Batı Anadolu Grubu, geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedeflerini, çalışmalarını ve kültürünü özetleyen ilk sürdürülebilirlik raporunu yayımladı. ‘Ortak mirasımız, merkezinde insan olan sürdürülebilir dönüşüm’ başlığıyla yayımlanan rapor; yurt içi pazarların yanı sıra 4 kıtada 30’dan fazla ülkede çimento, hazır beton, lojistik ve enerji sektörlerinde şirketlerinin çevresel, sosyal ve yönetişim faaliyetlerinin çıktılarını ve hedeflerini ele alıyor.
Batı Anadolu Grubu, faaliyetlerine yönelik sürdürülebilirlik taahhüdü kapsamında, Küresel Raporlama Girişimi (GRI) standartlarına uygun olarak hazırladığı 2023 yılı sürdürülebilirlik raporunu yayımladı. Grubun sürdürülebilirlik kültürüne ve hedeflerine yönelik çalışmalarını içeren raporda; çimento, hazır beton, lojistik ve enerji alanındaki şirketlerinin ekonomik, çevresel, sosyal ve yönetişim faaliyetlerinin çıktıları ölçüldü.
1966 yılında kurulan İzmir merkezli grubun ilk sürdürülebilirlik raporunda Batıçim, Batısöke, Batıliman, Batıbeton ve Batıenerji şirketlerinin faaliyet alanlarında yarattığı değer ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) için sağladıkları katkılar aktarıldı. ‘Önce insan’, ‘Gezegene saygı’ ve ‘Dönüşüm’ başlıkları altında sürdürülebilirlik odaklı çalışmaların anlatıldığı raporda, grubun iş sağlığı ve güvenliği, kurumsal yönetim, çalışan gelişimi ve memnuniyeti, düşük karbon emisyonlu yeni nesil ürünleri, bilgi güvenliği, dijitalleşme, müşteri memnuniyeti, insan hakları ve adil çalışma koşulları, iş etiği, atık yönetimi, atık ısı yatırımları, alternatif hammadde kullanımı, tedarik zinciri, emisyonlar ve biyoçeşitlilik konularındaki çalışmalarına dair bilgiler yer aldı.
“KALKINMAYA DEĞER KATACAĞIZ”
Batı Anadolu Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkan Vekili Gülant Candaş grubun misyonunu ve hedeflerini şu şekilde anlattı:
“Çevresel ve toplumsal sorumluluklarımızı yerine getirmek ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etme rolünü üstleniyoruz. Paydaşlarımızın memnuniyeti ve bölgemizde sürdürülebilir kalkınmaya değer katma azmiyle yenilikçilik ve sürdürülebilirlikle öne çıkan lider bir sanayi topluluğu olmayı istiyoruz.”
Pandemi ve 6 Şubat depremleri gibi iki büyük belirleyicinin ardından sürdürülebilirliğin öneminin bir kez daha öne çıktığına değinen Candaş, “2023 yılında küresel çatışmalar, enerji krizi ve arz güvenliği belirsizliklerinin artmasına, iklim krizinin giderek derinleşmesine tanık olduk. Paris İklim Anlaşması, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve ülkemizin bu alandaki politika ve taahhütleri doğrultusunda grup stratejimiz çerçevesinde sıfır emisyon hedefiyle çalışıyoruz. 100 yaşındaki Cumhuriyetimizin 58 yılına tanıklık etmiş bir sanayi topluluğu olarak faaliyette bulunduğumuz alanlarda güçlü varlığımızı korumaya, sürdürülebilirlik ilkeleri odağında kalkınmaya yönelik hedeflere katkı sağlamaya devam edeceğiz. Hep birlikte gelecek nesiller için işimizi ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirebiliriz” diye konuştu.
“İNSAN ODAKLI BÜYÜME”
Gülant Candaş, grubun sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için stratejik adımlar attığına da vurgu yaptı. “İş operasyonlarımızı yeniden değerlendiriyor, enerji verimliliği ve atık yönetimi gibi alanlarda geliştirmeler yapıyor, tedarik zincirimizi sürdürülebilir malzemeler ve tedarikçilerle güçlendirme çabalarına odaklanıyoruz” diyen Candaş, şunları ekledi:
“Çalışanlarımız, toplumumuz, paydaşlarımız için çevre odaklı yenilikçi büyüme anlayışımızı temsil eden sürdürülebilirlik ilkelerimiz; samimiyet, birliktelik, inovasyon ve sürekli geliştirme gibi değerlerimizle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Ekonomik büyümemizi insan odaklı, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını gözeten, doğal kaynakları ve çevreyi koruyan, toplumsal fayda amaçlı yatırımlar ve sosyal sorumluluk görevlerinin bilincini taşıyan bir anlayışla sürdüreceğiz. Teknolojik gelişimi, yenilikçiliği sürdürülebilir büyümenin yapı taşları olarak görüyoruz. Çevre dostu teknoloji ve ürünlerle faaliyetlerimizi yenileme ve geliştirmeyi önceliklendirerek, dönüşüme tüm gücümüzle destek olacağız.”
]]>Holdingden yapılan açıklamaya göre, Rapor, Adapazarı Şeker, Aytaç Gıda, Bizim Toptan, Kerevitaş, ŞOK Marketler ve Ülker’in 1 Ocak-31 Aralık 2023 faaliyet dönemini kapsıyor.
