(İSTANBUL) Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi mirası Savarona yatının kapsamlı onarımı İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda sürüyor. Yaz aylarında onarımı tamamlanarak kullanıma hazır hale getirilmesi planlanan Savarona yatı ilk olarak Deniz Harp Okulu öğrencilerinin eğitimlerinde ilerleyen zamanlar da da limanlarda seyir halinde olacak.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün son günlerini geçirdiği yatı Savarona, Deniz Kuvvetleri tarafından tekrar hizmete alım faaliyetleri kapsamında 19 Eylül 2023 tarihinde İstanbul Tersanesi Komutanlığında havuza alarak bakım-onarım faaliyetlerine başlamıştı. Aslına sadık kalınarak yapılan onarım çalışmalarında sona gelindi.
“ÖNCELİKLE EĞİTİM GEMİSİ OLARAK KULLANILACAK”
Yaz aylarında yenidenen hizmete alınacak olan Savarona hakkında bilgi veren İstanbul Tersane Komutanı Tuğamiral Recep Erdinç Yetkin şöyle konuştu:
“Tersanemizin taş havuzun arka kısmındaki bölümünde Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleri doğrultusunda ve cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten miras, Savarona’nın bakım ve onarımlarını büyük bir motivasyon, şevk ve heyecan içerisinde devam ediyoruz. Devletimizin sağladığı bütün olanakları kullanarak bu gemimizi de yaz aylarında yeniden seyir haline getirmek için büyük bir özveriyle çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Geminin 7 yıldır suda bulunmasından mütevellit elbetteki tekne ve sac onarımlarına ihtiyaç duyulmuştur. Bu sac onarımları, tekne karina onarımları büyük oranda tamamlanmış durumdadır. Atatürk de son 54 gününü bu gemide geçirmişti. Son Bakanlar Kurulu’nu bu gemide yapmıştır. Dolayısıyla da bunun da mirasa uygun bir şekilde tarihi sorumluluk altında ve aslına sadık kalarak onarımını büyük bir gayretle devam etmekteyiz. Yaz aylarında ilk seyri yapabilecek hale getirmeyi hedefliyoruz. Onarım sonrası Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleri doğrultusunda öncelikle eğitim gemisi ve daha sonra da halkımıza denizciliği sevdirecek şekilde limanlarımıza seyir yapılması planlanmaktadır.”
SAVARONA HAKKINDA
1989 yılında hurdaya çıkartılan Savarona haberin basında yer alması sonrasında, 49 yıllığına Türk işinsanı ve armatör Kahraman Sadıkoğlu tarafından kiralandı. Sadıkoğlu’nun firması, Tuzla Tersanesi’nde üç yıllık onarım sürecinde 45 milyon dolarlık harcama ile gemiyi tamamen yeniledi. Orijinal buhar türbini motorları sökülerek, yerine modern Caterpillar dizel motorlar takıldı. Yenilenen gemi, turizm amacıyla kullanıldı. Kışlarını İstanbul’da; yazlarını ise Cote d ‘Azur’da geçirdi. Atatürk’e ait oda müze olarak, aslına uygun biçimde muhafaza edildi.
POLİSİYE BASKINLA GÜNDEME GELMİŞTİ
Savarona, 2010 yılında Antalya’da düzenlenen çetelere yönelik bir baskın ile gündeme gelmişti. 25 yıl boyunca yatı işleten Sadıkoğlu’nun sözleşmesi 2013’te iptal edildi ve Savarona, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından devralındı. Bakanlık tarafından 10 ay süren restorasyon ve bakımın ardından devlet büyüklerinin tarihi toplantılarında ve önemli kabullerinde kullanabilmesi için son aşama olan “tecrübe seferi”nden de başarıyla dönmesiyle 2014’ten 2019 yılının başına kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tahsis edilmiş, Erdoğan da İstanbul’daki bazı uluslararası kabullerini bu yatta yapmıştı.
