul satarak ek iş yapan emekli vatandaş, “11 bin 800 lira maaş alıyorum. Bayramda işte marul satıyoruz, marul satarak geçiriyoruz. Emekli maaşı yetmediği için marul satıyoruz, yapacak bir şey yok. Ek gelir yapıyoruz böyle. Torun geldi gitti. Elimizden geldiği kadar az çok harçlık verdik. Ne yapalım, biz yemeyeceğiz onlara vereceğiz. Kurbanda ne yapacağız; evde oturacağız. Eti kasapta, peyniri de rafta görüyoruz. 400 lira peynir… Nasıl alacaksın, alınır mı? Eti bırak sütü zor görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Emekli vatandaş İbrahim Aydoğan, “10 bin lira maaş alıyorum, hayatta yetmiyor. İki tane çocuğum var okuyor. EYT’den emekli oldum, hiçbir şekilde yeterli gelmiyor bana. Büyük ihtimalle öleceğiz böyle. Et olarak tavuktan başka bir şey alamıyoruz, kırmızı eti görmüyoruz zaten. Peyniri toptan alırsak daha uyguna geldiği için 3-5 kiloluk toptan alıyorum” dedi.
“KEMERİ SIKMAYA DEVAM EDİYORUZ”
Pazara gitmekte bile zorlandıklarını belirten emekli, “10 bin lira alıyorum. Herkes nasıl idare ediyorsa öyle idare ediyoruz, kemeri sıkmaya devam. Valla ben bir şey demiyorum artık Allah’a havale ettik. Torun var, 50 lira harçlık verdim ancak. Pazara zaten girmiyoruz ki, akşamüstü gidiyoruz çürüklerini toplamak için. Eti unuttuk da peyniri de en ucuzundan alıyoruz” dedi.
Madenden emekli bir vatandaş ise, “11 bin maaş alıyorum, memnun değilim. Yerin yedi kat altında çalışmışım, haksızlık, adaletsizlik var. Bu bize hak mı, reva mı yani? Hayat şartları ağır, zor. Biz çalışmazsak açız. Asgari ücretle çalışıyoruz ancak kendimizi geçindiriyoruz emekli olduğumuz halde. Emekli bu bayramda hiçbir şey yapamadı. Ağaç gölgesinde, söğüt gölgesinde oturdu. 3 tane torunum var hiçbir şey yapamadım. Ancak birer çift çorap aldım” ifadelerini kullandı.
“PAZARA DÖKÜNTÜLERİ TOPLAMAYA GİDİYORUZ”
Pazardan arta kalanları aldıklarını ifade eden emekli, “Hangi emekli memnun olmuş da ben olayım? Pazara zaten akşamüstü gidiyoruz, döküntüleri toplamaya. Bir kilo ıspanak 50 lira. Ot ama ne yapacaksın almaya mecbursun. Emekli Kurban’da ancak horoz keser. Bir kuzu bile 20 bin lira. Bu sene emeklilere en kötü yılı. 2 tane torunum var biri 20 yaşında biri 16 yaşında 50’şer lira zor para verdim bayram harçlığı. Ne yapar 20 yaşındaki torun 50 lirayla ancak bir kahve içer” dedi.
Emekli vatandaş Cafer Topal, “10 bin lira emekli maaşı alıyorum. 10 bin lira ile Saray geçinebiliyorsa biz de geçinelim. Bayram evde yatarak geçti. Torunumuza, çoluk çocuğumuza harçlık vermeden geçti. Çocuklarımıza mahcup olduk. Cebimizde para olmayınca 10 bin lirayla nereye gidebiliriz ancak 10 adım yürüyebiliriz. 10 adımdan sonra cep boş” diye konuştu.
Emekli Derviş Akyüz ise, “Emekli maaşım 10 bin lira. Kiram zaten 5- 6 bin. Ramazan Bayramını hüsranla geçirdik, iş Kurban Bayramına kaldı. Kurban alma şansım zaten sıfır. Bu maaşla kurban alamayız. Kurban hisseleri şu anda 20- 22 bin liradan aşağı yok. 2024 emekli yılı olacak dediler, şu anda emekli 2024’ü kaos yaşıyor. Emeklerinin artık yaşama şansının olduğunu hissediyorlar mı, hissetmiyorlar mı? Emekli ölmüş durumdadır” dedi.
