OSMANLI DEVLETİ’NDE 1913’TE BEHİRE HAKKI KADINLARIN MESLEK ÖĞRENMELERİNİ SAĞLAMAK AMACIYLA, ADI TÜRK KADINLARI ŞEKLİNDE BAŞLAYIP, HANGİSİYLE BİTEN BİR OKUL KURMUŞTUR.?
A: Biçki Yurdu
B: Aş Evi
C: Çömlek Hanesi
D: Ev İktisadı Mektebi
Cevap: A
Osman DEMİRHaberler.com – GündemKültür SanatSoğuk HaberTelevizyonEğitimYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HOLDİNG KONUSU NE?
“Bir gün denizden bir kız gelir ve ilahi adaletin yerini bulmasına vekil olur…”
Dışarıdan pırıltılı görülen plaza dünyası, içerden ise egoların ve hırsların çarpıştığı bir arenadır. Kadınlar Dünya Serbest Dalış rekortmeni Aydan, aniden kendini bu dünyada ve yeni ailesinin içinde bulur. Onun gelmesi ile ailenin kirli geçmişi ve aile üyelerinin gerçek yüzleri ortaya çıkar. Ve ailede acımasız bir taht kavgası başlar. Aydan bu kavgada kendi değerleri ve aşkı ile ayakta kalacak mı, yoksa güç ve para onu da mı zehirleyecek? İnsanların aşk ve iktidarla sınandığı bu etkili drama, izleyici ile buluşmak için gün sayıyor!
Holding’in başrollerinde Erdal Özyağcılar, Tuğba Sunguroğlu, Caner Topçu, Mustafa Üstündağ Öznur Serçeler, Melisa Döngel, Şebnem Hassanisoughi, Kayra Şenocak, Ozan Gözel, Ali İl, Gün Koper, Zeynep Özyağcılar, Sadi Celil Cengiz ve Filiz Tacbaş ve Atsız Karaduman ve Macit Koper gibi önemli oyuncular yer alıyor.
HOLDİNG OYUNCULARI KİM?
İnsanların aşk ve iktidarla sınanacağı atv’nin yeni dizisi “Holding”in başrollerinde Erdal Özyağcılar, Tuğba Sunguroğlu, Caner Topçu, Mustafa Üstündağ, Öznur Serçeler, Melisa Döngel, Şebnem Hassanisoughi, Kayra Şenocak, Ozan Gözel, Ali İl, Gün Koper, Zeynep Özyağcılar, Sadi Celil Cengiz, Itır Esen, Atsız Karaduman ve Macit Koper gibi önemli oyuncular yer alıyor.

HOLDİNG KARAKTERLERİ
Erdal Özyağcılar / Osman Altınordu
İş dünyasının sert, acımasız ve vicdansız kralı olarak nam yapan Osman Altınordu, ilerleyen yaşı nedeniyle kendisinden sonra Altınordu İmparatorluğu’nun başına eski eşi Serra’dan olan üç kızından hangisini geçireceğine karar vermeye çalışır. Bir yandan da yıllardır uzaktan da olsa, kızın haberi olmaksızın destek olduğu Aydan’a babalık duygusunu tattıramamış olmanın acısını içinde yaşamaktadır.
Tuğba Sunguroğlu /Aydan Türker
Osman Altınordu’nun gayrimeşru kızıdır. Denizin derinliklerinde kaybolup giden annesini bulmak umuduyla dalgıç olmuştur. Denizin altında huzur bulan, engelli çocuklara eğitim vermek için çırpınan, mütevazı ve sakin genç bir kadınken, girmek zorunda bırakıldığı kural tanımaz mücadele içinde güçlü bir savaşçıya dönüşecektir.
Öznur Serçeler / Ceyda Tavancı
Osman Altınordu’nun ikinci karısından olma, ortanca kızı Ceyda, işin başında “temiz yüzlü kadın” diye tarif edilirken işin sonunda “temiz yüzü şeytanın maskesiymiş” dedirten istisnai biridir. Aklından geçenleri yüzünden okumak çok zor olan Ceyda, istediği zaman kaygısını, üzüntüsünü, öfkesini belli etmemeyi, herkese mutlu kadın taklidi yapan annesinden öğrenmiştir. Üç kız kardeşin en hırslısı olan Ceyda’nın temel hedefi, babasından sonra holdingin başına geçmektir ve bu uğurda yapamayacağı hiçbir şey yoktur.
Melisa Döngel /Sema Altınordu
Osman Altınordu’nun en küçük kızıdır. Küçük bir kızken annesinin evi terk etmesiyle ablası Ebru tarafından büyütülmüş, iyi bir eğitim almış ve holdingin yapay zeka, bilgisayar dünyasının başına geçmiştir. Annesinden ayrı, otoriter bir babayla kalmasının getirdiği ağır gerçeklikten kaçma arzusu onu önce masal dünyasına, oradan bilgisayarda yaratılan gerçekliğe doğru yönlendirmiştir. Hayat onun için büyük bir oyundan ibarettir.