Kuruçeşme’de demirli bulunan Savarona yatı 2019 yılının ortalarında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na devredildi. Yat, Pendik’teki İstanbul Tersane Komutanlığı’na getirildi ve milli korvet TCG’nin yakınına konuşlandırıldı.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Tuzla’da Kuzey Star tersanesini ziyaret etti. Murat Kurum’a tersane ziyareti sırasında; Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı, MKYK Üyesi Barış Özeroğlu, Kuzey Star Tersanesi Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay İmral ve GİSBİR Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran eşlik etti. Ardından Gemi İnşaat Sanayicileri Birliği’ne uğrayan Kurum, tersane üst düzey yöneticileri ile bir araya geldi ve toplantı yaptı.
“Vatandaşımızın nerede mülkiyet ve imar problemi varsa onları çözmek için bir irade ortaya koydum”
Tersane ziyaretinde konuşan Kurum, “Bugün burada sizlerin misafiriyiz. Sizin gibi kardeşlerimizle birlikte ben 81 ile hizmet etmeye çalıştım. Gerek Genel Müdürlük yaptığım, gerek Bakanlık yaptığım dönemde milletimiz ve şehirlerimiz için en iyisini, güzelini yapmanın gayretiyle sahadaydık. Buradaki tüm arkadaşlarımızın memleketinde emeği olan bir kardeşinizi. Hepimizin ilinde, hatta birçoğunuzun ilçesinde iş yaptım. Alın teri döktüm. Emek sarf ettim. Sizin bugün burada ekmeğinizin parası, ailenize, evinize ekmek götürebilme motivasyonuyla yaptığınız gibi biz de milletimize o hizmetleri yapmak için çalıştık, çabaladık. Afetlerde, depremlerde, sellerde, yangınlarda 2 saat sonra oradaydık. Orada milletimizin elinden sımsıkı tuttuk. ‘Ben bir daha bu evde yaşayabilecek miyim, acaba memleketimi terk etmek zorunda mı kalacağım’ o endişeli bakışların arasında hem onları sevindirebilmek ve umudu olabilmek için hep beraber bir mücadele verdik. Hamd olsun, bugün 5 yılda 365 bin konutu yaptım. Her afette, milletin yanına gittim. 46 bin konutu teslim ettim. 81 ilde 72 milyon metrekare millet bahçesi kazandırdım. İstanbul’da sadece 173 bin konutun, dönüşümünü yürüttüm. Vatandaşımızın nerede mülkiyet ve imar problemi varsa onları çözmek için bir irade ortaya koydum. Tuzla ve İstanbul’un 39 ilçesi için kentsel dönüşümden deprem dönüşümüne, sosyal konut projelerine kadar birçok projeye imza atmış bir kardeşinizim” ifadelerini kullandı.
