Tarihi – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 31 Jul 2024 08:45:07 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Fatih’teki tarihi camiye plastik pencereler takıldı https://www.haber60.com.tr/fatihteki-tarihi-camiye-plastik-pencereler-takildi/ https://www.haber60.com.tr/fatihteki-tarihi-camiye-plastik-pencereler-takildi/#respond Wed, 31 Jul 2024 08:45:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42779

Uğur GÜLBOY/ İSTANBUL, FATİH Çarşamba’da 1585 yılında Darüssaade Ağası Mehmed Ağa tarafından inşa ettirilen tarihi camiye plastik pencere takıldı. En son 2016 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyon çalışmaları yapılan camide, plastik pencerelerin ise cami cemaati tarafından sonradan eklendiği öne sürüldü. Tarihçi Zafer Bilgi “Bu eklentiler, tabi cemaat bunun farkına varmaz ama bir tarihi gözle bizim baktığımızda, incelediğimizde çok eğreti gelen eklemeler oluyor. Bir caminin, tarihi caminin pencere alınlıklarına, pencere nişlerine bir plastik PVC dediğimiz böyle ilginç camlar yapılması hakikaten estetik algıya böyle bir katliam yapmak gibi bir durum” dedi.

Bilgi, “Oradaki o pencere alınlıklarının da aynı şekilde o tarihi dokuya uygun, amacına matuf bakılıp, eski görüntülerine bakılıp yeniden onarılması ve bu onarımda o tarihi dokunun estetik kaygıyla yeniden yerine yerleştirilmesi uygun düşüyor” şeklinde konuştu. Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğü’nden edinilen bilgiye göre, camii 2016’da restorasyona girdi. PVC pencerelerin restorasyon bittikten sonra, cami derneği ya da cemaat tarafından takılmış olabileceği belirtildi.

Fatih’te III. Murat’ın Darüssade Ağası Mehmet Ağa tarafından 1585 yılında Mimar Davud Ağa’ya yaptırılan Mehmed Ağa Camii ve Külliyesi, restorasyon çalışmalarının ardından takılan PVC pencerelerle gündeme geldi. 439 yıllık cami, tarihi kayıtlara göre 1743, 1938 ve 1982 yıllarında kapsamlı tadilat gördü. 1980’li yılların sonunda da cemaat mahfilinin giriş kısımları camekanla kapatıldı. Son olarak, 2016 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından külliyede restorasyon çalışması yapıldı. Restorasyon çalışmalarının ardından caminin pencereleri PVC malzemeden üretilen pencerelerle değiştirildi. Kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmeyen bu değişiklik, caminin tarihi dokusunu ve görüntüsünü bozdu. Külliye içerisindeki türbenin pencereleri ahşap malzemeyle tarihi dokuya uygun hale getirilirken, tarihi yapıdaki PVC pencereler dikkat çekiyor. Fatih Belediyesi tarafından külliyenin dışındaki Mehmed Ağa Çeşmesi’nde bu yıl başlatılan restorasyon çalışmaları ise sürüyor.

“MEHMED AĞA CAMİİ YAKLAŞIK 440 YILLIK BİR YAD-I CEMİL”

Tarihi Mehmed Ağa Camii hakkında bilgiler veren Tarihçi yazar Zafer Bilgi, ” İstanbul’un ilk şenlendirilen, abad edilen, ihya edilen noktalarından bir tanesinde, şehrin orta yerinde, yeditepe İstanbul’un 4. tepesidir. Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı o Fatih Sahn-ı Seman Medresesi ve Fatih Sultan Mehmed Camii ve Külliyesi’nin etrafında bulunan bir cami. Mehmed Ağa Camii, Çarşamba tarafında yaklaşık 440 yıllık bir yad-ı cemil. Muhteşem, şehrin aslında tezyinat, bezeme parçalarından biri olarak yaşıyor.Bu camiler Cenab-ı Hakk’a adanan yapılar. Cenab-ı Hak güzeldir, güzel olanı sever misali, burası da estetik bir kaygıyla yapılıyor ve Allah’ın güzel olan tarafına sunulduğu için her yönünü kalem işleriyle veya ahşap süslemeler, çivi kullanmadan kündekari sistemiyle özellikle bazı noktalara vaiz kürsüleri veya pencerelerin altına vitray dediğimiz revzen dediğimiz muhteşem dokunuşlarla yapılıyor. Yani yığma küfeki taşı değil onun üzerine aslında her yönünü ilmek ilmek Hakk’ın rızasına adanmışlıkla işlemek sözkonusu” diye konuştu.

“ESTETİK ALGIYA KATLİAM YAPMAK GİBİ”

Tarihçi yazar Bilgi, “Bu camilerde bazen Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün de gözünden kaçarak, cemaatin de iyi niyetli dokunuşlarıyla yapılan böyle ilginç eklentiler oluyor. Bu eklentiler, tabi cemaat bunun farkına varmaz ama bir tarihi gözle bizim baktığımızda, incelediğimizde çok eğreti gelen eklemeler oluyor. Bir caminin, tarihi caminin pencere alınlıklarına, pencere nişlerine bir plastik PVC dediğimiz böyle ilginç camlar yapılması hakikaten estetik algıya böyle bir katliam yapmak gibi bir durum” şeklinde konuştu.

“TARİHİ DOKUNUN YENİDEN YERİNE YERLEŞTİRİLMESİ UYGUN DÜŞÜYOR”

Bilgi, “Biz caminin her yerini tezyin ediyoruz. 440 yıllık bir yapı yapıyoruz. O kısımları da tarihi dokusuna uygun olarak amacına matuf kullanılması önemli, orası sırf cemaatin nefesiyle sürekli kullanılsın diye, camide insanlar secde etsin diye ayrılmış bir yapı.Ancak oradaki o pencere alınlıklarının da aynı şekilde o tarihi dokuya uygun, amacına matuf bakılıp, eski görüntülerine bakılıp yeniden onarılması ve bu onarımda o tarihi dokunun estetik kaygıyla yeniden yerine yerleştirilmesi uygun düşüyor” ifadelerini kullandı.

“MODERN DÜNYANIN KADİM KÜLTÜR İÇİNE EĞRETİ ŞEKİLDE GİRMESİ”

İstanbul’da benzer nitelikte çok sayıda yapının varolduğunu belirten Bilgi, “Bu tarz yapılar cemaat tarafından çok sahipleniliyor ve artık Vakıflar da yetişemediği için, Fatih’te birçok tarihi eser var, açık hava müzesi aslında şehir. Biz üniversiteden öğrencilerimizle adım adım caminin içerisinde derslerimizi yaparız. Şehir, kültür, İstanbul derslerini yaparken aslında işte bu yapıları anlatıyoruz ve bu yapılarda bazen bu eğreti noktaları insanlara ve öğrencilerimize gösteriyoruz. Yani aslında modern dünyanın, tarihin o kadim kültürü içerisine eğreti şekilde girmesi sözkonusu oluyor. Bunlarla ilgili geri dönüşler oluyor, toparlanıyor. Tekrar tarihi dokuya uygun şekilde belki sizin vesilenizle kamuoyuna duyuruluyor ve hemen gerekli önlemler alınır. Buradaki o tarihi estetik kaygı diğer kısımlarda da güdülmüş oluyor” diye konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/fatihteki-tarihi-camiye-plastik-pencereler-takildi/feed/ 0 Cıngı; Kayseri’nin güzelliklerini TBMM’de anlattı https://www.haber60.com.tr/cingi-kayserinin-guzelliklerini-tbmmde-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/cingi-kayserinin-guzelliklerini-tbmmde-anlatti/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:30:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42666 AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı; Kayseri’nin tarihi ve turistik yerlerini TBMM’de düzenlendiği basın toplantısında anlattı.

AK Parti Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Kayseri turizmini ve şehrin turistik zenginliklerini paylaşan Cıngı, herkesi Kayseri’yi görmeye ve keşfetmeye davet etti. Cıngı; “Bugün, Türkiye’nin tarihi ve kültürel merkezlerinden, Selçuklu İmparatorluğunun Konya ve Sivas’la birlikte en önemli merkezlerinden, yerleşim tarihi M.Ö.4000’lere ulaşan ve o dönemin global ticaretinde söz sahibi Kayseri’nin turizm özelliklerinden bahsetmek ve bu vesileyle içerisinde bulunduğumuz yaz tatilinde tüm vatandaşlarımızı şehrimize davet etmek istiyorum. Zira son dönemde Kayseri, ticaret ve sanayi şehri olmasının yanı sıra tabii zenginlikleri, tarihi ve kültürel mirasıyla da adeta ülkemizin açık hava müzelerinden biri haline gelmiştir. Neredeyse her ilçesinde tabii ve tarihi güzellikler barındıran şehrimiz, 6000 yıllık tarihi ile geçmişe ışık tutarken, tabii güzellikleri ile de kıymetli ziyaretçilerimize eşsiz güzellikler sunmaktadır. Öncelikle, Kayseri turizminden bahsederken artık global bir turizm destinasyonu olan Erciyes Dağı’dan söz etmeden geçmek mümkün değildir. Kayseri’nin simgesi ve önemli bir marka değeri haline gelmiş olan Erciyes Dağı; Kayseri Büyükşehir Belediyemizin 2005 yılından itibaren uyguladığı bir Master Plan yatırımları sayesinde global standartlarda bir merkez haline gelmiştir. 19 adet teleferik, gondol, tbar-41 ad farklı zorluk derecelerine sahip kayak pisti- kış sezonunu uzatan suni karlama sistemleri-konaklama ve yeme içme alanlarıyla Erciyes farklı ülkelerden charter seferlerle gelen on binlerce yabancı turisti kışın misafir etmektedir. Şehir merkezine 15 dakika, uluslararası Kayseri havalimanına 20 dakika mesafede ve otoban standartlarında 4 şerit ulaşım imkanıyla şehir merkezine bağlanmaktadır. Türkiye’nin ilk Dünya Kupaları, Avrupa Kupaları, geçtiğimiz kış yapılan Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası. Her ne kadar Erciyes bir kış turizm merkezi olarak bilinse de yazın yapılan çadır kampları, karavan kamp alanları, doğa yürüyüşleri, zirve tırmanışları, bisiklet yarışları, motosiklet festivalleri gibi faaliyetlerle hizmet vermektedir. Burada üzerinde en yoğun durulması gereken nokta yine Büyükşehir Belediyemizin yatırımlarıyla hayata geçen Türkiye’nin en gelişmiş Yüksek İrtifa Spor Kompleksi olarak karşımıza çıkmaktadır. Erciyes’te 1820 metre yükseklikte hizmet sunan bu Komplekste: 8 adet futbol sahası, 2800 m2 olimpik yüzme havuzu, Basketbol, voleybol, hentbol sporları için kullanılacak kapalı spor salonu, Uluslararası standartlarda her türlü imkanın bulunduğu atletizm pisti, Uluslararası bisiklet takımlarının antrenman yaptığı ideal bisiklet yolları bulunmaktadır. Erciyes Yüksek İrtifa Spor Merkezi istisnasız bütün sportif branşlara antrenman imkanı sunan ve bütün teknolojik ve sportif ihtiyaçların karşılandığı, konaklama merkezlerinin hemen yakınında ve her türlü altyapıya sahip olup bütün ferdi ve takım sporcuları için ideal şartlar sunmaktadır. Bu vesileyle bütün takımları Erciyes’e beklediğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum” ifadelerini kullandı.

“Kayseri şehir merkezinde indiğimizde de tarih öncesi dönemden Hitit ve Asurlara varıncaya kadar, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı’yı da içine alan binlerce yıllık dönemlerden kalma muhteşem eserler, camiler, medreseler, kiliseler, kaleler, kümbetler, ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekmektedir” diyen Cıngı; “Bu dönemlere ait paha biçilemez eserler de çeşitli müzelerde ziyaretçilerle buluşmaktadır. Şehrin kalbinde bulunan Tarihi Kayseri Kalesi, Hunat Hatun Külliyesi, hastaların müzikle tedavi edildiği Dünyanın ilk tıp fakültelerinden Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi bu şehirde tarih boyunca yaşamış medeniyetlerin izlerini en güzel şekilde gözler önüne sermektedir. Yine Hz. Mevlana’nın hocası Seyyid Burhaneddin türbesi de dini turizmin en bariz örneklerinden birisini teşkil etmektedir. Türk tarihinin en büyük mimarı, 132 cami, 55 medrese, 17 türbe, 17 imarethane, 3 hastane, 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere toplam 375 eser bırakan, ayrıca, Edirne’de inşa ettiği Selimiye Camii Dünya Kültür Mirası listesinde olan ve eserleriyle dünyaya örnek olmuş Mimar Sinan hemşehrimiz olup 21 yaşına kadar yaşadığı Ağırnas köyü Kayseri merkezine 15 dakikalık bir mesafede bulunmaktadır. 1490 yılındaki doğumundan itibaren 1511 yılına kadar yaşadığı Mimar Sinan Evi her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir. Mimar Sinan Evine gitmişken bölgede bulunan ve Gesi Bağları türküsüyle milletimize mal olmuş muhteşem Gesi’yi, bölgedeki tarihi mahalleleri ve belki de ülkemizde başka bir örneği bulunmayan Koramaz Vadisini anmadan geçmek mümkün değildir. Şehir merkezimizdeki Talas ilçemiz adeta bir açık hava müzesi olup yüz yıllardır ayakta duran sivil mimarisi ile yıllara meydan okumaktadır. Talas’ı eteklerinde barındıran Ali Dağı ise profesyonel Yamaç Paraşütü için ülkemizin en önemli merkezlerinden birisi olup T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından NOTAM yayınlanan hava sahası ile maceraperestler ve ekstrem sporcular için vaz geçilmez bir parkur haline gelmiştir. Asurlulara dayanan tarihi ile belki de Dünya’da başka bir örneği olmayan Kültepe Kaniş Karum Ören Yeri, içerisinde barındırdığı eserler ile Türkiye’nin göz bebeği haline gelmektedir. Aralarında, 4 bin yıl önce Anadolu’da yapılan ilk yazılı ticari anlaşmanın yazıldığı, faturalar, borç senetleri gibi tarihe ışık tutan 24.000 adet tablet de bulunan birçok eser bu alandan çıkarılmıştır. 76 yıldır kazısı devam eden Kültepe Kaniş Karum’dan çıkan tabletler ve yüzlerce çeşit eserler için Büyükşehir Belediyemiz tarafından hazırlanan muhteşem kaya oyma müze çok yakında hizmete girecek olup turistler ve araştırmacılar için emsalsiz bir ortam sunacaktır. Yine kazıların yapıldığı alanda hizmete başlayacak Asurlu Tüccarlar Mahallesi de ziyaretçileri canlandırma yoluyla, adeta bir zaman tüneline girmiş gibi, 4 bin yıl öncesine götürecektir. Kapadokya Bölgesinin Kayseri sınırları içerisinde bulunan Yeşilhisar ilçemizdeki Soğanlı Mahallesi, volkanik Kapadokya bölgesinin güneyinde, Soandos adıyla bilinmekte olup Göreme Milli Parkı ile birlikte 1985 yılında 357 sıra no ile UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır. Bölgede bulunan freskleriyle meşhur Tahtalı Kilise, Yılanlı Kilise gibi mabetler Kayseri Valiliğimiz ve Büyükşehir Belediyemiz iş birliği ile restore edilmiş, meydan düzenlemeleri yapılmış, turistler için yürüyüş yolları oluşturulmuş, gece ışıklandırması ile Soğanlı harika bir görüntüye kavuşmuştur. Tepeden emsalsiz bir Kapadokya manzarası sunan Soğanlı, her gün havalanan 20 balonla ve dizi filmlerin çekildiği setleriyle son yıllarda turistlerin en gözde mekanlarından birisi haline gelmiştir” diye konuştu.

Erdemli Vadisi’nin güzelliklerinden bahseden Murat Cahid Cıngı; “Yine Kapadokya sınırları içerisinde bulunan ve Roma Döneminden itibaren yerleşim alanı olarak kullanılan Erdemli Vadisinde de kaya kiliseler, manastırlar, mağaralar ve güvercinlikler bulunmaktadır. Aynı bölgede Güzelöz Mahallesinde bulunan Aziz George Kilisesi de özellikle yabancı turistler tarafından yoğun ziyaret edilen bir çekim noktasıdır. Yine Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından mülkiyeti edinilmiş olup restorasyon projeleri hazırlanmış bulunmaktadır. Özellikle hıristiyan aleminde çok önemli bir dini figür olan Aziz George Londra ve Moskova’nın koruyucu azizi olup at üstünde mızrağıyla ejderha ile savaşırken tasvir edilen figürü oldukça yaygındır. Aziz Georg’un başta Latin Amerika olmak üzere tüm dünyada yaklaşık 1 Milyar müntesibi bulunduğu ve yaşamış olduğu bölgede Brezilyalıların dizi film ve belgeseller çektikleri dikkate alınırsa restorasyon sonrası daha da şöhret bulacak bu bölgenin Türk turizmine yapacağı katkı daha da iyi anlaşılacaktır. Yeryüzündeki cennet olarak nitelendirilen, elmasıyla, kirazıyla, tabi güzellikleriyle ve insanıyla meşhur Yahyalı ilçemizde bulunan, yaz aylarının başı itibariyle kar sularının erimesiyle çağlayan, Dünyanın en yüksekten akan 3. şelalesi Kapuzbaşı Takım Şelaleleri, Yeşilköy Şelalesi ve Derebağ Şelalesi ziyaretçilerine muhteşem bir görsel şölen sunmaktadır. Ayrıca Develi, Yahyalı ve Yeşilhisar üçgeninde bulunan Sultan Sazlığı Kuş Cenneti, 301 kuş türüne ev sahipliği yapmakla beraber, ortamı ve görüntüsü ile kartpostallık fotoğraflar oluşturmaktadır. Yerli yabancı fotografçılar ve zooloji belgesellerinin vazgeçilmezi olan Sultan Sazlığının hemen civarındaki Hürmetçi köyünde ise sayıları 200’ü bulan yılkı atının şovu seyredilmekte ve ömür boyu hatırlanacak anlar yaşanmaktadır. Çağın önemli ticaret güzergahlarından İpek Yolu üzerindeki kavşakta yer alan İncesu ilçemizde dönemin Sadrazamı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından 1670 yılında yaptırılan ve kervansaray, arasta, cami, medrese, tabhane ve hamam ile birlikte külliyeyi meydana getiren muhteşem eser hala dimdik ayakta durmakta ve turizme hizmet etmektedir. Faruk Nafiz Çamlıbel’in Kayseri Lisesi’nde 25 yaşında bir Edebiyat muallimi olarak görev yaptığı 1922 yılında kaleme aldığı meşhur Han Duvarları şiirinin bir kısmı Kara Mustafa Paşa Hanında yazılmıştır. Şiirde Anadolu sevgisi; Vatana hizmet duygusu; Ayrılık, gurbet ve yalnızlık duygusu; Boşluk, yokluk ve ölüm duygularını işlediği ve Ulukışla’dan Kayseri’ye giderken üç gün boyunca bir yaylı at arabasından gördüğü ve çok etkilendiği Anadolu manzarası Han Duvarları şiirini ölümsüz kılmıştır. Yine merkeze yakın bir konumda bulunan İncesu Marina, zıpline deneyimi ile ziyaretçilerine atraksiyon dolu dakikalar garantisi verirken geçtiğimiz yıl restorasyonu yapılan 1700’lerde inşa edilmiş Aziz Eustathios Kilisesi ilçenin önemli turizm eserlerinden birisini oluşturmaktadır. Burada sadece birkaçını zikrettiğimiz Kayseri ziyaretçilere emsalsiz hisler yaşatmakta, tarih ve kültürle beraber muhteşem mutfağıyla gastronomi turizminin de en güzel örneklerini sunmaktadır. Özellikle mantı, sucuk ve pastırma Kayseri denilince akla gelen ilk lezzetlerdir. Bunların yanı sıra yağlama, katmer, kete, yağ mantısı, piro mantısı, Develi Cıvıklısı da hayattayken yenilmesi gereken ilk 10 listesinde bulunmaktadır. Bütün bunlara Kayseri halkının, sıcak kanlılığı ve misafirperverliğini de eklediğimizde Kayseri kışın farklı yazın farklı sunduğu imkanlarla tüm vatandaşlarımızın en az 1 haftasını geçirmesi elzemdir. Bu vesileyle sizlerin kanalıyla tüm milletimize sesleniyor ve sizin vasıtanızla herkesi bu güzel şehri görmeye, tanımaya ve bu eşsiz deneyimi yaşamaya davet ediyorum” şeklinde konuştu. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/cingi-kayserinin-guzelliklerini-tbmmde-anlatti/feed/ 0
Yıldız Sarayı 6 yıllık restorasyonun ardından ziyarete açıldı! Giriş ağustos sonuna kadar ücretsiz olacak https://www.haber60.com.tr/yildiz-sarayi-6-yillik-restorasyonun-ardindan-ziyarete-acildi-giris-agustos-sonuna-kadar-ucretsiz-olacak/ https://www.haber60.com.tr/yildiz-sarayi-6-yillik-restorasyonun-ardindan-ziyarete-acildi-giris-agustos-sonuna-kadar-ucretsiz-olacak/#respond Fri, 19 Jul 2024 22:06:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40936 Sultan III. Selim zamanında yaptırılan ve Sultan II. Abdülhamid zamanında genişletilerek devlet sarayı haline getirilen Yıldız Sarayı kompleksi, yaklaşık 6 yıl süren restorasyonun ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle ziyarete açıldı.

Törende konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarından itibaren ziyaretçileri kabul edecek saraya girişlerin ağustos sonuna kadar ücretsiz olacağını duyurdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

“Sevgili İstanbullular, kültür ve sanat camiamızın kıymetli mensupları, çok değerli misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Bu anlamlı ve önemli açılış merasim vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Davetimize icabet ederek heyecanımızı, gururumuzu paylaştığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Bugün şairin ifadesiyle bir semtini sevmenin bile bir ömre bedel olduğu güzel İstanbul’umuzun en güzel tarihi eserlerinden birinin açılışını yapmak üzere bir aradayız. Milli Saraylar Başkanlığımızca yürütülen 6 yıllık titiz bir restorasyon ve tefriş çalışmalarının neticesinde ecdat yadigârı Yıldız Sarayı’nı ihya ettik. Şehrimizin simgelerinden olan Yıldız Sarayı, bugünden itibaren kapılarını halkımıza ve dünyanın dört bir yanından gelecek ziyaretçilerine açıyor.

Tekrar eski görkemine ve güzelliğine kavuşturarak milletimizin istifadesine sunduğumuz Yıldız Sarayımızın hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Bugün yaşadığımız mutlulukta pek çok hocamızın ve uzmanımızın alın teri, yürek teri vardır. Şayet onların emeği, birikimi ve fedakârane gayretleri olmasaydı, bu güzel eser tekrar eski görkemine kavuşturulamazdı. Sözlerimin hemen başında bu kardeşlerime teşekkürü bir borç biliyorum. Yıllarca örselenmiş, hırpalanmış, ihmallerin kurbanı olmuş bu eserin 6 yıllık özverili bir çalışmayla yeniden ülkemize kazandırılmasına vesile olan Milli Saraylar Başkanlığımıza, Sayın Başkan ve ekibine, Sayın Bakanımıza, özellikle teşekkür ediyorum.

Milli Saraylar Bilim Kurulu Başkanı, saygıdeğer hocam Profesör Doktor Saadettin Ökten Beyefendi’ye ve kurul üyelerine, en kalbi şükranlarımı iletiyorum.

Yıldız Sarayı’nın yeniden ihyasıyla birlikte İstanbul’umuzun tarihi, kültürel ve turistik cazibesinin daha da artacağına inanıyorum. Kıymetli misafirler, az önce Milli Saraylar Başkanımız Yıldız Sarayı’nın tarihi serencamına dair bilgileri bizlerle paylaştı. Gerek mimari gerek sanatsal gerekse tarihi özellikleri bakımından nadide bir eser olan sarayın inişli çıkışlı geçmişini hep beraber dinledik. Şunun öncelikle vurgulanması gerekiyor. Burası asla sıradan bir eser, sıradan bir yapı değildir.

200 yıllık tarihiyle Yıldız Sarayı, Osmanlı’nın en sancılı yıllarına bizzat şahitlik etmiştir. Biliyorsunuz Yıldız Sarayı Sultan II. Abdülhamit’le özdeş hale gelmiştir. Ancak sarayın geçmişi Sultan III. Selim’in Mihrişah Valide Sultan için 1805’te yaptırdığı kasra kadar gitmektedir. Bu kasırdan günümüze sadece iç bahçedeki çeşme kalmıştır. II. Mahmut da burayı yeni ordunun askerlerinin talimlerini izlemek için kullanmıştır. Yıldız Sarayı’na asıl hüviyetini kazandıran ise Abdülhamit Han olmuştur. Sultan Abdülhamid’in tahta geçtikten kısa süre sonra maiyetini ve haremini Dolmabahçe Sarayı’ndan Yıldız’a nakletmesiyle birlikte artık burası kasır değil Yıldız Sarayı olarak anılmaya başlanmıştır.

Üstat Necip Fazıl’ın 36 Türk hükümdarı arasında belki en büyüğü olarak tarif ettiği Sultan II. Abdülhamit 33 yıl boyunca 1909 darbesine kadar devleti buradan yönetti. Osmanlı’nın en muhataralı 33 yılına tanıklık eden Yıldız Sarayı Devlet-i Aliyye’ye yönelen yıkma girişimleri karşısında direnişin de sembolü oldu. Topkapı Sarayı ve Dolmabahçe’den sonra payitahtın idari merkezi olarak kullanılan İstanbul’daki üçüncü merkez burasıdır.

Yıldız Sarayı’nın ayırıcı vasfı yönetim merkezi olarak kullanılmasıdır. Mimari açıdan Yıldız Sarayı, çağdaşı olan yapılardan ayrı özellikler taşır. Sahil saraylarından farklı olarak burası şehir içinde şehir diyebileceğimiz özgün bir mimariye sahiptir. Marangozhaneleri, mutfakları, ahırları, eczanesi, fabrikaları, savunma birimleri, resmi daireleri, sebze ve meyve bahçeleri, kütüphanesi, müzesi, silahhanesi ve tiyatrosuyla Yıldız Sarayı alışılagelmiş saraylardan ziyade kendi kendine yeter bir şehri andırır.

Sultan II. Abdülhamit döneminde sarayda ve mücavirinde sultanın aile efradıyla birlikte toplam 12 bin kişinin yaşadığı rivayet ediliyor. Zerafeti, sadeliği, tabiatla uyumu, birbirinden ayrı köşklerden oluşan mimarisi ve Türk saray bahçeleri geleneğinin son örneği olan has bahçesiyle Yıldız Sarayı gerçekten nadide bir eserdir.

Yıldız Sarayı’nın Milli Mücadele tarihimizde de özel bir yeri bulunuyor. Gazi Mustafa Kemal Bandırma vapuruyla yola çıkmadan bir gün önce buraya gelmiş ve Sultan Vahdettin’le görüşmüştür. Gazi Mustafa Kemal o tarihi görüşmeyi şöyle anlatır: “Yıldız Sarayı’nın ufak bir salonunda Vahdettin’le adeta diz dize denecek kadar yakın oturduk. Salonun Boğaziçi’ne doğru açılan penceresinden gördüğümüz manzara şu. Birbirine paralel hatlar üzerine düşman zırhlıları, bordalarındaki toplar sanki Yıldız Sarayı’na doğrulmuş. Vahdettin, hiç unutmayacağım şu sözlerle konuşmaya başladı. ‘Paşa, paşa! Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir ve tarihe geçmiştir. Bunları unutun. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, paşa! Devleti kurtarabilirsin.'”

Bunun üzerine Gazi Mustafa Kemal, Sultan Vahdettin’e şu cevabı verir: “Merak buyurmayın efendimiz, nokta-i nazarı şahanenizi anladım. İrade-i seniyeleriniz olursa hemen hareket edeceğim.” ‘Muvaffak ol’ Hitabına mazhar olduktan sonra huzurdan çıktım, ayaklarımızın patırtısını işittirmeden saraydan uzaklaştık.

Değerli misafirler, biz hazine değerindeki eserlerinin kıymetini çok iyi bilemeyen bir milletiz. Kimi ülkeler 100-150 yıllık tarihi varlıklarına büyük özen gösterirken, geçmişi çok daha eski, nice kültür varlığımıza sahip çıkamadık. Özellikle tarihimizin bir dönemine damgasını vuran reddi miras anlayışı bizlere gerçekten çok ağır bedeller ödetti. Bu zihniyetin gadrine uğrayan sembollerden biri Yıldız Sarayı oldu.

Burası da yıllarca ihmal edildi. Örselendi, hoyratça kullanıldı. Saray Külliyesi’ni oluşturan binaların çoğu adeta talan edildi. Bunlarla birlikte yakın tarihe ışık tutacak olan birçok eser, obje, eşya da maalesef ya yakılmış ya kırılıp dökülmüş ya da haraç mezat satılmıştır. 1920’li yılların sonunda Merasim Köşkü’nün bir süre kumarhane olarak işletilmesi, Saray’ın maruz kaldığı hoyratlığın örneklerinden biridir.

Zamanın belediye yetkililerince sırf turistlerin ilgisine mazhar olabilmek adına Yıldız gazinoları projesi hayata geçirilmiştir. İtalyan bir şirket tarafından işletilen kumarhane, bir yıl sonra kapatılmıştır. Bakınız, sadece Yıldız Sarayı değil, milletimizin tarihinde ve hafızasında iz bırakan birçok obje de bu kadir bilmezlikten payını aldı. Gazi Mustafa Kemal’in ömrünün son aylarını geçirdiği Savarona yatının hangi skandallarla gündeme geldiğini hepimiz hatırlıyoruz. Gazetelere de yansıyan ahlaksızlık hadisesinden sonra süratle harekete geçtik ve Savarona yatını devraldık. Titiz bir çalışmayla Savarona’yı restore ettirdik ve kısa bir süre sonra inşallah restorasyonu bitiyor. Ardından olması gerektiği şekilde misafir devlet ve hükümet başkanlarını ağırlamak için inşallah kullanmaya başlıyoruz.

Bunu bile eleştirenler, akla hayale gelmedik iddialarda bulunanlar çıktı. Oysa lafa gelince Atatürk konusunda mangalda kül bırakmayanların çürümeye terk ettiği Savarona yatına sahip çıkan yine biz olduk. Aynı durum, pek çok tarihi eser, yapı ve obje için de geçerlidir. Birileri Cumhuriyet’in arkasına saklanıp Osmanlı karşıtlığı yaparken biz hiçbir zaman ayrım gözetmeden tarihimizin tüm dönemlerini kucakladık.

Tarihe vefa, geçmişe saygı anlayışıyla ülkemiz ve yurt dışındaki ecdat yadigârı eserlerimizi yeniden ayağa kaldırdık. Vakıflar Genel Müdürlüğümüz vasıtasıyla 2002’den bu yana yaklaşık 6.000 vakıf kültür varlığının restorasyonunu veya onarımını gerçekleştirdik. TİKA aracılığıyla gönül coğrafyamızın dört bir ucunda 120’nin üzerinde restorasyon çalışması yaptık. Milli Saraylar Başkanlığımız öncülüğünde de birçok başarılı proje yürüttük.

Beykoz Cam ve Billur Müzesi’nden Ankara Palas Müzesi’ne, Topkapı Sarayı’nda uzun yıllar kapalı kalmış uzun hazine koleksiyonu, kaftanlar koleksiyonu, hat eserleri koleksiyonu ve Mecidiye Köşkü ile Mukaddes Emanetler Dairesi’ne varıncaya kadar birçok eseri ihya ettik.

Değerli dostlar, şunu çok net ifade etmek isterim. Mazinin, aklının, ruhunun, estetik zevkinin nakşolduğu her bir değerimiz, milletimizin ezelden ebede uzanan yolculuğunun kilometre taşlarıdır. Restore ettiğimiz camileri, köprüleri, çeşmeleri, hanları, türbeleri, medeniyetimizin konuşan, yaşayan canlı hafızaları olarak görüyoruz. Bütün bu yenileme çalışmalarını, köklerimizle bağlarımızı güçlendirme çerçevesinde değerlendiriyor, Bu yüzden çok çok önemsiyoruz. Yıldız Sarayı’nı yeniden ayağa kaldırmak suretiyle de bunu yaptık. Hafıza mekânlarımızdan bir tanesini daha halkımızın istifadesine sunduk.

Saray’ın sadece taşlarını, duvarlarını, kaldırımlarını, mobilyalarını aslına rücu ettirmedik. Burayı aynı zamanda asli kimliğine uygun olan olarak kullandık. Cumhurbaşkanlığımız döneminde onlarca görüşmeyi, kabulü, zirveyi burada düzenledik. Birçok çalışmamızı burada yaparak aslında bu tarihi mekânı tekrar hayata döndürdük. Yaklaşık 6 yıllık çalışmalarımız neticesinde Yıldız Sarayı milletimizin her bir ferdinin gururla gezebileceği, gençlerimizin tarihimizin çok önemli bir bölümünü bizzat teneffüs edebileceği muhteşem bir müze olarak hizmet vermeye hazır hale geldi.

Milli saraylarımızı, milletimize açma hamlemizin en önemli halkasını, Yıldız Sarayı’nı halkamızla buluşturmak oluşturuyor. Bir diğer kaderine terk edilmiş tarihi eserimiz olan Edirne Sarayı’yla ilgili restorasyon çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah orayı da tamamlayıp ülkemize kazandıracağız. Bundan sonra da ecdadın emanetlerine sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Türkiye Yüzyılı hedeflerine adım adım ilerlerken ecdadın mirasını koruyacak, ayaklarımızı binlerce yıllık medeniyet temellerimize sağlam basacak ve 21. yüzyılı Allah’ın izniyle Türkiye’nin yüzyılı yapacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Açılışını yaptığımız Yıldız Sarayımız’ın şehrimize, ülkemize ve milletimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.

Ecdadımızın bize mirası olan bu güzel eseri, bugünden itibaren milletimize ve özellikle de sevgili gençlerimize emanet ediyoruz. Bu vesileyle bir kez daha cennet mekân Sultan 2. Abdülhamit Han’ı ve kahraman ecdadımızı rahmetle yad ediyorum. Restorasyonda emeği olan herkesi tekrar tebrik ediyor. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum ve bu vesileyle inşallah bugünden itibaren halkımıza açtığımız bu mekânı, önümüzdeki ayın sonuna kadar, bu ay dahil, önümüzdeki ayın da sonuna kadar ücretsiz olarak ziyarete açmış olacağız. Hayırlı olsun. Rabbim milletimize emanetine gözleriyle, gezerek, görerek sahip çıkmayı da nasip etsin diyorum.”

Ayrıntılar geliyor…

]]>
https://www.haber60.com.tr/yildiz-sarayi-6-yillik-restorasyonun-ardindan-ziyarete-acildi-giris-agustos-sonuna-kadar-ucretsiz-olacak/feed/ 0
Eminönü’nde tarihi cami girişine ‘kebapçı’ engeli https://www.haber60.com.tr/eminonunde-tarihi-cami-girisine-kebapci-engeli/ https://www.haber60.com.tr/eminonunde-tarihi-cami-girisine-kebapci-engeli/#respond Thu, 18 Jul 2024 09:06:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=40503 EMİNÖNÜ’nde bulunan ve Mimar Sinan tarafından 1561 yılında yapılan tarihi Rüstem Paşa Camisi’nin çevresindeki tabela, eklenti ve dükkanlara ait eşyalar çirkin görüntü oluşturdu. Caminin önünde bulunan kebapçı dükkanına ait sandalyelerin giriş bölümünün bir kısmını kapattığı, bacanın ise tarihi yapının üstünde yükseldiği görüldü. Arkeolog Ömer Faruk Yavaşçay, “Bugün etrafı maalesef yoğun bir ticaret merkezi içinde kaldığı için, kebapçıların, esnafın tabelalarıyla dolu. Bunların tenteleri, masa sandalyeleri var ve bu tarihi caminin görüntüsüne büyük zararlar veriyor. Belediyenin çalışma yaparak bu yapıların tarihi dokuya uygun hale getirilmesini sağlanması gerekiyor. Tabelalarda LED ekranlar da var, kesinlikle bulunmaması lazım, bunların kaldırılması gerekli, daha uygun tabelalar yapılabilir” dedi. Yavaşçay, caminin iç bölümünü kaplayan İznik çinileri arasındaki ‘Kabe’ tasvirli çininin oldukça değerli olduğunu da belirterek bu çininin de hırsızlığa ve yıpranmaya karşı acilen korunma altına alınması gerekliliğini dile getirdi.

Eminönü’nde Mimar Sinan’ın en önemli eserlerinden Rüstem Paşa Camii’nin çevresindeki dükkanlara ait tabela, tente ve masaların yarattığı görüntü kirliliği dikkat çekiyor. 1561 yılında yapılan eserin çevresindeki kebapçı, balıkçı ve börekçiye ait tente ve eşyaların yapının görünümünü kısıtladığı görüldü. Birçok giriş kapısı ve iki farklı hanı bünyesinde barındıran yapının çevresinde, LED tabela ve restoranlara ait yapıların tarihi dokuya uyumsuzluğu vatandaşların da tepkisine sebep oldu. Yapının, Eminönü’nün en işlek caddelerinden Ragıp Gümüşpala Caddesi’ne yakın bir konumda bulunan girişinin ise bir kebap dükkanının sandalye, tabela ve tentesiyle kapatıldığı, abdesthane kısmının da bu dükkan sınırları içerisinde kaldığı görüldü. Kebapçıya ait bacanın ise sıvayla kaplanarak camiye entegre edilmesi göze çarptı.

“CAMİ ÇEVRESİ MOTOSİKLETLİLERİN PARK ALANI”

Arkeolog Ömer Faruk Yavaşçay, eserin önemiyle birlikte barındırdığı sokağa ve cami içindeki ‘Kabe’ tasvirli çini panoya dikkat çekti. Yavaşçay, 463 yıllık yapı çevresinde 16. yüzyıldan kalma hiç bozulmamış bir sokak bulunduğunu ve çini panonun korumasız bir durumda kaldığını belirterek, alanda düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade etti. Yavaşçay, eser çevresinde oluşan sokakta motosikletlilerin park alanının yer aldığını belirterek turistik anlamda değer kaybı yaşandığını da aktardı.

“ÇOK ÖNEMLİ BİR KİŞİLİK”

Dizi ve sanat eserlerine konu olan Rüstem Paşa’nın Osmanlı tarihindeki yerine değinen Arkeolog Ömer Faruk Yavaşçay, “Rüstem Paşa aslında bir devşirmedir, Hırvat asıllıdır. Kendisi Osmanlı’ya geldikten sonra saraya alınıyor ve Enderun’da eğitimlere başlıyor. Yıllar içinde Osmanlı’nın çeşitli kademelerinde yükseliyor. En son ise sadrazamlık makamına kadar yükseliyor. Kendisi hem sadrazamdır, ayrıca Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi olan Hürrem Sultan’dan doğma Mihrimah Sultan’ın da eşidir. Bu yönden de çok önemli bir kişilik. Yıllarca hatta, Kanuni Sultan Süleyman döneminde en uzun sadrazamlık makamında kalan kişidir kendisi. Ölümünden sonra ise şu anda arkamızda görmüş olduğumuz, Rüstem Paşa Camii yaptırılmıştır. Kendisi zamanında yapmak istemiştir ama ömrü yetmemiştir. Eşi Mihrimah Sultan tarafından bu yapı yapılmıştır. Kendisinin mezarı da bugün Şehzade Camii bahçesindedir” dedi.

“GÖRÜNTÜSÜNE ZARAR VERİYOR”

Yavaşçay, “Bugün etrafı maalesef yoğun bir ticaret merkezinin ortasında kaldığı için reklam panoları, bazı kebapçıların olsun, esnafın tabelalarıyla dolu. Ayrıca bunların tenteleri var, masalar konmuş. Bu tarihi caminin görüntüsüne maalesef çok büyük zararlar veriyor. Burayla ilgili belediye tarafından bir çalışma yapılması ve etrafın o tarihi yapıya uyumlu bir şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Bu tabelalar tarihi cami ile uygun bir şekilde tasarlanabilir” şeklinde konuştu.

“LED EKRANLAR DA VAR”

Yavaşçay, “Tarihi yapıyla ilgili bugün antikacılarda bir sürü yapılar, malzemeler var. Onlar kullanılabilir. Günümüzdeki kullanılan malzemeler maalesef tarihi yapıyla uygunsuz malzemeler. Maalesef LED ekranlar da var. Onların burada bulunmaması gerekiyor” diye konuştu.

“DENİZ TARAFINDAN GÖRÜLECEK BİR ŞEKİL ALMIŞ”

Yavaşçay, “Onların kaldırılıp yerine estetik, ahşap tabelalar kullanılabilir yapıyla ilgili. Yapının mimarisi Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli mimarı olan Mimar Sinan’a ait. Kendisi burası için özel bir proje tasarlamıştır. Çünkü yapı çevresindeki bulunan tesislerden dolayı biraz alçakta kalacaktı. Kendisi bir kat aşağıya dükkanlar yapmıştır. Onun üstünde cami inşa etmiştir. Böylelikle cami deniz tarafından görülecek bir şekil de almıştır” dedi.

“YARISINA YAKINI ÇİNİLERLE DOLU”

Yavaşçay, “Onun dışında caminin içinden bazı özelliklerinden bahsedeyim. Caminin yarısına yakını çinilerle doludur. Özellikle İznik çinileri kullanılmıştır burada. Ayrıca İznik çini fabrikaları yetmediği için Kütahya’da da bazı atölyeler açılmıştır. O atölyelerden de çiniler gelmiştir. Ayrıca caminin hemen iç kapısının yan tarafında, sağ tarafında çok özel bir çini var. Bu, Kabe tasvirli bir çini. Mekke’de Kabe’nin bir tasviri yapılmış. Bu çini şu anda maalesef açık bir durumda” ifadelerini kullandı.

“KABE TASVİRLİ ÇİNİ ÇALINMAYA MÜSAİT”

Yavaşçay, “Cami yapıldıktan 100 sene sonra buraya konuyor. Bunun en önemli özelliği tam orta kısmında Kabe tasvirinin olması. Ayrıca, Mescid-i Haram dediğimiz özel alanın tamamen resmedilmiş olması. Döneme ait çok güzel bir örnek bu. Zaman içinde maalesef yıpranma oluyor. Çünkü gelen geçen herkes bu esere elini sürüyor, elini vuruyor. Bu eserin üzerinde görmüş olduğunuz bir çatlak var. Silinmeler var, bu eserin kırılmaz bir camla koruma altına alınması lazım. Ayrıca günümüzde bir çok Kabe tasvirli çini pano Avrupa’ya kaçırılmış. Bu pano yüzyıllarca burada korunmuş. Açık bir alanda, yani bunu fark eden birileri, yani kötü niyetli insanlar bunu alıp Avrupa’nın önemli müzelerine satabilir” dedi.

“BİRÇOK MOTOSİKLETLİ PARK EDİYOR”

Yavaşçay, “Camiye gelir getirsin diye, Küçük Çukur Han ve Büyük Çukur Han yaptırılıyor. Bu hanların birleşmesiyle ortada bir boşluk oluşuyor. Bu sokağın günümüzdeki ismi Mahkeme Sokak. Burası bu şekilde bir sokak formuna bürünüyor. Günümüzde yoğun bir motosiklet trafiğine sahip. Buraya birçok motosikletli park ediyor. Bunun olmaması lazım, burası tarihi bir sokak. Görüntüyü bozuyor, bunların da olmaması gerekiyor” diye konuştu.

“ÇİRKİN BİR GÖRÜNTÜ”

Caminin önünden geçen bir çevre sakini, “Kesinlikle çirkin bir görüntü. Tabelaların tek tip olması lazım. Biri küçük, biri büyük, biri Latince biri İngilizce. Bu tabelaların tek tip olması en güzeli olur” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/eminonunde-tarihi-cami-girisine-kebapci-engeli/feed/ 0 Gaziantep, Kahramanmaraş ve Kilis’teki Tarihi Yapıların Restorasyon Çalışmaları Devam Ediyor https://www.haber60.com.tr/gaziantep-kahramanmaras-ve-kilisteki-tarihi-yapilarin-restorasyon-calismalari-devam-ediyor/ https://www.haber60.com.tr/gaziantep-kahramanmaras-ve-kilisteki-tarihi-yapilarin-restorasyon-calismalari-devam-ediyor/#respond Mon, 15 Jul 2024 08:36:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39500

GAZİANTEP Vakıflar Bölge Müdürü Adem Bozkurt, 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerin vurduğu Gaziantep, Kahramanmaraş ve Kilis’teki cami, han, hamam, türbe gibi 115 tarihi yapıda restorasyon çalışmalarının sürdüğünü söyledi. Bozkurt, aralarında Gaziantep’in tarihi simgeleri arasında yer alan geçmişte kilise ve cezaevi olarak da kullanılan Kurtuluş Camisi’nin de bulunduğu birçok eserin restorasyon çalışmalarının 2025 yılının ilk yarısında tamamlanacağını belirtti.

Geçen yıl 6 Şubat’ta meydana gelen ve 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremler, binaların yanı sıra tarihi yapılarda da yıkıma yol açtı. Deprem felaketinin ardından hasar tespit çalışmaları yapıldıktan sonra tarihi yapıların aslına uygun şekilde restore edilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından çalışma başlatıldı. Çeşitli üniversitelerden akademisyenlerin yanı sıra alanında uzman mimar ve mühendislerden oluşan ekipler tarafından tek tek incelenen tarihi yapıların her biri için özel restorasyon projesi hazırlandı. Projelendirme işleminin ardından tarihi yapıların eski görünümüne kavuşturulması için restorasyon çalışmalarına başlandı.

3 İLDE 115 ŞANTİYE KURULDU

Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürü Adem Bozkurt, depremin merkez üssü Kahramanmaraş ile Gaziantep ve Kilis’te, depremlerin 115 tarihi yapıda hasara yol açtığını söyledi. Hafif, orta ve ağır hasarlı olan cami, han, hamam, türbe gibi tarihi yapıların yeniden ayağa kaldırılması için 3 kentte 115 şantiye kurulduğunu belirten Bozkurt, tarihi yapılar için hummalı çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

‘İHALE EDİLMEMİŞ 20 ESER KALDI’

Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürü Adem Bozkurt, Gaziantep’in yanı sıra Kahramanmaraş ve Kilis’in de sorumluluk alanlarında olduğunu belirterek, “6 Şubat depremlerinin ardından tüm ekiplerimiz sahaya inerek tarihi yapılara ilişkin hasar tespit çalışması yaptı. Çalışmaların ardından akademisyenler ve alanında uzman isimlerden bilim heyetimiz ile lazer taramalar, jeoradar çalışmalar, statik modelleme, role ve restorasyon planlamalarını yaptık. Çalışmaların tamamlanmasının ardından da projelendirmeler yaptık ve ihale sürecini işlettik. Şu anda 3 ilimizde ihalesi yapılmamış olan 20 eserimiz var. Bunun dışında hasar tespit ve proje çalışmaları tamamlanan 115 tarihi yapıda çalışmalarımıza başladık. Şu anda 115 noktada oluşturulan şantiyelerde çalışmalarımız devam etmektedir” diye konuştu.

2025 YILININ İLK YARISINDA ÇALIŞMALAR TAMAMLANACAK

Bozkurt, 115 tarihi yapıdaki restorasyon çalışmalarının 2025’in ilk yarısında tamamlanacağını söyledi. Restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından tarihi yapıların deprem öncesi gibi yeniden hizmet vereceğini vurgulayan Bozkurt, amaçlarının tarihi eserlerin gelecek nesillere depreme dayanıklı şekilde ulaşmasını sağlamak olduğunu kaydetti.

GAZİANTEP’İN SİMGESİ CAMİDE HUMMALI ÇALIŞMA

Adem Bozkurt, restorasyon işlemlerinin sürdüğü tarihi yapılar arasında yer alan Gaziantep’in simgelerinden tarihi Kurtuluş Camisi’nde de titiz çalışma yürütüldüğünü belirtti. 1892 yılında ‘Valide Meryem Kilisesi’ olarak yaptırılan, bir dönem cezaevi olarak kullanıldıktan sonra 1984’te camiye dönüştürülen Kurtuluş Camisi’nin kubbe ve minarelerinin depremlerde yıkıldığını ifade eden Bozkurt, “Kurtuluş Camisi; Osmanlı döneminde yapılmış en son yapı olması açısından önem arz ediyor. Bu yapı 1920 yılına kadar kilise olarak akabinde 1980 yılına kadar cezaevi olarak kullanılmış. 1985 yılında restorasyonu yapılmış ve o tarihten bu zamana kadar da cami olarak ibadete açılmıştır. 6 Şubat depremlerinde camimizin 2 minaresinin kubbenin üzerine düşmesi sonucu büyük bir hasar oluştu. Bu hasarlar tespit edildikten sonra hızlı bir şekilde kubbe ve minare çalışmalarına başladık” dedi.

KUBBEYE KADAR İSKELE ÖRÜLDÜ

Restorasyon çalışmaları için kubbe kotuna kadar özel iskele ve askılama sistemi kullanıldığını dile getiren Adem Bozkurt, yapı bittikten sonra kubbede 36 taşlık bir örme işlemi olduğunu ve burada farklı teknikler kullandıklarını anlatarak, “Tarihi yapının olası bir deprem riskine karşı güçlendirilmesi için özel çaba harcanıyor. Yapıyı statik olarak modellediğimizde camiyi dört yönlü askı ve çelik gergileme yöntemiyle kuşaklandırdık. Yine doğal malzemeler ile güçlendirme yaptık. Minarelerimizde de çelik zıvana takviye sistemleri kullandık. Bir sonraki depremde bu yapılarımızın aynı hasarı görmemesi için hassasiyetle çalışmalar gerçekleştiriliyor” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gaziantep-kahramanmaras-ve-kilisteki-tarihi-yapilarin-restorasyon-calismalari-devam-ediyor/feed/ 0
Şişli’deki Tarihi Binaların Üzerindeki Kaçak Katlar Yıllardır Varlığını Sürdürüyor https://www.haber60.com.tr/sislideki-tarihi-binalarin-uzerindeki-kacak-katlar-yillardir-varligini-surduruyor/ https://www.haber60.com.tr/sislideki-tarihi-binalarin-uzerindeki-kacak-katlar-yillardir-varligini-surduruyor/#respond Sat, 13 Jul 2024 21:52:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39143

Mehmet ALA/ ŞİŞLİ’nin Halaskargazi Caddesi’nde 1900’lü yıllardan kalma tarihi binaların üzerinde inşa edilen kaçak katlar, ceza ve yıkım kararlarına rağmen yıllardır varlığını sürdürüyor. Arkeolog Ömer Faruk Yavaşçay, “Bu cadde üzerinde Atatürk’ün evi de var. Özellikle, bu caddede 10’dan fazla bu tarz yapı var. Yapıların üzerine kaçak katlar çıkılmış, bunların yıkılması gerekiyor. 3 katlı kagir bir bina üzerine cam bir yapı inşa edilmiş. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Şişli Belediyesi’nin çalışmasıyla müdahale edilmeli” dedi. Caddede oturan Ayşe Akça ise “Bunları gecekondu gibi görüp üstüne gecekondu gibi yapı koyuyorlar. Bunları yıkmak istesen altındaki yapılar da zarar görebilir” dedi.

Şişli’nin taşıt ve yaya trafiği bakımından en yoğun bölgelerinden biri olan Halaskargazi Caddesi’nde tarihi binaların üzerine yerleştirilen ve kaçak olduğu iddia edilen kat ve yapılar dikkat çekiyor. Yapıların 2000’li yıllardan günümüze kadar birçok kez şikayet edildiği, ilçe belediyesi bünyesinde; bazıları hakkında idari cezalar uygulandığı, bazıları hakkında ise; yıkım kararları bulunduğu biliniyor. Ceza ve yıkım kararlarına rağmen, 1900’lü yılların başında inşa edilmiş; tarihi mimari akımlardan izler de taşıyan binalarda, kaçak katlar unutulmuş bir halde, caddede yıllardır varlığını sürdürüyor. Konuya Şişli Belediyesi’yle de iletişime geçerek dikkat çeken Arkeolog Ömer Faruk Yavaşçay bölgenin tarihini ve kaçak yapıların durumunu aktardı. Halaskargazi Caddesi’nde 10’dan fazla benzer yapıda kaçak kat bulunduğunu ifade eden Yavaşçay, bu yapıların uzun bir süredir varlığını koruduğunu hatırlatarak, kararların uygulanmasını, yapıların incelenerek gözden geçirilmesi ve çalışma başlatılmasının gerektiğini belirtti.

ŞİŞLİ BELEDİYESİ: KAÇAK İNŞAATLARIN YIKIMI İHALE KAPSAMINA ALINMIŞ OLUP, SÜREÇ DEVAM ETMEKTEDİR

Öte yandan, Şişli Belediyesi konuyla ilgili Yavaşçay’ın sosyal medya üzerinden dile getirdiği ve ‘164 numaralı’ apartmanın akıbetini sorduğu şikayet mesajına yanıt verdi. O mesajda, “Kaçak inşaatların yıkımı ihale kapsamına alınmış olup, süreç devam etmektedir.” ifadeleri yer aldı. Halaskargazi Caddesi’nde kaç binanın benzer durumda olduğu, yıkım takvimi ve uygulanan veya uygulanabilecek idari yaptırımlar hakkında ise belediyeden bilgi verilmedi.

