Suudi – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Thu, 01 Aug 2024 21:03:53 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Palandöken, Suudi Arabistan futbol takımlarının ilgi odağı oldu https://www.haber60.com.tr/palandoken-suudi-arabistan-futbol-takimlarinin-ilgi-odagi-oldu/ https://www.haber60.com.tr/palandoken-suudi-arabistan-futbol-takimlarinin-ilgi-odagi-oldu/#respond Thu, 01 Aug 2024 21:03:53 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=42986 Türkiye’nin ve dünyanın sayılı kış turizmi merkezlerinden birisi olan Palandöken, artık yaz aylarında da Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’yle ilgi odağı oldu. Suudi Arabistan futbol takımları Palandöken’e hayran kaldı.

Geçtiğimiz yıla kadar daha çok yurt içinden başta futbol olmak üzere bir çok spor branşından takımların 12 ay boyunca tercih ettiği Palandöken Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’ni yabancılar da keşfetti. Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal tesislerinden biri olan Yüksek İrtifa Kamp Merkezi, Türkiye’nin en önemli kamp merkezlerinden birisi olarak gösteriliyor.

Her takıma özel saha tahsis ediliyor

Palandöken Dağı’nın eteklerinde 2 bin rakım üzerinde kurulan kamp merkezi, deniz seviyesinden yüksekteki özelliği ve havasıyla sporcuların güç ve enerjilerine dinamizm katan bir özelliğe sahip. Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’nde yeni sezona hazırlanan futbol takımlarının teknik patronları, Türkiye’nin birçok ilinde hava sıcaklığının hayatı olumsuz etkilediğini, yüksek rakımlı Erzurum’un serin ikliminin, futbol takımlarına avantaj sağladığını sürekli ifade ediyor. Palandöken Dağı eteklerine kurulan Erzurum Büyükşehir Belediyesi Uluslararası Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’nde şu an itibarıyla doğal yüzeyli FIFA standartlarına sahip 5 çim saha, 6 doğal yüzeyli çim saha ve 3 adet de istasyon sahası bulunuyor. Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Suudi Arabistan Süper Lig takımlarından Al Orobah ve Suudi Arabistan 1. Lig takımlarından Al Hazem’i ziyaret ederek, önümüzdeki sezon için yeniden Erzurum’a davet etti. Vali Çiftçi, takım yöneticilerine Oltutaşı tespih etti.

Suudi Arabistan takımları gözü kapalı geldi

Al Orobah ve Al Hazem’in yanı sıra İran Süper Lig ekipleri Sepahan ve Esteghlal, Kuveyt Süper Lig takımı Al Arabi, Azerbaycan Süper Lig temsilcileri Neftchi Bakü, Sebail ve Araz Nahcivan da Erzurum’da sezon hazırlıklarını yapıyor. Trendyol Süper Lig ve 1. Lig’den ise Çaykur Rizespor, Alanyaspor, Sivasspor, Antalyaspor, Hatayspor ve İstanbulspor Palandöken’de kamp yaptı. Suudi takımlarını Erzurum’a getiren futbol menajeri Murat Edis, Kocaeli ve Afyon’dan sonra Erzurum’da da olmaktan mutlu olduklarını belirterek, “Erzurum hem iklimi hem de sahip olduğu imkanlarla takımların tercih edeceği bir yer. Gelen takımlar oldukça mutlular. Kaldı ki, ilk kez ve hiç bilmedikleri bir yere geliyorlar” dedi.

Suudiler Erzurum ve Palandöken’i çok sevdi

Al Orobah Teknik Direktörü Saleh Almohammedi de, “Daha önce milli takımlar antrenörlüğü yaptım. Şimdi lig takımına sözleşme imzalayıp takımın başarısı için çalışacağım. Erzurum’da olmaktan son derece memnunuz. Şehir ve imkanlar çok güzel. Buraya tekrar gelmek istiyoruz. Bizi buraya getiren firmaya da çok teşekkür ediyoruz” dedi.