Şebnem Hassanisoughi / Ebru Karaaslan
Osman Altınordu’nun büyük kızıdır. Azimli, sabırlı ancak sandığı kadar dayanıklı değildir. İtiraf etmese de her daim babasının sevgisine ve onun tarafından onaylanmaya muhtaçtır. Otorite seven, güç tiryakisi bir işkolikken, hayranı olduğu babasına adadığı hayatının boşa geçmiş olduğunu ve güç tiryakiliğinin ruhunu zehirlediğini kardeşleriyle giriştiği mücadele içinde anlayacaktır.
Caner Topçu / Kerem Sayışman
Henüz 9 yaşındayken, öfke kontrolü sorunu olan polis babası, annesini gözlerinin önünde öldürmüştür. Babasının polis arkadaşlarının baskısı ile mahkemede hiçbir günahı olmayan annesi hakkında yalan ifade vermek zorunda bırakılmıştır. Büyüdüğünde işine aşık ve takıntılı bir polis olmuştur.
Osman DEMİRHaberler.com – GündemKültür SanatSoğuk HaberTelevizyonYaşamDiziAtv
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
HOLDİNG GERÇEK HAYAT HİKAYESİ Mİ?
atv’nin, yeni dizisi Holding gerçek hayatların gerçek hikayesini ekrana getirecek
HOLDİNG KONUSU NE?
“Bir gün denizden bir kız gelir ve ilahi adaletin yerini bulmasına vekil olur…”
Dışarıdan pırıltılı görülen plaza dünyası, içerden ise egoların ve hırsların çarpıştığı bir arenadır. Kadınlar Dünya Serbest Dalış rekortmeni Aydan, aniden kendini bu dünyada ve yeni ailesinin içinde bulur. Onun gelmesi ile ailenin kirli geçmişi ve aile üyelerinin gerçek yüzleri ortaya çıkar. Ve ailede acımasız bir taht kavgası başlar. Aydan bu kavgada kendi değerleri ve aşkı ile ayakta kalacak mı, yoksa güç ve para onu da mı zehirleyecek? İnsanların aşk ve iktidarla sınandığı bu etkili drama, izleyici ile buluşmak için gün sayıyor!
Holding’in başrollerinde Erdal Özyağcılar, Tuğba Sunguroğlu, Caner Topçu, Mustafa Üstündağ Öznur Serçeler, Melisa Döngel, Şebnem Hassanisoughi, Kayra Şenocak, Ozan Gözel, Ali İl, Gün Koper, Zeynep Özyağcılar, Sadi Celil Cengiz ve Filiz Tacbaş ve Atsız Karaduman ve Macit Koper gibi önemli oyuncular yer alıyor.
HOLDİNG KARAKTERLERİ
Erdal Özyağcılar / Osman Altınordu
İş dünyasının sert, acımasız ve vicdansız kralı olarak nam yapan Osman Altınordu, ilerleyen yaşı nedeniyle kendisinden sonra Altınordu İmparatorluğu’nun başına eski eşi Serra’dan olan üç kızından hangisini geçireceğine karar vermeye çalışır. Bir yandan da yıllardır uzaktan da olsa, kızın haberi olmaksızın destek olduğu Aydan’a babalık duygusunu tattıramamış olmanın acısını içinde yaşamaktadır.
Tuğba Sunguroğlu /Aydan Türker
Osman Altınordu’nun gayrimeşru kızıdır. Denizin derinliklerinde kaybolup giden annesini bulmak umuduyla dalgıç olmuştur. Denizin altında huzur bulan, engelli çocuklara eğitim vermek için çırpınan, mütevazı ve sakin genç bir kadınken, girmek zorunda bırakıldığı kural tanımaz mücadele içinde güçlü bir savaşçıya dönüşecektir.
Öznur Serçeler / Ceyda Tavancı
Osman Altınordu’nun ikinci karısından olma, ortanca kızı Ceyda, işin başında “temiz yüzlü kadın” diye tarif edilirken işin sonunda “temiz yüzü şeytanın maskesiymiş” dedirten istisnai biridir. Aklından geçenleri yüzünden okumak çok zor olan Ceyda, istediği zaman kaygısını, üzüntüsünü, öfkesini belli etmemeyi, herkese mutlu kadın taklidi yapan annesinden öğrenmiştir. Üç kız kardeşin en hırslısı olan Ceyda’nın temel hedefi, babasından sonra holdingin başına geçmektir ve bu uğurda yapamayacağı hiçbir şey yoktur.
Melisa Döngel /Sema Altınordu
Osman Altınordu’nun en küçük kızıdır. Küçük bir kızken annesinin evi terk etmesiyle ablası Ebru tarafından büyütülmüş, iyi bir eğitim almış ve holdingin yapay zeka, bilgisayar dünyasının başına geçmiştir. Annesinden ayrı, otoriter bir babayla kalmasının getirdiği ağır gerçeklikten kaçma arzusu onu önce masal dünyasına, oradan bilgisayarda yaratılan gerçekliğe doğru yönlendirmiştir. Hayat onun için büyük bir oyundan ibarettir.
