Telefon – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Thu, 18 Jul 2024 22:34:55 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Ankara’da ‘Ayhan Bora Kaplan suç örgütü’ davası başladı https://www.haber60.com.tr/ankarada-ayhan-bora-kaplan-suc-orgutu-davasi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/ankarada-ayhan-bora-kaplan-suc-orgutu-davasi-basladi/#respond Thu, 18 Jul 2024 22:34:55 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40594

ANKARA’da, ‘Ayhan Bora Kaplan suç örgütü’ ile bağlantılı ‘gizli tanık’ soruşturması kapsamında 6’sı emniyet mensubu 11 sanık hakkında açılan davanın görülmesine başlandı. Sanıklardan eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, “Ben Ayhan Bora Kaplan’a operasyon yaptım. ‘Suçluyu kayırma’ diyorlar. Bora Kaplan’ı mı kayırdım? Serdar Sertçelik dolandırıcılık kanadının yöneticisi. Acayip bilgi alıyordu, emniyetten de bilgi alıyordu. Böyle bir örgütün karşı operasyonuna maruz kalıyoruz” dedi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, eski Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Gökay Öner, eski Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan, eski Şube Komiserleri Ufuk Gültekin, Gökhan Karaca ve Metehan İlkyaz ile Nurullah Özgür Kopuk, Ramazan Kubat, Adem Kaçan, Mustafa Çotuk ve Erdoğan Sertçelik hakkında iddianame hazırlanarak dava açıldı. Ankara 13’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada, ‘görevi kötüye kullanma’, ‘göreve ilişkin sırrın açıklanması, ‘suçluyu kayırma’, ‘tanığı etkilemeye teşebbüs’ suçlarında 2 yıl ile 15 yıl arasında değişen sürelerde haklarında hapis cezası talep edilen 7’si tutuklu, 4’ü tutuksuz olan sanıkların tamamı hazır bulundu. Duruşmanın başında Ayhan Bora Kaplan, avukatı aracılığıyla davaya katılma talebinde bulundu. Sanıklar bu talebin reddini istedi. Savcı da Kaplan’ın suçtan zarar gören taraf olmaması nedeniyle talebin reddini talep etti. Hakim, Kaplan’ın suçtan zarar görmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verdi.

‘EMNİYETTEN ACAYİP BİLGİ ALIYORDU’

Duruşmada savunma yapan eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, FETÖ’nün en büyük yapılanmasının Ankara olduğunu ifade ederek, “Darbe sonuna kadar çok etkili operasyonlarda görev yaptım. Meslek hayatımda 2 kez yaralandım, 3 kez ölümden döndüm. Ben söz konusu suçlamaya ilişkin soruşturmada görev aldım. Tutuklanınca mutlaka bir iftira olduğunu düşündüm. İddianamenin 2 sayfası bizimle ilgili hukuki değerlendirme. Suçlamaların tamamını işlemediğim ve işletmediğim için reddediyorum. Savcı varsayımlarda bulunmuş. Bana bağlı 50 büro var. Her böyle olayda sıralı amir tutuklanırsa suçla mücadelede devlet de zaafa uğrar. Ben Ayhan Bora Kaplan’a operasyon yaptım. ‘Suçluyu kayırma’ diyorlar. Bora Kaplan’ı mı kayırdım? Serdar Sertçelik dolandırıcılık kanadının yöneticisi. Acayip bilgi alıyordu, emniyetten de bilgi alıyordu. Böyle bir örgütün karşı operasyonuna maruz kalıyoruz” dedi.

Çelik, savcının ‘3 telefon sıfırladığın yönünde iddia var’ demesi üzerine, “Ben 3 tane telefon sıfırlamadım. Ben bir telefonu kapatma kararı aldım. İfademden 5 gün önce yeni telefon aldım. Bu telefon ikinci el. Adam telefonu sıfırlamış. Birinci telefonu kendim sıfırladım. Aileme verecektim. Bunda art niyet söz konusu olamaz. Ben 2 telefonumu açık şekilde verdim. Ben devletten ne gizleyeyim?” dedi.

‘OPERASYON SIRASINDA SORUN VE SIKINTILAR YAŞADIK’

Eski Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Gökay Öner ise göreve başlamasının ardından kısa bir süre sonra Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin ilk operasyonun yapıldığını ifade ederek, “2’nci dalga operasyon eylemelerine, 3’üncü operasyon mali yapısına ve kara para yapısına yönelik bir soruşturmaydı. İçsel olarak bu operasyon sırasında bazı sorun ve sıkıntılar yaşadık. Serdar Sertçelik, ilk dalga operasyon kapsamında Kıbrıs’tan getirilerek ifadesi alınmış ve adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Ben savcılık makamınca 5 ya da 7 gün sonra yazı gönderilene kadar tanık olduğunu bilmiyordum. Bizim ekiplerimiz evine gidip Sertçelik’in ifadesini alıyor. Gözaltı kararı olmadığı için orada personel bırakmadık. Bir gün sonra savcı, ‘Sertçelik’i adli makamlarda hazır edin’ diye talimat yazıyor. Ancak ekipler eve gittiğinde Sertçelik’in evde olmadığını görüyor. Ardından Şube Müdür Yardımcım Şevket Demircan, bana mesaj atıyor Sertçelik’in İstanbul yolunda olduğuna dair. Ben de Sertçelik’in yurt dışına çıkmaması için hudut kapılarına yazı yazdım. Sertçelik isimli şüpheliyi kayırma durumum söz konusu olamaz; çünkü aynı dosyada 97 kişiyi yakaladım. Ben görevimi kötüye kullanmadım. Sertçelik ile ilgili yapılan tüm işlemler savcılık talimatıyla yapılmıştır” diye konuştu.

‘ÖRGÜT VE UZANTILARI BİZE OPERASYON YAPMAKTADIR’

Eski Organize Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan da “Atılı suçları kabul etmiyorum. Bütün yaptığım işleri sıralı amirlerim bilgisi dahilinde yaptım. Dosya kapsamı dışında farklı bir amacım yoktur. Amacımız, bütün uğraşımız gerçeğin ortaya çıkmasını sağlamaktı. Ayhan Bora Kaplan suç örgütü, önemli bir örgüttür. Bu örgüt ve uzantıları tarafından şu anda bize operasyon yapılmaktadır” dedi. Demircan, Kerem Gökay Öner’in, kendisiyle ilgili, ‘Görüşmelerini özel bir odada yapardı’ iddiasının kesinlikle yanlış olduğunu, ayrıca Öner’in, Serdar Sertçelik’in Kıbrıs’tan geleceğini ve ‘gizli tanık’ olduğunu bildiğini iddia etti.

‘ZEKİ, UYANIK BİR ÇOCUK’

Organize şube komiseri tutuklu sanık Ufuk Gültekin de telefon şifrelerinin hepsini kendi rızasıyla verdiğini ve hiçbir gizlisi olmadığını iddia ederek “Şahsın getirilmesi aşamasında Gökay müdür bilgi verdi Kıbrıs’ta olduğuyla ilgili. Serdar Sertçelik, gizli tanık olmak istiyordu, bizimle iletişime geçti, görüşme yaptık. Savcıya iletmek için notlarımızı tuttuk, beyanları aldık. Savcı beyanları okumuş, şahsı adliyeye götürdük ve uzun süre ifadesini aldı. Serdar Sertçelik, çok uyanık zeki bir çocuk, her şeyi söyledi. ‘Gizli tanık olduğum için bana bir şey olmayacak, iyi karşılayacaklar’ dedi. Biz bir örgütle mücadele ediyoruz. Ben ses kaydı alırken söylediği hiçbir şeyi kaçırmamak adına aldım, biz titizlikle çalışıyoruz. Resmi evrak olmadan işlem yapmayız. Görüşmelerin hepsi kayıtlı. Hükümete darbeyle suçlanıyoruz, daha Kasım’daki görüşmede Serdar Sertçelik ‘Cevheri Güven benimle görüşmek istedi’ dedi. Ben ‘Sakın görüşme. Onlar FETÖ’cü, hükümete karşı kullanırlar’ uyarısında bulundum” dedi. Duruşmaya ara verildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ankarada-ayhan-bora-kaplan-suc-orgutu-davasi-basladi/feed/ 0
Polatların iddianamesinde intikam detayı! Fenomen, ailenin telefonlarına uzaktan bağlanıp her şeyi kaydetmiş https://www.haber60.com.tr/polatlarin-iddianamesinde-intikam-detayi-fenomen-ailenin-telefonlarina-uzaktan-baglanip-her-seyi-kaydetmis/ https://www.haber60.com.tr/polatlarin-iddianamesinde-intikam-detayi-fenomen-ailenin-telefonlarina-uzaktan-baglanip-her-seyi-kaydetmis/#respond Fri, 12 Jul 2024 08:45:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38842 Kara para aklama suçlamasıyla yargılanan Dilan Polat ve eşi Engin Polat hakkında hazırlanan iddianameden yeni detaylar ortaya çıktı. Soruşturma ifade veren fenomen Erkan Şahin, sorun yaşadığı çiften aldığı intikam planını anlattı.

“DİLAN POLAT BENİM ECE RONAY’LA GÖRÜŞTÜĞÜMÜ GÖRÜNCE LİNÇ EDİCİ PAYLAŞIMLAR YAPTI”

Engin ve Dilan Polat çiftinin de aralarında bulunduğu 28 şüpheli kara para aklama iddiasıyla yargılanıyor. Polat’larla ilgili hazırlanan iddianamede başka bir soruşturma kapsamında cezaevinde bulunan sosyal medya fenomeni Erkan Şahin’in tanık olarak verdiği ifade de yer aldı. Polat çiftiyle bir dönem iş birliği yaptığı ancak sonra araların açıldığını söyleyen Şahin, yaptığı intikam planını da şöyle anlattı:”Fenomenim ve sosyal medya tanıtım ajansım var. Engin-Dilan Polat çiftini ve yanlarındaki Mıstık’ı da Seyhan Soylu’nun çalışanı Ahmet Selim Yazıcı vasıtasıyla tanıdım. 16 Mart 2021 tarihinde buluştuk ve 2022 yılının şubat ayına kadar iş birliği yaptık. Kazancın yüzde 40’ı benim yüzde 60’ı da onların olacaktı ama bütün parayı bana verdiler. Dolayısıyla onlara karşı sempatim artmıştı. Ben şubat ayında Ece Ronay ile buluşup video çektiğim için benim hesabımı kapattırdılar. Durumu Dilan Polat öğrenince de benim hakkımda linç edici ve saldırgan paylaşımlar yapmaya başladı.”

“BENİ SOSYAL MEDYADA BİTİRİP BARINDIRMAYACAKLARINI SÖYLEDİLER”

“Ece Ronay o dönem güzellik merkezleri açmak istediği için onlarla arasında ilçeler ve semtlerden dolayı bir anlaşmazlık vardı. Olayların ardından Mıstık ile görüştüğümde bana açık açık ya sadece onlarla çalışmam gerektiğini ya da beni sosyal medyada bitirip, barındırmayacaklarını söyledi. Hiçbir suçun yokken bu saldırıya uğradığım için sinirlendim. Zira ben sadece sosyal medya fenomeni olarak para kazanıp geçimimi sağlıyordum.”

“POLATLARIN BİLGİSAYARLARINA UZAKTAN BAĞLANIP İÇERİKLERİNE BAKTIM”

Bu kızgınlıkla onların cep telefonlarına ve bilgisayarlarına uzaktan erişim sağlayıp, içeriklerini görmek istedim. Biz buna bilişim dünyasında, ‘rat atma’ deriz. Bir kişinin telefon ya da bilgisayarına rat atıldığında o kişinin telefonunda ki bütün veriler görülebilir. Bu bir uzaktan erişim türüdür. Kişi telefonuna rat atıldığının farkında bile değildir. Yani bir çeşit hack yöntemidir. Ben de yıllardır bilişim işleriyle uğraşmış biri olarak kızgınlıkla 2022 yılının Ekim ayında Engin Polat’ın telefonuna, 2023 yılının Şubat ayı gibi ise Dilan Polat ve Engin Polat’ın telefonlarına, 2023 yılının Ağustos ayında ise Mıstık isimli şahsın telefonuna rat attım. Sonraki süreçte erişim sağladığım bu dijital materyallerde işime yarayabileceğini düşündüğüm bilgileri toplamak istedim.

“ENGİN POLAT’IN YASA DIŞI BAHİSLE ALAKALI KONUŞMALARINI GÖRDÜM”

“Engin Polat’ın telefonu takip ettiğim dönem içerisinde, ICQ üzerinden yaptığı yazışma içeriklerinden yasa dışı bahis ile alakalı konuşmalar yaptıklarını gördüm. Ancak konuştuğu kişilerin kim olduğunu üzerinden zaman geçmesi sebebiyle hatırlamıyorum. Hatırladığım kadarını burada size anlatmaktayım. Örneğin Engin Polat yaptığı yazışmalarda, bir yasa dışı bahis sitesinin yasa dışı bahis oranları ile alakalı konuşmalar yapıyordu. Casino olarak bilinen bir sistemden söz ediyordu. Bu site ve sistem kapsamında oynanacak bahislerde kendi payına kalacak tutarlardan, günlük kazançlardan ve cirodan söz ediyordu.”

“ENGİN BAHİS SİTESİNE 10 MİLYON TL SERMAYE KOYDU”

“Ben bu yazışmaları gözümle gördüm. Yine bir bahis sitesi kapsamında kazanılacak paralardan söz ediliyordu. Hatta bu ikinci bahsettiğim siteye Engin’in koyduğu bir sermaye ve anapara gibi bir büyük tutardan söz ediliyordu. Hatta bu anaparanın tutarının 10 milyon TL’lerle ifade edilebilecek kadar yüksek olduğunu hatırlıyorum ancak tam rakamı hatırlamıyorum. Yine Engin, bu konuşmalarında bu bahis işlerine Veysel isimli soy adını tam olarak hatırlamadığım bir büyüğünün yönlendirmesiyle girdiğinden söz ediyordu.

“ANA PARANIN YÜZDE 40’INI KRİPTO PARA OLARAK ALIYORDU”

Yine konuşmalardan anladığım kadarıyla, Engin Polat bu kurulan sitelere koyduğu anaparasının yüzde 40’ı kadarını kar payı olarak günlük şekilde kripto para olarak geri alıyordu. Benim konuşmalarda gözlemlediğim sistem bu şekildeydi. Ben bu sitelerin ne amaçlı olduğunu araştırmaya başladım ve sitelere erişim sağlamak istediğimde, bu sitelerin her gün engellendiklerini gördüm. Ancak bu engellemede kolay şekilde bertaraf edilebilmişti, zira bugün siteye erişim engeli aldığında yarın yeni site üstünden tekrar faaliyete başlıyordu. Dolayısıyla gördüğüm kadarıyla bu yasadışı bahis sisteminin önüne geçilebilmiş değildi. Hatta işi o kadar ileriye taşımışlardı ki ben bu dönemde Dilan Polat’ın sosyal medya hesaplarından bu yapının Instagram çekilişi şeklinde reklamını yapmıştı. Yani kendi takipçilerine o hesabı takip edenler arasından bir çekiliş yaparak ödüllendireceğini belirtmişti ve bu sitenin takipçi sayısını artırmıştı.

“KENAN ÖZKAN, İLAYDA TOPAL VE NEZ DEMİR’İN DE KRİPTO PARA TRANSFERİ VARDI”

Ben yine bu sitelerin menşeini araştırdığımda, bu sitelerin Gürcistan Batum menşeili olduklarını, dijital iz sürerek tespit ettim. Soruşturma kapsamında istenirse siber birimler bunu kolaylıkla tespit edebilecektir. Yine Engin Polat’ın telefonuna uzaktan erişim sağladığım dönemde konuşma içeriklerinde, Kenan Özkan, İlayda Topal, Tolunay Topal ve Nez Demir’in kripto para transferinde yer aldıklarına dair gözlemlerim oldu.

“ENGİN, KENAN’A KASA GELİRİ OLARAK KRİPTO PARA GÖNDERİYORDU, EKRAN GÖRÜNTÜLERİNİ KAYDETTİM”

Zira örneğin; Kenan Özkan ile Engin Polat arasındaki bir görüşmede, kripto para aktarımı için kullanılan cüzdan numarası paylaşımlarına rastladım.Bir kripto para türünün transferine ilişkin bir konuşmaydı. Bu konuşmada Engin, Kenan’a kasa gelirin olarak bu kripto para gönderimini yapmış oluyordu. Yine Engin’in Nez Demir ile yaptığını düşündüğüm bir konuşmada, Nez’in sosyal medya paylaşımlarından yukarıda bahsettiğim sitelerin reklamlarını yapacağını ve bu kapsamda payını alacağını gözlemledim. Yine Engin’in Tolunay ile yaptığı bir konuşmada, kasa sohbetinin geçtiğini ve aralarında bir kripto cüzdan numarası paylaşımı olduğunu gördüm. Ben tüm bunları ekran görüntüsü alarak kaydettim.

“ENGİN, ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARIN KART BİLGİLERİNİ DEPOLUYORDU”

“Yine ben Engin’in üçüncü şahıslarla yaptığı konuşmalarda mail order yöntemiyle para kazandığını, Engin’in telefonunda bir çok üçüncü şahsın adına kayıtlı olan kredi kartı 16 haneli numaralarını cvv kodlarını ve son kullanma tarihlerini depoladığını görmüş oldum.”

“DİLAN VE ENGİN’İN YASA DIŞI BAHİSLERLE İLGİLİ VERİLERİ DEPOLADIM, KIZGINLIKLA YAPTIM”

“Benim o dönem itibariyle daha da gözlemlediğim ve Engin Polat, Dilan Polat çiftinin yasa dışı bahis ile bağlantısını ortaya koyabileceğini düşündüğüm verileri uzaktan erişerek kendimde depoladım. Sonrasında bu verileri bir usb içerisine koydum. Ben bir bilişim uzmanı ve fenomen olarak bana çok ağır derecede saldırıda bulundukları için bu şahısların dijital materyallerine uzaktan erişim sağlayarak kızgınlıkla böyle bir şey yaptım. Esasında bunun teknik ve hukuken doğru olmadığını biliyorum ancak bu elde ettiğim verileri adli makamlarla paylaşmanın da en doğru şey olacağına karar verdim.

“ELDE ETTİĞİM VERİLERİ CİMER’E ŞİKAYET ETTİM”

Hatta şunu da söyleyeyim; ben o dönem itibariyle elde ettiğim bu verileri, Cimer’den şikayet ederek, Usom’dan başvuru yaparak ve devlet kurumlarına mail atarak birçok yol ile devlet makamlarına ilettim. Ancak görüyorum ki bugüne kadar işleme koyulmamış. Bu sebeple soruşturmadan haberdar olunca soruşturmaya katkı sağlamak için sizlerle bunu paylaşmak istedim. Resmi kurumlar olduğu için benim bu şahısların bahisle ilişkisini ortaya koymaya çalıştığım başvurularımın sizin soruşturmanızın bile öncesinde olduğu resmi şekilde teyit edilebilir.”

