Taraf – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 03 Aug 2024 22:10:23 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 AK Partili Hamza Dağ: 23. yıl dönümümüzün teması Umudun, Geleceğin ve İcraatın Adı AK Parti https://www.haber60.com.tr/ak-partili-hamza-dag-23-yil-donumumuzun-temasi-umudun-gelecegin-ve-icraatin-adi-ak-parti/ https://www.haber60.com.tr/ak-partili-hamza-dag-23-yil-donumumuzun-temasi-umudun-gelecegin-ve-icraatin-adi-ak-parti/#respond Sat, 03 Aug 2024 22:10:23 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43391 14 Ağustos’ta kutlanacak AK Parti’nin kuruluşunun 23. yıl dönümünün teması belli oldu. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, “Cumhurbaşkanımız, bugüne kadar görev yapmış bütün bakanlarımız, milletvekillerimiz, MYK üyelerimiz, kurucularımızın katılacağı organizasyonla gerçekleştireceğiz. Temamız, ‘Umudun, Geleceğin ve İcraatın Adı AK Parti’ şeklinde olacaktır.” dedi.

Karabük’te partisinin Yenişehir Vali Nafiz Kayalı Gençlik Merkezi’nde düzenlediği Karabük Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, ana kademenin kararlılığı, gençlerin dinamikliği, hanımların çalışkanlığı sayesinde ve dayanışmanın verdiği güçle hep gurur duyacak işler yaptıklarını söyledi. Dağ, son seçimlerde Karabük’te alınan sonuçlar için herkesi tebrik ederek, zor seçim ve zor süreçte alınan bu neticenin çok kıymetli, yadsınamaz başarı olduğunu anlattı.

23. YIL DÖNÜMÜ TEMASI: UMUDUN, GELECEĞİN VE İCRAATIN ADI AK PARTİ

Ülkenin büyümesi için milletin huzurunu çekemeyenlere karşı yıllarca hem içeride hem dışarıda mücadele ettiklerini, 10 gün sonra AK Parti’nin 23. yıl dönümünü kutlayacaklarını belirten Dağ, “Bu sene hem illerde program icra edeceğiz hem de genel merkezde yeni yaptığımız konferans salonunda. Cumhurbaşkanımız, bugüne kadar görev yapmış bütün bakanlarımız, milletvekillerimiz, MYK üyelerimiz, kurucularımızın katılacağı organizasyonla gerçekleştireceğiz. Temamız, ‘Umudun, Geleceğin ve İcraatın Adı AK Parti’ şeklinde olacaktır.” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ

AK PARTİLİ HAMZA DAĞ: MİLLETLE GÖNÜL BAĞIMIZ AYNEN DEVAM ETMEKTEDİR

“Son seçimlerde birileri alınan neticeden kendilerine büyük paye çıkarıyor olsa da biz biliyoruz ki, bizim milletle gönül bağımız aynen devam etmektedir.” diyen Dağ, bu ülkede iş, icraat, hizmet, eser dendiğinde akla gelen partinin AK Parti olduğunu, milletin 4 yıl daha bu ülkeyi AK Parti’ye, Cumhur İttifakı’na emanet ettiğini vurguladı.

“TÜRKİYE’DEKİ İSTİKRARDA AK PARTİ’NİN ÇOK BÜYÜK ETKİSİ VAR”

Bir süredir çevre coğrafyada zor dönemler yaşadıklarına değinen Dağ, “Zor süreçten geçiyoruz. Baktığımızda ‘istikrar adası’ diye ifade edebileceğimiz Anadolu coğrafyası, Türkiye coğrafyası, huzur bozulmasının dışında kalan coğrafya. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve AK Parti’nin kesintisiz tek başına iktidar olmasının bunda çok büyük etkisi var. Sadece son 1 yılda yaşadığımız değil, Arap Baharı denilen süreçten hatta İkinci Körfez Savaşı’ndan itibaren coğrafyaya baktığımızda istikrarsızlık, savaş ortamı, terörize edilen ortam olduğunu görüyoruz. Suriye’de yıllarca yaşandı.” değerlendirmesinde bulundu.

Gazze’de yaşananlara ve buna bağlı son 1 haftadaki gelişmelere bakıldığında birilerinin işi nereye doğru götürmek istediğini gayet iyi bildiklerini ifade eden Dağ, şunları kaydetti: “Hepimizi derinden üzen İran’da İsmail Heniyye’nin suikast sonucu şehit edilmesi olayı gerçekten tarihte not edilecek, sadece not edilmeyle kalmayıp tarihi anlamda konuşulacak bir süreç. Onun da ötesinde bölgedeki istikrarı tesis etmek isteyenlere karşı, çok net ifadesiyle, istikrarsızlık isteyenlerin tam arzuladığı nokta.

“MAZLUMDAN, MAĞDURDAN TARAF OLDUK”

Aynı zamanda da herkesin duruşunu gösteren bir husustur. Siz özgürlükten tarafta mısınız, mağdurdan tarafta mısınız, mazlumdan tarafta mısınız? diye, tarihin bu sürecinde duruşunuzu net şekilde gösteren husustur. Hem Gazze olayı başladığından bu yana hem de son olayda parti olarak da şu anda ülkeyi yöneten iktidar olarak da duruşumuz çok açık ve nettir. Mazlumdan taraf olduk, mağdurdan taraf olduk. Hamas’a da İsmail Heniyye’ye de amasız şekilde destek verdik.”

MUHALEFETE “GAZZE” ELEŞTİRİSİ

Muhalefetin Gazze konusundaki açıklamalarına eleştiriler getiren Dağ, “Ülkemizdeki muhalefete baktığımızda ne yazık ki, amasız bile değil, bugün orada 10 binlerce çocuğun ölüm fermanını imzalayan, bunun talimatını veren ve 57 defa Amerikan Kongresi’nde ayakta alkışlayanları cesaretlendiren, Türkiye’de muhalefette de olsa siyasetçilerin olması tam bir yüz karasıdır. Gelecek hedefleri için, ‘aman abilerimiz bize bir şey söylemesin’ diye onlara şirin gözükmek için ya da onların piyonluğunu yapmak için zalimleri cesaretlendirecek açıklamaların tamamı, açıkçası bu ülkenin, bu toprakların hassasiyetine bigane olunduğunun en büyük göstergesidir.” şeklinde konuştu.

Dağ, genel başkanından belediye başkanına bu konudaki duruşlarının net olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı: “Ama karşı tarafın duruşuna baktığınızda onlar yine ne yazık ki, zalimden yana olmayı tercih etmiş noktadadırlar. Çok kritik süreçler. Bakıyorsunuz bir tarafta LGBT lobisine destek verenler, öbür tarafta çok net şekilde, ‘biz bu ülkenin değerini aile üzerine kurguladık ve aile üzerine kurgulamaya devam edeceğiz’ diyen yapı. Onun için daha işimiz çok, daha mücadelemiz çok uzun.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-partili-hamza-dag-23-yil-donumumuzun-temasi-umudun-gelecegin-ve-icraatin-adi-ak-parti/feed/ 0
MİT, Yedi Ülkeden 26 Rehinenin Takas Operasyonunu Yönetti https://www.haber60.com.tr/mit-yedi-ulkeden-26-rehinenin-takas-operasyonunu-yonetti/ https://www.haber60.com.tr/mit-yedi-ulkeden-26-rehinenin-takas-operasyonunu-yonetti/#respond Fri, 02 Aug 2024 00:06:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=43157 (ANKARA) – Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığı, Ankara’da ABD, Almanya, Polonya, Slovenya, Norveç, Rusya ve Belarus cezaevlerinde bulunan yedi ayrı ülkeden toplam 26 şahsın karşılıklı değişimini içeren son dönemin en geniş kapsamlı takas operasyonunda kilit rol oynadı. Operasyon kapsamında; ABD’den iki, Almanya, Polonya, Slovenya, Norveç ve Rusya’dan birer uçak olmak üzere toplam yedi uçak ile Ankara Esenboğa Havalimanı’na nakledilen şahıslardan, ikisi çocuk 10 rehinenin Rusya’ya, 13 rehinenin Almanya’ya, üç rehinenin de ABD’ye nakli sağlandı.

Tarihin en büyük rehine takaslarından biri Türkiye’de gerçekleşti. Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Ankara Esenboğa pistlerine inen yedi ayrı uçak ile yedi ülkeden 26 şahsın değişimini içeren operasyona Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı imza attı. Taraflar arasında gerçekleşen takas ile rehineler ülkelerine döndü. İlk adımı Temmuz ayında atıldan operasyon başarıyla tamamlandı.

Ankara’da yapılan bu operasyon son yıllarda ABD, Rusya ve Almanya arasında gerçekleşen en geniş kapsamlı rehine değişimi olarak tarihe geçti. Edinilen bilgiye göre, operasyonun diyalog kanallarının kurulması MİT tarafından sağlandı. İstihbarat diplomasisini etkin şekilde kullanan MİT’in organizasyonu ile Temmuz 2024’te taraflar Türkiye’de bir araya getirildi. ABD, Almanya, Polonya, Norveç, Slovenya ile Rusya ve Belarus’ta cezaevinde bulunan Batı ülkeleri vatandaşları ile Rusya vatandaşları arasında gerçekleştirilecek takas faaliyetinin müzakereleri yapıldı. MİT, müzakerelerin başından sonuna kadar arabuluculuk faaliyetini yürüttü. Operasyona taraf olan ülkelerin uzun süredir istediği takasta önemli isimler yer alıyor. Rusya Federasyonu’nda cezaevinde bulunan The Wall Street Journal muhabiri Evan Gershkovıch ile ABD Deniz Piyadesi Paul Whelan, Belarus’ta cezaevinde bulunan Almanya vatandaşı paralı asker Rico Krieger, Rus muhalif İlya Yashin ve Almanya’da cezaevinde bulunan FSB subayı Vadim Krasikov gibi kamuoyunda adı sıkça duyulan isimler takas listesinde yer aldı.

Takas Operasyonunu MİT Yönetti

Edinilen bilgiye göre, Ankara’da yedi ayrı ülke arasındaki bu takas operasyonu, müzakere sürecinin en başından, takasların gerçekleştirildiği son ana kadar MİT tarafından yönetildi. Takas faaliyetinin bütün güvenlik önlemleri, lojistik planlamaları ve ihtiyaçları MİT tarafından karşılanırken yine taraflar arasındaki iletişim ve koordinasyon da MİT üzerinden sağlandı. Takasın gerçekleştiği Ankara’da da rehinelerin değiş-tokuşu MİT’in kontrolünde yapıldı. Takas yapılacak rehine sayısının çok olması nedeni ile şahısların tamamı MİT personeli gözetiminde uçaklardan alınarak güvenli alanlara intikal ettirildi. Taraf ülkelerin tasdik işlemlerinin tamamlanması, rehinelerin sağlık kontrolleri ve talep edilen diğer ihtiyaçların karşılanması sonrasında rehineler gidecekleri ülkelerin uçaklarına MİT’in onayı ve talimatları ile yerleştirildi. Taraf ülkelerin uçaklarının dönüşü de yine MİT’in onayı ile gerçekleştirildi.

“MİT, Ülkeler Arasındaki Diyalogda Kilit Rol Üstleniyor”

Operasyona ilişkin MİT tarafından yapılan yazılı açıklamada Türkiye’nin uluslararası alanda barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik katkılarının devam ettiği vurgulanarak şu ifadelere yer verdildi:

“Dünya genelinde gerginliğin tırmandığı bu dönemde Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde uluslararası alanda barış ve istikrarın sağlanması için katkı sunmaya devam etmektedir. Ülkeler arasındaki her türlü sorunda diyalog kanallarının sonuna kadar açık tutulması yönünde çağrılarını sürdüren Türkiye ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığı, tüm tarafların bir araya geldiği ortak platformlar kurma ve arabuluculuk faaliyetleri gerçekleştirme yönünde adımlar atmaktadır.  MİT, istihbarat diplomasisi başta olmak üzere tüm istihbarat araçlarını kullanarak uluslararası alanda çatışmaların çözümüne katkı sağlamaktadır.”

Rusya’nın takasta verdiği isimler şöyle:

Evan Gershkovich, Vladimir Kara-Murza, Lilia Chanysheva, Ilya Yashin, Ksenia Fadeev, Andrey Pivovarov, Paul Whelan, Alsu Kurmashev, Oleg Orlov, Sasha Skochilenko, Dieter Voronin, Kevin Leake, Rico Krieger, Patrick Schebel, Herman Moyges, Vadim Ostanin.

Gazeteciler, insan hakları savunucuları ve muhalif aktivistler, ayrıca eski bir Amerikan deniz piyadesi karşılığında, Batılı ülkeler şu kişileri vermeyi kabul etti:

Vadim Krasikov (Almanya), Artyom Dultseva (Slovenya), Anna Dulceva (Slovenya), Mikhail Mikushin (Norveç), Pavel Rubtsov (Polonya), Roman Seleznev (ABD), Vladislav Klyushin (ABD), Vadim Konoshchenko (ABD).

]]>
https://www.haber60.com.tr/mit-yedi-ulkeden-26-rehinenin-takas-operasyonunu-yonetti/feed/ 0
Göztepe Sportif Direktörü ve Teknik Direktörü Açıklamalarda Bulundu https://www.haber60.com.tr/goztepe-sportif-direktoru-ve-teknik-direktoru-aciklamalarda-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/goztepe-sportif-direktoru-ve-teknik-direktoru-aciklamalarda-bulundu/#respond Wed, 31 Jul 2024 21:28:02 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42812

Süper Lig’de yeni sezon hazırlıklarını sürdüren Göztepe’de sportif direktör Ivan Mance ve teknik direktör Stanimir Stoilov açıklamalarda bulundu. Gürsel Aksel Stadı’nda basın mensuplarıyla bir araya gelen Mance ve Stoilov, camianın ve taraftarın desteği ile Süper Lig’de de başarılı olacaklarını dile getirdi. İlk sözü alan Ivan Mance, “Her zaman yanımızda olan taraftarımıza ve camiamıza teşekkür ediyorum. Bizim en iyi oyuncumuz taraftardır. Onların muhteşem desteğini gördük. Biz sözümüzü tuttuk ve Süper Lig’e çıktık. Göztepe tarihi için şimdi yeni bir sayfa açıyoruz” dedi.

Tüm camiayı birlik ve beraberliğe davet eden Mance, “Taraftarlarımız bizleri desteklemeye devam etsin. Elbette eleştiriler olacak. Eleştiriler bizleri güzel motive ediyor. Bizler yüzde 100’ümüzü vermeye çalışıyoruz. Önümüzdeki görev daha zor olacak. Kendi oluşumumuzla, geçmiş ve tecrübelerimizle, hocamızın da yaşadığı büyük başarılarla bilgi ve birikime sahibiz. Göztepe’yi daha güzel günlere götüreceğiz. Göztepe için yaşıyoruz, buraya her şeyimizi vermeye devam edeceğiz. Daha güçlü bir Göztepe için varız” diye konuştu.

MANCE: “1 GOLCÜYLE ANLAŞMA AŞAMASINDAYIZ”

Geçen sezon önemli başarılar yakalayan takımı korumak ve üzerine daha güçlü takviyeler yapmak için çalıştıklarını ifade eden Ivan Mance sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Şu ana kadar 7 transfer yaptık. 3 ya da 4 oyuncu getirme planımız var. Çok akıllı ve stratejik olmalısınız. Futbolda büyük pazar var. Doğru adımları atmalıyız. Şu an 2 oyuncuyu getirmeye çok yakınız, hattı 1 tanesiyle imza aşamasına geldik. Kulübüyle görüşme halindeyiz, diğer futbolcuları da takip ediyoruz. Bize inanmaya devam edin.”

“KALECİ LİS’İN GELME OLASILIĞI VAR”

Kaleci Mateusz Lis’in geleceği hakkında konuşan Mance, “Görev yaptığım her takımda 3 kaleci ile çalıştık. Şu an bizde 2 kaleci var. Bir kaleci daha alacağız. Lis’in ise olma olasılığı var. Bunun 3 taraf için de olumlu olması gerekiyor. Mateusz Lis kesinlikle olasılıklardan bir tanesi. Arda ise Türkiye’deki en iyi kalecilerden bir tanesi. Göztepe’nin çocuğu, burada yetişmiş, tüm kalbiyle burayı yaşıyor. Kendisinin önemli olduğunu düşünüyorum ama kesinlikle 3 kalecimiz olacak. Arda cesur Göztepeli, her zaman mücadele edecek. Arda kesinlikle çok iyi bir kaleci. Hem hocamız hem de ben kendisine çok güveniyoruz. O da bizim desteğimizi hissediyor. Takım içinde rekabete herkes hazır olmalıdır. Göztepe gibi büyük bir kulübün profesyonel oyuncusuysanız bu normal bir şeydir” ifadelerini kullandı.

“DOĞRU YOLDA OLDUĞUMUZA İNANIYORUM”

Katkı sağlayacak isimleri transfer etmek istediklerini dile getiren Mance, “Bizler gerçekten çok çalışkan insanlarız. Biz birçok kişinin inanmadığı şeye inanıyoruz. Biz oyuncuları daha iyi yapabiliriz. Stratejimiz buna dayanıyor. Göztepe’ye kesinlikle çalışkan, aç oyuncular getirmek. Göztepe kulübüne saygı duyacak, bu kulübü öne getirecek oyuncular olacak. Transferde bizlere katkı sağlayacak oyuncular kazandırmak istiyoruz. Bu kolay değil. Genç oyuncuların Türkiye’ye gelmesi, onları ikna etmek kolay olmuyor. Genç oyuncular için çekici olmuyor, biz bunu değiştirmeye çalışıyoruz. Rekabetçi takım kuracağız. Tecrübeli oyuncularla gelişime açık, sürekli ilerleyecek oyuncuları birleştirmek istiyoruz. Biz kendimize inanırsak her gün daha iyi olacağız. Bütün taraftarımızı mutlu edeceğimize inanıyorum. Stoilov hocamızın milli takım ve Şampiyonlar Ligi tecrübesi var. Kendisi bize inandı, buraya geldi. Bizle yola devam etti. Bizim doğru yolda olduğumuza inanıyorum” şeklinde konuştu.

STOILOV: HİÇBİR TAKIMDAN ÇEKİNMİYORUZ

Teknik direktör Stanimir Stoilov geçen sene yakalanan başarının birlik ve beraberlik sayesinde geldiğini dile getirdi. Takım içi ve dışında inanılmaz bir kenetlenme olduğunu anlatan Bulgar teknik adam, “Ben herkese teşekkür ederim geçen seneyle ilgili. Geçen sene hem takımın içinde nem dışında inanılmaz bir birlik olduk. Müthiş bir destek vardı. Başarımızın sağlayıcıları birlik ve beraberlikti. Sürekli destek olundu. Zor günleri kolay bir şekilde aştık. Artık önümüzdeki yeni sayfaya odaklanıyoruz. Yeni bir meydan okuma var, zor olacağını biliyoruz. Farklı seviyeyle karşılaşacağız. Ben şahsen ve takım olarak kimseden çekinmiyorum. Bunu rahat bir şekilde söyleyebilirim” dedi.

“TARAFTARIMIZI GURURLANDIRACAĞIZ”

Ekip olarak Göztepe’ye her şeylerini vermek için çalıştıklarını belirten deneyimli çalıştırıcı, “Biz, taraftar, kulüp ve hocalar olarak büyük birlik içindeyiz. Bir planımız var, bunu takip ediyoruz. Taraftarın görmek istediği takımı en iyi şekilde göstermek tek amacımız. İlk maçtan itibaren güçlü bir Göztepe’yi hissettirmek için buradayız. Transferde taraftarların hayal kırıklığını anlayabiliyorum. Ancak transfer uzun süreç, her kulüp bunu yaşıyor ama bahanemiz yok. Elimizden gelen her şeyi yapacağız. Hiçbir takımdan çekinmiyoruz. Sahada kim olursa olsun taraftarımızı gururlandırmak ve zaferler kazandırmak için hazırız, bunun sözünü verebilirim. Benim hayallerim var. Bunu oyunculara yansıtmak istiyorum. Futbolda limit ve engel yoktur, futbol ilerlemeye açıktır” cümlelerini kullandı.

“MİLLİ OYUNCULARI GÖRMEK İSTERİM”

Her zaman büyük taraftara sahip takımlarda çalışmayı sevdiğini dile getiren Stanimir Stoilov, “Kulübümüz için taraftarın önemini biliyorum. Taraftarımızın desteğini güçlü şekilde hissediyoruz. Bu yüzden kazanmak için her şeyimizi vermemiz gerektiğini biliyorum. O duygulara karşılık vermeliyiz. Hırslı, arzulu bir Göztepe görmek istiyorlar. Biz bunu taraftarımıza vermek istiyoruz. Taraftarlarımızın iyi ve kötü günde desteğine çok ihtiyacımız var. Cumartesi günü oynayacağımız Kayserispor maçında desteği hissetmek istiyoruz. Bu bize sezon öncesi özgüven verecektir. Yeni oyuncularımız var, onlar da adapte olacak. Finansla açıdan en iyisini yapmaya çalışıyoruz. 3 milli oyuncuyu takıma kazandırdık. Solet, Mitsaku ve Mishuru ülkelerinde milli formayı giymiş. Hatta Nazım da Türk milli takımında oynadı. Daha fazla milli oyuncuyu görmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

“4 SANTRFORA İHTİYACIM OLACAK”

Transfer çalışmalarına da değinen Stoilov, “Geçen sene takımda 4 santrforumuz vardı. Şu an 2’si takımda. Bu konuda rekabet olmazsa olmaz. Santrfor pozisyonda iyi 4 santrfora ihtiyacımız var. 2 arayışımız sürüyor, 1 tanesi ile ilgili imzaya yakınız. 4 iyi oyuncunun olması çok önemli. Bu herkesi mutlu edecek. Ramulo ve Kubilay’dan çok memnunuz. Sürekli hazırlık maçlarında oynadılar, onlarla beraber rekabete girecek iyi futbolculara ihtiyacım var. Benim tarzım 60-70 dakika belli santrforlarla oynayıp daha sonda daha diri santrforları sokuyorum. Toplamda 20 iyi oyuncumuz olmalı. Sürekli oynayacak oyunculara ihtiyacımız var. Kaleci Arda’ya hepimiz güveniyoruz ve onu seviyoruz. O da rekabet edecek. 3 kalemiz olması gerekiyor. Taraftarlar Lis’i çok seviyoruz. Biz de onu seviyoruz. Onunla ilgili süreci göreceğiz. O da bizim için çok değerli” dedi.

“HEDEFİMİZ AVRUPA KUPALARINA KATILMAK”

Stoilov, bu sezon hedeflerinin ise Avrupa kupalarına katılmak olduğunu söyledi. Stoilov, “Bunu ilk kez açıklıyorum. Bu sene Göztepe kesinlikle Avrupa kupalarına gitmek için mücadele edecek. Bunun için maksimum mücadeleyi vermemiz gerekiyor. Bizim hedefimizi çok yükseğe koymamız gerektiğini düşünüyorum. Belki buna bu yıl ulaşamayabiliriz. Ben Avrupa için bir yaz daha beklemem. Bu imkanlara sahibiz. O nedenle bu sene Avrupa’ya oynayabiliriz. Avrupa için oynayabileceğimizi düşünüyorum. Kimse buraya tatil yapmaya gelmedi. Orta sıralar için mücadele eden bir takım değil, üst sıralara oynayan bir takım olmamız gerekiyor. Biz çok sıkı çalışırsak bu hedefe ulaşabiliriz. Sahada her takımı yenebiliriz. Her şey bizim elimizde. Bu kolay değil, genç oyuncular var ama iyi bir takımız. Oyuncularımızla hedeflerimiz olması. Hedefim Avrupa kupalar” şeklinde konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/goztepe-sportif-direktoru-ve-teknik-direktoru-aciklamalarda-bulundu/feed/ 0 Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Filipinler Dışişleri Bakanı Enrique Manalo ile Görüştü https://www.haber60.com.tr/cin-disisleri-bakani-wang-yi-filipinler-disisleri-bakani-enrique-manalo-ile-gorustu/ https://www.haber60.com.tr/cin-disisleri-bakani-wang-yi-filipinler-disisleri-bakani-enrique-manalo-ile-gorustu/#respond Sat, 27 Jul 2024 21:03:25 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42418 Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Filipinler Dışişleri Bakanı Enrique Manalo ile görüşmesinde Çin-Filipinler ilişkilerinin bir dönüm noktasında olduğunu ve çatışma ve cepheleşmeden kaçınmanın tek yolunun diyalog ve istişare olduğunu söyledi.

