Takip – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Sat, 13 Jul 2024 23:00:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 AK Parti Elazığ Milletvekili ve İl Başkanı, Eti Krom işçilerine destek ziyaretinde bulundu https://www.haber60.com.tr/ak-parti-elazig-milletvekili-ve-il-baskani-eti-krom-iscilerine-destek-ziyaretinde-bulundu/ https://www.haber60.com.tr/ak-parti-elazig-milletvekili-ve-il-baskani-eti-krom-iscilerine-destek-ziyaretinde-bulundu/#respond Sat, 13 Jul 2024 23:00:06 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39220 AK Parti Elazığ Milletvekili Prof. Dr. Erol Keleş ve AK Parti İl Başkanı Şerafettin Yıldırım ile beraberindeki heyet, Eti Krom AŞ’ye ait maden sahalarında 13 gün önce haklarının iyileştirilmesi talebiyle iş bırakma eylemi başlatan işçilere destek ziyaretinde bulundu.

Elazığ’ın Alacakaya ilçesinde bulunan Eti Krom Yıldırım A.Ş’ye ait maden ocaklarında çalışan işçiler, çeşitli haklar talep ederek isteklerinin yerine getirilmesi için yönetime süre tanımasının ardından eylem başlattı ve eylem yapan işçilerle iki gün önce bir araya gelen ve taleplerini dinleyen Eti Krom AŞ’nin sahibi Ali Rıza Yıldırım, “Yarın herkesi kapının önüne koyarım” derken işçi de, “İş sizin işiniz” deyince, “Cevap verme bana. Ben sana söz hakkı verince konuşacaksın. Ben burayı sıfır yaparım, yarın da kapıya kilidi vururum. Burası devlette kilitliydi. Para da kazanmıyordu para da kaybetmiyordu. Ben burayı aldım, bu hale getirdim” söylemleri tepki topladı. Yaşanan bu olaylar sonrası AK Parti Elazığ Milletvekili Prof. Dr. Erol Keleş ve AK Parti Elazığ İl Başkanı Şerafettin Yıldırım ve beraberindeki heyet, Eti Krom AŞ’ye ait maden sahalarında çalışan işçileri ve 13 gün iş bırakma eylemine başlayan işçilere destek ziyaretinde bulundu. Burada işçi ve işçi temsilcileri ile bir araya gelen heyet, sorunları ve taleplerini tek tek dinledi. Ardından basın açıklaması yapan Milletvekili Keleş ve İl Başkanı Yıldırım, yaşanan olaylar ile alakalı üzerlerine düşen gerekli görevi yerine getireceklerini belirtti. Ayrıca, Eti Krom AŞ’nin sahibi Ali Rıza Yıldırım’ın kullandığı cümleleri kesinlikle tasvip etmediklerini kaydetti.

“Bir sermaye sahibi olmak hiçbir zaman üstten konuşmaya, bu şekilde aşağılayıcı tarzda konuşmalara sebebiyet verecek bir durum değildir”

Süreci yakından takip ettiklerini ifade eden Milletvekili Prof. Dr. Keleş, “Bu süreç artık biraz siyasi boyuttan da çıktı. burada şunu da görüyoruz tüm siyasi partilerden arkadaşlarımız buradalar. Sizlerle beraber oluyorlar, fikirlerini sunuyorlar. Onu da takip ediyor, değerlendiriyoruz ama şunu ifade etmem gerekir ki, bir kere yalnız değilsiniz. Haklı davanızda her zaman sizin yanınızda olmaya devam ettik, bundan sonraki süreçte de sizlerin yanında da mutlaka olacağız. Şuna da dikkat etmek lazım, hiçbir zaman haklıyken haksız duruma düşmemeniz lazım. Yaşanan şeyleri tasvip etmiyoruz. Çünkü o gün oradaki konuşmalar basına yansıyan kısımlar, gerçekten sadece Elazığ’ı değil Elazığ’ın dışına da taştı. Orada o konuşma o üslubun doğru olmadığını düşünüyoruz. En azından hepimiz insanız, insana nasıl davranılması gerektiğini biliyoruz. Bir sermaye sahibi olmak hiçbir zaman üstten konuşmaya bu şekilde aşağılayıcı tarzda konuşmalara sebep bir durum değildir. Dolayısıyla oturup konuşabiliriz, uzlaşabiliriz. Mutlaka sizin dediğinizin hepsi olacak diye bir şey yoktu, aynı şekilde karşı taraf için de öyle ama uzlaşıcı, orta yolu bulucu bir üslup olması gerekirdi. Maalesef bir talihsizlik oldu ve ben bunu bu şekilde yorumluyorum. Eminim ki karşı taraf da böyle bir konuşmayı yapmamalıydım, böyle konuşulmaması gerekirdi, diye düşünüyordur. Bu konuşmaların dışında ucu farklı yere giden söylemler oldu. Bu söylemleri ispatlamakla söyleyen kişiler yükümlüdür. Dolayısıyla da bunun da biz takipçisi olacağız. Eğer böyle bir şey varsa, böyle bir şey konuşuluyorsa açık açık bunun kim olduğunu, kimlerin yaptığını hangi siyasi görüşün böyle bir şey içerisine girdiğini de söylemekle yükümlüdür. Şunu ne söyleyeyim. Burada sessiz bir eylem yapıyorsunuz ve bugün 13. gününde ben bu eylemin olumlu sonuçlanacağına inancım tam. Orta yol bulunacaktır. Bundan sonraki süreçte artık biz takip edeceğiz. Bu takip sadece il bazında aynı zamanda Ankara boyutunda olayın bütün boyutları değerlendiriliyor, gerekli yerlere iletiliyor ve gerekli şekilde uyarılar yapılıyor” dedi.

“Görebildiğimiz ve anlayabildiğimiz kadarıyla biraz geri adım var”

İnsani duygularla farkındalık oluşturmak ve saflarının belli olması için işçileri ziyaret ettiklerini belirten AK Parti İl Başkanı Şerafettin Yıldırım ise “Sermaye sahiplerinin yaptığı yatırımları görmezden gelemeyiz ancak en önemli ve kırmızı çizgimiz çalışan kardeşlerimizi hiçbir şekilde yok sayarak ve bu tür davranış kalıplarını asla ve kata tasvip etmiyoruz. Biz bunun iyileştirmesini yaparken de diyalog kapılarını mutlaka açık bırakacağız. Çünkü öncelikle işçilerin ekmeği. Bir şeyi de net söyleyeyim. Ne ben ne de siyasi vekillerimiz şov yapmaya asla gelmedik. İnsani duygularla farkındalık oluşturmak ve safımız belli olsun diye sizlerin yanına geldik. Biz daha ‘ Asarız, keseriz ve biçeriz’ tarzında çok büyük cümleler de kurabilirdik. Öyle bir şey yok. Mutlaka ve mutlaka bunu çözüm odaklı yaklaşımlarla çözülmesini arzu ediyoruz. Ben, vekilim ve burada olmayan vekillerimizin düşünleri hepsi aynı” şeklinde konuştu.