Yıldız Holding ve şirketlerinin sosyal ve çevresel performans göstergelerinin konsolide edildiği ve GRI Standartları Temel Seçeneğine uygun olarak hazırlanan raporda, Yıldız Holding’in “Doğanın Geleceği İçin Çalışıyoruz”, “Paydaşlarımızla Güçleniyoruz” ve “Geleceğe İlham Veriyoruz” başlıkları altındaki taahhütlerine ve yenilikçi projelerine yer veriliyor.
Raporda Yıldız Holding’in imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) ve BM Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs) kapsamındaki faaliyetleri ve performansının yanı sıra Holding’in BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SDGs) olan doğrudan ve dolaylı katkısı da aktarılıyor.
2050’ye kadar tüm değer zincirinde “net sıfır” sera gazı emisyonu hedefiyle çalışmalarını sürdüren Yıldız Holding, bu taahhüdünü somut aksiyonlarla destekliyor. Bu hedefe yönelik olarak daha önce Ülker ve Kerevitaş’ta başlatılan karbonsuzlaşma projesine, 2023’te Aytaç ve Bizim Toptan da dahil edildi. Yıldız Holding ve şirketlerinde plastik azaltımı konusunda da önemli gelişmeler kaydedilirken, holdingin “İş Dünyası Plastik Girişimi”ne vermiş olduğu 2023’e kadar 1000 ton taahhüdü aşılarak, 2 bin 250 ton plastik azaltımı sağlandı.
Tüm şirketlerinde yeşil dönüşüm yolculuğuna hız veren Yıldız Holding, şirketlerindeki yenilenebilir enerji yatırımlarını da hızlandırdı. Aytaç’ın fabrika arazisinde kurulacak güneş enerjisi santraliyle de fabrikanın elektrik ihtiyacının tamamı yenilenebilir kaynaklardan sağlanacak.
Kadın platformu öncülüğünde fırsat eşitliğine yönelik çalışmalar
Yıldız Holding, 2021’de kurduğu Kadın Platformu öncülüğünde tüm değer zincirinde fırsat eşitliğine yönelik çalışmalarına devam ediyor. 2030’a kadar tüm yönetim kademelerinde çeşitliliği artırmayı, üst yönetimdeki kadın oranını güçlendirmeyi hedefleyen Yıldız Holding’de fırsat eşitliği temelli dönüşüm sonrası grup şirketlerinde görev alan kadın yönetim kurulu üyesi oranı yüzde 14’ten yüzde 26’ya yükseldi. Holdingin temel prensiplerinden biri olan eşit işe eşit ücret yaklaşımını uluslararası standartlara göre belgelemek amacıyla gönüllü başvurulan ve birinci fazı başarıyla tamamlanan uluslararası sertifikalandırma sürecinde ise son aşamaya gelindi.
Holding’in fırsat eşitliği ve kapsayıcılığa yönelik çalışmaları 2023 Eylül ayında Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’ndeki özel oturumda dünyaya örnek gösterildi.
Geleceğe ilham vermek odağında tüm şirketlerinde, yeni ürün geliştirmeden sürdürülebilir ambalaj uygulamalarına, su tüketimini azaltmadan tarımda teknolojik uygulamalara kadar birçok alanda AR-GE faaliyetlerine devam eden Yıldız Holding, gıda ve perakende sektörleri başta olmak üzere faaliyet gösterdiği tüm sektörlerde liderliğini pekiştirmek üzere inovasyon yatırımlarını sürdürüyor.
2030’a kadar sürdürülebilirlik odaklı inovasyon yatırımlarını iki katına çıkarmayı hedefleyen Holding’in yenilikçi çalışmaları “Yerinde AR-GE Merkezi” statüsü alan Yıldız Tech tarafından yürütülüyor.
“Yıldız Holding ve tüm şirketlerinde sürdürülebilirlik odaklı çalışmaları hızlandırdık”
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Tütüncü, Yıldız Holding’de, “İsrafsız Şirket” iş modeliyle uzun zamandır yürütülen sürdürülebilirlik çalışmalarına bütüncül bir sistem dönüşümü anlayışıyla devam edildiğini belirtti.
Tütüncü, faaliyet gösterdikleri coğrafyalarda etki ettikleri geniş ekosistemde tüm paydaşlarıyla birlikte güçlenerek dönüşmeyi hedeflediklerini vurguladı.
2024’te 7’ncisini yayımladıkları sürdürülebilirlik raporunda “Bu Dünya Bizim” yaklaşımıyla hayata geçirdikleri ilerlemeyi, hedefleri ve somut aksiyonları paylaşmaktan memnuniyet duyduklarına dikkati çeken Tütüncü, “Yıldız Holding ve tüm şirketlerinde sürdürülebilirlik odaklı çalışmaları hızlandırdık. Sürdürülebilirlik raporumuz da bu yöndeki başarılı performansımızı gözler önüne seriyor. Bu uzun yolculukta, sürdürülebilirlik alanında şimdiye dek kat ettiğimiz gelişmenin ötesine geçmek için cesur ve kararlı adımlar atmaya devam edeceğiz.” açıklamalarında bulundu.
]]>Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, üyesi firmaların sürdürülebilirlik yetkinliklerini artırmak ve AB Yeşil Mutabakatına hazır hale getirmek için “Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu” kurdu.
