İzmir Büyükşehir Belediyesi ve TÜM BEL-SEN arasındaki TİS görüşmelerinin tıkanmasının ardından yeniden başlayan eylemler devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, ESHOT ve İZSU Genel Müdürlüklerinde görevli memurlara ödenen sosyal denge tazminatı konusu krize neden olmuş ve işçiler geçtiğimiz ay şiddet boyutuna varan eylemler gerçekleştirmişti.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Sayıştay raporlarını işaret ederek yasal sınırın üzerine çıkamayacağını belirtirken işçilerin talepleri sonrasında yeni bir formül bulunmuştu. Tugay, SDS için yasal sınırın aşılması için Büyükşehir Meclisi’nden yetki almış ve yeniden başlayan görüşmelerse personele 16 bin 750 lira SDS teklif edilmişti. Ancak sendikanın teklifi kabul etmemesiyle TİS masası yeniden devrilmiş ve büyükşehir memurları yeniden eyleme çıkmışlardı.
Büyükşehir’de çalışan memurlar, eylemlerinin 3.gününde bugün tam gün iş bıraktı. İş bırakan memurlar, Büyükşehir hizmet hollerinden başlayarak sloganlar eşliğinde CHP İzmir İl Başkanlığı’na yürüdü.
Sendika temsilcileri, İl Başkanlığı’nda CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ile görüşme gerçekleştirdi.
Görüşmenin ardından Tüm Bel-Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Cevdet Keleş, açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Belediye emekçileri haklarına sahip çıkmak için sendikal, anayasal ve demokratik haklarını kullanarak, her geçen gün kitleselliği artan eylemler gerçekleştirmiştir. Emekçiler kazanılmış haklarından vazgeçmeyeceğini her gün yaptıkları eylemlerle göstermiştir. Sayın Tugay, emekçilerin kararlı tutumu karşısında temmuz ayında yapılan Belediye Meclis Toplantısı’na yasal sınırın üstünde toplu sözleşme yapmak için yetki istemiş, Belediye Meclisi’nde grubu bulunan tüm partilerin oy birliği ile kendisine yetki verilmiştir. Ancak Sayın Tugay, kazanılmış haklarınızı koruyarak ve memur maaşlarına gelen zamları yansıtarak sizinle toplu sözleşme yapmak istiyorum ancak CHP Genel Merkezi’nden onay bekliyorum diyerek, İzBB Meclisi’nin verdiği yetkiyi yeterli görmemiş olacak, bir de CHP Genel Merkezi’nden yetki alma ihtiyacı duymuştur.
“İktidara giden yolun yerel yönetimlerden geçtiğini kendilerine hatırlatmak isteriz”
CHP Genel Merkezi, ülkede yaşanan yüksek enflasyon ve ekonomik kriz nedeniyle halkın yoksullaştığını, alım gücünün düştüğünü ve halkın geçinemediğini her gün televizyon ekranlarından ifade etmesine rağmen, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın onay verirseniz enflasyon artışlarını dahil ederek memurlarla toplu sözleşme yapmak istiyorum talebine, 21 ay boyunca hiç artış olmadan sözleşme yapacaksın demiştir.
İktidara yürüdüğünü iddia eden bir partinin, yaklaşık 2 yıl boyunca hiç artış yapılmadan toplu sözleşme dayatmasında bulunması, yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır sözünü hatırlatıyor. Biz de iktidara giden yolun yerel yönetimlerden geçtiğini kendilerine hatırlatmak isteriz. Buradan ifade etmek isteriz ki, belediye emekçileri hiçbir baskıya boyun eğmemiştir, emekçilerin haklarına yapılan saldırı kimden gelirse gelsin mücadele etmiştir. Buradan CHP Genel Merkezi’ni emekçileri, sendikaları, toplu sözleşme masasını yok sayan bu kararından vazgeçmeye çağırıyoruz. Özgür toplu sözleşme masasının kurulması ve demokratik ortamın yaratılması için kendilerini göreve davet ediyoruz. Belediye emekçileri mücadele ederek, bedeller ödeyerek kazandığı haklarının gasp edilmesine asla müsaade etmeyecektir. Gasp edilen haklarımız iade edilene ve özgür toplu sözleşme masası kurulana kadar, İzmir ve Ankara’nın her yeri mücadelemizin merkezi olacaktır.”