“Deprem korkusuyla ilgili herhangi bir endişe yaşamasın”
İstanbul için bir mücadele vermek üzere yola çıktığını söyleyen Murat Kurum, “80 gündür sahadayız. Bu 80 günlük süreçte, hayallerimizi ve projelerimizi paylaştık. Ben de sizin gibi Anadolu’da yaşayan bir ailenin evladıyım. Allah nasip etti, buralara geldik. Buralarda da hep oturduğumuz koltuğu, hizmet ettiğimiz şehri emanet bildik. Bu emanet bilinciyle çalıştık. Malını, insanını, parasını emanet bildik. Bu anlayışla, 81 ile hizmet ettik. İnşallah şimdi de ‘Sadece İstanbul’ diyerek, İstanbul’un sorunları, İstanbullu kardeşlerimizin her gün yaşadığı problemlere iyi gelmek adına bu mücadeleyi yapacağız. İstiyoruz ki; İstanbul’da yaşayan herkes mutlu olsun. Başı öne eğilmesin. Deprem korkusuyla ilgili herhangi bir endişe yaşamasın. Şu geçen 5 yıllık süreçte, İstanbul’da maalesef sözü verilen işlerin tutulmadığını görüyoruz. Hatta bırakın tutmayı, verilen vaatlerin hatırlanmadığı sürece hep birlikte şahitlik ediyoruz. Bu ülke büyüyecekse, bu şehrin sorunları halledilecekse eğer Aziz İstanbul’a ilgi göstermek lazım. İstanbul’a sevgi göstermeniz lazım. Kim olursa olsun, hangi partiye gönül verirse versin, hangi dine, inanca, mezhebe sahip olursa olsun, bizim herkesi kucaklamamız lazım. Beni tanıyanlar bilirler. Biz geçmişte, bugün de, yarın da kimseyi ötekileştiren tarafta olmadık. Elimizden geleni yaptık. Bugün Ağrı’ya da gitseniz Murat Kurum için bunu söylerler. Şırnak’, Van’a, Hakkari’ye de gitseniz, ‘Murat Kurum söylerse, yapar’ derler. Murat Kurum bunu geçmişte yaptı. Söz verdi ve sözlerini tuttu. Sözlerini tutmuş biri olarak Tuzla’dayım. Bugün bu emekçi kardeşlerimizin karşısındayım. Benim bu şehre ilişkin hayallerim var. Emanet olarak gördüğümüz ve bu emanete gözümüz gibi bakacağımız bir anlayışla çalışmak istiyoruz. Sizlere hizmet etmek istiyorum” diye konuştu.
“İstanbul’un kaynağıyla, 2 günlük konsere 550 milyon lira harcanmış”
Mevcut İBB yönetimini eleştiren Kurum, “Gerek trafik çilesini, gerek deprem riskini, gerek hane ekonomisini yükseltecek adımları şehrin, şehremini olarak, uyum içerisinde çalışarak yapacağız. Çekişerek, bahane üreterek, bahanelerin arkasına sığınarak değil şehrin kaynaklarını şehre kullanarak, milletin parasını millete harcayarak ve milletiyle el ele tutup Türkiye Yüzyılı’nda, İstanbul’u lokomotif şehir yapacak anlayışla çalışmak istiyorum. 31 Mart’ta da sandığa gittiğinizde şu tercihi yapacaksınız; bir tarafta bu milletin geleceği için çalışanları, diğer tarafta da kendi geleceği için çalışanları göreceksiniz. Bu ülkede, bu şehirde deprem riski ortadan kalksın ve vatandaşımız başını yastığa koyduğunda, huzurla uyusun diyenlerle diğer tarafta koca 5 yılda, İstanbul’da 5 bin konutu dönüştüremeyenleri oylayacaksınız. Bu şehir de trafik çilesi bitsin, milletimiz evine huzurla, güvenle gitsin diyenleri ya da şu koca 5 yılda yapılan metro mesafesi 17.88 kilometre. Bunun dışında hiçbir iş yapılmamış. Ama İstanbul’un kaynağıyla, 2 günlük konsere 550 milyon lira harcanmış. İsrafı bitirdi deyip, 500 milyon lira tabelalara reklam verilmiş. Milletin parasıyla CHP dizayn edilmeye çalışılmış. İşte balya balya parayla bir İl binasını alamadıklarını bugün görüyoruz. Kendi gazetecileri ne diyor? ‘Sen, bir İl binasını almaktan acizsin, bu şehri ve bu ülkeyi nasıl yöneteceksin’ diyor. Burada net bir şekilde anlayış farkı var. Bir tarafta beceriksiz, liyakatsiz bir yönetim. Diğer tarafta da milleti için gece gündüz çalışanlar var. Bugün, bu tersanede istihdam varsa, bu tersanede gemi üretiliyor ve vardiyalı bir sistemde bu tersane çalışıyorsa ortaya koyulan vizyon sayesindedir. Sizlerin geleceği adına atılan adımlar sayesindedir. Bu ülke TCG Anadolu gemisini yapıp, tüm dünyaya meydan okuyorsa eğer buradaki işçi kardeşlerimiz sayesindedir. Biz eğer büyümek, gelişmek ve muasır medeniyetler seviyesine çıkmak istiyorsak, bu anlayışla çalışmak zorundayız” şeklinde konuştu.
