İZMİR’in Bayraklı ilçesindeki tamirhanede eşi Doğan Kotan (48) ile yarış aracı hazırlayan 2 çocuk annesi Serap Kotan (42), yarışlara katılıp 4 yılda 24 kupa kazandı. En büyük destekçisinin ailesi olduğunu belirten Kotan, “Yarış pilotu kadınların sayısının artmasını çok isterim. Çok masraflı bir spor olduğu için katılamayanlar oluyor. Yarış sporları benim için aşk gibi bir şey” dedi.
İzmir’de yaşayan Serap Kotan, hayatını yarış araçlarını tamir atölyesi bulunan Doğan Kotan ile birleştirince motor sporlarına ilgi duymaya başladı. Evlendikten sonra tamirhaneye gidip gelen ve yarış araçlarını yakından tanıyan Serap Kotan, 4 yıl önce, ‘Ben de yarışabilir miyim?’, diye düşünmeye başladı. 23 yıllık eşinin desteğiyle İzmir Seyrek Otokros Parkuru’nda düzenlenen yarışa katılan Kotan, ilk yarışından birincilik kupasıyla döndü. Yarış araçlarının hem servis hizmetiyle ilgilenen hem de yarışlara katılan Serap Kotan, 4 yıla 24 kupa sığdırdı.
Doğa Kotan (22) ve Erkan Kotan (17) adından 2 çocuğu bulunan Serap Kotan, onları eşiyle çalıştıkları atölyede büyüttüklerini söyleyerek, “Motor sporlarına ilgim eşim vasıtasıyla başladı. Eşim 20 yıldır ralli, tırmanma ve otokroslara servis veriyor. 2020’de ‘Ben de katılabilir miyim’ dedim, ‘Tabii neden olmasın?’ dedi ve destek verdi. İzmir Seyrek Otokros’a katıldım ve birinci oldum. Keyif aldım ve tırmanma, ralli ve otokros olarak ilgilenmeye devam ettim. Çocuklarım servis alanında büyüdü. Eşim nereye, biz oraya. Bazen okulları nedeniyle gidemediğimiz yarışlar oluyordu ama hep yanındaydık” ifadelerini kullandı.
Bornova Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 11’inci sınıf öğrencisi oğlu Erkan’ın da gelecekteki rakiplerinden biri olduğunu belirten Kotan, “Erkan da her gün bizimle işe geliyor. Yaz tatilinde o da bizimle beraber. Bu işe meraklı. Onu da seneye yarışlara hazırlayacağız” diye konuştu.
‘PARÇA TEDARİKİNE DESTEK OLUYORUM’
Tamirhanedeki işlerinin yanı sıra aynı zamanda evindeki işlerini de ihmal etmediğini ifade eden Serap Kotan, “Her gün buradayım ama bazen biraz daha geç geliyorum. Çünkü aynı zamanda ev hanımıyım. Evde de sorumluluklarım var. Bazen öğleden sonra geliyorum. Parça tedariki, sanayiye, lastikçilere gidip gelme kısmıyla ilgileniyorum. Yeri geldiğinde işler yoğun oluyor. Mesaiye kalıyor ve eşime mekanik konusunda da destek veriyorum. Bizi ilk kez görenler şaşırıyor. Ama bu işin içinde olan ve yıllardır tanıyanlar yadırgamıyor” dedi.
‘BU BENİM İÇİN BİR TUTKU’
Katıldığı yarışlarda kazandığı kupaların bir kısmını evinde bir kısmını da iş yerinde muhafaza eden Kotan, bu yıl 4 tırmanma yarışı yapıldığını ve üçüne katılıp birinci olduğunu anlattı. 21 Temmuz’da yapılacak Bursa Şahintepe yarışlarına hazırlandığını belirten Serap Kotan, “Yarışlarda araçların beygir gücüne göre kategorilere ayrılıyoruz. Bizim aracımız kategori 1. Bu kategoride 2’si kadın, 8 kişiyiz. Ama genel yarışlarda 5 kategori oluyor. Kadınların sayısının artmasını çok isterim. Çok masraflı bir spor olduğu için katılamayanlar oluyor ama mümkün olduğu kadar sezonu takip etmeye çalışıyorlar. Yarış sporları benim için aşk gibi bir şey. Daha önce yarışlara katılmadığım için uzaktan bakınca anlayamıyordum ama yarışınca, katılamazsam buruk oluyorum. Bu benim için bir tutku. Eşim, oğlum en büyük destekçim. İki yarış aracımız var. Oğlum ehliyet alınca aramızda araçları paylaşacağız” ifadelerini kullandı.
