BOZBEY: 150 PERSONEL VE 4 HELİKOPTERLE MÜDAHALE SÜRÜYOR
Bursa’da, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) kampüsünün de içinde olduğu ormana sıçrayan anız yangınına karadan 150 personel, havadan da 4 helikopterle müdahale sürüyor. Uludağ Üniversitesi kampüsüne giderek söndürme çalışmalarını yerinde takip eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “İnşallah kısa sürede bu yangını kontrol altına alırız ve hepimiz rahatlarız. Gerçekten büyük bir alanda aslında; şu anda yangın devam ediyor. Rüzgarın etkisiyle gitgide yayılıyor. Tabii itfaiye ekiplerimiz, 16 itfaiye ekibi, 20 civarında tanker, arazöz, toplamda 40’a yakın araç şu anda alanda. Yine makinelerimiz, dozerler onlarda alanda. Ama bir taraftan da kozalak atmasından dolayı yangının ilerlediğini görüyoruz. Bu hepimizi üzüyor. Önünü kesmeye çalışıyoruz şu anda. 150’ye yakın personel sahada, 4 tane helikopter, uçak ve helikopter sürekli olarak şu anda destek veriyorlar. Ama henüz daha önünün kesilmediğini görüyoruz. İnşallah kısa süre içerisinde, umut ediyoruz ki rüzgar da biraz yavaşlarsa önünü alacağız ve büyük bir olaydan kurtulmuş olacağız diye ümit ediyoruz” dedi.
‘YANGININ ÇÖPLERİN YAKILMASI İLE BAŞLADIĞI İFADE EDİLİYOR’
Yangının anızların yakılmasıyla başladığına dikkat çeken Bozbey, “Tekrar özellikle rica ediyorum. Bugün 14.26 civarında bu yangın başlamış ve başladığı noktada da bir çöp atılımı, sonrasında çöpün yakılmasıyla başladığı ifade ediliyor. Araştırma yapılacak. Ama işte vatandaşlarımızdan şunu istiyoruz. Her zaman da söylüyorum. En son mecliste de söyledim. Lütfen, lütfen doğayı sevelim, doğayı koruyalım. Onun için bu gibi alanlarda ateş yakmayalım. Ateş yakanlara müdahale edelim. ve üstelik de hiçbir yerde cam türü bir şey bırakmayalım. Bunlardan dolayı da yangınların çıktığını biliyoruz. Bilim insanları bunları açık açık söylüyorlar. Onun için tekrar geçmiş olsun. Takipçisiyiz. Şu anda alandayız zaten. An be an bilgileri de sizlerle paylaşacağız” diye konuştu.
‘KAMPÜS İÇERİSİNDEKİ HAYVANLAR SALINDI, ÖĞRENCİ YURTLARI BOŞALTILACAK’
Yangının çam ağaçlarının olduğu alanda sürdüğüne ve kozalakların etrafa sıçramasıyla yangının büyüdüğüne dikkat çeken Bozbey, kampüs içerisindeki hayvanların güvenli bölgelere tahliye edildiğini belirtti. Bozbey, öğrenci yurtlarının da boşaltılacağını belirterek, şöyle konuştu:
“Çam bölgesinde şu anda ilerliyor. ve üstelik de çok sık çamların olduğu bölgede ilerliyor. Arada meşe bölümleri de var. Ama onları da kozalaklarla geçiyor. Diğer çam bölümlerine aktarıldığını maalesef görerek üzülüyoruz. Veterinerliğin, özellikle atların, hayvanların olduğu bir alan vardı. Orada atların salınması sağlandı. Ama diğer hayvanlarla ilgili de salınması sağlandı ancak ne olduğunu şu anda kestirebilmek mümkün değil. Çünkü birdenbire yangın oraya aniden geldi. Ardından tabii yurtlar var. Yurtlarla ilgili de şu anda bir sorun var. Yurtların boşaltılması söz konusu. O talimatlar da verildi. Yurtlar şu anda boşaltılacak. Tedbirlerimizi alıyoruz. İnsana bir şey gelmesin diye şu anda çabamız o. Ama canlının hiçbirine bir şey gelmesin arzusundayız. Onun için de yangının bir an önce önünün kesilmesi için mücadele ediyoruz.”
Yiğithan HÜYÜK/BURSA,
]]>SEYFİ ÇELİKKAYA
(YOZGAT) – Yozgat’ta Toprak Mahsulleri Ofisi’nde (TMO) uygulanan randevu sistemi nedeniyle sırası gelinceye kadar ürününü tarlada bekletmek zorunda kalan çiftçiler sisteme tepkilerini dile getirdii. Randevu sisteminin kaldırılmasını isteyen bölge çiftçisi, “Ekini sıcaktan yanmaması için biçtirmek zorundayız. Randevu alıyoruz, randevuya göre biçerdöver bekliyor, nakliye için araç bekliyor. Bu da ek fiyat demek. Randevu olmadan erken gelen teslimatını yapmış olsa tarlada bekleme olmaz, masraf da düşer” dedi.
Türkiye’nin en fazla hububat ekiminin yapıldığı bölgeler arasında yer alan Yozgat’ta bu yıl kuraklık ve hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle hasat erken başladı. 20 gün önce başlayan hasat devam ederken TMO’nun alımları dün itibarıyla başlattığı kaydedildi. Hem ürünün fazla olmaması hem de randevu ve kota uygulaması nedeniyle TMO’nun ve özel siloların alım merkezlerine gelen çiftçinin fazla beklemeden ürününü teslim ettiği bildirildi. Bu nedenle randevu sisteminden bu yıl vazgeçilip, erken gelene öncelik verilerek, alımların yapılmasının çiftçinin mağduriyetini önleyebileceği vurgulandı.
“İki senedir nakliyeci esnafı biraz sıkıntıda, bu sene işler de düştü”
Tarlada hasadın yapılıp, biçerdöver tarafından kasasının dolmasını bekleyen nakliyeci Ekrem Ceylan, 14 yıldır nakliyecilik yaptığını belirterek, iki yıldır nakliyeci esnafının zor bir dönem geçirdiğine dikkat çekip, şöyle dedi:
“Nakliyeci esnafıyım, dededen toruna bu işi yapıyoruz. Biz köyden buğday yüklüyoruz, burada ofisimiz buğday alıyor, çelik silolar var, lisanslı depocular. Köylüyle anlaşıyoruz, üç lira, örnek konuşuyorum, biz oraya gitmeden, parayı almadan yakıta zam geliyor. Petrolcü de nitekim üstüne koyuyor bu sefer. Geliyoruz adama diyoruz ki; Süleyman abi böyle böyle oldu. ‘Ya bana ne’ diyor, çok sıkıntılar yaşıyoruz. İki senedir nakliyeci esnafı biraz sıkıntıda, bu sene işler de düştü. Yakıttan ziyade bazı şeyler bizi çok çok yoruyor. Her şey yakıtla bitmiyor. Bu arabanın lastikleri en önemlisi, bir lastik üç lirayken on lira oldu, yani üç lirayken on lira oldu, direkt böyle oldu. Bir cıvata, bir lirayken on lira oldu. Diyeceksiniz ki senin araban da bir liraydı, on lira oldu da, olmasaydı benim arabam da, keşke böyle de şeyler olmasaydı. Fırsatçı insanlar çoğaldı. Sanayiye giremiyoruz, paran varsa sanayide iş yaptırırsın. Paran yoksa sanayide iş yaptıramazsın. Artı insanları kolaylaştırmaya yönlendirdiler. Zaten öyle tamir falan yok. Kaldır at, yenisini getir.”