“Mesele Murat Kurum meselesi değil, mesele İstanbul’un gelecek meselesi”
Algıyla şehirdeki deprem korkusunun giderilmeyeceğini belirten Kurum, “Bahaneyle trafik çilesini bitiremezsiniz. Engellendik siyasetiyle bu şehrin sorunlarına çözüm bulamazsınız. Nitekim, şu geçtiğimiz 5 yılda bulamadığını gördük. Yapamadıklarını gördük. Ben 80 gündür sahadayken emin olun bana bir kere, bu projelerle ilgili bir soru soramadılar. Onlar da biliyor ki, bu adam gelirse, bu işi yapar. Bu adam, bunu geçmişte yaptı, bugünde yapar. İstanbul’un başkanı, İstanbullunun kardeşi olur yapar. İnşallah biz bu anlayışla, hizmet etmek için yola çıktık. Bu yol meşakkatli, bu yol zor bir yol. Biz canımızla, kanımızla, tüm motivasyonumuzla İstanbul’umuza hizmet edeceğiz. İnşallah 31 Mart’ta İstanbul’u içine düştüğü fetret devrinden hep birlikte yükselişini başlatacağız. Bunu sizlerle yapacağız. Emekçi kardeşlerimizle başlatacağız. İstanbullu hemşerilerimizle başlatacağız. Mesele Murat Kurum meselesi değil, mesele İstanbul’un gelecek meselesi. Ben elimden gelen her türlü gayreti sergileyeceğim. Her türlü fedakarlığı yapacağım. İstanbul için gece gündüz çalışacağım. Sizleri de benimle birlikte bu yolda yürümeye, bana yol arkadaşlığı yapmaya davet ediyorum. İnşallah sizlerin oylarıyla, İstanbul’umu içinde bulunduğu durumdan çıkaracağız. İstanbul olmazsa Türkiye olmaz. İstanbul’da bir deprem olursa, bu ülkenin milli güvenlik meselesi haline gelir. İstanbul’da Allah göstermesin bir deprem olursa, bu bir beka meselesidir. O yüzden el birliğiyle ülkemize, geleceğimize sahip çıkalım” dedi. – İSTANBUL
]]>GİMBİRDER tarafından Altınova ilçesine bağlı Tavşanlı beldesinde bulunan bir otelde basın toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan GİMBİRDER Başkanı Rüstem İnce, derneğin 2021 yılında kurulduğunu söyledi. İnce, merkezlerinin Tavşanlı olduğunu ve İstanbul, Yalova, Kocaeli, Çanakkale, Zonguldak, Antalya, İzmir gibi birçok ilden 200 üyelerinin bulunduğunu ifade etti.
“Maliyetlerin yükselmesinden dolayı şu anda tersanede işler azaldı”
Sektörde yaşanan eleman sıkıntısına da değinen İnce, “Bu ülkenin doktor kadar bir marangoz ustasına, kaynakçıya, montajcıya da ihtiyacı var. Ülkemizin en büyük sorunlarından birisi nitelikli eleman. Her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de maalesef elaman bugüne kadar bulamıyorduk. Bugün bu niteliksiz elemandan dolayı, maliyetlerin yükselmesinden dolayı şu anda tersanede işler azaldı. Bu bu şekilde devam edeceği anlamına gelmez. Halihazırda biz işler azalmışken istiyoruz ki bu düzeni yeniden kuralım. Bir sonraki işlerin artmasında düzensizliğin ortadan kalkmasını istiyoruz” dedi.