Benim yukarıda bahsettiğim usul ile uzaktan erişim sağlayarak Dilan Polat ve Engin Polat’ın dijital materyallerinden elde ettiğim tüm veriler cezaevine girmeden önce ikamet ettiğim ve şuan halen annemin yaşadığı adreste bulunan usb içerisindedir. Benim bu tarz eşyaları bulundurduğum bir kutum var, onun içerisindedir. Bu kutu da benim odamda bilgisayar masamın bulunduğu alandadır. Bu usb içerisinde bahsettiğim konuşmalar şifresiz şekilde yer almaktadır. Dosya dosya klasör yapmıştım. Dijital materyallere nasıl eriştiğimi gösteren kısım ise şifrelidir. Ben bu usb’yi soruşturma makamları temin edemezse, ben avukatım aracılığıyla da Cumhuriyet Başsavcılığınıza gönderebilirim. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/polatlarin-iddianamesinde-intikam-detayi-fenomen-ailenin-telefonlarina-uzaktan-baglanip-her-seyi-kaydetmis/feed/ 0
Yargıtay, internet bağımlısı eşlerin boşanma sebebi olduğunu kabul etti https://www.haber60.com.tr/yargitay-internet-bagimlisi-eslerin-bosanma-sebebi-oldugunu-kabul-etti/ https://www.haber60.com.tr/yargitay-internet-bagimlisi-eslerin-bosanma-sebebi-oldugunu-kabul-etti/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:54:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37081 Yargıtay, internet bağımlısı eşleri ilgilendiren emsal bir karara imza attı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ‘internet bağımlısı eşin evine, eşine ve çocuğuna yeterli ilgiyi göstermemesi boşanma sebebidir’ dedi.

İçtihat Bülteni Uygulaması’ndan edinilen bilgiye göre, Gebze’de karşılıklı açılan boşanma davasında, eşlerden birinin internet bağımlısı olması nedeniyle eşine, evine ve çocuğuna yeterli ilgiyi göstermemesini Gebze Aile Mahkemesi, kusurlu davranış olarak değerlendirdi. Taraf vekillerinin istinaf başvurularını, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi’ni ayrı ayrı esastan reddine karar verdi. Taraf vekilleri bu kez temyiz başvurusunda bulundu ve dosya Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’ne gönderildi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından verilen onama ilamında, “Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-davalı erkek vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı kadın vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir” diyerek kusur incelemesi yönünden her iki eşin temyiz itirazlarını reddetti. Böylelikle, internet bağımlısı eşin; evine, eşine ve çocuğuna yeterli ilgiyi göstermemesi boşanma sebebi olduğu Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından da kabul edilmiş oldu.

Sosyal medya uygulamalarının kapatılması veya sınırlandırılması gerektiğini savunan Ekrem Öztürk, “Evde bulunduğumuz zaman sosyal medyada biraz vakit geçiriyoruz. Eşim de benimle birlikte sosyal medyada zaman geçiriyor. Gençler ve ebeveynler ağırlıklı olarak TikTok’ta vakit geçiriyor. Çocuklar, ebeveynlerinin sosyal medyada çok vakit harcadığını görünce onlar da alışıyor. Sosyal medya uygulamaları kapatılmalı veya sınırlandırılması gerekiyor” dedi.

Telefonla oynamanın boşanma sebebi olmaması gerektiğini söyleyen Gülben Öztürk, “Sosyal medya kısıtlanmalı veya kapatılmalı. Sosyal medya kapatıldıktan sonra eğer kişi eşiyle vakit geçirmiyorsa o zaman boşanma sebebi olabilir. Telefonla oynamak boşanma sebebi olmamalı” diye konuştu.

Telefon bağımlılığının aileyi çok fazla etkilediğini söyleyen Melis Uzun, “Biz de telefonda vakit geçiriyoruz ama kararlı kullanıyoruz. Çünkü bakmamız gereken 2 çocuğumuz var. Hem onlarla ilgilenip hem telefonda vakit geçirebiliyoruz” şeklinde konuştu.

Turan Uzun ise “Telefon bağımlılığı çok artış gösterdi. Teknoloji bağımlılığı insanları obeziteye kadar sürüklüyor. İnsanlar eskiden dışarı çıkıp, sağlıklı yaşardı. Şimdi evde oturup telefonda vakit geçirmeye başladığı için sağlık sorunları artmaya başladı. Ben de sosyal medya bağımlısı olmaya başladım” dedi.

Sosyal medyaya karşı olduğunu söyleyen Kamil Küçük, “4 tane çocuğum var. Onlara kötü örnek olmamak için telefonda çok fazla vakit geçirmiyorum. Şimdiki çocuklar elektronik eşyalara çok değer veriyorlar. Keşke mümkün olsa da engellesek. Eşlerin boşanması biraz abartı olmuş. Telefonda oynadığı için boşanmak bence pek uygun değil. Bence sosyal medya kısıtlanmalı. Ben kendi adıma karşıyım” şeklinde konuştu. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/yargitay-internet-bagimlisi-eslerin-bosanma-sebebi-oldugunu-kabul-etti/feed/ 0
A101’den iPhone 14 Plus ve Galaxy Z Fold 3 İçin Fiyat Açıklandı https://www.haber60.com.tr/a101den-iphone-14-plus-ve-galaxy-z-fold-3-icin-fiyat-aciklandi/ https://www.haber60.com.tr/a101den-iphone-14-plus-ve-galaxy-z-fold-3-icin-fiyat-aciklandi/#respond Sat, 30 Mar 2024 04:16:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25142 Türkiye’nin önde gelen zincir marketleri, son dönemlerde elektronik ürünler ile dikkat çekmeye devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda elektrikli araç getiren A101, şimdi ise iPhone 14 Plus ve Samsung Galaxy Z Fold 3 satıyor. Peki bu telefonların fiyatları ne kadar? İşte A101 iPhone 14 Plus ve Galaxy Z Fold 3 fiyatı..

A101 iPhone 14 Plus ve Galaxy Z Fold 3 fiyatı ne kadar?

A101, son dönemlerde artan talepler doğrultusunda ve aynı zamanda müşteri çekme amacıyla neredeyse her hafta akıllı telefon satıyor. Özellikle iPhone modelleri ile dikkat çekmeyi başaran market zinciri, şimdi yine iPhone satıyor. Buna katlanabilir telefon da eşlik ediyor.

A101 tarafından paylaşılan 28 Mart kataloğuna baktığımızda iPhone 14 Plus 512 GB modelinin 59 bin 999 TL’ye satıldığını görüyoruz. A15 Bionic işlemcisinden güç alan bu telefon, 6.7 inç Super Retina XDR OLED ekrana sahip. 4323 mAh’lik bataryadan güç çeken cihaz, ön tarafında 12 Megapiksel özçekim kamerasına yer veriyor. Arka tarafındaysa 12 Megapiksel ana kamera + 12 Megapiksel ultra geniş açılı kamera bulunuyor.

A101’in ardından şimdi de BİM karavan satıyor!

Diğer telefonun ise 2021’de piyasaya sürülen Samsung Galaxy Z Fold 3 olduğunu görüyoruz. 32 bin 499 TL fiyat etiketine sahip olan cihaz, 12 GB RAM ve 256 GB depolama alanıyla geliyor. Peki telefonun özellikleri neler?

Fiyatı ile dikkat çeken Samsung Galaxy Z Fold 3 modeli, sırasıyla 7.6 inç ve 6.2 inç boyutlarında iki Dynamic AMOLED ekrana sahip. Her iki ekran da 120 Hz yenileme hızı ile destekleniyor. Qualcomm Snapdragon 888 işlemcisinden güç alan cihaz, 16 Megapiksel + 10 Megapiksel şeklinde iki tane ön kameraya sahip. Arka kasada ise 12 Megapiksel ana kamera + 12 Megapiksel Ultra geniş açılı kamera + 12 Megapiksel telefoto lens yer alıyor.

Bunlar dışında uygun fiyatlı bir Android model de göze çarpıyor. Samsung Galaxy A04 adlı 2022’de piyasaya sürülen bu model, 4 GB RAM ve 128 GB depolama alanına sahip. Fiyatı ise 5 bin 699 TL olarak belirlendi.

6.5 inç boyutunda HD+ çözünürlüklü LCD ekranla gelen Samsung Galaxy A04, Exynos 850 işlemcisinden güç alıyor. Ayrıca 5 Megapiksel özçekim kamerasına yer veriyor. Arka tarafındaysa 50 Megapiksel ana ve 2 Megapiksel derinlik sensöründen oluşan çift kamera kurulumu bulunuyor.

A101 tarafından satılan akıllı telefonlar ve fiyatları şu şekilde sıralandı;

ÜrünFiyatı

Apple iPhone 14 Plus 512 GB Cep Telefonu59 bin 999 TLSamsung Galaxy Z Fold 3 12 GB RAM + 256 GB Katlanabilir Cep Telefonu32 bin 499 TLSamsung Galaxy A04 4 GB RAM + 128 GB Cep Telefonu5 bin 699 TL

Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? A101’in sattığı telefonların fiyatlarını nasıl buldunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

]]>
https://www.haber60.com.tr/a101den-iphone-14-plus-ve-galaxy-z-fold-3-icin-fiyat-aciklandi/feed/ 0
Polisliği bırakıp dünya turuna çıktı, Malezya’da kaçırıldı 13 saat dehşeti yaşadı https://www.haber60.com.tr/polisligi-birakip-dunya-turuna-cikti-malezyada-kacirildi-13-saat-dehseti-yasadi/ https://www.haber60.com.tr/polisligi-birakip-dunya-turuna-cikti-malezyada-kacirildi-13-saat-dehseti-yasadi/#respond Sat, 30 Mar 2024 00:00:28 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24938 Polisliği bırakıp dünya turuna çıktı, Malezya’da kaçırıldı 13 saat dehşeti yaşadı

Kendisini gasp eden zanlıları yakalattı, çalınan eşyaları için hukuk mücadelesi veriyor

ZONGULDAK – Zonguldak’ta yaşayan Melih Bektaş, 5 ay önce polislik mesleğini bırakarak dünya turuna çıktı. 12 ülke gezen Bektaş, Malezya’da bıçaklı gaspa uğradı. Tapınakta 13 saat rehin tutulan gencin, kamera, dron, ehliyet ve pasaportunu çalan zanlılar, bankadan da 62 bin lirasını aldı. Malezya Polisi ile zanlılardan 2’sini yakalatan Bektaş, başlattığı hukuk mücadelesini sürdürüyor.

31 yaşındaki Melih Bektaş, dünyayı gezmek için 10 yıl boyunca görev yaptığı polislik mesleğinden 5 ay önce istifa etti. Dünya turuna çıkan Bektaş, bir taraftan da sosyal medyada içerik üretmeye başladı. Türkiye’de bulunduğu zamanda birçok gezgini evinde ağırlayan Bektaş, Güney Amerika ziyaretinin ardından Asya kıtasına ziyaretler gerçekleştirdi.

Hindistan, Sri Lanka ülkelerinin ardından Malezya’ya geçen Bektaş, burada otostop çekerek yoluna devam etmek istedi. Kendisini görünce duran bir kişinin “Gideceğin yere kadar bırakırım” demesiyle aracına binen Bektaş, “On dakika arkadaşıma uğrayıp para alacağım” diyerek gittikleri yerde çetenin bulunduğu bölgeye geldiklerini fark ettiğini anlattı.

Polislik mesleğinin tecrübesiyle arkadaşına konum attı

Etrafını saran kişilerin “Kaçma; seni öldürürüz” diye tehditlerde bulunduğunu anlatan Melih Bektaş; “Beş ay önce istifa ettim. Asya’yı gezmeye başladım ve Asya kıtasındaki ülkeleri gezmek için yola çıktım. İlk durağım Hindistan’dı, Hindistan’dan sonra, Sri Lanka’dan Malezya’ya geçtim. Malezya’da da üçüncü günümde başıma böyle bir olay geldi. Orada kaçırıldım, gasp edildim. Ben uzun süredir gittiğim ülkelerde de otostopla seyahat ediyorum. Yine çok merkezi bir yerde bu hızlı geçiş işlemlerin altında kameraların olduğu bir yerde bir otostop çektim. Bir şahıs durdu. Arabanın içerisinde bir şahıs vardı. ve şahıs beni gideceğim yere kadar bırakacağını söyledi. Çok otostop çektiğim için herhangi bir şüphe görmedim durumda. Sonra sadece yolda giderken on dakika arkadaşına uğramak istediğini, ondan para alacağını söyledi. Oraya gittiğimizde de artık zaten örgüt içerisindeydim. Beni gasp eden bir tane uyuşturucu karteli ve yanında bulunan beş kişi vardı. Bunlar beş kişiydi. Etrafımda, başımda bekleyenler vardı. ‘Kaçma. Bak seni öldürürüz’ diyen bazı insanlar vardı. Orada beni gasp ettiler, bıçakla gasp ettiler bu arada. Elimdeki bütün malzemeleri zorla aldılar. Olayı anladığım esnada artık tamam. Melih yani on yıllık mesleğin verdiği tecrübeyle de. Arkadaşıma konum atmıştım. Zaten o da son konum oldu” dedi.

Malezya’da polislik yapıp zanlılardan ikisini yakalattı

Önce bir süre Hindu tapınağında tutulduğunu, burada ensesinden bıçaklandığını, başında bıçak bilendiğini anlatan Bektaş, çetenin elinden kurtulduktan sonra Malezya Polisi ile birlikte polislik yapıp zanlılardan ikisini yakalattığını anlattı.

Havanın aydınlanmasının ardından gözleri ve elleri bağlı şekilde ıssız bir yere bırakıldığını, ellerini çözdükten sonra çantasına baktığında kamera, dron, ehliyet ve pasaportunun olmadığını gören Melih Bektaş, yoldan geçen araçları durdurmaya çalıştığını anlattı.

Kendisini görünce yavaşlayan bir motosiklet sürücüsünün telefonuyla Türkiye Büyükelçiliğini aradığını söyleyen Bektaş şöyle devam etti:

“Havanın aydınlanmasını beklediler. Yani on üç saat. Neden on üç saat derseniz eğer, artık beni bıraktıkları zaman artık yavaş yavaş hava aydınlanma aşamasına gelmişti. Issız bir yerde bıraktılar beni. ve ellerim, gözlerim bağlı bir şekildeydi. Ben zaten indikten sonra direkt gözümü açtım. Zaten telefon kablosuyla bağladılar bu arada elimi. Biraz boşluk bırakmıştım. Ondan rahat bir şekilde kurtulup çantamı kontrol ettim. Baktım çantada zaten pasaport falan hiçbir şey yok. Ondan sonra araç durdurmaya çalıştım. Bulunduğum yerde tek tük nadir araçlar geçiyor ve araçlar durmuyorlar korktukları için. Orada da en son bir motosiklet yavaşladı. Yavaşladığını gördüm. Üzerine önüne doğru geçip ellerimi açınca artık orada durdu ve dedim ki lütfen polisi ara. Çünkü baldırım kanıyor. Ensemde, boynumda kan lekesi var. Dedim ki soyuldum, gasp edildim, bıçaklandım, polisi ara. Bir yandan da orada çocuğun telefonundan büyükelçiliğin acil numaraları var. O numarayı bulup oradan büyükelçiliğe telefon ettim.”

Samuray kılıcı ile başında bekleyen zanlıların, kendisine ait banka kartlarıyla ATM’den para çektiğini de anlatan Bektaş, Malezya Polisi’ne yaptığı ihbar sonrası tapınağın bulunduğu bölgede iki zanlıyı yakalattığını söyledi.

İki haftalık soruşturma sürecinden sonra arkadaşlarının yardımıyla uçak bileti alarak Türkiye’ye gelen Bektaş, başlattığı hukuk mücadelesini sürdürüyor. Bektaş, “Polislerle önce konuma gittik. Konumda orada bir tane şahıs. Onu yakaladılar. Tapınakta. Hemen bir şahsı gördük. O şahıs da benim başımda bekleyen dediğim gibi bana saldırmayın. Ama benim başımda nöbet bekleyen, kaçmayın etmeyeyim diye. Bekleyen bir şahıstı. Ben orada olay olduktan sonra beş altı gün boyunca kaldım. Yani uçak biletini arkadaşlarım aldı. O süreyi bekliyordum. ve buraya geldim. Ben telefonla oradaki polislerin WhatsApp telefon numarasını aldım. Telefonla iletişime geçmeye çalışıyorum. Açmıyorlar. Yoğun olduklarını söylüyorlar. ve bu arada onlar bana diyorlardı sana ulaşabilir miyiz filan diye. Şu anda ben burada avukat tuttum. Kendi imkanlarımla iletişime geçmeye çalışıyorum. İçerik ürettiğim için enstrümanım, laptop, telefonum, pasaportum, kimlik kartlarım. Sürücü belgemi aldılar. Aslında avukat tutma sebebi de bir devlet bankasındaki hesabımdan 62 bin lira çekildi. Zarara uğradık. İstediğimiz şey tek adaletin tecelli etmesi, kanunun yürümesi. Bunun için de yetkililere sesimizi duyurmaya çalıştık. Hala bu mücadelem devam ediyor. Çünkü hala mağduriyetim devam ediyor. Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bir pasaporta sahibiz ve gittiğimiz yerlerde de başımıza böyle bir olay gelebilir. Umarım kimsenin başına gelmez. Umarım kanun işler ve bu şahıslar bulunur. Malzemelerim bulunur” dedi.

Dünyayı gezmeyi sevdiğini, tanıştığı insanlarla kültür alışverişi yaptığını söyleyen Bektaş, gezilerine devam edeceğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/polisligi-birakip-dunya-turuna-cikti-malezyada-kacirildi-13-saat-dehseti-yasadi/feed/ 0
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, seçim güvenliği için yapılan hazırlıkları değerlendirdi https://www.haber60.com.tr/turkiye-barolar-birligi-baskani-erinc-sagkan-secim-guvenligi-icin-yapilan-hazirliklari-degerlendirdi/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-barolar-birligi-baskani-erinc-sagkan-secim-guvenligi-icin-yapilan-hazirliklari-degerlendirdi/#respond Tue, 26 Mar 2024 22:39:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23612 Haber: İLEYDA ÖZMEN/ Kamera: DURSUN ALKAYA

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, seçimlere 5 gün kala yaptıkları hazırlıkları ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi. Sağkan, “Maalesef Türkiye’deki seçimlerdeki temel sorunların başında sandık görevlilerinin de mevzuata hakim olmaması geliyor. Türkiye Barolar Birliği, seçim güvenliği merkezi vardı 14 Mayıs’ta da. Çok sayıda telefonla başvuru aldık ve bunların önemli bir kısmını sandık görevlilerinden gelen telefon başvuruları oluşturuyordu. Yani partilerin aslında buraya verdiği görevlileri aynı zamanda hukuken de bir eğitime tabi tutmaları gerekiyor. Çünkü seçim mevzuatımız farklı bir mevzuat. Biz de bu anlamda avukatları eğitiyoruz. Seçim mevzuatı kapsamında kendilerini geliştirmelerine, kapasitelerini arttırmalarına katkı sunmaya gayret ediyoruz” dedi.

Erinç Sağkan, seçime 5 gün kala yaptıklar hazırlıkları hakkında ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Sağkan, şunları söyledi:

“Demokrasinin en önemli unsurlarından birisi sandık ve tabii ki sandığın güvenliği en önemli unsurlarından birisi. Türkiye Barolar Birliği bir hukuk kurumu aynı barolarımızda olduğu gibi Türkiye Barolar Birliği de seçim güvenliğinin sağlanması için bazı çalışmalar yürütüyor. Burada temelde iki motivasyonumuz var. Birincisi tüm yurttaşlarımızın sandığa güvenerek oy kullanmaya gitmeleri. Yani Türkiye’de dönem dönem bazı şaibeler yaşanmıştır. Mühürsüz oy pusulaları gibi trafiğe kedi girmesi gibi bazı çöp kutularından oy pusulalarının çıkması gibi maalesef sandığa güveni azaltan bazı görüntülere dönem dönem sahne oluyoruz. Buna rağmen yine de Türkiye’de seçimlere katılım oranının bir hayli yüksek olduğunu da görüyoruz. Bu bizim açımızdan çok önemli bir kazanç olarak görünüyor. Bunu korumalıyız. Buna sahip çıkmalıyız. ve tabii ki ikinci unsurumuz da gerçekten seçmenin iradesinin sandığa doğru şekilde yansımasını sağlayabilmek. Burada iki tane temel unsur var. Birincisi, seçmenin bilgili olması. Yani oy kullanmaya giden seçmenin oy kullan giderkenki kimlik belgesinden tutun da oyunu atarkenki organizasyona kadar tüm unsurlarda bilgi sahibi olması. Bunun için seçmenler bakımından bilgi sahibi olabilmeleri için bir rehber hazırlığımızı yaptık. Bu rehberimiz seçmenler için hukuk rehberi Türkiye Barolar Birliği’nin. Bu rehberin tamamına tüm seçmenlerimiz, tüm yurttaşlarımız Türkiye Barolar Birliği’nin internet sitesinden ulaşarak, okuyarak bilgi edinme şansına sahipler.

