Tecavüz – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Tue, 16 Jul 2024 07:27:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 14 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz davasında tüm sanıklar beraat etti https://www.haber60.com.tr/14-yasindaki-kiz-cocuguna-tecavuz-davasinda-tum-saniklar-beraat-etti/ https://www.haber60.com.tr/14-yasindaki-kiz-cocuguna-tecavuz-davasinda-tum-saniklar-beraat-etti/#respond Tue, 16 Jul 2024 07:27:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39881 Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu 21 kişinin ayrı ayrı tecavüzüne uğrayan 14 yaşındaki zihinsel engelli F.B ile ilgili dava 8 yılın ardından beraatla sonuçlandı.

Sözcü’de yer alan habere göre; Pedagoglar eşliğinde kendisine zorla tecavüz eden sanıkları isim isim teşhis eden F.B’nin mahkeme ifadesi şöyle:

– E.Ş: Her seferinde zorla tehdit ve şantajla bana tecavüz etti. Gelmezsen ailenden birine zarar veririz dedi. Gitmediğimde yolda yürürken üzerime araba sürüp ezmeye çalıştı.

– M.S: Kırtasiyecidir. Tehditle beni ıssız yerlere götürüyordu. Sayısını hatırlamıyorum, ancak 6 kez benimle cinsel ilişkiye girdi.

– B.B: Kendi evine götürüp 2 kez ilişkiye girdi

– Y.A: Evin damında benimle 3 kez ilişkiye girdi. Yanında bir kişi daha vardı, onu tanımıyorum, o da benimle ilişkiye girdi. Annem bana neden dışarı çıktığımı soruyordu. Bende hava almaya çıktığımı söylüyordum. Çünkü babamın ölümünden sonra ailemi öldüreceklerini söylüyorlardı.

– R.E: Beni bıçakla tehdit edip şantaj yaparak zorla PTT binasının arkasında cinsel ilişkiye girdi. Bir defasında da PTT’nin arkasında minare denilen ıssız bir yere götürüp tecavüz etti, Burası bağırsanız da kimsenin duyabileceği bir yer değil. Uyuşturucu kullananların gittiği bir yerdir.

“ÜZERİMDE SİGARA SÖNDÜRÜP KEMERLE DÖVDÜLER”

– M.Y: Issız bir yerde bana tecavüz etti, sonra PTT arkasındaki minarenin orada benimle 4 kez tehdit ve şantajla ilişkiye girdi.

– S.A: Anadolu lisesinin önünde yürürken beni görünce ağzımı kapatarak beni orada bulunan bir evin damına çıkarıp tecavüz etti. Hastanede çalışan arkadaşı S.E’yi de çağırdı. İkisi de uyuşturucu içtikten sonra bana zorla tecavüz ettiler.

– A.K: Beni eve kapatıp kemerle bağladıktan sonra 2 kez tecavüz etti. Bir kez de ıssız bir yerde araç içinde bana tecavüz etti.

– S.E: Beni bir evin damına çıkarıp 3 kişi ile birlikte zorla bana tecavüz ettiler. Ağzımı yazma ile bağladılar. Gece olunca beni minare dediğimiz yere götürdüler. Burada ateş yakıp bira içtiler. Ben ağlayıp eve gitmek istedim, onlarda beni Diyarbakır’a götüreceklerini söyledi. Sonra başka zaman kendileriyle gideceğimi söyleyip kendilerini kandırıp eve gittim ve bir daha dışarı çıkmadım.

– H.Ç: Kendisiyle kaç kez ilişkiye girdiğimi hatırlamıyorum. Beni Kulp çayı kenarına götürüp tecavüz ediyordu. Bir gün bana tecavüz etti, sonra yanındaki 3 kişi sırayla bana tecavüz etti. Beni başkalarıyla ilişkiye zorluyordu, ilişkiye girdikten sonra bana eziyet ediyorlardı. Üzerimde sigara söndürüp dövüyorlardı. Eve gitmek istediğimde kemerle beni dövüyorlardı. Anneme, ağabeyime zarar vereceklerini söylüyorlardı. Annemin dikkatini çekmişti, neden bu haldesin, nereye gidiyorsun diye sordu.

Sanıklar ve aileleri beni şikayetimden vazgeçirmek için tehdit ediyorlar. 1 kişi hariç tüm sanıkları emniyet müdürlüğünde teşhis ettim ve hepsi bana ayrı ayrı tecavüz ettiler. Bana tecavüz olayları babamın ölümünden 2 ay sonra başladı.

“OKUL ÖNÜNDEN ALIP İNŞAATLARA GÖTÜRDÜLER”

Bana tecavüz edenler beni zorla başkalarıyla birlikte olmaya zorlayarak birbirlerine para karşılığı pazarlıyordu. Bir gün içinde defalarca tecavüze uğradığım oldu. Karnıma bıçak dayayıp beni götürüp ilişkiye giriyorlardı. Hiç hamile kalmadım. H.Ç bana 25 kez tecavüz etti. Beni okul önünden alıp inşaatlara, tenha yerlere götürüp defalarca tecavüz ettiler. Çünkü beni her tehdit eden kişi, bir önceki gün bana tecavüz eden kişinin adını verip onunla birlikte olsun, benimle de olacaksın diyerek tehdit ve şantajda bulunuyordu.

“BAZEN 3’ER 4’ER KİŞİ BENİMLE BERABER OLUYORDU”

Bazen 3’er 4’er kişi birlikte benimle beraber oluyordu. Arkadaşım N.Y’nin de tecavüze uğramasıyla polise giderek şikâyetçi oldum. Annemi dövdüler, şikayetten vazgeçmesi için para teklif ettiler. Yurtta kalmak istemiyorum, beni annemin yanına gönderin.