“CADDEDE KOMPLE TARİHİ YAPILAR OLMASI GEREKİYORDU”

Arkeolog Ömer Faruk Yavaşçay, “Burası aslında 1870 yılında çıkan Büyük Beyoğlu Yangını’nda birçok bina yandığı için o bölgedeki insanların bu bölgeye taşınmasıyla yapılaşmaya başlıyor. Aslında bu caddenin ismi Osmanlı Dönemi’nde Muhtar Bey Caddesi’ymiş, 31 Mart Vakası’nda şehit olan Muhtar Bey anısına verilmiş. Daha sonra Kurtuluş Savaşı öncesinde Mustafa Kemal Atatürk burada bir evde savaşın hazırlıklarını planlamış. O evden dolayı, buraya 1927 yılında Halaskargazi Caddesi ismi verilmiş. Tabi, İstanbul’a 60-70’li yıllardan sonra yoğun bir göç oluyor. Göçten burası da nasibini alıyor. Bu caddede komple tarihi yapı olması gerekiyordu fakat göç döneminde birçoğu yıkılmış, görüntüsü bozulmuş. Buradaki yapı da onlardan biri maalesef. 1900’lerin başında yapılmış bir bina, üzerine çıkılan kaçak katla anılmakta maalesef.” ifadelerini kullandı.

“10’DAN FAZLA YAPI VAR”

Yavaşçay, “Bu caddede benim bildiğim 10’dan fazla benzer yapı var. O yapıların hepsinin üstüne kaçak katlar çıkılmış. Bu kaçak katların Şişli Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ortak çalışmasıyla yıkılması gerekiyor. Kamulaştırılması gerekiyor. Asıl görüntüsüne kavuşturulması lazım. İstiklal Caddesi’nde de birçok yapı bu durumda, çalışmanın orada da yapılması lazım.” diye konuştu.

“MAALESEF ÖZEL ŞİRKETLERİN DÜKKANLARI OLARAK KULLANILMAKTA”

Yavaşçay, “Bunlar maalesef günümüzde bazı özel şirketlerin dükkanları ya da satış mağazaları olarak kullanılmakta. Aslında sosyal ve kültürel hayata kazandırılması, insanların içinde gezebileceği sergi yada müze alanlarına çevrilse çok daha iyi olur.” şeklinde konuştu.

“ESTETİĞİ VE TARİHİ GÖRÜNÜMÜ BOZMUŞ”

Yavaşçay, “Binanın en üst tarafını görüyorsunuz, 5 katlı tarihi bir bina üstüne bir eklenti yapılmış. Binanın doğal estetiğini ve tarihi görüntüsünü maalesef bozmuş. Şişli Belediyesi benimle iletişime geçti, birkaç gün önce konuyu gündeme getirdim. Şişli Belediyesi ihaleyle birlikte bu görüntülerden burayı kurtaracağını söylediler, umarım kurtarırlar. Kendimi bildim bileli bu şekilde maalesef burası.” dedi.

“GECEKONDU ZANNEDİYORLAR, GECEKONDU ÇIKIYORLAR”

Caddede yürüyen vatandaş Ayşe Akça, “Bunları gecekondu zannediyorlar, üstüne gecekondu çıkıyorlar, Türk milletinin zihniyeti böyle. Günah gerçekten dolaşınca bir sürü görüyorsunuz. Bunları yıkmak isteseniz altındaki asıl yapı da zarar görecek. Bunlar bekliyor da ne oluyor” dedi. Salih Kıvrıt ise, “Bunların hepsini yıkıp yeniden tadilat yapmaları lazım” ifadelerini kullandı.

]]> https://www.haber60.com.tr/sislideki-tarihi-binalarin-uzerindeki-kacak-katlar-yillardir-varligini-surduruyor/feed/ 0 İstanbul Büyükşehir ile Beyoğlu Belediyeleri Arasında “Miras İşbirliği Protokolü” İmzalandı https://www.haber60.com.tr/istanbul-buyuksehir-ile-beyoglu-belediyeleri-arasinda-miras-isbirligi-protokolu-imzalandi/ https://www.haber60.com.tr/istanbul-buyuksehir-ile-beyoglu-belediyeleri-arasinda-miras-isbirligi-protokolu-imzalandi/#respond Fri, 12 Jul 2024 23:27:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38997 (İSTANBUL)- İstanbul Büyükşehir Belediyesi(İBB) ile Beyoğlu Belediyesi arasında, ilçenin kültürel mirasının korunması ve geleceğe aktarılması için “Miras İşbirliği Protokolü” imzalandı. Beş yıl süreyle geçerli olacak protokol kapsamında bölgedeki kültür varlıklarının korunması ve yaşatılması için İBB Miras ile Beyoğlu Miras, el ele verecek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile Beyoğlu Belediyesi arasında ilçedeki kültürel miras alanlarının korunması ve geleceğe aktarılması amacıyla düzenlenen “Miras İşbirliği Protokolü”, Metrohan’da gerçekleştirilen törenle imzalandı. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ve İBB Kültür Varlıkları Daire Başkanı Oktay Özel’in katılımıyla imzalanan protokolle, Beyoğlu Miras’ın kurulması ve İBB Miras’ın deneyim ve yaklaşımının kent geneline yayılması için önemli bir süreç başladı.

“Bu tarihi eserleri gelecek nesillere taşımakla mükellefiz”

İmza töreninde Belediye Başkanı İnan Güney, şunları söyledi:

“Beyoğlu Belediyesi binası, Galata Kulesi ve nicesi… Baştan sona tarihle iç içe, tarih kokan bir ilçe Beyoğlu. İstanbul da aynı şekilde. İhya edilmesi gereken, hayata kazandırılması gereken binlerce tarihi esere, tarihi mekana sahip. Tabii ki bunlara sahip çıkılmalıydı. 2019 yılından sonra Sayın İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun liderliğinde İstanbul’un her bir metrekaresine sahip çıkılması gibi İstanbul’un tarihi ve kültürel değerlerine de sahip çıkma iradesi politikaya ve yönetime şekil verdi. İBB Miras tüm İstanbul’umuza, tüm Beyoğlu’muza, tüm tarihi değerlerimize, tarihi eserlerimize sahip çıktı. Kaderine terk edilmiş tarih tekrar yaşama kazandırıldı. Bizler de ilçenin belediye başkanları olarak bu tarihi eserleri gelecek nesillere taşımakla mükellefiz. Biz bugün nasıl Metrohan’ın içerisindeysek bizden yüz yıl sonra bizim torunlarımız ve torunlarımızın torunları da Metrohan’ı, Beyoğlu Belediyesi’ni, Galata Kulesi’ni, Cumhuriyet Müzesi’ni ve Kuyumcu Han’ı görmeli ve onlar da kendi çocuklarıyla buraları gezip gelecek nesillere aktarma hissiyatında olmalıdır.

“Beyoğlu, kentsel mirasın yüzde 15’ini barındırıyor”

Beyoğlu, İstanbul’da geleceğe aktarılması gereken kentsel mirasın yüzde 15’ini barındıran bir ilçemiz. Artık Beyoğlu her alanda dayanışma çağrısı yaptığı gibi, kültürel miras alanında da bir dayanışma çağrısı yaptı. Burada elimizde bir tecrübe var, bir denenmişlik var. Beyoğlu’nun da korunacak ve gelecek nesillere aktarılacak çok sayıda tarihi ve kültürel mirası var. Sayın Başkan’ımızla birlikte buraları gezdik ve birlikte çalışma önerimizi ilettik. İstanbul adına, Beyoğlu adına, tarihi ve kültürel mirasın adına bugün bu protokolü imzalıyoruz. Ben Beyoğlu adına, İstanbul adına çok mutluyum. Beyoğlu’nu yüzlerce yıl daha aynı görkemiyle yaşayacağına olan güvenimle hepinize teşekkür ediyorum.”

“İBB Miras, İstanbul’da nasıl bir potansiyel olduğunu gösterdi”

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ise şöyle konuştu:

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde göreve başladığımızda, otopark yapan, yol yapan ekip aynı zamanda kültürel miras restore ediyordu. Bu kamuoyunun çok net bildiği kültürel miras katliamlarının ve tahriplerinin ana sebebi. Uzmanlaşmış bir birimi bile olmayan bir İstanbul’dan bahsediyoruz. Önümüzde bir hedef vardı, biz o dönemde, bir proje müdürlüğü ve en düşük bütçeli daire başkanlığı olan Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı ile beraber göreve başlayınca önümüze net bir hedef koyduk. Hedef şuydu; İBB’nin elindeki tarihi alanları hem restore etmek hem denetlemek… İBB, İBB Miras’la birlikte 4,5 yıldır boş bırakılan bir alanın emekle, azimle, özveriyle çalışıldığında nasıl bir potansiyeli olduğunu gösterdi. İstanbul’da nasıl potansiyeller olduğunu gösterdi. Kültürden sosyal yaşama, katılım hakkından bir dizi konuya kadar aslında elimizde nelerin olup da değerlendirilemediğini gösterdi.

” Türkiye’de kültürel miras yönetimi çökmüştür”

“Elimizde acil müdahale bekleyen yapı stoğu Beyoğlu’nda 6 bin. Önümüzde olağanüstü bir hamle var. Beyoğlu piyasa değeri oluşmuş bir yer olduğu için mülk sahiplerinin doğallığında, binalarını dönüştürebilmeleri ve restore etmelerinin çok makul olacağı bir yer. Nasıl oluyor da bukadar değerli olan bir mülk alanı bile metruklaşabiliyor? Nasıl olur da sokak aralarında bile kırık dökük, çökmeyi bekleyen binalar oluyor? Bu gerçek bir sorun. Türkiye’de kültürel miras yönetimi çökmüştür arkadaşlar. İBB Miras bu çöküşün aynası olarak sorumlulara bir şey gösteriyor. Bunu böyle yönetmeye devam edersek olmaz. Koruma Kurulları danışmanlık yapmazsa olmaz. Zorlaştırıcı mekanizmalarına devam ederse olmaz. Beklediğimiz büyük İstanbul depremi sadece binaları yok etmeyecek, insanları da yok edecek ve biz artık gerçekten medeni ve çağdaş bir toplum olarak önleyici korumanın ne olduğunu önümüze almamız gerekiyor.”

Beyoğlu’nun çok katmanlı mirası, panelde konuşuldu

Metrohan, Miras İşbirliği Protokolü’nün imza gününde “Beyoğlu Kültürel Miras Paneli”ne de ev sahipliği yaptı. İBB Kültür Varlıkları Dairesi Başkanı Oktay Özel, İBB Kültür Dairesi Başkanı Tolga Volkan Arslan, BM Habitat Özel Büyükelçisi Selahattin Yıldırım ile Arkeolog ve Editör Nezih Başgelen’in yer aldığı panelde, kentin kültürel çeşitliliğini yüzyıllardır yaşatan ilçenin çok katmanlı kültürel mirasının önemi, bir kez daha kayıt altına alındı.

İBB Miras hakkında

Sürdürülebilir koruma yaklaşımını İstanbul’da ilk kez hayata geçiren, önleyici koruma alanında Türkiye için de örnek teşkil eden İBB Miras, 2019 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Dairesi Başkanlığı çatısı altında kuruldu. Kentin kültür mirasına yönelik önleyici koruma ve restorasyon faaliyetleri gerçekleştiren oluşum; mimar, mühendis, sanat tarihçisi, arkeolog, restoratör, restorasyon ustası, restorasyon işçisi, fotoğrafçı ve belgesel yapımcısı gibi alanında uzman kişileri kapsayan bir ekipten oluşuyor. Türkiye’de ve yurt dışında örnek teşkil eden çalışmalara imza atan İBB Miras, bugüne kadar 207 tarihi çeşme, 610 tarihi mezar ve hazire, 19 tarihi türbe, 63 anıt eser, 40 kamusal sanat eseri, 35 müze ve sergi mekanını hak ettiği değere kavuşturarak koruma altına aldı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbul-buyuksehir-ile-beyoglu-belediyeleri-arasinda-miras-isbirligi-protokolu-imzalandi/feed/ 0
Sultanahmet’teki Tarihi Hipodromun Bakımsız Hali Tartışma Konusu https://www.haber60.com.tr/sultanahmetteki-tarihi-hipodromun-bakimsiz-hali-tartisma-konusu/ https://www.haber60.com.tr/sultanahmetteki-tarihi-hipodromun-bakimsiz-hali-tartisma-konusu/#respond Sat, 06 Jul 2024 03:09:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37621

Hadican EROL/ SULTANAHMET’TE tarihi hipodromun ‘Sfendon’ olarak bilinen duvarları ve çevresinin bakımsız hali dikkat çekti. Sosyal medyada da tartışılan yapının çevresinde pazar tezgahları ve çeşitli eşyaların depolandığı, İSPARK’ın hizmet verdiği ön bölümde ise park edilen araçların hipodromun görünümünün bir kısmını kapatarak yayaların erişimini engellediği görüldü. Kadıköy’de ise benzer bir şekilde; 14.yüzyılda inşa edilen bir manastıra ait olduğu düşünülen Doğu Roma dönemine ait kalıntıların, bir sitenin bahçesinde otopark alanı olarak kullanıldığı görüldü. Hipodromun özellikle Sfendon bölümünün etkileyici bir yapısı olduğunu aktaran Sanat Tarihçisi Hayri Fehmi Yılmaz, “Bugün maalesef pek iyi bir durumda değil. Umarım restore edilir, hipodromu anlatan panolar ve notlar hızla bu alana yerleştirilir. Alanda genel bir düzenlemenin yapılması gerekiyor. Bunların hepsini tüm ziyaretçilerin rahatlıkla görebileceği şekilde düzenlemek ve alanı ziyaretçilere daha iyi anlatmak gerekiyor” dedi.

Sultanahmet’te bulunan ve İstanbul’un en eski yapılarından olan tarihi hipodromun Sultanahmet Meydanı’na yakın bir noktada bulunan Sfendon bölümü ve çevresi bakımsızlığı ile dikkat çekti. Yaklaşık 1700 yıl önce Doğu Roma döneminde inşa edilen ve inşa edildiği dönemde çeşitli tören, yarışlar ve spor müsabakalarının yapıldığı hipodromun duvarının çevresi sosyal medyada da tartışma konusu oldu. Yüksekliği ve boyutu ile dikkat çeken yapının önünde İSPARK tarafından otopark işletildiği görüldü. Turistlerin de yoğun ilgi gösterdiği noktada bulunan otoparkta; araçların yapıya yakın bir şekilde park edildiği ve eserin görünümünün bir bölümünü kapatarak yaya erişimine engel olduğu görüldü. Alanın çevresinde depolanan pazar tezgahları ve yerlerde biriken çöpler ise çirkin bir görüntü oluşturdu. Turistler ve vatandaşlar tarihi duvarın bakımsızlığı konusundaki şikayetlerini dile getirdi. Sanat Tarihçisi Hayri Fehmi Yılmaz da hipodromun Sultanahmet Meydanı için değerine vurgu yaparak, alanda restorasyon çalışmaları yapılarak düzenlemeler yapılmasının ve bölgenin turistik açıdan değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

KADIKÖY’DE SİTE BAHÇESİNDE ROMA MANASTIRI

Kadıköy’de bulunan bir sitenin bahçesinde ise de 14.yüzyıldan kalma olduğu düşünülen Doğu Roma dönemine ait manastırın kalıntılarının yer aldığı görüldü. 2000’li yılların ortasında inşa edilen yapının bahçesinde bir peyzaj unsuru olarak kalan kalıntıların çevresinde Sultanahmet’teki duruma benzer şekilde araçların park ettiği görüldü. Apartman sakinleri inşaat sırasında büyük bir kısmı ortaya çıkan kalıntıların, uzun süredir aynı şekilde muhafaza edildiğini belirtti.

“DÜNYA TARİHİ VE MİMARİSİNDE DE ÖZEL BİR YERE SAHİP”

Sultanahmet’te yer alan tarihi hipodrom ile ilgili bilgi veren Sanat Tarihçisi Hayri Fehmi Yılmaz, “Hipodrom İstanbul’un en etkileyici anıtlarından biri. Dünya tarihi ve mimarisinde de özel bir yere sahip İstanbul Hipodromu. En uzun süreli kullanılan anıtlardan biri geç roma çağında inşa edilmiş 2.yüzyılda yapılıp 4.yüz yılda genişletildiği düşünülse de belki sadece 4. Yüzyılda da yapılmış olabilir” dedi.

“YUNANİSTAN’DAN VE MISIR’DAN GELEN DİKİLİTAŞ, YILANLI SÜTUN VE ÖRME SÜTUN: KENTİN EN ESKİ HATIRALARI BURADA TEŞHİR EDİLİYOR”

Yılmaz, “İmparatorluğun gücünü, zenginliğini gösterebilmek için imparatorluk sarayının yanında inşa edilen bu spor alanı atlı yarışlar için, bazı eğlenceler gösteriler için kullanılıyordu. Bu muhteşem anıtı imparatorluğun her yerinden getirilen malzemelerle süslemişlerdi. Bugün hala üç tanesi duruyor. Dikilitaş, Yılanlı Sütun ve Örme Sütun dediğimiz Yunanistan’dan ve Mısır’dan gelen kentin en eski hatıraları burada teşhir ediliyor. Hala, Bizans İstanbul’unda da Osmanlı başkentinde de bugün Cumhuriyet İstanbul’unda da şehri ziyaret eden herkes, hipodromu ziyaret eder, onun anıtlarını da” şeklinde konuştu.

“KENTİN EN YAŞLI DUVARLARINDAN BİRİ

Yılmaz, ” Ama aslında burası, bir vadinin kenarında inşa edilmiştir ve hipodrom için gerekli olan düz alanın oluşabilmesi için atlı arabaların yarışabilecekleri pistin oluşabilmesi için bir vadinin kenarına çok büyük bir inşaat yapılmıştır. Ona Sfendon diyoruz, U şeklinde bir anıtsal duvar. Tabi, bunun içerisinde de çok büyük bir mahzen oluşturulmuştur. Bugün mahzen sarnıç halindedir, herhalde Bizans’ın orta dönemlerinden itibaren kentin en yaşlı duvarlarından biri burada karşımıza çıkar. Tabi İstanbul çok katmanlı bir kent, hipodrom da çok katmanlı. Bir sürü evreyi bir arada görebiliyoruz. Hipodromun bir bölümünün üzerinde şimdi Sfendon’un üzerinde Sultan Ahmet Külliyesi’nin birtakım birimleri var. Darüşşifasının kalıntıları var, imareti var. Bunların hepsi Sfendon’un oluşturduğu terasın üzerine oturmuş. Yani altta bir Geç Roma, Erken Bizans dönemine ait dev bir duvar onun üzerinde bir teras ve mahzen. Onun üzerinde de 17. yüzyıl Osmanlı Hastanesi, imareti ve onun bölümleri bulunuyor” dedi.

“MAALESEF PEK İYİ DURUMDA DEĞİL”

Yılmaz, “Duvar tabi çok etkileyici. Eskiden önünde bir mahalle varmış ahşap evlerden oluşan; ama zamanla bunlar ortadan kalkmış. Bugün maalesef pek iyi durumda değil. Umarım restore edilir, umarım hipodromu anlatan bilgilendirme panoları ve birtakım notlar hızla bu alana yerleştirilir. Böylelikle hem İstanbullular hem de ziyaretçiler bu alanla ilgili çok daha fazla bilgiyi edinebilir” İfadelerini kullandı.

“GENEL DÜZENLEMENİN YAPILMASI GEREKİYOR”

Yılmaz, “Bir genel düzenlemenin yapılması gerekiyor. Hipodromun Sfendon kısmı ayrıdır, Spina dediğimiz anıtların olduğu bölüm aydır. Ayrıca orası en göze gelen yerdir. Aynı zamanda bir de İbrahim Paşa Sarayı sırasında birtakım altyapılar vardır. Onlara da dikkat etmekte fayda var. Yani bunların hepsini tüm ziyaretçilerin rahatlıkla görebileceği ve anlayabileceği şekilde düzenlemek, bir an önce bununla ilgili bilgilendirme ve yönlendirme levhaları yerleştirmek bu alanı hem İstanbullulara hem ziyaretçilere daha iyi anlatmak mümkün olabilir” dedi.

“BAKIMINA ÖZEN GÖSTERİLMESİ GEREKEN BİR YER: ÇEVRESİ OTOPARK VE TELLE ÇEVRİLMİŞ”

Sultanahmet’e gezmeye gelen Melek Aydoğan ise hipodroma ait duvarla ilgili, “İçi de çevresi de çok bakımsız. Yanından geçerken derme çatma bir yer gibi görünüyor. Aslında o kadar ihtişamlı ve bakımına özen gösterilmesi bir yer fakat çevresinde otopark, etrafı taşlar düşmesin diye tellerle çevrilmiş. Restore edilebilir, taşları özellikle, restorasyonu bir anlamda kolay ki bunlar eski yapılar yeni yapılar gibi değil. Daha güzel bir hale getirilebilir, önünde bir çeşme var ki çeşme olduğu bile belli değil, özellikle bakmazsanız göremiyorsunuz” ifadelerini kullandı. Yapının önünden geçen Önder Ercin, “Ne yazık ki ülkemizde turistik alanlara hak ettiği değer verilmiyor. Turizmin geliştirilmesi açısından daha incelikle ve özenle hizmet verilirse daha olumlu olabileceği kanaatindeyim” dedi.

“OTOPARK ÖNÜNDE OLMAMALI”

Hindistan’dan geldiğini ve Sultanahmet’teki tarihi eserleri ailesiyle birlikte gezdiğini belirten turist Sohrab Shurewasan yapının tarihini rehberden dinledikten sonra çevresi hakkında fikirlerini belirtti. Shurewasan “Bence burası daha kolay erişilebilir, olabilir. Belki, eski haline ve görünümüne göre yapı restore edilebilir. Belki de, otoparkın yapının tam önünde olması uygun değil. Bu alan yürünebilir halde, otopark alanı ise daha uzakta olabilir” dedi.

“HARABE DİYEMEYİZ ÇÜNKÜ BULUNTUYU KORUMAKLA YÜKÜMLÜYDÜK”

Kadıköy’de bahçesinde tarihi Doğu Roma eseri bulunan sitenin sakini Ülker Gengönül ise “Bu yapıyı inşaat esnasında buldular ve korumaya aldılar, aslında giriş kapısı da farklıydı. Ben çok uzun senelerdir 20 senedir burada oturuyorum. Tam olarak bilmiyoruz, Bizans hamamı olduğu söyleniyor. Aslında harabe diyemeyiz çünkü buluntuyu bu şekilde korumakla yükümlüydük ve korundu zaten. Binanın mimarisi de bu yapı sebebiyle değiştirildi. Yani bu yapı korunduğu için farklı tarafa alınmış oldu bina. Alan binanın sınırları içerisinde yer alıyor” dedi. İBB alanın 2007’den beri otopark olarak işletildiğini, haftanın bir günü ise Fatih Belediyesi’nden alınan izinle semt pazarı olarak faaliyet verildiği bilgisini verdi.

]]> https://www.haber60.com.tr/sultanahmetteki-tarihi-hipodromun-bakimsiz-hali-tartisma-konusu/feed/ 0 Bakan Uraloğlu: Haydarpaşa Garı’nda gün yüzüne çıkan tarihi değerler dünyada bir ilk olacak https://www.haber60.com.tr/bakan-uraloglu-haydarpasa-garinda-gun-yuzune-cikan-tarihi-degerler-dunyada-bir-ilk-olacak/ https://www.haber60.com.tr/bakan-uraloglu-haydarpasa-garinda-gun-yuzune-cikan-tarihi-degerler-dunyada-bir-ilk-olacak/#respond Fri, 05 Jul 2024 11:48:07 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37174

Uğur GÜLBOY/ İSTANBUL HAYDARPAŞA Garı’ndaki incelemelerinin ardından konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ” Çalışmalarımızı en kısa zamanda bitirerek Haydarpaşa Garı’mızı bu yıl içinde tamamen hazır hale getireceğiz. Bu noktada, hem Haydarpaşa Garı’nda yürüttüğümüz restorasyon çalışmalarını hem de gar sahasında gün yüzüne çıkan tarihi değerler dünyada bir ilk olacak” dedi.

Tarihi Haydarpaşa Garı ve Arkeoloji Alanı’ndaki çalışmaları inceleyen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, basın açıklamasında bulundu. Türkiye ve dünyada bir ilk olacak “Arkeolojik ve Endüstriyel Miras Parkı Projesiö ndeki son çalışmaları ile ilgili konuşan Bakan Uraloğlu, “Çalışmalarımızı en kısa zamanda bitirerek Haydarpaşa Garı’mızı bu yıl içinde tamamen hazır hale getireceğiz. Arkeolojik ve Endüstriyel Miras Parkı Projesi’nin de, Arkeoloji Müzesi tarafından yürütülen arkeolojik kazıları ise yüzde 90 oranında tamamlandı” dedi.

“ZARAR GÖREN YAPILARI TARİHİ DOKUYU KAYBETMEDEN RESTORE EDİYORUZ”

Bakan Uraloğlu, “Haydarpaşa Gar Binası, cennet mekan, Sultan 2. Abdülhamid’in emriyle 116 yıl önce açıldı. 30 Mayıs 1906’da yapımına başlanarak yaklaşık iki yıl gibi bir sürede inşa edilip 19 Mayıs 1908 ‘de tamamlanmıştır. O günden itibaren de İstanbul’un en muhteşem sembol yapılarından biri haline dönüşmüştür. Sadece İstanbul’un değil elbette, ülkemizin sembol yapılarından birisi haline dönüştü. Ama maalesef 28 Kasım 2010’da çıkan yangından dolayı Haydarpaşa Garı’mızın çatısı çökmüş, dördüncü katı tamamen kullanılmaz hale gelerek yapı büyük zarar görmüştür. Bu üzücü olayın sonrasında ise hızla Devlet Demiryolu Genel Müdürlüğümüz eliyle tarihi dokuya da zarar vermemek adına titizlikle yürüttüğümüz restorasyon çalışmalarına başladık” diye konuştu

ÇALIŞMALAR 2 ETAP HALİNDE SÜRÜYOR

En çok hasarın garın çatısında meydana geldiğini belirten Bakan Uraloğlu, “Restorasyon çalışmalarını iki etap halinde sürdürüyoruz. Birinci etapta hasarın en çok olduğu tarihi garın çatı restorasyonuna başladık ve 3 yıl içinde aslına uygun şekilde tamamladık. İki kuleden oluşan çatı binası için 11 adet çelik çatı makasını orijinaline uygun olarak yeniden imal ederek eski haline kavuşturmuş olduk. Zarar gören eski çelik makaslarla, tuğla duvarlar ve çatı ahşap malzemeleri de onararak koruma altına aldık. Bunların kullanılabilir olanını da zaten kullandık, kullanıyoruz. Çatı ahşaplarını yeniledik, ahşap üzerine arduvaz taşları ile özgün formuna uygun çatı kaplamaları yaptık. Kulelerin onarımlarını da gerçekleştirdik. Şimdi müthiş ve benzersiz mimari formuna uygun restorasyon çalışmaları tamamlanan çatı katı, mekanik ve elektrik tesisatı ardından yükseltilmiş döşemenin de yapılmasıyla yeni görünümüne kavuşmuş olacak” İfadelerini kullandı.

“HAYDARPAŞA GARI’MIZI BU YIL İÇİNDE TAMAMEN HAZIR HALE GETİRMİŞ OLACAĞIZ”

Haydarpaşa Garı projesi kapsamında ve parselinde bulunan 5. Plan Nolu yapı inşa çalışmalarının sürdüğünü aktaran Ulaştırma ve Altyapı Bakanı,”Zeminde yapılan tespit çalışmaları sonucu zemin iyileştirme çalışmalarını tamamladık ve olası bir büyük depreme yönelik yapısal güçlendirme imalatlarını gerçekleştirdik. İstanbul için bu gerçekten önemliydi. Tarihi Haydarpaşa Garı’nın simgesi olan ve yangında motoru ve diğer mekanizmaları zarar gören saatin bakımını yaparak yerine yerleştirdik. Zemin kattaki yolcu bekleme salonunun bezemelerini, vitray camlarını ve çerçevelerini, özgün döşeme kaplamalarını, duvar kaplamalarını, altın varaklı aplikleri, ahşap kapı, pencere, panjur işlerini de bitirdik. Dış cephenin onarımı içinde hassas bir çalışma yürütüyoruz. Korumaya yönelik konservasyon yani sanatsal temizlik devam ediyor. Sadece gar binası restorasyonu için özel açılan taş ocağından temin edilen kumtaşı olarak da bilinen Lefke taşı ile taş imalatlarını özgün bir teknik ile gerçekleştiriyoruz. Gar binasının Kadıköy deniz, Kadıköy kısa ve Kadıköy kule dış cephe imalatları ve aydınlatma çalışmalarını da tamamladık. Haydarpaşa Garı projesi kapsamında ve parselinde bulunan 5. Plan Nolu yapı inşa çalışmaları altyapı ve üstyapı olarak devam ediyor. Binanın beton imalatlarını, şap imalatlarını ve ahşap doğrama imalatlarını tamamladık. İnşallah tüm çalışmalarımızı en kısa zamanda bitirerek Haydarpaşa Garı’mızı bu yıl içinde tamamen hazır hale getirmiş olacağız” şeklinde konuştu.

TÜRKİYE VE DÜNYADA BİR İLK OLACAK ARKEOPARK PROJESİ HAYATA GEÇİYOR

Hayata geçirdikleri arkeopark projesinin Türkiye ve dünyada bir ilk olacağına vurgu yapan Bakan Uraloğlu, “Bildiğiniz üzere Marmaray’ın boğaz geçişinin 2013 yılında açılmasıyla birlikte Haydarpaşa Garı atıl hale geldi. Çünkü daha önceleri Haydarpaşa’ya kadar gelen trenler buradaki liman üzerinden gemilerle taşınarak İstanbul Boğazı’nı geçip, karşı da Sirkeci’ye geçerek yollarına devam ediyorlardı. Marmaray ile artık bu duruma gerek kalmadı ve trenlerimiz İstanbul Boğazı’nı kesintisiz bir şekilde Marmaray ile geçmeye başladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Marmaray projesini hayata geçirirken yaptığımız çalışmalarda özellikle Yenikapı, Sirkeci ve Üsküdar istasyonlarında önemli tarihi buluntularla karşılaştık ve yetkili kurumlara haber vererek iletişime geçtik. İstanbul’un o zamanlarda bilinen tarihi 2 bin 500 yıl iken Yenikapı’daki Marmaray kurtarma kazıları sırasında ortaya çıkan 8 bin 500 yıllık ayak izlerini tespit ettik. Yine, Bizans İmparatoru Theodosius tarafından yaptırılan dev liman yapısı ve onlarca gemi iskeletiyle çeşitli tarihi buluntular da ortaya çıktı” dedi.

“TARİHİ KALKEDON ŞEHRİNE AİT OLDUĞU DÜŞÜNÜLEN YAPILAR ÇIKTIö

Osmanlı, Roma, erken ve geç Bizans dönemi yapı temellerine rastlandığını belirten Uraloğlu, “Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğümüzün ise Haydarpaşa Garı alanındaki demiryolu altyapısının atıl kalmaması için burada bir bakım alanı oluşturmayı talep etti. Burada başlatılan yapım çalışmalarında da tarihi Kalkedon şehrine ait olduğu düşünülen yapılar çıktı. İstanbul Arkeoloji Müzesi tarafından peron araları ve çevresinde yapılan kazılarda Osmanlı, Roma, erken ve geç Bizans dönemi yapı temellerine rastlandı. Elbette insanlığın ortak mirası bu tarihi kültür değerlerine karşı kayıtsız kalamazdık. Kazılarda ortaya çıkarılan buluntuların yaygınlığı, tarihi ve kültürel önemi ve alanın önemli demiryolu miras kimliğini göz önüne alarak, arkeolojik buluntulara zarar vermeden ve alanın tarihi kimliğinin korunmasını sağlayacak şekilde hat ve peron yerleşimini revize ettik. Alanın tarihi ve kültürel miras kimliğinin korunması, ortaya çıkarılan arkeolojik kalıntılar ile mevcut tarihi binaların restorasyonu ve bunların sergilenmesini içeren “Arkeolojik ve Endüstriyel Miras Parkı Projesiöni hayata geçirdik” ifadelerini kullandı.

“12 BİN ADET SİKKE BULUNDU”

Projenin toplam alanının 475 bin metrekare olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, “400 bin metrekaresi arkeolojik park, 75 bin metrekaresi de demiryolu ve işletme alanları olacak. Şu anda tarihi peronların yeniden yapımlarını tamamladık. Tren garı alanında hat altyapısı, balast, travers işlerini bitirdik. Hat üstyapısı imalatlarına devam ediyoruz. Ray serim işlerini yüzde 35 oranında tamamladık. Atık su ve yağmursuyu drenajı gibi altyapı işlerini yüzde 85 oranında bitirdik. Aydınlatma direklerinin yüzde 70′ ini yerleştirdik, aydınlatma çalışmalarını inşallah yakında tamamlamış olacağız. Kültür ve Turizm Bakanlığımıza bağlı İstanbul Arkeoloji Müzesi tarafından yürütülen Arkeolojik kazılar da yüzde 90 oranında gerçekleşme sağladık. Koruma ve taşıma işlemleri halen devam ediyor. Kazı çalışmaları esnasında milattan önce 5.- milattan sonra 7. yüzyıllar arasındaki dönemlere ait yaklaşık 12 bin adet sikke ile, heykel, sütun başlıkları cam ve seramik eserler bulundu. Milattan sonra 4-5. yüzyıla kadar uzanan, Helenistik, Roma, Bizans dönemlerine ait, liman arkası yapılar olarak tanımlanan dükkanlar, konutlar, sosyal dokunun bir parçası olan kilise ve hamam yapıları olarak tanımlanan yaygın mimari kalıntılar açığa çıkarıldı. Çok büyük sayıda sikke bulunması bu bölgenin ticari bir merkez olduğunu da göstermektedir” dedi.

“YERLİ VE YABANCI TURİSTLER İÇİN ÇEKİM NOKTASI OLACAK”

İstanbul’un tarihine ışık tutan çalışmaların bölgenin tarihi dokusuyla uyum içindeki mimarisi ve alternatif ulaşım olanakları ile yerli ve yabancı turistler için bir çekim noktası haline geleceğini ifade eden Bakan Uraloğlu, “Bu noktada, hem Haydarpaşa Garı’nda yürüttüğümüz restorasyon çalışmalarını hem de gar sahasında gün yüzüne çıkan tarihi değerleri dünyada bir ilk olacak. Bu nedenle projemizin hem İstanbul hem de Türkiye için çok önemli bir kazanım olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/bakan-uraloglu-haydarpasa-garinda-gun-yuzune-cikan-tarihi-degerler-dunyada-bir-ilk-olacak/feed/ 0 Bitlis Nemrut’tan Adıyaman Nemrut’a Bisiklet Turu https://www.haber60.com.tr/bitlis-nemruttan-adiyaman-nemruta-bisiklet-turu/ https://www.haber60.com.tr/bitlis-nemruttan-adiyaman-nemruta-bisiklet-turu/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:21:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=37051 Van Gölü Aktivistleri Derneği tarafından Bitlis’in Tatvan ilçesi sınırları içinde bulunan Nemrut Krater Gölü’nde başlayan bisiklet turu Adıyaman Nemrut’ta son buldu.

“Yeryüzü Cenneti Bitlis Nemrut Krater Gölü’nden Tarihi Adıyaman Nemrut’a Pedallıyoruz 2. Bisiklet Festivali”, Adıyaman’daki tarihi Nemrut Dağı’nda son buldu. Bitlis Valisi Erol Karaömeroğlu tarafından Nemrut Krater Gölü kıyısında startı verilen festivale katılan sporcular, Bitlis’teki tarihi ve doğal güzellikleri dolaştıktan sonra Batman’a gitti. Van Gölü Aktivistleri Derneği tarafından organize edilen festival kapsamında Batman ve Diyarbakır’daki tarihi ve doğal güzellikler ziyaret edildi.

1147 yılında Artuklular döneminde inşa edilmiş tarihi Malabadi Köprüsü ile Batman Çayı’nı geçen katılımcılar, daha sonra UNESCO Dünya Kültür Mirası listesindeki tarihi Diyarbakır Kalesi surlar ile miras alanının parçası olan Dicle Nehri üzerindeki On Gözlü Köprü’de halay çekti.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin boğaz köprüsü olarak nitelendirilen Türkiye’nin en uzun üçüncü asma köprüsü Nissibi Köprüsü’nde pedal çeviren sporcular, Fırat Nehri kıyısında mola verdikten sonra Adıyaman’ın Kahta ilçesindeki UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan 2 bin 206 metre yükseklikteki Nemrut Dağı’na çıktılar.

Nemrut Dağı’nda açıklama yapan Van Gölü Aktivistleri Derneği Genel Başkanı Erdoğan Özel, “Yeryüzü Cenneti Bitlis Nemrut Krater Gölü’nden Tarihi Adıyaman Nemrut’a Pedallıyoruz 2. Bisiklet Festivali’nde şu anda finaldeyiz. Amacımız, iki Nemrut arasında bir yol oluşturmaktır. Özellikle tarihine, doğasına ve kültürüne dikkat çeken bir kültür yolu oluşturmak amacıyla bu yıl ikincisini düzenlediğimiz bu projemizi gerçekleştirdik. Geleneksel hale getirdiğimiz bu etkinliğe her yıl katılım artıyor. Yurt içinden ve yurt dışından 70 kişilik bir sporcu kafilesiyle şu an Adıyaman’daki tarihi Nemrut Dağı’ndayız. Bitlis’teki doğal güzelliğe sahip Nemrut Kalderası’ndan çıktık ve Ahlat ile Adilcevaz’daki tarihi yerleri dolaştık. 8 gün süren bisiklet turu kapsamında Bitlis’teki tarihi yerleri gezdik. Sonra Batman’daki tarihi yerleri ziyaret ettik ve Malabadi Köprüsü’ne gittik. Daha sonra Diyarbakır’daki On Gözlü Köprü, Ulu Cami, 4 Ayaklı Minare, surlar ve diğer tarihi yerleri dolaştık. Ardından Fırat Nehri’nin güzelliğine şahitlik ederek Nissibi Köprüsü’nde geçtik ve Nemrut’a geldik. Gerçekten tarihi ve doğal güzelliklerin yer aldığı harika bir parkur oldu. Bitlis Valiliği himayesinde bu projemizi gerçekleştirdik ve projemize belediyeler ile diğer kurumlar destek verdi. Bitlis Valiliği başta olmak üzere Tatvan, Adilcevaz, Ahlat kaymakamlıklarına ve Bitlis ile Adilcevaz belediyelerine desteğinden dolayı teşekkür ediyorum. Projemize, Tatvan Ticaret ve Sanayi Odası ile bazı iş insanları da katkı sundu” diye konuştu.

Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bitlis Valiliği, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA), kaymakamlıklar, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle gerçekleşen tura katılan sporcular ile doğaseverler, Bitlis Nemrut’tan Adıyaman Nemrut’a kadar 450 kilometre pedal çevirdikten sonra araçlarla geri döndü. – BİTLİS

]]>
https://www.haber60.com.tr/bitlis-nemruttan-adiyaman-nemruta-bisiklet-turu/feed/ 0
İzmit Belediyesi, Atatürk’ün İzmit’le olan bağını fotoğraflarla anlatan duvarı açtı https://www.haber60.com.tr/izmit-belediyesi-ataturkun-izmitle-olan-bagini-fotograflarla-anlatan-duvari-acti/ https://www.haber60.com.tr/izmit-belediyesi-ataturkun-izmitle-olan-bagini-fotograflarla-anlatan-duvari-acti/#respond Sat, 29 Jun 2024 10:51:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=36495 İzmit Belediyesi, Tren Garı yolundaki duvarı Atatürk’ün İzmit’le olan bağını ve kent tarihini anlatan fotoğraflarla donattı. Bölgeyi gezen Başkan Hürriyet, “İzmit, Atatürk’ün ruhunun özgür kaldığı şehir. Biz de bu şehre, tarihine, anılarına, Ata’mızın İzmit’e olan sevgisine sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

İzmit Belediyesi, Atatürk’ün hatırasını yaşatmak ve kentin tarihini gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla özel projeyi hayata geçirdi. Tren Garı yolu üzerindeki tarihi duvar, Atatürk’ün İzmit’le olan bağını ve kentin tarihini anlatan fotoğraflarla süslendi. Bu yol, kentin girişi olması ve tarihi Atatürk anıtının hemen altında yer alması sebebiyle büyük önem taşıyor. Kente kazandırılan bu anlamlı proje ile ilgili açıklamalarda bulunan İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, “İzmit Tren Garı yolu üzerindeki yer alan tarihi duvardaki minyatür maketler ömrünü tamamlamıştı. Görsel olarak da kente yakışmıyordu. Kentimizin tarihine ışık tutacak, Atatürk’ün bu kente verdiği değeri de anlatacak özel bir proje çalıştık. Biz halkımızı da sorarak bu projeyi hayata geçirdik. Şu anda projemiz tamamlandı. 1900’lü yılların başındaki İzmit’ten başlayarak, Atatürk’ün Milli Mücadele dönemindeki askerlik yıllarını, Cumhurbaşkanlığı dönemini ve son yolculuğuna uğurlanırken çekilen fotoğraflarını kronolojik sıra çerçevesinde bir araya getirdik. Kentin girişinde olması ve kentin tarihi noktalarının da başlangıcı olması sebebiyle çok özel duvar. Yaptığımız bu çalışmayla daha da özel hale geldi” diye konuştu.

“Bu duvarın tarihin izlerini barındırıyor olması bizim için çok önemli”

Toplamda 16 fotoğraf olduğunu dile getiren Başkan Hürriyet, “Her bir fotoğraf tarihimizin en önemli anlarını hatırlatıyor. Atamızın Time Dergisi’ne kapak olduğu İzmit’te çekilen fotoğrafının tam önündeyiz. Atatürk’ün yaptığı ilk ve tek basın toplantısında çekilen fotoğraf olması sebebiyle çok anlamlı. Bu fotoğrafların, Atatürk’ün sağlığında bizzat görmüş olduğu ve 1933 yılında Mimar Nejat Sirer tarafından yapılan heykelin hemen altında yer alması, bu çalışmaya ayrı anlam kattığını düşünüyorum. Atatürk’ün sağlığında yapılmış ve kendisinin de gördüğü o tarihi heykel için zaman zaman açıklamalar yaptık. O heykel yalnızlaştırılmamalı. Resmi törenler mutlaka orada yapılmalı. Bugün 28 Haziran İzmit’in kurtuluşu vesilesiyle törenimizi orada gerçekleştirdik. Hemen o alanın altında böylesi güzel duvarın olması ve bu duvarın tarihin izlerini barındırıyor olması bizim için çok önemli” şeklinde konuştu.

” İzmit, Atatürk’ün ruhunun özgür kaldığı şehir”

Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmit’te birçok kez bulunduğunu hatırlatan Başkan Hürriyet, “Atatürk bu güzel şehrin insanlarıyla bir araya geldi ve bizlere Cumhuriyetimizin değerlerini miras bıraktı. Onun izinde yürüyen bizler de bu değerlere sahip çıkmaya ve gelecek nesillere aktarmaya kararlıyız. Bu vesileyle bu anlamlı çalışmanın hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün hatırasını yaşatmak ve onun izinden yürümek, bizim en büyük sorumluluğumuz. İzmit, Atatürk’ün ruhunun özgür kaldığı şehir. Biz de bu şehre, tarihine, yaşanmışlıklarına, anılarına, Ata’mızın İzmit’e olan sevgisine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Hayırlı ve uğurlu olsun” ifadelerini kullandı. – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmit-belediyesi-ataturkun-izmitle-olan-bagini-fotograflarla-anlatan-duvari-acti/feed/ 0
Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, turizmi canlandıracak projeleri açıkladı https://www.haber60.com.tr/osmangazi-belediye-baskani-erkan-aydin-turizmi-canlandiracak-projeleri-acikladi/ https://www.haber60.com.tr/osmangazi-belediye-baskani-erkan-aydin-turizmi-canlandiracak-projeleri-acikladi/#respond Sun, 23 Jun 2024 22:01:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35605 (BURSA)- Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, yapacakları projeleri vatandaşlarla paylaştı. İlçede turizmi canlandıracaklarının altını çizen Aydın, 1924’te açılan eski ipek fabrikasının kamulaştırma işleminde sona geldiklerini ve Türkiye’de bir ilk olacak Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi’ni açacaklarının müjdesini verdi.

Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Halk TV’de Serhan Asker ile Görkemli Hatıralar programına konuk oldu. İlçenin tarihi ve kültürel değerlerini anlatan Başkan Aydın, hayata geçirecekleri projeleri de canlı yayında paylaştı.

Halk TV ekranlarında Serhan Asker’in hazırlayıp sunduğu “Görkemli Hatıralar” programı, Sümbüllü Bahçe Konağı’nda canlı olarak yayınlandı. Programa, Başkan Aydın’ın yanı sıra sanatçı Nida Ateş ve Menteşeli Cengiz de katıldı. Rennkli anların yaşandığı programda belediyenin halk dansları topluluğu üyeleri de gösterilerini sergiledi.

“Turist konaklama süresini arttırmamız gerekiyor”

Belediye Başkanı Erkan Aydın, yeni nesil belediyecilik anlayışından hareketle ilçede hayata geçirecekleri projelere ilişkin bilgi verdi. Hazırladıkları en önemli projelerden birinin ‘eski şehri’ ortaya çıkarmak olduğunu belirten Başkan Aydın, ” Bursa’da turistlerin konaklama süresi maalesef 1-8 gün. Bizim bu süreyi çoğaltmamız gerekiyor. Gelen turistin konaklaması, alış veriş yapması, gezmesi, yemesi içmesi ekonomiyi de canlandırmak adına çok önemli. Bunu başarabileceğimiz nokta da Hisar bölgesi. Kaleiçi, Tahtakale Hanlar bölgesi ve Muradiye gibi tarihi noktaları içine alan Hisar bölgesini ‘eski şehir’ olarak ortaya çıkararak, buralarda turist konaklama süresini uzatma adına çalışmalar yürütüyoruz” dedi.

“İpek Yolu Aksı Projesi’ne çok önem veriyoruz”

Başkan Aydın, şöyle devam etti:

“İpek Yolu Aksı Projesi, bizim önümüzdeki dönem için en önem verdiğimiz projemiz. Stratejik planda da en önemli noktaya koyuyoruz. Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nden başlayacak olan bu aks, Bursa’nın gastronomi merkezlerinden Kayhan Çarşı üzerinden devam edecek. Kent ekonomisinin kalbinin attığı Uzun Çarşı ve Kapalı Çarşı’yı içine katacak olan tarihi aks, inanç turizmi için önemli bir noktalardan olan Ulucami ile birlikte Bursa surları içerisinde yer alan Üftade Türbesi’nin ardından Osmanlı Devleti’nin kurucuları Osman Gazi ile Orhan Gazi türbelerinin de yer aldığı yer aldığı Hisar bölgesine doğru devam edecek. Bu tarihi aks, Fabrika-i İpekhane Hümayun dediğimiz Muradiye Mahallesi’nde yer alan eski ipek fabrikasında son bulacak.”

“Fabrika-i İpekhane Hümayun tarihin, kültürün ve sanatın merkezi olacak”

1924’te kurulan eski ipek fabrikası için kamulaştırma çalışmalarında sona geldiklerini belirten Başkan Aydın, “1992 yılında faaliyetlerine son vermiş olan, eski ipek fabrikasını tarih, kültür ve sanat merkezi yapacağız. Konserlerin, sergilerin, gastronomi festivallerinin yeni adresi burası olacak. Bursa’ya gelen bir turist, bu tarihi ipek yolu aksında tarihi, kültürü, sanatı, inanç turizmini ve gastronomiyi bulabilecek. 500 bin metrekarelik Hisar Bölgesi’ni kent turizmine kazandırmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi açılıyor

Başkan Aydın, Osmangazi Meydanı’nda yakın zamanda hizmete açılacak Genç Kafe içerisinde Türkiye’de ilk olacak bir kütüphaneyi de yurttaşlara kazandıracaklarının müjdesini vererek, “Genç Kafe içerisinde 600 kitaplık Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi’ni de çok yakında vatandaşlarımıza kazandırıyoruz. Gençlerimizi, ücretsiz wifi hizmeti ve çorba ikramının olacağı güzel bir mekan ile önümüzdeki günlerde buluşturacağız” dedi. Belediye Başkanı Aydın, Bursa’nın önemli değerlerinden olan Zeki Müren ve Müzeyyen Senar’ın eserlerinin yaşatılacağı müzeleri de açacaklarını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/osmangazi-belediye-baskani-erkan-aydin-turizmi-canlandiracak-projeleri-acikladi/feed/ 0
Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Osmangazi’nin projelerini paylaştı https://www.haber60.com.tr/osmangazi-belediye-baskani-erkan-aydin-osmangazinin-projelerini-paylasti/ https://www.haber60.com.tr/osmangazi-belediye-baskani-erkan-aydin-osmangazinin-projelerini-paylasti/#respond Sun, 23 Jun 2024 21:46:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35593 Osmangazi’nin tarihi ve kültürel değerlerini görüntüler eşliğinde konuk olduğu televizyon programında milyonlarca kişiye aktaran Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Osmangazi için hazırladıkları birbirinden önemli projeleri de tüm Türkiye ile paylaştı.

Sümbüllü Bahçe Konağı’nda gerçekleştirilen programa Başkan Aydın’ın yanı sıra değerli sanatçılar Nida Ateş ve Menteşeli Cengiz de katıldı. Sanat, müzik ve tarihe dair oldukça keyifli bir sohbetin gerçekleştiği programda, Osmangazi Belediyesi Halk Dansları Topluluğu üyeleri de birbirinden güzel dans gösterilerini sergiledi. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, yeni nesil belediyecilik anlayışından hareketle Osmangazi’de birbiri ardına hayata geçirecekleri tüm Türkiye ile paylaştı. Osmangazi için hazırladıkları en önemli projelerinden bir tanesinin dünyada ‘old city’ diye tabir edilen ‘eski şehri’ ortaya çıkarmak olduğunu dile getiren Başkan Aydın, ” Bursa’da turistlerin konaklama süresi maalesef 1.8 gün. Bizim bu süreyi çoğaltmamız gerekiyor. Gelen turistin konaklaması, alış veriş yapması, gezmesi, yemesi içmesi ekonomiyi de canlandırmak adına çok önemli. Bunu başarabileceğimiz nokta da Hisar bölgesi. Kaleiçi, Tahtakale Hanlar bölgesi ve Muradiye gibi tarihi noktaları içine alan Hisar bölgesini ‘eski şehir’ olarak ortaya çıkararak, buralarda turist konaklama süresini uzatma adına çalışmalar yürütüyoruz” dedi.

“İpek Yolu aksı projesine çok önem veriyoruz”

Yeni dönem için hazırladıkları ‘İpek Yolu Aksı’ projesi hakkında da bilgiler veren Başkan Aydın, “Bu proje bizim önümüzdeki dönem için en önm verdiğimiz projemiz. Stratejik planda da en önemli noktaya koyuyoruz. Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nden başlayacak olan bu aks, Bursa’nın gastronomi merkezlerinden Kayhan Çarşı üzerinden devam edecek. Kent ekonomisinin kalbinin attığı Uzun Çarşı ve Kapalı Çarşı’yı içine katacak olan tarihi aks, inanç turizmi için önemli bir noktalardan olan Ulucami ile birlikte Bursa surları içerisinde yer alan Üftade Türbesi’nin ardından Osmanlı Devleti’nin kurucuları Osman Gazi ile Orhan Gazi türbelerinin de yer aldığı yer aldığı Hisar bölgesine doğru devam edecek. Bu tarihi aks, Fabrika-i İpekhane Hümayun dediğimiz Muradiye Mahallesi’nde yer alan eski ipek fabrikasında son bulacak” diye konuştu.

“Fabrika-i İpekhane Hümayun tarihin, kültürün ve sanatın merkezi olacak”

1924 yılında kurulan eski ipek fabrikası için kamulaştırma çalışmalarında sona geldiklerini belirten Başkan Aydın, “1992 yılında faaliyetlerine son vermiş olan eski ipek fabrikasını tarih, kültür ve sanat merkezi yapacağız. Konserlerin, sergilerin, gastronomi festivallerinin yeni adresi burası olacak. Bursa’ya gelen bir turist bu tarihi ipek yolu aksında tarihi, kültürü, sanatı, inanç turizmini ve gastronomiyi bulabilecek. 500 bin metrekarelik Hisar bölgesini kent turizmine kazandırmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi açılıyor

Başkan Aydın, Osmangazi Meydanı’nda önümüzdeki günlerde hizmete açılacak olan Genç Kafe içerisinde Türkiye’de ilk olacak bir kütüphaneyi de yurttaşlara kazandıracaklarının müjdesini vererek, “Genç Kafe içerisinde 600 kitaplık Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi’ni de çok yakında vatandaşlarımıza kazandırıyoruz. Gençlerimizi, ücretsiz wifi hizmeti ve çorba ikramının olacağı güzel bir mekan ile önümüzdeki günlerde buluşturacağız” dedi. Başkan Aydın, Bursa’nın önemli değerlerinden olan Zeki Müren ve Müzeyyen Senar’ın eserlerinin yaşatılacağı birer müzeyi de Osmangazi’de açacaklarını sözlerine ekledi.