VİYENTİYAN, 27 Temmuz (Xinhua) — Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Laos’un başkenti Viyentiyan’da Filipinler Dışişleri Bakanı Enrique Manalo ile bir araya geldi. Wang, Perşembe günü gerçekleşen görüşmede ABD orta menzilli füze sistemi konuşlandırma konusunda Filipinler’i uyardı.

Aynı zamanda Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Büro üyesi olan Wang, Çin ve Filipinler’in birbirine denizle bağlı yakın komşular olduğunu kaydederek iyi komşuluk, karşılıklı fayda sağlayan işbirliği ve ortak kalkınmanın iki ülkenin temel çıkarlarına olduğunu belirtti.

Wang, son yıllarda Çin-Filipinler ilişkilerinden çıkarılan olumlu ve olumsuz derslerin, iyi ilişkiler kurmanın zor, iyi ilişkileri bozmanın kolay olduğunu bir kez daha kanıtladığını vurguladı.

An itibarıyla Çin-Filipinler ilişkilerinin ciddi zorluk ve meydan okumalarla karşı karşıya olduğunu söyleyen Wang, bunların temelinde Filipinler tarafının iki taraf arasında varılan uzlaşıyı ve kendi taahhütlerini sık sık ihlal etmesi, denize ilişkin hakların ihlalini sürekli olarak ileriye taşıması ve kamuoyu spekülasyonlarını büyütmesinin yattığına dikkat çekti.

Wang, Çin’in bu konuya ilişkin derin endişelerinin olduğunu ve bu durumu kesinlikle reddettiğini belirtti.

Wang, Filipinler’in ABD orta menzilli füze sistemini konuşlandırması halinde bunun bölgede gerilim ve cepheleşme yaratarak bir silahlanma yarışını tetikleyeceğini ve böyle bir sonucun Filipinler halkının çıkar ve arzularına tamamen ters olduğunu sözlerine ekledi.

Wang, Çin’in kısa süre önce denizdeki durumun istikrarını korumak adına Ren’ai Jiao’ya insani yardım malzemelerinin nakil ve ikmali konusunda Filipinler tarafıyla geçici bir anlaşmaya vardığını ifade etti. Buradaki kilit noktanın, Filipinler tarafının verdiği sözleri yerine getirmesi ve pozisyon değiştirmekten kaçınması olduğunu kaydeden Çinli bakan, aksi takdirde Çin’in kesinlikle kararlı bir yanıt vereceğini vurguladı.

Wang, Çin-Filipinler ilişkilerinin bir dönüm noktasında olduğunu ve çatışma ve cepheleşmeden kaçınmanın tek yolunun diyalog ve istişare olduğuna dikkat çekti.

Wang, Filipinler tarafının, Çin-Filipinler ilişkilerinin geleceği hakkında ciddi şekilde kafa yorması ve ikili ilişkileri en kısa sürede doğru rayına oturmak üzere Çin’le çalışması umudunu dile getirdi.

Manalo ise Filipinler ve Çin’in uzun bir geleneksel dostluk tarihine sahip olduğunu ve eşit muamele ve karşılıklı fayda temelinde kapsamlı stratejik işbirliği ilişkisi kurduklarını belirtti.

Manalo, denizcilik meseleleri yüzünden iki tarafın yaşadığı zorluk ve meydan okumalara rağmen Filipinler’in diyalog ve istişare yoluyla durumun hafifletilmesine ve yapıcı şekilde farklılıkların üstesinden gelinmesi ilkesine bağlı olduğunu ifade etti.

Manalo, kısa süre önce Güney Çin Denizi’nde ikili danışma mekanizması kurulması konusunda gerçekleştirilen ve iki tarafın deniz durumunu yönetme konusunda anlaşmaya vardığı toplantının, ilgili pozisyonlarından taviz vermeksizin iki tarafın iyi niyetini yansıttığını sözlerine ekledi.

Filipinler’in uzlaşıyı uygulamaya koymaya istekli olduğunu kaydeden Manalo, önümüzdeki yılın Filipinler ile Çin arasında diplomatik ilişkiler kurulmasının 50. yıldönümü olduğunu ve Filipinler tarafının karşılıklı güveni artırıp ikili ilişkileri geliştirmek üzere samimi ve pragmatik şekilde Çin’le iletişimi güçlendirmeye istekli olduğunu söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cin-disisleri-bakani-wang-yi-filipinler-disisleri-bakani-enrique-manalo-ile-gorustu/feed/ 0
Kahramanmaraş’ta Ezgi Apartmanı davasında reddi hakim talebi reddedildi https://www.haber60.com.tr/kahramanmarasta-ezgi-apartmani-davasinda-reddi-hakim-talebi-reddedildi/ https://www.haber60.com.tr/kahramanmarasta-ezgi-apartmani-davasinda-reddi-hakim-talebi-reddedildi/#respond Fri, 12 Jul 2024 23:18:04 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=38988

KAHRAMANMARAŞ’ta, depremde yıkılarak 35 kişiye mezar olan Ezgi Apartmanı’yla ilgili 2’si firari, 2’si tutuklu 5 sanığın yargılandığı davada, taraf avukatlarından bazıları mahkeme başkanının tarafsızlığını yitirdiği gerekçesiyle reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme başkanı, talebi reddedip davayı erteledi.

?6 Şubat’ta meydana gelen depremin ilk saniyelerinde yıkılan ve bilirkişi tarafından zemin kattaki pastanede kolon kesildiği tespit edilen Ezgi Apartmanı’nın yıkılmasıyla ilgili Kahramanmaraş 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın 3’üncü duruşması görüldü.

Duruşmaya; ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 22,5 yıl hapsi istenen tutuksuz müteahhit Yakup Aktaş (82), binada ölenlerin yakınları, avukatları ve sanıkların avukatları katıldı. ‘Olası kastla kasten öldürme ve yaralama’ suçlarından 876 yıl 6’şar aya kadar hapsi istenen pastanenin tutuklu iç mekan tasarımcısı Ertan Danacı (52) ile ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 22,5 yıla kadar hapsi istenen tutuklu fenni mesul Mehmet Tekin (60) ise tutuklu bulundukları cezaevlerinden SEGBİS sistemiyle duruşma salonuna bağlandı. Haklarında tutuklamaya yönelik yakalama kararı bulunan pastane işletmecileri firari Sami Kervancıoğlu (58) ve Mustafa Pekel (48) duruşmaya katılmadı.

3’üncü duruşmada tanıklar dinlendi. Daha önce Ezgi Apartmanı’nın altındaki pastanede çalışan Yakup B.’ye ilk olarak sanıkları tanıyıp tanımadığı, işten neden ayrıldığı ve aralarında herhangi bir husumet olup olmadığı soruldu. Yakup B., 2017’de yapılan tadilatta pastanede çalıştığını daha sonra kendisine kasadan para çaldığı yönünde iftira atıldığını, kendisinin de işten ayrıldığını ancak işletmenin para çalma konusunda şikayetçi olmadığını söyledi. Şu anda işe dönüş gibi herhangi bir davasının da olmadığını belirten Yakup B., Ezgi Apartmanı dosyasına tanık olarak yazıldıktan sonra işletmenin kendisinden şikayetçi olduğunu belirterek şunları söyledi:

“2017 senesinde tadilat yapıldı. Tadilat olacak diye bizi diğer şubeye yönlendirdiler. Ara sıra gittiğimde bir değişikliği olduğunu düşünüyordum ama o an bir anlam verememiştim. Sonradan kolon kesildiğini fark ettim. Kasanın olduğu bölümde, pasta bölümünün sağ tarafındaki bölümde kolon eksikti. Ayrıca mutfak tarafında havalandırma açtıklarını gördüm. Tam emin emin değilim ama 50 santim çapında okuduğunu tahmin ediyorum. Ayrıca asma katta da değişiklik yapılarak genişletildi.”

İNŞAAT MÜHENDİSİNE YAPTIRMAK İSTEDİKLERİ SUNUM KABUL EDİLMEDİ, AVUKATLAR REDDİ HAKİM TALEBİNDE BULUNDU

Tanıkların dinlenmesinin ardından taraf avukatları, İzmir’de yaşayan İnşaat Mühendisi Şeref Alpago’nun binayla ilgili bir rapor hazırladığını belirtip Alpago’nun sinevizyon eşliğinde raporun sunulmasına izin verilmesini talep etti. Bu talebe sanık avukatları itiraz ederken, mahkeme başkanı da talebi reddetti. Bunun üzerine taraf avukatları, mahkeme başkanına kendi savunmalarına müdahale ederken sanık avukatlarının savunmalarına müdahale etmediğini, son olarak sunum talebinin de reddedilmesiyle adil ve tarafsızlığını kaybettiğini belirterek reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme savcısı ile sanık avukatları ise bu talebin geri çevrilmesini talep etti. Bunun üzerine mahkeme heyeti kısa bir ara verip talebi değerlendirdi ve mahkeme başkanı, ret isteminin sebep ve delillerin bulunmaması nedeniyle istemin geri çevrilmesine karar verdi.

KIRMIZI BÜLTEN VE GÜVENCE BELGESİ TALEPLERİ REDDEDİLDİ

Daha sonra avukatın beyanları alındı. Taraf avukatları, firari sanıklar Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel’in yurt dışında birçok işletmeleri olduğunu, her ne kadar haklarında yurtdışı çıkış yasağı olsa da Türkiye’den illegal yollarla çok rahat bir şekilde yurtdışına çıkmalarının mümkün olduğunu belirtip haklarında kırmızı bülten çıkarılmasını talep etti. Avukatlar ayrıca, Nizip Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bir deprem davasında firarda olan 2 sanık için kırmızı bülten çıkarıldığını ifade edip kararın bir örneğini mahkemeye sundu. Sanık avukatları ise, Kervancıoğlu ve Pekel’in yurtdışında olduklarına dair herhangi bir emarenin olmadığını belirtip kırmızı bülten talebinin reddedilmesi ve tutuklanmayacaklarına dair güvence verilmesi halinde mahkemeye gelerek savunma yapacaklarını, bu kapsamda güvence belgesi verilmesini talep etti.

Duruşma sonunda mahkeme heyeti kırmızı bülten ve güvence belgesi taleplerini reddedip, emniyete ve jandarmaya yazı yazılarak Samir Kervancıoğlu ve Mutafa Pekel’in yurtdışında olduklarına dair herhangi bir iz ya da emare olup olmadığının sorulmasına karar verip davayı 4 Ekim’e erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kahramanmarasta-ezgi-apartmani-davasinda-reddi-hakim-talebi-reddedildi/feed/ 0
Bakan Fidan Ukrayna Barış Zirvesi’nde: “Rusya’nın da Salonda Bulunması, Bu Zirveyi Daha Sonuç Odaklı Hale Getirirdi” https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-ukrayna-baris-zirvesinde-rusyanin-da-salonda-bulunmasi-bu-zirveyi-daha-sonuc-odakli-hale-getirirdi/ https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-ukrayna-baris-zirvesinde-rusyanin-da-salonda-bulunmasi-bu-zirveyi-daha-sonuc-odakli-hale-getirirdi/#respond Sat, 15 Jun 2024 21:11:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35312 İsviçre’de düzenlenen Ukrayna Barış Zirvesi’nde konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle bölgede trajedinin her geçen gün büyüdüğünü belirterek, “Ancak her iki taraf da diğer tarafın attığı adımların daha geniş kapsamlı savaş çabalarının bir uzantısı olduğunu düşünüyor. Bu konferans, köprüden önceki son çıkış olabilir.” dedi.

BAKAN FİDAN: TRAJEDİ HER GÜN DAHA KÖTÜLEŞİYOR

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsviçre’nin ev sahipliğinde Nidwalden kantonundaki Bürgenstock kasabasında düzenlenen Ukrayna Barış Zirvesi’nde konuştu. İki yılı aşkın süredir Avrupa’nın ortasında yıkıcı bir savaş yaşandığını hatırlatan Fidan, ölü ve yaralıların sayısının 500 bini aştığını ve savaşın bir yıpratma savaşına dönüştüğünü dile getirdi. Fidan, “21. yüzyılda bu trajedinin her gün daha da kötüleşebildiğini görüyoruz. Savaş devam ettikçe bir yandan da iki riskin artarak ortaya çıktığını görüyoruz. Coğrafi olarak bu savaş Ukrayna’nın da ötesine geçebilir.” dedi.

Çatışmanın fay hatlarını derinleştirdiğini ve küresel düzeyde kutuplaşmayı körüklediğini vurgulayan Fidan, Ukrayna ile Rusya arasındaki çatışmanın yakında bir savaştan daha da ötesine dönüşebileceğine dikkati çekti. Bakan Fidan, ikinci olarak söz konusu konvansiyonel savaşın kitle imha silahlarını içermesi gibi bir riskle karşı karşıya olunduğunu söyledi.

“BU KONFERANS KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ OLABİLİR”

Toplantının amacının bu iki riski önlemek ve savaşa son vermek olduğunun altını çizen Fidan, “Önümüzde Ukrayna barış planı var. Rusya da kısa bir süre önce kendi şartlarını, kendi koşullarını paylaştı. İçeriği ve öne sürülen koşullardan bağımsız bir şekilde bunların önemli adımlar olduğunu ve umut ışığı olduğunu düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı. Fidan, “Ancak her iki taraf da diğer tarafın attığı adımların daha geniş kapsamlı savaş çabalarının bir uzantısı olduğunu düşünüyor. Bu konferans, köprüden önceki son çıkış olabilir.” diye konuştu.

“RUSYA’DA SALONDA BULUNSAYDI ZİRVE DAHA SONUÇ ODAKLI OLABİLİRDİ”

“Çatışmanın diğer tarafı olan Rusya da salonda bulunsaydı, bu zirve daha sonuç odaklı olabilirdi.” diyen Fidan, diplomasi ve müzakerelere dayanan, kapsamlı ve kapsayıcı bir stratejiye giderek daha fazla ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Fidan, Türkiye’nin savaşın başlamasından bu yana diplomatik çabalara aktif olarak katıldığının altını çizerek şöyle devam etti: “Mart 2022’deki İstanbul görüşmeleri ve Karadeniz Tahıl Girişimi, diplomasi ve müzakerelerin ilerleme sağlayabileceğinin çok önemli işaretleridir. Türkiye her zaman olduğu gibi süreci kolaylaştırmaya hazırdır.”

“KARADENİZ TAHIL GİRİŞİMİNİ BENZERSİZ KILAN ŞEY KAPSAYICILIĞI”

Karadeniz Tahıl Girişimi’ni başarılı ve benzersiz kılan şeyin kapsayıcı niteliği olduğuna vurgu yapan Fidan, bu girişimin her iki taraf için de öngörülebilirlik sağladığını ve deniz ticareti için seyir güvenliğini temin ettiğini belirtti. Bakan Fidan, bu örnekten öğrenilecek çok şeyin olduğunu ve Türkiye’nin benzer bir mekanizmayı hayata geçirmeye yönelik son girişiminin de neredeyse olumlu sonuç verdiğini söyledi.

“TÜRKİYE’NİN UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE DESTEĞİ SÜRECEK”

Türkiye’nin barış için çaba sarf etmeye devam edeceğini dile getiren Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığına olan desteğini kararlılıkla sürdürmektedir. Barış vizyonumuz gerçekçi, kapsayıcı ve uygulamaya yöneliktir, pratiktir. Bu amaçla ileriye dönük bir yol haritası oluşturmaya kararlıyız. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da belirttiği gibi ‘Adil bir barışın kaybedeni olmayacaktır’.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bakan-fidan-ukrayna-baris-zirvesinde-rusyanin-da-salonda-bulunmasi-bu-zirveyi-daha-sonuc-odakli-hale-getirirdi/feed/ 0
Kuzey ve Güney Kore’nin balonlarla yaptığı broşür propagandasının tarihinde neler var? https://www.haber60.com.tr/kuzey-ve-guney-korenin-balonlarla-yaptigi-brosur-propagandasinin-tarihinde-neler-var/ https://www.haber60.com.tr/kuzey-ve-guney-korenin-balonlarla-yaptigi-brosur-propagandasinin-tarihinde-neler-var/#respond Thu, 30 May 2024 23:54:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33843 Kuzey Kore, Salı gecesi Güney Kore’nin sınır kentlerine çöp taşıyan yüzlerce balon gönderdi. Olay, iki tarafın 60 yılı aşkın süren propaganda savaşının anılarını da tazeledi.

Salı gecesi Güney Kore’nin çeşitli şehirlerinde, altlarına çöp dolu plastik torbalar bağlı en az 260 balon tespit edildi. Güney Koreli yetkililer halkı evlerinden çıkmamaları konusunda uyardı.

Bu, Kuzey Kore yönetiminin Güney Koreli bazı örgütler tarafından gönderilen ve içlerinde Pyonyang karşıtı broşürlerin olduğu balonlara yönelik bir misillemeydi. Kuzey Kore bunun uyarısını da birkaç gün öncesinden yapmıştı.

BBC Korece Servisi’nden Hyojung Kim, iki ülke arasında yarım asırdan fazladır süregelen propaganda savaşını kaleme aldı.

Savaş sırasında 2,8 milyar broşür atıldı

Kuzey ve Güney Kore arasında balonlarla dağıtılan broşürlerin geçmişi 1950’lerdeki Kore Savaşı’na dek uzanıyor. Balonlarla dağıtılan bu nesnelere genelde Korece “pira” adı veriliyor.

Uygulama teknik olarak, Birleşmiş Milletler (BM) güçlerinin psikolojik savaşın bir parçası olarak Kuzey’in üzerine broşürler bırakmasıyla başladı.

Buna karşılık Kuzey Kore de BM güçlerini hedef alan broşürler dağıttı.

Ateşkes anlaşmasının imzalandığı 27 Temmuz 1953 tarihine kadar toplam 2,8 milyar broşür atıldı. Bunların 2,5 milyarı Güney Kore ve BM güçleri tarafından dağıtılırken, Kuzey Kore ve Sovyetler Birliği 300 milyon broşür attı.

Atılan bu broşürlerin tamamı, tüm Kore Yarımadası’nı 20 kereden fazla örtebilirdi.

Broşürlerin çoğu dikkat çeksin diye parlak renkliydi. Ağırlıklı olarak da kırmızıydı.

Teslim olmaya teşvik eden mesajlar vardı. Bazı broşürlerde , ellerinde tutanlara koruma teminatı verilen “güvenlik garantileri” de veriliyordu.

‘Kendini öven’ mesajlar

Her iki taraf arasında çatışmaların durmasını sağlayan 1953 ateşkes anlaşmasından sonra bile bildiri dağıtımı devam etti.

Bu broşürler iki ülke liderlerini ve hükümetlerini eleştiren içeriklerle doluydu.

1960’lar ve 70’lerde Kuzey Kore’nin broşürleri Pyongyang’ın gelişimini vurguluyor ve Başkan Kim Il-sung’un başarılarından söz ediyordu.

1970’lerde Kuzey Kore broşürleri “Kuzey’e gelen askerlere” “garantili hak ve özgürlükler, işe yerleştirme, lüks konutların ücretsiz tahsisi, yaşam ödeneği ve nakit ödüller” gibi birçok vaatte bulunuyordu.

1970’lerde bazı Güney Koreliler broşürleri okuduktan sonra, ekonomik koşullarının daha iyi olduğu yönünde bir düşünceye kapılarak Kuzey Kore’ye iltica etmişti.

1980’lere kadar Güney Koreli öğrencilerin Kuzey Kore tarafından gönderilen broşürleri toplaması yaygındı. Bunları okullara ya da polis karakollarına götürmek onlara kalem, defter ve diğer okul malzemeleri dahil pek çok ödül kazandırabiliyordu.

Hatta devlet daireleri, casusları ihbar eden ya da Güney Kore karşıtı broşür toplayanlara ödül verileceğine dair ilanlar bile yayımladı.

İki taraf arasındaki ekonomik durum tersine döndükçe, bu sefer de bu konuyu Güney Kore kendi Kuzey Kore karşıtı broşürlerinde kullanmaya başladı.

1988 Seul Olimpiyatları sırasında “Doyana kadar yemek yemek istemiyor musunuz?” gibi sloganlar doğrudan bu değişime işaret etmek için kullanıldı.

Duraklama dönemi

Hem Kuzey hem de Güney Kore, 1991 Koreler Arası Temel Anlaşma ve 2000 Koreler Arası Düşmanca Eylemlerin Durdurulması Anlaşması’nın imzalanmasının ardından bildiri dağıtım faaliyetlerini resmen durdurdu.

Güney polisi 2007 yılında Kuzey Kore propaganda malzemelerinin toplanması ve taşınmasını düzenleyen yönetmelikleri yürürlükten kaldırarak, bu tür malzemelerin teslim edilmesi karşılığında okul malzemeleri de dahil olmak üzere verilen ödülleri fiilen sona erdirdi.

Resmi olarak desteklenen broşür dağıtımı sona ermiş olsa da broşürler tamamen ortadan kalkmadı.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Myung-bak döneminde iki taraf arasındaki ilişkiler bozulmaya başladığında, karşılıklı eleştiri ve psikolojik savaş da yeniden başladı.

Broşürler bir kez daha iki Kore üzerinde uçmaya başladı.

Hoparlörle sınırda yapılan propaganda

2000’li yıllardan beri Güney Kore’deki sivil örgütler Kuzey Kore karşıtı broşürlerin gönderilmesinde başı çekti. Ayrıca küçük kaplarda noodle, banknot halde bir ABD doları gibi Batılı ürünleri de yine broşürlerle diğer tarafa gönderdiler.

Kuzey Kore karşıtı broşürlerin dağıtımı 2010 yılında Cheonan donanma gemisinin batmasından sonra önemli ölçüde arttı.

Güney’deki Park Geun-hye yönetimi, Kuzey Kore’nin Ocak 2016’da gerçekleştirdiği dördüncü nükleer denemeye yanıt olarak Kuzey’e yönelik hoparlör yayınlarını da yeniden başlattı.

Sınırdaki hoparlörlerden yapılan bu yayınlar, Kuzey Kore’deki insan hakları ihlalleriyle ilgili haberleri içeriyordu. Ayrıca kültürel değişimin parçası olarak da Kore pop müziği de çalınıyordu.

Buna karşılık Kuzey Kore de Güney Kore karşıtı broşürlerin dağıtımına yeniden başladı. Bu broşürlerin çoğunda Washington’un Kuzey Kore politikasını ve Güney Kore’deki siyasi durum eleştiriliyordu.

27 Nisan 2018 tarihinde Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-un Panmunjom Deklarasyonunu açıkladı.

Her iki lider de “ 1 Mayıs’tan itibaren Askeri Sınır Hattı boyunca hoparlör yayınları ve bildiri dağıtımı da dahil olmak üzere tüm düşmanca eylemleri durdurma” konusunda anlaştı.