“Tayyip’ten çok AK Partiliydim. Ben bu yıl gibi böyle bir dünya görmedim”
Yozgat’ın Yerköy ilçesinde 35 yıldır biçercilik yapan, bu yıl ise ek olarak çiftçilik yapmaya başlayan Ömer Güder, artan maliyetlere karşılık, üreticinin ürettiğinin bedelini alamadığını anlatarak, şöyle konuştu:
“Biçim yapıyorum şu anda. Geçen sene ben bu köyde 110 bin liraya biçtim, şu anda 130 lira diyor köylü. Köylü de haklı. Geçen sene mazot 27 liraydı, 42 lira. Geçen sene biçerin bir parmağı 15 liraydı, şu anda 50 lira. Bir kayış bin liraydı, 5 bin lira oldu. Bir şoför (biçerdöver operatörü) 30 bin liraydı, 90-100 bin lira oldu. Güneydoğu’daki adam 250 bin liraya gidiyor, şoför olarak üç aylığına. Böyle bir hayat var mı? Böyle bir dünya var mı? Mazot 27 liraydı, 47 lira oldu. Böyle bir dünya varsa çiftçiye dön, ekin hiç yok. Geçen sene ben arpayı 7 bin liraya verdim, bu sene 7 bin 250’ye verdim. Zaten ekin yok, mazot parası yok. Mazot parası biçer kaldı, parası yok, bitti. Köylüye dön köylü para yok diyor, mahsul satmayınca. Petrolcü litre yazıyor, yarın zam gelecek, onu öde. Bu nasıl bir dünya ya? Samimi olarak söylüyorum; AK Partiliydim. Bak tam olarak söylüyorum, Tayyip’ten çok AK Partiliydim. Ben bu yıl gibi böyle bir dünya görmedim. Böyle bir dünya var mı abi ya? Geçen sene 110 liraya bu sene biç 130 liraya. Arpayı geçen sene sat 7 bin liraya, şimdi sat 7 bin 250 liraya. Para da yok. Gerçekten ben şimdiye kadar hep Tayyip’e verdim. Bu dönemde Tayyip’e verdim. Bak bu dönemde Tayyip’e verdim diyorum. Ama böyle bir şey var mı abi ya? Böyle bir şey var mı ya? Böyle bir şey varsa söylerim. Şu anda mazot parası yok cebimizde, kart patladı. Bu nasıl olacak? Bilmiyorum. Hayat durdu.”
“Randevu nedir? Hastaneye gitmiyoruz, postaneye gitmiyoruz”
Randevu sisteminden de yakınan Güder, “Bu yıl çiftçiliğe de başladım. 35 yıldır biçercilik yapıyordum. Babam ekip biçiyordu, ben çiftçiliğe başladım. Bu sene bir 50 dönüm yer icarladım. Tam 60 bin lira masraf ettim. Tarlam da burası, ben geri 50 bin lirayı alamam. 20 bin lirayı zor alırım. Motor parası yok, biçer parası yok, 20 bin lirayı zor alırım. Benim suçum, günahım ne ya? Geçen sene 9 bin liraya verdik buğdayı, bu sene de 9 bin lira. Böyle bir dünya varsa desinler. Tarım Bakanı desin ki; böyle bir dünya var desin. Gerçekten inanmıyorum. Böyle bir dünya varsa söylesin. Mehmet Şimşek söylesin. Ekonomi… Sıka sıka, sıka sıka kemer de kalmadı. Al, al bir şey kalmadı. 35 yıldır biçercilik yapıyorum. Ben böyle bu yıl gibi görmedim. Bir de randevu çıktı. Burada ekin biçiliyor, adamın randevusu var. Burayı koyuyoruz, şuraya gidiyoruz. Randevu nedir? Hastaneye gitmiyoruz, postaneye gitmiyoruz. Böyle bir randevu var mı? Bankadan sıra beklemiyoruz, bu biçim. Buraya bırakıp, oraya gidiyoruz leylek gibi geziyoruz. Mevsimlik bir şey, böyle randevu olur mu? Bir litreye yakıyorsa dönümde iki litre çıkıyor. Randevu neymiş randevu? Abi hastaneye mi gidiyoruz ya? Çiftçiye kota kondu bir de randevu çıkarttılar. Adamın tarlası kaldı, randevusu yok. Allah vermesin bir yangın çıksa yanacak adamın tarlası. Biçer yatıyor, Tır yarım oldu, adamın randevusu bitti. Biçer kaldı bu gün” diye konuştu.
“Mahsulümüz de yok, biz masraflarımızı dahi alamıyoruz şu anda”
Yozgat’ın Bahçecik köyünden Sümmani Akgül, bu yıl mahsulün olmadığını, bu nedenle de yaptıkları masrafları dahi alamayacaklarına vurgu yaparak, şunları söyledi:
“10 yıldır çiftçilik yapıyorum. Eskiden beri köylüyüm ama sanayiciydim, şimdi çiftçilik yapıyorum. Vatandaş gerçekten ne yapacağını bilmez bir durumda. Şu anda o sezon bitmiş, iki aydır ekim biçim yapılıyor. Sezon bitmek üzere ofisimiz daha şu anda yeni alıma başlamıştır. Bundan 20 gün önce Yerköy’de biçerdöverler ekin biçiyordu, Güneydoğuyu dahil etmiyorum. Daha dün fiyat açıklandı, zaten açıklanan fiyat bir şey değil. Geçen yılki fiyata veremiyoruz. Mahsulümüz de yok, biz masraflarımızı dahi alamıyoruz şu anda. Hangi bir derdimizi anlatacağız? Şu anda zaten yangın, kuraklık bizlerin kendi hatalarımızı devlete, hükümete veya hiç kimseye mal edemeyiz. Sigorta yaptırmadıysak bu kendi sorunlarımız. Ama devlet de sorumluluk alanın içindeki yapması gerekenleri yapmıyor. Bugün randevu sistemi var. Randevuya kardeşim gelmiyorsan o adamın randevularını iptal et. veya ediyorsan da o insanları çalıştır. Şu anda mahsul yok, ülkemizde genel olarak. Mahsulümüz yok, bunu biliyorsunuz. Ofis gece gündüz çalışsa ne olur ki? Bırak çalışmayı, şu anda randevu almışlar ama ofiste alım çok az, giden yok, randevudan dolayı. Silolarda sıra beklemiyor adam gidiyor hemen yıkıp geliyor ama randevudan dolayı gidemiyor. Şu anda benim biçerdöverler yatıyor, niye yatsın? Hemen biçer, gider, yıkar gelir, bu randevunun sakatlıkları olmasa. Zaten bir kota sistemi çıkarmışsın. Ben kotama göre vereceğim. Hiçbir çiftçi bundan şikayetçi değil ki, oraya gidip de beklemekten. Kardeşim herkes erken gelen gelsin yıksın gitsin. Mahsulüm kuruyor, kuruduğu yerde denesi dökülüyor.”
“4 bin liraya, 4 bin 500 liraya arpa istiyorlarmış. 6 bin liraya, 7 bin liraya buğday diyorlarmış”
Çiftçi Akgül, “Geçen yıl 7 bin liraya sattık arpayı, 8 bin liraya sattık buğdayı. Bu sene de aynı fiyata satıyoruz. Belki satamayacağımız gün de olacak, oradan geçmeyen buğdayları tüccarlar almıyor. 4 bin liraya, 4 bin 500 liraya arpa istiyorlarmış. 6 bin liraya, 7 bin liraya buğday diyorlarmış. Zararına bir şeyler” dedi ve şunları belirtti:
“Şimdi adam benden para istiyor, biçerdöverci, haklı. İşçime para veremiyorum diyor. Sen işçisin çalıştığının hakkını alabileceksin bakalım. O adam benden alamayınca veremeyecek. Ben devletten alamayınca veremeyeceğim, zincirleme. 45 gün sonra diyor. Ben 45 gün sonra vereceğine de inanamıyorum. Daha bundan kısa bir süre önce, geçen yılki verdiğim prim paramı aldım, bir yıl geçmiş, daha yeni ve daha da almadık insanlar var. Şu anda mazota en az 4 – 5 bin lira civarında zam geleceği söyleniyor, bir iki gün içinde. Biz adamlarla fiyat kestik, ‘mazota zam gelirse ben otlarım’ diyor. Ben diyorum anlaştık arkadaş. Ne yapacak bilmiyoruz.”