‘ŞİMDİ YARIŞA GİRSEK BENİ GEÇER’
İzmir’de 10 yaşından beri tamirci olduğunu söyleyen Doğan Kotan da kendisinin yetiştirdiği eşinin şimdi ondan daha iyi durumda olduğunu belirterek, “Eşim bana, ‘Ben de yarış aracı kullanabilir miyim?’, diye sorunca ben de ‘Caddede zaten güzel araba kullanıyorsun neden yarışmayacaksın?’ dedim. ‘Arabamız var, servisimiz var, yarışacaksın’ dedim. Hiç tecrübesi yokken yarışa girdi. İlk yarışta birinci oldu. Şimdi benden çok istiyor. Bazı yarışlarda ben de öncü araç olarak çıkıyorum. Yanında oturmamı istiyor, beraber kullanınca çok zevk alıyoruz. Eşimle gurur duyuyorum. Araç sürmeyi ben ona öğrettim. Belli bir yere getirdim ama o kendini geliştirdi. Bence benden daha iyi. Şimdi yarışa girsek beni geçer. Her yarışa giriyor, arabanın huyunu suyunu öğrendi. Ben girsem beni geçer” diye konuştu.
‘HEDEFİM, ANNEME RAKİP OLMAK’
Çiftin oğulları Erkan Kotan ise “Haftada bir gün okuldayım, 4 gün burada çıraklık yapıyorum. Bu işi seviyorum. Annem, babamla birlikte olunca daha çok hoşuma gidiyor. İleride kendim de yapmak istiyorum. Hedefim bu. İleride anneme rakip olmayı istiyorum. Aynı kategoriye denk gelebiliriz” dedi.
]]>Konya’da 4 çocuk annesi Ayşe Köklü (48), merkez Karatay ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesinde bulunan sanayi sitesinde bir iş yerinde çalışırken, çocukluk hayali olan oto sanayi sitesinde motor tamircisi mesleğine yönelmek istediği sırada çalıştığı iş yeri ile aynı sokak üzerinde bulunan bir ızgara salonunun satılık olduğunu öğrendi. İş yeri sahibi ile konuştuktan sonra anlaşan Ayşe Köklü, kolları sıvayarak kendi işine başladı. Çocukluk yıllarında annesi tarafından öğretilen sıkma ve saç böreği yaparak satışa başlayan ve sanayi sitesinin börekçi ablası olan Ayşe Köklü, “Bu iş aslında hiç yoktu. 4,5 yıl önce dükkanımla aynı sokak üzerindeki bir iş yerinde çalışmaya başladım. Ben o zaman orada çalışırken burası ızgara dükkanıydı. Bir abiden devir aldım. Satılığa çıkardı devren, onun da aklında böyle bir fikir yoktu ama nasip kısmet. Onun işleri ters gitti. Bu sırada benim elime bir miktar para geçti. Çalıştığım iş yerinden ayrılmayı düşünürken elime para da geçince kendi işimi kurarım diye düşünürken burayı almak nasip oldu. Bir anda oldu her şey” dedi.
“Kendimi sanayide ustalara yemek yapıyor olarak buldum”
Hedefinin sanayi sitesinde farklı bir meslek olduğunu anlatan 4 çocuk annesi Ayşe Köklü, “Benim hedefim bu şekilde yemek üzerine değildi, sanayide bir tamir dükkanı açmaktı. Hedefim, niyetim oydu ama kendimi sanayide ustalara yemek yapıyor olarak buldum. Bir iş kurarım, kendim bir şeyler yaparım diye çok istiyordum. Hedefim vardı, tamirci gibi mesela. Hatta çalışma arkadaşlarıma söylerdim hep ‘ben tamirci dükkanı açacağım’ diye. O işlerle uğraşıp birşeyler tamir etmeyi çok seviyorum. Bana burayı açmadan önce bir arkadaşım ‘çalışkansın, yaparsın gel senle beraber börekçi açalım’ dedi. Ben kesinlikle hamur işi ile uğraşmak istemiyorum demiştim, herhalde büyük konuştum. Burası nasip oldu. Buraya gelen müşterilerim çok şaşırmıyorlar daha çok beğeniyorlar. Alıştım artık, onlar da bana alıştı. Çok şükür bütün müşterilerimden memnunum, hepsinden Allah razı olsun, böyle devam ediyor” şeklinde konuştu.
