Urfa’nın Suruç ilçesinde 2015 yılında İŞİD’in bombalı intihar saldırısı sonucu 33 kişinin hayatını kaybettiği olayın 9’uncu yılında İzmir’de anma programı düzenlendi. Konak ilçesi Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde Gençlik Örgütleri tarafından gerçekleştirilen programda, saldırıda yaşamını yitiren 33 kişi anıldı. Grup basın açıklamasının ardından yürüyüş yaparak hayatını kaybedenler anısına denize karanfil bıraktı.
Anma programında konuşan ve Suruç’taki saldırıdan yaralı kurtulan Koray Türkay, şunları söyledi:
“9 yıldır Suruç katliamını unutturmamak için mücadeleyi hep birlikte sürdürmenin umudu ve gururuyla buradayız. Bugün daha önceki yıllarda gerçekleştirdiğimiz anmalara yapılan saldırılar gibi bugün de Ankara’da arkadaşlarımız işkenceyle gözaltına alındılar. Birçok defa Suruç katliamı anmasına devletin işkenceyle saldırılarına şahitlik ediyoruz. Bunun bir anlamı var; çok iyi biliyoruz. Biz bu katliamın mağdurları olarak bu katliamın tanıkları olarak o günden bugüne saray rejiminin bu katliamda nasıl aktif rol aldığını iyi biliyoruz. Ama toplumun büyük kesimi maalesef 7 Haziran, 1 Kasım 2015 tarihleri arasındaki bu süreçte yaşananları hatırlamıyor ve devletin özel, sistematik politikalarıyla unutturuluyor. Ama yılmadan usanmadan Suruç ve Ankara Gar katliamlarının nasıl gerçekleştirildiğini meydanlarda anlatmak boynumuzun borcu. Devlet neden anmalara saldırıyor? Çünkü bu katliamların örgütlenmesi, planlanması ve İŞİD’e vermiş olduğu desteğin açığa çıkmasının toplum tarafından görülmesini, bilinmesini engellemek istiyor.”
“Bir gün hesaplaşacağımızı biliyoruz”
Türkay, şöyle devam etti: “7 Haziran, 1 Kasım arasında iktidarın iktidarını kaybetmesi üzerine ortaya koyduğu bir senaryo, katliam senaryosudur. Peki bize bütün bu katliam sürecinin haberini ilk veren kimdi? Şu sözü hatırlıyor muyuz? Meydan meydan ‘Dört yüz sandalyeyi verin, bu iş huzur içinde çözülsün’ diyen kimdi arkadaşlar? Bu sözü, bu katliam sürecini ortaya ilk olarak haber veren sarayda Recep Tayyip Erdoğan’dı. Dolayısıyla biz bugün 20 Temmuz Suruç katliamının adalet arayıcıları olarak bu katliamda parmağı olan herkesle bir gün hesaplaşacağımızı biliyoruz, bu hakikat çerçevesinde bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Değil 9 yıl 90 yıl geçse de kimse 7 Haziran, 1 Kasım 2015 arasındaki sürecin halının altına süpürülmesine neden olamayacak. Çünkü hakikat için, adalet için mücadele edenler var.”
“Biz kazanacağız”
DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk ise “Suruç katliamı, faili belli, geleceği belli bir katliamdı. Yargılama sürecinde fail de ortadan kaybedildi, adalet de yok edildi. Bizim burada yürüttüğümüz mücadele yıllardır şunun içindir; biz katliamlarınıza boyun eğmiyoruz, korkmuyoruz, sokaklardan çekilmiyoruz. Halkların kardeşliği için, halkların barışı için, eşitliği için, adalet ve özgürlük için, mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizler sizin savaş politikanızla üzerini örttüğünüz bütün suçların peşinden gitmeye devam edeceğiz. Sizlerin savaş politikanızla yürüttüğünüz sömürgeciliğin peşinden gitmeye ve ortadan kaldırmak için mücadele etmeye devam edeceğiz. Suruç’ta ölümsüzleşen, ölümsüzleşen 33 diş yolcusunu saygıyla anıyorum. ve şunu hatırlatmak istiyorum. Biz onlara ‘düş yolcusu’ diyoruz diye kimse hayalperest sanmasın onları. Onların düşleri gerçeğe güçlü ilmeklerle bağlıydı. Onların düşleri geleceğe güçlü ilmeklerle bağlıydı. Onların düşleri halkların, işçi sınıfının, kadınların, LGBT artıların, onların düşleri bugün intihardan başka yol bırakılmayan gençlerin geleceğiydi. Bu düşleri yaşatacağız. Bu düşleri gerçekleştireceğiz. Hiçbir şekilde de bunu engelleyemeyecekler. Biz kazanacağız” diye konuştu.