]]>Tasarruf tedbirleri kapsamında memurların haklarının kısıtlandığına dikkat çeken Memur Sen’e bağlı Büro Memur Sen Manisa Şube Başkanı Murat Özkan, hükümetin tasarruf adı altında kamu çalışanlarını mağdur ettiğini söyledi.
Kamuda uygulanacak tasarruf tedbirleri paketi hakkında sendikalar olarak itirazlarını içeren maddeleri zaman içerisinde paylaştıklarını anlatan Özkan, “Kamu görevlisi arkadaşlarımızın karşı karşıya kaldıkları onlarca çözüm bekleyen problemlerden, çözümü kolay ve bunun için kamu idaresi tarafından sözleri verilmiş, gecikmesi kangrene neden olabilecek, acil çözüm bekleyen, kamu çalışanlarının tümünü ya da ekseriyetini etkileyen öncelikle 1. dereceye gelmiş devlet memurlarına 3600 ek gösterge verilmesi, Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilen toplu sözleşme ikramiyesinin yeniden verilmesi, yardımcı hizmetler sınıfının kaldırılması, fahiş kira artışları ve yaşanılan hayat pahalılığı karşısında devlet memurlarına yapılacak kira yardımı, fazla çalışma ile resmi tatil ve bayram günlerinde yapılan çalışmaların karşılığının ödenmesi, tasarruf tedbirleri kapsamında iptal edilecek olan servis hizmetinin devamının sağlanması şeklindedir. 3600 ek gösterge konusu ilk defa 6. Dönem Toplu Sözleşme’de karara bağlanan, ilk olarak 4 meslek grubuyla sınırlı tutulan ve 7. Dönem toplu sözleşmede ‘1. dereceye yükselmiş kamu görevlilerinin 3600 ek göstergeden yararlanması hususunda yetkili Konfederasyon olarak Memur-Sen’le ortak çalışma yapılması’ şeklinde karara bağlanan ve Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından meydanlarda defaatle sözü verilen bir husustur. 7. Dönem Toplu Sözleşmesinden 9 ay ve verilen sözlerden 1 Yıl geçmiş olmasına rağmen halen herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Toplu Sözleşme ikramiyesi, ilk toplu sözleşme yani 2012 Yılından itibaren var olan HAK’tır. Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yüzde 2 sınırlaması sebebiyle AYM’ye başvurması neticesinde 2024 Mart ayında bir bütün olarak iptal edilmiştir. İptal sonrası Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının ‘kamu görevlilerinin kazanılmış haklarını kimseye yedirmeyecekleri’ beyanları neticesinde en kısa zamanda çözüme kavuşması beklentimizken, ilk torba yasada yer almadığını görmek derin bir hayal kırıklığına neden olmuştur. Toplu Sözleşme İkramiyesinin geri verilmemesi, karşılığı 2024 bütçesinde yer alan 330 TL’nin sendika üyesi her bir kamu görevlisinin cebinden çıkması anlamına gelmektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından AYM kararının bir fırsat olarak değerlendirilmesi Türkiye Cumhuriyeti gibi büyük bir devletin yöneticilerine hiç yakışmamıştır. Sinekten yağ çıkarılacaksa da bunun yeri ve kaynağı kamu görevlilerinin kazanılmış hakları olmamalıdır. Kamuda Yardımcı Hizmetler Sınıfında yaklaşık olarak 110 bin devlet memuru görev yapmaktadır. Bunların ekser çoğunluğu, bu hizmet sınıfındaki işlerden daha çok Genel İdare Hizmetleri ve Teknik Hizmetler Sınıfının görev alanına giren işlerde istihdam edilmektedir. 657 Sayılı Kanunun ilk hazırlandığı yıllarda YHS personeli tarafından yapılan işler, halihazırda işçiler eliyle görülmektedir. Net olarak tanımlanmamış bu görevlerin farklı statü ve ücret gruplarında yer alan kişiler tarafından yapılması kaçınılmaz çatışmalara ve memnuniyetsizliğe neden olmaktadır. YHS günümüz gerçekleri ve ihtiyaçları dikkate alınarak ortadan kaldırılmalı ve bu hizmet sınıfında görev yapan memurlar, eğitim durumları ve görev alanları esas alınarak GİH ya da THS’na geçirilmelidir.” dedi.