Öte yandan bir muhabirin kendisine yöneltilen, “Milletvekillerine 3 tane aylık veriyorum gidiyorlar” sorusuna cevap veren Milletvekili Keleş, “Bunu şiddetle kınıyoruz. Böyle bir söylem, böyle bir tavır. Bir kere üsluba çok dikkat etmek lazım, hepimiz insanız. Bir sermaye sahibi olmak, insanlara bu şekilde davranmak için bir sebep değildir, olmamalıdır. Bunu kesinlikle kınıyoruz. Siyasiler için kullanılan bu lafın da takipçisi olacağız. Eğer bunu söylüyorlarsa mutlaka altını doldursunlar. Kimi alıyormuş, kim yapıyormuş bunu ada açıkça kalksın cevabını versin. Bunu bir talihsiz açıklama olarak düşünüyoruz. Hukuki boyutunda da ne gerekiyorsa onların da takipçisi olacağız. Ama bu söylemlerin kesinlikle ve kesinlikle bu şekilde olmaması gerekiyordu. Hele ki bu fabrikanın sahibi olan bir kişinin bu söylemlerde ağzından çıkan her lafa dikkat etmesi gerekiyor ve bunun da mutlaka cevabını vermesi gerekir diye düşünüyoruz” diye konuştu. – ELAZIĞ

]]>
https://www.haber60.com.tr/ak-parti-elazig-milletvekili-ve-il-baskani-eti-krom-iscilerine-destek-ziyaretinde-bulundu/feed/ 0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, 1 Mayıs Taksim yasağına tepki gösterdi https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-gokce-gokcen-1-mayis-taksim-yasagina-tepki-gosterdi/ https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-gokce-gokcen-1-mayis-taksim-yasagina-tepki-gosterdi/#respond Sat, 04 May 2024 21:45:43 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30379 (ANKARA)- CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen 1 Mayıs’ta Taksim’in işçilere kapatılmasına tepki göstererek bu yasağın anayasaya aykırı olduğunu ifade etti. Gökçen, İstanbul Valisi Davut Gül’ün ‘Devlet yarına bırakır ama yanına bırakmaz’ sözlerinin kanunsuz emrin itirafı niteliğinde olduğunu belirterek “Bizler, 1 Mayısları Taksim’de barış içinde kutlamak ve emek için mücadelemizi tüm kararlılığımızla sürdüreceğiz” dedi.

CHP Adalet Bakanılğı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen,  CHP’nin takip ettiği toplumsal olay ve davalara ilişkin bugün partisinin genel merkezinde basın toplantısı yaptı.

“1 MAYISLARI TAKSİM’DE BARIŞ İÇİNDE KUTLAMAK VE EMEK İÇİN MÜCADELEMİZİ TÜM KARARLILIĞIMIZLA SÜRDÜRECEĞİZ”

Gökçen, Anayasa Mahkemesi kararına karşın emekçilerin 1 Mayıs’ta Taksim’e alınmamasına tepki göstererek “İstanbul Valiliği ve İçişleri Bakanlığı’nın somut ve gerçek bir tehlike olmaksızın Taksim Meydanı’nı tamamen yasaklamaları, Anayasa’ya aykırıdır. Bayramın hemen ertesi gününde İstanbul Valisi’nin ‘Devlet yarına bırakır ama yanına bırakmaz’ diyerek hakkını kullanmak isteyen ve bu yüzden gözaltına alınan kişileri tehdit eder bir dil kullanması yalnızca siyasi olarak sakıncalı değil, aynı zamanda hukuken de yasaklanmış olan kanunsuz emirin itirafıdır. Bizler, 1 Mayısları Taksim’de barış içinde kutlamak ve emek için mücadelemizi tüm kararlılığımızla sürdüreceğiz” diye konuştu.

“BU KARAR DAHA DA KARARLI BİR MÜCADELENİN BAŞLANGICIDIR”

Çorlu Tren Katliamı Davası’nı takip ettiklerini anımsatan Gökçen, karar duruşmasında sanıkların aldıkları cezaların yeterli olmasa da ailelerin içine bir nebze su serptiğini dile getirdi. Gökçen, “Bu karar, bir son değil, yeni bir siyasi iklimin getirisi ve daha da kararlı bir mücadelenin başlangıcıdır. Ancak, Soma’da hiçbir yetkili tutuklanmazken, Çorlu’da bu kadar zaman davanın ilerlemesi mücadeleci ailelerin adalet taleplerini yükseltmeleri sonucunda olmuşken, bu davaların avukatları olan Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay’ın halen cezaevinde olduklarını da hatırlatıyoruz” ifadelerini kullandı.

“OLAYLARIN AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMASI HUKUK DEVLETİ BAKIMINDAN ELZEMDİR”

Gökçen, Anayasa Mahkemesi karaına rağmen Galatasaray Meydanı’nın Cumartesi annelerine-insanlarına hala kapalı olduğuna işaret ederek “Adalet arayışını desteklemek isteyen yurttaşlarımızın hakkına her hafta engel olunuyor. Bu anayasaya aykırı yasağın sonlandırılması ve Cumartesi Annelerinin belirttiği gibi, olayların açıklığa kavuşturulması hukuk devleti bakımından elzemdir” dedi.

“‘İSİAS OTEL ORTAK DAVAMIZ’ DEMEYE, TÜM DAVALARI TAKİP ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

İsisas Otel Davası’na ilişkin de konuşan Gökçen, “İsias davası ve depremden etkilenen diğer illerde de takip ettiğimiz diğer davalar, yalnızca bugünün sorumlularının yargı önünde hesap verebilmesini değil, aynı zamanda bugünden itibaren yapılacak olan binaların nasıl bir mantıkla inşa edileceğini de gösterecektir. İhmal sonucunda yıkılmış olan bir yapıya izin veren, imza atan, denetleyen herkesin sorumluluğu vardır. Tam da bu yüzden ‘İsias otel ortak davamız’ demeye ve bu kapsamda açılmış olan tüm davaları takip etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“HERKES, YARGI ÖNÜNDE HESAP VERMELİDİR”

10 Ekim Gar Katliamı davasına dair de konuşan Gökçen, davadaki eksiklikleri anımsatarak   “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarihinin en kanlı terör saldırısını bütün yönleriyle 8 yılda aydınlatamayacak bir devlet değildir. Bizzat terör saldırısını gerçekleştirenler ile ihmalleriyle katliamın boyutunun büyümesine sebep olan herkes, yargı önünde hesap vermelidir” açıklamasını yaptı.

“TAHİR ELÇİ SUIKASTI BİR AN ÖNCE AYDINLATILMALI, SORUMLULAR HESAP VERMELİ”

Tahir Elçi Davası’nda savcılığın sanık polislerin beraatine karar verilmesi yönünde bir mütalaada bulunmasına tepki gösteren Gökçen, “Türkiye’de faili meçhul cinayetler döneminin geride bırakılması gerekliliği söze gelince herkesçe paylaşılsa da bu davanın gidişatı hepimizi kaygılandırırken cezasızlık politikasının da sürdürüleceğini göstermektedir. Tahir Elçi suikastının bir an önce aydınlatılması ve tüm sorumluların yargı önünde hesap vermesi çağrımızı tekrarlıyoruz” ifadelerini kullandı.

“CUMHURBAŞKANI GEÇ KALINMADAN CEZA HAFİFLETME VEYE KALDIRMA YETKİSİNİ EMEKLİ GENERALLER İÇİN KULLANSIN”

28 Şubat Davasında hükümlü olan emekli generaller, Çetin Doğan, Fevzi Türkeri, Yıldırım Türker, Temel Özkaynak ve Erol Özkasnak’ın olumsuz sağlık koşullarına rağmen cezaevinde tutulmalarını da gündemine alan Gökçen, Cumhurbaşkanı’nın anayasanın 104. maddesinde yer alan “Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır” yetkisini hatırlattı. Gökçen, “Geç kalınmadan bu yetkinin emekli generaller için de kullanılmasını bizler de talep etmeye, durumu yakından takip etmeye devam edeceğiz.