Şebnem Hassanisoughi / Ebru Karaaslan
Osman Altınordu’nun büyük kızıdır. Azimli, sabırlı ancak sandığı kadar dayanıklı değildir. İtiraf etmese de her daim babasının sevgisine ve onun tarafından onaylanmaya muhtaçtır. Otorite seven, güç tiryakisi bir işkolikken, hayranı olduğu babasına adadığı hayatının boşa geçmiş olduğunu ve güç tiryakiliğinin ruhunu zehirlediğini kardeşleriyle giriştiği mücadele içinde anlayacaktır.
Caner Topçu / Kerem Sayışman
Henüz 9 yaşındayken, öfke kontrolü sorunu olan polis babası, annesini gözlerinin önünde öldürmüştür. Babasının polis arkadaşlarının baskısı ile mahkemede hiçbir günahı olmayan annesi hakkında yalan ifade vermek zorunda bırakılmıştır. Büyüdüğünde işine aşık ve takıntılı bir polis olmuştur.
Osman DEMİRHaberler.com – GündemKültür SanatSoğuk HaberTelevizyonMagazinAtv
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
HOLDİNG KONUSU NE?
“Bir gün denizden bir kız gelir ve ilahi adaletin yerini bulmasına vekil olur…”
Dışarıdan pırıltılı görülen plaza dünyası, içerden ise egoların ve hırsların çarpıştığı bir arenadır. Kadınlar Dünya Serbest Dalış rekortmeni Aydan, aniden kendini bu dünyada ve yeni ailesinin içinde bulur. Onun gelmesi ile ailenin kirli geçmişi ve aile üyelerinin gerçek yüzleri ortaya çıkar. Ve ailede acımasız bir taht kavgası başlar. Aydan bu kavgada kendi değerleri ve aşkı ile ayakta kalacak mı, yoksa güç ve para onu da mı zehirleyecek? İnsanların aşk ve iktidarla sınandığı bu etkili drama, izleyici ile buluşmak için gün sayıyor!
Holding’in başrollerinde Erdal Özyağcılar, Tuğba Sunguroğlu, Caner Topçu, Mustafa Üstündağ Öznur Serçeler, Melisa Döngel, Şebnem Hassanisoughi, Kayra Şenocak, Ozan Gözel, Ali İl, Gün Koper, Zeynep Özyağcılar, Sadi Celil Cengiz ve Filiz Tacbaş ve Atsız Karaduman ve Macit Koper gibi önemli oyuncular yer alıyor.

HOLDİNG NEREDE ÇEKİLDİ?
Atv‘nin yeni dizisi Holding çekimleri İstanbul’un plazalarının en çok olduğu Levent, Maslak ve Beyoğlu ilçelerinde gerçekleştiriliyor.

HOLDİNG GERÇEK HAYAT HİKAYESİ Mİ?
atv’nin, yeni dizisi Holding gerçek hayatların gerçek hikayesini ekrana getirecek.
HOLDİNG OYUNCULARI KİM?
İnsanların aşk ve iktidarla sınanacağı atv’nin yeni dizisi “Holding”in başrollerinde Erdal Özyağcılar, Tuğba Sunguroğlu, Caner Topçu, Mustafa Üstündağ, Öznur Serçeler, Melisa Döngel, Şebnem Hassanisoughi, Kayra Şenocak, Ozan Gözel, Ali İl, Gün Koper, Zeynep Özyağcılar, Sadi Celil Cengiz, Itır Esen, Atsız Karaduman ve Macit Koper gibi önemli oyuncular yer alıyor.
Osman DEMİRHaberler.com – GündemKültür SanatSoğuk HaberTelevizyonYaşamDiziAtv
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

“ÇAĞLA ÇOK OLGUN BİR KIZ”
“Çağla’nın bu dönemdeki başarımda büyük etkisi var” diyen Ilıcalı’ya Hülya Avşar’dan destek geldi. Avşar, “Ben Çağla’yı çok seviyorum. Lütfen kimse alınmasın, Çağla çok olgun bir kız.” ifadelerini kullandı.

“KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞANLARDAN DEĞİL”
Avşar’ın eşine yönelik düşüncelerinden mutlu olduğunu ifade eden Acun Ilıcalı ise, “Ben buradayım diye kendini göstermeye çalışanlardan değil. Sağ olsun her zaman da derdimi dert etmiş, benimle hep ilgilenmiş, bu başarılı dönemimde de bir sorun yaşatmayarak beni hep iyi hissettirmiştir.” dedi.

55 yaşındaki ünlü televizyoncu Acun Ilıcalı, bir süredir birlikte olduğu Ayça Çağla Altunkaya ile 4 Eylül’de Esma Sultan Yalısı’nda evlenmişti. Çiftin nikah şahitliklerini Esat Yontunç ile Ceren Kocakaplan yapmıştı. Ilıcalı’nın düğününün her detayı uzun bir süre gündemden düşmemişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçlar Soruşturma Bürosunca, Ilıcalı ile TV8 kanalı ve Exxen dijital platform yetkilileri hakkında “yasa dışı bahsi teşvik ve reklam” suçu iddiasıyla soruşturma başlatılmıştı. Soruşturmanın, UEFA Uluslar Ligi maçlarında gösterilen yasa dışı bahis reklamlarıyla ilgili olduğu öğrenilmişti.