VÜCUDU DARP İZLERİYLE DOLUYDU

F.B’nin öğretmeni A.C mahkemedeki ifadesinde, “Bizim öğrencimizdir, zihin problemiyle ilgili rehabilitasyon merkezine gelirdi. Beni çok sevdiği için ders dışında da beni ziyarete gelirdi. Sürekli uzun kollu ve etek giyinirdi. Son dönemde başını da kapatmıştı. Özellikle sağ kolu omzuna kadar darp iziyle doluydu. Sağ elinin üstünde bileğe kadar çizikler, boynunda morluklar ve tırnak izleri vardı. Darp izlerinin ağabeyinden kaynaklandığını söylüyordu. Vücudundaki morluklar 2-3 haftada bir oluyordu” dedi.

SANIKLAR “İFTİRA KURBANIYIZ” DEDİLER

Sanıkların tümü F.B’yi tanımadıkları, kendisiyle cinsel ilişkiye girmediklerini belirterek iftira kurbanı olduklarını belirterek beraatlarını istedi. Geriye dönük HTS kayıtlarını inceleyen mahkeme, sanıkların birçoğunun mağdur kızın annesini defalarca aradıkları tespit edildi.

SAF ÇOCUKSU VE ÇABUK KANDIRILABİLİR KİŞİLERDENDİR

Çocuk izleme merkezindeki uzman psikolog tarafından tutulan gözlem raporunda, F.B’nin normal mental kapasiteye sahip olmadığı, zeka yaşının gerçek yaşına uygun olmadığı, gerçek yaşından daha düşük bir zekaya sahip olduğu, saf ve çocuksu diye tabir edilen kişilerden olduğu, çabuk kandırılabilir olduğu bildirildi. Gerçeği ve geleceği ayrıntılı irdeleme ve planlamada zorluk yaşayan, düşünce sürecinde istikrarsızlık yaşayan, çevrede tembel, haylaz, dikkatsiz olarak bilinen kişilerden olduğu, gerçeği algılamada zorluk çektiği, anlattıklarının gerçek olabileceği, çevredekiler tarafından kandırılmış olabileceği, cinsel istismara uğramış olabileceği ifade edildi.

Adli tıp kurumunca iç beden muayenesinde ise, mağdurun kızlık zararının yırtık olduğu, anal bölgeden de livataya maruz kaldığı ve eski yırtık olduğu rapor edildi. Akran ilişkilerinde kısıtlılık yaşadığı, entelektüel kapasitesinde kısıtlılık olduğu, öz bakım becerilerinde kısıtlılık olduğu, hafif düzeyde mental retardasyon olduğu, engelli durumunun tüm bunlar dikkate alınarak yüzde 50 olduğunun tespit edildiği, maruz kaldığı cinsel istismara ilişkin, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişmediği bildirildi.

UZUN ZAMAN GEÇMİŞ İFADELERİ ÇELİŞKİLİ

Savcı mütalaasında tüm sanıkların delil durumuna göre, çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve cebir, şiddet, hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak suçundan cezalandırılmalarını istedi. Mahkeme, tanık ifadelerinin görgüye dayalı olmadığını, mağdur kızın ifadelerinin ise birbiriyle çeliştiğini, cinsel istismarın kesin tarihlerinin belirlenemediğini belirtti.

Mağdurun birden fazla tecavüze uğradığı tarihteki yaşı göz önüne alındığında olayın uzun zaman sonra adli makamlara intikal etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu vurguladı. Mahkeme, suç tarihi ile şikâyet tarihi arasında uzunca bir süre geçtiğini, mağdurun ifadelerinin somut delillerle desteklenmediğini, çelişkili ve soyut ifadeleri dışında somut ve ikna edici sanıkların cezalandırılmalarına yeterli delil bulunmadığını kaydetti.

Mahkeme, ATK raporuna göre anal; vajinal bölgedeki yırtık ve cinsel istismar bulgularının sanıklarca işlendiğine dair delil bulunmadığına vurgu yaparak, bu tespitlerin kendi başına sanıklarla ilişkilendirilemeyeceğinin altını çizdi.

RUH SAĞLIĞINI BAŞKALARI DA BOZMUŞ OLABİLİR

Sanıklara ait biyolojik bulguların elde edilmediğini, zira istismar olayının sanıklar haricinde başkaca kişiler tarafından da işlenmiş olabileceğine dikkat çekildi. Mağdurun sanıkları tümüyle de teşhis edemediğini belirten mahkeme, ruh sağlığının bozulduğuna dair rapor alınmış olsa da, ruh sağlığı bozukluğunun başka şekil ve kişilerle ilişkili olarak da meydana gelmiş olabileceğinin muhtemel olduğunu kaydetti. Sanıkların suçu işlediklerine dair şüpheden uzak kesin bir delil bulunmadığını bildiren mahkeme, aksi halde masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkına aykırılık olacağı ifade edildi. Kuşkulu iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanamayacağını belirten mahkeme, ceza yargılamasının en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşma gayesi nazara alındığında yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak ceza verilemeyeceğinden tüm sanıkların ayrı ayrı beraatlarına karar verdi. Mahkeme, kendini avukatla temsil eden sanıklara 29.800’er lira da vekâlet ücreti ödenmesine hükmetti.

ÜYE HAKİM MUHALİF KALDI: DELİLLER SABİT CEZA OLMALI

Üye hakim ise sanıkların cezalandırılması gerektiği yönünde karara muhalefet şerhi yazdırdı. Hakim, mağdurun ruh sağlığının bozulduğu ve istismara uğradığının ATK raporuyla sabit olduğunu, ayrıca zihinsel engelli olmasına rağmen beyanlarına itibar edilebileceğine dikkat çekti. Tecavüze uğradığı tarihte 15 yaşından küçük olduğunun kemik yaşıyla da tespit edildiğini, teşhis ve ifadelerine göre sanıkların cezalandırılmaları gerektiği için karara katılmadığını vurguladı. Dosya bölge istinaf mahkemesine gönderildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/14-yasindaki-kiz-cocuguna-tecavuz-davasinda-tum-saniklar-beraat-etti/feed/ 0
Erzincan’da yaz sezonu çalışmaları değerlendirildi https://www.haber60.com.tr/erzincanda-yaz-sezonu-calismalari-degerlendirildi/ https://www.haber60.com.tr/erzincanda-yaz-sezonu-calismalari-degerlendirildi/#respond Fri, 05 Jul 2024 12:54:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37236 Erzincan’da yaz sezonunda yürütülen ve yapılacak çalışmalara ilişkin Vali Yardımcıları Yusuf İzci ve Mehmet Emre Canpolat başkanlığında değerlendirme toplantısı yapıldı.

