Süt – Haber 60 – Tokat Haber https://www.haber60.com.tr Wed, 24 Jul 2024 09:09:16 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 CHP Milletvekili Gürer: Yem fiyatlarındaki artış ahırları boşaltıyor https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gurer-yem-fiyatlarindaki-artis-ahirlari-bosaltiyor/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gurer-yem-fiyatlarindaki-artis-ahirlari-bosaltiyor/#respond Wed, 24 Jul 2024 09:09:16 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=41885 (TBMM)- CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, artan yem fiyatlarıyla ahırların boşaldığını, küçük işletmelerin hayvancılığı sürdüremediğini ve iklim değişikliği ile süt krizinin ağustos ayında ortaya çıkmasının olası olduğunu söyledi.

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, üreticilerin sorunlarıyla ilgili açıklama yaptı. Artan yem fiyatları ile ahırların boşaldığını, küçük işletmelerin hayvancılığı sürdüremediğini, iklim değişikliği ile süt krizinin ağustos ayında ortaya çıkmasının olası olduğunu vurgulayan Gürer, süt piyasasında bahar aylarından bu yana devam eden belirsizliğin besicileri olumsuz etkilediğini, süt üreticilerini zorladığını belirtti.

“50 kilogram süt yeminin fiyatı 600 lirayı geçti”

“İthal yem fiyatları sürekli zamlanıyor ve bu durum üreticileri büyük bir sıkıntıya sokuyor. 50 kilogram süt yeminin fiyatı 600 lirayı geçti” diyen Gürer, küçük aile tipi işletmelerin kendi yemini üretmemesi durumunda, üreticilerin ayakta kalma olasılığının giderek düştüğüne dikkat çekti. Gürer,”Arpada yüzde 3’lük bir artış yaşanmış olsa da benzer yem ürünlerindeki fiyat artışları besicilerin aleyhine gelişmeye devam ediyor” diye konuştu.

“Peynir’in kilosu 400 lira, kaşar peyniri ise 700 lira’yı bulmuş”

Gürer, “Rafta işlenmiş süt litresi 33 ile 45 lira aralığında satışa sunulurken, peynir fiyatları kilosu 400 liraya, kaşar peyniri ise 700 lirayı bulmuş durumda. Markalara göre ürün fiyatları ise değişiklik göstermektedir. İthal tereyağı özellikle İran’dan getirildiği söyleniyor. 2023 yılında TÜİK verilerine göre 6 bin 384 ton ithalat yapıldı ve 35 milyon 325 bin dolar yurt dışına ödendi. Bu yılın ilk beş ayında ise 3 bin 129 ton ithalat karşılığında 16 milyon 953 bin TL ödendi” dedi.

“Süt pazarında belirsizlikler ve kriz riski artıyor”

Türkiye’deki süt üretimindeki sorunlara ve çiğ süt piyasasındaki belirsizliklere dikkat çeken Gürer, “Süt ineklerinin 2020 yılında kesime gitmesi nedeniyle süt üretiminde ciddi düşüşler yaşandı” dedi.

Süt piyasasında yaşanan mevsimsel artışın ardından sanayicilerin mevcut sütleri kalite, katkı maddesi, koku ve tat gibi nedenlerle almaktan kaçındığını kaydeden Gürer, “Sanayiciler, mevsimsel süt artışını bahane ederek fiyatları olabildiğince düşük tutuyor ve üreticiden doğrudan ürün almayı daraltıyor. Bunun yerine, aracı süt müteahhitleri aracılığıyla ucuza süt almayı tercih ediyorlar. Süt pazarında belirsizlikler ve kriz riski artıyor” şeklinde konuştu.

“Küçük aile tipi işletmeler eziliyor”

Gürer, süt tozu ithalatına ilişkin verileri de paylaşarak, “2023 yılında Türkiye’ye 687 ton süt tozu ithal edilip 2 milyon 669 bin dolar ödendi. Ancak, 2024 yılının ilk beş ayında ithal süt tozu miktarı 340 ton oldu ve 952 bin dolar yurt dışına ödendi. Bir yanda ithalat lobisi, diğer yanda ihracat lobisi arasında küçük aile tipi işletmeler ezilmektedir” şeklinde konuştu

Gürer, süt tozu ithalatının acilen durdurulması gerektiğini belirterek, “Tereyağı ve peynir üreticilerini koruyacak, aynı zamanda sanayiciyi de zor durumda bırakmayacak politikalar geliştirilmelidir. Hayvan refahını sağlayacak yatırımlara ağırlık verilmeli ve özellikle önümüzdeki dönemde sütte oluşacak düşüş göz önünde bulundurularak gerekli önlemler alınmalıdır” dedi.

Gürer, çözüm üretilmemesi durumunda ithalatın devam edeceğini, raftaki peynir, süt, yoğurt ve tereyağı fiyatlarının artacağını, üreticinin sıkıntıya düşeceğini ve tüketicinin pahalı ürün almaya devam edeceğini ifade ederek, “Bu dengeyi sağlamak ve politika olarak düzenlemek, siyasi iktidarın sorumluluğu ve görevidir” değerlendirmesini yaptı.

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gurer-yem-fiyatlarindaki-artis-ahirlari-bosaltiyor/feed/ 0 Büyükşehirden çiftçiye destek…Başkan Bozbey kendi elleriyle dağıttı https://www.haber60.com.tr/buyuksehirden-ciftciye-destek-baskan-bozbey-kendi-elleriyle-dagitti/ https://www.haber60.com.tr/buyuksehirden-ciftciye-destek-baskan-bozbey-kendi-elleriyle-dagitti/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:00:32 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39530 Büyükşehirden çiftçiye destek…Başkan Bozbey kendi elleriyle dağıttı

Büyükşehir Tarım ve Peyzaj A.Ş. desteğiyle gençler artık köylere geri dönecek

BURSA – Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey Keles ilçesine giderek Tarım A.Ş.’nin çiftçilere saman ve küçükbaş hayvan dağıtımına katıldı. Çiftçiye ve köylüye verilecek desteklerle artık gençlerin köylerden şehre değil, şehirden köylere geri döneceğini ifade eden Başkan Bozbey, “Yeni projeleri hayata geçireceğiz. Çiftçimize mazot desteği de sağlayacağız. Akıllı projeler getirenlere destek olacağız” dedi. Bozbey, kendisinden destek isteyen yaşlı kadın üreticinin isteğini de anında yerine getirdi.

Türkiye’de bir ilke imza atarak makamını ilçelere taşıyan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, verdiği müjdelerle de vatandaşın yüzünü güldürdü. Dağ ilçelerinde tarım, hayvancılık, kırsal turizm ve kültürel faaliyetlerle ayağa kaldıracaklarını belirten Başkan Bozbey, yapılacak desteklerle şehirden köye geri göçü sağlayacaklarını söyledi. Bozbey’e saman ve hayvan desteği için Keles’e gelen Tarım Peyzaş A.Ş.’nin kamyonlarının yanında vatandaşlarla bir araya geldi. Vatandaşların isteklerini ve şikayetlerini dinleyen Başkan Bozbey, kendisinden destek isteyen yaşlı bir kadının ise isteğini anında yerine getirilmesini sağladı.

Vatandaşlarla yaptığı sohbette hayvancılığı çoğaltacaklarını belirten Başkan Bozbey, “BESAŞ olarak biz buradaki süt tesisimiz için süt alımını yapıyoruz. Fiyatları da köylümüzün de gelirini yükseltmek için yukarıya çekeceğiz. İşleyip bir çok yerdeki BESAŞ büfelerimizde satıyoruz. Sütünden yoğurduna, peynirinden kaşarına kadar en kaliteli ürünleri üretiyoruz. Daha farklı ürünleri de ortaya çıkaracağız. Biz en sağlıklı ürünü vatandaşımıza, vatandaşımızdan aldığımız süt veya diğer malzemelerle üreterek ulaştırıyoruz. Süt konusunda köylümüzün hayvancılıktan vazgeçmesini değil, tam tersine hayvancılığı arttırarak devam etmesini istiyoruz. Onun için elimizden gelen desteği sağlayacağız. Buradaki gençlerin gelirlerini yükseltirsek, şehirlere göçlerinin önüne geçmiş oluruz. Onun için çabalıyoruz” diye konuştu.

Başkan Bozbey, yaptıkları ve yapacakları destekleri açıkladı. Bozbey, “Çiftçimize ve hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşımıza hem saman desteği, hem de küçükbaş hayvan konusunda destek veriyoruz. Zaten bundan önce de yaptıklarımız var. Ama bundan sonra bunları daha planlı bir şekilde bütün köylerimize, hayvancılığı yapmak isteyen hemşerilerimize ulaştırıp oralarda aile işletmeleri adı altında bu aile işletmelerini çoğaltarak hem gelirlerinin artmasını aynı zamanda da kendilerinin de bulundukları yerlerde güvenli bir yaşam sürmesini arzu ediyoruz. Dağ yöresi son derece önemli bir yer. Burada turizm, hayvancılık, özellikle tarım yapılıyor. Bugün buranın kirazı Avrupa’ya da ihraç ediliyor. Birçok yere gidip özel stantlarda satılıyor. Ama biraz daha tanıtmamız lazım” diye konuştu.

“Artık gençler, köylere göç edecek”

Yakın süre içinde bir kooperatif kurarak gereken desteği profesyonel olarak vereceklerini belirten Başkan Bozbey, “Biz de elimizden gelenin fazlasını vereceğiz. Bu sayede artık gençler şehre değil, şehirden gerisin geriye buraya yerleşecekler. Hem burada gelirlerini yükseltecekler aynı zamanda sağlıklı huzurlu bir yaşam sürecekler. Bunun yanında tabi sosyal imkanları ve kültürel imkanları da çoğaltmayı planlıyoruz. Bu yöremiz hem yaşanabilir aynı zamanda da temiz bir havayı soluduğumuz gibi sağlık bir hayat sürmemiz anlamında da önemli bir yer bunu mutlaka başaracağız ve sağlayacağız” dedi.

Başkanın yapmış olduğu açıklamadan mutluluk duyan vatandaşlar, ‘Sizlere çok güveniyoruz. Allah sizden bin kere razı olsun” diye temennide bulundu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/buyuksehirden-ciftciye-destek-baskan-bozbey-kendi-elleriyle-dagitti/feed/ 0
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Keles ilçesinde çiftçilere destek verdi https://www.haber60.com.tr/bursa-buyuksehir-belediye-baskani-mustafa-bozbey-keles-ilcesinde-ciftcilere-destek-verdi/ https://www.haber60.com.tr/bursa-buyuksehir-belediye-baskani-mustafa-bozbey-keles-ilcesinde-ciftcilere-destek-verdi/#respond Mon, 15 Jul 2024 06:57:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39476 Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey Keles ilçesine giderek Tarım A.Ş.’nin çiftçilere saman ve küçükbaş hayvan dağıtımına katıldı. Çiftçiye ve köylüye verilecek desteklerle artık gençlerin köylerden şehre değil, şehirden köylere geri döneceğini ifade eden Başkan Bozbey, “Yeni projeleri hayata geçireceğiz. Çiftçimize mazot desteği de sağlayacağız. Akıllı projeler getirenlere destek olacağız” dedi. Bozbey, kendisinden destek isteyen yaşlı kadın üreticinin isteğini de anında yerine getirdi.

Türkiye’de bir ilke imza atarak makamını ilçelere taşıyan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, verdiği müjdelerle de vatandaşın yüzünü güldürdü. Dağ ilçelerinde tarım, hayvancılık, kırsal turizm ve kültürel faaliyetlerle ayağa kaldıracaklarını belirten Başkan Bozbey, yapılacak desteklerle şehirden köye geri göçü sağlayacaklarını söyledi. Bozbey’e saman ve hayvan desteği için Keles’e gelen Tarım Peyzaş A.Ş.’nin kamyonlarının yanında vatandaşlarla bir araya geldi. Vatandaşların isteklerini ve şikayetlerini dinleyen Başkan Bozbey, kendisinden destek isteyen yaşlı bir kadının ise isteğini anında yerine getirilmesini sağladı.

Vatandaşlarla yaptığı sohbette hayvancılığı çoğaltacaklarını belirten Başkan Bozbey, “BESAŞ olarak biz buradaki süt tesisimiz için süt alımını yapıyoruz. Fiyatları da köylümüzün de gelirini yükseltmek için yukarıya çekeceğiz. İşleyip bir çok yerdeki BESAŞ büfelerimizde satıyoruz. Sütünden yoğurduna, peynirinden kaşarına kadar en kaliteli ürünleri üretiyoruz. Daha farklı ürünleri de ortaya çıkaracağız. Biz en sağlıklı ürünü vatandaşımıza, vatandaşımızdan aldığımız süt veya diğer malzemelerle üreterek ulaştırıyoruz. Süt konusunda köylümüzün hayvancılıktan vazgeçmesini değil, tam tersine hayvancılığı arttırarak devam etmesini istiyoruz. Onun için elimizden gelen desteği sağlayacağız. Buradaki gençlerin gelirlerini yükseltirsek, şehirlere göçlerinin önüne geçmiş oluruz. Onun için çabalıyoruz” diye konuştu.

Başkan Bozbey, yaptıkları ve yapacakları destekleri açıkladı. Bozbey, “Çiftçimize ve hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşımıza hem saman desteği, hem de küçükbaş hayvan konusunda destek veriyoruz. Zaten bundan önce de yaptıklarımız var. Ama bundan sonra bunları daha planlı bir şekilde bütün köylerimize, hayvancılığı yapmak isteyen hemşerilerimize ulaştırıp oralarda aile işletmeleri adı altında bu aile işletmelerini çoğaltarak hem gelirlerinin artmasını aynı zamanda da kendilerinin de bulundukları yerlerde güvenli bir yaşam sürmesini arzu ediyoruz. Dağ yöresi son derece önemli bir yer. Burada turizm, hayvancılık, özellikle tarım yapılıyor. Bugün buranın kirazı Avrupa’ya da ihraç ediliyor. Birçok yere gidip özel stantlarda satılıyor. Ama biraz daha tanıtmamız lazım” diye konuştu.

“Artık gençler, köylere göç edecek”

Yakın süre içinde bir kooperatif kurarak gereken desteği profesyonel olarak vereceklerini belirten Başkan Bozbey, “Biz de elimizden gelenin fazlasını vereceğiz. Bu sayede artık gençler şehre değil, şehirden gerisin geriye buraya yerleşecekler. Hem burada gelirlerini yükseltecekler aynı zamanda sağlıklı huzurlu bir yaşam sürecekler. Bunun yanında tabi sosyal imkanları ve kültürel imkanları da çoğaltmayı planlıyoruz. Bu yöremiz hem yaşanabilir aynı zamanda da temiz bir havayı soluduğumuz gibi sağlık bir hayat sürmemiz anlamında da önemli bir yer bunu mutlaka başaracağız ve sağlayacağız” dedi.

Başkanın yapmış olduğu açıklamadan mutluluk duyan vatandaşlar, ‘Sizlere çok güveniyoruz. Allah sizden bin kere razı olsun” diye temennide bulundu. – BURSA

]]>
https://www.haber60.com.tr/bursa-buyuksehir-belediye-baskani-mustafa-bozbey-keles-ilcesinde-ciftcilere-destek-verdi/feed/ 0
İzmir Büyükşehir Belediyesi Süt Kuzusu Projesi ile çocuklara süt dağıtıyor https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-sut-kuzusu-projesi-ile-cocuklara-sut-dagitiyor/ https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-sut-kuzusu-projesi-ile-cocuklara-sut-dagitiyor/#respond Sun, 14 Jul 2024 21:15:35 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39355 (İZMİR) – İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın, halkın ihtiyaçları doğrultusunda sosyal belediyeciliğin geliştirilmesi için desteklediği Süt Kuzusu Projesi kapsamında, çocuklara süt dağıtımı sürüyor. 12’nci yılını geride bırakan proje kapsamında; 30 ilçede, 615 mahallede 105 bin çocuğa süt ulaştırılıyor. Çocukların süt içme alışkanlığı kazanmasını sağlayan çalışma, İzmirli üreticinin yanı sıra ekonomik krizin olumsuz etkilediği yurttaşların bütçesine de katkı sunuyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Türkiye’de örnek gösterilen projelerinden biri olan Süt Kuzusu, 12’nci yılını geride bıraktı. İzmir’deki üreticilerden alınarak, yurttaşlara ulaştırılan sütler, ekonomik krizin etkilediği mutfaklara da önemli destek sunuyor. Çocukların süt içme alışkanlığı kazanmasını sağlamak amacıyla başlatılan proje sayesinde; 58 ekip, 30 ilçede, 615 mahallede 105 bin çocuğa ulaşıyor. Kapı kapı dolaşan ekipler, içinde 8 litre sütün yer aldığı paketleri ailelere teslim ediyor. Çocuklar projeden, 12’nci aynı doldurduktan sonra 48’nci ayına kadar faydalanabiliyor.

“İzmirliler bu çalışmayı benimsedi”

İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Sosyal Hizmetler Şube Müdürlüğü’nde görevli Süt Kuzusu Şefi Enes Yaşar, Türkiye’nin örnek projesi olan Süt Kuzusu’nun, her geçen gün büyüdüğünü söyledi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın verdiği katkı ve destekler sonucu süt ihalesinin 27 Haziran’da tamamlandığını ve sütlerin dağıtımı için yeniden yola çıktıklarını ifade eden Enes Yaşar, “Çocuklara süt içme alışkanlığı kazandırıyoruz. Hane halkına da destek oluyoruz. Çocuklarımız araçları kapıda gördüklerinde heyecanlanıyor. Koşup yanımıza geliyor. Bu projemiz 12 yılı geride bıraktı. Tüm İzmir halkı bu hizmeti benimsedi” dedi.

Süt Kuzusu’na talep arttı

27 Temmuz’a kadar 105 bin çocuğa süt ulaştırmış olacaklarını, 29 Temmuz’da da ikinci dağıtımın başlayacağını belirten Yaşar, “Bu projeyle çocuklarımızı, aileleri ve üretici kooperatiflerimizi destekliyoruz. Talep her geçen gün artıyor. Çünkü herkes evine süt almak zorunda. Bu projemizle hane halkına ciddi bir destek sağlanıyor. Çocuklara süt içme alışkanlığı kazandırma konusunda da başarılı olduğumuza inanıyorum” diye konuştu.

“Ev ekonomimize katkısı oluyor”

Yurttaşlar da Süt Kuzusu Projesi’nden oldukça memnun. Dört çocuk annesi Semra Çetin, “Çocuklarımız için çok iyi bir hizmet. Çocuğum ek gıdaya başladığı için gelen bu sütlerden faydalanıyoruz. Ev ekonomimize de katkısı oluyor. Hayat koşulları çok zor. Bu hizmetin mutfağımıza katkısı büyük” dedi. Dört çocuk annesi Hediye Hurşutoğlu da daha önce Konya’da oturduklarını ve böyle bir uygulama görmediklerini ifade ederek, “Daha önce süt satın alıyordum, şimdi almama gerek kalmadı. Çocuklarıma yetiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne evimize verdiği bu katkıdan dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“Süt almakta zorlanıyoruz”

Süt fiyatlarının yüksek olmasına değinen Filiz Yay ise “Süt Kuzusu Projesi’nin evimize katkısı çok büyük. Gelen zamlardan sonra süt fiyatları da uçtu. Bu da çocuklarımızı ve bizi olumsuz şekilde etkiliyor. Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum” dedi. İki çocuk annesi Sibel Oktay da şunları söyledi: “Çocukların gelişmesi, sağlıklı büyümesi, kemiklerinin sağlıklı gelişmesi için süt çok önemli. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bize katkısı bu anlamda büyük. Eğer Büyükşehir süt dağıtmasaydı, biz bunu almakta çok zorlanırdık. Çünkü fiyatlar yüksek. Bir paket alıyoruz ama yetmiyor. Büyükşehir Belediyesi’nin getirdiği sütler sayesinde tatlı da yapabiliyoruz. Çocuklarımızın beslenmesinde rahatlıkla kullanabiliyoruz.”