Kendi işini yapmak isteyenlere seslenen Köklü, “Yaşım dolayısıyla çok bir hedefim yok. Belli bir yaştan sonra kadınlar evde oturmayı seviyor. Çalışmak çok güzel ama diyorum ki, ‘keşke daha önce böyle bir yapsaydım’ o zaman daha farklı şeyler olabilirdi. Şimdilik böyle gidecek. Her şey nasip kısmet. Ben şunu yaparım demekle olmuyor. Bir şekilde belki büyüyecek, belki devam etmeyecek bilmiyorum. Girişimcilerin de imkanları varsa, çalışma güçleri varsa herkes çalışsın” ifadelerini kullandı.
Sanayide farklı sektörlerdeki ustalar ise Ayşe Köklü’nün yaptığı böreklerden oldukça memnun olduklarını söyledi. – KONYA
]]>Aydın’da yaşayan 68 yaşındaki Kemal Göçgeldi, tornacılık mesleğini yarım asırdır sürdürüyor. Göçgeldi, tornacılığın yanında hobi olarak ata mirası eşyaları biriktirmeye başladı. Çocukluğundan beri merakı olan eski eşyaları yıllardır biriktiren Göçgeldi, eski tüfeklerden, gaz lambasına, bakraçlardan, hayvan çanlarına kadar eski dönemlerde kullanılan eşyaları bulup tamir ediyor ve daha sonra dükkanında sergiliyor. Özellikle yörük kültürünün unutulmaması için çaba sarf ettiğini ifade eden Göçgeldi, topladığı eşyalarla dükkanını adeta bir yörük müzesine çevirdi.
Çocukluk merakını tutkuya dönüştüren Göçgeldi, yıllardır gaz lambası, ibrik, tüfek, kılıç, hayvan çanları gibi yüzlerce ürün topladı. Daha sonra topladığı ata mirası eşyaları yaklaşık 15 metrekarelik torna dükkanında sergileyen Göçgeldi, adeta müzeye dönen torna dükkanıyla müşterilerine de tarihte yolculuk yaptırıyor.
Elinden geldiğince yörük kültürüne sahip çıkmaya çalıştığını ve ata miraslarını gelecek nesillere aktarmaya çalıştığını ifade eden Kemal Göçgeldi; “Burası açık yörük müzesi benim için. Herkese açık. Çine’den Yolboyu köyündenim ben. Babam rahmetli 203 koyunla gider gelirdi. Atadan, babadan kalma yörüklük var bizde. Bu zamana kadar bulduğum her ata mirasını biriktirdim. 100 yıllık eşyalar da var. Yaşım o dönemlere müsait değil ama aldığım tüm ürünleri tamir edip kaldırıyorum. Çünkü bu ata mirasları kaybolmasın istiyorum. Bunları ben veya bizim gibiler tamir etmezse, bu hurdaya gider. Geri dönüşümde de ezilir gider. Bu yüzden hem bu ürünlerimiz kaybolmasın hem de bizden sonra gelecek olan gençlerimize bir örnek olsun. Geleneğimizi devam ettirelim, gençlere örnek olalım diye biriktiriyorum. Satma yok ben de tamir edip koyuyorum. Yörük kültürünü tanıtalım ve geçmişimizi unutmayalım. Dükkanımda 100 yıllık deve çanları var mesela. Kahve öğütücüler var. Eski bakır yoğurt bakraçları var. 70-80 senelik. Buradaki her şey hep el emeği ürünler. Benim amacım geçmişimize sahip çıkmak. Eski olduğu için parçalanmış oluyor. Eksik parçaları oluyor. Onları temin ediyorum, tamir ediyorum ve saklıyorum. Birde bunları tamir edeni bırak yapan ustalar da öldü. Ben de saygıdan dolayı tamir edip kaldırıyorum kenara” dedi.
“Müşterilerim geçmişe dönüyor”
Dükkanına gelen müşterilerinin ata miraslarını görünce geçmişte yolculuğa çıktığını ifade eden Göçgeldi; “Köylerden çok müşterim geliyor. Müşterinin işini yaparken ben, o burayı geziyor. Eskiye gidiyor. Burada körüklü çizme görüyor ‘babam giyerdi’ diyor, dibek görüyor ‘annem bunda kahve dövüyordu’ diyor. Gelen müşterimize burada çay ikram ediyorum. Çayını içerken de 20-40 sene öncesine geri dönüyor. yani çocukluğunda gördüklerini görüyor burada. Geçmişe dönüyor” şeklinde konuştu.