Başkan Aydın, Osmangazi Belediyesi’nin Halk Dansları Topluluğu ile birlikte Bursa’nın en sevilen halk oyunlarından Küçük Oyun (Aşağıdan)’a eşlik ederek programa renk kattı. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/osmangazi-belediye-baskani-erkan-aydin-osmangazinin-projelerini-paylasti/feed/ 0
Malatya’da tarihi evler deprem sonrası ayağa kaldırılacak https://www.haber60.com.tr/malatyada-tarihi-evler-deprem-sonrasi-ayaga-kaldirilacak/ https://www.haber60.com.tr/malatyada-tarihi-evler-deprem-sonrasi-ayaga-kaldirilacak/#respond Sun, 02 Jun 2024 21:25:24 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34466 Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde büyük hasar gören Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde tarihi Malatya evlerinin bulunduğu bölge, koruma imar planı doğrultusunda ayağa kaldırılacak.

Tarihi Malatya evleri olarak da bilinen kerpiç konakların ve tescilli yapıların yoğunlukta olduğu, bazı sinema filmlerine de ev sahipliği yapan Yeşilyurt ve Gündüzbey’in deprem sonrasında yeniden ayağa kaldırılması için çalışma yürütülüyor.

Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçit, AA muhabirine, 6 Şubat 2023 depremlerinde ilçedeki tarihi ve tescilli yapıların da zarar gördüğünü anımsattı.

Bölgenin yeniden ayağa kaldırılması için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının süreci hemen başlattığını, bir firmaya bölgenin plan ve proje işlerinin verildiğini belirten Geçit, şöyle konuştu:

“Bir ay önce o firma ekibiyle Malatya’ya geldi. Ekibin içinde tarihi yapıları restore edecek akademisyenler de var. Bizler de yine Büyükşehir Belediye Başkanımızla, teknik ekibiyle bir araya geldik. Gündüzbey ve Yeşilyurt’taki master planı üzerinde görüş alışverişinde bulunduk. Bu master planı akabinde koruma imar planı yapılacak. Onlar çalışılıyor, bu sene yıl sonuna kadar bitirmiş olacağız. Niyetimiz 2025 yılında Gündüzbey’i ve Yeşilyurt’u eski tarihi siluetine, formatına, yapısına uygun bir şekilde tekrar inşa süreçlerini başlatmak.”

Turizm merkezleri olacak

Planlarda rekreasyon çalışmalarıyla birlikte meydanları genişlettiklerini, kanaldan akan suyu meydanla buluşturacaklarını ifade eden Geçit, “İnşallah çalışma bittiğinde Yeşilyurt da Gündüzbey de Malatya’nın ve bölgenin turizm potansiyeli açısından çok önemli destinasyon noktaları olacak.” dedi.

Master planı ve koruma imar planı bittikten sonra tescilli yapıların, kamu kurumlarının inşa süreçlerinin başlayacağını dile getiren Geçit, “Vatandaşın yine tescilli bir evi varsa bunun proje bedelini ve uygulama bedelini Kültür ve Turizm Bakanlığı büyük oranda finanse ediyor. Onlar da tescilli yapıları varsa müracaat etsinler, hala süre devam ediyor. Yüzde 70’ini aşağı yukarı proje ve uygulama bedelini karşılıyor. Bu bedeller güncellenebilir, rayiç bedelleri, birim fiyatları değiştiği için bunlar güncellenebilir. Mutlaka Bakanlığımız bunu gözetecektir. Onun dışında bizler de vatandaşımıza tüm birimlerimizle danışmanlık hizmeti vermeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

Lezzet Caddesi ayağa kaldırılacak

Tarihi Malatya evlerinde depremden önce yöresel yemeklerin yapılarak yerli ve yabancı ziyaretçilere sunulduğu Lezzet Caddesi’ni yeniden ayağa kaldıracaklarını ifade eden Geçit, şunları söyledi:

“Burada 12 tane bizim (belediyenin) kendi binamız var. Lezzet Caddesi’ni tarihi yapısına uygun bir şekilde ayağa kaldıracağız. Tarihi, kültürel yapıyı ayağa kaldırırken oranın gastronomisini yani o yemek kültürünü de sunmanız gerekiyor. Bu anlamda Yeşilyurt mutfağı çok zengin bir mutfak. Gündüzbey ve Çırmıktı mutfağı özellikle hem vejetaryan hem vegan mutfak tarzı var hem de ‘fırın kültürü’ diye tabir ettiğimiz bir mutfak tarzı var. Üçünü bir arada sunma seçeneği Türkiye’nin hiçbir yerinde yok. Biz burada iddialıyız, diyoruz ki bu üçünü bir arada sunacağız ama tarihi dokuyla birlikte bir destinasyon alanı oluşturacağız. Cazibe oluşturacak bir turizm merkezi oluşturmak istiyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/malatyada-tarihi-evler-deprem-sonrasi-ayaga-kaldirilacak/feed/ 0
Beşiktaş’ta Tarihi Bina Yangında Kül Oldu https://www.haber60.com.tr/besiktasta-tarihi-bina-yanginda-kul-oldu/ https://www.haber60.com.tr/besiktasta-tarihi-bina-yanginda-kul-oldu/#respond Sat, 01 Jun 2024 22:18:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34362

BEŞİKTAŞ’ta, iki katlı tarihi bina, henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangında alev alev yandı. Çevredeki 4 binanın çatı ve duvarlarının hasar gördüğü yangında, tarihi yapı tamamen kullanılamaz hale geldi. Evde beslediği kedisinin uyandırması sayesinde yangından kurtulan Güven Akıcı’nın geçtiğimiz yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için bağımsız aday olduğu öğrenildi.

Olay, Ortaköy Mecidiye Mahallesi Büyükşekerci Sokak’ta saat 09.00’da meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, geçimini hurdacılık yaparak sağladığı öğrenilen Güven Akıcı’nın kaldığı 2 katlı tarihi binanın 2’nci katında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Evdeki hurdalık ve plastik malzemelerin de tutuşmasıyla birlikte alevler hızla büyüdü. Yangını fark eden Akıcı, can havliyle kendini dışarı attı. İstanbul’un birçok noktasında dumanı görülen yangın, kısa sürede büyüyerek, tarihi yapının çevresindeki 4 binanın çatısına sıçradı. Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri, sokakların dar olması ve gelişigüzel parklanmalar nedeniyle yangın yerine ulaşmakta zorlandı. Polis ekipleri emniyet şeridi çekerek çevrede güvenlik önlemi alırken, itfaiye ekipleri merdiven yardımıyla alevlere müdahale etti. Bir yandan yangının çıktığı binadaki alevlere müdahale eden ekipler, diğer yandan merdiven yardımıyla çevredeki binaların çatısına sıçrayan alevleri söndürmeye çalıştı. Yangın, yaklaşık 2 saat süren çalışmaların ardından tamamen söndürüldü. Yangın sonucunda, tarihi yapı tamamen kullanılamaz hale gelirken, alevlerin sıçradığı diğer binaların çatı ve duvarlarında büyük hasar oluştu. Ayrıca bir binanın da son iki katındaki pencere camları yüksek ısıya dayanamayarak patladı.

Geçtiğimiz yıl da çatısının yandığı öğrenilen tarihi yapıda soğutma çalışmaları yapan itfaiye ekipleri, yıkılma riski taşıyan duvar ve kolonları da kazma ve kürek yardımıyla yıktı. Yangında camları patlayan ve çatısı zarar gören binanın sahibi Olcay Tok, “Sabah erkenden kiracımız aradı beni, ‘Çok acil’ diye. Geldim hemen. Arka tarafta camlar, vesaire, her şey patladı. Çatımız da yandı. Bu 2’nci vukuat. Burada gerekenin yapılması lazım. Bu ahşap binalarda ne yazık ki hiçbir şey yok. Tedbir yok, yangın tüpü yok. Yani itfaiye bile giremiyor gördüğünüz gibi. Çok şükür ki, kimse yoktu binada. Sadece bir tane kiracımız vardı. Çok şükür ki, kimseye bir şey olmadı” dedi.

İBB BAŞKANLIĞI İÇİN BAĞIMSIZ ADAY OLMUŞ

Yangını son anda fark ederek kendini sokağa atan Güven Akıcı’nın, son yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için bağımsız aday olduğu ortaya çıktı. Akıcı’nın 179 oy aldığı öğrenildi.

Kendisini uyandıran kedisi sayesinde ölümden kurtulduğunu belirten Güven Akıcı, “Benim kedim var, o uyandırdı beni. Uyandırmasa ben de ölmüş olabilirdim. Hastalıktan dolayı engelli vatandaşım. Tek yaşıyorum zaten. İki gün sonra da memlekete gidecektim. Bu olay olunca da kendimi can havliyle zor attım. Kediyi de aradım ama bulamadım. Söyledim itfaiyecilere ama onlar da bulamadı. İnşallah düşündüğüm olmamıştır. Zaten kedim yanımda yatıyor, miyavlayıp üzerimi tırmalayınca ben de şaşırdım. Gözümü açtığımda alevler vardı. Can havliyle dışarı çıktım. Üstümde de bir şey yoktu, her şey kaldı evde. Önce can, sonra canan zaten. Ama şunu söyleyeyim Türkiye halkına; Önemli olan sokak hayvanlarını evimize almamız. Bakın benim başıma geldi, kedi beni uyandırmasaydı ben belki de ölmüştüm. Ne oluyorsa olsun, afet de olsa, deprem de olsa hayvanlar bunu hissediyor” diye konuştu.

BEDAVA ELEKTRİK PROJESİ VARMIŞ

Komşuları tarafından, evinde elektrikle ilgili deneyler yaptığı iddia edilen Akıcı, İBB Başkanlığı için bağımsız aday olduğunu da hatırlatarak “Projelerim vardı bir de. İstanbul halkı için elektrik projem vardı. Olsaydı bedava verecektim elektriği. Çok fazla projem de vardı” dedi.

]]> https://www.haber60.com.tr/besiktasta-tarihi-bina-yanginda-kul-oldu/feed/ 0 Edirne’deki tarihi kuleler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya https://www.haber60.com.tr/edirnedeki-tarihi-kuleler-yok-olma-tehlikesiyle-karsi-karsiya/ https://www.haber60.com.tr/edirnedeki-tarihi-kuleler-yok-olma-tehlikesiyle-karsi-karsiya/#respond Fri, 31 May 2024 21:37:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34156

EDİRNE’nin Lalapaşa ilçesine bağlı Dombay köyünde 1205 yılında Haçlıların, Balkanları terk etme sürecini başlatan savaşlarda kullanılan gözetleme ve haberleşme kuleleri kalıntıları yok olma tehlikesi yaşıyor. Bölgenin tarihsel açıdan önemine değinen Trakya Üniversitesi’nden emekli sanat tarihçisi Prof. Dr. Engin Beksaç, “Bu savaş esasında Haçlıların, Balkan macerasının bitmesi ve daha sonraki süreçte de bu toprakları terk etmek zorunda kalmalarının başlangıcı oluyor. Yani dünya tarihinin en sayılı ve ilginç savaşlarından biri olarak kayıtlara geçmiştir” dedi.

Lalapaşa’ya bağlı Dombay köyünde, Kuman ve Bulgarlardan oluşan ittifak ile Latinler arasında gerçekleşen ve Haçlıların, Balkanları terk etme sürecini başlatan savaşlarda kullanıldığı belirlenen haberleşme ve gözetleme kulelerinin kalıntıları, yok olma tehlikesi yaşıyor. Bölgenin geçmişinin Trak medeniyetine kadar dayandığını söyleyen Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanlığı’ndan emekli Prof. Dr. Engin Beksaç, bölgenin yaklaşık 3 bin yılı aşan süre boyunca insanlığa ev sahipliği yaptığını belirtti. Beksaç, unutulmaya yüz tutan kule kalıntılarıyla bölgenin hem turistik hem de tarihsel açıdan büyük önem taşıdığını ifade etti.

‘BÖLGEDE TARİHİ AÇIDAN ÖNEMLİ BİR SAVAŞ GERÇEKLEŞMİŞ’

Bölgenin Avrupa’nın tarih ve kültür mirası açısından büyük önem taşıyan yerlerinden biri olduğunu anlatan Prof. Dr. Beksaç, “Bulunduğumuz bölge Trakya’nın Edirne’nin ve hatta Avrupa’nın tarihi ve kültür mirası açısından çok önem taşıyan bölgelerinden biri. Belki de bunların başında gelen yerlerden biri. Fakat maalesef çoğu kişinin bilmediği, unutulmuşluğa terk edilmiş bir bölgede bulunuyoruz. Bölge esasında tarihi açıdan bir savaşın, önemli büyük bir savaşın olduğu yer olması bakımından değerli. Onu dışında da Trak dönemi ve daha sonraki Roma ile Bizans döneminde de önemli bir kale ve gözetleme kulesi, daha doğrusu varlığıyla da değer taşımakta. Bizim bu bölgede yapmış olduğumuz yüzey araştırmaları, çalışmalarında Trak dönemine giden, keramik buluntularına rastladık. Hemen arkasındaki arazide bol miktarda Trak dönemini gösteren çanak çömlek kırıkları çıktı. Daha erken dönemleri gösteren daha az sayıdaki örnek de vardı. Yani bu bize bölgenin yaklaşık olarak üç bin yılı aşan bir zaman boyunca insan varlığına sahip olduğunu gösterdi” diye konuştu.

‘KULELER ORTA ÇAĞ’IN SON SÜREÇLERİNDE ŞEKİLLENMİŞ’

Kulelerin Orta Çağ’ın son süreçlerini temsil ettiğini belirten Prof. Dr. Beksaç, “Ayakta duran, şu anda duvarlarını görmekte olduğumuz, gözetleme kulesi yani karakol binaları genel niteliği itibarıyla bize Orta Çağ’ın son süreçlerini gösteriyor. Yani 10’uncu ve 11’inci yüzyıl sonrasında şekillenen bir yapı var. Bizans devri yapısı olarak genellikle kayıtlara geçmiş olsa da dikkatle bakıldığı zaman bunun daha sonraki bir aşamada da elden geçmiş olabileceği yani 1284 sürecinde de şekillenmiş olabileceğini gösteren emareler mevcut. Bu esnada yani bizim yapmış olduğumuz çalışmalar bize ayrıca başka bir şey daha gösterdi. Bu kale kalıntısının altında başka bir yapı daha var. Arazinin şekillenmesine baktığımız zaman bunu görebiliyoruz. Zeminin altta ikinci bir yapının olduğu bizzat orada kazılmış olan bazı defineci çukurları vasıtasıyla da görme fırsatımız olmuştu” dedi.

‘BÖLGE KADERİNE TERK EDİLMİŞ VAZİYETTE KALDI’

Kulelerin bölgede geçmişte oluşturulan benzeri kuleler ve askeri tahkimatların parçası olduğunu söyleyen Beksaç, “Bu bölge kaderine terk edilmiş vaziyette kaldı. Fakat bölge gerçekten çok ilginç noktalardan biri, dünya tarihi kayıtlarında geçen noktalardan biri ve yabancıların maalesef ilgi gösterdiği bizim hiçbir zaman dikkate almadığımız bir başka olayın yaşandığı bir yer. Hemen arkamızda bulunan vadinin çok güçlü bir ihtimalle 13-14 Nisan 1205 tarihinde vuku bulan Bulgar Kuman Federasyonu’na karşı Latin kontlarının arasında geçen savaşın bir merkezi olduğunu gösteriyor. Savaşa katılmış olan Latinlerin kayıtları zaten burada savaşı bize anlatan tek kaynak. Esas savaşın çıkış nedeni, Edirne’deki Bizanslı tebanın Haçlılara karşı ayaklanmasıdır, Latinlere karşı ayaklanmasıdır. Bunu bastırmak için Edirne’yi kuşatan Latin kontları baskısı karşısında halk Bulgarlardan yardım istiyor. Ortodoks olmaları nedeniyle Bulgar Çarlığı’ndan yardım istiyorlar ve Bulgar Çarlığı da yardıma geliyor. Yanlarında da müttefik olarak Kumanlar ve Kıpçaklar var” ifadelerini kullandı.

‘DÜNYA TARİHİNİN SAYILI İLGİNÇ SAVAŞLARINDAN BİRİ’

Prof. Dr. Engin Beksaç Beksaç, bölgede yaşanan savaşın Haçlıların, Balkan macerasının bitmesiyle sonuçlandığını belirterek, “Bu savaş esasında Haçlıların, Balkan macerasının bitmesi. Daha sonraki süreçte de bütün bu toprakları terk etmek zorunda kalmalarının başlangıcı oluyor. Dünya tarihinin en sayılı ve ilginç savaşlarından biri olarak kayıtlara geçmiştir. Ama maalesef diğer Edirne Savaşları gibi bu savaş da unutulmaya mahkum kalmıştır. Hem tarihsel açıdan önemli hem turistik açıdan önemli bir olayla karşı karşıyayız ve terk edilmiş olan kale de aynı vaziyette. Yani bu bakımdan bölgenin çok büyük değeri var” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/edirnedeki-tarihi-kuleler-yok-olma-tehlikesiyle-karsi-karsiya/feed/ 0
Bursa Büyükşehir Belediyesi Kahve Sohbetleri Gecesi Düzenledi https://www.haber60.com.tr/bursa-buyuksehir-belediyesi-kahve-sohbetleri-gecesi-duzenledi/ https://www.haber60.com.tr/bursa-buyuksehir-belediyesi-kahve-sohbetleri-gecesi-duzenledi/#respond Mon, 27 May 2024 02:09:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33317 Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen ‘Kahve sohbetleri gecesi’, vatandaşlara 6 asırlık İpek Han’ın tarihi atmosferinde kahvelerini yudumlayarak keyifli bir akşam geçirme imkanı verdi. Eşi Seden Bozbey’le birlikte kahve sohbetlerine katılan Başkan Mustafa Bozbey, “Kahve bir bahane. Asıl olan gönül sohbetlerimiz” dedi.

Bursa’yı gastronomi turizminde de öne çıkarmak amacıyla Türk Mutfağı Haftası’nda birbirinden farklı etkinlikler düzenleyen Büyükşehir Belediyesi, tarihin dokusunu kahvenin lezzetiyle buluşturdu. 15’inci yüzyılda Hacı İvaz Paşa tarafından yaptırılan İpek Han’ın önündeki yeni meydan, Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl 3’üncüsünü düzenlediği ‘Kahve sohbetleri gecesi’ne ev sahipliği yaptı. Büyükşehir Belediyesi turist rehberlerinin anlattığı Tarihi Hanlar Bölgesi’nin hikayelerini keyifle dinleyen Bursalılar, hikayeler arasından sorulan sorulara doğru cevap vererek hediyeler de kazandı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de kahve sohbetlerine eşi Seden Bozbey ile birlikte katıldı. Programa, Başkan Mustafa Bozbey’in yanı sıra Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer, Dış İlişkiler Daire Başkanı Pınar Işıkyıldız, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

“Tarihe keyifli bir yolculuk yapacağız”

Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, ‘gönül ne kahve ister, ne kahvehane. Gönül sohbet ister, kahve bahane’ sözüyle konuşmasına başladı. Tarihin esintisiyle kahvenin lezzetini Kahve sohbetleri gecesi’nde buluşturduklarını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, 40 yıl hatırlı kahvelerin mekanında buluştuklarını hatırlattı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren 700 yıllık Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin Osmanlı’nın ilk çarşılarından olduğunu belirten Başkan Bozbey, “Hanlar Bölgesi bugün de sosyal hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Tarih boyunca farklı kültürlere ve sosyal yaşantıya sahip insanların sohbet ettiği, dertlerini paylaştığı, gazete okuduğu, tavla oynadığı bu bölgede kahve vazgeçilmez bir simgedir. Kahve, Osmanlı’dan günümüze uzanan tamamlanan işlerin yorgunluğunu attığımız, bayramların, kız isteme merasimlerinin, mutlu anların keyfini paylaştığımız kültürümüzün önemli bir parçasıdır. Bu gece kahvelerimizi yudumlarken hem kültürel mirasımızı yaşatacak hem de güzel sohbetler eşliğinde keyifli anlar geçireceğiz. Kahve kültürünün farklı yönlerini tanıyacak, geleneksel tatlarımızı yeniden keşfedecek, tarihe keyifli bir yolculuk yapacağız. Kahve bir bahane. Asıl olan gönül sohbetlerimiz. Geleneklerimizin ve kültürümüzün yaşatılmasıdır. Herkese afiyet olsun. Emeği geçenleri kutluyorum” dedi.

Vali Yardımcısı Rıza Gençoğlu, Türk Mutfağı Haftası’nın tüm Türkiye’de olduğu gibi Bursa’da keyifli programlarla kutlandığını dile getirdi.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil Özer, Türkiye’nin en lezzetli haftası olan Türk Mutfağı Haftası’nı dolu dolu programla geçirdiklerini söyledi. Gastronominin artık turizm ve kültürün tanıtılmasında önemli bir etken olduğunu anlatan Özer, Türk kahvesinin sadece bir içecek değil kültür olduğunu belirterek, bu değeri tanıtmanın önemine vurgu yaptı.

Konuşmaların ardından konuklara kahve ikramında bulunuldu. Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin büyüleyici atmosferinde kahvelerini yudumlayan vatandaşlar, tarihi bölgede huzur dolu bir akşam geçirdi. Bursalılarla birlikte kahvesini yudumlayan Başkan Bozbey, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çekildi.

Program, Kahve eksperi ve barista eğitmeni Mehmet Koray Eroğlu’nun ‘Gelenekten geleceğe kahve kültürü söyleşisi’ ve kahve sunumuyla devam etti. Hacivat ve Karagöz gösterisinin ardından Orkestra Şube Müdürlüğü Türk Halk ve Türk Sanat Müziği Bölümü sanatçılarının konser verdiği gecede, Bursalılar Türk kahvesi eşliğinde keyifli saatler yaşadı. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursa-buyuksehir-belediyesi-kahve-sohbetleri-gecesi-duzenledi/feed/ 0
Kuşadası’nda Yeni Müzeler Yolda https://www.haber60.com.tr/kusadasinda-yeni-muzeler-yolda/ https://www.haber60.com.tr/kusadasinda-yeni-muzeler-yolda/#respond Mon, 20 May 2024 22:54:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32576 (AYDIN)- Belediye Başkanı Ömer Günel’in ‘Müzeler Kenti’ projesi kapsamında, Kuşadası’nda son dönemde art arda önemli adımlar atıldı. Necati Korkmaz Mikrominyatür Sergi Alanı, Mineral ve Fosil Müzesi, Rosemary Anı Evi ve Türk Kahvesi Evi ile Porselen Bebek Müzesi’ne ev sahipliği yapan ilçede, müze sayısı kısa sürede 7’ye yükselecek.

Kentin simgeleri Güvercinada Kalesi’nde Deniz Ticaret Tarihi Müzesi, Kervansaray’da ise Sikke ve Arkeoloji Müzesi kurmak için gerekli kararları alarak Türkiye’nin önemli koleksiyoncularıyla iş birliği protokolleri imzalayan Kuşadası Belediyesi, Yıldırım Caddesi’ne ise Fosil ve Mineral Müzesi’nin ardından bir de etnografya müzesi kazandırmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Milimetrik eserler hayranlık uyandırıyor

Dünyanın sayılı mikro minyatür sanatçılarından olan Necati Korkmaz’ın mikroskop ve büyüteçler aracılığıyla görülebilen milimetrik boyutlardaki eserlerinin sergilendiği Kuşadası Belediyesi Necati Korkmaz Mikro Minyatür Sanat Merkezi ve Sergi Alanı, her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.

Belediye tarafından Tarihi Kale Kapısı’nın üstünde kente kazandırılan merkez, kruvaziyer gemileriyle gelen turistler başta olmak üzere vatandaşların büyük ilgisi ile karşılaşıyor. 2019’da Tarihi Kentler Birliği (TKB) tarafından düzenlenen Müze Özendirme Yarışması’nda “Sanat ve Edebiyat Müzeleri” kategorisinde ödüle layık görülen Necati Korkmaz Mikro Minyatür Sanat Merkezi ve Sergi Alanı, ev sahipliği yaptığı eserler ile dikkat çekmeyi sürdürüyor. Sergilenen eserler arasında dünyanın en küçük Kur’an-ı Kerim’i, toplu iğne başına yapılmış dünyanın en küçük satranç takımı, saç telinin üzerine yapılmış yürüyen cambaz, içerisinde Türk klasik hat sanatının örneklerinin bulunduğu dünyanın en küçük hat katalogu gibi birbirinden ilginç 42 eser bulunuyor.

Fosil ve mineral müzesi ile geçmişe yolculuk

Kentin tarihi bölgelerinden olan Yıldırım Caddesi’nde bulunan iki katlı tescilli binanın Kuşadası Belediyesi ve Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) iş birliğinde restore edilmesiyle açılan Mineral ve Fosil Müzesi, zengin bir doğa tarihi koleksiyonu barındırıyor. Müzede tarih öncesi dönemden kalma mamut dişi fosili, kömürleşmiş denizlalesi fosili, taşlaşmış kalamar fosili gibi ilginç örneklerin yanı sıra yakut, elmas, altın, ametist ve kuvars gibi kıymetli ve yarı kıymetli mineraller de sergileniyor.

TKB tarafından düzenlenen Müze Özendirme Yarışması’nda, Doğa Tarihi Müzeleri kategorisinde ödüle layık görülen Mineral ve Fosil Müzesi, Türkiye’nin ve dünyanın farklı bölgelerine ve zaman dilimlerine ait birbirinden ilginç fosil ve mineral örnekleriyle ziyaretçilerini geçmişte yolculuğa çağırıyor.

Porselen Bebek Müzesi, büyük ilgi görüyor

‘Müzeler Kenti’ projesi kapsamında geçen yıl Tarihi Kervansaray’da Belediyenin kurduğu Porselen Bebek Müzesi’nde, koleksiyoncular Meral ve Öğül Orhan tarafından 40 yılda toplanan ve 290 parçadan oluşan Alman ve Fransız üretimi porselen bebekler sergileniyor. Daha çok 1800 ile 1900 yılları arasında üretilen ve farklı boyutlarda olan porselen bebekler özellikle camdan olan renkli gözleri, saçları ve o dönemin modasına uygun kıyafetleriyle ziyaretçilerin beğenisini kazanıyor.

Rosemary Anı Evi ve Türk Kahvesi Evi

Marina mevkiinde ziyarete açılan Rosemary Anı Evi’nde, Kuşadası’nda 1965-1978 yıllarındada yaşayan ve kentin doğal güzelliklerini koruyarak tüm dünyaya tanıtmak için uzun yıllar emek veren Rosemary Baldwin’in günlük hayatında kullandığı eşyalar sergileniyor. Aynı alanda bulunan Haluk Perk Kahve Evi ise ziyaretçilerini, yaklaşık 600 yıllık bir geçmişe sahip olan Türk kahvesinin tarihinde yolculuğa çıkarıyor. Haluk Perk Kahve Evi’nde Türk kahvesinin hazırlanmasında ve ikram edilmesinde kullanılan geleneksel eşyalar yer alıyor.

Türkiye’nin ilk Deniz Ticaret Tarihi Müzesi

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Güvercinada Kalesi, Türkiye’nin ilk deniz ticaret tarihi müzesine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Başkan Ömer Günel ile koleksiyoner Haluk Perk arasında imzalanan protokolle denizcilikle ilgili çeşitli objeler, deniz ticaretinin tarihsel gelişiminde kullanılan ticari eşyalar, balıkçılık aletleri ile sikke, mühür ve biletlerden oluşan bir tarihi eser topluluğu, Deniz Ticaret Tarihi Müzesi’nde ziyaretçilerin ilgi ve beğenisine sunulacak.

4 asırlık kervansaray tarihe ışık tutacak

İlçenin bir diğer önemli simgesi, kent merkezindeki 400 yüzyıllık Kervansaray ise Porselen Bebek Müzesi’nin ardından, hazırlıkları süren Sikke ve Arkeoloji Müzesi’nin de adresi olacak. Sikke ve Arkeoloji Müzesi için Başkan Ömer Günel ile koleksiyoncu Zeki Karaoğlu arasında iş birliği protokolü imzalandı. Protokol ile Zeki Karaoğlu’nun kişisel koleksiyonunda yer alan çeşitli arkeolojik eserler ve sikkelerden oluşan zengin bir tarihi eser topluluğu, Sikke ve Arkeoloji Müzesi’nde sergilenecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kusadasinda-yeni-muzeler-yolda/feed/ 0
Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, Projeleri Meclis Üyelerine Anlattı https://www.haber60.com.tr/melikgazi-belediye-baskani-doc-dr-mustafa-palancioglu-projeleri-meclis-uyelerine-anlatti/ https://www.haber60.com.tr/melikgazi-belediye-baskani-doc-dr-mustafa-palancioglu-projeleri-meclis-uyelerine-anlatti/#respond Fri, 17 May 2024 22:06:29 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32220 Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu; yapımı tamamlanan ve devam eden projelerini Melikgazi Belediyesi meclis üyelerine teknik gezi düzenleyerek anlattı.

5 yıl içerisinde Melikgazi’ye rekor hizmetler kazandıran Başkan Palancıoğlu; Yıldırım Beyazıt, Battalgazi, Kazım Karabekir Mahallelerindeki kentsel dönüşüm çalışmalarını, Tarihi Gön Han ve Köşk Medrese restorasyon çalışmalarını, Türkiye’de ilk olan projesi Çarşı Melikgazi’de tamamlanan ve devam eden çalışmalarını Melikgazi Belediyesi meclis üyelerine anlattı. Projelerde gelinen son aşama hakkında bilgi veren Başkan Palancıoğlu beraberindeki meclis üyelerinin projeler hakkındaki görüş ve önerilerini değerlendirdi. Melikgazi’de birçok mahallede kentsel dönüşüm çalışmaları ile ilçenin yüzünü değiştiren Başkan Palancıoğlu, kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında meclis üyelerine bilgi vererek şunları söyledi;

“Türkiye’ye örnek olan kentsel dönüşüm çalışmalarımızla Melikgazi’mizin imajını yenilemeye devam ediyoruz. Kazım Karabekir Mahallesi, Battalgazi Mahallesi ve Yıldırım Beyazıt Mahallelerimizde Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında çalışmalarımız devam ediyor. Şehir merkezine yakın, depreme dayanıklı konutlarımızın yapımları hızla ilerliyor. Kentsel dönüşümle depreme dayanıksız, alt yapı sorunları olan yapıları dönüştürerek konforlu, sağlıklı ve yaşanabilir konutlar haline getiriyoruz. Kentsel dönüşüm çalışmalarımızla vatandaşlarımızın yüzünü güldürmeye devam ediyoruz.”

Tarihi eserlere sahip çıkmaya ve gereken değeri vermeye özen gösterdiklerini belirten Başkan Palancıoğlu, meclis üyelerine Tarihi Gön Han ve Köşk Medrese’de yaptıkları restorasyon çalışmaları ile ilgili görsel brifing gerçekleştirdi. Melikgazi’nin tarihine ışık tutacak eserleri restore ederek gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan Başkan Palancıoğlu, “Melikgazi Belediyesi olarak tarihi eserlerimize sahip çıkmaya devam ediyoruz. Şehrin merkezinde yer alan 520 yıllık Tarihi Gön Han ile 7 asra tanıklık etmiş Tarihi Köşk Medresemizi restore ederek şehrimize kazandırıyoruz. Bizi en çok heyecanlandıran çalışmalarımızdan diyebilirim. Kayseri’mize yakın zamanda kazandıracağımız, buram buram tarih kokan, görkemiyle göz dolduran Gön Han ve Köşk Medrese’miz yakında hemşehrilerimizin ziyaretine açılacak” dedi. Melikgazi’de geçmişe yakından baktıracak restorasyon çalışmalarının yanı sıra geleceğe yatırım yapan yenilikçi projelerinden Çarşı Melikgazi’yi de meclis üyelerine anlatan Başkan Palancıoğlu, Çarşı Melikgazi çalışmalarında sona gelindiğini belirterek sözlerine şu şekilde devam etti;

“Çarşı Melikgazi Kayseri’mizin yeni sembol değerlerinden biri olacak. Projemizin örnekleri Avrupa’da bulunuyor; ülkemizde ilk olacak inşallah. Çarşı Melikgazi’miz 7 gün boyunca açık olacak. İçerisinde meyve sebze, et balık ürünleri, baharatçısı, kitapçısı, çiçekçisi, kreşi, kafeteryası ve Kayseri yemeklerinin sunulacağı Sofra Melikgazi’nin yer alacak. Ayrıca burada çeşitli sanatsal etkinlikler de düzenlenebilecek. Şehrimizin gözde mekanlarından biri olacak. İlçemize rekor hizmetlerimizi kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. İnşallah birçok yeni projemizi de hayata geçirecek, Melikgazi’mize hizmet etmeye devam edeceğiz. Çarşı Melikgazi yakında hizmete açılacak ve vatandaşlarımızla buluşacak.”

Meclis üyeleri ile yapımı devam eden ve tamamlanan projeleri yerinde inceleyen Başkan Palancıoğlu, meclis üyeleri ile birlikte istişarede bulunduğunu, ortak akılla ortaya çıkan projelerin değerlendirmesini yaptıklarını belirterek meclis üyelerine çalışmaları ve katkılarından dolayı teşekkür etti. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/melikgazi-belediye-baskani-doc-dr-mustafa-palancioglu-projeleri-meclis-uyelerine-anlatti/feed/ 0
İsfahan’daki tarihi binalar zemin çökmesi tehdidiyle karşı karşıya https://www.haber60.com.tr/isfahandaki-tarihi-binalar-zemin-cokmesi-tehdidiyle-karsi-karsiya/ https://www.haber60.com.tr/isfahandaki-tarihi-binalar-zemin-cokmesi-tehdidiyle-karsi-karsiya/#respond Fri, 17 May 2024 21:30:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32196 İran’da Selçuklu ve Safevi gibi devletlere başkentlik yapan ve tarihi dokusu, mimari yapıları ve sanatsal mirasıyla öne çıkan İsfahan kentinde, Mescid-i Cuma ve Mescid-i Şah gibi Dünya Mirası Listesi’ndeki tarihi binalar kuraklık ve kötü su yönetiminden kaynaklanan zemin çökmesi nedeniyle zarar görmüş durumda.

Tarihe yön vermiş büyük devletlere başkentlik eden İsfahan, yüzlerce yıllık birçok tarihi esere ev sahipliği yapıyor.

Zengin bir tarihe sahip olan İsfahan, bir zamanlar İran’da uluslararası ticaret ve diplomasinin kavşak noktası iken, bugün tarihi dokusu, mimari yapıları ve sanatsal mirası sebebiyle yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği İran kentlerinin başında geliyor.

Dünyanın en büyük meydanlarından biri olan Nakş-ı Cihan Meydanı, Mescid-i Şah, Mescid-i Cuma, Ali Kapu Sarayı, Si o Se Pol, Şeyh Lütfullah Camisi, Çehel Sütun gibi ülkede İslam dönemi mimarisini yansıtan şaheserlere ev sahipliği yapan İsfahan’daki tarihi mekanlar son yıllarda kuraklıktan kaynaklanan ve kenti besleyen Zayende Nehri’nde yeterli su olmaması nedeniyle zemin çökmesi tehdidiyle karşı karşıya.

Aslında İsfahan’da uzun yıllardır devam eden zemin çökmesi sorunu, son yıllarda tekrarlayan kuraklıklar ve yeraltı suyu ve nehirlerinin tarım ve sanayi tarafından kullanılmasıyla daha da kötüleşti.

Şehre özgün bir güzellik katan ve “hayat veren nehir” anlamına gelen Zayende Nehri’nin Çeharmahal Bahtiyari eyaletindeki Zagros Dağları’ndan gelen suları yılın büyük bir bölümünde su yetersizliği nedeniyle başka bölgelere yönlendiriliyor.

Uzmanlara göre, kuraklıktan ve kötü su yönetiminden kaynaklanan bu durum nedeniyle kenti besleyen nehrin kuru kalması ve yer altı sularının azalması kentte zemin çökmesine yol açıyor.

AA ekibi Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi mekanlardaki hasarları görüntüledi.

Yüzlerce yıllık tarihi mekanlar dahil olmak üzere İsfahan’ın pek çok tarihi eserinde şehrin yüzeyinin hafif çökmesi nedeniyle yıkım tehlikesinin işaretleri görülüyor.

İkonik mavi çini ve mozaikleri, göz alıcı işlemeleri ve devasa yapısıyla adeta ihtişamlı bir anıt görüntüsü oluşturan 17. yüzyılda inşa edilen Mescid-i Şah’ta bazı noktalarda derin çatlakların yanı sıra, caminin yüksek kubbelerini destekleyen taş sütunların bozulmakta olduğu da dikkatleri çekiyor.

Büyük Selçuklu Devleti’nin başkenti İsfahan’da inşa ettiği Cuma Cami olarak da bilinen Ulu Cami’de de benzer çatlakların oluştuğu göze çarpıyor.

Uluslararası tedbir alınmazsa zemin çökmesi sorunu tüm bölgeyi kapsayabilir

Konuyla ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan İran Kültürel Miras, Turizm ve El Sanatları Bakanlığı Tarihi Binalar, Dokular ve Alanların Korunması ve Restorasyonu Dairesi Genel Müdürü Fatma Daveri, sorunun temel kaynağının dünya genelinde hakim olan iklim değişikliği olduğunu ve su yönetiminin de bunda etkili olduğunu söyledi.

Sorunun küresel olduğuna işaret eden Daveri, “Bu mesele, kapsamının genişliği nedeniyle bölgesel tedbirler yerine uluslararası toplumun el ele verip çözmesi gereken bir meseledir. dedi.

Zemin çökmesi sorununun yalnızca İran’da olmadığını ve bölge genelinde de görüldüğünü aktaran Daveri, “Zemin çökmesi daha fazla şiddetlenmeden temelden bu sorunun çözülmesi gerekir. Mevcut şartlar göz önünde bulundurulduğunda bölgesel düzeyde bu şekilde devam etmemiz halinde zemin çökmesi sorunu tüm bölgeyi kapsayacak şekilde genişleyecektir.” diye konuştu.

Zemin çökmesine karşı tarihi mekanların dayanıklılığının artırılması gerektiğini belirten Fatma Daveri, bu konuda hükümetin hem güçlendirme hem de restorasyon çalışmaları hazırladığını dile getirdi.

Sorunun kaynağı kötü yönetim

Konuyu İranlı Öğrenciler Haber Ajansına (ISNA) değerlendiren Coğrafya Araştırmacısı Prof. Dr. İran Gazi ise meselenin temelinin kuraklık değil, kenti besleyen su kaynaklarının kötü yönetilmesinden kaynaklandığını belirtti.

Sürekli olarak yağış istatistiklerini gözlemlediğini aktaran Gazi, “Zayende Nehri’nin kaynağı olan İsfahan’ın batısındaki dağları biliyorum. Dolayısıyla su sıkıntısı olmuyor ve sorun kötüye kullanım oluyor.” ifadelerini kullandı.

Tarihsel olarak, İsfahan’ın kimliğinin Zayende Nehri ile yakından ilişkili olduğuna ve nehri kurutmanın etkisinin İsfahan halkının halet-i ruhiyesine yansıdığını söyleyen Gazi, “Nehre biraz su ve malzeme girdiğinde insanların ruh halinin ne kadar değiştiğini fark etmişsinizdir. Birçoğu apartman adı verilen kafeslerde yaşayan bu insanlar, birkaç gün bu kafeslerden çıkıp suya sığınıyorlar.” diye konuştu.

Yaklaşık on yıl önceki gözlemlerini anlatan Gazi, Pol-i-Kale’den baraj alanına doğru yürüdüğünü ve sulama amacıyla yüksek rakımlara su çeken 600’den fazla büyük pompaya tanık olduğunu anlattı.

Prof. Dr. İran Gazi, “Suyun nereye gittiğini sorduğumda yüksek arazide yeni kurulan bahçelerin sulanmasında kullanıldığı söylendi. Çevreye, insanlara, nehir aşağısındaki sulak alana ne olacağını sorguladım ancak hiçbir cevap alamadım.” dedi.

Tarihi yeraltı su seviyeleri hakkında bilgi veren Gazi, kurak bölgelerden birindeki yeraltı suyunun eskiden 20 metre yükseklikte erişilebilir olduğunu şu anda ise suyun ancak 300 metre derinlikte erişilebildiğine dikkati çekti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/isfahandaki-tarihi-binalar-zemin-cokmesi-tehdidiyle-karsi-karsiya/feed/ 0
KAAN Projesi İkinci Uçuşunu Başarıyla Gerçekleştirdi https://www.haber60.com.tr/kaan-projesi-ikinci-ucusunu-basariyla-gerceklestirdi/ https://www.haber60.com.tr/kaan-projesi-ikinci-ucusunu-basariyla-gerceklestirdi/#respond Mon, 06 May 2024 22:48:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30583 Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından Hava Kuvvetleri Komutanlığının muharip uçak ihtiyacını karşılamak amacıyla başlatılan ve Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen milli muharip uçak KAAN projesi kapsamında, ikinci uçuş başarıyla gerçekleştirildi.

SSB’den yapılan açıklamaya göre, ikinci uçuşunu bugün gerçekleştiren KAAN, 14 dakika havada kalarak, 10 bin feet irtifa ve 230 knot hıza ulaşmayı başardı.

Savunma Sanayii Başkanı Başkanı Haluk Görgün, KAAN’ın gerçekleştirdiği ikinci uçuş sonrası test pilotları ve proje ekibi ile bir araya geldi.

Görgün, tarihi bir an daha yaşandığını belirterek, buna hep birlikte şahitlik edebildikleri için şükran duyduğunu dile getirdi.

Heyecanlı, aynı zamanda gururlu olduklarını aktaran Görgün, “Türk havacılık tarihinin, Türk savunma tarihinin önemli günlerinden bir tanesine daha şahitlik ettik. İnsanlı savaş uçağımız bugün ikinci uçuşunu yaptı. İlk uçuşunu 21 Şubat’ta tamamlamıştı. Planlandığı şekilde ilk uçuşu başarıyla gerçekleştirmişti. Bugün yine o ilk uçuş sonrası elde edilen veriler değerlendirildikten, analiz edildikten sonra ikinci uçuş hazırlıkları tamamlandı ve bu sabah da ikinci uçuşumuzu gerçekleştirdik.” ifadelerini kullandı.

Görgün, ikinci uçuşun da ilk uçuş gibi çok başarılı olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Bu uçuşta da alınan veriler tüm ekip tarafından değerlendirilecek ve sonraki uçuşlar için hazırlıklar devam edecek. Hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Emeği geçen tüm çalışanlarımıza mühendislerimize, pilotlarımıza, test pilotlarımıza teşekkür ediyoruz, milletimize hayırlı uğurlu olsun. Tabii herkes inanılmaz bir heyecan içindeydi, sabahın ilk saatlerinde itibaren bu uçuşun gerçekleşmesi için herkes bir taraftan dua ediyor, bir taraftan umutla o ilk kalkışı ve inişi bekliyordu. Çok şükür güzel bir atmosfer vardı, tüm çalışanlar tüm emek verenler burada olmaya gayret gösterdiler, hep beraber bu anı yaşadık, hayırlı, uğurlu olsun diyorum.”

KAAN, yeni boyalı haliyle ilk uçuşunu yaptı

Yüksek manevra, düşük radar görünürlüğü, geliştirilmeye açık aviyonik mimari, artırılmış durumsal farkındalık, hassas hedefleme, birlikte çalışabilme gibi 5. nesil savaş uçaklarında olan bütün kabiliyetlere sahip olan KAAN’ın üretim faaliyetlerine Mart 2022’de başlandı.

Mayıs-Kasım 2022 tarihlerinde komponent montajları tamamlanarak, Kasım 2022’de son montaj hattı devreye alındı. Aralık 2022 ve Ocak 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen yoğun sistem testlerinin devamında, 10 Şubat 2023 tarihinde planlanandan önce hangardan çıkış gerçekleştirilirken, 12 Şubat 2023 tarihinde ilk motor çalıştırma faaliyeti icra edildi. 17 Mart 2023 tarihinde ise ilk yavaş taksi testleri başarı ile tamamlandı. İlk uçuşa kadar olan dönemde ilk uçuş için gerekli güçlendirme faaliyetleri yürütüldü ve uçuş öncesi testler tamamlandı. Milli muharip uçak KAAN, ilk uçuşunu 21 Şubat 2024 tarihinde gerçekleştirdi.

Eş zamanlı olarak Hava Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilecek konfigürasyon için hava aracı ve sistem gereksinimleri tanımlandı, hava ve sistem fonksiyonları belirlendi ve ön tasarım fazı tamamlandı.

Yeni boyalı haliyle ilk uçuşunu yapan KAAN’ın teknik özellikleri arasında şunlar yer alıyor:

“Maksimum seyir hızı: 1,8 Mach. İrtifa tavanı: 55 bin ft. Güç limitleri : +9g/-3,5g. Dahili silah yuvası. Süperseyir kabiliyeti. Düşük radar izi. Çoklu görev profili. Hava-hava kabiliyeti Hava-kara kabiliyeti.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kaan-projesi-ikinci-ucusunu-basariyla-gerceklestirdi/feed/ 0
İBB, Gençlerle Buluşma Projesi Gezi İstanbul’u Devam Ettiriyor https://www.haber60.com.tr/ibb-genclerle-bulusma-projesi-gezi-istanbulu-devam-ettiriyor/ https://www.haber60.com.tr/ibb-genclerle-bulusma-projesi-gezi-istanbulu-devam-ettiriyor/#respond Fri, 26 Apr 2024 23:27:31 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29549 İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), İstanbul’un tarihi ve kültürel miras alanlarını gençlerle buluşturduğu Gezi İstanbul projesine bu yıl da devam ediyor. Rotası ve içeriği zenginleşen proje ile bu yıl 7 farklı temada geziler gerçekleşecek. Geçtiğimiz yıl yoğun ilgi gören gezi programlarına 18 – 29 yaş arası gençler katılabiliyor.

İBB Gençlik ve Spor Müdürlüğü’nce ilk kez Adım Adım Tarihi Yarımada ismiyle 2022 yılında başlatılan; geçtiğimiz yıl da Gezi İstanbul olarak kent geneline yayılan proje gençlerden gelen yoğun ilgi üzerine bu yıl da devam edecek. Gezi İstanbul kapsamında İstanbul’un kadim tarihi ve kültürel miras alanları yıl boyu gerçekleştirilecek olan tematik gezilerle İstanbullu gençlere tanıtılacak. “Bir bilenle gez” mottosuyla gerçekleştirilecek gezilere akademisyenler ve alanında uzman isimler rehberlik edecek.

GEZİLER 7 FARKLI KATEGORİDE OLACAK”

Mayıs ayının ilk haftasından yıl sonuna kadar devam edecek proje kapsamında; kültür tarihi gezileri, mimarlık tarihi gezileri, monografik semt gezileri, arkeolojik alan gezileri, müze gezileri ve doğa gezileri düzenlenecek. Bu kategorilerin yanında bu yıl ilk kez gastronomi gezileri de gerçekleştirilecek.

“HER GEZİ UNUTULMAZ BİR DENEYİM SUNUYOR”

Her kategorinin kendisine özel temaları ve rotası olacak. Atatürk’ün Beyoğlu anıları, İstanbul’un tılsımları, tarihi olaylara tanıklık eden meydanlar, mekanları ve olaylarıyla İstanbul’un kurtuluşu gibi temalar kültür tarihi gezileri içinde yer alacak. Mimarlık tarihi kategorisi içinde ise Sinan yapıları; sultan külliyeleri, İstanbul’un tarihi su yolları, kemerleri ve bentleri, Kapalıçarşı; hanlar, hamamlar, kapanlar; yeraltındaki İstanbul; sarnıçlar, mahzenler, dehlizler; imparatorlukların kalbine yolculuk gibi birçok gezi teması yer alacak.

BU YIL YENİ ROTALAR EKLENDİ”

Projeye katılan gençleri müze gezilerinde ise Arkeoloji Müzeleri, Yerebatan Sarnıcı, Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı ve Harbiye Askeri Müzesi bekliyor olacak. Projenin arkeolojik alan gezileri kategorisinde ise bu yıl Bukoleon Sarayı, Polyeuktos Sarayı ve Haydarpaşa arkeolojik kazı alanlarında sürdürülen çalışmalar ve şimdiye kadar ulaşılan buluntular tanıtılacak.

GASTRONOMİ KATEGORİSİNDE İSTANBUL’UN SOKAK LEZZETLERİ KEŞFEDİLECEK”

Doğa gezileri kategorisinde ise Riva kuş gözlem gezisi ve mantarların gizemli dünyasına yolculuk temalı geziler yapılacak. Projeye bu yıl ilk kez dahil edilen gastronomi kategorisinde ise gençler İstanbul’un sokak lezzetlerini, İstanbul mutfağının kültürel katmanlarını, meşhur esnaf lokantalarını ve ünlü yemek reçetelerini keşfedecek.

BAŞVURULAR BAŞLADI”

Gezi İstanbul projesine, İstanbul’da ikamet eden ya da eğitim için şehir dışından İstanbul’a gelen 18 – 29 yaş arasındaki Müze Kart sahibi olan gençler kayıt olabilecek. Gezilere başvurular İstanbul Senin uygulamasından ve https://forms.ibb.gov.tr/genclikspor/gezi-istanbul/ formu aracılığı ile online olarak yapılacak. Aylık periyodlarla ilan edilecek gezi programına alınan katılım başvuruları, kontenjan dolduktan sonra sona erecek.

Gezi İstanbul Mayıs Ayı Programı:

2 Mayıs Perşembe/ Saat: 10: 00-17: 00

Monografik Semt Gezileri/ Fener-Balat

Rehber: Sanat Tarihçisi Lalehan UTKAN

9 Mayıs Perşembe / Saat: 10: 00-16: 00

Müzede Bir Gün/ Dolmabahçe Sarayı

Rehber: Doç. Dr. Deniz ESEMENLİ

16 Mayıs Perşembe/ Saat: 09: 00-18: 00

Taksim & Kırkçeşme Suyolu’nun İzinde Kemerler ve Bentler

Rehber: Kültür Tarihçisi Oktay TÜRKOĞLU

23 Mayıs Perşembe/ 10: 00-16: 00

Monografik Semt Gezileri/ Maziden Atiye & Kuzguncuk

Rehber: Uzman Rehber Egemen DEMİRCİOĞLU

28 Mayıs Salı/ 09: 00-18: 00

Prens Adaları/ Büyükada 1

Rehber: Uzman Rehber Hüseyin Avni ÖZKAN

]]>
https://www.haber60.com.tr/ibb-genclerle-bulusma-projesi-gezi-istanbulu-devam-ettiriyor/feed/ 0
2600 yıllık tarihi Gölyazı’da sezon açıldı https://www.haber60.com.tr/2600-yillik-tarihi-golyazida-sezon-acildi/ https://www.haber60.com.tr/2600-yillik-tarihi-golyazida-sezon-acildi/#respond Mon, 22 Apr 2024 08:42:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28763 2600 yıllık tarihi Gölyazı’da sezon açıldı

Tarihi ve doğasıyla ünlenen Gölyazı turistleri bekliyor

BURSA – Bursa’nın en zengin antik yerleşim yerlerinden biri olan Gözyazı, hava sıcaklıklarının artmasıyla sezonu açtı. Tarihin yanı sıra doğal güzellikleriyle de yerli ve yabancı turistlerin 12 ay boyunca ziyaret ettiği Gölyazı’nın vazgeçilmesi arasında olan tekne turları da start aldı.

Tarihi 2600 yıl öncesine dayanan Nilüfer ilçesine bağlı Gölyazı Mahallesi, hava sıcaklıklarının artmasıyla sezonu açtı. Avrupa’nın en güzel yerleri arasında gösterilen Gölyazı, tarihi ve doğası ile yerli ve yabancıların ilgi odağı oluyor. Roma çağında gelişen Gölyazı, Bizans döneminde ise daha çok dini içerikli eserler kazandı. Bol miktarda Bizans imparatorluk sikkeleri de bulunan Gölyazı, 1303 Dimboz zaferinden sonra Ürünlü Tekfuru’nun topraklarını alan Osman Gazi tarafından Türklere açıldı.

Halk arasında ‘Deliktaş’ olarak anılan ve su kemeri olduğu tahmin edilen bir yapı ile ‘Taş Kapı’ diye adlandırılan antik kale kalıntılarının yanı sıra, Kız Adası’nda bulunan Apollon Tapınağı da ilgi çekiyor. Valilik ve Nilüfer Belediyesi tarafından restore edilen antik tiyatro da yapılan çalışmaların ardından ziyaret edilebilecek. Yarımadanın çevresinde rastlanan sur kalıntıları ile Aziz Panteleimon Kilisesi bölgenin en ilgi çekici tarihi eserleri arasında yer alıyor.

Eski bir Rum köyü olan Gölyazı, Osmanlı döneminde Türklerin ve Rumların bir arada yaşadığı bir yerleşim yeriydi. Günümüzde ‘Ağlayan ağaç’ adıyla anılan, Gölyazı’nın yarımadayla bağlantısını sağlayan köprünün başında bulunan 750 yıllık çınar da turistlerin hatıra fotoğrafı çektirdiği yerler arasında geliyor.

Turizmi daha çok geliştirmek için çalıştığını ifade eden Gölyazı Muhtarı Mustafa Cihanoğlu, “Gölyazı Mahallesi’nin geçim kaynağı balıkçılıktır. Turizm sektörüyle daha da gelişti. Gölyazı Mahallesi’nin tarihi milattan önce 2 bin 600 yılına dayanır. Antik Kız Adası Tapınağı, antik tiyatro gibi bir çok tarihi yer var. Amacımız turizmi daha çok geliştirmek. Yerli ve yabancı misafirlerimizi daha rahat ve daha konforlu şeklide ağırlamak. Şu an ‘Ağlayan ağaç’ ile ilgili düzenleme çalışmamız var. Ağacın etrafında havuzumuz olacak. Misafirlerimiz için güzel bir hale getireceğiz” dedi.