“Avrupa Birliği ticaretin kurallarını yeniden yazdı” tespitinde bulunan Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, mobilya sektöründe karbon salınımına yol açan hususları tespit edip karbon nötr hale gelmek istediklerini bu hedef doğrultusunda bilim desteğiyle hareket edeceklerini kaydetti.
Türkiye’nin mobilya ürünleri ihracatında AB’nin payının yüzde 35, Ege Bölgesi’nden yapılan mobilya ihracatında yüzde 51 olduğu bilgisini veren Gürle, “Avrupa Şampiyonlar Ligi bu ligde oynamak istiyorsak gereğini yapmamız gerekiyor. Mobilya sektörü AB Yeşil Mutabakatına uyum sağlamak zorunda olan sektörler arasında ikinci halkada. Biz bugünden hazırlıklarımızı yapıyoruz. Kullandığımız malzemelerde sunta, lamine ve süngerde karbon salınımı oluyor. Bu sorunu sunta, MDF ve sünger üreticileri çözecek. Mobilyada masif alternatif olacak. Su kullanımı ana istasyon. Karbon salınımını düşürmek için fosil yakıtlar kullanmayacağız, lojistikte elektrikli araçlara geçeceğiz. Sektör olarak 1,5 yıllık sürede hazırlıklarımızı tamamlamayı hedefliyoruz. AB Yeşil Mutabakatına hazır olmadığımız takdirde ürettiğimiz mobilyaları emisyon hesabı yapmadan Avrupa’ya gönderirsek yüzde 40 yüzde 50 boyutunda karbon vergisi ödemeyle karşı karşıya kalacağız. Bu vergileri ödememek için evladiyelik bir ömür kullanılabilir ve demonte, gittiği noktada kurulabilen mobilyalar üretmemiz gerekiyor. Türk mobilya sektörü olarak bu konuda yetkinliklerimizi artıracağız” şeklinde konuştu.
Kemer: “Hedefimizin AB’nin yeni ekonomik düzeninin içinde yer alabilmek”
Avrupa Birliği’nin ortaya koyduğu yeni ekonomik düzenin içinde yer alabilmek ve Avrupa Birliği’ne sürdürülebilirlik kanalıyla girebilmek istediklerinin altını çizen Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Müjdat Kemer, Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatında geçiş süreci yaşandığını 1,5 yıl sonra da parasal yaptırım dönemine geçileceğini, bu döneme hazırlıklı olmak için harekete geçtiklerini dile getirdi.
“Sürdürülebilirliği öğrenmek için üniversitelerden uzman isimlerle çalışacağız, eğitim programları yapacağız” diye konuşan Kemer, “Sürdürülebilirlik konusunu öğreneceğiz sürdürülebilirliği biraz açmak gerekirse; sürdürülebilir yaşamın devam etmesi yaşantının devam etmesi bu şirketin devam etmesi olarak daha her şeyin devam etmesi olarak da algılanabilecek bir kelime biz de burada işimizin devam edebilmesi için ırkımızın devam edebilmesi için bu sürdürülebilirliğe uyum sağlamamız gerekiyor. Yeni ekonomik düzende finansman makine pazar her şey sürdürülebilirlik esaslı olacak yani Avrupa Birliği pazarına girebilmek için sürdürebilirlik pasaportuna sahip olmamız gerekiyor. İklim krizini hepimiz yaşıyoruz dünyanın sıcaklığı ortalama 1-2 derece daha attığı zaman dünya yaşanmaz bir hale gelecek. Türkiye, Akdeniz çukurunda çölleşme riski taşıyan bir bölge zaten yağmurların azalması, son yaşadığımız kışta hiç kış görmemiş olmamız, aynı şekilde Avrupa’da da kış olmadı. İklim krizi işin vahametini gösteriyor. Bir an evvel AB Yeşil Mutabakatına geçmek gerekiyor. Hali hazırda yeşil mutabakata ilişkin mevzuat mevcut. Sektör olarak fark edemiyoruz ancak kısa zamanda tüm sektörleri vuracak. Avrupa’da bir pazarda yer edinmek istiyorsak mutlaka bu sürdürülebilirlik pasaportuna sahip olmamız gerekiyor. Emisyon ticaret sistemi hem Türkiye’de hem Avrupa’da kuruldu. Emisyon ticaret sistemi kapsamında emisyonunu düşürenleri teşvik edelim, emisyonu yüksek çıkanlar da bu iş için bedelini ödesinler, buradaki çalışmalarımız, çabalarımız tamamen gereksiz bedeller ödeyerek paramızın AB’ye kaçmasını önlemek. Bu entegrasyon Avrupa’yla birlikte yapılıyor biz malı direkt emisyon hesabı yapmadan Avrupa’ya gönderirsek yüzde 40 yüzde 50 boyutunda karbon vergisi ödemeyle karşı karşıya kalacağız. Türk mobilya sektörü olarak bu fırsat kapısından mobilyamızı Avrupa Birliği’ne sokmalıyız” dedi.
AB Yeşil Mutabakatında ülkelerden ziyade firmaların değerlendirileceği bilgisini veren Kemer sözlerini şöyle tamamladı; “Dünya Bankası 35 milyar dolar kaynak ayırdı. Bu kaynakta sürdürülebilirlik projelerine tahsis edilecek. Türkiye’nin AB Yeşil Mutabakatına uyum sağlar hale gelebilmesi için her yıl 180 milyar dolar yatırım yapması gerekiyor.”