Bütçeye önemli destek

Üç çocuk annesi Esra Özcan da aldıkları sütü ek gıda olarak çocuklara verdiğini belirtti. Özcan, “Yoğurt yapıyorum, tatlı yapıyorum. Çok katkısı oluyor. Bir paket süt bile çok pahalı. Bu hizmetin o nedenle bize katkısı çok büyük. Saymakla bitmez diyebiliyorum. Eğer Büyükşehir Belediyesi bu sütleri dağıtmasaydı çok büyük sıkıntı yaşardım” dedi. Üç çocuk annesi Ayşe Güler de “Uzun süredir bu projeden faydalanıyorum. Çok memnunum. Süt alacak gücümüz yoktu. O nedenle bu sütlerin gelmesi çok iyi oldu. Çocuklar için süt önemli bir gıda” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmir-buyuksehir-belediyesi-sut-kuzusu-projesi-ile-cocuklara-sut-dagitiyor/feed/ 0
Ömer Fethi Gürer: “Besici Sattığı Hayvanın Yerine Yeni Hayvan Alamıyor” https://www.haber60.com.tr/omer-fethi-gurer-besici-sattigi-hayvanin-yerine-yeni-hayvan-alamiyor/ https://www.haber60.com.tr/omer-fethi-gurer-besici-sattigi-hayvanin-yerine-yeni-hayvan-alamiyor/#respond Sun, 14 Jul 2024 08:54:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=39328 (ANKARA) – CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in dinlediği hayvancılıkla uğraşan Yavuz Solak, “Arpa geçen sene 6 liraydı, şu anda 6 lira. Kepek fiyatı düştü ama ne hikmetse yem fiyatları düşmüyor. Televizyonlarda bas bas bağırıyorlar et yüksek, süt yüksek. Bunun maliyetini bilen yok. Bugün bir çuval yemi fabrikadan ben direk alıyorum 530-540 liraya alıyorum, ufak işletmeler 600-650 liraya alıyor. Bu da tabii ki insanları çok zora sokuyor” diye konuştu.

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Altunhisar ilçesinde İstanbul’da medikal sektöründe çalışırken memleketine dönerek hayvancılık yapmaya başlayan ve 13 yıldır hayvancılık ile uğraşan Yavuz Solak’ı işletmesinde ziyaret ederek hayvancılığın sorunlarını dinledi. Yavuz Solak, yem girdisinde yaşanan artış, süt fiyatlarının maliyetin altında gerçekleşmesi, sanayicilerin süt fiyatlarını baskılama politikaları, sektördeki denetim eksikliği ve hayvancılık politikalarında yaşanan sorunlardan dert yandı.

Küçük aile tipi işletmeler kapandı

Niğde’nin Altunhisar ilçesinde küçük aile tipi işletmelerin artan girdi fiyatlarına dayanamayıp faaliyetlerine son verdiğini verdiğini ve ilçede çok sayıda ahırda hayvan olmadığını belirten Gürer, “1 ila 10 arasında hayvanı olan ahırlarımızın çoğu boşaldı, çünkü yem fiyatlarındaki aşırı artış çiftçilik yapmayanları(yemini kendi üretemeyenleri) bu işten kopardı. Küçük aile tipi işletmelerde artık ahırlarda çok az hayvan var. Orta büyüklükteki işletmelerde ise hayvan olmasına rağmen giderleri arttı. Dolayısıyla bu işi yapanların da sıkıntıları var. Önemli olan hayvancılığın sürdürülebilirliği.” diye konuştu.

“Faize koysam daha karlıyım”

13 sene önce İstanbul’da medikal sektöründe çalışırken memleketine dönerek yatırımlarını besiciliğe başlayan Yavuz Solak yaşadığı sıkıntıları anlatırken, ” Ben işimi yürekten yapıyorum, severek yapıyorum. Tekrar yapılması gerekirse yaparım ama şöyle ki, yatırdığımız paranın karşılığını alamıyoruz. Bugün bu işletmeyi kurabilmek için en az 15-20 milyon TL para lazım, hayvanlar hariç. Ben bu parayı şimdi götürüp bankaya yatırsam, aylık getirisini siz hesap edin. para kazanıyor muyuz? Kazanıyoruz, yalan yok, ama yatırdığımızın karşılığını alamıyoruz. Bunun tedavi masrafları var, ölümü var, kalımı var, işçi masrafı var. 24 saat biz buradayız” şeklinde konuştu.

“Bizim sırtımızdan hem sütün fiyatını çekiyorlar, hem süt almama gibi bir duruma gidiyorlar”

Gürer, şunları söyledi:

“1 litre süt, şu an ulusal süt konseyi tavsiye fiyatı 14 lira 75 kuruş, ama sütün kalitesine göre fiyat değişiyor. Küçük işletmeler çiğ sütü anında satmak zorunda, daha çok zarar ediyorlar. Şu anki süt fiyatı sizi kurtarıyor mu?” şeklinde sorması üzerine üretici Yavuz Solak, “Ben şöyle basit bir hesap yapıyorum. Normalde hayvanlara verdiğimiz fabrika yemi, 1 aylık süt parası eğer 3 aylık kesif yemi karşılıyorsa sütten para kazanıyorsunuz anlamına gelir, şu anda onu yapamıyoruz. Çünkü fabrikalar da şu anda süt fiyatlarını geri çekmeye başladılar. %38 elektriğe gelen maliyet, mazota gelen maliyet. Sağ olsunlar, bizim sırtımızdan hem sütün fiyatını çekiyorlar, hem süt almama gibi bir duruma gidiyorlar. Sıkıntı şu, konsol mekanizması yok yani. Bugün itibarıyla yaklaşık 4-5 tane süt tozu fabrikası teşvikle kuruldu, hiçbiri çalışmıyor, vatandaşın sütünü aşağı çekmeye çalışıyorlar süte gelen 10 kuruşluk zammın ardından 20 kuruşluk yeme zam geliyor. Arpa geçen sene 6 liraydı, şu anda 6 lira. Kepek fiyatı düştü ama ne hikmetse yem fiyatları düşmüyor. Televizyonlarda bas bas bağırıyorlar et yüksek, süt yüksek bunun maliyetini bilen yok. Bugün bir çuval yemi fabrikadan ben direk alıyorum 530-540 liraya alıyorum, ufak işletmeler 600-650 liraya alıyor. Bu da tabii ki insanları çok zora sokuyor, ben yonca mı kendim yetiştirdiğim halde başa baş çıkıyorum.”

“Teşvikler takip edilmeli”

Yavuz Solak, “Yapılması gereken, teşviklerin kontrol edilmesi gerekiyor. Ben burayı kurdum, ne hayvanlarıma ne de ahırıma hibe almadım. Önüne gelene hibe veriliyor. Yani dediğim gibi, esas sıkıntı kontrol mekanizması. Bugün makine teşviği alıyorlar, 3 gün kullanıyorlar. Bu makineyi kullanıyor musun, kullanmıyor musun diye soran yok. Ben akılsız mıyım burada, hiçbir hibeden faydalanmıyorum, gece gündüz çalışıyorum, vergi mi veriyorum? Yönetimin en büyük sıkıntısı, ben destek veriyorum, zam yapmıyorum. Ben destek veriyorum, diyor, ete zam yapmıyor, böyle bir mantık yok” dedi.

“Hayvan ilaçları 4-5 bin lirayı buldu”

Gürer, “Sütü topladıktan sonra sanayiciye veriyorsunuz, sonra sanayici kendisi yemi kolayca zam yapıyor, süte zam yapmıyor. Hayvancılığın yüzde 70 gideri de yemden oluşuyor. 1 litre süt satarsan, bir buçuk kilo yem almam lazım, ama şu an o denge bozuldu. bir hayvanın ufacık bir iğnesi 2000-3000 lira. Bir kontrol yok, kafasına göre ilaç satıyor firmalar. Bugün bir hayvanınız hastalandığı zaman tedavisi 4-5 bin lirayı buluyor” ifadesini kulandı.

“Bir hayvan 10 kilo yem yiyor”

Besici Yavuz Solak, “Bir hayvan 10 kilo yem yiyor, yaklaşık 5-6 kilo yonca yiyor, 1 kilo saman yiyor, 25 kilo civarı da silaj yiyor. 1 yıl sonunda bu hayvanın maliyeti, sattığınız zaman yerine yenisini alacaksınız, alamazsınız. Hayvana iyi bakar ve sütten verim alırsanız, yavruyu öldürmezseniz kar edersiniz, ama işletmelerin en büyük sıkıntısı da bu. Buzağı ölümü bende yüzde 10’u geçmez, ama yüzde 20-yüzde 30’u bulanlar var. Normalde yüzde 5’i geçmemesi lazım” diye konuştu.

“Sektörün en büyük sorunu yem fiyatlarındaki artış”

Gürer, “Sektörün en büyük sorunu yem fiyatlarındaki artış, sütün değerini alınamaması. Bunun yanı sıra hayvanın giderinin artması, buna rağmen gelirinin daralması mevcut faiz sisteminde. bu parayı faize koysam daha çok kazanırım, noktasına besici geldi” dedi.

Yavuz Solak, “Şu an ben şöyle söyleyeyim, asgari ücret yaklaşık 6-7 bin lira arttı, bugün SSK primi 6.500-7000 lira olmuş, elektriğe geçenlerde yüzde 38 zam geldi, mazota geldi ama süte zam yok. Peki şimdi bu nasıl tolere edilecek, nasıl karşılanacak? Gider artıyor, gelir daralıyor. Ben şunu istiyorum, çiftçi üstünden enflasyonu düşürmeye çalışmasınlar, yani çiftçinin çiğ sütü şu anda para etmezken markette 2-3 katıyken, o zaman enflasyonu marketi baz alsın. Enflasyona değer biçeceklerse gitsinler, marketteki fiyatı değerlendirsinler, aracılık sistemini takibe alsınlar. Yani şu anda Hal Yasası çıkacaktı, hal kurulacaktı” dedi.

Gürer ise, “Üreticinin üzerinden enflasyonu düşürmek mantıklı değil, üretici üretimden uzaklaşırsa, bu kez de piyasadaki ürün azalır, ürün darlığı fiyatı katlar. Onun için mutlak suretle üretici destekleyecek politikalar geliştirilmeli.” şeklinde konuştu.

Üretici Yavuz Solak, ülkemizdeki hayvan sayısına ait verilerin doğru olmadığını belirterek, “Benim ahırım burada, Niğde’deki sayılı en düzenli ahırlardan bir tanesi. Bakanlık diyor ki, “Ya efendim, Türkiye’de şu kadar hayvan var.” Mümkün değil, hayvan yok. Örnek veriyorum, bu arada 150 hayvan varken, 160-170 hayvan görünüyor. Ne yapıyorlar? Hayvanın düşümü yapılmıyor. Kredi kullanırken çiftçi, onu kullanmaya çalışıyor. Hayvan sayısı çok gösterilmiş, halbuki özünde o kadar hayvan yok. Devlet büyükleri ahırları tek tek gezecekler mi bilmiyorum ama hayvan varlığını doğru çıkarmaları gerekiyor.” diye konuştu.

Gürer, “Türkiye’de tarım sayımı en son 2001 yılında yapılmış. Ondan sonra son 10 yılda ciddi oranda Türkiye’de küçükbaş ve büyükbaş hayvan eksilmiş, bayramda da 4 milyon eksildi, toplamda 10 milyon hayvan eksildi. Bu hayvan varlığında bu kadar düşmeye rağmen Avrupa birincisi diyorlar, ya o komik oluyor, çünkü küpe sayısı olarak doğru varlığımız var, ama hayvan varlığı olarak yok.” dedi.

“Süt ineklerinin kesime gidilmesi seyredildi”

Gürer, “Bundan 3 yıl önce dişi inekler, düveler, gebe inekler kesime gitti. Bir ineğin kesilmesi ile en az 4 tane hayvanın da beraberinde dünyaya gelmesi önlendi. Bugünkü yaşanan krizin bir nedeni de et fiyatları düşük olsun diye piyasayı dengelemek adına o dişi hayvanların kesimini seyrettiler. Çünkü yem fiyatı arttı mı millet kesime gönderiyor, bunun da rolü var. Bak, şimdi ne diyorsun, 9 kere yavruladı diyorsun. Eğer bir hayvan sağlıklı bir biçimde bakılır ise, buzağı için o hayvan yetiştirilirse Türkiye’de hayvancılığın sorunu kalmaz” şeklinde konuştu.

Yavuz Solak, şunları söyledi:

‘Şu karşı kaşağının oradaki hayvan 10 tane yavru doğurdu, ben 2 sene önce buzağı olmasın diyordum. Samimi söylüyorum, buzağı olmasın diyordum, çünkü içtiği sütün karşılığını alamıyordum. Bizim burada konuşmamız da bir şey düzelecek mi zannetmiyorum ama.” Şeklindeki sözleri üzerine CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ” Yetkililere, şimdi bu konuları anlatıyoruz, söylüyoruz. Genelde ahıra gelip de yerinde tespit çok az olduğu için, sizler konuştuğunuz duyulsun ülke için önlem alınsın. Ben her zaman söylerim, tarım stratejik bir alandır, ülkenin geleceğidir. Biz de bu nedenle burada sizleri ziyaret ediyoruz, sorunları yerinde saplamaya çalışıyoruz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/omer-fethi-gurer-besici-sattigi-hayvanin-yerine-yeni-hayvan-alamiyor/feed/ 0
Ziraat Mühendisleri Odası: Ulusal Süt Konseyi ve Et Süt Kurumu piyasayı düzenleyemiyor https://www.haber60.com.tr/ziraat-muhendisleri-odasi-ulusal-sut-konseyi-ve-et-sut-kurumu-piyasayi-duzenleyemiyor/ https://www.haber60.com.tr/ziraat-muhendisleri-odasi-ulusal-sut-konseyi-ve-et-sut-kurumu-piyasayi-duzenleyemiyor/#respond Sun, 02 Jun 2024 00:03:33 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=34430 (ANKARA) – Ziraat Mühendisleri Odası, 1 Haziran Dünya Süt Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, “Ulusal Süt Konseyi ile Et Süt Kurumu piyasayı üretici ve tüketici lehine düzenleyememektedir” dedi. ZMO, kamuyu düzenleme ve denetleme görevini yerine getirmeye çağırdı.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla açıklama yaptı. Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü’nün 2001’den beri kutladığı Dünya Süt Günü’nün bu sene “Besleyici ve sürdürülebilir süt ve süt ürünlerini kutlayalım” sloganıyla kutlandığını vurgulayan ZMO Yönetim Kurulu, sütün dünyada en yaygın üretilen ve en değerli tarımsal gıda ürünlerden biri olduğunu hatırlattı.

ZMO, Türkiye’nin 2022 yılında 21,6 milyon ton süt üretimi ile dünya sıralamasında sekizinci, AB ülkeleri arasında üçüncü en büyük süt üreticisi ülke olduğunu vurgulayarak, açıklamasında şunları ifade etti:

“Hayvansal üretim mutlaka hayvancılığa dayalı bitkisel üretimle birlikte değerlendirilmelidir. Sağlıklı ve sürekli süt ve et üretimi için ‘yem-süt-et’ bütünü birlikte değerlendirilmelidir. Çiğ süt fiyatını etkileyen en önemli faktör çiğ süt maliyetidir. Süt üretim maliyetlerini etkileyen en büyük unsur ise yem maliyetidir. Üreticinin kar ederek üretime devam edebilmesi için “çiğ süt-yem paritesi” 1/1.5 olmalı, yani 1 litre süt satıldığında 1.5 kg yem alınabilmelidir. Ulusal Süt Konseyi’nin 2024 yılı Ocak ayından bugüne 3 kez açıkladığı çiğ inek sütü tavsiye fiyatı litre başına 11,50 TL, 13,50 TL ve 14,65 TL. Girdi olarak geçen yıl mart ayına göre mazotun yüzde 98, karma yemin yüzde 40, veteriner harcamalarının yüzde 165 arttığı bir ortamda baskılanan ve gecikerek güncellenen bu fiyatlar gerçekleşen maliyetin altında olup, kesintileri düşünce özellikle küçük üreticiler zarar etmektedir. Ülkemizde geçmiş yıllardan günümüze 0.8-1.3 arasında değişen parite nedeniyle kar edemeyen üretici alandan çekilmektedir.”

“Resmi kurumlar kırsal alanda üretimin devamlılığını sağlamalı”

Gıda güvenilirliğini ve güvencesini sağlamakla yükümlü resmi kurumların, sektör üzerindeki finansal yükü azaltması ve kırsal alanda üretimin devamlılığını sağlaması gerektiğine dikkat çeken ZMO, “Et Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu, Yem Sanayi özelleştirilip kapatılınca alan serbest piyasanın insafına terk edilmiştir. Sonradan kurulan Ulusal Süt Konseyi ile Et Süt Kurumu piyasayı üretici ve tüketici lehine düzenleyememektedir. Kamunun düzenleme ve denetleme görevini etkin bir şekilde yapmasına yönelik kurumsal yapılar yeniden gündeme gelmelidir” dedi.

Serbest piyasa ortamında kamunun gerekli ve zamanında müdahalelerinin önemine işaret edilen açıklamada şöyle denildi:

“Çözüm; mevcut serbest piyasa ortamında kamunun gerekli ve zamanında müdahaleleri ile tarım ve gıda sistemini üretimden tüketime gerçekten sürdürülebilir kılmasından geçmektedir. Süt üreticilerin kurduğu demokratik, özerk, güçlü kooperatifler ile üretime devam etmesi, kendi ürettiklerini işlemesi, pazarlaması, demokratik güçlü tüketici kooperatifleri ile gıda tedarik zincirinin kısaltılması, üreticinin ürününden para kazandığı ve tüketicinin sağlıklı ucuz gıdaya/süte/ete erişebildiği sistemleri kurmaktır.”

]]> https://www.haber60.com.tr/ziraat-muhendisleri-odasi-ulusal-sut-konseyi-ve-et-sut-kurumu-piyasayi-duzenleyemiyor/feed/ 0 Hayvancılık Yapan Üretici: Asgari Ücretle Kazanılan Paraya Denk Gelmiyor https://www.haber60.com.tr/hayvancilik-yapan-uretici-asgari-ucretle-kazanilan-paraya-denk-gelmiyor/ https://www.haber60.com.tr/hayvancilik-yapan-uretici-asgari-ucretle-kazanilan-paraya-denk-gelmiyor/#respond Sat, 25 May 2024 00:30:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32944

(AYDIN)- Aydın’ın Nazilli ilçesinde hayvancılık yapan Osman Ekinci, “Ben bu işletmede 200 ile 250 kilogram arasında süt döküyorum. Bu sütü almak için bu hayvanlara bir buçuk çuval yem veriyorum, bunun maliyeti 600 ile 900 lira arasında değişiyor. Bu hayvanlara 5 paket, 100 kg yonca veriyorum, 600 lira. 2 paket saman veriyorum, 100 liradan 200 lira tutuyor. Gelen süt parası aylık bazda 6 ton, 15 liradan versem 90 bin lira yapıyor. Gider maliyetimizi topladığımızda, veteriner gideri ve diğer masrafları saymıyorum. Bunlar bizim sürekli yaptığımız masraflar ve kalan parayı hesapladığımızda, asgari ücretin kazandığı paraya denk gelmiyor” dedi.