]]>Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Torun’un gerçekleştirdiği ‘Metaverse ve Pazarlama’ konulu sohbet katılımcılar tarafından büyük bir ilgi ile dinlendi. Pazarlamanın 1980 sonrası tüketici haklarının gelişmesi, bilincin artması ile satış evresinin çok sürmeyeceği bir çıkmaza girdiğini söyleyen Torun, artık tüketicilerin baskıcı satış çalışmalarından yorulmuş, tüketimlerini azaltma yoluna gitmiş ve doygunluğa ulaşmış olduklarını ifade etti. Pazarlama uygulayıcıları tarafından yeni yaklaşımlar konusunda arayışlar ortaya çıkmaya başladığını belirten Torun, bu arayışların bir yansıması olan Alp-Germen yaklaşımının ilişkisel pazarlama yaklaşımı olduğunu dile getirdi.
“Web 2.0 etkileşime dayalı bir sistemi getirmiştir”
İlişkisel pazarlama yaklaşımının temelini tüketiciye değer katacak ilişki ağlarının oluşturduğunu aktaran Torun, “İlişki ağları yoluyla tüketici bilgisayar ağını kurarken uygulayıcıların karşısında herkese ulaşabilme problemi çıkmıştır. Bu noktada ilişki oluşturabilmek adına elektronik ortamlardan oldukça yararlanmaya başlamışlar, televizyonlar, radyolar, sinema, tiyatro, konserler ve bunun gibi birçok medya içerisinde tek yönlü iletişimi başlatmışlardır. Ancak iletişimin tek yönlü olması geri dönüş noktasında başarıyı ölçmede sorunları beraberinde getirmiştir. 1975 yılında ARPA-net projesi olarak ortaya çıkan internet, yaygınlığı küresel anlamda 1990’ların sonunda bilişim teknolojilerinin yaygınlaşması ile yakalamıştır. Bu yaygınlıkla beraber tüketicilerin de dahil olabileceği web 2.0 ortaya çıkmış ve tüketicilerin daha çok vakit geçirdiği bir alanı oluşturmuştur. Tüketicilere yönelik pazarlama faaliyetlerinin bu alanlara kaydırılmasında da tam olarak bu sebep vardır. Ttüketicileri dinleme, anlama ve onlarla etkileşim kurmak. Çünkü web 2.0 etkileşime dayalı bir sistemi getirmiştir. Bu dönemlerde 1992 yılında bilim kurgu yazarı olan Stephenson Snow, ‘Crash’ adlı romanını çıkarmış ve interneti bir ileri boyuta soyut olarak taşımıştır. Yazara göre artık insanlar sadece internette gezinmeyecek, yaşayacaktır da” dedi.
“Pazarlama uygulayıcılarının Metaverse’e ilgisi artıyor”
Metaverse isminin verildiği sanal dünyada avatarlar ile insanların hayat kuracağından ve fiziksel ile sanal dünyanın ayrılmaz parça haline geleceğinden bahseden Torun, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Bu fikirden yıllar sonra Metaverse benzeri ‘Second Life’ ortaya çıkmış ve kullanıcılarına yeni bir yaşam deneyimi vaat etmiştir. Sonrasında ortaya çıkan sosyal medya uygulamaların temeli de aslen yeni bir hayat ve bilinirlik üzerine kurgulanmıştır. Bu sosyal medyadaki yaygınlık ve ilişkisel pazarlama anlayışına yeni bir etkileşim yolu kazandırmıştır. Firmalar ve aynı kişiler gibi bu sosyal mecralarda yer alarak tüketicilerle etkileşim kurmaya ve ilişki ağları oluşturmaya başlamıştır. Metaverse ise daha yeni bir terimdir. Arttırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik, yapay zeka, kripto para ve avatar gibi kavramları bünyesinde birleştiren Metaverse’e ilgi gün geçtikçe pazarlama uygulayıcıları tarafından artmaktadır. Metaverse NFT satışları, avatar dizaynları, ürün geliştirme, veri madenciliği gibi birçok avantajı ile birlikte hem tüketicilere ulaşma hem de marka iletişimi için bulunmaz bir fırsat olmaktadır. Metaverse uygulayıcılara tüketiciyi yakından keşfetme ve onlarla arkadaşlık kurabilme imkanlarını beraberinde getirmiştir.”