]]>
(AYDIN)- Aydın’da karpuz hasadı başladı. Karpuz üreticisi Mehmet Çimen, “Fiyatlar düşük. Karpuzdaki maliyetler çok yükseldi. Geçen sene de biz bu paraya satıyorduk. Geçen sene mazot 20 liraydı. Bu sene mazot 40- 45 lira arasında. Geçtiğimiz sene gübrenin çuvala 600-700 liraydı şimdi 1000 lira ile bin 500 lira arasında. Biz şu anda bu karpuzun kilosunu 20 liraya satmamız lazım para kazanmanız için” dedi.
Aydın’ın Sultanhisar bölgesinde ilk erkenci karpuz toplanmaya başlandı. Üreticiler ise öaliyetlerin geçen yıldan bu yana iki kat arttığını belirterek fiyatlardan memnun olmadıklarını söyledi. Karpuz üreticisi Mehmet Çimen, şunları söyledi:
“Buraya 2 bin adet fidan ektik. Diktiğimiz fidanların tanesi şu anda 20 lira. Şu anda hasatımıza başladık. Şu andaki fiyatlardan memnun değiliz. Şu anda Antalya’da karpuzun 7- 8 lira olduğu söyleniyor. Fiyatlar düşük. Karpuzdaki maliyetler çok yükseldi. Geçen sene de biz bu paraya satıyorduk. Geçen sene mazot 20 liraydı. Bu sene mazot 40- 45 lira arasında. Geçtiğimiz sene gübrenin çuvala 600-700 liraydı şimdi 1000 lira ile bin 500 lira arasında. Biz şu anda bu karpuzu 20 liraya satmamız lazım para kazanmanız için. Kullandığımız gübre işçilik maliyetine göre. Kilosunun 20 lira etmesi gerekir. Satamıyoruz derken insanların ekonomik gücü mü yok yoksa karpuz çok bol ondan mı satamıyoruz. Bir yerde bir sıkıntı var. Yapacak bir şeyimiz yok fakat bu karpuzu kesmek zorundayız. Çiftçi memnun değil. Bu yer icar olsaydı bu işin içinden hiç çıkamazdık. Buranın bir dönüm icarın fiyatı 4-5 bin lira arasında. O zaman ben bir ton karpuz satacağım bir dönüm yer ancak öder. Karpuzun satılmamanın nedeni olarak da ekilmemekten veya ekonomik krizden de olabilir. Milletin alım gücü olmadığından da olabilir. Sezonun başında 500 lira olan işci yevmiyeleri şu anda 600 lira oldu. Böyle olunca toplanan çileğin yarısı işçiye veriyoruz yarısını kendimize alıyoruz.
“TARLA OLDU FAKAT SATAMIYORUZ”
Şu anda karpuz burada toptan 10- 13 lira bandında satıyoruz. Antalya’da 7- 8 lira olduğunu söylüyorlar. Bu ilk turfanda olduğu için bu paraya ancak satabiliyoruz. Ben şunu söylüyorum; bir hafta sonra biz de bu paraları görürüz. Şu anda bu tarla olmuş durumda fakat satamıyoruz müşteri gelmiyor. Müşteri çağıramıyoruz neden olarak hepsi Antalya’ya gidiyor. Daha ucuz diye. Şu anda satmakta sıkıntı çekiyoruz. Biz bu tarlayı bugün kesip bitirmek zorundayız ama buraya müşteri bulamıyoruz. Şimdi burada 25 ile 30 ton arasında karpuz var. Hesap ettiğimizde 7 liradan hesap edersek 140 bin lira yapar buranın maliyeti değil hesap edildiğinde. Bu karpuzun üzerine naylon vardı, demirler ve onun üstüne bir naylon daha vardı. Bunları serdik tekrar kaldırdık bunların hepsi bir maliyet. Tatmin edici bir şey olmuyor. Para kazanamıyoruz. Şu anda bu malı biz en az 20 liraya satmamız lazım çünkü burası büyük bir sera maliyetli.”
“ÇİFTÇİNİN İŞİ ZOR”
Diğer bir karpuz üreticisi ise şunları söyledi:
“Karpuzlarımız çok güzel fakat karpuzun bahtı kapalı. Karpuzlar şu anda oldu, pazarı sıkıntılı. Bizim bu karpuzun masrafları da çok ağır. En azından karpuzun şu anda kilosunun 20 lira olması lazım fakat fiyat günden güne aşağı düşüyor. Bu üretimdeki maliyetler çok yüksek. Gübre olsun mazot olsun çok yüksek. 150-200 liraya aldığımız gübre şu anda 1000 lira. Üreticide darı da sıkıntılı, buğday içinde karpuz içinde her şey için sıkıntılı. Durum çok kötü. İlaçlar zaten aldı başını gitti. Gübrelerimiz vardı 300- 400 liraydı şimdi oldu bin lira. Çiftçinin işi çok zor. Çiftçi de bunu dikmezse bu ülkede bu insanlar ne yiyecek? Çiftçi artık gittikçe eriyor bitiyor ölüyor. Bunu bir an önce hükümetin ele alması lazım. Bakın dışarıdan ihracat karpuz geliyor Antalya bu konuda zorlanıyor. Böyle olunca bizi de etkiliyor.”
]]>Ülke genelinde olduğu gibi Eskişehir’de de mevsim normallerinin üzerinde olan hava sıcaklıkları ve yağışların bir hayli az olması çiftçilerin normalden 2 ay önce tarlalarını sulamalarına neden oldu. Mart ortasında yeraltı sularıyla tarlalarını sulanmaya başlaya çiftçiler, yaz ayında su sıkıntısının derinleşmesinden yana endişe duyuyor. Yerden 150 metre derinliğe kadar çekilen yeraltı suları kuraklığın en net göstergesi olarak görülürken, durumun böyle seyretmesi halinde çiftçiler verimin düşeceğini öngörüyor.
“35-40 fıskiye çevrilirken şu an da 15 fıskiye civarlarında”
Normal şartlardan 2 ay önce tarlasını sulamaya başladığını belirten Yeşil Sakarya Üreticiler Başkanı Süleyman Buluşan, “Şu anda 2024 yılı sebze üretim sezonunun Eskişehir’de başlaması, ekimlerin başlaması nedeniyle tabii ki Mart ayı itibariyle yağışların yetersizliği, iklim değişiklikleri nedeni ile üretecimizin su konusunda çok büyük sorun yaşayacağı ve bu konuda da zaten genel olarak suyun yetersiz olduğu evdeki akan musluklarda dahi bunu yaşayacağız gibi görünüyor. İnşallah bir yağış gelir. Yağmur, kar yavaşları artık tabii ki mevsim itibariyle geçmekte ama yağmuru olarak çok büyük beklentimiz var. Çünkü yer altı suları şu anda çok çok aşağıda yeterli seviye edilir. Geçen yıl bu zamanlarda 35-40 fıskiye çevrilirken şu an da 15 fıskiye civarlarında” dedi.