Çağla AltunkayaAcun IlıcalıTelevizyonMagazinSözlerYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“O DÖNEM BENİM PEŞİME DÜŞTÜLER”
VJ’lik yaptığı dönemde “Tehlikeli” olarak nitelendirdiği bir yapının peşine düştüğünü ifade eden Çarıkçı, “Benim manken dünyasından çok tanıdığım yok. O dönemlerde benim çok tehlikeli iki yapılanma peşime düştü, bizimle ol diye isimlerini zikredemiyorum” dedi.

“BÜTÜN SAPKINLIKLAR VAR”
Aysever ise “Siyasal yapı mı?” deyince ünlü isim “Hayır! ‘Bizimle ol, kardeş olalım’ dediler. Ama bütün sapkınlıklar var. Çok tehlikeli acayip örgütler” yanıtını verdi.
“ADNAN HOCA GİBİ Mİ?”
Enver Aysever ise “Adnan Hoca gibi mi?” sorusunu yöneltti. VJ Bülent “Gibi, öyle gibi. Tarikat diyemem öyle bir şey değildi! Benim hiç bu taraklarla bezim yoktur. Abi ben emekliliğimi düşlüyorum bana ne” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kurtlar Vadisi’ndeki “Çakır” rolüyle günümüzde bile konuşulan Oktay Kaynarca’ya ekipten bir sürpriz geldi. Yeni soruyu okuyan Kaynarca, Kurtlar Vadisi’ni görünce gülümsedi. Soruda ise “43. bölümde vuruldu, 45. bölümde öldü” diyen bir Kurtlar Vadisi hayranının bahsettiği karakter kimdir?” soruldu. Yarışmacı doğru cevabı vererek “Süleyman Çakır” derken gülümseyen Kaynarca “Bir nostalji sorusu olmuş. Keyifliydi” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşmeleri TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda sürüyor.

“ÖTANAZİ” İBARESİ TASARIDAN ÇIKARILDI
Görüşmelerde AK Parti tarafından verilen değişiklik önergesiyle kanun teklifinin 5. maddesinde yer alan “ötanazi” ibaresi metinden çıkarıldı. Kanun teklifinin 13’ncü maddesinin birinci fıkrasından önce gelmek üzere, ‘Bakımevlerine alınan köpeklerden insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olanlarına ‘Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9’ncu maddesinin 3’ncü fıkrasında belirtilen tedbir uygulanır’ ibareleri eklendi.
Atıf yapılan kanun ise şöyle: “Hayvanlara ötenazi yapmak yasaktır. Ancak, hayvanlara acı ve ıstırap çektiren veya iyileşme durumu bulunmayan hastalık durumlarında, akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda, davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda, veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verilebilir. Ötenazi işlemi veteriner hekim tarafından veya veteriner hekim gözetiminde yapılır.”

DERNEK TEMSİLCİLERİ VE HUKUKÇULARIN TOPLANTIYA ALINMASI İSTENDİ
Öte yandan görüşmenin yapıldığı Plan ve Bütçe Komisyonu salonunda gerginlik çıktı. Muhalefet milletvekilleri, bazı hayvan hakları derneklerinin temsilcileri ile bazı hukukçuların toplantıya alınmasını talep etti. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, “Özellikle Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyon Başkanı, Veterinerler Birliği ve bazı gazeteciler içeri alınmıyor. Yani Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyon Başkanı’nın burada olmasının hiçbir sıkıntısı yok. Bir şey daha söylemek isterim; Meclis geleneklerinde komisyondaki görüşmelerin televizyonda yayınlanması gibi bir şey yok; ancak 4 milyon hayvanın katledileceği bir yasayı görüşmek de yok. O yüzden çok hassas bir konu bu ve sizlerin biraz daha hassasiyet göstermenizi diliyorum. Özellikle bazı büyük gazetelerin temsilcileri, Barolar Birliğinin Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı ve Veterinerler Birliği Başkanı’nın buraya alınmasını talep ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Komisyon Başkanı Vahit Kirişci, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın talebi üzerine veteriner hekimleri temsilen bir veterinerin toplantıya alındığını belirterek, “Maddelere geçtik ve şu anda kanun teklifinin maddelerini görüşüyoruz. Geneli üzerindeki görüşmelerde bu sözünü etmiş olduğunuz bütün STK’ların, odaların veyahut baroların bunların konuşmalarını sağladık. Buna birlikte karar verdik ve yaptık. Sizden istirhamım bizim yol almamız gerekir.” dedi.