“HERKES İÇİN ADALET SAĞLANMASI AMACIYLA MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

Bizler, hukukun gereği neyse onun yapılması, toplumun yakından takip ettiği birçok olayın her yönüyle aydınlatılması ve her kim olursa olsun, herkes için adalet sağlanması amacıyla mücadelemizi sürdüreceğiz. Adalet arayışı yükseldikçe, nerede bir zulme uğrayan varsa orada bizler çoğaldıkça, Türkiye’yi çok daha parlak bir geleceğe hep birlikte kavuşturabiliriz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-gokce-gokcen-1-mayis-taksim-yasagina-tepki-gosterdi/feed/ 0
Muğla’da Yaralı Bulunan Deniz Kaplumbağası Tuba’dan 3 Aydır Sinyal Alınamıyor https://www.haber60.com.tr/muglada-yarali-bulunan-deniz-kaplumbagasi-tubadan-3-aydir-sinyal-alinamiyor/ https://www.haber60.com.tr/muglada-yarali-bulunan-deniz-kaplumbagasi-tubadan-3-aydir-sinyal-alinamiyor/#respond Sun, 21 Apr 2024 08:42:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=28600 Muğla’da 2019’da yaralı bulunan, tedavisinin ardından mavi sulara bırakılan ve 4 yılda 24 bin 912 kilometre yol kateden deniz kaplumbağası Tuba’dan, takip donanımının pili bittiği için 3 aydır sinyal alınamıyor. Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER) Başkanı Prof. Dr. Yakup Kaska, Tuba’nın Malta kıyılarından Türkiye’ye yöneldiğini ve mayısta Dalyan’da yuva yapmasını beklediklerini söyledi.

DEKAMER görevlilerince yaralı bulunan ve tedavisinin ardından 28 Ağustos 2019’da uydu cihazı takılarak denize bırakılan deniz kaplumbağası “Tuba”, bu süreçte 24 bin 912 kilometre katetti.

25-30 yaşlarındaki caretta caretta, uydu takip cihazıyla Türkiye’den Adriyatik’e kadar izlenen ilk deniz kaplumbağası oldu.

Göç, beslenme ve kış alanlarının belirlenmesi için takip edilen caretta caretta Tuba’nın, kumsala ya da başka yönlere nasıl yöneldiği, akıntının yönünden nasıl etkilendiği 4 yıl boyunca izlendi.

3 ay önce sinyali kesildi

Dalyan İztuzu Plajı’ndan kumsala bırakıldıktan sonra 2 ayını Marmaris açıklarında geçiren, daha sonra bir ayda Yunanistan’a ulaşan Tuba, Malta, İtalya, Bosna-Hersek, Arnavutluk, Karadağ ve Hırvatistan kıyılarına uğrayarak Adriyatik’ten veri ulaştırmaya devam ederken 3 ay önce sinyal kesildi.

AA muhabirine açıklama yapan DEKAMER Başkanı Prof. Dr. Yakup Kaska, sadece Türkiye’de değil, dünyada da tanınan Tuba’nın, 4 yıl kadar uzun süredir takip edilen tek kaplumbağa olduğunu anlattı.

Yakup Kaska, “Cep telefonuyla çok konuşuruz, pili çabuk biter, bazen konuşmayınca 3 gün sürer, Tuba’nın pilinin ömrü de 4 yıl sürdü. Bu süreç içerisinde Tuba’dan haber aldık, ancak pili bittiği için de yaklaşık 3 aydır maalesef sinyal alınamıyor. Bu kaplumbağanın 4 yıl boyunca dakika dakika nerelerde dolaştığının bilgisi şu an dünyada başka hiçbir yerde yok.” dedi.

Tuba’nın tekrar doğduğu kumsala yuva yapmak için geleceğini kaydeden Kaska, geldiğinde tekrar verici takılarak takibine devam edileceğini bildirdi.

DEKAMER Başkanı Kaska, “Bu yaz Dalyan kumsalında Tuba’yı tekrar yuva yaparken görebilmeyi çok ümit ediyoruz. Eğer ki bu kaplumbağamızı yuva yaptıktan sonra tekrar bir uydu cihazıyla takip edersek, bu dünya için ilk kez bir deniz kaplumbağasının 2 defa izlenmesi anlamına gelecek, böyle bir canlı şu an dünyada maalesef yok.” diye konuştu.

Prof. Dr. Kaska, Tuba’nın 4 yıl boyunca kumsala uğramamış olmasından 500-600 civarında yumurta geliştirdiğini tahmin ettiklerini belirtti.

“Malta’dan Türkiye’ye gelmesi bekleniyor”

Kaska, “4 yıl boyunca yumurtalarını geliştirdi. Her yıl gelip gitmiş olsa bir sürü enerji yakacak, yüz yumurtanın belki 20’si enerjide gitmiş olacak. Kaplumbağaların böyle enerji tasarruf modülünde de bir üreme yetenekleri olduğunu da belirtmek isterim.” dedi.

Prof. Dr. Yakup Kaska, Tuba’dan en son İtalya’dan sinyal alındığını belirterek, “En son Adriyatik’ten İtalya’nın çizmesinin aşağısına doğru indi ve o bölgede sinyal kesildi. Yani Adriyatik denizinden, İtalya’nın kuzeyinden, Arnavutluk’tan aşağıya doğru indi. Malta tarafından bize doğru geliyordur diye tahmin ediyoruz. Bütün dünya Tuba’nın tekrar yuva yapmasını ve Dalyan’a dönmesini bekliyor, onu merak ediyor.”diye konuştu.

Kabuğunun arkasında pervane kesiği bulunan Tuba’yı tedavi sonrasında doğaya bıraktıklarını hatırlatan Kaska, şöyle devam etti:

“Ürettiği yumurtaları ikişer hafta arayla 3-5 yuvaya dağıtmasını dört gözle bekliyoruz. Bugünlerde kaplumbağalarımız sahile yakın suların ısınmasıyla çiftleşmeye başladı. Her çiftleşmeden sonra da yaklaşık iki hafta süreyle yumurtanın kabuğunu yapıyorlar, dolayısıyla bu da yaklaşık iki hafta sürüyor. Ben öyle tahmin ediyorum ki nisan ortalarında çiftleşmek için gelen kaplumbağalar, mayıs başlarında yumurtlamaya başlayacaklar ve ondan sonra da ikişer hafta arayla yuva yapacaklar. Yani mayıstan temmuz ortalarına kadar yuva yapacaklar. Tuba’nın da bunlardan biri olmasını dört gözle bekliyoruz.”

“Güzel İzmir” Mısır’dan sinyal gönderiyor

İmkanları ölçüsünde veya sponsor firma ve kuruluşların destekleriyle kaplumbağaları izleyebildiklerini anlatan Yakup Kaska, “Bu çerçevede Lansinoh isimli kaplumbağayı tedavi sonrası denize yolladık, şu an Akdeniz’in ortalarında dolaşıyor. 688 kilometre yol aldı.” dedi.

24 Mart 2023’te İzmir’den DEKAMER’e getirilen ve “Güzel İzmir” adı verilen yaralı kaplumbağayı da Kuşadası’ndan denize bıraktıklarını söyleyen Prof. Dr. Kaska, şu bilgileri verdi:

“Mısır civarına doğru dolaşan rotasını şu an takip ediyoruz. 2003 kilometre yol aldı. Bu kaplumbağalar bu yaz tekrar yuva yapmak için gelmeyecekler. Çünkü uzaktalar. Bu yönüyle bir kaplumbağanın kaç yılda bir yuva yaptığını Tuba’da öğrendik. Uydu takip cihazı sayesinde ‘yazları nerede, kışları nerede dolaşıyor’ bu tip bilgileri elde etmiş oluyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/muglada-yarali-bulunan-deniz-kaplumbagasi-tubadan-3-aydir-sinyal-alinamiyor/feed/ 0
Anka, CHP Genel Merkezi’nde Kurulan Dijital Seçim Takip Merkezini Görüntüledi. CHP’li Okakın: “Eksiksiz Bir Çalışma İnşa Ettik, Hiçbir Şüphemiz Yok.” https://www.haber60.com.tr/anka-chp-genel-merkezinde-kurulan-dijital-secim-takip-merkezini-goruntuledi-chpli-okakin-eksiksiz-bir-calisma-insa-ettik-hicbir-suphemiz-yok/ https://www.haber60.com.tr/anka-chp-genel-merkezinde-kurulan-dijital-secim-takip-merkezini-goruntuledi-chpli-okakin-eksiksiz-bir-calisma-insa-ettik-hicbir-suphemiz-yok/#respond Sat, 30 Mar 2024 21:12:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=25237 HABER: GÜLARA SUBAŞI/ KAMERA: ONUR BİNGÖL ve ÜNAL AYDIN