“PARTİLERİN GÖREVLİLERİNİ HUKUKEN DE EĞİTİME TABİİ TUTMALARI GEREKİYOR”

Bir diğer unsur ise müşahitler. Yani partilerin sandık güvenliğini sağlamak üzere görevlendirdiği kişilerin hukuki bilgi ve birikime sahip olmaları. 14 Mayıs seçiminde de biz bunu gördük. Maalesef Türkiye’deki seçimlerdeki temel sorunların başında sandık görevlilerinin de mevzuata hakim olmaması geliyor. Türkiye Barolar Birliği seçim güvenliği merkezi vardı 14 Mayıs’ta da. Çok sayıda telefonla başvuru aldık ve bunların önemli bir kısmını sandık görevlilerinden gelen telefon başvuruları oluşturuyordu. Yani partilerin aslında buraya verdiği görevlileri aynı zamanda hukuken de bir eğitime tabi tutmaları gerekiyor. Çünkü seçim mevzuatımız farklı bir mevzuat. Biz de bu anlamda avukatları eğitiyoruz. Seçim mevzuatı kapsamında kendilerini geliştirmelerine, kapasitelerini arttırmalarına katkı sunmaya gayret ediyoruz. Bu eğitimlerle birlikte tüm müşahitler bakımından da yine bir müşahitler için seçim rehberi hazırladık. Bu rehberi de bütün siyasi partilere ulaştırdık. Aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği’nin web sitesinin içerisinde tüm müşahitler bu rehbere de ulaşabilirler. Bu rehberin birinci özelliği bir müşahitin sabah 06.30’da gittiği andan itibaren yapacağı tüm görevleri tek tek yazan bir rehberdir. Aynı zamanda bugüne kadar seçimle ilgili yapılan itiraz başvurularını taradık. 33 başvurunun tek tek örneklerini çıkarttık. ve başvuru dilekçelerini bu rehberin içerisine koyduk. Yani bir müşahit hangi konuda başvuru yapmak istiyorsa bu rehberin içerisinde ona ilişkin dilekçe örneğini bulabilecek. Sadece ismini ve ilgili bilgileri doldurarak başvurusunu yapma şansına sahip olacak.

“SEÇİM GÜVENLİĞİ MERKEZİ KURDUK”

Bunun dışında 31 Mart için tüm gün sabah 17.00’dan itibaren başlayacak bir seçim güvenliği merkezi kurduk. Türkiye Barolar Birliği’nin içerisinde. 81 ilden yurttaşlarımız, müşahitler, sandık görevlileri telefon numaralarından Türkiye Barolar Birliği’ne ulaşabilirler. Ankara için Ankara Barosu’yla diğer illerimiz için de seçim güvenliği merkezi kuran barolarımızla da irtibat halinde olacağız. Tüm başvurulara buradan telefonla yanıt vereceğimiz gibi aynı zamanda fiziken gidilmesi gereken bir sorun olduğunda da irtibatlı bulunduğumuz baronun gönüllülükle çalışan avukat meslektaşımız tarafından olaya anında müdahale edilmesini sağlayacağız. Türkiye Barolar Birliği ciddi bir çalışma yürüttü ve 31 Mart seçimlerine vatandaşın oyunun sandığa gerçek anlamda iradesinin bilmesi için hazırlıklarını tamamlamış durumdadır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-barolar-birligi-baskani-erinc-sagkan-secim-guvenligi-icin-yapilan-hazirliklari-degerlendirdi/feed/ 0
Honor Magic 6 Pro, En İyi Kameraya Sahip Akıllı Telefon Seçildi https://www.haber60.com.tr/honor-magic-6-pro-en-iyi-kameraya-sahip-akilli-telefon-secildi/ https://www.haber60.com.tr/honor-magic-6-pro-en-iyi-kameraya-sahip-akilli-telefon-secildi/#respond Wed, 20 Mar 2024 04:01:02 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21186 Akıllı telefon dünyasında önemli bir yere sahip olan DxOMark, en iyi kameraya sahip akıllı telefon modelini açıkladı. Bildiğiniz gibi listenin zirvesinde Huawei Mate 60 Pro Plus yer alıyordu. Ancak Huawei’nin eski alt markası Honor, zirvenin yeni sahibi oldu. İşte en iyi kameraya sahip akıllı telefon.

En iyi kameraya sahip akıllı telefon Honor oldu

Honor, son zamanlarda akıllı telefon dünyasında kamera özellikleriyle de dikkat çekiyor. Huawei’den ayrıldıktan sonra bu konuya daha çok yatırım yapan firma, bunun meyvelerini de toplamaya başladı. Bu anlamda Honor Magic 6 Pro kamerası ile en iyi kameraya sahip akıllı telefon modeli oldu.

DxOMark, kamera kalitesi için tek kriter olmasa da bir akıllı telefonun iyi bir kameraya sahip olup olmadığı konusunda önemli bir veri sunuyor. Daha önce listenin zirvesinde Mate 60 Pro Plus 157 puanla yer alıyordu. Onu yine aynı puanla Oppo Find X7 Ultra ve 156 puanla Huawei Mate 60 Pro takip ediyor. iPhone 15 Pro Max ise listede 154 puanla beşinci sırada.

Akıllı Telefon Seçildi” src=”http://rss.haberler.com/partner/RssImage.aspx?img=https://ares.shiftdelete.net/2024/03/honor-magic-6-pro-kamerasi-en-iyi-kamera-3.jpg&width=600&quality=100″/>

En iyi kameraya sahip akıllı telefon ilan edilen Honor Magic 6 Pro ana kamerası dışında, toplam üç kategoride lider durumda. Buna göre Magic 6 Pro ön kamerası, ekranı ve bataryası ile de lider. Bildiğiniz gibi Honor, MWC 2024’te yeni amiral gemisi modeli Magic 6 Pro modelini tanıttı.

Honor Magic 6 Ultimate Edition tanıtıldı! Özellikleri ve fiyatı

Honor Magic 6 Pro kamerası ile oldukça yetenekli. Bu anlamda DxOMark raporunda Honor Magic 6 Pro doğru tonlama, hızlı odaklanma, parlak ışıkta iyi video performansı gibi artılarıyla öne çıkardı. Ses oynatımında bozulma, yüksek sesli video kayıtlarında bozulma ve video kaydında ön kameranın stabil olmaması gibi eksikliklerde raporda yer alıyor.

Honor Magic 6 Pro kamerası ise DxOMark zirvesini kısa süre elinde tutuyor gibi. Model önemli özelliklere sahip olsa da Magic 6 Ultimate Edition’ın listenin zirvesine çıkması da beklentiler arasında. Özellikle Magic 6 UE modelinde karşımıza çıkan OmniVision OV50K sensörü önemli avantajlar sağlayacak.

Honor Magic 6 Pro teknik özellikleri

ÖzellikDeğer

İşlemci: Qualcomm Snapdragon 8 Gen 3Ekran: 6.8 inç LTPO OLED

1280 x 2800 piksel çözünürlük

120 Hz yenileme hızı

5000 nit tepe parlaklık

453 ppiArka Kameralar: – Ana Kamera: 50 Megapiksel, f/1,4-2,0, 23 mm, 1/1,3¨, Lazer AF, PDAF, OIS

– Periskop Telefoto Kamera: 180 Megapiksel,, f/2,6, 1/1,49¨, PDAF, OIS, 2,5x optik yakınlaştırma

– Ultra Geniş Açılı Kamera: 50 Megapiksel, f/2,0, 13 mm, 122°, 1/2,76¨, AF.Ön Kamera: 50 Megapiksel, f/2,0, 22 mmRAM: 12 GB/ 16 GBDepolama: 256 GB/ 512 GB/ 1 TBBatarya: 5600 mAhŞarj: 80W kablolu

66W kablosuz

Ters kablosuz

5W ters kabloluİşletim İstemi: Android 14 tabanlı MagicOS 8.0Bağlantı: 5G, Wi-Fi 7, Bluetooth 5.3, NFCParmak İzi Okuyucusu: VarRenk: Yeşil, siyah

]]>
https://www.haber60.com.tr/honor-magic-6-pro-en-iyi-kameraya-sahip-akilli-telefon-secildi/feed/ 0
Eyüpsultan’da Oğuz Murat Aci’nin Hayatını Kaybettiği Kazada Babadan Açıklama https://www.haber60.com.tr/eyupsultanda-oguz-murat-acinin-hayatini-kaybettigi-kazada-babadan-aciklama/ https://www.haber60.com.tr/eyupsultanda-oguz-murat-acinin-hayatini-kaybettigi-kazada-babadan-aciklama/#respond Sat, 16 Mar 2024 00:42:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19441 Eyüpsultan’da Oğuz Murat Aci’nin hayatını kaybettiği kazanın ardından annesi yazar Eylem Tok ile birlikte ABD’ye kaçan T.C.’nin babası Bülent Cihantimur’dan yazılı açıklama geldi. Eylem Tok’un telefonlarını açmadığını öne süren Bülent Cihantimur, “Oğlumun da Türkiye’ye gelmesi ve Türk hukuku önünde hesap vermesi gerektiğini düşünüyorum. Oğlumun Türkiye’ye gelmesi ve adalet önünde hesap vermesi için elimden geleni yapacağım. Tüm olanlardan dolayı çok üzgünüm” dedi.

Eyüpsultan’da 1 Mart 2024’te yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlu T.C.’nin karıştığı trafik kazası sonucu 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci’nin hayatını kaybetmesine ve anne-oğlun ABD’ye kaçmasına ilişkin soruşturma sürüyor. Soruşturma çerçevesinde ‘suçluyu kayırma’ suçundan ifade vermek üzere Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na gelen şüpheli baba Bülent Cihantimur, ifadesinin ardından ‘yurt dışına çıkış yasağı’ şeklindeki adli kontrol tedbirine ek olarak ‘imza atma’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilmişti. Adliyede ifade veren Bülent Cihantimur’dan yazılı açıklama geldi.

Eylem Tok ile 13 yıl önce boşandığını söyleyen Bülent Cihantimur, “24 yıllık hekimim. Kazanın gerçekleştiği gün, uzun süren bir ameliyat sonrası evime gidip uyudum. Eski eşim Eylem Tok’tan gelen telefon ile kazadan haberdar oldum. Kazadan yaklaşık 1,5 saat sonra Eylem Tok beni aramış. Bana telefon geldiğinde saat gece yarısıydı. Evim Mecidiyeköy’de, kliniğe çok yakın. Hemen bir taksiyle eski eşim Eylem ve oğlum Timur’un beraber yaşadıkları eve gittim. Oğlum üst kattaydı, şoktaydı ve konuşabilecek durumda değildi. Eylem de o sırada ev içinde dolaşarak telefon görüşmeleri yapıyordu. Oğlumun durumunu iyi görmediğim için onu öncelikle muayeneye götürüp acil müdahale gerektiren bir durumu olup olmadığını anlamak istedim. Bu sırada kazada yaralı ya da ölü olduğu tarafımca da bilinmemekteydi. Eylem’in telefonunu kapattım ve öncelikle şokta olan Timur’un acil müdahale gerektiren bir sağlık sorunu olup olmadığını anlayalım, sonra da ehliyeti olmadığı için avukatlara bilgi verip yapılması gerekenleri yapalım dedim” diye konuştu.

“Eylem’i defalarca kez aramama rağmen telefonlarını açmadı ve en son telefonunu kapattı”

Oğlunu alıp orada bulunan elektrikli aracı kendisinin kullanarak, kliniğe gitmek için yola çıktıklarını anlatan Bülent Cihantimur, “Bu sırada şirketimiz çalışanlarından Ayşe Ceren Saltoğlu’nu bahçede gördüm. Eylem Tok da Ayşe’nin aracına bindi ve arkamızdan gelmeye başladılar. Yolda Timur ile konuşmaya çalışsam da kazanın etkisiyle dış dünyaya kapalı vaziyetteydi. Bu sırada kullandığım elektrikli araç önce uyarı verdi sonra da şarjı bitti. Bizi izleyen Eylem’in içinde olduğu araç yanımızda durdu. Timur’u o araca geçirdik ve Eylem’e ‘siz kliniğe geçin çocuk hala şokta ben de şoförümüz Adem’i aradım onunla geleceğim hemen arkanızdan’ dedim. Adem yanıma geldi beni aldı ve kliniğe gittik. Kliniğe gittiğimizde kimse yoktu. Eylem’in Timur’u yurt dışına götürme planından, kazadaki yaralılardan kazanın büyüklüğünden ve ölüm olayının yaşandığından bu sırada haberim oldu. Eylem’i defalarca kez aramama rağmen telefonlarını açmadı ve en son telefonunu kapattı. Oğlum Timur, 16 yaşında; alkol, madde kullanmayan, kötü alışkanları olmayan bir çocuktur. Oğlum o gece yaşadığı şokun etkisinden çıktığında Türkiye’de yargılanmayı ve yaptığı bu hatanın hukuki bedelini ödemeyi kabul edecek bir çocuktur” ifadelerini kullandı.

“Oğlum Türkiye’ye gelmeli ve Türk hukuku önünde hesap vermeli”

Kazanın ardından hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin ailesiyle temasa geçtiğini, olanlar için çok üzgün olduğunu belirttiğini ifade eden Bülent Cihantimur, “Kayıpların geri getirilemeyeceğini biliyorum. Bununla birlikte kazazede aile için elimden gelen ne varsa ömrümün sonuna kadar yapacağım. Oğlumun da Türkiye’ye gelmesi ve Türk hukuku önünde hesap vermesi gerektiğini düşünüyorum. Oğlumun Türkiye’ye gelmesi ve adalet önünde hesap vermesi için elimden geleni yapacağım. Tüm olanlardan dolayı çok üzgünüm” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber60.com.tr/eyupsultanda-oguz-murat-acinin-hayatini-kaybettigi-kazada-babadan-aciklama/feed/ 0
Firari sürücünün ünlü cerrah babasının ilk ifadesi: Oğlumun Türkiye’ye gelmesi ve Türk hukuku önünde hesap vermesi gerektiğini düşünüyorum https://www.haber60.com.tr/firari-surucunun-unlu-cerrah-babasinin-ilk-ifadesi-oglumun-turkiyeye-gelmesi-ve-turk-hukuku-onunde-hesap-vermesi-gerektigini-dusunuyorum/ https://www.haber60.com.tr/firari-surucunun-unlu-cerrah-babasinin-ilk-ifadesi-oglumun-turkiyeye-gelmesi-ve-turk-hukuku-onunde-hesap-vermesi-gerektigini-dusunuyorum/#respond Fri, 15 Mar 2024 23:57:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=19409 İstanbul Eyüpsultan’da meydana gelen kazada 1 kişi öldü, 4 kişi yaralandı. Kazaya neden olduğu belirlenen 17 yaşındaki sürücü ve yazar annesi Eylem Tok’un ABD’ye kaçışının ardından soruşturmada ibre baba Bülent Cihantimur’a döndü. Soruşturma çerçevesinde çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe serbest bırakılan Cihantimur savcılıktaki ilk ifadesinde “Eski eşim oğlumu bana haber vermeden götürdü, gelip hesap vermesi gerekiyor” dediği öğrenildi.

CİHANTİMUR ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST BIRAKILDI

17 yaşındaki ehliyetsiz sürücü T.C.’nin, İstanbul’daki ölümlü kaza sonrası annesi yazar Eylem Tok tarafından önce Mısır’a ardından da ABD’ye kaçırılması Türkiye’nin gündemindeki yerini koruyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında sürücü T.C.’nin babası Op. Dr. Bülent Cihantimur “şüpheli” sıfatıyla “suçluyu kayırma” suçundan ifadesi alınmak üzere savcılığa çağrılırken çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

“ESKİ EŞİM EYLEM TOK’TAN GELEN TELEFONLA KAZADAN HABERDAR OLDUM”

Cihantimur kazayla ilgili Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda verdiği ifadede şunları söylediği öğrenildi; ”Eylem Tok, 13 yıl önce boşandığım eski eşim olup; oğlumun annesidir. Birden fazla sağlık kuruluşunun üst düzey yöneticisi olmakla birlikte bu kuruluşlarda aynı zamanda uzman plastik cerrah olarak da çalışmaktayım. 24 yıllık hekimim. Kazanın gerçekleştiği gün, uzun süren bir ameliyat sonrası evime gidip uyudum. Eski eşim Eylem Tok’tan gelen telefon ile kazadan haberdar oldum. Kazadan yaklaşık 1,5 saat sonra Eylem Tok beni aramış. Bana telefon geldiğinde saat gece yarısıydı. Evim Mecidiyeköy’de, kliniğe çok yakın. Hemen bir taksiyle eski eşim Eylem ve oğlumun beraber yaşadıkları eve gittim. Oğlum üst kattaydı, şoktaydı ve konuşabilecek durumda değildi. Eylem de o sırada ev içinde dolaşarak telefon görüşmeleri yapıyordu. Oğlumun durumunu iyi görmediğim için onu öncelikle muayeneye götürüp acil müdahale gerektiren bir durumu olup olmadığını anlamak istedim.

“KAZADA ÖLÜ YA DA YARALI HAKKINDA BİLGİM OLMADI”

Bu sırada kazada yaralı ya da ölü olduğu tarafımca da bilinmemekteydi. Eylemin telefonunu kapattım ve öncelikle şokta olan oğlumun acil müdahale gerektiren bir sağlık sorunu olup olmadığını anlayalım, sonra da ehliyeti olmadığı için avukatlara bilgi verip yapılması gerekenleri yapalım dedim. Oğlumu alıp orada bulunan elektrikli aracı kendim kullanarak, kliniğe gitmek için yola çıktım. Bu sırada şirketimiz çalışanlarından Ayşe Ceren S.’yi bahçede gördüm.

”EYLEM TELEFONLARI AÇMADI”

Eylem Tok da Ayşe’nin aracına bindi ve arkamızdan gelmeye başladılar. Yolda oğlum ile konuşmaya çalışsam da kazanın etkisiyle dış dünyaya kapalı vaziyetteydi. Bu sırada kullandığım elektrikli araç önce uyarı verdi sonra da şarjı bitti. Bizi izleyen Eylem’in içinde olduğu araç yanımızda durdu. Oğlumu o araca geçirdik ve Eylem’e ‘siz kliniğe geçin çocuk hala şokta ben de şoförümüz Adem’i aradım onunla geleceğim hemen arkanızdan’ dedim. Adem yanıma geldi beni aldı ve kliniğe gittik. Kliniğe gittiğimizde kimse yoktu. Eylem’in oğlumu yurtdışına götürme planından, kazadaki yaralılardan kazanın büyüklüğünden ve ölüm olayının yaşandığından bu sırada haberim oldu. Eylem’i defalarca kez aramama rağmen telefonlarını açmadı ve en son telefonunu kapattı.

”OĞLUM, TÜRKİYE’DE YARGILANMAYI KABUL EDER”

Oğlum, 16 yaşında; alkol, madde kullanmayan, kötü alışkanları olmayan bir çocuktur. Oğlum o gece yaşadığı şokun etkisinden çıktığında Türkiye’de yargılanmayı ve yaptığı bu hatanın hukuki bedelini ödemeyi kabul edecek bir çocuktur.