“İŞİD çetelerinin bombalı saldırısına uğradılar”
Selman Yağmahan, tarafından okunan basın açıklamasında ise şu ifadelere yer verildi:
“Tam 9 yıl önce katledilen yoldaşlarımız için 33’lerin anısına ‘Suruç için hesap sormaya’ diyerek Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde buluştuk. Onlar yıkılmış bir kenti onarmak için ‘beraber savunduk, beraber inşa edeceğiz’ diyerek Kobani inşa kampanyasına katılmıştı. Amaçları iç savaşın yıprattığı bu kente bir yardım eli götürmek, onlara umut olmaktı. Bu amaçla buluştukları Urfa’nın Suruç ilçesinde barbar İŞİD çetelerinin bombalı saldırısına uğradılar. Biz bu basın açıklamasını yaparken etrafımızda dikilen onlarca polis o gün basın açıklamasında yaşanan patlama anına kadar nasıl oluyorsa hiçbir yerde yoktu. Sonrasında ise yaralılara yardım etmek isteyen halka engel olmak için çıkışlar zırhlı araçlarla kapandı. ve içeriye yardım gitmesi engellenerek bir insanlık suçu işlendi. Halkın bulduğu İŞİD üyesi ise bizlerin çabasıyla yakalanıp karakola götürüldükten sonra sakalları kesilerek arka kapıdan kaçırıldı. Bugünlerde ne zaman bir kadın taciz edilse ne zaman onlarla aynı düşünmeyen birisi katledilse suçluyu koruyan faşizm o günde İŞİD üyesini korumaya çalıştı. Her şey aslında bu kadar netken dönemin Başbakanı Davutoğlu Suruç ve 10 Ekim katliamını kapsayacak tarih aralığını verip ‘o tarihlerde olanları anlatırsam kimse yerinde oturamaz’ dedi. Görüyorsunuz ki sermaye kendi arasındaki hesaplaşması için katledilen insanları koz olarak kullandı ve açıkça IŞİD ile suç ortağı olduklarını itiraf etti.
“Suruç için adalet, herkes için adalet”
Zaten biz her Suruç’ta katledilenleri anmak istediğimizde karşımıza diktikleri baskı mekanizmalarının başka bir açıklaması olamazdı. Bugünlerde kanlı yasayı uygulamaya koymak isteyen AKP, MHP iktidarı sanki Suruç’ta 33 yoldaşımızı katletmemiş gibi sanki 10 Ekim’e giden kanun süreci elleriyle ölmemiş gibi sanki kadınların sokakta rahat gezememesinin, Ensar Vakfı’ndaki çocuk istismarlarının suçlusu değilmiş gibi bizim canımızı önemsediğini söyleyerek sokak köpeklerini katletmeye çalışıyor. Siz bizi önemseydiniz önce asansörlerin bakımını yaptırırdınız, kurye intiharlarının önüne geçerdiniz, çalışma koşullarını iyileştirir, İliç’teki katliamın önüne geçerdiniz. Son olarak 33 düş yolcusunun katliamında İŞİD ile el ele verip şimdi de karşımıza dikilmezdiniz. Siz bunların hiçbirini yapmadığınız gibi katliam politikalarınıza bir yenisini ekleyerek bu sefer gözlerinize sokak hayvanlarına diktiniz. Şunu çok iyi bilmelisiniz ki ölümüne sebep olduğunuz her bir canlı için sizden hesap soracağız. Bizler failleri failler kendilerini çok iyi biliyor. Onlarla mahkeme salonlarında karşılaşıyoruz. Onlarla eylem alanlarında karşılaşıyoruz. Onlarla ne zaman iyilik adına karanlığı aydınlatmak istesek işte o zaman karşılaşıyoruz. Nasıl senelerdir yılmadıysak, katliamın 9’uncu yılında da ‘Suruç için adalet, herkes için adalet’ diyoruz. 33’lerin mücadelesi mücadelemize ışık tutuyor.”