Al Orobah Sportif Direktörü Saud Khalid Alruwaili ise Erzurum’a ilk defa ve şartları çok fazla bilmeden gelmelerine rağmen mutlu olduklarını dile getirdi. Saud Khalid Alruwaili, “Porkekizli teknik ekiple yeni sezona hazırlanıyoruz. Erzurum ve tesisler güzel. Buraya bir kez daha seve seve gelmek isteriz” ifadelerini kullandı. – ERZURUM

]]>
https://www.haber60.com.tr/palandoken-suudi-arabistan-futbol-takimlarinin-ilgi-odagi-oldu/feed/ 0
Hac: Bu yıl neden bu kadar çok kişi öldü? Görgü tanıkları ipuçları verirken yetkililer sessiz kalıyor https://www.haber60.com.tr/hac-bu-yil-neden-bu-kadar-cok-kisi-oldu-gorgu-taniklari-ipuclari-verirken-yetkililer-sessiz-kaliyor/ https://www.haber60.com.tr/hac-bu-yil-neden-bu-kadar-cok-kisi-oldu-gorgu-taniklari-ipuclari-verirken-yetkililer-sessiz-kaliyor/#respond Fri, 21 Jun 2024 21:07:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=35414 Hac ibadeti bu yıl trajediyle gölgelendi; AFP haber ajansına göre farklı milletlerden en az 922 hacı, çoğu sıcakla ilgili nedenlerden, hayatını kaybetti.

Dünyanın en büyük kitlesel toplanmalarından biri olan Hac, her yıl milyonlarca kişiyi Suudi Arabistan’a getiriyor.

Maddi durumu ve fiziksel gücü yeterli olan Müslümanların hayatlarında bir kez yapmakla yükümlü oldukları bu yolculuk, Çarşamba günü resmen sona erdi.

BBC, bildirilen ölü sayısını bağımsız olarak doğrulayamadı.

BBC, 19 ve 20 Haziran’da, Suudi yetkililerden ölümler ve Hac organizatörlerine yöneltilen eleştiriler hakkında yorum istedi ancak resmi bir yanıt alamadı.

Ancak Suudi Arabistan, bu yılki Hac sezonu için yapılan sağlık planlarının başarılı olduğunu açıkladı.

Suudi Sağlık Bakanı Fahad el-Jalajel yaptığı açıklamada, “Hacıların yüksek sayısına ve yüksek sıcaklığın yarattığı zorluklara rağmen Hac mevsiminde herhangi bir salgın veya halk sağlığına yönelik tehdit görülmedi” dedi.

Suudi yetkililer, bu yıl ibadete yaklaşık 1,83 milyon hacının katıldığını, bunların 1,6 milyonunun yurt dışından geldiğini açıkladı. Çok sayıda yabancı ziyaretçi arasında Pakistanlılar, Ürdünlüler ve Tunuslular vardı.

BBC, bu yıl Hac’da bu kadar çok kişinin ölümüne yol açmış olabilecek faktörleri araştırdı:

Aşırı sıcak

Suudi Arabistan’da gölgede sıcaklığın 51,8 santigrat dereceye kadar çıktığı kavurucu sıcakların, ölüm sayısının artmasında önemli bir faktör olduğuna inanılıyor.

Suudi Sağlık Bakanlığı’nın ısıya maruz kalmaktan kaçınmaları ve susuz kalmamaları yönündeki uyarılarına rağmen, pek çok hacı sıcak stresi ve sıcak çarpmasının kurbanı oldu.

Bir Arap diplomat, öldüğü bildirilen 658 Mısırlının tamamına yakının hayatını kaybetmesinin aşırı sıcaklarla bağlantılı olduğunu söyledi. Bu hacıların birçoğunun gerekli Hac izinleri yoktu ve bu da organize destek almalarını ve kaynaklara erişimlerini zorlaştırıyordu.

BBC’ye konuşan Nijeryalı hacı Ayşa İdris, “Yalnızca Allah’ın merhameti sayesinde hayatta kaldım, çünkü hava inanılmaz sıcaktı.

“Kabe’nin bütün kapılarını kapattılar. Çatıyı kullanmak zorunda kaldık, içerisi kavruluyordu” diyor.

“Şemsiye kullanmak ve kendimi sürekli Zemzem suyuyla ıslatmak zorunda kaldım.