”KAZAZEDE AİLE İÇİN ELİMDEN GELEN NE VARSA ÖMRÜMÜN SONUNA KADAR YAPACAĞIM”

Kaza sonrasında vefat eden Oğuz Murat Aci’nin ailesi ile temasa geçtim. Olanlar için çok üzgünüm. Kayıpların geri getirilemeyeceğini biliyorum. Bununla birlikte kazazede aile için elimden gelen ne varsa ömrümün sonuna kadar yapacağım. Oğlumun da Türkiye’ye gelmesi ve Türk hukuku önünde hesap vermesi gerektiğini düşünüyorum. Oğlumun Türkiye’ye gelmesi ve adalet önünde hesap vermesi için elimden geleni yapacağım. Tüm olanlardan dolayı çok üzgünüm. Bugün ben de çağrılmadığım halde kendi isteğim ile konuyla ilgili olarak ifade vereceğim. İfade vermeden önce kamuoyunu da konuyla ilgili olarak bilgilendirmek istedim.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/firari-surucunun-unlu-cerrah-babasinin-ilk-ifadesi-oglumun-turkiyeye-gelmesi-ve-turk-hukuku-onunde-hesap-vermesi-gerektigini-dusunuyorum/feed/ 0
Bozcaada’da Boşandığı Eşini Bıçaklayan Sanığın Yargılanması Başladı https://www.haber60.com.tr/bozcaadada-bosandigi-esini-bicaklayan-sanigin-yargilanmasi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/bozcaadada-bosandigi-esini-bicaklayan-sanigin-yargilanmasi-basladi/#respond Thu, 14 Mar 2024 22:39:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18920 Çanakkale’nin Bozcaada ilçesinde boşandığı eşini bıçakla yaraladığı öne sürülen sanığın yargılanmasına başlandı.

Çanakkale 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, “adam öldürmeye teşebbüs”, “tehdit” ve “hakaret” suçundan yargılanan tutuklu sanık Halil Karabıyık (36), müşteki Elif Gedik (35) ile avukatları katıldı.

Duruşmada savunma yapan Karabıyık, eski eşinden 2019’da boşandıktan 3 ay sonra ikinci evliliğini yaptığını ve eski eşinin bu evliliğini kıskandığını, parasının peşinde olduğunu öne sürdü.

Olay gününden bir gün önce oğlunu ve kızını telefonla aradığını, ulaşamayınca eski eşini aramak durumunda kaldığını, bir süre konuştuklarını daha sonra eşinin telefonundan kendisinin görüntülü arandığını anlatan tutuklu sanık, “Telefona bir adam çıktı. İkisi de alkollüydü, sarılmış öpüşüyorlardı. Bana küfür etmeye başladı. Bana ‘Seni aldırırım.’ dedi. Uzatmadım, kapattım. Arkadaşımın telefonundan eski eşimin babasını aradım. Babası ‘Onun psikolojisi bozuldu. Sen onu idare et. Çocukların bana emanet.’ dedi.” diyerek savunma yaptı.

Olay günü kızını almak için Bozcaada’ya arkadaşı Batuhan Göztepe ile gittiğini anlatan tutuklu sanık, “Önce oğlumun çalıştığı yere gittim. Dayısıyla kavga ettiğini, annesinin yanına da sarhoş bir adamın geldiğini anlattı. Kız kardeşin var, annen düzgün birini bulsun dedim. Ben kızımı almaya gittim, tedirgin oldum böyle bir adamdan.” dedi.

Konuşmak için oğlu ile eski eşinin işyerine gittiğini ifade eden tutuklu sanık Karabıyık, “Elif yine alkolüydü. Düzgün birini bul, ben kız çocuğumu böyle bir adama teslim etmem dedim. Eşyasını toplarken yüzüme tükürdü ve küfür etti. Amacım ufak da olsa zarar vermekti, niyetim öldürmek değildi. Öldürme niyetinde olsam boynuna, kalbine saplardım. Küçücük bir bayan ben bunu istesem her zaman öldürürüm. Bıçakla kovaladım, marketin içinde bıçakladım, pişmanım. ” diye konuştu.

Tutuklu sanık Karabıyık ile eski eşi Elif Gedik’in küçük yaştaki çocukları U.K. (17) davada tanık olarak ifade vermek istemediğini belirtti.

Tutuklu sanık avukatı Mehmet Altın, eylemin çok net yaralama olduğunu, kasıt olsa elverişli bir silahla gerçekleştirilebileceğini savunarak, müvekkilinin “haksız tahrik altında yaralama” suçundan cezalandırılmasını talep etti.

Müşteki Elif Gedik ise eski eşinin uzun yıllardır kendisine şiddet uyguladığını, buna ilişkin hastane kayıtları, para ve uzaklaştırma kararlarının bulunduğunu söyledi.

Eski eşiyle anlaşmalı boşandığını ancak düzenli olarak nafaka ödemediğini ileri süren Gedik, şunları anlattı:

“2017’den beri 2. eşiyle birlikteydi. Ben ilk boşanma davasını 2017’de açtım, 2 yıl beni oyaladılar. İkinci eşine nikah kıyabilmek için benimle anlaşmalı boşandı. 2. eşine de şiddet uyguladığı için boşandılar. Söylediği gibi görüntülü arama olmamıştır. Olaydan bir gün önce konuşmak için beni aradı. Olay günü alkollü de değildim. İşyerimin önüne geldi. ‘Dükkanı kapatıp topluyorsun’ dedi. İşyerimin karşısında kimsenin olmadığı bir saatte beni parka götürmeye çalıştı. Ben gitmedim kaldırımda oturdum. Barışma teklifinde bulunuyordu. Teklifini kabul etmedim. Ağzıma tokat attı ve küfür etti. Beni öldüreceğini anladım. Cebinde bıçak vardı. Beni tek başıma götürmeye çalıştı. O sırada çalan telefonuna bakarken arkadaki markete doğru koştum ve eski eşim beni öldürecek diye bağırdım. Göğsüme hamle yaptı. Marketteki insanlar araya girdi. Akciğer, karaciğerimden hasar aldım, kaburgam kırıldı.”

Başka bir suçtan tutuklu bulunan Batuhan Göztepe, duruşmada tanık olarak dinlendi. Göztepe’nin, duruşma sırasında anlattıkları ile savcılık ve emniyetteki ifadelerinin çeliştiği tespit edildi.

Avukat Altın, müvekkili Karabıyık, müşteki Elif Gedik ve olaydan bir gün önce Gedik’in yanında olduğu öne sürülen kişinin telefon kayıtlarının incelenmesini talep etti.

Söz konusu telefon kayıtlarının talep edilmesine, tutuklu sanık Karabıyık’ın tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 5 Nisan tarihine erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bozcaadada-bosandigi-esini-bicaklayan-sanigin-yargilanmasi-basladi/feed/ 0
Hollanda’da Sosyal Medyadan Uzaklaşmak İsteyenler İçin ‘Çevrim Dışı Kulüp’ https://www.haber60.com.tr/hollandada-sosyal-medyadan-uzaklasmak-isteyenler-icin-cevrim-disi-kulup/ https://www.haber60.com.tr/hollandada-sosyal-medyadan-uzaklasmak-isteyenler-icin-cevrim-disi-kulup/#respond Wed, 13 Mar 2024 09:00:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18442 Hollanda’da sosyal medya ve dijital dünyadan uzakta birkaç saat geçirmek isteyenler “Çevrim Dışı Kulüp” (The Offline Club) adlı inisiyatifin toplantılarında bir araya gelerek teknolojik aletlerden uzakta zaman geçirip sosyalleşiyor.

Kendilerine “Çevrim Dışı Kulüp” adını veren grup, her hafta farklı bir kafede toplanarak telefondan ve bilgisayardan uzak vakit geçiriyor.

Sosyal medya yerine gerçek hayatta görüşmeyi ve ekran başında geçirilen zamanı azaltmayı hedefleyen etkinliğe katılanlar, girişte telefonlarını kapatarak görevlilere teslim ediyor ve etkinlik boyunca telefonlarına hiçbir şekilde bakmıyor.

Katılımcılar bu süre zarfında kitap okuyarak, bulmaca çözerek, resim yaparak, el sanatlarıyla uğraşarak veya istedikleri diğer bir çevrim dışı etkinlikle vakit geçiriyor.

Çevrim Dışı Kulüp’ün kurucularından İlya Kneppelhout ve katılımcılar, AA muhabirine, telefon ve bilgisayardan uzaklaşıp rahatlamak ve benzer düşünen kişilerle bir araya gelmek için etkinliğe katıldıklarını belirtti.

“Dijital detoks”

Kneppelhout, Çevrim Dışı Kulüp’ün telefondan ve bildirimlerden uzaklaşmanın “dijital detoks” anlamına geldiğini ifade ederek “Bu, insanların ekranlarından, telefonlarından ve bildirimlerle dolu günlük yaşamlarından uzakta, kendileriyle ve başkalarıyla doğrudan bağlantı kurabilecekleri dijital detoks yapmasının bir yolu.” dedi.

İnsanların dijital hayatlarına ara vermek için bir araya geldiğini anlatan Kneppelhout, “Çoğunluğu 25 ile 40 yaş arasındaki Hollandalılar veya Hollanda’ya yerleşen yabancılar etkinliklerimize katılıyor. İnsanlar buraya ya kendi başlarına olmak ya da başkalarıyla yüz yüze konuşmak için geliyor. Bazıları okuyor, bazıları oyun oynuyor.” diye konuştu.

“Ekran bağımlılığı daha az odaklanmaya neden oluyor”

Kneppelhout, toplantılarına genellikle sosyal medya veya telefon kullanımlarından mutsuz olanların geldiğini belirterek “Geçen haftaki ilk etkinliğimize katılanlar, yeni arkadaşlar edindiklerini, aynı zamanda günün geri kalanında kendilerini çok rahatlamış ve sakin hissettiklerini bildirdiler. Bunun, insanlara günlük yaşamlarında çevrim dışı dijital detoks rutini uygulayabilmeleri için ilham vermesini umuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Sosyal medya ve telefon bağımlılığının olumsuz etkilerine dair çok sayıda araştırma olduğuna işaret eden Kneppelhout, şöyle devam etti:

“Telefon kullanmanın ve telefonlarımızla olan ilişkimizin ruh sağlığımız açısından ne kadar önemli olduğunu gösteren birçok araştırma okudum. İnsanlar bugün daha güvensiz ve daha yalnız hissediyorlar. Ekran bağımlılığı daha az odaklanmaya neden oluyor, hafızayı zayıflatıyor ve tüm çevrim içi bağlantılarla beyninize zarar veriyorsunuz. Bu beyin hasarı sadece kendinize değil, aynı zamanda çevremizdeki toplumla nasıl bağlantı kurduğunuzu da etkiliyor.”

“İnsanlar, diğer kişilerle gerçek bağı kaçırıyor”

Kneppelhout, tamamen çevrim dışı olmanın gerekmediğini ve teknolojinin iyi bir amaçla kullanıldığında faydalı olduğunu belirterek “Ancak insanlar, diğer kişilerle gerçek bağı kaçırıyor. Sizinle çevrim dışı olarak konuşmam, çevrim içi mesajlaşmaktan farklı. Şu an sizi hissedebiliyorum, kokunuzu alabiliyorum, sizinle gülebiliyorum ve enerjiyi hissedebiliyorum. İnsanların bugünlerde özlediği şey bu ve bu yüzden buraya geliyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Çevrim dışı toplantılarla sosyal medya detoksu yapma fikrini geliştirerek bunu insanların hayatlarının bir parçası haline getirmeyi ve Hollanda dışındaki ülkelerde de uygulamayı amaçladıklarını söyleyen Kneppelhout, “Bu fikri ve konsepti uluslararası alana taşımayı ve dünyayı dolaşmayı planlıyoruz. İnsanların yeniden bağlantı kurması için tüm dünyada çevrim dışı detoks etkinlikleri düzenlemeyi umuyoruz.” dedi.

“Daha sakin ve net düşünebilmek için geldim”

Katılımcılardan İsveçli Livia Wendland, Çevrim Dışı Kulüp’ün etkinliğine ilk defa geldiğini belirterek aynı ilgi alanlarına sahip insanlarla bir arada bulunmak için toplantıya katıldığını söyledi.

Wendland, “Buraya gelmemdeki en önemli sebep şuydu; Daha sakin ve net düşünebilmek ve herhangi dikkat dağıtan bir şey olmadan arkadaşlarla birlikte olmak.” diye konuştu.

Kulüp ortamının beklediğinden daha iyi olduğunu anlatan Wendland, burada edindiği tecrübeyle artık insanlarla görüştüğünde telefonunu eline almayacağını söyleyerek şunları kaydetti:

“Sanırım sosyal ortamlarda telefonumu kaldıracağım. Diğer insanlarla birlikteyken mesajlaşmanın ya da başka bir şey yapmanın çok saygısızca olduğunu düşünüyorum ama öyle olsa bile telefonum her zaman masanın üzerinde oluyor. Bazen telefonunuz titreşiyor ve o an elinize alıp yanıt vermeseniz bile dikkatiniz dağılıyor ve sizi o anın dışına çıkarıyor. Bu yüzden, başkalarıyla birlikteyken telefonu tamamen bir kenara bırakabileceğimizi düşünüyorum. Böylece o anlardan ve arkadaşlarınızla paylaştığınız alandan kesinlikle uzaklaşmamış oluruz.”

“Zamanda yolculuk yapıyormuşum gibi hissettim”

Nina Maria Rebentisch de Çevrim Dışı Kulüp’ü, sosyal medya platformu Instagram’da videolar arasında gezinirken ironik bir şekilde keşfettiğini anlatarak çok fazla zaman harcadığını düşündüğü telefon alışkanlıklarını değiştirmek için buraya geldiğini belirtti.

Rebentisch, “Her zaman telefonumla biraz fazla samimi bir ilişkim olduğunu düşünmüşümdür. Bu yüzden buraya sadece benim değil, etrafımdaki herkesin telefonla ilgilenmediği bir imkana sahip olmak için geldim. Burası herkesin rahat olduğu ve insanların başkalarıyla birlikte olduğu ve aslında yapmaktan hoşlanıp ama evdeyken asla yapmadığı şeyleri yapmak için kurulmuş bir atmosfer gibi görünüyor.” değerlendirmesini yaptı.

Dijital detoks tecrübesinin çok olumlu olduğunu aktaran Rebentisch, “Sanırım zamanda yolculuk yapıyormuşum gibi hissettim. Burada olmak, okumak ve daha önce tanımadığım insanlarla konuşmak gerçekten zaman içinde bir yolculuk gibi hissettirdi.” dedi.

Telefonundan uzak durmayı alışkanlık haline getirmeyi hedeflediğini aktaran Rebentisch, “Bilinçli olarak telefonu bir kenara bırakabilmeyi alışkanlık haline getirmek istiyorum. Mesajlara ve sosyal medyaya anında bakmak yerine, gazete okumaya odaklanmak günlük hayatımda geliştirmek istediğim şeyler.” diye konuştu.

Kısa süre önce kurulan Çevrim Dışı Kulüp topluluğu, Amsterdam başta olmak üzere Hollanda’nın farklı şehirlerinde pazar sabahları kafe ve etkinlik salonlarında bir araya gelerek, sosyal medyadan uzaklaşıp insanlarla yüz yüze konuşarak sosyalleşecekleri toplantılar düzenliyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hollandada-sosyal-medyadan-uzaklasmak-isteyenler-icin-cevrim-disi-kulup/feed/ 0
Antalya’da Kadın Muhtar Telefonla Hakarete Uğradı https://www.haber60.com.tr/antalyada-kadin-muhtar-telefonla-hakarete-ugradi/ https://www.haber60.com.tr/antalyada-kadin-muhtar-telefonla-hakarete-ugradi/#respond Mon, 11 Mar 2024 08:30:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17893 Antalya’nın Alanya ilçesinde bir kadın muhtar, 8 Mart Kadınlar Günü’nde telefonla eski bir muhtar adayı tarafından hakarete uğrayıp tehdit edildiğini iddia etti. Olayla ilgili suç duyurusunda bulunduğunu ifade eden kadın muhtar, “Kimseden çekinmeyeceğim, korkmayacağım. Kadınlar Günü’nde olması ayrıca üzücüydü. Bir kadın olarak bu olayı kınıyorum dedi.

Alanya Güller Pınarı Mahallesi Muhtarı Serap Neğiş iddiaya göre, 8 Mart Kadınlar Günü’nde önceki dönem bir muhtar adayı olan B.G. isimli şahıs ile muhtarlıkta olduğu anda telefonla tartışmaya başladı. B.G. isimli şahıs, muhtar Serap Neğiş’e telefonda hakaretler ederek tehdit etti. Muhtar Neğiş, telefonu kapattıktan sonra olayın şokuyla polis merkezine giderek şikayette bulundu.

“Yakınlarından duyduğuma göre apartmanda broşürümü görmüş. O yüzden de çok sinirlenmiş”

Olayla ilgili konuşan muhtar Serap Neğiş, telefonla konuştuğu şahsın kendisine hakaretler ve küfürler ettiğini söyledi. Olayın ardından polis merkezine giderek şahıstan şikayetçi olduğunu belirten Neğiş, şahsın önceki dönem mahallede muhtar adayı olan birisinin olduğunu söyledi. Şahsın, seçim çalışmaları kapsamında bir apartmanda kendisinin broşürünü görmesinden dolayı kendisine sinirlendiğini ifade eden Neğiş, şöyle konuştu:

“Kadınlar Günü’nde akşam arkadaşlarımla birlikte ofisteydik, çalışıyorduk. Bir telefon geldi. Bilinmeyen numara aradığı için bakıyoruz. ‘Muhtar mısın?’ dedi. ‘Evet.’ dedim. ‘Ofise geldim yoktun, niye yoktun? Seni yaşatmayacağım. Kazandırmayacağım.’ Arkasından ‘Allah belanı versin’ ile başlayıp çeşitli hakaretlerde ve küfürlerde bulundu. Ama kim olduğunu bilmediğim için bir şey deme şansım yoktu. Teşekkür ederim dedim kapattım. Ama kötü oldum İster istemez korktum. Başıma ne gelir, akşam saati ne yapılabilir diye düşündüm. Arkadaşım da şahit olduğu için karakola giderek şikayetçi olduk. Daha sonra kendisinin benim mahallemde önceki seçimde aday olan bir şahıs olduğunu öğrendik. Ona çok üzüldüm. Üzerinden 5 yıl geçti. Ne geldi ne tanıştı ne de bir ortamda karşılaştığım birisiydi. Şu anda bir akrabasının aday olması ve kendi yakının da aza olması kaynaklı sinirlendiğini düşünüyorum. Yakınlarından duyduğuma göre apartmanda broşürümü görmüş. O yüzden de çok sinirlenmiş. Sinirlerime hakim olamadım, o yüzden diye cevap veriyormuş.”