“TELEVİZYONDAN YAYINLANSIN” TALEBİ TARTIŞMAYA NEDEN OLDU
Muhalefet milletvekillerinin komisyon görüşmesinin salon dışında bulunan televizyonda yayınlanması talebinin reddedilmesi üzerine tartışma çıktı. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, “Herkes bu yasayı takip etmek istiyor. Bu bir lütuf değil sayın başkan, demokratik teamülü uygulamanızı istiyoruz. Bu yasa toplumu yakından ilgilendiren bir yasa, günlerdir kamuoyunda tartışılıyor. Burada hayvan hakları savunucuları var, ilgili barolar var, avukat arkadaşlar var. Televizyon sorunu varsa ben odamdaki televizyonu indirebilirim. Bir televizyon temin edilebilir, Meclisimizin herhalde imkanları bu kadar sınırlı değildir. Şimdi mikrofon bozulunca yapılmayacak mı? Televizyon bozulmuş yapılmıyor. Orada insanlar buradaki komisyon görüşmelerini izlerlerse bu sizin açınızdan da, bu komisyonun açısından da, halk açısından da daha faydalı olur.” diye konuştu.
DIŞARIDAN SLOGANLAR YÜKSELDİ
Komisyon Başkanı Vahit Kirişci, tartışmalar arasında kanun teklifinin 4’üncü maddesini okuttu. Muhalefet milletvekilleri masalara vurarak protestoda bulundu. Tartışmaların sürmesi üzerine Vahit Kirişci, toplantının televizyonda yayınlanmayacağını ifade etti. Bir vekilin, ‘Yalan söylüyorsunuz’ demesi üzerine Kirişci, “Ben yalan söylemem, yalan söyleyen sizin gibilerdir. Siz yalan söylüyorsunuz, ben söylemiyorum” dedi. Kirişci, tartışmaların sürmesi üzerine toplantıya 5 dakika ara verdi. Öte yandan toplantıya alınmayan hayvanseverler de dışarıda ‘Direne direne kazanacağız’, ‘Yasayı geri çek’ sloganları atarak tepki gösterdi. Aranın ardından komisyon yeniden toplanarak, teklifi görüşmeye devam etti.

KAMUOYUNDA tartışmalara neden olan sahipsiz hayvanlara ilişkin yasa teklifinin görüşmelerine TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu’nda devam edildi. Muhalefet milletvekillerinin, içeriye alınmayan hayvanseverlerin takip etmesi için toplantının koridordaki televizyondan yayınlanması talebi kabul edilmeyince tartışma yaşandı. Hayvanseverler de salonun dışında slogan atarak tepkilerini gösterdi.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu, sayıları kamu güvenliği açısından tehdit oluşturan sahipsiz hayvanlara ötenazi yapılmasına da öngören, ‘Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere Plan ve Bütçe Komisyonu salonunda toplandı. Muhalefet milletvekilleri, bazı hayvan hakları derneklerinin temsilcileri ile bazı hukukçuların toplantıya alınmasını talep etti. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, “Özellikle Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyon Başkanı, Veterinerler Birliği ve bazı gazeteciler içeri alınmıyor. Yani Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyon Başkanı’nın burada olmasının hiçbir sıkıntısı yok. Bir şey daha söylemek isterim; Meclis geleneklerinde komisyondaki görüşmelerin televizyonda yayınlanması gibi bir şey yok; ancak 4 milyon hayvanın katledileceği bir yasayı görüşmek de yok. O yüzden çok hassas bir konu bu ve sizlerin biraz daha hassasiyet göstermenizi diliyorum. Özellikle bazı büyük gazetelerin temsilcileri, Barolar Birliğinin Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı ve Veterinerler Birliği Başkanı’nın buraya alınmasını talep ediyoruz” ifadelerini kulandı.
Komisyon Başkanı Vahit Kirişci, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın talebi üzerine veteriner hekimleri temsilen bir veterinerin toplantıya alındığını belirterek, “Maddelere geçtik ve şu anda kanun teklifinin maddelerini görüşüyoruz. Geneli üzerindeki görüşmelerde bu sözünü etmiş olduğunuz bütün STK’ların, odaların veyahut baroların bunların konuşmalarını sağladık. Buna birlikte karar verdik ve yaptık. Sizden istirhamım bizim yol almamız gerekir” dedi.
Muhalefet milletvekillerinin komisyon görüşmesinin salon dışında bulunan televizyonda yayınlanması talebinin reddedilmesi üzerine tartışma çıktı. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, “Herkes bu yasayı takip etmek istiyor. Bu bir lütuf değil sayın başkan, demokratik teamülü uygulamanızı istiyoruz. Bu yasa toplumu yakından ilgilendiren bir yasa, günlerdir kamuoyunda tartışılıyor. Burada hayvan hakları savunucuları var, ilgili barolar var, avukat arkadaşlar var. Televizyon sorunu varsa ben odamdaki televizyonu indirebilirim. Bir televizyon temin edilebilir, Meclisimizin herhalde imkanları bu kadar sınırlı değildir. Şimdi mikrofon bozulunca yapılmayacak mı? Televizyon bozulmuş yapılmıyor. Orada insanlar buradaki komisyon görüşmelerini izlerlerse bu sizin açınızdan da, bu komisyonun açısından da, halk açısından da daha faydalı olur” diye konuştu.