“Bir noktada bayılacağımı sandım ve şemsiyemi başka biri tutmak zorunda kaldı. Sıcaklığın bu kadar yoğun olmasını beklemiyordum” diye ekliyor.

Bir başka hacı Naim’in ise sıcak çarpmasından öldüğü ve ailesinin cevap arayışına girdiği bildirildi.

BBC Arapça’ya konuşan oğlu, “Annemle iletişimim aniden kesildi. Günlerce aradıktan sonra Hac sırasında vefat ettiğini öğrendik” dedi ve annesinin Mekke’ye gömülme isteğini yerine getireceklerini ekledi.

Hacılar alışılmadık sıcaklık, yorucu fiziksel aktivite, geniş açık alanlar ve birçoğunun yaşlı veya hasta olması gibi risklerle karşı karşıya.

Hac sırasında sıcaktan kaynaklanan ölümler aslında yeni değil. Hacıların ölüm kayıtları 1400’lü yıllara kadar gidiyor.

Geçen yıl, Suudi yetkililer sıcaklık stresi yaşayan hacı sayısının 2 binden fazla olduğunu açıklamıştı.

Bilim insanları, küresel ısınmanın koşulları daha da zorlaştıracağı konusunda uyarıyor.

Climate Analytics’ten Carl-Friedrich Schleussner, Reuters haber ajansına verdiği demeçte, “Hac, bin yılı aşkın bir süredir sıcak bir iklimde gerçekleşti, ancak iklim krizi bu koşulları daha da kötüleştiriyor.” dedi.

Schleussner’in araştırması, küresel sıcaklıkların sanayi öncesi seviyelerin 1,5 derece üzerine çıkması durumunda Hac sırasında sıcak çarpması riskinin beş kat artabileceğini öne sürüyor.

Mevcut tahminler, dünyanın 2030’lara kadar 1,5 derecelik ısınmaya ulaşabileceğini ve bu durumun gelecekteki hacılar için zorlukları artıracağını gösteriyor.

Aşırı kalabalık ve temizlik sorunları

Çeşitli kaynaklara göre, Suudi yetkililerin kötü yönetimi, aşırı koşulları daha da kötüleştirerek hacılar için ayrılmış birçok alanda krize yol açtı.

Konaklama ve tesislerin kötü yönetildiğini, aşırı kalabalık çadırların yeterli soğutma ve sanitasyon olanaklarından yoksun olduğunu söyleyen hacılar var.

38 yaşındaki İslamabadlı hacı: “Mekke’nin sıcağında çadırlarımızda klima yoktu. Kurulan soğutucularda da çoğu zaman su yoktu.

“Bu çadırlarda boğulacak gibiydik, terden sırılsıklam olduk. Korkunç bir deneyimdi” diye ekliyor.

Cakartalı bir hacı olan Fauziah da aynı fikirde: “Birçok kişi çadırlardaki aşırı kalabalık ve aşırı ısınma nedeniyle bayıldı.

“Akşam yemeğini geceye kadar bekledik, dolayısıyla çadırlardaki insanlar aç kaldı” diye ekliyor.

İyileştirmeleri memnuniyetle karşılayacağını söyleyen kadın yine de “bunun şimdiye kadarki en iyi Hac organizasyonu olduğuna” inanıyor.

Ulaşım problemleri

Hacılar, yoğun sıcakta uzun mesafeler yürümek zorunda kaldı. Bazıları bunun için yolların kapalı olmasını ve bazıları da ulaşım yönetiminin yetersizliğini suçluyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen ve Amina takma adını kullanan Pakistanlı bir hacı, “Yedi kilometrelik susuz, gölgesiz bir yola koyulduk. Polis barikatlar kurarak bizi gereksiz yere uzun mesafeler yürümeye zorladı” diyor.

Ona göre Suudi hükümeti araçları olmasına rağmen sıcaktan dolayı hasta ve bilinci kapalı olan hacılar için kullanmıyordu.

“Kamplarda insanlar tavuklar ya da çiftlik hayvanları gibi tutuluyordu; yatakların arasında geçebilecek yer yoktu. Yüzlerce insan için az sayıdaki tuvalet yetersizdi.”