Tersane işçilerinin yüzde 60’ı il dışından geliyor
Yalova’nın 50-60 bin civarında konut ihtiyacı olduğuna da değinen İnce, şunları kaydetti:
“Yalova çalışma oranına baktığımızda biz yüzde 60’ını şehir dışından getiriyoruz. Tuzla’dan, Gölcük’ten, İzmit’ten, Orhangazi’den taşımalı sistemle. Taşımalı sistem de maalesef maliyetli oluyor. Şehirlerde biliyorsunuz bekar evleri olayı başladı. Aileler huzursuz, şehir huzursuz. Şu an tam vakti diyoruz pansiyonları, konutları yaptırmak için. Şu anda SSK Altınova verilerine göre çalışan sayısı 38 binden 32 binlere düşmüş durumda. Bu böyle devam ederse bir şeylere ön ayak olup, düzeltmezsek bu 25 binlere kadar iner. Bu sadece 10 bin kişinin, çarpı 4 yaptığımızda 40 bin kişinin Yalova bölgesinde ekmeğinden olması demek. Halbuki Yalova’nın hedefi, çalıştırabileceği kişi sayısı 60-70 bin. Şimdi OSB’ler de kuruldu. OSB’ler de yarın eleman almaya başladığında biz Yalova’da çalıştıracak bir tane dahi eleman bulamayacağız şimdiden tedbirimizi almazsak. Yaklaşık 40-45 bin kişi de OSB’lerde çalışacak. Eğer ki OSB’ler de açıldığı anda eleman da bulamadığımızda hepimiz kapısına kilit vurma yoluna gidecek. Bizim tek yapabileceğimiz bir iş değil bu. Siyaset, devlet, bürokrasi bütün hepsi birleşip Yalova’nın bir an önce konut ihtiyacının giderilmesi lazım.”
1 günlük iş 5 günde yapılıyor
Nitelikli elaman konusunda yaşanan sıkıntıya vurgu yapan İnce, son dönemde tersanelerdeki işçi grevleriyle ilgili, “Arz talep meselesi var. İşçi sayımızda nitelikli elemanımız az olduğu için işçilerimiz de bizden yüksek meblağlar talep etmeye başladı. Dünyada da biliyorsunuz büyük bir kriz var. Sonuçta bir rekabet ortamı var. Bu rekabet ortamıyla bizim tedbirsizliğimiz de içine girdiğinde şu anda 1 günde yapılacak işi niteliksiz eleman yüzünden 5 günde yapmaya başladık. Bu da rekabet ortamını bozduğu için fazla maaşlar da veremedik. Son olarak da onlar greve gittiler. Herkes grev hakkını kullanabilir ama grevin yanındaki kişilere bakmak lazım ülkeye ne kadar faydası var. Siz kiminle grev yapıyorsunuz. Oraya gelen Limiter İş, Norveç basınına demeç veriyor. ‘Burada bir sürü iş kazaları oluyor ve hep üstünü kapatıyorlar. İşçileri köle niyetine çalıştırıyorlar.’ Bizim en çok sipariş verenlerimizden birisi Norveç” ifadesini kullandı.
İnce, 2 yıllık üniversite, gemi inşa lisesi ve hayat boyu eğitim adı altında projelerle nitelikli elemen yetiştirmek istediklerini dile getirdi.
Derneğin yönetim kurulu üyesi Fikret Kır ise, tersanelere Hindistan’dan kaynakçıların gelmesiyle ilgili, “Aynı işi yüzde 70 verimle asgari ücrete yapıyorsa, benim adamım yüzde 40 verimle. Hesabını yaptık 4 saat ortalama iş çıktı. Tersaneye 8 saat çalışıyorum diye giren eleman 4 saat çalışıyor. Böyle bir verimlilikle adamın 3 katı maaş alıyorsa, ona da birinin ya kardeşim durun demesi lazım. Pencerenin öbür tarafından da bakmak gerekiyor” dedi.
Kır, sektörde 100 bin kişi çalışıyorsa bunun 80 bininin taşeron şirketlerde görev yaptığını söyledi. – YALOVA
]]>