İl Özel İdaresi Salondan düzenlenen toplantıya Vali Yardımcısı Yusuf İzci, Vali Yardımcısı/ İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Emre Canpolat, Erzincan İl Genel Meclis Başkanı Mehmet Cavit Şireci, EBYÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çağrı Çırak, kurum müdürleri ve meclis üyeleri katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Vali Yardımcısı Yusuf İzci, Erzincan’da bu yaz sezonunda tarımdan, seracılıktan, Erzincan Tulum Peynirinden, Erzincan Tanıtım Günlerinden bahsederek yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmede bulundu.

Vali Yardımcısı/ İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Emre Canpolat’ta, İl Özel İdaresi bünyesinde Ergan Dağında, Girlevik Şelalesinde ve yürütülen diğer çalışmalar hakkında bilgiler aktardı.

Kurum müdürlerinden Erzincan Gençlik ve Spor İl Müdürü Volkan Burak Mumcu ise offroad, rafting ve diğer doğa sporlarında bu sene hummalı bir program takvimi izleneceğini kaydetti.

Erzincan İl Kültür ve Turizm Müdürü Oğuzhan Kılıç’ta kültür ve sanat anlamında planlanan programlara ilişkin bilgiler aktardı.

“İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Canpolat’tan açıklama”

Öte yandan toplantıda Vali Yardımcısı/ İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Emre Canpolat, Ergan Dağında dün yaşanan bir olaya ilişkin açıklamada bulundu.

Canpolat şöyle konuştu:

“İlimizde bulunan Ergan Kayak Merkezinin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tek tek yetkili olarak İl Özel İdaresine tahsisi yapılmıştır. Bu kapsamda Ergan Kayak Merkezi’nde bulunan Turizm Doğa Sporları Birliği ve kamuda bulunan parsellerde turizm tesisi yapmak üzere kiracı olarak bulunan müstecirin; komşu parsel, yol ve diğer alanlara tecavüzde bulunduğu, idare tarafından defalarca uyarılmasına rağmen işgalden vazgeçmediği, tecavüz edilen alanların tespiti için Kadastro İl Müdürlüğü, Erzincan Belediyesi ve Çevre Şehircilik ve İklimlendirme İl Müdürlüğü konusunda uzman teknik personellerden oluşturulan tespit komisyonu yerinde inceleme yaparak tecavüzlü alanları belirlemiş ve müstecire bu tecavüzlü alanları terk etmesi için gerekli işaretlemeleri yapmıştır. Bahse konu tecavüzlü alanlarda 1 temmuz 2024 tarihinde idaremiz ekipleri tarafından yapılması planlanan düzeltme çalışmaları müstecir tarafından engellenmiş ve iş makineleri saatlerce alanda bekletilerek düzeltme işlemine engel olunmuştur. Söz konusu yaşanan bu durumdan dolayı idaremiz tarafından bir heyet yerinde denetim yapmış, tecavüzlü alanların, iş makinesi ile düzeltme yapılmaya başlandığı esnada müstecir alana gelerek yapılan çalışmayı engellemeye yönelik hakarette bulunmuş ve cep telefonu ile çekim yapmaya çalışmıştır. Müstecir söz konusu olan kamu görevlilerinin çalışmasına engel olmak için kendini yere atarak alanda bulunan personellere taşkınlık, iftira ve hakarette bulunmuştur. Bunun üzerine ekipleriniz tutanak tutmalarına müteakiben söz konusu alandan ayrılmışlardır. İdareciler tarafından hiçbir şekilde müstecire fiili müdahalede bulunulmamıştır. Müstecir hakkında da kamu görevlilerine karşı görevini yapmasını engellemek, cebir ve şiddet, iftira ve hakaretten suç duyurusunda bulunulmuştur.”

Toplantı daha sonra basına kapalı olarak devam etti. – ERZİNCAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzincanda-yaz-sezonu-calismalari-degerlendirildi/feed/ 0
Hollanda’da İstanbul Sözleşmesi’ne Uygun Yeni Cinsel Suçlar Yasası Yürürlüğe Girdi https://www.haber60.com.tr/hollandada-istanbul-sozlesmesine-uygun-yeni-cinsel-suclar-yasasi-yururluge-girdi/ https://www.haber60.com.tr/hollandada-istanbul-sozlesmesine-uygun-yeni-cinsel-suclar-yasasi-yururluge-girdi/#respond Fri, 05 Jul 2024 03:15:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36799 Hollanda’da, İstanbul Sözleşmesi uyarınca hazırlanan yeni yasa kapsamında 1 Temmuz’dan itibaren rıza dışı tüm cinsel eylemler tecavüz suç sayılacak.

Cinsel saldırı suçlarının cezası en üst düzeye çıkarılırken internet üzerinde 16 yaşından küçük çocuklara cinsel amaçlı sohbet de cezalandırılacak.

Yasanın uygulanması için 25 bin polis ve 250 savcı özel olarak eğitildi.

Hollanda Senatosu tarafından Mart ayında onaylanan yeni Cinsel Suçlar Yasası, bugünden itibaren yürürlüğe girdi.

Yasa, cinsel taciz olaylarına karşı dünya çapında gerçekleştirilen #metoo kampanyalarının ardından hazırlandı.

Hollanda hükümeti, taraf olduğu İstanbul Sözleşmesi ve Avrupa Birliği (AB) düzenlemelerine uyum sağlamak ve çoğu zaman sonuçsuz kalan cinsel istismarı önlemek için Cinsel Suçlar Yasası’nı hazırladı.

Yeni yasa ile İstanbul Sözleşmesi’nde altı çizilen, “karşılıklı rıza olmadan yapılan cinsel eylemlerin ağır şekilde cezalandırılması” ilkesi hayata geçirildi.