Tekne turu kişi başı fiyatlar 100 lira

Bu sene tekne ile gezi fiyatlarının 100 TL olduğunu söyleyen Gölyazı Turizm Geliştirme Kooperatifi Başkanvekili Aydoğan Uysal, “Kooperatifimiz bu ay itibariyle sezonu açtı. Gezi turu teknelerimiz 7 metre boyunda 1.5 metre enindedir. Gelen misafirlerimize güvenli bir şekilde tur yaptırıyoruz. Turlara 2016 yılında arz-talep dengesiyle ek iş olarak başladık. 2017’de kooperatifimiz kuruldu ve o seneden beri hizmet veriyoruz. Yakıt fiyatları, işletme maliyetlerine göre fiyatlarımız güncelleniyor. Bu sene fiyatlarımız kişi başı 100 TL’dir. Teknelerimiz 4 kişi kapasitelidir. Ülkemizin her yerinden gelen misafirlerimiz var. Sosyal medyadan, televizyondan görenler merak edip geliyorlar. Bizde elimizden geldiği kadar ağırlamaya çalışıyoruz. Kooperatifimizde 41 üyemiz var. Daha sonra misafirlerimize daha iyi hizmet vermek adına 20 kişilik daha kontenjan açıldı. Ş anda 61 üyemiz var. 45 civarında aktif olarak çalışan teknemiz var. Sadece turizm maksadıyla çalışan tek kooperatif biziz. Bizim haricimizde kooperatifimze katılmayan bireysel olarak bu işi yapan arkadaşlarımız var. Onlarla birlikte toplamda 70 tekne var” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/2600-yillik-tarihi-golyazida-sezon-acildi/feed/ 0
Gölyazı, turizm sezonunu açtı https://www.haber60.com.tr/golyazi-turizm-sezonunu-acti/ https://www.haber60.com.tr/golyazi-turizm-sezonunu-acti/#respond Mon, 22 Apr 2024 08:09:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28753 Bursa’nın en zengin antik yerleşim yerlerinden biri olan Gölyazı, hava sıcaklıklarının artmasıyla sezonu açtı. Tarihin yanı sıra doğal güzellikleriyle de yerli ve yabancı turistlerin 12 ay boyunca ziyaret ettiği Gölyazı’nın vazgeçilmezi arasında olan tekne turları da start aldı.

Tarihi 2600 yıl öncesine dayanan Nilüfer ilçesine bağlı Gölyazı Mahallesi, hava sıcaklıklarının artmasıyla sezonu açtı. Avrupa’nın en güzel yerleri arasında gösterilen Gölyazı, tarihi ve doğası ile yerli ve yabancıların ilgi odağı oluyor. Roma çağında gelişen Gölyazı, Bizans döneminde ise daha çok dini içerikli eserler kazandı. Bol miktarda Bizans imparatorluk sikkeleri de bulunan Gölyazı, 1303 Dimboz zaferinden sonra Ürünlü Tekfuru’nun topraklarını alan Osman Gazi tarafından Türklere açıldı.

Halk arasında ‘Deliktaş’ olarak anılan ve su kemeri olduğu tahmin edilen bir yapı ile ‘Taş Kapı’ diye adlandırılan antik kale kalıntılarının yanı sıra, Kız Adası’nda bulunan Apollon Tapınağı da ilgi çekiyor. Valilik ve Nilüfer Belediyesi tarafından restore edilen antik tiyatro da yapılan çalışmaların ardından ziyaret edilebilecek. Yarımadanın çevresinde rastlanan sur kalıntıları ile Aziz Panteleimon Kilisesi bölgenin en ilgi çekici tarihi eserleri arasında yer alıyor.

Eski bir Rum köyü olan Gölyazı, Osmanlı döneminde Türklerin ve Rumların bir arada yaşadığı bir yerleşim yeriydi. Günümüzde ‘Ağlayan ağaç’ adıyla anılan, Gölyazı’nın yarımadayla bağlantısını sağlayan köprünün başında bulunan 750 yıllık çınar da turistlerin hatıra fotoğrafı çektirdiği yerler arasında geliyor.

Turizmi daha çok geliştirmek için çalıştığını ifade eden Gölyazı Muhtarı Mustafa Cihanoğlu, “Gölyazı Mahallesi’nin geçim kaynağı balıkçılıktır. Turizm sektörüyle daha da gelişti. Gölyazı Mahallesi’nin tarihi 2 bin 600 yılına dayanır. Antik Kız Adası Tapınağı, antik tiyatro gibi bir çok tarihi yer var. Amacımız turizmi daha çok geliştirmek. Yerli ve yabancı misafirlerimizi daha rahat ve daha konforlu şeklide ağırlamak. Şu an ‘Ağlayan ağaç’ ile ilgili düzenleme çalışmamız var. Ağacın etrafında havuzumuz olacak. Misafirlerimiz için güzel bir hale getireceğiz” dedi.

Tekne turu kişi başı fiyatlar 100 lira

Bu sene tekne ile gezi fiyatlarının 100 TL olduğunu söyleyen Gölyazı Turizm Geliştirme Kooperatifi Başkanvekili Aydoğan Uysal, “Kooperatifimiz bu ay itibariyle sezonu açtı. Gezi turu teknelerimiz 7 metre boyunda 1.5 metre enindedir. Gelen misafirlerimize güvenli bir şekilde tur yaptırıyoruz. Turlara 2016 yılında arz-talep dengesiyle ek iş olarak başladık. 2017’de kooperatifimiz kuruldu ve o seneden beri hizmet veriyoruz. Yakıt fiyatları, işletme maliyetlerine göre fiyatlarımız güncelleniyor. Bu sene fiyatlarımız kişi başı 100 TL’dir. Teknelerimiz 4 kişi kapasitelidir. Ülkemizin her yerinden gelen misafirlerimiz var. Sosyal medyadan, televizyondan görenler merak edip geliyorlar. Bizde elimizden geldiği kadar ağırlamaya çalışıyoruz. Kooperatifimizde 41 üyemiz var. Daha sonra misafirlerimize daha iyi hizmet vermek adına 20 kişilik daha kontenjan açıldı. Ş anda 61 üyemiz var. 45 civarında aktif olarak çalışan teknemiz var. Sadece turizm maksadıyla çalışan tek kooperatif biziz. Bizim haricimizde kooperatifimze katılmayan bireysel olarak bu işi yapan arkadaşlarımız var. Onlarla birlikte toplamda 70 tekne var” şeklinde konuştu. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/golyazi-turizm-sezonunu-acti/feed/ 0
Gümüşhane’nin tarihi mahallesinde bahar güzelliği https://www.haber60.com.tr/gumushanenin-tarihi-mahallesinde-bahar-guzelligi/ https://www.haber60.com.tr/gumushanenin-tarihi-mahallesinde-bahar-guzelligi/#respond Wed, 17 Apr 2024 06:57:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27795 Tarihi mahallede bahar güzelliği

Gümüşhane’nin eski yerleşim yeri Süleymaniye Mahallesinde bahar mevsimi etkisini gösterdi

Renk cümbüşüne dönen mahalle vatandaşların yoğun ilgisini çekiyor

GÜMÜŞHANE – Gümüşhane’nin tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü Süleymaniye Mahallesi, baharın gelişiyle birlikte adeta renk cümbüşüne dönüştü. Tarihi yapıların arasında yükselen ağaçlar, rengarenk çiçekleriyle ziyaretçilerini büyülüyor.

Türkiye’de adını değerli bir madenden alan tek şehir olan Gümüşhane’nin eski yerleşim yeri olan tarihi Süleymaniye Mahallesi, tarihi ve doğal güzellikleriyle dikkat çekerken bahar mevsimiyle birlikte oluşan renk cümbüşü de bölgeye gelenleri mest ediyor.

Ağaçların çiçek açması, doğanın canlanmasıyla birlikte eşsiz manzaraların ortaya çıktığı, cami ile kilisenin yan yana bulunduğu ve şehre adını veren “Gümüş” madenlerinin yüzyıllar boyunca işletildiği mahalle, tarihten bugüne miras kalan camisiz minareleriyle de göz dolduruyor.

Yüzyıllar boyunca Türk, Ermeni ve Rumlar’ın bir arada yaşaması nedeniyle ‘Hoşgörü merkezi’ olarak da nitelendirilen, doğa ile tarihi iç içe barındıran Süleymaniye Mahallesi geçmişin izlerini taşıyan camiler, minareler, kiliseler, hanlar, köprüler, hamamlar ve dükkanlar gibi 30’dan fazla tarihi eserin günümüze ulaştığı 3.derece kentsel ve doğal sit alanı.

Kayak merkezi yapılması planlanan zirvelerindeki beyaz kar örtülerinin eriyip yerini yeşil manzaraya bıraktığı bugünlerde mahalleye gelen ziyaretçiler tarihi bir yolculuğa çıkarak baharın getirdiği canlı renklerin tadını çıkarıp farklı kültürlerin izlerini keşfediyor.

“Süleymaniye binaların dışında hikayeleriyle de çok büyük hazineleri içeren bir şehir”

Sadece doğal güzellikleriyle değil aynı zamanda tarihi dokusuyla da öne çıkan Süleymaniye Mahallesiyle ilgili akademik çalışma da yapan Süleymaniye Mahallesi Uygulama Oteli İşletme Müdürü Muhammet Kılıç, “Eski Gümüşhane, kadim bir şehrin merkezi. Türk, Rum ve Ermenilerin yüzlerce yıl barış içerisinde yaşadığı bir şehir. Kanuni Sultan Süleyman Han’dan ismini alan camisiyle, hamamlarıyla, kiliseleriyle, büyük bir medeniyeti bünyesinde barındıran, altın değerinde bir şehir. 1647 yılında bölgeye gelen Evliya Çelebi’nin de seyahatnamesinde bahsettiği üzere 70 adet madenin bulunduğu Gümüşhane’de Kırkpavli ve Hazine Galerileriyle bölgenin en büyük madenlerine sahip bir merkez. Aynı zamanda çok büyük acıları, çok büyük üzüntüleri ve güzel anıları, hikayeleri bünyesinde barındıran, binaların dışında hikayeleriyle de çok büyük hazineleri içeren bir şehir” dedi.

Bölgede geçmişte yaşananlardan da örnekler aktaran Kılıç, “Kırk Pavli galerisinden bahsetmek gerekirse burada yüzlerce Rumun öldüğü, hatta bu yüzden dolayı sadece Pavli adında Kırk Rumun olması sebebiyle dağa Kırk Pavli’nin adının verildiği, bölgeden geçen kişilerin ağlama seslerini bile duyabildiği, hatta geçenlerin sorduğu zaman herkes kendi pavlisine ağlar diye cevap verilmesinden kaynaklı olarak herkes kendi balasına ağlar sözünün de buradan geldiği düşünülen bir şehir” diye konuştu.

“Sakin şehir patentini Gümüşhane Merkez ilçesi alabilirse turizm alanındaki tanıtım ve pazarlamasının yolu çok daha kolay bir şekilde olacaktır”

Alanla ilgili bilimsel çalışmalardan da bahseden Kılıç, “Doç. Dr. Murat Ödemiş hocamızla birlikte bölgeyle ilgili yaptığımız araştırmada özel ilgi turizmi kapsamında bölgeyi incelediğimizde sürdürülebilir turizm temelinde, özgün mimari yapılarının ön plana çıkarıldığı, kültürel öğelerinin yansıtıldığı bir master planı hazırlanabilir ve uygulanabilirse, barındırmış olduğu bu zengin kültür mozaiğiyle, bölge ve Türkiye’de eşsiz bir destinasyon olarak parlayabilecek nitelikte bir şehir. Yine aynı şekilde Doç.Dr. İsmail Çalık hocamızla birlikte yürüttüğümüz Gümüşhane Merkez ilçesinin sakin şehir potansiyelinin SWOT araştırmasında da Süleymaniye Mahallesi büyük bir kaynak olarak karşımıza çıkmakta. Eğer sakin şehir patentini Gümüşhane Merkez ilçesi alabilirse turizm alanındaki tanıtım ve pazarlamasının yolu çok daha kolay bir şekilde olacaktır” diye konuştu.

“İlkbahar mevsimi nedeniyle çok güzel kadrajlar yakaladık”

Bölgedeki renk cümbüşünü ölümsüzleştirmek için alan giden fotoğraf sanatçılarından Metin Aydın ise “Bugün Süleymaniye Mahallesi’ne geldik. İlkbahar mevsimi nedeniyle çok güzel kadrajlar yakaladık. Ağaçlar hep çiçek açtı. Aynı zamanda yerlerde de çok güzel çiçekler var. Güzel fotoğraflar çektik. Süleymaniye Mahallesi merkeze çok yakın yürüyerek de gelinebilen bir yer. Mahallede eski konaklar var, camiler var, camisiz minareler var, hamamlar var, birçok çeşme var. Gümüşhane adını değerli bir madenden alan tek şehir. Bu mahalle de bu madenlerin çıkarıldığı yerlerden birisi. Burada cami ve kilise yan yana bir hoşgörü merkezi de diyebiliriz buraya” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gumushanenin-tarihi-mahallesinde-bahar-guzelligi/feed/ 0
Milli Saraylar Ramazan Bayramı Tatilinde Ziyaretçi Akını Yaşadı https://www.haber60.com.tr/milli-saraylar-ramazan-bayrami-tatilinde-ziyaretci-akini-yasadi/ https://www.haber60.com.tr/milli-saraylar-ramazan-bayrami-tatilinde-ziyaretci-akini-yasadi/#respond Mon, 15 Apr 2024 23:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27523 Milli Saraylar’a Ramazan Bayramı tatilinde ziyaretçi akını: 9 günde 326 bin 500 kişi ziyaret etti

Topkapı Sarayı 147 bin 353 yerli ve yabancı turisti ağırladı

İSTANBUL – Milli Saraylar Başkanlığı’na bağlı müzeler, Ramazan Bayramı tatilinde ziyaretçi akınına uğradı. Topkapı Sarayı başta olmak üzere Dolmabahçe ve Beylerbeyi sarayları ile tarihi kasırlar ve müzeler, 9 günlük tatil boyunca 326 bin 531 kişiyi ağırladı. Topkapı Sarayı’nı bayramı tatili boyunca 147 bin 353 yerli ve yabancı turist ziyaret ederken Dolmabahçe Sarayı’nı 60 bin 223 turist gezdi. Milli Saraylar Resim Müzesi’ni gezenlerin sayısı bayram tatilinde 21 bin 931 kişiye ulaştı.

Milli Saraylar 9 günlük Ramazan Bayramı tatilinde şehirde kalan ve şehre gelen vatandaşlar ile yabancı turistlerin uğrak noktası oldu. Bayram tatilini fırsat bilen yerli ve yabancı turistler, Milli Saraylar’ın bahar mevsimiyle birlikte rengarenk çiçeklerle süslenen bahçelerini ve tarihi mekanlarını gezdi, fotoğraf ve videolar çekerek anılarını kayda aldı. Osmanlı medeniyetinden günümüze miras kalan en önemli abidelerden Topkapı Sarayı, Ramazan Bayramı tatili boyunca 147 bin 353 kişiyi ağırladı. Tatil süresince sadece arife günü kapalı olan Topkapı Sarayı, bayramın üçüncü günü 21 bin 974 kişiyle rekor kırdı. Topkapı Sarayı’nı tatil boyunca günlük ortalama 18 bin 500 kişi ziyaret etti.

Bayramın üçüncü günü Dolmabahçe Sarayı’nda rekor: 11 bin 132 turist ziyaret etti

Dolmabahçe Sarayı da turist akınından nasibini aldı. Uzun bayram tatili boyunca Dolmabahçe Sarayı’nı gezenlerin sayısı 60 bin 223 olarak belirlendi. Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin hatıralarını bir arada yaşatan Dolmabahçe Sarayı, bayramın üçüncü günü tarihi bir rekora imza attı. Saray’ı gezenlerin sayısı 12 Nisan tarihinde 11 bin 132’ye ulaştı. Rekorda, Dolmabahçe Sarayı’nın tarihi ve mimari özelliklerinin yanı sıra yeni düzenlemeyle hayranlık uyandıran bahçe peyzajı da etkili oldu.

Milli Saraylar Resim Müzesi’ni gezenlerin sayısı bayram tatilinde 21 bin 931 kişiye ulaştı

Osmanlı resim sanatının gümünüzdeki tek temsilcisi Milli Saraylar Resim Müzesi de bayram tatilinde şehrin kültür – sanat durakları arasında yerini aldı. Beşiktaş’taki Resim Müzesi’ni gezenlerin sayısı 21 bin 931 kişiye ulaştı. Resim Müzesi, sergilediği yüzlerce nadide eserin yanı sıra tabloları aratmayacak güzellikteki bahçesi, kafesi ve çay salonuyla bayram tatilinde şehrin huzur mekanlarından biri oldu. Beşiktaş, Yıldız, Nişantaşı üçgeninde yer alan Ihlamur Kasrı da 11 bin 790 kişiyle hatırı sayılır bir rakama ulaştı.

Beylerbeyi Sarayı ziyaretçi yoğunluğunun yaşandığı adreslerden biri oldu

Anadolu yakasının tek sarayı Beylerbeyi de ziyaretçi yoğunluğunun yaşandığı adreslerden biri oldu. Bayram tatilinde Beylerbeyi Sarayı’nı 20 bin 135 kişi gezdi. Anadolu yakasında turistlerin bir diğer uğrak noktası Küçüksu Kasrı da 11 bin 115 kişiyi ağırladı. Tarihi yapıları gezenlerin, tatil boyunca hizmet veren Milli Saraylar’a bağlı kafeteryaları ve Küçüksu Mesire Alanı’nı tercih ettiği görüldü.

]]>
https://www.haber60.com.tr/milli-saraylar-ramazan-bayrami-tatilinde-ziyaretci-akini-yasadi/feed/ 0
Aydın’da Turizm Haftası Başladı https://www.haber60.com.tr/aydinda-turizm-haftasi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/aydinda-turizm-haftasi-basladi/#respond Mon, 15 Apr 2024 22:30:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27510 Önemli turizm kentlerinden olan Aydın’da Turizm Haftası düzenlenen törenle başlarken, Vali Yakup Canbolat; “Farklı arayış ve beklentilere cevap veren Aydın, büyük bir turizm potansiyeli taşımaktadır” dedi.

Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde 45. Turizm Haftası etkinliği düzenlendi. Hidayet Sayın Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen program çerçevesinde 1. Turizm Fuarı, Vali Yakup Canbolat’ın katılımıyla açıldı. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından turizm stantlarını gezen Vali Canbolat, bilgi alarak yeni turizm sezonunun bereketli olması temennisinde bulundu. Fuarda yörük çadırını da ziyaret eden Vali Canbolat, yayık ayranı içerek yörüklerle sohbet etti. Vali Canbolat, fuar açılışının ardından Turizm Haftası kutlama programına geçti. Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını gerçekleştiren İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Ahmet Demir, günün anlam ve önemine dair konuşma yaparak, “İlimizin bulunduğu coğrafyanın tarihi ve kültürel zenginliği doğal ve muhteşem güzellikleri turistlerin aradığı her şeyi bulmaları bölgemizin önemini artırmaktadır. Sahip olduğumuz bu değerlerimizi profesyonel turizm anlayışıyla birleştirdiğimiz zaman dünya turizminde hak ettiğimiz noktalar ulaşmamız mümkün olacaktır” dedi.

“Sizlere çok iş düşüyor”

Salondaki turizm bölümü öğrencilerine seslenen Kuşadası Otelciler ve Yatırımcılar Derneği (KODER) Yönetim Kurulu Başkanı Tacettin Özden; “Sizler bu ülkenin gelecekteki turizmcilerisiniz ve sizlerden çok şey bekleniyor. Şu anda 60 milyon turist, 60 milyar dolar turizm hedefi konuldu. Önümüzdeki 5 yıl içinde bu rakamın 100 milyar dolar turizm geliri, 10 milyon turiste çıkması hedefleniyor. Biz sizlerle başaracağız bunu. Turizm Haftası’nı da bir günde değil bir yıla yayarak, bütün ülkede yaşayan herkesin turizmi anlamasını sağlamak için çalışmalar yapmamız lazım. Gelen herkesin ülkemizden memnun ayrılmasını sağlamamız lazım. O yüzden siz turizmci kardeşlerimize çok iş düşüyor. Kendinizi lütfen iyi yetiştirin. Bu vesileyle emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

“Büyük turizm potansiyeli taşımaktadır”

Aydın Valisi Yakup Canbolat; “Ekonomik kalkınmadan kültürlerarası diyaloğa, teknolojik gelişmeden çevre ve tarihi mirasın korunmasına kadar insanlığa birçok alanda katkıda bulunan turizm, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için vazgeçilmez bir değer haline gelmiştir. Yurdumuzun dört bir yanında yapılan yatırımlar ve teşviklerle turizm sektörü desteklenmektedir. Ülkemizde turizmin gelişmesi ve 12 aya yayılması için yoğun çalışmalar yürütülmektedir. Antik Yunan dönemi tarihçi ve yazarlarından Heredot’un ‘Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü’, ünlü seyyah Evliya Çelebe’nin ise ‘Dağlarından yağ, ovalarından bal akar’ diyerek övgüler dizdiği bir şehirdir Aydın. Aydın, Kuşadası ve Didim gibi tatil beldeleri Afrodisias, Nysa, Didyma gibi antik kentlerinin yanı sıra efeleriyle de ünlüdür. Aydın, Ege Bölgesi’nde en fazla efeye ev sahipliği yapmış illerin başında gelmektedir. Uygun iklim şartları ve bereketli toprakları ile ‘Uygarlıklar Vadisi’ diye adlandırdığımız Büyük Menderes Havzası içerisindeki Aydın, tarihin çeşitli evrelerindeki değişik kültür birikimlerinin açık bir müzesi gibidir. Tarih, doğa, deniz, kruvaziyer, spor, termal turizmi bakımından geniş bir potansiyele sahiptir. Özellikle antik çağın UNESCO dünya mirası listesine giren 23 eşsiz nitelikteki kent ve tapınakları, farklı arayış ve beklentilere cevap veren coğrafyası ve iklim şartlarıyla büyük bir turizm potansiyeli taşımaktadır. Her yönüyle güzel olan ilimiz ve ilçelerinin çehresine yenilerini ekleyerek tarihten gelen güzellikleri canlandırmak için çok sayıda dönüşüm projesiyle tarihi eserlerin restorasyonunu hayata geçirerek ilimiz kültürüne, tarihine ve vizyonuna katkı sağlamaktayız. Bunun yanı sıra doğa turizmi bakımından da oldukça zengindir. Bu duygu ve düşüncelerle Turizm Haftası’nın ilimize ve ülkemize önemli katkılar sağlamasını diliyor ve bütün turizmcilere bol ve bereketli bir sezon diliyorum” dedi.

Konuşmaların ardından Vali Canbolat, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen yarışmada dereceye giren öğrencilere hediyelerini takdim etti. – AYDIN

]]>
https://www.haber60.com.tr/aydinda-turizm-haftasi-basladi/feed/ 0
Bozdağ Film Platoları Ramazan Bayramı’nda ziyaretçilere açıldı https://www.haber60.com.tr/bozdag-film-platolari-ramazan-bayraminda-ziyaretcilere-acildi/ https://www.haber60.com.tr/bozdag-film-platolari-ramazan-bayraminda-ziyaretcilere-acildi/#respond Thu, 11 Apr 2024 08:54:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27028 Özel tarihi dizilerin çekildiği Beykoz’daki Bozdağ Film Platoları, Ramazan Bayramı’nda da kapılarını ziyaretçilere açtı.

Konserler, söyleşiler ve atlı gösterilerin yapıldığı yaklaşık 200 dönümlük arazide, geleneksel ürünlerin satıldığı çarşı, cam atölyesi, geleneksel kıyafetlerle fotoğraf çekilme ve demir dövme alanları da ziyaret edenlerin beğenisine sunuluyor.

Bozdağ Film Yönetim Kurulu Başkanı, yapımcı ve senarist Mehmet Bozdağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, platoda çekilen “Diriliş Ertuğrul”, “Kuruluş Osman” ve ” Aziz Mahmud Hüdayi: Aşkın Yolculuğu” dizilerinin dünyanın dört bir yanında beğeniyle izlendiğine işaret etti.

“Büyük bir gösteri merkezi inşa ettik”

“Kuruluş Osman” dizisini 110 ülkeye ihraç ettiklerini aktaran Bozdağ, “Bu tür projeler sadece bir dizi ihracı değil, aynı zamanda kültürümüzün, medeniyetimizin, tarihimizin, dünyanın dört bir yanında öğretilmesi ve insanların medeniyetimize, tarihimize merak duyması, sevmesi demek. Dünyanın dört bir yanında da başarılı olduk.” dedi.

Daha önce Bozdağ Film Platolarını 40’a yakın devlet başkanının ziyaret ettiğine dikkati çeken Bozdağ, şunları kaydetti:

“İlk başladığım günden itibaren büyük bir hayalim vardı. Bir gün platformumuzu ABD’deki örnekler gibi izleyicilere açabilmek, insanlar gelsin ziyaret etsin, o tarihi dünyaya bir yolculuk yapsın hayalim vardı. Pandemi öncesi açacaktık ama maalesef iki, üç yıl hayallerimizi ertelemek zorunda kaldık. Geçen yıl haziranda hikayemizi başlattık ama esas büyük hazırlığı bu bayram yaptık. Büyük bir gösteri merkezi inşa ettik. Dünyanın en önemli atlı gösterilerinden bir tanesini izleyicilerimiz görmüş olacak. İnsanlar burayı ziyaret ederek, o dönemin yemeklerini yiyebilecek, o coğrafyayı, toprağı, şehirleri, kaleleri, çadırları, yurtları, yaşam biçimlerini neredeyse yaşayacak.”

Mehmet Bozdağ, heyecanlı olduklarını ve platoya dünyanın dört bir yanından ziyaretçi beklediklerini dile getirerek, bayrama özel geniş yelpazede etkinlik programı hazırladıklarını vurguladı.

Platonun aynı zamanda Türk kültürünün ihraç edildiği önemli noktalardan birisi olduğunun altını çizen Bozdağ, “Yaptığımız işten çok mutluyuz. Burası 365 gün açık. Dünyanın dört bir yanından ziyaretçiler geldiği için bir planlama yapılıyor. Türkiye’den de çok ziyaretçimiz geliyor. O yüzden bir kısıtlama yapmadık. Bayramda seyircilerimizi birçok sürpriz bekliyor.” diye konuştu.

“Türkiye’nin neredeyse en zor setinde bulunuyoruz”

Platodaki söyleşide hayranlarıyla bir araya gelen “Kuruluş Osman” dizisi oyuncularından Belgin Şimşek de dizide keyifli bir süreç geçirdiklerine değinerek, “Türkiye’nin neredeyse en zor setinde bulunuyoruz ama herkesin çok gönül vererek çalıştığı bir set burası. O yüzden dizi reyting rekorları kırıyor. Dünya çapında bir üne sahip. Tek sebebi, herkesin gerçekten gönlünü ortaya koyarak sette çalışıyor olması.” değerlendirmesini yaptı.

Şimşek, bugünün insanına o dönemin ortamını görme imkanı sunulduğuna dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti:

“Canlandırdığımız karakterler tarihi bir yansıma. Bize yani o dönemde asla bulunamayacak olan kişilere, o dönemi tatma keyfi veriyor. Bizim için çok değerli, kıymetli bu yüzden. Güzel, pozitif tepkiler alıyoruz. Çünkü Alaeddin ve Gonca çok sevildi. Hakkını verebilirsek ne mutlu bize. Gerçekten canımızı dişimize takıp çalışıyoruz. Sürekli ormanda ve ovalarda olduğumuz için yağmur, çamurda çekmeye çalışıyoruz.”

“Kuruluş Osman” dizisi oyuncularından Faruk Aran da diziye başlamadan önce özel bir eğitimden geçtiklerini belirterek, sette hava şartlarının kendilerini çok zorladığını kaydetti.

Canlandırdığı karakterin konuşma tarzının hayatına yansıdığını sözlerine ekleyen Aran, “Normal hayatımda bile ‘gelesin’ falan diye konuşmaya başladım. İster istemez ağzımdan çıkıyor. Mesela ‘amma’ demeye başladım konuşurken.” ifadelerini kullandı.

“Her yemeğin ayrı bir hikayesi var”

Bozdağ Film Platolarında Anadolu mutfağından önemli yemekler de ziyaretçilere sunuluyor.

Şef Hüseyin Bölük, her yemeğin bir hikayesi olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:

“Misafirler de bu hikayenin bir parçası yapılmalıdır. Bizim Anadolu mutfağının çok kadim bir geçmişi var. Selçuklu, Osmanlı ve günümüze gelene kadar çok farklı medeniyetlere, uygarlıklara ev sahipliği yaptığı için çok zengin bir mutfağımız var. O yüzden her yemeğin de ayrı bir hikayesi var. Eski ekipmanlarla değirmenle kara kazanlarla dibeklerle düvenlerle misafirlerimize servis yapıyoruz. Yemeklerin hikayesini anlatıyoruz. Bilinçli bir şekilde yemek yemelerini, gastronomi hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlıyoruz. Esasında köy hayatını bilen, köye gitmiş, köyde yaşamış kişilerin çocukluğuna gitmelerine de vesile oluyoruz.”

Bozdağ Film Platoları’nda 14 Nisan’a kadar Türk dünyası müzik kültürü ve özel atlı şovlarla izleyicilere tarihi bir anlatım da gerçekleştirilecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bozdag-film-platolari-ramazan-bayraminda-ziyaretcilere-acildi/feed/ 0
Fenerbahçe’den dünya kamuoyuna Süper Kupa açıklaması: Adaletsizliğe karşı dik durmaya devam edeceğiz https://www.haber60.com.tr/fenerbahceden-dunya-kamuoyuna-super-kupa-aciklamasi-adaletsizlige-karsi-dik-durmaya-devam-edecegiz/ https://www.haber60.com.tr/fenerbahceden-dunya-kamuoyuna-super-kupa-aciklamasi-adaletsizlige-karsi-dik-durmaya-devam-edecegiz/#respond Mon, 08 Apr 2024 23:10:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26684 Fenerbahçe Kulübü, tatil edilen Süper Kupa maçı ve son dönemde yaşananlara dair dünya kamuoyuna yönelik açıklamalarda bulundu.

Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, “İlgili maç takımımızın sahadan çekilmesiyle son bulmuştur. Kazanmak için değil doğruları savunmak için sahaya çıktığımız ve Türk futbolu için tarihi bir günde, tavrımızı özetlemek adına vurgulamak istediğimiz şey şudur ki; Sadece futbolda değil yarıştığımız her branşta 117 yıllık mazisiyle Türk sporuna hizmet eden, müzesinde alın terinin, emeğin izlerini taşıyan binlerce kupası olan, 30 milyon taraftarıyla ülkesinin milli değerlerini benliğinde hisseden ‘Dünyanın En Büyük Spor Kulübü’ olarak dün olduğu gibi bugün ve yarınlarda da adaletsizliğe ve hukuksuzluğa karşı dik durmaya devam edeceğiz.” ifadeleri kullanıldı.


Sarı-lacivertli kulüpten yapılan İngilizce açıklamanın Türkçesi şöyle:

“Fenerbahçe Futbol A takımı 7 Nisan 2024 tarihinde Galatasaray ile oynayacağı Türkiye Süper Kupa Final müsabakasında sahadan çekildi. Fenerbahçe Spor Kulübü, ülkesinde son 20 yıldır adaletsiz futbol düzenine karşı mücadele veriyor. Sportif ve hukuki bir çok alanda mücadelesini sürdüren Fenerbahçe camiası verilen ve verilmeyen kararlar ile Türk futbolunda adaletsiz sisteme karşı bir duruş sergiliyor.

2000’li yılların başından bu zamana geçen 20 yıllık süreç içerisinde Fenerbahçe;

– 2006 yılında oyunun yabancı maddelerin sahaya atılması sebebiyle çok kez durduğu Denizlispor müsabakası başta olmak üzere, 7 sezon içerisinde 3 kez şampiyonluğu son maçlarda kaybetmiş,

– 2010-2011 sezonunda devletin içerisinde sızmış bir terör örgütü tarafından yapılan kumpas ile şike yaptıkları iftirasına uğramış, yargılanmış,

– 2011’den 2021 yılına kadar yargı süreci devam etmiş, 10 yıllık büyük bir hukuk mücadelesi sonrasında ancak haklılığını ispat edebilmiş,

– Kulübe kurulan kumpas sebebiyle ticari olarak büyük zararlara uğramış kısa sürede şirket değeri yarı yarıya azalmış,

– Türkiye Futbol Federasyonu eliyle, yargı sonucu beklenmeden Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkı 2 sezon elinden alınmış,

– Kulübe kumpas kuran illegal yapıyla “Fenerbahçe’ye Kumpas Davası” adlı yeni bir yargılama sürecine girişmiş ve halen bu dava ile hak arama mücadelesine devam eden,

– Uğradığı maddi ve manevi zararlar sebebiyle başta Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) olmak üzere, Türkiye’deki yetkili mercilere tazminat davaları açmış ve dava süreçleri halen devam eden,

– 4 Nisan 2015 tarihinde Dünya Futbol tarihinde eşi benzerine çok az rastlanabilecek şekilde otobüsü kurşunlanmış ancak aradan geçen 9 yıllık sürece rağmen olayın faillerinin halen meçhul kaldığı bir kulüptür.


Tüm bu yaşananların sonucunda son olarak;

Fenerbahçe’nin 17 Mart 2024 tarihinde deplasmanda oynadığı Trabzonspor karşılaşmasında yetersiz güvenlik önlemleri sebebiyle, maç sonunda yüzlerce kişi sahaya girerek futbolcuları linç girişimi ile karşı karşı kalmıştır.

Trabzon’da organize şekilde saldıranlara karşı sadece kendini koruma refleksi ile hareket eden futbolcularımızın “savunması”, ülke futbolunu yöneten kurum TFF tarafından cezaya layık görülmüştür. Yaşanan tüm gelişmelerden sonra Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu, 18 Mart 2024 tarihinde kulüp üyelerini toplama ve istişare etme kararı almıştır. Bu doğrultuda Fenerbahçemiz, uğratıldığı tüm adaletsizliklere 2 Nisan 2024 tarihinde rekor sayıda (23 bini aşkın) kongre üyemizin katılımı ile Olağanüstü Genel Kurul düzenleyerek bir yol haritası belirlemiştir.

Bu Genel Kurul’da alınan kararlardan birisi;

Fenerbahçemiz ve ülke futbolu açısından büyük önem taşıyan UEFA Konferans Ligi Çeyrek Final maçlarımız dolayısıyla Süper Kupa finalinin ileri bir tarihe ertelenmesi ve adaletsiz futbol iklimine karşı bu maçın yabancı bir hakem tarafından yönetilmesi, aksi durumda sahaya U19 Takımı ile çıkılması ya da hiç çıkılmamasıdır.

Kulübümüzün ilgili başvurusu da Türkiye Futbol Federasyonu tarafından reddedilmiştir. Fenerbahçemiz bu kararların ardından TFF’nin son reddine ve tüm bu yaşananlara tepki olarak kupaya uzanmaya çok yakın olduğu Süper Kupa Finaline 19 Yaş Altı Futbol Takımımızla çıkmıştır. İlgili maç takımımızın sahadan çekilmesiyle son bulmuştur.

Kazanmak için değil doğruları savunmak için sahaya çıktığımız ve Türk futbolu için tarihi bir günde, tavrımızı özetlemek adına vurgulamak istediğimiz şey şudur ki; “Sadece futbolda değil yarıştığımız her branşta 117 yıllık mazisiyle Türk sporuna hizmet eden, müzesinde alın terinin, emeğin izlerini taşıyan binlerce kupası olan, 30 milyon taraftarıyla ülkesinin milli değerlerini benliğinde hisseden ‘Dünyanın En Büyük Spor Kulübü’ olarak dün olduğu gibi bugün ve yarınlarda da adaletsizliğe ve hukuksuzluğa karşı dik durmaya devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/fenerbahceden-dunya-kamuoyuna-super-kupa-aciklamasi-adaletsizlige-karsi-dik-durmaya-devam-edecegiz/feed/ 0
Ne diyeceği merak konusuydu! Ali Koç’u topa tutan Aziz Yıldırım’dan bomba Süper Kupa yorumu https://www.haber60.com.tr/ne-diyecegi-merak-konusuydu-ali-kocu-topa-tutan-aziz-yildirimdan-bomba-super-kupa-yorumu/ https://www.haber60.com.tr/ne-diyecegi-merak-konusuydu-ali-kocu-topa-tutan-aziz-yildirimdan-bomba-super-kupa-yorumu/#respond Fri, 05 Apr 2024 22:00:36 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=26363 Süper Lig devi Fenerbahçe’nin eski başkanı Aziz Yıldırım, günlerdir Türk futbolunun gündeminde olan Galatasaray ile oynanacak Süper Kupa finali için çok konuşulacak bir açıklama yaptı.

“MAÇA A TAKIM İLE ÇIKILMALI”

Fenerbahçe Yönetimi’ne çağrıda bulunan Aziz Yıldırım, Galatasaray ile oynanacak Süper Kupa maçına A Takım ile çıkılması gerektiğini belirterek, “Şartlar ne olursa olsun Süper Kupa Finalinde, takımımızın Galatasaray’ı yenerek, kupayı alacağına olan inancımız tamdır. Tarihimiz, şartların aleyhimize olduğu pek çok maçta Galatasaray’ı hüsrana uğrattığımız maçlarla doludur. Galatasaray maçları Fenerbahçelilerin bayramıdır. 7 Nisan tarihi de yeni bayramımız olacaktır. Mevcut A takım futbolcularımızın armamızı gururlandıracak bir şekilde mücadele edeceklerine, terlerinin son damlasına kadar emeklerini sahaya yansıtacaklarına, kısaca 117 yıllık tarihimize yakışır bir şekilde sahada Galatasaray’a ve karşımıza türlü engeller çıkaran karanlık yapıya gereken cevabı vereceklerine bizler eminiz ve onlara bu maçta ve kalan tüm maçlarında inanıyor, güveniyoruz” dedi.

Yıldırımın konuşmasından satır başları;

TFF’nin, UEFA Konfederasyon Kupası maçımıza rağmen; Süper Kupa Final tarihini değiştirmemesi futbol federasyonlarının son yirmi yılda görmeye alıştığımız kulübümüze karşı olan kasıtlı tasarruflarının bir tezahürüdür. Futbol iklimi, büyük bir bataklık olup, bu bataklığın ortasında da bugüne kadar FETÖ temizliğinin yapılmadığı TFF bulunmaktadır. Türk Futbolunu içte içe sarmış olan FETÖ, Kulübümüzle yıllardır savaş halindedir. 3Temmuzda kaybettikleri savaşın intikamı peşinde koşmaktadır. Bunlarla mücadelede camiamız sarı-lacivert bir duvar örmüştür. 2 Nisan Olağanüstü Genel Kurulu da 3 Temmuz ruhunun sarsılmaz bir şekilde devam ettiğini dosta düşmana göstermiştir. Ancak yönetimimiz, büyük bir heyecanla dünyanın ve yurdun dört bir yanından Fenerbahçe’ye sahip çıkmak için gelen genel kurul üyelerimize ve onların düşüncelerine saygı göstermemiş, onları dinlememiş ve kendilerinin aldıkları kararları alkışlatma fonksiyonu dışında genel kurul üyelerimiz yok sayılmıştır. Tüm Fenerbahçe derneklerinden ve oluşumlarından beklentim, ayağa kalkıp, Erol Bilecik’in ekranlarda gülerek açıkladığı mücadelemizin ciddiyeti ile bağdaşmayan karara karşı tepki koymaları, ses çıkarmalarıdır.

“TARİHE KARA LEKE OLARAK GEÇECEK”

Günlük kararlarla, gelecek nesillere, ancak pişmanlık ve hayal kırıklığı dolu anılar bırakabilirsiniz. U19’daki çocuklarımızın dahil edildiği, bu günlük kararlardan dolayı buna sebep verenlerden gelecek nesiller hesap soracak, anlamsız ve çağın gerisinde kalmış bu eyleme son derece eleştirel yaklaşarak sebep olanlara hayal kırıklıklarını tüm hayatları boyunca ifade edeceklerdir. Hiç kimsenin U19 takımımızın mensuplarını ileride pişmanlık ve hayal kırıklığı duyulacak bu karara paydaş yapma, onlara da bunu yaşatmaya hakkı yoktur. U-19’daki çocuklarımızı kendinize kalkan yapmak yerine, bu sezon her kulvarda göğsümüzü kabartan A Takım kadrosu ile Şanlıurfa’da Galatasaray karşısına çıkıp galip gelmeniz ve ardından tüm kupaları kazanmanız sizin bu sezona kadar olan başarısızlıklarınızdan tek çıkış yolu olacaktır. Fenerbahçe’ye yapılan haksızlıklarla mücadeleye, olağan üstü genel kurul çağrısı yaparak TFF’yi istifaya davet edebilme cesaretini göstererek başlayın. Ardından futbolun yönetiminde etkin olun, tüm futbol yönetimini baştan aşağı değiştirin. Öncelikle saha dışı bu konularla uğraşmak yerine saha içine girerek , sahada terlerini döken genç – olgun fark etmeksizin tüm oyuncularımızın emeklerine gölge düşürmeyin. Yapmayı düşündüğünüz mücadelemizin ciddiyetinden uzak bu eylemin büyük resimde FETÖ ve Galatasaray’dan başka hiç kimseye faydası olmayacak, ileride tarihimize kara bir leke olarak geçecektir. U19 takımımız da Fenerbahçe Spor Kulübü’nün değerli bir parçasıdır. Üzerlerindeki forma ve göğüslerindeki arma ile Fenerbahçe Spor Kulübü’nü ve onun yüksek değerlerini ifade etmektedir. Kulübümüzün armasındaki meşe dalı Fenerbahçelilerin gücünün, yeşil renk ise başarı isteğinin sembolüdür. Bu armayı göğüslerinin üzerinde taşıyan sporcularımız, Fenerbahçe’nin gücünü göstermek, başarılı olabilmek için mücadele etmek ve neticede rakiplerini gıpta ettirmek mecburiyetindedirler. Formamızı ve armamızı taşıyan U19 takımımızı Süper Kupa Finali’nde sahaya sürmek suretiyle maçın yarıda kalmasına sebep olmak, formamıza ve armamıza yapılmış bir hakaret, bu formayı giyen gençlerimize yapılmış bir haksızlık olacaktır.

“KORKAK VE CİDDİYETSİZ ÇÖZÜM YOLU…”

Süper Kupa finaline A Takım ile iştirak etmek ya da hiç iştirak etmemek bir ihtimal olsa bile Süper Kupa Finaline U19 takımı ile çıkmak Kulübümüz için bir ihtimal olmamalıdır. Bu ihtimal sadece yöneticilerin ve kulübün gelecekte alacağı sportif ve hukuki cezaların önüne geçmek için alınmış korkakça bir çözümdür. Fenerbahçe Spor Kulübü mensupları korkmaz. Fenerbahçe mensubu hiç kimse şahsi korkularını bertaraf etmek için 117 yıllık tarihi olan Kulübümüzü böylesine komik ve ciddiyetsiz çözüm yollarına yöneltmez. Unutmayın ki cesur olanlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür. Bizim düşüncemiz, 7 Nisan da oynayacak olan Süper Kupa Finaline A Takım kadrosu ile çıkmaktır. U19 takımı ile Süper Kupa Finaline çıkmak düşüncesinden vazgeçmek eleştirilebilecek bir durum da değildir. Bu finali oynamak kulübümüzün sportif başarısı neticesinde kazanılmış bir haktır. Bu hak futbolcularımızın, teknik ekibimizin döktükleri terleri ve taraftarlarımızın destekleri ile kazanılmıştır. Bu final maçına çıkmamak, himmetlerle dualarla kazanılmış kupaları müzesine götürmeye alışmış rakibimize bir kupanın benzer şekilde hak edilmediği halde hediye edilmesi olacaktır.

“MÜCADELE EDELİM, VAZGEÇMEYELİM”

Şartlar ne olursa olsun Süper Kupa Finalinde, takımımızın Galatasaray’ı yenerek, kupayı alacağına olan inancımız tamdır. Tarihimiz, şartların aleyhimize olduğu pek çok maçta Galatasaray’ı hüsrana uğrattığımız maçlarla doludur. Galatasaray maçları Fenerbahçelilerin bayramıdır. 7 Nisan tarihi de yeni bayramımız olacaktır. Mevcut A takım futbolcularımızın armamızı gururlandıracak bir şekilde mücadele edeceklerine, terlerinin son damlasına kadar emeklerini sahaya yansıtacaklarına, kısaca 117 yıllık tarihimize yakışır bir şekilde sahada Galatasaray’a ve karşımıza türlü engeller çıkaran karanlık yapıya gereken cevabı vereceklerine bizler eminiz ve onlara bu maçta ve kalan tüm maçlarında inanıyor, güveniyoruz.

Fenerbahçe tarihi, bağımsızlık mücadelesinde, cepheye silah taşıyan, canlarını istiklalimiz ve istikbalimiz uğrunda feda eden mensuplarımızı yazmaktadır. FETÖ’nün en güçlü olduğu dönemde, camiamız, tek başına, kimsenin desteği olmaksızın bu karanlık yapıyla savaşmış, yenilmez denen FETÖ’yü paramparça etmiştir. Büyük savaşlar, düşünmeden ödenen bedeller ile kazanılır. Bugün size kaybetti gözüyle bakanlar, kazanılan zaferin ardından size ancak gıpta edebilirler. Bu gerçek en son 3 Temmuz da başlayan mücadelemiz ile tarihe kazınmıştır. Gün aynı gündür. Mücadele edelim. Asla vazgeçmeyelim.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ne-diyecegi-merak-konusuydu-ali-kocu-topa-tutan-aziz-yildirimdan-bomba-super-kupa-yorumu/feed/ 0
Kocaelispor Başkanı Recep Durul, Göztepe maçını dönüm noktası olarak görüyor https://www.haber60.com.tr/kocaelispor-baskani-recep-durul-goztepe-macini-donum-noktasi-olarak-goruyor/ https://www.haber60.com.tr/kocaelispor-baskani-recep-durul-goztepe-macini-donum-noktasi-olarak-goruyor/#respond Tue, 02 Apr 2024 21:18:39 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25771 Kocaelispor Başkanı Recep Durul, yarın oynanacak Göztepe maçının kendileri için dönüm noktası olacağını belirterek, taraftarlara çağrıda bulundu. Durul, “Stada gelelim, 12. adam olarak oyuna dahil olalım. Arma aşkına, sevdamıza sahip çıkalım ve Kocaelispor’un yeniden yükselişine hep birlikte itici bir güç oluşturarak şahitlik edelim” dedi.

Kocaelispor Başkanı Recep Durul ile yönetim kurulu üyeleri, Kocaeli Stadyumu’nda gazeteciler ile bir araya geldi. Toplantıda söz alan Kocaelispor Basın Sözcüsü Tuncay Arıcan, 18 Mart’ta Engin Koyun’un istifa ettiğini hatırlatarak, “Yönetim kurulunda aldığımız karar doğrultusunda Recep Durul başkanlık görevini üstlenmiştir ve sezon sonuna kadar bu göreve devam edecektir. Engin Başkan’a emekleri için teşekkür ederim. Recep Başkanımıza da kolaylıklar diliyorum. Camianın beklentisi tabii ki şampiyonluk. Bu şampiyonluk beklentisinden dolayı hem takım üzerinde baskı hem de şehirdeki bazı protestolardan sonra bu süreci yönetmek kolay değil” dedi.

“Göztepe maçı, bizim için bir dönüm noktası”

Kocaelispor camiası olarak zorlu bir maç eşiğinde olduklarını söyleyen Recep Durul ise, “Önümüzde çok ciddi bir Göztepe maçı var. ‘Olmak ya da olmamak’ tabiri vardır, gerçekten bizim için bir dönüm noktası diyebiliriz. Büyük camialar, özellikle Kocaelispor camiası, tarihinde bu tür zor virajlardan hep başarılı şekilde çıkmıştır. Camia refleksini hep göstermiştir. Bugün de aynı tarihi olayı tekrar yaşıyoruz. Bizler yönetici arkadaşlarımız ve yönetim kurulu olarak da aldığımız sorumluluk bilincinde olarak, Kocaelispor’umuzu bu süreçten daha da güçlenerek nasıl çıkaracağımızın çalışmalarını yaptık, yapıyoruz. Biz hem mental açıdan hem fiziki açıdan hem de iletişim açısından güzel bir noktaya getirdik. Bundan sonra bunun sahaya yansımasını bekleyeceğiz” dedi.

“Stada gelelim, 12. adam olarak oyuna dahil olalım”

Taraftarlara çağrıda bulunan Başkan Durul, şu ifadeleri kullandı:

“Yarın oynayacağımız Göztepe maçı, bizim için bir dönüm noktası olacaktır. Kocaelispor camiasıyla, taraftarıyla, mazisindeki başarılarıyla, Türkiye liglerinin en saygın ve önde gelen camialarından biridir. Bu süreçte futbolun derin ve zorlu sularında bir kez daha stratejik ve tarihi bir yolculuk halindeyiz. Takımımız tarihinden ve mazisinden aldığı güçle, bir buzkıran gemisi gibi yoluna ve hedefine devam edecektir. Camia olarak bu tarihi refleksi gösterebilecek güçte ve inançtayız. Zaman büyük Kocaelispor camiası olarak birlik ve beraberlik içinde kenetlenme zamanıdır. Şehrimizin yönetenlerini, değerlerini, dinamiklerini, aktörlerini, paydaşlarını; iş, spor, siyaset ve sivil toplum kurumlarının değerli katılımcılarını, yeşil siyahlı renklere ve kulübümüzün sembolü armamıza gönül vermiş taraftarlarımıza sesleniyorum. Stada gelelim, 12. adam olarak oyuna dahil olalım. Arma aşkına, sevdamıza sahip çıkalım ve Kocaelispor’un yeniden yükselişine hep birlikte itici bir güç oluşturarak şahitlik edelim. Bugün sizin gününüz, Kocaelispor’un günüdür. Gelin bu başarıyı birlikte kutlayalım ve takımımızı yüceltelim. Dalgalı dönemlerde taraftarların ayağa kaldırdığı takım hikayelerini hepimiz iyi biliriz. Biz bunu sağladığımız sürece, kocaman bir yürek oluruz ve Kocaelispor’un önünde hiçbir güç duramaz.” – KOCAELİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kocaelispor-baskani-recep-durul-goztepe-macini-donum-noktasi-olarak-goruyor/feed/ 0
Erzurum’da Yakutiye Medresesi’nde Ramazan Etkinlikleri https://www.haber60.com.tr/erzurumda-yakutiye-medresesinde-ramazan-etkinlikleri/ https://www.haber60.com.tr/erzurumda-yakutiye-medresesinde-ramazan-etkinlikleri/#respond Sat, 30 Mar 2024 21:09:46 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25235 Erzurum’un sembol yapılarından 714 yıllık tarihi Yakutiye Medresesi’nde, 10 yıldır ramazan aylarında her akşam, “oruç neşesi” adı altında etkinlikler, söyleşi ve şiir geceleri düzenleniyor.

Anadolu’nun kapalı avlu medreselerinin en büyüğü olan ve 1310 yılında İlhanlı hükümdarı Sultan Olcayto döneminde Gazan Han ve Bolugan Hatun adına, Hoca Yakut Gazani tarafından yaptırıldığı bilinen Yakutiye Medresesi, kentin simge eserleri arasında yer alıyor.

Plan düzeni, dengeli mimarisi ve iri motifli süslemeleriyle dikkat çeken yapı, Türk İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak hizmet veriyor. Her yıl ramazan ayına özel faaliyet alanı olarak kullanılan medresede, Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen programlar ramazan boyunca her akşam teravih namazının ardından başlıyor.

Erzurum Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Ergün Engin, AA muhabirine, kentte ramazan etkinliklerini bu tarihi mekanda yaparak müzeyi de hayatın içine katmış olduklarını söyledi.

Tarihi mekanı özüne uygun şekilde kullandıklarını söyleyen Engin, “Böylece belki, müzedir diyerek bir sefer girip sonra burayı hayatından çıkaranlar için bir farklılık oluşturup burada ramazan akşamlarımızı birlikte medrese ruhuna da uygun söyleşilerle, sohbetlerle, bazı ufak musikilerle geçirmiş oluyoruz. Oldukça büyük fayda ürettiğimizi düşünüyoruz. Medreseyi kendi iklimine çevirerek insanlarımızda da bu mekanın ruhunu içlerinde hissedecekleri farkındalık oluşturuyoruz.” dedi.

İnsanların sosyalleşmesi için de bu tarz etkinliklerin faydalı olduğunu dile getiren Engin, yoğunluğun programlardan programlara göre farklılık gösterdiğini, vatandaşların kendilerine uygun programları seçerek katılım sağladıklarını belirtti.

Tarihi doku için hassas davranılıyor

Tarihi medresede gerçekleştirilen programlarda mekanın herhangi bir zarar görmemesi için çok dikkatli olduklarını ifade eden Engin, “Programlarımızı buradaki ambiyansı bozmadan devam ettiriyoruz. Müzikte dinleti formatında en alt sesten veriyoruz. Işıklandırmada da çok az ve kurallara uygun şekilde davranıyoruz. Bu yapıda çok daha farklı işlere izin verilmediği gibi biz de bu konuda çok hassasız. Dikkatle etkinlikleri yürütüyoruz.” diye konuştu.

Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Felsefe Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özden, 10 yıldır teravih namazlarından sonra medresedeki etkinliklere katılmanın bir kültür olduğunu söyledi.

“Şehrimizin kültürle beslenen insanları geliyor”

Ramazan boyunca çok güzel programların gerçekleştirildiğini aktaran Özden, “Ramazanın güzelliklerinden bir tanesi sosyalleşmek. Bu sosyalleşme de ihtiyaç sahiplerine yardımların ulaştırılması, davetler edilmesi, teravih sonrası kahvehanelerde dost ortamlarının oluşturulması ve nihayetinde buradaki söyleşilerin yapılması. Şehrimizin kültürle beslenen insanları geliyor. Gelenler aralarında güzel sohbetler de oluyor. Burada başlayan dostlukların olduğunu gördük.” dedi.

Etkinliklere katılanlardan Hanifi İspirli, Erzurum’da ramazan ayının farklı bir havada yaşandığını belirterek, “Yakutiye Medresesi bin yıla yakın zamandır, şehrin mühürlerinden biri olarak bulunuyor. Son 10 yıldır medresenin ruhuna uygun şekilde programlar yapılıyor. Tanınan, tanınmayan birçok isim burada teravih namazı sonrası ya konuşma yapıyor ya şiirler okuyor.” diye konuştu.

Şerif Avcı ise ramazan söyleşilerinin, tarihi medrese içinde gerçekleşmesinin manevi açıdan güzel bir etkisi olduğunu söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/erzurumda-yakutiye-medresesinde-ramazan-etkinlikleri/feed/ 0
2 asırlık ipek fabrikası kültür sanata hizmet edecek https://www.haber60.com.tr/2-asirlik-ipek-fabrikasi-kultur-sanata-hizmet-edecek/ https://www.haber60.com.tr/2-asirlik-ipek-fabrikasi-kultur-sanata-hizmet-edecek/#respond Wed, 27 Mar 2024 23:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24082 2 asırlık ipek fabrikası artık kültür sanata hizmet edecek

Endüstriyel mirasa ipeksi dokunuş

BURSA – Osmanlı Dönemi’nin Bursa’daki ilk endüstriyel yapılarından olan harabe halindeki 2 asırlık ipek fabrikası, Osmangazi Belediyesi tarafından ayağa kaldırılıyor. Bir dönem Avrupa Saraylarını süsleyen dünyaca ünlü Bursa İpeği’nin işlendiği tarihi fabrika, restorasyonun ardından kentin kültür ve sanat hayatına değer katacak.

Osmangazi Belediyesi, tarih başkenti Bursa’yı açık hava müzesine dönüştürecek, tarihi ve kültürel miras yatırımlarında hız kesmiyor. Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi, Hanlar Bölgesi ve Hisar’da yapılanlar ile hayata geçirilen 567 restorasyonlaecdat emanetlerine sahip çıkan Osmangazi Belediyesi, şimdi de Bursa’nın endüstriyel mirasını gün yüzüne çıkaracak önemli bir projenin startını veriyor.Ülkenin devlet eliyle endüstrileşmesi amacıyla,tarihi İpek Yolu’nun Anadolu’daki son durağı olan Bursa’da 1852 yılında kurulan Fabrika-i Hümayun’un hemen yanına 1861’de yapılanRomangal İpek Fabrikası da Bursa’nın ilk endüstriyel yapılarından biri olarak kent siluetine kazandırılıyor.

Muradiye Mahallesi Kaplıca Caddesi üzerinde 10 bin metrekarelik alana yerleşen fabrikaya ait yapı kütleleri, 1862 tarihli Suphi Bey Haritasında görülüyor.Yahudi asıllı bir Fransız olan Mösyö Romangal’dan 1938 yılında Turgut Yılmazipek’inbabası Faik Yılmazipek tarafından satın alınan fabrika, günümüzde de eski sahibinin adıyla ‘Romangal’ olarak anılıyor. Yılmazipek ailesinin de 1938-1987 yılları arasında burada ipek üretimi ve dokuma işlemlerine devam ettiği bilinirken, 1992’de elde edilen gelir, giderleri karşılamadığı için tüm üniteler kapatıldı. Üretimin durmasının ardından da istimhane, kozaklık, mancınıkhane, bükümhane, devdehane, çözgühane, dokuma ve boyahaneler, ısıtma merkezi ve baca gibi üretimi destekleyen birimlere sahip fabrika kullanılamaz hale geldi.

Yaşayan Müze

Bursa’da tarihi ve kültürel mirasın ayağa kaldırılması noktasında Türkiye’ye örnek yatırımları hayata geçiren Osmangazi Belediyesi, 2 asırlık tarihi ipek fabrikasının ayağa kaldırılması için düğmeye bastı. Bursa’nın endüstriyel mirasına ışık tutmaya hazırlanan Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, tarihi ipek fabrikasını gezip, tahrip olan bölümlerle ilgili bilgi aldı. Bursa’da üretilen ipek halı ve kumaşların, Osmanlı döneminde başta Topkapı olmak üzere dünya saraylarını süslediğini hatırlatan Başkan Dündar, “Osmanlı’nın en stratejik ürünü olan Bursa İpeğinden Avrupa’nın yıllarca vergi bile almadığı biliniyor. Romangal Fabrikası olarak bilinen Turgut Yılmazipek İpek Fabrikası da yıllarca Bursa İpeği’nin dokunduğu önemli bir yerdi. Yıllarca ipek üretiminin yapıldığı fabrika 1992’da kapatıldı. Bursa ipekçiliğinde çok önemli bir yere sahip olan Romangal Fabrikası’nı yeniden ayağa kaldırıyoruz. Tarihi bu yapıyı, restorasyonla ilk günkü orijinal görüntüsüne kavuşturacağız. Restorasyonun ardından metruk haldeki bu alan, Butik İpek Üretim Merkezi, Eğitim – Seminer ve Sergi Salonları, Müze, Restoran ve Kafe ile Bursa’mızın kültür sanat hayatına değer katacak.İpekçilik tarihine ışık tutacak bu proje, aynı zamanda ziyaretçileri için de unutulmayacak bir deneyim yaşatacak. Romangal Fabrikası Restorasyonu projemiz şimdiden Bursa’mıza hayırlı olsun” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/2-asirlik-ipek-fabrikasi-kultur-sanata-hizmet-edecek/feed/ 0
Başkan Aktaş: “Tarihi gün yüzüne çıkarmaya devam edeceğiz” https://www.haber60.com.tr/baskan-aktas-tarihi-gun-yuzune-cikarmaya-devam-edecegiz/ https://www.haber60.com.tr/baskan-aktas-tarihi-gun-yuzune-cikarmaya-devam-edecegiz/#respond Wed, 27 Mar 2024 22:48:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24038 – Başkan Aktaş, “Tarihi gün yüzüne çıkarmaya devam edeceğiz”

BURSA – Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, kentsel dönüşüm çalışmalarını konut alanlarının yanında tarihi alanlarda da ara vermeden sürdüreceklerini dile getirerek, “Uzun yıllardır konuşulan Bursa’nın kalbi konumundaki Hanlar Bölgesi’ndeki ‘Çarşıbaşı meydanı’ projemizle tarihe imza attık. Bu daha başlangıçtı. Hanlar Bölgesi’ni ilmek ilmek işleyeceğiz” dedi.

Bilimsel altyapı, bütüncül bakış açısı, doğru planlama ve ortak akılla ‘Dirençli şehir Bursa’ için dönüşüm çalışmalarını başlatan Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Alinur Aktaş, kent dönüşümün yeni dönemde en önemli konu başlığı olacağını söyledi. Başkan Aktaş, “Kentsel dönüşüm çalışmalarımızı konut alanlarıyla birlikte tarihi alanlar, imalat ve sanayi alanları, kamusal alan ve yapılar olmak üzere dört ana başlık üzerinde sürdürüyoruz. Yürüttüğümüz tüm fiziksel planlama ve tasarım çalışmalarımızın ana eksenini 2050 Çevre Düzeni Planımız oluşturacak. Yeni dönemimizde akademik katkılar, ortak akıl ve mutabakatla Çevre Düzeni Planı’nı şehir anayasası olarak yürürlüğe alacağız” diye konuştu.

Tarihi Hanlar Bölgesi

Tarihi kentsel tasarım projelerinin ‘Heykel-Setbaşı-Yeşil-Emirsultan’ tarihi aksı üzerinde yürütüleceğini belirten Başkan Aktaş, özellikle Hanlar Bölgesi’nde yapılan çalışmaların Bursa’ya çok yakıştığını ifade etti. Dirençli şehir Bursa’nın en önemli bileşenlerinden birisinin de yüzyılların yorgunluğunu ve derin izlerini taşıyan tarihi alanlar olduğunu dile getiren Başkan Aktaş, “Uzun yıllardır konuşulan Bursa’nın kalbi konumundaki Hanlar Bölgesi’ndeki ‘Çarşıbaşı meydanı’ projemizle tarihe imza attık. Tam bir açık hava müzesi olan tarihi bölgede 14 tane han, 1 bedesten, 13 açık çarşı, 7 üstü örtülü çarşı, 11 kapalı çarşı, 4 pazar alanı, 21 camii, 177 sivil mimarlık örneği yapı, 1 okul ve 3 türbe bulunuyor. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı destekleriyle hayata geçirdiğimiz ‘Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi Çarşıbaşı Kentsel Dönüşüm Projesi’ çerçevesindef tarihi bölgeyi kuşatan 38 binayı yıktık. Etrafı dükkanlarla sarılı 342 yıllık Esiri Mehmet Dede Türbesi ile geçmişi 1549’a kadar uzanan Sağrıcı Sungur Mescidi’ni gün yüzüne çıkarttık. Bakırcılar Meydanı, İpekhan Meydanı, Sağrıcı Sungur Mescidi ve peyzaj düzenlemelerini halkın hizmetine açıldı. Otoparkın da üstü tamamen kapatılarak meydan bir bütün haline geldi. Ancak çalışmalarımız henüz bitmedi. Bu daha başlangıçtı. Tarih boyunca ticaretin kalbinin attığı, UNESCO dünya mirası listesinde yer alan Hanlar Bölgesi’ni ilmek ilmek işleyeceğiz. Hanlar Bölgesi ile birlikte Payitaht şehir Bursa’da tarihi gün yüzüne çıkarmaya devam edeceğiz” dedi.

Hisar Bölgesi

Hanlar Bölgesi’nin yanında Hisar Bölgesi’nde de çalışmaların sürdürüleceğini anlatan Başkan Aktaş, “Hisar Bölgesi de şehir tarihinin en eski izlerini barındıran, surlarıyla, Bitinya galerileriyle, bağrında barındırdığı iki padişah ile manevi iklimi ve sayısız kültür mirasıyla, yüzyıllardır yaşanan mahalle kültürüyle Bursa’mızın nadide değerlerinin başında geliyor. Bu bölgede geçtiğimiz dönemde birçok eseri gün yüzüne çıkardık. Yaptığımız çalışmalarla bölgede önemli bir seviyeye geldik. Keza Osmangazi Belediyesi’nin de Hisar Bölgesi’nde yürüttüğü projeleri var. Önümüzdeki dönemde Hanlar Bölgesi’nde olduğu gibi bu nadide bölgenin de hak ettiği değere kavuşmasını sağlayacağız” diye konuştu.

Setbaşı-Yeşil-Emirsultan bölgesi

Şehrin tarihi aksı üzerindeki Setbaşı-Yeşil-Emirsultan bölgesi için de yeni dönemde önemli çalışmalar yürüteceklerini söyleyen Başkan Aktaş, “Üzerinde çalışmalar yürüttüğümüz tarihi aksımızın Setbaşı-Yeşil-Emirsultan kısmında bölge sakinleri ve esnafımızla sahada yaptığımız çalışmalar doğrultusunda bu bölgede de dönüşümü gerçekleştiriyoruz. Alanın turizm potansiyelini harekete geçirecek, yaya ulaşımı, sosyal donatı ve otopark ihtiyaçlarını karşılayacak projemizle Bursa’nın önemli bir değerini daha gün yüzüne çıkarıyoruz” dedi.

Kayhan Meydanı ve otoparkı

Şehrin önemli tarihi bölgelerinden olan Kayhan Bölgesi’nin gastronomi yönünü öne çıkartacaklarını belirten Başkan Aktaş, “Kayhan bölgesinde gerçekleştireceğimiz en önemli çalışmalardan biri de meydan ve otopark projemiz. Eskiden tekel binasının olduğu, dolmuş duraklarının yer aldığı 3 bin metrekarelik alanda yapacağımız meydan projemiz yaklaşık 300 araçlık kapalı otoparkıyla özellikle çarşı bölgemizdeki önemli bir eksiğin giderilmesini sağlayacak” diye konuştu.

Cumalıkız-Gölyazı-Umurbey-Kültürpark

Tarihi alanların ve ticaret bölgelerin yanında tarihi mahalle ve köyleri de koruyarak yaşatacaklarını ifade eden Başkan Aktaş, “Unesco Dünya Miras Listesi’ndeki Cumalıkızık’ta yaptığımız düzenlemelerle tarihi dokuyu ön plana çıkartıyoruz. Düzensizliklerin giderildiği, otopark sıkıntısının ortadan kaldırıldığı ziyaretçilerinin imrenerek gezeceği bir Cumalıkızık ortaya çıkaracağız. Uluabat Gölü’nün suları içinde bir inci gibi parlayan Gölyazı’yı eşsiz bir turizm destinasyonu haline getireceğiz. Gemlik’in yamaçlarında tarih içinde yaşamın devam ettiği Umurbey Mahallesi’nin tarihi dokusunu ön plana çıkaracak hamleleri yapacağız. Gürsu’ya 8 bin metrekarelik modern kent meydanı kazandıracağız. 69 senedir Bursalılara hizmet eden Kültürpark’ı kentsel tasarım projesiyle günümüz şartlarına uygun ve kullanılabilir hale getireceğiz. Kültürpark içerisinde yer alan Arkeoloji Müzesi’ni de yeniliyoruz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/baskan-aktas-tarihi-gun-yuzune-cikarmaya-devam-edecegiz/feed/ 0
Eskişehir’deki Tarihi Odunpazarı Evleri Bölgesi’ndeki Esnaf, Kemal Zeytinoğlu Caddesi’nin Saatlerinin Düzenlenmesini İstiyor https://www.haber60.com.tr/eskisehirdeki-tarihi-odunpazari-evleri-bolgesindeki-esnaf-kemal-zeytinoglu-caddesinin-saatlerinin-duzenlenmesini-istiyor/ https://www.haber60.com.tr/eskisehirdeki-tarihi-odunpazari-evleri-bolgesindeki-esnaf-kemal-zeytinoglu-caddesinin-saatlerinin-duzenlenmesini-istiyor/#respond Wed, 27 Mar 2024 22:06:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24003 Eskişehir’in simgelerinden olan Tarihi Odunpazarı Evleri Bölgesi’ndeki esnaf, bu kış sezonunda çok sıkıntı yaşadıklarını belirterek geçtiğimiz yıllarda trafiğe kapatılan Kemal Zeytinoğlu Caddesi’ndeki saatlerin düzenlenmesiyle ilgili seçimler yaklaşırken bir kez daha yetkililere seslenerek “O kararı yeniden değerlendirin” çağrısı yaptı.

Turistlerin uğrak noktalarından birisi olan Tarihi Odunpazarı Evleri bölgesinde bulunan Kemal Zeytinoğlu Caddesi, Ulaştırma Koordinasyon Merkezi (UKOME) tarafından oy birliği ile alınan karar ile 26 Eylül 2022 tarihi itibariyle belirli saatlerde trafiğe kapatılmıştı. Yapılan düzenleme bölge esnafı arasında büyük tartışma konusu olmuştu. İşletme sahiplerinin itirazları üzerine saatlerle ilgili bir takım düzenlemeler yapılsa da halen orta yol bulunamazken, esnaf bu kış sezonunda büyük sıkıntılar yaşadıklarını dile getirdi. Mevcut belediyenin kendilerine yardımcı olmaması nedeniyle yerel seçimlerde yeni seçilecek belediye başkanlarının seslerini duymasını isteyen esnaf, bu caddenin Eskişehir’deki trafik sorununun da artmasına neden olduğunu sözlerine ekledi. Bölgenin tarihi mekanlar olduğu için kapatıldığının farkında olan ancak yerel halkın da biraz düşünülmesi gerektiğini düşünen mahalle sakinleri ise, “Şu taştan, topraklardan, ağaçlardan yapılan bina mı önemli yoksa İçinde yaşayan insan mı önemli” diyerek yaşanan duruma tepki gösterdi.

“Yeni seçilecek belediye başkanlarından bu soruna bir çare bulmalarını istiyoruz”

Kasap Kadir Şen, “Odunpazarı şu anda zor durumda. Yolumuz hala kapalı, bundan dolayı da esnafa gelen giden yok. Çoğu esnaf şu anda kapatma durumuna geldi. Odunpazarı’nda 2 tane tarihi fırın vardı, bunlardan birisi kapattı. Artık en azından yeni seçilecek belediye başkanlarından bu soruna bir çare bulmalarını istiyoruz. Cadde hafta içi açık kalıp, hafta sonu kapatabilir. Hafta içi esnafın işi olsun. Yaz aylarında eyvallah ama en azından kış aylarına yönelik bir düzenleme yapılsın. Bu sezonumuz çok zor geçti. Doğalgaz, elektrik ve ev giderleri falan derken masraf sürekli artıyor. Kapatmak en son çare. Belki tek yön olabilir. Buradan sadece yukarıya doğru çıkış olabilir. Ayrıca Eskişehir’de bir trafik sorunu var. Sen hazır caddeyi kapatırsan sonra tabii trafik sorunu olur. Bunu kapatmak yerine bir çözüm üret, en azından tek yön yap. Burada yaşayan halk da var. Ambulans giriyor, çıkamıyor. Hasta zamanında hastaneye yetişemiyor. Daha önce yaşadık, yangın oldu gelip söndüremediler. Kısacası buna en kısa zamanda çözüm üretilmesi gerekiyor” dedi.

“Kış sezonu biraz daha yardımcı olsalar rahatlayacağız”

1976’dan beri Odunpazarı’nda fırıncılık yapan Hüseyin Topçu, “Çocukluğum, hayatım buralarda geçti. Kış sezonu halimiz kötü ve bu kimsenin derdi değil. Herkes düşmüş seçimlerine, kendi derdine. Esnafa sorun, hiç hayatından memnun olan var mı? Herkesin suratı asık, milletin hali perişan. Kimse bizimle ilgilenmiyor. Kış sezonu bu yol kapatılır mı? Yaz aylarında zaten kapatıyoruz. Artık bıçak kemiğe dayandı. Psikolojimiz bozuldu ya. Eskiden 24 saatin 19 saati kapalıydı. Şimdi Büyükşehir Belediyesi’yle görüşmelerimizin sonucunda bunu biraz düşürdük. Kış sezonu biraz daha yardımcı olsalar rahatlayacağız diye düşünüyorum ben. Yazın dışarıdan yabancılar geliyor ama kışın gelmedikleri zaman burası ölüyor. Bekliyoruz ki yabancı gelsin. Yabancı gelmeyince herkesin hali ortada” şeklinde konuştu.

“Yerel halkın da biraz düşünülmesi lazım”

Odunpazarı sakinlerinden Ekrem Öztürk, ise şunları söyledi:

“İnsanlar yürümekte zorluk çekiyor, bizimkiler yol kapatıyor. Burayı tarihi mekanlar olduğu için kapattılar. Turistler rahatça yürüsünler diye düşünülmüş. Ama yerel halkın da biraz düşünülmesi lazım. Burada yaşayan insanlar var. İnsandan önemli olan var mı? Binalar mı daha mı önemli? Şu taştan, topraklardan, ağaçlardan yapılan bina mı önemli yoksa İçinde yaşayan insan mı önemli? 3 tane ev tanıyorum ben. Sadece onlar aşağı yukarı 400 yıllık falan. Geri kalanı 80-100 yıllık binalar.” – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehirdeki-tarihi-odunpazari-evleri-bolgesindeki-esnaf-kemal-zeytinoglu-caddesinin-saatlerinin-duzenlenmesini-istiyor/feed/ 0
Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen Mahalle Mitinginde Konuştu https://www.haber60.com.tr/isparta-belediye-baskani-sukru-basdegirmen-mahalle-mitinginde-konustu/ https://www.haber60.com.tr/isparta-belediye-baskani-sukru-basdegirmen-mahalle-mitinginde-konustu/#respond Mon, 25 Mar 2024 14:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23336 Isparta Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan Adayı Şükrü Başdeğirmen, Dere Mahallesi’nde vatandaşlara seslendi. Göreve geldiklerinde Dere, Keçeci, Yenice, Emre, Doğancı ve Sülübey gibi mahallelerde doğal gazı olmayan evler bulunduğu belirten Başkan Başdeğirmen, buradaki evleri doğal gazla buluşturduklarını, Andık Deresi bölgesinde tarihi yeniden ortaya çıkardıklarını söyledi.

Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan Adayı Şükrü Başdeğirmen, mahalle mitingi programı çerçevesinde Dere Mahallesi’nde vatandaşlarla buluştu. Meşaleler ve havai fişeklerle soğuk havaya rağmen 7’den 70’e yoğun bir kalabalık tarafından karşılanan Başkan Başdeğirmen, Dere Mahallesi’nin kendisi ve ailesi için önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, coşkulu kalabalığa teşekkür etti.

Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan Adayı Şükrü Başdeğirmen, Dere Mahallesi’nin nüfusu az mahallelerden birisi olduğunu belirterek, meydanı hınca hınç dolduran kalabalığı görmekten duyduğu memnuniyetini ifade etti. Başkan Başdeğirmen, “Babam bu mahalleli, annem de Keçeci Mahallelidir. Buralar bizim için çok değerli ve önemli. Burada mutluyuz. Buraya gelince bambaşka bir havaya giriyoruz” dedi. Dere Mahallesi’nin üstünde Andık Deresi bölgesi bulunduğunu dile getiren Başkan Başdeğirmen, çocukluğunun o bölgede geçtiğini, göreve geldikten sonra oranın halini gördüğünde üzüldüğünü ve Andık Deresi bölgesini yeniden düzenlediklerini, bölgenin yeni haliyle şehre çok yakıştığını söyledi. Başkan Başdeğirmen, “Andık dedenin orada bulunan mescidi yeniledik, oradaki çeşmeyi de yeniliyoruz. Andık Deresi, şelaleleri, havuzu, fıskiyeleri, yeni oturma yerleriyle gecesi bir başka gündüzü bir başka, yazı bir başka kışı daha başka bir yer haline geldi” derken bölgedeki şelalenin tarihinden bahsetti.

Tarihe sahip çıkan bir belediyecilik anlayışıyla hareket ettiklerine değinen Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan Adayı Şükrü Başdeğirmen, “Kirazlıdere’nin üzerine Kirazlıtepe’yi yapıyoruz. Kirazlıtepe’nin üstünde de gözetleme kalesi var. Kirazlıtepe’den sonra da yeni dönemde gözetleme kalesini ortaya çıkararak oraya daha çok vatandaşımızın gelmesini sağlayarak, tarihimizi yaşamasını sağlayacağız” şeklinde konuştu.

Millet Bahçesi bölgesindeki tarihi binaların restorasyonlarının devam ettiğini belirten Başkan Başdeğirmen, Tarihi Üzüm Pazarı’nı restore ederek yenilediklerini, Damgacı Sokak’taki yapılarda da restorasyon çalışmaları gerçekleştirildiğini, İmam Hasan Sokak’ta ise sokak sağlıklaştırılması çalışmalarının yapılacağını söyledi. Başkan Başdeğirmen, “Aya Baniya Kilisesi’nde Koku Atölyesi yapıyoruz. Orası da tamamlanmak üzere. O tarihi yapıyı da turizme sunacağız. Aya Yorgi Kilisesi için de izinleri aldık kütüphane yapacağız. Tarihimizi ayakta tutamazsak geleceğimizi bilemeyiz. Çocuklarımıza tarihimizi anlatmak zorundayız” dedi.

Belediye Başkanı ve AK Parti Belediye Başkan Adayı Şükrü Başdeğirmen, yeni dönemde yapacakları 19 büyük projenin şehre farklı ivme kazandıracağını belirterek, çocuklara yönelik yapılan kütüphane ve spor tesislerinden çok memnun olduklarını söyledi.

Göreve geldiklerinde şehrin birçok noktasında doğal gaz olduğunu ancak Doğancı, Dere, Keçeci, Yenice, Emre, Sülübey Mahallelerinde çok sayıda vatandaşın evine doğal gaz hizmeti gitmediğini gördüklerini ifade ederek, “Sokaklar darmış araçlar giremezmiş. Biz gelir gelmez dar sokaklar genişleyiverdi kamyon ve kepçeler sığdı doğal gazları evlere ulaştırdık. Bizden önceki 10 yıl içerisinde kepaze durumuna düşürülen ITKM’yi 1,5 yılda tamamladık. Demek ki yapılabiliyormuş, istemek lazımmış becerikli idarecilere ihtiyaç varmış. Koku sorununu 10 yıl boyunca çektik. Göreve geldik 6 ayda koku bitiverdi. Bu bir insana saygıdır. 6 ayda koku sorunu ortadan kalktıysa vatandaş ‘6 ayda yok olan koku 10 yılda neden bitmedi’ diye sormaz mı? Yapamadıklarını yapmış gibi yaptıklarımızı da yapmamış gibi anlatmaya çalışıyorlar. İftiralara ve yalanlara vatandaşımız 31 Mart’ta en güzel cevabı verecek, sandıkta her şey ortaya çıkacak” dedi.

Mart ayının en soğuk gecelerinden birisinin yaşandığını dile getiren Başkan Başdeğirmen, “Meydanda bizim için gelen bir hacı annemiz var” derken yaşlı teyze, “Uzun zamandır evden çıkmıyordum oğlum geldi diye çıktım” dedi.

Mitingin sonunda Furkan Özçelik isimli çocuk kendi yaptığı tespihi Başkan Başdeğirmen’e hediye etti. – ISPARTA

]]>
https://www.haber60.com.tr/isparta-belediye-baskani-sukru-basdegirmen-mahalle-mitinginde-konustu/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’ni Ziyaret Etti https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-bursa-tarihi-carsi-ve-hanlar-bolgesini-ziyaret-etti/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-bursa-tarihi-carsi-ve-hanlar-bolgesini-ziyaret-etti/#respond Fri, 22 Mar 2024 01:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21953 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’ni ziyaret ederek, “Buraya da güzel bir açılış yakışır. Cumhurbaşkanımız mı açar artık, inşallah güzel bir açılışla da tüm Türkiye’ye, dünyaya tanıtılmış olur” dedi. Ayrıca, yerel seçimleri işaret eden Yılmaz, algı oluşturanların değil, şehre hizmet edenlerin kazanacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir dizi ziyaret için Bursa’ya geldi. İlk olarak Bursa Valisi Mahmut Demirtaş’ı ziyaret eden Yılmaz, ardından Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nde yapılan çalışmaları yerinde inceledi. Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa milletvekilleri Efkan Ala, Mustafa Varank, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ile birlikte bölgenin eski halinin fotoğrafları izleyen Yılmaz, ardından bir açıklama yaptı.

“1 milyar lirayı aşkın kaynak harcandı”

Valilikte Bursa ile ilgili bazı bilgiler aldığını ifade eden Yılmaz, “Şimdi de Bursa’nın çok özel bir projesini incelemek üzere Tarihi Hanlar bölgesindeyiz. Aslında tarihi Bursa merkezindeyiz. Alinur Başkanımız bize bilgi verdi. Geçen seçimlerden önce vaat edilen bir projeydi. Bazı başkanlar gibi seçimden sonra vaat ettiklerini unutmadı. Projeleri gece gündüz takip etti ve bu çok güzel eser ortaya çıktı. Ben huzurunuzda kendisini tebrik ediyorum. 1 milyar lirayı aşkın bir kaynak bu projeye harcandı. Merkezi idare ile yerel yönetimin işbirliğini de çok güzel bir örneği oldu. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza da bu vesile ile teşekkür ediyorum. Tabi bu tarihi dokuyu ortaya çıkaran projeye verdiği destek için Cumhurbaşkanımıza da şükranlarımızı sunuyoruz” diye konuştu.

“Bazı yerlerde yıkmakla övünüyoruz”

Bölgenin eski halini gördüklerini belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Eski halini gösterdiler. Tabiri caizse mezbelelikmiş. Çok kötü bir durumdan, uygunsuz yapıları yıkarak tarihi doku ortaya çıkarıldı. Ben eskiden Çalışma Bakanlığı yaptım. Her yerde yapmakla övünüyoruz. Ama bazı yerlerde de yıkmakla övünüyoruz. Özellikle tarihi dokunun olduğu kent meydanlarında yeni yapıları yıktığınız zaman o tarihi güzellikler kendiliğinden ortaya çıkıyor ve şehre ayrı bir kimlik, güzellik katıyor. Şehrin, insanların yaşam kalitesine de büyük bir katkıda bulunuyor. Bir taraftan da böyle projeler şehrin ekonomisine de katkı da bulunuyor. Özellikle yerli ve yabancı turisti cezp ederek ekonomik hayata, esnafa da katkıda bulunan projeler oluyor. Ben bu projeden çok etkilendi. Böyle projelerin tüm Türkiye’de yaygınlaşması lazım. Özellikle şehir merkezlerinin tarihi kent merkezlerinin dokusunun ortaya çıkartılması lazım. Gelecek nesillere tarihi mirasımızı aktarmada da bu yapılan çok önemli olduğunu düşünüyorum. Burada gezen bir genç, tarihini görecek ve tanıyacak. Kitaplardan okumak ayrı, gözüyle bir takım eserleri görmesi, tarihi ile bağ kurması çok farklı diye düşünüyorum” dedi.

“AK Parti son 20 yılda eser ve hizmet siyaseti yaptı”

Cevdet Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu çalışma aynı zamanda geçmişle geleceği bütünleştiriyor. Bizim anlayışımızda budur. AK Parti son 20 yılda bir taraftan eser ve hizmet siyaseti yaptı. Bir taraftan da geçmiş değerlerle geleceği buluşturdu. Bir taraftan modernleşen ve gelişen bir toplum ama tarihi değerlerine, kimliğine de sıkı sıkı sahip çıkan onlarla gelecek vizyonunu çatıştırmayan bir anlayıştır. Bunun bir yansımasını da burada görüyoruz. Biz güçlü bir tarih şuuruyla geleceğe yürümeye ve Türkiye yüzyılını inşa etmeye devam edeceğiz. Bir taraftan da son 20 yılın en önemli özelliklerinden bir tanesi devletle milleti buluşturması ve kaynaştırmasıdır. Bu anlamda da merkezi hükümetimiz yerel yönetimlerden gelen bir anlayışla, yerel kalkınmayı, yerel demokrasiyi çok önemseyen bir anlayışla yerel yönetimlere destek oluyor. Bu projede bunun en güzel örneğidir.”

“Milletimiz ne yaparsa başımızın üstündedir”

Önümüzdeki dönem Alinur Aktaş’ın projelerine devam ederek, tarihi dokuyu daha da ortaya çıkartacağını söyleyen Yılmaz, “İnanıyorum ki Alinur Aktaş başkanımız bu tür projelere devam ederek, Bursa’nın bu tarihi dokusunu, güzelliklerini önümüzdeki dönemde daha da ortaya çıkartacaktır. Tabi ki Bursa, halkının desteği ile olacaktır. Milletimiz ne yaparsa başımızın üstündedir. Ama biz inanıyoruz ki, bu seçimde de laf edenler, algı oluşturanlar değil, gerçek belediyecilik yapanlar, halka hizmet edenler, şehre hizmet edenler kazanacaktır. Biz de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Alinur başkanımızın yanındayız, arkasındayız. Yerel yönetim ve merkezi idare olarak el birliği, güç birliği, akıl birliği ile geleceğe yürüyeceğiz. Bu muhteşem çalışmaya öncülük yapan başkanımıza, emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde güzel bir açılış nasip olur. Buraya da güzel bir açılış yakışır. Cumhurbaşkanımız mı açar artık, inşallah güzel bir açılışla da tüm Türkiye’ye, dünyaya tanıtılmış olur. Bu güzel ortamı teneffüs etmekten büyük bir mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum. Bursa halkına hayırlı ramazanlar diliyorum” diye konuştu. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-bursa-tarihi-carsi-ve-hanlar-bolgesini-ziyaret-etti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bursa’da tarihi projeleri inceledi https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-bursada-tarihi-projeleri-inceledi/ https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-bursada-tarihi-projeleri-inceledi/#respond Fri, 22 Mar 2024 01:00:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21951 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti’nin son 20 yılda eser ve hizmet siyaseti yaparken diğer yandan geçmiş değerlerle geleceği buluşturduğunu belirterek, “Bir taraftan modernleşen bir toplum, gelişen bir toplum ama tarihi değerlerine de kimliğine de sıkı sıkıya sahip çıkan, onlarla gelecek vizyonunu çatıştırmayan bir anlayış.” dedi.

Yılmaz, Bursa programı kapsamında Vali Mahmut Demirtaş’ı ziyaret etti. Heykel semtindeki tarihi Valilik binası girişinde tören mangasını selamlayan, Şeref Defteri’ni imzalayan Yılmaz, Vali Demirtaş ‘la basına kapalı görüştü.

Bursa Büyükşehir Belediyesinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının destekleriyle hayata geçirdiği “Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi Çarşıbaşı Kentsel Dönüşüm Projesi”nin sürdüğü alana gelen Yılmaz, tarihi alanı kuşatan 38 binanın yıkılmasıyla kentin 7 asırlık geçmişe sahip bölgesini gün yüzüne çıkaran projeyi yerinde inceleyerek, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’tan çalışmalara ilişkin bilgi aldı.

Yılmaz, ziyaret sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Bursa’nın özel bir projesini inceleme fırsatı bulduğunu dile getirerek, bu bölgenin ihyasının Aktaş’ın geçen seçimlerde vadettiği projelerden olduğunu anımsattı.

Alinur Aktaş’ın başka başkanlar gibi seçimden sonra vadettiklerini unutmadığını ifade eden Yılmaz, “Gece gündüz takip etti, bu çok güzel eser ortaya çıktı. Kendisini tebrik ediyorum. 1 milyar lirayı aşkın bir kaynak bu projeye harcandı. Merkezi idare ve yerel yönetim işbirliğinin de çok güzel bir örneği oldu bu proje. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza da bu vesileyle teşekkür ediyorum. Tabii ki bu tarihi dokuyu ortaya çıkaran projeye verdiği destek için Cumhurbaşkanı’mıza da şükranlarımızı sunuyoruz.” diye konuştu.

Yılmaz, bölgenin eski halini gösteren fotoğraflardan, adeta mezbelelik durumda olduğunu gördüğünü aktardı.

Aktaş’ın, uygunsuz yapıları yıkarak tarihi dokuyu ortaya çıkardığını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:

“Kalkınma Bakanlığı yaptım, uzun yıllar. Her yerde yapmakla övünüyoruz ama bazı yerlerde de yıkmakla övünüyoruz. Özellikle tarihi dokunun olduğu kent meydanlarında yeni yapıları yıktığınız zaman o tarihi güzellikler kendiliğinden ortaya çıkıyor, şehre ayrı bir kimlik, ayrı bir güzellik katıyor. Şehrin yaşam kalitesine, insanların yaşam kalitesine de büyük bir katkıda bulunuyor. Bir taraftan da böyle projeler şehrin ekonomisine katkıda bulunuyor, özellikle turizm kanalıyla. Bu bölgelerimize çok daha fazla yerli, yabancı turisti cezbederek ekonomik hayata, esnafa da katkıda bulunan projeler. Muazzam bir proje, gerçekten çok etkilendim. Böyle projelerin tüm Türkiye’de yaygınlaşması lazım. Şehir merkezlerinin özellikle tarihi kent merkezlerinin dokusunun ortaya çıkarılması lazım. Gelecek nesillere tarihi mirasımızı aktarmada da ben bu yapıların çok önemli olduğunu düşünüyorum.”

“Alinur Aktaş başkanımız bu tür projelere devam edecek”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yenilenmiş haliyle bölgede gezen bir çocuğun, tarihini daha iyi tanıyacağını belirtti.

Kitaplardan okumaktan ziyade gezerek görmek ve tarihle bağ kurmanın çok farklı olduğuna dikkati çeken Yılmaz, şunları kaydetti:

“Bu çalışma aynı zamanda geçmişle geleceği bütünleştiriyor. Bizim anlayışımız da bu zaten. AK Parti son 20 yılda bir taraftan eser ve hizmet siyaseti yaptı, bir taraftan da geçmiş değerlerle geleceği buluşturdu. Bir taraftan modernleşen bir toplum, gelişen bir toplum ama tarihi değerlerine de kimliğine de sıkı sıkıya sahip çıkan, onlarla gelecek vizyonunu çatıştırmayan bir anlayış. Bunun işte bir yansımasını da aslında burada görüyoruz. Biz güçlü bir tarih şuuruyla, tarih bilinciyle geleceğe yürümeye ve Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmeye devam edeceğiz.”

Yılmaz, son 20 yılda AK Parti’nin devletle milleti buluşturduğuna, kaynaştırdığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Merkezi hükümetimiz yerel yönetimlerden gelen bir anlayışla, yerel kalkınmayı, yerel demokrasiyi çok önemseyen bir anlayışla yerel yönetimlere destek oluyor. İşte bu proje de yine bunun en güzel örneği. İnanıyorum ki Alinur Aktaş başkanımız bu tür projelere devam ederek Bursa’mızın bu tarihi dokusunu güzelliklerini, önümüzdeki dönemde daha da açığa çıkaracak. Tabii ki Bursa halkının desteğiyle, duasıyla takdir milletimizin elbette. Milletimiz ne yaparsa başımızın üstünde ama biz inanıyoruz ki bu seçimde de laf edenler, algı oluşturanlar değil, gerçek belediyecilik yapanlar, halka hizmet edenler, şehre hizmet edenler kazanacak.”

Alinur Aktaş’ın her zaman yanında olduklarını dile getiren Yılmaz, “Yerel yönetim ve merkezi idare olarak el birliği, güç birliği, akıl birliği içinde geleceğe yürüyeceğiz.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a ziyaretlerinde Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ile AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan eşlik etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-bursada-tarihi-projeleri-inceledi/feed/ 0
CHP Hatay Milletvekili, deprem bölgesindeki mücbir sebep halinin uzatılmasını istedi https://www.haber60.com.tr/chp-hatay-milletvekili-deprem-bolgesindeki-mucbir-sebep-halinin-uzatilmasini-istedi/ https://www.haber60.com.tr/chp-hatay-milletvekili-deprem-bolgesindeki-mucbir-sebep-halinin-uzatilmasini-istedi/#respond Wed, 20 Mar 2024 23:54:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21439 Deprem bölgesindeki mücbir sebep halinin uzatılması gerektiğini belirten CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, “Birkaç aylık uzatmaların yetersiz kalacağını her fırsatta belirttik. Bunu yetkililer de çok iyi biliyor. Her uzatma bitişinde yeniden bu meseleyi gündeme getirmeye ve bölgedeki esnafların sesini duyurmaya çalışıyoruz. Bunun yerine gerçekten herkesin kendini güvende hissedeceği ve planlamasını yapabileceği 2 yıllık bir uzatma tercih edilebilirdi. Her gün siftah yapmakta dahi zorluk çeken insanlardan vergi ödemesini nasıl bekleyeceksiniz? Ticari hayatın eski işler haline döndüğünü iddia edebilir misiniz?” dedi.

CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, deprem bölgesindeki mücbir sebep halinin uzatılması gerektiğine dair yazılı açıklamaı yaptı. Depremin üzerinden geçen 14 ayı aşkın süreden bu yana deprem bölgesinde ticari hayatın henüz eski işler haline dönmediğini belirten Kara, deprem bölgelerinde ilan edilen mücbir sebep halinin uzatılmasını istedi. Kara, şöyle konuştu:

“TİCARİ HAYATIN ESKİ İŞLER HALİNE DÖNDÜĞÜNÜ İDDİA EDEBİLİR MİSİNİZ?”

“Bilindiği üzere 6 Şubat depremleri sonrası etkilenen 11 ilde ve bir ilçede deprem tarihi itibarıyla vergi ödemeleri ertelenmiş ve mücbir sebep hali ilan edilmişti. Önce mücbir sebep halinin 31 Temmuz 2023’te bitirilmesi kararlaştırılmış sonra depremin en çok zarar verdiği Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, İslahiye ve Nurdağı’nda 30 Kasım 2023 tarihine kadar uzatılmıştı. Bu kararın sonrasında da mücbir sebep hali 30 Nisan 2024 tarihine kadar sözü geçen il ve ilçeler için tekrar uzatıldı. Bizim birincil talebimiz mücbir sebepten kaynaklanan vergi borçlarının 31 Aralık 2023’den itibaren en az 2 yıl ertelenmesiydi.

Birkaç aylık uzatmaların yetersiz kalacağını her fırsatta belirttik. Bunu yetkililer de çok iyi biliyor. Her uzatma bitişinde yeniden bu meseleyi gündeme getirmeye ve bölgedeki esnafların sesini duyurmaya çalışıyoruz. Bunun yerine gerçekten herkesin kendini güvende hissedeceği ve planlamasını yapabileceği 2 yıllık bir uzatma tercih edilebilirdi. Her gün siftah yapmakta dahi zorluk çeken insanlardan vergi ödemesini nasıl bekleyeceksiniz? Ticari hayatın eski işler haline döndüğünü iddia edebilir misiniz?”

“DÜNDEN BUGÜNE HİÇBİR ŞEY NORMALE DÖNMÜYOR”

Yıkılan iş yerlerine yenilerinin yapılmasının uzun zaman alacağını aktaran Kara, “Bu ertelenen vergiler 30 Nisan’da kendini toparlayamamış esnafın önüne çıkarsa ticari hayata tamamen ket vurulur, yurttaşlarımız borçlar altında ezilir. 21 metrekarelik yerlerde ticari hayat sürdürülmeye çalışılıyor. İş yerlerini kaybedenlerin tekrar yeniden bir iş yerine ulaşması oldukça uzun zaman alacak. Dünden bugüne hiçbir şey normale dönmüyor. Daha barınma sorunu çözülememişken birkaç aylık periyotlarda ticari hayatın normale dönmesi mümkün değil” ifadesini kullandı.

“TEMİNAT ŞARTININ KALDIRILMASI GEREKİR”

23 Ekim 2011 tarihinde yaşanan Van depreminde de mücbir sebep ilan edildiğini ve eksikliklerin yaşandığını hatırlatan Kara, “Van depremi sonrası 23 Ekim 2011 tarihinde ilan edilen mücbir sebep hali 31 Mayıs 2017 tarihine kadar sürmüştü. Şimdi yaşadığımız depremi ‘asrın felaketi’ diye tanımlarken birkaç aylık periyotlara insanları sıkıştırmak hakkaniyetli değildir. Daha önce de ilan edilen mücbir sebep durumunda da eksiklikler olduğunu dile getirmiştik. Vergi ve SGK borçlarının 24 aylık faizsiz taksitlendirilmesinde istenen teminat şartları yurttaşlarımızı mağdur ediyor. 50 bin TL ve üzeri borçlar için istenen bu şartı tüm depremzede esnafların karşılayabilmesi mümkün değil. Teminat şartının da kaldırılması gerekir. Sembolik ertelemeler depremin yıkıcı etkisini gideremez. Gerçek düzenlemelere ve vergiden arındırılmaya ihtiyacımız var” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-hatay-milletvekili-deprem-bolgesindeki-mucbir-sebep-halinin-uzatilmasini-istedi/feed/ 0
Öğrenciler Çanakkale’yi tarihi mekanda öğrendi https://www.haber60.com.tr/ogrenciler-canakkaleyi-tarihi-mekanda-ogrendi/ https://www.haber60.com.tr/ogrenciler-canakkaleyi-tarihi-mekanda-ogrendi/#respond Tue, 19 Mar 2024 22:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=20924 Öğrenciler Çanakkale’yi tarihi mekanda öğrendi

İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse: “Dünya gençleri ile yarışabilecek gençler yetiştirmek istiyoruz”

KAYSERİ – Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen Sınıfım Kayseri projesi ile öğrenciler, sanat galerisine dönüştürülen bin 500 yıllık tarihi Tol Kilisesi’nde işlenen tarih dersi ile Çanakkale Savaşı’nı öğrendi.

Sınıfım Kayseri proje programı Talas ilçesinde bulunan bin 500 yıllık Tol Kilisesi’yken Talas Sanat Galerisi’ne dönüştürülen mekanda gerçekleşti. Öğrenciler, tarih öğretmenleri tarafından anlatılan Çanakkale Savaşı’nı tarihi mekanda hem yeniden dinledi, hem de tarihin dokusunun içinde ders işledi. Düzenlenen programa İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, Fatma Kemal Timuçin Anadolu Lisesi öğretmenleri ve öğrencileri katıldı.

Proje ile amaçlarının çocukları ve gençleri geleceğe hazırlamak olduğunu söyleyen İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, “Sınıfım Kayseri projesi devam ediyor. Amacımız çocuklarımızı ve gençlerimizi geleceğe hazırlamak. Buna hazırlarken de bu vatanın, milletin geçmişten beri ortaya koymuş olduğu ruhu, kültürü, anlayışı ve inancın farkında olmalarını sağlamak. Geleceğe bu ruhu, inancı ve anlayışı gençlerimiz aracılığıyla taşımak. Malumunuz 18 Mart dolayısıyla her yerde kutlamalarımız, törenlerimiz, anma programlarımız devam ediyor. Bugün de bu mekanda bu konuyla ilgili çocuklarımız tarih dersi işleyecekler, biz de onlarla beraber katılacağız. Ne olursa olsun bizim amacımız şu; öncelikle iyi insan yetiştirmek. Mutlu, huzurlu insan yetiştirmek. Daha sonra kendi akranlarıyla, dünya gençleri ile her alanda yarışabilecek insanı yetiştirebilmemiz lazım ve aidiyet duygusunu hisseden, bayrağın, sancağın, inancın ve dinin bu hassasiyetlerin, milli şuurun farkında olan gençler yetiştirmek istiyoruz. Bilimde, sanatta, kültürde, sporda yani her alanda çocuklarımızın iyi olmasını istiyoruz. Bunun için de elimizden geleni çocuklarımıza sunmaya çalışıyoruz, onları maruz bırakmaya çalışıyoruz. Farklı alanlarda, özellikle yaşadıkları şehrin, bölgenin kültürünü, ruhunu görsünler istiyoruz. Bunun için de farklı farklı organizasyonlar düzenliyoruz. Bugün de onlardan bir tanesinde Talas’tayız. Çocuklarımızla beraber dersimizi yapacağız inşallah” dedi.

Fatma Kemal Timuçin Anadolu Lisesi 12. sınıf öğrencisi Sinemis Zeynep Şimşek, “Burada olmaktan gerçekten çok mutlu ve gururluyum. Bize bu organizasyonu düzenleyen İl Milli Eğitim Müdürümüze, Belediye Başkanımıza ve okul müdürümüze teşekkür ediyorum. Burada olduğum için gerçekten çok mutluyum. Değişik mekanlarda ders işlemek beni gerçekten mutlu etti. Farklı bir ortam, farklı bir atmosfer” ifadelerini kullandı.

Yine 12. sınıf öğrencilerinden Kerem Özgen ise, “Öncelikle böyle tarihi bir mekanda İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün bize yaptığı eğitimden dolayı teşekkür ediyorum. Çünkü eğitim sadece okulda gösterilecek bir şey değil. Eğitim her yerde ve hayatımızın her noktasındadır. Böyle bir eğitimi de tarihi mekanlarda göstermek gerçekten çok güzel. Çünkü biz tarihi mekanlarla kendi kültürümüzü öğrenebiliriz. Bu özgür devlette ve özgür eğitim sisteminde Mustafa Kemal Atatürk’e çok büyük teşekkür ediyorum” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ogrenciler-canakkaleyi-tarihi-mekanda-ogrendi/feed/ 0
Çankırı’da Tarihi Mezar Taşları Araştırılıyor https://www.haber60.com.tr/cankirida-tarihi-mezar-taslari-arastiriliyor/ https://www.haber60.com.tr/cankirida-tarihi-mezar-taslari-arastiriliyor/#respond Thu, 14 Mar 2024 22:06:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18899 Çankırı’da iki akademisyen, köy köy gezerek inceledikleri tarihi mezar taşlarıyla kentin tarihine ve kültürüne ait izleri kayıt altına alıyor.

Çankırı Karatekin Üniversitesi (ÇAKÜ) Sanat Tasarım Mimarlık Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Uğur Demirbağ ile Çerkeş Meslek Yüksekokulu Endüstriyel Cam ve Seramik Programı’nda görevli Dr. Öğretim Üyesi Oğuz Bozdemir, geçmiş dönemde Çankırı’da yaşmış kişileri, yaşayış biçimlerini, kültürel ve sanatsal değerlerini ortaya çıkarabilmek için araştırma yapmaya başladı.

İl merkezi, ilçeler ve köylerde yaklaşık 5 ayda, birçok mezarlığı ziyaret eden akademisyenler, özellikle Arapça ve Osmanlıca yazılı mezar taşlarını mercek altına alarak okunması ve anlaşılması zor yazı ve figürleri tebeşirle okunaklı hale getirerek fotoğrafladı.

İki akademisyen yaklaşık 50’den fazla mezar taşından elde ettikleri verilerle bölgenin tarihi, kültürü ve yaşayış biçimine ilişkin envanter oluşturuyor.

Uğur Demirbağ, AA muhabirine, yüksek lisans ve doktora tezinde Çankırı’daki dini ve sivil yapıları çalıştığını, yaptığı araştırmalarda köylerdeki mezar taşlarıyla ilgili herhangi bir veriye ulaşamadığını söyledi.

Daha sonra bu verileri ortaya çıkarmak için çalışmaya başladıklarını belirten Demirbağ, “Bazı köylerde hiç mezar taşı bulamadık, bazılarında da iyi verilere ulaştık. Tabii ki müze ile birlikte bunların envanter çalışması yapılacak. Mezar taşlarında genel olarak mimari ve bezeme özelliklerini ve okunmasını sağlıyoruz. Bunun öncelikle bir çizimini yapıyoruz. Kitabelerin okunması için de tebeşir yardımıyla yazıları daha da netleştiriyoruz. Yosun tutmuş, tahrip olanlar var. Aslında tarihi bir eser yok oluyor bazı noktalarda. Çünkü eski mezar taşlarının üzerine mermerden yapılmış mezarlıklara da denk geliyoruz, bazı mezar taşlarının kitabelerini okuyamıyoruz.” dedi.

Yapılan araştırmayı ilerleyen dönemde yayınlara, projelere resmi olarak dökeceklerini dile getiren Demirbağ, “Çankırı’da hiç ortaya çıkmamış bir yayını ortaya çıkarmak, tarihi yapılarının, kültür birikiminin devamlılığının sağlanması, insanlarda tarihi mezar taşlarına karşı bir koruma bilincinin oluşturulmasını önemsedik. Bunun yanında kendi yayınlarımızı da yaparak bunu toplumun bilgisine sunmak istiyoruz.” diye konuştu.

Bu çalışmaya başlamalarının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Türkiye genelinde mezar taşı ve kitabelere yönelik bir çalışma yapılacağı haberini aldığını ve kendisinin bu çalışma için Çankırı il Koordinatörü olarak atandığını aktaran Demirbağ, şunları dile getirdi:

“2025 yılında bu resmi olarak başlayacak. Normalde bu çalışma 4 yıllık bir çalışma ama bazı bölgelerde veri az olduğu için 2-3 yıllık denilenler var. Çankırı bölgesi de 2 yıl olarak düşünülüyor. Biz 2 yılda 2025’ten 2026 sonuna kadar Çankırı merkez ve ilçeler, köyler dahil olmak üzere ne kadar mezar taşı, kitabe varsa proje çizimlerini yapacağız. Kitabelerin ilerleyen safhalarda daha çok okumasını yapacağız, mimari ve bezeme özelliklerini çalışarak sanat tarihi, mimarlık tarihi arkeoloji alanına bir katkı sunmaya çalışacağız.”

“Her köyün kendine ait farklı yapıları olduğunu gördük”

Oğuz Bozdemir de kendisinin daha çok mezar yapıları üzerindeki sembolizmi araştırdığını aktardı.

Mezar yapıları üzerinde bölgenin kültürüne dair örnekler olduğunu vurgulayan Bozdemir, şunları kaydetti:

“Çünkü bir toplumu oluşturan yapıların içinde toplumun, kültürü, tarihi, sanatı hepsinin bir arada incelenmesi gerekiyor. Bizler de bunu birlikte inceleyerek yaşatmayı amaçlıyoruz. Bunları kayıt altına almak, anlamlarını irdelemek, bunların yok olmasını önlemek, yaşatmak için belli yollar olabilir. Mesela merkezdeki çoğu köyü gezdik, bitirdik. Her köyün kendine ait farklı yapıları olduğunu gördük. Bazı köylerde Türk damgaları olduğunu gördük. Türklerin damgalarının mezar taşlarına işlendiğini gördük. Bazı köylerdeki mezar taşlarında güneş sembolünün var olduğunu gördük. Bitkisel motiflerin işlendiği mezar taşı gördüm. Hayat ağacına dayandırılabilir. Eski Türk kültüründe hayat ağacının mezar taşlarına yansıtılmış şeklidir. Bazı mezar taşlarında kılıçlar, bayraklar, çeşitli bitkisel figürler hepsini tek tek inceleyip anlamlarını buna göre değerlendirmek gerekiyor.”

