Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İstanbul’un Sancaktepe ilçesinde düzenlediği mitinge katıldı. AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un konuşmasının ardından Kurum ile ele tutuşarak sahneye gelen Erdoğan, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“İsrail’in hukuk tanımaz, kutsal bilmez, zalim hükümeti yaklaşık 6 aydır Gazze’deki kardeşlerimizi katlediliyor. Bu müstesna zamanlarda ellerimizi semaya Gazzeli mazlumlar için de açıyoruz. İnsani yardımlarımızla da Gazze’nin yanındayız. Şimdiye kadar 40 bin tondan fazla yardım malzemesini uçaklar ve gemilerle bölgeye gönderdik. Dün de 8. yardım gemisini 125 bin gıda kolisi ile Gazze’ye ulaştırmak üzere Mısır’a sevk ettik. İsrail üzerindeki baskının artırılması için yoğun çaba harcıyoruz. Çocuk, kadın, bebek, yaşlı demeden soykırım uygulayan canilerin hukuk önünde hesap vermesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Birileri bildikleri halde siyasi rant için gerçekleri çarpıtsa da biz Filistin halkının ve devletinin dimdik yanındayız. İçinize şüphe düşürmeyin. Gazze hassasiyeti fırsatçılarının asılsız söylemlerine prim vermeyin. Türkiye, tüm kurumlarıyla Filistin halkının yanındadır.
Dün akşam AFAD Başkanımızla, ardından Kızılay Başkanımızla görüştüm. Yoğun bir şekilde bu yardımları ulaştırmanın gayreti içinde olduklarını öğrendim. Türkiye’nin gayretlerinin en yakın şahidi tüm fertleriyle Filistin halkıdır. Tayyip Erdoğan’ın her türlü bedeli göze alarak verdiği mücadelenin şahidi Gazzeli kardeşimizin bizatihi kendisidir. Şahsımızın yanı sıra Dışişleri Bakanımız, MİT Başkanımız, AFAD’ımız, Kızılay’ımız, vakıflarımız Filistin ve Gazze için çalışıyor, didiniyor, mücadele ediyor. Türkiye, Suriye imtihanını Somali, Karabağ imtihanını nasıl alnının akıyla verdiyse Gazze imtihanını da vermenin gayretindedir.”
Geçen sene yapılan seçimleri hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Geçtiğimiz sene 14-28 Mayıs seçimlerinden bir gün önce sizlerle kucaklaşmış ve ahdimizi yenilemiştik. Allah razı olsun Sancaktepeli kardeşlerimiz bu sözlerine sadık kaldılar. 31 Mart’ta bu sözü yeniliyor muyuz? Bugün Sancaktepe’de katılım 25 bin. Bizi bağrınıza bastığınız için her birinize şükranlarımızı sunuyorum. Önümüzde kritik bir seçim var. Pazar günü bir kez daha sandığa gideceğiz. Şehrimize, ilçemize hizmet edecek yerel yönetimleri seçeceğiz. Vaatlerini unutacak değil, verdiği sözü yerine getirecek başkanlar seçeceğiz.
Kararı sandıkta vereceğiz. Bir tarafta eser ve icraatlarıyla konuşanlar var, diğer tarafta beş yıl boyunca taş üstünde taş koymayanlar var. Bir tarafta hayalleri hedeflere, hedefleri gerçeklere dönüştürenler var, diğer tarafta meydanlarda bolca vaat dağıtıp göreve gelince hepsinin üstüne yatanlar var. Bir tarafta temiz, şeffaf ve dürüst siyasetin temsilcileri var, diğer tarafta kaynağı karanlık, deste deste dolarlar avrolarla para kulesi üretenler var. Reklama verdiği önemin 10’da birini depreme vermeyenler var. Karşımızdaki tablo bu kadar nettir. İstanbul’un bir beş sene daha kaybetme lüksünün olmadığını görüyoruz.
31 Mart’ta ilimizi yönetecek isimlerle beraber bu iki farklı anlayış arasında da bir tercihte bulunacağız. Her şeyi akıl ve vicdan terazimizde tartacağız. Kırgınlıkla ve öfkeyle değil sağduyuyla meseleye yaklaşacağız. Kullanacağımız bir oy beş senemizi etkileyeceğini unutmayacağız. İstanbul bir 5 sene daha kaybedemez. Ben Sancaktepe’nin tercihini gerçek belediyecilikten yana olacağına inanıyorum.”