Cinsel şiddet ve kabul edilemez davranışlardan doğan mağduriyetleri daha iyi korumayı amaçlayan yasa kapsamında, her türlü rıza dışı cinsel ilişki tecavüz sayılacak.

Tecavüz mağdurları, rızasız cinsel ilişkinin şiddet ve tehdit yoluyla gerçekleştiğini kanıtlama yükümlülüğünden muaf tutulacak.

Yasa uyarınca bir kişi, birlikte olduğu kişinin seks istemediğine dair beyanı ya da davranışına rağmen cinsel ilişkiye devam ederse cezalandırılacak.

Cezalar artırıldı

Yeni yasa ile tecavüz ve cinsel taciz suçlarında uygulanan cezalar önemli ölçüde artırıldı.

Cinsel taciz suçlarında 2 ile 8 yıl; tecavüz suçlarında ise 4 ile 15 yıl arasında değişen hapis cezaları uygulanacak.

Karmaşık cinsel suçlarda, vücuttaki izler, kamera görüntüleri veya kısa mesaj gibi destekleyici kanıtlar istenmeye devam edilecek.

Tecavüz suçlarında zaman aşımı olmayacak. Cinsel saldırı ve taciz mağdurlarının şikayette bulunması kolaylaştırılacak.

Mağdurlar, herhangi bir karakol ya da “0900-8844” numaralı hattı arayarak şikayette bulanabilecek. Cinsel Şiddet Merkezi’ne ait “0800-0188” numaralı hat aracılığıyla mağdurlara 24 saat destek sağlanacak.

Merkez tarafından cinsel şiddet mağdurlarına sürekli psikolojik ve tıbbi destek veriliyor.

Sokakta ve alışverişte takip de suç

Yeni yasaya göre, internet üzerinden 16 yaşından küçük çocuklarla cinsel amaçlı sohbet ve her türlü yaklaşım da suç sayılacak.

Zihinsel engelli veya psikolojik bozukluğu olan 16 – 17 yaşındaki çocukları hedef alan cinsel içerikli sohbet, kısa mesaj veya elektronik postalar da suç kapsamına alındı.

Cinsel Suçlar Yasası, sokaktaki ve sosyal medyadaki her türlü cinsel tacizi suç kapsamına alıyor.

Sokakta ya da alışverişte takip, fiziksel temas ya da müstehcen yorumlar ile sosyal medya üzerinden taciz de yeni yasa kapsamında cezaya tabi olacak.

Yasa yürürlüğe girmeden önce Hollanda’da 25 bin polis memuru ile 250 savcıya cinsel suçlar konusunda özel eğitim verildi.

Polise göre yeni yasa, eşit ve gönüllü cinsel etkileşimlere yol açacak bir davranış değişikliğini hedefliyor.

Hollanda Güvenlik ve Adalet Bakanı Dilan Yeşilgöz, yasanın amacını şu sözlerle açıkladı:

“Bu yasayla net bir standart belirliyoruz; seks her zaman isteğe bağlı ve eşit olmalıdır. Bir kişi, diğer kişinin istemediğini ama yine de devam ettiğini biliyorsa veya bilmesi gerekiyorsa suç işlemiş demektir.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/hollandada-istanbul-sozlesmesine-uygun-yeni-cinsel-suclar-yasasi-yururluge-girdi/feed/ 0
Etiler’de Otelde Yaşanan Olayda Genç Kadın Darp ve Tecavüz İddiasıyla Şikayetçi Oldu https://www.haber60.com.tr/etilerde-otelde-yasanan-olayda-genc-kadin-darp-ve-tecavuz-iddiasiyla-sikayetci-oldu/ https://www.haber60.com.tr/etilerde-otelde-yasanan-olayda-genc-kadin-darp-ve-tecavuz-iddiasiyla-sikayetci-oldu/#respond Thu, 27 Jun 2024 21:40:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36170 İstanbul’da bir otelde arkadaşı Muhammed K. ile buluşan Hande S., uyuşturucu madde etkisindeki arkadaşının kendisine tecavüz etmeye kalkıştığını ifade etmiş ve korkuyla epilepsi nöbeti geçirerek bayılıp olaydan bu şekilde kurtulduğunu öne sürmüştü. Hakkında tecavüz ve darp iddiaları ortaya atılan Muhammed K., “Darp ve tecavüz etmedim, ölmesin diye yardım ettim. Resepsiyona haber veren benim” sözleriyle suçlamaları reddetti.

OTELE YANLARINA GELMEK İÇİN MESAJ ATTI

Olay, geçtiğimiz 9 Haziran 03.00 sıralarında Beşiktaş Etiler’deki ünlü bir otelde meydana geldi. Kapalı Çarşı’da kuyumculuk yapan 27 yaşındaki Muhammet Emin K., kuzeni olan 41 yaşındaki iş adamı Yücel İ. ve kız arkadaşlarıyla birlikte saat 02.00 sıralarında otele geldi. Grup burada eğlendiği sırada sosyal medya hesabında eski sevgilisi Yücel İ.’nin paylaşımını gören 31 yaşındaki güzellik merkezi sahibi Hande Hazal S., Yücel İ.’ye yanlarına gelmek istediğini söyledi.

ESKİ KIZ ARKADAŞI GELİNCE KUZENİNE KARŞILATTI

Yücel İ. ilk başta bu telifi reddetti ancak kadının ısrarları üzerine kabul etmek zorunda kaldı. Bunun üzerine Yücel İ., kız arkadaşlarıyla eğlendiği için kuzeni Muhammet Emin K.’ya, kadını lobide karşılayıp vakit geçirmesini söyledi.

Yaklaşık 1 saat sonra otele gelen kadını karşılayan Muhammet Emin K., birlikte asansöre binerek çıktıkları barda eğlendikten yaklaşık 2 saat sonra odaya geçti. Çift ardından içeride alkol ve uyuşturucu almaya başladı. Yaklaşık 5 saat sonra kendinden geçen kadın, epilepsi nöbeti nedeniyle baygınlık geçirdi.