Yörük kültürünün unutulmaması adına herkesin elini taşın altına koyması ve yeni nesillere anlatması gerektiğini vurgulayan Göçgeldi, herkesin bu konuda duyarlı olmasını talep etti. – AYDIN
]]>Adana’da merkez Seyhan ilçesine bağlı Tellidere Mahallesi’nde yaşamını sürdüren Mediha Duru’nun (52) eşi, 14 yıl önce kaza geçirip çalışamaz hale geldi. Duru, bunun üzerine bir tamirhaneye aşçı olarak işe girdi. Ancak Duru, aşçılık ile yetinmeyerek kısa sürede tamir işlerini öğrenip usta oldu. Adana’da tek kadın usta olan Duru, tamirhanede her türlü tamir, egzoz muayenesi, araç bakımı işlerini yapıyor, aynı zamanda araçları da havaya kaldırıyor.
Eşinin kaza geçirdiğini ve bu yüzden çalışma hayatına başladığını ifade eden Duru, “4 yıl aşçılık yaptım, geriye kalan 10 yılımda bana, ‘seni aşağıya alalım, senin şoförlüğün var, araçları hazırla, bir kadın olarak müşterilerimizi karşıla’ dediler. O iş bu iş derken tamir işinde kendimi buldum. İşimi severek yapıyorum, çalıştığım yerden memnunum ve müşteriler de benden memnun. Güler yüzümle, işimin sağlamlığıyla buradayım” diye konuştu.
Dükkanda tamir, tadilat, söküm, takım olsun tüm işlerden anladığını ve yaptığını belirten Duru, “Egzoz olsun, tamir olsun, tüp, LPG takma, tanklarını değiştirme, dolumlarını yapma, yüzük somunlarını değiştirme gibi işleri yaparım; müşterileri ararım, onları bilgilendiririm, tamir gerektiren bir iş varsa tamirini yaparım, ona göre çıraklara görev veririm, her işi yaparım” dedi.
“Yaptığım işin ustalığını yapıyorum”
Ustalık gerektiren işleri yaptığını, aynı zamanda çıraklık da yaptığını kaydeden Duru, “Yaptığım işin ustasıyım, çıraklık olarak da hiçbir şekilde üzülmem, ne isterlerse neye ihtiyaçları olursa getirir veririm. Büyükmüş küçükmüş benim için önemli değil. Ustalık yönüm de var çıraklık yönüm de var. Aşçılık da var çaycılık da var, her işten var. Yeri gelir yeri süpürürüm, yeri gelir arabayı kaldırır tamirini yaparım” diye konuştu.
“Öğretmezsek gençlerimiz öğrenemez”
Dükkanda bulunan gençlere de işin nasıl yapılacağını öğreten, yardımcı olan Duru, “Mesela tankla şamandırasını değişecek gençler, bunu şöyle yap, havasını birden açma gibi mesleki eğitimi burada öğreterek veriyoruz. Öğretmezsek gençlerimiz öğrenemez. Öğretmezsen eleman yetişmiyor, yetişmediği için şu an kendimize bile eleman bulamıyoruz. Bu yüzden biz de bir iş değil birçok işe koşuyoruz” şeklinde konuştu.
“Kimseye muhtaç olmayın, ayaklarınızın üzerinde durun”
Çalışan kadınlara da seslenen Duru, “Kimseye muhtaç olmak istemiyorsak, kimseye el açmak istemiyorsak çalışmakta utanma diye, yapamama diye bir şey olmaz. Kendi ekmeğimizi kendimiz kazanıp kendimiz yiyoruz, çok şükür ne çorumuzu çocuğumuzu kimseye muhtaç ediyoruz, ne de biz muhtaç oluyoruz. Eğer böyle bir sektörde de kız çocuklarımızı çalıştırmak isterlerse de lütfen küçük yaşta bu işi yapmaya başlasınlar. Kadınlar için yapamaz diye bir şey yok, herkes yapabilir. Birçok iş artık makineler ile yapılıyor, aklın varsa hiçbir şey senin için engel değildir, yeter ki herkes çalışsın” dedi. – ADANA
]]>Odunpazarı ilçesinde yer alan Ayakkabıcılar Çarşısı’nda tamircilik yapan 55 yaşındaki ayakkabı ustası Murat Kızılaslan, kış aylarının gelmesiyle vatandaşların getirdiği botların tamiriyle yoğun mesai yapıyor. Kış mevsimi ile birlikte bot ve çizme tamir işinde yoğunluğun arttığını dile getiren Kızılaslan, bu tip ayakkabıların darlaşmış kısımlarını ısı destekli kalıplarla açarak tamir ettiğini söyledi. Usta Murat Kızılaslan, dükkanına gelen müşterilerin yoğunluğu nedeniyle siparişleri ise teknolojinin yardımıyla Whatsapp aracılığıyla aldığını belirtti. Tamir ihtiyacı olan ayakkabının fotoğrafını müşteriye çektirdikten sonra kendisine iletmesini isteyen Kızılaslan, bu sayede daha kolay işlerini hallettiğini ve karışıklık yaşamadığını vurguladı.