Avrupa Şampiyonlar Liginde olacaksak kurallarına uyacağız
İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesinden Dr. Derya Irkdaş Doğu ve Argun Tanrıverdi yaptıkları ortak sunumda; Avrupa Birliği’nin oyunun kuralını baştan yeniden yazdığını, Avrupa Şampiyonlar Ligine girmek isteyenlerin bu kurallara uymak zorunda olduklarının altını çizdiler.
AB Yeşil Mutabakatına uyum için, Döngüsel Ekonomi Yeni Planı, Sürdürülebilir Ürün Girişi, Eko-Dizayn, Dijital Ürün Pasaportu başlıklarının içeriklerinin tam ve doğru bir şekilde yerine getirilmesinin gerekliliğine vurgu yapan Dr. Derya Irkdaş Doğu, “Dijital pasaporta geçiş başladı. Ürünü üretirken, ne malzeme aldığınızı bileceksiniz. Ürünleri imha ederken, çöpe atarken izlenecek yol belli olacak. Döngüsel ekonomiye geçmemiz gerekiyor. Mobilyanın ömrü karbon ayak izi için önemli. Avrupa ile ticaret yapacaksanız uzun ömürlü ürünler üreteceksiniz oyunun kuralı bu. Hedef ekolojik sistemi geri kazandırmak. Firmalar kullandıkları suyu, akaryakıtı bilmeli, tasarım, üretim, ambalaj, personel, depolama ve atık yönetimi mobilyada malzeme seçimi, lojistik, nakliye önemli. Parçalı demonte edilebilir ürünlere yönelmelisiniz. Demonte gönder yerinde kurulum yapılsın. Sağlam yap, tamir edilebilir yap, geri dönüşüme uygun ekonomiye kazandırmak için çalış” diye firmalara yol gösterdi. – İZMİR
]]>Türkiye’de sürdürülebilirlik ile ilgili ilk ve en önemli adımları atan kurumların başında gelen Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (ETHİB) ana gündemini sürdürülebilirlik olarak belirledi ve projelerini bu çerçevede şekillendiriyor. ETHİB’in Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen 2023 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında konuşan EİB Koordinatör Başkanı ve ETHİB Yönetim Kurulu Başkanı Jak Eskinazi; parite kaybı, durgun talep, enflasyondaki artış ve artan maliyetler nedeniyle rekabet etmenin zorlaştığı bu dönemde birlik faaliyetlerini sürdürülebilirlik, dijitalleşme, kaliteli ve katma değerli üretimi öne çıkaracak şekilde planlamaya devam ettiklerinin altını çizdi.
Egeli tekstilciler ihracatını yüzde 41 artırdı
Sektörün 2023 yılı ihracat performansını değerlendiren Eskinazi, 6 Şubat 2023 tarihinde, 11 ilimizi derinden etkileyen yıkıcı depremin, tekstil hammaddesi üretimi ve ticaretinde büyük potansiyele sahip olan illeri kapsaması sebebiyle ilk aşamada tedarik zincirinde önemli sıkıntılar yaşandığını, ana pazarlarımızdaki talep daralmasının devam etmesinin de olumsuz etkiyi artırdığını ve Türkiye geneli tekstil ve hazır giyim ihracatında bunun etkilerinin hissedildiğini söyledi. Eskinazi, “ETHİB 2023 yılı ihracatımız ise Türkiye genelinden ayrışarak önemli ihracat artışı yaşadı. Birliğimizden yapılan 2023 yılı ihracatı, özellikle hammadde ihracatında yaşanan artıştan kaynaklı olarak bir önceki yıla göre yüzde 41 artarak yaklaşık 509 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ülkemizin toplam tekstil ihracatı ise 2023 yılında yüzde 7,6 azalarak 9,5 milyar dolar olarak gerçekleşti” şeklinde konuştu.
Sürdürülebilirlik de artık rekabetin başlıca unsurlarından biri
Ticaret Bakanlığı’nın desteğiyle yürütülen Sürdürülebilirlik URGE Projesi’nin faaliyetleri hakkında bilgi veren Eskinazi, “Firmalarımızın yurtdışı pazarlarımızda rekabetçiliğini artırmayı hedeflediğimiz bu projeyle katılımcıların enerji verimliliği, ISO 14064 Kurumsal Karbon Ayak İzi Yönetimi, ISO 14001 Çevre Yönetimi ve Ürün Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi başlıklarında danışmanlık hizmeti almasını sağladık. Önümüzdeki Eylül ayında sektörde iyi uygulama örneklerini görmek üzere Hollanda’ya bir inceleme ziyareti gerçekleştireceğiz” dedi.
“Kaynaklarımızı verimli kullanarak, doğa dostu üretim yapmak bizim bu dünyaya ve gelecek kuşaklara olan başlıca borcumuzdur. Bunun yanında, bu şartları sağlamak artık rekabetin başlıca unsurlarından biri. Artık nihai müşteri satın aldığı ürünün ne şartlarda üretildiğini, doğada ne kadar iz bıraktığını önemsiyor ve sorguluyor. Bu sebeple müşterilerimiz de bizim ne kadar sürdürülebilir bir üretim yaptığımıza dikkat ediyor. Fiyat ve kalitenin yanında sürdürülebilirlik de artık rekabetin başlıca unsurlarından biri” şeklinde konuşan Eskinazi, EİB bünyesinde 12 İhracatçı Birliğinden temsilcilerin katılımıyla oluşturulan Strateji ve Sürdürülebilirlik İcra Komitesi’nin de bu doğrultuda gerek sektörel stratejilerin belirlenmesi gerekse EİB olarak bütünsel bir strateji çerçevesinde faaliyetlerin sürdürülmesi için çalıştığını ifade etti.