]]>(ANKARA) – Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerine 20 Temmuz 2015’te IŞİD tarafından bombalı saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda çoğunluğu gençlerden oluşan 33 kişi hayatını kaybetti. Patlamanın üzerinden geçen dokuz yıl boyunca aileler acılarını birbiriyle paylaştı, adalet aramaktan vazgeçmedi. Suruç katliamında eşi Ferdane ve oğlu Nartan’ı kaybeden Metin Kılıç, eşi Cemil Yıldız’ı kaybeden Sultan Yıldız ve babası İsmet Şeker’i kaybeden Dilek Şeker saldırının üzerinden geçen 9 yılı ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
Saldırının üzerinden geçen dokuz yılda, ailerin adalet arayışı devam ediyor. Suruç kaliamında eşi Ferdane Kılıç ve oğlu Nartan Kılıç’ı kaybeden Metin Kılıç, şöyle konuştu:
“Suruç katliamının üzerinden 9 yıl geçti. Bu 9 yılda yaşadıklarımızı birkaç cümle ile anlatmak pek mümkün olmayabilir. Yaşadıklarımızı kısaca şöyle anlatayım ailemizin yarısını suruç katliamında yitirdik. dört kişlik bir ailenin ikisinin orada kaybettik. 9 yıldır yaşadığımız her sevinç yarım kaldı. Kızımız üniversiteyi bitirdi annesi ve abisi göremedi. Evlendi abisi, annesi göremedi. Şimdi bir bebeği olacak onu da göremeyecekler ama tüm bu zorluklara rağmen hayata tutunmaya ve birbirimize destek olmaya çalışıyoruz. Tüm bu acıları yaşamış aileler olarak birbirimize yaslanarak birbirimizden güç alarak bugünlere geldik.
“İçimizi kanatmak istercesine bilyeler paketlenmiş bize gönderilmiş”
Suruç katliamının ardından açılan davada maalesef adaletin kırıntısını bulamadık bundan sonra da ciddi bir gelişmenin olamayacağını tahmin edebiliyorsunuz. Dava açıldığı günden itibaren ciddiyetsiz bir iddianame ile yola çıkılmış, yeterli araştırmalar yapılmamış, mahkeme sürecinde avukatlarımızın hiçbir talebi karşılık bulmamıştır. Biz ailelerin de talepleri ve istekleri maalesef hep red cevabıyla karşılaşmıştır. İddianamenin hazırlandığı ilk günlerde iddianame ile gelen adli tıp raporları vardı. Adli tıp raporlarının ilk birkaç sayfasını okuduktan sonra okumayı kestim. Ciddiyesiz, özensiz hazırlanmış gerçekleri yansıtmayan rapordu. Birkaç yıl sonra eşimin ve oğlumun üzerinden çıkan eşyalar bana ulaştı. Bu eşyaların bir kısmını gördükten sonra tekrar kapattım. Dokuzuncu yılda halen dokunamadım. Bize gönderilen adli tıp raporunda üzerinden çıkan kişisel eşyaların yanında, üzerinden bilyelerin çıktığı iddia ediliyordu fakat ben her ikisinin de cenazesi yıkanırken yanlarına girdim. Üzerlerinde hiç yara izi yoktu. Ferdane’nin sadece yüzünde bir çizik ve otopsi dikiş izi vardı. Nartan’ın da aynı şekilde. Fakat sanki içimizi kanatmak istercesine her ikisi için de ayrıca bilyeler paketlenmiş bize gönderilmiş.”
Adalet mücadelesi yürüten tüm kesimlerle ortak bir mücadele verdiklerini vurgulan Kılıç, şunları dile getirdi:
“Adalet mücadelesi yürüten ailelerle dayanışmayı büyütmeye çalıştık”
“Bu 9 yıl içerisinde yalnızca Suruç Aileleri ile değil, adalet mücadelesi yürüten Ankara Gar Katliamı’nda, Çorlu tren kazası katliamında yakınlarını yitiren ailelerle de bir araya gelerek dayanışmayı büyütmeye çalıştık. Adalet mücadelesi yürüten tüm kesimlerle mücadelemizi ortaklaştırmak ve sesimizi daha gür sesle duyurmak istedik. Bunun da halen mücadelesini sürdürmekteyiz. Yalnızca bu çerçeveye sıkıştırılacak bir mücadele olmadığını anladım bu süre zarfında. Bunu yaşayarak anladık. Adalet mücadelesinin yalnızca mahkeme salonlarından ibaret olmadığını aynı zamanda demokrasi ve insan hakları mücadelesinin de kapsadığının bilincinde olarak tüm bu mücadeleyi yürütenlerle ortaklaşmak, onlarla mücadeleyi büyütmek temel hedefimizdi. Halen gücümüz oranında tüm toplum kesimleriyle ortaklaşmaya çalışıyoruz.”