“Suyun seviyesi yüzeydeki 25 metreyle 150 metre kadar gidiyor”
Yağışların olamaması durumunda ürünlerinde çok ciddi verim kaybı olacağını söyleyen Yeşil Sakarya Üreticiler Başkanı Süleyman Buluşan şöyle konuştu:
“Şu anda Nisan başlarından bizim fide ekimlerinde, mesela roka maydanoz, dereotu gibi ürünlerdeki ekinlerimizin toprakla buluşması Mart ayıdır. Nisan ayında da sulama gereği duyulur çünkü fide can suyu ister. Nisan 1 itibariyle kesinlikle suyun bol olması ki şu andaki suyumuz çok çok yetersiz. Bu Nisan ayında kadar bir yağışlar kuvvetli bir yavaşlar olmazsa, afatsız bir yağış olmasa su sıkıntımız olacak. Bizim bu bölgemiz Devlet Su İşleri’nin Sulama Birliği kanalından beslenmektedir. Yani bugün şehir merkezine bugün baktığımız vakti alp bölgemiz, ilçemize kadar varan bölgemizde bu kanalla beslemektir, yer altı kaynaklarımız genelde o açıdan buralarda çok çok aşırı derin kuyuları yoktur. Ama şu anki suyun seviyesi yüzeydeki 25 metreyle 100 metreye kadar, 150 metre kadar gidiyor değişik olarak. Şu anki mevcudiyete bakarsak geçen yıla göre yar yarıya. Yani 25 metre olan yerde şu anda su yetişmesi biraz çok zor. Sulama Birliğimiz kanalizasyonları, kanalları temizlemeyi çok güzel yapıyorlar. Bu konuda kendilerine teşekkür ediyoruz. Çünkü suyun zayiatı çok, hele hele su açıldığı vakitler yüzde 50’lere varan bir su israfımız var. Bu nedenle kanalın temizlenmesi çok güzel oldu ve bizim beklentimiz şu. Yani bugün hunharca suyu salmaları değil, mesela 1 Nisan itibariyle, tabii ki onların belirli bir tarihleri var, kendilerine göre çalıştıkları bir tarihler var. Ama biz bu tarihe her zaman olduğu gibi hava şartlarına bağlı yapmamız lazım. Yani 15 Nisan deyip de 15 Nisan’da açıp mesela 15 Nisan’da bir kuvvetli bir yağmur geliyorsa suyu açmamıza anlamı yok. Ama şu var, kanalda 1 metre küp mü ya da 2 metre küp belirli bir suyun devamlı olması lazım ve bu nedenle bizim Devlet Su İşleri’yle, Sulama Birliği’yle bu konuda her yılda olduğu gibi zaten görüşmelerimiz devam ediyor. Onlarla istişareli çalışılıyor. Ama tabii ki bu tarlada yaşayan üretici bizim üreticimizin şartlarına göre bizim uyum sağlamamız gerekiyor. O nedenle suyun tarihi biraz erken olmalı. Dua her zaman için şart ki kaldı ki şu anda evde çeşmedeki suyu kullananlarımızla dahi yağmur duasına çıkmamız lazım iş bu durumda. ve bunun yanı başında evet dua, her şey dua ama israfı da önlememiz lazım. Çünkü ne olursa olsun bir damlası hepimiz için çok önemli. Bir de kaldı ki her zaman olduğu gibi bütün ürünlerde devletimiz tarafından destekleme yapıldığı gibi sebze üretiminde de destekleme yapılmalı. Çünkü artık işçilik olsun. Yani biz şu anda işçi bulamaz hale geldik çünkü iş yapacak eleman yok bunun yanı başında ürünlerim mesela zirai girdileri çok çok yüksek arttı. Tohum olsun, ilaç olsun, gübre olsun. Bu nedenle üreticimizin, sebze üreticisinin ürün bazında desteklenmesi lazım.” – ESKİŞEHİR
]]>Partisinin ‘Genişletilmiş Seçim İşleri Başkanları Toplantısına’ katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplantının ardından AK Parti Genel Merkez binası önünde basın mensuplarının sorularını cevapladı. Erdoğan, doğum günü olması dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin nezaketini, kibarlığını gösterdiğini ifade ederek, “Yaşımın miktarınca güller gönderildi. Onun yanında yine kendine has, estetiği içinde olan bir kalem gönderildiğini söylediler ve doğum yıl dönümümü kutladığı gibi Cumhur İttifakı’nın çalışmasıyla ilgili de birbirimizle bu şekilde tebrikleştik. Yarın Manisa’ya gidiyorum. Bu süreci de en güzel şekilde inşallah 31 Mart’a kadar dayanışma içinde devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz” diye konuştu.
“Yeniden Refah’ın birçok yerde Cumhur İttifakı ile hareketi söz konusu değil”
Bir gazetecinin ‘Cumhur İttifakı içerisinde Yeniden Refah Partisi’ni nasıl konumlandırıyorsunuz’ diye sorması üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yeniden Refah’ın tavrını biliyorsunuz. Birçok yerde Cumhur İttifakı ile hareketi söz konusu değil. Adeta milletvekili seçimlerindeki durumdan şu anda kopmuş vaziyette. Şu anda kendileri Yeniden Refah olarak birçok yerde ya bizden ayrılmış olanlar veyahut bize karşı tavır içerisinde olanları aday olarak çıkardılar. Onlarla beraber yollarına devam ediyorlar” açıklamasında bulundu.
“Rusya- Ukrayna ve İsrail- Filistin konuları orada ciddi manada işlenecek olan konular”
Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan Antalya Diplomasi Forumu’nda Türkiye olarak ne gibi bir diplomasi yürütüleceğine ilişkin soruya ise Başkan Erdoğan, şöyle cevap verdi:
“Dünyanın şu anda gündeminde olan Rusya-Ukrayna olayı var. Bunun yanında tabii ki İsrail-Filistin olayı var. Bunlar orada ciddi manada işlenecek olan konular. Katılacak olan liderler, bu konular üzerinde kararlı bir şekilde duracaklar. İkili görüşmelerimiz olacak. İkili görüşmelerimizde bunların üzerinde duracağız.”
“(Putin görüşmesi) Türkiye’nin uluslararası platformdaki tutumu ile olan memnuniyetini bana ısrarla söyledi”
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi ve Putin’in Türkiye’ye gerçekleştireceği ziyaretin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çok kısa bir zaman içerisinde bir ziyaret değil ama bu ziyareti geciktirmeden halledeceğine dair ifade kullandı. Türkiye’nin uluslararası platformdaki tutumu ile olan memnuniyetini bana ısrarla söyledi. Aramızdaki bu ilişkilerin kararlı bir şekilde devamından yana olan memnuniyetini ifade etti” ifadelerini kullandı.
“Şu andaki planımız, programımız F-35’ten öte artık F-16’ya kilitlenmiş vaziyette”
Amerika Birleşik Devletleri’nden alınacak olan F-16’lara ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konuda bizim şu andaki planımız, programımız F-35’ten öte artık F-16’ya kilitlenmiş vaziyette. Gerek kongre, gerekse senato ve bize gelen senatörlerle de yaptığımız görüşmede daha çok biz F-16’larla ilgili ne gibi adımlar atarız diye konuştuk. Bu konunun dışında da arkadaşlarımızın muhatapları ile yaptığı görüşmelerde bu konunun üzerinde daha çok ısrarla duruyoruz. Bunun takipçisiyiz” dedi.
Öte yandan Erdoğan, Irak’a yönelik ziyaretinin planlamaları arasında yer alıp almadığı sorusuna ise, “Seçim sonrası” cevabını verdi. – ANKARA
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve yetkililer eşliğinde maden ocağı sahasında gazetecilere açıklama yapan Bayraktar, kaymanın ardından oluşan kütlenin 3 ayrı noktada; mevcut yerde, dere yatağına ve arka taraftaki manganez ocağına akışı olduğunu gördüklerini belirtti.