DİLİ BOĞAZINA KAÇMASIN DİYE MÜDAHALE ETMİŞ

Panik yapan Muhammet Emin K. kadının dilini, boğazına kaçmasın diye onun ağzına elini sokup çıkarttı. Resepsiyonu da arayan K., kız arkadaşının baygınlık geçirdiğini ve sağlık ekiplerine ihbarda bulunmalarını söyledi. Bir süre sonra kapıya gelen sağlık ekipleri, otel görevlilerinin de yardımıyla odanın kapısını açarak içeriye girdi. Kadına ilk müdahaleyi odada yapan sağlık ekipleri, onu tekerlekli sandalye yardımıyla ambulansa götürüp hastaneye kaldırdı. Genç kadının durumunun iyi olduğu öğrenildi. Kendine gelen Hande Hazal S., savcılığa giderek darp ve tecavüz iddiasıyla Muhammet Emin K.’dan şikayetçi oldu.

GENÇ KADIN TECAVÜZ ETMEYE ÇALIŞTIĞINI SÖYLEDİ

Hande S. ise Muhammet K.’nın, uyuşturucu maddenin etkisiyle davranışlarının değiştiğini ve kendisinin üzerine gelerek saldırdığını ve üzerindeki bornozu çıkarmaya çalışarak tecavüz etmeye çalıştığını söyledi. Daha sonra ise yaşadığı stres ve korku nedeniyle epilepsi nöbeti geçirdiğini ifade eden Hande S., bir süre sonra bayıldığını ve kendisine geldiğinde yanında otel güvenliği ve hemşireyi gördüğünü belirtti.

“KIYAFETLERİNİ KENDİSİ ÇIKARDI, TECAVÜZ YOK”

Şikayet üzerine harekete geçen Beşiktaş polisi, iddiaların odağında olan Muhammet Emin K.’yı gözaltına aldı. Emniyette ifadesi alınan K., Hande Hazal S.’yi darp etmediğini, tecavüz etmeye kalkmadığını, kadının kıyafetlerini kendisinin çıkartıp bornoz giydiğini, birlikte alkol alıp uyuşturucu kullandıklarını ve tecavüze kalkışmadığını söyledi.

“UYUŞTURUCUDAN NÖBET GEÇİRDİ, İFTİRA ATIYOR”

İfadesinin devamında, alkol ve uyuşturucunun etkisiyle kadının epilepsi nöbeti geçirdiğini, kendinden geçince panik yaptığını, boğazına kaçmasın diye elini ağzına sokup dilini çıkarttığını ve resepsiyona haber verdiğini, kadının kendisine iftira attığını ve suçlamaları kabul etmediğini söyledi.

KIYAFETLERİYLE GELİP BORNOZLA ÇIKARILDI

İfadeler sonrası olayla çalışma yapan Beşiktaş polisi, otelin kameralarını incelemeye aldı. Yapılan çalışmada, saat 03.00 sıralarında Hande Hazal S. ile Muhammet Emin K.’nın buluşup asansöre bindiklerini, saat 05.00 sıralarında ise otel odasına girdiklerini, saat 10.00 sıralarında sağlık ekipleri ve otel görevlilerinin geldiğini, otel odasına kıyafetleriyle giren kadının sağlık ekipleri tarafından götürülürken üstünde bornoz olduğunu tespit etti.

ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST BIRAKILDI

Emniyette işlemleri tamamlanan Muhammet Emin K., “Cinsel taciz”, “Kasten yaralama” ve “Uyuşturucu madde kullanmak” suçlarından adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan K., adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Öte yandan yaşananlar ise güvenlik kameralarına yansıdı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/etilerde-otelde-yasanan-olayda-genc-kadin-darp-ve-tecavuz-iddiasiyla-sikayetci-oldu/feed/ 0
Açlık, cinayetler ve tecavüz: Dünyanın ‘gizli’ savaşının cephe hattından https://www.haber60.com.tr/aclik-cinayetler-ve-tecavuz-dunyanin-gizli-savasinin-cephe-hattindan/ https://www.haber60.com.tr/aclik-cinayetler-ve-tecavuz-dunyanin-gizli-savasinin-cephe-hattindan/#respond Thu, 21 Mar 2024 05:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21710 Sudan’daki iç savaşın mağduru siviller BBC’ye tecavüz, etnik şiddet ve sokak ortasında infazların detaylarını tüm çıplaklığıyla anlattı. Muhabirlerimiz başkent Hartum yakınındaki cephe hattına ulaşmayı başardı.

Birleşmiş Milletler’den (BM) üst düzey yetkililer, çatışmanın ülkeyi “yakın tarihin en şiddetli insani kabuslarından birine” sürüklediğini ve dünyanın en büyük açlık krizini tetikleyebileceğini açıkladı.

Ülkenin batısındaki Darfur’da, ABD’nin 20 yıl önce soykırım olarak adlandırdığı olayların tekrarının yaşanabileceğine dair korkular da var.

UYARI: Bu haberdeki fiziksel ve cinsel şiddete ilişkin anlatılar bazı okurlarımızı rahatsız edebilir.

Büyük bir patlama Omdurman’daki yolu sarsıyor. İnsanlar çığlık çığlığa her yöne koşarken: “Geri gidin, geri gidin, bir tane daha geliyor” diye bağırıyorlar. Yoğun bir duman her yeri kaplıyor.

Oysa ki henüz daha birkaç dakika önce bu cadde, son dönemlerde yeniden açılmaya başlayan dükkanlardan pirinç, ekmek ve sebze alan sivillerle doluydu.

Sudan ordusu Şubat ortasında, Nil Nehri boyunca Sudan’ın başkenti Hartum’u oluşturan üç bölgeden birini geri almıştı.

Siviller artık geri dönmeye başlamıştı, ancak havan topları, tıpkı bu ana caddeye düşen gibi, her gün düşmeye devam ediyor.

Uluslararası medya için geçen Nisan ayında patlak veren iç savaşı yakından takip etmek zor oldu; ancak BBC cephe hattına ulaşmayı başardı.