Ülkemizdeki tüm tekstil ve hazır giyim birliklerinin katılımıyla yürütmeye başladıkları Ortak Sürdürülebilirlik Komitesi çalışmaları kapsamında söz konusu komitenin alt çalışma grubu olarak ETHİB’in sorumluluğunda olan Organik- Sürdürülebilirlik Sertifikasyonları ve Pamuk Alt Çalışma grubunun da faaliyetlerine devam ettiğini bildiren Eskinazi, sürdürülebilirlik önlemleri kapsamında Alman Federal Meclisi tarafından kabul edilen “Alman Tedarik Zinciri Yasası”nın getirdikleri ve ülkemize etkileri hakkında 9 Mayıs 2024 Perşembe günü Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği ile birlikte bir webinar düzenleyeceklerinin bilgisini verdi.
Halı ihracatçılarının kümelenmesi için çalışmalara başlandı
Birliğimiz üyelerinin yoğun bir şekilde yer aldığı, döngüsel ekonomi ve geri dönüşüm konusunda başarılı bir kümelenme örneği olan Uşak’ı sektörün önemli bileşenlerinin de yerinde görmesi amacıyla ilgili bakanlıklar ve Türkiye Tekstil ve Hazırgiyim Birlikleri Ortak Sürdürülebilirlik Komitesi temsilcilerinin katılımıyla geçtiğimiz sonbaharda 2 ayrı heyet düzenlediklerini ifade eden Eskinazi, halı sektörünün ihracatını artırmak amacıyla Demirci Ticaret ve Sanayi Odası ile birlikte Halı URGE projesi için çalışmalara başlandığının müjdesini verdi.
Tekstilde ABD pazarı için güç birliği
Son olarak yurtdışı tanıtım faaliyetleriyle ilgili bilgi veren Eskinazi, “Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’ne yönelik gerçekleştireceğimiz tanıtım faaliyetlerine daha fazla devlet desteği sağlamak ve kaynak israfını önlemek amacıyla Türkiye’deki tüm Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçı Birlikleri olarak gücümüzü birleştirdik ve ABD’ye yönelik ortak bir Turquality Tanıtım Projesi’ne imza attık. Önümüzdeki dört yıl boyunca hep birlikte bu pazardaki payımızı artırabilmek için var gücümüzle çalışacağız” şeklinde konuştu.
Eskinazi, 23-26 Nisan 2024 tarihleri arasında Almanya’nın Frankfurt şehrinde düzenlenecek olan dünyanın teknik tekstil alanında en prestijli fuarı olan “Techtextil/Texprocess Frankfurt” fuarlarına ETHİB tarafından bir heyet ile katılım gerçekleştirileceklerinin de bilgisini verdi.
Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği’nin mali genel kurul toplantısında, 2024 yılı bütçesi 27,8 milyon TL olarak belirlenirken, 2024 yılı iş programı da karara bağlandı.
Toplantının ardından; ETHİB Danışmanı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Uysal, ülkemiz ve dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeler ile önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmelerini içeren bir sunum gerçekleştirdi. – İZMİR
]]>Nilüfer Belediyesi’nin Bursa Uludağ Üniversitesi ile yaptığı işbirliği sonucu yaklaşık 11 bin metrekare alanda düzenlemesi tamamlanan “Sürdürülebilirlik Parkı” hizmete girdi. Kampüs alanı içerisinde yapılan parkın açılış törenine Başkan Erdem, CHP Parti Meclisi üyesi ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Sürdürülebilirlik Koordinatörü ve Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Arzu Çahantimur, Nilüfer Belediyesi Meclisi üyeleri ve Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcıları katıldı.
Bursa Uludağ Üniversitesi’ne her zaman gereken önemi verdiklerini belirten Başkan Erdem, şunları söyledi:
“ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ BİZİM GÖZBEBEĞİMİZ”
“Uludağ Üniversitesi bizim gözbebeğimiz. Bir öğrenci kenti olan Nilüfer’de misafirimiz olarak gördüğümüz gençlere destek olmak için çok yönlü çalışmalar yürütüyoruz. Kente yönelik çalışmalarımızda bilimin desteğini çok önemsiyoruz ve pek çok alanda Uludağ Üniversitesi ile iş birliği yapıyoruz. Bugün belediyemiz ve Uludağ Üniversitesi Sürdürülebilirlik Koordinatörlüğü işbirliği ile düzenlenen Sürdürülebilirlik Parkı’nı açıyoruz. Bu dönem Nilüfer’e kazandırdığımız 57 parktan biri olan Sürdürülebilirlik Parkı, yaklaşık 11 bin metrekare alana sahip. Oturma alanları, 350 metre uzunluğunda koşu yolu, satranç alanı, açık alan spor aletleri bulunan parkımız, Sürdürülebilirlik Koordinatörlüğü’nün önerisiyle yapıldığı için bu ismi verdik. Geçtiğimiz yıl kampüs içinde Nilespit istasyonu kurarak ve bisiklet yolu ağımıza dahil ederek, buradaki gençlerimizin ulaşımı için sağlıklı ve çevreci bir alternatif yaratmıştık. Bu parkımızın da hem öğrenci, hem de akademisyenlerimiz için güzel bir sosyal ortam olacağını düşünüyorum. Yaklaşık 400 parkımız ve yeşil alanlarımızla halkın rahat nefes alması için çaba sarfediyoruz.”