“Büyükşehir tazminatı olmalı”
Açıklamasında yapılması gerekenlerden de bahseden Özkan, “Bir türlü durdurulamayan hayat pahalılığı, var olan enflasyonist ortam sonucunda oluşan fahiş kira fiyatları özellikle büyükşehirler ve kıyı kentlerinde kamu görevlilerinin istihdam ve görevde tutulmasını zorlaştırmakta, buralarda görev yapanlarında maaşlarının yarıdan fazlasının ev kirasına gitmesine neden olmaktadır. Bu nedenle, öncelikle büyükşehirlerde görev yapan kamu personeline büyükşehir tazminatı olmalı, müteakiben benzeri olumsuz ekonomik şartların görüldüğü diğer illere de devlet memuru aylık katsayısına bağlanarak kira tazminatı olmalıdır. 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununda kamu görevlilerinin fazla çalışma saat ücreti 10 TL olarak belirlenmiştir. Toplu Sözleşme kazanımlarıyla bu tutar 50 TL’ye çıkabilmektedir. En yüksek hali bile emeğin karşılığı olmaktan çok uzaktır. Sayın Cumhurbaşkanımıza sunumu yapılan son vergi reformunda yer alan ve Hazine ve Maliye Bakanlığının vergi toplayıcılar için ön gördüğü 280 TL/saat fazla çalışma ücreti bu gerçeğin itirafı olması ve makul rakamın tespiti açısından kıymetlidir. Ayrıca, günün 24 saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde vardiya usulüyle çalışan 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanları, koruma ve güvenlik görevlisi vb. Devlet memurlarının resmi tatil, idari izin ve bayram tatillerine denk gelen çalışmaları normal çalışma olarak kabul edilmekte, bu çalışmalar karşılığı her hangi bir ilave ücret ya da izin verilmemektedir. Kamu ya da özel sektörde bu işi yapan işçi statüsünde ki kişiler, çalışma mesailerine göre özellikle idari izin, resmi tatil ile dini bayram günlerinde yaptıkları çalışmalar karşılığı, 1, 2 hatta 3 kat zamlı mesai ücreti almakta, devlet memuru ve sözleşmeli olarak bu görevi ifa edenler ise, bu ve benzeri haklardan faydalanamamaktadır. Kamu görevlisi arkadaşlarımızın da, bu zamanlarda yaptıkları çalışmalar için fazla çalışma olarak değerlendirilip farklı bir fazla çalışma ücreti ya da farklı bir ilave izin verilmek suretiyle çalışmalarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Hak, adalet ve demokrasi bilinciyle görevimiz; temsil ettiğimiz tüm kamu görevlilerinin haklı taleplerinin sesi olmak için çalmadık kapı bırakmamak ve yasaların tanımladığı görev, sorumluluk ve izinler çerçevesinde bugün itibarıyla bu taleplerimiz için eylemlilik sürecini başlatıyoruz. Daha önce de böyle bir süreci yaşadık; yollara, meydanlara indik ve mücadelemiz sonrası kazandık. Şimdi yeniden ülke genelinde bir eylem takvimini bugün itibarıyla başlatıyoruz. Bu eylem sürecini de siz değerli basın mensupları aracılığıyla teşkilatımıza, kamu çalışanlarımıza ve kamuoyuna açıklıyoruz.” şeklinde konuştu.
“Yürüdük yine yürürüz”
Murat Özkan açıklamalarını şöyle tamamladı: “Geçtiğimiz hafta Tüm Türkiye genelinde Büro Hizmet kolunda bulunan 51 kurum ve kuruluşta 350 bin kamu çalışanı ile omuz omuza bir hafta boyunca taleplerimizi içeren kokartları yakamızda taşıyacağımızı açıkladık ve bugüne kadar da taşıdık. Bu hafta eylemimiz ise ülke genelinde, bütün şubelerimizce gerçekleştireceğimiz kitlesel basın açıklamalarımız ve taleplerimizi içeren imza kampanyasını başlatmaktır. Belirlediğimiz tarihe kadar bu taleplerimizin gerçekleşmemesi halinde, yürüme eylemi gerçekleştireceğiz. 3600 Ek gösterge talebimizi, 3 milyon 600 bin adım atarak Bolu’dan Ankara’ya yürüyerek tekrar gündeme taşıyacağız. Yürüdük, yine yürürüz. Yeter ki, kamu görevlilerinin kazanımları gasp edilmesin. Yeter ki, kamu görevlilerinin haklı talepleri kazanıma dönüşsün. Elimizden alınan kazanımlarımız geri verilinceye, taleplerimiz kazanıma dönüşene kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz.” – MANİSA
]]>SGK İzmir Müdürlüğü önünde yapılan açıklamada, kamu çalışanlarının ve emeklilerinin tasarruf tedbirlerine dayanacak gücü olmadığı belirtilerek, ülkedeki ekonomik şartlar karşısında tasarruf değil, bir an önce ek tedbirler alınarak memur ve emeklilerin rahatlatılması gerektiği vurgulandı.