Ekibimiz Omdurman’ın hareketli merkezinin, ıssız, boş bir araziye dönüştüğüne şahit oldu.

Sudan ordusu ve eski müttefiki olan paramiliter grup Hızlı Destek Güçleri (RSF) arasındaki acımasız güç mücadelesi ülke çapında en az 14 bin kişinin ölümüne neden oldu.

Yaklaşık bir yıldır ordu ve RSF, Hartum ve yakınındaki kentlerin kontrolü için savaşıyor.

RSF, başkentin güneyindeki bölgelerin ve yıllardır farklı Afrikalı ve Arap topluluklarının çatışmaları nedeniyle çalkantı yaşayan Darfur’un çevresindeki geniş alanların kontrolünü ele geçirdi.

Darfur’dan komşu Çad’a kaçan kadınlar BBC’ye milislerin -bazen birden çok kez- tecavüzüne uğradıklarını anlattı. Kamplardaki erkekler bize sokak ortasında infaz edilmekten ve kaçırılmaktan kurtulduklarını söyledi.

Omdurman’daki orduyla cephe hattına ulaşan BBC ekibinin hareketleri dikkatlice kontrol edildi. Bir muhafızın eşlik ettiği ekibin, askeri faaliyetleri çekmesine izin verilmedi.

Ordu, faaliyetleriyle ilgili bilginin sızdırılmasından korkuyor.

Kameramanımız havan topu patlamasının ardından yaşananları çekmeye başladığında sivil giyimli silahlı erkekler etrafını sardı ve biri kafasına silah doğrulttu.

Sonuçta bu kişilerin askeri istihbarat görevlileri oldukları anlaşıldı ama bu gerilimin ne kadar yüksek olduğunun bir işaretiydi.

Ordunun Omdurman’daki son kazanımlarına rağmen, bölgedeki silahlı çatışma seslerini zaman zaman duyabiliyoruz.

Cephe hattının bir kısmı artık doğudaki Hartum’u nehrin batısındaki Omdurman’dan ayıran Nil boyunca uzanıyor.

Ordu bize, RSF keskin nişancılarının, ağır hasar görmüş parlamento binasındaki Sudan ordusu mevzilerinin karşısındaki apartmanlarda konuşlandığını söyledi.

Omdurman’ın bir zamanlar yerel halk ve ziyaretçilerle dolu olan eski pazarı harabeye dönmüş, dükkanları yağmalanmış durumda. Yollardaki araçların çoğu askeri.

Geçtiğimiz 11 ayda üç milyondan fazla insan Hartum Eyaleti’nden kaçtı, ancak bazı Omdurman sakinleri ayrılmayı reddetti. Tanıştığımız çoğu kişi yaşlı.

Cepheden yaklaşık bir kilometre uzakta, Muhtar el Bedri Muhiddin bastonuyla minaresi hasarlı bir caminin yakınında yürüyor.

Karşıdaki açık alan derme çatma mezarlarla kaplı; toprak yığınlarının tepesine kırık tuğla, tahta ve beton parçaları konmuş.

“Burada 150 kişi var. Birçoğunu tanırdım, Muhammed, Abdullah, Celal…” diye sıralarken bir isimden önce duraksıyor. Tanınmış Arap Edebiyatı Profesörü Dr. Yusuf el Habr.

“Sadece ben kaldım” diye ekliyor.

Ordu, sivilleri korumak için “gerekli önlemleri” aldığını söylese de, Sudan ordusu, RSF savaşçılarının saklandığı sivil bölgeler de dahil, yoğun hava bombardımanı yapmakla eleştiriliyor.

Buradaki insanlar hem başkentteki hem de çevresindeki tahribattan iki tarafı da sorumlu tutuyor.

Ancak birçokları RSF’yi bölgeyi kontrol ettiği zamanlardaki yağma ve saldırılarla suçluyor.

Burada yaşayan Muhammed Abdel Muttalib, “Evlerdeki değerli eşyaları aldılar, arabaları, TV’leri çaldılar, yaşlıları, hatta kadınları dövdüler” diyor.

“İnsanlar açlıktan öldü, bazılarını içeride çürümesinler diye evlerinden ben çıkardım” diye ekliyor.

Kadınlara evlerinde tecavüz edildiğini ve güvenlik kontrolleri sırasında taciz edildiklerini “herkesin bildiğini” söylüyor.

60’ına merdiven dayamış Afaf Muhammad Salem, savaş başladığında kardeşleriyle Hartum’da yaşıyordu.

RSF savaşçılarının saldırılarından sonra nehrin karşısına, Omdurman’a taşındığını anlatıyor. RSF’nin evlerini yağmaladığını ve erkek kardeşini bacağından vurduğunu söylüyor.

“Kadınları ve yaşlı adamları dövüyorlardı, masum kız çocuklarını tehdit ediyorlardı” diyor.

Sudan’da cinsel taciz tabu olarak görüldüğünden üstü kapalı anlatıyor:

“Birinin namusunu kirletmek parasının çalınmasından daha kötüdür”.

‘İntikam silahı’

Tecavüz kurbanları ömür boyu yaftalanma ve aileleri ve yaşadıkları toplum tarafından dışlanmayla yüzleşebiliyor. Omdurman’daki birçok insan bu konuyu konuşmak istemiyor.

Ancak yaklaşık 1000 kilometre batıda, Çad sınırına doğru genişleyen mülteci kamplarında, cinsel şiddet tanıklıklarının sayıca çokluğu, bu konuyu görmezden gelinemeyecek boyutlara taşıyor.

Kimliğini korumak için Amine takma adını kullandığımız bir kurban, Sınır Tanımayan Doktorlar grubuna ait bir geçici kliniğe gelerek kürtaj olmak istediğini söylüyor. Yüzünü yerden kaldırmadan bizi selamlıyor.

Darfur’dan Sudan’a kaçan 19 yaşındaki Amine, hamile olduğunu bir gün önce öğrenmiş. Ailesinin bunu hiçbir zaman öğrenmemesini umuyor.