Mezar taşlarında kullanılan motiflerin de sanatçı gözüyle değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken Bozdemir, mezar taşlarının okunarak kayıt altına alınmasının Anadolu kültürünün yaşatılmasında önemli bir çalışma olacağını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cankirida-tarihi-mezar-taslari-arastiriliyor/feed/ 0
90 Yaşındaki Fotoğraf Sanatçısı Ozan Sağdıç’ın Sergisi İstanbul Modern’de https://www.haber60.com.tr/90-yasindaki-fotograf-sanatcisi-ozan-sagdicin-sergisi-istanbul-modernde/ https://www.haber60.com.tr/90-yasindaki-fotograf-sanatcisi-ozan-sagdicin-sergisi-istanbul-modernde/#respond Thu, 14 Mar 2024 03:39:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18742 Türkiye’nin görsel belleğine önemli katkılarda bulunan 90 yaşındaki fotoğraf sanatçısı Ozan Sağdıç’ın “Fotoğrafçının Tanıklığı” başlıklı sergisi, İstanbul Modern’in Fotoğraf Galerisi’nde sanatseverlerle buluştu.

Sergide, sanatçının 1950’lerden itibaren çektiği 400 binin üzerindeki fotoğraf arasından seçilen 128 eser beğeniye sunuluyor.

AA muhabirine açıklamalarda bulunan Sağdıç, sergide 50 yıllık hikayesinin olduğunu belirterek, “Sergiye gelenler, bu maceradan çeşitli bölümler seyredecek. Portreden manzaraya, insan ilişkilerinden sokağa kadar geniş bir yelpazede çekilmiş, Cumhuriyet’in 70 yılına tanıklık edecekler. Ben, an be an tanıklık etmiştim. Şimdi bu sergiyle izleyenler de tanıklık edecekler.” dedi.

Sergideki seçkiye bakınca mutlu olduğunu dile getiren sanatçı, şöyle devam etti:

“Böylesi bir sergiyle birlikte, geriye dönüp baktığınızda aslında kendinizi de görüyorsunuz. Buradaki fotoğraflar benim bir parçam. Türk fotoğrafçılığı açısından onların değerini benim tayin etmem doğru olmaz. Ben bir devlet sanatçısıyım ve 70 senelik bir serüven var burada. İnsanlar, eleştirmenler sergiyi ziyaret edip, bu hikayeyi görüp, ona göre bir değerlendirmede bulunsunlar.”

“Türkiye’nin görsel hafızasını oluşturan bir seçki”

Açılış konuşmasını yapan serginin küratörlerinden Demet Yıldız Dinçer, İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nin ikinci sergisini Ozan Sağdıç’la yaptıklarını aktararak, şunları kaydetti:

“Sanatçımızın geniş bir seçkisine yer vermek istedik. İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi hem Türkiye’deki ve dünyadaki fotoğraf tarihinin önemli ustalarına hem de genç sanatçılara yer veriyor. Daha önce Yıldız Moran, Ara Güler, Şahin Kaygun, Gökçe Sipahioğlu gibi ustaların sergilerine ev sahipliği yaptık. Ama Ozan Sağdıç bizim için ayrı ve büyük bir gurur kaynağı. Çok uzun bir süredir hazırlanıyoruz bu sergi için. Ozan Bey’in 400 binin üzerindeki çalışmasından bir seçki yapmaya çalıştık. Elimizden geldiğince kendisini en güzel şekilde temsil edecek, hem bilinen hem bilinmeyen fotoğraflarına yer vermeye gayret ettik.”

Dinçer, Sağdıç’ın aynı zamanda Türkiye’nin 1950’lerden beri geçirdiği değişimi ve dönüşümü gözler önüne serdiğine dikkati çekerek, “Biz de bu seçkiyle bu değişimi anlatmaya, temsil etmeye çalıştık. Karşımızda 70 yıllık kariyeri boyunca Türkiye’yi pek çok açıdan kayıt altına alan bir usta var. Bu açıdan Türkiye’nin görsel hafızasını oluşturan böylesi bir ismin burada eserlerini sergilemek, bu işin bir parçası olmak çok özel. Bir yandan politikacılar, onların hikayeleri var ama bir yandan da sokaktaki sıradan insanın hayatı var. Dolayısıyla burada bütünlüklü bir hafızaya şahitlik ediyoruz aslında.” değerlendirmesini yaptı.

“Politikacılardan sanatçılara, sokaktaki insana kadar yakın dönemin tarihi var”

Serginin diğer küratörü Merih Akoğul ise Ozan Sağdıç’ın ilk fotoğrafını 14 yaşındayken “Yeni Fotoğraf” dergisinde gördüğünü ve sanatçıyla 40 yıllık bir dostluğu olduğuna işaret ederek, “O benim abimdir. Onun çalışmaları Cumhuriyet tarihimizin yakın dönemini çok iyi özetleyen bir anlama sahip. Burada, 1953 yılında çektiği ilk eser olan Kurşunlu Camii’nin fotoğrafı var. O zaman henüz 18 yaşında bir delikanlı Ozan Sağdıç ve onun estetik kaygılarını o dönemde bile görmek mümkün.” diye konuştu.

Sağdıç’ın büyük bir külliyatı olduğunu ve onlar arasından meşakkatli bir sürecin sonucunda burada sergilenen eserleri belirlediklerinin altını çizen Akoğul, şunları söyledi:

“Karşımızda bir kültür ve sanat tarihi var aslında. Politikacılardan sanatçılara, sokaktaki insana kadar yakın dönemin tarihi var. İstanbul’dan başlayan, oradan Ankara’ya ve Anadolu’ya uzanan bir hikaye var. Bütün bunlar bize Türkiye’nin yakın tarihindeki değişimlerini, dönüşümlerini anlatıyor bir bakıma. O dönemki tasarımlara, dizaynlara şahitlik ediyorsunuz bu fotoğraflarla. Bir kez daha kendisine teşekkür ediyorum.”

Sergi, 20 Ekim’e kadar gezilebilecek.???????

]]>
https://www.haber60.com.tr/90-yasindaki-fotograf-sanatcisi-ozan-sagdicin-sergisi-istanbul-modernde/feed/ 0
Atatürk’ün Çanakkale Cephesi’nde fotoğrafını çeken makine, müzede sergileniyor https://www.haber60.com.tr/ataturkun-canakkale-cephesinde-fotografini-ceken-makine-muzede-sergileniyor/ https://www.haber60.com.tr/ataturkun-canakkale-cephesinde-fotografini-ceken-makine-muzede-sergileniyor/#respond Wed, 13 Mar 2024 07:27:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18417 Atatürk’ün Çanakkale Cephesi’nde fotoğrafını çeken makine, müzede sergileniyor

ÇANAKKALE – Çanakkale Savaşları’nda Gelibolu’da düşman askerini durdurarak Anafartalar Kahramanı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün, Binbaşı Haydar Mehmet Alganer tarafından cephede çekilen orijinal fotoğrafı ile fotoğrafı çeken fotoğraf makinesi, Çanakkale Deniz Müzesi’ndeki Çimenlik Kalesinde sergileniyor.

Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda, 8 Ağustos 1915 tarihinde Anafartalar Grup Komutanlığa atanan Mustafa Kemal Atatürk, Gelibolu’da düşman askerini durdurarak Anafartalar Kahramanı oldu. Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman Mehmetçik, ‘Çanakkale Geçilmez’ destanını kıldı.

Çanakkale Savaşları’nda ‘Çanakkale Geçilmez Destanı’nın dönüm noktası olan ‘Anafartalar Zaferi’nin kahramanı Mustafa Kemal Atatürk’ün, Binbaşı Haydar Mehmet Alganer tarafından 17 Haziran 1915 tarihinde 18’nci Alay’ın siperlerinin bulunduğu bölgede tarihi fotoğrafı çekildi. Atatürk’ün cephedeki orijinal fotoğrafı ile fotoğrafı çeken fotoğraf makinesi Alganer’in torunları tarafından 2007 yılında Çanakkale Deniz Müzesi Komutanlığına hediye edildi. Fotoğraf ve fotoğraf makinesi, müzenin en nadide parçaları arasında bulunuyor.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, “Çimenlik Kalesine gittiğimiz zaman oradaki sergilenen malzemelerden bir tanesi Mustafa Kemal’in Gelibolu Yarımadası’nda siperde bulunan fotoğrafı ve o fotoğrafı çeken fotoğraf makinesiyle karşılaşırız. Bu fotoğraf Haydar Mehmet Alganer tarafından 17 Haziran 1915 tarihinde çekilmiştir. Haydar Algener kendisi Psikolojik Hareket Subayı olarak görev yapmış olan bir kişidir. O kendi hatıratında baktığımız zaman 17 Haziran tarihinde 19’uncu Tümen bölgesine geldiğini, Mustafa Kemalpaşa’yla görüştüğünü görüyoruz. Onlar daha önceden de birbirlerini tanıyorlardı. ve orada Mustafa Kemal’le karşılaştığında iki eski arkadaş olarak kucaklaştıklarını ve onun karargahında biraz oturduğunu ve kahve içtiğini görüyoruz. Ayrıca orada Mustafa Kemal’in karargahının çok düzenli olduğunu, karargahta bir tane kuzu, bir tane de köpek bulunduğunu belirtiyor. Mustafa Kemal, Haydar Algener ve yanındaki askerleriyle birlikte siperleri gezmeye çıkıyorlar. Özellikle yer altı siperlerinden de geçerek korunaklı bölgelerden geçtiklerini, Mahmut Sırtı ve Kemikli’yi görecek bir yere geldiklerini ve burada fotoğraf çektiklerini görüyoruz. Bu fotoğraf o bölge de çekilen bir fotoğraf ve orada hatıratında diyor ki, ‘Biz bugün 27’nci Alay, 57’nci Alay ve 18’inci Alay siperlerini dolaşmış olduk.’ ve muhtemelen de bu fotoğrafın 18’nci Alay’ın siperlerinin bulunduğu köşe de çekildiğini söyleyebiliriz. Akşamüzeri kendisi tekrar birliğine dönmüş. ve Vilmerle beraber o gün yaşadıklarını anlatmıştır. Bu fotoğraf makinesi ve çekilen fotoğraf ailesi tarafından Çimenlik Kalesine hediye edilmiş ve bugün Çimenlik Kalesi’nin en önemli koleksiyonları arasında bulunmaktadır. Mutlaka Çanakkale’ye gelen bu fotoğraf makinesi ve Atatürk’ün o tarihi fotoğrafını görmeleri tabiki tarihimiz açısından çok önemli. Gezi yapacak kişiler için de önemli bir hatıradır” dedi.

Binbaşı Haydar Mehmet Alganer

Haydar Mehmet Alganer, 1880’de İstanbul’da doğdu, 1966’da vefat etti. Çanakkale Cephesi’nde bulunduğu dönemde binbaşı ve 35 yaşında olan Alganer, 28 Nisan 1915’te Arıburnu’ndaki 16’ncı Kolordu Kurmay Başkanlığı 1’nci Şube Müdürlüğüne tayin edildi. Aynı yıl 28 Mayıs’ta yeniden Gelibolu üzerinden Kolordu Kurmay Başkanı olarak cepheye hareket eden Alganer, 15 Ağustos’ta, 1’nci Kolordu Kurmay Başkanı sıfatıyla Kumkale civarındaki Asya Grubu’nda görev aldı. Alganer’in cephedeki son görevi ise 1 Kasım 1915’te Uzunköprü civarında bulunan 3’üncü Piyade Tümeni Kurmay Başkanlığı oldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ataturkun-canakkale-cephesinde-fotografini-ceken-makine-muzede-sergileniyor/feed/ 0
Konya’da Büyük Larende Dönüşümü Projesi İş Başlangıcını Gerçekleştirdi https://www.haber60.com.tr/konyada-buyuk-larende-donusumu-projesi-is-baslangicini-gerceklestirdi/ https://www.haber60.com.tr/konyada-buyuk-larende-donusumu-projesi-is-baslangicini-gerceklestirdi/#respond Tue, 12 Mar 2024 00:15:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18045 Türkiye’de yürütülen en büyük ihya projelerinden olan Darü’l-Mülk Projesi kapsamında Konya Büyükşehir Belediyesi ve Meram Belediyesi tarafından yürütülen Büyük Larende Dönüşümü Projesi’nde iş başlangıç programı gerçekleştirildi.

Programda konuşan Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Larende bölgesinde yürütülen tarihi projenin Konya için büyük bir iş olduğuna değindi. Türkiye’de bu konudaki yetkin insanlardan oluşan bir ekibe sahip olduklarını dile getiren Başkan Kavuş, “İnşallah surların ihyasıyla beraber, Larende Kapısı’nın da ihyasıyla beraber bölge tamamen hem kültürel hem tarihi hem sosyal yaşamın canlandığı; hem ticaretin eskiden olduğu gibi tam da kalbi olduğu; Bedesten ile beraber tüm tarihin, Bizans’ın, Roma’nın, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın da kalbinin attığı yerde tekrar canlanmış olacak. Büyükşehir Belediyesi’ne, Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve ekip arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum” açıklamasını yaptı.

“Şehre yakışmayan görüntü ortadan kalkıyor”

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise herkesin hayatının bir döneminde geçtiği, alışveriş yaptığı bir alan olan Larende Caddesi’nde büyük bir kentsel dönüşüm gerçekleştirdiklerini ifade etti. Özellikle inşaat malzemecilerinin yoğunlaştığı, fiziki mekan olarak hem şehir sakinlerine hizmet etmekten uzak hem de şehre yakışmayan bir görüntü oluştuğuna dikkati çeken Başkan Altay, “Ayrıca burada ciddi bir trafik yoğunluğu oluşuyor. Yine Şükran Mahallesi’nde yapmış olduğumuz kentsel dönüşümün önünde de adeta bir ur gibi burada bir rahatsızlık oluşturuyordu. Meram Belediye’mizle yapmış olduğumuz çalışmalar sonucunda iyi bir noktaya geldik. Meydanlarda söylediğimiz bir şey var. ‘Üçlü olalım, güçlü olalım’ diye. Bunun en güzel örneklerinden birisi de Büyük Larende Dönüşümü. İlçe belediyemiz, Büyükşehir Belediyemiz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’yla birlikte çok hızlı bir şekilde yürütüldü ve bu tarihi dönüşümde artık ikinci etabı tamamlamak üzeriyiz” ifadelerini kullandı.

“Büyük Larende Dönüşümü üç etaptan oluşuyor”

Büyük Larende Dönüşümünde üç etaplı bir iş yürütüldüğünü paylaşan Başkan Altay, “Birincisi, mevcut dükkanların taşınma süreci. Eski Hayvan Pazarı’nın bulunduğu yerde yapmış olduğumuz dükkanlarımıza esnafımızı taşıdık. Esnafımız şimdi yeni yerlerine taşındı, orada ticaretlerine devam ediyor. Esnafımız burada mülk sahibi ya da kiracı olmasına bakılmaksızın uzun vadeli imkanlarla mülk sahibi oldular. İkinci etapta da kamulaştırma çalışmaları tamamlandı ve bugün yıkım işlemini gerçekleştiriyoruz. İnşallah yıkım işlemini bir an önce tamamlayarak caddeyi trafiğe açmayı arzu ediyoruz. Şimdi üçüncü etabın da başlangıcını bugün itibariyle yapmış oluyoruz. Burada en temel amacımız olan Konya’nın dış surlarının ortaya çıkarılması süreciyle ilgili start verilmiş oldu. Şimdi yüzey temizleme çalışmalarından sonra arkeolojik kazı çalışmaları devam edecek. Sonra konstrüksiyon ve rekonstrüksiyon projeleriyle ne yapabileceğimizi bir kez daha görmüş olacağız” şeklinde konuştu.

“Proje Konya tarihine ışık tutacak”

Projede Konya tarihine ışık tutacak verilerin çıkmasına yönelik beklentisini dile getiren Başkan Altay, “Konya kadim bir şehir. 200 yıl başkentlik yapmış bir şehir ve bu şehrin dış surlarının kalıntılarını birçok yerde görüyoruz. İnşallah burada sur duvarlarının yeniden ihyasıyla birlikte Konya’da yeniden sur içini konuştuğumuz bir dönemin başlayacağını düşünüyoruz. Ayrıca Konya’da iki önemli eser olan Sahip Ata ve Sırçalı Medreseleri arasında yapmış olduğumuz kamulaştırmalar neticesinde de iki nadide eser gün yüzüne çıkmış oldu. İnşallah Şükran Kentsel dönüşümünün tamamlanması ve Darü’l-Mülk kapsamındaki bu işimizle birlikte o büyük yapbozun parçalarını tek tek yerine koymaya devam ediyoruz” diye konuştu.

Darü’l-Mülk Projesi tamamlandığında Konya’nın 2028’de eşsiz güzellikleriyle insanların ziyaret etmekten keyif alacağı çok önemli bir şehir haline dönüşeceğini vurgulayan Başkan Altay şunları kaydetti:

“Özellikle süreçte bize destek veren tüm esnafımıza teşekkür ediyorum. Biz de onlarla istişare halinde yüzde yüz mutabakatla bu süreci tamamlamış olduk. Bir teşekkürüm de Meram Belediye Başkanımıza ve onun şahsında tüm çalışanlarına. Burada mali yükümlülüklerini Büyükşehir Belediyesi’nin gerçekleştirdiği, saha çalışmasının Meram Belediyemiz tarafından yapıldığı güzel bir ortaklık ortaya koyduk. Bu ortaklığı başka işlerde de devam ettiriyoruz. Böylece birlikte çalışma kültürünün ortaya çıkardığı bu önemli dönüşümün şehrimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.”

“İnşallah 2029’a kadar şehrimizi sadece Türkiye’nin değil dünyanın en güzel şehirlerinden biri haline getireceğiz”

Bu dönemde kentsel dönüşüm adına tarihi işler gerçekleştirdiklerini hatırlatan Başkan Altay, “Larende Kentsel Dönüşümü bunun bir ayağı. Eski Sanayi, Karatay Sanayi’nin taşınması bunun bir ayağı. İnşallah 2024 yılı sonunda esnafımız taşınacak ve orada da işlemlerimize devam edeceğiz. Yine cephanelikte süreç tamamlandı. Askerlerimiz, taşıma işlemlerine devam ediyor. Ağır Bakım’da da yeni yerle ilgili süreci takip ediyoruz. Şöyle Konya’ya bir 5 yıl önce gitsek, Konya’da ne yapılması lazım desek herhalde bu dört maddeyi herkes ilk başta sıralardı. Elhamdülillah aradan geçen 5 yılda bu işleri başarmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bize destek veren tüm Konyalılara teşekkür ediyoruz. İnşallah 31 Mart akşamında da Konyalıların verdiği destekle yine Türkiye’ye örnek oy oranlarıyla yolumuza devam edecek ve 2029’a kadar şehrimizi sadece Türkiye’nin değil dünyanın en güzel şehirlerinden biri haline getireceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı. – KONYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/konyada-buyuk-larende-donusumu-projesi-is-baslangicini-gerceklestirdi/feed/ 0
İmamoğlu: Kanal İstanbul Meselesini Milletin Zihninden Söküp Atacağız https://www.haber60.com.tr/imamoglu-kanal-istanbul-meselesini-milletin-zihninden-sokup-atacagiz/ https://www.haber60.com.tr/imamoglu-kanal-istanbul-meselesini-milletin-zihninden-sokup-atacagiz/#respond Mon, 04 Mar 2024 08:33:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=15158 Haber: OKTAY YILDIRIM

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, tarihi Haliç Tersanesi’nin bir bölümünde hayata geçirilen ‘İstanbul Sanat’ın açılışını gerçekleştirdi. Aynı anda, ’10 x 10 = 100 Büyük Proje’ sunumlarının dördüncüsü olan ‘Tarihine sahip çıkan İstanbul için tam yol ileri’ konulu sunumu da yapan İmamoğlu, “5 yılda neyi, nasıl yaptığımıza ve bundan sonra yapacaklarımıza bakarsanız, İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkma konusunda yaşanan çok büyük zihniyet devrimini çok net görürsünüz” dedi. İmamoğlu, “Kanal İstanbul meselesini, bu milletin uykularını kaçıran bu meseleyi milletin zihninden söküp atacağız” diye konuştu.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kentin ilk kamusal çağdaş sanat müzesine dönüştürülen tarihi Haliç Tersanesi içerisinde “İstanbul Sanat” adıyla açılışını, “10 x 10 = 100 Büyük Proje” sunumlarının dördüncüsü olan “Tarihine sahip çıkan İstanbul için tam yol ileri” konulu sunum ile gerçekleştirdi. Proje sunumuna ve açılışa; siyaset, sanat ve akademi dünyasından birçok tanıdık isim katıldı. “Osmanlı’nın denizcilik üssü Tersane-i Amire’nin günümüze ulaşan bölümlerinden biri olan Haliç Tersanesi’nin restorasyon çalışmalarını tamamlamanın ve şehrimize ‘İstanbul Sanat’ adıyla yeni bir kültür sanat mekanı kazandırmanın heyecanı içinde olduğumuzu söylemek isterim” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:

“ECDADIN YADİGARI İŞTE BÖYLE KORUNUR: Haliç Tersanesi, dünyada işlevini sürdüren en eski tersanelerden biri. Tersaneyi, göreve geldiğimiz gün itibariyle başladığımız kapsamlı restorasyon çalışmalarıyla, koruma altına aldık. Yeniden işlevlendirme sürecimizin ardından, bugün itibariyle “İstanbul Sanat” adıyla tersaneye kamusal bir yaşam merkezi işlevi  kazandırdık. Haliç Tersanesi’ni artık, tersane işlevinin yanında; müze, performans sanatları merkezi, sergi ve çocuk atölye alanlarıyla, restoran gibi sosyal mekanlarıyla da hizmet verecek şekilde İstanbulluların hizmetine açıyoruz. Ecdadın yadigarı işte böyle korunur. Fatih’in emaneti Haliç Tersanesi, yaklaşık 600 yıllık bir denizcilik mirası, bugüne ve geleceğe taşınarak korunur.

PORTREYİ SATIN ALARAK, BELEDİYEMİZİN KOLEKSİYONUNA KATTIĞIMIZDAN ÖTÜRÜ BİRAZ SORUŞTURMA GEÇİRSEK DE: 15. yüzyılın sanat hamisi olan Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Haliç Tersanesi’nde kurulan İstanbul Sanat Müzesi, eminim ki İstanbul’un en çok ziyaret edilen müzelerinden birisi olacak. Farklı koleksiyonları, “Ah Güzel İstanbul” sergisiyle bir araya getirdiğimiz İstanbul Sanat’ta, İstanbullulara ait olan İBB’nin zengin koleksiyonu da sanat severlerle buluşacak. Birbirinden kıymetli eserleri içeren bu serginin en özel eserlerinden biri, elbette Gentile Bellini’nin atölyesinde resmedilen ve 15. yüzyıla tarihlenen Fatih Sultan Mehmed portresi. Her ne kadar bu portreyi satın alarak, belediyemizin koleksiyonuna kattığımızdan ötürü biraz soruşturma geçirsek de değerli bir iş olduğunun altını çizmek isterim. Değerli koleksiyonlarıyla hem İstanbul Sanat’a hem de sergiye hayat veren kıymetli koleksiyonerlere; eserleriyle aramızda yer alan sanatçılarımıza, süreçte emeği geçen küratör ve akademisyenler ile müze ve sergi ekibine teşekkürlerimi sunarım.

YILLARIN İHMALİYLE, YAPILAN SAYISIZ YANLIŞLARLA BOĞUŞAN İSTANBUL, SON 5 YILDA YENİ BİR YOLA GİRDİ: Kıymetli İstanbullular; ‘Kadim kent’, ‘Eşsiz coğrafya’, ‘Zengin kültürel miras’, ‘Ecdat yadigarı tarihi değerler…’ Ne mutlu bize, bunun gibi sıfatlarla anılan bir şehirde yaşıyoruz. Ne mutlu bize ki, İstanbul’umuz var.  Yılların ihmaliyle, yapılan sayısız yanlışlarla boğuşan İstanbul, son 5 yılda yeni bir yola girdi. İstanbul’un tarihi ve kültürel mirası, artık emin ellerde. Bu eşsiz miras, artık uzmanların ve halkın koruması altında. 5 yıldır, İstanbul’un tüm tarihi ve kültürel mirasını gün yüzüne çıkarmaya kararlı bir anlayışla hareket ediyoruz. İstanbul’un mirasını, bilimin yönlendiriciliğinde gün yüzüne çıkarıyor ve halka emanet ediyoruz. Bugün sizlerle, kadim şehir İstanbul’da tarihi ve kültürel mirasa nasıl sahip çıktığımızı, bu tarihi ve kültürel mirasın yaşatılması için neler yaptığımızı ve önümüzdeki 5 yılda bu amaçla hayata geçireceğimiz projelerimizi paylaşacağım.

İSTANBULLULARIN KADİRŞİNASLIĞI OLMASAYDI: Aslında milyonlarca İstanbullu gibi, sizler de yaptıklarımızı çok iyi biliyorsunuz. Eminim, sizler de İstanbul’un günlük hayatının bir parçası haline getirdiğimiz pek çok tarihi mekanı ziyaret ettiniz. Sahip çıktığımız tarihi yaşadınız, hissettiniz. O mekanlarda düzenlenen etkinliklere katıldınız, dinlendiniz, sohbet ettiniz.  Keyifli ve kaliteli zaman geçirdiniz.  Böylece, yıllarca harabe haliyle bırakılmış, yok olmaya yüz tutmuş, atıl durumdaki tarihi mekanlara sahip çıktınız. İstanbulluların kadirşinaslığı olmasaydı, bu şehrin mirasına sahip çıkmak yolunda yaptığımız her şey eksik kalırdı. Onun için, bu yolda başardığımız ne varsa, aynı zamanda İstanbulluların eseridir. Sizlere ve tüm İstanbullulara teşekkür ediyorum.

İBB MİRAS, ARTIK DÜNYACA ÜNLÜ BİR MARKA: İstanbul’un tarihine baktığımızda, 3 büyük imparatorluğa başkentlik yapmış, dünyanın başkenti olmuş bir kent görüyoruz. Asıl olarak şehrin merkezinde yoğun olmakla birlikte, dört bir yanında çok sayıda tarihi ve kültürel miras eseri bulunan İstanbul bu anlamda dünyanın en zengin kenti. Bize bırakılan bu mirasa uzmanlıkla, liyakatle, ayrım gözetmeksizin, saygıyla ve özenle yaklaşıyoruz. Geçmişte liyakatsiz ellerle yapılan vahim uygulamalar, kaş yapayım derken göz çıkarılan restorasyon projeleri hepimizin hafızalarında. Peki biz ne yaptık? İBB Miras’ı kurduk. İBB Miras, artık tarihi eserlerin bakımı ve restorasyonu konusunda dünyaca ünlü bir marka. İBB Miras, işini bir ihalenin gereği olarak değil; severek, tutkuyla yapan, liyakat örneği bir yapılanma. İstanbul’un kültür mirasına bilgiyle, sevgiyle, özenle sahip çıkan bir organizasyon. İçinde mimar var, mühendis var, sanat tarihçisi, arkeolog, restoratör var. Restorasyon ustası, restorasyon işçisi var. İBB Miras’ta baştan sona uzmanlık var, tecrübe var, liyakat var. İstanbul’un kültür mirası artık İBB Miras’ın güvencesi altında.

SAYISI 4 OLAN İBB SORUMLULUĞUNDAKİ MÜZELERİ 4,5 YILDA 22’YE ÇIKARDIK: İBB Miras ile birlikte, rutin olarak 25 ilçede, 42 rotada ve 1321 ayrı noktada envanterimizi izliyoruz, bakımını yapıyoruz ve sizlerin ziyareti için hazır tutuyoruz. 63 anıt eser ve sivil mimarlık eserinde, kapsamlı restorasyon çalışmalarımızı tamamladık. 34 kamusal sanat eserini restore ederek, zamanın tahribatından arındırdık. Geçmişin izlerini bulabileceğimiz en kıymetli alanların başında müzelerimiz geliyor. Göreve geldiğimizde, sayısı 4 olan İBB sorumluluğundaki müzeleri 4,5 yılda 22’ye çıkardık. İstanbul’un 20 yıldır, 30 yıldır suyu akmayan 197 tarihi çeşmesini, bakım ve onarım çalışmalarını tamamlayıp suya kavuşturduk. Bu konuda öncü olmanın, kimi kurumlara örnek teşkil etmenin gururunu, bu projeye çok değer veren 16 milyon İstanbulluyla birlikte yaşıyoruz. İstanbul’un tarihsel ve kültürel anlatısının en önemli taşıyıcılarından biri olan camiler, türbeler ve hazireler İBB Miras’ın koruma çalışmaları içinde özel bir yer tutuyor. Biz de İBB Miras’ın hassas çalışmaları ve ince işçiliği ile 19 tarihi türbeyi, 588 tarihi mezar ve hazireyi hak ettiği değere kavuşturduk. 42 tarihi caminin rutin olarak bakımını gerçekleştirerek ferah ve huzurlu bir hizmete hazır tuttuk.

TAM 943 MİRAS ALANINI, İBB MİRAS DOKUNUŞU İLE KORUMA ALTINA ALDIK: Göreve geldiğimizden bugüne kadar, tam 943 miras alanını, İBB Miras dokunuşu ile koruma altına aldık. Restorasyonunu gerçekleştirdiğimiz bu yapıları, kimliğine uygun ve çevresindeki ihtiyaçlara cevap verecek şekilde, koruma-kullanma dengesini gözeterek işlevlendirdik. Bu alanlar, halkımızın nefes aldığı, keyifli zaman geçirdiği yeni yaşam alanlarıdır. Yeniden işlevlendirme yaparak İstanbul’a kazandırdığımız bu eserlerimiz, İstanbul’dan memleketimizin, dünyanın dört bir yanından tam 11,5 milyon ziyaretçi ağırladı. Bildiğiniz gibi Bulgur Palas’ı mülkiyetimize alarak, çok kısa sürede restorasyonunu tamamladık ve Fatih ilçemizin kamusal hizmetlerden mahrum kalmış bölgesinde vatandaşlarımızın hizmetine geçtiğimiz hafta sunduk. Haftaya, önemli bir endüstri mirası alanını daha şehrimize kazandırıyoruz. Biz, öyle bir çalışırız ki, petrol tankerlerinden bile mucizevi bir yaşam alanı ortaya çıkartırız. Çubuklu Siloları’nı hepinizin görmesini çok arzu ediyorum. Terk edilmiş endüstri mirası dönüşümlerinin ne kadar önemli olduğunu; bu dönemde Müze Gazhane, Ataköy Baruthanesi, Artİstanbul Feshane, Cendere Sanat gibi şehre yeni kazandırdığımız kültür alanlarıyla herkese gösterdik.

UYDURMA BELGELERLE GEZİ PARKI, GALATA KULESİ GİBİ ÖNEMLİ TARİHİ ALANLARI ELİMİZDEN ALMAYA KALKTILAR: Bir de Koruma Kurulu sürecine takıldığı için gerçekleşmeyen, aksayan, yavaş ilerleyen projelerimiz var. Birçok alanda olduğu gibi, bu alanda da çeşitli engellemelerle mücadele ettik. Uydurma belgelerle Gezi Parkı, Galata Kulesi gibi önemli tarihi alanları elimizden almaya kalktılar. Bu alanlarda hukuki mücadelemiz devam ediyor. Yedikule Gazhane, Dolmabahçe Gazhane, Duatepe Parkı, Fatih Sultan Mehmet Anıtı, Sultanahmet Meydanı, Taksim Meydanı, Yoros Kalesi Arkeopark, Altınkapı Ziyaretçi Müzesi, Bozdoğan Kemeri Ziyaretçi Müzesi gibi önemli eserlerimizin kent hayatına kazandırılması ise, Koruma Kurulu sürecine takılmış durumda. Bunları da sıkı bir şekilde takip ediyoruz.

YENİ AÇACAĞIMIZ MÜZELER İLE İHMAL EDİLMİŞ MÜZECİLİK ALANI İSTANBUL’A YAKIŞIR BİÇİMDE HAREKETLENDİRECEĞİZ: Geçmiş dönemde olduğu gibi yeni dönemde de İstanbul tarihine sahip çıkmaya devam eden bir şehir olmaya devam etsin diye kollarımızı sıvadık. Şimdi yeni dönem için 10 alanda hazırladığımız projelerimizi sıralamak istiyorum:  Yeni açacağımız müzeler ile ihmal edilmiş müzecilik alanını, İstanbul’a yakışır biçimde hareketlendireceğiz. 28 Yeni Müze ve Sanat Merkezi ile sanat dünyasını zenginleştireceğiz. Bulunduğumuz tarihi Haliç Tersanesi’nde, Deniz Müzesi ile ikinci etabı tamamladığımızda kültür alanını daha da genişletmiş olacağız. Dünyanın yaşayan ve üretmeye devam eden en eski tersanesi Haliç Tersanesi; ‘İstanbul Sanat’ markasında, İstanbul Sanat Müzesi, Performans Sanatları Merkezi ve festival alanları, çocuk sanat atölyesi ve Deniz Müzesi ile devasa bir kültür merkezi olacak. İstanbul Sanat gezilirken aynı zamanda İstanbul’un sembolü vapurların restorasyon süreçleri izlenebilecek. 2019’dan sonra özel ve kamu sektörüne ait gemilerin bakım onarım çalışmalarını da yapmaya başladık. İlk kez mega yatlar, Haliç Tersanesi’ne bakım onarım ve havuzlama işlemleri için gelmeye, tersane çok uzun yıllar sonra yeniden gemi inşa etmeye başladı. Bu çalışmalarımızı yapmaya devam edeceğiz. Açık restorasyon ile dünyanın en eski tersanesinde, bakım ve onarım aşamaları, Deniz Müzesi’nin bir parçası olarak yer alacak.

İNAN GÜNEY, MAHİR POLAT, SİNEM DEDETAŞ: Tabii burada kulaklarını çınlatmak isterim. Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde deneyimleriyle birlikte, kendisi deneyimlerine deneyim katmış, yıllarca doğma büyüme bir Beyoğlulu olarak nasıl Beyoğlu yolculuğuna İnan Güney çıkmışsa; kültür-sanatın yapı taşlarını her açıdan, çok büyük bir deneyimiyle beraber bilen, bence İstanbul’un önemli bir kültür, sanat, tarih ismi olacak olan Mahir Polat arkadaşımın da Fatih’e aday olduğu gibi; özellikle bu sahanın organizasyonunda ve bu sahanın gelişmesinde özenli katkılarıyla beraber, çalışmayan bir tersaneyi, sıfır ciroyu gören bir tersaneyi, bir anda yıllık 160 milyon -o günün parasıyla, bugünle nasıl çarparsınız bilmiyorum- ciroya çıkartmış bir tersane haline getiren, kamu yöneticiliğinin en iyi örneklerini burada sunan Sinem Dedetaş da Üsküdar’a hizmet etmek için yola çıktı. Kulaklarını buradan çınlatmış olalım.

BALKAN OTOGARI” TEPKİSİ: “NASIL BİR TORPİLLİ SAHAYMIŞ Kİ, BİZ BU ALANI ORAYA TAŞIYAMIYORUZ: Yenikapı’da, Balkan Otogarı’nı kaldırıp, 109.000 metrekare yaşam alanına dönüştürüyoruz. 8000 yıllık tarihi liman; güvenli, yeşil bir yaşam parkı oluyor. Bakınız; bazı konular öyle anlamsız engellerle önümüze diziliyor ki; tarifi yok. Şimdi bu otogarı buradan kaldırıyoruz. İstanbul’un tarihinin göbeğine kamyonu, tırı, otobüsleri sokmamak adına, yine yüz milyonlarca liralık bir yatırım yaptık. Açılışını yarın yapıyoruz. Muazzam bir terminal. Aynı zamanda otogar gibi ve mal yükleme, boşaltma hizmetinin yapılacağı… Aynı zamanda o alanı da tramvayı kapısına getirerek… Yani Alibeyköy’deki tramvayla Eminönü’ne kadar gelmelerini sağlayacak şekilde insan taşımacılığını da sağlayarak, biz orada çok özel bir otogarı bitirdik. Bir lojistik alan bitirdik aslında. ve bu Balkan Otogarı’nın oraya taşınması gerekiyor. Nasıl bir torpilli sahaymış ki, biz bu alanı oraya taşıyamıyoruz. Taşınması için, oradaki işgalcilerin çıkmaması adına, ben buradan şikayet ediyorum. İlçe kaymakamı bu işin bir parçası gibi davranıyor. Şaka gibi. Yani İstanbul’un göbeğindeki bir hizmeti alıp, Alibeyköy’e taşıyacağız. Orada bir de çevresinde 100 bin metrekarenin üzerinde muazzam da bir park kazandırdık. Orayı da tanıtacağım yarın. Çok modern bir otogar ve bir terminal merkezi bitirdik. Maliyeti neredeyse 350-400 milyon lira ve taşıyamıyoruz. Şaka gibi. Yani Yenikapı’yı arındıracağız, iyileşen bir tarihi alana dönüştüreceğiz Fatih’in göbeğini. Hani diyorum ya bazen; her ne kadar akıllarında, fikirlerinde ‘Ekrem İmamoğlu aşağı, Ekrem İmamoğlu yukarı’ olsa da İstanbul’a bu şekilde Ekrem İmamoğlu üzerinden eğilseler de onlara görevlerini hatırlatıyorum. Buradan duyuruyorum. Yarın açılışını yapacağız. Bize yardımcı olsunlar. Bir an önce İstanbul’un göbeğindeki, o güzelim tarihi alandaki bu arkeolojik parkının yapılacağı alandaki işgallerin, bir an önce oraya taşınması konusunda bize kamusal destek versinler ve bu işi tamamlayalım, diyerek böyle bir engellemeyi de sizlerin huzurunda, İstanbul’un bütün mülk idarecilerine buradan duyuruyorum.

FATİH CAMİİ İLE SÜLEYMANİYE CAMİİ’Nİ, İSTANBUL’UN EN MUHTEŞEM MANZARASIYLA BİRBİRİNE ULAŞTIRIYORUZ: İstanbul’un dünü ile bugünü arasında bağlantı kuran, şehrin önemli tarihi eşiklerinden biri olan Altınkapı’yı, kültür sanat etkinlikleriyle her daim yaşayan, tarihi ve kültürel önemini görünür kılacağımız bir çekim alanı olarak dönüştürüyoruz. İstanbul’un yeşil alanlarını imara açan zihniyet geride kaldı. Yeşil alanları, tarihi, kültürel değerlerini de gözeterek, korumaya ve yeni yeşil alanlar kazandırmaya devam edeceğiz. Fatih Sultan Mehmet’in emaneti Fatih Camii ile Kanuni Sultan Süleyman’ın emaneti Süleymaniye Camii’ni, İstanbul’un en muhteşem manzarasıyla birbirine ulaştırıyoruz. Üzerinden yürüyerek geçilecek ‘Bozdoğan Açık Hava Müzesi’; ziyaretçi merkezi ve kafe alanlarıyla yeni bir kültür turizm odağı olacak.

132 YILLIK HASANPAŞA GAZHANESİ’Nİ MÜZE GAZHENE OLARAK KAMUYA KAZANDIRDIK: 132 Yıllık Hasanpaşa Gazhanesi’ni, ‘Müze Gazhane’ olarak kamuya kazandırdık. Yeni dönemde 3 yeni müze gazhane ile İstanbul’un endüstri mirasına yaşam enerjisi vermeyi sürdüreceğiz. İstanbul’un ilk aydınlatma kaynağı, 168 yıllık Dolmabahçe Gazhanesi’ni, Kağıthane Gazhanesi’ni ve Yedikule Gazhanesi’ni kültür-sanat etkinliklerine ve sosyal tesislere ev sahipliği yapacak şekilde dönüştürüyoruz. Yedikule Gazhanesi’nde ‘Panorama Müzesi’, ‘İstanbul Belleği Müzesi’ ve ‘Kent Müzesi’, İBB Miras eliyle İstanbul’a kazandırılarak, şehrin en önemli kültür-sanat mekanlarından olacak. Aynı zamanda 3.000 kişilik açık hava etkinlik alanı ve sahnesiyle yeni bir kültür sanat odağı haline dönüşüyor.

3 YENİ ARKEOPARK: İstanbul’umuzun arkeolojik alanlarını, her yaştan insanımızın için tarihi öğrenme, keşfetme heyecanıyla dolduracak şekilde düzenliyoruz. Şeyh Vefa Arkeopark, Yoros Kalesi,  Milyon Taşı arkeopark alanları,  ziyaretçi merkezleri ile birlikte hizmet verecek.

4 TARİHİ TİYATRODA YENİDEN “PERDE” : Tarihi tiyatrolarımız, yeniden perde açacak. 4 tarihi tiyatro ile kültür-sanat hayatını zenginleştireceğiz. Kadıköy İskele Meydanı’nın simgelerinden Haldun Taner Sahnesi, Muammer Karaca Tiyatrosu, 1961 yılında Fatih Tiyatrosu adıyla açılan, senelerce nice oyunlara ev sahipliği yapmış olan Reşat Nuri Sahnesi ve son olarak Kenter Tiyatrosu’nda başlattığımız restorasyon çalışmalarımızı tamamlayacağız. Bu simgesel mekanları, yeniden sanatçılarımızın ve tiyatro severlerimizin hizmetine sunacağız.

FESHANE VE BARUTHANE’DE YENİ DÖNEM: Endüstri mirası alanlarımıza sahip çıkıyoruz. Bu alanları yaşamın bir parçası haline getiriyoruz. Feshane 2’inci etap çalışmalarına başlıyoruz. İstanbul’un endüstri mirasının eşsiz örneklerinden biri olan Feshane-i Amire, ‘Artİstanbul Feshane’ ismiyle kısa sürede İstanbul’un en büyük kültür-sanat merkezi haline geldi. 2’inci etap çalışmalarıyla birlikte, 14.850 metrekarelik müze ve kültür-sanat alanı daha kazandıracağız. Kanal İstanbul’un yutacağı tarihi alanlarımızdan birisi de Osmanlı gücünü yansıtan Azatlı Baruthanesi’ydi. Tarihi baruthanede yepyeni bir kültür alanı yaratıyoruz. Müzeleri, yaşam alanları, peyzaj kullanımlarıyla bir yaşam bahçesi ortaya çıkacak. ve buradan ilan ediyorum: Bu Kanal İstanbul meselesini, bu milletin uykularını kaçıran o ismiyle bile zihninden söküp atacağız. Çok net söyleyeyim.

9 YENİ İSKELE KİTAP KAFE: Tarihi iskelelerimizi yeni nesil kütüphanelerle donatıyoruz. Moda, Kadıköy, Beşiktaş gibi 9 iskelemizi, özgün işlevlerinin yanı sıra kitapla, kültürle sanatla buluşturduk. 9 İskele Kitap Kafe’yi daha 16 milyon İstanbullunun hizmetine sunacağız. Şehrin önemli hafıza mekanları arasında yer alan bu iskeleler, bundan böyle kültür-sanat etkinlikleri, kafe ve kütüphaneleriyle de İstanbulluların buluşma durakları olacak. Yeni dönemde, tarihi iskelelerimizde açacağımız İskele Kitap Kafelerimiz ise; Bostancı, Büyükada, Eminönü, Kasımpaşa, Fener, Balat, Ayvansaray, Sütlüce, Eyüp İskele Kitap Kafeler olacak. Bu arada söyleyeyim; Bostancı’da muazzam bir sahil düzenlemesi yapıyoruz. ve bu sahil düzenlemesi, inanılmaz değerli bir nefes aldıracak. Burayı da yine çok uzun bir zaman değil… Ben artık günleri, saatleri, saniyeleri bile sorguluyorum. Genel Sekreterimiz, yöneticilerimiz biliyor. Fazla değil, 1 hafta içerisinde, o güzel sahili sizlerle buluşturuyoruz.

KEMAL SUNAL MÜZESİ DE GELİYOR: Sanatçılarımızı burada görmüşken, onun da kulaklarını çınlatmak isterim. Bir gün evine gittiğimde, uzun uzun sohbet ettiğimizde, keşfettiğimiz farklı bir yönünü bulduğumuzda, hemen aklımızda bir ışık yandı ve kendisine bir teklifte bulunmuştum. Sevgili Ediz Hun’un evi, tam bir kaktüs müzesi. Dünyanın her yerinden kaktüs var. Muazzam ilgili, çok değerli bir büyüğümüz, ağabeyimiz. İstanbul’un ağabeyi, çok yakışıyor ona. Aynen Mustafa Alabora gibi. Biz dedik ki, bir kaktüs müzesi açalım. ve şimdi Bostancı sahilinde de bir Kaktüs Müzesi açıyoruz. Onun da altını çizeyim. Hazır sanatçılarımızdan bahsetmişken; yine rahmetle analım. Aileyi ziyaretimde, rahmetli Kemal Sunal’ın eşi, bir ‘Kemal Sunal Müzesi’ arzusundan bahsetmişti. Göztepe Parkı’nda, Kemal Sunal müzemiz de bitti. O da bir-iki hafta içerisinde İstanbulluların beğenisine sunulacak. Kemal Sunal Müzesi de geliyor.

TARİHİ KARA SURLARI VE KALELERDE YENİ BİR HAYAT: Anadolu Hisarı’nı nasıl ayağa kaldırdıysak, İstanbul’un tamamında surları ve kaleleri aynı özenle ayağı kaldıracağız. Kara Surları, Deniz Surları ve Haliç Surları’nda toplam 22 kilometrelik, kesintisiz bir yaşam alanını şehre kazandıracağız. Hem doğru restorasyon yöntemleriyle tarihi surları geleceğe taşıyacak hem de yaşamla buluşturacağız. İstanbul bir sur kenti. Dünyadaki diğer örnekler gibi, dünya mirası surlarımız da turizmin merkezi haline gelecek. Fethin başlangıç noktası Rumeli Hisarı, kültür-sanat odaklı yeni işleviyle şehrin cazibe merkezlerinden biri olarak kapılarını açacak. Anadolu yakasında, Boğaz’ın Karadeniz’e açılan bölümüne hakim bir noktada yer alan tarihi Yoros Kalesi hem ‘Ziyaretçi Merkezi ve Geziyolu Projesi’ ile hem de arkeolojik park olarak ziyarete açılacak.

HAZİRE, MEZAR VE TÜRBELERE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM: İstanbul, devasa bir açık hava müzesi. Bu alanlar hem şehrin hafızasının izlerini barındırmaları hem de estetik açıdan taşıdıkları özellikleri bakımından eşsiz birer hazine. Geçtiğimiz dönem bu alanda çok önemli işlere imza attık. Önümüzdeki dönemde de 600 hazire, 450 bin tarihi mezar ve 20 türbenin bakım ve onarım işlemlerini tamamlayacağız. Ecdat yadigarı bu kutsal alanlarımızı hak ettiği değere kavuşturup, “Yaşayan Hafıza Merkezleri”ne dönüştüreceğiz.

TARİHİ YARIMADA’DA YENİ BİR KURUMSAL YAPI: Fatih’te kuracağımız 2 merkez ile restorasyona, tarihi yapı, sokak ve mahalle ölçeğinde tüm projelendirme süreçlerine destek vereceğiz. Uzman ekiplerden oluşacak olan bu merkezler; evrensel koruma ilkelerine uygun şekilde sürdürülebilir projelendirme, yapı çalışmaları, dönüşüm, danışmanlık, güvenlik, hasar tespit ve restorasyon çalışmalarında çok yönlü hizmetler verecek. ‘Tarihi Yarımada Yapı-Proje Merkezi’ ve ‘Tarihi Yarımada Restorasyon Merkezi’ni en kısa zamanda kuracağız. Tarihi Yarımada’da bütün projeler, bu merkez tarafından üretilecek.

YENİDEN AYAĞA KALKAN SÜLEYMANİYE: Osmanlı mahallesi, dünya mirasımız Süleymaniye yok olmak üzere. Süleymaniye, yıllar önce ‘yenileme alanı’ ilan edilmiş ve ilan edilen diğer yenileme alanları gibi kaderine terk edilmiş. Maalesef yanlış uygulamalarla, sahip olduğu fiziksel ve sosyal dokuyu kaybetme riskiyle karşı karşıya olan bu önemli alanı, uluslararası koruma yaklaşımlarını ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gözeterek, kısa süre içerisinde yenileyeceğiz. Bu proje ile tarihi alanlarda ilk defa bu ölçekte ve bu kalitede bir yenileme projesi hayata geçmiş olacak.

YÜCE TARİHİMİZ, GÜNDELİK SİYASET UĞRUNA İSTİSMAR EDİLECEK BİR ALAN ASLA DEĞİLDİR: 5 yılda neyi, nasıl yaptığımıza ve bundan sonra yapacaklarımıza bakarsanız, İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkma konusunda yaşanan çok büyük zihniyet devrimini çok net görürsünüz. Yalnızca yaptığımız işlerin çokluğu ve kalitesiyle değil, bu toprakların tarihine, yaklaşımdaki farkımızla da bizden önceki yönetimden tamamen ayrılıyoruz. 180 derece farklıyız. Biz, İstanbul’un mirasını, üzerinde rant ve siyaset uğruna tepinilecek, halkı ayrıştırmak için kullanılacak bir araç olarak görmüyoruz. O yüce tarihimiz, gündelik siyaset uğruna istismar edilecek bir alan asla değildir. Asla buna müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Tarihin, inançların, dini ve milli duyguların istismarıyla yapılan siyasetten bu şehir de bu ülke de milletimiz de çok çekti. Tarih bilinciniz, inancınız, milli duygularınız güçlüyse, bunu hamasi nutuklarla değil, işinizle, icraatinizle göstereceksiniz. Biz, işte tam da bunu yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Kişisel menfaatlerimiz, çıkarlarımız, koltuklarımız için kullanmadık, kullanmayacağız.

İSTANBUL’A HİZMETTE TEREDDÜTSÜZ ‘TAM YOL İLERİ’ DİYORUZ: Bu sözleri burada, bütün İstanbul’umuza ve bütün Türkiye’mize ifade ediyorum. İstanbul’un ecdat yadigarı eserlerini öksüz bırakmış, rant uğruna talan etmiş bir zihniyete hak ettiği cevabı, yaptığımız doğru, özenli işlerle vermeye devam edeceğiz ve bu yönde kararlıyız. Bu sözlerimi buradan, Fatih Sultan Mehmet’in bize emanet ettiği İstanbul’umuzdan, Haliç Tersanesi’nden, Kasımpaşa’dan, Beyoğlu’ndan söylüyorum. Tarihten bugüne bugünden geleceğe uzanan ve bu toplumu birleştiren tüm manevi köprüleri sevgiyle, saygıyla, hürmetle, kardeşlikle ve büyütmeye devam edeceğiz. Bu şehrin paha biçilmez, kadim tarihini, birlik ve beraberlik ruhuyla, hep birlikte, birbirimizden faydalanarak, birbirimizle konuşarak, birbirimizi hissederek bilen insanlara gereken hürmeti göstererek geleceğe taşıyacağız. Onun için hepinizin huzurunda, İstanbul’a hizmette tereddütsüz ‘Tam yol ileri’ diyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglu-kanal-istanbul-meselesini-milletin-zihninden-sokup-atacagiz/feed/ 0
Hatay Valisi Mustafa Masatlı, depremden etkilenen tarihi yapılardaki çalışmaları değerlendirdi https://www.haber60.com.tr/hatay-valisi-mustafa-masatli-depremden-etkilenen-tarihi-yapilardaki-calismalari-degerlendirdi/ https://www.haber60.com.tr/hatay-valisi-mustafa-masatli-depremden-etkilenen-tarihi-yapilardaki-calismalari-degerlendirdi/#respond Sun, 03 Mar 2024 02:12:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14268 Hatay Valisi Mustafa Masatlı, 6 Şubat 2023’teki depremlerden etkilenen tarihi yapılarda sürdürülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Depremlerde ağır hasar alan ve restorasyonu devam eden tarihi meclis binasının çalışma alanında incelemelerde bulunan Masatlı, AA muhabirine, Hatay’ın depremlerin yıkıcı etkisinin en fazla hissedildiği şehir olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle depremin ilk dakikalarından bu yana her alanda olduğu gibi, tarihi eserlerin de yeniden ihyası ve inşası kapsamında çalışmalara aralıksız devam edildiğini belirten Masatlı, şöyle devam etti:

“Çalışmalarımız 4 farklı alanda devam etmektedir. Bunlardan birincisi İl Kültür ve Turizm Bakanlığımız koordinesinde yürüttüğümüz çalışmalardır. Bu kapsamda, Hatay Şehir Müzesi, Hatay Edebiyat Müze Kütüphanesi, St. Pierre Anıt Müzesi, Kırıkhan Nuriye Civelek Çocuk Kütüphanesi onarım ve restorasyon çalışmaları için proje ihaleleri yapılarak çalışmalara başlanmış, St. Pierre Anıt Müzesi restorasyonu tamamlanarak hizmete açılmıştır. Hatay Şehir Müzesi restorasyonu devam etmektedir, diğer yapıların ise proje çalışmaları sürüyor.”

Depremden zarar gören tescilli taşınmazlara yönelik, bugüne kadar 4 defa hibe programı dönemi açıldığını ve 409 başvurunun alındığını ifade eden Masatlı, 167 mülk sahibiyle proje, 3 mülk sahibiyle de uygulama sözleşmesi yapıldığını, tescilli taşınmazlara yönelik 239 projenin de değerlendirilmesinin devam ettiğini anlattı.