Buna rağmen, Özgür Kuzey Kore için Savaşanlar gibi Güney Koreli sivil örgütler bildiri dağıtımına devam etti.

O sırada Kim Jong-un’un kız kardeşi Kim Yo-jong, Güney Kore hükümetinin “çirkin durumu engelleyememesi halinde Koreler arası ilişkilerin daha da kötüleşebileceği” uyarısında bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kuzey-ve-guney-korenin-balonlarla-yaptigi-brosur-propagandasinin-tarihinde-neler-var/feed/ 0
Bodrum Futbol Kulübü, Play-Off finaline hazır https://www.haber60.com.tr/bodrum-futbol-kulubu-play-off-finaline-hazir/ https://www.haber60.com.tr/bodrum-futbol-kulubu-play-off-finaline-hazir/#respond Tue, 28 May 2024 23:33:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33592 – Bodrum Futbol Kulübü, Play-Off finaline hazır

MUĞLA – Bodrum Futbol Kulübü, Trendyol 1. Lig Play-Off finalinde karşılaşacağı Sakaryaspor maçının hazırlıkarını sürdürüyor. Yeşil-beyazlı ekip adını Süper Lig’e yazdırmak için maça kenetlendi. Yarım kalan hikayeyi tamamlamak istediklerini söyleyen Bodrum FK Teknik Direktörü İsmet Taşdemir, “Zor bir maç. Geçen seneden kalan yarım bir hikayemiz var. İnşallah rabbim de nasip ederse yarım kalan hikayeyi bu sene bitirmek istiyoruz” dedi.

Trendyol 1. Lig Play-Off final maçında Bodrum FK, 30 Mayıs Perşembe günü saat 20.00’da Yeni Adana Stadyumu’nda Sakaryaspor ile kozlarını paylaşacak. Karşılaşmaya yoğun şekilde hazırlanan yeşil-beyazlı ekip adını Süper Lig’e yazdıran taraf olmak istiyor.

İsmet Taşdemir: “Geçen seneden kalan yarım bir hikayemiz var”

Adana’dan mutlu bir şekilde Bodrum’a döneceklerine inandıklarını söyleyen Bodrum FK Teknik Direktörü İsmet Taşdemir, “Ara ara inişli çıkışlı zamanlar odu 34 haftada. Futbolda bunlar çok normal. Sonucuna baktığımız zaman iyi bir lig geçirdik. Bir ailede olacak sorunlar bizde de oldu. Bu sorunları kendi aramızda halledip yolumuza devam ettik. Sezon sonunda geldiğimiz nokta bizim takım açısında çok önemli çok değerli. Biz çok fazla transfer yoğunluklu gitmedik. Devre arasında kritik bir süreçteyken bile transfer rotamızı politikamızı daha çok gençlerden yana kullandık. Doğru oyuncuları hem takımımıza hem de Türk futboluna kazandırma yolunu tercih ettik. Gençleri kısmen de olsa aramıza kattığımızı düşünüyoruz. Bu yolda her şeyi üst üste koyduğunuzda 34 haftanın sonunda geldiğimiz nokta bizim için çok önemli ve değerli. Son maç çok zorluydu. Çorum FK ile oynamak bizim için de onlar için de zordu. Maçtan önce de “2 güçlü takım birisi kırılacak” diye söylemiştim. Kırılan taraf rakibimiz oldu. Şans biraz bizden yana güldü özellikle penaltılarda kalecimizin devleşmesi ve çok güzel 2 penaltı kurtarması. İki maçı baz aldığımızda bizim oyun gücümüz biraz daha iyiydi ve karşılığını aldık diye düşünüyorum. Şimdi ligin başka bir köklü camiası, çok iyi bir takım olan Sakaryaspor ile oynayacağız. Play-off maçlarına başladığımızda yüzde 20 olan şansımızı yüzde 50’ye getirdik. Şimdi bir finalimiz kaldı. Zor bir maç, bizimde geçen seneden kalan yarım bir hikayemiz var. İnşallah rabbim de nasip ederse yarım kalan hikayeyi bu sene bitirmek istiyoruz. Oyuncularımızın motivasyonu gayet iyi. Olaya bakış açıları ve kendilerine olan güvenleri çok şükür çok iyi. Maçın oynanacağı yer biraz uzak. Bize yaklaşık bin km uzaklıkta. Buna rağmen ben taraftarlarımızın mutlaka o gün orda olacaklarına inanıyorum. Bizi Adana’da yalnız bırakmayacaklardır. Onlara çok ihtiyacımız var, taraftar desteğini ceza yediğimiz 2 maçta gördük. Özellikle Eyüp maçından sonraki 2 maç seyircisiz oynama sıkıntısını biz çok fazla yaşadık. Daha sonra seyircimizin devreye girmesiyle de ondan sonraki içerdeki tüm maçları kazandık. Seyircimiz bizim için önemli bir güç. Onların yanımızda olduğunu bilmek, karşılıksız bir şekilde sevgilerini verdiğini bilmek bizi birazcık daha motive ediyor. Ben Adana’da da olacaklarını düşünüyorum. İmkanı el veren sıkıntısı olmayan herkesin Adana’ya geleceğini düşünüyorum. İnşallah seyircimizi biz de mutlu bir şekilde tekrar Bodrum’a yollarız” dedi.

Ondrej Celustka: “Hep birlikte çok güçlüyüz”

Her zaman yanlarında olan taraftarlara teşekkür eden takımın tecrübeli oyuncularından Ondrej Celustka, “Maça hazırız çokta heyecanlıyız, sahada her şeyi yapmak için motivasyonumuz çok yüksek. Takımımızı ve oyuncularımızı tebrik etmek istiyorum. Geçen sene kazanılmış bir başarı var bunu aynı şekilde tekrarlamak güç ister. Biz de bu güce sahip olan bir takımız. Ailemiz gibi olan taraftarlarımıza teşekkürlerimizi sunmak istiyorum. Çorum maçında desteklerini çok fazla hissettik. Aynı desteği Adana’da da verecekler. Hep birlikte çok güçlüyüz inşallah şampiyonluğu getirecek etkiyi başaracağız” diye konuştu.

Öte yandan Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci de Bodrum FK antrenmanına gelerek futbolculara destek çıktı. Bodrum FK Başkan yardımcısı Selahattin Polat ve Yönetim Kurulu üyesi İsmail Erdoğan da antrenmana gelerek futbolculara başarılar diledi. Bodrum FK taraftarları ise çicek ve tatlı getirerek idmanda futbolculara destek oldu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bodrum-futbol-kulubu-play-off-finaline-hazir/feed/ 0
Bodrum FK, Sakaryaspor maçına hazırlanıyor https://www.haber60.com.tr/bodrum-fk-sakaryaspor-macina-hazirlaniyor/ https://www.haber60.com.tr/bodrum-fk-sakaryaspor-macina-hazirlaniyor/#respond Tue, 28 May 2024 23:12:30 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=33578 Bodrum Futbol Kulübü, Trendyol 1. Lig Play-Off finalinde karşılaşacağı Sakaryaspor maçının hazırlıkarını sürdürüyor. Yeşil-beyazlı ekip adını Süper Lig’e yazdırmak için maça kenetlendi. Yarım kalan hikayeyi tamamlamak istediklerini söyleyen Bodrum FK Teknik Direktörü İsmet Taşdemir, “Zor bir maç. Geçen seneden kalan yarım bir hikayemiz var. İnşallah rabbim de nasip ederse yarım kalan hikayeyi bu sene bitirmek istiyoruz” dedi.

Trendyol 1. Lig Play-Off final maçında Bodrum FK, 30 Mayıs Perşembe günü saat 20.00’da Yeni Adana Stadyumu’nda Sakaryaspor ile kozlarını paylaşacak. Karşılaşmaya yoğun şekilde hazırlanan yeşil-beyazlı ekip adını Süper Lig’e yazdıran taraf olmak istiyor.

İsmet Taşdemir: “Geçen seneden kalan yarım bir hikayemiz var”

Adana’dan mutlu bir şekilde Bodrum’a döneceklerine inandıklarını söyleyen Bodrum FK Teknik Direktörü İsmet Taşdemir, “Ara ara inişli çıkışlı zamanlar odu 34 haftada. Futbolda bunlar çok normal. Sonucuna baktığımız zaman iyi bir lig geçirdik. Bir ailede olacak sorunlar bizde de oldu. Bu sorunları kendi aramızda halledip yolumuza devam ettik. Sezon sonunda geldiğimiz nokta bizim takım açısında çok önemli çok değerli. Biz çok fazla transfer yoğunluklu gitmedik. Devre arasında kritik bir süreçteyken bile transfer rotamızı politikamızı daha çok gençlerden yana kullandık. Doğru oyuncuları hem takımımıza hem de Türk futboluna kazandırma yolunu tercih ettik. Gençleri kısmen de olsa aramıza kattığımızı düşünüyoruz. Bu yolda her şeyi üst üste koyduğunuzda 34 haftanın sonunda geldiğimiz nokta bizim için çok önemli ve değerli. Son maç çok zorluydu. Çorum FK ile oynamak bizim için de onlar için de zordu. Maçtan önce de “2 güçlü takım birisi kırılacak” diye söylemiştim. Kırılan taraf rakibimiz oldu. Şans biraz bizden yana güldü özellikle penaltılarda kalecimizin devleşmesi ve çok güzel 2 penaltı kurtarması. İki maçı baz aldığımızda bizim oyun gücümüz biraz daha iyiydi ve karşılığını aldık diye düşünüyorum. Şimdi ligin başka bir köklü camiası, çok iyi bir takım olan Sakaryaspor ile oynayacağız. Play-off maçlarına başladığımızda yüzde 20 olan şansımızı yüzde 50’ye getirdik. Şimdi bir finalimiz kaldı. Zor bir maç, bizimde geçen seneden kalan yarım bir hikayemiz var. İnşallah rabbim de nasip ederse yarım kalan hikayeyi bu sene bitirmek istiyoruz. Oyuncularımızın motivasyonu gayet iyi. Olaya bakış açıları ve kendilerine olan güvenleri çok şükür çok iyi. Maçın oynanacağı yer biraz uzak. Bize yaklaşık bin km uzaklıkta. Buna rağmen ben taraftarlarımızın mutlaka o gün orda olacaklarına inanıyorum. Bizi Adana’da yalnız bırakmayacaklardır. Onlara çok ihtiyacımız var, taraftar desteğini ceza yediğimiz 2 maçta gördük. Özellikle Eyüp maçından sonraki 2 maç seyircisiz oynama sıkıntısını biz çok fazla yaşadık. Daha sonra seyircimizin devreye girmesiyle de ondan sonraki içerdeki tüm maçları kazandık. Seyircimiz bizim için önemli bir güç. Onların yanımızda olduğunu bilmek, karşılıksız bir şekilde sevgilerini verdiğini bilmek bizi birazcık daha motive ediyor. Ben Adana’da da olacaklarını düşünüyorum. İmkanı el veren sıkıntısı olmayan herkesin Adana’ya geleceğini düşünüyorum. İnşallah seyircimizi biz de mutlu bir şekilde tekrar Bodrum’a yollarız” dedi.

Ondrej Celustka: “Hep birlikte çok güçlüyüz”

Her zaman yanlarında olan taraftarlara teşekkür eden takımın tecrübeli oyuncularından Ondrej Celustka, “Maça hazırız çokta heyecanlıyız, sahada her şeyi yapmak için motivasyonumuz çok yüksek. Takımımızı ve oyuncularımızı tebrik etmek istiyorum. Geçen sene kazanılmış bir başarı var bunu aynı şekilde tekrarlamak güç ister. Biz de bu güce sahip olan bir takımız. Ailemiz gibi olan taraftarlarımıza teşekkürlerimizi sunmak istiyorum. Çorum maçında desteklerini çok fazla hissettik. Aynı desteği Adana’da da verecekler. Hep birlikte çok güçlüyüz inşallah şampiyonluğu getirecek etkiyi başaracağız” diye konuştu.

Öte yandan Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci de Bodrum FK antrenmanına gelerek futbolculara destek çıktı. Bodrum FK Başkan yardımcısı Selahattin Polat ve Yönetim Kurulu üyesi İsmail Erdoğan da antrenmana gelerek futbolculara başarılar diledi. Bodrum FK taraftarları ise çicek ve tatlı getirerek idmanda futbolculara destek oldu. – MUĞLA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bodrum-fk-sakaryaspor-macina-hazirlaniyor/feed/ 0
Bodrum FK Teknik Direktörü İsmet Taşdemir Taraftardan Destek İstedi https://www.haber60.com.tr/bodrum-fk-teknik-direktoru-ismet-tasdemir-taraftardan-destek-istedi/ https://www.haber60.com.tr/bodrum-fk-teknik-direktoru-ismet-tasdemir-taraftardan-destek-istedi/#respond Sat, 25 May 2024 00:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32954 Çorum Fk maçında taraftardan destek isteyen Bodrum FK Teknik Direktörü İsmet Taşdemir, “Taraftarlarımızdan ricam, maçın son düdüğüne kadar bizi desteklemeleridir. Desteklerinden hiç şüphem yok” dedi.

Trendyol 1. Lig play-off 2. tur ilk maçında Bodrum FK deplasmanda karşılaştığı Çorum FK ile 1-1 berabere kalarak, avantajlı skorla döndü. Yeşil-beyazlı ekip rövanş karşılaşmasında 24 Mayıs Cuma günü evinde Çorum FK ile mücadele edecek. Karşılaşmada sakatlığı bulunan Süleyman oynamayacak. Erkan ve Celustka’nın durumu ise maç günü netlik kazanacak. Bodrum FK seyirci önünde tur atlayan taraf olup finalde Sakaryaspor ile kozlarını paylaşmak istiyor.

İsmet Taşdemir’den taraftara çağrı

Rövanş maçının değerlendirmesini yapan Bodrum FK Teknik Direktörü İsmet Taşdemir, “Bu maçların zorluğu çok yüksek. Avantajlı bir skorla buraya gelmedik. İlk yarısı berabere biten, ikinci yarısını oynayacağımız bir müsabaka olarak görüyoruz. Finalde oynamak istiyoruz ama karşımızda da finalde en az bizim kadar olmak isteyen bir takım var. İki denk takımın mücadelesi olacak. İlk maçta çok güzel bir mücadele oldu. 2. maçta da aynı mücadele devam edecektir. İnşallah kazanan taraf oluruz. Çorum Futbol Kulübü 1. Lig’e çıktı ve bu başarıyı yakaladı, final istiyorlar, bir üst ligde oynamak istiyorlar. Oyunun gidişatındaki tepkileri bence biraz fazlaydı. Taraftarlar ortamı biraz fazla gerdi. Taraftarların ilk kez böyle bir coşkuyu yakından hissettikleri için birazcık abarttıklarını düşünüyorum. Futbolda bunlar normal, sahada iki çok iyi mücadele eden takım vardı. Onlar da hem takımlarını destekleyip, bizi de aşağı çekmek istediler ama oyuncularım ona müsaade etmedi” dedi.

“Her maçın hikayesi farklı”

Her maçın hikayesinin farklı olduğunu belirten Taşdemir, “Geçen sene play-off finali oynadık diye bu sene de aynı şekilde oynamamız bir avantaj teşkil etmeyecektir. Çünkü her maçın hikayesi, her takımın farklı bir oyunu o yüzden her maçın zorluğu var. Bu maçta onlardan bir tanesi. Geçen sene play-off oynadık diye biz tecrübeliyiz diyemiyorum. Her maç zordur ve hikayesi farklıdır. Eksiklerimiz var; Erkan ve Celuska’nın devam eden ufak tefek rahatsızlıkları var. Erkan takımda idmanlara çıkmaya başladı. Celuska’yı da bir deneyeceğiz. Süleyman hepimizi çok üzdü, takımımız için çok etkili ve iyi bir oyuncuydu. Bu son maçta onu kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Yaklaşık 8 ay sahalardan uzak kalacak. Kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Taraftarlarımızdan ricam, zorluk eşiği yüksek bir maç, bizi sonuna kadar desteklesinler, sadece bizimle olsunlar, sadece bizim oyunumuza bağlı kalsınlar, diğer etkenlere yönelmesinler. Biz onlarla birlik olduğumuz zaman, aynı duyguları yaşadığımız sürece hep başarılı olduk, bundan sonrada başarılı olacağız. Taraftarlarımızdan ricam, maçın son düdüğüne kadar bizi desteklemeleridir. Desteklerinden hiç şüphem yok” diye konuştu.

Bodrum FK’nın 22 yaşındaki futbolcusu Ahmet Aslan ise, “Maç hazırlıklarına başladık. Çorum’da berabere bir sonuç aldık. Ne kadar avantajlı gözükse de bizim için maçın ilk yarısı bitti. Cuma günü ikinci yarısını oynayacağız. Aynı şekilde aynı disiplinde maçı kazanıp, finale çıkmak istiyoruz. Takım gayet motive herkes bir birine sahip çıkıyor. Ortamımız gayet iyi inşallah finale çıkıp gecen sene yapamadığımızı bu sen yapmak istiyoruz” ifadelerini kulandı. – MUĞLA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bodrum-fk-teknik-direktoru-ismet-tasdemir-taraftardan-destek-istedi/feed/ 0
Konya’da Yaya Kazasında 6 Kişi Hayatını Kaybetti, Sürücü Yargılanıyor https://www.haber60.com.tr/konyada-yaya-kazasinda-6-kisi-hayatini-kaybetti-surucu-yargilaniyor/ https://www.haber60.com.tr/konyada-yaya-kazasinda-6-kisi-hayatini-kaybetti-surucu-yargilaniyor/#respond Tue, 07 May 2024 23:06:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30733 Konya’da yolun karşısına geçmeye çalışan yayalara çarparak aynı aileden 3’ü çocuk 6 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan sürücünün yargılanmasına başlandı. Tutuklu sürücü, son sözün var mı sorusuna ‘mağdur taraf yakınları bana hakkını helal etsin’ cevabını verdi.

Kaza, 4 Kasım 2023 tarihinde akşam saatlerinde merkez Selçuklu ilçesi Yeni İstanbul Caddesi Sancak Tramvay Durağı önünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, inşaatta işçi olarak çalışan Sefa S. (19) idaresindeki 42 DU 949 plakalı otomobil, Yeni İstanbul Caddesi üzerinde sol şeritte seyir halindeyken yolun karşısına geçmeye çalışan yayalara çarptı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinde, Fadime Aslan (52), kızı Sultan Aslan (33), torunları Fadime Aslan (7), Elif Aslan (14) ve Fadime Azra Atalay’ın (9) olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kazada yaralanan Emine Atalay (32), çocukları Hasan A. (11), Ali Cemal A. (8), Fadime A. ve araçta yolcu olarak bulunan C.N.Ö. (6) olay yerindeki ilk müdahalenin ardından ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Kazada yaralanan ve durumu ağır olan Emine Atalay, hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Gözaltına alınan 19 yaşındaki sürücüye yapılan kan testinde alkol ve uyuşturucu tespit edilmedi. Emniyetteki ilk ifadesinde Sefa S.’nin “Cadde üzerinde seyir halindeyken bir anda kalabalık bir yaya grup karşıma çıktı. Direksiyonu refüje doğru kırdım, frene de bastım kurtarmaya çalıştım ancak duramadım ve çarptım. Alkol testi yaptılar testim olumsuz çıktı. Olay günü 1 buçuk litre protein tozu içtim, bir önceki gece de 1 litrelik enerji içeceği içmiştim. Daha önce hiç uyuşturucu madde kullanmadım. Kaç kilometre hızla gittiğimi de hatırlamıyorum o an” diye kendini savundu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkartıldığı mahkemece tutuklandı.

Kazaya dair iddianame hazırlandı

Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kazayla ilgili tahkikat tamamlandı. Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan iddianame Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede bulunan raporda, sürücü Sefa S.’nin caddenin 82 kilometre olan hız limitinin üstünde seyrettiği tespit edildiği belirtilerek, “Kazanın meydana geldiği anda gece olması sebebiyle seyreden araçların farlarını yakarak seyretmeleri gerektiğinden ve farların etkisiyle görüş açısının yeterli olması açısından araç sürücülerinin gün durumunu da göz önüne alarak gerektiğinde seyretmiş oldukları yol için belirlenen hızın daha da altında seyrederek gün ve trafik durumuna uygun hızla seyretmesi gerekirken, dosyada bulunan tanık ifadelerinde ve kolluk görevlileri tarafından yapılan fren ölçümünde araç sürücüsünün seyretmiş olduğu yol için belirlenen hız limitinin üzerinde seyrederek kazanın oluşumuna engel olamamış ve birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermiştir” denildi. Raporda hem yayaların hem de sürücü Sefa S.’nin kusurlu olduğu belirtildi.

Sürücü Sefa S. hakkında ‘Taksirle yaralanmaya ve öldürmeye neden olma’ suçlamasıyla, 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Sürücü Sefa S., Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıktı. Sefa S. savunmasında, “Akşam saat 18.00 sıralarıydı. Evden çıktım arkadaşımı evine bırakmak için şehir merkezi istikametinde seyir halinde olduğum sırada yol karanlıktı, sokak lambaları yanmıyordu. Bir grup bir anda karşıma çıktı. Kurtarmaya çalıştım ancak kurtaramadım, kaza meydana geldi. Pişmanım” dedi.

Kazada hayatını kaybedenlerin yakınları ise kazaya karışan sürücüden şikayetçi olduklarını söyledi.

Kaza sırasında sürücünün aracında bulunan arkadaşı ve mahkemede tanık olarak dinlenen Ceylin Naz Ö. de, “Sefa ile beni evime bırakmak için beraber araçla yola çıktık. Yol çok karanlıktı orta şeritteydik, bir anda kaza oldu. Aracın o anlık hızını bilmiyorum” şeklinde konuştu.

“Karşı taraf bana hakkını helal etsin pişmanım”

Kaza sırasında yolda aracıyla seyir halinde olan ve tanık olarak dinlenen Ayhan A. ise “Olay günü şehir merkezi istikametine seyir halinde olduğum sırada kazaya karışan araç benim sağımdan beni geçti ve o sırada bir anda gaza yüklendi ve hızlandı. Beni geçmesi ile kaza meydana geldi. Eğer Sefa S. kaza yapmasaydı büyük ihtimalle ben çarpacaktım. Yayaları görmedim, kaza sonrası aracımdan inerek hemen yardım ettim” ifadelerini kullandı.

Mahkeme başkanının ‘son sözün var mı’ sorusuna sürücü Sefa S., “Karşı taraf bana hakkını helal etsin, pişmanım” şeklinde cevap verdi. Mahkeme heyeti daha sonra tarafların savunmalarının ardından dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için davayı ileri bir tarihe erteledi. – KONYA

]]>
https://www.haber60.com.tr/konyada-yaya-kazasinda-6-kisi-hayatini-kaybetti-surucu-yargilaniyor/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye’nin AB üyeliği için katkı sunmaya hazırız https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiyenin-ab-uyeligi-icin-katki-sunmaya-haziriz/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiyenin-ab-uyeligi-icin-katki-sunmaya-haziriz/#respond Wed, 17 Apr 2024 22:21:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27874 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Türkiye’nin AB üyeliği için katkı sunmaya, diplomatik girişimlerde bulunmaya ve Avrupalı dostlarımızı ikna etme konusunda öncülük yapmaya hazırız.” dedi.

Özel, Fransa’nın Strazburg kentinde, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) İlkbahar Oturumu Sosyalistler, Demokratlar ve Yeşiller Grubu Toplantısı’na katıldı.