Nilüfer Belediyesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi’nin yaptığı iş birliğinin çok değerli olduğuna dikkati çeken CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal da şöyle konuştu:
“ÜNİVERSİTELER VE ÖĞRENCİLER HALKIN İÇİNDE OLMALI”
“Üniversite belediye iş birliği çok önemli. Bizler üniversitedeki bilgiyi, aklı özel sektörle buluşturamıyoruz. Üniversiteler ve öğrenciler halkın içinde olmalı. Nilüfer Belediyesi ve üniversitemiz yıllardır güzel iş birliği çalışmaları yaptılar. Umarım bundan sonra da bu tür ortak projeler devam eder.”
Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi ise Nilüfer Belediyesi’nin hayata geçirdiği projenin kendilerine çok büyük katkı sunduğunu aktararak, şunları dile getirdi:
“ÇAĞIMIZ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÇAĞI”
“Çağımız sürdürülebilirlik çağı. Eski dönemlerde insanoğlunun sürdürülebilirlik dediğinde anlamış olduğu şey hayatta kalabilmek ve konfor alanı oluşturabilmekti. Ama bugünlerde bu kavram çok değişti. Gelecekten çalmadan geleceği yok etmeden günü sürdürebilmektir ve bunu yapmak için zor bir dönem. Nilüfer Belediyesi’nin üniversitemize sağladığı katkıyı şehirde görüyoruz ve bu tür etkinlikleri önemsiyoruz. Aynı şekilde 23 Nisan Mahallesi’nde de sürdürülebilirlik parkı yapıldı. Başkan Turgay Erdem ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum.”
]]>Siemens Türkiye, 167 yıldır bu topraklarda faaliyet gösteren sorumlu bir şirket olarak attığı her adımda ülke, insan ve gelecek için değer oluşturuyor. Sürdürülebilirliği işinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiren şirket, 360 derecelik bir perspektifle global DEGREE stratejisi kapsamında Karbonsuzlaşma, Etik, Yönetişim, Kaynak Verimliliği, Fırsat Eşitliliği, İstihdam Edilebilirlik başlıkları altında inovatif yaklaşımlar geliştiriyor; bu yaklaşımları hem kendi operasyonlarında da hem de müşterilerinin faaliyetlerinde hayata geçiriyor.
Siemens Türkiye, DEGREE’nin yanı sıra, İklim Koruma, Sürdürülebilir Ürün Tasarımı, İnovasyon ve İş Modelleri, Sorumlu Yönetişim, İşin Geleceği, Siber Güvenlik ve Veri Yönetimi, Çalışan Sağlığı ve Güvenliği, Uyumluluk Yönetimi gibi pek çok başlık altında yaptığı çalışmalarla Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na da paralel bir rota izliyor. Faaliyet gösterdiği pek çok farklı alan ve hizmet sunduğu çeşitli sektörlerde çalışmalarını sürdürülebilirlik zemini üzerine yerleştiriyor, yeniliklere imza atıyor. Bu çerçevede ülkemizin ve dünyanın geleceği için inovasyona, yeni teknolojilere, Ar-Ge’ye yatırım yapıyor.
“Sürdürülebilir kalkınmanın yolu büyük ölçüde teknoloji ve Ar-Ge’den geçiyor”
Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, Siemens Türkiye’nin 2023 Sürdürülebilirlik Raporu ile ilgili şunları söyledi: “167 yıldır hizmet ettiğimiz ülkemize bağlılığımız daha da güçlendi. Tarihimiz, elektrik ve ulaşımdan iletişim ve endüstriyel üretime birçok alanda öncü başarılarla dolu. Bugün bu mirası, sürdürülebilir kalkınmaya odaklanarak ve tutkumuzu kaybetmeden sürdürüyoruz. Şimdi, Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümü sonrasında, operasyonlarımızda tam bir sürdürülebilirlik ilkesiyle hareket ediyor; plastik atık ve karbon salımının azaltılması, yenilenebilir enerjinin teşvik edilmesi ve akıllı ulaşım altyapılarının geliştirilmesi gibi alanlara odaklanıyoruz. Sürdürülebilir kalkınmanın yolu büyük ölçüde teknoloji ve Ar-Ge’den geçiyor. Endüstriye, ulaşıma, altyapıya ve enerjiye yatırım yapmak, daha temiz ve sürdürülebilir bir gelecek için hayati önem taşıyor. Bu yatırım sadece finansal değil, aynı zamanda yenilikçi ve Ar-Ge odaklı fikirleri de kapsıyor. Siemens Türkiye olarak sürdürülebilir bir dünyaya katkıda bulunmak için uzmanlığımızdan, deneyimimizden ve geniş ekosistemimizden yararlanıyoruz. Global büyüme stratejimiz DEGREE operasyonlarımıza netlik katıyor. Karbon salımını azaltma çabalarımız gün geçtikçe önem kazanıyor. Müşterilerimiz 2023’te şirketimizin çözümlerini kullanarak emisyonlarını 71 bin ton karbondioksite (CO2) eşdeğer miktarda azalttı. 