UKOME Genel Kurul Toplantısı’nda alınan karara göre, dolmuş güzergahlarının değiştirileceği ve bazı hatlara yeni duraklar ekleneceği açıklanmıştı. Minibüsler ile Sakarya-Yıldız-Şan dolmuş hatlarında gerçekleştirilen uygulama dün itibariyle başladı. Uygulamayı değerlendiren Sakarya Minibüs Dolmuş Durağı yetkilileri, alınan kararın yerinde olduğunu dile getirerek emek veren herkese teşekkürlerini iletti. Açılan hatla beraber müşteri potansiyelinin daha da artmasını bekleyen şoförler, yeni güzergahların tüm vatandaşlar için hayırlı uğurlu olmasını diledi.
“Vatandaşlarımız ulaşımda çok büyük zorluklar çekiyordu”
Eskişehir Şoförler ve Otomobilciler Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Sakarya Dolmuş Durağı Başkanı Cihan Arıkan, “Bizim Sakarya dolmuş durağında 80 aracımız var. Yaklaşık 15 gün çalışıyoruz, 40 dolmuş yatıyor. Biz de bir hat talebinde bulunduk. Sağ olsunlar, bu talebimizi yerine getirdiler. Burada Şoförler Odası Başkanı’mız Kadir Ağar ve vekilimiz Recep Kılıçaslan’a vermiş olduğu bu hat çalışmaları için kendilerine teşekkür ederim. Yeşiltepe, Esentepe, Köprübaşı ve Tapu üzerinde yeni bir hat oluşturduk. Esentepe’den ve Yeşiltepe’den Tapu’ya hiçbir ulaşım olmuyordu. Vatandaşlarımız zaten burada kesinlikle rahatsız oluyordu ve ulaşımda çok büyük zorluklar çekiyordu. Şimdi burada Yeşiltepe’den Tapu’ya 4 araçta 1 araç gönderiyoruz. Diğer mahallelerden Tapu’ya ulaşım olmadığı için aynı şekilde Köprübaşı’ndan da 15 dakikada bir araç gönderiyoruz. Vatandaşlarımızın istekleri üzerine veya büyük baskılarıyla bu hattı gerçekleştirdik. İnşallah hayırlı uğurlu olur. Vatandaş şu anda çok memnun. Merkezde gidemedikleri çok yer vardı ama şimdi 20 liraya istedikleri yere ulaşabiliyorlar” dedi
“Halkımıza hayırlı olsun, en azından artık sorun yaşamayacaklar”
Yeşiltepe Mahalle Muhtarı Meryem Kuş Açıkgöz, “Yeşiltepe unutulmuş ve terk edilmiş bir mahalle olarak yıllardır kaldı. Herhalde birilerinin başına taş düşmüş olmalı ki ulaşımda kolaylık sağlamaya çalışıyorlar. Bu anlamda önce Şoförler Odası Başkanı Kadir Ağır, sonra Sakarya Dolmuş Durağı Başkanı Cihan Arıkan ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ederim. Bu hayat pahalılığında ulaşım gerçekten çok zor. Vatandaşımın ESGAZ’a, OEDAŞ’a, ZORLU’ya, belediyeye ve şimdi Tapu’ya gitmeleri külfetti. En azından işlerini rahatlattılar. Kaymakam beyin verdiği bilgi doğrultusunda, yakın bir tarihte valilik ve nüfus da o tarafa geçeceği için ‘Bedava hizmet’ diyoruz. İnşallah böyle başlarız. Öncelikle Yeşiltepe halkına hayırlı olsun. En azından sorun yaşamayacaklar. Nasıl gideceğiz derdine düşmeyecekler. İşlerini kolaylıkla çözecekler. Bu anlamda çok mutluyum” şeklinde konuştu.