Çok sayıda soru ve cevap yapılmasının ardından Eskişehir Türk Ocağı Şube Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal’ın konuşmacı Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolga Torun’a şükran beratı takdimi etmesiyle program sona erdi. – ESKİŞEHİR
]]>Ordu Barosu Başkanı Sibel Torun, kentte, son günlerde, avukatların isimleri, ünvanları ve fotoğrafları kullanılarak vatandaşların dolandırılmaya çalışıldığını açıkladı. Son olarak 10 Ocak’ta baro üyesi bir avukatın ismi ve fotoğrafı kullanılıp WhatsApp’tan ismi açıklanmayan vatandaşa müstehcen videoları olduğuna yönelik mesaj atılıp, kendisinden para talep edildiğini söyledi. Kişinin avukata ulaşmasıyla konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını belirten Torun, “Son dönemlerde sosyal medya üzerinden dolandırıcılık çok revaçta ve biz de bu alanda meslektaşlar olarak nasibimizi almış durumdayız. Son olarak yine bir meslektaşımızın ünvanı ve fotoğrafı kullanılarak, bir vatandaşın hakkında soruşturma yürütüldüğü, hakkında bazı müstehcen videolar olduğu ve kendisinden bir para talep edildiğiyle ilgili bir ihbar geldi. Bu ihbar üzerine biz de gerekli mercilere suç duyurusunda bulunduk. Sosyal medya hesabımızdan duyuru yaparak vatandaşlarımızı ve meslektaşlarımızı uyardık. Bu ilk değil. Daha öncelerinde de bazı meslektaşlarımızın isimleri kullanılmak suretiyle uzlaştırma bürosundan arıyoruz, ara buluculuk bürolarından veya şu hukuk bürosundan arıyoruz diyerek şu kadar borcunuz vardır, bize öderseniz şöyle indirim yapacağız şeklinde bazı şikayetler de bize geldi. Vatandaşlarımız her duydukları ve her gördükleri mesajlara itibar etmesinler. Baromuzun sitesinden avukat olup olmadıklarını veya baromuzu arayarak teyit etmelerini istiyoruz. Ayrıca, bu anlamda borcu olup olmadığını da sorgulayarak teyit etmelerini talep ediyoruz” diye konuştu.
‘SAHTE NUMARALAR VE ADRESLER KULLANILIYOR’
Sahte telefon numarası ve adres kullanılması nedeniyle şüphelilere ulaşılamadığını kaydeden Torun, “Son olayda paradan ziyade uygunsuz görüntüleri olduğu, bu görüntülerin başka insanlara da gönderileceğiyle ilgili bir mesaj gönderilmiş. Durumdan şüphelenen vatandaşımız, ismi kullanılan avukat arkadaşımıza ulaşıyor. Meslektaşımız da bu konuyla ilgili bize başvuru yaptığı için ilgili işlemleri yaptık. Son dönemlerde aslında çok faydalı olarak kullanabileceğimiz sosyal medya ne yazık ki dolandırıcıların yeni meskeni haline geldi. Bundan önceki konularla ilgili yapmış olduğumuz şikayetlerde henüz bu kişilere ulaşamadık. Çünkü sahte numaralar kullanılarak, sahte adresler veriliyor. Bu son şikayetimiz daha çok yeni. Soruşturmayı baro olarak da takip ediyoruz” ifadelerinde bulundu.
‘HER MESAJA İTİBAR EDİLMEMELİ’
Torun, vatandaşlara dikkatli olmaları uyarısında bulunarak, şöyle konuştu: “Bu konuda İçişleri Bakanlığı tarafından, hem Adalet Bakanlığı tarafından, sürekli uyarılar yapılıyor. Sürekli kamu spotları paylaşılıyor. Öncelikle iş, vatandaşa düşüyor. Vatandaşın çok sağlıklı davranması gerekiyor. Bunun yanı sıra sosyal medyanın daha güvenilir bir hale getirilmesi gerekiyor. Bunu da artık iletişim uzmanları çözecektir. Ama en büyük görev vatandaşa düşüyor. Her duydukları indirim mesajlarına, borçlusunuz mesajlarına veya terör örgütü tarafından aranıyorsunuz mesajlarına itibar etmesinler. Özellikle hiçbir avukat mesaj çekerek, ‘Hakkınızda bir soruşturma vardır’ diyerek, bilgilendirme yapmaz. Hiçbir avukat, ‘Hakkınızda soruşturma vardır, bana şu kadar para yatıracaksınız’ demez. Avukatlar dosyalarıyla, dilekçeleriyle ve resmi yollarla konuşur. O yüzden avukat tarafından gönderildiğini iddia ettikleri mesajlara, maillere itibar etmemelerini diliyorum.” (DHA)
]]>ORDU Barosu Başkanı Sibel Torun, avukatların isim ve fotoğraflarının kullanılarak dolandırıcılık yapıldığını söyleyerek uyarıda bulundu. En son baro üyesi bir avukatın ismi ve fotoğrafı kullanılıp WhatsApp’tan ismi açıklanmayan vatandaşa müstehcen videoları olduğuna yönelik mesaj atılıp, kendisinden para talep edildiğini ifade eden Torun, konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını belirtti.