Özel, burada yaptığı konuşmasında, Türkiye’nin kurucu partisi olarak demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi için mücadele etmeyi sürdürdüklerini belirtti.

Avrupa Konseyinin temel amacı olan insan hakları ile temel hak ve özgürlüklerin korunmasını, gelişmesini ilke edinmiş bir parti olduklarını dile getiren Özel, CHP Genel Başkanı olarak seçildiğinde partilerinin, Avrupa ve dünyadaki kardeş partileriyle, yoldaşlarıyla daha sıkı ilişkiler ve dayanışma içinde olması gerektiğinin altını çizdiğini anımsattı.

Özel, Almanya’da SPD Kongresi’ne, Madrid’de Sosyalist Enternasyonal Zirvesi’ne, Bükreş’te Avrupa Sosyalist Partisi Liderler Zirvesi’ne katıldığını da hatırlatarak, “Partimizde, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde görev yapmış çok değerli yöneticilerimiz, milletvekillerimiz, Avrupa kurumlarını çok iyi bilen isimler var. Bundan sonra da bu temaslarımızı sıklaştırarak sürdüreceğiz.” dedi.

Geçen yıl 100. kuruluş yılını kutlayan CHP’nin, yerel seçimlerde 17 milyon 300 bin vatandaşın desteğini alarak birinci parti olduğunu, 14’ü büyükşehir olmak üzere Türkiye’nin 35 ilinde belediye başkanlıklarını kazandıklarını anımsatan Özel, bugün ülke nüfusunun yüzde 65’inin CHP’li belediyelerden hizmet aldığını ve yönettikleri belediyelerin ülke ekonomisinin yüzde 80’ini temsil ettiğini ifade etti.

Özel, aldıkları bu destekle sorumluluklarının da arttığına işaret ederek, bu bilinçle sosyal demokrat değerlerden ve adaletli yönetimden asla taviz vermeyeceklerini vurguladı.

“Demokrasiden ve çağdaşlıktan tarafız”

Kadınların şiddetten korunduğu, eşitlikle toplumun bir parçası olduğu bir toplum düzeni için İstanbul Sözleşmesinden taraf olduklarını belirten Özel, şöyle devam etti:

“Demokrasinin ve insan haklarının herkes için güvence altında olması için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden tarafız. Emeğin, emeklinin, gençlerin, ekonomik ve sosyal hakların güvence altına alınması için Avrupa Sosyal Şartından tarafız. Bizim tarafımız belli. Biz kurucu kadrolarımızın gösterdiği rotadan, demokrasiden ve çağdaşlıktan tarafız. Avrupa’nın bütün ülkelerinden ilerici sosyal demokrat, sosyalist ve çevreci yoldaşlarımızla birlikte 31 Mart günü Türkiye’de partimizin gerçekleştirdiği seçim başarısını tüm Avrupa’ya yaymak bizlerin dayanışmasından ortak mücadelesinden geçmektedir. Bu çerçevede, haziran ayı içinde Avrupa Parlamentosu Seçimlerini de çok önemli görüyoruz. CHP Genel Başkanı olarak bu seçimlerde ilerici sosyal demokrat, sol siyasi partilere destek vermeye, katkı sunmaya hazır olduğumuzu buradan ifade etmek isterim.”

Özel, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan Türk seçmenlerin, daha adil bir Avrupa’yı hedefleyen partilere yöneleceğine inandığını ve bunu bir davet olarak ifade ettiğini dile getirdi.

“AB üyeliği için öncülük yapmaya hazırız”

Kosova’nın, Avrupa Konseyi üyeliğinin onaylanmasından memnuniyet duyduğunu kaydeden Özel, “Ülkemiz 1959’da çıktığı Avrupa Birliği yolculuğunun 65. yılında halen tam üye statüsü alamamıştır. Bu süreçte her iki tarafın eksik ve hataları nedeniyle ülkemizin tam üyelik hedefi gerçekleşememiştir. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda Avrupa Birliği’ndeki yoldaşlarımızın desteği önem taşımaktadır. AB tam üyeliği, parti olarak bizim de halkımızın da temel hedefidir. Bu, kurucumuzun bize gösterdiği rotadır. Biz Avrupa’nın bir parçasıyız. Türkiye’nin AB üyeliği için katkı sunmaya, diplomatik girişimlerde bulunmaya ve Avrupalı dostlarımızı ikna etme konusunda öncülük yapmaya hazırız.” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özel, dünyanın değişim ve dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, artık karşılaşılan sorunların, sınırları aşan çözümünün hep birlikte çalışılması gereken küresel meseleler olduğuna vurgu yaptı.

Birbirine derinden bağlı olan bu sorunlar silsilesinin, halkın ekonomik, sosyal koşullarını ve demokrasileri tehdit ettiğini aktaran Özel, şunları söyledi:

“Kurulu ekonomik düzenden hak ettiğini alamayan, kendini geride bırakılmış hisseden, gelir adaletsizliği yaşayan kitleleri, radikal söylemlerle kendine çeken aşırı sağ ideoloji, kıta Avrupa’sının pek çok bölgesinde güçlenmektedir. Yükselen aşırı sağ akımlar ve otoriter rejimler, tarihin sayfaları arasına gömdüğümüz zararlı ideolojileri tekrar gün yüzüne çıkarma potansiyeline sahiptir. Türkiye’de bu çoklu krize ortak sorunlara çare üretecek yeni siyasetin önemli ve güçlü adımlarını attık. Bu nedenle demokratik siyaseti güçlendirmeli, yükselen otoriterliğe karşı partilerimiz arasındaki dayanışmayı arttırmalıyız.”

Demokrasiye inananlar ve yeni bir ekonomik düzeni kurma iradesi taşıyanlar olarak daha fazla güç birliği yapılması gerektiğinin altını çizen Özel, neoliberal ekonomik düzenin yerine geçecek yeni bir düzen ile katılımcı, demokratik, eşit temsile dayalı bir yönetim anlayışının ortak ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Özgür Özel, “Ne küresel, ne ulusal alanda gelir adaleti sağlanamadığı gibi aksine her krizde gelir dağılımı daha da bozulmuştur. Maalesef gelir eşitsizliği sürdürülemez boyutlara ulaşmıştır. Bu durum, hem ulusal hem küresel ölçekte gerilimleri besleyen bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu konuda bizlere daha çok görev düşmektedir. Ancak bu şekilde işçilerin, çiftçilerin, dar gelirlilerin, güvencesiz bırakılan kesimlerin sorunlarına çözüm üretebiliriz.” dedi.

“Gazze’de kalıcı ateşkes sağlanmadan gerilim dinmeyecek”

Savaş ve çatışmanın hala insanlık için en önemli risklerden biri olduğuna dikkati çeken Özel, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonlarda şu an itibarıyla 33 binden fazla insanın hayatını kaybettiğini bildirdi.

Bunun önemli bir kısmının kadın ve çocuklardan oluştuğuna dikkati çeken Özel, şunları kaydetti:

“Gazze’de bu insani dram sürerken hafta sonu İsrail-İran arasında tırmanan gerilimi endişeyle takip ettik. Geçtiğimiz kasım ayında uluslararası bir barış çağrısında bulunmuştum. Almanya’da kardeş partimiz SPD Kongresi’nde Genel Başkan yardımcılığına seçildiğim Sosyalist Enternasyonal’in Madrid Zirvesi’nde, Bükreş’teki Avrupa Sosyalist Partisi Liderler Zirvesi’nde bu konuda bizlere büyük bir sorumluluk düştüğünü vurgulamıştım. Orta Doğu’da tansiyon bu denli yükselmişken partimize düşen görev, bu gerilimi düşürecek her çabanın öncüsü olmaktır. Bu konuda kardeş partilerimizle dayanışma içinde her türlü girişime hazır olduğumuzu ifade etmek isterim. Gazze’de kalıcı ateşkes sağlanmadan ülkeler arasında yükselen gerilim dinmeyecek. Bu tehdit, tüm Avrupa’da tüm dünyada hissedilmeye devam edecektir. Sorunun kalıcı çözümü için Birleşmiş Milletler’in 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin kurulması, iki devletli oluşuma ihtiyaç olduğunu vurgulamak isterim.”

Doğrudan sivilleri hedef alan saldırıların devamına göz yumulmasının ve bazı ülkelerin tutumlarının insan hakları gibi temel değerlerin zeminini yok ettiğini vurgulayan Özel, “Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ sözünden hareketle daima barışın sözcüsü, haklının ve mazlumun savunucusu olmaya devam edeceğiz.” dedi.

“Geçtiğimiz dönemde Azerbaycan’la aramızda yaşanan, oylamasına dahil olmadığımız ama doğurduğu sonuçlar açısından da üzüntü duyduğumuz sürecin hızla onarılması gerektiğini düşünüyorum.” diyen CHP Genel Başkanı Özel, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Konseyin ortak değerlerinin sonuna kadar savunucusuyuz. Ancak Azerbaycan’la yaşanan süreç, bugüne kadar verdiği sonuçlar açısından her iki taraf açısından da öğreticidir ve bundan sonra ilişkilerin yeniden tesisi noktasında üzerimize düşecek her türlü katkıyı yapmak üzere bizim için çok önemli bir ülke olan Azerbaycan’la konsey arasında her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğumuzu da ifade etmek isterim. Avrupalı demokratlar olarak bütün krizlerin üstesinden gelebilecek güç ve iradeye sahibiz. Daha demokratik, daha müreffeh, daha güvenli bir Avrupa bu ailenin her ferdenin daha insan hakları temelinde daha güçlü bir sosyal devleti mümkün kılmaktadır.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-turkiyenin-ab-uyeligi-icin-katki-sunmaya-haziriz/feed/ 0
Çevre Bakanı: Kentsel dönüşüm için bir bakanlık, iki belediye, üç vatandaş gerekiyor https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-kentsel-donusum-icin-bir-bakanlik-iki-belediye-uc-vatandas-gerekiyor/ https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-kentsel-donusum-icin-bir-bakanlik-iki-belediye-uc-vatandas-gerekiyor/#respond Sat, 23 Mar 2024 03:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=22473 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Tüm Türkiye’de şu anda kentsel dönüşüm yapabilmek için büyük bir seferberlik ilan ettik. Her tarafa koşuyoruz, her bir tarafa yetişmeye çalışıyoruz ama şunu hepimizin bilmesi lazım. Kentsel dönüşümün doğru ve hakkıyla yapılabilmesinin tek şartı şu üç grubun bir araya gelmesi. Bir bakanlık, iki belediye, üç vatandaş.” dedi

Özhaseki, Erenler Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm alanlarını incelemesinin ardından düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin kadim şehirlere sahip olduğunu söyledi.

Türkiye’nin iki önemli kusuru bulunduğunu belirten Özhaseki, “Her güzelin bir kusuru olduğu gibi bu coğrafyanın da iki kusur var. Birisi fitne odakları, hiç bitmek bilmez, hepsi yerin altında. Aynı ülkeler tarafından desteklenir, amaçları aynıdır. PKK’sından IŞİD’ine, FETÖ’sünden DHKP-C’sine hepsi aynı ülkeler tarafından desteklenir. Amaçlar da tektir. 50 yıldır mücadele ediyoruz, çok şükür galip gelen Türk devleti oldu. Onları toprağa gömdük, bir daha da çıkamayacaklar Allah izin verirse.” diye konuştu.

Türkiye’nin ikinci kusurunun ise depremsellik olduğuna işaret eden Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim gerek ana karamızda gerekse denizlerimizde son yüzyılda meydana gelen 6 ve üzerindeki şiddette yıkıcı deprem sayısı 231. Yani bu memlekette her sene iki veya üç yıkıcı şiddette deprem oluyor. Ölen insan sayımız 130 bin. Maddi hasar milyarlarca dolar. Bilinen çok net fay hatları var, birisi Erzincan, Van Gölü civarından başlayan, Tokat’ı, ilçelerini de içine alarak Bolu’dan, Abant’tan Marmara’ya kadar devam eden Kuzey Anadolu Fay Hattı. Daha önce 1939’da, 1942’de bu şehirde de epeyce hasar meydana getirdi. İkincisi de neredeyse aynı yerden başlayarak Akdeniz’e doğru inen Doğu Anadolu Fay Hattı. İçine Adıyaman, Kahramanmaraş, Malatya, Hatay’ımızı alıyor. Biri de Ege Bölgesi, İzmir başta olmak üzere çok riskli. Hiç kimse bu ülkede, ‘Bizimki üçüncü derece, bizimki dördüncü derece. Bir şey olmaz.’ gibi bir hisse kapılmasın. Şu anda 500’e yakın kırılmamış fay hattı var ülkemizde.”

“Her ne yapıyorsak mutlaka deprem gerçeğini bilerek hareket etmemiz lazım”

Yaşanan depremlerden ibret alınması gerektiğini vurgulayan Özhaseki, şunları kaydetti:

“Her ne yapıyorsak mutlaka deprem gerçeğini bilerek hareket etmemiz lazım. Evlerimizi, konutlarımızı, iş yerlerimizi, bahçede yaptığımız küçük bir kulübeyi, ahırı bile deprem riskini bilerek ve görerek ona göre yapmamız icap ediyor. Bu işin tek çözümü var, o da kentsel dönüşüm. 2012’de Sayın Cumhurbaşkanı’mızın talimatıyla bir yasa çıktı. Şu ana kadar 2 milyon 250 bin konut değişti, dönüştü, 452 bininin de inşaatı devam ediyor. Bu bizi kesmediği için Meclis’imize getirdik. Orada yeni yasalar çıkardık, yeni bütçeler ayırdık. Tüm Türkiye’de şu anda kentsel dönüşüm yapabilmek için büyük bir seferberlik ilan ettik. Her tarafa koşuyoruz, her bir tarafa yetişmeye çalışıyoruz ama şunu hepimizin bilmesi lazım. Kentsel dönüşümün doğru ve hakkıyla yapılabilmesinin tek şartı şu üç grubun bir araya gelmesi. Bir bakanlık, iki belediye, üç vatandaş.”

Özhaseki, AK Partili belediyelerin dışında kentsel dönüşüm işine soyunan kimse bulunmadığına dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

“Bir belediye başkanı, ‘Gerçekten vazifemi yaptım arkadaş, ben müsterihim’ diyecekse, kendi bölgesinde kentsel dönüşümü yapmak zorunda. Bunu yapmıyorsa bizim özellikle Cumhuriyet Halk Partili belediyeler gibi yandaş sanatçılar çağırıp büyük paralar veriyorsa ‘Beni parlatın’ diye organizasyon firmalarına milyonlarca lira akıtıyorsa emin olun hesabını veremezler. Ben nihayetinde 20 küsur sene belediye başkanlığı yaptım. Ömrüm bu hizmetlerle geçti. Yerel yönetimler ve bakanlıkta İlk defa 2019’dan itibaren bir belediyecilik anlayışıyla karşılaştım. Başını İstanbul çekiyor, diğer şehirler de ayak uyduruyor. Ajanslara büyük paralar ayırıyorlar. İstanbul’da ajanslara verilen para, kentsel dönüşüm için ayrılan paranın tam iki misli. Ajanslar ne yapacaklar, beyefendiyi parlatacaklar. Oturacak, alkışlayacaklar, kalkacak, alkışlayacaklar. Tatile gidecek, iş başındaymış gibi gösterecekler. Her taraf kardan tıkanmış olacak, İngiliz Büyükelçisi ile yemek yiyecek ama beyefendi iş başında gibi gösterecekler. Parlattıkça parlatacaklar. İstanbul dar geliyor, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı istiyor. Orası da olmaz, cumhurbaşkanlığı.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cevre-bakani-kentsel-donusum-icin-bir-bakanlik-iki-belediye-uc-vatandas-gerekiyor/feed/ 0
Fenerbahçe, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un açıklamalarına tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-adalet-bakani-yilmaz-tuncun-aciklamalarina-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-adalet-bakani-yilmaz-tuncun-aciklamalarina-tepki-gosterdi/#respond Wed, 20 Mar 2024 01:11:08 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=21047 Süper Lig devi Fenerbahçe, Trabzon spor maçında yaşanan olaylardan sonra açıklama yapan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un açıklamalarından memnun olmadıklarını belirttikleri bir paylaşım yaptı.

İşte Fenerbahçe’nin açıklaması;

Sarı-lacivertlilerden yapılan açıklamada, “Adalet Bakanımız Sayın Yılmaz Tunç’un bugün basına yansıyan aşağıdaki açıklamalarını üzüntü ile takip ettik. Sayın Bakanımız tarafından dile getirilen; “Görüntüler izlenir. Bu görüntüleri değerlendirecek olan Cumhuriyet Savcılığı. Meşru savunmanın da ötesine geçip karşı tarafa zarar verecek kendi savunmanın ötesine giden bir durum söz konusu mu? Bir saldırı var mı? Taraftar da olsa futbolcu da olsa her iki taraf içinde bir suç işlenmişse soruşturulur.” sözleri Maç boyunca, 90 dakikanın ilk saniyesinden son anına kadar sahaya atılan su şişeleri, kesici aletler, çakmakların, metal paraların olduğu ortamda oyunu oynamaya çalışan, Sahaya atılan meşaleyi eliyle kaldırıp saha dışına atma bilincinde olan, tüm bu baskı, tahriklere rağmen oyuna, sahadaki mücadeleye zarar vermemek adına en ufak reaksiyon dahi göstermeyen Futbol Takımımıza, Teknik Ekibimize ve camiamıza yapılan bir haksızlık olarak kabul ediyoruz. Sayın Bakanımızın bu konuda yaşanan tüm bu olayların mağduru ve tek masum tarafı olan Fenerbahçe’yi hedef almayı fırsat kollayanların konuyu çarpıtmalarına izin verecek açıklamaları bizi derinden yaralamıştır. Söz konusu Fenerbahçe ise bu tavır ve yaklaşımlara alışık olmak zorunda bırakılmamız, Fenerbahçe Spor Kulübü olarak yıllardır anlatmaya çalıştığımız durumdur.” ifadeleri yer aldı.

YILMAZ TUNÇ NE DEDİ?

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Trabzonspor ile Fenerbahçe maçında yaşanan olaylarla ilgili açıklamada bulundu. Tunç, olaylarla ilgili sahaya inen ve saldıranlarla ilgili görüntülerin incelendiğini, mevzuatın gerekli cezaları öngördüğünü belirterek, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un olduğunu ifade edip sahada şiddetin önlenmesi için yeni bir düzenleme hazırlığı olduğunu duyurdu.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un açıklamalarından satır başları;

“Trabzonspor-Fenerbahçe maçındaki olaylarla ilgili sahaya inen ve saldıranlarla ilgili görüntüler inceleniyor. Mevzuatımız gerekli cezaları öngörüyor. Buna rağmen ‘Acaba para cezalarında, hapis cezalarında yeniden bir düzenleme ihtiyacı var mı, yok mu?’ konusunu değerlendirdik. Bir taslak çalışmamız oluştu. Seçim sonrası Meclis’imizin takdirine sunacağız” dedi.

“DÜŞMANLIĞA DÖNEN BİR DURUM SÖZ KONUSU”

Bu tür olayların sahalarımızda olmaması lazım. Spor kardeşliktir diyoruz ama maalesef düşmanlığa dönen bir durum söz konusu olabiliyor. Dünkü olaylarda 12 kişi gözaltına alındı ve soruşturma başlatıldı. Sahaya inen ve saldıranlarla ilgili görüntüler inceleniyor. O görüntüler incelendiğinde iki tarafın da sporcuları tarafından karşılıklı arbedeler söz konusu. Soruşturma devam ediyor. 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunumuz var. Bu kanunda hangi fiillerin hangi yaptırımları var, hepsi yazılı.

“YENİ DÜZENLEME GELİYOR”

İşte sahaya girmek, taşkınlık yapmak, sahaya yasak madde sokmak spor alanı dışında yine sporu etkileyecek şekilde tahrik edecek şekilde beyanatta bulunmak basın yayın aracılığıyla. Tüm bunlar hepsi bu olay çerçevesi içerisinde kimin hangi fiili hangi kanun maddesine uyuyor? Bu soruşturmayı şu anda Cumhuriyet Savcılığı yapıyor. Spor kulübünün görevleri var. Onların özel güvenlikleri var. Tedbir almaları gerekiyor. Emniyet güçlerinin yanı sıra orada bir de özel güvenlikler var. Onların sahaya birilerinin girmemesi için gerekli tedbirleri alması lazım. O noktada da detaylı bir soruşturma yapılıyor şu anda. Bunu siyasete dahil etmek bir kere hiç doğru değil. Bunu siyasete dahil etmek bir kötü niyeti gösterir. Dolayısıyla ona da müsaade etmemek lazım. Mevzuatımız gerekli cezaları öngörüyor. Ama biz buna rağmen ‘Acaba para cezalarında, hapis cezalarında yeniden bir düzenleme ihtiyacı var mı, yok mu?’Mevzuatımız gerekli cezaları öngörüyor. Ama biz buna rağmen ‘Acaba para cezalarında, hapis cezalarında yeniden bir düzenleme ihtiyacı var mı, yok mu?’ konusunu değerlendirdik arkadaşlarımızla. O konuda bir taslak çalışmamız oluştu. Tabii bunu yargı paketinde de olabilir ama madde sayısına göre… Önümüzde seçim sonrası Meclisimizin takdirine sunacağımız birkaç madde değişikliği, caydırıcılık açısından bir taslak olacak konusunu değerlendirdik arkadaşlarımızla. O konuda bir taslak çalışmamız oluştu. Tabii bunu yargı paketinde de olabilir ama madde sayısına göre… Önümüzde seçim sonrası Meclisimizin takdirine sunacağımız birkaç madde değişikliği, caydırıcılık açısından bir taslak olacak.

“SUÇ İŞLENMİŞSE SORUŞTURULUR”

Görüntüler izlenir. Bu görüntüleri değerlendirecek olan Cumhuriyet Savcılığı. Meşru savunmanın da ötesine geçip karşı tarafa zarar verecek kendi savunmanın ötesine giden bir durum söz konusu mu? Bir saldırı var mı? Taraftar da olsa futbolcu da olsa he iki taraf içinde bir suç işlenmişse soruşturulur. Şimdi oradaki detayla ilgili henüz bir detay maddeler, şu madde şu olacak demiyoruz. Acaba caydırıcılık açısından cezaların arttırılması gerekli mi, değil mi? Bunun çalışmasını yaptık. Tabii bu milletvekillerimizin takdirine sunacağımız husus. Şu fiiller bakımından şu olursa daha iyi olur diyeceğimiz bazı hususlar olabilir. Yani cezaların her maddede arttırılması değil de. Gençlik ve Spor Bakanlığımızın bir takım talepleri oldu. İşte Sosyal medyadaki birtakım troll hesaplar, yasa dışı bahisler. Hepsi bunların içerisinde değerlendirilecek konu…”

]]>
https://www.haber60.com.tr/fenerbahce-adalet-bakani-yilmaz-tuncun-aciklamalarina-tepki-gosterdi/feed/ 0
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli basın mensuplarının sorularını yanıtladı Açıklaması https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakanligi-sozcusu-keceli-basin-mensuplarinin-sorularini-yanitladi-aciklamasi/ https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakanligi-sozcusu-keceli-basin-mensuplarinin-sorularini-yanitladi-aciklamasi/#respond Wed, 13 Mar 2024 23:57:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18570 Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, “Terörle mücadele alanında bizim Amerika Birleşik Devletleri’ne çok net bir mesajımız oldu. Biz onlara PKK/YPG ve FETÖ ile ilgili beklentilerimizi net bir şekilde ilettik. Müttefik bir ülkenin, ülkemizin güvenliğini hedef alan terör örgütleriyle işbirliği yapmasının asla kabul edilemez olduğunu belirttik.” dedi.