“Bu yeni açılan hatla beraber müşteri potansiyelinin artmasını bekliyoruz”
Sakarya Dolmuş Durağı Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Aktan ise, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Mahallemizde her gün yaklaşık 9 bin kişiye hizmet ediyoruz. Bu yeni açılan hatla beraber müşteri potansiyelinin artmasını bekliyoruz. İşlerin yüzde 15-20 artış olacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla müşteri sayımızın 12 bine kadar çıkacağını tahmin ediyoruz. Bizim takviye araçlarımız var. Takviyelerimizi göreve sokarak buna karşılık vereceğiz. Hatta şimdiden ekstra 15 adet aracımız hizmete girdi. Dolayısıyla bu potansiyeli karşılayacak durumdayız. Yeni hatlarla ilgili tepkiler çok olumlu. Önümüzdeki süreçte tepkilerin çok daha farklı olacağını değerlendiriyoruz.” – ESKİŞEHİR
]]>Derbent Mahallesi sakinleri yıllardır bekledikleri tapularına kavuştu
DENİZLİ – Denizli’nin Buldan ilçesinde 1967 yılında baraj yapılacağı gerekçesiyle taşınan 400 nüfuslu 90 haneli Derbent Mahallesi sakinleri, aradan geçen 57 yıl sonra tapularına kavuşmanın sevincini yaşadı. Konuyu yıllardır gündemde turan mahalle muhtarı, emeği geçen yetkililer teşekkür etti.
1967 yılında dönemin Adalet Partisi iktidarında Derbent köyüne sulama barajı yapılması kararı alındı. Baraj yapılacak olmasından dolayı Derbent Mahallesi baraj alanı içerisinde yani su altında kaldı. Dönemin bakanlar kurulu kararı ile mahallenin baraj alanı dışına taşınması kararı alındı ve uygulandı. Mahalle alınan kararla birlikte baraj alanının yaklaşık 10 kilometre dışından yeniden kuruldu.
Mahalle, Fatıma Bağcı isimli şahıstan alınan 46 dönüm arazi üzerine yeniden kuruldu. Fakat farklı gerekçelerden tapunun devir teslim işlemi gerçekleşmedi ve arazi sahibi Bağcı İzmir’e taşındı. Aradan geçen süre içerisinde Bağcı ve eşi vefat edince belli bir süre sonra da arazi hak sahibi olmadığı için hazine arazisi olarak tapulandırıldı. Aradan seneler geçmesine rağmen mahalledeki 90 yapı ve tarım arazilerinin tapuları çıkarılamadı.
2020 yılında yıllardır devam eden tapu sorununu kamuoyu gündemine getiren dönemin mahalle muhtarı Yaşar Öz, “Devir etmek isteyen vatandaşlarımız var. Devir teslim işlemlerini tapu olmadığı için yapamıyorlar. Bu mağduriyetin bir an evvel çözülmesini devlet büyüklerimizden talep ediyorum. Köyümüzde camimiz, sağlık ocağımız, okulumuz hepsi var. Devlet kurumu olarak kurumlarımız var ama bir türlü tapumuz yok. Köyün tapusunu bir an evvel alınmasını talep ediyorum” derken; köyün eski yerleşim yerinden bu yana olan süreci anlatan Mustafa Akten ise “Bu derbent köyümüz 1967 yılında inşaatı biten derbent barajı sonrasında köyümüz buraya geldi. Köyümüz buraya gelmeden önce köy muhtarlığı aracılığıyla üzerinde bulunduğumuz tarla köy muhtarlığı tarafından Buldan’da ki bir şahıstan alındı. Tarlanın tapu işlemleri çeşitli gerekçelerden alınamadı. Daha sonraki yıllar içerisinde diğer muhtarlarda bu sorunu çözemediler. Ancak köyümüzde gerekli olan tüm devlet hizmetleri müracaatlar sonucu olarak geld. Köyümüz var olduğu halde seçimlerde de oy kullandığımız, vergilerimizi de verdiğimiz halde bir türlü köyümüzün tapusu verilmedi. Şu anda da yeni muhtarımız tapuların alınması için gerekli müracaatlarını yapıyor. Bu işlemlerin bir an önce bitirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. 53 yıldır köyümüzdeki insanlar mağdur durumdadır. Tapular 53 yıldır alınamadı. Bir türlü köyümüzün tapuları verilmedi. Hazineye geçirildi. Geçmiş dönem muhtarlara kolaylık olur diye ‘hazineye geçsin’ demişler. Tüm ilgililerin bu konuyu göz önünde bulundurarak köyümüzün mağduriyetini gidermek için tapuları bir an öncesi vermeleri gerekmektedir diye düşünüyoruz” ifadelerini kullanmıştı.
Tapu sorunu 57 yıl sonra çözüldü
Yaklaşık 400 kişinin yaşadığı, oy kullanılan, vergi verilen hatta okul, sağlık ocağı ve cami gibi devlet kurumlarının bulunduğu köydeki tapu sorunu nihayet mutlu sonla noktalandı. Yaklaşık 88 hak sahibi vatandaş, 57 yıldır yaşadıkları sorunun çözüme kavuşturulmasının ardından tapularını almaya hak kazandı.