Özel bir grubun Hac organizatörü olan Muhammed Acha da aynı fikirde.

“Bu benim 18. Hac yolculuğum ve tecrübelerime göre Suudi kontrolörler kolaylaştırıcı değiller. Kontrol ediyorlar ama yardımcı olmuyorlar” diyor.

Acha’ya göre yaz aylarında bir hacı, günde en az 15 kilometre yürümek zorunda kalabiliyor. Bunun hacılaır sıcak çarpmasına, yorgunluğa ve susuzluğua maruz bıraktığını söylüyor.

“Daha önceki yıllarda çadırlara ulaşmak için U dönüşleri açıktı ama artık tüm bu yollar kapatıldı. Sonuç olarak sıradan bir hacı, Bölge I’deki A Kategorisi çadırda kalsa bile çadırına ulaşmak için sıcakta 2,5 kilometre yürümek zorunda kalıyor.” diye açıklıyor.

Acha, “Bu rotada acil bir durum olması durumunda 30 dakika boyunca kimse size ulaşamayacak. Hayat kurtaracak herhangi bir düzenleme yok ve bu yollar üzerinde sebiller de yok” diye ekliyor.

Sağlık hizmetlerindeki gecikmeler

Pek çok hacının aldığı tıbbi yardımın yetersiz olduğu bildirildi.

Bazı hacılara göre sıcak bitkinliği veya diğer sağlık sorunları yaşayanlar için ambulans ve ilk yardım mevcut değildi.

Amina, bir hacı arkadaşının klostrofobi nedeniyle oksijene ihtiyaç duyduğunu ve çaresiz yalvarışlarına rağmen ambulansın gelmesinin 25 dakikadan uzun sürdüğünü anlattı.

“Sonunda ambulans geldi ve doktor ona iki saniye bile bakmadıktan sonra ‘bir şeyi yok’ dedi ve gitti” diye ekledi.

Ancak Suudi Sağlık Bakanı, hacıların refahı için ayrılan kaynakların altını çiziyor.

Hükümetten yapılan açıklamada, hacılar için toplam 6.500’den fazla yatak kapasiteli 189 hastane, sağlık merkezi ve gezici klinik ile 40 binden fazla tıbbi, teknik, idari personel ve gönüllüyle çalışıldığı belirtildi.

Açıklamada, 370’den fazla ambulans, yedi hava ambulansı ve 12 laboratuvarın, 60 tedarik kamyonu ve kutsal mekanlara stratejik olarak konumlandırılmış üç mobil tıbbi depodan oluşan güçlü bir lojistik ağıyla desteklendiği aktarıldı.

Mekke Sağlık Grubu, Hac mevsimi yaklaştıkça hazırlıkların arttığını açıkladı:

“Tüm hastane ve merkezlerdeki polikliniklerde personelin eğitimi ve gerekli ihtiyaçların karşılanması için tüm imkanlar kullanılmış olup, çeşitli sağlık tesislerinde 654’ü yoğun bakım yatağı olmak üzere 3 bin 944 yatak tahsis edilmiştir.”

Kayıt dışı hacılar

Hac ibadetini gerçekleştirmek için hacı adaylarının özel bir Hac vizesine başvurması gerekiyor.

Ancak bazı kişiler gerekli belgeler olmadan hacca gitmeye çalışıyor.

“Kayıt dışı Hac” sorununun ölümlerdeki artışa katkıda bulunduğuna inanılıyor.

Uygun belgeleri olmayan hacılar, yardıma ihtiyaç duyduklarında bile çoğu zaman yetkililerden kaçınıyorlar.

Yetkililer bazı çadırların aşırı kalabalık olmasından onları sorumlu tutuyor.

Endonezya Ulusal Hac ve Umre Komisyonu Başkanı Mustolih Siradj, “Hac vizesi olmayanların Hac bölgelerine sızdığından şüpheleniyoruz” diyor.

AFP, bir Arap diplomatın bu sezon en az 658 Mısırlının öldüğünü, bunların 630’unun hac izni olmadığını aktardı.

Ulusal Hac ve Umre Komitesi danışmanlarından Saad Al-Qurashi, BBC’ye, “Hac vizesi olmayanlara hoşgörü gösterilmeyecek; ülkelerine dönmek zorunda kalacaklar” diyor.