“Dokuz yıldır adalet arıyoruz”
İnşaat işçisi İsmet Şeker’in kızı Dilek Şeker, dokuz yıldır zorlu süreçlerden geçmelerine rağmen adalet arayışlarına devam ettiklerini vurgulayarak, şunları söyledi:
“Bu sene dokuzuncu yıla giriyoruz. Dokuz yıldır adalet arıyoruz. Adalet aramak böyle buradan konuşuyor gibi çok da kolay değil. Çok zorlu süreçlerden de geçtik. Çok kolay süreçlerden geçtik diyemeyeceğim ama adaleti her türlü her şekilde arayanlardanız. Gerek burada, gerek Urfa’da, gerek adliye kapılarında. Bu sene de tekrar mezar başlarında, tekrar adliye kapılarında, gerek sokaklarda, gerek her yerde bu çığlıklarımız çıkacak. Çünkü Suruç katliamı çok büyük bir katliamdı. Neden Suruç diyeceksiniz, neden Suruç’a gittiler diyeceksiniz. Çünkü izin verilmiş, güvenlikleri alınmış, ‘ben sizi korurum’ denilmiş izin verilmiş. 300’e yakın insanın bir araya geldiği, çoğunun genç, çoğunun üniversite öğrencisi olduğu, gençlerin bir araya geldiği, oyuncaklarla, kitaplarla yola çıkmışlardı.
“Yardım eden insanlara bombayla saldırdılar”
Benim babamlar da onlardan biriydi. Benim babam inşaat işçisiydi. İnşaat ustasıydı. Oraya gidip Kobani’ye gidip bir yıkık bir hastane, yıkık bir parkı, belki bir sağlık ocağını tadilat yaparım diyordu. Çünkü o zamanlar yardımlaşma vardı. Nasıl ki bugün de düşene yardım ediyorsak o zaman böyleydi. Çünkü biz öyle gördük. Yardım eden insanlara bombayla saldırdılar. Çok ağır çünkü iki karakolun ortasında bir Amara Kültür Merkezi var. Ben çantamı bile yere koyamazken, bombacı o iki karakolun ortasında gezmiş. Güvenlik güçleri neredeydi? Orada benim babam yerde yaralı yatarken neden gaz sıktılar? Belki de şu anda yaşıyordu. Belki sakattı belki değildi. O an yardım etme varken neden gaz sıktılar. Ben dokuz yıldır bunun da hesabını soruyorum. Bunun da takipçisiyim. Bunun için de adalet arıyorum. Bir de ben Davutoğlu’na tekrar ama tekrar sesleniyorum, ‘ben konuşursam yer yerinden oynar’ kelimesinin arkasında ne var. O konuşursa ne oluyor? Babamın katili aslında biliyor da gizleniyor mu? Dokuz yıldır adliyelerde de mahkemelerde de Suruç Mahkemelerinde de gerek röportajlarımızda da ben bunu söylüyorum. Benim babamı kim öldürdü? Sen konuşursan mı katil ortaya çıkacak?”