Nazilli’de hayvancılıkla uğraşan Osman Ekinci, süt üreticiliğinde yaşadığı sıkıntıları anlattı. Girdi maliyetlerinin çok yüksek olduğunu belirten Ekinci, bu yüzden şehirde yaşayan asgari ücretli vatandaşın et, süt ve peynire erişiminin her geçen gün zorlaştığını söyledi.

“Biz ülkemiz için üretmek istiyoruz”

Osman Ekinci, şunları söyledi:

Biz bu sütü üretiyoruz, hayvanı besliyoruz. Bu yaptığımız bile ülkenin enflasyon oranını düzenliyor. Biz ister istemez ülkeye bir şeyler katıyoruz. Biz, girdi maliyetlerinin biraz düşürülmesini istiyoruz. Aldığımız yemler çok pahalı. Samanlarımız dışarıdan geliyor, nakliye çok yüksek tutuyor. Su olmadığı için artezyenlere muhtacız. Artezyenler, 2 saatte bir dekar yer suluyor, saati 300- 400 lira arasında, 700 lira para tutuyor. Kuraklıkta ve susuzlukta neler başarmaya çalışıyoruz. Bizler elimizden geleni yapıyoruz. Biz ülkemiz için üretmek istiyoruz. Ben bu işletmede 200 ile 250 kilogram arasında süt döküyorum. Bu sütü almak için bu hayvanlara bir buçuk çuval yem veriyorum, bunun maliyeti 600 ile 900 lira arasında değişiyor. Bu hayvanlara 5 paket, 100 kg yonca veriyorum, 600 lira. 2 paket saman veriyorum, 100 liradan 200 lira tutuyor. Gelen süt parası aylık bazda 6 ton, 15 liradan versem 90 bin lira yapıyor. Gider maliyetimizi topladığımızda, veteriner gideri ve diğer masrafları saymıyorum. Bunlar bizim sürekli yaptığımız masraflar ve kalan parayı hesapladığımızda, asgari ücretin kazandığı paraya denk gelmiyor.

“Çocuklarımız yiyip içemez oldu”

En kötü peynir almaya gittiğinde 300 liradan başlıyor. 17 bin lira asgari ücret alan bir insan kirasını mı düşünecek, çocuğunun yediği içtiği sütü, peyniri mi düşünecek? Çocuklarımız yiyip içemez oldu. Bizler üretiyoruz ki evde yaptıklarımızla çocuklarımızı besliyoruz. Şehir ne yapsın? Bana 14.5 lira çok pahalı deniliyor. Benden alan 400- 500 liraya peynir satıyor. Neden pahalı satıyorsun diye kimse seslenmiyor. Bu sene köyümüzde kurbanlık yapan arkadaşlarımız var. Ellerinde 80- 100 tane düve, dana olanlar ve 50 tane küçükbaş hayvanı olanlar var. Geçtiğimiz zamanlarda bu zamanlarda ellerinde hayvan kalmazken, şu an ellerinde hayvanlar yarı yarıya durmakta. İnsanların alım gücünün zayıflığı üreticiyi zora soktu. Üreten kişi masraf etti, hayvanın önüne yem döktü, 6 aydır bakıyor. Bu arkadaşlar da perişan.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/hayvancilik-yapan-uretici-asgari-ucretle-kazanilan-paraya-denk-gelmiyor/feed/ 0
Mersin Büyükşehir Belediyesi, Üreticilere Tarımsal Destek Sağlıyor https://www.haber60.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-ureticilere-tarimsal-destek-sagliyor/ https://www.haber60.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-ureticilere-tarimsal-destek-sagliyor/#respond Wed, 22 May 2024 21:09:44 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=32735 Mersin Büyükşehir Belediyesinin, yaptığı desteklerle özellikle küçük ölçekli üretim yapan çiftçinin ve üreticinin yanında olmaya devam ettiği bildirildi.

Coğrafi konumu ve iklim şartlarının uygun olması dolayısıyla tarımın yoğun olarak yapıldığı Mersin’de, tarım uygulamalarını sürdürülebilir kılmak ve üreticileri teşvik etmek amacıyla tarımsal desteklerde bulunan Büyükşehir Belediyesi, özellikle küçük ölçekli üretim yapan çiftçinin ve üreticinin yanında oluyor.

Bu çerçevede, Toroslar Mahallesi’nde yaşayan ve uzun yıllar büyükbaş hayvancılık yaparak geçimini sağlayan Kocaoğ ailesi de Mersin Büyükşehir Belediyesinin destek olduğu üreticilerden biri. Küçük yaşlarda babasına yardım ederek başladığı hayvancılıktan geçimini sağlayan Vedat Kocaoğ, belediyenin sağladığı mısır silajı ve mısır flake yem desteğinden faydalanarak hem büyük bir gider kaleminden kurtuldu hem de ayırdığı bütçe ile yeni bir hayvan sahibi oldu.

Verdiği destekle mısır silajı ve mısır flake yemlerinin içerisinde bulunan nişastanın sindirilebilirliği ile açığa çıkan enerji miktarının artması sonucu süt kalitesinde yaşanabilecek yağ, protein ve kuru madde kayıplarının önüne geçen Büyükşehir Belediyesi, üreticinin günlük süt verimliliğinin ve kalitesinin de artışını sağladı. Şimdilerde süt üretimini artıran üretici, hem süt kalitesinin ve verimliliğinin hem de gelirlerinin artmasından dolayı oldukça mutlu.

“Verdiğimiz desteklerle üreticinin girdi maliyetlerini azaltıyoruz”

Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığında görev yapan ziraat yüksek mühendisi Özgür Güldoğan, 2020 yılından beri süt üreticilerine ve büyükbaş hayvan yetiştiricilerine yapılan destekler hakkında bilgi vererek, “Kooperatiflerimiz üzerinden 5 süt soğutma tankı ile başladığımız desteklerimize, 2021 yılından günümüze kadar 3 milyon 25 bin 800 kilogram mısır flake ve yem destekleri ile devam ettik. Böylelikle üreticilerimizin en büyük girdilerinden biri olan yem maliyetlerini yüzde 50 hibeli karşılayarak, onların ekonomilerine katkı sağlamış olduk. Mısır flake yemini tercih etmemizin sebebi ise geçirdiği üretim aşamalarında bünyesindeki nişastanın hidrolozi sonucu, yüksek miktarda enerji açığa çıkması ve bu enerjinin hayvanlarda hem süt verimini hem de süt kalitesini artırmasıdır. 2024 yılı süresince de küçükbaş hayvan üreticilerimize desteklerimiz devam edecek”dedi.

“Büyükşehir, maddi manevi destekleri ile üreticinin yanında oluyor”

Üretici Vedat Kocaoğ ise ailesinin büyükbaş hayvancılık yaptığını ve kendisinin de küçük yaşlardan beri ailesine destek olduğunu ifade etti. Küçük ölçekli üretim yaptıklarını kaydeden Kocaoğ, “Çok büyük bir çiftliğimiz yok. Çiftliğimizde genel anlamda süt hayvanları mevcut. Bu hayvanlarımızı mısır yoğunluklu olmak üzere süt yemi, arpa ve soya gibi ürünlerle besliyoruz. Mısır silajı kullanıyoruz. Daha önce bize böyle bir yardımda bulunan olmadı. Bizim maliyetlerimiz çok yüksek ve üreticinin yanında olduğunu gösterdiği için Büyükşehir Belediyesine teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Belediyenin üreticilere desteklerinin oldukça fazla olduğunu da aktaran Koacaoğ, “Vahap Başkan insanlarla iç içe biri. Özellikle ziraat ve çiftçiliğe de çok önem veriyor. Bunun için çiftçilere çok sayıda destekte bulunuyor. Zeytin fidanı, sulama borusu, mısır flake yem desteği, süt soğutma tankı ile hem tarımı modernleştirmeye çalışıyor hem de üreticiye maddi manevi desteklerde bulunuyor” ifadelerini kullandı. – MERSİN

]]>
https://www.haber60.com.tr/mersin-buyuksehir-belediyesi-ureticilere-tarimsal-destek-sagliyor/feed/ 0
Iğdır’da Hayvancılar Maliyet Artışı Nedeniyle Zor Durumda https://www.haber60.com.tr/igdirda-hayvancilar-maliyet-artisi-nedeniyle-zor-durumda/ https://www.haber60.com.tr/igdirda-hayvancilar-maliyet-artisi-nedeniyle-zor-durumda/#respond Wed, 15 May 2024 22:12:09 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=31843

SERDAR ÜNSAL

(IĞDIR)- Iğdır’da hayvancılık yapan üreticiler, maliyetlerin artması nedeniyle zor durumda olduklarını, devletten de gerekli desteği göremediklerini ifade etti. Bir üretici, “Besicilerin ineklerine hayvanlarına yeterince yem alamadıkları için ineklerini kesime veriyorlar. Süt fiyatları çok uygun 13 liraya süt olmaz. Su fiyatı sütün önüne geçti. Sütün önü alınırsa hayvanlarımız kesilemez” dedi.

Iğdır’da hayvan üreticileri artan maliyetler karşısında hayvanlarını kesime gönderdiklerini belirterek süt fiyatının artırılmasını istedi.

“HAYVAN KENDİ YEMİNİN PARASINI KARŞILAMIYOR”

Hayvan üreticisi bir vatandaş şunları söyledi:

“Yem fiyatları çok yüksek. Sadece süt fiyatları artmadı halen 13 liradan satıyoruz. Kendi yemini karşılamıyor. Çözüm; büyüklerimizden destek istiyoruz. Bize yılda bir sefer destek veriyor o da  yeme yetmiyor. Kaliteli yem 550 lira tutuyor. Bu hayvanın sütten hariç bu yavru dananın günlük yiyeceği  250 lirayı geçiyor. Kaliteli yem olmayınca yavru gelişmiyor. Mecburen proteini yüksek olan kaliteli yem kullanıyoruz. Biz yemi geçen yıl 320 liradan alıyorduk. Bir balya ot 100 lira, samanın kilosu 3 liradan aşağı değil. Yetiştiricilerimizi zor duruma sokan yüksek fiyatlardır. Devletimiz biraz daha desteklemeye önem vermeli. Her şey yükseldi. Sütün fiyatının en az 20 lira olması lazım ki ihtiyaçlarının bir kısmını karşılasın.”

Diğer üretici, “Piyasa  şu an uçmuş  durumda düzelmesi iyi olur çünkü ete zam geldikçe hayvan fiyatları da yükseliyor. Et fiyatını düşürmek lazım o zaman hayvan fiyatı da düşer” dedi.

“DEVLET DESTEĞİ GEREKİYOR”

Iğdır Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Öztürk Kayla ise şunları söyledi:

“Ülkede tarım ve hayvancılık bitmiş durumda. Iğdır ilinin gelir kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İki dalda da ilimizde çok büyük sıkıntılar çekmekteyiz. Et konusu; bugün karkas etin fiyatı kilosu 400 lira kasapta da 500 lira. Bunun için üreticiyi desteklememiz lazım ki üretim olsun. Üretim olmadıktan sonra ülkenin sonu felaket. Hayvancılığı düzeltmek için sivil toplum kuruluşları, damızlık birlikleri, süt birlikleri ve il tarımın koordineli çalışması lazım. Buradaki üreticiler devletin desteğinden yakınıyor. Devlet yeterli desteği vermiyor. Geçen yıl suni tohumlama vardı. Bu danalar bakanlığın teşviki ile yapılan tohumlamadır. Geçen yıl bizim girişimlerimizle yapıldı bu sene yok. Bir suni tohumlama veterinerde uygulaması bin liradır. Devletin veterinerleri, il tarım müdürleri ve ilçe tarım müdürlüklerinde bir kaynak sağlanırsa suni tohumlama yapılabilir.”

“SUYUN FİYATI SÜTÜ GEÇTİ”

Bir diğer besici ise “Sütlerimiz şu an 13 lira, en az 17- 18 olmalı. Bu fiyattan almalı ki kurtarsın. Gerçekten hayvanlarımız kurtarmıyor bu yüzden anaç ineklerimiz kesime gidiyor. Ülkemizde et fiyatları bu yüzden yükseliyor. Günden güne etin önü alınamıyor. Fiyatlar yükseliyor artık  İnsanımız bu eti yiyemez duruma geldiler. Bunun sebebi sütün fiyatının uygun olması. Besicilerin ineklerine hayvanlarına yeterince yem alamadıkları için ineklerini kesime veriyorlar. Süt fiyatları çok uygun 13 liraya süt olmaz. Su fiyatı sütün önüne geçti. Sütün önü alınırsa hayvanlarımız kesilemez” şeklinde konuştu.

]]> https://www.haber60.com.tr/igdirda-hayvancilar-maliyet-artisi-nedeniyle-zor-durumda/feed/ 0 CHP Milletvekili Sarıbal: Gıda Fiyatlarını İhracat Kısıtıyla Önleyemezsiniz https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-saribal-gida-fiyatlarini-ihracat-kisitiyla-onleyemezsiniz/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-saribal-gida-fiyatlarini-ihracat-kisitiyla-onleyemezsiniz/#respond Sat, 04 May 2024 22:00:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=30389

Zehra Değirmenci/Sibel Kahraman

BURSA – CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Ticaret Bakanlığı’nın tavuk ihracatına getirdiği kısıtlamaları eleştirdi. Sarıbal, “Gıda fiyatlarını ihracat kısıtı getirerek önleyemezsiniz. Halkınızın gerçeklerini görüp o gerçekler üzerinden çözüm üretmek zorundasınız. Yani kısaca, bu iktidar gitmeden bu ülkeye ucuz gıdaya da insanca yaşama da onurlu bir yaşama da ne yazık ki kavuşamayacak. Sorun iktidardır. İktidar giderse her türlü sorun çözülecektir.” dedi.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, tavuk ihracatına getirilen ihracat kısıtlamasına dair CHP Bursa İl Başkanlığı’nda değerlendirmelerde bulundu. Sarıbal, şunları söyledi:

“Gıda enflasyonunun sorununu ihracat kısıtlamasıyla önleyemezsiniz. Ne yazık ki 22 yıllık AKP ve Saray iktidarı tarımda uyguladıkları yanlış politikalar ya da aslında kendileri için doğru politikalar uygulayarak, sermaye transferi yaparak üretimi değil, tüketimi, tüketimi de üretimle destekleyerek değil, ithalatı önceleyerek maalesef geldiğimiz noktada ihracat kısıtlamasına giderek gıda enflasyonunu düşürme çabasındalar.

FİYATLARIN DÜŞMEYECEĞİ KESİN”

Şimdi yeni bir karar aldılar. Aldıkları kararla 1 Mayıs 2024 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasında beyaz et yani tavuk eti ihracatını kısıtladılar. Aylık 30 bin ton gibi olan ihracat, 10 tona düşürüldü. Toplam 80 bin ton beyaz et, tavuk eti ihracatı yapılacak. Peki ne kadar yapıyordu? Yıllara göre 500-600 bin ton civarında bir ihracat yapılıyordu. Üretimimiz ne kadar? 2.4 milyon ton civarında. Şimdi böyle baktığımızda yüzde 20 gibi bir ihracat vardı. Bu daha önceki yıllarda yüzde 30’lara kadar çıkmıştı.Peki bu tedbiri alarak beyaz et fiyatlarında, aynen kırmızı ette olduğu gibi, aynen süt ve süt ürünlerinde olduğu gibi fiyatların düşmeyeceği kesin.

SEKTÖRÜ ÇÖKERTİR”

Şimdi bu iki alanda siz hiçbir tedbir almıyorsunuz. Dönüyorsunuz, bu tarafta 200-300 bin ton toplam beyaz et ihracatını kısarak fiyatların düşmesi konusunda bir tutum sergiliyorsunuz. Düşmez. Göreceli düşse bile sektörü çökertir. Bir, eğer kısıtlama uzun süre devam ederse ve piyasada psikolojik bir algı yaratılırsa tavuk üreticileri üretimden çıkarlar. Bunu büyük başta yaşadık. Bunun süt üreticilerinde yaşadık. Şimdi de beyaz ette yaşayacağız. Daha çok fason üretim yapılır bu sektörde. Fason üretimi yapanlar zaten çok az para kazanırlar. Bir şirkete ya da bir kuruma yetiştirirler bunu, kilo başı çok küçük bir ücretle çalışıyorlar. Küçük üreticilerin bu sistemde kalma şansı olmaz. Oysa ne yapmak lazım? Tam tersine üretimi arttırmak lazım. Arttırın. Üretime arttırdığınızda alıcı var mı, o da yok. Biraz önce söylediğiniz paradigma aslında temeli oluşturan iş. Neresinden bakarsanız bakın geliri arttırırsanız, tüketici de tüketirse o zaman bir ihtiyaç olacak. Şimdi bakıyoruz geçen yıldan bu yıla kadar 100 bin ton et üretiminde azalma var. Yani 2022’yle, 2023 arasında beyaz et üretiminde 100 bin ton gibi bir düşüş var.

“İHRACAT PAZARINI KAYBEDECEĞİZ”

Bir başka mesele ihracat pazarını kaybedeceğiz dedik, asıl önemlisi şu, bu ihracatçıların birçoğunun sözleşmeleri, anlaşmaları var. Yapmışlar bu anlaşmaları. Şimdi bütünüyle bu anlaşmalar iptal olacak. Bu ne demektir biliyor musunuz? İhracatta güvenilmeyen ülkeler konumuna gideceğiz. Yani güvensizlik, yeniden o pazarı oluşturabilmek, yeniden o pazara girebilmek gerçekten çok zor ve çok büyük bir emek, maliyet istiyor. Bütünüyle baktığımızda gerçekten aklımızın şaştığı bir karar bu.

“YÜZDE 10 KDV’Yİ KALDIRIN”

Peki ne yapmalı? Çok net söylüyorum. Beyaz et, süt, kırmızı et lüks ürün müdür? Kendinize göre ‘hadi gidelim de şuradan bir kilo beyaz et alalım mı dedik? Nedir, gıda hakkıdır. Temel haktır. Derhal hükümetin yüzde 10 KDV’yi kaldırması lazım. Hesap kitap meydanda, bir bütün tavuğun bugün maliyeti 60-70 lira civarında. Bunun elbette bir nakliyesi var. Elbette satan kurum, kasap, market ona bir maliyeti var. Hatırlarsınız, varlık çadırları kurdular, biz onlara yokluk çadırı diyoruz. Tarım Kredi Kooperatifleri marketleri açtılar. Et, Süt Kurumu var. Söylüyoruz, tam günüdür, Et ve Süt Kurumu, Tarım Kredi Kooperatifi mağazaları, marketleri, hükümet, tarım kredi kooperatifleri milyonlarca lirayı başka şirketlere, başka amacı dışı işlere harcayacağına kamu için gerektiğinde zarar etmeyi de becerebilmeli ama çiftçiye bunu ödetmeden. Derhal Et ve Süt Kurumu mağazaları, Tarım Kredi Kooperatifi mağazaları üretici noktalarında bu ürünleri alıp çok daha uygun fiyata satabilirler. Bu çok önemli bir iş. Ortada bir fiyat var ama bir de tüketicinin tükettiği fiyat var. Üç, denetim. Diyor ki ben 70 liraya satıyorum tavuğu. Ama aynı tavuk başka bir yerde 150-200 liradan bahsediliyor. Oysa üreticinin bundan haberi bile yok. Üreticinin ürettiği üründe bir yüzde 100-200 gibi bir kar yok. Bu aradaki kar mekanizması denetlenmeli. Bu yapılmalı. Siz denetimi yapmayacaksınız, mağazalarınızda özellikle dar gelirli ve yoksul için bir çözüm üretmeyeceksiniz, yarattığınız ekonomik bunalımı her türlü temel gıdanın üzerine koyduğunuz vergi üzerinden ikame edeceksiniz, sonra ‘ben ihracatı kısayım da, buradan acaba iç piyasayı baskılayayım da fiyatları ucuzlatabilir miyim’ diye konuşacaksınız.