]]>Erdoğan, Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen Yeniden Büyük İstanbul Mitingi’ndeki konuşmasında, İstanbul’un temel sorununun imkan ve kaynak kıtlığı değil, vizyon ve beceri eksikliği olduğunu söyledi.
Bununla yüzleşmek yerine kabahatlerini örtmek için bir de “engelleniyoruz” yalanına sarınıldığını dile getiren Erdoğan, “Bunların hepsi belgelidir. Engellenme diye bir şey yok, tüm belediyeler ne alıyorsa İstanbul fazlasıyla bunu almıştır. Halbuki rahmetli Barış Manço’nun dediği gibi, ‘Usta terzi dar kumaştan bol gömlek diker.’ Son 5 yılda 5 katına çıkartılan belediye borçlarıyla gelen kaynak, şahsi ihtiraslara hizmet edecek işlere harcanırsa elbette oradan eser çıkmaz. Yaşanan diğer rezillikler bakımından da bu şehir 30 yıl geriye gitti.” diye konuştu.
Erdoğan, bütün olanları İstanbulluların da gördüğünün altını çizerek, şöyle devam etti:
“Balya balya, bavul bavul paralar bir yerlerden geliyor, bir yerlere gidiyor. ‘Hatırlamıyorum, unuttum’ diyerek, şu ana kadar kimse bu görüntülerin makul, mantıklı, tutarlı bir izahını yapamadı. Partiye bina alınmasından vergi kaçırmaya pek çok şey söylendi. Ama hala maşeri vicdanı tatmin eden bir açıklama duyamadık. Tam tersine her konuşanla iş biraz daha karmaşık hale geliyor, çirkinleşiyor, biraz daha dal budak sarıyor. Tüm bu rezilliklerle siyaset kirlendi. Namuslarına emanet edilen oyları kirlettiler. Şehr-i İstanbul’u kirlettiler. İstanbul’u bunların eline bırakmamak, hem bu şehre hem bu şehirde yaşayanlara inanın vicdan borcumuzdur. Bakınız bugün İstanbul bir yol ayrımında bulunuyor. Bir tarafta ‘Sadece ben’ diyenler var, diğer tarafta ‘Sadece İstanbul’ diyenler var. ‘Sadece İstanbul’ diyenler olarak bu işi hafta sonunda hallediyor muyuz? ‘İstanbul’u nimet’ olarak görenlere, gereken dersi 31 Mart günü veriyor muyuz? İstanbul’a hizmet için gereken adımı haftaya bugün atıyor muyuz? Kardeşlerim, bunun için bir hafta çok çalışacağız ve gayret edeceğiz. Adımı da inşallah en güzel şekliyle atıp, 1 Nisan’dan itibaren ‘Yeniden İstanbul’ diyerek yola devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Ana Kademe, Gençlik Kolları ve Kadın Kolları teşkilatına seslenerek, “Bu adımı atmaya var mıyız? Bir tarafta yaklaşan deprem tehlikesini umursamayanlar var, diğer tarafta İstanbul’u depreme hazırlamak için programı, projesi hazır olanlar var. Bir tarafta şehrin trafiğini rahatlatmak için kılını kımıldatmayanlar var, diğer tarafta metrosundan tüneline tüm ulaşım projelerini seferber edenler var. Allah’ın izniyle 31 Mart’ta bu düğümü çözecek ve İstanbul’un ‘Türkiye Yüzyılı’ yürüyüşünü biz başlatacağız.” ifadelerini kullandı.
“Biz, eksiğini ve hatasını asla inkar etmeyen bir ekibiz”
“Türkiye Yüzyılı” için söz istediğini kaydeden Erdoğan, “Ev ev, dükkan dükkan, sokak sokak, semt semt, ilçe ilçe İstanbul’u, düğüne, şölene, toya hazırlar gibi 31 Mart’a hazırlamaya söz veriyor musunuz? Erkeği ve kadınıyla, genci ve yaşlısıyla, çalışanı ve işvereniyle, ülkemizin neresinden gelirse gelsin, geleceğini bu şehirde kuran her bir ferdiyle, İstanbul’a sahip çıkmaya söz veriyor musunuz? Seçim günü hem sandığa gitmeye hem sandığı namusumuz gibi korumaya söz veriyor musunuz?” diye sordu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un mert olduğunu ve sözünü tuttuğunu, bugüne kadar ne kendilerinin İstanbul’a ne de İstanbul’un kendilerine mahcup olduğunu söyledi.