“Kimseden çekinmeyeceğim, korkmayacağım”

Yaşadığı olayın arkasında duracağını ve süreci takip edeceğini dile getiren Neğiş, Kadınlar Günü’nde böyle bir olayın yaşanmasından dolayı üzgün olduğunu söyleyerek, “Kendisinin bu konuda savcılığa sevki yapıldı. Bundan sonraki süreci takip edeceğim. Her şekilde arkasında duracağım. Çünkü bu beni kadın olarak yıpratma ve yıldırma çabasıydı. Ama yılmayacağız, daha da çoğalacağız. Her alanda, her sahada biz de olacağız. Kendisini kınıyorum. Bu mahallede yıllardır yaşayan bir insan olarak şahsına ait olduğunu düşünüyorum. Ailesini bu konuda tabii ki yargılamıyorum. Ama en azından bir daha hiç kimseye yapmasın, yapamasın. Bu da ona ders olsun. Kimseden çekinmeyeceğim, korkmayacağım. Kadınlar Gününde olması ayrıca üzücüydü. Bir kadın olarak bu olayı kınıyorum” diye konuştu. – ANTALYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/antalyada-kadin-muhtar-telefonla-hakarete-ugradi/feed/ 0
A101’de satılan iPhone 14 Plus ve Galaxy S23 FE’nin fiyatları açıklandı https://www.haber60.com.tr/a101de-satilan-iphone-14-plus-ve-galaxy-s23-fenin-fiyatlari-aciklandi/ https://www.haber60.com.tr/a101de-satilan-iphone-14-plus-ve-galaxy-s23-fenin-fiyatlari-aciklandi/#respond Fri, 08 Mar 2024 23:57:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=17152 Türkiye’de teknolojik ürünlerin giderek yaygınlaşmasında zincir marketlerin de önemli bir payı var. Zira her ay akıllı telefondan dizüstü bilgisayara, tabletten oyun konsoluna kadar birçok ürün satıyorlar. Son olarak A101, bugünden itibaren satışa sunulan telefonları paylaştı. İşte A101 iPhone 14 Plus ve Galaxy S23 FE fiyatı…

A101 – iPhone 14 Plus ve Galaxy S23 FE fiyatı

A101, 7 Mart tarihli broşürünü paylaştı. Burada en çok akıllı telefonlar göze çarptı. Baktığımızda Apple iPhone 14 Plus, Samsung Galaxy S23 FE, Realme C55 ve Omix X600 olduğunu görüyoruz. Peki fiyatları ne kadar?

Realme C55, MediaTek Helio G88 işlemcisinden güç alıyor. 6.72 inç boyutunda 2400 x 1080 piksel çözünürlüğe sahip ekrana yer veren telefonda 64 Megapiksel ana kamera bulunuyor. Bununla beraber 8 GB RAM ve 256 GB depolamaya sahip. Realme C55 modelinin A101 fiyatı ise 7 bin 699 TL.

Apple’dan ucuz: ŞOK, iPhone 15 Pro Max satıyor!

Omix X600 ise 6,78 inç boyutunda FHD+ çözünürlükte, 90 Hz yenileme hızı, 1080×2460 piksel çözünürlüğe sahip ekranla geliyor. Kalbinde Helio G88 işlemcisine yer veren model, dört adet yapay zeka destekli kameraya sahip. 4 GB RAM ve 128 GB depolama alanıyla gelen cihazın fiyatının ise 4 bin 999 TL olduğunu belirtelim.

Uygun fiyatlı Android amiral gemisi olarak görülen Samsung Galaxy S23 FE, 6.4 inçlik 120 Hz destekli FHD+ ekranla geliyor. Samsung Exynos 2200 işlemcisinden güç alıyorken, 8 GB RAM ve 256 GB depolama alanına sahip.

Ön tarafında 10 Megapiksellik özçekim kamerasına yer veren telefonun arka kasasındaysa 50 Megapiksel + 12 Megapiksel + 8 Megapiksel kameralardan oluşan kurulum bulunuyor. Samsung Galaxy S23 FE modelinin A101 fiyatı ise 22 bin 999 TL. Cihaz, Samsung’un resmi web sitesinde 26 bin 999 TL’ye satılıyor. Buna göre 4 bin TL’lik bir fark söz konusu.

En merak edilen model ise iPhone 14 Plus. 256 GB depolama alanı ile gelen model, 6.7 inç boyutunda Full HD+ ekrana sahip. Yenilenen A15 Bionic işlemcisi ile yüksek performans sunan cihaz, 4K@60 FPS video kaydı alabilen 12 Megapiksel özçekim kamerasına yer veriyor.

Arka tarafındaysa 12 Megapiksel ana kamera ile 12 Megapiksel ultra geniş açılı kamera bulunuyor. iPhone 14 Plus 256 GB modelinin A101 fiyatı ise 53 bin 999 TL. Apple’ın resmi web sitesinde 62 bin 999 TL’ye satıldığını belirtelim. Yani arada 9 bin TL’lik bir fark var.

A101’de satılan akıllı telefon modelleri ve fiyatları şu şekilde;

ÜrünFiyat

Apple iPhone 14 Plus 256 GB53 bin 999 TLSamsung Galaxy S23 FE 8 GB RAM + 256 GB22 bin 999 TLRealme C55 8 GB RAM + 256 GB7 bin 699 TLOmix X600 4 GB RAM + 128 GB4 bin 999 TL

Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? A101’de satılan akıllı telefonların fiyatlarını nasıl buldunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

]]>
https://www.haber60.com.tr/a101de-satilan-iphone-14-plus-ve-galaxy-s23-fenin-fiyatlari-aciklandi/feed/ 0
Eyüpsultan’da ATV kazası: Avukat, sürücü ve annesine ilişkin suçlamalarda bulundu https://www.haber60.com.tr/eyupsultanda-atv-kazasi-avukat-surucu-ve-annesine-iliskin-suclamalarda-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/eyupsultanda-atv-kazasi-avukat-surucu-ve-annesine-iliskin-suclamalarda-bulundu/#respond Fri, 08 Mar 2024 03:54:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16869 Eyüpsultan’da yol kenarındaki ATV tipi araçlara çapılması sonucu ölen kişi ile 4 yaralının avukatı Hacı Orhan, kaza sonrası Mısır’a gittiği tespit edilen 17 yaşındaki sürücü ve annesine ilişkin, “Annenin yaptığı eylem acıları arttırmıştır. İhmal yolu ile kasten adam öldürmeye kadar gidecek süreci başlatmıştır. Delil karartma amacıyla oğlunu yurt dışına kaçırmıştır.” dedi.

Çağlayan Meydanı’nda basın açıklaması yapan avukat Hacı Orhan, Eyüpsultan’da 1 Mart’ta meydana gelen kazada hayatını kaybeden Oğuz Mert Acı ile yaralılar İbrahim Gümüş, T.A, S.K. ve H.T’nin avukatlığını yaptığını belirterek, süreci anlattı.

Orhan, yol kenarındaki ATV tipi araçlara çarpılması sonucu yaşanan kazanın 18 yaşından küçük 10 kişinin iki lüks araçla Sarıyer-Göktürk yolunda yarış yapmaları sonucu meydana geldiğini ileri sürdü.

Yaralıların kendisine, şüpheli E.T’nin kaza yerine gelerek telefonlarını aldığını söylediğini ifade eden Orhan, bu yüzden yaralıların kimseyi arayamadığını anlattı.

Kaza yerinden geçen bir kişinin gelmesiyle telefon açıldığını belirten Orhan, şunları kaydetti:

“Görgü tanıklarından birisi, Oğuz Murat ile konuştuğunu, olay yerine gittiğinde halen hayatta olduğunu, yaklaşık bir saat yardım beklediğini ve hayatta tutmaya çalıştığını beyan ediyor. Annenin yaptığı eylem acıları artırmıştır. İhmal yolu ile kasten adam öldürmeye kadar gidecek süreci başlatmıştır. Delil karartma amacıyla oğlunu yurt dışına kaçırmıştır.”

Orhan, anne E.T. ile araç sürücüsü oğlu T.C’yi havaalanına bırakan kişilerin B.C’nin çalışanları olduğunu öğrendiklerini kaydederek suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.

Şüphelilerin akrabaları aracılığıyla müvekkillerine ulaştıklarını anlatan Orhan, şöyle konuştu:

“Müvekkillerimiz kan gütme saikinde değil. Bizim müvekkillerimiz de sosyal statüleri açısından saygın insanlar. Bizimle diyalog kurmak istiyorlarsa öncelikle adalete teslim olmaları gerekirdi. Adaletten kaçmış birisiyle şu an yapılacak hiçbir görüşme yoktur. Ailesinden hiçbiri ölen kişinin ailesine bir ziyarette bulunmamış, bir görüşme yoktur diyebiliriz.”

“Telefonum bir kişi tarafından elimden alındı”

Yaralılardan İbrahim Gümüş ise kazadan önce 3 ATV’yi emniyet şeridine çektiklerini, ölen Oğuz Mert Aci’nin bu sırada karşıdan gelebilecek araçların kendilerini görmesi için ATV’leri ters çevirip farlarını yaktığını söyledi.

Olaydan önce 4-5 aracın daha yanlarından geçtiğini ve kendilerini fark ederek yavaşladığını kaydeden Gümüş, çarpan aracın çok süratli olduğunu ve kazanın etkisiyle savrulduklarını anlattı.

Gümüş, yardım istemek için telefonunu cebinden çıkardığını ancak bu sırada kim olduğunu bilmediği ve aileden olduğunu tahmin ettiği bir kişi tarafından telefonunun elinden alındığını belirtti.

Etrafın karanlık olduğu için telefonunu kimin aldığını göremediğini anlatan Gümüş, “Ben o etkide kalkıp arkadaşımı görünce telefonu unutuyorum. Gerisini de hatırlamıyorum. Sonra teyzem telefonla beni arıyor. Beni aradıktan sonra telefona bir hanımefendi çıkıyor. ‘Siz kimsiniz, İbrahim nerede?’ diye soruyor. O da ‘Siz kimsiniz?’ diye cevap veriyor. Teyzem de ‘Ben teyzesiyim sen kimsin?’ diyor. Sonra telefonu yüzüne kapatıyor. Sonrasında telefonun güvenliğe bırakılıp oradan alındığı söyleniyor. Ne olacağını bilmiyoruz ama adalete teslim olduktan sonra her şeyin açığa çıkacağını düşünüyoruz.” diye konuştu.

Gümüş, şüphelilerden Türkiye’ye gelerek teslim olmalarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bir kişinin öldüğü, 4 kişinin de yaralandığı kazaya neden olan 18 yaşından küçük sürücü ile annesi hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına yönelik Adalet Bakanlığına yazı gönderdi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/eyupsultanda-atv-kazasi-avukat-surucu-ve-annesine-iliskin-suclamalarda-bulundu/feed/ 0
Eyüpsultan’da meydana gelen kazada ölen kişinin babası, oğlunun adalete teslim olmasını istiyor https://www.haber60.com.tr/eyupsultanda-meydana-gelen-kazada-olen-kisinin-babasi-oglunun-adalete-teslim-olmasini-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/eyupsultanda-meydana-gelen-kazada-olen-kisinin-babasi-oglunun-adalete-teslim-olmasini-istiyor/#respond Thu, 07 Mar 2024 01:36:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16324 Eyüpsultan’daki 1 kişinin öldüğü 4 kişinin yaralandığı kazada oğlunu kaybeden baba Özer Acı, yurt dışına kaçan anne Eylem Tok ile kazaya neden olan oğlunun adalete teslim olmasını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Mithatpaşa Mahallesi Davutpaşa Caddesi’nde 1 Mart’ta gece 23.50’de 17 yaşındaki T.C’nin kullandığı araçla, yol kenarında arıza nedeniyle bekleyen 3 ATV aracına çarparak 1 kişinin ölümüne, 4 kişinin de yaralanmasına neden olduğu kazaya ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor.

Kazada hayatını kaybeden Oğuz Acı’nın babası Özer Acı, Sarıyer’deki evinde gazetecilere yaptığı açıklamada, olaya şahit olan bir görgü tanığının “Oğuz biraz aşağıdaydı, ben 7-8 kişinin araca bindiğini gördüm, orada bir kadın sesi duydum ama aşağıda olduğum için göremedim.” dediğini anlattı.

Bu beyandan anlaşıldığı gibi Eylem Tok’un kazanın ardından oğlunu gelip aldığını dile getiren Acı, “Bizim çocuklarımızı orada bırakmış. Kendi kamuoyuna bir duyuru yapmış, biz yardım ettik, diye. Ama görgü tanığı arkadaş ‘Bizim yanımızda bir kadın yoktu, ilk Oğuz ağabeyimizi ambulansa bindirdik, sonra diğer yaralıları ambulanslarla sevk ettikten sonra ben olay yerinden ayrıldım.’ diyor. Eğer yardım ettiyse bu görgü tanığı olay yerinde niye görmemiş, bir feryadını, bir sızlamasını, haykırışını. Sadece yaptığı şey, oğlunu aramış, işte 112’yi oğlu aramış veya ona benzer bir şey diyor.” ifadelerini kullandı.

Bazı yaralıların cep telefonlarının kayıp olduğu iddiası

Yaralılardan bazılarının telefonlarının kayıp olduğunu ileri süren Acı, “Oğlumun telefonu kaza yerinden 15 metre ötede bulunmuş, zaten oğlum da 8 metre aşağıdaymış. Fakat iki telefon kayıp. Bu kayıp telefonlardan biri güvenliğe bırakılıyor, daha sonra gelip alınıyor.” diye konuştu.

Acı, Eylem Tok’un avukatı üzerinden yaptığı açıklamaya ilişkin de şunları kaydetti:

“Gerçek bir anne evladını kaçırarak korumaya çalışmaz. Benim evladım ölünce ‘Keşke benim de evladım ölseydi.’ demesi lazım. Ben asla ölmesini istemem ama içgüdülerle hareket etmek değil. Korku veya evladını kim döver. Adalete güvenmiyor mu? Bizim kolluk kuvvetine güvenmiyor mu? Güvensin, ben nasıl güveniyorsam o da güvensin. Onlara güvenmiyorsa koruma tutsun, korusun. Onun beyanların çoğu duygu şeyi… ‘Ben teslim olacağım.’ diyor. Yakalama kararı çıkmadan teslim olsaydı daha iyi değil miydi? O da bir yavrumuz. Yavrumuzun adalete teslim olmasını istiyorum. Buradan sesleniyorum; bir an önce gel teslim ol. Şu an anne olarak hem kendine hem eski eşine hem evladına zarar veriyor. Adaletten kaçılmaz. Muhakkak adalet tecelli edecektir.”

Ailenin avukatı Burak Erden ise kazada hayatını kaybeden Oğuz Murat Acı’nın 1,5 yaşında çocuğu olduğunu söyledi.

Kaza yerinde, bazı telefonların kaybolduğuna yönelik iddialar olduğunu belirten Erden, “Bunları Eylem hanımın alıp almadığı yargılama aşamasında belli olacak. Biz hem anne hem de çocuk hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Annesinin delilleri karartmakla ilgili bir suçunun olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanında yardım ve yataklık, çünkü alıyor yurt dışına kaçırıyor, üç dört saat içerisinde. Bu ileriki günlerde netleşecek.” değerlendirmesini yaptı.

Ne olmuştu?

Eyüpsultan’da 1 Mart’ta seyir halindeki 3 ATV aracından biri arızalanmış, yol kenarına çekilen arızalı araç tamir edilmeye çalışılırken aynı yönde ilerleyen iki araçtan birisi buradaki 3 ATV’ye çarpmıştı.

Kaza sonucu yaralanan Oğuz Murat Acı, İ.G, T.A, S.K. ve H.T. hastaneye kaldırılmıştı. Yaralılardan Oğuz Murat Acı, yapılan müdahaleye rağmen hayatını kaybetmiş, T.A’nın ise hayati tehlikesinin bulunduğu bildirilmişti.

Yapılan incelemede, kazaya neden olan 17 yaşındaki sürücü T.C’nin olay yerine gelen annesi Eylem Tok’un aracıyla buradan uzaklaşıp saat 02.00 sıralarında İstanbul Havalimanına gittikleri, 04.30 sıralarında da Mısır’a uçtukları tespit edilmişti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/eyupsultanda-meydana-gelen-kazada-olen-kisinin-babasi-oglunun-adalete-teslim-olmasini-istiyor/feed/ 0
Çanakkale’de Boşanma Aşamasındaki Eşi Ayşe Korur’u Öldüren Sanığın Telefon Kayıtları Ortaya Çıktı https://www.haber60.com.tr/canakkalede-bosanma-asamasindaki-esi-ayse-koruru-olduren-sanigin-telefon-kayitlari-ortaya-cikti/ https://www.haber60.com.tr/canakkalede-bosanma-asamasindaki-esi-ayse-koruru-olduren-sanigin-telefon-kayitlari-ortaya-cikti/#respond Sat, 02 Mar 2024 00:42:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13764 Çanakkale’nin Ezine ilçesinde 9 Ağustos 2022 tarihinde boşanma aşamasındaki eşi Ayşe Korur’u (38), kayınpederinin evinde av tüfeğiyle vurarak öldürüp, sosyal medyadan ‘Gururlu hissediyor’ paylaşımı yapan tutuklu sanık Gencay Korur’un (41), Çanakkale 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde davasının 5’inci duruşması görüldü. Bilirkişi tarafından tutuklu sanık Gencay Korur’un cep telefonu incelendi. Mahkemeye sunulan raporda, Gencay Korur’un ‘aşkım’ diye kaydettiği kız arkadaşına cep telefonu kayıtlarında cinayetten bir gün sonra eşini öldürdüğünü söylediği ortaya çıktı.

Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Seferşah Mahallesi Çay Sokak’ta 2022 yılı Ağustos ayında meydana gelen olayda, Gencay Korur, boşanma aşamasında olduğu eşi Ayşe Korur’u kayınpederinin evinde tüfekle vurdu. Yaralanan Ayşe Korur, Ezine Devlet Hastanesinde yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Cinayetin ardından Gencay Korur, Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ve İzmir Dikili İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından suç aleti ile birlikte yakalanarak gözaltına alındı. Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğüne getirilen Gencay Korur, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Tutuklu sanık Gencay Korur’un Çanakkale 1’nci Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına başlandı. Ezine ilçesinde boşanma aşamasındaki eşi Ayşe Korur’u kayınpederinin evinde av tüfeğiyle vurarak öldüren tutuklu Gencay Korur’un Çanakkale 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde davanın 5’inci duruşması görüldü.

Tutuklu sanık Gencay Korur, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya hazır bulunurken, Ayşe Korur’un yakınları da duruşmaya katıldı. Duruşma da tutuklu sanık Gencay Korur’a ait telefon kayıtlarının bilirkişi tarafından incelenmesi sonucunda hazırlanan rapor mahkemeye sunuldu.

Bilirkişi raporunda Gencay Korur’un telefon rehberinde ‘Aşkım’ isimli kişiye 10 Ağustos 2022 tarihinde cinayetten 1 gün sonra yazdığı mesajlar da şu ifadeler yer alıyor:

“Gencay Korur; Ben Ayşe’yi öldürdüm, kaçıyorum.

Aşkım; Ne zaman? Hani yapmaktan vazgeçmiştin. Sen ciddi misin? O zaman neden teslim olmuyorsun da kaçıyorsun ki?

Gencay Korur; Olacağım.

Aşkım; Hani hapiste el üstünde tutarlardı, şimdi ne değişti.

Gencay Korur; Gidiyorum. Teslim olacağım.

Aşkım; Öldüğüne emin misin? Belki sadece yaralanmıştır.

Gencay Korur; ya salak salak konuşma öldü diyorum”.

Tutuklu sanık Gencay Korur, mahkemedeki savunmasında bilirkişi raporunu kabul etmediğini belirterek, “3 kızım da benden değil. Çocuklar benden değil. Eşim kimden hamile kaldı. DNA testi istiyorum” dedi. Korur’un savunmanın ardından mahkeme heyeti davayı 12 Mart tarihine erteledi.