Bakan Bayraktar, koordinasyon süreci içerisinde ilgili kurumlarla yapılan görüşmelerde en önemli konunun, toprak kütlesinin taşınacağı alanın tespiti ve oranın hazır hale getirilmesi olduğunu vurgulayarak, “Bu bölge tahliye edilmeye başlanmış durumda. Arama faaliyetiyle ilgili yoğun çaba, büyük fedakarlık ve uyum içerisinde devam ediyor.” diye konuştu.
Bayraktar, arama faaliyetlerinden kısa sürede sonuç alıp hem aileleri hem de tüm milleti neticeye ulaştırmayı temenni ettiklerini dile getirdi.
Sahada çevreyle ilgili alınması gereken ciddi tedbirlerin bulunduğuna da dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bununla alakalı her türlü tedbiri almış durumdayız. Özellikle DSİ, çok yoğun çalışmayla buradaki su hareketini kontrol edip, bu sahaya tekrar suyu sokmadan farklı alanlara yöneltmekle ilgili çok hızlı çalışma yürütüyor. Onlara teşekkür ediyorum. Aşağıda sedde ile ilgili çalışmalarımız büyük oranda tamamlanmış durumda. Yani yeni bir su hareketini kontrol altına almayla alakalı bütün tedbirler alınmış durumda.”
Bayraktar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının sürekli ölçümler yaptığına dikkati çekerek, “Şu anda gözüken, burada halk sağlığına zarar verebilecek herhangi bir şey olmadığı yönünde. Dolayısıyla o noktada da kontrollerimiz eş zamanlı, eş güdümlü şekilde devam ediyor. İnşallah en kısa zamanda arama kurtarma faaliyetiyle ilgili netice almayı ümit ediyoruz.” şeklinde konuştu.
“Toprak taşınmaya başladı”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bayraktar, eski mermer ocağındaki hazırlıkların hangi aşamada olduğu ve toprağın taşınma sürecinin ne kadar süreceği sorusu üzerine, toprağın taşınması hazırlıklarının tamamlandığını bildirdi.
Bakan Bayraktar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ilgili onayı verdiğini aktararak, “Nasıl bu yığın liç alanında yerleşimle alakalı onayları ÇED kapsamında ilgili Bakanlık verdiyse, orayla alakalı ‘Evet buraya şu şartları hazırladığınızda, buraya döküm yapabilirsiniz.’ onayını aldığımız için artık şu anda hem buradan hem de manganez ocağının olduğu yerden toprak taşınmaya başlandı. Sizi bugün oraya götüremiyoruz ama orada şu anda bu faaliyet devam ediyor. Yani yolda gördüğünüz kamyonlar oraya doğru hareket ediyor.” ifadesini kullandı.
Toprak altındaki işçilere dair iz olup olmadığı sorusu üzerine Bayraktar, ekiplerin radar, dedektör ve dronlarla tespit ettikleri lokasyonlara doğru yoğun şekilde çalıştığını söyledi.
“Yakın köylerde kullanılan içme suyuna buradan, atıkların, siyanürün akmamasına yönelik nasıl çalışma yürütülüyor?” sorusunu yanıtlayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Şimdi buraya, bu dereye gelen temiz suyun daha yukarıdan kontrollü şekilde barajın arkasından normal temiz akış kanalına, kuşaklama dediğimiz hadiseyi DSİ çalışmış durumda. Dolayısıyla bununla alakalı herhangi bir risk görmüyoruz. Buradan şu andaki toprağın olduğu suyun, toprağın altından ilerlemesiyle alakalı da ileride biliyorsunuz sedde yapıldı. Orada da herhangi bir şekilde ölçümlerde, gözlem kuyularında aldığımız numunelerin hiçbirisinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın buradaki laboratuvarında, mobil laboratuvarında ve Ankara’ya gönderdiği numunelerde herhangi bir risk şu anda gözükmüyor.
Zaten burası kuru bir dereymiş, bize söylenen bilgi ama şu anda bu toprak kalkana kadar suyu buradan hareket ettiremeyiz. Dolayısıyla bunu mutlaka başka bir yere aktarmamız lazım. Daha sonraki süreçte de DSİ bu toprak kalktıktan sonra yine buradan bir kanalla suyu aşağı doğru gönderecek.”
“Şu anda çevre izin belgesinin verildiği şartlar ortadan kalktı”
Bayraktar, işçilere ulaşılsa dahi toprak kaldırma çalışmalarının devamına yönelik soruya ilişkin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının mevzuatına göre buranın mutlaka kaldırılıp farklı yerde depolanması ve istiflenmesi gerektiğini, dolayısıyla çalışmalara devam edeceklerini söyledi.
Madenin çevre izin belgesinin iptal edildiğini hatırlatan gazetecinin, “Madenin geleceğiyle ilgili başka tasarruf olacak mı?” sorusunu ise Bayraktar, şu şekilde yanıtladı:
“Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız, çevre izin belgesini iptal ettiler. Dolayısıyla çevre izin belgesi olmayan herhangi bir işletme, maden veya herhangi bir şeyin çalışması söz konusu değil. Dolayısıyla çevre izin belgesi şu anda iptal edilmiş durumdadır. Yani bu madenin çalışması için gerekli izinler, müsaadeler, her kurumun farklı şeyi var ama esas itibarıyla çalışma izni, faaliyet izni, çevre izin belgesi üzerinden olur. Çevre izin belgesi olmayan herhangi bir madenin çalışması söz konusu değildir. O belge olana kadar, yenilenene kadar, şayet yenilenecekse herhangi bir faaliyet söz konusu olamaz. Şu anda o çevre izin belgesinin verildiği şartlar ortadan kalktı. Onun için çevre izin belgesini bakanlığımız iptal etti.”
]]>İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanvekili Veli Yurt: Kurşun geçirmez kabinler konusunda yetkililerle görüşmelerimiz başladı
Emine DERYA-Hazal Mihrace GÖKSUN-Yunus Emre YALÇIN- Emre Can URAN/ Taksici Oğuz Erge’nin soğukta üşümesin diye aracına aldığı Delil Aysal tarafından öldürülmesinin ardından taksi şoförleri, araçlara kurşun geçirmez kabin zorunluluğu getirilmesini istiyor. Kabin üreticisi Ahmet Arslanoğlu, ” Son zamanlarda yaşanan gasplar nedeniyle çok talep alıyoruz” dedi. İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanvekili Veli Yurt, “Kurşun geçirmez kabinler konusunda yetkililerle görüşmelerimiz başladı” dedi. Bazı taksi şoförleri taksilerine kabin yaptırmaya başlarken, taksici Gülden Bilge, “Şu anda mevcut olan kabinlerin daha sağlam, sağlıklı, güvenli olmasını tercih ederim” diye konuştu.
Taksicilere yönelik şiddet olaylarının artması ve son olarak İzmir’de taksici Oğuz Erge’nin aracına aldığı Delil Aysal tarafından öldürülmesinin ardından taksi şoförlerinin güvenliği yeniden gündeme geldi. İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanvekili Veli Yurt, “Kurşun geçirmez şekilde kabinler konusunda gerekli yetkililerle görüşmelerimiz başladı.” dedi. Kabinli taksilere de talep artışı yaşandığını belirten işletme sahibi Ahmet Arslanoğlu ise, “Şu anda gasp olayları, yaralanma olayları hatta öldürme olayları ön plana çıktığı için kabinlere talep oluştu. Aracın herhangi bir görüntüsünü de bozmuyor. Arkadan bir müşteri bindiğinde önü de rahatlıkla görebiliyor çünkü şeffaf bir malzeme. Aslında şoförden de ön taraftan arka tarafı koruyor. Son zamanlardaki gasp nedeniyle çok talep alıyoruz.” dedi. 2020 yılında aracına kabin taktırdığını söyleyen taksici Gülden Bilge ise, “Şu anda mevcut olan kabinlerin daha sağlam, sağlıklı, güvenli olmasını tercih ederim.” şeklinde konuştu.