ANKA Haber Ajansı, CHP’nin sandık sonuçlarını ve oy kullanma günü yaşanacak tüm gelişmeleri takip edeceği dijital seçim takip ve çağrı merkezini görüntüledi. Okullardan, ilçe ve il seçim merkezlerinden Ankara’ya akacak on binlerce sandık sonucunu bir araya getirecek dijital takip merkezi dördüncü ve son tatbikatını ANKA Haber Ajansı’na açtı. Seçim gecesi hukuki itirazlar ya da parti örgütünün yaşayabileceği her türlü soruna karşı görev başında olacak çağrı merkezi için de CHP’nin Parti Meclisi toplantılarının yapıldığı salon organize edildi. Hem dijital takip üssü hem de seçim günü için yapılan tüm hazırlıklar hakkında ANKA Haber Ajansı’na bilgi veren CHP Genel Başkan Yardımcısı Pınar Uzun Okakın 31 Mart seçimleri için hiçbir eksikleri kalmadığını vurguladı. Çok deneyimli ve bu alada rüştünü ispat etmiş bir ekiple çalıştıklarını anlatan Okakın, “Sektörel deneyimi çok yüksek, seçim güvenliğinin dijital altyapısında oluşabilecek tüm alternatif tabloya hazırlık deneyimi de bulunan kimselerle, güçlü bir kadroyla büyük, özverili, eksiksiz bir çalışmayı hep birlikte inşa ettik. Bu konuda hiçbir şüphemiz yok” dedi.

31 Mart Yerel Seçimlerine artık saatler kaldı. CHP Genel Merkezi seçim sonuçları ve oy kullanma günü için yaptığı teknik ve teknolojik hazırlıkları tamamladı. CHP’nin dijital birimi, geçtiğimiz gün dördüncü ve son seçim gecesi tatbikatını gerçekleştirdi. ANKA Haber Ajansı, CHP’nin dijital üssünde yapılan dördüncü tatbikatı görüntüledi. CHP Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Pınar Uzun Okakın tatbikatı, partisinin seçim gecesi için hazırlık yaptığı dijital çalışmaları ve sandık güvenliği önlemlerini ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Pınar Uzun Okakın’ın açıklamaları şöyle:

“DÜNYANIN EN GÜÇLÜ, EN BÜYÜK VERİ MERKEZİYLE ÇALIŞIYORUZ”

Biz CHP olarak yerel seçim gündemine aslında hem Türkiye’nin hem toplumun hem siyasi partilerin büyük çoğunluğunun gündeminde yerel seçime dair alınması gereken önlemler yokken gerekli tüm önlemleri, aklınıza gelen, belki yaşanmayacak olan tüm felaket senaryolarına hazırlanmak üzere çok güçlü bir süreç inşa ettik. Dolayısıyla aslında yerel seçimlerin hem teknik hem insan gücü mobilizasyonu açısından, eş güdümlü çalışması gereken bu sistemini aylar önce kendimizi hazır vaziyete getirmek üzerine büyük bir çaba gösterdik. Neleri önemsedik? ve bu doğrultuda ne yaptık? Biz CHP olarak öncelikle teknik anlamda siyasi iktidarın elindeki güç kapsamında belki sistemlerimize yönelik saldırıları şiddetlenebilir düşüncesiyle alınması gereken tüm önlemleri aldık. Dünyanın en güçlü, en büyük veri merkeziyle çalışıyoruz. Yedeklemelerimiz, stres ve yük testlerimiz, penetrasyon sızma testlerimiz ve seçim günü oluşabilecek olası trafiğin bin katı ağırlığında bir yükü ne derece kaldırabiliyoruz diye düşündüğümüz tüm yönleri aslında aylar önce hazır vaziyete geldik. Yani biz bu seçim sürecine dijital anlamda aylar önce hazır vaziyette beklerken kendimizi bulduk.

“EKSİKSİZ BİR ÇALIŞMA İNŞA ETTİK. BU KONUDA HİÇBİR ŞÜPHEMİZ YOK”

Arada kalan zamanı ise çeşitli testlerin sayısını arttırarak tekraren ve tekraren, defaatle gerekli önlemleri alarak varsa bir güvenlik açığı -ki tespit ettiğimiz bir durum söz konusu olmadı- bunların üzerine gitmek, aynı zamanda örgütümüzle teknik yönümüzün entegrasyonu ve eş güdümlü çalışmasını kolaylaştıramayacak bazı durumlar tespit ettiysek örgütümüzün kullanımına daha kolay, daha anlaşılır, daha yenilikçi ve hızlı sunulması için gerekli tüm çalışmaları gerçekleştirdik. Günün sonunda çok deneyimli kadrolarla, bu alanda rüştünü ispat etmiş, sektörel deneyimi çok yüksek, seçim güvenliğinin dijital altyapısında oluşabilecek tüm alternatif tabloya hazırlık deneyimi de bulunan kimselerle, güçlü bir kadroyla büyük, özverili, eksiksiz bir çalışmayı hep birlikte inşa ettik. Bu konuda hiçbir şüphemiz yok. Bizim aslında şu an esasen odaklandığınız durum şu: Örgütümüz seçim günü çok büyük bir çaba sarf edecek. Okul sorumluları, okul bilişim sorumluları, kat sorumluları, sandık görevlileri, yedek sandık görevlileri, müşahitlerimiz, okul ve ilçe avukatlarımız ve bunun dışında tüm il ve ilçelerimizde gerek saha koordinasyonunda gerek seçim koordinasyon merkezlerinde görevi olan ancak seçim günü özellikle mobilize olması gereken ve çok önemli kritik görev rollerine sahip olan tüm yol arkadaşlarımızın seçim günü ortaya koyacağı performansı ve bu kolektif emeği hangi koşullarla güçlendirebilir, nasıl kolaylaştırabiliriz diyerek aslında biz CHP’nin yüz binlerce üyesiyle bu süreci her aşamada kendi sorumluluk alanlarımıza göre çok güçlü bir hazırlık gerçekleştirdik.

“OKUL BİLİŞİM SORUMLUSU ATAMALARINDA, CHP’NİN BUGÜNE KADAR GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ATAMALAR İÇERİSİNDE, REKORUMUZA ULAŞTIK”

Tüm bunlara ilaveten seçim tatbikatlarımız gerçekleşti. Seçim tatbikatı dediğimizde aklımıza gelmesi gereken şey şu: CHP, 31 Mart günü hem dijital hem de insan gücü eş güdümünü önemseyen ve bu uyumun önceden deneyimleyerek tatbik edilmesi gerektiğini fark eden bir siyasi parti. Dolayısıyla dedik ki ‘Yaptığımız test sayılarını arttıralım.’ CHP olarak Türkiye genelinde, 81 il 973 ilçede; okul bilişim sorumlularımızın, sandık sonuç girişi sorumlularımızın ve çağrı merkezi görevlilerimizin katılımıyla eş zamanlı, belli bir saat aralığı verdiğimiz bir seçim tatbikatı gerçekleştirdik. Seçim tatbikatlarımızın dördüncüsü ve sonuncusunu da Türkiye çapında gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Bizi burada özellikle heyecanlandıran ve örgütümüzün emeğine çok müteşekkir olduğumuz bir konu var. Öncelikle okul bilişim sorumlusu atamalarında, CHP’nin bugüne kadar gerçekleştirdiği atamalar içerisinde, bu dönem daha üst seviyede atamayla hem rekorumuza ulaştık hem de katılım açısından Türkiye genelinde yüzde 100 sandığın sonucunu örgütünüzün hızlı, sahada verimli, efektif biçimde takip edip edemediğini veri giriş tatbikatlarımızda deneyimlemiş olduk. Bu açıdan da katılım doğrultusunda, yani henüz 31 Mart gelmeden evvel bu kuvvetli, büyük organizasyonun doğru inşa edebildiğimizi gördüğümüz bir süreç yaşadık.