Türkiye Kamu Sen İzmir İl Temsilcisi İrfan Toksoy’un okuduğu basın açıklamasında,”Tasarruf tedbiri adı altında çalışanlarımızın kazanılmış haklarının kısıtlanmasına, toplu sözleşme hükümlerinin yok sayılmasına karşıyız. Kamu çalışanlarının haklarına yönelik düzenlemelerin kamu bütçesine katkı yapmayacağı aksine olumsuz sonuçlar doğuracağı inancındayız. Özellikle kamuda servis hizmetlerinin kaldırılması hem ekonomik hem de hukuki boyutları bakımından sorunlu bir uygulama olacaktır” denildi.
“Toplu sözleşmenin özerkliğine aykırı”
Kamu çalışanlarına servis hizmetinin toplu sözleşme ile karar altına alındığı belirtilerek, tek taraflı olarak idari bir kararla iptal edilmesinin toplu sözleşme özerkliğine aykırı olduğu vurgulandı. Açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
“Servis hizmetlerine ve toplu taşım kartlarına ilişkin olarak toplu sözleşme ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları bulunmaktadır. Bu kararlar, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın uygulanırlar. Dolayısıyla kanun hükmündedirler. Kanun hükmündeki bir uygulamanın normlar hiyerarşisinde daha aşağıda bulunan genelge ile kaldırılması hukuki değildir. Kaldı ki toplu sözleşme ile karar altına alınmış bir konunun, tek taraflı olarak idari bir kararla iptal edilmesi toplu sözleşmenin özerkliğine de aykırıdır. O halde bütün toplu sözleşme hükümlerini iptal etmek mümkün hale gelecek, toplu sözleşmelerin hiçbir geçerliliği kalmayacaktır. Kamu çalışanlarımızın kazanılmış hakkı olan servis hizmetlerinin kaldırılmasının önüne geçmek, sendikacılığın geleceğini korumak ve toplu sözleşmenin hukuki gücünün korunmasını sağlamak adına, bu hükmün iptal edilmesi için geçtiğimiz gün yargıya başvurduk. İnşallah yüce Türk adaleti, en hakkaniyetli kararı verecek ve on binlerce kamu çalışanımızın mağdur edilmesini, hukuka uygun olmayan düzenlemelerle hakların geriletilmesini önleyecektir. Kamu görevlilerinin kazanılmış hakları olan giyim yardımı ile fazla mesailere sınır getirilmesi gibi uygulamalar da doğru olmamıştır. Bundan sonra da uygulama aşamasına geçildiğinde yine tasarruf genelgesinde yer alan lojman kiraları, giyim yardımlarının kısıtlanması, kamuda en önemli konulardan bir tanesi olan hizmet araçları alımının durdurulması gibi konularda da yargı yoluna başvuracağız.”
Memur ve emekliler için ek tedbir çağrısı
Kamu çalışanlarının hakları üzerinden tasarruf sağlama imkan ve ihtimali bulunmamaktadır.Tasarruftan önce adalet sağlanmalıdır. Külfeti kamu çalışanına ödetmeden önce nimetten de çalışanlarımıza pay verilmelidir. Yemediği yemeğin faturasını ödemek ne derece hakkaniyetlidir? Bu nedenle milyonlarca memur ve memur emeklisinin beklentilerinin karşılanmasını verilen sözlerin hayata geçirilmesini istiyoruz. Kamu çalışanlarının ve emeklilerimizin sorunu çok, tasarruf tedbirlerine dayanacak gücü yoktur. Bu ekonomik şartlar karşısında tasarruf değil bir an önce ek tedbirler alınarak memurlar ve emekliler rahatlatılmalıdır.”