“KURŞUN GEÇİRMEZ KABİN ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ”
İşletme sahibi Ahmet Arslanoğlu son dönemde kabinli taksilerde son dönemde talep artışı olduğunu söyledi. Arslanoğlu, “İlk önce koronavirüsü önlemek için yaptık. Daha sonra malzemeyi daha da güçlendirdik. Daha önce ince ve kırılgandı. Bu talep üzerine, kırılganlığı azalsın, esnek olsun, bunları göz önünde bulundurarak değişik bir ürün kullandık. Pandeminin başından beri yaklaşık bin taksiye takmışızdır. Artı olarak servis araçlarına ve özel araçlara da taktık. İlgi görüyor. Şu anda koronovirüs bittiği için bu ürünleri kaldırdılar. Şu anda gasp olayları, yaralanma olayları hatta öldürme olayları ön plana çıktığı için bunlar talep haline geldi. Şu anda yaklaşık 30-40 araç için şehir dışından sipariş alıyoruz” dedi.
KORUMA AMAÇLI YAPTIĞIMIZ BİR ÜRÜN
Talep üzerine kurşun geçirmez kabin üretimi için de çalıştıklarını belirten Arslanoğlu, “Gasplarla ilgili insanlar canının güvenliği için ürünün de darbeye dayanıklı olduğunu bildikleri için kullanan insanlar geri dönüş yapıyor. Kullanan insanlar çıkarttıkları ürünü geri taktırıyorlar. Yeri geliyor yeni yaptırıyorlar. Şu anda yine ihtiyaç sahipleri aramaya başladılar. Darbelere karşı dayanıklı, çekiç veya ağır bir materyale, bıçağa dayanıklılığı var. Yalnız kurşungeçirmez özelliği yok onun üzerinde de çalışıyoruz. Aracın herhangi bir görüntüsünü de bozmuyor. Arkadan bir müşteri bindiğinde önü de rahatlıkla görebiliyor çünkü şeffaf bir malzeme. Aslında şoförden de ön taraftan arka tarafı koruyor. Koruma amaçlı yaptığımız bir ürün. Son zamanlarda gasp için çok talep alıyoruz. Şu an üretimler yeni talep oluştuğu için yaklaşık 10 gündür haberlerde çıkan gasp olaylarından dolayı talep arttı. Yaklaşık 30-40 araçlık bir talebimiz var. Kurşungeçirmezi çok soruyorlar. Şu anda gasptaki ölümler, yaralanmalar hep silahlı tehdit olduğu için insanların tercihi kurşungeçirmez. Onlarla alakalı da çalışma yapıyoruz.” diye konuştu.
“KABİNLİ ARAÇ MECBURİYETİ GETİRİLİRSE CAN GÜVENLİĞİ OLUR”
İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanvekili Veli Yurt, “Şu anda yaşadığımız şoför ölümleri gerçekten esnafımızı çok üzdü. Can güvenliği konusunda büyük sıkıntı yaşıyoruz. İstanbul büyük bir metropol. İstanbul’da da yaklaşık 20 bin taksi ve çalışan 55 bin şoför arkadaşımız var, meslekte hiçbirinin can güvenliği yok. Araçlarımızda kullandığımız kamera sistemleri ve acil butonlar var. Bu butonlarla da yardım isteyebiliyoruz; ama son zamanlarda yaşadığımız bir taksici cinayetinde arkadan bir insan silahla ateş ettiği zaman korumasız oluyor. Bu durumların önüne geçmek için İçişleri Bakanlığımız tarafından belki bir genelgeyle kabinli araç mecburiyeti getirilirse çalışan arkadaşlarımızın can güvenliği olmuş olur. Zaten zor bir meslek icra ediyor İstanbul’da esnafımız. Bu konuda Büyükşehir Belediyesinin alacağı kararlar da etkili olacaktır. ” dedi. Başkanvekili Yurt, “Biz bir pandemi yaşadık ülke olarak, dünya olarak. O dönemlerde bir kabin çalışması yapıldı. Bu kabinler o dönemde müşteriyle taksici arasındaki iletişimi kesmek içindi; ama maalesef kurşun geçirmez bir özellik yoktu. Onlar sadece nefes sirkülasyonunu kesmek için yapılmıştı. Yine bu şekilde düşünerek kurşun geçirmez şekilde kabinler konusunda gerekli yetkililerle görüşmelerimiz başladı. 8+1 taksiler olarak da İstanbul’da hizmet veriyoruz. Geniş hacimli araçlar. Bu araçlarla İstanbul halkına hizmet verdiğimizde şoförle müşteri arasındaki koruma kabinini daha kolaylıkla yapabileceğimizi düşünüyoruz. 4+1’lerde biraz daha sıkıntılı olabiliyor ama 8+1’ler de bu daha rahat olacaktır” diye konuştu.
“TEMEL AMAÇ KİŞİNİN GÜVENLİĞİ”
Taksilerdeki kabin uygulamasını hukuki ve güvenlik açısından değerlendiren Avukat Iyaz Çimen ise, “Yolcunun kullanmış olduğu o ön koltuk veya arka koltuk kısımlarının onun özel alanıyla ilgili yapılabilecek geliştirmeler, hakkının kısıtlanmasından ziyade konfor alanını artırmayı amaçlayan, nitekim güvenlik açısından da hem şoför için hem yolcu için olumlu diyebileceğimiz değişiklikler. Dolayısıyla burada kişilik haklarına saldırıdan ziyade hakkın aslında korunmasının geliştiğini söyleyebiliriz.
KAPI KİLİTLEME YOLCU RIZASI DAHİLİNDE GERÇEKLEŞMELİ
Yolcu güvenliği ile ilgili de konuşan Avukat Çimen “Güvenlik amaçlı gerçekleştirilen kapıların kilitlenmesi sürecinde, bu tabii ki arka taraftaki yolcunun veya ön taraftaki yolcunun eğer ki dışarı çıkmasını engelleyecek bir biçimde gerçekleşiyorsa, bunun onun rızası dahilinde gerçekleşmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Burada temel amaç kişinin güvenliği” dedi.