“İKTİDAR GİDERSE SORUN ÇÖZÜLÜR”

Yani bütünüyle baktığımızda bütün bunlar iktidarın uyguladığı yanlış tarım politikalarından kaynaklanan bir sorundur. Bu kafayla, bu anlayışla, piyasada fiyatlar düşmeyecektir. Beyaz et fiyatları da, kırmızı et fiyatları da, süt ve süte dayalı ürünler de de fiyatlar düşmeyecektir. Çünkü hep aynı şeyleri yapıp farklı bir sonuç etmeniz mümkün değildir. Derhal iktidarın bu kafadan vazgeçip ciddi anlamda bahsettiğimiz girdi maliyetlerini dengeleyip, düşürüp halkın alım gücünü arttıracak yeni bir ücret politikasını hayata geçirmesi gerekmektedir. Bundan başka bir çözüm yoktur. Gıda fiyatlarını ihracat kısıtı getirerek önleyemezsiniz. Halkınızın gerçeklerini görüp o gerçekler üzerinden çözüm üretmek zorundasınız. Yani kısaca, bu iktidar gitmeden bu ülkeye ucuz gıdaya da insanca yaşama da onurlu bir yaşama da ne yazık ki kavuşamayacak. Sorun iktidardır. İktidar giderse her türlü sorun çözülecektir.”

]]> https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-saribal-gida-fiyatlarini-ihracat-kisitiyla-onleyemezsiniz/feed/ 0 Kayseri Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nde 7. Olağan Genel Kurul Yapıldı https://www.haber60.com.tr/kayseri-damizlik-sigir-yetistiricileri-birliginde-7-olagan-genel-kurul-yapildi/ https://www.haber60.com.tr/kayseri-damizlik-sigir-yetistiricileri-birliginde-7-olagan-genel-kurul-yapildi/#respond Tue, 30 Apr 2024 21:21:49 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=29880 Kayseri Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nde 7. Olağan Genel Kurulu yapıldı.

Genel Kurul Toplantısı’na Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Türkiye Merkez Birliği Başkanı Kamil Özcan, TARGEM önceki dönem Genel Müdürü Özkan Kayacan, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Türkiye Genel Sekreteri İbrahim Akkoyunlu, Develi Süt Üreticileri Birlik Başkanı Nuh Güllü, Köyün Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Yücel ve birlik üyeleri katıldı.

Kayseri Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Saklav Genel Kurulda yaptığı olduğu açıklamada Kayseri’de gelişen Tarım ve Hayvancılık sektörünün önemine dikkat çekerek Kayseri’de 400 bin büyükbaş 1 milyon küçükbaş hayvanın bulunduğunu, bu gelişmede Kayseri Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin katkısının büyük olduğuna dikkat çekerek Kayseri Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından oluşturulan Hunat markasında kendilerinin katkılarının olduğunu ve sahip çıkılması gerektiğine dikkat çekti.

TARGEM önceki dönem Genel Müdürü Özkan Kayacan da ülkenin ve dünyanın zor günlerden geçtiğine dikkat çekerek gelişen dünyada gıda ve tarımı duyulan önemin her geçen gün arttığını belirtti. Kayacan, bunun en önemli belirtisinin de covid süresince anlaşıldığını söyledi. Özkan Kayacan Kayseri’de bulunduğu süre içerisinde sanayicilere tarıma teşvik için çok mücadele verdiğine belirtilerek bu günlerde görüyoruz ki Sanayiciler tarıma yatırım yapmak için arazi arayışındalar bu güzel bir gelişmedir dedi. Özkan Kayacan Ayrıca Kayseri damızlık sığır yetiştirilir birliğinin Türkiye genelinde marka Bir birlik haline geldiğini söyledi.

Damızlık sığır yetiştiricileri Türkiye Merkez Birliği Başkanı Kamil Özcan ise, Türkiye’de et fiyatları ile süt fiyatlarının aynı anda değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti ve salonda bulunan kadın üreticilerin genel kurula katılımlarından dolayı tebrik etti.

Kayseri Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Günay Çakı da konuşmasında Kayseri’ye bağlı 16 ilçe ve 400 köyde, bin çiftlik ve bireysel işletmeye hizmet verdiklerini belirtti. Çakı konuşmasını şöyle sürdürdü;

“Birliğimizin 2001 yılında kuruluşunda ve bugüne kadar emeği geçen tüm yöneticilerimize ve çalışanlarımıza katkılarından dolayı teşekkür ederiz. Birliğimizi, Yönetim Kurulu üyelerimiz, sizlerin destekleri yanı sıra canla başla gece Gündüz demeden çalışan değerli personellerimizin gayretleri sayesinde 23 yıl içerisinde Zooteknist Ziraat Mühendisi, 2 Veteriner Hekim, Gıda Mühendisi, Gıda Teknikeri, Veteriner Sağlık Teknisyeni, Elektrik teknisyeni, Laborant,Malı müşavir dahil 62 Personel ve 37 araç ile 65 bin büyükbaş hayvanın; Suni tohumlama, Küpeleme, Tırnak bakım, Süt verim ve ölçüm, Kaba ve Kesif Yem Bitkileri temini, Ultrason, Hayvan yetiştirme besleme ve teknik servis hizmetleri yanısıra Süt toplama alanında da hizmet ağını her geçen gün genişleterek günlük 150 ton da süt toplayıp transfer etme yanında Kayseri İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak üreticilerinden topladığımız doğal sütlerden kendi işletmemizde elde ettiğimiz ürünlerimizi de Hunat ismi ile markalaştırma seviyelerine getirmiş bulunmaktayız. Elde ettiğimiz ürünlerden, Süt, Peynir, Ayran, Yoğurt, Tereyağı, Kaymak gibi 15 çeşit ürün ile tüketici ile buluşturulmaktadır.”

Kayseri damızlık sığır yetiştiricileri Birliği 7. Olağan Genel Kurulu’nda Yönetim Kurulu’na Günay Çakı, Talip Akçakaya, Hadi Yaşar Eroğlu, Mehmet Emin Akşehirli, Yusuf Medeni, Mehmet Bülbül ve Mustafa Coşkun seçildi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber60.com.tr/kayseri-damizlik-sigir-yetistiricileri-birliginde-7-olagan-genel-kurul-yapildi/feed/ 0
Çiğ süt fiyatlarındaki zammın çiftçileri zor durumda bırakacağı uyarısı https://www.haber60.com.tr/cig-sut-fiyatlarindaki-zammin-ciftcileri-zor-durumda-birakacagi-uyarisi/ https://www.haber60.com.tr/cig-sut-fiyatlarindaki-zammin-ciftcileri-zor-durumda-birakacagi-uyarisi/#respond Wed, 17 Apr 2024 08:45:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27828 HABER: ECE AZAK – KAMERA: ÖZGÜR ŞENGÜL

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Toprak, Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan 1 Mayıs 2024 tarihi itibarıyla çiğ süt fiyatlarında uygulanacak yüzde 8,5 oranında zammı değerlendirdi. Toprak, “Çiftçinin de para kazanacağı, hayatını idame ettirebileceği bir fiyatlandırmanın tekrar yapılması gerekiyor. Aksi takdirde ne yazık ki bu sütler ya dökülecek ya hayvanlar kesime gidecek. Dolayısıyla süt olmadığı için de peynir ve yoğurt başta olmak üzere süt ürünlerinin üretiminde ciddi problemler yaşanacak” dedi.

Ulusal Süt Konseyi resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, çiğ süt tavsiye fiyatı 1 Mayıs 2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yüzde 8,5 artışla litre başına 14,65 TL olarak belirlendi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği  (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Toprak, Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan 1 Mayıs 2024 tarihi itibarıyla çiğ süt fiyatlarında geçerli olmak üzere yüzde 8,5 oranında zamma ilişkin ANKA Haber Ajansı’na konuştu.

Çiğ süt alım fiyatıyla marketlerde ve bakkallarda satılan fiyatlar arasında uçurum olduğuna idkkati çeken Toprak, fiyat belirleme kriterlerinde mutlaka bir revizyona gidilmesi gerektiğinin altını önemle çizdi. Süt fiyatlarının makul değerlere çekilmediği takdirde oluşabilecek sorunları da aktaran Toprak, şunları söyledi:

“Bu rakamın çok kabul edilebilir bir durum olduğunu söylemek pek mümkün değil. Süt konseyinin vermiş olduğu belirlenen fiyatla şu anda alım yapılan fiyatlar arasında da bir uçurum olduğu, çiftçilerin de buradan para kazanamadığı, dolayısıyla bu sürecin sonunda da maalesef ki daha önce de olduğu gibi bu hayvanların kesime gidebileceği bir makul şüphe olarak önümüze duruyor. Çünkü daha önce de aynı durumlarla maalesef ki karşı karşıya kaldık. Çiğ sütün alım fiyatıyla marketlerde ve bakkallarda satıldığı fiyatlar arasında uçurum olduğunu da hepimiz biliyoruz. Buradaki fiyat belirleme kriterlerinde mutlaka bir revizyona gidilmesi gerekiyor. Çünkü yem dahil olmak üzere birçok girdi maalesef ki ithal ve Dolar veya Euro bazında alımları yapılıyor. Türk lirasının da yabancı para birimleri karşısında sürekli değer kaybettiğini de düşünürsek buradan çiftçi ne yazık ki zararlı çıkıyor. Yapılması gerekenler bu paritelerinin tekrardan hesaplanması. Çiğ süt fiyatlarının makul değerlere çekilmesi ve çiğ sütün satışıyla, paketlenip alışı arasındaki farkın mutlaka azaltılması gerekiyor. Çiftçinin de para kazanacak, hayatını idame ettirebileceği bir fiyatlandırmanın tekrar yapılması gerekiyor. Aksi takdirde ne yazık ki bu sütler görüyoruz ya dökülecek ya hayvanlar kesime gidecek. Dolayısıyla süt olmadığı için de peynir ve yoğurt başta olmak üzere süt ürünlerinin üretiminde ciddi problemler yaşanacak. Bununla birlikte de tekrar ürün azlığından dolayı da süt ürünlerinin raflardaki satış fiyatları maalesef ki yükselecek. Bunun önüne geçmek için de tekrardan bu paritelerinin hesaplanması gerekiyor.”

“VATANDAŞLAR SOKAK SÜTÜNE RAĞBET ETMEMELİ”

“Sokakta satılan sütlerin özellikle yaz aylarında mikrobiyal yük taşıma riski, soğutma işlemlerinin yapılıp yapılmadığı şüphesi ve araçların hijyeni konusunda ciddi bir gıda güvenliği riski barındırabileceğini” ifade eden Toprak, vatandaşlara sokakta satılan sütlere rağbet etmemeleri çağrısında bulunarak, sözlerini şöyle noktaladı:

“Bir uyarıyı da yapmadan geçmeyelim. Normal şartlarda da aslında yasak. Sokakta satılan sütlere itibar etmemek gerekiyor. Çünkü ciddi bir mikrobiyal yük olma ihtimali yüksek. Antibiyotik ihtimalleri yüksek. Özellikle yaz aylarında soğutma işlemlerinin yapılıp yapılmadığı hakkında çeşitli şüpheler var. Sağım araçlarının ve araçlarının temizliğiyle ilgili ciddi sıkıntılar olabilir. O yüzden de sokak sütüne rağbet etmemek gerektiğini de bir uyarı olarak sunalım.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/cig-sut-fiyatlarindaki-zammin-ciftcileri-zor-durumda-birakacagi-uyarisi/feed/ 0
Çiğ Süt Fiyatı Artışı Üreticiye Merhem Olmayacak https://www.haber60.com.tr/cig-sut-fiyati-artisi-ureticiye-merhem-olmayacak/ https://www.haber60.com.tr/cig-sut-fiyati-artisi-ureticiye-merhem-olmayacak/#respond Tue, 16 Apr 2024 08:12:20 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=27624 CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) çiğ süt tavsiye fiyatını 1 Mayıs’tan geçerli olmak üzere 14,65 TL’ye yükseltme kararı aldığını ancak yeni fiyat uygulamaya girmeden süt yemine zam geldiğini belirterek, süt parasının daha üreticinin cebine girmeden çıktığını söyledi. Gürer, “Artan ahır giderini, düzenli artan yem fiyatlarını düşürmeden çiğ süt fiyat artışı besicinin yarasına merhem olmayacaktır” dedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yaptığı yazılı açıklamada, Ulusal Süt Konseyi (USK), çiğ süt tavsiye fiyatını 1 Mayıs’tan itibaren geçerli olmak üzere 14,65 TL’ye yükselttiğini, ancak bu artıştan hemen önce süt yemine zam geldiğini söyledi. Türkiye’deki süt ineği sayısının 5 milyon 500 bine gerilediğini, girdi maliyetlerinin arttığını ve kırsalda küçük aile işletmelerinin sorunlarının katlandığını söyleyen Gürer, “Çoklu hayvan varlığı olan çiftlikler kısmen önlemler alarak ayakta kalmaya çalışıyor. Hayvancılığın en önemli gider kalemini yem oluşturuyor. Kaba yem ve sanayi yeminde fiyat artışı hayvancılık yapanı yaptığı işten soğuttu” dedi.

“VERİLEN FİYAT MALİYETİ KARŞILAMIYOR”

Çiftçilerin yaşadığı sorunlara değinen Gürer, şunları söyledi:

“Çiftçilik yapmayan yonca, arpa, saman kendi üretmeyen giderlere dayanımı kalmadı. Bu nedenle hayvancılığı sürdürebilmesi iyice zorlaştı. Hayvancılıkta tüketilen yem yarısı ithal geliyor. USK daha çiğ süt fiyatında artışa gitmeden geçen hafta 19 protein 50 Kg süt yemi bazı süt kooperatife geliş fiyatı 552 liradan 547 liraya çıktı. Kooperatifte üyesine 567 liradan süt yemi veriyor. Farklı kooperatiflerde ya da bayide daha yüksek fiyat ile satanlarda var. Bir inek günlük sabah 5 kg akşam 5 kg süt yemi tüketir. Saman, yonca, arpa, mısır, küspede hayvanlara yem olarak veriliyor. Yonca tonu bazı bölgelerde 8 bin liraya erişmiş durumda, hayvan en az günlük 2 kiloda yonca tüketiyor. Hasat dönemi samanı ve yoncayı stoklayarak fiyatlar artışından büyük işletmesi olan besici artışların etkisinden korunmaya çalışıyor. Pancar küspesi de tonu 1400 TL. Bölgede çiğ süt sağan üretici stoklama olağanı olmadığı için hemen çiğ sütün satmak zorunda, küçük üretici stoklama şansı olmadığı için aracı yada Kooperatife ürün hemen veriyor. Aracı ya da Kooperatif fabrikaya taşıyor. Bazı süt fabrikaları aynı zamanda süt yemi de satıyor. Süte daha artış gelmeden yem fiyatı artırılıyor. Üretici ‘çiğ süte zam istemiyoruz. Yem fiyatını düşürün yoksa litresi 16 liradan alım olsa dahi giderlerimize yetişemiyoruz’ diyorlar. Çiğ süt fiyatı artmadan yeme gelen zamla bu kerede USB tavsiye fiyatı 1 Mayıs’ta olacağı için artış olmadan besiciden artış geri alınmış oldu. Çiğ süt maliyet fiyatı üreticiye litresi 16 TL geçerken verilen fiyat maliyeti karşılamıyor.”

“ÇİĞ SÜT FİYAT ARTIŞI ÜRETİCİYE MERHEM OLMAYACAK”

Evlere açık süt satan satıcılarda da benzer sıkıntıların olduğunu kaydeden Gürer, “Bu arada süte zam gelecek diye süt fabrikalarından stoklu marketler ürün aldığı ve yeterli stok nedeni ile yeni talep düşük geldiği içinde süt işlenen bazı fabrikaların süt toplamada nazlı davrandığını da üreticiler anlatıyor” dedi.

Gürer küçük aile tipi işletmelerde hayvan varlığının her geçen gün eridiğini de belirterek, “Bu süreç sürdürülebilir değil. Çiğ süt yüzde 8.5 artış peynir, işlenmiş süte daha çok fiyat artışı olarak yansıması da tüketiciyi mağdur ediyor. Çiğ süt fiyatı yem fiyatı artışına bağlı yükselirken çözüm yem fiyatları düşürüp hatta sübvanse ederek üretici desteklenmesinden geçiyor. Artan ahır giderini düzenli artan yem fiyatlarını düşürmeden çiğ süt fiyat artışı besici yarasına merhem olmayacaktır” diye konuştu.

]]>
https://www.haber60.com.tr/cig-sut-fiyati-artisi-ureticiye-merhem-olmayacak/feed/ 0
Tepebaşı Belediyesi ‘Her Ev Bir Mandıra’ Projesi İçin Kurul Oluşturdu https://www.haber60.com.tr/tepebasi-belediyesi-her-ev-bir-mandira-projesi-icin-kurul-olusturdu/ https://www.haber60.com.tr/tepebasi-belediyesi-her-ev-bir-mandira-projesi-icin-kurul-olusturdu/#respond Sat, 30 Mar 2024 00:27:27 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24958 Tepebaşı Belediyesi’nin ‘Her Ev Bir Mandıra’ sloganı ile başlattığı ‘Sütten Peynire Dönüşüm’ adlı söyleşi yoğun katılım ile gerçekleştirilirken, projenin hayata geçirilmesi için kurul oluşturuldu.

Tepebaşı Belediyesi üretimin desteklenmesi ve kent sakinlerinin doğal ürünlere ulaşabilmesi ve adına çalışmalar gerçekleştirmeye devam ediyor. Bu çerçevede ‘Her Ev Bir Mandıra’ sloganı ile ‘Sütten Peynire Dönüşüm’ söyleşisi Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ın katılımı ile düzenlendi. Söyleşide Tepebaşı Kırsal Kalkınma Kurulu Başkanı Mehmet Kızılinler ve Eskişehir Aşçılar Derneği Başkanı Kemal Kaya katılımcı kadınlara önemli aktarımlarda bulundu.

“Diliyorum bu çalışmalar başarı ile sonuçlanacak”

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç çalışmaların başarı ile sonuçlanacağına inandığını belirterek, “Sütün daha iyi değerlendirilmesine yönelik planlarım vardı. Genelde üreticilerimiz, sütlerini doğrudan firmalara veriyor. Belki de sütlerini işleyip, ürünler ortaya koyabilirler diye düşünüyorum. Yapılacak çalışmalara bireysel katkılar çok önemli. Şehirde yaşayan vatandaşlarımızın süt alarak kendi yoğurtlarını, peynirlerini, tereyağlarını yapmaları çok da zor değil. Öte yandan üreticilerimizin sütlerini ürüne dönüştürerek, tek elden satmalarının yararlı olacağını düşünüyorum. Nasıl ki Kadın Üretici Satış Noktasını yaptıysak bunu da başarabiliriz. ‘Her Ev Bir Mandıra’ projesi aklıma geldiğinden bu yana yapabileceğimizi düşünüyorum. Kemal bey aramızda, bu işin duayenlerinden. Önemli olan ilk aşamada bilgimizi artırıp, hayata katabilmek olacak. Diliyorum bu çalışmalar başarı ile sonuçlanacak” dedi.