“TATBİKATLAR SONUCUNDA ÇOK OLUMLU BİR SONUÇLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Seçim tatbikatlarımızın sonucunda özet tablo olarak çok olumlu bir sonuçla karşı karşıyayız. Bu da bizim için çok tarihi, kritik önemi olan yerel seçimlere giderken daha özgüvenli, seçim gününe dair daha az endişesi olan ve aynı zamanda CHP’nin her bir üyesinin sadece kendi oy hakkına, kendi ödevine, kendi görevine değil; bulundukları tüm lokallerde tüm vatandaşların oy hakkı ve seçim güvenliğine sahip çıkmaları açısından son derece önemli buluyoruz. Aslında seçim güvenliği dediğimiz husus, CHP bünyesinde çeşitli genel başkan yardımcılıklarımızın kendi uzmanlık alanlarında özel ve özverili çalışmalarıyla bir bütün halinde ilerliyor. Tabii burada şunu özellikle önemsiyoruz: Seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrası aşamalarımız için tüm zaman periyotlarını özel özel değerlendirip bu zaman dilimleri için gerek iletişim gerek örgüt yönetimi gerek dijital altyapı gerek hukuki güvenlik gibi pek çok değişkeni hesaba katarak gerçekleştirmemiz gereken tüm adımlar için alanda deneyimli, hem örgütümüz hem partimiz siyasi unsurları, aynı zamanda sürece katkı sunabilecek büyük bir kadroyla seçim sürecimize elbette hazırız.”

“OPERASYONEL BİR KRİZE ANINDA, TÜM VERİLERİ ÖRGÜTÜMÜZÜN TÜM UNSURLARIYLA PAYLAŞACAĞIMIZ BİR AĞ HER ZAMAN İŞLETTİK”

Uzun Okakın, “Seçim gecesi olası bir kriz durumunda, sandıktan bir alarm gelmesi durumunda CHP’nin izleyeceği yol nedir” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Sandıklardan gelen alarmın hukuki yönü olup olmadığını, sayısal veri işlemeye dair bir problem olup olmadığını kendi alanlarında, kendi ilçeler ve mahalleler, okullar, sandıklar düzeyinde takip edecek müşahitlerimiz, okul ve ilçe avukatlarımız, sandık görevlilerimiz, okul sorumlumuz, kat sorumlumuz, okul bilişim sorumlumuz; mümkün mertebe seçimin unsuru ve fiziksel olarak alanı haline gelen tüm yerlerde görevlendirdiğimiz partili yol arkadaşlarımızla sahada takip edeceğiz. Öte yandan sisteminizde bizim için bir uyuşmazlık tespit edilen, üç farklı kaynağın karşılaştırılması neticesinde aleyhte bir problemin tespit edilen herhangi bir yer için aynı zamanda genel merkezimizden, il başkanlıklarımıza ve ilçe başkanlıklarımıza eş zamanlı sunulan ekranlarda, gerek buradan kuracağımız özel temaslarla gerek de kendileri takip edebilecekleri özel ekranlarda sonuçların sağlıklı neticelenmesine engel teşkil edecek gerek hukuki gerek sayısal gerek herhangi bir okulda operasyonel bir krize dair tüm verilerin eş zamanlı ve eş güdümlü örgütümüzün tüm unsurlarıyla paylaşacağımız bir ağ her zaman işlettik.

“VATANDAŞLARIMIZIN HER BİRİNİN KULLANDIĞI OY HAKKININ HAKKANİYET ÖLÇÜSÜNDE TECELLİ ETMESİ İÇİN ÇABA GÖSTEREN BİR CHP GÖRÜYORUZ”

CHP, seçim dönemlerinde geçmişten elde ettiği tüm tecrübeleri bir sonraki seçimde daha eksiksiz, kusursuz ancak örgütün deneyiminin de sağlıklı işlediğini gördüğü, damıtılmış bir süreç yönetimine dair üzerine koyarak süreci yönetmeye mükellef. Çünkü seçim deneyimleri açısından CHP örgütü, bizim ülkemizde olduğu gibi demokrasi kavramının tartışmalı olduğu yerlerde, seçim güvenliğini sağlamakla mükellef birer özne hüviyetine kavuşuyor. Aslında arzu ettiğimiz siyasi düzen tabii ki bu değil. Ama biz bazen deriz ki ‘Alanında idealist bir çaba sergileyen, kendisini ülkenin aydınlık geleceğine adamış, çoğulculuk, demokrasi ve çağdaşlık gibi değerler çerçevesinde herhangi bir sorun hisseden, geleceğe dair endişesi olan tüm partililerimizle birlikte bizim normalde uygulamayacağımız ama ne yazık ki ülkemizde her seçim döneminde ve seçimler arası dönemde yanlış uygulamalara tanık olduğumuz bu süreçleri düzeltme, müdahale etme ve gereken neyse o sorumlulukları belirleyerek önceden dağıtmakla mükellef bir parti CHP. Dolayısıyla operasyonel anlamda sahada da tüm gün yorulacak ve yerel seçimlerin tüm Türkiye adına; sadece sonuçların CHP lehine olmasını önemsemeden, vatandaşlarımızın her birinin kullandığı oy hakkının hakkaniyet ölçüsünde tecelli etmesi için çaba gösteren bir CHP görüyoruz sahada.”

“YEREL SEÇİMLER, GENEL SİYASETTEN MEMNUN OLMAYAN EZİCİ BİR ÇOĞUNLUĞUN DENGE SAĞLAYABİLECEĞİ BİR ALAN”

CHP’li Uzun Okakın, seçmene şöyle çağrı yaptı:

“Biz sadece CHP olarak değil, halkımızın geneli olarak çok büyük bir toplamız. ve bizim gönlümüzden geçen, bize vicdani olarak doğru gelen, bize yerel yönetim anlayışı olarak doğru gelen herhangi bir partiye kullandığımız oy, yerel yönetim başarısı dendiğinde CHP ve CHP’nin adayları aklına aklımıza geleceği için lehimize sonuçlanacağını bildiğimiz, seçmenimizin vicdanına güvendiğimiz, adaylarımızın rüştlerini ispat ettiğine, süreç yönetimlerine güvendiğimiz bir yerel seçim süreci olarak karşımıza çıkıyor. O yüzden burada vatandaşımızın yapması gereken bir şey var. Bizim oy kullanma meselemiz tabii ki birey bazında; hem hakkınız hem ödevimiz hem görevimiz. Ancak bireysel olarak bu sorumluluğumuzu kişi kişi yerine getirirsek büyük bir toplamın güçlü bir parçası oluyoruz. O yüzden kimse ‘Benim bir oyum acaba önemsiz mi olacak’ düşüncesiyle sandığa gitmemezlik yapmamalı. Çünkü yerel seçimler, genel siyasetten memnun olmayan Türkiye’deki ezici bir çoğunluğun kentlerde, ilçelerde, illerde, belediyelerimizin tamamında aslında Türkiye’de adil olanı daha yükselterek Türkiye genelinde bir siyasi ve politik denge sağlayabileceği de bir alan.