2023’te atık yönetiminde de başarıya imza atarak, atıklarımızın yüzde 99,3’ünü geri dönüşüme kazandırdık. Ancak amacımız bu yönetimden çok daha fazlası; atıkları direkt kaynağında azaltmayı hedefliyoruz. Global mottomuz #TransformTheEveryday (Her Günü Dönüştürün) ve biz onu çalışanlarımızın ihtiyaçları, yetenekleri ve ilgi alanlarını önceliklendiren bütünsel bir stratejiyle hayata geçiriyoruz. Ayrıca, Ar-Ge alanında istihdamı artırmaya büyük önem veriyoruz. Mevcut çalışanlarımızın yüzde 26,5’i yazılımcılardan oluşuyor, bu da endüstri, altyapı ve ulaşım alanlarında dönüştürücü teknolojilere odaklanmamızı sağlıyor. Amacımız, hizmet verdiğimiz tüm sektörlerin inovasyon ihtiyaçlarını karşılayarak müşterilerimiz için değer oluşturmak. Sürdürülebilirliğin, tek bir kuruluş veya eylemin ötesinde iş birliği gerektiren bir hedef olduğunun bilincindeyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılında sürdürülebilir bir geleceğe hazırlanmak, tüm sektörlerin, kamu kurumlarının, şirketlerin ve bireylerin ortak çabasını gerektiriyor. Gelecek nesillere; insanlar, hayvanlar, bitkiler, tüm yaşam formlarının güvenli ve mutlu bir şekilde yaşayabileceği daha iyi bir dünya bırakma sorumluluğunu hepimiz paylaşıyoruz. Son olarak, bana rehberlik eden kişisel bir inancı paylaşmak istiyorum: ‘Bırakabileceğimiz en büyük miras, bizden çok sonra bile canlı ve uyum içinde yaşamaya devam edecek bir dünyadır.”
“Sürdürülebilirlik alanında Türkiye’nin geleceğine katkıda bulunmayı en temel hedefimiz olarak görüyoruz”
Siemens Türkiye CFO’su Thomas Kolbinger şöyle konuştu: “Sürdürülebilirlik ile karlılığın birbirine zıt kavramlar olduğu düşüncesi artık çok eskilerde kaldı. Bugün biliyoruz ki sürdürülebilirlik, uzun vadede karlılığın en temel koşulu, çünkü eski teknolojilere, güncelliğini yitirmiş kavramlara, sadece finans odaklı anlayışlara artık yer yok. Günümüzde şirketlerin başarısı topluma sundukları katkıya ölçülüyor; tercih edilen bir işveren olmanın yolu sosyal fayda sunmaktan geçiyor; dünya vatandaşı olmak için öncelikle gezegenin sağlığını gözetmek gerekiyor. Siemens AG dünyanın pek çok farklı noktasında bu anlayışla hareket ederken, biz de Siemens Türkiye olarak aynı rotayı benimsiyor, bu toprakların bugününü ve geleceğini güzelleştirmek için çalışıyoruz. Sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek üzere global DEGREE çerçevesini Türkiye’de de kararlılıkla uyguluyor; karbon-nötr olma yolundaki çalışmalarımızdan sınırlı kaynakları verimli kullanmaya yönelik teknolojilerimize ve etkin yönetişime kadar her alanda kesintisiz çaba gösteriyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılını coşkuyla kutladığımız ve geride bıraktığımız bu dönemde, Siemens Türkiye’nin sürdürülebilirlik raporunu gururla sunuyoruz. Sürdürülebilirlik dendiğinde akla gelen her ne varsa, şirketimizin uzmanlığı ve tecrübesiyle sunuyor, Türkiye’nin geleceğine katkıda bulunmayı en temel hedefimiz olarak görüyoruz. Örneğin Siemens Global olarak, ürünlerimizle müşterilerimizdeki sera gazı emisyonlarını 13 kat azaltıyor, 2023 mali yılının tamamında müşterilerimize teslim ettiğimiz ürün ve çözümlerle önümüzdeki dönemde yaklaşık 150 milyon ton sera gazı emisyonunu engelleyeceğimizi öngörüyoruz. Enerji verimliliği odağında kendi ürün ve çözümlerimizle enerji tasarrufunu desteklemenin ötesinde, müşterilerimize sunduğumuz ‘kullandıkça öde’ veya kiralama gibi finansman çözümleriyle de karbonsuzlaşmayı ve kaynak verimliliğini destekliyoruz. Akıllı finansman modellerimizle yenilenebilir ve temiz enerjiye, yeni nesil teknolojilere, yeni iş modellerine ve sürdürülebilir inovasyona imkan sağlıyoruz. Etik davranış ve uyumluluk konusunu şirket kültürümüzün ve davranış kurallarımızın merkezine yerleştiriyor; bu konuyu fırsat eşitliğinden kadın çalışan oranının artırılmasına, ‘sıfır kaza’ hedefinden şirket içi eğitimlerin güçlendirilmesine kadar geniş bir perspektifle ele alıyoruz. Geleceği bugünden inşa etme sorumluluğumuzun farkındayız ve bu sorumluluğumuz doğrultusundaki çalışmalarımızı sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.”
Yapılan açıklamaya göre şirket, karbonsuzlaşma başlığında 2030 yılına kadar tüm operasyonlarında net sıfır, 2050 yılına kadar ise tedarik zincirinde net sıfır hedefi doğrultusunda çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Etik başlığında her üç yılda bir tüm çalışanlara eğitimler veriliyor.