Keçeli, Dışişleri Bakanlığında düzenlenen basın toplantısında gündemi değerlendirdi.

Sözcü Keçeli, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son dönemde 70’den fazla ikili görüşme yaptığını ve Birleşmiş Milletler (BM) üyesi ülkelerin üçte birinin Dışişleri Bakanları ile son 3-4 haftalık süreçte görüştüğünü kaydetti.

“7. Türkiye-ABD Stratejik Mekanizma Toplantısı” kapsamında yapılan ABD ziyaretine değinen Keçeli, “Terörle mücadele alanında bizim Amerika Birleşik Devletleri’ne çok net bir mesajımız oldu. Biz onlara PKK/YPG ve FETÖ ile ilgili beklentilerimizi net bir şekilde ilettik. Müttefik bir ülkenin, ülkemizin güvenliğini hedef alan terör örgütleriyle işbirliği yapmasının asla kabul edilemez olduğunu belirttik.” dedi.

Keçeli, “Türkiye-ABD stratejik ilişkilerinin daha fazla derinleşmesinin önündeki en büyük engelin ABD’nin YPG’ye vermekte olduğu destek olduğunu aktardık. Bu çalışma grubunun görüşmelerinde DEAŞ ile mücadele konusu da ele alındı ve önümüzdeki dönemde terörle mücadele konusunda teknik düzeyde düzenli istişareler yapılması konusunda mutabık kalındı.” değerlendirmesinde bulundu.

Keçeli, ABD ile temaslarda savunma sanayisi alanında işbirliği için atılması gereken adımların da konuşulduğunu belirterek, bu konudaki kısıtlamaların kaldırılması gerektiğinin ABD’li yetkililere iletildiğini söyledi. Türkiye’nin CAATSA yaptırımlardan çıkarılma talebinin tekrar vurgulandığını aktaran Keçeli, F-16 ve F-35 konusundaki süreçlerin de ele alındığını bildirdi.

Keçeli, ABD ile 30 milyar dolarlık ticaret hacminin 100 milyar dolar bandına çıkarılmak istendiğini söyledi. Enerji alanındaki işbirliğinin değerlendirildiğini belirten Keçeli, sıvılaştırılmış doğal gaz ve nükleer enerji konularında görüşmelerin sürdüğünü vurguladı.

Görüşmelerde Gazze meselesi öne çıktı

Keçeli, ABD ile görüşmelerde en fazla zaman ayrılan kısmın Gazze olduğunu kaydederek, şöyle devam etti:

“Biz Gazze’de acil ve tam ateşkesin sağlanması ve bunun hemen ardından iki devletli kalıcı bir çözüme dönük bir sürecin başlatılması gerektiğini güçlü şekilde tekrar Amerikalılara ilettik. Gazzeli sivillerin daha fazla zarar görmemesi ve Gazze’ye yönelik insani yardımların sürekli ve kesintisiz biçimde devamı konusunda veya bunun sağlanması konusunda iki taraf da görüş birliği içindeler.”

Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda her iki taraf için de uygun şartlar oluştuğunda barış müzakerelerine dönülmesi gerektiğini tekrarladıklarını aktaran Keçeli, “Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğinin sağlanması konusu da ele alındı. Ayrıca biz Amerikalılara uluslararası yükümlülüklerimize uygun bir biçimde sürdürdüğümüz ticari ilişkilerin ABD tarafından herhangi bir kısıtlamaya tabi tutulmaması gerektiğini aktardık.” diye konuştu.

Keçeli, Suriye’de Türkiye ile ABD’nin siyasi sürecin tekrar başlaması konusunda mutabık olduğunu hatırlattı. İki ülkenin de insani yardımların kesintisiz biçimde Suriye’ye ulaşması konusunda aynı düşündüğünü söyleyen Keçeli, Suriye’nin geleceği konusunda ABD ile teknik düzeyde görüşmelerin devam edileceğini aktardı.

Keçeli, Azerbaycan- Ermenistan arasındaki barış görüşmeleri sürecine ilişkin, sürecin desteklendiğinin ABD tarafına iletildiğini söyledi.

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, Yemen, İran ve Libya gibi konuların da gündemde olduğu dile getiren Keçeli, bu konularda diyaloğun devam etmesi ve ortak çalışmalar yürütülmesi konusunda da mutabık kalındığını bildirdi.

Keçeli, savunma sanayi alanındaki işbirliği engellerine ilişkin, bu konuda Senato’da “olumlu” yaklaşım gözlemlendiğini, ilerleyen dönemde ABD ile “müttefiklik ruhuna uygun, karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkarlar temelinde” görüşmelerin sürdürüleceğini söyledi.

Irak’ta yapılacak toplantı

Irak’ın başkenti Bağdat’ta yarın Türkiye-Irak Güvenlik Zirvesi toplantısında güvenlik ve askeri işbirliği konularının öncelikli gündem maddesi olacağını aktaran Keçeli, terörle mücadelede “ortak bir anlayış geliştirilmesi” ve bu doğrultuda atılabilecek somut adımların masada olacağına dikkati çekti.

Keçeli, son zirvede yapılan ve “PKK’nın her iki ülke için de ortak tehdit” olarak tanımlandığı açıklamayı hatırlatarak, terör örgütü PKK’nın Irak makamları tarafından bir ortak güvenlik tehdidi olarak tanımlanmasını “Irak tarafında PKK ile mücadele azminin gelişmeye başladığının bir işareti” gördüklerini ifade etti.

Keçeli, enerji konusunda da Irak’taki doğal gaz kaynaklarının geliştirilmesi ve bunların uluslararası pazarlara sevki için görüşmeler olacağını bildirdi. Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı’nın bir süredir kapalı olduğunu hatırlatan Keçeli, “Biz bu boru hattından sevkiyata başlanabileceğini, bizim açımızdan bir sorun olmadığını geçtiğimiz ekim ayında söylemiştik. Ancak Irak tarafının henüz sevkiyata başlanması konusunda hazır olmadığını anlıyoruz.” şeklinde konuştu.

Keçeli, Irak’taki tüm tarafların karşılıklı diyalog ve anlayış çerçevesinde bir mutabakata ulaşmasını ve boru hattına sevkiyatın en kısa sürede başlamasını ümit ettiklerini bildirdi.

Dışşileri Bakanı Fidan’ın Bakü’yü ziyaret edeceğini aktaran Keçeli, burada Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın düzenleneceğini, ana gündem maddesinin “bağlantısallık” konuları olacağını kaydetti.

Gazze’ye yardımlar

Türkiye’nin Gazze’ye yaptığı insani yardımlara ve tahliyelere ilişkin bilgi paylaşan Keçeli, “(Gazze’de) İnsani felaket giderek daha kötü bir hale dönüşüyor. Ramazan ayında da Gazzeli kardeşlerimize destek vermeye devam edeceğiz.” dedi.

Keçeli, 10 Mart’ta yaklaşık 3 bin ton insani yardım taşıyan geminin Mısır’ın El-Ariş limanına ulaştığını belirterek, “Krizin başından bu yana Gazze’ye yaptığımız yardım 40 bin tonu aştı.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) Mersin’de 26 bin ton un teslim ettiğini hatırlatan Keçeli, unun UNRWA tarafından İsrail’in Aşdod limanına götürülerek bir kısmının karayoluyla Gazze’ye sevk edildiğini aktardı.

Keçeli, İsrail makamlarının kalan unu Gazze’ye ulaştırmasında engel olduğunu ve yaklaşık 3-4 hafta boyunca BM ve İsrail ile görüşmelerin ardından sonuca ulaştırıldığını anlattı.

Keçeli, Türkiye’nin UNRWA’ya sağladığı 26 bin ton unun kalanının Dünya Gıda Programı aracılığıyla peyderpey Gazze’ye sevkinin başladığını aktardı.

Keçeli, Gazze’ye havadan insani yardım operasyonun da başladığını anımsatarak, “Biz, buraya da destek sağlamak üzere yaklaşık 9 bin ton tıbbi malzeme ve bebek malzemesi ilettik. Bunu Ürdün makamları hava yoluyla Gazze’ye ulaştırıyorlar.” diye konuştu.

Gazze’den tahliye edilen vatandaşlarla ilgili konuşan Keçeli, şunları kaydetti:

“Bu sabah itibariyle 1489 vatandaşımızı, KKTC vatandaşı ve onların yakınlarını Gazze’den tahliye etmiş durumdayız. Hala tahliye etmeye çalıştığımız bir grup vatandaşımız var. Onların da en kısa sürede güvenli bir şekilde Gazze’den Türkiye’ye veya gitmek istedikleri başka ülke varsa oraya ulaşmaları için çaba harcamaya devam edeceğiz.”

Terörle mücadelede ortak mekanizma

Keçeli, ABD ile yapılan görüşmelerde terörle mücadelede ortak bir mekanizma kurulması konusuna değinerek, düzenli ve teknik düzeyde yüz yüze toplantıların yapılmasının planlandığını aktardı.

“Farklı kurumların katılımlarıyla gerçekleştirilecek bir dizi toplantı olacak.” diyen Keçeli, dışişleri bakanlıklarının koordinasyonunda, güvenlik birimlerinin de dahil olduğu bir istişare mekanizması bulunduğunu belirtti.

Keçeli, Türkiye’nin PKK’nın Irak’taki varlığıyla mücadele konusunda kimseden icazet almadığını ifade ederek, “Biz güvenliğimizi tehdit eden yurt dışı kaynaklı bir terör örgütüne yönelik operasyon yapacaksak icazet alacağımız tek entite BM’nin, BM şartının 51. maddesidir. Bunun dışında herhangi bir uluslararası yapım veya üçüncü tarafla o açıdan ele almıyoruz.” dedi.

ABD askerlerinin Irak’ta bulunduğunu hatırlatan Keçeli, “Bizim PKK’ya dönük mücadelemizde bağlantılı olarak, tabii ki onlarla da görüşüyoruz. Ancak bu bir icazet alma, izin alma anlamında gerçekleşmiyor.” diye konuştu.

Keçeli, Süleymaniye konusunda Türkiye’nin tutumunu Bakan Fidan’ın vurguladığını hatırlatarak, “Bizim Süleymaniye’den bazı beklentilerimiz var.” dedi.

Keçeli, “Bizim Süleymaniye’deki ilişkimizi birkaç sene öncesindeki olduğu noktaya getirmemizi mümkün kılacak adımlar Süleymaniye tarafından henüz atılmadı.” diye konuştu.

Keçeli, Fidan’ın ABD’deki temaslarında, Gazze’ye insani yardım konusunda farklı bir çözüm formülünün görüşülüp görüşülmediğine ilişkin, “Bir formül olarak bu konuşulmadı ancak bu konu en çok üzerinde tartıştığımız başlıklarından bir tanesiydi. Biz aslında Amerika’nın Gazze’deki insani felakete bir çözüm arayışı içine girmesini dünya kamuoyunun, ABD üzerinde kurduğu baskının sonucu olarak görüyoruz.” dedi.

Gazze’deki sorunun esas kaynağının çözülmesi gerektiğini dile getiren Keçeli, en kısa sürede ateşkesin sağlanması, ve yardımların acilen ulaştırılması gerektiğini vurguladı.

Keçeli, karayoluyla ulaştırılacak yardımların önemli olduğunu, BM ve bu konuda uzmanlaşmış sivil toplum kuruluşlarının da aynı gözlemi yaptığını aktararak şunları söyledi:

“Bizim ABD’ye verdiğimiz mesajların temelinde bu yatıyordu. Bir an önce ateşkes sağlayalım ve bu esnada da ‘insani yardımların ulaştırılabilecek en etkin, hızlı ve sürdürülebilir şekilde Gazze’ye girmesi için İsrail üzerindeki bütün etkinizi kullanın’ dedik. Mesele bunların ulaştırılmasında. Biz Mısır makamlarıyla da sürekli temas halindeyiz. Ne yazık ki İsrail tarafından kaynaklı nedenlerle tonlarca insani yardım malzemesi sınırın Mısır tarafında bekliyor.”

ABD’nin Gazze’ye deniz yoluyla yardım ulaştırma planı

Keçeli, ABD’nin Gazze’ye seyyar liman inşa etme planları hakkındaki soruyu yanıtlarken, “Birincisi, bu eğer Amerika’nın Gazze’deki insani felaketi kabul etmesi anlamına geliyorsa iyi bir gelişme. Öte yandan, biz karayoluyla çok daha kolay, çok daha ucuza, çok daha etkin bir şekilde yardım ulaştırılması mümkünken birtakım daha az etkili denemelerde bulunulmasını doğru bulmuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Gazze’ye yardımın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) üzerinden olmasıyla ilgili Keçeli, “GKRY’nin muhatabı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) makamlarıdır. Dolayısıyla onlar bu konuda gerekli yorumda bulunacaklardır. Bizim açımızdan söyleyeceğim tek şey, biz KKTC’nin Doğu Akdeniz’deki haklarının bir şekilde zedelenmesine, ihlal edilmesine izin vermeyiz.” dedi.

Suriye ile ilişkiler

Keçeli, Suriye ile ilişkilere yönelik de Dışişleri Bakanlığının sorumluluğu çerçevesinde, Türkiye ile Suriye rejimi arasında bir görüşme gerçekleşmediğini belirtti.

Keçeli, “Bizim normalleşme konusundaki politikamız başından beri belli. Biz şeffaf bir şekilde, dürüst bir şekilde bunları ortaya koyduk. Herhangi bir ön şartımız yok. Ancak bu sürecin sonunda (Suriye rejiminin), siyasi süreçle ilgili, Suriyelilerin geri dönüşüyle ilgili, Suriye’nin geleceğiyle ilgili gelmesini istediğimiz bir nokta var. Öte yandan Suriye rejiminin bize koyduğu bazı ön şartlar var.” diye konuştu.

Ukrayna-Rusya Savaşı’nda son durum

Keçeli, Rusya’nın Fransa ve Almanya gibi bazı Avrupa ülkeleriyle yaşadığı gerginliğin ardından Türk Silahlı Kuvvetlerinin Avrupa’ya davet edildiği yönündeki haberlere ilişkin, böyle bir davetten haberdar olmadığını bildirdi.

Türkiye’nin Ukrayna-Rusya Savaşı’nda istikrarla aynı politikayı izlediğinin altını çizen Keçeli, iki taraf için de koşullar oluştuğunda tarafların barışın şartlarını konuşmak üzere bir araya gelmesi gerektiğini dile getirdi.

Keçeli, savaşın belli bir durma noktasına geldiğine, çok kişinin öldüğüne ve bölgeye ekonomik yansımaları olduğuna işaret ederek, “Biz bu konuya bir çözüm bulunması gerektiğini düşünüyoruz. Eninde sonunda da bulunacaktır anlayışındayız. Ancak bir çözüm empoze edilmesi yönünde de herhangi bir çabaya girilmemesi gerekiyor. Ancak taraflar konuşmaya hazır olduğunda konuşabilecekler.” dedi.

F-35 süreci

Türkiye’nin CAATSA yaptırımlarından çıkarılma talebi ile Türkiye-ABD Savunma Ticareti Diyaloğu ismiyle kurulacak yeni mekanizma arasındaki ilişkiyle ilgili soruyu cevaplayan Keçeli, ikisinin aynı konuda farklı süreçler olduğunu söyledi.

Keçeli, Fidan’ın ABD ziyaretinden olumlu izlenimlerle ayrıldıklarına ve Senato’da, Türkiye’ye uygulanan kısıtlamalar konusunda pozitif mesajlar aldıklarına dikkati çekerek, iki ülke içerisindeki fırsatların hayata geçmesinin tarafların çıkarına olacağını belirtti.

Ödeme yapmasına rağmen Türkiye’ye teslim edilmeyen F-35’lerle Türkiye’nin F-35 programı sırasındaki harcamalara ilişkin görüşmelerin devam ettiğini bildiren Keçeli, “F-35 projesine dönmemiz konusunda birtakım çalışmalar varsa bu Dışişleri Bakanlığının sorumluluk alanında değil.” ifadesini kullandı.

DEAŞ’lı tutuklarının aile yakınları

Keçeli, yarın Irak’ta yapılacak görüşmelerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın planlanan Irak ziyareti hazırlıklarının görüşüleceğini aktararak, resmi ziyaret tarihini Cumhurbaşkanlığının açıklayacağını söyledi.

ABD’nin, DEAŞ’la mücadele gerekçesiyle Irak ve Suriye’de bulunduğunu ileri sürdüğünü belirten Keçeli, “DEAŞ’lı tutuklular ve onların aile yakınlarının vatandaşı oldukları ülkelere dönmesi konusunda hem bizim hem Amerika’nın uzun süredir izlediği bir politika var. Esasen o husus daha ziyade üçüncü ülkelere yönelik bir çağrı.” dedi.

Keçeli, kendi vatandaşı olan DEAŞ’lıların aile yakınlarını kabul etmeyen çok sayıda Batı Avrupa ülkesinin kendi vatandaşlarını alması gerektiğini dile getirerek, bunun ülkelerin uluslararası yükümlülükleri ve bölgenin güvenliği bakımından sorun teşkil ettiğini kaydetti.

Miçotakis’in mayısta Türkiye’yi ziyareti bekleniyor

Keçeli, 11 Mart’ta düzenlenen Türkiye-Yunanistan Siyasi Diyalog Toplantısı’nın olumlu bir atmosferde geçtiğini söyledi.

Sözcü Keçeli, üst düzey temas ve ziyaretlerin programlanması, Ege konuları, azınlıkların durumu, konsolosluk ilişkileri, düzensiz göç ve terörle mücadelede işbirliği, karşılıklı kültürel mirasın korunması ve iki ülkenin uluslararası adaylıkları konusunda işbirliği gibi hususların görüşüldüğünü anlattı.

Bölgesel ve uluslararası konularda da görüş alışverişinde bulunulduğunu aktaran Keçeli, “Yunan tarafına, iki ülke liderleri tarafından geçtiğimiz aralık ayında Atina’da düzenlenen Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) sırasında imzalanan ‘Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi’ doğrultusunda, gerilim yaratabilecek söylem ve eylemlerden kaçınılması gerektiği vurgulandı.” ifadelerini kullandı.

Keçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Aralık 2023’teki Atina ziyareti sırasında Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis tarafından duyurulan, Türk vatandaşlarının 10 Yunan adasını turistik ziyaretlerine yönelik vize kolaylığı (kapıda vize) uygulamasındaki son durum ve hazırlıklar gibi olumlu gündemlerin de ele alındığını ifade etti.

Keçeli, 5. YDİK Toplantısında Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetine icabetle Ankara’ya ziyarette bulunmasında ilke mutabakatına varıldığını hatırlatarak, “Ziyaretin mayıs ayı içinde gerçekleştirilmesi için tarih belirleme çalışmaları devam ediyor. Başbakan Miçotakis’in ziyareti öncesinde, ziyarete hazırlık niteliği de taşıyacak bir dizi ziyaret daha öngörülüyor.” dedi.

Sözcü Keçeli, bu çerçevede iki ülke arasında ekonomi olmak üzere çeşitli alanlarda işbirliğine yönelik olumlu gündem odaklı Ortak Eylem Planı toplantısının Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak Akçapar ile Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Kostas Fragoyannis arasında 15 Nisan’da Ankara’da düzenlenmesinin kararlaştırıldığını aktardı.

Keçeli, Güven Artırıcı Önlemler toplantısının 22 Nisan’da Atina’da yapılmasının planlandığını, Başbakan Miçotakis’in Türkiye ziyareti sırasında çeşitli anlaşmaların imzalanmasının öngörüldüğünü, anlaşmaların metinleri için hazırlıkların sürdüğünü, 2023’ün başından itibaren Yunanistan’la temas ve ziyaretlerde artan bir ivme görüldüğünü söyledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/disisleri-bakanligi-sozcusu-keceli-basin-mensuplarinin-sorularini-yanitladi-aciklamasi/feed/ 0
Türkiye-Irak Güvenlik Zirvesi’nin bir sonraki toplantısı yarın Bağdat’ta yapılacak https://www.haber60.com.tr/turkiye-irak-guvenlik-zirvesinin-bir-sonraki-toplantisi-yarin-bagdatta-yapilacak/ https://www.haber60.com.tr/turkiye-irak-guvenlik-zirvesinin-bir-sonraki-toplantisi-yarin-bagdatta-yapilacak/#respond Wed, 13 Mar 2024 23:36:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18552 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın’ın katılımıyla Aralık 2023’te Türkiye’de düzenlenen Türkiye-Irak Güvenlik Zirvesi’nin bir sonraki toplantısı aynı formatla yarın Bağdat’ta yapılacak.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, gündeme dair basın bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yakın zamanda Münih Güvenlik Konferansı’nda, Rio G-20 Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda, Venezuela’da, Meksika’da ve Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) temaslar gerçekleştirdiğini hatırlatan Keçeli, Bakan Fidan’ın tüm bu toplantılarda 70’den fazla görüşme yaptığını söyledi. Keçeli, 7-8 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen Amerika-Türkiye Stratejik Mekanizma Toplantısı’nın ayrıntılarını aktaran Keçeli, stratejik mekanizma toplantısının iki ayağı olduğunu; birincisinde farklı kurumlardan uzmanların bir araya gelerek çalışma grupları formatında çeşitli temaların ikili ilişkiler açısından tartışıldığını, sonrasında varılan sonucun iki Dışişleri Bakanına sunulduğunu ve onların da siyaseten daha fazla neler yapılabileceği hususunda stratejik bir bakış açısıyla yanıt vermeye çalıştıklarını söyledi. Bu çerçevede 7 Mart’ta 3 çalışma grubunun siyasi, askeri iş birliğini, küresel terörizmle mücadele iş birliğini, enerji güvenliğini ve iklim meselelerini ele aldığını, 4 çalışma grubunun ise Gazze’deki son durum, Suriye, Güney Kafkasya ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi bölgesel konuları ele aldığını aktardı.

“PKK, YPG ve FETÖ’yle ilgili beklentilerimizi net bir şekilde ilettik”

Terörle mücadele alanında ABD’ye net bir mesaj verdiklerini söyleyen Keçeli, “Onlara PKK, YPG ve FETÖ’yle ilgili beklentilerimizi net bir şekilde ilettik. Müttefik bir ülkenin ülkemizin güvenliğini hedef alanlarla iş birliği yapmasının asla kabul edilemez olduğunu belirttik. Türkiye-ABD stratejik ilişkilerinin daha fazla derinleşmesinin önündeki en büyük engelin ABD’nin YPG’ye verdiği destek olduğunu aktardık. Bu çalışma grubunun görüşmelerinde DEAŞ ile mücadele konusu da ele alındı. Önümüzdeki dönemde terörle mücadele konusunda teknik düzeyde düzenli istişareler yapılması konusunda mutabık kılındı. Siyasi ve askeri konularda öncelikle savunma sanayiinde iş birliği için atılması gereken adımları konuştuk. Savunma sanayii alanındaki kısıtlamaların kaldırılması, CAATSA yaptırımlarından çıkarılma talebimizi tekraren vurguladık. F-16 programıyla ilgili devam eden süreç var. Ayrıca F-35 ile ilgili prosedürün tamamlanması gerekiyor. Bu konular da ele alındı. Tabii ekonomik konuları da görüştük. Şu an ABD ile ikili ticaret hacmi 30 milyar düzeyinde, biz bunu 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Bu konuda atılabilecek adımlar ele alındı. Enerji alanındaki işbirliğinin arttırılması konusunda görüştük. Sıvılaştırılmış doğalgaz ve nükleer enerji konularında görüşmelere devam edeceğiz” dedi.