“İSTERİZ Kİ VATANDAŞLARIMIZ SEÇİM GÜNÜ OY KULLANDIĞI SANDIĞIN SONUÇLARINI TAKİP ETSİN”

Dolayısıyla vatandaşımız oy kullanma hakkını ve ödevini yerine getirsin. Biz isteriz ki aynı zamanda seçim günü oy kullandığı sandığın sonuçlarını takip etsin. Eğer bir müşahit kartıyla bunu yapmak isterse bulunduğu ilçedeki ilçe başkanlıklarımıza ulaşsın ve müşahit kartını lütfen alsın. Okul önünde herhangi bir soruna müdahale etme gereği duyuyorsa, bu müşahit kartlarımız gerçekten oldukça önemli. Aynı zamanda vatandaşımızın da kullandığı oyun hakkaniyetli sonuçlandığına emin olması açısından yapması gereken ne varsa bizlere ortak olsun, bizlerle birlikte gerçekleştirsin. Biz seçim günü, onun tespit ettiği bir problemi gördüysek o sorunu daha güçlü çözebiliriz. Örgütümüzün güçlü ve büyük organizasyonuna ilaveten tüm vatandaşlarımızın eğilimi ne yönde olursa olsun, sandık güvenliğinin seçime dair endişesi varsa, bunun bir parçası olmasının aslında toplumun geneline katacağı şey çok fazla.

“BİR OYUN ÇOK FAZLA ÖNEMİ VAR”

Tüm vatandaşlarımızla büyük bir heyecanla yerel seçimleri bekliyoruz. Çünkü yerel seçimlerin bize ifade ettiği, anlam bir zarf, bir pusula, ‘seçim sonuçlandı, bakalım ne olacak’ değil. Yerel seçimlerin bizim için ifade ettiği anlam; rant için heyecanlananlarla, ‘Kentin öteki hisseden tüm kesimlerine ne yapabilirim’ diye heyecanlananlar arasındaki büyük bir fark. Dolayısıyla vatandaşlarımıza bu anlamda büyük sorumluluk düşüyor. Hep birlikte halkın bütçesiyle oluşan yerel yönetimlerin doğru kanallara aktarılmasını sağlayabilmek adına; ülkemizin tüm şehirleri, ilçeleri, kentleri açısından doğru politikaları birlikte uygulayabilmemiz için bir oyun çok fazla önemi var. O yüzden oyumuzu kullanalım. Örgütlerimizle 81 il, 973 ilçede organize olmuş biçimde sahadayız. Aynı zamanda ödevimizi önceden hazırlanmış ve oluşabilecek tüm felaket senaryolarını bilhassa çalışmış bir parti olarak sahadayız. Tüm vatandaşlarımızı hem oy kullanmaya hem de seçimin sonucunu partililerimizle birlikte takip etmeye özellikle davet ediyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/anka-chp-genel-merkezinde-kurulan-dijital-secim-takip-merkezini-goruntuledi-chpli-okakin-eksiksiz-bir-calisma-insa-ettik-hicbir-suphemiz-yok/feed/ 0
Anne Karnındayken Kan Nakliyle Sağlıklı Doğdu https://www.haber60.com.tr/anne-karnindayken-kan-nakliyle-saglikli-dogdu/ https://www.haber60.com.tr/anne-karnindayken-kan-nakliyle-saglikli-dogdu/#respond Sun, 11 Feb 2024 09:06:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7224 Antalya’da anne karnındayken kan uyuşmazlığı nedeniyle ölme ihtimali bulunan bebek, göbek kordonundan 5 kez yapılan kan nakliyle sağlıklı bir şekilde doğdu.

Manavgat ilçesinde yaşayan Ali ve Hatice Özkan çifti, üçüncü çocuklarını kucaklarına almak için gün sayarken, gebeliğin 6. ayında, anne ve bebek arasında kan uyuşmazlığı (rh-rh uyuşmazlığı) olduğu belirlendi.

Anne Hatice Özkan, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yüksek riski gebeliklerin takip ve tedavisinin yapıldığı perinatoloji kliniğine sevk edildi. Klinikte yapılan takipte, kan uyuşmazlığı nedeniyle bebeğin ölümü veya engelli doğma ihtimali belirdi.

Bunun üzerine bebek anne karnındayken içinde bulunduğu keseye çok ince bir iğne ile girilerek, kordonuna 5 kez kan verildi.

Gebeliğin 35. haftasında dünyaya gözlerini açan Mustafa Özkan bebek, 2 hafta yenidoğan yoğun bakım servisinde kaldıktan sonra sağlıklı bir şekilde taburcu edildi.

“Gereken her şeyi yaptık”

Perinatoloji uzmanı Doç. Dr. And Yavuz, AA muhabirine, hastanelerine 6 aylık gebeyken başvuran Hatice Özkan’ın tetkiklerinde, kan grubu uyuşmazlığı nedeniyle bebeğin kan değerlerinin düştüğünü tespit ettiklerini söyledi.

Bu tip durumlarda erken şekilde tedavi yapılması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Yavuz, “Eğer tedavide geç kalınırsa bebek ölebiliyor ya da erken davranılmazsa bebeğin zeka puanında, nörolojik gelişiminde ciddi sorunlar gerçekleşebiliyor. Bebeğe toplamda 5 kez kan verdik. Sonrasında takiplerimizi yaptık. Akciğer geliştiriciden sonra 35. haftada doğum yaptırdık. Doğumda herhangi bir sıkıntı olmadı. Takiplerimizde de bir sıkıntı olmadı. Gereken her şeyi yaptık.” diye konuştu.

Yavuz, bu rahatsızlığa normalde gebeliğin daha geç haftalarında rastladıklarını ve en fazla iki kere kan verdiklerini dile getirerek, 5 kez kan naklinin çok nadir olduğunu kaydetti.

Yenidoğan Uzmanı Uzman Dr. İsmail Çetiner ise gebeliğin 35. haftasında Mustafa Özkan bebeğin, anne karnında yapılan başarılı müdahale sayesinde, 2 kilo 440 gram olarak doğduğunu belirtti.

Bebeğin büyük bir sağlık sıkıntısı olmadan, çok hafif bir ödemle hayata gözlerini açtığını belirten Çetiner, bebeği 2 hafta sonra sağlıklı bir şekilde taburcu ettiklerini kaydetti.

“Bu kan verilmemiş olsaydı çocuğu kaybederdik”

Öğretmen olan baba Ali Özkan ise anne ve bebeğin hastanede doğuma kadar takip edildiğini belirterek, “Anne karnında çocuğa 5 kere kan verdiler. Bu kan verilmemiş olsaydı çocuğu kaybederdik. Yani yaşama şansı yoktu. Gebeliğin 35. haftasında sağlıklı bir şekilde çocuğumuzu kucağımıza aldık. Devletimizin bize böyle bir sağlık hizmeti, böyle bir imkan sunduğu için teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.

Edebiyat öğretmeni anne Hatice Özkan da ilk iki çocuğunun gebeliklerinde herhangi bir sağlık problemi yaşamadığını belirtti.

Hastalığı öğrendiğinde çok üzüldüğünü ifade eden Hatice Özkan, “Başıma gelene kadar ne perinatoloji kliniğini ne de böyle bir hastalığı bilmiyordum. Zor ve sıkıntılı bir süreçti. Korkuyordum. Sürekli işte bebeğimi kaybetme endişesiyle yaşıyordum, Rabb’ime şükürler olsun çocuğum şu an sağlıklı bir şekilde kucağımda.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/anne-karnindayken-kan-nakliyle-saglikli-dogdu/feed/ 0
Kadınlar ve Kız Çocukları Sosyal Medyada Çevrim İçi Şiddete Maruz Kalıyor https://www.haber60.com.tr/kadinlar-ve-kiz-cocuklari-sosyal-medyada-cevrim-ici-siddete-maruz-kaliyor/ https://www.haber60.com.tr/kadinlar-ve-kiz-cocuklari-sosyal-medyada-cevrim-ici-siddete-maruz-kaliyor/#respond Thu, 04 Jan 2024 09:12:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=2246

SİVAS Cumhuriyet Üniversitesi’nden (SCÜ) Doç. Dr. Funda Evcili, kadın ve kız çocuklarının özellikle sosyal medyada çevrim içi şiddete maruz kaldığını söyledi. Doç. Dr. Evcili, ‘ısrarlı takip’e dikkati çekerek, “Kadınlar ve genç kızlar, önemli risk grubundalar. Çevrim içi sömürü, taciz, takip ve pornografi gibi çeşitli içerikler üretilerek yapılan şiddetlerden bahsetmek mümkün. Dünyada ve Türkiye’de, kadınların erkeklere oranla bu şiddetlere maruz kalması 27 kat daha fazladır. Türkiye’de kadınların yüzde 46’sı ise ısrarlı çevrim içi takibe maruz kalıyor. Kadınlar açısından travmatize edici olabiliyor” dedi.