Duruşma sonrası adliye çıkışında açıklama yapan müşteki avukatı Ahmet Erzi, “Ayşe Korur cinayetinde sanık her ne kadar namus cinayeti şeklinde cinayeti işlediğini beyan etmiş ise de telefon yazışmalarında sanığın başka kadınlarla olan samimi konuşmaları aynı zamanda birlikte olduğu kadınlara kendi eşini Ayşe Korur’u öldüreceğine dair beyanları ortaya çıkmıştı. Dolayısıyla namusa ilişkin hiçbir şey yoktur, kalmamıştır. Mevcut halden Cumhuriyet Savcımız mütalaasını hazırlamak üzere dosyanın kendisine tevdi edilmesini talep etti. Önümüzdeki celse mütalaa açıklanacak. Biz mütalaanın ağırlaştırılmış müebbet olacağından hiçbir şüphe duymamaktayız. Sanığında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alacağından şuandaki durum itibariyle hukuken de emin durumdayız. İnşallah hak ettiği cezayı alacak. Ayşe Korur’u öldürdüğünü kendi kız arkadaşına anlatıyor. Anlattıktan sonra da kız arkadaşının şöyle bir beyanı var. Diyor ki; ‘Hani öldürmekten vazgeçecektin’ yani karısını öldür meyi daha önce planlayıp, kendi kız arkadaşına anlatıyor. ve öldürdükten sonra da kız arkadaşına bilgi veriyor; ‘ben karımı öldürdüm’ diye. Cep telefonu kayıtlarında var. Sevgilisini telefonuna aşkım diye kaydediyor. Daha sonra da karım beni aldattı diye savunma yapıyor. Yani ortada bir namusa ilişkin herhangi bir durum söz konusu değil. Burada eşini aldatan da sanığın kendisi, indirim almak için dava boyunca bir takım yalanlar, iftiralar attı. Lakin bunların hiç biri de gerçeklik payı noktasında ortaya çıkmadı. Sanığın en ağır cezayı alacağından biz artık eminiz” dedi. – ÇANAKKALE

]]>
https://www.haber60.com.tr/canakkalede-bosanma-asamasindaki-esi-ayse-koruru-olduren-sanigin-telefon-kayitlari-ortaya-cikti/feed/ 0
Adapazarı’nda Aldatılan Eşini Öldüren Sanık İlk Kez Hakim Karşısına Çıktı https://www.haber60.com.tr/adapazarinda-aldatilan-esini-olduren-sanik-ilk-kez-hakim-karsisina-cikti/ https://www.haber60.com.tr/adapazarinda-aldatilan-esini-olduren-sanik-ilk-kez-hakim-karsisina-cikti/#respond Thu, 29 Feb 2024 22:54:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13339 Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde kendisini aldattığı iddia edilen eşini öldüren, onunla ilişki yaşadığı ileri sürülen kişiyi de yaralayan sanık, ilk kez hakim karışışına çıktı. Savunmasında, olay günü iş yerindeyken eşinin eski telefonunda cinsel içerikli videolar gördüğünü ve görüntülerdeki kişiyle yüzleşmek amacıyla buluştuklarını anlatan sanık, “112’yi arayarak eşimi ve sevgilisini Camili mezarlık mevkisinde vurduğumu, evime de ekip gelmesini söyledim. Yaşananlardan dolayı pişmanım keşke olay yerine hiç gitmeseydim” dedi.

Camili Mahallesi Yunus Emre Spor Salonu mevkiinde 5 Ekim 2023’de meydana gelen olayda, İ.A. kendisini aldattığını düşündüğü eşi Tansu A.’yı ve görüştüğü B.Y.T’yi cadde ortasında silahla ateş ederek yaraladı. Hastaneye kaldırılan Tansu A., olaydan iki gün sonra tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti, B.Y.T. ise tedavisinin ardından taburcu edildi.

Olayın ardından silahı ile polise teslim olan ve adliyeye sevk edildiği sırada basın mensuplarının “Neden yaptınız, pişman mısınız?” sorusuna “adalet” yanıtını veren İ.A. ise tutuklandı.

Sanık koca ilk kez hakim karşısına çıktı

Tutuklu sanık İ.A. hakkında Sakarya 5. Ağır Ceza Mahkemesince açılan davanın ilk duruşması görüldü. Salonda tutuklu sanık İ.A., ölen kadın Tansu A.’nın annesi, taraf avukatları ve sanık yakınları hazır bulunurken, Tansu A.’nın babası ise duruşmaya bulunduğu ilden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile (SEGBİS) katıldı.

“Eşimin başkasıyla birlikte olduğu cinsel içerikli videolarını gördüm”

Savunması için söz hakkı verilen İ.A., eşi Tansu ile 2014’de evlendiğini ve 2 çocuğunun olduğunu söyledi. Olay tarihinde eşinin eski telefonunu kullandığı öğrenilen İ.A., “Olay günü fabrikada çalışırken telefon kasmaya başlamıştı. Bazı uygulamaları silerken eşimin başkasıyla birlikte olduğu cinsel içerikli videolarını gördüm ve hemen eve geldim. Çocuklar evin önünde oynuyordu eşimi arabayı aldım, evden uzaklaştık ve bir yerde durduk. Beni aldatıp aldatmadığını sordum. İlk başta inkar etti. Videoları gösterince de bir kerelik bir hata olduğunu, B.Y.T.’nin görüntüleri izinsiz çektiğini, tehdit etmesi üzerine ilişkiye devam ettiğini ve pişman olduğunu söyledi” dedi.

“112’yi arayarak eşimi ve sevgilisini vurduğumu, evime de ekip gelmesini söyledim”

Aldatıldığını öğrendiğinde boşanmak istediğini ifade eden sanık İ.A., “Eşim yüzleştirmek için B.Y.T’yi aramak istedi, ben de ‘tamam’ dedim. Yola çıktık. Yolda B.Y.T.’nin tehlikeli biri olduğunu söyleyince evden silahı aldım. İlk başta B.Y.T. telefonu açmadı. Eşimi ağabeyine bırakmak için yoldayken B.Y.T. aradı ve bize olay yerini tarif etti. Olay yerine gittiğimizde araçların arasından birinin bize doğru geldiğini gördüm. O esnada eşim direksiyona sarıldı, boğuşurken arabayı çarptık ve aşağı indim. B.Y.T. bana doğru gelirken elini sağa beline doğru atınca ateş ettim. Şahıs aracın arkasına düştü ve kalkarak kaçmaya çalıştı. O sırada eşim telefonu alıp kaçmaya çalıştı, ayaklarına ateş ettim. Yere düştü başka bir şey yapmadım. Telefonu aldım araca bindim eve doğru yola çıktım. O sırada 112’yi arayarak eşimi ve sevgilisini Camili mezarlık mevkisinde vurduğumu, evime de ekip gelmesini söyledim. Yaşananlardan dolayı pişmanım keşke olay yerine hiç gitmeseydim” diye konuştu.

“Evden kovabilirdi ama öldürmesini kabul etmiyorum”

Tansu A.’nın annesi C.K. ise “Kızımın başka biriyle ilişkisi olduğunu bilmiyordum öyle bir şey varsa sanık kızımı evden kovabilirdi ama öldürmesini kabul etmiyorum. Şikayetçiyim” şeklinde konuştu.

Görüşünü açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın tutukluluk halinin devamını talep ederek, mütalaayı hazırlaması için dosyanın kendisine gönderilmesini istedi. Mahkeme heyeti ise sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi. – SAKARYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/adapazarinda-aldatilan-esini-olduren-sanik-ilk-kez-hakim-karsisina-cikti/feed/ 0
Dikkat!.. Bu tuzağa düşmeyin… DAHA FAZLA MEGAPİKSEL, DAHA İYİ GÖRÜNTÜ MÜ DEMEK?.. https://www.haber60.com.tr/dikkat-bu-tuzaga-dusmeyin-daha-fazla-megapiksel-daha-iyi-goruntu-mu-demek/ https://www.haber60.com.tr/dikkat-bu-tuzaga-dusmeyin-daha-fazla-megapiksel-daha-iyi-goruntu-mu-demek/#respond Tue, 27 Feb 2024 00:12:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12445 Son zamanlarda teknoloji dünyasında sık sık tartışılan konulardan biri, daha fazla megapikselin daha iyi görüntü kalitesi anlamına gelip gelmediği.

Megapiksel sayısı, bir kameranın veya bir akıllı telefonun kamerasının görüntü çözünürlüğünü belirleyen önemli bir faktördür.

Ancak, daha fazla megapikselin her zaman daha iyi görüntü kalitesi sağladığına dair yaygın bir yanılgı bulunuyor.

Telefonların megapiksel değerleri artıyor

Akıllı telefon üreticileri, son yıllarda piyasaya çıkardığı telefonlarla adeta megapiksel savaşına girdi.

8, 16, 24, 32 ve 64 derken, günümüzde 200 MP kameralara sahip telefonlar karşımıza çıkmaya başladı.

Üreticiler, yüksek megapiksel değerine sahip kameraları yalnızca bir pazarlama stratejisi olarak kullanıyor. Peki yüksek megapiksel değerleri daha iyi kalite mi demek?

Önce megapikselin tam olarak ne anlama geldiğinden bahsedelim.

Megapiksel nedir

Megapiksel, bir görüntünün çözünürlüğünü ifade eden bir ölçü birimidir. Bir kamera ne kadar çok megapiksele sahipse, o kadar çok piksele sahip bir görüntü yakalar.

Bu da genellikle daha fazla detay ve netlik anlamına gelir. Ancak, megapiksel sayısı yalnızca bir faktördür ve görüntü kalitesini belirleyen tek etmen değildir.

Bir kameranın veya akıllı telefonun görüntü kalitesini etkileyen diğer önemli faktörler arasında sensör boyutu, lens kalitesi, görüntü işleme yetenekleri ve ışık koşulları bulunur.

Örneğin, daha büyük bir sensöre sahip bir kamera, daha iyi düşük ışık performansı ve daha iyi renk doğruluğu sunabilir. Aynı şekilde, kaliteli bir lens, daha keskin ve detaylı görüntüler elde etmenizi sağlayabilir.

Basitçe söylemek gerekirse, bir megapiksel bir milyon pikseldir. Bu nedenle, bir görüntünün çözünürlüğünü biliyorsanız, içindeki megapikselleri hesaplayabilirsiniz.

Örneğin bilgisayar ekranı için mevcut en iyi çözünürlük genellikle 1920 x 1080’dir. Bu nedenle, bu boyutta net bir resim 1920 x 1080 = 2.073.600 piksel olacaktır.

Büyük MP değerlerine ihtiyacınız var mı

Yukarıdaki örneğin kanıtladığı gibi, niyetiniz sadece Instagram hesabınıza koymaksa, büyük megapiksellerin hiçbir önemi yoktur.

Tek başına çekilen megapiksel sayısı, fotoğraf kalitesinin garantisi değildir. Aslında insanlar, yüksek megapiksel değerlerine iki şekilde ihtiyaç duyarlar:

1. Bir görüntüyü basmak gerektiğinde

Fotoğraf basmak artık popüler bir trend değil. Çoğu insan, fotoğrafları bastırmak için çaba harcamak yerine, fotoğrafları çevrimiçi olarak yüklemek ve dijital kopyalarını kaydetmekten oldukça memnun.

Fotoğrafı bastırmakla ilgileniyorsanız, megapiksel sayısına dikkat etmelisiniz. Açıkçası, daha fazla piksel daha keskin bir görüntüye dönüşür ve bu da görüntüyü çok daha büyük baskılar için büyüttüğünüzde bile net görünmesini sağlar.

Bununla birlikte, göz önünde bulundurmanız gereken başka bir faktör daha vardır – baskıdan izleme mesafesi.

Örneğin reklam panolarını ele alalım. Kabul edilebilir derecede net görünen bir görüntüye sahip bir reklam panosu, daha yakından bakarsanız genellikle çok piksellidir. Ancak, uzaktan baktığınızda oldukça kaliteli görünür.

İster inanın ister inanmayın, iyi bir 16 megapiksel kamera, reklam panosu boyutunda baskılar için ihtiyacınız olan tek şey!

Daha fazla günlük ihtiyaç söz konusu olduğunda, çoğu poster genellikle 7 megapikselden fazlasını gerektirmez!

2. Bir görüntüyü kırpmak veya yakınlaştırmak gerektiğinde

Çok fazla yakınlaştırmanın olumsuz etkilerini hepimiz biliyoruz. Güzel ve renkli görüntünüz, yakınlaştığında oldukça kötü görünüyor.

Neyse ki, bugün kameraların sensörlerine çok fazla piksel sığdırılmış olduğundan, bu artık bir sorun değil.

Megapiksellerin bir fotoğrafçı olarak size yardımcı olmasının bir başka yolu da, çektiğiniz fotoğraflarla oynamanız için size daha fazla alan sağlamasıdır.

Yüksek megapiksel değerine sahip fotoğrafları daha etkili bir şekilde yakınlaştırabilir ve kalite kaybı endişesi duymadan fotoğrafları kırpabilirsiniz.

Ancak bu durumlarda bile çoğu telefon ve kamera şirketinin sunduğu kadar megapiksele ihtiyacınız yok.

Sonuç olarak, daha fazla megapiksel her zaman daha iyi görüntü kalitesi anlamına gelmez.

Bu nedenle, bir kamera satın alırken veya bir akıllı telefon seçerken sadece megapiksel sayısına odaklanmak yerine, genel görüntü kalitesini etkileyen diğer faktörleri de dikkate almalısınız.

Kaliteli bir kamera veya telefon seçmek isteyen tüketicilerin, megapiksel sayısının yanı sıra sensör boyutu, lens kalitesi ve diğer teknik özellikleri de göz önünde bulundurmaları öneriliyor.

Neden daha yüksek megapiksel değerine sahip kameraların reklamları yapılıyor

Yüksek megapiksel tek başına kaliteli fotoğraf anlamına gelmiyorsa, neden hala üreticiler megapiksel savaşlarına giriyor?

Gerçekte bu, daha yeni ve “daha iyi” bir telefon veya kamera satın almak istemenizi sağlayan bir pazarlama stratejisidir.

Gerçek şu ki; 5 megapiksel kameradan çekilen bir fotoğraf, 12 megapiksel kamerayla çekilmiş bir fotoğraf kadar iyi olabilir. Fotoğrafın kalitesi, tamamen kameradaki sensörlere bağlıdır.

Görüntü sensörü, sunulan megapiksel sayısını işleyemezse, resimlerin kalitesi açıkça düşük olacaktır.

Samsung: Megapiksel savaşlarında yokuz

2021 yılında bir açıklama yapan Samsung, müşterilerine en yüksek megapiksel değerini sunabilmek için adeta birbirleriyle yarışan üreticiler arasında yer almayacağını açıklamıştı.

Samsung, megapiksel değerinden çok piksel boyutu ile sensör çözünürlüğü arasında dengeyi sağlamaya çalışıyor.

Öte yandan, yıllardır yeni iPhone modellerini piyasaya süren Apple da benzer bir yol izliyor.

Şirket, geçtiğimiz eylül ayında piyasaya sürdüğü iPhone 15 serisinin en güçlü modelinde bile 48 MP değerinde kameralar kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/dikkat-bu-tuzaga-dusmeyin-daha-fazla-megapiksel-daha-iyi-goruntu-mu-demek/feed/ 0
Seçil Erzan davasında yeni rapor! İnternette yaptığı aramalar hayrete düşürdü https://www.haber60.com.tr/secil-erzan-davasinda-yeni-rapor-internette-yaptigi-aramalar-hayrete-dusurdu/ https://www.haber60.com.tr/secil-erzan-davasinda-yeni-rapor-internette-yaptigi-aramalar-hayrete-dusurdu/#respond Mon, 26 Feb 2024 23:06:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12391 Kamuoyunda “yüksek karlı gizli fon” adıyla bilinen, 2’si tutuklu 7 sanığın yargılandığı dolandırıcılık davası dosyasına, sanıklar Seçil Erzan, Nazlı Can, Ali Yörük ve Atilla Yörük’ün telefon incelemesine ilişkin bilirkişi raporu eklendi.
İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava dosyasına gelen raporda, sanıklar Seçil Erzan, Ali ve Atilla Yörük’ün mesaj kayıtlarına yer verildi.

“HANGİ İLAÇ ÖLDÜRÜR” ŞEKLİNDE ARAMA YAPMIŞ

Raporda, 15 Mart ve 7 Nisan 2023 tarihleri arasında sanık Erzan’ın internet aramalarında, “Hangi ilaç öldürür?”, ” Türkiye’ye suçlu iadesi olmayan ülkeler 2023″, “İsviçre suçlu iadesi”, “Suçlu iade etmeyen ülkeler”, “İntihar çeşitleri”, “Fare zehri insanı kaç saatte öldürür?”, “Nasıl intihar edilir?”, “Kendini asma”, “Fare zehri insana zarar verir mi?” ve “Bilekleri kesmek” ifadeleriyle aramalar yaptığının tespit edildiği belirtildi.

“SEN NE KADAR YALANCI BİR KADINMIŞSIN”

Erzan’ın telefonundaki pek çok fotoğrafın silindiğinin tespit edildiği aktarılan raporda, elde edilebilen fotoğraflarda ise sanığın kişisel ajandasında bazı müştekiler ile “hoca” ve “F.T.” isminin yazılı olduğu kişilere ilişkin yaptığı ödeme kayıtları ve senetlerin bulunduğu fotoğraflara, 7 Nisan 2023’te müşteki Volkan Bahçekapılı ile sanık Erzan arasında gerçekleşen konuşmaların devamında Bahçekapılı’nın Erzan’a “Ya sen ne kadar yalancı bir kadınmışsın. Şimdi hocayı arıyorum.” mesajına da yer verildi.

2 İSMİN TELEFON KAYITLARI SİLİNMİŞ

Raporda, Ali Yörük ve Atilla Yörük’ün 9 Nisan 2023’ten itibaren telefonlarını kullanmaya başladıklarının belirlendiği, sanıkların telefon değiştirme ya da sıfırlama işlemlerini anlaşıp birlikte yapmış olabileceklerinin tespit edildiği değerlendirildi. Sanıkların telefonlarında 9 Nisan 2023’ten öncesine ait çok az sayıda veri olduğu bildirilen raporda, Atilla Yörük’ün 3 kişiye “Telefonu değiştirdim.” mesajını gönderdiğine işaret edildi. Raporda, Ali ve Atilla Yörük’ün olaya ilişkin soruşturmanın başladığı tarihlerde yazılan haberlerin sayfalarını birbirlerine yolladığının görüldüğü kaydedildi.

“SİZİ O ZAMAN UYARDIM”

Sanık Ali Yörük’ün rehberinde kayıtlı olmayan yabancı bir hat numarasıyla aralarında geçen konuşmada söz konusu numaranın Yörük’e “Sizi o zaman uyardım. Devam ettiyseniz takibi vardır, yanarsınız.” şeklinde mesaj gönderdiği de raporda yer aldı.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Seçil Erzan’ın, bir bankanın Levent’teki şubesinde müdür olarak çalıştığı ve müşteki Bülent Çeviker’den kişisel güven ilişkisine dayalı 2 milyon dolar alarak yüksek kar vaadiyle yeniden kendisine iade edeceğini bildirdiği kaydediliyor. İddianamede, müşteki Çeviker’e para karşılığında yazılı evrak verildiği ancak daha sonra Çeviker’in Erzan’a ulaşamadığı, durumu bankaya bildirdiği, banka tarafından araştırma yapıldığı, Erzan hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ifade ediliyor. Sanık Erzan’ın bu yöntemle futbolcular, iş insanları ve çeşitli meslek gruplarından müştekilere, yüksek kar getirisi olan güvenilir bir fon bulunduğunu, kamuoyunda tanınan Fatih Terim ve Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek, müştekileri bu fona para yatırmaya ikna ettiği anlatılan iddianamede, gerçekte ise böyle bir fonun hiç olmadığının tespit edildiği belirtiliyor. İddianamede, Erzan’ın, müştekilerin verdiği paralara ilişkin sahte belgeler oluşturup, bu belgelere bankanın kaşesini ve ıslak imzasını atıp müştekilere teslim ettiği ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği kaydediliyor.