“Mahkemelerde bize bakıp bakıp gülüyorlardı”
Patlamada hayatını kaybeden 60 yaşındaki Cemil Yıldız’ın eşi Sultan Yıldız dokuz yıldır hiçbir taleplerinin gerçekleşmediğini vurguladı. Dava sürecinde mağdur ailelerin yargılandığını belirten Yıldız, şöyle konuştu:
“20 Temmuz’dan bu yana dokuz yıl doldurdu. Hiçbir şekilde hiçbir talebimiz gerçekleşmedi. Onun yanı sıra ailelerimizi, ailelerin çocuklarını, mahkemelere verdiler yargıladılar, tutukladılar. Böyle bir süreç yaşadık. Ben hastayım, bir sürü insan hastalandı. Yani üzüntüden, hiçbir yere varamadıklarından dolayı hastalandılar. Şimdi bu ülkede zaten adalet yok. Bak bir sürü katliam yapılmış, adalet yok. Her gün biri ölüyor, tutukluyor bırakıyor. Biz bu ülkede bu insanlardan adalet beklemiyoruz. Ama elimizden geldiği kadar biz yaşadığımız müddetçe bunları yaşatmaya çalışacağız. Yani Adalet yerini bulsun. Bu insanlar niye, neden öldürüldü? O gün o insanlar katledilirken, sizin polisleriniz neredeydi? Bomba patlıyor, bütün kameralar kapanıyor, kameraların kayıtları siliniyor. Açıkça bir katliamdı. Şunu hiçbir zaman bu devlet de unutmasın, gelecek devlet de unutmasın. Biz hem elimiz öbür dünyada onların yakasında olacak. Ben hastayım, üzüntüden hastalandım. Suruç adalet bekliyor. Suruç adalet mücadelesi sürdürüyor. Biz yapamasak da sürdürenler var, devam ettirenler var. Bunu unutmasınlar. Eşimi kaybettim ben orada. Altmış yaşındaydım, o da altmış yaşındaydı. Mahkemelerde bize bakıp bakıp gülüyorlardı. Ne diyeyim ya? O kadar çirkin şeyler var ki. Sonra biz anıt yaptırdık, anıtı bırakmadılar oraya. Ama Suruç’ta ne kadar polis varsa başımıza toplanıyor, o gün neredeydiler? O gün niye toplanmadılar oraya? Böyle kara bir gün, bizim için bir kara gün.”
]]>Daha önce ismi sık sık terör olaylarıyla anılan Şanlıurfa’nın Suruç ilçesi, kayyumlarla büyük değişim yaşadı. Kaymakamlıkla birlikte belediye yönetimini de eline alan kayyumlar, ilçenin sorunlarını büyük oranda çözdü. Yol, su, altyapı, üst yapı gibi birçok sorunu ortadan kaldıran kayyumlar, pek çok sosyal aktiviteye de imza attı. Yeni spor kollarının gelişmesi için alanlar oluşturulurken, vatandaşlar için de sosyal hayat geliştirildi. Birçok gençlik merkezi, park, oyun alanı, kafe açılan Suruç’ta çeşitli konserler ile fuarlar da gerçekleştirildi. İlçede ilk defa 2023 yılında bir kitap fuarı açıldı. Geçen yıl düzenlenen festivallerle de birçok ünlü sanatçı halkla buluşarak konserler verdi. Konser ve fuarlara on binlerce vatandaş katıldı. En son geçen hafta Muay Thai Bölge Şampiyonası’nın düzenlediği ilçede bu yaz ise Hokey Türkiye Şampiyonası’nın düzenlenmesi planlanıyor.
“Önceliğimiz gençlerimizin dağa gitmesini engellemek”
İlçede yaşanan büyük değişime değinen Suruç Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili İbrahim Güneş, Suruç isminin artık terörle değil spor ile sosyal etkinliklerle anıldığını belirtti. İlçede terörün tamamen bittiğini söyleyen Güneş, “Tabi bizim burada önceliğimiz spor. Çünkü bizim temel hedefimiz gençlerimizin dağa gitmesini engellemek. Bunu da büyük oranda başardık. Sporun her dalında faaliyet yürütmeye çalışıyoruz. Hem belediye olarak hem kaymakamlık olarak hem de diğer ilgili kamu kurumları olarak sporu ve sporcuyu, özellikle de gençlerimizi spor faaliyetleri alanında ciddi bir şekilde destekliyoruz. Tabii burada temel hedefimiz şu; gençlerimiz artık sporla, sanatla, bilimle ve eğitimle ilgilensinler. Artık biz buranın terörle anılmasını, gençlerimizin terörize edilmesini, gençlerimiz üzerinden terör faaliyetlerinin yürütülmesini engellemek istiyoruz. Bunu da yüzde 100 başarmış durumdayız diyebilirim. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. Biz de hem belediye olarak, hem kaymakamlık olarak gençlerimizin bu faaliyetlerinin artırılmasıyla ilgili çok ciddi yatırımlar yaptık. Tabi Cumhurbaşkanımızın ve bakanlıklarımızın çok büyük katkıları ve destekleriyle bunu başarıyoruz. Şu an Türkiye’de belki de şampiyonaya uygun olan 10 sahadan biri olan çim hokey sahasını bitirdik. Allah nasip ederse haziran ayında da Türkiye Şampiyonası burada yapılacak. Öte yandan bir tane gençlik merkezimiz vardı, şu an sayısını ikiye çıkardık. Aligör diye bahsedilen 11 Nisan Mahallesi’nde bir tane gençlik merkezini daha yaptık yüzde 85-90 seviyesinde. Allah nasip ederse mayıs – haziran ayı gibi onu da hizmete açmış olacağız. Öte yandan futbol takımlarımızla ilgili, gençlerimizin oraya gitmelerini sağlamak için çok ciddi bir çaba içerisindeyiz. Bütün spor faaliyetlerini biz belediye olarak destekliyoruz. Hem nakdi hem ayni olarak her türlü desteği veriyoruz” ifadelerini kullandı.