SCÜ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Sağlık Programları Bölümü Kadın Hastalıkları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Funda Evcili, son 3 yılda Toplumsal Bilgi ve İletişim Derneği ile Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından toplumsal farkındalığı artırmak için başlatılan ‘Dijital Şiddet ile Mücadele’ projesi kapsamında çevrim içi şiddetin kadın ve erkekler üzerindeki etkisi hakkında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Funda Evcili, kadın ve kız çocuklarının özellikle sosyal medyada çevrim içi şiddete maruz kaldığını söyledi. Proje kapsamında yapılan araştırmalar sonucunda çevrim içi şiddetin en önemli türlerinden birinin ‘ısrarlı takip’ olduğunu belirten Doç. Dr. Evcili, “Özellikle çevrim içi şiddet açısından değerlendirdiğimizde, kadınlar ve genç kızlar önemli bir risk grubundalar. Şiddet türlerine baktığımız zaman, çevrim içi ısrarlı takip, sömürü, taciz ya da deepfake pornografi gibi çeşitli içerikler üretilerek kadınları ve genç kızları hedef alan pek çok şiddet olgusundan bahsetmek mümkündür. Dünya genelinde ve Türkiye’de özellikle kadınların çevrim içi şiddete uğrama potansiyelleri erkeklerden daha yüksek. Dünyada ve Türkiye’de kadınların erkeklere oranla bu şiddetlere maruz kalması 27 kat daha fazladır. Türkiye’de ise kadınların ağırlıklı olarak her 2 kadından 1’inin çevrim içi platformlar üzerinden tehdit, taciz ve herhangi bir nefret içerikli söylemle yüz yüze kalma ihtimalleri olduğu ifade ediliyor” ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Evcili, “Buna ek olarak kadınların yüzde 46’sı ise ısrarlı çevrim içi takibe maruz kalıyor. Israrlı çevrim içi takipten kastettiğim şey günümüzde popüler ifade olarak ‘stalklama’ ifadesi kullanılıyor. Bu ısrarlı takibi yapan kişilere de ‘stalker’ adı veriliyor. Stalkerler ya da işte çevrim içi ortamlarda ısrarlı takip yapanların genel anlamda elde ettikleri bilgileri, görselleri ya da kadını huzursuz edebilecek her türlü içeriği onun güvenliğini tehdit edecek, güvenlik hissini zayıflatacak şekilde uygulamaya sunması üzerine temellenen bir şiddet türü olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.

‘İNTİHARLA SONUÇLANABİLİR’

Çevrim içi şiddetin kadınlar üzerindeki etkisinden de bahseden Doç. Dr. Evcili, “Çevrim içi şiddet olgusuna maruz kalmak, kadınlar için oldukça travmatize edici olabiliyor. Özellikle kadınların mevcut durumdan utanması, sosyal anlamda kendini izole etmesi duygu durumunda birtakım bozukluklar, fiziksel semptomlar gösterme ihtimalleri yüksek. Tabii yaşanılan şiddetin türüne ve boyutuna göre mevcut durumun daha komplike hale geldiğini söyleyebiliriz. Olguların intiharla sonuçlanma ihtimalinin de olduğundan bahsetmek mümkün” dedi.

‘GÜVENLİK ÖNLEMLERİ’

Çevrim içi şiddetin kadınlar üzerindeki en olumsuz etkisi, kadınların çevrim içi platformlardan kendilerini geri çekmeleri olduğunu söyleyen Doç. Dr. Evcili, şöyle konuştu:

“Çünkü her ne kadar biz internet kullanımını ve çevrim içi platformları sanki sadece haberleşme amaçlı kullansak da aslında dijital mecralar insan hayatına oldukça önemli katkılar sağlıyor. Küreselleşme, bilgiye ulaşma, yaratıcılığın teşvik edilmesi, istihdam olanaklarından yararlanma ya da sanat ve kültürel faaliyetlerde bulunup bunu başka insanlarla paylaşmayı da sağlayan platformlar. Bu nedenle kadının çevrim içi platformlardan yaşadığı şiddet nedeniyle kendini geri çekmesi bu fırsatların da kaçırılması anlamına geliyor. Bu nedenle kadınların özellikle çevrim içi platformlarda şiddet olgusundan kaçınmak adına öncelikle güvenlik önlemlerini alması gerekiyor. Gerektiği durumlarda yasal bildirimde bulunmaktan kaçınmaması ve mevcut yaşanılan şiddet olgusundan da birincil derecede kendilerini suçlu tutmaması çok önemli.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/kadinlar-ve-kiz-cocuklari-sosyal-medyada-cevrim-ici-siddete-maruz-kaliyor/feed/ 0
Otobüslere Araç Takip Cihazı Zorunluluğu https://www.haber60.com.tr/otobuslere-arac-takip-cihazi-zorunlulugu/ https://www.haber60.com.tr/otobuslere-arac-takip-cihazi-zorunlulugu/#respond Sat, 30 Dec 2023 21:18:21 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1683

ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanlığı’nın düzenlemesiyle 1 Ocak’tan itibaren şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüslere araç takip cihazı takılması zorunlu hale geliyor. Taşıtların konum bilgileri 2 dakikada bir Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi’ne (U-ETDS) aktarılacak. Türkiye’nin en büyük otogarı olan İstanbul 15 Temmuz Demokrasi otogarında takip cihazı takma hareketliliği yaşanıyor.  Tüm Otobüsçüler Federasyonu Başkanı Mustafa Yıldırım, “Şu anda uygulama oranı yüzde 30’un üzerinde” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, şehirlerarası otobüslerde yeni döneme geçildiğini duyurmuştu. Bu kapsamda Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu yaptığı açıklamada, “‘Son dönemde maalesef karıştıkları kazalarla gündeme gelen ve şehirler arası yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde kullanılan otobüslerde araç takip cihazı takacak ve bu bilgileri anlık olarak bakanlığımıza bağlı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğümüzle paylaşacak” dedi. Uygulama 1 Ocak 2024 itibarıyla yürürlüğe girecek. 1 Ocak’a kısa süre kala otogarlarda hazırlıklar devam ediyor. İstanbul’da 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda otobüslere takip cihazı takma  telaşı yaşanıyor.

“ŞU ANDA UYGULAMA ORANI YÜZDE 30’UN ÜZERİNDE”

Tüm Otobüsçüler Federasyonu Başkanı Mustafa Yıldırım uygulamada oranın yüzde 30’lara ulaştığını belirtti.

Mustafa Yıldırım, “Araç takip sistemi araçların her türlü hareketini kontrol etmek için 2016 yılında Avrupa Birliği tarafından alınmış bir karardı. Türkiye bunu erteleye erteleye 2024 yılına kadar erteledi. 8 yıldan beri erteleniyor bu. Kazaları önlemede önemli bir etken olacağını düşünüyoruz. Aracın her türlü hareketini, sürücünün her türlü hareketini kontrol eden bir sistemdir. Uzun zamandır firmalarımızın, sorumluluk sahibi firmalarımızın birçoğu bunu araçlarına uyguladılar ve takip ediyorlar araçlarını. Şu anda uygulama oranı yüzde 30’un üzerinde. Kurumsal şirketler tamamını yapıyor. Diğer şirketlerimiz de buna uyacaklar. Kazaları önlemede önemli bir etken olacak. Firmalarımızın iç denetim sistemini kurarak tek merkezle akıllı sistemden bunları takip edip sürücüleri uyarması lazım. Trafik kurallarına uyuyorlar mı uymuyorlar mı trafik kurallarına uyup uymadıklarını kontrol etmeleri lazım.” dedi.