“İki devletli kalıcı çözüme dönük bir sürecin başlatılması gerektiğini ABD’lilere ilettik”

Görüşmelerde bölgesel konuların da ele alındığına işaret eden Keçeli, “Bunların başında Gazze geliyor. Hem çalışma gruplarında hem de sayın bakanın Blinken ile olan görüşmesinde en fazla zamana ayrılan kısım Gazze oldu. Gazze’de acil ve tam ateşkesin sağlanması, hemen ardından da iki devletli kalıcı çözüme dönük bir sürecin başlatılması gerektiğini ABD’lilere ilettik. Gazzeli sivillerin daha fazla zarar görmemesi, insani yardımların sürekli ve kesintisiz bir şekilde devamında iki taraf da görüş birliği içerisindeler. Gerek Ukrayna, gerek Rusya için şartlar oluştuğunda her iki taraf için de gerekli zemin içinde barış müzakerelerine dönülmesi gerektiğini savunuyoruz. ABD’de bunu tekrarladık. Karadeniz sefer güvenliğinin sağlanması konusu da ele alındı. ABD’lilere uluslararası yükümlülüklere uygun bir şekilde sürdürdüğümüz ilişkilerin ABD tarafından bir kısıtlamaya tabi tutulmaması gerektiğini aktardık. Suriye de gündemimizdeydi, her iki taraf da siyasi sürecin tekrar başlaması gerektiği konusunda mutabık. Suriye’deki krize ancak siyasi bir çözüm bulunabileceğinin altını çizdik. İnsani yardımların kesintisiz bir şekilde Suriye’ye ulaşması gerektiği konusunda da mutabıkız. Suriye’nin geleceğine dair görüşmeleri de ABD’lilerle teknik düzeyde yapmaya devam edeceğiz. Azerbaycan-Ermenistan arasındaki durum da vardı. Bu konuda devam eden barış görüşmelerini desteklediğimizi ABD tarafına ilettik. Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Yemen ve Libya gibi konular da ele aldığımız bölgesel başlıklar altındaydı” diye konuştu.

“Türkiye-Irak Güvenlik Zirvesi’nin bir sonraki toplantısı yarın Bağdat’ta yapılacak”

Bakan Fidan’ın gelecek günlerdeki programına dair bilgilendirmelerde bulunan Keçeli, “Aralık ayında Irak’la bir Güvenlik Zirvesi gerçekleştirmiştik. Bu toplantıya sayın bakanımız, Milli Savunma Bakanımız ve sayın MİT başkanımız katılmışlardı. Güvenlik Zirvesi’nin bir sonraki toplantısı, yarın 14 Mart günü Bağdat’ta yapılacak. Aynı formatta olacak. Yarınki görüşmelerde güvenlik ve askeri işbirliği konuları öncelikli gündem maddesi olacak. Terörle mücadelede ortak bir anlayış geliştirilmesi ve bu konuda atılabilecek somut adımlar masada olacak. Geçtiğimiz Güvenlik Zirvesi’nin ardından bir ortak açıklama yayımlanmıştı. Bu ortak açıklamada PKK’nın her iki ülke için de ortak tehdit olduğunu vurgulamıştık hem biz hem Irak tarafı. PKK’nın Irak makamları tarafından bir ortak güvenlik tehdidi olarak tanımlanmasını, Irak’ta PKK ile mücadele azminin gelişmeye başladığının bir işareti görüyoruz. Bu bakımdan memnuniyet duyuyoruz. Gelinen bu olumlu noktadan azami faydayı sağlamayı hedefliyoruz” dedi.

Güvenlik Zirvesi’nde iki ülke arasındaki işbirliği imkanlarının da ele alınacağını vurgulayan Keçeli; doğalgaz kaynaklarının geliştirilmesi, Irak’taki yenilebilir enerji alanında nasıl ortak projeler geliştirilebileceği söyledi. Keçeli, Bakan Fidan’ın yarınki toplantılarından sonra Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gideceğini ve orada Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan 3’lü Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın 9’uncusuna katılacağını duyurdu.

“Gazze’ye yaptığımız yardım 40 bin tonu aştı”

Türkiye’nin Gazze’ye gerçekleştirdiği insani yardımlar hakkında da açıklama yapan Keçeli, “10 Mart günü yaklaşık 3 bin tonluk insani yardım taşıyan 7’nci gemimiz, Mısır’a yanaştı. Böylelikle krizin başından beri Gazze’ye yaptığımız yardım 40 bin tonu aştı. Gazze’ye havadan insani yardımlar da başladı. Buraya destek sağlamak üzere 9 bin ton tıbbi malzeme ve bebek malzemesini Ürdün makamlarına ilettik. Ürdün makamları hava yoluyla Gazze’ye ulaştırıyorlar” ifadelerini kullandı.

“Bu sabah itibarıyla bin 489 vatandaşımızı, KKTC vatandaşını ve onların yakınını Gazze’den tahliye etmiş durumdayız”

Gazze’den gerçekleştirilen tahliyeler hakkında da bilgi veren Keçeli, “Dışişleri Bakanlığı olarak takip ettiğimiz bir diğer konu da vatandaşlarımızın ve KKTC vatandaşlarının ve yakınlarının Gazze’den tahliyesi. Bu sabah itibarıyla bin 489 vatandaşımızı, KKTC vatandaşını ve onların yakınını Gazze’den tahliye etmiş durumdayız. Halen tahliye etmeye çalıştığımız bir grup vatandaşımız var. Onları da en kısa sürede güvenli bir şekilde Gazze’den Türkiye’ye veya gitmek istedikleri 3’üncü bir ülke varsa oraya ulaşması için çaba harcamaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Bir gazetecinin “ABD ile yapılan görüşmelerde özellikle terörle mücadelede ortak bir mekanizma kurulması konusunda karara varıldığı belirtildi. Ayrıntıları nelerdir?” sorusuna cevap veren Öncü Keçeli, “Düzenli olacak toplantılar, teknik düzeyde gerçekleştirilecek. Yüz yüze yapılması planlanıyor. ve her şeyden önemlisi bu farklı kurumların katılımıyla gerçekleştirilecek bir dizi toplantı olacak Dışişleri Bakanlıklarının koordinasyonunda ancak güvenlik birimlerinin de dahil olduğu bir istişare mekanizması” cevabını verdi.

“Bir operasyon yapacaksak icazet alacağımız tek yer Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesidir”

Keçeli, bir gazetecinin “Irak’a yönelik olarak yazın daha kapsamlı bir operasyon beklentisi mevcut. Bu konu ABD ile yapılan görüşmelerde dile getirildi mi?” sorusu üzerine, “Amerikalılarla temaslarımızda terör örgütü PKK’nın Irak’taki varlığının ve bizim terörle mücadelemiz çerçevesinde izin almamız, icazet almamız çerçevesinde bunu soruyorsanız. Tabie ki bu açıdan Amerikalılarla konuşmuyoruz. Biz güvenliğimizi tehdit eden yurtdışı kaynaklı bir terör örgütüne yönelik operasyon yapacaksak icazet alacağımız tek yer Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesidir. Bunun dışında herhangi bir uluslararası yapı veya üçüncü tarafla bu konuyu ele almıyoruz. Diğer taraftan ABD’nin askerleri Irak’ta bulunuyorlar. Dolayısıyla bizim PKK’ya yönelik mücadelemizle bağlantılı olarak tabii ki onlarla da görüşüyoruz. Ancak bu bir icazet almak, onların iznini almak anlamında gerçekleşmiyor” ifadelerini kullandı.

Yunanistan ile ikili ilişkilerde son durum

Yunanistan ve Türkiye’nin siyasi diyalog konusunda hangi noktada olduklarına yönelik soruya yazılı olarak cevap veren Sözcü Keçeli, “Türkiye-Yunanistan Siyasi Diyalog Toplantısı, Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Burak Akçapar ve Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Alexandra Papadopoulou başkanlıklarındaki heyetler arasında 11 Mart Pazartesi günü Ankara’da gerçekleştirildi. Görüşmeler olumlu bir atmosferde geçti. İkili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası konular da ele alındı. İkili ilişkiler kapsamında, üst düzey temas ve ziyaretlerin programlanması, Ege konuları, her iki ülkedeki azınlıkların durumu, konsolosluk ilişkileri, düzensiz göç ve terörle mücadelede işbirliği, karşılıklı kültürel mirasın korunması, iki ülkenin uluslararası adaylıkları konusunda işbirliği gibi hususlar görüşüldü. Bölgesel ve uluslararası konular bağlamında ise Ukrayna, Gazze, Kafkasya ve Orta Asya’daki durum, Balkanlar, AB ve NATO ile ilişkiler gibi konu başlıkları üzerinde görüş alışverişinde bulunuldu. Yunan tarafına iki ülke liderleri tarafından geçtiğimiz aralık ayında Atina’da düzenlenen Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDIK) sırasında imzalanan ‘Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi’ doğrultusunda gerilim oluşturabilecek söylem ve eylemlerden kaçınılması gerektiği vurgulandı. Toplantı sırasında ülkelerimizi birbirlerine yaklaştıracak olumlu gündem çalışmalarımız hakkında da bilgi alışverişinde bulunuldu” ifadelerine yer verdi. – ANKARA

]]>
https://www.haber60.com.tr/turkiye-irak-guvenlik-zirvesinin-bir-sonraki-toplantisi-yarin-bagdatta-yapilacak/feed/ 0
GÖRÜŞ- Soykırım davası büyüyor: İsrail’den sonra yargılanma sırası Almanya’da https://www.haber60.com.tr/gorus-soykirim-davasi-buyuyor-israilden-sonra-yargilanma-sirasi-almanyada/ https://www.haber60.com.tr/gorus-soykirim-davasi-buyuyor-israilden-sonra-yargilanma-sirasi-almanyada/#respond Thu, 07 Mar 2024 21:39:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=16582 İstanbul Üniversitesi Milletlerarası Hukuk Bölümü Öğretim Üyesi Deniz Baran, Nikaragua’nın Uluslararası Adalet Divanında (UAD) İsrail’e desteği nedeniyle Almanya’ya karşı açtığı davanın detaylarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

“Şimdi Almanya’nın duracağı tek bir yer var, o da İsrail’in yanıdır. İsrail’in güvenliğinin Almanya’nın varlık nedeni olduğunu söylediğimizde kastettiğimiz budur.” Almanya Şansölyesi Olaf Scholz (12 Ekim 2023)

Geçen günlerde Avrupa Birliği (AB) Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB üyesi devletlerin İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü saldırganlığa yönelik tutumlarını eleştirirken “Çok fazla insanın öldürüldüğünü söylemeye devam etmek biraz çelişkili. ‘Lütfen insanlarla ilgilenin. Lütfen öldürmeyin.’ demeyi bırakın ve bir şeyler yapın.” demişti. “Bir şey yapmak” derken İsrail’in askeri kapasitesini diri tutmayı sağlayan büyük ölçekte askeri teçhizat ihracatının ve yardımların kastedildiğini tahmin etmek güç değil. Mart ayının ilk gününde ise Avrupa’dan İsrail’e tüm hızıyla devam eden askeri yardımı sadece bir sitem konusu yapmayıp hukuki sorumluluk meselesi haline getirecek önemli bir adım atıldı. Avrupa’yla da Filistin’le de arasında koca bir okyanus bulunan Orta Amerika ülkesi Nikaragua, AB blokunun lokomotifi Almanya’ya karşı UAD’de, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği uluslararası hukuk ihlalleri sebebiyle dava açtı.

Malum, Aralık 2023’te Güney Afrika’nın İsrail’e karşı Soykırım Sözleşmesi’nin ihlali gerekçesiyle başlattığı dava, ardından ise 2023’ün başında talep edilen ve İsrail’in Filistin topraklarındaki uygulama ile politikalarının hukuka aykırılığının ele alındığı danışma görüşü sürecine ilişkin sözlü sunumların yapılması vesilesiyle UAD’de Filistin’e ilişkin yürüyen süreçler dünya kamuoyunun gündeminde büyük yer tutuyordu. Nikaragua’nın attığı bu adımla beraber hem Filistin Divan gündemdeki yerini koruyacak hem de İsrail’in Filistin’de 5 aydır sürdürdüğü soykırım niteliğindeki eylemlerin uluslararası yargıya taşınmasında yeni bir perde açılacak gibi gözüküyor. Çünkü Filistin’deki zulmün failleri yelpazesinin yeni aktörlerle genişlemesi söz konusu ve İsrail’in yarattığı vahşeti destekleyenler de artık spot ışığının altında. Tarihsel olarak soykırım kavramının uluslararası hukuka girmesine yolu açan devlet olan Almanya’nın dönüp dolaşıp bu suçlamayla karşı karşıya kalması ayrıca manidar. Ancak daha önemlisi, hukuki açıdan bakınca bu davayla birlikte soykırıma dair devletlerin sorumluluk sınırlarının ne kadar genişleyebileceğine dair önemli içtihatlar ortaya konması ihtimali doğdu. Zira sadece Soykırım Sözleşmesi’nde yasaklanan eylemleri işleyenlerin değil, bunların işlenmesine destek sağlayanların da taşıyacağı sorumluluk dava konusu ediliyor.

Nikaragua, Almanya’yı hangi gerekçelerle dava ediyor?

Nikaragua Hükümeti bir basın açıklaması yaparak Almanya’yı İsrail’e desteği sebebiyle uluslararası hukuk çerçevesinde sorumlu tutacağını 1 Şubat 2024’te duyurmuştu. Bu sebeple er veya geç böyle bir dava açma hamlesinin gelebileceği tahmin ediliyordu. Ancak tahmin etmesi daha güç olan husus, Almanya’nın sorumluluğunun bu denli çeşitli gerekçelerle ileri sürülmesiydi. Zira Nikaragua, Almanya’nın sadece Soykırım Sözleşmesi kaynaklı soykırımı önleme ve cezalandırma yükümlülüklerini ihlali sebebiyle sorumluluğunu iddia etmiyor; buna ek olarak Gazze başta olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarında meydana gelen uluslararası insancıl hukuk ihlallerini hiçe saymak suretiyle hem 1949 tarihli Cenevre Sözleşmelerinin ve 1977 tarihli Ek Protokollerinin hem de uluslararası teamül hukuk kaynaklı temel kurallara saygı gösterme yükümlülüğünün ihlal edildiğini iddia ediyor. Dahası Nikaragua, Filistin’de devam eden hukuka aykırı işgal ve saldırıların sürdürülebilmesine destek sağlamak suretiyle uluslararası hukukun emredici kurallarının (jus cogens), özellikle de apartheid rejimini, ırk ayrımcılığını ve halkların kendi geleceklerini tayin hakkının gasbedilmesini yasaklayan kuralların ihlal edildiğini öne sürüyor. Zira uluslararası toplumun, genel olarak İsrail’in 7 Ekim sonrasında tepki gösterme ve uyruğundaki kişileri koruma gerekliliğine gösterilen anlayışın İsrail’in uluslararası hukuka aykırı hareket etmesi ve aykırılıkları sürdürmesi için bir mazeret olamayacağının altı çiziliyor. Dolayısıyla diğer devletler de İsrail’in maksadı aşan ve hukuka aykırı eylemlerini desteklemek için herhangi bir gerekçeye sahip değil.

Ancak Almanya Hükümeti’nin İsrail’in mevcut saldırganlığının başladığı tarihten bu yana tüm hukuk ihlallerinin farkında olmasına rağmen İsrail’in eylemlerine olan desteğini kararlı bir şekilde devam ettirdiği belirtiliyor. Almanya’nın mali ve siyasi desteğine de değinilse de asıl vurgu askeri desteğe yapılıyor. Özellikle İsrail’in soykırım başta olmak üzere diğer ihlal niteliğindeki eylemleri gerçekleştirirken Almanya tarafından adeta daha hızlandırılmış bir şekilde temin edilen tanksavar silahlardan makineli tüfekler için mühimmat, patlayıcılar ve itici gazlar gibi askeri malzemelerden cephe hattına ve depolara yapılan ikmaller ve teknolojiden faydalandığının altı çiziliyor. Almanya’nın özel olarak itham edildiği bir diğer konu ise Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) yapılan yardımı kesme kararı. BM Genel Kurulu tarafından 1949 yılında kurulduğundan bu yana milyonlarca Filistinli mülteciye yardım götüren resmi bir kuruluş olan UNRWA fonlarının yüzde 90’ından fazlası devletlerin maddi katkısından oluşuyor. Almanya ise 2’nci en büyük bağışçı konumundaydı. Haliyle buraya sağlanan finansmanın kesilmesi İsrail’in işlediği zulmün mağduru konumdaki yüzbinlerce Filistinlinin açlık, kıtlık ve hastalığa mahkum edilmesi anlamına geliyor. Nikaragua’ya göre bir taraftan İsrail’in ihlallerine destek olurken öbür taraftan UNRWA’ya böyle bir darbe vurulması, İsrail’in soykırım başta olmak üzere tüm insancıl hukuk ihlallerinin kolaylaştırılmasına katkıda bulunması anlamına geliyor.

Nihayetinde Soykırım Sözleşmesi’ne taraf her bir devlet, soykırımın işlenmesini önlemek için mümkün olan her şeyi yapmakla yükümlü olup önleme yükümlülüğü bir devletin soykırım işlenebileceğine dair ciddi bir riskin varlığını öğrendiği anda ortaya çıkar. Divan’ın Güney Afrika’nın açtığı davada verdiği ihtiyati tedbir kararlarında da teyit ettiği üzere Ekim 2023’ten bu yana Filistin halkına yönelik bir soykırım riski olduğu açık olsa da Almanya hem İsrail’e sağladığı mali, siyasi ve askeri destekle hem de UNRWA’ya finansmanı keserek soykırımı önlemek için üzerine düşen “her şeyi” yapmaktan imtina ediyor. Benzer şekilde, 1949 Cenevre Sözleşmelerinin ve Ek Protokollerinin bir tarafı olarak Almanya, Cenevre Sözleşmelerinin ortak 1. maddesinde yer alan insancıl hukuka saygı gösterilmesini sağlama, silahlı çatışmaların tarafları tarafından insancıl hukukun ihlal edilmesini teşvik etmeme ve bu tür ihlalleri durdurmak için mümkün olduğu ölçüde nüfuzunu kullanma yükümlülüklerini de İsrail’e sağladığı desteklerle ihlal ediyor.

Güney Afrika’nın öne sürdüğü argümanlardan farkları

Nikaragua’nın Almanya’ya karşı yönelttiği iddiaların, söz konusu ihlallerin birincil faili olan İsrail’e karşı Güney Afrika’nın yönelttiği iddialardan dahi geniş olmasının sebebi Divan’ın yetkisi meselesiyle alakalı. Divan’ın devletler arasındaki bir uyuşmazlığa bakabilmesi için tarafların bu konuda ortak rızası gerekiyor. Güney Afrika ile İsrail arasındaki davayı açabilmeyi mümkün kılan tek yol Soykırım Sözleşmesi’ne başvurulmasıydı, çünkü onun tarafları sadece Sözleşme çerçevesindeki uyuşmazlıklar için Divan’ın yetkisini peşinen tanıyor. Ancak Nikaragua’nın 2001’den, Almanya’nın ise 2008’den bu yana kendilerinin taraf oldukları uyuşmazlıklarda bazı istisnalar hariç olmak üzere Divan’ı genel olarak tek taraflı yetkilendirmesi söz konusu. Bu sebeple Nikaragua sadece belli uluslararası anlaşmalara değil, uluslararası teamül hukuku ve uluslararası hukukun emredici kuralları gibi daha soyut normların ihlalini dahi gerekçe olarak öne sürebiliyor. İki devlet de Soykırım Sözleşmesi’ne taraf olduğu için o Sözleşme’den kaynaklanan Divan yetkisi zaten paralelde varlığını sürdürüyor. Nikaragua, iddia ettiği ihlallerden doğrudan zarar görmediği halde bu davayı açabilmesini ise aynı Güney Afrika veya daha önce Myanmar’a aynı gerekçeyle dava açan Gambiya’nın yaptığı gibi söz konusu ihlallerin tüm uluslararası toplumu ilgilendiren ve herkesçe ileri sürülebilen (erga omnes) yükümlülüklerle ilgili olmasına bağlıyor. Son olarak belirtmek gerekir ki Nikaragua, ihtiyati tedbir talebinde de bulundu. İki devlet arasındaki silah ticaretinin ivedi bir şekilde kesilmesi dahi istenen tedbirler arasında. Divan, muhtemelen birkaç hafta içinde bu talebi değerlendirecek.

Nikaragua’nın Almanya’ya açtığı davadaki iddiaların hepsinin kabul edilebilmesinin önünde bir başka yazının konusu olacak teknik engeller var. Bu denli geniş çaplı bir gerekçe yelpazesi ve kimi noktalarda çok soyut kurallara dayanarak ortaya atılan iddialardan yüzde yüz isabet yakalamak zaten oldukça zor. Ayrıca asıl fail konumundaki başka bir devletin eylemlerine katkı yapan devletin sorumluluğunun iddia edildiği bu tip davalarda verilen destek ile ihlaller arasındaki nedensellik bağlarını kurmak kolay değil. Bu konuda Divan’ın da engin bir içtihat geçmişi olduğu söylenemez. Bu sebeple davada yoruma açık birçok nokta mevcut ve Divan bunları ele almaktan kaçınmazsa emsal nitelikte içtihatlar ortaya konmuş olacak. Esasında, Nikaragua’nın bu davayı açarken sadece hukuki bir kazanımı değil, uluslararası kamuoyu üzerinde bir farkındalık yaratmayı hedeflediğini tahmin etmek zor değil. Bu sebeple Divan’ın içtihatları ne yönde gelişirse gelişsin hedefin pek uzağında kalınmayacak.

[Deniz Baran, İstanbul Üniversitesi Milletlerarası Hukuk Bölümü Öğretim Üyesidir.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/gorus-soykirim-davasi-buyuyor-israilden-sonra-yargilanma-sirasi-almanyada/feed/ 0
Yalvaç’ta alacak verecek meselesi yüzünden öldürülen kişinin zanlıları hakim karşısında https://www.haber60.com.tr/yalvacta-alacak-verecek-meselesi-yuzunden-oldurulen-kisinin-zanlilari-hakim-karsisinda/ https://www.haber60.com.tr/yalvacta-alacak-verecek-meselesi-yuzunden-oldurulen-kisinin-zanlilari-hakim-karsisinda/#respond Sun, 03 Mar 2024 01:39:03 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=14240 Isparta’nın Yalvaç ilçesinde alacak verecek meselesi yüzünden 1 kişiyi öldüren zanlılar ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık Hasan K. olayı planlayarak yapmadığını söyleyerek, “Belinden silahı çıkarıp benim belimin sağ tarafına dayadı. Sonrasında silah patlama sesi duydum. Benim vurulduğumu düşündüm” dedi.

Isparta’nın Yalvaç ilçesinde Ferhat Tokmak (38), alacak verecek meselesi yüzünden arasında husumet bulunan Hasan K. ve Feryaz Y. tarafından 26 Kasım 2023 tarihinde kafasından silahla vurularak öldürülmüştü. Yalvaç Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada ‘Kasten Adam Öldürme’ suçundan tutuklu yargılanan Hasan K. (46) ve Feryaz Y. (37), Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla (SEGBİS) ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşma salonunda taraf avukatları ve aileler hazır bulundu.