“DAHA İYİ KOŞULLARDA ÇALIŞMAK İÇİN GEREKLİ”
2019’dan bu yana taksicilik yapan ve aracında 4 yıldır kabin olduğunu belirten Gülden Bilge ise, “Pandemi döneminde yanlış hatırlamıyorsam 2020 senesinde kabin taktırdım ve bu benim aracımda kullandığım dördüncü kabinim. Deforme oldu, kırıldı, yıprandı yine de tekrardan aynısını yaptırdım. Biz bunu pandemi döneminde kullanmaya başladığımızda ilk önce sağlığımız için kullanmaya başladık. Hem kendi sağlığımız hem de hizmet verdiğimiz yolcularımız için. Fakat sağlığımızdan ziyade güvenliğimiz çok daha önemli, ruh sağlığımız içinde öyle, rahat yolculuk yapabilmek için güvenli yolculuk yapabilmek için. Daha iyi koşullarda çalışabilmek için daha gerekli olduğunu düşünüyorum. Hepimizin güvenliği için ilk önce olması gerektiğinin düşünüyorum. Şimdi en başta şöyle söyleyeyim, vurma, kırma gibi olaylarda tabi ki caydırıcılığı olur; ama silahlı bir gaspa uğrarsak eğer bunun caydırıcılığı olmaz. Hayati tehlikemiz de devam eder. O yüzden şu anda mevcut olan kabinlerin daha sağlam, sağlıklı, güvenli olmasını tercih ederim. Arka kapıları yolcuyu aldıktan sonra kilitlemiyorum. Yolcu ile eğer İstanbul’un güvensiz bir bölgesinde çalışıyorsam kilitliyorum. ya da kendim tek başımayken arabamda yolcu yokken İstanbul’da o tekinsiz sokaklardan geçme durumunda kaldığımızda kapılarımı kilitleyip yolculuğuma öyle devam ediyorum. Birçok arkadaş araçlarından söküp attı kullanmak istemediler ama gördüğünüz gibi şu anda bir talep söz konusu kendilerinden de. Bir an önce bunun yasallaşması gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
“KABİNLİ ARAÇLARIN PİYASAYA SÜRÜLMESİNİ İSTİYORUZ”
Taksici Ömer Kaçmaz, “Son dönemlerde gerçekten taksici camiasına karşı yapılan haksız eylemler var. Bu konuda senelerdir uğraşılan bir kabin mevzusu var. Maalesef ne hükümetimiz tarafından, ne belediye tarafından ele alınıp bir türlü bu konuda ön adım atılmadı. Bir an önce bir adım atılıp güvenliğimiz açısından bu kabinli araçların piyasaya sürülmesini istiyoruz. Bu bizim can güvenliğimiz açısından çok önemli. Şu anda o takılan kabinlerin ne kadar güvenli olduğu belli değil. Çünkü pandemi zamanında bakalit olarak yapıldı. Bir darbeye bir silaha karşı koruyacak şekilde değil. Bunun artık yapılmasını istiyoruz. Şu anda kullandığımız araçlara kabin koyduğumuz zaman ben 1.85 boyundayım bu arabayı kullanma şansım kalmıyor araçlarımız küçük. Büyük arabalarda, 8+1 sarı siyah araçlarda bu kabinleri rahat bir şekilde uygulayabiliyorlar. Ona uygun şekilde kabin yapılmasını istiyoruz. Bütün arkadaşlarımız istiyor; b ir an önce onaylanırsa çok seviniriz” ifadelerini kullandı.
“MÜŞTERİ ALIRKEN KORKMAYA BAŞLADIK”
Taksici Cemal Sağlam, “Bu yapılan kötü bir olay. Televizyonlardan izledik. Biz ekmeğimizin peşindeyiz. Kimseye zararımız yok, kınıyorum. Can güvenliğimiz yok. Kimlerle karşılaşacağımız bilmiyoruz. Kabin olsun diyoruz, yapılmasını istiyoruz” şeklinde konuştu. Taksici Tayfun Ulaman ise, “Yaşanan en son olay bizi derinden üzdü. Ben de 25 yıllık taksiciyim. Biz taksiciler olarak artık müşteri alırken korkmaya başladık. Hatta arkaya sağımıza binen arkadaşlardan çekiniyoruz. Bakanlığımız gerekeni yapacaktır. Kabin yapılmasını bekliyoruz. Geç de kalındığını düşünüyorum. Daha önce gündeme gelmişti. En son olaylar da tuzu biberi oldu. Yapılsa daha iyi olur. Biz de krokisini çizdik. Nasıl olur diye kendi aramızda konuştuk. Çelik kabin olarak daha güvenli olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.
]]>Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) verilerine göre; 2023 yılında Türkiye’de 111 bin 576 esnaf kepenk kapattı. İzmir genelinde ise bu rakam 7 bin 345 olarak açıklandı. Esnafların yaşadığı sıkıntıları ve rakamları değerlendiren Tarihi Kemeraltı Derneği Başkanı Semih Girgin, yeni yılına ümitli başladıklarını ancak 2024’ün esnaf üzerindeki yükünün çok olduğunu söyledi.
Yaşanan ekonomik krizden en çok etkilenen kesim olan esnaf bir bir kepenk indiriyor. Esnafın yaşadığı sıkıntıları ANKA Haber Ajansına anlatan Tarihi Kemeraltı Derneği Başkanı Semih Girgin, “Bir pandemi yaşadık hatırlıyorsunuz. Ondan önce zaten çarşılarımızda bir savaş ekonomimiz vardı ve bu da esnafı çok vurmuştu. Bir de hiç beklemediğimiz bir pandemi rüzgarıyla bir buçuk yıl kaybettik. Pandemiden sonra toparlama sürecini çok iyi yaşadığımızı söyleyemeyiz. Ben Kemeraltı esnafı adına konuşayım. Esnaf ister istemez pandemi yaralarını pandemideki durağanlığını, borçlarını öteleyerek yeni bir döneme başladı. Biz pandemide vakıf kiralarını faizle ödedik, borçlarımızı ödedik, hiçbir şey ödememezlik yapmadık. Devletin tabi ki sahiplendiği konular oldu ama şu anda geldiğimiz noktada pandeminin ağırlığını hala üzerimizden atamadık” dedi.
“VAKIFLAR ÇOK YÜKSEK KİRALARLA ESNAFIN KARŞISINA ÇIKTI”
Pandemi sonrası 2023 yılının da istedikleri gibi gitmediğini anlatan Başkan Girgin, “2024 yılı yeni bir yıl. Hep umutlarla başladığımız bir yıl ama şu anda bizim elimizde olmayan artışlar maliyet artışları gelirin azalması, insanın cebindeki parasının çoğalmaması, tabandan esnafa yarayan bir girişin olmaması bizim şu andaki en büyük sıkıntımız. Bununla beraber tabii ki kaybettiğimiz şu anda kepenk kapatan esnaflarımız var. Bu kaçınılmaz. Buradaki bizim sıkıntımız maliyetlerin çok yüksek maalesef vakıfların bu dönem çok yüksek kiralarla esnafımızın karşına çıkması indirimlerin çok az olması buna takiben özel mülk sahiplerinin ister istemez kendi mülklerinde de kiraya talep etmeleri bizim şu an tıkandığımız en büyük nokta. 2024’ün bizim üzerimizdeki yükü çok fazla. Çünkü geçmişten daha bizi ağır bir enkazı aldık. Bitiremedik. Rahatlayamadık. Yazı dışarıdan gelen turistler bir şekilde döndürüyoruz ama kışın bu yük bizim üzerimize çok inanılmaz derecede biniyor. Bunun şu anda altına ezilmişliğini yaşıyoruz” diye konuştu.