252 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

Sanık Erzan’ın “özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 69 yıldan 226 yıla kadar hapsi istenen ana iddianamenin ardından hazırlanan yeni iddianameyle Erzan hakkında istenen hapis cezası da yükseldi. Erzan’ın, 77 yıldan 252 yıla kadar hapsinin talep edildiği iddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk’ün ise aynı suçlardan 3 yıl ile 85 yıl arasında hapisle cezalandırılması isteniyor. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava kapsamında 2’si tutuklu 7 sanığın yargılaması sürüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/secil-erzan-davasinda-yeni-rapor-internette-yaptigi-aramalar-hayrete-dusurdu/feed/ 0
Erzurum’da dolandırıcı, iş insanını arayarak para istedi https://www.haber60.com.tr/erzurumda-dolandirici-is-insanini-arayarak-para-istedi/ https://www.haber60.com.tr/erzurumda-dolandirici-is-insanini-arayarak-para-istedi/#respond Fri, 02 Feb 2024 08:54:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5742

ERZURUMLU iş insanı Kenan Fırat’ı (42) arayan ve kendini Cumhuriyet başsavcısı olarak tanıtıp para isteyen dolandırıcı, telefona cevap veren polis memurunun sicil numarasını sordu. Şüpheliye suç işlediğini belirten polis memuru, “Hiçbir devlet kurumu vatandaşı telefonla arayarak bankadan para yatırmasını talep etmez. Hakkınızda gerekli adli işlemi yapacağız” dedi.

Erzurum’da gayrimenkul alım satımı yapan 3 çocuk babası Kenan Fırat’ı telefonla arayan kişi, kendini Cumhuriyet başsavcısı olarak tanıtarak adına çıkarılan telefon hatlarının kopyalandığını ve terör örgütlerinin eline geçtiğini söyledi. Kendisinin ve eşinin telefonlarıyla yurt dışıyla görüşme yapıldığını anlatan şüpheli, Kenan Fırat’ın, Yakutiye ilçesindeki Gölbaşı Polis Merkezi’nin 500 metre yakınına gitmesini istedi. Karşısındakinin dolandırıcı olduğunu anlayan Kenan Fırat, diğer telefonundan 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayıp polisten yardım istedi. Fırat, kendisine ait minibüste telefondaki kişiyle konuşurken İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Araştırma ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri yanına geldi. Fırat ve şüphelinin telefon görüşmesini dinleyip kayda alan polis memuru, bir süre sonra kişiye kendini tanıttı. Nerenin savcısı olduğunu soran polis memurundan sicil numarasını vermesini isteyen şüpheli, Kenan Fırat’ı adliyeye göndermesini istedi.

ŞÜPHELİ, POLİS MEMURUNA DA TALİMAT VERDİ

Şüpheliyle görüşmesini sürdüren polis memuru, “Siz kimsiniz? TC numaranızı ve bilgilerinizi verin. Araştırmamızı yapalım. Vatandaşı telefonla arayıp ‘savcıyım’ diyerek dolandırıcılıklar sürekli yapılıyor. Siz de büyük bir ihtimal bu şekilde işlem yapıyorsunuz. Hakkınızda adli ve idari işlem yapacağız. Hiçbir devlet kurumu vatandaşı telefonla arayarak bankadan para yatırmasını talep etmez. Vatandaşın ihbarı üzerine geldik. Şimdi Kenan Fırat’ı alıp polis merkezine götüreceğiz. Kendisiyle ilgili inceleme yaptık, herhangi bir aranması görünmüyor. Kenan Fırat’ı ilk arayan numara da dahil olmak üzere tüm numaralar bizde kayıtlı. Hakkınızda dolandırıcılıktan suç duyurusunda bulunacağız bilginiz olsun” diye konuştu.

‘UYANIK İNSAN İNANMAZ’

Şüpheli, polis memuruna ısrarla Fırat’ın adına telefon hatları çıkarıldığını söyledi. Polisle yaptığı görüşme sonrası telefonu kapatan şüphelinin tespit edilip yakalanması için Asayiş Şube Müdürlüğü Yankesicilik Dolandırıcılık Büro Amirliği çalışma başlattı.

Yaşadıklarını DHA muhabirine anlatan Kenan Fırat, “Bir telefon numarası bizi aradı. Telefon numaralarımızın kopyalandığını ve terör örgütlerinin eline geçtiğini, üstümüze farklı farklı kimlikler çıkarıldığını söyledi. Para muhabbeti yapıyorlar, ‘Bu kadar para getireceksiniz, banka hesaplarınız bloke oldu’ diyorlar. Hemen diğer telefonumdan 112’yi arayarak durumu emniyetteki arkadaşlara söyledik. Onlar da sağ olsunlar geldiler. Kayıtlarımızı aldılar, konuşmalarımıza kendileri de şahit oldu. Ailemin bütün telefon numaraları alınmış, aile fertlerimizin hepsinin ismini ve TC numarasını biliyorlar. Bu kayıtlara nereden ulaşıyorlar bilmiyorum ama biz emniyete suç duyurusu için gelirken o arada yeğenimi de aradılar. Uyanık insan kolay kolay inanmaz ama insanları kandırmaya bire bir. Çünkü bir panik yaratıyorlar. FETÖ örgütü falan diye insanlarda bir korku yaratmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

VALİLİK UYARDI

Öte yandan Erzurum Valiliği son günlerde yaşanan dolandırıcılık vakalarına karşı vatandaşları uyardı. Valilik sosyal medya hesabından yapılan uyarıda, çeşitli kurumlar adına arayıp, bağış ve yardım kampanyası talebinde bulunanlara karşı dikkatli olunması gerektiği vurgulandı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Kıymetli hemşerilerimiz bazı şahısların Erzurum Valiliği, Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı adına aradığını söyleyerek vatandaşlarımızdan kişisel bilgilerini istediği, çeşitli gerekçelerle resmi kurumlar adına bağış ve yardım kampanyası adı altında para talebinde bulundukları tespit edilmiştir. Herhangi bir kamu kurumunun ya da yöneticisinin adını kullanarak telefon ve benzeri yöntemlerle sizden kişisel bilgilerinizi isteyen veya yardım adı altında para toplamaya çalışan dolandırıcılara hiçbir şekilde itibar etmeyiniz. Böyle bir durumla karşılaştığınızda 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulununuz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzurumda-dolandirici-is-insanini-arayarak-para-istedi/feed/ 0
Depremde tanışan çağrı merkezi personeli ve afetzede arasında dostluk https://www.haber60.com.tr/depremde-tanisan-cagri-merkezi-personeli-ve-afetzede-arasinda-dostluk/ https://www.haber60.com.tr/depremde-tanisan-cagri-merkezi-personeli-ve-afetzede-arasinda-dostluk/#respond Wed, 31 Jan 2024 09:03:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=5573 Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlere Gaziantep’te yakalanan ve 7,6 büyüklüğündeki ikinci deprem sırasında binayı terk etmeyen çağrı merkezi personeli ile afetzedenin konuşması bir dostluğun temelini attı.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesine bağlı “Alo 153” çağrı merkezi personeli Şeyma Serin, Kahramanmaraş merkezli ilk depremin ardından vatandaşların talep ve ihtiyaçlarını karşılamak için mesaisine geldi. Göreve başlayan Serin, vatandaşları dinleyerek talepleri ilgililere iletti.

Nurdağı ilçesinde yaşayan, ilk depremin ardından bulundukları binadan çıkan ve araçta ailesiyle bekleyen Medine Karataş da yardım talebi iletmek için çağrı merkezini aradı. Saat 13.24’te çağrıyı alan Serin ile Karataş, Elbistan merkezli 7,6 büyüklüğündeki ikinci depreme telefon görüşmesi esnasında yakalandı.

Sarsıntıya rağmen binayı terk etmeyen ve çağrıyı sonlandırmadan soğukkanlılığını koruyan Serin, Karataş’ı da sakinleştirmeye çalıştı.

Depremin geçmesini telefonda konuşarak bekleyen Şeyma Serin ile Medine Karataş, 1 yılda sıkı bir dostluk kurdu. Sık sık telefonla görüşen ve “kötü gün dostu” olan ikili, günlük koşturmalar ve uzaklık nedeniyle bir araya gelemedi.

6 Şubat’ın birinci yılı yaklaşırken Serin ve Karataş, çağrı merkezinde ilk kez yüz yüze geldi.

“Daha sonra durumları nasıl diye merak ettim”

Çağrı merkezi personeli Şeyma Serin, AA muhabirine, depremin yaşandığı gün vatandaşlara hizmet vermeye devam ettiklerini söyledi.

Medine Karataş ile konuştukları sırada depreme yakalandıklarını aktaran Serin, şunları kaydetti:

“İkinci deprem esnasında çağrıdaydım. Medine ile konuşurken o anda deprem oldu. Ben onu, o beni sakinleştirmeye çalıştı. Allah bir daha o günleri yaşatmasın. Ben güvenli bir yere geçin diye yönlendiriyordum. O sırada deprem olduğu için konuşmaya, işimi yapmaya devam ettim. Depremin şokuyla çok da bir şey düşünemedim ve işimi yaptım. Daha sonra durumları nasıl diye merak ettim. Telefonla görüştük, yüz yüze görüşemedik. Telefonla iletişimimizi kesmedik sürekli görüşmeye, hal hatır sormaya devam ettik. Kötü bir anı iyi bir dostluğa dönüştü.”

“İyi ki belediyeyi aramışım böyle bir dostluk kazandım”

Deprem esnasında çağrı merkezi personeli ile görüşen Medine Karataş da ilk depremden sonra arabada beklemeye devam ettiklerini belirtti.

Bir süre sonra Nurdağı’nda enkaz altında kalan bir akrabasına yardım ulaştırabilmek için çağrı merkezini aradığını anlatan Karataş, şunları kaydetti:

“Arayınca Şeyma Hanım bağlandı. Konuşma anında depreme yakalandık. Konuşmaya devam ettik o beni, ben onu sakinleştirdim. Çağrıyı kapatmadan hatta kaldı. O zamandan sonra Şeyma Hanım ile olan iletişimimiz bir daha kopmadı. Güzel bir dostluk kazanmış olduk. O anda iyi ki belediyeyi aramışım böyle bir dostluk kazandım.”

Telefon görüşmesi ses kaydına yansımıştı

Çağrı merkezi personeli Şeyma Serin ile Medine Karataş’ın 6 Şubat’ta 13.24’teki deprem anındaki telefon görüşmesi şöyle kayıtlara geçmişti:

Şeyma Serin: Gaziantep geneli bir doğal afet yaşıyoruz, bazen hatlar düşmeyebiliyor.

Afetzede Medine Karataş: Şu an deprem oluyor.

Şeyma Serin: Evet, halen deprem oluyor.

Afetzede Medine Karataş: Allah’ım Allah’ım, baba deprem oluyor.

Şeyma Serin: Lütfen güvenli bir yere geçin. Şu an çok kötü bir deprem oluyor.

Afetzede Medine Karataş: Evet.

Şeyma Serin: Yerinizde sabit durun.

Afetzede Medine Karataş: Duruyoruz. Arabanın içerisinde duruyoruz, dışarıdayız.

Şeyma Serin: Evet çünkü hala devam ediyor. Biz de burada aynı durumu yaşıyoruz.

Afetzede Medine Karataş: Tamam, teşekkür ederiz. Siz de dikkat edin lütfen.

]]>
https://www.haber60.com.tr/depremde-tanisan-cagri-merkezi-personeli-ve-afetzede-arasinda-dostluk/feed/ 0
Depremin Vurduğu Hatay’da İnternet Sorunu: Vatandaşlar ‘Alo’ Kelimesine Hasret https://www.haber60.com.tr/depremin-vurdugu-hatayda-internet-sorunu-vatandaslar-alo-kelimesine-hasret/ https://www.haber60.com.tr/depremin-vurdugu-hatayda-internet-sorunu-vatandaslar-alo-kelimesine-hasret/#respond Fri, 19 Jan 2024 07:36:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4130 İlk Türk astronot uzaya çıktı ama onlar hala bir ‘Alo’ kelimesine hasret

HATAY – Depremin vurduğu Hatay’da altyapı sorunları nedeniyle evde internet kullanamayan vatandaşlar, bölgede sinyal alabilecek baz istasyonu da bulunmayınca ‘Alo’ kelimesine hasret kaldı. Köyün yüksek noktalarına çıkarak sinyal arayan vatandaşlar, yağışlı havalarda oldukça zorlanıyorlar.

Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası Hatay’da internet alt yapısı büyük oranda zarar görmüştü. Antakya ilçe merkezine 20 kilometre mesafede bulunan yaklaşık bin 500 nüfuslu Yaylacık Mahallesi’nin internet altyapısı da depremden olumsuz etkilendi. Mahallede yaşayan vatandaşlar, bölgede sinyal alabilecek baz istasyonu da bulunmayınca cep telefonu ve internet üzerinden iletişim kurmakta güçlük çekmeye başladılar. Dünyanın 5G’ye geçtiği bu günlerde ‘Alo’ kelimesine ve görüntülü konuşmaya hasret kalan vatandaşlar, bölgeye baz istasyonu kurulmasını istiyorlar.

“Yıl 2024, burada ambulansı arayabileceğimiz nokta bize en az 1 kilometre”

Asrın felaketi sonrası evde internet kullanamadıklarını ifade eden Necdet Temiz, mahallenin yüksek noktalarında kısmi olarak hattın çektiğini belirterek, “Yıl 2024, şu anda bizim köyümüzde şebeke yok. Depremden sonra altyapı çöktüğünden dolayı evde şu anda internette kullanamıyoruz. Baz istasyonu olmadığından dolayı da haberleşemiyoruz. Köyde telefon belirli noktalarda çekiyor. Ben telefonla görüşmek için en azından 1 kilometre ya da 700 metre yükseğe çıkıp öyle konuşmam lazım. Köyün orta alanında caminin olduğu bölümde hat çekiyor, onun haricinde köyün birçok yerinde hat yok. Yıl 2024, burada ambulansı arayabileceğimiz nokta bize en az 1 kilometre” dedi.

İletişim kurmakta güçlük çektiklerini anlatan Yasin Sökmen, “Az önce kepçeyle de aradık maalesef şebekemiz yoktur. Bir ‘alo’ da yok, hiç haberleşme yok. Altyapı da gitti, hiçbir şekilde haberleşemiyoruz. Bir an önce önlemlerimizi alalım, hayat yerine gelsin” ifadelerini kullandı.

“Önce arada da olsa çekiyordu, depremden sonra daha da gitti”

Bölgede yaşanan iletişim sorunu için yetkililerden destek beklediklerini ifade eden Cengiz Yılmaz, “1999’dan bu yana cep telefonu kullanmaktayım, fakat şu an bizim köyümüzde normal telefonla görüşme yapamıyoruz. Sıkıntılı ya da acil bir durumumuz olduğunda köyün yüksek tepelerine ya da yolun dışına bir buçuk kilometre gittiğimiz yerler oluyor. Ancak orada az bir şekilde şebeke gidip geliyor. Yetkililerden bu sıkıntımızı bir an önce çözmelerini istiyoruz. Önce arada da olsa çekiyordu, depremden sonra daha da gitti” şeklinde konuştu.

“Hastamız evde can çekişirken biz telefonumuza şebeke arıyoruz”

Acil çağrı merkezini arayabilmek için 3 kilometreyi bulan yolu yürümek zorunda kaldıklarını ifade eden Osman Ok, “Hastamız olduğunda 112’yi bile arayacak durumumuz yok. 2-3 kilometre dışarıya gidiyoruz. Hastamız evde can çekişirken biz telefonumuza şebeke arıyoruz. Gelsinler burada telefonla konuşup, internete bağlanmayı denesinler, bize hak verirler. Burada çekip çekmediğini görsünler” dedi.

“Yağmurda zor oluyor ama başka çaremiz yok”

İl dışında yaşayan çocukları ile yağmur altında yüksek bir noktada görüşen Celal Demir, “Bizim yaşadığımız yerde telefon çekmiyor. Oradan buraya mecburen geliyoruz. Çocuklar Manisa’da, mecburen görüşmek zorunda kalıyoruz. Yağmurda zor oluyor ama başka çaremiz yok” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/depremin-vurdugu-hatayda-internet-sorunu-vatandaslar-alo-kelimesine-hasret/feed/ 0
Depremin Vurduğu Hatay’da İnternet Sorunu: ‘Alo’ Kelimesine Hasret https://www.haber60.com.tr/depremin-vurdugu-hatayda-internet-sorunu-alo-kelimesine-hasret/ https://www.haber60.com.tr/depremin-vurdugu-hatayda-internet-sorunu-alo-kelimesine-hasret/#respond Fri, 19 Jan 2024 06:48:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4103 Depremin vurduğu Hatay’da altyapı sorunları nedeniyle evde internet kullanamayan vatandaşlar, bölgede sinyal alabilecek baz istasyonu da bulunmayınca ‘Alo’ kelimesine hasret kaldı. Köyün yüksek noktalarına çıkarak sinyal arayan vatandaşlar, yağışlı havalarda oldukça zorlanıyorlar.

Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası Hatay’da internet alt yapısı büyük oranda zarar görmüştü. Antakya ilçe merkezine 20 kilometre mesafede bulunan yaklaşık bin 500 nüfuslu Yaylacık Mahallesi’nin internet altyapısı da depremden olumsuz etkilendi. Mahallede yaşayan vatandaşlar, bölgede sinyal alabilecek baz istasyonu da bulunmayınca cep telefonu ve internet üzerinden iletişim kurmakta güçlük çekmeye başladılar. Dünyanın 5G’ye geçtiği bu günlerde ‘Alo’ kelimesine ve görüntülü konuşmaya hasret kalan vatandaşlar, bölgeye baz istasyonu kurulmasını istiyorlar.

“Yıl 2024, burada ambulansı arayabileceğimiz nokta bize en az 1 kilometre”

Asrın felaketi sonrası evde internet kullanamadıklarını ifade eden Necdet Temiz, mahallenin yüksek noktalarında kısmi olarak hattın çektiğini belirterek, “Yıl 2024, şu anda bizim köyümüzde şebeke yok. Depremden sonra altyapı çöktüğünden dolayı evde şu anda internette kullanamıyoruz. Baz istasyonu olmadığından dolayı da haberleşemiyoruz. Köyde telefon belirli noktalarda çekiyor. Ben telefonla görüşmek için en azından 1 kilometre ya da 700 metre yükseğe çıkıp öyle konuşmam lazım. Köyün orta alanında caminin olduğu bölümde hat çekiyor, onun haricinde köyün birçok yerinde hat yok. Yıl 2024, burada ambulansı arayabileceğimiz nokta bize en az 1 kilometre” dedi.

İletişim kurmakta güçlük çektiklerini anlatan Yasin Sökmen, “Az önce kepçeyle de aradık maalesef şebekemiz yoktur. Bir ‘alo’ da yok, hiç haberleşme yok. Altyapı da gitti, hiçbir şekilde haberleşemiyoruz. Bir an önce önlemlerimizi alalım, hayat yerine gelsin” ifadelerini kullandı.

“Önce arada da olsa çekiyordu, depremden sonra daha da gitti”

Bölgede yaşanan iletişim sorunu için yetkililerden destek beklediklerini ifade eden Cengiz Yılmaz, “1999’dan bu yana cep telefonu kullanmaktayım, fakat şu an bizim köyümüzde normal telefonla görüşme yapamıyoruz. Sıkıntılı ya da acil bir durumumuz olduğunda köyün yüksek tepelerine ya da yolun dışına bir buçuk kilometre gittiğimiz yerler oluyor. Ancak orada az bir şekilde şebeke gidip geliyor. Yetkililerden bu sıkıntımızı bir an önce çözmelerini istiyoruz. Önce arada da olsa çekiyordu, depremden sonra daha da gitti” şeklinde konuştu.