Muhalefet gibi yanlışı, kusuru ve kabahati millette arayanlardan olmadıklarının altını çizen Erdoğan, şunları belirtti:
“Biz, eksiğini ve hatasını asla inkar etmeyen bir ekibiz. Milletimize kulak veriyoruz, sizden gelen geri dönüşlere göre kendimizi sürekli yeniliyor, ufkumuzu genişletiyoruz. Bugün de hem İstanbul’da hem tüm Türkiye sathında bizden daha dinamik, bizden daha enerjik, bizden daha vizyon sahibi bir kadro göremezsiniz. Varsın onlar karınlarında kırk tilki dolaştırıp kırkının da kuyruğunu birbirine değdirmeyecek ihtiraslar ve cinlikler peşinde koşsunlar. Biz hasbi ve harbi duruşumuzla, tevazumuzla, hüsnüniyetimizle daima milletimizin emrinde, hizmetinde, huzurunda olacağız.”
“Milletimizin bizatihi kendisi bizim referansımızdır”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, referansın nereden verildiğinin bir kişinin nereden beslendiğini gösterdiğini aktararak, milletin bizatihi kendisinin referansları olduğunu, millete inandığını, onların da kendisine inandığını bildiğini ifade etti.
İstanbul’la birlikte diğer 80 vilayette kazandırdıkları eserlerin kendilerinin referansı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Hak ve özgürlükler alanında hayata geçirdiğimiz tarihi reformlar, bizim referansımızdır. Demokrasimizi vesayetin sultasından kurtararak güçlendirmemiz, bizim referansımızdır. Milli iradenin önündeki engelleri kaldırarak ülkemizde hakim kılmamız bizim referansımızdır. Dünyadaki tüm mazlumların umudu haline gelen bir Türkiye gerçeği, bizim referansımızdır. Girdiğimiz 17 seçimin hepsinden zaferle çıkmamızı da aynı şekilde bu referanslarımıza borçluyuz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Ayrımcılığın her çeşidini elimizin tersiyle ittik”
Erdoğan, her seçim öncesinde insanları korkutmak için kendileriyle ilgili ortaya bir sürü yalan ve iftira atıldığını fakat iftira atanların bir kez olsun haklı çıkmadıklarını, onların hiçbir zaman akıllanmadığını ve kendilerini düzeltmediğini dile getirdi.
“Onlar ne derse desin biz asla istismar siyaseti yapmadık. Kimlik siyaseti gütmedik. Kimsenin meşrebiyle, kökeniyle, hayat tarzıyla ilgilenmedik.” diyen Erdoğan, bu kişilerin sandıkta hangi partiye oy verdiğine bakmadıklarını, bunun çetelesini tutmadıklarını vurguladı.
Ayrımcılığın her çeşidini ellerinin tersiyle ittiklerinin altını çizen Erdoğan, “Belediyelerimizin ve kamu kurumlarının kapılarını, Türkiye’ye vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkese açık tuttuk. Siyasi rekabetin, siyasi husumete dönüştürülerek, insanlarımız arasında bir fitne unsuru haline getirilmesine müsaade etmedik. Hele hele kazanma değil, sadece kaybettirme şantajıyla siyaset yapma fırsatçılığına hiç dönüp bakmadık.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, açık ve net ifade etmek istediğini anlatarak, “Biz, 1994’te bu şehrin emanetini devralırken neredeysek, 2002’de Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlenirken hangi gayeyle hareket ediyorsak, bugün de aynı prensiplere bağlıyız. Tüm renkleriyle, tüm farklılıklarıyla, güzellikleriyle Türkiye’yi kucaklayan bir anlayışla 85 milyona aşkla hizmet ediyoruz.” dedi.
(Sürecek)
]]>Kartal’da Trabzon Şalpazarı Fidanbaşı Köyü Kültür Yardımlaşma ve Kalkınma Derneği ziyaretinde konuşan Kurum, Karadeniz’in iyi gününde ve kötü gününde hep yanlarında olduklarını söyledi.