“Bizim toplumumuza, damak tadımıza uygun olan peynir çeşitleri üzerine eğitimler yapmak istiyoruz”

Tepebaşı Kırsal Kalkınma Kurulu Başkanı Mehmet Kızılinler, “Dünyada pek çok peynir çeşidi var. Bizim toplumumuza, damak tadımıza uygun olan çeşitleri üzerine eğitimler yapmak istiyoruz. Özellikle pazarlama aşamasında bir marka oluşturabilmek, bir mandıra oluşturabilmek gibi geniş amaçlarımız var. Bugünkü toplantı bu hedeflerin ilk toplantısı, katılım çok iyi. Projemizin nereye kadar gidebileceği de katılımcılarımıza bağlı olacak. Kurul olarak insanımızın kendi ayakları üzerinde durmasını önemsiyoruz. Şehir merkezinde oturan insanlarımız da bizim etkinliklerimize katılarak süt ve süt ürünlerinin yapılması üzerine kendisini geliştirebilir” diye konuştu.

“İlerleyen dönemlerde farkındalık oluşturmak için süt ürünlerinin çoğaltılması gerekiyor”

Eskişehir Aşçılar Derneği Başkanı Kemal Kaya ise, yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:

“Bu çalışmaların çok güzel yerlere gideceğine eminim. İlerleyen dönemlerde farkındalık oluşturmak için süt ürünlerinin çoğaltılması gerekiyor. Süt ürünlerinin çeşitlerini işimiz gereği görüyoruz. Mesela yoğurdu uzun süre sağlıklı şekilde muhafaza edebilmek için geçmişte, kaya içinde tuzlayıp kurutan yerler var. Amaç uzun süre muhafaza etmek. İlerleyen zamanlarda mandıra oluşturulursa da yapılacak çok iş var. Bizim kültürümüze çok uygun bir çalışma, Eskişehir Aşçılar Derneği olarak Ahmet Başkan’a teşekkür ediyoruz. Biz de elimizden ne geliyorsa, dernek olarak üretmek isteyen kadınlarımıza destek olmak istiyoruz.”

Başkan Ataç söyleşide, süt ürünleri üzerine yapılacak çalışmaların takip edilmesi ve daha verimli sonuçlar alınabilmesi adına bir kurul oluşturulmasını önerdi. Başkan Ataç’ın önerisi üzerine üretici kadınların dahil olduğu kurul, gönüllülük esası ile oluşturuldu. Etkinlik, gelecek dönemde süt ürünlerinin üretiminin esas alınacağı çalışmaların devam ettirilmesine karar verilmesi ile son buldu. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/tepebasi-belediyesi-her-ev-bir-mandira-projesi-icin-kurul-olusturdu/feed/ 0
Eskişehir’de AB Onaylı Süt Çiftliği Sertifikası verildi https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-ab-onayli-sut-ciftligi-sertifikasi-verildi/ https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-ab-onayli-sut-ciftligi-sertifikasi-verildi/#respond Sat, 30 Mar 2024 00:21:34 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=24954 Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tepebaşı İlçesi’nde bir ilki başaran süt çiftliğine ziyarette bulunarak ‘Avrupa Birliği Onaylı Süt Çiftliği Sertifikasını’ teslim etti.

Tepebaşı İlçesi’nin Keskin Mahallesi’nde bulunan hayvancılık işletmesi mevzuat çerçevesinde istenen gereklilikleri yerine getirerek AB Onaylı Süt Çiftliği statüsü almaya hak kazandı. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkililerince gerçekleştirilen işletme ziyaretiyle sertifika firma yetkililerine teslim edildi.

“Tepebaşı ilçemizde ilk AB Onaylı Süt Çiftliği Sertifikası verilmiştir”

Hayvan Sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürü Mehmet Yurt, “Eskişehir’de ikinci AB Onaylı Süt Çiftliği Sertifikası’na sahip olan işletmemiz, brucella ve sığır tüberkülozu hastalıklarına karşı ari olup, Hastalıktan Ari İşletme Sertifikası’na sahiptir. Ayrıca AB standartlarında ve belirlenen kriterler çerçevesinde yapılan denetimler sonucunda AB standartlarında süt ürettiği belirlenmiş ve İl Müdürlüğümüz tarafından işletmeye Eskişehir’de ikinci, Tepebaşı ilçemizde ilk AB Onaylı Süt Çiftliği Sertifikası verilmiştir” dedi.

Çiftlik bünyesi altında çalışan personeline eğitim veriliyor

Avrupa Birliği standartlarındaki süt çiftliğinde ari işletmelerdeki hastalık taramalarının yanı sıra çiğ süt kalite ve özellikleri için de ayrıca bir tarama yapılıyor. İçindeki bakteri sayısı, somatik hücre sayıları, yağ, protein ve kuru madde oranları, donma noktası, aflatoksin ve antibiyotik kalıntıları onaylı laboratuvarlarda teste tabi tutuluyor. Çiftlik bünyesi altında çalışan personeline eğitim veriliyor. Öte yandan değerlerinde sorun çıkan veya antibiyotikli olan sütler tutanak tutularak hemen imha ediliyor. Hayvanlarda kullanılan yemler de devamlı kontrol edilerek üretimin en sağlıklı şekilde tüketiciye ulaşması sağlanıyor.

2024 yılı için destekleme miktarının artırılması bekleniyor

Türkiye’de görülen Sığır Tüberkülozu ve Sığır Brusella hastalıkları ile etkin mücadele edilmesi, sürdürülebilir hayvancılığın sağlanması ve halk sağlığının korunması amacıyla Hastalıktan Ari İşletme Sağlık Sertifikası almış işletmelerin desteklenmesi için, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2023 yılı için Tarımsal Desteklemelere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı gereğince hayvan başına bin 200 TL destekleme ödemesine ilave olarak AB onaylı süt çiftliklerine hayvan başı 200 TL destekleme ödenmektedir. 2024 yılı için destekleme miktarının artırılması öngörülüyor.

Çiğ sütün perakende olarak satışı ancak ari işletmelerden yapılabiliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı’nca uygulanan hastalıktan ari işletmelerin desteklenmesi, hayvan sağlığının korunması yanında, kaliteli ve sağlıklı süt üretilmesi ile Türkiye’deki süt sektörünün Avrupa Birliği’ne süt ve süt ürünleri ihracatı yapabilmesi için temel teşkil ediyor. Çiğ sütün perakende olarak satışı ancak ari işletmelerden yapılabilirken, ari olmayan işletmelerden elde edilen sütler ise toplanarak süt işleme tesislerinde işlem görmesinden sonra satışına izin veriliyor. Ayrıca ari işletme sahiplerine ürettikleri süt, yetiştirdikleri buzağı ve sattıkları düveler için Bakanlık tarafından daha yüksek desteklemeler yapılarak ari işletme sahipleri teşvik ediliyor. Yetiştiriciler, konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi almak için İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvurabiliyor.

Ziyarete Tepebaşı İlçe Tarım ve Orman Müdürü Zeki Sert, Hayvan Sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürü Mehmet Yurt ile görevli veteriner hekimler katılım gösterdi. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/eskisehirde-ab-onayli-sut-ciftligi-sertifikasi-verildi/feed/ 0
İzmir’in Karaburun ilçesinde Yörük ailesi ramazanda da hayvanlarıyla ilgileniyor https://www.haber60.com.tr/izmirin-karaburun-ilcesinde-yoruk-ailesi-ramazanda-da-hayvanlariyla-ilgileniyor/ https://www.haber60.com.tr/izmirin-karaburun-ilcesinde-yoruk-ailesi-ramazanda-da-hayvanlariyla-ilgileniyor/#respond Wed, 27 Mar 2024 21:24:37 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=23978 İzmir’in Karaburun ilçesinde hayvanları için kış ve baharı düşük rakımlı yerlerde geçiren Yörük Tokaç ailesi, yoğun mesailerine ramazanda da devam ediyor.

Küçükbaş hayvanları için yılda iki kez yer değiştiren Tokaç ailesi, Anadolu’daki yüzlerce yıllık Yörük geleneğini sürdürüyor. Geçimini keçi yetiştiriciliği yaparak sağlayan aile, günün neredeyse tamamını İzmir’in en batı kesimindeki kırsal alanda hayvanlarıyla ilgilenerek geçiriyor.

Elektrik hatlarının bulunmadığı bölgede güneş panelleri sayesinde enerjiden yararlanma imkanı yakalayan ailenin şu günlerdeki yaşamı, ramazan ayında tutulan oruç, sobanın başında yapılan iftar ve sahurla tamamlanıyor.

Sahurun ardından mesainin başladığı ağıllarda, oğlakları annelerinden ayıran çobanlar sürüleri meralara götürüyor. Bu sırada evde kalan aile bireyleri yeni doğan oğlakların süt emmesine yardımcı olup, evde kalan hayvanları besliyor.

Meraya çıkan keçiler ise çoban ve köpeklerle yarımadanın sarp kayalıklarında yol alıyor.

Kadınların gün boyunca süt sağımı, peynir, yoğurt ve ev işlerini yaptığı yayla yaşamında erkekler ise çobanlık, süt sağımı ve hayvanların bakımıyla ilgileniyor.

İftara yakın mesai yoğunlaşıyor

Güneşin batmasına saatler kala sürüler tekrardan ağıla gelmeye başlıyor. Sağım işlemi yapıldıktan sonra iftara yakın anlarda tekrar oğlaklar annelerine kavuşuyor.

Yoğun mesainin ardından aile bireyleri de sobanın başında oruçlarını açmanın mutluluğunu yaşıyor. Ailenin tükettiği gıdalar ise kendi ürettikleri süt ve süt ürünlerinin yanı sıra evin yanında yetiştirdikleri sebzeler oluyor.

Kış ve ilkbahar dönemini daha ılık olan ilçe merkezine yakın Uzundere mevkisinde geçiren besiciler, havalar ısınınca 1200 rakımlı Akdağ’daki ağıllara götürecek.

Aile reisi 78 yaşındaki Hamza Tokaç, AA muhabirine, yaklaşık 5 nesildir hayvancılık yaptıklarını ve işlerini severek sürdürdükleri için zorluk yaşamadıklarını söyledi.

Çocukluktan itibaren bu işin içinde olduğunu anlatan Tokaç, ramazan mesailerini şu sözlerle anlattı:

“Saat 04.30 gibi sahura kalkıyoruz, ondan sonra mesaimiz de başlıyor. Hayvanları 7.30 gibi çıkarıyoruz, akşam da iftar yapacağımız için biraz erken içeri alıyoruz. Severek yapılan iş zor olmaz o yüzden oruç da bizi zorlamıyor, herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz. Çok şükür emeğimizin karşılığını alıyoruz. Zaten kanaat etmezsen zengin olamazsın, hakkına razı olmadığında da mutlu olamazsın. Kimsenin işinde gözümüz yok, çok şükür kendi halimizde gidiyoruz yavaş yavaş. Çok şükür aksatmadan oruçlarımızı tutuyoruz, ramazan güzel gidiyor. Rabb’im hepimizi hayırlı bayramlara ve günlere çıkarsın.”

Keçilerin mayısa kadar doğumlarının devam edeceğini dile getiren Tokaç, daha sonra yüksek rakımlı yaylalara göç edeceklerini, burada da yaklaşık 6 ay kalacaklarını ifade etti.

Güneş enerjisi sayesinde teknolojiden yararlanabildiklerini anlatan Tokaç, “Eksiksiz hayat olmaz ama halimize şükürler olsun. Kimsenin canını yakmayacaksın, hayvana haram yedirmeyeceksin, işin sırrı bu. Bundan ekmek yemek istersen, huzur bulmak istersen kimseye zarar vermeyeceksin, helalinden yapıp helalinden satacaksın. Bu işi yaparken keyif alıyorum çünkü bu keçileri seviyoruz.” şeklinde konuştu.

Tokaç’ın oğlu Halil İbrahim Tokaç ise işlerinin zor olduğunu ama geçmişte bunun daha zorunu gördüklerini ifade etti.

Eskiden katırlarla yolculuk yaptıklarını şimdilerde ise otomobil, traktör, ATV gibi araçlarla işlerini çözdüklerini aktaran Tokaç, “Eskiden bizimkiler çadırlarda kalıyordu ama şimdi kapalı yerimiz güneş enerjisi sistemi, televizyon, buzdolabı internetimiz var.” dedi.

Ürettikleri süt ve süt ürünlerinin çok rağbet gördüğünü ve taleplere yetişemediklerini anlatan Tokaç, oruç tutmanın işlerini aksatmadığını dile getirdi.

İlçe merkezinde 5. sınıfa devam eden ve her fırsatta ailesine yardım etmeye gelen Görkem Tokaç da burada olmaktan çok keyif aldığını ve ata mesleğini sürdürmek istediğini anlattı.

]]>
https://www.haber60.com.tr/izmirin-karaburun-ilcesinde-yoruk-ailesi-ramazanda-da-hayvanlariyla-ilgileniyor/feed/ 0
2,3 milyon liralık bütçe ile kuruldu: Sütte kalite ve karlılık artırıldı https://www.haber60.com.tr/23-milyon-liralik-butce-ile-kuruldu-sutte-kalite-ve-karlilik-artirildi/ https://www.haber60.com.tr/23-milyon-liralik-butce-ile-kuruldu-sutte-kalite-ve-karlilik-artirildi/#respond Tue, 12 Mar 2024 01:18:11 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=18096 2,3 milyon liralık bütçe ile kuruldu: Sütte kalite ve karlılık artırıldı

Sattıkları sütten para kazanmaya başlayan çiftçiler hayvan sayısını arttırmak istiyor

KASTAMONU – Kastamonu’da devlet desteği ile kurulan süt toplama merkezinin faaliyete geçmesiyle, sattıkları sütten gelir elde etmeye başlayan üreticiler hayvan sayısını artırmak istiyor.

S.S. Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kastamonu Kooperatifler Birliği tarafından hazırlanan ve Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı 2022 yılı Batı Karadeniz Bölge Kalkınma Programı çerçevesinde desteklenerek kurulan süt toplama merkezi çiftçilerin yüzünü güldürüyor. Toplam bütçesi 2,3 milyon lira olan projeye KUZKA tarafından 1 milyon 725 bin lira tutarında destek sağlandı. Proje ile Kastamonu merkeze bağlı köylerde süt hayvancılığı yapan çiftçilerin kullanımına yönelik kurulan süt toplama merkezi hizmet vermeye başladı. Bina yapım süreçlerinin ardından proje çerçevesinde 2 adet 5 tonluk ile 1 adet 3 tonluk süt soğutma tankı, 3 adet ön alım tankı, 1 santrifüj pompa, 1 ph metre, 1 analiz cihazı, 1 jeneratör, elektronik baskül, bilgisayar ve elektrikli termosifon tedarik edildi.

“Üretici gelirlerinin yüzde 50 oranında arttırmasını hedefliyoruz”

Süt Toplama Merkezinin faaliyete geçmesiyle üretici gelirlerinin yüzde 50 oranında artırılmasını hedeflediklerini vurgulayan Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. Serkan Genç, “BAKAP çerçevesinde kırsal kalkınmaya yönelik tarım ve kırsal turizm temalarında projelerini uygulama imkanı elde ettik. Program çerçevesinde öncelik verdiğimiz hususlardan bir tanesi de süt üretimiydi. Bu projelerimizden bir tanesini Köy-Koop Kastamonu Bölge Birliği ile gerçekleştirdik. KUZKA olarak projeye 1 milyon 725 bin TL mali destek sağladık. Proje sayesinde süt üretimi ile uğraşan üreticilerin pazarlama noktasında yaşadıkları sorunları ortadan kaldırmayı ve sütün değer fiyatından satılmasını sağlayarak üreticinin gelirlerinin korunmasını amaçladık. Kastamonu merkeze bağlı Kayı Köyü’nde bir süt toplama merkezi yapıldı. Yine merkezin içerisinde 2 adet 5 tonluk, 1 adet 3 tonluk olmak üzere 13 tonluk süt soğutma tankı tedarik edildi. Yine 3 tane ön alım tankımız var. Süt alım cihazı ve diğer makine ekipmanlarda proje çerçevesinde tedarik edildi. Merkezin hayata geçmesiyle öncelikle süt toplama konusunda karşılaşılan nakliye ve toplama gibi sorunlar önemli ölçüde azaltıldı. Sütün soğuk zincire alınmasıyla birlikte sütte karşılaştığımız kalite sorunlarına da çözüm getirmiş olduk. Süt kalitesinin korunması, üreticinin devlet desteklemelerinden daha etkin faydalanmalarına imkan sağladı. Bu civardaki köylerdeki yaklaşık 200’ün üzerinde üreticiye tesisin hizmet vermesini bekliyoruz ve üretici gelirlerimizin de yüzde 50 oranında arttırma gibi bir hedefimiz söz konusudur. Bugünkü piyasa imkanlarında yaklaşık yıllık 45-50 milyon lira değerindeki sütün pazara ulaştırılması ve kırsal alanda da bu ekonomik hareketliliğin sağlanmasına projemiz vesile oluyor. Ayrıca tesiste 2 kişiye de istihdam imkanı oluşturduk” dedi.

“Kastamonu’da şu anda 43 tane süt toplama merkezi bulunmaktadır”

Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifleri Birliği Başkanı Erol Akar ise, “Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’na proje hazırladık. Projemiz kabul edildi ve bu tesis ortaya çıktı. Bu tesiste yaklaşık yılda 1,5 milyon litre süt toplanıyor. Süt fiyatı Türkiye genelinde ne ise burada da aynı fiyat bizzat üreticinin hesabına gönderiliyor. Süt üretiminde Türkiye’deki standartlar ne ise Kastamonu’da da bizler sağlamış olduk. Devlet desteklerinden azami ölçüde yararlanma imkanı ortaya çıktı. Dolayısıyla burasının önemli bir kazancı oldu. Öncesinde korsan sütçü diye tabir ettiğimiz insanlar süt topluyordu. Fiyat belli değildi. Sütte kalite sorunu vardı. Her türlü problem söz konusu iken şu anda bu sorunlar büyük ölçüde halledilmiş oldu. Bu yörenin ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir tesisi kazandırmış olduk” diye konuştu.

“İnsanlar ürettiklerini değerlendirebildikleri için hayvan sayılarını artırmaya teşvik edildi”

İnsanların daha daha kendi süt ve süt ürünü ihtiyaçları için hayvancılık yaptığına işaret eden Akar, “Ürettiği üründen para kazanamazsa, emeğinin karşılığını alamazsa bu insanlar üretimden uzaklaşır. Geçmiş dönemde insanlar kendi ihtiyaçları için hayvancılık yapıyordu. Kalan sütü de korsan diye tabir ettiğimiz kişilere pazarlamaya çalışıyordu. Fiyat belirsizdi. Ne zaman alacakları belli değildi. Şu anda insanlar ürettiklerini değerlendirebildikleri için hayvan sayılarını artırmaya, daha fazla üretim yapmaya teşvik edilmiş oldu. Bu alanda bu tesisin çok önemli katkısının olduğunu söyleyebilirim” şeklinde konuştu.

Köy Koop Kastamonu Birliği kurulmadan önce Kastamonu’da soğuk süt zincirinin olmadığını söyleyen Akar, “Birliğimizi kurarken Kastamonu’da hiç soğuk zinciri yoktu. 1 gram bile aktif soğuk zinciri yoktu. Kooperatifte yoktu. Şu anda bu çalışmalarımızdan ötürü bugün geldiğimiz noktada 43 tane süt toplama merkezi bulunuyor. Günlük 250 ton soğuk zincirimiz var. 130 tane kooperatif şu anda süt pazarlama çalışması yürütüyor. Her gün 4-5 bin kişiye yakın üreticiye dokunuyoruz. Köylerden toplanan sütler, bu 43 tane süt toplama merkezine getiriliyor veya bireysel olarak kendileri getiriyor. Hatta şu anda kendi soğutma tanklarını alıp sütünü pazarlayan kooperatiflerimiz var. Biz, onlara da aynı şekilde destek veriyoruz. Hayvancılıkta çok iyi mesafe alındı özellikle süt pazarlama konusunda” ifadelerini kullandı.