“Emeğin hakkından tasarruf olmaz”
Özellikle hayatın gerçekleriyle uyuşmayan, çalışma hayatıyla ilişiği kalmayan memur emekli maaşlarının iyileştirilmesini, 12 bin TL tutarındaki ilave ek ödemenin emekli maaşlarına da yansıtılmasını bekliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da taahhüdü olan birinci dereceye gelen tüm kamu çalışanlarının ek göstergelerinin 3600’e yükseltilmesi için gerekli çalışmanın bir an önce yapılmasını, Cumhurbaşkanımızın sözünün daha fazla sürüncemede bırakılmamasını istiyoruz. Anayasa Mahkemesince haksız bir kararla iptal edilen toplu sözleşme ikramiyesinin, sendika üyesi kamu çalışanlarına tekrar ödenerek ortaya çıkan mağduriyetin giderilmesini, 2 milyon kamu çalışanının elinden alınan aylık 345 TL ödemenin iadesini istiyoruz. Vergi dilimlerindeki adaletsizliğin giderilmesini ve çalışanlarımızın gelir vergisi oranlarının yüzde 15’e sabitlenmesini bekliyoruz. Yardımcı hizmetler sınıfındaki personelin genel idare hizmetleri sınıfına alınarak, bu sorunun bütünüyle gündemden çıkarılmasını istiyoruz. Hem ilk atamalarda hem de görevde yükselme sınavlarında mülakatın kaldırılmasını, atama, görevde yükselme ve unvan değişikliklerinde adalet, hakkaniyet ve liyakate göre hareket edilmesini bekliyoruz. Türkiye Kamu-Sen olarak yargıya taşıdığımız tasarruf genelgesinin hukuka uygun olmayan maddelerinin mahkemelerimizce iptal edileceğine ve adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz. Tasarrufa varız. İsraftan tasarruf olur; lüksten tasarruf olur; fazladan tasarruf olur ama azdan tasarruf olmaz; ihtiyaçtan tasarruf olmaz; emeğin hakkından tasarruf olmaz; alın terinin karşılığından tasarruf olmaz.”
]]>Yalçın, Memur-Sen Artvin Şube Başkanlığınca bir düğün salonunda düzenlenen iftar programında, Memur-Sen’in 32 yıllık sendikal mücadele içinde kurucu değerlerine sadık kalarak yolculuğuna devam ettiğini söyledi.
Memur-Sen’in, Türkiye’de mevcut sendikal yaklaşımlar içinde bir benzerinin olmaması için kurulmuş, Anadolu’nun kabul görmüş değerlerini baş tacı eden, kendi medeniyet köylerine yaslanan, derdi millet, gücü millet olan bir emek örgütü olduğunu belirten Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“‘Masada istediğimiz olursa imza olur, değilse sosyal maliyet olur, o da sizin sırtınıza kalır.’ diyerek sendikacılığın gereği neyse bunu yerine getirmiş, emek mücadelesinde 1007 kazanım diye sendikal mücadelemizin alın terinin karşılığını madde madde sıralamış, sendikal anlamda ne alındıysa altında yeri, teri, imzası olan bir örgütlenme olarak yolculuğumuzu sürdürüyoruz. Çok önemli sorunları çözdük. Kamusal alan yalanının ortadan kaldırılması, cuma izninden tutun da 8 yıllık kesintisiz seçmeli din eğitiminin getirilmesine kadar temel hak ve özgürlükler noktasında aldığımız mesafenin yanında 3600 ek göstergeden tutun da diğer tüm alanlara ilişkin birçok kazanıma imza attık.”
Yalçın, 3600 ek göstergenin birinci dereceye yansımayan kısmına ilişkin düzenlemenin önemli olduğunu ifade ederek, “‘Birinci dereceye yükselen tüm memurlara olmalıydı.’ diyerek, bu konuda hem Çalışma Bakanımızdan hem de Cumhurbaşkanımızdan sözü alarak, toplu sözleşme maddesine yazarak sıkı takibimizi yapıyoruz. Eninde sonunda bunu da hayata geçireceğiz. Pek çok alanda sorun yaşayan arkadaşlarımızın meselesi bizim meselemizdir. Bunları çözecek olan da biziz. Yeter ki biz örgütlülüğümüzü büyütelim.” diye konuştu.
Sorumluluklarının farkında olduklarını dile getiren Yalçın, “İstiyoruz ki açlık ve yoksulluk sınırları arasında hiçbir kamu görevlisi kalmasın, istiyoruz ki emekçiler refah seviyesinde ücret alsın, istiyoruz ki emekliler asgari ücretin altında almasın, kamuda görev yapan aylığı ile emekli aylığı arasındaki bağ yeniden kurulsun, makas yeniden düzenlensin, kapatılsın. Makas ortadan kaldırılsın, yıllarca verdiği emeğin karşılığını kamu emeklisi de alabilsin. Israrla bu konuda takibi sürdürüyoruz. Her şey zamanı geldiğinde kazanıma dönüşüyor. Biz ısrarı devam ettireceğiz.” ifadelerini kullandı.