İstanbul’un son 5 yıldır kaderine terk edildiğini belirten Kurum, “Maalesef yatırımların yapılmadığı, yapılan yatırımların durdurulduğu, yapılan ihalelerin hafriyat dökülerek iptal edildiği gibi süreçleri 5 yıl yaşadık. Temel atmama törenleriyle tarihe geçen bir İBB yönetimine tanıklık ettik. Bu 5 yıllık süreçte İstanbul için, Kartal için hiçbir mücadele vermeyen, ancak ikbali uğruna, geleceği uğruna, İstanbul’u basamak olarak gören bir yönetimle karşılaştık.” diye konuştu.
Kurum, kendi genel başkanını sırtından hançerleyen, “dava arkadaşım” dediği il başkanını saf dışı bırakan, “ablam” dediği İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i yolda bırakan, yolda gittiği herkesi saf dışı bırakan, bu manada kendi ikbali uğruna İstanbul’u bir basamak olarak gören bir anlayışla 5 yılı geçirdiklerinin altını çizerek, “Bu 5 yıl İstanbul için çileye dönmüş. Bir taraftan deprem korkusuyla birlikte İstanbullu kardeşlerimizin huzursuzluğunun had safhaya geldiği ve burada yaşamaktan artık mutlu olmadığı bir İstanbul’la karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.
İstanbul için durumun giderek kötüye gittiğini aktaran Kurum, şöyle devam etti:
“İstanbul böyle göz ardı edilirse, İstanbul’da yaşamak artık bir eziyet haline gelecek. Şu günleri mumla arayacağız, emin olun mumla arayacağız. Eğer müdahale etmezsek, trafikteki çilesi giderek artacak, eğer müdahale etmezsek deprem endişesi her geçen gün daha da artacak, eğer müdahale etmezsek gençler gelecekle ilgili umudunu kaybedecek, eğer müdahale etmezsek 31 Mart’ta kadınlar artık geleceğe olan umudunu kaybedecek. O yüzden biz şunu söylüyoruz; bu işleri yapmak aşk ister, sevda ister, samimiyet ister, liyakatli kadrolarla çalışmak ister.”
“Biz bugüne kadar sırtımızı milletimize yasladık”
Kurum, 31 Mart seçimlerinin Türkiye Yüzyılı için önemli olduğuna dikkati çekerek, “31 Mart’ta bir tarafta ‘Ayasofya yeniden müze olsun’ diyenler, diğer tarafta ‘Sultan Fatih’in şehrinde ezanlar ilelebet Ayasofya’da yankılansın diyenler’ var. 31 Mart’ta kirli ittifaklarla birlikte İstanbul’a talip olanlar, diğer tarafta ittifakı 15 Temmuz’da kanla canla kurmuş olan Cumhur İttifakı var. Bir tarafta Kaan’la birlikte göğsümüzü kabartan bir duruş, diğer tarafta ‘bu kalorifer peteğini bize niye gösterdiniz’ diye Kaan’ımızla alay edenler var. O yüzden bu seçim, Türkiye Yüzyılı’nın seçimi olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Hizmet belediyeciliği anlayışla yollarına devam edeceklerinin altını çizen Kurum, şunları kaydetti:
“Biz 22 yıldır Trabzonlu kardeşlerimizle birlikte yol yürüdüysek, bu ülkeyi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için mücadele ettiysek, bu seçimde de o mücadeleyi kaldığı yerden devam ettireceğiz. Gerisi teferruat, gerisi boştur. Bizi hiçbir zaman iftiraların, dedikoduların içerisinde bulamayacaklar. Biz hep çalışan tarafta, hep üreten tarafta olacağız. Algı üreten tarafta hiçbir zaman olmadık. Biz hep, milletimiz istediklerini gerçekleştiren tarafta olduk. Kişinin lafına bakılmaz, bizim aynamız işimiz. Bizim referansımız, milletimizdir. Biz bugüne kadar sırtımızı milletimize yasladık.”
Kurum’a ziyaretinde, Cumhur İttifakı Kartal Belediye Başkan adayı Hüseyin Karakaya, AK Parti Kartal İlçe Başkanı Nimet Gündoğdu ve MHP Kartal İlçe Başkanı Zübeyir Kurt da eşlik etti.