“Sütten para kazanıyorum, bu yüzden hayvan sayımı artırmak istiyorum”

Sütten para kazandığını ve hayvan sayısını arttırmak istediğini belirten Terzi köyü sakinlerinden Alibey Yavuz da, “Süt üreticisiyim. Süt hayvancılığını çok uzun zamandır yapıyoruz. Şu anda bizler inekten çıktığı gibi sütümüzü süt toplama merkezine getiriyoruz ve Türkiye genelindeki bütün sütçülerde süt kaç para ise aynı parayı bizlerde alıyoruz. Eskiden 3-4 ayda bir para özel süt toplayanlardan alabiliyorduk şu anda her ay paramızı alıyoruz. Çok güzel, çok memnunuz şu anda. Buraya da böyle bir tesis kazandırılması çokta güzel oldu. Kayı köyü merkezi bir yer, etrafında 15 tane köy var. Oraların sütleri bu tesise geliyor. Köyde bizler için süt parası güzel bir geçim kaynağı oldu. Benim şu anda 15 tane hayvanım var ama ben bunu 30 yapmak isterim. Çünkü biz şu anda para kazanıyoruz” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/23-milyon-liralik-butce-ile-kuruldu-sutte-kalite-ve-karlilik-artirildi/feed/ 0
Kuşadası Belediyesi Çocuklara Destek Sunuyor https://www.haber60.com.tr/kusadasi-belediyesi-cocuklara-destek-sunuyor/ https://www.haber60.com.tr/kusadasi-belediyesi-cocuklara-destek-sunuyor/#respond Sat, 02 Mar 2024 02:45:10 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=13889 Çocuklara süt, beslenme çantası, eğitim ve kırtasiye yardımı gibi çeşitli başlıklar altında destek sunan Kuşadası Belediyesi, kente kazandırdığı park, yeşil alan ve sosyal mekanlarla da, çocukların fiziksel, sosyal ve psikolojik açıdan sağlıklı bireyler olarak gelişimlerine katkı sağlıyor.

Sosyal yardım ve destek projeleri ile tüm kent sakinlerini kucaklayan Kuşadası Belediyesi, yaşama geçirilen çalışmalarla küçük ilçelilerin de yüzünü güldürüyor.

SÜT DESTEĞİ SÜRÜYOR

Kuşadası Belediyesi tarafından geçen mart ayında ihtiyaç sahibi ailelerin 2-5 yaş aralığındaki çocukları için başlatılan süt desteği projesi sürüyor. Çocukların kemik gelişimlerine ve sağlıklı büyümelerine katkıda bulunmak amacıyla uygulanan proje kapsamında her çocuk için haftada 2, ayda 8 litre süt ailelere ulaştırılıyor. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından Süt Dağıtım Araçları ile ihtiyaç sahibi ailelerin adreslerine teslim edilen sütler, Tire Süt Kooperatifi’nden temin ediliyor. Ayda 1626 çocuğun yararlandığı süt desteği projesi kapsamında 11 ayda 85 bin litre süt evlere ulaştırıldı.

BESLENME ÇANTALARINI KUŞADASI BELEDİYESİ DOLDURUYOR

Kuşadası Belediyesi, süt desteğinin yanı sıra geçen eğitim-öğretim yılında yaşama geçirdiği beslenme çantası desteğine bu yıl da devam ediyor. İhtiyaç sahibi ailelerin çocukları için hazırlanan ve çiğ kuruyemiş, mevsim meyveleri, meyve suyu, su, süt ve sandviç ekmeğinin yer aldığı beslenme çantaları, her hafta düzenli olarak ailelere teslm ediliyor. Veliler, belirlenen noktalara gelerek beslenme çantalarını Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü görevlilerinden alıyor. Proje kapsamında her ay 3082 öğrenciye 193 bin 500 beslenme paketi sağlanıyor.

İLK EĞİTİMLERİNİ ANNE BABA ÇOCUK MERKEZİ’NDE ALIYORLAR

Kuşadası Belediyesi tarafından İkiçeşmelik Mahallesi’nde bulunan Cafer Kotan Yaşam Parkı’ndaki Güler Aydın Süzgeç Sosyal Tesisi bünyesinde kente kazandırılan Anne Baba Çocuk Merkezi, ebeveynler kadar çocukların da çok yönlü gelişimine katkı sunuyor. Ebeveynlerin çocuk gelişimi konusunda bilgi edinmeleri amacıyla çeşitli eğitim ve etkinliklere ev sahipliği yapan Kuşadası Belediyesi Anne Baba Çocuk Merkezi, 3-6 yaş arası çocuklar için düzenlediği okul öncesi eğitim, etkinlik ve atölye çalışmaları ile de çocukların gelişimine katkı sunuyor.

KUŞADALI ÇOCUKLAR BİLGİYE RAHATÇA ULAŞIYOR

Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel tarafından çocuklar için yaşama geçirilen bir diğer proje olan ve Güler Aydın Süzgeç Sosyal Tesisleri bünyesinde bulunan Kütüphane ve Kitap Kafe ise küçük ziyaretçilerine ders çalışıp kitap okumak için ortam sunuyor. 1 yılda üye sayısını 1120’ye, sahip olduğu kitap sayısını da bağışlarla birlikte 5 bin 47’ye yükselten Kuşadası Belediyesi Kütüphane ve Kitap Kafe, 8 adet internet erişimli bilgisayarı ve yazıcıları ile öğrencilerin ödev ve araştırmalarını rahatlıkla yapabilmelerini sağlıyor. İhtiyaç sahibi öğrenciler için askıda kitap uygulamasıyla dayanışma kültürüne de katkıda bulunan Kütüphane ve Kitap Kafe’nin sunduğu hizmetlerden bugüne kadar 1931’i yetişkin, 8 bin 518’i çocuk olmak üzere toplam 10 bin 449 kişi yararlandı.

SEYAKMER İLE BİNLERCE KİTAP “BİR TIK” UZAKLIKTA

Kuşadası Belediyesi ile Kuşadası Eğitim ve Geliştirme Vakfı (KEGEV) iş birliğinde 2020 yılının Ağustos ayında açılan Sevil-Yaşar Altaş Eğitim ve Kültür Merkezi (SEYAKMER) Dijital ve Materyal Çocuk Kütüphanesi, çocuklar için düzenlediği eğitici ve eğlenceli etkinliklerle ön plana çıkarken ziyaretçi, üye ve kitap sayısını da her geçen gün artırıyor. 3 yıl boyunca binlerce çocuğu ağırlayan ve çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yapan SEYAKMER Dijital ve Materyal Çocuk Kütüphanesi, sunduğu sessiz ve konforlu ortamla ders çalışmak isteyen öğrencilerin de uğrak noktası olmayı sürdürüyor. SEYAKMER 10 binin üzerinde basılı, 25 binin üzerinde dijital kitaba ulaşma olanağı sunuyor.

İSTASYON KUŞADASI ÇOCUKLARIN UFKUNU AÇIYOR

Kuşadası Belediyesi tarafından Habitat Derneği ve META iş birliğinde ileri teknoloji ve girişimcilik eğitimleri vermek amacıyla açılan İstasyon Kuşadası Topluluk Merkezi’nde düzenlenen eğitim ve atölye çalışmaları, çocukların dijital gelişimlerine önemli bir katkı sunuyor.  Kent sakinlerinin internet dünyası ve buna bağlı olarak ortaya çıkan mesleklere kolay uyum sağlayabilmesi amacıyla halka açık ve ücretsiz sunulan ileri teknoloji eğitimleri ve atölyeleri çocukların ufkunu açıyor.

]]>
https://www.haber60.com.tr/kusadasi-belediyesi-cocuklara-destek-sunuyor/feed/ 0
Ramazan Kolisi Fiyatları Artıyor: İçinde Temel Ürünler Bile Yok https://www.haber60.com.tr/ramazan-kolisi-fiyatlari-artiyor-icinde-temel-urunler-bile-yok/ https://www.haber60.com.tr/ramazan-kolisi-fiyatlari-artiyor-icinde-temel-urunler-bile-yok/#respond Tue, 27 Feb 2024 21:15:13 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=12652 CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, artan hayat pahalılığına dikkat çekerek Tarım Kredi Kooperatifleri marketlerinde satılan ve içinde et, süt, peynir ve zeytin gibi temel ürünlerin yer almadığı Ramazan kolilerinin bile bu yıl 449 liradan satıldığını söyledi. Gürer, “2018 yılında Ramazan kolisi, 49 liraydı. Son 3 yıldır Tarım Kredi Kooperatifleri’ne gidiyorum, Ramazan kolisini alıyorum. 2022 yılında 169 lira; 2023 yılında 320 lira; bu yıl ise 449 lira 90 kuruştan Ramazan kolisi veriliyor ve içinde aynı ürünler var. Ramazan kolisinin yanına dahi yaklaşmak sorunlu hale geldi. İçinde et, süt, peynir, zeytin; et ve sütten mamul ürünler de yok. Pişirme giderini düşünün, bunun yanı sıra soğan, sebze bunun yanına katkı olarak değerlendirdiğiniz zaman Ramazan kolisi dahi artık vatandaşın erişimi için sorunlu hale geldi” dedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi Kooperatifleri marketlerinde satılan Ramazan kolisi fiyatlarının bile son derece yüksek olduğuna işaret etti. Gürer, İçinde et, süt ve peynir gibi temel gıdaların yer almadığı kolilerin bile bu yıl 449 liradan satıldığına dikkat çekti. Gürer, yaptığı açıklamada söyledi:

“TARIM KREDİ KOOPERATİFİ MARKETLERİNDE RAMAZAN KOLİSİ 449 LİRA 99 KURUŞ”

“Ramazan kolisi, Ramazan ayından önce ya bir hayırsever tarafından alınır, dağıtılır ya da vatandaş Ramazan kolisi alarak Ramazan boyunca ihtiyaçlarını karşılardı. 2018 yılında Ramazan kolisi, 49 liraydı. Son 3 yıldır Tarım Kredi Kooperatifleri’ne gidiyorum, Ramazan kolisini alıyorum. 2022 yılında 169 lira; 2023 yılında 320 lira; bu yıl ise 449 lira 90 kuruştan Ramazan kolisi veriliyor ve içinde aynı ürünler var. ramazan kolisinin yanına dahi yaklaşmak sorunlu hale geldi. İçinde et, süt, peynir, zeytin; et ve sütten mamul ürünler de yok. Pişirme giderini düşünün, bunun yanı sıra soğan, sebze bunun yanına katkı olarak değerlendirdiğiniz zaman Ramazan kolisi dahi artık vatandaşın erişimi için sorunlu hale geldi.”

“ENFLASYON DURMUYOR, GIDADA FİYATLAR ARTIYOR, YANLIŞ TARIM POLİTİKALARI RAFA DA YANSIYOR”

Gürer, kolinin içindekileri inceleyerek şunları söyledi:

“2 adet çorba, 2 adet 500 gramlık makarna, yarım kilo tuz, yarım kilo çay, 1 kilo kırmızı mercimek, 1 kilo pilavlık pirinç, 1 kilo nohut, 1 kilo şeker, 1 kilo pilavlık bulgur, 830 gram salça, 1 kilo un ve 1 litre yağ bulunuyor. Bunları bir aile Ramazan boyunca değil, birkaç gün içinde tüketir. Artan fiyatlar Ramazan kolilerine de yansıdı. Tarım Kredi Kooperatifinde dahi 449 lira 90 kuruştan satılıyor. Enflasyon durmuyor, gıdada fiyatlar artıyor, yanlış tarım politikaları rafa da yansıyor. Üretici ürettiği üründen para kazanamazken tüketici pahalı ürün alıyor. Ramazan pidesinin 250 gramı 15 lira olarak açıklandı, yani kilosu 60 liraya çıktı. Pideyi, bu ürünleri pişirmek için alınacak malzemeleri de katarsanız artık mutfaktaki yangının büyüklüğünü daha net görmüş olursunuz.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/ramazan-kolisi-fiyatlari-artiyor-icinde-temel-urunler-bile-yok/feed/ 0
Soyer: “İzmir tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir” https://www.haber60.com.tr/soyer-izmir-tarimi-hareketimiz-bir-cumhuriyet-devrimidir/ https://www.haber60.com.tr/soyer-izmir-tarimi-hareketimiz-bir-cumhuriyet-devrimidir/#respond Sat, 17 Feb 2024 08:33:12 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=9051 İzmir Büyükşehir Belediyesi, kırsalda gelir getirici faaliyetleri artırma projesi kapsamında Menderes’te eğitim verilen 73 üreticiye 267 küçükbaş hayvan dağıttı. Dağıtım töreninde İzmirli çiftçilere 2024 yılı süt alım fiyatının yüzde 76 artırıldığının müjdesini veren Başkan Tunç Soyer, keçi sütünün 30, koyun sütünün ise 37 lira olarak belirlendiğini açıkladı. Büyükşehir’in İzmir’de üretilen sütün sadece 10’da 1’ine talip olmasına rağmen küçükbaş sütünün fiyatını yüzde yüz regüle ettiklerini ifade eden Başkan Soyer, “İzmir Tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in “Başka Bir Tarım Mümkün” vizyonu doğrultusunda başlatılan ve çiftçinin, köylünün doğduğu yerde doymasını sağlayan kırsal kalkınma destekleri aralıksız devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kırsal Kesimde Gelir Getirici Faaliyetlerin Desteklenmesi” projesi kapsamında Menderes’te 11 mahalleden 21’i kadın olmak üzere 73 üreticiye 267 küçükbaş hayvanı dağıtıldı. Hayvan dağıtım törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve İzmir Köy Koop Birliği Başkanı Neptün Soyer, Menderes Belediye Başkan Vekili Erkan Özkan, Cumhuriyet Halk Partisi geçmiş dönem İzmir Milletvekili Musa Çam, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Murat Aydın, muhtarlar, kooperatif başkanları, meclis üyeleri ve çok sayıda çiftçi katıldı.

“Toprağımızın bereketine sahip çıktık”

Törende konuşan Başkan Tunç Soyer, “Türkiye tarımının geldiği noktaya rağmen İzmirli çiftçiyle beraber zorlukları aştıklarını ifade etti. Başkan Tunç Soyer, “Her geçen gün maliyetler katlanarak artarken, yanlış devlet politikaları toprağımızın bereketini yok ederken, biz hiçbir zaman vazgeçmedik. Köylünün, doğduğu ata topraklarını terk etmek zorunda kaldığı, çiftçilerimizin elindeki ürünleri yollara döktüğü, kırsaldaki gençlerimizin, şehirlerde karın tokluğuna iş aradığı, kısacası milletin efendilerinin yerinden yurdundan edildiği böylesine hazin bir dönemde enseyi karartmadık. Omuz omuza verdik. İzmir’de çiftçimizle, çobanımızla bu milletin efendileriyle kocaman bir aile olduk. Toprağımızın bereketine sahip çıktık. ve dedik ki hiçbir İzmirli yatağa aç girmeyecek. Bu şehirde refahı ve adaleti büyüteceğiz. Aradan geçen 5 yılın ardından sözümüzü misliyle yerine getirdiğimizi görmekten şeref duyuyorum. Hep birlikte, az zamanda büyük işler başardık. İzmir’i Türkiye tarımını kalesi haline getirdik” şeklinde konuştu.

“İzmir tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir”

Başkan Soyer, “Milliyetçilik hamasetle olmaz. Bu vatanı sevmek demek, onun dağlarını, ağaçlarını, derelerini korumak demektir. Bu cennet yurdun, toprağını yaşatmak, dağlardaki çoban ateşini korumak demektir. Bereketi çoğaltmak, yerli ve milli olana yani bu ülkenin öz değerlerine sahip çıkmak demektir. Bizim için vatanseverlik budur. Eğer bu ülkenin topraklarına, nehirlerine siyanür zehrinin akmasına müsaade ediyorsan, küçük üreticinin hakkını, dev gıda tekellerine peşkeş çekiyorsan, İthal ve bereketsiz tohumlarla, yanlış tarım politikalarıyla bu ülkede üretimi durma noktasına getiriyorsan, tarımın doğduğu toprakları, Anadolu’yu kuraklığa ve yoksulluğa mahküm ediyorsan, kimse kusura bakmasın. Bunun adı en hafif tabirle hıyanettir. Bu hıyanete asla müsaade etmeyiz. Çünkü biz ‘Köylü milletin efendisidir’ diyen Mustafa Kemal’in evlatlarıyız. Cepheye çıplak ayaklarıyla, kağnılarla mermi taşıyan Anadolu köylüsüyüz. Hasan Tahsin’iz, Biz İzmiriz. Tarımda dışa bağımlılığımızı sonlandırmak, bu toprakların bereketini artırmak için başlattığımız İzmir Tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir. Egemenliğin, yeniden kayıtsız şartsız milletin olması için başlattığımız bu refah projesinin iki ana hedefi var. Kuraklık ve yoksullukla mücadele etmek” şeklinde konuştu.

“Küçükbaş sütünün fiyatını yüzde yüz regüle ettik”

Başkan Soyer, konuşmasında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2024 yılında çiğ küçükbaş hayvan sütü alım fiyatını yüzde 76 artırarak keçi sütünün litre fiyatını 30, koyun sütünü 37 lira olarak belirlendiği çiftçilere müjdeleyerek, “İzmir Tarımı programımızın en önemli ayaklarından biri Mera İzmir projemiz. Bu çalışmamız kapsamında, İzmir’in dağlarını, köylerini, meralarını bucak bucak, ağıl ağıl gezdik. 5 bin 117 çobanımızın kapısını çaldık; Çoban Haritamızı geliştirdik. Hayvanlarını merada otlatarak besleyen çobanlarımıza ve küçük üretici kooperatiflerimize alım garantisi sunduk. Süt ve et alımı yaptığımız çobanlarımızın yerli ve atalık tohumlardan üretilen yemleri kullanmasını teşvik ettik. Çobanlarımızın sütünü piyasanın iki katı bedelle satın aldık. İzmir’de üretilen sütün sadece 10’da 1’ine talip olmamıza rağmen küçükbaş sütünün fiyatını yüzde yüz regüle ettik. Topraklarımızın öz değerini yeniden ekonomiye kazandırdık. Bugünkü törenimiz vesilesiyle size müjdeli bir haber vermek istiyorum. 2024 yılında çiğ küçükbaş hayvan sütü alım fiyatımızı yüzde 76 artırarak keçi sütünün litre fiyatını 30, koyun sütünü 37 lira olarak belirledik. Hayırlı, uğurlu, bereketli olsun” diye konuştu.

“Ne sizden, ne sizin eserinizden asla vazgeçmem”

Başkan Soyer, “Tüm dünyada tarım çökerken, Avrupa’nın her yerinde çiftçiler sokağa dökülmüşken, ekonomik kriz tavan yapmışken, İzmir’de gerçekleştirdiğimiz bu göz kamaştırıcı dönüşümün tek bir sebebi var. Çiftçimiz açsa kentlimiz de aç. Bugün soframıza bir somun ekmek koyabiliyorsak, çocuklarımıza süt içirebiliyorsak sizin sayenizde. Ayağınıza taş değmesin. Sadece İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum 5 yıl boyunca değil, ömrüm boyunca son nefesime kadar sizin yanınızda olmaya devam edeceğim. Daha gideceğimiz çok yol var. Ben uzun yol koşucusuyum, maraton koşucusuyum. Son nefesime kadar ne sizden, ne sizin eserinizden asla vazgeçmem. Nerede olursam olayım, gücüm ne kadarına yeterse yetsin, sizin sorunlarınızın çözümü için Allah ne verdiyse sonuna kadar yanınızdayım. Emin olun birlikte yürüyecek çok yolumuz var. Çünkü bizim için üreticiyi korumak, kutsal vatan toprağını korumak demektir. Kimse bizi bu yoldan döndüremez. Mücadelemize geçim derdi yaşayan tek bir çoban, umut ışığının söndüğü tek bir ağıl kalmayıncaya dek devam edeceğiz. Bu toprakları rant çetelerine ve tohum tekellerine teslim etmeyeceğiz. Mutlaka ama mutlaka başaracağız” ifadelerini kullandı.