“Dünyanın her yerinde sendikalar iktidarları protesto ederler, Türkiye’de tam tersi”
Ali Yalçın, toplu sözleşme ikramiyelerine ilişkin de şunları kaydetti:
“Toplu sözleşme masasında 5 liradan CHP iptal etti. Hükümetimizle yaptığımız görüşmede 10 liraya geri getirdik. Sonra 45 lira, sonra toplu sözleşme marifetiyle 113 lira, sonra 400 lira, en son toplu sözleşmede aylık 538 liraya yansıyan, kamu görevlisinin kesesine giren, çalışanın kesesine giren bu rakamı Cumhuriyet Halk Partisi aldı, Anayasa Mahkemesine götürdü. Tıpkı toplu görüşme dönemimdeki 5 lirayı götürdüğü gibi bunu da kökten iptal ettirdi. Kamu görevlilerine aylık 345 lira, yıllık 4 bin 152 lira, 2 yıllık 8 bin 300 lirayı kaybettirdi. Dünyanın her yerinde sendikalar iktidarları protesto ederler, Türkiye’de tam tersi. Gittik, CHP’nin önünde protesto ettik. Muhalefetin işi emekçinin yanında olmaktır. Hiçbir toplu sözleşmede yanımızda olmayanlar bizim aldığımızı kaybettirerek memurun emeğini heder ettirmiştir. Kaybettirmiştir.”
Yalçın, Artvin’deki temasları kapsamında makamında ziyaret ettiği Vali Cengiz Ünsal’la bir süre görüştü.
]]>Memur-Sen Konfederasyonu tarafından, CHP’nin iptal talebiyle açılan dava ile Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından sendika üyesi memurlara ödenen ‘Toplu Sözleşme ikramiyesinin’ iptal edilmesi üzerine, CHP Genel Merkez Binası önünde eylem gerçekleştirildi.
“Memurların aylık 345 lira, yıllık 4 bin 150 lira hak kaybına uğramasına neden olunmuştur”
Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, burada yaptığı konuşmada yaklaşık 2 milyon memura verilen aylık 538 lira gelirin iptal edildiğini ve memurların mağdur edildiğini söyleyerek, “Toplu Sözleşme İkramiyesine ilişkin hüküm CHP’nin basiretsiz, sorunlu ve sorumsuz muhalefet anlayışının bir tezahürü olarak, Anayasa Mahkemesi’ne İlgili mevzuat hükmünün tamamının iptali için başvurmasıyla, mahkeme tarafından, evrensel hukuk kurallarıyla açıkça çelişen mesnetsiz gerekçelerle iptal kararı verilmiş, memurların aylık 345 lira, yıllık 4 bin 150 lira hak kaybına uğramasına neden olunmuştur. Yani CHP, 2 milyon 200 bine varan memurun cebindeki 345 liranın çekilmesine, aylıklarının düşmesine, hakkının, hukukunun yok edilmesine neden olmuştur” ifadelerini kullandı.
“Amacınız tüm sendikalı kamu görevlilerinin 538 lira almasını sağlamaksa neden toplu sözleşme desteğinin iptali için de dava açtınız?”
CHP tarafından konu ile ilgili yapılan açıklamalara da cevap veren Yalçın, “Sebep oldukları bu haksız ve mağdur edici sonuçtan bir de utanmadan, Sıkılmadan, Hicap duymadan Memur-Sen’i sorumlu tutmaya kalkıyor. Gerçekleri çarpıtarak kamuoyunu yanıltmaya yönelik açıklamadan imza attığı iptal başvurusundan habersiz olduğu ve telaşla, Mağdur ettikleri 2 milyondan fazla kamu görevlisinin Sorumluluğundan kaçtıkları anlaşılmaktadır. Şimdi soruyorum size dava dilekçesi ortada. Amacınız, iddia ettiğiniz üzere tüm sendikalı kamu görevlilerinin 538 lira almasını sağlamaksa neden aylık 190 lira tutarındaki toplu sözleşme desteğinin iptali için de dava açtınız. Anayasa Mahkemesi bu talebinizi de yerinde bulsaydı bugün 190 lira bile alınmıyor olacaktı” açıklamasında bulundu.