Buldan Belediye Başkanı Mehmet Ali Orpak, Buldan Tapu Müdürlüğünde hak sahibi vatandaşların tapularını almalarının sevincine ortak oldu. Yıllardan bu yana çekilen sıkıntıların sona ermesinden dolayı büyük sevinç yaşadığını dile getiren Başkan Orpak, “Yılların tapu sorunu artık çözüme kavuşmuştur. Bende vatandaşlarımız gibi bu sorununun çözülmesinden dolayı mutluyum. Artık vatandaşımız kendi evinde barkında, daha mutlu ve daha refah içinde yaşayacaktır. Tapularımız Buldan’ımıza ve Derbent Mahallemize hayırlı uğurlu olsun” dedi.
“Köylümüz tapularını aldığı için mutlu”
Mahalle muhtarı Yaşar Öz ise “Köyümüz yıllar önce baraj yapımı nedeniyle taşınmıştı. Taşınmanın ardından vatandaşlarımız tapularını alamamıştı. Uzun yıllar uğraşmamıza rağmen tapularımızı alamıyorduk. Buldan Belediyesi ve bizim girişimlerimiz sonucunda tapularımızı vatandaşlarımıza kazandırdık. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Köylümüz tapularını aldığı için mutlu” ifadelerini kullandı.
]]>Özhaseki, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Antalya’nın Serik ilçesinde vatandaşlarla bir araya geldi.
Yerel seçimin yarın yapılacağını hatırlatan Özhaseki, Cumhur İttifakı adayları için destek istedi. Yerel seçimlerin ilin, ilçenin, beldenin geleceği açısından daha önemli olduğuna işaret eden Özhaseki, şunları söyledi:
“Yerel seçimde kendi beldemizi, ilçemizi, ilimizi geleceğe hazırlayacak insanlar kimse onu seçiyoruz. Bu seçimlerde geleceğimizi oyluyoruz. Şehircilikte güzel bir söz var; şehirlerin geleceği o şehirde yaşayan insanların seçmiş olduğu yerel yöneticilerin ufuklarıyla doğru orantılıdır. Düzgün, çalışkan, işine hakim, gecesi gündüzü vatandaşın işi olan bir başkan seçersek o şehirlerin geleceği de çok aydınlık oluyor. Eğer kendi derdindeyse, hesap kitap derdindeyse o şehirlerin geleceği pek parlak olmuyor.”
Öğrencilik yıllarının İstanbul’da geçtiğini ve 1994 yılı öncesinde kentte suyun akmadığını, sokaklarda çöp dağlarının oluştuğunu anlatan Özhaseki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, belediye başkanı olmasıyla İstanbul’un yıllarca biriken sorunlarının çözüme kavuştuğunu kaydetti.
Türkiye’nin çok güzel ama zor bir coğrafyada yer aldığını belirten Özhaseki, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cennet gibi bir vatan burası. Bu coğrafyada yaşamanın bedeli var o da güçlü olmak. Güçlü olmazsanız yaşayamazsınız. En son deprem belası vurdu bizi. 680 bin evimiz, 170 bin iş yerimiz yıkıldı. 18 ilimiz bu depremden etkilendi, 14 milyon insan zarar gördü. İlk geceden itibaren bütün belediyelerimizi bölgeye sevk ettik. Hatay’da CHP var. En büyük belediyelerimizi Hatay’a gönderdik. Siyasi tercih önemli değil, depremde enkaz altında kalan bizim insanımız. Ama nüfusu milyonlar olan, konuştuğunda mangalda kül bırakmayan adamlar oraya özel jetlerle, medya ordusuyla gelip selfie çekilip, bırakıp gittiler. Onlar da deprem turistiydi.”
Serik’teki 68 yıllık tapu sorunu çözülecek
Bakan Özhaseki, Serik ilçe merkezinde 68 yıldır devam eden tapu problemi olduğunu ve bugün bu sorun için ilçeye geldiğini söyledi.