Başkan Soyer’in konuşması İzmirli çiftçiler tarafından ayakta alkışlanarak, “İzmir seninle gurur duyuyor” sloganları atıldı.

“Büyükşehir’in büyük desteğini gördük”

Menderes Belediye Başkan Vekili Erkan Özkan, “Tüm üreticilerimiz adına Tunç başkanımıza teşekkür ederim. Başka bir tarım mümkün sloganıyla başlayan ve İzmir’in kırsalında her noktaya ulaşan bu proje, üreticilerimize büyük bir katkı sağladı. Menderes Belediyesi olarak bünyemizde kurduğumuz Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’yle çiftçimizin sesi olduk. Yaptığımız çalışmalarda Büyükşehir’in büyük desteğini gördük. Ücretsiz toprak analizi kapsamında 5 bin vatandaşımıza destek sağladık. 30 dönüm arazide yerel tohum merkezini kurduk. Atalık yerel tohumları fide haline getiriyoruz. Bütün bu destekler için başkanımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“Bu güç, aslında kendi içimizden, topraktan aldığımız bir güç”

İzmir Köy Koop Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Neptün Soyer, “Biz İzmir Köy Koop Birliği olarak, İzmir’de 1971’den beri köylünün örgütlü gücüyüz. Bu güç, aslında kendi içimizden, topraktan aldığımız bir güç. Tabii ki yerelle buluştuğu zaman Türkiye’ye örnek projeler çıktı. Tunç başkanım, en son Sünger Kent projesiyle Bademli’de bize can suyu oldunuz. O zaman da aynı şeyi söyledik, şimdi de aynı şeyi söylüyoruz; teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Başka bir tarım mümkünmüş”

S.S. Kozak Çamavlu Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Kocataş, “4 yıl önce çıktığımız bu yolda Tunç başkanımız elimizden tuttu; biz de kooperatifçilikle tanıştık. Zorluklarla ve umutla başladığımız yolda başarılı olduk. Ben ilk günden bu yana şunu söyledim; Tarım Bakanımızın yapması gerekeni Tunç başkanımız yapıyor dedim. Başka bir tarım mümkün denildi, biz acaba mümkün mü diye düşündük. Ama gördük ki başka bir tarım mümkünmüş. Sizin hakkınız bizim üzerimizde çok başkanım” şeklinde konuştu.

“Bizi bu zor günlerde yalnız bırakmadınız”

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eğitimlerini tamamlayarak küçükbaş hayvan almaya hak kazanan üreticilerden Sevda Akıcı, “5 yıldır hayvancılıkla çiftçilikle uğraşıyorum. Tunç başkanımız biz kadın üreticilere hem destek oldu, hem iş imkanı sundu” dedi.

Üretici Merve Akçaoğlu ise, “Bu projeyi bize sundukları için Tunç başkanımıza, Neptün hanıma çok teşekkür ederim. Sayenizde güzel bir eğitim aldık, şimdi de hayvanlarımızı alıyoruz. Bizi bu zor günlerde yalnız bırakmadınız” diye konuştu.

73 üreticiye 267 küçükbaş

Törenin ardından Başkan Soyer eşliğinde kura çekimine geçildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Menderes’te düzenlediği eğitimlerde 11 mahalleden 21’i kadın olmak üzere 73 üretici küçükbaş hayvan almaya hak kazandı. 73 üreticiye 180 kıvırcık ırkı koyun, 83 kıvırcık ırkı koç, 3 maltız ırkı keçi ve 1 Maltız ırkı teke olmak üzere 267 küçükbaş hayvan dağıtıldı.

530’u kadın 3 bin 706 üreticiye destek

İzmir Büyükşehir Belediyesi, ekonomik olarak dezavantajlı köylerde ve dağ köylerinde hayvancılığı desteklemek amacıyla hayata geçirilen kırsal kalkınma projesi kapsamında, Aliağa, Bayındır, Bergama, Beydağ, Dikili, Foça, Güzelbahçe, Karaburun, Kemalpaşa, Kınık, Kiraz, Menderes, Menemen, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı ve Urla ilçelerinde, 530’u kadın olmaz üzere 3 bin 706 üreticiye toplam 14 bin 431 küçükbaş hayvan dağıtımı yaptı. Menderes’te ise 16 mahalleden 65 üreticiye 260 küçükbaş hayvan dağıtılırken, küçükbaş hayvancılığın desteklenmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla 17 mahallede 67 üreticiye 2 bin 523 çuval (126 ton) kuzu büyütme yemi dağıtıldı. – İZMİR

]]>
https://www.haber60.com.tr/soyer-izmir-tarimi-hareketimiz-bir-cumhuriyet-devrimidir/feed/ 0
CHP Milletvekili Gürer: Peynir fiyatları fakirin alabildiği çökelek ve lor peynirde gözde olacak https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gurer-peynir-fiyatlari-fakirin-alabildigi-cokelek-ve-lor-peynirde-gozde-olacak/ https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gurer-peynir-fiyatlari-fakirin-alabildigi-cokelek-ve-lor-peynirde-gozde-olacak/#respond Wed, 14 Feb 2024 07:48:05 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7739 CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ulukışla ilçe pazarında ekonominin nabzını tuttu. Peynir fiyatlarındaki artışa dikkat çeken Gürer, “En ucuz peynir olan çökelek bile 100 liradan satılıyor. Vatandaş pazarda dahi peynirin yanına yaklaşamıyor.Marketlerde markasına göre kilosu 600 liraya kadar değişen peynir fiyatları, türüne göre pazar yerinde de kilosu 400 liraya kadar tırmanmıştır. Böyle giderse, fakirin alabildiği çökelek ve lor peynirde gözde olacak. Pazarda daha çok bu peynirler satılıyor” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, partisinin Ulukışla Belediye Başkan Adayı Hüseyin Toker’in seçim çalışmalarına destek vermek amacıyla gittiği ilçede, pazar yerini gezdi ve esnafla konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçen yıla göre iki katından fazla artış yaşanan peynir fiyatlarına dikkat çekti.

“TULUM PEYNİRİ 125 LİRADAN 300 LİRAYA ÇIKTI”

Ulukışla ilçe pazarında peynir satan pazarcı esnafı geçen yıl 125-130 lira arasında satılan koyun tulum peynirinin bu yıl 300 liraya, geçen yıl 100 lira olan bidon peynirin de bu yıl 220 liraya satıldığını belirtti. Geçen yıl 170 liraya kadar çıkan Kars kaşar peynirinin bugün pazar yerinde 330-350 lira bandında satıldığına dikkati çeken esnaf, “Geçen yıl 100 lira olan tereyağı bu yıl 200 liraya çıktı. Haftaya da 230 lira olur. Marketlerde peynir fiyatları daha da pahalı. Sattıklarımızın yerine aynı parayla yenisi alamıyoruz” dedi.

“400 LİRAYA KADAR PEYNİR SATILIYOR”

Pazaryerinde peynir satan başka bir esnaf da geçen yıla göre peynir fiyatlarının yüzde 100’den fazla arttığına işaret ederek, “Burada pazar yerinde 400 liraya kadar fiyatlarla peynir satılıyor. En ucuz peynir 100 liraya sattığımız çökelek ve lor peyniri. Vatandaş, pahalı olmasına rağmen peynirler arasında en ucuz olduğu için en çok çökelek alıyor” diye konuştu.

“EMEKLİ BU FİYATLARLA NASIL PEYNİR ALACAK?”

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise peynir fiyatlarındaki artışın, ülkemizde hayat pahalılığın geldiği noktası göstermesi açısından önemli olduğunu belirtti. Dar ve sabit gelirli vatandaşlar ile emeklilerin bırakın marketleri Pazar yerinden bile peynir alamaz duruma geldiğini aktaran CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Peynir, hayvancılıkla geçimi olan birçok yerde üretimi yapılagelmiştir. 5-6 kilo sütten bir kilo beyaz peynir elde ediliyor. Ulusal Süt Konseyi (USK), çiğ süt tavsiye fiyatını 13,5 TL olarak belirledi. Niğde’de ise halen çiğ süt litresi üreticiden 11,5 TL olarak alınmaktadır. Yem fiyatlarındaki artış, hayvancılığın sürdürülebilirliğini zorluyor. Girdi maliyetleri ile süt fiyatları üreticiyi memnun etmiyor. Ahır giderleri artarken hayvan varlığı azaldıkça, küçük aile tipi işletmelerin sayısal azalması sütten mamül üretiminin daha çok sanayi ürününe dönüşmesine neden olmaktadır. Marketlerde markasına göre kilosu 600 liraya kadar değişen peynir fiyatları, türüne göre pazar yerinde de kilosu 400 liraya kadar tırmanmıştır. Böyle giderse, fakirin alabildiği çökelek ve lor peynirde gözde olacak. Pazarda daha çok bu peynirler satılıyor.” dedi.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chp-milletvekili-gurer-peynir-fiyatlari-fakirin-alabildigi-cokelek-ve-lor-peynirde-gozde-olacak/feed/ 0
CHP’li Ahmet Akın: Terk Edilmiş Ağaçlarımızdan Gelen Zeytinin Bereketiyle 6 Bin Kardeşime Burs Vereceğim https://www.haber60.com.tr/chpli-ahmet-akin-terk-edilmis-agaclarimizdan-gelen-zeytinin-bereketiyle-6-bin-kardesime-burs-verecegim/ https://www.haber60.com.tr/chpli-ahmet-akin-terk-edilmis-agaclarimizdan-gelen-zeytinin-bereketiyle-6-bin-kardesime-burs-verecegim/#respond Sun, 11 Feb 2024 09:39:17 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=7245 Haber: İLEYDA ÖZMEN/ Kamera: UĞUR DEMİRCİ

CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Akın, plan ve projelerini ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Akın, “12 milyonun üzerinde zeytin ağacımız var ancak yaklaşık bunun yarısında bakımsız veya ortaklıklardan dolayı gerekli destek verilmemiş, terk edilmiş zeytin ağaçlarımız var. Biz bu zeytin ağaçlarını Büyükşehir Belediyesi olarak kontrol altına alacağız. Gerekli desteği vereceğiz ve bunlardan ürettiğimiz zeytinlerle yani dışarıda kalan artık üretim dışı bırakılmış olan zeytinliklerimizi hayata getireceğiz. ve bu vesileyle oradan gelen o zeytinin bereketiyle, zeytinyağıyla, zeytin tanesiyle 6 bin genç kardeşime burs vereceğim. Üniversiteye giden genç kardeşlerim yol masrafını düşünmeyecek. Orada büyükşehir belediyemiz bunları karşılayacak. Yurt sorunu diye bir şey Balıkesirimizde kalmayacak” dedi.

CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Akın, hedefledikleri projeleri ve planları Balıkesir’de ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Akın şunları söyledi:

“BALIKESİRİMİZİ KALKINDIRMAK İÇİN BİR YOL HARİTASI ÇİZDİK. BUNU DA ‘5T VE 3 YENİ’ OLARAK BELİRLEDİK”

Balıkesir’in hakkını alması gerekiyor. Balıkesir maalesef Bursa, İstanbul ile İzmir arasında sıkışmış kalmış ve bir türlü istediği olması gereken gelişimi sağlayamamış, hakkını alamamış bir yer. Büyük bir kasaba gibi. Biz bunu gerçek anlamda bütün Türkiye’nin göz bebeği olan ve doğasıyla, insan kaynağıyla, güzellikleriyle ve sütüyle, hayvancılığıyla, tarımıyla büyük bir büyükşehir haline getireceğiz. ve iddia ediyorum; Eskişehir’den daha güzel bir yer olacak. Burada hakikaten yapılacak çok iş var. Biz Balıkesirimizi kalkındırmak için bir yol haritası çizdik. Bunu da 5T ve 3 Yeni olarak belirledik. Şehrin yeni bir vizyona, yönetime ve yeni bir anlayışa ihtiyacı var. Bunlarla birlikte ‘5T’ dediğimiz yani turizm, taşıma, tarım, tarih ve teknoloji ile birlikte düşünerek ilerlemeyi sağlayacağız. Bu yeni vizyonumuzda ortaya koyacağımız işlerin başında kalkınma geliyor. Kalkınmayı ikiye ayırmak lazım. Bir ekonomik olarak kalkınma, kırsal kalkınma ve en başta da planlama. Yapacağımız işlerin başında şu var; planlama. Balıkesir Planlama Ajansı’nı kuruyoruz. Bunu kurarak 5T’nin ayaklarını planlama ile çizeceğiz. Mesela turizmi çeşitlendireceğiz bu şekilde istihdam artacak. Taşıma ve lojistik merkezi olacağız. Konumumuz tam orta konumda ve bir lojistik üssü olmaya aday.

“MİLLİ MÜCADELE VE KUVA-YI MİLLİYE PARKI’NI HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

Bakıyorum havalimanımız var değil mi? Ama uçağımız yok. Böyle bir şey olabilir mi? Adında fuar olan bir yerimiz var ama fuar yok. Bizim gerçek anlamda bir fuar merkezine ihtiyacımız var. Taşımayı, ulaştırmayı lojistik anlama getirecek bir yol haritasına ihtiyacımız var. Tarım ve hayvancılığın normalde başkenti olmamız lazım. Ama yıllar geçtikçe azalıyor. Azaldığı zaman ne oluyor? Burası sütün memleketi, etin memleketi ama maalesef süt hayvanları mezbaya gidiyor ve bunu mezbaya gönderen, hayvancılıkla uğraşan hemşerilerim de bunları ağlayarak gönderiyor. Çünkü çok büyük emek. Vatandaş tarımı, çiftçiliği terk ediyor. Bir kişi bu işi terk ettiği zaman tekrar bunu yapması zor. Çünkü kolay işler değil. Biz bunu canlandıracağız ve planlamayla desteklerimizi tam ihtiyaca göre tespit edip kendilerine vereceğiz.

Burası tarih, Kuva-yı Milliye’nin baş şehrindesiniz. Balıkesir’desiniz. Milli mücadele ve Kuva-yı Milliye Parkı’nı hayata geçireceğiz. Neden biliyor musunuz? Bu memleket nasıl kuruldu? Nasıl bu aşamalara geldik? Burası nasıl vatan toprağı olarak bize emanet edildi işte bunu evlatlarımıza anlatacağız. Bunun için büyük bir Kuvayı Milliye parkına ihtiyacımız var anlatmak için. Baktığınız zaman istiklal madalyası sahibi bir ailenin torunuyum ben. Dedemin adı Ahmet Akın, ben de Ahmet Akın istiklal madalyası sahibi ancak Balıkesir istiklal madalyasını hak ediyor. Bununla ilgili defalarca önergeler verdim. Ancak şu anda İçişleri komisyonda bekliyor. İşte bunun da en büyük mücadelesini halkımızla birlikte vereceğiz ve köklü tarihimizi Türkiye’ye ve bütün dünyaya tanıtacağız.

“12 MİLYONUN ÜZERİNDE TERK EDİLMİŞ ZEYTİN AĞACIMIZI KONTROL ALTINA ALACAĞIZ. ORADAN GELEN ZEYTİNİN BEREKETİYLE, ZEYTİNYAĞIYLA, ZEYTİN TANESİYLE 6 BİN KARDEŞİME BURS VERECEĞİM”

Balıkesir’i teknolojiyle kalkındıracağız. Balıkesir maalesef gençlerin göç ettiği bir yara haline gelmiş. Ben genç kardeşlerimin göç etmesini değil, burada yerleşip hizmet etmesini istiyorum ve bunun için de mücadele edeceğim gençlerle birlikte. Zaten Türkiye Cumhuriyeti de gençlere emanet edildi. Onları birlikte beraberce başkanlarıyla beraber bir kardeş bir abi ilişkisiyle çok daha yukarı noktaya taşıyacağız. Balıkesirimizi teknolojiyle kalkındıracağız. Mesela dijital ikiz ve yapay zekayla geleceğe taşıyacağız. Bu çok önemli. Şunu söylemek istiyorum; ben Balıkesir’de oyun oynayan, -oyun da oynayacak tabi ama- oynayan değil, oyunu kodlayan bir gençlik meydana gelecek. Burada üreten bir gençlik meydana gelecek. Üretirken teknolojik anlamda aynı zamanda da ülkesine, memleketine, Balıkesir’e hizmet eden ve Balıkesir’de yaşamak isteyen bir gençlik meydana gelecek. Fablab’ı Balıkesir’e getiriyoruz. Biliyorsunuz İstanbul’da ve İzmir’de var. Üçüncü şubesi Balıkesir’de açılacak. Aynı zamanda bu şekilde gençlerin göçü tersine dönecek.

Vizyonu planlamayı gençlerle birlikte tasarlayacağız ve gençler tekno girişimci olacak. Türkiye’de tekno girişimcilik nedir? Balıkesir’de gençlerimizle birlikte hayata geçireceğiz. Şunu da söylemek istiyorum, bizim Balıkesirimiz biliyorsun en iyi zeytinin olduğu yer. 12 milyonun üzerinde zeytin ağacımız var ancak yaklaşık bunun yarısında bakımsız veya ortaklıklardan dolayı gerekli destek verilmemiş, terk edilmiş zeytin ağaçlarımız var. Biz bu zeytin ağaçlarını Büyükşehir Belediyesi olarak kontrol altına alacağız. Gerekli desteği vereceğiz ve bunlardan ürettiğimiz zeytinlerle yani dışarıda kalan artık üretim dışı bırakılmış olan zeytinliklerimizi hayata getireceğiz. ve bu vesileyle oradan gelen o zeytinin bereketiyle, zeytinyağıyla, zeytin tanesiyle 6 bin genç kardeşime burs vereceğim.

“ÜNİVERSİTEYE GİDEN GENÇ KARDEŞLERİMİN YURT SORUNU DİYE BİR ŞEYİ KALMAYACAK”

Üniversiteye giden genç kardeşlerim yol masrafını düşünmeyecek. Orada Büyükşehir Belediyemiz bunları karşılayacak. Yurt sorunu diye bir şey Balıkesirimizde kalmayacak. Bunu üstüne basa basa söylüyorum, iki tane üniversitemiz var ve bu burada olan kardeşlerimizin yurt sorunlarını çözeceğiz.

“BİZİ GELECEĞE TAŞIYACAK ÇOCUKLARIMIZ İÇİN KREŞLER AÇACAĞIZ. ÇOCUK HASTANESİ KURACAĞIZ”

Çocuklarımız da unutmuyoruz. Bizi geleceğe taşıyacak çocuklarımız için kreşler açacağız. Kadınların iş hayatına girmesi, evinin ekonomisine destek vermesi için elimden ne geliyorsa yapacağım. Açık net söyleyeyim, kreş ihtiyacı olan her yerde kreş açılacak. İlk yıl içerisinde minimum yeni 20 kreşi inşa edeceğiz ve çocuk hastanesi kuracağız. Çocuk hastanesine ihtiyacımız var ve biz burada sütün memleketindeyiz. Ancak süt üretimimiz gün geçtikçe düşüyor. Her sabah çocuk çocuklarımıza ihtiyaç sahibi çocuklarımız başta olmak üzere günlük sütü ekiplerimiz evin kapısına bırakacak. Ben evlatlarımı Balıkesirli üreticinin ürettiğini sütle buluşturacağım.