“ESNAF DEVLETÇİDİR AMA ESNAFA SAHİP ÇIKILMALI”
Başkan Girgin esnafların taleplerini ise şu sözlerle dile getirdi:
“Talep olarak istediğiniz aslında çok bir şey değil. Biz devletçiyiz. Esnaf her zaman devletçidir. Hükümetlerin bir şekilde esnafı rahatlatacak. Mesela en büyük sıkıntılarımızdan bir tanesi stopaj. Biz stopaj ağırlığından yükünden kurtulmak istiyor. Biz tabii ki esnafımız, buradaki çalışanlarımızın sigortasını yapmak zorunda. Bununla ilgili fişne devlet olan sorunu yerine getirmek zorunda. Bu oranlar inanılmaz derecede yüksek. Vergi dilimleri çok yüksek. Biz bu konu da altında kaldığımız bir durum. Artı kiralar. İşyerlerinde bu konu konuşulmadı. Mesela meskenlerde yüzde 25 dendi zamanında. Keşke bu iş yerleri için de bir dilim belirlenseydi. Enflasyon oranında devletin bazı kurumlara enflasyon oranında zam yapıyor. Bazı kurumlara da yüzde 300-400’lerle esnafın karşısına geliyor. Şimdi bunun bir skalası yok. Bunda oturmuşluğu yok. Esnaf iki yıl önce 6 bin lira ödediği kiraya bir yıl sonra 24 bu yıl 60 bin lira ödüyor. Şimdi 60 bin lira geliri yok ki bunun üzerine bunu koyma şansı sıfır. Buradan bir yere de taşınamıyor. İster istemez hayatını burada devam ettirirmiş. Buraya yatırım yapmış. Buraya masraf harcamış. Elemanını müşterisi buraya bağla başka bir semte gitmesi, bir AVM’ye gitmesi imkansız. O zaman bizim buradaki esnafa sahip çıkmamız devletin de burada esnafına sahip çıkmasıyla doğru orantılı. Biz varsak zaten şehirler yaşıyor. Biz buradaki aile yapısını, buradaki şehir ekonomisini biz ayakta tutuyoruz. Burası turizm açısından da o kadar önemli ve geleceği olan bir bölge ki bunun çok farklı bir masaya yatırılması lazım ki İzmir’i yönetenlerin turizm odaklı da İzmir’in bu sorunlarını gündeme alıp bir şekilde önünü açması lazım”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, öğle saatlerinde Üsküdar Kısıklı’da bulunan konutundan çıkarak, cuma namazı için Hz. Ali Camii’ne geçti. Burada cuma namazını kılan Erdoğan, cami çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cuma namazı sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, İstanbul Valisi Davut Gül, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum ve AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe de eşlik etti.
PAZAR GÜNÜ KALAN İLLERİN AÇIKLAMASINI YAPACAĞIZ
Yerel seçim çalışmalarıyla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Geçtiğimiz Pazar İstanbul merkezli olarak bazı büyükşehirlerle illerin açıklamalarını yaptık. Bu hafta da büyük ihtimalle Pazar günü Ankara merkezli olarak büyükşehirler ve kalan illerin açıklamasını yapacağız. Şu anda ön açıklamaları arkadaşlarımız yapıyor ve pazara yetiştirmeye gayret ediyoruz. Pazar günü inşallah Ankara merkezli olarak büyük ihtimalle ATO Kongre salonunda bu toplantımızı yapıp yine büyükşehirlerle kalan illerimizin açıklamasını, yapacağız. Bugün, yine il merkezimizde İstanbulumuz ve çevre illerle ilgili bir çalışmayı bugün, yarın devam ettireceğiz dedi.
Erdoğan, 15 Ocak’ta yapılması planlanan kalan illerin aday tanıtımlarının Pazar günü yapılacağını duyurdu. Seçim çalışmaları kapsamında ilk olarak hangi ili ziyaret edeceğiyle ilgili Erdoğan, henüz planlamadıklarını söyledi.
CUMHUR İTTİFAKI KARŞI YAKADA OLANLARA HÜSRANI YAŞATACAKTIR
Ankara’da gerçekleşen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yle görüşmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Cumhur İttifakı olarak başından itibaren gayet samimi bir havada Cumhur İttifakı olarak neler yapabiliriz, arkadaşlarımız çalışmaları sürdürüyor, arkadaşlarımızın yaptığı çalışmalarda geldikleri nokta nedir, bunların değerlendirmesini yapıyoruz. Yine Devlet Bey’le bu minval üzerinden çalışmamızı yaptık. Malum Manisa ve Mersin’de büyükşehir olarak Milliyetçi Hareket Partisi çalışmalarını sürdürüyor onlar da bu çalışmalarda gayet güçlü bir şekilde gerek büyükşehir adayı noktasında, gerek ilçeler üzerindeki çalışmalarını birlikte arkadaşlarımızla yürütüyorlar. Diğer büyükşehirlerde de bizimle aynı kararlılıkta çalışmaları yürütüyoruz. Çok çok emin adımlarla inanıyoruz ki bu seçimlerde Cumhur İttifakı karşı yakada olanlara beklemediği bir hüsranı yaşatacaktır. Bu konuda teşkilatlarımız çok çok güçlü el ele vererek çalışmalarını sürdürüyor olacak dedi
ORANTILI BİR EYLEM SÖZ KONUSU DEĞİL, HEPSİ ORANTISIZ GÜÇ KULLANIMIDIR
İngiltere ve Amerika’nın Yemen’e yönelik başlattığı saldırıyla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Orantılı bir eylem söz konusu değil. Bu yapılanların hepsi de orantısız güç kullanımıdır. Bu orantısız güç kullanımını şu anda Amerika aynı şekilde İsrail Filistin’de de yapmakta. İran, bütün bunların karşısında kendini nasıl korur ona bakmakta. İngiltere zaten Amerika’yla beraber bu süreç içerisinde adımını atmıştır, atmaya devam ediyor. Şu anda Kızıldeniz’i bunlar adeta kan gölüne çevirme hevesindeler ve Yemen Husilerle şu anda bütün güçlerini kullanmak suretiyle, bölgede ister Amerika olsun ister İngiltere olsun onlara karşı gereken cevabı verdiğini ve vereceğini söylüyor. Bu konuda en ufak bir rehavete yer olmadığını da ifade ediyorlar. Şu anda çok değişik kanallardan değişik haberler alıyoruz. Husilerin gerek Amerika’ya karşı gerek İngiltere’ye karşı çok başarılı savunmalar yaptığını, başarılı cevaplar verdiğini farklı kanallardan alıyoruz dedi.
BİR DEFA, NETANYAHU’NUN ARTIK KAÇACAK DELİĞİ YOK
İsrail’e açılan soykırım davasıyla ilgili Erdoğan, ‘Şu an itibariyle savunmalarını yapmaya başladılar. Bizim vermiş olduğumuz bütün belgeler ciddi manada Lahey’de iş görüyor ve bu belgeleri artırarak vermeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki şu anda bizim teslim ettiğimiz o belgeler ağırlıklı olarak görsel belgeler de söz konusu ve bu belgelerle İsrail orada mahkum olacaktır. Bunu bekliyoruz. Çünkü Lahey Adalet Divanı’nın adaletine de inanıyoruz. Bugün itibariyle İsrail kendini savunuyor. Savunurken de tabi savunmadan falan bahsediyor, nasıl bir savunmaysa. İsrail burada savunma değil taarruzla bir defa açık hava hapishanesi durumunda olan Filistin’e karşı ayın 7’sinden itibaren bölgeyi kan gölüne çevirdi. 22-23 bin orada sadece Filistinliye öldürdüler, şehit ettiler. Biz de alabildiğimiz kadarını çocuklardan, kadınlardan yaşlılardan alıp şu anda hastanelerimizde tedavi ettiriyoruz. Önümüzde bunların hepsini görüyoruz. İsrail kimi aldatacak ya Bir defa, Netanyahu’nun artık kaçacak deliği yok, savunacak hiçbir imkanı yok. Ben Cumhurbaşkanı Herzog’u bu noktada çok daha samimi bir havada görüyordum. Son zamanlarda o da Netanyahu’ya özendi, çok farklı açıklamalar yapmaya başladı. Tayyip Erdoğan’a sözlü saldırılarla ellerine bir şey geçmez. Çünkü Tayyip Erdoğan’ı sözlü saldırıyla bitiremezler, çünkü biz hakikatin peşindeyiz. Hakkın yanındayız, mazlumların yanındayız ama onlar zalimliklerinin gereğini yapıyorlar. Sonucun da ben iyi olacağına inanıyorum. Hiçbir zaman mazlumlar kaybetmedi, hep zalimler kaybetti diye konuştu.
]]>