Komisyon Başkanı Vahit Kirişci, tartışmalar arasında kanun teklifinin 4’üncü maddesini okuttu. Muhalefet milletvekilleri masalara vurarak protestoda bulundu. Tartışmaların sürmesi üzerine Vahit Kirişci, toplantının televizyonda yayınlanmayacağını ifade etti. Bir vekilin, ‘Yalan söylüyorsunuz’ demesi üzerine Kirişci, “Ben yalan söylemem, yalan söyleyen sizin gibilerdir. Siz yalan söylüyorsunuz, ben söylemiyorum” dedi. Krişci, tartışmaların sürmesi üzerine toplantıya 5 dakika ara verdi. Öte yandan toplantıya alınmayan hayvanseverler de dışarıda ‘Direne direne kazanacağız’, ‘Yasayı geri çek’ slonganları atarak tepki gösterdi. Aranın ardından komisyon yeniden toplanarak, teklifi görüşmeye devam etti.
]]>Bakan Göktaş, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ev sahipliğinde, Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) Ankara Temsilciliği ile Uluslararası Medya Enformasyon Derneğinin (UMED) destekleriyle bir otelde düzenlenen “Televizyon Dizilerinde Kadın” panelinin açılışında konuştu.
Bir toplumun sosyal, politik, ekonomik ve kültürel dinamiklerinin, kadının rolünün ve konumunun belirlenmesinde oldukça etkili olduğunu vurgulayan Göktaş, yayınlanan dizilerin de toplumun bu dinamiklerine önemli bir ayna tuttuğunu söyledi.
Bunun yanı sıra değişmesi gereken ve neredeyse tüm kadınlar tarafından reddedilen fikirlerin de normalleştirildiğine şahit olunduğunu ifade eden Göktaş, şöyle devam etti:
“İşte sorun da tam burada başlıyor. 90’larda televizyonlarda Bizimkiler, Mahallenin Muhtarları, Perihan Abla, Süper Baba gibi birliği, beraberliği, yardımlaşmayı ve dostluğu anlatan diziler artık yok denecek kadar az. Bunun yerine mafyavari aile temalı, suç odaklı, insanlar arasında sürekli bir entrikanın döndüğü diziler çoğaldı. Ne yazık ki yapımlarda kadına yönelik şiddette failin eylemini meşrulaştıran bir dil kullanılıyor.”
Bu sorunları konuşmak ve kadının televizyon dizilerindeki temsilini ele almak için yapımcılarla bir araya geldiklerini hatırlatan Göktaş, kadın, çocuk ve aile başta olmak üzere hassasiyetle yaklaştıkları konular hakkında karşılıklı görüş alışverişinde bulunduklarını, aile dostu yapımların her zaman yanında olduklarını dile getirdiklerini anlattı.
Yapımcılarla ortak hassasiyetlere sahip olduklarını görmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Göktaş, “Bundan sonraki süreçte güçlü bir işbirliğiyle medyada kullanılan dilin ve televizyonlardaki temsiliyetin değişeceğine yürekten inanıyorum.” dedi.
“Kadının güçlenmesi demek ailenin güçlenmesi, Türkiye’nin güçlenmesi demek”
Bakan Göktaş, Cumhuriyet’in ikinci asrına adım atılan bugünlerde Türkiye’yi güçlü kılacak en önemli yapının aile olduğuna inandığını, bu nedenle Bakanlık olarak “güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye” anlayışıyla hareket ettiklerini anlattı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, son 22 yılda, kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi için çok önemli atılımlar gerçekleştirdiklerinin altını çizen Göktaş, “Şuna yürekten inandık; kadının güçlenmesi demek ailenin güçlenmesi demek, Türkiye’nin güçlenmesi demektir.” dedi.
“Pek çok dizi ve televizyon programıyla ilgili binlerce şikayet”
Bakan Göktaş, dizilerin insanlar ve toplum üzerindeki etkilerinin dikkate alınması gerektiğine işaret ederek, “Hayatımızı bu denli derinden etkileyen bir konuda hepimize önemli sorumluluklar düşüyor. Bakanlığımıza, pek çok dizi ve televizyon programıyla ilgili binlerce şikayet ulaşıyor. RTÜK ile bu konuda sık sık görüşüyoruz.” diye konuştu.
RTÜK Kanunu’ndaki “Yayın hizmetleri, toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz.” hükmüne dikkati çeken Göktaş, “Cezalandırma ve yasaklama tedbirinin demokratik ve özgür yayıncılık anlayışına uygun olmadığını biliyoruz. Ancak aile, kadın ve çocukların geleceğini tehlikeye sokan herhangi bir yayının da özgürlük olduğuna inanmıyoruz.” dedi.