“Hastamız evde can çekişirken biz telefonumuza şebeke arıyoruz”

Acil çağrı merkezini arayabilmek için 3 kilometreyi bulan yolu yürümek zorunda kaldıklarını ifade eden Osman Ok, “Hastamız olduğunda 112’yi bile arayacak durumumuz yok. 2-3 kilometre dışarıya gidiyoruz. Hastamız evde can çekişirken biz telefonumuza şebeke arıyoruz. Gelsinler burada telefonla konuşup, internete bağlanmayı denesinler, bize hak verirler. Burada çekip çekmediğini görsünler” dedi.

“Yağmurda zor oluyor ama başka çaremiz yok”

İl dışında yaşayan çocukları ile yağmur altında yüksek bir noktada görüşen Celal Demir, “Bizim yaşadığımız yerde telefon çekmiyor. Oradan buraya mecburen geliyoruz. Çocuklar Manisa’da, mecburen görüşmek zorunda kalıyoruz. Yağmurda zor oluyor ama başka çaremiz yok” ifadelerini kullandı. – HATAY

]]>
https://www.haber60.com.tr/depremin-vurdugu-hatayda-internet-sorunu-alo-kelimesine-hasret/feed/ 0
Ormanda öldürülen kişinin yarasını tedavi ettiren sağlık çalışanları hakkında suç duyurusu https://www.haber60.com.tr/ormanda-oldurulen-kisinin-yarasini-tedavi-ettiren-saglik-calisanlari-hakkinda-suc-duyurusu/ https://www.haber60.com.tr/ormanda-oldurulen-kisinin-yarasini-tedavi-ettiren-saglik-calisanlari-hakkinda-suc-duyurusu/#respond Mon, 15 Jan 2024 08:48:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3524 BURSA’da, kaybolduktan 6 gün sonra, ormanda 9 kurşunla öldürülmüş olarak bulunan Recep Arı (31) ile ilgili davada, boğuşma sırasında bacağından bıçaklanan tutuklu sanık Kadir Ilgız’ın (24) cinayetin ardından, yarasını tedavi ettirmek için gittiği sağlık ocağında görevli 1’i kadın, 2 sağlık çalışanı tanık olarak dinlendi. Mahkeme heyeti, Ilgız’ı tanıdıklarını ve yaralandığını söyleyince şüphelenmediklerini söyleyen sağlık çalışanları hakkında, kolluk kuvvetlerine bilgi vermedikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Kestel ilçesi Çataltepe Mahallesi’nde oturan Recep Arı, 24 Şubat 2023’te eşiyle tartıştıktan sonra, av tüfeğini de yanına alıp evden çıktı. 16 ATD 714 plakalı kamyonetine binip giden Arı’dan haber alamayan ailesi, kayıp başvurusu yaptı. Jandarma arama çalışması başlatırken, yakınları, 1 Mart’ta, evine 6 kilometre uzaklıktaki Burhaniye Mahallesi’ndeki ormanda, Recep Arı’nın cesedini buldu. Arı’nın cebinde 4 bin 500 TL olduğunu tespit eden jandarma, cüzdanıyla cep telefonuna ulaşamadı. Bursa Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopside, Recep Arı’nın, başından ve vücudundan 9 kurşunla vurulup öldürüldüğü tespit edildi. Olayın ardından İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), cinayet şüphelisi olarak Arı’nın eşi S.A. ile arkadaşı Kadir Ilgız’ı gözaltına aldı.

ARKADAŞI İTİRAF ETTİ

Jandarma Komutanlığı’nda susma hakkını kullanan şüphelilerden Kadir Ilgız, bir süre sonra suçunu itiraf etti. S.A. ile ilişkisi olduğunu söyleyen Ilgız’ın, durumu öğrenen Recep Arı ile çıkan tartışma sonrası cinayeti işlediğini söylediği iddia edildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Kadir Ilgız tutuklanırken, S.A. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

‘2 KURŞUN SIKTIM, 9 DEĞİL’

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, 6,5 ay sonra tamamlandı. 2 sanık hakkında hazırlanan 4 sayfalık iddianamede, Kadir Ilgız’ın cinayeti itiraf ettiği ancak maktul Recep Arı’ya 2 kurşun sıktığını söylediği belirtildi. İddianamede Ilgız’ın, olay günüyle ilgili, “Evinden alıp ormana götürdüm. Orada aramızda tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi sonucu bacağından bıçakla yaraladım. Bu sırada Recep silah çekti. Boğuşma sırasında elindeki tabancayı aldım, 2 el ateş ettim. Adli Tıp Kurumu raporunda 9 adet kurşun atıldığı söyleniyor. Kabul etmiyorum” savunmasına yer verildi.

‘SÜREKLİ DARBEDİYORDU’

İddianamede, Recep Arı ile 2011 yılında evlendiğini ve sürekli şiddet gördüğünü öne süren S.A.’nın da ifadesine yer verildi. S.A. yöneltilen sorulara, “Recep beni darbederken, Kadir de tanık oldu. Olaydan 1 yıl önce Kadir ile aramızda gönül ilişkisi başladı. Kadir ile mesajlaştığımı Recep gördü ve beni darbetti. Eline tüfek alıp, ‘Önce Kadir’i, sonra gelip seni öldüreceğim’ diyerek evden çıktı. Ertesi gün sabaha kadar gelmedi. Ben de KADES’i aradım, yardım istedim. Daha sonra Kadın Sığınma Evi’ne gittim. Burada cep telefonumdaki WhatsApp görüşmelerini sildim. 2 gün sonra Kadın Sığınma Evi’nden çıktım” dedi.

İddianamede, sanıkların telefon mesajlaşmaları da yer aldı. S.A.’ya WhatsApp mesajıyla, ‘Onu paketledim. Artık seni rahatsız edemez. Eve bir daha gelemez. Annenin evine git ve orada kal’ diyen Ilgız’a, Arı’nın eşinin ise yaptıkları telefon görüşmesinde, ‘Oh, iyi olmuş, süpersin’ yanıtını verdiği belirtildi.

‘ÖLDÜRMEMESİ İÇİN YALVARDIM’

Tutuklu sanık Kadir Ilgız ile tutuksuz sanık S.A. hakkında, ‘tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Bursa 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaptığı savunmada, kendisine yöneltilen suçlamaları reddeden Ilgız, “Kimseyi canavarca hisle öldürmedim. Recep Arı’nın ailesinden özür dilerim. Recep, eşi ile olan mesajlaşmalarımızı görmüş ve çok sinirlenmiş. Olay günü telefonla beni arayıp, ‘Seninle gezmeye çıkalım’ dedi. Olay yerine geldiğimizde bir anda küfredip, tüfekle darbetmeye başladı. Bir anda cebinden ekmek bıçağı alıp, bacaklarıma doğru saplamaya başladı. Kendisine beni öldürmemesi için yalvardım” dedi.

‘KAÇ EL ATEŞ ETTİĞİMİ HATIRLAMIYORUM’

Jandarmadaki ifadesinin aksine, Recep Arı’nın eşi S.A. ile ilişkileri olmadığını öne süren Ilgız, “Karısı ile ilişkimiz olduğunu düşününce bana saldırmaya devam etti. Ben de o hırsla tabancamın ağzına mermiyi verip ateş ettim. Olayın ardından taksiye binerek Kestel’e gittim ve hastanede ayağımı diktirdim. Silahım 8 mermi alıyor, kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Pişmanım” diye konuştu.

‘ÖNCE O BENİ ALDATIYORDU’

Recep Arı’nın eşi tutuksuz sanık S.A. ise ifadesinde eşinin kendisine her gün şiddet uyguladığını söyledi. Kadir Ilgız ile 1 yıldır aralarında gönül ilişkisi olduğunu, ilk olarak eşinin kendisini aldattığını söyledi. Kocasının ölümüyle ilgisi olmadığını belirten S.A., “Eşim bir gece eve alkollü geldi. Cep telefonunu parmak iziyle açtım ve yeğeniyle uygunsuz mesajlarını gördüm. Kendisine, ‘Bunlar nedir” diye sorduğumda beni dövmeye başladı. Beni, ‘Aileme söylersen seni öldürürüm’ diyerek tehdit etti. Kadir bizim bahçemizde çalışıp eşime yardım ediyordu. Beni üzgün gördüğü zaman oturur dertleşirdik. Aramızda ilişki yaşanmadı. Eğer eşim benim uygunsuz mesajlarımı görseydi tavana değil, kafama sıkardı. Kadir’in, Recep’i öldürdüğünü bilmiyordum, ben her şeyi jandarmadan öğrendim. Ertesi gün Kadir’i aradım ve Recep’in kayıp olduğunu söyledim. Kadir, bana bilgisi olmadığını söyledi” dedi.

PANİKLE BAKMIŞ

Dava dosyasına, sanıkların telefon mesajlaşmalarının yanı sıra internet aramaları da girdi. Ilgız’ın cinayetin ardından cep telefonundan internete girerek, ‘Eldeki barut izi kaç günde çıkar?’ diye arama yaptığı ortaya çıktı. Ilgız, cinayetin ardından yaşadığı panikle, cep telefonundan internete girerek baktığını söyledi.

TANIK OLARAK DİNLENDİLER

Davanın ikinci duruşmasında, Kadir Ilgız’ın cinayetin ardından, bacağındaki bıçak yarasını tedavi ettirmek için gittiği sağlık ocağında görevli 1’i kadın, 2 sağlık çalışanı tanık olarak dinlendi. Kadir Ilıgız’ın komşusu olduğunu ve bu nedenle şüphelenmediğini söyleyen sağlık çalışanı ifadesinde, ‘Kadir benim komşum. Ayağını o halde görünce açıkçası şüphe duymadım. Ayağı kesikti. Şüphe uyandıracak bir durum da olmadı. Sebebini sorduğumda, ‘Yaralandım. Aileme söylemeyin. Panik olmasınlar, üzülmesinler’ dedi. Ben de müdahale ettim? diye konuştu.

Kadın sağlık çalışanı da ‘Olay günü ayağı kesikti. Ben de dikiş atmak için gerekli her şeyi yaptım. Birini öldürmüş olabileceğini hiç düşünmedim. Bana yaralandığını söyleyince üstünde durmadım’ dedi.

‘KOLLUK KUVVETLERİNE BİLGİ VERMEDİLER’

Kadir Ilgız’ın tutukluk halinin devamına hükmeden mahkeme heyeti, kolluk kuvvetlerine bilgi vermedikleri gerekçesiyle, sağlık çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar vererek, duruşmayı erteledi. (DHA)

]]>
https://www.haber60.com.tr/ormanda-oldurulen-kisinin-yarasini-tedavi-ettiren-saglik-calisanlari-hakkinda-suc-duyurusu/feed/ 0
Ormanda öldürülen kişinin yaralayan sanığın tedavi için gittiği sağlık çalışanları hakkında suç duyurusu https://www.haber60.com.tr/ormanda-oldurulen-kisinin-yaralayan-sanigin-tedavi-icin-gittigi-saglik-calisanlari-hakkinda-suc-duyurusu/ https://www.haber60.com.tr/ormanda-oldurulen-kisinin-yaralayan-sanigin-tedavi-icin-gittigi-saglik-calisanlari-hakkinda-suc-duyurusu/#respond Mon, 15 Jan 2024 07:33:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3477

BURSA’da, kaybolduktan 6 gün sonra, ormanda 9 kurşunla öldürülmüş olarak bulunan Recep Arı (31) ile ilgili davada, boğuşma sırasında bacağından bıçaklanan tutuklu sanık Kadir Ilgız’ın (24) cinayetin ardından, yarasını tedavi ettirmek için gittiği sağlık ocağında görevli 1’i kadın, 2 sağlık çalışanı tanık olarak dinlendi. Mahkeme heyeti, Ilgız’ı tanıdıklarını ve yaralandığını söyleyince şüphelenmediklerini söyleyen sağlık çalışanları hakkında, kolluk kuvvetlerine bilgi vermedikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Kestel ilçesi Çataltepe Mahallesi’nde oturan Recep Arı, 24 Şubat 2023’te eşiyle tartıştıktan sonra, av tüfeğini de yanına alıp evden çıktı. 16 ATD 714 plakalı kamyonetine binip giden Arı’dan haber alamayan ailesi, kayıp başvurusu yaptı. Jandarma arama çalışması başlatırken, yakınları, 1 Mart’ta, evine 6 kilometre uzaklıktaki Burhaniye Mahallesi’ndeki ormanda, Recep Arı’nın cesedini buldu. Arı’nın cebinde 4 bin 500 TL olduğunu tespit eden jandarma, cüzdanıyla cep telefonuna ulaşamadı. Bursa Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopside, Recep Arı’nın, başından ve vücudundan 9 kurşunla vurulup öldürüldüğü tespit edildi. Olayın ardından İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), cinayet şüphelisi olarak Arı’nın eşi S.A. ile arkadaşı Kadir Ilgız’ı gözaltına aldı.

ARKADAŞI İTİRAF ETTİ

Jandarma Komutanlığı’nda susma hakkını kullanan şüphelilerden Kadir Ilgız, bir süre sonra suçunu itiraf etti. S.A. ile ilişkisi olduğunu söyleyen Ilgız’ın, durumu öğrenen Recep Arı ile çıkan tartışma sonrası cinayeti işlediğini söylediği iddia edildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Kadir Ilgız tutuklanırken, S.A. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

‘2 KURŞUN SIKTIM, 9 DEĞİL’

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, 6,5 ay sonra tamamlandı. 2 sanık hakkında hazırlanan 4 sayfalık iddianamede, Kadir Ilgız’ın cinayeti itiraf ettiği ancak maktul Recep Arı’ya 2 kurşun sıktığını söylediği belirtildi. İddianamede Ilgız’ın, olay günüyle ilgili, “Evinden alıp ormana götürdüm. Orada aramızda tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi sonucu bacağından bıçakla yaraladım. Bu sırada Recep silah çekti. Boğuşma sırasında elindeki tabancayı aldım, 2 el ateş ettim. Adli Tıp Kurumu raporunda 9 adet kurşun atıldığı söyleniyor. Kabul etmiyorum” savunmasına yer verildi.

‘SÜREKLİ DARBEDİYORDU’

İddianamede, Recep Arı ile 2011 yılında evlendiğini ve sürekli şiddet gördüğünü öne süren S.A.’nın da ifadesine yer verildi. S.A. yöneltilen sorulara, “Recep beni darbederken, Kadir de tanık oldu. Olaydan 1 yıl önce Kadir ile aramızda gönül ilişkisi başladı. Kadir ile mesajlaştığımı Recep gördü ve beni darbetti. Eline tüfek alıp, ‘Önce Kadir’i, sonra gelip seni öldüreceğim’ diyerek evden çıktı. Ertesi gün sabaha kadar gelmedi. Ben de KADES’i aradım, yardım istedim. Daha sonra Kadın Sığınma Evi’ne gittim. Burada cep telefonumdaki WhatsApp görüşmelerini sildim. 2 gün sonra Kadın Sığınma Evi’nden çıktım” dedi.

İddianamede, sanıkların telefon mesajlaşmaları da yer aldı. S.A.’ya WhatsApp mesajıyla, ‘Onu paketledim. Artık seni rahatsız edemez. Eve bir daha gelemez. Annenin evine git ve orada kal’ diyen Ilgız’a, Arı’nın eşinin ise yaptıkları telefon görüşmesinde, ‘Oh, iyi olmuş, süpersin’ yanıtını verdiği belirtildi.

‘ÖLDÜRMEMESİ İÇİN YALVARDIM’

Tutuklu sanık Kadir Ilgız ile tutuksuz sanık S.A. hakkında, ‘tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Bursa 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaptığı savunmada, kendisine yöneltilen suçlamaları reddeden Ilgız, “Kimseyi canavarca hisle öldürmedim. Recep Arı’nın ailesinden özür dilerim. Recep, eşi ile olan mesajlaşmalarımızı görmüş ve çok sinirlenmiş. Olay günü telefonla beni arayıp, ‘Seninle gezmeye çıkalım’ dedi. Olay yerine geldiğimizde bir anda küfredip, tüfekle darbetmeye başladı. Bir anda cebinden ekmek bıçağı alıp, bacaklarıma doğru saplamaya başladı. Kendisine beni öldürmemesi için yalvardım” dedi.

‘KAÇ EL ATEŞ ETTİĞİMİ HATIRLAMIYORUM’

Jandarmadaki ifadesinin aksine, Recep Arı’nın eşi S.A. ile ilişkileri olmadığını öne süren Ilgız, “Karısı ile ilişkimiz olduğunu düşününce bana saldırmaya devam etti. Ben de o hırsla tabancamın ağzına mermiyi verip ateş ettim. Olayın ardından taksiye binerek Kestel’e gittim ve hastanede ayağımı diktirdim. Silahım 8 mermi alıyor, kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Pişmanım” diye konuştu.

‘ÖNCE O BENİ ALDATIYORDU’

Recep Arı’nın eşi tutuksuz sanık S.A. ise ifadesinde eşinin kendisine her gün şiddet uyguladığını söyledi. Kadir Ilgız ile 1 yıldır aralarında gönül ilişkisi olduğunu, ilk olarak eşinin kendisini aldattığını söyledi. Kocasının ölümüyle ilgisi olmadığını belirten S.A., “Eşim bir gece eve alkollü geldi. Cep telefonunu parmak iziyle açtım ve yeğeniyle uygunsuz mesajlarını gördüm. Kendisine, ‘Bunlar nedir?’ diye sorduğumda beni dövmeye başladı. Beni, ‘Aileme söylersen seni öldürürüm’ diyerek tehdit etti. Kadir bizim bahçemizde çalışıp eşime yardım ediyordu. Beni üzgün gördüğü zaman oturur dertleşirdik. Aramızda ilişki yaşanmadı. Eğer eşim benim uygunsuz mesajlarımı görseydi tavana değil, kafama sıkardı. Kadir’in, Recep’i öldürdüğünü bilmiyordum, ben her şeyi jandarmadan öğrendim. Ertesi gün Kadir’i aradım ve Recep’in kayıp olduğunu söyledim. Kadir, bana bilgisi olmadığını söyledi” dedi.

PANİKLE BAKMIŞ

Dava dosyasına, sanıkların telefon mesajlaşmalarının yanı sıra internet aramaları da girdi. Ilgız’ın cinayetin ardından cep telefonundan internete girerek, ‘Eldeki barut izi kaç günde çıkar?’ diye arama yaptığı ortaya çıktı. Ilgız, cinayetin ardından yaşadığı panikle, cep telefonundan internete girerek baktığını söyledi.

TANIK OLARAK DİNLENDİLER

Davanın ikinci duruşmasında, Kadir Ilgız’ın cinayetin ardından, bacağındaki bıçak yarasını tedavi ettirmek için gittiği sağlık ocağında görevli 1’i kadın, 2 sağlık çalışanı tanık olarak dinlendi. Kadir Ilıgız’ın komşusu olduğunu ve bu nedenle şüphelenmediğini söyleyen sağlık çalışanı ifadesinde, “Kadir benim komşum. Ayağını o halde görünce açıkçası şüphe duymadım. Ayağı kesikti. Şüphe uyandıracak bir durum da olmadı. Sebebini sorduğumda, ‘Yaralandım. Aileme söylemeyin. Panik olmasınlar, üzülmesinler’ dedi. Ben de müdahale ettim” diye konuştu.

Kadın sağlık çalışanı da “Olay günü ayağı kesikti. Ben de dikiş atmak için gerekli her şeyi yaptım. Birini öldürmüş olabileceğini hiç düşünmedim. Bana yaralandığını söyleyince üstünde durmadım” dedi.

‘KOLLUK KUVVETLERİNE BİLGİ VERMEDİLER’

Kadir Ilgız’ın tutukluk halinin devamına hükmeden mahkeme heyeti, kolluk kuvvetlerine bilgi vermedikleri gerekçesiyle, sağlık çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar vererek, duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ormanda-oldurulen-kisinin-yaralayan-sanigin-tedavi-icin-gittigi-saglik-calisanlari-hakkinda-suc-duyurusu/feed/ 0