Yerinde inceleme yaptıklarını anlatan Özhaseki, şunları kaydetti:
“Buradaki sorunu çözecek arkadaşların hepsini buraya getirdim. 68 yıllık bir ihtilaf var burada. Tapu kadastro davaları çok uzun sürer. Belli grup vatandaş adına tescil edilmiş tapular. Bizim vardığımız bir sonuç oldu. Burada bir kanun çıkarılması lazım. Kanun çıkarmadan şu anki idari yolla bu işi çözebilmek mümkün değil. Daha önce İstanbul Sultanbeyli’de yaptık. Bütün mülkiyet devlete geçti, şimdi devlet teslim etti. Burada da Aksu Çalkaya’da da yaptık. Şimdi burada sizler uygun görürseniz, elimizi ayağımızı kırmaz Hakan başkana Antalya Büyükşehir Belediyesinde, burada da Veli hocama izin verirseniz, pazartesi, salıdan itibaren bütün ihtilafları halledeceğiz. Orada ne kadar kanun maddesi yazılması gereken konu varsa Meclis’te bir torba yasanın içerisinde bütün tapuları belediyemize, belediyemizden de sizlere aktaracağız. Bunun dışında başka yolu yok. Tapu işini bir çözelim ondan sonra kentsel dönüşüm olsun derseniz onu da yapalım.”
Özhaseki, toplantı sonrası vatandaşların taleplerini dinledi.
]]>2019 yılında CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınması sürecinde bir avukatlık bürosunda çekilen “para sayma” görüntülerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında CHP eski İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun ifadesinde, “Avukat bey tapu konusunda sıkıntı olmayacağını, mal sahibinin tapuyu aldıktan sonra pazarlığı yapabileceğimizi ancak mal sahibinin binanın gerçek değerinin tapuda resmi olarak gösterilmesini kabul etmeyeceğini söyledi. Siyasi partiler taşınmaz satın alımlarında herhangi bir vergi ödemedikleri için ben özellikle satın alınan gerçek değerin tapuda resmi olarak gösterilmesi konusunda ısrarcı oldum” dediği öğrenildi.
Görüntülerin sosyal medyaya yansıması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amacıyla resen soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. CHP İstanbul İl Başkanlığı da görüntüleri yayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacağını duyurmuştu. Soruşturma kapsamında 6 kişi şüpheli sıfatıyla 1 kişi ise tanık sifatıyla ifade vermişti. Eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Kaftancıoğlu’nun da ifadesinde paranın bir kısmının elden verilmesi konusunda mal sahibinin ısrarcı olduğunu belirterek şunlara değindiği öğrenildi:
İLK İFADEYE ÇAĞIRILAN BEN OLSAYDIM İFADE VERMEYİ REDDEDERDİM
-Yasadışı yollarla elde edilen görüntü nedeniyle şüpheli olarak ifadeye çağrılmış olmamın hukuki tanımını yapamıyorum ve ilk ifadeye çağrılan ben olsaydım eğer ifadeye geldiğimde öncelikle bu gayrimeşru yollarla elde edilen görüntüler nedeniyle ifade vermeyi kabul etmezdim. Önce bu gayrimeşru görüntülerle ilgili sebep olanların ve sebep olanlarla ilgili sürecin ortaya çıkarılmasını ve bu husus ortaya çıkarıldıktan sonra bildiğim her şeyi anlatacağımı ifade ederdim. Ama madem benden önce davet edilen arkadaşlar ifade vermişler, dolayısıyla şu anda her ne kadar şüpheli
sıtatıyla çağrılmış da olsam ben de sürece dair bilgi vermek üzere geldim.
İL BAŞKANI OLDUĞUMDA EL BİRLİĞİYLE BİR BİNA ALACAĞIZ DEMİŞTİM
-2018 Şubat ayında CHP İstanbul İl Başkanı olduğumda İstanbul örgütünün il kongresinde bir şey söylemiştim, “İstanbul’u yeniden halka
vereceğiz” Bu birincisiydi. Bir seyi de özellikle söylemiştim, o güne kadar yapılan bütün il kongrelerinde adaylar İstanbul İl Başkanlığına yeni bir bina alacakları söz vermişler ama ne yazık ki alamamışlar. Ben de il kongresine giderken kimi arkadaşlar, ‘Adet olduğu üzere siz de kongrede herhalde bir il binası özü verirsiniz” dediklerinde ‘Ben söz vermeyeceğim ama Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul örgütüne yakışan bir binayı İstanbul örgütü ile birlikte inşallah el birliğiyle alacağız’ yapacağız demiştim.