“Ana Muhalefet Partisi emekçinin yanında olur”
Yalçın, CHP’nin ana muhalefet partisi olarak emekçilerin haklarını savunması gerektiğini dile getirerek, “Memurun bu ayki kaybı 750 milyon. Türkiye’de 135 siyasi parti var, Hazine yardımını sadece yüzde 3 barajını geçenler alabiliyor, CHP olarak 2024’de barajı geçtiğiniz için hazineden alacağınız 1 milyar 8 yüz milyon lira parayı hak kaybına neden olduğunuz memurlara verecek misiniz? Memurun zararını tazmin edecek misiniz? Oluşturduğunuz boşluğu, ‘Önerge verdik bak’ diyerek illüzyonla atlatamazsınız. Dünyanın her yerinde Ana muhalefet emekçinin yanında olur, toplu Sözleşmelerde biz mücadele ederken hiç yanımızda göremedik sizi. Bu nasıl ana muhalefet” diye konuştu.
“Bakan Işıkhan tarafından yapılan açıklamada çağrımızın karşılık bulduğunu gördük”
Anayasa Mahkemesi’nin kararı sonrasında Memur-Sen olarak hükümet yetkililerine çağrıda bulunduklarını ve Toplu Sözleşme kazanımlarının korunmasını talep ettiklerini ifade eden Yalçın, “Çok geçmeden 1 saat içinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından yapılan açıklamada çağrımızın karşılık bulduğunu gördük. Sayın Bakan, Anayasa Mahkemesi’nin bu hukuksuz ve garabet kararının hatalı ve yanlışlığına vurgu yapmış, bu noktada gerekli adımları atacaklarını beyan etmiştir. Kamu görevlisi arkadaşlarımız müsterih olsunlar” diye konuştu.
Konuşmanın ardından Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın ve Konfederasyona bağlı sendika başkanları tarafından, CHP Genel Merkez Binasının kapısına siyah çelenk bırakıldı. – ANKARA
]]>Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, CHP’nin iptal talebiyle açılan dava ile Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından sendika üyesi memurlara ödenen ‘toplu sözleşme ikramiyesinin’ iptal edilmesi üzerine basın açıklamasında bulundu. Yalçın, toplu sözleşme ekramiyesini düzenleyen mevzuatın 2022 yılında kanun koyucu tarafından değiştirildiğini, yapılan değişiklikle sendikal örgütlenmenin güçlendirilmesi hedeflenerek, kamu görevlilerinin en az yüzde 2’sini üye kaydeden sendikaların üyelerine miktarı toplu sözleşmeyle belirlenecek tutarda ‘toplu sözleşme ikramiyesi’ ödenmesi hükmü getirildiğini hatırlattı. Kanunda yapılan değişiklik sonucunda 7’inci Dönem Toplu Sözleşme’de toplu sözleşme ikramiyesinin aylık 538 lira olarak ödenmesini yetkili konfederasyon olarak sağladıklarını söyleyen Yalçın, “Aynı kanuni düzenlemede kamu görevlisi sayısının yüzde 2’sini üye kaydedemeyen sendikaların üyelerine ise 3 ayda bir 570 lira tutarında toplu sözleşme desteği ödenmesi hüküm altına alınmıştı. Kamu görevlileri hakem kurulu kararıyla değişikliğe gidilerek, bu kişilere toplu sözleşme desteğinin aylık 190 lira ödenmesi kararlaştırılmıştı” bilgilerini aktardı.
“2 milyondan fazla memurun kazancı CHP eli ve AYM kararıyla ceplerinden çekildi”
Yalçın, CHP’nin ilgili mevzuat hükmünün tamamının iptaline yönelik başvurusu ile Anayasa Mahkemesi tarafından ‘toplu sözleşme ikramiyesi’ne ilişkin fıkranın iptal edildiğini belirterek, yapılan iptal ile toplu sözleşmede kararlaştırılan ilave ödemenin tartışmaya açıldığını ve farklı yorumlar yapılmasına sebebiyet veren bir garabete neden olduğunu ifade etti. Yalçın, AYM’nin kararının sendika üyesi bütün kamu görevlilerinin ‘aylık sadece 190 liralık toplu sözleşme desteği alacağına’ ilişkin yanlış yorumlara neden olduğunu dile getirerek “Bu yorumun anlamı 2 milyon 150 binden fazla memurun CHP eli ve Anayasa Mahkemesi kararıyla kazanımlarının yok edilmesi, paralarına el konulması ve aylık 345 liranın ceplerinden çekilmesidir” ifadelerini kullandı.