Ailenin saygın bir kurum, insanın her yönüyle saygın bir varlık olduğunu vurgulayan Göktaş, “Bu saygınlığı zedeleyecek kötü örneklerin medya aracılığıyla sunulması son derece tehlikelidir. Yapımcılarımız bu sorunun farkında. Burada bulunan oyuncularımız, senaristlerimiz bu sorunun farkında. Artık toplumda bu soruna karşı bir duyarlılık da oluştu. Artık bilime, kültüre, sanata, edebiyata ve tarihe daha çok emek vermek zorundayız.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye, dünyaya en çok dizi ihraç eden üçüncü ülke”
Bakan Göktaş, artık televizyonun zararlarından nasıl korunulması gerektiğini değil, televizyonun gücünden nasıl yararlanılacağının konuşulması gerektiğini belirterek, “Ülkemizi büyütecek olan budur. Bizleri, hayalini kurduğumuz geleceğe ulaştıracak olan budur. Medyanın ticari kaygılarını yok sayamayız. Bunu elbette anlıyoruz. Ancak hiçbir ticari kaygı değerlerimizin ve aile hassasiyetlerimizin önüne geçmemelidir.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin artık dizi sektöründe bir dünya markası olduğunu belirten Göktaş, bir araştırmanın 2020 ile 2023 arasında Türk dizilerine olan küresel talebin yüzde 184 arttığını gösterdiğini aktardı.
Türk dizilerinin uluslararası arenadaki ekonomik değerinin, her geçen gün arttığını, uluslararası diplomasi alanında da dizilerin önemli bir enstrüman olduğunu bildiren Göktaş, şöyle konuştu:
“Türkiye, dünyaya en çok dizi ihraç eden üçüncü ülke. İhraç edilen her dizinin ülkemizi en iyi şekilde temsil etmesi hepimizin istediği bir şey. Bu yüzden ülkemizi, Türk aile yapısını, kadınlarımızı temsil ederken daha dikkatli, özenli davranmalıyız. Türk dizileri, yapımları ülkemizin tanıtımı için çok büyük bir fırsat.”
Televizyon dizilerinin iyinin, güzelin ve doğrunun anlatılması için önemli bir fırsat olduğunu belirten Göktaş, “Bu alanda kadınlara sunulacak eşit fırsatların, kadın temsilini de olumlu yönde etkileyeceğine yürekten inanıyoruz.” diye konuştu.
“Düşüncelerimiz de dualarımız da o kadınlarımızla beraber”
Bakan Göktaş, bu hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün hep birlikte kutlanacağına işaret ederek, “Tabii ki kutlayamayacak coğrafya da var. Filistin’de, Gazze’de ve dünyanın pek çok mazlum ülkelerinde kadınlar bombalar altında maalesef bugünü kutlayamayacak. Düşüncelerimiz de dualarımız da o kadınlarımızla beraber.” ifadelerini kullandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, bu haftanın ülkenin ve dünya kadınlarının medyadan sanata, istihdamdan siyasete kadar tüm alanlarda yeni ufuklar ve yeni imkanların açılmasına vesile olmasını diledi ve “Türkiye Yüzyılı’nın kadınların yüzyılı olacağına yürekten inanıyorum.” dedi.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, RTÜK’ün ev sahipliğinde düzenlenen Televizyon Dizilerinde Kadın Paneli’ne katıldı. Programda konuşan Bakan Göktaş, Türk dizilerinin dünyada bir marka haline geldiğini ve bunun Türkiye’nin tanıtımı için bir fırsat olduğunu söyledi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin ise dizi ve filmlerdeki şiddet sahnelerinin ortadan kaldırılması üzerine yoğun çaba harcadıklarını söyledi.
“Dizilerin insanlar ve toplum üzerindeki etkilerini dikkate almak zorundayız”
Bakanlık olarak ‘Güçlü Kadın, Güçlü Aile, Güçlü Türkiye’ anlayışıyla hareket ettiklerini söyleyen Bakan Göktaş, “Toplumun güçlü ve sağlam temeller üzerine inşa edilmesi ancak kadınların her alanda güçlü olmasıyla mümkündür. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, son 22 yılda, kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi için çok önemli atılımlar gerçekleştirdik. Kadın refahının artırılması ve her alanda etkin bir şekilde yer almaları için çok büyük bir yol kat ettik. Şuna yürekten inandık; kadının güçlenmesi demek ailenin güçlenmesi demek, Türkiye’nin güçlenmesi demektir. Bakanlığımızın tüm çalışmalarını; kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve engellilere yönelik yürüttüğümüz proje ve hizmetleri bu bakış açısıyla oluşturuyoruz. Sahadaki hizmetlerimiz, koruyucu ve önleyici politikalarımız kadar eğitim ve farkındalık çalışmalarına da özel bir önem veriyoruz. Özellikle farkındalık çalışmalarında tüm paydaşlarla birlikte hareket etmenin çok kritik bir değer taşıdığına inanıyoruz. Bu farkındalığı oluşturmada ise televizyonun etkisi çok büyük. Bugün bu salonda konunun uzmanı pek çok katılımcı bulunuyor. Televizyonun toplumun algısını yönlendirmedeki etkisini sizler bire bir tecrübe ediyor, yaşıyorsunuz. Bu etkinin baş aktörleri ise diziler. Bu anlamda dizilerin insanlar ve toplum üzerindeki etkilerini dikkate almak zorundayız” ifadelerini kullandı.