İL BİNASI BİR İHTİYAÇTIR
-İstanbul örgütüne yakışan bir bina bakılmaya başlanıldı. Hatırlanacağı üzere tam bu çalışmalar yapılırken bir erken seçim kararı alındı. Cumhurbaşkanlığı seçimi. Siyasi partilerde takdir edilir ki seçim çalısmaları daha önceliklidir. Dolayısıyla seçim çalışmaları başladı, bitti ve devamında yerel seçim çalışmaları başladı. Bu arada hala il binasi alımı için araştırmalar devam ediyordu. Biz seçimlere giderken binalar sistematik çalışmak için bir ihtiyaçtır ve Şişhane’deki binamızın metrekaresi ve koşulları nedeniyle yeterli olmadığını bildiğim için bina arayışımız hızlandı.
AVUKATLARIMIZLA GÖRÜŞEBİLECEĞİMİZİ SÖYLEDİM
-Son olarak Sanyer’de Avangart isimli bir projede satılık bir bina olduğunu ve bu binanın il parti binası için uygun olduğu yönünde arkadaslarımdan öneri aldım. Bizzat yere giderek gördüm ve çok beğendim. Bunun üzerine emlakçı sitesinde bu binanın satışını yapacak kişinin telefon numarasını aranarak irtibata geçildi. Yanlış hatrlamıyorsam avukat mal sahibinin bina için 43 veya 44 milyon TL istediğini söyledi. Ben de kendisine bununla ilgili bir pazarlık yapılması gerektiğini ifade ettim ve mal sahibiyle de pazarlık konusunda ben, avukatlarımız ve kendisinin de olduğu ortamda görüşebileceğimizi söylediğimi hatırlıyorum. Bunun zerine mal sahibi ile pazarlık yapmak için görüşmek istediğimi söyledim.
MAL SAHİBİ TAPUDA RESMİ RAKAMI GÖSTERMEK İSTEMEDİ
-Fakat mal sahibiyle görüşemeyince avukat beye tam olarak siyasi parti olduğumuzdan dolayı satış vaadi sözleşmesine istinaden bu binayı satın alamayacağımı, bu şartlar altında pazarlığa oturmayacağımı, ayrca siyasi parti olduğumuzdan dolayı ne kadar bedelle satın alma konusunda anlaşırsak o bedeli olduğu gibi tapuda resmi olarak göstereceğimizi söyledim. Avukat bey tapu konusunda sıkıntı olmayacağını, mal sahibinin tapuyu aldıktan sonra pazarlığı yapabileceğimizi ancak mal sahibinin binanın gerçek değerinin tapuda resmi olarak gösterilmesini kabul etmeyeceğini söyledi. Siyasi partiler taşınmaz satn alımlarında herhangi bir vergi ödemedikleri için ben özellikle satın alınan gerçek değerin tapuda resmi olarak gösterilmesi konusunda ısrarcı oldum. Çünkü tapuda bedelin 24 milyon TL olmasi ile 41 milyon TL olmasi arasında partimiz açısından herhangi bir fark olmayacaktır. Ancak sonradan bana söylendiği kadarıyla satıcı bu binayı yaklaşık 1 yıl önce bize satılandan daha düşük bedelle aldığı için tapuda gerçek bedelin gösterilmesi halinde, aldığı taşınmazı 5 yıl içerisinde sattığı için aradaki farkın vergisini ödemek zorunda kalacakmış. O tarihlerde uzun süredir bina arayışında olmamız ve binanın CHP İl Örgütüne çok yakışacağını düşündüğümden dolayı, satıcının bize ilettiği tapuda rayicin üzerindeki bedel olan tapu bedeli ile geriye kalan kısmın elden verilmesini kabul ederek binayı satın alma konusunda anlaştım.
ELDEN VERİLEN PARANIN TUTANAK ALTINA ALINMASINI İSTEDİM
-Bu konuda bütün sorumluluk bana aittir. Mal sahibi ile bu şekilde anlaştıktan sonra toplanan bağış parasının olduğu gibi muhatabına gitmesi gerektiği için elden verilen paranın mutlaka tutanak ile kayıt altna alnması gerektiğini bütün arkadaşlarıma ben söyledim… Her ne kadar satıcının avukatı Gökhan Taşkapan satış sürecinin benimle başladığını ve daha sonra benim tabiri caizze süreçten el çektirildiğimi beyan etmiş ise de bu husus gerçeği yansıtmamakla birlikte bu hususta bilgi sahibi olması mümkün değildir. Kamera kayıtlarındaki avukat Gökhan Taşkapan’ın ofisine gidilmesi talebi satıcı taraftan gelmiştir.