“Botların baldır kısımlarını ısı destekli kalıpla açıyoruz genelde”
Vatandaşların giydiği ayakkabıların arka bölümlerindeki arızalardan şikayetçi olduklarını ifade eden Kızılaslan, kadınların giydiği botların meydana gelen daralmaya karşı kalıp açma yönetimini kullandığından bahsetti. Kızılaslan, şöyle devam etti:
“İlkokulu bitirdikten sonra babam bir meslek sahibi olmamı istedi. Ayakkabı imalatçısının yanına çırak olarak verdi beni. 5 sene bu işin çıraklığını yaptım. Daha öncelerden sipariş üzerine sıfırdan ayakkabı yapardık. Ama şu an siparişlerde yoğunluk olunca, eskiye ilgi arttı. Vatandaşların alım gücü zayıfladı. Bir spor ayakkabısı 2 buçuk, 3, 4 bin lira. Ben imalatçı olduğum için spor ayakkabılarını sıfır gibi yeniliyorum. Genellikle müşteriler ayakkabıların arka kısımlarından şikayetçi. Bir de baş parmaklar ayakkabıların önlerini deliyor. Kışlıklar piyasaya çıkınca kadınlar kilo alıyor galiba botlar baldır kısımlarından olmuyor. Botların baldır kısımlarını ısı destekli kalıpla açıyoruz genelde. Spor ayakkabıların ön kısımları arka kısımları değişiyor. Önü ve arkayı değiştirmek 600 liraya mal oluyor. Erkek botlarda da fermuar arızaları bize geliyor.”
“Direkt Whatsapp üzerinden fotoğrafını atıyor, müşteriye hemen cevap veriyorum”
Müşterileriyle haberleşme yöntemine değinen Murat Kızılaslan, dükkana gelenlerin isimlerini akılda tutmasının zor olduğu için Whatsapp’ı kullandığını kaydederek, “Benim işlerim yoğun. Müşterilerimle genellikle ben Whatsapp üzerinden haberleşiyorum. Yoksa ben hangi birinin ismini aklımda tutayım ya da kağıda yazayım? Müşteri ayakkabıyı bana veriyor, fotoğrafını çekiyor, telefonumu kaydediyor. Birkaç gün sonra direkt Whatsapp üzerinden fotoğrafını atarak onarımın yapılıp yapılmadığını soruyor, müşteriye hemen cevap veriyorum. 2-3 saat sonra gel diyorum” diye konuştu.
“Ben çekirdekten yetiştiğim için işi orijinal gibi yapıyorum”
Çevredeki diğer ayakkabı tamirci esnafın işlerinin kendisinin kadar yoğun olmadığını getiren Murat Kızılaslan, “Diğer ayakkabı tamirci arkadaşların işleri benim kadar yoğun değil. Onlar hemen tamir yapıp müşteriye ayakkabıyı veriyorlar. Ama benim yaptığım ağır iş. Basit bir iş değil yani. İşlerim süper, kafamı kaldıramıyorum. Oğlum var mesela benim yaptığım işi yapamıyor. Kardeşim var karşıda o da öyle. Onlar benden görerek yapıyor. Ben çekirdekten yetiştiğim için işi orijinal gibi yapıyorum. Zaten iş yoğunluğu da buradan geliyor. Mesela biri yaptığım ayakkabıyı görüyor, beğeniyor. Başka bir arkadaşına söylüyor, onlar da bana geliyor. Özellik burada yani. İyi usta olursan iyi işin olur” şeklinde konuştu. – ESKİŞEHİR
]]>KAYSERİ genelinde eğitim veren bin 150 okulda kullanılan etkileşimli tahtaların (akıllı tahta) bakım ve onarımı Hürriyet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından yapılıyor. Bilişim Teknolojileri Alanı Şef Öğretmeni Metin Özen (44), “Bu yıl bin 144 arıza kaydından bin 72’sini çözüme kavuşturduk. Arızaların ortalama piyasa değeri 250 TL’den 3 bin 900 TL’ye kadar çıkıyor. 3 bin 900 TL’ye tamir ettiğimiz arızanın piyasada sadece parça fiyatı 9 bin 500 TL civarında. Devletimize de maddi anlamda büyük katkı sağlıyoruz. Öğrencilerimiz bu sayede hem gelir kazanıyor hem de sahada çalışarak becerisini ve bilgisini geliştiriyor” dedi.