Tedarikçi Davranış Kurallarına tam bağlılık sayesinde ESG güvenceli tedarik zinciri ve ESG kriterlerine dayalı uzun vadeli teşvik çalışmaları sürdürülüyor. Kaynak verimliliğinde ise; 2030 yılına kadar ilgili Siemens ürün ailelerinin yüzde 100’ü için bir üst seviyede sağlam eko-tasarım ve ikincil malzemelerin daha fazla satın alınması yoluyla doğal kaynakların ayrıştırılması ve atık depolama sahalarına gönderilen malzemelerin 2025 yılına kadar yüzde 50 azaltılıp 2030 itibarıyla sıfırlandığı döngüsel katkı hedefleniyor. Fırsat eşitliği kapsamında 2025 yılına kadar üst yönetimde kadın oranının yüzde 30’a çıkarılması amaçlanıyor. İstihdam edilebilirlik başlığında ise dijital eğitim saatlerini 2025 yılına kadar iki katına çıkarıp artırarak, çalışan destek programına erişimde yüksek seviyeyi korumak için çalışmalara devam ediliyor. – İSTANBUL
]]>Lojistik firması Mars Logistics, kasım ayında 7 gün süren denetimin ardından ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi Belgesi’ni almaya hak kazandığını duyurdu.
Konuyla ilgili konuşan Mars Logistics Kurumsal Gelişim Müdürü Meltem Çınar, “Enerji verimliliği alanında yaptığımız analizler, enerji yönetimi uygulamalarımız neticesinde enerji kaynaklarının verimli yönetilmesi, enerji performansımızın iyileştirilmesi ve enerji kaynaklı karbon emisyonunun nötr olması yolundaki çalışmalarımızı ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi belgesi ile sistematik hale getirdik. Enerji verimliliği ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor” dedi.
Çınar, Balance Güneşli Merkez Ofis, Hadımköy, Tuzla 2 ve Tepeören Lojistik Merkezleri’nde uygulanan Enerji Yönetim Sistemi sayesinde enerji analizleri, önemli enerji kullanım noktalarının tespiti, enerji verimliliği hakkında şirket içinde farkındalık geliştiğini belirterek “Ülkemiz ve dünyamızın en öncelikli konularından olan enerji verimliliği alanında iyileştirmelerin devreye alındığı çalışmalarımız neticesinde enerji verimliliği hedeflerini belirledik” diye konuştu.
2021 yılında devreye aldıkları Güneş Enerji Santrali’nin performansına da değinen Çınar “Yenilenebilir enerji santralimiz 3 yıldır devrede ve 2023 yılı sonu verileriyle 7.2 MW elektrik enerjisi üretti. Ürettiğimiz bu enerji sayesinde 202.450 adet ağacın doğadan yok edebileceği, 4 bin 454 ton eşdeğeri CO2 emisyonunun önlenmesini sağladık. Daha önce duyurduğumuz, ‘İş Ekipmanlarının Renovasyonu Projesi’ kapsamında yenilenen lityum iyon pilli iş makineleri ve elektrikli ekipmanlar ile üretilen yenilenebilir enerji sayesinde lojistik depolarında net sıfır emisyonlu iş makinelerine geçiyoruz. Ayrıca, lojistik depolarımızdaki aydınlatmaların LED dönüşümü analizlerini yaparak projelendirdik ve uygulama aşamasına geçtik. İlk projemizde Hadımköy Lojistik Merkezi’nde aydınlatmadan kaynaklı enerji tüketiminde yüzde 48 iyileşme hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
Çınar, “Mars Logistics olarak ‘Dünyaya Değer’ felsefesiyle devam eden sürdürülebilirlik yolculuğumuzda, önce Kurumsal Sürdürülebilirlik Manifestomuzu yayınladık. Ardından değerlerimizden aldığımız güç ile belirlediğimiz yönümüzü Dünya Ekonomik Forumu metrikleriyle ve GRI standartlarına uygun hazırladığımız ‘Mars Logistics 2020-2022 Sürdürülebilirlik Raporu’ ile sürdürülebilir performanslarımızı, geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedeflerimizi açıkladık” dedi.
Çınar konuşmasında önümüzdeki yıllarda sürdürülebilirliğin önemini daha da artıracağını, özel sektör ve kamuyla birlikte iklim finansmanının önünün açılacağını ve iklim finansmanı için ortak alınmayacak her kararın, birlikte atılmayacak her adımın dünyamızı iklim felaketlerine daha da yaklaştıracağının altını çizdi.
2024 yılında özellikle AB’deki Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD), ABD’deki Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ve Türkiye’de Kamu Gözetimi Kurumu’nun açıkladığı Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS S1 & S2) ile sürdürülebilirlik bilgilerini paylaşması gereken şirket yelpazesinin genişleyeceğini ifade eden Çınar, “Türkiye’de ve Avrupa’da birçok şirketin, faaliyetlerinin çevreyi nasıl etkilediğini, sosyal konular ve bunlara ilişkin risk ve fırsatları nasıl yönettikleri hakkında ayrıntılı bilgi vermesi ve sürdürülebilirlik stratejilerini yeniden şekillendirmesi gerekecektir. Bu düzenlemeler, sürdürülebilirlik raporlamasını gönüllü bir çaba olmaktan çıkartıp standartlaştırılmış, hesap verebilir, denetlenen ve uygulanabilir bir gereklilik haline getirecektir” ifadelerini kullandı.
]]>