İfade işlemi sırasında savcının “Bir tuğla da sen koy” bağış kampanyasında toplamda ne kadar bağış toplandığını, bağışlara karşı usulüne uygun şekilde makbuz verilip verilmediğini ve bağışların resmi kanallar üzerinden mi elden mi yapıldığını sorduğu, bu soruya ise Kaftancıoğlu’nun, bağışların bankaya yatan ve resmi olarak hesaba gönderilen paralar olduğunu söylediği, ayrıca satın alma için elden ödenen paralarla ilgili de il yöneticileri, ilçe başkanları, meclis üyeleri, milletvekilleri ve üyelerle de görüştüğünü, aradan geçen süre nedeniyle kiminle birebir ne konuştuğunu hatırlamasının mümkün olmadığını söylediği öğrenildi.
]]>Karapınar Gençlik Merkezi’nde düzenlenen tapu dağıtım törenine, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra Yıldırım İlçe Tapu Müdürü Enes Gezmiş, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ali Mersin, AK Parti il yönetim kurulu üyeleri Fuat Alpaslan, Süheyla Bülbül ve Şahin Biba, Karapınar Mahalle Muhtarı Mehmet Çakır ve hak sahipleri katıldı. Törende konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Yıldırım’ın Türkiye’deki 50 şehirden daha büyük bir ilçe olduğunu hatırlatarak, 5 yıldır çocukları, gençleri, kadınları, yaşlıları ile Yıldırımlıların mutluluğu ve huzuru için çalışmaya devam edeceklerini vurguladı. Geride kalan 5 yıllık süreçte imar uygulamalarından kentsel dönüşüme, yeşil alanlardan parklara, spor tesislerinden kütüphanelere, modern pazar alanlarından meydanlara kadar birçok önemli hizmetleri Yıldırım’a kazandırmanın gururunu yaşadıklarını belirten Başkan Yılmaz, “Tüm bunları yaparken temel önceliğimiz ise Yıldırım’ın en önemli problemi olan imar, hisseli parsel ve mülkiyet sorununu çözmek oldu. Bu doğrultuda önemli adımlar atarak Türkiye’nin önünü açacak bir kanun düzenlemesine öncülük ettik. Akabinde başlattığımız imar uygulamalarıyla kısa sürede 10 bin hak sahibine tapularını teslim ettik. Kısa süre içerisinde bu sayı 40 bine ulaşacak” dedi.
Yapılan uygulamalarının etkilerinin bugün itibarıyla tam olarak görülemeyebileceğini de hatırlatan Başkan Yılmaz, “Bu çalışmalarımız mülkiyet problemini tamamen ortadan kaldıracak. Özellikle riskli alan diye tabir ettiğimiz bölgelerde yeni ve güvenli yaşamın önünü açan imar ve plan uygulamalarının önü açılacak. Bu, bu şehir için bir sessiz bir imar devrimdir. Sadece bugüne kadar yaptığımız uygulamalarla ilçemize 68 bin metrekare spor alanı, 36 bin metrekare sağlık alanı, 680 bin metrekare yeşil alanı, 93 bin metrekare sosyal ve kültürel alanı, 78 bin metrekare cami alanı ve 250 bin metrekare okul alanını bedelsiz olarak kazandırdık” ifadelerini kullandı.
Yıldırım Belediyesi sınırları içerisinde toplam 3 bin 100 hektarlık planlanabilir alan bulunduğunu bunun da 320 hektarlık kısmındaki planlama ve imar çalışmalarını 2109-2024 döneminde tamamladıklarını aktaran Başkan Yılmaz, “Şimdi gayemiz, 515 hektarlık alandaki imar planı ve imar uygulaması çalışmalarını tamamlayarak beş yıllık dönem içerisinde planlanabilir alanda yüzde 27 oranında tapu yenilemesi yaparak hak sahiplerine imar parseli tapularını teslim etmiş olmak. Yıllardır çözüm bekleyen Karapınar Mahallesi’ndeki tapu çalışmalarımızı tamamlayarak, 1. ve 5. Bölge olarak adlandırılan 38 hektarlık alanda yaklaşık bin 503 malike ait imar uygulaması tapularını tescil ettirdik. İmar tapuları çıkan bölgede 1 adet camii alanı, toplam 23 bin metrekare, 6 adet okul alanı ve 34 bin metrekare yeşil alan elde edildi” dedi. Konuşmaların ardından hak sahiplerine tapuları dağıtıldı. – BURSA
]]>