“31 MART SONRASINDA HAYAL ETTİĞİM BİR BALIKESİR VAR. BİZİM VERDİĞİMİZ SÖZLER HAYAL SATMAK DEĞİL, GERÇEKLEŞTİRMEK ÜZERİNE KURULMUŞTUR”

Bakın 31 Mart sonrasında hayal ettiğim bir Balıkesir var. Gerçekten bunu yıllardır yılladır bunun üstüne basa basa söylüyorum 2019 yılında adaydım. O zaman da söylemiştim. Şimdi inşallah Allah’ın izniyle milletimizin taktiriyle bu hayallerimizi gerçekleştireceğiz. Ancak bunlar hayal olmaktan öteye geçmiştir. Hepsi planlanmıştır ve hepsi yapılacaktır. Onu da söyleyeyim. Çünkü bizim verdiğimiz sözler hayal satmak değil, gerçekleştirmek üzerine kurulmuştur. Verdiğimiz sözler, vaatler bizim namus, şeref borcumuzdur. Onun için vaat olsun diye değil, gerçek olsun diye bunu ortaya koyuyoruz. Mesela kasaba değil büyükşehir. Biz kasaba değiliz. Balıkesir cennet gibi bir bölge. İstanbul’un üç misli alanına sahip. Yani 15 bin kilometrekareye sahip bir alanımız var.

Adaletli bir belediye başkanı olmamız lazım. ve adaletli bir belediye başkanı olacağımın sözünün her yerde söylüyorum. Çünkü herkesin hakkının hukukunun korunduğu bir yer olması lazım buranın. Örnek olacak Türkiye’yi bunu göreceksiniz. Ayrımcılık son bulacak. Ayrımcılık 1 milyon 300 bin kişi için son bulacak. Baktığınız zaman sosyal yardımlarda bile bir adaletsizlik var. Yani hak eden hak ettiğini, ihtiyacı olan, ihtiyacını alacak ve bu sosyal yardımlar yapılırken sağ elin verdiğini sol el görmeyecek. Neden? Önce insan diyen bir anlayışa sahibiz. Onun için insan onuru her şeyin üstündedir. Siyaset değil, hizmet ve eser ortaya koyacağız. Şunu net olarak söyleyeyim, Balıkesir Büyükşehir Belediyemizde siyaset değil, hizmet olacak. Orada liyakatli kardeşlerimle, gençlerimle Balıkesirli evlatlarımızla, Balıkesirli insanlarımızla, Balıkesirimizi yöneteceğiz.

“KİŞİLER ÜZERİNDEN SİYASETE SON VERECEĞİZ”

İşçilerimiz var. Balıkesir’de emekçilerimiz var. Gerek taşeron efendim gerekse iyi kadrolu çalışıyor. Bu kardeşlerimiz içlerinden olmayacak alnının teriyle, liyakatle, öz güvenle çalışan ve hakkını veren bütün genç kardeşlerimle evlatlarımızla birlikte çalışacak ve maaşlarında da adalet olacak. Şu anda büyük adaletsizlikler var. Onun da altını çizmek istiyorum. Bakın oy vermeyenler iddia ediyorum, keşke oy verseydim diyecek. Ben her yerde söylüyorum, sizin aracılığınızla da söylüyorum, bütün Balıkesirli hemşerilerimin ayrım yapmadan bütün oylarına talibim. Çünkü ben yapacağım belediye başkanlığımda adaletli olacağım ve kimseyi ayırmayacağım. Balıkesir belediyesinde siyasete de izin vermeyeceğim. Orası hizmet yeri olacak ve milletimizin ayağına giderek her türlü hizmeti göstereceğiz. Hesap veren, şeffaf ve büyüdükçe küçülen bir anlayışı Balıkesirimizde inşa edeceğiz. Büyüdükçe küçülmek bir erdemdir.

Halka çıkacağız diye her yerde afişler yaptırdım. Neden? Halka çıkmamız gerekir. Ben yıllardır bütün siyaset hayatım boyunca halka çıkmaya mücadele ettim. Çünkü biz halkız, halka inmek diye bir söylem var. Ne demek o yani estağfurullah halka inmek ne demek? Bizler halka çıkıyoruz, halkımızla iç içeyiz, yan yanayız, kol kolayız ve birlikte mücadele edeceğiz. Kişiler üzerinden siyasete son vereceğiz. Kişilerin değil, ortak kolektif aklın önde olduğu bir Balıkesir’i göreceksiniz.

“10 NUMARA KARTI GETİRİYORUZ”

10 numara kartı getiriyoruz Balıkesir’e. 10 numara kart nedir biliyor musunuz? 10 numara kartla emeklilerimize maddi yardım yapacağız kış aylarında yakacak yardımı yapacağız. Aynı zamanda her ay ihtiyaç sahiplerimize sosyal yardımlar yapacağız. Bunları 10 numara kart adı altında gerçekleştireceğiz.

Bütün ayrımcılıkların son bulacağını söyledim. Ben Balıkesir’de siyasetime Balıkesir benim ailem diyerek başladım. Onun için Balıkesir ailesinin bir evladı olarak annelerimin, babalarımın, kardeşlerimle onların evladı gibi, abileri, kardeşleri gibi çalışmaya devam edeceğim.

“BALIKESİR’İN GELMİŞ GEÇMİŞ EN ÇALIŞKAN BELEDİYE BAŞKANI OLACAĞIM”

Hiçbir kimseye ‘Hangi partindensin?’ diye sormadım. Tek sorum şu oldu: ‘Size nasıl yardımcı olabilirim?’ Çünkü biz Kuva-yı Milliye’nin evlatlarıyız. Kuva-yı Milliye demek milli birlik beraberlik demektir. Bu milli ve beraberlikte bizler ayrımcılık yapamayız, herkesi kucaklarız. İddia ediyorum. Büyük bir özveriyle, büyük bir özgüvenle söylemek istiyorum. Balıkesir’in gelmiş geçmiş en çalışkan belediye başkanı olacağım. Aynı zamanda hiç kusura bakmasınlar. Bundan sonra Türkiye’de Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin adaletli hizmetleri ve vatandaşlara yakınlığı konuşulacak. Bunu bütün Türkiye’mize ispat edeceğiz. Balıkesir, hakkını alacak. Süt üreticimiz sütünü dökmeyecek.

Merkezde olan imkanların köylerimizde, yeni ismiyle mahallelerimizde var olması lazım. Bunun var olması için hizmetlerin gitmesi lazım. Şu an kırsal mahallelerimizde maalesef elektriklerimiz bile doğru düzgün yok. Yolumuz yok doğru dürüst. Ulaşım konusunda büyük sıkıntılarımız var. Topraklarımız ekilmiyor. Topraklar ekilecek. Satamadıkları ürünleri biz Büyükşehir Belediyesi olarak satın alacağız. Toprakta ürün kalmayacak.

Köy pazarlarında benim annelerimin, babalarımın emeklerle ürettiği bütün ürünler, satamadığı ürünleri satın alacak Büyükşehir Belediyemiz olacak. Çünkü bizim zaten sosyal yardımlarımız var. Bizim aşevlerimiz daha da çok artacak. Biz Balıkesirlilerin ürettiği ürünleri kullanacağız. Balıkesir menşeili ürünlerimizi kullanacağız. 10 Numara Kart’ta da kendi esnafımızdan, kendi bölgemizden yapacağımız ticarette geçerli olacak.

“42 BİN İŞSİZİMİZ VAR. KARİYER VE İSTİHDAM OFİSLERİ KURARAK, O KARDEŞLERİMİ İŞ SAHİBİ YAPACAĞIM”

Toprağından bereket saçan, altın sarısı o güzel zeytinyağının ve zeytincinin kazandığı, sütü ve etiyle Türkiye’yi doyuran, üreticisini zenginleştiren, kalkındıran ve etiyle de insanlarımıza büyük bir keyif veren Balıkesir’i Türkiye’nin bir numaralı markası yapıp, kalkınan Balıkesir’i inşa edeceğiz. Bunu inşa ederken Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde yapılan bütün ihaleler şeffaf olacak, açık olacak, net olacak. İsrafa son vereceğiz. Arttırdığımız her kuruşu milletimize, evlatlarımıza, hemşerilerimize ve tarımımıza harcayacağız. Bizim etimiz Türkiye’de markadır. Ama marka demekle marka olunmuyor. Sürdürülebilir olması lazım. Bizim sütümüz markadır. Ama süt sağmakla bizim üreticimiz kazanamıyor. Onun için Et Entegre tesisi kuracağız. Süt tozu tesisi yapılmaya çalışılıyor birliklerle birlikte. Bu birliklerin bütün altyapısını sağlayacağız. Büyükbaş Organize Sanayi, Küçükbaş Organize Sanayi ve bizim en büyük gücümüz olan Tarıma Dayalı Sanayi ile alakalı Türkiye’de büyük bir atak yapacağız. 42 bin işsizimiz var. Kariyer ve İstihdam Ofisleri kurarak, o kardeşlerimi iş sahibi yapacağım. En büyük kötülükler işsizlikle geliyor. Onun için işsizlik, en büyük kötülüklerin anasıdır. İşsizlik olan bir evde huzur olmaz. Benim en büyük vaatlerimden bir tanesi de Balıkesir’e huzur gelecek.

“YAŞAM KÖYÜ PROJEMİZ VAR”

Balıkesir’de gençlik mutlu olacak. Engelliler, zor durumda olan insanlar, yaşlılarımız, yaş almışlarımız mücadele edecek. Yaşam Köyü projemiz var. Bakıma muhtaç olan kişilerimiz, evlatlarımız, büyüklerimiz, alzheimer hastalarımız, ihtiyaç sahibi kardeşlerimizi ve bunlara bakmakla hükümlü olan anneler, babalar, gençleri rahatlatmak için o engelleri kardeşlerimizi, alzheimer hastalarımızı Ahmet Akın kardeşlerine, evlatlarına emanet edecekler. Sabah onları evinden alacağım, akşam evlerine bırakacağım. Bırakırken yemek ve bütün ihtiyaçlarını kendileriyle birlikte teslim edeceğiz.

“BALIKESİR MOLASI PROJEMİZLE KADINLAR EV İŞLERİNİ, EMEKLERİNİ KOOPERATİFLER MODELİYLE ÜRETECEK”

İstiyorum ki kadınlar evdeki ev işlerini, emeklerini kooperatifler modeliyle üretsinler. Biz alalım, biz satalım. Balıkesir Molası adı altında projemiz var. Balıkesir’de üretilen el oyaları, iğne oyaları, el emekleri, kendi evlerinde ürettikleri o göz nuru olan imkanları veya etimizi, sütümüzden Balıkesir markasıyla üreteceğimiz birçok çeşit peynirimizi Balıkesir Molası adı altında kuracağımız tesislerde tanıtacağız, göstereceğiz, tattıracağız. Balıkesirli süt üreticimiz, et üreticimiz kalkınacak, kazanacak.

Tarım kalkınmadan kalkındıramayız. Köylüyü, milletin efendisi nasıl yapılır? Balıkesir’de ben bunu bütün Türkiye’ye göstereceğim. İnşallah bunların hepsini çok kısa bir sürede gerçekleştireceğiz. Yani o kadar çok projemiz var. Bakarsanız taşıma ulaşım yani merkezimizde trafik kitleniyor. Neden plansız, programsız bir ulaştırma, taşıma yol haritası var. Bunları da değiştiriyoruz.

“TEMATİK PARKLAR YAPIYORUZ. SÜT NASIL ÜRETİLİR, HAYVANCILIK NASIL YAPILIYOR KÜÇÜK EVLATLARIMIZA GÖSTERECEĞİZ”

Müthiş bir doğamız var. Doğa sporlarını, Kapıdağ Yarımadamız var. İnsanların nefes alması için, bütün Türkiye’nin nefes alması için İstanbul’dan, İzmir’den, Ankara’dan Türkiye’nin her noktasından insanlar buraya gelecek. Tematik parklar yapıyoruz iki tane. Tematik parklarda süt nasıl üretebiliriz? Hayvancılık nasıl yapılıyor? Bu nasıl bir büyük bir emektir? Küçük evlatlarımıza, çocuklarımıza bunu özendirmek için, beyinlerinde o peyniri yerken bunu nasıl yapıldığını öğrenmeleri için ve bu işten zevk duyup, keyif alıp özenmeleri için küçük minyatür dünya misali bir sistemle öğreteceğiz, göstereceğiz. ve bunları yaparken de anneleri dinlendireceğiz. Balıkesirimizde sosyal yaşam alanları yeteri kadar yok. Bunları inşa etmemiz lazım. Şunu istiyorum, gençlerimiz kendi memleketimde kalsın, genç göçü dursun, tam tersine göç olsun, Balıkesir’e hizmet etsinler, sanayimiz büyüyecek, tarımımız büyüyecek, halkına büyüyen ve adaletle bütün yardımlardan tutun, da imar konularından tutun da şeffaf olan bir Balıkesir’i inşallah birlikte inşa edeceğiz.

“GEÇEN SEFERDE YARIM KALAN SEVDAMI, AŞKIMI, HASRETİMİ ÖNÜMÜZDEKİ 31 MART SEÇİMİNDE BİRLİKTE TAMAMLAYACAĞIZ”

Balıkesir’de nereye gitseniz, kiminle konuşsanız her mahallesinde, her ilçesinde şunu söylerler; Balıkesir halkına en yakın, bize en yakın Ahmet Akın derler. İşte ben onlara en yakınım. Onların evlatlarıyım ve onların her zaman yanındayım. 2019 yılında adaydım büyük bir mücadeleyle sevgiyle, coşkuyla beni vatandaşlarım bağrına bastı. O süreçte adaylığım biliyorsunuz, Millet İttifakı sürecinde İyi Parti’ye verildi. O süreçte büyük bir üzüntü yaşandı. İnşallah geçen seferde yarım kalan sevdamı, yarım kalan aşkımı, yarım kalan hasretimi ve Balıkesirli hemşerimin o güzel duygularını ve dualarını inşallah önümüzdeki 31 Mart seçiminde birlikte tamamlayacağız. Kaybedeni olmayan kazanan bir Balıkesir’i Kuva-yı Milliye’nin başşehrine yakışır bir anlayışla adaletli bir şekilde yönetip, herkesin yüzünün güldüğü bir Balıkesir’i inşa edeceğiz.

]]>
https://www.haber60.com.tr/chpli-ahmet-akin-terk-edilmis-agaclarimizdan-gelen-zeytinin-bereketiyle-6-bin-kardesime-burs-verecegim/feed/ 0
İstanbul’da Psikologluk Yapan Şeyda Nur Boybeyi, Çiftlik Hayatına Yöneldi https://www.haber60.com.tr/istanbulda-psikologluk-yapan-seyda-nur-boybeyi-ciftlik-hayatina-yoneldi/ https://www.haber60.com.tr/istanbulda-psikologluk-yapan-seyda-nur-boybeyi-ciftlik-hayatina-yoneldi/#respond Thu, 11 Jan 2024 21:21:40 +0000 https://www.haber60.com.tr/?p=3119 İstanbul’da uzun yıllar psikologluk kariyerini sürdüren Şeyda Nur Boybeyi, mega kentin yoğunluğundan sıkılıp mesleğinden vazgeçerek babasının Balıkesir’in Burhaniye ilçesindeki çiftliğini süt hayvancılığı işletmesine dönüştürdü.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünden 2000 yılında mezun olan 45 yaşındaki Boybeyi, okullarda ve hastanelerde bireysel psikologluk yapmaya başladı.

Kliniğini 2008’de açan, bazı gazetelerdeki köşe yazılarının yanı sıra bir kitap kaleme alan Boybeyi, 2020’den itibaren karavan hayatını tercih etti.

İstanbul’un kalabalığı ve yoğunluğundan sıkılan Boybeyi, babasının Burhaniye ilçesi kırsal Çoruk Mahallesi’nde hobi amaçlı kurduğu 16 dönüm alandaki çiftliği işletmeye çevirdi ve 1,5 yıl önce buraya yerleşti.

Arkadaşından ilham alan ve onu yalnız bırakmayan spor okulu mezunu Elif Bahar Bekiroğlu (35) da eşi ve çocuğuyla 8 ay önce Boybeyi’nin yanına geldi.

Çiftlikte 90 büyükbaş hayvanı bulunan iki arkadaş, hayvanların beslenmesinden çiftliğin temizliğine birçok işle ilgileniyor, sağdıkları sütü ilçe merkezine götürüp megafonla sokaklarda anonslar yaparak satıyor.

“Prenses gibi yaşardım”

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Laborant ve Veteriner Sağlık ön lisans programında eğitimine devam eden Şeyda Nur Boybeyi, AA muhabirine, kendisine göre Burhaniye’nin Türkiye’nin en güzel yeri olduğunu söyledi.

Çiftlik hayatından çok memnun olduğunu belirten Boybeyi, “Çok doğal, üretken bir hayatımız oldu. Şu anda kendi potansiyelimi daha çok ortaya çıkarttığım bir hayatın içindeyim. İstanbul’da çok kaosun içinde yaşıyormuşum. Mesleki olarak çok güzel şeyler yaptım, çok fazla insana ulaştım. Bununla ilgili de çok mutluyum ama hayatımın o dönemi bitti ve kendimi yeniden doğmuş hissediyorum.” dedi.

Boybeyi, İstanbul’dayken yardımcısıyla yaşadığını, evinde günlük işleri kendisinin yapmadığını dile getirdi.

Hayatında çok farklı bir pencere açtığını vurgulayan Boybeyi, şöyle konuştu:

“Daha prenses gibi yaşardım, karavan hayatıyla minimalize olmayı öğrendim ve buraya geldikten sonra da insanın üretken olmasının önemini öğrendim. Bu insana büyük bir yaratıcılık katıyor, iç potansiyelini daha fazla görmesini sağlıyor. Yoğurdumu, turşumu, peynirimi her şeyimi kendim yapıyorum; bu çok büyük bir keyif. Burada uyandığım her sabah şükrediyorum, buradaki hayvanlar, toprak ve havası da şükür sebebim. İstanbul’un çok kaotik bir enerjisi var, burası daha izole bir bölge, onun için burada uyanmak bana daha sağlıklı hissettiriyor.”

“İstanbul’da uyandığımda genelde korna sesi duyuyordum”

Elif Bahar Bekiroğlu da İstanbul’da spor salonu işletmeciliği yaptığını aktardı.

Hem büyük şehir yoğunluğu hem de deprem riski nedeniyle arkadaşının yanına gelmeye karar verdiğini, işin çoğunlukla süt satışı bölümüyle ilgilendiğini ifade eden Bekiroğlu, yeni yaşantısında çok mutluğu olduğunu anlattı.

Haftada 300-350 litre süt sattıklarını söyleyen Bekiroğlu, şunları kaydetti:

“Sabah mutlu kalkıyorum çünkü İstanbul’da metroya bindiğinizde kimse nötr değil herkes ekstra öfkeli, sinirli ve mutsuz. Burada kalktığımda kuş sesi duyabiliyorum, orada uyandığımda genelde korna sesi duyuyordum. Oranın kaosunun beni çok yorduğunu düşünüyorum. Bir de çocuğun gelişimi için metropolü çok doğru bulmuyorum. Çocuğumun burada daha özgür olacağını düşünüyorum. Haftada 3 gün süt satışına çıkıyoruz, sokaklarda bağıra çağıra sütümüzü satıyoruz. Zaten bir süre sonra müşteri kitlemiz de oluştu, artık telefonla arayıp sipariş veriyorlar.”

]]>
https://www.haber60.com.tr/istanbulda-psikologluk-yapan-seyda-nur-boybeyi-ciftlik-hayatina-yoneldi/feed/ 0