Düzensiz hacıların kimliklerinin, resmi hacılara verilen ve kutsal mekanlara giriş için barkod bulunan Nusuk kartları kullanılarak belirlendiğini belirtiyor.

Yaşlı, sakat veya hasta hacılar

Pek çok hacı, ya ömür boyu para biriktirdikten sonra, ya da ölecekleri zaman orada ölecekleri ümidiyle, ömrünün sonuna doğru Hacca gidiyor.

Örneğin Bangladeş’teki Müslüman toplum Hac yaparken ölmeyi bir şans olarak görüyor. Bunun özel bir statü kazandırdığını düşünüyorlar.

Her yıl Hac’da ölümlerin yaşanmasının nedenlerinden biri de bu. 2022-23 sezonunda ise yaklaşık iki yüz kişi Hac’da öldü.

Bir kişi Hac yaparken ölürse ne olur?

Bir hacı Hac yaparken öldüğünde, ölüm resmi makamlara bildiriliyor. Ölenin kimliğini doğrulamak için bileklik veya boyun kimliği kullanılıyor. Daha sonra doktor belgesi alınıyor ve Suudi Arabistan ölüm belgesi veriyor.

Cenaze namazları, ölümün meydana geldiği yere bağlı olarak Mekke’deki Mescid-i Haram veya Medine’deki Mescid-i Nebevî gibi önemli camilerde kılınıyor. Cenaze yıkanıyor, sarılıyor ve tüm masraflar karşılanarak Suudi hükümetinin sağladığı morglara taşınıyor.

Törenler basit bir şekilde, işaretsiz, bazen tek bir yerde birden fazla cenazeyle yapılıyor. Mezarlık defterinde kimin nereye gömüldüğü listeleniyor, böylece aileler isterlerse mezarları ziyaret edebiliyor.

Suudi hükümeti, farklı grupların ve Kızılay’ın yardımıyla “onurlu ve saygılı cenaze törenleri” düzenlediğini söylüyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/hac-bu-yil-neden-bu-kadar-cok-kisi-oldu-gorgu-taniklari-ipuclari-verirken-yetkililer-sessiz-kaliyor/feed/ 0
Suudi Arabistan’da Neom projesi için evlerini terk etmeyi reddedenler vurularak öldürüldü https://www.haber60.com.tr/suudi-arabistanda-neom-projesi-icin-evlerini-terk-etmeyi-reddedenler-vurularak-olduruldu/ https://www.haber60.com.tr/suudi-arabistanda-neom-projesi-icin-evlerini-terk-etmeyi-reddedenler-vurularak-olduruldu/#respond Fri, 10 May 2024 02:54:19 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31089 Suudi Arabistan’da onlarca Batılı şirketin desteğiyle inşa edilen ekolojik şehir projesi Neom için çöldeki çalışmalar devam ediyor.

BBC’nin eski bir istihbarat yetkilisinden aldığı bilgiye göre şehrin inşası için bölgedeki arazileri boşaltmaya çalışan Suudi yetkililer, güvenlik güçlerine evlerini terk etmeyi reddedenleri gerekirse vurarak öldürmeleri emrini verdi.

Albay Rabih Alenezi, Neom adı verilen proje kapsamındaki The Line (Hat) isimli dikey şehrin inşası için bölgedeki köylüleri evlerinden çıkarma emri aldığını söyledi.

Evini terk etmeyi reddeden bir kişi vurularak öldürüldü.

Suudi hükümeti ve Neom projesi yetkilileri bu iddialarla ilgili sorulara yanıt vermeyi reddetti.

500 milyar dolar değerindeki Neom projesi, 2030 Suudi Vizyonu adı verilen stratejinin bir parçası. Burada amaçlanan şey, Suudi ekonomisinin petrole bağımlılığını azaltmak.

Projenin merkezindeki The Line ise, otomobillerin giremediği, 200 metre genişliğinde ve 170 kilometre uzunluğunda bir yerleşim hattı olarak tasarlandı.