“Suruç denince akla huzur, kültür, spor, sanat şehri geliyor”
Suruç’un sosyal ve kültürel yapısını bozmadan yeni alanlar oluşturduklarını vurgulayan Güneş, “Burada artık şöyle bir gerçek var, Suruç denilince akla spor gelir, hokey geliyor, muay thai ya da diğer faaliyetler geliyor. Okullarımızda bununla ilgili öğretmenlerimiz ve Gençlik Spor İlçe Müdürlüğümüz çok yoğun bir tarama yapıyor, yetenekli öğrencilerimizin, çocuklarımızın bulunması ve bunların spora kazandırılmasıyla ilgili. Artık bu işin içine STK’larımızı da dahil ettik. Bizim şu an İngiltere’ye bile giden sporcumuz oldu. Bu bizim için büyük bir mutluluk. Tabii bunu yaparken de buranın sosyal dokusunu da bozmadan, buranın kültürüne, buranın ruhuna uygun hareket etmeye çalışıyoruz. Çok şükür vatandaş da bu konuda bizi destekliyor. Tabii sadece spor faaliyetlerini yürütmek olmaz, sosyal alanları da artırmak lazım. Bu konuda da çok ciddi yatırımlarımız oldu. Onlar da bizim gençlerimizin daha aktif, hayatın içerisinde olan ve zamanlarını verimli kullanan, zararlı yapılara, gruplara, oluşumlara bulaşmadan, böyle huzurlu bir şekilde, huzurlu bir şehirde yaşamalarını temin etmek bizim temel hedefimiz. İnşallah bunu başaracağız. Suruç denince sınırın sıfır noktası ilçe olarak anılıyoruz. Sınırın sıfır noktasında ilk kez 2023 yılında kitap fuarı yaptık. Bu çok ciddiydi. Türkiye genelinden büyük yazarlarımızı, önemli yazarlarımızı getirdik, 8 gün bir faaliyet yaptık. Öte yandan Suruç Atı ve Narı Festivalini yaptık. Üç gün süren festivale 65 bine yakın insan katıldı. Bu çok büyük bir sinerji oluşturdu hem gençlerimizde hem ilçemizde. Şu algı oluştu; Suruç denince artık huzur var, güvenlik var. Herkes gönül rahatlığıyla istediği saatte dışarıda gezebiliyor ya da istediği faaliyete gidebiliyor, faaliyeti yapabiliyor. Bu büyük bir başarı bizim için. Temel hedefimiz bir bütün olarak hem spor, hem sanat, hem kültür, hem eğitim, hem sosyal donatı alanları, yeşil alanlar, hem de üst yapısı ve alt yapısıyla müreffeh bir ilçeyi artık Suruç’ta görmek istiyoruz. Bununla ilgili çok ciddi adımlar attık ve önemli başarılar elde ettik. Artık Suruç denildiğinde bizim, sizlerin ve bütün vatandaşlarımızın aklına huzur şehri, kültür şehri, sanat şehri ve spor şehri gelsin istiyoruz. Bizim bütün gayemiz bu” diye konuştu. – ŞANLIURFA
]]>Suruç’ta 2015’te beden eğitimi öğretmeni Abit Bostancı tarafından oluşturulan erkek hokey takımı, elde edilen başarıların ardından ilçedeki gençlerin ilgisini toplamayı başardı.
İlk olarak Suruç Hokey Kültür ve Araştırma Spor Kulübü Derneği bünyesinde kurulan takım, 2017’de Suruç Belediyesi Hokey Spor Kulübü adını aldı.
İlçedeki kızların da sporla tanışması için adım atan kulüp, 2020’de kız hokey takımını kurmak için harekete geçti.
Suruç Belediyesi Hokey Spor Kulübü antrenörleri Muzaffer Doruk ve Abid Bostancı, okullarda tarama yaparak hokey sporuna ilgili olan kız öğrencileri tespit etti.