Ordu Barosu Başkanı Sibel Torun, kentte, son günlerde, avukatların isimleri, ünvanları ve fotoğrafları kullanılarak vatandaşların dolandırılmaya çalışıldığını açıkladı. Son olarak 10 Ocak’ta baro üyesi bir avukatın ismi ve fotoğrafı kullanılıp WhatsApp’tan ismi açıklanmayan vatandaşa müstehcen videoları olduğuna yönelik mesaj atılıp, kendisinden para talep edildiğini söyledi. Kişinin avukata ulaşmasıyla konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını belirten Torun, “Son dönemlerde sosyal medya üzerinden dolandırıcılık çok revaçta ve biz de bu alanda meslektaşlar olarak nasibimizi almış durumdayız. Son olarak yine bir meslektaşımızın ünvanı ve fotoğrafı kullanılarak, bir vatandaşın hakkında soruşturma yürütüldüğü, hakkında bazı müstehcen videolar olduğu ve kendisinden bir para talep edildiğiyle ilgili bir ihbar geldi. Bu ihbar üzerine biz de gerekli mercilere suç duyurusunda bulunduk. Sosyal medya hesabımızdan duyuru yaparak vatandaşlarımızı ve meslektaşlarımızı uyardık. Bu ilk değil. Daha öncelerinde de bazı meslektaşlarımızın isimleri kullanılmak suretiyle uzlaştırma bürosundan arıyoruz, ara buluculuk bürolarından veya şu hukuk bürosundan arıyoruz diyerek şu kadar borcunuz vardır, bize öderseniz şöyle indirim yapacağız şeklinde bazı şikayetler de bize geldi. Vatandaşlarımız her duydukları ve her gördükleri mesajlara itibar etmesinler. Baromuzun sitesinden avukat olup olmadıklarını veya baromuzu arayarak teyit etmelerini istiyoruz. Ayrıca, bu anlamda borcu olup olmadığını da sorgulayarak teyit etmelerini talep ediyoruz” diye konuştu.
‘SAHTE NUMARALAR VE ADRESLER KULLANILIYOR’
Sahte telefon numarası ve adres kullanılması nedeniyle şüphelilere ulaşılamadığını kaydeden Torun, “Son olayda paradan ziyade uygunsuz görüntüleri olduğu, bu görüntülerin başka insanlara da gönderileceğiyle ilgili bir mesaj gönderilmiş. Durumdan şüphelenen vatandaşımız, ismi kullanılan avukat arkadaşımıza ulaşıyor. Meslektaşımız da bu konuyla ilgili bize başvuru yaptığı için ilgili işlemleri yaptık. Son dönemlerde aslında çok faydalı olarak kullanabileceğimiz sosyal medya ne yazık ki dolandırıcıların yeni meskeni haline geldi. Bundan önceki konularla ilgili yapmış olduğumuz şikayetlerde henüz bu kişilere ulaşamadık. Çünkü sahte numaralar kullanılarak, sahte adresler veriliyor. Bu son şikayetimiz daha çok yeni. Soruşturmayı baro olarak da takip ediyoruz” ifadelerinde bulundu.
‘HER MESAJA İTİBAR EDİLMEMELİ’
Torun, vatandaşlara dikkatli olmaları uyarısında bulunarak, şöyle konuştu:
“Bu konuda İçişleri Bakanlığı tarafından, hem Adalet Bakanlığı tarafından, sürekli uyarılar yapılıyor. Sürekli kamu spotları paylaşılıyor. Öncelikle iş, vatandaşa düşüyor. Vatandaşın çok sağlıklı davranması gerekiyor. Bunun yanı sıra sosyal medyanın daha güvenilir bir hale getirilmesi gerekiyor. Bunu da artık iletişim uzmanları çözecektir. Ama en büyük görev vatandaşa düşüyor. Her duydukları indirim mesajlarına, borçlusunuz mesajlarına veya terör örgütü tarafından aranıyorsunuz mesajlarına itibar etmesinler. Özellikle hiçbir avukat mesaj çekerek, ‘Hakkınızda bir soruşturma vardır’ diyerek, bilgilendirme yapmaz. Hiçbir avukat, ‘Hakkınızda soruşturma vardır, bana şu kadar para yatıracaksınız’ demez. Avukatlar dosyalarıyla, dilekçeleriyle ve resmi yollarla konuşur. O yüzden avukat tarafından gönderildiğini iddia ettikleri mesajlara, maillere itibar etmemelerini diliyorum.”
]]>