Kayseri’de eğitim veren bin 150 okulda kullanılan akıllı tahtaların bakım ve onarımı Hürriyet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından yapılıyor. İş başı eğitim projesi kapsamında liseli öğrenciler, piyasa değeri 250-3 bin 900 TL arasında değişen bakım onarım masraflarını yarı fiyatına mal ederek hem ülke ekonomisine katkı sağlıyor hem de gelir elde ediyor. Bilişim Teknolojileri Alan Şef Öğretmeni olarak görev yapan Metin Özen, kent genelindeki 599 okuldaki arızaları giderdiklerini belirterek, “2022 mayıs ayından itibaren Kayseri’deki etkileşimli tahtaların bakım ve onarımı yapıyoruz. Birçok okulun kullanılamayan, atıl durumda olan akıllı tahtalarını tamir edip kullanıma hazır hale getiriyoruz. Bu yıl bin 144 arıza kaydından bin 72’sini çözüme kavuşturduk. Şu an için 72 arıza kaydımız mevcuttur. Kendi atölyemizde ise okullarda tamirini yapamadığınız akıllı tahtaların tamirini yapıyoruz. Ardından da okullara götürüp monte işini tamamlıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘DEVLETE KATKI SAĞLIYORUZ’
Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan protokol kapsamında etkileşimli tahta destek noktası olduklarını da belirten Özen, “6 öğretmen ve 10 öğrencimiz ile döner sermaye kapsamında bu işi yapıyoruz. Arızaların ortalama piyasa değeri 250 TL’den 3 bin 900 TL’ye kadar arıza tamiri yapıyoruz. Bizim 3 bin 900 TL’ye tamir ettiğimiz arızanın piyasada sadece parça fiyatı 9 bin 500 TL civarında tutuyor. Kamu kurumu olarak kar amacı gütmediğimiz için çok uygun fiyatlara mal ediyoruz. Devletimizi de maddi anlamda çok büyük katkı sağlıyoruz. Öğrencilerimiz hem gelir kazanıyor hem de sahada çalışarak becerisini ve bilgisini güncelliyor” dedi.
‘ÖĞRENCİLERİMİZ MUTLU OLUNCA BİZ DE MUTLU OLUYORUZ’
Okul Müdürü Necati Arıcı ise, “Birçok öğrencimle birlikte akıllı erişim noktasında döner sermaye kapsamında hizmet veriyoruz. Kayseri’de ilçeler dahil olmak üzere her okula ulaşmaya çalışıyoruz. Akıllı tahtaların arızalanması sonrası eğitimin aksamaması için çaba gösteriyoruz. Yapmış olduğumuz tadilatları 4’te 1 fiyatına yapıyoruz. En büyük faydalarından bir tanesi de öğrencilerimizin işi iş başında öğrenmesi oluyor. Bunun karşılığında da ücret alıyorlar. Onlar mutlu olunca biz de mutlu oluyoruz. Öğrencilerimiz başka okullarda eğitim gören kardeşlerine hizmet etmenin de mutluluğunu yaşıyor” diye konuştu.
‘HEM HARÇLIĞIMIZI ÇIKARIYORUZ HEM DE GELİR ELDE EDİYORUZ’
12’nci sınıf öğrencisi Zeki Yücebaş da, “Okulların akıllı tahtalarını tamir ediyoruz. Bu sayede okul harçlığımızı çıkarıp hem gelir hem de işi öğrenmiş oluyoruz. Ayrıca yaşıtlarımızın sorunlarını çözmek hem onları hem bizi mutlu ediyor” dedi.
]]>