Mahkeme başkanı tarafından söz verilen sanık Hasan K., maktul Ferhat Tokmak ile aralarında bir husumet olmadığını belirterek, “Olaydan 3 ay önce onunla Çınaraltı’nda denk geldik. Bana ‘Moralim bozuk, eve gidelim, sana çay demleyeyim’ dedi. Yaşadığı aparta gittik. Eve geldiğimizde kız kardeşi ile aralarında sıkıntı olduğunu ve kendisini şikayet ettiklerini söyledi. Ben de parası olup olmadığı sordum. Parası yoktu, bin 500 lira para verdim ve ‘Sende olunca bana verirsin’ dedim. Sonrasında olaydan iki gün önce maktul Ferhat Tokmak beni aradı, çok sinirli bir şekilde küfürler etmeye başladı. Bana telefonda ‘Arkamdan para verdim ödemedi diye konuşuyormuşsun’ dedi. Ben de insanlara aldırış etmemesi gerektiğini söyledim. Buna rağmen eşime kızıma küfür etmeye devam ediyordu” dedi.

Aynı gün Ferhat Tokmak’ın kızının iş yerine giderek küfürler ettiğini söyleyen sanık, “Aynı gün kızım beni aradı. İş yerine Ferhat Tokmak’ın geldiğini ve küfürler ettiğini söyledi. Ben de ‘Kızım onun kafası iyidir, ben konuşurum’ diyerek telefonu kapattım” diye konuştu.

“Silah patlama sesi duydum, benim vurulduğumu düşündüm”

Olayın olduğu gün izinli olduğunu ve kayınbiraderi Feryaz Y.’yi arayarak mantar toplamaya gittiğini söyleyen Hasan K., “Feryaz ile buluşup mantar toplamaya gittik. Ferhat ile aramda geçen konuşmalardan haberi yoktu. Dönüş yolunda Ferhat’ı aradım. Buluşalım, görüşelim dedim. Onu arama sebebim kızlarımı rahatsız etmesin, Yalvaç küçük bir yer, dedikodu çıkmasın istedim. Çınaraltı’nda bulunan otoparka geldim, Ferhat’ı arayarak otoparkta olduğumu söyledim. Biraz bekledikten sonra geldi. Arabadan inerek onu karşıladım ve konuşmak için arabaya geçtik. Arabaya biner binmez küfürler etmeye başladı. Daha sonra belinden silahı çıkarıp benim belimin sağ tarafına dayadı. Sonrasında silah patlama sesi duydum. Benim vurulduğumu düşündüm. Aşağı indim, Feryaz da inerek ‘Ağabey bu ölmüş’ dedi. ‘Emniyeti arayalım’ dedim. ‘Çocuklarımı görmeden arattırmam’ dedi. O an ikimiz de şoka girmiştik. Araca bindik, nereye gittiğimi bilmiyorum. Biraz gittikten sonra Feryaz yolun sağ tarafına indirip bıraktı. Daha sonra emniyete giderek teslim olduk, pişmanım. Planlayarak yapmadım” dedi.

Mahkeme heyeti tarafından dinlenilen Sanık Feryaz Y. ise maktul Ferhat Tokmak’ı tanımadığını söyleyerek, “Mantar topladıktan sonra eniştem Hasan K. bir arkadaşı ile görüşeceğini söyledi. Çarşıya otoparka geldik. Eniştem o kişi gelince bana ‘Arkaya geç’ dedi. Biraz bekledik, Ferhat geldi, eniştem araçtan inerek karşıladı. Arabaya biner binmez küfürler etmeye başladı. Ben de ‘Oturun konuşun, siz arkadaşsınız’ dedim. O sırada bana ‘Sen kimsin?’ diyerek fiziksel temasta bulundu. Elini çekti, silahı çıkarıp eniştemin beline dayadı. Arabanın arka kısmında bulunan silahı alarak aşağı indim. Onu araçtan çekmeye çalışırken silah sesi duydum. Silah patlayınca bir anda düştü. Nabzını kontrol ettiğimde atmıyordu. Enişteme boğuşma esnasında elimin yanlışlıkla tetiğe gittiğini söyledim. Araca binip oradan çıktık. Yol kenarına kimin bıraktığını hatırlamıyorum. Çocukları görmek için eve döndük sonrasında kendimiz emniyete teslim olduk” ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti tarafından tanık olarak dinlenilen sanık Hasan K.’nin kızı N.K. ise olaydan iki gün önce Ferhat Tokmak’ın iş yerine gelerek küfür ettiğini söyleyip, “Bana ‘Baban nerede?’ diye sordu, ben de ‘İsmini söylersen babama senin geldiğini söylerim’ dedim. Bana ‘Babana Ferhat ağabey uğradı dersen baban tanır’ dedi. Sonrasında bana parmağını sallayarak küfürler etmeye başladı. Sonra iş yerimden ayrıldı, ben de o korku ile babamı aradım” dedi.

Mahkeme heyeti eksikliklerin giderilmesi için mahkemeyi ileri bir tarihe erteledi. – ISPARTA

]]>
https://www.haber60.com.tr/yalvacta-alacak-verecek-meselesi-yuzunden-oldurulen-kisinin-zanlilari-hakim-karsisinda/feed/ 0
Bülent Uygun’dan taraftara sitem: “Akıl vermeyi bırakın” https://www.haber60.com.tr/bulent-uygundan-taraftara-sitem-akil-vermeyi-birakin/ https://www.haber60.com.tr/bulent-uygundan-taraftara-sitem-akil-vermeyi-birakin/#respond Wed, 21 Feb 2024 02:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10324 – Bülent Uygun’dan taraftara sitem: “Akıl vermeyi bırakın”

SİVAS – Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, takımın oyun sistemini eleştiren taraftarlara sitemde bulunarak, “Şimdi akıl vermeyi bırakın. Kombine alın tamam. Hatta 1’er milyon Euro gönderin. Biz de onlarla futbolcu alalım. Öyle klavyenin başından atacaksın, oradan tutacaksın” dedi.

Sivasspor, Trendyol Süper Lig’in 27. hafta maçında 25 Şubat Pazar günü sahasında Pendikspor ile oynayacağı maçın hazırlıklarına başladı. Teknik Direktör Bülent Uygun antrenman öncesi, açıklamalarda bulundu. Berabere kaldıkları Hatayspor maçını değerlendirerek sözlerine başlayan Uygun, “Hatay’dan galip gelmek istiyorduk. İyi bir takım olduğunu da biliyorduk. Ona göre pozisyonlarımızı, duruşumuzu almaya çalıştık ama iyi oynadığımız bölümler oldu. Bazen de oyundan düştüğümüz anlar oldu. Sonucunda deplasmanda yenemiyorsan yenilmemek her zaman iyidir. 1 puanla dönmüş olmamız bizim açımızdan mutluluk verici” dedi.

“Kazanan taraf olmak istiyoruz”

Hafta sonu Pendikspor ile oynayacakları maçı da değerlendiren Uygun, “Kendi evimizde, kendi seyircimizin desteğinde ki ben bunu artık 10 binleri tribünde görmek istiyorum. Havalar güzelleşti. Saatleri çok uygun. Maça gelme zamanının geldiğini düşünüyorum. Desteğe çok ihtiyacımız var. Birliğe çok ihtiyacımız var. Pendik gibi çok iyi bir takım ile oynayacağız. Devre arasında da özellikle 8-9 tane çok önemli bonservis bedelleri ödeyerek transfer ettiği çok kaliteli ve ligimizde de damga vurmuş futbolcuları transfer etti. O yüzden zor bir maç bizi bekliyor. Kendi evimizde, kendi seyircimizin önünde Allah’ın izniyle inşallah kazanmak istiyoruz. Kazanarak en azından yukarılara doğru bir an önce tırmanmak istiyoruz. Bunun için de elimizden gelenin en iyisini yapıp inşallah kazanan taraf olmak istiyoruz” diye konuştu.

“Tek eksik Koita”

Bir basın mensubunun, “Takımdaki son durum ve sakatlar ne durumda?” sorusuna ise Uygun, “Tek sakatımız Koita var. Onun dışında diğerlerinin sakatlıkla ilgili herhangi bir problemi yok. Herkes idmanlara başladı. Yeni gelen arkadaşlar da artık hem havaya hem takıma uyum sağladı. Belki de bu hafta 3’ünü birden sahada görme ihtimalimiz var. Zaten 2’si geldiğinden beri oynuyor dolayısıyla 5 yeni transferimizle Pendik maçında sahada olabiliriz. Bu da bizim için sevindirici taraf. Onun dışında da önemli bir sakatlığımız, herhangi bir problemimiz de yok. Koita’da aramıza katıldığında bize güç katacaktır” yanıtını verdi.

“Cezamızı çektik”

3 hafta sonra yedek kulübesine döneceğini hatırlatan Uygun, “Evet tekrar geri dönüyoruz. Bazen futbol da oluyor öyle şeyler. Neyse cezasını çektik. Onlar da çekti velhasıl ceza almadan ligi bitirmek istiyoruz. Tabii ki hata hepimiz yapıyoruz. Hatasız olmaz. Art niyet ya da başka bir şeyi görmeden ligin artık sonuna yaklaşıldığı bir ortamda şampiyonluk ayrı bir mücadele gösteriyor. Düşme potasına Baktığınızda da herkesin birbirine özellikle ilk 8’den sonraki bütün takımların hepsinin birbirine yakın görüyor biliyorsunuz. O yüzden çok zorlaştı. Herkes iyi bir şekilde iyi bir mücadele ve iyi bir yönetim bekliyor. Ülkemiz için hayırlısı olsun” dedi.

“Şimdi akıl vermeyi bırakın”

Uygun son olarak taktiksel oyun anlayışı ile ilgili yöneltilen soruya da şu yanıtı verdi;

“Şimdi aslında bakıyorum böyle sosyal medyadan akıl verenler o şeyler yapanlar işte böyle oyun mu oynanır? Şu mudur diye. Ben size bir tane tüyo vereyim. Şampiyonlar Ligi’ne gittiğimizde biz Sivasspor olarak 350 pas yüzdemiz vardı. Kasımpaşa’nın 650 tane. Sonuç? O sezon Kasımpaşa küme düştü? Biz Şampiyonlar Ligi’ne gittik. Evet, eldeki kadronun oyun sisteminin, takımdaki bundan pozisyonların ne el veriyorsa, rakip ne gerekiyorsa onu oynuyoruz. Bir kere oynadığımız sistem, 5’li sistem değil, 3’lü sistem. 3-4-3 gibi bir sistem. Bu da çok fazlasıyla hücumsal bir format. Şimdi akıl vermeyi bırakın. Kombine alın tamam. Hatta 1’er milyon Euro gönderin. Biz de onlarla futbolcu alalım. Öyle klavyenin başından atacaksın. Oradan tutacaksın. Bu böyle olmuş. Bu şöyle olmuş. ya güldürmeyin Allah aşkına ya. Çok fazla sallamak istemiyorum, sonra olmaz. Taraftar tribündeki yerini alacak, takımını destekleyecek. Bizim için önemli olan sahada o gün ne gerekirse onu yapmaya çalışıyoruz. Kadromuzun yapısı itibariyle giden arkadaşlar olunca sonradan yerine kattığımız arkadaşlar da başka adamlar da düşünüyorduk. Bunlarla ve rakibe göre oynaması gereken bir oyun planının içerisindeyiz. Desteğe ve duaya ihtiyacı var Sivasspor’un şu anda. Yeni sezona bakarız. Oyun sistemi de değişir. Oyun mantığı değişir. Birçok şey değişir. Açık oynayıp 5 yiyeceğime kapalı oynar. 1-0 yenerim olur biter. Son 5 maç bir tane gol yemişiz. Daha ne istiyorsunuz ki.”

Çalışmalar başladı

Vali Lütfullah Bilgin Sivasspor Tesislerinde Teknik Direktör Bülent Uygun ve yardımcıları yönetiminde yapılan antrenman 1 saat 30 dakika sürdü. Koşu ile başlayan antrenman, ısınma ve denge çalışmalarıyla devam etti. Ardından pas çalışmaları yapan Yiğidolar, son bölümde ise çift kale maç oynadı. Sivasspor, yarın gerçekleştireceği antrenmanla Pendikspor maçının hazırlıklarına devam edecek.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bulent-uygundan-taraftara-sitem-akil-vermeyi-birakin/feed/ 0
Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun Taraftarlara Sitem Etti https://www.haber60.com.tr/sivasspor-teknik-direktoru-bulent-uygun-taraftarlara-sitem-etti/ https://www.haber60.com.tr/sivasspor-teknik-direktoru-bulent-uygun-taraftarlara-sitem-etti/#respond Wed, 21 Feb 2024 01:45:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=10310 Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, takımın oyun sistemini eleştiren taraftarlara sitemde bulunarak, “Şimdi akıl vermeyi bırakın. Kombine alın tamam. Hatta 1’er milyon Euro gönderin. Biz de onlarla futbolcu alalım. Öyle klavyenin başından atacaksın, oradan tutacaksın” dedi.

Sivasspor, Trendyol Süper Lig’in 27. hafta maçında 25 Şubat Pazar günü sahasında Pendikspor ile oynayacağı maçın hazırlıklarına başladı. Teknik Direktör Bülent Uygun antrenman öncesi, açıklamalarda bulundu. Berabere kaldıkları Hatayspor maçını değerlendirerek sözlerine başlayan Uygun, “Hatay’dan galip gelmek istiyorduk. İyi bir takım olduğunu da biliyorduk. Ona göre pozisyonlarımızı, duruşumuzu almaya çalıştık ama iyi oynadığımız bölümler oldu. Bazen de oyundan düştüğümüz anlar oldu. Sonucunda deplasmanda yenemiyorsan yenilmemek her zaman iyidir. 1 puanla dönmüş olmamız bizim açımızdan mutluluk verici” dedi.

“Kazanan taraf olmak istiyoruz”

Hafta sonu Pendikspor ile oynayacakları maçı da değerlendiren Uygun, “Kendi evimizde, kendi seyircimizin desteğinde ki ben bunu artık 10 binleri tribünde görmek istiyorum. Havalar güzelleşti. Saatleri çok uygun. Maça gelme zamanının geldiğini düşünüyorum. Desteğe çok ihtiyacımız var. Birliğe çok ihtiyacımız var. Pendik gibi çok iyi bir takım ile oynayacağız. Devre arasında da özellikle 8-9 tane çok önemli bonservis bedelleri ödeyerek transfer ettiği çok kaliteli ve ligimizde de damga vurmuş futbolcuları transfer etti. O yüzden zor bir maç bizi bekliyor. Kendi evimizde, kendi seyircimizin önünde Allah’ın izniyle inşallah kazanmak istiyoruz. Kazanarak en azından yukarılara doğru bir an önce tırmanmak istiyoruz. Bunun için de elimizden gelenin en iyisini yapıp inşallah kazanan taraf olmak istiyoruz” diye konuştu.

“Tek eksik Koita”

Bir basın mensubunun, “Takımdaki son durum ve sakatlar ne durumda?” sorusuna ise Uygun, “Tek sakatımız Koita var. Onun dışında diğerlerinin sakatlıkla ilgili herhangi bir problemi yok. Herkes idmanlara başladı. Yeni gelen arkadaşlar da artık hem havaya hem takıma uyum sağladı. Belki de bu hafta 3’ünü birden sahada görme ihtimalimiz var. Zaten 2’si geldiğinden beri oynuyor dolayısıyla 5 yeni transferimizle Pendik maçında sahada olabiliriz. Bu da bizim için sevindirici taraf. Onun dışında da önemli bir sakatlığımız, herhangi bir problemimiz de yok. Koita’da aramıza katıldığında bize güç katacaktır” yanıtını verdi.

“Cezamızı çektik”

3 hafta sonra yedek kulübesine döneceğini hatırlatan Uygun, “Evet tekrar geri dönüyoruz. Bazen futbol da oluyor öyle şeyler. Neyse cezasını çektik. Onlar da çekti velhasıl ceza almadan ligi bitirmek istiyoruz. Tabii ki hata hepimiz yapıyoruz. Hatasız olmaz. Art niyet ya da başka bir şeyi görmeden ligin artık sonuna yaklaşıldığı bir ortamda şampiyonluk ayrı bir mücadele gösteriyor. Düşme potasına Baktığınızda da herkesin birbirine özellikle ilk 8’den sonraki bütün takımların hepsinin birbirine yakın görüyor biliyorsunuz. O yüzden çok zorlaştı. Herkes iyi bir şekilde iyi bir mücadele ve iyi bir yönetim bekliyor. Ülkemiz için hayırlısı olsun” dedi.

“Şimdi akıl vermeyi bırakın”

Uygun son olarak taktiksel oyun anlayışı ile ilgili yöneltilen soruya da şu yanıtı verdi;

“Şimdi aslında bakıyorum böyle sosyal medyadan akıl verenler o şeyler yapanlar işte böyle oyun mu oynanır? Şu mudur diye. Ben size bir tane tüyo vereyim. Şampiyonlar Ligi’ne gittiğimizde biz Sivasspor olarak 350 pas yüzdemiz vardı. Kasımpaşa’nın 650 tane. Sonuç? O sezon Kasımpaşa küme düştü? Biz Şampiyonlar Ligi’ne gittik. Evet, eldeki kadronun oyun sisteminin, takımdaki bundan pozisyonların ne el veriyorsa, rakip ne gerekiyorsa onu oynuyoruz. Bir kere oynadığımız sistem, 5’li sistem değil, 3’lü sistem. 3-4-3 gibi bir sistem. Bu da çok fazlasıyla hücumsal bir format. Şimdi akıl vermeyi bırakın. Kombine alın tamam. Hatta 1’er milyon Euro gönderin. Biz de onlarla futbolcu alalım. Öyle klavyenin başından atacaksın. Oradan tutacaksın. Bu böyle olmuş. Bu şöyle olmuş. ya güldürmeyin Allah aşkına ya. Çok fazla sallamak istemiyorum, sonra olmaz. Taraftar tribündeki yerini alacak, takımını destekleyecek. Bizim için önemli olan sahada o gün ne gerekirse onu yapmaya çalışıyoruz. Kadromuzun yapısı itibariyle giden arkadaşlar olunca sonradan yerine kattığımız arkadaşlar da başka adamlar da düşünüyorduk. Bunlarla ve rakibe göre oynaması gereken bir oyun planının içerisindeyiz. Desteğe ve duaya ihtiyacı var Sivasspor’un şu anda. Yeni sezona bakarız. Oyun sistemi de değişir. Oyun mantığı değişir. Birçok şey değişir. Açık oynayıp 5 yiyeceğime kapalı oynar. 1-0 yenerim olur biter. Son 5 maç bir tane gol yemişiz. Daha ne istiyorsunuz ki.”

Çalışmalar başladı

Vali Lütfullah Bilgin Sivasspor Tesislerinde Teknik Direktör Bülent Uygun ve yardımcıları yönetiminde yapılan antrenman 1 saat 30 dakika sürdü. Koşu ile başlayan antrenman, ısınma ve denge çalışmalarıyla devam etti. Ardından pas çalışmaları yapan Yiğidolar, son bölümde ise çift kale maç oynadı. Sivasspor, yarın gerçekleştireceği antrenmanla Pendikspor maçının hazırlıklarına devam edecek. – SİVAS

]]>
https://www.haber60.com.tr/sivasspor-teknik-direktoru-bulent-uygun-taraftarlara-sitem-etti/feed/ 0
İzmir’de İmam, Cumhurbaşkanı Mitingi İçin Cemaat Toplamayı Reddetti https://www.haber60.com.tr/izmirde-imam-cumhurbaskani-mitingi-icin-cemaat-toplamayi-reddetti/ https://www.haber60.com.tr/izmirde-imam-cumhurbaskani-mitingi-icin-cemaat-toplamayi-reddetti/#respond Mon, 19 Feb 2024 21:57:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9840 İzmir’de, AKP Buca İlçe Başkanlığı’ndan, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen yıl yapılan İzmir mitingine cemaat toplaması talebiyle arandığını ve bu talebi yerine getirmeyince hakkında soruşturma açıldığını açıklayan imam Yusuf Kılıç, İzmir dışına sürgün edildiğini ve kendisine ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildiğini söyledi. Kılıç, “Bir işim için Buca Müftülüğü’ne gittiğimde başka bir imam tarafından görevden atılmakla tehdit edildim. Miting için kendisini de aradıklarını ve benim, kendisi gibi davranmadığım için bana ‘PKK’lı ve FETÖ’cü’ diyerek üzerime geldi. Polis çağırarak, şahıs hakkında karakola giderek şikayetçi olmak zorunda kaldım. Bu olaydan sonra İzmir’in dışına sürgün edildim. En son tarafıma ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildi” dedi. Kılıç, “İbadethanelere yakışmayan bu çirkin teklifi reddetmemin sebebi, camiyi, imamlık kimliğimi ve kurumumu siyasete bulaştırmak istemememdir. Ben insanlara hizmet etmek için buradayım. Bir siyasi gruba ya da kutsallarımız üzerinden çıkar sağlamaya çalışanlara asla biat edemem” diye konuştu.

İzmir Buca’da görevli imam hatip Yusuf Kılıç, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genel seçim döneminde 29 Nisan 2023 tarihinde İzmir Gündoğdu Meydanı’nda yapacağı miting öncesinde AKP Buca İlçe Başkanlığı’ndan arandığını, kendisinden cemaatini miting için toplamasının istendiğini açıklamıştı. Kılıç, “Ben, bir cami imamıyım. Evet, bu ülkede demokrasi şöleni olabilir. Ama burada ben taraf değilim… Cemaatimden bir kısmını mitinglere götürürsem ben, bu caminin ilkesine, amacına karşı düşmüş olurum. Bu da benim için ve toplum için çok büyük bir sıkıntı” demişti.

Kılıç, bu olayın ardından kendisi hakkında soruşturma açıldığını ve ciddi tehditler aldığını duyurmuştu. Kılıç, kendisini tehdit edenler hakkında 3 Mayıs 2023 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu belirtmişti.

Kılıç, olayın üzerinden 10 ay geçmesinin ardından İzmir dışına sürgün edildiğini, kendisine ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildiğini ve bir imam tarafından işinden atılmakla tehdit edildiğini açıkladı. Sendikası Diyanet-Sen’in arkasında durmadığını belirten Kılıç, AKP Buca İlçe Başkanlığı’nın kendisini aramasının ardından yaşadıklarını şöyle özetledi:

“BAŞKA BİR İMAM TARAFINDAN GÖREVDEN ATILMAKLA TEHDİT EDİLDİM”

“Merhaba, ben Yusuf Kılıç. Cami, insanların Allah’a, kitaba ve peygamberlere karşı sorumluluklarını yerine getirmeye çalıştığı toplu bir yerdir. Ben de cami imamı olarak halka karşı sorumluluğumun bilinciyle çalışmaya başladığım günden bu yana hiçbir şekilde aksatmadan görevimi yürütmekteydim. 26 Nisan 2023 tarihinde kendisini AKP Buca İlçe Başkan Yardımcısı olarak tanıtan bir şahıs beni arayarak mitingleri için cami cemaati ayarlamamı ve mitinge götürmemi istedi. Ben de bunu reddettim. Deyim yerindeyse o günden sonra başıma gelmeyen kalmadı. Sürgün ile tehdit edildim. Hemen akabinde 29 Mayıs 2023 tarihinde Buca’da başka bir camiye gönderildim. Bu camide 4 ay boyunca görev yaptım. İmkanlar çok kısıtlı olduğu için cami tuvaletinde 4 ay boyunca banyomu yaptım. Aynı şekilde camide yatmak zorunda kaldım. Bir işim için Buca Müftülüğü’ne gittiğimde başka bir imam tarafından görevden atılmakla tehdit edildim. Miting için kendisini de aradıklarını ve benim, kendisi gibi davranmadığım için bana ‘PKK’lı ve FETÖ’cü’ diyerek üzerime geldi. Polis çağırarak, şahıs hakkında karakola giderek şikayetçi olmak zorunda kaldım.