Kesik kesik konuşuyor, “Evli değilim ve bakireydim”.

Kasım ayında milisler, Ardamata’daki evlerinden yakındaki el Cuneyna’ya kaçarken Amine’yi, teyzesi ve kuzenleriyle birlikte yakalamış:

“Diğerleri kaçtı ama beni bütün gün tuttular. İki kişilerdi ve bir adam bana, ben oradan kaçmadan önce, defalarca tecavüz etti” diyor.

Arap milislerin desteğini alan RSF’nin Darfur’da artan hakimiyeti siyah Afrikalı nüfusa, özellikle Masalit etnik grubuna karşı ırkçı saldırılarda artışı beraberinde getirdi.

Tanık ifadelerine göre RSF ve müttefiklerinin Ardamata’da Sudan ordusuna ait bir garnizonu ele geçirdiği 4 Kasım’dan itibaren sivillere yönelik çok sayıda saldırı gerçekleşti. Amine’nin hikayesi bunlardan sadece biri.

BM tarafından yayımlanan ve BBC’nin gördüğü yeni bir rapora göre, bu bölgede geçen Nisan’dan beri 10 bin kişinin öldürüldüğü tahmin ediliyor.

Ülke çapında çatışma kaynaklı 120 cinsel şiddet vakasını belgeleyen BM, bu sayının “gerçekliğin devasa eksik bir temsili” olduğunu belirtiyor.

Rapora göre RSF üniformalı erkekler ve grupla bağlantılı olduğu düşünülen milisler saldırıların yüzde 80’inden sorumlu. Ayrıca Sudan ordusuyla ilgili cinsel taciz vakaları da bildirildi.

Aynı kampın dışında, Adre kasabası sınırında 30 kadın ve kız çocuğu gün ortasında bir barınakta buluşuyor.

Pembe, mavi balonlar ve elle yazılmış pankartlar taşıyorlar. Bunların birinde, “Tecavüz kader değildir; durdurulabilecek bir eylemdir” yazıyor.

Kadınlar yaşadıkları fiziksel ve cinsel şiddeti anlatırken, gözlerinden yaşlar dökülüyor.

Maryamu – gerçek ismi değil- Kasım ayında el Cuneyn’deki evinde bölgedeki Arap savaşçılarla özdeşleşmiş türban tarzı başlıklar giyen adamların kendisine tecavüz ettiğini söylüyor.

Daha sonra yürümekte zorluk çektiğini söylüyor ve kaçışını anlatıyor:

“İnsanlar koşuyordu ama biz kaçamadık çünkü büyükannem koşamıyor. Bir de benim kanamam vardı”.

Grubun başında kendisi de bir sığınmacı olan Zehra Hamis adlı bir sosyal hizmet uzmanı var.

Hem Amine hem de Maryamu siyah Afrikalı topluluklardan. Hamis, Darfur’da özellikle Masalit etnik grubunun hedef alındığını söylüyor.

Darfur’da 20 yıl önceki savaş sırasında, RSF’nin de kökeni olan Cancavid isimli Arap milisler, eski devlet başkanı Ömer el Beşir tarafından Arap olmayan etnik grupların isyanını bastırmak için kullanıldı.

BM o dönemde 300 bin kişinin öldürüldüğünü; tecavüzün siyah Afrikalı toplulukları terörize etmek ve kaçırmak için yaygınlıkla kullanıldığını söylüyor.

Uluslararası Ceza Mahkemesi, bazı Cancavid liderleri ve el Beşir’i soykırım ve insanlığa karşı suç işlemekle suçladı. Suçlamaları reddettiler ve şu ana kadar kimse hüküm giymedi.

Hamis’e göre tecavüz bu çatışmada “intikam silahı” olarak kullanılıyor.

“Kadınlara bunu yapmalarının sebebi tecavüzün toplumda ve ailede izler bırakması” diye ekliyor.

Kendisini “saha komutanı” olarak tanımlayan bir RSF üyesinin Kasım ayında sosyal medyada paylaştığı video, kadınlara yönelik şiddetin arkasındaki itici güce ilişkin, ender rastlanan türden bir tanıklık sunuyor:

Bugün silinmiş olan videoda, “Kızınıza ya da kız çocuğunuza tecavüz edersek bu dişe diştir. Burası bizim ülkemiz; bu bizim hakkımız ve onu aldık” diyor.

BBC’nin tecavüzler ve diğer saldırılarla ilgili sorularına RSF, Sudan askeri istihbaratının “RSF üniformalarıyla suç işleyecek sivilleri işe alarak RSF’yi cinsel taciz ve etnik temizlikle suçlamak istediği” yanıtını verdi.

RSF liderinin danışmanlarından Omran Abdullah Hassan, BBC’ye, “RSF savaşçıları belki bir ya da iki suç işlemişlerdi ve onların da hesabı soruldu” dedi.

RSF, geçen sene, kendi güçleri tarafından işlendiği iddia edilen insan hakları ihlallerini araştırmak için bir süreç başlatacağını açıklamıştı ancak BM bu konuda kendilerine henüz bir bilgi verilmediğini belirtti.

‘Masalitsen seni öldürürler’

Aynı kamptaki bir başka sığınakta Ahmet titreyen ellerle tuttuğu telefonunda, BBC tarafından doğrulanan bir videoyu izliyor; Kasım ayında çekilmiş olan videoda Ardamata’da beş silahsız adamın bir caddede sıraya dizildiği görülüyor.

Sudan Arapçası konuşan bir yüksek ses, “Hepsinin işini bitireceğim” diye bağırıyor ve adamlara yakın mesafeden saldırı tüfeğiyle ateş yağmuruna tutuluyor.

“Bu Amir, bu da Abbas…” diyor Ahmet, yanağından bir damla gözyaşı süzülüyor.

30 yaşındaki Ahmet vurulduğu anın kaydını ik kez görüyor. Görünüşe göre video, 5 Kasım’da silahlı adamlardan biri tarafından kaydedilmiş ve paylaşılmış.