Vali Masatlı, kültür molozlarının Kültür Enkazı Döküm Sahası ve Ayrıştırma Merkezi’ne taşındığını, enkaz ayrıştırmadan çıkan 550 eserin de koruma altına alındığını söyledi. Bugüne kadar 257 tescilli yapının enkazının da kaldırıldığını aktaran Masatlı, Vakıflar Bölge Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen yeniden ihya ve inşa çalışmalarının da sürdüğünü dile getirdi.

Valilik bünyesindeki Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca yürütülen çalışmalara da değinen Masatlı, Valilik binası ve konutu ile Reyhanlı Müderris Konağı, Tabiat Şifahanesi-Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi gibi tarihi yerlerde de ihya ve inşa faaliyetlerinin devam ettiğini belirtti.

Tarihi meclis binası ve bitişindeki konaktaki çalışmalar

Masatlı, protokoller çerçevesinde gerçekleşen ve bu kapsamda Doğuş Grubu tarafından finanse edilen Hatay Meclis Binası ve Adalı Konağı’ndaki çalışmaları anlatarak, “Hatay meclis binamızda, ayrıştırma işlemleri tamamlanmıştır. Rölöve, rekonstrüksiyon (yeniden yapım) projeleri koruma kurulu tarafından onaylanmıştır. Şu an itibarıyla tüm alanda yaklaşık 197 fore kazık işlemi yapılacak. Bunlardan şu an itibarıyla 65’i tamamlanmış durumdadır.” dedi.

Adalı Konağı’nda da ayrıştırma işlemlerinin bittiğini, zemin iyileştirme çalışmalarının devam ettiğini dile getiren Masatlı, her iki tarihi yapının da 2025’in sonlarına doğru tamamlanmasını öngördüklerini söyledi.

Uzun Çarşı ve Kurtuluş Caddesi’ndeki çalışmalar

Tarihi Uzun Çarşı ve dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi olarak bilinen Kurtuluş Caddesi’nde de çalışmalar yapıldığını vurgulayan Masatlı, şöyle devam etti:

“Tarihi Uzun Çarşı’mızda, şu an için 654 dükkanın yeniden, eskisinden daha güçlü ve modern yapımı için çalışmalarımıza başladık. 6 etap şeklinde inşa edilecek, çarşımızın yenilenmesi projemizdeki çalışmalarda yapılan her şey çok kıymetlidir. İlaveten Kemal Paşa Caddesi tarafında yer alan dükkanlarımızın da yeniden yapım çalışmalarına başlandı. İkinci olarak tarihin aydınlatılan ilk caddesi olması sebebiyle ülkemizin ve dünyanın önemli yapılarından Kurtuluş Caddemizde de çalışmalarımız devam etmektedir. Kurtuluş Cadde’mizde yer alan 56 tescilli yapının aslına sadık kalınarak yeniden ihya ve inşa edilmesi yönünde proje çalışmalarına başlanılmıştır. 6 yapımızın da koruma kurul onayı çıkmıştır.”

Masatlı, Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden Hatay’ı gelecek nesillere eskisinden daha güçlü şekilde miras bırakmak için sahada çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hatay-valisi-mustafa-masatli-depremden-etkilenen-tarihi-yapilardaki-calismalari-degerlendirdi/feed/ 0
Manisa’da 29 Şubat’ta doğan bebeklerin doğum günü sevinci https://www.haber60.com.tr/manisada-29-subatta-dogan-bebeklerin-dogum-gunu-sevinci/ https://www.haber60.com.tr/manisada-29-subatta-dogan-bebeklerin-dogum-gunu-sevinci/#respond Fri, 01 Mar 2024 23:21:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13691 MANİSA (İHA) – Takvimlere göre 4 yılda bir kez gerçekleşen ’29 Şubat’ gününde Manisa’da dünyaya gelen bebekler ailelerine büyük mutluluk yaşatırken, bu yıl 29 Şubat’ta doğanlar 4 yıl sonra ilk kez doğum günlerini tam gününde kutlayabilecek.

Manisa Şehir Hastanesi’nde, 4 yılda bir denk gelen 29 Şubat tarihinin ilk bebekleri dünyaya geldi. 6 yıldır çocuk sahibi olamayan Raziye-Emrah Yılmaz çiftinin bebekleri bugün dünyaya geldi. Doğum öncesi gazetecilerin sorusunu yanıtlayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Hekimi Op. Dr. Murat Özşahin, “Bugünün ilginç bir öyküsü var. Hastamızın 6 yıldır çocuğu olmuyordu. 1 yıl öncesinde tüplerini açtık ve gebe kaldı. 9 ay boyunca hastamızı takip ettik. Doğum gününü farkında olmadan 29 Şubat’a yani bugüne vermişiz. İlginç bir tesadüf de oldu. Hastamızın ağabeyi de 29 Şubat tarihinde doğmuş. Kendi çocuğunun da doğumu 29 Şubat tarihine denk geldi. 29 Şubat bilindiği üzere 4 yılda bir gerçekleşiyor. Hastamız 6 yıldır bu çocuğu bekliyordu. Güzel ve mutlu bir anı olacak onlar için de inşallah. Hastamızı birazdan doğumhaneye alacağız. Bütün çocuklarımız kıymetli. Bu çocuğumuzun da yeri biz de ayrı, çünkü 6 yıldır beklenen bir çocuktu. Kısmet 29 Şubat’a denk gelmesi” dedi.

Doğum tarihini 29 Şubat istemeyenler de oldu

Gün içerisinde 1 doğumun gerçekleştiğini ve planlı olarak 6 doğumun daha olduğunu belirten Özşahin, “Şu anda planlı 6 sezaryenimiz var. Sabaha doğru da bir normal doğumumuz oldu. Planlı olmayan bir doğumdu ve 29 Şubat’a denk geldi. Doğum günleri bazen birkaç gün öncesinden belli olduğu için 29 Şubat tarihini isteyenler oldu. Doğum gününü bir sonraki sene kutlayamayacağını düşünen hastalarımızdan istemeyenler de oldu” diye konuştu.

“Bizim için ilginç bir tesadüf oldu”

6 yıldır çocuk hasreti çeken Raziye Yılmaz ise doğacak çocuğuna Emre ismini vereceklerini belirterek, çok mutlu olduğunu söyledi. Yılmaz, “6 senedir çocuğumu bekliyordum. Allah’ın ve hocamızın da sayesinde bugün çocuğumuzu kucağımıza alacağız inşallah. Benim ağabeyimin de doğum tarihi 29 Şubat. Bizim için ilginç bir tesadüf oldu. 4 yılda bir kez doğum günü denk geliyor ama biz yine de 28 Şubat ya da 1 Mart gününe doğum gününü yapacağız” dedi.

Öte yandan röportajın ardından doğumhaneye alınan Raziye Yılmaz’ın doğumunun gerçekleştiği ve bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına aldığı bildirildi.

“Doğum gününü de babasıyla birlikte kutlarız”

Manisa Şehir Hastanesi’nde 29 Şubat tarihinin ilk bebeği ise İsmail-Şule Bilgin çiftinin Ahmet Müştak ismini verdikleri oğulları oldu. Sabah saatlerinde plansız olarak doğumu gerçekleşen Şule Bilgin, “İlk bebeğim çok heyecanlıyım. Yarın da nasipse babasının doğum günü. Doğum günleri arka arkaya denk geldi. Sürpriz yaptı bize. Tamamen kendi tercihi ile bugün doğum oldu. Bundan sonra inşallah doğum günün de babasıyla birlikte kutlarız” ifadelerini kullandı. – MANİSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/manisada-29-subatta-dogan-bebeklerin-dogum-gunu-sevinci/feed/ 0
İYİ Parti Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nusret Cömert, Hatay’ın yeniden inşası için vizyon oluşturdu https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-hatay-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-nusret-comert-hatayin-yeniden-insasi-icin-vizyon-olusturdu/ https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-hatay-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-nusret-comert-hatayin-yeniden-insasi-icin-vizyon-olusturdu/#respond Fri, 01 Mar 2024 00:21:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13419 İYİ Parti Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nusret Cömert, adaylık sürecinde Atatürk’ün “Hatay benim şahsi meselemdir” sözünün belirleyici olduğuna vurgu yaparak, “Dedelerim de Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne katılması için uğraşmışlar. Evlerinin avlusuna bombalar bırakılmış. Böyle bir mücadeleyi veren insanları torunu olarak hayatımın bu bölümünü Hatay’a adamak istedim” dedi.

İYİ Parti Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nusret Cömert, deprem felaketinde büyük yıkımların yaşandığı Hatay’ın yeniden inşası için oluşturduğu vizyonu ve yapacağı çalışmaları anlattı. Cömert, Hatay’ın yeniden inşası için yerel, ulusal ve uluslararası kaynakları değerlendiren, birleştirici ve kaynaştırıcı bir anlayış temelinde “Hatay Yeniden” isimli vizyon oluşturduğunu açıkladı. Habertürk Yerel Seçim 2024 programına katılan Nusret Cömert, adaylık sürecinde Atatürk’ün “Hatay benim şahsi meselemdir” sözünün belirleyici olduğuna vurgu yaparak, “Dedelerim de Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne katılması için uğraşmışlar. Evlerinin avlusuna bombalar bırakılmış. Böyle bir mücadeleyi veren insanları torunu olarak hayatımın bu bölümünü Hatay’a adamak istedim” dedi.

“Hataylıların da fikirlerini alarak şehrimizi yeniden inşa edeceğiz”

Deprem felaketinde çok ağır yara alan Hatay’ın yeniden ayağa kalkması için seferberlik anlayışıyla sorumluluk üstlendiğini ve hemşehrilerinin teveccühüne talip olduğunu belirten Cömert, şunları söyledi:

“Yaptığım çalışmalar sonucunda Hatay’ın yeniden inşası için bir vizyon oluşturdum. İsmini de ‘Hatay Yeniden’ koydum. Bu vizyon ile tarihi ve kültürel dokuyu koruyarak, modern, uygar, yaşanabilir bir şehir inşa etmek istiyorum. Tabi bunun tüm ekosistemini de yaparak, bir bütün olarak ilerleyeceğim. Katılımcı bir anlayışla, Hataylıların da fikirlerini alarak şehrimizi yeniden inşa edeceğiz. Doğru bir planlamayla bunu başaracağız. Çünkü aynı hataları yaparak farklı bir sonuç bekleyemeyiz. Öncelikli olarak konteynerlerde yaşayan hemşehrilerimin koşullarını iyileştirmek için çalışmalar yapacağım. Sonrasında kültürel ve tarihi dokuyu koruyarak modern, uygar ve yaşanabilir bir şehir ortaya çıkarmak için planlarımızı, projelerimizi uygulamaya koyacağız.”

“Tarihi dokunun içinde depremde yıkılmayan çarpık yapıları ben yıkacağım”

Hatay’ın yeniden inşası için imar planlarını hazırlarken Antakya, Defne, İskenderun ve diğer ilçeler için ayrı ayrı çalışmalar yapacağını dile getiren Nusret Cömert, Antakya’da tarihi dokuyu ayağa kaldırırken depremde yıkılmayan gecekondu tarzı çarpık yapıları da yıkacağını açıkladı. Cömert, tarihi mirası gecekondulardan arındırırken hak sahiplerini mağdur etmeyeceklerini, uygun yerlerde konutlar ve işyerleri yapacaklarını ifade etti.

Antakya’da dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi olarak bilinen Kurtuluş Caddesi’nin, Defne ilçesinin ve Hatay’ın pek çok yerinin büyük arkeolojik değere sahip olduğunu belirten Nusret Cömert, bu bölgelerde restorasyon projelerini uygularken Asi Nehri’ni de tekrar kente kazandıracaklarını, nehir boyunca yeşil alan düzenlemeleri, parklar ve spor alanları yapacaklarını ifade etti.

“Birleştirici, kaynaştırıcı bir anlayışı hakim kılacağım”

Hatay’ın yeniden inşa ederken projelerin finansmanı için yerel ve ulusal kaynakları değerlendirirken uluslararası kurum ve kuruluşların finans ve bilgi kaynaklarını harekete geçireceğini söyleyen Nusret Cömert, “Hatay’ın yeniden inşası için tarihi bir aşamayız. Doğru planlamalar, doğru projeler hazırlamak zorundayız. Ben birleştirici, kaynaştırıcı bir anlayışı hakim kılarak koordinatör görevi yürüteceğim. Sayın bakanlarımıza gideceğim, izah edeceğim. Çünkü elinizdeki projeniz doğruysa bunu izah edebilirsiniz” dedi.

“Doğu Akdeniz’deki doğal gaz rezervinden Hatay faydalanmalı”

Enerji sektöründe 40 yılı aşkın birikime, enerji ve enerji jeopolitiği alanında uluslararası deneyimlere sahip olduğunu anımsatan Nusret Cömert, Doğu Akdeniz’de doğal gaz rezervleri bulunduğunu, bu alanda halihazırda yapılan çalışmalara Hatay’ı dahil edeceğini ve şehrin ekonomik gelişimine katkı sağlayacağını ifade etti.

Hatay’ın yeniden inşası için siyasi referansının Atatürk ilkeleri ve Atatürk milliyetçiliği olduğunu söyleyen Nusret Cömert, “Bunlar benim kırmızı çizgimdir” dedi. – HATAY

]]>
https://www.haber60.com.tr/iyi-parti-hatay-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-nusret-comert-hatayin-yeniden-insasi-icin-vizyon-olusturdu/feed/ 0
Prof. Dr. Fuat Sezgin’e Vefa Programı Paneli Düzenlendi https://www.haber60.com.tr/prof-dr-fuat-sezgine-vefa-programi-paneli-duzenlendi/ https://www.haber60.com.tr/prof-dr-fuat-sezgine-vefa-programi-paneli-duzenlendi/#respond Thu, 29 Feb 2024 22:06:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13294 “100. Doğum Yılında Prof. Dr. Fuat Sezgin’e Vefa” programı kapsamında panel düzenlendi.

Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı (İBTAV) tarafından yayımlanan, “Arap-İslam Bilimler Tarihi” adlı 17 ciltlik eserin tanıtımı ve “100. Doğum Yılında Prof. Dr. Fuat Sezgin’e Vefa” programı, Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirildi.

Almancadan Türkçeye çevrilen ve Müslümanların 8. ila 16. yüzyıllar arasında bilim dünyasına öncülük ettiği döneme dair temel başvuru kaynağı niteliği taşıyan eserlerin tanıtımının ardından, “100. Doğum Yılında Prof. Dr. Fuat Sezgin’e Vefa” programı kapsamında panel düzenlendi.

Kırıkkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersan Aslan yönetimindeki panelde, Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı (İBTAV) Mütevelli Heyeti Üyesi Bilal Erdoğan, YÖK üyesi Prof. Dr. Mahmut Ak ve Prof. Dr. Mahmut Karakuş konuşma yaptı.

Panelde konuşan Bilal Erdoğan, Fuat Sezgin Hoca’nın aslında Cumhuriyet tarihinin önemli travmalarının adeta bir mağduru ve sembolü denilebilecek biri olduğunu söyledi.

İslam medeniyetinin bilimler tarihindeki yerinin hakkıyla bilinmesinin ciddi politik ve ideolojik bir yönünün olduğunu dile getiren Erdoğan, “Medeniyetler savaşının öngörüldüğü bir atmosferde yaşıyoruz. Böyle bir ortamda tabii ki ciddi bir aşağılık kompleksi yaşayan koca bir İslam medeniyetinin bakiyesi olan 2 milyara yakın insanın bir hesaplaşma öngörüsünün de olduğunu zaten Batılı bilim insanları, oryantalistler yazmış.” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, Prof. Dr. Fuat Sezgin’in kitabında yazan “Arap” kelimesinin bütün Müslümanları kastettiğine vurgu yaparak, “Dolayısıyla buradaki Arap tepkisini gördüğünüz zaman sadece Arap bilim insanlarının tarihi anlatılıyor diye düşünmeyin. Burada Türk de var, Fars da var. Yani bilimler tarihinde iz bırakan bütün önemli Müslüman bilim insanları var.” diye konuştu.

Fuat Sezgin’in hamasetle iş yapmadığını, “Batı şöyle bizi görmedi, Batı böyle bizi görmedi” şeklinde yaklaşımlarının olmadığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Hocamızın ortaya koymaya çalıştığı, bunu biz yapabildiysek tekrar yapabiliriz. Müslüman bilim insanlarının bilimlere yaptığı yüzyıllar süren katkının olduğunu tespit etmek ve ondan sonra da Batı’nın bıraktığı bayrağı alıp bu bilimler mirasını daha ileriye taşımak ve bunda bir Müslüman medeniyeti olarak öncü olmak. Yani hocamız bunu yapabileceğimizi bu kadar çalışarak ortaya koyuyordu. Onun için bu buluşmalarımızda hocamızın çalışkanlığına ciddi anlamda vurguyu yapıyoruz.”

Erdoğan, Fuat Sezgin’in eserlerine ilişkin enstitü, kütüphane ve müze kurduklarına dikkati çekerek, sonraki süreçte bu eserlerin yaygın erişimini sağlamak için dijitalleştireceklerini, Almanca ve Türkçenin yanı sıra İngilizce ve Arapçaya da çevirisini yapacaklarını kaydetti.

Söz konusu eserlerin önemli bir kaynakça olduğunu belirten Erdoğan, bilimler tarihi alanında çalışma yapacak insanların bundan sonra yazacakları eserlere kaynak olabileceğini vurguladı.

Bilal Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, bilim tarihi lisans programlarından mezun olanların bu dersleri verebilmesine ilişkin duyurusunun kendileri için çok hayati önem taşıdığını ifade etti.

Üniversite bünyesindeki enstitünün güçlenmesi, buraya gelen öğrencilerin rağbetinin artmasının önemine işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bütün bunları tamamladığımız zaman artık yeni nesillerin kendi medeniyetimizle ilgili bir özgüveni olacak. ‘Türkiye Yüzyılı’ dediğimiz zaman bu elbette ki bir kızıl elma, bir ideal. Dolayısıyla bunun altını doldurmamız için bilimsel sahada yapılacak çalışmalar var. Tabii ki teknolojide rekabet edeceğiz. Batı’nın bıraktığı yerde geçeceğiz. Çünkü Batı’nın teknolojik önderliğinin başat durumunun sürdürülebilir olmadığını görüyoruz.”

Çeviri ekibine sertifika verildi

Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Mecit Çetinkaya da konuşmasında, vakfın kurulmasında ve eserlerin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti.

Programda, Bilal Erdoğan, Arap-İslam Bilimleri Tarihi’nin çeviri ekibine sertifikalarını takdim etti.

Eserlerin birer cildi ayrıca Çetinkaya tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır’a, Erdoğan tarafından da Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e hediye edildi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/prof-dr-fuat-sezgine-vefa-programi-paneli-duzenlendi/feed/ 0
İmamoğlu’ndan Erdoğan’a: “İstiyor Ki, Her Şeyi Ona Teslim Edelim. Neyse; Biz Onu Yavaş Yavaş Emekli Etmeye Hazırlanıyoruz Merak Etmesin” https://www.haber60.com.tr/imamoglundan-erdogana-istiyor-ki-her-seyi-ona-teslim-edelim-neyse-biz-onu-yavas-yavas-emekli-etmeye-hazirlaniyoruz-merak-etmesin/ https://www.haber60.com.tr/imamoglundan-erdogana-istiyor-ki-her-seyi-ona-teslim-edelim-neyse-biz-onu-yavas-yavas-emekli-etmeye-hazirlaniyoruz-merak-etmesin/#respond Thu, 29 Feb 2024 00:06:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13228 Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: SADIK KARAKULOĞLU

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, şehrin yedinci tepesi olarak tanımlanan Kocamustafapaşa Tepesi’nde konumlu tarihi Bulgur Palas’ı, İstanbulluların kullanımına açtı. İstanbul’un tarihinin en çok restorasyon yapılan dönemini yaşadığını belirten İmamoğlu, “İstanbul’un çehresini değiştiriyoruz. İstanbul’un tarihi ve turistik değerlerine yeniden, daha güçlü bir şekilde kazandırıyor, aynı zamanda değer katıyoruz. Bugün İstanbul’un hizmet alması için farklı görüşleri olanlar var. Ne diyorlar? İlla hükümetle belediye, aynı partiden olmalıymış. Bak sen. Bak sen. Seçim yapmayalım o zaman. Muhtarlar da gitsin otursun evinde. İstiyor ki, her şeyi ona teslim edelim. Neyse; biz onu yavaş yavaş emekli etmeye hazırlanıyoruz, Merak etmesin. Yıllarca İstanbul’u, hükümetle el ele yönettiler. O şımarıklık, o kibir, İstanbul’un her köşesini ihmale boğdu” dedi.

İBB iştirak şirketleri KİPTAŞ, İGDAŞ, İstanbul İmar AŞ, İSTAÇ ve İSTON girişimiyle; kentin hafıza tarihi açısından çok değerli bir yapı olan ve yıllardır kaderine terk edilen Bulgur Palas’ı 2021 yılında satın alındı. İBB Kültür Varlıkları Dairesi Başkanlığı’na bağlı İBB Miras ekipleri, tarihi yapıyı, KİPTAŞ koordinasyonunda titiz bir çalışmayla restore etti. Tarihi yapı; 135 kişilik kütüphanesi, sergi salonu, öğrenci kulüplerinin kullanımına tahsis edilen alanlar, restoran, çok amaçlı etkinlik alanları ve benzersiz İstanbul manzarasına sahip seyir terasıyla yeni nesil bir yaşam merkezi olarak tüm İstanbullularla buluştu. Böylece, Cerrahpaşa’da, şehrin yedinci tepesi olarak tanımlanan Kocamustafapaşa Tepesi’nde bulunan görkemli yapı, yeniden İstanbulluların oldu. Bulgur Palas’ın açılışı; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Parti Meclisi üyesi Berker Esen, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, CHP’nin Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat, Zeytinburnu Belediye Başkan adayı Onur Soytürk ve Eyüpsultan Belediye Başkan adayı Mithat Bülent Özmen’in katılımlarıyla gerçekleştirildi.

“Tarihe sahip çıkmak, insan olmanın ve millet olmanın bir gereğidir, yoksa gerçekten eksik kalırız” diyen İmamoğlu, konuşmasında özetle şu ifadelere yer verdi:

“İSTANBUL’UN MİRASI BEŞ YILDIR EMİN ELLERDEDİR”

Tarihe sahip çıkmak, uygarlığın önemli bir göstergesidir. Hele hele İstanbul gibi kadim bir şehirde tarihe sahip çıkmak, aynı zamanda çok özenli davranmayı da gerektirir. Mutlaka bilimin, uzmanlığın yol göstericiliğinde hareket etmelisiniz. Ne yazık ki İstanbul’un tarihi ve kültürel mirası, bu anlamda uzun yıllar ihmal edilmiştir. Pek çok yanlış ve zararlı işler yapılmıştır. Özenli davranılmamıştır. ve İstanbul’a, tabiri caizse, gözünün nuru gibi bakmak gerekirken, sıradan davranışlar sergilenmiştir. Her alanda olduğu gibi, İstanbul’un mirasını koruma konusunda da ciddi anlamda liyakat sorunu vardı. Beş yıldır bu değişti. 2019’da bu anlamda yepyeni bir dönem başladı. ve inanınız ki bu yönüyle de birçok yönde olduğu gibi, İstanbul’un mirası beş yıldır emin ellerdedir.

“İBB MİRAS ORGANİZASYONUYLA, MUAZZAM GÜZEL İŞLER YAPIYORUZ”

İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkmak üzere kurduğumuz İBB Miras organizasyonuyla, muazzam güzel işler yapıyoruz. İBB Miras markası, baştan sona uzmanlığa, tecrübeye, liyakate dayalı bir yapı ve bu yapıya azami dikkat gösteriyor. İBB mirasın başarıları restorasyonla da sınırlı değil. Tarihi alan ve eserlere yeni işlevler kazandırıp, şehir hayatının bir parçası haline getirme konusunda da dünya çapında iş yapıyor. Hemen yanı başımızdaki Yedikule Gazhanesi’ndeki dönüşüm, böyle bir dönüşüm. Yine Hasanpaşa Gazhanesi’nde elde ettiğimiz, hayata kazandırılan alanlar böyle bir dönüşüm. Açılışını yaptığımız bugün burada bulunduğumuz Bulgur Palas’ta aynı şekilde, iştirak şirketimiz KİPTAŞ koordinasyonunda, İBB Miras’ın birlikte dayanışmayla, bilgiye, sevgiye, özene dayalı ellerinde şekillenerek, bugüne gelmiştir. Burada özellikle İBB Miras gibi, KİPTAŞ’a da ayrı bir paragraf açmak isterim. Ortaya koyduğumuz bu özenli davranışı pratik bir eyleme dönüştürmek adına, farklı iştiraklerimizi bu yönde seferber etme kararlılığını gösterdik. Buranın mülkünün alınmasında ve sürecin yapılmasında azami gayret gösteren kurumumuz olmuştur KİPTAŞ.

“İBB OLARAK MİLLETİN MALINI SATMAYIZ”

Uzun yıllar Osmanlı Bankası’nın arşivinin bulunduğu bir depoydu bu bina. Bu binayı İBB olarak, 2021 yılında satın aldık. Ben şimdi buranın hikayesini halkımdan gizleyecek değilim. Benim özel yaşamımla ilgili alandan; benim ailemde eski esere, işte yapıya, bazen belgelere, sanata, resme olan ilgimi bilir, kişisel olarak hukuki alanımla ilgilenen avukatım, bir gün bir bankanın satışa çıkardığı ve çok cazip bir alan diye tariflediği bu binanın dosyasını bana gönderdi. Ben, bu dosyayı görür görmez bu neresi diye baktım. Hiç unutmuyorum aynı gün Saraçhane’den çıkıp, arabamı aşağıda Yenikapı’ya çekip, arabadan inip yukarıya doğru baktım binayı görmek için. Bina muhteşem bir bina, tepede duruyor. ya dedim, ‘Bu binayı ben nasıl görmem?’ İnanın bir gün sonra -arkadaşlarım biliyorlar- çağırdım dedim ki, ‘Bu binayı İBB’ye alıyoruz. ve o gün karar verdik bu binayı almaya. Tabii aldıktan sonra gelip gezdiğimde, ne güzel bir karar verdiğimizi görüp, çok mutlu oldum. O gün aldığımız paranın, yani şöyle söyleyeyim, bugün bana yüz katını verseler, biz burayı İBB olarak milletin malını satmayız.

“BİZE İTİNAYLA DAVRANSIN”

İnsanlar buraya Yenikapı’dan, metro durağından yürüyecek. Tramvaydan buraya yürüyecek. Yürüyüş alanlarıyla ilgili de çalışmalarımız var. Bu sahanın kazandırılmasıyla ilgili de ekstra çalışma var. Çocuk parkını yaptık. Muhtarım diyor ki, burada bir kreş talebi var. Burada olmaz ama kreşimizi bu bölgeye yakın bir yerde yapacağız muhtarım. Hiç endişen olmasın. Yenikapı’dan buraya gelirken, orada çok değerli bir arkeoloji alanımızı, bir müze olarak İstanbul’a kazandırıyoruz. Orada çalışmalarımıza başladık. Ne hikmetse TIR’ların, kamyonların buradan kaldırılarak taşınması için, Alibeyköy’de dünya para harcayarak, çok modern bir tesisi yaptık. Ama garip bir biçimde… Ben buradan kaymakamlığa olan duygumu ifade edeyim. Hala o TIR’ları, kamyonları orada muhafaza etmek adına bir gayret gösteriyorlar. Biz de çıksınlar diye uğraşıyoruz. Ama çıkaracağız eninde sonunda. Kaymakamlığa çağrı yapıyorum. Bize yardımcı olsun. Sayın Valimize de çağrı yapıyorum. Bize itinayla davransın. Orası muazzam bir park olacak. Oradan insanlar yürüyüp buraya gelecekler, burayı görecekler. Burada oturan insanlar da buraya gelen misafirlerin, o nezih insanların keyfini yaşayacak. Harala gürele bir ortam değil, tam aksine böyle çok nezih, kültür kokan, öğrenciler, dostlar, komşular bir arada çok keyifli bir zaman dilimi yaşayacaksınız.

“‘İSTANBUL SENİN’ UYGULAMASI ÜZERİNDEN BULGUR PALAS KİTAPLIK’A GİRENE İBB KÜLTÜR KAFE’DE 1 KAHVE BEDAVA”

Bu arada es geçmeyeyim. Bulgur Palas Kitaplık’ta, İBB Kültür Kafe’de, ‘İstanbul Senin’ uygulaması üzerinden giriş yaparsanız, arkadaşlarım bir kahve de ikram edecekler mi? Onu duyurmamı istediler. Ama İstanbul senin uygulaması üzerinden giriş yapacaksınız ona göre.

“BİZDEN ÖNCE İSTANBUL’UN KAMUYA AİT TARİHİ ALANLARI, YAPILARIŞAHISLARIN, İMTİYAZLI BAZI DERNEK VE VAKIFLARIN KULLANIMINA VERİLİRDİ”

Bulgur Palas, aslında bizden önceki yönetimle aramızdaki zihniyet farkını ortaya koyan çok özel örneklerden birisi. Bizden önce İstanbul’un kamuya ait tarihi alanları, yapıları, bazı şahısların, imtiyazlı bazı dernek ve vakıfların kullanımına verilirdi. Biz ise, tam tersini yapıyoruz. Kamuya ait alanları, yapıları yeniden halka açmakla kalmıyor, Bulgur Palas örneğindeki gibi, ihmal edilmiş özel mülkleri de tüm İstanbulluların yararlanabileceği hale getiriyoruz. İstiklal Caddesi’ndeki çok özel Casa Botter’i biliyorsunuz. Mutlaka gezin. Aynen orasını da öyle yaptık. Bu önemli bir anlayış farkıdır. Zihniyet farkıdır. Ahlak farkıdır. Tarihe sahip çıkmak, öyle lafla olmaz. İş yapacaksınız. İcraat yapacaksınız. Bizim yaptıklarımızı, gerekirse kopyalayacaksınız. Sorun yok, kopyalayabilirsiniz yani. Problem değil.

“İSTANBUL’UN TARİHİ MEYDANLARI, TERK EDİLMİŞ ENDÜSTRİYEL MİRAS ALANLARI, UNUTULMUŞ, DEĞERSİZLEŞMİŞ KÜLTÜR VARLIKLARI İBB MİRAS İLE TEK TEK HAYATA DÖNMEYE DEVAM EDİYOR”

İBB Miras’ın hassas çalışmaları ve ince işçiliğiyle, 19 tarihi türbeyi restore ettik. Görseniz o türbelerin teslim aldığınızdaki halini; içler acısı. Her biri önemli şahsiyetler, önemli insanlar. 588 tarihi mezar ve hazineyi restore ettik. Liyakatli bir ekiple bunları yaptık. 42 tarihi caminin rutin olarak bakımını gerçekleştiriyoruz. Yine 63 anıt eser ve sivil mimarlık eserini, 34 kamusal sanat eserini restore ettik. Bugüne kadar tam 943 miras alanını koruma altına aldık. İstanbul’un yıllardır suyu akmayan 197 tarihi çeşmesinin, bakım ve onarım çalışmalarını tamamlayıp, suya kavuşturduk. Bizim bu suya kavuşturmamızla dalga geçtiler. Şimdi aynı projeyi valilik açıklıyor. Ben de memnun olduğumu dile getiriyorum. Çünkü biz; tarihine, geçmişine, bu medeniyet beşiği şehrimize sahip çıkmanın çok asil bir sorumluluk olduğunu biliyoruz. Bu sorumluluk, sadece bu şehrin insanlarına değil, sadece milletimize değil, inanınız bütün insanlığa karşı sorumluluğumuz. Onun için İstanbul’un tarihi meydanları, terk edilmiş endüstriyel miras alanları, unutulmuş, değersizleşmiş kültür varlıkları İBB Miras ile tek tek hayata dönmeye devam ediyor.

“İSTANBUL, TARİHİNİN EN ÇOK RESTORASYON YAPILAN DÖNEMİNİ YAŞIYOR”

İstanbul, tarihinin en çok restorasyon yapılan dönemini yaşıyor. İstanbul’un çehresini değiştiriyoruz. İstanbul’un tarihi ve turistik değerlerine yeniden, daha güçlü bir şekilde kazandırıyor, aynı zamanda değer katıyoruz. Bugün İstanbul’un hizmet alması için farklı görüşleri olanlar var. Ne diyorlar? İlla hükümetle belediye, aynı partiden olmalıymış. Bak sen. Bak sen. Seçim yapmayalım o zaman. Muhtarlar da gitsin otursun evinde. İstiyor ki, her şeyi ona teslim edelim. Neyse; biz onu yavaş yavaş emekli etmeye hazırlanıyoruz. Merak etmesin. Yıllarca İstanbul’u, hükümetle el ele yönettiler. O şımarıklık, o kibir, İstanbul’un her köşesini ihmale boğdu. Sarayburnu’na gidin; biblo gibi şimdi. Çöplüktü. Beyazıt çöplüktü, biblo gibi.Haliç kıyıları pırlanta gibi, yemyeşil. Öyle değil mi? Bakın sadece burayı anlatıyorum. İşte Bulgur Palas, Beyazıt Meydanı… ya kara surlarının içine yüzlerce kamyon çöp yığdılar, çöp. Şimdi pırıl pırıl. Onun için işi bilene, ehline verince bu işler güzel oluyor. O bakımdan demokrasiye inancını kaybetmiş insanlara, demokrasiyi güçlü şekilde hatırlatacağız.  Nerede? Az kaldı. 31 Mart’ta sandıkta. Bu sandığı biz çok seviyoruz.

“25 YILDA YAPAMADIKLARINI, BİZ 5 YILDA YAPTIK”

Farkında mısınız; İstanbul’un bu 5 yılını, son 25 yılla kıyaslıyorlar. Olsun, kıyaslasınlar. Çünkü o 25 yılda yapamadıklarını, biz 5 yılda yaptık. Gururla anlatıyoruz. Hükümet, belediye el ele olduğu dönemde, bizim yaptığımız kadar metroyu yapamadılar. Yeni metroları biz yapacağız, yapmamamız için imzayı erteliyorlar. 31 Mart’ta, demokrasi dersini alsın, bak bir hafta içinde imzalayacak. Göreceksiniz. Yapamazlar. Çünkü niye yapamazlar biliyor musunuz? Bunlar şöyle bakıyorlar, ‘Bizden mi onlardan mı!’ Bu milletin hepsi bizim. Anlayamadılar bunu hala. Biz, insanı insan olduğu için çok seviyoruz. Vatandaşları, ‘Bize oy verenler vermeyenler’ diye bölenlerin yaptığı işten var ya, kimseye hayır gelmez kardeşim. Biz kocaman bir aile, bir arada yaşardık. Benim babamın malı başkaydı, amcamın malı başka. Hiçbiri benim değildi, hep ‘bizim’ derdik. Ben çocukken öyle büyüdüm. Allah nasip etti, şimdi İstanbul’da da ‘İstanbul hepimizin’ diyoruz. Çocukluktan gelen terbiyenin böyle bir güzelliği varmış demek.

“ATOM KARINCAYI DA GEÇERİM”

Biz; tarihimizi, inançları, dini ve milli duyguları istismar etmeden, 16 milyon İstanbulluyu eşit ve değerli kabul eden bir anlayışla devam edeceğiz çalışmaya. Hem de çok çalışacağız, onu söyleyeyim. Yani ben artık, ‘atom karınca’ diyorum ama, atom karıncayı da geçerim, onu söyleyeyim. Durmak yok. Biz, tarihimizi bu anlamda daha da güzel günlere eriştireceğiz. Emanetlerimizi, bu milleti birleştiren, bütünleştiren, manevi köprüleri, duygusal bağları güçlendirip, büyütmeye devam edeceğiz. Gönülleri kazanmaya devam edeceğiz. Bizim yolumuz, sevginin ve kardeşliğin yoludur. Bizim yolumuz, adalet ve eşitliğin yoludur. Onun için siz de diyorsunuz ya, ‘Tam yol ileri’ yolumuzdur. Hak, hukuk ve adaletli bir dünya; hak, hukuk ve adaletli bir Türkiye ve İstanbul var etmek için, bu şehrin sorumlulukları var. Onu yerine getireceğiz. İstanbul’a, ayrı bir renk katacak olan Bulgur Palas’ın açılışında sizlerle birlikte olmaktan çok mutluyum. Emeği geçen herkese, başta KİPTAŞ’a ekibine, Genel Müdürü’ne, İBB miras ekibine ve İBB mirasın kuruluştan bugüne çok emeği geçmiş olan geçmiş olan Mahir Polat arkadaşıma teşekkür ediyorum. Ekibine, Oktay Bey’e teşekkür ediyorum. Fatih ilçemize ve İstanbul’umuza hayırlı ve uğurlu olsun.

İmamoğlu ve beraberindeki heyet, açılış töreninin ardından Bulgur Palas ve çevresini gezdi.

BULGUR PALAS KAPILARINI, “MAGNUM İSTANBUL’DA” SERGİSİYLE AÇIYOR

Yapımı 1912 yılına tarihlenen ve İtalyan Mimar Giulio Mongeri’nin imzasını taşıdığı düşünülen Bulgur Palas, dünyadaki toplumsal değişimlerin görsel hafızasını, bir sergi aracılığıyla da İstanbullularla bir araya getirdi. Dünyaca ünlü fotoğraf ajansı Magnum Photos ve İBB’nin kalıcı iş birliğiyle, Magnum’un 77. yıl özel sergisi “Magnum İstanbul’da” ile kapılarını açan görkemli yapı; kültür ve sanat etkinliklerinin yanı sıra, eşsiz İstanbul manzaralı seyir terasıyla şehrin yeni cazibe merkezi olacak. “Magnum İstanbul’da” sergisi, bazıları dünyanın en ikonik fotoğrafları arasında değerlendirilen 200’ün üzerinde eserden oluşuyor. Sergide; Jonas Bendiksen, Henri Cartier-Bresson, Cornell ve Robert Capa, Ara Güler, David Seymour, Olivia Arthur, Raymond Depardon, Bieke Depoorter, Elliott Erwitt, Stuart Franklin, Leonard Freed, Eve Arnold, Paul Fusco, Cristina Garcia Rodero, Burt Glinn, Jim Goldberg, Marilyn Silverstone, Sergio Larrain, Susan Meiselas, Wayne Miller, Marc Riboud, Alessandra Sanguinetti, Chris Steele-Perkins, Dennis Stock ve Alex Webb gibi önemli fotoğrafçıların da aralarında bulunduğu 70 sanatçının çalışmaları yer alıyor. Eserleri TIME, New York Times, Washington Post, Der Spiegel, Le Monde, Paris Match, Newsweek gibi dünyaca ünlü medya kuruluşlarınca yayınlanan; World Press Photo Multimedia yarışmalarında jüri üyeliği yapan Emin Özmen’in fotoğrafları da “Magnum İstanbul’da” sergisinde özel bir bölüm olarak karşımıza çıkıyor.

Pazartesi hariç, her gün 10.00 – 19.00 arası ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek olan Bulgur Palas’ın kütüphanesi ise, her gün 22.00’ye kadar açık olacak.

]]>
https://www.haber60.com.tr/imamoglundan-erdogana-istiyor-ki-her-seyi-ona-teslim-edelim-neyse-biz-onu-yavas-yavas-emekli-etmeye-hazirlaniyoruz-merak-etmesin/feed/ 0
Bakan Kacır, “Arap-İslam Bilimler Tarihi” kitabının tanıtım etkinliğinde konuştu Açıklaması https://www.haber60.com.tr/bakan-kacir-arap-islam-bilimler-tarihi-kitabinin-tanitim-etkinliginde-konustu-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/bakan-kacir-arap-islam-bilimler-tarihi-kitabinin-tanitim-etkinliginde-konustu-aciklamasi/#respond Wed, 28 Feb 2024 23:42:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13205 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, eserlerinin Türkçeye çevrildiğini görmenin Prof. Dr. Fuat Sezgin’in en önemli hedeflerinden biri olduğunu belirterek, “Yürütülen titiz bir çalışmayla Fuat Sezgin hocamızın İslam bilim tarihinde başvuru eser niteliğindeki Arap-İslam Bilimler Tarihi, Almancadan Türkçeye çevrilmiş oldu.” dedi.

Bilimler tarihi alanında dünyanın sayılı isimlerinden olan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in “Arap-İslam Bilimler Tarihi” isimli 17 ciltlik eserinin Almancadan Türkçeye çevirisi, İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı tarafından yapıldı.

Bakan Kacır, eserin Atatürk Kültür Merkezi’ndeki tanıtım etkinliğinde, 94 yıllık ömrünü medeniyetin ilmi birikimini gün yüzüne çıkarmaya vakfeden Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, aynı zamanda yüreği Türkiye için çarpan, Türkiye’nin istikbali için fikir çilesi çeken, emek veren, mücadele gösteren gerçek bir vatansever olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, paha biçilemez eserleri ömrüne nasıl sığdırdığını soranlara, “Eğer arkanızda inancınız varsa, o sizi yapıcı olmaya itiyorsa çok şeyler başarırsınız. Benim hayatımın sırrı budur.” derken, nasıl bir hayat yaşanması gerektiğini ifade ettiğini belirten Kacır, şöyle konuştu:

“İlim yolunda gayretten vazgeçmeyen, inançlı ve dosdoğru bir hayat. Fuat Sezgin hoca gibi bir ilim denizinin, ülkemizin ilerleyişine engel olan askeri yönetimler sebebiyle yurdunu terk etmek zorunda kalması, bu topraklar açısından büyük kayıp teşkil etmişti. Hocamızın değerini ancak geç zamanlarda idrak edebildik. Ülkemizin vesayetle, darbelerle boğuştuğu bir dönemde ülkesinden uzak yaşamak zorunda bırakılan hocamız, İslam bilim ve teknoloji tarihi bakımından eşi bulunmaz eserlerini, çalışmalarını yürüttüğü ülkenin diliyle yani Almanca olarak yayınlamak zorunda kalmıştı.”

“İslam kültür ve medeniyetinin zengin mirasını gelecek nesillere aktarıyoruz”

Bakan Kacır, bu günün 28 Şubat olduğuna işaret ederek, “Bu milletin evlatlarını eğitim hakkından, ilim çabasından, devletine hizmet etme gayretinden mahrum bırakmak isteyenlerin gerçekleştirdiği ve 1000 yıl sürecek zannettikleri postmodern darbenin yıl dönümündeyiz. Hocamızı andığımız bu günde burada buluşuyor olmak enteresan bir tevafuk oldu. Allah’a hamdolsun 28 Şubat 1000 yıl sürmedi çünkü o haklarından mahrum etmek istedikleri insanlar, bu ülkenin öz evlatları, bu toprakların ev sahipleriydi. Ev sahibinin üstüne kapıyı kapattığını zanneden kendisi dışarıda kalırmış.” dedi.

Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, “Bunları geleceği değiştirmek, kıpırdatmak için yapıyorum. Ben bunu bütün insanlık için yapıyorum ama benim gizli ve esas hedefim memleketim, milletimdir.” diyerek, gurbette geçen yıllara rağmen kalbinin her daim vatan sevgisiyle çarptığını, vatanına duyduğu bağlılığı her fırsatta dile getirdiğini anlatan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yaptığı her çalışmanın, her araştırmanın altında yatan asıl motivasyonun bu topraklar ve bu toprakların insanları için daha iyi bir gelecek inşa etme arzusu olduğunu gözler önüne seriyordu. Almanya’daki kütüphanesini Türkiye’ye getirmek, eserlerinin Türkçeye çevrildiğini görmek kıymetli hocamızın en önemli hedeflerinden biriydi. Bu anlayışla Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Şeref Üyesi hocamızın Batı dünyasını merkeze alan bilim tarihine eleştirel bir çözümlemeyle yaklaşan İslam’da Bilim ve Teknik eserini, TÜBA tarafından yapılan çevirisiyle Türkçe olarak yayınladık.

Ülkemizin bilim yolculuğunu en üst düzeyde himaye eden Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat takip ettiği çalışmayla; eserlerini, kitaplarını, birikimini ülkemize kazandırarak İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ni kurduk. Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı ile de İslam kültür ve medeniyetinin zengin mirasını gelecek nesillere aktarıyoruz. Müslüman ilim insanlarının oluşturduğu bilgi birikiminin, insanlığın yolunu nasıl aydınlattığını hep birlikte keşfediyoruz. Önceki dönem yönetim kurulu üyesi olarak hizmet etmekten şeref duyduğum Vakfımız tarafından yürütülen titiz bir çalışmayla Fuat Sezgin hocamızın İslam bilim tarihinde başvuru eser niteliğindeki Arap-İslam Bilimler Tarihi, Almancadan Türkçeye çevrilmiş oldu.”

“Köklü bir medeniyetin varisi olduğumuz bilinciyle hareket ediyoruz”

Bakan Kacır, bilimin birçok sahasında İslam ilim adamlarının katkılarına ışık tutan 17 ciltlik bu şaheserin Türkçeye tercümesini başarıyla gerçekleştiren İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfına ve bu projeye emek veren herkese teşekkür etti.

Tarih boyunca Müslüman toplumlar için bilimin, sadece bilgi edinme aracı olmanın ötesinde derin bir medeniyet ve kültürün temel taşı olageldiğini vurgulayan Kacır, “Bizim medeniyetimiz, ilk ifadesi ‘oku’ olan Kur’an-ı Kerim’e sımsıkı sarılıp, onun çizdiği çerçevede ilim talep edenlerin medeniyeti. Bizim medeniyetimiz, ‘İlim Çin’de de olsa gidiniz alınız’ diyen Peygamber Efendimizin ümmeti olma bilinciyle hareket edenlerin medeniyeti. Farabi, İbn-i Sina, Fergan, Biruni gibi tarihin yönünü değiştiren bilimin abide isimleri hep bizim gönül coğrafyamızdan çıktı. El Cezeri, Ali Kuşçu, Hezarfen Ahmet Çelebi gibi kıymetli isimler, hizmetlerini ve icatlarını hep bizim medeniyet sancağımız altında ortaya koydu.” dedi.

Kacır, kendilerinden sonra gelen bilim insanlarına adeta birer kutup yıldızı olarak yol gösteren bu müstesna şahsiyetlerin kazandırdıkları birikimin, bugün dahi insanlığın yolunu aydınlatmayı sürdürdüğünü ifade etti.

3 kıtada boy göstermiş, hüküm sürmüş ecdadın bıraktığı tarihi ve kültürel mirasın da medeniyette yer etmiş bilim anlayışının tezahürü olduğuna işaret eden Kacır, şunları söyledi:

“Döneminin çok ötesinde mimariye ve tekniğe sahip camilerimiz, medreseler, rasathaneler, hanlar, kervansaraylar ve köprülerimiz, medeniyetimizin bilime ve tekniğe bakışı konusunda bize ışık tutmaya devam ediyor. Medeniyetler tarihini İslam medeniyetini görmezden gelerek yazmak asla mümkün değildir. Bilimde ve teknolojide çağ atlamış bir Türkiye inşa ederken köklü bir medeniyetin varisi olduğumuz bilinciyle hareket ediyoruz.

Son 22 yılda Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde yaptığımız atılımlarla, uyguladığımız politikalarla, bilimsel çalışmaların ve teknolojideki gelişmelerin her daim destekçisi olduk, olmaya devam ediyoruz. Bilimsel çalışma kapasitemizi güçlendirerek, sadece elitlere açık olsun istenen bilim hazinelerinin kapılarını milletimizin tüm evlatlarına açıyoruz. Mazimizde olduğu gibi bu coğrafyayı, tekrar bilimin ve teknolojinin önde gelen merkezlerinden birine adım adım dönüştürüyoruz.”

“Türkiye artık küresel bir teknoloji üssüdür”

Bakan Kacır, 2002’de 40 şehirde sadece 76 üniversite olduğunu belirterek, “Bilimsel araştırmalar için kısıtlı imkanlara sahiptik. Bugün ise 81 şehrinde 208 üniversitesiyle milyonlarca genci yüksek öğrenimle buluşturan bir Türkiye’den söz ediyoruz. Bu adımları atarken hep karşı çıkanlar, üniversite sayısındaki artışın bilimde yükseliş anlamı taşımadığını söyleyenler oldu. Oysa aynı dönemde ülkemizdeki bilimsel yayın sayısını 9 bin 13’ten 48 bin 619’a yükselttik. Dünyada en fazla bilimsel yayın üreten ülkeler arasında 22. sıradan 16. sıraya çıktık.” ifadesini kullandı.

Teknolojide taşıdıkları bağımsızlık şiarının, Türkiye’nin siyasi bağımsızlığının da teminatı olduğu inancıyla bilimsel çalışmaların raflara hapsolmasını engellediklerini belirten Kacır, şunları kaydetti:

“Sıfırdan inşa ettiğimiz AR-GE ve inovasyon ekosistemiyle bilimin kalkınma yolculuğumuza hız vermesini sağladık. Bilimin ve teknolojinin ülkemizin dört bir yanında 7’den 70’e adeta toplumsal bir seferberlik ruhuyla benimsenmesi amacıyla Milli Teknoloji Hamlesi vizyonumuzu milletimizle paylaştık. Bugün 101 teknoparkı, 1600’ü aşan AR-GE ve Tasarım Merkezi, ülkemiz için stratejik projelere ev sahipliği yapan TÜBİTAK ve tüm üniversitelerdeki enstitülerimiz, 272 bin AR-GE personelimizle Türkiye artık küresel bir teknoloji üssüdür.

Bayraktar TB2, Gökdoğan, Bozdoğan, Akıncı, Anka, Aksungur, Hürkuş, Hürjet, Togg, İmece, Kaan ve insanlı ilk uzay bilim misyonumuz işte bu altyapının eseridir. Tüm bu eserleri milletimize kazandırırken, ışığın bu topraklardan yükselmesini bekleyen, Türkiye’nin düşmemesi için yeryüzünün dört bir köşesinde dua eden masumların mesuliyetini taşıdığımız şuuruyla hareket ediyoruz. İnsanlık tarihinde yeni ve keskin bir dönemeçten geçmekte olduğumuz bir hakikat.

Yüz milyonlarca insanın harplerde öldürüldüğü 20. yüzyılın ardından insanlık ailesinin daha olgun bir düzeye erişeceği, çatışmaların sönümleneceği, liberal kapitalist düzenin herkesçe kabullenileceği ve her yere yeterince refah dağıtacağı gibi kabuller hızla geçerliliğini yitirdi. Müesses nizamın kural koyucuları hızla kendi vazettikleri prensipleri terk ediyorlar. Serbest ticaret artık eskisi kadar popüler değil, yerine korumacılık daha revaçta. Çatışmasızlık şöyle dursun, sorunsuz coğrafya kalmadı dünyada.”

“Bilimde ve teknolojide lider Türkiye’yi inşa etmeye devam edeceğiz”

Kacır, toplam refah artışının yaşanıyor gibi olduğunu ancak yeryüzündeki adaletsiz paylaşımın can yakıcı bir gerçek olduğunu belirterek, “Sahra Altı Afrika ülkelerinde halen beklenen yaşam süresi 50 yılın dahi altında. Elektrik, su, ilaç gibi en temel ihtiyaçlara erişimi kısıtlı yüz milyonlar var.” diye konuştu.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan neredeyse hiçbir müessesenin fonksiyon icra edemediğinin gün yüzü gibi ortaya çıktığını söyleyen Kacır, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bunun da ötesinde güçlünün hukuku korunurken gerçek hak sahibinin ezildiği, doğada en vahşi kabul edilen canlılarınkinde dahi görülmeyecek çarpıklıkta hukuksuz bir dünyada yaşayakaldık. Bu hukuksuz dünyanın ömrünün uzun olmayacağını tahmin etmek zor değil, ancak bu hukuksuz dünyanın insanlığın canını daha ne kadar yakacağını tahmin etmek de pek kolay değil. Bütün bu hukuksuzlukların ivmesi, bilim ve teknolojide ilerlemeyle yükseliyor.

Yıkıcı teknolojilerde dönüşüm rüzgarı hiç olmadığı kadar hızlı esiyor. Yapay zekanın, biyoteknolojinin ve kuantumun bir arada ortaya çıkaracağı etkinin boyutunu kestirmek çok zor. İnsani değerlerden yoksun güçlerin elinde olduklarında, insanlığın sonunu getirme potansiyeli taşıdıkları da yine bir gerçek. Belki iç karartıcı bu tabloda yeryüzünde bir umut ışığı parıldıyorsa eğer inanın bu Türkiye’mizin ışığıdır.

Yüzyıllar sonra yeniden bilim ve teknolojide iddia kazanmış, savunma teknolojilerinde mucize sayılabilecek başarılara imza atabilmiş ve yeryüzünde adalet ve merhameti hakim kılmayı amaç edinmiş bir Türkiye, tarihten bu yana taşıdığı medeniyet misyonuyla insanlık umudunun adeta kalesi gibi. Bu anlayışla bugün buradaki birlikteliğimizi çok kıymetli görüyorum. Bu umudu yükseltebilmek adına Türkiye Yüzyılı’nda hep birlikte daha çok çalışacağız ve bilimde ve teknolojide lider Türkiye’yi Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde inşa etmeye devam edeceğiz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-kacir-arap-islam-bilimler-tarihi-kitabinin-tanitim-etkinliginde-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Fatih Sultan Mehmet’in hayatını ele alan ‘Mehmed: Fetihler Sultanı’ dizisi başladı https://www.haber60.com.tr/fatih-sultan-mehmetin-hayatini-ele-alan-mehmed-fetihler-sultani-dizisi-basladi/ https://www.haber60.com.tr/fatih-sultan-mehmetin-hayatini-ele-alan-mehmed-fetihler-sultani-dizisi-basladi/#respond Wed, 28 Feb 2024 03:39:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12957 Fatih Sultan Mehmet’in hayatını ele alan “Mehmed: Fetihler Sultanı” dizisi, TRT 1’de ekran yolculuğuna başladı.

Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen ilk bölüm izlemesine Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun’un yanı sıra dizinin oyuncuları ve teknik ekibi katıldı.

TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, gazetecilere, TRT olarak özel kanalların gerçekleştirmekte zorlanacağı projeleri yapmaya gayret ettiklerini belirterek, “Türkiye’nin kamu yayıncısı olarak tarihimizi, milli, manevi ve kültürel değerlerimize sahip çıkmayı, ecdadımızın kahramanlık hikayelerini anlatmayı, şerefli tarihimizin şanlı sayfalarını ekrana getirmeyi bir sorumluluk olarak görüyoruz.” dedi.

Sobacı, “Mehmed: Fetihler Sultanı” projesine çok titizlikle hazırlandıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:

“Uluslararası film platolarında tarihi yapıları aslıyla aynı şekilde inşa ettik. Dizimizin ilk bölümü için Mısır’ın en önemli platolarından biri olan Noor Cinema City’de günlerce çekim yaptık. Dizimizde önemli bir karakteri ifade eden Eyüp el-Ensari için Hollywood yıldızı Gassan’ı kamera karşısına geçirdik. Sadece ilk bölümünü çekmek 30 gün sürdü. 20 binden fazla kostüm üretildi. İstanbul’un fethini yeniden canlandırmak için 50 tane Osmanlı şahi topu, 50 tane Macar topu, 50 tane gemi topu üretildi. 500 kişilik dev bir sanat ekibi dekorları inşa etti. Dekorlar, aksesuarlar üç boyutlu modelleme ile özel olarak tasarlandı. Dolayısıyla Fatih Sultan Mehmet Han’ın büyük zaferine yaraşacak bir yapıtı ortaya çıkarabilmek açısından çok büyük bir gayret sarf ettik. Biliyoruz ki bizim tarihimiz mücadele ve zaferler tarihi. Bizim tarihimizdeki en önemli zaferlerden biri İstanbul’un fethidir. Bu fetih dünya tarihi açısından bir dönüm noktası oldu.”

Türk dizileri 170’ten fazla ülkede 750 milyon kişiye ulaşıyor

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu, dizinin Osmanlı Devleti’nin önemli zaferlerinden birine ışık tutacak olmasının büyük bir önem taşıdığını ifade ederek, arkasında büyük bir prodüksiyonun olduğunu ve TRT başta olmak üzere emeği geçen herkesi tebrik ettiğini dile getirdi.

Mumcu, Türk dizilerinin dünya genelinde büyük ilgi gördüğüne ve ABD’den Rusya’ya, Uzak Doğu’dan Latin Amerika’ya kadar 170’ten fazla ülkede yayımlanarak, yaklaşık 750 milyon kişiye ulaştığına dikkati çekti.

Türk dizi-film sektörünün, ihracatta dünyada ilk 3 ülke arasında yer aldığını ifade eden Mumcu, Türk dizilerinin satıldığı bölgelerde Türkiye’nin ve Türk kültürünün tanıtılmasında büyük bir rol oynadığını belirtti.

Mumcu, Bakanlık olarak sinema ve dizi film endüstrisinin gelişmesi ve nitelikli yapımların arttırılması amacıyla faaliyetlerine ve desteklerine yoğun bir şekilde devam edeceklerini söyledi.

“Özverili bir çalışma içerisindeyiz”

Oyuncu Sinan Albayrak da AA muhabirine, yapımda “Zağanos Paşa” karakterini canlandırdığını aktararak, “Gerçekten büyük bütçelerle, büyük hazırlıklarla hayata geçti. Hazırlığı biraz sıkılaştırmak zorunda kaldık yayına daha hızlı geçebilmek adına. Gerçekten çok özverili bir çalışma içerisindeyiz.” diye konuştu.

Fatih Sultan Mehmet’in omuz omuza savaş verdiği önemli bir karaktere hayat verdiğini ifade eden Albayrak, Zağanos Paşa’nın güvenilir, sağlam, sert ve disiplinli bir karakter olduğunu dile getirdi.

“Seyirciyi soluksuz bir macera bekliyor”

Oyuncu Ali Nuri Türkoğlu ise İstanbul’un Fethi’nin nasıl gerçekleştiğini tüm yönleriyle anlatan bir yapıma imza attıklarını vurgulayarak, “Şehzade Orhan gibi seyircimizi biraz kızdıracak, üzecek bir karakteri oynuyorum. Seyirciyi gerçekten soluksuz bir macera bekliyor. Seyirciyle beraber izlemeyi bekledim. Hepimizi çok heyecanlandıran bir iş oldu. Ben de izleyebileceğim işlerde oynamaya çalışıyorum.” dedi.

Çekimlerin keyifli ve zor geçtiğine de değinen Türkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kolay olanın zevki yok zaten. Zor bir iş bu. Bol at sahnemiz var, zorlanıyoruz tabii. Kışı, çamuru, yağmuru var ama bir işi yapmak için eğer aşkla sarıldıysanız o iş zevkli hale geliyor. Biz inanın öyle özveriyle iki ekip çekiyoruz. Zamanla da yarışıyoruz. TRT seyircisi iyi projeleri hak ediyor. Son zamanlarda sorumlu yayıncılık meselesinin altını bu işlerle çiziyor.”

Yapımcılığını Eyüp Gökhan Özekin’in, yönetmenliğini Şafak Bal’ın üstlendiği dizinin oyuncu kadrosunda ayrıca Serkan Çayoğlu, Selim Bayraktar, Fikret Kuşkan, Tuba Ünsal, Kenan Çoban, Bülent Alkış, Seçkin Özdemir ve Esila Umut yer alıyor.

İlk bölümü yayınlanan dizinin birinci bölüm konusu ise şöyle:

“Şehzade Alaaddin’in beklenmedik ölümüyle sarsılan Murad Han, Bursa’ya çekilir. Yerine oğlu Şehzade Mehmed geçer. Mehmed, Avrupalı devletler tarafından toy gözükse de gerçekte durum farklıdır. Tahta çıkan Sultan Mehmed, ilk büyük mücadelesini Bizans’a sığınan ve destek alan Orhan’a karşı verecektir. Orhan, Mehmed’in genç ve toy olduğunu düşünerek onu alt etmek isterken, Mehmed tahtın sahibi olduğunu kanıtlamak için onunla mücadele etmektedir. Sultan Mehmed’in aklında bir düş vardır: Konstantiniyye’yi fethetmek. Bu hedefi gerçekleştirmek için vezirleri toplar. Ancak çevresindekiler Mehmed’in maksadını anlamazlar. Çandarlı’nın liderliğindeki bir grup, Konstantiniyye’nin alınmasının zor olduğunu düşünerek Mehmed’i ikna etmeye çalışır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/fatih-sultan-mehmetin-hayatini-ele-alan-mehmed-fetihler-sultani-dizisi-basladi/feed/ 0
Filistin Kültür Bakanı: İsrail, Gazze’deki müzeleri yağmalama konusunda Moğolları bile geride bıraktı https://www.haber60.com.tr/filistin-kultur-bakani-israil-gazzedeki-muzeleri-yagmalama-konusunda-mogollari-bile-geride-birakti/ https://www.haber60.com.tr/filistin-kultur-bakani-israil-gazzedeki-muzeleri-yagmalama-konusunda-mogollari-bile-geride-birakti/#respond Fri, 23 Feb 2024 00:12:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=11001 Filistin Kültür Bakanı Atıf Ebu Seyf, İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ne yönelik topyekün saldırıları kapsamında müzeleri yıkıp yağmalama konusunda Moğolların Bağdat’ta yaptıklarını bile geride bıraktığını söyledi.

Filistinli Bakan Ebu Seyf, işgal altındaki Batı Şeria’nın El-Bire kentinde bulunan ofisinde AA muhabirine konuştu.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde Filistin kültürel mirasını yıkıp ve yağmalamasını tıpkı 1948 yılındaki Nekbe dönemine benzeten Ebu Seyf, “Filistinlileri topraklarının yanı sıra kimlik ve tarihlerinden koparmayı planlayan İsrail, Moğolların 1258 yılında Bağdat baskını sırasındaki barbarlığını bile geride bıraktı” ifadesini kullandı.

Kendisi de aslen Gazzeli olan Ebu Seyf, İsrail’in sivilleri hedef alan saldırılarında ailesi ve akrabalarından 130 kişiyi kaybettiğini ifade etti.

İsrail saldırılarının başladığı 7 Ekim 2023’te Gazze Şeridi’nde bulunduğunu ifade eden Ebu Seyf, ancak birkaç hafta önce işgal altındaki Batı Şeria’ya dönebildiğini aktardı.

Gazze’de benzeri görülmemiş bir yıkım söz konusu

İsrail’in Gazze Şeridi’nde benzeri görülmemiş bir yıkım yaptığını belirten Ebu Seyf, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gazze’de müzelerin ve arkeolojik dilin yağmalanmasıyla kültürel mirasın yok edilmesi, Siyonist çetelerin 1984 yılında Filistin’in kültürel merkezi sayılan Yafa kentinde yaptıklarına benziyor. Gazze’de benzeri görülmemiş bir yıkım söz konusu ve bu en korkunç milletlerin savaşlarda yaptıklarıyla dahi kıyaslanamaz. Hatta Moğolların Bağdat baskınında, Fransa ve İngiltere’nin Afrika’da yaptıklarıyla bile kıyaslanamaz. İsrail, Filistin tarihine savaş açmış durumda, çalamadığı tarihi eserleri de yıkmaya ve yok etmeye çalışıyor.”

İsrail güçlerinin 7 Ekim’den beri sürdürdüğü kapsamlı saldırılarıyla Filistin’in tarihi mirasına verdiği zararın boyutunu tam olarak bilmediklerini dile getiren Ebu Seyf, şu ana kadar Gazze’de 12 müzenin yerle bir edilerek içindekilerin yağmalandığını aktardı.

Müzelere yönelik yıkım ve yağmalamaların çoğunun Gazze kenti ve kuzeydeki bölgelerde yaşandığını vurgulayan Ebu Seyf, “İsrail’in yıktığı müzelerin başında Refah kenti sakinlerinden Leyla Şahin isimli vatandaşın bireysel girişimleriyle kurulan Filistin Geleneksel Kıyafetleri Müzesi geliyor. Bu müzedeki 320 tarihi parça yok oldu. Müzenin tarihi, İsrail’in tarihinden de eskidir.” ifadelerini kullandı.

İsrail saldırılarında 46 yazar ve sanatçı öldürüldü

İsrail’in Gazze’de 230 tarihi binayı yerle bir ettiğini belirten Ebu Seyf, bunlar arasında büyük El-Ömeri Camii ile Hişam Camii’nin yanı sıra kilise, çarşı ve tarihi hamamlar olduğunu kaydetti.

İsrail güçlerinin aynı zamanda 32 kültür merkezi ve tiyatro salonunu yıktığını ifade eden Ebu Seyf, binlerce sanat tablosununun da yok edildiğini aktardı.

Filistin Kültür Bakanı, İsrail’in Gazze’de aralarında ünlü isimlerin de olduğu 46 Filistinli yazar ve sanatçıyı da katlettiğini söyledi.

İsrail’in yıktığı ve yağmaladığı tarihi eserler arasında Tunç Çağı’na (Kenanlılar dönemi) ait parçalar da olduğunu ifade eden Ebu Seyf, İsrail’in Filistin kültürel mirasıyla savaşının müzeleri yerle bir etme ve tarihi parçaları çalmaktan ibaret olduğuna dikkati çekti.

İsrail ordusu, Napolyon Bonapart’ın bile yıkmadığı Paşa Sarayı’nı tanklarla yerle bir etti

Ebu Seyf, İsrail ordusunun yerle bir ettiği Filistin’in en büyük kütüphanesi olan Gazze Belediyesi Kütüphanesinin, İsrail’in kuruluşunu ilan ettiği 1948 yılı öncesine ait gazete ve eserleri barındıran, büyük bir kültürel hazine olduğunu vurguladı.

İsrail’in Filistin kültür mirasını kasıtlı olarak yok etmeye çalışmasını kınayan Ebu Seyf, “Tarihin bütün barbar savaşçıları, İsrail’le kıyaslandığında takdir edilebilir. Napolyon Bonapart, Gazze’de yıkım yapmıştı ancak Paşa Sarayı’nı yıkmamış, içinde ikamet etmişti. İsrail ordusu ise Paşa Sarayı’nı tanklarla yıktı.” dedi.

Filistinli Bakan, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki Eş-Şati Mülteci Kampı’nın kuzeyinde yer alan tarihi Fenikeliler Limanı binası ile kuzeyde yer alan Cibaliya Mülteci Kampı’ndaki dünyanın en eski kilise mezarlığı üzerinden tanklarla geçtiğini belirtti.

Filistinli Bakan Ebu Seyf, dünya mirası Gazze’de yok edilirken dünya kamuoyunun sessiz kalmaya devam ettiğinin altını çizdi.

Filistin, İsrail’in kültürel mirasa açtığı savaşla hukuk yoluyla mücadele edecek

İsrail’in 100 yıllık bir plan çerçevesinde Filistinlileri toprağından, tarihinden, kültüründen ve kimliğinden koparmayı hedeflediğini dile getiren Ebu Seyf,

“Artık Filistinlilerin bu bölgeyle bir ilgileri yok demek istiyorlar. Bu sistematik bir kültür savaşı ve İsrail’in Filistin halkını yerinden ederek topraklarına yerleşme planının bir parçasıdır.” diye konuştu.

Tel Aviv yönetiminin Filistin’in tarihine savaş açtığının altını çizen Ebu Seyf, “İsrail, Filistinlilerin tarih ve hatıralarını yok ederek bu toprakların varisi olduğu iddiasını ispatlamak istiyor.” dedi.

Filistinli Bakan, İsrail’in Gazze’den kaçırdığı tarihi eserlerin takibi için Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki liderliğinde Kültür Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı yetkililerinden üyelerin de bulunduğu bir komite oluşturduklarını belirtti.

Gazze’de Fenikeliler, Kenanlılar ve Romalılar döneminden kalma kültürel mirasın sadece Filistinlilere değil tüm dünyaya ait olduğunu, çalınan tarihi eserler konusunda Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’ne (UNESCO) bilgi verildiğini belirten Ebu Seyf, İsrail’in Gazze’den çaldığı tarihi eserleri geri almak için uluslararası hukuk yoluyla mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.

“Gazze’deki müzelerdeki eserlerin tümü elimizdeki listelerde kayıtlı”

İsrail’in saldırıların uzamasından ve uluslararası kamuoyunun sessizliğinden yararlanarak çaldığı tarihi eserleri inkar edebileceğini söyleyen Ebu Seyf, “Ne olursa olsun çalınan tarihi eserleri geri almakta kararlıyız. Gazze’deki müzelerin içindeki eserlere ait listelerin tümünü elimizde tutuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Ebu Seyf, İsrail’in saldırıları sonlandırmasının ardından Gazze’deki tarihi binaları aslına uygun olarak yeniden inşa edeceklerini, bu zor işin üstesinden gelebilmek için uluslararası uzmanlardan yardım talep edeceklerini kaydetti.

Halihazırda Gazze’deki tarihi eserlere dair verileri koruma çalışmalarını yürüttüklerini vurgulayan Ebu Seyf, uluslararası toplumun Gazze Şeridi’ndeki kültürel mirası sistematik olarak yok eden İsrail karşısındaki sessizliğini kınadı.

Filistin Kültür Bakanı Ebu Seyf, İsrail’in Gazze’den çaldığı tarihi eserlerin nereye kaçırıldığını henüz bilmediklerini, ilgili uluslararası kurum ve kuruluşlardan Gazze Şeridi’ndeki tarihi eserleri koruyacak bir ekip göndermelerini talep etti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/filistin-kultur-bakani-israil-gazzedeki-muzeleri-yagmalama-konusunda-mogollari-bile-geride-birakti/feed/ 0
Yozgat’ta tarihi un öğütme tesisi özel sektör tarafından işletiliyor https://www.haber60.com.tr/yozgatta-tarihi-un-ogutme-tesisi-ozel-sektor-tarafindan-isletiliyor/ https://www.haber60.com.tr/yozgatta-tarihi-un-ogutme-tesisi-ozel-sektor-tarafindan-isletiliyor/#respond Thu, 22 Feb 2024 22:24:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10910

SEYFİ ÇELİKKAYA

Anadolu’da Atatürk’ün talimatı ile hububat üretiminin artmasıyla birlikte ortaya çıkan depolama ihtiyacını karşılamak amacıyla Devlet Demir Yolları’nın geçtiği bölgelerde kurulan buğday silolarından birisi de 1937 yılında Yozgat’ın Yerköy ilçesinde tesis edildi. Buğdayın işlenip, un haline getirilmesi amacıyla siloların bulunduğu Bağlarbaşı Mahallesi’nde 1941 yılında hububat öğütme tesisi kuruldu. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), hububat depolamasını özel sektöre devretmesi sonucunda tarihi hububat siloları atıl kalırken, tarihi un öğütme tesisi özel sektör tarafından işletiliyor, bölgenin kaliteli un ihtiyacını karşılamaya devam ediyor.

Yozgat’ın Yerköy ilçesinde, 1935-1937 yılları arasında Fransız Müteahhit Froment-Clavier firması tarafından yaptırılan, 24 Haziran 1938 tarihinde ise TMO’ya devri yapılan Buğday Silosu yakınında, 1941 yılında buğday işleme tesisi kurulup, un fabrikası olarak üretime açıldı. Tasfiye edilme kararı nedeniyle atıl durumda kalan TMO’ya ait siloların hemen yanı başında, bin 850 metrekare alan üzerinde 5 katlı olarak buğday öğütme tesisi inşa edildi. 25 metre yüksekliğindeki bacasının tepesinde yaz aylarında leylekleri konuk eden tesis, 1991 yılında el değiştirdi, tesisi alanlar tarafından yapımındaki teknoloji güncelleştirildi, buğdayı un haline dönüştürme işlevini halen sürdürüyor.

GÖVDESİ TAŞ, İÇ DÖŞEMESİ AHŞAP FABRİKA

Hacı Ali Aksoy isimli işadamı tarafından 1991 yılına kadar, kurulduğunda monte edilen teknoloji ile çalıştırılan buğday işleme tesisi, bu tarihten sonra teknolojisini yenileyip, un fabrikası olarak hizmete başladı. Fabrikayı satın alarak yenileyen Hacı Murat Savaş’ın oğlu Uğur Savaş, fabrika hakkında bilgi verdi, tesisin daha önce 8 saatte ancak 130 torba un işleyebildiği, makinaların önemli bölümünün yenilenerek, 8 saatte 480 torba un üretilmeye başlanıldığını aktardı. Tesisteki eski makinalar da söküp atmayıp, koruyan, bazılarını da kullanan tesisin yeni sahipleri, 400 kilowatt gücünde yeni bir trafo ile fabrikanın elektrik tesisatını yeniletip, otomatik kumanda sistemi ile modern hale getirdikleri fabrikada yerel buğday işlenip, un haline getiriyor. Uğur Savaş, her buğdayı işlemediklerini, buğday alımında seçici davrandıklarını belirterek, “Babam ve amcamın daha önce değirmenleri vardı, burayı almadan önce. Burayı satın aldılar, yerli buğdayı işliyoruz, katkı maddesi yok. Ekmeklik, baklavalık, böreklik, mantılık, makarnalık velhasıl her türlü unlu mamuller için un üretiliyor. Yerköy bölgesindeki ekmek fabrikalarına ve vatandaşlara satışını yapıyoruz” dedi.

Fabrikada buğday yıkama, temizleme, eleme makineleri ile birlikte 5 tanesi Rus, biri Alman, diğeri İtalyan olmak üzere toplam 7 buğday kırma makinesi ile elektrik üretiminde kullanılan İngiliz yapımı buhar makinesinin de çalışır durumda olduğu kaydedildi.

“BAKLAVA, TATLI GİBİ ŞEYLER ÇOK GÜZEL OLUYOR, İYİ BİR FABRİKA”

Fabrika ve TMO silolarının bulunduğu Bağlarbaşı Mahallesinde doğup, büyüyen 63 yaşındaki Mehmet Yavuz, fabrikada çok kaliteli un öğütüldüğünü vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Doğma büyüme buralıyım. Çocukluğum buralarda geçti. Fabrikanın tarihi 1941’de yapıldığını söylüyorlar. Ben şimdi 30 torba un alacağım, buraya un almaya geldim. Çok güzel ekmeği oluyor, baklavalık falan çok güzel. Baklava, tatlı falan bu gibi şeyler çok güzel oluyor, iyi bir fabrika, unu çok güzel, tarihi bir fabrika, güzel fabrika. Bir zamanlar bu fabrika ofisle yarış ederdi, çok alım yapardı. Şu gördüğün meydanlar, şuralar, arkalar ve depoları, içerisi hep buğday alımı yapardı ve burada da kamyonu vardı. Kamyon ile tren istasyonuna gönderilirdi. Oradan vagonlara yükler. Başka illere un gönderilirdi. Tabii ki o zamanlar nakliyecilik az olduğu için trenle gönderirlerdi.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/yozgatta-tarihi-un-ogutme-tesisi-ozel-sektor-tarafindan-isletiliyor/feed/ 0
Ankara Palas Müzesi Cumhuriyetin İlk Yıllarının Anıtsal Yapılarından Biridir https://www.haber60.com.tr/ankara-palas-muzesi-cumhuriyetin-ilk-yillarinin-anitsal-yapilarindan-biridir/ https://www.haber60.com.tr/ankara-palas-muzesi-cumhuriyetin-ilk-yillarinin-anitsal-yapilarindan-biridir/#respond Thu, 22 Feb 2024 01:30:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10695 Cumhuriyetin ilk yıllarının anıtsal yapılarından olan ve 2018’de başlatılan restorasyonu Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığınca tamamlanan Ankara Palas Müzesi, yarın ziyarete açılıyor.

Birinci Ulusal Mimarlık Akımının önemli temsilcilerinden Ahmet Kemaleddin Bey tarafından tamamlanan Ankara Palas binası, 1928’de hizmet vermeye başladı.

1975 yılına kadar Vakıflar İdaresine bağlı olarak işletilen, 1976-1982 yılları arasında Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından ofis ve sergi alanı olarak kullanılan yapı, 2018’de Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığına devredildi ve tarihinin en büyük restorasyonu gerçekleştirildi.

Müze haline getirilen Ankara Palas binasında, Milli Saraylar koleksiyonlarında bulunan 16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar nadide parçaların yanı sıra Cumhuriyet değerlerini yansıtan ve Atatürk döneminde kullanılan eserler de yer alıyor.

Tablolar, saatler, teknolojik araçlar, gümüşler, sofra takımları, yazma ve matbu eserler, Atatürk’ün kullandığı eşyalar, diplomatik hediyeler, Hereke dokumaları, Beykoz camları, Yıldız porselenleri, madalya ve nişanlar, mühür ve sikkeler, hazine koleksiyonundan seçkiler bulunuyor.

Atatürk’ün kullandığı oturma takımı ve çalışma masası, Osmanlı Sultanlarına takdim edilen özel hediyeler, albümler ve Palas’ta kullanılan yemek takımlarıyla kurulmuş yemek masası, müzede öne çıkan eserlerden.

Ankara’nın tarihi yapılarından Ankara Palas Müzesi, yarın kapılarını ziyaretçilerine açacak.

Müze pazartesi günleri hariç 09.00-17.00 saatleri arasında gezilebilecek.

Zemin ve temelde güçlendirme yapıldı

Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, açılışı yapılacak müzenin tamamlanan restorasyon sürecine ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Yaşı ve kullanımı itibarıyla bina için ciddi bir restorasyon ihtiyacı ortaya çıkmasıyla 2019’un başında çalışmaların başlatıldığını kaydeden Yıldız, binanın zemininde ve temelinde güçlendirme yapıldığını bildirdi.

Restorasyonun yaklaşık 2,5 yıl içinde tamamlandığını belirten Yıldız, restorasyonun ardından 1,5 yıllık sürede ise müze projesi kapsamında salonlardaki tefriş düzeninin gerçekleştirildiğini anlattı.

Müzede, 1200 parça taşınabilir tarihi eser sergilendiğini bildiren Yıldız, çok çeşitli koleksiyonlara ait sergilerin bulunduğunu söyledi.

Yıldız, şunları kaydetti:

“Özellikle Osmanlı döneminden başlayıp Cumhuriyet dönemine kadar ülkemize diplomatik yolla gelmiş pek çok hediyeyi de burada sergiliyoruz. Milli Sarayların envanterinde çok önemli iki royal fabrikamız bulunuyor. Yıldız Porselen ve Hereke fabrikalarının tarihi eserlerinden de bir koleksiyonu bu yılki sergileri olarak buraya getirdik. Bu koleksiyonlar her yıl yenilenecek. Her yıl farklı Milli Saraylar koleksiyonundan hazineler Ankara Palas’la buluşacak. Müzemizin ana teması bu.”

“Atatürk’ün eşyaları özgün düzeninde görülebilecek”

Cumhuriyet tarihinin önemli olaylarına tanıklık eden Ankara Palas’ta başta Atatürk’ün kullandığı eserlerin bir bölümünü de ziyarete açtıklarını ifade eden Yıldız, “Atatürk’ün gerek şahsi eşyaları gerek buradaki etkinliklerde kullanmış olduğu mobilyaları ziyaretçilerimiz özgün düzeninde görebilecek.” dedi.

Yıldız, müze bünyesinde 200 kişilik konferans salonu, çocuk atölyesi, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin istifade edebileceği kültürel ve tarihi miras, mimari sanat tarihi alanlarında yaklaşık 7 bin eserden oluşan bir kütüphane bulunduğu bilgisini verdi.

“Yarından itibaren müzemiz, Ankaralılar, yerli ve yabancı turistlerin hizmetinde olacak.” diyen Yıldız, “Ramazan Bayramı sonuna kadar bu müzeyi Ankaralılarla ücretsiz olarak buluşturmayı düşünüyoruz.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/ankara-palas-muzesi-cumhuriyetin-ilk-yillarinin-anitsal-yapilarindan-biridir/feed/ 0
Orduevleri restore edilerek kent meydanına kazandırılacak https://www.haber60.com.tr/orduevleri-restore-edilerek-kent-meydanina-kazandirilacak/ https://www.haber60.com.tr/orduevleri-restore-edilerek-kent-meydanina-kazandirilacak/#respond Wed, 21 Feb 2024 00:24:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10251 Orduevleri restore edilerek kent meydanına kazandırılacak

BALIKESİR – Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, Balıkesirlilerin bir hayalini daha gerçeğe dönüştürüyor. Şehrin en merkezi konumunda bulunan orduevleri, imzalanan protokol çerçevesinde taşınacak hemen ardından başlayacak restorasyon çalışmalarıyla vatandaşların kullanıma açık müze, sanat ve kültür merkezi olarak bütüncül bir projeyle kent meydanına kazandırılacak.

Gece gündüz demeden Balıkesir için çalışan ve 5 yıllık dönemde şehrin çehresini aydınlatan Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, tarihi bir projeyi hayata geçiriyor. Bölge için yeniden bir milat kabul edilecek projeyi hazırlayan Başkan Yücel Yılmaz ‘Koruma Amaçlı Balıkesir Kent Meydanı Düzenlemesi’ni başlatıyor. Balıkesirlilerin on yıllardır hayalini kurduğu; toplu taşıma merkezinden Orduevlerini, belediye binasını, Şeyh Lütfullah Camisi ve çevresini içine alan bölge, şehrin tarihi siluetini ortaya çıkaracak aynı zamanda modern, nitelikli, konforlu ve işlevsel alanlarla vatandaşların kullanımına açık olacak. “Koruma Amaçlı Balıkesir Kent Meydanı Düzenlemesi” çerçevesinde en önemli adım olan Balıkesir Orduevlerinin müzeye ve sanat merkezine dönüştürülmesi protokolü; Milli Savunma Bakanlığı ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının onayıyla Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz ile Milli Savunma Bakanlığı yetkilileri tarafından imzaladı.

Her şey en ince ayrıntısıyla düşünüldü

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Başkan Yücel Yılmaz, Balıkesir için çok önemli ve tarihi bir protokole imza attıklarını ifade ederek “Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Milli Savunma Bakanlığı arasında arkamda görmüş olduğunuz tescilli 2 bina artık Balıkesir Büyükşehir Belediyesi uhdesinde şehre hizmet vermeye başlayacak. Orduevi olarak hizmet veren tesislerin yerine başta Onhann Otel olmak üzere tüm subay, astsubaylarımız geçici bir süre burada hizmet alacak. Daha sonra Balıkesir Büyükşehir Belediyemiz; kaliteli, güncel şartlara uygun, askerlerimiz ve yakınları için Orduevi inşa edecek, anahtar teslim olarak. Amacımız; burada Cumhuriyet Meydanı’nı genişletmek ve ferahlatmak. Orduevinin hemen arkasında lokal olarak kullanılan ve tescili olmayan binanın yıkımını hızlı bir şekilde gerçekleştireceğiz. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Karesi ve Altıeylül Belediyesi olarak kullanılan binayı da yıkarak burayı tarihi görünümüne kavuşturup, meydanı açacağız.” dedi.

“Balıkesir’in tarihi dokusuna önemli bir dokunuş”

Çok kısa bir sürede çalışmaları tamamlayacaklarını vurgulayan Başkan Yücel Yılmaz “Bu şekilde Balıkesir’imizi hem tarihi siluetine kavuşturmuş olacağız hem de kentimize iki tane değerli eser kazanmış olacak. Atatürk’ün istasyondan gelip, kaldığı tarihi Subay Orduevi Atatürk ve Kuvayı Milliye Müzesi olacak. Astsubay Orduevi olan bina da şehrimize sanat galerisi, kültür evi olarak hizmet edecek. Her ikisinin de imzasını atmış olmanın hemşehrilerim adına gururunu yaşıyorum. Bu şehrin on yıllardır arzu ettiği bir beklentiydi. Biz de bunu gerçekleştirdik. Çok kısa zaman içerisinde yeni haliyle Balıkesir’e hizmet etmeye devam edecek iki tarihi binamız. Bu tarihi imzanın altında başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Milli Savunma Bakanımıza çok teşekkür ediyoruz. Bizzat kendileri konuyla yakından ilgilendi. Balıkesir Kent Meydanı’na, Balıkesir tarihi dokusuna çok önemli bir dokunuş yapıldı.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/orduevleri-restore-edilerek-kent-meydanina-kazandirilacak/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Türkiye Yüzyılı’nda büyük işler planlamalıyız https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turkiye-yuzyilinda-buyuk-isler-planlamaliyiz/ https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turkiye-yuzyilinda-buyuk-isler-planlamaliyiz/#respond Sun, 18 Feb 2024 00:33:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9290 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Şimdi 2023’ten sonra yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açıldı. Türkiye Yüzyılı adını verdiğimiz Cumhuriyet’in ikinci asrında çok büyük işleri planlamak ve gerçekleştirmek zorundayız.” dedi.

Kurtulmuş, Üsküdar Belediyesi tarafından Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 9. Üsküdar Kitap Fuarı’nın açılışı dolayısıyla düzenlenen programa katıldı.

Üsküdar’ın tarihi kimliğe sahip güzel bir ilçe olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in uzun zamandır yürüttüğü çabaların da İstanbul’un tarihi kimliğine katkılar sunduğunu belirtti.

Kurtulmuş, kitap ve okumanın hayatın en önemli iki temel dinamiğinden birisi olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

“Aslında kitap insanın bilgisini, geçmişten gelen tecrübelerini, bugün hissettiklerini, bilimsel olarak elde ettiklerini aktardığı ve ifadelerinin kalıba dönüşmüş halidir. Ama elimize aldığımız ebatları küçük olan o kitapların bir kısmında bile nice büyük emeklerin, tecrübelerin olduğunu, sadece bir kişinin ya da o kitabı yazan kişilerin değil, aynı zamanda o kişilerin yetişmesine imkan sağlayan bütün o muhitin ve birikimin de kitaptaki cümlelerin içerisine yansıdığını biliyoruz. Esasında bu özelliğiyle baktığımız zaman kitap sadece cümlelerden, sayfalardan ibaret bir birikim değil, aynı zamanda hayatın bizatihi kendisidir.”

Bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilen Üsküdar Kitap Fuarı’nın da önemli bir emek olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “İnşallah uzun yıllar bu kitap fuarının artan bir ilgiyle devam etmesini Cenabıallah nasip eylesin.” temennisinde bulundu.

“İstanbul’un neresine bakarsanız bakın büyük bir tarihi, farklı medeniyetleri görüyoruz”

Kurtulmuş, gençlerin önünde büyük bir birikimin olduğuna işaret ederek, “Türk milleti olarak büyük bir ayrıcalığa sahip olduğumuzun farkında olmalıyız. Nevzuhur bir millet değiliz. Üsküdar’ın herhangi bir sokağında yürürken sadece bir sokaktan geçmiyor, o sokağın içerisinde şimdiye kadar asırlar boyunca geçmiş olan nice insanın, nice büyüğümüzün birikimlerine de şahit oluyor, onları da görüyoruz. İstanbul’un neresine bakarsanız bakın, büyük bir tarihi, büyük bir kültürü, büyük bir medeniyeti, hatta farklı medeniyetleri görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Böylesine büyük bir şehirde yaşamanın, bu kadar büyük imkana sahip olmanın dünyada çok az gence nasip olan bir ayrıcalık olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Öncelikle İstanbul’daki bu tarihi ve kültürel güzellikleri en iyi şekilde anlamak, özümsemek mecburiyetindeyiz. Hani diyoruz ya ‘Kökü mazide olan bir ati…’ Aslında geleceğe ilişkin ne konuşacaksak, hele bunu İstanbul’da konuşuyorsak mutlaka köklerimizi her vesileyle hatırlıyor, daha doğrusu köklerimiz kendisini her vesileyle bize hatırlatıyor. Kökü sağlam olmayan hiçbir ağacın yeryüzünde güçlü olmayacağı gibi, kökü sağlam olmayan hiçbir milletin de uzun süreli hedeflerinin olması mümkün değildir. Onun için mutlaka geçmişle bağımızı kitap üzerinden, kültür üzerinden, medeniyet üzerinden kurarak ama sadece orada kalmaksızın bunu yeniden bugünün anlayışıyla ve ileriki çağlara dönük bir söz olarak üreterek yolumuza devam edeceğiz.”

“Okumayı bir eylem olarak tasavvur etmek ve uygulamak zorundayız”

Her bir kültürel faaliyetin hem tarihi okuma hem de insanın kendiyle ilgili bir gelecek hayali kurma anlamına gelen önemli bir çaba olduğunu ifade eden Kurtulmuş, bu açıdan bakıldığında okumanın pasif bir şey değil, bizatihi büyük bir eylem olduğunun altını çizdi.

Kurtulmuş, “Okumayı, hayatı iyi anlamak, kendimizi iyi anlamak, kendimizin varoluş alemindeki yerini ve geleceğini tespit etmek, milletimize ait hedefleri daha güzel kurabilmek için bir eylem olarak tasarlamak, bir eylem olarak tasavvur etmek ve uygulamak zorundayız.” ifadesini kullandı.

Cumhuriyet’in ikinci asrına girilen bu dönemde, büyük bir gelecek tasarımı içerisinde hareket etmek gerektiğine işaret eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Geçtiğimiz bir asır tarih okumalarına baktığımız zaman diyebiliriz ki, milletimizin tarihi içerisindeki en zor asırlardan birisidir. Nice zorluklar, nice savaşlar, nice iç türbülanslar, nice bölgesel çatışmalar, nice yokluklar ve nice yoksunluklar içerisinden bugüne kadar geldik. Ama hiç şüphesiz bunlarla birlikte çok büyük başarıları da kazandık, çok büyük kazanımlar da elde ettik. Dolayısıyla geçtiğimiz yüzyılı sadece bir asırlık hikayeyi ve tarihi okumak şeklinde değil, bundan sonraki asırları daha iyi tasarlamak için okumak mecburiyetindeyiz. Şimdi 2023’ten sonra yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açıldı. Türkiye Yüzyılı adını verdiğimiz Cumhuriyet’in ikinci asrında çok büyük işleri planlamak ve gerçekleştirmek zorundayız. Bunun ana aktörü de sevgili gençler sizlersiniz. Türkiye’nin gelecek asrı, sizin omuzlarınızda ve sizin ufkunuzla gerçekleşecektir. Sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye’nin yüzyılını kurmak zorundayız.”

Kurtulmuş, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılının gençlerinin belirlenen bütün hedeflere ulaşabileceğini belirterek, gençlerin sözü güçlü, gücü tesirli Türkiye’yi kurabileceğine inandığını dile getirdi.

Programda konuşmaların ardından Üsküdar Belediye Başkanı Türkmen, Kurtulmuş’a hediye takdim etti.

Kurtulmuş ve beraberindekiler, daha sonra kurdele keserek fuarın açılışını gerçekleştirdi.

Yazarlar İbrahim Tenekeci ve Erhan Afyoncu ile fotoğraf çektiren Kurtulmuş, fuar alanında incelemelerde bulunarak, kitapseverlerle sohbet etti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, fuarda, İz Yayıncılık standına gelen vatandaşlara da “Türkiye’yi Yarınlara Taşımak” isimli kitabını imzaladı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turkiye-yuzyilinda-buyuk-isler-planlamaliyiz/feed/ 0
Diyarbakır İçkale Müze Kompleksi, 1615 eserle binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor https://www.haber60.com.tr/diyarbakir-ickale-muze-kompleksi-1615-eserle-binlerce-ziyaretciyi-agirliyor/ https://www.haber60.com.tr/diyarbakir-ickale-muze-kompleksi-1615-eserle-binlerce-ziyaretciyi-agirliyor/#respond Fri, 19 Jan 2024 09:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=4205 Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesinde bulunan İçkale Müze Kompleksi, bünyesindeki 1615 eserle her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığınca İçkale’de yer alan 14 tarihi binada 2005’te başlatılan ve 2014’te tamamlanan restorasyon çalışmasının ardından 2015’te İçkale Müze Kompleksi olarak ziyaretçilere kapılarını açan yerleşkeye her geçen yıl ilgi artıyor.

Geçmişi 12 bin 400 yıl öncesine kadar uzanan eserlerin de yer aldığı teşhir salonlarına gelen ziyaretçiler, müzedeki 1615 eseri inceleme fırsatı buluyor.

Bu yıl 90. yılını kutlamaya hazırlanan müzenin, 200 bin ziyaretçi ağırlaması hedefleniyor.

Diyarbakır Müze Müdür Vekili Müjdat Gizligöl, AA muhabirine, 1934’te kurulan Diyarbakır Müzesi’nin, Cumhuriyet’in ilk müzelerinden biri olduğunu söyledi.

Müzenin ilk olarak merkez Sur ilçesindeki Zinciriye Medresesi’nin avlusunda eserlerin depolandığı ve korunduğu yer olarak faaliyete geçtiğini aktaran Gizligöl, Türkiye’de 1980’lı yıllarda teşhire yönelik yapıların kurulmasıyla Diyarbakır’da da Elazığ Caddesi’nde müze binası inşa edildiğini belirtti.

Müzenin envanterinde 36 bine yakın eser var

Gizligöl, İçkale Müze Kompleksi’nin 2015’te kapılarını açmasıyla birlikte bulunduğu semtin turizmine de katkı sunduğunu kaydetti.

Müzenin, 1960’lı yıllardan itibaren 40’ın üzerinde kazı çalışmasıyla envanterine çok kıymetli eserler kazandırıldığını ve hala kazı çalışmalarının sürdüğünü vurgulayan Gizligöl, şöyle konuştu:

“1934’ten bu yana ister müsadere ister satın alma isterse de kazılar vasıtasıyla koleksiyonumuzda 36 bine yakın eser var. Hem Diyarbakır tarihini hem de Neolitik dönemden başlayıp 1900’lü yıllara kadar her dönemden, her çağdan kıymetli eserleri barındırıyor. Bu eserlerin 1615’i vitrinlerde, ziyaretçilere açık. Diğer eserler de uygun koşullarda depolarda muhafaza ediliyor.”

“Ziyaretçilerini 12 bin 400 yıllık tarihi yolculuğa çıkarıyor”

Tarihi binalardan oluşan Diyarbakır Müzesi’nin açık hava müzesi niteliğinde olduğunu dile getiren Gizligöl, kompleksin Roma döneminden başlayıp Osmanlı’nın son dönemine kadar inşa edilmiş 14 yapıdan oluştuğunu bildirdi.

Müze alanında bir höyüğün bulunduğunu anlatan Gizligöl, şöyle devam etti:

“Bu höyük büyük bir ihtimalle ilk Diyarbakırlıların gelip konakladıkları, barınak yaptıkları mekan. 9 bin yıldır Diyarbakır Müzesi’nde hayat var. Diyarbakır Müzesi’nin seksiyonunda bizzat müzenin bahçesinden çıkan eserler var. Bu dünyada başka hiçbir yerde yok. Höyükte yapılan kazılarda çıkan eserleri teşhir salonlarımızda sergiliyoruz. Diyarbakır, dünyanın en eski kentlerinden biri olduğu için Diyarbakır Müzesi’nde bulunan eserler de dünyanın en eski eserleri arasındadır. Diyarbakır Müzesi ziyaretçilerini 12 bin 400 yıllık tarihi yolculuğa çıkarıyor.”

Müzenin 2021’de 47 bin, 2022’de de 68 bin kişiyi ağırladığını aktaran Gizligöl, Kahramanmaraş merkezli depremlerden dolayı müzenin aylarca kapalı kalmasına ve turizm acentelerinin Diyarbakır’a tur düzenlememesine rağmen, 2023’te bölgedeki bütün müzelerden daha fazla ziyaretçi artışı yaşadıklarını anlattı.

Gizligöl, “Müzemiz 2023’te tarihi bir rekor kırarak 131 bin ziyaretçiyi ağırladı. Bu, bir önceki yıla göre yüzde 90’lık bir artıştır. Bu bizim için çok sevindirici. 2024 hedefimiz 200 bin. Fakat uzun vadede 2030’a kadar 1 milyon ziyaretçi hedefimiz var.” ifadelerini kullandı.

Gizligöl, bu yıl müzenin 90. yıl dönümü dolayısıyla çeşitli tanıtım etkinlikleri düzenleyeceklerini sözlerine ekledi.

Ziyaretçilerden Metin Bağcıer de ailesiyle müzeyi gezmeye geldiğini söyledi.

Birçok tarihi eseri incelediğini belirten Bağcıer, “Gezilmesi, görülmesi açısından güzel bir mekan. Müzeye gelinmesini tavsiye ederim. Burada çok güzel eserler sergileniyor.” dedi.

Denizli’den gelen Metin Kayhan ise kentin tarihi yerlerini gezdiğini ve çok beğendiğini dile getirerek, müzeyi gezerken adeta tarihte yolcuğa çıktığını kaydetti.

]]>
https://www.haber60.com.tr/diyarbakir-ickale-muze-kompleksi-1615-eserle-binlerce-ziyaretciyi-agirliyor/feed/ 0
Çanakkale Savaşları’nda İtilaf Devletleri’nin Gelibolu Yarımadası’nı tahliyesi kutlandı https://www.haber60.com.tr/canakkale-savaslarinda-itilaf-devletlerinin-gelibolu-yarimadasini-tahliyesi-kutlandi/ https://www.haber60.com.tr/canakkale-savaslarinda-itilaf-devletlerinin-gelibolu-yarimadasini-tahliyesi-kutlandi/#respond Tue, 09 Jan 2024 21:39:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2849 ÇANAKKALE Savaşları’nda yenilgiye uğrayan İtilaf Devletleri’ne ait güçlerin Gelibolu Yarımadası’nı tahliyesinin 108’inci yıl dönümü, Seddülbahir köy meydanında düzenlenen törenle kutlandı. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, “9 Ocak 1916 tarihi, Çanakkale Deniz Zaferi’mizin kara harekatında da başarısız olan düşmanlarımızın artık sadece donanmalarıyla değil, askeri tüm işgal materyalleriyle topraklarımızı terk etmek zorunda kaldığı gündür” dedi.

İtilaf Devletleri’nin Gelibolu Yarımadası’nı tahliyesinin 108’inci yıl dönümü, Seddülbahir Kalesi’nde düzenlenen törenle kutlandı. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nca gerçekleştirilen törene, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Çanakkale Vali Yardımcısı Abdül Kadir Duran, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Gelibolu 2’nci Kolordu Komutanı Tümgeneral Rasim Yaldız, Çanakkale İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Sadi Akman ve protokol üyeleri katıldı. Program saygı duruşunda bulunulması, saygı atışının yapılması ve ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

‘ÇANAKKALE ZAFERİMİZ HEPİMİZE KUTLU OLSUN’

Tarihi bir yıl dönümünü anmak ve tarihin kırılma noktasını yeniden hatırlamak amacıyla bir arada olduklarını söyleyen Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Yazgı, “Bu vesileyle Çanakkale’yi, vatanımızın girilmez kalesine dönüştüren şehitlerimize, gazilerimize ve adları, şanları hiç anılmayan 45 bin kilometreye yayılmış gönül coğrafyamızdan gelerek, bu aziz topraklarda şehit düşen kahramanlarımızı rahmetle anıyor ve aziz hatıralarının önünde saygıyla selamlıyorum. 9 Ocak 1916 tarihi, Çanakkale Deniz Zaferi’mizin kara harekatında da başarısız olan düşmanlarımızın artık sadece donanmalarıyla değil, askeri tüm işgal materyalleriyle topraklarımızı terk etmek zorunda kaldığı gündür. Bir yanıyla aziz milletimizin; ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım, hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım’ diyerek Akif merhumun İstiklal Marşı’mızın dizelerinde ruh verdiği haykırışın askeri alanda tecessüm ettiği ve asla hürriyetine pranga vurulamayacağını gösterdiği bir gündür. Milletimizin bu sene 100’üncü yaşını kutladığımız Cumhuriyetimizi kurması sürecinde milli benliğinizi önemli bir mihenk taşı olan Çanakkale Zaferi’miz hepimize kutlu olsun” dedi.

‘TÜRK ASKERİNİN ÇOK AÇIK, NET BİR ZAFERİ SONUÇLANMIŞTIR’

Programda konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı Kaşdemir ise “Bugün 9 Ocak günü haksızca bu topraklara saldıranların bağımsızlığımıza, vatanımıza saldıranların Çanakkale’yi geçemeyeceklerini anladıkları ve bu topraklardan çekip gittikleri, kaçtıkları, firar ettikleri ve teknik bir ifadeyle Gelibolu Yarımadası’nı tahliye ettikleri gündür ve bugün Mehmetçiğin bu topraklarda çok haklı bir direniş sonucunda dünyaya meydan okuduğu ve bu toprakların Türk milletine ait olduğunu ilan ettiği ve bu uğurda büyük bedeller ödediği ama bu topraklardan düşmanı bir adım öteye geçirmediği gündür. Bu toprakları bize vatan yapanları, bu toprakların Türk milletinde kalması için mücadele edenleri ve tabii ki en başta Anafartalar’ın kahraman komutanı, muzaffer komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü onun kahraman silah arkadaşlarını, Seyit Onbaşı’yı, Yüzbaşı Yusuf Kenan’ı, Esat Paşa’yı, Cevat Paşa’yı, o büyük komutanları, o büyük kahramanları bir kez daha saygıyla, minnetle, şükranını hatırlıyoruz, yad ediyoruz” diye konuştu Konuşmaların ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti okundu ve şehitler için dua edildi. Program, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu’nca gerçekleştirilen mehteran gösterisinin ardından sona erdi.(DHA)

]]>
https://www.haber60.com.tr/canakkale-savaslarinda-itilaf-devletlerinin-gelibolu-yarimadasini-tahliyesi-kutlandi/feed/ 0
Belgeselci Fethi Aytuna, Türkiye spor tarihini anlatıyor https://www.haber60.com.tr/belgeselci-fethi-aytuna-turkiye-spor-tarihini-anlatiyor/ https://www.haber60.com.tr/belgeselci-fethi-aytuna-turkiye-spor-tarihini-anlatiyor/#respond Sat, 30 Dec 2023 21:21:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1686 Belgeselci ve spor tarihçisi Fethi Aytuna, Türkiye spor tarihinde anlatılmamış çok sayıda hikayenin bulunduğunu görerek oluşturduğu internet bloğuyla bir zamanlar manşetlerden inmeyen sporcuları gelecek nesillerle tanıştırıyor.

Çeşitli televizyon belgesellerinde editörlük yapan, bu süreçte eski futbolcu portrelerinden oluşan kitapları ve Türkiye basketbol tarihine ilişkin araştırmalarıyla tanınan Fethi Aytuna, araştırmaları sırasında internette “kopyala yapıştır” yöntemiyle yayılan yanlış ya da eksik çok sayıda bilginin bulunduğunu fark etti.

Bu yanlışlara elinden geldiğince “dur” diyebilmek için bir internet bloğu kuran Aytuna, hayatta olan sporcularla ve yaşamını yitiren sporcuların yakınlarıyla röportajlar yapmaya başladı.

Başta futbol olmak üzere farklı branşlarda başarılarıyla tanınan portreleri aktaran Aytuna, 200’ü aşan röportajı, “dinyakos.com” adlı bloğunda yayınladı.

Aytuna, “Taçsız kral” Metin Oktay, Süper Lig’in ilk golünü kaydeden İzmirsporlu Özcan Altuğ, Göztepe’nin stadına ismi verilen Gürsel Aksel gibi isimlerin yakınlarıyla yaptığı görüşmeleri ve bulduğu bilgileri sitesinde aktarırken, vefatından önce konuştuğu Turgay Şeren, hakemler Hilmi Ok ve Doğan Babacan ile röportajlarını paylaştı.

“Hatırı sayılır bir arşiv oldu”

İzmir’de hayatını sürdüren Aytuna, AA muhabirine yaptığı açıklamada, spor tarihi konusunda Türkiye’nin istenen noktada olmadığını söyledi.

Başarılarıyla adından söz ettiren ancak tarihi belgelerde adı yer almayan sporcular ve spor olaylarının yanı sıra yanlış bilgilerin de azımsanmayacak kadar çok olduğuna işaret eden Aytuna, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunlar çoğala çoğala gidiyor ama bilgiler yanlış bir şekilde kalıyor maalesef. Çok yanlış ve eksik bilgiler olduğunu gördüm. Bazı futbolcular, antrenörler, spor olayları hakkında hiç bilgi olmadığını gördüm. Bunun üzerine bunları derinleştirmeye karar verdim. Bunun da en sağlıklı yolu, hayattaki sporcularla, spor insanlarıyla görüşmek olduğu için ben de bu yöne ağırlık verdim ve bunun için bir blok kurmaya karar verdim. Yaptığım görüşmeleri, röportajları burada yayınlamaya başladım. Epey yazı oldu. Gittiğim sporcularla görüşürken onların arşivlerindeki fotoğraflarını, bilgisayara aktardım. Burada da hatırı sayılır bir arşiv oldu. Onları da aynı şekilde aktarmaya çalışıyorum.”

Bloğundaki röportaj sayısının 200’ü geçtiğini aktaran Aytuna, “Hala yazılmayı bekleyen futbolcuların röportajlarını düşünürsek tahmin ediyorum 250 civarı röportaj oldu. Fırsat buldukça görüşmeye devam ediyorum hayattaki futbolcularla. Hayatta olmayan futbolcuların da yakınlarını bulup, sporcu büyüklerinin hayatlarını anlattırıp, onları yazıya dökmeye çalışıyorum.” ifadelerini kullandı.

“Dinyakos kramponu”

Aytuna, blok adının Türk futbol tarihinde kramponlarıyla ünlü Dinyakos ustadan geldiğini anlattı.

Futbolcuların 1980’lerin başına kadar bugünkü gibi fabrikasyon, markalaşmış krampon giymediğini aktaran Aytuna, şöyle konuştu:

“Futbolcular, elle yapılan, birtakım kundura ustalarının imal ettiği ayakkabılarla oynuyorlar. Bunların da en meşhuru Dinyakos. 1940’lı yıllardan itibaren İstanbul Tarlabaşı’nda küçücük bir dükkanda Dinyakos isimli bir Rum ustanın imal ettiği ayakkabılar o kadar popüler oluyor ki Ankara ve İzmir’de oynayan futbolcular bile deplasmana geldikleri zaman bu ustanın dükkanına gelip ayakkabı siparişi veriyorlar. Mesela bir sonraki ay ya da iki ay sonra maça geldikleri zaman o siparişleri tamamlanıyor. O ayakkabılarla maç yapıyorlar.”

Aytuna, diğer illerde de böyle imalatçıların bulunduğunu ancak “Dinyakos”un adeta bir marka haline geldiğini belirterek, “Futbolcular ‘Dinyakos yaptırdım kendime.’ diyorlar. Dinyakos bir marka haline geliyor. Ben de bloğumu kurarken böyle tek kelimelik, geçmişi hatırlatan bir isim olsun istedim. Baktım daha önce yapılan röportajlarda ‘Dinyakos’ ismi geçiyor sık sık. Ben de bunu kullanmaya karar verdim.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/belgeselci-fethi-aytuna-turkiye-spor-tarihini-anlatiyor/feed/ 0