]]>İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Kartal’da, Trabzon İli Şalpazarı İlçesi Fidanbaşı Köyü Kültür Yardımlaşma ve Kalkınma Derneği’nde açıklamalarda bulundu. Kurum’a ziyaretinde, Cumhur İttifakı Kartal Belediye Başkan Adayı Hüseyin Karakaya, AK Parti Kartal İlçe Başkanı Nimet Gündoğdu ve MHP Kartal İlçe Başkanı Zübeyir Kurt da eşlik etti.
Konuşmasında Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı döneminde Karadeniz’de birçok projeyi hayata geçirdiklerini hatırlatan Kurum, “Karadeniz’in iyi gününde, kötü gününde hep yanındaydık. Karadeniz’de seller oldu; biz Kastamonu’da, Rize’de, Giresun’da, Bartın’da, Trabzon’da, Araklı’da milletimizin elini sımsıkı tuttuk, hiç bırakmadık. Bir söz verdik o sözü Trabzon’da yaptığımız konutlarla tuttuk, Çömlekçi’de, Sultan Fatih’in şehri Trabzon’umuza yakışır bir kentsel dönüşüm projesini gerçekleştirdik. Trabzon Meydanı’na gittiğinizde bizim izimizi görürsünüz. Maraş Caddesi’ne gittiğinizde o binalarda yapmış olduğumuz düzenlemelerle bizim izimizi görürsünüz. Avni Aker Stadı’nın olduğu yerde bir millet bahçesiyle birlikte, Trabzonspor’umuzun başarılarının orada ilelebet dalgalanacağını o müzemizi, millet bahçesinde oynayan çocuklarımızın kuş cıvıltıları içerisinde yürüdüğüne şahitlik edersiniz” dedi.
Kurum diğer illerde yapılan projelerle ilgili de, “Rize’ye gittiğinizde, Rize merkez çarşıdaki o dönüşümde milletin, esnafın orada huzurla vakit geçirdiğini görürsünüz. Yapılan konutlarla birlikte dönüşümün gerçekleştirdiğini görürsünüz. Ayder’e gittiğinizde, o dünya güzeli Ayder’imizde yapmış olduğumuz çevre doğa koruma projesini görürsünüz. Kastamonu Bozkurt’ta selden sonraki düzenlediğimiz şehir meydanını, Giresun Dereli’de selden sonra ‘acaba bu ilçe bir daha ayağa kalkar mı?’ dediğiniz yerde, ilçenin yeni modern yüzünü görürsünüz. Ordu’ya gittiğinizde; Ordu’daki millet bahçesini ve oradaki sosyal konutlarla eserlerimizi görürsünüz. Samsun’da, Toybelen’deki sanayi sitemizi, Toybelen’de vatandaşımıza, esnafımıza hazırladığımız projelerimizle esnafımızı mutluluk içerisinde iş yaparken görürsünüz. Hülasa Karadeniz’in her ilinde bu kardeşinizin emeği var. Nerede bir sıkıntı olsa biz milletimizi yalnız bırakmadık, milletimizin elini sımsıkı tuttuk.” şeklinde sıraladı. İstanbul için gece gündüz durmadan çalışacaklarını belirten Kurum, konuşmasına, “Depremlerde, sellerde, yangınlarda beraber mücadele ettik ve şimdi tüm birikimimizle, tüm tecrübemizle, tüm liyakatli kadrolarımızla birlikte ‘Sadece İstanbul’ diyoruz. İstanbul’un meselelerine, İstanbul’un sorunlarına odaklanıyoruz” diye konuştu.