Henüz 2,4 kilometrelik kısmı tamamlanabilmiş olsa da, 2030’a kadar inşasının bitirilmesi planlanıyor.

Suudi veliaht prensi Muhammed Bin Selman, Neom’un inşa edileceği bölge için mükemmel bir “boş tuval” nitelemesinde bulundu.

Hükümetten gelen açıklamalara göre 6 binden fazla kişi bu hat üzerindeki evlerini boşalttı ve başka yere taşındı.

Ancak İngiltere’deki insan hakları kuruluşu ALQST’nin tahminlerine göre bu sayı çok daha fazla.

BBC’nin incelediği uydu görüntülerinde, tahliye gerçekleşen üç bölgede (Al Khuraybah, Sharma ve Gayal) okulların, evlerin ve hastanelerin haritadan silindiği görülüyor.

Abdurrahim el Huveyti’nin öldürülmesi

Geçen yıl İngiltere’ye kaçan eski Suudi ordu subayı Alenezi, Nisan 2020’de The Line’ın 4,5 kilometre güneyinde Al Khuraybah bölgesini boşaltması emrini aldığını belirtti.

Buradaki köylerde yaşayanların çoğu Huveytat aşiretindendi.

Alenezi’ye gelen talimatlarda, Huveytatların arasında çok sayıda “isyancı” olduğu ve “[tahliye emrine] karşı çıkmaya devam edenlerin öldürülmesi gerektiği, evlerinde kalan herkese ölümcül güç uygulanması için izinlerin verildiği” yönünde ifadeler yer aldı.

Eski albay, BBC’ye yaptığı açıklamada, sağlığını bahane ederek bu görevi üstlenmediğini ancak yine de operasyonun gerçekleştiğini söylüyor.

Bu emirden bir gün sonra evinin değerini belirlemek için gelen tapu görevlilerini içeri almayan Abdurrahim el Huveyti vurularak öldürüldü.

Aynı kişi vurulmadan önce sosyal medyada tahliye emrine itiraz eden birçok video paylaşmıştı.

Suudi güvenlik yetkilileri El Huveyti’nin güvenlik güçlerine ateş açtığını ve onların da karşılık vermek zorunda kaldığını belirten bir açıklama yaptı.

İnsan hakları kuruluşları ve Birleşmiş Milletler (BM) ise, adamın yalnızca evini terk etmeyi reddettiği için öldürüldüğünü savundu.

BBC, Albay Alenezi’nin ölümcül güç kullanımına resmi olarak izin verildiği iddiasını doğrulayabilmiş değil.

Suudi istihbarat teşkilatının çalışmalarını takip eden bir kaynak ise, Alenezi’nin iddiasının projeyle ilgili verilen talimatların geneli ile aynı doğrultuda olduğu görüşünü paylaştı.

Kaynak aynı zamanda Alenezi’nin böyle bir emir alacak düzeyde yetkiye sahip olduğunu vurguladı.

BM ve ALQST’nin açıklamalarına göre, en az 47 kişi de zorunlu tahliyeye karşı çıktıkları gerekçesiyle gözaltına alındı.

Birçoğuna terörle bağlantılı suçlamalar yöneltildi.

ALQST bu kişilerden 40’ının halen hapiste olduğunu, aralarından beşinin idama mahkum edildiğini kaydetti.

Birçoğu El Huveyti’nin ölümü sonrası sosyal medyada yas mesajları paylaştığı için gözaltına alındı.

Suudi yetkililer, tahliye talimatı verilenlere tazminat önerildiğini söylese de, ALQST verilerine göre köylülere söz verilenin çok altında ödeme yapıldı.

Albay Alenezi’ye göre Huveytat’lara yönelik sert adımların arkasındaki sebep, Neom’un, Muhammed Bin Selman’ın planlarının merkezinde olması.

Neom kapsamındaki bir kayak merkezi projesinin eski yöneticilerinden Andy Wirth, ülkesi ABD’den bu işe başlamak için ayrılmasına birkaç hafta kala Abdurrahim El Huveyti’nin ölümünden haberdar olduğunu söylüyor.

Çalışanlarına işin aslını tekrar tekrar sorsa da bu konuda yeterli bir yanıt alamadığını belirtiyor.