“Ana muhalefet partisi, oluşturduğu hak kayıpları ve mağduriyetler ile tahammül sınırlarını aşmıştır”
Yalçın, geçmiş dönemlerde de CHP tarafından yapılan başvurularla memurlara ödenecek sendika ödeneği, din görevlilerine ilişkin İLİTAM uygulaması ve sağlık çalışanlarına yönelik ön lisans programlarından mezun olanlara lisans tamamlama eğitimi gibi düzenlemelerin de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini sözlerine ekledi. CHP’nin yapmış olduğu iptal başvurularının hak kayıplarına neden olduğunu söyleyen Yalçın, “Neye, nasıl iptal davası açacağını bile bilmeyen, ana muhalefet partisi sıfatıyla sahip olduğu yetkiyi etrafı kırıp dökerek zarar vermekte kullanan sorumsuz muhalefetin oluşturduğu hak kayıpları ve mağduriyetler tahammül sınırlarını aşmıştır” dedi.
“Can alıcı sorun Anayasa Mahkemesi’nin memur sendikacılığına bakış açısıdır”
Yalçın, Anayasa Mahkemesi’nin CHP’nin başvurusuyla yanlış bir karar aldığını söyleyerek, “Memurun toplu sözleşme ikramiyesinden mahrum bırakılması çabası yanında bir diğer can alıcı sorun, Anayasa Mahkemesi’nin memura, memur sendikalarına ve memur sendikacılığına bakış açısıdır. Mahkeme, üyelik aidatını, sendika ile üyesi arasındaki bağın bir unsuru olarak değil, üyeye yüklenmiş ‘mali külfet’ olarak görmekte, düğmeyi en baştan yanlış iliklemektedir. Bu hatalı ve çarpık anlayış, ‘kamu görevlilerinin gelirlerinden üyelik ödentisi kesilmesinin sendika hakkının kullanılması bakımından caydırıcı nitelikte olduğu’ tespitinde de kendini göstermektedir” ifadelerine yer verdi.
“Sendikal örgütlenmeyi ödüllendiren düzenleme, CHP’nin başvurusu ve AYM’nin kararıyla ortadan kaldırıldı”
Ayrıca Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararın evrensel normlara, çalışma ilişkilerine ve sendikacılığa karşı ne kadar yabancı kalındığının ispatı olduğunu iddia eden Yalçın, “Toplu pazarlık masasında emekçinin direncini ve pazarlık gücünü artıran, birlik olmaktan kaynaklanan etkiyi kuvvetlendiren ve sendikalaşma oranını yükseltici bir etki oluşturan, aynı zamanda örgütlenmeyi ödüllendiren bir düzenleme, CHP’nin başvurusu ve Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla ortadan kaldırılmış, kamu görevlileri nezdinde olumsuz tartışmalara neden olmuştur. Verilen kararın dikkate değer tek yönü, Anayasa Mahkemesi’nin kamu görevlisine, kamu görevlileri sendikacılığına ve genel olarak sendikacılığa bakış açısındaki bu çarpıklığı, ön yargıları, hatalı varsayımları ortaya koymasıdır” şeklinde konuştu.
“Bakanlık yetkililerinden toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmaya devam edileceğine yönelik açıklama bekliyoruz”
Yalçın, toplu sözleşmelerin ‘özerkliği’ çerçevesinde 7’nci Dönem Toplu Sözleşme hükümlerinin halen yürürlükte olduğunun altını çizerek, “CHP’nin basiretsizliği, Anayasa Mahkemesi’nin mesnetsiz ve yanlış kararı nedeniyle memurların mağduriyetine sebep olacak hatalı yorumlara kapı aralanmamalıdır diyoruz. Başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere hükümet yetkililerinden kamu görevlileri arasında an be an artan olumsuz tartışmalara son verecek, halen yürürlükte olan toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmaya devam edileceğine yönelik açıklamayı bir an evvel yapmasını bekliyoruz” dedi.
“Örgütlü gücün ve yetkinin hukukunu koruyan köklü değişiklikler bir an önce hayata geçirilmeli”
Memurların haklarının ve kazançlarının korunması için gerekli adımların atılması gerektiğini vurgulayan Yalçın, “TBMM ve siyasi irade, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikacılığı Kanunu’nda günün şartlarına, evrensel ilkelere, örgütlenme özgürlüğüne dair eksiklikleri görmeli, sendikal mücadelenin, örgütlü gücün ve yetkinin hukukunu koruyan köklü değişiklikleri hiç zaman kaybı olmadan bir an önce hayata geçirmelidir” açıklamasında bulundu. – ANKARA
]]>