ARAÇLARI TEK MERKEZDEN KONTROL EDİYORLAR SÜRÜCÜLERİNİ UYARIYORLAR

Bütün otobüslere sistemin kurulmasının yeni yıla yetişemeyeceğini belirten Yıldırım, “Yarın öbür gün 1 Ocak. Onun için yetişmez. Yetişmeyenler için de zorunluluk devam etsin ancak yaptırımları 2025 yılının 1 Ocak’ına erteleyelim. Zorunluluğu kaldırmayalım.

Şöyle, sürücü yorgun mu değil mi, sürücü yasal limitlerde araç kullanıyor mu, trafik kurallarına uyuyor mu uymuyor mu, bütün bunları firma merkezden kontrol edebilecek, görebilecek. Onun için kazaların azalmasında önemli bir etken dikkatsizlik, yorgunluk, uykusuzluk işte araç direksiyonu telefon kullanmak mesaj çekmek gibi birçok konuyu görebilecekler. Bu konuda firma her şeyi polisten beklemeyecek kendi yaptırımını uygulayacak, sürücüyü uyaracak ve bu hataları yapan sürücülere de ceza uygulaması yapmaları lazım. Tabii ki şu anda piyasada bunları takip eden firmalarımız var. Şu anda bunu uygulayan firmalarımız var. Araçları tek merkezden kontrol ediyorlar sürücülerini uyarıyorlar” şeklinde konuştu.

Otobüs firması yetkilisi Kemal Soğancı ise, “Genel anlamda taktırmaya çalışanları görüyoruz. Bu sistemin faydaları araçlardaki kaptanın, personelinin, yani yolda yaptığı hareketlerin tamamını takip ediyorsunuz. 7/24 gece gündüz takip ediyoruz”  dedi.

Otobüs şoförleri de sistemin kazaları önlemede de katkı saylayacağını belirtti. Yolcu Burak İlhan ise, “Türkiye’nin her yerinde seyahat eden biri olarak söylemek gerekirse yakınlarımız da bu seyahate giriyor ve nerede olduklarını bilmek güzel olur. Kaza olabilir farklı konular olabilir yakınlarımızın takibi açısından geç kalınmış bir uygulama diyebiliriz zorunlu olması”  diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/otobuslere-arac-takip-cihazi-zorunlulugu/feed/ 0
Otobüslere Araç Takip Cihazı Takılması Zorunlu Hale Geliyor https://www.haber60.com.tr/otobuslere-arac-takip-cihazi-takilmasi-zorunlu-hale-geliyor/ https://www.haber60.com.tr/otobuslere-arac-takip-cihazi-takilmasi-zorunlu-hale-geliyor/#respond Sat, 30 Dec 2023 21:15:18 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=1680

ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanlığı’nın düzenlemesiyle 1 Ocak’tan itibaren şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüslere araç takip cihazı takılması zorunlu hale geliyor. Taşıtların konum bilgileri 2 dakikada bir Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi’ne (U-ETDS) aktarılacak. Türkiye’nin en büyük otogarı olan İstanbul 15 Temmuz Demokrasi otogarında takip cihazı takma hareketliliği yaşanıyor.  Tüm Otobüsçüler Federasyonu Başkanı Mustafa Yıldırım, “Şu anda uygulama oranı yüzde 30’un üzerinde” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, şehirlerarası otobüslerde yeni döneme geçildiğini duyurmuştu. Bu kapsamda Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu yaptığı açıklamada, “‘Son dönemde maalesef karıştıkları kazalarla gündeme gelen ve şehirler arası yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde kullanılan otobüslerde araç takip cihazı takacak ve bu bilgileri anlık olarak bakanlığımıza bağlı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğümüzle paylaşacak” dedi. Uygulama 1 Ocak 2024 itibarıyla yürürlüğe girecek. 1 Ocak’a kısa süre kala otogarlarda hazırlıklar devam ediyor. İstanbul’da 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda otobüslere takip cihazı takma  telaşı yaşanıyor.

“ŞU ANDA UYGULAMA ORANI YÜZDE 30’UN ÜZERİNDE”

Tüm Otobüsçüler Federasyonu Başkanı Mustafa Yıldırım uygulamada oranın yüzde 30’lara ulaştığını belirtti.

Mustafa Yıldırım, “Araç takip sistemi araçların her türlü hareketini kontrol etmek için 2016 yılında Avrupa Birliği tarafından alınmış bir karardı. Türkiye bunu erteleye erteleye 2024 yılına kadar erteledi. 8 yıldan beri erteleniyor bu. Kazaları önlemede önemli bir etken olacağını düşünüyoruz. Aracın her türlü hareketini, sürücünün her türlü hareketini kontrol eden bir sistemdir. Uzun zamandır firmalarımızın, sorumluluk sahibi firmalarımızın birçoğu bunu araçlarına uyguladılar ve takip ediyorlar araçlarını. Şu anda uygulama oranı yüzde 30’un üzerinde. Kurumsal şirketler tamamını yapıyor. Diğer şirketlerimiz de buna uyacaklar. Kazaları önlemede önemli bir etken olacak. Firmalarımızın iç denetim sistemini kurarak tek merkezle akıllı sistemden bunları takip edip sürücüleri uyarması lazım. Trafik kurallarına uyuyorlar mı uymuyorlar mı trafik kurallarına uyup uymadıklarını kontrol etmeleri lazım.” dedi.

ARAÇLARI TEK MERKEZDEN KONTROL EDİYORLAR SÜRÜCÜLERİNİ UYARIYORLAR

Bütün otobüslere sistemin kurulmasının yeni yıla yetişemeyeceğini belirten Yıldırım, “Yarın öbür gün 1 Ocak. Onun için yetişmez. Yetişmeyenler için de zorunluluk devam etsin ancak yaptırımları 2025 yılının 1 Ocak’ına erteleyelim. Zorunluluğu kaldırmayalım.

Şöyle, sürücü yorgun mu değil mi, sürücü yasal limitlerde araç kullanıyor mu, trafik kurallarına uyuyor mu uymuyor mu, bütün bunları firma merkezden kontrol edebilecek, görebilecek. Onun için kazaların azalmasında önemli bir etken dikkatsizlik, yorgunluk, uykusuzluk işte araç direksiyonu telefon kullanmak mesaj çekmek gibi birçok konuyu görebilecekler. Bu konuda firma her şeyi polisten beklemeyecek kendi yaptırımını uygulayacak, sürücüyü uyaracak ve bu hataları yapan sürücülere de ceza uygulaması yapmaları lazım. Tabii ki şu anda piyasada bunları takip eden firmalarımız var. Şu anda bunu uygulayan firmalarımız var. Araçları tek merkezden kontrol ediyorlar sürücülerini uyarıyorlar” şeklinde konuştu.

Otobüs firması yetkilisi Kemal Soğancı ise, “Genel anlamda taktırmaya çalışanları görüyoruz. Bu sistemin faydaları araçlardaki kaptanın, personelinin, yani yolda yaptığı hareketlerin tamamını takip ediyorsunuz. 7/24 gece gündüz takip ediyoruz”  dedi.

Otobüs şoförleri de sistemin kazaları önlemede de katkı saylayacağını belirtti. Yolcu Burak İlhan ise, “Türkiye’nin her yerinde seyahat eden biri olarak söylemek gerekirse yakınlarımız da bu seyahate giriyor ve nerede olduklarını bilmek güzel olur. Kaza olabilir farklı konular olabilir yakınlarımızın takibi açısından geç kalınmış bir uygulama diyebiliriz zorunlu olması”  diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/otobuslere-arac-takip-cihazi-takilmasi-zorunlu-hale-geliyor/feed/ 0