Ahmet kuzeni Amir ve arkadaşı Abbas’ın orada hemen öldüğünü, kendisiyle birlikte iki kişinin daha hayatta kaldığını söylüyor.

Sırtında, omzundan geçen kurşunun çıktığı yerde büyük bir yara izi var. Savaştan önce öğretmen olduğunu ve vurulanların beşinin de siviller olduğunu söylüyor.

“Ölmüş gibi yerde yatıyorduk. Dua ettiğimi hatırlıyorum. Sonumun geldiğini düşünüyordum” diyor.

Ahmet RSF üyeleri ve müttefikleri tarafından evinin yakınından kaçırıldığını söylüyor. Videodaki silahlı adamların üstünde bu grupların üniformaları var.

İki başka erkek daha BBC’ye RSF ile bağlantılı olduğunu düşündükleri silahlı adamlar tarafından aynı dönemde kaçırıldıklarını ve yaralandıklarını anlattı.

Bunlardan biri 55 yaşındaki Yusuf Abdallah. Bize silahlı adamlar tarafından alıkonulduktan sonra kaçmayı başardığını söyledi. Onları bir anneyi ve yeni doğmuş bebeğini öldürürken gördüğünü anlattı.

“Masalit topluluğundan olup olmadığımızı sordular, eğer Masalitseniz sizi otomatikman öldürürler” diye ekledi.

Sudan, 30 yıllık el Beşir iktidarının sokak protestoları ve askeri darbeyle sona erdiği 2019’da yeni bir istikrarsızlık dönemine girdi.

Önce bir asker-sivil ortak hükümeti kuruldu ancak bu da RSF ve ordunun Ekim 2021’deki darbesiyle devrildi.

Ancak iki müttefik, sivil yönetime geçiş önerileri ve RSF’nin düzenli silahlı kuvvetlere nasıl entegre edilmesi gerektiği konularında anlaşmazlığa düştü.

RSF üyelerini ülke çapında yeniden konuşlandırdığı Nisan ayında, Sudan ordusu bunu bir tehdit olarak aldı ve her iki taraf da elindeki gücü bırakmak istemediğinden şiddet baş gösterdi.

‘Açlığın eşiğinde’

Yaklaşık bir yıl sonra, yardım kuruluşları insani durumun kontrolden çıktığı konusunda uyarıda bulunurken, BM’nin çocuklara yardım kuruluşu UNICEF bazı toplulukların kıtlığın eşiğinde olduğunu açıkladı.

3 yaşındaki Manasek, ciddi yetersiz beslenme sorunu yaşayan yüz binlerce çocuktan biri. Yürümeye gücü yok ve başını zorlukla dik tutabiliyor.

Annesi İkram, çocuğunu Port Sudan’daki bir UNICEF hastanesinde kucağına alıyor. Burası, Hartum’daki çatışmalardan kaçan binlerce insanın sığındığı ve çoğu devlet kurumu ile insani yardım kuruluşunun da taşındığı, Kızıldeniz kıyısındaki bir kent.

Manasek’in başka bir hastalığı olup olmadığını bilmiyor ve bunu öğrenmek için yapılan tetkikler için parası yok.

“Hayatımızı kaybettik, işimizi kaybettik” diyor ve kocasının tarlada çalışmak için kuzey Sudan’a gittiğini söylüyor. Aşırı yükselen fiyatlar nedeniyle gıda alamadıklarını anlatıyor. Başını öne eğip ağlarken, daha fazla konuşamıyor.

Port Sudan’da bir okulu ziyaret ediyoruz. Bir zamanlar öğrencilerle dolu sınıflar, bugün çaresiz ailelerle dolu.

Çocuklar çıplak ayaklarla çöp yığınlarının yanında oyun oynadığı avlunun kenarından kanalizasyon akıyor. Bize burada beş kişinin koleradan öldüğünü söylüyorlar.

Sekiz çocuk annesi Zubeyde Ammar Muhammad, lösemi hastası olduğunu ve ilacının bittiği Nisan ayından bu yana acı çektiğini söylerken öksürüyor. Savaş çıkıp ailesiyle birlikte Hartum bölgesinden kaçarken daha fazla ilaç alamamış.

Kocası Sudan ordusunda gönüllü olmuş ve iki aydır ondan haber alamıyor. Annesi, büyükannesi ve üç çocuğuyla kalıyorlar. Onların da elinden, Zubeyde’nin sağlığının giderek kötüleştiğini izlemek dışında bir şey gelmiyor.

Port Sudan’da başkentten RSF saldırıları, tehditleri ve hava saldırıları nedeniyle kaçan Kıpti Hristiyanlarla da buluşuyoruz.

Onlardan biri olan Sarah Elias, “Hartum’daki hava kuvvetleri bizi mahvetti” diyor.

Sivil yerleşim bölgelerinde ve kiliselerde saklanan RSF savaşçılarının peşindeki ordunun hava saldırılarının kocasını öldürdüğünü ve bir diğer bombanın da komşusunun evini vurarak orada dokuz kişiyi öldürdüğünü söylüyor.

ABD her iki tarafın da savaş suçları işlediğini söylüyor. RSF ve müttefik milislerinin aynı zamanda insanlığa karşı suçlar işlediğini ve etnik temizlik yaptığını savunuyor.

İki taraf da bu suçlamaları reddediyor.

Savaşın 11. ayı geride kalırken, iki taraftan da çatışmaya son verme konusunda herhangi bir irade belirtisi yok.

Kaçabilenlerin çoğu ülkeyi terk etti. Geride kalanlarsa, çatışma, açlık ve hastalıklar sürerken, ülkede zafer ilan edilecek ne kaldığını merak ediyor.

Katkıda bulunanlar: Peter Ball, Mohamed Ibrahim, Peter Mwai.

Görgü tanıklarının isimleri güvenlik gerekçesiyle değiştirilmiş, takma adlar kullanılmıştır.

]]>
https://www.haber60.com.tr/aclik-cinayetler-ve-tecavuz-dunyanin-gizli-savasinin-cephe-hattindan/feed/ 0