“İstanbul böyle göz ardı edilirse şu günleri mumla arayacağız”
İstanbul’un son 5 yıldır ihmal edildiğini belirten Kurum, “İstanbul’un en büyük sorunlarının başında trafik ve deprem geliyor. İstanbul’umuzda bugün trafik çile haline gelmiş. Maalesef yatırımların yapılmadığı, yapılan yatırımların durdurulduğu, yapılan ihalelerin hafriyat dökülerek iptal edildiği bir 5 yılı yaşadık. Temel atmama törenleriyle tarihe geçen bir İBB yönetimine tanıklık ettik. Bu 5 yıllık süreçte İstanbul için, Kartal için hiçbir mücadele vermeyen, ancak ikbali uğruna, geleceği uğruna, İstanbul’u basamak olarak gören bir yönetimle karşılaştık. Kendi genel başkanını sırtından hançerleyen, dava arkadaşım dediği il başkanını saf dışı bırakan, ablam dediği İyi Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’i yolda bırakan, yolda gittiği herkesi saf dışı bırakan ve bu manada kendi ikbali uğruna İstanbul’u bir basamak olarak gören bir anlayışla şu 5 yılı geçirdik maalesef. Bu 5 yıl İstanbul için çileye dönmüş. Bir taraftan deprem korkusuyla birlikte İstanbullu kardeşlerimizin huzursuzluğunun had safhaya geldiği ve burada yaşamaktan artık mutlu olmadığı bir İstanbul’la karşı karşıyayız” sözleri ile eleştirdi. Megakent için durumun giderek kötüye gittiğinin altını çizen Kurum, “İstanbul böyle göz ardı edilirse, İstanbul’da yaşamak artık bir eziyet haline gelecek. Şu günleri mumla arayacağız, emin olun mumla arayacağız. Eğer müdahale etmezsek; trafikteki çilesi giderek artacak, eğer müdahale etmezsek deprem endişesi her geçen gün daha da artacak, eğer müdahale etmezsek gençler gelecekle ilgili umudunu kaybedecek, eğer müdahale etmezsek 31 Mart’ta kadınlar artık geleceğe olan umudunu kaybedecek. O yüzden biz şunu söylüyoruz; bu işleri yapmak aşk ister, sevda ister, samimiyet ister, liyakatli kadrolarla çalışmak ister” diye konuştu.
“Bizim aynamız, işimiz; referansımız, milletimiz”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kurum, 31 Mart seçimlerinin; Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için önemine vurgu yaptı. Kurum, “Şöyle geriye dönüp baktığınızda Kartal’da İlçe Belediyesi’nin, Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı bir yatırımı görebilir misiniz? Göremezsiniz çünkü yapmadılar. Böyle bir dertleri yok. Kartal’ın geleceği adına bir hayalleri yok. O yüzden 31 Mart işte bu kararları vereceğimiz bir seçimdir” dedi.
Kurum, mevcut İBB yönetimini daha önceki söylemleri nedeniyle eleştirerek, “31 Mart’ta bir tarafta ‘Ayasofya yeniden müze olsun’ diyenler; diğer tarafta ‘Sultan Fatih’in şehrinde ezanlar ilelebet Ayasofya’da yankılansın’ diyenler var. 31 Mart’ta kirli ittifaklarla birlikte İstanbul’a talip olanlar var; diğer tarafta ittifakı 15 Temmuz’da kanla canla kurmuş olan Cumhur İttifakı var. Bir tarafta Kaan’la birlikte göğsümüzü kabartan bir duruş var; diğer tarafta ‘bu kalorifer peteğini bize niye gösterdiniz?’ diye Kaan’ımızla alay edenler var. O yüzden bu seçim, Türkiye Yüzyılı’nın seçimi olacak. Bu seçim, Türkiye Yüzyılı’nın yerli ve milli sanayisiyle birlikte büyümesinin kararı olacak. Bu seçim, 31 Mart’ta çocuklarımızın geleceği adına vereceğimiz kararı ve bu kararla birlikte kaderimizi belirleyecek seçim olacak. Bu seçim, bu şehirde hiçbir vatandaşımızın endişe içerisinde uyumadığı ve bu şehirde tüm riskli binaların dönüşümü için karar verildiği seçim olacak” dedi.
Hizmet Belediyeciliği anlayışı ile yollarına devam edeceklerini söyleyen Kurum, “Biz 22 yıldır Trabzonlu kardeşlerimizle birlikte yol yürüdüğüysek, bu ülkeyi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için mücadele ettiysek, bu seçimde de o mücadeleyi kaldığı yerden devam ettireceğiz. Gerisi teferruat, gerisi boştur. Bizi hiçbir zaman iftiraların, dedikoduların içerisinde bulamayacaklar. Biz hep çalışan tarafta olacağız. Hep üreten tarafta olacağız. Algı üreten tarafta hiçbir zaman olmadık. Biz hep, milletimiz istediklerini gerçekleştiren tarafta olduk. Kişinin lafına bakılmaz, bizim aynamız; işimiz. Bizim referansımız, milletimizdir. Biz bugüne kadar sırtımızı milletimize yasladık” diyerek sözlerini noktaladı. – İSTANBUL
]]>