“Televizyonun zararlarından nasıl korunacağımızı değil, televizyonun gücünden nasıl yararlanacağımızı konuşmalıyız”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına pek çok dizi ve televizyon programıyla ilgili binlerce şikayet ulaştığını söyleyen, “RTÜK ile bu konuda sık sık görüşüyoruz. RTÜK Kanunu’ndaki madde aslında çok açıktır. ‘Yayın hizmetleri, toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz.’ Şiddeti özendiren yayın yapılamaz. Kadını, çocuğu, yaşlıyı, engelliyi istismar eden yayın yapılamaz. Bugün buradaki birlikteliğimizin nedeni cezalandırmanın ötesine geçmektir. Toplumumuzu olumsuz etkileyen yayınlara karşı kalıcı çözümler bulmaktır. Cezalandırma ve yasaklama tedbirinin demokratik ve özgür yayıncılık anlayışına uygun olmadığını biliyoruz. Ancak aile, kadın ve çocukların geleceğini tehlikeye sokan herhangi bir yayının da özgürlük olduğuna inanmıyoruz. Aile saygın bir kurumdur. İnsan her yönüyle saygın bir varlıktır. Bu saygınlığı zedeleyecek kötü örneklerin medya aracılığıyla sunulması son derece tehlikelidir. Yapımcılarımız bu sorunun farkında. Burada bulunan oyuncularımız, senaristlerimiz bu sorunun farkında. Artık toplumda bu soruna karşı bir duyarlılık da oluştu. Artık bilime, kültüre, sanata, edebiyata ve tarihe daha çok emek vermek zorundayız. Artık televizyonun zararlarından nasıl korunacağımızı değil, televizyonun gücünden nasıl yararlanacağımızı konuşmalıyız. Ülkemizi büyütecek olan budur. Bizleri, hayalini kurduğumuz geleceğe ulaştıracak olan budur. Medyanın ticari kaygılarını yok sayamayız. Bunu elbette anlıyoruz. Ancak hiçbir ticari kaygı değerlerimizin ve aile hassasiyetlerimizin önüne geçmemelidir” diye konuştu.
“Türk dizileri, yapımları ülkemizin tanıtımı için çok büyük bir fırsat”
Türk dizilerinin dizi sektöründe dünya markası olduğunu söyleyen Bakan Göktaş, “Bir araştırma, 2020 ile 2023 arasında Türk dizilerine olan küresel talebin yüzde 184 arttığını gösteriyor. Türk dizilerinin uluslararası arenadaki ekonomik değeri her geçen gün artıyor. Uluslararası diplomasi alanında da diziler artık önemli bir enstrüman. Türkiye, dünyaya en çok dizi ihraç eden üçüncü ülke. İhraç edilen her dizinin ülkemizi en iyi şekilde temsil etmesi hepimizin istediği bir şey. Bu yüzden ülkemizi, Türk aile yapısını, kadınlarımızı temsil ederken daha dikkatli, özenli davranmalıyız. Türk dizileri, yapımları ülkemizin tanıtımı için çok büyük bir fırsat” ifadelerine yer verdi.
“Şiddet sahneleri toplumda olağanlaşmaya, kadına yönelik insanlık dışı muamelelerin kanıksatılmasına sebep oluyor”
Dizi ve filmlerdeki şiddet sahnelerinin ortadan kaldırılması üzerine yoğun mesai yürüttüklerini söyleyen RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, “Geçtiğimiz hafta yine Sayın Bakanımızın teşrifleriyle dizi film yapımcılarımızla bir araya geldik. İstanbul’daki istişare toplantısında aynı masa etrafında buluşarak iyi niyetle fikirlerimizi paylaştık. Açıkça gördüm ki, kadına yönelik şiddet sahneleri yapımcıların da çok arzu ettiği türden görüntüler değil. Ancak, kendi aralarındaki reyting rekabeti zaman zaman sınırları zorlamalarına sebep oluyor. Hepinizin yakından tanıdığı hem oyuncu hem de yapımcı kimliğiyle İstanbul’daki toplantımıza katılan bir arkadaşımız, kadına yönelik şiddet sahnelerinin tersinden görülmesi gerektiğini söyledi. Kendilerinin bir toplumsal soruna dikkat çekmek için şiddet sahnelerini kullandıklarını ifade etti. Ancak yanıldığı bir nokta vardı. Şiddet sahneleri toplumda olağanlaşmaya, kadına yönelik insanlık dışı muamelelerin kanıksatılmasına sebep oluyor. Sanki kadına şiddet uygulamak normal bir şeymiş gibi bir algı ortaya çıkıyor. Son derece tehlikeli olan bu duruma yönelik günün sonunda yapımcılarımızın daha dikkatli olacakları yolunda izlenim edindik, umarız yanılmıyoruzdur” dedi. – ANKARA
]]>