Öğrencilerin aileleriyle görüşerek onları ikna eden antrenörler, kurdukları kız hokey takımın başarısıyla ilçedeki gençlerin odak noktası haline geldi.
Bir dönem sporcu bulmakta zorlanan, ardından çeşitli kategorilerde 40 kız sporcuyla mücadele eden takım, aralarında milli takım oyuncularının da bulunduğu 90 lisanslı sporcu sayısına ulaştı.
Kurulduktan sonra katıldıkları ilk Analig organizasyonunda tüm rakiplerini mağlup eden Suruçlu kızlar, Türkiye finallerinde ise üçüncülük elde etti.
Kız hokey takımı, daha sonraki yıllarda katıldığı turnuvalarda Türkiye şampiyonluğu ile 3. Lig ve 2. Lig kupalarını kazandı. Bu sezon Kadınlar Açık Alan Süper Ligi’ne yükselen Suruçlu kızlar, aynı zamanda Kadınlar Salon 1. Ligi’nde de mücadele ediyor.
Güneş: “Rol model olacaklar”
Suruç Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili İbrahim Güneş, AA muhabirine, ilçede 2016’dan bu yana hem çocukların spora yönlendirilmesi hem de sosyal aktivitelerin arttırılması noktasında önemli çalışmalar yapıldığını söyledi.
Çocukların bu projeyi benimsediklerini ve önemli dereceler elde ettiklerini anlatan Güneş, şöyle konuştu:
“Bu bölgenin en önemli hususlarından bir tanesi, çocuklarımızın teröre bulaşmasını engellemek. Bunu da büyük oranda başardığımızı düşünüyoruz. Tabii bunu yaparken ailelerin, çalışanlarımızın, hocalarımızın çok büyük katkısı, emeği var. Onlarla birlikte bu süreci yürütüyoruz. Hedefimiz; kulübümüz ve kızlarımızın markalaşması, dünya şampiyonluğuna kadar yürümesi. Çünkü gerçekten bölgemizin buna ihtiyacı var. Kız çocuklarımızın başarıya ihtiyacı var. Bizim de onların başarısına ihtiyacımız var. Sonraki nesillere rol model olacaklar. Dolayısıyla biz yapmış olduğumuz her türlü yatırımı önemsiyoruz. Bundan sonra da aynı hassasiyeti sürdüreceğiz. Temel hedefimiz; çocuklarımız, gençlerimiz ve onların geleceği. Onlardan hiçbir şey esirgeyemeyiz.”
Doruk: “90 lisanslı sporcumuz var”
Kız hokey takımı antrenörü Muzaffer Doruk, takımın kuruluş döneminde sporcu bulmakta zorlandıklarını aktardı.
Doruk, takımı kurduktan ve başarı kazandıktan sonra ailelerin kendilerini daha fazla desteklediğini anlatarak, “Aileler; sporcu bulma ve kızlarını bize yönlendirmede yardımcı oldu. Biz de onlardan bu gücü alarak başarı kazanmaya devam ettik. Şu an zaten haftanın 7 günü aralıksız çalışma yapıyoruz. Şu an 90 lisanslı sporcumuz var.” dedi.
Doruk, takımda 18 yaş altı 90 sporcularının bulunduğunu belirtirken, bunlardan 5’inin milli takım forması giydiğini, hedeflerinin de milli takıma daha fazla sporcu kazandırmak ve ligde şampiyonluk kupasını kaldırmak olduğunu bildirdi.
Sezer: “İki kez mili takım kampına gittim”
Kız hokey takımında forma giyen Aysel Sezer, 10 yaşındayken antrenörlerinin okullarda sporcu taraması yaptığı sırada hokeyle tanıştığını, ailesinden alınan izin sonrası bu branşa başladığını anlattı.
Hokeye başladıktan sonra bu sporu çok sevdiğini dile getiren Sezer, “Spora başladığımızda kız arkadaşlarımızın çoğu bu branşı bilmiyordu. Biz onları da çağırdık. Kız grubu olarak ilk biz vardık. İki kez mili takım kampına gittim. İnşallah arkadaşlarım da bu seviyeye gelir.” diye konuştu.
10 yaşındaki Elvin Rana Yaşar ise kuzeninin hokey takımında olduğunu, ondan etkilenerek kendisinin de bu branşla tanıştığını ve hokeyin kendisini çok heyecanlandırdığını kaydetti.
]]>