“Projede ilerleme sağlamak adına oradaki insanların boğazına yapışamazsınız” diyen Wirth, proje yönetimine inancını kaybettiği için bir yıl sonra işi bıraktı.

2022’de The Line kapsamındaki 100 milyon dolarlık bir projeden çekilen İngiliz arıtma şirketi Solar Water’ın CEO’su Malcolm Aw da yaşananları sertçe eleştiriyor.

Yerel halkın zenginlik olarak düşünülmesi gerektiğini söyleyen Aw, “Onları evlerinden atmaya çalışmadan önce proje konusunda tavsiyelerini almalısınız” diyor.

Evlerinden edilenler ne anlatıyor?

Köylerini terk etmek zorunda kalanlar, gözaltındaki akrabalarını daha da tehlikeye atmaktan korktukları için yabancı medyaya konuşmak istemediler.

Biz de 2030 Suudi Vizyonu kapsamındaki bir başka bölgede evlerini terk etmek zorunda kalanlarla konuştuk.

Batıdaki Cidde’de yürütülen proje nedeniyle 63 mahallede bir milyondan fazla insan evlerinden edildi.

Burada opera salonları, lüks alışveriş merkezleri, özel konutlar, spor alanlarının inşası sürüyor.

Bu yıkımlardan etkilenen Aziziye’de büyümüş olan Nader Hijazi [gerçek ismi değil], babasının evinin, yalnızca bir kaç hafta öncesinde uyarı yapılarak yerle bir edildiğini belirtiyor.

Eski mahallesine ait fotoğrafların savaş alanını andırdığını söyleyen Hijazi, “Halka, kimliğimize savaş açtılar” diye konuşuyor.

BBC’ye konuşan Suudi aktivistler, iki kişinin geçen yıl Cidde’deki yıkımlara itiraz ettiği için gözaltına alındığını, bu kişilerden birinin fiziksel olarak direndiğini, diğerinin ise yıkıma karşı sloganların olduğu çizimleri sosyal medyada paylaştığını kaydediyor.

Cidde’de cezaevinde tutulan bir mahkumun akrabası, yıkılacağı belirlenen mahallelerinde veda buluşması düzenlemekle suçlanan 15 kişinin daha hapse koyulduğunu iddia ediyor.

Ancak mahkumlara ulaşmada yaşanan zorluklar nedeniyle bu iddiayı doğrulayamadık.

ALQST’nin görüştüğü, Cidde mahallelerinden tahliye edilen 35 kişinin hepsi, ihbar süresinin uygulanmadığını ve tazminat verilmediğini savundu.

Yarısından fazlası da gözaltı tehdidi altında evlerini boşaltmaya zorlandığını söyledi.

İngiltere’de de halen güvende hissetmediğini söyleyen Alenezi, bir istibarat uzmanının Londra’daki Suudi Büyükelçiliği’nde bir toplantıya katılması şartıyla ona 5 milyon dolar teklif ettiğini ve bu teklifi reddettiğini söylüyor. Suudi hükümeti, bu iddia ile ilgili sorumuza da yanıt vermedi.

ABD merkezli gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi konsolosluğunda öldürülmesi başta olmak üzere, muhaliflere yönelik saldırılar bir süredir devam ediyor.

ABD istihbaratının raporunda, Muhammed bin Selman’ın Kaşıkçı’nın öldürülmesi operasyonuna onay verdiği sonucu açıklanmıştı. Ancak Suudi veliaht prensi cinayette rolü olduğuna dair suçlamaları reddetti.

Alenezi, Neom fütürist şehir projesi için aldığı emirlere itaat etmeme kararından pişman değil:

“Muhammed bin Selman Neom’un inşasına engel olabilecek hiçbir şeye izin vermeyecektir. Eğer projede kalmış olsaydım benden kendi halkıma ne yapmamı isteyeceklerdi diye kaygı içinde düşünmeye başladım.”

Haber Erwan Rivault’un katkılarıyla hazırlanmıştır.

]]>
https://www.haber60.com.tr/suudi-arabistanda-neom-projesi-icin-evlerini-terk-etmeyi-reddedenler-vurularak-olduruldu/feed/ 0