“İZMİR’İN DIŞINA SÜRGÜN EDİLDİM. EN SON TARAFIMA ‘KADEMENİN İLERLEMESİNİN DURDURULMASI’ CEZASI VERİLDİ”

Bu olaydan sonra İzmir’in dışına sürgün edildim. En son tarafıma ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildi. Bu olaylar yaşanırken sendikam hiçbir şekilde arkamda durmadı. Ben buradan Türkiye Barolar Birliği’ne seslenmek istiyorum. Başıma gelen bu olayların araştırılmasını ve avukat yardımı istiyorum. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu en güzel şekilde adalet, hukuk ortaya çıkartabilir. Sizi adaletin ilk basamağı olan vicdanlarınızın sesini dinlemeye davet ediyorum. Ben, insanların siyasi görüşlerini sorgulayamam. İbadethanelere yakışmayan bu çirkin teklifi reddetmemin sebebi, camiyi, imamlık kimliğimi ve kurumumu siyasete bulaştırmak istemememdir. İnsanların camiye ve dine olan güvenlerine zarar vermek istemedim. Hangi siyasi görüş olursa olsun, kurumun itibarını zedeleyecek hiçbir teklifi kabul etmek mümkün değildir. Ben insanlara hizmet etmek için buradayım. Bir siyasi gruba ya da kutsallarımız üzerinden çıkar sağlamaya çalışanlara asla biat edemem.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirde-imam-cumhurbaskani-mitingi-icin-cemaat-toplamayi-reddetti/feed/ 0
Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, CHP’nin mevcut Belediye Başkanı Ahmet Aras’ı aday göstermesini istedi https://www.haber60.com.tr/bodrum-kadin-dayanisma-dernegi-chpnin-mevcut-belediye-baskani-ahmet-arasi-aday-gostermesini-istedi/ https://www.haber60.com.tr/bodrum-kadin-dayanisma-dernegi-chpnin-mevcut-belediye-baskani-ahmet-arasi-aday-gostermesini-istedi/#respond Thu, 18 Jan 2024 08:33:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3982 Bodrum Kadın Dayanışma Derneği (BKD), “Tarafız” başlığıyla bir açıklama yaparak, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimde CHP’nin mevcut Belediye Başkanı Ahmet Aras’ı aday göstermesini istedi.

Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, çalışmalarını, ilkelerini ve hedeflerini anlatarak başladığı yazılı açıklamasında,” Türkiye’de kadınlara karşı ayrımcılığın, düşmanlığın, kadın karşıtı politikaların normalleştirildiği bir sürece evrildiği bu dönemde yapılacak yerel seçimlerde tarafız” ifadesine yer verdi.

Kadınların kendi kaderlerini belirleme haklarını devralmadan yaşadıkları hayatı değiştiremeyeceklerinin altının çizildiği açıklamada, Cumhuriyet Halk Partisi’n  Bodrum Belediye Başkan adayı olarak mevcut başkan Ahmet Aras’ı göstermesi çağrısında bulunuldu. Açıklama şöyle:

“AHMET ARAS, KİMSEYİ DIŞARIDA BIRAKMADAN GÖREVİNİ YERİNE GETİRDİ”

“400 yıllık kadın tarihimizden gelen deneyim ve birikim, kendi kaderlerimizi ancak taraf olmak ve taraf olduğumuz politikalardan vazgeçmemek ile inşa edilmiştir. İşte tam da bu doğrultuda 2024 yerel seçimlerinde gösterilecek adayları, kendi kaderlerimizi belirleme hakkımızı kullanmak bağlamında değerlendirmekteyiz. Ahmet Aras, 2019 yılından bu yana yukarıda belirtilen bu talepleri ve politikaları fark eden, fark etmeyi belirli günlerde açıklama yapmanın çok daha ötesine götürerek – TARAF olan bir yerden, ayrımcılık üretmeyen politikaları benimseyerek ve bu politikaları öğrenmeye yüksünmeyen bir yerel yönetici olarak kimseyi dışarıda bırakmayan bir anlayışla belediye başkanlığı görevini yerine getirdi.

“KADIN TARAFLI POLİTİKALARIN HAYATA GEÇİRİLMESİ SU KADAR ELZEMDİR”

Kadın taraflı politikaların günümüz koşullarında bile olsa hayata geçirilmesi, en az su hizmetleri kadar, imar planlamaları kadar, cenaze işlerinin önemi kadar, yolların pürüzsüz olması kadar ve trafik sorununun önemi kadar elzemdir. Ayrıca CHP tüzüğünün Kuruluş ve İlkeler bölümünde Madde 1 (5)’de şöyle bir cümle kaleme alınmış: ‘Cinsiyet eşitliğini temel ilke olarak kabul eder.’ Tüzüğün Amaç bölümünde Madde 2. (1) j. ise ‘Cinsiyet eşitliğinin toplumsal yaşamın her alanında uygulanmasını sağlamak…’ Bu ilkeleri yerine getiren mevcut Belediye Başkanı, partisinin amaç edindiği ilkelere sadık politikalar gerçekleştirdiği ortadadır.”

“KADINLAR NEYİN MÜCADELESİNİ VERDİĞİNİ VE NASIL MÜCADELE EDECEĞİNİ BİLİYOR”

Geçmiş dönemlerden farklı olarak Ahmet Aras’la kadın politikalarının görünür kılındığını ve Aras’ın kadınlarla yerel yönetim uygulamalarının ayrımcılık üretmeyen somut hale dönüştürülmesi konusunda iradesinin olduğu vurgusu yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Bodrum’da 2019 yılına kadar kadın politikalarının kağıt üzerinde var olup, hayatın ve yerel yönetimin her alanında yok sayılan bir yerdeyken, kadınlarla birlikte, katılımcı yerel yönetim uygulamalarının önünü açarak yerel yönetimin dönüştürülmesi mümkün olmuştur. Bu dönüşüm ile Bodrum’da ayrımcılık üretilmeyen bir kent yaratmak için üretilen hizmetlerin kadınlarla birlikte yapılabileceğini gördük. Kadınlar neyin mücadelesini verdiğini biliyor. Kadınlar nasıl mücadele edeceğini de biliyor. Dolayısıyla adımıza karar verilmesi değil, kendimiz karar verme organlarında yer alarak özgür, eşit ve şiddetsiz yaşamı kurmaya devam etmek için bu mücadelenin içerisinde yer almaya devam edeceğiz.Tüm bunlar ışığında, Ahmet Aras, kadınları sadece oy kullananlar olarak görmediğini, Bodrum Yarımadası’nın 56 mahallesinde bulunan tüm kadınlar ile yereli birlikte yönetmeye talip olduğunu açıkça görev yaptığı dönem boyunca göstermiş oldu. Bu nedenle bir sonraki dönem Belediye Başkan adayı olarak Ahmet Aras’ın adaylığını destekliyoruz ve tarafız!”

]]>
https://www.haber60.com.tr/bodrum-kadin-dayanisma-dernegi-chpnin-mevcut-belediye-baskani-ahmet-arasi-aday-gostermesini-istedi/feed/ 0
UAD Davası: Netanyahu kıskaç altında https://www.haber60.com.tr/uad-davasi-netanyahu-kiskac-altinda/ https://www.haber60.com.tr/uad-davasi-netanyahu-kiskac-altinda/#respond Wed, 10 Jan 2024 09:00:41 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2959 İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Musab Şahin, Güney Afrika’nın İsrail aleyhine açtığı UAD davasının seyrini ve Netenyahu karşıtı benzer dava süreçlerini nasıl etkileyebileceğini AA analiz için kaleme aldı.

***

Orta Doğu’nun onlarca yıldır devam eden sıcak gündemi insancıl hukukun ve bunun denetim mekanizması olan uluslararası mahkemelerin güvenilirliğini tartışmaya açtı. İsrail’in sistematik saldırılarının durdurulması için yetkili merci arayışları başladı. İlk olarak Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) gündeme geldi. Çeşitli sivil toplum kuruluşları ve avukat grupları UCM’ye topladıkları delilleri sundu. Bununla birlikte, arzulanan sonucun çeşitli sebeplerle UCM’den çıkmayacağı anlaşılınca alternatif arayışları başladı. BM (BM) Genel Kurulu, sonrasında BM Güvenlik Konseyi (BMGK) ve nihayet Uluslararası Adalet Divanı (UAD) devreye girdi.

7 Ekim’den bu yana yaşanan silahlı çatışma hali uluslararası mahkemelerin yanında İsrail’in ve bu ihtilafa taraf olmayan devletlerin iç hukuklarında da çeşitli gelişmelere sebep oldu. İsrail açısından bakıldığında; 2019 yılında Binyamin Netanyahu’ya yönelik açılan yolsuzluk davalarının duruşmalarının 2 ay ertelendiği görüldü. 7 Ekim olayları sonrası İsrail’de yaşanan gelişmeler sebebiyle bu davaların görülmesi ertelendiyse de geçen ay ifade alma süreci tekrar başladı. Güney Afrika’nın açtığı davada UAD tarafından verilecek bir tedbir kararının öncelikle uluslararası arenada, sonrasında ise İsrail içinde Netanyahu’ya yönelik tepkilere sebep olacağı muhtemel gözüküyor. Bu da yolsuzluk davalarının tepkisel şekilde daha hızlı görülmesini ve başka suçlamaların da gündeme gelmesini tetikleyebilir.

Silahlı çatışma halinin tarafı olmayan ülkelerde ise siyasetçilerin sorumluluklarının tespitine ve silah satışının engellenmesi gibi tedbirlerin kararlaştırılmasına yönelik davalar açıldı, bazıları da hazırlık aşamasında. Amerika Bileşik Devletleri (ABD) ve İngiltere iç hukuk sistemlerinde İsrail’e ilk günden beri koşulsuz destek veren siyasilerin yargılanmaları ve sorumlu tutulmaları yönünde çabalar yoğunlaşıyor. Davalar doğrudan yöneticilerin 7 Ekim’den bu yana İsrail’e sağladığı koşulsuz desteği konu alıyor. Diplomatik ve ekonomik olarak İsrail’in desteklenmesi suretiyle bir uluslararası sözleşmeden ve uluslararası örf ve adetlerden kaynaklanan soykırımın önlenmesi yönünde gerekli tedbirlerin alınmaması davaların temel dayanağı.

ABD ve İngiltere’de iç hukuk kapsamında açılan veya hazırlık aşamasındaki bu davaların esas itibarıyla Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamında söz konusu olan devletlerin soykırımı önleme yükümlülüğü ile ilişkilendirildiği görülüyor. Kısa süre önce Güney Afrika’nın da benzer gerekçeye dayanarak devletlerin soykırımı önleme yükümlülüğünü ön plana çıkararak İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanına gittiği hatırlanırsa, Güney Afrika’nın başvurusunun ABD ve İngiltere’deki mevcut ve açılması beklenen davaları etkilemesi muhtemel gözüküyor. UAD tarafından İsrail için verilecek bir tedbir kararı sonrasında ABD ve İngiltere mahkemeleri de benzer şekilde İsrail’e maddi yardımın meşruiyetinin araştırılması, durdurulması veya silah satışının sona erdirilmesi gibi çeşitli tedbir kararları verebilecektir.

Divan’daki davanın Netanyahu’nun yolsuzluk davalarına etkisi

İsrail’de daha önceki dönemde başlayan soruşturmalar neticesinde savcılık tarafından 2019 yılında Netanyahu’ya çeşitli suçlamalar yöneltilmişti. Yolsuzluk davaları olarak isimlendirilen bu davalar dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve rüşvet suçlamalarını içeriyor. İlk duruşma 2020 senesinde yapılmıştı. 7 Ekim sonrasında ise olağanüstü dönem şartları ve bu şartlar altında ifadelerin alınmasının mümkün olmaması gibi sebeplerle davalar ertelenmişti. Geçen aralık ayında Kudüs mahkemesi ifadeleri dinlemeye tekrar başladı. Bir sonraki duruşmanın gelecek ay yapılması bekleniyor.

Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanına yaptığı sürpriz başvurunun bu yargılamalar üzerinde etki doğurması muhtemel. Son günlerde İsrail hükümetinden veya yargı teşkilatından önemli isimlerin yaptığı açıklamalar Güney Afrika’nın başvurusunun ülke içinde endişeye sebep olduğunu gösteriyor. Divan’ın öncelikli olarak vereceği bir ara karar sonrasında uluslararası kamuoyunun Netanyahu’ya yönelik baskıları artacaktır. Böyle bir senaryoda uluslararası baskının İsrail içindeki muhalefeti de tetiklemesi kaçınılmaz olur. Netanyahu’nun başbakanlık koltuğunu terk etmesi dahi gündeme gelebilir. Bu durum ise mevcut yargılamaların hızlanmasını ve sabık başbakan için tepkisel cezaların devreye girmesini tetikleyebilir.

Divan’daki davanın Batıda siyasetçiler için açılan davalara etkisi

Anayasal Haklar Merkezi (Center For Constitutional Rights) tarafından temsil edilen Çocuklar İçin Evrensel Koruma (Defence For Children International) gibi çeşitli Filistinli insan hakları örgütleri ve Gazze’de yakınlarını kaybeden bazı Filistinli bireyler 13 Kasım 2023 tarihinde Amerikan Federal Mahkemesine bir dilekçe verdi. Açılan davada 3 kilit ismin yargılanması talep edildi: Başkan Joe Biden, Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Savunma Bakanı Lloyd Austin. Davacıların esas dayanağı, ABD’nin 3 üst düzey yöneticisi tarafından 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi ve bunun iç hukuktaki yansıması olan 1987 tarihli Soykırım Uygulama Yasası tarafından kabul edilen soykırımı önleme yükümlülüğüne aykırı eylemlerin varlığı. Bu bağlamda ABD’li yetkililerin 7 Ekim’den bu yana İsrail’e sağladığı koşulsuz diplomatik ve askeri destek ile silah yardımı gibi eylemlerin dosya kapsamında detaylı şekilde vurgulandığı görülüyor.

Dosyaya oldukça önemli ilim adamlarının uzman görüşleriyle katkı sunduğunu belirtmek gerekir. Örneğin soykırım çalışmaları uzmanı William Schabas, Bosna-Sırbistan davasında UAD tarafından soykırımı önleme yükümlülüğünün vurgulandığını hatırlatıyor. Bu karara göre; Sırbistan, soykırım sözleşmesinden kaynaklanan soykırımı önleme yükümlülüğünü ihlal etmişti. Aynı şekilde Ukrayna’nın Divan’da Rusya aleyhine soykırım sözleşmesine dayanarak açtığı davada da ABD, soykırım sözleşmesinden kaynaklanan önleme yükümlülüğünü gündeme getirmişti. Uzman görüşlerinin de soykırım önleme yükümlülüğüne yoğunlaştığı görülüyor. Güney Afrika da İsrail aleyhine açtığı davada aynı gerekçelere dayanmıştı. Bu sebeple iç hukuk davası ve Divan’daki davanın eş zamanlı olarak ilerleyecekleri beklenebilir. Amerikan Federal Mahkemesinin Divan’daki yargılamayı takip etmesi muhtemel.

Davacılar tarafından sayılan isimlerin İsrail’e koşulsuz destek vermesini yasaklayan bir acil ara karar çıkarılması suretiyle tedbir alınması talep ediliyor. Uzun vadede ise 3 ismin soykırım sözleşmesine ve bunun iç hukuktaki yansıması olan uygulama yasasına aykırı şekilde soykırımı önleme yükümlülüğü ile çelişen eylemlerinin tespiti bekleniyor. Kasım ayının ortalarında açılan bu dava sonrasında, ABD hükümet temsilcileri tarafından 8 Aralık 2023 tarihinde davanın reddi talep edildi. Buna karşılık, davacıların beyanlarını daha detaylı şekilde mahkemeye sunarak, taleplerini yineledikleri görüldü. Geçen hafta Amerikan-Arap Ayrımcılıkla Mücadele Grubu (American-Arab Anti-Discrimination Committee), Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (the Council on American-Islamic Relations), Arap-Amerikan Sivil Haklar Birliği (the Arab-American Civil Rights League) gibi gruplar davaya taraf olmaksızın sundukları görüş ve delillerle davacıların taleplerini desteklediler. İlk duruşmaların bu ayın sonunda yapılması bekleniyor.

İngiltere’de de şahıslara ve hükümete yönelik davaların hazırlandığı veya açıldığı görülüyor. İngiltere merkezli Filistinliler İçin Uluslararası Adalet Merkezi (International Centre of Justice for Palestinians) İngiliz siyasetçiler için İsrail’in savaş suçlarına yönelik davalar açmaya hazırlanıyor. Ekim ayında bu niyeti gösterir bir bildiri, merkez tarafından yayımlanmıştı. Bildiride savaş suçlarına yardım etmenin Cenevre de dahil olmak üzere çeşitli uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu ön plana çıkarılarak siyasetçilerin hukuki sorumluluğunun söz konusu olacağı vurgulanmıştı. Hazırlık aşamasındaki bu davanın soykırım yerine İsrail’in işlediği savaş suçlarına destek olarak İngiliz siyasetçilerin sorumluluğunun tespitine yönelik olacağı anlaşılıyor.

Şahıslara yönelik açılması planlanan bu davaların dışında halihazırda hükümete yönelik olarak açılan davalar da var. Geçen senenin son ayında bir Filistin İnsan Hakları Örgütü (al-Haq) ve GLAN (Global Legal Action Network) tarafından Yüksek Mahkemede hükümete yönelik bir dava açıldı. Bu dava kapsamında İngiltere’nin desteği, tehcir ve soykırım riskleri detaylı şekilde gündeme getirildi. Gündemde silah satışının durdurulması talebi var. İlerleyen aylarda ilk duruşmanın yapılması bekleniyor.

ABD ve İngiltere’de iç hukuk kapsamında görülen bu dava süreçleri uluslararası mahkemelerdeki gelişmelerle sıkı sıkıya irtibatlı. Güney Afrika’nın Divan’da açtığı dava gelecek hafta görülmeye başlanacak. Olası bir tedbir kararı, açılması gündemde olan dava hazırlık süreçlerini hızlandıracağı gibi, mevcut yargılamaların gidişatını da siyasetçiler aleyhine çevirebilir. Çünkü bu davalar ve Güney Afrika’nın başvurusu aynı temele dayanıyor; örf ve adet hukukundan ve soykırım sözleşmesinden doğan soykırımı önleme yükümlülüğü.

[İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Musab Şahin]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber60.com.tr/uad-davasi-netanyahu-kiskac-altinda/feed/ 0
Bursa’da Kardeşini Kaza Yaptırdığı İddiasıyla Saldıran Şahıs Tutuklandı https://www.haber60.com.tr/bursada-kardesini-kaza-yaptirdigi-iddiasiyla-saldiran-sahis-tutuklandi/ https://www.haber60.com.tr/bursada-kardesini-kaza-yaptirdigi-iddiasiyla-saldiran-sahis-tutuklandi/#respond Mon, 01 Jan 2024 07:15:26 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1849

BURSA’da, kardeşi Suat Ekmekci’nin (25) kullandığı otomobili sıkıştırarak, kaza yapmasına neden olduğunu iddia ettiği aracın sürücüsü Enes Alptuğ Gültekin’i (29), 4 yerinden bıçaklayarak yaralayan Murat Ekmekci (28), 20 yıla kadar hapis istemiyle tutuklu yargılandığı davanın duruşmasında, “Olay yerini görünce şok oldum. Gözlerime inanamadım. Aynı yerde 3 yıl önce diğer kardeşim kaza yapıp ölmüştü. Suat’a da bir şey olacak diye çok korktum” dedi.

Olay, nisan ayında Karacabey ilçesinin kırsal Dağesemen Mahallesi’nde meydana geldi. 34 SF 507 plakalı otomobiliyle ilçe merkezine seyir halinde olan Enes Alptuğ Gültekin, iddiaya göre karşı yönden gelen Suat Ekmekci yönetimindeki otomobile yol vermeyip sıkıştırarak kaza yapmasına neden oldu. Araç hasar görürken, Suat Ekmekci, ailesini arayarak kaza yaptığını söyledi. Bunun üzerine Suat Ekmekci’nin babası, annesi ve kız kardeşi olay yerine gelip kazaya neden olmakla suçlanan Enes Alptuğ Gültekin’in kullandığı otomobili durdurdu. Taraflar arasında tartışma çıkarken, Suat Ekmekci’nin ağabeyi Murat Ekmekci de otomobiliyle olay yerine geldi. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü, cebindeki bıçağı çıkartan Murat Ekmekci, Enes Alptu Gültekin’i bıçakladı. 3’ü göğsüne, 1’i de sırtına isabet eden 4 bıçak darbesiyle yaralanan Gültekin, kanlar içerisinde yere yığılırken, o anlar çevredeki güvenlik kamerasına yansıdı.

Gültekin, otomobilde bulunan 2 arkadaşı tarafından kaldırıldığı Karacabey Devlet Hastanesi’nde tedaviye alındı. Olayın ardından gözaltına alınan Murat Ekmekçi ise tutuklandı.

‘SUAT’A DA BİR ŞEY OLACAK DİYE ÇOK KORKTUM’

Soruşturmanın ardından hakkında, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlamasıyla 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan Murat Ekmekci’nin yargılanmasına devam edildi. Bursa 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Ekmekci ile taraf avukatları katıldı. Mahkemede ilk kez ifade veren Ekmekci, olay günü kardeşinin kendisini cep telefonu ile arayarak kaza yaptığını söylediğini belirterek, “Kardeşim Suat, korku ve panik içeren ses tonuyla beni arayıp, ‘Kaza yaptım’ dedi. Hemen söylediği yere gittim. Olay yerini görünce şok oldum. Gözlerime inanamadım. Aynı yerde 3 yıl önce diğer kardeşim kaza yapıp ölmüştü. Suat’a da bir şey olacak diye çok korktum. Burada, kazaya neden olan kişileri sitemkar şekilde uyarırken, Enes bana küfredip üzerime gelerek kafama yumruk attı. Ben de cebimdeki bıçağı çıkartıp havaya salladım. Sonrasını hatırlamıyorum. Ona isabet etmiş. Haberim yok” dedi.

AVUKATI SUÇ VASFININ DEĞİŞMESİNİ İSTEDİ

Sanık avukatı Alper Kahraman da müvekkilinin kendisini savunmak amacıyla bıçağını kullandığını, tahrik eden ilk hamlenin karşı taraftan geldiğini belirtti. Kamera görüntülerinin de savunmalarını destekler nitelikte olduğunu ve suçun vasfının değişmesi gerektiğini söyleyen Kahraman, “Dosya kapsamında bulunan tutanaklar ve görüntüler incelendiğinde, ilk haksız eylemin müşteki tarafça gerçekleştiği, müvekkilin kendisine ve ailesine yönelik haksız eylemi savuşturma amacıyla hareket ettiği ve kalabalık grubun saldırısını sonlandırmak için bıçak kullandığı sabittir. Kamera görüntülerinin yapılan dökümünde, müvekkilin karşı tarafın göğüs bölgesine herhangi bir darbe vurmadığı, yalnızca bacağına darbe vurduğu görülecektir. Müvekkilin öldürme gibi bir amacı yoktur. Suç vasfı yaralamadır. Meşru savunma ve haksız tahrik hükümleri uygulanmalıdır” diye konuştu.

Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, eksik evrakların tamamlanması için duruşmayı erteledi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursada-kardesini-kaza-yaptirdigi-iddiasiyla-saldiran-sahis-tutuklandi/feed/ 0